DÖNEM : 20 CİLT : 54
YASAMA YILI : 3
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
102 nci Birleşim
16 . 6 . 1998 Salı
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Diyarbakır Milletvekili Sacit Günbey’in, bakanlığı döneminde Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünde yapıldığı iddia edilen uygulamalara ilişkin gündemdışı konuşması
2. – Iğdır Milletvekili Adil Aşırım’ın, doğu ve güneydoğu sınır illerimizde yapılan mazot ticaretinden doğan sorunlara ve alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması
3. – Konya Milletvekili Remzi Çetin’in, bazı üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağına ilişkin konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’ın cevabı
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Hasan Gemici’nin vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1551)
2. – Amerika Birleşik Devletlerine gidecek olan Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Hasan Hüsamettin Özkan’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1552)
3. – Siirt Milletvekili Mehmet Emin Aydın’ın (6/963) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/356)
4. – TBMM’den bir Parlamento heyetinin, Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu Başkanı Carlos Pimenta’nın davetine icabet etmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1553)
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. – Erzincan Millet
vekili Naci Terzi ve 20 arkadaşının, yarım kalan spor tesislerinin bugünkü durumlarını araştırmak amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/269)2. – Doğru Yol Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya ve İçel Milletvekili Turhan Güven’in, hakkında yakalama emri bulunan ve aranan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın saklı bulunduğu yeri bildiğini açıklamasına rağmen yetkili mercilere haber vermediği iddiasıyla, Devlet Bakanı Eyüp Aşık hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergeleri (11/16)
IV. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI
A) ÖNGÖRÜŞMELER
1. – Artvin Milletvekili Hasan Ekinci ve 54 arkadaşının, turizme açılan orman alanlarının dağıtımında talimatlar vermek suretiyle partizanlık ve usulsüzlük yapılmasına yol açarak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/21)
B) GÖRÜŞMELER
1. – Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 37 arkadaşının, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinin incelenerek uygulanacak yeni strateji ve politikaların tespit edilmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi ve (10/21) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Raporu (S. Sayısı : 632)
V. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, RTÜK’e gelen şikâyetlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Cavit Kavak’ın yazılı cevabı (7/5043)
2. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Erzincan İline 1998 yılı bütçesinden ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Refaiddin Şahin’in yazılı cevabı (7/5066)
3. – Bursa Milletvekili Yüksel Aksu’nun, Bursa’da yapılacak 2 nci SSK hastanesi için ödenek ayrılıp ayrılmadığına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan’ın yazılı cevabı(7/5082)
4. – İçel Milletvekili Oya Araslı’nın, SEKA Akdeniz Müessese Müdürlüğünde yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Yalım Erez’in yazılı cevabı(7/5090)
5. – Karaman Milletvekili ZekiÜnal’ın, İnsan Hakları Koordinasyon Üst Kurulunun, başörtüsünün laikliğe aykırı olduğu yönündeki kararına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün yazılı cevabı(7/5097)
6. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in;
– Karaman-Ermenek-Çatalbadem Köyünün bazı sorunlarına,
– Karaman-Ermenek-Çavuş Köyünün içme suyu sorununa,
– Karaman-Ermenek-Balkusan Köyünün içme suyu sorununa,
– Karaman-Ermenek-Ağaççatı Köyünün içme ve sulama suyu sorununa,
İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın yazılı cevabı (7/5100, 5101, 5102, 5103)
7. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman-Ermenek-Balkusan Köyünde eskiden var olduğu söylenen bir vakfa ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Metin Gürdere’nin yazılı cevabı (7/5104)
8. – Antalya Milletvekili Yusuf Öztop’un, elma üreticilerinin sorunlarına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın yazılı cevabı (7/5120)
9. – Afyon Milletvekili İsmet Attila’nın, Afyon Tarım ve Köyişleri İl Müdürünün görevden alınmasının nedenine ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın yazılı cevabı (7/5125)
10. – Siirt Milletvekili Mehmet Emin Aydın’ın;
– Tefrişat harcamalarına ve makam otosunun yenilenmesine,
– TMO Genel Müdür Yardımcılığına atanan kişiye,
Karaman Milletvekili ZekiÜnal’ın;
– 54 üncü ve 55 inci Hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına,
İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın yazılı cevabı (7/5130, 5131, 5171)
11. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, 54 üncü ve 55 inci Hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Batallı’nın yazılı cevabı (7/5132)
12. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, 54 üncü ve 55 inci Hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Refaiddin Şahin’in yazılı cevabı (7/5136)
13. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, 54 üncü ve 55 inci Hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’in yazılı cevabı (7/5140)
14. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın;
– Karaman’a bağlı köy yollarının asfaltlanmasına,
– 54 üncü 55 inci Hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına,
İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın yazılı cevabı (7/5146, 5164)
15. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman-Akçaşehir Beldesi camiinin onarım ihtiyacına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Metin Gürdere’nin yazılı cevabı (7/5147)
16. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın;
– Uluslararası Denizcilik Fuarının organizasyonu ihalesine,
– 54 üncü 55 inci Hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına,
İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Burhan Kara’nın yazılı cevabı (7/5153, 5184)
17. – Karaman Milletvekili ZekiÜnal’ın, 54 üncü ve 55 inci Hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin İçişleri Bakanından sorusu ve Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı Vekili Mahmut Oltan Sungurlu’nun yazılı cevabı (7/5155)
18. – KaramanMilletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman İl Özel İdaresine transfer edilen para miktarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in yazılı cevabı (7/5159)
19. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, 54 üncü 55 inci Hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı H. Hüsamettin Özkan’ın yazılı cevabı (7/5161)
20. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, 54 üncü ve 55 inci Hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün yazılı cevabı(7/5163)
21. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, 54 üncü 55 inci Hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in yazılı cevabı (7/5167)
22. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, 54 üncü ve 55 inci Hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin sorusu ve Orman Bakanı Ersin Taranoğlu’nun yazılı cevabı(7/5177)
23. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, 54 üncü ve 55 inci Hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Metin Gürdere’nin yazılı cevabı (7/5181)
24. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, 54 üncü 55 inci Hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ın yazılı cevabı (7/5182)
25. – Karaman Milletvekili ZekiÜnal’ın, 54 üncü ve 55 inci Hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı M.Salih Yıldırım’ın yazılı cevabı (7/5183)
26. – Karaman Milletvekili ZekiÜnal’ın, 54 üncü ve 55 inci Hükümetler döneminde yapılan personel atamalarına ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in yazılı cevabı (7/5209)
27. – Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya’nın, dövizle askerlikten yararlanan kişilere ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’in yazılı cevabı (7/5212)
28. – Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, Tanıtma Fonundan toplanan paralara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Cavit Kavak’ın yazılı cevabı (7/5231)
29. – Trabzon Milletvek
ili Kemalettin Göktaş’ın, Gemi inşaa, Gemi Satınalma ve Tersane Kurma ve Geliştirme Fonundan toplanan paralara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Burhan Kara’nın yazılı cevabı (7/5248)30. – Afyon Milletvekili Sait Açba’nın, Abhaz-Gürcü ihtilafında Türkiye’nin tutumuna ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in yazılı cevabı (7/5259)
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak üç oturum yaptı.
Manisa Milletvekili Bülent Arınç’ın, üniversitelerde son günlerde yaşanan olumsuz olaylara ilişkin gündemdışı konuşmasına, Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay,
Tekirdağ Milletvekili Fevzi Aytekin’in, Çevre Haftasına ilişkin gündemdışı konuşmasına, Çevre Bakanı İmren Aykut,
İzmir Milletvekili Süha Tanık’ın, turizm alanındaki son gelişmelere ilişkin gündemdışı konuşmasına, Turizm Bakanı İbrahim Gürdal,
Cevap verdiler.
Filipinler’e gidecek olan Devlet Bakanı Işılay Saygın’a, Devlet Bakanı MetinGürdere’nin,
Belçika’ya gidecek olan Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’e, Devlet Bakanı Mehmet Batallı’nın,
Vekâlet etmelerinin uygun görülmüş olduğuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri ile,
Konya Milletvekili Mehmet Keçeciler’in Anayasa Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi,
Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Denizli Milletvekili Adnan Keskin ve 22 arkadaşının, sel felâketinde meydana gelen zararların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/268) okundu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırasında yapılacağı açıklandı.
Anayasa Komisyonunda boş bulunan ve ANAP Grubuna düşen bir üyeliğe, Grubunca aday gösterilen, Ankara Milletvekili İlker Tuncay, seçildi.
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının :
1 inci sırasında bulunan 132,
2 nci sırasında bulunan 232,
4 üncü sırasında bulunan 553,
5 inci sırasında bulunan 631,
Sıra sayılı kanun tasarı ve tekliflerinin görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından,
3 üncü sırasında bulunan ve Hükümetçe Komisyona geri alınan 338 sıra sayılı kanun teklifinin görüşmeleri de, rapor komisyondan gelmediğinden,
Ertelendi;
6 ncı sırasında bulunan, Yaş Sebze ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı (1/735) (S. Sayısı : 638) ile,
7 nci sırasında bulunan, Mera Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısının (1/741) (S. Sayısı: 658
),Yapılan görüşmelerden sonra kabul edildikleri ve kanunlaştıkları açıklandı.
16 Haziran 1998 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 19.25’te son verildi.
Hasan Korkmazcan
BaşkanvekiliMehmet Korkmaz Ahmet Derin Kütahya Kütahya Kâtip Üye Kâtip Üye
II. – GELEN KAĞITLAR No. : 155
12.6.1998 CUMA
Tasarılar
1.- 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/782) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.6.1998)
2.- Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu Tasarısı (1/783) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe ve Adalet ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.6.1998)
Teklifler
1.- Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş ve 11 Arkadaşının; Şehit Dul ve Yetimleriyle Malülleri Hakkında Kanun Teklifi (2/1200) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.5.1998)
2.- Kastamonu Milletvekili Haluk Yıldız’ın; Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci, Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1201) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 3.6.19
98)3.- Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan’ın; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1202) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
4.- Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş ve 8 Arkadaşının Bölgesel Kalkınma Teşkilâtı Müsteşarlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi (2/1203) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
5.- Kocaeli Milletvekilleri İsmail Kalkandelen, Bülent Atasayan, Halil Çalık, Hayrettin Uzun, Onur Kumbaracıbaşı ve Bekir Yurdagül’ün; Uzunçiftlik Adıyla Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/1204) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.1998)
Sözlü Soru Önergeleri
1.– Antalya Milletvekili Arif Ahmet Denizolgun'un, Antalya TEDAŞ Müessesesinin satışına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/1104) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
2.– Ardahan Milletvekili Saffet Kaya'nın, Ardahan-Posof İlçesinin ulaşım sorununa ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/1105) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
3.– Elazığ Milletvekili Ömer Naimi Barım’ın, Elazığ Hipodromu, Tarım Kredi Kooperatifleri Bölge Müdürlüğü ve Canlı Hayvan Organize Sanayii Bölgesi çalışmalarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1106) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
4.– Elazığ Milletvekili Ömer Naimi Barım’ın, Elazığ’da S.H.Ç.E.K’ca yapılacak yatırımlara ilişkin Devlet Bakanından (Hasan Gemici) sözlü soru önergesi (6/1107) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
5.– Elazığ Milletvekili Ömer Naimi Barım’ın, Elazığ kapalı spor salonu inşaatına ilişkin Devlet Bakanından (Yücel Seçkiner) sözlü soru önergesi (6/1108) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
6.– Elazığ Milletvekili Ömer Naimi Barım’ın, Doğu Anadolu Bölgesinde sel ve erozyonla mücadele için alınan tedbirlere ilişkin Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1109) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
Yazılı Soru Önergeleri
1.– Kırıkkale Milletvekili Hacı Filiz'in, Kırıkkale-Sulakyurt-Güzelyurt Belediyesine gönderilen para miktarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5427) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
2.– Hatay Milletvekili Mehmet Sılay'ın, İstanbul’da öldürülen bir şahısla ilgili yapılan soruşturmaya ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/5428) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
3.– Hatay Milletvekili Süleyman Metin Kalkan’ın, İstanbul’da işlenen bir cinayetle ilgili soruşturmaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5429) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
4.– Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, İstanbul Valiliğinin Kartal Çimento Fabrikası ile ilgili işlemlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5430) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
5.– Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, İstanbul’da Anadolu Çimentoları T.A.Ş. tarafından Hazineye devredilen bir araziye ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5431) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
6.– Sıvas Milletvekili Nevzat Yanmaz’ın, S.S.K. Sigorta Primleri Takip ve Tahsilat Dairesi Başkanının görevden alınmasının nedenine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/5432) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
7.– Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Ankara Anakent Belediyesine bağlı şirketlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5433) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
8.– Adana Milletvekili Yakup Budak’ın, Adana-Saimbeyli-Ayvacık-Karakuyu-Değirmenciuşağı güzergâhı yol yapımına ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/5434) (Başkanlığa geliş tari
hi: 10.6.1998)9.– Adana Milletvekili Yakup Budak’ın, Adana-Karaisalı-Sarımehmetli ve civar köylerinin sulama suyu çalışmalarına ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/5435) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
10.– Adana Milletvekili Yakup Budak’ın, Seyhan Nehri üzerindeki Eğner Köprüsü ile ilgili bir çalışma olup olmadığına ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/5436) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
11.– Adana Milletvekili Yakup Budak’ın, Adana-Yüreğir İlçesi Sofulu Beldesindeki çöplüğün çevreyi kirlettiği iddiasına ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/5437) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
12.– Adana Milletvekili Yakup Budak’ın, Adana-Yüreğir İlçesi Sofulu Beldesindeki çöplüğün içme sularını kirlettiği iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5438) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
13.– Adana Milletvekili Yakup Budak’ın, Ceyhan İlçesi Toprak Mahsulleri Ofisi’nin mısır depolarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5439) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
14.– Adana Milletvekili Yakup Budak’ın, Adana-Yüreğir-Baklalı Göleti Projesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/5440) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
15.– Adana Milletvekili Yakup Budak’ın, Adana-Karaisalı yolu güzergâh değişikliği çalışmalarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/5441) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
16.– Adana Milletvekili Yak
up Budak’ın, Adana-Yüreğir İlçesindeki Sarıçam Deresinin ıslah çalışmalarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/5442) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)17.– Adana Milletvekili Yakup Budak’ın, Adana-Karataş yoluna ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/5443) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
18.– Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın’ın, devekuşu üretimine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5444) (Başkanlığa geliş ta
rihi: 10.6.1998)19.– Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, İstanbul-Maltepe Belediye Başkanının bazı icraatlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5445) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
20.– Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, Türkiye’deki yabancı temsilciliklerde uygulanan vize işlemlerine ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5446) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
21.– Hatay Milletvekili Mehmet Sılay’ın, Yunanistan Dışişleri Bakanınca verildiği ileri sürülen bazı demeçlere ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5447) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
22.– Hatay Milletvekili Süleyman Metin Kalkan’ın, Suriye’nin Hatay İlini kendi sınırları içinde gösterdiği iddiasına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5448) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
23.– Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Başbakanlık Devlet Arşivinin Muhafaza ve Yönetimi Projesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5449) (Başkanlığa geliş tar
ihi: 10.6.1998)24.– Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, Kartal Çimento Fabrikasının çevreye verdiği zarara ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/5450) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.1998)
15.6.1998 Pazartesi No. : 156
Tezkere
1.- Diyarbakır Milletvekili Salih Sümer’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1550) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.6.1998)
Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri
1.- Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Van Gölü sahilinde bulunan DSİ Bölge Müdürlüğüne ait dinlenme tesislerine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4998)
2.- Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Erzincan İline 1998 yılı bütçesinden ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazıl soru önergesi (7/5012)
3.- Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Erzincan İline 1998 yılı bütçesinden ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/5013)
4.- Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Budapeşte’de meydana gelen saldırı olayının failini affettiği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5031)
5.- Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Ankara’da görevden alınan il ve ilçe millî eğitim müdürlerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5038)
6.- Konya Milletvekili Mehmet Ali Yavuz’un, Konya-Hadim İlçesi Göksu Mavi Tüneli ihalesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5039)
7.- Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, POAŞ’ın özelleştirilmesine yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5042)
8.- İzmir Milletvekili İsmail Yılmaz’ın, THY’nca kiralanan uçaklara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5044) .
