________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________ DÖNEM : 20 CİLT : 56 YASAMA YILI : 3

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

111 inci Birleşim

29 . 6 . 1998 Pazartesi

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – YOKLAMA

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Erzincanlıların terör nedeniyle karşılaştıkları sorunlara, teröre karşı alınması gereken önlemlere ve Erzincan’da meydana gelen sel felaketine ilişkin gündemdışı konuşması

2. – Şırnak Milletvekili Bayar Ökten’in, Türkiye Kömür İşletmeleri Şırnak Bölge Müdürlüğüne yapılan personel atamalarında haksızlıklar olduğu iddiasına ilişkin gümdemdışı konuşması ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’in cevabı

3. – Ardahan Milletvekili Saffet Kaya’nın, Ardahan ve ilçelerinde meydana gelen sel felaketi ve yörenin kalkınmasında büyük etken olacak mazot ticaretiyle ilgili sorunlara ve bu konularda alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Mehmet SalihYıldırım’ın cevabı

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – TBMMBaşkanlık Divanınca, Almanya Federal Meclisi Başkanı ve beraberindeki parlamento heyetinin ülkemize davet edilmelerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1579)

2. – Aydın Milletvekili Yüksel Yalova’nın, Anayasa Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/359)

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. – Konya Milletvekili Mehmet Ali Yavuz ve 55 arkadaşının, TalihOyunları Yönetmeliğine aykırı bir şekilde bazı tesislere kumarhane işletme belgesi verilmesini sağlamak suretiyle karapara aklanmasına yol açarak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Turizm ve Kültür eski Bakanı A. Mesut Yılmaz hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/25)

2. – Sıvas Milletvekili Tahsin Irmak ve 54 arkadaşının, yeni turizm merkezlerinin tespitinde mevzuata aykırı davranmak suretiyle partizanlık ve usulsüzlük yaparak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Turizm Bakanı İbrahim Gürdal hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/26)

3. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya ve 25 arkadaşının, iklim değişikliklerinden ve ekolojik dengenin bozulmasından kaynaklanan çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/271)

4. – Konya Milletvekili Veysel Candan ve 24 arkadaşının, TBMM’ye bağlı saray, köşk ve kasırlardaki tamirat-tadilat işlerinde usulsüzlük ve yolsuzluk yapıldığı iddialarının araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/272)

V. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI

A) GÖRÜŞMELER

1. – Hakkında yakalama emri bulunan ve aranan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın saklı bulunduğu yeri bildiğini açıklamasına rağmen yetkili mercilere haber vermediği iddiasıyla Devlet Bakanı EyüpAşık hakkında Genel Kurulun 23.6.1998 tarihli 107 nci Birleşiminde gündeme alınması kabul edilen gensoru görüşmesi (11/16)

VI. – SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. – Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya’nın, Tunceli Milletvekili Orhan Veli Yıldırım’ın Gruplarına sataşması nedeniyle konuşması

2. – İçelMilletvekili Oya Araslı’nın, Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu’nun, Gruplarına sataşması nedeniyle konuşması

3. – Elazığ Milletvekili MehmetAğar’ın, İçel Milletvekili Oya Araslı’nın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4. – Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar’ın, Aydın Milletvekili Sema Pişkinsüt’ün, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

5. – Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu’nun, Ankara Milletvekili Nejat Arseven’in, ileri sürmüş olduğu görüşten farklı bir görüşü kendisine atfettiği iddiasıyla konuşması

6. – Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya’nın, Ankara Milletvekili Nejat Arseven’in, Gruplarına sataşması nedeniyle konuşması

7. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Ankara Milletvekili Nejat Arseven’in, ileri sürmüş olduğu görüşten farklı bir görüşü kendisine atfettiği iddiasıyla konuşması

VII. – SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM

1. – Anayasa Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

VIII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)

2. – Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınma önergesi (2/669) (S.Sayısı : 338)

3. – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının, aynı mahiyetteki kanun teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkinKanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553)

4. – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanu Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/689) (S.Sayısı : 631)

5. – Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Konya Milletvekili Ahmet Alkan’ın, İstanbul Milletvekili EminKul’un, Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 30 arkadaşının, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 30 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 33 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 30 arkadaşının, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Adana Milletvekili Arif Sezer’in, Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi’nin, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın, Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın, Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 6 arkadaşının, ErzincanMilletvekiliNaci Terzi’nin, Demokrat Türkiye Partisi GrupBaşkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, Grup Başanvekilleri İstanbul Milletvekili Metin Işık, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve 6 arkadaşının, benzer mahiyetteki kanun teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626)

IX. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, 54 üncü ve 55 inci Hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı IşınÇelebi’nin yazılı cevabı (7/5135)

2. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, banka kurma iznine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in yazılı cevabı (7/5150)

3. – Mardin Milletvekili Fehim Adak’ın, DSİ yatırımları içinde yer alan bir projenin ne zaman ihale edileceğine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/5223)

4. – Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunda toplanan paralara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in yazılı cevabı (7/5235)

5. – TrabzonMilletvekili Kemalettin Göktaş’ın;

– Petrol Arama ve Petrolle İgili Faaliyetleri Düzenleme Fonunda toplanan paralara,

– Akaryakıt Fiyat İstikrar Fonunda toplanan paralara,

İlişkin Başbakandan soruları ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/5237, 5240)

6. – Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, Selektif Kredi Fonunda toplanan paralara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in yazılı cevabı (7/5247)

7. – Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Milletvekillerinin ve Meclisin itibarının korunmasına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Hikmet Çetin’in yazılı cevabı (7/5270)

8. – Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, Hazine Müsteşarlığına banka kurmak için müracaat eden firmalara ilişkin Devlet Bakanı Güneş Taner’den sorusu ve Devlet Bakanı Vekili Rüştü Kâzım Yücelen’in yazılı cevabı (7/5286)

9. – Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, TRT’ye alınan personele ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Cavit Kavak’ın yazılı cevabı (7/5371)

10. – Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı’nın, Konya’da bazı din görevlilerinin işine son verildiği iddiasına ilikin sorusu ve Devlet Bakanı H. Hüsamettin Özkan’ın yazılı cevabı (7/5383)

11. – Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Afyon Milletvekili Kubilay Uygun hakkında işlem yapıp yapılmayacağına ilişkin sorusu ve Türkiye BüyükMillet Meclisi Başkanı Hikmet Çetin’in yazılı cevabı (7/5454)

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMMGenel Kurulu saat 14.00’te açılarak üç oturum yaptı.

Yapılan yoklamalar sonucunda GenelKurulda toplantı yetersayısı bulunmadığı anlaşıldığından;

Alınan karar gereğince, Devlet Bakanı Eyüp Aşık hakkındaki (11/16) esas numaralı gensoru ile kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 29 Haziran 1998 Pazartesi günü saat 14.00’te toplanmak üzere, birleşime 20.30’da son verildi.

Hasan Korkmazcan

Başkanvekili

Hüseyin Yıldız Ünal Yaşar

Mardin Gaziantep

Kâtip Üye Kâtip Üye

_

No : 166

II. – GELEN KAĞITLAR

29.6.1998 Pazartesi

Teklifler

1. – Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz ve 18 Arkadaşının; Yükseköğretim Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/1221) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.6.1998)

2. – Aydın Milletvekili Yüksek Yalova’nın; Sosyal Sigortalar Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/1222) (Plan ve Bütçe ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.6.1998)

3. – Sıvas Milletvekili Abdüllatif Şener’in; Sıvas İline Bağlı Yavu Adıyla Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/1223) (İçişleri ve Plan ve Bütçe ve komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

4. – Aydın Milletvekili Nahit Menteşe’nin; Sosyal Sigortalar Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/1224) (Plan ve Bütçe ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

Rapor

1. – Kadastro Kanunu İle Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/637) (S. Sayısı: 699) (Dağıtma tarihi : 29.6.1998) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, İşçi Partisi Genel Başkanının bazı iddialarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi.(6/1133) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.6.1998)

2. – Diyarbakır Milletvekili Yakup Hatipoğlu’nun, Diyarbakır İlinin öğretmen ihtiyacına ve kapalı okullara ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1134) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

3. – Diyarbakır Milletvekili Yakup Hatipoğlu’nun, Diyarbakır İlindeki sağlık hizmetlerinin durumuna ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1135) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

4. – Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı’nın, gösteri yapan öğrencilere güvenlik güçlerince yapılan müdaheleye ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1136) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

5. –Gaziantep Milletvekili Mehmet Bedri İncetahtacı’nın, İlahiyat Milli Komitesi’nin hukuki statüsüne ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1137) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.6.1998)

6. – Hatay Milletvekili Levent Mıstıkoğlu’nun, Hatay 1. İcra Müdürünün görev yerinin değiştirilmesine ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/1138) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.6.1998)

Yazılı Soru Önergeleri

1. – Erzincan Milletvekili Mustafa Kul’un, orman köylülerinin sorunlarına ilişkin Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/5635) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.6.1998)

2. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Bursa Atatürk Stadına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5636) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.6.1998)

3. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır ‘ın, Bursa Erkek Lisesi Futbol Takımına verilen cezaya ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5637) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.6.1998)

4. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Bursa’ya bağlı Gündoğdu Köyünde ortaya çıkarılan arkeolojik eserlere ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/5638) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.6.1998)

5. – Adana Milletvekili Yakup Budak’ın, Askerlik Kanununda değişiklik yapılması hakkındaki kanun tasarısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5639) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.6.1998)

6. – Karaman Milletvekil Zeki Ünal’ın, hayvancılığın geliştirilmesine yönelik çalışmalara ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5640) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.6.1998)

7. – Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, bazı tarikatlara ve gruplara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5641) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.6.1998)

8. – Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, T.B.M.M. Vakfı’nda yolsuzluk ve usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/5642) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

9. – Kocaeli Milletvekili Bekir Yurdagül’ün, İzmit Körfezinde bulunan SEKA fidanlığının özel bir firmaya devredilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5643) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

10. – Hatay Milletvekili Fuat Çay’ın, Hatay-Samandağı İlçesinde vuku bulan bir cinayete ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5644) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

11. – Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, Mardin-Dargeçit-Temelli Köyü güzergâhında meydana gelen kazada ölen kişinin ailesinin mağduriyetine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5645) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

12. – Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, Siirt İlinde yaşayan ailelere doğum kontrolü uygulanacağı haberinin doğru olup olmadığına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5646) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

13. – Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, Bolu’da başörtülü bir öğrencinin ÖYS sınav salonundan çıkarıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5647) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

14. – Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, Kırıkkale’ye bağlı bazı ilçelerin afet kapsamına alınıp alınmayacağına ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/5648) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

15. – Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, afetten zarar gören Kırıkkale’ye bağlı bazı ilçelere Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan yardım yapılıp yapılmayacağına ilişkin Devlet Bakanından (Hasan Gemici) yazılı soru önergesi (7/5649) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

16. – Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, Kırıkkale’de afetten zarar gören çiftçilerin kredi borçlarının ertelenip ertelenmeyeceğine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5650) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

17. – Ordu Milletvekili Mustafa Hasan Öz’ün, Suudi Arabistan ile ülkemiz arasındaki çalışma mevzuatına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/5651) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

18. –Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Rektörler Komitesi’nin hukuki konumuna ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5652) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

19. – Kocaeli Milletvekili Osman Pepe’nin, Kocaeli-Gebze’ye bağlı bazı köy arazilerinin kamulaştırılmasına ilişkin (7/5653) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

20. – Balıkesir Milletvekili Ahmet Bilgiç’in, Manisa Vali Muavininin bazı beyanlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5654) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

21. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Cumhurbaşkanlarının yurt dışı seyahatlerine ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5655) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

22. – Adana Milletvekili Sıtkı Cengil’in, Adana 5 Ocak Stadyumunun kiraya verileceği iddiasına ilişkin Devlet Bakanından (Yücel Seçkiner) yazılı soru önergesi (7/5656) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

23. –Yozgat Milletvekili Kazım Arslan’ın, halen görevde bulunan Anayasa Mahkemesi Başkanına ve emekli olanlara tahsis edilen araç ve koruma ekibine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5657) ( Başkanlığa geliş tarihi : 26.6 1998)

24. – Yozgat Milletvekili Kazım Arslan’ın, posta ücretlerine yapılan zamların Anadolu basınını sıkıntıya düşürdüğü iddiasına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/5658) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.6.1998)

25. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman-Sarıveliler İlçesi Merkez Sağlık Ocağının sağlık personel ve malzemesi ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5659) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.6.1998)

26. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, hayvancılık bakanlığı kurulup kurulmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5660) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.6.1998)

27. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman-Sarıveliler-Göktepe Kasabasında belediyenin yaptırdığı bir binanın lise veya meslek lisesi olarak kullanılıp kullanılmayacağına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5661) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.6.1998)

28. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman İl Özel İdaresine 1996-1997 tarihleri arasında gönderilen para miktarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5662) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.6.1998)

29. – Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, G.Ü. Mimarlık Mühendislik Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümünde meydana gelen bir olaya ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5663) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.6.1998)

30. – Yozgat Milletvekili Kazım Arslan’ın, başörtülü öğrencilere yapılan uygulamalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5664) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998)

31. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman-Sarıveliler İlçesinin sağlık ocağı ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5665) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.6.1998)

Meclis Soruşturması Önergeleri

1. – Konya Milletvekili Mehmet Ali Yavuz ve 55 arkadaşının, Talih Oyunları Yönetmeliğine aykırı bir şekilde bazı tesislere kumarhane işletme belgesi verilmesini sağlamak suretiyle kara para aklanmasına yol açarak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Turizm ve Kültür Eski Bakanı Mesut Yılmaz Hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/25) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.6.1998) (Dağıtma tarihi : 29.6.1998)

2. – Sıvas Milletvekili Tahsin Irmak ve 54 arkadaşının, yeni turizm merkezlerinin tespitinde mevzuata aykırı davranmak suretiyle partizanlık ve usulsüzlük yaparak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Turizm Bakanı İbrahim Gürdal Hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/26) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.6.1998) (Dağıtma tarihi : 29.6.1998)

Meclis Araştırması Önergeleri

1. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya ve 25 arkadaşının, iklim değişikliklerinden ve ekolojik dengenin bozulmasından kaynaklanan çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılması ilişkin önergesi. (10/271) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

2. – Konya Milletvekili Veysel Candan ve 24 arkadaşının, TBMM’ne bağlı saray, köşk ve kasırlardaki tamirat-tadilat işlerinde usulsüzlük ve yolsuzluk yapıldığı iddialarını araştırmak amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/272) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1998)

_

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

29 Haziran 1998 Pazartesi

BAŞKAN: Başkanvekili Kamer GENÇ

KÂTİP ÜYELER: Abdulhaluk MUTLU (Bitlis), Levent MISTIKOĞLU (Hatay)

_

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 111 inci Birleşimini açıyorum.

