DÖNEM : 20 CİLT : 57
YASAMA YILI : 3
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
115 inci Birleşim
3 . 7 . 1998 Cuma
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – YOKLAMALAR
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Kırşehir Milletvekili Cafer Güneş’in, cezaevi çalışanlarının sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Adalet Bakanı Mahmut Oltan Sungurlu’nun cevabı
2. – Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, Erzurum’a yağan ani yağmurların il merkezinde yapmış olduğu tahribat ile Adana ve çevresinde meydana gelen depreme ilişkin gündemdışı konuşması ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun cevabı
3. – Muğla Milletvekili Zeki Çakıroğlu’nun, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Muğla İli yatırımlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun cevabı
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Almanya’ya gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1589)
2. – Azerbaycan’a gidecek olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Hasan Hüsamettin Özkan’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1590)
V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriye
t Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)2. – Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma önergesi (2/669) (S. Sayısı : 338)
3. – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının aynı mahiyetteki kanun teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553)
4. – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu raporu (1/689) (S. Sayısı : 631)
5. – Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Konya Milletvekili Ahmet Alkan’ın, İstanbul Milletvekili Emin Kul’un, Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 30 arkadaşının, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 30 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 33 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin E
rbakan ve 30 arkadaşının, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Adana Milletvekili Arif Sezer’in, Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi’nin, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın, Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın, Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 6 arkadaşının, Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Metin Işık, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve 6 arkadaşının, benzer mahiyetteki kanun teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626)VI. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya’nın, ordudan ihraç edilen subay ve astsubaylara ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’in yazılı cevabı (7/5409)
2. – Şırnak Milletvekili Bayar Ökten’in, Şırnak Valisinin görevden alınacağı iddialarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun yazılı cevabı (7/5426)
3. – Adana Milletvekili Yakup Budak’ın;
– Adana-Yüreğir İlçesi Sofulu Beldesindeki çöplüğün çevreyi kirlettiği iddiasına,
Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın;
– Kartal Çimento Fabrikasının çevreye verdiği zarara
İlişkin soruları ve Çevre Bakanı İmren Aykut’un yazılı cevabı (7/5437, 5450)
4. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, gümrüklerde KKTC menşeli gıda ve tekstil ürünlerine uygulanan mevzuata ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in yazılı cevabı (7/5494)
5. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, süt ve ayranda uygulanan KDV oranına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa R. Taşar’ın yazılı cevabı (7/5503)
6. – Mardin Milletvekili Fehim Adak’ın, doğal afetlerden zarar gören çiftçilere dağıtılacak tohumluk hakkındaki karara ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa R. Taşar’ın yazılı cevabı (7/5507)
7. – İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş’ın, sit alanı olan Hasankeyf’te baraj inşa edileceği iddialarına ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı Mustafa İstemihan Talay’ın yazılı cevabı (7/5524)
8. – İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş’ın, İstanbul ve çevresindeki orman alanlarının özel şirketlere kiralanmasına ilişkin sorusu ve Orman Bakanı Ersin Taranoğlu’nun yazılı cevabı (7/5526)
9. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, KKTC’nin içme suyu sorununa ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in yazılı cevabı (7/5571)
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak beş oturum yaptı.
Oturum Başkanı TBMM Başkanvekili Kamer Genç, beş sene önce 2 Temmuz’da, Sıvas’ta meydana gelen olayları yaratan zihniyeti kınayan bir açıklamada bulundu.
Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Tuz Gölündeki kirliliğe ilişkin gündemdışı konuşmasına Çevre Bakanı İmren Aykut,
Adana Milletvekili Mehmet Halit Dağlı’nın, Adana’da meydana gelen depreme ilişkin gündemdışı konuşmasına Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu,
Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman SSK Hastanesinin yapımına ilişkin gündemdışı konuşmasına da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan,
Cevap verdiler.
Kars Milletvekili Yusuf Selahattin Beyribey’in, Anayasa Komisyonu üyeliğinden çekildiğine,
İçel Milletvekili Saffet Benli’nin, (6/1049) numaralı sözlü sorusunu geri aldığına,
İlişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Başbakan A. Mesut Yılmaz’ın, Romanya’ya yaptığı resmî ziyarete iştirak etmesi uygun görülmüş olan milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi ile,
29.6.1998 tarihli Gelen Kâğıtlarda yayımlanan ve Genel Kurulun aynı tarihli 111 inci Birleşiminde okunmuş bulunan, Turizm ve Kültür Eski Bakanı, Başbakan A. Mesut Yılmaz Hakkındaki (9/25) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin, gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmının 1 inci sırasında yer almasına, soruşturma açılıp açılmaması hususundaki görüşmelerin, Genel Kurulun 7.7.1998,
2.7.1998 tarihli Gelen Kâğıtlarda yayımlanan ve aynı tarihte dağıtılmış bulunan, bazı gazete kuruluşlarının amaçları dışında fon kaynaklı kredi kullandıkları hakkındaki (10/22) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 650 sıra sayılı raporunun, gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmının 2 nci sırasında yer almasına ve görüşmelerinin, Genel Kurulun 7.7.1998,
29.6.1998 tarihli Gelen Kâğıtlarda yayımlanan ve Genel Kurulun aynı tarihli 111 inci Birleşiminde okunmuş bulunan, Turizm Bakanı İbrahim Gürdal hakkındaki (9/26) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin, gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmının 3 üncü sırasında yer almasına ve soruşturma açılıp açılmaması hususundaki görüşmelerin, 14.7.1998,
Salı günkü birleşimlerinde yapılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerileri;
Kabul edildi.
Anayasa
Komisyonunda boş bulunan ve ANAP Grubuna düşen bir üyeliğe, İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı, Grubunca aday gösterilerek seçildi.Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:
2 nci sırasında bulunan 232,
4 üncü sırasında bulunan 553,
5 inci sırasında bulunan 631,
Sıra sayılı kanun tasarıları ve tekliflerinin görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından,
3 üncü sırasında bulunan ve Hükümetçe Komisyona geri alınan 338 sıra sayılı kanun teklifinin görüşmeleri de, Komisyon raporu gelmediğinden,
Ertelendi.
6 ncı sırasında bulunan, Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu, 3505 sayılı Kanun, Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanun, Belediye Gelirleri Kanunu ile 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626) görüşmelerine devam olunarak, 49 uncu maddesine kadar kabul edildi.
Hatay Mi
lletvekili Nihat Matkap, Kırıkkale Milletvekili Mikail Korkmaz’ın konuşmasında CHP’ye sataşması nedeniyle bir konuşma yaptı.Alınan karar gereğince, 3 Temmuz 1998 Cuma günü saat 14.00’te toplanmak üzere, birleşime 23.55’te son verildi.
Kamer Genç
Başkanvekili
Abdulhaluk Mutlu Levent Mıstıkoğlu
Bitlis Hatay Kâtip Üye Kâtip Üye Ünal Yaşar Ahmet Derin Gaziantep Kütahya Kâtip Üye Kâtip ÜyeAli Günaydın
Konya Kâtip Üye
No : 170
II. – GELEN KAĞITLAR
3.7.1998 CUMA
Tezkereler
1
. – Mardin Milletvekili Süleyman Çelebi’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1585) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.6.1998)2. – Bolu Milletvekili Mustafa Karslıoğlu’nun Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1587) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 3.7.1998)
3. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli’nin Yasa
ma Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1588) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 3.7.1998)Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri
1. – Ağrı Milletvekili Celal Esin’in, Ağrı’ya bağlı bazı yerleşim birimlerinin içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/5118)
2. – Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, Erzurumspor’a Acil Destek Fonundan yardım yapılıp yapılmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5121)
3. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Erzincanspor-Hopaspor maçında çıkan olaylara ilişkin Devlet Bakanından (Yücel Seçkiner) yazılı soru önergesi (7/5123)
4. – Konya Milletvekili Hasan Hüseyin Öz’ün, Mavi Tünel İnşaatı ihalesinin iptal edilip edilmediğine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/5124)
5. – Ordu Milletvekili Mustafa Hasan Öz’ün, kamu kurumlarının eczanelerin reçete bedellerini geç ödedikleri iddialarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5127)
6. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, 54 üncü ve 55 inci hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5141)
7. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesiyle ilgili kanun teklifine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5143)
8. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman-Merkez-Akçaşehir Beldesinin soğuk hava deposu ihtiyacına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/5144)
9. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, kalkınmada öncelikli illerin sebep olduğu toplam vergi kaybına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5148)
10. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, KOMSAŞ A.Ş.’ye teşvik belgesi verilmemesinin nedenine ilişkin Devlet Bakanından (Güneş Taner) yazılı soru önergesi (7/5152)
11. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman SSK Hastanesi inşaatına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru
önergesi (7/5157)12. –Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, 54 üncü ve 55 inci hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/5166)
13. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, 54 üncü ve 55 inci hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/5168)
14. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, 54 üncü ve 55 inci hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı sor
u önergesi (7/5169)15. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, 54 üncü ve 55 inci hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/5172)
16. – Erzincan Milletvekili Mustafa Kul’un, İzmir’de polis tarafından gözaltına alındıktan sonra kaybolduğu ileri sürülen kişilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5188)
17. – Muş Milletvekili Sabahattin Yıldız’ın, eşinin yaptığı yurt gezilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önerge
si (7/5207)18. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, Balıkesir, Bandırma ve Burhaniye’deki SSK Hastanelerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/5210)
19. – Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, görevden alınan rektör ve dekanlara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5214)
20. – Ankara Milletvekili Mehmet Ekici’nin, görevden alınan okul müdürlerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5224)
21. – Konya Milletvekili Mustafa Ünal
dı’nın, Sabah Medya Grubu hakkındaki beyanlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5227)22. – Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın, yurt dışındaki vatandaşların sorunlarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5271)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 14.00
3 Temmuz 1998 Cuma
BAŞKAN : Başkanvekili Kamer GENÇ
KÂTİP ÜYELER : Levent MISTIKOĞLU (Hatay), Abdulhaluk MUTLU (Bitlis)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 115 inci Birleşimini açıyorum.
III. – YOKLAMA
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır; sayın milletvekillerinin, Genel Kurul salonunda bulunduklarını yüksek sesle belirtmelerini rica ediyorum.
Aslında, biz, yoklama yapmak istemiyoruz; ama...
MEHMET ALİ BİLİCİ (Adana) – Yoklama yapmazsanız isabetli olur Sayın Başkan.
BAŞKAN – Efendim, bakın, şimdi, ben, Genel Kurulu açtığım zaman, şurada hiç olmazsa 50-60 civarında insan olsa...
TURİZM BAKANI İBRAHİM GÜRDAL (Antalya) – Var Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Yok efendim... Rica ediyorum...
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Geliyorlar Sayın Başkanım.
TURİZM BAKANI İBRAHİM GÜRDAL (Antalya) – Geldiler Başkanım.
BAŞKAN – Hayır...
Bazı gruplarda da istek var; onun için, mecburen yoklama yapacağız.
(Yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Efendim, toplantı yetersayımız -maalesef- var; gelen fişlere göre öyle; kalem bana öyle söylüyor.
TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, o zaman, gelen fişleri lütfen tespit edin.
BAŞKAN – Rica ederim...
Toplantı yetersayımız vardır; çalışmalarımıza başlıyoruz. (Gürültüler)
Efe
ndim, rica ediyorum... Burada ben karışmıyorum, arkadaşlar ne diyorsa onu yapıyoruz.Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşımıza gündemdışı söz vereceğim.
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Kırşehir Milletvekili Cafer Güneş’in, cezaevi çalışanlarının sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Adalet Bakanı Mahmut Oltan Sungurlu’nun cevabı.
BAŞKAN – İlk söz, cezaevi çalışanlarıyla ilgili konuda gündemdışı söz almak isteyen Kırşehir Milletvekili Sayın Cafer Güneş'e verilmiştir.
Buyurun Sayın Güneş.
Süreniz 5 dakikadır.
CAFER GÜNEŞ (Kırşehir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; cezaevi ilgililerini ilgilendiren konularda gündemdışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, konuşmama başlamadan önce, bahse konu olan problemlerin, bugünün veya dünün değil, uzun yılların problemleri olduğunu hemen belirtmem gerekir. Ayrıca, ben, İnsan Hakları Komisyonu üyesiyim; cezaevinde çalışmış bir arkadaşınızım.
Sayın milletvekilleri, cezaevi ilgilileri deyince, cezaevinin 30 bin civarında personeli, 70 bin civarında hükümlü ve tutuklusu, bunların aileleri ve mağdur ailelerin sayısı da ilave edildiğinde, yüzbinlerle ifade edilen bir kitle karşımıza çıkmaktadır.
Cezaevi personeli, cezaevindeki hükümlü ve tutuklular, hükümlü ve tutukluların bakmakla yükümlü olduğu kişiler, hükümlü ve tutukluların hasımlarını direkt ilgililer olarak saymamız mümkün.
1 – Önce cezaevi personelinin problemlerine kısaca bir bakalım. Cezaevinde çalışan personel, asker ve polisin yakalayıp cezaevlerine teslim ettiği mahkûmlarla, zor şartlar altında çalışan insanlardır. Asker ve polis, canlarını dişlerine takıp bu zor görevi ifa ettikleri için mükâfatları düşünülmüş, dolayısıyla, 20 yıllık hizmetlerinden sonra emeklilikleri verilmektedir. Cezaevi çalışanları, yaptıkları görev itibariyle, asker ve polisten daha zor şartlarda çalışmaktadırlar. Dolayısıyla, bu insanlara da 20 yıl hizmetten sonra emeklilik hakkının mutlaka verilmesi gerektiğine inanıyorum.
2 –
Bildiğiniz gibi, cezaevi personeli kendi imkânlarıyla almış oldukları silahları, görev yaptıkları sürece, taşıma ruhsatlıdır; emekli olunca bulundurmaya çevrilmektedir. Bu durumu da yanlış olarak görüyorum. Taşıma, cezaevi personeli için de süresiz olmalıdır.3 – Cezaevinde, birinci müdür ve ikinci müdürler var. İkinci müdürlerin görevi, emniyet teşkilatında olduğu gibi birimlerle ifade edilmeli ve hangi ikinci müdür hangi görevden sorumluysa o işi yapmalı ve kargaşa varsa, giderilmelidir.
4 – Cezaevi p
ersoneli maaş yönünden güçlendirilmeli, lojman ihtiyaçları acilen giderilmelidir.5 – Cezaevi birinci ve ikinci müdürleri arasındaki farklılıklar -ki bunlar özlük haklarındadır- giderilmeli ve denk olmalıdır.
