DÖNEM : 20
YASAMA YILI : 3
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
CİLT : 56
107 nci Birleşim
23 . 6. 1998 Salı
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – YOKLAMA
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. — (10/219) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev süresinin uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/1573)
V. — GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI
A) ÖNGÖRÜŞMELER
1. — Doğruyol Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya ve İçel Milletvekili Turhan Güven’in, hakkında yakalama emri bulunan ve aranan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın saklı bulunduğu yeri bildiğini açıklamasına rağmen yetkili mercilere haber vermediği iddiasıyla Devlet Bakanı Eyüp Aşık hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/16)
2. — Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı ve 37 arkadaşının, dış borçlar konusunda Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/24)
3. — Konya Milletvekili Veysel Candan ve 20 arkadaşının, iç ve dış borçlar ile alınan kredilerin nerelerde kullanıldığının tespiti amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/57)
VI. — SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1. — Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar’ın Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması
2. — Kayseri Milletvekili Ayvaz Gökdemir’in DevletBakanı Eyüp Aşık’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması
3. — Denizli Milletvekili Mustafa Kemal Aykurt’un DevletBakanı Eyüp Aşık’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması
VII. — SEÇİMLER
A
) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM1. — Millî Savunma Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim
2. — Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim
3. — Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim
4. — (10/23, 36, 103, 173, 183, 198) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim
5. — (10/219) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim
VIII. — SORULAR VE CEVAPLAR
A) SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI
1. — Isparta Milletvekili MustafaKöylü’nün, TRT’ye ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/890)
2. — Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, bazı medya kuruluşlarına verilen teşvik kredilerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/891)
3. — Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, bazı basın kuruluşlarına verilen teşvik kredilerine ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/892)
4. — Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Şanlıurfa-Akçakale-Suruç yoluna ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/893)
5. — Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Ceylanpınar-Mürşitpınar Sınır Kapısının ticarete açılıp açılmayacağına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/894)
6. — Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı’nın, Batı Çalışma Grubuna ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/897)
7. — Niğde Milletvekili Mehmet Salih Katırcıoğlu’nun, teknik elemanların özlük haklarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/898)
8. — Ankara Milletvekili İrfan Köksalan’ın, Cumhuriyetin 75 inci kuruluş yıldönümü kutlamalarının Tarih Vakfına ihale edileceği iddiasına ilişkinKültür Bakanından sözlü soru önergesi (6/899)
9. — Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın Geliştirme ve Destekleme Fonunda değişiklik yapılmasına dair karara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/900)
10. — Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Şanlıurfa-Havaalanı, Şanlıurfa-Akçakale ve Gaziantep-Şanlıurfa karayollarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/901)
11. — Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, Ankara-Cebeci’de bulunan Adlî Tıp Kurumuna ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/902)
12. — İçel Milletvekili Saffet Benli’nin, İçel İli Çamlıyayla İlçesinde Ziraat Bankası Şubesi açılıp açılmayacağına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/903)
13. — Yozgat Milletvekili Abdullah Örnek’in, Ankara Millî Eğitim Müdürünün bir beyanına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/904)
14. — Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın, Dünya Kadınlar Gününde meydana gelen olaylar sırasında Atatürk Anıtına saldırıda bulunulduğu iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/905)
15. — Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın, Dünya Kadınlar Günü kutlamaları sırasında meydana gelen olaylara ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/906)
16. — Trabzon Milletvekili İsmail İlhan Sungur’un, bazı belediyelerin izinli hizmet aracı talebine cevap verilmemesinin nedenine ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/907)
17. — Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül’ün, Turban’a alınan personele ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/908)
18. — Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül’ün, SEKA’ya ait bir arazinin özel bir firmaya satılacağı iddialarına ilişkin Sanayi ve TicaretBakanından sözlü soru önergesi (6/909)
19. — Hatay Milletvekili Abdulkadir Akgöl’ün, İskenderun LNG terminalinin 1998 yatırım programından çıkarılmasının nedenine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/910)
20. — Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, Konut Edindirme Fonuna ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/911)
21. — Sıvas Milletvekili Tahsin Irmak’ın, Savarona Yatına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/912)
22. — Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, Habur sınır kapısından Irak’a giriş yapan kamyon ve tırlara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/913)
23. — Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül’ün, İzmir Aliağa LNG Terminali Projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı A. Ahat Andican’ın cevabı (6/914)
24. — Ankara Milletvekili Ömer Faruk Ekinci’nin, Hükümetin icraatlarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/915)
25. — Konya Milletvekili Abdullah Gencer’in, Eskişehir TÜLOMSAŞ’ta işten çıkarılan mevsimlik işçilere ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/916)
26. — Konya Milletvekili Abdullah Gencer’in, irtica ile mücadele konusundaki bir beyanına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/917)
27. — Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül’ün, Denizcilik Müsteşarlığına alınan personele ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/918)
28. — Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın, irtica nedeniyle hakkında soruşturma açılan vali ve kaymakamlara ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/919)
29. — Kütahya Milletvekili Metin Perli’nin, Kütahya-Kureyşler Barajı ihalesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı A. Ahat Andican’ın cevabı (6/920)
30. —Kırşehir Milletvekili Cafer Güneş’in, Batı Çalışma Grubuna ilişkin Başbakandan sözlü soru önerg
esi (6/921)31. — Antalya Milletvekili Osman Berberoğlu’nun, kumarhanelerin kapatılması sonucu işsiz kalan kişilere ilişkin Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/922)
32. — Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Şanlıurfa-Merkez ve Akçakale İlçelerine bağlı bazı köylerin dalgıç ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/923)
33. — Antalya Milletvekili Osman Berberoğlu’nun, atari salonlarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/924)
34. — Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Şanlıurfa-Birecik İlçesine bağlı bazı köylerin dalgıç ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/925)
35. — Niğde Milletvekili Mehmet Salih Katırcıoğlu’nun, Niğde-Bor-Ecemiş Sulama Projesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı A. Ahat Andican’ın cevabı (6/926)
36. — Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül’ün, Botaş Vakfına ait şirkete alınan personele ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi ve Devlet Bakanı A. Ahat Andican’ın cevabı (6/927)
37.
— Konya Milletvekili Abdullah Gencer’in bazı belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılmalarının nedenine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/928)38. — Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Şanlıurfa-Harran-Küçük Yıldız ve Yasta Köylerinin dalgıç ihtiyacına ilişkin DevletBakanından sözlü soru önergesi (6/929)
39. — Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Şanlıurfa-Hilvan İlçesine bağlı bazı köylerin dalgıç ihtiyacına ilişkin DevletBakanından sözlü soru önergesi (6/930)
40. —
Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Şanlıurfa-Bozova İlçesine bağlı bazı köylerin dalgıç ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/931)41. — Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Şanlıurfa-Viranşehir İlçesine bağlı bazı köylerin dalgıç ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/932)
42. — Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Şanlıurfa-Suruç İlçesine bağlı bazı köylerin dalgıç ve içme suyu ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/9
33)43. — Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Şanlıurfa-Halfeti-Sütveren ve Kantarma Köylerinin dalgıç ihtiyacına ilişkin DevletBakanından sözlü soru önergesi (6/934)
44. — Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Şanlıurfa-Siverek İlçesine bağlı bazı köylerin dalgıç ihtiyacına ilişkin DevletBakanından sözlü soru önergesi (6/935)
45. — Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Şanlıurfa-Ceylanpınar İlçesine bağlı bazı köylerin dalgıç ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (
6/936)46. — Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül’ün, şeker pancarı üreticilerinin sorunlarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/937)
47. — Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, İstanbul-Küçükçekmece’de Millî Emlak Genel Müdürlüğüne ait bir arsanın Galatasaray Spor Kulübüne verilip verilmediğine ilişikinMaliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/938)
48. — Zonguldak Milletvekili Necmettin Aydın’ın, Çaycuma ve Bartın SSKHastanesi Projesine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan’ın cevabı (6/939)
49. — Ankara Milletvekili Ömer Faruk Ekinci’nin, kütüphanelerde okunmak üzere satın alınan gazetelere ilişkin Kültür Bakanından sözlü soru önergesi (6/940)
50. — İçel Milletvekili Saffet Benli’nin, Bakanlar Kurulu’nun sanal olarak ilk kez ne zaman toplanacağına ilişkinBaşbakandan sözlü soru önergesi (6/941)
51. — Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun, tarihi alanlardaki konutların korunmasına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/942)
52. — Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun, T.T.K.’ya alınan işçilere ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/943)
53. — Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun, bazı şahsî ve ticarî mahiyette eşyanın bedelsiz ithaline ilişkin DevletBakanından sözlü soru önergesi (6/944)
54. — Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Şanlıurfa’da Merkez Bankası şubesi açılıp açılmayacağına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı A. Ahat Andican’ın cevabı (6/945)
55. — Şanlıurfa Milletvekili Abdülkadir Öncel’in, Şanlıurfa’da turizm potansiyelinin değerlendirilmesi yönünde bir çalışma yapılıp yapılmayacağına ilişkin Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/946)
56. — Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Uğur Mumcu suikastine adı karışan bir şahsa ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/947)
57. — Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonunda ifade veren iki itirafçıya ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/948)
58. — Ankara Milletvekili Er
sönmez Yarbay’ın, Çankaya Belediyesi’nin Kurban Bayramında Türk Hava Kurumuna araç ve personel tahsis ettiği iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/949)59. — Antalya Milletvekili Arif Ahmet Denizolgun’un, Antalya Havalimanı Dış Hatlar Terminalinde meydana gelen bir kazaya ilişkin Ulaştırma Bakanından sorusu ve DevletBakanı A. Ahat Andican’ın cevabı (6/950)
60. — Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı’nın, THKtarafından 1981-1998 yılları arasında toplanan kurban derilerine ilişkin Başbaka
ndan sözlü soru önergesi (6/951)61. — Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı’nın, kurban derilerinin THKtarafından toplanmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/952)
62. — Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, irticayla mücadeleye ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/953)
63. — İçel Milletvekili Saffet Benli’nin, Türk Hava Kurumunca toplanan kurban derilerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/954)
64. — İçel Milletvekili Saffet Benli’nin, TASİŞ Genel Müdürü hakkında ileri sürülen bazı iddiaları ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/955)
65. — İçel Milletvekili Saffet Benli’nin, Başbakanlık personeline ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/956)
66. — Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, makam arabası ve şoför tahsis edilen eski bakanlara ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/957)
67. — Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, makam arabası ve şoför tahsis edilen eski bakanlara ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/958)
68. —Ankara Milletv
ekili Ersönmez Yarbay’ın, makam arabası ve şoför tahsis edilen eski bakanlara ilişkin Dışişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/959)69. — Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, makam arabası ve şoför tahsis edilen eski bakanlara ilişkin Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/960)
70. —Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, nakil suretiyle yapılan öğretmen atamalarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’ın cevabı (6/961)
71. — Batman Milletvekili Faris
Özdemir’in, Batman Tekel Başmüdürlüğünün depo ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/962)72. — Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, Samsun’da bulunan İtalyan Katolik Kilisesinin faaliyetleri hakkında ileri sürülen iddialara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/964)
73. — İçel Milletvekili Saffet Benli’nin, Mersin İlindeki sağlık ocağı ve sağlık evlerinin doktor ve ebe ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/965)
74. — İçel Milletvekili Saffet Benli’nin, Mersin-Aydıncık İlçesi Yenikaş Köyündeki su kaynağının KKTC ile paylaşılmasına yönelik projeye ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/966)
75. — İstanbul Milletvekili Azmi Ateş’in, THK tarafından toplana kurban derilerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/967)
76. — İstanbul Milletvekili Azmi Ateş’in, THK Başkanı hakkında ileri sürülen bazı iddialara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/968)
77. — İstanbul Milletvekili Azmi Ateş’in, THK’na ilişkin Başbakandan sö
zlü soru önergesi (6/969)78. — İstanbul Milletvekili Azmi Ateş’in, Dünya Hava Olimpiyatlarının düzenlenmesiyle ilgili olarak bir anlaşma yapılıp yapılmadığına ve uçak alımlarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/970)
79. — Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Şemdin Sakık’ın emniyetteki sorgulamasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/971)
80. — Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Şemdin Sakık’ın sorgulamasına ilişkin Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü
soru önergesi (6/972)81. — Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun, Bartın’da yapılacak olan afet konutlarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı A. Ahat Andican’ın cevabı (6/973)
82. — Konya Milletvekili Abdullah Gencer’in, şeker fabrikalarının pancar üreticisine olan borçlarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/974)
83. — Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, geçici işçilere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı A. Ahat Andican’ın cevabı (6/9
75)84. — Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun, Türkiye Taş Kömürü Kurumuna devredilen kömür ocaklarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/976)
85. — Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül’ün, Mavi Akım Projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/977)
86. — İstanbul Milletvekili Azmi Ateş’in, bir korgeneralin THK’da yolsuzluk yapıldığı yönündeki iddialarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/978
)87. — İstanbul Milletvekili Azmi Ateş’in, THK’nun uçak üretimi için müflis bir İngiliz firmasıyla anlaştığı iddiasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/979)
88. — İstanbul Milletvekili Azmi Ateş’in, THK’nun 1. Dünya Hava Olimpiyatları organizasyonuna talip olduğu iddiasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/980)
89. —İstanbul Milletvekili Azmi Ateş’in, THK’nun satın aldığı iki adet uçağa ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/981)
90. — İstanbul Milletvekili Azmi Ateş’in, Türk Hava Kurumu yönetimi hakkındaki bazı iddialara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/982)
91. — Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, memurlara ek zam verilip verilmeyeceğine ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/983)
92. — Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, Şemdin Sakık’ın ifadelerinin basında yer almasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/984)
93. — İçel Milletvekili Saffet Benli’nin, İstanbul-Beyoğlu’nda yapılan bir klip çalışmasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru ö
nergesi (6/987)94. — Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, İtalya’dan ithal edilen makarnada domuz eti bulunduğu iddiasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı A. Ahat Andican’ın cevabı (6/988)
95. — Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, bakanlıkça öğretmen yetiştiren okullardaki öğrencilere verilen burslara ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’ın cevabı (6/989)
B) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman İlindeki belediyelere yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in yazılı cevabı (7/5142)
2. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, 54 üncü ve 55 inci hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/5174)
3. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, 54 üncü ve 55 inci hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Hasan Gemici’nin yazılı cevabı (7/5180)
4. — Bursa Milletvekili
Ertuğrul Yalçınbayır’ın;– Bursa-Nilüfer İlçesi, Akçalar Belediyesi Kavaklıpınar Deresi civarında bulunan işletmelerin çevreyi kirlettiği iddialarına,
Manisa Milletvekili Rıza Akçalı’nın;
– İznik Gölü havzasında yabancı sermayeli bir şirkete su tüketimi için izin verildiği iddiasına ilişkin soruları ve Çevre Bakanı İmren Aykut’un yazılı cevabı (7/5255, 5269)
5. — Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, 1997 Bütçesinden Karaman İl Özel İdaresine aktarılmak üzere ayrılan ödeneğe ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in yazılı cevabı (7/5379)
IX. — KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. — Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)
2. — Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma önergesi (2/669) (S. Sayısı : 338)
3. — Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının aynı mahiyetteki kanun teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile , Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553)
4. — Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu raporu (1/689) (S. Sayısı : 631)5. — Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Konya Milletvekili Ahmet Alkan’ın, İstanbul Milletvekili Emin Kul’un, Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 30 arkadaşının, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 30 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 33 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 30 arkadaşının, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 40 arka
daşının, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Adana Milletvekili Arif Sezer’in, Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi’nin, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın,Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın, Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 6 arkadaşının, Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Metin Işık, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve 6 arkadaşının, benzer mahiyetteki kanun teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626)I. — GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak dört oturum yaptı.
