DÖNEM : 20 CİLT : 48 YASAMA YILI : 3

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

71 inci Birleşim

25 . 3 . 1998 Çarşamba

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – YOKLAMALAR

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) ÇEŞİTLİ İŞLER

1. – Orman Bakanı Ersin Taranoğlu’nun, Aksaray Milletvekili Nevzat Köse’nin bir önceki birleşimde yaptığı gündemdışı konuşmaya cevap vermek istediğine; ancak, aynı birleşimde Hükümet adına Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk tarafından cevaplandırıldığından, bu isteğinin Başkanlıkça yerine getirilememesi nedeniyle, göndermiş olduğu cevabî yazı

B) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – İçel Milletvekili Abdulbaki Gökçel’in, İçel İlinde açılmasına izin verilen taşocaklarının çevrelerinde meydana getirdikleri zararlara ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in cevabı

2. – Konya Milletvekili Hüseyin Arı’nın, Konya İli Ereğli İlçesinde bulunan kuş cennetinin kirlenmesine ilişkin gündemdışı konuşması ve Çevre Bakanı İmren Aykut’un cevabı

3. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, Vergi Haftasına ilişkin gündemdışı konuşması ve Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in cevabı

C) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Monaco’ya gidecek olan Çevre Bakanı İmren Aykut’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Işın Çelebi’nin vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1383)

2. – Mısır’a gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1384)

3. – Suriye’ye gidecek olan Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1385)

4. – Almanya’ya gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1386)

5. – İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/1387)

6. – Kilis Milletvekili Mustafa Kemal Ateş’in (6/840) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/323)

D) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS ARAŞTIRMASI VE MECLİS SORUŞTURMASI ÖNERGELERİ

1. – Konya Milletvekili Ahmet Alkan ve 106 arkadaşının, kanuna ve genel ahlaka aykırı şekilde mal edinmek suretiyle görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 11, 12, 13, 14 ve 15 inci maddelerine uyduğu iddiasıyla, Devlet eski Bakanı, Dışişleri eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı ve eski Başbakan Tansu Çiller hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/16)

V. – SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARA ÜYE SEÇİMİ

1. – (10/219) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonuna üye seçimi

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa komisyonu raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)

2. – Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınma önergesi (2/669) (S. Sayısı : 338)

3. – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının Aynı Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553)

VII. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Körfez Krizine ve İncirlik Üssüne ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Yücel Seçkiner’in yazılı cevabı (7/4333)

2. – Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Başbakanlık Müsteşarlığına bağlı İnsan Hakları Koordinatörlüğü Üst Kuruluna ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün yazılı cevabı (7/4413)

3. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, vakıf eserlerinin bakım ve onarımına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Metin Gürdere’nin yazılı cevabı (7/4459)

4. – Kırıkkale Milletvekili Hacı Filiz’in, Kırıkkale Köy Hizmetleri İl Müdürlüğüne yapılan atamalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın yazılı cevabı (7/4472)

5. – Bursa Milletvekili Yüksel Aksu’nun, SİTalanıyken turizm merkezi yapılan araziler için onay alınıp alınmadığına ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı Mustafa İstemihan Talay’ın yazılı cevabı (7/4512)

6. – Antalya Milletvekili Osman Berberoğlu’nun;

– Antalya’da turizm merkezi olarak ilan edilen alanlara,

Balıkesir Milletvekili Ahmet Bilgiç’in;

– Fon kaynaklı kredi alan turizm yatırımcılarına,

İlişkin soruları ve Turizm Bakanı İbrahim Gürdal’ın yazılı cevabı (7/4555, 4556)

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açıldı.

Tokat Milletvekili Ahmet Feyzi İnceöz’ün, pancar üreticilerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşmasına, Devlet Bakanı Işın Çelebi,

Aksaray Milletvekili Nevzat Köse’nin, 55 inci Hükümet Döneminde yapılan memur atamalarına ilişkin gündemdışı konuşmasına, Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk,

Ordu Milletvekili Müjdat Koç’un, Yaşlılar Haftasına ilişkin gündemdışı konuşmasına, Devlet Bakanı Hasan Gemici,

Cevap verdiler.

Fransa’ya ve Monaco’ya gidecek olan Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’e, Turizm Bakanı İbrahim Gürdal’ın,

Almanya’ya gidecek olan Devlet Bakanı Işılay Saygın’a, Devlet Bakanı Metin Gürdere’nin,

Vekâlet etmelerinin uygun görülmüş olduğuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı,

Dışişleri Komisyonunda açık bulunan Komisyon Sözcülüğüne İzmir Milletvekili Sabri Tekir’in seçildiğine ilişkin Dışişleri Komisyonu Başkanlığı,

Tezkereleri ile

Hakkâri Milletvekili Mustafa Zeydan’ın, İçişleri Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi,

Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Ersönmez Yarbay’ın (6/789, 6/792) esas numaralı sözlü sorularını geri aldığına ilişkin önergesi okundu; sözlü soruların geri verildiği bildirildi.

Samsun Milletvekili Murat Karayalçın (3/841) (S. Sayısı : 594), (3/925) (S. Sayısı : 597),

Konya Milletvekili Hüseyin Arı (3/217) (S. Sayısı : 595),

Batman Milletvekili Ataullah Hamidi (3/310) (S. Sayısı : 596), (3/315) (S. Sayısı : 598),

Haklarındaki kovuşturmanın milletvekilliği sıfatlarının sona ermesine kadar ertelenmesine ilişkin Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon raporları okundu; 10 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde raporların kesinleşeceği açıklandı.

TBMM Başkanının, KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanının davetine, beraberinde bir Parlamento heyetiyle icabetine ilişkin Başkanlık tezkeresi,

Bazı milletvekillerine, Başkanlık tezkeresinde belirtilen sebep ve sürelerle izin verilmesi,

Gündemin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmının 191 inci sırasında yer alan ara rejim tartışmaları konusundaki (8/21) esas numaralı genel görüşme önergesinin öngörüşmelerinin Genel Kurulun 31.3.1998 Salı günkü birleşiminde yapılmasına, görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasına ve bu birleşimde sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi,

Kabul edildi.

553 sıra sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısının görüşmelerinin bir an önce tamamlanabilmesi için Genel Kurulun 25 Mart 1998 Çarşamba ve 26 Mart 1998 Perşembe günleri 13.00 - 19.00 - 20.00 - 24.00 saatleri arasında çalışmasına, 25 Mart 1998 Çarşamba günü sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin ANAP, DSP ve DTP Gruplarının müşterek önerisinin, yapılan görüşmelerden sonra kabul edildiği açıklandı.

TBMM’nin 26.11.1997 tarihli ve 525 sayılı kararı uyarınca, Diyarbakır, Hakkâri, Siirt, Şırnak, Tunceli ve Van illerinde devam etmekte olan olağanüstü halin 30.3.1998 günü saat 17.00’den geçerli olmak üzere dört ay süreyle uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi, üzerindeki görüşmelerini takiben istem üzerine yapılan açık oylamadan sonra kabul edildiği bildirildi.

Alınan karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini görüşmek için, 25 Mart 1998 Çarşamba günü saat 13.00’te toplanmak üzere, birleşime 19.10’da son verildi.

Uluç Gürkan

Başkanvekili

Ali Günaydın Abdulhaluk Mutlu

Konya Bitlis

Kâtip Üye Kâtip Üye

 

 

 

No. : 107

II. – GELEN KAĞITLAR

25 . 3 . 1998 ÇARŞAMBA

Tasarılar

1. – Mera Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı (1/741) (Tarım, Orman ve Köyişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 20.3.1998)

2. – 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/742) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.3.1998)

Teklifler

1. – Bursa Milletvekili Yahya Şimşek’in; 6570 Sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunun 4331 Sayılı Kanununa Eklenen Geçici 6. Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi (2/1131) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 20.3.1998)

2. – İstanbul Milletvekili Yusuf Namoğlu ve 7 Arkadaşının; Türkiye Otelciler Birliği Kanunu Teklifi (2/1132) (Adalet ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 20.3.1998)

Sözlü Soru Önergesi

1. – Konya Milletvekili Abdullah Gencer’in, irtica ile mücadele konusundaki bir beyanına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/917) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.3.1998)

Yazılı Soru Önergeleri

1. – Yozgat Milletvekili İsmail Durak Ünlü’nün, inşaat ihalelerinin bir komisyon tarafından yapılacağı iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4671) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.3.1998)

2. – Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır’ın, bazı ihracatçı firmalara düşük fiyatla fındık satıldığı iddiasına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/4672) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.3.1998)

3. – Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül’ün, Cezayir ve Nijerya’dan LNG alınacağı iddalarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4673) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.3.1998)

4. – Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, Trabzon ve Rize’deki bazı belediyelere yapılan yardımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4674)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.3.1998)

5. – Kahramanmaraş Milletvekili Mustafa Kamalak’ın, 2425 Sayılı Kanuna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4675)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.3.1998)

Meclis Soruşturması Önergesi

1. – Konya Milletvekili Ahmet Alkan ve 106 Arkadaşının, Kanuna ve Genel Ahlaka Aykırı Şekilde Mal Edinmek Suretiyle Görevini Kötüye Kullandığı ve Bu Eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ve 3628 Sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 11,12,13,14 ve 15 inci Maddelerine Uyduğu İddiasıyla Devlet Eski Bakanı, Dışişleri Eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı ve Eski Başbakan Tansu Çiller Hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 inci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Soruşturması Açılmasına İlişkin Önergesi (9/16) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.3.1998) (Dağıtma tarihi : 25.3.1998)

Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri

1. – Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, bazı personel atamalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4395)

2. – Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, bazı personel atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4396)

3. – Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, Valiliklere başörtüsü konusunda genelge gönderilip gönderilmediğine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4397)

4. – Aksaray Milletvekili Nevzat Köse’nin, arazi istimlaklerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4399)

5. – Sivas Milletvekili Mahmut Işık’ın, Fethullah Gülen’in Vatikan ziyaretine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4401)

6. – Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından açılan tazminat ve aleyhine açılmış ceza davalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4407)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 13.00

25 Mart 1998 Çarşamba

BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN

 

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 71 inci Birleşimini açıyorum; ancak, gördüğünüz gibi, Divanımız teşekkül edemedi; onun için, Birleşime 15 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 13.01

 

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 13.20

BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN

KÂTİP ÜYELER : Levent MISTIKOĞLU (Hatay), Ali GÜNAYDIN (Konya)

 

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 71 inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III. – Y O K L A M A

BAŞKAN – Ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır; sayın milletvekillerinin, salonda bulunduklarını yüksek sesle belirtmelerini rica ediyorum.

(Yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız yoktur.

Saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

Kapanma Sati: 13.43

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati : 14.00

BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN

KÂTİP ÜYELER : Levent MISTIKOĞLU (Hatay), Hüseyin YILDIZ (Mardin)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 71 inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

III. – Y O K L A M A

BAŞKAN – Ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır.

(Yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere başlıyoruz. (ANAP, DSP ve DTP sıralarından alkışlar)

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) ÇEŞİTLİ İŞLER

1. – Orman Bakanı Ersin Taranoğlu’nun, Aksaray Milletvekili Nevzat Köse’nin bir önceki birleşimde yaptığı gündemdışı konuşmaya cevap vermek istediğine; ancak, aynı birleşimde Hükümet adına Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk tarafından cevaplandırıldığından, bu isteğinin Başkanlıkça yerine getirilememesi nedeniyle, göndermiş olduğu cevabî yazı

BAŞKAN – Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim; ancak, gündemdışı konuşmalardan önce, dünkü bir gündemdışı konuşmayla ilgili olarak, Orman Bakanı Sayın Ersin Taranoğlu'ndan bir not aldım. Hükümet adına gündemdışı konuşma cevaplandırıldığı için, kendisine, maalesef, yeniden söz veremiyorum; ama, bu açıklamalarını Genel Kurulun bilgilerine sunmak istiyorum:

"1. Osman Çelik, Zonguldak Orman Bölge Müdürlüğü görevini tedviren yürütmekte iken, 26.11.1984 tarih ve 481 sayılı olurla Orman Genel Müdür Yardımcılığı görevine vekâleten atanmış, 8 Mart 1985 tarihinde de bu göreve asaleten atanmıştır.

2. Osman Çelik, Orman Genel Müdür Yardımcısı iken, 31.8.1991 tarihli dilekçesiyle, 20.10.1991 günü yapılan 19 uncu Dönem milletvekili genel seçimlerinde aday olmak için bu görevinden istifa etmiş ve seçim sonrası da, 1.11.1991 tarihli dilekçesiyle görev talep etmesi üzerine, Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu emrine mühendis olarak atanmış ve 5 Şubat 1992 tarih ve 92/39265 sayılı müşterek kararla Orman ve Köy İlişkileri Genel Müdürlüğüne getirilmiştir.

3. Osman Çelik, zamanın Orman Bakanı Sayın Halit Dağlı'nın, 13.3.1997 tarih ve 691 sayılı olurlarıyla Bakanlık Müşavirliğinde süresiz olarak görevlendirilmiş ve 6 Haziran 1997 tarih ve 97/47080 sayılı müşterek kararla da, Orman ve Köy İlişkileri Genel Müdürlüğü görevinden alınarak Bakanlık Müşavirliği görevine atanmıştır.

Osman Çelik'in yerine, yine Doğru Yol Partisi milletvekili adayı olan Millî Parklar ve Av-Yaban Hayatı Genel Müdür Yardımcısı Durhasan Koca, Genel Müdür olarak atanmıştır.

4. Osman Çelik, 29 Temmuz 1997 tarih ve 97/47363 sayılı müşterek kararla Bakanlık Müşavirliğinden alınarak Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı emrine mühendis olarak atanmıştır.

Adı geçen, Danıştay 5 inci Dairesinin 1997/1992-1993 esasında açtığı davaları sonucunda mahkeme kararları uygulanmış ve Genel Müdürlük görevine 6.11.1997 günü iade edilmiştir.

Osman Çelik, 24.11.1997 günü saat 13.30'da Müsteşarlık makamında, Sayın Müsteşarın yanında Personel Dairesi Başkanının da hazır bulunduğu bir anda, kendisinin emekli olmak istediğini; ancak, Ankara'daki evinin tamir işlerinin henüz bitmediğini, Bakanlık Müşavirliğinde görevlendirilmesi halinde 16 Şubat 1998 tarihinde Genel Müdür olarak emekliye ayrılacağını ifade etmesi üzerine 1.12.1997 tarihinden itibaren Bakanlık Müşavirliğinde görevlendirilmiştir.

Adı geçen, 18 Şubat 1998 günü Sayın Müsteşarı ziyaret etmiş ve emeklilik talebinden vazgeçtiğini ifade ederek, Genel Müdürlük görevini sürdürmek istediğini, bunun için yapılması gereken her şeyi yapacağını beyan etmiştir.

