DÖNEM : 20 CİLT : 51
YASAMA YILI : 3
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
80 inci Birleşim
22 . 4 . 1998 Çarşamba
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – YOKLAMA
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Batman Milletvekili Musa Okçu’nun, Batman ve Bingöl’deki son olaylara ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun cevabı
2. – Adıyaman Milletvekili Mahmut Nedim Bilgiç’in, huzurevleri ve huzurevlerinde yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Hasan Gemici’nin cevabı
3. –
Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Petrol Ofisinin özelleştirilmesine ilişkin gündemdışı konuşması ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun cevabıB) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Avusturya ve Romanya’ya gidecek olan Başbakan Yardımcısı ve Millî Savunma Bakanı İsmet Sezgin’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu’nun vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1424)
2. – Çin Halk Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Işın Çelebi’ye, dönüşüne kadar, Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1425)
3. – Azerbaycan Cumhuriyetine gidecek olan Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’e, dönüşüne kadar, Orman Bakanı Ersin Taranoğlu’nun vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1426)
4. – Macaristan’a gidecek olan Turizm Bakanı İbrahim Gürdal’a, dönüşüne kadar, İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1427)
5. – Parlamentolararası Birlik Türk Grubunda TBMM’yi temsil edecek grubu oluşturmak üzere grubunca aday gösterilen milletvekiline ilşikin Başkanlık tezkeresi (3/1428)
6. – Türkiye - AT Parlamento Komisyonu Eşbaşkanlığında TBMM’yi temsil edecek grubu oluşturmak üzere grubunca aday gösterilen milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1429)
7. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/1430)
8. – Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in Almanya’ya yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekiline ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1431)
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal ve 21 arkadaşının, trafik kazalarının önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/250)
2. – Zonguldak Milletvekili Ömer Barutçu ve 59 arkadaşının, İstanbul-Kurtköy Havaalanı ihalesi için hazırlanmış olan protokol hükümlerini dikkate almadan ihalenin NATO ENF Dairesi tarafından gerçekleştirilmesini sağlamak suretiyle görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/18)
3. – Çanakkale Milletvekili Nevfel Şahin ve 56 arkadaşının, Karadeniz sahil yolunun devamı olan yolların ihalesinde usulsüzlük yaparak devleti zarara uğrattığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/19)
V. – ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. – (11/15) esas numaralı gensoru önergesinin gündemdeki yeri ve görüşme gününe ilişkin Danışma Kurulu önerisi
VI. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI
A) GÖRÜŞMELER
1. – İstanbul Milletvekili Meral Akşener ve 71 arkadaşının, kanuna ve genel ahlaka aykırı şekilde mal edinmek suretiyle görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 12 ve 13 üncü maddelerine uyduğu iddiasıyla Turizm eski Bakanı ve Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/17)
VII. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI
1. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, dernek ve vakıflara tahsis edilen arazilere ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in cevabı (6/790)
2. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, bütçeden yadım alan dernek ve vakıflara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in cevabı (6/791)
3. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, bütçeden yardım alan dernek ve vakıflara ilişkin İçişleri Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Metin Gürdere’nin cevabı (6/793)
4. – Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın, pirinç üreticilerinin mağduriyetine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Metin Gürdere’nin cevabı (6/794)
5. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Evren-Şereflikoçhisar yoluna ve E-90 karayoluna ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Metin Gürdere’nin cevabı (6/796)
6. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Türkiye Kalkınma Bankasınca kuruluşlara ve şahıslara tahsis edilen araçlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Salih Yıldırım’ın cevabı (6/799)
7. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Ziraat Bankasınca kuruluşlara ve şahıslara tahsis edilen araçlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Metin Gürdere’nin cevabı (6/800)
8. – Antalya Milletvekili Arif Ahmet Denizolgun’un, Antalya’nın enerji altyapı yatırımlarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Metin Gürdere’nin cevabı (6/802)
B) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – Ordu Milletvekili Mustafa Hasan Öz’ün zirai kazançlardaki çiftçi muafiyetine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in yazılı cevabı (7/4656)
2. – Kütahya Milletvekili İsmail Karakuyu’nun, Kütahya’nın kalkınmada öncelikli yöreler kapsamına alınıp alınmayacağına ilişkin Başbakandan sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı ve Devlet Bakanı Vekili Yaşar Topçu’nun yazılı cevabı (7/4659)
3. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın mevzuat çalışmalarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in yazılı cevabı (7/4697)
4. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın mevzuat çalışmalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün yazılı cevabı (7/4715)
I. – GEÇEN TUTANAK Ö
ZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak üç oturum yaptı.
Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel, Kıbrıs ile ilgili son gelişmelere ilişkin gündemdışı bir açıklamada bulundu; ANAP Bitlis Milletvekili Kâmran İnan, CHP Samsun Milletvekili Murat Karayalçın, FP İstanbul Milletvekili Azmi Ateş, DSP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, DTP Van Milletvekili Mahmut Yılbaş ve DYP Kayseri Milletvekili Osman Çilsal Grupları adına ve BBP Ankara Milletvekili Mehmet Ekici de Partisi adına aynı konuda görüşlerini belirt
tiler.İstanbul Milletvekili Azmi Ateş ve 67 arkadaşının, Türk Hava Kurumu yönetimi hakkında ileri sürülen iddiaların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/249) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemde yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırasında yapılacağı,
Denizli Milletvekili Mustafa Kemal Aykurt ve 57 arkadaşının, Marmaris İçmeler Belediyesince yeşil alan olarak belirlenen ve sonra Millî Park alanı ilân edilen ormanlık bir sahayı kanuna aykırı şekilde bir şahsa tahsis ettiği iddiasıyla Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi okundu; önergenin görüşme gününün Danışma Kurulunca belirlenerek Genel Kurulun onayına sunulacağı,
Açıklandı.
Diyarbakır Milletvekili Yakup Hatipoğlu’nun, Dilekçe Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan ve 20 arkadaşı ile İçel Milletvekili Mustafa İstemihan Talay ve 30 arkadaşının, Flash Televizyonuna yapılan saldırı ve kapatma olaylarıyla ilgili iddiaları araştırmak amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri ve (l0/185, 186) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komiyonu Raporu (S. Sayısı : 466) üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Gündemin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmının 152 ve 81 inci sıralarında yer alan (10/209) ve (10/128) esas numaralı Meclis araştırması önergelerinin, daha önce alınan karar gereğince, bugün yapılması gereken öngörüşmesinin, daha sonra belirlenecek bir birleşimde yapılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.
Alınan karar gereğince, Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkındaki (9/17) esas numaralı Meclis soruşturması önergesini ve gündemdeki diğer konuları görüşmek için, 22 Nisan 1998 Çarşamba günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 19.45’te son verildi.
Yasin Hatiboğlu
Başkanvekili
Haluk Yıldız Ali Günaydın Kastamonu Konya Kâtip Üye Kâtip Üye
No : 122
II. – GELEN KAĞITLAR
22.4.1998 ÇARŞAMBA
Tezkereler
1. – Süleyman Gü
ney Hakkındaki Ölüm Cezasının Yerine Getirilmesine Dair Başbakanlık Tezkeresi (3/1422) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa Geliş Tarihi: 17.4.1998)2. – Tekirdağ Milletvekili Enis Sülün’ün Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1423) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.4.1998)
Raporlar
1. – Türkiye Cumhuriyeti İle Kuveyt Devleti Arasında Gelir ve Servet Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/724) (S. Sayısı: 644) (Dağıtma Tarihi: 22.4.1998) (GÜNDEME)
2. – Balıkesir Milletvekili Mustafa Güven Karahan’ın, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Hükmünde Kararname İle İş Kanununun Birer Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi İle Malatya Milletvekili Ayhan Fırat’ın, Aydın Milletvekili M. Fatih Atay’ın, Trabzon Milletvekili Ali Kemal Başaran’ın, Kocaeli Milletvekili Bülent Atasayan’ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Çelik’in, Kocaeli Milletvekili Bekir Yurdagül’ün, Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun Aynı Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (2/1104, 2/133, 2/284, 2/608, 2/837, 2/969, 2/1014, 2/1073) (S. Sayısı : 646) (Dağıtma Tarihi: 22.4.1998) (GÜNDEME)
Yazılı Soru Önergeleri
1. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman Sarıveliler-Adiller Köyü Kuyucak mevkiine ağaç dikme çalışmasının ne zaman yapılacağına ilişkin Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/4852) (Başkanlığa geliş tarihi:20.4.1998)
2. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman Sarıveliler-Adiller Köyü karayolunun kaymasını önlemek için alınacak tedbirlere ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/4853) (Başkanlığa geliş tarihi:20.4.1998)
3. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman Sarıveliler-Civler Köyünün içme suyu deposu ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/4854) (Başkanlığa geliş tarihi:20.4.1998)
4. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman Ermenek-Boyalık Köyünün içme suyu ve yol sorunlarına ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/4855) (Başkanlığa geliş tarihi:20.4.1998)
5. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman Sarıveliler-Civler Köyü İlköğretim Okulunun branş öğretmeni ihtiyacına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4856) (Başkanlığa geliş tarihi:20.4.19
98)6. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman-Sarıveliler gölet projesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4857) (Başkanlığa geliş tarihi:20.4.1998)
7. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman Sarıveliler-Alanya yolu yapım çalışmalarına ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/4858) (Başkanlığa geliş tarihi:20.4.1998)
8. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman Sarıveliler-Civandere Köyünün içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/4859) (Başkanlığa geliş tarihi:20.4.1998)
9. – Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’in, Karaman Sarıveliler-Çukurbağ Köyünün bazı sorunlarına ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/4860) (Başkanlığa geliş tarihi:20.4.1998)
10. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Emniyet Genel Müdür Yardımcılığına atanan kişiye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4861) (Başkanlığa geliş tarihi:17.4.1998)
Meclis So
ruşturması Önergeleri1. – Zonguldak Milletvekili Ömer Barutçu ve 59 arkadaşının, İstanbul-Kurtköy Havaalanı ihalesi için hazırlanmış olan protokol hükümlerini dikkate almadan ihalenin Nato ENF Dairesi tarafından gerçekleştirilmesini sağlamak suretiyle görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Başbakan Mesut Yılmaz hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis Soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/18) (Başkanlığa geliş tarihi:17.4.1998) (Dağıtma tarihi:22.4.1998)
2. – Çanakkale Milletvekili Nevfel Şahin ve 56 arkadaşının, Karadeniz sahil yolunun devamı olan yolların ihalesinde usulsüzlük yaparak Devleti zarara uğrattığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Bayındırlık ve İskan Bakanı Yaşar Topçu hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/19) (Başkanlığa geliş tarihi:17.4.1998) (Dağıtma tarihi:22.4.1998)
Meclis Araştırması Önergesi
1. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal ve 21 arkadaşının, trafik kazalarının önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasının 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/250) (Başkanlığa geliş tarihi:21.4.1998)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 15.00
22 Nisan 1998 Çarşamba
BAŞKAN : Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU
KÂTİP ÜYELER : Haluk YILDIZ (Kastamonu), Ali GÜNAYDIN (Konya)
B
AŞKAN – Çalışmalarımızın hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah’tan niyaz ederek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 80 inci Birleşimini açıyorum.III. – YOKLAMA
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır. Genel Kurul salonunda hazır bulunan sayın milletvekillerinin, yüksek sesle işaret buyurmalarını rica ediyorum.
(Yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; çalışmalara başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, gündemdışı söz talepleri vardır, onları yerine getireceğim; ancak, ondan önce, yüksek müsaadelerinizle, bir hususu arz etmek istiyorum:
Sayın milletvekilleri, aziz milletin sayın temsilcileri; Türkiye Büyük Millet Meclisimizin kuruluşunun; yani, millet egemenliğinin üstünlüğünün kabulü üzerinden 77 yıl geçmiş, 78 inci yılı kutlamaktayız.
Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutluyoruz. Acaba, bu iki kavram, yani, millî egemenlik ve çocuk bayramı kavramları yerli yerinde midir? Eğer, biri diğerinin önüne geçecekse, önde ve üstün olması gereken millî egemenlik değil midir?
Millet egemenliğinin layıkı veçhile kavranamadığı, gereklerine kusursuz biçimde uyulamadığı takdirde, Çocuk Bayramının, hatta tüm diğer bayramların ne anlamı olabilir? Bayramların kutluluğunun sağlanamadığı toplumlarda, toplumların mutluluğunun sağlanması düşünülemez.
43 ülkeden yurdumuza gelen 1 200 çocuk, daha dün, Dünya Çocuk Parlamentosunun 3 üncü toplantısını ülkemizde yaptı. Bu anlamlı toplantının vermek istediği mesajı dikkate alarak ifade etmeye mecburum ki, kimi kişi ve kurumlar, kendilerini egemen saymaya yeltenirlerse, millet egemenliği zede alır. Başta Parlamentomuz olmak üzere, yürütme ve yargı, egemenliğin millette kalmasına özen göstermek zorundadır.
43 ülkenin misafir yavrularına, çocuk şenliklerinin güzelliklerini anlatmak ve hatta göstermek mümkündür. Ülkemizdeki son gelişmeleri gözardı etmeden, egemenliğin kayıtsız şartsız millete aidiyetini ifade edebilmek zordur.
Bu zorlukları, demokrasi bilinci gelişmiş tüm kurum ve kuruluşların elbirliğiyle aşmak imkânsız değildir. Millî egemenliğin asıl sahiplerinin kimi heveslere fırsat vermeyeceği inancımı yineliyor, Heyetinizin ve aziz milletimizin bayramını kutluyorum. (Alkışlar)
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Batman Milletvekili Musa Okçu’nun, Batman ve Bingöl’deki son olaylara ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun cevabı
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Batman’daki olaylarla ilgili olmak üzere, Sayın Musa Okçu’ya gündemdışı söz verdim; buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)
Sayın Okçu, kusura bakmayın, uyarmak zorundayım; programımız yüklüdür.
Süreniz 5 dakikadır.
MUSA OKÇU (Batman) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Batman ve Bingöl’deki son olaylarla ilgili söz almış bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, 55 inci Hükümetin kurdurulmasının önemli gerekçelerinden biri, cumhuriyetin temel niteliklerinin tehlikede olması bahanesidir. Bu noktadan hareketle, önce, sekiz yıllık kesintisiz eğitim uygulamasını dayattılar. Bu da yetmedi, sanki cumhuriyeti sarsacak tehlike, kızlarımızın, kadınlarımızın başörtüsüne gizlenmiştir veya saklanmıştır...
Bu büyük tehlikeye karşı alınacak tedbir nihayet bulunmuştur. Nedir o tedbir; 16.7.1982’de, Bakanlar Kurulunun, kamu görevlileri için hazırlamış olduğu kılık-kıyafet yönetmeliğini tekrar yürürlüğe koymak oldu. Tam onaltı yıl önce hazırlanmış bir yönetmelik yeni akla geliyor... Gerçekte ise, bu yönetmeliğin başörtüsüyle, laiklikle, irticayla bir alakası yoktur. Yönetmeliğin 5 inci maddesinin (a) fıkrası kadınlarla, (b) fıkrası erkeklerle ilgilidir. Bu yönetmelik -zamanım olmadığı için, tamamını okuyamayacağım- kadınların giyim tarzından ayakkabısına, elbisesine, eteğine, saç durumuna, tırnağına; erkekler için de, saç durumundan, favorisine, bıyığının şekline, giyeceği pantolona, ayakkabıya kadar bu tip şeylerle ilgilidir.