Cezaevindeki hükümlü ve tutuklular için çok ciddî çalışmalar olduğunu biliyorum. Yetkilileri, bu hususta yapmış oldukları faydalı çalışmalardan dolayı da kutluyorum. Ancak, cezaevindeki mahkûmların bakmakla yükümlü olduğu kişilere aynı ilginin gösterildiği söylenemez. Bana kalırsa, suçsuz olan bu insanlarla -tahsilinde, iş bulmasında- öncelikle ilgilenilmesi gerekir. İlgisizlikten bu insanlar okuyamaz, iş bulamaz ve Allah korusun, kötü yola düşerse, bu sorumluluk hepimizi rahatsız eder, huzursuz eder; çünkü, suçu olmadan ceza verilmiş durumuna düşer
ler.6 – Bir de, mahkûmların hasımları dediğimiz karşı taraf var. Onların genelde yaralandığı ve öldüğü düşünülürse, bu insanların bakmakla yükümlü olduğu; ancak, suçu yokken cezaya mahkûm olduğu gerçeği karşımıza çıkmaktadır.
Değerli arkadaşlar, bu konu çok geniş ve uzmanların üzerinde çalışması gereken bir konudur. Fakir mahkûm ailelerinin ve fakir olan karşı tarafın çocuklarının eğitim ihtiyaçlarının giderilmesi için, yüzde 80'i amacı dışında kullanılan Sosyal Yardımlaşma Fonundan bu insanlara pay ayrılması gerektiği kanaatindeyiz; değilse, sonucun daha pahalı olacağı hepimizin malumudur.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti Devleti sosyal bir devlettir. Sosyal devlet, vatandaşlarının her kesimini gücü oranında desteklemelidir.
Bu konular, kısa sürede, ancak bu kadar dile getirilmektedir. Sayın Bakanımızın, bu konularda, hem anlayışa hem de gerekli bilgi birikimine fazlasıyla sahip olduğuna inanıyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (FP ve ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Güneş.
Gündemdışı konuşmaya Adalet Bakanı cevap verecektir.
Arkadaşlar, yoklama konusunda bir tereddütümüz yok; çünkü, 129 defter, 66 fiş geldi; ama, uygun görürseniz...
AHMET ÇELİK (Adıyaman) – Yapmayın Sayın Başk
an.REFİK ARAS (İstanbul) – Niye bu kadar itiraz ediyorlar?
BAŞKAN – Hayır, bir dakika efendim...
Bundan sonra fişleri kontrol edeceğiz.
KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Rica ediyorum, her zaman okuyordunuz ama!..
BAŞKAN – Hayır, her zaman okumuyorum; ama, bundan sonra okuyacağım efendim. Bundan sonra, gelen fişleri okurum efendim.
Buyurun Sayın Bakan.
ADALET BAKANI MAHMUT OLTAN SUNGURLU (Gümüşhane) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; sayın milletvekilimiz Cafer Güneş'in, cezaevi çalışanlarıyla ilgili görüşleri sebebiyle Bakanlığımızın bu husustaki düşüncelerini ifade etmek için huzurunuzdayım; bize, bu fırsatı verdiği için, kendisine, huzurunuzda teşekkür ediyorum.
Muhterem milletvekilleri, cezaevlerinde, gerek cezaevi müdürleri gerek infaz koruma memurları ve diğer personelin, diğer çalışanlara nazaran farklı bir durumu olduğunu hepimiz kabul ederiz. Türkiye'de, cezaevlerinde son zamanlarda meydana gelen problemler, burada çalışanların nice zorluklarla çalıştığını kamuoyunun önüne sermiştir. Ülkemizde, birçok çalışanın mesleğinde yıpranma zammı dediğimiz erken emeklilik imkânı getiren bir imkânın, infaz koruma memurlarına da...
ABDULLAH AYKON DOĞAN (Isparta) – Olmaz böyle şey Sayın Başkan; Meclis Başkanına...
BAŞKAN – Efendim bir dakika...
Sayın Bakan, siz devam edin.
ADALET BAKANI MAHMUT OLTAN SUNGURLU (Devamla) – ...tanınması lazım geldiği hususunda yaygın bir görüş var; bu görüşe istinaden, biz, hazırladığımız bir kanun tasarısını Maliye Bakanlığına sunduk, Maliye Bakanlığı, bu hususta uygun bir görüş mütalaa etmediler. Bakanlar Kurulunda bu işi görüştüğümüzde, Sayın Maliye Bakanımız, bu yıpranma zammı denilen hadisenin Türkiye'de yanlış tatbik edildiğini, hatalı olduğunu; ancak, infaz koruma memurlarının durumlarını koruma memurlarının durumlarını, cezaevi müdürlerinin durumlarını kendilerinin de takdir ettiğini ifade ederek, maaşlarına farklı bir zam yapılması gerektiği hususunda görüş beyan ettiler ve Bakanlar Kurulunda şifahî olarak da bu hususta bir mutabakat oldu.
Biz, hazırladığımız kanun tasarısını, diğer birimlere, diğer bakanlıklara gönderdik, şimdi, onlardan görüş bekliyoruz. O görüş geldiğinde, infaz koruma memurlarının ve cezaevi müdürlerinin maaşlarına, beklenen oranda değilse de belirli bir oranda ilave bir zam yapma imkânı olacaktır. Tabiî, bu kanun tasarısı Parlamentonun huzuruna gelecek ve Yüce Meclis uygun görürse yasalaşacaktır.
Ben, tekrar, bana bu imkânı verdiği için değerli milletvekilimize teşekkür ediyor, Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Malatya Cezaevinde, bizim Tunceli-Nazımiye Belediye Başkanını öldüren bir PKK'lı var; onu, Tunceli'ye bir türlü gönderip de...
ADALET BAKANI MAHMUT OLTAN SUNGURLU (Devamla) – Biliyorum.
BAŞKAN – Ama, böyle bir gerekçe olmaz. “Bunu cezaevi mahkûmları vermiyor; yoksa, isyan çıkar” diyorsunuz. Olmaz yani!... PKK tarafından bir Belediye Başkanı öldürülüyor; öldüren PKK'lı, isyan çıkar gerekçesiyle, cezaevinden dört senedir verilmiyor. Rica e
diyorum, bunu da bir açıklarsanız memnun olurum efendim.ADALET BAKANI MAHMUT OLTAN SUNGURLU (Devamla) – Sayın Başkan da gündemdışı konuştu, bilmiyorum, cevap hakkı var mı?
BAŞKAN – Var, var efendim.
ADALET BAKANI MAHMUT OLTAN SUNGURLU (Devamla) – Sayın Başkanın söylediği meseleyi biliyorum. Bir cezaevindeki hükümlüyü mahkeme istiyor. Mahkeme istediğinde, vermemek için o cezaevinde isyan çıkıyor. Doğrudur söylediği, devletin varlığıyla yakışır bir olay değildir. Bu durum uzun zamandır devam ediyor; ama, biliyorsunuz, Diyarbakır'da, böyle bir sebeple cezaevine girildi, 12 kişi öldü.
Şimdi, devlet, bunu, devamlı takip etmekte, biz de takip etmekteyiz. Olayı bu boyutlarıyla bildiğim de, işi takip ettiğimizin bir ifadesidir. Ümit ediyorum ki, yakın bir zamanda bu problemi çözeceğiz.
Bu münasebetle, Yüce Parlamentoya, tekrar saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın Bakan, biraz usuldışı oldu; ama, benim üzerimde de çok büyük baskı var.
2. – Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, Erzurum’a yağan ani yağmurların il merkezinde yapmış olduğu tahribat ile Adana ve çevresinde meydana gelen depreme ilişkin gündemdışı konuşması ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun cevabı
BAŞKAN – İkinci gündemdışı söz, Erzurum'da yağan ani yağmurların il merkezinde yapmış olduğu zarar ve tahribat ile Adana ve Ceyhan İlçemizde meydana gelen depremle ilgili olarak söz isteyen Erzurum Milletvekili Sayın İsmail Köse'ye verilmiştir.
Buyurun Sayın Köse.
İSMAİL KÖSE (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündemdışı konuşmama başlarken, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum ve Değerli Başkanımıza da, bana bu fırsatı vermesinden dolayı teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; geçtiğimiz cumartesi günü, yüce milletimizi üzüntüye boğan, Adana-Ceyhan ve ona yakın, Adana civarındaki köylerimizde bir deprem felaketi yaşadık. Bu depremde, 1 kişi Hatay'dan olmak suretiyle, 145 insanımız vefat etmiştir. Vefat edenlere, Cenabı Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. 500'ün üzerinde yaralı vatandaşımız vardır ve bunların bir kısmı hafif, bir kısmı ağır yaralıdır ve şu anda, 150'ye yakın yaralı vatandaşımız hastanelerde tedavî edilmektedir; bunlara da, yine, Cenabı Allah'tan acil şifalar diliyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; cumartesi günü saat 17.00 sularında, Genel Başkanımız Sayın Dr. Devlet Bahçeli Beyefendi ile birlikte Elazığ'da bulunduğumuz bir sırada, Elazığ'da yapmış olduğumuz programın uygulandığı bir saatte, Adana'da deprem olduğunu duyar duymaz, saat 19.00 sularında Adana'ya hareket ettik ve gece 03.00 sularında Ceyhan İlçemize geldiğimizde, -elektrik yok, sular tabiî, kesilmiş vaziyette- tahrip olmuş ve belki, 100'e yakın binamızın önünde, binaların çökmesi, yıkılması ya da çatlaması sonucunda, vatandaşlarımızın, ellerindeki imkânlarıyla dışarıya çıkarmış oldukları battaniye veya ona benzer korunma mefruşatlarıyla oralarda, kapıların önlerinde, cadde ve sokaklarda olduğunu gördük.
Tahrip olan ve yıkılan binaların önüne geldiğimizde, ilk gördüğümüz manzara şudur: Vatandaşlarımız, boyunları bükük, bu binaların altından annelerini, kardeşlerini, çocuklarını kurtarma operasyonunu bekliyor ve onun üzüntüsü içerisinde... Böyle bir tabloyla karşı karşıya kaldık.
Yine, bütün insanlarımızın, vatandaşlarımızın, elbirliğiyle, kurtarma faaliyeti için ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin en yakın birliğinin oraya seferber edildiğini ve bir binbaşının nezaretinde bir birliğin kazma ve küreklerle, yıkılan binanın altında olduğu rivayet edilen -kalan- insanları kurtarma gayreti içerisinde olduğunu, burada sevinerek ve iftiharla söylemek istiyorum.
Bu vatandaşlarımızın ve bu askerî birliğimizin dışında, başka yerlerden koşup gelen, maharetli köpeğiyle beraber bir dağ ekibinin, binanın altında insan olup olmadığını ortaya çıkarmak için gayret sarf ettiğini gördük. Yine, Kızılayımızın ekiplerinin, aradan geçen bir saat sonra da, Ankara'dan, Sivil Savunma Genel Müdürlüğünün nezaretinde, kurtarma ekibinin intikal ettiğini gördük. Sonuç itibariyle, bu millî felaketi omuzlayan tüm vatandaşlarımıza, devletimizin kurum ve kuruluşlarına buradan teşekkür ediyorum.
Sabaha doğru, Adana'ya intikal ettiğimizde, orada da, vatandaşlarımızın sokak ve caddelerde olduğunu, can korkusundan dolayı geceyi sokakta geçirdiklerini gördük. En kötü haber olarak, Bu depremin daha da şiddetlenerek devam edeceğinin ifade edilmesinden dolayı, vatandaşlarımız daha fazla tedirgin olmuşlar; ama, daha sonra, vilayetimizin açıklamalarıyla rahatlatılmışlar ve bir iki depremi de -ki, birini de beraberce yaşadık- daha hafif geçirdiklerinden dolayı ikna olmuşlar; daha şiddetli bir depremin olmayacağı kanaatine vararak yavaş yavaş evlerine çekilmişlerdi.
Vilayete uğradığımızda, Sayın Valinin, gerçekten, sabaha kadar uyumadığını, kriz masasının kurulduğunu...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Köse, süreniz bitti; lütfen, toparlar mısınız efendim.
İSMAİL KÖSE (Devamla) – Toparlıyorum Değerli Başkanım.
BAŞKAN – Buyurun.
İSMAİL KÖSE (Devamla) – ... orada bulunması gereken tüm araç ve gereci, devletin bütün maddî imkânlarını seferber ettiğini, bu felaketten en az zararla kurtulmamız için büyük bir gayret içerisinde olduğunu gördüm. Yine, o ilin milletvekili Sayın Uğur Aksöz ile Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Yaşar Topçu'nun, Vali Beyin yanında olduğunu; Sayın Sağlık Bakanımızla bir diğer bakanımızın da Adana'da olduğunu öğrendik.
Tabiî, bunların hepsi sevindirici olaylardır. Saat 10.00 sularında Sayın Cumhurbaşkanımızın, arkasından da Sayın Başbakanın ile geleceğini öğrendik. Can kaybını geri getirmenin mümkün olmadığını; ancak, insanlarımızın o anda morale ihtiyacı olduğunu bildikleri için, bütün siyasî partilerimizin genel başkanları ve parti mensupları, bu yarayı sarmak için ellerinden gelen gayreti sarf etmişlerdir.
Dağ başlarındaki, köylerdeki insanlarımızın, elleri böğründe, kesilen sularının akmasını, kesilen elektriklerinin bir an önce bağlanmasını beklediklerini gördük. Özellikle, Kılıçlı, Geçitli, Abdioğlu, Yakapınar, Baklalı, Kızıltaş, Dağcı Köylerinde büyük h
asar olduğunu ve 1 ilâ 8 arasında ölüm olayı olduğunu; bu arada, Suluca beldesinde de yine 4 vatandaşımızın vefat ettiğini ve ölenlerin, belediye başkanının yakınları olduğunu; cenazelerin henüz kaldırıldığını; tüm milletimiz gibi, oradaki vatandaşların tüm aile fertlerinin ve bütün köylülerin, bütün insanlarımızın, sanki kendi evlerinden kayıplar olmuş gibi, bu millî yarayı beraberce omuzladıklarını ve bu millî felaketi birlikte defetme konusunda bir mutabakat içerisinde olduklarını gördük ve mutlu olduk.(Mikrof
on otomatik cihaz tarafından kapatıldı)BAŞKAN – Süreniz bitti Sayın Köse.
İSMAİL KÖSE (Devamla) – Değerli Başkanım, hemen bitiriyorum.
