DÖNEM : 20 CİLT : 55
YASAMA YILI : 3
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
105 inci Birleşim
19 . 6 . 1998 Cuma
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – YOKLAMALAR
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Muğla Milletvekili Mustafa Dedeoğlu’nun, Muğla İlindeki seracıların ve çiftçilerin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın cevabı
2. – Gümüşhane Milletvekili Lütfi Doğan’ın, son günlerde meydana gelen ve halkımızı olumsuz yönde etkileyen olaylara ilişkin gündemdışı konuşması
3. – Adıyaman Milletvekili Celal Topkan’ın, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yapılmakta olan özelleştirmelere ilişkin gündemdışı konuşması ve DevletBakanı MehmetSalih Yıldırım’ın cevabı
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Almanya’ya gidecek olan DevletBakanı Ahat Andican’a, dönüşüne kadar, DevletBakanı Işılay Saygın’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1563)
2. – Portekiz’e gidecek olan DevletBakanı Burhan Kara’ya, dönüşüne kadar, DevletBakanı Eyüp Aşık’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1564)
3. – Amerika Birleşik Devletlerine gidecek olan DevletBakanı Güneş Taner’e, dönüşüne kadar, DevletBakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1565)
4. – Birleşmiş Milletler ve Avrupa Ekonomik Komisyonu Başkanının vaki davetine icabet edecek olan milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1566)
5. – Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığının, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair (1/761) Sayılı Kanun Tasarısının esas komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edilmesine ilişkin tezkeresi (3/1567)
6. – (9/18) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/1568)
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. – Erzincan Milletvekili Mustafa Kul ve 22 arkadaşının, TürkTicaretBankasının MerkezBankası Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna ait hisselerinin blok satışının mevzuata uygun olup olmadığının araştırılarak çalışanların kazanılmış haklarının korunması için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/270)
V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)
2. – Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/669) (S. Sayısı : 338)
3. – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının Aynı Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553)
4. – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/689) (S. Sayısı : 631)
5. – Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Konya Milletvekili Ahmet Alkan’ın, İstanbul Milletvekili Emin Kul’un, Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 30 arkadaşının, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 30 arkadaşının, Trabzon Milletv
ekili Kemalettin Göktaş ve 33 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 30 arkadaşının, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Adana Milletvekili Arif Sezer’in, Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi’nin, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın, Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın, Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 6 arkadaşının, Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Metin Işık, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve 6 Arkadaşının, Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626)VI. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – Konya Milletvekili Abdullah Gencer’in, geçici görevli personelin bakmakla yükümlü olduğu kişilerin Meclis bünyesindeki sağlık hizmetlerinden yararlandırılıp yararlandırılmayacağına ilişkin sorusu ve Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanı Hikmet Çetin’in yazılı cevabı (7/5004)
2. – Antalya Milletvekili BekirKumbul’un, PAL-MAR adlı bir şirkete EmlakBankası tarafından usulsüz kredi verildiği iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Refaiddin Şahin’in yazılı cevabı (7/5089)
3. – KaramanMilletvekili Zeki Ünal’ın, 54 üncü ve 55 inci hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin sorusu ve Sanayi ve TicaretBakanı Yalım Erez’in yazılı cevabı (7/5173)
4. – Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Karadeniz’de kıyısı bulunan devletlerin bakanlarının bir gazinoda ağırlanmasına ilişkin sorusu ve DevletBakanı Yücel Seçkiner’in yazılı cevabı (7/5226)
5. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Bursa-Osmangazi-Demirtaş Belediye Başkanlığında görevli bazı personelin emekli keseneklerine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in yazılı cevabı (7/5256)
6. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, Şereflikoçhisar İlçesinde yaşayan kimsesiz kadınların barınma sorununa ilişkin sorusu ve DevletBakanı Hasan Gemici’nin yazılı cevabı (7/5280)
7. – Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, TMO’nun hububat ithal edeceği iddiasına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa R. Taşar’ın yazılı cevabı (7/5290)
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak beş oturum yaptı.
Ağrı Milletvekili Mehmet Sıddık Altay’ın, memur ve emekli maaşlarına yapılacak artışlara ve bu kesimin içerisinde bulunduğu zorluklara,
Yozgat Milletvekili Kâzım Arslan’ın, Kamu Konutları Yönetmeliğinde Hükümetçe yapılan değişikliklere,
İlişkin gündemdışı konuşmalarına, Maliye Bakanı Zekeriya Temizel cevap verdi; İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya da, bazı üniversitelerde başörtüsü uygulamasından kaynaklanan sorunlara ilişkin gündemdışı bir konuşma yaptı.
Romanya’ya gidecek olan :
Enerji ve Tabiî KaynaklarBakanı Mustafa Cumhur Ersümer’e, Orman Bakanı Ersin Taranoğlu’nun,
DevletBakanı Mehmet Cavit Kavak’a, SağlıkBakanı Halil İbrahim Özsoy’un,
DevletBakanı Işın Çelebi’ye, Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun,
DevletBakanı Rifat Serdaroğlu’na, Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’in,
Başbakan A. Mesut Yılmaz’a, DevletBakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit’in,
Vekâlet etmelerinin uygun görülmüş olduğuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri ile
Bosna - Hersek HalkMeclisi Eşbaşkanları ve beraberlerindeki bir parlamento heyetinin ülkemizi ziyaretlerine ilişkin TBMM Başkanlığı tezkeresi,
Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya, Erzurum Milletvekili Zeki Ertugay ve Ağrı Milletvekili Cemil Erhan’ın, (9/22) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinden imzalarını geri çektiklerine ilişkin önergeleri okundu; yeterli sayıda imza
kalmadığından, soruşturma önergesinin işlemden kaldırılacağı ve gündemden çıkarılacağı
açıklandı.
(9/18) ve (9/19) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonlarına, siyasî parti gruplarınca 3 kat olarak gösterilen adaylar arasından adçekme suretiyle üye seçimi yapıldı; Başkanlıkça, Komisyonların başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yapmak üzere toplanacakları gün, saat ve yere ilişkin duyuruda bulunuld
u.(9/16) ve (9/17) esas numaralı MeclisSoruşturması Komisyonlarında değişen oranlar nedeniyle CHP Grubuna düşen birer üyelik için, 3 kat olarak gösterilen adaylar arasından adçekme suretiyle seçim yapıldı.
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının :
2 nci sırasında bulunan 232,
4 üncü sırasında bulunan 553,
5 inci sırasında bulunan 631,
Sıra sayılı kanun tasarıları ve tekliflerinin görüşmeleri, komisyon yetkilileri GenelKurulda hazır bulunmadıklarından,
3 ünc
ü sırasında bulunan ve Hükümetçe Komisyona geri alınan 338 sıra sayılı kanun teklifinin görüşmeleri de, Komisyon raporu gelmediğinden,Ertelendi;
6 ncı sırasında bulunan, Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu, 3505 Sayılı Kanun, Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanun, Belediye Gelirleri Kanunu ile 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626) görüşm
elerine devam olunarak, 5 inci maddesine kadar kabul edildi.Alınan karar gereğince, 19 Haziran 1998 Cuma günü saat 14.00’te toplanmak üzere, birleşime 23.30’da son verildi.
Yasin Hatiboğlu
Başkanvekili
Haluk Yıldız Ali Günaydın
Kastamonu Konya
Kâtip Üye Kâtip Üye
Ünal Yaşar
Gaziantep
Kâtip Üye
II. – GELEN KÂĞITLAR No. : 160
19 . 6 . 1998 CUMA
Raporlar
1. – BartınMilletvekili Köksal Toptan’ın, Yükseköğretim Kurumları Teşkilâtı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin DeğiştirilerekKabulüne Dair 2809 Sayılı Kanun ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/88) (S.Sayısı : 692) (Dağıtma tarihi : 19.6.1998) (GÜNDEME)
2. – Niğde Milletvekili Akın Gönen’in, Noterlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve AdaletKomisyonu Raporu (2/933) (S. Sayısı : 694) (Dağıtma tarihi : 19.6.1998) (G
ÜNDEME)3. – Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması ile Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi, Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/737) (S. Sayısı : 695) (Dağıtma tarihi : 19.6.1998) (GÜNDEME)
4. – Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile Askerlik Kanununda DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/771) (S. Sayısı : 698) (Dağıtma tarihi : 19.6.1998) (GÜNDEME)
Meclis Araştırması Önergesi
1. – Erzincan Milletvekili Mustafa Kul ve 22 arkadaşının, TürkTicaret Bankasının Merkez Bankası Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna ait hisselerinin blok satışının mevzuata uygun olup olmadığının araştırılarak çalışanların kazanılmış haklarının korunması için alınması gereken
tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri
uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/270) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.6.1998)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 14.00
19 Haziran 1998 Cuma
BAŞKAN : Başkanvekili Kamer GENÇ
KÂTİP ÜYELER : Ali GÜNAYDIN (Konya) , Haluk YILDIZ (Kastamonu)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 105 inci Birleşimini açıyorum. (DSP sıralarından alkışlar)
Sayın milletvekilleri, beni alkışladığınız için çok teşekkür ederim; ancak, ben sizi alkışlayamıyorum; çünkü, sıralar biraz boş. Ben istiyorum ki, biz buraya girdiğimiz zaman, arkadaşlarımız burada olsun; gerçekten, ben, Meclisi çalıştıralım istiyorum. Tabiî, iktidar gruplarından özellikle rica ediyorum. Yani, sıralar boş olunca ve bazı gruplar ille yoklama yap deyince, ben de yapmak zorundayı
m.METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Sayın Başkanım, bizim Grubumuzda çoğunluk vardır.
BAŞKAN – Efendim, DSP Grubunun çoğunluğunu görüyorum; ama, öteki grupların çoğunluğu yok.
III. — YOKLAMA
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır; sayın üyelerin, Genel Kurul salonunda bulunduklarını yüksek sesle belirtmelerini rica ediyorum.
(Yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Toplantı yetersayısı yok.
Özellikle iktidar grubundaki arkadaşlar, aslında karar almak kolay da kararın gereğini yerine getirmek gerekli.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Bugün cuma günü, onun için.
BAŞKAN – Yani, doğru canım, gelin, burada çalışalım, en süratli olarak. Biz, Başkanlık Divanı olarak, kendi inisiyatifimizi Meclisin çalışması yönünde süratle gösterelim.
AHMET NE
İDİM (Sakarya) – Sayın Başkan, nerede bunlar?BAŞKAN – Efendim, onlarla da dolmuyor maalesef.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan değerli yorumunuz için size teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Efendim, birleşime 15 dakika ara veriyorum. Lütfen, 15 dakika sonra bütün arkadaşlarımız gelsin efendim.
Kapanma Saati: 14.23
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati:14.35
BAŞKAN: Başkanvekili Kamer GENÇ
KÂTİP ÜYELER: Ali GÜNAYDIN (Konya), Haluk YILDIZ (Kastamonu)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 105 inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
III. — Y O K L A M A
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ilk oturumda yapılan yoklamada toplantı yetersayısı bulanamadığından, birleşime ara vermiştik.
Yeniden yoklama yapacağım; sayın milletvekillerinin, Genel Kurul salonunda olduklarını yüksek sesle belirtmelerini rica ediyorum.
(Yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; çalışmalarımıza başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşa gündemdışı söz vereceğim.
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Muğla Milletvekili Mustafa Dedeoğlu'nun, Muğla İlindeki seracıların ve çiftçilerin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar'ın cevabı
BAŞKAN – Birinci gündemdışı söz, seçim bölgesi olan Muğla İline bağlı ilçelerdeki seracılar ve çiftçilerin sorunlarıyla ilgili olarak gündemdışı söz isteyen, Muğla Milletvekili Sayın Mustafa Dedeoğlu'na verilmiştir efendim.
Buyurun Sayın Dedeoğlu.
Süreniz 5 dakikadır.
MUST
AFA DEDEOĞLU (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bölgemizdeki seracılar ve çiftçilerin sorunlarıyla ilgili olarak gündemdışı söz almış bulunuyorum. Öncelikle, Yüce Meclise en içten saygılarımı sunuyorum.
Bildiğiniz gibi, Muğla İlimiz ve içelerimizde yaşayan halkımızın büyük çoğunluğu, geçimini ziraatçılıkla ve özellikle de seracılıkla sağlamaktadır. Seracılık, oldukça yoğun emek ve masraf gerektiren zahmetli bir iştir. Bölgedeki Fethiye, Ortaca, Dalaman, Köyceğiz ve yine, Kaş'ın Kınık, Ova gibi beldelerinde, nüfusun yüzde 80-85'i seracılıkla, özellikle domates üretimiyle uğraşmaktadır.
Domates tohumluğu yurt dışından ithal edilmekte olup, 10 gramlık domates tohumu 50-60 milyon liradan satılmaktadır. Domates üreticisi, seralarda, dönüm başına en az 100 milyon liralık ilaç, 60-70 milyon liralık gübre kullanmak zorundadır; artı, gübre fiyatlarına yüzde 15 KDV uygulanmaktadır.