Bu yönetmelik yürürlüğü girdiği zaman en çok sol gruplar reaksiyon gösterdiler ve hemen hemen hiç tatbik edilemedi. Ancak, bazı çevrelerin tezgâhladığı provokasyonlar zinciri içerisinde, bu, içinde bulunduğumuz günlerde gündeme getirilmiştir; yani, yürürlük tarihinden onaltı yıl sonra, Anadolunun inançlı çocuklarına dayatılıyor. Düşünün, yirmi yıldır, başını inancı gereği örten bir doktor hanımı veya bir öğretmen hanımı, birdenbire başını açmaya zorlamamız sonucu neler hissedecektir. Aynı durumda, başı açık olan bir hanımı, başını örtmeye zorlarsanız göstereceği tepki nasıl tabiî ise, diğerinin tepkisi de doğal karşılanmamalı mı?
Sayın milletvekilleri, halk, bu, oldubitti zorlamalara karşı demokratik hakkını kullanmasın mı; meşru yollardan tepkisini göstermesin mi? Demokrat olduklarını, insan hak ve özgürlüklerinden, inanç ve vicdan özgürlüklerinden yana olduklarını iddia edenler, bu tip yasaklamalara tenezzül etmezler; aksi takdirde, toplumun demokratik tepkisine hazır olmalıdırlar.
Hükümet, eğer, bu yönetmeliğin uygulanması için vilayetlere genelge gönderdiyse, halkın önünü de tıkamamalı; halka, tepkisini ortaya koyma hakkı vermelidir. Zaten, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa göre, toplum, bu hakkını kullanma imkânına sahiptir. Buna rağmen hem halkın önünü keser hem de baskı uygularsanız, toplumu da, devleti de sıkıntıya sokacak sosyal patlamaların davetçisi olursunuz.
“Zaman zaman, vatandaşlarımızın dinî duygularını istismar edip, onları sokağa dökmek isteyenlere karşı vatandaşlarımızın duyarlı olması lazım” diyor Sayın İçişleri Bakan. “Biz, Hükümet olarak, vatandaşlarımızın din ve vicdan özgürlüklerinin, ibadet hürriyetlerinin teminatıyız” demek yetmez...
Bir taraftan Sivil Toplum Kuruluşları Birliği, Atatürk’ü istismar ederek, başörtüsünü gericilik sayan sloganlarla, inanan insanları tahkir eylemi tertipleyecek ve siz, bunu, sivil eylem olarak sayacaksınız; diğer yandan, Hükümetin, inançlılara baskılarını, demokratik tepkiyle yapılan protestoları irtica kalkışması olarak yaftalayacaksınız; bu, bir çifte standarttır.
Bir güvenlik görevlisinin parmağının dahi kanamadığı, bir tek işyerinin rahatsız edilmediği, bir camın kırılmadığı, binlerce insanın iştirak ettiği protesto mu masum eylemdir; yoksa, 1 Mayıslarda tek tip üniforma giyerek, polisleri öldürmeye çalışan, bütün işyerlerini yağmalayan, otomobilleri yakan, kurşun sıkanların eylemleri mi masum eylemdir?
Sayın milletvekilleri, Batman ve Bingöl’de, halk, sadece inancının gereğini yerine getirmiştir, tepkisini ortaya koymuştur; ancak, bu gösteriler izinsiz yapılmıştır. Buna da izin vermediği için, gösteri yapanlar kadar, Hükümet de suç işlemiştir; ancak, ol
ayların bu noktasına kadar olan kısmında, Batman’daki idareciler, son derece serinkanlı davranmışlar, gerginliğin daha fazla tırmanmasına fırsat vermemişlerdir; bu sebeple, Vali ve Emniyet Müdürüne teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum.Birileri; yani, bazı parti sözcüleri ve birkısım medyatik çevreler, tehlikeli oyunlara hazırlanıyor; bazıları da, bunun bahanelerini üretme ve buna kılıf hazırlama çabasındadır. Biz, bu olaylar üzerine Batman’a giderek, gerginliğin daha fazla tehlikeli boyutlara ulaşmaması için yatıştırıcı olmaya çalıştık...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Okçu, siz farkında değilsiniz; ama, size ilave süre vermiştim;. Lütfen toparlar mısınız.
MUSA OKÇU (Devamla) – Toparlıyorum.
Ancak, bazı parti temsilcileri -özellikle CHP’yi kastediyorum- medya ile beraber, ateşe körükle gitmişlerdir, provokatif söylemlerle tahrikte bulunmuş ve hâlâ, tahriklerde bulunmaya devam etmektedirler. Bu tip gösteriler ve eylemler, Batı Anadolu’da olduğunda, gösteri ve toplantı kanununa muhalefet olarak tanımlanıyor; ancak, bir doğu ilimizde yapıldığında, başkaldırı, isyan veya irticaya kalkışma olarak tanıtılıyor. Herkesin, her partinin bu davranışlardan kaçınması lazım; çünkü, bu ayırımcılık anlayışı, sadece Türkiye’ye zarar verir.
Son olarak şunu ifade ediyorum: Hükümet, illegal örgütlerin bu tip olayları malzeme olarak kullanmasını istemiyorsa, toplantı ve gösteriş kanunu çerçevesinde tepkisini ifade etmesi için halka fırsat vermelidir.
AYHAN FIRAT (Malatya) – Daha, kanunun adını
söyleyemiyorsun!YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) – Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu.
MUSA OKÇU (Devamla) – Aksi takdirde, gayri nizamî, organize olmayan kalabalıklar istenmeyen yönlere çekilmiş olur ve bunun da faturası Hükümete çıkar, başka suçlu aramak abesle iştigal olur.
Saygılarımla. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Okçu, teşekkür ediyorum.
Gündemdışı konuşan her arkadaşımın sicil defterini tutuyorum burada; yani, bir daha söz talebi olursa, süreye riayet etmeyenleri dikkate alıyorum.
MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) – Fişliyor musunuz yoksa?!.
BAŞKAN – Evet, fişleme başladı nasıl olsa!..
OYA ARASLI (İçel) – Sayın Başkan, söz istiyorum.
BAŞKAN – Sayın Araslı, buyurun efendim.
OYA ARASLI (İçel) – Sayın Başkan, biraz önce gündemdışı konuşma yapmış bulunan hatip arkadaşımız, Cumhuriyet Halk Partisine, Cumhuriyet Halk Partisinin yapmadığı birtakım fiiller izafe etmiştir.
BAŞKAN – Hangi, nerede Cumhuriyet Halk Partisi efendim?
OYA ARASLI (İçel) – Cumhuriyet Halk Partisini, halkı galeyana getirecek bir biçimde, insanlık duygularını donduracak...
AYHAN FIRAT (Malatya) – Tahrik ederek...
BAŞKAN – Efendim, zabıtları getirteyim Sayın Araslı.
OYA ARASLI (İçel) – ...tahrik edecek davranışlarda bulunduğu şeklinde... Cumhuriyet Halk Partisinin, ne bugün ne dün, böyle bir tavrı olmamıştır.
BAŞKAN – Tutanakları getirteyim efendim.
OYA ARASLI (İçel) – Cumhuriyet Halk Partisinin, toplumu birbirine kışkırtmak gibi bir düşüncesi hiçbir zaman olmamıştır.
BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyorum.
OYA ARASLI (İçel) – Ama, uzun zamandan beri Fazilet Partisi sözcüleri, yerli yersiz, her vesileyle, Cumhuriyet Halk Partisini hedef alıp birtakım sözler söylemeyi kendilerine şiar edinmişlerdir. Lütfen, bundan vazgeçsinler.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum. Talebiniz zabıtlara geçti efendim.
Gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere, İçişleri Bakanı Sayın Murat Başesgioğlu.
Buyurun efendim.
İÇİŞLERİ BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Batman Milletvekilimiz Sayın Musa Okçu’nun gündemdışı yaptığı konuşmaya Hükümet adına cevap vermek üzere huzurlarınızdayım; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Geçtiğimiz günlerde, Batman merkezinde ve Bingöl İli Solhan İlçesinde, basına da yansıyan, hepimizin malumu olan olaylar cereyan etti. Tabiî, bunları üzüntüyle izledik, üzüntüyle karşıladık.
Konu, Millî Eğitim Bakanlığınca yayımlanan kılık kıyafet yönetmeliğinin bu illerde uygulamaya konulması ve yönetmelik hükümlerine uymayanlar hakkında disiplin cezası uygulanması konusunda odaklaşmıştır. Ancak, hemen belirteyim ki, bazı yasadışı provokatörler, bu hadisede, sadece kamu kurumlarında ve okullarda değil, dışarıda bulunan, mahallî örf ve âdetlerine göre, inançları gereği başlarını örten vatandaşlarımıza da teşmil edileceği; daha da öteye giderek, camie giden herkesin fişleneceği gibi, hiçbir zaman kimsenin kabul edemeyeceği konuları istismar ederek, vatandaşlarımızın, bu yasadışı, izinsiz gösterilere katılması konusunda teşvikçi olmuşlardır. Gözaltına alınıp, bilahara mahkemeye sevk edil
erek tutuklanan kişilerden bazılarının -hem Batman’da hem de Bingöl’de- bu yasadışı örgütlerle irtibatlı olduğu ortaya çıkmış bulunmaktadır.Değerli milletvekilleri, her zaman ifade ediyoruz; bir kez daha bu vesileyle de ifade etmek istiyorum. 55 inci Cumhuriyet Hükümeti, vatandaşlarımıza, Anayasamızda tanınan hak ve özgürlükleri rahat bir ortam içerisinde kullanabilmeleri için en büyük teminattır. Bunu bir kez daha ifade ediyorum. Bu özgürlükler içerisinde, din ve vicdan özgürlüğü de, bu özgürlüklerin en başında gelmektedir; ama, Türkiye, takdir edersiniz ki, bir hukuk devletidir. (FP sıralarından “Bravo” sesleri) Bu hukuk devleti kurallarına hepimiz uymak zorundayız. Bu kurallar içerisinde, beğenmediğimiz, tasvip etmediğimiz yasalar ve yönetmelikler olabilir. Bu yasaları, bu yönetmelikleri değiştirmek de, Yüce Parlamentonun görevleri arasındadır. Özellikle bu yasaları ve yönetmelikleri uygulamakla görevli vatandaşlarımız üzerinde herhangi bir baskının yapılması söz konusu değildir; onlar, yasalardan gelen
görevlerini uygulamaktadırlar, uygulamak zorundadırlar.Şunu da ifade etmek istiyorum: Özellikle bu başörtüsü konusu yıllardır ülkemizin gündeminde olup, zaman zaman, çeşitli tahriklerle ortaya atılmış ve vatandaşlarımızın dinî inançlarını istismara yönelmiştir. Mahallî örf ve âdet gereği, yurdumuzun muhtelif yerlerinde, insanlarımız, başlarını örtmektedirler; inançları gereği de örtmektedirle. Bunu, Hükümet olarak saygıyla karşılamaktayız; ama, dediğim gibi, gerek Millî Eğitim Bakanlığımızca yayımlanmış bulunan gerekse Başbakanlıkça yayımlanmış bulunan kamu kurumlarındaki kılık ve kıyafet yönetmeliğine, bu yönetmelik çerçevesinde uyulması gerekmektedir.
Şimdi, ben, buradan, Batman’daki, Solhan’daki vatandaşlarımıza bir kez daha seslenmek istiyorum ve sayın milletvekilimizin ifade ettiği gibi, evet, bu konu bazı kişilerce çarpıtılmıştır; bu, bir irtica kalkışması değildir. Oradaki vatandaşlarımızın, bu devlete, bu millete, bu bayrağa ne kadar saygılı olduklarını, biz yakinen biliyoruz. Yurdumuzun bu aziz köşesinde yaşayan vatandaşlarımızın, ne bu şekilde bir irticaya kalkışması söz konusudur ne de devlete karşı bir dayatmaları söz konusudur; ama, bilsinler ki, kendilerinin bu temiz inançlarını istismar etmek isteyenler var, onları sokağa dökmek isteyenler var. Bu konuda kendilerini sağduyulu olmaya davet ediyorum.
Bu konuda, yine, Parlamentomuza da büyük bir görev düştüğünü ifade etmek istiyorum ve Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediy
orum.2. – Adıyaman Milletvekili Mahmut Nedim Bilgiç’in, huzurevleri ve huzurevlerinde yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Hasan Gemici’nin cevabı
BAŞKAN – Huzurevleriyle ilgili olarak, Sayın Mahmut Nedim Bilgiç.
Sayın Bilgiç, buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)
MAHMUT NEDİM BİLGİÇ (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; huzurevlerimizin ve huzurevlerinde yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarıyla ilgili gündemdışı söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlamadan evvel, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Anayasamızın 60 ıncı maddesinde “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar” hükmü getirilmiştir. Anayasamızın 61 inci maddesinde ise “Yaşlılar, Devletçe korunur. Yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir” denilmektedir.
Huzurevleri, yaşlıları, huzurlu bir ortamda korumak, bakımlarını sağlamak, sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulmuşlardır; yasal dayanağı ise, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunudur. Bunun dışında, yerel yönetimlere bağlı yurtlar ve özel huzurevleri de mevcuttur.
Genel olarak huzurevlerinde yaşamını sürdüren vatandaşlarımız, yaşları 60’ın üzerinde olup, hiç geliri olmayan veya çok az emekli maaşı olan, bakıma muhtaç kişilerden oluşmaktadır. Yaşlı, güçsüz, bakıma muhtaç ve kimsesiz vatandaşları korumak ve kollamak, sosyal devlet olma anlayışının birinci görevidir. Yaşlı vatandaşlarımız, devletin himayesine ve şefkatine sığınmışlardır. Bu vatandaşlarımız, bizim geçmişimizdir; onları incitmemek ve onların ihtiyacını karşılamak, bizlerin öncelikli görevidir. Ancak, huzurevlerinde kalan vatandaşlarımız, son zamanlarda, oda ücretlerine yapılan yüksek oranlardaki zamlar nedeniyle, huzursuzlar ve endişeye kapılmışlardır. Özellikle, 1 Ocak 1998 tarihinde huzurevleri oda ücretlerine yapılan yüzde 104’lük zam, insafla ve sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz.
Şüphesiz, huzurevlerimizin de sorunları vardır; bu sorunların en önemlisi, meslekî personelin yetersizliğidir. Huzurevlerinde, doktor, hemşire, diyetisyen, psikolog, sosyal hizmetler uzmanı, fizyoterapist gibi meslekî personelin bulundurulması, hem yaşlı vatandaşımıza güven kazandıracak hem de kurumun işleyişini kolaylaştıracaktır.
Huzurevlerinde karşılaşılan diğer bir sorun ise, kabul koşullarına uymadığı halde, özel rica ve iltimasla, özellikle ruh hastalığı olan insanların bu kurumlara yerleştirilmeleridir. Barınabilecekleri rehabilitasyon merkezleri veya özel bakımevleri, mutlaka açılmalıdır.
Ayrıca, huzurevlerinin harcamalarındaki bürokratik engeller süratle kaldırılmalı ve bu tip kurumların bütçeleri, tüm imkânlar zorlanarak yükseltilmelidir.