Fransa’ya gidecek olan Devlet Bakanı Refaiddin Şahin’e, Ulaştırma Bakanı Necdet Menzir’in,
Mısır’a gidecek olan Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer’e, Orman Bakanı Ersin Taranoğlu’nun;
Polonya’ya gidecek olan Başbakan Yardımcısı ve Millî Savunma Bakanı İsmet Sezgin’e, Devlet Bakanı Mehmet Batallı’nın;
Vekâlet etmelerinin uygun görülmüş olduğuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri ve
(9/19) Esas Nolu Meclis Soruşturması Komisyonunun Başkan, Başkanvekili, Sözcü ve Kâtip üye seçimini tamamladığına ilişkin Komisyon Geçici Başkanlığı tezkeresi i
le,Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya’nın, (9/19) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi;
Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının :
2 nci sırasında bulunan 232,
4 üncü sırasında bulunan 553,
5 inci sırasında bulunan 631,
Sıra sayılı kanun tasarıları ve tekliflerinin görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından,
3 üncü sırasında bulunan ve Hükümetçe Komisyona geri alınan 338 sıra sayılı kanun teklifinin görüşmeleri de, Komisyon raporu gelmediğinden,
Ertelendi.
6 ncı sırasında bulunan, Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu, 3505 Sayılı Kanun, Katma Değer Vergisi Mükelleflerin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanun, Belediye Gelirleri Kanunu ile 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/708, 2/72, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626) görüşmelerine devam olunarak 15 inci maddesine k
adar kabul edildi, 15 inci maddesi bir süre görüşüldü.Alınan karar gereğince, 23 Haziran 1998 Salı günü saat 14.00’te toplanmak üzere, birleşime 23.53’te son verildi.
Uluç Gürkan
Başkanvekili
Hüseyin Yıldız Ünal Yaşar Mardin Gaziantep Kâtip Üye Kâtip Üye
No. : 162
II. — GELEN KÂĞITLAR
23 . 6 . 1998 SALI
Raporlar
1. — Tarım Bakanlığı Ziraat İşleri GenelMüdürlüğü ile Ziraî Mücadele ve Ziraî Karantina Genel Müdürlüğüne Bağlı Kurum-Okul ve Kuruluşlara Döner Sermaye Verilmesi Hakkında Kanunun Adının ve Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/690) (S. Sayısı : 696) (Dağıtma tarihi : 23.6.1998) (GÜNDEME)
2. — Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/706) (S. Sayısı : 697) (Dağıtma tarihi : 23.6
.1998) (GÜNDEME)3. —
Denizli Milletvekilleri Mehmet Gözlükaya, Haluk Müftüler, Ramazan Yenidede ve Hilmi Develi’nin, Dazkırı İlçesinin Bağlılığının Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Denizli Milletvekili Mustafa Kemal Aykurt’un aynı mahiyetteki kanun teklifi ve İçişleri Komisyonu Raporu (2/1195, 2/1155) (S. Sayısı : 700) (Dağıtma tarihi : 23.6.1998) (GÜNDEME)Sözlü Soru Önergeleri
1. — Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, üniversitelerdeki başörtüsü sorunlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1120) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998)
2. — Isparta Milletvekili Mustafa Köylü’nün, okullara baskın denetimler yapıldığı iddialarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1121) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998)
3. — Isparta Milletvekili Mustafa Köylü’nün, Tekel’in özelleştirilmesine yönelik çalışmalara ilişkin Devlet Bakanından (Eyüp Aşık) sözlü soru önergesi (6/1122) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998)
4. — Samsun Miletvekili Musa Uzunkaya’nın, pancar üreticilerinin avanslarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/1123) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998)
5. — Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, Samsun’a bağlı bazı ilçelere organize sanayi bölgesi kurulup kurulmayacağına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/1124) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998)
6. — Ardahan Milletvekili Saffet Kaya’nın, Türközü Sınır Kapısından yapılan mazot ithalatı ile ilgili alınan karara ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/1125) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.6.1998)
Yazılı Soru Önergeleri
1. — Hatay Milletvekili Süleyman Metin Kalkan’ın, kamu çalışanlarına yapılacak maaş zammına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5538) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.6.1998)
2. — Konya Milletvekili Mehmet Ali Yavuz’un, Dünya Sağlık Teşkilâtının İstanbul’da yapılan toplantısına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5539) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998)
3. — Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, Üniversitelerde yaşanan başörtüsü sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5540) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998)
4. — Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz’in, hakkında mahkûmiyet kararı bulunan Ülkü Ocakları eski başkanının yakalanmasına yönelik çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5541) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998)
5. — İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş’ın, İstanbul’da doğal SİT alanı olan orman bölgelerinin koruma kurullarının izni alınmadan kiraya verildiği iddiasına ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/5542) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998)
6. — Edirne Milletvekili Ümran Akkan’ın, Edirne’de Meriç Nehri taşkınlarının yol açtığı hasara ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/5543) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998)
7. — Edirne Milletvekili Ümran Akkan’ın, Edirne’de Meriç Nehri taşkınında mağdur olan çiftçilerin kredi borçlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5544) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998
)8. — Isparta Milletvekili Mustafa Köylü’nün, Isparta-Eğridir-Küçükgökçeli Köyünde istimlak edilen arazilerin bedellerinin ne zaman ödeneceğine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/5545) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998)
9. — Hatay Milletvekili Mehmet Sılay’ın, irticai faaliyette bulunduğu iddia edilen vakıf, dernek ve sermaye kuruluşlarına ilişkinBaşbakandan yazılı soru önergesi (7/5546) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998)
10. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman-Merkez-Osmaniye Köyünün köy konağı ihtiyacına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/5547) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998)
11. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman-Merkez-Çiğdemli Köyünün su kuyusu ihtiyacına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/5548) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998)
12. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman-Merkez-Çiğdemli Köyünün köy konağı ihtiyacına ilişkinBayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/5549) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998)
13. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman’a bağlı bazı köylerin içme suyu ve yol ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/5550) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998)
14. — Yozgat Milletvekili Kâzım Arslan’ın, kamu kuruluşlarına ait Vakıfların denetimine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5551) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998)
15. — Yozgat Milletvekili Kâzım Arslan’ın, bazı öğretim kurumlarının isminin değiştirilmesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5552) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998)
16. — Yozgat Milletvekili Kâzım Arslan’ın, bazı gazetelerce düzenlenen promosyon kampayalarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/5553) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998)
17. — SamsunMilletvekili Musa Uzunkaya’nın, Samsun-Çarşamba Havaalanı kargo binası projesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5554) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.6.1998)
18
. — Yozgat Milletvekili Kâzım Arslan’ın, başörtülü öğrencilerin öğrenim hakkının engellendiği iddiasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/5556) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.6.1998)19. — Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Ankara’nın başkent oluşu ile ilgili kutlamalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5557) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.6.1998)
20. — Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Hazine avukatlarının Avukatlık Hizmetleri Sınıfından çıkarılacağı iddiasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5558) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.6.1998)
21. — KaramanMilletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman-Merkez-Kızık Köyü Tarımsal Altyapı Projesine ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/5559) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.6.1998)
22. — Hatay Milletvekili Mehmet Sılay’ın, İSDEMİR’in zararına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/5560) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.6.1998)
23. — Konya Milletvekili Hasan Hüseyin Öz’ün, GAP’a ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Salih Yıldırım) yazılı soru önergesi (7/5561) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.6.1998)
24. — Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın’ın, Siirt-Şirvan’ın doktor ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5562) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.6.1998)
25. — Konya Milletvekili Mehmet Ali Yavuz’un, Konya-Hadim İlçesi Göksu Mavi Tüneli ihalesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5563) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.6.1998)
26. — Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, TBMM Üyeliği ile Bağdaşmayan İşler Hakkında Kanun gereğince yapılan işlemlere ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/5564) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.6.1998)
27. — Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, mal bildiriminde bulunmayan milletvekilleri hakkında yapılan işlemlere ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/5565) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.6.1998)
28. — Manisa Milletvekili Erdoğan Yetenç’in, Edirne Cezaevinde kalan bazı mahkûmların naklinin engellendiği iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/5566) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.6.1998)
29. — Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Afyon Kapalı Cezaevinde bulunan bir tutuklunun duruşmalara katılmamasının nedenine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/5567) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.6.1998)
Genel Görüşme Önergesi
1. — DYP Grubu adına Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya ve İçel Milletvekili Turhan Güven’in, Seçim ve Siyasî Partiler Yasalarında değişiklik yapılması konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 102 ve 103 üncü maddeleri uyarınca bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/24) (Başkanlığa geliş tarihi : 2
2.6.1998)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 14.00
23 Haziran 1998 Salı
BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN
KÂTİP ÜYELER : Ünal YAŞAR (Gaziantep), Hüseyin YILDIZ (Mardin)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 107 nci Birleşimini açıyorum.
Görüşmelere başlıyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.
Kadının Statüsünün Araştırılarak Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin yaşama geçirilmesi için alınması gereken tedbirleri tespit etmek amacıyla kurulan (10/219) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutuyorum:
IV. — BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. — (10/219) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev süresinin uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/1573)
18.6.1998
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Kadının Statüsünün Araştırılarak Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin yaşama geçirilmesi için alınması gereken tedbirleri tespit etmek amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonumuz, üç aylık süre içinde çalışmalarını tamamlayamamış olduğundan, 26.6.1998 tarihi itibariyle bir aylık eksürenin, Genel Kurulca uzatılmasına dair 18.6.1998 tarihli 8 inci Birleşiminde karar almıştı
r.Karar ilişikte sunulmuştur.
Gereğini bilgilerinize saygılarımla arz ederim.
Lale Aytaman
Muğla
Komisyon Başkanı
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bu komisyon daha önce üç ay süre kullanmıştır. İçtüzüğün 105'inci maddesi, araştırmasını üç ay içinde bitiremeyen komisyona bir aylık kesin süre verileceği hükmünü içermektedir. Bu nedenle, komisyonun süre talebini bilgiler
inize sunuyorum.Gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmına geçiyoruz.
V. — GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE
MECLİS ARAŞTIRMASI
A) ÖNGÖRÜŞMELER
1. — Doğruyol Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya ve İçel Milletvekili Turhan Güven’in, hakkında yakalama emri bulunan ve aranan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın saklı bulunduğu yeri bildiğini açıklamasına rağmen yetkili mercilere haber vermediği iddiasıyla Devlet Bakanı Eyüp Aşık hakkında Gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/16)
BAŞKAN – Bu kısmın 1 inci sırasında yer alan, Doğru Yol Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya ve Milletvekili Turhan Güven'in, hakkında yakalama emri bulunan ve aranan "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın saklı bulunduğu yeri bildiğini açıklamasına rağmen yetkili mercilere haber vermediği iddiasıyla Devlet Bakanı Eyüp Aşık hakkında (11/16) esas numaralı gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelere başlıyoruz.
Hükümet?.. Burada.
Önerge, daha önce
bastırılıp dağıtıldığı ve okunduğu için tekrar okutmuyorum.Sayın milletvekilleri, Anayasanın 99 uncu maddesine göre, bu görüşmede, önerge sahiplerinden bir üyeye, siyasî parti grupları adına birer milletvekiline ve Bakanlar Kurulu adına Başbakan veya bir bakana söz verilecektir.
Konuşma süreleri, önerge sahibi için 10 dakika, gruplar ve Hükümet için 20'şer dakikadır.
Şu ana kadar söz talebi yok.
İlk söz önerge sahibinin.
Buyurun Sayın Mehmet Gözlükaya.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere, kamuoyunda "Yeşil" kod adıyla bilinen Mahmut Yıldırım isimli şahıs hakkında, bazı DYP'li milletvekili arkadaşlarımızın vermiş oldukları soru önergelerine İçişleri Bakanı Sayın Murat Başesgioğlu tarafından verilen cevaplarda, Mahmut Yıldırım adındaki kişinin, bazı suçların faili olarak uzun bir süredir emniyet güçlerince arandığı ve yakalama emri bulunduğu açıkça beyan edilmiştir.
"Yeşil" kod adıyla bilinen Mahmut Yıldırım ile ilgili olarak Başbakan Sayın Mesut Yılmaz'ın, zaman zaman çelişkili ve kamuoyunu yanıltan açıklamaları olmuştur. Sayın Yılmaz, söz konusu açıklamalarında, Yeşil'in, 1996 sonbaharında öldürüldüğünü, İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Akın Birdal'ın iççatışma sonucunda vurulduğunu, son olarak da, Akın Birdal suikastının Yeşil'in emriyle yapıldığını beyan etmiş, bir süre sonra da "ilgili makamlar beni yanılttılar, onun için bu yanlış ve doğru olmadığına inandığım bilgiyi verdim" diye beyanda bulunmuştur. Sayın Aşık'ın aşağıda açıklayacağımız beyan
larından sonra da "Eyüp Aşık, bu olayla ilgili çalışmalar yapmış ve izlemiş bir arkadaşımızdır; ancak, bunu, Bakan sıfatıyla değil de gazeteci sıfatıyla açıklamıştır" gibi, çelişkili, bir sayın başbakana, hükümetin ve devletin en sorumlu mevkiinde olan bir kişiye yakışmayacak sözler söylemiştir ve devlete ne kadar hâkim olduğunu, bu sözleriyle, Sayın Başbakan, ifade etmiştir.Yeşil'in akıbetiyle ilgili olarak basında yer alan çelişkili beyanlar üzerine, Grubumuza mensup bazı milletvekillerince, konumu itibariyle, doğrudan ilgisi bulunan Sayın Adalet Bakanına ve Sayın İçişleri Bakanına yazılı soru önergesiyle müracaat edilmiştir. Her iki Sayın Bakan da, Yeşil'in yerinin tespit edilemediğini, bu nedenle, hakkında herhangi bir yasal işlemin yapılamadığını, cevaben bildirmişlerdir.
Bu arada, Trabzon Milletvekili ve halen Tekelden sorumlu Devlet Bakanı olan Sayın Aşık, 27 Ocak 1998 Salı Günü, Shov TV'de yayımlanan 32. Gün Programında ve tüm kamuoyu önünde, halen, bazı suçların faili olarak gösterilen ve kod ismi "Yeşil" olduğu iddia edilen kişinin, kendi bilgileri ve kendi kontrolleri altında olduğunu söylemiş ve "olduğu yeri şimdi söyleyemem; ama, biliyorum, Yeşil ölmedi; ben, ölmedi dediysem, ölmemiştir; ben, inceleme yapmadan konuşmam" diye sözler sarf etmiştir. Sayın Mehmet Ali Birand, Sayın Fikri Sağlar ve gazeteci Sayın Enis Berberoğlu'nun da bulunduğu 32. Gün Programında, Türk kamuoyuna bu açıklama yapılmıştır. Milletimiz, bu beyanı, hayret ve dehşetle izlemiştir. Ertesi günkü gazeteler, bu beyanı manşet y
apmışlardır. Daha sonra da, bu mealdeki beyanlar devam etmiştir; bu gazetelerde "Yeşil'in nerede olduğunu biliyorum, kontrolümüz altındadır; yaşıyor, eminim" gibi sürmanşetlerle, bu beyan verilmiştir.Bu suretle, Eyüp Aşık, sanık olarak aranan "Yeşil" kod adlı kişinin kontrol altında olduğunu ifade etmek suretiyle, saklandığı yeri bildiğini; buna rağmen, yetkili cumhuriyet savcılığına veya diğer yetkililere haber vermediğini ikrar etmek suretiyle, Türk Ceza Kanununun 296 ncı maddesine mümas bir suç işlemiştir. Bu maddeye göre, hakkında yakalama veya tevkif müzekkeresi çıkarılmış olan bir kimsenin bulunduğu yeri bildiği halde yetkili mercilere haber vermeyen kişi, suçun durumuna göre değişik cezalara çarptırılmaktadır -ki, iddialara göre, Sayın Yeşil'in suçu, asgarî olarak müebbet hapis cezasını gerektiren bir suçtur- Sayın Aşık da, bu beyanlarıyla, en az üç yıl cezaya çarptırılabilecek bir suçu işlemiştir.
