DÖNEM : 20 CİLT : 56 YASAMA YILI : 3

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

109 uncu Birleşim

25. 6 . 1998 Perşembe

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – YOKLAMA

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Portekiz’e gidecek olan Devlet Bakanı Burhan Kara’ya, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ın vekâlet etmesinin uygun görülmüş olduğuna dair tezkerenin işlemden kaldırıldığına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1576)

2. – Moldavya’ya gidecek olan Devlet Bakanı Işın Çelebi’ye, dönüşüne kadar, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1577)

3. – Gürcistan Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Refaiddin Şahin’e, dönüşüne kadar Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1578)

V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)

2. – Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma önergesi (2/669) (S. Sayısı : 338)

3. – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının aynı mahiyetteki kanun teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553)

4. – Radyo ve Televizyonları Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu raporu (1/689) (S. Sayısı : 631)

5. – Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Konya Milletvekili Ahmet Alkan’ın, İstanbul Milletvekili Emin Kul’un, Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 30 arkadaşının, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 30 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 33 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 30 arkadaşının, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Adana Milletvekili Arif Sezer’in, Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi’nin, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın, Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın, Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 6 arkadaşının, Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Metin Işık, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve 6 arkadaşının, benzer mahiyetteki kanun teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626)

VI. – SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. – Sıvas Milletvekili Abdullatif Şener’in, İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu’nun, partilerine sataşması nedeniyle konuşması

VII. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Cumhuriyetin 75 inci yıldönümü kutlamaları için harcanacak paranın kaynağına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Cavit Kavak’ın yazılı cevabı (7/5098)

2. – Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, yasadışı örgütlere üye olduğu ileri sürülen kamu personeline ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün yazılı cevabı (7/5134)

3. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Bilderberg Grubuna ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in yazılı cevabı (7/5154)

4. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, 54 üncü ve 55 inci hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Yücel Seçkiner’in yazılı cevabı (7/5162)

5. – Konya Milletvekili Hüseyin Arı’nın, Dışişleri Bakanının Bilderberg Toplantısına katılmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in yazılı cevabı (7/5208)

6. – Konya Milletvekili Hasan Hüseyin Öz’ün, RTÜK’de yapılan personel atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Cavit Kavak’ın yazılı cevabı (7/5230)

7. – Gaziantep Milletvekili Kahraman Emmioğlu’nun;

– Gaziantep’e yapılacak yatırımlar için ayrılan ödeneğe,

Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın;

– Pamuk Eksperliği ve İplikçilik Yüksekokulundan mezun olan öğrencilere,

İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa R. Taşar’ın yazılı cevabı (7/5396, 5407)

8. – Bingöl Milletvekili Hüsamettin Korkutata’nın, canlı sığır ithalatına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa R. Taşar’ın yazılı cevabı (7/5417)

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak dört oturum yaptı.

Moldavya’ya gidecek olan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e, TBMM Başkanı Hikmet
Çetin’in vekâlet edeceğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi Genel Kurulun bilgisine su-
nuldu.

DYP Grubu adına Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya ve İçel Milletvekili Turhan Güven’in, siyasal ve ekonomik istikrarı sağlayarak, gelecekteki Meclislerin, ülke meselelerine daha rahat eğilme imkânını sağlama açısından gerekli ve mümkün olan tedbirleri, Seçim ve Siyasî Partiler Yasalarında gerçekleştirmek amacıyla bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/24), okundu; önergenin gündemde yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırasında yapılacağı açıklandı.

Genel Kurulun 23.6.1998 tarihli 107 nci Birleşiminde gündeme alınması kabul edilen, Devlet Bakanı Eyüp Aşık hakkındaki (11/16) esas numaralı gensoru önergesinin, gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmının 1 inci sırasında yer almasına ve görüşmelerinin, 29.6.1998 Pazartesi günkü birleşimde yapılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

2 nci sırasında bulunan 232,

4 üncü sırasında bulunan 553,

5 inci sırasında bulunan 631,

Sıra sayılı kanun tasarıları ve tekliflerinin görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından,

3 üncü sırasında bulunan ve Hükümetçe Komisyona geri alınan 338 sıra sayılı kanun teklifinin görüşmeleri de, Komisyon raporu gelmediğinden,

Ertelendi;

6 ncı sırasında bulunan, Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergiler Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu, 3505 sayılı Kanun, Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanun, Belediye Gelirleri Kanunu ile 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626) görüşmelerine devam olunarak, 25 inci maddesine kadar kabul edildi.

Alınan karar gereğince ve grupların da mutabakatıyla, 25 Haziran 1998 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere, birleşime 22.53’te son verildi.

 

Uluç Gürkan Başkanvekili

Hüseyin Yıldız Ünal Yaşar Mardin Gaziantep Kâtip Üye Kâtip Üye

 

 

 

No : 164

II. – GELEN KÂĞITLAR

25.6.1998 PERŞEMBE

Tasarılar

1. – Askerlik Kanunu İle Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/791) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Millî Savunma Komisyonlarına) (Başkanlığa Geliş Tarihi: 17.6.1998)

2. – Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/792) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa Geliş Tarihi: 17.6.1998)

3. – Kimlik Bildirme Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bir Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı (1/793) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa Geliş Tarihi: 17.6.1998)

4. – Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/794) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa Geliş Tarihi: 23.6.1998)

Teklifler

1. – Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş ve 9 Arkadaşının; 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1 inci Maddesine Bir Fıkra Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/1213) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa Geliş Tarihi: 17.6.1998)

2. – Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş’ın; Pursaklar Adında Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/1214) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa Geliş Tarihi: 19.6.1998)

3. – Giresun Milletvekili Turhan Alçelik ve 15 Arkadaşının; 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi (2/1215) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa Geliş Tarihi: 19.6.1998)

4. – Ağrı Milletvekili M.Sıddık Altay ve 17 Arkadaşının; 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 1 inci Maddesinin Birinci Fıkrasının Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi (2/1216) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa Geliş Tarihi: 22.6.1998)

5. – İzmir Milletvekili İsmail Yılmaz’ın; İzmir İlinde Uzundere Adıyla Yeni Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/1217) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa Geliş Tarihi: 23.6.1998)

6. – İzmir Milletvekili İsmail Yılmaz’ın; İzmir İlinde Gültepe Adıyla Yeni Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/1218) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa Geliş Tarihi: 23.6.1998)

7. – İzmir Milletvekili İsmail Yılmaz’ın; İzmir İlinde Yeşilyurt Adıyla Yeni Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/1219) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa Geliş Tarihi: 23.6.1998)

8. – İzmir Milletvekili İsmail Yılmaz’ın; İzmir İlinde Karabağlar Adıyla Yeni Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/1220) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa Geliş Tarihi: 23.6.1998)

Tezkere

1. – İçel Milletvekili D.Fikri Sağlar’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1574) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa Geliş Tarihi: 24.6.1998)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 14.00

25 Haziran 1998 Perşembe

BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN

KÂTİP ÜYELER : Hüseyin YILDIZ (Mardin), Ünal YAŞAR (Gaziantep)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 109 uncu Birleşimini açıyorum.

III.– Y O K L A M A

BAŞKAN – Ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır; sayın milletvekillerinin, salonda bulunduklarını yüksek sesle belirtmelerini rica ediyorum.

(Yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Cumhurbaşkanlığı tezkereleri vardır; okutuyorum:

IV. — BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. — Portekiz’e gidecek olan Devlet Bakanı Burhan Kara’ya dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ın vekâlet etmesinin uygun görülmüş olduğuna dair tezkerenin işlemden kaldırıldığına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1576)

23 Haziran 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 17 Haziran 1998 gün ve Kan. Kar. : 39-06-155-98-418 sayılı yazımız.

Görüşmelerde bulunmak üzere, 18 Haziran 1998 tarihinde Portekiz'e gidecek olan Devlet Bakanı Burhan Kara'nın dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Eyüp Aşık'ın vekâlet etmesi, ilgi yazıyla uygun görülmüştü.

Devlet Bakanı Burhan Kara, işlerinin yoğunluğu sebebiyle Portekiz'e gidemediğinden, ilgi yazının işlemden kaldırılmasının, Başbakanın teklifi üzerine uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

İkinci tezkereyi okutuyorum:

2. – Moldavya’ya gidecek olan Devlet Bakanı Işın Çelebi’ye, dönüşüne kadar, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1577)

23 Haziran 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 25 Haziran 1998 tarihinde Moldavya'ya gidecek olan Devlet Bakanı Işın Çelebi'nin dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer'in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Üçüncü tezkereyi okutuyorum:

3. – Gürcistan Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Refaiddin Şahin’e, dönüşüne kadar, Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1578)

23 Haziran 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 25 Haziran 1998 tarihinde Gürcistan Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Refaiddin Şahin'in dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin'in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri İle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

Önce, yarım kalan işlerden başlıyoruz.

V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifinin ikinci müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Müzakere ertelenmiştir.

2. – Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma önergesi (2/669) (S. Sayısı : 338)

BAŞKAN – 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişikşiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin maddeleri, üzerindeki önergelerle birlikte, İçtüzüğün 88 inci maddesine göre, Komisyona geri verilmişti. Komisyon, raporunu henüz vermedi. Bu nedenle, kanun teklifinin müzakeresini erteliyoruz.

3. – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının aynı mahiyetteki kanun teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553)

BAŞKAN – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon? Yok.

Müzakere ertelenmiştir.

4. — Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/689) (S. Sayısı : 631)

BAŞKAN – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon? Yok.

Müzakere ertelenmiştir.

5. – Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Konya Milletvekili Ahmet Alkan’ın, İstanbul Milletvekili Emin Kul’un, Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 30 arkadaşının, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 30 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 33 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 30 arkadaşının, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Adana Milletvekili Arif Sezer’in, Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi’nin, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın, Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın, Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 6 arkadaşının, Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Metin Işık, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve 6 arkadaşının, benzer mahiyetteki kanun teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/708, 2/72, 2/73, 2/75-2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626) (1)

BAŞKAN – Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile benzer mahiyetteki kanun teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükümet yerlerini almışlardır.

Sayın milletvekilleri, geçen birleşimde tasarının 24 üncü maddesi kabul edilmişti. Şimdi, 25 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 25 - 193 sayılı Kanunun 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 2 - Gelire giren kazanç ve iratlar şunlardır:

1. Ticarî kazançlar;

2. Ziraî kazançlar;

3. Ücretler;

4. Serbest meslek kazançları;

5. Gayrimenkul sermaye iratları;

6. Menkul sermaye iratları;

7. Kaynağı ne olursa olsun diğer her türlü kazanç ve iratlar.

Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, yukarıda yazılı kazanç ve iratlar gelirin tespitinde gerçek ve safi miktarları ile nazara alınır.”

BAŞKAN – Madde üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Osman Berberoğlu; buyurun efendim.

DYP GRUBU ADINA OSMAN BERBEROĞLU (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan, bazı vergi kanunlarında değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısının 25 inci maddesi üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; şahsım ve Grubum adına, Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarıyla yapılması öngörülen en önemli değişikliklerden birisi, gelir tanımının değiştirilerek, vergilendirmeye esas teşkil edecek gelir kavramının genişletilmesi, böylece, verginin tabana yayılacağı iddiasıdır; hatta, reform olma iddiası da, büyük ölçüde buradan ileri gelmektedir.

Vergi yükünün "bir ülkede, ekonomiden devlete cebrî yolla yapılan satın alma gücü transferlerinin gayri safî millî hâsılaya oranı" olarak tarif edilmesi doğru ise, bu transferlerin ölçüsü olarak, tahsil edilen vergi ve vergi benzeri gelirler toplamını değil, kamu harcamaları toplamını almak gerekir.

Miktarı ve artış temayülü ne olursa olsun, kamu harcamalarını vergi olarak alıp, bunların tamamını vergiyle karşılama usulü ve tutkusu gerçekçi değildir; zamanla tıkanmaya da mahkûmdur. Bu vesileyle, Türkiye'nin, hiç kontrol edilmeyen, hatta tartışılmayan kamu harcamalarını tamamen karşılamaya yeterli bir vergi potansiyeline sahip olduğu kanaatinde olmadığımızı belirtmek istiyorum.

Hemen hemen birçok ülkede, gelir ve servete dayalı vergilerin nispetleri önemli ölçüde düşürülmektedir; fakat, daha da önemlisi, verginin ilk uygulandığı, yani, vergiye tabi ilk gelir seviyesinin çok yükseltilmiş olmasıdır. Bu uygulamaların yapıldığı ülkelerde, bütün hafifletici tedbirlere rağmen, vergi verimliliği düşmemiş, aksine artmıştır. Zira, iktisadî faaliyetin meyvesi olan gelirin ve sermaye kazancının yüksek seviyede vergilendirilmesi, bu faaliyetleri daraltmakta, meyvesini azaltmakta, dolayısıyla vergi matrahını küçültmektedir.

"Asya Kaplanları" diye ifade ettiğimiz ülkelerde, son zamanlarda geçirmiş oldukları, büyük ihtimalle geçici olarak kabul ettiğimiz krize rağmen, sağlanan kalkınmada en büyük etkenlerden birisi düşük vergileme politikasıdır.

Bizim vergi sistemimizde ise en adaletsiz konu, dolaylı vergiden elde edilen kamu gelirlerinin dolaysız olarak elde edilen kamu gelirlerinden fazla olmasıdır. 1996 yılı itibariyle gerçekleşen vergi gelirleri 2 katrilyon 248 trilyon 420 milyar Türk Lirası olmuş, bunun yüzde 39'luk bölümü, yani 883 trilyon 965 milyar liralık bölümü dolaysız; kalan yüzde 61'lik bölümü, yani 1 katrilyon 364 trilyon 455 milyar liralık bölümü de dolaylı vergilerden elde edilmiştir.

