DÖNEM : 20 CİLT : 52 YASAMA YILI : 3

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

91 inci Birleşim

20. 5. 1998 Çarşamba

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – YOKLAMALAR

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. — İzmir Milletvekili Metin Öney’in, Aile Haftasına ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Işılay Saygın’ın cevabı

2. — Adıyaman Milletvekili Celal Topkan’ın, Hükümetin personel politikasına ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun cevabı

3. —Aydın Milletvekili Muhammet Polat’ın, son günlerde Türkiye’de meydana gelen tabiî afetler ve pamuk üreticilerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın cevabı

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. — Bulgaristan, Romanya ve İngiltere’ye gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, dönüşüne kadar Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1482)

2. — Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Burhan Kara’ya, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1483)

3. — Ukrayna’ya gidecek olan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e, dönüşüne kadar, TBMM Başkanı Hikmet Çetin’in vekâlet edeceğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1484)

4. — Amerika Birleşik Devletleri ve İsviçre’ye gidecek olan Devlet Bakanı Işın Çelebi’ye, dönüşüne kadar, Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1485)

5. — Gürcistan Cumhuriyetine gidecek olan Ulaştırma Bakanı Necdet Menzir’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu’nun vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1486)

6. — Lübnan’a gidecek olan Devlet Bakanı Mehmet Batallı’ya, dönüşüne kadar, Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1487)

7. — Japonya’ya gidecek olan Devlet Bakanı Güneş Taner’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Mehmet Cavit Kavak’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1488)

8. — (10/23, 36, 103, 173, 183, 198) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/1489)

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. — Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya ve 41 arkadaşının, Karadeniz bölgesinin kalkındırılması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/203)

V. — ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. — Radyo Televizyon Üst Kurulunda açık bulunan üyeliklere yapılacak seçimin gününe ilişkin Danışma Kurulu önerisi

VI. — SORULAR VE CEVAPLAR

A) SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1. — Ağrı Milletvekili Celal Esin’in, Ağrı’ya bağlı bazı yerleşim birimlerinin içmesuyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/829)

2. — Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, bazı illerde SSK hastanesi kurulup kurulmayacağına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan’ın cevabı (6/833)

3. — Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, vergi reformu çalışmalarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in cevabı (6/835)

4. — Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı’nın, Sabah Medya Grubu hakkındaki beyanlarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/836)

5. — Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Uğur Mumcu cinayeti konusundaki Meclis araştırması komisyonunca hakkında işlem yapılması istenilen bir askerî savcıya ilişkin Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sorusu ve Devlet Bakanı Refaiddin Şahin’in cevabı (6/841)

6. — Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Uğur Mumcu cinayeti konusundaki Meclis araştırması komisyonunca haklarında işlem yapılması istenilen savcılara ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/843)

7. — Antalya Milletvekili Arif Ahmet Denizolgun’un, Muğla Orman Başmüdürlüğüne ait helikopterin bir milletvekilinin özel hizmetinde kullanıldığı iddiasına ilişkin Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/844)

8. — Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün hizmetlerinde partizanlık yaptığı iddialarına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/849)

9. — Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın, SSK’da başörtülü personele baskı uygulandığı iddiasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan’ın cevabı (6/850)

10. — Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın, Koçhisar, Obruk Hatap ve Yeni Hayat Barajı projelerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Cavit Kavak’ın cevabı (6/851)

11. — Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın, çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtlarına alınması kararlaştırılan kitaplara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Hasan Gemici’nin cevabı (6/852)

12. — Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın, yurtdışındaki vatandaşların sorunlarına ilişkin Dışişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/853)

13. — Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın, spor toto-loto oyunlarına ve amatör spor kulüplerinin desteklenmesine ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/855)

14. — Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın, Diyanet İşleri Bakanlığında boş bulunan kadrolara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Refaiddin Şahin’in cevabı (6/856)

B) YAZILI SORULAR VE CEVAPLAR

1. — Sıvas Milletvekili Mahmut Işık’ın, Sıvas DSİ 19 uncu Bölge Müdürünün görevden alınmasına ve Müdür vekilinin bazı uygulamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/4738)

2. — İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, JET-PA’nın Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde kurduğu firmalara ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in yazılı cevabı (7/4743)

3. — Samsun Milletvekili İrfan Demiralp’in, infaz koruma memurlarının özlük haklarına ve hükümlülerin sorunlarına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Mahmut Oltan Sungurlu’nun yazılı cevabı (7/4793)

4. — İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, mal ve hizmet alımlarında usulsüzlük yapıldığı iddalarına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Hikmet Çetin’in yazılı cevabı (7/4802)

5. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman-Merkez’e bağlı köylerdeki elektrik kesintilerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/4813)

6. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman Merkez-İhsaniye Köyünün trafosuna ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/4814)

7. — Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman-Sarıveliler gölet projesine ilişkin sorusu Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa CumhurErsümer’in yazılı cevabı (7/4857)

8. — Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Kızılırmak çevresinde kirlilik ölçümleri yapılıp yapılmadığına ilişkin sorusu ve Çevre Bakanı İmren Aykut’un yazılı cevabı (7/4902)

9. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman’a bağlı bazı köylerin yakacak sorununa ilişkin sorusu ve Orman Bakanı Ersin Taranoğlu’nun yazılı cevabı (7/4939)

10. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın;

– Karaman Merkez-Eğilmez Köyündeki hazine arazisinin köylülere dağıtılmasına yönelik bir çalışma olup olmadığına,

İçel Milletvekili Saffet Benli’nin;

– Personelin üye olabileceği dernekler konusundaki tebliğe,

Muğla Milletvekili Zeki Çakıroğlu’nun;

– ABD’ne seyahatte bulunup bulunmadığına,

İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa R. Taşar’ın yazılı cevabı (7/4961, 4965, 4968)

11. — İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün,Sayıştay üyeliğine aday olan bir personel hakkındaki iddialara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Hikmet Çetin’in yazılı cevabı (7/4983)

12. — Bolu Milletvekili Mustafa Yünlüoğlu’nun, T.M.O.’nın satın aldığı buğday miktarına ve fiyatlarına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa R. Taşar’ın yazılı cevabı (7/4989)

13. — Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Erzincan İline 1998 yılı bütçesinden ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı Mustafa İstemihan Talay’ın yazılı cevabı (7/5020)

14. — Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Erzincan İline 1998 yılı bütçesinden ayrılan yatırım ödeneklerine ilişkin sorusu ve Orman Bakanı Ersin Taranoğlu’nun yazılı cevabı (7/5022)

15. — Afyon Milletvekili İsmet Attila’nın, Mahallî İdarelere Yardım Fonundan Afyon’a bağlı bedeliyelere yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in yazılı cevabı (7/5041)

I. — GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açıldı.

Kocaeli Milletvekili Bekir Yurdagül, Millî Savunma Bakanlığına bağlı Kara Kuvvetleri Komutanlığı İstanbul 1 Numaralı Dikimevinde görevli 8 işçinin iş akdinin feshedilmesine,

Şanlıurfa Milletvekili Necmettin Cevheri, 14 Mayıs ve demokrasi konusuna,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

Konya Milletvekili Abdullah Gencer’in, Türkiye’deki göllerin, özellikle Akşehir Gölünün kirletilmesi hakkındaki gündemdışı konuşmasına Çevre Bakanı İmren Aykut cevap verdi.

TBMM Başkanlığının :

14-16 Mayıs 1998 tarihleri arasında Selanik’te yapılacak Güneydoğu Avrupalı Genç Parlamenterler Konferansında Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil edecek olan parlamento heyetinde yer alacağı daha önce bildirilen İzmir Milletvekili Ufuk Söylemez’in yerine Çanakkale Milletvekili Nevfel Şahin’in, Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı’nın yerine de Kocaeli Milletvekili Halil Çalık’ın katılacaklarına,

Türkiye Büyük MilletMeclisi Kuzey Atlantik Asamblesi Türk Grubunu oluşturmak üzere, Fazilet Partisi Grup Başkanlığınca, Malatya Milletvekili Oğuzhan Asiltürk ve Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun aday gösterildiğine,

Portekiz Parlamentosunun vâki davetine istinaden, Türkiye Büyük Millet Meclisini temsilen 1-3 Haziran 1998 tarihlerinde Lizbon’da yapılacak Dokunuzcu EUREKA Parlamantolararası Konferansa katılacak üç kişilik heyet için Fazilet Partisi Grup Başkanlığınca Kayseri Milletvekili Abdullah Gül’ün, Anavatan Partisi Grup Başkanlığınca Eskişehir Milletvekili Demir Berberoğlu’nun ve Doğru Yol Partisi Grup Başkanlığınca da İçel Milletvekili Ayfer Yılmaz’ın aday gösterildiklerine,

İlişkin tezkereleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu;

Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir Parlamento heyetinin Polonya’yı ziyaretine ilişkin tezkeresi kabul edildi.

Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilât ve Vazifeleri Hakkında Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının yeniden incelenmek üzere geri istendiğine ilişkin Başbakanlık tezkeresi okundu; Plan ve Bütçe Komisyonunda bulunan tasarının geri verildiği bildirildi.

Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 41 arkadaşının, Mustafa Güngör’ün Milletvekili lojmanlarında öldürülmesi olayını açıklığa kavuşturmak ve soruşturmada ihmali bulunanları tespit etmek (10/261),

İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 21 arkadaşının, Şişli Belediye eski Başkanı Gülay (Atığ) Aslıtürk döneminde belediyede yapıldığı ileri sürülen yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarını araştırmak (10/262),

Amacıyla birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri;

Dilekçe Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun Başkanvekili ve Sözlü seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi;

Genel Kurulun bilgisine sunuldu; Meclis araştırması önergelerinin gündemdeki yerlerini alacağı ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmelerinin, sırasında yapılacağı;

Sayıştay üyeliği için yapılan seçim sonucunda Maliye Bakanlığı meslek mensupları kontenjan grubundan Ali Serdar’ın seçildiği;

Daha önce görüşmeleri tamamlanan, İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya’nın, 26.5.1927 Tarih ve 1050 Numaralı Muhasebe-i Umumiye Kanununun 77 nci Maddesinde Değişiklik Yapılması HakkındaKanun Teklifinin (2/541) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesinin, yapılan oylamadan sonra kabul edildiği;

Açıklandı.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan GelenDiğer İşler” kısmının :

1 inci sırasında bulunan 132,

2 nci sırasında bulunan 232,

4 üncü sırasında bulunan 553,

Sıra sayılı kanun tasarısı ve tekliflerinin görüşmeleri, komisyon yetkilileri GenelKurulda hazır bulunmadıklarından,

3 üncü sırasında bulunan ve Hükümetçe Komisyona geri alınan 338 sıra sayılı kanun teklifi de, Komisyondan gelmediğinden,

Ertelendi;

5 inci sırasında bulunan, Yabancıların Türkiye’de İkâmet ve Seyahatleri Hakkında Kanunun İki Maddesinde Değişiklik Yapılmasına ve Bu Kanuna Bir Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Tasarısı (1/385) (S. Sayısı : 30) ile,

6 ncı sırasında bulunan, Yabancıların Türkiye’de İkâmet ve Seyahatleri Hakkında Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/547) (S. Sayısı : 208),

Yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildikleri ve kanunlaştıkları açıklandı.

20 Mayıs 1998 Çarşamba günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 19.07’de son verildi.

Hasan Korkmazcan

Başkanvekili

Ahmet Derin Mehmet Korkmaz Kütahya Kütahya Kâtip Üye Kâtip Üye

 

No. : 137

II. — GELEN KÂĞITLAR

15 . 5 . 1998 CUMA

Rapor

1. — Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun Bir Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/756) (S. Sayısı : 660) (Dağıtma Tarihi : 15.5.1998) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1. — İçel Milletvekili Saffet Benli’nin, TASİŞ tarafından mükelleflerden personelin fazla mesaileri için alınan ücrete ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/1021) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1998)

2. — Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın, İ.Ü. Diş Hekimliği Fakültesinde tedavi ve muayenelerin iptal edildiği iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1022) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1998)

Yazılı Soru Önergeleri

1. — Denizli Milletvekili Hilmi Develi’nin, Denizli cezaevinde tutuklu bulunan bir itirafçıya ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/5108) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1998)

2. — İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş’ın, İnsan Hakları Derneği Genel Başkanına yapılan silahlı saldırı olayına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5109) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1998)

3. — İçel Milletvekili Oya Araslı’nın, Karayolları 5 inci Bölge Müdürünün görevden alınmasının nedenine ve bu görevde bulunan kişi hakkındaki bazı iddialara ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/5110) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1998)

4. — Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, ÖSS başvuru formuna iliştirilecek fotoğraflarda başörtüsü yasağı getirileceği iddiasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5111) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1998)

5. — Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, nüfus sayımı sonuçlarına göre belediyelere yapılacak ödemelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5112) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1998)

6. — Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Yunanistan Dışişleri Bakanının geçmişte Türkiye’de ikâmet edip etmediğine ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5113) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1998)

7. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Köy Kanununda değişiklik yapılıp yapılmayacağına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5114) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1998)

8. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, İller Bankasından Karaman Belediyesine verilen ödenek miktarlarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/5115) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1998)

9. — Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Şemdin Sakık’ın ifadelerinin basına yansımasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5116) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1998)

10. —Konya Milletvekili Hasan Hüseyin Öz’ün, Haydarpaşa Numune Hastanesindeki trombosit cihazlarının arızalı olup olmadığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5117) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1998)

No. : 138

18 . 5 . 1998 PAZARTESİ

Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri

1. — Sıvas Milletvekili Mahmut Işık’ın, Sıvas Karayolları 16 ncı Bölge Müdürünün bazı uygulamalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4739)

2. — Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Petrol Ofisinin özelleştirilmesine yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4740)

3. — İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, bir firmanın Almanya’daki vatandaşlardan para topladığı iddialarına ilişkin Devlet Bakanından (Güneş Taner) yazılı soru önergesi (7/4742)

4. — Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Özdemir Sabancı cinayetinin faillerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4746)

5. — Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, irticayla mücadele amacıyla hazırlanan kanun tasarılarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4757)

6. — Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Ankara-Adana otoyol projesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/4758)

7. — Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Ankara’da görevinden alınan okul müdürlerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4759)

8. — Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, bazı firmalara verilen teşvik kredileriyle ilgili iddialara ilişkinDevlet Bakanından (Güneş Taner) yazılı soru önergesi (7/4763)

9. — Bolu Milletvekili Feti Görür’ün, cep telefonu işletme hakkının TÜRKCELL ve TELSİM’e devredileceği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4764)

10. — Bolu Milletvekili Feti Görür’ün, cep telefonları lisans hakkı devri ihalesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4765)

11. — Bolu Milletvekili Feti Görür’ün, güney deniz sahilinde turizme açılan alanlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4766)

12. —Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, İstanbul Küçükçekmece’de bir arazinin kanuna aykırı olarak spor klübüne tahsis edildiği iddiasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4767)

13. — Batman Milletvekili Alaattin Sever Aydın’ın, orta öğretim kurumları için hazırlanan bir sınav kılavuzuna ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4770)

14. — Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun, Sağlık Meslek Lisesi 1996-1997 yılı mezunlarının diplomalarının ne zaman verileceğine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4771)

15. — Erzurum Milletvekili Zeki Ertugay’ın, Petrol Ofisi’nin özelleştirilmesine yönelik çalışmalara ilişkinBaşbakandan yazılı soru önergesi (7/4773)

No. : 139

20 . 5 . 1998 ÇARŞAMBA

Teklif

1. — Van Milletvekili Şerif Bedirhanoğlu ve 15 arkadaşının; Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/1169) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 12.5.1998)

Rapor

1. — İzmir Milletvekili MetinÖney ve 7 arkadaşının, 18 Mart Günü’nün Şehitler Günü İlan Edilmesi Hakkında Kanun Teklifi ve İçişleri Komisyonu Raporu (2/1122) (S. Sayısı : 661) (Dağıtma tarihi : 20.5.1998) (GÜNDEME)

Meclis Araştırma Önergesi

1. — SamsunMilletvekili Musa Uzunkaya ve 41 arkadaşının, Karadeniz Bölgesi’nin kalkındırılması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/263) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.5.1998)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

20 Mayıs 1998 Çarşamba

BAŞKAN : Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU

KÂTİP ÜYELER : Haluk YILDIZ (Kastamonu), Ali GÜNAYDIN (Konya)

 

BAŞKAN – Çalışmalarımızın hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ediyor, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 91 inci Birleşimini "söz milletindir" özdeyişiyle açıyor, Heyetinizi ve Yüce Milletimizi selamlıyorum.