Sayın milletvekilleri, çalışmalarımıza başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim; ancak, gündemdışı söz vermeden önce, Adana İlimizde meydana gelen deprem felaketi nedeniyle hayatlarını yitiren vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet; yaralılara acil şifalar diliyoruz. Dileriz ki, devletimiz, ülkemizde bu büyük felakete maruz kalan vatandaşlarımızın kayıplarını en iyi şekilde karşılayacaktır. Gerçi, Türkiye'nin her tarafında birçok sıkıntı var; örneğin, terörün yarattığı zararlar var, afetlerin zararları var. Bunu, aslında, Türkiye'de dengeli olarak tespit edip, zararları karşılamak lazım.

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Erzincanlıların terör nedeniyle karşılaştıkları sorunlara, teröre karşı alınması gereken önlemlere ve Erzincan’da meydana gelen sel felaketine ilişkin gündemdışı konuşması

BAŞKAN – İlk gündemdışı söz, Erzincan'daki terör olayları ve sel fekaleti nedeniyle gündemdışı söz isteyen Erzincan Milletvekili Sayın Naci Terzi'ye verilmiştir.

Buyurun. (Alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

NACİ TERZİ (Erzincan) – Sayın Başkanım, ben de, sözlerime başlamadan önce, Adana İlimizde meydana gelen deprem dolayısıyla, hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Cenabı Allah'tan rahmet; yaralılara, en kısa zamanda acil şifalar diliyorum. Hükümetimizin, devletimizin, buradaki vatandaşlarımızın, meydana gelen bu yaralarına da acil merhem olacağına inanıyor; bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi selamlıyorum. (Alkışlar)

Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri; terörün ağır bilançosu, Türkiye'nin son onbeş yılını derinden etkilemiştir. Terör belası nedeniyle birçok ocak sönmüştür. Yakınlarını kaybedenlerin acıları henüz dinmiş değildir. Bu acı, kolay kolay dinmez; dindirilemez.

Terör, yoğun olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizde yaşanmışsa da, etkisi, yalnızca bu bölgelerle sınırlı kalmamış; Türkiye'nin her köşesi bu terörden etkilenmiştir. Son birkaç yıl içerisinde, güvenlik güçlerimizin cansiparane gerçekleştirdikleri mücadele sonunda, terör, bir hayli gerilemişse de, maalesef, bütün hatlarıyla çökertilmiş değildir. Terör, tükenme sürecine girmiştir; ancak, Hükümet "terör bitti, yok oldu" propagandasının arkasına sığınıp, bu tür kolaycılığını devam ettirirse, korkarım ki, daha da çok canlar yakacak, daha da çok ocaklar söndürecektir. Hükümet, şu aşamada, üzerine düşen görevini eksiksiz yerine getirmeli ve bu bölgede meydana gelen, bilhassa İlimiz Erzincan ve çevresinde son günlerde meydana gelen terör hadisesini dikkate almalı ve buradaki vatandaşlarımızın önerilerini, isteklerini acilen yerine getirmelidir.

Erzincan'ın İliç ve Kemaliye İlçelerinde, son günlerde, köylülerimiz terör nedeniyle sıkıştırılmış, taciz edilmiş; hatta, gelen rivayetlere göre, bazı köylü vatandaşlarımız PKK tarafından kaçırılmış ve hâlâ bulunamamıştır. İstanbul'da bulunan aziz hemşerilerimiz, İliç ve Kemaliye'ye bağlı o güzel köylerini, her sene, kazandıkları paraları harcamak suretiyle imar etmekte, altyapısını tamamlamakta, çoluk çocuğuyla hiçbir zaman o köylerini terk etmemektedirler; fakat, terörden ve tacizden dolayı, şu anda, çok az sayıda olan vatandaşımız da, aldığımız bilgilere göre köylerini terk etmek, göç etmek durumundadırlar.

Bu endişeyle, İstanbul'da bulunan köy dernekleri, acilen, Hükümetimizden birtakım tedbirlerin alınmasını istemektedirler. Bu isteklerini, Sayın Cumhurbaşkanımıza, Başbakana, İçişleri Bakanına, Jandarma Genel Komutanlığına, bütün milletvekillerine ve idare amirlerine bildirmişlerdir. Biz de, bu isteklerini, bir kere daha Meclis gündemine taşımak ve Meclis kürsüsünden anlatmak suretiyle dile getirmek istiyorum.

Bu bölgeden, terör azaldı diye askerî birlikler çekilmiştir. Burada, acilen, alayların ve eski birliklerin konuşlandırılması ve görev yapması istenilmektedir. Bozuk olan, yapılamayan köy yolları ve yayla yolları acilen yapılmalı; haberleşme amacıyla, telefonsuz köylerin telefon ihtiyacı derhal giderilmeli ve cep telefonu kullanma sistemi bu bölgelerde yaygınlaştırılmalıdır.

Köylülerimizin, İstanbulda bulunan hemşerilerimizin isteklerinin en önemlisi de, bu bölgelerde, İçişleri Bakanlığı kanalıyla karakollar kurulması ve bu karakollar aracılığıyla taciz hareketlerinin aza indirilmesidir.

Yine, geçen hafta, Erzincan - Merkez – Uluköy Beldesinde terörist baskını olmuş, orada da bir vatandaşımız yaralanmış ve köy korucularının yapmış oldukları acil müdahale sayesinde, köylümüz büyük bir beladan kurtarılmıştır. Orada bulunan hemşehrilerimiz, köylülerimiz de, Çağlayan yöresindeki alayın tekrar burada görev yapmasını veya burada, acilen bir karakolun kurulmasını istemektedirler...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Terzi, süreniz bitti; lütfen toparlayın efendim.

NACİ TERZİ (Devamla) – Bölgemizde ve diğer bölgelerimizde bu tip istekler ve talepler dile getirilmekte ve Hükümetimiz tarafından acilen yerine getirilmesi temenni ve talep edilmektedir; büyük belaların ve can kaybının önlenmesi için.

Yine, Erzincanımızın Altunket beldesinde, ülkemizin her yerinde olduğu gibi, bir sel felaketi yaşanmış, oradaki vatandaşlarımız büyük zarar görmüşlerdir. O vatandaşlarımız adına da, yapılacak olan hasar tespit çalışmalarının en kısa zamanda sonuçlandırılması, vatandaşımıza ve belediyemize de acil para yardımında bulunulması istek ve taleplerimizdir.

Bu duygu ve düşüncelerle, Adana dahil olmak üzere, ülkemizin her yerini, bu gibi terör belasından, diğer afetlerden ve selden Cenabı Allah'ın muhafaza etmesini niyaz ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Terzi.

Gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere Hükümetten bir istek gelmemiştir.

2. – Şırnak Milletvekili Bayar Ökten’in, Türkiye Kömür İşletmeleri Şırnak Bölge Müdürlüğüne yapılan personel atamalarında haksızlıklar olduğu iddiasına ilişkin gündemdışı konuşması ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’in cevabı

BAŞKAN – Gündemdışı ikinci söz, Türkiye Kömür İşletmeleri Şırnak Bölge Müdürlüğünün personel durumu ve uygulanan politikalar hususunda söz isteyen Şırnak Milletvekili Sayın Bayar Ökten'e verilmiştir.

Buyurun Sayın Ökten. (DYP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

BAYAR ÖKTEN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime, Adana ve Ceyhan'da meydana gelen deprem felaketi nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve yaralılara acil şifalar dileyerek başlamak istiyorum. Temennim, ortaya çıkan hasarların bir an önce telafi edilmesi ve gerekli olan önlemlerin vakit kaybedilmeden alınmasıdır.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde, doğal afetler yaşanırken, diğer taraftan, halkımızı tedirgin eden, kendi elimizle yaptığımız acı olaylar da yaşanmaktadır.

Ben, bugün, Türkiye Kömür İşletmeleri Şırnak Bölge Müdürlüğünün personel durumu ve yapılan haksız muameleler konusunda söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Elbette ki, ülkemizin en önemli sorunlarından birisi de, hepimizin bildiği gibi, işsizliktir. Hükümetler ise, buna çözüm üretecek politikaları belirlemek ve yeni iş imkânları sağlamakla görevlidir. Ancak, bu görevi yerine getirirken, sosyal hukuk devleti anlayışıyla bağdaşan uygulamalar yapmak ve fırsat eşitliği prensibine sadık kalmak gereklidir; ama, görüyoruz ki, bunun tam tersi uygulamalar yapılmaktadır. Seçilme kaygısıyla, diğer bölgelerin hakları ellerinden alınmaktadır.

Geçenlerde elime bir mektup geçti. Bu mektupta, Sayın Enerji Bakanının Şırnak'a 5 mühendis atadığı ve bu mühendislerden ikisinin Çanakkaleli olduğu yazıyor; ancak, bu da yetmiyor; bu mektupta şöyle deniliyor: "Tayini yapılan mühendislerin isimleri; birisi, Maden Mühendisi Sedat Kısa, tayin olduğu güne kadar Çan İlçesi ANAP teşkilat yönetim kurulu üyesi; birisi de Maden Mühendisi Bülent Ürer, Lapseki İlçesi ANAP ilçe teşkilatı üyesinin akrabası." Tabiî, olabilir; ancak, Şırnak'a tayin olan mühendis arkadaşlarımızın, hiçbir şekilde, orada görev yaptırmadan, bir hafta içinde, Şırnak'tan alınıp, Lapseki'ye tayin edilmesi, burada, önemli olan esas konudur. Biz, burada, Sayın Bakana soruyoruz, diyoruz ki "Türkiye Kömür İşletmeleri Şırnak Bölge Müdürlüğü emrine çıkardığınız 5 mühendis kadrosuna kimler atanmıştır?" Sayın Bakan da bize cevap veriyor; diyor ki "şu isimler tayin edilmiştir; ancak, biz, bu kişilerin ikisini Çanakkale'ye tayin ettik." Peki, bunun sebebi nedir? "Efendim, Şırnak kömür ocakları kapalı; kapalı olduğundan dolayı orada daha iyi yetişsinler" diyor. Peki, bu arkadaşlarımızı, madem ki, kapasiteleri yoktu, niye Şırnak'a maden mühendisi olarak tayin ettiniz; Türkiye'de bunlardan başka işsiz mühendis yok muydu Sayın Bakanım?!

Tabiî ki, daha sonra, yine, biz, Sayın Bakanımıza soruyoruz 24 Nisan tarihinde, diyoruz ki "siz, bu tarihlerde maden ocaklarına kadro alınması emrini verdiniz mi?" Bakanlıktan gelen yazıda diyor ki "hayır, biz, işçi alımını yapmadık." Elimizde, Şırnak'a işçi alımıyla ilgili belgeler mevcuttur. Yaklaşık olarak 60 işçi alınmıştır. Yine, Sayın Bakan, bu işçilere verilen kadronun yaklaşık olarak 65 kişilik kısmıyla beraber 37'sini Şırnaklılardan atamıştır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Ökten, süreniz bitti, kısa bir süre içinde lütfen toparlar mısınız.

BAYAR ÖKTEN (Devamla) – ...yani, sadece, Şırnak merkezinde oturan kişileri atamıştır. Geriye kalan 9 işçi, Şırnak'tan değil, değişik illerdendir ve hangi maksatla alındığı görülmektedir. Tabiî, biz, Şırnak merkezinden işçi alınmasın demiyoruz; ancak, Şırnak merkezinin dışında, Şırnak'a bağlı ilçeler de Anavatan Partisine oy vermiştir. Gönül isterdi ki, bu 65 kişi, sadece Şırnak'tan alınmış olsun; ama, bakıyoruz ki, değişik illerden de bu işçiler alınmıştır. Bununla beraber, Şırnaklı vatandaş "biz, DSP'ye 500 oy verdik, neden DSP bizim hakkımızı aramıyor. DTP, sonradan parti olmuştur, haydi neyse, ama, dışarıdan bu Hükümete ortak olan Cumhuriyet Halk Partisine, biz, Anavatan Partisi kadar oy verdik. Peki, bu Hükümeti destekleyen Cumhuriyet Halk Partisi niye bizim hakkımızı aramıyor, sormuyor? Eğer, sadece, Anavatan Partisine oy vermiş kişiler atanıyorsa, biz de onlara oy verdik, bizi onlar niye desteklemiyorlar, CHP bizim hakkımızı niye aramıyor" diyor.

Bu vesileyle, bu haksızlığın ortadan kaldırılması için, Sayın Bakanın bundan sonra yapılacak atamalarda daha dikkatli olması hususunda gerekli bilgileri kendilerine sunmak için burada bulunuyoruz; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ökten.

Gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanımız Sayın Cumhur Ersümer; buyurun.

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ben de, geçtiğimiz gün yaşanan depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Tanrı'dan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara da geçmiş olsun diyerek sözlerime başlamak istiyor; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Güneydoğu Anadolu Linyit İşletme Müdürlüğü, merkezi Cizre'de olup, faaliyetlerini Şırnak ve Silopi'de bulunan başmühendislikleri vasıtasıyla yürütmektedir. 1988 yılında 622 bin ton olan üretim, yöre şartları ve çevre sorunları nedeniyle gittikçe azalarak, 1994 yılında hiç yapılamamıştır. 1995 yılından itibaren Şırnak ocağında çalışmalar sürdürülmekte olup, 1997 yılında 27 bin ton kömür satışı yapılmıştır. Silopi ocağını da işletmeye almak üzere gerekli çalışmalar sürdürülmektedir.

İşletme müdürlüğümüzde, 1988 yılında 201 memur, 453 işçi, toplam 654 personel; 1997 yılında 78 memur, 296 işçi, toplam 374 personel çalışmaktadır. İşletmede üretim azalmasına rağmen, personel aynen muhafaza edilmekte; ancak, kendi istekleri halinde kurumca uygun görülenler diğer işletmelerimize nakledilmektedir. İşletme faaliyetlerinin artması halinde gerekli personelin sağlanması cihetine gidilecektir.

Tabiî, Sayın Bayar Ökten'e bu konuşmaları nedeniyle teşekkür ediyoruz; bize, bazı hususları açıklama imkânı vermiştir. Biz, Şırnak işletmemize 65 güvenlik görevlisi aldık. Bunlardan 45'i Şırnak'ta, 10’u Cizre'de, 10'u da Silopi'de istihdam edilmiştir. Tabiî, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hiçbir yasasında şu veya bu yöreye uygun memur, işçi veya güvenlik görevlisi alımıyla ilgili bir ayrıcalık söz konusu değildir; ancak, ben, göreve geldiğim günden beri, bu hususa elimden geldiğince dikkat ederek çalışmalarımı sürdürme çabası içinde oluyorum. Neticede de, zaten, bana ulaşan rakamlar doğruysa, bu 65 güvenlik görevlisi içinde yöreden olmayan sadece 8 kişi vardır.

