DÖNEM : 20 CİLT : 52 YASAMA YILI : 3

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

92 nci Birleşim

21 . 5 . 1998 Perşembe

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – YOKLAMA

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Adana Milletvekili İ. Ertan Yülek’in, çay ve buğday taban fiyatları ile iç borçlanma faizlerine ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın cevabı

2. – Malatya Milletvekili Ayhan Fırat’ın, Telekom’un özelleştirilmesine ilişkin gündemdışı konuşması ve Ulaştırma Bakanı Necdet Menzir’in cevabı

3. – Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu’nun, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününe ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın cevabı

4. – Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın; Adana Milletvekili İ. ErtanYülek’in, çay ve buğday taban fiyatları ile iç borçlanma faizlerine ve Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu’nun, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününe ilişkin gündemdışı konuşmalarına cevabı

B) ÇEŞİTLİ İŞLER

1. – Genel Kurulu ziyaret eden Gürcistan Meclis Başkanı Zurab Jvania’ya Başkanlıkça “Hoşgeldiniz” denilmesi

C) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Portekiz’e gidecek olan Devlet Bakanı Refaiddin Şahin’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1490)

2. – Portekiz’e gidecek olan Devlet Bakanı Burhan Kara’ya, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1491)

3. – Ukrayna Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı A. Ahat Andican’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Işılay Saygın’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1492)

4. – Ukrayna Cumhuriyetine gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1493)

5. – Ukrayna’ya gidecek olan Turizm Bakanı İbrahim Gürdal’a, dönüşüne kadar, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1494)

6. – TBMMBaşkanlık Divanınca, Slovakya Parlamento Başkanı ve beraberindeki parlamento heyetinin ülkemize davet edilmelerinin kararlaştırıldığına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1495)

7. – TBMMBaşkanlık Divanınca, Kanada Parlamentosu Dışişleri ve Uluslararası Ticaret Komisyonu Başkanı Bill Graham’ın ülkemize davet edilmesinin kararlaştırıldığına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1496)

8. – TBMM Başkanlık Divanınca,Vietnam Milli Meclis Başkanvekili Nguyen Phu Thanh ve beraberindeki parlamento heyetinin ülkemize davet edilmelerinin kararlaştırıldığına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1497)

9. – Polonya Parlamentosu Dışişleri Komisyonu Başkanının vaki davetine icabet edecek olan Parlamento heyetinde yer alacak milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1498)

10. – İsveç Parlamentosu Başkanı Birgitta Dahl’ın TBMM Başkanı Hikmet Çetin’i İsveç’e davetine icabet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1499)

11. – Norveç Meclis Başkanının TBMM’den bir Parlamento heyetini Norveç’e davetine icabet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1500)

D) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. – İzmir Milletvekili Veli Aksoy ve 26 arkadaşının, bir kooperatife ait olan ve doğal SİT alanı kapsamına alınan arazinin, Hazine arazisi ile değiştirilmesinde yönetmelik hükümlerine aykırı işlemler yapıldığı iddiasını araştırmak ve sorumlularını tespit etmek amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/264)

V. – SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARA ÜYE SEÇİMİ

1. – (9/16) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonuna üye seçimi

2. – (9/17) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonuna üye seçimi

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Parti Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)

2. – Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınma önergesi (2/669) (S.Sayısı : 338)

3. – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının, aynı mahiyetteki kanun teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkinKanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553)

4. – Emniyet Teşkilâtı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu raporu (1/217) (S.Sayısı : 132)

5. – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanu Tasarısı ve Anayasa Komisyonu raporu (1/689) (S.Sayısı : 631)

VII. – SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. – Sıvas Milletvekili Abdüllatif Şener’in, Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, partisine sataştığı iddiasıyla konuşması

VIII. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Sıvas Milletvekili Mahmut Işık’ın, Trafik Yasasındaki “dikkat dağıtıcı yazı ve işaretlerin” kullanılmayacağına ait hükümlerin uygulanmadığı ve bazı polislerin kılık kıyafetlerine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun yazılı cevabı (7/4798)

2. – İstanbulMilletvekili Mustafa Baş’ın, İstanbul’da son üç ayda çalınan otomobillere ve alınacak önlemlere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun yazılı cevabı (7/4805)

3. – Ağrı Milletvekili Sıddık Altay’ın, 1997 yılında tedavi amacıyla yurt dışına gönderilen personele ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’in yazılı cevabı (7/4811)

4. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın;

– Karaman Merkez- Seyithasan Köyünün içmesuyu deposuna,

– Karaman Merkez - Kozlubucak Köyünün içmesuyu şebekesine,

– Karaman Merkez - İslihisar Köyünün sulama pompalarına,

– Karaman Merkez - Ekinözü Köyünün sondaj kuyularına,

– Karaman Merkez - Eminler Köyü ve Yuvatepe Köyünün bazı sorunlarına,

– Karaman Merkez - Karacaören Köyünün içmesuyu sorununu,

– Karaman Merkez - Kızıllarağini Köyünün içme ve sulama suyu sorunlarına,

– Karaman Merkez - Kızılkaya Köyünün içmesuyu sorununa,

– Karaman Merkez - Sarıkaya Köyünün içmesuyu motoruna,

– Karaman Merkez - Şıhlı Köyü ile Konya-Bardas Köyü arasındaki yol çalışmalarına,

– Karaman Merkez - Tavşanlı Köyünün içmesuyu ve yol sorununa,

– Karaman Merkez - Yazılı Köyünün giriş ve çıkışlarının asfaltlanmasına,

– Karaman Merkez - Yılangömü Köyünün sulama suyu sorununa,

– Karaman Merkez - Erenkavak Köyünün içmesuyu sorununa,

– Karaman Merkez - Göçer Köyünün içmesuyu sorununa,

– Karaman Merkez - Gödet Köyünün içmesuyu sorununa,

– Karaman Merkez - Göztepe Köyünün arazi toplulaştırılmasına,

– Karaman Merkez - Gülkaya Köyünün içmesuyu sorununa,

– Karaman Merkez - İhsaniye Köyünün sulama kanalı sorununa,

– Karaman Merkez - Kurucabel Köyünün sulama kanalı ve köprü ihtiyacına,

– Karaman Merkez - Mesudiye Köyünün su deposuna,

– Karaman Merkez - Narlıdere ve Bucakkışla köylerinin yol ve su sorunlarına,

– Karaman Merkez - Kalaba Köyünün su deposuna,

– Karaman Merkez - Muratdede Köyünün sulama suyu sorununa,

– Karaman Merkez - Paşabağ Köyünün yol sorununa,

– Karaman Merkez - Lale Köyünün bazı sorunlarına,

– Karaman Merkez - Salur Köyünün sulama suyu ve yol sorunlarına,

– Karaman Merkez - Sarıveliler-Göktepe Beldesinin bazı sorunları,

İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın yazılı cevabı (7/4815, 4816, 4820, 4821, 4822, 4823, 4824, 4825, 4826, 4827, 4828, 4829, 4830, 4831, 4832, 4833, 4834, 4835, 4836, 4837, 4838, 4839, 4840, 4841, 4842, 4843, 4844, 4850)

5. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in;

– Karaman-Sarıveliler - Civler Köyünün içmesuyu deposu ihtiyacına,

– Karaman - Ermenek - Boyalık Köyünün içmesuyu sorunlarına,

– Karaman - Sarıveliler -Civandere Köyünün içmesuyu sorununa,

– Karaman - Sarıveliler - Çukurbağ Köyünün bazı sorunlarına,

İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın yazılı cevabı (7/4854, 4855, 4859, 4860)

6. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in;

– Karaman - Sarıveliler - Daran Köyünün içmesuyu sorununa,

– Karaman - Sarıveliler - Dumlugöze Köyünün içmesuyu şebekesine,

– Karaman - Sarıveliler - Koçaşlı Köyünün bazı sorunlarına,

– Karaman - Sarıveliler - Işıklı Köyünün su dağıtım şebekesi sorununa,

– Karaman - Sarıveliler - Günder Köyünün sulama suyu sorununa,

İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın yazılı cevabı (7/4865, 4866, 4867, 4868, 4869)

7. – Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, SSK hastanelerinde görev yapan sağlık personelinin ücretlerine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan’ın yazılı cevabı (7/4873)

8. – Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, görevden alınan yöneticilere ilişkin sorusu ve DevletBakanı Hasan Gemici’nin yazılı cevabı (7/4882)

9. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in;

– Karaman - Sarıveliler - Ortaköy’ün sulama suyu sorununa,

– Karaman - Sarıveliler - Uğurlu Köyünün içme ve sulama suyu sorunlarına,

– Karaman - Sarıveliler - Esentepe Köyünün içme ve sulama suyu sorunlarına,

İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın yazılı cevabı (7/4886, 4887, 4888)

10. – Konya Milletvekili HasanHüseyin Öz’ün, yatılı bölge okulları projeleriyle ilgili ihale ve esas usullerine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’ın yazılı cevabı (7/4898)

11. – Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, hakkında soruşturma açılan belediye başkanlarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun yazılı cevabı (7/4900)

12. – İçel Milletvekili D. Fikri Sağlar’ın, koruma kurulu üyeliklerine yapılan atamalara ve görevden alınan üyelere ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı Mustafa İstemihan Talay’ın yazılı cevabı (7/4974)

13. – Kocaeli Milletvekili Bekir Yurdagül’ün, K.K.K. işyerindeki sendika temsilcilerinin görev yerlerinin değiştirildiği iddialarına ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmetSezgin’in yazılı cevabı (7/5002)

 

 

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak üç oturum yaptı.

İzmir Milletvekili Metin Öney’in, Aile Haftasına ilişkin gündemdışı konuşmasına, Devlet Bakanı Işılay Saygın,

Adıyaman Milletvekili Celal Topkan’ın, Hükümetin personel politikasına ilişkin gündemdışı konuşmasına, İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu ve

Aydın Milletvekili Muhammet Polat’ın, son günlerde Türkiye’de meydana gelen tabiî afetler ve pamuk üreticilerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşmasına da Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar,

Cevap verdiler.

Bulgaristan, Romanya ve İngiltere’ye gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in,

Kuzey Kıbrıs TürkCumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Burhan Kara’ya, Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ın,

Amerika Birleşik Devletleri ve İsviçre’ye gidecek olan Devlet Bakanı Işın Çelebi’ye, Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun,

Gürcistan Cumhuriyetine gidecek olan Ulaştırma Bakanı Necdet Menzir’e, Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu’nun,

Lübnan’a gidecek olan Devlet Bakanı Mehmet Batallı’ya, Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’in,

Japonya’ya gidecek olan Devlet Bakanı Güneş Taner’e, Devlet Bakanı Mehmet Cavit Kavak’ın,

Vekâlet etmelerinin uygun görülmüş olduğuna,

Ukrayna’ya resmî ziyarette bulunacak olan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Hikmet Çetin’in vekâlet edeceğine,

İlişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri ile,

Ormanların ve Orman Köylülerinin Korunması, Orman Yangınlarının Nedenlerinin Belirlenmesi, Yangınların Önlenmesi ve İtfaiye Teşkilâtının Yeniden Yapılanması İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Tespit Edilmesi Amacıyla Kurulan (10/23, 36, 103, 173, 183, 198) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimine ilişkin tezkeresi,

Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya ve 41 arkadaşının, Karadeniz Bölgesinin kalkındırılması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/263) GenelKurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemde yerini alacağı ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmelerin, sırasında yapılacağı açıklandı.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulunda açık bulunan üç üyelik için yapılacak seçimin 26.5.1998 Salı günkü birleşimde yapılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.

Gündemin “Sözlü Sorular” kısmına geçilerek :

1 inci sırada bulunan, Ağrı Milletvekili Celal Esin’in, (6/829) esas numaralı sözlü sorusunun, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadığı için, yazılı soruya çevrilerek gündemden çıkarıldığı bildirildi.

4 üncü sırada bulunan, Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı’nın (6/836),

6 ncı sırada bulunan, Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın (6/843),

7 nci sırada bulunan, Antalya Milletvekili Arif Ahmet Denizolgun’un (6/844),

Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın;

8 inci sırada bulunan (6/849),

12 nci sırada bulunan (6/853),

13 üncü sırada bulunan (6/855),

Esas numaralı sözlü soruları, ilgili bakanlar Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından, ertelendiler.

2 nci sırada bulunan, Şanlıurfa Milletvekili Abdulkâdir Öncel’in (6/833) esas numaralı sözlü sorusuna, Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanı Nami Çağan,

3 üncü sırada bulunan, Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın (6/835) esas numaralı sözlü sorusuna, Maliye Bakanı Zekeriya Temizel,

5 inci sırada bulunan, Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın (6/841) esas numaralı sözlü sorusuna, Devlet Bakanı Refaiddin Şahin,

Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın;

9 uncu sırada bulunan, (6/850) esas numaralı sözlü sorusuna, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan,

10 uncu sırada bulunan, (6/851) esas numaralı sözlü sorusuna, Devlet Bakanı Mehmet Cavit Kavak,

11 inci sırada bulunan (6/852) esas numaralı sözlü sorusuna, Devlet Bakanı HasanGemici,

14 üncü sırada bulunan, (6/856) esas numaralı sözlü sorusuna, Devlet Bakanı Refaiddin Şahin,

Cevap verdiler; soru sahipleri de cevaplara karşı görüşlerini açıkladılar.