III. — Y O K L A M A

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır; Genel Kurul salonunda hazır bulunan sayın üyelerin, yüksek sesle işaret buyurarak Başkanlığa yardımcı olmalarını rica ediyorum.

(Yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız yoktur; saat 16.00'da toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.32

 

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 16.00

BAŞKAN: Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU

KÂTİP ÜYELER: Haluk YILDIZ (Kastamonu), Ali GÜNAYDIN (Konya)

 

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 91 inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III. — YOKLAMA

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Birinci Oturumda toplantıya yetersayı bulunamamıştı.

Şimdi, İkinci Oturumda, yeniden, ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır; Genel Kurul salonunda hazır bulunan sayın üyelerin yüksek sesle işaret buyurmalarını rica ediyorum.

(Yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; çalışmalara başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, gündemdışı söz talepleri vardır; üç arkadaşımın talebini yerine getireceğim.

IV. — BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. — İzmir Milletvekili Metin Öney’in, Aile Haftasına ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Işılay Saygın’ın cevabı

BAŞKAN – Birinci sırada, Sayın Metin Öney, Aile Haftası münasebetiyle Yüce Parlamentoya görüşlerini ve belki dileklerini ifade edecekler; buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)

METİN ÖNEY (İzmir) – Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; öncelikle, dün kutladığımız 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımızı ve gençlerimizi bir kez daha kutluyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

Yine, dün, Ege Bölgesinde, aşırı yağışlar sebebiyle meydana gelen zarar münasebetiyle, bütün İzmirli ve Egeli hemşerilerimize de geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, Birleşmiş Milletler Teşkilatının 1994 yılında aldığı bir kararla, 15 Mayıs, Aile Günü ve onu teşkil eden hafta da, Aile Haftası olarak kabul edilmiştir. Geçen haftaki yoğun program sebebiyle söz alma imkânımız olamadı; ancak, önemine binaen, bu hafta, bu konuyla ilgili görüşlerimi Yüce Heyete sunmak istiyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; aile, gerçekten de, Türk Milletinin fevkalade önem verdiği bir kurumdur. Anayasamızın 41 inci maddesi, açık bir biçimde "Aile, Türk toplumunun temelidir." hükmünü ihtiva etmektedir. Gerçekten de, biz, "aile ocağı", "ana kucağı", "anayurt", "baba ocağı" gibi deyimleri kullanan ve sadece Türkçeye has bu deyimlerle hükümler veren bir milletiz. Bu itibarladır ki, aile, bizim açımızdan fevkalade önemlidir.

18 inci yüzyılda başlayan sanayileşme ve onun getirdiği teknoloji, aile kurumu üzerinde de çok ciddî kaygıların, endişelerin doğmasına yol açmıştır. Bu cümleden olarak, öncelikle tek ebeveynli ailelerin meydana gelmesi, ailelerin bölünmesi ve parçalanması bu tehlikelerin başında gelmektedir.

Meslekten gelen bir hukukçu arkadaşınız olarak biliyorum ki, boşanma davalarının, bunlara bağlı nafaka ve ayrılık davalarının mahkeme gündemlerinde önemli yer teşkil etmesi de, bir başka tehlikeyi göstermektedir.

Yine, bu cümleden olarak, evlilikdışı beraberliklerin yaygınlaşması, aile kurumumuz için ciddî tehlikelerdendir.

Ayrıca, nesebi gayri sahih çocukların sayısal artışı da, aileyi engin bir biçimde sarsmaktadır.

Son dönemlerde suç oranındaki artış ve uyuşturucu kullanımında gençler arasındaki yaygın mesele de, önemli bir biçimde aile kurumunu tehdit eden tehlikelerin başında gelmektedir.

Aile içinde şiddete başvurma, şiddete yönelme ve nihayet, gençlerimizin şiddete temayülleri de, bizi son derece endişelendirmektedir.

Bu arada, TRT Kurumunun "şiddete, cinayete, intihara ve pornografik programlara hayır" tarzında başlattığı kampanyayı desteklediğimizi ve bütün kanalların bu doğrultuda, bu çağrıya uygun yayın yapmalarını da, burada, bir kez daha teyiden bilginize sunmak istiyorum. (Gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Öney, bir dakikanızı rica ediyorum.

METİN ÖNEY (Devamla) – Tamamlıyorum efendim.

BAŞKAN – Sayın Öney, ben, sürenizi durdurdum, merak buyurmayınız...

Sayın milletvekilleri, arkadaşımız çok önemli bir konuyu gündeme getiriyor. Türk aile modeli, belki dünyanın sıkıntılarını bertaraf edebilecek bir modeldir, önemli bir konudur, değerli arkadaşımız da vukufla ortaya koyuyorlar. Rica ediyorum... Biraz sakin olalım.

Buyurun efendim.

METİN ÖNEY (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, bunlara ilaveten, kimlik bunalımı da bu meselenin içinde mütalaa edilmelidir. Hele, millî ve manevî değerlerden uzaklaşma, aile yapısı üzerinde en olumsuz etkenlerin başında gelmektedir; işsizliği de buna eklemek elbette mümkündür.

Burada, şunu ifade etmek istiyorum ki, Türk toplumu ve Türk ailesi bu tehlikelerle yüzde yüz karşı karşıya değildir; henüz, aile yapımız, bu tehlikeleri bertaraf edecek düzeydedir. Bilhassa, Avrupa'da, bu tehlikeler önemli ölçüde boy göstermiştir; ama, gelecek günlerde, bu konularda tedbirler alınmazsa, Türk Devletinin, Türk Milletinin ve Türk toplumunun temelini teşkil eden aile yapımızın önemli sarsıntılar geçirebileceğini düşünüyorum. Bu itibarla, gerek Hükümetin gerekse devletin ve tüm kurum ve kuruluşların, ailenin güçlendirilmesi doğrultusunda tedbirler almalarında zaruret görmekteyim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Öney, zatıâlinize 2 dakika süre veriyorum ve bir daha uzatma imkânım yok; buyurun.

METİN ÖNEY (Devamla) – Bunun için, aile politikaları oluşturulmalıdır. Bu politikalarla, Türk aile sistemi, Türk toplumunun ve Türk Devletinin güçlendirici unsuru olmaya devam edecektir. Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığımızın bu konudaki gayretleri takdire şayandır; ancak, bundan öte de çok ciddî tedbirlerin alınması ve böylece, ebet müddet tarzında telakki ettiğimiz ve yorumladığımız devletimizle birlikte ailelerimizin de payidar olmasında hem zaruret vardır hem zorunluluk vardır ve hem de milletimizin selameti için bu hususların dikkate alınması gerekir.

Bu itibarla, bütün ailelere sağlıklı ve mutlu olmaları yolunda temennilerimi arz ederken; Yüce Heyeti de saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Öney, teşekkür ediyorum.

Sayın Devlet Bakanı Işılay Saygın katkıda bulunacaklar; buyurun efendim.

DEVLET BAKANI IŞILAY SAYGIN (İzmir) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; İzmir Milletvekilimiz Sayın Metin Öney'in gündemdışı konuşmasına cevap vermek için huzurunuzdayım. Türk aile yapısını güçlendirmek için yürüttüğümüz çalışmalarımızı sizlere anlatma fırsatını verdiği için kendisine teşekkür ederim. Bu vesileyle, Egemizde zarar gören vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyor, uğradıkları zararın Hükümetçe karşılanması için gerekenin yapılacağını da belirtmek istiyorum.

Anayasamızın 41 inci maddesinde "Aile, Türk toplumunun temelidir.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar." denilmektedir.

Devlet Bakanlığına bağlı Aile Araştırma Kurumu, aileye hizmet götürmek, aileyle ilgili millî politikaların oluşması ve Türk ailesinin bütünlüğünün güçlendirilmesi ve sosyal refahının artırılması için gerekli araştırmaları yapmak, projeler geliştirmek ve bunların uygulamaya konulmasını sağlamak gibi görevleri yerine getirmektedir.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1993 yılında aldığı karar ile 15 Mayıs tarihini Uluslararası Aile Günü olarak ilan etmiş ve 1994 yılından başlamak üzere her yılın 15 Mayıs tarihinin Aile Günü olarak kutlanacağını; kutlamanın, Birleşmiş Milletlere üye ülkelerde olduğu gibi, dünyadaki tüm ülkelerde de yaygınlaşacağı umudunda olduğunu belirtmiştir.

Bu yıl 15 Mayıs Uluslararası Aile Günü ile Aile Haftasının tüm illerimizde önemine yaraşır biçimde kutlanması için gereken çalışmalar yapılmıştır.

Aile Haftasının açılışını, Bilecik İlimizde "Yükselen Değer Aile" konulu panel ile açmış bulunuyoruz ve Bilecik İlimizde 21 şehit ailemize, Aile Haftası anısına şükranlarımızı sunduk.

Devlet Bakanlığı olarak, ülkemizin birliği, bölünmez bütünlüğü ve devletimizin bekası uğrunda canlarını veren şehitlerimizin ailelerini yılın ailesi, tüm şehit annelerini de yılın annesi seçmiş ve bu konuda valiliklere gereken duyuruda bulunulmuştur.

Toplumumuzun temeli olan aileyle ilgili görüşleri tartışmak, 2000 yılına girerken Türk aile yapısı, Türk toplumunun tercihleri doğrultusunda millî bir politikaya esas ilkeleri belirlemek için, Üçüncü Aile Şûrası 25-27 Mayıs tarihleri arasında Ankara'da toplanacaktır.

Başta, hızlı kentleşme, göç ve sanayi devrimi sonucu, ekonomik ve sosyal yapımızdaki hızlı değişmeler, aile müessesesini bir parçalanma ve dağılma sürecine itmiştir. Bunun sonucu olarak, ailenin bölünmesi, parçalanması, tek ebeveynli ailelerin giderek artması, boşanma oranlarının yükselmesi, evlilikdışı beraberliklerin çoğalması, nesebi gayrisahih çocukların artması, kültürel ve ahlakî yozlaşma, toplumsal anomi, suç oranlarının artması, uyuşturucu kullanımı, şiddetin yaygınlaşması, kimlik bunalımı, millî ve manevî değerlerden yoksunluk, psikolojik rahatsızlıklar ve bu gibi, insanı ve dolayısıyla toplumu tehdit eden sorunlar başgöstermiş bulunmaktadır.

Türk aile yapısının bütünlüğünü tehdit eden bu sorunlara karşı, Aile Araştırma Kurumu olarak yapmış olduğumuz çalışmaları şöyle özetlemek istiyorum:

Aileleri, bağımlılık yapan uyuşturucu ve uçucu maddeler hakkında uyarmak, gençlerimize ve çocuklarımıza sahip çıkma konusunda bilgilendirip, bilinçlendirmek için çeşitli çalışmalar yapılmaktadır.

Bunları önlemenin tüm toplumun görevi olduğuna inanıyorum. Etkili görsel yayın organlarımızı duyarlı olmaya çağırarak, televizyonlarda sigara, alkol ve uyuşturucu konusunda, haftalık yayın sürelerinin yüzde 5 oranında uyarıcı nitelikte yayın yapma zorunluluğuyla ilgili yönetmelik, Radyo Televizyon Üst Kurulu tarafından yapılan değişiklikle neticelendirilmiştir, önümüzdeki günlerde Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girecektir. Bu güzel çalışmayı başlatan Radyo Televizyon Üst Kurulu Başkanımıza ve Yönetim Kurulu üyelerine candan teşekkür ediyorum.

8 Mart 1997 tarihinde başlattığımız ve 80 ilin valisine genelge göndererek takip ettiğimiz kampanya ile, medenî nikâh kampanyasında 25 bin rakamına ulaşmış bulunmaktayız.

Ailelerimizin isteği doğrultusunda, televizyondaki şiddet ve müstehcenliği önlemek amacıyla konferanslar, paneller düzenleyerek, özel televizyonları duyarlı olmaya davet ettik. TRT Genel Müdürümüz, konuya sahip çıkarak, Türkiye çapında, TRT aracılığıyla kampanyamıza büyük destek verdi; kendisine teşekkür ediyorum. Diğer özel televizyonları da aynı duyarlılığı göstermeye davet ediyorum.

Hacettepe Üniversitesi işbirliğiyle aile eğitim seminerleri, ana-baba okulu programı oluşturarak, genç evlilere, evlilik problemlerinin çözümü, çocuk sağlığı hususlarında bilgiler aktarmak üzere bu güzel çalışmayı başlatmış bulunuyoruz.

Akraba evliliklerinin sakıncaları konusunda vatandaşlarımızı bilgilendirmek için paneller düzenlemiş ve üniversitelerimizdeki bilim adamlarımızla bilimsel olarak halkımızı bilgilendirmek, bilinçlendirmek için konferanslar düzenlemiş bulunuyoruz.

Yine, çağımızın vebası AIDS'e karşı halkımızı uyarmak amacıyla, üniversitelerimizle işbirliğiyle çeşitli konferanslar, paneller düzenlenmiştir.

Örf, adet ve geleneklerimizin unutulmaması için kitaplar, konferanslar ve filmler hazırlatırılarak, yurt çapında çalışmalarımız sürdürülmektedir. Amacımız, tüm dünyanın hayran olduğu Türk aile yapısının, güçlenerek konumunu muhafaza etmesi için çalışmalarımızı bu doğrultuda sürdürmektir.

Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

2. — Adıyaman Milletvekili Celal Topkan’ın, Hükümetin personel polotikasına ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Murat Başesioğlu’nun cevabı

BAŞKAN – İkinci sırada, Hükümetin personel politikalarıyla ilgili olmak üzere, Sayın Celal Topkan beyanda bulunacaklar.

Sayın Topkan, buyurun.(CHP sıralarından alkışlar)

CELAL TOPKAN (Adıyaman) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; son günlerde, ülkemizde, hukuk devleti adına, anayasal devlet adına, toplumsal huzuru ve toplumsal barışı sağlama ve koruma adına, hoş olmayan, insanları gelecek için karamsarlığa sevk eden olaylar yaşanmaktadır.

1980 yılından başlayarak sistematik bir şekilde uygulanan bu davranışlar, elbette ki, yeni değildir; belli bir anlayışın ve hukuk devletine bakışın ortaya koyduğu sonuçlardır.

Nedir bu anlayış ve davranışlar?

Anayasayı bir kere ihlal etsem ne olur anlayışı, hukuk devletimizin Anayasasını ve anayasal kurumlarını gereksiz saymış; keyfî davranışlar, devlet yaşamına hâkim kılınmaya çalışılmıştır.