Yine, mühendislerle ilgili konuda, 5 mühendisin açıktan ataması yapılmıştır; doğrudur. Bunlardan biri Bigalıdır, biri de Lapsekilidir; ama, ne Biga'da ne Lapseki'de istihdam edilmemişlerdir. Bu arkadaşlarımız, işletmede o tarihlerde üretim faaliyetlerinin olmaması ve Çan Linyitleri İşletmesinde mühendis ihtiyacının bulunması nedeniyle, gerekli üretim tecrübesi kazanmaları amacıyla Çan Linyitleri İşletmesine gönderilmişlerdir. Bu konuda yapılan işlem tamamen yasal çerçevede ve herhangi bir parti veya particilik mülahazası gözetilmeden yapılmış bir işlemdir; ama, sanırım, Sayın Bayar elindeki bir mektubu delil göstererek bu arkadaşlarla ilgili bazı beyanlarda bulunuyor. Tabiî, o mektubu bana da verirlerse memnun olacağım.

BAYAR ÖKTEN (Şırnak) – Ben bunu size veremem Sayın Bakan, kusura bakmayın...

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla) – Peki, bilgileriniz benim için yeterlidir. Bu arkadaşların durumunu tahkik edeceğim, bu konuda ilişkilerini de size bilgi olarak sunacağım.

BAYAR ÖKTEN (Şırnak) – Sizin verdiğiniz cevaplar var zaten burada...

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Devamla) – Hayır, benim verdiğim cevaplar da, şu anda verdiğim cevaplar çevçevesindeki cevaplardır. Sözlerimin de hiç sağa sola çekilip, yamultulacak, değiştirilecek şekli de zaten yoktur. Ben, yine de, bundan sonraki çalışmalarımızı, mutlaka ki, hepimizi tatmin edici bir şekilde sürdürebilmemiz için gerekli tedbirleri de alacağım.

Teşekkür edip, saygılar sunuyorum. (ANAP, DYP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Gündemdışı konuşma cevaplandırılmıştır.

3. – Ardahan Milletvekili Saffet Kaya’nın, Ardahan ve ilçelerinde meydana gelen sel felaketi ve yörenin kalkınmasında büyük etkin olacak mazot ticaretiyle ilgili sorunlara ve bu konularda alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Mehmet SalihYıldırım’ın cevabı

BAŞKAN – Son gündemdışı konuşma, bölgemizde yağan yoğun yağmur sonucunda hemşerilerimizin evlerinin yıkılması, tarım alanlarının zarar görmesi ve bölgemizin kalkınmasında büyük etken olacak mazot ithalatıyla ilgili Hükümetin almış olduğu kararlardan sonra bölgenin gördüğü sıkıntıyı dile getirmek üzere söz istiyorum diyen Ardahan Milletvekili Sayın Saffet Kaya'ya verilmiştir efendim.

Buyurun Sayın Kaya.

Süreniz 5 dakika.

SAFFET KAYA (Ardahan) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; gündemdışı bir konuşma yapmak üzere huzurlarınızdayım; hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Takriben üç hafta önce Ardahanımızın Çıldır İlçesinde yaşanan doğal bir felaket sonucunda 1 000'e yakın evimiz hasar görmüş, bunlardan 200 tanesi tamamıyla yıkılmış ve 300'e yakın hayvanımız telef olmuştur; fakat, bölge, 55 inci Hükümet döneminde, her nedense sahipsiz bırakılmıştır!.. Çıldır'da büyük bir felaket yaşanacak, Ardahan'ın ilçelerinde büyük bir felaket yaşanacak, başka bölgelerde sel felaketi olduğunda gidilecek, bakanlar görevlendirilecek, oralarda hasar tespiti yapılacak; ama, Ardahan İline gelindiği zaman, 55 inci Hükümetin duyarsızlığının neden olduğunu daha anlamış değilim. Ardahan halkımız, bu duyarsızlığı, mutlaka, seçimlerde, sandıkta yansıtacaktır.

Özellikle, buradan, 55 inci Hükümete seslenmek istiyorum: Çıldır İlçemizde, gerçekten, çok büyük bir zayiat var. 1 000'e yakın evimiz yıkılmış ve coğrafik nedenlerle nüfusunun yüzde 65'inin hayvancılıkla uğraşan bir toplum olması ve bugün, ekili alanların da, maalesef, büyük bir zarara uğraması nedeniyle, insanlarımız perişan durumdadır. Bir an önce, bu insanlarımıza faizsiz kredi verilmesi gerekmektedir. Çıldır içindeki esnafımızın da çok ciddî manada zararı vardır ve oradaki esnafımıza da faizsiz kredi verilmesinde, mutlaka, yarar vardır; çünkü, bölgede, gerçekten, çok büyük bir sıkıntı yaşanmaktadır.

Bir an önce bu somut kararların alınmasını 55 inci Hükümetten özellikle istemekteyiz ve bölgenin, en kısa zamanda, afet bölgesi ilan edilmesi mecburîdir; çünkü, söylediğim gibi, az önce konuşmamda kastettiğim gibi, bir an önce, bu bölgenin, afet bölgesi ilan edilerek, tahrip olmuş, sel felaketine uğramış Çıldırımızın yeniden yapılandırılması ve Ardahan'a el uzatılması gerekmektedir.

Ayrıca, çok değerli bakanımla daha evvel de görüşmüştüm; bugün, Ardahan'ın makûs talihini değiştirecek sınır ticareti olan mazot ithaliyle ilgili çok büyük bir beklenti vardır. Eğer, 55 inci Hükümet mazot ithaline uzun vaadede cevap vermeyecekse, sınırlandıracaksa, peşinen, bunu açıklamak zorundadır sınır ticareti yapan insanlarımıza. Bugün, Ardahan İlimizde ne olmuştur; adamcağız borçla harçla depo almıştır, adamcağız evini satmıştır, hayvanını satmıştır, tanker almıştır, bütün malını, varını yoğunu, bu konuda sınır ticaretine ve mazot ithaline bağlamıştır.

Bugün, Bakanlar Kurulunda alınan kararla -bu menettiğiniz şekliyle- Ardahan'da hayat duracak; Ardahan'ın geleceğini, insanların sınır ticaretinden beklentilerini, harçla borçla iş yapan insanlarımızın geleceğini perişan etme noktasında bir uygulama olacaktır. Eğer, böyle bir uygulama uzun vadede olmayacaksa, 55 inci Hükümetimizin, daha evvel, mutlaka bir açıklama yapıp bu konuyu halka izah etmesi gerekirdi; ama, ne var ki, burada, bu Hükümetin kurulmasıyla ilgili diyet ödenen, birkaç tane büyük holdinge, maalesef, Ardahan halkı, Ardahan insanı peşkeş çekilmiştir, Ardahan'ın geleceği peşkeş çekilmiştir; burada, huzurunuzda özellikle onu ifade etmek istiyorum.

Ardahan, yüz yıldan beri göç vermiş, Ardahan yüz yıldan beri işsizlik çekmiş, Ardahan yüz yıldan beri eğitimde en sonlarda olmuş; şimdi, bir umut doğmuş Ardahan'a; o umut da, sınır ticaretiyle ilgili doğan umuttur; ama, gelin görün ki, Hükümetiniz -büyük şirketlerden Shell gibi ve kartelleşmiş holdingler gibi, baskı kurduğu için- oradaki insanlarımızın geleceğini bir tarafa iterek, Ardahanımızı yine, yüz yıldır yaşadığı kaderiyle tekrar, başbaşa bıraktı. Eğer, böyle bir uygulama olmayacaksa, Hükümet olarak açıklayacaktınız; sınır ticaretinin yapılmayacağını, valilikçe bunun mutlaka durdurulacağını söyleyeseydiniz; orada, bugün 500'e yakın tanker alınmış, insanlar evini barkını, hayvanını satmış bu işle iştigal eder hale gelmiştir. Bu noktada, bölgenin kalkınması için, iç dinamiklerin mutlaka harekete geçmesini engelleyen bu karar, gerçekten, Ardahan'ı üzüntüye yeise süreklemiştir. O bakımdan, bu karar eğer doğruysa -ki, ben buradan özellikle doğru olmadığını söylüyorum- hem bölgenin kalkınması açısından hem de o insanlarımızın gelişmesini, bugünkü imkânlarını daha iyi kullanması açısından o insanlara bir yıl, birbuçuk yıl daha hak vermek gerekirdi, bunu yapmak gerekirdi; maalesef, bu yapılamadı. O bakımdan, 55 inci Hükümete buradan sesleniyorum; bu alınan karar kesinlikle yanlış bir karardır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kaya, süreniz bitti; ek süre veriyorum, tamamlayın efendim.

SAFFET KAYA (Devamla) – Bölgenin gelişmesine, daha evvel hep yanlış perspektiften baktık. Nasıl oldu; Ardahan'da, Şırnak'ta, Hakkâri'de bir sorun olduğu zaman, o bölgenin sorunu olarak gördük ve bölgeyi kaderiyle karşı karşıya bıraktık; halbuki, o bölgenin sorununu Türkiye'nin sorunu olarak kabul etmemiz lazım; yani, bir vücudun organları gibi, bünyenin herhangi bir yerinde ağrı varsa, diğerleri de ondan zarar görür düşüncesiyle hareket etmemiz lazım. Bugün, Ardahan İlimiz, bu konuda, gerçekten, 55 inci Hükümetten vatandaş olarak müştekidir, şikayetçidir. Eğer bu olayda, halk, Saffet Kayasına "milletvekilliğinden istifa et" diyorsa, gerekirse, bu kararı protesto etmek için istifa etmeye hazır olduğumu, huzurunuzda ifade etmek istiyorum.

55 inci Hükümete sesleniyorum ve artık, gelin, diyet ödediğiniz bu insanları bir tarafa atın, halka inin, Ardahan'ın menfaatını ve 65 milyon insanın gelecekteki menfaatlarını koruyun diye huzurunuzda ifade etmeyi bir görev kabul ediyorum. Tüm Ardahan halkı adına, hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Sağ olun, var olun.(DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaya.

Gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere, Devlet Bakanımız Sayın Yıldırım; buyurun efendim.

İnşallah, Sayın Hükümet, Sayın Milletvekili arkadaşımızın istifasını engelleyecek bir icraat yapar.

DEVLET BAKANI MEHMET SALİH YILDIRIM (Şırnak) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; 55 inci Hükümetin hiçbir ferdi, hiçbir ferdinin mantığı, burada çok şey beklediğimiz değerli parlamenterlerimizin istifasına veya afonksiyon hale gelmesine ne uygundur ne müsaittir ne de uğraşlarımız buna imkân verecektir. Değerli Saffet Kaya'nın rahat olmasını istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Ardahan Milletvekilimiz Değerli Saffet Kaya'nın, sınır ticaretiyle ilgili beyanlarını burada dikkatle dinledim, kendilerine teşekkür ediyorum. Ancak, öyle anlaşılıyor ki, sınır ticaretiyle alakalı, bizim aktarmamız gerekli olan hususların, yeterince ilgili yerlere ulaşmadığını görüyorum. Bu konuda, Değerli Kaya'ya da hak veriyorum.

Bugüne kadar, sınır ticaretinin uygulama yönteminin, mevcut mevzuatın önemli ölçüde dışına çıkacak şekilde uygulandığını Sayın Kaya da biliyor, biz de biliyoruz. Sınır ticaretinin esasını biliyorsunuz, sınır illerinde, komşu illerin ihtiyaçlarını gidermeye yönelik takas esaslı beyana dayanan bir uygulamadır. Ancak, özellikle 1985 yılından sonra, terör nedeniyle, terörden çok miktarda hasar gören ve zarara uğrayan yöre insanının işsizliğini, sorunlarını, sıkıntılarını, ekonomik ve sosyal açmazlarını aşabilmek için sınır ticaretinde sapmalara olanak sağlayacak düzenlemeler getirildi. Başlangıçta, yöre insanının ihtiyacını gidermeye yönelik bu uygulama, belirli bir süreçten sonra, devletin kamu maliyesini büyük ölçüde yük altında bırakacak bir uygulamaya dönüştü ve bu uygulama da, yörede gerçekten ihtiyacı olanlardan ziyade belirli kurum ve kuruluşlara büyük ölçüde rant sağlayan bir ticaret oldu. Sadece bir yıl içerisinde kuzey ve doğu illerinden giren petrolün miktarının 2,6 milyon ton olduğunu söylersem ve sadece bu petrolden kamu maliyesinin kaybının da 1,3 milyar dolar olduğunu söylersem, bunun önemi ortaya çıkar.

Bu bakımdan, Hükümetin yeni baştan bir düzenleme yapmak istemesi gayet doğal; ancak, Hükümetin gözardı etmemesi gerekli olan, Değerli Kaya'nın da altını çizdiği çok önemli ikinci bir konu var: Yörede, yörenin ekonomisini ayakta tutan hayvancılık, büyük ölçüde yok olma düzeyinde; yörede, insanın yaşamına getiri sağlayacak kaynakların sınırlı olduğunu hepimiz biliyoruz ve sınır ticareti bu konuda çok önemli bir yer tutuyor. Sınır ticaretinin, ihtiyacı olanların yaşamına yansıyacak şekilde yeni baştan düzenlenmesi ve de bunun belirli bir süreç içerisinde kademeli olarak uygulanmaya konulması, doğal olanıdır, yapılması gerekli olanıdır. Hükümetin bu kararı, belki ani olmuştur; bu, gözden geçirilir. Kul yapısı olan her şeyde hata olma ihtimali olabilir; bizim de bu uygulamada hata payımız varsa, bunu düzeltme konusunda üzerimize düşeni eksiksiz yapacağımızı belirtmek istiyorum.

Ben, dün, Hakkâri ve Van'dan geldim; sınır ticareti konusunda yöre illerinin hassasiyetini çok iyi yansıttılar. Benim seçim bölgem Şırnak'tır; o yöredeki sıkıntıları da çok iyi bilen arkadaşlarınızdan biriyim ve de yarın, Sayın Saffet Kaya'nın da katılacağı, Maliye Bakanımızla birlikte bu sorunu, sıkıntıları tekrar görüşeceğimiz bir toplantımız var. Bu konudaki aksaklıkları dile getireceğiz ve de sorunları elbirliğiyle çözeceğiz.

Bu konuda bana açıklama fırsatı verdiği için Değerli Kaya'ya teşekkür ediyorum; Yüce Heyete saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

BAYAR ÖKTEN (Şırnak) – Sayın Bakana bir şey soracağım... Siz, Şırnak'ta...

BAŞKAN – Öyle bir usulümüz yok Sayın Ökten; rica ediyorum...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Öyle bir usulümüz yok.

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun; siz, konuşmanızı bitirdiniz...

BAYAR ÖKTEN (Şırnak) – Sayın Bakanım, siz, Şırnak'tan milletvekili seçilmiş bir bakansınız.

BAŞKAN – Sayın Ökten, soru sorma diye bir usulümüz yok...