BAŞKAN – Peki, son cümlenizi söyleyin.
İSMAİL KÖSE (Devamla) – Teşekkür ediyorum.
Hemen arkasından, Erzurum'da, şiddetli bir yağmur sonucunda sel felaketi olmuştur. Özellikle, Erzurum merkezinde tahribat yapmıştır; insan kaybı yoktur, sevindirici bir durumdur. Erzurum'daki bütün esnafımıza, özellikle taş mağazalarda meydana gelen bu zayiattan dolayı sıkıntıya giren esnafımıza, köylerimizde meydana gelen hasardan dolayı hemşerilerime -Erzurumlulara- geçmiş olsun diyorum ve Hükümete buradan sesleniyorum: Acil destek fonundan, köylerimizin yıkılmış olan köprülerinin bir an önce yapılması ve içme suyu isale hatlarının bir an önce yapılıp, suların akması konusunda, vilayetimizin istemiş olduğu 80 milyar liranın, bir an önce Erzurum Valiliğine gönderilmesi konusunda, Sayın Hükümetin yardımcı olmasını istirham ediyorum.
Saygılar sunuyor, teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Köse.
Sayın Bakan, Sayın Çakıroğlu da, Bayındırlık Bakanlığıyla ilgili bir konuşma yapacak; ikisini birden. cevaplandırırsınız.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Çok kısa bir cevap vereceğim.
BAŞKAN – Hayır, ikisine birden cevap verseniz...
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Farklı farklı iki konu...
BAŞKAN – Peki efendim, buyurun.(ANAP sıralarından alkışlar)
Yalnız, bu konuda iki defa konuştunuz, biraz gürültü çıktı, kavga çıktı; biraz daha objektif ve sert bir üslup olmamak üzere rica ediyorum Sayın Bakan.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu konu, Adana deprem konusu, gündemdışı olarak, Genel Kurulumuzda iki defa konuşuldu. Bunlara, arkadaşlarımızı bilgilendirmek için cevap niteliğinde gerekli bilgileri aktardım. Son konuşmayı yapan Erzurum Milletvekili İsmail Köse arkadaşımıza teşekkür ediyorum. O bilgileri burada tekrarlayarak vaktinizi almak istemiyoru
m.Erzurum ve civarında, ilçelerinde, köylerinde meydana gelen taşkından zarar gören vatandaşlarımızın bu zararları, Tarım Bakanlığıyla ilgilidir ve bununla ilgili kanun vardır. Bu kanuna göre, bu vatandaşlarımızın zararları, imkân nispetinde karşılanacaktır
.Saygıyla bilgilerinize sunuyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Gündemdışı konuşma cevaplandırılmıştır.
ASLAN POLAT (Erzurum) – Erzurum’da en çok zararı belediyenin yolları gördü. Belediyenin yollarından dolayı gördüğü bu zararı kim ödeyecek?
BAŞKAN – Efendim, muhatabı Hükümettir, Hükümetin herhangi bir bakanıdır...
ASLAN POLAT (Erzurum) – Cevap versinler efendim.
BAŞKAN – Neyse, artık, Sayın Bakan, kendi takdirleri içinde o kadar cevap verdi. Ben, kendisine, çok daha fazla cevap ver diyemem değil mi, siz de biliyorsunuz.
3. – Muğla Milletvekili Zeki Çakıroğlu’nun, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Muğla İli yatırımlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun cevabı.
BAŞKAN - Efendim, son gündemdışı konuşma, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Muğla İli yatırımlarıyla ilgili olarak, CHP Muğla Milletvekili Sayın Zeki Çakıroğlu'na verilmiştir.
Buyurun Sayın Çakıroğlu. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika efendim.
ZEKİ ÇAKIROĞLU (Muğla) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Muğla İlimiz, turizm potansiyeli, tarımda çeşitli ürünleri, yeraltı zenginlikleri ve yüzölçümünün yüzde 67'si ormanlarla kaplı olan; çevre kirliliğinin bütün olumsuzluklarını taşıyan 3 termik santralı bulunan ve bütün bu meşakkatleri çeken çalışkan insanların yaşadığı, turizm sezonunda da normal nüfusunun en az 4-5 katı insan nüfusunu barındırmak zorunda kalan, trafiği oldukça hareketli ve bu hareketlilik içinde de büyük sorunları her gün yaşayan bir ilimiz. Muğlamızın sorunları çok. Ben, bu kısa süre içinde, sadece, Karayolları yatırımlarıyla ilgili görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Muğla İlimizde turizme yönelik iki havaalanımız var. Milas-Bodrum Havaalanının dış hatları yeni devreye girdi ve yine, Milas-Bodrum karayolumuz da dört şeritli olarak yeni hizmete girdi. Bu nedenle, bu hizmetlerde emeği geçen tüm kişi ve kuruluşlara teşekkür ediyor ve şükranla anıyorum. Ne var ki, Muğlamızın doğu bölgesinde havaalanı olarak, Dalaman Havaalanı kullanılıyor ve Dalaman Havaalanına inen turistlerimiz, Fethiye'den Marmaris-Datça'ya kadar uzanan bir şeritte konaklamaktadırlar. Acil olarak, Göcek tünelinin yapılması lazım; ancak, 1998 programında olmasına ve 800 milya
r lira ödenek ayrılmasına karşın, her nedense, yap-işlet-devret modeline aktarılması gibi bir yanlışlığın içine girilmiştir. Yine, Dalaman-Göcek-Marmaris bağlantısı üzerinde, Gökova kavşağına kadar 64 kilometre olan yolumuzun da, mutlak surette, duble hale getirilmesi gerekmektedir.Yine, Cumhuriyet Halk Partisinin koalisyon hükümeti zamanında başlatınan, Söke-Milas yolunun tamamlanması, Milas-Yatağan yolunun mutlak tırmanma şeridine kavuşturulması, yine, koalisyon hükümeti zamanında, Bayındırlık ve İskân Bakanının Cumhuriyet Halk Partili olduğu bir dönemde başlatılan Marmaris-Datça yolunun tamamlanması, Ula kavşağımızı -Denizli'ye bağlayan bir kavşaktır- mutlaka karşılanması gerekmektedir.
Bunları neden istiyoruz: Ticaret alanı oldukça geniş, sebzesi meyvesi sürekli taşınan, madenleri -ki, tonlarca maden her gün hareket halinde-taşınan, bir o kadar da turistin taşındığı bir il Muğla. Her yaz da, ölümcül kazalarla karşılaşmaktayız. Bunların, ciddiyetle ele alınması gerekir. Muğla'nın, ülkemiz ekonomisine verdiği katkının karşılığının verilmesinin sırası, sanırım, geldi ve geçmekte. Muğla, hak ettiği hizmeti almak zorunda.
Sayın Bakanın ilgi ve yetkisini doğrudan doğruya ilgilendirmemekle beraber, Muğla'da, son süreçte, feldispat maden işletmeciliği ve mermer işletmeciliği son derece yoğun hale gelmiştir. Ne var ki, altyapı yatırımı olmaması nedeniyle, ileride, çok büyük çevre sorunları yaşanacaktır diye kaygımız vardır.
Bunların, Hükümetçe ciddîye alınması gerektiğini belirtiyor ve Yüce Meclise saygılar sun
uyorum.BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çakıroğlu.
Sayın Bakan, cevap verecek misiniz efendim?
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Kısaca...
BAŞKAN – Gündemdışı konuşmaya Sayın Bayındırlık ve İskân Bakanı cevap verecektir.
Buyurun efendim.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Muğla Milletvekili değerli arkadaşımız Çakıroğlu'nın gündemdışı yaptığı konuşmaya, kısaca cevap arz etmek istiyorum.
Muğla İlimizde, özellikle ele aldığı Karayolları faaliyetlerimiz oldukça yoğundur. Karayolları, bu ilin turistik önemine, ticarî ve iktisadî potansiyeline uygun çok yoğun bir çalışma içerisindedir.
Kalkan - Fethiye İkinci Bölge hududu -Göcek Tüneli dahil- yapılmakta olan çalışma: Fethiye ayrımı - Üzümlü - Çameli hududu yolu çalışması, Güllük ayrımı-Bodrum, Milas - Labranda - Karpuzlu, Kale - Muğla, Yatağan - Muğla, Yatağan - Milas, Milas - Bodrum, Köyceğiz - Ortaca, Köyceğiz ayrımı - Marmaris - Milas geçişi, Marmaris - Datça, Bodrum turistik yolları, Çandır - Karaağaç, Muğla ayrımı Karabağlar Yaylası, Muğla şehir geçişi, Kavaklıdere - Göktepe... Görüldüğü gibi fevkalade yoğun bir çalışmamız var.
Bunlardan Milas - Bodrum arası, özellikle havaalanı trafiğini ilgilendirdiği için, çok süratli bir şekilde, gerçekten, gece gündüze katılarak tamamlandı, duble hale getirildi. Bu ay içerisinde BSK dediğimiz sıcak asfalt ihalesini yapıyoruz, burası birinci sınıf duble yol haline gelecek.
Marmaris - Datça yolunu, değerli arkadaşımız Çakıroğlu biliyordur, benim dönemimde üç kısım halinde ihale oldu, bunlara, tekrar yeterli ödenek takviyesi yapacağız. Diğer çalışmalarımız da devam ediyor.
Ayrıca, bu sene, Muğla İlinde, geçen senekinin iki katından fazla, (99 kilometre) asfalt kaplama yapacağız. Şehir geçişlerini ve il yollarını tekrar gözden geçireceğiz.
Ben, burada, Zeki Bey bu konuşmayı yaptığı için, Muğlalılara veya Muğla yöresinde turizmle uğraşan, orada dinlenen ya da dışarıdan gelen turistler için bir önemli hususu açıklamak istiyorum. Sanıyorum, Sayın Çakıroğlu'nda yanlış bir bilgi var; o yolda -yani Kalkan - Fethiye yoludur o, Göcek Tünelinin bulunduğu yol- o para, Göcek Tüneline ait değildir. Biz, Göcek Tüneli için yap–işlet–devret modelini uygulayacağız. Buna da talip var. Bu taliplerden birisini seçeceğiz.
Benim, burada esas belirtmek istediğim o da değil. Dalaman Havaalanının Marmaris istikametine doğru olan bölümü, özellikle turizm mevsiminde, on ay çok büyük sıkışıklık gösteriyor. Şimdi, Karayollarına gerekli talimatı verdik, Dalaman'dan itibaren, Marmaris yol ayrımına kadar olan bölümünü duble hale getirebilmek için koridor ve etüt çalışmalarını başlatıyorum. Onlar bittikten sonra, aynen Milas-Bodrum yolu gibi, burayı da, dağıtımın hızlanması, turistlerin rahat etmesi ve burada meydana gelen sıkışıklığın giderilmesi için, öncelikle programlayıp tamamlamaya çalışacağız.
Hepinize saygılarımı sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Gündemdışı konuşmalar bitmiştir.
Şimdi gündeme geçiyoruz.
Cumhurbaşkanlığı tezkereleri vardır; okutu
yorum:B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Almanya’ya gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1589)
2 Temmuz 1998
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşmelerde bulunmak üzere, 3 Temmuz 1998 tarihinde Almanya'ya gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in dönüşüne kadar, Dışişleri Bakanlığına, Devlet Bakanı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel'in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Diğer tezkereyi okutuyorum:
2. – Azerbeycan’a gidecek olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Hüsamettin Özkan’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1590)
30 Haziran 1998
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşmelerde bulunmak üzere, 3 Temmuz 1998 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyetine gidecek olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Nami Çağan'ın dönüşüne kadar; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına, Devlet Bakanı Hüsamettin Özkan'ın vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım
.Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Sayın milletvekilleri, Ankara Milletvekili Sayın Ömer Faruk Ekinci, gönderdiği bir pusulayla "bugün yapılan yoklama neticesinde, Divana gelen kâğıt sayısının 60'ın üzerinde olduğu anlaşılmıştır. Divana güvenimiz sonsuzdur; ancak, gönderilen kâğıtların sahiplerinin burada olmadığı kanaatindeyim. Bu nedenle, Divana gelen isimlerin birer fotokopisinin tarafıma verilmesini istiyorum" demişlerdir.
Ancak, ben, arkadaşlarla konuştum, gelen bütün kâğıtlar karışmış; hangisini verelim... Ancak, bundan sonra, pusula gönderen arkadaşlarımızın isimlerini burada okuyacağız; çünkü, sonradan gelen arkadaşlarımızın da burada olduğunu, kendi seçim bölgesindeki
insanlar duysun.ASLAN POLAT (Erzurum) –
Sayın Başkan, o isimleri okuduğunuz zaman, memleketlerinde olan milletvekillerinin burada olmadığı anlaşılacaktır.BAŞKAN – Tamam efendim, bundan sonra okuyalım; ama, bugün artık geçti, bundan sonraki yoklamalarda o işlemi yerine getirelim.
Bize, bugüne kadar böyle ısrarlı bir talep gelmedi, gelseydi yerine getirirdik; çünkü, Divan olarak hiçbir zaman üzerimizde şüphe kalmasını istemiyoruz. Çok fazla bir şey de kaybetmedik arkadaşlar; zaten şimdi kanun tasarı ve tekliflerinin müzakeresine geçeceğiz. Bir yoklama istediğinizde, bu işi o şekilde hallederiz.
Sonra, Genel Kurulu açtık, muhalefete mensup arkadaşlarımız gündemdışı konuşmalarını yaptılar, yasama çalışmalarına yeni başlıyoruz; aynı şey yapılabilir. İktidar da, Meclisi çalıştırmak istiyorsa, buyursun getirsin milletvekillerini çalıştırsın.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.
Önce, yarım kalan işlerden başlıyoruz.
V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1. –
Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğrul Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu raporunun ikinci müzakeresine başlayacağız.
Komisyon burada mı efendim? Yok.
Ertelenmiştir.
2. – Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma önergesi (2/669) (S. Sayısı : 338)
BAŞKAN – 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin maddeleri, üzerindeki önergelerle birlikte, İçtüzüğün 88 inci maddesine göre Komisyona geri verilmişti.
Komisyon raporu henüz gelmediği için bunun müzakeresini de erteliyoruz.
3. – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının aynı mahiyetteki kanun teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553)
BAŞKAN – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Komisyon?.. Yok.
Ertelenmiştir.
4. – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu raporu (1/689) (S. Sayısı : 631)
BAŞKAN – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısının müzakeresine başlayacağız.