Serelarda domates yetiştirme işlemleri sonbaharda başlayıp, bir kış boyunca devam etmektedir. Seraların ısıtılması, fidelerin ekilmesi için yapılan işçilik giderleri maliyetleri yükseltmektedir. Üretici, yıllık yüzde 71 faizle ziraî kredi kullanmaktadır. Tabiî ki, bu kredi, ziraatçı ve üretici için oldukça pahalı bir kredidir. Domates üreticisi, bu kadar yoğun emek ve masrafla yetiştirdiği domatesin geliriyle geçimini sağlamakta ve kredi borçlarını ödemektedir. Ne var ki, bu yıl, domates üreticisi tam bir çaresizlik içindedir, yapmış olduğu masraf ve emek boşa gitmiştir. Yetiştirmiş olduğu ür
ününe alıcı bulamamaktadır. İhracat teşviklerinin kaldırılması, ihracatı tamamen durdurmuştur. Yerli piyasa tamamen doymuş olup, ürün almamaktadır.Aldığımız bilgilere göre, Suriye'den ülkemize domates girmekte ve paketlendikten sonra Rusya'ya ihraç edilmektedir. Kendi ülkemizde yetişen domatesler çöpe dökülürken, böyle bir uygulamanın nedenini anlamak mümkün değildir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üreticinin yetiştirmiş olduğu domates, elinde kalmış, seralarda çürümekte veya toptancı hallerinde çöpe dökülmektedir. Zira, bugünlerde, büyük şehirlerimizdeki manavlarda kilogramı 100 bin liranın altına düşmeyen domates, üretim merkezlerinde kilogramı 10-15 bin liranın altında olmasına rağmen, alıcı bulamamaktadır; oysa, 1 kilogram domatesin maliyeti 50-60 bin lirayı bulmaktadır. Üretici, bu duruma isyan etmekte; ancak, derdine çare olacak yetkili bulamamaktadır, son derece mağdur ve çaresizlik içerisindedir. Üretici, esnafa, bankaya, işçiye, kısacası, herkese borçludur; almış olduğu kredinin vadesi g
elmiştir; bütün emeklerinin boşa gitmesi yetmezmişcesine, bir de, haciz korkusuyla son derece tedirgindir. Üretici, kredi borcunu ödeyebilmek, hacizden kurtulabilmek için, elindeki ineğini, öküzünü, hatta traktörünü dahi satmaktadır. Bu durum, gelecek yıllarda, domates üreticisi için olduğu kadar, ülkemiz ekonomisi için de son derece büyük bir tehlikedir. Zira, üretici, bir daha domates üretmeye tövbe etmiştir. Önceki yıllarda, böyle olağanüstü durumlarda, üreticinin kredi borçları belli bir süre ertelenerek zor dönemler aşılmıştır; üretici, zararla geçen yılların borcunu bir sonraki yıl ödemiştir. Hükümetten bu konuya duyarlılık gösterilmemektedir. Hükümet, bu konuyu, en kısa zamanda ele almalı, üreticimizin derdine çare bulmalıdır.Bölgede pamuk ve diğer mahsullerle uğraşan çiftçimizin de hali perişandır; çünkü, son zamanlardaki yağışlar, ekili alanların su altında kalmasına neden olmuş, müteaddit defa yapılan ekimler boşa gitmiştir. Çiftçinin yeniden ekim yapmaya gücü kalmamıştır. Bu yıl plasman tahsisi yapılmadığından, çiftçimiz, yeni kredi alamamakta, vadesi gelmiş borcunu ödeyememektedir. Bölgedeki kavun üreticisinin durumu içler acısıdır. Geçen, yine, Fethiye Karaçulha toptancı halinde bir kavun üreticisine kavun fiyatını sorduğumuzda, 70 bin lira civarında olduğunu söylediler...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Dedeoğlu, süreniz bitti; lütfen, toparlayın efendim.
MUSTAFA DEDEOĞLU (Devamla) – Peki, Sayın Başkanım.
...Maliyetin ne olduğunu sorduk "150 bin liradan satarsak ancak kurtarır" dediler.
Yine, yörede, turizmle uğraşan esnaf çaresizlik içerisindedir. Yörede ve ülkemizde turizm, yüzde 60 oranında düşmüştür ve yine, Hükümetin dış ilişkilerle, dış siyasetle ilgili koyduğu tutumlar yüzünden ülkemizdeki turizm olayı sekteye uğramıştır. Dolayısıyla, yine, Alanya'da geçen gün bir kuyumcu dükkânında yaptığımız bir söyleşide, 13 ailenin Almanya'dan rezervasyon yaptırdığını; ancak, Sayın Başbakanın bir demeci yüzünden, 12 ailenin iptal ettirdiğini, sadece bir ailenin Türkiye'ye geldiğini söylediler. Yani, önümüzdeki günlerde, turizmde de büyük sıkıntı yaşanacaktır.
Ben, Hükümetin, hem çiftçimizle, ziraatçımızla ilgili hem de turizmcilerimizle ilgili konularda duyarlılık göstereceğini ve olayları çözüme ulaştıracağını düşünüyorum, bekliyorum ve Yüce Meclisimizi saygılarımla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dedeoğlu.
Gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere, Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mustafa Rüştü Taşar; buyurun efendim.
TARI
M VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Muğla İlimizde, özelllikle sera üretimimiz önemli bir yer almaktadır. Sera üretimi, bilindiği gibi, yılın belli dönemlerinde yoğunlaşmaktadır; bu yoğun dönem de, genelde tarla ürünlerinin de pazara girmeye hazırlandığı dönemlere rastlamaktadır. Bu dönemlerde, piyasada, arz ve talep dengesine bağlı olarak fiyatlar düşmekte veya artmaktadır; bu duruma, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı olarak, serbest piyasa ekonomisi şartları içerisinde müdahale etmemiz söz konusu değildir. Bu problemler, serbest piyasa ekonomisi içerisinde, tarım sektörü için olduğu gibi, diğer sektörler için de geçerlidir. Ancak, Bakanlık olarak, pazarlamada darboğaz içerisine giren tarımsal ürünlerin, özellikle, ihracatının desteklenme kapsamına alınmasına yönelik çalışmalarımız, bugüne kadar olduğu gibi, bundan böyle de devam edecektir.Tarım sektöründeki gelişme ve gelecekteki dinamiklere paralel olarak, ürün bazında aldığımız, üretim ve ihracata yönelik teşvik ve desteklemeler, zaman içerisinde diğer ürünlere de yansıtılacaktır. Diğer taraftan, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı olarak çiftçilerimize yönelik hizmetlerimiz, hemen tüm tarım sektöründe devam etmektedir.
Tarım sektörünün dikensiz gül bahçesi olmadığını hepimiz biliyoruz. Yılların ihmalinden kaynaklanan problemlerin aşılması yolunda, zaten, Bakanlık olarak çalışmalarımızı gece gündüz devam ettirmekteyiz.
Tarım sektöründe yer alan önemli problemlerin başında, sektörde küçük işletmelerin fazla olması, işgücünün fazla olması gelmektedir. Bakanlık olarak temel görevimiz, ülkede tarımsal üretimi artırmak olup, bunu gerçekleştirmek için de çabalarımız devam etmektedir. Şöyle ki, gübre sübvansiyon sistemini değiştirerek, çiftçimize, gübreyi daha ucuza temin etme ve yeterli gübre kullanma imkânını sağladık. Bu sayede, çiftçilerimiz, destekleme bedellerini almak için bir sürü bürokratik işlemlerden kurtulduğu gibi, bugüne kadar gübreye ödediği bedelden daha azını ödemektedir. Söz konusu uy
gulama, sadece, çiftçiler tarafından değil, gübre üreticileri tarafından da önemli yenilikler getirmiştir.Yine, 1998 yılında yapılacak, tohumculuğu destekleme ödemelerini yüzde 100 artırdık. Sertifikalı çeltik, ayçiçeği, soya, delinte edilmiş pamuk, patates ve yem bitkileri tohumlukları ile mevye ve asma fidanları ve bunların anaçlarına yapılmakta olan desteklemeyle, kaliteli üretim ve fazla üretim için önemli bir girdi olan tohumculuğun teşviki, tarım kesimi ve üreticilerimize önemli bir katkı sağlamıştır
.Yine, özellikle seracılık üretimimizin yoğun olduğu Muğla yöremizde, ziraî mücadele ilaçları yoğun olarak kullanılmakta ve üretimin kaliteli olmasını sağlayan bu girdi de desteklenmeye devam edilmektedir.
Saygıyla arz ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Gündemdışı konuşma cevaplandırılmıştır.
Aslında, biz, geçen hafta, Serik, Antalya ve Alanya'ya gittik; oradaki müstahsiller de bu domates fiyatlarından çok şikâyetçiydi; ama, neyse...
İLHAN AKÜZÜM (Ankara) – Politika yapma!..
BAŞKAN – Serikliler bana çok alkış tuttular, onun için onların isteklerini burada gündeme getirmek biraz vacip oldu.
2. – Gümüşhane Milletvekili Lütfi Doğan’ın, son günlerde meydana gelen ve halkımızı olumsuz yönde etkileyen olaylara ilişkin gündemdışı konuşması
BAŞKAN – İkinci gündemdışı söz, son günlerde halkımızın huzurunu olumsuz yönde etkileyen bazı olaylar müşahede edilmekte ve bu olaylar basınımızda da yer almaktadır; bu olumsuzlukların giderilmesi hususunda Genel Kurula düşüncelerini arz etmek isteyen Gümüşhane Milletvekili Sayın Lütfi Doğan'a verilmiştir.
Buyurun Sayın Doğan. (FP sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakikadır.
LÜTFİ DOĞAN (Gümüşhane) – Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; gündemdışı söz almış bulunuyorum; konuyu, Değerli Başkanımız sizlere arz etti. Düşüncelerimi arz etmeye başlamadan önce, hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.
Efendim, bu konuda, değerli milletvekili arkadaşlarım çok güzel sözler söylediler; şahsen bendeniz dinledim, yararlandım; ama, farklı bir ciheti de yüksek müsamahanıza güvenerek, bendeniz arz etmek istiyorum; çünkü, şuna inanıyorum: Hepimizin arzusu, milletimizin birliğidir, kardeşliğidir, bütünlüğüdür, iyiliğidir, dirliğidir ve yine, milletimizin bütün fertlerine ve hepsinin üstünde de siz muhterem milletvekillerimize, Parlamentomuza çok büyük görev düşmektedir; hepinizin bu yüksek sorumluluğun idraki içerisinde olduğundan da eminim. Bu konuda, bildiklerinizi sizlere arz etmiş oluyorum; ama, bir zaruret hissettiğim için, tekrarından, beni mazur göreceğinize
de inanıyorum.Hepinizin bildiği bir gerçek şudur: Bir toplumun, özlediği huzur, güven ve nezahete erişebilmesi için, o toplumun içerisindeki en güçsüz, en zayıf kimseler, en güçlü olan kimselerden, haklarını, hiçbir zorluğa, hiçbir eziyete uğramadan alabilmelidirler. Üstün medeniyete erişmenin, huzur ve güvene ulaşmanın ana esası budur; aksi takdirde, güçsüzler himayesiz kalırsa, güçlüler istediğini yapacak olursa, o milletin, o toplumun yükselmeye erişmesi mümkün değildir.
Şimdi, geçmişten iki örnek vermek istiyorum; bunlardan birincisi şu: Murat Beyin -merhumun- Tarihî Umumîsinde okumuştum, sizler de bilirsiniz, Çin ileri gelenlerinden Konfüçyüs şöyle diyor: "Bir devlet yönetimi, eğer samimî, hakkaniyete, adalete bağlı olursa, kanunlar yapmadan da ülkesini yönetebilir; ama, hakkaniyete, adalete bağlı değilse, samimî değilse, kendisinin saygı göstermeyeceği kanunları yapması neye yarar."
Bir başka misal daha arz etmek istiyorum; o da şudur: Takriben bundan onbeş asır önce, İranlıların bir devlet başkanı, bir gün ava çıkar, iki tane kuş avlar -güvercin veya keklik diyelim- yanındaki yardımcılarından birisini karşıdaki bir köye gönderir ve "siz, şu parayı alın, gidin tuz getirin; şu iki avımızı pişirip yiyelim" der. Yanındakiler de şöyle söylerler: "Efendim, iki kekliği pişirmek için, parayla tuz almaya gerek yok; gitsin, alıp gelsin." O devlet başkanı da cevaben "mesele öyle değil; eğer, bir ordunun kumandanı, kendisine ait olmayan bir bahçedeki bir ağaçtan bir elma koparırsa, onun yönetiminde olanlar, o b
ahçenin ağaçlarını kökünden yok ederler" der.Bu basit misalleri sizlere arz etmek istememdeki ana maksat şudur: Ülkemizde, başlangıçta söylediğim gibi, hepimiz huzur istiyoruz, hepimiz güven istiyoruz ve her birimiz de, elimizden gelen katkıyı yerine göre, yapmakta bulunuyoruz. Üstelik, ben, şahsen,
sizleri çok takdir ediyorum...(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Efendim, süreniz bitti; lütfen, toparlayın Sayın Doğan.
Size eksüre verdim; buyurun.
LÜTFİ DOĞAN (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
... Bu memleketin ilerlemesi, yükselmesi, birliği, bütünlüğü ve huzur içerisinde olması için büyük gayretleriniz var; ama, buna rağmen -dün, Değerli Dumankaya arkadaşım da belirtti, daha başka kardeşler de belirttiler- bir süreden beri, birkısım evlatlarımızın kılık kıyafetine, bir iki devlet memurumuzun gözü ilişti, takıldı, rahatsızlık veriyor; şahsen bendeniz, bundan dolayı üzülüyorum.
Bizim inancımıza göre, bizim ahlakî telakkilerimize, bizim millî geleneklerimize göre, bir hocanın talebesi üzerindeki hakkı, ana babasından daha fazladır. Böyle olduğuna göre, devlete, millete zarar vermeden, hocalarına saygıda kusur etmeyen bu evlatlarımızın, Anayasanın da kendilerine tanıdığı haklardan yararlanmalarını temin edelim. Anayasa, diğer bütün kanunların üstünde olduğuna göre, Anayasanın 42 nci maddesi "eğitim, öğretim hakları önlenemez" demektedir; bu kadar açık, bu kadar sarih.
Eğer bir kusurları, eksiklikleri varsa, hocaları olarak ikaz etsinler. Kanunlara karşı gelenler varsa -ki zannetmiyorum, bu milletin evladı, bilerek bunu yapmaz- savcılarımız var, kim ne yapıyorsa haklarında kanunî takibatı yapar.
Muhterem parti başkanlarımızdan, parti yöneticilerimizden ve başta da bu büyük Parlamentodan istirhamım şu: Bu milletin evlatlarının, huzur ve güven içerisinde okuma imkânlarını sağlayalım -ki, kanunlarımız sağlamıştır- elbirliği yapalım, birbirimizi ren
cide etmeyelim.Bir de şunu düşünelim: Biz, etrafımızdaki insanlarla, devletlerle dostluk kurmak amacında olan bir milletiz. "Yurtta sulh, cihanda sulh" bizim için siyasî bir prensiptir, son derece de isabetlidir. Dünya milletleriyle dostluk kurmaya çalışırken, dikkat edelim, içimizdeki insanları incitmemiz, içimizdeki insanların, büyüklerine karşı hürmetsizlik duygusunu beslemelerini önlememiz veya böyle bir duygunun uyanmasına imkân vermememiz zarureti vardır.