21 Mayıs 1998 Perşembe günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 18.58’de son verildi.

Yasin Hatiboğlu

Başkanvekili

Haluk Yıldız Ali Günaydın

Kastamonu Konya

Kâtip Üye Kâtip Üye

 

No: 140

II. – GELEN KAĞITLAR

21.5.1998 PERŞEMBE

Raporlar

1. – İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya’nın, 26.5.1927 Tarih ve 1050 Numaralı Muhasebei Umumiye Kanununun 77 nci Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/541) (S.Sayısı: 662) (Dağıtma tarihi : 20.5.1998) (GÜNDEME)

2. – Giresun Milletvekili Ergun Özdemir’in, Giresun Milletvekili Turhan Alçelik ve 5 Arkadaşının, Erzincan Milletvekilleri Tevhit Karakaya ile Naci Terzi’nin, Erzurum Milletvekili İsmail Köse ile Aksaray Milletvekili Sadi Somuncuoğlu’nun, Elazığ Milletvekili M.Cihan Paçacı’nın, Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Bayburt Milletvekili Ülkü Güney, Demokratik Sol Parti Grup Başkanvekili Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve Şırnak Milletvekili M.Salih Yıldırım’ın, Sinop Milletvekili Kadir Bozkurt ile Giresun Milletvekili Ergun Özdemir’in, Bolu Milletvekili Necmi Hoşver’in, Kastamonu Milletvekilleri Nurhan Tekinel ile Haluk Yıldız’ın, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır’ın, Artvin Milletvekili Hasan Ekinci ve 4 Arkadaşının, Artvin Milletvekili Hasan Ekinci ve 4 Arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ali Topuz ve 7 Arkadaşının, Aksaray Milletvekili Nevzat Köse’nin, Elazığ Milletvekilleri Ahmet Cemil Tunç, Ömer Naimi Barım ve Hasan Belhan’ın, Sıvas Milletvekili Abdüllatif Şener’in, Kastamonu Milletvekilleri Hadi Dilekçi ile Fethi Acar’ın, Zonguldak Milletvekili Ömer Barutçu’nun, Tokat Milletvekili Ali Şevki Erek ve 3 Arkadaşının, Sakarya Milletvekili Ertuğrul Eryılmaz’ın, Malatya Milletvekili Miraç Akdoğan’ın, Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Samsun Milletvekili Nafiz Kurt ile Giresun Milletvekili Ergun Özdemir’in, Niğde Milletvekili Akın Gönen’in, Niğde Milletvekili Doğan Baran’ın, Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya’nın, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz ve 4 Arkadaşının, Samsun Milletvekili Latif Öztek ve 2 Arkadaşının, Kütahya Milletvekili İsmail Karakuyu’nun, Çorum Milletvekili Yasin Hatiboğlu’nun, Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya ve 17 Arkadaşının, Kilis Milletvekili Mustafa Kemal Ateş ve 13 Arkadaşının, Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün ve Çankırı Milletvekili İsmail Coşar’ın; Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/1038, 2/1044, 2/1046, 2/1054, 2/1056, 2/1077, 2/1081, 2/1082, 2/1083, 2/1084, 2/1085, 2/1086, 2/1087, 2/1091, 2/1092, 2/1093, 2/1094, 2/1097, 2/1099, 2/1100, 2/1101, 2/1102, 2/1103, 2/1105, 2/1106, 2/1108, 2/1109, 2/1117, 2/1127, 2/1130, 2/1146, 2/1147, 2/1165, 2/1168) (S.Sayısı: 663) (Dağıtma tarihi : 20.5.1998) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1. – Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, SSK’da çalışan bazı kişilerin güvenlik soruşturmalarının yapılıp yapılmadığına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1023)(Başkanlığa geliş tarihi : 14.5.1998)

2.– Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, SSK’da çalışan bazı personelin güvenlik soruşturmalarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1024) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.5.1998)

3. – Gaziantep Milletvekili Kahraman Emmioğlu’nun, Gaziantep-Araban’a bağlı bazı köylerin elektrik sorununa ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/1025) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.5.1998)

4. – Gaziantep Milletvekili Kahraman Emmioğlu’nun, Gaziantep İlinin sağlık sorunlarına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1026) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.5.1998)

5. – Gaziantep Milletvekili Kahraman Emmioğlu’nun, Gaziantep-Araban’a bağlı bazı köylerin telefon sorununa ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/1027) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.5.1998)

6. – Gaziantep Milletvekili Kahraman Emmioğlu’nun, Gaziantep-Araban’a bağlı bazı köylerin eğitim sorununa ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1028) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.5.1998)

7. – İçel Milletvekili Saffet Benli’nin, Batı Avrupa Birliği’nin Savunma ve Dışişleri Bakanlarının Rodos toplantısına ilişkin Milli Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/1029) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.5.1998)

8. – İçel Milletvekili Saffet Benli’nin, Hava Kuvvetleri Komutanının irtica konusundaki bir beyanına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1030) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.5.1998)

9. – İçel Milletvekili Saffet Benli’nin, hükümet programında yer alan bazı vaatlerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1031) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.5.1998)

Yazılı Soru Önergeleri

1. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, İpsala Gümrük Müdürü hakkında basında çıkan haberlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi.(7/5119)(Başkanlığa geliş tarihi: 14.5.1998)

2. – Antalya Milletvekili Yusuf Öztop’un, elma üreticilerinin sorunlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5120) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.5.1998)

3. – Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, Erzurumspor’a Acil Destek Fonundan yardım yapılıp yapılmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5121) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.5.1998)

4. – Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, Erzurumspor’a Geliştirme Destekleme ve Mahalli İdareler Fonundan yardım yapılıp yapılmayacağına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5122) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.5.1998)

5. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Erzincanspor-Hopaspor maçında çıkan olaylara ilişkin Devlet Bakanından (Yücel Seçkiner) yazılı soru önergesi (7/5123) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.5.1998)

6. – Konya Milletvekili Hasan Hüseyin Öz’ün, Mavi Tünel İnşaatı ihalesinin iptal edilip edilmediğine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi.(7/5124)(Başkanlığa geliş tarihi: 15.5.1998)

7. – Afyon Milletvekili İsmet Attila’nın, Afyon Tarım ve Köyişleri İl Müdürü’nün görevden alınmasının nedenine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5125) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.5.1998)

8. – Gaziantep Milletvekili Kahraman Emmioğlu’nun, ortaokul ve liseyi dışardan bitirmenin kaldırılıp kaldırılmadığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5126) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.5.1998)

9. – Ordu Milletvekili Mustafa Hasan Öz’ün, kamu kurumlarının eczanelerin reçete bedellerini geç ödedikleri iddialarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5127) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.5.1998)

10. – Ordu Milletvekili Mustafa Hasan Öz’ün, vakıfların denetimine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5128) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.5.1998)

11. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, İstanbul Emniyet Müdürlüğünce İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği’nde yapılan aramaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5129) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1998)

Meclis Araştırması Önergesi

1. – İzmir Milletvekili Veli Aksoy ve 26 arkadaşının, bir kooperatife ait olan ve doğal sit alanı kapsamına alınan arazinin hazine arazisi ile değiştirilmesinde yönetmelik hükümlerine aykırı işlemler yapıldığı iddiasını araştırmak ve sorumlularını tespit etmek amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/264) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.5.1998)

 

 

 

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

21 Mayıs 1998 Perşembe

BAŞKAN : Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU

KÂTİP ÜYELER : Ali GÜNAYDIN (Konya), Haluk YILDIZ (Kastamonu)

BAŞKAN – Çalışmalarımızın hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ederek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 92 nci Birleşimini açıyor, "söz milletindir" özdeyişiyle Heyetinizi selamlıyor, Yüce Milletimize saygı sunuyorum.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, salonun arz ettiği manzara, Başkanlığı yoklamaya icbar ettiğinden, ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır; Genel Kurul salonunda hazır bulunan sayın üyelerin, salonda bulunduklarını yüksek sesle işaret buyurmalarını rica ediyorum.

(Yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; çalışmalara başlıyoruz.

Umuyorum, toplantı ve karar yetersayılarımız, hiç olmazsa, saat 19.00'a kadar devam eder; bu temenniyle başlıyorum.

Gündeme geçmeden önce, gündemdışı söz talepleri vardır. Taleplerin konularını, içeriklerini dikkate alarak, üç sayın arkadaşıma gündemdışı söz verdim.

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Adana Milletvekili İ. Ertan Yülek’in, çay ve buğday taban fiyatları ile içborçlanma faizlerine ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın cevabı

BAŞKAN – Sayın Ertan Yülek, çay ve buğday taban fiyatları ve içborçlanma faizleriyle ilgili olarak konuşacaklar.

Sayın Yülek, buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

Sayın Yülek, bu üç konu, zannediyorum 3 saati gerektirir; ama, sizin beceriniz, onu 3 dakikaya sığdırır; ona inanıyorum ve 5 dakikalık süre veriyorum.

İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Zamanım içerisinde bitirmeye dikkat edeceğim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekillerimiz; geçtiğimiz hafta içerisinde, Hükümetin açıkladığı tabanfiyatları ve hazine bonosu faizleriyle ilgili konuşmak üzere, söz almış bulunuyorum.

Ülkemiz, maalesef, hâlâ, bir tarım ülkesi durumundadır. Gelişmiş ülkelerde, millî gelirin takriben yüzde 5'i tarımdandır ve tarımda çalışanlar da, nüfusun yüzde 5'i civarındadır. Ülkemizde ise, kırsal alanda çalışanlar, tarımda çalışanlar toplam nüfusun yüzde 40'ı civarındayken, Türkiye'deki millî gelirin ancak yüzde 15'i tarımda çalışanlara gitmektedir; yani, tarım kesiminde çalışanlar, millî gelirden, Türkiye ortalamasının aşağı yukarı 1/3'ü nispetinde pay almaktadırlar.

Hal böyleyken, Hükümet, taban fiyatları ve uygulamakta olduğu ekonomik politikalarla, bu kesimi daha da fakirleştirmektedir. Bunu, Hükümetin son bir haftalık icraatıyla görmek ve tespit etmek de mümkündür.

Bakınız, geçen hafta, buğday taban fiyatları açıklandı ve ekmeklik buğday 33 bin liradan 53 bin liraya çıkarılmak suretiyle, yüzde 60,6 oranında zam verildi. Keza, çay fiyatları da 53 bin liradan 82 500 liraya çıkarılmak suretiyle yüzde 64 nispetinde bir fiyat artışı sağlandı.

Şimdi, bir de bundan önceki hükümetin durumuna bakalım. Geçen yıl, çaya yüzde 110, buğdaya da yüzde 83,3 oranında zam verilmişti. (DSP sıralarından "Kim ödedi parasını" sesleri)

Evet, paralarının tamamını da biz ödedik; bizim ödemediğimizi de bizden sonra gelen hükümetler ödedi.

Sayın milletvekillerimiz, bakınız, geçen yıl, Türkiye'de, tüketici fiyat endeksi yüzde 79,3 idi -burada, grafikte görülüyor- bu sene ise, yüzde 92,6'dır; bunlar, Devlet İstatistik Enstitüsünün vermiş olduğu rakamlardır. Geçen yıl, enflasyon -buradaki ortalamaya göre söylüyorum- yüzde 79,3 iken, buğdaya verilen fiyat artışı yüzde 83,3; yani, 4 puan daha fazlaydı; çaya verilen ise -biraz evvel söyledim- yüzde 25'den daha fazlaydı. Bu sene, şu andaki enflasyon rakamları yüzde 92'dir. Peki, buğdaya verilen zam nedir; yüzde 60'tır; yani, 32 puan daha düşüktür, daha düşük fiyat verilmiştir. Çaya ise, aynı şekilde, 45 puan daha düşük fiyat verilmiştir. Çaya verilen geçen seneki fiyat 36 sentti, bu sene verilen fiyat 33 senttir. Elbette, Hükümet şunu söyleyebilir: "Ben, bunu, geçmişi telafi için vermedim." Oysa, bunlar, geçmişi telafi için verilen fiyatlardır. O günden bugüne kadar, hepimiz biliyoruz ki, mazotta, diğer bütün girdilerde büyük artış olduğu halde, burada, fiyatlar -hâsılı- yüzde 92 civarında seyrederken, buğdaya ve çaya verilen fiyatlar enflasyonun çok altında teşekkül etmiştir. Tabiî, hemen bir fikir gelebilir; denebilir ki: "Efendim, biz, enflasyonu yüzde 50 programladık; o halde, yüzde 50'ye göre bu fiyatları verdik." O zaman, ben, şu suali sormak durumundayım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yülek, lütfen, toparlar mısınız.

İ. ERTAN YÜLEK (Devamla) – Sayın Başkanım, 1 dakikanızı...

BAŞKAN – Efendim, müsaade buyurun. Size süre verdim.

İ. ERTAN YÜLEK (Devamla) – Peki Sayın Başkanım.

Arkadaşlar, şimdi, yüzde 50 ise, geçen hafta pazartesi günü yapılan bono ihalelerinde, bileşik faiz, yıllık yüzde 100,29'dur. Eğer, enflasyon, önümüzdeki sene içerisinde yüzde 50'ye inecekse, o zaman, yüzde 100,29'la devletin, borç alıp, belli bir rant sınıfına fayda sağlaması ne demektir?! Bu, net olarak, toplumun, fakir kesiminden, çiftçi kesiminden, işçi kesiminden, memur kesiminden alıp, bir avuç, rant geliri olanlara vermek demektir. Bu, toplumu daha fakirleştiren bir hadisedir, toplumdaki gelir dağılımını bozan bir hadisedir. Elbette, bu, hükümetlerin tercihidir. Sizin Hükümetiniz bunu böyle tercih edebilir; ama, 54 üncü Hükümet bunu böyle yapmadı; çiftçisine, işçisine ve memuruna, enflasyonun üzerinde çok büyük zamlar vermek suretiyle, eskiden beri bozulmuş olan gelir dağılımını düzeltme yönünde önemli adımlar atmıştır. Bu Hükümet ise "hakça düzen" diyerek "halk düzeni" diyerek, kendisini getiren rant sınıfına, devletin büyümesinden çok daha fazla, yüzde 50 net bir transfer yapmaktadır. Beyler, bakın, bilesiniz, bunun sonu yoktur. İşte Endonezya; bir avuç zengin ile bir avuç Çinli; kendisini toplumun üzerinde gören bir topluluk çıkmış, halka rağmen yönetimini devam ettirmeye çalışmış. Türkiye'de, şimdi, birkısım medya, bazı işadamları Hükümeti elbette alkışlamaktadırlar; kendi menfaatlarına yönelik alkışlamaktadırlar. Bakınız, yarın, ekonomide bazı bozukluklar ortaya çıktığı zaman, Türkiye'de de neler olacağını -inşallah olmaz- hep beraber göreceğiz. İnşallah görmeyiz; bunu da beyan etmek istiyorum.

El mi yaman bey mi yaman; elbette el yamandır, bey yaman değildir. Hükümetin, buna göre politikalarını düzenleme mecburiyeti vardır; bu bozuk düzene, bu başıboş gidişe elbette dur demesi lazımdır diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Yülek, teşekkür ediyorum.

Sayın Taşar, hazırlanıyorsunuz galiba...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Üçüncü gündemdışı konuşmadan sonra ikisine birlikte cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Bir dakika efendim... Müsaade buyurun; bakayım ki, ilgili mi. Yani, ilgili ilgisiz, üçüne birden mi, ikisine mi efendim?..

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Birinci ve üçüncü gündemdışı konuşmalara birlikte cevap vereceğim efendim.

BAŞKAN – Peki efendim.

B) ÇEŞİTLİ İŞLER

1. – Genel Kurulu ziyaret eden Gürcistan Meclis Başkanı Zurab Jvanıa’ya Başkanlıkça “Hoşgeldiniz” denilmesi

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şu anda, Gürcistan Meclis Başkanı Sayın Zurab Jvanıa, Parlamentomuzu teşrif etmektedirler. Türk Halkı adına kendilerine "hoşgeldiniz" diyorum, kendilerini selamlıyorum. (Alkışlar)

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR (Devam)

2. – Malatya Milletvekili Ayhan Fırat’ın, Telekom’un özelleştirilmesine ilişkin gündemdışı konuşması ve Ulaştırma Bakanı Necdet Menzir’in cevabı

BAŞKAN – Şimdi, ikinci sırada, Telekomun özelleştirilmesiyle ilgili olarak konuşmak üzere Sayın Ayhan Fırat'ı kürsüye davet ediyorum.

Buyurun Sayın Fırat. (CHP sıralarından alkışlar)

AYHAN FIRAT (Malatya) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin sayın üyeleri; sözlerime başlarken Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına Yüce Meclise en derin saygılarımı sunuyorum.

Bildiğiniz gibi, benim mesleğim, yüksek elektronik mühendisliği. Meslek hayatımın 22 yılı PTT'de geçmiştir. Onun için, bugün eski bir PTT mensubu olarak günlerdir vicdanımı rahatsız eden bir konuda Yüce Meclise bilgi sunacağım.

Son günlerde Türk Telekomun 10 milyar dolar karşılığı, birkısım hisselerinin özelleştirileceğine dair basında haberler vardır.