9.- Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, TDİ Deniz Yolları İşletmesine ait gemilerin blok satışı için ihale açılıp açılmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5053)
10.- Bolu Milletvekili Feti G
örür’ün, teşvik uygulamları konusundaki tebliğe ilişkin Devlet Bakanından (Işın Çelebi) yazılı soru önergesi (7/5055)16.6.1998 Salı No. : 157
Meclis Araştırması Önergesi
1.- Erzincan Milletvekili Naci Terzi ve 20 arkadaşının, yarım kalan spor tesislerinin bugünkü durumlarını araştırmak amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/269) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.1998)
Gensoru Önergesi
1.- Doğruyol Partisi Grubu adına grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya ve İçel Milletvekili Turhan Güven’in, hakkında yakalama emri bulunan ve aranan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın saklı bulunduğu yeri bildiğini açıklamasına rağmen yetkili mercilere haber vermediği iddiasıyla Devlet Bakanı Eyüp Aşık hakkında Anayasının 99 uncu ve İçtüzüğün 106 ncı maddeleri uyarınca bir Gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/16) (Başkanlığa geliş tarihi:11.6.1998) (Dağıtma tarihi:
14.6.1998)BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 15.00
16 Haziran 1998 Salı
BAŞKAN : Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU
KÂTİP ÜYELER : Haluk YILDIZ (Kastamonu), Ali GÜNAYDIN (Konya)
BAŞKAN – Çalışmalarımızın hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ederek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 102 nci Birleşimini açıyor "söz milletindir" tümcesiyle Heyetinizi ve yüce milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, bugün denetim günümüz. Her ne kadar Sayın Özkan, benim talep ve teklifimi yerine getirm
ediyse de...AYDIN TÜMEN (Ankara) – Meclis kürsüsünden böyle şeyler söylenir mi.
BAŞKAN – ... toplantı yetersayımız vardır, çalışmalara başlıyoruz. (DSP sıralarından alkışlar)
ALİ DİNÇER (Ankara) – Anlaştınız mı Sayın Başkan?
BAŞKAN – Efendim, kendileriyle süre konusunda görüşmüştük; yani, kendilerine "benim adıma, grubunuzdaki arkadaşlarınızdan lütfen rica ediniz -her grup başkanvekilinden rica etmiştim- sürelere uyarlarsa iyi olur. Bugün bir genel görüşmemiz, bir de soruşturmamız var; bunlar epeyce de zaman alacak; eğer arkadaşlar sürelerine riayet ederlerse süratle bitiririz" demiştim. Zaten, maşallah, yeteri kadar çoğunluğumuz vardır... Mesele o idi, onu ifade ettim.
Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce, gündemdışı söz talepleri vardır; sırasıyla söz vereceğim.
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Diyarbakır Milletvekili Sacit Günbey’in, bakanlığı döneminde Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünde yapıldığı iddia edilen uygulamalara ilişkin gündemdışı konuşması
BAŞKAN – Diyarbakır Milletvekilimiz Sayın Sacit Günbey, kendisiyle, kendi bakanlık icraatıyla ilgili; ama, çok geniş bir çevreyi rahatsız eden bir konuda Yüce Heyetinizi aydınlatmak talebinde bulundular, ben de uygun gördüm; kendilerini kürsüye davet ediy
orum.Buyurunuz efendim. (FP sıralarından alkışlar)
SACİT GÜNBEY (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Prensibim olmamasına rağmen, bir süreden beri, bu Hükümetin sosyal hizmetlerden sorumlu Devlet Bakanı, kendi icraatını anlatacağı yerde, bizim Hükümetimiz dönemindeki icraatı sık sık gündeme getirerek, bizi, bu polemiğin içerisine çektiği için hepinizden özür diliyorum.
14.6.1998 Pazar günü, Sabah Gazetesinde "Dehşet Yuvası" diye manşetten bir haber yayımlandı. Yazıyı hazırlayan muhabir, haber beni hedef almasına rağmen, benimle hiçbir görüşme yapmadan bu haberi yayımladı. Daha ilginci, aynı gazetenin peşin hükümlü bir köşe yazarı, bu haberi doğru varsayarak, bizimle ilgili olumsuz bir yazı da yazmış. Evlere şenlik bu anlayışı, öncelikle kınıyorum. Gazete yetkililerinden bu haberin düzeltilmesini, özellikle istiyorum.
Konu hakkındaki kanunî haklarım saklı kalmak üzere, haber hakkında Yüce Heyetinize bilgi vermek istiyorum. Bu haberi gazeteye dikte ettiren Sayın Bakan, bakınız, neler diyor: 54 üncü Hükümet döneminde, Çocuk Esirgeme Kurumunda, güya, yuvalardaki parmak kadar çocuklara kara çarşaf giydiriyormuşuz!... Bir kavanoz içerisinde olan okunmuş nohutları, çocuklara, yalan söylemesinler diye, tek tek yutturuyormuşuz!.. Yalan söyleyenlerde, nohut şişip, çocuğun karnını patlatıyormuş!.. Çocuklara ayranı çömelterek içiriyormuşuz(!) gibi...
MUHAMMET POLAT (Aydın) – Masal mı anlatıyorlar?!
SACİT GÜNBEY (Devamla) – Evet, masal niteliğinde birtakım haberler gazeteye aktarılmış. Bu yalan ve iftiralara kargalar bile güler.
Sayın Bakan -buradaysa eğer- ciddî bir makamda oturuyorsunuz. O makamı hak etmeseniz bile, dördüncü parti olmanıza rağmen, oraya tayin edilerek oturtulmanıza rağmen, o makam ciddî bir makamdır. (DSP sıralarından "sen, nasıl geldin?!" sesi) Yalan söyleyerek, iftira atarak, jurnalleme yaparak, o makamı küçültmeyin. O makamı küçültmeye hakkınız yoktur. Keşke, o bahsettiğiniz hayalî nohuttan bir tane de siz yutsaydınız da, siz de yalan söylemeseydiniz. (FP sıralarından alkışlar)
METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Bu, bir itiraf ama.
SACİT GÜNBEY (Devamla) – Masallarda, yalan söyleyenlerin burunlarının uzadığını duymuştuk; fakat, karınlarının patlamasını sizin masalınızdan öğreniyoruz.
Bakınız, biz, uzaydan gelmedik; biz de bu memleketin insanlarıyız. En az sizin kadar tahsil gördük; çocuk eğitiminden en az sizin kadar anlarız. Ben, kendi çocuklarıma bile çarşaf giydirmezken, neden yurtlardaki çocuklara kara çarşaf giydireyim.
Güya, biz, kadınları hayvanlardan aşağı gören bir anlayışa sahipmişiz. Bizim hanımlara verdiğimiz değerin yarısını siz verebilseydiniz...
MUHAMMET POLAT (Aydın) – Onda birini!..
SACİT GÜNBEY (Devamla) – ...bugün, üniversitelerde kız çocuklarının öğrenim hakları ellerinden alınmazdı. (FP sıralarından "Bravo" sesleri,alkışlar)
Biz, kimseye zorla kıyafet dayatmadık ve kara çarşaf giydirmedik; ama, siz, bugün, kıyafet dayatması yapıyorsunuz. Siz, bizim azmimizi ve performansımızı yakalayamadığınız için, eziklik ve kıskançlık içerisindesiniz.
ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Haşa!
SACİT GÜNBEY (Devamla) – Bakınız, biz, aileye dönüş projesini, sokak çocuklarıyla ilgili projeleri başlattık; hiçbir şey yapamıyorsanız, onları yürütün, yeter.
Bugün, 50
0 binden fazla korunmaya muhtaç çocuk, 50 binden fazla sokak çocuğu var; bizimle uğraşacağınıza, onlarla ilgilenin. Felakete uğramış illerden vatandaşlarımız yardım bekliyor sizden, onlarla uğraşın.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Günbey, toparlar mısınız efendim.
SACİT GÜNBEY (Devamla) – Peki efendim. Teşekkür ediyorum.
Gündemde kalmak için, kendi faaliyetlerinizi anlatın; bizi jurnalleyerek, büyüklerinizden puan almaya çalışmayın. (FP sıralarından alkışlar)
Biz, bu kuru
mu devralırken ve devrederken, yurtların durumunu kameraya aldırdık; büyük gayretlerle, kurumların fizikî yapısında önemli ölçüde düzelme olduğu, görüntülerle sabittir. Şayet isterseniz, o kasetleri beraber izleyebiliriz, şimdiki durumla mukayese edebilirsiniz.Bakanlığım döneminde bu millete ve çocuklara yapmış olduğumuz bütün kötülüklere karşın, bakın, siz hangi hayırlı (!) hizmetleri yapmışsınız, size söyleyeyim: Hakkınız olmadığı halde, atamayla gelip, o makama oturmuşsunuz.
ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Siz nasıl geldiniz oraya, siz?!
MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Sen, hakkını verdiğin için mi geldin!
SACİT GÜNBEY (Devamla) – Kurumda millî ve manevî değere sahip ne kadar insan varsa, hepsini sürgün ettiniz; sürgün etmeniz yetmedi, sudan bahanelerle sicillerini bozdunuz; kurumlardaki mescitleri kapattınız. Başbakanlık Teftiş Kurulunun...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Buna ne kadar dayanmışlar, Sayın Başkan?!
BAŞKAN – Sayın Günbey, lütfen, son cümlenizi i
fade eder misiniz.SACİT GÜNBEY (Devamla) – Sayın Başkan, bitiriyorum efendim.
Ben, konuşmamı kısa keserek, son günlerde aldığım bir duyumu söylüyorum; Sayın Bakan lütfen buna cevap versin: İstanbul-Kemerburgaz'da, bir kasaba büyüklüğünde alana inşa edilen, kimsesizler ve özürlülere hizmet verecek olan huzurevi, rehabilitasyon merkezi gibi, çokamaçlı, trilyonlarca lira değerindeki tesisi, yeni öğreniyorum ki, ihalesiz olarak ve amacı dışı kullanılmak üzere, bir holdinge vermişsiniz; bu bile, tek başına, Sayın Bakanın istifa etmesini gerektirir. (FP sıralarından alkışlar)
Sayın Bakan, bir dahaki iftiralarınızda nohuttan daha ciddî masallar bekleriz.
Hepinize saygılar sunarım. (FP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Günbey, teşekkür ederim.
ERSÖNMEZ YARBAY (Ankara) – Sayın Bakan cevap versin; cevap bekliyoruz.
HASAN GÜLAY (Manisa) – Demek ki, cevap vermeye gerek duymuyorlar.
BAŞKAN – Sayın Yarbay, ne yapmamı arzu buyurursunuz?
ERSÖNMEZ YARBAY (Ankara) – Sayın Bakan, sadece Sayın eski Bakanı töhmet altında bırakmamıştır; aynı zamanda, Partimizi töhmet altında bırakmıştır.
BAŞKAN – Müsaade buyurun... Usulün nasıl olduğunu ben biliyorum. Sayın Yarbay, oturur musunuz...
Sayın milletvekilleri, ikinci sıradaki arkadaşımı davet edeceğim. Yalnız, bir ricam var Genel Kuruldan; kerratla arz ve ifade ettim, cep telefonları konusunu. Graham Bell'e -toprağı bol olsun- beddua etmekten başka bir şey kalmadı elimizde.
İkinci bir yöntem... Geçenlerde Türk Ocaklarında bir program vardı; Türkiye Büyük Millet Meclisi kreşlerindeki çocukların programları vardı; Sayın Akarcalı ve zannediyorum, bir Alman grup tarafından düzenlenmişti. Sayın Akarcalı, o programı açarken bir beyanda bulundular, dediler ki : "Sayın izleyiciler, ben, cep telefonumu kapattım; umuyorum, siz de unutmamışsınızdır." Yaptığı uyarı bundan ibaret ve biz dört saat oturduk orada, dört saat bir tek telefon çalmadı. Merak ediyorum ve üzülüyorum; acaba, bizim Genel Kurulumuzun manevî havası, ciddiyeti, oradaki programdan çok daha mı ha
fif. İstirham ediyorum...Ben, cep telefonu almadım ve hayatta kullanmadım; ama, şimdi. -benim milletim, izleyenler, sizler, mazur görünüz- şu yöntemi uygulayacağım: Eğer bu cep telefonu görüşmeleri, hâlâ, bugün devam ederse, yarın, buraya gelirken, bir emanet cep telefonu alıp getireceğim, bu mikrofonların önüne açıp koyacağım. Devam ederse, talimat vereceğim, sekreterim, üç dakikada bir beni arayacak. Kürsüde hatip varmış; olabilir, hiç umurumda değil. Yapmayın arkadaşlar!.. Yapmayın arkadaşlar!.. Şu cep telefonlarınızı kapatamaz mısınız? Yapmayın!.. (Alkışlar) İnanın yapacağım, yarın telefon getireceğim, bugün telefonlar çalışırsa.
MAHMUT IŞIK (Sıvas) – Sayın Başkanım, ikaz doğru da örnek doğru değil.
BAŞKAN – Ne yapayım efendim... Ne yapayım... Şu mübarek salon bir açılamadı ki, acaba, oraya girerken telefonları ekarte edecek bir yöntem bulunabilir mi?
2. – Iğdır Milletvekili Adil Aşırım’ın, doğu ve güneydoğu sınır illerimizde yapılan mazot ticaretinden doğan sorunlara ve alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması
BAŞKAN – Gündemdışı ikinci söz, Iğdır Milletvekili Sayın Adil Aşırım'ın.
Sayın Aşırım, sınırlarımızdan yapılan mazot ticaretiyle ilgili gündemdışı söz istemişlerdir.
