T.B.M.M.

TUTANAK DERGİSİ

CİLT : 59

121 inci Birleşim

14 . 7 . 1998 Salı

İÇİNDEKİLER

  I. — GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. — GELEN KÂĞITLAR

III. — YOKLAMALAR

IV.— BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

1. — Ordu Milletvekili Hüseyin Olgun Akın’ın, Karadeniz Bölgesi fındık üreticilerinin fındık ihracatında fon uygulamasından kaynaklanan sorunlara ilişkin gündemdışı konuşması ve Sanayi ve Ticaret Bakanı E. Yalım Erez’in cevabı

2. — Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız’ın, TMO’nun buğday alım politikasından kaynaklanan sorunlara ve süne mücadelesinde kullanım süresi geçmiş ilaç uygulamasının yarattığı problemlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın cevabı

3. — Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir organize sanayi bölgesinin kurulma aşamasında karşılaşılan sorunlara ilişkin gündemdışı konuşması ve Sanayi ve Ticaret Bakanı E. Yalım Erez’in cevabı

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. — Arnavutluk’a gidecek olan Devlet Bakanı Yücel Seçkiner’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Metin Gürdere’nin vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1611)

2. — Arnavutluk’a gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1610)

3. — Arnavutluk’a gidecek olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Hasan Hüsamettin Özkan’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1609)

V. — SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. — Sıvas Milletvekili Musa Demirci’nin, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın konuşmasında kendi bakanlık dönemine ilişkin kısmıyla ilgili açıklaması

VI. — GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI

A) ÖNGÖRÜŞMELER

1. — Sıvas Milletvekili Tahsin Irmak ve 54 arkadaşının, yeni turizm merkezlerinin tespitinde mevzuata aykırı davranmak suretiyle partizanlık ve usulsüzlük yaparak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Turizm Bakanı İbrahim Gürdal hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/26)

2. — Kocaeli Milletvekili Osman Pepe ve 60 arkadaşının, İzmit’te SEKA’ya ait fidanlık bir araziyi bedelsiz olarak Ford-Koç Grubuna tahsis ettiği iddiasıyla Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/17)

VII. — SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. — Karabük Milletekili Hayrettin Dilekcan’ın, Batı Karadeniz Bölgesinde sel felaketinden zarar gören yerlere yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in, yazılı cevabı (7/5455)

2. — Hatay Milletvekili Süleyman Metin Kalkan’ın, başörtülü bazı öğretmenlere güvenlik güçlerince yapılan uygulamalara ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun yazılı cevabı (7/5530)

3. — Konya Milletvekili Hüseyin Arı’nın, tankerlerin neden olduğu trafik kazalarına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Necdet Menzir’in yazılı cevabı (7/5535)

4. — İçel Milletvekili D. Fikri Sağlar’ın, TBMM Vakfı ile ilgili yolsuzluk iddialarına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Hikmet Çetin’in yazılı cevabı (7/5537)

5. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın;

– Karaman’a bağlı bazı köylerin içmesuyu ve yol ihtiyacına,

– Karaman-Merkez-Kızık Köyü Tarımsal Altyapı Projesine,

İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın yazılı cevabı (7/5550, 5559)

6. — Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, TBMM üyeliği ile bağdaşmayan işler hakkında kanun gereğince yapılan işlemlere ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Hikmet Çetin’in yazılı cevabı (7/5564)

7. — Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, TBMM Vakfında yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Hikmet Çetin’in yazılı cevabı (7/5642)

8. — Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman İl Özel İdaresine 1996-1997 tarihleri arasında gönderilen para miktarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in yazılı cevabı (7/5662)

9. — Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, Bayburt-Aydıntepe Belediyesinin personel ve ödenek ihtiyacına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in yazılı cevabı (7/5673)

10. — Hatay Milletvekili Fuat Çay’ın, siyasî partilere yapılan hazine yardımlarına ilşikin sorusu ve Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in yazılı cevabı (7/5675)

I. — GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak beş oturum yaptı.

Konya Milletvekili Mehmet Ali Yavuz’un, Konya Ovası Göksu Mavi Tünel Sulama Projesi uygulamasında ortaya çıkan sorunlara,

Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Petrol Ofisi AŞ’nin özelleştirilmesine,

İlişkin gündemdışı konuşmalarına Devlet Bakanı Güneş Taner cevap verdi.

Kütahya Milletvekili Metin Perli, Cumhuriyetin 75 inci yılında Kütahya’nın Dumlupınar İlçesinin sorunlarına ilişkin gündemdışı bir konuşma yaptı.

Kayseri Milletvekili Abdullah Gül, gündemdışı konuşmaya cevap veren DevletBakanı Güneş Taner’in 54 üncü Hükümet dönemiyle ilgili yanlış anlamalara neden olabilecek beyanda bulunduğu iddiasıyla görüşlerini açıkladı.

Arnavutluk’a gidecek olan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Hikmet Çetin’in vekâlet edeceğine;

Bulgaristan’a gidecek olan :

Başbakan A. Mesut Yılmaz’a, Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bülent Ecevit’in,

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’e, Turizm Bakanı İbrahim Gürdal’ın,

Devlet Bakanı Işın Çelebi’ye, Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun,

Başbakan Yardımcısı ve Millî Savunma Bakanı İsmet Sezgin’e, Devlet Bakanı Mehmet Batallı’nın;

Fransa’ya gidecek olan Devlet Bakanı Eyüp Aşık’a, Devlet Bakanı Burhan Kara’nın,

Rahatsızlığı nedeniyle istirahatli bulunan DevletBakanı Rüştü Kâzım Yücelen’e, Anayasanın 113 üncü maddesine göre, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Taşar’ın,

Vekâlet etmelerinin uygun görülmüş olduğuna,

İlişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri;

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu Başkanlığının;

Ocak-Şubat-Mart 1998 ayları (5/21) (S. Sayısı : 709),

Nisan-Mayıs-Haziran 1998 ayları (5/22) (S. Sayısı : 710),

Türkiye Büyük Millet Meclisi Saymanlığı hesaplarına ilişkin raporları;

Karaman Milletvekili Zeki Ünal ve 21 arkadaşının, su kaynaklarının daha etkin bir şekilde kullanılabilmesi ve komşu ülkelerle yaşanan su sorunlarına çözüm bulunması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/279),

Zonguldak Milletvekili Ömer Barutçu’nun, (9/19) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi,

Genel Kurulun bilgisine sunuldu;

Meclis araştırması önergesinin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırasında yapılacağı açıklandı.

İçel Milletvekili Saffet Benli’nin (6/1050) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi okundu; sözlü sorunun geri verildiği bildirildi.

(9/19) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunda açık bulunan üyeliğe, DYP Grubunca 3 kat olarak gösterilen adaylar arasından Kars Milletvekili M. Sabri Güner seçildi.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının :

2 nci sırasında bulunan 232,

4 üncü sırasında bulunan 553,

5 inci sırasında bulunan 631,

Sıra sayılı kanun tasarıları ve tekliflerinin görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından,

3 üncü sırasında bulunan ve Hükümetçe Komisyona geri alınan 338 sıra sayılı kanun teklifinin görüşmeleri de, Komisyon raporu gelmediğinden,

Ertelendi;

6 ncı sırasında bulunan, Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu, 3505 Sayılı Kanun, Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanun, Belediye Gelirleri Kanunu ile 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626) görüşmelerine devam olunarak, 71 inci maddesine kadar kabul edildi, 71 inci maddesi üzerinde bir süre görüşüldü.

Erzurum Milletvekili Lütfü Esengün, 67 inci maddenin görüşmeleri sırasında, İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya’nın, konuşmasında 54 üncü Hükümetin icraatlarıyla ilgili yersiz suçlamalarda bulunduğu ve Fazilet Partisi Grubunu, vergi kanunlarında değişiklik yapan tasarının görüşmeleri sırasında İçtüzüğe aykırı engelleme yapmakla suçladığı iddiasıyla bir açıklama yaptı.

Alınan karar gereğince, denetim konuları ile kanun tasarı ve tekliflerini görüşmek için 14 Temmuz 1998 Salı günü saat 14.00’te toplanmak üzere, birleşime 23.58’de son verildi.

Yasin Hatiboğlu

Başkanvekili

Ünal Yaşar Haluk Yıldız Gaziantep Kastamonu Kâtip Üye Kâtip Üye

Levent Mıstıkoğlu Ali Günaydın Hatay Konya Kâtip Üye Kâtip Üye

 

 

 

 

 

 

No. : 177

II. — GELEN KÂĞITLAR

14 . 7 . 1998 SALI

Tasarı

1. — Türkiye Cumhuriyeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinde Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/795) (Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.7.1998)

Teklif

1. — Rize Milletvekili Ahmet Kabil’in; Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilâtı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanuna İki Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/1236) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.7.1998)

Rapor

1. — 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 inci Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarı ile 1700 Sayılı Dahiliye Memurları Kanununun 23 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/748, 2/751) (S. Sayısı : 714) (Dağıtma tarihi : 14.7.1998) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1. — Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın, şeker pancarına zarar veren tırtıl ile mücadeleye ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/1152) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.7.1998)

2. — Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın, taksicilere yönelik saldırılara ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1153) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.7.1998)

3. — Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in gelir vergisi borcu affedilen bazı sanatçı ve televizyon programı yapımcılarına ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/1154) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.7.1998)

Yazılı Soru Önergeleri

1. — Balıkesir Milletvekili Ahmet Bilgiç’in, Havran-Edremit-Ayvacık yoluna ilişikin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/5852) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.7.1998)

2. — Balıkesir Milletvekili Ahmet Bilgiç’in, Kaz Dağlarında maden arama ruhsatı verilip verilmediğine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/5853) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.7.1998)

3. — Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Keçiören Çocuk Islah Evi’nin atölyelerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/5854) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.7.1998)

4. — Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Ankara-Keçiören-Kanunî Mahallesinde heyelandan zarar görenlere yapılacak yardımlara ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/5855) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.7.1998)

5. — İstanbul Milletvekili Mustafa Baş’ın, İstanbul’da öldürülen taksi şoförlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5856) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.7.1998)

6. — Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Savunma Sanayii Müsteşarlığına yaptığı Havadan Erken İhbar ve Kontrol Uçağı ihalesi hakkındaki bazı iddialara ilişkin Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/5857) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.7.1998)

7. — Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük’ün, Biga ve Gelibolu’da yapılan süne ilaçlamasında kullanılan ilaçlara ilişkinTarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5858) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.7.1998)

8. — Aydın Milletvekili Fatih Atay’ın, İller Bankası Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen bir seminere ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/5859) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.7.1998)

Süresi İçinde Cevaplandırılamayan Yazılı Soru Önergeleri

1. — Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, Erzurumspor’a yardım yapılıp yapılmayacağına ilişkin Devlet Bakanından (Yücel Seçkiner) yazılı soru önergesi (7/5368)

2. — Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Ankara İl Sağlık Müdürünün yolsuzluk ve usulsüzlük yaptığı iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5372)

3. — Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, Hataylı öğrencilere Suriye tarafından burs verildiği iddiasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5373)

4. — Denizli Milletvekili M. Kemal Aykurt’un, Denizli İl Sağlık Müdürü hakkındaki iddialara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5374)

5. — Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Batı Karadeniz’de yaşanan sel felaketinde meydana gelen maddî hasara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5376)

6. — Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, Erzurum Merkez II nci Organize Sanayi Bölgesine kredi verilip verilmeyeceğine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/5377)

7. — Konya Milletvekili Mehmet Ali Yavuz’un, Gürbulak, Habur ve Nahçıvan sınır kapılarından kaçak mazot girişine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5380)

8. — Konya Milletvekili Mehmet Ali Yavuz’un, bazı tayin ve nakil işlemlerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5381)

9. — Konya Milletvekili Mehmet Ali Yavuz’un, Konya Numune Hastanesi’nin manyetik rezonans cihazı ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5382)

10. — Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı’nın, başörtülü öğrencilere yapılan uygulamalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5384)

11. — Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, banka kurma izinlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5387)

12. — Kütahya Milletvekili Metin Perli’nin, Kütahya’nın kalkınmada öncelikli yöreler kapsamına alınması için bir çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5392)

13. — Giresun Milletvekili Ergun Özdemir’in, Giresun’un İdare ve Bölge İdare Mahkemesi İhtiyacına İlişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5404)

14. — Konya Milletvekili Hasan Hüseyin Öz’ün, Yapı Kooperatifleri Merkez Birliklerine açılan kredilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5405)

15. — İçel Milletvekili D. Fikri Sağlar’ın, Akın Birdal suikastinin faillerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5408)

16. — İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya’nın, kapatılan Kur’an Kursu sayısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5410)

17. — Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, YÖK tarafından hazırlanan disiplin yönetmeliğine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5411)

18. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, OYAK’ın vergiden muaf tutulmasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5416)

19. — İçel Milletvekili Saffet Benli’nin, emeklilerin maaş ödemelerinde yaşanan olumsuzluklara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5422)

20. — İçel Milletvekili D. Fikri Sağlar’ın, Kocaeli’de SEKA’ya ait bir fidanlığın özel firmaya satıldığı iddiasına ilişkinBaşbakandan yazılı soru önergesi (7/5423)

21. — Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, İstanbul Pendik İlçe Millî Eğitim Eski Şube Müdürü hakkındaki mahkeme kararına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5424)

22. — Kırıkkale Milletvekili Hacı Filiz’in, Kırıkkale-Sulakyurt-Güzelyurt Belediyesine gönderilen para miktarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5427)

23. — Hatay Milletvekili Mehmet Sılay’ın, İstanbul’da öldürülen bir şahısla ilgili yapılan soruşturmaya ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/5428)

24. — Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, İstanbul Valiliğinin Kartal Çimento Fabrikası ile ilgili işlemlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5430)

25. — Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, İstanbul’da Anadolu Çimentoları T.A.Ş. tarafından Hazineye devredilen bir araziye ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5431)

26. — Sıvas Milletvekili Nevzat Yanmaz’ın, S.S.K. Sigorta Primleri Takip ve Tahsilat Dairesi Başkanının görevden alınmasının nedenine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/5432)

27. — Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Ankara Anakent Belediyesine bağlı şirketlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5433)

28. — Adana Milletvekili Yakup Budak’ın, Adana-Yüreğir İlçesi Sofulu Beldesindeki çöplüğün içme sularını kirlettiği iddiasına ilişin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5438)

29. — Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, İstanbul-Maltepe Belediye Başkanının bazı icraatlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5445)

30. — Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, Türkiye’deki yabancı temsilciliklerde uygulanan vize işlemlerine ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5446)

31. — Hatay Milletvekili Süleyman Metin Kalkan’ın, Suriye’nin Hatay İlini kendi sınırları içinde gösterdiği iddiasına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5448)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 14.00

14 Temmuz 1998, Salı

BAŞKAN : Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU

KÂTİP ÜYELER : Haluk YILDIZ (Kastamonu), Ali GÜNAYDIN (Konya)

BAŞKAN – Çalışmalarımızın hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ediyor, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 121 inci Birleşimini açıyorum.

III. — YOKLAMA

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır; Genel Kurul salonunda hazır bulunan sayın milletvekillerinin yüksek sesle işaret buyurmalarını rica ediyorum; çünkü, böyle bir uygulama, sürati sağlayacaktır.

(Yoklama yapıldı)

BAŞKAN– Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; çalışmalarımıza başlıyoruz ve umuyorum, rahat, semereli ve dayanışmalı bir çalışmayı, bugün de, 24.00'e kadar sürdürürüz.