Türk Telekom hakkında biraz bilgi sunmak istiyorum: 1997 yılı sonu itibariyle Türk Telekomun telefon sayısı 17 milyonun üstündedir. Bunun 1,4 milyonu, GSM'nin Turkcell ve Telsime ait olan cep telefonlarıdır. Bunlar için, bildiğiniz gibi, daha birkaç ay önce 1 milyar dolarlık bir satış yapıldı; bu iki cep telefonun şirketinin aylık kira gelirleri 20 trilyon civarındadır. Bunun yüzde 15'i de Türk Telekoma, hatlar karşılığı verilen kiradır.

Telekomun kendi hat adedi 17 milyonun üzerindedir. Bunun 4,1 milyonu kırsal kesime çekilmiş telefonlardır, 12 milyonu da şehirlerdeki telefonlardır.

Tahmini olarak:

1- Bir telefonun şehir içinde maliyeti takriben 900 dolar civarında, kırsal kesimdeki maliyeti de, takriben 2,2-2,3 bin dolar civarındadır. Yani, kırsal kesimdeki maliyet -4,1 milyon telefonun maliyeti- 9 milyar doların üstünde; şehirlerdeki 12 milyon telefonun maliyeti de 10,8 milyar dolardır; bu da toplam 20 milyar dolar eder.

2- Telekomun elinde 660 bin civarında kablolu TV yayını var.

3-165 bin araç telefonu olduğu biliniyor.

4 -Cep telefonundan da, bugün için, demin söylediğim gibi, yılda 100 milyon dolar civarında kira alma ihtimali var.

Bunların yatırım karşılığı 3,5 milyar dolardır. Yani 1, 2, 3 ve 4'üncü fıkraları toplarsanız, bunların bedeli 24 milyar dolar eder. Ayrıca, Türkiye'ye giren telefon trafiği, çıkan telefon trafiğinin 200 ilâ 250 milyon dakika daha üstündedir.

2,5 dakikayı 1 dolar kabul ederseniz, bunun da yıllık geliri, getirisi 100 milyon dolardır.

İNTELSAT, 2 milyar dolarlık bir yatırımdır, ayrıca, PTT'nin buna iştirakı vardır; 1,4 kapasite kullanım payı vardır.

EUTELSAT, 280 milyon dolarlık bir yatırımdır; 0,7 kapasite kullanım payı vardır.

İNMARSAT, 800 milyon dolarlık yatırımda 1,1 kapasite kullanım payı vardır.

EURASİASAT, 50 milyon dolarlık bir yatırım.

EMOS, 108 milyon dolarlık bir yatırımdır. Türk Telekomun yüzde 18,8 katılım payı vardır, fiber kablodur ve Türkiye-İtalya-İsrail-Yunanistan arasındadır.

İTUR'da Türk Telekomun yüzde 7 katılım payı vardır; fiber kablodur ve Türkiye-İtalya-Ukrayna-Rusya arasındadır.

KAPOS, yine fiber kablodur; Türkiye-Romanya-Bulgaristan arasında tesis edilmiştir.

Ayrıca, Telekomun, tüm ülkede, şehirlerarası muhtelif R/L, kunanportör, fiberoptik ve coaxial kablo sistemleri vardır.

Avrupa ülkelerinde sivil telekomünikasyon ile askerî ve resmî telekomünikasyon sistemleri ayrıdır. Türkiye'de, bunun hepsi Telekomun üstünden geçer; yani, Türk Telekom çok çok avantajlıdır. Bütün NATO devreleri, askerî devreler, resmî devreler hep Telekom sistemlerinden gider.

Aslında, resmî devrelerin özel telefon şebekelerini kurmadan Telekomu özelleştirmek yanlıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Fırat, eksüre veriyorum, toparlayın efendim.

AYHAN FIRAT (Devamla) – Telekomun, ayrıca, 1,3 milyar dolara varan ikisi atılmış biri atılacak uydusu da vardır. Telekomun, ayrıca, 3-5 milyar dolarlık da malı -binası, arazisi- vardır. Bunların hepsini toplarsanız 30 milyar doların üzerinde bir değer çıkar.

Türkiye'de telefon yoğunluğu yüzde 30'a çıkmış durumdadır. Ülkemiz, Avrupa'nın en hızlı artan telefon şebekesine sahiptir. Böyle bir değeri, yok pahasına, 10 milyar dolar karşılığında -yüzde 40'ını veya her neyse- özelleştirmek son derece yanlıştır. Bu milletten alınan kuruş be kuruş vergilerle bu güzel müessese meydana getirilmiştir. Bu hesabı yapan Amerikan firmasının bir yanlışı vardır. Hükümet, lütfen, aklı başında bir Türk firmasına, yeniden değer tespit ettirsin ve bu güzel müesseseyi, bu hisseleri 10 milyar dolara elden çıkarmasın.

Aslında, Telekomu özelleştirmek kadar yanlış bir şey olamaz. Lütfen, Telekomu yok pahasına satmayın diyorum ve Yüce Meclise en derin saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Fırat, teşekkür ediyorum.

Gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere, Ulaştırma Bakanı Sayın Menzir; buyurun.

ULAŞTIRMA BAKANI NECDET MENZİR (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Malatya Milletvekili Sayın Ayhan Fırat'ın Telekomun özelleştirilmesiyle ilgili olarak gündemdışı yapmış olduğu konuşmaya cevap vermek üzere huzurlarınızda bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Cevap vermeden, konuya geçmeden önce, bugün, Bartın'da, Zonguldak'ın bir bölümünde, Bolu ve Düzce çevresinde meydana gelen sel hasarı dolayısıyla, bölgede bulunan insanlarımıza büyük geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz; inşallah, kısa süre içerisinde yağışlar durur ve gerekli tedbirler alınır. Şu anda da, Hükümet olarak, devlet olarak bütün imkânlar seferber edilmiştir ve gerekli yardımın ulaştırılması için büyük gayret sarf edilmektedir.

Bilindiği gibi, 10.6.1994 tarih ve 4000 sayılı Kanunla 406 sayılı Kanuna eklenen ek 17 nci maddenin, Anayasa Mahkemesinin 22.12.1997 tarih ve E1994-70K1994-65-2 sayılı kararı sonucu 3.5.1995 tarih ve 4107 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle yeniden düzenlenmesi neticesinde, Türk Telekom Anonim Şirketinin hisselerinin en çok yüzde 49'u özelleştirilebilmektedir; yüzde 51'i devletin kontrolünde kalan ve yüzde 49'u özelleştirilebilen bir şirketin, tamamen özelleştirilmiş olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu yüzde 49'un yüzde 10'luk bölümü Posta İşletmesi Genel Müdürlüğüne, diğer bölümü de Türk Telekom Anonim Şirketi çalışanlarına ve küçük tasarruf sahiplerine verileceğine göre, gerçek ve tüzelkişilere yüzde 34 civarında bir pay ayrılmış bulunmaktadır.

Bu konuda, Türkiye, geçmiş dönemdeki yasal mevzuat düzenlemesi dolayısıyla -biraz evvel belirtilen konularda- değer kaybetmiştir. Çünkü, Türk Telekom o dönemde piyasaya çıkarılabilmiş olsaydı, daha yüksek değerlerde, daha yüksek meblağlarda, fiyatlarda müşteri bulabilirdi. Bizden çok geride olan ülkelerin, özelleştirme konusundaki yasal düzenlemeleri süratli bir şekilde yaparak, dünya piyasalarına çıkmış olması, bu konudaki şansımızı azaltmış bulunmaktadır.

Tabiî, özelleştirmeyi sadece gelir olarak değerlendirmek, bundan kazanılacak bedel olarak bakmak önemlidir; ama, özelleştirmeden bizim anlamış olduğumuz, serbest rekabet ortamında kaliteli mal, kaliteli hizmet üretmektir; bunun yanında, kaliteli hizmeti, kaliteli malı tüketiciye ucuz olarak ulaştırmak demektir.

Diğer önemli bir konu da, gelişmekte olan teknoloji karşısında, bu sabit şartlar içerisinde kalındığı takdirde, gelecekte Türk Telekomun gerekli teknolojik atılımları yapmasında bazı zorlukların ortaya çıkacağı da aşikârdır.

Sayın Fırat'ın belirtmiş olduğu konulardan, Türk Telekomun uydularla ilgili kısmı ayrı olarak değerlendirilecektir ve Uydu İşletmesi adı altında yeni bir yapılanmaya gidilmektedir.

Türk Telekomun özelleştirilmesiyle ilgili çalışmalar son aşamaya gelmiştir. Elbette ki, danışman firmaların ve bu konuda inceleme yapan kuruluşların raporları değerlendirilirken, bunun yanında ülkemizin çıkarları da gözardı edilmeyecektir.

Yüce Meclisin bilgilerine arz eder, saygılarımı sunarım.

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, Başkanlık adına, yurdun muhtelif yerlerinde vuku bulan tabiî afetler dolayısıyla ve bu afetlerden zarar gören bütün insanlarımıza geçmiş olsun diyorum. Sayın Bakanın da ifade buyurduğu gibi, Hükümetimiz, zannediyorum acil tedbirleri alacaktır.

Geçmiş olsun, Allah tekrarından korusun.

3. – Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu’nun, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününe ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın cevabı

BAŞKAN – Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla Sayın Altan Karapaşaoğlu söz istemişlerdir.

Sayın Karapaşaoğlu, buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü münasebetiyle, Bursa ve civarı köylülerimizin, ziraat odalarımızın görüş ve düşüncelerini, bir tebliğle, Parlamentomuza duyurma fırsatını verdiğiniz için, sizlere ve Sayın Başkanımıza teşekkür ederiz.

Değerli milletvekilleri, ben, size bir konuşma yapmayacağım. Yalnız, çok enteresan bulduğum, çiftçilerimizin duygu ve düşüncelerini içeren bir basın bültenini okumak istiyorum.

"Dünya Çiftçiler Gününde Bursalı çiftçiler buruk, üzgün, kızgın, yorgun, öfkeli ve bezgin. Dünyanın en zor ve riskli mesleğini icra eden çiftçiler, Türkiye'de, yıllardır devam eden uygulamalar nedeniyle isyan halindedirler. Türkiye ve Türk insanı yıllardır yapay gündemlerle uyutulmakta olup, insanlarımızın gerçek sorunları ele alınmamaktadır.

İnsanlar sabah muhalefet partilerinin kavgasıyla uyanmakta, akşamları da iktidar partilerinin kavgalarıyla yatmaktadırlar. Medya, bir sanatçının doğumuna saatler ayırmaktadır. Binlerce insanı direkt olarak ilgilendiren sel veya dolu felaketlerini haber bile yapmamaktadırlar.

Türkiye tarımı, konuşmaktan korkmaktadır. Bu konuda, Hükümetimizin kompleksi vardır. Halbuki, Türkiye ihracatının yüzde 80'i, tarım ve hayvancılık ürünleri ile tarıma dayalı sanayi ürünlerinden oluşmaktadır. İspanya'nın tarım ürünleri ihracatı, Türkiye'nin tüm ihracatının 4 mislidir. Konya ovası kadar yüzölçümü olan Hollanda'nın tarım ürünleri ihracatı, ihracatımızın 2 katıdır. Çiftçi, yıllardır kaderine terk edilmiştir. Bugün geldiği nokta, tamamen kendi çabası, gayreti ve özverisiyle olmuştur.

Bu yıl, Avrupa ve Amerika'daki olumsuz hava şartları, tarım ürünleri rekoltesini önemli ölçüde düşürmüştür. Bu, Türkiye için bir fırsattır; ancak, yetkililer, bu konuda hiçbir çalışma yapmamakta, sadece IMF'nin direktifleri doğrultusunda hareket etmektedir. 1997 yılı ortalarında, geçen senelere göre verilen iyi fiyatlar ve peşin ödemelerle önümüzün aydınlanacağı ümidi belirmişken, önce faiz şoku, ardında da IMF'den esen rüzgârlar ve peşpeşe şoklarla, birden hava karardı; girdi fiyatlarındaki artışlar ile faizlerdeki artışlar da eklenince, hava iyice esmerleşti.

Geçtiğimiz yıl, Türkiye ekonomisi yüzde 8 oranında büyüme gerçekleştirirken, tarım kesimi yüzde 2 küçüldü. 1980'den bu yana, ortalama yüzde 1 oranında gerçekleşen tarımdaki büyüme, bugüne kadar ülkeyi yöneten hükümetlerin, tarım kesimindeki çiftçilerimize hiç de yararlı olmadıklarını ortaya koymaktadır; çünkü, bu büyüme oranı, nüfus artışının altında kalarak, esas olarak tarımda bir fakirleşmeyi ve reel olarak küçülmeyi ifade etmektedir.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen, Türk çiftçisi, 65 milyon insana ucuz ve sağlıklı ürünler yetiştirmeye devam edecektir. Bu çabayı göstermesinin tek sebebi, Türkiye'yi ve Türk insanını çok sevmesidir. Bugünlerde, çiftçiye, yeni birtakım oyunlar oynanmaktadır. Enflasyonun yüzde 100'e yakın bir seyir içinde olduğu günümüzde, gerçekleşmesi belki çok uzun bir süre sonra vuku bulacak yüzde 50 enflasyon bazına göre taban fiyatları tespit edilmesi, elbette inandırıcı olmaktan çok uzaktır.

Diğer taraftan, Hükümet, rantiye kesiminden yüzde 100 faizle borçlanmak suretiyle para topluyor. Bu da bize, sanki Hükümet eliyle birileri zengin ediliyormuş gibi geliyor. Altı ay sonra enflasyon yüzde 50 olacaksa, neden yüzde 100'le para toplanıyor. Bu tip tarım ve ekonomi politikalarıyla değil enflasyonu düşürmek, bu Hükümet ancak kendisini düşürebilir..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Efendim, toparlar mısınız... Yalnız, lütfen, bültene bağlı kalmayın, süreye bağlı kalın.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – Peki efendim.

"Yeni vergi yasa tasarısının sanki birinci ayağı gibi görülen toptancı halleriyle ilgili yasa tasarısıyla, üç beş kabzımala peşkeş çekilmektedir.

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü, Türk ve Bursa çiftçisine kutlu olsun diyerek, bol, bereketli, sağlıklı ve mutlu bir yıl diliyoruz.

Bursa ve Civarı Ziraat Odaları Yönetim Kurulları Başkanları"

Saygıyla arz ediyorum efendim. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Karapaşaoğlu.

4. – Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın; Adana Milletvekili İ. ErtanYülek’in, çay ve buğday taban fiyatları ile içborçlanma faizlerine ve Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu’nun, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününe ilişkin gündemdışı konuşmalarına cevabı

BAŞKAN – 1 inci ve 3 üncü sırada gündemdışı beyanda bulunan sayın milletvekillerinin konuşmalarını cevaplamak üzere, Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Taşar; buyurun.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Ertan Yülek ve Sayın Altan Karapaşaoğlu'nun burada değindikleri hususlara birlikte cevap vermek üzere huzurlarınızdayım.

Öncelikle, her iki değerli milletvekili arkadaşımın söylediği faizler konusuna değinmek istiyorum. 1997 yılında faiz oranları yüzde 135,3 iken, bu yıl, mayıs ayı sonu itibariyle yüzde 99,4 oranında teşekkül etmiştir. Bir kere, bize, burada, faizler konusunda "yükseldi" diyen arkadaşlarımızın, kendi Hükümetleri döneminden bu yana, faizlerde aşağıya doğru ne kadar bir inme olduğunu görmelerini arzu ederdim; ama, görmediyseniz, bu rakamları, biraz sonra, size, yazılı olarak da takdim ederim. Böylece, kamuoyunu da doğru bir şekilde bilgilendirmiş oluyoruz.

