DÖNEM : 20 CİLT :47
YASAMA YILI : 3
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
66 ncı Birleşim
12 . 3. 1998 Perşembe
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – YOKLAMA
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) ÇEŞİTLİ İŞLER
1. — Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Hasan Korkmazcan’ın, İstiklâl Marşının TBMM’de kabulünün 77 nci yıldönümü münasebetiyle konuşması
B) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. — Gümüşhane Milletvekili Lütfi Doğan’ın, ülkemizde mevcut iktisadî durum ve sıkıntıların azaltılması için alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Işın Çelebi’nin cevabı
2. — Malatya Milletvekili Ayhan Fırat’ın, Karakaya Barajının kirlenmesine ilişkin gündemdışı konuşması
3. — İzmir Milletvekili İsmail Yılmaz’ın, İstiklâl Marşının kabulünün 77 nci yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması
C) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. — Yugoslavya’ya giden Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1351)
2. — Belarus Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bak
anı Güneş Taner’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Yücel Seçkiner’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1352)3. — Belarus Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1353)
4. — Belçika’ya gidecek olan Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Mehmet Batallı’nın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1354)
5. — Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Fransa’ya yaptığı resmî ziyarete katılması uygun görülen milletvekiline ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1355)
V. — SEÇİMLER
A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM
1. — Kamu İktisadî Teşebbüslerinde açık bulunan üyeliklere seçim
VI. — KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. — Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)
2. — Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınma önergesi (2/669) (S. Sayısı : 338)
3. — Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının aynı mahiyetteki kanun teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı :553)
VII. — SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. — İstanbul Milletvekili Ahmet Güryüz Ketenci’nin, güvenlik güçlerine teslim olan bir sanığa ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Mahmut Oltan Sungurlu’nun yazılı cevabı (7/4329)
2.
— Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Körfez krizine ve İncirlik üssüne ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’in yazılı cevabı (7/4333)3. — Konya Milletvekili Hasan Hüseyin Öz’ün, Diyanet İşleri Başkanlığınca izlenen politikalarda değişikliğe gidileceği iddialarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Hüsamettin Özkan’ın yazılı cevabı (7/4337)
4. — Sıvas Milletvekili Tahsin Irmak’ın, şehit ailelerinin askerî misafirhanelerden, dinlenme kamplarından ve tedavi merkezlerinden, yararlandırılmasına yönelik bir çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’in yazılı cevabı (7/4354)
5. — Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın’ın, et ithalâtında uygulanan gümrük tarifelerinin sıfıra indirilip indirilmeyeceğine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Işın Çelebi’nin yazılı cevabı (7/4367)
6. — Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin;
– Dalyan-Köyceğiz altyapı projesi ihalesine,
Aydın Milletvekili Muhammet Polat’ın;
– Almanya’da düzenlenen bir toplantıya katılan görevlilerin yaptığı harcamalara,
İlişkin soruları ve Çevre Bakanı İmren Aykut’un yazılı cevabı (7/4378, 4382)
7. — Bolu Milletvekili Feti Görür’ün, et ithalinde gümrük vergisinin kaldırıldığı iddiasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Işın Çelebi’nin yazılı cevabı (7/4392)
8. — Tokat Milletvekili Ahmet Feyzi İnceöz’ün, TBMM Genel Kurul Salonu inşaatında sağlığa zararlı madde kullanılıp kullanılmadığına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Hikmet Çetin’in yazılı cevabı (7/4425)
9. — Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Yüksek Askerî Şûra kararıyla emekliye sevk edilen subay ve astsubaylara ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’in yazılı cevabı (7/4445)
10. — Kırıkkale Milletvekili Hacı Filiz’in;
– Kırıkkale-Sulakyurt Barajı projesine,
– Kırıkkale-Balışeyh-Akçakavak Barajı projesine,
İlişkin soruları ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/4475, 44
76)11. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, askerlik döneminde görev başında ölen veya sakat kalan kişilere veya yakınlarına faizsiz konut kredisi verilip verilmeyeceğine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Refaiddin Şahin’in yazılı cevabı (7/4489)
I. — GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açıldı.
Tekirdağ Milletvekili Fevzi Aytekin’in, Tekirdağ Tekel Fabrikasında çalışan geçici işçilerin sorunlarına,
Kırıkkale Milletvekili Mikail Korkmaz’ın, Kırıkkale ve çevresindeki pancar ekim alanlarının daraltılmasına,
İlişkin gündemdışı konuşmalarına Orman Bakanı Ersin Taranoğlu,
Bursa Milletvekili Ali Rahmi Beyreli’nin, ülkemizde son yıllarda artan ithalat konusunda alınabilecek önlemlere ilişkin gündemdışı konuşmasına da Turizm Bakanı İbrahim Gürdal,
Cevap verdi.
DevletBakanı Refaiddin Şahin’in, 17 Şubat 1998 tarihinde Gürcistan’a yaptığı resmî ziyarete iştirak eden milletvekillerine,
3-5 Mart 1998 tarihinde İspanya’da resmî ziyarette bulunan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e refakat eden heyete Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın da iştirak etmesinin uygun görüldüğüne,
İlişkin Başbakanlık tezkereleri ile;
Genel Kurulun 10.3.1998 tarihli 64 üncü Birleşiminde açılması kabul edilen, Kosova’daki son gelişmeler konusundaki genel görüşmenin, gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmının 2 nci sırasında yer almasına ve genel görüşmenin, Genel Kurulun 17.3.1998 Salı günkü birleşiminde, Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay hakkındaki (11/14) esas numaralı gensoru önergesinin öngörüşmelerinin bitiminden sonra yapılmasına ve görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasına,
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 228 inci sırasında yeralan 589 sıra sayılı kanun tasarısının, bu kısmın 5 inci sırasına, 167 nci sırasında yeralan 385 sıra sayılı kanun teklifinin, 6 ncı sırasına alınması
na,İlişkin Danışma Kurulu önerisi,
Kabul edildi.