BAYAR ÖKTEN (Şırnak) – Bölgede sınır ticareti serbestisini getirdiniz; ama, burada dediniz ki, il bazında...

BAŞKAN – Sayın Ökten, ben size söz vermedim ki!.. Sayın Ökten!..

BAYAR ÖKTEN (Şırnak) – Siz, bakan olarak kaç fabrika temeli attınız?!

BAŞKAN – Sayın Bakan, arkadaşımızın sorusu varsa, yazılı sorsun, siz de cevap verin.

DEVLET BAKANI MEHMET SALİH YILDIRIM (Devamla) – Efendim...

BAŞKAN – Efendim, böyle bir usulümüz yok. Yani, Sayın Bakana soru sorma usulü yok. Arkadaşımız, gerekirse, size, soruyu yazılı veya sözlü sorar, siz de cevap verirseniz. Gündemdışı konuşmalarda soru sorma usulümüz yok...

DEVLET BAKANI MEHMET SALİH YILDIRIM (Devamla) – Açıklamama müsaade edecek misiniz; yoksa...

BAŞKAN – Peki; kısa bir açıklama yapın da... Yalnız, bu, usulden değil.

DEVLET BAKANI MEHMET SALİH YILDIRIM (Devamla) – Değerli Ökten böyle, Aristo mantığıyla, küçük konulardan istitrat yaparak politika yapmaya çalışır.

BAYAR ÖKTEN (Şırnak) – Siz, benden daha başarılısınız!..

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Oradan konuşmanın anlamı yok.

BAŞKAN – Efendim, rica ediyorum...

DEVLET BAKANI MEHMET SALİH YILDIRIM (Devamla) – Tabiî, bu lokal sorunları Türkiye'nin sorunlarının üstünde tutmaması gerektiğini herkesin öğrenmesi gerekir.

Ben, şunu soruyorum: Siz, beş yıllık iktidarınız süresince, Şırnak'ta kaç fabrika açtınız da biz kapattık? Her şeyden önce, bu soruyu sormaya hakkı olmayan kişi varsa, o da sizsiniz.

Ben, şunu söylemek istiyorum: Biz, 1 Temmuz 1997 tarihinde görev devraldık, 2 Temmuzda sınır ticaretine olanak sağladık. Bugünkü koşullar sınır ticaretinin tekrar görüşülmesini gerektiriyor; kamu maliyesi ve devletin çıkarları açısından bu gerekli. Sadece Şırnaklının çıkarlarını devletin çıkarları üzerinde görme mantığının, bu Parlamentoda görev yapan kişilere hiçbir zaman yakışmadığını belirtmek istiyorum; ancak, Şırnaklının da Edirnelinin de Ardahanlının da sorunlarının incelikle taşınacağını belirtmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Aslında, böyle bir usulümüz yok; yani, aynı ilin iki milletvekili -biri bakan, biri milletvekili- birbirlerini çok sevdikleri için karşılıklı ufak bir sataşmada bulundular, onun için müsaade ettim...

Gündemdışı konuşma cevaplandırılmıştır.

Sayın milletvekilleri, tezkere ve önergeler çok uzun olduğu için, Divan Üyesi arkadaşımızın oturarak okumasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının tezkeresi vardır; okutuyorum:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – TBMMBaşkanlık Divanınca, Almanya Federal Meclisi Başkanı ve beraberindeki parlamento heyetinin ülkemize davet edilmelerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1579)

25 Haziran 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

TBMM Başkanlık Divanının 14 Nisan 1998 tarih ve 77 sayılı kararıyla, Almanya Federal Meclisi Başkanı ve beraberinde bir parlamento heyetinin Türkiye'yi ziyareti kararlaştırılmıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dışilişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 7 nci maddesi gereğince Genel Kurulun bilgisine sunulur.

Hikmet Çetin

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

İki tane Meclis soruşturması önergesi vardır; okutuyorum:

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. – Konya Milletvekili Mehmet Ali Yavuz ve 55 arkadaşının, TalihOyunları Yönetmeliğine aykırı bir şekilde bazı tesislere kumarhane işletme belgesi verilmesini sağlamak suretiyle karapara aklanmasına yol açarak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Turizm ve Kültür Eski Bakanı A. Mesut Yılmaz hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/25)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye, uluslararası platformda, karaparanın aklanmasında ilk sıralarda gösterilen ülkelerden birisidir. Yakalanan kuryelerle ortaya çıkan, kaynağı belirsiz milyarlar, ülkemiz açısından gerçekten kara bir lekedir.

Toplumu huzursuz eden, Türkiye'nin güvenliğini tehdit eden terörün arkasında, karanlık ilişkilerin dünyası vardır. Terör, bu dünyadan beslenmekte, hayat alanı bulmakta ve ülkemizi tehdit etmektedir. Aynı durum, gençliğimiz için büyük tehlike haline gelen uyuşturucu sorununda da yaşanmaktadır.

Kanunsuzluğun egemen olduğu bu karanlık dünya, kendini sürekli besleyen, sürekli büyüten, hem toplum hem ülke için bela haline gelen hayat damarlarıyla yaşamaktadır. Bu hayat damarları, biri olmazsa öteki de mevcut olmayan bir şeytan üçgeni yaratmıştır. Karapara, uyuşturucu ve terörün oluşturduğu bu şeytan üçgeni, içine çektiği her şeyi yutmaktadır.

Devletin varlık sebebi, adalet ve barıştır; devlet, bunları temin etmek için vardır. Kanunsuzluğa yaşama alanı tanıyan, buna göz yuman devlet, devlet olmaktan çıkar. Vatandaşına karşı müşfik olması gereken devlet, organize suçların olduğu alana kahredici yumruğunu indirmek zorundadır. Devleti yöneten siyasî aklın, siyasî iktidarların aslî görevi budur. Maalesef, devletin gücü, zamanında ve gerektiği gibi, bu alana sevk edilmemiş; devlet gücü, kanunsuzluğu yok etmek için değil, tersine, beslemek için kullanılmıştır.

Karaparanın aklanmasında, hiç şüphesiz ki, kumarhanelerin rolü büyüktür. Kumarhaneler, uyuşturucudan, mafya ekonomisinden gelen karaparanın aklandığı en kritik mekânlardır.

Kanundışı yollardan kazanılan, kaynağı gösterilemeyen paralar, kumarhaneler aracılığıyla legal hale gelmekte, yasal sistemin içine girmektedir. Bu yüzden, terör ve uyuşturucu ile kumarhaneler arasında çok sıkı bir ilişki mevcuttur. Kumarhaneler, âdeta, terör ve uyuşturucu şemsiyesi olmuştur.

Kolay kazanılan, böyle hesapsızca harcanabilen karapara, devletin meşru iktidarının karşısında paranın iktidarını kullanarak kendi çıkarlarını gerçekleştirmiştir. Devletin meşru iktidarında sorumluluk üstlenen, yetki kullanan bazı siyasiler de, paranın kurduğu iktidarın aracı gibi çalışmış, tasarruflarda bulunmuş ve ülkeyi bugünkü duruma sürüklemişlerdir.

Türkiye'de, bugün, kamuoyuna yansıyan kanunsuzlukların, terör ve uyuşturucu trafiğinin arkasındaki güçleri gün ışığına çıkarmak için, iktidar sorumluluğunu üstlenenlerin yaptıklarına eğilmek gerekir. Bu nedenle, Türkiye'deki kumarhanelerin açılışı ve gelişimiyle ilgili hususları hatırlamakta fayda vardır.

16.3.1982 gün ve 17635 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 19/B maddesiyle, Turizm Bakanlığı, belgeli turizm işletmesinin tamamlayıcı bir bölümü olmak kaydıyla, talih oyunları oynatabilecek mahalleri tespit ve bunları işletecek kişilere izin vermek yetkisini haizdir. Bu kanunun 19/B maddesine istinaden, Turizm Bakanlığınca, 8.1.1983 gün ve 17922 sayılı Resmî Gazatede "Talih Oyunları Yönetmeliği" yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Bahse konu yönetmeliğin 6 ncı ve 19 uncu maddelerinde "turizm işletme belgeli tesisler, bünyesinde talih oyunları mahalleri kurmak ve oyun makineleri işletme hususunda dolar bazında her ay belirli bir miktar kazanılması" şartını getirmiştir.

15.1.1986 gün ve 18989 sayılı Resmî Gazatede, Talih Oyunları Yönetmeliğinin 6 ncı ve 19 uncu maddeleri değiştirilerek; talih oyunları işletmeleri ve oyun makineleri işletmelerinin 5 yıldızlı ve en az 300 yatak kapasiteli turizm işletme belgeli oteller ve en az 500 yatak kapasiteli birinci sınıf tatil köyü bünyelerinde kurulabilmesi ve işletilebilmesi öngörülmüştür.

Yine, 14.4.1987 gün ve 19431 sayılı Resmî Gazetede, Talih Oyunları Yönetmeliğinin 19 maddesi değiştirilerek, oyun makineleri işletmelerinin en az 1 000 yataklı ve 5 yıldızlı oteller ile en az 1 500 yataklı 1 inci sınıf tatil köyleri bünyelerinde kurulabilmesi ve işletilebilmesi öngörülmüştür.

Bu değişikliğe rağmen, Kültür ve Turizm Bakanlığının (Turizm Genel Müdürlüğü) dönemin Turizm Bakanı A. Mesut Yılmaz'dan 20.8.1987 gün ve 12088 sayılı olurda;

"Talih Oyunları Yönetmeliğinin 19 uncu maddesinde yapılmış olan değişiklik, 14 Nisan 1987 tarih ve 19431 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Bu tarihten önce, mimarî projelerinde talih oyunları salonu ve/veya oyun makineleri mahalli bulunan tesislere, bu projeleri uygun görülerek yatırım belgesi verilmiştir.

Bu tesislerden yapımı tamamlanmış olanlar, Bakanlığımıza, işletme belgesi almak için müracaat etmektedirler.

Adı geçen yönetmelik değişikliği tarihinden önce mimarî projelerinde talih oyunları salonu ve/veya oyun makineleri mahalli bulunan ve bu projelerin (B) uygun görülmesi suretiyle Bakanlığımızca yatırım belgesi verilmiş olan tesislere, işletme belgesi verilmesi aşamasında; ilgili yönetmeliğin 19 uncu maddesinde öngörülen yeni koşulların aranması hususunu olurlarınıza arz ederim" denilmektedir.

Böylece, onay belgesi eki "B. Yatırım belgelerine esas olan projelerinde talih oyunları/oyun makineleri mahallî bulunan ve husus yatırım belgesinde belirtilmiş olan tesisler" başlığı altında belirtilen 10 tesis ile "C. Yatırım belgesine esas olan projesinde talih oyunu/ oyun makineleri mahalli bulunan; ancak, bu husus yatırım belgesinde belirtilmemiş olan tesisler" başlığı altında zikredilen 26 tesise yönetmelik değişikliğiyle getirilen 5 yıldızlı oteller için 1 000 ve 1 inci sınıf tatil köyleri için gerekli 1 500 yatak kapasitesine sahip olmadıkları halde, bahsedilen yeni koşulların aranmaması suretiyle, toplam 36 tesise yönetmelik hükümlerine aykırı bir şekilde işletme belgesi verilebilmesi imkânı sağlanmıştır.

İşte, Türkiye'nin, karaparanın aklandığı bir ülke haline gelmesindeki ilk adımlar dönemin Kültür ve Turizm Bakanı A. Mesut Yılmaz tarafından, mevcut yasal hükümlere rağmen verilen olurla açılan kumarhaneler vasıtasıyla atılmıştır.

Bu itibarla, Kültür ve Turizm Bakanlığı dönemindeki TCK nın 240 ıncı maddesine uyan eylemlerinden dolayı, Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkında Anayasanın 100 üncü, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılması için gereğini arz ederiz.

Mehmet Ali Yavuz (Konya)

Mustafa Çiloğlu (Burdur)

Tahsin Irmak (Sıvas)

Mehmet Gölhan (Ankara)

Kadir Bozkurt (Sinop)

Mehmet Tatar (Şırnak)

İrfettin Akar (Muğla)

Ünal Erkan (Ankara)

Ertuğrul Eryılmaz (Sakarya)

Sabri Güner (Kars)

Nahit Menteşe (Aydın)

Haluk Yıldız (Kastamonu)

Ayfer Yılmaz (İçel)

Tayyar Altıkulaç (İstanbul)

Doğan Baran (Niğde)

Meral Akşener (İstanbul)

Cihan Paçacı (Elazığ)

İlyas Yılmazyıldız (Balıkesir)

Hayri Kozakçıoğlu (İstanbul)

Ergun Özkan (Niğde)

Yusuf Bahadır (Trabzon)

Cevdet Aydın (Yalova)

Bekir Aksoy (Çorum)

Mahmut Nedim Bilgiç (Adıyaman)

Halil Yıldız (Isparta)

Mustafa Dedeoğlu (Muğla)

Nurhan Tekinel (Kastamonu)

Necmettin Dede (Muş)

M. Kemal Aykurt (Denizli)

Ergun Özdemir (Giresun)

Sedat Edip Bucak (Şanlıurfa)

Hasan Karakaya (Uşak)

Abdulkadir Akgöl (Hatay)

İsmail Kalkandelen (Kocaeli)

Mehmet Gözlükkaya (Denizli)

Turhan Güven (İçel)

Saffet Arıkan Bedük (Ankara)

İsmet Attila (Afyon)

Zeki Ertugay (Erzurum)

Fevzi Arıcı (İçel)

M. Halit Dağlı (Adana)

Nevzat Köse (Aksaray)

Necati Çetinkaya (Konya)

Mehmet Sağlam (Kahramanmaraş)

Saffet Kaya (Ardahan)

Nevfel Şahin (Çanakkale)

Hacı Filiz (Kırıkkale)

Yusuf Bacanlı (Yozgat)

Necmi Hoşver (Bolu)

Mehmet Selim Ensarioğlu (Diyarbakır)

Salih Sümer (Diyarbakır)

Şerif Çim (Bilecik)

Turhan Tayan (Bursa)

Ufuk Söylemez (İzmir)

Rıza Akçalı (Manisa)

M. Fevzi Şıhanlıoğlu (Şanlıurfa)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Bir soruşturma önergesi daha var; hem bu soruşturma önergesi hem de şimdi okuyacağımız soruşturma önergesi, bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır; onu da okutuyorum efendim.

2. – Sıvas Milletvekili Tahsin Irmak ve 54 arkadaşının, yeni turizm merkezlerinin tespitinde mevzuata aykırı davranmak suretiyle partizanlık ve usulsüzlük yaparak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Turizm Bakanı İbrahim Gürdal hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/26)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Bakanlar Kurulunun 6.1.1998 tarih ve 98/10496 sayılı kararıyla, Turizm Bakanlığının teklif yazısı üzerine, "Turizm Bölgeleri, Turizm Alanları ve Turizm Merkezlerinin Belirlenmesi İçin Çalışma Gruplarının Oluşturulması, Görev ve Yetkileri ile Çalışma Şekline İlişkin Yönetmelik" hükümlerine göre bazı turizm merkezlerinin tevsii ve tadili kararlaştırılmıştır.