Bu kurumlarda çalışan personel, özellikle seçilerek işe başlatılmalı ve sürekli hizmetiçi eğitimle verimlilikleri artırılmalı; Kurumlar arası koordinasyon sağlanmalıdır.
Toplumun ilgisini bu kurumlara çekebilmek için, tüm basın yayın organlarına büyük görev düşmektedir. Reklam, tanıtım, konferans gibi faaliyetler düzenlenmeli ve gönüllü kuruluşlarla koordinasyon kurulurak, huzurevlerinin desteklenmesi sağlanmalıdır; çünkü, huzurevlerinin yardıma ve desteğe ihtiyacı vardır.
Ümit ve temenni ediyoruz ki, Hükümet, huzurevlerinde yaşayan vatandaşlarımızın huzuru ve güvenliği için gerekli ilgiyi gösterecektir.
Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Bilgiç, çok teşekkür ediyorum.
Cevap vermek üzere, Sayın Bakan; buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)
DEVLET BAKANI HASAN GEMİCİ (Zonguldak) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinin 78 inci kuruluş yıldönümünün ve artık, tüm dünya çocukları tarafından kutlanmakta olan, Büyük Önder Atatürk’ün Türk çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Çocuk Bayramının tüm Türk ve dünya çocuklarına kutlu olması dileklerimle sözlerime başlamak istiyorum. Sayın Mahmut Nedim Bilgiç’e de, huzurevlerini ve huzurevlerindeki yaşlılarımızın sorunlarını gündeme getirdiği için teşekkür etmek istiyorum.
Sayın Başkan, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı 32 ilimizdeki 44 huzurevinde 5 182 kapasiteyle hizmet verilmektedir. Yine, çeşitli bakanlıklar, dernek ve vakıflar, belediyeler ve özel kuruluşlar tarafından işletilen 72 huzurevinde de 5 657 kapasitemiz vardır. Bu demektir ki, Türkiye’de 11 bine yakın yaşlımız huzurevlerinde kalmaktadır. Biz, göreve geldiğimiz günden bu yana, huzurevlerindeki yaşlılarımızın yaşam standartlarının iyileştirilmesi, fizikî koşullarının iyileştirilmesi, onların yaşamlarının daha anlamlı kılınması ve bir taraftan, yaşlılığın getirdiği, geçmişe özlemle yaşarken, diğer taraftan da geleceğe ümitle bakmaları için yoğun bir çaba içeri
sinde olduk.Yaşlılarımızın her türlü fizikî ihtiyaçları karşılanarak ve onların, sosyal, kültürel ve diğer etkinliklere katılması sağlanarak, çeşitli yaşlı korolarıyla, tiyatro gösterileriyle ve yaşlılarımızın katılımıyla Türkiye genelinde çok etkin bir yaşlılar haftası kutlanmıştır.
Sayın Mahmut Nedim Bilgiç’e özellikle teşekkür ediyorum; bu, huzurevleri ücretleri konusunda zaman zaman basında da çıkan haberler vardır; bu vesileyle de bu konuyu açıklama imkânını bulmuş olacağım.
Sayın Başkan, huzurevi ücretleri, yaşlı bakım maliyetleri, enflasyon rakamlarının yaşlı bakım maliyetlerine yansıması, yaşlıların gelir durumu, maaşı, gayrimenkul durumu, çocuklarının ve yakınlarının yardımı ve benzeri hususlar göz önüne alınarak belirlen
mektedir. Huzurevleri ücretleriyle ilgili 1998 yılı Huzurevleri Ücretlerini Uygulama Esasları Yönetmeliğine göre, huzurevlerinde yaşlılarımız için belirlenen aylık ücretler, huzurevi ücretlerini karşılayacak kadar geliri bulunmayan yaşlıların aylık nakdî gelir durumları tespit edilerek, bu gelirlerinin yüzde 25’i kendilerine harçlık bırakılmak üzere, yüzde 75’ini geçememektedir. Ayrıca, yaşlıya bakmakla yükümlü olan kişilerin gelirlerinin yeterli olmaması halinde de, yine, yüzde 50’sini geçememektedir. Ücretlerle ilgili olarak zaman zaman aldığımız şikâyetler sonucunda konuyu inceledik ve bütün huzurevlerimize, üçüncü ayda, bir genelgeyle, huzurevi ücretlerinin, yaşlının gelir durumu göz önünde tutularak, yapılan bir sosyal incelemeye göre huzurevi müdürleri tarafından belirlenmesi konusunda bütün huzurevlerimize talimat verilmiş bulunmaktadır. Buna göre, gerekli düzenlemeler, yaşlılarımızı mağdur etmeden yapılmaktadır.Ayrıca, Yüce Genel Kurula vermek istediğim bir bilgi de şu: Şu anda huzurevlerimizde kalan yaşlılarımızın yüzde 68’i ücretli olarak kalmakta, geri kalan yüzde 32’si ücretsiz olarak kalmaktadır. Huzurevi ücretleri 3 milyon liradan 45 milyon liraya kadar değişebilmektedir ve bu ücretler, huzurevlerinin bulundukları il, oda standartları, balkonlu ya da balkonsuz oluşu, banyolu oluşu ya da olmayışı, tek kişilik, suit ya da daha fazla yatak sayısında olması gibi kriterlere göre belirlenmektedir.
Özellikle, buradan, Genel Kurulun ve Sayın Mahmut Nedim Bilgiç’in dikkatine şu hususu sunmak istiyorum: Her ne olursa olsun, oda ücreti, yaşlımızın gelirinin yüzde 75’ini geçememektedir; yani, yüzde 25’i mutlaka kendisine harçlık olarak bırakılmaktadır ve sizler de takdir edeceksiniz, huzurevlerimizde, yaşlılarımızın, barınma, yeme, içme, sağlık, tedavi gibi her türlü giderleri huzurevleri tarafından karşılanmaktadır.
Ayrıca, buradan bir bilgi daha vermek istiyorum. Huzurevleri maliyetlerimize baktığımız zaman, 1997 yılı itibariyle, huzurevindeki yaşlılarımızın bir kişilik maliyeti, aylık, en düşük 35 milyon lira, en yüksek 89 milyon lira olmuş. Bu, huzurevlerimize göre değişiyor; ama, bizim, yaşlılarımızdan aldığımız aylık ücret, geçtiğimiz yıl, en düşük 3 milyon lira imiş, en yüksek de 28 milyon 500 bin lira imiş. Yani, biz, sosyal devlet olmanın gereği olarak ve Anayasanın 61 inci maddesinin gereği olarak, yaşlılarımızın huzurevlerindeki maliyetleri çok yüksek olmasına rağmen, bu şekilde tedbirler almış bulunmaktayız.
Ayrıca, 1998 yılı için rakamlar vermek istiyorum. 1998 yılında en düşük ücret 4 milyon 500 bin lira, en yüksek ise 45 milyon liradır.
Huzurevlerimizde kalan yaşlılarımızın yüzde 32’sinin ücretsiz olarak kaldığını söyledim. Ücretsiz olarak kalan yaşlılarımıza da, ayrıca, 2022 sayılı Kanunda öngörülen yaşlı aylığı kadar da harçlık verilmektedir. Bu aylık, 3 milyon 201 bin liradır.
Ayrıca, Sayın Mahmut Nedim Bilgiç, huzurevlerine, huzurevine girme koşullarına uymadığı halde bazı yaşlı kabullerin yapıldığını söyledi. Ben, bu konuda özellikle titizlik göstermekteyim. Dokuz aylık bakanlığım süresinde, 60 yaşını doldurmamış, ama, zaruret içerisinde, mağduriyet içerisinde bulunan, zannediyorum, 4 yaşlımızı huzurevine kabul etmiş bulunmaktayım. Ayrıca, bunlar arasında alkol bağımlısı olmadığını da bilmekteyim.
Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; konuşmamın başında söylediğim gibi, sosyal devlet olmanın gereği, huzurevlerindeki yaşlılarımızın en iyi şekilde yaşamaları, yaşamlarının bu son dönemlerini mutlu bir şekilde sürdürmeleri için, Bakanlık olarak çalışmalarımız devam etmektedir.
Sayın Mahmut Nedim Bilgiç’e, bana, bu bilgileri, Yüce Meclise ve kamuoyuna verme imkânını yarattığı için, tekrar teşekkür ediyorum.
Saygılar sunuyorum. (DSP ve DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Gündemdışı konuşma, Devlet Bakanı Sayın Hasan Gemici tarafından cevaplandırılmıştır.
Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.
3. – Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Petrol Ofisinin özelleştirilmesine ilişkin gündemdışı konuşması ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun cevabı
BAŞKAN – Sayın Veysel Candan, Petrol Ofisinin özelleştirilmesiyle ilgili olarak; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)
Sayın Candan, süreniz 5 dakikadır.
VEYSEL CANDAN (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Petrol Ofisinin özelleştirilmesiyle ilgili gündemdışı söz almış bulunuyorum. Amacım, özelleştirme kapsamında olan bu müessesenin satışında Hükümetin dikkatini çekmektir. Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum.
Bilindiği üzere, Petrol Ofisi, 1940’lı yıllarda kurulmuştur ve petrol ürünlerinin alım, satım ve dağıtımında denge unsuru oluşturmaktadır. Kuruma, bu amaçla birtakım görevler verilmiştir. Şu anda, POAŞ’ın özelleştirmesi için, önümüzdeki ay, 7 Mayıs 1998’de teklif mektupları alınacaktır.
POAŞ, ülkenin en büyük petrol ürünleri dağıtım şirketidir ve devlete aittir. Hisselerinin yüzde 93,3’ü kamuya aittir, yüzde 6,7’lik kısmı ise İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem görmektedir. Yüzde 51’lik hissesi blok satışla özelleştirilecektir. Yabancı bir firma, Özelleştirme İdaresine malî danışmanlık yapmaktadır. Ödenmiş sermayesi 7 trilyon olup, geçici teminatı 10 milyon dolardır. İhale, kapalı teklif alma usulüyle yapılmaktadır.
Özelleştirme İdaresi, bilindiği gibi, 2886 sayılı İhale Kanununa tabi değildir. POAŞ’ın kalan hisselerinin blok satışla halka arzı, uluslararası sermaye piyasalarında satışı, çalışanlara devri, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında, usul ve esaslar çerçevesinde borsada satışı düşünülmektedir.
Burada, bir tehlikeye dikkatinizi çekmek istiyorum: Yüzde 51’i satıldığı zaman, geri kalan yüzde 42’lik devlet hissesinin, yüzde 1’i alan hisse tarafından istenildiği gibi kullanılacağı anlamını taşır ki, bu, işin çok tehlikeli bir boyutudur. Hükümetin, özellikle bu konuda dikkatini çekmek istiyorum.
Ayrıca, POAŞ, kendine kanunla verilen görevler istikametinde, piyasanın ve Millî Savunma Bakanlığının ihtiyacı olan petrol ürünlerinin alım ve satımını yapacaktır. Asker ve sivil havaalanlarındaki uçaklara yakıt ikmali de POAŞ tarafından yapılmaktadır; POAŞ, boru hatlarının bakımı gibi görevleri de üstlenmiştir. Genelkurmay, akaryakıt ikmali açısından plan ve hazırlıklarını POAŞ’la birlikte yürütmektedir. Bu konular, stratejik bakımından fevkalade önemlidir.
Aşağıda vermeye çalışacağım birtakım örnekler de POAŞ’ın önemini göstermektedir: Yıl 1974, Kıbrıs Barış Harekâtı... Akaryakıt ve madenî yağ ihtiyacımız vardır; yabancı sermaye kuruluşu olan ATAŞ, o tarihte hemen bakıma alınmış ve ihtiyacı, devlet kuruluşu olan İPRAŞ karşılamıştır.
İkinci olarak, 1990’da, Körfez krizi vardır; yabancı şirketler petrole devamlı zam istemektedir; POAŞ, normal fiyatlarla satışa devam etmektedir; bunu gören yabancı şirketler de petrol fiyatlarını indirmişlerdir.
Üçüncü olarak, 1994 ve 1996’da, yine, ATAŞ Rafinerisinde, Mobil, Shell ve Türk Petrol, zarar gerekçesiyle satışları durdurmuşlar ve zamanın hükümetine, Akaryakıt İstikrar Fonunun kaldırması noktasında baskı yapmışlar ve yüzde 15’lik fon kaldırılmıştır.
Dördüncü ve en yakın zamandaki örnek olarak; Türkiye ile Yunanistan arasındaki Kardak krizinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacı olan akaryakıt, bir gecede Petrol Ofisi bayilerince tedarik edilmiştir.
Geçmiş tarihte yaşamış olduğumuz bu örnekler, POAŞ gibi bir kuruluşa zarurî ihtiyaç olduğunu göstermektedir.
Dünyanın bütün ülkelerinde, o ülke içerisinde yabancı şirket sayısı 4’ü geçmemektedir; halbuki, şu anda, ülkemizde akaryakıt ticaretiyle uğraşan özel sektör yabancı şirket sayısı 15’e ulaşmıştır ve kaçak akaryatın da büyük bir bölümünü bu şirketler yapmaktadır.
Şu anda, TÜPRAŞ rafinerimizin ürettiği akaryakıtın yüzde 40’ını POAŞ pazarlamaktadır ve 1997 kârı 42 trilyon liradır. Diyeceksiniz ki, zarar eden müesseseyi hiç kimse almaz; ama, zarar edeni iyileştirmek için de, Hükümetin hiçbir tedbir almadığını, aksine, dokuz aylık bu Hükümet döneminde, özelleştirme kapsamında olan bu müesseseye 1 000’e yakın eleman alındığını görmekteyiz. Âdeta, POAŞ’ın zarar etmesi, yabancı şirketlerin...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
VEYSEL CANDAN (Devamla) – 2 dakika daha müsaade eder misiniz...
BAŞKAN – Buyurun Sayın Candan.
VEYSEL CANDAN
(Devamla) – Şu anda, petrolde, 1993’te toplanan şûrada kâr oranları yüzde 7,5 olarak tespit edilmişken, 1996’ta POAŞ, yüzde 3,2’lik kâr oranıyla 20 trilyon, 1997’de de yüzde 4,2’yle 42 trilyon lira kâr etmiştir. İşte, şu anda, biz, 7 bin personeliyle, 6 200 bayiiyle, Türkiye genelinde büyük bir dağıtım ağını özelleştirme kapsamında, işçilerimizi düşünmeden, satışa çıkarmış durumdayız.Şimdi, cevap bekleyen soruları ve yarın, ihale yapıldıktan sonra gündemin oluşmaması için tedbirlerin alınmasını Hükümete
arz ediyorum:1- 7 bin civarındaki çalışan için ne düşünülmektedir? Bunlar, işten mi çıkarılacak, yoksa diğer kamu kuruluşlarına nakil mi yapılacak ve eğer, kamu kuruluşlarına nakilleri yapılacaksa, devletten devlete aktarmanın anlamı nedir?
2- Petrol sektörü entegre bir yapıdır; Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, TÜPRAŞ, BOTAŞ ve POAŞ birlikte düşünülmelidir. Birini sattığınız zaman, zincirin bir halkasını kopardığınız zaman, TÜPRAŞ’ın zararı daha da artacak demektir.