Benim memurum işini bilir düşüncesi ve mantığı, devletin koruyuculuğu, vatandaşına sahip çıkma, onun geleceğini oluşturacak güven kurumu olma yerine, rüşvet ve kayırmacılığın hâkim olduğu yer düşüncesi, vatandaşta oluşmaya başlamıştır. Devlet, vatandaşına karşı baba olma sorumluluğunu ve koruyuculuğunu, vatandaş gözünde kaybetmeye başlamıştır.

Ben, seçimlerden önce zam yapacak kadar aptal mıyım anlayışıyla, siyaset ve siyasetçilere karşı olan saygı ve güven yok edilmiştir.

İşte, bu hükümet etme anlayışının devamı olduklarını iddia eden ve onunla övünenler, bugün, iktidardadır. Bakınız, iktidar uygulamalarıyla bu davranışları geliştirerek hangi noktalara taşımışlardır: Devlet kurumları işlemez, yargı kararları uygulanmaz haldedir. Devletin üst yöneticileri, keyfî uygulamalarla tedirgin edilmektedir. Görevden alınan, yargıya giden kamu görevlilerinin Danıştaydan aldıkları kararlar, her türlü ihlaller yapılarak uygulanmamaktadır ya da uygulandığı gün, anında, ilgili kişi, tekrar görevden alınmaktadır. Devlet ve devletin kurumları, çok tehlikeli bir şekilde, siyasallaştırılmaya çalışılmaktadır. Devletin kurumları ve bu kurumların yöneticileri, kimi iktidar milletvekillerinin birer emireri konumuna sokulmaya zorlanmaktadır. Buna uymayan görevlilerin başına gelecekler malumdur; bir telefonla görevden alınma veya sürgün...

Hele, bir de, Başbakan ve bakan eşlerinin yurtiçi gezileri; bu gezilerde uygulanan devlet protokollü ve bu protokollerde uygulanan devlet erkanlı, medya görüntülü yemekler; bu yemeklerde valilere verilen emirler; vatandaşın gözünde devlet baba olan o koskoca valilerin "emredersiniz hanımefendi" deyişleri... Devletin kurumlarının, özellikle İçişleri Bakanlığına bağlı olan ve devleti direkt olarak temsil eden valilerin, kaymakamların ve emniyet görevlilerinin bu kadar siyasallaştırılması ve kamu personelinin, kimi iktidar partililerin emirlerinde, emirleri kabul etmeyenleri ise anasından doğduğuna pişman etme uygulamaları...

Bu uygulamalar, görevi, ülkede adaletli davranış ve uygulamalarıyla içbarışı sağlamak olan İçişleri Bakanlığı tarafından yapılıyorsa, vay, o devletin vatandaşlarının başına gelenlere ve geleceklere!.. Vatandaşın saygın "devlet baba" görüntüsünün, kimi iktidar partililerin emrinde, saygınlığının ve kucaklayıcılığının her geçen gün biraz daha erozyona uğratılması ve itibar kaybetmesi...

Devleti, devletin kurumlarını ve bu kurumların yöneticilerini bu şekilde ayaklar altına almaya, ayağa düşürmeye kimsenin hakkı yoktur. Bu devlet ve devletin kurumları, iktidarın özel çiftliği, kimi iktidar partisi milletvekillerinin istediği şekilde kullanacağı kendi özel yerleri gibi gördükleri özel mülkleri değildir. Bu anlayışta olanlar, Türkiye Cumhuriyetinin 75 yıllık bir devlet olduğunu, devletin memurlarının da, devletin görevlileri olduğunu ne zaman öğreneceklerdir?!

Hükümet yetkililerini, bu kürsüden uyarıyorum: İyi yolda değilsiniz. Bu uygulama ve davranışlarınız, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin hükümet etme geleneği ve kültürüyle uyuşmamaktadır. Yanlış yoldasınız. Bir an önce, bu yanlış uygulamalardan vazgeçin. Aksi halde, bir gün gelir, bugün, çok çok güvendiğiniz ve her türlü yanlışınızı halktan gizleyenler bile sizi kurtaramaz.

Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Topkan, teşekkür ediyorum efendim.

Gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere, İçişleri Bakanımız Sayın Başesgioğlu; buyurun.

İÇİŞLERİ BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce, sayın milletvekilimiz tarafından yapılan gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere huzurlarınızdayım, bu vesileyle Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilimize, son zamanlarda basına da yanlış bir şekilde yansıyan konulara ilişkin görüşlerimizi açıklamak üzere bize fırsat verdikleri için, özellikle teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, 55 inci Cumhuriyet Hükümeti, personel politikası açısından bugüne kadar yaptığı uygulamalarla, partizanlık konusunda en az sorgulamaya muhatap bir hükümettir. Burada, geçmiş hükümetler döneminde yapılan uygulamaları teker teker sayıp, değerli vakitlerinizi almak istemiyorum; ama, ifade ettiğim gibi, 55 inci Cumhuriyet Hükümeti, bu konuda, kamu görevlilerinin rahat bir ortam içerisinde kamu görevlerini yapmaları için kendilerine en iyi ortamı hazırlamayı kendine görev bilmiş bir hükümettir.

Özellikle İçişleri Bakanlığı telaffuz edildiği için söylemek istiyorum: Herhangi bir milletvekilimiz, çok açık ve net konuşuyorum, sıradan, vilayetlerimizden istediği valiye, istediği emniyet müdürüne telefon açıp, İçişleri Bakanlığının bugüne kadar, 11 aylık sürede tek bir siyasî talebi olup olmadığını rahatlıkla sorabilir. Hiçbir vali ismi de zikretmiyorum, hiçbir vilayet de zikretmiyorum; çok açık, sıradan, fihristten istediğiniz emniyet müdürüne, istediğiniz valiye rahatlıkla telefon açabilirsiniz, alabileceğiniz cevabı da ben şimdiden söylüyorum: Başta Sayın Başbakanımız olmak üzere, hiçbir hükümet üyemizin, sayın valilerden herhangi bir siyasî talebi olmamıştır; aksine, valilerimizin ve emniyet müdürlerimizin rahatlıkla çalışmasını temine yönelik hizmetleri ve gayretleri olmuştur. Biz, valilerimize ve emniyet müdürlerimize, temsil ettikleri misyonu hatırlatarak işbaşına geldik. Valiler, vilayetlerde devletin temsilcileridir. Onların bu misyonunu korumak, başta İçişleri Bakanlığı olmak üzere, bütün Hükümetimizin görevidir.

Benimle ilgili bir özel konu -bahsetmek istemezdim- Mersin'de cereyan eden bir hadisedir. Mersin'de, Sayın Orman Bakanımızın eşi ile benim eşim, şehit aileleri tarafından düzenlenmiş bir kermese katılmışlardır. Bu, sadece Mersin'de olan bir kermes değildir.

Şehit ailelerine, devlet olarak, bakanlık olarak, bir vefa borcumuz olduğunu, şehit ailelerinin sorunlarının, kendi ailemizin sorunları gibi saygıdeğer ve çözülmeye layık sorunlar olduğunu görerek, onların dertleriyle ilgilendik.

Bu yapılan kermeslerden elde edilen gelirler, şehit ailelerine, kendilerine, çocuklarına, onların eğitimi için, bursları için, mahallinde dağıtılmaktadır.

Mersin'de, iddia edildiği gibi, bir devlet töreni olmamıştır. Mersin'de, o şekilde bir karşılama için, ne benim ne de diğer bir bakan arkadaşımızın talimatı olmuştur. Aksine, bu türlü gösterişli toplantılardan kaçınmaları kendilerine ifade edilmiştir. Aslında, oradaki tören, halkın törenidir. Mersinlilerin şehitlerimize gösterdiği vefa nedeniyle toplanan kalabalık, bazılarını rahatsız etmiştir. Bütün mesele oradan kaynaklanmaktadır.

Bugüne kadar, 17 vilayette bu şekilde kermes yapılmıştır ve 80 vilayette bu kermesler devam edecektir. Bakanlık olarak, biz, bu şehit ailelerimize, onların hayatla olan zor mücadelelerinin yanında durmak için, onlara bir nebze yardımcı olmak için bu gayretimizi sarf ediyoruz; ama, Mersin'deki olay bahane edilerek, bu konu, kamuoyuna ve medyanın gündemine taşınmıştır. Burada, bizden kaynaklanan, bizim talimatımızdan kaynaklanan hiçbir hadise, bize izafe edilecek hiçbir husus yoktur.

Onun dışında, atamalarda, tayinlerde, nakillerde, İçişleri Bakanlığının bugüne kadar yerleşmiş teamüllerini ve geleneklerini devam ettiriyoruz. Emniyet teşkilatımız, terörle boğuşmaktadır, uyuşturucuyla boğuşmaktadır, bir sürü kanunsuzlukla, yolsuzlukla boğuşmaktadır. Onların bu zor mücadelelerinde devamlı olarak yanlarında olmak, onlara destek olmak arzusundayız.

55 inci Hükümet olarak, bugün çalıştığımız kadro, bizden önceki 54 üncü Hükümet tarafından bize devredilen kadrodur; büyük çoğunlukla bu kadroyla çalışmaktayız. Yani, öyle iddia edildiği gibi, kamu personeli arasında büyük ölçüde tayin ve nakiller yapılmamıştır. Sözlerimin başında da ifade ettiğim gibi, 55 inci Cumhuriyet Hükümeti, tayin ve nakil konusunda, en az sorguya muhatap olacak bir Hükümettir; bütün bakanlarımız bu ciddiyet içerisinde görev yapmaktadırlar.

Biz, geçmişte, bu ülkede, bir gecede, geceyarısı yapılan yüzlerce tayini biliyoruz. Devlet teamüllerini aşan, zorlayan birtakım tasarrufların yapıldığını biliyoruz. Memurlar hakkında, siyasî görüşleri nedeniyle veyahut da bu doğrultuda olduklarından dolayı, bir sürü tasarruf yapılmıştır. Türkiye, artık bunları geçmiştir; 55 inci Cumhuriyet Hükümeti bu anlayış içerisindedir ve bu anlayışını devam ettirecektir.

Biz, Türkiye'de sosyal barışın ve huzurun sağlanmasını kendisine hedef seçmiş bir Hükümetiz. Dolayısıyla, kamu personeli içerisinde de, şu hükümet döneminden kaldı, bu bakan döneminden kaldı diye, kesinlikle bir ayırım söz konusu değildir. Onlardan istediğimiz, sadece, Hükümet Programı doğrultusunda, devletin üstlenmiş olduğu hedefler doğrultusunda, siyasî kadroyla uyum sağlamaktır. Hiçbir bürokrat, siyasetçiyle yarış edercesine, politika yaparcasına siyasî kadrolarla yarışamaz; müsaade edemediğimiz nokta budur. Eğer, bürokrat siyaset yapacaksa, üzerindeki memur kimliğini, bürokrat kimliğini bırakır, siyaset meydanına çıkar, siz siyasetçiler gibi, açık açık, meydanlarda halkın huzurunda kantara çıkar. Üzerinde hem devlet memuriyeti olacak hem de siyasetçiyle yarışacak!.. Bu ülkede, siyasî kadronun, siyasî otoritenin böyle bir çifte standarda müsaade etmesi mümkün değildir.

Diğer bir konu; ne zaman bir siyasetçiyle bürokrat karşı karşıya gelse, maalesef, haklı veya haksız olduğuna bakmaksızın, siyasetçi suçlanmaktadır. Bu koroya, maalesef, bu Mecliste, çok değerli milletvekilleri de katılmaktadır. Ben, onbir yıllık parlamenterim; bu devir kadar, siyasetçinin, birbirini acımasızca yargıladığı, birbirini çelmelediği devir görmedim. Küçük siyasî hesaplar uğruna, birbirimizi, bu kadar karalamaya, birbirimizi, bu kadar küçük düşürmeye hakkımız yok.

Birileri, bu Parlamentonun güçsüzlüğünden medet umuyorlar. Birileri, bu Parlamentonun çözümsüzlüğünden medet umuyorlar. (ANAP, FP ve DYP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Biz, bu küçük hesaplarla, bu koroya katılarak, burada, milletvekillerimizi, birbirimizi yargılarsak, hem de acımasızca yargılarsak, bu Parlamentonun halk nazarındaki itibarı küçülür; halkın, bu Parlamentodan umutları azalır. Onun için, bizim Hükümetimizde olsun, başka hükümet döneminde olsun, bu şekilde, siyasetçi gündeme geldiği zamanlarda, yargılamamızı insaflıca yapmamız lazım.

Bu, sadece bugünün sorunu değildir, yarın da aynı kompozisyonlar karşımıza çıkacaktır. Değişik partilerde olabiliriz; ama, Türkiye Büyük Millet Meclisi, millî iradenin tecelli ettiği bir yerdir. Bu Parlamento çatısı altında, sadece, millî iradenin korunması açısından, birbirimizle olan dayanışmamız, hiçbir artniyet gözetilmeksizin sağlanmalıdır.

Bu duygular içerisinde sözlerimi toparlarken, 55 inci Cumhuriyet Hükümetinin -teker teker bütün bakanlıkların ve Hükümetin- kamu politikası konusunda tarafsız olduğunu, objektif olduğunu ifade etmek istiyorum; özellikle İçişleri Bakanlığında...

Belki, Türkiye'de cari (geçerli) politika ölçülerine göre, geçmişteki tecrübelere göre, İçişleri Bakanı olarak, bu Grubuma, İktidar Grubuma, onbir aydır haksızlık ediyorum. Hepsi, benim bu durumumu anlayışla karşılıyorlar ve en küçük taleplerini bile sıkılarak getiriyorlar. Hepsine, huzurlarınızda ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İçişleri Bakanlığının, Türk devlet hayatı içerisindeki konumunu biliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İÇİŞLERİ BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla) – Onbir aydır, o bakanlığın kapısından içeri partizanlığı sokmadım. Hangi vatandaş gelirse gelsin, hukuk ölçüleri içerisinde taleplerini karşılamaya çalışıyorum. Hiçbir kamu personeline de, geçmiş devirden kalmış, bu devirden kalmış diye bir ayrıcalık içerisinde baktığım yoktur. Özellikle Emniyet Teşkilatını, yapmış olduğu zor görev dolayısıyla her türlü baskıdan uzak tutmaya çalışıyorum; onlara rahat bir çalışma ortamı sergilemeye bütün gücümle çalışıyorum. Bu anlayışım, bu çizgim, görevde kaldığım son güne kadar devam edecektir.

Hepinize en derin sevgilerimi, saygılarımı sunarım.

Sağ olun Sayın Başkan. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

Gündemdışı konuşma, İçişleri Bakanı Sayın Başesgioğlu tarafından cevaplandırılmıştır.

3. — Aydın Milletvekili Muhammet Polat’ın, son günlerde Türkiye’de meydana gelen tabiî afetler ve pamuk üreticilerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın cevabı

BAŞKAN – Gündemdışı üçüncü sırada, Sayın Muhammet Polat, son dönemde Türkiye'de meydana gelen tabiî afetler ve pamuk üreticilerinin sorunlarıyla ilgili olarak Yüce Kurula bilgi sunacaklar.

Buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET POLAT (Aydın) – Muhterem Başkan, değerli milletvekilleri; seçim bölgem olan Aydın İlinde, nisan ve mayıs aylarında meydana gelen tabiî afetle ilgili söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, Aydın İlimizin ekonomisi daha çok tarıma dayanır. Yaklaşık 120 bin aile tarımla iştigal etmektedir. Bu 120 bin aileden 80 bine yakını pamuk ekimiyle uğraşmaktadır. Tarım kesiminin uğradığı afet, Aydın ekonomisini ve Aydın'da yaşayan çiftçilerimizi, maalesef, büyük ölçüde etkilemiştir, zarara uğratmıştır. Aydın'da, ağırlıklı tarım ürünü olarak pamuk başta olmak üzere, zeytin, incir, hububat, sebze ve narenciye de yetiştirilmektedir. Maalesef, son yağışlarda, pamuğun zarar gördüğü, zeytinin zarar gördüğü ve hububatın zarar gördüğü, hatta narenciyenin zarar gördüğü tarafımızca tespit edilmiştir.

Tarla ürünlerinin yoğun olarak ekimlerinin yapıldığı nisan ve mayıs aylarında sık ve etkili yağmur yağışı, özellikle, ekilen pamuğun, bozulup, tekrar tekrar yenilenmesine neden olmuştur.

Uzun yıllar yağış ortalaması; nisan ayı 45,3 kilogram/metrekare, mayıs ayı 33,5 kilogram/metrekare olmasına karşılık, bu yıl, nisan ayında 61,4 kilogram/metrekare, 18 Mayısa kadar da 95,5 kilogram/metrekare yağış meydana gelmiştir. Tarlanın tekrar sürülüp ekime hazır hale getirilmesi 30 Mayısı bulacaktır. Bu tarihte yapılan pamuk ekiminde, verimde, normal ekime göre yüzde 20 oranında bir düşme meydana getirecektir.

Değerli arkadaşlar, yağış nedeniyle meydana gelen maddî zarar, ilçe ilçe ifade ettiğimiz zaman, şöyledir:

Merkez ilçede, 36 köyde, 45 bin dekar pamuk arazisi maalesef sular altında kalmıştır; maddî zarar 315 milyar lira olarak tahmin edilmektedir.

Çine ilçemizin 7 köyünde 12 bin dekar pamuk alanının zarar gördüğü ve maddî zararın 84 milyar lira civarında olduğu; yine, Çine'de, sebze ekili 3 bin dekar alanın zarar gördüğü ve 30 milyar Türk Lirası maddî zarar meydana geldiği; Didim İlçemizin 4 köyünde 20 bin dekarlık pamuk alanının sular altında kaldığı ve 140 milyar liralık maddî zararın olduğu; Germencik İlçemizin 16 köyünde 38 800 dekar pamuk alanının zarar gördüğü ve 272 milyar liralık maddî zararın olduğu; İncirliova İlçemizin 7 köyünde 19 700 dekar pamuk alanının zarar gördüğü, sular altında kaldığı, 138 milyar lira gibi bir maddî zarar olduğu; Koçarlı İlçemizde, 19 köyümüzün 41 500 dekar pamuk alanının zarar gördüğü, maddî zararın da 290 milyar lira olduğu; Kuyucak İlçemizin 5 köyünün 7 bin dekar pamuk alanının sular altında kaldığı, 49 milyar lira maddî zarar olduğu; Nazilli İlçemizin 10 köyünün 20 bin dekar pamuk arazisinin sular altında kaldığı, 140 milyar lira maddî zarar olduğu; Söke İlçemizin 30 köyünde, 173 500 dekar pamuk arazisinin sular altında kaldığı ve 1 trilyon 214 milyar lira maddî zarar olduğu; Sultanhisar'da 7 köyümüzün 6 900 dekar pamuk ekim alanının sular altında kaldığı ve 48 milyar lira maddî zarar olduğu; Yenipazar İlçemizde 7 köyün 20 bin dekara yakın pamuk alanının sular altında kaldığı ve 137 milyar lira zarar olduğu tespit edilmiştir.

Toplam pamuk ekim alanı, tahminî 950 bin dekar olup, bunun tahminen 404 bin dekarı yağışlardan etkilenmiştir. Bu sahalar yeniden ekime hazırlansa bile, birim alandan alınacak verimde meydana gelen düşmeden dolayı, ayrıca, tahminen 5 trilyon 450 milyar lira, gayri safî millî hâsılada düşme meydana gelecektir. Ayrıca, yağıştan dolayı bozma nedeniyle meydana gelen zarar, tahminen 2 trilyon 858 milyar Türk Lirasıdır. Aydın İlinde 17-18 Mayıs ve öncesi yağışlardan çiftçilerimizin görmüş olduğu toplam zarar, tahminen 8 trilyon 300 milyar lira gibi bir rakamdır.

Bütün bunları düşünerek, çiftçilerimizin taleplerini ifade etmek istiyorum. Burada, bu doğal afetten ve maalesef, verilen taban fiyatlarının eksikliğinden, kredi faizlerinin artırılmasından da etkilenen çiftçilerimizin düştüğü durumu siz tahmin ediniz. Burada, çiftçilerimizin istekleri; buğday hasadının yaklaştığı bugünlerde, rüzgârların da etkisiyle ekinde yatmalar meydana gelmiş; zeytinin bol olacağını tahmin ettiğimiz bu yıl, aşırı yağışlar, zeytinlere de zarar vermiştir.

Ziraat Bankasından çiftçiye kredi takviyesi yapılması, köylülerimizin, çiftçilerimizin talebidir. Tarım kredi kooperatiflerinin ortaklarına ödemediği kredilerin hemen gönderilmesi gerekmektedir. Çiftçilerimizin tamamının ortak olduğu Tarişin bir an önce güçlendirilmesini ve kâr paylarının dağıtılmasını yine talep ediyorlar.

En önemlisi de, çiftçilerimizin bu doğal afetlerden etkilenmemeleri için, ileri ülkelerde uygulanan sigorta sistemlerinin ülkemizde de uygulanabilir hale gelmesi için bir çalışmanın yapılması ve sigorta sisteminin de getirilmesini talep ediyor; çiftçilerimize geçmiş olsun dileklerimle, hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Polat, teşekkür ediyorum.

Sayın Polat'ın gündemdışı konuşmasına cevap vermek üzere, Tarım Bakanı Sayın Taşar; buyurun.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep)– Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Aydın Milletvekilimiz Sayın Muhammet Polat'ın gündemdışı yaptığı konuşmaya cevap vermek üzere huzurlarınızda bulunuyorum.

Konuşmasının yoğunluğunu, özellikle, Aydın İlindeki pamuk ekili alanlarda ve diğer alanlarda meydana gelen zararlarla ilgili hususa ayırdı. Öncelikle şu konuyu hemen belirtmek istiyorum ki, Aydın İlindeki aşırı yağışların neden olduğu tabiî afet sırasında, Başbakan Yardımcımız Sayın İsmet Sezgin Aydın'da idiler; oradan telefonla arayarak gerekli temasları yaptılar. Ayrıca, aynı şekilde, Aydın Milletvekillerimiz Sayın Yüksel Yalova ile Sayın Cengiz Altınkaya, bu konuda gerekli temasları yapmışlardır.

MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) – Muhammet Bey de...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla)– Muhammet Bey de şimdi burada yaptı tabiî ki, ondan önceki telefonunu alamadım; ama, teşekkür ediyorum ilgilerinden dolayı.

Şimdi, özellikle, Aydın İlinde, 17 ve 18 Mayıs günlerinde, mevsim normallerinin çok üzerinde meydana gelen yağışlar, özellikle Söke, Germencik, Koçarlı, İncirliova, Yenipazar, Nazilli ve Merkez İlçelerinde ekili alanlarda etkili olmuştur. Burada, Merkezde 36 köy, Çine'de 7 köy, Didim'de 4, Germencik'te 16, İncirliova'da 7, Koçarlı'da 19, Kuyucak'ta 5, Nazilli'de 10, Söke'de 30, Sultanhisar'da 7 ve Yenipazar'da 7 köy zarar görmüştür. İlk tespitlere göre, toplam 148 köyde, 407 bin dekar alanda, pamuk ve sebzede bir zarar söz konusu olmuştur.

5 Nisan gününde çıkarmış olduğunuz Bakanlar Kurulu kararıyla "1 Ocak 1998'den 31.12.1998 tarihine kadar, olmuş ve olacak -inşallah bundan sonra da olmaz- bütün, doğal afetlerle ilgili, çiftçilerimizin, Ziraat Bankasına, TİGEM'e ve tarım kredi kooperatiflerine olan ziraî borçları 1 yıl süreyle, faizsiz olarak ertelenir" hükmü getirilmiştir ve bunun 1999'a sarkan borçları da kapsayacağı bu kararnamede yer almıştır. Dolayısıyla, 55 inci Hükümetin işbaşına geldiği tarih olan 30 Haziran 1997'den itibaren, o tarihe kadar çıkmamış olan ve 55 ili ilgilendiren tabiî afetlerle ilgili kararname de, 30 Haziran 1997'den sonra çıkarılmış, orada da 1998'deki uygulamanın aynısı yapılarak, 1 Ocak 1997'den 31 Aralık 1997 tarihine kadar olmuş ve olacak bütün tabiî afetlerden dolayı zarar görenlerin, ziraî kredi borçlarının hasar tespit komisyonlarınca tespiti halinde erteleneceği karar altına alınmıştı. Şimdi, her tabiî afet olduktan sonra bu konuda yeni bir karar almayı gerektirecek durum, 55 inci Hükümetin işbaşına gelmesiyle birlikte ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla, Aydın İlindeki bu hasar ve diğer illerimizdeki hasarlar da 19 Mayıs günü yapılan toplantıda Bakanlar Kurulunun gündemine gelmiş ve konu üzerinde enine boyuna tartışılmıştır. Özellikle, bu aşamada, bütün hasar tespit raporlarının Ankara'ya tam kesin rapor olarak ulaştırılması beklenmektedir. Bu ilk bilgiler sayın milletvekillerimizde de vardır. Bu ilk bilgilerin akabinde yapılacak neyse, o mutlaka yapılacaktır. Buradan, bunu, bizleri izleyenlere de duyuruyorum, sizlere de duyurmuş oluyorum.

Bu vesileyle, hepinize sevgi ve saygılar sunmadan önce, bir şey daha belirtmek istiyorum. Değerli arkadaşım, bu hasar tespitlerinin dışında bir iki konuya daha değindi ve "taban fiyatları" dedi. Taban fiyatları, bu sene yüzde 60,6 oranında yapılmıştır ve hasat zamanından önce açıklanmıştır. Hiçbir üreticimiz, tüccarın insafına terk edilmemiştir. Her şeyden önce, geçtiğimiz dönemlerdeki uygulamaları göz önüne aldığınız zaman şu manzarayı görüyorduk: Malın fiyatı veriliyordu; ama, malın parası verilmiyordu; üç ay, dört ay, beş ay, altı ay para alınamayan dönemler oluyordu. 30 Haziran 1997'de 55 inci Hükümet olarak işbaşına geldiğimiz anda, bir önceki Hükümetin gübrede, ilaçta, tohumda ve projeli hayvancılıkta ödememiş olduğu sübvansiyon bedelleri olan 24 trilyon lirayı peşin olarak ödemiş bir Hükümetin üyesi olarak konuşuyorum ve diyorum ki, geçen sene, nasıl para cepte, mal Ofiste sistemiyle, paralar peşin peşin, üreticimizin daha alnının teri kurumadan ödenmişse, bu sene de aynısı yapılacaktır. Toprak Mahsulleri Ofisi, 24 saat, haftada 7 gün mesai yaparak ve üreticimizi güler yüzle karşılayarak, çayını kahvesini ikram ederek, ürününü değeri pahasına alma gayreti içerisinde olacaktır ve yine paraları peşin ödenecektir. Bunu da, bu vesileyle, açıklamış oluyorum.

Bu açıklamaları yapma fırsatı verdiği için de, sayın milletvekili arkadaşıma teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, gündemdışı konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi, sırasıyla, gündemdeki işlerimizi görüşmeye başlayacağız.

Cumhurbaşkanlığı tezkereleri vardır; ayrı ayrı okutup, Yüce Heyetin bilgisine arz edeceğim.

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. — Bulgaristan, Romanya ve İngiltere’ye gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1482)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 13 Mayıs 1998 tarihinden itibaren Bulgaristan, Romanya ve İngiltere'ye gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in dönüşüne kadar; Dışişleri Bakanlığına, Devlet Bakanı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel'in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

2. — Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Burhan Kara’ya, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1483)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 14 Mayıs 1998 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Burhan Kara'nın dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Eyüp Aşık'ın vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

3. — Ukrayna’ya gidece olan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e, dönüşüne kadar, TBMM Başkanı Hikmet Çetin’in vekâlet edeceğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1484)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ukrayna Cumhurbaşkanı Leonid Kuchma'nın davetlisi olarak 21-23 Mayıs 1998 tarihlerinde Ukrayna'ya resmî bir ziyarette bulunacağımdan, dönüşüme kadar Cumhurbaşkanlığına, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 106 ncı maddesi uyarınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Hikmet Çetin vekâlet edecektir.

Bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

4. — Amerika Birleşik Devletleri ve İsviçre’ye gidecek olan Devlet Bakanı Işın Çelebi’ye, dönüşüne kadar, Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1485)

14 Mayıs1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 15 Mayıs 1998 tarihinden itibaren Amerika Birleşik Devletleri ve İsviçre'ye gidecek olan Devlet Bakanı Işın Çelebi'nin dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu'nun vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

5. — Gürcistan Cumhuriyetine gidecek olan Ulaştırma Bakanı Necdet Menzir’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Rıfat Serdaroğlu’nun vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1486)

14 Mayıs 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 15 Mayıs 1998 tarihinde Gürcistan Cumhuriyetine gidecek olan Ulaştırma Bakanı Necdet Menzir'in dönüşüne kadar; Ulaştırma Bakanlığına, Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu'nun vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

6. — Lübnan’a gidecek olan Devlet Bakanı Mehmet Batallı’ya, dönüşüne kadar, Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1487)

15 Mayıs 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 16 Mayıs 1998 tarihinde Lübnan'a gidecek olan Devlet Bakanı Mehmet Batallı'nın dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin'in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

7. — Japonya’ya gidecek olan Devlet Bakanı Güneş Taner’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Mehmet Cavit Kavak’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1488)

15 Mayıs 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 18 Mayıs 1998 tarihinde Japonya'ya gidecek olan Devlet Bakanı Güneş Taner'in dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Cavit Kavak'ın vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Sayın milletvekilleri, ormanların ve orman köylülerinin korunması, orman yangınlarının nedenlerinin belirlenmesi, yangınların önlenmesi ve İtfaiye Teşkilatının yeniden yapılanması için alınması gereken tedbirlerin tespit edilmesi amacıyla kurulan (10/23, 36, 103,173,183,198) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, başkan, başkanvekili, kâtip ve sözcü seçimine ilişkin bir tezkeresi vardır; okutuyorum:

8. — (10/23, 36, 103, 173, 183, 198) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/1489)

14.5.1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Komisyonumuz, başkan, başkanvekili, kâtip ve sözcü seçimi için, 14.5.1998 tarihinde saat 14.00'te doktorluk binası 4 üncü kat 405 no'lu toplantı salonunda toplanarak, yapılan oylama sonucunda aşağıda, adı soyadı ve seçim çevresi belirtilen adaylar karşılarında gösterilen oyları almışlardır.

Saygılarımla bilgilerinize arz ederim.