Gündemin “Sözlü Sorular” kısmının :
1 inci sırasında bulunan, Kilis Milletvekili Mustafa Kemal Ateş’in (6/736) esas numaralı sorusunu Başbakan Yardımcısı ve Millî Savunma Bakanı İsmet Sezgin,
4 üncü ve 6 ncı sıralarında bulunan, Muğla Milletvekili İrfettin Akar’ın (6/752) ve (6/754),
10 uncu sırasında bulunan, Siirt Milletvekili Mehmet Emin Aydın’ın (6/759),
11 inci sırasında bulunan, Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın (6/760) esas numaralı sorularını Sağlık Bakanı Halil İbrahim Özsoy,
7 nci sırasında bulunan, Yozgat Milletvekili Yusuf Bacanlı (6/756)
12 nci ve 13 üncü sıralarında bulunan, Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın (6/761) ve (6/762) esas numaralı sorularını Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk,
16 ncı sırasında bulunan, Isparta Milletvekili Mustafa Köylü’nün (6/766),
17 nci ve 18 inci sıralarında bulunan, Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın (6/768) ve (6/769) esas numaralı sorularını da Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay,
Cevaplandırdılar; Kilis Milletvekili Mustafa Kemal Ateş, Yozgat Milletvekili Yusuf Bacanlı, Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız ve Isparta Milletvekili Mustafa Köylü de, cevaba karşı görüşlerini açıkladılar,
2 nci sırasında bulunan (6/745) esas numaralı sözlü sorunun, üç birleşim içinde cevaplandırılmadığından, yazılı soruya çevrildiği ve gündemden çıkarıldığı açıklandı,
3 üncü sırasında bulunan (6/751),
5 inci sırasında bulunan (6/753),
8 inci sırasında bulunan (6/757),
9 uncu sırasında bulunan (6/758),
14 üncü sırasında bulunan (6/764),
15 inci sırasında bulunan (6/765),
Esas numaralı sözlü sorular, ilgili bakanlar Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından, ertelendi.
Günde
min “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının :2 nci sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifinin (2/676) (S. Sayısı : 232) ikinci müzakeresi, Komisyon ve Hükümet yetkilileri Genel Kurul salonunda hazır bulunmadıklarından,
3 üncü sırasında bulunan, 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/669) (S. Sayısı : 338), geçen birleşimde önergelerle birlikte geri alınan maddeleri hakkında komisyonun raporu henüz gelmediğinden,
Görüşmeleri ertelendi,
4 üncü sırasında bulunan, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanun Tasarı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının aynı mahiyetteki kanun teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553) 3 üncü maddesi üzerindeki görüşmelere bir süre devam edildi.
Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk, İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu’nun, konuşması sırasında kendisine sataşması nedeniyle bir konuşma yaptı.
Kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 12 Mart 1998 Perşembe günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 18.50’de son verildi.
Hasan Korkmazcan
BaşkanvekiliAhmet Derin Mehmet Korkmaz Kütahya Kütahya Kâtip Üye Kâtip Üye
II. – GELEN KAĞITLAR
12 . 3 . 1998 PERŞEMBE No. : 98
Tasarılar
1. — Harp Okulları Kanunu Tasarısı (1/733) (Millî Savunma ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.3.1998)
2. — Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu Kurulmasına İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Bir Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/734) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.3.1998)
3. — Yaş Sebze ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı (1/735) (Adalet ve İçişleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.3.1998)
Teklif
1. — Kırklareli Milletvekili İrfan Gürpınar’ın, Türkiye Otelciler Birliği Kanun Teklifi (2/1107) (Adalet ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.3.1998)
Tezkereler
1. — Antalya Milletvekili Sami Küçükbaşkan’ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1349) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.3.1998)
2. — İbrahim Çınar Hakkındaki Ölüm Cezasının Yerine Getirilmesine Dair Başbakanlık Tezkeresi (3/1350) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.3.1998)
Yazılı Soru Önergeleri
1. — Afyon Milletvekili Sait Açba’nın, Afyon-Emirdağ İlçesindeki bazı mekânların ruhsatlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4573) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.3.1998)
2. — İçel Milletvekili D. Fikri Sağlar’ın, ulaşım politikasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4574) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.3.1998)
3. — Manisa Milletvekili Tevfik Diker’in, DIŞBANK’ın, LAPİS Grubuna yasadışı yollarla satıldığı iddiasına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4575) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.3.1998)
4. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, uçak alımı ihalesinde yolsuzluk yapıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4576) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.3.1998)
5. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, cep telefonu faturalarına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/4577) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.3.1998)
6. — Karama
n Milletvekili Zeki Ünal’ın, sekiz yıllık kesintisiz temel eğitim uygulamasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4578) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.3.1998)7. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Gümrük Birliğinin ekonomik etkilerine ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4579) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.3.1998)
8. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Güneydoğu Anadolu Projesine ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4580) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.3.199
8)9. — Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, hayvancılığı teşvik için kaynak ayrılıp ayrılmadığına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4581) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.3.1998)
10. — Konya Milletvekili Hüseyin Arı’nın, Konya Ereğli Devlet Hastanesinin ne zaman hizmete açılacağına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4582) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.3.1998)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 15.00
12 Mart 1998 Perşembe
BAŞKAN : Başkanvekili Hasan KORKMAZCAN
KÂTİP ÜYELER : Ahmet DERİN (Kütahya), Mehmet KORKMAZ (Kütahya)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66 ncı Birleşimini açıyorum.