Ayrıca "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın son günlerde bazı gazetelerde yer alan açıklamalarında "devlet, beni, istediği yerde, istediği zaman bulur; yakalamak gerekirse yakalar, vurmak gerekirse vurur; şimdiye kadar öldürülmediysem, işim bitmediği içindir" demektedir ve Sayın Aşık'ın "yaşıyor; yaşadığı yeri ben biliyorum, kaldığı yeri ben biliyorum" ifadesini doğruluyor. (Gürültüler)
Sayın Başkan, biraz gürültü var.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri... Sayın milletvekilleri...
Buyurun Sayın Gözlükaya.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Devamla) – Bizim zaten zorluğumuz var; boş sıralara hitap ediyoruz Sayın Başkan; bir de gürültü olursa, bu, anlaşılmaz...
İRFAN KÖKSALAN (Ankara) – Sizde yok...
MEHMET GÖZLÜKAYA (Devamla) – Sizde de yok da; Bakan da yok henüz...
Tekelden sorumlu Devlet Bakanı Eyüp Aşık, Yeşil'in yerini bildiğini ve kontrolde olduğunu açıklamasına rağmen niçin emniyet güçlerine bu konuda bilgi vermemektedir?
Şimdi, Sayın Bakana soruyoruz: Yeşil'in yerini ne zaman devletin yetkililerine söyleyeceksiniz? Yeşil'i ne kadar daha kontrolünüz altında tutacaksınız ve Yeşil'i kendi elinizle mi, yoksa emniyet güçlerince mi teslim edeceksiniz? Yoksa, Yeşil'i, birtakım iftira ve çamur atma faaliyetlerinde kullanmak üzere mi saklıyorsunuz?
Bakanlık gibi çok ciddî bir konumda olan bir kişinin bu tip davranış ve beyanlarının açıkça suç olduğu dikkate alındığında, hakkında yakalame emri çıkarılan ve bu nedenle, emniyet güçlerince aranan Yeşil'in saklı bulunduğu yeri bildiğini iddia eden; ancak, yetkili mercilere haber vermeyen Devlet Bakanı Eyüp Aşık'ın, bakanlık gibi ulvî bir görevde bulunması siyaseten ve ahlaken mümkün değildir.
Bu bakımdan, milletle alay eden Sayın Aşık'ın gensoruyla bakanlıktan düşürülmesi gerekmektedir. Aksi halde, milletin devlet adamlarına olan güveni yok olacaktır.
Bu sebeplerle, Eyüp Aşık'ın, Anayasanın 99 uncu ve İçtüzüğümüzün 106 ncı maddeleri gereğince hakkında verdiğimiz gensoru önergesinin Yüce Meclisimizce kabulünü arz eder, saygılarımı sunarım. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Gözlükaya.
Gruplar adına söz talebi var mı efendim?
Fazilet Partisi Grubu adına, Sayın Mehmet Elkatmış; buyurun.
Süreniz 20 dakikadır.
Buyurun efendim.
FP GRUBU ADINA MEHMET ELKATMIŞ (Nevşehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Eyüp Aşık hakkında verilen gensoru önergesi üzerinde Fazilet Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere huzurlarınıza gelmiş bulunuyorum; hepinize, gerek Grubum ve gerekse şahsım adına saygılar sunuyorum.
Aslında, olay, sadece Sayın Eyüp Aşık'ın olayı da değil; bu olayı, Susurluk olayını, enine boyuna tartışmamız, konuşmamız gerekir; ama, verilen 20 dakikalık süre içerisinde bunları dile getirmek mümkün değil.
Değerli arkadaşlar, son günlerde "ağzı olan konuşuyor" diye güzel bir reklam sloganı var; çok hoşuma gidiyor. Gerçekten de, herkes konuşuyor; yani, ağzı olan herkes konuşuyor. Susurluk olayı oldu olalı bir yıl yedibuçuk ay geçti. Bu süre içerisinde, bu konuda herkes konuştu; bilen de konuştu bilmeyen de konuştu; kimi, laf olsun diye konuştu, kimi siyaset olsun diye konuştu, kimi siyasî hasımlarım yok olsun diye konuştu, kimi olayı gerçek mecraından saptırmak için, kimisi de doğrular ortaya çıksın diye konuştu; ancak, esas konuşması gerekenler ya hiç konuşmadı ya da doğru konuşmadı. Zaten, konuşanlar da susturuldu veya haklarında davalar açıldı, tutuklandılar, hatta öldürüldüler de; işte, rahmetli Uğur Mumcu, rahmetli Cem Ersever ve Hanefi Avcı gibi... Konuştuğumuz için, bizim hakkımızda da çok davalar açıldı; yani, bilenlerin konuşmasını istemiyor birileri. Bunu vurgulamak istiyorum.
Bu şartlar altında, gerçekler ve çeteler ortaya çıkarılabilir mi arkadaşlar? Elbette ki, hayır. Nitekim, olayların üzerinden bir yıl yedibuçuk ay geçti, hâlâ, bir netice çıkmadı, çıkması da mümkün değil bu gidişle.
Şöyle bir düşünelim, Susurluk için neler söylendi. Özellikle, Sayın Başbakan, kendisini, Susurluk olayını aydınlatmak ve ortaya çıkarmak için, âdeta, feda etti "yirmi gün daha iktidarda kalsaydım, bu olayı ortaya çıkaracaktım" dedi; 55 inci Hükümetin kuruluş gayelerinin en önemlilerinden birisinin de çeteleri ortaya çıkarmak olduğunu"söyledi ve "bu işi çözemezsem Başbakanlık bana haram olsun" dedi. Peki, arkadaşlar, Sayın Başbakan bunları söyledi de -şimdiye kadar da onbir aylık Başbakan; aşağı yukarı bir hafta sonra bir yılı dolduruyor- olaylar ortaya çıkarılabildi mi? Hayır. Ben, bunu söylerken, Sayın Başbakan Yılmaz'ı da suçluyor değilim, onu da burada peşinen söyleyeyim değerli arkadaşlar. Ben de aynı şeyi söylüyorum ve bu olaylar, şu şartlar altında ortaya çıkmaz diyorum ve bunu vurgulamaya çalışıyorum; yani, bu iş, sadece Sayın Mesut Yı
lmaz'ın meselesi de değildir; hepimizin meselesidir, şu Parlamentonun meselesidir. Olaylar ortaya çıkmadı; çıktı diyen hiç kimse, bu Meclis içerisinde, bu toplum içeresinde ve Türkiye içerisinde bulunamaz.Değerli arkadaşlar, Susurluk olayının, çetelerin, diğer karanlık olayların ve faili meçhul olayların ortaya çıkarılması için öncelikle demokrasinin, hukuk devletinin, kişilerin özgürlüklerinin teminat altında olması gerekir. Ara rejimlerde, dayatmaların hâkim olduğu yönetimlerde, işin siyasî şova dönüştürüldüğü hallerde, bu işler çözülemez ve çözülememiştir de.
Değerli arkadaşlar, bunu ben söylemiyorum; bakınız, Sayın Başbakanın, Sayın Kutlu Savaş'a hazırlattığı raporda da buna benzer cümleler var. Zannediyorum, birçok arkadaşımız bu raporu okumuştur. Bu işlerin bu şartlar altında ortaya çıkmayacağını ve neden ortaya çıkmayacağını, Sayın Kutlu Savaş, raporunda detaylı olarak izah ediyor. Sadece Kutlu Savaş mı? Hayır; Sayın Başbakan -aslında konuşmalarını iyi incelediğimiz takdirde- bunu kendisi de söylüyor
.Bakınız, Sayın Başbakanımız, Anamuhalefet Partisi Başkanı olduğu dönemde; yani, Susurluk olayının cerayan ettiği dönemlerde, bu konunun ortaya çıkarılması için, Sayın Cumhurbaşkanımıza çıktığı 13 Kasım 1996 tarihinde -belgeleri burada var- kendisine birtakım olaylar anlatıyor. Bu olaylar içerisinde de söylediği bir cümle var. Sayın Cumhurbaşkanımız da, Sayın Mesut Yılmaz'ın anlattığı bu olayları -bir zabıt halinde- 14 Kasım 1996 tarihli iki sayfalık bir mektupla, o zamanın Başbakanı Sayın Necmettin Erbakan'a bildiriyor. Bütün arkadaşlarımızdan, bu mektubu çok dikkatli okumalarını rica ediyorum. Bu mektubun ikinci sayfasının ortalarında bir cümle var. Sayın Cumhurbaşkanımızın Sayın Başbakan Necmettin Erbakan'a yazdığı 13 Kasım 1996 tarihli mektupta. Sayın Cumhurbaşkanımız şöyle diyor:
"Sayın Profesör Doktor Necmettin Erbakan
Başbakan
Ankara
12 Kasım 1996 tarihinde ziyaretime gelen Anamuhalefet Partisi Genel Başkanı Sayın Mesut Yılmaz, bana, özetle, aşağıdaki hususları intikal ettirmiştir."
Neleri int
ikal ettirdiğinin, ben, zamanın darlığı nedeniyle, hepsini okumayacağım, esas önemli gördüğüm cümleyi okumak istiyorum.Sayın Mesut Yılmaz Sayın Cumhurbaşkanımıza söylüyor, o da Sayın Başbakana aktarıyor. "Bunların meydana çıkarılması halinde devletin zarar göreceğinden de endişe ederim...”
Değerli arkadaşlar, bu cümlenin içerisinde, Susurluk olayının niçin ortaya çıkarılamayacağı ve bugüne kadar da çıkarılamadığı saklıdır.
Sayın Mesut Yılmaz, Başbakan olduktan sonra olayın içerisine bizzat girdiğinde işin vahametini görmüştür; yani, kendisinin gücünün de yetmeyeceğini görmüştür, onu demek istiyorum. Nasıl görmüştür; demiştir ki: "Bana, MİT'ten, askeriyeden ve Millî Güvenlik Kurulundan bilgi gelmiyor, gelen bilgiler de süzülmüş bilgilerdir. Böyle olduğunu bilseydim bu işe girişmezdim." Sayın Başbakan bunları hep söylemiştir ve bütün belgeleri burada var; ama, zaman darlığı nedeniyle onları okuyamayacağım.
"Ben, olayların sadece yüzde 20'sini biliyorum..." Sayın Aşık "herhalde yüzde 10'unu biliyor" dedi; ama halk da “yüzde 5'ini biliyor" dedi. Peki, Sayın Başbakanın, yüzde 20'sini dahi bildiğini kabul etsek, olaylar çözülmüş olmuyor değerli arkadaşlar. Bu kadar büyük bir olayın yüzde 20'sini bilmek, yüzde 80'inin kapalı kaldığını gösteriyor. Dolayısıyla da, burada birbirimizi suçlamanın hiç gereği yok. Aslında, bu işe Parlamentonun el koyması lazım; ama, bu şartlar altında Parlamentonun el koyamayacağını burada ben söylüyorum; sadece ben değil, eğer zaman elverirse, başka, önemli kişilerin de, yani, Sayın
Ecevit'in de, devleti yöneten çok değerli kişilerin de bu işin çözülemeyeceğini söylediklerini burada izah etmeye çalışacağım.Değerli arkadaşlar, tabiî, bu olaylar yeni de değil. Bakınız, şimdi, suçladığımız değerli arkadaşımız Eyüp Aşık'ın, gerçekten de, bu olayların ortaya çıkması için çok katkıları olmuştur; kendisine teşekkür ediyorum ve bu konuda gerçekten de bir uzmandır. Çünkü, biz, kendisini Susurluk Komisyonunda dinledik; burada beyanları var. Sayın Aşık, beyanlarında diyor ki: "Bu iş, zaten, yeni değil, 1952'den itibaren bu olaylar geliyor." Burada Sayın Eyüp Aşık'ın sözlerini okumak isterim size: "Devletin bazı adamları bu işin önünü kesiyor" diyor. Eğer, Sayın Aşık'ın ifade zaptının 2 nci sayfasına bakarsak, orada aynen bu sözü söylüyor. "Uğur Mumcu cinayetini çözecek olduk, DGM Başsavcısı, 'bu işle uğraşmayın' dedi" diyor Sayın Aşık beyanlarının 2 nci sayfasında. Yine, "Mehmet Ağar da, bu işi hazır bulmuştur; Mehmet Ağar kurmadı o düzeni" diyor; ama, bizler, hepimiz belki de, biraz haksızlık yaparak, Sayın Ağar'a yükleniyor, âdeta bir günah keçisi gibi kendisini suçluyoruz. "1950'li yıllara kadar gider bu iş" diyor ifade zaptının 23 üncü sayfasında. Burada vardır; arkadaşlarımızın da okumalarını tavsiye ediyorum.
Sayın Ağar'ın da bu konuda birçok beyanı vardır; Sayın Ecevit'in de beyanları vardır; devletin üst düzeyinde görev yapmış diğer birçok kişinin de beyanları vardır ve hatta ve hatta Yeşil'in de beyanı vardır değerli arkadaşlar. Hatırlarsınız, Yeşil, Yeni U
fuk Gazetesinde iki gün, bir mülakat yaptı ve geçenlerde de başka gazetelerde mülakat yaptı; okumuşsunuzdur: "Devlet benim yerimi bilir" diyor; nitekim, Sayın Aşık da bildiğini söylüyor. "İsterlerse, beni yakalarlar" diyor; "benim, hesabımdaki bu kadar parayı harcamam, çekmem mümkün değil; çünkü, ben bankaya varsam, bu parayı zaten bana vermezler; kılığıma kıyafetime bakarlar..." Ki, biz, Yeşil'in bankalardaki bütün hesaplarını komisyon çalışmaları sırasında bulduk, tespit ettik ve bunları bir raporla da belirledik.Arkadaşlar, bakınız, bu, Yeşil'in bankalardaki hesabının bir kısmı. Çok büyük hesaplar bunlar.
KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) – Ne kadar?
MEHMET ELKATMIŞ (Devamla) – Ne kadar olduğunu hesaplamadım; ama, bugünkü paraya çevirirsek, trilyonları buluyor.
Yeşil'in kendisi de, "Bu paralar benim değil; ben, bu paraları almadım"diyor; mülakatlarda da söylüyor ve ben de şahsen doğru olduğuna inanıyorum.