Bunun üzerine, 20.2.1998 tarih ve 2158 sayılı talimatla Hakkâri İlinin Çukurca ve Şemdinli İlçelerindeki orman içi ve orman kenarı köylerinde yaşayan vatandaşlarımızın ekonomik ve sosyal kalkınmalarının sağlanması yönünde incelemeler yapmak üzere 23.2.1998-9.3.1998 tarihleri arasında 15 gün süreyle Hakkâri İlinde görevlendirilmiş, ancak adı geçen, yetkisi olmadan kendi adına hasta kâğıdı imzalayarak Gazi Üniversitesi Hastanesinden 23.2.1998 tarihinden itibaren 20 gün rapor almıştır.

Konu, 27 Şubat 1998 tarih ve 2431 sayılı yazıyla Teftiş Kurulu Başkanlığına havale edilmiş, ayrıca disiplin yönünden de soruşturması devam etmektedir.

B) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – İçel Milletvekili Abdulbaki Gökçel’in, İçel İlinde açılmasına izin verilen taşocaklarının çevrelerinde meydana getirdikleri zararlara ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in cevabı

BAŞKAN – Şimdi, gündemdışı ilk söz, İçel İlinde verimli tarım alanlarına yakın yerlerde işletmeye açılmasına izin verilen taşocaklarının, çevresinde meydana getirdiği zararlar konusunda, İçel Milletvekili Sayın Abdulbaki Gökçel'in.

Buyurun Sayın Gökçel. (DSP sıralarından alkışlar)

ABDULBAKİ GÖKÇEL (İçel) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İçel İlimizde, verimli tarım alanlarının çevresinde işletmeye açılmasına izin verilen taşocaklarının, çevrede meydana getirdiği zararları arz etmek üzere gündemdışı söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi, yılın oniki ayında her türlü tarımsal üretime uygun toprak ve iklim özelliklerine sahip olan, her türlü meyve ve turfanda sebze üretilen İçel ilimizde, üretilen tarım ürünleri, iç tüketimde, tüm ülkemiz illerinde tüketilmekte olup, başta narenciye olmak üzere, üretilen meyve ve turfanda sebzenin dışsatımıyla da ülke ekonomimize, yılda, yaklaşık 200 milyon dolar döviz sağlanmaktadır. Ayrıca, ülkemiz işsizlerine istihdam olanakları sağlamakta olduğu da bilinen bir gerçektir; ama, ne var ki, devlete böylesine malî destek sağlayan, tarımla uğraşan bunca insanın geçim kaynağı olan, içtüketimde, tüm ülkemizin gıda gereksinimine büyük katkı sağlayan, bir millî servet olan verimli tarım alanlarımız, büyükşehir belediyemiz tarafından mücavir alan içerisine alınarak imara açılması ve konut alanına dönüştürülmesiyle, gün geçtikçe yok olup gitmektedir.

Ayrıca, halkımızın önemli bir şikâyeti de -çevre kirliliğinin, çevrede yaşayan insanlarımızın sağlığına ve o çevrede ekili dikili bulunan tarım ürünlerine verebileceği büyük ölçüdeki zararlar dikkate alınmadan- böyle verimli tarım alanlarının hemen yanında taşocaklarının açılmasına izin verilmesidir. İşte, Mersin Merkeze bağlı Yeniköy'de işletmeye açılmış olan taşocağı yüzünden köy halkımızın yaşamakta olduğu facia da, bunun en bariz örneğidir.

Sayın milletvekilleri, Yeniköyümüz, Mersin Merkeze 27 kilometre mesafede, Torosların eteğinde, yayla turizmine uygun ormaniçi köylerimizdendir; meyilli bir yamaç arazi üzerine kurulmuş, her zaman heyelan olmaya müsait bir zemin yapısına sahiptir. Köyün esas nüfusu 500 ise de, yaz aylarında, turizm sebebiyle, 5 bini bulmaktadır.

Köy halkı, geçimini, hayvancılığın dışında, yayla iklimine uygun üretmiş oldukları elma, armut, şeftali ve benzeri meyve ve sebze bahçelerinden sağlamaktadır. Ancak, köyün içerisinde denilecek kadar yakınında işletilmekte olan taşocağında patlatılan fazla dozajlı dinamitlerin sarsıntısı evlerin temellerini yerinden kaydırarak duvarlarının çatlamasına; köyde heyelan olup, yolların kaymasına, çevrede bulunan beldeler ve köylere ulaşımı sağlayan yolların trafiğe kapanmasına neden olmuştur.

Yine, yaz aylarında, taş değirmenlerinden ve malzeme çeken kamyonlardan meydana gelen aşırı tozlar yüzünden, köyün meraları, meyve bahçeleri, devletin ormanları, su membaları kurumuş; gelir kaynaklarının zarar görmesinden dolayı, köy halkı mağdur olmuştur. Bu mağduriyetlerinin giderilmesi için her türlü hukukî yola başvurmuşlar; fakat bir çare bulamamışlardır. Adana 2 nci Bölge Mahkemesi -bilirkişi raporlarına göre- kapatılmasına karar vermiş olmasına rağmen, ocak, halen çalışmakta. Çevre Kirliliğini Önleme Genel Müdürlüğü, 12.8.1997 tarih ve 2663-3296 sayılı yazılarıyla, kapatılması için, İçel Valiliğine talimat vermiş, yine kapatılmamış. İçel İli İl Daimi Encümeni, 9.9.1997 tarih ve 1703 nolu kararıyla, ocak ve çevresi, 100 bin metrekare saha içinde bütün taşocaklarının kapatılmasına...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Gökçel, lütfen toparlayalım.

ABDULBAKİ GÖKÇEL (Devamla) – Tamam efendim.

...karar alınmasına rağmen, ocak, ismi değiştirilerek, aynı alanda, aynı makine teçhizat ve aynı kişilerce hâlâ çalıştırılmakta olup, köy halkının zararları her gün daha da katlanmaktadır.

Sonuç olarak, bu tür verimli tarım alanlarının, konut alanlarına dönüştürülmesine ve yukarıda zararlarını saymaya çalıştığım taşocaklarının, verimli tarım alanlarının yakınında işletmeye açılmasına, devletin ilgili makamlarının izin vermesi demek, basmış olduğumuz dalın kesilmesi, yumurta yumurtlayan tavuğun kesilmesi demektir diyorum. Bu uygulama böyle devam ettiği takdirde, Türkiye'nin, tarım ürünleri ihraç eden bir ülkeyken, kısa bir zaman sonra, tarım ürünleri ithal eden bir ülke durumuna düşebileceği endişesindeyim.

Hükümetimizin, böyle yanlış uygulamalara karşı önlem alacağına inanıyor ve bu konuda, Yüce Meclisin destek olacağına güveniyorum.

Ayrıca, taşocağından dolayı mağdur olan Yeniköy halkımızın bu mağduriyetinin giderilmesi için, ilgili Bakanlığımızın gereğini yapacağına da inanıyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Gökçel.

Gündemdışı konuşmaya, Hükümet adına, Devlet Bakanı Sayın Rüştü Kâzım Yücelen cevap verecek.

Buyurun.

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; İçel Milletvekilimiz Sayın Abdulbaki Gökçel'in gündemdışı konuşmasını cevaplandırmak üzere huzurlarınızdayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Her ilimizde olduğu gibi, İçel İlimizde de taş ve kum, çakıl ocakları ruhsatları, il özel idare müdürlüğü koordinatörlüğünde, valilikçe verilmektedir. Bir ruhsatın alınabilmesi için, müracaatçının talebi üzerine, aşağıda sayılan müdürlük temsilciliklerine davetiye çıkarılır. Bunu, İçel için deklare edersek:

1. Akdeniz Bölge Komutanlığı,

2. Karayolları 5 inci Bölge Müdürlüğü,

3. Orman Bölge Müdürlüğü,

4. Millî Emlak Müdürlüğü,

5. Çevre İl Müdürlüğü,

6. Turizm İl Müdürlüğü,

7. Tarım İl Müdürlüğü,

8. Bayındırlık ve İskân Müdürlüğü,

9. Kadastro Müdürlüğü,

10. Sanayi ve Ticaret Bölge Müdürlüğü,

11. Sağlık Müdürlüğü,

12. Devlet Su İşleri 67 nci Şube Müdürlüğü,

13. Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü,

14. Müracaatçı,

Olmak üzere, bu müdürlüklerin teknik elemanlarınca teşekkül eden heyet, kroki üzerinde ve arazide yerinde keşif yapar, her müdürlüğün elemanı konuyu kendi açısından inceler ve hazırlanan müşterek rapor ile her müdürlüğün ayrı ayrı kendi görüşlerini bildiren raporlar özel idare müdürlüğünde toplanır. Hazırlanan raporlar incelenerek, uygun olduğu takdirde komisyona girerek, ruhsatın başlangıç ve bitiş tarihleri ile alınacak rüsum belirlenir ve ruhsatlandırma işlemi tamamlanmış olur.

Söz konusu heyete, Tarım Bakanlığı İl Müdürlüğünden -birisi su ürünleri uzmanı, diğeri ziraat yüksek mühendisi olmak üzere- iki eleman katılmaktadır. Su ürünleri uzmanı, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu, ziraat yüksek mühendisi ise, toprak yapısı ve bitki örtüsüne zarar verip vermeyeceği yönünden incelemeler yapar; kanaatlerini buna göre bir raporla düzenlerler.

İçel İlinde, Özel İdare Müdürlüğünden alınan bilgilere göre, faal durumda 16 taş ve kum, çakıl ocağı vardır. Yapılan incelemelerde, faal durumda olan bu ocakların tarım arazilerine zarar verip vermediği ve ruhsat şartları, Tarım Bakanlığını ilgilendiren konularda sıkı bir şekilde kontrol edilmektedir. Zarar verdiği tespit edildiğinde, ruhsatın iptali için İl Özel İdare Müdürlüğüne uyarı yazısı yazılmaktadır.

İçel İlindeki 16 taş ve kum, çakıl ocağının 7'si merkezdeki köylerde, 5'i Erdemli İlçesinde, 4'ü Anamur'da bulunmaktadır. Bu ruhsatların 1 adedi 1989 yılında, 3 adedi 1994 yılında, 6 adedi 1996 yılında, 6 adedi de 1997 yılının birinci altı ayında verilmiştir. Bu ruhsatların 5'i Köylere Hizmet Götürme Birliğinin, 2'si belediyeye aittir, 1'i İl Özel İdaresinindir, 3'ü büyük sanayi kuruluşunundur, 5'i de şahıs ve şirketlerindir.

Bugüne kadar Tarım Bakanlığı İl Müdürlüğüne konuyla ilgili herhangi bir şikâyet ulaşmadığı gibi, İçel Valiliğine de zararla ilgili olarak bir müracaatta bulunulmadığı bugün konuşmalarımızda bildirilmiştir; ancak, konunun, tarım açısından önemli olması nedeniyle, Tarım İl Müdürlüğümüze, konunun bir kere de yerinde tetkik edilmesiyle ilgili talimat verilmiş, ayrıca, İçel Valiliği de aranarak, tüm ruhsatların yeni baştan kontrol edilmesi istenilmiştir.

Böyle önemli bir konuyu Meclis gündemine getirdiği için Sayın Abdulbaki Gökçel'e teşekkür ediyoruz ve Hükümet olarak konunun üzerinde hassasiyetle duracağımızı arz ediyoruz.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

2. – Konya Milletvekili Hüseyin Arı’nın, Konya İli Ereğli İlçesinde bulunan kuş cennetinin kirlenmesine ilişkin gündemdışı konuşması ve Çevre Bakanı İmren Aykut’un cevabı

BAŞKAN – Gündemdışı ikinci söz, Konya İli Ereğli İlçesi Akgöl mevkiinde koruma altında bulunan kuşcennetinin kirlenmesi konusunda, Konya Milletvekili Sayın Hüseyin Arı'nın.

Buyurun Sayın Arı.

HÜSEYİN ARI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Konya Ereğli yakınında yer alan Ereğli sazlıklarının, diğer adıyla, Akgöl olarak isimlendirilen önemli bir bölgenin sorunlarını arz etmek üzere huzurlarınızdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, söz konusu sazlıklar, 1992 yılında SİT alanı, 1995 yılında da tabiatı koruma alanı olarak ilan edilmiştir. Konya, Karaman İlleri ile Ereğli, Karapınar ve Ayrancı İlçeleri sınırları içerisinde yer alan Akgöl'de, bugün, 220 çeşit kuşun barındığı tespit edilmiştir.

Akgöl, Ereğli İlçe merkezinin 30 kilometre batısında, kuzeyinde Karacadağ, güneyinde ise Torosların Bolkar Dağlarıyla sınırlanan, sığ bataklık, sazlık, tatlı su gölleri ve tuzlu stepten oluşan bir alandır. Bolkar Dağlarından gelen sularla beslenen özel koruma alanının genişliği 6 400 hektardır.

Bugün, Konya Karapınar yöresi, ülkemizin çölleşen topraklarını oluşturan en kurak yöresidir. Akgöl, bu çölleşen bölgenin mücavir alanında yer aldığından, bu sazlıkların yaşatılması, ayrıca bu toprakları çölleşmekten kurtaracak faktörlerin başında yer almaktadır.

Değerli arkadaşlarım, hiç şüphesiz, bu gibi özel koruma alanları ve tabiî zenginliklerimiz, ülkemizin çeşitli yörelerinde de mevcuttur; fakat, üzerinde 220 çeşit kuşun barınmasını sağlayan bu tarz bir gölün, Orta Anadolu gibi en az yağış alan bir bölgede bulunması ve bu doğa zenginliğinin korunması ayrı bir önem arz etmektedir; ama, ne yazık ki, diğer bölgelerde bulunan bu gibi özel koruma alanları ve sazlıkların maruz bırakıldığı yok olma tehdidi, maalesef, Ereğli sazlıkları, yani, Akgöl için de mevcuttur. Son derece önemli olan bu kuşcennetinin hiç vakit geçirilmeden Orman Bakanlığı ve Çevre Bakanlığının koordinesiyle alınacak önlemlerle yaşatılması sağlanmalıdır. Bu maksatla, Konya Valiliğinin başkanlığında, Ereğli, Karapınar, Ayrancı Kaymakamları ve bölgenin ilgili bürokratları, alınacak önlemlerle ilgili, geçtiğimiz aylarda, bir toplantı yapmışlar ve Akgöl SİT ve özel koruma alanının problemlerini dört anabaşlık olarak tespit etmişlerdir; bunlar, gölü besleyen suyun azalması, kirlenme, düzensiz kamış kesimleri, avlanma yasaklarına uyulmamasıdır.