3- Acil ihtiyaçlar için kimden v
e hangi şartlarda mal temin edilecektir?4- 142 trilyon lira değer biçilen POAŞ’ın -bence, bu nokta, en önemlisi- yalnız arsa değerinin 525 trilyon lira olduğu ifade edilmektedir.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, özetle söylemek gerekirse, altmış yıla yakın bir devlet birikiminin böyle sorumsuzca pazarlanması, çalışanların düşünülmemesi, stratejik birtakım konuların gündeme getirilmemesi, üzüntü vericidir. Öyle düşünüyor ve zannediyorum ki, Hükümet, söylemeye çalıştığımız bu tespitlerimiz doğrultusunda iyi olanı yapar.
Hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Candan, teşekkür ediyorum.
Gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere, Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Yaşar Topçu; buyurun efendim.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Petrol Ofisi Anonim Şirketinin yüzde 51 hissesinin satışıyla ilgili olarak gündemdışı yapılan konuşmaya, Devlet Bakanı Sayın Işın Çelebi’nin vekili sıfatıyla, Hükümet adına cevap vermek istiyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.
Petrol Ofisi Anonim Şirketinin satışı, gazetelere ilanlar da verilerek, başta sendika olmak üzere, bazı kurum ve kişiler tarafından, maalesef, istismar konusu yapılmaktadır.
Sayın Candan’ı dikkatle dinledim, notları da aldım; konuşmasının sonunda da “Hükümet, bu konuda, Petrol Ofisinin ülkemize en yararlı şartlarda satılması için gerekli tedbirleri ve kararları alacaktır” dedi; aynen öyle olacaktır, zaten öyledir de.
Petrol Ofisinin daha önce çıkılan ihalesinde hiç müşteri çıkmamışken, bu defa, yüzde 51’i için yapılan ihalesinde, yerliler de dahil -bir defa, yabancıya satılacak diye bir kural yoktur- 25’in üzerinde talip çıkmıştır. Bu satış yapılırken her türlü olasılık düşünülmüştür. Özellikle, Sayın Candan’ın söylediği askerî ihtiyaçlar da düşünülmüştür.
Bu arada, askerî ihtiyaçlarla ilgili bu konu çok istismar mevzuu edildiği için, kısa bir bilgiyi de sunmak istiyorum. Petrol Ofisi bünyesindeki -kısa adı ANT olan- Askerî Nato Teşkilatı Daire Başkanlığı, bir kanunla, Millî Savunma Bakanlığıyla yapılan çalışmalar sonucunda, bu Bakanlık tarafından, kendisine bağlanmaktadır; tasarı, Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilmektedir. Onun için, herhangi bir şekilde askerî ihtiyaçların sekteye uğraması veya acil durumlarda devletin petrole bağlı gerekli akaryakıtı temin etmemesi veya sıkıntıya girmesi söz konusu olmayacaktır.
Diğer taraftan, Sayın Candan’a, sanıyorum yanlış bilgi verilmiştir. Söylendiği gibi, 1997 yılında 42 trilyon kârı yoktur -tam yüzde 100 yanlış bilgi verilmiştir- 21 trilyon kâr etmiş görünmektedir. Personel yapısında fazlalık var diyor; doğrudur. Her özelleştirilen kurumun personeli nasıl düşünülüyorsa, elbette ki, Petrol Ofisi özelleştirilirken de, bu kurumda çalışanların durumu mutlaka hesaba katılmaktadır.
Burada, bir hususu daha belirtmek istiyorum. Türkiye’nin Petrol Ofisi tarafından karşılanan akaryakıt ihtiyacı, piyasa şartlarına göre, yüzde 40 ilâ 44 arasında değişmektedir. Bunun anlamı, Türkiye’nin akaryakıt ihtiyacının yüzde 55’inden fazlası, yüzde 60’a yakını -bugün, halen, Petrol Ofisi özelleştirilmemiş durumdayken; onu söylüyorum- başka şirketlerin elindedir. Bunların da hepsi yabancı değildir; içlerinde yerli şirketler vardır, memleketimizin öz malı olan şirketler vardır. Türkiye’nin akaryakıt ihtiyacının en çok yüzde 44’ünü karşılayan Petrol Ofisinin yüzde 51’inin satışı, Türkiye’yi, petrol bakımından hiçbir sıkıntıya sokmayacaktır.
Fiyatlar üzerindeki oynamaya gelince: Zaten, Hükümetimizin aldığı karar gereği, mayıs ayı başından itibaren petrol fiyatları serbest bıkarılacak ve dünyadaki piyasa şartları içerisinde teşekkül edecektir. Yine, görülecektir ki, birtakım zorlamalarla -bugüne kadar öyle olmuştur- bugün bile birtakım zorlamalarla, Türkiye’de, petrol, dünya fiyatlarının üzerinde satılmaktadır. Eğer, Hükümet, bunu, yılbaşından itibaren serbest bırakmış olsaydı, bugünkü şartlarda, halkımız, daha ucuz petrol alacak ve Türkiye’de, enflasyonla ilgili rakamlar bu kadar yüksekte, bu boyutlarda çıkmayacak, daha aşağılarda çıkacaktı. Enfla
syon düşmüştür; ama, daha da aşağıya düşme şansı vardı. Bütün bunları getirip milletin sırtına yüklemek, bu tür şeyleri milletin sırtına yüklemek yanlıştır.Petrol Ofisinin yüzde 51’inin satılmasıyla, devletin, düzenleme ve müdahale yetkisi elinden alınmamaktadır. Özellikle, petrol dağıtımının zor olduğu yörelerde meydana gelecek sıkıntılar da dikkate alınarak bu sözleşmeler hazırlanmaktadır. Personel durumu da dikkate alınmaktadır.
Bu satış, Türkiye için yararlı olacaktır. Bizim hesaplarımıza göre, 750 ilâ 800 milyon dolar arasında bir gelir getirecektir. Zaten, bütün varlığı 1,5 milyar doların üzerinde hesap edilmiştir. Arkadaşımızın söylediği gibi, birtakım değerlerinin hesaba katılmaması filan söz konusu değildir. Her şey, memleketin, milletin ve devletin yararınadır.
Bu düşüncelerle, hepinize saygılarımı sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.
VEYSEL CANDAN (Konya) – Sayın Başkan, müsadelerinizle...
BAŞKAN – Buyurun efendim.
VEYSEL CANDAN (Konya) – Şimdi, Sayın Topçu, buraya çıkıp konuya açıklık getirirken, biz de, KİT Komisyonunda, bu müessesenin hesaplarını inceliyoruz. Kendisine verilen bilgi, olsa olsa, yanlıştır.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Olur mu yahu, Bakan cevap veriyor!..
VEYSEL CANDAN (Konya) – Verdiği 21 trilyonluk rakam 1996 yılı kârıdır; 1997’deki kârı 42 trilyondur. Bundan sonra, bürokratlardan daha sağlam bilgi alsın.
BAŞKAN – Peki; teşekkür ederim.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Efendim, benim elimde Petrol Ofisinin resmî b
ilançosu var.BAŞKAN – Efendim, yapacak hiçbir şey yok... Sayın Topçu takip buyururlar efendim.
Sayın milletvekilleri, gündemdışı görüşmeler tamamlanmıştır.
Sunuşları okutacağım; yalnız, bir ricam olacak; biraz sonra bir soruşturma önergesi tartışılacak ve bir oylama yapılacaktır. Oylamanın selameti açısından, sayın bakanların, Bakanlar Kurulu sıralarında oturmalarını rica edeceğim. Oylamaya geçerken bu ricada bulunmayı şık bulmuyorum; onun için, sayın bakanlar, kendiliklerinden, lütfen, Bakanlar Kurulu sıralarında otururlarsa; 19 sayısını bulduğum takdirde, 38 sayacağım; 19’dan aşağı, daha az sayın bakan varsa, iki katını alacağım, vekâletleri düşünerek. Böylece, oylamanın selametini birlikte sağlamış olacağız; teşekkür ediyorum.
Bir ricam daha var; Sayın Divan Üyesi arkadaşımızın sunuşları oturduğu yerden okuması hususunu yüksek müsaadelerinize arz ediyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Cumhurbaşkanlığı tezkereleri vardır; okutuyorum:
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Avustu
rya ve Romanya’ya gidecek olan Başbakan Yardımcısı ve Millî Savunma Bakanı İsmet Sezgin’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu’nun vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1424)17 Nisan 1998
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşmelerde bulunmak üzere, 20 Nisan 1998 tarihinden itibaren Avusturya ve Romanya’ya gidecek olan Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’in dönüşüne kadar; Millî Savunma Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığına, Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu’nun vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Diğer tezkereyi okutuyorum:
2. – Çin Halk Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Işın Çelebi’ye, dönüşüne kadar, Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1425)
17 Nisan 1998
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türkiye – Çi
n Halk Cumhuriyeti Karma Ekonomik ve Ticaret Komitesi (KEK) 12 nci Dönem Toplantısına katılmak üzere, 20 Nisan 1998 tarihinde Çin Halk Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Bakanı Işın Çelebi’nin dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Diğer tezkereyi okutuyorum:
3. – Azerbaycan Cumhuriyetine gidecek
olan Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’e, dönüşüne kadar, Orman Bakanı Ersin Taranoğlu’nun vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1426)17 Nisan 1998
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşmelerde bulunmak üzere, 20 Nisan 1998 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyetine gidecek olan Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer’in dönüşüne kadar; Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığına, Orman Bakanı Ersin Taranoğlu’nun vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Diğer tezkereyi okutuyorum:
4. – Macaristan’a gidecek olan Turizm Bakanı İbrahim Gürdal’a, dönüşüne kadar, İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1427)
17 Nisan 1998
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türkiye-Macaristan 5 inci Dönem Turizm Karma Komisyon Toplantısına katılmak üzere, 20 Nisan 1998 tarihinde Macaristan’a gidecek olan Turizm Bakanı İbrahim Gürdal’ın dönüşüne kadar; Turizm Bakanlığına, İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının tezkereleri vardır, ayrı ayrı okutuyorum:
5. – Parlamentolararası Birlik Türk Grubunda TBMM’yi temsil edecek grubu oluşturmak üzere grubunca aday gösterilen milletvekiline ilşikin Başkanlık tezkeresi (3/1428)
22 Nisan 1998
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre, “Parlamentolararası Birlik Türk Grubunda” Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil edecek Grubumuzu oluşturmak üzere, Fazilet Partisi Grup Başkanlığınca aday gösterilen Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı’nın ismi Genel Kurulun bilgilerine sunulur.
Hi
kmet Çetin Türkiye Büyük Millet Meclisi BaşkanıBAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Diğer tezkereyi okutuyorum:
6. – Türkiye - AT Parlamento Komisyonu Eşbaşkanlığında TBMM’yi temsil edecek grubu oluşturmak üzere grubunca aday gösterilen milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1429)
22 Nisan 1998
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre, “Türkiye-AT Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanlığında” Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil edecek Grubumuzu oluşturmak üzere, Fazilet Partisi Grup Başkanlığınca aday gösterilen Adana Milletvekili Ertan Yülek, Gaziantep Milletvekili Kahraman Emmioğlu ve İstanbul Milletvekili Bahri Zengin’in
isimleri Genel Kurulun bilgilerine sunulur.
Hikmet Çetin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu Başkanlığının bir tezkeresi vardır;
okutuyorum:7. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun sözcü ve kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/1430)
16.4.1998
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu, Sözcü ve Kâtip üyeliği seçimleri için 16.4.1998 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmış ve kullanılan 10 oy pusulasının sayımı sonucu aşağıda ad ve soyadı belirtilen üyeler karşılarında gösterilen oyları alarak Sözcü ve Kâtip seçilmiştir.
Bilgilerinize sunulur.
Saygılarımla. Mehmet Moğultay İstanbul Komisyon Başkanı
Sözcü: Mustafa Köylü Isparta Milletvekili 10 oy
Kâtip : Hüseyin Olgun Akın Ordu Milletvekili 10 oy
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Sayın milletvekilleri, bir araştırma önergesi vardır; okutuyorum:
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal ve 21 arkadaşının, trafik kazalarının önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/250)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Son yıllarda bir facia halini alan trafik kazasıyla ilgili gerekli tedbir alınması amacıyla, Anayasanın 98 ve İçtüzüğün 104 üncü maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını müsaadelerinize arz ederiz.
Saygılarımızla. 16.4.1998
1- Zeki Ünal (Karaman)
2- Muhammet Polat (Aydın)
3- Sabahattin Yıldız (Muş)
4- Sıtkı Cengil (Adana)
5- Mustafa Köylü (Isparta)
6- Suat Pamukçu (Bayburt)
7- Memduh Büyükkılıç (Kayseri)
8- Alaattin Sever Aydın (Batman)
9- Bekir Sobacı (Tokat)
10- Mehmet Ali Şahin (İstanbul)
11- Abdullah Özbey (Karaman)
12- Mustafa Kamalak (Kahramanmaraş)
13- Ali Oğuz (İstanbul)
14- Mehmet Emin Aydınbaş (İçel)
15- İsmail Kahraman (İstanbul)
16- Mustafa Baş (İstanbul)
17- Hüseyin Yıldız (Mardin)
18- Hayrettin Dilekcan (Karabük)
19- Maliki Ejder Arvas (Van)
20- Cafer Güneş (Kırşehir)
21- Hasan Dikici (Kahramanmaraş)
22- Ömer Naimi Barım (Elazığ)
Gerekçe:
Gün geçmiyor ki, elim bir trafik kazası haberi duymayalım. Toplum olarak, âdeta, kazada ölenleri ve yaralananları kanıksar hale geldik; “trafik canavarı yine can aldı” diyerek, belki olayı dramatize etmeye çalıştık; ama, bu gibi teşbihlerin, palyatif tedbirlerin kazaları önlemede yeterli olmadığını gördük.
Ülkemiz insanı, enflasyon, yoksulluk, yolsuzluk, işsizlik, içki, fuhuş, kumar gibi birtakım sosyal ve ekonomik sıkıntılarla boğuşurken, bir de trafik terörüyle başı dertte. Trafiğe çıkarken, kişiler, sanki harbe gidiyormuşçasına, çoluk çocuğuyla, yakınları ve sevdikleriyle helalleşmek ihtiyacını duyuyor. Dinlenmek, tatil yapmak veya sılai rahim yapmak isteyenler, yola çıktıklarında içlerinde gizli bir huzursuzluk, açık bir tedirginlik gözleniyor; yolun, yolculuğun tadını alamıyor.
Kolay değil, neredeyse her yıl, İstiklal Harbinde şehit düşen ecdadımızın sayısı kadar trafiğe kurban veriyoruz. İstatistikler gerçekten çok ürkütücü. Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığının verilerine göre, 1994’te 233 803 kaza olmuş, 5 942 kişi ölmüş ve 104 717 kişi yaralanmış; 1995’te 279 663 kaza olmuş, 6 004 kişi ölmüş, 114 319 kişi yaralanmış; 1996’da 344 641 kaza olmuş, 5 428 kişi ölmüş, 104 599 kişi yaralanmış; 1997 yılında ise 392 661 kaza olmuş, 5 134 kişi ölmüş, 111 056 vatandaşımız yaralanmıştır. Bu durumda, son dört yıl içinde 22 500 vatandaşımız trafik kurbanı olmuştur.
Şüphesiz, insan hayatını maddî ölçülerle değerlendirmek mümkün değildir; ancak, kazaların sebep olduğu ekonomik kayıpların trilyonlarla değil, katrilyonlarla ifade edildiği de bir gerçektir.