Buyurun. (ANAP sıralarından alkışlar)
ADİL AŞIRIM (Iğdır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Bildiğiniz üzere, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizde bulunan sınır illerimizde, sınır ticareti çerçevesinde mazot ticareti yapılmaktadır. Mazot ticaretinin bölgeye ekonomik açıdan büyük bir hareketlilik kazandırdığı da herkesçe malumdur; ama, bu ticaret, yıllardır hükümetlerin, bazen de Millî Güvenlik Kurulu toplantılarının önemli gündem maddesi olmuştur. Her hükümet, bu konuda Bakanlar Kurulu kararları ve Başbakanlık genelgeleriyle yeni yaptırımlar getirmiştir. Bu konuyla ilgili her karar -nedense sanki uygulamaya geçince anlaşılmayacakmış gibi büyük bir gizlilik içinde tutulur, kimseye bilgi verilmez, özellikle milletvekillerine- yöredeki esnafın, halkın yüreğini ağzına
getirir. Tankerlerini satmaya kalkanlar, borcunu ödemeyi düşünenler, hemen hemen her kesim kendisini gelebilecek felakete hazırlar. Özellikle ihracatçılarımıza, mal mübadelesi yoluyla milyonlarca dolarlık ihracat bağlantısı yapan, karşılığında akaryakıt alabilecek ihracatçılarımıza da kesinlikle bir süre verilmiyor ya da bilgi verilmiyor. Açıkçası, hükümetler, bu ticaretle ilgili almış oldukları kararları uygulamaya geçmeden önce, bir paniğe neden olurlar; bunun sebebi de, gizli karar olduğu için, eksik bilginin basına yansımasıdır; gündemdışı konuşma yapmamın asıl nedeni, bu konuya netlik kazandırmaktır.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin en büyük vergi geliri akaryakıt vergisidir; doğrudur. En büyük eleştiri de, ülkemizin bu ticaretle ilgili vergi kaybıdır. Çeşitli rakamlar vardır. Maliye Bakanımız Sayın Temizel'in son açıklaması da, son Bakanlar Kurulu kararının uygulamaya konulmasından sonra 270 trilyon liralık bir KDV geliri elde edileceğidir. Bu gelirin bölgede kalacağının açıklanması sevindiricidir; fakat, bu ticaretin, sadece tek giriş olarak Habur Sınır Kapısından yapılması, Ardahan, Artvin, Iğdır, Ağrı, Van gibi illerimizin sınır kapılarından ticaret yapanlar için üzüntü vericidir. 270 trilyon liralık KDV getirisi elde edilecek bir mazot ticaret hacminin, sadece Habur sınır kapısından geçebileceğini düşünemiyorum bile. Sayın milletvekilimiz başını sallıyor, "hayır" diyor. Gerçekten de 270 trilyon liralık KDV getirisi elde edilecek bir mazot ticaret hacmi, herhalde katrilyon civarındadır. Birkaç katrilyonluk mazot ticaretinin Habur Sınır Kapısından yapılması da imkânsızdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekillerim; 1992 yılında Dilucu Sınır Kapısının açılmasıyla Iğdır, Nahcivan Özerk Cumhuriyetiyle âdeta özdeşleşmiştir. Anarşinin kol gezdiği bu yıllarda hassas iller kapsamında olan Iğdır'da, bugüne kadar 110 şehit verilmiştir. Huzurun sağlanmasıyla birlikte ticaret de canlanmaya başlamış; sınır kapısının açılmasıyla ekonomide büyük bir hareketlilik içerisine girilmiştir.
Başbakanlığın genelgesi üzerine Nahcivan Özerk Cumhuriyetinden Iğdır İline getirilen mazotun ile girişi, ilde toplanışı ve ihtiyaç fazlasının il dışına çıkışıyla ilgili, valilik tarafından bir yönerge hazırlanmıştır. 29.9.1996 tarihinden itibaren de bu yönerge uygulamaya konulmuştur.
Nahcivan Özerk Cumhuriyetinden Iğdır İline mazot ithali, sınır ticareti kapsamında değil, tamamen Başbakanlığın genelgesi doğrultusunda Valilikçe hazırlanan yönergeler çerçevesinde yapılmaktadır. Dolayısıyla, son Bakanlar Kurulu kararı, Nahcivanlı soydaşlarımızın Azerbaycan ve İran'dan ithal ederek daha sonra Iğdır'a sattığı mazotu kapsamıyor. Buna rağmen, vergi kayıp ve kaçağının önlenmesi için yapılan uygulamada, Nahcivan'dan ithal edilen mazotun il dışına çıkışında tanzim edilen faturalarda yüzde 15 KDV uygulamasına, Valiliğin aynı tarihli yönergesiyle başlanmıştır. İl dışına çıkarılan ihtiyaç fazlası mazotu tankerlerle sevk eden mükellefler, mazotu sevk ettikleri tankerlerin ruhsatında yazılı olan istihap haddinin kilogramına 2 000 Türk
Lirası uygulamak suretiyle, KDV'lerini teminat olarak yatırmaktadırlar. Bu uygulamaya geçilmeden önce dokuz ayda, Iğdır Merkez Vergi Dairesi Müdürlüğünün Katma Değer Vergisi tahsilatı 86 milyarken, son bir yılda peşin KDV uygulamasıyla Iğdır'ın maliyesine mazot ticaretinden 1 trilyona yakın KDV geliri girmiştir.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Toparlar mısınız efendim.
ADİL AŞIRIM (Devamla) – Özellikle Nahcivanlı soydaşlarımızın, 300 bin nüfuslu Nahcivan'ın bu mazot ticaretine ekonomik olarak bağımlılığını hatırlatmak istiyorum. Bu arkadaşlarımızın hemen hemen tek geçim kaynağı mazot ticaretidir. Iğdır'a getirip sattıkları mazottan sağladıkları gelirle, yağ, un, şeker, soğan satın almaktadırlar. Iğdır'ın esnafı da bu ticarete bağlıdır. Ben, bu konuyla ilgili daha detaylı bilgi verecektim; ama, sürem yetmiyor.
Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Aşırım, teşekkür ediyorum.
3. – Konya Milletvekili Remzi Çetin’in, bazı üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağına ilişkin konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’ın cevabı
BAŞKAN – Üçüncü sırada, son günlerde üniversitelerde gelişen ve toplumsal huzuru zedeleyen konuda görüşlerini Genel Kurula arz ve ifade etmek üzere, Prof. Dr. Sayın Remzi Çetin; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)
REMZİ ÇETİN (Konya) – Muhterem Başkan, muhterem milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.
Eğitim, her zaman, her milletin en önemli meselesi olmuştur. Gelişme, ilerleme, milletlerarası yarış, eğitim seviyesiyle doğrudan ilgilidir. Gelişmiş milletler, üniversite laboratuvarlarında yapılan teknolojik buluşlarla bugünkü seviyelerine gelmişlerdir. İthal teknolojiyle kalkınan ve ayakta durabilen ülke yoktur; var olanlar da sömürge durumundadır.
Eğitimin, bir millî, bir de evrensel yönü vardır. Millî matematik, millî kimya olmaz; ama, millî felsefe, millî tarih, millî mantık, millî kültür olur. Önemli olan, kendi millî şartlarımıza ve ihtiyaçlarımıza göre eğitim sistemimizi dizayn etmek ve eleman
yetiştirmektir. Bugün, eğitim sistemimiz, ciddî ihtiyaçlar ve tehlikeler karşısındadır. Özellikle ciddî altyapı eksikliklerine dayalı ilköğretim düzenlemesi, ilköğretimde ve lisede ciddî eğitim aksaklıkları meydana getirmiş ve gerekli bilgi ve beceriyi alamayan mezunlar oluşturmuştur. Bu şekilde mezun olarak üniversite kapısına dayanan gençlerden üniversiteye girebilenler de, çok ciddî eksiklikleri bulunan yükseköğrenimi yapma durumunda kalıyorlar. Laboratuvar eksiklikleri ciddiyetini korumaya devam ediyor. Bilhassa tatbikî bilim dallarında deneysel çalışmalar yeterli değildir. Bütün eksikliklerimize rağmen, bütün öğretim elemanları ve öğrencilerimiz, mevcut imkânlar içerisinde en verimli çalışmayı yapma gayretindedirler.Değerli milletvekilleri, iç ve dış çevrelerin azim ve gayretleriyle, ülkemizin darboğazlara sürüklenmek istendiği hepimizin malumudur. İki yıldan beri yaşadığımız siyasî olaylar hepimizi derinden yaralamıştır. Parlamentomuzun tesirinin azaltılmaya çalışıldığı, baskı gruplarının oluşturulmaya çalışıldığı şeklinde genel bir kanaat topluma hâkim kılınmaya çalışılmıştır. Maalesef, bu tür kanaatleri haklı çıkaracak gelişmeler de devam etmektedir. Parlamento çözüm yeridir. Milletimizi ilgilendiren her mesele Parlamento zemininde müzakere edilmeli ve çözüme kavuşturulmalıdır. Parlamentoyu hakkı olan konuma taşımak hepimizin ana görevidir. Her milletvekilimizin, ciddî bir durum değerlendirmesi yaparak, hak etmediğimiz bu görünümümüzü değiştirme faaliyetlerinde bulunması gerekir.
Son günlerde, üniversit
elerimizde, bir bilim yuvasına yakışmayan gelişmeler, olaylar cereyan etmektedir. Hayatının en verimli çağını ilim öğrenip milletimize yararlı olmaya hasreden üniversite öğrencilerimiz, kabulü mümkün olmayan muamelelere maruz kalmaktadırlar. Bu öğrencilerimiz, aileleri ve bütün milletimiz çok ciddî bir tedirginliğe sürüklenmiştir. Kimse kimseyi suçlamadan, sağduyuyla, Meclis zemininde bu meseleye çözüm bulalım. Bugün, dünyada kılık kıyafete karışan devlet kalmamıştır; Batılı devletler bunlarla uğraşmıyor. Modern çağdaş devletler, insanın özgür iradesiyle, kendi kişisel inanç ve kanaatlerine göre özel hayatlarını tanzim edebilecekleri şartları sağlamışlardır. Esasen, laik devlet, bütün dinlere ve herkese eşit mesafede olan ve davranan devlettir. Bugünkü modern dünyada devletin ideolojisi yoktur, vatandaş devlet ilişkilerinde ferdin şahsî telakkilerinin önemli bir yeri vardır. İnsan bir dine mensup olabileceği gibi, dinsiz, ateist, putperest, herhangi bir eşyaya ve canlıya tapınan olabilir. İnsanlar arası diyalog, müzakere, görüşüp konuşmalar daha iyi ve güzeli yakalamaya imkân verir. Devlete düşen görev, bütün bu farklılıklara eşit mesafede olmaktır; bu şekilde, hem farklı inanç gruplarının birbirine baskı yapmasına engel olur hem de kendisi, bitaraf kalarak baskıcı olmaz. Tarihe baktığımız zaman, milletimizin kurduğu devletlerde bu anlayışın hâkim olduğu görülür. Mesela, aziz Osmanlı İmparatorluğu döneminde dinlerini yaşamada zorluklarla karşılaşan Hıristiyanlar, Yahudiler ve diğer dinlerin mensupları, din hürriyetine örnek olarak Osmanlıyı gösteriyorlardı. Luther, Osmanlı hakanına mektup göndererek, Almanya'yı işgal etmesini rica etmiş ve böylece, Osmanlı hâkimiyeti altında dinlerinin icaplarını serbestçe yerine getiren dindaşları gibi haklara kavuşabileceklerini söylemiştir. Yetmiş yıllık acı bir deneyimden sonra, Rusya, devletin ideolojisinin olamayacağını ve dinsiz millet olamayacağını anayasa hükmü haline getirmiştir.Başta, İstanbul Üniversitesi rektörü olmak üzere, bazı yöneticilerin, millî birlik ve beraberliğimizi ve devlet millet bütünleşmesini ciddî şekilde zedeleyen bir tutum içine girmesi, son derece vahim bir hatadır. İnatla ve ısrarla başörtüsünü yasaklamaya kalkmaları ve kılık kıyafete müdahaleci olmayı sürdürmeleri, millî yapımıza, kültürümüze, inancımıza, evrensel insan haklarına, fıtrî insan hasletlerine, tarihimize, medeniyetimize, insan karakterine ve ahlakına, millî hoşgörü anlayışımıza ve bütün dünyada medenî insanların ve devletlerin kabul ettiği bütün değerlere son derece aykırıdır.
Bir grup öğrencinin okulla ilişiği kesilmiştir; diğerleri derslere ve imtihanlara alınmıyor; bunu kabul etmek mümkün mü? Bu kimselerin, hukuk çerçevesinde demokratik haklarını aramaları normal değil mi? Hayatlarının en kıymetli dönemlerinde, en temel evrensel insan hakkı olan okuma hakları ellerinden alınan bu insanlar, haklarını nerede arayacaklar? Biz, parlamento olarak, olaya seyirci mi kalacağız? Bu insanları çaresiz bırakmaya hakkımız var mı? Parlamento çözüm üretmezse, mahkemelerde haklarını arayama
zlarsa ve haksızlık kesin olduğuna göre, bu insanlar ne yapsınlar? Bu öğrencilerin zararları nasıl bertaraf edilecek?Değerli milletvekilleri, çok ters bir manzarayla karşı karşıya kaldık; milletimizin yüzde 99,9'u gibi kahir ekseriyetinin Müslüman olduğunu, her vesileyle hepimiz dile getiriyoruz; yani, şunu demek istiyoruz: Bir devlet görevlisi, başörtüsünü garipseyemez. Başörtüsüne garip bakanlar, büyük devletimiz ve milletimizle ne kadar beraberdir, bu soruyu kendilerine sorsunlar.
Değerli milletvekilleri, en kısa zamanda, Parlamentomuz gerekli düzenlemeleri yapsın. Zarara uğrayan çocuklarımızın bu zararlarını bertaraf edelim, devletimizi zaafa düşürmeyelim. Unutmayalım ki, ateş çemberi içinde yaşamaya çalışan bir ülkeyiz. Birkaç kişinin ciddî hataları sonucu devlet-millet kaynaşmasının zedelenmesine müsaade etmeyelim. Türk Milleti, yüksek medenî vasıflara sahiptir; milletimize bu seviyede muamele edelim.
Normal demokratik hakları için mücadele eden öğrencilerin üzerine darp uygulayan, cop kullanan polislerin sevk edilmesi, son derece üzüntü vericidir. Bu öğrenciler suç işlememişlerdir; ancak, en temel eğitim hakları ellerinden alınmak istenmektedir. Bu duruma, elbirliğiyle son verelim. Mustafa Kemal Paşanın annesinin ve hanımının başörtülü resimleri, hepimizin gözleri önündedir ve bu insanların başörtüsüz bir tek resimleri çekilememiştir.
Hepinize saygılar sunuyorum. Teşekkür ederim. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Çetin, teşekkür ediyorum efendim.
Efendim, üniversitelerdeki olaylarla ilgil
i olarak, gündemdışı konuşma yapan söz sahibine cevap vermek üzere, Millî Eğitim Bakanı Sayın Hikmet Uluğbay; buyurun. (DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Remzi Çetin'in gündeme getirdiği konuyla ilgili görüşlerimi açıklamak üzere huzurunuzdayım.
Elbette, değerli Çetin'in altını çizdiği gibi, üniversiteler, ilim öğrenilen ve Türkiye'nin geleceğini -özel sektörde olsun kamu sektöründe olsun- yönetecek insanlarımızın yetiştiği yerlerdir. O nedenle de, eğitimin olduğu yerde, yoğunlukla eğitimle ilgilenmek gerekir; eğitim dışındaki konuların eğitim kurumlarının bünyesinde yer almaması gerekir.
Bu çerçevede, Sayın Çetin'in ifade ettiği bazı hususlara, ben de bazı ilavelerde bulunmak istiyorum.