Komisyon?.. Yok.
Ertelenmiştir.
5. – Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Konya Milletvekili Ahmet Alkan’ın, İstanbul Milletvekili Emin Kul’un, Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 30 arkadaşının, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 30 arkadaşının, Trabzon Mill
etvekili Kemalettin Göktaş ve 33 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 30 arkadaşının, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Adana Milletvekili Arif Sezer’in, Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi’nin, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın, Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın, Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 6 arkadaşının, Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Metin Işık, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve 6 arkadaşının, benzer mahiyetteki kanun teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626) (1)BAŞKAN – Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile benzer mahiyetteki kanun tekliflerinin müzakerelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Komisyon ve Hükümet yerlerini aldılar.
Geçen birleşimde, tasarının 48 inci maddesi kabul edilmişti. Şimdi, 49 uncu maddeyi okutuyorum:
Madde 49- 193 sayılı Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Dar mükellefiyete tabi mükelleflerden yıllık beyanname vermeye mecbur olmayanlar:
1. Gayrimenkullerin elden çıkarılmasından doğan diğer kazanç ve iratlarını gayrimenkulün bulunduğu,
2. Menkul malla
rın ve hakların elden çıkarılmasından doğan diğer kazanç ve iratlarını, mal ve hakların Türkiye’de elden çıkarıldığı,3. Ticari veya zirai bir işletmenin faaliyetinin durdurulması veya terk edilmesi karşılığında elde ettikleri diğer kazanç ve iratlarını işletmenin bulunduğu,
4. Arızi olarak ticari işlemlerin yapılmasından veya bu nitelikteki işlemlere tavassuttan elde edilen diğer kazanç ve iratlarla, arızi olarak serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla elde edilen kazançlar ve dar mükellefiyete tabi olanların 45 inci maddede yazılı işleri arızi olarak yapmalarından elde ettikleri diğer kazanç ve iratlar, faaliyetin yapıldığı veya yolcu veya yükün taşıta alındığı,
5. Gerçek usulde vergiye tabi mükelleflerin terk ettikleri işleriyle ilgili olarak sonradan elde ettikleri diğer kazanç ve iratlar (zarar yazılan değersiz alacaklarla, karşılık ayrılan şüpheli alacakların tahsili dahil) ticari, zirai veya mesleki bir faaliyete hiç girişilmemesi veya ihale, artırma ve eksiltmelere iştirak edilmemesi karşılığında elde ettikleri diğer kazanç ve iratları, vergisi tevkif suretiyle alınmamış menkul sermaye iratlarını ve diğer her türlü kazanç ve irada ilişkin ödemenin Türkiye’de yapıldığı,
6. Diğer hallerde Maliye Bakanlığınca belirlenen,
Yerin vergi dairesine münferit beyanname ile bildirmeye mecburdurlar.”
BAŞKAN – Madde üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Bayar Ökten; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakikadır.
DYP GRUBU ADINA BAYAR ÖKTEN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Doğru Yol Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.
Bu maddeyle, dar mükellefiyete tabi, yıllık beyanname vermeye mecbur olmayan mükelleflerden ve bu fıkra kapsamında belirlenen gelir unsurlarını elde edenlerin, bunları, münferit beyannameyle beyan edeceklerine ilişkin, Gelir Vergisi Kanununun 101 inci maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapılmaktadır.
Bu fıkrada yapılan değişiklikler, Gelir Vergisi Kanununun 80 ve 82 nci maddelerinde yapılan değişikliklere paralel olarak yapılması gereken değişiklikleri içermektedir. Fıkranın yeni yazım şeklinde, hangi hallerde münferit beyanname verileceği ayrıntılı, açık ve anlaşılır şekilde düzenlenmiş olup, yapılan değişiklik esas itibariyle olumludur.
Bu maddeyi olumlu görmek, tasarının tamamının olumlu olduğu anlamına gelmez. Tasarının pek çok maddesi üzerinde olumsuz görüşlerimizi, endişelerimizi arz ettik; ancak, Hükümet ve İktidar Grupları bildiğini okudu. Bunların sorumluluğu, İktidar Gruplarınındır. Bu tasarı, ülkenin sosyal ve ekonomik sorunlarına çare değildir; eski kalıp içerisinde yeni dengelerden ileri gitmemektedir. Devletin, finans açığı devam edecektir, sosyal güvenlik açığı devam edecektir. O halde, bu gayretler niyedir?
Bu tasarıyla, bölgesel dengesizlikler de giderilmemektedir. Bu vergi tasarısı, pek çok vatandaşa sıkıntı vermektedir, pek çok meçhullerle doludur; uygulamaya konulduğu zaman, vatandaş, pek çok sorunla karşı karşıya kalacaktır. Halen, vatandaş, bunalmıştır, işsizdir, açtır, susuzdur; bir de, şimdi, vergi tasarısıyla, ne geliyor, ne gidiyor, bunun derdine düşmüştür.
Ülkenin en büyük derdi, Hükümetin kuruluşudur. Bu Hükümet, halk için ne kadar sıkıntılı olmuşsa, getirdiğiniz vergiler de, kanunlar da, bu millete ıstırap çektirmiştir. Bunun için...
REFİK ARAS (İstanbul) – Daha yasa çıkmadı ki, ıstırap olsun!..
BAŞKAN – Müdahale etmeyin efendim.
BAYAR ÖKTEN (Devamla) – Efendim, biz, zaman zaman, vatandaşla, bu vergi konusunu konuşuyoruz; yani, taksiye biniyoruz konuşuyoruz, çarşıda konuşuyoruz, sohbet ediyoruz... Vatandaş bunları anlatıyor; yani, sizler kadar vatandaş da bu işleri biliyor, merak etmeyin; sandıkta, bunun hesabını soracak sizlerden. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Ökten, siz maddeye bağlı konuşun lütfen; beyanname verme yerlerini isabetli tayin etmişler mi, etmemişler mi; onu belirtin.
MAHMUT ERDİR (Eskişehir) – Hangi sandıktan bahsediyorsun?!.
BAYAR ÖKTEN (Devamla) – Hiç merak etmeyin; hep beraber o sandığa gideceğiz; göreceğiz, hayırlısıyla...
MAHMUT E
RDİR (Eskişehir) – Göreceğiz...BAYAR ÖKTEN (Devamla) – Buyurun efendim o zaman...
BAŞKAN – Arkadaşlar, müdahale etmeyin; siz, İktidar Partisi milletvekilisiniz, sabırlı olun.
BAYAR ÖKTEN (Devamla) – Getirdiğiniz vergi kanunları millete ıstırap çektirmiştir.
Hepinize saygılarımı sunuyorum, teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ökten. Fazilet Partisi Grubu adına, Adana Milletvekili Sayın Yakup Budak; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika Sayın Budak.
FP GRUBU ADINA
YAKUP BUDAK (Adana) – Sayın Başkan, değerli üyeler; sözlerime başlarken, hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum, selamlarımı sunuyorum.Görüşmekte olduğumuz tasarıyla, çeşitli vergi yasalarında değişiklikler öngören yeni düzenlemeler yapılmaktadır. Üzerinde konuştuğumuz 49 uncu maddeyle de, dar mükellefiyete tabi mükelleflerin, münferit beyannamelerini ne zaman, nereye, nasıl, ne şekilde vereceklerine dair yeni bir açıklık getirilmektedir. Aslında, yapılan bu düzenleme, eski maddenin aynen getirilmesi; fakat, ilave olarak da, Maliye Bakanlığına bu konuda daha fazla yetki verilmesidir.
Tasarıda şöyle denilmektedir: "Dar mükellefiyete tabi mükelleflerden yıllık beyanname vermeye mecbur olmayanlar:
1. Gayrimenkullerin elden çıkarılmasından doğan diğer kazanç ve iratlarını gayrimenkulün bulunduğu,
2. Menkul malların ve hakların elden çıkarılmasından doğan diğer kazanç ve iratlarını mal ve hakların Türkiye'de elden çıkarıldığı,
3. Ticarî veya ziraî bir işletmenin faaliyetinin durdurulması veya terk edilmesi karşılığında elde ettikleri diğer kazanç ve iratlarını işletmenin bulunduğu,
4. Arızî olarak ticarî işlemlerin yapılmasından veya bu nitelikteki işlemlere tavassuttan elde edilen diğer kazanç ve iratlarla, arızî olarak serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla elde edilen kazançlar ve dar mükellefiyete tabi olanların 45 inci maddede yazılı işleri arızî olarak yapmalarından elde ettikleri diğer kazanç ve iratlar, faaliyetin yapıldığı veya yolcu veya yükün taşıta alındığı,
5. Gerçek usulde vergiye tabi mükellef
lerin terk ettikleri işleriyle ilgili olarak sonradan elde ettikleri diğer kazanç ve iratlar (zarar yazılan değersiz alacaklarla, karşılık ayrılan şüpheli alacakların tahsili dahil) ticarî, ziraî veya meslekî bir faaliyete hiç girişilmemesi veya ihale, artırma ve eksiltmelere iştirak edilmemesi karşılığında elde ettikleri diğer kazançlar ve iratları, vergisi tevkif suretiyle alınmamış menkul sermaye iratlarını ve diğer her türlü kazanç ve irada ilişkin ödemenin Türkiye'de yapıldığı,6. Diğer hallerde Maliye Bakanlığınca belirlenen,
yerin vergi dairesine münferit beyanname ile bildirmeye mecburdurlar" denilmektedir.
Bu maddeyle, dar mükellefiyete tabi mükelleflerden yıllık beyanname vermeyenlerin, münferit beyannamelerini, ne zaman, nasıl, nereye vereceklerine dair Maliye Bakanlığımıza daha çok yetki veren bir düzenleme yapılmaktadır. Bu maddeyle, 193 sayılı Yasanın 101 inci maddesinin birinci fıkrası değiştirilmektedir. Aslında, yapılan değişiklik şudur: İlgili yasadaki 1 inci maddenin her fıkrasının başında "mükerrer 80 inci maddenin 1 numaralı bendi" gibi atıflar vardı; ilgili 1 inci madde kalktığı için "mükerrer 80 inci maddenin ilgili bendi" ifadeleri teker teker kaldırılmak suretiyle, madde, yeniden, daha sade bir şekilde düzenlenmektedir. Bunun dışında, sadece, farklı olarak, 6 ncı bentteki "diğer hallerde Maliye Bakanlığınca belirlenen" ibaresi eklenmektedir.
Şimdi, yapılan bu düzenlemeyle, malumlarınız olduğu üzere, dar mükellefiyete tabi mükellefler, ikametgâhı ya da kayıtlı olduğu yer yurt dışında olan gerçek veya tüzelkişilerdir; bunlar, gelire tabi faaliyetlerinden dolayı yıllık beyanname de vermektedirler. Bahse konu olan dar mükellefiyete tabi mükelleflerden yıllık beyanname vermeye mecbur olmayanların faaliyetleriyle ilgili münferit beyannamelerini nereye verecekleri konusuna bu madde açıklık getirmektedir. Beyanname vermeyi gerektiren faaliyetin olduğu yerin vergi dairesine münferit beyannamenin verilmesi mecburiyeti ayrıca getirilmektedir.
Bu tip düzenlemeler yapılırken, elbette ki, sadece dar mükellefiyete tabi olan mükelleflere değil, aynı zamanda, Türkiye'deki bütün mükelleflere bu tip düzenlemeler yapılırken, kırtasiyeciliği ve bürokrasiyi ortadan kaldıracak düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Maalesef, getirilen bu tasarıyla da, münferit beyannamelerde olsun, diğer beyannamelerde olsun, bildirimlerde olsun büyük bir bürokrasi ve kırtasiyecilik vardır. Özellikle vatandaşlarımızın aklına, "maliye" denildiği zaman bürokrasi gelmektedir, usandırıcı işlemler gelmektedir. Bu işlemler,
hem zaman kaybına hem imkân kaybına hem de Maliyenin işlerinin güçleşmesine neden olmaktadır. Maliyeyle mükellef arasındaki münasebetlerde bürokrasinin azaltılması Maliyeyi de vatandaşımızı da rahatlatacaktır. Maalesef, bu tasarıyla, bürokrasi ve kırtasiyecilik artırılmaktadır. Mevzuatı sadeleştiriyoruz, basitleştiriyoruz diye mükellefe yeni yükler getirilmektedir. Bu tip düzenlemelerde basitleştirme esas olmalıdır.Bürokrasiyi artıran temel sebeplerden biri de, nasıl yapalım da, nasıl yeni bir düzenleme, nasıl yeni bir uygulama yapalım da yakalalayabildiğimiz mükelleflerden vergi alalım endişesi ve mantığıdır ve bu, maalesef, bürokrasiyi artırmaktadır. Bir taraftan, vergiyi tabana yayalım, vergi tabanını genişletelim derken, diğer taraftan bürokrasi artırılmaktadır; âdeta, vergi tabanı genişletilirken, verginin tavanı da unutulmaktır.
Diğer tasarılarda olduğu gibi, bu tasarıyla getirilen birtakım muafiyetlerle de belirli gruplar kollanmakta, âdeta hiç vergi vermez hale getirilmektedir; fakat, bunun yanında ise, verginin esas yükünü çeken tabandaki mükellefler ezilmektedir. Bu yasa tasarısıyla da 4 katrilyonluk yük getirilmektedir ve bazı gruplara birtakım özel muamelelerle, bu 4 katrilyonluk yük, küçük esnafa ve mükellefe yüklenmektedir. Bunun için, bu tip düzenlemelerde vergileri azaltıcı, basitleştirici, Maliyeyle mükellef arasındaki bağı güçlendirici ve vatandaştan vergiyi alırken, ikna edici yöntemleri ve usulleri bulmak zorundayız diyor; hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Budak.
Gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştır.
Şahısları adına, Sayın Bedri İncetahtacı; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 5 dakikadır.
MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. İçtüzüğün verdiği hakkımı kullanarak, şahsım adına konuşmak üzere huzurlarınızdayım.
