DÖNEM : 20 CİLT : 53
YASAMA YILI : 3
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
97 nci Birleşim
3 . 6 . 1998 Çarşamba
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – YOKLAMA
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – İstanbul Milletvekili Mehmet Aydın’ın, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin, İstanbul Topkapı Halk Pazarını yıkım kararına ilişkin gündemdışı konuşması
2. – Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan’ın, Ilısu Baraj ve hidroelektrik santral projesine ilişkin gündemdışı konuşması ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun cevabı
3. – Karabük Milletvekili Hayrettin Dilekcan’ın, Batı Karadeniz Bölgesinde meydana gelen sel felaketinde zarar gören vatandaşların durumuna ilişkin gündemdışı konuşması ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun cevabı
B)TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Ukrayna Cumhuriyetine gidecek olan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e, dönüşüne kadar, TBMM Başkanı Hikmet Çetin’in vekâlet edeceğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1528)
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. – Karabük Milletvekili Hayrettin Dilekcan ve 20 Arkadaşının, Akın Birdal suikastının açıklığa kavuşturulması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/266)
V. – ÖNERİLER
A)DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. – (9/21) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin gündemdeki yeri ve görüşme gününe ilişkin Danışma Kurulu önerisi
VI. – SEÇİMLER
A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM
1. – Anayasa Komisyonunda boş bulunan üyeliklere seçim
2. – Adalet Komisyonunda boş bulunan üyeliklere seçim
VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)
2. – Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine göre doğrudan gündeme alınma önergesi (2/669) (S. Sayısı : 338)
3. – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının aynı mahiyetteki kanun teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553)
4. – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/689) (S. Sayısı : 631)
5. – Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/217) (S. Sayısı : 132)
6. – Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/697) (S. Sayısı : 469)
7. – Yaş Sebze ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve İçişleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji komisyonları raporları (1/735) (S. Sayısı : 638)
VIII. – SORULAR VE CEVAPLAR
A)YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, doktor sayısına ve illere göre dağılımına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Halil İbrahim Özsoy’un yazılı cevabı (7/4879)
2. – Ardahan Milletvekili Saffet Kaya’nın, Ardahan Devlet Hastanesinin personel ihtiyacına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Halil İbrahim Özsoy’un yazılı cevabı (7/4896)
3. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman-Ayrancı-Kayaönü Köyüne içme suyu deposu yapılıp yapılmayacağına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın yazılı cevabı (7/4936)
4. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman-Ayrancı-Melikli Köyünün sağlık evi ihtiyacına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Halil İbrahim Özsoy’un yazılı cevabı (7/4937)
5. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın;
– Karaman Merkez-Dinek Köyünün içmesuyu sorununa,
– Karaman Merkez-Değirmenbaşı Köyünün beton sulama kanalı sorununa,
– Karaman Merkez-Damlapınar ve Başkışla köylerinin bazı sorunlarına,
– Karaman Merkez-Akpınar Köyünün bazı sorunlarına,
– Karaman Merkez-Adaköy’ün bazı sorunlarına,
– Karaman Merkez-Ağaçyurdu Köyünün bazı sorunlarına,
– Karaman Merkez-Çakırbağ Köyünün içmesuyu deposu ve şebekesine,
– Karaman Merkez-Cerit-Özdemir ve Ağaçyurdu Köy yollarının yapımı
– Karaman Merkez-Avlağı Köyünün içmesuyu deposu ve su dağıtım şebekesi sorununa,
– KaramanMerkez-Aşağıakın Köyünün bazı sorunlarına ilişkin ve
– Karaman Merkez-Eğilmez ile Madenşehri köyleri arasındaki yola,
– Karaman Merkez-Çimenkuyu Köyünün içmesuyu sorununa,
– Karaman Merkez-Dağkonak Köyünün içmesuyu sorununa,
– Karaman Merkez-Çukur Köyünün içmesuyu deposuna,
– Karaman Ayrancı-Üçharman Köyünün sulama kanalı ihtiyacına,
– Karaman Merkez-Yuvatepe Köy yoluna,
– Karaman Merkez-Bucakışla Köyünün su ve kanalizasyon sorununa,
– Karaman Merkez-Burunoba Köyünün içmesuyu sorununa,
İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın yazılı cevabı (7/4946, 4949, 4951, 4952, 4953, 4954, 4956, 4957, 4959, 4960, 4962, 4976, 4977, 4978, 4979, 4980, 4981, 4982)
6. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın;
– Karaman-Kâzımkarabekir-Karalgazi Köyünün beton sulama kanalı sorununa,
– Karaman-Kâzımkarabekir-Sinci Köyünün bazı sorunlarına,
– Karaman-Kâzımkarabekir-Kızılkuyu Köyünün bazı sorunlarına,
– Karaman-Kâzımkarabekir-Mecidiye ile Mesudiye köyleri arasındaki yolun asfaltlanmasına,
İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın yazılı cevabı (7/5045, 5046, 5047, 5048)
7. – Erzurum Milletvekili Abdulilah Fırat’ın, Erzurum İlinin bazı ilçelerinde uygulanan mera yasağına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun yazılı cevabı (7/5059)
8. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Erzincan İline 1998 yılı bütçesinden ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ın yazılı cevabı (7/5063)
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açıldı.
Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Fransa Ulusal Meclisinin 29 Mayıs 1998 tarihli toplantısında kabul edilen sözde Ermeni soykırımına ilişkin yasa teklifi hakkında gündemdışı açıklamada bulundu; ANAP Grubu adına Bitlis Milletvekili Kâmran İnan, FP Grubu adına Hatay Milletvekili Mehmet Sılay, DYP Grubu adına Erzurum Milletvekili Zeki Ertugay, DSP Grubu adına Zonguldak Milletvekili Mümtaz Soysal, CHP Grubu adına İstanbul Milletvekili Bülent H. Tanla, DTP Grubu adına Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, şahsı adına Ankara Milletvekili Cemil Çiçek de aynı konuda görüşlerini açıkladılar.
Fransa Ulusal Meclisinde “Fransa, 1915 Ermeni soykırımını açıkça tanır” hükmünü içeren tek maddelik bir yasa teklifinin kabul edildiğinin esefle öğrenildiğine,
Türkiye ile Fransa arasındaki tarihi dostluk ilişkilerinin geliştiği bir dönemde, Fransa Parlamentosunun bir kanadınca böylesine haksız, tarihi gerçekleri kasten çarpıtan ve Türk Milletini hedef alan bir adım atılmasının son derece üzüntü verici olduğuna,
Bu yasa teklifinin Senato tarafından da kabul edilerek kanunlaşması durumunda, her şeyden önce Türk-Fransız ilişkilerine büyük zararlar vereceğine,
Bu kararın, diplomatlarımızı şehit eden terörist hareketleri yeniden canlandıracağına,
Kendileri için küçük siyasî çıkarlar elde etmeye çalışan bazı kişi ve çevrelerin, bu gibi kararları almakla, hiçbir barışçı amaca katkıda bulunmalarının mümkün olmadığına,
Tarihteki olayları yargılamanın, tarafsız tarihçilere bırakılması gerektiğine,
Fransa Ulusal Meclisinin bu kararının Türkiye açısından tümüyle geçersiz ilan edildiğine ve kınandığına,
İlişkin TBMMaçıklaması okundu; açıklamanın gereğinin Başkanlıkça yerine getirileceği açıklandı.
Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız’ın, Avrupa Birliğince Türkiye’ye yönelik olarak su ürünleri ithalinin yasaklanmasına ilişkin gündemdışı konuşmasına, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar cevap verdi.
Kanada ve Amerika Birleşik Devletlerine gidecek olan Devlet Bakanı A. Ahat Andican’a, Devlet Bakanı Işılay Saygın’ın,
Almanya’ya gidecek olan Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk’e, Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın,
Çin Halk Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit’e, Devlet Bakanı Hasan Hüsamettin Özkan’ın,
Slovakya Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Yücel Seçkiner’e, Devlet Bakanı Metin Gürdere’nin,
Azerbaycan Cumhuriyetine gidecek olan Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’e, Turizm Bakanı İbrahim Gürdal’ın,
Portekiz’e gidecek olan Orman Bakanı Ersin Taranoğlu’na, Devlet Bakanı Burhan Kara’nın,
Vekâlet etmelerinin uygun görülmüş olduğuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri ile
Hindistan Meclis Başkanının beraberindeki bir parlamento heyetiyle ülkemize davet edilmesine ilişkin TBMM Başkanlığı tezkeresi,
Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Zonguldak Milletvekili Necmettin Aydın ve 24 arkadaşının, bazı bölgelerde yaşanan sel felaketi konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/23) okundu; önergenin gündemde yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırasında yapılacağı açıklandı.
Muğla Milletvekili İrfettin Akar ve 54 arkadaşının, turizme açılan orman alanlarının dağıtımında usulsüzlük ve partizanlık yapmak suretiyle görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Orman Bakanı Ersin Taranoğlu hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/22) okundu; Anayasanın 100 üncü maddesine göre en geç bir ay içerisinde olmak üzere Danışma Kurulunca tespit edilecek görüşme gününün Genel Kurula sunulacağı bildirildi.
Denizli Milletvekili Hilmi Develi’nin, Denizli İlinde Büyükşehir Belediyesi Kurulması ve İl Merkezinde Sevindik, Kınıklı, Gümüşler ve Başkarcı Adıyla Dört İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifini geri çektiğine ilişkin önergesi okundu; Plan ve Bütçe Komisyonunda bulunan teklifin geri verildiği bildirildi.
Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun (6/1009),
İçel Milletvekili Saffet Benli’nin (6/985) ve (6/986),
Esas numaralı sözlü sorularını geri çektiklerine ilişkin önergeleri okundu; sözlü soruların geri verildiği açıklandı.
Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya, İçel Milletvekili Turhan Güven, Afyon Milletvekili İsmet Attila, Kırıkkale Milletvekili Hacı Filiz, Çanakkale Milletvekili Nevfel Şahin, Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük ve Çankırı Milletvekili Ahmet Uyanık’ın, (9/20) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinden imzalarını geri çektiklerine ilişkin önergeleri okundu; yetersayıda imza kalmadığından, soruşturma önergesinin gündemden çıkarılacağı ve işlemden kaldırılacağı bildirildi.
Konya Milletvekili Ahmet Alkan ve Nevşehir Milletvekili Abdulkadir Baş’ın, Anayasa Komisyonu üyeliklerinden,
Ankara Milletvekili İrfan Köksalan ve İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, Adalet Komisyonu üyeliklerinden,
Çekildiklerine ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Devlet Bakanı Refaiddin Şahin’in Ermenistan’a yaptığı resmî ziyarete katılan heyete, İstanbul Milletvekili Cefi Josef Kamhi’nin ve
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Tunus’a yaptığı resmî ziyarete katılan heyete de, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın,
Dahil edilmelerinin uygun görüldüğüne ilişkin Başbakanlık tezkereleri kabul edildi.
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 12 nci sırasında bulunan 469 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 6 ncı sırasına, 16 ncı sırasında bulunan 638 sıra sayılı kanun tasarısının 7 nci sırasına, 15 inci sırasında bulunan 626 sıra sayılı kanun tasarısının 8 inci sırasına alınmasına ve 3 Haziran 1998 Çarşamba günü sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin ANAP, DSP ve DTP Gruplarının müşterek önerisi, yapılan görüşmelerden sonra kabul edildi.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da boşaltılan yerleşim birimleri nedeniyle göç eden yurttaşlarımızın sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin tespit edilmesi amacıyla kurulan (10/25) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu raporu (S. Sayısı : 532) üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
3 Haziran 1998 Çarşamba günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 20.57’de son verildi.
Kamer Genç
Başkanvekili
Levent Mıstıkoğlu Abdulhaluk Mutlu Hatay Bitlis Kâtip Üye Kâtip Üye
No: 149
II. – GELEN KAĞITLAR
3 . 6 . 1998 ÇARŞAMBA
Teklif
1.- Hatay Milletvekili Levent Mıstıkoğlu’nun; 28.3.1983 tarih ve 2809 Sayılı Yükseköğretim Kurumlarının Teşkilatlanmasına Dair Kanunun Geçici 10 uncu Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi (2/1187) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna) ) (Başkanlığa Geliş Tarihi: 28.5.1998)
Rapor
1.- İskan Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonları Raporları (1/770) (S. Sayısı: 687) (Dağıtma Tarihi: 3.6.1998) (GÜNDEME)
Sözlü Soru Önergeleri
1.– Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, başörtülü öğrencilere yapılan uygulamalara ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi.(6/1057)(Başkanlığa geliş tarihi: 28.5.1998)
2.– Hatay Milletvekili Metin Kalkan’ın, Hatay’ın bazı ilçe ve köylerinde meydana gelen sel felaketinde mağdur olan vatandaşlara ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi.(6/1058)(Başkanlığa geliş tarihi: 28.5.1998)
3.– Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, yasadışı faaliyetlerin ve yolsuzlukların önlenmesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi.(6/1059)(Başkanlığa geliş tarihi: 28.5.1998)
4.– Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, özel öğretim kurumları hakkında bir genelgenin yayımlanıp yayınlanmadığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi.(6/1060)(Başkanlığa geliş tarihi: 28.5.1998)
5.– Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, DSP Isparta İl Başkanının Eğridir Endüstri Meslek Lisesini denetlediği iddiasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi.(6/1061)(Başkanlığa geliş tarihi: 28.5.1998)
6.– Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül’ün, Etibank’la ilgili basında yer alan haberlere ilişkin Devlet Bakanından (Rüştü Kazım Yücelen) sözlü soru önergesi.(6/1062) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.5.1998)
7.– Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül’ün, fonlarda toplanan paralara ve bunların harcamalarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi.(6/1063)(Başkanlığa geliş tarihi: 28.5.1998)
Yazılı Soru Önergeleri
1.– Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, PTT’de çalışan teknisyenlerin bazı sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi.(7/5285)(Başkanlığa geliş tarihi: 28.5.1998)
2.– Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, Hazine Müsteşarlığına banka kurmak için müracaat eden firmalara ilişkin Devlet Bakanından (Güneş Taner) yazılı soru önergesi.(7/5286)(Başkanlığa geliş tarihi: 28.5.1998)
3.– Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, Dışişleri Bakanının Bilderberg toplantısına katılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi.(7/5287)(Başkanlığa geliş tarihi: 28.5.1998)
4.– Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, kapatılan cami ve mescidlere ilişkin Devlet Bakanından (Metin Gürdere) yazılı soru önergesi.(7/5288)(Başkanlığa geliş tarihi: 28.5.1998)
5.– İçel Milletvekili Saffet Benli’nin, görevden uzaklaştırılan belediye başkanlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi.(7/5289)(Başkanlığa geliş tarihi: 28.5.1998)
6.– Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, TMO’nun hububat ithal edeceği iddiasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi.(7/5290)(Başkanlığa geliş tarihi: 28.5.1998)
7.– Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, Eskişehir’de kurulan İonialılar Derneği’ne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi.(7/5291)(Başkanlığa geliş tarihi: 28.5.1998)
8.– Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır’ın, Avni Aker Stadı iyileştirme çalışmalarına ilişkin Devlet Bakanından (Yücel Seçkiner) yazılı soru önergesi.(7/5292) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.5.1998)
9.– Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır’ın, bir futbolcunun transferiyle ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi.(7/5293)(Başkanlığa geliş tarihi: 28.5.1998)
Geri Alınan Yazılı Soru Önergesi
1.– Ordu Milletvekili Mustafa Hasan Öz, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı memurların kurumlar arası nakil taleplerine ilişkin Devlet Bakanı H.Hüsamettin Özkan’a yönelttiği 7/4907 Esas numaralı yazılı soru önergesini 2.6.1998 tarihinde geri almıştır.