Şüphesiz, trafik kazalarının çeşitli sebepleri vardır. Henüz dünya standardının yüzde 20’sine ulaşmış bulunan karayollarımızın durumu herkesçe bilinmektedir. Trafiğe çıkan araç sayısında büyük patlama olmasına rağmen, altyapıda aynı oranda bir düzelme veya gelişme görülmemiştir. Örneğin, 1987’de otomobil sayısı 1 milyon 240 bin iken, bu rakam 1997’de 4 milyona çıkmıştır. 1987’de 5 kilometreye düşen toplam araç sayısı 166 iken, 1997’de -yani, on yıl sonra- bu rakam, 448’e çıkmıştır. 1987’de toplam araç (otomobil, kamyon, kamyonet, minibüs, otobüs) 1 973 670 iken, 1998 Şubat sonu itibariyle, bu rakam 7,8 milyona çıkmıştır. Altyapıda önemli bir gelişme olmayınca, trafik de Gençlik Parkındaki çarpışan arabalara dönmüştür.
Altyapı yetersizliği dışında, trafik kazalarının en önemli sebeplerinden biri de alkoldür. Ayrıca, eğitim eksikliği, trafik kurallarına boşverme, trafikteki araç modellerinin yaşlı olması, dikkatsizlik, tedbirsizlik ve kontrollerin yeterli olmayışı gibi sebepler de vardır. Hatta, ilginçtir, Türk Petrolün, trafik kazalarıyla ilgili yaptırdığı araştırma da trafik kazalarının en önemli sebeplerinden birini, ülkemizde demokrasi geleneğinin yerleşmemiş olmasına bağlamaktadır. Demokrasinin hâkim olduğu gelişmiş ülkelerde trafik kazalarının çok az olduğu da vurgulanmaktadır.
Ülkemizde, âdeta, bir katliam halini alan trafik kazalarının, salt para cezalarıyla ve alındığı söylenen palyatif tedbirlerle önlenemeyeceği anlaşılmış bulunmaktadır.
Tüm vatandaşlarımızı ve hepimizi ilgilendiren, böylesine hayatî önemi haiz bir konunun TBMM tarafından ele alınarak çok yönlü bir araştırmaya tabi tutulması ve acilen bazı tedbirlerin alınması gerekmektedir.
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge, gündemde yerini alacak, Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.
Meclis soruşturması önergeleri vardır; bu önergeler, hatırlanacağı üzere, daha önce bastırılıp, sayın üyelere dağıtıldı.
Şimdi, ö
nergeleri okutuyorum:2. – Zonguldak Milletvekili Ömer Barutçu ve 59 arkadaşının, İstanbul-Kurtköy Havaalanı ihalesi için hazırlanmış olan protokol hükümlerini dikkate almadan ihalenin NATO ENF Dairesi tarafından gerçekleştirilmesini sağlamak suretiyle görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/18)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
24.10.1996 tarihinde Sav
unma Sanayii Müsteşarlığı, DLHİ ve DHMİ Genel Müdürlüğü tarafından imzalanan protokol ile İleri Teknoloji Endüstri Parkı (İTEP) kapsamında yer alan İstanbul-Kurtköy Havaalanı inşaatı işinin ihalesiyle ilgili tekliflerin değerlendirilmesi, SSM, DLHİ ve DHMİ personelinden oluşturulacak bir komisyon tarafından yapılması ve SSM uygun gördüğü takdirde, komisyonda, üniversite veya diğer kuruluşlardan da temsilci görevlendirilebileceği karar altına alınmıştır.Yukarıda arz edilen protokol muvacehesinde, 1997 yılında “İstanbul-Pendik-Kurtköy Havaalanı” uçuş üniteleri inşaatı işine ait keşif özeti, ihale yapılmak üzere hazırlanmıştır. Altyapıyı kapsayan bu projenin, 1997 fiyatlarıyla, genel toplamı 7 trilyon 500 milyar TL tutmaktadır.
İhalenin bu çerçevede yapılması beklenirken, Başbakan Sayın Mesut Yılmaz’ın özel talimatları doğrultusunda, protokol bir tarafa atılmak suretiyle, ihalenin NATO ENF Dairesi tarafından gerçekleştirilmesi sağlanmıştır.
Bu cümleden olarak, 17 Nisan 1997 tarih, 19434 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan;
3348 sayılı Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 9 uncu maddesine göre “devletçe yaptırılacak hava meydanları, bunlarla ilgili tesislerin, alakalı kuruluşlarla işbirliği yaparak, plan ve programlarını hazırlama, araştırma, etüt, istikşaf, proje, keşif, şartname ve inşaat ile bakım ve onarımları yapmak veya yaptırmak, yapımı tamamlananları ilgili kuruluşlara devretmek” kaydı yer almakta iken, finansmanı NATO tarafından karşılanmayan ve SSM Fonundan sağlanan havaalanı inşaatı proje ve keşifleri özel bir müşavir firmaya yaptırılmış ve bu keşif özetine kuvvet santralı, enerji nakil ilave olunmuştur.
Keşif yapmakla görevli kuruluşun görüşü ve onayı alınmadan ve henüz 1998 yılı fiyatları açıklanmadan, hayalî rakamlarla, ihale, iki firmaya, 1998 fiyatlarıyla 18 trilyon 67 milyar TL bedelle ihale olunmuştur.
Şu andaki kamuda yapılan ihaleler; Bayındırlık ve İskân Bakanlığı fiyatları açıklanmadığından, 1997 fiyatlarıyla yapılmaktadır. Kaldı ki, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, 1998 yılı fiyatlarının belirlenmesine esas alınacak katsayıyı 1,73 olarak belirlemektedir. Bu keşfin, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının belirlediği katsayıyla çarpılması halinde 1998 yılı fiyatı 12 trilyon 975 milyar TL olmaktadır. NATO ENF Dairesince yaptırılan ve yukarıda belirtilen ilave işle birlikte bu rakam 13 trilyon 4 milyar lirayı geçmemektedir.
Buradan da anlaşılacağı üzere, iki keşif arasında 4,6 trilyon TL fark oluşmaktadır. İş, NATO ENF Dairesince teklif usulüyle yapıldığı cihetle bu fark 9 -9,5 trilyona ulaşmaktadır.
Ayrıca, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı kurallarına göre fiyat farkları her yılbaşında belirlenecek katsayıyla çarpılarak ve sadece bazı kalemlere uygulanırken, bu ihalede, tüm imalat kalemlerine ve Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından ilan edilen aylık enflasyon rakamıyla çarpılarak ödeneceğinin mukavelede yer aldığı ifade edilmektedir. Bu uygulama, ayrıca, devleti trilyonlarca lira zarara uğratacaktır.
Başbakanın, yukarıda sözü edilen protokolü hiçe sayarak, keyfî olarak ve yetkilerini aşarak verdiği talimat Türk Ceza Kanununun görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu açıktır.
Bu nedenle Anayasanın 100 üncü, İçtüzüğün 107 nci maddesi uyarınca Başbakan Mesut Yılmaz hakkında Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesi gereğince bir Meclis soruşturması açılmasını arz ve teklif ederiz.
Ömer Barutçu M. Kemal Aykurt
Zonguldak Denizli
Fevzi Arıcı Mehmet Gözlükaya
İçel Denizli
Nurhan Tekinel Ümran Akkan
Kastamonu Edirne
Turhan Güven Saffet Arıkan Bedük
İçel Ankara
Abdülbaki Ataç Turhan Tayan
Balıkesir Bursa
Ergun Özdemir Nevzat Köse
Giresun Aksaray
Mehmet Sağlam İsmail Kalkandelen
Kahramanmaraş Kocaeli
Hacı Filiz Nevfel Şahin
Kırıkkale Çanakkale
İsmail Karakuyu Ali Rıza Gönül
Kütahya Aydın
Mustafa Çiloğlu Tahsin Irmak
Burdur Sıvas
Ahmet Sezal Özbek Esat Kıratlıoğlu
Kırklareli Nevşehir
Zeki Ertugay Ayfer Yılmaz
Erzurum İçel
Meral Akşener Cihan Paçacı
İstanbul Elazığ
Ayvaz Gökdemir Bekir Aksoy
Kayseri Çorum
Rıza Akçalı Nahit Menteşe
Manisa Aydın
Necati Çetinkaya Hasan Ekinci
Konya Artvin
Bahattin Şeker Mehmet Gölhan
Bilecik Ankara
Halil Yıldız Necmi Hoşver
Isparta Bolu
Haluk Yıldız İlyas Yılmazyıldız
Kastamonu Balıkesir
İsmet Attila Doğan Baran
Afyon Niğde
Tayyar Altıkulaç Necmettin Dede
İstanbul Muş
M. Halit Dağlı Salih Sümer
Adana Diyarbakır
Nihan İlgün Yusuf Bacanlı
Tekirdağ Yozgat
İrfettin Akar Kadir Bozkurt
Muğla Sinop
Sedat Edip Bucak Mahmut Nedim Bilgiç
Şanlıurfa Adıyaman
Ufuk Söyl
emez Mustafa Dedeoğluİzmir Muğla
Ahmet Bilgiç Mehmet Ali Yavuz
Balıkesir Konya
Hayri Doğan Bayar Ökten
Antalya Şırnak
Mehmet Selim Ensarioğlu Hayri Kozakçıoğlu
Diyarbakır İstanbul
Cevher Cevheri Ahmet İyimaya
Adana Amasya
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Bir başka önerge var; okutup, genel ifadeyi birlikte kullanacağım zamandan tasarruf itibariyle:
3. – Çanakkale Milletvekili Nevfel Şahin ve 56 arkadaşının, Karadeniz sahil yolunun devamı olan yolların ihalesinde usulsüzlük yaparak devleti zarara uğrattığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/19)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü Karadeniz sahil yolunun devamı olarak, Bolaman, Perşembe-Giresun-Piraziz, Giresun-Espiye, Araklı-İyidere, İyidere-Çayeli, Çayeli-Hopa bölümlerini 6 ayrı parça halinde ihaleye çıkarmıştır.
İhale davet usulüyle yapılmış, 6 iş için 13 firma çağrılmış, bunlardan birisi teklif vermemiştir.
Devlet garantili dış kredi ile 6 iş için her gün 2 iş olmak üzere 30.9.1997-1.10.1997-2.10.1997 günlerinde 6 ihale yapılmıştır.
İhale toplam bedeli 850 milyon dolardır ve karşılığı o gün için 170 trilyon Türk Lirasıdır.
İhaleden evvel, müracaat eden firmalar arasında işlerin bölüştürüldüğü ve hangi firmaların hangi yolları ne miktar üzerinden alacaklarının belirlendiği duyulmuş ve durum Ankara 7 nci Noterine 29.9.1997 tarihinde tespit ettirilmiştir.
Ankara 7 nci Noterliğinin kopyası ilişik 29.9.1997 tarihli tutanağında gösterildiği üzere;
Çayeli-Hopa yolunun 274 milyon dolar ihale bedeliyle Anavatan Partili ve bu Partinin kasası olarak bilinen Cengiz İnşaatın sahibi Mehmet Cengiz’e verileceği;
İyidere-Çayeli yolunun 122 milyon dolar, Araklı-İyidere yolunun 52 milyon dolar, Giresun-Espiye yolunun 108 milyon dolar bedelle Anavatan Partili Polat İnşaat ile Özışık İnşaat şirketlerine ve Anavatan Partili iki şirkete verileceği tespit edilmiş bulunmaktadır. (Ek No:1)
İhale sonucunda altı yolun her birini 7 nci Notere tespit ettirilmiş olan firmalar almışlardır. İhale bedelleri de küçük farklarla önceki tespitlere uygun olmuştur.
İhaleyi 17,55 kırarak alan bir firma karşısında diğerleri 16,53; 16,51; 16,48; 15,88; 15,77 kırma teklifinde bulunmuşlar; diğer bir ihalede 14 kıran firmaya karşılık, diğerleri 14,17; 14,25; 15.,70 kırmışlar; yani, her iki yol için farkları 1 puanı bile bulamamıştır.
İhaleye çıkış bedeline nazaran:
Çayeli-Hopa yolu yüzde 20,30 indirimle Cengiz İnşaat’a; İyidere-Hopa yolu yüzde 17,55 indirimle Bayındır’a; Araklı-İyidere yolu yüzde 18,50 indirimle Polat İnşaata; Piraziz-Espiye yolu yüzde 16,80 indirimle Enteks-Kolin İnşaata; Giresun-Espiye yolu yüzde 16,91 indirimle Özışık İnşaata verilmiştir.
Görülüyor ki, ihalede fiyat kırmalar gayet cüzî olmuştur. İnşaatı aynı şartlara, aynı bölgeye ait bir ihale olan Rize-İspir karayolu ihalesinde yüzde 41,9 indirim yapılmıştır. Bu ihalelerin yapıldığı gün Mersin-Adana karayolu ihalesinde yüzde 48,77 indirim yapılmış bulunmaktadır. 5 Aralıkta Kütahya-Simav karayolu davet suretiyle ve aynı usulle yüzde 57,15 indirimle sonuçlanmıştır.
Bu hale göre, Karadeniz sahil yolunun devamı olan yolların ihalesinde, işler önceden paylaştırılmış, fiyat teklifleri ayarlanmış ve rekabete meydan verilmeyerek devlet büyük ölçüde zarara sokulmuştur. Bu zarar, yukarıda belirtilen normal ihaleler emsal alındığında en az 55-60 trilyon liradır.
Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu, ihaleleri önceden belirlenen şekilde kanunlar hilafına sonuçlandırmakla görevini kötüye kullanmış ve devleti 55-60 trilyon lira zarara sokmuş bulunmaktadır.
Bu itibarla, Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu hakkında Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine göre soruşturma yapılması için Anayasanın 100 üncü Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılması için gereğini arz ederiz.
Saygılarımızla.
1- Nevfel Şahin (Çanakkale)
2- Ümran Akkan (Edirne)
3- Ayvaz Gökdemir (Kayseri)
4- Y. Fevzi Arıcı (İçel)
5- Ayfer Yılmaz (İçel)
6- Meral Akşener (İstanbul)
7- Mustafa Cihan Paçacı (Elazığ)
8- Hasan Ekinci (Artvin)
9- Mehmet Gölhan (Ankara)
10- Haluk Yıldız (Kastamonu)
11- İsmail Karakuyu (Kütahya)
12- Nurhan Tekinel (Kastamonu)
13- Nihan İlgün (Tekirdağ)
14- Mustafa Kemal Aykurt (Denizli)
15- Rıza Akçalı (Manisa)
16- Saffet Arıkan Bedük (Ankara)
17- Mehmet Gözlükaya (Denizli)
18- A. Esat Kıratlıoğlu (Nevşehir)
19- Turhan Tayan (Bursa)
20- Bekir Aksoy (Çorum)
21- Turhan Güven (İçel)
22- Ergun Özdemir (Giresun)
23- Halil Yıldız (Isparta)
24- Abdülbaki Ataç (Balıkesir)
25- Nevzat Köse (Aksaray)
26- Nahit Menteşe (Aydın)
27- Mehmet Sağlam (Kahramanmaraş)
28- İsmail Kalkandelen (Kocaeli)
29- Hacı Filiz (Kırıkkale)
30- Necati Çetinkaya (Konya)
31- Ali Rıza Gönül (Aydın)
32- Mustafa Çiloğlu (Burdur)
33- Tahsin Irmak (Sıvas)
34- Ahmet Sezal Özbek (Kırklareli)
35- İsmet Attila (Afyon)
36- Bahattin Şeker
(Bilecik)37- Zeki Ertuğay (Erzurum)
38- Doğan Baran (Niğde)
39- Tayyar Altıkulaç (İstanbul)
40- M. Halit Dağlı (Adana)
41- Necmettin Dede (Muş)
42- Salih Sümer (Diyarbakır)
43- Yusuf Bacanlı (Yozgat)
44- İrfettin Akar (Muğla)
45- Mustafa Dedeoğlu (Muğla)
46- Kadir Bozkurt (Sinop)
47- Sedat Edip Bucak (Şanlıurfa)
48- Mahmut Nedim Bilgiç (Adıyaman)
49- Necmi Hoşver (Bolu)
50- Ufuk Söylemez (İzmir)
51- Mehmet Ali Yavuz (Konya)
52- Hayri Doğan (Antalya)
53- Ahmet Bilgiç (Bal
ıkesir)54- İlyas Yılmazyıldız (Balıkesir)
55- Bayar Ökten (Şırnak)
56- Mehmet Selim Ensarioğlu (Diyarbakır)
57- Hayri Kozakçıoğlu (İstanbul)
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Sayın milletvekilleri, Anayasanın 100 üncü maddesinde ifade olunan “Meclis, bu istemi en geç bir ay içinde görüşür ve karara bağlar” hükmü uyarınca, soruşturma önergelerinin görüşülme gününe dair Danışma Kurulu önerileri, daha sonra Genel Kurulun onayına sunulacaktır.