Bir üzüntüm şudur: Geçenlerde gazetelerde bir haber yer aldı. Avrupa'daki bazı ülkeler diyorlar ki: "Biz güneydoğuda elçilikler kuralım." Şimdi, bu sözü söyleme cesaretini, daha açığı, cüretini gösterenlere, bunu yapamayacaklarını, bu millet, birliğiyle, bütünlüğüyle, iyiliğiyle, iyileştirmesiyle, fertlerini birbirlerine sevdirmesiyle; yöneteni yönetilene, yönetileni de yönetene güven duymasıyla ve bunu, içten duymasıyla temin eder; onlar da, o kötü düşüncelerinin cezasını kendileri çekerler.
Sayın Başkanımın müsamahasından dolayı kendilerine, dinlemek lütfunda bulunduğunuzdan dolayı da sizlere teşekkürlerimi arz ediyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Doğan.
3. – Adıyaman Milletvekili Celal Topkan’ın, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yapılmakta
olan özelleştirmelere ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Mehmet Salih Yıldırım’ın
cevabı
BAŞKAN – Son gündemdışı söz. Hükümetin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde uygulamakta olduğu ve önümüzdeki günlerde uygulamaya devam etmeyi düşündüğü özelleştirme politikaları konusunda, Adıyaman Milletvekili Sayın Celal Topkan'a verilmiştir efendim.
Buyurun Sayın Topkan.
Süreniz 5 dakikadır.
CELAL TOPKAN (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yapılmakta olan özelleştirmeler ve bu özelleştirmelerin bölgede oluşturduğu sıkıntılar konusunda yetkilileri ve sorumluları bölge halkı adına uyarmak için söz aldım; sizlere ve dinleyicilere saygılarımı sunuyorum.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi, bir başka deyişle açlığın, işsizliğin, yoksulluğun yazgı olarak yaşandığı bölge. Bölgede yaşayan insanlar, yıllardan beri çığ gibi büyüyen işsizliğin, açlığın ve sefaletin kucağında çırpınırken, her gelen siyasal iktidar, halkın bu mağdur durumunu sömürmüş ve sömürmeye devam ediyor. Son yıllarda siyasal partilerin, hükümete gelir gelmez ilk iş olarak, koşa koşa bölgeye gitmeleri, hatta, ilk Bakanlar Kurulu toplantısını bölgede yapmaları oldukça dikkat çekicidir. Medya destekli, şatafatlı Bakanlar Kurulu toplantısı arkasından, sorunların en kısa zamanda çözüleceği sözleri; yıllardır bu tür sözlere bölge halkının alışık olmasına karşın, çaresizlikten dolayı bir anda ümide kapılmaları; sonrası, büyük bir hayal kırıklığı, her geçen gün artan sorunlar, işsizlik, açlık ve göç. Bölge halkı, yerine getirilmeyen sözlerden dolayı, hangi siyasî partiye inanacağını şaşırmış durumdadır.
Son günlerde yapılmak istenenlerle -yaşanmakta olan sorunlara çare bulmayı, işsizliği önlemeyi bir yana bırakın- halkın, ekmeği de elinden alınmak istenmektedir. Bir taraftan, büyük bir çaba ve uğraşla, olağanüstü hal bölgesinde ve kalkınmada öncelikli yörelerde işsizliğe çare olması amacıyla, istihdam yaratılması ve yatırımların teşvik edilmesi yasasını çıkarıyoruz, bu yasayla, bölgede yaşanmakta olan işsizliğe ve açlığa çare aradığımızı iddia ediyoruz; diğer taraftan da, üretim yapan ve insan istihdam eden kamu kurumlarından, Diyarbakır, Mardin, Batman, Şırnak, Siirt, Hakkâri, Bitlis ve Van illerindeki TEDAŞ'a ait elektrik dağıtım kuruluşlarını, Diyarbakır'daki Sümer Holdinge ait pamuklu sanayi işletmesi, et kombinaları, çimento fabrikalarını, Batman'daki TÜPRAŞ ve Petrol Ofisi AŞ gibi yatırım kuruluşlarını bir bir özelleştiriyoruz. Böylece, devlete ait olan bu kuruluşlarda çalışan insanların oluşturduğu 95 bin nüfusu, mevcut işsizler ve açlar ordusuna katarak, sokağa atılmalarına ortam hazırlıyoruz.
Bir taraftan, yasalar hazırlayıp bölge sorunlarına çareler arıyor görüntüsü vereceksiniz, diğer taraftan bölgede mevcut üretim ve istihdam sağlayan devlete ait işletmeleri yok pahasına satarak, bu kuruluşlarda çalışan yüzlerce insanın işsiz kalmasına ortam hazırlayacaksınız. Doğrusu, birbiriyle çelişen bu iki mantık arasında, milletvekili olarak ben, bir ilişki kuramıyorum. Uzun yıllardan beri siyaset yapan ve şu anda iktidarda olan deneyimli politika adamlarımızın bu çelişkiyi nasıl bağdaştırdıklarını, doğrusu, ben ve bölge halkı merak ediyoruz.
Adıyaman'da mevcut iki devlet yatırımından birisi olan çimento fabrikası özelleştirildi. Fabrika, özelleştirilmeden önce kâr eden bir kuruluş idi ve orada 250 işçi çalışıyordu. Özelleştirme sonrasında, hiçbir sosyal güvence sağlamadan, birçoğunun tazminatları dahi ödenmeden 120 işçinin işine son verildi; Adıyaman'daki mevcut işsizlere 120 ilave yapıldı.
İkinci devlet yatırımı olan Sümer Holdinge ait Adıyaman İplik ve Dokuma Fabrikasının 19 Haziran 1998 tarihinde satışı gerçekleşiyor. Şu anda bu kuruluş tam kapasiteyle çalışmakta olup, 450 işçi çalıştırmaktadır. Ayrıca dışarıya fason iş yaptırıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Süreniz bitti; ek süre veriyorum, lütfen, toparlar mısınız.
CELAL TOPKAN (Devamla) – Sağ olun Sayın Başkanım.
...
Bu yolla da 500 kişinin istihdamına olanak sağlıyor; bırakınız zarar etmeyi, 500 kişiye de istihdam alanı yaratıyor. Yüksek oranda kâr eden Adıyaman Sümerbank Fabrikasının, özelleştirmeye gerekçe olan zararı da söz konusu değildir. Bu fabrikanın özelleştirilmesi sonrasında, özelleştirme mantığı gereği 450 olan işçi sayısı 250'ye inecek, Adıyaman'daki işsizler ve açlar ordusuna 700 işsiz ve bu işçilerin bakmakla yükümlü olduğu yüzlerce insan katılacaktır.Bu kararı alanlara seslenmek istiyorum: Yılların birimi bu kuruluşları hangi yakınlarınıza peşkeş çekeceksiniz; böyle bir hakkı kendinizde nasıl görüyorsunuz? Genç cumhuriyetimizin, bu ülkenin kalkınması, insanlarına hizmet etmesi amacıyla kurduğu bu kuruluşları yok edip, bölgede var olan sorunları biraz daha artırıp, insanların işsiz ve aç kalmalarına meydan verirken, vicdanen hiç rahatsız olmayacak mısınız? Bu siyaset mantığıyla bölgede var olan sorunları çözeceğinize nasıl inanıyorsunuz? Siz, çözeceğinizi söyleseniz bile, bu savınıza kimleri inandırabi
lirsiniz? Hani, siz, bölgede, Adıyaman'da var olan işsizliğe çare bulacaktınız; bu amaçla yasalar hazırlayıp, bölgede işsizliğe çare bulacağınızı günlerce televizyonlarda halka anlatmadınız mı, ben ve bölge halkı merak ediyoruz: Siyasetçilerimiz ve yöneticilerimiz, bölge halkına karşı dürüst davranmayı ne zaman öğrenecek? Bu siyaset anlayışıyla, bölgede yaşanmakta olan hiçbir soruna çare bulamazsınız; bölgede yaşanan sorunların daha da fazla artmasına meydan verirsiniz; buna hakkınız yoktur. Gelin, bu uygulamalardan vazgeçin, yüzlerce aile, sizlerden bu davranışı bekliyor.Sizleri saygılarımla selamlıyor, Sayın Başkana da, hoşgörüsünden dolayı, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Topkan.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, Cumhuriyet Halk Partisi hem destek veriyor hem de arkasından şikâyet ediyor.
BAŞKAN – Canım, onların bileceği şey. Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi öyle düşünüyorsa... Siz de öyle düşünüyorsanız, siz de dışarıdan destekleyin, bir de çıkın tenkit edin; ne olacak... Bu böyle... Yani, özenti duyuyorsanız, siz de taklit edebilirsiniz diyorum.
Gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere, Devlet Bakanı Sayın Salih Yıldırım; buyurun.
DEVLET BAKANI MEHMET SALİH YILDIRIM (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adıyaman Milletvekili Sayın Celal Topkan'ın gündemdışı konuşmasına yanıt vermek üzere huzurunuzdayım; hepinize saygılar sunuyorum.
Sayın Celal Topkan, yöre sorunlarını bilen ve bu sorunların çözümüne katkı sağlamak için özveriyle uğraş veren arkadaşlarımdan biridir; ancak, söylemlerinin bu çizgiyle bağdaştığını söylemem mümkün değil; kendisini muhalefette gören bir parlamenterin, öyle zannediyorum ki, seçmene ulaştırmak istediği iyi duygularını dile getirdi, bunun altını çizmek istiyorum.
Ben de, yöreden bir yurttaş, bir parlamenter ve Hükümet mensubu olarak, aktardığı sorunların, sıkıntıların çok büyük bir kısmına katılıyorum. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde sosyoekonomik sorunların derinliğini de biliyorum, boyutunu da biliyorum.
Biz, 55 inci Hükümet olarak, görevi devraldığımızdan bu yana, bugüne kadar çok az hükümetin ve hükümet mensubunun yaptığı bir politikayı sergiledik. Biz, enkaz edebiyatı yapmadık. Biz, bu olumsuzlukları hangi koşullarda devraldık demedik; ancak, bunların giderilmesi konusunda, olanakları, imkânları, mevzuatı yan yana koyarak, bunu yaşama geçirmeye çalıştık. Her şeyden önce, az şikâyet etmesi gereken kişilerden birisinin Sayın Topkan olması gerekiyor; çünkü, devletin, bu yıl, yatırım için en çok yer ayırdığı illerden biri Adıyaman'dır ve güneydoğu illeri arasında üçüncü sıradadır.
Özelleştirmeyle alakalı bir konudaki haklılığına işaret etmek istiyorum. Özelleştirme, Türkiye genelinde uygulanmaya çalışılan ve büyük ölçüde başarı sağlanan belki bir uygulama; ancak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki özelleştirmede göz önünde bulundurulması gerekli olan önemli bir husus var: Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin ekonomisinin esasını tarım oluşturur; tarımla alakalı sektörlerin öncelikli olarak özelleştirilmesinin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki ekonomik olumsuzlukta önemli katkı payı var; buna katılırım; özelleştirme sıralamasının iyi düşünülmesinin çok yerinde olacağını düşünürüm; ancak, üretkenliğe hiç katkısı olmayan, performansı çok düşük, yüzde 7 ilâ en iyisi yüzde 27 arasında çalışan işletmeleri bu koşullarda taşıyın diyebilecek bir devlet sorumlusunu düşünmek mümkün değil; bunun, ne arkadaşımın düşündüğü politikalarla ne de partisinin ekonomik mantığıyla bağdaşacağını zannetmiyorum.
Özel
leştirme uygulamalarının başlatıldığı 1985 yılından bugüne kadar geçen süre kapsamında, kuruluşların hemen yarısından fazlasının özelleştirme işlemleri tamamlandı. Süt Endüstrisi Kurumu, yem sanayii ve çimento fabrikalarının tümü özelleştirildi. Bunlar içerisinde, başarılı olduğu söylenen Adıyaman Çimento Fabrikası dışında, performansı yüksek ikinci, üçüncü bir kuruluşu bunun yanına koyamazsınız.Güneydoğu Anadolu Bölgesinde özelleştirilen kuruluşlar, gerçekten, 12'si yem sanayiine, 11'i süt mamüllerine, 7'si et kombinasına, 4'ü tekstile ve 10'u çimentoya ait olmak üzere toplam 44 kuruluşu kapsamaktadır.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki özelleştirmede özenle takip edilmesi gereken bir hususa da dikkat çekilmiştir. Yapılan özelleştirme uygulamalarında, özelleştirilen kuruluşların, özelleştirme sonrasındaki faaliyetlerinin belli bir süreye kadar sürmesi, mevcut istihdamı koruması ve belli üretim kapasitesini devam ettirmesi önkoşul olarak getirilmiştir. Söz konusu koşulların yerine getirilmemesi durumunda, sözleşme gereği satış bedelinin bir kısmı tutarında cezaî şart uygulanması düşünülmüştür. Bu çerçevede, Özelleştirme İdaresi bünyesinde görev yapan Özelleştirme Sonrası Takip Proje Grup Başkanlığı tarafından özelleştirilen kuruluşların bu şartları uygulayıp uygulamadıkları yerinde incelenmekte, kontrol edilmektedir; sözleşme uyarınca gerekli şartları yerine getirmeyen kuruluşlar için hukukî işlemler yapılmaktadır; bir kısmı bu açıdan takiptedir; ancak, üretimi duran ya da azalan bazı işletme ve ku
ruluşlar da mevcuttur. Gerek rekabet şartları gerek ekonomik faaliyetleri gerekse ticarî açıdan kârlı ve verimli olmamaları nedeniyle üretimi duran ya da azalan bu gibi işletmeler, yöre ekonomisinde sanıldığı kadar büyük yer tutmamaktadır; birçoğunun, üretime esas personel sayısı çok azdır, sayıda olup, üretim faaliyetleriyse sınırlıdır. Bu gibi ekonomik verimliliği olmayan işletmelerin faaliyete devam etmesini zorlamaksa, zarar etmeyi teşvikten öteye geçmez. Bunun yerine, devlet, yöre halkına ve yöreye direkt teşvik uygulaması sağlayacak tedbirleri almaktadır, almaya da devam edecektir.Bunun yanı sıra, bu gibi birkaç küçük örneğin dışında, yöre müteşebbislerinin, işadamlarının ve çalışanlarının kurduğu ortaklıklara devredilen birçok kuruluş bulunmaktadır; Aşkale Çimento ve Kurtalan Çimento bunun örnekleridir.