Resmî Gazetenin 11 Ocak 1998 tarih ve 23227 sayılı nüshasının 36 ve 37 nci sayfalarında yayımlanan bu karar ve eki listeyle “20. Grup Turizm Merkezleri” başlığı altında 19 yer yeniden ilan edilmiş, 6 yer ise tevsii ve tadil edilmiştir.

Bu listeyle, İstanbul İlinde yeni ilan edilen ve tevsiî edilen birkısım turizm merkezleri şunlardır:

Yeni ilan edilen turizm merkezleri :

İstanbul-Sarıyer Mavramoloz Turizm Merkezi :

170 hektarlık ormanlık saha üzerinde golf alanı ve yan üniteleri için Orman Bakanlığının 29.7.1991 ve Kdm. 3.1704-322/467 sayılı oluruyla Erdal Aksoy'a 8 ay müddetle ön izin verilmiştir. İstanbul lll.KTVKK'nun 20.6.1996-8374 sayılı kararıyla l., ll. ve lll. derece doğal SİT olarak tescillidir. Turizm merkezinin büyüklüğü yaklaşık 200 hektardır.

İstanbul-Beşiktaş Serencebey Yokuşu Turizm Merkezi :

Beşiktaş İlçesi, Yıldız Caddesi, Serencebey Yokuşu Mevkiinde mevcut otel ve çevresine ait imar planı bulunmaktadır. Yürürlükteki imar planı revize edilerek 1 400 yataklı mevcut tesisin genişletilerek yeni kapasiteler oluşturulacağı arazi Erol Aksoy'a aittir.

Bilindiği gibi, Erol Aksoy, ANAP'lı İstanbul İl Başkanı Erdal Aksoy'un kardeşi olup, arazi ve otel mülkiyetine müştereken sahiplerdir.

Bu alan, Beşiktaş Mahallesi Serencebey Yokuşunun nefes alabildiği tek yeşil alan olması nedeniyle koruma alanı içinde yer almakta idi.

Oysa, şimdi, Turizm Bakanlığının uygun görüşüyle onaylanan imar planı kararları gereği, ANAP İl Başkanı Erdal Aksoy'un bu arazisi yeşil alandan çıkarılarak yoğun yapılaşmaya açılmıştır.

İstanbul-Beşiktaş Kuruçeşme Turizm Merkezi :

Onanlı imar planı kararı doğrultusunda yaklaşık 1 250 yatak kapasitesi öngörülen arazinin mülkiyetinin bir kısmı Muammer İhsan Kalkavan ve hissedarlarına aittir.

İstanbul-Şişli Bomonti Turizm Merkezi :

Şişli Belediyesi sınırları içinde, Maliye Hazinesine ve Tekel Genel Müdürlüğüne aittir.

İstanbul-Atikalipaşa Yalısı Turizm Merkezi :

Mevcut yapıların restore edilerek turizme kazandırılması hedeflenen arazinin mülkiyeti Hazineye ve TEAŞ'a aittir.

Tevsi ve Tadil Edilen Turizm Merkezleri :

İstanbul-Ataköy Turizm Merkezi (II. Tevsii) :

Yürürlükteki Turizm Merkezine dahil edilen arazinin Hotel Letonia projesine göre plan revizyonu yapılması gerekmektedir. Taşınmaz özel mülkiyettedir.

İstanbul-İstinye Turizm Merkezi Tevsii :

Yürürlükteki Turizm Merkezi içinde bulunan Türkiye Cumhuriyeti Turizm Bankasına ait arsaların İstanbul Menkul Kıymetler Borsasına satılması sonucu, kongre merkezi yapımına olanak sağlamak amacıyla Turizm Merkezine dahil edilen kısmın tamamı özel mülkiyettedir. Yürürlükteki Turizm Merkezine dahil edilen 30 dönümlük kısım, Seba Turizm Ticaret A.Ş.'ne aittir.

İstanbul-Sarıyer İstinye Turizm Merkezi Tevsii :

Halen yürürlükte olan turizm merkezi dışında kalan kısımlar dahil edilmiş olup taşınmaz Vakıflar Genel Müdürlüğüne aittir. Tevsi edilen kısım, onanlı imarlı planlı turistik tesis alanında kalmaktadır.

Turizm Bakanı, yatak kapasitesini artırmak bahanesine sığınarak, kişi ve tapu bazında birilerine yapılaşma rantı aktarmak ya da önceden ayarlanmış arsa tahsisi yaparak birtakım partili çevrelere ve holdinglere menfaat sağlamak amacıyla İstanbul'da ilan ettiği 8 adet turizm merkezinden Beşiktaş Kuruçeşme, Beşiktaş Serencebey Yokuşu, Sarıyer mavramoloz, Ataköy, İstinye ve Sarıyer İstinye Turizm Merkezlerini, gelen tepkiler ve baskılar sonucunda geri çekmiştir.

Bir Bakanlığın icraatında kararlı olması gerektiği düşünülürse, yapılan bu uygulamayı anlamak mümkün değildir.

Bakanlar Kurulunun bu kararnamesi basında pek çok eleştiriye uğramıştır.

Ayrıca, CHP Genel Başkan Yardımcısı İstanbul Milletvekili Ali Topuz, İstanbul Milletvekilleri Ahmet Güryüz Ketenci, Ercan Karakaş, Bülent Tanla ve Cevdet Selvi'yle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir basın toplantısı düzenleyerek, Bakanlar Kurulunun İstanbul'da SİT alanlarını turizm bölgesi ilan eden kararına ilişkin soru işaretlerini gündeme getirdi. Topuz, ilan edilen 19 yeni turizm bölgesinin 5'inin ve tevsi ve tadil edilen 6 turizm bölgesinden 3'ünün de İstanbul'da bulunan SİT alanları olduğuna dikkat çekerek, Bakanlar Kurulu kararının "turizm tesis ihtiyacını sömürerek, bu ihtiyacı öne sürerek, birtakım kişilerin büyük rantlar elde etmesine" dönük tercih diye nitelendirmiştir.

Açık suretle görülmektedir ki, 6.1.1998 tarih ve 98/10496 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, belli bir zümreye yeni imkânlar bahşetme kararnamesi olmuştur.

6.1.1998 tarih ve 98/10667 sayılı Kararnameyle, artarak devam eden genel reaksiyonun önlenmesine çalışılmış ise de, yanlış tutumun giderilmesine yetmemiştir.

Danıştayda açılan iptal davaları devam etmektedir.

Sonuç olarak;

Turizm merkezlerinin tespitinde, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 14 üncü maddesi ve aynı kanunun 3 üncü maddesine dayanılarak hazırlanan Yönetmeliğin 5 inci maddesinde belirtilen kurallara riayet edilmemiştir. Önceden uzmanlarca mahallinde hiçbir ön çalışma yapılmadan, sadece makamın sözlü talimatları gereğince masa başında, turizm merkezi ilan edilen yerlerde arazisi bulunan kişilerin istekleri doğrultusunda belirlenmiştir. Komisyon, sadece tutanağı imzalamakla yetinmiştir. İlan edilen turizm merkezleriyle ilgili olarak, mahallinde kamu yararı gözetilerek ve turizm potansiyelini belirlemeye yönelik bir çalışma yapıldığına dair hiçbir belge bulunmamaktadır.

11 Ocak 1998 tarihinde aynı kriterlere göre belirlenen (İstanbul'da) 8 adet turizm merkezi içinde 5 adedi 11 Mart 1998 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla iptal edilmişken;

- İstanbul Şişli Bomanti Turizm Merkezi,

- İstanbul Atikalipaşa Yalısı Turizm Merkezi,

- İstanbul Ataköy Turizm Merkezi (II. Tevsii),

iptal edilmemiştir.

Bakan, Bakanlar Kurulunu yanıltarak, kararnamelerin imzalanmasını sağlamak suretiyle icraatında ahlakî davranmadığını da göstermiştir.

Açıkça ve tamamen sübjektif olarak, birkısım yakınları, sermaye gruplarını ve partizanlığı faydalandırma gayesine yönelik bulunan bir kararnameyle, memleket turizmine değil, bu maske altında, eşe, dosta, partiliye ve politik destekçiliğe fayda temini gayesine yönelik davranışlarıyla görevini kötüye kullanmış bulunan Turizm Bakanı İbrahim Gürdal hakkında Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine göre Meclis soruşturması açılması için Anayasanın 100 üncü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 107 nci maddeleri uyarınca gereğinin yapılmasını arz ederiz.

Saygılarımızla.

Tahsin Irmak (Sıvas)

Saffet Arıkan Bedük (Ankara)

Turhan Güven (İçel)

Mehmet Gözlükaya (Denizli)

Ertuğrul Eryılmaz (Sakarya)

Cihan Paçacı (Elazığ)

Tayyar Altıkulaç (İstanbul)

Hacı Filiz (Kırıkkale)

M. Fevzi Şıhanlıoğlu (Şanlıurfa)

Hasan Karakaya (Uşak)

Salih Sümer (Diyarbakır)

Mustafa Çiloğlu (Burdur)

Mustafa Dedeoğlu (Muğla)

Yusuf Bacanlı (Yozgat)

Osman Berberoğlu (Antalya)

Ahmet Bilgiç (Balıkesir)

Kadir Bozkurt (Sinop)

Ali Rıza Gönül (Aydın)

Mehmet Sağlam (Kahramanmaraş)

Ümran Akkan (Edirne)

Haluk Yıldız (Kastamonu)

Veli Andaç Durak (Adana)

İsmet Attila (Afyon)

Köksal Toptan (Bartın)

Nevzat Köse (Aksaray)

Doğan Baran (Niğde)

İlyas Yılmazyıldız (Balıkesir)

Fevzi Arıcı (İçel)

Nurhan Tekinel (Kastamonu)

Abdulkadir Akgöl (Hatay)

Ergun Özdemir (Giresun)

Halil Yıldız (Isparta)

Necmettin Dede (Muş)

Sabri Güner (Kars)

Zeki Ertugay (Erzurum)

İsmail Karakuyu (Kütahya)

Mehmet Tatar (Şırnak)

Faris Özdemir (Batman)

Abdülbaki Ataç (Balıkesir)

Rıza Akçalı (Manisa)

Yusuf Bahadır (Trabzon)

İrfettin Akar (Muğla)

Hayri Kozakçıoğlu (İstanbul)

Saffet Kaya (Ardahan)

Necati Çetinkaya (Konya)

Ergun Özkan (Niğde)

Turhan Tayan (Bursa)

Mehmet Selim Ensarioğlu (Diyarbakır)

İsmail Kalkandelen (Kocaeli)

Mehmet Ali Yavuz (Konya)

Nevfel Şahin (Çanakkale)

Mahmut Nedim Bilgiç (Adıyaman)

Halit Dağlı (Adana)

Ahmet İyimaya (Amasya)

Hasan Ekinci (Artvin)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Anayasanın 100 üncü maddesinde ifade olunan "Meclis, bu istemi en geç bir ay içinde görüşür ve karara bağlar" hükmü uyarınca, soruşturma önergelerinin görüşme günlerine dair Danışma Kurulu önerisi daha sonra Genel Kurulun onayına sunulacaktır.

İki tane Meclis araştırması önergesi vardır; ayrı ayrı okutuyorum:

3. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya ve 25 arkadaşının, iklim değişikliklerinden ve ekolojik dengenin bozulmasından kaynaklanan çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/271)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Giderek dünyamızı ve üzerindeki yaşamı tehdit eder hale gelen çevre sorunları, ekolojik dengenin bozulması ve iklim değişikliklerinin ülkemiz üzerindeki olumsuz etkilerinin araştırılarak uğrayacağımız muhtemel felaketlere önceden ne gibi tedbirlerin alınması lazım geldiği hususunda Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 üncü ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

Musa Uzunkaya (Samsun)

Zeki Karabayır (Kars)

Latif Öztek (Samsun)

Ekrem Erdem (İstanbul)

Tevhit Karakaya (Erzincan)

Cafer Güneş (Kırşehir)

Abdulkadir Öncel (Şanlıurfa)

Abdullah Örnek (Yozgat)

Mehmet Salih Katırcıoğlu (Niğde)

Fethi Acar (Kastamonu)

İsmail Coşar (Çankırı)

Mustafa Ünaldı (Konya)

Memduh Büyükkılıç (Kayseri)

Feti Görür (Bolu)

Hüseyin Arı (Konya)

Hanifi Demirkol (Eskişehir)

Abdullah Arslan (Tokat)

Zülfikar Gazi (Çorum)

Hasan Dikici (Kahramanmaraş)

Lütfü Esengün (Erzurum)

Abdüllatif Şener (Sıvas)

Ahmet Feyzi İnceöz (Tokat)

Kemalettin Göktaş (Trabzon)

Ersönmez Yarbay (Ankara)

Mehmet Bedri İncetahtacı (Gaziantep)

İsmail İlhan Sungur (Trabzon)

Gerekçe:

Küresel sıcaklık artışıyla kendini gösteren ve "sera etkisi" olarak adlandırılan tehlike, Antartika Kıtası üzerinde bulunan ve giderek artan ozon tabakasındaki incelme ve bunlara bağlı olarak iklimde görülen değişim, asit yağmurları, çölleşen verimli tarım alanları, zehirli hava ve sular, azalan ve yok olan hayvan ve bitki türleri, tüm yeryüzünü, doğrudan ya da dolaylı olarak, ama, mutlaka etkilemekte, eko sistemi ciddî bir biçimde tehdit etmektedir.

Küresel iklim değişikliklerinin somut ekolojik sonuçları, tarım ve orman alanlarının giderek yok olması, step ve çöllerin artması, deniz suyunun yükselmesi, sel felaketlerinin çoğalması gibi, yeryüzündeki yaşamı ciddî biçimde tehdit eden tehlikelerle kendini göstermektedir.

Son zamanlarda, başta Batı Karadeniz Bölgesi olmak üzere, ülkemizde yaşanan sel felaketleri, bu gibi felaketlere ne kadar hazırlıksız olduğumuzu apaçık ortaya koymuştur. Batı Karadeniz Bölgemizin uğradığı bu felaket, bir gerçeği tekrar gözler önüne sermiştir. Altyapı yetersizliği bu tip afetlerin etkilerini artırmakta, uğranan zararların boyutunu kat kat büyütmektedir. Eğer -yaklaşık 15-20 trilyon lira tutarında olan- bölgedeki dere ve ırmak yatakları ıslah edilebilseydi, 300 trilyonluk bir faturayla karşı karşıya kalmayabilirdik. Yine, bu gibi yağmurlardan sonra yaşanan ve en son 1988 yılının 24 Haziranında, Trabzon'un Maçka İlçesinin Çatak Mevkiinde 46 kişinin ölümüyle sonuçlanan heyelanı asla unutmamalıyız.