Neden böyle bir girişte bulundum; çünkü, hepinizin bildiği bir prensip vardır: Usul, esastan önce gelir. Eğer, usule ait prensipler, bir hukukî müessesede tam manasıyla deruhte edilmemişse, onun üzerine bina edilecek herhangi bir yapının sağlamlığından söz edilemez. Bugün, bu yaptığımız görüşmeler, yeterli sayı bulunmadan açılmış bir oturumda yapılmaktadır. Şu anda Sayın Başkanımın dikkatini çekmek istiyorum. Kendisi, dün, burada yapmış olduğu bir konuşmada "ben, adaletin, en tarafsız bir şekilde uygulanmasıyla tahakkuk edeceğini söylüyorum" dedi. Hayır, adalet, tarafsızlıkla tahakkuk etmez; Adalet, haktan yana olmakla tahakkuk eder. (FP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
Şimdi, bir vergi tasarısı görüşüyoruz, Hükümetin bu tasarısı elbette çok büyük ehemmiyet arz ediyor ve bu kanunlaşıp çıktığı zaman, milyonlarca insan, bu yasadan faydalanacak ve ona muhatap olacak. Nerede görüşülecek bu yasa; burada görüşülecek. Neden; çünkü, usul bunu gerektirdiği için. Hangi şartlarda görüşülecek; yeterli sayıda milletvekilinin huzurunda görüşülecek. Eğer, yeterli sayıda milletvekilinin olmadığı bir ortamda bu yasa görüşülsün; ama ne pahasına olursa olsun görüşülür derseniz, her şeyden evvel, bu yasaya en büyük kötülüğü siz yapmış olursunuz. (FP sıralarından alkışlar) Çünkü, biz, burada, eskilerin deyimiyle sümmettedarik bir yasa çıksın diye uğraşmıyoruz; ciddî bir iş yapıyoruz. İktidarın değerli milletvekilleri, bu Meclise taahhütte bulundular ve "biz geleceğiz, Meclisi açacağız, çalıştıracağız, haftanın beş günü gece 12'ye kadar çalışacağız" dediler. Biz oy vermedik; ama, sizler oy verdiniz...
AHMET KABİL (Rize) – Çalışıyor, görüyorsunuz.
BAŞKAN –
Müdahale etmeyin efendim.MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Devamla) – Hayır efendim. Burada şu anda 100 kişi var.
AHMET KABİL (Rize) – Burada çoğunluk vardır.
BAŞKAN – Sayın Kabil, rica ediyorum.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Yahu, o senin görevin değil.
MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Devamla) – Benim görevim.
Sayın milletvekili, bakınız, ben şunu söylüyorum... Ben size bir şey anlatmak istiyorum... Eğer, biz, bugün...
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Burada yorum yapmak senin hakkın değil.
MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Devamla) – Ben milletvekiliyim Sayın Güney.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Ama, yorum yapamazsın.
MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Devamla) – Hayır.
BAŞKAN – Sayın Güney, rica ediyorum, karışmayın. Arkadaşımız usulle ilgili bir şey konuşuyor.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – O konuda yorum yapamazsınız.
ALİ OĞUZ (İstanbul) – Siz çalıştıracaksınız, biz de geleceğiz.
MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Devamla) – Çok açık bir şey söylüyorum. Eğer, bugün, bu şekilde açılmış olan bu Genel Kuruldan yasa çıksa, bazı maddeler çıksa ve biz, bu maddelerin usulsüz bir şekilde çıkarıldığına dair Anayasa Mahkemesine başvursak, Anayasa Mahkemesi bugün çıkan maddeleri iptal eder; çünkü, usul yoktur. Dolayısıyla, ben, her şeyden evvel, Sayın Başkanımız, nasıl bizi İçtüzüğe riayet etmeye davet ediyorsa her vesileyle, kendisinden de bu hassasiyeti bekliyorum. Ben, burada, 5 dakikanın üzerinde 1 saniye konuşamam ve Sayın Başkan mikrofonu kapattığı zaman, kendisine saygılar sunarak kürsüden ayrılıyorum. Bir Grup temsilcimiz 10 dakikanın üzerinde 1 saniye konuşmam
aktadır.Sayın milletvekilleri, hatırlayınız, biz, burada, sekiz yıllık eğitim meselesini görüştük; Değerli Başkanvekili Uluç Gürkan Bey yönetiyordu. Biz, şiddetle muhaliftik bu yasaya, sizler de taraftardınız. Çok şiddetli şekilde burada birbirimize muhalefet ettik; ama, usul meselesinde hiçbir problem çıkmadı; çünkü, usul kaideleri harfiyen yerine getirildi. Biz temenni ederiz ki, bugün de... Sayın Başkanımızın hukuka olan yatkınlığını ve bağlılığını iyi biliyoruz; ama, ne olursa olsun bugün Meclis çalışsın demek, bizim bu konudaki kendisine olan güvenimizde birtakım zedelenmeler meydana getirecektir. Buna, en azından, kendisinin hakkı yoktur ve Meclisin diğer partilerinin ve bizlerin hakkı yoktur.
Ben temenni ederim ki, bu yasamız, milletimizin lehine çıkacak bir şekilde kanunlaşsın; milletimiz bundan fayda umsun; Türkiye'deki bu yaşadığımız ekonomik buhranın sona ermesine katkıda bulunsun. Peki, bu, nerede, nasıl olacak; burada olacak. Hangi şekilde olacak; başta söylediğim gibi, usul esastan önce gelir prensibine hep beraber dikkat ederek yapacağımız çalışmalarla olur.
Ben, bu konuya, bundan sonra dikkat edilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor, Sayın Başkanın müsamahalarına sığınıyor ve hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İncetahtacı.
Sayın arkadaşlarım, bakın, bugüne kadar yapılan uygulamalarda, arkadaşlarımız, yoklama yapıldığı zaman, orada, deftere var olanları işaret ediyorlar, gelenler de pusula gönderiyorlar ve bugüne kadar da bu pusulalar burada okunmadı; yani, milletvekilleri burada mıdır...
KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Bir dakika efendim... Bir dakika rica ediyorum... Arkadaşımız, tabiî, bizi, kendine göre haklı nedenlerle tenkit etti; ama, bugüne kadar böyle bir şey zorlansaydı Genel Kurulda, bu kürsüye gelen pusulaları okuyalım denilseydi; biz, bunu, memnuniyetle yapardık; ama, bugün 129 kişi defterde işaretli, 66 kişi de pusula göndermiş, 195...
KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Bir dakika, arkadaşım...
Sizler de iktidarda olduğunuz zaman, sizinle beraber çalıştığımız zaman da bu pusulaları okuyun diye bizi zorlamadınız.
KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Zorladık efendim, zorladık...
BAŞKAN – Hayır, zorlamadınız...
MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) – Hayır, zorladık Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hayır, zorlamadınız efendim... Yani, ben bu kürsüdeyim arkadaşlar... Rica ediyorum... Bundan sonra bir usul belirleyelim.
Sevgili milletvekili arkadaşlarım, biz de Divan olarak, zaman zaman, bazı arkadaşlarımızın hatalarına da alet olmak istemiyoruz. Bu Meclisin de, milletvekilinin de itibarını korumak zorundayız.
Bakın, bunları, isterseniz, sonra ikili konuşmalarımızda konuşalım.
Mesela, geçen gün bir yoklama yaptık; Doğru Yol Partisinden burada mevcut olmayan bir arkadaş yerine biri buraya pusula göndermiş. Burada Doğru Yol Partisinden kimse yoktu. Doğru Yol Partili başka bir milletvekilinin de bu pusulayı göndermesi mümkün değil
.İSMET ATTİLA (Afyon) – Buradaydık... Buradaydık...
BAŞKAN – Efendim, hayır, yani... Böyle yoklama istenilmişti; yoklama sırasında, Doğru Yol Partili bir milletvekili arkadaşımızın adına pusula gönderilmişti. Bunları, biz, kamuoyuna açıklamak istediğimiz zaman, Parlamentonun itibarı, milletvekilinin itibarı, bunlar da önemli... Tamam, bugün, bu şekilde, 195 kişiyle açtık; ama, tabiî, şimdi, daha kalabalık.
Bundan sonra yoklama yapılmasını isteyin ve bundan sonra, burada, pusula gönderen arkadaşların pusulasını tek tek okuyacağım. Böyle bir...
SAFFET ARIK
AN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, Doğru Yol Partili kimse yoktu; dolayısıyla, Doğru Yol Partili bir milletvekili adına bir pusula gönderildiğini söylediniz; değil mi efendim?BAŞKAN – Tabiî, tabiî... O zaman yine yoklama istenilmişti; Doğru Yol Partisi de muhalefet partisi olduğuna göre, elbette ki, herhangi bir milletvekili arkadaşımızın burada olmaması normal; bu, muhalefet görevinin kuralı; ama, pusulaları kontrol ederken, baktım, Doğru Yol Partili arkadaşlarımızdan biri adına başka bir üye arkadaş pusula göndermiş. Bu, belli ki, başka kişi tarafından gönderilmiş ve onu küçük düşürmek için böyle yapılmış.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Başka bir partiden olabilir...
BAŞKAN – Şimdi, biz, bunu, burada, söylediğimiz zaman, işte, birtakım sonuçlar ortaya çıkıyor. Onun için, rica ediyorum sizden... Söz veriyorum size, bundan sonra, yoklama istenildiği zaman, gelen pusulaları da tek tek okuyacağım arkadaşlar.
Tamam mı... (FP sıralarından alkışlar) teşekkür ederim, sağ olun.
HİKMET AYDIN (Çanakkale) – Sayın Başkan, lütfen... Kendi işimize bakalım.
AGÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – Zaman kaybetmek için ne gerekiyorsa yapalım!..
BAŞKAN – Efendim, tabiî... Bizim görevimiz dürüst çalışmaktır. Arkadaşlarımıza, bunu, her vesileyle belirtiyoruz.
Sayın İncetahtacı arkadaşım, Divan olarak, bazı şeylerde bazen -kendimizi de riske ederek- bu Meclisin ve milletvekillerinin itibarını da korumak gerektiğine inanıyorum.
A. ZİYA AKTAŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, aynı uygulamayı Sayın Hatiboğlu da yapacak mı acaba; bu dileğim
izi de iletir misiniz.BAŞKAN – Peki efendim, artık, bu uygulamayı hepsi yapsın.
Son kişisel konuşmayı yapmak üzere, Ali Rahmi Beyreli; buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 5 dakika efendim.
ALİ RAHMİ BEYRELİ (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlarım.
Dün gece geç saatlerde, tasarının bitirdiğimiz 48 inci maddesinden sonra, bugün yeni bir günde, hayırlı bir günde tasarının 49 uncu maddesini görüşmeye başladık ve benden önce konuşan değerli konuşmacı arkadaşımın ifade ettiği gibi, dışarıda milyonlarca vatandaşımızın hasretle çıkmasını beklediği bir yasa tasarısını görüşüyoruz.
Ben, bu çalışmalarımızın, bir işbirliği içinde devam etmesini ve burada, milletin hayrına, bu hayırlı günde daha fazla çalışarak, daha hayırlı maddeleri kabul ederek çıkarmayı diliyorum. İzninizle, bu tasarının görüştüğümüz maddesiyle ilgili bir iki noktasına değinmek istiyorum.
Tasarının bu maddesiyle, dar mükellefiyete tabi mükelleflerden yıllık beyanname vermeye mecbur olmayanlar için münferit beyanname ile bildirimde bulunma zorunluluğunun olduğu durumlar açıklanmaktadır.
Burada yapılan düzenleme, Gelir Vergisi Kanununun 80, 81 ve 82 nci maddesinde yapılan değişiklikler doğrultusunda yapılmıştır. Dolayısıyla, bu tür mükelleflerimizin elde ettikleri kazançlarını, nereye, nasıl beyan edecekleri konusunda kolaylık sağlayan bir düzenleme yapılmasına gereksinim doğmuştur. Bu düzenlemenin, ulusumuza hayırlı olmasını diliyor; hepinizi, saygılarımla selamlıyorum. (DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Beyreli.
Efendim, maddeyle ilgili 9 önerge var; madde tek fıkradan ibaret olduğu için 4 önergeyi işleme koyuyorum.
Önergeleri geliş sırasına göre okutuyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun tasarısının 49 uncu maddesinin 1 numaralı bendinde yer alan "beyanname vermeye mecbur olmayanlar" ifadesinin "beyanname vermeye zorunlu olmayanlar" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Selahattin Beyribey Av
ni Kabaoğlu Güven KarahanKars Rize Balıkesir
Bülent Akarcalı Ahmet Kabil
İstanbul Rize
BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun tasarısının 49 uncu maddesinin 1 numaralı bendinde yer alan "tabi mükelleflerden yıllık beyanname" ifadesinin "tabi mükelleflerden beyanname" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Selahattin Beyribey Avni Kabaoğlu Güven Karahan
Kars Rize Balıkesir
Bülent Akarcalı Ahmet Kabil
İstanbul Rize
BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun tasarısının 49 uncu maddesinin 1 numaralı bendinde yer alan "dar mükellefiyete tabi" ifadesinin "tam mükellef olmayan dar mükellefiyete tabi" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Selahattin Beyribey Avni Kabaoğlu Güven Karahan
Kars Rize Balıkesir
Bülent Akarcalı Ahmet Kabil
İstanbul Rize
BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun tasarısının 49 uncu maddesinin 1 numaralı bendinde yer alan "yıllık beyanname vermeye" ifadesinin "yıllık gelir vergisi beyannamesiyle bildirmeye" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Selahattin Beyribey Avni Kabaoğlu Güven Karahan
Kars Rize Balıkesir
Bülent Akarcalı Ahmet Kabil
İstanbul Rize
BAŞKAN – Önergeleri, aykırılık derecesine göre işleme koyuyoruz efendim.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun tasarısının 49 uncu maddesinin 1 numaralı bendinde yer alan "beyanname vermeye mecbur olmayanlar" ifadesinin "beyanname vermeye zorunlu olmayanlar" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Selahattin Beyribey
(Kars) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu efendim?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ METİN ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Hükümet?..
MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükümet ve Komisyon önergeye katılmadı.
MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Sayın Başkan, önergelerdeki imzalarımızı geri çekiyoruz.
BAŞKAN – Diğer önergelerdeki imzalarınızı da çekiyor musunuz?
MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Evet, efendim.
ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Başkan, izah etsinler_ Çok sayıda önergeleri var, izah etseler de bunların ne olduğunu öğrensek.
BAŞKAN – Efendim, takdir onların.
ASLAN POLAT (Erzurum) – Ama, bir tanesini bile izah etmediler; 300'e yakın önergeyi geri çektiler... İzah etseler de bilgimiz artsa!..
BAŞKAN – Neyse efendim, arkadaşlar öyle takdir ediyorlar. İktidar işte böyle yaptırıyor insanlara; yani, muhalefet böyle, iktidar böyle yaptırıyor.