Sayın milletvekilleri, Başbakanlığın Anayasanın 82 nci maddesine göre verilmiş bir tezkeresi vardır; okutuyorum:
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)
8. – Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in Almanya’ya yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekiline ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1431)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in, Bosna-Hersek Temas Grubunun Kosova’da yaşanan son gelişmelerin ele alınacağı Bonn’da yapılan Dışişleri Bakanları toplantısına katılmak üzere, bir heyetle birlikte, 24-26 Mart 1998 tarihlerinde Almanya’ya yaptığı resmî ziyarete, İzmir Milletvekili Ahmet Piriştina’nın da iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.
Anayasamızın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.
A. Mesut Yılmaz Başbakan
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, tezkereyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım:
V. – ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. – (11/15) esas numa
ralı gensoru önergesinin gündemdeki yeri ve görüşme gününe ilişkin Danışma Kurulu önerisiDanışma Kurulu Önerisi
No:111 Tarih: 22.4.1998
20.4.1998 tarihinde dağıtılan ve aynı tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan ve Genel Kurulun 21.4.1998 tarihli 79 uncu Birleşiminde okunmuş bulunan Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu hakkındaki (11/15) esas numaralı gensoru önergesinin gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmında yer almasının ve Anayasanın 99 uncu maddesi gereğince gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerin, Genel Kurulun 28.4.1998 Salı günkü birleşiminde yapılmasının Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.
Hikmet Çetin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
Salih Kapusuz Ülkü Güney
FP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili
Saffet Arıkan Bedük Metin Bostancıoğlu
DYP Grubu Başkanvekili DSP Grubu Başkanvekili
Önder Sav Mahmut Yılbaş
CHP Grubu Başkanvekili DTP Grubu Başkanı
BAŞKAN – Öneri üzerinde söz talebi?.. Yok.
Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmına geçiyoruz.
VI. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE
MECLİS ARAŞTIRMASI
A) GÖRÜŞMELER
1. – İstanbul Milletvekili Meral Akşener ve 71 arkadaşının, kanuna ve genel ahlaka aykırı şekilde mal edinmek suretiyle görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 12 ve 13 üncü maddelerine uyduğu iddiasıyla Turizm eski Bakanı ve Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/17)
BAŞKAN – Genel Kurulun 14.4.1998 tarihli 76 ncı Birleşiminde alınan karar gereğince, İstanbul Milletvekili Sayın Meral Akşener ve 71 arkadaşının, kanuna ve genel ahlaka aykırı şekilde mal edinmek suretiyle görevine kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 12 ve 13 üncü maddelerine uyduğu iddiasıyla Turizm Eski Bakanı ve Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.
Bu görüşmede, sırasıyla, önergeyi verenlerden ilk imza sahibine veya onun göstereceği bir diğer imza sahibine; şahısları adına ise 3 sayın üyeye ve son olarak da, hakkında soruşturma istenmiş bulunan Sayın Başbakan A. Mesut Yılmaz’a söz verilecektir. Konuşma süreleri, bütün üyeler için, 10’ar dakikadan ibarettir. İçtüzüğün 108 ve 60 ıncı maddeleri.
Meclis soruşturması önergesi, Genel Kurulun 25 Mart 1998 tarihli 71 inci Birleşiminde okunmuş ve bastırılarak sayın üyelere dağıtılmıştır. Bu nedenle, soruşturma önergesini tekrar okutmuyorum.
Söz alma talebinin iletildiği birleşimde 39 sayın arkadaşımın talebi olmuş, o gün gerekli işlem yapılmış; buna göre, şimdi isimlerini okuyacağım 3 sayın arkadaşıma söz verilmiştir. Ben bunu uygulayacağım.
Şahısları adına söz alan sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum: Birinci sırada, Giresun Milletvekili Sayın Ergun Özdemir; ikinci sırada, Adana Milletvekili Sayın Uğur Aksöz; üçüncü sırada, Bayburt Milletvekili Sayın Ülkü Güney. Bu sayın milletvekilleri bulunmadığı ya da söz sıralarını, daha önce söz almış arkadaşlarım arasından birine devretmek istedikleri zaman devir imkânları vardır.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Önerge sahipleri adına, Sayın Baki Ataç konuşacaklar.
BAŞKAN – Sayın Ataç konuşacaklar öyle mi; bunu, önergede birinci imza sahibi Sayın Akşener’den duyayım efendim.
MERAL AKŞENER (İstanbul) – Sayın Abdülbaki Ataç konuşacaklar.
BAŞKAN – Gruplar adına işlem imkânımız olmadığı için, Sayın Akşener’den söylemesini rica ettim.
Önergede imzası bulunanlardan Sayın Ataç; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10 dakika.
ABDÜLBAKİ ATAÇ (Balıkesir) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin sayın üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Başbakan Mesut Yılmaz ve ailesi hakkında, 3628 sayılı Kanunun 12 ve 13 üncü maddeleri ile Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine muhalefetten dolayı verilen soruşturma önergesi üzerinde, önerge sahibi olarak söz almış bulunuyorum.
Başbakan Mesut Yılmaz ve ailesinin sahip oldukları servetteki olağandışı artış, sık sık basında yer almış ve kamuoyunda tartışılır hale gelmiştir. Özellikle, servetin kaynağı konusunda kuşkulara neden olan iddialara, delil ve emarelere dikkatinizi çekmek ve bu kısıtlı süre içinde bilgilerinize sunmak istiyorum.
Bu önerge veri
ldiği zaman, bazı medya ve Anavatan Partili arkadaşlarımız, bunun bir intikam önergesi olduğu iddiasında bulundular ve Sayın Çiller hakkında verilmiş olan soruşturma önergesine mukabele bir önerge olduğunu iddia ettiler. Halbuki, Sayın Yılmaz’la ilgili bu iddialar, yıllardır devam ediyor. Daha gerilere gittiğiniz zaman, 1986 yılında, Cüneyt Canver ve arkadaşları tarafından verilmiş araştırma önergesinde, yine Sayın Yılmaz’ın ve Yılmaz biraderlerinin adı geçiyor. Yine, bakın -şimdi, ismini vermeden söylemek istiyorum- 1993 yılında bir sayın bakan “Mesut Yılmaz, bir TIR filosunun ortağı mıdır” diye soruyor; “bu TIR filosuyla kaçakçılık yapılmış mıdır” diye soruyor; “kaçakçılığa bulaşmış TIR filosuyla mallarımı neden taşımak istedi” diye soruyor; “Mesut Yılmaz, İstanbul Beyaz Sarayı nasıl ele geçirdi” diye soruyor; “Mesut Yılmaz’ın kardeşi Turgut Yılmaz servetini nasıl yaptı” diye soruyor; “Turgut Yılmaz’ın şirketlerinin arkasında Mesut Yılmaz yok mu” diye soruyor ve o günlerde, bu sorular, Türkiye’nin en büyük gazetelerinde manşet oluyor “her tarafımız çamur dolu” diye başlıklar atılıyor. Bu soruları soran, şu andaki önerge sahipleri değil, 1993 yılındaki bir sayın bakan.İRFETTİN AKAR (Muğla) – Hangi bakan?..
ABDÜLBAKİ ATAÇ (Devamla) – ANAP’tan hemen ses geliyor; biz, şöyle bekliyoruz o tarihte: “Böyle bir şey yok; bu söylenenler doğru değil; bunlar yanlış bilgiler” denilmek yerine, yine o gazetenin baş sayfalarında Anavatan Partisinden verilen cevaplar şu seviyede: “Sen ne diyorsun, terbiyesiz, dolandırıcı, köprüaltı çocuğu, vergi kaçakçısı, kumarcı, Demirel’in çantacısı, peşkeşçi...” Bakana verilen cevaplar bunlar. (DYP sıralarından alkışlar)
Onun için, bunu, bir intikam önergesi olarak almayın. Biz, kamuoyunun aydınlanmasını istiyoruz; bir yanlışlık varsa, ortaya çıkmasını arzu ediyoruz. Bakın, önergemizin can damarı olabilecek konulardan birkaç tanesini, çok fazla detaya girmeden, Yüce Mecli
se aktarmak istiyorum.Sayın Yılmaz’a ait olduğu, (10/198) sayılı Meclis araştırma komisyonuna gönderilen banka kayıtlarıyla belgeli olan; ancak, Sayın Yılmaz’ın haberdar olmadığını beyan ettiği Finansbank kurucu hisselerinden bahsetmek istiyorum. Başbakan Yılmaz’ın haberdar olmadığını beyan ettiği bu hisseler, doğal olarak, mal bildiriminde de yer almamıştır. Düşünün ki, bir bankada kurucu hissedarsınız ve bundan haberiniz yok. Bunun için, ya bu türden sayısını bilemeyecek kadar çok girişiminiz olmalı ya da hileyle size bu hisseler verilmiş olmalı. Burada, ister istemez, insanın aklına, bunların doğal olmayan yollarda
n edinilmesinden dolayı gizlenmek istenip istenmediği sorusu takılmaktadır. Başbakanın haberdar olmadığı hisseler, bizzat Turgut Yılmaz’ın talimatıyla, 12.1.1995 tarihinde satılıyor ve -yine onun bilgilerine dayanarak söylüyorum- bir okul inşaatına bağışlanıyor. Herhalde, Sayın Yılmaz’ın, bu satıştan haberi vardır, bağıştan haberi vardır; alıştan haberi olmamış; ama, mutlaka satıştan haber vermişlerdir.Sayın Yılmaz’ın bu hisselerden haberdar olmadığı beyanına inansak bile, kurucu hissedarlığın mevzuat hükümleri gereği yapılan işlemleri nasıl yapıldı, sahte imza mı kullanıldı? Adınıza, sizin adınıza bu işlemleri başkası mı yaptı; nasıl oldu Sayın Yılmaz? Hiç de inandırıcı olmayan bu beyana dayanarak sormak isterim ki, mal bildiriminde beyan etmediğiniz, haberdar olmadığınız, unuttuğunuz ya da gizlemek ihtiyacını hissettiğiniz başka menkul veya gayrimenkulleriniz var mı? Örneğin, işlemlerinde usulsüzlüklerin müfettişlerce tespit edildiği söylenen Tekstilbank ailenizin midir?
Sayın milletvekilleri, bir diğer önemli konu ise, uluslararası nakliyat işi yapan Transalkim şirketidir. 1980 yılında kurulan şirket, Sayın Mesut Yılmaz, Turgut Yılmaz ve Claudia Yılmaz denetimindedir, ta ki 1985 yılına kadar. Şirket, herhalde, Mesut Yılmaz’ın politik geleceği düşünülerek olsa gerek, Herbert Bader isimli Alman muhasebeciye devredilmiştir. Transalkimin maaşlı memuru olan, 55-60 metrekarelik bir daireda kiracı olarak yaşayan Herbert Bader sayesinde, Yılmaz ve ailesi, resmî kayıtlarda görünmekten kurtulmuştur.
Transalkim kon
usunu kapatmadan önce, bu şirkete ait TIR’ların, GSD Dış Ticaret Anonim Şirketinin hayalî ihracat olaylarına karıştığı iddialarının belgeli olduğunu hatırlatmak isterim.Sayın Yılmaz Ailesi şu soruların cevabını vermek zorundadır:
1- Almanya’da kurulan bu şirketin -1980 senesi aralık ayında Ludwigsburg Kasabasındaki bankaya bloke edilen- kuruluş sermayesi olan 50 bin DM Almanya’ya nasıl gelmiştir?
2- Almanya’daki şirketin sermayesi Türkiye çıkışlı olduğuna göre, kâr ve zararlar Hazineye deklare edilmiş
midir?3- Kazançlar Türkiye’ye transfer edilmiş mi, yoksa Almanya’da mı tutulmuştur?
4- Almanya’dan Türkiye’ye gelen askerî malzeme ve yedek parçaların taşınma işi Transalkim firması tarafından gerçekleştirilmiştir. Bunun, Sayın Yılmaz’ın Dışişleri Bakanlığı yaptığı döneme isabet etmesi, bir tesadüf müdür?
Bir diğer konu da, Sayın Başbakan ve eşinin, hisselerini Turgut Yılmaz’a devrettikleri Delta Deri Giyim Sanayii Anonim Şirketidir. Bu şirketin vergi kaçırdığı, mahkeme kararıyla sabittir. Delta Deri Giyim Sanayii Anonim Şirketinin sabıkası bununla da bitmiyor. Ne yapmış Yılmaz Ailesinin şirketi; siyasî nüfuz kullanarak hazineye ait araziyi işgal etmiş. Delta Deri Giyim Sanayii Anonim Şirketi, 1980 yılından 1994 yılına kadar, 14 yıl süreyle işgal ettiği İstanbul Maltepe’deki bu arazi için ecrimisil
ödemiştir.Tekelin Almanya distribütörlüğünün Aydın Yardımcı’ya verilmesi, Conrad Otelinin yine Sayın Yılmaz Ailesine ait olduğuna dair iddialar, bizzat Turgut Yılmaz ve eşinin Alman bankalarındaki devamlı değişkenlik arz eden yüklü tasarruf hesapları, sahip olunan korkunç maliyetli villa ve konutlar, büyük servet artışı, haklı olarak, bunun kaynağının ne olduğu konusunda şüphe uyandırmaktadır.
Büyük servetin kardeş Turgut Yılmaz üzerinde gösterilerek gizlendiği, kısa zamanda edinilen bu servetin kazanılmasında Turgut Yılmaz’ın Anavatan Partisi MKYK Üyesi olması ve özellikle, Mesut Yılmaz’ın bakanlık ve başbakanlık görevleri sırasında sahip olunan siyasî güç ve otoritenin etkili olduğu inancı, kamuoyunda paylaşılmaktadır. Turgut Yılmaz’ın, kardeşi Mesut Yılmaz Ailesine milyarlarla ifade edilen hediyeler sunması, her iki ailenin kasalarının aynı olduğu kanaatini uyandırmaktadır.