Değerli Topkan'ın hassasiyetlerinin önemli bir kısmına katıldığımı belirtmek istiyorum; ancak, onun, burada, yörede, sadece işsizliği ortadan kaldırmayacak, sadece güneydoğunun değil, Türkiye'nin kaderini değiştirecek GAP Projesiyle alakalı güzellikleri de sergilemesini temenni ediyordum; çünkü, 9,5 milyon işsiz olduğunu düşündüğümüz ülkede 3 milyon 800 bin insana direkt iş olanağı sağlabilecek olan bu projenin en önemli merkezlerinden birisi de Adıyaman'dır. Ben, bana bu açıklama fırsatını verdiği için Değerli Topkan'a teşekkür ediyor, Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Gündemdışı konuşma cevaplandırılmıştır; bu suretle, gündemdışı konuşmalar da bitmiştir.
Cumhurbaşkanlığı tezkereleri vardır; okutuyorum:
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Almanya'ya gidecek olan Devlet Bakanı Ahat Andican'a, dönüşüne kadar, Devlet Ba-
kanı Işılay Saygın'ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezke-
resi (3/1563)
17 Haziran 1998
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşmelerde bulunmak üzere, 19 Haziran 1998 tarihinde Almanya'ya gidecek olan Devlet Bakanı Prof. Dr. Ahat Andican'ın dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Işılay Saygın'ın vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Öteki tezkereyi okutuyorum:
2. – Portekiz'e gidecek olan Devlet Bakanı Burhan Kara'ya, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Eyüp Aşık'ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1564)
17 Haziran 1998
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşmelerde bulunmak üzere, 18 Haziran 1998 tarihinde Portekiz'e gidecek olan Devlet Bakanı Burhan Kara'nın dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Eyüp Aşık'ın vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Öteki tezkereyi okutuyorum:
3. – Amerika Birleşik Devletlerine gidecek olan Devlet Bakanı Güneş Taner'e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen'in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1565)
17 Haziran 1998
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşmelerde bulunmak üzere, 19 Haziran 1998 tarihinde Amerika Birleşik Devletlerine gidecek olan Devlet Bakanı Güneş Taner'in dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen'in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutuyorum:
4. – Birleşmiş Milletler ve Avrupa Ekonomik Komisyonu Başkanının vaki davetine icabet edecek olan milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1566)
18 Haziran 1998
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Birleşmiş Milletler ve Avrupa Ekonomik Komisyonu Başkanının vaki davetine istinaden, Türkiye Büyük Millet Meclisini temsilen 5 kişilik bir Parlamento heyetimizin 20-24 Haziran 1998 tarihleri arasında düzenlenen Globe Europe Parlamenterler Konferansına katılması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dışilişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun 16 Haziran 1998 tarihindeki 102 nci Birleşiminde kabul edilmiştir.
Anılan Kanunun 2 nci maddesi uyarınca, heyetimizi oluşturmak üzere siyasî parti gruplarınca bildirilen üyelerimizin isimleri Genel Kurulun bilgilerine sunulur.
Hikmet Çetin
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı
Hüsnü Sıvalıoğlu Ali Rıza Bodur
Balıkesir İzmir
Memduh Büyükkılıç Fevz
i AytekinKayseri Tekirdağ
Yusuf Bahadır
Trabzon
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Bir Meclis araştırması önergesi vardır; okutuyorum:
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. – Erzincan Milletvekili Mustafa Kul ve 22 arkadaşının, Türk Ticaret Bankasının Merkez Bankası Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna ait hisselerinin blok satışının mevzuata uygun olup olmadığının araştırılarak çalışanların kazanılmış haklarının korunması için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/270)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türk Ticaret Bankası, 9 Mart 1913 tarihinde Adapazarı'nda, Adapazarı esnafı ve tüccarlarının bir araya gelerek sermaye ve emeklerini birleştirmek suretiyle kurmuş oldukları ilk ulusal özel girişim bankasıdır.
Türk Ticaret Bankası, o tarihlerde, ülkede faaliyette bulunan yabancı bankaların katı tutumları ve tefecilerin ağır koşullarından bunalan tüccar ve esnafa uygun şartlarda kredi temin etmek, piyasada istikrarı sağlamak ve ulusal ticaretin gelişmesine yardımcı olmak amacıyla kurulmuştur.
Türkbank, Türkiye'nin ilk özel bankası ve sermayesinin büyük çoğunluğu çalışanlarına ve emeklilerine ait olan tek bankası iken bilançoları hep kâr gösterirken, 1.10.1994 tarihinde Hazine tarafından yönetimine Bankalar Kanununun 64 üncü maddesi gerekçe gösterilerek el konulmuştur. Bu kanunun 64 üncü maddesi birinci fıkrasında "Bankanın malî bünyesinin ciddî bir şekilde zayıfladığının tespit edilmesi durumunda, Bakan uygun bir süre vererek sermaye artırılmasını veya sermayenin ödenmeyen kısmının tahsilini isteyebilir" denilmektedir. Bakan, bu şartı öne sürerek 1.10.1994 tarihinde, bankayı, madde 64 kapsamına aldırmış; fakat, sermayesini artırmamıştır. Bu dönem bankanın zor duruma düşmesinde önemli rol oynayan Sümerbanka açılan krediler, yönetim kurulundaki sermaye artırımından önce yüzde 14 payı olan Hazine yetkililerince onaylanmıştır. Oysa, kanun gereği, yeni büyük kredilerin açılmaması gerekmekted
ir.Banka çalışanları ve emeklileri, 1997 yılına kadar yüzde 85 pay sahibi oldukları halde, 1996 ve 1997 yılı bilançolarının, kendilerine, ancak 250 milyon TL karşılığında verilebileceği söylenmiştir. Bu yıllara ait genel kurullar da yapılmadığı için, bankanın kötü duruma düşmesinde sorumluluğu olanların tespit edilmesi de mümkün olamamıştır.
Bankanın sorumlu olduğunu iddia ederek yönetimine el koyan Hazine, Tasarruf Mevduatı Fonundan bankaya para aktararak, altı ayda iki defa sermaye artırımına gitmiş ve bankanın sermayesini, 3 trilyon TL'den 120 trilyon TL'ye çıkarmıştır. Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, fondan bankaya aktarılan bu para sonucunda, bankanın, sermaye artışıyla başabaş konuma geldiğini açıklamıştır. Açıklamadan, bankanın 120 trilyon TL zarar ettiği anlamı çıkmaktadır. 1994 yılında 3 trilyon TL sermayeyle 646 milyar lira, 1995 yılında 1,6 trilyon TL ve 1996 yılında 235 milyar TL kâr açıklanırken, 120 trilyon TL zarar anlamına gelen bu açıklama oldukça düşündürücüdür.
Sermaye artırımı son apel ödeme tarihi 11.7.1998 olduğu halde, fon, yüzde 84.52 payını, sermayeyi 50 trilyon TL göstererek satışa çıkarmıştır. Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel'in sermayeyi 120 trilyon TL'ye yükselttiğini açıklamasından sonra, satış ilanlarında, sermaye neden 50 trilyon TL olarak gösterilmiştir? Daha önce yüzde 85 hisseye sahip çalışanlar ve emeklilerin hissesi yüzde 13'e düşmüştür.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından Türkbankın yüzde 84,52 payı gazete ilanlarıyla satışa çıkarılırken, sermaye artışından önce yüzde 85 hisseye sahip olan 5 000 çalışan, 5 000 emekli ve bunların aile efratlarıyla birlikte yaklaşık 50 000 kişilik bir aileyi mağdur durumda bırakabilecek bir davranış tarzı içerisine girilerek, ne satış şartnamesinin oluşturulması sırasında kendilerine danışılmış ne de satış sırasında bir temsilci bulundurmaları istenmiştir. Satış şartnamesinin dahi kendilerine gösterilmediği Türkbank hissedarlarına banka yönetiminde yer verilmemiştir. Vakıfların, çalışanların ve emeklilerin kazanılmış haklarının ne olacağı belli değildir. Konunun direkt muhatapları olan çalışanlar, emekliler ve vakıfların, yapılan bu işlemlerin tamamen dışında bırakılmaları, kendilerine hiçbir güvence ve bilgi verilmemesi, 4 Mayısta başlatılan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin halen devam etmesi, insanlarda, haklı olarak tedirginliğe yol açmıştır. Bankanın satışı tamamlanmadan toplu iş sözleşmesi görüşmeleri bitirilmeliyken, görüşmeler uzatılmaktadır.
Türk Ticaret Bankasının, Merkez Bankası Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna ait yüzde 84,52 payının blok satışının yasalara uygun olup olmadığı, bankanının bu duruma gelmesinin nedenleri ve sorumlularının araştırılması, banka çalışanlarının ve emeklilerinin kazanılmış haklarının korunması ve işgüvenliğinin sağlanması, toplu iş sözleşme görüşmelerinin satıştan önce sonuçlandırılması konusunda yapılabilecek işlemlerin tespit edilmesi ve alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştı
rması açılmasını arz ederiz.Mustafa Kul Nihat Matkap
Erzincan Hatay
Bülent Tanla Haydar Oymak
İstanbul Amasya
Ali Dinçer Tuncay Karaytuğ
Ankara Adana
Algan Hacaloğlu Hilmi Develi
İstanbul Denizli
Ali Şahin Şahin Ulusoy
Kahramanmaraş Tokat
Ayhan Fırat Metin Arifağaoğlu
Malatya Artvin
Eşref Erdem Bekir Kumbul
Ankara Antalya
Yüksel Aksu Atilâ Sav
Bursa Hatay
Zeki Çakıroğlu Yusuf Öztop
Muğla Antalya
Aydın Güven Gürkan Fatih Atay
İzmir Aydın
Altan Öymen Bekir Yurdagül
İstanbul Kocaeli
Mahmut Işık
Sıvas
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge, gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmeler, sırasında yapılacaktır.
Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığının, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı hakkında, İçtüzüğün 34 üncü maddesi uyarınca verilmiş bir tezkeresi vardır; okutuyorum:
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)
5. – Plan ve Bütçe Komis
yonu Başkanlığının, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair (1/761) Sayılı Kanun Tasarısının esas komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edilmesine ilişkin tezkeresi (3/1567)7.6.1998
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca 15.4.1998 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan ve Başkanlığınızca 20.4.1998 tarihinde tali komisyon olarak Komisyonumuza, esas komisyon olarak Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonuna havale edilen (1/761) esas numaralı "Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı" ile ilgili yapılan inceleme ve değerlendirmelerde, tasarıyla, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının teşkilatı içinde, Esnaf ve Sanatkârlar Genel Müdürlüğünün kurulması ve ihtiyaç duyulan kadroların ihdas edilmesi öngörülmektedir.
Komisyonumuz, en geniş anlamıyla, kamu harcamalarının görüşülüp karara bağlandığı ve kamunun malî dengesinin tesis edildiği bir platformdur. Söz konusu tasarı, kamu giderleriyle doğrudan ilgilidir ve bütçenin malî yükünü artırıcı nitelikte bulunmaktadır. Diğer taraftan, yeni kadro ihdasına ilişkin düzenlemeler ise, tasarının bütünlüğü içinde ele alınarak değerlendirilmesi gereken bir husustur.
Bu nedenle, çeşitli tarihlerde esas komisyon olarak Komisyonumuza havale edilmiş bulunan diğer kadro ihdas tasarılarıyla birlikte, bu tasarının da esas komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülüp değerlendirilmesi daha verimli, yararlı ve doğru olacaktır.
Gereğini tensiplerinize saygılarımla arz ederim.
Biltekin Özdemir
Samsun
Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, okunmuş bulunan tezkeredeki Plan ve Bütçe Komisyonunun talebi Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunca da uygun bulunduğundan, bu istem, İçtüzüğün 34 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, Başkanlığımızca gereği yerine getirilmek suretiyle, işlem tamamlanmıştır.
İstanbul Kurtköy Havaalanı ihalesinde görevini kötüye kullandığı iddiasıyla, Başbakan Mesut Yılmaz hakkında kurulmuş bulunan (9/18) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimine dair bir tezkeresi vardır; ok
utuyorum:6. – (9/18) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/1568)
16.9.1998
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Komisyonumuz başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimi için 19.6.1998 Cuma günü saat 11.30'da toplanmış ve kullanılan 15 adet oy pusulasının tasnifi sonucu aşağıda ad ve soyadı belirtilen üyeler, karşılarında gösterilen oyları alarak başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçilmişlerdir.
Bilgilerinize sunulur.
Saygılarımla.
Komisyon Geçici Başkanı
Cemil Erhan
Ağrı
Başkan : Necati Albay (Eskişehir) (8 oy)
Başkanvekili : Yusuf Namoğlu (İstanbul) (
8 oy)Sözcü : Bekir Yurdagül (Kocaeli) (8 oy)
Kâtip : Adil Aşırım (Iğdır) (14 oy)
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.
Önce, yarım kalan işlerden başlıyoruz.
V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN
DİĞER İŞLER
1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)
BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun teklifinin ikinci müzakeresine başlayacağız.
Komisyon?.. Yok.
Müzakere ertelenmiştir.
2. – Bayburt Milletvekili Ülkü Gü
ney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma önergesi (2/669) (S. Sayısı : 338)BAŞKAN – 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin maddeleri, üzerindeki önergelerle birlikte, İçtüzüğün 88 inci maddesine göre, Komisyona geri verilmişti. Komisyon, raporunu henüz vermediğinden, teklifin müzakeresi ertelenmiştir.
3. – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının Aynı Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553)
BAŞKAN – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısının müzakeresine devam edeceğiz.
Komisyon?.. Yok.
Müzakere ertelenmiştir.
4. – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/689) (S. Sayısı : 631)
BAŞKAN – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısının müzakeresine başlayacağız.
Komisyon?.. Yok.
Müzakeresi ertelenmiştir.
5. – Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Konya Milletvekili Ahmet Alkan’ın, İstanbul Milletvekili Emin Kul’un, Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 30 arkadaşının, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 30 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 33 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 30 arkadaşının, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, Balıkesir Milletvek
ili İsmail Özgün ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Adana Milletvekili Arif Sezer’in, Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi’nin, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın, Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın, Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 6 arkadaşının, Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Metin Işık, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve 6 arkadaşının, benzer mahiyetteki kanun teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626) (1)(1) 626 S. Sayılı Basmayazı 17.6.1998 tarihli 103 üncü Birleşim tutanağına eklidir.
BAŞKAN – Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Konya Milletvekili Ahmet Alkan'ın, İstanbul Milletvekili Emin Kul'un, Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 30 Arkadaşının, Balıkesir Milletvek
ili İsmail Özgün'ün, İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 30 Arkadaşının, Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 33 Arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 40 Arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 30 Arkadaşının, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz'ın, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 40 Arkadaşının, Konya Milletvekili Veysel Candan'ın, Balıkesir Milletvekili İ.Önder Kırlı'nın, Adana Milletvekili Arif Sezer'in, Ağrı Milletvekili M.Sıddık Altay'ın, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu'nun, İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi'nin, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın'ın, Bursa Milletvekili Turhan Tayan'ın, Erzurum Milletvekili İsmail Köse'nin, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 6 Arkadaşının, Erzincan Milletvekili Naci Terzi'nin, Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Metin Işık, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve 6 arkadaşının, Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.Komisyon?.. Yerinde.
Hükümet?.. Yerinde.
Geçen birleşimde 5 inci maddenin oylamasında kalmıştık.
Şimdi, maddeyi oylarınıza sunuyorum: Maddeyi kabul edenler... (FP sıralarından "Karar yetersayısının aranmasını istiyoruz" sesleri)
Efendim "maddeyi kabul edenler" dedim, artık...
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, lütfen...
BAŞKAN – Hayır, hayır...
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir. (FP sıralarından gürültüler)
Efendim, b
akın, aslında karar yetersayısı var da...SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, yanlış yapıyorsunuz.
BAŞKAN – Sayın Kapusuz, rica ediyorum... Neyi yanlış yapıyorum canım! (FP sıralarından gürültüler; ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
Efendim, rica ediyorum, tezahürata gerek yok; yani, burada görevimiz neyse, onu yapacağız.
Şimdi, Sayın Kapusuz, yanlış yapmıyorum, bizim şimdiye kadarki uygulamalarımız da böyle. Oylamaya geçmeden önce karar yetersayısının aranmasını isterseniz, hay hay; ama, oylamaya geçtikten sonra olmaz ki. (FP sıralarından "İstedik" sesleri) Yani, önceden bildirin bana.
ABDULKADİR ÖNCEL (Şanlıurfa) – Önce istedik; görmek istemiyorsunuz ki.
BAŞKAN – Neyse... 5 inci madde kabul edilmiştir.
6 ncı maddeyi okutuyorum:
MADDE 6. – 213 sayılı Kanunun 279 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Madde 279. – Hisse senetleri ve yatırım fonu katılma belgeleri alış bedeli ortalama değeri ile, vadesi iki yıl ve daha uzun olan Devlet Tahvilleri, Toplu Konut İdaresi, Kamu Ortaklığı İdaresi ve Özelleştirme İdaresi Başkanlıklarınca çıkarılan menkul kıymetler alış bedeliyle, bunlar dışında kalan her türlü menkul kıymet borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayici yoksa veya borsa rayicinin muvazaalı bir şekilde oluştuğu anlaşılırsa, değerlemeye esas bedel, menkul kıymetin alış bedeline vadesinde elde edilecek gelirin (kur farkları dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden kısmının eklenmesi suretiyle hesaplanır. Ancak, borsa rayici bulunmayan, getirisi ihraç
edenin kâr ve zararına bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün olmayan menkul kıymetler, alış bedelinin ortalama değeri ile değerlenir.”BAŞKAN - Madde üzerinde gruplar adına, Doğru Yol Partisi Grubu adına Sayın Ayfer Yılmaz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Nihat Matkap; şahısları adına, Sayın Cevat Ayhan, Sayın Emin Kul, Sayın Necdet Tekin ve müteakip arkadaşlarımız söz istemişl
erdir.Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Ayfer Yılmaz; buyurun. (DYP sıralarından alkışl
ar)Sayın Yılmaz, süreniz 10 dakikadır.
DYP GRUBU ADINA AYFER YILMAZ (İçel) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 626 sayılı ve 12 ayrı vergi kanununda değişiklik getiren kanun tasarısının 6 ncı maddesi üzerinde Doğru Yol Partisinin görüşlerini ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisimizi saygıyla selamlarım.
Değerli milletvekilleri, Vergi Usul Kanununun iktisadî işletmelere dahil kıymetleri değerlemeye ilişkin bölümünde yer alan "menkul kıymetler" başlıklı 279 uncu maddesi üzerinde, görüşmelerini sürdürdüğümüz kanun tasarısının 6 ncı maddesi tümüyle değişiklik yapmakta ve yeniden bir düzenleme getirmektedir.
Yeni düzenlemenin gerekliliğini saptamak için, maddenin bugünkü mevcut hükmünü birlikte ele almamız gerekiyor. Maddenin bugünkü yazılışı şu şekilde: "Türk ve yabancı esham ve tahvilatı alış bedeliyle değerlenir."
Bu mevcut hüküm çerçevesinde, dönem sonunda, yani, yılın son gününde, işletmede mevcut olan hisse senedi, tahvil, bono gibi menkul kıymetlerin değerlendirilmesinde, alış bedeli esas alındığı için, söz konusu menkul kıymetlerin alış tarihinden itibaren yıl sonuna kadarki değerlerinde meydana gelen olumlu ya da olumsuz farklar, dönem kazancına yansıtılamamaktadır.
Başka bir deyişle, alınan menkul kıymetlerin değerlerinde yıl sonu itibariyle bir değişim olmasına rağmen, bu değişim farkı, o yıla ait kazancın hesaplanmasında dikkate alınamamaktadır.
Bu uygulama, ticarî kazancın hesaplanmasında, dönemsellik ve tahakkuk esası yönünden bir sapma meydana getirmektedir. İşletlemeler de, vergi planlaması yaparak, ödenecek vergiyi ileriki yıllara aktarabilmektedirler. Mevcut hükmün bu yönü, vergide dönemsellik ve tahakkuk esasına uygun olmadığı gibi, son yıllarda sermaye piyasasının çok hızlı bir şekilde gelişmesi sonucunda ortaya çıkan menkul kıymetlerin şirketlerin aktifinde ne şekilde değerlemeye tabi tutulacağı konusundaki farklı görüşlere dayalı yorumlar ve uygulamalarda mevcut hükmün yetersizliğini ortaya koymaktadır; çünkü, mevcut ve bir süre sonra Yüce Mec
lisimizde görüşeceğimiz Sermaye Piyasası Kanununun 3 üncü maddesinde, menkul kıymetler, ortaklık ve alacaklılık sağlayan, belirli bir meblağı temsil eden, yatırım aracı olarak kullanılan, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte, seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan ve şartları sermaye piyasasınca belirlenen kıymetli evraklar olarak tanımlanmıştır. Görüldüğü gibi, madde, bugünkü haliyle, uygulamalarımız açısından yetersiz kalmaktadır.Değerli milletvekilleri, o halde, şu anda görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının 6 ncı maddesi ne gibi yeni hükümler getirmektedir bize?! .
Hepinizce bilindiği gibi, vergiler, tarih boyunca, kamu harcamalarının finansmanında kullanılan en güvenilir ve en sağlam gelir kaynağıdır. Ancak, bu temel fonksiyonunun yanı sıra, tasarrufların ve sermaye birikiminin artırılması yoluyla ekonomik büyümenin teşviki de, başka bir önemli fonksiyon olarak ortaya çıkmaktadır.
Yüce Meclisimizde yapacağımız düzenlemelerle, gelir dağılımını daha adil hale getirmeli, kişiler ve gelir unsurları bakımından tarafsız olmalıyız; rekabeti bozan müesseseleri düzeltmeli, sermaye piyasası yatırım araçlarının vergilenmesinde mümkün oldukça tarafsızlık ilkesini hâkim kılmalıyız.
Bu unsurlar, sanıyorum, hepimizce kabul edilen unsurlardır; ancak, görüştüğümüz bu madde çerçevesinde, bu unsurlardan biri aksamaktadır.
Yapılan bu düzenlemeyle, özel sektörün ihraç ettiği tahviller ile devletin ihraç ettiği tahviller arasında, değerleme hükümleri arasında rekabet eşitsizliği yaratılmaktadır. Buna göre, vadesi iki yıl ve daha uzun olan devlet tahvilleri, alış bedeliyle değerlenip, dönem sonlarında bunların değerlerindeki artışların dönem kazancına yansıtılması sağlanırken, özel sektörde yer alan şirketlerin ihraç ettiği tahvillerde, tahvilin vadesi 5 yıl da olsa, bu tahvillerin, her dönem sonunda değerlenip, bunun sonucunda realize edilmemiş olumlu farklarının vergilendirilmesi söz konusu olacaktır; dolayısıyla, borçlanma imkânları devlete göre zaten kısıtlı olan özel sektörde yer alan şirketlerin tahvil yoluy
la kaynak sağlamalarında, bir eksik rekabet ortaya çıkacaktır.Vergilemede, devlet ve özel sektöre aynı ölçüde yaklaşılmalıdır. Verginin ekonomik olaylara tarafsız yaklaşması, en doğru olanıdır. Bu açıdan, bu maddeye ilişkin düzenleme, vergi tekniği ve verginin genelliği ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Peki, bu düzenlemeye neden gerek gördük; çünkü, getirilen bu maddenin Hükümetçe Plan ve Bütçe Komisyonuna sunulduğu şeklinde, bu şekilde bir ayırım yoktu; Plan ve Bütçe Komisyonunda neden bu ilaveye gerek görüldü. Amaç, devletin borçlanma ihtiyacı nedeniyle kısalan vade ve artan maliyeti dikkate alarak, kamu borçlanmasının olumsuz yönde etkilenmesini önlemektir; ancak, gerekçemiz bu ise, 55 inci Hükümetin programsızlığının ve ekonomideki çok başlılığının acaba hiç mi rolü olmadı bugünkü durumda. 55 inci Hükümetin, kamuoyunca şaşkınlıkla takip edilen, manşetlerde farklı, günlük uygulamasında farklı olan ekonomik yaklaşımının sonucunda, bir yıl sonra, ortaya, ne yazık ki, bir ekonomik program konulamadığını tespit
ediyoruz. Piyasalar ise, bir yıllık, üç yıllık program beklentileriyle alt üst edilmişve programsız fiyat artışlarıyla enflasyon yüzde 100'lerin üzerine çıkarılıp yüzde 80'lere indirilmesi başarı olarak ortaya konulmuş ve sonuçta da, elimizde, enstrüman olarak 1998 Yılı Bütçe Kanunundan başka bir şey olmadığı da açıkça belirlenmiştir.Tabiî ki, bütçe disiplini önemlidir. Bu konuda uzmanlaşmış bir kişi olarak, Hazinede çalışmış bir kişi olarak, bunun önemini inkar edemem; ancak, enflasyonu yüzde 50 olarak hedefleyen bir Hükümetin bütçesinde harcamalar yüzde 100 artırılıyor, gelirler de toplanabilecek şekilde programlanıp, gayri safî millî hâsılanın yüzde 7'si oranında olan açık 1998 için yüzde 8 olarak belirleniyorsa ve "bu programa uyduk" denilip bu program da istikrar programı olarak takdim ediliyorsa, bir yanlış tespit yapmıyor muyuz?!.
Biliyorsunuz ki "programın harcamalar kısmında yapabileceğimiz doğru tespitleri yaptık" denildi. Peki, gelirdeki artışlarımız neydi? Gelirdeki artışlarımız ise, kamu kâğıtlarının stopajlarından aldığımız gelirler ile kamuoyumuza yansıtmadığımız ve Kasım 1997'den itibaren devam eden hampetrol fiyatlarındaki düşüklüğün arasındaki farkın vergi olarak alınması değil midir? Yani, arızî bir olay.
Peki, harcamaların disipline edilebilmesi, kamuoyuna doğru mesajların verilebilmesi için, hangi yasalar bu Meclise getirildi, hangi düzenlemeler yapıldı ve önümüzde ilk olarak karşılaştığımız, bu vergi düzenlemesi değil midir?
Peki, olaya şöyle bakalım: Biz, sadece, muhalefetteki kara lensliler mi böyle bakıyoruz; her ne kadar renkli lens de takıp daha iyi görmeye çalışsak da, bu işi, sadece biz değil, galiba, pisayalar da böyle anlıyor.
Şimdi, bir bakalım... Eğer hedefler ve uygulamalar doğru ise, neden, kamu fiyat artışlarının durdurulduğu bir dönemde, üreticilerin bu kadar ezildiği bir dönemde, esnafa kapıların kapandığı bir dönemde özel sektörün fiyat artışlarından dertleniyoruz? Acaba, bu kesim, Hükümetin aldığı bu tedbirlerin etkisini algılayamıyor mu?!.
Peki, iç borçlanmadaki v
adeler, neden bir önceki yılın haziran ayının bugününe göre, 486 günden, bugün yeni yapılan ihaleyle, 235 güne iniyor da, ortalama maliyetler -daha iyi bir gösterge olsun diye, faizler demiyorum, maliyetler diyorum- yüzde 96'dan yüzde 103,5'e çıkıyor? Acaba, tespitleri mi yanlış yapıyoruz? Gerçekte, ortaya bir program konmadığının, kamuoyunca, ilgili piyasalarca doğru tespit edildiğini mi gözden kaçırıyoruz?İşte, bugünkü konumuz, bu maddenin Plan ve Bütçe Komisyonunda bu şekilde düzenlenmesinin arkasında
55 inci Hükümet...(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yılmaz.