Özellikle tarım ürünlerindeki fiyatlar konusuna gelince, geçtiğimiz hükümetler döneminde, enflasyon yukarıya doğru çıkarken yüksek fiyatlar verdiniz; bu doğrudur; ama, şimdi, enflasyon aşağıya doğru giderken, biz, yine yüksek fiyat veriyoruz; bu da doğrudur. Bu iki doğruyu da burada açıklamanız gerekirdi. Bunu ifade etmek istiyorum.

İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Yanlış söylüyorsunuz.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Sayın Ertan Yülek, bir söz daha söyledi "bizim bıraktığımız paraları, peşin olarak, geçen sene üreticiye ödediniz" dedi. Bu da maalesef, yanlış bir bilgilendirmeden kaynaklanıyor olsa gerek. Eğer, gerçekten, bıraktığınız bir para olsaydı, ikibuçuk yıllık süre zarfında ödenmeyen, gübredeki, ilaçtaki, sütteki, projeli hayvandaki sübvansiyon bedellerini -yani, 24 trilyon lirayı- 30 Haziran 1997'de iktidara gelen 55 inci Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinden önce ödemiş olmanız gerekirdi. Bunu, biz, gelir gelmez, daha güvenoyu almadan ödemiş olmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz. (ANAP sıralarından alkışlar, FP sıralarından gürültüler)

Efendim, bir laf var; kelin ilacı olsa kendi kafasına sürerdi. Paranız vardı da niye ödemediniz?!

KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Devleti bilmiyorsun galiba.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Onun için, geçen dönemlerde "peşin ödenecek" sözlerinize rağmen, peşin ödenmeyen ürün bedellerinden dolayı, çiftçiyi tüccarın eline teslim ettiniz ve çiftçi, malını, ilan edilen fiyattan 2 500 lira daha aşağıya satmak zorunda kaldı. (DSP sıralarından "doğru, doğru" sesleri) Çiftçi, bunları bilmiyor değil.

Dünya Çiftçiler Günü ayın 14'ündeyken, yedi gün gecikmeyle, Dünya Çiftçiler Gününü hatırlayanlardan da, bu rakamları doğru hatırlamaları zaten beklenemez.

İRFETTİN AKAR (Muğla) – Sayın Bakan, tütün bedellerini niye ödemediniz; paramız çok diyorsunuz, o zaman niye ödemediniz?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Dolayısıyla, ben, bu konulardaki bilgileri detaylı şekilde zatı âllerinize de yazılı olarak gönderdim, bütün kamuoyuna da açıkladım.

Şunu ifade edeyim; bütün ürünlerden, özellikle çaydan bahsettiler; 1994 yılında çaya 19 sent verilmişti, 1995'te 28 sent verilmişti, şimdi, 1998'de 33 sent veren bir Hükümetle karşı karşıyasınız. Neyin hesabını soruyorsunuz?

İSMAİL KAHRAMAN (İstanbul) – 1996, 1997?..

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Buğday fiyatlarına gelince: Aynı şekilde, buğday fiyatları artışı yüzde 60,6 olarak ilan edilmiştir. Artışı 60,6 olarak ilan edilen buğday fiyatlarına, enflasyonla orantılı olarak, dünya piyasaları şartlarında fiyat verilmiştir.

MUSA UZUNKAYA (Samsun) – 1997'yi söyle.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Burada, şunu belirtmek istiyorum: Özellikle, açıklanan fiyatlar, bugün için 212 dolar karşılığına gelmektedir. Oysa, dünya fiyatları 135 dolar civarındadır. (FP ve DYP sıralarından gürültüler)

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan, arkadaşlara söyleyin de dinlemeyi öğrensinler.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Bu yıl, çiftçilerimize, dünya fiyatlarının yaklaşık yüzde 50 üzerinde; yani, 77 dolar daha fazla fiyat verilmiştir.

İRFETTİN AKAR (Muğla) – Vatandaş öyle söylemiyor.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Geçen yıl, sizin övünerek söylediğiniz fiyat farkıysa, dünya piyasalarıyla, Türkiye'deki dolar bazındaki karşılaştırma ise 66 dolardır. Bizim Hükümetimiz, çiftçiye 11 dolar daha fazla vermiştir ve sizin iddia ettiğiniz gibi, çiftçi hiçbir şekilde fakirleşmemiştir; bu Hükümet döneminde, 55 inci Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti döneminde refaha kavuşmuştur, zenginleşmiştir ve bu yıl da, parasını peşin olarak alacaktır.

Burada, bir hususu daha belirtmek istiyorum: Özellikle, Bartın ve Zonguldak'ta, Bolu ve Düzce'de ve Ege Bölgemizde meydana gelen tabiî afetlerden dolayı, bütün vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz; Bartın'da hayatını kaybeden 5 vatandaşımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına ve Bartınlılara sabırlar diliyoruz ve inşallah, bu tür tabiî afetler bir daha olmaz diyoruz.

Bu arada, birçok milletvekili arkadaşımı da göndermeme rağmen, bu konuda tekrar soru soruyorlar bana; bu vesileyle bir açıklama yapmak istiyorum. 30 Haziran 1997'de, 55 inci Hükümet işbaşına geldiğinde, 1 Ocak 1997'den 30 Haziran 1997'ye kadar olan dönem içerisinde, 55 ilimizde vuku bulan tabiî afetlerle ilgili, geçen Hükümetin bir işlem yapmadığını, bir kararname çıkarmadığını gördük ve bu kararnameyi derhal çıkardık; yani, 1 Ocak 1997'den 31 Aralık 1997'e kadar olmuş ve olacak bütün tabiî afetelerden dolayı zarara uğramış ve uğrayacak bütün vatandaşlarımızın yaralarını sarmak üzere, onların, Ziraat Bankasına, TİGEM'e ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarının, bir yıl süreyle, faizsiz olarak ertelenmesiyle ilgili kararnameyi çıkardık. 1998'de de, aynı şekilde, çiftçilerimizin yaralarını bir nebze olsun sarabilmek amacıyla çıkarılan ve 5 Nisan 1998 tarihli Resmî Gazetede yayımlarak yürürlüğe giren kararname gereği, 1 Ocak 1998'den 31 Aralık 1998'e kadar olmuş ve -inşallah olmaz- olabilecek bütün tabiî afetlerde zarara uğramış veya uğrayacak çiftçilerimizin borçları -1999'a sarkan borçlarını da içine almak üzere- bir yıl süreyle, faizsiz olarak ertelenmiştir. Geçtiğimiz hükümetlerin uygulamalarında olduğu gibi, her tabiî afetin arkasından bir kararname çıkarma devri sona ermiştir; daha, kazalar, musibetler gelmeden önce, vatandaşlarımızın yaralarını saracak merhemler hazır edilmiştir.

Hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Sayın Başkanım, en büyük afet bu Hükümetin kendisi zaten.

İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Sayın Başkanım, Sayın Bakan, benim, "rakamları yanlış ifade ettiğimi" beyan buyurdular. Ben, burada, konuşmamda, Devlet İstatistik Enstitüsünün resmî rakamlarını beyan ettim. Burada görülüyor ki, 1997'de yüzde 80'den başlayan, yüzde 79,3'e inen bir enflasyon varken, bu yıl, ocak ayında yüzde 85'ten başlayıp, 92,3'e çıkan bir enflasyon vardır. Şu grafikte görülüyor...

BAŞKAN – Sayın Yülek "resmî rakamlardır" buyuruyorsunuz, değil mi efendim?

İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Evet, Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamam, zabıtlara geçti; teşekkür ederim.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun efendim.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, Sayın Bakan benim konuşmamı saptırmıştır, sataşmıştır. Dolayısıyla, müsaade ederseniz, kürsüden...

BAŞKAN – Ne sataşması, Sayın Karapaşaoğlu; rica ediyorum efendim... Rica ediyorum, yapmayın... Yani, bu "sataşma" kelimesini her şeye teşmil etmeyin lütfen.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Yanlış beyanda bulunmuştur, saptırmıştır efendim.

BAŞKAN – Efendim, nedir yanlış olan, Sayın Karapaşaoğlu?

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – İzin verirseniz, kürsüden...

BAŞKAN – Efendim, rica ediyorum, yapmayın... Yapmayın...

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, bakın, Sayın Bakanımız "1997 yılında faizler yüzde 138 idi, yüzde 137 idi" dediler. Halbuki, 1997'nin yedinci ayında faizler yüzde 78 idi, enflasyon yüzde 75 civarındaydı; bu konuyu saptırmışlardır. Halbuki, bugün, kendileri iktidara geldiği gün, faizler birden bire, yüzde 101'lere, 102'lere çıkmıştır. Bugün, 1 puan, 2 puan geri almak suretiyle "enflasyon düşüyor" diyorlar. Yanlış ifade ediyorlar.

BAŞKAN – Tamam efendim, siz düzeltmiş oldunuz.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Onun dışında, bir konu daha var...

BAŞKAN – Sayın Karapaşaoğlu, siz düzeltmiş oldunuz.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, çay konusu...

BAŞKAN – Efendim, siz düzeltmiş oldunuz.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – 1997'de 39 sent olan çay fiyatı, bugün 33 senttir efendim.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gündemdışı konuşmalar tamamlanmış, 1 inci ve 3 üncü sıradaki gündemdışı konuşmalar, ilgili Bakan tarafından cevaplandırılmıştır.

Cumhurbaşkanlığı tezkereleri vardır; sırasıyla okutup, bilgilerinize arz edeceğim:

C) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Portekiz’e gidecek olan Devlet Bakanı Refaiddin Şahin’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1490)

18 Mayıs 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

EXPO-98 Dünya Fuarının açılışına katılmak üzere, 21 Mayıs 1998 tarihinde Portekiz'e gidecek olan Devlet Bakanı Refaiddin Şahin'in dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı R. Kâzım Yücelen'in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

2. – Portekiz’e gidecek olan Devlet Bakanı Burhan Kara’ya, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1491)

18 Mayıs 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

EXPO-98 Dünya Fuarının açılışına katılmak üzere, 21 Mayıs 1998 tarihinde Portekiz'e gidecek olan Devlet Bakanı Burhan Kara'nın dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Eyüp Aşık'ın vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

3. – Ukrayna Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı A. Ahat Andican’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Işılay Saygın’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1492)

20 Mayıs 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 21 Mayıs 1998 tarihinde Ukrayna Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Prof. Dr. Ahat Andican'ın dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Işılay Saygın'ın vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

4. – Ukrayna Cumhuriyetine gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1493)

20 Mayıs 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 21 Mayıs 1998 tarihinde Ukrayna Cumhuriyetine gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in dönüşüne kadar; Dışişleri Bakanlığına, Devlet Bakanı Prof. Dr. Şükrü S. Gürel'in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

5. – Ukrayna’ya gidecek olan Turizm Bakanı İbrahim Gürdal’a, dönüşüne kadar, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1494)

20 Mayıs 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 21 Mayıs 1998 tarihinde Ukrayna Cumhuriyetine gidecek olan Turizm Bakanı İbrahim Gürdal'ın dönüşüne kadar; Turizm Bakanlığına, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer'in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının tezkereleri vardır; Divan üyemiz takdim edecekler.

Buyurun efendim.

6. – TBMMBaşkanlık Divanınca, Slovakya Parlamento Başkanı ve beraberindeki parlamento heyetinin ülkemize davet edilmelerinin kararlaştırıldığına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1495)

20 Mayıs 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 14 Mayıs 1998 tarih ve 83 sayılı kararı ile, Slovakya Parlamento Başkanı ve beraberinde bir Parlamento Heyetinin 1998 Mayıs ayında Türkiye'yi ziyareti kararlaştırılmıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 7 nci maddesi gereğince Genel Kurulun bilgisine sunulur.

Hikmet Çetin

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

7. – TBMMBaşkanlık Divanınca, Kanada Parlamentosu Dışişleri ve Uluslararası Ticaret Komisyonu Başkanı Bill Graham’ın ülkemize davet edilmesinin kararlaştırıldığına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1496)

20 Mayıs 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 14 Mayıs 1998 tarih ve 83 sayılı kararı ile, Kanada Parlamentosu Dışişleri ve Uluslararası Ticaret Komisyonu Başkanı Bill Graham'ın 20-23 Mayıs 1998 tarihleri arasında ülkemizi ziyareti kararlaştırılmıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 7 nci maddesi gereğince Genel Kurulun bilgisine sunulur.

Hikmet Çetin

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

8. – TBMM Başkanlık Divanınca,Vietnam Milli Meclis Başkanvekili Nguyen Phu Thanh ve beraberindeki parlamento heyetinin ülkemize davet edilmelerinin kararlaştırıldığına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1497)

20 Mayıs 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 14 Mayıs 1998 tarih ve 83 sayılı kararı ile, Vietnam Millî Meclis Başkan Vekili Sayın Nguyen Phu Thanh ve beraberindeki Parlamento Heyetinin 30 Mayıs-5 Haziran 1998 tarihleri arasında ülkemizi ziyareti kararlaştırılmıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 7 nci maddesi gereğince Genel Kurulun bilgisine sunulur.

Hikmet Çetin

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

9. – Polonya Parlamentosu Dışişleri Komisyonu Başkanının vaki davetine icabet edecek olan Parlamento heyetinde yer alacak milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1498)

21 Mayıs 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Polonya Parlamentosu Dışişleri Komisyonu Başkanının vaki davetine istinaden, Türkiye Büyük Millet Meclisini temsilen 6 kişilik bir Parlamento Heyetinin 31 Mayıs-4 Haziran 1998 tarihleri arasında söz konusu davete icabet etmesi hususu, Genel Kurulun 14 Mayıs 1998 tarih ve 90 ıncı Birleşiminde kabul edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca heyeti oluşturmak üzere siyasî parti gruplarının bildirmiş olduğu isimler, adı geçen kanunun 2 nci maddesi uyarınca Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

Hikmet Çetin

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı

Murat Karayalçın Hüseyin Kansu

(Samsun) (İstanbul)

Dışişleri Komisyonu Başkanı Dışişleri Komisyonu Üyesi

Cemal Özbilen Abdullah Gencer

(Kırklareli) (Konya)

Dışişleri Komisyonu Üyesi Dışişleri Komisyonu Üyesi

Bayram Fırat Dayanıklı Nihan İlgün

(Tekirdağ) (Tekirdağ)

Dışişleri Komisyonu Üyesi Dışişleri Komisyonu Üyesi

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Sayın milletvekilleri, bir Meclis araştırması önergesi vardır; okutuyorum:

D) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. – İzmir Milletvekili Veli Aksoy ve 26 arkadaşının, bir kooperatife ait olan ve doğal SİT alanı kapsamına alınan arazinin, Hazine arazisi ile değiştirilmesinde yönetmelik hükümlerine aykırı işlemler yapıldığı iddiasını araştırmak ve sorumlularını tespit etmek amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/264)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

S. S. İstanbul Gümrük Komisyoncuları Yeni Foça Asmadere Yapı Kooperatifinin Foça İlçesindeki 857 890 metrekarelik arazisine İzmir 1 nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca birinci derece doğal SİT alanı kararı verilmiştir. Kooperatifin başvurusu üzerine takas işlemlerinin yapılması istenilmiştir.