Değerli milletvekilleri, vaktimiz gerçekten çok kısıtlı. 10 dakikalık süre içerisinde, önergemizdeki diğer konulara da değinmek istiyorum; ama, o önerge, daha önce, milletvekili arkadaşlarımıza dağıtıldığı için, asıl, bugün, burada, yarın 78 inci yıldönümünü kutlayacağımız Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu önergeyle ilgili oylamada çok önemli bir sınav vereceğine olan inancımı tekrarlamak ve bu sınavın sonucunun Yüce Milletimiz tarafından dikkatle takip edildiğini hatırlatmak istiyorum; çünkü, inanıyoruz ki, Yüce Milletimiz, her şeyden haberdar olmalıdır, bir sayın başbakanın mal varlığının kaynağının ne olduğundan, ne gibi yerlerden elde edildiğinden haberdar olmalıdır. Gerçekten haksız servet edinme kuşkularının giderilmesi isteniyorsa, şüphesiz, bunun, bir Meclis soruşturması açılmasıyla mümkün olacağı muhakkaktır.
Anavatan Partili
Milletvekili arkadaşımız Sayın Ahmet Alkan’ın, bundan altı gün önce yaptığı kanuşmadan, zabıtlardan aldığım sözlerine bakın. Sayın Ahmet Alkan herhalde buradadır.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ABDÜLBAKİ ATAÇ (Devamla) – Müsaade eder misiniz Sayın Başkan?
BAŞKAN – Sayın Ataç, lütfen toparlar mısınız efendim.
ABDÜLBAKİ ATAÇ (Devamla) – Bir iki dakika eksüre verebilir misiniz Sayın Başkan?
BAŞKAN – İki dakika eksüre verdim efendim, yenileme imkânım yok.
Buyurun.
ABDÜLBAKİ ATAÇ (Devamla) – Diyor ki: “Yapmadık, böyle bir suç yoktur diyenlere, kendine güvenenlere düşen, bu önergeye oy verip, yargı önünde aklanıp gelmektir.” Herhalde bu söz, sadece Tansu Çiller için geçerli değil. Eğer aklanıp gelmek istiyorsanız, bu önergeye evet oyu vermelisiniz. (DYP sıralarından alkışlar)
Yine, bakın, Demokratik Sol Partinin çok değerli sözcüsü, kendisine saygı duyduğumuz çok değerli hocamız, bundan altı gün önce bir konuşma yaptı; herhalde, DSP’li ve Anavatanlı milletvekilleri tarafından da çok alkışlandığı için -zabıtlarda öyle geçiyor- o sözleri hüsnükabul gördü. Sayın Hocamız diyor ki: “Yüce Divan önünde birisi aklandığında, emin olun ki, en çok sevinen, onu oraya yollamış olanlardır ve en çok sevinen, bu konuda konuşmuş olanlardır. Sizin de bu aklanmayı beklemeniz ve o sevinci karşılamanız gerekir. Niye sevinmek istemiyorsunuz, niçin sevinmek istemiyorsunuz?!” Şimdi, niye sevinmek istemediğinizi veya sevinmek istediğinizi bu oylamayla göstereceksiniz. Bakalım, Sayın Mümtaz Soysal, Demokratik
Sol Partide, söylediklerine ne kadar itibar edilen bir insan, onu göreceğiz. (DYP sıralarından alkışlar) Ancak, Sayın Ecevit, bugünkü beyanlarında “biz böyle bir şeye oy verirsek, Hükümetin başı gitmiş olacak, dolayısıyla bir hükümet bunalımı olacak. Ben, Cumhuriyet Halk Partisini anlamakta zorluk çekiyorum” diyor. Cumhuriyet Halk Partisi dünkü beyanında sadakat gösterirse, Yüce Milletimiz, işte bu söylenilenlerin ne kadar gerçekleştiğini -televizyonları başında- dikkatle takip edecek ve bu sonucu önümüzdeki günlerde çok iyi değerlendirecektir.Ben, sözlerimi şöyle bağlamak istiyorum: Biraz evvel de ifade ettim...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Ataç, efendim saygınızı sunar mısınız lütfen.
ALDÜLBAKİ ATAÇ (Devamla) – Demokrasimizin gerçekten mabedi olan Yüce Meclisin bu soruşturma önergesinde göstereceği kararlılık, bir kere daha, demokrasimizin ne kadar sağlıklı gelişip gelişmeyeceğinin işareti olacaktır.
Halkımızın 23 Nisan Bayramını kutluyor ve Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Ataç, teşekkür ediyorum.
Giresun Milletvekili Sayın Ergun Özdemir; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)
ERGUN ÖZDEMİR (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum ve bu vesileyle, Büyük Milletimizin ve Yüce Heyetinizin Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını da yürekten kutluyorum.
Değerli milletvekilleri, Anayasamızın 2 nci maddesinde ifade edildiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti hukuk devleti ise ve biz buna yürekten inanıyorsak ve Yüce Meclisin değerli üyeleri, hukuk devleti olmanın gereği, hakkın ve adaletin ilkelerini devlet yönetiminde asıl kabul ediyorsak, yönetime talip olanların, yönetime gelenlerin siyasî kin ve hırslardan arınıp devleti devlet gibi yönetme bilincine sahip olmaları gerektiğine de inanıyoruz demektir. Türk halkının kendisini yönetenleri tanıması ve bilmek istemesi, hem demokrasinin hem de yönetilen olmanın en tabiî gereğidir; kaldı ki, vatandaşlık hukuk
unun da kendilerine verdiği tabiî bir haktır. Bu bakımdan, bir grup milletvekili arkadaşımızın, Başbakan Sayın Mesut Yılmaz ve ailesi hakkında mal varlığıyla ilgili olarak soruşturma komisyonu kurulması girişimini ve talebini bu esaslar içerisinde mütalaa etmek ve değerlendirmek gerekir.Değerli milletvekilleri, önergenin tümü üzerinde ayrı ayrı görüşlerimi ifade etmem, takdir edersiniz ki, zamanın kısıtlı olması nedeniyle imkânsızdır. Kaldı ki, biraz önce önerge üzerinde konuşan Sayın Ataç, görüşlerini ayrı ayrı belirtti. Ben, bu konuda, belgelerle, delillerle konuşmak istiyorum. Bu nedenle, sizlere, artık iddia olmaktan çıkmış, işlendiği ve gerçekleştiği konusunda hiçbir tereddüte yer olmayan bir eylemden bahsetmek istiyorum ki, bu eylem açıkça suç teşkil
etmektedir. Nedir bu eylem:Bakınız, Başbakan Sayın Mesut Yılmaz, 1990 yılında Finansbanka hissedar oluyor; sahip olduğu bu hisseleri beş yıl sonra satıyor. Bu tarihler arasında Bakanlık ve Başbakanlık yapan Sayın Yılmaz, ne hikmetse, üzerine kayıtlı bu hisseleri mal beyanlarında göstermiyor. Bütün bunları nereden biliyoruz; ortada inkârı mümkün olmayan üç delil ve tespit var.
Birincisi, Sayın Mesut Yılmaz hakkında daha önce kurulan (10/198) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu raporu. Bu olay, raporun 46 ncı ve 47 nci sayfalarında açıkça yer almaktadır. Komisyonun vermiş olduğu rapor ve raporun 46 ncı ve 47 nci sayfaları da, işte, aynen buradadır.
İkinci delil ise, Sayın Mesut Yılmaz’ın, 1990 ve 1995 yılları arasında verdiği mal bildirimleridir. 1983 yılından beri verdiği mal bildirimleri de, işte, buradadır ve hiçbirinde banka hisselerini beyan etmemiştir; 1990’la 1995 arasında -1990, 1991, 1993 ve 1995’te- dört defa mal bildiriminde bulunmuştur, banka hisseleri mal bildiriminde yoktur.
Üçüncü delil ise, çok açık ve net, Sayın Başbakanın hissedarı olduğu bankanın, yani, Finansbankın bilgisayar kayıtlarıdır. İşte, Finansbankın bilgisayar kayıtları da buradadır. Bu bilgisayar kayıtlarında Sayın Yılmaz’ın hisseleri gözükmemektedir; aksine,
banka mevzuatına aykırı olacak şekilde hisseleri olduğu anda, portföyü de mevcuttur o bankada. O da burada açık ve nettir.Değerli milletvekilleri, tüm bu saydığım delillere ve araştırma komisyonunun tespitine rağmen, Sayın Yılmaz ne demiştir biliyor musunuz; “ben, öyle bir hissenin sahibi olduğumdan haberdar değilim” demiştir, inkâr yolunu seçmiştir. Sayın Başbakan, saklamanız, inkâr etmeniz hiçbir işe yaramaz; çünkü, bunlar, delilli, belgeli ve arşivlenmiş olarak komisyon dosyasında bekliyor; bundan sonra “hayır, haberim yoktur” demekle inandırıcı olamazsınız, “bilmiyorum” demeniz de hukuken hiçbir değer ifade etmez; çünkü, siz de her Türk vatandaşı gibi, kanunu bilmek zorundasınız. Kaldı ki, siz, Başbakansınız...
Değerli milletvekilleri, netice olarak, Sayın Mesut Yılmaz’ın, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 12 nci ve 13 üncü maddelerine aykırı davrandığı çok açık ve nettir. Sayın milletvekilleri, bu durum da, sadece bu fiil dahi, Sayın Mesut Yılmaz hakkında soruşturma açılmasını gerektirmektedir. Kaldı ki, verilen soruşturma önergesini incelediğimizde, önergede, bunun gibi, belge ve delillere dayalı başka birçok olay daha bulunmaktadır.
Değerli milletvekilleri, bazı iddia sahipleri gibi “elimde bilgi var, belge var, bazı duyumlar aldık” diyerek, insanları, aileleri ve camiaları töhmet altında bırakmak istemiyorum. Günü geldiğinde, elimizdeki belge ve deliller istenildiğinde “hayır, elimizde belge ve delil yoktu; sadece duyumlar almıştık” diyerek kıvırtmak da istemiyorum. (DYP sıralarından alkışlar) Bu nedenle, hep belge ve delil diyor ve bu delilleri sizlere arz ediyorum.
Değerli milletvekilleri, şimdi, size bir pasaj okuyacağım: “Ben, hayatımda hiç mahkemeye gitmedim, hiç yargılanmadım; ellerinde bir belge varsa, o belgeyi görmek istiyorum; sadece kendimin değil, kardeşlerimin, karımın, annemin, kimin hakkında bir suç isnadı varsa, herhangi bir kanuna, ahlaka aykırı bir işlemim varsa, lütfen, hesabını sorsunlar, cevaplandırayım” diyor. Kim mi diyor; Sayın Mesut Yılmaz’ın kardeşi Turgut Yılmaz, 7 Aralık 1995 tarihinde Show-TV’de diyor; dokümanları burada.
Değerli milletvekilleri, bu kürsüden, milletimizin önünde söylüyorum: (10/198) esas numaralı mal varlığı araştırma komisyonu raporu ve ekleri ile (10/958) esas numaralı hayalî ihracatı araştırma komisyonu ve raporları incelendiğinde, Sayın Turgut Yılmaz, başkalarının söylemesini beklememelidir; çünkü, bu dosyalar içinde, kendisini ve şirketlerini ilgilendiren belgeler ve suçlamalar bulunmaktadır. Zamanımın kısıtlı olması nedeniyle, bu belgeler ve iddialar içerisinde sadece birinden, Delta Deri Giyim Sanayii Anonim Şirketinden bahsetmek istiyorum:
Sayın Turgut Yılmaz’ın Meclis araştırması komisyonuna vermiş olduğu mal beyanında da belirttiği gibi, bu şirketin yüzde 53 hissesi kendisine ait olup, Sayın Mesut Yılmaz ve eşi, Delta Deri Giyim Sanayii Anonim Şirketinin ortaklarındandır. Bu şirketin vergi kaçırdığı, maalesef, mahkeme kararıyla tescil edilmiştir. Evet, mahkeme kararı buradadır; işte, İstanbul 9. Vergi Mahkemesinin vermiş olduğu 1989 tarihli, 1130 sayılı hüküm.
Değerli milletvekilleri, biraz önce Sayın Ataç da belirttiler; ama, çok özetle bahsetmek istiyorum: Sayın Turgut Yılmaz’ın, Meclis araştırması komisyonuna vermiş olduğu mal beyanına göre Transalkim adında bir şirketi var. Ne ilahi tesadüftür ki, Almanya’da da, Herbert Bader adında bir muhasebecinin de Transalkim adında bir şirketi var. İsim aynı. Bu Herbert Bader, 60 metrekarelik bir dairede oturmaktadır ve Almanya’daki şirket, 100 milyon markın üzerinde ciro yapmaktadır, Türkiye’nin devlet ihalelerinde, TIR’ları nedeniyle, taşımacılık ihalelerini de almıştır; ama, kayıtlarda görünmemektedir. Yalnız, Sayın Turgut Yılmaz’ın istifa... (ANAP sıralarından “Şaşırma” sesleri)
Zaman kısa da ondan... Şaşırmayız.
Sayın Turgut Yılmaz’ın da ifade ettiği gibi, kendisinin Transalkim şirketi ile Almanya’daki Transalkim şirketi arasında işbirliği de, iş ortaklığı da vardır. Bizzat kendisi söylüyor, komisyon raporları burada, açık ve net belirtiyor.
AHMET ALKA
N (Konya) – Zaman kısa da, aynı şeyleri niye tekrar edip duruyorsunuz.ERGUN ÖZDEMİR (Devamla) – Ben, şahsım adına konuşuyorum.
Tüm bu belge ve delillerden sonra, söylenecek tek şey kalıyor; ya olduğunuz gibi görüneceksiniz ya göründüğünüz gibi olacaksınız. (DYP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Özdemir, zatıâlinize de 2 dakikalık süre verme imkânım var; lütfen, toparlar mısınız.
ERGUN ÖZDEMİR (Devamla) – Çok teşekkür ediyorum; toparlıyorum Sayın Baş
kan.Değerli milletvekilleri, bir taraftan, yetimin hakkını savunduğunuzu söyleyeceksiniz; ama, diğer taraftan, kıvrak bir zekâyla, devalüasyon öncesi düşük kurla devletten alınan dolarlarla hissedarı olduğunuz bankanız, yani, Finansbank, en fazla kâr sağlayan bankalar sırasında birinci olacak. İşte, 4 Şubat 1998 tarihli Hürriyet Gazetesi. Ne diyor gazete: “Müdahaleden kârlı çıkan ilk 10 banka...” Birincisi Finansbank, eh, altıncısı da Tekstilbank.
Bir taraftan temiz siyasetten bahsedeceksiniz, diğer taraftan, Güneş Motel tezgâhlayıcılarına dahi parmak ısırtacak bir şekilde, mebus pazarları kuracaksınız, yaptığınız milletvekili transferleriyle, Mecliste üçüncü durumda olan partinizi birinci duruma getireceksiniz.
YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Siz ne yapıyorsunuz?!