AYFER YILMAZ (Devamla) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Kanun maddelerinde süre uzatmıyorum.
Teşekkür ederim efendim, sağ olun. (DYP ve FP sıralarından gürültüler)
AYFER YILMAZ (Devamla) – Sayın Başkan, 1 dakikada toparlayabilir miyim?
BAŞKAN – Hayır, hayır, vermiyorum. (DYP ve FP sıralarından gürültüler)
KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) – Sayın Başkan, konuşsun...
BAŞKAN – Efendim, olmaz, ben kanun maddelerinde süreyi uzatmıyorum.
Başka bir maddede ifade edersiniz.
Teşekkür ederim.
AYFER YILMAZ (Devamla) – Teşekkür ederim. (DYP sıralarından alkışlar)
TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, sözünü tamamlasın, saygı sunsun.
BAŞKAN – Efendim, olur mu?.. Yani, burada konuşan her arkadaşımız maddeye bağlı konuşsa... Süre zaten çok fazla. Rica ediyorum... Bu işi ciddiyetle yapıyoruz.(DYP ve FP sıralarından gürültüler)
Arkadaşlar, ben her zaman böyleyim, kanun maddelerinde eksüre vermiyorum.
KEMALETTiN GÖKTAŞ
(Trabzon) – Bir bayana bu olmaz.BAŞKAN – Olup olmayacağını sana sormayacağım herhalde, değil mi?
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Nihat Matkap, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Matkap, süreniz 10 dakika efendim.
CHP GRUBU ADINA NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 626 sıra sayılı Vergi Yasa Tasarısının 6 ncı maddesi üzerindeki Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüş ve düşüncelerini açıklamak için söz almış bulunuyorum
.Değerli milletvekilleri, tasarının 6 ncı maddesini, eğer Hükümetin teklif ettiği haliyle önümüze gelseydi, eğer başına bir kaza gelmemiş olsaydı, tasarının yararlı birkaç maddesinden biri olarak değerlendirme fırsatını bulabilecektik. Bu düşüncemi, bu yaklaşımımı, değerli milletvekilleri, size somut bir örnekle aktarmak istiyorum.
Düşünün ki, bir bankanın 15 Ocak 1997 tarihinde, 1 yıl vadeli, yüzde 100 faiz oranıyla, 365 milyon Türk Liralık devlet tahvili satın aldığını ve bu devlet tahvilinin 365 milyon Türk Lirası faiz geliri getireceğini kabul edelim; yani, yüzde 100 faizli, 365 milyon liralık devlet tahvili aldığımızı, 15 Ocak 1997 tarihinde alınan bu devlet tahvilinin süresinin 15 Ocak 1998'de dolacağını ve 365 milyon liralık faiz geliri getireceğini varsayalım; normal muhasebe usulüne göre, vergi yasalarımızdaki uygulamalara göre, banka, bu 365 milyon liralık faiz gelirinin 350 milyon lirasını 1997 yılı gelir hesaplarına, geri kalan 15 milyon lirasını ise 1998 yılı gelir hesaplarına intikal ettirmelidir. Bu
, diğer ticarî işlemlerde, diğer hizmet işletmelerinde aynen böyle gerçekleşmektedir.Vergi Usul Kanununun yürürlükteki ilgili maddesine göre, ne yazık ki, bu 365 milyon liralık gelirin tamamı -eğer bu maddeyi değiştirmezsek- tahsil edildiği yıl olan 1998 yılının gelirlerine aktarılmaktadır. Ancak, şimdiki uygulamaya göre, bu 365 milyon liralık devlet tahvilini satın almak için toplanan mevduatın faizi ve diğer giderleri, 1997 yılının gider hesaplarına intikal ettirilmektedir. Yani, düşünün; geliri, 1997 yılının gelir hesaplarına aktarmıyoruz; ancak, gideri, 1997 yılının gider hesaplarına intikal ettiriyoruz. Bu durumda, banka, bu avantaj sayesinde, 1998 yılında, belki de bu geliri kaydetmemek, gideri kaydetmek nedeniyle, 150 milyon Türk Liralık Kurumlar Vergisini bir yıl sonra ödeme avantajını elde ediyor. Tabiî ki, durum böyle olunca, banka, 1997 yılında elde etmiş olduğu gelirin vergisini, 1998 yılında devlete ödemeliyken, bunu, 1999 yılında ödüyor ve parayı bir yıl daha çalıştırma imkânını buluyor. Konu
ya, devlet açısından baktığınızda, devlet, neredeyse sıfır vergi almış oluyor. O sektör, elinde tuttuğu, ödemediği bu vergiyi, tekrar bir yıl daha çalıştırıp, belki yine devlete borç olarak veriyor. İşte, eğer Hükümet, ilk teklif ettiği öneriye sadık kalabilseydi, bu öneriyi bu haliyle koruyabilseydi, bankacılık sektörünün baskılarına direnebilseydi ve bu öneriyi bugün yasalaştırabilseydik, bu büyük dengesizliği, bu büyük haksızlığı giderebilmiş olacaktık.İnanıyorum ki, Sayın Bakan ve çalışma arkadaşları, gelinen bu durumdan hiç de hoşnut değil, hiç de memnun değil.
Bu nedenle, biz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bir önerge verdik. Önergemiz, aynı, Hükümetin teklif ettiği ilk metindeki 6 ncı madde şeklinde önünüze gelecek. Eğer bu öneriyi yeniden kabul edebilirsek, Sayın Bakanın bu vergi kanunu tasarısıyla ilgili olarak kamuoyuna yaptığı açıklamalarda söylediği gibi, belki de 500 trilyon liralık daha vergi geliri elde edebileceğiz, belki de bu rakam daha da yükseklere çıkabilecektir. Tabiî, hem bu vergi gelirlerinde artışın sağlanması açısından hem de vergi adaleti açısından bu düzenlemenin mutlaka yapılmasında yarar görüyoruz.
Değerli arkadaşlarım, değilse, rant ekonomisini biraz daha teşvik etmiş olacağız, biraz daha himaye etmiş olacağız. Bütün siyasî parti sözcülerimiz, rant ekonomisinden üretim ekonomisine bir an önce geçişin gereği üzerinde duruyor; ancak, bunu, süslü laflarla gerçekleştiremeyeceğiz; bu anlayışımızı, ancak bu önerilerle hayata geçirme şansını bulabileceğiz.
Değerli milletvekilleri, bakınız, 1983 yılında, içborç faizlerimizin konsolide bütçe harcamalarına oranı yüzde 3'tü ve bu rakam, o yıldan bugüne kadar, her yıl katlanarak büyüdü; nitekim, 1998 yılında bu oran, yüzde 40'lara ulaştı. Haklı olarak, Maliye Bakanının, çalışma arkadaşlarımızın, Hükümetteki diğer üyelerin en büyük sıkıntısı bu. Eğer bu durumu tersine çeviremezsek, ülkenin muhtaç olduğu altyapı yatırımlarını yapamayız, işsizliği önleyemeyiz, gelir dağılımındaki eşitsizliği sürdürmek durumunda kalırız ve eşitliği sağ
layamayız, sağlık ve eğitimin gittikçe paralı hale dönmesini engelleyemeyiz. Bu kadar hassas bir madde üzerinde çalışıyoruz; değerli arkadaşlarımın da bu maddeye özellikle duyarlılık sergilemelerini istirham ediyorum.Bu duygu ve düşüncelerle, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Matkap.
Şahısları adına, Sayın Cevat Ayhan.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, Grup adına Ertan Yülek.
BAŞKAN – Efendim, bildirin lütfen.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Bildiriyoruz efendim.
BAŞKAN – Şimdi mi bildiriyorsunuz?!
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Evet efendim.
BAŞKAN – Peki; zamanında bildirseniz memnun olurum efendim.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sağ olun Başkanım.
BAŞKAN – Efendim, biz, görevimiz neyse onu yapıyoruz.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan "gruplar adına söz talebi var mı" diye soracaksınız.
BAŞKAN – Yok, sormam onu; niye grupları zor duruma sokayım?!
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Hayır efendim; sormak mecburiyetindesiniz.
BAŞKAN – Fazilet Partisi Grubu adına, Sayın Er
tan Yülek; buyurun efendim.FP GRUBU ADINA İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan, kısaca “vergi reformu” denilen, fakat birçok kanunda değişiklik yapan tasarının 6 ncı maddesi üzerinde, Fazilet Partisinin görüşlerini sunmak üzere huzurunuzda bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu madde, 6 ncı madde; ama, esasında, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 279 uncu maddesinde bir değişiklik meydana getiren bir madde. Bir paragraftan ibaret olan bu madde, esasında oldukça önemli bir maddedir. Çok masum gibi veya bir paragraf olması sebebiyle önemsiz gibi görünen bu madde, esasında, birtakım yenilikler getirirken, birtakım ihtilafları da beraberinde getirmektedir.
Nitekim, Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan müzakerelerde -ben, daha sonra müzakere tutanaklarını da yanıma aldım, gördüm; aşağı yukarı 10 sayfadan fazla- bu konu, hakikaten çok geniş bir şekilde müzakere edilmiş ve bu madde, hem Hükümetten geldiği şekilden farklı bir duruma dönüşmüş altkomisyonda hem de Komisyonda müzakere edilirken birtakım değişikliklere uğramış. Öyle zannediyorum ki, hâlâ da, bu madde olgunlaşmamıştır. Bizim vermiş olduğumuz bazı önergelerle ve diğer önergelerle, zannediyorum ki, -Yüce Heyetinizin de tasvibine mazhar olursa- daha uygun bir hale gelecektir; ama, bu haliyle birtakım problemleri vardır.
Şimdi, bu madde ne getiriyor; daha evvel -ben, Doğru Yol Partisi sayın sözcüsünün belirttiği mevcut durum üzerinde durmuyorum- menkul kıymetler sadece alış fiyatlarıyla değerlendiriliyordu -çok kısa söylüyorum- bu yeni getirilen düzenlemeyle, hisse senetleri ve yatırım fonu katılma belgeleri alış bedeli ortalama değeriyle değerlendiriliyor; getirilen birinci farklılık bu.
İkincisi, vadesi iki yıl ve daha fazla olan devlet tahvilleri, Toplu Konut İdaresi, Kamu Ortaklığı İdaresi ve Özelleştirme İdaresi Başkanlıklarınca çıkarılan menkul kıymetler alış, bedeliyle değerlendiriliyor.
Bir üçüncü husus da "bunlar dışında kalan her türlü menkul kıymet, borsa rayiciyle değerlenir" deniliyor.
Şimdi, bu üç önemli değişiklikten -birtakım teferrutlar var; onlara girmiyorum, ana hatlarıyla anlatacağım- ne bekleniyor:
Beklenenin birisi, bir defa, çok çeşitli olan menkul kıymetlerin zamanında vergilendirilmesi öngörülüyor.
İkinci husus, vadeli devlet tahvillerinin veyahut da devlet borçlanmalarının vadesini uzatabilmek için, iki yıl ve daha fazla vadeli olan devlet tahvillerine ve buna benzer diğer kamu kâğıtlarına "alış bedeli" gibi yeni bir tabir getiriliyor.
Üçüncüsü de "bunlar dışında kalan her türlü menkul kıymet, borsa rayiciyle değerlenir" denildiği zaman, işte orada bir ihtilaf ortaya çıkıyor. Yani, bir özel sektör bir tahvil ihrac ettiğinde, bunun borsada değeri yok; bunun alış bedeli de, birtakım oyunlara veya değişik şekilde yorumlara sebebiyet verebilir, farklı alımlar olabilir. O zaman, siz, buraya “borsa rayici” diyorsunuz. Şimdi "borsa rayici" dediğiniz zaman, rayici olmayan, borsaya kote edilmeyen, borsada işlem görmeyen bir menkul kıymeti, borsa rayicine uygun şekilde nasıl değerlendire
ceksiniz? Bu, önemli bir ihtilaf sebebidir; ama, zannediyorum ki, bizim vermiş olduğumuz önergeyle bunu düzeltmek mümkün olursa, birtakım ihtilafları da önlemek mümkün olacaktır.Bir diğer önemli husus -biraz evvel belirtmiştim- vadesi iki yıl ve daha fazla olan devlet tahvilleri... Şimdi, bundan da maksat, devlet borçlanmalarının uzatılmasını temin etmektir.
Sayın Başkan, arkadaşlar; şimdi burada bir hususa temas etmek istiyorum. Bu Hükümet, hep, enkaz devraldığını, Türkiye'nin battığını, devlet borçlanmalarının vadelerinin -uzamış olmasına rağmen- kısaldığını, faizlerin yükseldiğini ve bunun için de enflasyonun yükselebileceğini söyleyerek ve "öyle ise, yükselebilecek enflasyonu biz yükseltelim" diyerek, 1997 Temmuz ayından itibaren Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ikinci defa görülen yüksek bir enflasyon çıktı, yüzde 101'i buldu. Bu doğru mudur?..
Şimdi, bakın benim elimde bir tablo var; bu tablo, 1997 yılının ocak - haziran dönemi ile 1998 yılının ocak - haziran dönemindeki borçlanmayı ve vadeleri gösteriyor. Şimdi, ilgilenenler, lütfen yazın. O dönemde, ortalama faiz yüzde 99,6; vade 485 gün. Şimdi bakıyoruz, enflasyon indi denildiği zaman -ki, oradan bir noktaya geleceğim şimdi- ilk altı ayın ortalama faizi yüzde 106, 7 puan daha fazla; peki vade; vade 218 gün; yani, yarısından daha az. Bu mudur ekonominin iyiye gidişi?!
Peki, hemen söylüyorum şimdi; iki gün evvel bir devlet tahvili ihalesi yapıldı, yüzde kaçtan; yüzde 100'den.
DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Yanlış hesap...