2863 sayılı Yasaya göre düzenlenmiş olan 8 Şubat 1990 tarihli ve 20427 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan, kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu SİT alanlarındaki taşınmaz malların Hazineye ait taşınmaz mallar ile değiştirilmesi hakkındaki yönetmelik hükümleri gereğince takas işlemleri yapılmaktadır.

Ancak, yukarıda adı geçen kooperatifin takas işlemleri yapılırken, ilgili yönetmeliğin, ilgili hükümlerine tamamen aykırı düzenlemeler yapılmıştır.

İlgili yönetmeliğin 8 inci maddesine göre "trampaya konu özel mülkiyetteki taşınmaz malları karşılığında verilecek bir kamu hizmetine tahsisli veya gerekli olmayan, imar planlarında bir kamu hizmetine ayrılan alanlarda kalmayan, 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu uyarınca ilana çıkarılan turizm alan ve merkezleri içinde bulunmayan, Millî Savunma Bakanlığınca sakıncalı görülmeyen Hazinenin özel mülkiyetindeki hisseli veya hissesiz yerler, taşınmazların bulunduğu ilin sınırı dışına taşmamak koşuluyla ve mümkün olduğunca aynı mahalle, köyden veya ilçeden olmak üzere, önceden Maliye Bakanlığınca saptanır ve yukarıda belirtilen şekilde değerleri takdir edilir" demektedir.

Yönetmelik böyle demekte iken, adı geçen kooperatifin takas talebi karşığı İzmir İli, Çiğli İlçesi pafta 1 736 parsele kayıtlı 830 405 metrekare arazinin takası yapılmıştır. Takası yapılan bu arazi, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin 27.10.1992 gün ve 05.223 sayılı kararıyla takasa söz konusu araziyi, imar planında ağaçlandırılacak alan olarak belirlemiştir.

Belediye meclisinin bu kararı aleyhine Maliye Hazinesince açılan dava, İzmir 2 nci İdare Mahkemesinin 1993/422 ve 1993/421 E. sayılı davaları mahkemenin 1995/1259 ve 1995/1246 sayılı kararlarıyla reddedilmiş ve İzmir Defterdarlığının temyiz başvurusu sonucunda da, 1996/3127 esas no ve 1997/2238 karar nolu Danıştay kararıyla, idare mahkemesinin kararı doğrultusunda, mezkûr alanın ağaçlandırma alanı olarak kalması kesinleşmiştir.

Takastan amaç, üzerinde tasarruf bulunan bir alanın kişilerin mağduriyetini önlemek için üzerinde herhangi bir tasarruf bulunmayan ve yönetmeliğin 8 inci maddesine göre yapılması gerekmektedir. Ayrıca, burada amaç, ikinci konut alanını (yazlık ev) ikinci konut alanıyla takas etmektir. Burada yapılan ise, üzerinde kamunun çıkarına tasarruf hakkı konulmuş ve yargı yoluyla ağaçlandırılacak alan olarak kesinleşmiş bir alanın takası yapılmıştır. Bu takas kamu yararına aykırıdır. Ayrıca, takas işlemi sırasındaki arazi fiyatları tespiti ise gerçeklere hiç uymamaktadır.

3 Şubat 1997 tarih ve 4222 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan adı geçen kooperatifin genel kurul tutanağına göre, bu takas işleminde aracılık görevini gerçekleştiren kişi ve kişilere ücretsiz bir şekilde araziden pay verilerek çıkar sağlanması bu takasın şaibeli ve hileli bir şekilde yapıldığını ortaya koymaktadır. Çünkü takası yapılan iki arazi arasında değer açısından büyük bir farklılık söz konusudur. Çiğli'deki arazinin bugünkü değerinin 80 ile 85 trilyon lira arasında olduğu uzmanlarca açıklanmaktadır. Halbuki kooperatifin takas etmek istediği tapulu arazisi birinci derecedeki doğal SİT alanı olup bugünkü değeri ise 1 trilyon lirayı geçmemektedir.

Adı geçen kooperatife, bakanlık yapmış milletvekillerin ve bazı üst düzey bürokratların ve yakınlarının üye edilmiş olması düşündürücüdür.

Bu takas işleminin yeniden gözden geçirilmesi ve kamu yararına uygun hale getirilmesi, yönetmeliklere aykırı işlem yapan kişilerin tespit edilerek gereken işlemin yapılması konusunda, Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğümüzün 104 üncü maddesi uyarınca Meclis araştırması açılmasını dileriz.

Veli Aksoy (İzmir)

Ali Rıza Bodur (İzmir)

Sabri Ergül (İzmir)

M. Cevdet Selvi (İstanbul)

Yahya Şimşek (Bursa)

Şahin Ulusoy (Tokat)

Yüksel Aksu (Bursa)

Orhan Veli Yıldırım (Tunceli)

Yusuf Öztop (Antalya)

Aydın Güven Gürkan (İzmir)

Ayhan Fırat (Malatya)

Bekir Kumbul (Antalya)

Metin Arifağaoğlu (Artvin)

Bekir Yurdagül (Kocaeli)

Celal Topkan (Adıyaman)

Tuncay Karaytuğ (Adana)

Yılmaz Ateş (Ankara)

Zeki Çakıroğlu (Muğla)

Fatih Atay (Aydın)

Ahmet Küçük (Çanakkale)

İsmet Atalay (Ardahan)

Hilmi Develi (Denizli)

Ahmet Güryüz Ketenci (İstanbul)

Nezir Büyükcengiz (Konya)

Atilâ Sav (Hatay)

Ali Haydar Şahin (Çorum)

Mehmet Sevigen (İstanbul)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının tezkereleri vardır, ayrı ayrı okutup, takdirlerinize sunacağım:

C) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)

10. – İsveç Parlamentosu Başkanı Brigitta Dahl’ın TBMM Başkanı Hikmet Çetin’i İsveç’e davetine icabet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1499)

21 Mayıs 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Dışişleri Bakanlığının 11 Mart 1998 tarih ve AVGY-98-180.210.461-194 sayılı yazısında, İsveç Parlamentosu Başkanı Bayan Birgitta Dahl'ın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Hikmet Çetin'i Avrupa Parlamento Başkanları Konferansına katılımı için İsveç'e davet ettiği bildirilmektedir.

Söz konusu davete icabet edilmesi hususu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

Hikmet Çetin

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

BAŞKAN – Bu tezkereyi Heyetin oylarına sunuyorum: Kabul edenler_ Kabul etmeyenler_ Kabul edilmiştir.

Bir başka tezkere daha vardır; okutuyorum:

11. – Norveç Meclis Başkanının TBMM’den bir Parlamento heyetini Norveç’e davetine icabet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1500)

21 Mayıs 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Dışişleri Bakanlığının 17 Mart 1998 tarih ve OABY-98-140.210-488-208 sayılı yazısında, Norveç Meclis Başkanının, Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir parlamento heyetini Norveç'e davet ettiği bildirilmektedir.

Söz konusu davete icabet edilmesi hususu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

Hikmet Çetin

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

BAŞKAN – Tezkereyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler_ Kabul etmeyenler_ Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, gündemin "Seçimler" kısmına geçiyoruz.

Bu kısımda, (9/16) ve (9/17) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonlarına üye seçimi yapılacaktır.

Meclis soruşturmasını yürütecek komisyonların üyeleri, Anayasanın 100 üncü maddesine göre, siyasî partilerin güçleri oranında verecekleri üye sayısının üç katı olarak gösterdikleri adaylar arasından, adçekme suretiyle belirlenecektir.

Bu soruşturma komisyonlarında, Fazilet Partisi ve Anavatan Partisi 4'er, Doğru Yol Partisi 3, Demokratik Sol Parti 2 ve Cumhuriyet Halk Partisi ile Demokrat Türkiye Partisi 1'er üyeyle temsil edilecektir.

V. – SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARA ÜYE SEÇİMİ

1. – (9/16) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonuna üye seçimi

BAŞKAN – Şimdi, Konya Milletvekili Sayın Ahmet Alkan ve 106 arkadaşının, kanuna ve genel ahlaka aykırı şekilde mal edinmek suretiyle görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin, Türk Ceza Kanunun 240 ıncı ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 11, 12, 13, 14 ve 15 inci maddelerine uyduğu iddiasıyla, Devlet eski Bakanı, Dışişleri eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı ve eski Başbakan Tansu Çiller hakkında, Genel Kurulun 16.4.1998 tarihli 78 inci Birleşiminde açılması kabul edilen (9/16) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonuna üye seçimine başlıyoruz.

Siyasî partilerin kendilerine düşen üyelikler için 3 kat olarak gösterdikleri adayların adlarını okutuyorum:

(9/16) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu üyelikleri aday listesi: (45)

Adı Soyadı Seçim Çevresi

FP (12)

Yakup Budak (Adana)

Osman Hazer (Afyon)

Musa Okçu (Batman)

Mustafa Yünlüoğlu (Bolu)

Zülfikar Gazi (Çorum)

Ömer Özyılmaz (Erzurum)

Saffet Benli (İçel)

İsmail Yılmaz (İzmir)

Cafer Güneş (Kırşehir)

Lütfi Yalman (Konya)

Hüseyin Olgun Akın (Ordu)

Nezir Aydın (Sakarya)

ANAP (12)

Nuri Yabuz (Afyon)

Nejat Arseven (Ankara)

İlker Tuncay (Ankara)

Abbas İnceayan (Bolu)

Ertuğrul Yalçınbayır (Bursa)

Demir Berberoğlu (Eskişehir)

Şamil Ayrım (Iğdır)

Erkan Mumcu (Isparta)

Suha Tanık (İzmir)

Abdullah Akarsu (Manisa)

Abdulkadir Baş (Nevşehir)

Ahmet Kabil (Rize)

DYP (9)

İsmet Attila (Afyon)

Ergun Özdemir (Giresun)

Mehmet Ali Yavuz (Konya)

İrfettin Akar (Muğla)

Nafiz Kurt (Samsun)

Kadir Bozkurt (Sinop)

Nihan İlgün (Tekirdağ)

Ali Şevki Erek (Tokat)

Ömer Barutçu (Zonguldak)

Demokratik Sol Parti: (6)

Arif Sezer (Adana)

Cafer Tufan Yazıcıoğlu (Bartın)

Mustafa İlimen (Edirne)

Çetin Bilgir (Kars)

Necdet Tekin (Kırklareli)

Hasan Gülay (Manisa)

Cumhuriyet Halk Partisi: (3)

Tuncay Karaytuğ (Adana)

Eşref Erdem (Ankara)

İsmet Önder Kırlı (Balıkesir)

Demokratik Türkiye Partisi: (3)

Ahmet Hamdi Üçpınarlar (Çanakkale)

Müjdat Koç (Ordu)

Cemal Alişan (Samsun)

BAŞKAN – Adayların isimlerini arz ve takdim ettik.

Şimdi, bu adaylardan üçtebirini seçeceğiz.

Fazilet Partisine düşen üye sayısı 4, torbanın içerisinde 12 adayın ismi var; bunlardan, adçekme suretiyle 4 isim seçeceğiz:

Mustafa Yünlüoğlu (Bolu)

Osman Hazer (Afyon)

Lütfi Yalman (Konya)

Saffet Benli (İçel)

Böylece, Fazilet Partisinin 4 üyesi seçilmiş oldu.

Şimdi, sıra Anavatan Partisinde.

Anavatan Partisi Grubu 4 üyelik için 12 adayın ismini bildirdi; bunlardan 4 üyeyi, adçekme suretiyle seçeceğiz :

Sayın Erkan Mumcu (Isparta)

Sayın Suha Tanık (İzmir)

Sayın Nuri Yabuz (Afyon)

Sayın Abdullah Akarsu (Manisa)

Böylece, Anavatan Partisi için de 4 sayın üyenin ismi belirlenmiş oldu.

Başkanlığa, Doğru Yol Partisi Grubuna düşen 3 üyeye karşılık 9 aday ismi verildi; buradan 3 sayın üyenin ismini adçekme suretiyle belirleyeceğim:

Sayın Ergun Özdemir (Giresun)

Sayın Kadir Bozkurt (Sinop)

Sayın Ömer Barutçu (Zonguldak)

Doğru Yol Partisinin 3 üyesi seçilmiş oldu.

Demokratik Sol Parti Grubuna düşen 2 üyeye karşılık 6 aday ismi bildirildi; 2 sayın üyenin ismini adçekme suretiyle belirleyeceğim:

Sayın Arif Sezer (Adana)

Sayın Mustafa İlimen (Edirne)

Demokratik Sol Parti Grubu için gereken 2 isim belirlenmiş oldu.

Sayın Cumhuriyet Halk Partisi, 1 üyelik için 3 aday bildirdi; 1 adayı, adçekme suretiyle belirleyeceğim:

Tuncay Karaytuğ (Adana)

Şimdi, Demokrat Türkiye Partisi 1 üyelik için 3 aday bildirmiştir; 1 adayı, adçekme suretiyle belirleyeceğim:

Cemal Alişan (Samsun)

Sayın milletvekilleri, (9/16) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun üye seçimi tamamlanmıştır.

Bu Komisyona seçilmiş bulunan sayın üyelerin, 26 Mayıs 1998 Salı günü saat 13.30'da, halkla ilişkiler binası (B) blok alt zemin 6 ncı banko karşısındaki -körüklü salon tabir ediliyor- Meclis araştırması ve soruşturması komisyonları toplantı salonunda toplanarak, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimini yapmalarını rica ediyorum. Meclis Soruşturması Komisyonuna seçilen üyelerin listesiyle, toplantı gün ve saati ilan tahtalarına da ayrıca asılacaktır.

2. – (9/17) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonuna üye seçimi

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi de İstanbul Milletvekili Sayın Meral Akşener ve 71 arkadaşının, kanuna ve genel ahlaka aykırı şekilde mal edinmek suretiyle görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin, Türk Ceza Kanununun 240 ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 12 ve 13 üncü maddelerine uyduğu iddiasıyla, Turizm eski Bakanı ve Başbakan Mesut Yılmaz hakkında, Genel Kurulun 22.4.1998 tarihli 80 inci Birleşiminde açılması kabul edilen (9/17) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu için üye seçimine başlıyoruz.