Meclis Araştırması Önergesi
1.– Karabük Milletvekili Hayrettin Dilekcan ve 20 arkadaşının, Akın Birdal suikastinin açıklığa kavuşturulması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi.(10/266)(Başkanlığa geliş tarihi: 2.6.1998)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 15.00
3 Haziran 1998 Çarşamba
BAŞKAN : Başkanvekili Kamer GENÇ
KÂTİP ÜYELER : Abdulhaluk MUTLU (Bitlis), Levent MISTIKOĞLU (Hatay)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 97 nci Birleşimini açıyorum.
Sayın milletvekilleri, ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır. Yoklama sırasında, sayın milletvekillerinin, salonda olduklarını yüksek sesle belirtmelerini rica ediyorum...
HASAN GÜLAY (Manisa) – Biz, tamamız Sayın Başkan.
BAŞKAN – Tamam da, tamam olmayanlar var.
Sayın milletvekilleri, biz, zaman zaman yoklama yapma zaruretini, gruplardan gelen istek üzerine duyuyoruz. Bazı arkadaşlarımız diyorlar ki “siz, çok yoklama yapıyorsunuz” ama, bazı gruplar da bize “yoklamayla açın” diyorlar. Hakları da var; çünkü...
METİN ŞAHİN (Antalya) – Bir talep yok Başkanım, şu anda...
TURİZM BAKANI İBRAHİM GÜRDAL (Antalya) – Hangi grup efendim?..
BAŞKAN – Efendim, niye grubun ismini söyleyeyim...
MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Sizin gruptan kimse yok Sayın Başkan...
BAŞKAN – Efendim, neyse...
Zaten, muhalefet, biliyorsunuz, engellemek için bazen yoklama istiyor; onun için, İktidara mensup parti gruplarına düşen, Genel Kurul açıldığı zaman bütün kadrolarıyla burada olmaktır.
III.– YOKLAMA
BAŞKAN – Yoklamaya başlıyoruz. (Yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; çalışmalarımıza başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşımıza gündemdışı söz vereceğim.
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – İstanbul Milletvekili Mehmet Aydın’ın, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin, İstanbul Topkapı Halk Pazarını yıkım kararına ilişkin gündemdışı konuşması
BAŞKAN – Gündemdışı birinci sözü, İstanbul Topkapı Halk Pazarının yıkımına ilişkin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yıkım kararı ve 6 bin kişiden oluşan Topkapı Halk Pazarı esnafının vahim durumu hakkında gündemdışı söz isteyen, İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Aydın’a veriyorum efendim.
Buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakikadır.
MEHMET AYDIN (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İstanbul’da, Topkapı semtinde ve sur dışında 6 bin işyerinden oluşan Topkapı Halk Pazarı esnafımızın maruz bulunduğu yıkım kararı karşısındaki vahim durumu Yüce Meclise arz etmek üzere, gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepimizin bildiği ve pek çok vatandaşımızın da yakından tanıdığı, İstanbul’da, Topkapı surları dışında, 1995 yılına kadar şehirlerarası ulaşımın sağlanmasına hizmet veren otogarın da yer aldığı önemli bir semtimiz vardı. İşte bu semtte, otuz sene evvel, Topkapı Otogarının hizmete girdiği yıllarda, onun hemen yanında, bir de alışveriş merkezi kendiliğinden oluşmuştur ve çok kısa zamanda, 6 - 7 bin esnafımızın ekmek kapısı haline gelmiştir. Her gün otogara gelen giden yüzbinlerce insanımız, pek çok ihtiyacını, bu çarşı esnafından temin edegelmiştir. Planlı ve modern bir çarşı veya iş merkezi görünümünde olmayan bu mütevazı yerde, halen, 6 bin kadar esnaf ticaret yapmaktadır. Buradaki ticaretleri, otuz senedir devam etmektedir. Her esnafın yanında 2 ilâ 15 arasında eleman çalışmaktadır. Bu çalışanların toplamı, esnafla birlikte, 40 bine ulaşmaktadır. Her aileyi ortalama 5 nüfus olarak kabul edersek, Topkapı Halk Pazarının 200 bin kişinin ekmek kapısı haline geldiği gerçeğini görürüz. Bu gerçeği görmezlikten gelemeyiz. Bu, 200 bin nüfuslu büyük bir vilayet demektir. Burada çalışan esnafımız, Edirne’den Kars’a, Samsun’dan Antalya’ya kadar ülkemiz geneline hizmet vermektedir. Bu çarşıda oluşan fiyatlar, fakir fukara kesimin alım gücüne de çok uygundur.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bunları, şunun için anlatıyorum: Böylesine ciddî bir ihtiyaçtan doğmuş bulunan, tertemiz bir geçmişi olan sözünü ettiğimiz Topkapı Halk Pazarı, ne yazık ki, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin yıkım kararı tehdidi altında bulunmaktadır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; geçmiş yıllarda da benzer yıkım kararları uygulanmıştır. Bunun en yakın ve hatırlarda olan örnekleri, Topkapı Otogarının Esenler’e, Perşembe Pazarı esnafının Perpa’ya, Gazlıçeşme’deki deri fabrikalarının Tuzla’ya, Bayazıt’taki ayakkabı imalatçılarının İkitelli’ye nakilleridir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Ancak, başka yere nakilleri yapılan bu işyerlerinin sahipleri mağdur edilmemişlerdir; eski yerleri yıkılmadan evvel yeni işyerleri kurulmuş, anahtarları kendilerine verilmek suretiyle, eski yerlerinden çıkmaları istenilmiştir. Böylesine uygun bir yıkıma, elbette, can kurban denilir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ne hazindir ki, 6 bin esnafımızla ilgili Topkapı Halk Pazarı için, yıkım kararı öncesinde hiçbir tedbir düşünülmemiştir. Bugüne kadar 2 bin dükkân ve işyeri yıkılmıştır. Dükkânları yıkılanlar, şu anda, yıkıntılar arasında mallarını pazarlamaya ve ekmek parası kazanmaya çalışıyorlar; durumları yürekler acısıdır. İlgililer, olayı mahallinde incelesinler ve dükkânların tedbir alınmadan, nasıl acımasızca yıkılmakta olduğunu görsünler. Devletimizin yasalarına ve yetkili makamların kararlarına karşı gelmek, kimsenin haddine değildir; ancak, maruz kalınan bu vahim durum karşısında, esnafımız, elbette, hakkını arayacaktır.
Nitekim, Halk Pazarı Yardımlaşma Derneği Başkanı Sayın Hıdır Çiftçi ile birlikte, evvela, İstanbul Valisi Sayın Kutlu Aktaş’ı ziyaret ettik, bu durumu anlattık. Sayın Valimiz, olayın kendilerini aştığını ifade ettiler. Bunun üzerinedir ki, yine, Dernek Başkanıyla birlikte, İçişleri Bakanımız Sayın Murat Başesgioğlu’nu ziyaret ederek, bu vahim keyfiyeti kendilerine arz ettik. Sayın Bakanımız, konuyu İstanbul Valisiyle görüşeceklerini ve olayın incelenmesini isteyeceklerini ifade ettiler. Bundan sonra bir dilekçe hazırladık ve İstanbul Valiliğine yazılı başvuruda bulunduk. Sayın Kutlu Aktaş, bir vali yardımcısı görevlendirerek, olayın mahallinde incelenmesini, rapor halinde kendilerine verilmesini istediler; ancak, şu ana kadar olumlu veya olumsuz herhangi bir yanıt yok...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Aydın, süreniz bitti, lütfen toparlar mısınız... 1 dakika eksüre verdim; süratle tamamlayın.
MEHMET AYDIN (Devamla) – Lütfen efendim, önemli bir konu...
BAŞKAN – Buyurun, önemli neyse söyleyin işte.
MEHMET AYDIN (Devamla) – Çok açık bir şekilde ifade etmek istiyorum: 6 veya 7 bin kişiden oluşan Topkapı Halk Pazarı esnafının barındığı bu alışveriş merkezinin, tedbir alınmadan, kendilerine yeni işyerleri hazırlanmadan yıkılmasının sebep olacağı acılar, açacağı yaralar, bir Erzincan, bir Lice depreminden veya bir Senirkent deprem ve sel felaketinden; çığ düşmesinden, bir uçak kazasından veya deniz kazaları gibi felaketlerin sebep olacağı yaralardan farklı olmayacaktır; 200 bin nüfuslu bir vilayetin yok olması demek olacaktır. Bu yıkım kararı tedbir alınmadan uygulanacak olursa, telafisi ve tedavisi mümkün olmayacak yaralara ve zararlara neden olacaktır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yukarıda arz ve izah ettiğim nedenlerle, Başbakanımız Sayın Mesut Yılmaz’ı, özellikle İçişleri Bakanımız Sayın Murat Başesgioğlu’nu, İstanbul Valimiz Sayın Kutlu Aktaş’ı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tayyip Erdoğan’ı göreve davet ediyorum, tedbir almaya davet ediyorum, Topkapı Halk Pazarı esnafının tamamını kapsamak üzere yeni bir iş merkezinin gerçekleştirilmesine kadar yıkım kararının ertelenmesini temin etmeye davet ediyorum. Bu çağrım, tüm kabine üyelerini kapsamaktadır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; çağrıda bulunduğum görevlilerin ve ilgililerin merhametli ve şefkatli ellerini uzatacakları ve yardımlarını esirgemeyecekleri ümidiyle, Topkapı Halk Pazarı esnafını, beni izleyen vatandaşlarımızı ve Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aydın.
LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Sayın Başkan, yapılan konuşmaya İçişleri Bakanının cevap vermesi gerekirdi; ama, Sayın Bakan, maalesef, cevap vermedi.
BAŞKAN – Bakana vekâleten siz mi cevap vereceksiniz?!..
LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Hayır efendim.
Bir yanlışlığı düzeltmek istiyorum; İstanbul’da bahsedilen yerde, Topkapı Otogarında yapılan işlemlerin tamamı yasalara uygundur ve burada konuşan sayın milletvekilinin sözleri demagojiden öteye gitmemektedir.
BAŞKAN – Peki efendim; bu, arkadaşımızın takdiri. Yasalara uygunsa, zaten, belediye başkanı, yasalara uygun işlem tesis ettiği için, vicdanen rahat demektir.
Gündemdışı konuşmaya cevap konusunda Hükümetten bir istek gelmediğine göre, demek ki, cevaplandırılmayacaktır.
2. – Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan’ın, Ilısu Baraj ve hidroelektrik santral projesine ilişkin gündemdışı konuşması ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun cevabı
BAŞKAN – İkinci gündemdışı söz, Şırnak İli sınırları içerisindeki Dargeçit İlçesinin 15 kilometre doğusunda yer alan Ilısu barajı projesi ve Dargeçit İlçesine Ziraat Bankası şubesi açılmasıyla ilgili olarak, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan’a verilmiştir.
Buyurun Sayın Arıkan.
Süreniz 5 dakika.
MUZAFFER ARIKAN (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ilısu Barajı projesi ve hidroelektrik santral tesisleri, Mardin sınırları içerisinde, Dargeçit İlçesinin 15 kilometre doğusunda, Dicle Nehri üzerinde yer almaktadır.
Göl alanında 11 milyar metreküp su biriktirilecek olan Ilısu Barajında, yılda 3 milyar 833 milyon kilovat/saat elektrik enerjisi üretilecektir. Üretilen bu elektrik enerjisiyle, Türkiye ekonomisine, 1998 yılı fiyatlarıyla yılda 47 trilyon Türk Lirası katkı sağlanacaktır.
Ilısu Barajı, ülkemizde inşa edilen hidroelektrik santrallar içerisinde Atatürk, Karakaya ve Keban Barajından sonra, enerji üretimi bakımından dördüncü büyük barajımız olacaktır. Ilısu Barajıyla üretilecek olan enerji, şu an, hidroelektrik santralları vasıtasıyla ülkemizde üretilen toplam enerjinin yüzde 10’unu teşkil etmektedir.
Sağlanacak iç ve dış krediyle yapılması düşünülen Ilısu Barajı ve hidroelektrik santralı inşaatı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 1998 yılı yatırım ve uygulama programında yer almış olmasına rağmen, bu projenin hangi tarihte başlayacağı konusunda bugüne kadar henüz net bir bilgi verilmemiştir.
Diğer taraftan, Ilısu Baraj projesi inşaatı başlatıldığına, baraja en iyi ulaşım alternatifi olarak, ağır tonajlı nakliyeler için, Şanlıurfa-Kızıltepe arasında E-90 No’lu uluslararası ticaret yolu mevcuttur. Kızıltepe’den ayrılarak 22 kilometreyle Mardin İline ve 67 kilometreyle Midyat İlçesine, 42 kilometreyle Dargeçit İlçesine ve 14 kilometreyle baraj mahalline ulaşmak mümkün olabilir. Kızıltepe’den Dargeçit’e kadar olan yol Karayollarına aittir. Birinci alternatif olarak, Dargeçit ilçesi ile baraj mevkii arasındaki 14 kilometrelik yolun yapılması uygun olacaktır.
İkinci bir alternatif olarak, Şanlıurfa’dan Nusaybin’e kadar, yine, E-90 No’lu uluslararası yol mevcuttur. Nusaybin’den Midyat’a 40 kilometrelik yol bağlantısı ıslahı yapılarak, Dargeçit ve baraj mahalline ulaşmak yine mümkündür.
Üçüncü bir alternatif olarak; Diyarbakır-Mardin-Midyat-Dargeçit yolu üzerinden baraj mahalline ulaşım mümkündür. Bütün yollar Karayollarına aittir.
Dördüncü bir alternatif ise; Diyarbakır-Batman-Midyat-Dargeçit yolu üzerinden, yine, baraj mahalline ulaşmak mümkün olacaktır.
Değerli arkadaşlarım, yukarıda belirtilen ulaşım alternatiflerinde devlet yolları mevcuttur; topografik yönden yol yapımına çok elverişlidir. Bu tür yollar, ovalardan geçmektedir. Yıl boyunca 24 saat trafiğe açık, en kısa mesafeleri ve en önemlisi de güvenli ulaşım alternatifleridir. Tren yolu da mevcuttur. Ayrıca, Batman, Diyarbakır ve 1998 yılı içerisinde faaliyete geçmesi planlanan Mardin Havaalanı, ulaşımı daha da kolaylaştıracaktır.
Diğer taraftan, Diyarbakır, Batman ve Siirt üzerinden de ulaşım imkânı mümkündür; ancak, topografya yönünden, Siirt’ten sonra dağlık kesimde, gerek yol yapımı zorluğu ve bu nedenle de yol yapımı maliyetlerinin çok yüksek olması gerekse güvenlik açısından, bu, en son düşünülecek bir alternatif olmalıdır.
Değerli arkadaşlarım, doğu ve güneydoğunun en büyük ihtiyaçlarından birisi, sanayide ve aydınlatma kullanılacak elektrik enerjisinin yetersiz olmasıdır. Bölgedeki az sayıda ve teknolojik olarak yeterli olmayan sanayi kuruluşlarında enerji ihtiyacı had safhaya varmıştır...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Arıkan, süreniz bitti; lütfen toparlar mısınız...
MUZAFFER ARIKAN (Devamla) – Bu nedenlerle, Ilısu Barajı projesinin bir an önce başlatılması ve en uygun ulaşım alternatifinin seçilmesi gerekmektedir. Bu projenin gerçekleşmesiyle sağlanacak elektrik enerjisinin yanı sıra, bölgenin ekonomik ve sosyal yönden kalkınması sağlanacak, bölgedeki istihdam olanakları artacak, sanayide gelişme sağlanacak ve tarımsal üretimde verimlilik olacaktır.