Değerli arkadaşlar, bütün bu işlerin çözülebilmesi için -zamanım çok daraldığı için özet olarak geçiyorum- bazı konuların, özellikle bazı konuların bu Parlamentoda çözülmesi gerekir. Nedir onlar:
1.– Bu ülkede kontrgerilla var mıdır, yok mudur? Gladio var mıdır yok mudur? Bunlar kimdir; uzantıları kimlerdir? Bunların çözülmesi gerekir arkadaşlar; ama, maalesef, bugüne kadar bu Parlamontoda bu işle ilgili verilen önergeler reddedilmiş, gündeme dahi getirilmek istenmemiştir.
Bakınız, Sayın Kenan Evren'in; Milliyet Yayınlarında çıkan anıları var, iki cilt okumanızı tavsiye ederim; orada bazı şeyler söylüyor. Ben, o sayfaların fotokoposini getirdim; ama, zamanım olmadığı için okuyamıyorum; "Zamanın Başbakanı Süleyman Demirel, kontrgerillayı bazı işlerde kullanmak için benden rica etti; ama, ben, müsaade etmedim" diyor.
Bu konularla ilgili Sayın Ecevit'in bazı ifadelerini okumak istiyorum; Kenan Evren'in anılarından bahsediyor, ona karşı cevap. Bülent Ecevit’in kitabının ismi “Karşı Anılar". Meclis Kütüphanesinde bu kitap var. Burada yazdığı çok önemli bazı şeyleri oku
mak istiyorum:"Anılar’ın 431-432 inci sayfalarında ise, Sayın Evren, âdeta yukarıdaki sözlerini unutarak, Başbakan Sayın Süleyman Demirel'e 5 Mayıs 1980 günü yaptığı bir görüşmeyi şöyle aktarıyor: 'Demirel, Özel Harp Dairesindeki personeli, terörirstlerle mücadelede kullanmamızı ve onlarla, teröristlerle çete savaşı yaparak öldürmelerini, vaktiyle de, bu teşkilatın, böyle kullanılmış olduğunu söyledi. Bu hal tarzına şiddetle karşı çıktım. Büyük emeklerle kurulan bu teşkilatın görevinin bu olmadığını, vaktiyle yanlış kullanıldığını, ben Genelkurmay Başkanı olduktan son
ra, Özel Harp Dairesini esas görevine yönelttiğimi, tekrar kontrgerilla söylentilerinin ortaya atılmasına müsaade edemeyeceğimi, devletin güvenlik kuvvetlerini güçlendirmemiz gerektiğini belirttim.Kanaatim o ki, Genelkurmay Başkanlığım sırasında, bu teşkilat, görevi dışında kullanılmadı; ama, belki, bana intikal ettirilmeden, bazı yerlerde, gayri resmî olarak, teşkilattan bazı kişiler bu işe bulaşmış olabilir" diyor Sayın Evren anılarında.
Sayın Ecevit de ona karşı beyanlarda bulunuyor ve diyor ki “1974'te, Başbakanlığım sırasında, zamanın Genelkurmay Başkanı rahmetli Orgeneral Semih Sancar, Başbakanlığın örtülü ödeneğinden, acil bir ihtiyaç için, birkaç milyon lira istedi. O yıllarda milyonlar büyük paraydı ve benden istenilen miktar da, örtülü ödenekteki paranın tümüne yakındı. Üstelik ben, örtülü ödeneği, ancak, zorunlu sosyal yardımlar için kullanıyordum ve mecbur olmamakla beraber, bu kaynaktan yapılan tüm ödemeleri belgelere bağlatıp, Başbakanlık Müsteşarının kasasında saklatıyordum.
Onun için, Genel
kurmaydan, bu paranın ne amaçla istendiğini sormak zorunda kaldım. 'Özel Harp Dairesi için istiyoruz' yanıtı geldi. Öyle bir resmî dairenin o zamana kadar adını bile duymamıştım. Devlet bütçesinde de böyle bir daire adına ayrılmış bir ödenek görünmüyordu. 'Şimdiye kadar bu dairenin giderleri nereden karşılanıyor?' diye sordurdum. O zamana kadar, bu dairenin tüm giderlerini, bir gizli ödenekle, Amerika Birleşik Devletlerinin karşıladığı; ancak, artık, ABD'nin, bu parasal katkıyı kestiği, o nedenle, Başbakanlığın örtülü ödeneğinden para istemek zorunda kalındığı bana bildirildi.O zamana kadar benim, bakan olarak, Parti Başkanı olarak, Başbakan olarak adını bile duymamış olduğum ve herhangi bir resmî belgede izine rastlanmayan bu dairenin, Özel Harp Dairesinin nerede bulunduğunu sordum 'Amerikan Askerî Yardım Heyetiyle aynı binada' yanıtını aldım."
Değerli arkadaşlar, eğer bu kuruluş, Türkiye Cumhuriyetinin bir kuruluşuysa, Amkerika Birleşik Devletleri Askerî Yardım Heyeti binasında ne arar?..
"Bu yanıtlar beni hayrete düşürdü ve kaygılandırdı. Ardından, ulusal güvenlikle ilgili olduğu anlaşılan bir devlet dairesinden, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının o zamana kadar haberi olmuyordu ve devlet belgelerinde adı geçmeyen bu devlet dairesi, ABD'den gelen gizli ödenekle ve Amerikan askerî yardım kuruluyla aynı binada çalışıyordu; hayrete düşmem ve kaygılanmam herhalde doğaldı. Onun için, bu dairenin işlevleri ve kuruluş biçimi hakkında bilgi istedim" diyor; kendisine verilen bilgileri, burada anlatıyor ve "bilgil
eri aldığımda, daha da hayrete düştüm" diyor. Zaman kalmadığı için, bu konuya pek girmek istemiyorum.Arkadaşlar, bu konunun, mutlaka çözüme kavuşturulması lazım.- Aslında, zaman olmadığı için konuya fazla değinemiyorum-. Birçok belgede de, devletin resmî belgelerinde de, illegal bir kuruluş olduğu ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinde birçok iç olaylarda kullanıldığı yazıyor.
Yine, Meclis Kütüphanesinde, bir Alman yazarın "Gladio: Kontrgerilla Soğuk Savaşın Mirası" diye bir kitabı var. Oradan bir paragraf okuyorum: "Türk gladio şubesi, ülkenin NATO'ya girişinden bir yıl sonra kuruldu. Örgüt, ilk başlarda, antiterör örgütü olarak adlandırılıyordu ve Amerikan askerî misyonuna yuvalanmıştı. Türk gladiolar, yirmi yıldan beri -arkadaşlar, dikkatinizi çekiyorum- ülkede törer, katliam ve işkenceye katılıyor. Türk gerilla örgütü, gizli NATO görevi içinde faaliyet gösteren, en vahşi ve en kanlı birliklerden biriydi."
Değerli arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti Meclisi, bu işin üzerine gidemiyor; 1993 yılında verilen önergeler reddediliyor. Bu işi çözmemiz lazım; Susurluk olayını aydınlığa kavuşturabilmek için, açığa çıkarabilmek için, bu işi çözmemiz lazım; yoksa, üç beş tane polisin üzerine, üç beş tane siyasînin üzerine veya Sayın Başbakanın üzerine gidip "senin görevin, bunu çöz" demekle bir yere varamayız; bu işler de, hiçbir zaman çözülemez. Sadece bu mu; hayır...
Değerli arkadaşlar, JİTEMİ’in de çözülmesi lazım. Biz, komisyondayken, o zamanki sayın jandarma komutanı "JİTEM yok" dedi; ama, JİTEM'in var olduğuna ve Türkiye'de birçok kanlı olayların tertipçisi, yapıcısı, uygulayıcısı olduğuna dair yığınla belgeler var; bunları okuyoruz. Nitekim, -rahmetli oldu- Sayın Cem Ersever'in itirafları ve yine, Sayın Kutlu Savaş tarafından hazırlanan raporda -zaman olmadığı için okuyamıyorum- JİTEM'le ilgili birçok bilgiler, belgeler var. Elimizde de var; yani, JİTEM'in var olduğuna dair resmî belgeler var; ama, bir kişi çıkıyor, diyor ki: Hayır, yok... Bunu çözmemiz gerekir değerli arkadaşlar. Kumar işini çözmemiz gerekli Sus
urluk'u çözebilmek için. Bunun gibi birtakım şeyler var; bunları çözemediğimiz takdirde, bu olayların ortaya çıkması mümkün değildir; Türkiye'de ihtilallerin, darbelerin, muhtıraların önlenmesi de mümkün değildir arkadaşlar.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Elkatmış, 1 dakika içinde toparlıyoruz...
MEHMET ELKATMIŞ (Devamla) – Sayın Başkan. Bu kadar önemli bir konuda, ben isterdim ki, saatlerce konuşalım, belgelerle, bilgilerle konuşalım; herkes doğruyu öğrensin; ama, madem, zaman yok -Susurluk raporu konuşulurken de zaman verilmemişti- onun için, peki... Şimdiye kadar olduğu gibi, madem, bu konuların şüpheli kalması, karanlıkta kalması isteniyor, ben de o konuya bir daha girmiyorum; sadece, konumuz olan Yeşil'le ilgili üç beş c
ümleyi söylemek istiyorum.Sayın Eyüp Aşık, bu olayları kendi üzerine aldı, maalesef. Aslında iyi niyetle aldı. Bazen, konuşmak iyi olmuyor. Çok konuşmaması gerekirdi; ama, Sayın Aşık, çok konuşuyor. Bak, ben, çok konuşmuyorum; çünkü, üç beş tane dava gelince sustum, konuşmuyorum. Bazıları da sustu; çünkü, bu ülkede...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Elkatmış.
MEHMET ELKATMIŞ (Devamla) – Peki, ben de teşekkür ediyorum. Konuşacaklarımı söyleyemedim değerli arkadaşlar. (FP, ANAP, DYP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Elkatmış, biliyorsunuz, burada, süre konusunda, biz, bir şey örtülü, kapalı, gizli kalsın diye kısıtlama yapmıyoruz keyfî...
MEHMET ELKATMIŞ (Devamla) – Sayın Başkanım, özür dilerim.
BAŞKAN – İçtüzükte yazılı olan süreyi, sözünüzü tamamlamanız hoşgörüsüyle kullandırıyoruz.
KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Başkanım, bir karar daha alalım bu konuda...
BAŞKAN – Alamayız efendim; Danışma Kurulundan Genel Kurula gelmemiş bir öneriyi burada oylayamayız.
Teşekkür ediyorum... Lütfen... Ben, sizin iyiniyetinizi biliyorum Sayın Elkatmış.
MEHMET ELKATMIŞ (Nevşehir) – Yani, o manada söylemedim; ama söylenecek çok şey var. Konuşması gereken o anda benim değerli arkadaşlar; ama, maalesef, konuşamadım.
BAŞKAN – Başka forumlar da var Sayın Elkatmış; sizi zevkle dinleriz.
MEHMET ELKATMIŞ (Nevşehir) – O forumlarda konuştuğum zaman davalar açılıyor Sayın Başkan; ama, burada konuştuğum zaman hiç değilse dokunulmazlık altına sığınıyoruz ve dava açılmıyor. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Evet.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Orhan Veli Yıldırım. (CHP sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Yıldırım.
CHP GRUBU ADINA ORHAN VELİ YILDIRIM (Tunceli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; DYP Grubunca, Devlet Bakanı Sayın Eyüp Aşık hakkında verilen gensoru açılmasına ilişkin önerge konusunda, Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini Yüce Kurula sunacağım. Bu vesileyle, sizleri, Grubum ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.
Gensoru önergesinde, Devlet Bakanı Sayın Aşık'ın, hakkında yakalama emri bulunan Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın saklı olduğu yeri bildiğini açıklamasına rağmen, yetkili mercilere haber vermemesi nedeniyle Anayasanın 99, İçtüzüğün 106 ncı maddesi uyarınca gensoru açılması iste
nilmektedir.Sayın üyeler, önce, Devlet Bakanı Sayın Eyüp Aşık'ın, bir televizyon kanalının canlı yayınında kamuoyuna duyurduğu ve "elimizin altında, emin bir yerdedir, kontrolümüzdedir, yakında güvenlik güçlerine teslim olacaktır" dediği Yeşil kimdir? Kimlerle çalışmış, hangi siyasilerle ilişkisi olduğu iddia edilmektedir? Bireysel bir zanlı mı, yoksa organize bir suç örgütünün tetikçisi mi? Devlet güvenlik birimleriyle ilişkisi nedir? Hangi kişi veya kurum adına hareket ederek, şimdiye kadar işlediği iddia edilen suçları nelerdir?
Sayın Aşık "Yeşil" veya "Sakallı" veya "Testere" kod adlarıyla anılan Ahmet Demir ismine ne zamandan beri isim olarak aşinadır? Başbakan Sayın Mesut Yılmaz'ın "annesi belli, babasını araştırıyoruz" dediği, Susurluk kazasıyla ortaya çıkan ve devleti bir kanser gibi saran çetelerin tetikçisi Yeşil hakkında "yirmi günde çözemezsem, bu Hükümet bana haram olsun" dedikten sonra, Sayın Başbakan, bırakın yirmi günü, bir seneye yaklaşan hükümet etme döneminde, bu vaatlerinin gereğini yapmış mıdır?
Devleti içten içe kemiren, gümrük kapılarından tutun, ekonominin her alanına sızmış, dünyada, ülkemizi, uyuşturucu imal ve sevk eden, karaparanın aklandığı bir görünüme sokan, ülkede faili meçhul cinayetler işleyerek, insan haklarının bariz ihlal edildiği, can ve iş güvenliğini yok eden ve giderek Türkiye'yi uluslararası düzeyde yalnızlığa iten bu çetelerle, hangi siyasîlerimizin bağları vardır, gerçekten, anneleri kim, babaları kim?
Ülkeyi 48 yıldan beri idare eden merkez sağ partiler, devletimizi bu çetelere karşı güçsüz göstererek, yurttaşlarımızın hukuk devletine olan inancını sarsarak, neden kontrgerilla devleti imajının öne çıkarılmasına katkı vermektedirler?
1950'li yıllardan sonra, NATO'ya bağlı tüm devletlerde kurulan, teçhizatı ve finansmanı Amerika Birleşik Devletleri tarafından sağlanan kontrgerilla örgütü nedir, Türkiye'de ne zaman kurulmuştur, hangi eylemlerde ve kimlere karşı faaliyet göstermiştir?
Bu örgüt elemanlarınca, JİTEM ve daha sonra JİTEM'cilerin oluşturduğu, önceleri Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde faaliyet gösteren, birçok faili meçhul cinayet işleyerek, uyuşturucu, haraç ve silah kaçakçılığından büyük rant sağlayan Anadolu Halk Cephesi ve buna bağlı olarak TİT, OTİT intikam tugaylarını kimler kurdurdu? Araç ve gereçlerini, eğitim alanlarını, barınma yerlerini ve maddî kaynaklarını kimler sağladı? Amaçları neydi?