Görüşmelere başlıyoruz.
IV. — BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) ÇEŞİTLİ İŞLER
1. — Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Hasan Korkmazcan’ın, İstiklâl Marşının TBMM’de kabulünün 77 nci yıldönümü münasebetiyle konuşması
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ulusların tarihlerinde ve toplumsal belleklerinde özel önem ve fevkaladelik arz eden olaylar ve günler vardır. Bugün, böyle anlamlı bir günü yaşıyoruz.
Hepimizin bildiği gibi, 12 Mart 1921 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi, İstiklal Marşımızı kabul etmiştir. Bu anlamlı tarihî olayın 77 nci yıldönümünde, Gazi Meclisin tüm üyelerini ve İstiklal Marşımızın, bu ulusal onur anıtımızın müellifi büyük şair Mehmet Âkif Ersoy’u saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.
İstiklal Marşı, İstiklal Harbinin başarısına olan kutsal bir inançtır. Âkif, bu inançla, milletin azmine, kararına ve hissiyatına tercüman olmuştur. Türk Ulusu, tarih boyunca, hür ve bağımsız yaşamış ve hiçbir zaman esareti, bağlılığı, bağımlılığı kabul etmemiştir; büyük imparatorluklar kurmuş, büyük eserler meydana getirmiş, insanlık kültürüne büyük katkılar sağlamış ve adını tarihin her sayfasına şanla, şerefle yazdırmıştır. İstiklal Marşını, bağımsızlık savaşıyla birlikte yaşayan ve yazan başka bir millet yoktur. İstiklal Marşımız, zulüm güçlerinin saldırılarına ve emperyalizme karşı bir başkaldırıdır, bir meydan okumadır ve istiklal mücadelemiz, mazlum
milletlere, bu yapısıyla, örnek olmuştur.İstiklal Marşımızın her dizesi, buram buram, özgürlük, kahramanlık, vatan sevgisi, ulusal coşku, ulusa olan iman ve inanç kokar. Ulu Önder Atatürk’ün, ulusal kurtuluşa inanmış dava arkadaşlarının ve Gazi Meclisin mücadelesini, yaşlanmış ulu çınardan, sağlıklı ve sonsuzluğa uzanacak genç ve güçlü bir fidan olan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluşuna olan inanç ve imanı, Âkif’in dizeleri ebedileştirmiştir. Bu eser, bir tarih ve edebiyat şaheseridir.
Bir kez daha, İstiklal Harbinin Başkumandanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, dava arkadaşlarını, Gazi Meclisin üyelerini ve büyük Âkif’i, şahsım ve siz değerli milletvekili arkadaşlarım adına, minnetle, şükranla yâd ediyorum. (Alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, çalışmalarımıza geçmeden önce, gündemdışı olarak, üç değerli milletvekili arkadaşıma söz vereceğim.
B) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. — Gümüşhane Milletvekili Lütfi Doğan’ın, ülkemizde mevcut iktisadî durum ve sıkıntıların azaltılması için alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Işın Çelebi’nin cevabı
BAŞKAN – İlk sırada, Gümüşhane Milletvekili Sayın Lütfi Doğan, ülkemizde mevcut iktisadî durum ve sıkıntıların azalması için alınması gereken tedbirler hakkında söz istemiştir; kendisini kürsüye davet ediyorum. (FP sıralarından alkışlar)
Sayın Doğan, konuşma süreniz 5 dakikadır efendim.