Bugün, ülkemizde, üniversite çağında bulunan gençliğin yüzde 15'i düzeyindeki bölümü, örgün eğitimde üniversitede okuyabilmektedir. Açıköğretim fakültelerini de nazarı itibara aldığımız takdirde, bu, yüzde 24'e ulaşabilen bir boyuttadır. Yani, diğer bir deyişle, üniversitelerimizde, açıköğretim ve örgün öğretim olarak çocuklarımıza verebildiğimiz fırsat, aşağı yukarı, yüzde 15 ilâ yüzde 24 aralığında değişmektedir. Bu çocuklarımız, bir anlamda, Türkiye'nin imkânları çerçevesinde, şanslı çocuklarımız; çünkü, üniversiteyi kazanabilmişler ve üniversitede eğitim alma imkânını elde edebilmişler.
İşte, böyle bir ortamda, üniversitenin, çekişmeler...
BAŞKAN – Sayın Bakanım, arkadaşlarımız duyamadıklarını ifade ediyorlar; müsaade buyurun, mikrofonlarınızı ayarlasınlar.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Bu çerçevede, bu çocuklarımızın da, elbette, üniversitedeki faaliyetleri sırasında, yoğun bir şekilde, öğretim görevlileriyle birlikte Türkiye'yi iyiye, güzele taşıyacak, çağın en son bilgilerini öğrenmeleri, uygulamaları ve mezun olduklarında da yaşama geçirmeleri beklenir. Ancak, aynı zamanda, üniversiteler olsun, toplumun diğer kesimleri, kurumları olsun kuralların hâkim olduğu yerlerdir. Bu çerçevede de, maalesef -hepimizin üzülerek gözlemlediği uygulamalar çerçevesinde- üniversitelerde karşılaştığımız olaylardan bir bölümü, kurallara uyulmamasının ürünü olarak ortaya çıkmakta. O nedenle, demokratik rejimlerde kuralları millet meclisleri koyar; bakanlar kurulları da gerekli yönetmelikleri, tüzükleri çıkarır ve bu çerçevede, kanunlara uygun olarak, uyulması gereken esaslar belirlenir.
Şimdi, bu noktada, o kuralları beğenmeyenler olabilir. O kurallar uygulamada kaldığı sürece, kamu görevlileri ve o kurallara tabi olanlar olarak hepimiz riayet etmek yükümlülüğündeyiz. Eğer "o kuralları ben beğenmiyorum, ben şu kuralları uygulayacağım" dersek, o zaman, hukuk devletinin sınırlarını zorlamış ve dolayısıyla, tartışma...
NACİ TERZİ (Erzincan) – Kurallar hukukî mi?.. Nedir o kurallar?.. Hangi kurallardan bahsediyorsun?!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Efendim, kuralların hukukî olduğunu, geçen sefer, bu kürsüden açıklamıştım.
TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) – Sayın Bakan, kurallara açıklık getirin...
MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Hangi kurallar?!.
NACİ TERZİ (Erzincan) – İlmî konuş, ilmî...
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri... Sayın milletvekilleri... Rica ediyorum...
Sayın Bakan, buyurun efendim siz. (FP sıralarından gürültüler)
MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) – Ne anlatıyorsun?.. Hangi kuralları?...
NACİ TERZİ (Erzincan) – Sayın Başkan, Sayın Bakan kurallarında da hissî.
MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) – Neymiş o kurallar?! Hangi kurallar onlar?!
BAŞKAN – Sayın Bakan...
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Demokrasi, her şeyden önce, bu kürsüde birisi konuşurken, onu, saygıyla, sonuna kadar...
MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Vatandaşın başörtüsünü savunmak da demokrasidir. Bakan olarak...
NİHAT MATKAP (Hatay) – Demokrasi böyle mi olur?
BAŞKAN – Sayın Uzunkaya...
Sayın milletvekilleri...
NACİ TERZİ (Erzincan) – İlmî konuş... Bilerek konuş... Anlattığın hep hikâye
MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Azınlık haklarını savunmuyorsunuz. Millî Eğitim Bakanı olarak...
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri... Sayın milletv
ekilleri...Sayın Uzunkaya, rica ediyorum efendim...
Sayın Bakan, buyurun efendim siz, görüşlerinizi ifade buyurun.
NACİ TERZİ (Erzincan) – Görüşlerini değiştir...
MUSTAFA ÜNALDI (Konya) – Dayatma var... Dayatma...
NACİ TERZİ (Erzincan) – Boş konuşuyorsun, boş...
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Sayın Başkan, bazı arkadaşlarımız, benim fikirlerimi ifade etme özgürlüğüme dahi katlanabilme olgunluğunu sergileyemiyorlar. (FP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri...
NİHAT
MATKAP (Hatay) – Böyle müdahale olur mu?!BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun efendim.
TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) – Siz ancak özgürlükleri kısıtlarsınız...
RAMAZAN YENİDEDE (Denizli) – Okuma özgürlüklerini ellerinden aldınız.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Efendim, bu kürsüye gelip, sizler konuştuğunuz vakit, ben, orada, katılmadığım fikirleriniz olsa dahi, sabırla, sonuna değin dinliyorum. Eğer, farklı görüşlerim varsa, bu kürsüye gelip izah ediyorum. Aynı anlayışı sizden beklemek en doğal hakkım ve ayrıca, Türkiye Büyük Millet Meclisinin tabi olduğu kurallar gereği onu yerine getirmek de sizin göreviniz. (DSP sıralarından alkışlar; FP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)
BAŞKAN – Sayın Bakan, siz buyurun efendim.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Şu anda sergilediğiniz görüş, sizin demokrasi anlayışınızın sergilenmesidir. Üzülüyorum... (DSP sıralarından alkışlar, FP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri...
MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Dayatmacı bir zihniyeti devam ettiriyorsunuz; itirazımız ona...
BAŞKAN – Sayın Uzunkaya...
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Sayın Uzunkaya, acaba, siz, şu anda, bana karşı bir dayatmanın içinde değil misiniz? (FP sıralarından gürültüler)
MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Dayatmaların önüne geçin diyoruz size.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri... Sayın Uzunkaya...
Efendim, sükûnet avdet etmezse, birleşime ara vermek zorunda kalacağım. (FP sıralarından gürültüler)
NACİ TERZİ (Erzincan) – Konuşsun, dinlemiyoruz.
On kere konuştu bu kürsüden, on kere aynı şeyleri söyledi.
BAŞKAN – Müsaade buyurun efendim.
Sayın Bakan, buyurun, Genel Kurula hitap edin lütfen.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; demokrasilerde, kurallar yürürlükte olduğu sürece, kuralların uygulanmasını kamu görevlileri, kamu nizamını sağlamak...
NACİ TERZİ (Erzincan) – Çağdaş ol kurallarda, çağdaş...
BAŞKAN – Sayın Terzi...
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Efendim, çağdaşlığı sizden öğrenecek halim yok. Beni izleyin de, siz biraz öğrenin. (DSP sıralarından alkışlar, FP sıralarından gürültüler)
NACİ TERZİ (Erzincan) – Hiç alakası yok.
BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen...
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Şurada sergilediğiniz hukuk anlayışınızın çok güzel örnekleri ve vatandaşlarımız da bunu görüyor. (DSP sıralarından alkışlar)
CAFER GÜNEŞ (Kırşehir) – Sizin hukuk anlayışınızı herkes görüyor.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Değerli vatandaşlarım, televizyondan izliyorsunuz, bir bakanın konuşma hakkının elinden alındığını somut bir biçimde görüyorsunuz. İşte, demokrasi anlayışı budur bu Partinin. Bu Partinin ifade ettiği fikirlere buradan cevap bulma imkânını bulamıyorum; kendileri şans verirlerse, elbette, görüşümü ifade ederim. (DSP sıralarından alkışlar, FP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Sayın Bakan, siz buyurun efendim.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Sayın Başkan, görüşme yapmama müsait mi?
BAŞKAN – Ben ne yapayım efendim; ne yapmamı arzu edersiniz? Uyarıyorum arkadaşlarımızı, hepsini uyarıyorum.
Siz buyurun efendim. (FP sıralarından gürültüler)
RAMAZAN YENİDEDE (Denizli) – Siz, milletin okuma hakkını elinden aldınız. Milletin okuma hakkını elinden alanların burada konuşmaya hakkı yoktur.
MEMDUH BÜYÜKKILIÇ (Kayseri)– Sayın Başkan, Sayın Bakanın idare ettiği...
TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) – Sayın Başkan, bu çocukların, şu anda üniversite kapılarında bekleyen öğrencilerin öğrenimleri...
BAŞKAN – Sayın Karakaya... (FP sıralarından gürül
tüler)TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) – ...özgürlükleri ellerinden alınıyor.
BAŞKAN – Sayın Karakaya... (FP sıralarından gürültüler)
Sayın Bakan, buyurun efendim.
METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Sayın Başkan, İçtüzüğümüzde, müzakereleri engelleyen, gürültü çıkaran ve bu şekilde hareket edenlere ne gibi işlem yapılacağı yazılıdır. Siz de, bu İçtüzüğü en iyi bilenlerdensiniz... (FP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Sayın Bostancıoğlu, bugüne kadar uygulamadığımız uygulamaya zorlamayın bizi efendim.
METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – İnşallah uygulama mecburiyetinde kalmazsınız. (FP sıralarındana gürültüler)
BAŞKAN – Kalmayız inşallah... Kalmayız efendim... Kalmamaya gayret ediyorum.
TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) – Üniversitelerdeki öğrenciler de kalmasın...
NİHAT MATKAP (Hatay) – İçtüzük hükümlerini uygulasanıza...
BAŞKAN – Sayın Karakaya... Sayın Karakaya...
Sayın Bakan buyurun efendim.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; demokrasi kuralların rejimi olduğuna göre, demokrasinin içerisinde de hakların aranmasının kuralları belirlenmiştir. Değerli arkadaşımız Sayın Çetin'in gündeme getirdiği konuda, Anayasa Mahkemesinin daha önce aldığı bir karar vardır. Anayasa Mahkemesinin aldığı karar üzerine, Üniversiteler Kanununun bir maddesi iptal edilmiştir. Onun üzerine, Yüce Meclis, bir başka madde tanzim etmiş ve uygulamaya sokmuştur. O madde üzerine açılan dava konusunda da, Anayasa Mahkemesi, daha önceki iptali, bu konudaki düzenlemeyi kapsadığı için, ayrıca
bir iptale gerek olmadığını ifade etmiştir. Bu durumdan mutazarrır olduğunu ifade eden öğrencimiz, Danıştayda dava açmıştır. Açtığı dava sonucunda alınan kararda, Danıştay, üniversitenin uygulamasının hukuka uygun olduğunu ifade etmiştir.MUSTAFA ÜNALDI (Konya) – Öyle bir kaide yoktur.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Bunun üzerine, o öğrencimiz, hakkını, demokratik yolları ve hukuk yollarını kullanmak suretiyle, konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine götürmüştür ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de, üniversitenin uygulamalarının hukuka uygun olduğunu ifade etmiştir. Dolayısıyla, demokratik hakların hukuk devleti içinde kullanılma yöntemleri yerine getirilmiştir. Şu anda yapılmak istenen, hukuk yollarıyla başarılamamış hususun sokağa taşınması suretiyle toplumun huzurunun bozulmasıdır.
Hepinize saygılar sunuyorum. (DSP sıralarından alkışlar, FP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum. (Gürültüler)
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Efendim, müsaade buyurun; bir dakikanızı rica edeyim.
AHMET DOĞAN (Adıyaman) – Alkışlayın... Alkışlayın...
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri...
Buyurun efendim.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, Sayın Bakan gündemdışı bir konuşmaya cevap vermiştir. Her şeyden önce, bu Bakanı, milleti yanıltmak için kullanmış olduğu bütün delilleriyle kınadığımı ifade ediyorum.
AYHAN GÜREL (Samsun) – Sizi millet kınıyor.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Biz Parlamentoyuz, demokratik bir ülkeyiz. Anayasamız, altına imza koyduğumuz uluslararası sözleşmeler ve öncelikli olarak kanunlar bizi bağlar. Anayasada, devletin amaçları ve ilkeleri açık bir şekilde ortaya konmuştur. İnsanların temel haklarına hiç kimsenin müdahale hakkı söz konusu olamaz.
MEHMET BÜYÜKYILMAZ (Adana) – Tartışma yeri burası mı?!
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Evet, bir kanun -biraz önce söylendiği gibi- iptal edilmiştir; ama, Yüce Meclis tekrar bir kanun daha çıkarmıştır. Hiçbir zaman, Sayın Bakanın söylediği gibi, bir önceki iptal, daha sonraki -dava konusu olan- maddeyi iptal etmemiştir ve Cumhuriyet Halk Partisinin talebi reddedilmiştir.
NECATİ ALBAY (Eskişehir) – Efendim, izin verin, kürsüden konuşsun[!]
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Dolayısıyla, Sayın Bakan bu konuyu çarpıtmıştır. Şu anda, başartüsünü yasaklamayan, türbanı yasaklamayan bir kanun yürürlüktedir; ama...
BAŞKAN – Sayın Kapusuz...
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – ...bazı üniversitelerde bazı öğretim görevlileri keyfî uygulama yapmaktadır.
BAŞKAN – Sayın Kapusuz, teşekkür ediyorum.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkanım, dolayısıyla, burada bir Bakan bir açıklama yapıyorsa, milletin vicdanına göre, yasalara göre konuşmalıdır.
Teşekkür ederim. (FP sıralarından alkışlar, DSP ve CHP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Sayın Başkanım...
BAŞKAN – Sayın Bostancıoğlu, buyurun efendim.
HACI FİLİZ (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, bir söz de balkona verin[!]
BAŞKAN – Efendim, müsaade eder misiniz... O zaman, bir başka kürsü kuralım, siz oradan Başkanın ne yapacağını ifade buyurunuz. Rica ediyorum... Ben, yetkilerimi, hakkımı, takdir yetkimin sınırlarını iyi bilir ve asla kimseye kullandırmam.
Buyurun Sayın Bostancıoğlu.
HACI FİLİZ (Kırıkkale) – Gündeme gelelim dedim Sayın Başkan.
METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Sayın Başkanım, biraz önce bir telefon notu aldım.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan... Sayın Başkan...
BAŞKAN – Efendim, müsaade buyurun, nedir diye bir dinleyelim yani...
METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Bu telefon notunu, sizin kanalınızla Genel Kurulun bilg
isine arz etmek istiyorum.Devlet Bakanımız Sayın Hasan Gemici, hasta olarak evinde yattığını, hasta yatağından, Diyarbakır Milletvekili Sayın Sacit Günbey'in konuşmasını dinlediğini; sağlığına kavuşup, en kısa zamanda bu kürsüden kendisine cevap vereceğini size bildirmemi istedile
r.BAŞKAN – Efendim, değerli arkadaşımıza Cenabı Allah'tan acil şifalar diliyoruz. Şu anda benim yapabileceğim, acil şifa dilemek.
Sayın milletvekilleri, gündemdışı görüşmeler tamamlanmıştır.