Sadece 1996 yılı için gerçekleşen bu oranlar, aslında, tüm cumhuriyet tarihi boyunca birkaç istisna haricinde fazla bir değişiklik göstermemiş, dolaylı vergilerin oranı, daima, dolaysız vergi oranlarının üzerinde gerçekleşmiştir. Bunun sebebi de, Maliye politikasının, kolay gözüken dolaylı vergileri tahsil etme noktasına doğru meyletmesidir. Modern vergileme teknikleri itibariyle dünyada bu tür vergilendirme sisteminden uzaklaşılmaktadır.

Yürürlükte olan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde "Gerçek kişilerin gelirleri Gelir Vergisine tabidir. Gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safî tutarıdır" denilmektedir.

Kanunun 2 nci maddesinde, söz konusu gelir kavramının açılımı yapılmaktadır; yani, Gelir Vergisine tabi olacak gelirlerin, ticarî kazançlar, ziraî kazançlar, ücretler, serbest meslek kazançları, gayrimenkul sermaye iratları, menkul sermaye iratları ve sair kazanç ve iratlardan elde edilecek gelirlerin safî tutarlarından oluşacağı belirtilmektedir.

Tasarının, şu anda görüştüğümüz 25 inci maddesiyle, eski 2 nci maddenin 7 nci bendi "Kaynağı ne olursa olsun diğer her türlü kazanç ve iratlar" şeklinde değiştirilmiş bulunmaktadır.

Sayın milletvekilleri, tasarıyı incelemeden önce, Anayasamızın çok iyi tahlil edilmesi gerektiğine inanıyorum. Anayasamızın 73 üncü maddesinde "Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır" denilmektedir. Tasarının 25 inci maddesindeki “kaynağına bakılmaksızın, diğer her türlü kazanç ve iratlar” ifadesi, kanımızca, Anayasanın yukarıda bahsettiğimiz ilgili hükmüne aykırıdır. Çünkü, üzerinde durulması gereken en önemli konu, herkesin gücüne göre vergi alınması esası ile adalet ve dengenin sağlanması gerekliliğinin ortaya konulmasıdır. Ayrıca, Anayasamız, verginin yasallığı ilkesine tek bir istisna getirmiştir; muaflık istisnalar ve indirimlere ilişkin hükümlerinde, kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisini Bakanlar Kuruluna vermiştir. Bunun dışında, yetki devri söz konusu değildir. Bu nedenle de, verginin unsurlarını belirleme yetkisini yönetime vermek, Anayasaya düpedüz aykırıdır. Maliye politikasının sosyal amacına uymayan bu maddelerle çıkarılacak bir kanunla vergi reformu yapılacağı iddiasının bir geçerliliği de bulunmamaktadır.

Sayın milletvekilleri, vergi alınırken ve mükellef tarafından ödenirken neyin, nasıl ve ne şekilde vergilendirileceğinin açıkça ortaya konulması gerekmektedir. Mükellef, hangi gelir unsurunun vergiye tabi olduğunu bilmezse, sorumluluğunu yerine getirmekte de tereddüte düşer. Tasarının 25 inci maddesiyle getirilen değişikliğin ne ölçüde vergide tabana yayılmayı ve ne ölçüde reform içeriği taşıdığını anlamakta güçlük çektiğimizi ifade etmek istiyorum. Şu an, yürürlükteki 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin 7 nci bendinde yer alan "sair kazançlar ve iratlar" terimi kaldırılarak, yerine gelirin 7 nci unsuru olarak "kaynağı ne olursa olsun diğer her türlü kazanç ve iratlar" terimi konulmakla mı Gelir Vergisinde reform yapıyoruz, vergi tabanını genişletmek gerekçesiyle, tasarının 1 inci ve 2 nci maddelerin gerekçelerinde yer alan miras, bağış, kumar, bahşiş ve piyango ikramiyelerine bir de rüşvet kazançlarını ekleyerek mi? Oysa, aynı tasarının 81 inci maddesine göre, sözü geçen gelir unsurları ivazsız intikaller niteliğinde olup, Veraset ve İntikal Vergisine dahildirler. Veraset ve İntikal Vergisine tabi kazançları Gelir Vergisine tabi tutmak, çifte vergilendirme olmaz mı?

Rüşvet kazançlarına gelince; ister fiilî ister tasarruf olarak saptansın, ilgiliden geri alınmaktadır. Şayet, yanlış yorumladığımızı söyleyecek olursanız, bunca yıllık geçmişe ve deneyime sahip maliye idaresinin, ülke içinde elde edilecek kazanç ve iratlara tanım bulamayarak, son derece muğlak ifade edilen birtakım tanımlamalarla, çıkaracağı bir kanunla mı vergiyi tabana yayacaksınız?

Gerçekte tabanı genişletme amacının bulunmadığına göre, 7 nci gelir unsurunun tanımlaması niçin değiştirilmiş ve belirsiz kılınmıştır? Bu sorunun yanıtı şudur: Kaynağı bilinmeyen harcama ya da tasarrufları gelir öğesi yapmak için ya da bir başka anlatımla, servet beyanına gelir öğesi kılıfını geçirmek için.

Sayın milletvekilleri, böylesine muğlak ifadelerle çıkarılmak istenen vergi yasa tasarısı, zaten, mükellefler tarafından anlaşılamaz hale gelen vergi yasalarını biraz daha karmaşık ve kafaları karıştıran bir mevzuat içerisine sokmaktadır. Bu ifadeler, ayrıca, verginin genel mantığına ve vergilendirme prensiplerine de uymamaktadır. Bu tip maliyecilik anlayışının artık, dünyada yeri de kalmamıştır.

7 nci bentte getirilen "kaynağı ne olursa olsun her türlü kazanç ve iratlar" ifadesindeki gelirlerin, şeffaf ve net bir şekilde ifade edilmesi zorunluluktur. Tasarı, bu haliyle, vatandaşı ve vergi mükellefini ürküten bir tutum sergilemektedir.

Bir kez daha ifade ediyorum ki, vergi vermek mükellefin görevidir; ancak, mükellef de daha önceden hangi konunun vergiye tabi olacağını ve hangi kıstaslara göre vergilendirileceğini çok açık olarak bilmek durumundadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Berberoğlu, toparlayalım efendim.

OSMAN BERBEROĞLU (Devamla) – Sayın milletvekilleri, bu vatan, bu millet ve bu devlet bizim. Dolayısıyla, burada kanunları, bir reform gerekçesiyle kamuoyuna açıklarken ve Meclisin yüce oluruna sunarken, dünyadaki gelişmeleri gözardı etmeden tartışmamız gerekmektedir. Biz, burada, yine devletçilik zihniyetini ön plana çıkaran, müteşebbisi teşvik etmekten uzak ve kafalarda soru işaretleri oluşturan kanun tasarılarını görüşmeye iktidar tarafından zorlanıyoruz.

Amerika Birleşik Devletleri eski Başkanlarından Nixon'ın ifadeleriyle sözlerime son vermek istiyorum: "Kalkınmakta olan ülkelerin başarısız olanlarında hükümetlerin genellikle yaptığı iş, pastanın en büyük dilimini kendine almaktır; başarılı olanlarda ise, pastadan büyük pay almak yerine, pastayı büyütmeye gayret göstermektir."

Ben, bu tasarının devletimize ve vatandaşlarımıza hayırlı olmasını temenni ederek sözlerime son veriyorum.

Saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Berberoğlu.

Fazilet Partisi Grubu adına, Sayın Ekrem Erdem; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA EKREM ERDEM (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 12 kanunda değişiklik yapan vergi tasarısının 25 inci maddesi üzerinde, Fazilet Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce, Partim ve şahsım adına, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

25 inci madde, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 2 nci maddesinde yapılacak değişikliği içermektedir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun halen yürürlükte olan 2 nci maddesinde, gelire giren kazanç ve iratlar:

"1. Ticarî kazançlar;

2. Ziraî kazançlar;

3. Ücretler;

4. Serbest meslek kazançları;

5. Gayrimenkul sermaye iratları;

6. Menkul sermaye iratları;

7. Sair kazanç ve iratlar" şeklinde 7 madde halinde sayıldıktan sonra "Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, yukarıda yazılı kazanç ve iratlar gelirin gerçek ve safî miktarı ile nazara alınır" denilmektedir.

Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının 25 inci maddesiyle, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununda 6 madde halinde sayılan gelire giren kazanç ve iratların dışında kalan “sair kazanç ve iratlar” şeklindeki 7 nci bent, yeniden "Kaynağı ne olursa olsun diğer her türlü kazanç ve iratlar" şeklinde düzenlenmektedir.

Bundan önce görüşülen 24 üncü madde ile de, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde yapılan değişiklikle, gelir kavramının tanımı değiştirilmektedir. Gelirin içerisine, tasarruf veya harcamaya kaynak teşkil eden her türlü kazanç ve iratlar dahil edilmiştir.

25 inci maddede yapılan bu değişiklikle, vergidışı kaldığı varsayılan birtakım gelir ve iratların vergilendirilmesi ve verginin daha geniş bir tabana yayılması amaçlandığı, gerek genelin gerekse bu ve buna benzer maddelerin gerekçelerinden anlaşılmaktadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; aslına bakılırsa, mevcut vergi mevzuatımızda, vergidışı kalma ihtimali bulunan gelir söz konusu değildir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde gelirin tanımı yapılmış; 2 nci maddede de, bütün gelir çeşitlerini kapsayacak şekilde sayılmıştır. Mevcut kanunlar, her türlü geliri vergi kapsamı içine aldığına göre, neden böyle bir değişikliğe gidilmektedir? Yapılmak istenilen, 1984 yılında terk edilen servet beyanının, örtülü bir şekilde tekrar geri getirilmesi midir? Bize, öyle olduğu kanaatini vermektedir ve modern dünyanın uyguladığı serbest piyasa ekonomisine de ters bir uygulamadır. Bu, dünyanın süratle uzaklaştığı bir anlayışın tekrar geri getirilmesi midir, ararejim anlayışının ürünü müdür? Eğer, böyleyse, bu, tehlikeli bir anlayıştır, tehlikeli bir maddedir; yanlış anlamalara ve yanlış uygulamalara açık bir maddedir. Aslında, bir kazanç ve irat elde etme amacı olmadığı halde, kişinin mal varlığındaki terkip değişikliğinden dolayı ortaya çıkan müspet farkların dahi vergilendirilmesini getirmektedir ki, bu, mahzurludur, verginin temel mantığıyla da uyuşmamaktadır. Bu hususta, diğer kazanç ve iratlar yönünden bir çerçeve getirilmeyip, âdeta ucu açık bir uygulamaya gidilmektedir. Bu, son derece mahzurludur.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; mesela, yıllar önce aldığı bir gayrimenkulü veya vasıtayı, hatta ev eşyasını, kazanç elde etme gayesi olmadığı halde nakde dönüştürmek için satan bir vatandaş bile, bu muamele sebebiyle vergi ödemek durumunda kalacaktır. Bu, hak mıdır? Bu durum, vatandaşı tedirgin edecek, devlet ile vatandaş lüzumsuz yere karşı karşıya getirilecektir. Bu şekilde, verginin konusuna giren, gelirin kavranmasını hedefleyen karine usulünü yeni bir gelir unsuru gibi göstermek ve tarif etmek cidden yanlış bir uygulamadır.

Gelir Vergisinin temel hedefi, kazanç ve irat elde etmek gayesiyle yapılan faaliyet ve muamelelerden doğan gerçek geliri kavramak ve vergilendirmek olmalıdır. Kısaca, Gelir Vergisinin konusu sadece gelir olmalıdır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu maddenin belki de en önemli mahzuru, siyasî iktidarların veya bazı baskı gruplarının dayatmasıyla, bazı sermaye gruplarına baskı yapma imkânı da verebilir. Geçtiğimiz aylarda yakınen yaşadığımız, hepimizin yakından bildiği bir olayı hatırlatmakta, şahsen, konuyu daha iyi anlamak açısından yarar görmekteyim. Ülke ekonomisine hizmet etmek, işsizlere iş kapısı açmaktan başka hiçbir amacı olmayan Anadolulu bir grup işadamının başına gelenleri -Dost Sigorta Şirketinin başına gelenleri- hatırlamakta yarar var. Kuruluş aşamasında olan bir şirketin yöneticilerini, terörist gibi, evlerinden geceyarısı toplayıp gözaltına alarak günlerce soruşturma ve kovuşturmalara muhatap ediyorlar; sebep ise, bir vakfa yaptıkları varsayılan yardım. Sonuçta, bir şey olmadığı ortaya çıkıyor, çıkıyor çıkmasına; ama, onların şahsında, insanlarımız, kendi devletine küskün, kendi devletine kırgın. Yatırım yapmak isteyen, hizmet etmek isteyen insanların şevki kırılıyor, birçoğu, yatırım yapmaktan çekinir hale geliyor. Binlerce insana ekmek kapısı açmak, ekmek kapışacak bir şirket kurmaktan başka amacı olmayan bu insanların onca emekleri, maalesef, boşa gidiyor. Dünyanın dört bir yerinde yatırımlar teşvik edilirken, bizde, işadamları renklere ayrılıyor, devlet adına birileri tarafından, maalesef, fişleniyor. Korkum odur ki, bu madde bu şekliyle geçerse, buna benzer hoş olmayan başka olaylar da sahneye konulabilir. Bu açıdan, bu madde mahzurludur, devlet millet kaynaşmasına engeldir. Yalnızca bu açıdan bakıldığında bile, bu madde metinden çıkarılmalıdır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 25 inci madde, 24 üncü maddenin tekrarı mahiyetindedir. 24 üncü maddede tarif edilen vergiye tabi gelirler, 25 inci maddede tek tek sayılmaktadır, tadat edilmektedir. Aslında, bu madde gereksiz bir maddedir. 24 üncü maddede, vergiye tabi gelirin tarifi yapılmıştır; bir kere daha, tek tek, maddeler halinde vergiye tabi gelirlerin sayılmasına ne gerek var. Yasaların, uygulanırlılık açısından da, basit, açık ve kolay anlaşılır metinler olması gerekir. Tekrarlardan kaçınılması gerekirken, büyük iddialarla Meclise getirilen bu tasarıda çok sayıdaki madde birbirinin tekrarıdır. Birçok mahzuru birlikte getiren bu maddenin tümüyle metinden çıkarılması doğru bir tercih olacaktır.