Yine unutmamalıyız ki, yeryüzünde hiçbir ülke, çevre zararlarının kendi sınırları içinde kaldığını ve diğer ülkeleri etkilemediğini savunamaz. Aynı biçimde, dünyanın bir başka ucunda da olsa, ortaya çıkan kimi çevre sorunlarından kendisini uzak tuttuğunu ya da tutabileceğini savunamaz. Belki de bu nedenledir ki, son yıllarda, çeşitli antlaşmalarla, çevre sorunlarının önlenmesine yönelik çabalarını artırmışlardır. Ülkemizde ise, devlet politikası haline dönüşmüş ciddî bir çevre politikası oluşturulmadığı için, bu gibi antlaşmalara taraf olup olmama yönünde bile bir kararsızlık yaşanmaktadır. Nitekim, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde yer alan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Çevre ve Dışişleri Komisyonları raporlarının gerekçesi, bu kararsızlığı açıkça sergilemektedir.

O halde, Yüce Meclisimiz tarafından yapılması lazım gelen çevre sorunları, ekolojik dengenin bozulması ve iklim değişikliklerinin ülkemiz üzerindeki olumsuz etkilerini araştırarak, uğrayacağımız muhtemel felaketlere önceden ne gibi tedbirlerin alınması lazım geldiği hususunu en ince ayrıntısına kadar ortaya koymaktır. Böylece, oluşturulacak ve devlet politikası haline gelecek olan bir politika, ülkemizi, hem uluslararası alanda hem de içte oldukça rahatlatacak, bu gibi felaketler sonrası uğrayacağımız zararların boyutunu da azaltacaktır.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusunda yapılacak öngörüşmeler sırasında bu husus karara bağlanacaktır.

Diğer araştırma önergesini okutuyorum:

4. – Konya Milletvekili Veysel Candan ve 24 arkadaşının, TBMM’ye bağlı saray, köşk ve kasırlardaki tamirat-tadilat işlerinde usulsüzlük ve yolsuzluk yapıldığı iddialarının araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/272)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Bilindiği üzere, TBMM Genel Kurul salonunda yapıldığı iddia edilen usulsüzlük ve yolsuzlukla ilgili kurulan komisyon çalışmalarında, TBMM Vakfının da birtakım usulsüzlüklere karıştığı gündeme gelmiştir. Komisyonca görevlendirilen Maliye Bakanlığı görevlileri tarafından yapılan incelemede, ihalesiz alım, sahte fatura ve fazla ödemeler gündeme gelmiştir. Bu sebeple, Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 üncü maddesi gereğince bir Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ve teklif ederiz. 24.6.1998

Veysel Candan (Konya)

Kahraman Emmioğlu (Gaziantep)

Mehmet Bedri İncetahtacı (Gaziantep)

Mehmet Altan Karapaşaoğlu (Bursa)

Süleyman Metin Kalkan (Hatay)

Mustafa Ünaldı (Konya)

Ahmet Dökülmez (Kahramanmaraş)

Mikail Korkmaz (Kırıkkale)

Ramazan Yenidede (Denizli)

Cevat Ayhan (Sakarya)

İsmail Coşar (Çankırı)

Saffet Benli (İçel)

Mustafa Baş (İstanbul)

Mustafa Kemal Ateş (Kilis)

Şaban Şevli (Van)

Ömer Faruk Ekinci (Ankara)

Hüseyin Arı (Konya)

Abdullah Örnek (Yozgat)

Yaşar Canbay (Malatya)

Latif Öztek (Samsun)

Osman Pepe (Kocaeli)

Nurettin Aktaş (Gaziantep)

Sıtkı Cengil (Adana)

Ahmet Çelik (Adıyaman)

Abdüllatif Şener (Sıvas)

Gerekçe:

TBMM Millî Saraylar Daire Başkanlığına bağlı saray, köşk ve kasırlardaki tadilat ve tamirat çalışmaları ile yapılan ihaleler, personel, envanter ve idarî yapılanma konusunda Maliye Bakanlığı gelirler kontrolörlerince yapılan incelemeler sonucunda;

Satın alınan malzemelerin genellikle aynı yerlerden ve piyasa fiyatından daha yüksek fiyatlarla alındığı, alım yapılan birtakım firmaların sarayda çalışan bazı personelin yakınları olduğu,

1996 yılında yapılan kereste alım sözleşmesinde açık olarak belirtilen ve kerestelerin TSE standartlarına uygun olup olmadığının tespiti için katılımı şart koşulan uzmanın katılımı sağlanmadan, malların kabulünün yapıldığı ve teslim alındığı, Hamle Ağaç Mamülleri San. AŞ'den alınan bu kerestelerin 3 üncü sınıf olduğu ve yeterli kalitede olmadığının tespit edildiği,

41 992 425 000 TL bedelle Bilgin Turizme verilen servis ihalesinde de komisyon üyeleriyle firmalar arasında bağlantı olduğu, verilen fiyatların piyasa fiyatlarının çok üzerinde olduğu,

6 311 200 000 TL bedelle Erbe Teknik Müşavirlik Danışmanlık Mak. San. Tic. Ltd. Şti. firmasına ihale edilen Dolmabahçe Sarayı havalandırma kanallarının temizlenmesi işi, herhangi bir bilim kurulu kararı veya uzman görüşü olmaksızın, gaz birikimi oranının tehlikeli boyutta olduğu gerekçesiyle 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 81/9 maddesine göre "can ve mal kaybı tehlikesi nedeniyle acele olarak gerçekleştirilmesi gereken yapım ve onarım işleri" kapsamında Emanet Komisyonu vasıtasıyla yaptırıldığı,

Ayrıca, ihale edilen bu işin, 16.9.1996 tarihinde bitirilmesi gerekirken, bu tarihten sonra 4 adet ilave keşif yapıldığı, bitim tarihinin de 15.3.1997'ye uzatıldığı, buna gerekçe olarak da ortaya çıkan yeni kanalların gösterildiği ve bunun sonucunda da adı geçen firmaya 21 198 683 679 TL ödendiği; halbuki, başta doğru tespit ve sağlıklı bir fizibiliteyle maliyet yarıya indirilebilirdi; dolayısıyla, idarenin zarara uğratıldığı,

Bu işte, Erbe Firması, kanuna aykırı olmasına rağmen, birçok taşeron firma kullandığı ve kendisini müteahhit firma konumuna yükselttiği, söz konusu firma, kanal temizliği işi için zarar beyanında bulunduğu, kullandığı taşeronların bağlı bulundukları vergi daireleri nezdinde incelendiği ve her üçünün de düzenledikleri faturaların sahte olduğu,

Firmanın, bütün nakliye işçiliğini ve akaryakıt bedellerini almasına rağmen, Başkanlığa ait kamyon ve şoförlerin bu işte kullanıldığı,

Kanal temizliği ihalesinde kanunî prosedürlere uyulmadığı, devlet, vergi geliri açısından zarara uğratıldığı, ihaleyi alan firmaya belli konularda çıkar sağlandığı,

2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 81 inci maddesi uyarınca Emanet Komisyonunca alınacak malların öncelikle bunları imal eden ve yarıdan fazlası devlete ait olan kurumlardan temin edilmesi gerekirken ve ORÜS'ün ihaleye katılacağını bildirmesine rağmen, piyasadan 4 firmadan teklif alınmak suretiyle ihale edildiği,

Ayrıca, ihaleye katılan Ali İhsan Orman Ürünleri Ltd.Şti. Firması ile Fidanlar Orman Ürünleri Firmasının adres ve telefonlarının aynı olduğu ve ayrı firmalarmış gibi gösterildiği,

Geçici İşçi alımında, genel olarak, saray çalışanlarının eş, dost ve akrabaları ile TBMM’den gelen isteklere göre hareket edildiği,

Atölye ve birimlerin bir kısmında gereğinden fazla personel çalıştırıldığı, bir kısmında ise personel ihtiyacı duyulduğu (örnek olarak; müze araştırmacısı olarak 25 kişi çalışıyor görünmesine rağmen, bunların ne iş yaptıkları ve nerede çalıştıklarının bilinmediği) bunun yanı sıra, 20 bin metrekare kapalı alanı olan Dolmabahçe Sarayının bütün temizlik işlerinin, orta yaşın üzerinde 6 tane bayan tarafından yapıldığı,

Sarayın 12-2764 envanter numarasına kayıtlı Zonara'ya ait tablonun 1993 yılından beri kayıp olduğu, saray, köşk ve kasırlarda sağlıklı bir envanter kaydının olmadığı,

Yukarıda sıralanan konuların daha detaylı araştırılabilmesi ve olayların tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılması için bir Meclis araştırması komisyonu kurulmasını arz ederiz. 24.6.1998

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Meclis araştırma önergesi, gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmeler, sırasında yapılacaktır.

Komisyondan istifa önergesi vardır; okutuyorum:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)

2. – Aydın Milletvekili Yüksel Yalova’nın, Anayasa Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/359)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Genel merkezdeki işleriminin fazlaca yoğunlaşması ve diğer Başkanlık Divanı üyelerinin de komisyonlardan aynı gerekçelerle ayrılmış olması sebebiyle Anayasa Komisyonu üyeliğinden istifade ediyorum.

Saygıyla arz ederim.

Yüksel Yalova

Aydın

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Sayın milletvekilleri, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmına geçiyoruz.

V. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI

VE MECLİS ARAŞTIRMASI

A) GÖRÜŞMELER

1. – Hakkında yakalama emri bulunan ve aranan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın saklı bulunduğu yeri bildiğini açıklamasına rağmen yetkili mercilere haber vermediği iddiasıyla Devlet Bakanı EyüpAşık hakkında Genel Kurulun 23.6.1998 tarihli 107 nci Birleşiminde gündeme alınması kabul edilen gensoru görüşmesi (11/16)

BAŞKAN – Hakkında yakalama emri bulunan ve aranan 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın saklı bulunduğu yeri bildiğini açıklamasına rağmen yetkili mercilere haber vermediği iddiasıyla Devlet Bakanı Eyüp Aşık hakkında Anayasanın 99 uncu ve İçtüzüğün 106 ncı maddeleri uyarınca verdikleri Genel Kurulun 23.6.1998 tarihli 107 nci Birleşiminde gündeme alınması kabul edilen (11/16) esas numaralı Gensorunun görüşülmesine başlıyoruz.

Hükümet ?..Hükümet yerini almıştır.

Bildiğiniz üzere, gensoru görüşmeleri, İçtüzüğün 72 nci maddesine göre yapılmaktadır. Buna göre, gruplara, Hükümete ve iki sayın üyeye söz verilmektedir. Grupların ve Hükümetin söz süresi 20'şer dakika, şahısların söz süresi de 10'ar dakikadır.

Şu ana kadar sadece, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Orhan Veli Yıldırım söz istemişlerdir. Öteki gruplar da lütfen, sözcülerini bildirsinler efendim.

Buyurun Sayın Yıldırım,

Söz süreniz 20 dakikadır.(CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ORHAN VELİ YILDIRIM (Tunceli)– Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, Adana İlinde vuku bulan deprem nedeniyle hayatlarını kaybeden yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralılara şifa ve tüm Adanalılara geçmiş olsun diyor ve başsağlığı diliyoruz. Bu vesileyle, Yüce Meclisi şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Doğru Yol Partisi Grubunca, Devlet Bakanı Sayın Eyüp Aşık hakkında, hakkında yakalama emri bulunan "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın yerini bildiği halde, yetkili mercilere bildirmediği iddiasıyla, İçtüzük ve Anayasa gereğince verilen gensorunun, 23.6.1998 tarihli birleşimde gündeme alınması görüşülmüş ve karara bağlanmıştı.

23.6.1998 tarihli birleşimde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşleri, yine, Grup adına, tarafımdan Yüce Genel Kurula sunulmuştu.

23.6.1998 tarihli 107 sayılı birleşimde, Yeşil ve Yeşil'in dahil olduğu çetenin kimlerden emir aldığı, devlet güvenlik güçlerimizle ilişkisinin ne olduğu, bu çetenin teçhizatını ve gelir kaynağını nereden sağladığı, ikametgâhlarının neresi olduğu ve örgütlenme biçimleri konusunda, Yüce Genel Kurulda aydınlanmamız hususunda birtakım sualler sormuştum. Vaktin darlığı nedeniyle, o birleşimde, bahse konu olan, 1950'li yıllardan beri, ülkemizde sık sık dile getirilen ve NATO'ya bağlı tüm ülkelerde mevcudiyetinden bahsedilen ve 1980'li yıllarda, NATO'ya bağlı ülkelerin çoğunda varlığına son verilen "kontrgerilla" adlı örgütün varlığının, var olup olmadığını ve buna bağlı olarak, adı, sıkça faili meçhul cinayetlere karışan, uyuşturucu tacirleriyle bağlantısı olduğu iddia edilen ve içinde yer aldığı belirtilen bazı şahısların mensubu olduğu JİTEM ve yine buna bağlı olarak JİTEM'ciler tarafından kurulduğu iddia edilen Anadolu Halk Hareketi ve onların vurucu kolları olan Türk İntikam Tugayları veya Osmanlı İntikam Tugaylarının araç ve gereçlerinin kimler tarafından temin edildiğini ve yine o konuşmamızda, bu örgütlerin kaldığı devlet kurumlarının var olup olmadığını sormuştuk. Ne yazık ki, ne Hükümet adına bir sayın yetkili bu kürsüden bu sorularımıza yanıt verdi, ne de hakkında gensoru verilen Devlet Bakanı Sayın Aşık bu konularda bir açıklama getirdi.

Sayın milletvekilleri, ben, o oturumda da, konuşmamın son bölümünde, kontrgerilla örgütüne ilişkin olarak dönemin devlet yöneticileri, başbakanları ve siyasî parti genel başkanlarımızın zaman zaman söyledikleri bazı sözlerini dile getirmiştim ve Demokratik Sol Parti Genel Başkanının 1977 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanıyken Giresun'da yapmış olduğu bir konuşmasını anımsatmıştım ve Sayın Ecevit, o zamanki muhalefet lideri, o zamanki Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Ecevit olarak, kontrgerilladan hesap sormanın, kendileri için bir borç olduğunu bildirmişti. Ne yazık ki Sayın Ecevit, 1978 yılında başbakanlığı döneminde "yaptığım araştırmalara göre Türkiye'de, devletçe düzenlenmiş kontrgerilla resmen yoktur. Yani, kontrgerilla, devletin güvenlik kuvvetleri arasında yoktur" diye beyanda bulunuyor.