Cumhurbaşkanlığı tezkeleri vardı
r; okutuyorum:B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Hasan Gemici’nin vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1551)
11 Haziran 1998 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
22 nci Uluslararası Lefkoşe Fuarının açılışına katılmak üzere, 12 Haziran 1998 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Prof. Dr. Şükrü. S. Gürel'in dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Hasan Gemici'nin vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
2. – Amerika Birleşik Devletlerine gidecek olan Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Hasan Hüsamettin Özkan’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1552)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşmelerde bulunmak üzere, 14 Haziran 1998 tarihinde Amerika Birleşik Devletlerine gidecek olan Devlet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk'ün dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Hüsamettin Özkan'ın vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Bir Meclis araştırması önergesi vardır; okutuyorum:
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. – Erzincan Milletvekili Naci T
erzi ve 20 arkadaşının, yarım kalan spor tesislerinin bugünkü durumlarını araştırmak amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/269)Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Gençlerimize yapılan yatırım, geleceğe yapılan yatırımdır. Geçlerimizi geleceğe hazırlamanın önemli bir yolu ise, spordan geçmektedir. O nedenle, spor yatırımlarına, fantezi olarak yaklaşılamayacağı gibi, spor olsun diye de yaklaşılamaz.
Maalesef, gençlerimize bu sahada yeteri kadar yatırım yaptığımız söylenemez. Kaynakların kıtlığı bunda etkiliyse de, kıt kaynakların savurganca kullanılması da bir o kadar etkilidir. Türkiye, sırf bu nedenle, yarım tesis çöplüğüne dönüşmüştür. Bu durum, sadece Türk sporuna vurulmuş bir darbe değildir; aynı zamanda, gençlerimiz geleceğimiz olduğuna göre, geleceğimizin de baltalanması demektir.
Ekli gerekçelerle, yarım spor tesislerinin durumlarının araştırılması için, Anayasanın ve İçtüzüğün ilgili hükümleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla
.1 -Naci Terzi (Erzincan)
2 -Zülfikar Gazi (Çorum)
3 -Fikret Karabekmez (Malatya)
4 -Ömer Özyılmaz (Erzurum)
5 -Sıtkı Cengil (Adana)
6 -Cemalettin Lafçı (Amasya)
7 -Latif Öztek (Samsun)
8 -Musa Uzunkaya (Samsun)
9 -Ömer Faruk Ekinci (Ankara)
10 -M. Ziyattin Tokar (Ağrı)
11 -Şeref Malkoç (Trabzon)
12 -Necati Çelik (Kocaeli)
13 -Süleyman Arif Emre (İstanbul)
14 -Aslan Polat (Erzurum)
15 -Muhammet Polat (Aydın)
16 -Mehmet Ali Şahin (İstanbul)
17 -Mehmet Fuat Fırat (İstanbul)
18 -Bekir Sobacı (Tokat)
19 -Murtaza Özkanlı (Aksaray)
20 -Mikail Korkmaz (Kırıkkale)
21 -İlyas Arslan (Yozgat)
Gerekçe:
Türkiye genç ve dinamik bir nüfusa sahiptir. Kuşkusuz, gençliğimiz en büyük hazinemizdir. Genç nüfusumuzun içinde bulunduğu sıkıntılar, önümüze dağ gibi sorunlar çıkarıyor olabilir; fakat, hiçbir sorun çözümsüz olmadığına göre, zenginlik kaynağımız olan genç nüfusumuzu sırtımızdaki kambur gibi görme yanılgısından kurtulmak gerekmektedir.
Gençlerimize gereken ilgiyi göstermek z
orundayız. Gençlere yapılan yatırım, geleceğe yapılan yatırımdır. O nedenle, hiçbir yatırım düşünülemez ki, gençlere yapılan yatırımdan daha kârlı olsun.Gençlerimizi spora yönlendirmek, hem kendilerine olan ilgimizi göstermenin hem onları en iyi şekilde geleceğe hazırlamanın hem de onların sorunlarını çözmenin en iyi yolu olsa gerektir.
Unutulmamalıdır ki, spor, hiçbir kimse ve hiçbir toplum için fantezi değildir; fakat, bu konuda şaşı bir bakış açısına sahip olduğumuz da bir gerçektir. Bugüne değin, gençlerimizi spora yönlendirmek için gereken imkânları sunduğumuz söylenemez. Kaynakların kıt olması bunda önemli bir etkense de, asıl neden, sanıyorum ki, kıt kaynakların har vurup harman savrulmasıdır.
Bu bağlamda, spor tesislerinin durumunu örnek olarak ortaya koymak gerekmektedir. Halen yurt çapında yapımı devam etmekte olan 211 tesis var. Yarım tesislerin tamamlanması için, yaklaşık 40 trilyon gerekiyor; ancak, 1998 bütçesinden buralara ayrılan kaynak, yalnızca 1,9 trilyon. Bu hızla gidildiği takdirde, yarım tesislerin bitirilmesi için asgarî 15 yıl lazım.
Spor tesisi yapımında, maalesef, büyük bir savurganlık göze çarpmaktadır. Bu konuda bir özeleştiri yapmak gerekirse, biz politikacıların, küçük hesapları nedeniyle bunda kabahati büyüktür. Maalesef, spor tesisi yapımında da zaman zaman siyasî gerekler önplana çıkmakta, ya -çoğu zaman olduğu gibi- spor tesisinin yapımı tamamlanamamakta ya da spor tesisi tamamlansa bile atıl halde kalması kaçınılmaz olmaktadır. Bu nedenle, temeli üzerinde ot bitmiş, bundan sonra tamamlanmasına imkân olmayan yüzlerce tesis bulunmaktadır. Bu bakımdan, çok rahatlıkla, Türkiye'den "yarım spor tesisi çöplüğü" olarak söz etmek mümkündür. Ne acıdır ki, ülkemizde, yapımı tamamlanır tamamlanmaz, daha hizmete sokulmadan çöken spor tesisleri bile vardır.
Spor tesisi yapılırken, ya "Türk sporuna katkı sağlanması" ya da "sporun kitlelere yayılması" amaçlanmalıdır. Bu perspektiften olaya yaklaşıldığında, spor tesisi yapımında hiçbir kriterin esas alınmadığı anlaşılmaktadır. Sonuçta, 65 milyon nüfusa sahip Türkiye, Futbol Federasyonu yetkililerinin ifadelerine göre, futbol milliî takımı kurmakta zorlanmaktadır. Hiçbir spor dalında ciddî başarılara imza atılamamasına bakılacak olursa, ya Türk Milletinin yeteneksizliğine ya da devletin spor politikalarının yanlışlığına hükmedilmesi gerekecektir. Türk Milletinin yeteneklerinden asla şüphe edilemeyeceğine göre, spor politikalarımızın yanlışlığına şüphe yoktur.
Spor tesislerinin durumunun araştırılması, öncelikle trilyonlarca lira kaynağın denetlenmesine, bundan sonra spor yatırımı adı altında bu paraların sokağa atılmasının önlenmesine yarayacaktır. Aynı zamanda, bu araştırmanın faydalarının bununla da sınırlı kalmayıp, Türk sporuna katkılar sağlayacağına da hiç kuşku yoktur.
Bu gerekçelerle, yarım kalan spor tesislerinin durumu hakkında Meclis araştırması açılması önergemizi Yüce Meclisin takdirlerine sunuyoruz.
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge, gündemde yerini alacak, Meclis araştırması açılıp açılmaması hususundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.
Şimdi, sözlü soru önergesinin geri verilme talebi var, okutuyorum:
B) TEZKERELER VE ÖNERGELERE (Devam)
3. – Siirt Milletvekili Mehmet Emin Aydın’ın (6/963) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/356)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Siirt Kurtalan Çimento Fabrikası çevreyi kirlettiği için Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Yalım Erez'e yönelttiğim (6/963) esas sıralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.
Gereğinin yapılmasını arz ederim.
M.Emi
n AydınSiirt
BAŞKAN – Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.
Bir gensoru önergesi vardır. Önerge, daha önce bastırılıp, sayın üyelere dağıtılmıştır.
Şimdi, önergeyi okutuyorum:
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGLERİ (Devam)
2. – Doğru Yol Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya ve İçel Milletvekili Turhan Güven’in, hakkında yakalama emri bulunan ve aranan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın saklı bulunduğu yeri bildiğini açıklamasına rağmen yetkili mercilere haber vermediği iddiasıyla, Devlet Bakanı Eyüp Aşık hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergeleri (11/16)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Bilindiği üzere, kamuoyunda "Yeşil" kod adıyla bilinen Mahmut Yıldırım isimli şahıs, bazı suçların faili olarak uzun bir süredir emniyet güçlerince aranmaktadır.
"Yeşil" kod adıyla bilinen Mahmut Yıldırım'la ilgili olarak Başbakan Mesut Yılmaz'ın, zaman zaman, çelişkili ve kamuoyunu yanıltan açıklamaları olmuştur. Sayın Mesut Yılmaz, söz konusu açıklamalarında;
Yeşil'in 1996 sonbaharında öldürüldüğünü,
İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Akın Birdal'ın iç çatışma sonucunda vurulduğunu,
Ve son olarak da Akın Birdal suikastının Yeşil'in emriyle yapıldığını beyan etmiş, bir süre sonra da, ilgili makamlar tarafından yanıltıldığını söylemiştir.
Yeşil'in akıbetiyle ilgili olarak basında yer alan çelişkili beyanlar üzerine, Grubumuza mensup bazı milletvekillerince, konumu itibariyle doğrudan ilgisi bulunan Adalet Bakanına ve İçişleri Bakanına yazılı soru önergesiyle müracaat edilmiştir. Her iki Sayın Bakan da, Yeşil'in yerinin tespit edilemediğini, bu nedenle, hakkında herhangi bir yasal işlemin yapılamadığını cevaben bildirmişlerd
ir.Bu arada, Trabzon Milletvekili ve halen Tekel'den sorumlu Devlet Bakanı olan Eyüp Aşık, 27 Ocak 1998 Salı günü Shov TV'de yayınlanan "32. Gün" programında ve tüm kamuoyu önünde, halen bazı suçların faili olarak gösterilen ve kod ismi "Yeşil" olduğu iddia edilen kişinin, kendi bilgileri ve kendi kontrolleri altında olduğunu söylemiş ve bu beyanını tüm Türk Halkı duymuştur.
Bu suretle, Eyüp Aşık, sanık olarak aranan "Yeşil" kod adlı kişinin kontrolü altında olduğunu iifade etmek suretiyle, saklandığı yeri bildiğini; buna rağmen, yetkili cumhuriyet savcılığına veya diğer yetkililere haber vermediğini ikrar etmek suretiyle, TCK'nun 296 ncı maddesine mümas bir suç işlemiştir.
Ayrıca "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın son günlerde bazı gazetelerde yer alan açıklamalarından "devlet, beni, istediği yerde, istediği zaman bulur; yakalamak gerekirse, yakalar; vurmak gerekirse, vurur. Şimdiye kadar öldürülmediysem, işim bitmediği içindir" demektedir.
Tekel'den sorumlu Devlet Bakanı Eyüp Aşık, Yeşil'in yerini bildiğini ve kontrolünde olduğunu açıklamasına rağmen, niçin emniyet güçlerine bu konuda bilgi vermemektedir?
Yoksa, Eyüp Aşık, Yeşil'i, birtakım iftira ve çamur atma faaliyetlerinde kullanmak üzere mi saklıyor?
Bakanlık gibi çok ciddî bir konumda olan bir kişinin bu tip davranış ve beyanlarının açıkça suç olduğu dikkate alındığında, hakkında yakalama emri çıkarılan ve bu nedenle emniyet güçlerince aranan Yeşil'in saklı bulunduğu yeri bildiğini iddia eden; ancak, yetkili mercilere haber vermeyen Devlet Bakanı Eyüp Aşık hakkında, Anayasanın 99 uncu ve TBMM İçtüzüğünün 106 ncı maddeleri gereğince gensoru açılmasını, Grubumuz adına arz ve talep ederiz.
Saygılarımızla.
Saffet Arıkan Bedük Mehmet Gözlükaya
Ankara Denizli
DYP Grubu Başkanvekili DYP Grubu Başkanvekili
Turhan Güven
İçel
DYP Grubu Başkanvekili
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önergenin görüşme günü, Danışma Kurulunca daha sonra belirlenerek oylarınıza sunulacaktır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım:
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)
4. – TBMM’den bir Parlamento heyetinin, Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu Başkanı Carlos Pimenta’nın davetine icabet etmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1553)
16.6.1998
Türki
ye Büyük Millet Meclisi BaşkanlığınaDışişleri Bakanlığının 24 Nisan 1998 tarihli ESGY-III /Arhus / 445 sayılı yazısında Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu Başkanı Carlos Pimenta'nın Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir Parlamento heyetini Danimarka'da Arhus Parlamenterler Konferansına davet ettiği bildirilmektedir.
Söz konusu davete icabet edilmesi hususu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasvip
lerine sunulur.Hasan Korkmazcan
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı Vekili
BAŞKAN – Tezkereyi Yüce Heyetin oylarına sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Tezkere kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmına geçiyoruz.
IV. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE
MECLİS ARAŞTIRMASI
A) ÖNGÖRÜŞMELER
1. – Artvin Milletvekili Hasan Ekinci ve 54 arkadaşının, turizme açılan orman alanlarının dağıtımında talimatlar vermek suretiyle partizanlık ve usulsüzlük yapılmasına yol açarak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/21)
BAŞKAN – Genel Kurulun 3 Haziran 1998 tarihli 97 nci Birleşiminde alınan karar gereğince, bu kısmın birinci sırasında yer alan, Artvin Milletvekili Hasan Ekinci ve 54 arkadaşının, turizme açılan orman alanlarının dağıtımında talimatlar vermek suretiyle partizanlık ve usulsüzlük yapılmasına yol açarak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ncı maddesine uyduğu iddiasıyla Başbakan Sayın Mesut Yılmaz hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.
Bu görüşmede, sırasıyla, önergeyi verenlerden ilk imza sahibine veya onun göstereceği bir diğer imza sahibine, şahısları adına ise 3 sayın üyeye ve son olarak da, hakkında soruşturma istenmiş bulunan Başbakan Sayın Mesut Yılmaz'a söz verilecektir. Konuşma süreleri 10'ar dakikadır.
Meclis soruşturması önergesi, Genel Kurulun 26 Mayıs 1998 tarihli 93 üncü Birleşiminde okunmuş ve bastırılarak sayın üyelere dağıtılmıştır. Bu nedenle, soruşturma önergesini tekrar okutmuyorum.
Sayın milletvekilleri, şahısları adına söz talebinde bulunan sayın arkadaşlarımızın sayısı 42'dir. Bunların, talepte bulunulduğu gün talepleri alınmış, isimleri okunmak suretiyle zabıtlara geçmiştir; aralarından, kurayla yapılan belirlemede, 3 sayın üye söz hakkını kullanabilecektir: Bursa Milletvekili Sayın Mehmet Altan Karapaşaoğlu, İstanbul Milletvekili Sayın Emin Kul, Balıkesir Milletvekili Sayın İlyas Yılmazyıldız. Bu 3 arkadaşım kişisel görüşlerini ifade edecekler. Zaten, diğer arkadaşlarımın isimleri de zabıtlara geçti.
Önerge sahibi sıfatıyla, Balıkesir Milletvekili Sayın İlyas Yılmazyıldız; buyurun efendim.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Başkan, 20 dakikayı birden kullanabilir miyim?
BAŞKAN – Hayır, sıralarınız uygun değil
.Sayın Yılmazyıldız, eğer Sayın Karapaşaoğlu ve Sayın Kul, yerlerini sizden sonraya kaydırabilirlerse, sizin iki sürenizi birleştiririm.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Ayrı ayrı konuşayım.