Söz konusu bu örgütleri sevk ve idare edenlerin, devletin tepesindeki siyasîlerle ilişkileri nedir? Askerî ve sivil güvenlik birimleriyle irtibatları nedir? Hangi ölçüde devletin yetkilerini kullanmışlardır? Başlangıçta, devletin yetkilerini kullanarak, güneydoğudaki PKK terör örgütüne karşı mücadele ettikleri söylenen bu çetelerin sağladığı rantlardan hangi bürokratlar veya devleti yönetenlerin birinci derece yakınları pay almıştır? Bu hukukdışı eylemlerinden, PKK terörü gerilemiş midir yoksa taban mı kazanmıştır? Bunun için "Yeşil" denilen tetikçi Mahmut Yıldırım'ın eylemlerine, eylem arkadaşlarına, kısa özgeçmişine, ikâmet ettiği resmî kuruluşlara ve
kimden emir aldığına bakmak gerekmektedir.Gerçek adı Mahmut Yıldırım olan Yeşil, Bingöl-Solhan nüfusuna kayıtlı olup, 1953 doğumludur. 1970'li yıllarda Ülkü Ocaklarına kayıtlı olduğu söylenmektedir. Bir siyasî partinin genel başkanının korumalığını ve şoförlüğünü yaptığı söylenmektedir. Yeşil, kamuoyunda "Sakallı" kod adıyla, ilk kez 1991 yılında Tunceli İli Nazımiye ve Ovacık İlçelerinde halka yaptığı işkence eylemleri dolayısıyla, o dönem, Tunceli Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonu Başkanvekili olarak, tarafımdan gündeme getirilmiş, 24.4.1991 tarihli "Çok İvedi" damgalı bir yazıyla, kendisine işkence yapılan yurttaşlarımızın beyanlarını ihtiva eden ifade tutanakları da yazıya eklenmek suretiyle, hakkında yasal işlem yapılmak kaydıyla, Olağanüstü Hal Bölge Valiliğine, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına ve Tunceli Valiliğine yazı yazılmıştır.
O dönem, İnsan Hakları Komisyonu Başkanlığına, Olağanüstü Hal Bürosunca yazılan 17.5.1991 tarihli cevabi yazıda, Yeşil'in, İl Jandarma Komutanlığınca, haber elemanı olarak görevlendirildiği, başarılı hizmetler verdiği; ancak, son zamanlarda haber toplama faaliyetlerinde deşifre olması nedeniyle, 25 Nisan 1991 tarihi itibariyle görevine son verildiği bildirilmiştir.
Değerli milletvekilleri, yetkili makamlarca Yüce Meclisin çok önemli bir komisyonunun yazmış olduğu yazıya verilen cevabın doğru olmadığı; Yeşil'in, daha büyük yetkilerle donatılarak, Diyarbakır, Elazığ, Bingöl, Muş, Bitlis ve Tunceli hattında, Türk İntikam Tugayları Komutanlığına getirildiği, sonraki eylemlerinden açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Oysa, o dönem, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonunun yapmış olduğu bu tespit doğrultusunda, yetkili makamlarca, anılan Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım hakkında yasal işlem yapılmış olsaydı, daha sonra, onlarca faili meçhul cinayet işlenmemiş olacaktı.
İlgili merciler, gerçekten, bu raporumuzu ciddiye almadılar ve ne yazık ki, Yeşil'in bu eylemlerinden dolayı, yetkili makamların, Türkiye Büyük Millet Meclisinin önemli bir komisyonuna yazmış olduğu bu yazının gerçekle bağdaşmadığı, sonra gelen hükümetlerce de, yazanlar hakkında herhangi bir yasal işlem yapılmadığı ortaya çıkmaktadır.
Yeşil, uzun süre, Jardarma tarafından kullanılmış, bilahara, MİT'in himayesine girerek faaliyetlerine devam etmiş; ülke çapındaki faaliyetlerinde, emniyet teşkilatıyla da iç içe olmuştur. Eylemlerinden dolayı, zaman zaman sıkıntıya düştüğünde, Millî istihbarat Teşkilatının önemli adamlarından Sayın Mehmet Eymür tarafından korunduğu, Susurluk Komisyonu ifadeleriyle ortaya çıkmıştır.
Yeşil'in önemli eylem arkadaşlarından biri de Ahmet Cem Ersever'dir. Ahmet Cem Ersever, Mamak'ta, Milliyetçi Hareket Partisi ana davasında yargılanarak aklanmıştır. Bundan sonra, İslamî temelde bir örgütlenme düşüncesine kapılarak ve Foça'daki gayri nizamî harp eğitiminden sonra, JİTEM komutanıyken, güneydoğuda kurulan ve faaliyet gösteren Hizbullah örgütüyle de ilişkili olduğu söylenmektedir.
Ahmet Cem Ersever, Foça'daki eğitimden sonra, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ondört yıl süreyle görev yapmıştır. Kontrgerillanın önemli elemanı ve JİTEM Güneydoğu Bölge Komutanıdır. 1991 yılında, PKK tarafından ilan edilen ateşkes kararına, hükümet edenlerin olumlu yaklaşımı, dönemin Başbakanı Sayın Demirel'in "Diyarbakır'da Kürt realitesini kabul ediyoruz" söyleminden son derece rahatsızdır. Bu rahatsızlığını, Sayın Ersever, Sayın Demirel ile görüşerek dile getirmiştir ve dönemin Meclis Başkanı Sayın Hüsamettin Cindoruk'a giderek, bu rahatsızlığını Sayın Cindoruk'a da a
nlatır. Sayın Cindoruk, Ersever'e, İçişleri Bakanlığı bünyesinde terörle mücadele müsteşarlığı kurulacağını ve başına Ersever'in getirileceğini söyler; ancak, bu vaat sözde kalır. Bunun üzerine, Ersever komutasındaki JİTEM'ciler, siyasî önderlik ve yönlendirme neticesinde oluşturulacak Anadolu Halk Hareketi cephesini kurarlar.Kurulan bu cephe üç hattan oluşmaktadır. Diyarbakır'la başlayan hattın başında, tetikçi olarak Yeşil, planlayıcı olarak da Zinnar bulunmaktadır. Hakkâri hattında Babatlar (korucu) ve tetikçi olarak da Havar kod isimli itirafçı bulunmaktadır. Mardin hattını bir başka ekip idare etmektedir.
Nitekim, bunları, 8 Ağustos 1993 tarihli Tercüman Gazetesinde yayımlanan, Ali Öncü'nün "Kontrgerilla Gerçeği" başlıklı röportajında bulmak mümkündür. Bu röportajda, Ali Öncü, Ersever'den, Anadolu Halk Cephesi komutanı olarak bahsetmekte; elemanlarının, JİTEM'ciler, itirafçılar ve korucular olduğunu belirtmektedir.
Birinci hatta bulunan Yeşil, 21 Şubat 1993 tarihinde, Elazığ İnsan Hakları Derneği Başkanı Avukat Metin Can ile Doktor Hasan Kaya'yı işkence yaparak öldürmüştür. Tunceli Kepektaşı Köyünden Ayten Öztürk, Muş'ta Saim Çelik, Veysi Çağlayan, Curi Türkdal ve soyadları bilinmeyen Rehberi ve Ruken'i Yeşil grubu öldürmüştür; DEP Milletvekili Mehmet Sincar'dan tutun, 33 askerimizin Elazığ - Bingöl yolunda şehit edilmesine kadar rolü olduğu söylenmektedir; devlet olanak ve gücünden yararlanmaktadır.
Tam bu aşamada, Anadolu Halk Hareketi, Ersever ve ona bağlı TİT ve Osmanlı - Türk İntigam Tugayları, artık, bir askerî ihtilalden ve sivil otoriteden umutlarını kesmişler. Onlara göre, radikal Türk milliyetçilerinden oluşan ve Kürt halkına yönelik bir jenosit, meseleye kesin çözüm getirecektir. Bunun nedenle, hareketin genişlemesi ve tüm Anadolu'ya yayılarak örgütlenmesi için, Abdullah Çatlı ve arkadaşlarıyla irtibat sağlayarak, öncelikle, PKK'nın denetiminde olan uyuşturucu trafiğini ele geçirerek, finans kaynağı temin etmeye başlarlar. Güvenlik güçleri içerisinde örgütlenmeye önem vererek, özellikle, Ö
zel Timde yuvalanmaya çalışırlar; bunu, mümkün olduğunca da başarırlar. Uyuşturucu ticaretinden büyük rant sağlayan çete mensupları, uluslararası mafyanın Türkiye ayağı olan Ömer Lütfü Topal'la da ilişkiye girerler.Sağlanan rant, önceleri, Cem Ersever adına açılan havuzda toplanır; ancak, Cem Ersever'in, Türkiye'ye sığınan bir peşmerge komutanını, 100 bin dolar karşılığı, Irak'lı istihbarat subaylarına Silopi’de teslim etmesine karşı çıkan JİTEM'ci yüzbaşı İsmail Öztoprak'ın, nöbet denetimi sırasında, Ersever'in talimatıyla öldürülmüş olması, örgütü ikiye böler. Bu bölünmeden sonra, çetenin gelirleri, Yeşil adına açılan havuzda toplanır. Cem Ersever ve arkadaşları, bu olaydan sonra görevlerinden istifa ederek, ayrılıp, profesyonel olarak, kendi yayın şirketlerini kurmak suretiyle işlerine devam etmeye çalışırlar. Bu esnada, Cem Ersever, birlikte yaşadığı sevgilisi ve Mustafa Deniz, kaçırılarak öldürülürler. Kimine göre, ölümlerinden sorumlu Babatlar'dır; kimine göre de, emniyet içerisindeki bir grupla, Abdu
llah Çatlı'nın talimatları dahilinde Yeşil grubu işlemiştir cinayeti.Olayların kronolojik gelişimi içerisinde, Abdullah Çatlı ve arkadaşları, görünen o ki, 12 Eylül döneminde Asala'ya karşı kullanılmak üzere yurtdışına çıkarılmışlardır. Çatlı ve arkadaşları, bir müddet sonra uyuşturucu ticaretine başlamışlar; yurda döndüklerinde, yaşadışı yollardan kendilerine gelir temin etmek için, bu faaliyetlerine devam etmişlerdir. Çete, büyüyerek, bazı siyaset adamlarını, güvenlik birimlerinden üst düzey yöneticileri de içine alarak, devlet-çete-siyaset üçgenini bu şekilde oluşturmuştur. Baştan beri, bütün faaliyetleri günü gününe izleyen İstihbarat Teşkilâtı, durumun kontrolden çıktığını gözlemiş ve huzursuz olmuştur.
Değerli milletvekilleri, bütün bu olaylar neticesinde, anlaşılan o ki, kimi zaman, devleti yönetenler, güçlü ve yetenekli yasal güvenlik güçleri yerine, yasadışı güç odaklarını kullanmak suretiyle, hukuk devletini ortadan kaldırmışlardır.
Bu işe bulaşanlar, devletin hangi kademesinde olursa olsun, -hükümet edenlerin görevi- derhal yargı önüne çıkarılmalıdır.
Devlet, bu çeteler tarafından öldürülen, başta Avukat Metin Can, Hasan Kaya, Musa Anter ve diğer yurttaşlarımız dahil olmak üzere, ailelerinden özür dilemeli ve manevî tazminat ödemelidir.
Millî İstihbarat Teşkilatının en üst düzey yetkilerinden biri olan Mehmet Eymür'ün bahsettiği, Yeşil'in konuştuğu ve MİT'te olduğu söylenen konuşma bandının deşifre edilerek, bu çetelerin kimden emir aldığı, rant havuzundan hangi bürokrat veya güvenlik gö
revlisinin, siyasetçilerin veya yakınlarının pay aldığı derhal ortaya çıkarılmalıdır.Hükümetin başı olan Sayın Mesut Yılmaz'a Yeşil'in öldüğünü bildiren, keza, İnsan Hakları Derneği Başkanı Birdal'a yapılan suikastın, bir iç hesaplaşma olarak değerlendirip, bir gün sonra da, “öldü” dedikleri Yeşil'in emriyle bu suikastın gerçekleştiği şeklinde rapor veren istihbarat görevlileri, derhal yargı önüne çıkarıp görevlerinden almalı, aksi takdirde, Sayın Başbakan bu görevi bırakmalıdır.
Bütün bunların sağlıklı bir şekilde çözüme ulaşması ve aydınlanması için, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın, canlı olarak, bağımsız yargı önüne çıkarılması gereklidir. Susurluk çetesi ve Susurluk olayı, ancak bu şekilde, açık ve net şekilde aydınlığa kavuşabilir.
Mahmut Yıldırım'ın, Aydınlık Dergisinin son sayısında çıkan beyanları doğru mudur? Devlet yetkilileri yerini bilmekte midir? Öyleyse, istedikleri an yargı önüne çıkarabilmelidirler. Bu Parlamento, Türkiye'nin hukuk devleti olduğunu, uygar dünyaya, bütün bunları aydınlatarak kanı
tlayabilir.Hükümet yetkililerinin, Sayın Eyüp Aşık'ın açıklamasında da açıkça görülen bu aymazlığı, yeni sorunlara davetiye çıkarmaktadır. Eyüp Aşık'ın bu açıklamasından sonra gerçekleştirilen İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Akın Birdal'a olan saldırı, bu gerçeği ortaya koymuştur. Saldırının faillerinin Yeşil ile irtibatı ve devlet içindeki çeteciklerin, kanserli hücre gibi yayıldıkları, gün gibi ortadadır.
Yeşil'in yerini bilen, çeşitli nedenlerle onu yakalamayan, yargıya teslim etmeyenler, bu saldırılara ve cinayetlere göz yummuş olmaktadırlar. Bu göz yumma olmasın, sorun aydınlatılsın sorumluları bilinsin. Önümüzdeki günlerde, konuyla ilgili sorumlular hakkında, arkadaşlarımızla bir Meclis soruşturması önergesini hazırlayacağız.
Devleti aklayacak tek şey, tüm gerçekleri kamuoyuna açıklamaktır; bu yapılırsa hukuk devleti sağlamlaşır, devlete güven artar. Kimse unutmasın ki, Türkiye Cumhuriyeti, yapılan yanlışların açıklanmasıyla, kabulüyle yıkılmaz; tam tersine, bunların üstüne pe
rde örtmek, bunları örtbas etmek, devletimizi, uluslararası düzeyde küçük düşürür.Değerli milletvekilleri, şimdi, yıllardır ülkemizde tartışılan kontrgerillayla ilgili, ülkeyi uzun yıllardan beri yönetenlerin bazı sözlerini Yüce Kurula arz etmek isterim : Hükümetin başını, kontrgerillanın ne olduğunu ve nereye bağlı olduğunu açıklamaya davet ediyorum. Türkiye'de kontrgerilla diye bir teşkilat var mıdır? Varsa, böyle bir teşkilat, iddia edildiği gibi, cinayet şebekesi midir? İşlenen bu cinayetlerin hangisinin bu teşkilatla ilgisi vardır? Varlığı iddia edilen kontrgerilla teşkilatı eğer mevcutsa kimler kurmuştur, kimler yürütmüştür ve kimlerden emir almıştır?" 1 Şubat 1978; Süleyman Demirel, Adalet Partisi Genel Başkanı; Anamuhalefet Partisi lideri...
Bir başka beyan:"Hukuk devletinde bu tür örgütlere yer yoktur. Parlamentonun bu toplumsal tehlikeye, hukukdışılığa ve devlet içindeki bu gizli örgütlenmeye karşı çıkması bir görev haline gelmiştir; çünkü, en başta Türkiye Büyük Millet Meclisi töhmet altına girmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, cinayet işleyen bir devlet imajıyla Türk Halkının önünde duramaz; savcılar, hangi güne duruyor?" 24 Kasım 1990; Süleyman Demirel, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı; Anamuhalefet lideri...