Aynı lider, yani, Sayın Ecevit, 1992'nin 6 aralığında, DSP Genel Başkanı olarak "ben, böyle bir örgütün varlığını ilk açıklamış bir politikacıyım ve bunun bedeli olarak da, ben ve eşim birkaç suikast girişimiyle karşılaşmıştık; ama, onları göze aldık, almak gerekiyordu. Bugün, bu soruna daha rahatlıkla çözüm getirilebilir; yeter ki, siyasî iradeyi elimizde bulunduralım ve o iradeyi gösterelim" diyor.

Şimdi, ben, bu Yüce Meclisin kürsüsünden, Başbakan Yardımcısı ve Koalisyon Hükümetinin ortağı olan Sayın Ecevit'ten sormak istiyorum: Acaba, şimdi, bu siyasî irade, Başbakan Yardımcısı olarak ve koalisyon ortağı olarak elinizde yok mudur?

Yine, bu örgütle ilgili olarak, dönemin ihtilal konseyi başkanı ve Cumhurbaşkanı Sayın Evren, bir konuşmasında, kendi döneminde, kontrgerilla örgütünün, daha doğrusu, Özel Harp Dairesi mensuplarının, kendi bilgisi dışında bazı olaylarda kullanılmış olabileceğini beyan ediyor.

Yine, anımsarsınız, 18 inci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul tutanakları araştırıldığında, dönemin Başbakanı rahmetli Turgut Özal, kontrgerillayla ilgili olarak, bu örgüt mensuplarının, yurt dışında büyükelçilerimize karşı suikast girişiminde bulunan ASALA örgütüne karşı ve doğu ve güneydoğuda da, yer yer PKK'ya karşı kullanıldığından bahsetmektedir.

Değerli milletvekilleri, 23.6.1998 tarihli birleşimde kamuoyunun ve Yüce Meclisin üyelerinin beklentisi, Hükümetin sözcüsü konumunda zaman zaman çetelerle ilgili beyanat veren Sayın Aşık'ın, gerek bir bir tetikçisi, sadece bir üyesi olduğu bilinen; ama, her ne hikmetse, şimdi, sanki, bütün faili meçhul cinayetlerin, bütün olup bitenlerin sorumlusuymuş gibi gösterilen Yeşil hakkında bilgi vermesiydi; ama, gerek tutanakları inceledim ve gerekse buradaki konuşmasını pürdikkat dinledim, Sayın Aşık, Yeşil’le ilgili bir tek kelime söz etmiyor. Sayın Aşık, konuşmasının sadece bir yerinde, Yeşil'in 1991 tarihinde, Tunceli'nin Ovacık ve Nazımiye ilçelerindeki eylemlerinden dolayı, İnsan Hakları Komisyonu Başkanı olarak yazdığı müzekkereler ve Komisyon Başkanı olarak gösterdiği faaliyetlerden bahsediyor. Bunun dışında, Yeşil’le ilgili herhangi bir beyanda bulunmuyor; âdeta, çetelerin ve çetelerin tetikçisi durumunda olan Yeşil'in üstünü örtmeye çalışmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Sayın Aşık, Tunceli ve ilçelerinde birçok yurttaşımıza işkence ve kötü muamelede bulunan Yeşil hakkında yazılan o müzekkereye, Komisyon Başkanı olarak imza atmamıştır. Huzurunuzda, Yüce Meclis Genel Kuruluna gösteriyorum, o tarihte, mahalline giderek, kendisine işkence yapılan vatandaşların ifadelerini, bizzat kendim Tunceli milletvekili olarak ve noter kanalıyla tespit ettiğim tutanakları da iliştirmek suretiyle, Sayın Aşık'ın izinde bulunduğu bir tarihte, Komisyon Başkanvekili olarak, ben, Olağanüstü Hal Bölge Valiliğine, Tunceli Valiliğine, İl Jandarma Alay Komutanlığına ve Tunceli Cumhuriyet Savcılığına "Sakallı kod adlı şahsın efrada suimuamele yaptığı iddia edilmektedir. Konunun tetkiki ile gereğinin teemmülünü ve sonuçtan bilgi verilmesini rica ederim. Orhan Veli Yıldırım Tunceli Milletvekili İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili" olarak bizzat tarafımdan bu müzekkere yazılmış ve bu müzekkereye Olağanüstü Hal Bölge Valiliğince verilen cevapta "Sakallı” kod adlı şahsın jandarmada haber alma elemanı olarak kullanıldığı ve 25 Nisan 1991 tarihinde bu görevine son verilerek, il hudutları dışına çıkarıldığı belirtilmektedir.

Sayın Aşık, 18 inci Dönemden beri -ayrı partilerde de olsak- bu çatı altında birlikte politika yaptığımız, çok sevdiğim bir arkadaşımızdır.

Değerli milletvekilleri, kamuoyunun Yüce Meclisten beklentisi, 55 inci Hükümetin çeteler konusunda bu kürsüden kontrgerilla, JİTEM, Anadolu Halk Hareketi Cephesi ve ona bağlı vurucu tim TİT ve OTİT ile ilgili geniş bilgi vermesi yönünde idi. Sayın Aşık, tetikçi durumda olan Yeşil'in yerini, nerede olduğunu gerçekten bilmekte midir? Çünkü, kamuoyu bu yönde son derece hassas ve duyarlıdır. Yeşil'in, sağlıklı olarak yargı organları önüne çıkarıldığı takdirde, bu çeteler konusunda onlara emir veren ve onların sağladığı rantlardan pay alan var ise, devlet kademelerindeki şahısların isimlerini vereceğini çok iyi bilmektedir. Eğer, Sayın Aşık'ın, gerçekten Yeşil’le ilgili bağlantısı yok idiyse, bu kürsüden, onu bir politika konusu olarak söylediğini belirtip bu konuda Yüce Meclisten ve halkımızdan özür dilemesi gerekirdi.

Sayın milletvekilleri, kanaatimce, Sayın Aşık, Hükümetin yetkili bakanları ve Sayın Başbakan, Yeşil ve diğer çete mensuplarının yerlerini ve ilişkilerini bilmektedir; ancak, çeteler ve Susurluk vakası tam olarak ortaya çıktığında analarının Doğru Yol Partisi, babasının ANAP olduğu ortaya çıkacağı için, üstünü sürekli örtmeye çalışmaktadırlar. Yüce milletimiz, Doğru Yol Partisi ile Anavatan Partisi sözcülerinin, geçen oturumda, birbirlerine çetelerle ne kadar iç içe olduklarına dair itiraflarını bu kürsüden ibretle izlemiştir. Halkımız, bu oturumdan sonra, merkez sağ partilerin gırtlağına kadar çetelere bulaştığını ve bunların, bu çeteleri yargı önüne çıkaracağına dair, onlar hakkındaki umutlarının tümünü yitirmiştir. Halkımız, bir dönemler "bana, milliyetçiler suç işliyor dedirtemezsiniz" diyen birilerinin de bu çetelerin dedesi olduğunu açıkça bilmektedir.

Saygıdeğer milletvekilleri, hatırlarsınız, Anavatan Partisi Genel Başkanı merhum Turgut Özal "bundan böyle askerî ihtilalleri önlemenin yolu, ordu karşısında güçlü bir Emniyet Teşkilatını oluşturmak ve gerektiğinde ihtilalleri önceden haber verecek kuvvetli bir istihbarat ağını oluşturmaktır" diye gerekçe ileri sürmüştü. Bu düşünceden dolayıdır ki, özellikle 1980'li yıllardan sonra, Emniyet Teşkilatı orduyla yarışır bir silahlanmaya girişmiştir; hatta, zaman zaman, Silahlı Kuvvetlerde ne olup bittiğini tespit amacıyla, istihbarat elemanlarının da kullanıldığı, bazı vakalarla ortaya çıkmıştır. Bu düşünceden kaynaklanan etkileşim, güvenlik birimleri arasında üstünlük kazanma yarışına dönüşmüş, koordinede kopukluk yaratmıştır.

Nitekim, Anavatan Partisi sözcüsü, geçen oturumda "Doğru Yol Partisinin, son zamanlarda güvenlik birimleri arasında koordinasyon sağlanmasından rahatsız olduğu için, bu koordineyi bozma amacına yönelik olarak bu gensoru önergesini verdiğini" bu kürsüden beyan etmiştir.

Sayın milletvekilleri, Doğru Yol Partisinin, gerçekten çeteleri ortaya çıkarmakta samimiyse, önce etrafına ve yanındakilere dikkat etmesi lazımdır. Görülen o ki, merkez sağ partilerin bu çetelere bulaşmamış olanı yoktur. Bu çetelerin elebaşıları, siyasal iktidarı elinde bulunduranlardan güç aldıklarını sürekli söylemektedirler. Sağ iktidarların bu olayların içinde oldukları gün gibi ortadadır. Bu olayların içinde olanların, kendilerini yargı önüne çıkarmaları doğanın kanununa aykırıdır.

Bu kürsüden, yüce halkımıza bir çağrıda bulunmak istiyorum: Ülkede çetelerin yargı önüne çıkarılması için, demokratik cumhuriyetimizin çağdaş dünyadaki yerini alabilmesi için, sosyaldemokrat düşüncenin mutlak surette iktidar olması gerekmektedir. Çare, önümüzdeki seçimlerde, sosyal demokratların tek organize gücü olan Cumhuriyet Halk Partisini tek başına iktidar yapmaktır. Bu çeteleri, hangi mevki ve makamda olurlarsa olsunlar, yargı önüne çıkarmak, tek başına iktidara gelecek olan Cumhuriyet Halk Partisinin andı olmalıdır.

Denenmiş elli yıllık sağ iktidarları tekrar denerseniz, bakın neler olacak:

Yüzlerce faili meçhul cinayet işlemiş uyuşturucu ve silah kaçakçıları, ellerini kollarını sallayarak gezecekler ve hükümet başkanı tarafından kahraman ilan edileceklerdir.

Sizin tatlı yediremediğiniz evlatlarınız, hayatında tatlı bulamayan çocuklarınız, açlık nedeniyle, üç dilim baklava yedi diye "baklava yiyenler çetesi" kapsamında görülecek ve onlarca seneye mahkûm edilmeye devam edilecektir.

Bir dönem, komünizm tehlikesi ileri sürülerek, işçilerin ve kamuda çalışanların sendikal hakları nasıl gasp edildiyse, hakkını savunanlar nasıl sürgün edildiyse, bu kez, bölücülük teranelerinin arkasına saklanılarak, yazarlar, çizerler ve aydınlarımız cezaevlerine atılmaya devam edilecektir.

Yüce halkımız, önümüzdeki seçimlerde, birbirinden farkı olmayan merkez sağ partileri tekrar iktidara getirmeyi denerse, devlet hazinesini talan eden Civanlar, Edesler, papatyalar trilyonlarca lira çalıp yurt dışında saltanat sürerlerken, enflasyonun yüzde 100 göründüğü bir ortamda, memura, dula, yetime yüzde 20 zam reva görülmeye devam edilecektir.

Bu ülkede, başbakanlar, şaibeli mal varlığının hesabını vermemeye devam edeceklerdir.

Uluslararası mafya bağlantılı uyuşturucu taciri ve çetelerin finans kaynağı olan Ömer Lütfi Topal'ın trilyonlarca liralık servetinin hesabını sormayan bu sağ partileri tekrar iktidara taşırsanız, demokratik cumhuriyetin kalbi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığındaki yolsuzlukların önüne geçemezsiniz.

Bu çeteler, sıkıştıklarında, kahraman Silahlı Kuvvetlerimizin arkasına sığınmaya çalışıyorlar. Hiçbir suçlunun, gözbebeğimiz kahraman Silahlı Kuvvetlerimizi kişisel zaaflarına alet etmesine, sosyal demokrat Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında asla izin verilemez, göz yumulamaz.

Sosyal demokrat Cumhuriyet Halk Partisi İktidarında, hiçbir yolsuzluğa karışmamış, canları pahasına halkın mal ve can güvenliğini sağlayan emniyet mensuplarımızın daima yanında ve arkasında olacağız. Kişisel veya örgütlü olarak, demokratik cumhuriyetimizi kemiren, Mustafa Kemal Atatürk ilke ve devrimleri dışındaki sapık ideolojilerin güvenlik birimlerimiz içinde yuvalanmasına veya onların verdiği yetkileri bu yönde kullanmasına izin vermeyeceğiz.

Cumhuriyet Halk Partisi tek başına iktidar olduğunda, ülkede, ne çeteler ne bölücüler olacaktır; ne şehit analarının gözyaşı olacak ne de kayıp anaları olacaktır.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Susurluk'la patlak veren çetelerin ve sorumluların tespiti yönünde, arkadaşlarımla, bir Meclis soruşturması önergesi hazırlamaya çalışacağız. Meclis olarak, soruşturma önergemizi destekleyeceğinizi umuyoruz.

Sözlerimi, Hazreti Muhammed'in bir sözüyle bağlamak istiyorum: "Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan uluslar, çökmek zorundadırlar."

Değerli milletvekilleri, bütün bu düşüncelerimizi aktarıyoruz. Elbette ki biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak -değerli bir sözcünün, bu kürsüde söylediği gibi- hiçbir işe karışmamış, hiçbir şaibeye bulaşmamış, hiçbir faili meçhul cinayet işlemenin üzerinde izi bulunmayan emniyet kuvvetlerimizi, elbette ki, bağrımıza basarız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, size, eksüre veriyorum.

Buyurun efendim, tamamlayın konuşmanızı.

ORHAN VELİ YILDIRIM (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ama, hiç kimse, bu kürsüde, kendi marifetiymiş gibi, meşru hukuk nizamı dışında, meşru Ceza İnfaz Kanunu dışında, meşru yasalar dışında insanları yargılama hakkını kendinde görmemelidir. Hiç kimse, meşru güvenlik güçlerinin ötesinde, suçluluk içinde olan, mahkûm edilmiş, dağda eşkiyalık yapmış kişilerden oluşan bir güç oluşturma gücünü kendisinde bulmamalıdır. Bunları yapanların, elbette ki biz, karşısında olacağız. Biz, hukuk devleti ilkelerini benimsemiş, Türkiye Cumhuriyetinin meşru güvenlik güçlerinin yanında olacağız, onların gözbebeği olan silahlı kuvvetlerin yanında olacağız. Nitekim, Yüksek Askerî Şûranın, kendi bünyesinde, Atatürk ilke ve devrimleri dışında, birtakım ideolojilerden yana olanları zaman zaman tasfiye etmesini, biz, şükranla karşılıyoruz.

Ülkemizin, birlik, beraberlik, kardeşlik havası içinde, yeşil bir çevre, sanayileşmiş bir ülke olacağı umuduyla Yüce Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.

Yalnız, gensoruyu destekleyecek misiniz, desteklemeyecek misiniz? Şimdi, Bakan hakkında çok laflar söylediniz...

NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, sizin soracağınız soru değil...

BAŞKAN – Niye?.. Benim soracağım...

NİHAT MATKAP (Hatay) – O, sizin ilgi alanınızda değil, sizin dışınızda.