BAŞKAN – Peki. O zaman, şimdi, önerge sahibi sıfatıyla görüşlerinizi ifade etmek üzere, mikrofonunuz açıktır, buyurun.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, Yüce Meclisin sayın üyeleri; konuşmama başlamadan önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Turizme açılan orman alanlarının dağıtımında talimatlar vermek suretiyle partizanlık ve usulsüzlük yapılmasına yol açarak görevini kötüye kullandığı iddiasıyla, Başbakan Mesut Yılmaz hakkında, Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine muhalefetten dolayı, Doğru Yol Partisi Grubu olarak verdiğimiz soruşturma önergesi hakkında, önerge sahibi olarak söz almış bulunmaktayım.
Değerli arkadaşlarım az önce burada gündemdışı konuşmalarda gördük ki, Türkiye'de, millet bir şeylerle meşgul edilmeye çalışılırken, birileri de başka şeylerle meşgul olmaya çalışıyor. Bakınız, İstanbul Üniversitesinde, özellikle, huzur içerisinde okuyan öğrencilerin başörtüsü problemleri ortaya konularak, eğitim hakları ellerinden alınmak isteniyor. (FP sıralarından "Bravo" sesleri) Acaba, merak ediyorum, aynı Sayın Rektör, evine gelen temizlikçi kadına da "başın açık mı kapalı mı" diye soruyor mu? Yani, Anadolu'nun saf, kırsal insanı, tarlada çalışırken başını örtecek, hayvanına bakarken başını örtecek, hizmet ederken başını örtecek; ama, başını örttüğü için eğitim
hakkından mahrum kalacak. Olabilir; devlet kurumları kendi kurallarını koyarlar, hizmet almak isterseniz, ona uymak durumunda kalabilirsiniz; ama, her okuyan insan, mutlaka resmî bir görev alacak değildir. Dolayısıyla, öğrencilerimizin okuma hakkının, öğrenme hakkının ellerinden alınmasını şiddetle kınıyoruz ! (DYP ve FP sıralarından alkışlar)AHMET GÜRYÜZ KETENCİ (İstanbul) – Sayın Başkan, ne alakası var?!
İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) – Özellikle sormak istiyorum, İstanbul Üniversitesi Sayın Rektörü, yaptığı bu davranışlarla, acaba, İstanbul Üniversitesini acaba bilimsel sıralamada kaç basamak yukarıya götürmüştür, Türkiye'ye ne katkıda bulunabilmiştir?
Değerli arkadaşlarım, bakınız, dünya, 2000 sendromuyla uğraşıyor -Türkiye Bilişim ve Bilgi Toplumu Grubunun da üyesiyim- Avrupa bize diyor ki: "Eğer tedbirinizi almazsanız, 2000 yılında, sizinle, bütün bankacılık işlemlerimi durdurum." Şurada, iki yıldan az bir süre kalmış.
Yine, yazılım teşviki ve teknoparklar konusundaki yasalar bizi beklerken, bu konuda üniversitelerin öneriler sunması gerekirken, bakıyoruz ki, yapılan şey, bunlarla uğraşmak değil, kişilerin kıyafetiyle uğraşmaktır. Eminim ki, Sayın Bakan da, öğrencilik yıllarında, sevdiği, özendiği bir rock şarkıcısının veya bir pop şarkıcısının saçlarının uzunluğuna özenerek saçlarını uzatmıştır. Bakınız, eğer, onun elinden, öğrenim hakkı, kılık kıyafet dolayısıyla alınmış olsaydı, herhalde, bugün, Türkiye'nin milli eğitimine değerli katkılarda bulunma imkânını bulamayacaktı.
Yine, diğer bir konuya bakıyoruz. Dün sabah, Sayın Okuyan'ı televizyonda izliyorum "irtica yasaları" deniliyor -eğer iki kişi iftira atarsa, yalancı şahitlik yaparsa, diğer bir kişinin devlet memurluğunu elinden alacak böyle bir yasa taslağı- Sayın Bakan diyor ki: "Bu yasa taslağı benim içime sinmiyor, ben desteklemiyorum; ama, Hükümet gönderdi, bakalım Meclis ne yapacak?" Sanki, bu Hükümeti hiç desteklememişler!..
Şimdi, bunlara niye girdim...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Bunların konuyla ne alakası var?!
İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) –Konuyla ilgisi yok değil, konuyla çok ilgisi var; konuya geleceğim.
İşte bu tartışmalar yapılırken, bu Hükümeti kurdurtan güçler, talanla, orman alanlarını, "yol yapacağım" diye yolsuzlukları veya RTÜK Yasası izin vermediği halde enerji dağıtım şebekelerini peşkeş çekiyorlar. İşte, halkın gözünden, milletin gözünden kaçırılmak istenen budur; yanlış olan budur. (DYP ve FP sıralarından alkışlar) Bu Hükümet, milletten destek almadığı için, baskıcı, dayatmacı politikalarla millete sıkıntı verirken, kendisine destek veren güçlere, bir avuç havuz müteahhitine, seçilmiş holding patronuna, kartelci medya patronuna peşkeş çekmektedir.
Biliyorsunuz, her yıl yaz aylarında tırmanan orman yangınlarıyla doğal güzelliklerini kaybeden Türkiye'de, kaçak kesim ve kaçak yapılaşmaya, "özelleştirme" adı altında çekilen peşkeşlere, turizm amaçlı partizanca orman arazisi tahsisleri de eklenince, yaşanan orman katliamları, doğal ekolojik dengeyi tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Usulsüz kesimlerin, Amasya, Bursa, Bolu, Adapazarı, Kahramanmaraş gibi bölgelerimizde yoğun olarak yaşandığı dikkate alındığında, bugüne kadar, arazi açma ve yerleşim merkezine dönüştürmeyle, 2 229 785 dekar orman alanının tahrip edildiği görülmektedir. Bir yılda 36 553 dekar orman alanının katledilmesi, doğaya ihanetten öteye gitmez. Geçen yılki orman yangınlarında, 6 316 dekar orman alanını yangın sonucu kaybetmemiz içler acısıdır. Bütün bu olumsuz tablo karşısında ise, Orman Bakanlığının, vurdumduymaz tavırlar
içerisinde, orman alanlarını hâlâ partizanca dağıtmasını, kendi yandaşlarına peşkeş çekmesini anlamak mümkün değildir.Orman Bakanlığı tarafından ormanlık sahaların işletmeye açılarak özel sektöre devredilmesi kararı, büyük şirket ve holdinglerin iştahını kabartarak rant kavgasını başlatmıştır. "Orman arazi tahsisi" adı altında yapılan talanların, hukukdışı uygulamaların, turizmi teşvikten ziyade, son derece art niyetli olduğu görülmektedir. Âdeta yangından mal kaçırırcasına eski ANAP senaryolarından bir yenisinin daha icra edildiğini görmekteyiz. Özellikle Antalya ve çevresindeki orman arazi tahsislerinde taraflı davranılması ve bu alanların, kendi eş, dost, yandaş, partili ahbaplara peşkeş çekilmesi için, Orman Bakanlığını aşan uygulamalara talimatlarıyla yön veren Başbakan Sayın Mesut Yılmaz, gerek Başbakanlık makamını gerekse Orman Bakanlığını şaibe altında bırakmıştır.
BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız, arkadaşlarımız muvafakat ettiler; ben, sürenizi, arzu ediyorsanız birleştirebileceğim; fikrî insicamınızı
ona göre düzenleyin diye erken haber veriyorum.Buyurun.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Bakınız, ihale çok enteresan; 12 Aralık 1997 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan duyuru gereğince, isteklilerin, 29 Aralık 1997 günü saat 17.00'ye kadar, Orman Genel Müdürlüğü Kadastro ve Mülkiyet Dairesi Başkanlığına müracaat etmeleri gerekiyor. Bu 17 gün içinde -17 nci günün, akşamına kadar- sahaları gezecekler, ne tesis kuracaklarına karar verecekler, ondan sonra projelendirecekler, yüzde 50'sini özkaynaklarından karşılayacaklarına dair noter tasdikli taahhütte bulunacaklar; yani, 12 fıkra halinde sayılan belgeleri 17 günde tamamlayıp teslim edecekler. İlanda da, her birinde ne tür tesis kurulacağı belirtilmiş. Yani, buradan anlaşılıyor ki, böyle bir duyurunun, bütün ilgileneceklere hitap etmesi mümkün değildir. Bu duyuru, tesisin türü, sınıfı ve yatak sayısı dahi önceden belirtildiğine göre, ancak buralara talip olanlar için ve onların projelerine göre hazırlanmış bir duyuru olmakta
n ve sadece onları hedef almaktan öteye geçemez; yani, kasıtlı olarak süre dar tutulmuştur.Cumhuriyet Gazetesinde yayımlanmış bir yazıda "Şimdi, bir Turizmi Teşvik Yasası var, bu yasaya bağlı olarak bazı orman alanlarının turizm amaçlı kullanımı gündeme getiriliyor. Bunu, kimler nasıl kullanıyor?" sorusunu, Orman Mühendisleri Odası Sayın Başkanı cevaplıyor ve diyor ki: "Bunları sıralamaya gerek yok, hepsini biliyoruz. Türkiye'nin, İstanbul çevresinden tutun Ege ve Akdeniz kıyıları bugün tükenmiştir. 1980'li yıllarda bu yasa çıkmadan önce, ben, bir bürokratın odasındaydım, daha yasa ortalıkta yoktu; ama, bununla ilgili söylentiler kulağıma geliyordu; söz konusu bürokratın masasının üzerinde tahsis için 40-50 dosya vardı; gelenlere de 'orası kapandı' sözcükleri benim yanımda söylenildi." Bu, çok ilginçtir; yani, buradaki orman alanları, bu yöntemlerle dağıtılmıştır.
Bakınız, bu tahsisler kimlere, nelere yapılmış ve hangi ölçüler dikkate alınmış.
Örneğin, Muğla İli Bodrum İlçesi Çiftlik Köyü Kargıcak mevkiindeki 47 416 metrekarelik orman sahasının, Diler Holding sahibi, Odalar Birliği Başkanı Fuat Miras'a; Muğla İli Bodrum İlçesi Çiftlik Köyü Gelinönü mevkiindeki 140 001 metrekarelik orman sahasının, Begüm Yapı Turizm Ticaret ve Sanayi Limitet Şirketinin sahibi olan ANAP Bursa İl Teşkilatından Berat Tunakan'a; İstanbul İli Pendik İlçesi Emirli Köyü Sığıreğrek mevkiindeki 744 955 metrekarelik orman sahasının Mir İnşaat Taahhüt Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketinin sahibi olan...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Ben, 10 dakikalık sürenizi de ilave ettim efendim; buyurun.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) – ...ANAP'lı eski bakanlardan İbrahim Özdemir'e verilmesi.
Yine, Başbakan Sayın Yılmaz'a özel uçağını tahsis ederek, ANAP'a özel ilgi ve alaka göstererek, pastadan pay almayı alışkanlık haline getirenlerden Yalçın Sünnetçioğlu'nun sahibi olduğu Güroltek Turizm Ticaret ve Sanayi Limitet Şirketine, Antalya İli Merkez İlçesi Güzeloba Mahallesi Lara mevkiinde 99 055 metrekarelik orman sahasının t
ahsisi.Yine, pastadan pay kapma yarışında iyi çalışan, rant kavgasında bir hayli başarı sağlayan, ANAP Bursa İl Teşkilatında Bursa İl Başkan Yardımcısı olan Berat Tunakan ile ANAP'lı işadamı olarak tanınan Bursa Otelcilik Anonim Şirketinin sahibi Ertan Sayılgan'a hem Orman Bakanlığı hem de Turizm Bakanlığı oldukça cömert davranmış ve bu kişilere üç yeni orman arazisinin kıyak çekilmiş olmasıyla, Hükümetin partizanca icraatlarına bir yenisi daha eklenmiştir.
Bursa Otelcilik Anonim Şirketine, yine, Antalya İli Merkez İlçesi Güzeloba Mahallesi Lara mevkiinde 71 970 metrekarelik orman sahasının verilmesiyle birlikte, bu kişilerin, Uludağ Otelcilik Anonim Şirketi ve Kervansaray Otelcilik Anonim Şirketi gibi farklı tüzel kişilikler adı altında Bodrum ve Antalya'da aldıkları arazilere turizm tesisi kurma gibi bir amaçlarının olmadığı duyumları da alınmaktadır. Peşkeş yoluyla alınan bu arazilerin, daha sonra arsa spekülatörleri aracılığıyla devri yapılarak rant geliri elde edilmesinin amaçlandığı duyumları vardı
r.Muğla İli Bodrum İlçesi Çiftlik Köyü Kargıcak mevkiindeki 165 bin metrekarelik orman alanı, Erol Aksoy İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketine verilmiştir.
Muğla İli Bodrum İlçesi Çiftlik Köyü Kisebüklü mevkiindeki 241 098 metrekarelik orman alanı, Edim İnşaat ve Turizm Yatırım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin sahibine verilmiştir.
İşte, bakınız, kamuoyunda infiale yol açan peşkeşler bu kadar değil; toplam 26 sahada 3 895 054 metrekarelik alanın akıbetini burada dile getirmek zorundayız. Bu, usulsüz ve kuraldışı olarak yapılan ve sadece, en büyük özelliğinin, bakana veyahut ANAP'a yakınlıkla ilgili olduğu tespit edilen bu tahsislerin ciddî incelenmesi lazımdır. Hatta, öyle olmuştur ki, bu Koalisyona dışarıdan destek veren Sayın Baykal, Sayın Yılmaz'la bir buluşmasında "bu ormanlar da peşkeş çekiliyor, bu kadarı fazla" demiştir; aldığı cevapta "tamam, bundan sonra ormanları peşkeş çekmeyeceğiz; bundan sonra açık duyurularla, ihalelerle yapacağız" denilmiştir. Herhalde, CHP'li sayın arkadaşlarımız da,
bugüne kadar olan hırsızlıklar, talanlar için, ne yapalım, gönlümüze yatmıştır demeyeceklerdir, bunların araştırılması, gerçeklerin ortaya konulması için bu soruşturma önergesine gerekli desteği vereceklerdir kanaatindeyim.Bir hükümet, üç beş kişi uğruna asla milletinden uzaklaşmamalıdır. Böylesine milletle bağdaşmayan uygulamaların sürmesi halinde, alışkanlık haline getirilen bu diyet ödeme ve peşkeşlerin devamı halinde, Anasol-D Hükümetini oluşturanlar ve destekleyenler, milletten gerekli cevabı alacaklardır.
Orman arazileriyle ilgili, Orman Bakanlığı ile Turizm Bakanlığı arasında ekim ayında imzalanan protokol anlaşması ise, son derece şikelidir. Bakınız, burada, Orman Bakanı, basından tepki gelince "ben, orman tahsislerini durdurdum" diyor; yani, gönlüne yatmıyor; eh, suçüstü de yakalanmış; ama, gerekçe olarak da "ben turizmden anlamam, bunları Turizm Bakanı dağıtsın" diyor; yani, sonuçta, böyle danışıklı bir dövüş, son derece şaibeli bir şey ve enteresandır; bu protokolü imzalamıyor, dört ay sonra, bu tahsisler yapıldıktan sonra 1.1.1998 tarihinde protokol yürürlüğe giriyor. Yani, nereden bakarsanız bakın, bu tahsislerin hepsi şaibe kokuyor, peşkeş kokuyor.
