DÖNEM : 20 YASAMA YILI : 3
T.B.M.M.
TUTANAK DERGİSİ
![]()
CİLT : 58
![]()
117 nci Birleşim
7 . 7 . 1998 Salı
![]()
İÇİNDEKİLE
RI. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – YOKLAMA
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Bursa Milletvekili Yüksel Aksu’nun, Orhangazi Karapınar mevkiinde nişasta üretimi yapan bir sanayi tesisinin çevreye verdiği zarara ilişkin gündemdışı konuşması
2. – Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, Millî Eğitim Bakanlığınca yapılacak okul ihalelerindeki aksamalar ve taşımalı eğitimin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’ın cevabı
3. – Balıkesir Milletvekili Hüsnü Sıvalıoğlu’nun, Marmara Bölgesinde meydana gelen yağışlar sebebiyle buğday üreticisinin uğradığı zarara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın cevabı
V. – ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. – (11/17) esas numaralı gensoru önergesinin gündemdeki yeri, görüşme günü ve çalışma süresine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
B) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1. – Gündemdeki sıralamanın yeniden yapılması ile 21.7.1998 Salı ve 28.7.1998 Salı günleri saat 14.00-19.00 arası “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesine ilişkin ANAP, DSP ve DTP Gruplarının müşterek önerisi
VI. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI
A) ÖNGÖRÜŞMELER
1. – Konya Milletvekili Mehmet Ali Yavuz ve 55 arkadaşının, Talih Oyunları Yönetmeliğine aykırı bir şekilde bazı tesislere kumarhane işletme belgesi verilmesini sağlamak suretiyle karapara aklanmasına yol açarak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin TürkCeza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Kültür ve Turizm eski Bakanı A. MesutYılmaz hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/25)
B) GÖRÜŞMELER
1. – Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı ve 37 arkadaşının, bazı gazete kuruluşlarının amaçları dışında fon kaynaklı kredi kullandıkları iddialarını araştırmak amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi ve (10/22) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Raporu (S. Sayısı : 650)
VII. – SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1. – Gaziantep Milletvekili Kahraman Emmioğlu’nun, Ankara Milletvekili YılmazAteş’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması
2. – Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı’nın, Kars Milletvekili Çetin Bilgir’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması
VIII. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI
1. – Isparta Milletvekili Mustafa Köylü’nün, TRT’ye ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/890)
2. – Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, bazı medya kuruluşlarına verilen teşvik kredilerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması (6/891)
3. – Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, bazı basın kuruluşlarına verilen teşvik kredilerine ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması (6/892)
4. – Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Şanlıurfa-Akçakale-Suruç Yoluna ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması (6/893)
5. – Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Ceylanpınar-Mürşitpınar Sınır Kapısının ticarete açılıp açılmayacağına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması (6/894)
6. – Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı’nın, Batı Çalışma Grubu’na ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/897)
7. – Niğde Milletvekili Mehmet Salih Katırcıoğlu’nun, teknik elemanların özlük haklarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/898)
8. – Ankara Milletvekili İrfan Köksalan’ın, Cumhuriyetin 75. kuruluş yıldönümü kutlamalarının Tarih Vakfı’na ihale edileceği iddiasına ilişkin Kültür Bakanından sözlü soru önergesi (6/899)
9. – SamsunMilletvekili Musa Uzunkaya’nın Geliştirme ve Destekleme Fonu’nda değişiklik yapılmasına dair karara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/900)
10. – Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Şanlıurfa-Havaalanı, Şanlıurfa-Akçakale ve Gaziantep-Şanlıurfa karayollarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu’nun cevabı (6/901)
11. – Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, Ankara -Cebeci’de bulunan Adlî Tıp Kurumu’na ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/902)
12. – İçelMilletvekili Saffet Benli’nin, İçelİli Çamlıyayla İlçesinde ZiraatBankası şubesi açılıp açılmayacağına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu’nun cevabı (6/903)
B) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, Millî Saraylardaki tarihi demirbaşlara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı HikmetÇetin’in yazılı cevabı (7/4894)
2. – Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, yeşil kod adlı kişiye ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun yazılı cevabı (7/5386)
3. – Konya Milletvekili Hasan HüseyinÖz’ün, Konya’daki içkili yerlere verilen izinlere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun yazılı cevabı (7/5388)
4. – Hatay Milletvekili Süleyman Metin Kalkan’ın, İstanbul’da işlenen bir cinayetle ilgili soruşturmaya ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı MuratBaşesgioğlu’nun yazılı cevabı (7/5429)
5. – ErzurumMilletvekili Abdulilah Fırat’ın, Söylemez Barajı ve Hidro Elektrik Santrali Projesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/5484)
IX. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)
2. – Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma önergesi (2/669) (S. Sayısı : 338)
3. – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının aynı mahiyetteki kanun teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553)
4. – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/689) (S. Sayısı : 631)
5. – Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Konya Milletvekili Ahmet Alkan’ın, İstanbul Milletvekili Emin Kul’un, Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 30 arkadaşının, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 30 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 33 arkadaşının, Konya
Milletvekili Necmettin Erbakan ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 30 arkadaşının, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Adana Milletvekili Arif Sezer’in, Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi’nin, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın, Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın, Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 6 arkadaşının, Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Metin Işık, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve 6 arkadaşının, benzer mahiyetteki kanun teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626)![]()
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM GenelKurulu saat 14.00’te açılarak üç oturum yaptı.
Makedonya’ya gidecek olan :
Başbakan A.MesutYılmaz’a, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı BülentEcevit’in,
Devlet Bakanı Mehmet CavitKavak’a, Sağlık Bakanı Halil İbrahim Özsoy’un,
Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’e, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan’a, Devlet Bakanı Hasan Hüsamettin Özkan’ın,
İsrail ve Filistin’e gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in,
Vekâlet etmelerinin uygun görülmüş olduğuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri GenelKurulun bilgisine sunuldu.
Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız ve 31 arkadaşının, TRT’ye usulsüz personel alımı ve atamaları yapıldığı iddialarını araştırmak amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/275) GenelKurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemde yerini alacağı ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmelerin, sırasında yapılacağı açıklandı.
Kocaeli Milletvekili Osman Pepe ve 60 arkadaşının, İzmit’te SEKA’ya ait fidanlık bir araziyi bedelsiz olarak Ford-Koç Grubuna tahsis ettiği iddiasıyla Başbakan A. Mesut Yılmazhakkında bir gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/17) GenelKurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündeme alınıp alınmayacağı konusundaki görüşme gününün Danışma Kurulu tarafından tespit edilip, Genel Kurulun onayına sunulacağı açıklandı.
15-16 Temmuz 1998 tarihleri arasında Romanya’da düzenlenecek olan Habitat Global Parlamenterler Avrupa Kıtası Yönetim Kurulunun 8 inci Toplantısına, TBMM’nin üç kişilik bir parlamenter heyetiyle katılmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi kabul edildi.
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının :
2 nci sırasında bulunan 232,
4 üncü sırasında bulunan 553,
5 inci sırasında bulunan 631,
Sıra sayılı kanun tasarıları ve tekliflerinin görüşmeleri, komisyon yetkilileri GenelKurulda hazır bulunmadıklarından,
3 üncü sırasında bulunan ve Hükümetçe Komisyona geri alınan 338 sıra sayılı kanun teklifinin görüşmeleri de, Komisyon raporu gelmediğinden,
Ertelendi.
6 ncı sırasında bulunan, Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulu Hakkında Kanun, GelirVergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, GiderVergileri Kanunu, Emlâk Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu, 3505 Sayılı Kanun, Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanun, Belediye Gelirleri Kanunu ile 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626
) görüşmelerine devam olunarak, çerçeve 54 üncü maddeye bağlı geçici madde 47’ye kadar kabul edildi.Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar, DYP Grubu adına konuşan, Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız’ın, konuşması sırasında kendisine sataştığı iddiasıyla bir konuşma yaptı.
Çerçeve 54 üncü maddeye bağlı geçici madde 48’in oylanması sırasında karar yetersayısı bulunamadığından,
Alınan karar gereğince, Turizm ve Kültür eski Bakanı A. Mesut Yılmaz hakkındaki soruşturma önergesi ve bazı gazete kuruluşlarının amaçları dışında fon kaynaklı kredi kullandıkları iddialarını araştırmak amacıyla kurulan (10/22) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonu Raporu ile kanun tasarı ve tekliflerini görüşmek için, 7 Temmuz 1998 Salı günü saat 14.00’te toplanmak üzere, birleşime 24.00’te son verildi.
Hasan Korkmazcan
Başkanvekili
Mehmet Korkmaz Ahmet Derin
Kütahya Kütahya
KâtipÜye Kâtip Üye
![]()
No : 172
II. – GELEN KÂĞITLAR
7.7.1998 SALI
Sözlü Soru Önergesi
1. – Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Şanlıurfa-Harran İlçesi Gazlıkuyu Köyünün dalgıç ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) sözlü soru önergesi (6/1147) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.1998)
Yazılı Soru Önergeleri
1. – Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın’ın, Güneydoğu Anadolu’da bazı bölgelerde CİNE 5 yayınlarının şifresiz olarak izlenebildiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5759) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.1998)
2. – Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz’ın, öğretmenlerin hizmet içi eğitimlerinin UNİCEF’e verildiği iddialarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5760) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.1998)
3. – Aydın Milletvekili Muhammet Polat’ın, Başbakanlık Merkez binasının tadilatına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5761) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.1998)
4. – Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz’ın, vakıf taşınmazlarının kiralarıyla ilgili kanuna ilişkin Devlet Bakanından (Metin Gürdere) yazılı soru önergesi (7/5762) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7
.1998)5. – Aydın Milletvekili Cengiz Altınkaya’nın, Telekom ve Posta İşletmelerine açıktan personel atanıp atanmadığına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/5763) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.1998)
6. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, İvedik organize sanayi bölgesi projesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5764) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.1998)
7. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, İvedik Projesinde arsaların kooperatiflere devrinde mükerrer olarak eğitime katkı payı alındığı iddiasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5765) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.1998)
8. – Sivas Milletvekili Tahsin Irmak’ın, Arena adlı televizyon programı yapımcılarının vergilerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5766) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.1998)
9. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, dövizle askerlikten yararlanan kişilere ilişkin Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/5767) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.1998)
10. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, dövizle askerlikten yararlanan kişilere ilişkin Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/5768) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.1998)
11. – Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, bir koruma görevlisinin öğrencilere davranışına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5769) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.1998)
12. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman İlindeki yerleşim birimlerine tahsis edilen ödenek miktarına ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/5770) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.1998)
13. – Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, TRT Genel Müdürünün bazı akrabalarını üst makamlara atadığı iddiasına ilişkin Devlet Bakanından (Cavit Kavak) yazılı soru önergesi (7/5771) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.1998)
14. – Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu’nun, başörtülü öğrencilere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5772) (Başkanlığa geliş tar
ihi : 2.7.1998)15. – Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu’nun OHAL kapsamında yer alan illerdeki öğretmen açığına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5773) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.1998)
16. – Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz’ın, bazı ülkelerle yapılan eğitim anlaşmalarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5774) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.1998)
17. – Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz’ın, bazı ülkelerle yaptığımız sosyal güvenlik anlaşmalarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/5775) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.1998)
18. – Hatay Milletvekili Mehmet Sılay’ın, TRT Genel Müdürünün yakınlarını önemli görevlere atadığı iddasına ilişkin Devlet Bakanından (Cavit Kavak) yazılı soru önergesi (7/5776) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.1998)
19. – İstanbul Milletvekili Süleyman Arif Emre’nin, Genelkurmay İkinci Başkanının kanuna aykırı beyanlarda bulunduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5777) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.7.1998)
20. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Afet İşleri Genel Müdürlüğünce Karaman’a yardım yapılıp yapılmadığına ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/5778) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.7.1998)
21. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, İller Bankası Genel Müdürlüğünce Karaman’a yapılan yardımlara ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/5779) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.7.1998)
22. – Karaman Milletvekili Ab
dullah Özbey’in, Karaman-Ermenek-Çamlıca Köy yoluna ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/5780) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.7.1998)23. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman-Ermenek-Gökçeseki Köy yoluna ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/5781) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.7.1998)
24. – Yozgat Milletvekili İlyas Arslan’ın, Yozgat-Sorgun İlçesinin kapalı spor salonu ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından (Yücel Seçkiner) yazılı soru önergesi (7/5782) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.7.1998)
25. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Ermenek Barajı projesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/5783) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.7.1998)
26. – Kocaeli Milletvekili Osman Pepe’nin Kocaeli-Gebze’de bir arazinin sanayi kooperatifine tahsisinin yapılıp yapılmadığına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/5784) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.7.1998)
27. – Kocaeli Milletvekili Osman Pep
e’nin, İzmit-Yalova arası yol yapımına ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/5785) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.7.1998)28. – Diyarbakır Milletvekili Sacit Günbey’in, İstanbul-Kemerburgaz’da bulunan huzurevi ve rehabilitasyon merkezinin bir holdinge kiralandığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5786) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.7.1998)
29. – Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız’ın, Bandırma-Erdek arası karayoluna ve köprü inşaatına ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/5787) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.7.1998)
30. – Yozgat Milletvekili Kazım Arslan’ın, orta öğretim kurumlarında bütün derslerde “Atatürkçülük” konusunun okutulacağı haberlerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5788) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.7.1998)
31. – Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz’in, Tuz Gölü’nün ekolojik dengesinin bozulmasına karşı alınacak önlemlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5789) (Başkanlığa geliş tar
ihi : 3.7.1998)32. – Isparta Milletvekili Mustafa Köylü’nün, Anadolu Ajansı Radyosunda Türkçe yayın yapılmadığı iddiasına ilişkin Devlet Bakanından (Cavit Kavak) yazılı soru önergesi (7/5790) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.7.1998)
33. – Isparta Milletvekili Mustafa Köylü’nün, TRT Genel Müdürünün yakınlarını üst düzey görevlere atadığı iddialarına ilişkin Devlet Bakanından (Cavit Kavak) yazılı soru önergesi (7/5791) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.7.1998)
Geri Alınan Yazılı Soru Önergesi
1. – Adana Mill
etvekili Yakup Budak, Yüreğil İlçesindeki Sarıçam Deresinin ıslah çalışmalarına ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanına yönelttiği yazılı soru önergesini 6.7.1998 tarihinde geri almıştır. (7/5442)![]()
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.00
7 Temmuz 1998 Salı
BAŞKAN : Başkanvekili Hasan KORKMAZCAN
KÂTİP ÜYELER : Ahmet DERİN (Kütahya), Mehmet KORKMAZ (Kütahya)
![]()
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 117 nci Birleşimini açıyorum.
Görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, gündemdışı söz talepleri vardır; üç milletvekili arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Bursa Milletvekili Yüksel Aksu’nun, Orhangazi Karapınar mevkiinde nişasta üretimi yapan bir sanayi tesisinin çevreye verdiği zarara ilişkin gündemdışı konuşması
BAŞKAN – İlk sırada, Orhangazi Karapınar mevkiinde nişasta üretimi yapan bir sanayi tesisinin meydana getirdiği zararlar konusunda, Bursa Milletvekili Sayın Yüksel Aksu gündemdışı söz istemiştir.
Buyurun Sayın Aksu.
Konuşma süreniz 5 dakikadır.
YÜKSEL AKSU (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bursa-Orhangazi İlçesi Karapınar mevkiinde 194 072 metrekare yerin, CARGİLL firmasına tarımsal yatırım kuruluş yeri olarak verilmesi nedeniyle, gündemdışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Bursa-Orhangazi Gemiş ve Gürle köylerinde -Karapınar mevkiinde- bulunan ve toplam 6 parselden oluşan 194 072 metrekare yer, Yüksek Planlama Kurulunun kararıyla, CARGİLL Tarım, Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine, yapılacak olan tarımsal kuruluş yeri olarak belirlenmesinden sonra, yörede plan değişikliğine gidilmiş, arazi "tarımsal alan" niteliğinden "tarımsal sanayi amaçlı alan" haline getirilmek için 1/1 000 ölçekli mevzi imar planı düzenlenmiştir. Bu plan, 8.5.1998'de onaylanmıştır.