Gündeme geçmeden önce, üç sayın üyeye gündemdışı söz vereceğim. Umuyorum, gündemdışı konuşma yapan üyeler ve onlara cevap veren sayın bakanlar, Genel Kurulun şu bir ayı bulan yorgun ve stresli halini dikkate alarak konuşurlar.

IV. — BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. — Ordu Milletvekili Hüseyin Olgun Akın'ın, Karadeniz Bölgesi fındık üreticilerinin fındık ihracatında fon uygulamasından kaynaklanan sorunlara ilişkin gündemdışı konuşması ve Sanayi ve Ticaret Bakanı E. Yalım Erez'in cevabı

BAŞKAN– Sayın Hüseyin Olgun Akın, fındık mahsulünün bölgedeki problemleriyle ilgili olarak söz talebinde bulundunuz; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

Umuyorum, konuşmanız, Ordu ve çevresindekilere, özellikle, Bolu-Düzce çevresindekilere; yani, fındık istihsaliyle meşgul olanlara yararlı olur.

Buyurun efendim.

HÜSEYİN OLGUN AKIN (Ordu)– Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mavi ile yeşilin birbirini kucakladığı, dışarıdan bakıldığı zaman, cennette yaşıyorsunuz dendiği; fakat, beş on kilometre içeriye girdiğiniz zaman, doğudan daha beter şartlar altında yaşayan insanların tek mahsülü, tek geçim kaynağı olan fındık mahsülüyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yeni fındık sezonunun yaklaştığı şu günlerde, fındık ihracatı üzerine entrika haberler sıkça duyulmaya başladı. Geçen haftalar içinde basında yer alan ihracatta fon artışı beklentisi haberi piyasalarda karmaşa yarattı. Bilindiği gibi, fındık ihracatında klasik pazara yapılan ihraçta çiğ fındığa, bir kilogramda 10 cent fon kesintisi yapılmaktadır. Bu rakam, bir TIR içfındık için 530-540 milyon TL gibi bir meblağa tekabül etmektedir.

Belirli mihraklar, her fındık sezonunda, daha önce olduğu gibi, aşağıdaki faydaları beyan ederek, ihracatta fonun artırılması gerektiğini savunurlar; ancak, asıl amaç, ülkenin makro ekonomik çıkarları değil, kendi çevirecekleri entrikalara zemin hazırlayarak ceplerini doldurmaktır. Fonu artırmanın ne yararları vardır? Şöyle denecektir: Hazineye daha fazla kaynak girecek, bu kaynakla Fiskobirlik alımları daha etkili olabilecektir. Fon miktarı, kadar teorik olarak, fiyat artacak, fındık ucuza satılmayacaktır. Naturel fındık ile işlenmiş içfındık ihracatından alınan fonların farklı olması, hatta işlenmişte sıfır olması, işlenmiş içfındık sanayiini teşvik edecek, daha çok katma değer ülkede kalacaktır.

Bu izahlardan sonra teorik olarak bakarsak, her şey ülke menfaatına uygun görünmekte, fon artışını savunan insanları desteklemek gerektiği ortaya çıkmaktadır; ancak, önemli olan madalyonun arka yüzüdür. Ekonomik hayatta ve piyasa ekonomisinde, her zaman, teori, pratik göstergelerle aynı paralelde değildir. Eğer, yaşanmış tecrübeleriniz varsa, neden aynı tecrübeleri, geriye bakmadan, yeniden yaşayalım, para ve zaman israf edelim. Fon seviyesinin 100-110 cent, hatta 60 cent olduğu zamanlarda ne gibi tecrübeler yaşanmış, ihracatçı ve devlet hangi sorunlarla karşılaşmış, bunlar, çok uzakta değil, hepimizin hafızasındadır. Bunlar neydi? 20 bin ton içfındık kaçakçılığından bahsediliyordu, 100-150 milyon dolar, kaçakçının cebine giriyordu, dürüst tüccar ve ihracatçı iş yapmıyor, mağdur oluyordu. Faturasız alan ve satan kaçakçıyla işbirliği yapan firmalar piyasayı ele geçirmişti. İki ayrı piyasa oluşmuştu. Kaçak fındık daha ucuza satılıyor, normal ihracatın fiyatı ise daha pahalı oluyordu. Bu da, Avrupalı alıcıların işine geliyor, piyasada fiyat düşüşüne sebep oluyordu.

Kalitenin bozulmasına sebep olunmuştu. Ucuz kaçak fındık alan Avrupalı sanayici, Türk sanayici ve ihracatçısıyla rekabet eder hale gelmiş ve işlenmiş içfındık ihracatı darbe yemişti. Hazine, 100-150 milyon dolarlık dövizin Gelir ve Kurumlar Vergisini, stopajını, Katma Değer Vergisini kaybetmişti. Korsan naylon firmalar türemiş ve piyasaya hâkim olmuşlardı. Fon artışı, fiyat artışı getirmemişti. Zira, fiyatı tayin eden arz ve talep dengesiydi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN OLGUN AKIN (Devamla) – Dünyada arz fazla oldukça, fiyat zaten düşer. Avrupalı, Fiskobirlik'in büyük rekolte yıllarında aktivitesinin limitli kalacağını bildiğinden, nasıl olsa fiyat düşecek, tazyik artacak stratejisiyle, fon artışı kadar fiyatı aşağı çekebilmişti. Bunlar geçmişte yaşandı.

O zaman, özlenen nedir ve amaç nedir? Asıl amaç, bazı iç ve dış firmalar sezona stokla girdikleri ve mallarına para kazandırmak için, dışarıda stokladıkları malları fon artışından kurtardıkları için, yüksek fiyatla satma stratejisidir. İçeride daima hazır bekleyen kaçakçı-mafya grubu lobisidir ki, 100 cent fon demek, TIR'da 20 bin dolar; yani -Eylül 1998'de doları 290 bin TL olarak kabul edersek- 20 bin çarpı 290 bin eşittir 5 milyar 800 milyon lira demektir. Her TIR'da yaklaşık 6 milyar artı devletin bu imalattan alabileceği Gelir ve Kurumlar Vergisi, Stopaj artı Katma Değer Vergisi olmak üzere, yaklaşık toplam olarak 7 milyar lira kaçırılmış olacaktır. 20 bin ton iç kaçak nedeniyle de yılda 7 trilyon lira sadece fon ve vergi kaçırılmış olur. Buna, 100 milyon dolar malın değerini de eklerseniz, yaklaşık 100-120 milyon dolar, makroekonomi, kaybetmiş olur.

Değerli miletvekilleri, işte amaçlanan budur. Kim fonun lehinde olursa olsun, neticeleri gayet açık ve nettir. Yıllar önce, Türkiye, bu tecrübeleri en acı şekilde yaşamıştır. Başta, Sanayi ve Ticaret Bakanımız Sayın Yalım Erez olmak üzere, dürüst ihracatçılarla, fonun düşürülmesi, hatta sıfırlanması için büyük mücadele vermiştik. Neticede başarılmıştı. Şimdi, neden yeniden başlayalım, aynı tecrübeleri yaşayalım?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Akın, ben, iki defa süre verdim size. Siz hiç farkında değilsiniz bu işin.

HÜSEYİN OLGUN AKIN (Devamla) – Bitirmek üzereyim müsaade ederseniz.

Kim, niçin...

BAŞKAN – Lütfen, Yüce Kurula saygınızı sunun. Bu üçüncü süre uzatma; hiç olacak iş değil.

HÜSEYİN OLGUN AKIN (Devamla) – Peki, efendim.

Sayın Bakanım, vaktim çok dar, konuşmamın hepsini tamamlayamıyorum, müsaadenize sığınarak sözlerimi bitiriyorum.

BAŞKAN – Bitirin efendim, lütfen.

HÜSEYİN OLGUN AKIN (Devamla) – Gazetelerde, bu sene, tabanfiyatın açıklanmayacağı hususu ifade edilmektedir. Bu nedenle, uygulamanın geçen seneki gibi mi yoksa değişik bir şekilde mi olacağı yolunda bir açıklama yoktur. Fındık mevsimine çok az bir zaman kaldı. 15 gün gibi bir zaman içerisinde bunun açıklanmasında fayda görüyorum. Çiftçilerimizi, müstahsilimizi rahatlatmanızı istirham ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Cenabı Allah'ın lütfuyla bu yüce makam, kimimize bakan olarak kimimize milletvekili olarak nasip oldu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN OLGUN AKIN (Devamla) – Arkamızda hayır, dua ve hizmet bırakarak ayrılalım derken, Hükümete devamlı kaynak arayan Sayın Maliye Bakanımızın da fon meselesinin üzerinde hassasiyetle durarak, durumu değerlendirmelerini istirham ediyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

Size de çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Estağfurulllah; Yüce Kurula teşekkür edin; muhterem heyet, gerçekten, müsamaha gösterdi.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI E. YALIM EREZ (Muğla) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere, Sanayi ve Ticaret Bakanımız Sayın Erez; buyurun Sayın Bakan.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI E. YALIM EREZ (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Fazilet Partisi Ordu Milletvekili Sayın Olgun Akın'ın fındık ihraç politikası hakkındaki konuşmasını cevaplandırmak için söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, hepinizin bildiği gibi fındık, Türkiye için önemli bir ürün; iki bakımdan önemli bir ürün:

1- Ülkenin döviz girdilerini artırma bakımından önemli bir ürün.

2- Adapazarı'ndan Trabzon'a kadar uzanan Karadeniz sahil şeridinde yaşayan insanlarımızın gelirlerini sağlayan bir ürün olması nedeniyle önemli bir ürün.

Maalesef, bu ürün, bu kadar önemli olmasına rağmen ve Türkiye, dünya fındık rekoltesinin yüzde 70'ine sahip olmasına karşın, 1996 ve 1997 sezonuna kadar, dünya fındık fiyatlarının belirlenmesinde ülkemiz söz sahibi olamamıştır; ancak, son iki yıldır izlenen politikalar sonucunda, hem fındık ihracatında önemli gelirler sağlanmış hem de üreticinin yüzü gülmüştür.

Sayın milletvekilleri, dünya fındık fiyatları düşük gerçekleştiğinde üreticinin eline az para geçmekte, tabanfiyatlarının düşük tutulması halinde ise dünya fındık fiyatları düşük kalmaktadır. İç ve dış fiyatlar arasındaki bu sıkı ilişki, yeni fiyatlar oluşurken, her iki konunun da birlikte ele alınmasını gerektirmektedir. Türkiye, 200 dolar seviyelerinde seyreden dünya fındık fiyatlarını, son iki yılda izlediği politikalarla, bugün, 450 dolar seviyesine çıkarmıştır. Bu durumdan hem üretici hem ihracatçı hem de ülke kazançlı çıkmıştır. 1997 - 1998 sezonunda fındık ihracatından 1 milyar dolar gelir elde etmemiz, konunun önemini zannederim yeterince ortaya koymaktadır.

Yapılan araştırmalar göstermektedir ki, fiyatlarda görülen değişiklik fındık ihraç miktarında önemli bir değişiklik yaratmamaktadır. Bunu şunun için söylüyorum; Fındık fiyatlarının yükselmesi karşısında, bazı kişiler, fındık fiyatlarının yükselmesi sonucunda Avrupa'nın, Türkiye'den daha az fındık alacağını ifade etmişlerdir. Halbuki, görülen odur ki, fındık fiyatlarıyla Avrupa'nın aldığı fındık miktarı arasında bir ilişki yoktur. Fındık fiyatlarının az olduğu yıllar daha düşük fındık alındığı, fındık fiyatlarının yüksek olduğu yıllarda da daha fazla fındık alındığı, çeşitli istatistiklerde apaçık görülmektedir.

Türkiye, fındık ihracatındaki gelirinden bir düşüşe yol açmamak için, son iki yıldır uygulanan fiyat politikasını sürdürmek ve fındık alanlarına sınırlama getirmek zorundadır. 1996 - 1997 ürün yılında fındık rekoltesi 470 bin ton olmuştur. 1997 - 1998 ürün yılında ise rekolte 480 bin ton olarak gerçekleşmiştir. 1998 - 1999 ürün yılında ise rekolte 650 bin ton civarında beklenmektedir. İhraç miktarı değişmediği halde, fındık üretim miktarı her yıl farklılık göstermekte ve sonuçta, fındıkta sorun, dış ve içpazarlara arz edilen miktarın çok üzerinde oluşan bir üretimden kaynaklanmaktadır. Bunun sonucunda da, fındık, ekonomik bir ün olmaktan çıkıp, spekülatif bir ürün olmaktadır. Bakanlık olarak, fındık rekoltesinin 650 bin ton civarında gerçekleşeceği gözönüne alınarak, fındıkta ülkeye kazandırılan döviz gelirinin azaltılmaması için, ne gibi tedbirler alınması gerektiği konusunda bir çalışma yapılmaktadır.

Aslında, fındıkta sorun, huzurlarınızda açıklıkla ifade edeyim ki, Avrupalı fındık alıcılarından kaynaklanmamaktadır; çünkü, alıcı, haklı olarak, yerli de olsa, yabancı da olsa, malı daha ucuza almak isteyecektir. Bu, onun en tabiî hakkıdır. Maalesef, fındıkta sorun, fındık ekim alanlarına sınırlama getirmeyen hükümetlerden ve fındığı spekülatif bir ürün olarak görüp, bunun alivre satışını yapan bir avuç insandan kaynaklanmaktadır.

Fındığın sorunu, aslında, Türkiye'nin döviz gelirini azaltan, fındık üreticisinin eline az para geçiren bu bir avuç istismarcıdır. Nitekim, bu sene, rekoltenin 650 bin ton civarında olacağı görülür görülmez, alivre bağlantıları 360 dolara inmiştir; yani, bu demektir ki, bir avuç insan, Türkiye'nin fındıktan elde edeceği dövizin azalmasını, fındık üreticisinin eline az para geçmesini, kendi menfaatının gerisinde tutmuştur.

İşte, aslında, fındıkta konulmak istenen fon, bunları rahatsız etmektedir; çünkü, fındığa fon konulursa, Avrupalıya -360 dolara- ucuz fındık yedirmenin maliyetini bunlar ödeyecektir. Sorun tamamen bundan kaynaklanmaktadır.

Tabiî, geçmiş yıllarda bu uygulama yapılmıştır, Sayın Olgun Akın'ın dediği gibi, bu uygulamayı suiistimal eden kişiler de ortaya çıkmıştır; ancak, bu kişiler kimdir; bunlar, yine, fındık ihracatı yapan bir avuç insandır; yani, dışarıdan gelen insanlar bu suiistimali yapmıyor. Fındıkta kaçakçılık yapılmışsa, yine bir avuç insan yapmıştır; dürüst ihracatçı cezalandırılmış, bunlar taltif edilmiştir.

Şimdi, fındık nereden çıkar; fındık Türk gümrüklerinden çıkar. Eğer, gümrükleri kontrol altına alırsanız, belli gümrüklerden bu fındık ihracatını sağlarsınız, burayı kontrol altına alırsınız.