Gölün kirlenmesine sebep olan en büyük faktör, maalesef, Ereğli'de 1989 yılından beri faaliyet gösteren, Sanayi ve Ticaret Bakanlığına ait şeker fabrikasının arıtma tesisinin bulunmamasıdır. Şeker fabrikasının arıtma tesisinin bulunmamasının yanı sıra, Ereğli İlçesinin atık sularının bir kısmının da bu göle karışması diğer bir kirlenme sebebidir. Sayın Çevre Bakanımızın, bu konular üzerindeki hassasiyetini biliyoruz. Bilhassa, devlete ait şeker fabrikasının arıtma tesisinin bir an evvel devreye girmesi sağlanırsa, Ereğlimizin üç köyünün de meralarının kirletilmesi ve köylerimizin bu kirlenmeden dolayı zararları önlenmiş olacaktır.

Ülkemizin bu gibi doğal zenginliklerini gelecek nesillere en iyi şekilde koruyarak devretmek, bizlerin en önemli vebali ve sorumluluğudur. Bu nedenle, Sayın Başkan ve Yüce Meclisimizin siz değerli üyelerinden istirhamım, bu gibi tabiî zenginliklerimizin korunmasında hepimizin hassasiyet göstermesi, SİT ve özel koruma alanlarıyla ilgili Yüce Parlamentomuzun görevi olan kanunî düzenleme ve denetlemelerle, siyasî düşüncelerin üzerinde ve dışında hareketle, öncelik ve ivedilikle hareket edilmesidir.

Arz eder, hepinize saygılar sunarım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Arı.

Gündemdışı sözü yanıtlamak üzere, Hükümet adına, Çevre Bakanı Sayın İmren Aykut; buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)

ÇEVRE BAKANI İMREN AYKUT (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sayın milletvekilimizin, Ereğli sazlıkları konusunu Meclis gündemine getirmesinden dolayı duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Gerçekten, burası, dünyadaki en önemli sulak alanlardan bir tanesidir ve Türkiye'de, uluslararası öneme sahip olan 56 sulak alandan bir tanesidir. Halkın Akgöl dediği bu sazlıklar, ne yazık ki, son yıllarda çok ciddî bir şekilde kirlenmeye uğramıştır ve bugün, tamamen kaybedilme tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Bunun, tabiî, çok çeşitli sebepleri var. Sayın milletvekilimizin de ifade ettiği gibi, sebepler birkaç noktada toplanıyor; ama, en önemlisi kirlenme; çünkü, 100 bin nüfuslu Ereğli'nin bütün kanalizasyonları, bu sulak alana, bu göle veya bu sazlığa akmaktadır. Artı, çok ciddî kirlenme meydana getiren şeker fabrikasının bütün atıkları, Sümerbank Pamuklu Sanayi Müessesesinin bütün atıkları ve birkaç tane de özel sektöre ait et entegre tesislerinin bütün atıkları, maalesef, bu göle boşaltılmaktadır.

Bütün bunların yanında, bu kirlenmeye ilaveten, bir de, su rejimiyle sürekli oynandığı için, göl, bugün, fevkalade ciddî su kayıplarına uğramıştır; çünkü, gölü besleyen nehirlerin veya derelerin üzerine barajlar kurulmuş ve bu barajlar, göle su vermek yerine, tamamen sulama amacıyla kullanıldığı için, göldeki su seviyesi, gölü sona erdirecek kadar düşmüştür. Kaybedilen yerlerde, gölün su seviyesinin düşmesi sebebiyle ortaya çıkan topraklar da tuzlandığı için, bugün, hakikaten, yörede ekolojik çok ciddî sorunlar ortaya çıkmıştır. 1996 yılında, kısa süreli Çevre Bakanlığı görevi esnasında, Sayın Mustafa Taşar, bu sorunlara yakından ilgi göstermiş, gerek vali ve kaymakamlar ile Ereğli Belediye Başkanına gerek Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığına gerekse diğer ilgili birimlere yazılar yazarak tedbir alınmasını istemiş; ancak, o kısa süreli görevinin bitiminden sonra bu konuya ilgili gösterildiğine de rastlanmamıştır.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten bu sulak alanlara sahip çıkmamız lazım. Buralar, hem toplumun geleceği yönünden hem de o bölgede yaşayan insanların ekonomik imkânları yönünden fevkalade önem taşımaktadır. Ancak, karşı karşıya olduğumuz sorunlardan bazılarını sizlerle paylaşmak zorundayım.

Kamu kuruluşları -bu sözlerimi şikâyet olarak da kabul edebilirsiniz- henüz, maalesef, çevre bilincini taşımamaktadır ve bunlarda "biz nasıl olsa kamu kuruluşuyuz, bize bir şey yapamazlar, nasıl olsa bizi kapatamazlar anlayışı devam etmektedir. Onun için, hepinizden yardım istiyorum. Bu kuruluşlara verdiğimiz kapatma kararlarında sizlerden destek istiyorum; çünkü, bir iki teşebbüsümde, o tesiste çalışan işçileri arkasına alıp Bakanlığa gelerek "aman bu fabrika çalışsın" denilmemesini rica ediyorum. Eğer destek verirseniz, o takdirde biz bununla başa çıkabiliriz, bu kirlenmeleri önleyebiliriz ve bu devletin bekasıyla ilgili olan bu toprakları koruyabiliriz.

Daha önceki konuşmalarımda da ifade etmiştim; bu toprakların korunması, bu devletin devamlılığı, sadece askerle olmaz; bu, kendi topraklarımıza, kendi tabiatımıza, coğrafyamıza, sulak alanlarımıza ve her türlü ekolojik unsurlarımıza sahip çıkarak da olur. Onun için, ben, tekrar tekrar, milletvekillerimizden, kamu kuruluşlarıyla ilgili alacağımız tedbirlerde bana köstek değil, destek olmalarını rica ediyorum ve milletvekilimize de, böyle önemli bir konuyu Meclis kürsüsüne getirdiği için tekrar teşekkür ediyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

3. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, Vergi Haftasına ilişkin gündemdışı konuşması ve Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in cevabı

BAŞKAN – Gündemdışı üçüncü söz, Vergi Haftası konusunda, Balıkesir Milletvekili Sayın İsmail Özgün'ün.

Buyurun Sayın Özgün. (FP sıralarından alkışlar)

İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vergi Haftası münasebetiyle, gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Muhterem Heyetinizi, Maliye Bakanlığının değerli mensuplarını, değerli muhasebeci ve malî müşavirleri ve kıymetli vergi mükelleflerimizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, vergiler, tarih boyunca, kamu harcamalarının finansmanında kullanılan en önemli ve en sağlam gelir kaynağı olma özelliğini günümüzde de devam ettirmektedir. Kamu hizmetlerinin gerçekleştirilebilmesi için gerekli finansmanı sağlamak, vergi sisteminin temel fonksiyonu olmakla birlikte, tasarrufların ve sermaye birikiminin artırılması yoluyla ekonomik büyümenin teşviki de vergi sisteminin üstlendiği bir diğer fonksiyondur. Ayrıca, vergi sistemi, gelir dağılımını daha adil hale getirmeli, kişiler ve gelir unsurları bakımından tarafsız olmalı, gelir dağılımının düzeltilmesine katkı yapmalı, devletin ihtiyacı olan geliri düzenli olarak sağlamalı, kişiler ve gelir unsurları bakımından tarafsız olmalı ve ekonomide verimsizliğe de yol açmamalı, toplam tasarrufları ve dolayısıyla ekonomik büyümeyi teşvik etmeli, yönetilebilir ve basit olmalı, ödeme gücü ilkesini de mutlaka dikkate almalıdır. O halde, ideal bir vergi sisteminin şu üç temel özelliğe sahip olması gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliriz:

1. Vergi sistemi adil olmalı, herkese eşit uygulanmalı ve vergi yükü açısından da optimum olmalıdır.

2. Vergi sistemi, ekonomik gelişmeye engel olmamalı, aksine, yatırımları teşvik edici, istihdam ve ihracat artırıcı nitelikte olmalıdır.

3. Vergi sistemi, basit, uygulanabilir, Hazine için verimli olmalıdır.

Değerli milletvekilleri, Vergi Haftasında vergiyle ilgili bu konuşmamı yapmamdaki amaç, ülkemizde içborçlanmada borçlanma sınırına ulaşıldığı, dışarıdan borçlanmanın güç olduğu şu günlerde, biraz olsun, vergi politikasına dikkat çekebilmektir.

Ülkemiz maliyesi ve ekonomisinin bugünkü anasorunu, üretime gitmesi gereken fonların, yüksek faiz ve düşük risk nedeniyle, kamu kesimi finansmanına tahsis olunması sonucu üretimin düşmesi, talep fazlalığının ortaya çıkmasıdır. Daha da kötüsü, bu durumun, yapısallaşan bir kısırdöngü haline gelmesidir. Görülmektedir ki, ülkemizde, vergi politikaları, bırakınız iktisat politikası hedeflerini; yani, iktisadî kalkınma, enflasyonla mücadele, adaletli bir gelir dağılımı sağlamayı, asıl fonksiyonu olan kamu giderlerini karşılamada bile yeterince kullanılamamaktadır. Bugün uygulanmakta olan vergi sisteminin birçok aksayan yan vardır; ben, özellikle birkaç hususa değinmek istiyorum.

Vergi oranlarının aşırı derecede yüksek olması nedeniyle, gerçek matrahların beyanı halinde mükellefler aşırı bir vergi yükü altında kalmakta ve vergilerini ödeyememe durumunda kalmaktadırlar. Sistemde, kazanılmayan gelirlerden, hayat standardı, geçici vergi gibi tahminî birtakım yöntemlerle vergiler alınırken, küçük mükellefler, burada, kazanmadıkları paranın vergisini vermek gibi bir durumla karşı karşıya kalmaktadırlar. "Herkesin malî gücüne göre vergi ödemesi" ilkesi, âdeta yerini "ödeyenden vergi alınır" ilkesine bırakmış gibi görünmektedir.

Gelir ve Kurumlar Vergisi sisteminde, ülkede yaşanan yüksek enflasyon nedeniyle ortaya çıkan aşınmaları giderecek düzenlemelerin bulunmaması nedeniyle, sermayenin vergilendirilmesine neden olunmaktadır. Bu durumun ortadan kaldırılması, mükelleflerin daha net ve huzurlu bir şekilde gelirlerini beyan edebilmelerine imkân tanıyacaktır.

Ancak, biliyorum ki, Hükümetin getirdiği ve belki de, önümüzdeki günlerde görüşeceğimiz yeni vergi düzenlemeleri içerisinde, enflasyon muhasebesinin olmaması da, ayrıca kayda değer bir durumdur.

Vergilerin kamu otoritelerince savurganca kullanıldığı veya bazı kesimlere transfer edildiği kanaatinin yaygınlaşmış olması, bu konudaki yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının ortada olması; hatta, bu iddiaların, Meclis Genel Kurul salonunun inşaatına kadar gelip dayanması, toplumumuzda olumlu bir vergi bilincinin ve ahlak duygusunun oluşmasına engel olmaktadır.

Bakınız, Batılı bir vergici, vergiyi şöyle tarif ediyor: "Vergi, sevgiliye sunulan bir buket çiçek gibidir." Eğer, vergi bilinci böyle oluşursa, vergi böyle anlaşılırsa, gayet tabiîdir ki, vergi mükellefleri de vergilerini seve seve ve gönül rahatlığıyla ödeyeceklerdir. Eğer, biz, mükelleflerimizde böyle bir vergi bilincinin oluşturulmasını istiyorsak, toplumumuzdaki rüşvet, yolsuzluk ve suiistimal iddialarına kesinlikle ve süratle son vermeli, devlete olan güveni yeniden sağlamalıyız.

Özetlemeye çalıştığım bu ve benzeri sebeplerle, Türk vergi sistemini içerisinde yaşanamaz bir hale getirmiş olan bu olumsuzlukların ortadan kaldırılmasını, mükelleflerin iktisadî faaliyetlerini sürdürebilmeleri için vergiden kaçınmalarını haklı gösterecek bu gerekçelerin ortadan kaldırılmasını sağlayacak yeni düzenlemelerin süratle getirilmesi ve kayıtdışılığa süratle son verilmesi gerekir diye düşünüyorum.

BAŞKAN – Sayın Özgün, lütfen toparlayalım.

İSMAİL ÖZGÜN (Devamla) – Bu vesileyle, özellikle vergi idaresinde çalışan memurlarımızın özlük haklarının süratle iyileştirilmesi ve bu konudaki düzenlemelerin yapılması gerekir diye düşünüyorum.

Bugün, ülkemizde, hâlâ, vergi toplama maliyeti yüzde 1 civarındadır. Yüzde 1 masraf yaparak yüzde 99 vergi toplamanın mümkün olmadığını da ifade ediyorum.

Son olarak, vergi reformu adı altında, özellikle vakıf ve derneklere yapılan bağış ve yardımları vergilendirerek de bir yere varılamayacağının altını çiziyor ve hepinize saygılarımı sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum sayın Özgün.

Gündemdışı konuşmayı yanıtlamak üzere, Maliye Bakanı Sayın Zekeriya Temizel; buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepimiz çok iyi biliyoruz ki, bir ülkenin sosyal düzeninin temel belirleyicisi, yürürlükteki yasalardır; ancak, yürürlükteki yasaların kendilerinden beklenilen düzenleyici işlevi görebilmeleri, iki temel koşulun daha varlığını gerektirir. Yasaların kendilerinden beklenilen işlevi görebilmesinin birinci temel koşulu, etkili bir uygulamadır. Dünyanın en eksiksiz yasalarını yapsanız bile, eğer onu uygulayacak bir örgüte sahip değilseniz ve onları iyi bir şekilde uygulayamazsanız, herhangi bir sonuç alamazsınız. Yasaların kendilerinden beklenilen işlevi görebilmelerinin ikinci temel koşulu ise, halk tarafından benimsenmeleridir. Halkın benimsemediği yasaların tam olarak uygulanması çok zordur. Yasaların halk tarafından benimsenmesi ise, ancak, onların yararına inanılmasıyla olanaklı olabilir. Halk, yasaların yararına inanırsa, onları savunur, uygulamalarını da denetler, yasaya aykırı davranışları görülenleri de kınar ya da gereğinin yapılması için gereken yerlere başvurur. Bu şekilde oluşan toplumsal bilinç, bir arada yaşayabilmenin bir gereği olan katılımcı demokratik denetimi ortaya çıkarır ve ancak, katılımcı demokratik denetimlerle çağdaş kurumlar süreklilik kazanır.