Sözlerimi noktalarken, üzerinde çalıştığımız bu yasa tasarısının ülkemiz için hayırlı olmasını diler, hepinizi saygıyla selamlarım. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Erdem.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Algan Hacaloğlu; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli parlamenterler; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun 25 inci madde üzerindeki görüşlerini dile getireceğim.

Benden evvel söz alan Sayın Doğru Yol Partisi Grup sözcüsü iddialarını güçlendirebilmek için Amerika Birleşik Devletlerinden bir örnek verdi; ama, zannediyorum ki, yanlış bir örneğe yöneldi. Sayın sözcü, Amerika Birleşik Devletlerinin Nixsongate skandalıyla istifa etmek zorunda kalan ve yardımcısı Spiro Egnew'in yolsuzluk nedeniyle istifa ettiği bir Cumhurbaşkanına atıfta bulunarak iddiasını güçlendirmeye çalıştı. Ben -bir giriş olarak- buradan salık veriyorum; dünyadan örneklemeler yaparken, güvenirliliği, dürüstlüğü kanıtlanmış liderlerden örnek verirlerse, toplumumuza daha iyi bir katkıda bulunmuş, örnek alınması gereken kişileri daha iyi belirlemiş olurlar.

Burada ne tartışıyoruz? Sanki, burada, sermayenin, iş dünyasının üzerine giden, onları dört bir taraftan kuşatan ve o garibanları -bu yasa maddesiyle- soyup soğana çevirecek; yirmi yıldır rant ekonomisi kulvarında her yıl giderek artan faiz gelirleriyle beslenen o kesime, haksız, temelsiz vergi salınması imkânı veren bir maddeyi görüşüyoruz. Değerli Doğru Yol Partisi sözcüsü kalkıyor, bunu ima ediyor.

Fazilet Partisi, ki, geçmişte rant ekonomisine karşı olduğu iddiasıyla ortaya çıkan; ama, kısa dönemli İktidarında rant ekonomisinin batağına saplanan...

KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Elinsaf!..

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – ...ve o kulvardan, toplum kaynaklarının belirli kesimlere pompalanmasına katkı sağlayan parti, şimdi bu kürsüye çıkıp, biraz evvelki zeminde, sermayenin ve girişimcilerin...

MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) – İSKİ... İSKİ... İSKİ pompası...

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Hâlâ nerede durduğunuzun farkında değilsiniz.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz...

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Siz, ilk önce, Refah Partisinin hesabını verin. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Hacaloğlu, lütfen kürsüye hitap edin, kişisel konuşmayın.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Siz, ilk önce, onun altından kalkın, sonra burada konuşun. (FP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Hacaloğlu, lütfen, yerinden müdahale edenlere değil, Genel Kurula hitap edin.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Efendim, atışmasınlar, gündemde olmayan konularda laf atmasınlar.

Değerli arkadaşlarım, bir arkadaşımız, hatta her iki arkadaşımız da galiba; ama, biliyorum, Fazilet Partisi temsilcisi arkadaşımız dedi ki "25 inci maddeyle, bir örtülü servet beyanı geliyor." Aman, dikkat edin, işverenler sizleri uyarıyoruz; aman ayağa kalkın, üzerinize servet beyanıyla gelinecek, bu ne kötü bir şeydir!..

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) – Bakkalın da var, bakkalın...

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Bu, ne kötü bir şeydir. Aman, Meclis dikkatli olun, sakın...1984'ten beri, ne güzel, mal bildirimde bulunmuyordunuz, servet beyanında bulunmuyordunuz ve bu rant ekonomisinin kulvarlarında her türlü ilişkilerle katbekat artırdığınız servetiniz, aman şeffaflaşmasın. Bu yasa olur ki, böyle bir alan açar!..

Değerli arkadaşlarım, bir kere, gerek 24 üncü madde gerekse 25 inci maddeler ve yasada yer alan maddelere göre, bir gün, bankalardaki, kayda geçmemiş o kaynaklarınızı eğer kayda geçirtirseniz, bir gün tutarsanız; bir şekilde, kayda geçmiş olan o servetinize, o kaynaklarınıza yönelik geriye dönük bir işlem değil; ama, ileriye dönük bir şeffaflığın alanının açılacağı defaatle ifade edildi ve yasa tasarısı metninde bu yer alıyor.

Getirilmiş olan yasa maddesi, bugün, halen Almanya'da uygulanmakta olan rejimle tıpatıp aynıdır. Özellikle, Fazilet Partili arkadaşlarımız Almanya'yla yakın ilişkiler içindedirler. En azından, Refah Partisi, kaynak açısından yakın ilişkiler içindeydi. (FP sıralarından gürültüler)

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) – Ne konuşuyorsun sen?..

KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Bir de söz atıyorlar diyorsun...

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Efendim, bu kürsü kutsal. Ben, burada, siyasetçiyim. Ben, Refah Partisine ilişkin söylüyorum. (FP sıralarından gürültüler)

KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Sayın Hacaloğlu, kim olursa olsun!

BAŞKAN – Sayın Hacaloğlu, lütfen, maddeyle ilgili konuşun ve Genel Kurula hitap edin.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Maddeyle ilgili konuşuyorum.

Almanya'da vergilendirilebilir...

ASLAN POLAT (Erzurum) – Ne diyorsun sen?!

KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Hadi canım sen de!.. Yaptığınız, iş değil yani!..

BAŞKAN – Sayın Polat, Sayın Emmioğlu, lüften...

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Almanya'da vergilendirilebilir gelir...

KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Ayıp yani, ikaz edin lütfen!...

BAŞKAN – İkaz ettim efendim; sizin müdahale etmenize gerek yok.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Rahatsız olacak bir şey olduğu kanaatindeyseniz...

ASLAN POLAT (Erzurum) – Ne alakası var!

BAŞKAN – Sayın Polat, lütfen, müdaha etmeyin.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Almanya'da vergilendirilebilir gelir:

1- Ziraat ve orman gelirleri

2- Ticarî gelirler

3- Serbest meslek gelirleri

4- Ücret gelirleri

5- Sermaye yatırımları

6- Taşınabilir ve taşınmaz varlıklar ve gayri maddî hakların kiralanması

7- Diğer gelirler; spekülatif kazançlar, tekrarlanan nitelikteki nafaka ve idame ödemeleri gibi gelirler ile diğer çeşitli gelirler.

Soruyorum değerli arkadaşlarım, bu belirttiğim 7 bent ile 25 inci maddenin ne farkı vardır?

Şu anda, gerek bu yasa tasarısıyla gerek uygulamaya göre, miras, bağış, kumar, bahşiş, piyango ikramiyeleri, ivazsız intikaller, 81/4'e göre Gelir Vergisi kapsamı dışındadır. Bunlar...

EKREM ERDEM (İstanbul) – Rüşvet nerede rüşvet?!..

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Rüşvete geliyorum.

EKREM ERDEM (İstanbul) – Göknel'den herhalde kesilecek bunlar!

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Rüşvet, bizim ilgi alanımız içinde değil; ama, kuralları nedir, oraya geliyorum. (CHP sıralarından alkışlar, FP sıralarından gürültüler)

KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Onu bize sor, biz biliyoruz...

İSMAİL YILMAZ (İzmir) – Bizde rüşvet yok, alnımız açık...

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, Sayın Emmioğlu, lütfen... Karşılıklı diyalog yeri değil burası.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Bunların yanıtını, yakında yayınlayacağımız reklamlarda göreceksiniz.

BAŞKAN – Sayın Hacaloğlu, lütfen, Genel Kurula hitap edin.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Rüşvetin nerede olduğunu göreceksiniz.

NİHAT MATKAP (Hatay) – Faziletli arkadaşlar çok tahammülsüz Sayın Başkan.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Bunlar, Veraset ve İntikal Vergilerine tabidir.

AYHAN FIRAT (Malatya) – Rüşveti, Ziraat Bankasının reklamında arasınlar.

BAŞKAN – Sayın Fırat... Sayın Fırat... Lütfen, sükûnetle dinleyelim.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Yani, yasalarımızda Veraset ve İntikal Vergisinin kapsama alanı bellidir, Gelir Vergisinin kapsama alanı bellidir. Doğaldır ki, Maliye Bakanlığının işlevi, Veraset ve İntikal Vergisi kapsamında kapsanan alanı Gelir Vergisinde bir daha kapsamak olamaz. Doğaldır ki, öyle bir uygulama, yasalara, Anayasaya aykırı olur. Kimsenin, bu kadar açık olan bir alanda ortaya koyacağı, serdedeceği görüşlerin, bilimsel ve hukuksal açıdan bir temeli olmayacağı açıktır.

Peki, rüşvet nerededir? Karapara nerededir? Bu maddenin kapsamında mıdır; hayır. Rüşvet, 19 Nisan 1990 gün ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununa göre geri alınır ve karapara, her zaman takibe tabidir. Karaparaya yönelik her türlü iddia, burada, kapsanmış olan mevzuat dışında...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Hacaloğlu, toparlıyorsunuz sözünüzü...

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bu sabah televizyonda, ANAP'lı bir arkadaşım, doğru bir tespit yaptı. Türkiye'de kayıtdışı ekonomi çok yaygın; Batı ekonomilerinden çok daha fazla yaygın; ama, bir yanılgı olmasın; Türkiye'de karapara, gayri safî millî hâsıla kapsamı içindedir. Yani, her türlü tasarruflar veya harcamalarla, gayri safî millî hâsıla hesaplarının içine girer; ama, neyin içine girmez kayıtdışı ekonomi; vergi kapsamı içine girmez. Kayıtdışı ekonomi alanının ne olduğunu, burada, tüm parlamenterler gayet iyi biliyor. Batı, bankalarla kayda alıyor. Batı, mal bildirimiyle kayda alıyor. Şimdi, bizde de bu alan açılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Hacaloğlu.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Ben, Bakanı kutluyorum. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu maddeyi destekliyoruz; saygılar sunuyorum. (CHP, ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Hacaloğlu.

OSMAN BERBEROĞLU (Antalya) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Berberoğlu, buyurun, bir maruzatınız mı var efendim?

OSMAN BERBEROĞLU (Antalya) – Sayın Başkan, konuşmacı konuşmasında ismimden bahsetti. Konuşmamda ifade etmeye çalıştığım güzel bir söz vardı. Sözün içeriğine değil, Nixon'ın kişiliğine bakarak birtakım yersiz değerlendirmelerde bulundu. Bu konuya bir açıklık getirmek istiyorum müsaade ederseniz.

BAŞKAN – Efendim, sanıyorum yanlış bir örnek verdiğinizden söz etti, ama, siz...

OSMAN BERBEROĞLU (Antalya) – Yanlış değil, Sayın Başkan.

BAŞKAN – Efendim, siz, doğru olduğunu söylüyorsunuz...

Sayın Hacaloğlu'nun, sözün içeriğini değil, Nixon'ın kişiliğini gündeme getirdiğini, oysa, siz, sözlerinizin, Nixon'ın kişiliğiyle değil...

OSMAN BERBEROĞLU (Antalya) – O anlamda açıklık getirmek istiyorum efendim.

BAŞKAN –... sözün içeriğiyle ilgili olduğunu söylediniz. Sanıyorum, yerinizden yaptığınız açıklamadan sonra, mesele, kürsüye çıkmanızı gerektirmiyor efendim.

OSMAN BERBEROĞLU (Antalya) – Efendim, sayın konuşmacı, tahmin ediyorum, madde üzerinde yeterli mesai vermemiş. Genellikle, benim ve Fazilet Partisi sözcüsünün sözleri üzerine bir konuşma yaptı. Daha doğrusu, bana göre bir siyaset yaptı. Burada önemli olan, çıkarılacak olan Vergi Yasasının ülkemize, vatandaşımıza ve devletimize belirli bir sosyal adaleti getiren, adaletli bir sistemin Meclisten çıkmasını sağlamaktır. Benim burada söylemeye çalıştığım hadise de, devletimizin mümkün olduğu kadar sosyal yapıya ehemmiyet veren ve pastanın en büyük dilimini almak yerine, pastayı büyütmeye çalışması mantığını gündeme getirmektir. Yoksa, bu sözü Nixon'ın söylemiş olması, benim söylemiş olmam, bir başka kişinin söylemiş olması bu mantığı değiştirmez.

BAŞKAN – Evet, Berberoğlu, sözü niçin söylediğinize açıklık getirdiniz yerinizden, çok teşekkür ediyorum. Sağolun.