İkinci olarak, fındık, kabuklu olarak ihraç edilmemektedir. Fındık, muhakkak, bir fabrikada işlenerek ihraç edilmektedir ve bu fabrikaların sayısı da bellidir. Bu kadar güçlü olan devlet, eğer, üç beş kaçakçının hakkından gelmeyip de, Türkiye'nin fındıktan elde ettiği dövizin düşmesini, fındık üreticisinin eline az para geçmesini istiyorsa, o zaman, yapılan işte eskiden bir yanlışlık vardır, şimdi yapılacak işte bir yanlışlık yoktur. Yoksa, fındığa 100 veya 120 dolar fon koymamız, bir avuç stokçuyu kazandırmak için yapılan bir işlem değildir. 1996-1997 sezonunda, o zamanki Hükümette ben yine bakandım, Sayın Olgun Akın, bu politikayı benim çok yakınımda izledi ve benim ne karakterde, fındığa ne derece önem veren bir insan olduğumu gördü. Sayın Olgun Akın o nedenle hiç korkunuz olmasın! Zaten stok diye bir şey ne Avrupalının elinde ne de yerli tüccarın elinde yoktur. Stok 1996-1997 ve 1997-1998 sezonunda fındık fiyatlarının düşmemesi için fazla miktarda mal almasından dolayı Fiskobirlik'in elinde oluşmuştur ki, Fiskobirlik'in bu konuda para kazanması da kimseyi rahatsız etmemelidir; çün, sonuçta, Fiskobirlik, buradan elde ettiği kazançla fındık fiyatlarının düşmemesini sağlayacak, üreticinin eline daha fazla para geçmesini temin edecektir.

Yüksek rekolteye rağmen, Hükümetimiz, fındık ihraç fiyatının düşmemesi, üreticinin eline daha az para geçmemesi için her tedbiri büyük bir şeffaflıkla alacaktır. Bu Hükümet, bir avuç alivre satış yapanların Hükümeti değil, fındık üreticilerinin Hükümetidir.

Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

MUSTAFA BAHRİ KİBAR (Ordu) – Fiyatla ilgili bilgi verir misiniz Sayın Bakan.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI E. YALIM EREZ (Devamla) – Sayın Başkan, müsaade ederseniz, arkadaşımızın fiyatla ilgili bir sorusu var, ona da cevap vereyim.

BAŞKAN – Tabiî efendim, buyurun; süreniz var daha.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI E. YALIM EREZ (Devamla) – Geçen sene başlattığımız bir uygulama vardır; bildiğiniz gibi, fındık destekleme alımında değildir, fındık alımlarını Fiskobirlik yapmaktadır ve Fiskobirlik, o günkü döviz paritesine ve fındık rekoltesine göre her ay fiyatını ilan etmektedir. Fiskobirlik, bu yıl da eylül ayına kadar devam eden süreç içerisinde, dolar paritesine, fındık mahsulüne göre -elindeki stoku da dikkate almak üzere- ve fındık üreticisinin gelirini de azaltmayacak bir politikayı izleyecektir. Hükümet, eylül ayında yeni fiyat açıklamayacaktır, fiyatı Fiskobirlik açıklayacaktır.

İSMAİL İLHAN SUNGUR (Trabzon) – Desteklemeye devam edecek misiniz Sayın Bakan?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI E.YALIM EREZ (Devamla) – Efendim, fındıkta destekleme yoktur. Bakın, 1993 yılından beri pancar, buğday ve mısırın dışında destekleme alımı kaldırılmıştır; destekleme alımı, bu üç ürünün dışında hiçbirinde yoktur; ancak, Hükümetimiz, köylünün sahipsiz bırakılmaması için, tarım satış birliklerine Destekleme Fiyat İstikrar Fonundan düşük faizli kredi vermektedir. Bu kredi bu yıl da devam edecektir.

Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

HÜSEYİN OLGUN AKIN (Ordu) – Sayın Bakan, kooperatifler, ziraat odaları, ticaret odaları, zatıâlinizden, bu meseleyi derinlemesine görüşmek üzere randevu talep etmişlerdir. Biliyorsunuz, 54 üncü Hükümet zamanında, Sayın Başbakan, bir saatin üzerinde zaman ayırmış; bu heyetler, zatıâlinizle de görüşmüş; konu, inceden inceye incelenmişti. Ben, sizden, o arkadaşlarımız adına bir randevu talep ediyorum ki, bu meseleyi derinlemesine hep beraber görüşelim.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI E. YALIM EREZ (Devamla) – O konuda hiç endişeniz olmasın. Biz, her kesimin...

MUSTAFA BAHRİ KİBAR (Ordu) – Sayın Başkan, Meclis kürsüsünden yapılacak iş değil bu.

HÜSEYİN OLGUN AKIN (Ordu) – O zaman, ben talep ediyorum.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI E. YALIM EREZ (Devamla) – Bizim kapımız herkese açıktır. Kim randevu isterse, gelir alır. Dediğim gibi, hangi hükümet olursa olsun, fındık üreticisi, fındık tüccarı, fındık ihracatçısı ve ülkenin döviz gelirini gözetmek mecburiyetindedir; bunların birinin hakkını diğerine yedirmek durumunda değildir. Ben de burada Sanayi ve Ticaret Bakanı olarak kaldığım sürece, geçmişte hangi politikayı uyguladımsa önümüzdeki sezonda da aynı politikayı uygulayacağım.

HÜSEYİN OLGUN AKIN (Ordu) – Peki, Sayın Bakan, ben de size bölgem olarak...

BAŞKAN – Sayın Akın...

MUSTAFA BAHRİ KİBAR (Ordu) – Sayın Başkan, böyle saçma şey olmaz.

BAŞKAN – Sayın Bakan bitti mi efendim?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI E. YALIM EREZ (Devamla) – Bitti efendim.

BAŞKAN – Sayın Akın, Başkanlıktan izin almadan, kalkıp, kendi kendinize konuşuyorsunuz; usulümüze uygun değil; bu, sizin üslubunuza da uygun değil. Ne hal oldu bilemiyorum; inşallah, o hal, üzerinizden süratle zail olur.

HÜSEYİN OLGUN AKIN (Ordu) – Sayın Başkan, bölgemin heyecanına verin.

BAŞKAN – Efendim, Sayın milletvekilleri, Sayın Bakanlardan randevu talep ederler -biz de aynı yolu izliyoruz- Sayın Bakanlar da bu randevuyu verirler; ama, araya ekranı koymadan.

Gündemdışı konuşmaya cevap verilmiştir.

2. — Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız'ın, TMO'nun buğday alım politikasından kaynaklanan sorunlara ve süne mücadelesinde kullanım süresi geçmiş ilaç uygulamasının yarattığı problemlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar'ın cevabı

BAŞKAN – Şimdi, Balıkesir Milletvekili Sayın İlyas Yılmazyıldız, Toprak Mahsulleri Ofisinin buğday alımıyla ilgili... Hayırdır inşallah, bize, numune, mostra buğday getirmiyorsunuzdur herhalde.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Numunelik getirdim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, eğer onda zeytinyağı vardıysa, 550 tane getirseydiniz.

Hayrola, amelî ve tatbikî konuşma mı yapacaksınız?

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Evet, evet.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, 1 Temmuzdan bu yana, özellikle, Toprak Mahsulleri Ofisinin...

BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız, ben, bir ricada bulunayım. Şu tenekeyi aşağı indirir misiniz, lütfen.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) – Şöyle koysam?

BAŞKAN – Aşağı efendim... Sayın milletvekilleri onu gördüler, sayın bakanlar da gördü. Rica edeyim efendim...

Şimdi, siz, o tenekeyi getiriyorsunuz, masum bir tenekedir; ama, ileride, ismetinden şüphe edilen başka şeyler de getirilmek istenilebilir.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) – Peki, teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkanım, bu teneke, herşeyden önce, Çanakkale yöresinde, Tarım Bakanlığının, süneyle yaptığı mücadelede, günü geçmiş ilaçları kullanmasının belgesidir; yani, 5 Mayıs 1997'de süresi biten süne ilacını Tarım Bakanlığı kullanmıştır, rekoltede düşüklük olmuştur.

Şimdi, hafta sonu Bandırma'da, Toprak Mahsulleri Ofisi Bölge Müdürlüğünü ziyaret ettim, Bandırma Ziraat Odasını ziyaret ettim, Balıkesir'de bazı tüccar arkadaşları ziyaret ettim. Bu arada, işim dolayısıyla Edirne'ye kadar gittim; Keşan, Edirne, Biga, Çanakkale, Savaştepe, Bigadiç, Sındırgı, Kepsut gibi değişik yerleri ziyaret ettik. Gittiğimiz her yerde, vatandaş mustarip; soruyor, Sayın Bakan acaba ne iş yapar?

Bakınız, bir yerde deprem felaketi olur, bakanlar oraya gider, bir yerde sel felaketi olur, bakanlar oraya gider; doğrusu budur. Şimdi, bizim bölgemizde bir tahlil yapılmış, 7 numune alınmış; buğdayların hepsinde yüzde 10-15'ten fazla çıkmış.

TAHSİN IRMAK (Sıvas) – Bakan dinlemiyor, telefonla konuşuyor.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) – ... yüzde 15'ten fazla embriyo kararması çıkmış. Balıkesir İlindeki, Bursa'daki, Trakya'daki buğdayların neredeyse yüzde 100'ünde embriyo kararması mevcut; yani, kısacası, bir felaket var. Ofis, vatandaşın buğdayını 40 bin liradan, yemlik fiyatla alıyor. Geçen yıl da 40 bin liraydı; Sayın Bakanda tık yok. Önce, Sayın Bakan bunu kabul etmek istemedi; ama, bir haftada beş defa bu kürsüden yaptığımız açıklamalarla, özel olarak birkaç defa yaptığımız görüşmelerle kabul etti, bir noktaya geldi; ama, bu yeterli değil.

Bakınız, Toprak Mahsulleri Ofisinin 1998 ekmeklik buğdayda satın alma şartlarının 7 nci maddesinde embriyo kararması tarif ediliyor; deniliyor ki: "Tanenin üzerinde kararma şeklinde siyahlaşmalar varsa, bu tane embriyolu sayılmaz. Tanenin tamamı veya yarısı ya da tanenin karın kısmı kararmışsa embriyolu sayılır." Şimdi, buradaki buğdaya bakın; şu buğday, gerçekten normal bir buğday; ama, her birinin ucunda ufak bir leke var. İşte, bu lekeye embriyo kararması deyip, yemlik olarak almaya kalkıyor, çiftçinin bir yıllık bütün emeğini karşılamaz duruma geliyor. Ben merak ediyorum; Sayın Bakan, acaba, herhangi bir ofise gidip de, eline buğday alıp şöyle bir bakmış mı, görmüş mü, ihtiyaç duymuş mu? Çiftçinin bunu yetiştirirken döktüğü teri, çektiği sıkıntıyı, meşakkati, güçlüğü, umudu, acaba duyumsamış mı? Her gün, karnı acıktığında ekmeği yerken, onun ana hammaddesi olan buğdayı yetiştireni düşünmüş mü?

Bakınız, tütün fazla üretilir, devlet alır, fazla tarafını yakar veyahut çaya radyasyon bulaşır, devlet alır bunu gömer; yaptığı doğrudur. Devlet, bunu, geçmiş dönemlerde, Doğru Yol Partili iktidarlar döneminde, süneli buğday için çıkardığı özel kararnameyle yapmıştır. Yine, 1991 yılında yüzde 17,5 embriyo kararmasını normal buğday olarak almıştır devlet; vardır. Çünkü, Sayın Bakan "geçmişte böyle şeyler yoktu" diyor. Sayın Bakanım, geçmişte bunlar vardır. Sizden istirham ediyoruz, çiftçi adına istirham ediyoruz -bugün, bölgedeki bütün ziraat odası başkanları bu konuşmayı izliyor- hiç olmazsa, embriyo kararması yüzde 20, yüzde 30 oranında olan buğdayı normal buğday olarak alın; çiftçi, ürününün yarısını normal buğday olarak satsın, yarısını da yemlik olarak satsın; yoksa, bütün buğdayını yemlik olarak sattığında, ne Tarım ve Krediye borcunu ödeyebilir ne Ziraat Bankasına borcunu ödeyebilir ne de harman sonu esnafa yaptığı borcunu ödeyebilir.

Bakınız, Esnaf Kefalet Kooperatifi Başkanıyla görüşüyorum; geldi; Kefalet Kooperatifi Başkanı diyor ki "esnafın Halk Bankasında takipteki borcu 6 trilyonu buldu."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Efendim, toparlar mısınız lütfen...

İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) – Esnaf büyük bir sıkıntı içinde; yani, bu, zincirleme etkisi olan bir şey. Dolayısıyla, yine, ziraat odasında çiftçiler diyor ki "biz, Çanakkale'den Bursa'ya kadar bütün yolu kapatacağız." Kendilerine benim tavsiyem; biz, yine, Sayın Bakanla konuşalım, sorunu biraz geç anlıyor; ama, anladığında da bir çözüm bulabiliyor; yine bulabilir ümidiyle, yarın, Gönen, Bandırma, Susurluk, Manyas Ziraat Odası Başkanları Ankara'ya gelip, konuyu size aktarmak isterler. Ayrıca başvuracağız; inşallah kendilerini kabul edersiniz; yoksa, çiftçi, hakikaten, yolları kapatmak ihtiyacını duyacaktır. Buğdayını satamamanın, değerinde satamamanın sıkıntısını duymaktadır; çünkü, çiftçi bir yılda kazanır, ancak, bu Hükümetin "ben, çiftçi olmasa da bu ülkeyi geçindiririm" diyen bir Sayın Bakanının sözlü politikasının devamını görmekteyiz. İnşallah düzeltirler diyoruz, kendilerini tekrar uyarıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) – Hepinize saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

Sayın Bakanım, bu buğdayı size bırakıyorum.

HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Teneke kalsın orada.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) – Tenekeyi sahibine vereyim.

BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız, teşekkür ederim.

Gündemdışı görüşmeye cevap vermek üzere, Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Taşar; buyurun.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, bu gündemdışı konuşmayla, burada, seçim bölgesine mesaj vermek ihtiyacını hisseden arkadaşımıza, yapacağım açıklamaları çok iyi anlaması dileklerimle cevap vermek istiyorum.

Değerli milletvekillerine, öncelikle süne mücadelesi konusunda bilgi arz etmek istiyorum. Süne mücadelesi programı, bir yıl önceki süne kışlak sayımları ve uygulama alanları dikkate alınarak belirlenmektedir. Bu program doğrultusunda, Çanakkale İli için 100 bin dekar, tahmini olarak programlanmıştır. Esas mücadele alanlarını belirlemek için 77 teknik elemandan oluşan 23 ekip oluşturulmuş ve ilkbaharda 1 700 900 dekar alanda kaba ve kıymetlendirme sürveyi yapılmıştır. Bu sürvey sonuçları, 13 Mayıs 1998 tarihinde, Bakanlık temsilcilerinin Bornova ve Edirne Araştırma Enstitülerinin konu uzmanlarının ve Bitki Koruma Şube Müdürlerinin katılımıyla Bursa'da yapılan toplantıda değerlendirilmiş ve 315 750 dekar alan süne yoğunluğu bakımından kritik bulunmuştur.

Bu alanlarda, tekrar, enstitü konu uzmanlarının denetiminde, yumurta parazit sürveyi ve akabinde nimf sürveyi yapılmış ve bu sürveyler sonucuna göre, parazitlenmenin yoğun olduğu alanlarda mücadele yapılmayarak, doğal dengenin korunması sağlanmıştır.

Bölgenin ekolojik yapısının, faydalı böceklerin çoğalmasına imkân vermesi ve hububatın fizyolojik gelişiminin, bazı mahallerde yer aletlerinin çalışmasına imkân vermemesi nedeniyle, ağırlıklı olarak, uçakla konvansiyonel sistemle ilaçlama yapılmıştır. Mücadelede 3 uçak, 25 yer aleti ve 3 480 litre alfasipferemetrin (alfphachypermethrin) ilacı kullanılarak 15 köyde, 221 445 dekar alanda, uçakla konvansiyonel olarak ve 10 488 dekar alanda ise yer aletleriyle olmak üzere, toplam 231 933 dekar alanda mücadele gerçekleştirilmiştir...