Kısacası, çekilen bütün bu peşkeşlere, dur demek zorundayız; ülkesini seven, vatanını seven, doğayı seven insanlar olarak, çocuklarımıza gelecekte yeşil bir ülke, güzel bir ülke bırakmak istiyorsak, bu talanların çok ciddî araştırılması bir zorunluluktur. Siyasetçilerin, özellikle mevcut Hükümetin, böyle ormanlardan elini çekmesi zorunluluğu vardır. Yoksa, en başta İstanbul ve civarında orman kalmayacaktır. Sadece burada böyle değil, bunların örnekleri kendi seçim bölgemde de var.
Bir arkadaşımız, Kaz Dağlarındaki orman katliamını sormuştu; "durduruldu" deniliyor; fakat, nedense bu orman katliamlarıyla ilgili olarak bana sürekli, fakslar ve "işte peşkeş!.." şeklinde haberler geliyor. Üstelik -çok enteresandır- sivil inisiyatif grubunun girişimleri sonucunda, bu yörede, İstanbul Üniversitesinden bir teknik heyet inceleme yapmış ve sonuçta, meyil oranı yüksek olan bölgede yapılan orman kesimlerinin erozyona ve sel baskınlarına açık davetiye çıkardığı, teknik heyetçe tespit edilmiştir. Sel baskınlarının çok yaşandığı bölgemiz açısından, kesim işlemi son derece tehlikelidir -zannediyorum, bazı sayın bakanlarımız Gömeç'e, Ayvalık'a, Altınova'ya, Manyas'a geldiler- eğer siz, bu dağlardaki ormanları kestirirseniz, sağa sola, müteahhitlere verirseniz, ondan sonra bu sonuçlar çıkar.
Yine biliyoruz ki, Soma'da yeraltı galericiliğiyle kömür madenciliği de açık havzaya dönüştürülmüş; belki 15-17 milyon metrekare civarında bir ormanlık ve tarım arazisi, bu açık işletme ruhsatıyla yok edilecektir.
İşte, bütün bunların engellenmesi gerekmektedir. Bu soruşturma önergesi, hem burada yapılan bu haksız peşkeşlerin, haksız tahsislerin sebeplerini ortaya koymak hem de bundan sonraki olumsuz uygulamaları engellemek açısından önemlidir. Yüce Parlamentonun önergemizi destekleyeceği kanaatindeyim.
Aslında, bir konu daha var: Bakınız, eğer bir devlet memuru, eğer bir bürokrat hakkında soruşturma açılırsa, ne deniliyor; "soruşturmanın selameti açısından açığa alıyoruz." Niye?.. "Emrindekilere baskı yapar; bunlar engellenir..."
Sayın Başbakan hakkında yaptığı iki icraatla ilgili, bu Yüce Meclis soruşturma açmıştır. Bu soruşturmanın selameti açısından, soruşturmanın doğru dürüst yürütülmesi açısından, bir an önce bu makamı millete iade etmelidir...
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Tansu'yu mu getirelim?!
İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) – Evet, Tansu Hanım bu işi gayet güzel yapar, yapmıştır da.
AHMET KABİL (Rize) – Amerika'da...
İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) – Dolayısıyla, hakkında soruşturma açıldığı halde, zannediyorum, koltuğu korumaktaki ısrarı da... Belki kendisi bırakıp gidecektir; zaman zaman "bu Hükümeti beğenmiyorsanız düşürün, güvensizlik önergesi verin" gibi sözlerle, dışarıdan destekçisi ortağı tahrik de ediyor; ancak, tabiî, dışarıdan destek olan ortak istediklerini aldığı için, istediği diyetleri aldığı için, sonuçta, desteğini çekemiyor. Bir taraftan da, bu Hükümeti destekleyenler "gidemezsin, bize henüz yeterince vermedin, henüz bize ödemen gereken diyet bitmedi" diyorlar. Dolayısıyla, bu Hükümetin, özellikle Başbakan -Sayın Mesut Yılmaz'ın yaptığı bütün işlemler şaibeli hale gelmiştir; milletin derdine deva bulan hi
çbir politika yoktur.Bakınız, Avrupa Birliği, su ürünleri ithalatını yasaklıyor. Yine uyarıyorlar "fındık ithalatına -burada birçok faks var- domates ithalatına kota geliyor; aman bize yardımcı olun, tedbir alın" diyorlar; hiçbir uygulama yok. Yapılan tek uygulama var: "Nerede bir orman alanı var, peşkeş çekeyim; nerede, devletin verebileceği bir rant var, enerji santralı var, enerji dağıtım şirketi var; onları vereyim, böylece, memnun edeyim, diyetimi eksiksiz ödemiş olayım" diyor.
Ben sözlerimi şöyle tamamlamak istiyorum : Çok kısa bir süreden ve dar tutulan başvurulardan da anlaşılacağı üzere, müteşebbisin bir projesi bulunmadığı halde, tesisin kaçıncı sınıf tatil köyü olacağı ve kaç yatak ihtiva edeceği sanki önceden biliniyormuş gibi bir duyuru yapılmıştır. Böyle bir duyurunun bütün ilgililere hitap etmesi mümkün değildir. Bu duyuru, tesis türü, sınıfı ve yatak sayısı dahi önceden belirtildiğine göre, ancak buralara talip olanlar için ve onların projelerine göre hazırlanmış bir duyurudan öteye geçemez. Yani, sürenin kasıtlı olarak dar tutulması, duyuruların kişiye göre hazırlanmış olması, görevin kötüye kullanıldığının açık bir delilidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen, son 1 dakika.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.
Görevini kötüye kullanan Orman Bakanının, yanlı ve yanlış, hukuk- dışı ve ülke aleyhine yaptığı bu tahsislerin, Sayın Başbakan Mesut Yılmaz'ın talimatları üzerine yapıldığı kanaati bizde hâsıl olmuştur.
Bu nedenle, Başbakan Sayın Mesut Yılmaz hakkında, Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine göre soruşturma yapılmak üzere, Anayasanın 100 üncü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 107 nci maddesi uyarınca Meclis soruşturması açılmasını Yüce Meclisin takdirlerine arz ediyorum.
Saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız, teşekkür ediyorum; özellikle de süreye riayet ettiğiniz için.
ORMAN BAKANI ERSİN TARANOĞLU (Sakarya) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Buyurun efendim.
ORMAN BAKANI ERSİN TARANOĞLU (Sakarya) – Efendim, konuşmacının Kaz Dağıyla ilgili görüşlerine, Orman Bakanı olarak açıklama getirmem gerekiyor; müsaade ederseniz, söz istiyorum.
BAŞKAN – Efendim, soruşturma önergesinin görüşülmesi sırasında böyle bir usulümüz yok...
ORMAN BAKANI E
RSİN TARANOĞLU (Sakarya) – Soruşturmayla ilgisi yok Sayın Başkan.BAŞKAN – Bulunduğunuz yerden iki cümleyle, lütfen.
ORMAN BAKANI ERSİN TARANOĞLU (Sakarya) – Mümkünse kürsüden konuşayım...
BAŞKAN – Kürsüye gelmenize izin veremem; çünkü, böyle bir imkânım yok. Zabıtlara geçmesi açısından, bulunduğunuz yerden buyurun efendim.
ORMAN BAKANI ERSİN TARANOĞLU (Sakarya) – Hayır, hem zabıtlara geçmesi hem de halkımızın duyması açısından.
BAŞKAN – İşte, zabıtlara geçiyor...
ORMAN BAKANI ERSİN TARANOĞLU (Sakarya) – Ben, soruşturmayla ilgili söz istemiyorum; çünkü, ilgililer konuşacaklar; ama, Kaz Dağı konusu, önemli bir konu; müsaade ederseniz, oradan açıklamam lazım.
BAŞKAN – Efendim, soruşturma önergesini müzakere ediyoruz, usulümüz müsait değil; ama, ben, Tüzüğün bana verdiği imkânı kullanarak, bulunduğunuz yerden iki cümleyle buyurun diyorum.
ORMAN BAKANI ERSİN TARANOĞLU (Sakarya) – Sayın Başkan, Kaz Dağı konusu katliamla ifade ediliyor; kamuoyunun da, üzerinde çok hassasiyetle durduğu bir konu; en az, soruş
turma kadar önemli; müsaade ederseniz, oradan...BAŞKAN – Efendim, o zaman, yarın siz, Hükümet adına, o konuda bir gündemdışı söz talebinde bulunun, size söz vereyim; olur mu Sayın Bakanım?
ORMAN BAKANI ERSİN TARANOĞLU (Sakarya) – Sayın Başkanım...
BAŞKAN – Efendim, ben, size yarın gündemdışı söz vereyim.
ORMAN BAKANI ERSİN TARANOĞLU (Sakarya) – Tamam efendim, bir şey demiyorum, bugün konuşulan soruşturma önergesiyle...
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, Bakan sataşmadan dolayı söz istiyor; ne diye gündemdışı söz verecekmişsin!.. İçtüzüğe göre, söz vermek zorundasınız...
BAŞKAN – Sayın Dumankaya...Sayın Dumankaya...
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – İsmini vererek sataştı Sayın Bakana.
BAŞKAN – Efendim, sayın konuşmacının ne söylediğini ben takip ettim.
Sayın Bakan, size bu konuda kürsüden söz veremem; ama "iki cümleyle ifade edeyim" diyorsanız, ben, Tüzük imkânını kullanarak, size, bulunduğunuz yerden söz veriyorum; yok "bu, bana yetmez" buyuruyorsanız, yarın talepte bulunun, size söz vereyim efendim. Ne yapayım ben daha?!
ORMAN BAKANI ERSİN TARANOĞLU (Sakarya) – Sayın Başkan, ben, bunu çok iyi niyetle söyledim, önemli değil, yarın da konuşurum; ama, Kaz Dağı konusu, çok önemli bir konu, bir polemik de yapmayacağım. Bugün, soruşturma...
BAŞKAN – Usul imkân vermiyor Sayın Bakanım, onu anlatıyorum; niye size söz vermeyeyim?! Yani, oradan yapacağınız konuşmayı, buyurun buradan yapın diyebilirim; ama, buna, usul imkân vermiyor; ancak, İçtüzükte, çok önemli bir meselesi olduğunu ifade eden bir sayın üyeye, Başkan, bulunduğu yerden söz verebilir, deniliyor; ben de, bunu uyguluyorum.
ORMAN BAKANI ERSİN TARANOĞLU (Sakarya) – Ben, sizin iyi niyetinize bıraktım; siz bilirsiniz.
BAŞKAN – Efendim, yarın, arzu buyurursanız, size söz vereyim.
ORMAN BAKANI ERSİN TARANOĞLU (Sakarya) – Ama, sıcağı sıcağına bu konuyu konuşmamız lazım.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Soruşturma önergesi var bu konuda; cevap verme imkânı var.
BAŞKAN – Efendim, siz, lütfen müsaade buyurun...
Sayın Bakanım, yapabileceğim bir şey yok; arzu ederseniz, bulunduğunuz yerden iki cümleyle ifade buyurun; arzu ederseniz, yarın, Hükümet adına gündemdışı söz isteyin, size söz vereyim.
MAHMUT YILBAŞ (Van) – Efendim, Sayın Bakanın konuşma talebi önergeyle ilgili değil, sataşma var...
BAŞKAN – Sayın Yılbaş, şimdi sataşmanın...
ORMAN BAKANI ERSİN TARANOĞLU (Sakarya) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Buyurun efendim, sizi dinliyorum.
ORMAN BAKANI ERSİN TARANOĞLU (Sakarya) – Soruşturma önergesiyle ilgili herhangi bir fikrî katkım yok. Sayın konuşmacı, Kaz Dağındaki katliamdan bahsetmekte; dolayısıyla, benim Bakanlığımı ve benim Bakanlığımda çalışan meslektaşlarımı ilzam etmektedir. Bu konu, kamuoyunda hassasiyetle üzerinde durulan bir konudur. Herhangi bir polemiğe de mahal vermek istemiyorum; müsaade ederseniz, ısrarla talep ediyorum.
BAŞKAN – Böyle bir usulümüz yok Sayın Bakan; onu arz etmeye çalışıyorum, buna imkân yok; ben, size imkânları gösteriyorum.
ORMAN BAKANI ERSİN TARANOĞLU (Sakarya) – Soruşturma önergesiyle ilgili olsa, tamam...
BAŞKAN – Efendim, bendeniz de, soruşturma önergesiyle alakalı diye düşünmüyorum. Benim ifade etmek istediğim şu: Bu aşamada, size söz verme imkânım yok. Sizi, şahsen, Bakan olarak rencide eden, yaralayan bir söz varsa, neyse, buyurun yazılı gönderin, zabıtları getirtip inceleyeyim ve bir sataşma söz konusuysa, sataşmadan dolayı size söz vereyim.
ORMAN BAKANI ERSİN TARANOĞLU (Sakarya) – Peki, size yazılı göndereyim efendim.
BAŞKAN – Tabiî efendim.
Efendim, biz, bu işleri, usuletle ve sühuletle götüreceğiz; başka çaresi yok; yani, kimsenin kimseyi kırmaya hakkı yok; ama, gereksiz alınganlığa da ihtiyaç yok.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Denetim günlerinde süre uzatımı konusuna bir daha okey vermeyeceğiz Sayın Başkan; çünkü, suiistimal ediliyor.
BAŞKAN – Efendim, o, Danışma Kurulunun bileceği iş; onu, ben bilemem tabiî.
Sayın Kul, ikinci sırada zatıâliniz bulunuyor; buyurunuz efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)
EMİN KUL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Artvin Milletvekili Hasan Ekinci ve arkadaşları tarafından Başbakan Sayın Mesut Yılmaz hakkında verilen (9/21) esas numaralı soruşturma önergesinin aleyhinde görüşlerimi arz etmeden önce, sizleri saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, baştan sona fiilî ve hukukî dayanaklardan yoksun bu önergenin 7, 8, 24 ve 26 ncı paragraflarında yer verilen isnatta "orman sahalarında, politik düşüncelerle, dost ve yakınlarına faydalandırmak üzere Hükümet, yağmalama şeklinde araziler dağıtmıştır. Orman Bakanı, yanlış ve hukukdışı, ülke aleyhine arazi tahsisleri yapmıştır" denilmektedir.
Maalesef, hiçbir fiilî ve hukukî kanıt ortaya konulmadan ileri sürülen ve asılsızlığı kadar uslübu da yakışıksız olan bu isnatlara dayanak yapılmak istenen ve tümü, Sayın Başbakanla ilgisiz, uydurma iddiaları, tek tek ve sunacağım bilgi ve belgeler ışığın
da, geliniz, birlikte gözden geçirelim:Sayın milletvekilleri, öncelikle belirtmek isterim ki, turizm alan ve merkezlerinin dışında kalan orman arazilerinin turizm yatırımı yapacak girişimcilere tahsisine izin verilmesi, bildiğiniz gibi, 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 17 nci maddesi hükümlerine ve buna uygun olarak çıkarılmış bulunan yönetmelikle doğrudan Orman Bakanlığına tanınan takdir yetkisine göre yıllardır yapılagelmektedir. Önergede yer alan saha tahsisiyle ilgili önizinler, gerek 6831 sayılı Orman Yasası ve gerekse yürürlükteki yönetmelik hükümleri ve bugüne kadar yapılan usulî işlemlere tamamen uygun olarak, münhasıran Orman Bakanlığına tanınan takdir yetkisiyle
verilmiş olduğu halde, isnada dayanak üretebilmek için, önergede, uydurma başlıca iki iddia ileri sürülebilmiştir.Önerge sahiplerinden, bu mikrofondan konuşan arkadaşımız da önergeyi izah etmek yerine, domatesten bahsederek, Sayın Orman Bakanımızın hiç de ilgisi olmadığı hususları dile getirmiştir.