III. – YOKLAMA
BAŞKAN – Peki, efendim, şimdi, madde üzerinde önerge kalmamıştır; maddeyi oylarınıza sunacağım; fakat, arkadaşlarımızın bir yoklama isteği var.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKILI METİN ŞAHİN (Antalya) – Genel Kurul daha yeni açıldı Sayın Başkan, ilk maddede yoklama olur mu yani?!
BAŞKAN – Efendim, arkadaşların yoklama istekleri var.
SUHA TANIK (İzmir) – Yoklama daha yeni yapıldı Sayın Başkan; yoklama yapılalı 15 dakika oldu!
BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, bakın, haftada beş gün çalışma kararını alan, İktidar partileridir. İktidar partileri, milletvekillerini getirsin, burada yirmibeş saat çalışalım.
Evet, hiç açıklama yapmadan, arkadaşlarımızın yoklama isteklerini işleme koyuyorum.
Evvela, yoklama talebinde bulunan sayın milletvekillerinin isimlerini tespit edeceğim.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Efendim...
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan, takriben yarım saat evvel bir yoklama yaptınız. Salonu görüyorsunuz; yani, sizin, bu durumda, takdir hakkınızı... Böyle, iş olsun diye verilen yoklama önergelerine burada sizin iltifat etmemeniz lazım; lütfen, olmaz bu yani!
BAŞKAN – Bakın, Sayın Güney, konuşmanıza hiç gerek yok. Ben, bu Meclisin çalışmasına taraftar olan bir kişiyim...
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Onu ben de biliyorum.
BAŞKAN – Ama, Divan olarak, şu anda, Genel Kurul salonunda çoğunluk olmadığı konusunda arkadaşlarımızda şüphe var. O bakımdan, yoklama isteğini işleme koyacağım.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Takdirinizi biliyorum.
BAŞKAN – Hep beni ateşin üzerine atmayın Sayın Ülkü Güney.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Atmam... Atmam...
BAŞKAN – Onun için, rica ediyorum canım...
Yoklama talebini okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Salonda yeterli çoğunluk olmadığından, ilk oylamada yoklama yapılmasını saygılarımızla arz ederiz.
Bedri İncetahtacı?.. Burada.
Yakup Budak?.. Burada.
Kahraman Emmioğlu?.. Burada.
Şinasi Yavuz?.. Burada.
Ahmet Çelik?.. Burada.
İsmail Coşar?.. Burada.
Abdullah Örnek?.. Burada.
Abdullah Arslan?.. Burada.
Latif Öztek?.. Burada.
Aslan Polat?.. Burada.
Sıtkı Cengil?.. Burada.
Saffet Benli?.. Burada.
Ahmet Karavar?.. Burada.
İsmail Özgün?.. Burada.
Cevat Ayhan?.. Burada.
Hasan Hüseyin Öz?.. Burada.
Suat Pamukçu?.. Burada.
Murtaza Özkanlı?.. Burada.
Ömer Faruk Ekinci?.. Burada.
Altan Karapaşaoğlu?.. Burada.
Abdüllatif Şener?.. Burada.
Yoklama isteği için önerge imzalayıp veren 20 sayın milletvekili Genel Kurul sa
lonundalar.Yoklama yapılacaktır.
Yoklama sırasında burada olan sayın milletvekillerinin, Genel Kurul salonunda olduklarını yüksek sesle belirtmelerini rica ediyorum, bir; ikincisi, pusulaları okuyacağım. Yani, yoklamadan sonra gelen arkadaşların gönderdikleri pusulaları okuyacağım ki, üzerimizde en ufak bir şüphe kalmasın; çünkü, biraz önce, arkadaşımız kalktı, bizi çok ağır bir şekilde tenkit etti, buna da kimsenin hakkı yok.
MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) – Ağır değil Sayın Başkan.
BAŞKAN – Biraz ağırlaştı...
Yoklamaya başlıyoruz.
(Yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Yoklamadan sonra Genel Kurul salonuna gelen sayın milletvekillerinin pusula göndermesini rica ediyorum; pusulaları okuyacağımı da söylemiştim...
Arkadaşlar, böylece toplantı yetersayımız bulunmuştur; çalışmalarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
5. – Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Konya Milletvekili Ahmet Alkan’ın, İstanbul Milletvekili Emin Kul’un, Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 30 arkadaşının, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 30 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Ke
malettin Göktaş ve 33 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 30 arkadaşının, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Adana Milletvekili Arif Sezer’in, Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi’nin, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın, Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın, Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 6 arkadaşının, Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Metin Işık, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve 6 arkadaşının, benzer mahiyetteki kanun teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626) (Devam)BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
50 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 50 - 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Gelir vergisine tabi gelirler;
2.000.000.000 liraya kadar % 15
5.000.000.000 liranın 2.000.000.000 lirası için 300.000.000 lira, fazlası % 20
10.000.000.000 liranın 5.000.000.000 lirası için 900.000.000 lira, fazlası % 25
25.000.000.000 liranın 10.000.000.000 lirası için 2.150.000.000 lira, fazlası % 30
50.000.000.000 liranın 25.000.000.000 lirası için 6.650.000.000 lira, fazlası % 35
50.000.000.000 liradan fazlasının 50.000.000.000 lirası için 15.400.000.000 lira, fazlası
% 40Oranında vergilendirilir.”
BAŞKAN – Madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Sayın Veysel Candan; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakikadır.
FP GRUBU ADINA VEYSEL CANDAN (Kon
ya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 626 sıra sayılı çeşitli vergi kanunlarında değişiklik yapan tasarının 50 nci maddesi üzerinde Fazilet Partisinin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.50 nci maddeyle, 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasına değişiklik getirilmiştir. Buna göre;
Gelir Vergisine tabi gelirler; yani, mükellefler, 2 000 000 000 liraya kadar yüzde 15; 5 000 000 000 liranın 2 000 000 000 lirası için 300 000 000 lira, fazlası için yüzde 20; 10 000 000 000 liranın 5 000 000 000 lirası için 900 000 000 lira, fazlası için yüzde 25; 25 000 000 000 liranın 10 000 000 000 lirası için 2 150 000 000 lira, fazlası için yüzde 30; 50 000 000 000 liranın 25 000 000 000 lirası için 6 650 000 000 lira, fazlası için yüzde 35; 50 000 000 000 liradan fazlasının 50 000 000 000 lirası için 15 400 000 000 lira, fazlası için yüzde 40 oranında vergilendirilir.
Değerli arkadaşlarım, bu tabloya baktığımız zaman, vergiye tabi en düşük oran yüzde 25'ten yüzde 15'e indirilmekte, en yüksek oran ise yüzde 55'ten yüzde 40'a indirilmektedir. Yine, vergi dilim sayısı da 7'den 6'ya indirilmektedir. Vergi dilimleri, 1999 yılı gelirlerine uygulanmak üzere yeniden düzenlenmiştir.
Bu tabloya baktığımız zaman, oranlarda belli bir ölçüde inme olmasına rağmen, indirim oranları ölçülü değildir. İtiraz ettiğimiz konu bu; bir. İki; düşük gelir için 10 puan inerken, yüksek gelir için 15 puan indirim yapılmıştır. Bu farklılığın giderilmesi gerekir. Bunun için de, asgarî ücret oranına kadar sıfır olmalı; yani, asgarî ücret vergi dışı bırakılmalıdır. Hiç olmazsa, bu oranlar, düşük gelir için yüzde 10, yüksek gelir için de yüzde 30 olarak düşünülebilirdi.
Önemli bir hususun altını çizmek istiyorum. Yıllık beyannamelerde vergi üzerinden, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına kesintiler yapılmaktadır. Fonun hesabını dikkatle incelediğimiz zaman, yüzde 70'inin bütçeye aktarıldığı gözlenmektedir. Bu kesinti,
ek vergi görünümündedir. Sayın Bakanım, ya bu vergiyi kesmeyeceksiniz ya da kesiyorsanız, kesildiği yerde harcayacaksınız.Bu maddeyle görüleceği üzere, bu tasarının bazı maddeleri mükellef lehine görülse de, herkesi mükellef, her geliri de vergiye tabi tutmaktadır. Sayın Bakanın ifadesiyle de, artık, kayıtdışı hiçbir şey kalmayacaktır.
Sayın milletvekilleri, şu anda, piyasada, ilan edilmemiş 5 Nisan şoku yaşanmaktadır. Kapanan işyeri sayısı artıyor, esnaf, borcunu ödeyemiyor ve sıkıntılı bir dönem geçiriyoruz. Önümüzdeki dönemin daha sıkıntılı olacağı kanaatini taşıyorum. İşsizliğin arttığı, alım gücünün azaldığı bir ortamda, yeni vergi ihdas etmek, eski vergilerin çeşitlerine zam yapmak, hata edenleri de hapsetmek tasarısı geliyor. Binbir güçlükle toplanan paraların 100 lirasının 60 lirası, tefeciye, faiz gideri olarak ödenmektedir. Bu tasarının kanunlaşmasıyla, iflaslar, hacizler olacak ve Maliyeyle davalık binlerce dosya adliyeye intikal edecektir. Tabiî, birkaç tane de yarı açık cezaevinin mutlaka yapılması gerekecektir.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, bir süre önce yayımlanan TÜSİAD raporunun Hükümet hakkındaki özet bilgisini aktarmak istiyorum. Başka bir ad olmuş olsaydı belki sizi ilgilendirmezdi; ancak, TÜSİAD'a itibar edeceğinizi zannediyorum: "Dışkaynak girişi, ancak yüksek faiz ödenerek sağlanmaktadır. Bankaların açık pozisyonları büyüyor; 10 milyar dolar tahmin edilmektedir. Merkez Bankası rezervine güvenmeyin -Hazineden sorumlu Devlet Bakanına da söylüyorum- bu para bizim değil, faiz geliri için yatırılmıştır; geldiği yere geri döner. İthalat hızla artıyor, ihracat yavaş. Dışticaret açığı devamlı büyüyor." İşte, bu tabloyu, Sayın Bakanın reform tasarısı olarak getirdiği vergi tasarısıyla önlemek, maalesef, mümkün değildir.
Bakın, özellikle, bu tasarıda, ticarî kazançlarda esnaf muafiyeti daraltılıyor. Esnafa, ek esnaf belgesi alma zorunluluğu getiriliyor. Esnaf alım bilgi saklama yükümlülüğü getiriliyor. Götürü usul kaldırılarak gerçek usulde vergilendirme getiriliyor. Her üç ayda bir beyanname vermeyi, bilanço çıkarmayı öngörüyor. Emekli maaşlarının toplu ödemelerinde vergi kesintisi getiriliyor. Evden eve pazarlamaya stopaj getiriyor. Vakıf ve dernekleri ticarî müessese kabul ederek, vatandaşın, hayırda harcanması talebiyle, isteğiyle verdiği paralara kazanç vergisi getiriliyor. Hele hele, Sayın Bakan, 59 uncu, geçici 16 ncı maddeyi bu kürsüde hiç savunamazsınız. Bakın, metin, aynen şöyle: "İndirilemeyen ve tutarı Maliye Bakanlığınca sınırı aşan vergi, iade olunur." Bu madde, trilyonlarca KDV vergi iadesini gündeme
getirmektedir.Değerli arkadaşlarım, bilindiği üzere, basın, yüzde 1 KDV alarak ticaret yapmaktadır, satış yapmaktadır. Halbuki, aldığı hizmetlerde, yüzde 13 ile 23 arasında KDV ödemektedir. Bu aradaki fark, bu madde tasarıyla beraber çıktığı zaman, geçmişe de yönelik olmak üzere, ekonomistlerin tespitine göre, yaklaşık, Hazineden, medya grubunun talebi 10 trilyondur.
Sayın Bakan burada ifade buyurdular "hiçbir kimse ek vergi ödemeyecek. Vergi öder ve ayrıca ek vergi öderse, fazla ödeyen bir Allah'ın kulu olursa, gelsin bana müracaatta bulunsun" dediler. Ben, kendilerine söylüyorum; bir esnaf düşünün, bu esnafın çeşitli yerelere kaydı vardır (ticaret odası, esnaf odası) şimdi, o ödediği vergilere ilaveten, bir de gidip belediyeye 6 ilâ 12 milyon ek vergi ödeyecek ve hiçbir estetiği olmayan, hiçbir esnafa katkısı olmayan bir belgeyle, kâğıtla da 12 milyon daha ilave ediliyor. Bu maddeler gösteriyor ki, Hükümet, dayatmayla, zorla, polisiye güçle, fakirin ve orta halli esnafın üzerine süratle gitmeye çalışm
aktadır.Tabiî ki, vergi toplamanın yanında, toplanan vergilerin nereye gittiği, maalesef, gözardı edilmektedir. Yolsuzluklar, usulsüzlükler, parti, eş, dost kayırmaları, ah bir durdurulabilseydi...
Sayın Taner'i, IMF Başkanının yanında, televizyonlarda izledim; emir bekleyen bir talebe, öğrenci gibiydi. IMF heyeti, ülke ekonomisini iyi bulmuş. Para almayacağız; ya; talimat alacağız. Dünyada ne kadar gülünç duruma düştüğümüzü hatırlayabiliyor muyuz..
.Başbakan da açıklıyor "IMF'yle sorun yok." Biz, zaten onların tavsiyelerini yapıyoruz...
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Yukarıda Allah var!
VEYSEL CANDAN (Devamla) – Allah birdir ve vardır; ona hiç itiraz yoktur. Dinle şimdi!
BAŞKAN – Efendim, müdahale etmeyin.
Siz de onları duymayın Sayın Candan.
VEYSEL CANDAN (Devamla) – Peki, bu ekonomi bu kadar çok iyiydi de, bu memurlar, ayakları çıplak, meydanlarda niye yürüyorlar?..
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Enflasyon 1,7 çıktı.
VEYSEL CANDAN (Devamla) – Sayın Dumankaya, sıranız gelince çık buradan cevap ver; oturduğun yerden konuşma!
Netice: Sayın Bakanın iyi niyetle getirdiğine inanmaya çalıştığımız ve birçok maddelerine katılmadığımız bu tasarı, reform olamaz. Kısa zamanda, yeniden, birçok değişiklikleri beraberinde getirecektir.
Sayın Bakana, Komisyon Başkanı ve Maliye bürokratlarına bir sorum var: 10 kişinin çalıştığı bir işyeri işletmiş olsalardı, göreceklerdi ki, bir vergi mükellefi, her beş günde bir vergi dairesine gitme durumunda olacaktı.