Sayın Bakan, yukarıda yapmış olduğum açıklamalar doğrultusunda, Türkiye ekonomisine son derece katkıda bulunacak Ilısu Barajı projesinin ne zaman başlatılacaktır ve projenin başlamasıyla birlikte ulaşım alternatifi olarak hangi güzergâh düşünülmektedir? Ayrıca, buranın, topografya yönünden son derece elverişsiz, can güvenliği bulunmayan, dağlık bölge olması ve yol yapımı zorluğu sebebiyle maliyetleri yüksek olan Diyarbakır, Batman ve Siirt üzerinden baraja ulaşım alternatifinin düşünüldüğü konusunda bir kararınız var mıdır; böyle bir çalışma başlatıldı mı? Sayın Bakandan, bu konuda, bizleri aydınlatmasını bekliyoruz.
Değerli arkadaşlarım, yine, Dargeçit İlçemizde binası belediye tarafından tahsis edilen ve faaliyete geçirilmek üzere tabelası dahi hazırlanan Ziraat Bankası şubesi açılmayarak, başka bir ilçede faaliyete geçirilmesi planlanmıştır. Oysaki, Ilısu Barajı projesinin başlamasıyla Dargeçit İlçesinde ekonomik bir canlanma söz konusu olacaktır. Bu nedenle, Sayın Bakan Güneş Taner’den de, Dargeçit İlçemizde, daha önce planlanan, fakat faaliyete geçirilmeyen Ziraat Bankası şubesinin açılıp açılmayacağı konusunda bizleri aydınlatmasını bekliyor, saygılar sunuyorum. (DTP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Arıkan.
Gündemdışı konuşmaya, Bayındırlık ve İskân Bakanımız Sayın Yaşar Topçu cevap vereceklerdir; buyurun efendim.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Mardin Milletvekili değerli arkadaşımız Muzaffer Arıkan’ın gündemdışı yapmış olduğu konuşmaya kısaca cevap sunmak istiyorum.
Ilısu Barajı ve hidrolik santralı, karakteristik itibariyle, 35 517 kilometrekarelik bir drenaj alanını, 15 450x106 metreküplük yıllık ortalama akımı, 490 metreküp/saniyelik su debisini, 480 metrelik maksimum işletme kotunu, 526 metrelik maksimum su kotunu ihtiva eden ve kaya dolgu biçiminde yapılacak bir barajdır. Bu barajın yüksekliği 130 metre, uzunluğu da 1 820 metreyi bulacaktır. Dolgu hacmi orta büyüklükte bir barajdır; 6 üniteden meydana gelecek ve toplam 1 200 megavat elektrik üretecektir.
1998 yılına göre, 321 trilyon liralık maliyet bedeli hesaplanmıştır. Halen, bu baraj, Devlet Su İşleri yatırımları içerisinde, anahtar teslimi ihalesi içinde beklemektedir. Kısa zamanda anahtar teslimi olarak ihale edilip yapımcı firmaya teslim edilecek ve süresi içerisinde bitirilmesi için de her türlü izleme ve kontrol yapılacaktır.
Dargeçit’e Ziraat Bankası şubesi açılıp açılmayacağı konusu, Ziraat Bankasının şube politikalarıyla ilgilidir. Tabiî, Ziraat Bankası, resmî bir banka, bir devlet bankasıdır ve devletin bir hizmetini ifa ediyor; ama, yine de, ticarî kurallara göre çalıştığı için ve kendisinden, özellikle yeni kurulan ilçeler bakımından yüzlerce şube talebi bulunulduğu için, bunları bir anda karşılaması mümkün değildir. Bu konuda, Ziraat Bankasında çalışma yapılmıştır; ama, henüz, kesin olarak nerelerde şube açılacağı, tam olarak kararlaştırılmış değildir. Değerli arkadaşımızın ve Yüce Meclisin bilgilerine sunuyorum.
Saygılarımı sunarım. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Gündemdışı konuşma cevaplandırılmıştır.
3. – Karabük Milletvekili Hayrettin Dilekcan’ın, Batı Karadeniz Bölgesinde meydana gelen sel felaketinde zarar gören vatandaşların durumuna ilişkin gündemdışı konuşması ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun cevabı
BAŞKAN – Üçüncü gündemdışı konuşma, Batı Karadeniz Bölgesinde meydana gelen sel felaketinde zarar gören vatandaşların durumuyla ilgili olarak Karabük Milletvekili Hayrettin Dilekcan’a verilmiştir.
Buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)
Sayın Dilekcan, süreniz 5 dakika.
HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mayıs ayının son haftasında Batı Karadeniz Bölgesinde meydana gelen sel felaketiyle ilgili olarak gündemdışı söz almış bulunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, bana, gündemdışı söz vermeniz nedeniyle size teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere Bartın, Karabük, Zonguldak, Bolu, Sakarya İllerinde 21 Mayıstan sonra yoğun sel felaketi yaşandı. Bu sel felaketinde 4 bine yakın işyeri ve ev hasar gördü, kimi yıkıldı, kimi oturulamayacak hale geldi. Esnafımızın, tüccarımızın satmak istediği emtia sele gitti, sermayesi çamurların arasında kaldı, belki denize doğru yol aldı. Yine, bölgemizdeki tarımsal alanlar -Sakarya’yı da dahil edersek yaklaşık 1 milyon dekar ekili alan- zarar gördü.
Bütün bunlardan sonra, Hükümet yetkilileri dahil, Cumhurbaşkanımız ve Parlamentoda temsilcisi bulunsun bulunmasın siyasî partilerin temsilcileri bölgede incelemelerde bulundular. Bunlardan sonra, Hükümet tarafından birkısım kararlar alındı. Bu alınan kararların, bölgenin dertlerini çözme noktasında yeterli olmadığını, sanıyorum, Hükümet yetkilileri de takdir edeceklerdir. Ben, daha bugün, yeniden, Karabük’e gidip geldim. Bartın İline epey zamandır ulaşım sağlanamadı; Yenice İlçemizin üçte 2’si sele kurban gitti; Devrek’in hali belli; Yığılca’nın, neredeyse yeniden kurulacak bir ilçe konumunda olduğu söyleniyor. Bütün bunların toplam tutarının, Hükümet tarafından belirtilen zarar miktarı 300 trilyon lira olarak değerlendirildi. Ben, 300 trilyon lira -olur veya olmaz- rakamını afakî olarak söylemek istemiyorum; ama, zararın büyüklüğü gerçekten Hükümet tarafından da bilinmekte.
Hal böyle olmasına rağmen, bu yöreye yönelik olarak özel bir kanun çıkarılması gerekirken, Hükümet tarafından böyle bir çalışmanın yapılıp yapılmadığını henüz kamuoyu tam olarak bilmemekte. Dertlerini sormak için gittiğimiz vatandaşlarsa, Hükümete küskün. Hükümete küskünlüğün ötesinde “şimdiye kadar askerliğini yapmış, ticaret yapmış, çalışmış, devlete vergisini vermiş, gerekirse evladımızı şehit olarak bu millete feda etmişiz; bize, devletin yardım eli gereği gibi gelmiyor, bu nedenle küskünüz” ifadelerini kullanıyorlar.
Gerçekten de, yöredeki insanların, alınan tedbirlerin bir kısmından, enformasyon açısından habersiz olduğunu da gördük. Belki, Hükümetin almış olduğu tedbirlerden, bazı vatandaşlarımız tam olarak faydalanmayı bilmiyorlar; ama, bilseler de, verilen kredi miktarlarıyla kendilerine gelmeleri mümkün değil; çünkü, bütün sermayesi gitmiş, dükkânına aldığı malların borçlarını ödeyemeyecek tarzda malvarlığı elinden çıkmış esnafın tekrar hayata döndürülmesi için, kendisine hibe noktasında kredilerin temin edilmesi lazım. Düşük faizli krediler belki bir çözüm gibi gözükebilir; ama, çözüm olmadığını, orada yaşayanlar çok iyi bilmekte.
Değerli milletvekilleri, gerçekten, Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlet; milletiyle, millî birlik beraberlik içerisinde çözemeyeceği, aşamayacağı dert yoktur; yeter ki, önündeki idareciler bunun önderliğini rahatlıkla götürebilsinler, taşıyabilsinler. Bugün, devlet olarak, günlük 15 trilyon lira faiz ödeyen bir konumdayız. Oysa, Karabük İlinde, altyapı yatırımları dahil, 15 trilyon liraya yaraların sarılması mümkün olabilecek; ancak, gönderilen paralara baktığımız zaman, gerçekten çok cüzi miktarlarda kaldığını görüyoruz. Ben, öneri olarak, selden zarar gören bütün esnafa, en azından, en düşük olarak, hibe şeklinde, 1 milyar lira para verilmesi gerektiğini düşünüyorum; artı, faizsiz kredilerle veya düşük faizli kredilerle esnafın desteklenmesi gerekir.
Yine, evi yıkılmış insanlarımızın, eşyası sele gitmiş insanlarımızın oturacak yerleri yeniden...
(Mikrofon otomatik cihaz taarfından kapatıldı)
BAŞKAN – Efendim, süreniz bitti; lütfen, toparlar mısınız.
HAYRETTİN DİLEKCAN (Devamla) – Sayın Başkan, toparlıyorum.
Evi yıkılmış insanlarımızı ev sahibi etme noktasında, yöremiz insanları, Bayındırlık Bakanlığımızın, bu sene, derhal, afet konutları yapmaya başlamasını bekliyor.
Yine, yöre, gerçekten, ekonomik olarak büyük sıkıntılara duçar bir bölgeydi; gerek Zonguldak’taki kömür ocaklarının gerekse Karabük Demir Çelik Fabrikasının bölge ekonomisini taşıyan konumdan uzaklaşması neticesinde, o bölgede, müteşebbisler sıkıntılı duruma düşmüşlerdir. Olağanüstü hal bölgesiyle ilgili olarak son çıkarılan teşvik kanunlarından yöredeki illerin de istifade ettirilmesi noktasında, Bakanlar Kurulunun karar alması beklenmektedir.
Yine, devlete ait yolların, köy yollarının, altyapı hizmetlerinin bir an önce bitirilebilmesi açısından, illerimizin valiliklerine, il özel idarelerine, gerçekten, acil olarak, önemli miktarlarda ödenek aktarılması gerekmektedir. Belediye başkanlarımız, gerçekten, bölgenin bir an önce afet bölgesi ilan edilmesini ve sel nedeniyle uğramış oldukları kayıpların giderilmesi açısından, İller Bankası ödeneklerinin artırılmasını beklemektedirler.
Yine, KOBİ türü yatırımcılar, bu illerin acil destek programı içine alınması beklemektedirler.
Ben, Hükümetin, bu söylenilenlere kulak vereceğini -alması gereken tedbirlerin bir kısmını almıştır- gerçekten, yörenin dertlerine merhem olacak çareleri de alma noktasında, konuyu bir özel kanunla düzenleyeceğini ümit ediyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dilekcan.
Gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere, Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Yaşar Topçu, buyurun efendim.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; mayıs ayının birinci haftasından itibaren devam eden yağış nedeniyle yurdumuzun muhtelif 16 ilinde meydana gelmiş olan sel, taşkın ve heyelan afetleriyle ilgili olarak geçen hafta üç arkadaşımız gündemdışı söz alarak konuşmuşlardı; onlara, bu kürsüden cevap vermiştim. Bugün de, Karabük Milletvekili Sayın Dilekcan’ın, yine bu konuyla ilgili gündemdışı konuşması nedeniyle, konuyu bir kere daha bilgilerinize sunuyorum.
Konuyu bilgilerinize teferruatıyla arz edeceğim, yalnız siyasî parti temsilcilerinden, parlamenter arkadaşlarımızdan, siyaset yapan herkesten bir ricam var. Afetleri -bunu geçen hafta da söyledim- insanların ıstırabını siyaset konusu yapmayalım. Arkadaşımız “halk memnun değil” diyor. Ben, bütün afet bölgelerini dolaştım, Sayın Dilekcan’ın memleketine iki defa gittim. Halkımızdan gıda, çadır, temizleme suyu gibi bazı yardımların kendilerine yeterince yahut zamanında ulaşamamış olmasından -tabiî ki geçirdiği büyük afet karşısında uğradığı psikolojik etkenlerin de etkisiyle- şikâyet edenler olmuştur; bunlar, münferit olaylardır. “Halk memnun değildir” ya da “alınan tedbirler yeterli değildir” demek yanlış. Türkiye’de ilk defa, bir afete, devlet, bütün kurumlarıyla; aklınıza gelebilecek, 36 bakanlıkta mevcut, bu iş için işe yarar kişiler ve kuruluşlar; ayrıca, gönüllü kuruluşlar, tümüyle afetin üzerine, hem de 16 vilayet gibi çok geniş bir alanı kapsadığı halde gitmiştir. Tabiî, afetin üzerinden onbeş güne yakın zaman geçti, açtığı yaraları birdenbire sarmak elbette ki mümkün değil. İlk anda yaptığımız iş, can güvenliğini sağlamak, can tehlikesi içinde olanları kurtarmaktı; sonraki yaptığımız iş de, onları, günlük normal hayata döndürmenin çarelerini aramaktı. Şimdi, bu ölçüler içerisinde olaya bakmak lazım.
Bir de, konuşmamın sonunda -Sayın Başkan izin verirse, vaktim olursa- fazla istismar edilen bu afet bölgesi ilan etme konusundaki düşüncelerimi söyleyeceğim. Bu baştakileri niye söyledim; Türkiye’de her zaman afet olur, deprem olur, yangın olur, sel baskını olur, heyelan olur. Bunlar, her hükümet zamanında olur. Her hükümet, kanunların verdiği imkânlarla bu işlerin üzerine gider. Bunlar, millî meseledir. Bunları, o hükümet gelince eleştiri vesilesi, bu hükümet gelince ses çıkarmama vesilesi yaparsanız, bu, siyaset olur. Bizden önceki hükümetler zamanında da afet olmuştur; ama, bunlar siyasî polemik konusu yapılmamıştır; o bakımdan söylüyorum.
Özellikle Sayın Dilekcan’ın belirttiği Batı Karadeniz Bölgesinde uzun süredir normal devam eden yağışlar, 20 Mayıs gecesi, malumları olduğu üzere, çok şiddetlendi ve 24 saat içerisinde metrekareye 200 kilogramın üzerinde yağmur düşmesine yol açtı ve bölgede irili ufaklı 151 dere, çay, nehir ve ırmak taştı; toplam, 40 bin kilometrekarelik bir alan su altında kaldı. Bolu, Zonguldak, Karabük, Bartın, Sakarya, Kastamonu, Sinop, Samsun ve Hatay illerinde toplam nüfus olarak 2,2 milyonu aşan insan su baskınlarına maruz kaldı. Bu taşkınlarda, toplam 19 vatandaşımız, maalesef, hayatını kaybetti; 1 vatandaşımızın halen kayıp kaydı bulunuyor. Bölgede, ulaşım, haberleşme, enerji, yol, su, elektrik ve benzeri gibi altyapı hizmetleri olayın ilk gününden itibaren tamamen durdu. Bölgede 461 yerleşme yeri ve 10 bin civarında yapı su altında kaldı, 855 bin dekar ekili alan tahrip oldu. Buna, Aydın’ı, Balıkesir’i, daha önce olanları da katarsanız 1,5 milyon hektar oluyor.
1 350 kilometre uzunluğunda karayolu, 600 kilometre uzunluğunda köy yolu ulaşıma kapandı. Karayollarında 12 köprü, köy yollarında 91 köprü; 6,6 kilometre uzunluğunda menfez, 6 kilometre uzunluğunda istinat duvarı tahrip oldu. Çankırı-Zonguldak demiryolunun 57 kilometrelik kısmı köprü yıkılmaları, tünel göçmeleri, yol hasarları sebebiyle kapandı.