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Bakanım, günü geçmiş ilaçların etkisi yok.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Ayrıca, süne mücadelesinde esas, zararlının, doğal dengeyi tahrip ederek tamamen yok edilmesi değil, faydalı ve zararlı faunanın dengesinin bozulmasına meydan vermeden mücadeleyi gerçekleştirmek ve popülasyonu kontrol altına almaktır. Bu nedenle, yüzde 5 süne emgi oranı tolerans sınırları içerisindedir. Dolayısıyla, Toprak Mahsulleri Ofisi de yüzde 5'e kadar süne tahribatı olan buğdayları, ekmeklik buğday fiyatıyla almaktadır. Bu oranın üzerinde tahribata uğramış buğdaylardan ekmek yapılması mümkün olmadığından, yüzde 5 ile yüzde 20 arasında süneli buğdaylar da, Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından, 42 bin Türk Lirası/kilogramdan yemlik olarak satın alınmaktadır.

Burada, biraz önce, milletvekili arkadaşım bir teneke gösterdi. Bütün ziraat odası başkanlarının da, televizyondan kendisini seyrettiğini ifade etti. Herhalde, aynı insanlar, şu anda televizyondan beni de izliyorlardır. Buradan, bizi izleyen değerli ziraat odası başkanlarına, değerli çiftçilere ve değerli milletvekilime diyorum ki, pazar günü Balıkesir'deyim. Sayın milletvekilim, sizi de bekliyorum oraya...

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Tabiî, memnuniyetle.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Bu pazar günü Balıkesir'deyim.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Biraz geç olmuyor mu Sayın Bakanım?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – İhtiyaç miktarı kadar ilaç, ihalesi yapılır ve Tarım Bakanlığı tarafından temin edilir.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Bakanım...

BAŞKAN – Sayın İlyas Yılmazyıldız, rica ediyorum...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Yapılan ilaçlamalar sonunda, eğer elde ilaç kalmış ise, biz, bu ilaçları kaldırıp çöpe atmayız...

NEVFEL ŞAHİN (Çanakkale) – Ne yaparsınız?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Bir yere de kaldıramayız, bekletiriz...

NEVFEL ŞAHİN (Çanakkale) – Hastalara da versinler günü geçmiş ilaçları!..

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Sonra, alınan ilaç, kullanıldı, ihtiyaç fazlası kaldı. Bu ilaç, orada, Çanakkale'de Balıkesir'de, gidip, boş teneke çalmayla kötü duruma veya iyi duruma gelmez. Bunların raporları vardır. İşte, o raporlar burada. Boş teneke göstermeye benzemez bu. Bu rapor, Ankara Ziraî Mücadele Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünün 8 Mayıs 1998 tarihinde verdiği rapordur. Bu rapora göre, Türkiye genelinde kullanılmamış ilaç kalmışsa, bütün bu ilaçlar, bu enstitüde araştırılır, eğer içerisindeki etkin madde yeterli ise onun kullanımına izin verilir; aksi takdirde, o ilacın imhası yoluna gidilir. Bu raporda da, Çanakkale'de kullanılan bu ilaçtaki aktif madde miktarı yüzde 95,2 olarak belirlenmiştir; dolayısıyla da, bu ilaç kullanılmıştır.

Şimdi, diğer hususa geçiyorum. Diğer husus da, geçtiğimiz günlerde, Bakanlar Kurulu kararıyla, embriyo kararması bulunan buğdayların Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından alınabilmesine imkân tanıyan kararnameyle ilgili husustur. Bu kararnameyle, yüzde 3 ile 10 arasında embriyo kararması olan buğdayların, normal ekmeklik ve makarnalık buğday fiyatıyla alınacağı, yüzde 10'nun üzerinde olan embriyo kararmalarında da barem uygulayarak, yemlik fiyattan buğday alınacağı ifade edilmişti. Bu kararname yürürlüğe girmiştir ve yürürlüğe girdiği andan itibaren, Bandırma bölgemizde, ayın 10'unda 112 ton, 11'inde 1 373 ton, 12'sinde 2 082 ton, 13'ünde 2 100 ton alım yapılmıştır; yarınki rakam da gelecek, yarın ne kadar olacağını bilemiyorum. Ben, size, sadece, üç günlük, Bandırma'nın alımlarını söyleyeceğim: Ayın 12'sinde 231 ton, 13'ünde 387 ton, 14'ünde 400 ton, muhtemelen, yarın alınacak miktar, sadece Bandırma için 700 ton.

Dolayısıyla, burada, şunu ifade etmek istiyorum: Yüzde 1 embriyosu kararmış tane bulunan buğdaylar, Bandırma bölgesinde -Balıkesir, Çanakkale ve Bursa'yı kapsıyor- 60 050 liradan, yüzde 2 olanlar 59 800 liradan, yüzde 3 olanlar 59 550 liradan, yüzde 4 ile 5 olanlar 58 550 liradan, yüzde 6-7 olanlar 57 800 liradan - yüzde 6-7 olanlar kararname çıkmadan önce hiç alınmıyordu- yüzde 8-10 olanlar -yine alınmıyordu- kararnameden sonra 57 050 liradan, içerisinde 11 ve 11'in üzerinde embriyo kararması bulunanlar ise -yine alınmıyordu- şu anda 42 bin liradan alınıyor ve Toprak Mahsullerinde ayrı bir depoda biriktiriliyor. Bunlar, ekonomiye bir yük getirecek de olsa, gerektiğinde imha edilmek üzere ayrı bir depoda tutulmaktadır. Belki de bu alınanların çoğu imha edilecektir.

Allah'ın verdiği afeti, herhalde, 55 inci Hükümetin yarattığını söyleyecek kadar, bu meseleleri siyaset noktasına çekecek değilsiniz; ama, Allah'ın verdiği afetten dolayı, çiftçinin yanında olmak bizim boynumuzun borcudur; bunu da yerine getiriyoruz. (ANAP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Burada, embriyo kararnamesiyle, çiftçilerimize sağlanan avantajlar ve fiyat mukayesesiyle ilgili bir iki örnek vermek istiyorum: 1 - Yüzde 4 ve 5 embriyosu kararmış tane ihtiva eden buğdaylardan, bir kamyon ürün getiren çiftçi -ki, bir kamyon ürün aşağı yukarı 10 tondur- 420 milyon lira alırken, 55 inci Hükümetin çıkarmış olduğu kararnameden sonra 588,5 milyon lira alacaktır; yani, siz yataklarınızda mışıl mışıl uyurken, bizler bu kararnameyi çıkararak, 10 ton ürün getiren çiftçiye, kararnameyle, 165,5 milyon lira daha fazla para vermeyi sağladık.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Bakan, embriyo kararması oranı yüzde 5-6 değil, yüzde 15...

Açık açık yalan söylüyor!..

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Örnek 2 - embriyosu kararmış tane oranı yüzde 10 olan buğday alınmadığından, çifçinin, bu tür buğdaylar için tek kuruş bile alması mümkün değildi. Oysa şimdi, bu tür buğdayın 10 tonu için verilecek para 570 milyon liradır. Özellikle de bu, Bandırma bölgesi buğdayı içindir.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Bakan, vatandaş biliyor, vatandaşı kandıramazsın. Bölgedeki buğdayın embriyo kararması oranı yüzde 15.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – 3 - eskiden alınmayan ve yemlik olarak bile değerlendirme imkânı bulunmayan yüzde 10'un üzerinde embriyo kararmalı buğdaylar, bu kararnameyle, satılma imkânına kavuşmuştur. Bu buğdaylar için, 10 ton karşılığı olarak 420 milyon lira ödenecektir.

Şimdi, kimin köylü dostu, kimin köylü dostu olmadığını, öyle boş tenekelerle değil, resmî rakamlarla, ödenen peşin paralarla burada ifade etmek istiyorum:

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Bu ülke, taksitle buğday aldığınızı unutmadı; çiftçi, biliyor bunu.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – 1991 yılında zatıâlinizin mensubu olduğu parti döneminde, Balıkesir İlinde alınan miktar 9 987 tondu, 1992'de zatıâlinizin partisi iktidardaydı 8 198 ton alındı, 1993'te 20 080 ton alındı, 1994'te 10 595 ton alındı; yine, zatıâlinizin bulunduğu Doğru Yol Partisinin iktidarı döneminde, 1995'te 0 kilogram alındı, 1996'da 0 kilogram alındı.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Bakan, yalan söylüyorsunuz, 350 ton alındı.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – 1997'de 115 147 ton alındı.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Bakan, yalan söylemek size yakışıyor mu?!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Bu, sadece, yıllar itibariyle, Balıkesir ilindeki alım miktarlarıdır.

Burada görüldüğü gibi, 1995 ve 1996 yıllarında, çiftçi dostu olduğunu iddia eden arkadaşlarımın iktidarları döneminde, bir tek gram buğday dahi alınmamıştır.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Saptırıyorsun_

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Bugün -burada özellikle ifade ediyorum- bir de, Türkiye geneline bakalım, çiftçi dostu partimizin değerli milletvekilleri, durum ne? Sene 1991, Anavatan Partisi henüz iktidarda ve 5 948 641 ton mal alınmış. Sene 1992, ne olmuş; iktidar değişmiş, Doğru Yol Partisi iktidara gelmiş, alım 3,5 milyon tona düşmüş.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Gündemdışıyla ne ilgisi var bunların?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Rakam efendim, rakam_

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – O sualle ne ilgisi var?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Sayın Grup Başkanvekilim, o soruyla şu ilgisi var: Anavatan Partisinin bir milletvekili olan Tarım ve Köyişleri Bakanını köylü düşmanı ilan etmeye kalkarsanız, kimin köylü düşmanı olduğunu, ben, burada, rakamlarla sizlere ifade etmek zorunda hissederim kendimi. (ANAP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, görüyorsunuz_

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – 1994 yılına gelince, alım 2,5 milyon tona düşmüş, 1995'e gelmişiz, 246 bin tona düşmüş, 1996'ya gelmişiz, 1,5 milyon ton alınmış. Sene 1997, ne oldu; Anavatan Partisi, Demokratik Sol Parti ve Demokrat Türkiye Partisi, Cumhuriyet Halk Partisinin de desteğiyle koalisyon kurdu.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Bir günde, para, pul oldu!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – 1997'de 6 milyon ton hububat alımı yapıldı. 13 Temmuz 1998 tarihi itibariyle aldığımız buğday miktarı 2,5 milyon tondur; yani, sizin bir yılda aldığınızın 2 mislidir. Dolayısıyla, bir fark daha vardır tabiî ki, o fark da şudur: Sizlerin döneminde, yani, çiftçi dostu DYP'nin döneminde, çiftçilerimize üç ay, dört ay, beş ay, altı ay gecikmelerle paraları ödenirken, şimdi, çiftçimize, tıkır tıkır, trink peşin para ödenmektedir; bunun da gururunu yaşıyoruz. (ANAP sıralarından alkışlar)

Şimdi, sayın milletvekilime, yapmış olduğu konuşma çerçevesinde, kendi seçim bölgesi olmasına rağmen unuttuğu bir konuyu da hatırlatmak istiyorum. Kafayı sadece buğdaya takınca, başka tarafları göremiyorlar. Bunu da, benim kendilerine anlatmam belki, zor olabilir; ama, buradan anlatmak istiyorum. O bölgede, sadece hububat ürünü yok; zeytininiz var. Biz, zeytininiz için de uğraşıyoruz; işte, kararnamesi burada, çıkardım. 400 milyar lira bugün için çıktı, 130 milyar lira da elimizde bekleyen var; 530 milyar lira harcayarak...

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Bakan, 280 bin lira verdiğimiz zeytine siz ne verdiniz?! Ayıp!.. Ayıp!..

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – ...İzmir, Manisa, Çanakkale ve Balıkesir'deki zeytinsineğiyle mücadeleyi başlatıyoruz.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Bu sözler yakışmıyor size!

BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız... Sayın Yılmazyıldız...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Ben, burada konuşan arkadaşımın üslubuna...

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Zeytinyağını ithal ediyorsunuz; bunu bile inkâr ediyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız... Sayın Yılmazyıldız...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – ...uymadan konuşmaya çalışıyorum.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Bu ülkede yüzde 100 enflasyon var.

BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız, rica ediyorum...

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Bakanım, 1996'da 280 bin lira olan zeytinyağı fiyatı, şimdi 2 milyon 290 bin lira... Zeytinyağı üreticisi mağdur olmuştur, köylü mağdur olmuştur...

BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız, siz, konuştunuz, indiniz.

Sayın Bakan, sürenizi durdurdum.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Bakan, bu milleti yanıltıyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız, yedi senedir Meclis yönetiyorum; hiçbir arkadaşıma ceza tertibi aklımdan geçmedi bugüne kadar... Rica ediyorum...

Gündemdışı söz verdiğim için de beni pişman etmeyin... Rica ediyorum...

Buyurun Sayın Bakan.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Arkadaşların telaşını anlıyorum; bu Hükümetin çiftçiye olan yakın ilgi ve ihtimamı, arkadaşlarımızı, ilerideki, muhtemel sandık konusunda korkutmaktadır; bu telaşı anlıyorum...

Burada şu hususu belirtmek istiyorum: 1997 yılında üreticimize peşin olarak ödediğimiz paranın miktarı 190 trilyon liradır. Bugün salı günüdür, ödeme günümüzdür -bütün çiftçilerimize, aldıkları paralar helali hoş olsun, hayırlı uğurlu olsun- bugün itibariyle ödenen paranın miktarı da tamı tamına 117,5 trilyon liradır.

Geçen sene hükümeti devrederken, o "denk bütçe" dediğiniz, sonradan ekbütçe çıkarmak zorunda kaldığımız bütçede para bıraktığınızı ve oradan dağıttımızı söylüyordunuz. Hadi diyelim ki, geçen sene öyleydi, bu sene kim buldu bu paraları acaba?..

TAHSİN IRMAK (Sıvas) – Memura niye vermiyorsun?!.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Geçen sene, eğer paranız vardıysa, gübredeki, sütteki, ilaçtaki, seracılıktaki, fidancılıktaki, hayvancılıktaki -altı ay ile ikibuçuk yıl arasındaki- sübvansiyon bedeli olan 24 trilyon lirayı ödemeden hükümetten niye gittiniz?

Ocak ayında tabiî afetler zuhur etmiş; 30 Haziranda da hükümeti devretmişsiniz. 30 Hazirana kadar 55 ilde tabiî afet vuku bulmuş, bir tek kararname çıkarma zahmetine katlanmamışsınız; biz, geldikten sonra, borçları erteleyen kararnameyi çıkarmışız, temmuz ayı içersinde tohum kararnamesini çıkararak, bütün çiftçilerimize tohum yardımında bulunmuşuz ve bu sene, fevkalade süne mücadelesi, fevkalade zeytin sineği mücadelesi, peşin alımlar, iyi fiyatlar... Bu telaşınızı ben anlıyorum...

Hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Başkanım, bir konuyu arz etmek istiyorum.

BAŞKAN – Ne var efendim?..

Buyurun Sayın Yılmazyıldız.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Bakan teneke çalmaktan falan bahsettiler. Acaba, Sayın Bakan, kullanılan tenekeleri, günü geçmiş ilaçları kullandığı ortaya çıkmasın diye bir yere mi kilitliyorlar da, çalma durumu olsun!