ERGUN ÖZDEMİR (Devamla) – Başbakan olduğunuzun ertesi günü de, yandaşınız olan medya kuruluşlarına trilyonluk teşvikleri verecek ve enerji ihalelerini dağıtacaksınız. Buna karşılık, yandaşınız olan medya kuruluşları da, sizi, yapay bir dürüstlük imajıyla kamuoyuna pazarlayacak. (DYP sıralarından alkışlar)
Bir taraftan, muhalif partileri, siyasetinize uygun davranış biçimi sergilediğinde övecek ve alkışlayacaksınız; diğer taraftan da, siyasetinize uymadığı gün geldiğinde, menfaat çetesi olarak suçlayacaksınız. İşte, 28 Ağustos 1994 tarihli Milliyet Gazetesi. Ne deniliyor: “Hükümet, Çiller’in menfaat çetesi ile CHP partizanlığının ortaklığına dönüşmüştür.” İlahi tesadüfle, Sayın Turgut Yılmaz da, aynı sütunun üst bölümünde, Sayın Erez için “Erez adam değil” diyor. (DYP sıralarından “Bravo” sesleri)
Değerli milletvekilleri, sonuç olarak, Sayın Mesut Yılmaz’ın Türkiye Büyük Millet Meclisine verdiği mal bildiriminden de anlaşılacağı üzere -bizzat kendi mal bildiriminden- 1983 yılında, küçük bir işyerinde, mütevazı sayılacak bir gelirle...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ERGUN ÖZDEMİR (Devamla) – Tamamlıyorum...
BAŞKAN – Efendim, lütfen, saygı sunup iner misiniz.
ERGUN ÖZDEMİR (Devamla) – İniyorum efendim.
BAŞKAN – Lütfen...
ERGUN
ÖZDEMİR (Devamla) – Efendim, iniyorum.Konuşmamı, halkımın çok sevdiği bir sözle bitirmek istiyorum: “Dinime dahleden bari Müselman olsa.” Dinime küfreden bari Müslüman olsa, gam yemeyeceğim.
Hepinize saygılar sunarım. (DYP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özdemir.
Sayın milletvekilleri, şimdi, Adana Milletvekili Sayın Uğur Aksöz.
Sayın Aksöz, buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)
UĞUR AKSÖZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Yarın 23 Nisan, neşe doluyor insan diyelim ve biraz neşeli olalım isterseniz. Nasreddin Hocaya bir devekuşu getirmişler, “bak bakalım, bu nedir?” demişler. Nasreddin Hoca bakmış, “vallahi, deve desem değil, kuş desem değil; bir acayip mahlukat” demiş. Şimdi, ben de diyorum ki -şu önergeyi okuyorum, bir milletvekili olarak, bir hukukçu olarak- araştırma desem değil, soruşturma desem değil, gensoru desem değil; bir dedikodu laklakasından ibaret bir belgedir arkadaşlar. (ANAP sıralarından alkışlar)
Neden?.. Nedenini de söyleyeyim. Bakın, önerge elimde. Birinci paragrafın son satırı: “...basında yer alan haberlerden bu husus anlaşılmaktadır.” İkinci paragraf: “...basında ileri sürülmektedir.” Altıncı paragraf: “...iddialar basında sıkça yer almaktadır.” Yedinci paragraf: “...basında iddia edilmektedir.” Sekizinci paragraf: “...Yılmaz’a ait olduğu iddia edilmektedir.” Sayfayı çeviriyorum -hem basını sevmiyorsunuz, hem de hep basından bahsediyorsunuz- devam ediyoruz. Dokuzuncu paragraf: “...böyle bir işin yapıldığı ileri sürülmektedir.” Onuncu paragraf: “...yaygın iddialar mevcuttur”, “...iddialar yaygın olarak dile getirilmektedir.” Onbirinci paragraf: “...bu hususu uydurduğu gazetelerde yazmıştır”, “_herkesçe bilinen bir husustur.” Onikinci paragraf: “...böyle görüldüğü iddiaları basında yer almıştır.” Onüçüncü paragraf: “...böyle bir menfaat sağladığı iddia edilmektedir”, “...basında sıkça dile getirilen iddialar arasındadır”, “...iddialar basında sıkça yazılmaktadır.” Ondördüncü par
agraf: “...basında yaygın olarak dile getirildiği gibi_”, “_basın ve siyasî parti sözcüleri tarafından sık sık gündeme getirildiği gibi_” Son paragraf: “...böyle olduğu inancı, geniş çevrelerce ifade edilmektedir.”“23 Nisan, neşe doluyor insan” dedik_
Kızım gözün kara mı? Dedi ki: “He.” Beni seviyor musun? Dedi ki: “Yok.” Bu, ona benziyor arkadaşlar. Böyle önerge olmaz. (ANAP ve DSP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına böyle önerge verilmez.
Şimdi başka bir şey söylüyorum; yine mahcup olacaksınız. Tarih 19 Haziran 1996, yine bu Meclis ve 64 üncü Birleşim; yine, Doğru Yol Partisi milletvekilleri, Sayın Mesut Yılmaz hakkında böyle bir önerge veriyorlar ve bu önergenin görüşülme günü -bakın altını çiziyorum- Doğru Yol Partili milletvekillerinin verdiği önergenin görüşülme günü, 19.6.1996 ve 64 üncü Birleşim. Doğru Yol Partili milletvekilleri sırayla söz alıyorlar ve Başkana, bu soruşturmadaki imzamızı geri alıyoruz diye pusula gönderiyorlar. Yine, Doğru Yol Partisi millet
vekili öbür arkadaşlarımız kalkıyor “ben de geri alıyorum”, “ben de alıyorum”, “ben de alıyorum...” Derken, önergeyi veren Doğru Yol Partili milletvekillerinin çoğu önergeyi geri alınca, imza, yeterli sayıdan aşağı düşünce, Sayın Başkan açıklıyor: “Önerge işlemden kaldırılmıştır.”Şimdi, bir imza niye alınır diye adama sorarlar. Şunun için alınır: “Ben bu önergenin ciddiyetine inanmıyorum, kusura bakmayın, beni affedin, geri alıyorum”dur; bir. Önergeyi verdiğine pişman olmuştur, onun için alınır; iki. Başka neden alınır?!.
Peki, şimdi, aynı arkadaşlar, aynı DYP’li milletvekilleri, bugün huzurdaki şu önergeye imza atıyorlar... Yani, dün diyorlardı ki: “Biz geri aldık, bu iddialar gayri ciddî.” Şimdi, aynı iddialar için diyorlar ki: “Hayır, bu sefer imza atıyoruz.”
Bakın, şimdi, DYP’li arkadaşlarım gülüyorlar; ama, bunu duyunca gülmeyecekler; kendilerinden özür diliyorum. Böyle davrananlar için ben bir şey demiyorum. Bakınız, DYP’nin Sayın Genel Başkan Yardımcısı, burada, 14 Nisan’da bir beyanat veriyor -hiçbir yorum katmadan okuyorum, onlar yorumu yapsınlar- diyor ki: “Dün şöyle oy verenler bugün böyle verirlerse ‘bunlar satın alınmıştı; ama, sadece satın alınmamışlar, vicdanlarını da satmışlar’ der bu millet ‘ne olmuştur da bir yıl sonra böyle döndüler’ der bu millet. Bütün millet bunlara güler.” Gülüyor mu, bilmiyorum; ona da siz karar verin. (ANAP sıralarından alkışlar)
NECMİ HOŞVER (Bolu) – Sizin halinize gülüyoruz.
UĞUR AKSÖZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, Türk Milletine, ben, buradan sesleniyorum. Bir hafta önce, burada, bir sayın liderin soruşturması görüşülürken, o grubun tavrını herkes izledi. Şimdi, bir başka liderin önergesi görüşülüyor ve o grubun tavrı da izleniyor. Bu millet, farkı farkediyor. Onun için, laf atmayın; oturun, vakur olun, ağır olun. Bakın, halk izliyor; geçen haftaki tavırla, şu haftaki tavrı halk görüyor. Yapmayın_ (ANAP sıralarından alkışlar, DYP sıralarından gürültüler)
Bakın arkadaşlar, ben, laf atılmasını çok severim, biliyorsunuz; sonra gol yersiniz; susun, oturun.
Şimdi, arkadaşlar, yine de haklarını yemeyelim, hep “dedikodu, o dedi, bu dedi, şu dedi” falan demişler; ama, bir tane hukukî laf etmişler; haklarını yemeyeyim. İkinci paragrafın sonunda, bakın, ne diyorlar: “Araştırma komisyonunca yapılan inceleme sonucu, 46 ncı ve 47 nci sayfada, Finansbanka ortak olduğu tespit edilmiştir.” Araştırma komisyonu raporunun sayfasını da söylüyorlar.
Arkadaşlar, hukukta bir kural vardır: “Laf, ağzından çıkıncaya kadar senindir, ağzından çıktı mı sen onun esirisin.” Şimdi, siz, bu lafın esiri oldunuz. Diyorsunuz ki: “46 ncı ve 47 nci sayfalarda tespit edildi ki, Mesut Yılmaz, Finansbankın ortağı.” Peki_ İşte, elimde araştırma komisyonunun raporu; sayfa 46. İyi dinleyin; bakın, ne diyor: “Devlet Bakanı -şimdi aranızda bulunan değerli kardeşim- Sayın Aykon Doğan imzalı belgeye göre, Finansbank kurucular arasında Mesut Yılmaz adına rastlanılmamıştır.” Bu bir_
H. UFUK SÖYLEMEZ (İzmir) – Gizlenmiş_ Gizlemişsiniz_
UĞUR AKSÖZ (Devamla) – Gizlemişiz_ Yani, Aykon Doğan yalan söylüyor; onu ona sorun; onun beyanı. (DYP sıralarından gürültüler)
Devam ediyoruz. Finansbank Anonim Şirketi Genel Müdürlüğünden alınan 7.3.1995 tarihli cevabî yazı: “Mesut Yılmaz’ın ismine rastlanmamıştır.”
Şimdi, Hazine Müsteşarlığı, Aykon Doğan’ın imzasını taşıyan yazıda “yok” diyor, genel müdürlük “yok” diyor, DYP “var” diyor; öyle mi? Yani, biz, şimdi, hangisine inanacağız? (DYP sıralarından gürültüler)
H. UFUK SÖYLEMEZ (İzmir) – Gizlemişsiniz.
UĞUR AKSÖZ (Devamla) – Peki, bu belge bir mahkemeye gitse, siz “46 ncı sayfaya dayanıyoruz” deseniz, hâkim de bunu açıp baktığında “siz buna dayanıyorsunuz; ama, burada ‘ilişiği yok’ deniyor kardeşim; mahkemeyi niye meşgul ediyorsunuz” demez mi size?! (DYP sıralarından gürültüler)
Peki_ Verdiğiniz tek belge bu. Bir de 47 nci sayfa var; oraya atıf yapmışsınız “47 nci sayfa delil” demişsiniz. 47 nci sayfada da deniliyor ki: “Böyle bir hesap kapatılmıştır, böyle bir hesap yoktur.” Araştırma komisyonuna gelen yazı bu ve bu, komisyonun raporu. (DYP sıralarından gürültüle
r)Pekala_ Bakın, şimdi başka bir şeye geliyorum. Söylediğiniz bütün iddialar çürüdü, ileri sürdüğünüz iddialar da boş çıktı. Şimdi sonuca geliyorum.
Sonuç: Diyorsunuz ki: “Sayın Çiller hakkındaki önerge -siz diyorsunuz, ben demiyorum- kabul edilirse, DYP bu Meclisin figüranı olmaz.” Peki, önerge geçen hafta kabul edildi; şimdi, bu Mecliste figüranlar mı var acaba?! (ANAP sıralarından alkışlar) Peki, o zaman biz ona şöyle cevap veririz: Siz “o kabul edilirse, figüran olmayız” dediniz; ama, şu Koca Heyet de, böyle bomboş, saçma sapan bir önergenin aktörü olmaz... (DYP sıralarından gürültüler)
İRFETTİN AKAR (Muğla) – Göreceksiniz... Göreceksiniz...
UĞUR AKSÖZ (Devamla) – Bu Meclis, buna oy vermez; bakın, niye vermez; Fazilet Partisi tavrını belli etti “ben, bu tür olaylara, demokrasi adına, Meclisin saygınlığı adına karşıyım” dedi ve geçen hafta oy vermedi; şimdi Fazilet Partisinin oylarının faziletini hep göreceksiniz; vermeyecekler, çünkü, açıkladılar... (FP ve DYP sıralarından gürültüler)
ASLAN POLAT
(Erzurum) – Niye vermeyeceğiz?!.UĞUR AKSÖZ (Devamla) – Şimdi, geliyoruz Cumhuriyet Halk Partisine... Cumhuriyet Halk Partisi, zaten, bu Hükümete güvenoyu vermiştir; Sayın Genel Başkanları, Genel Başkanımızla görüşmektedir... (FP ve DYP sıralarından “Oo” sesleri) Tabiî... Daha çok bağırırsınız, bakın, çok bağırırsınız... Yarın, 23 Nisanda Genel Başkanları, yine Genel Başkanımızla görüşerek, millet için, memleket için gerekli desteği vermeye devam edecektir... (FP ve DYP sıralarından “Oo” sesleri) Siz, bağırın; daha, çok bağırırsınız... Cumhuriyet Halk Partisi, bugüne kadar sürdürdüğü ciddî çizgiyi sürdürecektir; böyle bomboş şeye oy vermez... (DYP sıralarından “Yalvar... Yalvar...” sesleri) Umudu kendinizden bekleyin, başka partiden beklemeyin ve sözlerimi, Cumhuriyet Halk Partisinin önderi İsmet İnönü’nün bir sözüyle bitiriyorum: Bu önergeye oy verilmez, hadi canım sen de, denir. (ANAP, DSP ve DTP sıralarından alkışlar, FP ve DYP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Sayın Aksöz, teşekkür ediyorum.
Sayın milletvekilleri, sükûnet rica ediyorum... Sayın milletvekilleri, yarın 78 yaşına basıyoruz; rica ediyorum, biraz sakin olalım...
Efendim, Sayın Aksöz, sözün gelişi, gruplar şöyle yaptı, böyle yaptı buyurdular; ama, hepiniz bileceksiniz, Sayın Aksöz de çok iyi bilirler ki, grupların soruşturma önergeleriyle ilgili herhangi bir görüş belirlemeleri, karar almaları mümkün değildir; ama, sözün gelişi öyle ifade buyurmuşlardır. Ben, zabıtların tashihi açısından ifade ediyorum.
UĞUR AKSÖZ (Adana) – Herkes biliyor Sayın Başkan.
BAŞKAN – Şimdi, 3 üncü sırada, Sayın Ülkü Güney konuşacak.
Buyurun. (ANAP sıralarından alkışlar)
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; DYP tarafından Başbakan Sayın Mesut Yılmaz ile ilgili olarak verilen Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Muhterem milletvekilleri, evvela bir tespit yapmak mecuburiyetindeyiz. Acaba, bu soruşturma önergesi niçin verilmiştir? Bu Meclisin, bu tespiti yapması lazımdır.
NECMİ HOŞVER (Bolu) – Siz niye verdiyseniz, biz de onun için...
ÜLKÜ GÜNEY (Devamla) –Sayın Hoşver, bakınız, geçen hafta Sayın Çiller ile ilgili verilen soruşturma önergesinde Grubunuzun tavrını bu millet gördü; sıra kapaklarına vurdunuz, cumhuriyet tarihinde ilk defa yoklama esnasında kavga çıkardınız; bu millet, bunu gördü... (DYP sıralarından gürültüler)
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sizi de gördü.
ÜLKÜ GÜNEY (Devamla) – Onun için, rica ediyorum; biz, sizi dinledik
, hatipleriniz konuşurken bizim Grubumuzdan tek ses ç