Bu değişikliğe tüm sivil toplum örgütleri, odalar, baro, siyasî partilerin bir kısmı ve orada yaşayan köylülerimiz karşı çıkmalarına rağmen, bu firmanın inşaatına 17.6.1998 tarihinde ruhsat verilmiştir. Yine, bu konuya duyarlı kurumlar ve şahıslar, bugün yapılmaya başlanan bu inşaat için idare mahkemesinde dava açmış durumdadırlar. Dileriz ki, yanlışlık bir an önce düzeltilsin ve bu yoldan vazgeçilsin. Zira, daha önce bu yörede tarımsal amaçlı ruhsat talepleri hep geri çevrilmişti; ne hikmetse, bu fabrikanın plan değişikliği yapmasına izin verilmesi düşündürücüdür.
Fabrika, İznik Gölüne, Karsak Deresine, Gemlik Körfezine büyük zarar verecektir; zira, İznik Gölüne 6 kilometre uzaklıktaki bu fabrikada günde 800 ton mısır işlenecektir. Üretilecek ürün, glikoz, früktoz gibi tatlandırıcı maddeler ihtiva etmektedir; ayrıca, hayvan yemi olarak da kullanılacaktır. Bu nedenle, tesis, tarımsal amaçlı bir tesis değil, tarım ürünü kullanan kimyasal bir sanayi tesisidir. Tesis, kimyasal bir sanayi tesisi olduğundan katı, sıvı, gaz atıkları bulunmaktadır. Deşarjda yoğun bir köpüklenme olacak, sudaki oksijen talebini artıracaktır. İşte, bunun için de arıtma tesisi kurulması kararlaştırılmıştır.
Hiçbir arıtma tesisi yüzde 100 arıtmayı sağlayamamaktadır. Firmanın kendi verilerinde bu oran yüzde 85'tir ve geri kalan yüzde 15'lik atık doğrudan atılmış olacaktır. Projeye göre de atıklar, Karsak Deresi vasıtasıyla Gemlik Körfezine boşaltılacaktır ki, Karsak Deresi yazın kuraklık dönemlerinde kuru hale gelecektir; nasıl atılacağı da düşündürücüdür.
Tesis, İznik Gölünün su havzası içerisindedir. Projeye göre günde 3 bin ilâ 6 bin ton arasında su kullanılacaktır. Fabrika, bu suyu, kendi söylemine göre, 5 kilometre ötedeki kuyulardan sağlayacağını bildirmesine rağmen, bu yöre, yine, İznik Gölü kapalı havzası içerisinde kalmaktadır. Dolayısıyla, bu havzanın kurutulması, göl ve çevre açısından çok önemli olan kapalı havzanın susuz kalmasına neden olacaktır.
Biliyoruz ki, İznik Gölü tektonik bir göldür; yağışlar, akarsular ve sualtı kaynaklarıyla beslenir. Bu durumda, bu tesis, bu kaynakları kurutacaktır.
Yine, bildiğimiz gibi, yörenin en önemli özelliği zeytinciliktir ve bu yörede mısır ekilmemektedir. Mısır ekiminin özendirilmesi nedeniyle, bu yöredeki zeytincilik ve dolayısıyla Türkiye zeytinciliği olumsuz etkilenecektir. Yılda, bu fabrikanın işleyeceği mısır miktarı, yaklaşık 265 bin tondur. Bu yörede ekilecek mısırla bunun karşılanması olası değildir.
Bütün bu saydığım nedenler dışında, yine, bu fabrikanın buraya yapılmasında hukuksal bazı nedenler de vardır. Bunları da başlıklar halinde sıralayacak olursak: İşlem, Anayasaya ve Çevre Kanununa aykırıdır. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasasına uyulmamıştır. Plan değişikliği 1/100 bin öçekli, Bursa 2020 Çevre Düzeni Strateji Planına aykırıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Aksu, konuşmanızı tamamlayın efendim.
YÜKSEL AKSU (Devamla) – Peki, teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
İl idare kurulu, plan değişikliğine giderken, Yüksek Planlama Kurulu kararına uygun davranmamıştır. Plan değişikliği, 3194 sayılı İmar Kanununa ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı Hakkında Kanuna da aykırıdır.
Bunun dışında, bu, yine, uluslararası anlaşmalara da aykırıdır; 5.6.1972 Stockholm Birleşmiş Milletler Çevre Deklarasyonuna, 1990 Paris Şartına, 1992 Rio Zirvesi Sonuç Bildirgesine de aykırıdır.
Görülüyor ki, onca temel dayanakları hiçe sayarak, bugün jandarma nezaretinde inşaatı yapılmaya çalışılan bu yapı, bir an önce durdurulmalı; sonra, telafisi zor durumlarla karşılaşılmamalıdır.
Sorumluların bu konuya duyarsız kalmaması gereğini, buradan, Yüce Meclisten bir kez daha hatırlatmak istiyor ve Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar
)BAŞKAN – Gündemdışı konuşan, Bursa Milletvekili Sayın Yüksel Aksu'ya teşekkür ediyorum.
2. – Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, Millî EğitimBakanlığınca yapılacak okul ihalelerindeki aksamalar ve taşımalı eğitimin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’ın cevabı
BAŞKAN – Gündemdışı ikinci söz, Erzurum Milletvekili Sayın Aslan Polat'ın.
Sayın Polat, Millî Eğitim Bakanlığınca yapılacak okul ihalelerindeki aksamalar konusunda gündemdışı söz istemişlerdir.
Konuşma süreniz 5 dakikadır Sayın Polat.
ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 8 yıllık zorunlu eğitim kapsamında yapılacak okul ihaleleri ve taşımalı eğitim sorunları konusunda gündemdışı söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.
1997 yılı Ağustos ayında kabul edilen 8 Yıllık Zorunlu Eğitim Kanununun bir neticesi olarak yapımı düşünülen okul ihaleleri bir türlü yapılamamış, nihayet, 118 trilyonluk bölümü, bu yıl nisan ayında ihaleye çıkarılmak istenmiş, Millî Eğitim Bakanlığınca, ihalelerin, illerde millî eğitim müdürlüklerince yapılması, kontrollük bölümünün ise, Bayındırlık Bakanlığınca yapılmak istenmesine Bayındırlık Bakanlığı 22.4.1998 tarihli yayımladıkları genelgeyle karşı çıkmış ve ihalelerini kendilerinin yapmadıkları hiçbir ihalenin kontrollüğünde vazife almayacakları yönündeki genelgeleri üzerine tekrar bir belirsizlik ortamı doğmuş ve nihayet, il özel idarelerinin gözetiminde ihaleler mayıs sonu, haziran başında yapılabilmiş ve yeni yeni Sayıştay tescilleri gelen b
u ihalelerin inşaatlarına ancak fiilen başlama imkânı doğmuştur.8 Yıllık Zorunlu Eğitim Yasasına dayanılarak çıkarılan 4306 sayılı Kanun gereği ihale edilecek 101 trilyon keşifi bedelli 359 okul ihalesinde ise tam bir kargaşa hali yaşanmaktadır. Bizim, iki defa bu Meclis kürsüsünden ifade ettiğimiz konular gerçekleşmiş; birinci müteahhit önseçiminde 359 işe ancak 100 firma yeterlik alabilmiş, şartlar yarı yarıya düşürülmesine rağmen, ikinci müteahhitlik önseçim ihalesi sonucu 200 firma, 359 iş için yeterlik almışlardır; yani, hemen hemen her müteahhide 1,8 iş hazır gibidir.
Üç ayda, nisan, mayıs, haziran aylarında ancak müteahhit önseçimini yapabilen idarece, bu ihalelerin yapılıp, tasdik edilip, işe başlanması ise en iyi şartlarda eylül ayı başlarında olacaktır. Doğu'da bizim yörelerde ise, malum, ekim ayı sonunda, fiilen, inşaat mevsimi kar yüzünden kapanır.
Sayın Bakan, sırf sizin hatalı tercihleriniz sonucu;
1- Aynı bakanlığın aynı yıl yapılan ihaleleri, iki ayrı kanun ile ihale ediliyor.
2- Yine, siz
in hatalı ısrarınız üzerine 8 Yıllık Zorunlu Eğitim Yasası çıkalı 11 ay olmasına rağmen, 2886'ya tabi okulların inşaatına bugünlerde, 4306'ya tabi okulların inşaatına ise, takriben 2 ay sonra ancak başlanabilecektir.3- Aynı okul ihalelerin, birinde uygun bedel (ortalama fiyat), diğerinde en çok tenzilat yapana veriliyor; birinde kesin teminat yüzde 6, diğerinde yüzde 10; birinde avans yok, diğerinde keşfin yüzde 30'u kadar avans var; birinin kontrollüğünü Bayındırlık ve İskân Bakanlığı yapıyor, diğerinin kontrollüğünü, takriben 5 trilyon TL ödeyerek özel firmalara yaptırıyorsunuz, yani, inşaatların kontrollüğünü özelleştiriyorsunuz. Memura yüzde 20'den fazla zam yapmam diyen Hükümet, teknik personelden esirgediği ücreti, cömertçe, 5 özel firmaya veriyor.
Mahallinde yapılan ihalelere, işlerin durgunluğu sebebiyle olağanüstü bir başvuru oluyor; örneğin, Erzurum'da 22 adet işe 850'nin üzerinde müracaat oluyor, merkezden yapılan ihalelere ise, 359 işe toplam 200 firma çağırıyorsunuz.
Yine, 4306'ya göre ihal
e edilecek 359 okulda okuması planlanan 250 bin öğrenci ile 2886 sayılı Yasaya göre ihale edilen okullarda okuyacak bir o kadar öğrenci ile takriben toplam 450-500 bin öğrenci, sırf sizin hatalı ısrarlarınız neticesinde 1 yıl daha sıkışık sınıflarda ve taşımalı eğitimle öğrenimlerini sürdürmek zorunda kalacaklardır.1997-1998 yılında 18 066 okulda 281 883 öğrencinin taşımalı eğitime tabi olduğu, bu öğrencilerin, kışın yolların kapanmasıyla bazen okula gidemedikleri, karlı ve soğuk yol şartlarında hayatî tehlike içinde, sağlık problemleriyle ve zaman kaybıyla başbaşa kaldıkları, zorunlu eğitim için toplanan gönüllü veya gönülsüz fonlarla paraları hazır olan bu okulları, sırf sizin bilmediğiniz bir konuda, okul ihalelerindeki hatalı ısrarınız neticesinde en az 1 yıl daha bu zorluğu çekeceklerdir.
Merak etmekteyim, kışın, Meteoroloji Müdürlüğü, “kardan, doğuda köy yolları kapanmıştır” diye anons yaptığında, “bu çocuklar, benim yüzümden eğitim imkânlarından mahrum kalıyorlar” veya okulları teftişe gittiğinizde, 80 kişilik sınıfları görünce "çocuklar, özür dilerim, benim hatam yüzünden bu sıkıntıları çekiyorsunuz" diye bir itirafınız olacak mıdır?
Yine, siz, benim Meclisteki gündemdışı konuşmalarıma cevap verirken, kör kuruşun hesabını yaptığınızdan bahsettiniz. Ben, sizden, kör kuruşun değil, trilyonların hesabını soruyorum ve açık cevap bekliyorum:
1– Bayındırlık kontrol teşkilatı dururken, 5 trilyon lirayı, sadece bu ihalelerin kontrollük bedeli olarak özel firmalara nasıl veriyorsunuz?
2– 31 Aralık 1997 tarihine kadar 3 trilyon 600 milyar, 1998 yılında 4 trilyon 630 milyar, toplam 8 trilyon 230 milyar Türk Lirası taşımalı eğitime para ödenmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Polat, konuşmanızı tamamlayın efendim.
ASLAN POLAT (Devamla) – Enflasyonun, şu an yüzde 90,6 olduğu ve artan öğrenci sayısı dikkate alınırsa, bu yıl en az 15 trilyon lira, taşımalı eğitime, sırf sizin, ödenekleri hazır okul ihalelerini zamanında yapamamanız yüzünden ödenecektir. Dolayısıyla, bir yıl için, inşaat kontrollüğü artı taşımalı eğitimde sizin bu millete fazladan maliyetiniz 20 trilyon lira olacaktır. Kör kuruşun değil de, bu 20 trilyonun hesabını, lütfen, Yüce Meclise izah etmenizi bekliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Gündemdışı konuşan Erzurum Milletvekili Sayın Aslan Polat'a teşekkür ediyorum.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Sayın Başkan, söz istiyorum.
BAŞKAN – Gündemdışı konuşmayı cevaplamak üzere, Millî Eğitim Bakanı Sayın Hikmet Uluğbay söz istemişlerdir.
Buyurun Sayın Bakan. (DSP sıralarından alkışlar)
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Sayın Başkan, değerli üyeler; sözlerime başlarken, her şeyden önce, Üsküp'te trafik kazası geçiren ve yaralanan Devlet Bakanımız Sayın Yücelen'e, Sayın Altıner'e ve değerli gazeteci Sayın Bila'ya geçmiş olsun dileklerimi iletir ve bu kazada yaşamını yitiren iki Makedon vatandaşına da Tanrıdan rahmet dilerim. (Alkışlar)
Sayın Aslan Polat'ın, Millî Eğitim Bakanlığı ihaleleri konusunda devamlı gündeme getirdiği konuları, devamlı olarak yanıtlamaktayım; ya benim Türkçem kıt veya ben derdimi anlatamıyorum; ama, bir kez daha şansımı deneyeceğim.
Şimdi, her şeyden evvel, bazı hususların altını çok net olarak çizmek gerekir. Şu anda, Millî Eğitim Bakanlığının, sadece ilköğretim alanında 1998 yılında yapacağı yatırımların toplam değeri, taşımalı eğitim dahil buna, harcamalar, bilgisayar alımları, kamulaştırma, ek derslik, yeni bina yapımı ve devam eden işler için harcayacağı para 290 trilyon liradır. Geçen sene bu alanda harcanan para 15 trilyon liradır. Mukayese ettiğiniz vakit, aşağı yukarı 14-15 kat artış vardır ve enflasyondan arındırdığınız takdirde de 7 kat artış vardır.
Daha önce de tekrar tekrar söylediğim üzere, devam eden işler için harcanacak para 117 trilyon liradır ve bu, iki kalemden oluşur. Birinci kalem, 67 trilyon lira, daha önce başlamış ve yarım kalmış inşaatların bitirilmesi için ayrılmıştır; artı, 41 trilyon lira, mevcut okullara 3 derslik ilave edilmesi suretiyle, bu okulların 8 yıllık eğitimin ihtiyacını karşılayacak yapıya gelmesi içindir ve bu amaçla, bugüne değin, 64,7 trilyon lirası 1998 yılında olmak üzere, illerin emrine para gönderilmiştir.
ASLAN POLAT (Erzurum)– Tamam, biz, inşaatın başlamamasını söylüyoruz.
MİLLİ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Geleceğim, sabırlı olun... Ben, sizi, daima sabırla dinliyorum. Sabırla dinlediğiniz vakit, öğrenme şansınız da artıyor Sayın Polat. (DSP ve CHP sıralarından alkışlar)
ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Bakan, ihaleleri ik
i defa niye ertelediniz?MİLLİ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Geleceğim... Geleceğim... Sabırsız olmayın. Bizde gizli saklı hiçbir şey yok.