Değerli arkadaşlarım, bir mükellefin ödediği vergi sayısına bakın; Stopaj, SSK Primi, Damga Resmi, KDV, Kurum Stopajı, Kurumlar Vergisi, Emlak Vergisi, Çevre Vergisi, Sağlık Karnesi Vergisi, Esnaf Vergisi, Ticaret Odası Vergisi, Sanayi Odası Vergisi... Ortalama beş günde... Daha sayayım mı?..
Şimdi getirdiğiniz tasarıyla da, her üç ayda bir, hazırladığı envanterle tekrar vergi dairesine gidecek. Vatandaş, mükellef, bir gün vergi dairesinde yatacak, bir gün de evinde yatacak!
Hükümet, bir azınlık hükümeti; ama, ayağı ile başı belli değil. Başbakan, Başbakan olduğunun farkında değil. Ortaklık protokolü varken, onu çiğniyor, CHP'yle bir protokol daha... Hükümet ortağının, bir memura...
AGÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – Siz farkında olduğunuz için havada ikmal yaptınız!..
VEYSEL CANDAN (Devamla) – Dinle... Dinle... Dinle Sayın Güner.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Efendim, müdahale etmeyin... Rica ediyorum...
AGÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – Ne alakası var Başbakanla o maddenin?!.
REFİK ARAS (İstanbul) – Maddeyle ilgili konuşmadı.
BAŞKAN – Sayın C
andan, süreniz bitti efendim.VEYSEL CANDAN (Devamla) – Hayır efendim; bakar mısınız...
BAŞKAN – Bitti efendim.
VEYSEL CANDAN (Devamla) – Olur mu öyle?..
BAŞKAN – Hayır efendim... Sayın Candan, bakın...
VEYSEL CANDAN (Devamla) – Hayır, niye müdahale ettiriyorsunuz?
BAŞKAN – Ben müdahale etmedim efendim.
VEYSEL CANDAN (Devamla) – Ediliyor ama; onlar müdahale ediyor.
BAŞKAN – Canım, siz de onları duymayın.
Sayın Candan, süreniz bitti. Şimdiye kadar...
VEYSEL CANDAN (Devamla) – Hayır!..
BAŞKAN – "Hayır" demeyin; rica ediyorum...
VEYSEL CANDAN (Devamla) – 1 dakika verirseniz...
BAŞKAN – Vermiyorum, hayır efendim. Ben, şimdiye kadar hiç kimseye...
VEYSEL CANDAN (Devamla) – İnmem o zaman.
BAŞKAN – İnmeyin o zaman... İnmeyin... Vermiyorum...
Sayın Candan, rica ediyorum... Süreniz bitti.
Bakın, bir saygıdeğer grubu temsil ediyorsunuz... Bugüne kadar yaptığımız uygulama bu.
VEYSEL CANDAN (Devamla) – Bakın, ben, size bir şey söyleyeyim.
BAŞKAN – Hayır efendim... Bir şey söylemenize gerek yok Sayın C
andan.VEYSEL CANDAN (Devamla) – Gerek olmaz olur mu canım...
BAŞKAN – Bakın, ben, bir haftadır, bir kişiye 1 dakika eksüre vermedim. Rica ediyorum... Size niye istisna yapayım canım... Rica ediyorum... Başka arkadaşlara eksüre verip de size vermesem haklısınız.
VEYSEL CANDAN (Devamla) – Peki.
Teşekkür eder, saygılar sunarım. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim efendim.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Nihat Matkap; buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
C
HP GRUBU ADINA NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 626 sıra sayılı yasa tasarısının 50 nci maddesi üzerindeki Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım; sözlerime başlarken, sizleri saygılarımla selamlıyorum.Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz tasarının en temel özelliği, kayıtdışı alanların daraltılmasına ilişkin düzenlemeler içermesidir. Tasarının, Türk vergi sistemini daha çağdaş hale getirmeyi amaçlayan önerileri de vardır.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, bu önerilerin, bir an önce uygulamaya geçmesi için oy desteğiyle de yetinmiyoruz; teknik mahiyet içeren veyahut da doğrudan katıldığımız maddelere ilişkin önerge de vermiyoruz, o maddeler üzerinde konuşma da yapmıyoruz; ancak, eksik bulduğumuz veyahut da daha mükemmel hale getirmeyi düşündüğümüz maddeler üzerinde de görüşlerimizi açıklayarak katkı vermeye çalışıyoruz.
Değerli milletvekilleri, vergiler, kamu harcamalarının finansmanında kullanılan, en etkin, güvenilir ve sağlam gelir kaynağı olmakla beraber, aynı zamanda, sosyal dengelerin sağlanmasının da önemli aracıdır.
Vergilerin önemli fonksiyonlarından biri de gelir dağılımının eşitlenmesine vereceği katkıdır.
Ülkemizin en temel sorunlarından biri, gelir dağılımı dengesizliğidir. Devlet İstatistik Enstitüsünün verilerine göre, nüfusun genelinde bir karşılaştırma yaptığımız zaman, nüfusumuzun yüzde 15'lik bir kesimi, millî gelirin yüzde 60'ını paylaşırken, gerid
e kalan yüzde 85'lik kesimin ise, millî gelirin yüzde 40'ıyla yetinmek durumunda olduğunu görmekteyiz.Gelir dağılımı açısından aynı karşılaştırmayı iller ve bölgeler arasında yaptığımız zaman, yine, önümüze korkunç bir dengesizlik çıkmaktadır.
1987 fiyatlarıyla, bölgeler itibariyle, fert başına gayri safî yurtiçi hâsıla karşılaştırmasına gittiğimizde; Türkiye'de fert başına gayri safî yurtiçi hâsıla 1 587 954 Türk Lirası iken, Marmara Bölgesinde 2 325 991 lira, İç Anadolu'da 1 491 057 lira, Ege Bölgesinde 2 006 804 lira, Doğu Anadolu
Bölgemizde 630 947 lira olarak görülmektedir.Aynı karşılaştırmayı iller itibariyle yaptığımız zaman, yine, önümüze çok büyük bir dengesizlik çıkmaktadır.
Bakınız, yine, 1987 fiyatlarıyla, Türkiye ortalaması 1 587 954 TL iken, Kocaeli İlimizde bu ortalama 4 012 000 lira düzeyinde, Bilecik'te 2 926 380 TL, düzeyinde, iken, Hakkâri'de 284 000 TL düzeyindedir; Bingöl'de ise, 352 000 Türk Lirası düzeyindedir.
Değerli milletvekilleri, vergi adaletini sağlamanın olmazsa olmaz koşulu, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi almaktır. Yine, çalışanlarımızın millî gelirden aldığı pay yüzde 20 dolayındadır; ancak, çalışanlarımız, Gelir Vergisinin yüzde 55'ini ödemektedirler, hem de maaşlarını almadan peşin bir şekilde ödemektedirler. Bu tablo, emek gelirleri üzerindeki vergi yükünün ağırlığını, çok açık, net bir biçimde göstermektedir.
Değerli milletvekilleri, yıllar itibariyle millî gelirin fonksiyonel dağılımını incelediğimizde, yine, emek kesimi ile kâr, faiz, rant kesimini karşılaştırdığımızda, bu dengelerin, gittikçe, emek kesiminin aleyhine bozulduğunu hemen görebilmekteyiz. Bakınız, 1977'de maaş ve ücretli kesim millî gelirin yüzde 37'sini alırken, kâr, faiz ve rant kesimi, millî gelirden ancak yüzde 34'lük bir bölümü alıyordu. Bu dengeler gittikçe emek kesiminin aleyhine gelişince, 1978'den itibaren önemli değişiklik yaşanıyor. 1978'de maaş ve ücretler kesiminin millî gelirden aldığı pay yüzde 35 iken, diğer kesim yüzde 38 almaktaydı; 1981'e geldiğimizde, maaş ve ücretlerin millî gelirden aldığı pay
yüzde 25, kâr, faiz, rant kesiminin aldığı pay yüzde 50 olmuş; yani, 2 katına çıkmış; 1977'de emek kesiminin payı daha fazlayken, 1981'e geldiğimizde, bu denge, emek kesiminin aleyhine 2 kat bozulmuş.Değerli milletvekilleri, yine, son yıllara baktığımızda, denge, yüzde 20'ye yüzde 60 şeklinde daha da bozulmuş. İşte, bu dengesizliği gidermenin en etkin araçlarından biri, uygulanacak vergi politikalarıdır; vergi oranları, bu açıdan da çok önemlidir.
Değerli milletvekilleri, Gelir Vergisi Kanunumuzun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesi içindeki vergi oranları, ülkemizdeki 4 milyona yaklaşan kayıtdışı istihdamın azaltılması açısından da çok önemlidir. Sosyal güvenlik kurumlarını, kendi ayakları üzerinde duracak hale getirmenin en önemli koşulu, ülkemizdeki kayıtdışı istihdamı, kayıt içine almaktır; bunu becerdiğimizde, en büyük karadelik olarak tanımlanan sosyal güvenlik kurumlarına yapılan transferlerden kurtulduğumuz gibi, vergi gelirlerinde de önemli artışlar sağlayacağız.
Kayıtdışı istihdam nasıl engellenir, diğer bir anlatımla, kaçak işçilik nasıl engellenir, neler yapılabilir: Değerli milletvekilleri, tabiî, burada, yapılması gereken, istihdamı özendirmektir, istihdamı sağlayan mükelleflere kolaylıklar sağlamaktır. Bu açıdan baktığımızda, ücretten yapılan kesintileri indirebildiğimiz kadar indirmemiz gerektiğini de hemen belirtmek isterim.
Bakınız, asgarî ücretten yapılan kesintilere bir göz atalım: 1 Ağustos 1997 tarihi itibariyle brüt aylık asgarî ücret 35 437 500 TL; Sosyal Sigortalar Kurumu primi kesintisi, Gelir Vergisi kesintisi, Damga Vergisi kesintisi ve zorunlu tasarruf kesintileri toplamı, 35 milyon liranın içinde 12 494 475 TL'sına varmaktadır ve oran olarak baktığınızda, alınan brüt maaşın yüzde 35,3'ü kesintilere gitmektedir. Tabiî ki, bu durumda işverenler, ellerinden geldiğince kayıtdışı istihdama yönelmektedirler. Bu arada, ülkemizde işsiz sayısının 8 milyona vardığını da hesapladığımızda, haliyle, kayıtdışı istihdam, diğer sigorta primi ve zorunlu tasarruf kesintilerinin de yük
sekliği nedeniyle her geçen gün artıyor.Değerli arkadaşlarım, işte bu nedenle, bu madde önemli. Arkadaşlarımız, özellikle bu konuda, ücretli kesime değişik bir tarifenin uygulanması için önerge hazırladılar. Bu, çok haklı bir taleptir. Eğer, gelir tarifesini farklılaştırırsak, Gelir Vergisine tabi ücretler için ayrı bir tarife, Gelir Vergisine tabi ücretdışı gelirler için ayrı bir tarife uygularsak...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Matkap, süreniz bitti efendim...
NİHAT MATKAP (Devamla) – ...bu konuda çok hakkaniyetli bir uygulama olacağını düşünüyoruz. Önergeler üzerinde de, bu düşüncelerimizi açıklamaya çalışırız.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP, ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum efendim.
Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Aykon Doğan; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)
Sayın Doğan, süreniz 10 dakikadır.
DYP GRUBU ADINA ABDULLAH AYKON DOĞAN (Isparta) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; görüştüğümüz 50 nci madde, Gelir Vergisinin önemli maddelerinden biridir. Bu madde üzerinde Grubumuzun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu kürsüden, genelde, sosyal demokrat arkadaşlarımız, bütçe konuşmalarında, Gelir Vergisini, bir ücret vergisi olarak takdim etmişlerdir. Elimizde Maliye Bakanlığının istatistikleri var. Bu istatistiklere baktığımız zaman, gerçekten, 1996'da, Gelir Vergisinin yüzde 51,4'ünü ücretliler ödemiştir. Biraz geriye gidiyorum; 1987'de, ödenen bütün Gelir Vergisinin içerisinde ücretlilerin payı yüzde 35'tir.
Şimdi, burada, bütün arkadaşlarıma soruyorum: 1987'den 1996'ya gelinceye kadar, ücretlilerin payı niçin yüzde 35'ten yüzde 51'e çıkmıştır? Tarife mi değişmiştir; hayır, tarife aynı tarifedir; çünkü, burada Sayın Matkap'ın açıkladığı üzere, arzu ettiği üzere, bugüne kadar, bütün gelir unsurlarına tek bir tarife uygulanmıştır. O halde, ne olmuştur da, ücretlilerin Gelir Vergisi içindeki payı, zaman içinde, yüzde 35'ten yüzde 51'e kadar yükselmiştir? Hep bunun düzeltilmesi istenmiştir ve bu tasarı dolayısıyla, bu tezi savunan arkadaşlarımın eline çok önemli bir fırsat geçmişti; onların, bu kürsüye gelmeden, hatta bu tasarı hazırlanmadan, hatta bu tasarıya onay vermeden önce, neden, ücretlilerin Gelir Vergisi içindeki payı, 1987'den 1996'ya kadar geçen zaman içinde yüzde 35'ten yüzde 51,4'e çıkmıştır diye araştırmaları gerekirdi.
İSMAİL COŞAR (Çankırı) – Sadece konuşuyorlar!..
ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Sadece, burada, lafını edeceğiz, tarifiye geldiği zaman da... Şu güne kadar, şu Mecliste görüştüğümüz Gelir Vergisinin maddelerine bakın... Şimdi, ben, burada soruyorum: Gelir Vergisinde, ticarî kazanç sahipleri üzerinde durduk mu; durduk. Memnuniyetle ifade ediyorum, esnaf üzerinde de durduk; tarım kazançlarının vergilendirilmesi üzerinde de durduk. Gayrimenkul sermaye iratlarının, memnuniyetle ifade ediyorum, 41 milyon liralık haddini 240 milyon liraya çıkardık; bu da güzel! Menkul sermaye iratlarına;
yani, rant kesimi dediğimiz kesime ilişkin düzenlemeler üzerinde de durduk ve dün gece de, burada, dedik ki, şirketlerin ortakları, kârlarını sermayeye ilave ettikleri takdirde, onları da Gelir Vergisinden muaf tuttuk.Şimdi, burada, arkadaşlarıma soruyorum: Ücretli kesim için ne yaptık, hangi maddeyi düzenledik? Ücretli kesim, memur ve işçilerle ilgili olarak hangi madde geçti değerli arkadaşlarım, şu 50 madde içinde? Sosyal demokrat arkadaşlarımız, bir önerge getirdiler ve dediler ki "eğitim masrafları da ücret gelirlerinden düşülsün." Aldıkları cevap şu: "Efendim, böyle bir madde tasarıda olmadığı için, bu önergeyi uygulamaya koyamayız." Usul bakımından doğrudur; ama, bu tasarı gelmeden önce, bu mesele, tasarının içine girmiş olmalıydı.