Sayın Demirel'in, hükümet olduktan sonraki bir demecini Yüce Kurula arz ediyorum: "Kontrgerilla tartışması kadar, Türkiye'de havanda su dövülen başka bir konu yoktur..."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Yıldırım, 1 dakika içerisinde toparlayalım.
ORHAN VELİ YILDIRIM (Devamla) – “... Deniliyor ki, araştıralım; o zaman, her şeyi araştıralım; yarın güneş doğacak mı doğmayacak mı?!” Demek ki, Sayın Cumhurbaşkanının, muhalefetteyken, kontrgerillaya bakış açısı değişik, hükümet başkanı olduğu zaman değişik.
"Kontrgerilla" adlı örgütün, resmî görüntülü; fakat, gayriresmî bu örgütün niteliği ve amacı üzerindeki örtü kaldırılmamıştır.”
26 Eylül 1973; Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı... 1973 seçimlerinden önce, Giresun konuşmasında "Kontrgerilladan hesap sormak boynumuzun borcu olsun" CHP Genel Başkanı Sayın Ecevit...
"Yaptığım araştırmalara göre, Türkiye'de, devletçe düzenlenmiş kontrgerilla resmen yoktur; yani, kontrgerilla, devletin güvenlik kuvvetleri arasında yoktur" Bu beyanat da Sayın Ecevit 'e aittir!..
"Ben böyle bir örgütün varlığını ilk açıklamış politikacıyım ve bunun bedeli olarak da..."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Yıldırım, teşekkür ediyorum.
ORHAN VELİ YILDIRIM (Devamla) – Bana 1 dakika eksüre tanımadınız Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Tanıdım, onu da tamamladınız.
ORHAN VELİ YILDIRIM (Devamla) – Tamam, Sayın Başkanım...
Bu duygularla, Yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum Sayın Yıldırım. (CHP sıralarından alkışlar)
Anavatan Partisi Grubu adına, Sayın Nejat Arseven; buyurun. (ANAP sıralarından alkışlar)
ANAP GRUBU ADINA NEJAT ARSEVEN (Ankara) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; Doğru Yol Partisi Grubu adına, “Grup Başkanvekilleri” imzalı, hakkında yakalama emri bulunan ve aranılan "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın saklı bulunduğu yeri bildiğini açıklamasına rağmen, yetkili mercilere haber vermediği iddiasıyla, Devlet Bakanı Sayın Eyüp Aşık hakkında, Anayasanın 99 uncu ve İçtüzüğümüzün 106 ncı maddeleri uyarınca, bir gensoru açılmasına ilişkin önerge üzerinde Anavatan Partisinin görüşlerini, Yüce Heyetinize arz etmek üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, siz değerli bütün milletvekillerimi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; bugün, burada, 54 üncü Hükümet döneminde devlet yönetimini, ülkeyi ve insanlarımızı, içine düşmüş oldukları o kaos ortamında iktidarı bırakıp kaçmanın ezikliğini, sıkıntısını duyan ve tabiî, 55 inci Cumhuriyet Hükümeti döneminde, ülke yönetimindeki farklılığı görüp, bu ezikliklerini bir türlü üzerlerinden atamayan bir değerli grubumuza mensup arkadaşlarımızın; yine, bir öncekiler gibi, hiçbir haklı gerekçesi bulunmayan, tamamen siyasî amaçlarla vermiş oldukları, ne için verdiklerini kendilerinin ve
gruplarına mensup birçok değerli arkadaşımın dahi bilemediği ve ayrıca, bu davranışlarıyla, Meclisin en etkin denetim yolu olduğuna inandığımız bir müesseseyi hafifleten bir gensoruyu, maalesef, görüşüyoruz.Çok değerli arkadaşlarım, gensoru metnini, ifadeleri ve Sayın Bakana olan isnatları hepiniz okudunuz ve biliyorsunuz. Bir kere, öncelikle ve açıkyüreklilikle ifade etmeliyim ki; ben, bir hukukçu olarak, bu gensoruyla ne sorulduğunu, ne istenildiğini anlamış değilim ve bu metni kaleme alan arkadaşlarım da, birbirinden kopuk, birbiriyle hiçbir bağlantısı olmayan ifadelerle dolu bu metni, siyasî kimlik ve mülahazalarından kurtulup, sağlıklı bir şekilde eğer tekrar okumuş olsalardı, zannediyorum, altına imza atmayacaklardı.
Bu gensorunun, konuyla ilgili uzun zamandır gelişen, ülkede yaşanan olaylar zinciri ve ayrıca, bugün gelinmiş olan durumda verilmesinin yanlış olduğu, zamansız olduğu ve gereksiz olduğu konusunda, bizim değil, geçen hafta yapılan Doğru Yol Partisi Grup toplantısında konuyla ilgili bazı değerli milletvekili arkadaşlarımızın uyarılarını ve itirazlarını dikkate almış olsalardı, zannediyorum, bu gensoruyu, bugün, burada, yine görüşmüyor olacaktık; ama, siyasî ihtirasların, siyasî mülahazaların ve 55 inci Hükümetin icraatı karşısında ezilmişliğin haleti ruhiyesi altında, maalesef, bu yola da gitmediler.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, hakkında gensoru verilmiş bulunan Sayın Aşık'ın bu konuyla ilgisinin başlangıcını, bu ve bunun gibi konularda izlemiş olduğu çizgiyi ve kararlılığı önce bir tespit etme zorunluluğumuz var.
Sayın Bakan, 1991 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonu Başkanıdır. O günkü görevi, hepinizin de malumu olduğu üzere, bu gibi konularda herkesten daha fazla bilgi sahibi olmasını gerektirecek ve ilgilenmesini gerektirecek bir konumd
ur.Ben, İnsan Hakları Komisyonu arşivinden bulabildiğim ve elde edebildiğim kadarıyla, Sayın Aşık'ın -o günkü Komisyon Başkanı sıfatıyla da- vatandaşlarımızı, insanlarımızı doğrudan ilgilendiren bu gibi konulara olan yaklaşımını bizzat tespit ettim. Sayın Aşık'ın, gensoruda bahsi edilen o günkü kod adıyla “sakallı” bugünün Yeşil'i ile, şahsen tabiî ki değil; ama;bölgeden gelen, devletin resmî bilgi ve belgelerine dayalı tanışması, ta o günlerden başlıyor. Bölgeye, İnsan Hakları Komisyonu üyelerinden oluşan bir heyeti, bu konularda incelemelerde bulunmak üzere, yine, o günün İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Sayın Aşık yolluyor ve daha sonra, bugüne kadar üzerinde taşımış olduğu her sıfat ve her türlü şartlarda, mem
leketin ve aziz milletimizin başına bela olmuş olan illegal örgüt ve özellikle, devlet içine sızmış çetelerle mücadelesi ve bu konudaki kararlılığını ortaya koyuyor. 54 üncü Hükümet -yani, Refahyol Hükümeti- döneminde Susurluk'la başlayan çizgide -yani, sizin- bu önergeyi veren değerli grubumuzun iktidar olduğu dönemde bir muhalefet partisi milletvekili olarak bugün hakkında gensoru verilen Değerli Bakanımızın tavırları, hemen hemen bütün televizyon kanallarındaki açıklamaları hepinizin malumu.Çok değerli arkadaşlarım, bu Parlamento çatısı altında, devletimizin ve milletimizin başına bela olan örgüt ve çetelerle uğraşmak, mücadele etmek, aslında, her bir milletvekilinin aslî görevidir. Burada, bu konularda kararlı mücadelelerini sürdüren her gruptan çok değerli milletvekili arkadaşlarım var ve biz, Anavatan Partisi Grubu olarak, hangi partiye mensup olursa olsun bu arkadaşlarımızın, bu haklı ve kararlı mücadelesini saygıyla ve takdirle karşılıyoruz.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, ancak, biraz önce de ifade etmiş olduğum gibi, Sayın Aşık, Sayın Devlet Bakanımız, olayımızda, bakanlık görevini kötüye kullanmakla suçlanıyor. Sayın Bakanın konuyla ilgili bir bakanlığı üzerinde taşımadığı da dikkate alındığında, bugün de konuyla ilgili tüm görüş ve ifadeleri üzerinde taşımış olduğu milletvekilliği sıfatıyla ilgilidir. Gensoruda, Sayın Bakanın, Türk Ceza Kanununun 296 ncı maddesinde ifadesini bulan suçu işlediği ifade ediliyor. Eğer, bu gensoruyu hazırlayan arkadaşlarımız, bu suçun işlendiğine hakikaten inanı
yor idilerse, o zaman, bir bakanın işlemiş olduğu suçla ilgili olarak bir soruşturma önergesi vermeleri ve böylece, Yüce Divan yolunu açmış olmaları gerekmez miydi; böyle bir suçun oluştuğuna hakikaten kanaat getiriyorlarsa; ama, maalesef, böyle bir halin olmadığını kendileri de bildiklerinden, bu gensoruyla, siz değerli milletvekillerimizi ve aziz milletimizi istismar yolunu seçmişlerdir.Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlarım; bu "Yeşil" konusu ve benzeri konularla ilgili birçok milletvekili arkadaşımızın çeşitli beyan ve düşünceleri, çeşitli basın yayın organlarınlarında defaatla yer almıştır. Ben, bunlardan sadece bir tanesini ve biraz önce bu kürsüde konuşan Susurluk Komisyonunun çok değerli Başkanı Sayın Elkatmış'ın bir beyanını sizlere ifade edeceğim
.Sayın Elkatmış'ın, 31.1.1998 tarihli Sabah Gazetesinde yer alan bir beyanını sizlere aktarmak istiyorum. Sayın Elkatmış şöyle diyor: “Aldığım duyumlara göre,Yeşil, Antalya'da.”
Çok değerli arkadaşlarım, şimdi, biz, bu gensoruyu veren arkadaşlarımızın mantığıyla hareket edersek, bu ve benzeri olaylarla ilgili ne yapmamız lazım ve dönüp, Sayın Elkatmış'a, “öyleyse, Antalya'da olduğunu biliyorsun da niye yerini söylemiyorsun” diyebilir miyiz; böyle bir hakkımız var mı? Bu, Sayın Elkatmış'ın; üzerinde milletvekili sıfatını taşımış olduğu müddetçe, bir milletvekili olarak -tabiî, yapmış olduğu Susurluk Komisyonu Başkanlığı dolayısıyla da- bu açıklamaları yapmak en tabiî hakkıdır.
Değerli arkadaşlarım, her milletvekili arkadaşımız, her konuyla ilgili çeşitli duyumlar alabilir, bunları kendinde tutabilir, toplayabilir veya zaman içinde istediği platformda ifade edebilir. Siz, bir milletvekilini, bu beyan ve ifadelerinden dolayı sorumlu tutabilir misiniz?
Şimdi, gelelim gensoru metnine ve Sayın Aşık'ın, Show TV'de, 32 nci Gün programındaki açıklamalarına. 32. Gün programında Sayın Birand soruyor... Tabiî, bu, devam edegelen bir konuşma. Ben, bu konuşma bandını çözdürdüm ve sizlere, oradan okuyorum:
"Sayın Birand – Yeşil öldü mü ölmedi mi?
Sayın Aşık – Bana sorarsanız, ölmedi.
Sayın Fikri Sağlar – Ama, Sayın Başbakan, öldü diye açıklama yaptı.
Devlet Bakanı Sayın Aşık – Öyle bilgiler geldi de. Yeşil'i öldü göstermek isteyenler vardır; ben ‘ölmedi’ diyorum. Raporda öldüğünü göstermiyor -ve devamla- bendeki bilgi, Yeşil'in ölmediği şeklindedir. Yeşil yaşıyor, ifadesini verecek.
Sayın Birand – Nerede şimdi, Türkiye içinde mi?
Sayın Aşık – Kontrol altında, Türkiye içinde."
Değerli arkadaşlarım, gensoru metninde bahse konu edilen Sayın Aşık'ın konuyla ilgili beyan ve açıklamaları, bant çözümlerinde aynen bunlar.
Şimdi, gelelim gensoru metnindeki ifadelere. Gensoru metninde aynen şöyle deniyor: "Sayın Aşık, Yeşil'in kendi bilgileri ve kontrolleri altında olduğunu söylemiştir." Demin size okudum, böyle bir beyanı var mı değerli arkadaşlarım?!
MUSA OKÇU (Batman) – Kontrol altında, kontrol_
NEJAT ARSEVEN (Devamla) – Devam ediyorum "Bu suretle, Eyüp Aşık'ın, sanık olarak aranan 'Yeşil' kod adlı kişinin kontrolü altında olduğunu ifade etmek suretiyle, saklandığı yeri bildiğini, buna rağmen, yetkili cumhuriyet savcılığına veya diğer yetkililere haber vermediğini ikrar etmek suretiyle, Türk Ceza Kanununun 296 ncı maddesine mümas bir suç işlemiştir" denilmektedir ve yine, devamla "Devlet Bakanı Sayın Aşık, Yeşil'in yerini bildiğini ve kontrolünde olduğunu açıklamasına rağmen niçin emniyet güçlerine bilgi vermemektedir" denilmektedir.
Çok değerli arkadaşlarım, hepinizin yüksek takdirlerinize arz ediyorum. Sizlere, iki metni de okudum, bunlar, resmen, 32 nci Gün programının bandının çözülmüş resmî kayıtlarıdır. Siz, hiç, burada, Sayın Aşık'ın "Yeşil, benim kontrolüm altında" veya "kontrolümüz altında" dediğini duydunuz mu. Sadece "kontrol altında ve Türkiye'de" diyor.
MUSA OKÇU (Batman) – Bu ne demek?!
NEJAT ARSEVEN (Devamla) – Bakın, gensorudaki ifadelerle, sizler ve aziz milletimiz nasıl yanıltılmaya çalışılıyor. Gensoru metninde, birçok kere, Sayın Aşık'ın, Yeşil'in kendi bilgileri ve kontrolleri altında olduğu, ayrıca, yine bir kere daha, Yeşil'in kontrolü altında olduğunu ifade ettiği ve devamla, Yeşil'in yerini bildiği ve kontrolünde olduğu, ısrarla ve tekraren ifade ediliyor.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, biraz önce Show -TV'de yayınlanan 32 nci Gün programındaki Sayın Aşık'ın ifadelerini, bant çözümlerinden sizlere okudum. Bu konuda, Devlet Bakanı Sayın Aşık'ın ifadesi, hiçbir yerde "kontrolüm altında" veya "kontrolümüz altında" şeklinde değildir.
Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, gensoru metnindeki bu saptırmalar dahi, gensorunun hiçbir mesnede dayanmadığını ve yalnızca siz değerli milletvekillerimizi yanıltmak ve istismar etmek gayesiyle verilmiş bir gensoru, siyasî bir gensoru olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Yine, biraz önce sizlere ifade ettim; Sayın Aşık'ın çözdürülmüş metninden size sunduğum bu ifadelerin, Susurluk Komisyonunun Değerli Başkanı Sayın Elkatmış'ın ifade ve beyanlarından ne farkı var? Sayın Elkatmış Antalya'da olduğunu söylüyor, Sayın Aşık da Türkiye'de olduğunu söylüyor.
MUSA OKÇU (Batman) – Kontrolü altında!..