LÜTFİ DOĞAN (Gümüşhane) – Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; sözlerime başlarken, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Ayrıca, Sayın Başkanımızın, hepimizin düşüncelerine tercüman olan bu güzel ifadelerine ve bizleri tatmin eden duygulu beyanlarına yürekten katılıyorum. Ülkemizin istiklalini bizlere kazandıran gazilerimizin,
şehitlerimizin hepsini; ayrıca, İstiklal Marşını yazan Âkifimizi ve onu milletimize armağan eden o günkü Meclisimizin bütün üyelerini rahmetle, minnetle anıyorum.Değerli milletvekilleri, bugün gündemdışı olarak, memleketimizde iktisadî durumun iyileşmesi, görülen sıkıntıların giderilmesi konusunda düşüncelerimi arz etmek üzere söz aldım ve vaktin ne kadar kısa olduğunu da biliyorum; ancak, şunu sizlere arz etmek istiyorum:
Birkaç gün önce -soğuk bir gündü- Çankaya ötesindeki Yıldız Semtinden gelirken uzun bir kuyruk gördüm;
yaşlı genç, kadın erkek... Dikkatimi çekti, acaba niçin bunlar burada diye; yavaşladım, bekledim; orada bir ekmek büfesi var, ekmek almak üzere sabahın erken saatinde -bir iş için erken geliyordum- kuyrukta bekliyorlar; ben de biraz bekledim, ekmek geldi, herkes sırasına göre almaya başladı. Tabiî eminim ki, bu husus, bendeniz gibi sizleri de çok üzmektedir. Demek ki, ülkemizde birkaç kuruş daha ucuza ekmek alabilmek için birçok sıkıntıya katlanan insanlarımız var. Beyan edildiğine göre, ilgililerden dinlediğimize göre -ki, sıhhatli olarak söyleyemiyorum- 10 milyon civarında da işsizimiz var. Ayırca, birçok insanımız, hatta, üniversite mezunu kimseler, sizlere geldiği gibi, sizin bir arkadaşınız olarak bana da gelip “velev ki asgarî ücretle olsun, bize iş imkânı bulunabilir mi?” diye talepte bulunanları da görüyoruz. Anlaşılan, memleketimiz, insanımız güzel olmasına rağmen, kaynaklarımız zengin olmasına rağmen, iktisadî durumumuzda sıkıntılar var. O halde, bu sıkıntıları birlikte gidermemiz gerekmektedir.Bendeniz şunu düşünüyorum: Geçenlerde, iki işadamımızın sözlerini dinledim; bunlardan birincisi diyor ki: “Yemekhanede işçilerimiz rahat ekmek yesinler diye, ekmekleri dilim dilim diliyoruz; kimisi az, kimisi çok, ama, karınlarını doyurabiliyorlar.” Basit bir şey; ama, çok önemli bir prensip. Bir başka işadamımız da bir söz söyledi, bendenizi çok düşündürdü “Türkiyemiz çok güzel bir ülke, herkes yatırım yapacak; ama, evin içerisinde kavga var” dedi. Bu cümle beni çok düşündürdü; bu güzel, bu cennet ülkede ve hepimiz de birbirimizin kardeşi olduğuna göre, niçin kavga olsun; niçin başkalarına örnek olmayalım; niçin, tarihte olduğu gibi, bugün de yarın da başkalarına yardım etmeyelim; biz bunu yapamayız mı; biz bunu yapabiliriz.
Müsaade ederseniz, şimdi, düşündüğüm şeylere geçmek istiyorum:
Birincisi, birlikte, isra
fı önleyelim. İsraf, ülkelere sefahat, sefalet, felaket getirir. Cumhurbaşkanımızdan köydeki muhtarımıza kadar, ferdimizden cemiyetimizin tamamına kadar, birincisi, israfı önleyelim.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Doğan, konuşmanızı tamamlayın efendim.
LÜTFİ DOĞAN (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
İkinci maruzatım da şudur: Şu faiz belasından devletimizi, milletimizi, ülkemizi kurtaralım. Bendeniz iktisatçı değilim, ama, yetkililerden dinlediğim, kitaplardan okuduğum ve bütçede de takip ettiğim durum şu: Bu yılki, yani 1998 yılı bütçemizde, her 100 liranın 40 lirası, doğrudan doğruya faize gidiyor. Geriye kalan 60 lirayla, memurumuza mı işçimize mi ücret vereceğiz, yatırımları mı yapacağız, iş sahaları mı açacağız... Bunun zorluğunu görüyoruz. Ne yapıp yapıp, bu ülkeyi bu beladan kurtarmaya gayret edelim; elbirliği yaparsak, bunu kurtaracağımıza eminim.
Muhterem milletvekilleri, bir üçüncü konu da -vakit kalmadığı için, çok acele ediyorum- şudur: Demin şunu arz ettim; Cumhurbaşkanımızdan köydeki muhtarımıza kadar -bu ülke kaynakları bize emanet edildiğine göre- hiç şüphe yok ki, her birimiz güvenilir durumdayız. O halde, güvenilirliğimizi, kendi özel yaşantılarımızda da, resmî müesseselerimizde de mutlaka sergilemeli, ortaya koymalıyız. Bunun için ne yapılması lazım; yapılacak şey, hepinizin bildiği, uyguladığınız bir husustur; arkadaşınız olarak tekrar ediyorum: Kendi öz malımızı nasıl koruyor, nasıl muhafaza ediyor, nasıl yerinde harcıyorsak, ihtiyaca, zarurete bi
naen harcıyorsak, milletin malını da öylesi gözetelim ve bir kuruşunu heder etmeyelim.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
LÜTFİ DOĞAN (Devamla) – Muhterem Başkanım, ihtisar ediyorum; izin verirseniz, hemen bir cümleyle tamamlayacağım.
BAŞKAN – Konuşmanızı tamamlayın efendim.
LÜTFİ DOĞAN (Devamla) – Lütfettiniz; teşekkür ederim.