Değerli arkadaşlarım, bu gelişmelerden sonra şu konuya dikkati çekmek istiyorum: 1987'den 1996'ya kadar ücretlilerin Gelir Vergisi neden artmıştır; Ücretlilere ayrı bir tarife uygulandığı için mi artmıştır; Hayır. Diğer kesimlerin vergi yüklerini aşındıran birtakım istisnalar uygulanmıştır. Nedir o istisnalar? Bugün telif hakları... İşi, bir serbest meslek faaliyeti ise, bu tarifeye girmelidir. Eğer, ücret ise, bu tarifeye girmelidir. Bugün bu tarifedeki asgarî had nedir; yüzde 25'tir; telif kazançlarından ne alıyorsunuz; yüzde 15 alıyorsunuz. Sporcuların transfer ücretlerinden ne alıyorsunuz; yüzde 10 alıyorsunuz.
Şimdi, bunlar niçin böyle yüzde 10, yüzde 15 kesiliyor meselesi değil... Bu, bizi şu noktaya getiriyor: Gelir Vergisinin asgarî dilimini de stopajın en asgarî noktasına getirmek lazımdır; bu, eskiden böyleydi ve Maliye Bakanlığınca -daha önce de söylemiştim, yine, tekrar ediyorum- üzerinde dikkatle durulan bir husustu; stopaj oranları, hiçbir şekilde Gelir Vergisi alt diliminin altına indirilmemişti; ama, 1984'te bu kaide dışına çıkıldı ve bugüne kadar da böyle geldi. İşte, onun içindir ki, diğer gelirlerin, diğer gelir unsurlarının; serbest meslek kazançlarının, ticarî kazançların, telif kazançlarının, ziraî kazançların, gayrimenkul sermaye iratlarının, menkul sermaye iratlarının ve sair kazançlarla ilgili onların vergi yüklerini hafifletici birtakım tasarruflar sonundadır ki, Gelir Vergisinin yükü ücretliler üzerine kaymıştır.
Değerli arkadaşlarım, bu tenkitler bugüne kadar yapılmıştır; ama, bundan sonra da, şunu ifade edelim ki, değişen bir şey yoktur; çünkü, tarife o kadar önemli değildir, tarifeden ziyade verginin mevzuu, verginin konusu, verginin matrahı önemlidir.
REFİK ARAS (İstanbul) – Yüzde 25'den yüzde 15'e iniyor.
ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Aslında, Türkiye, 1950'de, çok büyük bir vergi reformu yaptı; Gelir Vergisi Kanununu, Kurumlar Vergisi Kanununu, Vergi Usul Kanununu yürürlüğe koydu.
Bakın, bu Mecliste böyle bir reform nasıl görüşülmüş; hükümetçe dört başı mamur olarak hazırlanmış, Meclisten genel bir onay alınmış. Demek oluyor ki, bizi bugünlere taşıyan şu vergi sisteminin temellerini bu Meclis 1950'lerde atabilmiş.
Bu Meclis, gider vergileri konusunda, 1984'te de, büyük bir reform yaptı; Katma Değer Vergisini getirdi. Nasıl geldi; dört başı mamur, çok mükemmel hazırlanmış bir tasarıyla bu yapıldı.
Elimizde, yine böyle bir fırsat vardı; bu fırsat neydi; herkese bir vergi numarası veriyorduk, vergi tabanını genişletiyorduk ve ekonomiyi kayda alıyorduk. Böyle bir operasyonun arkasından, şu 50 nci maddeye kadar olan -geçirilmesi için uğraştığınız- maddelere bakın; genel bir yapı değişikliği, reform niteliğinde bir yapı değişikliği var mı; yok. Üzülerek ifade ediyorum ki yok; ama, olmalıydı. Nasıl olmalıydı? Mesela, dün burada bir hüküm geçti. Ben, özel idarelere, genel bütçeli idarelere, katma bütçeli idarelere yardım yaptığım zaman, ticarî kazancımın yüzde 5'ini -doğu ve güneydoğu illerinde yüzde 10'unu- geçmemek üzere- indirim yapabileyim. Mademki herkese bir vergi numarası veriyoruz, bunu bütün kazançlara da teşmil edebilmeliydik; yani, bugün Cumhuriyet Halk Partisinin teklif ettiği şekilde, eğitim giderlerinde nasıl düşülüyorsa, ücret sahibi olarak ben de bir yardım kampanyasına katılabileyim ve bunu da vergiden indirebileyim. Bunu bu
tasarı yapmalıydı, yapabilmeliydi; ama, üzülerek ifade ediyorum ki, olmadı.Tarifeye gelince! Burada iki tarife var değerli arkadaşlarım. Birinci tarifeye baktığınız zaman, önemli bir değişiklik yok, eski bir tarife. İkinci tarife -1999'da uygulanmasını istediğimiz bir tarife- gerçekten daha radikal. Demek istiyor ki, bu işler yapılabiliyor.
Ben "bu tarifeler şudur budur" filan demiyorum; ama, size örnek vermek istiyorum: Bugün, 750 milyon liradan yüzde 25 vergi alıyoruz, 1998'de yüzde 20, 1999'da yüzde 15 alacağız. 16 milyar liradan bugün yüzde 39,92 vergi alıyoruz, 1998'de 35,31 ve 1999'dan itibaren de yüzde 24,68 alacağız.
Şimdi, her şey, esas itibariyle burada toplanıyor. 24 milyar liradan, bugün yüzde 45,15 alıyoruz, 1998'de yüzde 38,54 ve 1999'da yüzde 26,45 alacağız. 50 milyar liradan ise, bugün yüzde 50,27 alıyoruz, 1998'de yüzde 41,09 ve 1999'da yüzde 30,8 alacağız. Şunu ifade etmek istiyorum: Demek oluyor ki, yük, 30,8'de toplanıyor; yani, artık, vergi oranının yüzde 30'undan fazlasıyla uğraşmanın pek anlamı yok; pratikte de anlamı yok; teorikte de anlamı yok. Bu gerçeği -Maliyenin istatistiklerinde var- görerek, vergiye, çekinmeden, radikal, yapıcı bir tarife getirilebilirdi. Bu da olmadı; ama tesellimiz şudur ki, hiç olmazsa bunu 1999 için görebiliyoruz. Bu hakkı da ben, burada teslim ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, sürem bitiyor, Sayın Başkan da uzatmayacaktır; ben de sözlerimi uzatmıyorum. Son cümle olarak, şunu üzülerek ifade ediyorum ki, önemli bir vergi reform ortamı, kamuoyunun beklentisi kaçırılmıştır. Memleketimize hayırlı olmasını diliyorum.
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Doğan.
Gruplar adına konuşmalar bitmiştir.
Şahısları adına, Sayın Cevat Ayhan; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)
Sayın Ayhan, süreniz 5 dakikadır.
CEVAT AYHAN (Sakarya) – Muhterem Başkan, muhterem üyeler; vergi kanunlarında değişiklik yapan 626 sıra sayılı kanun tasarısının 50 nci maddesi üzerinde, şahsım adına söz almış bulunmaktayım.
Bu 50 nci maddeyle, 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan Gelir Vergisi dilimleri düzenlenmektedir. Bu düzenlemeler, gelir gruplarına göre, yüzde 25'ten başlayıp yüzde 55'e kadar çıkmaktadır. Hatırlanırsa, 1980 öncesi birinci dilim yüzde 10'du; bilahara, 1980 12 Eylül Yönetimi zamanında yüzde 40'a çıkarıldı; bugüne kadar da, muhtelif hükümetler zamanında, kademeli olarak yüzde 25'e kadar düşürüldü.
Şimdi, Hükümet, bu tasarıyla, ilk dilim oranını tekrar yüzde 15'e düşürmeyi hedeflemektedir ve yüksek gelir gruplarında yüzde 55 olan üst limiti de yüzde 40'a düşürmeyi hedeflemektedir. Geçici madde 52'yle, 1998 yılı için, bu oranın, ilk dilimde yüzde 20 ve en üst dilimde yüzde 45 olarak uygulanması hedef alınmıştır. Ancak, elimde "Maliye Politikası" diye, Hükümetin IMF'yle olan mutabakatını teyit eden bir belge var; burada -mutabakat demek ki bu çerçevede- vergi reformu yasa tasarısının, 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren oran indirimlerini uygulamak üzere ve geçmişe yürümeyecek şekilde kanunlaştırılması diye bir şart var. Yani, Hükümetin önümüzde mü
zakere ettiğimiz tasarısı, kanunlaşırsa, 1998 yılı için, 5’er puan düşerek, yüzde 20 olarak başlayacak olan ilk dilim, 5'er puan düşerek, kanun çıkarsa, 1998 yılında uygulanmayacak demektir. O zaman, ilk dilim, 1999'da uygulanacak ve müteakip yılda, 2000 yılında da herhalde ikinci dilim uygulanacak. Elimizdeki belge bunu ifade ediyor; ama, tabiî, doğrusunu veya kendi niyetini, Maliye Bakanı açıklayacaktır veya tasarı çıkarken, bir düzenlemeyle, belki, nasıl olsa 1998'in birinci altı ayı geçti, artık uygulamayalım diye, 1999'a atacaktır. Tabiî, bu, mühim bir husus. Bugünlerde, bugün yarın, memurlara yapılacak olan zam da konuşulmaktadır. Hükümetin başı Sayın Başbakan, yüzde 20'de ısrar etmekte; öbür taraftan, Demokrat Türkiye Partisi, yüzde 40'ta ısrar etmektedir. Tabiî, bu, dengelere nasıl tesir edecek; IMF ile olan anlaşma, düzenleme, mutabakat nasıl dengelenecek onlar ayrı meselelerdir; ama, memurlar da, bugün, çıplak ayakla, sokaklarda bunun neticesini beklemektedirler. Hakikaten, ezilen ve mağdur edilen memurlarımız için, verilecek olan zam katsayısı mühimdir.Değerli arkadaşlar, bir de, bu IMF ile olan mutabakatta, gerek tarım ürünlerinde taban fiyatlarda gerekse memurlara, çalışanlara verilecek olan zamlarda “geçmiş enflasyonu değil de, hedef enflasyonu esas alacağız” diyorlar; yani, böylece, memurlar ve çiftçiler enflasyon karşısında ezilmekte ve hakları verilmemektedir; bunun manası budur. Tabiî, Hükümet, buna gerekçe olarak da "eğer, biz geçmiş enflasyonu esas alırsak, enflasyonu hiçbir zaman düşüremey
iz; onun için, mutlaka, hedef enflasyonu alalım ve buna göre taban fiyatlarına zam yapalım, buna göre memurlara ücret artışı verelim" demektedir.1998 yılının mayıs ayında enflasyon yüzde 90'nın üzerinde olduğu halde, biz, taban fiyat olarak çiftçilere yüzde 60 verdik. Şimdi de, yine, memurlara, yüzde 20 zamla iktifa etme gayreti içindeyiz. Tabiî, bu, büyük ölçüde, memurların, çalışanların haksızlığa uğratılmasıdır.
İftiharla söylemek gerekir ki, 54 üncü Hükümet, hükümet olunca, memurlara yüzde 50 zam vererek ve bu parayı da bularak -o zaman muhalefet lideri olan Sayın Yılmaz "bu zammı veriyorsunuz; ama, parayı nereden bulacaksınız" demişti- zammı da verdik, enflasyonu da düşürdük.
Siz, memurlardan kıskanıyorsunuz, memurlara vermiyorsunuz, enflasyonu da azdırıyorsunuz. Bakın, yüzde 77'de devraldınız enflasyonu Refahyoldan -haziran sonu 1997'de- yüzde 102'ye çıkardınız. Efendim, enflasyon eğilime girdi, şu oldu, bu oldu... Nereye düştü; daha yüzde 91,4'tesiniz; yani, onun için, burada başarınız yok, negatif puandasınız. Bakmayın basının sizi methettiğine, basın tabiî methediyor, belli şeyler karşısında, dengelerle bunu yapıyor. Basın belli tekellerin elinde, belli holdinglerin elinde, kamuoyunu da yansıtmıyor, size göre tablolar çiziyor; ama, vatandaş mustarip. Onun için, memura vereceğiniz zammı yüksek tutmanız bir insanî ihtiyaçtır, bir sosyal transferdir. Yani, memur, bugün aldığı maaşla geçinme imkânına sahip değildir. Biz, bu maddeyi düzenlerken, bu maddenin çalışanlara getirip götüreceğini de dikkate
almaya mecburuz. Cumhuriyet Halk Partisi, Hükümeti...(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Ayhan, süreniz bitti efendim.
CEVAT AYHAN (Devamla) – Teşekkür ederim, sağ olun.
BAŞKAN – Teşekkür ederim efendim, sağ olun. (FP sıralarından alkışlar)
Sayın Bakan, buyurun. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
Sayın Bakan, süreniz 10 dakika.
MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bir vergi yasası yapılırken, vergi düzenlemeleri yapılırken, yapanları sınırlayan çok önemli faktörler vardır; eliniz kolunuz o kadar serbest değildir, istediğinizi, istediğiniz gibi düzenleyemezsiniz. Bu Parlamentoda bir olaya sık sık tanık olursunuz: İktidar partileri, muhalefet partileri karşılıklı atışırlarken, genellikle "siz iktidarda olduğunuz zaman niye yapmadınız"diye sorulur aynı şeylere, belirli bir süre sonra olay tersine döner "o zaman siz niye yapmadınız" denir. İşte, bu, iktidarda olanları sınırlayan faktörler gelip de insa
nların önüne konulunca; yani elinizi taşın altına koyunca, işte o zaman düşünmeye başlarsınız değerli arkadaşlar.Ben bunu veririm, ben bunu veririm; ama, bunun sonucunun ekonomiye maliyeti ne olur; toplumun diğer kesimlerine maliyeti ne olur; bu kadar hızlı geçişleri ekonomimiz ve toplumumuz kaldırabilir mi, kaldıramaz mı diye, bütün bu faktörlerin hepsini önünüze koyarsınız, ağır eleştiriler alacağınızı bile bile, en sonunda, ekonominin kaldıracağı, bütçenin kaldıracağı unsurları getirirsiniz ve en sonunda