Diğer taraftan, 1997 yılında harcanan miktar ise, 10 trilyon 750 milyar liradır, buna taşımalı eğitim de dahildir. Dolayısıyla, Sekiz Yıllık Eğitim kaynaklarından peş peşe iki yılda harcanan para 75,5 trilyon liradır. Şu ana kadar -bağışlar hariç- toplanan para, 114,8 trilyon liradır. Şimdi, biraz evvel söyleğim rakamı düşündüğünüz takdirde, bu yıl yapılacak ekdersliklerle, devam eden işler için 117 trilyon lira harcanacaktır. Şu ana kadar toplayabildiğimiz 114,8 trilyon liradır. Dolayısıyla, biz, farklı bir anlayışla, “bu inşaatların da temelini atalım, herkese üçte bir, beşte bir para verelim, her yerde temel atılsın ve bunun gösterişini yapalım” zihniyetiyle hareket etmiyoruz. O nedenle, kaynak akışımızda, vergi kanununun Mecliste görüşülmesi nedeniyle, emlak beyannamelerinin verilmemesi nedeniyle, emlak işlemlerinden alınacak paralarda yavaşlama olmuştur
. Bu yavaşlamaya paralel olarak da, Millî Eğitim Bakanlığı, uygulama takvimini biraz kaydırmıştır. Yaptığımız iş, merkezden yapılacak ihaleleri, illerde başlamış ve devam eden ve aşağı yukarı bittiği vakit 20 bin dersliği hizmete sokacak olan, dikkat edin bu rakam önemli...ASLAN POLAT (Erzurum) – Onları biliyorum. Ben, başlamadığınız inşaatları söylüyorum.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Bildikleriniz arasında illiyet rabıtası kurup da sağlıklı sonuca varamıyorsunuz Sayın Polat.
Biraz evv
el söylediğiniz husus şu: Efendim, bu okullar bitmediği için sonbaharda çocuklar okula gidemeyecek... İşte, önceliği, başlamış ve para verildiği takdirde bitecek 20 bin dersliği hizmete almaya verdik. Bu, 20 bin dersliğin anlamını ben, size şöyle izah edeyim:ASLAN POLAT (Erzurum) – Ben onu senden iyi bilir, iyi anlarım.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Sen, hele bir dinle. Demokrasinin kurallarından bir tanesi konuşmayı bilmek kadar dinlemeyi bilmektir de. O nedenle, bu boyutuna da riayet edin. 20 bin dersliğin anlamı şudur : 1997 öncesinde, yılda 6 000 ilâ 8 500 derslik hizmete giriyordu. Geçen sene, yüzde 60 artışla 12 103 derslik hizmete girmiştir. 20 bin dersliğin, sadece, devam eden işlerle devreye girmesi demek, -3 katından fazla- bizden önce başlamış işleri bitirmeye yönelik fizikî gerçekleşmedir. Dolayısıyla, bunun yaratacağı kapasite, okula başlayacaklar için önemli bir hizmettir.
O nedenle, biz, muntazam olarak, bize gelen paraları, ihalesi yapılmış, inşaatı devam eden ve 3 derslik ilave edilmek suretiyle hizmet verecek işlere yönlendirdik. Eğer, biz, ucuz siyasetçi olsaydık ne yapardık biliyor musunuz; elimizdeki parayla 359 tane daha temel atardık ve burada da, meydanlara çıktığımızda da "şu kadar temel attık" diyerek ucuz siyaset yapardık. Biz, devletin kaynaklarını sorumlu kullanmak ve dolayısıyla hizmeti en kısa zamanda ve en ucuz maliyetle, en seri şekilde gerçekleştirebilmek için, "bizden evvel başlamıştır" demeden, memlekete hizmet etmek için başlamış yatırımların bir an e
vvel devreye girmesi için, kaynakları öncelikle oraya tahsis ettik. Bu da gösteriyor ki, Millî Eğitim Bakanlığı ve 55 inci Hükümet, ucuz siyaset değil, vatandaşa hizmet götürüyor. (DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)Bu arada, verdiğiniz bir rakamı da düzelteyim; 1997-1998 öğrenim yılında, taşımalı sistem için 10 trilyon 248 milyar lira harcanmıştır.
ASLAN POLAT (Erzurum) – Sizin ilgili başkanınız öyle izah etti.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Taşımalı sistem, aslında, ülkemiz eğitimine kazandırılmış iyi bir kurumdur. Bizden önceki Bakan arkadaşlarımızın son icraatları döneminde, taşımalı sistemden 120 bini aşkın öğrenci yararlanıyordu. Biz, bu hizmeti, kaynaklarımızın artması nedeniyle -dediğim, 10 trilyonu aşkın parayı ödemek suretiyle- 280 bine yaklaşan öğrenciye götürdük ve bu sistem devam edecektir.
Neden devam edecektir... Sayın Polat, bunu çok iyi anlamanız lazım. Bir köy okulunda, iki öğretmene beş sınıf verip de her çocuğa kendi sınıfının dersini görememenin sıkıntısını ortadan kaldırmak için, taşımalı sistemle her sınıfında öğretmeni olan, her 6 ilâ 8 inci sınıf arasında da branş öğretmenlerinden ders alan bir okul yapısı bunu gerektirdiği için yapıyoruz. Bunu yapmakla da Türkiye, öğretmen kaynağını, okul kaynağını son derece sağlıklı şekilde kullanmaktadır.
Gelelim önümüzdeki on gün içerisinde merkezden yapılacak ihalelere. Evet, merkezdeki çalışmalarımız tamamlanmış, projeler teslim alınmıştır. Müşavir firmalarla birlikte çalışılmak suretiyle, arazi etütleri tamamlanmış olarak 103 okulun -ki, bunlardan birinci grup, İstanbul bölgesi 23; ikinci grup, Akdeniz Bölgesi 27; üçüncü grup, Güneydoğu Anadolu 20; dördüncü grup, Doğu Anadolu 33 olmak üzere 103 okul- ihalesi önümüzdeki on gün içinde yapılacaktır. 359 okulla birden ihaleye çıkmamak, biraz evvel söylediğim sorumluluk anlayışının ürünüdür; çünkü, vergi yasası çıkıp, kaynaklar akmaya başladığı vakit, onbeş günlük, yirmi günlük fasılalarla, 359'un diğer bölümünü de ihaleye çıkarıp, gerçekleştireceğiz.
Şimdi, gelelim sorunuzdaki firmaların seçimi konusuna. Sayın Polat, biz, bu kürsüden, iki defa izah ettik. Müteahhitlerimiz, doğrudur, Rus Parlamentosundan Libya çölüne kadar her yerde inşaat yapmış, dünyada kendilerini kanıtlamışlardır. Biz de, işte, bu kanıtlanmışlığı, yaptıkları yıllık ciro, artı istihdam ettikleri mühendis gibi, objektif kriterlere bağladık. Bunlar için, gelirsiniz, söylersiniz,dersiniz ki, şununla şunu, şununla şunu yaptınız... Biz, müteahhitlik karnesi ve bankadan alınacak bir referans mektubu üzerine deği
l; “kardeşim, sen, ne kadar iş bitirdin; bitirdiğin işinin ne kadarını defterine kaydettin, kayıtlı ekonomi içine girdin ve dolayısıyla vergisini ödedin” gibi, objektif kriterlere uyanların katılacağı bir ihale düzeni kurduk. Bu, sizi rahatsız ediyor olabilir; o, sizin vicdanınızın sorunudur. Biz, halkımızın parasını harcadığımız için, kazandığı işi defterine yazan, yazdığı için vergisini ödeyen müteahhitlerin gelip, burada yarışıp, iş almalarını sağlayacak objektif kriterler koyduk.Koyduğumuz bu objektif kriterlere göre, maalesef, üzülerek söylüyorum, birinci ihaleye 200'e yakın firma katıldı ve 96 tanesi bu sınırı geçebildi. Buna hepimizin üzülmesi gerekir, iftihar etmesi değil...
ASLAN POLAT (Erzurum) – Sizin müteahhitleriniz bu kadar!..
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Bunun arkasından şunu yaptık: Rekabet ortamı sağlansın diye, 400 milyar lirayı, 200 milyar liraya; 80 değerlendirme puanını, 70'e çekmek suretiyle, olabildiğince fazla katılım için, on gün daha süreyi uzattık
ve maalesef, bütün bunların sonucunda, bu ihaleye katılabilecek 200 firma ortaya çıktı.Bu, sizin anlayışınıza göre, her firmaya bir ihale... Hayır beyefendi... Daha önceki konuşmalarınızda da burada söylediğimiz gibi, 10'a kadar paketleri birleştirme, Millî Eğitim Bakanlığının yetkisindedir. Dolayısıyla, firmaların iş yapma kapasitelerine göre paketler düzenlenecek, biraz evvel söylediğim gibi, bu 103 okulun ihalesine, o 200 firma, paketler halinde girecek ve tekliflerini verecek. Böylece rekabet ortamı da sağlanmış olacaktır.
O nedenle, merak etmeyin, Millî Eğitim Bakanlığının yaptığı ihalelerin kuralları objektif olarak açıklanmış, aylarca önce ilan edilmiştir ve kimse dönüp şurası yanlış diyememiştir. Haa, bazı müteahhitler bu işe giremiyor; ee, giremeyecekler, bundan sonra da giremeyecekler. Sebebini söyleyeyim. 55 inci Hükümet, kayıtdışında iş yapanlara peşkeş çekmek için görev almamıştır; bu Yüce Parlamentoda, kayıtdışı ekonomiye iş versin diyerek 55 inci Hükümete güvenoyu vermemiştir.
Saygılarımı sunarım. (DSP sıralarından alkışlar)
ASLAN POLAT (Erzurum) – Türkiye'de ilkokul yapacak sadece 200 tane mi müteahhit var?
BAŞKAN – Gündemdışı konuşmayı cevaplayan Millî Eğitim Bakanı Sayın Hikmet Uluğbay'a teşekkür ederim.
Sayın Polat, siz, görüşlerinizi gündemdışı konuşmada ifade ettiniz, cevabı da Hükümet olarak verdiler. Başka bir soru cevap usulü yok.
Buyurun Sayın Güven.
TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, bugün, haberlerde, ülkemiz dışında bulunan değerli parlamenterlerimizin müessif bir kaza geçirdiğini ve bu arada bazı ölüm olaylarının olduğunu haber aldık. Değerli kardeşim Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen ile yine milletvekili arkadaşımız Şinasi Altıner ve bu olayla yaralanan gazeteci arkadaşımız Fikret Bila'ya DYP Grubu ve şahsım adına acil şifalar diliyorum, geçmiş olsun dileklerimizi iletmek istiyorum şahsınız delaletiyle.
Bu nedenle söz istemiştim, teşekkür ederim. (ANAP sıralarından alkışlar)
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, biz de katılıyoruz.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakanımızın da kürsüden ifade ettiği üzücü kaza ve Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekili Sayın Turhan Güven'in ifade ettiği hususlar dolayısıyla, hepinizin hissiyatını ifadeyle, Sayın Rüştü Kâzım Yücelen, Sayın Şinasi Altıner ve Sayın Fikret Bila'ya, Meclis olarak acil şifalar diliyoruz. Bu kazada hayatını kaybettiğini öğrendiğimiz iki Makedon görevliye de “Müslüman mı, hangi dindendirler bilemiyorum- kendi kutsallıkları içerisinde, hem Allah'tan rahmet diliyorum hem toprakları bol olsun diyorum.
3. –
Balıkesir Milletvekili Hüsnü Sıvalıoğlu’nun, Marmara Bölgesinde meydana gelen yağışlar sebebiyle buğday üreticisinin uğradığı zarara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın cevabıBAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, gündemdışı üçüncü konuşmayı, Balıkesir Milletvekili Sayın Hüsnü Sıvalıoğlu yapacaktır.
Sayın Sıvalıoğlu, Marmara Bölgesinde meydana gelen yağışlar sebebiyle buğday üreticilerinin uğradığı zarar konusunda gündemdışı söz istemişlerdir.
Sayın Sıvalıoğlu, buyurun. (ANAP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 5 dakikadır.
HÜSNÜ SIVALIOĞLU (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, Parlamentomuzun değerli iki üyesi ile bir gazeteci arkadaşının geçirdiği müessif trafik kazasında aldıkları yaralardan dolayı, kendilerine acil şifalar diliyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, 55 inci Hükümetin, kurulduğundan bugüne kadar, tarım ve tarım ürünlerine yaptığı desteklemenin ülkemize ve halkımıza ne kadar büyük faydalar sağladığına ve çiftçimizin yüzünün güldüğüne, alınteri kurumadan ücretini aldığına hepimiz şahit olduk.
Yine, aynı şekilde, bu yıl da, tarım ürünlerinin alımında, özellikle hububat ürünlerinin alımında, Hükümetimizin, aynı tutumu devam ettireceğine ve çiftçimizin yüzünü güldüreceğine inanıyorum.
Geçmiş yıllarla kıyaslarsak, 1991 yılında -ki, dikkatinizi çekiyorum, ANAP Hükümetleri dönemindedir- en yüksek oranda, 5 880 036 ton buğday alınmıştır; geçen yıl, yani 1997 yılında alınan buğday 5 868 364 tondur. Halbuki, 1996 yılında; yani, Refahyol Hükümeti döneminde 1 556 965 ton buğday alınmıştır.
Şimdi, burada, 1991'den 1997'ye kadar olan yıllarda , Toprak Mahsulleri Ofisinin ve Tarım Bakanlığının hububat alımındaki bariz fark ortaya çıkmaktadır. Aynı olay, bölgem Balıkesir'de de gerçekleşmiştir. Balıkesir'de bulunan Toprak Mahsulleri Ofisi Bölge Müdürlüğü, geçmiş hükümet dönemlerinin hepsinin üzerinde hububat alımı yapmıştır. Örnek vermek gerekirse Balıkesir Bölge Müdürlüğü -yalnız buğday alımı için söylüyorum- 1990 yılında 227 658 ton,1991 yılında 59 bin ton, 1992 yılında 26 122 ton, 1993 yılında 43 277 ton, 1994 yılında 21 992 ton, 1995 yılında 107 ton, 1996 yılında 387 ton, 1997 yılında 208 866 ton buğday almıştır.
Tarım Bakanlığının bu alımlarının, bu yıl da, aynı önemde ve ciddiyette devam edeceğine inanıyorum.
Balıkesir, yalnız hububat üretimi değil, önemli bir girdisini tarımdan sağlayan, tarımdan elde ettiği geliri sanayie kaydıran ve gelişmeye çalışan, sanayileşmeye çalışan bir kenttir. Bugün Balıkesir'in 500 bin hektar olan sulanabilir arazisinin ancak yüzde 20’si dolayında sulanabiliyor. Eğer, bu arazinin yüzde 40’ı veya yüzde 50'si sulanabilir hale gelseydi, bugün Balıkesir, tarım ürünleri bakımından çok önemli bir yer işgal ederdi; ama, maalesef, bu sulamanın yeterli oranda olmaması, Balıkesir'de, çok çeşitli tarım ürünlerinin; hatta, yılda üç kez ürün alınabilmesi imkânlarını engellemektedir. 55 inci Hükümet, sulamaya verdiği önemin yanında, yeniden iki tane barajı ihale edip, devreye sokarak, sulamada büyük bir aşama kaydedecektir.
Balıkesir’de, 1965 yılına kadar, özellikle, Sındırgı, Bigadiç, Dursunbey, Kepsut, İvrindi gibi ilçelerinde haşhaş üretiliyordu. 1965'te haşhaş üretimi de durdu; ama, 55 inci Hükümet, yayımladığı bir kararnameyle, bu saydığım ilçelerde haşhaş üretimine de müsaade etti ve vatandaşlarımıza yeni alternatif bir ürün sundu...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Sıvalıoğlu, konuşmanızı tamamlayın efendim.