Değerli milletvekilleri, üzülerek belirtmek gerekir ki, ülkemiz, vergi konusunda toplumsal bir bilinç yaratmada oldukça geç kaldı. Vergi, neredeyse, bireylerin elinde daha verimli kullanılacak kaynakların devlet tarafından zorla alınarak çarçur edilmesi olarak tanımlandı ve devlet de, bu kavramın böyle anlaşılması için elinden geleni yaptı. Vergi sistemi, içinde yaşanılabilir, ödeyenler açısından aşırı bir yük oluşturmayan bir yapıya şimdiyedek kavuşturulamadı. Vergi oranlarının yüksekliği, kazanılmayan gelirden vergi alınması ve bunun yanında birçok kazançtan vergi alınmaması, vergi kayıp ve kaçaklarının çok büyük boyutlarda olması, bu anlayışı çok büyük ölçüde destekledi. Kamu harcamalarındaki israf ise, bu yaklaşımın tuzu biberi oldu.

Değerli milletvekilleri, şimdi hepimiz çok iyi biliyoruz ki, vergisizliğin topluma maliyeti çok ağırdır. Vergisizliğin, bu toplumda birçok olumsuzlukları yaratan enflasyonun temel nedeni olan kamu açıklarını yarattığını, artık hepimiz biliyoruz. Vergi yükümlülerinin mevcut vergi yüklerini daha fazla ağırlaştırmadan toplumun tüm kesimlerine vergiyi yaygınlaştırarak, vergi kayıp ve kaçağını asgarî düzeye indirerek yapılacak bir vergi düzenlemesiyle kamu açıkları ortadan kaldırılmazsa, toplumu bu olumsuzluklardan kurtarmak da, neredeyse imkânsız bir hale gelir.

Değerli milletvekilleri, çok somut olarak görüyoruz ki, böyle bir düzenlemenin gerçekleştirilmesi, gerçek anlamda bir toplumsal desteği gerektirmektedir. Biz, vergi düzenlemeleri sırasında, 55 inci Hükümet olarak, bu desteği, ekonomik ve sosyal konseyi oluşturan tüm kesimlerden aldık. Burada açıkyüreklilikle ifade etmek gerekir ki, eğer böyle bir toplumsal destek olmasaydı, belki de, şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine giren vergi tasarısını gerçekleştirmek mümkün olmazdı.

Değerli milletvekilleri, bütün bunlar göstermektedir ki, bilinçli bir toplumsal destek olmadan böyle bir düzenlemeyi gerçekleştirmek, gerçekten çok zordur. Türk toplumunu çağdaş bir toplum haline getirmenin yolu, bu bilinci toplumun tüm kesimlerine yayabilmektir. İşte, Sayın Özgün'ün Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirdiği Vergi Haftasını, biz, bu bilincin oluşturulmasına katkıda bulunması amacıyla düzenliyoruz. Hiç değilse, bir hafta boyunca toplumun tüm kesimlerinde, her yerde verginin tartışılmasını sağlamaya çalışıyoruz; böylece, vergiyi gündemde tutmak suretiyle, hem verginin yararlarını hem de böyle bir uygulamanın topluma getireceği yararları anlatmaya çalışıyoruz.

Değerli milletvekilleri, artık, çok açık olarak biliyoruz ki, adil bir vergi sistemi kurarak toplumsal gereksinimler için gerekli kaynağı toplayamamanın seçeneği, borçlanmadır. Bütçe açığı ve borçlanmanın sonucu ise, enflasyondur. Enflasyonun sonucu ise, gelir dağılımı adaletsizliklerinin yol açtığı yozlaşmalardır. Bu gidişi durdurmanın yolu ise, ödeme gücüne göre vergi ödeyen ve ödediği verginin de son kuruşuna kadar hesabını soran, bilinçli bir toplum yaratmaktır.

Toplumdaki vergi bilincinin gelişmesinde gerçekten katkısı olduğuna inandığımız Vergi Haftasını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdığı ve bu kürsüden de tüm topluma duyurduğu için, Sayın İsmail Özgün'e burada teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Gündemdışı konuşmalar tamamlanmıştır.

Sunuşları okutacağım; ancak, sunuşlar uzun olduğu için, Divan Üyesi arkadaşımızın oturarak okuması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Cumhurbaşkanlığı tezkereleri vardır; okutuyorum:

C) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Monaco’ya gidecek olan Çevre Bakanı İmren Aykut’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Işın Çelebi’nin vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1383)

17 Mart 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

"Crans Montana" enerji forumuna katılmak üzere, 20 Mart 1998 tarihinde Monaco'ya gidecek olan Çevre Bakanı İmren Aykut'un dönüşüne kadar; Çevre Bakanlığına, Devlet Bakanı Işın Çelebi'nin vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

2. – Mısır’a gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1384)

19 Mart 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 20 Mart 1998 tarihinde Mısır'a gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in dönüşüne kadar; Dışişleri Bakanlığına, Devlet Bakanı Prof. Dr. Şükrü S. Gürel'in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

3. – Suriye’ye gidecek olan Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1385)

20 Mart 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 24 üncü Yakın Doğu Bölgesel Konferansına katılmak üzere, 23 Mart 1998 tarihinde Suriye'ye gidecek olan Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Taşar'ın dönüşüne kadar; Tarım ve Köyişleri Bakanlığına, Devlet Bakanı R. Kâzım Yücelen'in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

4. – Almanya’ya gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1386)

23 Mart 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 24 Mart 1998 tarihinde Almanya'ya gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in dönüşüne kadar; Dışişleri Bakanlığına, Devlet Bakanı Prof. Dr. Şükrü S. Gürel'in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığının, kâtip seçimine ilişkin bir tezkeresi vardır; okutuyorum:

5. – İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun kâtip üye seçimini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/1387)

19.3.1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, kâtip seçimi için, 19.3.1998 Perşembe günü saat 10.30'da toplanmış ve kullanılan 13 adet oy pusulasının tasnifi sonucu, aşağıda ad ve soyadı belirtilen üye 13 oy alarak kâtip seçilmiştir.

Bilgilerinize saygıyla arz olunur.

Dr. Sema Pişkinsüt

Aydın

Komisyon Başkanı

Kâtip: Mehmet Bedri İncetahtacı Gaziantep 13 oy

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Sözlü soru önergesinin geri verilmesine dair bir tezkere vardır; okutuyorum:

6. – Kilis Milletvekili Mustafa Kemal Ateş’in (6/840) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/323)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının 59 uncu sırasında yer alan (6/840) esas numaralı sözlü soru önergemi geri çekiyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

Mustafa Kemal Ateş

Kilis

BAŞKAN – Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

Meclis soruşturması önergesi vardır. Önerge, bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.

Meclis soruşturması önergesini okutuyorum:

D) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS ARAŞTIRMASI VE MECLİS SORUŞTURMASI ÖNERGELERİ

1. – Konya Milletvekili Ahmet Alkan ve 106 arkadaşının, kanuna ve genel ahlaka aykırı şekilde mal edinmek suretiyle görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 11, 12, 13, 14 ve 15 inci maddelerine uyduğu iddiasıyla, Devlet eski Bakanı, Dışişleri eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı ve eski Başbakan Tansu Çiller hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/16)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Konu: Kanuna ve genel ahlaka aykırı şekilde mal edinen ve görevini kötüye kullanan Eski Devlet Bakanı ve Başbakan Prof. Dr. Tansu Çiller hakkında, Anayasanın 100 üncü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 107 nci maddeleri gereğince, Meclis soruşturması açılması talebimizdir.

Açıklama ve Gerekçe:

1. Eski Devlet Bakanı ve Başbakan Prof. Dr. Tansu Çiller, 20 Ekim 1991'de milletvekili seçildikten sonra, kurulan 49 uncu Hükümette ekonomiden sorumlu Devlet Bakanlığı, bilahara da 50, 51 ve 52 nci Hükümetlerde de Başbakanlık yapmıştır. Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanlığı döneminden başlayarak, hakkında yolsuzluk iddiaları süregelmiştir. Bu iddialar ciddî boyutlara ulaştığı için de, 19 uncu Dönemde liderlerin mal varlıklarını araştırmak üzere bir Meclis araştırma komisyonu kurulmuş; ancak, deliller yeterince incelenemeden, komisyon, çalışmalarını tamamlamıştır. Prof. Dr. Tansu Çiller hakkında yolsuzluk ve haksız mal edinme iddiaları kamouyunda tartışılmaya devam edince, 20 nci Dönemde de soruşturma komisyonu kurulmuştur. Bu komisyonda da çalışmalar kamuoyunu tatmin etmediği gibi, yeni delillerin de ortaya çıkmasıyla tartışmalar artarak günümüze kadar sürmüştür.

Bir konuda, TBMM araştırma ve soruşturma komisyonları kurulmuş olması, yeni delillerin ortaya çıkması halinde, aynı konunun yeniden Meclis soruşturmasıyla gündeme getirilmesine engel bir yasal düzenleme söz konusu değildir. Çünkü, önceki Meclis soruşturmasının reddedilmiş olması, kıyasen, cumhuriyet savcısının takipsizlik kararı mahiyetindedir. Ancak, yeni delillerin ortaya çıkması, soruşturmanın yeniden başlatılması için yeterlidir. Yeni deliller konusunu da, gerek Tansu Çiller, gerekse eşi Özer Çiller, televizyon ve basına verdikleri demeçlerle komisyon çalışmaları sırasındaki beyan ve ifadelerinin doğru olmadığını belirtmek suretiyle oluşturdukları gibi, özellikle Özer Çiller hakkında Ankara ceza mahkemelerine 3628 sayılı Kanuna muhalefetten ve evrakta sahtekârlıktan açılan davalar oluşturmaktadır. Bu davalardan Ankara Asliye Ceza Mahkemesine sanık Özer U. Çiller hakkında 10.3.1998 günlü "haksız mal edinme suçuna iştirak" suçundan açılan ceza davasının iddianamesinde, aynen, şikâyetçinin dilekçesi ekinde verilen dört adet klasör fotokopi evrakı müştekinin ve sanığının beyanları üç kişilik bilirkişiye verilerek ibraz edilen belgelere göre haksız bir mal edinme olup olmadığı bilirkişilere sorulmuş, 6.1.1998 tarihli raporda 89 988 936 520 TL'lik haksız mal edinme olduğu tespit edilmiştir.

Bu rapora karşı 14.1.1998 tarihinde sanık vekilleri tarafından yazılan itiraz dilekçesine ekli belgeler yeniden bilirkişilere verilmiş, bilirkişilerin 6.3.1998 tarihinde verdikleri ek raporun son kısmında "ilgililer tarafından servetin kaynağı olarak gösterilen miktarlar, mal varlığını açıklamak için yeterli olamamaktadır görüşünde bulunulmuştur" denilmektedir. Bilirkişi raporuna dayalı iddianamede de belirttiği üzere, sanık Özer Çiller aleyhine açılan dava suça iştiraktendir. O halde, asıl fail olarak, eski Devlet Bakanı ve Başbakan Tansu Çiller kendiliğinden gündeme gelmektedir.

Anayasa ve TBMM İçtüzük hükümlerine göre, bakan ve başbakanlar hakkında Meclis soruşturması açılıp soruşturma yapılması, dava şartıdır. Tansu Çiller'in, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu mal bildirimleri, eşi Özer U. Çiller yönünden incelenip, Ankara Cumhuriyet Savcılığınca 3628 sayılı Kanuna göre suç delili olarak görülüp dava açılırken, milletvekilleri olarak konuyu yeniden inceleyip elde ettiğimiz yeni delillerle, işbu soruşturma önergesini Meclis Başkanlığınıza sunmak gereği doğmuştur.

2. Prof. Dr. Tansu Çiller'in, milletvekili seçilmesi nedeniyle ve bakan olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunduğu 30.11.1991 tarihli ilk mal bildirimi ile Devlet Bakanlığı, Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı yaptığı dönemlerde sunduğu mal bildirimleri bir tablo halinde incelendiğinde dahi, mallarındaki artışın, hiç de usulüne uygun artışlar olmadığı, kanunlara, hukuka ve genel ahlaka aykırı şekilde elde edilebilecek fahiş artışlar olduğu apaçık görülmektedir. Şöyle ki;

Tansu Çiller'in 30.11.1991 tarihli Mal Bildirimi

Mal Bildirimi Tablosu

No. Açıklamalar Birim Hisse Mülkiyet Değer (TL)

1 Betonarme bina, Sarıyer, Yeniköy Köybaşı Cad. 306.12 m2 Yarımşar E/K 300 000 000

2 Şişli Ayazağa işyeri 100 m2 Yarımşar E/K 100 000 000

3 Arsa, Sarıyer, Uskumru Yorgancı Çiftliği 77. 828 m2 Tam Kendisi 3 891 400 000

4 Arsa, Sarıyer, Kısırkaya Mandra Mevkii 32. 394 m2 Tam Kendisi 649 000 000

No. Açıklamalar Birim Hisse Mülkiyet Değer (TL)

5 Arsa, Sarıyer Kilyos Armutlu Mevkii 29. 768 m2 Yarımşar E/K 446 520 000

6 Arazi, Sarıyer Kısırkaya Mandra Mevkii 35. 380 m2 Tam Kendisi 180 000 000

7 Arazi, Sarıyer Kısırkaya Mandra Mevkii 21. 750 m2 Tam Eşi 109 000 000

8 Beton Bina SS Akdeniz Tatil Sit. Bodrum 70 m2 Tam Eşi 75 000 000

9 Zeytinlik, Muğla-Milas Yenibahçe 13.000 m2 Dörtte bir Kendisi 30 000 000

10 Sarıyer, Yorgancı Çift. 382,383,384 parsel 30 (104) İnş.hk. Kendisi Değer yok

11 Yeşilyurt Turizm A.Ş. ort. payı 103 Kendisi 83 253 000

12 Marso Gıda ve Per. Sat. Mark A.Ş. ort. payı 73. 344 Kendisi 366 720 00

13 Marso Gıda ve Per. Sat. Mark A.Ş. ort. payı 73. 344 Eşi 366 720 000

14 Marsan Marmara Holding A.Ş. ort. payı 561. 820 Eşi 561 820 000

15 Marsan Marmara Holding A.Ş. ort. payı 561. 810 Kendisi 561 810 000

16 Markim Kimya San. ve Tic. A.Ş. ort. payı 10. 397 Kendisi 51 985 000

17 Markim Kimya San. ve Tic. A.Ş. ort. payı 10. 397 Eşi 51 985 000

18 Cumhuriyet altını 20 adet, bilezik 5 adet 25 Kendisi Hediye

19 Altın zincir 2 Kendisi Hediye

20 1 pırlanta saat, 2 çift pırlanta küpe 3 Kendisi Hediye

21 Pırlanta yüzük 3 adet 3 Kendisi Hediye

22 Renault oto 1 Oğlu 55 000 000

23 Alacak Tokgöz Süha alacağı Kendisi 5 000 000

24 Tombaz Zehra " Kendisi 8 000 000

25 Tombaz Muzaffer " Kendisi 6 000 000

26Tombaz Süleyman " Kendisi 20 000 000

27 Tombaz Orhan " Kendisi 7 000 000

28 Eregüven A. Mutlu " Kendisi 10 000 000

29 Tombaz M. Şefik " Kendisi 12 000 000

30 Tombaz Nezihe " Kendisi 12 000 000

31 Tombaz Hüseyin " Kendisi 7 000 000

32 Tombaz Ergün " Kendisi 3 000 000

33 Tekçe Mediha " Kendisi 3 000 000

34 Yeşilyurtlular Koop. Eşi 100 000 000

35 SS Bizim Vadi Koop. Eşi 23 000 000

36 Aytaş Turizm A.Ş. (Antalya Bina Hissesi) 3. 400 Eşi 3 400 000

37 Rockville-Maryland (Bina) 140 m2 Yarımşar E/K 90 000 dolar

Tansu Çiller'in, 30.11.1991 tarihindeki, kendisinin, eşinin ve çocuklarının bütün serveti budur. Bu tarihte, hisse olarak gösterdiği Marsan Marmara Holding ve holdinge bağlı şirketlerinin de aşağıda kısaca vereceğimiz açıklamalarda görüleceği üzere, kayda değer bir varlığı yoktur. Tansu Çiller'in bundan sonraki gelirleri, mal bildirimlerine ve gizlediği halde yaptığımız araştırmada elde ettiğimiz verilere göre şöyledir:

13.9.1992 Metaş A.Ş.'den alınan (kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği) 277 000 dolar

13.9.1993 Marso A.Ş. satışından 151 750 dolar

Aralık 1995 S.S. Akdeniz Tatil Sitesi daire satışından 15 000 dolar

Şişli Ayazağa işyeri satışından 14 500 dolar

Çeşitli şahıslardan alacak tahsili 8 500 dolar

Gelirlerin Toplamı 466 750 dolar

Bu gelirlere karşılık, Tansu Çiller'in, gerek mal satın almak gerekse edindiği mallara yaptığı harcamalar dikkate alınarak, 27.2.1996 tarihi itibariyle kendi beyanlarına, komisyonlardan elde edilen belgelere ve haricen temin olunan bilgi ve belgelere göre edindiği servetleri ile harcamaları aşağıdaki gibidir:

31.12. 1992 Marso A.Ş.'ne yapılan ödeme (şirket muhasebe kaydı) 162 350 dolar

31.12.1992 Marso A.Ş.'ne yapılan ödeme (şirket muhasebe kaydı) 12 600 dolar

28.12.1993 Bilger Duruman'a yapılan ödeme 170 500 dolar

22.2.1993 18. Dönem koop. hissesi (kendi ifadeleri) 11 000 dolar

30.4.1993 Bilkent'te alınan konut (Emlak Bankası kayıtları) 357 454 dolar

14.4.1995 Suna Pelister'e borç verildiği beyan edilen 46 500 dolar

29.5.1995 Bolu Göven ve Tatarlar'da alınan arsaların bedeli 73 600 dolar

31.12.1995 Marsan Marmara Holdinge verilen toplam (muhasebe kaydı) 312 000 dolar

30.1.1996 İstanbul, Yeniköy'de alınan bina için ödenen 166 000 dolar

Giderlerin Toplamı 1 312 004 dolar

30.11.1991 - 27.2.1996 döneminde Çiller Ailesinin servetlerinde meydana gelen artış, mal hareketlerinin olduğu tarihlerdeki yaklaşık döviz kurları dikkate alınarak yapılan hesaplamalara göre (1 312 004 dolar – 466 750 dolar =) 854 254 dolardır.

Açıklanması gereken ve mevcut bilgi ve belgelere göre karşılığı bulunamayan servet artışı, USD bazında 854 254 Dolardır. Bu değer, bugünkü tarih itibariyle yaklaşık 198 600 000 000 TL'dir.

3. İlk bakışta fahiş olarak gözüken bu rakam, gerçeği tümüyle yansıtmamaktadır. Gerçek artış Marsan Marmara Holding ve bu Holdinge bağlı şirketlerindeki hisselerinde gizlenmektedir.

Bu Holding, 1991 yılında 102 485 000 TL kâr elde etmiş ve ilgili yıl Kurumlar Vergisi beyannamesine göre, önceki yıllara ait birikmiş 74 186 701 TL zararı indirdikten sonra, Kurumlar Vergisi matrahı olarak 28 298 000 TL beyan etmiş ve 13 000 000 TL vergi ödemiştir. Yüzde 99,7'si Tansu Çiller ve Özer Çiller çiftine ait olan adı geçen Holdingin vergi sonrası dağıtılmayan dönem kârı 15 298 000 TL'dır.

Bu Holding, 1992 yılı Kurumlar Vergisi beyannamesine göre 29 000 000 TL Kurumlar Vergisi beyan etmiş ve bunun üzerinden 13 657 000 TL Kurumlar Vergisi ödenmiştir. Vergi sonrası dağıtılmayan kurum kazancı 15 343 000 TL'dir. Bu durumda 1991 ve 1992 yılları vergi sonrası dağıtılabilir net kurum kârı (15 298 000 TL + 15 343 000 TL =) 30 641 000 TL olmaktadır. Oysa, aynı Holding, 5.5.1992'de ABD'de GCD İnc şirketini kurmuştur. Kurulan bu şirketin sermayesi, 100 hisseye bölünmüş 100 000 dolardır. Marsan Marmara Holding AŞ tarafından kurulan GCD İnc şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Özer Uçuran Çiller olup, kendi beyanına göre, şirkette kişisel olarak hiçbir payı yoktur. Ancak, GCD İnc'in sermayesinin tamamı, Özer Uçuran Çiller'in beyanına göre, Marsan Marmara Holdinge aittir. GCD İnc şirketi kurulduğu 1992 yılında, ABD'de, aşağıda belirttiğimiz taşınmazları satın almıştır.

a) Holiday Inn Oteli (1 Keewaydın Dr. Salem NH) ABD vergi kayıtlarına göre, bu otel, 18.9.1992'de 1 050 000 dolar ödenerek alınmıştır.

b) Landmark Apartment (7 Railroad Ave Derry NH) Yine ABD vergi kayıtlarına göre, 28.10.1992 tarihinde 51 000 dolar ödenerek icra satışından satın alınmıştır.

c) Granite Hill Shops, Hooksett NH. Yine ABD vergi kayıtlarına göre, bu alışveriş merkezi, 31.12.1992 tarihinde 475 048 dolara alınmış, bu paranın 150 000 doları nakten ödenmiş, bakiyesi olan 325 000 doların banka ipoteğiyle karşılandığı iddia edilmiştir.

Bu üç adet taşınmaz mal karşılığında 1992 yılında yapılan ödemeler toplamı, resmî kayıtlara göre 1 251 000 dolardır. ABD'de satın alınan bu taşınmazlar için, gerek Marsan Holding AŞ yetkilileri gerekse Sayın Özer Uçuran Çiller, komisyona şu bilgi ve belgeleri vermişlerdir:

aa) 29.7.1992'de Marsan Holding'in kendi imkânlarıyla ABD'ye 100 00 dolar paranın Demirbank kanalıyla gönderildiğini, bunun da o günkü kur üzerinden 697 000 000 TL olduğunu bildirmişlerdir.

bb) 10.9.1992'de gene Demirbank'tan 2 857 000 000 TL karşılığı 400 000 dolar kredi alındığı ve bunun da aynı gün ABD'ye transfer edildiği belirtilmiştir.

Bu durumda, şirketin kendi kaynakları ve Demirbank'tan sağlamış olduğu krediyle birlikte ABD'ye sermaye payı olarak transfer ettiği para 500 000 dolardır. Bu durumda, gerek Marsan Holding'in yukarıda açıklanan malî durumu bakımından ve gerekse ABD'de edinilen taşınmaz malların alınış tarihleri ve değerleri açısından iki ayrı husus göze çarpmaktadır. ABD'de ilk alınan taşınmaz Holiday Inn. Oteli olup, alınış tarihi 18.9.1992, değeri ise 1 050 000 dolardır. Alış tarihi itibariyle Marsan Holding'in ABD'ye transfer ettiği toplam para ise, 500 000 dolardır. (29.7.1992'de 100 000 dolar ve 10.9.1992'de 400 000 dolar) Daha ilk bakışta Holding'in resmî kayıtlarına göre, transfer edilmediği halde, açıklaması gereken (1 050 000 dolar – 500 000 dolar =) 550 000 dolarlık bir açık vardır. Bu paranın nereden karşılandığı belli değildir. Diğer taraftan, 1992 yılında satın alınan üç adet taşınmaz için ödenen 1 251 000 dolar bedele karşılık, gene 1992'de transfer edilen toplam döviz miktarının 500 000 dolar olması nedeniyle açıklanamayan ve kayıtlardan da tespit edilemeyen ödeme tutarı 751 000 dolara ulaşmaktadır.

1992 yıl sonu itibariyle Marsan Holding AŞ dağıtılmayan net kurum kazancı 30 641 000 TL olan bir şirket görünümündedir. Bu durumdaki bir holdingin gerek Demirbank'tan 400 000 dolar kredi alması gerekse kendi özkaynaklarından 100 000 dolar transfer temin etmesinin izahı mümkün değildir. Sözün burasında Demirbank'ın 400 000 dolar krediyi verdiği kabul edildiğinde, bu kredinin geri ödemesi söz konusudur. Bu geri ödeme konusunda komisyon kayıtlarında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmamıştır. Bu nedenle, bu kredinin hangi kıstasa dayanarak verildiği de anlaşılamamıştır. Her ne kadar Özer Uçuran Çiller, bu taşınmazların alımı için beyanında 925 000 dolar transfer edildiğini belirtmekte ise de, 925 000 doların, 425 000 dolarlık kısmı 13.9.1993 tarihinde, yani en son taşınmazın alımından 9 ay sonra gönderildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, bu açıklamanın kabulü mümkün değildir.

GCD İnc şirketinin 1993 yılı sonu itibariyle ABD'deki mal varlığı, komisyona gelen raporlara göre, asgarî 3 341 448 dolar, azamî 4 501 400 dolardır. Nitekim, bu durum, komisyonca ABD'den temin edilen US Corparation Income Tax Return (Vergi Beyannamesi) ile ekindeki Balance Sheet (Gelir Tablosu) incelendiğinde, 1994 yıl sonu itibariyle şirketin mal varlıklarının ve kayıtlı sermaye değerinin 3 293 967 dolar olduğu, bunun 925 000 dolarının Marsan Holding AŞ'den transfer edilen sermayedir.

Marsan Marmara Holding'deki bu sermaye transferleri başlıbaşına soruşturmayı gerektiren bir tabloyu oluşturmaktadır. Bu Holding'e bağlı Aytaş Turizm AŞ, Mitaş (Milletlerarası Yapı Taahhüt Tic. AŞ), Markim Kimya Sanayii ve Ticaret AŞ gibi şirketlerindeki fahiş artışlar Meclis soruşturması safhasında incelendiğinde, kaynağı belirsiz milyon dolarların harcandığı ortaya çıkacaktır. Bunların en çarpıcısı, Antalya Beldibi'ndeki pansiyon adı altında yapılan villa tatil kompleksidir.

Marsan Marmara Holding'deki kaynağı belli olmayan 751 000 doların, yukarıda tespit ettiğimiz 854 254 dolara eklenmesi gerekmektedir. Böylece, diğer şirketlerdeki harcamalar hariç, açıklanması gereken servet artışı 1 605 254 dolardır. Ayrıca, yukarıda izah olunduğu üzere, Demirbank'tan 1992 yılında alınan 400 000 dolar kredinin vadesinde geri ödemesinin de, servetlerdeki değer artışı olarak bu tutara eklenmesi gerektiği tartışmasızdır. Bu durumda, izahı gereken ve soruşturmaya esas olması gereken tutar (1 605 254 dolar + 400 bin dolar =) 2 005 254 dolardır. Bu da, bugünkü döviz kurları dikkate alındığında, 471 234 690 000 TL'dir.

4. TBMM Soruşturma Komisyonu çalışmalarının bitirilmesinden sonra ABD'de yapılan tespitlere göre, Çillerlerin Marsan Marmara Holdinge bağlı GCD İnc Şirketine ait Salem-NH'deki Holiday Inn Oteline ilave olarak 500 kişi kapasiteli restoran binası yapılmıştır. Bu binanın ABD'deki değeri yaklaşık 1 000 000 dolardır.

Buna ek olarak gerek Bolu Tatarlar ve Gövem'deki villaların inşaatlarının tamamlanması ve dekorasyon ve tefrişi bugünkü değerler itibariyle yaklaşık 75 000 000 000 TL olmaktadır.

Yine, Antalya Beldibi'nde bulunan AYTAŞ AŞ'ne ait tesisin işletmeye açılmasına kadar yapılan harcamaların da soruşturulması gereği vardır.

5. Buraya kadar yapılan açıklamalar, 3628 sayılı Kanunun 1 ve 4 üncü maddeleri delaletiyle Haksız Mal edinme, Mal Kaçırma veya Gizleme başlığını taşıyan 13 ve devamındaki maddelerini ilgilendirmektedir.

Eski Devlet Bakanı ve Başbakan Tansu Çiller'in eylemleri bununla da kalmamaktadır. Tansu Çiller, mal bildirimlerinde belirttiği Kuşadası'ndaki 90 553 metrekarelik araziyi yakın dostları Suna G. Pelister adına aldıklarını, oysa gerçekte kendilerinin alarak kamuoyundan gizlediklerini basın ve televizyonlarda açıkça belirtmişlerdir. Bu eylem, 3628 sayılı Kanunun Gerçeğe Aykırı Bildirimde Bulunma başlığını taşıyan 12 nci maddesinin ihlalidir. Bu maddenin ihlali sadece bu eylemle de kalmamakta, repo gelirleri, şirketlere verilen nakit paralar, MET–AŞ'den aldığı yüksek tutarlardaki paraların mal bildirimlerinde yer almaması biçiminde de ortaya çıkmaktadır.

Bütün bu eylemler, Tansu Çiller'in Devlet Bakanlığı, Başbakan Yardımcılığı ve Başbakanlığı dönemlerine aittir. Haksız mal edinme suçu yanında, Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesinde belirtilen vazifeyi kötüye kullanma suçunun unsurlarını da oluşturmaktadır.

Yukarıda belirtilen hususlar, gerek yazılı ve görüntülü basında gerekse kamuoyunda yıllardır konuşulan ve bu nedenle de kamu vicdanını rahatsız eden iddialardan ibarettir. Günümüzde temiz siyaset konusunda kamu vicdanı her gün rencide edilmektedir. Kabul ederiz ki, Sayın Tansu Çiller de bundan rahatsızdır. Açılacak bir Meclis soruşturmasında Sayın Tansu Çiller'in açıkyüreklilikle bu iddialara açıklık kazandıracağı ve kamuoyunu rahatlatacağı kanaatindeyiz. Böylece, şahsı ve ailesi hakkında ileri sürülen iddialar ve servetleri üzerindeki şüphe ve şaibelerin ortadan kalkması da sağlanacaktır.