NEJAT ARSE
VEN (Devamla) – Eğer bu mantıkla gidersek, Türkiye'de hiçbir milletvekilinin, kendisine gelen bilgi ve belgeler hakkında hiçbir açıklama yapmamış olması lazım.Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; aslında, bu gensoruyu hazırlayanları telaşlandıran, endişelendiren ve bu yola iten, Sayın Mesut Yılmaz Başbakanlığında kurulan 55 inci Cumhuriyet Hükümetinin özellikle çeteler konusunda ortaya koymuş olduğu kararlı tutumdur. (FP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar [!]) 55 inci Hükümetin ve Sayın Başbakanının bu kararlı ve taviz vermez tutumu nedeniyledir ki, son, İnsan Hakları Derneği Başkanı Akın Birdal saldırısı başta olmak üzere, ülkede faili meçhul tüm saldırı ve cinayetlerin aydınlatılması, ortaya çıkarılabilmesi mümkün olmuştur. Özellikle son dönemde, Hükümetten, siyasî otoriteden almış olduğu talimat doğrultusunda çetelerin üzerine kararlı bir şekilde gidiş, Akın Birdal olayı, Edirne'deki otobüsün içinde öldürülen kişilerin faillerinin çok kısa sürede yakalanması gibi birçok karanlık olayın
ortaya çıkarılabilmesi konusundaki başarılarından dolayı, Anavatan Partisi Grubu adına, ülkenin her noktasında cansiparane görev yapan bütün emniyet güçlerimizi ve istihbarat birimlerimizi de kutluyorum.Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, bakın, işte bu başarıların, işlenen cinayetler konusunda, saldırılar konusunda, çeteler konusunda sağlanan bütün bu başarıların altında yatan hakikî sebep; 55 inci Hükümetin, hadiselere ciddî, tarafsız yaklaşımı ve bütün bunların yanında, devletin emniyet güçlerinin, istihbarat birimlerinin, doğru, düzgün, yansız çalıştırılmasıdır; dolayısıyla, bu gensoru sahibi arkadaşlarımızın, iktidar dönemlerinde olduğu gibi, bu kurumların birbirine köstek değil, destek olmasıdır. Bugün, artık, ülkenin güvenliğiyle ilgili çalışmakta olan bütün kurum ve müesseseler, hukuk ve kanunlarımız çizgisinde aslî görevlerini yapar ve uyum içinde çalışır hale gelmişlerdir.
Değerli arkadaşlarım, gelelim Yeşil meselesine. Bir devletin kendini korumak için, kendine vaki saldırıları önleyebilmek için çeşitli tedbirler alması ve bu yolda insanlarının sıkıntıya düşmemesi ve bölünmez bütünlüğünü tehlikeye düşürmemek konusunda her yolu denemesinden daha doğal bir şey olamaz.
ALİ HAYDAR ŞAHİN (Çorum) – Yeşil mi koruyacak?!.
NEJAT ARSEVEN (Devamla) – Ama, bütün bunlar, bütün bu tedbirler hukuk düzeni içinde alınmalı ve hiç kimse, yarın, bu aziz millete hesabını veremeyeceği kanunsuzluklara bulaşmamalıdır. Aslında, devlet olarak, çok yüce bir gaye olan bu yolda acze düşer, yanlış ve kanunsuz yolları dener ve kullanacağınız kişileri seçim ve yönlendirmede, yönetmede sıkıntıya düşerseniz, yanılırsanız. Türkiye'nin her tarafı, maalesef, Yeşil dolar, yeşiller dolar, daha birçok Yeşil veya yeşiller ortaya çıkar.
Değerli arkadaşlarım, işte, bu Hükümet, Yeşil'in bitirilip diğer başka yeşillerin, mavilerin, sakallıların ortaya çıkmamasına ve hiçbir zaman da çıkarılamamasına yönelik tedbirleri almakta ve bu yönde icraat yapmaktadır.
Bu Hükümet döneminde, ilk defa, bir önceki Hükümet döneminin Başbakanının, maalesef "fasafisodur" dediği konuların kararlılıkla üstüne gidilmektedir ve ilk defa, devlet, çeteler ile Yeşil bağlantısını tespit etmiş ve Yeşil, sanık sıfatıyla aranmaktadır. Yeşil'le ilgili olarak adlî işlemler, ilk defa, bu Hükümet döneminde gündeme girmiştir. Mafya tipi organize suç davalarına, devlet güvenlik mahkemesi kapsamında bakılmasına da, yine, ilk defa, 55 inci Cumhuriyet Hükümeti döneminde başlanılmıştır.
Çok değerli arkadaşlarım, bu gensoru, devletin bazı kurumlarını birbirine düşürmek, düzelen mekanizmayı bozmak, veren grubun iktidar dönemindeki kaos ortamını yeniden yaratmak ve gereksiz birçok şeyi burada tartıştırmak gayesiyle verilmişse, biz, Anavatan Partisi olarak, bu oyuna düşmeyiz. Yeşil’le, Yeşil gibilerle, devletin içine çöreklenmiş, sanki devleti koruyormuş görüntüsüyle devleti soyanlarla, kendi çıkarlarını düşünen ve bu milleti soymaya çalışanlarla mücadele, yalnız bu Hükümetin değil -biraz önce Sayın Elkatmış da ifade etti- bu milletin bağrından çıkmış bu Yüce Parlamentonun tamamının görevidir. Bu husus, bu mücadele, tüm Parlamentonun, siyasî parti ayırımı yapmaksızın, üzerinde birlikte düşünmesi gereken bir konudur.
Bu Parlamentoda, bu tür kanunsuz eylemleri tasvip eden, bu kişilerin üzerine gitmeyi düşünmeyen bir tek milletvekili olduğunu bile düşünmüyorum. Bütün bu söylediklerim, tek tek milletvekili arkadaşlarım içindir; ama, gensoruyu veren Doğru Yol Partisi olarak, siz, bu konularda hiçbir şey söyleme hakkına sahip olmayan bir siyasî partisiniz.
Burada, konuyu, bir polemik kon
usu haline getirmemek için, tek tek, münferit olaylarınızı saymayacağım. Bu tavrım, konunun hassasiyeti ve istismar konusu yapılmayacak kadar önemli bir konu olmasındandır ve aynı zamanda, emniyet güçlerimizin bu olayları çözmek konusunda şu anda dahi büyük bir gayret içerisinde olduğunu hepiniz biliyorsunuz. Bu gensoruyla, aslında, amacınızın ne olduğunu ve burada neleri tartıştırmak istediğinizi, biz çok iyi biliyoruz. Tekrar söylüyorum; sizin oyununuza gelmeyeceğiz. Bu, polemik yapmayı bilmediğimizden veya herhangi bir endişemizden değil, sadece ve sadece, konunun, sizler gibi, hafife alınmayacak kadar önemli olmasındadır.SALİH SÜMER (Diyarbakır) – Varsa, biz de bilelim.
NEJAT ARSEVEN (Devamla) – Siz, her şeyi biliyorsunuz...
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sözlerimin başında da ifade etmiş olduğum gibi, içerikten yoksun, anlamsız ve sadece siyasî bir maksada, siyasî bir netice almaya yönelik verildiğine inandığımız bu çapsız, hafif gensoruya, Anavatan Partisi olarak ret oyu vereceğimizi ifade ederken, beni, burada sabırla dinleyen siz değerli bütün milletvekillerini, Anavatan Partisi Grubu adına, en içten duygularımla selamlıyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, sayın konuşmacı ifadesinde, sanki, bütün milletvekilleri, Yeşil gibi, mafya gibi, vesaire olayların araştırılmasını istiyor da, Doğru Yol Partisine mensup milletvekilleri istemiyormuş gibi bir intiba bıraktı...
BAŞKAN – Anlayamadım, nasıl bir intiba bıraktı?
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Doğru Yol Partisine mensup milletvekilleri olarak, biz, bu tip olayların araştırılmasını istemiyormuşuz; bu önergeyi de, polemik yaratmak için vermişiz gibi bir intiba yarattı... (ANAP sıralarından "Doğru, doğru" sesleri)
O sözleri iade ediyorum...
Kim hakkında ne biliyorlarsa, nereye kadar gidiyorsa açıklasınlar, kendileri demagoji yapmasınlar.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Gözlükaya.
Sayın Elkatmış, Sayın Nejat Arseven'in, isminizden bahsederek, sizi suçlayıcı beyanda bulunduğunu söylüyorsunuz. Ben, -eğer yanlış anlamadıysam, eksik dinlemediysem, sadece bir kıyaslama yaptı Sayın Arseven. Sayın Aşık'ın -yani “hayır, öyle değildi, böyleydi” diyecekseniz, ben duyduğumu, aklımda kalanı aktarmak istiyorum size- Yeşil'in Türkiye'de olduğunuzu söylediğini -sizin isminizi vererek- sizin de başka yerde olduğunu söylediğinizi belirterek, arada ne fark var gibi bir kıyaslama yaptı.
NEJAT ARSEVEN (Ankara) – Katiyen bir tarizde bulunmadım efendim...
BAŞKAN – Sayın Arseven, onu ifade etmeye çalışıyorum. Ben öyle anladım; ama, izin verirseniz, Sayın Elkatmış'ı dinleyelim.
MEHMET ELKATMIŞ (Nevşehir) – Sayın Başkanım "Sayın Elkatmış, 31 Ocak 1998 tarihli gazetelerde "Yeşil, Antalya'da" dedi; yani, yerini biliyor. Sayın Eyüp Aşık da "Yeşil, ölmedi; yakında ifade verecek, kontrol altında" dedi. "Bu iki ifade arasında fark yok. Eğer, Sayın Aşık suçluysa, aynı suçu Sayın Elkatmış da işlemiş" dedi ben yanlış anlamıyorsam. (Gürültüler)
NEJAT ARSEVEN (Ankara) – Hayır, hayır, öyle bir şey söylemedim.
BAŞKAN – Sayın mill
etvekilleri...NEJAT ARSEVEN (Ankara) – Zaptı getirtin inceleyin sayın milletvekili. (Gürültüler)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, arkadaşımızın bir söz talebi var; lütfen, onu dinleyelim.
MEHMET ELKATMIŞ (Nevşehir) – Sayın Başkan, iki söz arasında fark var, doğrudur. 31 Ocak günlü gazetelerin aşağı yukarı hepsi yazdı; ben "Yeşil, Antalya'da" dedim; ama, Sayın Eyüp Aşık "kontrol altında, yakında ifade verecek" dedi, nerede olduğunu söylemedi. Ben, nerede olduğunu basının zoruyla söyledim. Bu memlekette cumhuriyet başsavcıları var; suçu olmayan kişileri geceyarısı, sabaha karşı evinden götürenlerin, gelip de, Yeşil'i Antalya'da araması lazımdı. Ta ki, Hanefi Avcı mart ayı ortalarında mahkemede "Yeşil, Antalya'da" deyince ancak harekete geçtiler; ama, üç ay içinde Yeşil izini de kaybettirdi, her şeyi kaybettirdi; ama, benim dediğim de, gereken yapılsaydı, Hükümet gerekeni yapsaydı, Yeşil'i belki yakalardı.
BAŞKAN – Sayın Elkatmış...
MEHMET ELKATMIŞ (Nevşehir) – Ben, bildiklerimi söyledim Sayın Aşık'a; ama, Sayın Eyüp Aşık bildiği yeri söylemedi "kontrol altında" dedi.
BAŞKAN – Sayın Elkatmış, siz, bu söz nedeniyle duyarlılığınızı ifade ettiniz. Sayın Arseven de, sizi suçlamak için değil, tam aksine sizi suçsuz gördüğü için, bunun, Sayın Aşık için de karine olacağını söylemiş oldu; siz de duyarlılığını aktardınız.
Efendim, Grupları adına, Demokrat Türkiye Partisi veya Demokratik Sol Partiden söz talebi var mı?.. Yok.
Sayın milletvekilleri, biliyorsunuz, bugün, Doğru Yol Partisinin 15 nci Kuruluş Yıldönümü ve Doğru Yol Partisi sözcüsü arkadaşlarımızın haklı bir mazeretleri var; kuruluş yıldönümleri nedeniyle, saat 15.00 itibariyle Sayın Cumhurbaşkanından randevu alabilmişler; bana, çok daha önceden de bunu duyurmuşlardı. Şu an -diğer grupların söz talebi olmadığından- Doğru Yol Partisi Grubunun sözcüsü konuşacak; ama, Sayın Cumhurbaşkanıyla randevuları olduğundan, izninizle, bu haklı mazeretleri nedeniyle, birleşime 15.45'te toplanmak üzere ara vereceğim.
Bu arada, Doğru Yol Partisini, 15 inci Kuruluş Yıl
dönümü nedeniyle kutluyorum efendim.Sağ olun (DYP sıralarından alkışlar)
Kapanma Saati 15.26
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 15.45
BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN
KÂTİP ÜYELER : Ünal YAŞAR (Gaziantep), Ahmet DERİN (Kütahya)
![]()
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 107 nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
Gensoru önergesi üzerinde gruplar adına konuşmalara devam ediyoruz.
V. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI (Devam)
A) ÖNGÖRÜŞMELER (Devam)
1. – Doğruyol Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya ve İçel Milletvekili Turhan Güven’in, hakkında yakalama emri bulunan ve aranan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın saklı bulunduğu yeri bildiğini açıklamasına rağmen yetkili mercilere haber vermediği iddiasıyla Devlet Bakanı Eyüp Aşık hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/16) (Devam)
BAŞKAN – Hükümet?.. Burada.
Söz sırası, DYP Grubu adına, Denizli Milletvekili Sayın Kemal
Aykurt'ta.Buyurun Sayın Aykurt...
ABDULLAH AYKON DOĞAN (Isparta) – Gelmek üzere Sayın Başkan.
İRFAN KÖKSALAN (Ankara) – Parlamento için böyle bir gerekçe olur mu Sayın Başkan?
NEJAT ARSEVEN (Ankara) – Adam mı arayacağız bu Mecliste; böyle bir şey var mı!
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Böyle bir usul yok.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen...
AHMET NEİDİM (Sakarya) – Gruptan başka biri konuşsun, konuşacak adam mı yok...
BURHAN KARA (Giresun) – 15 dakika daha ara verin Sayın Başkan!
BAŞKAN – Hayır ef
endim, ara veremem; mazeretlerine binaen bir iki dakika makul bir süre beklerim.ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Siz gerekli toleransı gösterdiniz.
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) – Geldim Sayın Başkan...
BAŞKAN – Buyurun Sayın Aykurt.
Sayın Aykurt, Grubunuzun süresini tam mı kullanacaksınız?
DYP GRUBU ADINA MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) – Sanıyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; gensoru üzerindeki görüşlerimi arz etmeden evvel, şahsım ve Grubum adına Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Herkesin bildiği gibi, bu Hükümet, kurulurken, üç önemli konunun halli için kurulduğunu beyan etti, üç önemli konuyu halletme taahhüdüyle göreve başladı.
Bunlardan birisi enflasyondu. Maşallah, onu halletti! Enflasyon, yüzde 75'ten yüzde 101'e çıktı.
REFİK ARAS (İstanbul) – Sonra ne oldu?..
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) – Bunlardan birisi irticaydı. Onu da, Parlamento dışındaki birtakım güçlere havale etti, ihale etti ve inanan insanlarımızı, kemaliyle din ve vicdan hürriyetini kullanan insanlarımızı tedirgin etti.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – İstismar etme; çarpılırsın...
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) – Bunlardan birisi de devletin çetelerden temizlenmesiydi. Üç önemli taahhüt...