HÜSNÜ SIVALIOĞLU (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkanım.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakanım, bu dönem, Marmara Bölgesi ile özellikle güney Marmara’da, Balıkesir'de, Çanakkale'de, hububatta, -özellikle buğdayda- embriyo kararması denilen, yağışların sebep olduğu bir rahatsızlık vardır ve bu embriyo kararması, çiftçimizi zor durumda bırakmıştır.
Embriyo kararması, ürün alım bedellerinin düşük olmasına neden olmaktadır ve afet denilecek oranda yüksek olan bu embriyo kararması için size yaptığımız müracaatlarımızı dikkate aldığınızı ve bir çalışma başlattığınızı biliyoruz.
Şu anda, Bandırma'da, Gönen'de, Manyas'ta, Susurluk'ta, Çanakkale'de ve Biga'da özellikle, buğday üreten çiftçilerde yangın vardır; onların bu sorunlarını bir an evvel çözmek için bir kararname çalışması başlattığınızı duyduk. Bu konuda, vatandaşlarımızı, bölge halkını sevindirecek müjdeleri bize vermenizi diliyoruz.
Balıkesir yöresinde tarıma gösterdiğiniz ilgiyi, hayvancılığı da göstermenizi diliyor; hepinize sevgiler ve saygılar sunuyorum. (ANAP ve DSP sıralardından alkışlar)
BAŞKAN – Gündemdışı konuşan Balıkesir Milletvekili Sayın Hüsnü Sıvalıoğlu'na teşekkür ediyorum.
Gündemdışı konuşmayı cevaplamak üzere, Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mustafa Taşar söz istemişlerdir.
Buyurun Sayın Bakan.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle, Makedonya'da geçirdikleri müessif trafik kazasında yaralanan Devlet Bakanımız Sayın Rüştü Kâzım Yücelen'e, Milletvekilimiz Sayın Şinasi Altıner'e ve medyamızın değerli mensuplarından Fikret Bila'ya, Allah'tan acil şifalar dileyerek sözlerime başlamak istiyorum ve Sayın Hüsnü Sıvalıoğlu'nun, burada, çok önemli bir konuyu gündeme getirmesinden dolayı kendilerine teşekkür ederek sözlerimi devam ettirmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, arkadaşlarımızdan bir kısmı, bu kürsüden, bazı bölgelerden hububat alımı yapılmadığını belirttiler. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki, ülkemizin bütün bölgelerinde, 24 saat, haftada yedi gün hububat alımı halen bütün hızıyla devam etmektedir.
Bir kısım milletvekili arkadaşlarımıza gelen bilgiler, temmuz ayı başında, Toprak Mahsulleri Ofisi önündeki kuyrukların, sıraların biraz arttığı yolundadır; bunun da sebebi, temmuz ayı içerisinde buğday fiyatına 2 bin lira ilave edilmesinden kaynaklanan bir geçici sıra oluşmasıdır. Dolayısıyla, bu da giderilecektir.
Geçen sene, 30 Haziranda, 55 inci Hükümet işbaşına geldiğinde, alımlar yeni başlamıştı ve bütün bir kampanya boyunca, çiftçimizin hiçbir şikâyetine meydan vermeden, tam 495 alım merkezinde, toplam 6 milyon tona yakın hububatı peşin bedelle aldık. Bu miktarın 3 milyon tonunu iç piyasaya, 2 milyon tonunu da ihraç yoluyla sattık; ülkemize 210 milyon dolar döviz girdisi sağladık. 6 milyon ton gibi büyük miktardaki hububatın alımında, bedelinin ödenmesinde, muhafaza ve satışında hiçbir problem yaşanmadı. Çiftçimizin alınteri olan 190 trilyon Türk Lirası, 55 inci Hükümet tarafından temin edildi ve peşin olarak ödendi.
Geçen yıl, çiftçimizin altın yılı oldu. Memnuniyetlerini her fırsatta ifade ediyorlar; bunu, sizler de, bizler de yakından izliyoruz. Bu yıl da, her şeyin geçen yıldan daha iyi olması için bütün tedbirler alındı. Çok şükür, mahsul iyi. Geçen yıla ilave olarak, 55 alım merkezini daha devreye sokarak, 550 alım merkezinde alımlara süratle devam edilmektedir. Yine, 24 saat alım devam ediyor; yine, çiftçimizin parası, her hafta salı günü kendilerine peşin olarak ödeniyor. Geçen hafta salı günü itibariyle 28,5 trilyon lira ödendi; bir haftalık alımların bede
li de bugün havale edilerek, hiçbir çiftçinin Toprak Mahsulleri Ofisinden alacağının kalmaması temin edildi. Geçmiş dönemlerde, çiftçi alacağının, iki üç ay, dört ay, beş ay sonra ödendiğini, parası pul olduktan sonra ürün bedelini aldığını hatırlarsak, peşin ödemenin önemi daha da belirgin bir şekilde ortaya çıkar. Hububat alımında, Hükümetimizin tenkit edilecek hiçbir tarafı bulunmamaktadır; aksine, alkışlanacak birçok uygulama vardır.Yıllar itibariyle hububat alım miktarlarına ödenen paralara ve ödemenin nasıl yapıldığına bir baktığımızda, bunları açıkça görmek mümkündür : 1991 yılında, 6 milyon tona yakın hububat alınmış...Hükümette kim var; Anavatan Partisi. 1992'de 3,5 milyon ton, 1993'te 4 milyon 400 bin ton, 1994'te 2 milyon 400 bin ton, 1995'te 246 bin ton, 1996'da 1,5 milyon ton hububat alınmış; sene 1997, tekrar, Anavatan Partisi, Demokrat Türkiye Partisi ve Demokratik Sol Partinin oluşturduğu 55 inci Hükümet işbaşında, yine, alım miktarı 6 milyon ton... 1998’de, bugün itibariyle alınan buğday mi
ktarı, 1 milyon 400 bin ton; bu miktar, 1996'daki Refahyol İktidarının bir senede aldığı ürün bedelinin aşağı yukarı tamamı. Onun için, şimdi, şuna gelmek istiyorum: Bu tablodan görüleceği üzere, Anavatan Partisinin tek başına veya koalisyon ortağı olarak bulunduğu dönemler, en fazla hububat alımlarının yapıldığı dönemlerdir.Sizlerin de bildiği gibi, ilkbaharda yağışlar oldukça fazla oldu. Bu, mahsulde bolluk sağladı; ancak, yağışların uzun süre devam etmesi nedeniyle, bazı bölgelerde "embriyo kararması" denilen mantar hastalığı ortaya çıktı.
Embriyo kararması, hasata yakın dönemlerde, aşırı yağışlar nedeniyle, tanelerin sürekli rutubetle teması sonucunda fungusların üremesiyle meydana gelen biyolojik bir hadisedir. Hasattan önce meydana gelen yağışlı hava koşullarında, hemen her çeşit hububat tanesinde, embriyo tarafındaki kabuğun rengi koyulaşmakta, kahverengi veya siyah renk meydana gelmektedir. Bu kararmaya alternaria, helminthosporium veya fusarium türü küf mantarları neden olmaktadır. Alternaria türlerinde sadece tohum kabuğu etkilenmekte ve un imalatı esnasında kabuk ve embriyo ayrıldığından, unda ve ekmekte olumsuz etkisi görülmemektedir. Helminthosporium ve fusarium türlerinin etkisiyle kararma meydana gelmişse, embriyo zarar görmekte ve taneler tohumluk özelliğini kaybetmektedir; ayrıca, ileri safhalarda, küf mantarları toksin üreterek, kanserojen etkisi olan toksinlerle insan sağlığını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Her ne şekilde olursa olsun, embriyosu kararmış taneler hastalıklı tane sayı
lmaktadır. Gıda Maddeleri Tüzüğümüzün 258 inci maddesi "bu gibi tanelerin oranı binde 2'yi geçmemelidir" hükmünü getirmektedir. Oranın bu kadar düşük değerde alınmasının nedeni, kararmanın hangi tür mantar tarafından meydana getirildiğinin ilk bakışta anlaşılmasının mümkün olmadığındandır.Küf mantarlarının tanımı, ancak biyolojik metotlarla ve mikroskobik incelemelerle yapılabilmekte ve en az üç beş gün sürebilmektedir. Toprak Mahsulleri Ofisi, bir taraftan üreticiyi korurken, diğer taraftan tüketiciyi ve tüketici sağlığını düşünmek ve korumak durumundadır. İnsan ve hayvan sağlığı yönünden problem yaratacak orandan daha yüksek oranda embriyo kararması ihtiva eden buğdaylar satın alınmamaktadır. Toprak Mahsulleri Ofisinin uyguladığı esaslara göre yüzde 3'e kadar embriyosu kararmış tane ihtiva eden buğdaylar ekmeklik veya makarnalık buğday olarak alınmakta ve bunun karşılığı olan fiyat ödenmektedir. Yüzde 3 ile yüzde 5 arasında embriyo kararması olan buğdaylar ise yemlik buğday veya düşük vasıflı durum buğdayı olarak alınmakta ve bunun karşılığı olan fiyat da ödenmektedir.
Arkadaşlarımızdan bir kısmı -bu konuda yanlış bilgilendirmeden olsa gerekir- gerek burada gerek KİT Komisyonunda ve gerekse basında bazı yanlış bilgilerle halkı yanıltıcı beyanlarda bulunmaya devam ediyorlar.
Burada şunu ifade etmek istiyorum: Toprak Mahsulleri Ofisi bir yandan bu tahlilleri yaparken, bir yandan, bu durumla karşı karşıya kalmış çiftçilerimizin mağduriyetini önlemek açısından, kararmış tane oranı yüzde 3 ile yüzde 10 arasında olan buğdayları yemlik buğday veya düşük vasıflı durum buğdayı olarak almaya başlamıştır. Burada, alınan buğdayların, daha iyi buğdaylarla paçal yapılarak normal sınırlara getirilebileceği dikkate alınmıştır. Ancak, yüzde 10'dan daha fazla hastalıklı tane ihtiva eden buğdaylar tabiî olarak alınmamıştır. Bu uygulama, yıllardan beri yapılan ve çiftçilerimizin de bildiği bir uygulamadır. Bu oranlardan daha fazla hastalıklı tane ihtiva eden buğdayların alınması ve satılması, insan ve hayvan sağlığı açısınd
an son derece sakıncalıdır. Tüccarın da bu buğdayları almaması, un imalinde veya yemlik olarak kullanmaması gerekmektedir. Toprak Mahsulleri Ofisi bu buğdayları alıp, un imalatında kullananlara veya yemlik olarak talep edenlere satsa, asıl o zaman suç işlemiş olur ve ağır, haklı tenkitlere maruz kalırdı.Bu durum, çiftçilerimizin elinde olmayan sebeplerle, tamamen hava şartları nedeniyle, âdeta bir afet olarak ortaya çıkmıştır. Bir mağduriyet söz konusudur. Çiftçimizin her zaman yanında olurken, böyle bir durumda onları yalnız ve kaderleriyle başbaşa bırakamazdık. Bir kararname hazırladık. Bu kararnamenin hazırlanması esnasında Bakanlığımıza büyük destek veren, başta Sayın Başbakanımız olmak üzere, Sayın Ecevit, Sayın İsmet Sezgin ve kabinenin diğer üyelerine huzurlarınızda teşekkür ediyorum.
TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, konuşmayla ne ilgisi var bunun...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Yine, bu kararnamenin, özellikle, Sayın Cumhur Ersümer tarafından, Yozgat'ta Sayın Başbakana takdim edilmesinde, Sayın Hüsnü Sıvalıoğlu...
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Size de teşekkür edecek...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – ...ve Mustafa Güven Karahan'ın gayretleriyle gündeme getirilmesini de, huzurlarınızda, takdirle karşılıyorum.
Burada, bu kararnameyle -hiç de gecikmiş değildir- yapılmak istenen şudur... Buğday -daha önce de dediğim gibi- Toprak Mahsulleri Ofisinin alım merkezine getirildiğinde yapılacak üç beş günlük mikroskobik incelemelerle netice alınabilecektir. Bugün ayın 7'sidir; ayın 1'inde, 2'sinde ofislere gelen buğdayların incelemeleri yapılmış ve süratle bu kararname hazırlanmış, imzaya açılmış, şu anda bir kişinin imzası eksik, o da tamamlanır tamamlanmaz Sayın Cumhurbaşkanına, onaya arz edilecektir.
Bununla şunu gerçekleştirmeyi düşünüyoruz: Yüzde 10'a kadar embriyo kararması olan buğdaylar, aynen kararma olmamış ekmeklik ve makarnalık buğday fiyatıyla satın alınacaktır; yüzde 10 ve üzerinde embriyo kararması olanlar, ayrı bir depoda, ayrı bir yerde biriktirilecek ve bunlar behemehal Toprak Mahsulleri Ofisinin belirleyeceği bir sistemle imha edilecektir. İmha edilmediği takdirde, bu, hem hayvan sağlığına hem insan sağlığına fevkalade zararlı, kanserojen etkisi olan bir maddedir; onun için, tekrar ikaz ediyorum ve tüccarlarımızdan, yem fabrikalarımızdan rica ediyorum; sakın ola, bu yüzde 10'un üzerinde embriyo kararması olan bu buğdayları kâr maksadıyla alıp da, temiz mallarınızı zehirli hale getirmeyiniz; vatandaşı, hayvan sahiplerini ve hayvanları tehlikeye atacak bir uygulama içerisine girmeyiniz diyorum. Bu konuda, valilerimizi de uyaracağız ve dediğim gibi, bu konudaki kararnamede tamamlanmak üzeredir.
Bu arada, bir hususu daha burada belirtmek istiyorum. Balıkesir İlinde hiç buğday alınmadığını söyleyen arkadaşlarımız oldu. Arkadaşlarımızın söylediği fevkalade doğrudur; ama, hangi tarihte alınmamış, ben size onu arz edeceğim : Balıkesir İlinde 1992 yılında alınan buğday 8 198 ton, 1993'te 20 080 ton, 1994'te 9 954 ton, 1995'te 0 kilogram, 1996'da 0 kilogram, 1997'de 115 110 ton, 1998'de -bugün itibariyle- 957 ton buğday alımı yapılmıştır; bunu da bilgilerinize sunuyorum.
Hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum; iyi günler diliyorum. (ANAP, DSP ve DTP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Gündemdışı konuşma cevaplandırılmıştır.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Başkan...
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Sayın Gözlükaya, buyurun efendim.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli)
– Bir husus hakkında açıklama yapmak istiyorum müsaade ederseniz.BAŞKAN – Tabiî...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Ben, hiç kimseye sataşmadım.
BAŞKAN – Zaten, sataşma iddiası yok Sayın Bakan.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, Sayın Bakan, yarım saate yakın bir süredir konuşuyor.
BAŞKAN – Yok, 15 dakika 32 saniye efendim!..
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Burada, gündemdışı bir konuşmayı bahane ederek, icraatın içinden anlattı; hatta, bir nevi günah çıkardı. Şimdi, bir kere, Sayın Bakan, ısrarla üzerinde durduğu konuda geçmiş yıllardan medet ummaya kalktı. Kendileri, bir yıldır -iki mevsimdir- Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yapıyorlar; kendi icraatlarını anlatması gerekirdi.
BAŞKAN – Anlattı diyorsunuz... Hem icraatın içinden yaptı diyorsunuz hem kendi icraatını anlatacak diyorsunuz Sayın Gözlükaya.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Hayır, müsaade buyurun.
Devamlı, 1990 yılından başlayıp bugüne kadar getiriyorlar.
BAŞKAN – O, son cümledeydi...