Hayvancılık sektöründe; 1 500 büyük ve küçükbaş hayvan, 160 bin tavuk ve 521 arılı kovan telef oldu.
Bölgede, 67 eğitim yapısı, 15 spor tesisi, 28 kamu binası önemli hasar gördü. Ev ve işyerleri su baskınına uğrayan halkın, mal ve eşya kayıpları öntahminlere göre, 100 trilyon civarındadır.
Su baskınlarıyla birlikte, zaten heyelan potansiyeli yüksek olan bu illerimizde, 98 köy heyelana maruz kaldı, 485 ev yıkıldı, 600 civarında ev tahliye edildi. Şu anda bu vatandaşlarımız çadırlarda barınıyorlar veya kamu binalarına yerleştirildiler.
Afet haberinin alınmasından itibaren bildiğiniz uygulama yapıldı; ayrıca, İçişleri Bakanlığının Ankara ve İstanbul’daki 100 kişilik profesyonel kurtarma ekipleri bölgeye gönderildi; diğerlerini saymıyorum.
Afetin ikinci günü sabahına kadar, 1 158 kişiyi damlardan ve evlerin en üst katından toplayarak can güvenliğini sağladık ki, geçen defa söyledim; afetin ilk gününde, Allah korusun, can tehlikesi büyük bir faciaya sebebiyet verecekti; 3 binin üzerinde vatandaşımız can tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır.
Bölgeye, bugüne kadar -Kızılay ve diğerlerinin yaptıkları hariç- Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan; yani, başında Sayın Hasan Gemici’nin bulunduğu fondan, sadece günlük ihtiyaçları gidermek için 1 trilyon 200 milyar lira gönderilmiştir. (DSP sıralarından alkışlar) Ayrıca, Afetler Fonundan 100 milyar lira gönderilmiştir. Acil Destek Fonundan 150 milyar lira gönderilmiştir; buna, belediyelere gönderilen paralar dahil değildir. Şu anda, karayollarının, köy yollarının açılması, sel tahribatının giderilmesi için, 910 iş makinesi ve kamyon faaliyettedir. İlk gün kapanan 1 334 kilometrelik karayolunun 1 233 kilometresi ulaşıma açılmıştır, 101 kilometrelik yolda çalışma devam ediyor. İlk gün ulaşıma kapanan 617 köyün 407’sinin yolu açılmıştır, 210’unda, karayolu makineleri de devreye sokulmak suretiyle çalışma devam ediyor. Çankırı-Zonguldak demiryolunda ise çalışmalar sürüyor.
Bölgede, ilk gün 282 yerleşme biriminde tamamen kesilen telefon haberleşmesi, büyük oranda düzeltilmiş, şu anda sadece 45 köy kalmıştır.
Bugüne kadar, Kızılay tarafından, 2 326 çadır, 14 280 battaniye, 200 ton muhtelif gıda, 860 kişilik giyim eşyası, 117 kilo ilaç ve 16 seyyar mutfak sevk edilmiştir. Günde, 10 bin kişiye üç öğün sıcak yemek verilmektedir halen.
Bartın’ın içmesuyu verilmiştir. Karabük’teki su sıkıntısı büyük ölçüde giderilmiştir. İller Bankası ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce, kasaba ve köylerin su arızaları büyük ölçüde giderilmiştir. Ayrıca, bölgeye, su ihtiyacını karşılamak üzere, belediyeler, kamu kuruluşları ve özel sektörden 80 arozöz, 52 su tankeri, 89 motopomp ve 3 adet su tasfiye cihazı gönderilmiştir.
Bu, su konusunda “Fazilet’li belediyeler bölgede, devlet nerede” diyenler için söyledim bunu; ayıptır!.. Özel sektörün tankerleri dahi orada çalışıyor. Bunlar siyaset konusu olmaz. Böyle söyleyerek bir yere gidemezsiniz; orada, şu anda, özel sektöre ait 20 arozöz çalışıyor. Bırakınız devleti; herkes koştu. Herkesin koştuğu yerde siyaset olmaz.
Bölgedeki şebeke suları sürekli kullanılmakta ve halka klor tabletleri dağıtılmaktadır. Sağlık Bakanlığı ve Çevre Bakanlığınca gerekli tüm önlemler alınmış ve bugüne kadar, bölgede, salgın hastalığa rastlanmamıştır.
Silahlı Kuvvetlerce, Devrek’te, Yenice’de panel köprü kurulmuş; Devrek’teki, faaliyete başlamıştır; bugün yarın, Yenice’deki de faaliyete geçecektir.
Bölgede, halen, yapılarda meydana gelen hasar tespitleri ve heyelan etütleri, sanayi kesimi, tarım ve üretim kesimi zarar tespit çalışmalarına devam edilmektedir. Bu çalışmaların önümüzdeki hafta içerisinde bitirilmesi planlanmıştır.
Bölgedeki halkın yaralarının sarılabilmesi için, Bakanlar Kurulunca; tabiî afet nedeniyle hayatını kaybeden, sakat kalan ve fiilen oturdukları konutları ve işyerleri hasar görenlere yapılacak yardımlar hakkında kararnamede, kanunun verdiği son imkân, dört katına çıkarılarak kullanılmıştır.
Tabiî afet nedeniyle zarar gören çiftçi, esnaf ve sanatkârlar, sanayi ve ticaret erbabı ile menkul ve gayrimenkul malları zarar gören gerçek ve tüzelkişilerin kredi borçlarının üç yıl süreyle ertelenmesi kararnamesi çıkarılmıştır.
Toplu Konut Kanununa dayanak yapılarak kredi verilen, inşaatı tamamlanmış veya devam etmekte olan konutlardan hasar görenlerin, Toplu Konut İdaresine veya bankalara olan borçlarının ertelenmesine ve silinmesine ilişkin kararname çıkarılmıştır.
Tabiî afetlerden zarar gören çiftçilere dağıtılacak tohumluklarla ilgili kararneme çıkarılmıştır.
Afet bölgesinde çalışan personele fazla mesai çalışma ücreti ödenmesi hakkında kararname çıkarılmıştır.
Ayrıca, başka kararnameler de çıkarılacaktır.
Şimdi, burada, Yüce Meclisin dikkatini bir şeye çekmek istiyorum. Bu memlekette, şimdiye kadar, müteaddit defalar -Cenabı Hakkın takdiridir- tabiî afet oluyor. İlk defa -bu yapılan işler yetersiz diyen arkadaşıma söylüyorum- bu Hükümet, çiftçinin, esnafın borçlarını, bir yıl anaparaya faiz ödemesiz üç yıl erteledi. Şimdiye kadar bir yıl ertelenmiştir, bir tane aksine örnek gösteremezsiniz; biz, üç yıl erteledik.
İSMET ÖNDER KIRLI (Balıkesir) – Neredekileri?..
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Bu da yetmedi; dedik ki, bu erteleme de yetmez; bunlara, ayrıca, Ziraat Bankasından veya Halk Bankasından kredi almış, kullanmış olsun olmasın -kooperatifler dahil- aynı şartlarla, üç yıl da tekrar kredi vereceğiz. Yani, bir yılı, anaparaya faiz ödemesiz, faizler de yüzde 50 düşürülmüş olarak, üç yıl tekrar kredi vereceğiz.
MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) – Bedava verin Sayın Bakan.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Canım, siz bedava verdiniz mi?.. Bedava nasıl vereceksin?.. Bu devletin, her yıl meydana gelen bu tür şeyleri bedava karşılaması mümkün mü?.. Faizini yüzde 50 düşürüyoruz, faizi yüzde 48 ise yüzde 24 uygulanıyor ve bir yılı ödemesiz, üç yıl; ayrıca, beş yıllığına tesis kredisi veriyoruz. Şimdiye kadar sizin yapmadığınız işi bizden niye istiyorsunuz?..
MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) – Bizim zamanımızda olmadı ki.
BAŞKAN – Müdahale etmeyin efendim... Rica ediyorum...
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Şimdi, bu da yetmedi, vergilerini terkin ettik. Ayrıca, vergiler bakımından, bu seneki kazançlarından gelecek sene vergi almamak için bir kanun teklifi getirip, bunu çıkarabilir miyiz; yani, bu seneki kazançları için de vergi ödemesinler hesabı içindeyiz. Devlet, kullanabileceği bütün imkânları kullanıyor. Bunun dışında, Türkiye’de, bugüne kadar, hiçbir afetin üzerine böyle gidilmedi ve böyle karar alınmadı.
Gelelim, afet bölgesi ilan işine.
Değerli arkadaşlar, gerek bu kürsüde gerekse siyaset meydanlarında kullanılan kürsülerde, siyaset yapıyorum yahut halkla diyalog kuruyorum derken, rasgele, bir şeyi incelemeden yapılan konuşmaların Türkiye’de yarattığı sıkıntılardan, siyaset, bugünkü duruma gelmiştir. Biz, neyin siyaset konusu olabileceğini, neyin olamayacağını hiçbir zaman ayırt etmedik. Arkadaşlarımız afet bölgelerine gidiyor, parti liderleri dahil, “sizin burayı afet bölgesi ilan etsinler” diyorlar. Bunu söyleyen insanlar, afet bölgesi ilanının neleri kapsadığını bilmiyor.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Başbakan da söyledi.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Hayır; Başbakan, afet kapsamına alınacak yerleri söylüyor. Siz, afet kapsamına alınmayacak yerleri söylerseniz, ben, buradan sizi aydınlatmak ihtiyacını duyarım arkadaşlarım.
Afet Kanununa göre, sel ve su baskını, deprem -yer sarsıntısı veya yer kayması- ve yangın gibi sebeplerle afet bölgesi ilan edilir. Afet bölgesi ilan edildiği zaman ya da ilan etmek için, o yörenin, o afete tekrar maruz kalması tehlikesi karşısında, bu yörenin iskân ve imarını zapturapt altına almak için afet bölgesi ilan edilir. Afet bölgesi ilan ettiğiniz zaman, yardım gelecek, etmediğiniz zaman, gelmeyecek diye bir şey yok. Yardım almak için, yıkılanların yenisini yapmak için -ama işyeri, ama ev- veya meydana gelen zararları ödemek için afet kapsamı kararına ihtiyaç yoktur; sadece umumî hayatı etkilemiş olması yeterlidir. Bu seller de umumî hayatı etkilediği için herkes ondan yararlanacak, evi, köyü, damı, hayvanı, işyeri gidenler yararlanacak. Afet bölgesi ilanı, o yörenin imar ve iskânını (yerleşimini) yeniden düzenlemek içindir; onun için dedik Bolu, Zonguldak, Bartın, Karabük diye...
Ben gittim, bütün bu yerleri dolaştım. Yığılca’nın köylerinde bakın ne olmuş: Gitmiş vatandaşlar, ormanın içine yerleşmişler -o dağ köylerini bilenler bilir, bunlar, dağların birbirinden ayrıldığı, altı üstü 50-100 metrelik vadilerdedir; bu vadilerden dereler, ırmaklar, çaylar geçer- ormanları kesmişler, yerine fındık ekmişler, bütün yamaçlar traşlı... Ormanları kesip, yerine fındık ekerseniz -bakın, buraları iyi bilen arkadaşlarımız var aslında- fındık, toprağı tutmaz, tumayınca, heyelan üzerine inmiş, yüzlerce ev heyelan altında... İnsanları aldık, kamu kurumlarına, çadırlara... Şimdi, bu insanları buralara yeniden yerleştirtmeyeceğim; onun için afet bölgesi ilan ediyorum. Diyeceğim ki, sizi buradan çıkarıyoruz, uygun göreceğiniz bir yere taşıyacağız. Veya siz, gitmişsiniz Filyos Çayının yatağının kenarına yapılanmışsınız, bina yapmışsınız, işyeri yapmışsınız, organize sanayi tesisi yapmışsınız... Şimdi, bunları zapturapt altına almazsam, yarın, buralar, benzeri afetlerden tekrar etkilenecek. Afet bölgesi ilanının faydası ve işlevi budur. Şimdi, bunu bilmeden, vatandaşlar da konuya yabancı oldukları için, gidiyorlar arkadaşlarımız, mesela Havza’da diyorlar ki, burayı afet bölgesi ilan etsinler... Havza’daki sel, belediyenin, Havza’nın içinden geçen derenin üstünü kapatmasından meydana gelmiş; açık olsa, deşarjını yapacak. Zaten, bu dört yöredeki sıkıntı, doğanın deşarj imkânın elinden alınmış olmasından kaynaklanıyor.
O halde, ne yapacağız; afet bölgesi ilan edeceğiz, diyeceğiz ki: “Buralara yerleşemezsiniz, şuralarda şunu yapamazsınız, heyelan bölgelerinde oturamazsınız.” Zaten, o insanlar da anlamış; bana “yer bulun, bizi buralardan kurtarın”dediler. Bunları iskâna tabi tutacağız. Afet bölgesi ilanının faydası budur. Yoksa, insanların, meydana gelen zararlardan dolayı devletten yardım almaları için afet bölgesi ilan edilmesi gerekmez, böyle bir kural yok.
Onun için, konuştuğunuz zaman, vatandaşa vereceğiniz demeçleri inceleyin, bakın, ondan sonra “afet bölgesi, afet bölgesi...” deyin. Bu, vatandaşa ne sağlıyor, ne getiriyor, ne götürüyor; bari, buna bakın, öyle konuşun. Yani, siyasete kalite getirelim diyorum. Böyle, rasgele, köy kahvesinde konuşur gibi, birtakım şeyleri düşünmeden, paldır küldür söylüyorsunuz, vatandaş da bana “bizim burayı da afet bölgesi ilan et.” diyor
Biz de “kardeşim, senin burada düzenlenecek bir yapılaşma yok ki; senin tarlanı su basmış” diyoruz. Su basan tarlanın afet bölgesi ilan edilerek düzenlenecek yeri yok; onun tarım zararını vereceksiniz; olay bundan ibaret. Ama, yanlış şeyler... Ondan sonra “afettin zarar gören vatandaş, afetzedeler sizden memnun değil” diyorsunuz. Canım, böyle kışkırtırsan, yanlış şey söylersen, o da yanlış algılar, bana kızar.
ASLAN POLAT (Erzurum) – Peki, Çevre Bakanı niye Alibeyköy’de aynı şeyi yaptı?!
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Bakınız, bu işi Sayın Gemici ile birlikte götürüyoruz, Sayın Gemici ile karar verdik. Bu dört ili (tekrar söylüyorum; Bolu, Zonguldak, Bartın, Karabük) olabilecek yeni bir taşkına karşın -Allah korusun- yeniden yapılandırmak, imar ve yerleşim durumunu yeniden ayarlamak, mevcut, kaldırılması gereken birimleri başka yere taşımak için, hasar tespitlerinin sadece geçici olarak elimize ulaştığı gün -yetki benimdir; kanun, Bayındırlık Bakanı olarak o yetkiyi bana vermiştir, Bakanlar Kurulu kararına falan ihtiyaç yoktur- afet bölgesi ilan edeceğim, kaldırılması gereken yerleri kaldıracağım. Müdahale edilmesi gereken yerler için de -belediyeler dahil- diyeceğiz ki, bunlara, bunları, bunları vermeyeceksiniz, yaptıramazsınız; ırmakların, derelerin, çayların kenarlarını rahat bırakacaksınız. Bundan sonra, köylülerimize diyeceğiz ki, heyelan bölgelerinde yerleşmeyeceksiniz. Yapacağımız iş bu, afet bölgesinin sebebi de bu...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Süreniz bitti Sayın Bakan...
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.