Yukarıdan beri izah edilen olaylar, gerçekler ve tespitler sebebiyle, eski Başbakan Sayın Tansu Çiller hakkında TCK'nun 240 ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 11, 12, 13, 14 ve 15 inci maddelerine göre, Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri gereğince Meclis soruşturması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

1. Ahmet Alkan (Konya)

2. Mahmut Bozkurt (Adıyaman)

3. İbrahim Yılmaz (Kayseri)

4. Y. Selahattin Beyribey (Kars)

5. Enis Sülün (Tekirdağ)

6. Yusuf Ekinci (Burdur)

7. Şükrü Yürür (Ordu)

8. Ali Kemal Başaran (Trabzon)

9. Hüsnü Sıvalıoğlu (Balıkesir)

10. Avni Kabaoğlu (Rize)

11. Cemal Özbilen (Kırklareli)

12. Ahmet Neidim (Sakarya)

13. İbrahim Gürdal (Antalya)

14. Zeki Çakan (Bartın)

15. Ömer Demir (Kırşehir)

16. Şadan Tuzcu (İstanbul)

17. Yusuf Pamuk (İstanbul)

18. Esat Bütün (Kahramanmaraş)

19. Şerif Bedirhanoğlu (Van)

20. Yaşar Eryılmaz (Ağrı)

21. Ünal Yaşar (Gaziantep)

22. Aslan Ali Hatipoğlu (Amasya)

23. İrfan Demiralp (Samsun)

24. Seyit Eyyüpoğlu (Şanlıurfa)

25. Mustafa Küpeli (Adana)

26. Ataullah Hamidi (Batman)

27. Nizamettin Sevgili (Siirt)

28. Hikmet Aydın (Çanakkale)

29. Ali Uyar (Hatay)

30. Bülent Akarcalı (İstanbul)

31. Yılmaz Karakoyunlu (İstanbul)

32. Necati Güllülü (Erzurum)

33. Veysel Atasoy (Zonguldak)

34. Mustafa Balcılar (Eskişehir)

35. Ali Günaydın (Konya)

36. Hüseyin Yayla (Hatay)

37. Yaşar Okuyan (Yalova)

38. Halil Cin (İçel)

39. Adem Yıldız (Samsun)

40. Miraç Akdoğan (Malatya)

41. Naim Geylani (Hakkâri)

42. Recep Mızrak (Kırıkkale)

43. Mehmet Sağdıç (Ankara)

44. Ömer Ertaş (Mardin)

45. Nabi Poyraz (Ordu)

46. Süleyman Çelebi (Mardin)

47. Muzaffer Arslan (Diyarbakır)

48. İbrahim Çebi (Trabzon)

49. İbrahim Yaşar Dedelek (Eskişehir)

50. Bülent Atasayan (Kocaeli)

51. İbrahim Yazıcı (Bursa)

52. Mehmet Ali Bilici (Adana)

53. Levent Mıstıkoğlu (Hatay)

54. Feridun Pehlivan (Bursa)

55. Ali Doğan (Kahramanmaraş)

56. Mustafa Bahri Kibar (Ordu)

57. Ali Er (İçel)

58. Yıldırım Aktürk (Uşak)

59. Refik Aras (İstanbul)

60. Adil Aşırım (Iğdır)

61. Rüştü Kâzım Yücelen (İçel)

62. Emin Kul (İstanbul)

63. Sebgetullah Seydaoğlu (Diyarbakır)

64. Mehmet Salih Yıldırım (Şırnak)

65. Mehmet Keçeciler (Konya)

66. Ersin Taranoğlu (Sakarya)

67. Metin Öney (İzmir)

68. Uğur Aksöz (Adana)

69. Rasim Zaimoğlu (Giresun)

70. Mehmet Aydın (İstanbul)

71. Teoman Akgür (Sakarya)

72. Zerrin Yeniceli (İzmir)

73. Fevzi Aytekin (Tekirdağ)

74. Ziya Aktaş (İstanbul)

75. Yalçın Gürtan (Samsun)

76. Fikret Uzunhasan (Muğla)

77. Osman Kılıç (İstanbul)

78. İhsan Çabuk (Ordu)

79. Hayati Korkmaz (Bursa)

80. Mustafa Karslıoğlu (Bolu)

81. Ayhan Gürel (Samsun)

82. Abdulbaki Gökçel (İçel)

83. Fikret Ünlü (Karaman)

84. Ali Günay (Hatay)

85. Mustafa Güven Karahan (Balıkesir)

86. Mümtaz Soysal (Zonguldak)

87. Halil Çalık (Kocaeli)

88. Mehmet Büyükyılmaz (Adana)

89. Tahsin Boray Baycık (Zonguldak)

90. Emin Karaa (Kütahya)

91. Necdet Menzir (İstanbul)

92. Mehmet Batallı (Gaziantep)

93. Mustafa Zeydan (Hakkâri)

94. Necati Albay (Eskişehir)

95. İsmet Sezgin (Aydın)

96. Ferit Bora (Diyarbakır)

97. Tamer Kanber (Balıkesir)

98. Atilla Mutman (İzmir)

99. Cihan Yazar (Manisa)

100. Mahmut Erdir (Eskişehir)

101. Metin Şahin (Antalya)

102. İbrahim Yavuz Bildik (Adana)

103. Ahmet Tan (İstanbul)

104. Bayram Fırat Dayanıklı (Tekirdağ)

105. Mehmet Yaşar Ünal (Uşak)

106. Kâzım Üstüner (Burdur)

107. Erdoğan Toprak (İstanbul)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

AHMET İYİMAYA (Amasya) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın İyimaya.

AHMET İYİMAYA (Amasya) – Sayın Başkan, soruşturma önergesinde dile getirilen tüm iddialar, Yüksek Parlamentoca oluşturulan komisyonca daha önce tahkik edilmiş; Yüksek Heyet, 19.2.1997 tarihli kararıyla, isnat ve iddiaları reddetmiş, Yüce Divana sevke mahal olmadığı kararına varmıştır. Parlamentonun bu kararı, bir soruşturma engelidir ve yargısal bağlayıcı karardır. Anayasanın 100 ve 138 inci maddeleri gereği, bu önergenin Başkanca işleme konulması, şu anda gelen kâğıtlardan okunması, milletvekillerince önerge verilmesi, bu yasak sebebiyle mümkün değildir. İçtüzüğün 63 üncü maddesi gereği, bunun bir önsorun yapılarak, en geç, görüşmelerin cereyan edeceği müzakere gününde, meselenin, Heyetçe halli gerekir.

Hukuk devleti hassasiyeti içerisinde, Yüksek Başkanlığa sunulur efendim.

METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Sayın Başkan_

BAŞKAN – Bir dakika efendim_

Sayın İyimaya, izninizle, bu konuda, Başkanlığın konumunu, anlayışını size, kısaca özetlemeye çalışayım; sonra, bu usul müzakeresi talebinizle ilgili bir değerlendirme yapalım.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Usul müzakeresi açmıyoruz.

AHMET İYİMAYA (Amasya) – Daha sonra_

BAŞKAN – Sonra_

TURHAN GÜVEN (İçel) – Anayasayı ihlal suçu işleniyor da, ondan_

BAŞKAN – Efendim, burada yaptığımız işlem, bir müzakere değil, bir konunun görüşülmesi de değil; bir bilgilendirme işlemi; temelini de, Anayasanın 100 üncü maddesinde ve İçtüzüğün 108 inci maddesinde buluyor. Verilen ve Anayasanın öngördüğü sayıda milletvekili tarafından imzalanmış olan bir Meclis soruşturması önergesini, İçtüzüğün 108 inci maddesine göre, Başkanlık, gelen kâğıtlar listesine alıp, Genel Kurulda okutmak durumunda.

Şimdi, hiç kuşku yok -Sayın İyimaya'nın dediği gibi- Başkanlık, bunu bir otomatik işlem olarak yapmak durumunda değil; bir değerlendirme, bir inceleme yapacak; ama, bu inceleme, yine, Anayasada ve İçtüzükte belirtildiği gibi, yetersayıda milletvekilinin imzasının olup olmaması; İçtüzüğün benzer şekilde öngördüğü 107 nci maddesinde, ilgili suç konusunda yasa maddelerinin belirtilmiş olup olmaması; yine, İçtüzüğün 67 nci maddesinin ikinci fıkrasında vurgulandığı gibi, kaba, yaralayıcı bir söz içerip içermemesi konusunda; yoksa, Başkanlığın incelemesi, bunların dışında, bütünüyle sınırsız, kendini Genel Kurulun yerine koyan bir inceleme olabilmek durumunda değil.

Şimdi, sayın milletvekilleri, hepiniz takdir edersiniz ki, Anayasa ve İçtüzük, burada, çalışmalarda bize uymayacak; biz onlara uyacağız. Ben, çoğu kez, bu kürsüde, gönlüme yatmayan işlemleri yapmak zorunda kalıyorum. Aşağıda otursam aleyhte oy vereceğim oylama sonuçlarını, birbirine çok yakınken, kendi gönlüme göre yontmuyorum; çünkü, ne kadar karşı olursam olayım, İçtüzüğün ve Anayasanın emirlerini görmeme, görmezden gelme veya burada insanların göz yanılmasına yaklaşıp, değiştirme hakkına sahip değiliz; böyle bir konumumuz yok.

Bu çerçevede, hiç kuşku yok, bir usul tartışmasını, müzakere günü getirebilirsiniz; ama, bunu getirebilmeniz için dahi, bizim bugün burada bu bilgilendirme işlemini yapmamız gerekirdi. Onun için, önceden, soruşturma önergesinde iddia edildiği gibi, yeni bir delilin olup olmadığını, yeni bir dönemin -eski soruşturma önergesinin kapsamadığı yeni bir dönemin- içerilip içerilmediğini, Mal Varlığı Yasasında, eski soruşturmada olmayan 11 inci ve 12 nci maddelere atıf yapılmış olmasının gerçekten yeni bir suç tarifi mi, yoksa, sizin iddia ettiğiniz gibi bir usul hilesi mi olup olmadığını Başkanlık değerlendiremez. Başkanlık bunu değerlendirirse, kendini, hem Genel Kurulun hem de Genel Kurul gerek görürse oluşturulacak soruşturma komisyonunun yerine koymuş olur; Başkanlığın böyle bir hakkı yoktur. Başkanlık, bugün burada yaptığı işlemle, sadece, Genel Kurulu bilgilendirmiştir ve bu çerçevede, Anayasanın 100 üncü maddesinde ifade olunan "Meclis, bu istemi en geç bir ay içinde görüşür ve karara bağlar" hükmü uyarınca, soruşturma önergesinin görüşülme gününe dair Danışma Kurulu önerisi daha sonra Genel Kurulun onayına sunulduğunda veya o gün onaylanıp müzakere açıldığında, bu tartışmayı, Genel Kurul ayrıca yapabilir.

Teşekkür ediyorum efendim.

Şimdi, gündemin "Seçim" kısmına geçiyoruz.

V. – SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARA ÜYE SEÇİMİ

1. – (10/219) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonuna üye seçimi

BAŞKAN – Kadının statüsünün araştırılarak, kadınlara karşı her türlü ayırımcılığın önlenmesi sözleşmesinin yaşama geçirilmesi için alınması gereken tedbirleri tespit etmek amacıyla, Genel Kurulun 10. 3. 1998 tarihli 64 üncü Birleşiminde kurulan (10/219) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu üyeliklerine siyasî parti gruplarınca gösterilen adayların listesi bastırılıp, sayın üyelere dağıtılmıştır.

Şimdi, listeyi okutup oylarınıza sunacağım:

Kadının statüsünün araştırılarak, kadınlara karşı her türlü ayırımcılığın önlenmesi sözleşmesinin yaşama geçirilmesi için alınması gereken tedbirleri tespit etmek amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonu üyelikleri aday listesi: (13)

Adı Soyadı: Seçim Çevresi:

Fazilet Partisi (4)

Mehmet Aykaç (Çorum)

İsmail Yılmaz (İzmir)

Ahmet Dökülmez (Kahramanmaraş)

Memduh Büyükkılıç (Kayseri)

Anavatan Partisi (3)

Yüksel Yalova (Aydın)

Lale Aytaman (Muğla)

Enis Sülün (Tekirdağ)

Doğru Yol Partisi (2)

Nevzat Köse (Aksaray)

Ümran Akkan (Edirne)

Demokratik Sol Parti (2)

Zerrin Yeniceli (İzmir)

Teoman Akgür (Sakarya)

Cumhuriyet Halk Partisi (1)

Birgen Keleş (İzmir)

Demokrat Türkiye Partisi (1)

Gencay Gürün (İzmir)

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Meclis Araştırması Komisyonuna seçilmiş bulunan sayın üyelerin, 26 Mart 1998 Perşembe günü saat 11.30'da, doktorluk binası 4 üncü kat 405 numaralı odada toplanarak, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimi yapmalarını rica ediyorum.

Komisyon toplantı yer ve saati ayrıca ilan tahtalarına da asılmıştır.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

Önce, yarım kalan işlerden başlayacağız.

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa komisyonu raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifinin ikinci müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Müzakere ertelenmiştir.

2. – Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınma önergesi (2/669) (S. Sayısı : 338)

BAŞKAN – 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin maddeleri, önergelerle birlikte, geçen birleşimde, İçtüzüğün 88 inci maddesine göre Komisyona geri verilmişti.

Komisyon, raporunu henüz vermediğinden, teklifin müzakeresini erteliyoruz.

3. – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının aynı mahiyetteki kanun teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553) (1)

BAŞKAN – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 Arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 Arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 Arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 Arkadaşının Aynı Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 Arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakeresine devam ediyoruz.

Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Sayın milletvekilleri, geçen birleşimde, tasarının 8 inci maddesinin oylamasında kalmıştık.

Geçen birleşimde kabul edilmiş olan önerge doğrultusunda...

BEKİR YURDAGÜL (Kocaeli) – Sayın Başkan, karar yetersayısının aranmasını istiyoruz.

BAŞKAN – Karar yetersayısını arayacağım.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...

Sayın milletvekilleri, karar yetersayısı yoktur.

Ne kadar ara verelim efendim?

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan, 10 dakika ara verelim.

BAŞKAN – Saat 16.00'da toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

(1) 553 S. Sayılı Basmayazı 4.3.1998 tarihli 62 nci Birleşim Tutanağına eklidir.

Kapanma Saati : 15.50

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati : 16.00

BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN

KÂTİP ÜYELER : Levent MISTIKOĞLU (Hatay), Hüseyin YILDIZ (Mardin)

 

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 71 inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

VI. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

3. – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının aynı mahiyetteki kanun teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553) (Devam)

BAŞKAN – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısının 8 inci maddesinin oylamasında karar yetersayısı bulunamamıştı. Şimdi, maddeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım.