VI. – SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. – Sıvas Milletvekili Abdullatif Şener’in, İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu’nun, partilerine sataşması nedeniyle konuşması.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şener.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) –Sayın Başkan, sayın hatip konuşurken , Fazilet Partisiyle ilgili bazı iddialarda, gerçekdışı beyanlarda bulundu, bunların düzeltilmesi lazım. İzninizle...

BAŞKAN – Yerinizden biraz açar mısınız...

ASLAN POLAT (Erzurum) – Kürsüden...

BAŞKAN – Bir dakika, Sayın Polat. Sayın Polat, ben, Grup Başkanvekilinizle konuşuyorum. Her şeye, anında, bu salonu gerginleştirecek şekilde müdahale etmek zorunda mısınız? Grup Başkanvekilinizden bir açıklama istiyorum.

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) – Haksızlığa karşı...

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan, sayın hatip...

BAŞKAN – Bir dakika.

Sayın Ünaldı, hangi haksızlık? Grup Başkanvekilinizden açıklama istemem mi haksızlık? Sizin yaptığınız haksızlık bu müdahalelerle... Bu salonda çalışma ortamını bozmak suretiyle sizin yaptığınız haksızlık...

Buyurun Sayın Şener.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan, sayın hatip, konuşmalarında, partilerarası korunması gereken nezakete dahi uymadan, çok ağır ithamlarda bulundu. “Bu ithamları yerinizden düzeltin” demek, herhalde adil olmaz.

BAŞKAN – Efendim "yerinizden düzeltin" demiyorum. Düzeltmek istediğiniz ithamı öğrenmek istiyorum.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Efendim, söylediği şu: "Fazilet Partisinin Almanya ile yakın ilişkileri var" Bu sözün düzeltilmesi lazım.

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Refah Partisi dedim, Fazilet demedim.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Hayır... Tutanaklara bakabilirsiniz Sayın Başkan.

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Fazilet demedim efendim. (FP sıralarından gürültüler)

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Fazilet Partisi ile başladı, arkasından. Refah Partisi dedi...

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Fazilet demedim efendim, tutanaklara bakabilirsiniz.

BAŞKAN – Sayın Hacaloğlu, size söz vermedim, Sayın Şener'i dinliyorum; lütfen...

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Refahyol döneminde bakanlık yapmış biriyim. Aynı zamanda "Refahyol dönemindeki bazı şeyleri düzeltin" gibi ifadelerde bulundu. Gerek eskiyle ilgili bağlantılar gerekse Fazilet Partisi ifadesini de kullandığı için, doğrudan Grubumuzu itham etmiştir; düzeltmem lazım. Tutanaklara da bakabilirsiniz.

BAŞKAN – Sayın Şener, şu bağlantı nedeniyle size hak veriyorum. Sayın hatip, önce "Refah Partisi" dedi; ama, size de dönerek, "siz, önce Refah Partisinin hesabını verin" dedi. Bu nedenle, 2 dakikayı geçmemek üzere, buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan, bu konuyla ilgili İçtüzük açıktır, ne kadar sürede düzeltebileceğimiz de bellidir.

ALİ ŞAHİN (Kahramanmaraş) – Olmaz böyle!

BAŞKAN – Sizin Grubunuz da yer yer itirazlarda bulundu ve bu kürsüden açıklama hakkını verdim efendim.

Lütfen, 2 dakikayı geçmemek üzere ve yeni bir sataşmaya yol açmamak kaydıyla; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten, Sayın Hacaloğlu beni burada şaşırtmıştır.

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Onlar ne zaman şaşırtmıyor ki!

BAŞKAN – Sayın Gürtan, lütfen...

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) – Her zamanki üslubuyla uyumlu olmayan, daha önceki siyasî tavrıyla bağdaşmayan bir üslup içerisinde, bir madde müzakere edilirken, Fazilet Partisi Grubunu, itham edecek, izam edecek nezakete, nezafete yakışmayan ifadelerde bulunmuştur.

Ben, önce şunu söyleyeyim: 54 üncü Cumhuriyet Hükümetinde bakan olarak görevde bulundum. Şu anda, Fazilet Partili milletvekilleri içerisinde de 16 arkadaşımız, 54 üncü Cumhuriyet Hükümetinde bakan olarak görevde bulunmuşlardır. Bu arkadaşlarımızın bakanlık dönemi açıktır, seçiktir, belirgindir, yapmış oldukları icraatlar ortadadır ve 54 üncü Cumhuriyet Hükümetinin yapmış olduğu icraatlardan, faaliyetlerden dolayı da hepimiz gurur duymaktayız. (FP sıralarından alkışlar) Bu dönemle ilgili olarak, hiçbir sayın milletvekilinin itham edeceği herhangi bir husus da mevcut değildir. Ancak, bundan daha önemlisi, Fazilet Partisi ile Almanya arasında ilişki var gibi bir ifade ve arkasından Gelir Vergisi Kanununun 1 inci ve 2 nci maddelerindeki 7 gelir unsurlarının Almanya'daki vergi sisteminden alındığından bahsetmesi ve böyle bir bağlantıyla Fazilet Partisi arasında ilişki kurması da gerçekten yakışıksız olmuştur.

Bir kere, Alman vergi sistemindeki 7 gelir unsurunun 1,2,3, 4, 5, 6,7 diye sayılmış olması, bu kanunda değişiklik yapan bu pakette de 7 gelir unsurunun bulunması, ikisinin aynı şey olduğu anlamına gelmez. Sayın Hacaloğlu...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Şener, lütfen, sistemi anlatmaktan ziyade, 1 dakika içerisinde ...

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) – Sistemi anlatmıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Afedersiniz; ama, ben, size sistemi anlatmanız için söz vermedim. Grubunuza yöneltildiğini iddia ettiğiniz bir suçlamaya açıklama getirmeniz için söz verdim. Lütfen, 1 dakikalık eksürede...

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) – Sistemi anlatmıyorum zaten, ona cevap veriyorum.

BAŞKAN – Hayır. Almanya'daki sistemi anlatmayın lütfen.

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) – Hayır efendim. Almanya'daki sistemden girdi olaya.

BAŞKAN – Sayın Şener, lütfen, sesinizi yükseltmeyin ve sistemi anlatmayın; Grubunuza yöneltildiği iddia edilen suçlamaya cevap verin.

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) – Sayın Başkan, özet olarak şunu söylemek istiyorum: Eğer, bir sayın milletvekili tarafından "birtakım bağlantılar" ifadesi, bu kürsüde söyleniyorsa, bunun üzerine gidilmesi bir şeref ve haysiyet meselesidir. Üzerine gitmeyenin, bu şeref ve haysiyet meselesini ortaya koyup, konuyu takip etmesi gerektiğini ifade ediyor; saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

5. – Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Konya Milletvekili Ahmet Alkan’ın, İstanbul Milletvekili Emin Kul’un, Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 30 arkadaşının, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 30 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 33 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 30 arkadaşının, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Adana Milletvekili Arif Sezer’in, Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi’nin, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın, Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın, Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 6 arkadaşının, Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Metin Işık, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve 6 arkadaşının, benzer mahiyetteki kanun teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/708, 2/72, 2/73, 2/75-2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626) (Devam)

BAŞKAN – Şahsı adına, Sayın Aslan Polat; buyurun.

ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 626 sıra sayılı kanun tasarısının, Gelir Vergisi Kanunuyla ilgili değişiklikler öngören 25 inci maddesi üzerinde, şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Hükümetçe getirilen vergi tasarısının, bizce en önemli ve üzerinde en çok tartışılması gereken maddesi, bu maddedir. Gelir Vergisi Kanununun 1 inci ve 2 nci maddeleri bu amaçla değiştirilmiş, 1 inci maddede gelirin tanımlanması yapılarak "tasarruf veya harcama konusu olan her türlü kazanç ve iratların safi tutarıdır" denilmiş ve 2 nci maddeye, 7 nci bent olarak "kaynağı ne olursa olsun, diğer her türlü kazanç ve iratlar" ibaresi eklenmiştir.

Bilindiği üzere, vergiye tabi gelir unsurlarının vergi yasalarında düzenlenmesiyle ilgili yaklaşımlar konusunda iki yöntem bulunmaktadır: Birinci yöntem sınırlayıcı, ikinci yöntem örnekleyicidir. Sınırlayıcı birinci yöntemde, gelir unsurları tek tek sayılır, tanımlanır. Bu sayımlama sınırlıdır, benzetme yoluyla genişletilemez. Bizde şu ana kadar uygulanan sistem böyle olduğu gibi, gelişmiş tüm ülkelerde ve Gelir Vergisi Yasamızı aldığımız Alman Vergi Yasası da böyledir. Bu yaklaşımın en önemli yanı, yasaların yorumunda kıyas yöntemi kullanılamaz. Yasada, verginin konusu açık ve seçik olarak belirtilmiştir.

İkincisi, Amerikan Gelir Vergisi Kanununun esasını teşkil eden her türlü gelirin vergiye tabi olduğu ve gelir unsurları sınırlamalı olmayan sistemdir. Bu model, 1913 yılında Amerikan vergi sistemine girmiş olup, sistem uygulamada netleştirilmiş ve Avrupa sistemine yaklaşılmış, vergilendirilecek gelir açık ve net belirlenir bir duruma gelinmiştir.

Gelirin yeni tanımı, veraset, borçlanma veya servetin nakde dönüştürülmesi hallerinde ortaya çıkan tasarruf veya harcamayı gelir kabul etmektedir. Oysa, veraset yoluyla elde edilmiş servetin nakde dönüştürülerek harcama veya tasarruf kapasitesinin yükseltilmesi, Gelir Vergisi konusuna girmez; çünkü, bu servet, Veraset Vergisiyle vergilendirilmiştir; yani, burada, bir işçi, memur veya emeklisinin veraset yoluyla intikal edeceği ve Veraset Vergisini ödediği bir menkul ve gayrimenkulünü satıp, tasarruf veya harcamasını artırması, bu madde kapsamıyla tekrar Gelir Vergisi konusu olmaktadır.

Belirli bir rakamın üzerinde tasarruf ve harcamaların sorgulama kapsamına alınması, maliye teşkilatına, sınırsız bir yetki anlamına gelir. Diğer kazanç ve iratların vergiye tabi olması için, kanunda tarif edilen istisna miktarının aşılması gerekmektedir. Asgari ücretin yıllık brüt tutarının 3 katı, şu anki rakamlarla, takriben 1 milyar 260 milyon Türk Lirasının üzerinde servet artışı ve harcaması olan herkes, Maliye Bakanlığının sorgulama alanına girer.

Şimdi, bizi dinleyen bütün dinleyiciler bilirler ki, buradaki maksat karapara aklanması ise -bilhassa Susurluk Komisyonu raporlarında belirtilen- yılda 40 ilâ 60 milyar dolar karaparanın girdiği Türkiyemizde, bu rakamın trilyonlar olması gerekir. Rakam, trilyonlar olmaz da, milyarlara düşerse, buradan zarar görecek olan da Anadolu esnafıdır. Bunu, herkes anlamaktadır.

Düzenlemeye göre, vergilenmiş olan veya vergiden istisna edilmiş gelirler ile gerçekleştirilip, ispat edilemeyen harcama ve tasarruf tutarları, bir önceki yılın safî iradı olarak dikkate alınarak vergilemeye konu edilecektir. Diğer bir ifadeyle, kaynağı izah edilemeyen harcama veya servet edinimleri, bir önceki yılın vergidışı bırakılmış geliri sayılarak, cezalı ve gecikme faizli tarhiyata konu yapılacaktır.

Yirmi yılı aşkın süredir yüksek enflasyonla yaşayan; fakat, enflasyon muhasebesine hâlâ imkân tanınmayan ülkemizde, bu maddenin kabulüyle, Anadolu'daki tüm esnaf ve serbest meslek sahipleri, canlarından bezdirilecektir. Yine, söylenenin aksine, karapara sahipleri, bu madde hükmüyle, gerektiği kadar zarar görmeyecektir; çünkü, onların milyarlık yol göstericileri olacaktır. Olan, Anadolu'da, evine aş götürmek için çırpınan esnafa olacaktır.

Yine, hepinizin dikkatindedir; trilyonları, milyarları götüren Edes'ler, Civan'lar Amerika'dadır; Antep'te baklava çalan bir vatandaş hapistedir. Bunu, herkes bilmektedir.

Gelir Vergisi mükellefiyeti bulunmayan birisi de, örneğin bir memur, bir öğrenci, köyde yaşayan bir vatandaş, harcamaları nedeniyle hesap vermek durumunda kalabilir.

Bu madde kabul edildiği takdirde, birbirlerini çok iyi tanıyan ve aşiret veya kabilecilik anlayışıyla birbirlerine karşı çeşitli ihtilafları bulunan, bilhassa doğu ve güneydoğu Anadolu ile kırsal alanda yaşayan ve türlü nedenlerle problemleri olanlar arasında ihbarların artmasıyla, bugünlerde çok muhtaç olduğumuz huzurun bozulacağından çok endişeliyim.

Ayrıca, bu tasarıya eklenen ek madde, Anayasanın eşitlik ilkesine de aykırıdır. Getirilen vergi tasarısında, yatırım indirimleri artırılmaktadır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Polat, toparlar mısınız.