Geçici hasar tespitleri gelir gelmez, bendeniz, bunları ilan edeceğim, uygulamaya koyacağım. Bu dört ilin tümünde, il bazında, vilayetlerle, belediyelerle birlikte, diğer demokratik kitle örgütlerini de çağırarak yeniden çevre düzeni planı yapacağız. Bu plana göre, yeniden, buraların, yerleşimlerini ve düzenini afetten etkilenmeyecek hale getireceğiz.
Hepinize, beni sabırla dinlediğiniz için saygılar sunar, teşekkür ederim. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Gündemdışı konuşma cevaplandırılmıştır.
Gündemdışı konuşmalar bitmiştir.
Cumhurbaşkanlığının bir tezkeresi vardır; okutuyorum:
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Ukrayna Cumhuriyetine gidecek olan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e, dönüşüne kadar, TBMMBaşkanı Hikmet Çetin’in vekâlet edeceğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1528)
3 Haziran 1998
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Ukrayna Cumhurbaşkanı Leonid Kuchma’nın daveti üzerine 4-5 Haziran 1998 tarihlerinde Yalta’da düzenlenecek Karadeniz Ekonomik İşbirliği Zirvesine katılacağımdan, dönüşüme kadar, Cumhurbaşkanlığına, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 106 ncı maddesi uyarınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Hikmet Çetin vekâlet edecektir.
Bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Bir Meclis araştırması önergesi vardır; okutuyorum:
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. – Karabük Milletvekili Hayrettin Dilekcan ve 20 arkadaşının, Akın Birdal suikastının açıklığa kavuşturulması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/266)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türkiye’de, insan hakları ihlalleriyle ilgili endişeler, uzun zamandan beri iç ve dış kamuoyunun gündemindedir. Bu ihlallerin boyutları, bazı dönemlerde insan hayatına kastedecek seviyelere yükselmektedir. Halen, çok sayıda insan hakkı ihlali sayılacak cinayetler aydınlatılmamıştır. Mesela, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Musa Anter, Cem Ersever, Tarık Ümit cinayetleri bunların arasında sayılabilir.
Resmî mercilerin bu cinayetleri aydınlatamaması üzerine, toplumda, bu cinayetlerin kasten aydınlatılmadığı konusunda bazı endişeler ve kanaatler oluşmuştur. Bu kanaatlerin sonucunda da, bu cinayetlerin aydınlatılması, yeni cinayetlerin işlenmemesi ve insan hakları ihlallerinin önlenmesi için, bazı sivil toplum örgütleri, aktif bir şekilde, bu konularla ilgili olarak faaliyetlerde bulunmaya başlamışlardır.
Sivil toplum örgütlerinin yönlendirmesi ve kamuoyu baskısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi, zaman zaman, olayları açığa çıkarmak için, araştırma komisyonları kurmuş ve belli mesafeler de katetmiştir. Alınan bu mesafelere ve son ipuçlarına rağmen, 55 inci Hükümet, beklenilen aydınlatıcı ve çözücü performansı gösterememiştir. Bunun en önemli işaretleri “Susurluk olayı” diye bilinen karanlık ilişkilerin hâlâ çözülmemiş olmasıdır. Aksine, bu konu, kamuoyunun gündeminden çıkarılmaya ve unutturulmaya çalışılmaktadır. Bu gelişmelere rağmen, sivil toplum örgütleri görevlerini yapmaya devam ederek, bir nevi, toplumun bu konudaki hissiyatına tercüman olmuşlardır.
Bu arada, PKK terör örgütünün ikinci adamı konumundaki Şemdin Sakık yakalanmıştır. Şemdin Sakık’ın ifadeleri, gizli yürütülen bir soruşturmada alındığı halde, doğruluğu tahkik edilmeden ve İçişleri Bakanının dahi bilgisinin olmadığını ifade etmesine rağmen, basın ve yayın organlarında yayımlanmıştır. Burada çok önemli bir ayrıntı var ki, o da, bu çok gizli ifadelerin, hangi şahıslar tarafından ve hangi şekillerde basına sızdırılmış olmasıdır.
Şemdin Sakık’a atfedilen ifadelerde, bir kısım sivil toplum örgütlerinin liderleri ile bazı siyasilerin PKK ile işbirliği içinde olduğu ileri sürülerek, âdeta hedef gösterilmişlerdir. Bunlardan birisi de İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Akın Birdal’dır. Bu yayınların kamuoyuna nakledilmesinden sonra 12.5.1998 tarihinde Akın Birdal’a yönelik bir suikast girişimde bulunulmuştur. Akın Birdal’ın ağır olarak yaralandığı bu olayla ilgili olarak, toplumun, aydınlatılmasını istediği bazı unsurlar oluşmuştur. Bunlar özetler şunlardır:
a) Akın Birdal’ın hayatının tehlikede olabileceği söz konusu olduğu halde herhangi bir korumaya tabi tutulmamıştır.
b) 12.5.1998 tarihinde Paris’te yapılacak insan haklarıyla ilgili bir toplantıya katılmak için talep ettiği pasaportu, daha önce söz verildiği halde kendisine verilmemiştir.
c) Mevcut tehlikeli gelişmelere rağmen, insan hakları derneklerinin etrafında koruyucu tedbirler alınmamıştır.
d) Suikast girişiminin sonunda, bilinmeyen cihetlerden, Akın Birdal’ın tedavi gördüğü hastanenin tehdit edildiği iddia edilmiştir.
e) Eylemin oluş biçimi faili meçhul cinayetleri andırmaktadır.
Bu olayın öncesinde, 1 Mayıs ve benzeri hadiselerde, toplumun bazı kesimleri arasında düşmanlıklar oluşturacak tahriklerin yapıldığı da dikkatlerden kaçmamıştır. 12 Eylül öncesi olayların gelişimi ve sonuçları dikkate alındığında, toplumun barış ve huzurlu olmasından rahatsızlık duyan birtakım bunalım mühendislerinin tekrar devrede oldukları izlenimi de edinilmektedir.
Bu nedenle, bu kaygıların izalesi ve Akın Birdal’a yapılan suikast girişiminin arkasındaki karanlık düşünce ve ilişkilerin aydınlatılabilmesi için, Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 üncü maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.
1– Hayrettin Dilekcan (Karabük)
2– Mehmet Bedri İncetahtacı (Gaziantep)
3– Ahmet Dökülmez (Kahramanmaraş)
4– Ali Oğuz (İstanbul)
5– Abdullah Özbey (Karaman)
6– İsmail İlhan Sungur (Trabzon)
7– Nezir Aydın (Sakarya)
8– Ramazan Yenidede (Denizli)
9– Muhammet Polat (Aydın)
10– Mehmet Emin Aydın (Siirt)
11– Yakup Hatipoğlu (Diyarbakır)
12– Veysel Candan (Konya)
13– Zülfikâr Gazi (Çorum)
14– Mustafa Ünaldı (Konya)
15– Ahmet Cemil Tunç (Elazığ)
16– Turhan Alçelik (Giresun)
17– Memduh Büyükkılıç (Kayseri)
18– Nurettin Kaldırımcı (Kayseri)
19– Sait Açba (Afyon)
20– Bahri Zengin (İstanbul)
21– İsmail Özgün (Balıkesir)
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.
Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; okutup oylarınıza sunacağım:
V. – ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. – (9/21) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin gündemdeki yeri ve görüşme gününe ilişkin Danışma Kurulu önerisi
No: 117 Tarihi: 3.6.1998
Danışma Kurulu Önerisi
26.5.1998 tarihli Gelen Kağıtlarda yayımlanan ve Genel Kurulun aynı tarihli 93 üncü Birleşiminde okunmuş bulunan Başbakan Mesut Yılmaz hakkındaki, turizme açılan orman alanlarının dağıtımı konusundaki (9/21) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin, gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmında yer almasının ve Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince soruşturma açılıp açılmaması hususundaki görüşmelerin 16.6.1998 Salı günkü birleşimde yapılmasının Genel Kurulun onayına sunulması, Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.
Hikmet Çetin
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı
Lütfü Esengün Uğur Aksöz
FP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili
Saffet Arıkan Bedük Ali Ilıksoy
DYP Grubu Başkanvekili DSP Grubu Başkanvekili
Oya Araslı Müjdat Koç
CHP Grubu Başkanvekili DTP Grubu Başkanvekili
BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...Kabul etmeyenler...Kabul edilmiştir.
Evet, bu konuda söz isteyenleri tespit edelim...
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, bugüne kadarki uygulamalarınızda, grup başkanvekillerine...
BAŞKAN – Biz, son uygulamayla yaptık, grup başkanvekilleri isim yazdıracak...
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Efendim, 20’şer kişi tespit ediyorduk; yine aynı şekilde mi devam edecek?
İRFAN KÖKSALAN (Ankara) - Orada 20 kişi yok.
BAŞKAN – Hayır; niye itiraz ediyorsunuz; anlamıyorum... O zaman ayakta olan 10 kişiyi tespit edelim; ama, Sayın Grup Başkanvekili de diyorlar ki, 20 kişi kadar tespit edelim.
İRFAN KÖKSALAN (Ankara) – Orada 20 kişi yok ki, böyle bir talepte bulunuyorlar!
BAŞKAN – Efendim, onlar da var... Onlar da var...
Efendim, şu anda ayağa kalkan 12 kişi var. O zaman, grup başkanvekilleri 20 kişiyi geçmemek üzere yazsın, bize göndersinler.
İRFAN KÖKSALAN (Ankara) – Olur mu Sayın Başkan!..
BAŞKAN – Niye itiraz ediyorsunuz; anlamıyorum. Her şeye itiraz etme huyundan da vazgeçmek lazım.
ASLAN ALİ HATİPOĞLU (Amasya) – Sayın Başkan, Meclisin devamını engellemeyin!
BAŞKAN – Bir defa, Ali Bey, sen İdare Amirisin, her şeye itiraz etme, otur yerine.
Evet, grup başkanvekilleri, 20 kişiyi geçmemek üzere, söz isteyen arkadaşlarımızı bize bildirsinler; kimlerin konuşacağını kurayla belirleyelim.
Efendim, gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.
VI. – SEÇİMLER
A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM
1. – Anayasa Komisyonunda boş bulunan üyeliklere seçim
BAŞKAN – Anayasa Komisyonunda boş bulunan ve Anavatan Partisi Grubuna düşen iki üyelik için, Kars Milletvekili Selahattin Beyribey ve Manisa Milletvekili Tevfik Diker aday gösterilmişlerdir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2. – Adalet Komisyonunda boş bulunan üyeliklere seçim
BAŞKAN – Adalet Komisyonunda boş bulunan ve Anavatan Partisi Grubuna düşen iki üyelik için, İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya ve Rize Milletvekili Ahmet Kabil aday gösterilmişlerdir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, Genel Kurulun 2.6.1998 tarihli 96 ncı Birleşiminde alınan karar gereğince, bugün, sözlü soruları görüşmeyeceğiz.
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.
Önce, yarım kalan işlerden başlayacağız.
VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)
BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifinin ikinci müzakeresine başlayacağız.
Komisyon?.. Yok.
Ertelenmiştir.
2. – Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınma önergesi (2/669) (S. Sayısı : 338)
BAŞKAN – 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin maddeleri, üzerindeki önergelerle birlikte, geçen birleşimde, İçtüzüğün 88 inci maddesine göre Komisyonca geri alınmış; fakat, metin gelmediği için, bu teklifi de görüşemiyoruz, erteliyoruz.
3. – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının aynı mahiyetteki kanun teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553)
BAŞKAN – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısının müzakeresine başlayacağız.
Komisyon yok.
Erteliyoruz.
4. – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/689) (S. Sayısı : 631)
BAŞKAN – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısının müzakeresine başlayacağız.
Komisyon var mı efendim? (ANAP ve DSP sıralarından “yok” sesleri)
Yok mu?..
Dört hafta önce, ben “bu RTÜK Kanunu Tasarısını gündemden çekin, Meclis çalışsın” dedim; ama çekilmedi, bir de patronları bize kızdırdınız. Şimdi, bana, sağda solda “patronlar sana kızmış” diyorlar. Geçen gün, bir vakıf, Tuncelili, okuma ihtiyacında olan muhtaç çocuklara yardım yapmak istedi, bir basın toplantısı yaptım; basında çalışanlar “basın patronlarının hoşuna gitmediği için senin basın toplantısını televizyonlarda vermiyoruz” diyorlar; işte, bakın, bundan dolayı. Demek ki, benim söylediğim doğruymuş, her ne kadar patronlar kızdılarsa da, söylediklerim doğruymuş. (FP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)
Komisyon yok.
Ertelenmiştir.
5. – Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/217) (S. Sayısı : 132)
BAŞKAN – Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarısının müzakeresine başlayacağız.
Komisyon var mı efendim? Yok.
Ertelenmiştir.
6. – Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/697) (S. Sayısı : 469) (1)
BAŞKAN – Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyoruz.
(1) 469 S. Sayılı Basmayazı Tutanağa eklidir.
Komisyon?.. Burada.
Hükümet?.. Burada.
Komisyon ve Hükümet yerlerini aldılar.
Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Raporun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.
Tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Yahya Şimşek; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 20 dakika efendim.
CHP GRUBU ADINA YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu raporu üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüş ve düşüncelerini aktarmak için söz almış bulunuyorum. Sizleri, şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum.
Plan ve Bütçe Komisyonundaki raporu incelediğimde, görüyorum ki, bu tasarıya, hiçbir üye muhalefet şerhi vermemiş; yani, Mecliste bulunan siyasî partiler, bu tasarı üzerinde -belki değişiklik önergeleri olabilir, ama- genelde ittifak halindeler. Bu, aslında, sevindirici bir durum. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, siyasî partiler, milletvekilleri, demek ki, üzerinde anlaşabildiğimiz ve uzun tartışmalara neden olmayacak yasa tasarılarını görüşüp yasalaştırabilmekteyiz.
Elbette ki, gündemde, aynı şekilde olan başka yasa tasarıları da var. Gönül ister ki, bu süre içerisinde, bu yasa tasarıları da bir an önce gündeme getirilsin ve buradaki tartışmalardan sonra, bir an önce yasalaştırılarak yürürlüğe girsin.
Bakın, bu tasarı nedeniyle ortaya çıkan bir durumu, hemen tespit olarak, Yüce Meclisin takdirine sunmak istiyorum. Bilindiği gibi, bundan evvel çıkarılan bir kanun hükmünde kararname, sermaye şirketlerinin sermaye artırımlarıyla ilgili bir süre getirmiş, bu süreyi de iki yıl olarak belirlemiştir; ancak, o kanun hükmünde kararnameyle belirtilen iki yıllık süre dolmuş, Hükümet de, bu dolan süre sonunda birçok sermaye şirketinin münfesih durumda olduğunu görerek ve Bakanlığa yapılan çeşitli başvurularla bunu tespit ederek, bu sürenin uzatılmasının doğru bir düşünce olduğuna karar vermiş ve bu nedenle söz konusu tasarıyı hazırlayarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunmuştur.
Bu tasarının Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulması, 17 Aralık 1997 tarihinde gerçekleşmiştir. Daha sonra, tasarı, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmüş, Plan ve Bütçe Komisyonu da, 14 Ocak 1998 tarihinde tasarıyı şekillendirerek netleştirmiştir. Hükümetin getirdiği tasarı metniyle Plan ve Bütçe Komisyonunun şekillendirdiği metin arasında, bir fark var: Hükümetten gelen tasarıda, iki yıllık sürenin dört yıla çıkarılması öngörülmüş; ancak, Plan ve Bütçe Komisyonundaki tartışmalarda dört yıllık süre fazla bulunarak, üç yıla indirilmiştir.