Mehmet Halit Dağlı

Adana

Komisyon Geçici Başkanı

Başkan : Feridun Pehlivan (Bursa) 9 oy

Başkanvekili : Mustafa Yünlüoğlu (Bolu) 9 oy

Kâtip : İrfettin Akar (Muğla) 9 oy

Sözcü : Mustafa Karslıoğlu (Bolu) 9 oy

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Bir Meclis araştırması önergesi vardır; okutuyorum:

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. — Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya ve 41 arkadaşının, Karadeniz Bölgesinin kalkındırılması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/263)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Karadeniz Bölgesinin bölgesel kalkınması, bölgenin bugün içinde bulunduğu durumun araştırılarak tespit edilmesi ve alınacak tedbirlerin belirlenerek ekonomik potansiyelin ortaya çıkarılması için, Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 üncü ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1 - Musa Uzunkaya (Samsun)

2 - Ahmet Demircan (Samsun)

3 - Latif Öztek (Samsun)

4 - Mehmet Aykaç (Çorum)

5 - Naci Terzi (Erzincan)

6 - Memduh Büyükkılıç (Kayseri)

7 - Ömer Faruk Ekinci (Ankara)

8 - İsmail Coşar (Çankırı)

9 - Mehmet Emin Aydınbaş (İçel)

10 - Hayrettin Dilekcan (Karabük)

11 - Ekrem Erdem (İstanbul)

12 - Cafer Güneş (Kırşehir)

13 - Feti Görür (Bolu)

14 - Hüseyin Kansu (İstanbul)

15 - Mustafa Yünlüoğlu (Bolu)

16 - Suat Pamukçu (Bayburt)

17 - Aslan Polat (Erzurum)

18 - Şinasi Yavuz (Erzurum)

19 - Cemalettin Lafçı (Amasya)

20 - Mehmet Bedri İncetahtacı (Gaziantep)

21 - Kahraman Emmioğlu (Gaziantep)

22 - Muhammet Polat (Aydın)

23 - Mikail Korkmaz (Kırıkkale)

24 - Abdulkadir Öncel (Şanlıurfa)

25 - Ali Oğuz (İstanbul)

26 - İsmail Yılmaz (İzmir)

27 - Salih Kapusuz (Kayseri)

28 - Osman Hazer (Afyon)

29 - Mehmet Salih Katırcıoğlu (Niğde)

30 - Şaban Şevli (Van)

31 - İsmail Özgün (Balıkesir)

32 - Ahmet Cemil Tunç (Elazığ)

33 - Maliki Ejder Arvas (Van)

34 - Metin Perli (Kütahya)

35 - Ahmet Dökülmez (Kahramanmaraş)

36 - İsmail Kahraman (İstanbul)

37 - Osman Pepe (Kocaeli)

38 - Ahmet Doğan (Adıyaman)

39 - Mustafa Kemal Ateş (Kilis)

40 - Abdullah Arslan (Tokat)

41 - Murtaza Özkanlı (Aksaray)

42 - Mustafa Hasan Öz (Ordu)

Gerekçe:

Hızlı ve dengeli kalkınmaya giden yolun bölgesel kalkınmadan geçtiği, dünyada yaygın olarak kabul gören bir görüştür. Bölgesel kalkınmanın temel amacı ise, bir yandan ülke içindeki bölgelerarası gelişmişlik farklarını azaltmak, diğer yandan da hedef bölgedeki ekonomik potansiyeli tüm ülkenin refah düzeyini artıracak ve refahı tabana yayacak biçimde kuvveden fiile çıkarmaktır. Bu ise, her ülkenin ekonomik ve siyasî istikrarı için elzemdir.

Bilindiği gibi, planlama üç biçimde yapılmaktadır: Sektörel bazda ulusal planlar, bölgesel planlar ve yerel planlar. Ülkemizde ulusal planlamayı DPT, yerel planlamaları ise belediyeler yapmaktadır. Bölgesel bazda planlama ise -GAP bölgesi hariç- ülkemizde yapılmamaktadır. Halbuki, ülkemizde yaşanan işsizlik, hızlı göç, çarpık sanayileşme ve kentleşme gibi pekçok sorunun kaynağında, gelişmişlik yönünden bölgesel dengesizliklerin yattığı bilinmektedir. Bölgesel dengesizliklerin önemli olduğu ülkelerde ise sorun, genel ekonomik gelişme politikasıyla bütünleşen, uzun süreli bölgesel planlar içinde ele alınmaktadır.

Bu sorun, sadece Karadeniz Bölgesinin sorunu olmamakla birlikte, özellikle 1990'lı yılların başında Sovyetler Birliğinin çökmesiyle bölgemizde ortaya çıkan siyasî değişmeler, Türkiye'yi yeni oluşan coğrafyanın merkezi konumuna getirmiş; bu ise, ülkemiz ve ülkemizin bu coğrafyaya açılan kapısı sayılabilecek Karadeniz Bölgesinin jeostratejik önemini bir kat daha artırmıştır.

Dünyada ve özellikle çevremizdeki bu gelişmeler, Karadeniz Bölgesini, başta Türkiye olmak üzere çevresindeki ülkeler ve toplumlar için büyük olanaklar sağlayabilecek bir siyasî, ekonomik ve kültürel ilişkiler odağı haline getirmiştir. "Karadeniz Ekonomik İşbirliği Bölgesi" düşüncesi, ülkemizin taraf olduğu anlaşmaların gerçekleşmesi düzeyine gelmiştir. Bu adımla ülkemiz, Karadenize sahili olan ülkelerdeki gelişmeleri ve olanakları değerlendirmek istemektedir. Karadenizin bölgesel kalkınmasının, ülkemizin bu ülkelere olan ticaretinde dev bir kaynak yaratması bakımından ülke ekonomisine de olumlu katkıları olacaktır.

Bu bağlamda bir başka konu da GAP'la ilgilidir; çünkü, GAP, gelmiş olduğu bu aşamada ciddî bir üretim planlaması ve pazarlamasını zorunlu kılmaktadır. GAP'a bir başka çıkış kapısı ve entegrasyon sağlanamazsa tıkanmaya mahkûm kalacaktır. Karadeniz bu noktada da önemli bir çıkış kapısıdır; çünkü, Karadeniz Bölgesi, yukarıda bahsettiğimiz dev pazara çıkış kapısıdır. GAP'ın ürettiklerini Karadenize aktarmanın yolu ise, kuzey-güney kara ve demir yollarını yapmaktan geçmektedir. Bu bağlamda, 1998 yatırım programına etüt proje olarak giren Samsun-İskenderun demiryolu hattının yapımını hızlandırmanın büyük önemi vardır.

Böylesine bir jeostratejik önemi olmasına ve son yıllarda Karadeniz Sahil Yolu gibi önemli projeler hayata geçirilmeye başlanmasına rağmen, Karadeniz Bölgesinin altyapısı yetersizdir. Başta ulaşım altyapısı olmak üzere altyapı hızla geliştirilmeli ve bölgenin önemine uygun hale getirilmelidir. Oysa, Karadeniz Bölgesi yılların ihmaline uğramıştır. 1983-1993 arası on yıllık bir dönemde, devletin kişi başına en az yatırım harcaması yaptığı bölge Karadeniz Bölgesidir. Karadeniz Bölgesi, yatırım teşvik belge sayısı, toplam yatırım ve istihdam bakımından 1990-1995 yılları arasında en az pay alan ikinci bölgedir. Nüfus artış hızı en düşük olan bölge Karadeniz Bölgesidir. Bölgeler itibariyle kırsal yerleşim yerlerinde toplam asfalt yol oranı en düşük bölge, Karadeniz Bölgesidir. Karadeniz bölgesi, ilçelerinin sosyoekonomik gelişmişlik seviyeleri itibariyle, Türkiye sıralamasında oldukça gerilerdedir.

Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planımızın da ana ilkelerinden biri olan bölgesel kalkınmanın, en etkin ve verimli bir şekilde, ülkemiz özelinde nasıl bir yapıyla gerçekleştirileceğinin en ince detayına kadar araştırılarak ortaya konulması lüzumu vardır. GAP deneyiminin artı ve eksiklerini de göz önüne alarak, Türkiye'de bölgesel kalkınma planlamaları ve uygulamalarını, yeni bir model oluşturarak, Karadeniz Bölgemiz başta olmak üzere tüm bölgelerimizde yaygınlaştırmak gerekmektedir. Bu konunun, Karadeniz Bölgemiz özelinde de olsa, tüm bölgelerimizde uygulanabilecek ve modellik edecek bir biçimde Yüce Meclisimiz tarafından araştırılarak, çözüm önerilerinin ortaya konulmasını istemekteyiz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.

Sayın milletvekilleri, Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; okutup, işleme tabi tutacağım:

V. — ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. — Radyo Televizyon Üst Kurulunda açık bulunan üyeliklere yapılacak seçimin gününe ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

20.5.1998

Radyo ve Televizyon Üst kurulunda açık bulunan üç üyelik için yapılacak seçimin 26.5.1998 Salı günkü birleşimde yapılmasının Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.

Hikmet Çetin

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

Salih Kapusuz Metin Öney

FP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili

Mehmet Gözlükaya Ali Ilıksoy

DYP Grubu Başkanvekili DSP Grubu Başkanvekili

Nihat Matkap Müjdat Koç

CHP Grubu Başkanvekili DTP Grubu Başkanvekili

BAŞKAN – Danışma Kurulu önerisiyle ilgili söz talebi?.. Yok.

Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, gündemin bu bölümüne geçmeden önce, Başkanlığın çözmesi, belki istişare etmesi lazım gelen ufak bir konu var; bundan dolayı, saat 17.50'de toplanmak üzere, birleşime 20 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.31

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.50

BAŞKAN: Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU

KÂTİP ÜYELER: Haluk YILDIZ (Kastamonu), Ali GÜNAYDIN (Konya)

 

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 91 inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Sayın milletvekilleri, gündemin "Sözlü Sorular" kısmına geçiyoruz.

VI. — SORULAR VE CEVAPLAR

A) SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1. — Ağrı Milletvekili Celal Esin’in, Ağrı’ya bağlı bazı yerleşim birimlerinin içmesuyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/829)

BAŞKAN – 1 inci sırada, Sayın Celal Esin'in, Sayın Devlet Bakanından sözlü soru önergesi bulunmaktadır.

Sayın Bakan hazır mı efendim? Sayın Bakan hazır değil.

Bu soru, bu birleşimde de cevaplandırılmadığına göre, gündemden çıkarılacak ve yazılı soruya dönüşmüş olacaktır.

2. — Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, bazı illerde SSK hastanesi kurulup kurulmayacağına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanı Nami Çağan’ın cevabı (6/833)

BAŞKAN – 2 nci sırada, Sayın Abdulkadir Öncel'in, Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi vardır.

Sayın Bakan hazır mı efendim? Sayın Bakan hazır.

Soruyu okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Nami Çağan tarafından sözlü olarak cevaplandırılması hususunu arz ederim.

Saygılarımla.

Abdulkadir Öncel

Şanlıurfa

1- Şırnak, Ardahan ve Kilis İllerinde SSK dispanseri hizmete ne zaman girecektir? Bu dispanserler için 1998 bütçesinde herhangi bir ödenek yer almakta mıdır?

2- Yozgat, Aksaray, Ardahan, Çankırı, Hakkâri, Gümüşhane, Yalova, Kilis, Iğdır, Şırnak, Karaman, Siirt ve Osmaniye İllerinde SSK hastanesi kurulması hususunda herhangi bir çalışma var mıdır? Var ise hangi aşamadadır?

3- 1998 Bakanlık bütçesinde söz konusu illerde hastane kurulması hususunda ödenek ayrılmış mıdır?

BAŞKAN – Soruyu cevaplandırmak üzere, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Çağan; buyurun efendim.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NAMİ ÇAĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Şanlıurfa Milletvekili Sayın Abdulkadir Öncel tarafından sorulan soruları yanıtlamak üzere karşınızdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şırnak İlinde sigortalı emekli, dul, yetim ve bunların aile bireyleri olmak üzere, toplam 8 000, Ardahan'da 8 500, Kilis'te ise 11 600 vatandaşımız Sosyal Sigortalar Kurumu sağlık sigortası kapsamı içerisindedir. Şırnak'taki sigortalıların tedavileri, Sosyal Sigortalar Kurumuna ait Cizre Sağlık İstasyonu ve Bakanlığımız ile Sağlık Bakanlığı arasında imzalanan işbirliği protokolü uyarınca Şırnak Devlet Hastanesinden sağlanmaktadır.

Yeni il olan yörelerimizde Sosyal Sigortalar Kurumunun ihtiyaç duyduğu sigorta ve sağlık tesislerinin açılabilmesi için, kurumca, personel, bina, araç, gereç ve diğer donanım eksikliklerinin giderilmesine çalışılmaktadır. Bu çerçevede, çalışmalar tamamlandıkça, Şırnak ve Ardahan İllerinde de Sosyal Sigortalar Kurumu sağlık tesisleri hizmete sunulacaktır.

Öte yandan, 24 500 yurttaşımıza hizmet veren Kilis Sağlık İstasyonu, Kurum Yönetim Kurulu kararıyla dispansere dönüştürülmüştür. Halen, dispanser olarak kullanılmaya uygun bir bina arayışı içindeyiz. Ayrıca, bu ildeki sigortalılara, kuruma ait binada ve daha iyi bir ortamda hizmet verilebilmesi amacıyla yaptırılacak dispanser inşaatı projesine 1999 yılı yatırım programı teklifinde yer verilecektir.

Sosyal Sigortalar Kurumunca, Siirt İlinde de, yaklaşık 21 bin kişiye, kiralık bir binada, dispanser düzeyinde hizmet sunulmaktayken, inşaatı tamamlanarak faaliyete geçirilen 65 yataklı 50 nci Yıl Siirt Hastanesinde hizmet verilmeye başlanmıştır. Bu hastanenin kadroları, önümüzdeki günlerde, 23 Mayısta açılacak sınavla karşılanacaktır.

Gümüşhane İlinde ise, toplam 26 700 kişiye sağlık hizmeti vermekte olan kurum, bir dispanser, bir sağlık istasyonuyla tedavi faaliyetini sürdürüyor. Bu ilimizde hastane yapım projesine, yine, 1999 yılı yatırım programı teklifinde yer verilecektir.

Sosyal Sigortalar Kurumunun 1998 yılı yatırım programında yer alan 100 yataklı Yozgat Hastanesi inşaatı için 50 milyar, 50 yataklı Aksaray Hastanesi inşaatı için 10 milyar, 65 yataklı Hakkâri Hastanesi için 1 milyar, 200 yataklı Yalova Hastanesi için 30 milyar, 100 yataklı Osmaniye Hastanesi için 20 milyar, Karaman Hastanesi için 130 milyar lira ödenek ayrılmış bulunuyor. Bu hastane inşaatlarının ihale edilebilmesi için de, gerekli çalışmalar kurumca sürdürülmektedir.

Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına gönderilen 1998 yılı yatırım programında, 100 yataklı Çankırı Hastanesi için 75 milyar lira, Iğdır Dispanseri inşaatı için 50 milyar lira ödenek istenmiş; ancak, 1998 yılında devam eden projelere öncelik verilmesi gerekçesiyle, söz konusu projeler programa alınamamıştır. Bunlardan Çankırı Hastanesinin 1998 yılı yatırım programına alınması için Devlet Planlama Teşkilatına bir kez daha teklifte bulunduk.

Bilgilerinize arz ediyor; saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

ABDULKADİR ÖNCEL (Şanlıurfa) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun efendim.

ABDULKADİR ÖNCEL (Şanlıurfa) – Sayın Bakanın cevaplarına teşekkür ediyorum; ancak, verilen rakamlarla bu hizmetlerin bitirilmesi mümkün değil; çünkü, çok cüzi ödenek konulmuştur. Bu ödeneklerin artırılarak bunların bir an önce yapılması gerekiyor; ilgilerine teşekkür ediyorum.