İ. ERTAN YÜLEK (Devamla) – Yanlış hesap değil; yüzde 100'den yapıldı.
Peki, arkadaşlar, ben şimdi soruyorum -Hükümet, vadeyi uzatacağım derken, tahvili iki yıllık satamadı, bunu da bir yıllık sattı- dikkat buyurun, elimizi vicdanımıza koyalım ve çok tarafsız olarak düşünelim; eğer, bu Hükümet, yıl sonunda enflasyonu yüzde 50'ye indireceğim diyorsa ve şu anda yüzde 100'den bir borçlanma yapıyorsa, net olarak yüzde kaç veriyor; yüzde 50 veriyor; Allah'tan korkun, yüzde 50... Enflasyonun üzerinde yüzde 50 veriyor, bakın!.. Peki, memura ne veriyor; yine bir yıllık yüzde 56 veriyor. Çİftçiye ne veriyor, çiftçiye verdiğini söyleyeyim; buğdaya yüzde 60, çaya yüzde 83...
BAŞKAN – Sayın Yülek, bu maddede onlar yok efendim; bu değerlendirme maddesi, hisse senetlerinin değerlendirilmesi.
İ. ERTAN YÜLEK (Devamla) – Sayın Başkan...
BAŞKAN– Ama, bu, faiz; yani, devlet bütçesinin genel politikalarını ilgilendirmiyor .
İ. ERTAN YÜLEK (Devamla) – Hayır efendim... Sayın Başkan, bakınız, burada...
BAŞKAN – Arkadaşlar, mevzuya bağlı konuşacağız, rica ediyorum... Yani, burada kanun yapıyoruz; kanun yapmanın bir ciddiyeti var.(Alkışlar)
İ. ERTAN YÜLEK (Devamla) – Sayın Başkan, bakın, ben burada, bu maddenin önemli üç gayesinin bulunduğunu belirttim. Bunlardan birisinin...
BAŞKAN– Efendim, siz öyle diyebilirsiniz de, madde öyle değil.
İ. ERTAN YÜLEK (Devamla) – Ben maddeyi okuyayım Sayın Başkan.
BAŞKAN – Ben maliyeciyim, anlıyorum maddeyi.
İ. ERTAN YÜLEK (Devamla) – Maddeyi okuyayım: "vadesi iki yıl ve daha uzun olan devlet tahvilleri..." Bundan maksat, borçlanmanın vadesini uzatmaktır dedim. Bunun içinde geçiyor bu.
O halde, burada söylemek istediğim husus şu: Siz, istediğiniz kadar kanunları çıkarın, istediğiniz kadar buraya bu maddeyi koyun, eğer uygulamalarınız hatalı ise, uygulamalarınız yanlış ise ve siz, Türkiye'nin yüzde 99'undan aldığınızı yüzde 1'e vermeyi hedeflediyseniz, bu maddeden hiçbir şey çıkmaz; onu söylemek istiyorum. (FP sıralarından alkışlar) Sayın Başkan, söylediklerim, doğrudan doğruyla maddeyle ilgilidir. Ben vergi uzmanı değilim; ama, ekonomiyi buraya getirenlerden daha iyi bildiğimi iddia ediyorum. (FP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
BAŞKAN– Bir konuyu uzman olmayanların, uzman olanlardan daha iyi anladığını sizden öğrendik efendim; teşekkür ederiz!.. (DSP sıralarından alkışlar)
İ. ERTAN YÜLEK (Devamla) – Sayın Başkan, eğer siz de dikkatlice okusaydınız, bu maddenin ne manaya geldiğini anlar ve benim sözümü kesmezdiniz.
Değerli arkadaşlarım, bu iş çok açık olarak ortadadır. Buradan ifade etmek istediğim husus şudur: Ben, şu anda siyaset yapmıyorum, bir hakikati ortaya çıkarıyorum. Lütfen, bu meseleyi düzeltelim, düzeltin. Neyi düzeltin? Eğer, enflasyon yüzde 50 ise, faiz yüzde 100'e yükselmez. Eğer yükseliyorsa, bu haksızlıktır; birilerinin hakkını alıp birilerine vermektir; çiftçinin hakkını alıp vermektir, memurun hakkını alıp vermektir. Bu, adaletsizliktir, bu adaletsizliği önlemek durumundayız; bunu da bu Meclis önleyecektir. (FP sıralarından alkışlar)
Arkadaşlar, onun için, bu maddede bazı değişiklikler teklif ettik. Umut ediyorum ki, yoruma daha az imkân verecek ve maddeyi daha iyi bir duruma getirecek bu önergelerimiz kabul edilir ve tamamı üzerinde iyi bir karar vermiş oluruz.
Saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekür ederim Sayın Yülek.
Şahısları adına, Sayın Cevat Ayhan, buyurun. (FP sıralarından alkışlar)
Bizim amacımız, bu mübarek cuma günü memlekete hayırlı işler yapmaktır. (FP ve ANAP sıralarından alkışlar)
MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) – Allah'ın her günü mübarektir Sayın Başkan.
KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) – DYP'ye geçtikten sonra epey sağcı oldun!..
BAŞKAN – Buyurun Sayın Ayhan, süreniz 5 dakikadır.
CEVAT AYHAN (Sakarya) – Muhterem Başkan, muhterem üyeler; vergi kanunlarında değişiklik yapan kanun tasarısının 6 ncı maddesi üzerinde şahsen söz almış bulunuyorum; hepinizi hürmetle selamlarım.
Bu madde, menkul kıymetlerin değerlendirilmesini düzenleyen bir maddedir; üç kategori halinde bunları düzenlemekte; ya ortalama alış değerleriyle ya alış değerleriyle veya borsa rayiç değerleriyle düzenlemektedir. Tabiî, madde, Türkiye'de gelişen sermaye piyasasına göre, ihtiyaçları karşılamak için tadil edilmiştir.
Sermaye piyasasıyla ilgili kanun tasarısı da, Plan ve Bütçe Komisyonunda müzakere edilmiş, tamamlanmış; Genel Kurula da intikal etmek üzeredir. Önergelerle, ona paralel düzenlemeler de yapılmıştır.
Benim, burada bu maddeyle ilgili söylemek istediğim, menkul sermaye piyasasında farklılıkların olmaması, rekabetin sağlanması ve eğer birtakım entsrümanlar kullanılacaksa, bunların da, şirketlerin hisse senetlerinin sermaye piyasasında daha yüksek oranda sirküle etmesinin sağlanmasıdır.
Bize intikal eden bilgilere göre, halen, sermaye piyasasındaki hareketin yüzde 2'si hisse senedi, yüzde 98'i -takriben söylüyorum- diğer kıymetlerdir. Diğer kıymetler derken, bunların içinde de büyük ağırlık, devletin ihraç ettiği hisse senetleridir, tahvillerdir, bonolardır. Bu, tabiî, sermaye piyasasının, Türkiye'de sıhhatli olarak çalışmadığını göstermektedir. İş hayatından, zaman zaman, şikâyetleri de hep beraber görüyoruz, okuyoruz, dinliyoruz. Piyasadaki paranın yüzde 90'ına yakınını kamu çekmektedir. Bu da, devletin, bütçe açıkları sebebiyle, giderleri karşılamak için devamlı borçlanması ve hep bu kürsüde de tartıştığımız, Maliye teşkilatının da -Değerli Bakanı dahil- üzüntü duyduğu, devletin borçlarının, içborçlarının yüksekliği ve giderek bu borçların artmasıdır. Bu borçların artması, bir taraftan devletin sırtına büyük bir faiz yükü getirdiği gibi -daha önce de konuştuk- diğer taraftan da, piyasadaki parayı özel sektörün kullanıp yatırım yapmasını, üretimi artırmasını engellemektedir. Piyasadaki faizleri de belirleyen, devletin para ihtiyaçlarıdır. Devlet ne kadar, Hazine ne kadar bu piyasadan çekilirse, piyasadaki tasarruflar, paralar da o kadar yatırımlara gidecek, üretime dönüşecek, istihdamı artıracak ve Türkiye'nin kalkınması ve gelişmesi sağlanacak.
Biz, bir taraftan tasarrufları teşvik ederken, öbür taraftan da, tasarrufların gerçek manada yatırım ve üretime gideceği, iş hayatına gideceği bir düzenlemeyi getirme ihtiyacındayız, bunu destekleme ihtiyacındayız; ama, bunu, kanunla yapmanız mümkün değil. Bu, düzenlemelerin de ötesinde, devletin, Hazinenin, piyasadaki borçlanmadan giderek çekilmesiyle mümkündür. Tam tersine gelişmeler, bizi endişeye sevk etmektedir.
Bugün, gelişmiş ülkelere baktığınız zaman, tasarruf kültürü ağırlıklı olan ülkelerde, millî gelirden tasarruf edilen nispetin daha yüksek olduğunu görüyorsunuz. Mesela, OECD ülkelerinde, Batı Avrupa ülkelerinde bu yüzde 18, 20, 22, 25 mertebesindeyken -ülkeden ülkeye değişmek üzere- Japonya'da, yüzde 30'un üzerinde tasarruf vardır. Yıllardan beri böyledir. Japon toplumu muhafazakâr bir toplum; çalışan, üreten, ama, az tüketen, az kullanan ve kaynaklarını tekrar
tasarrufa yönelten bir toplum.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Süreyi uzatmıyoruz Sayın Ayhan, kusura bakmayın...
CEVAT AYHAN (Devamla) – Teşekkür ederim, gözümden kaçtı.
BAŞKAN – Efendim, bir hanımefendinin süresini uzatmadıktan sonra, beyefendinin süresi uzatılır mı?
CEVAT AYHAN (Devamla) – Ben, bu maddedeki düzenlemenin hayırlı olmasını diliyor, teşekkür ediyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayhan.
MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) – Sayın Başkan, biz, sizi seviyoruz.
BAŞKAN – Efendim, ben, usul ne ise onu yaparım. İktidar partileri gelir kanunu çıkarır, siz engelleme yaparsınız; beni ilgilendirmez...
ABDÜLKADİR ÖNCEL (Şanlıurfa) – Hatip konuşmaya başlamadan 30 saniye evvel başlattınız süreyi; ben, b
ilhassa dikkat ettim.BAŞKAN – Beyefendi, benim adaletimin zekâtı sizde yok; onu bilesiniz. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Hükümet ve Sayın Komisyonun, bu aşamada konuşma istekleri var mı efendim?
MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Evet Sayın Başkan.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan.
Sayın Bakan, süreniz 10 dakikadır.
MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarının görüşülmesi sırasında, toplumu gerçekten çok ayrıntısıyla ilgilendiren ve yanlış anlaşılmaması gereken -yani, herkesin, ne gibi bir düzenleme geldiğini görmesini amaçladığımız- maddelerde, bütün Meclis katılsa bile, bazı açıklamaları yapmayı zorunlu görüyoruz.
Daha önceden konuşan tüm konuşmacı arkadaşlarımız, böyle bir düzenlemenin gerekliliğini net olarak ortaya koydular. Gerçekten de, gerek Doğru Yol Partisi sözcüsü arkadaşımız gerek Fazilet Partisi sözcüsü arkadaşımız, böyle bir düzenlemenin zorunlu olduğun
u; aksi takdirde, Türk vergi sisteminin, vergi ertelemesi suretiyle çok büyük ölçüde erozyona uğratıldığını ve reel vergi alamama nedeniyle de kayıpların çok büyük olduğunu dile getirdiler. Bunun amacı da bu; yani, yıl içerisinde, her an tasarruf edilebilecek bir gelirin -eğer giderleri de o yıl yazılma imkânına sahipse- gelir olarak beyan edilmesini sağlayan bir düzenleme bu. Yapılan düzenleme bundan ibaret. Ancak, ekonominin icapları gereği, vergi sistemi uygulanırken, bazı istisnalar ve teşvikler getirme zorunluluğu da vardır.Değerli arkadaşlar, şunu da açık olarak belirteyim ki: Bu ihtiyaç, sadece 55 inci Hükümetin yapmış olduğu düzenlemelerde ortaya çıkmış bir ihtiyaç değildir; 54 üncü Hükümet de, benzer bir düzenlemeyi Türkiye Büyük Millet Meclisine sunmuştur ve şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemindedir bu. Dolayısıyla, burada yapılan düzenleme, buna paralel düzenlemedir ve çok büyük ölçüde de benzerlikleri vardır. O nedenle de, özel sektör tahvilleri veya bonolarıyla ilgili getirilen ayrıcalık, şu anda diğer tasarıda da yer almaktadır.
O nedenle, a
yrıntılarına girmeden, şunu belirtiyorum ki: Bu yapılan düzenlemeyle, aslında, hem devletin bazı politikalarına destek sağlayacak bir düzenleme hem de gelirlerin gerçek anlamda, vergilendirilmesini sağlayacak bir düzenleme yapılmaktadır. Bu düzenleme sonucunda, borsa rayiciyle değerlendirilmek suretiyle, devlet tahvili, hazine bonolarının yıl içerisinde tahakkuk etmiş olan gelirlerini vergilendirme olanağına kavuşulmaktadır. Olay budur, olay bundan ibarettir.Yalnız, uygulamayla ilgili düzenlemeler sırasında, çok somut olarak bir şeyle karşılaştık. Bunun içerisinde, içerisinde hisse senedi bulunan menkul kıymet yatırım fon ve ortaklıklarıyla ilgili olarak, menkul kıymet yatırım fonlarıyla ilgili olarak, bir düzenleme eksikliğinin olduğu ortaya çıktı; çünkü, devlet tahvili, hazine bonosunu, bir taraftan buna göre borsa rayiciyle değerlendirirken, diğer taraftan, bunun, yüzde 75'ini oluşturduğu fonlarda, bu esasa göre vergilendirme yapılmıyordu. Sermaye Piyasası Kurulu, bu konuda bir düzenleme önerdi ve şu a
nda, o yasa tasarısı da Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde. Biz de, ona paralel olarak, bir küçük değişiklik yapmak suretiyle, bu fonlarda yüzde 51 Türk hisse senedi bulunması yükümlülüğünü getirirsek, düzenlemenin çok daha iyi olacağı kanaatine vardık. Sermaye Piyasası Kuruluyla birlikte yapılan bu ortak düzenlemenin, bir önergeyle maddeye eklenmesini önereceğiz. Bu yapıldığı takdirde, maddenin eksikliği kalmamakta, bankacılık sisteminin birdenbire sürprizlerle karşılaşıp da çok ağır bir malî yük altına girmesi bir ölçüye kadar engellenmektedir.Bu düzenlemenin de Türk vergi sistemi açısından çok hayırlı olacağı inancına sahip olarak huzurunuza getirdik.