ASLAN POLAT (Devamla) – Bir şirketin, borçlanarak yatırım yapmasıyla, tasarrufunu artırırken vergi istisnasından faydalanması öngörülürken, bir ferdin aynı şekilde borçlanması; fakat, bu rakam küçük olduğu için, yatırımdan çok harcamaya dönük olması; yani, bir yerde düğün yapması, evladını evlendirme şeklinde tasarrufunun artması, doğrudan doğruya Gelir Vergisi konusu olmaktadır. Bu haliyle, kesinlikle, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. Yani, şirket, borçlanma vesaireyle yatırım şeklinde tasarrufunu artırırken teşvik ediliyor; vatandaş Ahmet efendi, borçlanarak oğlunu evlendirirken vergi konusu oluyor.

Bu maddeyle düğünlerde milyarlar harcayan zenginlerin takibi söz konusu ise, mevcut kanunlarda gerekli düzeltmeyle onlara ulaşalım; icabında, anormal harcamalar takip edilerek, şüphe edilen servetin kaynağına inilmeye çalışılsın. Zaten, artık, vergi numarasıyla çoğu takibe alınabilir; fakat, bu maddenin, büyük şehirlerdeki o tip zenginlerden ziyade, Anadolu'da, husumet yüzünden halkın birbirini ihbarı veya "irticaî sermaye, yeşil sermaye" diye, MÜSİAD benzeri firmaların takibi için kullanılacağından büyük endişemiz vardır. Bu kanun maddesi, kesinlikle, vergi tasarısının 312 nci maddesi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Polat.

ASLAN POLAT (Devamla) – Hepinize saygılar sunarım. (RP sıralarından alkışlar)

REFİK ARAS (İstanbul) – Öneriniz ne?

ASLAN POLAT (Erzurum) – Önergem var.

BAŞKAN – Sayın Emin Kul, buyurun.

EMİN KUL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 626 sıra sayılı tasarının 25 inci maddesi üzerinde görüşlerimi arz etmeden önce, sizleri saygıyla selamlıyorum.

25 inci maddeyle yapılan tek bir değişiklik var; o da, 25 inci maddenin 7 nci bendinde, bir satırlık bir değişiklik. 25 inci maddenin 7 nci bendinde, daha önce, gelire giren kazanç ve iratlar sayılırken "sair kazanç ve iratlar" denilmiş. Bütün kazanç ve irat olabilecek hususlar, 1'den 7'ye kadar sayılmış; ticarî kazançlar, ziraî kazançlar, ücretler, serbest meslek kazançları, gayrimenkul sermaye iratları, menkul sermaye iratları... 6 ncı bende kadar kazanç türlerini saymış; 7 nci bentte de "sair kazanç ve iratlar" demiş, "bunların dışında kalan kazanç ve iratlar" demiş. Şimdi, yapılan değişiklik, sadece bu 7 nci bende ait; "sair kazanç ve iratlar" yerine, tasarı "kaynağı ne olursa olsun diğer her türlü kazanç ve iratlar" demiş; değişiklik bundan ibaret. Üstelik, bu değişiklik, dün akşam kabul ettiğimiz 24 üncü maddedeki değişikliğe paralel (koşut) bir değişiklik; çünkü, 24 üncü maddede, gelir kavramı, yeni bir tanımlamaya kavuştu, yeniden tanımlandı. Dolayısıyla, tanımlanan gelir kavramına paralel sair kazanç ve irat nedir belirtilirken, bir satırlık bir değişiklik yapılmış.

Şimdi, bu değişikliği, burada, dakikalarca, hiç ilgisi olmayan birtakım örnekler vererek, ilgisi olmayan birtakım eleştiriler yönelterek -bunu anlıyorum; zaman kazanmak bakımından, İçtüzüğün verdiği bir hakkı kullanmış olabilirsiniz; bunu biz burada anlarız- bizi naklen yayın dolayısıyla dinleyen halkımızın, milletimizin zihnini karıştırmaya hakkımız var mı? Yani, yapılan, bu kadar basit ve dün akşam kabul ettiğimiz bir değişikliğe paralel bir değişikliği ifade ederken, olmadık şeyleri halkın kafasına sokmak için, burada, bu kadar konuşmaya, olmadık şeyleri söylemeye gerek var mı?

Değerli arkadaşlarım, ne demek isteniyor; bir defa, bu husus, ne esnafı ne çiftçiyi ne ücretliyi ne dürüst vergi mükellefini ilgilendiriyor; vergisi verilmiş mal ve kazançları tekrar vergilendirmek amacı da yok. Kaynağı belli olmayan kazanç olabilir mi, kaynağı belli olmayan irat olabilir mi?! Eğer, kamuoyu bilmiyorsa, en azından, o kazancın ve iradın sahibi onun kaynağını bilir.

Şu mu denilmek isteniyor: Bu değişiklik yanlıştır; yani, siz, “kaynağı ne olursa olsun diğer her türlü kazanç ve irat” demeyin. Ne diyelim; demek istiyorsunuz ki, kaynağı belli olmayan gelirleri vergidışında bırakın; bunu mu demek istiyorsunuz? Kaynağı belli olmayan gelirler vergidışı kalsın, vergi ödemesin, vuran vursun, alan alsın, kaçan kaçsın mı demek istiyorsunuz? Dün akşam, misal verdim "yastığımın altında duran, anamdan kalan 5 bin markı, ben, iki senede 3 trilyon yaptım" diyenler ancak bu maddeden korkarlar, bu değişiklikten korkarlar; yoksa, dürüst insanların bu değişiklikten korkmasına hiç gerek yok...

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Ne demek istiyorsunuz?!

EMİN KUL (Devamla) – ...Kaldı ki, Komisyonda, bu maddenin müzakereleri üzerinde hiçbir parti bir tek önerge vermemiş. Belki, biraz sonra birçok önerge gelecek. En az da bir saatimizi işgal eden, bir bent üzerindeki değişiklikte konuşmalar oldu.

Takdirlerinize arz eder; saygılar sunarım. (ANAP sıralarından alkışlar)

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) – İşgal olmaz Sayın Kul; o ağır bir kelime...

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kul.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, sayın konuşmacı söz aldığında, bir başka sözcünün konuşmalarını eleştirmeyi, adet haline getirdi. Oysa, bu madde üzerinde konuşacağız. Dolayısıyla, yapılması istenilen şeyin ne olduğunu biz de tereddütle karşılıyoruz. Bizim konuşmalarımıza cevap verme mecburiyeti yok.

Dikkatinize sunuyorum. 

EMİN KUL (İstanbul) – Ne demek istediğinizi anlayamadım Sayın Bedük.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Teşekkür ediyorum Değerli Başkanım.

Sayın milletvekilleri, madde üzerinde, maddenin amacını değiştiren değişik gruplara mensup değerli milletvekili arkadaşlarım, yorumlarda bulundular. Bu nedenle, maddenin kapsamını ve amacını, kısa bir biçimde sizlere sunma gereğini duyduk.

Değerli arkadaşlarım, huzurunuzda bulunan tasarının en önemli özelliklerinden birisi, herhangi bir nedenle gelir olmadığı iddiasıyla ortaya çıkan ihtilafların kaynağının, bu defa, vergilendirilip vergilendirilmediğini araştırmaya yönelik bir düzenlemeden ibaret bulunmasıdır. Takdir edersiniz -ki, yine ifade ediyorum- Anayasamız 73 üncü maddesinde, yükümlülerin, vatandaşların malî gücünün, devlete katkıda bulunurken dikkate alınmasını emretmektedir. Bu fıkranın, mevcut uygulamada, belli gerekçeler ve nedenler ileri sürülerek ve kanunda boşluk olduğu dikkate alınarak, gelir olarak tanımında güçlük çektiğimiz birtakım malî güç unsurlarının vergilendirilmesini teminden başka bir amacı yoktur. Esasen, bundan önce kabul ettiğimiz bir maddede de, gelirin tarifini, bu espri içerisinde yeniden yaptık ve bu düzenleme Genel Kurulumuzca da kabul edildi.

Değerli arkadaşlarım, bir defa, elde edilmiş olan gelirin kanunlarla yasaklanmış olması, vergi hukuku açısından bir anlam ifade etmez. İster karadır, ister beyazdır, ister gridir...

AHMET İYİMAYA (Amasya) – İster yeşildir!..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Devamla) – Ne olursa olsun; onlar, kendi suç hükümleri içerisinde zaten izlenir; ama, bu yöntemlerden hangisiyle olursa olsun, herhangi birinin, bir gelir sağladığı, bir malî güç sağladığı tespit edilirse, biz, onu, mevcut hükümler muvacehesinde de zaten vergilendirmek mecburiyetindeyiz; çünkü, vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasaklanmış olması, onun vergilendirilmesine engel teşkil etmez.

İkincisi, burada, gizli bir servet beyanı iddiası ifade edilmektedir. Böyle bir şey mevzubahis değildir. Varlıklarını kanunun bütünlüğü içerisinde beyan edenlerin ve bundan sonra bu varlıklarındaki değişmeleri vergilendirilmiş kaynaklardan gösterenlerin, hiçbir suretle, servet vergisi veya buna benzer, imaen de olsa, herhangi bir düzenlemeye maruz olmaları söz konusu değildir.

Şimdi, bakınız, değerli arkadaşlarımdan bir kısmı Veraset ve İntikal Vergisi veya küçük birtakım faaliyetler gibi nedenlerle, kendilerinin önüne devamlı bu maddenin çıkacağı gibi yanlış bir değerlendirme içerisindedirler. Niçin öyledirler; çünkü, tasarının tüm maddelerini birlikte değerlendirmedikleri için öyledirler. Eğer, bu madde ile 81 inci maddeyi -eski biçimiyle 80 inci maddeyi- birlikte değerlendirirlerse, orada, veraset ve intikal yoluyla edinilmiş hiçbir gelirin, kazancın veya servetin bu maddeyle ve bu kanunla ilgili bulunmadığının açık olarak düzenlendiğini göreceklerdir; orası, açık olarak düzenlenmiştir. Ayrıca, yine, orada, hangi nevi gelirlerin ve hangi miktarı aşan tutarların vergiye tabi olacağı veya olmayacağı da açıklığa kavuşturulmuştur.

Son olarak şunu ifade edeyim, bu düzenlemenin, servetle veya kanunlarla yasaklanan fiillerle doğrudan hiçbir suretle ilişkisi yoktur; veraset ve intikal yoluyla edinilen gelirin, kazanç veya servetlerle hiçbir suretle ilgili yoktur; servet beyanıyla ilgilisi yoktur. Tamamen, malî güç edinenlerin, belli usuller içerisinde vergilendirilmesi esprisini kavramaktadır. Bu hususu açıklığa kavuşturma gereğini duydum.

Hepinizi saygılarımla selamlarım. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özdemir.

Hükümet adına, Maliye Bakanı Sayın Zekeriya Temizel; buyurun.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında, bu yaptığımız yasa çalışmasıyla bir soruya yanıt arıyoruz: Türk vergi sisteminin temel sorunu nedir? Eğer, yaptığımız çalışmayla bunun yanıtını bulabilirsek, yaptığımız yasa çalışmasıyla bunun yanıtını bulabilir ve doğru olarak yanıt verebilirsek, Türk malî sistemini sağlıklı gelir kaynaklarına kavuşturup, sağlıksız gelir kaynaklarının ve bütçe açığının neden olduğu olumsuzlukları ortadan kaldırabiliriz.

Peki, Türk vergi sisteminin temel sorunu nedir?

Değerli arkadaşlar, Türk vergi sisteminin temel sorunu, herhangi bir şekilde gelir getiren bir faaliyette bulunup da yakasını vergi dairesine kaptırmış olanlar vergi altında inim inim inlerken, yaptıkları faaliyetlerin tanımlanamaması veya bulunmaması nedeniyle trilyonlar kazanıp da devlete beş kuruş vergi vermeyen insanların varlığıdır. Temel sorunumuz budur.

Bir taraftan, buradaki tanımlardan herhangi bir tanesine girmiş, vergi mükellefi olmuş ya maaşından her ay tıkır tıkır vergisi kesilmiş -nitekim, bu şekilde kesilen vergilerle, ödenen Gelir Vergisinin yüzde 50'sinden fazlasını işçiler, çalışanlar öder hale getirilmiş- diğer taraftan da, elde ettiği gelirlerin bu tanımlardan herhangi birisine girmemesi nedeniyle ya da yasanın yapıldığı sırada yapılmış olan sedüllerden herhangi bir tanesinin içerisine girmemesi nedeniyle vergilendirilmeyen trilyon lira kazançtan da hiçbir şekilde vergi ödenmemesi olmuştur.

Değerli arkadaşlar, temel sorunumuz budur, toplumu da rahatsız eden budur, sizleri de rahatsız eden budur, devletin bu duruma düşmesinin temel nedenlerinden bir tanesi de budur.

Peki, böyle bir olay nasıl ortadan kaldırılır? Böyle bir olayı ortadan kaldırmanın yolu; vergi sistemindeki diğer olumsuzlukları ortadan kaldırmanın yanında, vergilendirilecek gelirin tanımına, vergilendirme olasılığı olan, vergi ödeme gücü olan kişilerin her türlü kazancını vergi kapsamına alma şeklinde olur. Gelirin vergilendirilmesiyle ilgili -arkadaşlarımız, burada ayrıntısıyla söylediler- genelde iki teori vardır. Biri, net artış teorisi denilen teori; bir diğeri de, kaynak teorisidir. Kaynak teorisinde, gelir unsurlarının herbiri bir sedül olarak, bir parça olarak tanımlanmıştır ve o sedülün; yani, orada tanımlanan gelirin, elde edilme süreci içerisinde kayıtlara geçirilmesi suretiyle vergilendirilmesi sağlanır. Kayıtlara geçirilmezse ne olur; daha sonradan inceleme yapılır, incelemeyle elde edilen gelirin gerçek miktarı saptanmaya çalışılır.