Sayın Bakan, dört defa bu kürsüye çıktı, dördünde de farklı şeyler söyledi; biri doğru olsa, üçü yalandır bunların... (ANAP sıralarından gürültüler)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Sayın Başkan, böyle bir usul var mı?

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Bakınız, Bornova Ziraat Enstitüsü Müdürlüğünün raporu var...

BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız... Sayın Yılmazyıldız...

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – ... "bu buğdaylar un yapmaya engel değildir" deniliyor.

BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız...

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Ne var ki, az önce, bu...

BAŞKAN – Efendim, görüşlerinizi bu kürsüden ifade ettiniz. Yerinize buyurun efendim.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – O rapor doğru ise, Bornova Ziraat Odasının "embriyo kararmalı buğdaylardan un yapılır" demesi niye dikkate alınmıyor?

BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız... Sayın Yılmazyıldız...

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Niye...

BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız... Sayın Yılmazyıldız...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Bu adamı bağırtmayın Sayın Başkan.

NEVFEL ŞAHİN (Çanakkale) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun.

NEVFEL ŞAHİN (Çanakkale) – Bakanlık, Çanakkale'de, Gelibolu'da ve Biga'da, günü geçmiş süne ilacı kullanmıştır. Bu süne ilacını kullandığını kendisi de söyledi. Şimdi, şunu söylemek istiyorum: Kendi enstitüsünden aldığı bir raporla "ben günü geçmiş ilaçları da kullanırım" demektedir. Halbuki, ilacı üreten firma "siz, bunu, 1997'nin mayısına kadar kullanabilirsiniz" diyor. (ANAP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Efendim...Sayın Şahin...

NEVFEL ŞAHİN (Çanakkale) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın milletvekili...

NEVFEL ŞAHİN (Çanakkale) – Çanakkale çiftçisi...

BAŞKAN – Sayın milletvekili, rica ediyorum efendim... Böyle bir usulümüz yok.

NEVFEL ŞAHİN (Çanakkale) – Efendim, o zaman, Sağlık Bakanlığı da "günü geçmiş ilaçları hastalara verelim, hastalar ölsün" desin!..

BAŞKAN – Efendim, başka takip yolları var; gidin orayı kullanın...

NEVFEL ŞAHİN (Çanakkale) – Efendim, çiftçi mağdur olmuştur. Sayın Bakan, günü geçmiş ilaçları...

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gündemdışı konuşmalar... (FP ve DYP sıralarından gürültüler)

MUSA DEMİRCİ (Sıvas) – Sayın Başkan...

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Sayın Başkan, sataşma var..

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Efendim, müsaade buyurun... Sayın Demirci, bir dakikanızı rica edeyim...

Buyurun Sayın Gözlükaya.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, Sayın Bakan, konuşmasında, Doğru Yol Partisinin içinde bulunduğu hükümetler döneminde çiftçinin mağdur edildiğini söylemiştir. Şimdi, yerimden, bu konuda bir açıklama yapacağım.

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Yalan mı?

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Yalan söylüyor...

Çiftçi, Doğru Yol Partisinin iktidar olduğu dönemlerde altın devrini yaşamıştır. Ne tütünde, ne fındıkta, ne buğdayda, ne de diğer ürünlerde hiçbir zaman mağdur edilmemiştir. Bugün, zeytinyağcı, tütüncü perişan edilmiştir. Bakan, burada, hatalı olduğu konulara cevap verecekken, gündemi saptırarak başka şeylere cevap vermiştir.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum efendim.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Ben de teşekkür ederim Sayın Başkan.

MUSA DEMİRCİ (Sıvas) – Sayın Başkan, Sayın Bakan... (ANAP ve DSP sıralarından gürültüler)

ŞÜKRÜ YÜRÜR (Ordu) – Sayın Başkan, gündem yüklü, bu kadar gündemdışı konuşma olur mu?

BAŞKAN – Birleşimi ben yönetiyorum. izin verirseniz...

ŞÜKRÜ YÜRÜR (Ordu) – Herkes birden konuşuyor, olur mu böyle şey?!

BAŞKAN – Aman, Sayın Yürür!.. Aman, Sayın Yürür, rica ederim, müsaade buyurun.

MEHMET SAĞDIÇ (Ankara) – Böyle bir usul var mı Sayın Başkan?

BAŞKAN — Sayın Sağdıç, müsaade buyurun.

İHSAN ÇABUK (Ordu) – Sayın Başkan, böyle bir usul var mı?

BAŞKAN – Var efendim, var... İçtüzüğe bakarsanız, var...

İHSAN ÇABUK (Ordu) – Kaç kişi konuşuyor?

V. — SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. — Sıvas Milletvekili Musa Demirci'nin, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar'ın konuşmasındaki kendi bakanlık dönemine ilişkin kısmıyla ilgili açıklaması

MUSA DEMİRCİ (Sıvas) – Sayın Başkan, izin verirseniz, Bakanın konuşmasına cevap arz edeceğim. Bazı bilgileri noksan ifade ettiler. Mesela, Balıkesir bölgesinde, 1996 yılında sıfır buğday alındığını, peşin ödeme yapmadığımızı, buna benzer şeyler söylediler. Müsaade ederseniz kürsüden açıklayayım. İçtüzüğün...

BAŞKAN – Yani, “yapılanın aksine bir beyanda bulundu” diyorsunuz.

MUSA DEMİRCİ (Sıvas) – Evet.

BAŞKAN – 2 dakikayı geçmemek üzere, bir açıklama yapmak kaydıyla size söz veriyorum.

Sayın Demirci, süreniz sadece 2 dakikadır. Buğdayı aldınızsa, aldığınız miktarı; parası varsa, parasını ifade edin, onunla iktifa edin lütfen...

Buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

MUSA DEMİRCİ (Sıvas) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce konuşan Sayın Tarım Bakanı buradan bilgi arz ederlerken, 1995 yılında Balıkesir bölgesinden sıfır...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Bölge demedim; Balıkesir'in Bandırma İlçesi... Saptırmayın...

MUSA DEMİRCİ (Devamla) – Efendim, bakın, ben size şunu söylüyorum: Bir bölge, Erzurum ise Erzurum bölgesi, Bandırma ise Bandırma; Çanakkale ise, Çanakkale bölgesi olarak mütalaa edilir.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Balıkesir'in Bandırma İlçesi...

MUSA DEMİRCİ (Devamla) – Geçen gün de aynı şey ifade edildi. Bandırma bölgesinde 1996 yılında alınan hububat miktarı 138 bin tondur. Bu bakımdan, bunu, sıfır olarak açıklamak fevkalade yanlıştır. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Bir daha söyle öğrensin.

MUSA DEMİRCİ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, 1995 yılında Türkiye genelinde -doğrudur- 240 bin ton alım yapılmıştır; ama, buna rağmen, 1996 yılında 1,5 milyon ton alım yapılmış; 29 trilyon... Sayın Bakanın söylediği gibi, böyle üç ay, beş ay gecikmeyle değil...

NEJAT ARSEVEN (Ankara) – Altı ay gecikmeyle, Altı ay...

YÜKSEL YALOVA (Aydın) – Altı ay...

MUSA DEMİRCİ (Devamla) – Altı ay gecikmeyle değil; en fazla yirmi gün gecikmeyle bunların parası ödenmiştir.

1997 yılında -doğrudur- 6 milyon ton alınmıştır; ancak, bu Hükümet görevden ayrıldığı zaman, Ege Bölgesinde, Çukurova'da ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde hasat bitmişti ve bunların parası da peşin ödendi. Doğru söylüyorlar, kendilerinin yaptığı gibi, haftada bir ödeniyordu. Bizim ayrıldığımız gün, yani pazartesi günü göreve başladılar, salı günü 3 trilyon lira, Ege Bölgesindeki veya Çukurova'daki çiftçilere para ödediler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum efendim.

MUSA DEMİRCİ (Devamla) – Efendim, ben şimdi soruyorum...

MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) – Bırakın konuşsun Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, müsaade buyurun...Rica ediyorum...

Sayın Bakan, son sözünüzü rica edeyim...

MUSA DEMİRCİ (Devamla) – Sayın Bakana soruyorum : yani, bu parayı, gelirken valizle mi getirdiler; yoksa, Toprak Mahsullerinin parasını mı ödediler? (FP ve DYP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Değerli arkadaşlar, ayrı bir şey daha söylüyorum : Toprak mahsulleri Ofisi, bizim dönemimizde 10 trilyon lira kâr etti. O bakımdan, gerçekler bunlardır ve zeytin sineğiyle mücadele, her yıl ya yer aletleriyle yapılır yahut da uçakla yapılır; Balıkesir körfez bölgesinde, bilhassa uçakla yapılır. Türkiye'de yalnız orada uçakla yapılır; neden, çünkü arazi müsait olduğu için, sünede olduğu gibi, eğer mücadele eşiğine gelinmişse yapılır. Niye 1 milyon dekar arazide yapmadınız; doğrusunu yaptınız; çünkü, teknik elemanlarınız, mücadele eşiğini 300 bin dekar olarak belirlediler, doğrusu da budur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSA DEMİRCİ (Devamla) – O bakımdan, doğruları, doğru olarak takdim edersek, millet de doğruyu öğrenir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ben teşekkür ediyorum.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun efendim.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Sayın Başkan,

Bandırma bölgesine, Çanakkale, Balıkesir, Bursa İlleri bağlıdır. Bu illerin alımı, Bandırma bölgesi olarak gözükür. Benim, kürsüde ifade ettiğim husus, sadece Balıkesir İlinde, 1995 yılında da, 1996 yılında da sıfır kilogram mal alınmıştır; yani, alınmamıştır. (DYP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Anlaşıldı efendim.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Bakan yalan söylüyor...

BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız... Sayın Yılmazyıldız...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – İkincisi; Toprak Mahsulleri Ofisi, eğer, Sayın Bakanın ifade ettikleri gibi, onların bıraktığı parayla paraları ödemeye devam etmiş olsaydı, ben de soruyorum Sayın Bakana -saygı duyduğum bir bakandır, birçok uygulamalarını da devam ettiriyorum- 24 trilyon lira sübvansiyonları neden ödememişlerdir?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, izninizle, bir hususu, yüksek ıttılaınıza arz etmek istiyorum. Bazen, hangi gruptan olursa olsun, bir değerli arkadaşım, bulunduğu yerden kısa bir beyanı olduğunu ifade ediyor, ben kendilerine fırsat veriyorum. Bu, keyfî bir uygulama zannediliyor. Halbuki, arkadaşlarım, lütfen, İçtüzüğün 60 ıncı maddesinin dördüncü fıkrasını okurlarsa şu hükmü görürler: "Pek kısa bir sözü olduğunu belirten üyeye Başkan, yerinden konuşma izni verebilir." Bu hususu bilmekte yarar var.

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Gündemdışı konuşma gibi oluyor Sayın Başkan.

BAŞKAN – Efendim, gibisini bilmem; burada ne gibi olduğu yazılı.

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Orada "kısa" diyor Sayın Başkan.

BAŞKAN – Arada bir, fırsat bulursanız, lütfen, İçtüzüğe bakınız; faydalı olur.

IV. — BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR (Devam)

3. — Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış'ın, Nevşehir organize sanayi bölgesinin kurulma aşamasında karşılaşılan sorunlara ilişkin gündemdışı konuşması ve Sanayi ve Ticaret Bakanı E. Yalım Erez'in cevabı

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Nevşehir organize sanayi bölgesinin sorunlarıyla ilgili olmak üzere, Sayın Mehmet Elkatmış, gündemdışı konuşacaklar.

Sayın Elkatmış, buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

MEHMET ELKATMIŞ (Nevşehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum ve Sayın Başkana da söz verdiği için teşekkür ediyorum.

Yaygın, süratli ve dengeli kalkınmanın en büyük araçlarından birinin organize sanayi bölgesi olduğu hepinizce malumdur. Nitekim, bugün, Türkiye'de, kalkınan, ilerleyen illerimiz, organize sanayi bölgesi nedeniyle bu seviyeye gelmişlerdir. Öyle olmuştur ki, artık, Anadolu'da, Anadolu aslanları meydana gelmiştir ve her il, haklı olarak, kendi ilinde organize sanayi bölgesi kurulması için gayret sarf etmektedirler. Bugün, birçok ilimizde de, birinci, ikinci, üçüncü ve hatta dördüncü organize sanayi bölgesi kurulması için yoğun talepler vardır ve kurulmaktadır.

Nevşehir İlinde de, 1976 yılında, organize sanayi bölgesi kurulması o zamanın hükümetince kararlaştırılmış, Bakanlar Kurulundan karar çıkmış ve Sayın Erbakan tarafından Nevşehir organize sanayi bölgesinin temeli atılmıştır. Bu yer için 4 241 dönümlük arazi tahsis edilmiştir; ama, ne var ki, birtakım siyasî kıskançlıklar nedeniyle, atılan bu temel öyle kalmış ve aradan tam yirmiiki yıl geçmiştir değerli arkadaşlar; tabiî ki, Nevşehir, bu imkândan da mahrum kalmıştır. Sizler de takdir edersiniz ki, organize sanayi bölgelerinin birtakım avantajları vardır- ve Nevşehirli sanayiciler, halk ve sivil toplum örgütleri mücadele ettiler. Özellikle, Nevşehir Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı ve Nevşehir sanayi temsilcileri -NESİAD isminde bir dernek kurmuşlar- Nevşehir de organize sanayi bölgesi kurulması için, işe kaldığı yerden tekrar başlamışlardır. 1993 yılında, Nevşehir organize sanayi bölgesi kurulması tekrar programa girmiş, etütleri yapılmış ve kurulmasına karar verilmiştir; gel gör ki, kurulması için gerekli yer bulunamamıştır.

Değerli arkadaşlar, 1976 yılında temeli atılan yer, 4 241 dönüm -biraz evvel de bahsettiğim gibi- tapuya, Nevşehir organize sanayi bölgesi kurulmak üzere tahsis edilmiştir; ama, ne var ki, tam, Nevşehirli bunun üzerine düştüğü zaman ve programa da alınmak üzereyken, 20 Şubat 1992 yılında -burada, tarih ve numaraları da var- Maliye Bakanlığı, bu yeri -aşağı yukarı, 6 856 277 metrekare olarak 41 parça gayrimenkulü- Erciyes Üniversitesine, Nevşehir Damat İbrahim Paşa Üniversitesi kurulmak üzere tahsis etmiştir. Bu yazı, o zamanki Sayın Valinin sümeninin altında beklemiş; ta ki, programa alınınca, 15.11.1994 senesinde tapuya tescil ediliyor. Niçin tescil ediliyor; üniversite için. Tabiî ki, üniversite de kurulacak; ama, bu gayrimenkulden birkısım yerin, organize sanayi bölgesine -eskiden olduğu gibi- tahsis edilmesi gerekir.

Yer verilirdi, verilmezdi kavgası yıllarca sürdü; bunun için heyetler oluşturuldu. Büyük mücadelelerden sonra, 54 üncü Hükümet zamanında, bu sorun nihayet aşıldı ve bu gayrimenkulden 640 dönümlük yer organize sanayi bölgesine tahsis edildi; birkısım da, üniversiteye tahsis edilen yerin dışında olmak üzere, 110 hektar alan tahsis edildi; ama, bununla da iş bitmedi. Bu sefer de, önümüze, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu çıktı "buraya organize sanayi bölgesi kurulamaz" dedi. Niye kurulamaz? "Efendim, burası SİT alanına yakın." SİT alanı içerisinde mi; hayır. Burada yazıları var, heyetler teşekkül etti; tam, 28 kuruluşun -burada, bütün bakanlıkların temsilcileri var, imzaları da var- incelemeleri neticesinde, buranın en uygun yer olduğu ve SİT alanının da 4 kilometre -içinde olmak şöyle dursun- gerisinde olduğu tespit edildi ve yer, biraz evvel de söylediğim gibi, 54 üncü Hükümet zamanında tahsis edildi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ELKATMIŞ (Devamla) – Sayın Başkan, az kaldı.