Komisyon ve Hükümet yerinde.

Maddeyi, kabul edilmiş olan önerge doğrultusunda yeniden oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yetersayısı vardır; madde kabul edilmiştir.

9 uncu maddeyi okutuyorum:

Genel kurulların oluşması

MADDE 9. – Sendika ve sendika şubesi genel kurulları üyelerden oluşur.

Sendika üye sayısı bini, sendika şubesinin üye sayısı beşyüzü aştığı takdirde genel kurullar delegelerle yapılabilir.

Delegeler üyeler tarafından gizli oy, açık sayım ve döküm esasına ve sendika tüzüğündeki hükümlere göre seçilir.

Konfederasyon genel kurulları, üye sendikalarca seçilen en çok beşyüz delegeden oluşur. Üye sendikaların genel kurulda kaç delegeyle temsil edileceği konfederasyon tüzüğünde belirtilir.

Sendika şubeleri ile sendika ve konfederasyonların yönetim ve denetleme kurulu üyeleri bu sıfatla kendi genel kurullarına delege olarak katılırlar.

Delege sıfatı, müteakip olağan genel kurul için yapılacak delege seçimine kadar sürer.

Tüzüklere delege seçilmeyi engelleyici hükümler konulamaz.

BAŞKAN – 9 uncu madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Yılmaz Ateş; buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA YILMAZ ATEŞ (Ankara) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz yasa tasarısının 9 uncu maddesi, gerçekten çok demokratik bir anlayışla hazırlanmış ve bu maddenin son pragrafında "Tüzüklere delege seçilmeyi engelleyici hükümler konulamaz" denilmiş. Bu açıdan baktığımız zaman gerçekten, son derece demokratik, katılımcı bir yaklaşımı öngören bir madde. Bu maddedeki "Tüzüklere delege seçilmeyi engelleyici hükümler konulamaz" cümlesi, aslında, bu yasa tasarısının kendisiyle çelişiyor; çünkü, bu yasa tasarısının mantığına baktığımız zaman grevin, toplusözleşmenin yer almadığı hiçbir düzenlemenin adına siz sendika diyemezsiniz. Şimdi, sendika yasa tasarısı çıkarıyoruz diyorsunuz; ama, mensuplarına grev hakkı tanımıyorsunuz, mensuplarına toplusözleşme hakkı tanımıyorsunuz, bunun adına da sendika yasası diyorsunuz... Adı sendika olan bu tasarının da, üzelerek söylemek gerekirse, çıkmaması çıkmasından daha iyidir. Çünkü, bu tasarı gerçekleştiği takdirde, 300 bin dolayında kamu çalışanı, mevcut olan sendikalarının kapısına kilit asmak durumunda kalacak.

Bu tasarının antidemokratik olan maddeleri sadece bunlar değil, önümüzdeki maddelerde de ortaya koyacağız; tasarı, işyeri temsilci sayısının atanmasından tutun, sendika yöneticilerinin belirlenmesi, aidatların alınması gibi, gerçekten, sendika kelimesiyle bağdaşmayan birçok madde ve yükümlülüklerle dolu. Doğrusu merak ediyorum, Hükümet, bu tasarıyı, yasalaşması halinde kime uygulayacak?! Günlerce, kamu çalışanları geldi, Kızılay meydanında, İstanbul'un birçok meydanında böyle bir yasa tasarısı istemiyoruz dediler. Çalışanlar istemediğine göre, Hükümet, İktidar partileri, bunu, kamu çalışanlarının azınlıkta olan bir bölümü istemiyor, çoğunluğu istiyor iddiasında mı acaba, gerçekten, onu merak ediyorum. Eğer, Hükümet böyle bir iddiadaysa, bu işin kolayı var, günlerce Meclis gündemini tıkamanın hiçbir anlamı yok, ilgili bakanlıklarda, ilgili kamu kurumlarında bir eğilim yoklamasına gidilebilir, bir referanduma gidilebilir; bütün kamu çalışanları böyle bir referanduma, böyle bir eğilim belirlemesine girerler. O zaman da, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, burada söz veriyoruz ki, hiçbir geciktirici hareketin içerisinde olmayız. Bizim yapmak istediğimiz, Türkiye'nin şu anda en önemli sorunu olan çalışanların örgütlenmesi konusunda bir yasak savma mantığını hüküm kılma, egemen kılma değil; gerçekten, çalışanların, uzun süre, bu alandaki taleplerini gidererek, artık, bir daha, Türkiye kamuoyunun ve Türkiye çalışanlarının böyle bir sorunla uğraşmaması noktasına bu Hükümeti çekmektir; ama, bakıyoruz ki, Hükümetimiz, ısrarlı bir azınlık hükümeti, kendini dışarıdan destekleyen, Türkiye'nin çıkarına olan, Türkiye halkının çıkarına olan yasaları desteklemekte kararlı olan Cumhuriyet Halk Partisiyle hiçbir uzlaşmaya girmiyor.

Dün, Meclisin huzuruna bir öneri getirildi; "saat 13.00'te toplanalım, gece saat 24.00'e kadar çalışalım" denildi. Saat şu anda 16.10, maalesef, Parlamento daha yeni çalışmaya başlıyor. Böyle bir yasayı çıkarmakta kararlı olduğunu belirten Hükümete mensup siyasal partilerimizin üçü de, her ne hikmetse, karar yetersayısını dahi bulmakta zorlanıyorlar. Deniliyor ki "efendim, Cumhuriyet Halk Partisi, bu yasayı engelliyor." Cumhuriyet Halk Partisi bu yasayı engellemiyor; Cumhuriyet Halk Partisi, bu yasaya, olması gereken noktada katkı koymak istiyor; ama, esas engelleyen İktidar partilerinin kendileri. Karar yetersayısını bulamayan İktidar partileri, hangi yasayı çıkaracaksınız, hangi tasarıyı çıkaracaksınız!..

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) –Siz yardım edin...

YILMAZ ATEŞ (Devamla) – Biz yardım edeceğiz; ama, yardımımız şu noktada olacak: Gelin, çekin şu tasarıyı; kamu çalışanlarının önemli bir bölümünü oluşturan öğretmenlere altı ayı aşkın bir süredir bir sözünüz var "yüzde 18 zam vereceğiz" diye; buyurun, getirin, size destek verelim, onu çıkaralım, bunda niye ısrar ediyorsunuz?

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Bunun arkasından o var...

YILMAZ ATEŞ (Devamla) – Sizin niyetiniz, kamu çalışanlarının lehine olan bir düzenlemeyi yapmak değil, onu engelliyorsunuz. Siz, bu iktidar partileri, memurlara, memurların önemli bir kesimini oluşturan öğretmenlere de bu yüzde 18'lik zammı vermek istemiyorsunuz da, ondan bununla tıkıyorsunuz. Eğer, siz, gerçekten, çalışanlara, toplusözleşmeli, grevli sendikal haktan yanaysanız, bunun çok basit bir yolu var; çekerseniz bunu, iki gün de yeniden düzenleriz, üçüncü gün, çok kısa bir sürede, bu yasal düzenlemeyi yaparız.

Şimdi, iktidar partilerimiz, memurlara grevli, toplusözleşmeli sendikalaşma hakkını tanımamakta ısrar etmelerinin gerekçesi olarak Anayasayı gösteriyorlar. Şimdi de, iş, döndü; öğretmenlerimize yüzde 18 oranındaki zammı vermemenin gerekçesini de bu sendika yasa tasarısı olarak gösteriyorsunuz; bize bir dayatma yapıyorsunuz. Elbette ki, öğretmenlerimize, biz, bu hakkın verilmesini istiyoruz; ama, öğretmenlerimize bu hakkı vereceğizi gerekçe yaparak, 300 bin kamu çalışanının sendikalarının kapısına kilit vurmanıza, yine, bu çerçevede olanak tanımamaya gayret edeceğiz.

Deniliyor ki: "Biz, aslında, grevi de tanıyacağız, toplusözleşmeyi de tanıyacağız, ah, ah şu Anayasa olmasa..." Hiç kendi kendimizi avutmayalım; engel olan Anayasa değil; bu sözüm, diğer siyasal iktidarlar için de geçerlidir, sadece bu Hükümete haksızlık yaptığımı kimse zannetmesin. Maalesef, Türkiye'yi yöneten siyasal iktidarlar, halen, çalışanların özgürce örgütlenmesinden, örgütlü bir toplum oluşmasından, bir kul mantığı içerisinde değil, bir örgütlü toplum mantığı çerçevesinde kendi haklarını savunma, Türkiye'yi yöneten kadrolardan kendi haklarını alma talebinde bulunma anlayışını, maalesef, 21 inci Yüzyıla girdiğimiz bu dönemde, iktidar olan siyasal partiler içine sindirememektedir.

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – CHP de dahil mi?..

YILMAZ ATEŞ (Devamla) – Bir kul mantığı içerisinde; özgür birey, özgür vatandaş mantığı içerisinde değil. "Efendim, biz, ne kadar istersek, onu veririz."

Şimdi, daha bu bütçe görüşmesi yapılırken, öğretmenlerimize "efendim, biz, yüzde 18 zam veririz" dediniz; hadi, buyurun verin... Madem verecektiniz, samimiydiniz, niye bütçeye koymadınız da, böyle "verdik, veriyoruz; geldik, geliyoruz" şeklinde değerlendiriyorsunuz?

O nedenle, bu Hükümeti oluşturan iktidar partilerinden ricamız, dileğimiz şudur: Bir yanlışta ısrar etmenin bir anlamı yoktur. O nedenle, böyle bir sendika yasası çıkaracağız diye, memurları, devletin bir başka memuruna coplatmaya da gerek yok; onları, bir başka ülkenin vatandaşıymış gibi, üzerlerine gaz bombası yağdırmanıza da gerek yok. Gelin, bu tasarıyı geri çekin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Ateş, lütfen toparlayalım...

YILMAZ ATEŞ (Devamla) – Bu tasarıyı, günümüzün gerektirdiği Batılı demokratik ülkelerde olduğu anlamıyla çıkaralım.

Bu duygularla, tekrar, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ateş.

Fazilet Partisi Grubu adına, Sayın Ersönmez Yarbay; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA ERSÖNMEZ YARBAY (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısı -her zaman söylediğimiz gibi- memurları sendikalaştırmak için değil, kamu çalışanlarını sendikalaştırmak için değil, örgütlendirmek için değil, bilakis, bugün, örgütlenen memur sendikalarının, memur konfederasyonlarının kapatılması için bu kanun çıkarılmaya çalışılmaktadır. Dolayısıyla, kanun tasarısının maddeleri üzerinde görüşmeler devam ediyor. Ben de tasarının maddeleri üzerinde görüşlerimi ifade edeceğim. Ancak, tasarının genel amacı, tasarının maddelerinin görüşülmesini ikinci plana itiyor. Çünkü, genel amaç, memurların sendikasızlaşması, kurulu memur sendikalarının işlevlerinin ortadan kaldırılması olunca, maddeler de çok fazla bir anlam ifade etmiyor.

Görüşülmekte olan madde, bütün sendikalarda, derneklerde zorunlu olan bir organı, genel kurulu işliyor; ama, Türkiye'de, derneklerde, sendikalarda, siyasî partilerde, maalesef, genel kurullar işlevlerini tam yapamadıkları için, demokrasiyi yerleştirmekte çok büyük sıkıntı çekiyoruz.

Demokrasi bir kültür meselesi olduğu için ve bu kültürün de yaygınlaştırılması, en küçük birimler de bile bu kültürün işlenmesi için gerekli çalışmaların, gerekli eğitim çalışmalarının yapılması gerekmektedir. Bu Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı kanunlaştıktan sonra tek bir konfederasyon ortada kalacaktır ve demokrasinin istemiş olduğu, demokrasinin tam yerleşmesi için gerekli olan, çoğulculuk, değişik görüşlerin sendikalaşması, örgütlenmesi, hepsi ortadan kalkacaktır.

Bu yasa tasarısı, bütün memurları, sendikaya üye olmaya özendiren bir tasarı değildir. Sendika hakkından, üye olmayan memurlar da istifade edebilmektedir. Burada "sendika üye sayısı bini, sendika şubesinin üye sayısı beşyüzü aştığı takdirde genel kurullar delegelerle yapılır" deniliyor. Öyle tahmin ediyorum ki, hiçbir genel kurul delegelerle yapılamayacaktır; çünkü, çıkacak yasayla, bir memurun sendikalı olmasının yolları kapatılmaktadır. Bir defa, bir konfederasyon ve o konfederasyona bağlı bir sendika toplugörüşme hakkına sahiptir. Diğer sendikaların, diğer konfederasyonların toplu görüşme hakları olmadığı için ve üyelerinden aidat toplama imkânları da olmadığı için öbür sendikalar kapanacaktır. Dolayısıyla, tek bir sendika, tek bir konfederasyon kalacaktır. O tek bir sendikanın, o tek bir konfederasyonun şubelerindeki üye sayısı da, hiçbir zaman beşyüzü aşmayacaktır.

İşlemez bir yasa tasarısıyla karşı karşıyayız. Aynı haklara sahip olan bir sendika, bir toplusözleşme imzaladığı zaman, diğer memurlar, aidat ödemeden ve sendikanın hiçbir riskine katlanmadan o haklardan yararlanacakları için, hiçbir memurumuz, hiçbir zaman sendika üyesi olmak için can atmayacak ve sendikada görev de almayacaktır. Dolayısıyla, bu tasarı kanunlaşırsa, ileride, işte, böyle -sarı sendika diyelim- bir sarı sendika türeyecektir, bir sarı konfederasyon türeyecektir. O sendika, o konfederasyon da, demokrasinin önünde bir engel olarak her zaman var olacaktır; bugün, efendim, nasıl Türki-İş, DİSK, Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu demokrasinin önünde bir engelse...

REFİK ARAS (İstanbul) – Olur mu!..

ERSÖNMEZ YARBAY (Devamla) – ...ve bunların üst kurullarının -maalesef, alttan katılım olmadığı için- yıllardır yöneticileri değişmiyorsa, bir de önümüze bir memur sendikası gelecektir ve bu memur sendikası, zaman zaman sıkışınca "Türkiye'de irtica var, Türkiye'de birtakım problemler var" deyip, etkin güçlerin sözcülüğünü yapacaktır.

Dolayısıyla, biz, Meclis olarak, sendikaların önündeki engelleri kaldırmak durumundayız aynen işçi sendikalarında olduğu gibi; işçi sendikalarında bu baraj çok yüksektir. Hiç olmazsa, işkolunda yüzde 10'u aşan memur sendikalarının da, kamu görevlileri sendikalarının da toplugörüşme hakkının olması gerekmektedir. Aksi takdirde, bunun sadece ismi sendika olacaktır; sadece kâğıt üzerinde toplugörüşme yapabileceklerdir; sendika şubesi genel kurulları, hepsi, göstermelik olacaktır ve hiçbir işlevleri olmayacaktır. Neticede, bu yasa tasarısı, bütün memurların, kamu görevlilerinin örgütsüzleşmesine sebep olacaktır.