Değerli arkadaşlar, şu anda hepimiz gayet iyi biliyoruz ki, Türkiye'nin idarî yapısı, vergi yapısı, hatta vergi yargı yapısı bütün mükelleflerin her birisinin teker teker bu süreç içerisinde gelirlerinin kavranmasına olanak tanımamaktadır. Dünyanın hiçbir tarafında da böyle bir olay yoktur zaten. Hiçkimse, bütün vergi mükelleflerinin faaliyetlerini teker teker izleyip de, o faaliyetlerin elde edilmesi sırasında gelirin tamamını kavrama gibi bir iddiada bulunmamaktadır; işte, kaynak teorisinin eksikliği buradadır. Onun yerine, gelirin kavranmasında, net artış teorisi denilen bir teori uygulanır. Bu teoriye göre de, gelir, her halükârda... Yani, bir gelir varsa, bu, mutlaka iki şekilde ortaya çıkar. Gelirin elde edilmesi sırasında bunun kavranıp kavranmaması o kadar önemli değildir. Nasıl ortaya çıkar; ya harcanır ya da tasarruf edilir.

Değerli arkadaşlar, işte, harcama veya tasarruf şeklinde ortaya çıkmış olan gelirin, gelir kaynağıyla ilişkilendirilmek suretiyle vergilendirilmesi net artış teorisi olarak adlandırılır. Demek ki, ortaya bir harcama çıktığı zaman, bir tasarruf çıktığı zaman "hangi faaliyette bulundunuz da böyle bir gelir elde ettiniz" diye, Türk vergi sisteminde sorma zamanı gelmiş ve geçmektedir; aksi takdirde, bunu kavramak mümkün değildir.

Eğer bu şekilde ortaya çıkmış harcama veya tasarrufun, yasalara uygun, vergisi ödenmiş ya da veraset suretiyle intikal etmiş ya da yasanın tanıdığı istisna hadleri içerisinde elde edilmiş bir gelirle ilişkisinin olduğunun kanıtlanması, ortaya konulması halinde vergilendirme diye bir olay kesin olarak olmamaktadır ve olmaz da.

Şu anda toplumu en fazla rahatsız eden olay nedir -hepiniz biliyorsunuz- vergi beyannamelerine bakıldığı zaman ya da vergi dairesinde adı bile olmayan insanların ortaya çıkan trilyon liralık servetleridir, uçaklarıdır, yatlarıdır, son model arabalarıdır veya başka bir şeyleridir. Böyle bir şey olduğu zaman toplum olarak rahatsız olmuyor muyuz; oluyoruz. Peki, bunu nasıl vergilendireceğiz; vergiyle böyle bir kazanç arasında nasıl bir ilişki kuracağız? Sistemimizin boşluğu burada; ya bu boşluğu dolduracağız, istisnaları, istisna dışında kalan kazançları ayrıntılı olarak sayıp da, bunlar vergi dışıdır, bunları vergilendirmek gibi bir amacımız kesin olarak yoktur; ancak, ben, burada bir kazanç elde edilmiş görüyorsam, bunu ya oradaki unsurlardan birisiyle ilişkilendiririm ya da vergilendiririm diyeceğiz.

Değerli arkadaşlar, şu, elimde gördüğünüz kalamoza gibi not, değişik ülkelerde gelirin tanımına ilişkin, hangi unsurların vergilendirileceğine ilişkin ayrıntılı bir inceleme. Açıp incelediğiniz zaman, bütün çağdaş ülkelerde benzer tanımlar görürsünüz; her birisinde sedüller teker teker sayar, en altında da der ki. "diğer kazançlar." Hatta, bazılarında çok net olarak "kaynağı ne olursa olsun her türlü kazanç" diye tanımın başına koyar.

Bir değerli arkadaşımız, biraz önce Almanya örneğini verdi; ama, bu kapsam içerisinde yapılacak, aşağı yukarı bütün örneklerin hepsinde, komşumuz Yunanistan'da da vardır, aynı şekilde Fransa'da vardır, Danimarka'da vardır, Avusturya'da vardır. Aşağı yukarı her ülkede "diğer gelir unsurları" diye bir tanım vardır. O gelir unsurunu, eğer, bu 7 tane kazanç unsurundan -bizde olduğu gibi- birisiyle ilişkilendirme olanağınız olursa, zaten, tutup, onun çerçevesinde vergilendirirsiniz. Amerika Birleşik Devletlerinde gelirin tanımı, aynen "kaynağı ne olursa olsun, bütün gelirler -üstelik de sınırsız olarak diye bir ibare de eklemek suretiyle- sınırlı olmaksızın” demek suretiyle- vergilendirme olanağına sahip her türlü geliri kavramaktadır.

Değerli arkadaşlar, biz, bu maddenin tartışmasını, aslında 80 inci ve devam eden maddelerde yapacağız; çünkü, burada “kaynağı ne olursa olsun her türlü kazanç” demek suretiyle, biz, sadece her türlü gelirin vergilendirilmesine ilişkin bir ilke koyuyoruz; ama, buradan, her türlü gelir de, mutlaka, son kuruşuna kadar vergilendirilecek, devlet ceberut olarak herkesin peşine koşacak diye bir anlam çıkmaz. Bu, her türlü kazancın ne olduğu ve ne şekilde vergilendirileceği, 80 inci ve diğer maddelerde ilkeleri belirtilen olaylardır. Bunlarla ilgili maliyet ne şekilde hesaplanacak, ne olduğu zaman bunlar dikkate alınmayacak... Bütün bunların ayrıntısı orada vardır; özellikle de belirli bir miktar sınırlaması vardır. İnsanlar belirli faaliyetlerde bulunurlar; doğru; ama, bütün bunların hepsinden mutlaka vergi alınmayacağı konusu 80 inci maddede vardır. Örneğin, her ne kadar, Sayın Polat, onu, Plan ve Bütçe Komisyonundan önceki bir tasarı maddesinden bahsederek asgarî ücretle sınırlı tuttuysa da, Plan ve Bütçe Komisyonunda, biliyorsunuz, birinci ve ikinci vergi diliminin ortalaması olan 3,5 milyar lira, 1998 yılı içerisinde kesin olarak vergidışı bırakılan ve bizim muhatap bile almayacağımız bir miktar olarak belirlenmiştir; yani, bir kişi bir faaliyette bulunacak, oradan elde ettiği gelir 3,5 milyar lira olmazsa, ona, beyanname bile verme, vergi dairesine bile uğrama diyeceğiz. Gelecek yıllarda, bu miktar, belki de yeniden değerleme oranına göre daha da fazla artacak.

Değerli arkadaşlar, çok net olarak şunu söylemeye çalışıyoruz: Aslında, bu düzenlemeyle -toplum, gerçekten ısrarlı olarak yanıltılmaya çalışıldığı gibi- ne direkt olarak tasarruf ve harcamadan vergi alınmakta; çünkü, böyle bir olay yok. İnsanların tasarruf ve harcamaları eğer normal olarak ilişkilendirildiği gelirden doğmuş, vergisi ödenmişse, bunlardan vergi alma diye bir olay kesinlikle söz konusu değildir, olamaz da zaten böyle bir olay; böyle bir şey olması söz konusu bile değildir. 1 inci, 2 nci, 80 inci ve devam eden maddeler birlikte değerlendirildiği zaman, bu, zaten ortaya çıkar çok somut olarak. Böyle bir sorunumuz da yoktur, derdimiz de kesin olarak yoktur.

İkincisi, Türkiye'de, şu tasarıdan sonra, ne servet üzerinden ne de servet kıyaslaması suretiyle herhangi bir vergi alınması amaçlanmamaktadır. Biz, bunu, ısrarla söylüyoruz; ama, bizim söylememiz elbette ki yetmez. Hepinizin önünde yasa tasarısı var, madde madde de tartışarak gidiyoruz. Servet kıyaslaması yöntemi, bir kişinin belirli bir dönemdeki servetiyle bir sonraki dönemdeki servetini kıyaslamak suretiyle aradaki fark üzerinden vergi almaktır. Böyle bir olay var mıdır bizim tasarımızda; yoktur değerli arkadaşlar, yoktur. Türkiye, 1980 öncesinde, çok uzun süre, servet kıyaslaması suretiyle vergi alma yöntemini denedi; başarısız oldu, terk etti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafıntan kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen, toparlayın.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – Türkiye'nin denediği, başarısız olduğu ve terk ettiği bir sistemi geri getirmek gibi bir amacımız kesin olarak yoktur.

İkincisi, servet üzerinden vergi almak gibi bir amacımız yoktur. Bununla ilgili olarak düzenlemeler, özellikle malî milat olarak ilan ettiğimiz tarihte, devlet tarafından tutulan ya da devlet güvencesinde tutulan kayıtlara intikal etmiş ya da devlet kayıtlarında bulunan servetlerin, vesairelerin şekil değiştirmesi nedeniyle bir vergileme yapmayacağımızı da çok açık olarak açıklıyoruz. O zaman geriye ne kalıyor; geriye, devletten kaçırılan, devlete bildirilmeyen, ancak, her halükârda vergilendirilecek bir kaynak olarak algılanan gelirlerin vergilendirilmesi olayı kalıyor; işte, yapmaya çalıştığımız olay bu.

Biz bu tasarıyı sevk ederken, bu tasarının reform niteliğinde olan maddeleri var demiştik. Türkiye'de vergi sistemi, gelirin tanımından kaynaklanan -biraz önce belirttiğim tanımından kaynaklanan- zafiyetler taşımaktadır; işte, tasarımızın reform niteliği budur değerli arkadaşlar; fırsat buldukça, sizlere yeniden arz etmeye çalışacağım.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Sayın Hükümet ve Sayın Komisyon, şahısları adına iki konuşmacıdan sonra söz aldıklarından -son sözün milletvekiline ait olduğu kuralı gereğince- şahısları adına üçüncü konuşmayı yapmak üzere, Sayın Necdet Tekin?.. Yok.

Sayın Aydın Tümen?.. Yok.

Sayın İsmail Özgün?.. Yok.

Sayın Cevat Ayhan?... Buyurun.

CEVAT AYHAN (Sakarya) – Muhterem Başkan, muhterem üyeler; kürsüye gelirken, eski bir maliyeci arkadaş "servet kıyasıyla vergi tarhı başarısız olmadı, başarısına tahammül edemeyenler bunu kaldırdı" dedi, tabiî, bu da değişik bir değerlendirme tarzı.

Şimdi, ben burada niye söz aldım; bu madde, mühim bir madde, 25 inci madde de, dün görüşlerimi arz etmiştim.

Bu maddenin uygulanmasında, nereye kadar gider diye de bir endişe vardır aslında. Kanunlar, her türlü düzenlemeler, iyi hizmet etmek isteyen idarelerin elinde iyi hizmete vesile oluyor; ama, tersi de, eza cefa haline geliyor.

Bir hukukî meseleyi tabiî ki burada tartışmak mümkün değil, konumuz da değil; ama, bir süre önce, bir grup işadamına terörist gibi muamele yapıldı ve mahkemeden de takipsizlik kararı çıktı. Tabiî "Berlin'de hâkimler var" demek lazım, memnuniyet verici bir netice; ama, işte, bazı idareciler, elindeki takdir hakkını insanlara eza cefa verecek şekilde kullanınca, iyiniyetle getirilen tasarıların da arkasından ne çıkar diye birtakım endişeler hâkim olmakta.

Bu vesileyle, şunu da arz etmek istiyorum: Bu vergi kanunu tasarısı, ek ve geçici maddeleriyle beraber 108 maddelik mühim bir tasarıdır; yeni birtakım düzenlemeler getiriyor, yeni bir konsept getiriyor; kaynak yerine, net artışa yaklaşan bir yaklaşım getiriyor; yine, net artışı esas alan bir yaklaşım getiriyor ve Türkiye'de uzun süre tartışıldı, Sayın Bakan da, çeşitli yayın organlarında, sık sık, çıktı, anlattı, tenkitler geldi, teklifler geldi; nihayet, Komisyondan bu haliyle geçti geldi.

Şunu söylemek istiyorum: Hükümetin bir diğer üyesi "bu kanun, Türkiye'nin önünü açacak, bu kanunu zorlaştırmayın; bu kanunu zorlaştıranlar Türkiye'nin önünü tıkar" dedi. Bu da, mübalağalı bir beyandır. Niye derseniz; uzun süre, Trafik Kanunu çıkarsa, trafik düzelir diye bekledik, hep bunu pompaladık topluma, büyük ümitler verdik ve çok maddesi olan, hayli çetin bir kanun tasarısı da gayretle çıktı. Trafik düzeldi mi, kazalar azaldı mı, yok oldu mu; yine var, artarak var. Yani, şimdi, iyi kanun; tamam, lazım; ama, kanundan önce yönetim lazım, yönetimin zihniyeti lazım, yaklaşımı lazım, ölçüsü lazım, takdir hakkını doğru kullanması lazım. Bu tasarıyı konuşurken bunu söylüyorum; yani, büyük umutla çıkaracağız; nihayet, bir noktada çıkacak; bugün, yarın, öbür gün, bu yıl, gelecek yıl, mukadder neyse orada çıkacak; ama, Türkiye borç batağından çıkacak mı? 8,2 katrilyon lira -32 milyar dolar- içborç ve katlana katlana, enflasyonun çok üzerinde artarak gidiyor; çünkü, biz, çok yüksek artı veriyoruz borçlanmada, artı değer transfer ediyoruz. Bunun için, harcama düzenini getirmek lazım, tasarruf düzenini getirmek lazım. Bunu getirmediğiniz takdirde, bu tasarının sonunda da yine bir hüsran olur, trafikle ilgili yasada olduğu gibi, bir hüsran meydana gelir ve toplum, artık, giderek ümidini kaybeder; yönetiminden, düzeninden ve üst zümresinden ümidini kaybeder ve toplum o zaman bunalıma girer.