Siyasî partilerin kendilerine düşen üyelikler için üç kat olarak gösterdikleri adayların adlarını okutuyorum:

(9/17) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu üyelikleri aday listesi: (45)

Adı Soyadı Seçim Çevresi

FP (12)

Sıtkı Cengil (Adana)

Mehmet Altınsoy (Aksaray)

Cemalettin Lafçı (Amasya)

İsmail Özgün (Balıkesir)

Alaattin Sever Aydın (Batman)

Mehmet Altan Karapaşaoğlu (Bursa)

Tevhit Karakaya (Erzincan)

Ekrem Erdem (İstanbul)

Hüseyin Kansu (İstanbul)

Abdullah Gencer (Konya)

Hasan Hüseyin Öz (Konya)

Musa Uzunkaya (Samsun)

ANAP (12)

Nejat Arseven (Ankara)

İrfan Köksalan (Ankara)

Süleyman Hatinoğlu (Artvin)

Zeki Çakan (Bartın)

Feridun Pehlivan (Bursa)

Ertuğrul Yalçınbayır (Bursa)

Yavuz Köymen (Giresun)

Refik Aras (İstanbul)

Emin Kul (İstanbul)

Yusuf Namoğlu (İstanbul)

Abdullah Akarsu (Manisa)

Mustafa Bahri Kibar (Ordu)

DYP (9)

İsmet Attila (Afyon)

Ahmet İyimaya (Amasya)

Ali Rıza Gönül (Aydın)

İlyas Yılmazyıldız (Balıkesir)

Ahmet Uyanık (Çankırı)

Mustafa Kemal Aykurt (Denizli)

H. Ufuk Söylemez (İzmir)

Nevzat Ercan (Sakarya)

Nihan İlgün (Tekirdağ)

DSP (6)

Tamer Kanber (Balıkesir)

Necati Albay (Eskişehir)

Ali Günay (Hatay)

Fikret Ünlü (Karaman)

Yalçın Gürtan (Samsun)

Fevzi Aytekin (Tekirdağ)

CHP (3)

Yusuf Öztop (Antalya)

Yahya Şimşek (Bursa)

Orhan Veli Yıldırım (Tunceli)

DTP (3)

A. Hamdi Üçpınarlar (Çanakkale)

Mustafa Zeydan (Hakkâri)

Cemal Alişan (Samsun)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri; Fazilet Partisi 12 aday bildirmiştir; bu adaylar arasından 4 üyeyi, adçekme suretiyle belirleyeceğim:

Mehmet Altınsoy (Aksaray)

Cemalettin Lafçı (Amasya)

Mehmet Altan Karapaşaoğlu (Bursa)

Hüseyin Kansu (İstanbul)

Fazilet Partisinin 4 üyesinin ismi adçekme suretiyle belirlenmiştir.

Şimdi, Anavatan Partisi Grubunun bildirdiği 12 aday arasından 4 üyeyi adçekme suretiyle belirleyeceğim:

Nejat Arseven (Ankara)

İrfan Köksalan (Ankara)

Ertuğrul Yalçınbayır (Bursa)

Zeki Çakan (Bartın)

Bu suretle, Anavatan Partisi Grubunun 4 üyesi de, adçekme suretiyle belirlenmiştir.

Şimdi, sıra, Doğru Yol Partisi Grubunun adaylarını belirlemeye geldi. Doğru Yol Partisi Grubumuz, 3 üyeye karşılık 9 isim bildirdi; ben, şimdi, 3 üyeyi, adçekerek belirleyeceğim:

Nevzat Ercan (Sakarya)

Ahmet Uyanık (Çankırı)

Mustafa Kemal Aykurt (Denizli)

Bu suretle, Doğru Yol Partisi Grubumuzun 3 üyesinin ismi de, adçekme suretiyle belirlenmiş oldu.

Demokratik Sol Parti Grubumuz 6 aday bildirdi, 2 isim belirleyeceğim:

Fikret Ünlü (Karaman)

Yalçın Gürtan (Samsun)

Demokratik Sol Parti Grubunun 2 üyesinin ismi de, adçekme suretiyle belirlendi.

Şimdi, sıra, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun verdiği 3 adaydan 1 ismi belirlemeye geldi.

Yusuf Öztop (Antalya)

Demokrat Türkiye Partisi Grubu, 1 üyelik için 3 aday bildirdi; ben, 1 sayın üyenin ismini belirleyeceğim:

Hamdi Üçpınarlar (Çanakkale)

Demokrat Türkiye Partisi Grubunun üyesi de belirlenmiş oldu.

Sayın milletvekilleri, (9/17) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun üye seçimi tamamlanmıştır.

Bu Komisyona seçilmiş bulunan sayın üyelerin, 26.5.1998 Salı günü, saat 14.30'da, halkla ilişkiler binası, (B) blok, alt zemin, 6 ncı banko karşısındaki, körüklü salon diye ifade edilen Meclis araştırması ve soruşturması komisyonları toplantı salonunda toplanarak, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimini yapmalarını rica ediyorum.

Meclis Soruşturması Komisyonuna seçilen üyelerin listesi ile toplantı gün ve saati, ilan tahtasına, ayrıca asılacaktır.

Hayırlı uğurlu olsun. Hayırlı ve adil çalışma yapmalarını temenni ediyorum.

Sayın milletvekilleri, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

Önce, yarım kalan işlerden başlıyoruz.

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rıza Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu raporunun ikinci müzakeresine başlayacağız.

Komisyon hazır mı? Hazır değil.

Müzakere ertelenmiştir.

2. – Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınma önergesi (2/669) (S.Sayısı : 338)

BAŞKAN – 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, maddelerinin üzerindeki önergelerle birlikte, İçtüzüğün 88 inci maddesine göre Komisyona geri verilmişti. Komisyon, raporunu henüz vermediğinden, teklifin müzakeresini erteliyoruz.

3. – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının, aynı mahiyetteki kanun teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkinKanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553)

BAŞKAN – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifinin müzakeresine başlayacağız.

Komisyon hazır mı? Komisyon hazır değil.

Müzakere ertelenmiştir.

4. – Emniyet Teşkilâtı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu raporu (1/217) (S.Sayısı : 132)

BAŞKAN – Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon hazır mı ?..Hazır değil.

Müzakere ertelenmiştir.

5. – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu raporu (1/689) (S.Sayısı : 631) (1)

BAŞKAN – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporunun müzakeresine başlıyoruz.

Komisyon hazır mı?..Hazır.

Hükümet hazır mı?..Hazır.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, biraz evvel Komisyon yoktu; İçtüzük çerçevesinde, iyi niyet kurallarını hatırlatıyorum.

BAŞKAN – Efendim, sizler de takdir buyurursunuz; Başkanlığın yapacağı başka bir işlem yoktur. Biz "Sayın Komisyon?.. Sayın Hükümet?.." diye davet ederiz; takdirlerine mevdu bir olaydır, gelirler, gelmezler; onu, ben bilmem.

Sayın Komisyon ve Hükümet yerlerini almışlardır.

Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylayacağım.

SUAT PAMUKÇU (Bayburt) – Karar yetersayısının aranmasını istiyoruz.

BAŞKAN – Peki efendim; dikkate alacağım.

Raporun okunması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

Sayın milletvekilleri... Rica ediyorum...

Sayın milletvekilleri, hiç kimse, lütfen, şahsen üzerine alınmasın; ama, milletvekilliğinin birinci sorumluluğu, Genel Kurul salonunda oturmaktır. (Alkışlar)

Rica ediyorum... Canı çay, kahve isteyen arkadaşımı davet ediyorum; saat 19.00'dan sonra odama buyurun "yeter Allahaşkına" deyinceye kadar size çay, kahve ikram edeceğim.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Ben, bu sözden alındım...

BAŞKAN – Efendim, lütfen oturur musunuz...

Raporun okunması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

Efendim, Divan ittifak edemedi.

Sayın milletvekilleri, dışarıda başka kimse kaldı mı?.. Rica ediyorum... İsterseniz, 21 inci dönemde kimler gelecek, oturup onları bekleyelim. Rica ediyorum...

Sayın milletvekilleri, tekrar oyluyorum; raporun okunması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir; karar yetersayısı da vardır.

Tümü üzerinde gruplar adına söz talebi var mı?..

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – DYP Grubu adına, Ahmet İyimaya konuşacaklar.

BAŞKAN – Yozgat Milletvekili Sayın Kâzım Arslan, Ankara Milletvekili Sayın Gökhan Çapoğlu, Uşak Milletvekili Sayın Yıldırım Aktürk, Adana Milletvekili Sayın Ertan Yülek kişisel söz talebinde bulundular.

Doğru Yol Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere, Sayın Ahmet İyimaya; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA AHMET İYİMAYA (Amasya) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; sözlerimin başında, şahsım ve Doğru Yol Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Genç ve yaralı demokrasimiz, yavru özgürlüklerimiz ve içinde hayat bulduğumuz siyasal sistemimiz bakımından çok önemli bir tasarıyı görüşüyoruz.

BAŞKAN – Sayın İyimaya, bir dakika... Nasıl olsa, sizde konuşma insicamı bozulmaz.

Sayın milletvekilleri, RTÜK'le ilgili kanun değişikliğinin bütün grupları çok yakından ilgilendirdiğini biliyorum; ama, nedense, bir Grup, RTÜK'le ilgili görüşünü ifade ediyor, biz başka işlerle meşgulüz... Sayın milletvekillerinden rica ediyorum; RTÜK'le ilgili olmayan iş sahipleri -kusura bakmayın ama- kulise lütfen... Arkadaşımızı dinleyelim, buna göre oy vereceğiz.

Buyurun efendim.

AHMET İYİMAYA (Devamla) – Televizyon, çağın insanını hamur gibi yoğuran, şartlandıran, zihniyeti imal eden en büyük ve en etkili araçtır. Donanım ve yönlendirme durumuna göre, yaygın bir televizyonun demokrasiyi kökleştirmesi de yıkması da daima mümkündür. Televizyon yasaları, demokrasinin kurucu yasalarıdır, işlevleri bakımından hemen hemen anayasalarla özdeştir.

Bu gibi kurumsal kanunlar için referandum ve nitelikli sayılar dahil, özel yasama yöntemlerinin geliştirilmemiş olması, yönetemeyen sistemimizin hiç hatırlanmayan noksanıdır.

Değerli arkadaşlar, DYP-SHP Koalisyonu, en büyük iletişim reformu ve dönüşüm projesi olarak televizyon çoğulculuğunun temellerini atarken, kurucu yetkilerin kullanımında esirgenmemesi gereken yaygın ve üretken uzlaşma özenini azamî derecede göstermiştir. Şu anda değiştirilmek istenen Radyo ve Televizyon Yasasının 29 uncu maddesi, 19 uncu Dönemde gerçekleştirilen ve kavgacı siyasî hayatımızda ender rastlanan ortak uzlaşının anlamlı bir ürünüdür. Bu maddenin altında, yalnızca dönemin koalisyon partilerinin; yani, DYP'nin ve SHP'nin değil, ANAP'ın ve DSP'nin imzaları var. Bu maddenin altında ve ardında toplumun, mikrodinamiklerin, demokratik örgütlerin karşılanmış talepleri, destekleri ve coşkulu alkışları var.

Değerli milletvekilleri, geçiş evresini henüz tamamlamamış, yasama istikrarı adına varlığı zorunlu bir uygulama ve gözlem sürecini dolduramamış bir yasa, durup dururken neden değiştirilmek isteniyor? Bu sorunun hukuk namusu, şeffaf siyaset ve demokrasi hassasiyeti içinde -ki, Başbakanımız da dinliyordur umuyorum- cevaplandırılması gerekir. Mevcut siyasal gelişmeler, acı gerçekler ve tasarının somut öyküsü bir tarafa atılarak, örtücü ve parlak nutuklarla sürdürülecek bir müzakere, bu soruların hiçbir zaman cevabı olamayacaktır. İktidarın gizleme zaafı içinde olduğu gerçek tabloyu, Yüce Türk Milleti ve Parlamentomuz önünde açığa çıkarmak, yalnızca muhalefetin değil, topyekûn Türkiye Büyük Millet Meclisinin, her milletvekilinin temel görevidir. Bu anlayış, hem demokrasinin hem de özgürlüklerin teminatıdır.

Yürürlükteki yasa, televizyon şirketlerinin, yüzde 10'luk hisse tabanında, devletle veya devletin iştiraki olan kuruluşlarla, ihale dahil, her türlü taahhüt ilişkisine girmesini yasaklıyor. Bir şirketin birden fazla televizyon işletmesini yasaklıyor. Televizyonda aile egemenliği yasaklanıyor. Mevcut yasa, televizyon çoğulculuğu için gerekli, daha da geliştirilmesi arzulanan altyapı mekanizmalarını düzenliyor. Yürürlükteki yasa, medya imparatorluğunun ve kartel zincirinin teşekkülünü önlüyor.

Değerli arkadaşlarım, bu hükümler, hangi iktidar veya partilerce benimsenemeyen, dışlanabilen hükümlerdir?!

Tasarıyı, hukuk ve siyaset merceği altına koyduğumuzda, açığa çıkan temel özellikler, ürkütücü ve uyarıcı ipuçları vermektedir.

1- Tasarı, gerekçe malulüdür; ne genel gerekçede ne madde gerekçelerinde, hisselerin nama yazılılığı ve izlenme oranı dışında kalan 29 uncu madde değişiklikleri için, bırakınız bir cümleyi, bir kelimecik açıklama yoktur. Gerekçe, hükmün dayandığı düşünceleri ve yasanın ruhunu ortaya koyan aslî bir unsurdur. Gerekçe yokluğu, siyaset biliminde ve yasama sanatında, bir manipülasyon karinesi, bir şeyleri saklama örtüsü sayılmıştır. Gerekçede bu bilinçli suskunluk, İktidarın veya bir ortağının, tasarıda gizli amaç gözettiğini gösterir. Hükümet müzakeresinde inceliğin farkına varılmamış olması, tasarının ve gerekçe perdesinin tanzim mahallini, gerçek iradenin adresini tartışmaya getirir. Bu gizliliğin arka planını araştıramayan, gerçeklerin çirkin çehresini ortaya çıkarmaktan ürken veya bu girişimin mimarı olan medyanın özgürlüğünden, demokrasi aşkından ve onun objektifliğinden asla söz edilemez.

2- Tasarı, siyasetin temel standartlarından olan öncelikler ve zamanlama ölçütü bakımından, ne halkın tercihini ne sistemin zorunluluğunu yansıtmamaktadır. Her türlü yanlı yorumların uzağındaki maddî gerçek, ararejimin gelgitleri içinde kurulan Hükümetin, kendisini, halkımıza "çözüm ve normalleşme hükümeti" olarak takdim etmesi hadisesidir.

Bu kadar bir başka gerçek de, Hükümetin kurulmasının hemen akabinde, Anavatan Partisinin elinde bulunan bir Devlet Bakanlığının, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanununun temel iskelet hükmü olan 29 uncu maddeyi değiştirme girişiminde bulunması, bunu hızla resmîleştirmesi ve Anayasa Komisyonunda önceliğe geçirmesidir.

Şimdi, iktidara ve iktidar çoğunluğunu oluşturan, destekçileri dahil, partilere soruyorum: Bu acele, bu telaş niye? Bu tasarıyla enflasyonu mu düşüreceksiniz? Sofradaki alevi, mutfaktaki yangını mı söndüreceksiniz? Yatırımlara kaynak mı sağlayacaksınız? Her geçen gün çığ gibi büyüyen sosyal güvenlik krizine çözüm mü bulacaksınız? Bu tasarı, sistemin veya halk kitlelerinin hangi sorununa çözüm getiriyor? İletişim alanının tüm sorunlarını içeren bir geniş iletişim kodunu önümüze getirseydiniz "sistem iyileştirmesidir" der, katkıda bulunur, destekler ve alkışlardık. Öncelikli sorunları askıya alıp bunu öne geçirmekle, iktidara gelmeniz için öngörülen bir gizli şartın, Yüce Meclis araç kılınarak, yerine getirilmesinden başka bir şey yapmıyorsunuz. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)

3 - Bu tasarı, düşünce, haber alma, bilgi edinme ve ifade özgürlüklerinin ve hatta demokrasinin kurucu şartı olan iletişim özgürlüğünü öldürmektedir.