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli)
– Burada, şunu açıkça söyleyeyim: Geçmiş hükümet dönemlerinde, gerek 54 üncü gerekse ondan önceki -49'dan 54'e kadar olan- hükümet dönemlerinde çiftçinin perişan olduğunu söylediler. Aksini söylüyoruz; çiftçi, bu dönemlerde belini doğrultmuştur; tütünde, pamukta, üzümde, fındıkta, çayda, çiftçi perişan edilmemiştir. Tütünde üretici hâlâ parasını alamamıştır.BAŞKAN – Şimdi, Sayın Gözlükaya, benden ne istiyorsunuz efendim; siz Başkanlığa bir şey söylüyorsunuz; ama, size söz vermedim ki henüz.
MEHMET GÖZLÜ
KAYA (Denizli) – Şunu söylüyorum; açıklama yapıyorum...BAŞKAN – Hayır, açıklama yapmayacaksınız. Bu konuşmayla ilgili olarak benden ne istiyorsunuz?
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Bakan, geçmiş hükümetleri kötüleyerek, çiftçinin perişan edildiğini söylemiştir.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Ben, hiç kimseyi kötülemedim; sadece rakamları söyledim.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Bu, benim ve partimin içerisinde bulunduğu hükümetlere sataşmadır, çatmadır. Bunu şiddetle reddettiğimizi ifade etmek istiyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gözlükaya.
Eğer, geçmiş hükümete yönelik böyle bir açık eleştiri varsa ve bu eleştiri haksızsa, o hükümetin başkanı gelip buna cevap verebilir; yani, o hükümetin içerisinde bulunan partilerin sözcüleri bunları cevaplayacak diye bir usulümüz yok; ama, talepleriniz tutanağa geçti.
Teşekkür ederim.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız, iki gündür, sizin yüzünüzden, biyoloji dersi dahil her şeyi dinliy
oruz; daha ne söyleyeceksiniz?!.İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Başkan, Sayın Bakan "buğday alınmadığı iddia ediliyor" gibi bir cümleyle şahsıma sataşmada bulundu.
BAŞKAN – Onu, sizinle ilgili söylemedi...
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Müsaade eder misiniz efendim...
BAŞKAN – Balıkesir'de böyle iddia edildiğini ifade etti, sizin adınızı da vermedi, kendisi de burada.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Başkan, bir konuyu özellikle vurgulamak istiyorum: Sayın Bakan, dünkü konuşmamızda, bur
ada, mevcut kararnameyi...BAŞKAN – Efendim, dünkü konuşma dün bitti.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Değil; onu değil...
1993 yılında süneli buğdayı almak için Doğru Yol Partisinin içinde bulunduğu Hükümetin kararnamesini örnek alarak hazırladığını bana itiraf etmişlerdir. Daha önce, böyle buğday alınmadığını söylemiştim...
BAŞKAN – Mesele yok efendim...
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Dolayısıyla, dün, yüzde 20' oranında embriyo kararması olan buğday alacağını söyleyen Sayın Bakana, bir hafta önce hiç almayacağız derken, bizim uyarılarımızla, önce yüzde 20'ye kadar, bugün de yüzde 50 oranında embriyo kararması olan bütün buğdayları almayı kabul ettiği için teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Tamam efendim, teşekkürünüz tutanağa geçti.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Demek ki, bir haftadır verdiğimiz mücadele sonucunda çiftçilerimizin hakkını korumayı başarabildik.
Teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Niye teşekkür ediyorsun?!. Teşekkür edilecek ne var; Bakan görevini yapıyor.
BAŞKAN – Aranızda tartışmayın efendim.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Ben de teşekkür ederim Sayın Yılmazyıldız.
Sayın Kapusuz, buyurun efendim.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, zatıâlinizin de takip ettiği gibi, biraz önce gündemdışı konuşma yapan arkadaşımız, Sayın Bakanın açıklama yaptığı hususların hiçbirine değinmedi, alımların normal işlediğini ve kendisine teşekkür ettiğini ifade etti; fakat, Sayın Bakan, galiba, icraatını anlatmak için, bu anlamda, bu kürsüyü bir fırsat bulup kullanıyor.
Biz, Genel Kurulda, Anamuhalefet Partisi Grubu olarak Sayın Bakana şunu hatırlatıyoruz; şayet bu konuda bir ihtiyacı varsa, gelir, gündemdışı bir konuşma yapar, bütün gruplara söz hakkı doğar, bu konu müzakere edilir.
BAŞKAN – Usule göre, bu da mümkün efendim.
Sayın Kapusuz...
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – 54 üncü Hükümetin kabinesinde bulunan sayın bakan, tutanaklarla ilgili bir açıklama yapacak; şimdiden zabıtlara geçiriyorum, teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Ne konuda efendim?..
Hangi Bakan efendim?SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Biraz önce...
BAŞKAN – Siz nereden haber aldınız Sayın Kapusuz? Böyle bir usul cingözlüğü yapmayalım efendim. Yani, Sayın Bakan burada bulunsa ve kendisine sataşıldığına dair bir husus görse, kendisi kalkar söylerdi. Öyle bir usul de yok...
Yani, sizin bu söylemeniz, bir müktesep hak mı teşkil edecek?
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Hayır efendim...
BAŞKAN – Böyle bir usul yok ki...
Sayın Bakan burada müzakereleri takip etseydi, bir sataşma iddiası olsa idi, bu oturum içerisinde onu değerlendirirdim; siz de biliyorsunuz bunu...
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, biraz önceki ifadenizi, lütfen, dikkatli kullanmanızı istirham ediyorum...
BAŞKAN – Hangisini efendim?
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – "Usul cingözlüğü" falan değil, İçtüzüğün vermiş olduğu hakkı kullanıyoruz.
BAŞKAN – Hangisi efendim?
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Usul cingözlüğünden bahsediyorsunuz, böyle bir kural mı var Sayın Başkan?
BAŞKAN – Sayın Kapusuz, eğer siz, burada bulunmayan ve -şayet, kendisine sataşıldıysa- ki, o bile belli değil- sözlerinin sataşma olarak değerlendirip değerlendirilmeyeceği belli olmayan bir bakan için şimdiden söz alıp, tutanağa geçirip, ona bir müktesep hak sağlamaya çalışıyorsunuz.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Hayır... Hayır...
BAŞKAN – Ben, bu davranışla ilgili o kelimeyi kullandım. Yoksa,Sayın Bakanın kendisi burada bulunsaydı, onu, kendisiyle ayrıca tartışırdım.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Biraz önce dediniz ki... (ANAP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Vekâleten sataşma yok...
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – "İlgili bakan gelip, cevap verebilir" diye biraz önce kendiniz söylediniz. Ben, sadece onu hatırlattım.
BAŞKAN – Efendim, ilgili bakanın böyle bir hakkını tetkik ederim İçtüzüğe göre; ama, o bakan burada yoksa, bu oturum içerisinde değilse, sizin söylemenizle üç gün sonra geldiğinde söz hakkı doğmaz, bunu hatırlatıyorum. Ben de, bunu tutanağa geçiriyorum.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Tutanaklarda var zaten, ne olduğu belli.
BAŞKAN – Teşekkür ederim, sağ
olun.Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.
Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; okutup oylarınıza sunacağım:
V. – ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. – (11/17) esas numaralı gensoru önergesinin gündemdeki yeri, görüşme günü ve çalışma süresine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
No.124 Tarihi: 7.7.1998
5.7.1998 tarihinde dağıtılan ve Genel Kurulun 6.7.1998 tarihli 116 ncı Birleşiminde okunmuş bulunan Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkındaki (11/17) Esas numaralı, İzmit'te SEKA'ya ait arazinin bedelsiz tahsisi konusundaki gensoru önergesinin gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 4 üncü sırasında yer almasının, Anayasanın 99 uncu maddesi gereğince gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerin 14.7.1998 Salı günkü birleşimde yapılmasının ve 14.7.1998 Salı günkü birleşimde özel gündemde yer alan işlerin görüşmelerinin bitimine kadar denetim konularına ait çalışma süresinin uzatılmasının Genel Kurulun onayına sunulması, Danışma Kurulunca uygun görülmüş
tür.Hikmet Çetin
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı
Salih Kapusuz Ülkü Güne FP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili
Mehmet Gözlükaya Ali Ilıksoy
DYP Grubu Başkanvekili DSP Grubu Başkanvekili
Oya Araslı Müjdat Koç
CHP Grubu Başkanvekili DTP Grubu Başkanvekili
BAŞKAN – Danışma Kurulu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Anavatan Partisi, Demokratik Sol Parti ve Demokrat Türkiye Partisi Gruplarının, İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş müşterek bir önerileri vardır; önce okutup işleme alacağım, sonra oylarınıza sunacağım:
B) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1. – Gündemdeki sıralamanın yeniden yapılması ile 21.7.1998 Salı ve 28.7.1998 Salı günleri saat 14.00-19.00 arası “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesine ilişkin ANAP, DSP ve DTP Gruplarının müşterek önerisi
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
7 Temmuz 1998 Salı günü (bugün) toplanan Danışma Kuruluna bazı siyasî parti grup temsilcilerinin katılmaması sebebiyle, gruplarımızın ekteki müşterek önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ve talep ederiz.
Saygılarımızla.
Ülkü Güney Ali Ilıksoy Müjdat Koç
ANAP Grup Başkanvekili DSP Grup Başkanvekili DTP Grup Başkanvekili
Öneri:
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 198 inci sırasında yer alan 540 sıra sayılı raporun bu kısmın 7 nci sırasına, 199 uncu sırasında yer alan 541 sıra sayılı raporun 8 inci sırasına, 200 üncü sırasında yeralan 544 sıra sayılı raporun 9 uncu sırasına; 201 inci sırasında yer alan 545 sıra sayılı raporun 10 uncu sırasına, 202 nci sırasında yer alan 546 sıra sayılı raporun 11 inci sırasına, 203 üncü sırasında yer alan 547 sıra sayılı raporun bu kısmın 12 nci sırasına, 209 uncu sırasında yer alan 568 sıra sayılı raporun 13 üncü sırasına, 210 uncu sırasında yer alan 569 sıra sayılı raporun 14 üncü sırasına, 237 nci sırasında yer alan 610 sıra sayılı raporun 15 inci sırasına
, 238 inci sırasında yer alan 613 sıra sayılı raporun 16 ncı sırasına, 239 uncu sırasında yer alan 616 sıra sayılı raporun 17 nci sırasına, 240 ıncı sırasında yer alan 618 sıra sayılı raporun 18 inci sırasına, 241 inci sırasında yer alan 619 sıra sayılı raporun 19 uncu sırasına, 242 nci sırasında yer alan 623 sıra sayılı raporun 20 nci sırasına, 192 nci sırasında yer alan 426'ya 1 inci ek sıra sayılı rapor ve itirazın 21 inci sırasına, 193 üncü sırasında yer alan 427'ye 1 inci ek sıra sayılı rapor ve itirazın 22 nci sırasına, 194 üncü sırasında yer alan 448'e 1 inci ek sıra sayılı rapor ve itirazın 23 üncü sırasına, 206 ncı sırasında yer alan 482'ye 1 inci ek sıra sayılı rapor ve itirazın 24 üncü sırasına, 207 nci sırasında yer alan 483'e 1 inci ek sıra sayılı rapor ve itirazın 25 inci sırasına, 208 inci sırasında yer alan 484'e 1 inci ek sıra sayılı rapor ve itirazın 26 ncı sırasına, 228 inci sırasında yer alan 518'e 1 inci ek sıra sayılı rapor ve itirazın 27 nci sırasına, 229 uncu sırasında yer alan 527'ye 1 inci ek sıra sayılı rapor ve itirazın 28 inci sırasına, 248 inci sırasında yer alan 559'a 1 inci ek sıra sayılı rapor ve itirazın 29 uncu sırasına, 249 uncu sırasında yer alan 594'e 1 inci ek sıra sayılı rapor ve itirazın 30 uncu sırasına, 250 nci sırasında yer alan 597'ye 1 inci ek sıra sayılı rapor ve itirazın 31 inci sırasına, 251 inci sırasında yer alan 609'a 1 inci ek sıra sayılı rapor ve itirazın 32 nci sırasına, 252 nci sırasında yer alan 612'ye 1 inci ek sıra sayılı rapor ve itirazın 33 üncü sırasına, 253 üncü sırasında yer alan 614'e 1 inci ek sıra sayılı rapor ve itirazın 34 üncü sırasına alınması, 21.7.1998 Salı ve 28.7.1998 Salı günlerinde 14.00-19.00 saatleri arasında da "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan işlerin görüşülmesi önerilmiştir.BAŞKAN – Okunan üç siyasî parti grubunun müşterek önerileri hakkında söz istemi var mı efendim? Yok.
Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir.
Gündemin "Özel Gü
ndemde Yer Alacak İşler" kısmına geçiyoruz.MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, öneriyle ilgili görüşlerimizi ifade etmedik
...BAŞKAN – Gruplardan işaret olmadı , onun için...
TURHAN GÜVEN (İçel) – Aleyhinde konuşacaktık, lehinde konuşacaktık...
BAŞKAN – Yani, yazılı olarak buraya intikal etmiş bir başvuru yok; ben de herhangi bir işaret tespit edemedim.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, bu önerinin fotokopisini biz şimdi aldık; gruplara dağıtılmıyor, ne olduğunu anlayamadık; siz de aleyhinde, lehinde söz isteyen var mı demeden...
BAŞKAN – Söz isteyen olup olmadığını sordum efendim. Oylandı, bitti o işlem.
VI. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI
VE MECLİS ARAŞTIRMASI
A) ÖNGÖRÜŞMELER
1. – Konya Milletvekili Mehmet Ali Yavuz ve 55 arkadaşının, Talih Oyunları Yönetmeliğine aykırı bir şekilde bazı tesislere kumarhane işletme belgesi verilmesini sağlamak suretiyle karapara aklanmasına yol açarak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin TürkCeza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Kültür ve Turizm eski Bakanı A. MesutYılmaz hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/25)
BAŞKAN – Şimdi, Genel Kurulun 2.7.1998 tarihli 114 üncü Birleşiminde alınan karar gereğince, bu kısmın 1 nci sırasında yer alan, Konya Milletvekili Mehmet Ali Yavuz ve 55 arkadaşının, Talih Oyunları Yönetmeliğine aykırı bir şekilde bazı tesislere kumarhane işletme belgesi verilmesini sağlamak suretiyle karapara aklanmasına yol açarak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ncı maddesine uyduğu iddiasıyla Kültür ve Turizm eski Bakanı Mesut Yılmaz hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.
Bu görüşmede, sırasıyla, önergeyi verenlerden ilk imza sahibine veya onun göstereceği bir diğer imza sahibine, şahısları adına üç üyeye ve son olarak da, hakkında soruşturma istenmiş bulunan Kültür ve Turizm eski Bakanı Mesut Yılmaz'a söz verilecektir.
Konuşma süreleri 10'ar dakikadır.
Meclis soruşturması önergesi, Genel Kurulun 29.6.1998 tarihli 111 inci Birleşiminde okunmuş ve bastırılarak sayın üyelere dağıtılmıştır; bu nedenle, soruşturma önergesini tekrar okutmuyorum.
(9/25) esas numaralı Meclis soruşturması önergesi üzerinde şahısları adına söz alan sayın miletvekillerinin isimlerini okuyorum:
1- Adil Aşırım (Iğdır)
2- Mehmet Ali Yavuz (Konya)
3- Hüsnü Sıvalıoğlu (Balıkesir)
Toplam 68 üye -okuduğum arkadaşların dışında 65 üye- söz isteminde bulunmuşlardır. Alınan karar gereğince, bunlar arasında kura çekilmiş, söz devirleri olmuş; sonuç itibariyle, ilk üç sözcü, biraz önce isimlerini sunduğum arkadaşlarımız olmuştur.
Onun için, ilk söz, önerge sahipleri adına Sayın Mehmet Ali Yavuz'un.
Buyurun efendim. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)
Sayın Yavuz, konuşma süreniz 10 dakikadır.