Burada, boş yere geçen vakit nedeniyle, bu tasarı daha çıkmadan süresi dolmuş bir tasarı haline gelmek üzereyken, anlaşılan fark edilmiş ve bir an evvel Mecliste görüşülmesi için gündeme getirilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonunda belirlenen üç yıllık süre, başlangıçta mantıklı gibi düşünülebilir, çok daha fazla uzatılmasına gerek yoktur denilebilir; ancak, tarihler incelendiği zaman, artırılacak olan süre bir yıl olmasına karşın, bugüne kadar Mecliste görüşülmemiş olması nedeniyle, bu tasarı bugün dahi yasalaşacak olsa, sermaye şirketi sahiplerinin bir yıllık süresi yok; çünkü, bu tasarı yasalaştığı tarihte, 27.6.1997 tarihinden itibaren geçerli olacak. 27.6.1997 tarihinden itibaren bir yıllık süre artırımı, 27.6.1998 tarihinde dolmak üzere. O nedenle, burada, bu sürenin yeterli olmadığı, gelecekte de yine aynı sıkıntılarla karşı karşıya kalınacağı, yine birçok mağdur durumda bulunanların, aynı şekilde, Bakanlığa müracaat etmek suretiyle, mağduriyetlerini dile getirecekleri daha şimdiden görülebilmektedir.
O nedenle, bence, fiilen, üç yıllık süre bir ay sonra dolacak durumda olduğu için, bu sürenin değişiklik önergeleriyle değiştirilmesinin yararı olacağını düşünüyorum. Onun için de, sürenin, Hükümetin getirdiği tasarıda belirtilen dört yıla çıkarılması, mantıklı ve gerçekten, bu konuda mağdur durumda kalacak olanların sorunlarını çözmeye yeterli olacaktır.
Ben, bu tasarının, verilecek değişiklik önergeleriyle birlikte kabul edilmesini diliyorum ve bu konudaki değişiklik önergesini Sayın Başkanlığa sunuyorum.
Bu tasarıya, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak “evet” diyeceğimizi belirtiyor, Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şimşek.
Fazilet Partisi Grubu adına, Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)
Süreniz 20 dakika efendim.
FP GRUBU ADINA TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) – Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri; Türk Ticaret Kanununda yapılması düşünülen değişiklikle ilgili kanun tasarısı üzerinde, şahsım ve Fazilet Partisi Grubu adına, görüşlerimi ve görüşlerimizi arz etmek üzere huzurunuzdayım; bu vesileyle Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi, sağlıklı bir toplum hayatı, ancak, o toplumun, ekonomik, sosyal, kültürel, siyasal yapısının sağlıklı bir şekilde işlemesiyle mümkün olabilmektedir. Siyasî istikrar, ekonomik gelişmişlik, sosyal ve kültürel yapıdaki olumlu çizgi, toplumların geleceğini aydınlığa doğru yönlendirir.
Toplumumuz, kamu kurum ve kuruluşları, ticarî ve sanayi işletmeleri, esnaf ve sanatkârları, çiftçisi, işçisi, memuru, siyasetçisiyle ülkenin geleceğini ve milletinin mutluluğunu düşünen hizmet eri insanlarla geleceğin aydınlık Türkiyesine kavuşacaktır.
İnsanımız, her konuda akılcı, bilimsel, çağdaş, sağlıklı kararlar alan ve bu kararları uygulayan güçlü kadrolara özlem duymaktadır. Toplumumuz, deneyimli kadrolarla geleceğe yürümenin mutluluğunu yaşamak istemektedir. Ne var ki, bugün, toplumumuz, gerek siyasî gerekse sosyal ve kültürel açıdan, insanımızın hiç de layık olmadığı bir biçimde, başarısız bir Hükümetle ve mantıkla, ileriye değil, âdeta, geriye götürülmek istenmektedir.
Demokrasi, temel hak ve özgürlükler, hukuk ilkeleri gibi modern ve çağdaş devlet anlayışının temelleri, ne yazık ki, bugün, baskı ve dayatmalarla, hukuk ihlalleriyle, milletin tercih ve taleplerini, âdeta, hiçe sayan bir anlayışla sarsılmaktadır. Siyasî hayattaki bu olumsuzluklar, elbette, ekonomik, sosyal ve kültürel hayatı da altüst etmektedir. Bugün, seçilmiş belediye başkanlarının, okudukları şiir nedeniyle ya da iftira ve iddialarla görevlerinden alınabildiği, yalnızca inançları gereği başlarını örten kızlarımızın, eğitim hakları ellerinden alınarak ve hukuk hiçe sayılarak, okullarına, sınavlarına alınmadığı günleri yaşıyoruz.
HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Yasayla ne ilgisi var?!
TEVHİT KARAKAYA (Devamla) – Geleceğim efendim...
BAŞKAN – Sayın Karakaya, biraz yasayla ilgili konuşun; çünkü, bunun genelle ilgisi yok. Rica ediyorum... Biraz konuya bağlı konuşursanız...
TEVHİT KARAKAYA (Devamla) – Sosyal hayatımızı ilgilendiriyor.
BAŞKAN – Efendim, biz burada tez hazırlamıyoruz; biz burada bir maddelik bir kanun yapıyoruz.
TEVHİT KARAKAYA (Devamla) – İrticayla mücadele adı altında, dindar ve mütedeyyin insanları rencide eden, onları, inançları nedeniyle hakir gören, aşağılayan bir anlayışı, toplumun içbarış ve huzurunu, birlik ve beraberliğini bozmaya, hoşgörü ve sevgi ortamını kaldırmaya, devlet-millet kaynaşmasını zedelemeye neden olabilecek plan ve uygulamaları da, ne yazık ki, hep birlikte yaşıyoruz.
HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Bunların Ticaret Kanunuyla ilgisi ne?!
TEVHİT KARAKAYA (Devamla) – Ekonomik hayatımıza can katan, halkımızın ekonomik imkânlarını birleştirerek kurdukları halk ortaklıklarının, holdinglerin, şirketlerin, kuruluşların âdeta potansiyel suç odakları halinde görülerek sıkı takibe alındıklarına, kimi işadamlarının tutuklandıklarına şahit oluyoruz; kimi ticarî kuruluşların “İslamî sermaye” adı verilerek, ekonomik hayattan silinmesi adına hedef seçildiklerini görüyoruz. İşyerlerinin dahi gruplanarak listelendiği günümüzde “irticaî şirket işyerleri” adı altında ayırımcılık ve bölücülük yapılarak, ticarî hayatımız da bir kaos ve kargaşa içerisine itilmek isteniyor. Maalesef, bütün bunlar, sosyal hayatımızın her katmanını derinden yaralamakta, milletimizin yöneticilerine olan güvenini sarsmaktadır; barış, hoşgörü, sevgi ve saygı ortamı, âdeta, sabote edilmek istenmektedir.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bu tespitimi ve değerlendirmelerimi, Türk Ticaret Kanununda yapılmak istenilen değişikliği görüştüğümüz bugün, ekonomi ile siyasetin, dolayısıyla toplumsal hayatın bir bütün olduğuna işaret ederek belirtmek istedim. Toplumlar, elbette, siyaseti, ekonomisi, ticaret ve sanayii, sosyal ve kültürel değerleriyle bir bütünlük arz etmektedir. Bugün, özellikle siyasî arenadaki sağlıksız ortam, şüphesiz, ekonomiyi de altüst etmektedir. Ahlakî kirlilik, rüşvet, yolsuzluk ve peşkeşler her geçen gün büyüyerek kamu kurum ve kuruluşlarımızı sarmakta, ticarî hayatımızı karartmakta ve istenmeyen boyutlara sevk etmektedir. Enflasyon, işsizlik, hayat pahalılığı, artan faizler, iç ve dışborçlar ile ekonomimizdeki olumsuzluklar, her geçen gün, hayatı âdeta yaşanmaz kılmaktadır. Ne yazık ki, ekonomik göstergeler içimizi karartmaktadır.
Bugün, işçi, memur, çiftçi, dargelirli, yaşamak için insanüstü bir mücadele etmek zorunda kalmaktadır. Aldığı maaşı kirasına bile zor yetiştiren önemli bir kesim, bugün, ne yazık ki, açlık sınırıyla karşı karşıyadır. Ülkemiz ve insanımız, bu olumsuzlukları bu sıkıntıları ne derece hak ediyor değerli arkadaşlarım. Halkımız, bütün bu olumsuzlukları olumlu kılabilmek için kendisine düşen görevi yerine getirmeye çalışmaktadır; vergisini vermekte, askerliğini yapmakta, bir fert ve vatandaş olarak ne yapması gerekiyorsa onu ortaya koymaktadır.
Burada önemli olan, ülkemize, devletine, milletine bağlı insanlarımıza imkân vermek, destek sağlamak, onu yönlendirmek, teşvik etmektir; onun “Anadolu aslanları” halinde ekonomide güçlü adımlar atmasına ortamlar hazırlamaktır. Halkımız, bu ortamda kurduğu ortaklıklarla, şirketler, holdinglerle ülke ekonomisine katkılar sağlamaktadır. Bugün, binlerce şirket ve holding le özel teşebbüs, ülke ekonomisinde çok önemli bir oran teşkil etmektedir. Bu payın, her türlü teşvik ve imkânlarla artırılması; devletin, bu çerçevede, özel teşebbüsün önünü açması yönünde yeni yasal düzenlemeler yapması ülke ekonomimiz açısından büyük önem taşımaktadır.
Değerli milletvekilleri, tabiî ki, ülkemiz ticarî hayatı, Türk Ticaret Kanununa tabi olarak yürütülmektedir. Türk Ticaret Kanununda, her kanunda olduğu gibi, bugünün şartları dikkate alınarak, yeni değişikliklerin yapılmasına ihtiyaç vardır. 24.6.1995 tarih ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “iki yıl” ibaresinin “dört yıl” şeklinde değiştirilmesini teklif eden Hükümetin bu metnini, Plan ve Bütçe Komisyonu “üç yıl” şeklinde kabul etmiştir.
Bu değişiklikle ne getirilmek istenmektedir: Bilindiği gibi, 24.6.1995 tarih ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 üncü maddesiyle Türk Ticaret Kanununun 272 nci, 9 uncu maddesi ile de aynı Kanunun 507 nci maddesinde değişiklik yapılarak, asgarî sermaye miktarı, anonim şirketler için 500 bin liradan 5 milyar liraya, limitet şirketler için 10 bin liradan 500 milyon liraya çıkarılmıştır.
Söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasında, anılan şirketlerin, sermayelerini yukarıdaki miktarlara çıkararak tescil ettirmeleri için, bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihinden itibaren iki yıllık bir süre tanınmış, bu süre içerisinde bunu yerine getirmeyen şirketlerin münfesih olacakları hükmü getirilmiştir. Ne var ki, aradan geçen iki yıl içinde, kararname gereğince, çeşitli sebeplerle sermaye artırımında bulunmayan ya da bulunamayan yüzlerce şirket, bugün münfesih duruma düşmüştür. Münfesih duruma düşen şirketlerin yeniden kurulması, maddî ve manevî zararları da beraberinde getirmektedir.
Burada amaç, şirketlere yeni bir yük getirmeden, ekonominin önemli hayat damarlarından olan bu ortaklıklara yeniden can kazandırarak, onları ekonomiye kazandırabilmektir.
Plan ve Bütçe Komisyonu raporunda “tasarıyla, ilgili kanun hükmünde kararnamede verilen iki yıllık süreye rağmen, sermaye miktarlarını belirtilen miktarlara yükseltemeyen; ancak, faaliyetlerini sürdürmek isteyen anonim ve limitet şirketlerin, münfesih duruma düşerek tasfiye edilmelerinin önlenmesi, dolayısıyla, ilgili Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen iki yıllık sürenin dört yıla çıkarılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır” denilmektedir. Sermayesini artıramayan şirketler münfesih duruma düşebileceklerinden, faaliyet göstererek tüzelkişiliklerini sürdürmek isteyen şirketlere yeniden bir süre tanınmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, biz, bu sürenin, dört veya beş yıl olarak belirlenmesinden yanayız. Tanınan süreyle, sermayesini çeşitli nedenlerle artıramayan şirketlerimize yeni bir imkân getirilecek, maddî ve manevî yönüyle, emek ve para israfının önüne geçilmiş olacaktır. Teklif, yerindedir ve uygundur.
Değerli milletvekilleri, bu vesileyle, görüşülmekte olan bu kanun tasarısının, ülkemize, ticaret hayatımıza ve muhataplarına, hayırlı olmasını diliyor; Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. (FP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karakaya.
Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Aykon Doğan; buyurun efendim.
Konuşma süreniz 20 dakika.
DYP GRUBU ADINA ABDULLAH AYKON DOĞAN (Isparta) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Türk Ticaret Kanununun bazı maddelerinde değişiklik yapan Kanun HükmündeKararnamede yer alan sürelerin uzatılmasıyla ilgili kanun tasarısı üzerinde Doğru Yol Partisinin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; sözlerimin başında hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, burada belirtmek istediğim bir husus, şirketleşmenin, ekonomik hayattaki, ticarî hayattaki önemidir. Özellikle, bugün, ekonomik hayat, uluslararası ticarete baktığımız zaman, sermaye şirketleri üzerinden yürümektedir. Burada asgarî sermayelerinin artırılması konusunda tartıştığımız şirketler de sermaye şirketleridir; yani, limitet şirketler ve anonim şirketlerdir. Bakanlıktan öğrendiğimize göre, yürürlükte olan ve belli bir süre içinde asgarî sermayelerini artırmak durumunda olan şirketler, limitet şirketler ve anonim şirketlerdir. Bugün bu sürenin yetersizliği sebebiyle münfesih olma tehlikesiyle karşılaşan şirketlerin sayısı, limitet şirketlerde 85 bin, anonim şirketlerde de 25 bindir. Burada belirtmek istediğim husus şu: Sayıları bu kadar çok olan bu şirketler, Kanun Hükmünde Kararnamede belirtilen asgarî sermaye hadlerini, maddî imkânsızlık, finans imkânsızlığı sebebiyle yerine getirmemiş olamazlar; ya bir iletişim eksikliği vardır veyahut meselenin, böyle münfesihe kadar götürecek mahiyette olduğunun bilincinde olmamak vardır.
Şimdi, biz, burada Parlamento olarak bu süreyi dört yıla çıkaracağız veya üç yıla çıkaracağız; ama, burada, üzerinde durmak istediğim husus, bu sürenin uzatılmasından sonra Hükümete düşen görev nedir; burada 25 bin anonim şirketle, 85 bin limitet şirketle, Sanayi Bakanlığı, münfesih olma noktasında değil, bu kanun çıkar çıkmaz iletişim kurma noktasında olmalıdır ve anlatmalıdır ki, bu süre içinde, bu şeklî şart yerine getirilmediği takdirde, şirket münfesih olacaktır. Ticarî hayatta en önemli şey iletişim. Bugün, asrımızdaki en önemli şey iletişim. Burada, Hükümetin, sadece kanunu çıkarmakla görevi bitmiyor, belki daha önemli görevi, bu yasa çıktıktan sonra, bu şirketlerle iletişim kurmasıdır.
Bugün, mevzuatımızda, sadece sermaye şirketleriyle olan birtakım yaptırımlar vardır. Mesela nedir: Türkiye’nin her bölgesinde, teşvik olayı, sermaye şirketlerine bağlanmıştır; özellikle, sermaye şirketleri üzerinden teşvik yürümektedir. Bu itibarla, sermaye şirketlerinin geliştirilmesi, korunması ve bunların yasal şartlara uyum konusunda bilgilendirilmesi, Türkiye için hayatî bir meseledir.