Birinci iddia şudur. "Geniş müteşebbis kitlesini ilgilendiren duyuru için yeterli başvuru süresi verilmemiştir. Resmî Gazeteyle yapılan duyurularda istenilen bilgi, belge ve şartlar uygunsuzdur ve maksatlı olarak prosedür icabı yapılmış bir işlemdir" Önergenin dokuzuncu paragrafından yirminci paragrafına kadar olan iddia budur.
Sayın milletvekilleri, öncelikle belirtmek isterim ki, bu iş ve işlemlerin yürütülmesinin Başbakanlıkla ilgisi olmadığı halde, bakalım durum böyle mi:
Orman eski Bakanı Hasan Ekinci zamanında, arz ettiğim yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 5 Nisan 1995 tarihinden bu yana, aynı amaç, aynı içerikte olmak üzere, yayımlanan 14 ilan vardır; Orman Bakanlığı, 14 kez ilana çıkmıştır, bunlardan 12'si, DYP'li bakanlar tarafından, bunların zamanında yapılmıştır. Buyurun; Sayın Halit Dağlı zamanında yapılan ilanlar... Buyurun; Sayın Hasan Ekinci zamanında yapılan ilanlar... Görüleceği gibi, bugüne kadar yapılan 14 ilandan 12'si, DYP'li Orman Bakanları zamanında yapılmıştır.
MUSTAFA BALCILAR (Eskişehir) – Hangi bakan?
H. AVNİ KABAOĞLU (Rize) – Hangi bakan.
EMİN KUL (Devamla) – Bugün, Bakan Sayın Ersin Taranoğlu döneminde ise, sadece 2 ilan yapılması söz konusudur. Soruşturma önergesine konu olan 2 ilan amacı, içeriği, girişimcilerden istenen belgeler, aranan şartlar yönlerinden, DYP'li bakanlar döneminde yapılan ilanların tamamen aynısıdır. İşte Ersin Taranoğlu'nun ilanları, işte DYP'li bakanların ilanları; içeriği tamamen aynı, istenilen belgeler, yapılacak tesisin türü vesaire, ne aranıyorsa; çünkü, bu şartlar, esasen, yönetmelik hükümlerinde aynen yer almaktadır ve aksine davranmak da mümkün değildir. Dolayısıyla, Sayın Başbakanın görev ve sorumluluklarıyla da ilgisi bulunmayan bu konudaki iddial
ar, bütünüyle uydurma ve saptırmadır.İlanlarda, girişimcilere, maksatlı olarak yeterli bir süre verilmediği iddiası da, zorakî bir uydurmadır. Orman eski bakanı Hasan Ekinci zamanında yapılan ilanlarda verilen süre 10 ilâ 15 gün, Halit Dağlı zamanında yapılan ilanlarda verilen süre 13 ilâ 16 gündür. İşte Hasan Ekinci zamanında yapılan ilanlarda verilen süre; 12 gün, 12 gün, 12 gün. İşte Halit Dağlı zamanında yapılan ilanlar; 13 gün. Burada 17 gün süre verildiği halde, eleştiri konusu yapılabilmektedir. Sayın Taranoğlu zamanında yapılan ilanlarda verilen süre ise 17 gündür.
Dolayısıyla, esas, isnada dayanak yapılan ve önergenin 9'dan 20'ye kadar olan paragraflarında yer verilen iddiaların tümü, yine, hem hakkında soruşturma istenilen Sayın Başbakanın görev, yetki ve sorumluluklarıyla ilgili değildir hem de Orman Bakanlığı açısından, yasa, yönetmelik ve izlenen yerleşik usul karşısında, görülüyor ki, ne hukukî ve ne de fiilî değeri olan saptırma ve uydurmalardan ibarettir.
Sayın milletvekileri, gelelim ikinci iddiaya, ikinci iddia şudur: "Tamamen siyasî maksatlarla, menfaat birliğiyle, dost ve yakınlara partizanca yapılmış haksız ve isabetsiz işlemlerle saha tahsisi önizni verilmiştir." İşte iddia bu.
Şimdi, bakalım bunlar doğru mu: qMüracaatçılar arasında, önizin verilebilecek girişimci gerçek veya tüzelkişilerin ehliyet ve yeterliliği, yıllardır, arz ettiğim yönetmeliğin 39 uncu maddesine göre, Başbakanlık Teşkilatıyla ilgisi bulunmayan, başkanı Orma
n Genel Müdürü olan ve üç teknik üyesi olan bir uzman heyet tarafından tespit edilerek, Orman Bakanının onayına gerekçeli bir raporla sunulmaktadır. Birden fazla yeterliliği olan kuruluş varsa ve ancak, bu rapora göre, Orman Bakanı yasal takdir yetkisini kullanıp belirleme yaparak, raporun altına önizin onayı vermektedir. Bu onayla Sayın Başbakanın, soruşturmaya esas, görevi kötüye kullanması hukukî ilişkisini kurmak, hiçbir şekilde mümkün olamaz. Kaldı ki, bu yetki, hem 6831 sayılı Orman Yasasının 17 nci maddesinde hem de yönetmeliğin 40 ıncı maddesinde, münhasıran Orman Bakanına tanınmış şekilde yer almış olup, uygulama, DYP'li Orman Bakanlarınca da bu hükümler çerçevesinde, yıllardır yapılagelmiştir.İşte, orman bakanlarının verdikleri onaylar...
H. AVNİ KABAOĞLU (Rize) – İsimlerini söyle.
EMİN KUL (Devamla) – Birden fazla müracaatçı var, Orman Bakanı, eliyle yazmış "Ahmet Aytemiz'e verilmesi..." Orman Bakanlığı yazıyor: "Yüksel İnşaat Anonim Şirketine verilmesi"
AHMET KABİL (Rize) – Hangi Orman Bakanı?
EMİN KUL (Devamla) – Halit Dağlı; işte buyurun... Orman Bakanı Hasan Ekinci. (ANAP sıralarından "kime verilmiş?" sesleri)
"Ömer Sanayi Anonim Şirketine verilmesi" elyazısıyla yazmış, olur vermiş.
İşte, buyurun: "Zekai Duran Anonim Şirketi" Halit Dağlı vermiş. Böyle onlarca arazi, elyazılarıyla yazılarak, altına da "Olur" verilip imzalanıp, öyle dağıtılmış. Yağma buysa, bu da yağma?!
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Siz de mi aynı usulü uyguluyorsunuz?
EMİN KUL (Devamla) – Sayın milletvekilleri, biraz önce burada Diler Holdingten bahsedildi. Buyurun, Diler Holdinge yapılan tahsisle ilgili belge burada. Diler Holdinge daha önceki orman bakanları tahsis yapmış. Buyurun, Diler Holdinge yapılan tahsis. "Diler Holding" elle yazılmış ve altında Halit Dağlı'nın imzası.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Emin Bey, aynı yolu mu izlediniz?
EMİN KUL (Devamla) – Sayın milletvekilleri, önergede yer verilen 12 sahanın hepsi gerçek kişilere değil, şirket tüzelkişiliklerine, bu usul aynen izlenerek, önizin verilmek suretiyle, tahsis edilmiştir. Gerçek kişilere yapılan bir tek tahsis yoktur. Önizin verilen 12 şirketten ancak 4 tanesi için, zorlama biçimde siyasî ilişki, dostluk, yakınlık ilişkisi bulunduğu yakıştırması yapılabilmiştir. Zira, birçok kişinin hissedar bulunduğu bir şirkette, sadece bir gerçek kişinin hissedarlığı ileri sürülerek siyasî tercihle görevini kötüye kullanma eylemi ilişkilendirilemez.
Ayrıca sormak gerekir: Şirket ayrı ayrı hissedarlarının tek bir siyasî eğilim ve tercihleri olduğunu ileri sürmek de mümkün müdür? Şirketlerin tüzelkişiliğinde ortak veya hissedar olarak bulunan kişilerin siyasî parti üyesi, yöneticisi, eski bakan olmalarını veya bu ilişkileri olan ortak ve hissedarları bulunan şirketlerin turizm yatırımcılığıyla iştigal etmelerini, arazi tahsis işlemlerinden yasaklı olduklarını belirleyen herhangi bir kanun veya kanun hükmü var mıdır ki, bu ihlal edilerek görev kötüye kullanılmış olsun. Aksi halde, aynı yetkiyi kullanarak tahsisler yapan bütün Orman Bakanlarının görevi kötüye kullanmış sayılmaları gerekir. Burada soruyorum, Hasan Ekinci ve Halit Dağlı tarafından...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Kul, başka bir uzatma imkânım olmadığını ifade ederek, zatıâlinize 2 dakika eksüre veriyorum.
Buyurun.
EMİN KUL (Devamla) – DYP Kars Milletvekili Abdülbaki Akdoğan'a, DYP Manisa Milletvekili Ümit Canuyar'a, 19 uncu Dönem Mardin Milletvekili Metin Musaoğlu'na -ki, bu liste daha uzun; çeşitli siyasî şahıslar var- verilen tahsisler neye dayanılarak verilmişti
r.AHMET KABİL (Rize) – Kim vermiş onlara?
EMİN KUL (Devamla) – Değerli milletvekilleri, aksi halde, dediğim gibi, bütün Orman Bakanları sorumlu olur. Kaldı ki, tahsislerle ilgili müracaatlarda -DYP'li Orman Bakanları zamanında yapılmış olduğu gibi- Sayın Taranoğlu tarafından tahsis verilen kuruluşların bir kısmı, DYP'li Orman Bakanları tarafından kendilerine tahsis verilen kuruluşlardır. Sadece, bu husus dahi, siyasî maksat ve partizanlık yakıştırmalarını cerhetmeye, geçersiz kılmaya yeterlidir.
Çok kısa bir zaman içerisinde takdirlerinize arz ettiğim gerçekler karşısında kanaatim odur ki, hukuken geçerli hiçbir kanıt ortaya konulmaksızın, sadece dedikodu ve siyasî husumete dayalı suizan imalatı dahi, gerçeklerin bu silgisiyle silinmiş ve önerge boş bir kâğıt haline gelmiştir. Boş bir kâğıt haline gelen bu önerge, Yüce Meclis tarafından, Başbakan hakkında verilmiş bir soruşturma önergesi olarak asla değerlendirilemez. Önergede ileri sürülen iddialarla ilgili olarak yürütülen işlemlerin hiçbiri, Sayın Başbakanın görev ve sorumlulukları içerisinde bulunmadığı halde, dola
ylı veya dolaysız, tutarlı veya tutarsız, hiçbir hukukî ve fiilî kanıt da gösterilmeksizin, sadece Başbakan Sayın Mesut Yılmaz'ın talimatlarıyla yapılmıştır isnadını yöneltmek ve göreviyle ilgili olmayan iş ve işlemler için, görevini kötüye kullandığını ileri sürerek Meclis soruşturması açılması isteminde bulunmak pervasızlığı...(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Kul, sizi fazla da zorlayamıyorum; ama, rica ediyorum efendim.
EMİN KUL (Devamla) – Bağlıyorum efendim.
Bu pervasızlık, Sayın Mesut Yılmaz'ı Başbakan değil, siyasî hasım gibi görmenin paranoyasından kaynaklanmaktan öte hiçbir hukukî değer taşımamaktadır. Bu paranoya ile ilanların tesirine kapılıp sürekli "Çokomel" diyenler, şimdi de, sürekli, her önergenin altında "Başbakan" diye, maalesef, bu rahatsızlıklarını ifade etmektedirler.
Aynı konuda ve aynı iddialarla, bir taraftan ilgili bakan, diğer taraftan görev, yetki ve sorumluluklarıyla ilgisi olmadığı halde, Sayın Başbakan için iki ayrı soruşturma önergesi verilmesi, sunduğum bu bilgiler karşısında, hızını alamayan siyasî kin ve husumetin hukuk tanımaz şaşkınlığının esasen doğrudan kanıtıdır. Önergenin içeriğinin hiçbir yönü Sayın Başbakanla ilgili değildir.
İşte bu nedenlerle önergenin reddi yönünde oy kullanacağımı arz ediyor; sizleri de bu yönde oy kullanmaya çağırıyor; saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Kul, teşekkür ediyorum.
Sayın Karapaşaoğlu, görüşlerinizi ifade etmek üzere; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)
MEHMET
ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; turizm yatırımcılarını teşvik amacıyla, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Yasası çerçevesinde, kamu arazileri, Turizm Bakanlığı ve Orman Bakanlığı tarafından, kırkdokuz yıllığına kiralama yoluyla tahsis edilebilmektedir. 1983 yılından bu yana, onbeş yılda, 20 milyon metrekare kamu arazisi, 296 girişimciye turizm amaçlı tahsis edilmiştir. Onbeş yıl önce turizmin teşvik edilmesi gerekiyordu ve bu tahsisler, bu amaçla başlatıldı. Bulunduğu bugünkü noktada kabuğunu kıran turizmin, eskisi kadar teşvike ihtiyacı olmadığı da bir gerçektir. Buna rağmen, yılda ortalama 20 parsel tahsisi gerçekleştirilmiştir.55 inci Hükümet işbaşına geldikten sonra, Aralık 1997 ve Mart 1998 arasında geçen üç aylık dönemde, 2 defada, 44 adet kamu arazisi tahsisi yapılmak suretiyle, 4 milyon metrekare orman arazisi peşkeş çekilmiştir ve basında konu edilen birtakım yolsuzluklara sebep olunmuştur. 23 Eylül 1997 ilâ 6 Ocak 1998 ve 16 Şubat 1998'de yayımlanan 3 adet Bakanlar Kurulu kararnamesiyle, 40 adet turizm merkezi ilanı ve sınır tadilatı yapılmıştır. Kamu arazilerinin ihale yoluyla verilme imkânı varken ve Hazinemize daha fazla gelir sağlamak mümkünken, maalesef bu yapılmamış, yakınlara, eş ve dosta tahsis yolu seçilmişti
r.Sabah Gazetesi Başyazarı Güngör Mengi, konuyu, köşesinde "Cennetten Yağma" başlığıyla dile getirmiş ve tahsislerde, 100 bin ilâ 1 milyon Alman Markı rüşvet döndüğü duyumları aldıklarını ve bu tahsislerin derhal durdurulması gerektiğini Sayın Başbakandan talep etmiştir. Yine, Sabah Gazetesi yazarlarından Necati Doğru, köşesinde, duyurusu, Aralık 1997 ilâ 2 Şubat 1998 tarihleri arasında yapılan ve 13 Mart 1998'de tahsisi yapılan 26 adet turizm alanıyla ilgili olarak, güney sahillerinde, pırlanta değe