MEHMET ALİ YAVUZ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önerge sahibi sıfatıyla, Başbakan Sayın Mesut Yılmaz hakkında, Anayasa ve İçtüzük hükümleri gereğince verilmiş soruşturma önergesi üzerinde görüşlerimi arz etmek istiyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, heyetimizin Makedonya'da geçirmiş olduğu elim trafik kazasını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Şahsım ve Grubum adına, yaralanan, Devlet Bakanı Sayın Rüştü Kazım Yücelen'e, Karabük Milletvekili Sayın Şinasi Altıner'e ve gazeteci Fikret Bila Beye geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor; kazada yaralanan kişilere acil şifalar, hayatını kaybeden kişilere de Allah'tan rahmet diliyorum.
Değerli milletvekilleri, Türkiye, belli bir dönem, uluslararası platformda, karaparayı aklayan ülkelerden biriydi; hatta, ilk sıralarda yer alıyordu. Çeşitli zamanlarda yakalanan kuryelerin ülkemize taşıdığı kaynağı belirsiz milyarlar, bizim için kara bir leke olarak uluslararası ilişkilerde gündeme getiriliyordu. Bu durum, haliyle, devletimizi, milletimizi ve bizleri fevkalade üzüyor ve saygınlığını korumak için titrediğimiz ülkemiz, layık olmadığı bir şekilde, uluslararası platformlarda suçlanıyordu.
Olayın diğer bir boyutu da, millî varlığımızı, devlet ve milletiyle bölünmez bütünlüğümüzü tehdit eden, devleti hedef almış aşırı uçlardaki birtakım yıkıcı ve bölücü terör örgütleri de -PKK dahil- kaynak buluyordu.
Bunun uzantısı olarak, dünya gençliğini ve dünya insanlığını tehdit eden uyuşturucu ticareti ve trafiği de, önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyordu.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kısaca arz ettiğim karaparanın aklanması, terör ve uyuşturucu ticaretiyle ilgili olarak konuyu daha fazla açma gereğini duymuyorum; çünkü, yıllarca bu üçlü musibetle birlikte yaşayan ülke insanımız ve Meclisimizin değerli üyeleri olan sizler, tehlikenin ve tahribatın ne denli büyük olduğunu biliyorsunuz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kendisine yönelik bu üçlü bela için uzun yıllar mücadele vermiş ve bu uğurda, asker, polis ve sivil olmak üzere birçok evladını kaybetmiştir.
Malumunuzdur ki, devlet, varlığını korumak ve ülke insanını, barış, adalet ve huzur içinde yaşatmakla sorumludur. Devlet, kendisine yönelen tehdidi, gerek kanunların emrettiği tedbirler gerekse polisiye tedbirlerle önleme hakkına ve yetkisine sahiptir.
Uyuşturucudan ve gayri yasal yollardan elde edilen kaynağı belirsiz parayı aklayarak meşru hale getiren ve teröre kaynaklık yapan kumarhanelerin, bu ülkenin ve bu ülke insanının başına nasıl bela edildiğine bakmakta yarar görüyorum.
Kumarhaneler, uyuşturcudan, mafya ekonomisinden gelen karaparanın aklandığı en kritik mekânlardır.Kanundışı yollardan kazanılan, kaynağı gösterilemeyen paralar, kumarhaneler aracılığıyla legal hale gelmekte, yasal sistemin içine girmektedir. Bu yüzden, terör ve uyuşturucu ile kumarhaneler arasında çok sıkı bir ilişki mevcuttur; kumarhaneler, âdeta, terör ve uyuşturucunun şemsiyesi olmaktadır.
Bu kumarhaneler, sadece karaparanın aklandığı yerler değil, aynı zamanda, Türk aile hayatını derinden yaralayan müesseseler olarak faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Enflasyon altında ezilen insanımız, ekonomik sıkıntısını gidermek için, kumarhaneleri, geçim kaynağı yerler olarak görmüştür. Bu yerler, çok yuvalar söndürmüş, çok canlar yakmıştır. Talih oyunlarına bir hastalık derecesinde alışan vatandaşın tüm hayalleri yıkılmış, evine ekmek götüremeyecek duruma gelmiş, evindeki eşyalarını satarak, talih oyunlarında kullanmak suretiyle mukaddes bildiğimiz yuvaların yıkılmasına neden olmuştur.
Bunun sorumlusu kimdir? Bu ailelerin acılarını kim dindirdi?
Kumar tutkusunun insan üzerindeki tahribatının ne kadar yok edici boyutlarda olduğunu gösteren çok dramatik örnekler, her gün gazete ve televizyonlarda yer alıyordu.
Toplum hayatına çok değişik adlar altında giren birçok şans oyunu, artık, herkes tarafından anlaşılmış durumda. Milyonlarca insan, farkında olmaksızın bağımlı hale geliyor ve ruhsal olarak tükeniyor, kayıplar ve yeni kazanç umutlarıyla zamana yayılan bu tahribatın ülkemize nasıl bir maliyet yüklediği ve geleceğimizi nasıl etkilediğini kimse düşünmek bile istemiyor.
Kolay kazanılan, böylece hesapsızca harcanabilen karapara, devletin meşru iktidarının karşısında paranın iktidarını kullanarak kendi çıkarlarını gerçekleştirmiştir. Türkiye'de, bugün, kamuoyuna yansıyan kanunsuzlukların, terör ve uyuşturucu trafiğinin arkasındaki güçleri gün ışığına çıkarmak için, iktidar sorumluluğunu üstlenenlerin yaptıklarına değin
mek istiyorum.Türk turizmine itici güç olacağı ve döviz gelirlerine katkıda bulunacağı gayesiyle, 1983 yılında, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Yasasıyla kuruluşlarına izin verilen casinolar ya da halk diliyle kumarhaneler, bugüne kadar geçen zaman içinde ülke içinde yarattığı maddî ve manevî tahribatın bir türlü görünmeyen boyutları sonucunda, ülke insanımıza zarar verir hale gelmiştir.
Kumarhanelerin yasal olarak açılışını sağlayan hüküm, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 19 uncu maddesinin (b) fıkrasıdır. Kanun hükmü okunduğunda, talih oyunu (kumar) oynanabilecek bölümün, belgeli turizm işletmesinin tamamlayıcı bir bölümü olması hükme bağlanmış, bu yerlere, yabancı pasaport taşıyanların dışında kimlerin, hangi şartlarla girebileceği Bakanlığa bırakılmıştır. Yani, uygulamanın, Bakanlıkça düzenlenecek yönetmelikle işlemesi belirlenmiştir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu yasal düzenlemeye istinaden ilk Talih Oyunları Yönetmeliği 8.1.1983 tarihinde yayımlanmış, bilahara, 15.1.1986 gün ve 18989 sayılı Resmî Gazetede ilk değişikliği yapılmıştı. Buna göre, yönetmeliğin 6 ncı ve 19 uncu maddeleri değiştirilerek, kumarhanelerin, beş yıldızlı ve en az 300 yatak kapasiteli turizm işletme belgeli oteller ve en az 500 yatak kapasiteli birinci sınıf tatil köyleri bünyelerinde kurulabilmesi ve işletilebilmesi öngörülmüştür.
Yine, 14.4.1987 gün ve 19431 sayılı Resmî Gazetede, Talih Oyunları Yönetmeliğinin 19 uncu maddesi değiştirilerek, oyun makineleri işletmelerinin, en az 1 000 yataklı ve beş yıldızlı oteller ile en az 1 500 yataklı birinci sınıf tatil köyleri bünyelerinde kurulabilmesi ve işletilebilmesi öngörülmüştür.
Sayın milletvekilleri, şu ana kadar sizlere bahsettiğim, o dönemin yasal düzenlemeleridir. Sayın Mesut Yılmaz, Kültür ve Turizm Bakanı olduktan hemen sonra, tahsis etmiş olduğu kamu arazilerine kurulacak tesisler için, 14 Nisan 1987 tarihinde, Talih Oyunları (Kumar) Yönetmeliğinin 19 uncu maddesini değiştirerek, yakın çevresine, birtakım holdinglere, güç odaklarına menfaat sağlamak amacıyla, hem arazi tahsis yoluyla hem de şirket arazilerini değerlendirerek turizm amaçlı teşviklerle rant imkânı sağlamıştır.
Sayın Başbakan döneminde de uygulanan turizm amaçlı teşviklerle, tesis maliyetinin yüzde 33'lere varan kısmının müteşebbislere verilmesiyle, partisine yakınlığı bulunan bu kişilerin âdeta ödüllendirildiği görülmektedir. İşte, Türkiye'nin, karaparanın aklandığı bir ülke haline gelmesindeki ilk adımlar, dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mesut Yılmaz tarafından, mevcut yasal hükümler hiçe sayılarak, hukukdışı uygulamalarla açılan kumarhaneler vasıtasıyla atılmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET ALİ YAVUZ (Devamla) – Sayın Başkan, benim bir konuşma hakkım daha var...
BAŞKAN – Evet, daha sonra bir 10 dakika daha konuşma hakkınız var...
MEHMET ALİ YAVUZ (Devamla) – Ona devam edeyim Sayın Başkanım; ikisini birleştirelim...
BAŞKAN – Arada başka sözcü var; yani, birinci sırada başka sözcü var... Aranızda öyle bir anlaşma var mı?
MEHMET ALİ YAVUZ (Devamla) – Hayır; arkadaşla değiştirebiliriz.
UĞUR AKSÖZ (Adana) – Devam etsin Sayın Başkan.
BAŞKAN – Peki.
Önerge sahibinin 10 dakika da kişisel söz hakkı bulunuyor; o süreyi veriyorum.
Buyurun.
MEHMET ALİ YAVUZ (Devamla) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; zamanın Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mesut Yılmaz döneminde işletme izni verilmiş olan 2 adet talih oyunları salonu (casino) bulunmasına rağmen, Sayın Yılmaz'ın, yine, Kültür ve Turizm Bakanlığı yaptığı dönemde, 30'a yakın kumarhaneye yatırım belgesi izni verilmiştir. Bu dönem, kumarhane izni en fazla verilen dönemlerden biridir. Sözünü ettiğimiz kumarhane izni içeren yaklaşık 30 tesisin birçoğu kamu arazisi üzerine kurulmuş olup, tahsisi, Sayın Mesut Yılmaz tarafından yapılmıştır. Örnek vermek gerekirse, Denizli Hierapolis Otel, Marmaris Martı Myra Otel, Antalya Kiriş World Magic Otel, Antalya Sillion Otel, Antalya Side Grand Prestige Otel gibi işletmeler sayılabilir.
Sayın Yılmaz, örnek olarak verdiğimiz kumarhane izni içeren tesislerin yanı sıra, özellikle, karapara-uyuşturucu-mafya şeytan üçgeninin baskılarına dayanamayarak, yakın çevresine peşkeş çekmek amacıyla, size ifade ettiğim yönetmeliğin 19 uncu maddesinde öngörülen şartları taşımayan tesislerin kumarhanelerine, yönetmelik hükümlerini uygulamayarak işletme belgesi verilmesi talimatını vermiştir.
Sayın milletvekilleri, işte, bu tasarrufuyla Sayın Yılmaz, hem kanun hükümlerini hem yönetmelik hükümlerini çiğnemiş, keyfî yönetimin bir örneğini sergilemiştir. Bunun için, Sayın Yılmaz suç işlemiş durumdadır ve sorumludur. İşte, belgesi!
Sayın milletvekilleri, "Bakanlığımızca yatırım belgesi verilmiş olan tesislere işletme belgesi verilmesi aşamasında, ilgili yönetmeliğin 19 uncu maddesinde öngörülen yeni koşulların aranmaması hususunu olurlarınıza arz ederim" diyor ve 30'a yakın turizm işletme belgesini, bu, bir tek olurla veriyor.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sizlere, Sayın Yılmaz'ın hukukdışı uygulamasıyla ilgili bir belge daha sunmak istiyorum. Sayın Mesut Yılmaz'ın Kültür ve Turizm Bakanlığı döneminde tahsisini yapmış olduğu kamu arazisi üzerinde inşa edilen, Antalya-Side'deki Grand Prestige Otelini işleten Uran Turizm Yatırım ve İşletmecilik Anonim Şirketine tahsis edilen tesisin kumarhanesinin, yasalara aykırılı işletildiği tespit edilerek, kapatılması gündeme gelmiştir. Bu konuda, Turizm Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinin de uygun görüşü bulunmaktadır; ancak, ne hikmettir ki, yine, ANAP'lı Bakan Sayın İbrahim Gürdal'ın onayıyla belgenin iptali engellenerek, tesis sahibine ve kumarhane işletmecisine, yasaya aykırı olarak rant sağlanmıştır. Böyle bir uygulama, kanun ve yönetmeliklerde yoktur; ama, siz, kanun koyucu görevi de yapıyorsunuz. Bunun hesabını sormayalım mı?! İşte, Sayın Gürdal'ın, kumarhanenin kapatılması gerekirken "belge iptal cezasının para cezasına çevrilmesi" diye imzası ve onayı, burada, değerli milletvekilleri.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yine, Kültür ve Turizm Bakanlığı yaptığı dönemde kumarhanesine işletme izni vermiş olduğu Adana Büyük Sürmeli Oteline, yasaya aykırı faaliyetinden dolayı verilmesi gündeme gelen kapatma cezası, Sayın Yılmaz'ın Bakanı tarafından engellenerek, kumarhanelerin kapatılması sürecine kadar rant sağlanmıştır; üçüncü belgemiz de, işte, burada. Adana Büyük Sürmeli Otelindeki kumarhanenin, yapılan denetimlerinde, iptali gündeme gelmiş; ama, ne hikmetse, Danıştay kararı doğrultusunda işlem yapılmayıp, tesise ayrıcalık sağlanmıştır. Bu kumarhanenin iznini veren, yine, Sayın Yılmaz ve kararı uygulayan da Sayın Gürdal'dır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüldüğü gibi, Sayın Başbakanın arazi tahsisi yaptığı oteller ve kumarhaneler, Bakanı tarafından da koruma altındadır.
Ayrıca, bir holdinge ait Ananas Otelinin, Bakanlıkça sınıfının düşürülerek kumarhanesinin iptalinin gündeme gelmesine rağmen, siyasî baskılardan dolayı, tesisin kumarhanesinin iptali önlenmiştir; bu da dördüncü belgemiz oluyor değerli milletvekilleri.
Yine, Sayın Başbakanın Kültür ve Turizm Bakanlığı yaptığı dönemde, dünyada bir örneği olmayan, üstelik SİT alanı içinde bulunan Pamukkale'de inşa edilen Hierapolis Tatil Köyünün, arıtma tesisi yapılmadan, Pamukkale'nin doğal güzellikleri hiçe sayılarak, kumarhanecilere rant sağlamak amacıyla işletmeye açıldığını görüyoruz. Bu uygulamanın da, yine, ANAP'lı bir bakanın zamanında gerçekleştirildiğini sizlere vurgulamak istiyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; belgelendirme komisyonu kararı uyarınca, altı ay içerisinde yapılması gereken arıtma tesislerinin kaba inşaatının bitirilmiş olduğu, henüz faaliyete geçmemiş olduğu belirtiliyor ve "faaliyete geçmesi halinde, arıtma tesisinden alınacak atık su analiz raporunun Bakanlığımıza gönderilmesi neticesinde izin verilecektir" deniliyor; ama, buna uyulmayarak, tekrar izin verilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anavatan Partisi ne zaman iktidara gelse, yandaşlarına, yarenlerine, partili çevrelerine çıkar temin etmekte son derece başarılı olmuştur. Uygulamalarınız, bunu, günümüzdeki tasarruflarınızla da teyit etmektedir.