BAŞKAN – Efendim, lütfen, toparlayın.

MEHMET ELKATMIŞ (Devamla) – Ama, yazışmalar sürüyor;

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Bayındırlık ve İskân Bakanlığına, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Kültür Bakanlığına, Kültür Bakanlığı da Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kuruluna yazıyor ve yazı, bu kuruluşlar arasında gidip geliyor; ama, nihayetinde, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, 29 Haziran 1998 tarihli yazısında "bu yer, Kapadokya Çevre Planı ile Bakanlar Kurulu kararıyla ilan edilen Nevşehir ve çevresi turizm alanı sınırlarının daraltılması kapsamı dışında olup, bu konuda Bakanlığımızca yapılacak herhangi bir işlem bulunmamaktadır" diyerek, topu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kuruluna atıyor.

Değerli arkadaşlar, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu da, daha evvel -işte, burada yazı da var- 18 Mart 1997 tarihli yazısında, bu yerin SİT alanı içerisinde kalmadığını belirtiyor; ama, tam işler olumlu gittiği sırada, yine 6-7.3.1998-70 tarihli bir kararıyla, burayı üçüncü derecede doğal SİT alanı olarak ilan ediyor ve böylelikle, bu yerin yapılmasına mâni oluyor.

Şimdi "bu alanın üçüncü derece SİT alanı olması organize sanayi bölgesi kurulmasına engel olmaz" denilebilir; ama, üçüncü derecede SİT alanı olunca, burada yatırım yapmak isteyen işadamları projelerini getirip, verecek ve gerekli görülürse müsaade edilecektir. Böyle bir şeye de hiçbir işadamı yanaşmaz; çünkü, işadamı büyük masraflara girerek projesini yapacak, her türlü hazırlığını yapacak; haydi "olmaz" denilirse ne olacak?...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ELKATMIŞ (Devamla) – Sonuna geldim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Elkatmış, size eksüre verdim. İnanın, bu gündemdışı konuşmalar için söz verirken o kadar zorlanıyorum ki...

Lütfen, toparlayın efendim.

MEHMET ELKATMIŞ (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, bakınız, geçen haftaki gazetelerde "Böyle Adalet Olmaz" ve "Fransız Mimara Kapadokya Şoku" diye iki haber çıktı. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu, vatandaşa eziyet ediyor; yardımcı olmak şöyle dursun, görevini de yapmıyor. Ülkenin bütün turizm alanları, ormanlık alanları, kıyılar tahrip edilirken, yağma edilirken bu kurul ortada yok; ama, Nevşehir'deki veya diğer yerlerde oturan vatandaş bir ev yaptırdığı zaman veya yıkılan evinin avlu duvarını yaptırırken karşısına çıkıyor; dava açıyor, yıktırıyor. Nevşehir'de, bu sebeple, mahkemelerde davası süren yüzlerce kişi vardır. İşte, en sonunda bir Fransız dahi buna takılmıştır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Elkatmış...

MEHMET ELKATMIŞ (Devamla) – Son cümlemi söylüyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, Nevşehir'in yirmiiki yıllık hayalinin gerçek olması için gayret edenlere teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere, Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Yalım Erez.

Sayın Bakan buyurun.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI E. YALIM EREZ (Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Nevşehir Milletvekili Sayın Elkatmış'ın, Nevşehir Organize Sanayi Bölgesi hakkındaki gündemdışı konuşmasını cevaplandırmak üzere, söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Sözlerimin başında, Sayın Elkatmış'ın, ülkenin dengeli kalkınması konusunda organize sanayi bölgelerinin önemi üzerindeki görüşüne aynen katıldığımı ifade etmek istiyorum. Zaten, 55 inci Hükümet olarak, organize sanayi bölgelerinde, önceliği, organize sanayi bölgesi hiç olmayan ve ağırlıklı olarak da kalkınmada öncelikli yörelere verdiğimizi belirtmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Nevşehir Organize Sanayi Bölgesi, 1994 yılı yatırım programına etüt olarak dahil edilmiştir. Yatırım programında yer seçimi araştırmasının MTA'ca yapılacağı kaydı yer aldığından, 1994 yılında Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğünce Nevşehir İli arazi kullanım potansiyel haritası hazırlanmıştır. MTA'ca 4 adet alternatif alan tespit edilmiş; bunlardan 1 no'lu organize alan, 1 no'lu organize sanayi bölgesi yeri olarak önerilmiştir.

1 no'lu alanın özellikleri: 300 hektar büyüklüğünde, Nevşehir'e 10 kilometre uzaklıkta, 150 hektar rezerv alana sahip; dördüncü ve altıncı sınıf arazi kabiliyetinde; su ihtiyacı, Güvercinlik yeraltı suyundan karşılanabilir ve yüzde 90'ı Hazine mülkiyetinde, enerji nakil hattına da 5 kilometre uzaklıkta olan bir alandır. Diğer üç alandan 2 no'lu alan, 100 hektar büyüklüğünde olup, küçük sanayi sitesinin kuzeybatısında; 3 no'lu alan, yine 100 hektar büyüklüğünde olup, Nevşehir-Aksaray yolunun 11 inci kilometresinde ve 4 no'lu alan da 200 hektar olup, Nevşehir-Avanos yolunun 6 ncı kilometresinde Köseyokuşu mevkiindedir.

Nevşehir organize sanayi bölgesi yer seçimi, 8.11.1994 tarihinde yapılmış olup, Kültür Bakanlığınca, yer seçimi komisyonu tarafından incelenen 4 adet alternatif alandan sadece 3 no'lu alternatif alan için olumlu görüş verilmiş; ancak, bu alan içinde, Çevre Bakanlığı, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Tarım Bakanlığı ve Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü Genel Müdürlüğü tarafından olumsuz görüş bildirilmiştir.

Yer seçimi komisyonu tarafından incelenen Karakepez mevkiindeki 1 no'lu alternatif alan için ise, Kültür Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı görüşüne bağlı olarak, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürlüğü temsilcileri, organize sanayi bölgesi alanı için bu alana olumsuz görüş vermişlerdir.

15.4.1996 tarihinde, Kültür Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünde yapılan toplantıda, Nevşehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca, Dünya Kültür ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşmeye Türkiye Cumhuriyetinin Katılmasının Uygun Bulunduğu Hakkındaki 2658 sayılı Kanun ve bu kanun doğrultusunda onaylanan Dünya Kültür ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşmenin 1 inci maddesinin üçüncü paragrafında belirtilen, SİT alanları kapsamında olan ve dünya kültür mirasının 177 envanter no'suyla yer alan Kapadokya SİT alanlarına bu denli yakın bir yerde organize sanayi bölgesi kurulmasının uygun bulunmadığı, 16.3.1996 gün ve 4416 sayılı kararıyla belirtilmiştir. Yani, burada şunu açıklayayım ki, Kültür Bakanlığı, bu araziyi uygun bulmamayı keyfî bir kararla belirlememiştir; elindeki kanun ve tüzükler ile beynelmilel anlaşmalara göre belirlemiştir.

Şimdi, burada sorun şuradan çıkmaktadır. Belirlenen alanları Kültür Bakanlığı uygun görmemektedir; diğer alanları da, Nevşehir Organize Sanayi Bölgesindeki müteşebbisler uygun görmemektedir. O nedenle, maalesef 1994 yılında programa alınan bu alan, yer belirleme konusunda her iki tarafın aynı görüşe gelmemeleri nedeniyle, bir türlü çıkmamaktadır.

Bakanlık olarak, kendilerine merkez ilçe sınırları dışında bir organize sanayi bölgesi kurulmasıyla ilgili görüşümüz de, yine, müteşebbis kurul tarafından uygun görülmemiştir.

Konu, Kültür Bakanlığının -biraz evvel Sayın Elkatmış'ın da dediği gibi- bu bölgeyi -1 no'lu alanı- 3 üncü derece doğal SİT alanı olarak ilan etmesi ve bu kapsamda yeniden görüşülebileceğine karar verilmesi nedeniyle beklemektedir.

Bakanlık olarak, adı geçen kurulun nihai kararı beklenmektedir. Kurulun nihai kararını müteakip, burada; eğer burada olmuyorsa, merkez ilçe dışında bir yerde organize sanayi bölgesi yapılması konusunda Bakanlık olarak her türlü desteği vereceğimizi belirtir, hepinizi saygıyla selamlarım. (ANAP ve DTP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

KÜLTÜR BAKANI M. İSTEMİHAN TALAY (İçel) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Talay, buyurun efendim; kürsüden mi?..

KÜLTÜR BAKANI M. İSTEMİHAN TALAY (İçel) – Hayır, yerimden ifade etmek istiyorum.

DEVLET BAKANI MEHMET BATALLI (Gaziantep) – Oradan söylesin.

BAŞKAN – Efendim, öyle bir usulümüz yok maalesef. Ben, Sayın Bakanı yerinden dinliyorum.

Buyurun.

KÜLTÜR BAKANI M. İSTEMİHAN TALAY (İçel) – Sayın Başkan, bildiğiniz gibi, kültürel ve doğal mirasın korunması konusunda yetkili kılınan kültür ve tabiat kurulları, doğrudan Bakanlığa bağlı değildir; bir hiyerarşik denetim içerisinde değildir.

Bunlar, kendilerine yasayla verilen teknik görevleri yaparlar.

Bildiğiniz gibi, Nevşehir'in hemen yanında "Kapadokya" denilen, dünya kültür mirası içerisinde çok önemli yer tutan bir kültür alanı vardır. Bu bölgeye yakın bir yerde organize sanayi bölgesi kurulması, Kurulumuz tarafından uygun bulunmamıştır. Bu, aslında, Nevşehir'in ve ülkemizin de yararına bir yaklaşımdır. Bu, manevî bir değerdir. Bu manevî değerin korunması konusunda, Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulu, üzerine düşen görevi yapmıştır. Bundan sonraki aşamada, yeni bir yerin tespit edilerek, uygun bir yerin bulunmasıyla, gerekli olan organize sanayi bölgesinin Nevşehir'e kazandırılmasını, elbette, biz de istiyoruz.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, gündemdışı görüşmeler tamamlanmıştır.

Cumhurbaşkanlığının 3 adet tezkeresi vardır; ayrı ayrı okutup bilgilerinize arz edeceğim:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. — Arnavutluk'a gidecek olan Devlet Bakanı Yücel Seçkiner'e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Metin Gürdere'nin vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1611)

13 Temmuz 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 14 Temmuz 1998 tarihinde Arnavutluk'a gidecek olan Devlet Bakanı Yücel Seçkiner'in dönüşüne kadar, Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Metin Gürdere'nin vekalet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

2. — Arnavutluk'a gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem'e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel'in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1610)

13 Temmuz 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 14 Temmuz 1998 tarihinde Arnavutluk'a gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in dönüşüne kadar, Dışişleri Bakanlığına, Devlet Bakanı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel'in vekalet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

3. — Arnavutluk'a gidecek olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan'a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Hasan Hüsamettin Özkan'ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1609)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 14 Temmuz 1998 tarihinde Arnavutluk'a gidecek olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Nami Çağan'ın dönüşüne kadar; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına, Devlet Bakanı Hüsamettin Özkan'ın vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Sayın milletvekilleri, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmına geçiyoruz.

Sayın bakanlardan bir ricam var; bundan sonraki oylamalar, gerçekten kritik oylamalardır. Zaten, Genel Kurulumuzda sayın bakanlar için, bir de yer tefrik edilmiştir. Oylamada karışıklığa meydan vermemek için ve oylama esnasında "siz oraya oturun, siz buraya oturun" demek de bana şık gelmiyor. Onun için, bir uyarıda bulunuyorum; sayın bakanlar, kendilerine tefrik olunan Bakanlar Kurulu sıralarında otururlarsa, rahat bir oylama yapma imkânı hâsıl olur.

VI. — GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE
MECLİS ARAŞTIRMASI

A) ÖNGÖRÜŞMELER

1. — Sıvas Milletvekili Tahsin Irmak ve 54 arkadaşının, yeni turizm merkezlerinin tespitinde mevzuata aykırı davranmak suretiyle partizanlık ve usulsüzlük yaparak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Turizm Bakanı İbrahim Gürdal Hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/26)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Genel Kurulun 2 Temmuz 1998 tarihli 114 üncü Birleşiminde alınan karar gereğince, bu kısmın 1 inci sırasında yer alan, Sıvas Milletvekili Tahsin Irmak ve 54 arkadaşının, yeni turizm merkezlerinin tespitinde mevzuata aykırı davranmak suretiyle partizanlık ve usulsüzlük yaparak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin, Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Turizm Bakanı İbrahim Gürdal hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesinin görüşülmesine başlıyoruz.

Bu görüşmede, sırasıyla, önergeyi verenlerden ilk imza sahibine veya onun göstereceği bir diğer imza sahibine; şahısları adına 3 sayın üyeye ve son olarak da, hakkında soruşturma istenmiş bulunan Turizm Bakanı Sayın İbrahim Gürdal'a söz verilecektir.

Konuşma süreleri 10'ar dakikadır.

Meclis sortuşturması önergesi, Genel Kurulun, 29 Haziran 1998 tarihli 111 inci Birleşiminde okunmuş ve bastırılarak sayın üyelere dağıtılmıştır; Bu nedenle, soruşturma önergesini tekrar okutmuyorum.

İlk sözü, İçtüzük gereği önerge sahibine vermeden önce, söz almak isteyen sayın milletvekillerinin isimlerini okuyacağım:

Sayın Adil Aşırım (Iğdır), Sayın Mustafa Dedeoğlu (Muğla), Sayın İbrahim Yılmaz (Kayseri), Sayın Saffet Arıkan Bedük (Ankara), Sayın Mehmet Gözlükaya (Denizli), Sayın Turhan Güven (İçel), Sayın Necati Çetinkaya (Konya), Sayın Halit Dağlı (Adana), Sayın Nevzat Ercan (Sakarya), Sayın Ali Rıza Gönül (Aydın), Sayın Sabri Güner (Kars), Sayın Mustafa Çiloğlu (Burdur), Sayın Tahsin Irmak (Sıvas), Sayın Zeki Ertugay (Erzurum), Sayın Haluk Yıldız (Kastamonu), Sayın Ayfer Yılmaz (İçel), Sayın Necmettin Dede (Muş)...

ASLAN ALİ HATİPOĞLU (Amasya) – Sayın Başkan, bu da yeni mi çıktı?! Hepsini okumaya gerek var mı?