Ben, değerli Maliye Bakanı ve yanındaki teknisyen arkadaşların bu tip hazırlıkları ciddî yaptıklarına inanıyorum. Tabiî, burada bir siyasî platformda konuşuyoruz, tartışıyoruz; memleketin genel siyasî havası da her tasarının müzakeresine yansıyor. Onun için, buradaki konuşmaları, bazen başka sahalarda olan gerilimlerin de zaman zaman ortaya çıkan tezahürü şeklinde mütalaa etmek ve sabırla karşılamak lazım.

Ben, maddenin hayırlı olmasını diliyor; hepinize hürmetlerimi arz ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ayhan.

Sayın milletvekilleri, madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Madde üzerinde, biri Anayasaya aykırılık iddiasını içeren 14 önerge vardır. Madde iki fıkra olduğu için, Anayasaya aykırılık iddiasıyla birlikte toplam 9 önergeyi geliş sırasına göre okutup işleme koyacağım.

Sayın milletvekilleri, önergeler bir hayli uzun; Divan Üyesi arkadaşımızın, önergeleri oturarak okuması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan çeşitli vergi kanunlarında değişiklik öngören 626 sıra sayılı kanun tasarısının 25 inci maddesiyle düzenlenen 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 2 nci maddesinde yer alan

"7- Kaynağı ne olursa olsun diğer her türlü kazanç ve iratlar." ibaresinin bu madde metninden çıkarılmasını saygılarımla arz ederim.

Aslan Polat Yakup Budak İ. Ertan Yülek

Erzurum Adana Adana

Ahmet Doğan Osman Hazer Celal Esin

Adıyaman Afyon Ağrı

Cemalettin Lafçı Rıza Ulucak Muhammet Polat

Amasya Ankara Aydın

Alaattin Sever Aydın Suat Pamukçu Hüsamettin Korkutata

Batman Bayburt Bingöl

Abdulhaluk Mutlu Mustafa Yünlüoğlu İsmail Coşar

Bitlis Bolu Çankırı

Zülfikar Gazi Ramazan Yenidede Ömer Naimi Barım

Çorum Denizli Elazığ

Tevhit Karakaya Lütfü Esengün Sıtkı Cengil

Erzincan Erzurum Adana

Ahmet Çelik Sıddık Altay Murtaza Özkanlı

Adıyaman Ağrı Aksaray

Faruk Ekinci Musa Okçu Feti Görür

Ankara Batman Bolu

Altan Karapaşaoğlu Ömer Vehbi Hatipoğlu Ahmet Cemil Tunç

Bursa Diyarbakır Elazığ

Şinasi Yavuz Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı

Erzurum Gaziantep Gaziantep

Mehmet Sılay Mehmet Emin Aydınbaş Azmi Ateş

Hatay İçel İstanbul

Mehmet Fuat Fırat Hüseyin Kansu Osman Yumakoğulları

İstanbul İstanbul İstanbul

Hasan Dikici Zeki Ünal Fethi Acar

Kahramanmaraş Karaman Kastamonu

Salih Kapusuz Mikail Korkmaz Mustafa Kemal Ateş

Kayseri Kırıkkale Kilis

Mustafa Kemal Ateş Osman Pepe Veysel Candan

Kilis Kocaeli Konya

Hanifi Demirkol Turhan Alçelik Metin Kalkan

Eskişehir Giresun Hatay

Mustafa Köylü Saffet Benli Mustafa Baş

Isparta İçel İstanbul

Ekrem Erdem İsmail Kahraman Bahri Zengin

İstanbul İstanbul İstanbul

İsmail Yılmaz Abdullah Özbey Zeki Karabayır

İzmir Karaman Kars

Kemal Albayrak Cafer Güneş Hüseyin Arı

Kırıkkale Kırşehir Konya

Abdullah Gencer Hasan Hüseyin Öz Lütfi Yalman

Konya Konya Konya

Metin Perli Yaşar Canbay Hüseyin Olgun Akın

Kütahya Malatya Ordu

Nezir Aydın Ahmet Demircan Musa Uzunkaya

Sakarya Samsun Samsun

Ahmet Nurettin Aydın Temel Karamollaoğlu Zülfükar İzol

Siirt Sıvas Şanlıurfa

Abdulkadir Öncel İsmail İlhan Sungur Şaban Şevli

Şanlıurfa Trabzon Van

Kâzım Arslan Rıza Güneri Mustafa Ünaldı

Yozgat Konya Konya

Ahmet Derin Fikret Karabekmez Sabahattin Yıldız

Kütahya Malatya Muş

Salih Katırcıoğlu Latif Öztek Ahmet Karavar

Niğde Samsun Şanlıurfa

Abdullah Arslan Maliki Ejder Arvas Fethullah Erbaş

Tokat Van Van

Abdullah Örnek

Yozgat

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 25 inci maddesiyle değiştirilmesi öngörülen Gelir Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

“Madde 2 - Gerçek kişilerin bu kanun hükümlerine göre vergilendirilmesi gereken gelire giren kazanç ve iratlar şunlardır:

1. – Ticarî kazançlar;

2. – Ziraî kazançlar;

3. – Ücretler;

4. – Serbest meslek kazançları;

5. – Gayrimenkul sermaye iratları;

6. – Menkul sermaye iratları;

7. – Kaynağı ne olursa olsun diğer her türlü kazanç ve iratlar.”

Selahattin Beyribey Avni Kabaoğlu Güven Karahan

Kars Rize Balıkesir

Bülent Akarcalı Ahmet Kabil

İstanbul Rize

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 25 inci maddesiyle değiştirilmesi öngörülen Gelir Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

"Madde 2- Gelire giren kazanç ve iratlar şunlardır:

1. – Ticarî kazançlar;

2. – Ziraî kazançlar;

3. – Ücretler;

4. – Serbest meslek kazançları;

5. – Taşınmaz sermaye iratları;

6. – Taşınır sermaye iratları;

7. – Kaynağı ne olursa olsun diğer her türlü kazanç ve iratlar."

Selahattin Beyribey Avni Kabaoğlu Güven Karahan

Kars Rize Balıkesir

Bülent Akarcalı Ahmet Kabil

İstanbul Rize

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 25 inci maddesiyle değiştirilmesi öngörülen Gelir Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

"Madde 2- Gelire giren kazanç ve iratlar şunlardır:

1. – Ticarî kazançlar;

2. – Ziraî kazançlar;

3. – Ücretler;

4. – Serbest meslek kazançları;

5. – Gayrimenkul sermaye iratları;

6. – Menkul sermaye iratları;

7. – Diğer unsurlara girmeyen kaynağı ne olursa olsun her türlü kazanç ve iratlar."

Selahattin Beyribey Avni Kabaoğlu Güven Karahan

Kars Rize Balıkesir

Bülent Akarcalı Ahmet Kabil

İstanbul Rize

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 25 inci maddesiyle değiştirilmesi öngörülen Gelir Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

"Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, gelirin unsurlarına giren kazanç ve iratlar gelirin tespitinde gerçek ve safî miktarları ile nazara alınır."

Erdoğan Toprak Yalçın Gürtan Cihan Yazar

İstanbul Samsun Manisa

Mustafa Karslıoğlu Halil Çalık

Bolu Kocaeli

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

rüşülmekte olan kanun tasarısının 25 inci maddesiyle değiştirilmesi öngörülen Gelir Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

"Bu Kanunda farklı bir uygulama yapılacağı yönünde hüküm bulunmadıkça, yukarıda yazılı kazanç ve iratlar gelirin tespitinde gerçek ve safî miktarları ile nazara alınır."

Erdoğan Toprak Yalçın Gürtan Cihan Yazar

İstanbul Samsun Manisa

Mustafa Karslıoğlu Halil Çalık

Bolu Kocaeli

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 25 inci maddesiyle değiştirilmesi öngörülen Gelir Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

Erdoğan Toprak Yalçın Gürtan Cihan Yazar

İstanbul Samsun Manisa

Mustafa Karslıoğlu Halil Çalık

Bolu Kocaeli

“Bu Kanunda aksine hüküm yer almadıkça, yukarıda yazılı kazanç ve iratlar, gelirin tespitinde gerçek ve net tutarlarıyla dikkate alınır.”

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 25 inci maddesiyle değiştirilmesi öngörülen Gelir Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

Erdoğan Toprak Yalçın Gürtan Cihan Yazar

İstanbul Samsun Manisa

Mustafa Karslıoğlu Halil Çalık

Bolu Kocaeli

“Bu kanunda farklı bir hüküm olmadıkca, yukarıda yazılı gelire giren kazanç ve iratlar, vergiye tabi gelirin tespitinde gerçek ve safî tutarlarıyla nazara alınır.”

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım önerge, ayrıca Anayasaya aykırılık önergesi; onun için, okuttuktan sonra, hemen işleme koyacağım; bilgilerinize sunuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 626 sıra sayılı kanun tasarısının 25 inci maddesi Anayasanın 73 üncü maddesine aykırıdır; tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Abdüllatif Şener Yakup Budak İ.Ertan Yülek

Sıvas Adana Adana

Ahmet Doğan Osman Hazer Celal Esin

Adıyaman Afyon Ağrı

Cemalettin Lafçı Rıza Ulucak Muhammet Polat

Amasya Ankara Aydın

Alaattin Sever Aydın Suat Pamukçu Hüsamettin Korkutata

Batman Bayburt Bingöl

Mustafa Yünlüoğlu Ramazan Yenidede Ömer Naimi Barım

Bolu Denizli Elazığ

Lütfü Esengün Sıtkı Cengil Ahmet Çelik

Erzurum Adana Adıyaman

Murtaza Özkanlı Ömer Ekinci İsmail Özgün

Aksaray Ankara Balıkesir

Musa Okçu Feti Görür Zeki Ergezen

Batman Bolu Bitlis

Ömer Vehbi Hatipoğlu Naci Terzi Aslan Polat

Diyarbakır Erzincan Erzurum

Şinasi Yavuz Nurettin Aktaş Bedri İncetahtacı

Erzurum Gaziantep Gaziantep

Mehmet Sılay Emin Aydınbaş Azmi Ateş

Hatay İçel İstanbul

Hüseyin Kansu Hasan Dikici

İstanbul Kahramanmaraş

Ahmet Dökülmez Hayrettin Dilekcan Zeki Ünal

Kahramanmaraş Karabük Karaman

Fethi Acar Mikail Korkmaz Osman Pepe

Kastamonu Kırıkkale Kocaeli

Veysel Candan Hanifi Demirkol Kahraman Emmioğlu

Konya Eskişehir Gaziantep

Turhan Alçelik Metin Kalkan Saffet Benli

Giresun Hatay İçel

Mustafa Baş İsmail Kahraman Bahri Zengin

İstanbul İstanbul İstanbul

İsmail Yılmaz Abdullah Özbey Zeki Karabayır

İzmir Karaman Kars

Kemal Albayrak Hüseyin Arı Hasan Hüseyin Öz

Kırıkkale Konya Konya

Metin Perli Yaşar Canbay Nedim İlci

Kütahya Malatya Muş

Ahmet Demircan Musa Uzunkaya Ahmet Nurettin Aydın

Samsun Samsun Siirt

Temel Karamollaoğlu Zülfükar İzol Abdulkadir Öncel

Sıvas Şanlıurfa Şanlıurfa

Kemalettin Göktaş İsmail İlhan Sungur Şaban Şevli

Trabzon Trabzon Van

Kâzım Arslan Rıza Güneri Mustafa Ünaldı

Yozgat Konya Konya

Ahmet Derin Sabahattin Yıldız Salih Katırcıoğlu

Kütahya Muş Niğde

Latif Öztek Ahmet Karavar Abdullah Arslan

Samsun Şanlıurfa Tokat

Maliki Ejder Arvas Fethullah Erbaş İlyas Arslan

Van Van Yozgat

Abdullah Örnek

Yozgat

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önerge hakkında görüşünüzü alalım.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ METİN ŞAHİN (Antalya) – Efendim, önergeye katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, 2 nci maddenin yedinci bendi, değiştirilmeden önceki halinde de "sair kazanç ve iratlar" idi. Gerek sair kazanç ve iratlar gerekse diğer her türlü kazanç ve iratlar, hatta gayrimenkul sermaye iratlarının hiçbiri, zaten, 2 nci maddede belirli olarak tanımlanamaz. Bu kazanç unsurlarının belirli hale getirilmesi, ilgili bölümlerinde, gerek menkul sermaye iratlarının gerek gayrimenkul sermaye iratlarının gerek sair kazanç ve iratların tanımlandığı ilgili maddelerde yapılır. Buradaki, kaynağı belli olmayan, daha doğrusu, kaynağına bakılmaksızın diğer her türlü kazanç ve iratların ayrıntılı tanımlaması, bu tasarının 80 inci ve ilerleyen maddelerinde çok detaylı olarak yapılmaktadır. Dolayısıyla, burada, belirsiz tanımlama nedeniyle Anayasaya aykırılık söz konusu değildir. Bu nedenle, önergeye katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Söz istiyorum Sayın Başkan.