Doğru Yol Partisi, cesur bir kararla, kumarhaneleri kapatmıştır. (DYP sıralarından alkışlar) Ayrıca, Doğru Yol Partisi İktidarı, Anavatan Partisi ve onun Bakanı ve Başbakanı Sayın Mesut Yılmaz tarafından yaratılan bu haksız uygulamaların ve karaparanın aklanmasının önlenmesi yönünde tedbirler almış ve kanun düzenlemeleri yapmıştır. Netice itibariyle, kumarhanelerin kapatılmasıyla ilgili cesur bir karar verilmiştir. Genel Başkanımız Prof. Dr. Tansu Çiller "kumarhaneleri kapatıyorum" demiş, kapatılması için yasal düzenlemeler yapılmış ve sonuçta, kumarhaneler kapatılmıştır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Yüce Meclis, Sayın Mesut Yılmaz hakkında Meclis soruşturması açılmasına geçit verdiği takdirde, bu tespitlerimizin dışında yeni olumsuzlukların ortaya çıkacağı da görülecektir.
Bu nedenle, Sayın Mesut Yılmaz hakkında, kumarhaneler konusunda yanlı, yanlış ve hukukdışı uygulamaları nedeniyle, Anayasanın 100 üncü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 107 nci maddesi uyarınca Meclis soruşturması açılması hususunu Yüce Meclisin takdirlerine arz ediyor, Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Mehmet Ali Yavuz'a teşekkür ediyorum.
Şimdi, söz, Iğdır Milletvekili Sayın Adil Aşırım'ın.
Buyurun. (ANAP sıralarından alkışlar)
Sayın Aşırım, konuşma süreniz 10 dakikadır.
ADİL AŞIRIM (Iğdır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Konya Milletvekili Sayın Mehmet Ali Yavuz ve arkadaşlarınca, Kültür ve Turizm eski Bakanı Sayın Mesut Yılmaz hakkında Meclis soruşturması açılması isteğiyle verilen önerge üzerinde görüşlerimi belirtmek üzere huzurlarınızdayım. Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dönemin Kültür ve Turizm Bakanı olan Sayın Başbakanımız hakkında soruşturma açılması isteğiyle verilen bu önergenin hukuksal boyutuna di
kkatinizi çekmek isterim.Önergede belirtildiği gibi, 16.3.1982 tarihinde çıkarılan 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu hükümleri çerçevesinde, turistik işletmelerde talih oyunları salonları açılması imkânı getirilmiş ve bununla ilgili düzenleme yetkisi Turizm Bakanlığına verilmiştir. Ayrıca, aynı kanunun 37/c maddesinde de, Bakanlıkça hazırlanacak yönetmeliklerde düzenlenecek hususlar belirtilmiştir.
Kanunun bu maddesine istinaden hazırlanan Talih Oyunları Yönetmeliği de, 1983 Ocak ayında 17922 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelikle, 300 yatak kapasiteli otellerde ve yine 300 yatak kapasiteli tatil köylerinde talih oyunları salonları açılması imkânı getirilmiştir. Ayrıca, reşit olmak kaydıyla, yine 1982 yılında Konsey döneminin hükümeti tarafından çıkarılan bir yönetmelikle, Türk vatandaşlarının bu salonlara girmeleri imkân dahiline sokulmuştur.
Saygıdeğer milletvekilleri, Sayın Başbakan, 1987'de Kültür ve Turizm Bakanı olduğunda -yine, kendi bakanlığıyla ilgili bir Meclis araştırması açılması önergesinde- oyun salonlarının açılması konusunda şartları ağırlaştırma, Türk vatandaşlarının oyun salonlarına girmemeleri ve vergi kaçakçılığının önlenmesi konularında, Turizm Bakanlığının ilgili birimlerinden hem Amerika'ya 10 uzman göndermiş hem de Maliye ve Gümrük Bakanıyla aynı paralelde çalışarak, vergi kaçağının önlenmesi konusunda bir "board" oluşturulmasının sağlanmasına çalışmış ve çok kısa bir süre sonra da Türk vatandaşlarının, kumarhanelere girmelerinin yasaklanması çalışmalarını tamamlatmıştır.
Demin konuşan önerge sahibi Mehmet Ali Yavuz arkadaşımın, özellikle, kumarhaneler konusunda ileri sürdüğü iddiaların hepsine buradaki bütün arkadaşlarımın katıldığını biliyorum. Çünkü, o zaman Meclis araştırmasıyla ilgili önerge üzerinde konuşan bütün grup temsilcileri hemfikir olmuşlar ve bu meselenin, siyasî değerlendirmelerin dışında tutulmasını sağlamışlardır. O zaman da, dönemin DYP milletvekili Sayın Murat Sökmenoğlu çıkıp, burada, Sayın Başbakana teşekkür etmiştir. Sayın Başbakan, bakanlığı döneminde, ilgili kanuna bağlı olarak, yönetmeliği değiştirmeseydi, şimdi motellerde bile oyun salonları olurdu; hem 5 yıldızlı olma hem turistik otellerin 1 000 yataklı hem de birinci sınıf tatilköylerinin 1500 yataklı olması şartları getirilmiştir.
Sayın Başbakanın, Turizm Bakanlığı döneminde -burada Turizm Bakanlığından aldığım belgeler de var- sadece 2 salon açılmıştır; ama, DYP-SHP daha sonra da DYP-CHP Hükümetleri döneminde, dört senede tam 48 oyun salonu açılmıştır. Yani, kapatılıncaya kadar, açılan kumarhanelerin yüzde 70'i Doğru Yol Partisinin hem Başbakanlığı hem Turizm Bakanlığı yaptığı döneme rastlamıştır. Eğer, kumarhaneler konusunda arkadaşımızın söylediği doğru ise, suç ise, o zaman, suçun büyüğü onlarındır. Sayın Başbakana ve o dönemde Turizm Bakanlığı yapan Sayın Tınaz Titiz'e buradan gerçekten de teşekkür etmek lazım, yoksa, kapanana kadar, motellerde bile kumarhane olurdu.
Ayrıca, aramızda hukukçu arkadaşlarımız var. Yatırım belgesi ve turizm işletme belgesi sahiplerinin, bu kanunla, kazanılmış hakkı var.
Hepinize soruyorum: Bir kanunun tanıdığı kazanılmış hak, bir yönetmelikle geri alınabilir mi? Bir yönetmelik, kanuna aykırı olabilir ya da kanunun önüne geçebilir mi? Geçemediği için zaten sizinkiler 79 tane kumarhanenin 48 tanesi için izin vermişler. Yani, bu izinlerin, yasal zorunluluklardan dolayı verildiği bu rakamlardan belli değil midir?
Kaldı ki, kumarhanelerin kapatılmasıyla ilgili kanun değişikliğini, Doğru Yol Partisi yapmadı, Yüce Parlamento yaptı; Cumhurbaşkanlığından geri döndükten sonra kumarhanelerin kapatılması kararını veren Parlamentonun içinden çıkan Hükümetin başında da, Sayın Başbakan vardı.
Size, Danıştayın İdarî Dava Daireleri Genel Kurulunun aldığı bir kararı da hatırlatmak istiyorum. Danıştayın, 2.5.1997 tarih 1995/132, 1997/265 sayılı kararı, yönetmelik değişikliğinden önce izin verilme yönünde bir işlem tesis edilmişse, bunun kazanılmış bir hak olduğunu vurgulamaktadır. Eğer, arkadaşlar, biraz araştırsalardı... Demin buradan gösterdikleri "olur" bende de var, o olura, Danıştayın İdarî Dava Daireleri Genel Kurulunun almış olduğu bir karardan dolayı Sayın Başbakanın izin verme zorunluluğu vardı; yani, yasal zorunluluğu vardı.
Kısaca toparlarsam; Sayın Mesut Yılmaz'ın bakanlığı sırasında yaptığı idarî işlem, tümüyle yasalara uygundur. Bu uygulamayı yapmasaydı, tam aksine, 2634 sayılı Kanunun 5 inci maddesine de aykırı hareket etmiş olurdu.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, konunun hukuksal boyutu kısaca böyle özetlenebilir. Tabiî, bu soruşturma önergesinin başka boyutları da var. Araştırma, soruşturma, gensoru gibi denetim araçlarını kullanmak Yüce Heyetin hakkıdır; fakat, Sayın Çiller'in mal varlığıyla ilgili soruşturma açılmasına ilişkin önergenin kabul edilmesinden sonra, Doğru Yol Partisi Grubu tarafından, suyu bulandırmak için çamur saldırısına dönen bu soruşturma önergelerine de dikkatinizi çekmek isterim; ama, kabul ediyorum ki, bu konuda başarılı oldular; hakikaten su bulandı, hakikaten Meclis işgal edildi, Meclisin mesaisi tecavüze
uğradı. Onlar anladılar ki, sadece mal varlığıyla ilgili soruşturma komisyonu çalışırsa sağlıklı karar verebilecekler; Yüce Parlamentoyu, soruşturma komisyonu kurulmasına dair çamur niteliğinde önerge yağmuruna tuttular .Geçenlerde, Sayın Menteşe kullandı; biliyorsunuz, Nazi Almanyasında Goebbels, vardı; Goebbels iğrenç ve saldırıya yönelik propagandistlerin ilki ve babasıdır. Gerçekten de, Goebbels'in dediği gibi "çamur at, izi kalsın" felsefesiyle, ta onbir sene önceki
bir meseleyi buraya getirmeleri, bizleri hayretler içinde bıraktı. Onbir sene içinde, Sayın Mesut Yılmaz'ın siyasî rakipleri, siyasî iktidarı elde ettiler. Niye o zaman kendisi hakkında bir soruşturma önergesi vermediniz? O dönemde, soruşturma önergesi vermek yerine... Demin de söyledim, Türkiye'de açılan oyun salonlarının yüzde 70'i, DYP Hükümetinin Başbakanlığı ve Turizm Bakanlığının sorumluluğunu aldığı döneme rastlamıştır.Ayrıca, önerge sahibi arkadaşların, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun ve Talih Oyunları Yönetmeliğinin ilgili hükümlerinden habersiz oldukları da açıktır; çünkü, buradaki iddiaları, bu soruşturma komisyonunun kurulmasına dair önergeyi hiç kapsamıyordu; sadece, birtakım hazine arazilerinin üzerinde turistik tesis kurulmasıyla ilgili izin aldığını iddia ettiler.
Ne hukuktan ne önerge vermekten anlamayanların, Yüce Meclisin değerli zamanını çalma ve önerge yoluyla siyaset yapma gayretkeşliğini bırakmaları lazım. Siyaset yapmayı, Meclisi çalıştırmama; siyaset yapmayı, kara çalma; siyaset yapmayı, iftira atma olarak
bilenler, kısa vadede gülebilirler, kısa vadede kazançlı çıkabilirler; ama, uzun vadede bu arkadaşlar, tıpkı, Nazi Almanyasının Goebbels'i gibi hüsrana uğrarlar. Gerçekten de, uzun vadede, Allah, doğrudan yanadır, doğru olan, sonunda, Allah'tan hakkını alır. Siyasî hınç ve gözü dönmüş bir intikam hırsıyla hazırlanmış bir önergedir, bu, çok ucuz...(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ADİL AŞIRIM (Devamla) – Sayın Başkan, hemen bitiriyorum.
BAŞKAN – Sayın Aşırım, konuşmanızı tamamlayın efendim.
A
DİL AŞIRIM (Devamla) – ... senaryonun destekçisi olup olmamayı, bu, baştan aşağı bir kara çalma girişimi olan soruşturma önergesine oy verme konusundaki tercihi, sizin vicdanlarınıza bırakıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)MEHMET ALİ YAVUZ (Konya) – Sayın Başkan, arkadaşım konuşmasında, özellikle "ne hukuktan ne önerge vermeden anlamayanlar" diye bir ifade kullandı. Ben, arkadaşımın bu sözünü, doğrusu, yadırgadım ve kendisine bu sözü iade ediyorum, bir.
İki "Parlamento işgal edildi" dedi. Parlamento, hiçbir zaman işgale uğramaz. Kurtuluş Savaşı dönemlerinde dahi, bu Parlamento işgale uğramamıştır; ama, arkadaşımız, sadece ve sadece demagoji yapmak için buraya çıkmıştır.
ADİL AŞIRIM (Iğdır) – Meclisin mesaisi tecavüze uğramıştır, mesaisi işgal edilmiştir.
MEHMET ALİ YAVUZ (Konya) – "Gözü dönmüşlük" diye itham ediyor bizi; bizim gözümüz filan dönmedi; burası, demokrasi platformudur ve her şeyin konuşulması söz konusudur...
BAŞKAN – Sayın Yavuz, böyle bir usul yok efendim.
MEHMET ALİ YAVUZ (Konya) – Sayın Başkan, yanıt vermek zorundayız.
BAŞKAN – Müsaade buyurun.
Siz bir konuşma yaptınız, bir başka hatip de, kendi değerlendirmeleri içerisinde...
MEHMET ALİ YAVUZ (Konya) – Fakat Sayın Başkan, yanıt vermek zorundayız.
BAŞKAN – ...sizin konuşmanız ve önergenizle ilgili görüşlerini ifade etti; bu, siyasî tartışma içinde her zaman ifade edilebilecek bir ölçü içindedir. Ayrıca, ben, o söylediğiniz bazı sözleri, başka bir yerden de hatırlıyorum, daha önce de, buna benzer şe
yler sizin grubunuza mensup arkadaşlar tarafından da ifade edilmişti; zannediyorum, tırnak içinde onları söylemiş olacak.MEHMET ALİ YAVUZ (Konya) – Sayın Başkan, sizin, burada tarafsız olmanız lazım; böyle konuşmayın.
BAŞKAN – Ben tarafsız olarak, zaten, size de müdahale ettirmedim, arkadaşımızın konuşmasına da efendim.
MEHMET ALİ YAVUZ (Konya) – Ben, arz ediyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Şimdi, söz sırası, Balıkesir Milletvekili Sayın Hüsnü Sıvalıoğlu'nun.
Buyurun Sayın Sıvalıoğlu. (ANAP sıralarından alkışl
ar)Konuşma süreniz 10 dakikadır.
HÜSNÜ SIVALIOĞLU (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Konya Milletvekili Sayın Mehmet Ali Yavuz ve 55 arkadaşının, Başbakan Sayın Mesut Yılmaz hakkında Meclis soruşturması açılması istemiyle vermiş oldukları (9/25) esas numaralı önergesi üzerinde görüşlerimi arz etmek üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.
Sayın milletvekilleri, bu önergede, Sayın Mesut Yılmaz'ın, Kültür ve Turizm Bakanı olarak görev yaptığı döneme rastlayan, 20.8.1987 tarihinde verdiği onayla, o tarihte yürürlükte bulunan Talih Oyunları Yönetmeliğinin 19 uncu maddesinde öngörülen şartları sağlamadıkları halde birkısım talih oyunları salonu ve oyun makineleri mahallerinin açılmasına izin vererek, ülkemizin karapara aklandığı ülke konumuna gelmesine neden olan ilk adımı attığı, bu nedenle de görevini kötüye kullandığı iddia olunmaktadır.
Önergenin gerekçesinde bile iddiaların gerçeği yansıtmadığı ortadadır. 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 3402 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki tarihlerde yürürlükte olan 19 uncu maddesinin (b) bendiyle, kanun koyucunun, talih oyunları salonları işletmeciliğinin illegal zeminlerden legal zeminlere taşınması ve tekel yaratan uygulamalara son verilmesini amaçladığı bilinmektedir.