BAŞKAN – ...Sayın Hasan Dikici (Kahramanmaraş), Sayın Mehmet Altan Karapaşaoğlu (Bursa), Sayın Ömer Faruk Ekinci (Ankara), Sayın Naci Terzi (Erzincan), Sayın Feti Görür (Bolu), Sayın Cafer Güneş (Kırşehir), Sayın Kahraman Emmioğlu (Gaziantep), Sayın Musa Uzunkaya (Samsun), Sayın İsmail İlhan Sungur (Trabzon), Sayın Veysel Candan (Konya), Sayın Nezir Aydın (Sakarya), Sayın Bekir Sobacı (Tokat), Sayın Abdullah Örnek (Yozgat), Sayın Sıtkı Cengil (Adana), Sayın Mustafa Hasan Öz (Ordu), Sayın Mehmet Aykaç (Çorum), Sayın Mehmet Çelik (Adıyaman), Sayın Fikret Karabekmez (Malatya), Sayın Mustafa Köylü (Isparta), Sayın Cevat Ayhan (Sakarya), Sayın Mustafa Yünlüoğlu (Bolu), Sayın Bahri Zengin (İstanbul), Sayın Selahattin Beyribey (Kars), Sayın Uğur Aksöz (Adana), Sayın Süleyman Hatinoğlu (Artvin), Sayın Cemal Özbilen (Kırklareli), Sayın Halûk Müftüler (Denizli), Sayın Nabi Poyraz (Ordu), Sayın İbrahim Yaşar Dedelek (Eskişehir), Sayın Ahmet Neidim (Sakarya), Sayın Hüsnü Sıvalıoğlu (Balıkesir), Sayın Evren Bulut (Edirne), Sayın Avni Kabaoğlu (Rize), Sayın Ali Uyar (Hatay), Sayın İrfan Demiralp (Samsun), Sayın Ahmet Kabil (Rize), Sayın Edip Safder Gaydalı (Bitlis), Sayın Tevfik Diker (Manisa), Sayın İlker Tuncay (Ankara), Sayın Yusuf Pamuk (İstanbul), Sayın Emin Kul (İstanbul), Sayın Bülent Atasayan (Kocaeli), Sayın Nuri Yabuz (Afyon), Sayın Nejat Arseven (Ankara), Sayın Ünal Yaşar (Gaziantep), Sayın Mete Bülgün (Çankırı), Sayın Abbas İnceayan (Bolu), Sayın Yusuf Namoğlu (İstanbul), Sayın Miraç Akdoğan (Malatya), Sayın Ülkü Güney (Bayburt), Sayın Metin Öney (İzmir), Sayın Mahmut Yılbaş (Van), Sayın Mustafa Zeydan (Hakkâri), Sayın Müjdat Koç (Ordu), Sayın Abdulkadir Akgöl (Hatay).

Bu isimlerini okuduğum sayın milletvekilleri, söz almak için müracaatta bulundular; kurayla yapılan tespitte, sırasıyla, Sayın Adil Aşırım'a, Sayın Mustafa Dedeoğlu'na ve Sayın İbrahim Yılmaz'a söz verilecektir; ancak, tabiî, önce ilk söz, önerge sahibi Sayın Dedeoğlu'nun.

Buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

Efendim, süreniz 10'ar dakikadır.

MUSTAFA DEDEOĞLU (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sıvas Milletvekili Sayın Tahsin Irmak ve 54 arkadaşı tarafından verilen 9/26 esas numaralı, yeni turizm merkezlerinin tespitinde mevzuata aykırı davranmak suretiyle, partizanlık ve usulsüzlük yaparak, görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin, Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla, Turizm Bakanı Sayın İbrahim Gürdal hakkında, Anayasanın 100 üncü ve Meclis İçtüzüğünün 107 nci maddeleri uyarınca, Meclis soruşturması açılmasına ilişkin olarak verilen önerge üzerinde, önerge sahipleri adına söz almış bulunuyorum. Öncelikle, Yüce Meclisi en içten saygılarımla selamlıyorum.

Biz, Doğru Yol Partisi olarak, hakka inanan, hakkı ve haklıyı savunan, hangi şekil ve şartlarda olursa olsun, haksızlıklara karşı olan bir misyonun temsilcileriyiz. Bu misyonun ana prensibi, halkın çıkarlarını her şeyin üzerinde tutmak ve onu korumaktır. Bu nedenle, Doğru Yol Partisi, hangi düşünce ve maksatla olursa olsun, açık ya da gizli, ülke ve millet menfaatlarını, adaleti gözetmeyen, hukuka ve genel ahlaka aykırı her türlü uygulamanın karşısındadır. Bu tür uygulamalara neden olanlardan, mutlak suretle hesap sorulması gerektiğine inanmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kimlerin desteği ve hangi şartlarda kurulduğu halkımızca çok iyi bilinen 55 inci azınlık Hükümetinin Turizm Bakanı, mevcut turizm merkezlerimizdeki sorunlara çare aramak, sorunlara çözüm getirmek yerine "20 nci Grup Turizm Merkezleri" başlığı altında kendi yandaşlarına yarar sağlama çabası içine girmiş ve 11 Ocak 1998 tarihli 23227 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 6.1.1998 tarih 10496 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla, İstanbul'da 5 yeni turizm merkezi ilan etmiş, 3 turizm merkezini de tevsi ederek, belli kişi ve gruplara çıkar sağlama yolunu seçmiştir. Ancak, mızrak çuvala sığmamıştır. Yasa ve yönetmeliklere aykırı olarak gerçekleştirilen bu uygulama, basının ve kamuoyunun yoğun tepkisini çekmiştir. Bu tepkiler üzerine, 11 Mart 1998 tarih 23283 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla, İstanbul'da ilan edilen 8 turizm merkezinden 5'i iptal edilmiştir.

Şimdi, İstanbul'da yeni ilan olunan ve tevsi edilen bu turizm merkezlerini kısaca gözden geçirelim :

İstanbul Sarıyer Mavramoloz Turizm Merkezi:

170 hektarlık ormanlık saha üzerinde golf alanı ve yan üniteleri için Orman Bakanlığının 29.7.1991 tarihinde 8 ay süreli ön izinle Erdal Aksoy'a, yani, Anavatan Partisi İstanbul İl Başkanına tahsis edilmiştir. Bu izni veren, yine, o tarihte iktidarda olan Anavatan Partisi Hükümetidir. Ayrıca, bu alanda, Emperyal Otelcilik ve Malatyaspor eski Başkanı Nurettin Güven'in de hisseleri bulunmaktadır. Yaklaşık 200 hektarı bulan bu saha, İstanbul halkınca piknik alanı olarak kullanılmakta ve İstanbul III üncü Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kurulunun 20.6.1996 tarih ve 8374 sayılı kararıyla I, II ve III üncü derece doğal SİT alanı olarak tescillidir.

İstanbul Beşiktaş Serencebey Yokuşu Turizm Merkezi:

Beşiktaş İlçesi, Yıldız Caddesi, Serencebey Yokuşu Mevkiinde, mevcut otel ve çevresine ait imar planı bulunmaktadır. Yürürlükteki imar planı revize edilerek, 1 400 yataklı mevcut tesisin genişletilerek yeni kapasiteler oluşturulacağı arazi, ANAP İstanbul İl Başkanı Erdal Aksoy'un kardeşi Erol Aksoy'un mülkiyetindedir. Burası, bölgedeki tek yeşil alan olup, koruma alanı içinde yer almasına rağmen, bu kararla, yeşil alan statüsünden çıkarılarak, yapılaşmaya açılmıştır.

İstanbul Beşiktaş Kuruçeşme Turizm Merkezi:

Onaylı imar planı kararları doğrultusunda, yaklaşık 1 250 yatak kapasiteli otel yapılması öngörülen bu arazinin mülkiyetinin bir kısmı, Muammer İhsan Kalkavan ve hissedarlarına aittir. Bölgede tek yeşil alan bu arazinin yapılaşmaya açılması, Beşiktaş bölgesinin nefes alamaz hale gelmesine neden olacaktır.

İstanbul Şişli Bomonti Turizm Merkezi :

Şişli Belediyesi sınırları içinde kalan bu arazinin mülkiyeti, Maliye Hazinesi ve Tekel Genel Müdürlüğüne aittir. Kentin, konut ve sanayileşmenin yoğun olduğu bir kesiminde yer alan bu bölgenin ne maksatla turizm merkezi ilan edildiği gerçekten düşündürücüdür.

İstanbul Atik Alipaşa Yalısı Turizm Merkezi:

Mevcut yapıların restore edilerek turizme kazandırılmasının hedeflendiği öne sürülen bu arazinin mülkiyeti Hazine ve TEAŞ'a aittir; ancak, asıl amacın, bu çevredeki arsalara değer kazandırılarak bazı kişilere rant sağlamak olduğu kuşkusuzdur; zira, bu parsel Boğaziçi kıyısına dahildir.

İstanbul Ataköy Turizm Merkezi:

Özel mülkiyette olan bu arazinin Hotel Letonia projesine göre plan revizyonu yapılması gerekmektedir. Kıyı bandı planlama zorunluluğu olan bu arazinin turizm merkezi olarak ilan edilmesinin gerekçe ve açıklama raporları da yoktur. Kararın, siyasî hesaplarla ve partizanca alındığı aşikârdır.

İstanbul İstinye Turizm Merkezi:

Yürürlükteki turizm merkezi içerisinde bulunan Türkiye Cumhuriyeti Turizm Bankasına ait arsaların, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasına satılması sonucu kongre merkezi yapımına olanak sağlamak amacıyla turizm merkezine dahil edildiği belirtilen arazinin tamamı özel mülkiyette olup, 30 dönümlük kısmı Seba Turizm Ticaret Anonim Şirketine aittir. Bu işlem de son derece düşündürücüdür.

İstanbul Sarıyer İstinye Turizm Merkezi:

Yürürlükteki turizm merkezine ilaveler yapılmıştır. Taşınmazın mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne aittir. Tevsi edilen kısım, onaylı imar planlarında turistik tesis alanında kalmaktadır. Tahsis edilen yerin Uran Holding Otel İşletmelerinin tamamlanması amacına yönelik olduğu tahmin edilmektedir. Bu alan, 1991 yılında onaylanan imar planına göre, hayvanat bahçesi, konaklama tesisi ve park alanı olarak görünmektedir.

Turizm Bakanı, yatak kapasitesini artırmak bahanesine sığınarak, kişi ve tapu bazında birilerine yapılaşma rantı aktararak ya da önceden ayarlanmış arsa tahsisi yaparak, birtakım partili çevrelere ve holdinglere menfaat sağlamak amacıyla İstanbul'da ilan ettiği bu 8 adet turizm merkezinden, Beşiktaş Kuruçeşme, Beşiktaş Serencebey Yokuşu, Sarıyer Mavramoloz, Ataköy, ve Sarıyer İstinye Turizm Merkezlerini, gelen haklı tepkiler ve baskılar sonucunda geri çekmek zorunda kalmıştır. Bir Bakanlığın, icraatında kararlı olması gerektiği düşünülürse, yapılan uygulamayı anlamak mümkün değildir.

Ayrıca, arazilerin mülkiyet durumları detaylı olarak incelendiğinde, belli kişilere çıkar sağlama amacına yönelik olduğu açıktır.

Kamuoyunun yoğun ve haklı eleştirisi karşısında yapılan bu geri çekme işlemi, İstanbul Şişli Bomonti Turizm Merkezi, İstanbul Atikali Paşa Yalısı Turizm Merkezi, İstanbul Ataköy Turizm Merkezi İkinci Tevsii için gerçekleştirilmemiştir.

Basından edindiğimiz bilgilere göre, Hükümetin İstanbul'da ilan ettiği turizm merkezlerinin çoğunluğunun SİT alanları içinde oluşturulmuş olması nedeniyle yoğunlaşan kamuoyu baskılarına paralel olarak, CHP İstanbul Milletvekili Sayın Ercan Karakaş, Kültür Bakanı Sayın İstemihan Talay'ın yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bir soru önergesi vermiştir. Bu önergeyle, Sayın Karakaş, Kültür Bakanı Sayın Talay'a "bu kararı ve özellikle de SİT alanlarının turizm merkezi ilan edilerek yapılaşmaya açılmasını doğru buluyor musunuz" sorusunu yöneltmiş ve ilaveten şu sorulara yanıt istemiştir:

1- Kararname hazırlanırken, Kültür Bakanlığından ve koruma kurullarından görüş istenmiş midir?

2- İstendiyse, Kültür Bakanlığının görüşü ne olmuştur?

3- Yerel yöneticilere, meslek odalarına ve kent halkına danışılmadan hazırlanan ve onların haklı tepkilerine neden olan bu kararnamenin iptali konusunda bir girişiminiz olacak mıdır?

(Mikrofon otamatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Dedeoğlu, lütfen, toparlayalım.

MUSTAFA DEDEOĞLU (Devamla) – Sayın Başkan, konuşma sürem 20 dakika değil miydi?

BAŞKAN – Hayır, 10 dakika efendim; ben, uyardım...

Süremiz 10 dakika; ama, ben ilave süre verdim; lütfen, toparlayın.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, şahsı adına da konuşacaktı...

BAŞKAN – Efendim, şöyle: Sayın Dedeoğlu'nun konuşma sırası, Sayın Adil Aşırım'dan sonra.

Sayın Adil Aşırım, Sayın Dedeoğlu'ndan sonra konuşmayı arzu eder, muvafakat ederseniz, Sayın Dedeoğlu konuşmasına devam etsinler...

ADİL AŞIRIM (Iğdır) – Ediyorum efendim.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

Sayın Dedeoğlu, size, 10 dakika daha süre verdim; buyurun.

MUSTAFA DEDEOĞLU (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bu soruları 26 Şubat 1998 tarihinde yazılı olarak yanıtlayan Kültür Bakanı Sayın Talay, SİT alanlarının her türlü imar yetkisinin koruma kurullarında olacağını, kültür ve tabiat varlıklarını korumanın Kültür Bakanlığının aslî görevi olduğunu belirterek, 30 Aralık 1997 tarihinde, Turizm Bakanlığında, bir bakanlıklararası koordinasyon toplantısı yapıldığını dile getirmiştir. Sayın Talay, bu toplantıda belirttikleri görüşleri ve izleyen süreci de şöyle özetlemektedir:

"Toplantıya katılan elemanlarımız, SİT'lerdeki yetkinin koruma kurullarında olduğunu, bu alanlarda ilan edilecek turizm merkezleri için kurullardan görüş almak gerektiğini; bu anlamda, gerekli incelemelerle birlikte, kurul görüşlerinin bildirileceğini belirtmelerine rağmen, Turizm Bakanlığı, bu görüşleri beklemeden, turizm merkezlerini, Bakanlar Kuruluna iletmiştir."

Buradan da açıkça görülmektedir ki, Sayın Turizm Bakanının, yasa ve yönetmeliklere aykırı olarak, alelacele bu kararı çıkarmak için yasa ve yönetmelikleri çiğnediğini, Hükümetin bir başka üyesi olan Kültür Bakanı Sayın Talay da itiraf etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 4 üncü maddesi, turizm merkezlerinin tespitindeki kıstasları açıkça ortaya koymaktadır. Bu madde, turizm bölgeleri, turizm alanları ve turizm merkezlerinin tespitinde, ülkenin doğal, tarihî, arkeolojik ve sosyokültürel değerlerinin, kış, av ve su sporları ile sağlık turizmi ve mevcut diğer turizm potansiyellerinin dikkate alınacağını hükme bağlamıştır. Anılan 2634 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine uygun olarak çıkarılmış olan yönetmeliğin 5 inci maddesinde ise, ülkenin doğal, tarihî, arkeolojik ve sosyokültürel turizm değerleri, kış, av ve su sporları ve sağlık turizmi ile mevcut diğer turizm potansiyelleri dikkate alınarak öngörülen turizm bölgeleri, turizm alanları ve turizm merkezlerinin mevkiini ve sınırlarını belirlemek amacıyla Bakanlık içinde bir komisyon oluşturulacağı belirtilmektedir. Bu komisyonun, Turizm Bakanlığı koordinatörlüğünde, Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarlığı, Çevre, Millî Savunma, İçişleri, Maliye, Bayındırlık ve İskân, Ulaştırma, Tarım ve Köyişleri, Sanayi ve Ticaret, Kültür ve Orman Bakanlığı yetkililerinden oluşturulacağı açıkça belirtilmesine rağmen, böyle bir uygulamaya gidilmemiş, yasa ve yönetmelik hükümleri hiçe sayılarak, turizm merkezleri ilan edilmiştir. Bu da, yasa ve yönetmeliklerin çiğnendiğine, görev suçunun sabit olduğuna en kesin kanıttır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Turizm Bakanlığının görevi, ülke turizminin onca sorunu varken, sorunlara çözüm bulmak yerine, birtakım çevrelere çıkar sağlamak amacıyla turizm merkezleri ilan etmek olmamalıdır. Bu sorunlara, Sayın Bakanın dikkatlerini Yüce Meclisin huzurunda bir kez daha çekmekte yarar görüyorum.