Ayrıca, özellikle Şanlıurfa SSK Bölge Hastanesinin temelinin bir an önce atılmasını diliyorum. 1997 yılı yatırım programında yer aldığı halde temeli atılamamıştır. Acilen temel atılmasını diliyor; saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, ihtiyaç duyuyor musunuz cevap için efendim?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NAMİ ÇAĞAN (Devamla) – Temenniye katılıyorum.

BAŞKAN – Temenniye katılıyorsunuz, ihtiyaç duymadınız.

3. — Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, vergi reformu çalışmalarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in cevabı (6/835)

BAŞKAN – 3 üncü sırada, Sayın Uzunkaya'nın, Sayın Maliye Bakanından sözlü soru önergesi vardır.

Sayın Bakan?.. Hazır.

Soruyu okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularıma, Maliye Bakanı Sayın Zekeriya Temizel'in sözlü cevap vermesine delaletlerinizi arz ederim. 6.1.1998

1- Hazırlamakta olduğunuz ve adına vergi reformu dediğiniz yasada, çok kazanan ve toplumda bilinen haliyle kayıtdışı görüntüsü taşıyan birkısım kazanç ve meslek türlerini bu vergi kapsamına almayı düşünüyor musunuz?

2- Bahis konusu sektörde yer aldığı bilinen, Türkiye'de, bir gecede kartel medyasındaki 1 saatlik şovlarında milyarlar alan birkısım sanatçılardan gerçek manada ve hangi oranda vergi tahsil ediyorsunuz?

3- Müşterilerine çoğunlukla bandrollü makbuz kesmeyen tiyatro, gazino ve eğlence salonlarından, zevklerini ve eğlenme arzularını tatmin için bu mekânlara gelenler ve işletmecilerinden gerçek kazanç ve tüketim (izleyiciler için) vergisini ne oranda alabiliyorsunuz?

4- Birkaç yılda trilyoner olan, yurt içinde ve yurt dışında gayrimenkuller edinen ses, sinema, şov ve diğer alanlarda icrayi sanat edenlerden, hangi usullerle ve gerçek kazanca göre vergi alabiliyor musunuz?

5- Tabana yayılması amaçlandığı ifade edilen verginin, gerçek kazanç ve servet sahiplerinden alınması konusunda ciddî bir çalışmanız; faiz gelirlerinden alınmakta olan yüzde 12 stopajın yüzde 6'ya düşürülmesi konusunda yapılan yeni çalışmaların önlenmesine dair bir gayretiniz olacak mı?

Saygılarımla.

Musa Uzunkaya

Samsun

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, buyurun efendim.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Samsun Milletvekili Sayın Uzunkaya tarafından verilen soru önergesini yanıtlamak için huzurlarınızdayım; ancak, soru önergesi verildikten sonra, Hükümetimiz tarafından hazırlanan vergi reform tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisinin komisyonlarında görüşüldükten sonra Genel Kurula indiğinden, aslında, burada sorulan soruların bütün yanıtları, şu anda, Sayın Uzunkaya'nın bilgisi dahilinde olması gerekir; ancak, yine de, sorulan sorulara kısa olarak yanıt vermenin, en azından, şu anda kafalarda oluşan soruların aydınlığa kavuşması için yararlı olacağını düşünüyoruz.

Sayın Uzunkaya, hazırlamakta olduğumuz ve adına "vergi reformu" dediğimiz yasa tasarısından bahsediyor. Değerli milletvekilleri, hazırladığımız tasarının sadece adı "vergi reformu" değildir, kendisi de bir reformdur (DSP sıralarından alkışlar) reform içerikli bir düzenlemedir ve bu reform içerikli düzenlemede, Sayın Uzunkaya'nın da haklı olarak dile getirdiği bütün sorunlara yanıt verilmektedir.

Öncelikle, kayıtdışı ekonominin kayıt altına alınması ve kayıtdışı görüntü taşıyan kazançların vergi kapsamına alınması konusu, huzurunuza umuyoruz ki önümüzdeki hafta gelecek olan vergi tasarısında, gerçek anlamda vergi kapsamına alınmaktadır; zaten, tasarının temel amacı da budur. Tasarının görüşülmesi sırasında ayrıntılı olarak konuşacağımız gibi, özellikle, sadece edinme sırasında, kaynak teorisine göre vergilendirilmesi mümkün olmayan kazançların vergidışı kalması olgusu tasarıyla ortadan kaldırılmakta, daha sonradan herhangi bir servet artışı veya harcama şeklinde ortaya çıkması halinde de, bu unsurların gelirle ilişkisinin kurulması suretiyle vergilendirilmesi olanak dahiline girmektedir. O nedenle de, kayıtdışı ekonominin kayıt altına alınması konusundaki çabaların yanı sıra, bu şekilde yapılan tespitler, çok büyük ölçüde kayıtdışı ekonomiyi kayıt içerisine alacak ve vergilendirme olanağı sağlayacaktır. Özellikle, bundan bir süre önce kabul ettiğiniz ve belirli işlemlerin yapılması sırasında vergi numarası kullanılması zorunluluğu getiren yasa, bu konuda çok önemli bir adım oluşturmakta; böylece, çok büyük ölçüde kayıtdışı kalan kazançların kayıt içerisine alınması ve izlenilmesi olanak dahiline girmektedir.

Yine, Sayın Uzunkaya, ikinci sorusuyla, belirli sektörlerden alındığı bilinen ve bir gecelik şovlarda kazanılan trilyonlarca veya milyarlarca liradan hangi oranda ve hangi manada vergi tahsil edildiğini sormaktadır.

Değerli milletvekilleri, hepinizin bildiği gibi, bu tür kazançlar serbest meslek kazançları sayılmakta; şu andaki mevzuatımızda da, bunlar, serbest meslek kazancı olarak, önce kaynakta kesinti suretiyle; yani, yüzde 20 oranında stopaj suretiyle vergilendirilmekte, daha sonradan da beyannamelere dahil edilerek vergilendirilmektedir veya beyan edilmesi gerekmektedir.

KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Futbolcuların transfer ücretleri?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – Ancak, haklı olarak, bu tür beyanların çok düşük ölçülerde kaldığı veya gizlendiği de, şu anda toplumun büyük bir kesimi tarafından bilinen ve algılanan bir gerçektir; ancak, biraz önce belirttiğim yöntem değişikliği suretiyle, bu olay, çok büyük ölçüde, ortadan kaldırılmaktadır.

Sayın Uzunkaya burada futbolcuların transfer ücretlerinden bahsetmemişler...

MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Onu da dahil edebilirsiniz.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – ...Ancak, şu andaki, yürürlükteki yasalarımızda bu tür kazançlar, sadece yüzde 15 oranında stopaja tabi tutulmakta, kaynakta kesinti nihaî vergileme olarak algılanmaktadır. Dolayısıyla, ayrıca bu kişilerin beyanname vermesi gerekmemekte; ancak, Maliye Bakanlığı, gerçek transfer ücretlerinin belirlenmesi ve hiç değilse bu açıdan bir vergilendirme sağlamak için elinden gelen bütün gayreti göstermektedir.

Yine, Sayın Uzunkaya'nın 3 üncü sorusu, makbuz kesmeyen tiyatro, gazino ve eğlence salonlarından gerçek kazanç ve tüketim vergisini ne oranda aldığımız şeklindedir.

Değerli milletvekilleri, bu alan da, şu anda, vergilendirme açısından denetimin çok fazla olduğunun gözüktüğü; ancak, etkinliğinin çok az olduğu bir alandır. Ancak, bütün bunların hepsi, sadece ve sadece belirli kurumların üzerine gidilerek, sadece onları denetim altında bulundurmak suretiyle vergi kayıp ve kaçağının önleneceğini varsaymak da hatalı bir olaydır. Türkiye'de vergi sistemi bir bütündür. Dolayısıyla, kurumlar arasında, kazanç türleri arasında...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Soruların uzunluğu nedeniyle -özür dilerim- 5 dakikaya sığdıramıyorum; sadece, soruların okunması bile uzun sürüyor; ama, çok özet olarak söylemek gerekirse, Sayın Başkan, Türkiye'de vergi sistemi, sadece belirli sektörler ve belirli kazançlar üzerine çok ağır bir vergi incelemesi baskısıyla gidilerek çözülecek bir sorun değildir; sistem, bir bütün olarak ele alınmalı, kazanç yeniden tanımlanmalı, kazancın izlenmesiyle ilgili olarak belirli yöntemler getirilmeli; özellikle vergi kanununda getirilen zorunluluklar nedeniyle kayıtdışı ekonominin kayıt altına alınması sağlanmalı ve bunlar da teknolojinin olanaklarından yararlanılarak, sadece denetim elemanlarıyla değil, otomatik denetimler yapılmak suretiyle ortadan kaldırılmalıdır.

Önümüzdeki hafta Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşüleceğini umduğumuz yasa tasarısı, bütün bu sorunları çok büyük ölçüde ortadan kaldırmaktadır; tamamen ortadan kaldırmakta mıdır; hayır. Ancak, reform nitelikli gelirin tanımı, özellikle bu konularda bundan sonra vergi uygulaması yapacaklara çok büyük olanaklar getirmektedir; ancak, bununla da, asla, vergi yükümlüleri üzerinde bir devlet terörü estirilmesi düşünülmemektedir. Çünkü, vergi oranlarının düşürülmesi, sadece gerçek kazançtan vergi alınmaya çalışılması; onun ötesinde, kazanılmayan gelirlerden alınan ve şimdiye kadar oldukça önemli bir baskı yaratan hayat standardı esasının kaldırılması; buna bağlı, peşin vergi uygulamasının kaldırılması, getirilen tüm etkinliklere karşın, verginin ödenebilir bir durumda olmasını sağlayacaktır. Bunun sonucunda da, kişilerin vergi yükü ağırlaştırılmadan, verginin tabanı yaygınlaştırılmak suretiyle Türkiye'deki vergi kayıp ve kaçağı çok büyük ölçüde azaltılmış veya ortadan kaldırılmış olacaktır.

Biz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirdiğimiz, Genel Kurula kadar indirdiğimiz bu tasarıya bu açılardan gerçek anlamda güveniyoruz, bunları sağlayacağına inanıyoruz. Bu inançla da, hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum; soru cevaplandırılmıştır.

Sayın Uzunkaya?..

MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Efendim, ben Bakana teşekkür ediyorum. Kendileri, sporcularla ilgili yorumlarını da dile getirdiler. Esasen, o soruda eksiklerden belki birisi oydu. Ama, değerli Bakanımız, benim sorularla dile getirmeye çalıştığım dertleri tekrar ettiler. Ben, bu yasanın buna ciddî bir çare olup olamayacağını merak ediyordum; ki, umuyorum, inşallah, bu reform yasası Meclise gelince ciddî bir çare de getirmiş olur.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Ben teşekkür ediyorum.

3 üncü soru cevaplandırılmıştır.

4. — Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı’nın, Sabah Medya Grubu hakkındaki beyanlarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/836)

BAŞKAN – 4 üncü sırada, Sayın Ünaldı'nın, Sayın Başbakandan sözlü soru önergesi vardır.

Soruyu cevaplandıracak ilgili Bakan?.. Yok.

Sözlü sorunun müzakeresi ertelenmiştir.

5. — Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Uğur Mumcu cinayeti konusundaki Meclis araştırması komisyonunca hakkında işlem yapılması istenilen bir askerî savcıya ilişkin Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sorusu ve Devlet Bakanı Refaiddin Şahin’in cevabı (6/841)

BAŞKAN – 5 inci sırada, Sayın Ersönmez Yarbay'ın, Sayın Millî Savunma Bakanından sözlü soru önergesi vardır.

Sayın Bakan?.. Burada.

Soruyu okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın, Millî Savunma Bakanı Sayın İsmet Sezgin tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasına delaletlerinizi saygılarımla arz ederim.

Ersönmez Yarbay

Ankara

24.01.1993 tarihinde, arabasına konulan bir bombanın patlaması sonucunda hayatını kaybeden Araştırmacı-Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu cinayetiyle ilgili olarak kurulan TBMM (10/86) esas numaralı Araştırma Komisyonu, 04.06.1997 tarihinde, Bakanlığınıza, "... menfur cinayetin soruşturmasını yürüten, zamanın Devlet Güvenlik Mahkemesi Askerî Savcısı Ülkü Coşkun'un, soruşturmayı savsakladığı ve görevlerini ihmal ettiği kanaatine" vararak, ilgililer hakkında gerekli işlemlerin yapılması ve neticeden TBMM'ne bilgi verilmesini istemiştir.

1- Komisyonun ilgililer hakkındaki suç duyurularıyla ilgili olarak işlemler tekemmül ettirilip, hazırlık dosyaları savcılıklara intikal ettirilmiş midir?

2- TBMM Başkanlığına, hangi tarih ve sayıyla bilgi verilmiştir?

BAŞKAN – Soruyu cevaplandırmak üzere, Devlet Bakanı Sayın Şahin; buyurun.

DEVLET BAKANI REFAİDDİN ŞAHİN (Ordu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ankara Milletvekili Sayın Ersönmez Yarbay tarafından verilen sözlü soru önergesini cevaplamak üzere huzurlarınızdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu'nun, 24 Ocak 1993 tarihinde, bombalı suikast sonucu öldürülmesi olayının soruşturmasını yürüten, zamanın Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Hâkim Yarbay Ülkü Coşkun'un, soruşturmayı savsakladığı ve görevini ihmal ettiği iddiaları hakkında, mağdure Güldal Mumcu'nun, Millî Savunma Bakanlığına intikal ettirilen şikâyet dilekçeleri üzerine, iddiaların, Adalet Bakanlığı müfettişlerince incelettirilmesi, Adalet Bakanlığından istenmiştir.

Adalet başmüfettişlerince yapılan soruşturma sonucunda, düzenlenen 4 Ağustos 1995 tarihli soruşturma raporu Millî Savunma Bakanlığınca incelenmiş ve mevcut dosya ve toplanan deliller ile Hâkim Yarbay Ülkü Coşkun hakkındaki iddiaların, ilgilinin cezalandırılmasını gerektirecek boyutta olmadığı değerlendirilerek, 357 sayılı Askerî Hâkimler Kanununun 25 inci maddesi uyarınca evrakın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.

Uğur Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu, Hâkim Yarbay Ülkü Coşkun'a disiplin cezası tayinine gerek görülmemesi, hazırlık soruşturması yapılmasına izin verilmemesi ve evrakın işlemden kaldırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle Millî Savunma Bakanlığı aleyhine, Askerî Yüksek İdare Mahkemesine dava açmıştır.

Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin 3 Nisan 1998 tarihli ve 1997/16-19 esas ve karar sayılı kararıyla, söz konusu davanın reddine karar verilmiş, bu kararın düzeltilmesi istemi de reddedilmiştir.

Uğur Mumcu cinayetinin açıklığa kavuşturulması amacıyla kurulan komisyonun raporunda, soruşturma savcılığını yapan Hâkim Yarbay Ülkü Coşkun yönünden, özellikle delil toplama, ifade almada zafiyet gösterilmesi, soruşturma ve araştırma eksiklikleriyle genelde inisiyatifi Emniyete bıraktığı iddiaları nedeniyle, Millî Savunma Bakanlığınca dosyanın işlemden kaldırılması işlemi üzerinde durularak, ilgili hakkında soruşturma açılması gerektiği hususuna yer verilmiş ise de, Hâkim Yarbay Ülkü Coşkun'un cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığı döneme ait aynı mahiyetteki iddialarla ilgili soruşturma yapılarak karar verilmiş olması ve konuyu soruşturan adalet başmüfettişlerince dahi görevi ihmal suçundan hazırlık soruşturması açılması yönünde kanaat oluşmadığının açıklıkla belirtilmesi nedeniyle, tekrar soruşturma açılmasına lüzum görülmemiştir.