Buyurun Sayın Şener. (FP sıralarından alkışlar)

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarının 25 inci maddesini, aslında 24 üncü maddeyle birlikte değerlendirmek gerekmektedir.

Önce şunu belirlemek istiyorum: Gelir Vergisinin konusunu ve tanımını yaparken, vergiye tabi geliri, vergiye tabi olmayan diğer edinimlerden ayırmak temel ilke, temel prensip olmalıdır. Eğer, vergiye tabi geliri, vergiye tabi olmayan edinimlerden ayırmadan doğrudan doğruya ucu açık, nereye ulaşacağı belli olmayan çerçeveler çizerseniz, burada, açıkça Anayasaya aykırılık vardır. Nitekim, Anayasanın 73 üncü maddesinde bu konuda şu düzenleme yapılmıştır: "Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır." Halbuki, dikkat edilirse, daha önceki maddede zikredilen "tasarruf veya harcamasına kaynak teşkil eden her türlü kazanç ve iratlar" ifadesiyle, burada, bu maddedeki 7 nci gelir unsurunda "kaynağı ne olursa olsun diğer her türlü kazanç ve iratlar" denilmek suretiyle vergiye tabi gelirin ucu açık hale getirilmiştir, idareye inisiyatif bırakılmıştır; dolayısıyla, verginin konusunu, vergiye tabi işlemi kanunun belirlemesi gerekirken, burada, vergi konusunu belirleme yetkisi vergi yönetimine bırakılmış bulunmaktadır; bu niteliği gereği Anayasaya aykırı görülmektedir. Ancak, tabiî, bu 7 nci gelir unsurunun, "kaynağı ne olursa olsun diğer her türlü kazanç ve iratlar" ifadesinin, bu düzenlemenin de 80 ve 82 nci maddelerinde belirlenmektedir anlayışı var. Halbuki, daha önceki metinde bulunan 80 ve 82 nci maddeler ile bu tasarı incelendiği takdirde, arasında önemli bir fark olduğu görülmektedir. Mevcut uygulamada, 80 ve 82 nci maddelerde, sair ve kazanç ve iratların hangileri olduğu, tadat edilmek suretiyle, açık ve net bir şekilde, kanun tarafından belirlenmiştir. Halbuki, burada, hangi diğer kazançların vergiye tabi tutulduğu sayılmak yerine, doğrudan doğruya, hangi edinimlerin vergiden istisna teşkil edeceği belirtilmiştir. Dolayısıyla, istisna maddeleri dışında, istisna olarak vurgulanan hükümler dışında, diğer her türlü kazançlar diye, sonu belli olmayan, idareye inisiyatif tanıyan bir düzenlemeye gidilmiştir ki, bu da, açıkça, Anayasanın 73 üncü maddesine aykırılık teşkil etmektedir.

Özellikle, 24 üncü maddede, tasarruf ve harcamalara kaynak teşkil etme ifadesiyle bir gelir tanımı verilmiş olmasının başka birtakım sorunları da ortaya çıkaracağı açıktır. Çünkü, daha önce, servet beyanının bulunduğu dönemlerde, vergi inceleme elemanlarının tamamına servet inceleme hakkı tanınmamıştı. Burada, tasarrufa kaynak teşkil eden, harcamaya kaynak teşkil eden her türlü değer artışının vergiye tabi olması, bir anlamda, inceleme elemanlarını, servetin, tasarrufların incelenmesine yöneltecektir ve burada bir sınır da çizilmemiş olduğu için, daha önceki servet incelemesinin aksine, vergi inceleme yetkisine sahip bütün elemanların ve Maliye memurlarının, doğrudan doğruya tasarrufa yönelmek suretiyle, değer artışlarını incelemesi gibi bir sonuç da ortaya çıkaracaktır.

Dolayısıyla, özet olarak söylemek istediğimiz nokta, Anayasanın 73 üncü maddesindeki, verginin kanunla belirleneceği ilkesine aykırı bir düzenleme, bu maddenin 7 nci bendinde yer almaktadır ve 80 ve 82 nci maddeler bu ucu açıklığı ve belirsizliği ve idarenin, verginin konusunu belirleme yetkisini ortadan kaldıracak niteliğe, özelliğe sahip değildir.

Bu bakımdan, Anayasaya aykırılık sebebiyle, bu maddenin düzeltilmesini veya metinden çıkarılmasını uygun görüyoruz.

Saygılar sunar, arz ederim. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şener.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler.. Önerge kabul edilmemiştir.

Şimdi, diğer önergeleri aykırılık derecesine göre işleme koyacağım.

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – Sayın Başkan, imzamı geri alıyorum.

BAŞKAN – İmzanızı geri alıyorsunuz.

Sayın Beyribey'in imzasını geri alması nedeniyle, üç önergeyi işleme alamayacağım.

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Sayın Başkan, ben de imzamı geri alıyorum.

BAŞKAN – Sayın Gürtan, imzanızı geri alıyorsunuz.

Efendim, bir önerge kalmıştır; onu okutup, işleme koyacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan çeşitli vergi kanunlarında değişiklik öngören 626 sıra sayılı kanun tasarısının 25 inci maddesiyle düzenlenen 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 2 nci maddesinde yer alan

"7. Kaynağı ne olursa olsun diğer her türlü kazanç ve iratlar" ibaresinin, bu madde metninden çıkarılmasını saygılarımızla arz ederiz.

Aslan Polat (Erzurum) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ METİN ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Polat?..

ASLAN POLAT (Erzurum) – Açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.

Şimdi, bizim, bugün, burada, üzerinde sürekli olarak durduğumuz konu şudur: Bu kanunun eski maddesine bakarsanız, ticarî kazanç, ziraî kazanç, ücretler, gayrimenkul sermaye iratları falan diye yazılmıştır.

Yani, bizim istediğimiz şudur: Bir mükellef, devletle hangi kanun maddeleriyle muhatapsa, net olarak öğrensin, bilsin, bu, açık açık söylensin. Eğer "kaynağı ne olursa olsun diğer her türlü kazanç ve irat" deniliyorsa, o zaman, diğer maddelere hiç lüzum yok; çünkü, bu son madde hepsini de karşılar. Nerede bir kazanç veya neticesini bulan bir irat varsa, onları, kalksın, sorgulasın. O zaman, alttaki diğer bütün maddelere niye ihtiyaç var? Bugün, bütün Batı dünyasında, Batı âleminde olduğu ve eskiden beri bizde de mevcut olduğu gibi, bütün maddelerin tek tek, ziraî kazanç, ticarî kazanç diye yazılmasının manası neydi; devletler ile fertler, neyle muhatap olacaklarını birebir bilsinler diye.

Şimdi, biz, bu son bir birbuçuk yıldan beri, o kadar çok olayla muhatap olduk ki, her şeyden şüphelenmeye başladık. Örneğin, 28 Şubattan sonra -üzerine basarak konuşuyorum- dünyanın en laik meselesi olan sermaye renklendirildi; yok yeşil sermaye, yok sarı sermaye, irticaî sermaye, o sermaye, bu sermaye diye. Bir taraftan, şu kanun maddesiyle "yurt dışında yatırım yapan insanlara -250 milyon dolar veya daha fazla yatırım yaparsa- yüzde 200 teşvik verelim" diyoruz; diğer taraftan da, en büyük devlet bürokratları "efendim, yeşil sermaye sahiplerine bu Hükümet zamanında 26 trilyon lira teşvik verilmişti, sorgulansın" diye itham ediliyor. Dolayısıyla, şunu söylemek istiyoruz: Bizi ürküten, son birbuçuk seneden beri, ülkemizde, kanunların yanlı uygulanması, irticaî diye, sermaye diye, dindar tabakanın üzerine çok sert gidilmesidir. Onun için, biz diyoruz ki, eğer, burada denildiği gibi, hakikaten, büyük karapara aklayıcıların üzerine gidilecekse, 3,5 milyar niye muhatap tutuluyor; trilyonlar muhatap tutulsun; çünkü, hepimiz biliyoruz ki -Susurluk Komisyonu raporunda da deniliyor- bu memlekette, yılda 40 ilâ 60 milyar dolar karapara, esrar ve eroin parası geçiyor. Bu para 10-15 katrilyon mertebesindedir. Onların üzerine gidiyorsanız, o maddeyi, ona göre düzenleyin, çıtayı yükseltin; ama, siz, gelir de çıtayı 3,5 milyarda sabit tutursanız, Anadolu'daki bütün esnaf bundan tedirgin olur; herkesin birbirine karşı ihbar mekanizması başlar. Biz, bundan korkuyoruz. Çekindiğimiz nokta, açık ve net söylüyorum, ben, neyle muhatap olacaksam, onları tek tek bilmeliyim.

Bunun bir başka özelliği ve bizi ürküten bir başka noktası daha var. Son bir yıldan beri, ülkemizde, 1940'lara dönüş projesi diye bir proje var. Bu projeyle, inanç bakımından, düşünce özgürlüğü bakımından, halkımız, büyük bir baskı altına alındı. Korkuyorum ki, bu maddeyle de ekonomik baskı altına alınacak ve bu kıskaç tamamlanacaktır.

Bakın, şu anda, Ceza Kanunumuzda bir madde var, 312 nci madde. Son derece muğlak bir madde. Her şeyi buna soktuk; bir şiir okuyanı da buna soktuk, MÜSİAD üyesini de buna soktuk, gazeteciyi de buna soktuk, yazarı da buna soktuk... Onun için, biz diyoruz ki, bu muğlak maddeleri bırakalım. Sonra, fertleriyle münakaşa etmeye alışkın olan Maliye kontrolörlerinden -ki, bunların mahkemeye giden davalarının yüzde 90'ını, mahkeme, aleyhlerine bozdu; yani, Hazinenin aleyhine bozdu- her şeyde mahkemeye gitmeyi âdet edinen Maliye kontrolörlerinden -son derece muğlak, kıyasa açık, yoruma açık maddeleri koyarsak- bizim Anadolu'daki insanlarımız çok zarar görür diye endişe etmekteyiz. Yoksa, bu rakam -Sayın CHP sözcüleri, size de cevap veriyorum- 500 milyarın, 1 trilyonun üzerinde olsa, biz, bir defa çıkıp burada konuşmayız; çünkü, onlar bizimle ilgili olmaz. Bizim ilgilendiğimiz şey, rakam, 3 milyarla, 4 milyarla muhatap oldu mu, bunun muhatap yeri Anadolu'dur; birbirini çok iyi tanıyan iki komşudur; husumet yönünden birbirlerini tenkit etmeleri, ihbar etmeleri endişesidir ve bunun, daima, mütedeyyin insanlar üzerinde bir baskı olarak kullanılmasından korkmamız ve endişe etmemizdir.

Bir de, burada, Sayın Anavatan Partisi sözcüsü, biraz önce, konuşurken "muhalefet sözcüleri sadece vakit geçiriyorlar, önerge veriyorlar" diyor. Peki, ben bütün dinleyicilere soruyorum; şu ana kadar İktidar kanadının verdiği ve geri çekmediği bir önerge var mı?!

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – Var... Var...

ASLAN POLAT (Devamla) – Baştan aşağı, sizin verdiğiniz naylon önergeler... Verdiğiniz hiçbir önergeyi müdafaa bile etmiyorsunuz ve hepsini, hemen geri çekiyorsunuz; ama, biz, burada, verdiğimiz her önergeyi, geliyoruz, müdafaa ediyoruz. Burada, önergelerin hangisinin naylon, hangisinin gerçek olduğunu halk görüyor ve anlıyor. Bunları düşünmeden, sadece "gelip burada konuşuyor, tenkit ediyor" diye cevap vermek yanlıştır. Ben, birinci fıkraya son olarak ilave edilen bu 7 nci bendin madde metninden çıkmasını istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Polat, toparlıyorsunuz...

ASLAN POLAT (Devamla) – Eski 6 bent içerisinde yetersiz olan varsa, adlarını açık açık koyalım ve neyle muhatap olacağımızı açık açık bilelim. Muğlak maddelerle milleti tedirgin etmekten vazgeçin. Sonra, korkarım ki, şimdi, nasıl inanç ve düşünce özgürlüğüne baskı yaptıysanız, bu maddeyle de 1940'ların yol vergilerini getirirsiniz diye korkuyorum.

Hepinize saygılar sunarım. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Polat.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

26 ncı madddeyi okutuyorum:

MADDE 26 - 193 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi ile 1 numaralı bendinin parantez içi hükmü aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış, maddeye üçüncü fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş ve maddenin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Ticaret ve sanat erbabından aşağıda yazılı şekil ve suretle çalışanlar gelir vergisinden muaftır.”

“Giyim eşyalarıyla zati ve süs eşyaları, değeri yüksek olan ev eşyaları ile pazar takibi suretiyle gıda, bakkaliye ve temizlik maddelerini ve sabit iş yerlerinin önünde sergi açmak suretiyle o iş yerlerinde satışı yapılan aynı neviden malları satanlar hariç”

“Esnaf muaflığı şartlarını topluca taşıyanlar bu muaflıktan yararlanabilmek için ilgili esnaf odasına kayıt olmak ve durumlarını tevsik etmek suretiyle belediyeden “Esnaf Muaflığı Belgesi” almak zorundadırlar. Belediyelerce esnaf muaflığı belgesi bir takvim yılı için verilir. Esnaf muaflığı belgesinin şekil ve muhtevasını tayin ve tespite ve uygulamaya ilişkin usulleri belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

Esnaf muaflığından faydalananlar f