1997 yılında altın yılını yaşayan ve ülkemize 10 milyar doların üzerinde döviz girdisi sağlayan turizm sektörü, içinde bulunduğumuz 1998 yılında ağır bir kriz yaşamaktadır. Bu konuya, geçtiğimiz günlerde bu kürsüden yapmış olduğum gündemdışı bir konuşmayla dikkat çekmiş ve bir turizm bölgesi milletvekili olarak, Sayın Bakanımızdan, konuya ilgi gösterilmesini talep etmiştim. İmam bildiğini okur misali, yine tavırda değişiklik olmadı.

İktidar partisine mensup milletvekili arkadaşlarımız, ısrarla, turizmdeki durgunluğun nedenini casinoların kapatılmasına bağlamaktadırlar. Bunun doğru olmadığını istatistikler göstermektedir. İsrail'den ülkemize gelen turist sayısında ancak yüzde 1'lik düşüş olduğu; buna karşılık, Rusya'dan gelen turist sayısında artış olduğu, istatistiklerle doğrulanmaktadır. Oysa, Avrupa ülkelerinden gelen turist sayısındaki azalma yüzde 50'leri bulmaktadır. Diğer taraftan, kapatılan casinoların büyük çoğunluğu İstanbul'da olduğu halde, buralarda durgunluk fazla hissedilmemektedir. Asıl sorun, Avrupalı turistlerin ilgi gösterdiği güney sahillerimizdedir. Avrupalı turist sayısındaki azalmanın nedeni de, Hükümetin Avrupa ülkeleriyle olan ilişkilerindeki gerginliktir. Sayın Başbakanın Almanya Başbakanı hakkındaki sözleri, bu gerginliğin tuzu biberi olmuştur.

Turizm sektörümüzden bu yıl, yüzde 60 oranında rezervasyon boşluğu mevcuttur. Buna bağlı olarak, bu sektöre yatırım yapan pek çok kişi ve kuruluş, önemli bir darboğaza girmiştir. Kriz, sektör mensuplarının taşıyamayacağı boyutlardadır. Bunun, genel ekonomideki yansıması daha da büyük olacaktır; çünkü, sektörde sorunlar oldukça fazladır.

Bakanlığın, belirli ve tutarlı hedefleri olan bir turizm politikası mevcut değildir. Öncelikle, millî bir turizm politikası oluşturulmasına acil ihtiyaç vardır.

Otelciler birliği yasa tasarısı yıllardan beri Meclis komisyonlarında beklemekte, bir türlü çıkarılamamaktadır. Turizm sektöründeki birçok işletmenin başındaki kişilerin turizm eğitiminden yoksun olmaları, sektörü olumsuz yönde etkilemektedir.

Turistik yörelerdeki trafik ve yol sorunu, başlı başına bir olumsuzluktur ve yurt dışında devamlı olarak eleştiri konusu olmaktadır. Rakiplerimiz tarafından önemli bir antipropaganda malzemesi olarak kullanılmaktadır.

Bakanlığın, tanıtım için yeterli para ayırmadığı, ayıramadığı ve yeterli tanıtım yapamadığı, acı bir gerçektir.

Altyapı eksikliği ve zamansız altyapı inşaatları devamlı eleştiri konusu olmakta ve sektörü olumsuz yönde etkilemektedir.

Koordinasyon bozukluğu ve ilgisizlik had safhadadır.

Birtakım kötü niyetli kişi ve kuruluşlar, sırf karapara aklamak ve birtakım kötü emellerini gerçekleştirmek için turizm sektörüne girmişlerdir. Bu da, gerçekten, bu sektörde uğraş verenler ve ülkemiz için büyük bir dezavantajdır.

Turizm hizmeti veren tesislerin pek çoğu eskimiş durumdadır, yenilenmeleri gerekmektedir. Dolayısıyla, bu tesislerin, kredi desteğine ihtiyaçları vardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1998 yılında, Türkiye'nin, özellikle güney sahillerini etkileyen krizin hafifletilebilmesi için bazı acil önlemlerin alınması gerekmektedir. Bu konuda da, Bakanlık, tamamen duyarsız davranamaz.

Ülkemiz ile Akdenize kıyısı olan diğer ülkeler arasındaki rekabette mevcut olumsuzlukların giderilebilmesi için birtakım düzenlemelere ihtiyaç vardır.

Ülkemize gelen turistlere uygulanan vize ücreti en az yüzde 50 oranında düşürülmeli ve devamlı olarak şikâyet konusu olan 0-12 yaş grubu çocuklar için vize ücreti tamamen kaldırılmalıdır.

Havaalanlarında ve giriş kapılarında alınan giriş vergilerinin (ayakbastı parasının) kaldırılması ve gümrüklerdeki giriş işlemlerinin hızlandırılması zorunludur.

Konaklama ücretlerindeki KDV oranının mutlak suretle düşürülmesi gerekmektedir.

Ülkemize gelen yatçılardan alınan trans-look gelirleri amacı dışında kullanılmakta, turizme yararı olmamaktadır.

Turist taşıyan uçaklara indirimli yakıt temin edilmelidir.

Turistik belde ve ilçe belediyelerine yaz dönemi nüfusuna göre yardım yapılmalı, altyapı yatırımları ekim-nisan döneminde yapılacak şekilde kaynak tahsisi planlanmalıdır.

Avrupa Birliği ve diğer ülkelerde, mevcut, PKK, Ermeni ve Rum örgütlerince sürdürülen aleyhte propaganda faaliyetleri için gerekli önlemler alınmalı ve karşı propaganda çalışmalarına ağırlık verilmelidir.

Ülkemizi tanıtıcı faaliyetlere ivme kazandırılmalı, yurt dışında, televizyon, gazete, dergi ve diğer yayın organlarındaki reklam faaliyetleri artırılmalıdır.

Aleyhimizdeki lobicilik faaliyetlerine karşı önlemler alınması zorunludur. Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti lobisinin Dünya Turizm Fuarında ziyaretçilere dağıttığı yalan ve iftira dolu bir bildirgeyi turizmci arkadaşlarımız bana ilettiler. Tamamen yalan ve ağır iftiralarla dolu olan bu bildirgenin içeriği hakkında Yüce Meclise bilgi sunmakta yarar görüyorum.

Bildirgede yer alan maddeleri okuyorum:

"1. İngiltere Hükümeti, 1997 yılında, yalnız üç aylık dönemde, İngiltere'ye, Türkiye kanalıyla 1 tondan fazla eroin sokulduğunu bildiriyor. Bunun toplam değeri 100 milyon sterlindir.

2. İngiltere'ye sokulan eroinin yüzde 90'ı Türkiye ve Kuzey Kıbrıs kanalıyla olmaktadır.

3. Üst düzey Türk politikacılarının adı bu faaliyetlere karışmıştır.

4. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs'ta bulunan bankalar, karapara aklamaktadırlar.

5 - Türkiye Tarım Bakanlığı bildirisine göre, Türkiye'de afyon üretimi yüzde 100'den fazla artırılmıştır.

6 - Türk hükümeti, İngiltere gümrük yetkilileriyle, eroin ticaretini engellemek için, yeterli düzeyde girişimde bulunmuyor."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Dedeoğlu, lütfen toparlayın efendim.

Buyurun.

MUSTAFA DEDEOĞLU (Devamla) – Rum lobisi, Dünya Turizm Fuarında dağıttığı iftira bildirgesinin altına ilginç bir not da düşüyor : "Türkiye ve Kuzey Kıbrıs'ta yapılan tatil, bu eroin ticaretine destek vermek demektir. Biz, sizi, Avrupa'da her yıl eroinden kaynaklanan ölümlere neden olan Türkiye ve onun illegal ortağı Kuzey Kıbrıs'a ilgi göstermemeye davet ediyoruz."

Değerli milletvekilleri, görüyorsunuz, rakiplerimiz, turizmimizi baltalamak için hangi yollara başvuruyor. Biz ise, bu iftira kampanyaları karşısında ne yapabiliyoruz?.. Turizm Bakanlığımızın, bu konuda, şapkasını önüne alıp fevkalade düşünmesi gerekmektedir.

Tabiî, turizm, ülkemizin önemli bir olayıdır; biraz önce tarımdan ve ziraatten bahsedildi, bu yıl domatesçi, pamukçu, tütüncü gibi, turizmcimiz de zor durumdadır.

Ben, her türlü haksızlığın, partizanlığın, kayırmanın ve suiistimalin karşısında olduğumuzu belirtiyorum. Turizmcilerimize hayırlı işler diliyorum, başarılar diliyorum. Ülkemizde, bu yıl, turizmin yine iyi geçmesi dileğinde bulunuyorum ve Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Dedeoğlu, teşekkür ediyorum.

Sayın Adil Aşırım, buyurunuz efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)

Sayın Aşırım, süreniz 10 dakika efendim.

ADİL AŞIRIM (Iğdır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sıvas Milletvekili Sayın Tahsin Irmak ve 54 arkadaşının, Turizm Bakanı Sayın İbrahim Gürdal hakkında bir Meclis soruşturması açılması önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, önergede belirtildiği gibi, Bakanlar Kurulunun 6.1.1998 tarih ve 98/10496 sayılı kararıyla, Turizm Bakanlığının teklifi üzerine, Turizm Bölgeleri, Turizm Alanları ve Turizm Merkezlerinin Belirlenmesi İçin Çalışma Gruplarının Oluşturulması, Görev ve Yetkileri ile Çalışma Şekline İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre, bazı turizm merkezlerinin tevsii ve tadili kararlaştırılmıştır.

Bu kararla "20 nci Grup Turizm Merkezleri" başlığı altında, 19 yer yeniden ilan edilmiş, 6 yer ise tevsi ve tadil edilmiştir.

Önergedeki iddia, Turizm Bakanı İbrahim Gürdal'ın, İstanbul İlimizde yeni ilan edilen turizm merkezlerinin tespitinde mevzuata aykırı davrandığı ve partizanlık yaptığıdır.

Değerli milletvekilleri, bir diğer iddia, turizm merkezlerinin tespitinde, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Yasasının 3 üncü ve 4 üncü maddelerine dayandırılarak hazırlanan yönetmeliğin 5 inci maddesinde belirtilen kurallara riayet edilmeden, uzmanlarca mahallinde ön çalışma yapılmadan, talimat doğrultusunda, masa başında çalışılarak, arazisi bulunan kişilerin istekleri doğrultusunda, komisyonun, sadece tutanağı imzaladığı, kamu yararının gözetildiğine dair hiçbir belgenin bulunmadığı iddialarıdır.

Ben, mevcut maddeler ve o maddelerden dayanak alan yönetmeliklerden yola çıkarak, kısaca bilgi vermek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, biraz önce konuşan, DYP Grubuna mensup milletvekili arkadaşım, bir misyon sahibi olduklarını söylediler; doğrudur, Doğru Yol Partisi çizgisinin bir misyonu vardır; ama, o misyonla, Sayın Çiller hakkında mal varlığı soruşturması komisyonu kurulmasından sonra, bir soruşturmalar yağmurundan sonra takındıkları misyonun hiçbir alakası yoktur. Eğer, çizgilerinden kaynaklanan misyondan yola çıksalardı, bırakırlardı, Sayın Çiller'in mal varlığıyla ilgili Soruşturma Komisyonu çalışmalarını tamamlardı.

Değerli milletvekilleri, soruşturma komisyonlarında bütün arkadaşlar birbirlerine hasım oluyorlar; özellikle, DYP Grubunca Parlamentonun bir soruşturma yağmuruna tutulmasından sonra. Tabiî, bu hasmane tutumdan sonra, komisyon çalışmaları ve raporları -gerçek olsa bile- siyasallaştırılıyor. Zannedersem, DYP Grubunun amacı da budur; ama, unutmasınlar ki, seçim yaklaşırken, bu kadar bol soruşturma komisyonlarında görev alan DYP'li arkadaşların, soruşturma komisyonlarının çalışmalarının yönünü, listedeki sıraları belirleyecektir. O da, DYP yönetimindeki arkadaşları son derece güç duruma düşürecektir.

Değerli arkadaşım, Turizm Bakanlığınca, Anavatan Partisi İl Başkanına yer tahsis edildiğini söyledi. Tabiî, önergeyi hazırlarken o kadar siyasî değerlendirmeler içinde hazırlıyorlar ki, daha sonra, aynı ANAP İl Başkanının mülkiyetinin değer kazandığını söyledi; ki, bu tahsisle kendi mülkiyetinin değer kazanmasını hiç bağdaştırmıyor. Önce "tahsis edildi" diyor, ondan sonra "kendi mülkiyeti değer kazandı" diyor. Kaldı ki, bu, zannedersem, Sayın Bakanla ilgili, turizm bölge, alan ve merkezlerinin tevsii, tadili ve bu merkezlerin açılmasıyla ilgili bir soruşturma önergesiydi. Boşu boşuna, İl Başkanına yer tahsis edildiği gibi, asılsız bir iddiada bulundu.

Değerli milletvekilleri, 2634 sayılı Yasanın 3 üncü maddesi, turizm bölgelerinin sınırları, Turizm Bakanlığının önerisi ve Bakanlar Kurulu kararıyla tespit ve ilan edilen bölgeler, turizm alanları ve turizm merkezlerinin ne olduğunu tanımlar. Aynı 3 üncü madde, Turizm Bakanlığına, turizm bölge, alan ve merkezlerinin sınırlarının tespitinde, Turizm Bakanlığının teklifiyle, Bakanlar Kurulu kararının yayımlanması yetkisini verir. Yine, aynı yasanın 4 üncü maddesi de, turizm bölge, alan ve merkezlerinin tespitinde birtakım kriterler getirir ki, aynı kriterlere ek olarak, Turizm Bakanlığı da çok önemli kriterler getirmiştir. Yani, turizme açılan bu bölgelerin belli kriterleri haiz olması lazım.

İstanbul'da turizme açılan bu bölgeler, yeni yerleşim merkezi olan bir Sultanbeyli, bir Halkalı ya da bir Esenyurt değil; zaten turizm merkezi olan İstanbul'da, o yöreyle ilgili araştırma, inceleme ve dokümanları olan, elli yıllık bir derinliği olan turizm bölgeleridir.

Önergede öyle şeyler iddia ediliyor ki!.. Sanki, hiç bilinmeyen bir ormanlık arazi turizme açılmış ve mülkiyeti özel kişilerde olan bu yere değer kazandırılmasına çalışılmış gibi bir iddia var. Bu değerlere, bu potansiyele sahip olmadan, birilerinin arsası değer kazansın veya yapılaşmaya açılsın diye, masa başında bir yer tespit edilip, burası