Efendim, bir örnek olsun diye, bildiğiniz bir hususu tekrarlamak istiyorum:
İmam Ali (radıyallahü anh) Efendimiz, bir gün, bir yatsıdan sonra bir işiyle meşgul olurken, yanında bir arkadaşı vardır; fakat, dışarıdan bir zat gelir, selam verir, oturur, konuşmaya başlarlar. Konuşurlarken, Hazreti Ali, müsaade ister “az bekler misiniz” der, yanan kandili söndürür; sonra, bir başka kandil yakar. Konuşmalar devam eder, çözüm neyse anlatılır. Daha sonra, şahıs kalkar, gider. O şahıs gittikten sonra, yanındaki şahıs, Hazreti Ali’den şunu sorar, der ki “bir şey dikkatimi çekti; bu zat geldi, önünüzde yanan kandil vardı, söndürdünüz, bir başkasını yaktınız; şimdi, bu zat gidi
yor, yine başka kandil yaktınız; bunu anlamak benim için müşkül oldu.” Söylediği söz şudur: “Bu zat geldiğinde, ben, devletin işiyle, milletin işiyle meşgul oluyordum, milletin işini görürken milletin kandilini yakmıştım; ama, bu şahıs geldi -anladığım durum şudur- kendisiyle benim aramdaki özel bir işi görmek üzere istekte bulundu. Onunla benim özel işimizi görürken, milletin, devletin mumunu, devletin kandilini yakmaya benim hakkım yoktu; o itibarla, birincisini söndürüp ikincisini yakmıştım. Şimdi, o gitti, ben yine devletin işleriyle meşgul olacağım; tekrar birinciyi yakıp, ikinciyi söndürdüm.”Arz etmek istediğim nokta budur. Eminim ki, bu milletin yetmiş milyona varan evlatlarının hepsi bu gerçeğe inanmıştır, bunu gerçekleştirmek ister; bunu gerçekleştirdiğimiz takdirde, Türkiyemiz hiçbir ülkeye muhtaç olmayacak, hatta ihtiyacı olan ülkelere de iktisadî yönden yardım elini uzatacaktır; çünkü, iktisatlı olmak, geçimin de yarısıdır; bunu hepiniz takdir edersiniz.
Dinlemek lütfunda bulunduğunuz için hepinize, müsamahası için de Sayın Başkanıma teşekkürlerimi arz ediyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Gündemdışı konuşan Gümüşhane Milletvekili Sayın Lütfi Doğan’a teşekkür ediyorum
.Gündemdışı konuşmayı Hükümet adına cevaplamak üzere, Devlet Bakanı Sayın Işın Çelebi söz istemişlerdir.
Buyurun Sayın Bakanım. (ANAP sıralarından alkışlar)
DEVLET BAKANI IŞIN ÇELEBİ (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; çok saygı duyduğumuz Sayın Lütfi Doğan önemli bir konuşma yapmıştır. Ben, kendisine, bu konuşmaya bütün ana hatlarıyla katıldığımı belirtmek istiyorum.
Hükümetimizin Sayın Doğan’ın bize tavsiye ettiği ve önerdiği doğrultuda bir çalışma içerisinde olduğunu bilgi olarak vermek ve sizlerin, bu konudaki çalışmalara her zaman, her alanda yapacağınız katkılara, eleştirilere de açık olduğumuzu belirtmek isterim
.Özellikle, Sayın Doğan’ın belirttiği Yıldız Semtindeki ekmek büfesini ve uzun kuyrukları beş altı yıldır biliyorum. Bu kuyruklar, Türkiye’nin ciddî bir sorunudur. Türkiye’de, özellikle 1994 sonrasında, bozuk olan gelir dağılımının daha da bozulmasıyla, toplam nüfusun yüzde 20’sini oluşturan en üst gelir grubu toplam gelirin yüzde 49’unu alırken, yani, Türkiye’de 200 milyar dolar gayri safî millî hâsıla miktarı var; 14-15 milyon insan, bunun 100 milyarını alırken, nüfusun yüzde 80’i de -14-15 milyon insanı 65 milyondan çıkarırsak, 50-51 milyon kişi- geri kalan 100 milyarı paylaşmaktadır. Hele, bu ekmek kuyruğunda bekleyen kişiler -toplam nüfusun en alt gelir grubu olan yüzde 20’si- gelirin yüzde 5,5-6’sını alırk
en, yüzde 4’ünü alır hale gelmişlerdir. Yani, bu ülkede, bir kesimin 15 bin dolar yıllık gelir düzeyi varken, bir başka kesimin gelir düzeyi 400-500 doların da altındadır. Bu, bizim açımızdan, Türkiye’nin ciddî bir problemidir. Bu problemi, ne (A) partisi ne (B) partisi oluşturmuştır.Burada, Sayın Doğan, çok haklı olarak, bu problemin çözümünü, hangi hükümet olursa olsun, acilen halletmesi gerektiğini belirtmektedir. Bu nedenle, biz, enflasyonla mücadeleyi, birinci öncelikli mesele haline getirdik ve eğer biz bu problemi önemsememiş olsaydık, 1997 yılında Türkiye’de üretim artışı, gayri safî millî hâsılada yüzde 6-7 oldu der, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 50’lerden 55’e çıktı der, Merkez Bankası rezervleri 16 milyar dolardan 20 milyar dolara çıktı der ve ne kadar iyi işler yaptık diye kendimizin propagandasını yapabilirdik; ama, amaç, bence, propaganda ve siyaset olmamalı; amaç, halkımızın bu geçinme derdini çözmek olmalı. Bu bakımdan, bize bu uyarınıza ve insanların daha çok ekmek alabilecek şe
kilde satınalma gücünü artıracak bir programın disiplinle ve kararlılıkla uygulanması gerektiğine ben de katılıyorum; onun için de, mavi boncuk dağıtmamamız gerekiyor.Ekonomik durumumuz bakımından, gerçekten, dediğiniz gibi, çok potansiyeli olan, kaynakları zengin bir ülkeyiz. Bu sıkıntıları birlikte giderme konusundaki önerinize katılıyoruz. Parlamentonun bütünü ve tüm Türkiye olarak, topyekûn, bu sıkıntıları birlikte gidermemiz ve bu ülkede kardeşliği yaygınlaştırarak, kavgaya son vererek, uzlaşarak, hoşgörü içinde bu problemleri çözmemiz gerektiği ve Hükümet olarak da, bu uzlaşma ve hoşgörü ortamının Türkiye’de oluşması ve demokrasinin kökleşmesiyle, hukuk devleti ilkeleri içinde Türkiye’nin uzun yıllar yaşayacağı sağlıklı bir yönetim ve ekonomi anlayışına sahip olacağı bir sürecin daha da kökleşeceği inancındayız. Bunun için, önerilen “israfı önleyelim” düşüncesi doğrudur. Gerçekten, köy muhtarından bizlere kadar, hepimizin, harcamalarımıza, kılık kıyafetimize, yaşantımıza dikkat etmemiz gerekmektedir.