Şimdi, biz, üçüncü konunun, Sayın Eyüp Aşık'ın fiiliyle irtibatı olması sebebiyle üzerinde durmak istiyoruz.
Değerli milletvekilleri, şöyle, biraz zihnimizi geriye alalım, söylenenleri bir tekrarlayalım, zihnimizde canlandıralım...
Muhalefetteyken, seçim yenilgisini de unutturmak için, Susurluk kazasına cansimidi gibi sarılan ve "bu, çetelerin işidir; bunun bir uzantısı Çiller ailesine dayanır; elimde bununla ilgili kaset var, bilgi var" diyen muhterem zat, bugünkü Hükümetin Başkanıdır.
Yine, Hükümet olduktan sonra, resmî makamlara, bağımsız yargıya, yazılı olarak cevap vermek suretiyle "elimde kaset yok, belge yok, bilgi yok" diyen de, bugünkü Hükümetin başındaki muhterem zattır.
Niçin gittiği hâlâ belli olmayan Budapeşte'de burnuna yumruk vuran adamı, Susurluk dosyasının baş kahramanı, çete başı diye ilan eden ve fakat, sonra -hangi pazarlıklarladır; bilemiyoruz- onu Macaristan'dan Türkiye'ye getiren, onu affeden, onu bağrına basan da bugünkü Hükümetin başındaki muhterem zattır.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sen ne anlarsın onun dediğinden!..
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) – Muhalefetteyken, seçim otobüslerinin üzerinden düşercesine sallanarak "ben gelirsem, Susurluk dosyasını açarım, onbeş günde açarım; açmazsam, Başbakanlık bana haram olsun" diyen ve bugün, oniki aydan beri Hükümet olan, Susurluk dosyasını hasıraltı eden de bugünkü Hükümetin başı olan muhterem zattır.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Yok ya!.. Sen de inandın değil mi?!.
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, daha önemlisi, devletimizin güvenlik güçlerini çete ilan ederek onların savunma refleksini tahrip eden, yine, bugünkü Hükümetin başında olan muhterem zattır.
DEVLET BAKANI BURHAN KARA (Giresun) – Devletin güçlerini çete ilan etmedi; yanlış bilgi veriyorsun.
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, gelelim Sayın Eyüp Aşık'a... Acaba, Sayın Eyüp Aşık, İçişleri Bakanı mıdır, Adalet Bakanı mıdır ki, görevi olmadığı, bilgisi olmadığı bir konuda beyanat veriyor... Yeşil... Biraz sonra, Yeşil'in de kimlerle beraber olduğunu fotoğrafıyla göstereceğim; ibret için göstereceğim... Sabırlı
olun.MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Siz nereden biliyorsunuz?!.
REFİK ARAS (İstanbul) – Demek ki, biliyorsunuz... Demek ki, sizin de haberiniz var...
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) – Biraz sonra göstereceğim, anlayacaksınız; sabredin...
Değerli arkadaşlarım, bugün görüşülmekte olan bu gensoru önergesi, içeriği itibariyle, iddia ediyorum ki, cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir önergedir. Böylesine bir önerge, sanıyorum, bu Meclis kürsüsünde bugüne kadar görüşülmemiştir, konuşulmamıştır.
Kamuoyunda "Yeşil" kod adıyla bilinen Mahmut Yıldırım isimli şahıs, bazı suçlardan, bazı faili meçhul cinayetlerden ötürü senelerden beri aranan bir kişidir. Hakkında gensoru önergesi verilen, Trabzon Milletvekili ve halen Devlet Bakanı olan Eyüp Aşık...
D
EVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Trabzon) – Sayın Aşık!..ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Konuşmayı da öğren.
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) – Sayın Aşık, 27 Ocak 1998 Salı günü SHOW-TV'de yayınlanan "32. Gün" Programında, milletin gözü önünde, "Yeşil" kod adlı kişinin, kendi bilgileri içinde ve kendi kontrolleri altında bulunduğunu ifade ettiler.
DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Trabzon) – Yalan söylüyorsun, yalan!
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) – Kaset var... Yalan söyleyenin kim olduğunu, dinlerseniz, anlayacaksanız; millet biliyor da, bir de siz anlayın.
Yeşil hakkındaki ifadesinde "kendisi bilinen bir yerdedir. Ben, ileriye dönük bir şey söyledim ve kayıtlara geçmesini istedim. Bilenler onlar. Olduğu yeri şimdi söyleyemem. Yeşil ölmedi. Ben ölmedi demişsem, ölmemiştir. Ben, inceleme yapmadan konuşmam" diyerek, açıkça, Türk Ceza Yasasının 296 ncı maddesini ihlal etmiştir. Bu fiil, suçtur. Türk Ceza Kanununun 296 ncı maddesi "...Hükümetin araştırmalarına veya hükmün icrasına karşı faili gizlemeye yardım eder yahut hakkında yakalama veya tevkif müzekkeresi çıkarılmış olan bir kimsenin saklı bulunduğu yeri bildiği halde yetkili mercilere derhal haber vermezse..." diye devam etmektedir. Sizi söylüyor, sizi tarif ediyor.
Sayın Aşık, sanık olarak aranan "Yeşil" kod adlı kişinin kontrolleri altında bulunduğunu ifade ederek, saklandığı yeri bildiğini, buna rağmen, yetkili cumhuriyet savcılığına veya diğer güvenlik birimlerine haber vermediğini ikrar etmek suretiyle, suç, bütün unsurlarıyla teşekkül ve tekevvün etmiş bulunmaktadır. Anlamakta güçlük çekiyorum, böyle bir durumda cumhuriyet savcıları niye harekete geçmez; merak ediyorum.
Değerli milletvekilleri, yüksek huzurlarınızda görüşülmekte olan gensorunun muhatabı Sayın Bakan, Yüce Meclisten aldığı itimatın gereği olan siyasî ve ahlakî tutumun daima dışında kalmış, güven duygusunu, bilerek ve isteyerek zedelemiştir. Anayasa ve siyaset geleneğinde, güvenoyu veya gensoru, bir bakanın, hem kişisel hayatını ve hem de görevini kapsayan bir muhteva çizgisini oluşturur. Sayın Bakanın her iki unsur bakımından görünümü, güvenilirliğini kaybettiğinin tam bir kanıtıdır. Bu güvensizliğe vücut veren sebep ve olaylar yumağından sadece birini huzurlarınıza getiriyor ve yüce milletin önünde, bu Mecliste tartışmaya açıyoruz.
Devletimiz, Atatürk milliyetçiliğine dayanan, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Devlet organlarının görev ve sorumlulukları ile yetkileri, Anayasa ve yasalarla belirlenmiştir. Kuvvetler ayrılığı ilkesi, devlet teşkilatının işleyişinin temelini oluşturmaktadır. Ülkemizde, kanunlara aykırı olarak eylem yapanlar, ülkeyi bölmek ve parçalamak isteyenler, demokratik parlamenter rejimi değiştirmek isteyenler ve maşa olarak kullanılanlar varken, keza onbeş seneden beri devam eden bölücü eşkıyanın faaliyetleri sürerken, bunların üstesinden gelecek bir sivil otoritenin arandığı şu günlerde, Tekelden sorumlu bir Bakanın, faili meçhul cinayetlerin sahibi bir suçluyu saklaması, yerini bildiği halde söylememesi, yetkili mercilere ihbar etmemesi, devletimizin kimler tarafından yönetildiğinin çok acı ve elem verici örnekleridir; çok acı örnekleridir. (ANAP sıralarından gürültüler)
Sayın Bakanın bu beyanlarından sonra, İnsan Hakları Derneği Başkanı vurulmuş. Bu sefer Sayın Başbakan -tam tersi- verdiği demeçte, bu suikastın Yeşil tarafından yaptırılabileceğini ifade etmiştir. Birisi Yeşil'in yerini biliyor, ihbar etmiyor, birisi de, Sayın Başbakan da "bu suikastı Yeşil yaptırdı" diyebiliyor. Hükümeti görüyor musunuz, sorumluluğa bakın?!
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Vay vay vay!..
NABİ POYRAZ (Ordu) – Kim yazdı, verdi eline?
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) – Eğer, Sayın Eyüp Aşık'ın dedikleri doğruysa, Sayın Başbakanın dedikleri yanlış; eğer, Sayın Başbakanın dedikleri doğruysa, Sayın Aşık'ın dedikleri yanlış; bir yanlışlık var bir yerde.
REFİK ARAS (İstanbul) – O zaman, Emniyet Genel Müdürünün odasını basarsınız!
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) – Sayın Aşık, bu çelişkiler içerisinden çıkamayınca -burasını iyi dinlemenizi istiyorum Sayın Aşık; yaptığınız ayıbı, bir defa daha hatırlatmak istiyorum- gazetecilerin "Yeşil nerede" sorusuna ağaç yapraklarını göstererek "işte yeşil" dediniz; bu ayıp değil mi; bu, ciddiyet mi; bu, sorumluluk mu?! (ANAP sıralarından gürültüler)
DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Trabzon) – Tuh, Allah...
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) – Bu sefer, ağaç yapraklarını göstererek, milletle alay eder gibi, kendinizle alay eder gibi "yeşil burada" dediniz, ağaç yapraklarını gösterdiniz.
MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) – Cin mi, şeytan mı?!
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, devleti yönetmek, sorumluluk ister; devleti yönetmek ciddiyet ister, fazilet ister, dürüstlük ister. Böyle şey olur mu?! Bunu kim tasvip eder?! Değerli Anavatan Partisi milletvekilleri, değerli arkadaşlarım, böyle şey olur mu?!
NEJAT ARSEVEN (Ankara) – Dürüstlükten bahsediyorsun, dokunulmazlığın niye kalktı, söylesene?!.
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) – Bir gün, çıkacaksınız, gazetelerde, televizyonlarda Yeşil'i tarif edeceksiniz, yerini tarif edeceksiniz; sıkışınca, ağaç yapraklarındaki yeşili
göstereceksiniz; bu ciddiyet mi?!NEJAT ARSEVEN (Ankara) – Dokunulmazlığın niye kalktı?
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) – Bu ciddiyet mi, Allahınızı severseniz?! Bu bile, devletin kimlerin eline geçtiğinin çok acı örneğidir; bu bile... yalnız bu bile... Acıdır...
MAHMUT IŞIK (Sıvas) – Resmi istiyoruz.
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) – Geliyorum...
Bu Hükümetin, güvenlik ve adalet işlerinden sorumlu bakanları arasında Eyüp Aşık yoktur; güvenlikte, adalette yoktur listede. Bu değerli şahsın ismi, Hükümet listesinin Tekel hanesinde görülmektedir, Tekel’den sorumlu Devlet Bakanı olarak görülmektedir. Hukuk devletinde ve tarifi yapılmış görev ayırımında, bir bakanın başka bakanlığa ait işlere burnunu sokması, hangi gelenek, hangi kural, hangi kitapta yazılıdır?! Soruyorum, nerede yazılıdır?!
İçişleri ve Adalet Bakanları, mahsus ve münhasır yetkilerini, acaba, Tekel’den sorumlu Devlet Bakanı Eyüp Aşık'a mı devretmişlerdir?! Yoksa, bu Bakan, Başbakana yakınlığını da kullanarak, atandığı bakanlıkla yetinmemek, başka yetkileri de gasp etmek gibi bir ayıbın ve ihtirasın girdabına mı girmiştir?! Soruyorum. Kendi görev alanıyla bağlılık gibi en temel işbölümünü ve ahengini gerçekleştiremiş Hükümetin ve bakanlarının olay karşısındaki suçlulukları, genel güveni de önemli ölçüde sarsar hale gelmiştir. Esasen, ararejimin vesayetinde bulunan bu Hükümetin gücünden ve varlığından da söz etmek abesle iştigaldir.
Şimdi, Sayın Bakana sormak istiyoruz : Bakanlık göreviniz Tekel işleriyle sınırlı olduğuna göre, bazı sanıklarla ilgilenmenizi Bakanlık göreviyle nasıl bağdaştırıyorsunuz? Bir.
NEJAT ARSEVEN (Ankara) – Milletvekilliği sıfatı yok mu.... Milletvekili değil mi...
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) – İki : Yeşil ile uğraşmak görevi, kendi kendinize durumdan vazife çıkarmak mı? Yoksa, Başbakan ve yardımcıları yahut müştereken ya da meçhul organ ve kişiler tarafından size emredilmiş bir görev midir?
Üç : İlk beyanınızda, Yeşil'in adresini dahi bildiğiniz, kontrol altında tuttuğunuz açıkça yer almaktadır; sonraki beyanlarınız ise, bırakınız bir bakanı, okuma yazma bilmeyen herhangi bir kişinin dahi teşebbüs edemeyeceği çelişkiler yumağı halindedir; "öyle demek istemedim, yaşıyor demek istedim" gibi.
Sayın Bakan, kendisi mi doğru söylemiyor, yoksa kendisini aldatan mı var?
Bu sorular net ve açık bir şekilde cevaplandırılmalıdır. Eğer bu beyanların aslî mimarı kendileriyse, Bakanlık koltuğu helal değildir. Şayet, istihbarat kaynakları kendisini aldatıyorsa, o zaman, bu koltuk kendisine müstahak değildir. (DYP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
Bürokrasinin ve istihbaratının beyanlarını, bakanların doğruları haline getiren bir zihin ve ruh, cumhuriyet hükümetinin bakanlığını yapamaz, yapmamalıdır. Kendi milletine, kendi toplumuna, süzgeçten geçmemiş, ne olduğu belirsiz, birkaç gün sonra yalanlayacağı beyanları sunma hafifliğini gösteren bu muhterem zatın, Bakanlık koltuğunu işgal etmeye hakkı yoktur.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Kendi başına abuk sabuk konuşuyorsun!..
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) – Sayın Bakan, ilk beyanlarına göre, Yeşil'in yerini bilmektedir. Bir defa daha söylüyorum; arandığı herkesçe bilinen bir sanığı yakalatmak için resmî makamlara derhal ihbarda bulunması bir ahlak ve hukuk gereği değil midir?
İşte, gensorunun muhatabı olan Bakan, böyle bir suçun faili ve sanığı durumundadır.
Şimdi, burayı iyi dinleyin. Ortada hukukî ve siyasî sorumluluk söz konusudur. Akın Birdal'la ilgili -altını çiziyorum- olayda faillerin bir kısmı yakalanmıştır; biliyorsunuz. Yakalananların bir kısmının daha önce kimlerle beraber olduklarını şimdi gösteriyorum, sıra oraya geldi. Değerli milletvekilleri, Akın Birdal suikastı sanıklarından birisi Semih Gülaltay'dır; bu zat, bugün, Akın Birdal suikastından dolayı cezaevindedir. Bakınız, bu Akın Birdal suikast teşebbüsünün sanıkları kimlerle beraber; buyurun... Buyurun... Buna ne diyeceksiniz?! (ANAP sıralarından gürültüler)
FATİH ATAY (Aydın) – Söyle kim onlar?..
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) – Bu fotoğrafta 8 muhterem zat var: Birinci sırasında, Anavatanın Şişli Belediye Mecli
si üyesi...ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Vay anasını b!...
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Devamla) – ...ikinci sıradaki, ANAP'ın Şişli Belediye Meclisi üyesi; üçüncü sıradaki, Semih Gülaltay -şu zat, Semih Gülaltay burada- devam ediyorum, beşinci sıradaki...
NEJAT ARSEVEN (Ankara) – Kemal Aykurt!..
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sen de i