Nitekim, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 19 uncu maddesinin uygulanmasına ilişkin esas ve usulleri düzenleyen ve Meclis soruşturması önergesinde değinilen 14 Nisan 1987 yürürlük tarihli yönetmelik, içeriğiyle de sabit olduğu üzere, 1983 yılından başl
ayarak, talih oyunları salonları ve oyun makineleri mahallerinin nitelik ve niceliklerine ilişkin çıtayı her defasında daha yükseklere taşıyarak, bu türden mekânların kontrolsüz olarak çoğalmasını önlemiş, bu önlem de, sosyal fayda yanında, talihe bağlı oyun oynama alışkanlıkları olan insanları oyun makinelerine karşı koruma amacı gütmüştür.14 Nisan 1987 yürürlük tarihli yönetmelikle, oyun makinelerinin, en az 1 000 yataklı ve 5 yıldızlı oteller yanında, 1 500 yataklı birinci sınıf tatil köylerinde ve belgeli tesislerin bünyesinde kurulup, işletilebileceği, makinelerin bulunabileceği mahallerin talih oyunları salonunun bir bölümü olması gerektiği ve bu mahallerin müstakilen belgelendirilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Bakanlıkça, konunun uygulanması esnasında, bu düzenleyici işlemi açıklama ve uygulamada karşılaşılabilecek tereddütleri gidermek amacıyla, 20.8.1987 gün ve 12088 sayılı makam oluruyla, 14 Nisan 1987 tarihinde yapılan değişiklikten önce müracaatı olup, mimarî projelerinde talih oyunları ve oyun makineleri mahalli bulunan ve bu projeleri Bakanlıkça uygun bulunduğu için yatırım belgesi verilmiş olan tesisler adına işletme belgesi düzenlenmesine izin verilirken, bu müracaatlarda, 14 Nisan 1987 yürürlük tarihli yönetmelikle öngörülen şartların aranmaması hususu kararlaştırılmıştır.
Bu idarî işlem, görevi kötüye kullanma ve karapara aklanması kastıyla yapılmamıştır. Vatandaşların hakkını koruyan bir işlem yapılmıştır; çünkü, devletin temel ödevi adaletin teminidir.
Değerli arkadaşlarım, az önce de belirttiğim gibi, söz konusu Bakanlık olurunda amaç, talih oyunları salonu ve oyun makineleri mahalleri, projelerinde mevcut olup, bu projeleri Bakanlıkça uygun görüldüğü için girişimleri yatırım belgesine bağlanan yatırımcıları, üzerinde yatırım yaptıkları arazî parçalarının dışına taşarak ve fizikî, hukukî imkânsızlıkla sonuçlanacak kapasite artırılmasına zorlamamaktır.
Diğer bir anlatımla, bu idarî işlem, ek kapasite yaratmak değil, kapasiteyi önceden verilmiş ve yatırım belgesine bağlanmış izinle özdeşleştirmektir. O nedenle de, ortada, ne görevi kötüye kullanma kastı, ne de karapara aklama niyeti yoktur. Gerçekten de, Bakanlık, bu düzenlemeleri yaparken, hiçbir zaman karapara aklayıcılarını cesaretlendirme, onlara, bu suretle yardımcı olma amacı gütmemiştir. Temel amaç, anlatıldığı gibi, sektörle ilgili tekelleri, ayrıcalıkları ve yeraltında illegal olarak işletilen işletmeleri makro ölçekte disipline etmek, kamu yararını da gözeterek, ekonomik katkı sağlayacak turizm gelirlerini artırmaktır.
Sayın Başkanım, gürültüden konuşma yapamıyorum efendim.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Genel Kurul salonuna gelen arkadaşlarımın sükûnetle yerlerini almalarını rica ediyorum.
Devam edin Sayın Sıvalıoğlu.
HÜSNÜ SIVALIOĞLU (Devamla) – Esasında, bireylerin kötü niyetiyle orantılı olarak, her ticarî işlem karapara aklamanın vasıtası haline gelebilir. Kaldı ki, Turizm Bakanlığına 2634 sayılı Yasayla verilmiş olan yetki, kayıtlı ekonomik düzeni sağlamakla görevli kamu kurumlarımızın yetkilerini sınırlamış veya kaldırmış da değildir. Eğer, ülkede karapara aklama amacı güdenler varsa, bu eylem ve işlemleri denetlemek ve yaptırıma bağlamakla ödevli kamu kurumları da vardır. Örneğin, silah üretmek, ithal etmek, bulundurmak serbesttir; ancak, eylemleriyle, bu hakların kullanımına ilişkin esasları suiistimal edenleri veya vasıtalarıyla suç işleyenleri kovuşturmak, haklarında yaptırım uygulamak yetkileriyle donatılmış kamu kurumları da vardır. Turizm Bakanlığı, talih oyunları yönetmeliklerini değişik tarihlerde ve sürekli değişen şartlara göre güncelleştirirken, iddia edildiği gibi, serbestliği yaymak ve karapara aklanmasını kolaylaştırmak amacıyla değil; oyun mahalleri bünyesinde işletmeye açılacak konaklama tesisleri, tatil köyleri ve benzeri yatırımların standartlarıyla yatak kapasitelerine ilişkin çıtayı her defasında daha da yükselterek, kaliteli hizmet sunumunu hedef almaktır.
Önergede iddia edildiği gibi, yönetmeliğe rağmen, hiçbir tesise işletme ruhsatı verilmemiştir. Yönetmelikten önceki şartlara uygun projelerle yatırıma başlayanların müktesep hakları korunmuştur; yani, mevcut fiilî durum, hayata geçirilmiştir. Sayın Mesut Yılmaz'ın Kültür ve Turizm Bakanlığı döneminde sadece iki tesise izin verilmiştir. Daha sonraki DYP-SHP ve DYP-CHP Hükümetleri döneminde 40 tesise, Refahyol döneminde 7 tesise talih oyunları salonları açma izni verilmiştir. Demek ki, 47 tesise daha, mevcut yönetmeliklere göre ruhsat verenler de aynı suçu işlemişlerdir ve “sükût ikrardan gelir” durumuyla, o hükümetler ve onların bakanları da suçlu kab
ul edilmektedirler; olmaz böyle şey.Vergi reformunun görüşüldüğü, sosyal güvenlik ve mahallî idareler gibi toplumun özlemle beklediği reformların görüşüleceği bugünlerde, böylesine tutarsız ve mesnetsiz önergeler, ülkeye zaman kaybettirmekten başka bir amaca hizmet etmeyecektir. Talihsizlik odur ki "devletin varlık sebebi adalet ve barıştır; devlet bunları temin etmek için vardır" diyenler, herhalde, devleti ciddî şekilde tahrip edecek duruma geldiklerinin farkında olmadan bu önergeyi vermişlerdir.
Bu ned
enle, bu soruşturma önergesinin içeriğine katılmıyorum ve tüm değerli milletvekillerinin de katılmayacağı kanaatindeyim.Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Hüsnü Sıvalıoğlu'na teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, son söz, hakkında soruşturma istenen Turizm ve Kültür eski Bakanı Sayın Mesut Yılmaz'a aittir. Sayın Başbakan, Genel Kurul salonunda hazır bulunmuyorlar; bu durumda söz hakkını kullanmamış oluyorlar.
Meclis soruşturması önergesi üzerindeki görüşmeler tamamlandığına göre, oylama geçeceğim.
Kültür ve Turizm eski Bakanı Mesut Yılmaz hakkında Meclis soruşturması açılıp açılmaması hususunu oylarınıza sunuyorum: Meclis soruşturması açılmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. (FP ve DYP sıralarından "Ooo" sesleri; sıra kapaklarına vurmalar)
Efendim, hiçbir tereddütümüz yok; neyin şamatasını yapıyorsunuz... (DYP sıralarından gürültüler)
Soruşturma açılması kabul edilmemiştir; ne var...
TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, nasıl bir karar...
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, hiç mümkün değil...
BAŞKAN – Divanın bütün üyeleri de kabul ettiler; nedir... (DYP sıralarından gürültüler)
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – "Şamata" kelimesini lütfen düzeltin.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan, bunlara cevap vermeyin lütfen.
BAŞKAN – Sıra kapaklarına niye vuruyorsunuz efendim?! Söyleyeceğiniz bir şey varsa, ben, sonuna kadar tespit ederim, sükûnetle... (DYP sıralarından gürültüler) Efendim, önce sükûnet.
SAFFET ARIKAN
BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan...BAŞKAN – Buyurun, ne söylüyorsunuz Sayın Bedük... Buyurun, dinliyorum sizi.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, buradaki yapılmış olan bir davranıştan dolayı, Başkanlık Divanında bulunan sizlerin, itiraza, "şamata yapmayın" şeklindeki kelimeleriniz usule uygun davranış olmuyor.
BAŞKAN – Hakkım olur efendim, hakkım olur. Burada usule uygun davranılmazsa, ben onun cevabını aynen veririm. (ANAP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
Rica ederim... Rica ederim...
(DYP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)Sıra kapağına vurmak diye bir usul yok; o, şamatadır. (DYP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Size yakıştıramıyorum... Sayın Başkan, size “şamata” kelimesini yakıştıramıyorum ve iade ediyorum size.
"Şamata" kelimesini bir Başkana yakıştıramıyorum. Kusura bakmayın, hakikaten çok ayıp bir şey. İstirham ediyorum... Başkanlığa yakışır mı... Çok hata... Açıklarsan, açıklarsın...
BAŞKAN – Buradaki Divanın da, en az sizin kadar bu konuda dikkatli davranacağını kabul etmeniz lazım.
TAHSİN IRMAK (Sıvas) – "Şamata" yakışıyor mu sana!
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sonuca bir şey söylemiyorum; ama, "şamata" kelimesini kabul etmiyorum.
BAŞKAN – Efendim, bu Meclisin altına şamata yakışmaz; ben de onu ifade ediyorum. Bu Mecliste itirazlar olur, yerine getirilir...
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – "Şamata" kelimesi yakışmıyor size.
BAŞKAN – Şamata davranışı da yakışmaz efendim.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Hoş bir şey değil... Size de bu kelime yakışmıyor.
Sonucu söylersiniz, kimse size bir şey söylemez; ama "şamata" kelimesi yanlış.
BAŞKAN – Bitti efendim. Sizinle konuşmamızı tamamladık Sayın Bedük.
B) GÖRÜŞMELER
1. – Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı ve 37 arkadaşının, bazı gazete kuruluşlarının amaçları dışında fon kaynaklı kredi kullandıkları iddialarını araştırmak amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi ve (10/22) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu raporu (S. Sayısı : 650) (1)
BAŞKAN – Genel Kurulun 2.7.1998 tarihli 114 üncü Birleşiminde alınan karar gereğince, bu kısmın 2 nci sırasında yer alan "Bazı Gazete Kuruluşlarının Amaçları Dışında Fon Kaynaklı Kredi Kullandıkları İddialarını Araştırmak Amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci Maddeleri Uyarınca Kurulmuş Bulunan (10/22) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun" 650 sıra sayılı raporu üzerindeki genel görüşmeye başlıyoruz.
Araştırma Komisyonu yerinizi alın lütfen.
Hükümet yerini aldı.
İçtüzüğümüze göre, Meclis araştırması komisyonunun raporu üzerindeki genel görüşmede, ilk söz hakkı önerge sahibine aittir. Daha sonra, İçtüzüğümüzün 72 nci maddesine göre, siyasî parti grupları adına birer üyeye, şahısları adına iki üyeye söz verilecektir. Ayrıca, istemleri halinde, Komisyon ve Hükümete de söz verilecek, bu suretle, Meclis araştırması komisyonu raporu üzerindeki genel görüşme tamamlanmış olacaktır.
Konuşma süreleri, Komisyon, Hükümet ve siyasî parti grupları için 20'şer dakika, önerge sahibi ve şahıslar için 10'ar dakikadır.
Komisyon raporu, 650 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Rapor üzerinde söz alan sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum: Gruplar adına, Demokratik Sol Parti Grubu adına Kars Milletvekili Çetin Bilgir; şahıslar adına, Ankara Milletvekili Sayın Ersönmez Yarbay, şu ana kadar söz istemiş bulunmaktadırlar.
İlk söz önerge sahiplerinindir.
Önerge sahibi olarak, ilk sırada Sayın Mustafa Ünaldı'nın imzası var.
Siz mi konuşacaksınız Sayın Ünaldı?
MUSTAFA ÜNALDI (Konya) – Ben konuşacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN – Önerge sahipleri adına, önergede ilk imzası bulunan, Konya Milletvekili Sayın Mustafa Ünaldı; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10 dakikadır Sayın Ünaldı.
MUSTAFA ÜNALDI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son zamanlarda dünyada tartışılan en önemli konulardan birisi, siyaset, medya ve bürokrasi arasındaki ilişkilerle demokratik tavırların engellenmesi, demokratik usullerin bozulması, birtakım tekelci anlayışların toplumlara hâkim olması olayıdır. Türkiye'de de bu tür iddialar var, bazı olaylar yaşanıyor; bazı kredilerin kullandırılması, menfaatların aktarılması, peşkeşlerin çekilmesi gibi iddialar, hemen hemen hergün denilecek kadar, gündemde yer almaktadır.
İşte, medyada yer alan bu iddialardan bir tanesi de, fon kaynaklı kredilerin, iktidar-medya arasındaki ilişkilere bağlı olarak yanlış kullanılması, suiistimal edilmesi olayıdır. Gündemde sıklıkla yer aldığı için, bu konunun araştırılması gereği, tarafımızdan -arkadaşlarımızla birlikte- düşünülmüş ve bu konuyu araştırmak üzere, bir önerge hazırlanmıştır. Bunu, 19 uncu Dönemde de aynı şekilde değerlendirdik, 20 nci Dönemde de. Nitekim, bu konu, Genel Kurulumuza kadar geldi; Genel Kuruldaki görüşmeler sırasında bütün konuşmacılar da bu noktada mutabık kaldıkları için, Genel Kurulun oylarıyla bu komisyon kuruldu ve çalışmaya başladı.
Komisyon, şu anda, karşımıza bir raporla gelmiş bulunmaktadır. Bu raporda, neler var, neler yok diye baktığımız zaman, çok da iyi hazırlanmamış bir rapor olduğu
nu hep birlikte görüyoruz.Bu raporun değerlendirme ve sonuç kısmında şunlar söyleniyor: "Meclis araştırması önergesinde ilk imza sahibi Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı, Komisyonumuza verdiği bilgide, önergesini, fon kaynaklı kredilerin amaçları dışında kullanıldıkları iddiasıyla verdiğini belirtmiştir. Komisyonumuz, inceleme ve araştırmasını, raporumuzun önceki bölümlerinde görüleceği gibi geniş kapsamlı şekilde yapmıştır. Üyelerimizin talep ettiği her husus araştırılarak yerine getirilmiştir." Tabiî, bu iddianın ne kadar gerçekçi olduğunu, zannediyorum, burada, aynı zamanda komisyon üyesi olan arkadaşlarımız, sözcü olarak çıkıp söyleyecekler. Ben, raporu incelediğim zaman, böylesine önemli bir konunun böyle bir raporla ortaya konulmasının doğru olmadığı kanaatine vardım.
Devamında "Fon kaynaklı kredi teşviği uygulaması, ‘Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar’ adlı Bakanlar Kurulu kararıyla düzenlenmiştir. Bu karar kapsamına giren ve yatırım teşvik belgesi bağlanan, belgesinde fon kaynaklı kredi teşviği öngörülen basın yayın yatırımlarına, kararın 34, 35 ve 36 ncı maddeleri hükümlerine göre, Yatırımları ve Döviz Kazandırıcı Hizmetleri Teşvik Fonundan kredi kullandırılması öngörülmüştür.
Araştırmamıza konu olan fon kaynaklı kredi teşviğinden yararlanan basın yayın yatırımları (gazeteler), fon kaynaklı kredinin uygulamasına başlanan 1992 tarihinden bugüne kadar incelenmiştir. Yatırım teşvik belgesine bağlanan ve fon kaynaklı kredi öngörülen toplam 63 adet basın yayın yatırımı içerisinde, teşvik belgesi geçerli olan ve fon kaynaklı krediden yararlanan 10 adet basın yayın kuruluşu (gazete) yatırımı tespit edilmiştir. Basın yayın yatırımları için, aracı bankalardan Hazine Müsteşar