Eğer, insanlar o ekmek kuyruğunda beklerken, çok az bir grup, İstanbul’da, çok daha rahat, çok daha güzel yaşıyor ve bu, her gün ciddî bir tartışma konusu oluyorsa, bizim, ülkeyi yöneten insanlar olarak, bütün topluma örnek olmamız gerektiği konusundaki uyarıya da katılıyorum. Bu nedenle, biz, bütçe açığını aşağıya çekme ve bütçe disiplinini sağlama konusunda çok kararlı ve disiplinli bir uygulama içerisine girdik. Nitekim, 1997 yılında bütçe açığının 3 katrilyon civarında olması beklenirken, sağladığımız disiplinle, bu açığı 2,2 katrilyon düzeyinde tuttuk ve her üç ayda bir, uyguladığımız programın hedeflerini topluma sunup, o hedeflerin gerçekleşmesi konusunda halka hesap vermeyi kendimize bir ilke edindik; bununla, hem Parlamentoya hem bütün Türkiye’ye hesap vermeyi temel bir ilke edindik. Buradaki amacımız şudur: Biz, kendimizi disipline edelim, daha kararlı olalım, bu kararlılık ve disiplin içerisinde de bütçe açığını aşağıya çekerek, bütçe harcamalarında daha dengeli bir tablo yaratalım.Burada “faiz be
lasından kurtulalım; bu bela, ciddî bir bela” diye belirttiniz, doğrudur; Türkiye’nin, geçmişten biriken borçları yıllardır süregelmekte ve içborçları nedeniyle, bugün, 14 katrilyonluk bütçesinin 6 katrilyonu faiz ödemelerine gitmekte, yatırımlarımız ciddî olarak azalmaktadır; 14 katrilyonluk bütçeden faiz ödemelerine 6 katrilyon ayrılırken, biz yatırımlara sadece 1 katrilyon lira ayırabildik; yani, çocuklarımızın geleceği için okul, hastane, yol, havaalanları gibi ihtiyaçlarımıza, faize ödediğimiz paranın ancak altıda 1’ini ayırabiliyoruz.Bu nedenlerle, özelleştirmeye hız vermemiz gerekiyordu, özelleştirmeye hız verdik ve örneğin, tarlaya bir buğday tohumu attığınızda, belli bir zaman geçtikten sonra, nasıl, buğday görülebilir, ürün alınabilir hale geliyorsa, biz de Hükümet olarak, temmuzdan bu yana birçok alanda tohumları attık ve o tarlalar şimdi yavaş yavaş ürünlerini vermeye başladı ve nasıl, bir suyun borudan akması için kaynağını düzenleyip, boru yerleştirip bahçeyi sulamaya başladığınızdan belli bir zaman sonra, o su, bahçeyi sular ve belli bir dönem sonra ürün verirse, aynen biz de, o sulamayı başlattık; o borudan, şimdi, yavaş yavaş, gürül gürül sular akmaya başlayacak. Nitekim, kamunun kaynaklarını artık israf ederek değil, verimli ve etkin kullanalım diye, özelleştirmeyle ilgili aldığımız kararlarla, bütün ülkedeki küçük ve orta ölçekli sanayici, esnaf, sanatkâr, piyasada bu kaynakları daha verimli, daha iyi kullansın ve rekabet gücü artsın diye özelleştirmeye hız vermeye ve piyasaları geliştir
meyi düşündük.Bu anlamda, belirttiğiniz, kaynakların bize emanet edildiği ve nasıl kendi paramızı koruyorsak ve harcıyorsak, kamunun kaynaklarının da aynı şekilde verimli ve etkin harcanması konusundaki önerinize katılıyorum. Gerçekten, Hz. Ali’nin, yanına özel işiyle ilgili bir kişi geldiğinde, milletin o yanan kandilini söndürüp, kendi kandilini yakarak özel işini konuştuğunda gösterdiği hassasiyeti ve o gittikten sonra, millete ait o kandili yeniden yakmasında gösterdiği hassasiyeti biliyoruz ve bu özelleştirmeye hız verme sürecinde benzer bir tavır içerisine girdiğimizi, milletin malını mülkünü aynı dikkatle ve hassasiyetle koruduğumuzu ve kaynakların verimli kullanımını sağlamaya dönük çalışmalar yaptığımızı belirtir; bana bu fırsatı verdiğiniz için içten teşekkür eder, saygılar sunarım efendim. (Alkışlar)
BAŞKAN – Gündemdışı konuşmayı Hükümet adına cevaplayan Devlet Bakanı Sayın Işın Çelebi’ye teşekkür ediyorum.