Siyaset, iletişim özgürlüğü ve ekonomik iktidar üçlüsü arasında, gelişmiş ülkeler ve ülkemiz tecrübesinden yararlanarak, bir denge ve ahenk kuramazsak, günün aldatıcı partisel çıkarlarına geçerlilik tanıma gafletine düşersek, toplumu, topyekûn yanlılığın, yönlendirmenin ve gerçek kadar inandırıcı yalanların içinde boğarız.

Bu tasarı, yüzde 20 izlenme oranı tavanıyla, Türkiye'yi bir veya birkaç televizyon şirketinin elektronik sömürgesi haline getirmektedir. Değişik düşüncelerin, farklılığın ve üretken çeşitliliğin önüne, az sayıdaki televizyon süzgeçleriyle, Bizans duvarları ve yasak adalar oluşturulmaktadır.

Bu tasarı, yarattığı hukukî imkânla, bölge yayıncılığını, yerel televizyonculuğu, medya imparatorlarına teslim etmektedir. Anadolu kültür çeşitliliği, demokrasinin yerelleşmesi hedefi ve sosyal, bireysel yerel zenginlikler, merkeziyetçi televizyon anlayışıyla imha edilmektedir. Yalnızca medya tekeli değil, düşünce tekeli yaratıyorsunuz. Sadece iletişim çoğulculuğuna değil, düşünce çeşitliliğine de kıyıyorsunuz. Alternatif düşünceyi, sözlüklerde hapsedeceğiniz bir fikir fukaralığının altyapısını inşa ediyorsunuz. Bu tür tekelcilik veya sosyal mühendislik girişimleri, Türkiye'yi, yalnızca çağdan koparmaz; onu, büyükçe bir köy haline getirir.

Değerli milletvekilleri, bu tasarı, DYP'nin, püskürtülen parçalanması girişimine ve Mesut Yılmaz Hükümetinin kurulmasına katkısı olan ekonomik iktidar ile siyasal iktidarın bilinen izdivacının acı bir ürünüdür. (DYP sıralarından alkışlar)

Ekonomik iktidara bağımlı siyaset, yalnızca rant sağlayarak işin içerisinden sıyrılamaz. Ekonomik iktidar, size, bilinen yöntemlerle RTÜK Yasasını çıkarttırır; sermaye tekelini, televizyonlar aracılığıyla haber, yorum ve düşünce tekeline de aktartır. Karşınıza, millî iradeye dayanmayan ve fakat dayatan, sizi tutsak kılan bir güç olarak çıkar.

Bu yasa tasarısı, yürürlükte olan yasaya aykırı olarak gerçekleştirilen meşhur ihalelerin, TEDAŞ'ların, santralların, bankaların, siyasal bedel ve diyet olarak devrinin meşrulaştırılması tasarısından başka bir şey değildir. (DYP sıralarından alkışlar) Mevcut yasadaki yüzde 10'u aşan hisselerin muvazaalı yollarla aşağıya çekilmesi, işlemleri hukuka uygun hale getirmez. Kanuna karşı hile olan ve bu sebeple geçersiz bulunan ihaleler, yanlış yollarla, yasama erki dolanılarak kanun zırhına büründürülmek isteniyor. Oysa, yasanın olası iptali halinde, Anayasa Mahkemesinin kararı, idarî yargıda görülmekte olan davaları etkileyeceğinden, ekonomik iktidarın sınır tanımaz iştah ve ihtirası, hukuk devletinin sınırlarını yine de aşamayacaktır.

Yasanın ilgili hükmünün kimi dönemlerde delinmiş olmasını, yürürlükten kaldırma gerekçesi olarak kullanıyorsunuz. Ekonomik devlet aşamasını, özelleştirmeyle dönüştürememiş bizim gibi antiliberal yapılarda, medyanın devlete karşı taahhüde girmemesi, hayatî bir prensiptir. Kötü uygulamalar, bu prensipten ayrılmayı değil, aksaklıkları iyileştirici mekanizmalarla gidermeyi zorunlu kılar. Aksi takdirde, şantaj, haber veya iktidar lehine siyasal güdüleme, televizyon yayınına bürünerek, ihale pazarını kapma avantajına döner.

Ülkeye, temiz siyaset anlayışına yazık oluyor değerli arkadaşlarım. Bu Yüce Meclis, özel ekonomik iktidarlar için, âdeta özel yasalar çıkarmaya, mecbur ve hatta mahkûm olmak zorunda mıdır? Yasalarla sınırlandırılmış siyasal iktidarın, sınırı ve öngörüsü kestirilemeyen ekonomik iktidarla bu denli bağlantısı, Türk demokrasisini daha da yozlaştıracaktır. Destekleyenlere mübarek olsun!..

"Televizyon işletmesinin ardındaki gücün ve ismin belli olması gerekir" diyorsunuz. Doğrudur; ancak, bu doğruyu, büyük bir ustalık içerisinde, sermaye ve medya çevrelerine tasarıyla sağladığınız gayrimeşru avantajların örtüsü olarak kullanıyorsunuz. Eğer, televizyon şirketinin şeffaflığında samimi iseniz, her şirketin reklamıyla ilgili, reklamı veren kuruluş, tarihi, gelir tutarları gibi bilgilerde açıklık getirin; şirketin, devletle olanı dahil, gördüğü bütün işlerde açıklık getirin; yorumcusuna, danışmanına, yönetmenine ve emekçilerine ödenen maaşlarda açıklık getirin; bütün bunları, dönemsel olarak, ulusal televizyon kanallarından yayın hükmünü getirin. Şeffaflık söylemini, şeffaflıktan yoksun siyasetinizin siyah perdesi yapmayın.

Değerli arkadaşlar, yasanın 29 uncu maddesi, iletişim özgürlüğünün stadartları içerisinde nasıl olmalıdır sorusuna, Anayasa Komisyonu raporundaki DYP'li üyelerin bileşik muhalefet şerhlerinde cevap verilmiştir. Parlamento tarihinde belki de ilk kez, üretken ve alternatif siyasetin bir örneği olarak, önerilerimiz de, aynı muhalefet şehrimizin içerisinde yer almıştır. Oradaki ciddî öneriler, mevcut medya iktidarı için, hukuken zorunlu önlemler, standartlar, yaptırımlar öngörmektedir. Programların bağımsızlığı, haberlerin yorumsuz verilmesi, insan onurunu ve kişiliğini hiçe sayan yayınlarda şirketle birlikte bütün hissedarların tazmin sorumluluğu, televizyon çalışanlarının hizmet akitlerinin ILO standartları düzeyinde korunması, televizyon şirketinin birden fazla televizyon işletememesi ve okumanız halinde, orada yazan birçoğu müeyyideler, iyileştirmeler ve televizyon iletişim özgürlüğünü temele oturtan normlar.

Değerli arkadaşlar, bunlar, gözünü ranta, kamudaki pastaya, siyasal güdülemeye dikmiş iletişim kuruluşları için engel hükümler; aynı zamanda, kurucu özgürlük için, toplum için zorunlu hükümler. Bu ayıraç, bizlerin hangi kuvvetin veya meşruiyetin yanında olduğumuzu gösteren en büyük siyasî ölçektir.

Demokrasi bizim, avantajlar sizin olsun; özgürlükleri savunmak bizim, iyiniyetli gaflet sizlerin olsun; milletin iradesini şu yüce kürsüden haykırmak bizim, dar ufuklu ortaklık ise sizin olsun...

Merkez sol partilere, özellikle CHP'ye seslenmek istiyorum: İletişim ve düşünce çoğulculuğu, sosyaldemokrat tezin varlık ve felsefe alanıdır. Tasarının temelindeki zihniyet, getirdiği yapı, sosyal demokrasinin kimliğine kastetmektedir. Eğer, konjonktürel veya geçici fırsatları öne almak gibi bir hareketin içinde değilseniz, bu dönemde, en fazla mücadele etmeniz gereken yasa tasarısı, bu tasarıdır. Sesinizi ve çeşitliliğin sesini kısacak kanun tasarısına karşı sessiz kalamazsınız. Mesajınızı yüklemek istemediğiniz işaret parmaklarınızı, haber ve bilgi özgürlüğünü tekellere peşkeş çekecek tasarıya tahsis edemezsiniz. O zaman, iktidarın cezbesine kapılmış, onun ışık helezonu etrafında dans eden mutlu kelebeğin talihsiz kaderini paylaşırsınız. Bu görüşmelerde, Anayasa Komisyonunda olduğu gibi sergileyeceğiniz tasarı yandaşı bir tavır, kimlik biyografinize düşeceğiniz ve hiçbir sökücünün yok edemeyeceği kara bir nokta olacaktır.

Değerli arkadaşlar, sözlerimi, ABD Federal Yüksek Mahkemesinin 1945 yılında verdiği karardan bir pasaj okuyarak noktalamak istiyorum: "Anayasa kurucuları, bizim adımıza, doğru ile yanlış arasında bir ayırım yapmak için hiçbir yönetime güvenmek istemediler; gerçeği aramakta, herkesin yol göstereni yine kendisi olmak gerekir." 1945 Amerika zihniyeti ile 1998 Türkiye zihniyetini, liberal yaratıcılık ve çölleştiren sermaye ideolojik devlet vesayeti açılarından sizler karşılaştırın...

Aziz arkadaşlar, bağlayıcı grup kararı olmadıkça, özgürlük karşıtı tasarılara geçit vermemek, partisiyle ve lideriyle bağımlı olmaksızın, her milletvekilinin, yalnızca hukukî değil, aynı zamanda, ahlakî ve insanî temel görevidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Zatıâlinize süre veriyorum; buyurun.

AHMET İYİMAYA (Devamla) – Özgürlükçü iradelerin önünde eğiliyor, tasarıyı ve ardındaki diyet zihniyetini, beynimizle, oylarımızla reddettiğimizi açıklıyor; hepinize, Partim ve şahsım adına saygılar sunuyorum. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın İyimaya, teşekkür ediyorum.

Fazilet Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere, Karabük Milletvekili Sayın Dilekcan; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Fazilet Partisi Grubu adına söz almış bulunuyor, hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.

Sözlerime başlarken, Karabük, Bartın, Bolu ve diğer illerimizde meydana gelen sel felaketinden dolayı, buralardaki vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyor; ilgililerin de yakın alakasını beklediklerini ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, kurulduğundan bu yana, Mecliste okuduğu programdan ziyade, halkın ihtiyaçlarına cevap vermek, insan hakları ve demokrasinin gelişmesi yönünde yasama faaliyetlerine katkıda bulunmak varken, devamlı surette, birilerinin yönlendirmeleriyle hareket eden 55 inci Hükümetin hazırlayıp önümüze koymuş olduğu bir yasa tasarısını görüşüyoruz. 3984 sayılı RTÜK Yasasının 29 uncu ve 33 üncü maddelerinde değişiklik öneren bu yasa tasarısıyla getirilmek istenenler nelerdir? Bunlara değinmeden önce, demokrasi ile basın yayın arasındaki yakın ilişkiye değinmek istiyorum.

Özgürlükçü demokrasi, siyasette, ekonomide ve kültürde olduğu gibi, medyada da çoğulculuğu gerekli kılar. Birbirleriyle rekabet halinde olan farklı haber, bilgi ve fikir kaynaklarının varlığı halinde ancak, kamuoyunun serbestçe oluşmasından bahsedilebilir. Bir demokrasinin, ancak, yurttaşların, haberli, bilgili ve görünenin arkasını yorumlama imkânına sahip oldukları ölçüde iyi işleyeceği tabiîdir. Demokrasilerde iletişim özgürlüğünün bir ayağı, basın özgürlüğü; yani, haber verme ve yorum yapma özgürlüğü ise; diğeri, doğru, gerçek bilgi toplama ve edinme özgürlüğüdür. Kısaca, iletişim özgürlüğü, demokrasiyi var eden özgürlüktür. Demokrasiyi yerleştiren ve yaşatan iletişim özgürlüğünü, tekelleşmiş, kartelci sermaye çevrelerinin patronlarının hâkimiyet alanına terk ederseniz, millete en büyük kötülüğü yapmış olursunuz.

Hiçbir teknik ve demokratik aciliyeti olmayan bu tasarıyla Hükümetin amacı, eğer kendisine destek veren medya patronlarına yaranmak, onlara şirin gözükmek değilse; ancak, halkın, Hükümet icraatına olan tepkisini kısacak teksesli bir medya ortamı oluşturmak olabilir. Böyle bir düzenlemeyle de, demokrasi rafa kalkacak demektir. Zaten, Hükümetin Meclise sevk ettiği diğer yasa tasarıları da dikkate alınırsa, bunun böyle olduğu açıkça görülmektedir. Sürekli olarak, halkın hakemliği demek olan seçimden kaçan bir Hükümetin tek sığınacağı yer de, medya patronlarının kucağı olsa gerek.

Bu tasarıyla, medyada kartelci tekelleşme tamamlanacaktır. Türkiye'de satılan her 100 gazeteden 77'sinin 2 medya patronuna ait olduğu bilinmektedir. Bu tasarıyla da, radyo ve televizyon kanallarının 4 veya 5 medya patronuna tahsis edilmesiyle zincir tamamlanmış olacaktır. Bundan sonra da "demokrasi" yerine "medyokrasi" ifadesini kullanmak yerinde olsa gerek.

Değerli milletvekilleri, medyada tekelleşme varsa, medyanın temel işlevi olan bilgi toplama ve aktarma işlevi bozulacak demektir. Tekelin, kendi tercihleri, özel yargıları, kendi hesapları yayınlarına yansımaktadır. Bu da, toplumun güvenini sarsıyor, hiçbir şeyden emin olunamaz hale getiriyor. Tekelci basın, gazetecilerin ve basın çalışanlarının çalışma alanlarını da bozuyor. Basın çalışanlarının, patronların çıkarlarını koruyup, kollayan robotlara dönüştürüldüğünü çok yakından görüyoruz. Nitekim, sık sık köşe yazarlarının işlerinden edildiğini, kamuoyu yakınca takip etmektedir.

Tekelci basın, diğer piyasaları da bozar. Medya tekelleri, bankalarla, büyük pazarlama şirketleriyle, otomotivden inşaat sektörüne kadar birçok sektördeki şirketleriyle birlikte hareket eder. Böyle olunca da, grubun, basın yayın organları, diğer gruplarının ürettiği, pazarladığı ürünler lehine davranır. Sonunda gerçek bir yana bırakılır, en iyi konut Baltık deniz evleri; en çok kazandıran banka, mamurat bankası; en iyi yemek takımı, en iyi çarşaf bizim çarşaf; en iyi otomobillendiren Sacit; en iyi pazartesi annesi, en iyi başbakan, Şahin Grubunun başbakanı ilan edilir.

Bir kişinin ilgi alanı neyse, gazetesini ya da televizyonunu bu yönde kullanacaktır. Herhangi bir girişimcinin hem medyada yer almasına hem banka satın almasına, pazarlama şirketi kurmasına izin verdikten sonra, o kişinin, medya gücünü, öteki alanlarda kullanmaması istenemez. Ne tür yasa çıkarırsanız çıkarın bunu engelleyemezsiniz.