Hâkim Yarbay Ülkü Coşkun hakkında, daha evvel soruşturması yapılıp işlemden kaldırılmasına karar verilen dosya ile aynı muhteviyatı taşıyan (10/86) sayılı Komisyonun raporu temel alınarak yeniden soruşturma yapılmasının bu aşamada uygun görülmediği; ancak, gelişmelerin yakından izlenmekte olduğu, yeni bilgi ve belgeler söz konusu olduğu takdirde, gereğinin yapılacağı hususu, Millî Savunma Bakanlığının 4 Şubat 1997 tarihli yazısıyla da Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bildirilmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

Sayın Yarbay?.. Yok.

Soru cevaplandırılmıştır.

6. — Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Uğur Mumcu Cinayeti konusundaki Meclis araştırması komisyonunca haklarında işlem yapılması istenilen savcılara ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/843)

BAŞKAN – 6 ncı sırada yer alan, Ankara Milletvekili Sayın Ersönmez Yarbay'ın, Sayın Adalet Bakanından sözlü soru önergesi...

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Ertelenmiştir.

7. — Antalya Milletvekili Arif Ahmet Denizolgun’un,Muğla Orman Başmüdürlüğüne ait helikopterin bir milletvekilinin özel hizmetinde kullanıldığı iddiasına ilişkin Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/844)

BAŞKAN – 7 nci sırada yer alan, Antalya Milletvekili Sayın Arif Ahmet Denizolgun'un, Sayın Orman Bakanından sözlü soru önergesi...

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Ertelenmiştir.

8. —Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün hizmetlerinde partizanlık yaptığı iddalarına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/849)

BAŞKAN – 8 inci sırada yer alan, Çorum Milletvekili Sayın Mehmet Aykaç'ın, Sayın Devlet Bakanından sözlü soru önergesi...

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Ertelenmiştir.

9. — Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın, SSK’da başörtülü personele baskı uygulandığı iddiasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan’ın cevabı (6/850)

BAŞKAN – 9 uncu sırada yer alan, Çorum Milletvekili Sayın Mehmet Aykaç'ın, Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi...

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Hazır.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın, delaletinizle, Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Mehmet Aykaç

Çorum

İnsanlarımız, Anayasamızın 24 üncü maddesinde ifadesini bulan dinî inanç hürriyeti çerçevesinde ibadetlerini serbestçe yapma hakkına sahiptirler.

Sorular:

1- İşyerlerinde, çalışanlarımızın ibadetlerini yapabilmeleri için gerekli mekânların bulundurulması noktasında kanunî bir düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz?

2- İnancından dolayı başını örten personele, özellikle SSK hastanelerinde baskı uygulanmakta ve istifaya zorlanmaktadır. Seçim bölgem Çorum SSK Hastanesinde 2 hemşire tehdit edilerek istifa ettirilmiştir. Bu çağdışı uygulamaya son vererek sorumlular hakkında yasal işlem yapmayı düşünüyor musunuz?

3.- Bağ-Kurlu vatandaşlarımıza yeterli sağlık hizmeti verilemediği yönünde yoğun şikâyetler vardır. Bu konuda ne gibi bir tedbir ve iyileştirme düşünüyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NAMİ ÇAĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Çorum Milletvekili Sayın Mehmet Aykaç, sorularını iki grupta topluyor: Birinci grupta, başörtülü personele baskı uygulanması; ikinci grupta da, Bağ-Kurlu sigortalılara yeterli sağlık hizmeti verilememesi.

Anayasamızın 14 üncü ve 24 üncü maddeleri çerçevesinde herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat özgürlüğüne sahiptir; ibadet, dinî ayin ve törenler serbesttir. Ülkemizde herkes, dinî inançları çerçevesinde, ibadetini serbestçe yapmaktadır. Bakanlığımızca bunu engelleyici herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayrıca, uygulamaya ilişkin bir yakınma da bugüne kadar Bakanlığımıza ulaşmış değildir.

İşyerlerinde yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen, çalışan işçiler için işyerinin konumu ve olanakları çerçevesinde ibadet yerleri açılmaktadır ve kullanılmaktadır. Mevzuatımızda, işyerlerinde ibadet yeri açılmasını önleyici ya da bu yerlerin açılmasını zorunlu kılıcı herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Dinî gereklerin yerine getirilmesi konusunda mekânlar oluşturulmasını yasalarla zorunlu kılmak yerine, bunu, gönüllü katkı ve talebe bırakmak daha uygun ve daha yerinde olacaktır kanısındayız. Bu nedenle, Sayın Mehmet Aykaç'ın, yasal bir düzenleme yapılması gerektiği düşüncesine katılmıyorum.

Öte yandan, kamu personelinin kılık ve kıyafetine ilişkin esaslar, 16.7.1982 tarih ve 8/5105 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla uygulamaya konulan, Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelikle düzenlenmiş bulunmaktadır. Sosyal Sigortalar Kurumunda çalışan personelin de kılık ve kıyafetleri konusunda, bu yönetmelik hükümleri uygulanmaktadır. Konuya ilişkin önergede yer alan iddia, Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünce incelettirilmiş olup, hiçbir personelin inancından dolayı baskı veya tehdit yoluyla istifaya zorlanmasının söz konusu olmadığı bildirilmiştir.

Bağ-Kur sigortalılarına ve hak sahiplerine daha etkili ve daha yaygın sağlık hizmeti sunulması amacıyla, Bağ-Kur Genel Müdürlüğümüz yoğun bir çalışma içindedir ve çok sayıda yeni önlem almıştır, uygulamaya koymuştur. Bu çerçevede, Bağ-Kur Sağlık Sigortası Yardımları Yönetmeliğinin 21 inci maddesi değiştirilerek, ortez, protez ve iyileştirme araçlarının bedelleri, Emekli Sandığı ve Sosyal Sigortalar Kurumu fiyat listeleri esas alınarak, Bağ-Kurca karşılanmaya başlanmıştır. Buna paralel olarak, işitme cihazı, konuşma cihazı, motorsuz malul arabası, ortopedik bot, varis çorabı bedelleri de, Bütçe Uygulama Talimatlarıyla belirlenen fiyatlar üzerinden ödenmektedir.

Gözlükçüler Derneğiyle bir sözleşme imzalanarak, 8.5.1996 tarihinden itibaren, sigortalı ve hak sahiplerinin gözlük, cam ve çerçeve ihtiyacı karşılanmaktadır.

Bağ-Kur Sağlık Sigortası Yardımları Yönetmeliğinin, diş hastalıkları tedavisi hakkındaki 19 uncu maddesi, 3.9.1996 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan yönetmelikle değiştirilmiş ve böylece, sigortalı ve hak sahiplerinin diş tedavileri, diş ve çeneye tıbbî ve cerrahi müdahale, diş çekimi, diş dolgusu ve diş, çene radyografilerine ek olarak, diş protez bedelleri de ödenmeye başlanmıştır.

Bağ-Kur sigortalılarının tüm teşhis ve tedavilerinde daha yaygın bir hizmet sağlayabilmek için, çeşitli üniversite hastaneleriyle protokoller yapılmaya devam edilmektedir. Özellikle 1996 yılından itibaren kalp-damar hastalıkları, diyaliz ve endoskopik-laparoskopik-kolesistektomi konularında daha hızlı ve iyi koşullarda hizmet verilebilmesi amacıyla üniversite hastaneleri ve özel hastanelerle paket programlar çerçevesinde sözleşmeler yapılmıştır.

Diyaliz tedavileri sırasında gerekli görülen sarf malzeme bedelleri, üçer aylık dönemlerde artırılarak güncelleştirilmektedir.

Resmî ve özel sağlık kuruluşlarının yanı sıra çeşitli meslek odaları ve Kızılay Dernekleriyle de muayene, tetkik ve tedaviye yönelik çeşitli sözleşmeler yapılmış olup...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun efendim.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NAMİ ÇAĞAN (Devamla) – ...konuyla ilgili çalışmalar halen sürdürülmektedir.

Bağ-Kur sigortalı ve hak sahipleri, adlarına düzenlenen reçetelerde yer verilmiş ilaçları, Türkiye'nin her yerinde Bağ-Kurla sözleşme yapmış eczanelerden katılım paylarını ödemek suretiyle alabilmektedirler. Anlaşmalı eczane sayısı hızla artırılarak, 1997 yılı sonu itibariyle 10 561'e çıkarılmıştır.

Bilgilerinize arz ederim. (DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

Sayın Aykaç, buyurun efendim.

MEHMET AYKAÇ (Çorum) – Sayın Başkan, Değerli Bakanımızın, özellikle Bağ-Kur ve SSK'lıların sağlık hizmetleriyle ilgili vermiş olduğu bilgilerden son derece memnuniyet duyduğumu ifade ediyor, kendisine teşekkür ediyorum. Bundan önceki, üçüncü sorudan önceki bir ve ikinci sorularımla ilgili cevaplarını yeterli bulmadım. İkinci sorumda, SSK hastanelerinde çalışan başörtülü personelin mağdur olduğunu ve işten ayrıldıklarını söyledim; Sayın Bakanımız, böyle bir uygulama olmadığını, yaptıkları araştırmada, böyle bir istifanın söz konusu olmadığını söylediler. Ben, eğer istiyorlarsa, kendilerine, Çorum SSK Hastanesinden istifa eden, bu konudan dolayı sıkıntıya girdiği için, zorda bırakıldığı için istifa etmek zorunda kalan iki hemşiremizin ismini, soyismini, sicil numarasını takdim edebilirim; bu bir. Yani, istifa eden olmuştur, Çorum SSK Hastanesinden, adres de verebilirim, bu bir; böyle bir şey yok dediniz; var.

İkincisi, ibadet yeri meselesinde...

BAŞKAN – Sayın Bakan, siz istirahat buyursaydınız efendim, ayakta kaldınız.

Sayın Aykaç, anlaşılıyor ki "geri kalanı söylersem" diyeceksin.

Siz istirahat buyurunuz Sayın Bakan.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NAMİ ÇAĞAN (Devamla) – Cevap vereyim.

BAŞKAN – Hayır... Yani, belki uzatacak soruyu da...

MEHMET AYKAÇ (Çorum) – Hayır efendim, o kadar uzatmayacağım.

BAŞKAN – Sayın Bakan, ben, ayakta kalmayasınız diye söyledim.

MEHMET AYKAÇ (Çorum) – Sayın Başkanım, o kadar uzatmaya hakkım yok tabiî ki; suiistimal etmek istemiyorum.

BAŞKAN – Buyurun efendim, toparlayın lütfen, yerinizden çok kısa bir beyanda bulunursunuz.

Buyurun.

MEHMET AYKAÇ (Çorum) – Şimdi, ibadet yerlerinin yasal dayanağa kavuşturulması konusuna gelince. Sayın Bakanımız "işyerlerinde ibadet yerleri bir ihtiyaçtır" dedi, teşekkür ediyoruz; ancak "bunun bir yasal dayanağa kavuşturulmasına bence gerek yoktur; bunu gönüllü olarak halletmekte yarar var" dediler; bu, gayet güzel bir şey; ama, böyle iyiniyetli, gönüllü halledecek yönetimleri her zaman bulamıyoruz. Bugün de olduğu gibi, iktidarınızda, yönetiminizde, 55 inci Hükümet zamanında, birçok bakanlıktaki, resmî dairelerdeki ve işyerlerindeki mescitler, maalesef, kapatılmak üzeredir. Meclis lojmanlarında mescit olarak ayrılan yer bile faaliyete geçirilememektedir. Yapılışta, o çok katlı binada, mescit olarak ayrılan yer, spor faaliyetleri için ayrıldı duyurusu bize yapıldı; itirazlarımız ve tepkilerimiz üzerine de, şu anda boş bulunduruluyor; maalesef, orası bile mescit olarak düzenlenmezken, devlet dairelerinde, işyerlerinde bu işi yasal dayanağa kavuşturmayıp böyle gönüllü olarak bırakamayız. Sayın Bakanım, bunu, yasal dayanağa kavuşturmamız gerektiğine inanıyorum. Batılı ülkelerden, ileri Batı ülkelerindeki uygulamalardan lütfen örnek alalım diyorum.

Sayın Bakanım, murazatlarım bunlardan ibarettir, bunlara cevap istiyorum. Başörtüsünden dolayı istifalar olmuştur. İşyerlerinde mescit kurulması da yasal dayanağa kavuşturulmalıdır.

Sayın Başkanım, arz ederim.

BAŞKAN – Estağfurullah efendim.

Sayın Bakan, kusura bakmayın, sizi ayakta tuttuk.

Buyurun efendim.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NAMİ ÇAĞAN (Devamla) – Yeni bir soru çıkmadı içinden; ama, eğer işyerlerine yakın bir yerde cami varsa, o zaman bir mescide gerek yok galiba. Yani, her işyerine bir mescit çok uygun da olmayabilir eğer, çok yakında bir cami varsa; değil mi. Yani, devlet, bu konuyu düzenlemiyor.

MEHMET AYKAÇ (Çorum) – Düzenlemeli.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NAMİ ÇAĞAN (Devamla) – Siz, kişisel düşünceniz olarak "düzenlemeli" dediniz; ben de "düzenlememeli" dedim.

MEHMET AYKAÇ (Çorum) – Batı'da düzenleniyor, Batı ülkeleri düzenliyor.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NAMİ ÇAĞAN (Devamla) – Onun dışında, dinî inançlara baskı yapılarak istifa konusunda, verirseniz isimlerini, araştırırız efendim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

Soru cevaplandırılmıştır.

10. — Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın, Koçhisar, Obruk Hatap ve Yeni Hayat Barajı projelerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Cavit Kavak’ın cevabı (6/851)

BAŞKAN – 10 uncu sırada yer alan, Sayın Aykaç'ın Sayın Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi...

Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Hazır.

Soruyu okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun, delaletinizle, Sayın Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Mehmet Aykaç

Çorum

Soru:

Seçim bölgem Çorum ve ilçelerinde sulama ve içmesuyu amaçlı yapımı devam eden Koçhisar, Obruk ve Hatap Barajlarının 1998 malî yılı ödenek durumu nedir, ne zaman bitirilecektir? Yapımı bitirilen Yeni Hayat Barajının isale hattı ne zaman tamamlanacaktır?

BAŞKAN – Soruyu cevaplandırmak üzere, Devlet Bakanı Sayın Cavit Kavak; buyurun efendim.

DEVLET BAKANI MEHMET CAVİT KAVAK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli üyeler; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Çorum İli sınırları dahilindeki Koçhisar Projesi kapsamında Büyüköz Çayı üzerinde inşa edilmekte olan Koçhisar Barajında 29 Haziran 1995 tarihinde işe başlanmış olup, 2000 yılında ikmali programlanmıştır. Projeye, 1998 yılı için 190 milyar Türk Lirası bütçeden, 130 milyar lira da özelleştirmeden ödenek verilmiştir.

Çorum Hatap Projesi kapsamında, Hatap Çayı üzerinde yer alan Hatap Barajında depolanacak 12 milyon metreküp sudan 2 364 hektarlık alanın sulanması hedef alınmış olup, 12 Temmuz 1995 tarihinde başlanılmış olan baraj inşaatının 1999 yılında bitirilmesi planlanmıştır. Projeye, 1998 yılı için, 170 milyar Türk Lirası bütçeden, 150 milyar Türk Lirası da özelleştirmeden ödenek verilmiştir.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün yatırım programında tarım ve enerji sektörlerinde birlikte yer alan Obruk Projesi kapsamında Kızılırmak üzerinde yapılması planlanan Obruk Barajında depolanacak 6 611 milyon metreküp su ve 200 megavat kurulu güçteki santralla, yılda ortalama 473 milyon kilovat/saat enerji üretilmesi ve 5 536 hektarlık alanın sulanması sağlanacak olup, 1 Nisan 1996 tarihinde başlanılan baraj inşaatının 2002 yılında ikmali planlanmıştır.