Hocam, konuşmada geçen isim, zannediyorum, halife Hz. Ömer’di, şahit olan Hz. Ali... Adaletiyle meşhur İslam halifesi Hz. Ömer ile ilgili... Bunu, tutanaklara yanlış geçmesin ve gelecek kuşaklara yanlış aktarılmasın diye düzelttim.
DEVLET BAKANI IŞIN ÇELEBİ (İzmir) – Sayın Başkan, ben de, konuşmamda geçen ismi bu şekilde düzeltiyorum.
TAYYAR ALTIKULAÇ (İstanbul) – Sayın Başkan, sanıyorum, yaptığınız tashihle, zabıtlara siz yanlış bir hususu geçirmiş oldunuz. Olay, benim de bildiğime göre, doğrudan doğruya Hazreti Ali’yle ilgilidir.
BAŞKAN – Öyle mi efendim.
Hocam, zatıâliniz de öyle mi ifade etmiştiniz?
LÜTFİ DOĞAN (Gümüşhane) – Evet efendim.
BAŞKAN – İki eski Diyanet İşleri Başkanımız, konunun iki uzmanı ifade ettiğine göre, toplumumuzdaki yanlış bilgiyi ortadan kaldırmış olduk.
Teşekkür ederim.
2. — Malatya Milletvekili Ayhan Fırat’ın, Karakaya Barajının kirlenmesine ilişkin gündemdışı konuşması
BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, şimdi, gündemdışı ikinci konuşma, Malatya Milletvekili Sayın Ayhan Fırat’a ait.
Sayın Fırat, Karakaya Barajı çevre kirliliği hakkında gündemdışı söz istemişlerdir.
Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
AYHAN FIRAT (Malatya) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; sözlerime başlarken, hepinizi saygıyla selamlarım.
Ben, bugün, Malatya ve Elazığ Vilayetleri arasında, Türkiye Cumhuriyetinin, Fırat Nehri üzerinde inşa etmiş olduğu barajlardan -büyüklük itibariyle ikinci sırada gelen- Karakaya Barajı çevre kirlenmesiyle ilgili birkaç söz söylemek istiyorum.
Karakaya Barajının, betonkemer cinsinde inşa edilen bu barajın inşaatına 1976 yılında başlanmıştır. Barajın toplam su depo hacmi 9,4 milyar metreküp olup, yüzölçümü de 298 milyon metrekaredir. Baraj üzerinde, 6 tane, 300 megavatlık enerji türbini vardır; buradan, yılda 7,5 milyar kilovat/saat enerji üretilmektedir.
Keban Barajı Su Ürünleri Etüt ve Üretim Tesisleri tarafından, barajda, su ürünleriyle ilgili çalışmalar yapılmış ve Karakaya Baraj Gölüne 100 bin adet gökkuşağı alabalık ve 165 bin adet kültür aynalı sazan atılmıştır. Barajda, bugün, çok sayıda balıkçı kooperatifi vardır. 1997 yılında 170 bin kilo sazan avlanmıştır. Hal böyleyken, 1985 yılında ihale edilen Malatya kanalizasyon tesisi, 1994 yılında batı ve orta kolektörleri bitirilerek, Malatya’ya 15 kilometre mesafede, göle 3 kilometre uzaklıkta, 18 dönümlük bir arazide -arıtma tesisinin yapılacağı arazide- ortaya çıkarılmıştır.
Arıtma tesisi, Merkez Belediyesi ile Yeşilyurt, Battalgazi, Dilek, Konak, Hanımın Çiftliği, Orduzu,
Gündüzbey, Yakınca ve Bostanbaşı Belediyelerinin pis sularını arıtacaktır. Malatya kanalizasyon şebekesinin henüz yapılmamış olan üçüncü kolektörü de yapılınca 3,8 metreküp pis su debisi oluşacaktır. Şu anda, üçüncü kolektör, batı kolektörü yapılmadığı için, buradaki 4 belediyenin suyu Beyler Deresine akmaktadır ve o derede balık neslini yok etmiştir. Doğu kolektörü ile merkez kolektöründen oluşan pis su miktarı, şu anda 2-2,5 metreküp/saniyedir. Bu göle, ayrıca, Şeker Fabrikasının, Sümerbankın ve Tekel fabrikaları ile diğer bazı sanayi kuruluşlarının da pis suları akmaktadır. Her 5 saniyede 10 metreküplük bir pis su tankeri, göle boşaltılmıştır. Dakikada 12, saatte 720, günde 10 tonluk 17 bin tanker pis su göle akmaktadır. Ayrıca, yine, tahminen yılda 75 bin ton katı maddenin göle ulaştığı da söylenebilir. Bu gidişle, gölün kirlenmesi yanında, aktif hacminin de hızla dolduğu bir gerçektir.Arıtma tesisi projesi 1995 yılında ihale edilmiştir. Proje, klasik aktif çamur sistemine uygun olarak, bu nisan ayı sonunda hazır hale gelecektir. Ayrıca, arıtmada açığa çıkacak metan gazı enerji üretiminde kullanılacak ve sistemin enerji ihtiyacının yarısı da, bu arıtmada açığa çıkacak metan gazından elde edilecektir.