Anayasanın 53 üncü maddesinde "sendika" ismi gizlenmiş "toplu görüşme hakkı" denilmiştir; fakat, Anayasanın 51 inci maddesinde, sendikaları kimlerin kurabileceği açıkça belirtilmiş. 51 inci maddede "sendikaları, işçiler ve işverenler kurabilir" deniliyor; kamu görevlileri sayılmıyor. Dolayısıyla, bir Anayasa değişikliği yapılmadan... Anayasanın 53 üncü maddesindeki "sendika" tabiri ayrı bir sendika; yani, bu, 51 inci maddedeki sendika değil, çok ayrı bir şey; belki onun ismini değiştirmemiz gerekiyor. 53 üncü maddede, efendim "51 inci ve 54 üncü maddedeki nitelikleri taşımayan sendikalar" deniliyor. Bunun ismi sendika olmaz. Biz, yeryüzüne, yeni bir sendikacılık anlayışını getirmek durumundayız; Amerika'yı yeniden keşfetmek durumunda da değiliz. O sebeple, Hükümetiniz, bu konuda ısrarlı olmamalı ve bu kanun tasarısını geri çekmelidir.

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – Sağlık Komisyonundayken niye çekmediniz?!

BAŞKAN – Sayın Beyribey, lütfen, müdahale etmeyiniz.

ERSÖNMEZ YARBAY (Devamla) – Bu kanun tasarısı geri çekilmelidir, yeni baştan düzenlenmelidir. Bütün siyasî partilerin görüş birliği var; Anayasanın 51 inci maddesi değiştirilmelidir. İşçilerin yanında kamu görevlileri de sendika kurabilir; o hak bir defa verilmelidir. O hak, Anayasada yok; yani, 53 üncü madde, o hakkı vermiyor. 51 inci maddeyle 53 üncü maddenin arasında çelişki var. 53 üncü maddedeki sendika ayrı, 51 inci maddedeki sendika ayrı. Burada, anayasal bir sorun var. "Biz, Hükümet olarak bu kanun tasarısını getirdik, mutlaka bunu çıkarmak zorundayız" gibi bir anlayış içerisinde hareket edilmemelidir.

Yine, bu tasarı, üçyüz binden fazla kamu görevlisini zaten kapsam dışı bırakmaktadır. Dolayısıyla, o kamu görevlileri kapsam dışı kaldığı zaman, diğer kamu görevlileri ile işçi arasında bir fark kalmamaktadır. Belki, onlar da işçi tanımı içerisine sokularak -657 sayılı Personel Kanununda da bir değişiklik yapıp, onları da işçi satatüsüne sokup- işçi sendikalarıyla birleştirilebilir. Biz, mutlaka, ayrı bir kamu görevlileri sendikası kuruyoruz diye, ne idüğü belirsiz bir kanun tasarısı üzerinde ısrar etmemeliyiz diye düşünüyorum; çünkü, bu, hem Anayasanın zorlanmasıyla hem de mevcut kanunların zorlanmasıyla çıkarılıyor; sadece "bu kanun çıksın" düşüncesiyle hareket ediliyor.

Dolayısıyla, bu düşünce içerisinde, yine bu maddeyle ilgili olarak, hiçbir zaman, bu sendikaların genel kurullarının binden fazla, şubelerinin de beşyüzden fazla üyesi olmayacaktır; çünkü, bu kanun tasarısı, memurları sendikalaşmaya özendirmemektedir. Sendikasız memurlar, daha çok avantajlı durumdadır. Sendikada görev alma, sendikaya aidat ödeme, bir külfet getirmektedir; ama, memurlarımız, bu kanun çıktıktan sonra, hiçbir sendikaya üye olmadan, sendikanın getirmiş olduğu bütün nimetlerden istifade edebilmektedir. O sebeple, diğer sendikalar, diğer konfederasyonlar da -değişik düşüncedeki sendikalar ve konfederasyonlar- kapısına kilit vurmaktadır. Onun için, bunun ismi, sadece, böyle... Anayasanın 53 üncü maddesinin de yaptığı gibi, sanki, kamu görevlilerine sendika hakkı vermekten utanır bir şekilde, işte "kamu görevlileri sendikanız var mı; evet, Türkiye'de kamu görevlileri sendikası vardır" demek için, uluslararası anlaşmalara uyduğumuzu ispatlayabilmek için, bu kanun çıkarılmaya çalışılıyor; ama, bu kanun çıktıktan sonra, daha büyük kargaşalıklara, daha büyük haksızlıklara sebep olacaktır.

Şu anda, memur sendikaları, memur konfederasyonları, görüşlerini, zaten ifade edebilmektedirler; çeşitli gösterilerle, görüşlerini, düşüncelerini, kamuoyuna, Hükümete duyurmaktadırlar. Bu sendika kanun tasarısı çıktığı zaman, o yollar da tıkanacak, tek tip bir konfederasyon, tek tip bir sendikacılık anlayışını getirecektir.

Biz, demokrasinin önünde bir engel olduğu için, tek tip sendikacılık demokrasiyle bağdaşmadığı için, bu kanun tasarısına karşıyız. Dolayısıyla, bu 9 uncu madde de, bu kanunun genel amacı içerisinde bir anlam ifade etmeyecektir. O sebeple, bu kanun tasarısının geri çekilmesini talep ediyor; hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yarbay.

YILMAZ ATEŞ (Ankara) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ateş.

YILMAZ ATEŞ (Ankara) – DİSK ve Türk-İş, demokrasinin önünde engel olmadı; DİSK ve Türk-İş, irticaın önünde engel oldu. Onu arz etmek istedim.

BAŞKAN – Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Yusuf Bahadır; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA YUSUF BAHADIR (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 553 sıra sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısının 9 uncu maddesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, şu an Genel Kurulumuzda görüşülmekte olan Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı, Temmuz 1995 anayasa değişikliği üzerinden ikibuçuk yıl geçtikten sonra, kamu görevlilerine sendikal haklar verilmesine, daha doğrusu, mevcut fiilî durumun hukukî çerçevesinin tespit edilmesine yönelik, Anayasanın 53 üncü maddesinin gerektirdiği bir uyum yasasıdır.

Kamu görevlileri, ikibuçuk yıldır bu kanunun çıkmasını bekliyor; fakat, kamu görevlilerinin, 1990 yılı başından beri kurulmuş sendikaları ve konfederasyonları var. Öyle ki, bunların temsilcileri, devletin en üst düzey yetkilileriyle görüşmeler yapmakta ve yapmaya da devam etmektedirler.

Sendika ve konfederasyonların çalışma ve etkinliklerini düzenleyen kanun henüz çıkarılabilmiş değildir. Bu, gümrük birliğine girmiş, Avrupa Birliğine aday bir ülke olan Türkiyemizin gözardı edilemeyecek bir eksikliğidir. Bu eksiklik bir an önce giderilmelidir. Aslında, görüşmekte olduğumuz bu kanun tasarısı, bir hakkın da iadesidir.

Tasarının bu maddesinin ikinci fıkrasında "Sendika üye sayısı bini, sendika şubesinin üye sayısı beşyüzü aştığı takdirde genel kurullar delegelerle yapılabilir" denilmektedir.

Keza, maddede, sendika ve sendika şubesinin genel kurullarına katılacak delege sayısının azamî ve asgarî miktarı belirtilmemiştir. Bu fıkradaki düzenlemede "delegelerle yapılır" değil de "yapılabilir" denildiğine göre, sendika ve sendika şubesinin üye sayısı, yukarıda belirtilen sayıyı aştığı halde, genel kurullar delegelerle değil, üyelerle yapılabilir şeklinde anlaşılacaktır. Ayrıca, maddede delege miktarının azamî miktarı belirtilmediğinden, genel kurul delegeleriyle yapılsa dahi, sendika ve sendika şubeleri, tüzüklerinde, genel kurulun istedikleri sayıda delegeden oluşmasını belirleyebileceklerdir.

Binlerce üyesi bulunan bir kamu görevlileri sendikasının genel kurulunun üyelerle veya çok sayıda delegeyle yapılması, yurdun çeşitli yerlerinde görev yapan kamu görevlilerinin genel kurula katılması nedeniyle hizmetlerin aksayacağı da ortadadır. Diğer taraftan, sendika üyelerinin yurdun değişik yerlerinde görevli olmaları nedeniyle, genel kurula üyelerinin çoğunun katılabilmesi mümkün olmayacak ve genel kurullar, genellikle, çok az sayıda üyeyle toplanıp karar alabileceklerdir. Bu nedenle, maddenin, Doğru Yol Partisi olarak vermiş olduğumuz kanun teklifinin 11 inci maddesi paralelinde ve 2821 sayılı Yasanın 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki şekilde düzenlenmesi gerektiği düşünülmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yukarıda ifade ettiğim gerekçelerden dolayı vermiş olduğumuz önergenin desteklenmesini ümit ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (DYP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bahadır.

Grupları adına başka söz talebi? Yok.

Şahısları adına, Sayın Emin Kul; buyurun.

EMİN KUL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; maddeler üzerinde görüşülürken, yine, kanun tasarısının tümü üzerinde mütalaalar serdedilmekte. Tümü üzerindeki, bugüne kadar, maddeler görüşülürken de söylenen her husus, buradan cevaplandırıldı. Dolayısıyla, geriye doğru dönmeden ifade etmek istenirse, bu kanun tasarısı, biraz önce tavsif edildiği gibi, ne idiği belirsiz bir kanun tasarısı değil; kendi mantığı içinde, tutarlılığı olan bir kanun tasarısı.

Şunu da ifade etmek gerekir ki, iktidar partileri, Mecliste çoğunluk sahibi değiller. Eğer, kanun tasarısı, getirilen şeklinden başka şekle sokulmak isteniyorsa, muhalefet partilerinin bu konuda, önergeleriyle ve çoğunluklarıyla kanun tasarısını diledikleri gibi düzeltme imkânına sahip olduklarını da belirtmek gerekir.

Başka bir hususu da ifade etmek isterim ki, öğretmenlerimize yapılacak yüzde 18'lik zamla ilgili kanun tasarısı, hemen bu kanun tasarısının arkasından gündeme gelen bir kanun tasarısıdır. Dolayısıyla, bu kanun tasarısı geçtikten sonra, hemen birinci sırada, öğretmenlerle ilgili yüzde 18'lik zammı gerektiren kanun tasarısı zaten yer alıyor.

Tekrar ifade etmek istiyorum ki, sendikal mücadele durağan bir mücadele değildir, dinamik bir mücadeledir. Bu kanun tasarısı, kamu çalışanlarına bir mevzi kazandırmaktadır; benim, şahsen yorumum budur. Kazanılması gereken bu mevzi, kamu çalışanları sendikalarını, hukukî ve yasal bir çerçeveye sokarak bu zemini sağlamış olacaktır. Bu nedenle, kanun tasarısının müzakeresinin devamında ve kabulünde yarar vardır.

Arz eder; saygılar sunarım. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kul.

Komisyonun bir söz talebi var mı efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ESAT BÜTÜN (Kahramanmaraş) – Yok Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yok.

Şahsı adına, Sayın Bekir Yurdagül; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

BEKİR YURDAGÜL (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısının, genel kurulların oluşmasıyla ilgili 9 uncu maddesini görüşüyoruz. 9 uncu madde, kendisinden sonra gelen 19 uncu maddeyle çelişen ve bu maddede, üye sayısı 500'ü aşan yerlerde şubelerin genel kurullarının delegeyle yapılacağının belirtilmesine karşın, 19 uncu maddede, şube açmak için 1 000 çalışan koşulunu getiren bir yasal düzenleme vardır; yani, 9 ile 19 uncu maddeler kendi aralarında çelişiyor.

Bunun dışında, tasarının yine 19 uncu maddesinde, kaç üyeli şubelerde, kaç profesyonel sendika yöneticisi olacağı belirlenmiş. Yine 24 üncü maddede, kaç çalışanın olduğu yerde -en az 30 çalışanın olduğu yerde- temsilci atanabilme hükme bağlanmış; ancak, buna rağmen, bu 9 uncu maddede, şube genel kurullarının, sendika genel kurullarının, kaç delegeyle yapılacağı hükme bağlanmamış. Burada şu söylenebilir; bunu tüzüklere bıraktık, tüzükte, sendikalar genel kurullarında bunu belirleyecekler denilebilir. Zaten, bu tasarının 7 nci maddesinde, konfederasyon, sendika ve sendika şubesi genel kurul delegelerinin belirlenmesi usulü var; ancak, burada, birçok yasağı getiren bu düzenlemede, genel kurulların oluşumu gibi, sendikanın en önemli organlarının kaç delegeyle toplanacağı konusunda bir hüküm yok. Burada, 2821 sayılı Sendikalar Yasasına baktığımızda, 10 uncu maddesinde "şube genel kuruluna katılacak delege sayısı 100'den az, 250'den çok olmamak üzere sendika tüzüğünde belirlenir" denilmiş. Yani, 100 ilâ 250 arasında delege sayısı, sendikanın kendi belirlemesine bırakmış. Yine, sendika merkez genel kurulu için delege sayısının, 200'den az, 500'den çok olmamak üzere sendika genel kurulunda belirleme koşulunu getirmiş 2821 sayılı Sendikalar Yasası.

Şimdi, birçok yönüyle 2821 sayılı Sendikalar Yasasının çok kötü bir kopyasi olan Kamu Çalışanları Sendikaları Yasa Tasarısında, ne yazık ki, işçi sendikalarındaki bazı önemli ve olması gereken düzenlemeler yer almamış. Örneğin, 2821 sayılı Sendikalar Yasasının 3 üncü maddesinde "sendikalar tüzüklerinde belirtmek şartıyla ve genel kurul kararıyla şube açabilirler" deniliyor. Yani, işçi sendikaları yasasında şube açmaya bir sınırlama getirilmemiş; bu yetki, sendikanın idarî konumuna göre, malî durumuna göre, sendika genel kurullarına verilmiş; ama, burada, Kamu Çalışanları Sendikaları Yasa Tasarısına baktığımızda, kendi içerisinde birçok sınırlamalar getirilmiş, bir maddede "500" deniliyor, diğer maddede "1000" deniliyor. Eğer, bu yasa tasarısı, Meclis Genel Kurulundan bu şekilde geçerse, bırakın ASİM-SEN, Tüm Yargı-Sen gibi sendikaların kapatılmasını, İstanbul, İzmir, Ankara gibi metropoller hariç birçok ilimizdeki sendika şubesi kapatılmak zorunda kalacak. Yani, neden böyle bir sı