Söz konusu projeye, 10 milyar Türk Lirası tarım ve enerji sektöründen, 2,2 trilyon Türk Lirası bütçeden, 4,6 trilyon Türk Lirası özelleştirmeden, 5,2 trilyon Türk Lirası da Hazine Müsteşarlığı Kamu Finansmanı Genel Müdürlüğünce karşılanmak üzere, ödenek tefrik edilmiştir.

Çorum İline yılda 17 milyon metreküp içme, kullanma ve endüstri suyu sağlayacak olan Çorum İçmesuyu Projesi kapsamındaki Yenihayat Barajı, Çorum İsale Hattı işi, 19 Eylül 1997 tarihinde, 670,3 milyar Türk Lirası bedelle ihale edilmiştir.

Arz ederim.

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum efendim.

Sayın Aykaç?..

Buyurun; ama, lütfen...

MEHMET AYKAÇ (Çorum) – Teşekkür ediyorum Sayın Bakanımıza.

BAŞKAN – Sorularınızı ve Sayın Bakanın cevaplarını tekrarlamadan...

MEHMET AYKAÇ (Çorum) – Tekrar etmiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Lütfen...

MEHMET AYKAÇ (Çorum) – Burada dikkatimizi çeken ve izleyenlerin de dikkatini çektiği bir hususu arz etmek istiyorum. Ödenekler ifade edilirken, özelleştirmeden tefrik edildiğini beyan etti Sayın Bakanımız. Tabiî, özelleştirme yapılmadığı müddetçe de oraya ödenek ayrılmayacağı hususu burada dile getirilmiş oluyor.

İkinci bir hususu da, Sayın Bakanımıza ve Hükümete söylemek istiyorum. Yenihayat İçmesuyu Barajı bitmiş olup, isale hattını beklemektedir. Bu isale hattının bir an önce bitirilmesinde yarar vardır diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ben teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, yeni bir beyan için ihtiyaç hisseder misiniz?

DEVLET BAKANI MEHMET CAVİT KAVAK ( İstanbul) – Zaten, 1 milyar dolar özelleştirmede var.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyorum.

Bizim Çorumumuzun payı ne kadar orada?

DEVLET BAKANI MEHMET CAVİT KAVAK ( İstanbul) – Hepsini Çorum'a verebiliriz.

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum. Parlamentonun, Türkiye Büyük Millet Meclisinin zabıtlarına geçmiş bir taahhüttür, bir Hükümet taahhüdüdür. Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Soru cevaplandırılmıştır ve hayırlı biçimde de neticelenmiştir.

11. —Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın, çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtlarına alınması kararlaştırılan kitaplara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Hasan Gemici’nin cevabı (6/852)

BAŞKAN – Gündemin 11 inci sırasında yer alan, Sayın Aykaç'ın Sayın Devlet Bakanından sözlü soru önergesi...

Cevap verecek Sayın Bakan?.. Burada.

Soruyu okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın SHÇEK'ten sorumlu Sayın Devlet Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Dr. Mehmet Aykaç

Çorum

Refahyol Hükümeti döneminde çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtlarına alınması kararlaştırılan dinî, kültürel ve ahlakî içerikli kitapların, 55 inci Hükümetin Sayın Bakanınca incelemeye alındığını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu konuda sormak istiyorum.

1– Kitabın, yeni yetişen nesil için ne kadar yararlı olduğu açıktır. Yıllarca ülkemizde okunan ve ortaöğrenimde tavsiye edilen ve içerik bakımından millî ve manevî değerlerimizi geliştirmeye yönelik bu kitaplarla ilgili kararınız ne olacaktır?

2– Yetiştirme yurdundan yaşlarını doldurmaları sebebiyle ayrılma durumunda kalan gençlerimizi iş sahibi yapma konusunda bir çalışmanız var mı?

BAŞKAN – Soruyu cevaplandırmak üzere, Devlet Bakanı Sayın Hasan Gemici; buyurun efendim.

DEVLET BAKANI HASAN GEMİCİ (Zonguldak) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Çorum Milletvekili Sayın Mehmet Aykaç'ın sözlü soru önergesini yanıtlamak üzere söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

55 inci Hükümette, sosyal hizmetlerden ve sosyal yardımlardan sorumlu Devlet Bakanı olarak göreve geldikten hemen sonra, ülkemizdeki sosyal hizmet alanında en temel kuruluş olan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı kuruluşları tek tek incelemeye, tanımaya başladım. Bugüne kadar elliye yakın ilimizde, ikiyüze yakın kuruluşu ziyaret ederek, yerinde incelemeler ve tespitler yaptım. Gittiğim kuruluşlarda mülkî idarecilerle, kurumlarda yaşayan insanlarımızla, yönetici ve çalışanlarla ve koruma dernekleriyle ayrı ayrı görüşmeler yaptım.

İlk günlerde görünüm şöyleydi: Zaman zaman yaşanan olumsuz olaylar nedeniyle, kurumun kamuoyundaki imajı çok iyi değildi. Yaptığım incelemelerde, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı çocuk, genç, özürlü ve yaşlılarımızla ilgili kuruluşlarımızdaki fizikî yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerekiyordu. Çocuklarımızın eğitim başarıları arzu edilen seviyede değildi. Bazı kuruluşlardaki çocuklarımızın kendilerini ifadede ciddî güçlükleri vardı. Her iktidar değişiminde yerleri değişen, hiçbir liyakat, beceri ve eğitim ölçülerine uyulmadan siyasî atamalara maruz kalan, hizmetin özelliği nedeniyle son derece güç koşullarda çalışan kurum personeli, son derece moralsizdi.

Bazı kuruluşlarımızda, beraberimdeki bayan ziyaretçilerin elini sıkmayan on-oniki yaşlarındaki çocuklarla, ayakta içmek günahtır diye yere çömelerek ayran içen çocuklarla, altı-yedi yaşındaki erkek çocukları namahremdir diye yıkamayan bayan görevlilerle, karaçarşafa sokulan kız çocuklarımızla, çocuklara bir kavanoz nohut götürüp tek tek yutturduktan sonra "bu nohutlar okunmuş nohutlardır, yalan söylerseniz bu nohutlar içinizde şişer, patlarsınız" diyerek aklınca yalan konusunda eğitim vermeye çalışan yöneticilerle ve öğretmenlerle, yine, çocuklarımızı kendi mensubu olduğu dünya görüşüyle militan yapmak üzere çeşitli dernek ve vakıflara götüren görevlilerle karşılaştım. Oysa, 2828 sayılı Kanunla kurulan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun asıl görevi, devletin koruması altında bulunan bu çocuklarımızı, Atatürk ve cumhuriyet ilkelerine bağlı, hiçbir politik görüşün esiri olmayan, ulusal değerlerimize bağlı, akla ve bilime inançlı, kendisine güven duyan, kendisiyle barışık, başarılı bir birey olarak topluma kazandırmaktı.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; geçtiğimiz on ay içinde, kuruluşlarımızı soğuk, kasvetli havasından kurtararak sıcak bir ev, aile ortamına dönüştürmek üzere fizikî koşulları iyileştirme çalışmalarımızda oldukça iyi bir noktaya geldik; çocuklarımızın eğitim başarılarının yükseltilmesi yönündeki çabalarımız, son derece olumlu neticeler vermeye başladı. Aradan geçen süre içinde, Kurum, artık, güzel haberlerle kamuoyunun gündemine gelmeye başladı; öteden beri kuruluşlarımıza çok önemli katkıları olan, âdeta, toplumdaki korunmaya muhtaç insanlara olan sevgi ve şefkati kurumlarımıza taşıyan gönüllü kuruluşların güvenini tekrar kazandık.

Bu çalışmalar içerisinde, çocuklarımızın okuma alışkanlığı kazanmaları, sosyal ve kültürel gelişmeleri ve okul başarıları için çok önemli olduğunu düşündüğümüz kuruluş kütüphanelerini değerlendirmeye aldık. Çocuk gelişimi ve eğitimi, sosyal hizmet alanında uzman, üniversitelerimizden görevlendirilen profesör ve doçentlerden oluşan bir kurula, kütüphanelerimizdeki bazı kitapları incelettik. Bu inceleme kurulu raporuna göre, bırakınız millî ve manevî değerlere uygunluğunu, bazı kitapların, çocukları şiddete özendirdiği, çocukların ruh sağlığını zedeleyici mesajlar içerdiği, sürekli korkuyu aşıladığı; yalnızlık, saldırganlık temaları işlediği; yüzyıllar öncesinin Arap kabilelerinin toplumsal ilişkilerine özendirdiği; kadın-erkek eşitsizliğini işleyen, daha da ötesi, kadınları hayvandan da aşağı gösteren aşağılayıcı mesajlar içerdiği -burada ifade etmek istemiyorum- bazı kitapların, çocukların cinsel gelişimini olumsuz etkileyecek örnekler içerdiği ve benzeri olumsuzluklar saptandı. Millî Eğitim Temel Kanunundaki "Genel Amaçlar" başlığındaki ilkelerle ve 2828 sayılı Kanunun amaçlarıyla çelişen bazı kitapların çocuklar tarafından okunması sakıncalı bulundu. Sayın Aykaç bu kitapları görse, incelese, millî ve manevî değerlerimizi geliştirmeye yönelik kitaplar olmadığını kendisi de takdir edecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DEVLET BAKANI HASAN GEMİCİ (Devamla) – Kütüphanelerimizdeki kitap sayısı ve çeşidi oldukça eksikti. Bu eksikliği gidermek üzere, Türk ve dünya klasiklerinden seçilmiş 28 000 adet kitap alınarak kuruluşlarımıza gönderilmiştir. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu yuva ve yurtlarındaki devletin koruması altındaki çocuklarımızı, Büyük Atatürk ve cumhuriyet ilkelerine, ulusal değerlerimize bağlı, soran, sorgulayan, araştıran, çağdaş yaşamı benimsemiş, başırılı gençler olarak yetiştirme yolundaki çalışmalarımız, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da devam edecektir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Sayın Aykaç'ın soru önergesinin ikinci kısmında, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu yetiştirme yurtlarından yetişen çocukların iş sahibi edinilmeleriyle ilgili soru vardı. Biliyorsunuz, 2828 sayılı Kanunda değişiklik yapan 3413 sayılı Yasa gereği -bu yasa 1988 yılında çıkarılmıştır- her yıl, kamu kurum ve kuruluşlarının, serbest kadrolarının binde 1'i oranında personeli, yetiştirme yurtlarından yetişen çocuklardan alması zorunluluğu getirilmiştir. Bugüne kadar, bu kanun kapsamında, geçtiğimiz on yıl içerisinde, 10 400 çocuğumuz işe yerleştirilmiştir. Geçtiğimiz yıl, 1997 yılında, 1 400 çocuğumuz işe yerleştirilmiştir; bu çocuklardan 1 000'i 55 inci Hükümet döneminde işe yerleştirilmiştir.

Geçtiğimiz şubat ayında, 25 Şubat 1998'de, 3413 sayılı Yasanın çıkarılışının 10 uncu yıldönümü nedeniyle büyük bir toplantı düzenledik. Çok sayıda bakanımız, çok sayıda kamu yöneticisi bu toplantıya katıldı ve on yıl boyunca bu yasal zorunluluğu yerine getiren, yani, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu yetiştirme yurtlarından yetişen çocukları, her sene, binde 1 oranında kurumlarına yerleştiren bakanlık ve kamu kuruluşları yöneticileri ödüllendirildi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen toparlayınız efendim. Ben, size, ilave 2 dakikalık süre vermiştim, 1 dakika daha veriyorum; lütfen toparlayın.

Buyurun.

DEVLET BAKANI HASAN GEMİCİ (Devamla) – Sayın Başkan, bunu izah etmem gerekiyor. Yani, arkadaşımız -orada, 10 dakika yerinden konuşuyor- soru sormuş; izin verin de, ben de buradan açıklayayım.

BAŞKAN – Süremiz belli efendim, süremiz belli.

Buyurun.

DEVLET BAKANI HASAN GEMİCİ (Devamla) – Bir toplantı düzenlendi ve bu toplantıda, bu yasal zorunluluğu yerine getiren, çocuklarımıza sahip çıkan sayın bakanlarımız ve kamu yöneticileri ödüllendirildi, uymayan kamu kuruluşlarımızdan bu yasal zorunluluğu yerine getirmeleri talep edildi. Burada özellikle söylemek istiyorum ki, bazı kamu kuruluşlarımız ve özellikle büyükşehir belediyelerimiz, bu yasal zorunluluğu yerine getirmemektedir ve o toplantı sonrası, memnuniyetle görüyoruz ki, çok sayıda kuruluşumuz bu çocuklarla ilgili sınavlar açmaya başlamıştır. Şu anda, çok sayıda çocuğumuz kamu kurumlarına yerleşmeye başlamıştır ve biz, bunu, Bakanlık olarak izliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakan... Efendim, lütfen... 1 dakika daha süre tanıyorum, lütfen toparlayınız.

DEVLET BAKANI HASAN GEMİCİ (Devamla) – Toparlıyorum efendim.

1997 yılı sonu itibariyle 4 278 çocuğumuz bu yasadan yararlanarak işe girmeyi beklemektedir. Bu sene yapacağımız çalışmalarla, sayın bakanlarımızın ve kamu yöneticilerinin bu konuya gösterecekleri hassasiyetle, 4 278 çocuğumuzu bu sene işe yerleştireceğimizi umut etmekteyim. Ayrıca, Devlet Personel Dairesi Başkanlığından aldığımız bir olurla, geçtiğimiz yıllarda bu yasal zorunluluğu yerine getirmeyen kuruluşların, geçmiş yıllara dönük olarak bu çocukları işe almasını da sağlamış bulunmaktayız.

Sayın Başkan, bana, bu açıklamaları yapma fırsatı verdiği, bu konularda kamuoyunu bilgilendirme imkânı verdiği için, tekrar, Sayın Aykaç'a teşekkür ediyorum.

Saygılar sunuyorum. (DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

SACİT GÜNBEY (Diyarbakır) – Sayın Başkan, Sayın Bakan, 54 üncü Hükümet döneminde sorumlu bulunduğum bakanlıkla ilgili çok ciddî ithamlarda bulunmuştur. Müsaade buyurursanız, konuya açıklık getirmek istiyorum.

DEVLET BAKANI MEHMET CAVİT KAVAK (İstanbul) – Yok öyle bir usul.

BAŞKAN – Efendim, müsaade buyurun; usul var mı yok mu, onu ben takdir edeyim.

Lütfen yerinizden efendim... Şöyle biraz ileri gelirseniz, zabıtlara geçmesi açısından...

Yalnız, kısa olsun efendim... Lütfen...

SACİT GÜNBEY (Diyarbakır) – Bizim iktidarda kaldığımız süre, bir yıllık bir süredir. Biz, bir yıllık süre içerisinde, bu Kurumu, silbaştan değiştirmiş değiliz. Daha önce sosyaldemokrat bir iktidarın devamı olan bir kurumu aldık ve sosyaldemokrat olan bir iktidara devretmiş olduk; yani, kadrolarda bizim önemli bir d