Bu açıklamayı yapma zorunluluğunu duyup vaktinizi işgal ettiğim için özür diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Şahsı adına, son konuşmayı yapmak üzere, Sayın Emin Kul; buyurun efendim.
EMİN KUL (İstanbul) – Vazgeçiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Necdet Tekin buyurun.
Süreniz 5 dakika efendim.
NECDET TEKİN (Kırklareli) – Sayın Başkan, sayın milletvekili arkadaşlarım; bu madde üzerinde birkaç şeyi ben de kısaca tekrar etmek istiyorum.
6 ncı maddeyle değişmede önce, bu madde eski haliyle, 26.6.1964 tarihinde 279 uncu madde olarak kabul edilmiş ve diyor ki: "Menkul kıymetler, Türk ve yabancı esham ve tahvilatı alış bedeliyle değerlenir." Şimdi, bu noktadan hareketle, o günden bugüne bazı ihtiyaçlar doğmuş ve sonuçta, Türkiye Cumhuriyeti Meclisi ve hükümetleri, yeni bir şeyler getirmek ihtiyacını duymuşlar. Bu madde, Türk vergi sistemini, vergi ertelemesiyle erozyona uğratan bir maddeydi ve bu maddeyle, reel olarak vergilendirmeye ileri bir adım atıldı; bu madde, açıkça, oluşmuş bir boşluğun doldurulma maddesidir.
Benden önce konuşan arkadaşlarım örnek verdiler; dediler ki: "Şu anda geçerli olan sisteme göre, 1998 Şubat ayında bir bankanın aldığı 1 trilyonluk devlet tahvilinin vadesi 1999 Şubatında doluyor; ancak, bunun gelirlerinden elde edilecek olan vergi, en er
ken 2000 yılının kasımında devlete ancak dönebiliyor." Böyle bir enflasyonist ortamda, bu yasal vergi ertelemesiyle ödenecek olan vergi, reel olarak, hemen hemen buharlaşmış oluyor. Verginin reel olarak elde edilememesinin sonucunda, Türk malî sistemi ve bütçesinin karşılaştığı sorunun çok büyük olduğunu hepimiz biliyoruz. Devletin reel olarak vergi almasını sağlamak için bu 6 ncı madde getirilmiş bulunmaktadır. Birincil olarak, 6 ncı madde bunları getiriyor.Gider olarak, yıl içindeki giderleri malî bilançoda yazıyorsunuz; ama, gelirinizi eski sistemde buna dahil edemiyorsunuz; düzenlemenin ikincil amacı bu. Bu düzenlemenin üçüncül amacına gelince, borçlanma vadesini bir miktar uzatmaktır. Vadesi iki yıldan uzun olan borçlanmalar bu kapsam içinde değerlendirilmeyerek, ülkemizin ihtiyacı olan vergi gelirlerinin ve uzun vadeli borçlanmanın artırılacağını umut ediyor, hepinizi saygılar sunuyorum. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tekin.
Madde üzerindeki konuşmalar bitmiştir.
Maddeyle ilgili
dört önerge vardır; geliş sırasına göre okutuyorum:Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
626 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 6 ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
İ. Ertan Yülek Mehmet Altan Karapaşaoğlu İsmail Özgün
Adana Bursa Balıkesir
Kahraman Emmioğlu Yakup Budak Ali Oğuz
Gaziantep Adana İstanbul
Mehmet Emin Aydınbaş Ahmet Doğan Celal Esin
İçel Adıyaman Ağrı
Cemalettin Lafçı Rıza Ulucak Muhammet Polat
Amasya Ankara Aydın
Alaattin Seve
r Aydın Suat Pamukçu Mustafa YünlüoğluBatman Bayburt Bolu
İsmail Coşar Zülfikar Gazi Ramazan Yenidede
Çankırı Çorum Denizli
Ömer Naimi Barım Tevhit Karakaya Lütfü Esengün
Elazığ Erzincan Erzurum
Sıtkı Cengil Ahmet Çelik Sait Açba
Adana Adıyaman Afyon
Mehmet Sıddık Altay Murtaza Özkanlı Ömer Faruk Ekinci
Ağrı Aksaray Ankara
Musa Okçu Zeki Ergezen Feti Görür
Batman Bitlis Bolu
Ömer Vehbi Hatipoğlu Ahmet Cemil Tunç Aslan Polat
Diyarbakır Elazığ Erzurum
Şinasi Yavuz Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı
Erzurum Gaziantep Gaziantep
Mehmet Sılay Azmi Ateş Süleyman Arif Emre
Hatay İstanbul İstanbul
Hüseyin Kansu Osman Yumakoğulları Hasan Dikici
İstanbul İstanbul Kahramanmaraş
Hayrettin Dilekcan Fethi Acar Abdullah Gül
Karabük Kastamonu Kayseri
Salih Kapusuz Mikail Korkmaz Mustafa Kemal Ateş
Kayseri Kırıkkale Kilis
Osman Pepe Veysel Candan Hanifi Demirkol
Kocaeli Konya Eskişehir
Kahraman Emmioğlu Turhan Alçelik Metin Kalkan
Gaziantep Giresun Hatay
Mustafa Köylü Saffet Benli Ekrem Erdem
Isparta İçel İstanbul
İsmail Kahraman Bahri Zengin Avni Doğan
İstanbul İstanbul Kahramanmaraş
Abdullah Özbey Zeki Karabayır Memduh Büyükkılıç
Karaman Kars Kayseri
Cafer Güneş Hüseyin Arı Hasan Hüseyin Öz
Kırşehir Konya Konya
Metin Perli Yaşar Canbay Nedim İlci
Kütahya Malatya Muş
Hüseyin Olgun Akın Ahmet Demircan Ahmet Nurettin Aydın
Ordu Samsun Siirt
Zülfükar İzol Abdulkadir Öncel İsmail İlhan Sungur
Şanlıurfa Şanlıurfa Trabzon
Şaban Şevli Kâzım Arslan T. Rıza Güneri
Van Yozgat Konya
Mustafa Ünaldı Ahmet Derin Fikret Karabekmez
Konya Kütahya Malatya
M. Salih Katırcıoğlu Latif Öztek Ahmet Karavar
Niğde Samsun Şanlıurfa
Abdullah Arslan Bekir Sobacı Maliki Ejder Arvas
Tokat Tokat Van
Fethullah Erbaş Abdullah Örnek
Van Yozgat
"MADDE 6.– 213 Sayılı Kanunun 279 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 279.– Hisse senetleri ve yatırım fonu katılma belgeleri alış bedelinin ortalama değeri ile, vadesi iki yıl veya daha uzun olan Devlet Tahvilleri, Toplu Konut İdaresi, Kamu Ortaklığı İdaresi veya Özelleştirme İdaresi Başkanlıklarınca çıkarılan menkul kıymetler alış bedeliyle, bunlar dışında kalan her türlü menkul kıymet borsa rayici ile değerlenir. Borsada işlem görmüyorsa, değerlemeye esas bedel, menkul kıymetin alış bedelinin vadesinde elde edilecek gelirin (kur farkları dahil) iktisap tarihindeki değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden kısmın eklenmesi suretiyle hesaplanır. Ancak, borsada işlem görmeyen, getirisi
ihraç edenin kâr ve zararına bağlı olarak doğan veya değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün olmayan menkul kıymetler alış bedelinin ortalama değeri ile değerlenir.BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önergeler uzun olduğu için, Divan Üyesi arkadaşımızın oturarak okumasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Yalnız, önergelerdeki bu isimlerin hepsini devamlı okumanın bir anlamı yok. Bilmiyorum, engellemek için vermişseniz; ama, bu kadar da, bana göre, biraz fazla. Eng
ellemeyi biraz usulüne göre yapsak daha iyi; yani, hep isimlerinizi okursak biraz fazla reklam oluyor.KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) – Engelleme değil, önergede imzalarımız var.
BAŞKAN – Peki, Sayın Göktaş, zatıâlinizin de ismini devamlı okuyacağız.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
626 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 6 ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet Altan Karapaşaoğlu İ. Ertan Yülek İsmail Özgün
Bursa Ada
na BalıkesirKahraman Emmioğlu Yakup Budak Ali Oğuz
Gaziantep Adana İstanbul
Mehmet Emin Aydınbaş Ahmet Doğan Celal Esin
İçel Adıyaman Ağrı
Cemalettin Lafçı Rıza Ulucak Muhammet Polat
Amasya Ankara Aydın
Alaattin Sever Aydın Suat Pamukçu Mustafa Yünlüoğlu
Batman Bayburt Bolu
İsmail Coşar Zülfikar Gazi Ramazan Yenidede
Çankırı Çorum Denizli
Ömer Naimi Barım Tevhit Karakaya Lütfü Esengün
Elazığ Erzincan Erzurum
Sıtkı Cengil Ahmet Çelik Mehmet Sıddık Altay
Adana Adıyaman Ağrı
Mur
taza Özkanlı Ömer Faruk Ekinci Musa OkçuAksaray Ankara Batman
Feti Görür Ömer Vehbi Hatipoğlu Ahmet Cemil Tunç
Bolu Diyarbakır Elazığ
Aslan Polat Şinasi Yavuz Nurettin Aktaş
Erzurum Erzurum Gaziantep
Azmi Ateş Hüseyin Kansu Osman Yumakoğulları
İstanbul İstanbul İstanbul
Hasan Dikici Zeki Ünal Fethi Acar
Kahramanmaraş Karaman Kastamonu
Salih Kapusuz Mikail Korkmaz Mustafa Kemal Ateş
Kayseri Kırıkkale Kilis
Osman Pepe Veysel Candan Hanifi Demirkol
Kocaeli Konya Eskişehir
Turhan Alçelik Mustafa Köylü Ekrem Erdem
Giresun Isparta İstanbul
İsmail Kahraman Abdullah Özbey Zeki Karabayır
İstanbul Karaman Kars
Memduh Büyükkılıç Cafer Güneş Hüseyin Arı
Kayseri Kırşehir Konya
Hasan Hüseyin Öz Metin Perli Yaşar Canbay
Konya Kütahya Malatya
Nedim İlci Hüseyin Olgun Akın Ahmet Demircan
Muş Ordu Samsun
Ahmet Nurettin Aydın Zülfükar İzol Abdulkadir Öncel
Siirt Şanlıurfa Şanlıurfa
Kemalettin Göktaş İsmail İlhan Sungur Şaban Şevli
Trabzon Trabzon Van
Kâzım Arslan T. Rıza Güneri Mustafa Ünaldı
Yozgat Konya Konya
Ahmet Derin Fikret Karabekmez M. Salih Katırcıoğlu
Kütahya Malatya Niğde
Latif Öztek Ahmet Karavar Abdullah Arslan
Samsun Şanlıurfa Tokat
Bekir Sobacı Maliki Ejder Arvas Fethullah Erbaş
Tokat Van Van
Abdullah Örnek
Yozgat
"Madde 6. – 213 sayılı Kanunun 279 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
'Madde 279. – Hisse senetleri ve yatırım fonu katılma bedelleri alış bedeli ortalama değeriyle, vadesi iki yıl ile daha uzun olan devlet tahvilleri, Toplu Konut İdaresi, Kamu Ortaklığı İdaresi ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca çıkarılacak menkul kıymetler alış bedeliyle, bunlar dışında kalan her türlü menkul kıymet borsa rayici ile değerlenir. Borca rayici yoksa veya borsa rayicinin muvazaalı bir şekilde oluştuğu anlaşılırsa değerlenmeye esas bedel, menkul kıymetin alış bedeline vadesinde elde edilecek gelirin (kur farkları dahil) iktisap tarihinden değerlenme gününe kadar geçen süreye isabet eden kısmın eklenmesi suretiyle hesaplanır. Ancak borsada işlem görmeyen getirisi ihraç edilen kâr ve zararına bağlı olarak doğan veya değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün olmayan menkul kıymetler alış bedelinin ortalama değeri ile değerlenir.
BAŞKAN – Öteki önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
626 sıra sayılı yasa tasarısının 6 ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
Nihat Matkap Şahin Ulusoy Bekir Yurdagül
Hatay Tokat Kocaeli
Metin Arifağaoğlu Ali Rıza Bodur Algan Hacaloğlu
Artvin İzmir İstanbul
Altan Öymen
İstanbul
"Madde 6.- 213 Sayılı Kanunun 279 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 279. – Hisse senetleri ile fon portföyünün en az yüzde 51'i Türkiye'de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılım belgeleri alış bedeliyle bunlar dışında kalan her türlü menkul kıymet borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayici yoksa veya borsa rayicinin muvazaalı bir şekilde oluştuğu anlaşılırsa, değerlemeye esas bedel, menkul kıymetin alış bedeli vadesinde elde edilecek gelirin (kur farkları dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden kısmının eklenmesi suretiyle hesaplanır. Ancak borsa rayici bulunmayan, getirisi ihraç edenin kâr ve zararına bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün olmayan menkul kıymetler alış bedeliyle değerlenir.
BAŞKAN – Öteki önergeyi okutuyorum.:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun tasarısının 6 ncı maddesiyle değişiklik yapılan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 279 uncu maddesinde yer alan "yatırım fonu katılma belgeleri" ibaresinin "fon portföyünün yüzde 51'i Türkiye'de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan fonların katılım belgeleri" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Metin Bostancıoğlu Ali Ilıksoy Metin Şahin
Sinop Gaziantep Antalya
Uğur Aksöz Ülkü Güney Bayburt Adana
BAŞKAN – Şimdi, en aykırı önergeyi tekrar okutup, işleme koyacağım:
Hatay Milletveki