Şimdi, burada, hep birlikte, Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planına şunu yazdık: “Türkiye, özel sektörün öncülüğünde kalkınacaktır.” Tamam. “Türkiye, orta ölçekli işletmelerin öncülüğünde kalkınacaktır.” Bu da tamam ve ilave ettik ki “sermaye tabana yayılarak kalkınacaktır.” Burada tarif ettiğimiz, orta ölçekli olsun, büyük ölçekli olsun, sermaye şirketleridir.
Bir taraftan, Türkiye sermaye şirketleriyle kalkınacak, sermaye şirketlerinin geliştirilmesi, şirketleşmenin teşviki önemlidir konusunu her an gündemde tutacağız, bir de bunların önüne böyle bir yasal mecburiyet getirdikten sonra, bunları münfesih noktasında bırakacağız. Bunu düşünmek mümkün değil. Bu itibarla, zamanı geç de olsa, Hükümetin getirdiği bu tasarıyı memnuniyetle karşılıyoruz.
Şimdi, diğer konuşmacı arkadaşlarımın değindikleri noktaya temas etmek istemiyorum. Plan ve Bütçe Komisyonu, neden bu dört yıllık süreyi üç yıla indirmiştir, bunu da anlamak mümkün değildir. Zaten, bunun bir yıllık süresi bugün geçmiştir; önümüzde üç yıl daha mı süre olmalıdır, yoksa iki yıl daha mı süre olmalıdır, bunu tartışmak istemiyorum; ancak, değinmek istediğim husus şudur: Burada yazılı hadler -anonim şirketler için 5 milyar lira, limitet şirketler için 500 milyon lira- İstanbul’daki bir limitet şirket için yeterli olabilir; ama, Hakkâri’deki, güneydoğunun herhangi bir ilçesindeki veyahut bir kazadaki bir limitet şirket için önemli bir rakam olabilir ve bu formaliteleri yerine getirmek, İstanbul’daki, Ankara’daki organize olmuş kurumlar için o kadar önemli bir olay değildir; ama, Anadolu’nun ücra köşesindeki bir sermaye şirketi bakımından, bu kanunî mükellefiyetleri formel olarak yerine getirmek -finansı bir tarafa bırakıyorum- bir zaman alabilir.
Bu itibarla, Doğru Yol Partisi olarak, Hükümetin getirdiği dört yıllık süreye katıldığımızı burada ifade etmek istiyorum. Eğer, diğer parti grupları da bu dört yıllık süreye katılırlarsa, bu verilen sürenin yine dört yıl olarak kanunlaşmasında isabet olduğunu belirtmek istiyorum. Önerge -ifade edildi- Sayın Başkanlığa verilmiştir. Burada da dileğim odur ki, inşallah, bu yine, Hükümetten geldiği gibi dört yıl olarak çıkar.
Tabiî, bu sermaye şirketlerinin tasfiyesi konusu var. Şimdi, biz, burada, kanun hükmünde yazdık; bu şartlara uymayan şirketler münfesih sayılırlar. Münfesih sayıldığı takdirde ne olurlar; tasfiye dönemi başlar.
Değerli arkadaşlarım, şirketlerin tasfiyesi öyle kolay bir olay değildir. Bir tasfiye kurulu oluşturulacaktır, işe Maliye Bakanlığı girecektir. Düşünebiliyor musunuz, 85 bin tane limitet şirketin tasfiyesi ne demektir bürokrasi için; 25 bin tane anonim şirketin tasfiyesi ne demektir; bir de, bunlar, önlerinde birtakım ekonomik ve ticarî faaliyetleri olan kurumlardır ve bunların tekrar şirketleşme olayları ne demektir?
Bütün bu bürokrasiyi göz önüne getirdiğimiz zaman, Hükümetin bugün getirdiği tasarının ehemmiyeti bir kat daha ortaya çıkıyor. Bu itibarla, bu yasa tasarısının bugün süratle kanunlaşması, hem ekonomimiz bakımından hem bürokrasinin karşılaşacağı birtakım bürokratik işlemler bakımından hem de sayıları aşağı yukarı 110 bine varan sermaye şirketlerinin faaliyetleri, ekonomiye katkıları, çalışmaları bakımından çok önem arz eden bir husustur; bunu burada özellikle belirtiyorum.
Belirtmek istediğim diğer bir husus da şu: Değerli arkadaşlarım, Parlamento, bu tasarı üzerinde, görüyoruz ki, bir ittifak halindedir, yani bu sürenin uzatılmasında ittifakı vardır; ayrıca, bu tasarının önemi üzerinde de ittifakı vardır. Meclis gündemindeki kanun tasarılarını ve kanun tekliflerini şöyle bir incelediğimiz zaman, üzerinde aynı şekilde ittifak edebileceğimiz ve bu derecede önemli daha pek çok tasarı ve teklif vardır. Onun için, Yüce Meclisin ve milletin huzurunda, Meclis gündeminde olan kanun tasarı ve tekliflerinin önemi açısından ve üzerinde ittifak edilebileceği açısından tekrar bir gözden geçirilmesinde ve bu mahiyetteki tasarı ve tekliflerin, öncelikle ve süratle Yüce Meclisin gündemine getirilmesinde de büyük bir yarar olacağını ifade ediyorum.
Bu tasarının -uzatılacak sürenin- memleketimize ve bundan yararlanacak şirketlerimize, kurumlarımıza hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Doğan.
Tümü üzerinde gruplar adına konuşmalar bitmiştir.
Şahısları adına, Sayın İsmail Özgün; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakikadır.
İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 469 sıra sayılı kanun tasarısı hakkında kişisel görüşlerimi arz etmek üzere söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, sayıları aşağı yukarı 110 bine varan sermaye şirketlerini ilgilendiren bir tasarıyı burada görüşüyoruz; süre uzatılmadığı takdirde birçoğunun da münfesih duruma düşeceği gayet açıktır. Bu bakımdan, 24 Haziran 1995 tarih ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 üncü maddesi ile Türk Ticaret Kanununun 272 nci, 9 uncu maddesi ile de aynı Kanunun 507 nci maddesinde değişiklik yapılarak, asgarî sermaye miktarlarının, anonim şirketler için 500 bin liradan 5 milyar liraya, limitet şirketler için de 10 bin liradan 500 milyon liraya çıkarılmasını, bu kararname öngörüyordu.
Söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasında, anılan şirketlerin sermayelerini yukarıdaki miktarlara çıkararak tescil ettirmeleri için, bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayım tarihinden itibaren iki yıllık bir süre tanınmış ve bu süre içerisinde bunu yerine getirmeyen şirketlerin de münfesih olacakları hükme bağlanmıştı.
Tasarı ve gerekçesi incelendiğinde, bu sürenin, iki yıldan dört yıla çıkarılması öngörülüyor; ancak, Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan görüşmeler neticesinde, dört yılın üç yıl olarak kabul edildiği ve rapora o şekilde geçtiği görülüyor.
Bu konuda bizim bir önergemiz olacak. Bu önergemizde, bu sürenin, Hükümetin teklif ettiği metinde olduğu gibi, dört yıl, hatta beş yıl olarak değiştirilmesi gerekmektedir. Çünkü, tasarının yürürlük maddesinde “Bu Kanun 27.6.1997 tarihinden geçerli olmak üzere...” denilmektedir. Dolayısıyla, bu süre, Komisyonda kabul edilen “üç yıl” şekliyle geçecek olursa, bir yılı zaten geçmiş olacak ve kalan süre içerisinde de, yine eksikliklerin tamamlanması ve bütün sermaye şirketlerinin sermayelerini tasarıda belirtilen hadlere getirmesi noktasında bürokratik işlemlerin yapılamayacağı, birtakım aksaklıkların devam edeceği gibi bir endişemiz vardır. Bu dikkate alınmak suretiyle, sürenin dört yıl veya beş yıl olarak değiştirilmesi gerekir diye düşünmekteyiz.
Bu teklifimizin, önerimizin tasvip göreceğine inanıyor, bu tasarıdan faydalanacak olan bütün sermaye şirketlerimiz için bu kanunun hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyor; hepinize saygılarımı sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özgün.
Son konuşmayı yapmak üzere, Sayın Aslan Polat; buyurun efendim.
Sayın Polat, süreniz 10 dakika.
ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde genellikle bir ittifak var. Bu ittifak da, burada fesih durumuna düşebilecek olan limitet ve anonim şirketlerin sermayelerinin artırılmasında kolaylık getirilmesi yönünde.
Yalnız, burada bir konuyu söylemek istiyoruz. Plan ve Bütçe Komisyonunda da bu tartışıldı. Esasında, burada belirtilen meblağlar çok önemli görülmüyor; yani, bir limitet şirket için 500 milyon lira veya anonim şirket için de 5 milyar liralık rakam, bugünkü şartlarda çok önemli bir rakam değil. Yalnız, önemli olan bir konu var; o da şu: Hükümetler, sık sık, kamuoyunun karşısına, çeşitli şekillerde -af olsun, uzatmalarla olsun- gelebildiği için, firmalarda bir umursamazlık veya bir esneklik oluyor, “nasıl olsa bu uzayacak, nasıl olsa bu affedilecek” deniyor ve dolayısıyla, biraz ihmal oluyor.
Bir de, farkında olmadan, firmalar, çok basit bir formaliteden dolayı, sanki fesih durumuyla karşı karşıya geliyorlar ve bu zamanda bir anonim şirketin, bir limitet şirketin de fesih durumuna düşmesi, hakikaten zor oluyor.
Bir başka konu daha var ki, bu da çok tartışılıyor; “neden, bu, Plan ve Bütçe Komisyonunda üç yıl oldu; esasında, Hükümetin getirdiği dört yıl daha doğruydu” deniyor. Şimdi, yürürlük maddesine bakarsanız, bu tasarı, Plan ve Bütçe Komisyonundan birinci ayda çıkmış. Bu birinci ayda çıktığı zaman, önünde altı aylık bir zaman vardı ve Plan ve Bütçe Komisyonunda “bu altı ayda, bu, çok rahat bir şekilde uzatılır” diye düşündük, hepimiz bu ortak kararı vermiştik; ama, bakıyorum, bu, ta altı ay sonra Genel Kurula gelmiş oluyor. Altı ay gibi bir zaman geçince, sanki müddet de dolmuş gibi bir duruma geliyor. Aslında, Plan ve Bütçe Komisyonunda, anında Meclise geleceği varsayılarak bu değişiklik yapılmıştı. Doğrudur; yani, şu anda hakikaten üç yıl dolmak üzere gibi oluyor, dört yıla gelmesi makul oluyor; ama, Plan ve Bütçe Komisyonunda üç yıla alınmasındaki makul sebep, önünde yeterli bir müddet var, bu Meclise gelene kadar firmalar da bu gerekli meblağı düzeltirler diye düşünülmesiydi.
Şimdi, burada, Hükümetin yapmış olduğu bir şey de... İlim olan Eruzurum’da, ben, Ticaret Odası Başkanıyla görüştüm; Erzurum’da 3 bin civarında limitet ve anonim şirket var, bunlardan 150 veya 200 firma tehlikeli durumdaymış. Bu 150 veya 200 firma, bu tasarı kanunlaştığında, nasip olursa, bu iyileştirmeden faydalanacak.
Yalnız, biraz önce, telefonla, Sayın Ticaret Odası Başkanından sorduğum zaman, bana “Sayın eski Başkanımızdan rica ediyoruz. Kendisini orada görüyoruz, komisyonda oturuyor. Bu fark önemli, teşekkür ederiz; ama, bizim ondan esasen başka isteğimiz var; o da şu: Biz, defalarca kendilerine arz ettik. Son çıkan şu teşvik kanununun yürürlüğe girebilmesi için -giremiyor; çünkü yer yok- Erzurum’da ikinci organize sanayi bölgesini istiyoruz. 7 trilyon lira civarında olan bu meblağı, eğer, eski Başkanımız olan Sayın Bakan, bize, yardım eder de verirlerse, memnun oluruz” dediler. Onu, şu nedenle makul görüyorum: Bu 10 milyar lirayı, 5 milyar lirayı, Erzurum’da, firmalarımız buluyorlar; ama, bulamadığımız bir firmayı da sizden istiyoruz. O da, bizim altyapımızı geliştirmeniz. Organize sanayi bölgemizin altyapısını yaptırırsanız, o zaman, biz, orada, yatırım yapacak bir yer buluruz.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Erzurum’a saygılar sunuyoruz.
ASLAN POLAT (Devamla) – Efendim, saygılarınız var da, saygılarınızı lafta istemiyorlar Erzurumlular, icraatla istiyorlar; diyorlar ki: Son çıkan teşvik kararı, organize sanayi olmadığı için... Şu anda, 60 civarında fabrika yeri için müracaat edildi; yer yokluğundan fabrika yeri teslim edemiyoruz. Hazine arazilerini verdiğiniz zaman, altyapıları olmadığı için giremiyorlar ve çıkan kanun afaki kalıyor.
İkinci olarak da, diyorlar ki: Bu kanuna bağlı olarak çıkacak olan yüzde 50 elektrik indiriminden bizim bölgemizin de yararlanmasını istiyoruz. Bu, sadece güneydoğuda 5 ille sınırlı kalmasın.
Erzurumluların bu iki isteğini size belirttikten sonra, gelen son bir kararlarını belirtiyorum; biraz önce Fazilet Partisi Grubu adına burada konuşan sayın arkadaşımız da belirtti: Bazen, sermayeyle ilgili çok hassas ve güzel yaklaşımlarda bulunuluyor. Yani, bir FOB fesihe kaldıkları zaman, bunların fesihlerini nasıl önleriz, bunlara nasıl yardım ederiz, deniyor. İcabında, biraz önce bahsettiğim gibi, ikinci organize sanayi bölgesi için, Erzurum’da pek yürümeyen, ama, yürümesi ihtimali olan teşvik kanunu çıkıyor. Bu da güzel, bunların hepsini kabul ediyoruz; ama, bir de bakıyoruz ki... Bir taraftan sermayeyi yeşil, kırmızı diye de ayırıyorsunuz. Tam bir Dost Sigorta Şirketi kuruluyor; Dost Sigorta Şirketini, saat 4.00’te, terör bastırır gibi basıp, elamanlarını alıp götürüyorsunuz; beyini bulamıyor, hanımını rehin alıyorsunuz; vatandaşlar da şaşırıyorlar. Bu Hükümet sermayenin yanında mı karşısında mı? Koskoca bir işveren sendikası MÜSİAD’ın Başkanı, sekiz ay önce yapmış olduğu bir konuşmadan dolayı, 3 binden fazla ortağı olan Türkiye’nin en büyük işveren kuruluşu kapanma tehlikesiyle karşı karşıya geliyor ve halk şunu söylüyor Sayın Bakanım; diyorlar ki Hükümete: Şu kararlarda bir uyuşma olsun, hep dengeli olsun, sermaye korunduğu zaman, korunduğunun farkında olsun, eğer korunmuyorsa da kendini koruyacak tedbir alsın. Bir maddeyle en ufak dertlerine çözüm getirildiği zaman teşekkür ediyorlar; ama, diğer taraftan, en önemli şeylerine çok zorluk çıkardığınız zaman da size itirazlarını belirtiyorlar.
Ben, bunları belirtiyorum ve Sayın Bakanımdan da tekrar Erzurum Ticaret Odasının kendilerine gönderdiği isteği tekrarlayarak hepinize saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Tasarı üzerindeki müzakereler bitmiştir.
Sayın milletvekilleri, maddelere geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Maddelere geçilmesi kabul edilmiştir.
V. – ÖNERİLER (Devam)
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ (Devam)
1. – (9/21) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin gündemdeki yeri ve görüşme gününe ilişkin Danışma Kurulu önerisi (Devam)
BAŞKAN – Biraz önce, soruşturma önergesiyle ilgili söz talebinde bulunan arkadaşlarımızın listesi geldi; 20 ANAP, 20 DYP ve 2 de Fazilet Partisinden olmak üzere 42 arkadaşımız söz istemişlerdir.