Demokrasi inşasında deneyimli olan ülkeler, bu durumu dikkate alarak, iş yaşamındaki kişilerin televizyon ve gazete sahibi olması konusunda çok önemli düzenlemeler yapmışlardır. Bu düzenlemelerde iki unsur dikkate alınmıştır: Birincisi, basın sektörünün tekel ve kartel haline gelmesini önlemek; ikincisi, başka sektörlerdeki etkin kişilerin basın sektörüne yön vermesine mâni olmak. Ülkemizde böyle bir kaygı taşıyanlara şimdilerde "mürteci" diyorlar. Türkiye'de, bir kişi, televizyon, gazete, radyo, dağıtım, pazarlama, bankacılık, uluslararası şirketlerin temsilciliği, turizm, borsacılık, aklınıza gelen her alanda etkili olabiliyor. Böyle bir etkin yapının devlet olması için iki eksiği var demekdir; onun ne olduğunu da sizler yakından biliyorsunuz...

Bu durumda, medyanın gücünü nereye koyacağız? Bunun yanıtı tektir; cüzdana. Salt parasal gücün etkin olduğu bir medya anlayışıyla, ülkemizde demokrasinin tüm kurumlarını ve kuruluşlarını oturtmak da mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, her zaman, basın hürriyeti, haber alma hakkı gibi kavramlarla medya kendisini kutsallaştırmaya çalışır. Ancak, bu fonksiyonunun yanında medya ticarî bir kuruluştur da, ticarî çıkarları vardır. Medyayı yönetenler, haber ve yazı yazanlar, özgürlük melekleri olmayıp, insandırlar. Sadece bilgi ve vicdanlarıyla değil, aynı zamanda hırslarıyla, sevgi ve husumetleriyle, dostluklarıyla da hareket ederler, düşmanlıklarının tesirinde kalırlar. Medya-siyaset ilişkisinin, bir haber-yorum ilişkisi mi, yoksa başka türlü bir ilişki mi olduğu konusunda, demokrasinin en hayatî sorunlarından olması nedeniyle tartışmalar çıkmıştır. Medya, basit, ticarî çıkarlarına göre mi partiler konusunda tavır almakta; yoksa, kamu bilincine mi önem ve öncelik vermektedir? Bunların hepsi sorundur ve siyaseti de etkilemektedir. Bugün, medya, hem siyaset hem de devlet iddiasını benimsemiş bulunmaktadır.

Değerli milletvekilleri, tekelci medya, demokrasiyi bozar. Nitekim, ülkemizde, basın-yayın organlarının, liderleri onaylama veya aşağılama mantığıyla hareketi, parlamenter sistemi de yaralamaktadır. Siyasetçiler, çalışmalarıyla, millete hizmetleriyle önplana çıkma yerine, medyaya kendisini beğendirme çabasına girişirse, yasama organı, işlevinden uzaklaşır. Lidere ve medyaya çalışan siyaset anlayışı sonucu, liderler de, yasama ve yargıyla uyumlu çalışma yerine, basın patronlarıyla uyumlu olmayı ve geçinmeyi tercih etmeye yönelirler; tıpkı, bu Hükümetin yetkilileri gibi...

Nitekim, Meksika'da, yazılı ve görsel basının yüzde 80'den fazlası bir ailenin tekelindedir. Bu medya tekeli, kırk yıldır, bu ülkede istediği kişiyi başbakan seçtirmekte, istediği başbakanı iktidardan düşürmektedir. Seçimlerin yapılması önemini yitirmiştir; medya patronluğu seçimi önemlidir. Türkiye'de de bunun örneklerini görmek mümkündür: "Seni bakan yapalım Macit" teklifi, bir basın grubunun, bir milletvekiline yaptığı tekliftir. Partilerarası koalisyon hükümeti kurmak için taraflarla görüşen kişi, bir politikacı değil, yine, aynı basın kuruluşunun genel yayın müdürüdür.

Basın tekeli, kendi tercihini, halkın tercihi gibi yansıtır; bir fikri, tekrar ede ede nihayet doğruymuş gibi kabul ettirir ve onaylatır. Acaba, siz de halktan ümidi kestiğiniz için, tekelci medyanın tercihi ve seçimi bizi hükümet etmeye nasıl olsa yeter mantığıyla mı bu yasa tasarısını Meclisin gündemine getirdiniz; yoksa, siz de mi Meksika'ya özendiniz?!

Değerli milletvekilleri, şimdi de, bu tasarıyla mevcut kanundan çıkarılan hükümler nelerdir, getirilmek istenilen düzenleme nasıl bir düzenlemedir, buna değinmek istiyorum.

Hükümet, bu tasarıyı Meclise sevk ederken, gerekçe olarak, radyo ve televizyon kuruluşlarında tekelleşmenin önüne geçmeyi; yine, hamiline yazılı hisse senediyle radyo ve televizyon kuruluşuna ortak olunmasını engelleyerek, şeffaf sermaye esası getirildiğini iddia etmektedir. Acaba, gerçek böyle mi; yoksa, Sayın Hükümet, kendisine destek veren medya patronları gibi gerçeği gizleyerek, yanlış bilgilerle halkı yönlendirmeyi ve birilerine iletişim alanını terk etmeyi mi düşünüyor?! Şu anki çıkarları gereği Hükümeti şakşaklayan basın patronlarına bu alanı tamamen terk etmeyi mi istiyor?!

Size, mevcut yasayla Hükümetin gerekçesinin karşılaştırmasını yapmak suretiyle gerçeği ortaya koymak istiyorum. Bakınız, 6.12.1997 tarihli Milliyet Gazetesinde "Şeffaflık" başlığıyla yayımlanan yorum-haberdeki gerekçeleri ve Hükümetin gerekçesini birlikte aktarmak istiyorum. "Şeffaflık paniği. Televizyon yayıncılığında şeffaflığı sağlamak amacıyla Meclise sevk edilen yasa tasarısı, laiklik karşıtları ve kara paracılar arasında panik yarattı." Türkiye'de basın-yayın alanına da irticacı, laik-antilaik kavgasını sokan bir hükümetle idare edildiğimizin en büyük delillerinden biri de, bu basın-yayın organlarında yazılan haberlerdir; ne tekzip edilmiş ne de cevap verilmiştir.

Deniliyor ki: "Paravan isimler aracılığıyla maskeli yayın yapan bu kuruluşlar, sahipleri ve finansman kaynakları belli olan ulusal televizyon kuruluşlarına saldırıyor. Meclise sevk edilen yasa tasarısının gerekçesinde, mevcut durumda televizyonların sahiplerinin belli olmadığı vurgulanarak, yasanın amacı, yayıncılık yapan kişiler ve finansman kaynaklarının belirlenmesi olarak açıklanıyor.

Tasarı, mevcut halde, hamiline yazılı hisse senetleri ile kime ait olduğu resmen belli olmayan, cumhuriyetin temel niteliklerine karşı yayınlarını sürdüren televizyonlarla, yayıncılığı kirli para aklama aracı olarak kullanan karaparacıları ortaya çıkarmaya çalışıyor.

Televizyon alanı da...

NEJAT ARSEVEN (Ankara) – Doğru...

HAYRETTİN DİLEKCAN (Devamla) – Doğru diyorsunuz; acaba, gerçekten doğru mu?

Burada, RTÜK yetkililerinin, Anayasa Komisyonunda, televizyon sermaye sahiplerinin şeffaflığı konusunda bilgi verirken... O zaman, bu söylenen gerekçeler doğruysa, RTÜK yetkilileri yalan söylüyor demektir.

RTÜK resmî bir kurumdur, RTÜK yetkilileri resmî bir belgeyle cevap vermişler komisyonda; ne diyorlar: "Doldurulan G1 formuyla, yayın kuruluşunun unvanı, ödenen nakdî, ayni sermaye ayrı ayrı belirtilerek, toplam sermaye miktarı, hissedarların kimlikleri, hisse oranları ve yönetim kurulu üyelerinin adları ve unvanı gibi bilgiler tespit edilmektedir. Aynı yönetmeliğin 9 uncu maddesine göre, başvuran yayın kuruluşları, yayın kuruluşunun ana yapısı, ayni, nakdî sermayeleri, hissedarların kimlikleri, sabıka kaydı, hisse miktarlarıyla ilgili bilgiler bu formda istenmektedir. Ticaret sicili gazetesinden, hissedarlarla ilgili bilgiler karşılaştırılmaktadır, değişiklikler anında takip edilmektedir. Yine, anonim şirket olarak yayın kuruluşlarının, başka şirketlerden ortakları varsa, bu şirketlerin ortaklarının da kimlikleri istenilmekte, takip edilmektedir.

Dolayısıyla, RTÜK tarafından bugün uygulanan düzenlemeyle, televizyon kuruluşlarının tamamının kime ait olduğu, hangi sermayedar grubunun, hangi tüzel veya gerçek kişinin sahibi olduğu bilinmektedir."

O zaman, Hükümetin, şeffaflık iddiası, maskeli yayıncılık iddiası gerçekle bağdaşmıyor.

Yine, Devlet Bakanı Sayın Cavit Kavak, Anayasa Komisyonunda bilgi verirken, bu tasarının niçin elzem olduğunu ifade eden konuşmasında neler söylemiş: "Maskeli yayıncılık yapılıyor. Kaynağı belli olmayan, demokrasiyi yok etmek isteyen kesimlerin televizyon yayın alanına girmiş olmalarını engellemek gerekmektedir. Bu tasarı, rejim karşıtlarını ortaya çıkarmış olacaktır. Yasayı çiğneyerek yayın yapanları ve tekelleşmeyi önleyecektir."

Bu sözlerden anlaşılan, Hükümet, kendisini eleştiren herkesi maskeli yayıncılık yapmakla, rejim karşıtı olmakla itham ediyor. Bu tasarıyı hazırlayan ve kendilerine dayatan tekelci patronlar da, rejim muhafızlığına soyunmuş oluyor Sayın Bakanın kanaatına göre. (FP sıralarından alkışlar)

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Kaç televizyon şirketine ortaklığı var Sayın Bakanın, onu da açıklar inşallah.

HAYRETTİN DİLEKCAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Türkiye bir hukuk devleti ise, bağımsız yargı ve özerk RTÜK gibi bir kuruluş varsa, zabıta kuvvetlerimiz görev başındaysa ve bütün bunlara rağmen, halen, Türkiye'de bölücülük yapan, rejimi yıkmaya çalışan, kaynağı belli olmayan sermayeyle faaliyette bulunan televizyon kuruluşları yayınlarına devam edebiliyorlarsa, bu Hükümetin bir an önce istifa etmesi gerekir; zira, idareye hâkim olamıyor demektir. Memlekete vakit kaybettirmeyin, ülkeyi bir an önce seçime götürün de; millet de kurtulmuş olsun, siz de, millete zulmetmekten kurtulmuş olun. (FP sıralarından alkışlar)

Bütün bunlara rağmen, hiç sıkılmadan, çıkıp da, şeffaf yayıncılıktan, maskeli yayıncılıktan bahsedebiliyorsunuz. Bugün -Sayın Bakan çok iyi bilirler- aşçısını, odacısını şirket ortağı yapmak suretiyle, televizyon yayıncılığı yapanların kimler olduğunu çok iyi bilmektedirler. Bu tasarıyı Sayın Bakanın önüne koyanlar maskeli yayıncılık yapmaktadırlar. (FP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Ancak, mızrak çuvala sığmıyor. Millet, bütün bu olanları yakından takip ediyor ve sizden şunu istiyor: Hesabınızı görmek için, bir an önce milletin önüne sandığı koymanızı bekliyor.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Koyacağız... Koyacağız...

HAYRETTİN DİLEKCAN (Devamla) – Ne zaman koyacaksınız?.. 2000 yılına kadar mı bekleyeceksiniz; bu şekilde mi devam edeceksiniz; sabah başka, akşam başka kararlarla!..

Değerli milletvekilleri, tasarıda, Hükümet "hisse senetlerini nama yazıyoruz" diyor; daha önce hamiline mi yazılıydı? Bu, milletin gözünden gerçeği saklamak değil mi? Sanki yeni bir şey getiriyormuşsunuz gibi, her konudaki davranış biçiminizi, bu yasa tasarısında da aynen sergiliyorsunuz.

Mevcut Kanuna göre, anonim şirketler ancak nama yazılı hisse senedi çıkarabiliyordu. Sayın Hükümetin televizyonlarla ilgili iddiası, bu konuda doğru değildir. RTÜK yetkilileri, bu konuda, az önce okuduğum belgeyle sizlere resmî olarak cevap veriyorlar; dolayısıyla, Hükümetin şeffaflık iddiası, asılsız, mesnetsizdir ve gizli bir maksata matuftur. Sayın Bakanın, sırf RTÜK yasa tasarısıyla ilgili Genel Kurulu takip çalışmaları -saat 19.00'u geçmiş- sınıfında bekleyen talebe gibi "acaba benim konuma ne zaman gelinecek" şeklindeki sürekli bekleyiş tarzı, bu gizli maksadı ortaya koymaktadır. (FP sıralarından alkışlar)

Tekelleşmeyi önleyeceğiz iddiası... Nasıl önleyeceksiniz? Şu anda 16 kanal özel yayın yapabilirken, siz bunu dört beş patrona terk edecek bir yasa tasarısı getireceksiniz, bununla tekelleşmeyi önleyeceğiz diyeceksiniz! Muhakeme yeteneğinizi mi kaybettiniz; nasıl söylüyorsunuz bunu?!

KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Demokrasinin katli demektir bu.

HAYRETTİN DİLEKCAN (Devamla) – Şu anda tekelleşme var mı televizyonlarda? Bakıyoruz, Türkiye'de, 25-30 kanallı, kablolu yayınla birlikte televizyon yayıncılığı yapılıyor; ama, bu tasarı çıkarsa, bunun sayısı 4 veya 5'e inecektir ve siz bunun adına tekelleşmeyi önledik diyorsanız, benim konuştuğum kelimelerle, cümlelerle, lügatla sizin konuştuğunuz lügat farklı demektir. Ben, milletin anladığını konuşuyorum; siz, o zaman milletin dışındaki başka şeylerle konuşuyorsunuz demektir.

Değerli milletvekilleri, asıl maksat nedir; asıl maksadı ben size söyleyeyim. Bir: Bu Hükümet, kendisini hükümet eden iradeye vermiş olduğu sözü yerine getirmek için... (FP sıralarından alkışlar)

İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Bravo!..

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Dilekcan, efendim, toparlar mısınız lütfen.

HAYRETTİN DİLEKCAN (Devamla) – Bağlıyorum Sayın Başkan.

Kendisini hükümet eden, kurulur kurulmaz ziyarete gittiği, bu milletin Başbakanına hiç de yakışmayacak tarzda, nezaket ortamından uzak bir şekilde karşılayanları memnun etmek için bu yasa tasarısını getiriyor. (FP sıralarından alkışlar)

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Ne alakası var!..

HAYRETTİN DİLEKCAN (Devamla) – Ne alakası olduğunu millet görüyor.

Bu yasa tasarısını Sayın İyimaya da söyledi "efendim, RTÜK Yasasına göre ihale ilgisizmiş, ihale mevzuatına göre yapılırmış... " Peki, geçen dönem çıkarılmış olan RTÜK Yasasına bu madde niçin konulmuş; alakasız mı?!. Televizyon yayıncılığı yapanlar, basın yayın faaliyetinde bulunanlar devletin üzerinde baskı kurmasın, kendi medyatik güçlerini kullanarak siyasilerin üzerinden iş edinemesin diye konulmuş.

Ancak, son söz olarak şunu söylüyorum: Basın yayında bu Meclisi rencide eden bir sürü başlıklar atıldı; mebus pazarlarının kurulduğundan, havuzların oluşturulduğundan bahsedildi.