HAYDAR OYMAK (Amasya) – Saygılı ol.

BAŞKAN – Efendim, grup sözcüsü buraya niye çıkar?..

NİHAT MATKAP (Hatay) – Siz karışamazsınız.

BAŞKAN – Efendim...

ORHAN VELİ YILDIRIM (Tunceli) – Sayın Başkan, mikrofonu açar mısınız?

BAŞKAN – Hayır... Yok... Tamam... Bitirdiniz. (CHP sıralarından gürültüler)

NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, o sizi hiç ilgilendirmez.

ORHAN VELİ YILDIRIM (Tunceli) – Bizim de, size soru sorma hakkımız var.

BAŞKAN – Peki, vereyim de, size. şunu...

ORHAN VELİ YILDIRIM (Tunceli) – Hayır... Mikrofonu açarsanız...

BAŞKAN – Açtım, açtım.

Yani, dedim ki, düşüncenizi söylediniz de, oyunuzun rengini söylemediniz. (CHP ve ANAP sıralarından gürültüler)

ORHAN VELİ YILDIRIM (Tunceli) – Sayın Genç, siz, şu yüce çatının altında Meclis Başkanını temsil ediyorsunuz -ben, Meclis Başkanlık Divanına yakıştırmıyorum; ama- siz, bir kahvede, köy kıraathanesinde konuşmuyorsunuz; siz, tarafsızlığınızı ihlal etmemelisiniz; siz, tarafsızca bu kürsüyü yönetmek zorundasınız. (CHP sıralarından alkışlar)

Saygılar sunarım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, tabiî, biz, Başkanlık Divanı...

Buyurun Sayın Yıldırım, teşekkür ederim efendim konuşmanıza.

Şimdi, buraya gelen grup sözcüleri, grubunun oyunun rengini söylemek durumunda. (CHP sıralarından gürültüler)

ALİ RIZA BODUR (İzmir) – İçtüzükte var mı yahu?.. Bırakın...

NİHAT MATKAP (Hatay) – Hayır, yok öyle bir şey.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Hayır, hayır, yok öyle bir şey.

BAŞKAN – Hayır efendim, olur mu?.. Ya Grubumuz bunu destekleyecek diyecek, ya desteklemeyecek... (CHP sıralarından gürültüler)

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Hayır, öyle bir şey yok.

BAŞKAN – Efendim, var

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sadece konuşur ve fikrini söyler.

BAŞKAN – Efendim, bu kadar itiraz etmenize gerek yok.

NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, sizi ilgilendirmez o konu.

BAŞKAN – Sayın arkadaşımız "Sayın Bakan, çetelerin üstünü örtüyor.”, “Bu Bakan, bu çetelerin yerlerini biliyor, söylemiyor" dedi. Önerge öyle verilmiş, ondan sonra da oyunun rengini belirtmedi.

NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, sizin ilgi alanınızda değil.

BAŞKAN – Tamam efendim...

NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, sizin ilgi alanınızda değil. Siz, o konuya giremezsiniz.

BAŞKAN – Benim yönetim anlayışım bu.

NİHAT MATKAP (Hatay) – Hayır efendim, yönetim anlayışıyla ilgisi yok, sizi ilgilendirmez o konu.

BAŞKAN – Buraya çıkan insanlar fikirlerini açıkça söyledikleri gibi, oylarının rengini de belirtecekler. (CHP sıralarından gürültüler)

ALİ RIZA BODUR (İzmir) – İçtüzükte böyle bir şey yok.

BAŞKAN – Efendim, İçtüzüğün ne olduğunu ben sizden çok daha iyi biliyorum. Gelin... Size kurs verebilirim. (CHP sıralarından gürültüler)

Sayın Ülkü Güney, buyurun.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan, eğer, buraya çıkan her sözcü, sonuçta Grubunun kararını da açıklayacak olursa, o zaman, İçtüzükteki 24 saat bekleme hükmünün bir anlamı olmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Nasıl olmaz?..

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Şu konuşmalardan sonra, milletvekilleri, vicdanlarına danışarak...

BAŞKAN – O, soruşturmada var; gensoru, politik bir düşünce, bir denetimdir.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Hayır efendim, buna siz karışamazsınız...

BAŞKAN – Olur mu efendim...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Gensoru nedir, niçin bir gün bekliyoruz?..

BAŞKAN – Her denetimin kendine özgü bir felsefesi ve getiriliş amacı var. Gensoru, siyasî bir denetim aracıdır. Siyasî denetim aracında, grup sözcüsü, burada, kendi grubunun inancını ve oyunu belirtecek.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sizin bunu sormaya hakkınız yok.

BAŞKAN – Neyse efendim, tartışmıyorum bunu sizinle.

NİHAT MATKAP (Hatay) – Bu, sizi ilgilendiren bir konu değil.

BAŞKAN – Beni ilgilendirir, ilgilendirir...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Hayır efendim, buna siz karışamazsınız.

VI. — SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. — Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya’nın, Tunceli Milletvekili Orhan Veli Yıldırım’ın Gruplarına sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Grup sözcülerinden başka söz isteyen yoksa...

Sayın Gözlükaya, buyurun.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın konuşmacının sözleriyle ilgili bir iki şey söylemem lazım.

BAŞKAN – Sataşmadan dolayı söz mü istiyorsunuz?

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Evet, Doğru Yol Partisine birtakım sataşmalarda bulunulmuştur.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Ne gerekçeyle?..

BAŞKAN – Evet, zaten bütün merkez sağ partilerine sataşıldı; yani, işte, bunlar... Bilmiyorum artık...

NİHAT MATKAP (Hatay) – Size dokundu mu Sayın Başkan?..

BAŞKAN – Burada, arkadaşımız, açıkça, dedi ki: "Merkez sağ partiler de bu çetelerle birlikte hareket ediyorlar." Yani, söyledi... Getirir tutanakları...

Değerli arkadaşlarım, ben, burada...

OYA ARASLI (İçel) – Sayın Başkan, siz taraf mısınız?

BAŞKAN – Efendim, arkadaşımız, sataşmadan dolayı söz istiyor. Arkadaşımız da, Sayın Grup Sözcünüz de, aynen "merkez sağ partilerin hepsi de bu çetelere bulaşmış vaziyettedir" dedi. Yani, şimdi, siz, eğer, bunda sataşma bulmuyorsanız, sizin anlayışınız; ama, benim anlayışımda, bu, merkez sağdaki bütün partilere sataşmadır, söz isteyene veririm.

Buyurun Sayın Gözlükaya.

OYA ARASLI (İçel) – Sayın Başkan, siz taraf mısınız?

BAŞKAN – Ben Meclisi yönetiyorum. Sizin tarafsızlık anlayışınızı ben anlamıyorum. Yani, Meclis Başkanlığı kürsüsüne oturan adamın ağzına fermuar takacaksak, o zaman, buraya, sağır, konuşmayan bir adam getirelim, aletle idare eder efendim.

OYA ARASLI (İçel) – Yani, bırakın da, itiraz edecek olan itiraz etsin.

NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, siz, bu yaklaşımınızla arkadaşları tahrik ediyorsunuz gibi bir algılama söz konusu.

BAŞKAN – Tamam efendim, arkadaşımız söz istedi...

NİHAT MATKAP (Hatay) – Siz, sanki, arkadaşları tahrik ediyorsunuz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yahu, ben niye tahrik edeyim; herkesin aklı var, izanı var, sağduyusu var. Ben niye başkalarını tahrik edeyim; arkadaşlarım burada dinliyorlar.

NİHAT MATKAP (Hatay) – Arkadaşların takdirine bırakacaksınız. Yani, bu merkez sağ bir partide siyaset yapıyorsunuz diye mi oluyor?

BAŞKAN – Sayın Matkap, Sayın Gözlükaya benden söz istedi...

NİHAT MATKAP (Hatay) – Tabiî, buyursun.

BAŞKAN – Sataşmadan dolayı söz istedi, sizin arkadaşınız "taraflısınız" diyor.

Sayın Gözlükaya, hangi konuda söz istiyorsunuz?

NİHAT MATKAP (Hatay) – Siz öğrettiniz zaten Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sataşma konusunu bilmem lazım ki söz vereyim.

NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, siz öğrettiniz.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – "Ülkeyi merkez sağ talan etmiştir" anlamında bir söz söylemiştir; bir...

ALİ RIZA BODUR (İzmir) – Zaten orada DYP'nin sözcülüğünü yapıyorsunuz, Sayın Gözlükaya'ya gerek yok.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – "Doğru Yol Partisi, bu çeteleri korumuştur, çetelerin içindedir ve içinde insanları vardır" diye söylemiştir; iki.

BAŞKAN – Peki efendim, bunları sataşma olarak kabul ediyorum ve yalnız, yeni bir sataşmaya meydan vermemek üzere, size, 5 dakika süre veriyorum.

Buyurun.

ALİ RIZA BODUR (İzmir) – Bak, bak... Kargalar güler...

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce konuşan Sayın Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsü, öncelikle, merkez sağın ülkeyi talan ettiği şeklinde bir görüş beyan etmişlerdir ki, Doğru Yol Partisinin bu görüşe katılması mümkün değildir. Doğru Yol Partisi merkez sağdan, milliyetçi bir partidir; uzun yıllardan beri Türkiye'ye hizmet veren ve ülkeyi bir bütün kabul ederek hizmetini devam ettiren bir anlayıştadır. Bu bakımdan, sayın sözcünün görüşlerine katılmıyoruz. Doğru Yol Partisine mensup olan, merkez sağ düşüncedeki bir partinin mensubu olan hiç kimse -ne Adalet Partisi döneminde ne de bugün- hapishanede değildir; ama, Ergun Göknel, bugün hapishanede yatmaktadır. Takdiri Yüce Meclise bırakıyorum.

Değerli arkadaşlarım, sayın sözcü "Doğru Yol Partisi bu çeteleri korumaktadır, çetelerin içindedir; bu bakımdan, Yeşil hakkında söz söylemeye hakları yoktur" anlamında, anlamsız sözler söylemiştir. Bir kere, Doğru Yol Partisinin, ülkenin bölünmez bütünlüğü için PKK'yla olan mücadelesini yanlış anlayan arkadaşlarımızın var olduğunu iddia ediyorum.

Doğru Yol Partisinde, hiç kimse mafyayı korumuş değildir, çetelerle ilgisi yoktur. Bu, geniş olarak, geçen günkü birleşimde dile getirildi. Orada, Doğru Yol Partisinin mensuplarıyla ilgili olarak kimin elinde ne varsa ortaya çıkarması lazım geldiğini ifade ettik.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisiyle -eski adı SHP- dört yıl iktidar olduk. Dört yıllık iktidarımız döneminde birlikte mi koruduk çeteleri?! (DYP, FP ve ANAP sıralarından alkışlar) Bunu nereden çıkarıyorsunuz?! Var mıydı öyle bir şey?!

O bakımdan, buraya çıkan arkadaşlarımızın, biraz, memleketin ve siyasetin itibarına dikkat etmeleri lazımdır, geçmişi unutmamaları lazımdır.

Doğru Yol Partisi, hiçbir zaman çeteleri koruyan bir anlayışta değildir. Bunu herkesin bilmesi lazım; başka türlü bilen varsa, bunu da ortaya sürmesi lazım.

Ayrıca, Yeşil'den rahatsız olduklarına dair birtakım noter tespitleri yapanların "Yeşil'i bulun" dediğimiz gensoru önergesinde salonu terk etmemeleri lazım. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim efendim.

V. — GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE

MECLİS ARAŞTIRMASI (Devam)

A) GÖRÜŞMELER (Devam)

1. – Hakkında yakalama emri bulunan ve aranan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın saklı bulunduğu yeri bildiğini açıklamasına rağmen yetkili mercilere haber vermediği iddiasıyla Devlet Bakanı EyüpAşık hakkında Genel Kurulun 23.6.1998 tarihli 107 nci Birleşiminde gündeme alınması kabul edilen gensoru görüşmesi (11/16) (Devam)

BAŞKAN – Fazilet Partisi Grubu adına, Sayın Ömer Vehbi Hatipoğlu; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

Süreniz 20 dakikadır.

FP GRUBU ADINA ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Devlet Bakanı Sayın Eyüp Aşık hakkında verilen gensoruyla ilgili, Fazilet Partisinin görüşlerini arz etmek için huzurlarınıza gelmiş bulunuyorum; Yüce Heyetinizi şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, şahsım ve Fazilet Partisi Grubu adına, Adana'da meydana gelen deprem felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Cenabı Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün, burada, Devlet Bakanı Sayın Eyüp Aşık hakkında verilen gensoru önergesini tartışıyoruz. Bu tartışmamızın nedeni ise açıktır. Sayın Devlet Bakanı Eyüp Aşık, hakkında yakalama emri bulunan, faili meçhul cinayetlerden, hatta, en son olarak da, İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Akın Birdal'ın öldürülmesini azmettirmeye kadar giden birçok suçtan dolayı aranan "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın saklı olduğu yeri bildiğini açıklamış; fakat, yetkili mercilere haber ve bilgi vermemiştir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Susurluk olayı gündeme geldiğinden bu yana, genellikle, olayın hep magazinel ve polisiye tarafıyla meşgul olduk. Kimi siyasetçilerin veya asker ve sivil bürokratların olaylarla ilişkisi önplana çıkarıldı. Siyasî partiler birbirlerini suçlarken, bu çete bağlantısını hep önplanda tuttular. Bir siyasî partinin lideri, kamyon kazasından iktidar çıkarma hevesine kapıldı. Siyasî rant uğruna, Türkiyemizi bir kanser mikrobu gibi içten içe çökerten, devletin müesseselerinin işgaline kadar uzanan çete felsefesi bir kenara itildi, işin özü unutularak tetikçiler önplana çıkarıldı. Tetikçilerin eylemleri ve hayat hikâyeleri, gazetelerdeki pehlivan tefrikalarına dönüştürüldü. Kısacası, olayın özüne inilmedi; doğru teşhis için kafa yormak istemeyen siyasetçiler, işin kolayına gittiler.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; öncelikle “devlet” sözcüğünün, böyle “çete”, “cinayet”, “mafya”, “uyuşturucu” gibi sözcüklerle birlikte anılması son derece tehlikelidir; ama, maalesef, ortada bir de gerçek vardır. Eğer, devletin kimi kurumları, çetelerin cirit attığı kanunsuzluğun şemsiyesi haline dönüştürülebilmişse, bunun sorumlusu, devleti yönetme anlayışımız ve bizim devlete yüklediğimiz yanlış fonksiyonlardır; çünkü, biz, devleti kutsuyoruz. Aslında, kutsadığımız şey devlet değil, onun adına dayatılan resmî ideolojidir. Buna dayalı olarak da, devlet için, devletin yüce menfaatları için, gerektiğinde her şeyi yapmayı mubah sayan bir siyaset felsefesin