Biliyorsunuz kurayla üç kişiyi belirliyoruz.:
Sayın Ergun Özkan, Sayın Emin Kul, Sayın Bedük.
VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
6. – Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/697) (S. Sayısı : 469) (Devam)
BAŞKAN – Maddelere geçilmesi kabul edilmişti.
1 inci maddeyi okutuyorum:
TÜRK TİCARET KANUNUNUN BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
MADDE 1. – 24.6.1995 tarihli ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “iki yıl” ibaresi “üç yıl” şeklinde değiştirilmiştir.
BAŞKAN – Bu madde üzerinde de konuşacak mısınız? Zaten, önergeler de var...
MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, bir iki şey söylemek istiyorum.
BAŞKAN – Peki. Bizim amacımız, zamanı çok iyi kullanmak.
Fazilet Partisi Grubu adına, Sayın Karapaşaoğlu.
Buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)
FP GRUBU ADINA MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 1 inci maddesiyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum.
Biliyorsunuz, bu yasa, 24.6.1995 tarihinde çıktı. O tarih itibariyle, iki yıllık bir süre verilmişti. Biliyorsunuz, bu iki yıllık süre dolmadan önce, Plan ve Bütçe Komisyonundan, Hükümetin göndermiş olduğu “dört yıl” ibaresi “üç yıl”a çevrilerek geldi; fakat, Plan ve Bütçe Komisyonundan Heyetinize inene kadar, bu bir yıl süre de bitmiş oldu. Şimdi, biz, bu 1 inci maddede, Hükümetin getirmiş olduğu iki yıllık eksürenin uygun olacağı kanaatiyle, ayrıca, bir de önerge vermiş bulunuyoruz. Kanunun menşeine dönüleceğine göre, 1 inci maddedeki “üç yıl” ibaresinin “beş yıl” olarak değiştirilmesiyle, yine, müteşebbislerimize ve şirketlerimize, bugünden itibaren iki yıllık bir eksüre verilmiş olacak. Dolayısıyla, bu konuda, önergenin kabulünü bilhassa talep ediyoruz. Zira, sanayicimizin ve müteşebbisimizin, ticarî konular dışında birtakım hukukî konulardan da sıkıntıları var; mahkemelerde olan işleri var, sermaye tezyidiyle ilgili olarak hisse meseleleri var, vefat edenlerle ilgili olarak, sermayedarlarla ilgili olarak mahkemelerden alınması gereken birtakım kararlar var. Bunlar da göz önüne alınmak suretiyle, bu “üç yıl” ibaresinin, “beş yıl” yapılmak suretiyle Hükümetin ilk teklif ettiği şekle döneceğini biliyoruz.
Ayrıca, bu konuda bizim bir teklifimiz daha olacak. Bu da şöyle bir şey: Değerli arkadaşlar, iki yıllık eksüre verildikten sonra da, bu iki yıllık sürenin hitamında bazı konular bitmemiş olabilir; çeşitli karışık meseleler vardır, yüzbinlerce firma içerisinde problemi çok olanlar vardır; bunlar karışımıza çıkacaktır. Dolayısıyla, bir madde eklenmesini teklif ediyoruz. O da şöyle:
“Erteleme süresi bitiminde gerekli işlemleri ve sermaye tezyidini gerçekleştiremeyen firmalara, Bakanlığın incelemesi sonunda makul olabilecek sebeplerden dolayı Bakanlıkça eksüre verilmesi.” Bu da, Bakanlığa verilmiş olacak bir inisiyatiftir.
REFİK ARAS (İstanbul) – Maksat, iş sulansın.
MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – Efendim, sulanma meselesi değil; o iki yıllık süre bittiğinde -Allah hepimize ömür verirse, yine böyle karşılıklı konuşuruz- meselesini halledememiş firmalar varsa ve ciddiyse, yabancı sermayeyle de ilişiği varsa, varisleri varsa, ortaklıklarından dolayı mahkemelerde problemleri varsa, bu iki yılın bitiminden sonra münfesih olacak. Buna da fırsat verelim. Bakanlık da eğer uygun görüyorsa, bunu da Bakanlık temdit etsin. Mesele bundan ibarettir.
Bu tasarıyı bu yönüyle destekliyoruz.
Saygılar sunuyorum efendim. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karapaşaoğlu.
Madde üzerindeki konuşmalar bitmiştir.
Maddeyle ilgili 3 önerge var; geliş sırasına göre okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan, Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının çerçeve 1 inci maddesiyle değiştirilen 24.6.1995 tarihli ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresinin “31.12.1998 tarihine kadar” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Ülkü Güney Ali Ilıksoy Mehmet Ali Bilici
Bayburt Gaziantep Adana
BAŞKAN – Öteki önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair (469 sıra sayılı) Kanun Tasarısının 1 inci maddesindeki “üç yıl” ibaresinin “beş yıl” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Tevhit Karakaya M. Bedri İncetahtacı Sıtkı Cengil Erzincan Gaziantep Adana
Sabahattin Yıldız M. Altan Karapaşaoğlu İsmail Özgün
Muş Bursa Balıkesir
BAŞKAN – Öteki önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 469 sıra sayılı kanun tasarısının 1 inci maddesinde yer alan “üç yıl” ibaresinin “dört yıl” şeklinde değiştirilmesini saygılarımla arz ederim.
Yahya Şimşek Yusuf Öztop Ahmet Güryüz Ketenci
Bursa Antalya İstanbul
İ. Önder Kırlı Ercan Karakaş
Balıkesir İstanbul
BAŞKAN – Şimdi, aykırılık derecesine göre, en aykırı -beş yıl- olanı işleme koyuyorum:
Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu ve Arkadaşlarının Önergesi:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair (469 sıra sayılı) Kanun Tasarısının 1 inci maddesindeki “üç yıl” ibaresinin “beş yıl” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu önergeye efendim?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükümet?..
SANAYİ VE TİCARET BAKANI E. YALIM EREZ (Muğla) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükümet ve Komisyon katılmıyor.
Önergenin gerekçesini okutuyorum:
Gerekçe:
Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen 1 yıllık erteleme teklifi, tasarının Genel Kurula inmesi ve görüşülebilmesi sırasında geçmiştir. Dolaylısıyla, yeni bir, Hükümetin teklifi olan, iki yıllık ertelemeye ihtiyaç vardır.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.
Öteki önergeyi okutuyorum :
Bursa Milletvekili Yahya Şimşek ve Arkadaşlarının Önergesi:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 469 sıra sayılı kanun tasarısının 1 inci maddesinde yer alan “üç yıl “ibaresinin “dört yıl” şeklinde değiştirilmesini saygılarımla arz ederim.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu ?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR(Samsun) –Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Hükümet ?..
SANAYİ VE TİCARET BAKANI E.YALIM EREZ (Muğla) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükümet ve Komisyon önergeye katılmıyor.
Gerekçeyi mi okutalım Sayın Şimşek?
YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) – Söz istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Peki, buyurun.
Süreniz 5 dakikadır Sayın Şimşek
YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarıyla ilgili değişiklik önergesi hakkında görüşlerimizi belirtmek için söz almış bulunuyorum. Sizleri saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği gibi, 3 değişiklik önergesi verilmiş. Bunlardan bir tanesi, üç yılı beş yıla çıkarmak; diğeri, iki yılı, Hükümet tasarısında olduğu gibi, dört yıla çıkarmak; biri de, yanlış hatırlamıyorsam, 31.12.1998 tarihine kadar uzatmak şeklindedir
31.12.1998 tarihine kadar uzatmak, sanki, böyle, gıdım gıdım bir şeyler vermek gibi, yani, azıcık azıcık bir şey vermek gibi bir anlayışı yansıtıyor. Bu önergede, böylesine az az, sanki, bir teraziyle tartılıyormuşçasına verilmesi konusundaki mantığı anlayamadım. Burada, Hükümet tasarısında, dört yıl olarak belirlenmiş. Bizim verdiğimiz değişiklik önergesinde de o esas alınarak... Ki, dört yıl da olsa, uzatılan süre, yani, bundan sonra tasarı yasalaştığı takdirde geriye kalan süre, zaten, ancak, bir yıllık bir süre oluyor.
Gelin, bu bir yıllık süreyi bu insanlardan esirgemeyelim. Hiç olmazsa, önümüzdeki bir yıllık süre içerisinde bu sermaye artırımını yapacak olan insanlar, o rahatlık içerisinde bunu yapabilsinler.
Beş yıla artırımı ben de fazla buluyorum; çünkü, artırımla ilgili parasal değeri de düşünüldüğü zaman, geçen süre içerisinde o da belki yetmeyecek, yeni bir artırım gündeme gelmiş olacak.
O nedenle, bence, burada, Hükümetin teklif ettiği metinde belirtilen dört yıllık sürenin uygun olduğunu belirtiyor; nasıl ki, tasarının geçmesi konusunda görüş birliği içerisinde hareket ediyorsak, bu değişiklik önergesinin de kabul edilmesi konusunda görüş birliği içerisinde olacağımızı umuyor; bu inançla saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şimşek.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Son önergeyi okutuyorum:
Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Arkadaşlarının Önergesi:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının çerçeve 1 inci maddesiyle değiştirilen, 24.6.1995 tarih ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresinin “31.12.1998 tarihine kadar” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Önergeye Komisyon katılıyor mu efendim?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükümet?..
SANAYİ VE TİCARET BAKANI E. YALIM EREZ (Muğla) – Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Komisyon ve Hükümet önergeye katılıyor.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Maddeyi, kabul edilen bu önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sayın Altan Karapaşaoğlu ve arkadaşlarının, 2 nci madde olarak yeni bir madde eklenmesini istedikleri, bir önergeleri var. Biz bunu kanuna eklediğimiz zaman 1 inci maddeyi kaldırmış oluyoruz. Siz, diyorsunuz ki: “Erteleme süresi bitiminden gerekli işlemleri ve sermaye tezyidini gerçekleştirmeyen firmalara, Bakanlığın incelemesi sonunda, makul olabilecek sebeplerden dolayı Bakanlıkça eksüre verilir.” Biz bu hükmü buraya koyduğumuz zaman, 31.12.1998 tarihi yürürlükten kalkıyor. Onun için...
MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Kalkmaz efendim...
LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Ondan sona verilir eksüre.
BAŞKAN – Ama, efendim, bu tarihe kadar uzatılmıştır dedikten sonra, yeniden bu tarih uzatılır diye bakana yetki verirsek, olmaz.
MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Niye olmasın efendim?..
BAŞKAN - Sayın Başkan, inanınız, yasa tekniğine uygun olmaz. Kesin tarih belirtmişiz, ondan sonra da, yeni bir önergeyle “bakanlık eksüre verir” yetkisini tanıdığımız zaman, bu yetkiyi, tamamen Bakanlığa devretmiş oluyoruz; yani, Meclisin yetkisini Bakanlığa devretmiş oluyoruz.
LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – O tarihten sonra...
BAŞKAN – Yok efendim, bu olmaz. Onun için bu önergeyi işleme koymuyorum.
MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Sayın Karapaşaoğlu, kanun tekniği böyle; yani, bir tarih belirttikten sonra, bu yetkiyi tekrar Bakanlığa veremeyiz.
MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Efendim, bu altı aylık süreden sonra da geçerlidir.
BAŞKAN – Anladım da, bu yetki Meclise ait; Meclis bu yetkisini Bakanlığa devredemez. Bakanlığın öyle bir yetkisi olsaydı, zaten, böyle bir kanun maddesine gerek de kalmazdı.
MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Sayın Başkanım, yüzbinlerce müessese Bakanlığa mahkûm ediliyor.
BAŞKAN – Sayın Karapaşaoğlu, kanun tekniği böyle gerektiriyor.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2.- Bu Kanun, 27.06.1997 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Sayın Musa Uzunkaya söz istemiştir. (FP sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Uzunkaya.
FP GRUBU ADINA MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evvela, gruplarımızın ve özellikle Hükümetin, bu yasa tasarısını önplana çekmiş olmasından dolayı, Fazilet Partisi ve şahsım adına teşekkürlerimi arz ediyor, yasalaşması muhtemel olan bu tasarının müteşebbislerimiz hakkında hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Az önce, değişiklik önergeleriyle... Bu altı aylık boşluktan dolayı, yüzlerce müteşebbisimizi mutazarrır edecek, rahatsız edecek, ciddî sıkıntılar çektirecek ve -şu anda 6 ncı aydayız; 12 nci aya kadar tanınacak bir sürede- çok kısa bir zaman dilimi içerisinde geçerliliği olacak bu tasarıyı keşke Hükümetimiz burada bize izah etseydi. Yani, bu sürenin bir yıl daha uzatılmasının mahzurları nelerdir?
Değerli Bakanımız ve Komisyon Başkanımız, sürenin bir yıl daha uzatılmasının doğuracağı ekonomik sıkıntıları, müteşebbisler açısından, şirketler açısından ne gibi zararlar olacağını bize izah etse, önergeler buna göre verilmiş olurdu ve arkadaşlarımız farkına varmadıkları yanlışları fark etmiş olurlardı.
Kendi ilimin bir ilçesinde, mesela Bafra’da, altmıştan fazla şirket, şu ana kadar -altı aydan beri- bu yasanın mağduriyeti içerisindeydi. Umuyoruz, inşallah, kısa sürede bu sıkıntılarını aşacaklar, sermaye artırımlarını yapmış olacaklardır. Diliyorduk ki, hiç olmazsa 1999 yılı sonuna kadar, hem değişiklik şeklinde ek bir madde olarak verilen tasarı, Hükümetçe ve Sayın Başkanımızca hüsnükabul görmüş olsun hem de 1999 yılı sonuna kadar, şirketlerimiz, büyüme ve sermaye artırımı konusunda çalışmalar yapabilecekleri süreyi, genel kongrelerini yapabilecekleri süreyi, ciddî bir inceleme yapma süresini, fırsatını kazanabilmiş olsunlar.
Tabiî, bu maddede, yasanın yayımı tarihinden, son tarihe kadar... Yani, toplumda bu derece kısa vadede çıkarılıp, kullanım süresi bu derece dar tutulan yasalar, zannediyorum, oldukça azdır.
Ticaretin önünü gerçekten açmak istiyorsak, müteşebbisimize rahatlık tanımak istiyorsak, imkânlarını ve ortaklarının imkânlarını daha güzel bir şekilde değerlendirmelerini arzu ediyorsak, Hükümet olarak, bu imkânları biraz daha geniş tutmak, altı aydan beri tedirgin olan şirket ve sermaye sahiplerinin bu tedirginliğini, hiç olmazsa, bir-birbuçuk yıllık alabilecekleri rahat bir nefesle halledebilmelerine imkân tanınsaydı iyi olurdu diye düşünüyor; çıkacak olan bu yasanın, tekrar, bütün şirketlerimiz ve ülkemiz hakkında hayırlı olması dileğiyle, saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Uzunkaya.
Madde üzerindeki konuşmalar bitmiştir.
Madde üzerinde verilmiş önerge?..Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?..Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Tasarı, böylece yasalaşmıştır; hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.
7. – Yaş Sebze ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve İçişleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji komisyonları raporları (1/735) (S. Sayısı : 638) (1)
BAŞKAN – Yaş Sebze ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve İçişleri, Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.
Komisyon?.. Burada.
Hükümet?.. Burada.
(1) 638 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
Komisyon ve Hükümet yerlerini aldılar.
Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Komisyon raporunun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Komisyon raporunun okunması kabul edilmemiştir.
Tasarının tümü üzerinde