Arıtma projesinin malî portresi 7 trilyon liradır; bu, Malatya belediyelerinin güçlerinin çok üzerindedir. Baraj gölü her gün biraz daha ölmekte, pis suyun göle ulaştığı yörenin birkaç kilometre açığında artık balık nesli de yok olmaktadır. Bu göl, doğunu
n çok önemli bir turizm bölgesi de olmaktadır; eğer, birkaç sene daha böyle devam ederse, Karakaya Gölü elden çıkacaktır ve burada, artık balık neslini üretmek için de uzun yıllar gerekecektir.Ayrıca, göl etrafında muhtelif yerlerde pompajla sulu tarım yapılmaktadır. Burada, çok sayıda kayısı bahçesi yetiştirilmiştir; ancak, deterjanlı suların göle ulaştığı noktaya yakın yerlerde yetiştirilen ağaçlar, pis su oranının artması dolayısıyla, kurumaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Fırat, konuşmanızı tamamlayın efendim.
AYHAN FIRAT (Devamla) – Hay hay Sayın Başkan.
Anayasamızın 56 ncı maddesinin ilk iki fıkrasında çevre korumasına yönelik olarak “herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir” denilmektedir.
Bu durumda, devletin Çevre Bakanlığının buralara el atmasını, bir an önce bekliyoruz. Refahyol Hükümeti zamanında da, şu anda da, maalesef, bu problem üzerine eğilen olmamıştır.
Tüm Malatya ve Elazığlılar adına ilgilileri göreve davet ediyorum. Sayın Başkana, bu talebimi karşıladığı ve bana söz verdiği için de, ayrıca teşekkür ediyor, Yüce Meclise en derin saygılarımı sunuyorum. (CHP, ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Gündemdışı konuşan Malatya Milletvekili Sayın Ayhan Fırat’a teşekkür ediyorum.
3. — İzmir Milletvekili İsmail Yılmaz’ın, İstiklâl Marşının kabulünün 77 nci yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması
BAŞKAN – Şimdi, gümdemdışı son konuşmayı, İstiklal Marşının kabulünün 77 nci yıldönümü dolayısıyla, İzmir Milletvekili Sayın İsmail Yılmaz yapacaktır.
Buyurun Sayın Yılmaz. (FP sıralarından alkışlar)
İSMAİL YILMAZ (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İstiklal Marşımızın, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından gözyaşları ve büyük bir heyecan içerisinde kabul edilişinin 77 nci yıldönümünü kutlamaktan, bu milletin bir vekili olarak çok büyük bahtiyarlık duyduğumu arz ederek konuşmama başlamak istiyorum.
İstiklal Marşının müellifi rahmetli Mehmet Âkif Ersoy’u, Millî Mücedeleye katılan, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün komutanları ve Millî Mücadelede şehit olanları saygı ve rahmetle anıyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
Mehmet Âkif’i tanımadan, Mehmet Âkif’i bilmeden, onun kaleme aldığı, bir anlamda, Türk Milletinin tamamının kaleme aldığına inandığımız ve kabul ettiğimiz İstiklal Marşını tam anlamıyla kavramak mümkün değildir. Mehmet Âkif, sanatın sanat için yapıldığı bir dönemde, açlığa, işsizliğe, işgale, emperyalizme karşı bir toplumcu ruhun ayaklanma noktası olmuştur. Bu anlamda, Mehmet Âkif’i toplumcu bir şair olarak görmemiz gerekir. Yine, “Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı/Asrın idrakine söyletmeliyiz İslamı” beytinde olduğu gibi, ilmî esasa dayanan, çağdaşlığı öngören bir şairimizdir. Garbın ilmini ve fennini almakta son derece aceleci; ama, o ölçüde de dikkatli olan bir şairimiz olarak tebarüz eder. Siyasî fikirleri bakımından evrensel düşünmekle birlikte, hissen ve fiilen, milliyetçi ve mukaddesatçıdır; Türk İstiklal Savaşında ise tam bir millî mücahittir. Şair olarak, tam anlamıyla, milletimizin ruhunu, vicdanını, inancını ve t
arihini temsil eder. Bu anlamda, İstiklal Marşımızın yazarı Türk Milletidir dersek yanlış söylemiş olmayız. Dolayısıyla, Âkif’e saygı duymak, millete, tarihine ve bu milletin inançlarına saygı duymakla eşdeğerdir.Değerli milletvekilleri, İstiklal Marşı, sıradan bir marş, sıradan bir beste değildir; İstiklal Marşı, günümüzün şartları da dahil olmak üzere, bugünümüzü ve geleceğimizi kucaklayan bir uzlaşma metnidir. İstiklal Marşımızı, her kelimesi, her beytiyle ayrı ayrı ele aldığımızda, bugün aramıza sokulmaya çalışılan Türk-Kürt, Alevî-Sünnî ve laik-antilaik gibi bir sürü ayırımcılığın panzehiri olduğunu rahatlıkla anlayabiliriz. Bu anlamda İstiklal Marşımız, bir toplumsal uzlaşma metnidir.
İstiklal Marşımız, aynı zamanda, antiemperyalist mücadele anlayışının zirvesidir; milletlerin esir edildiği, sömürgeciliğin had safhaya geldiği bir dönemde, İstiklal Marşımız, mazlum milletlerin kurtuluş türküsü olmuştur.
İstiklal Marşımızın en önemli özelliklerden birisi de, milletimizin, bütün dinî ve millî değerlerinin temsilcisi olmasıdır. İstiklal Marşımızın dayanağı, ne bir lider ne bir doktrin ne de bir grup taassubudur; doğrudan doğruya milletin iradesi ve hakkın kendisidir.
Bir ifade ve mana derinliği abidesi olan İstiklal Marşımızı tekar tekrar okumalıyız ve okurken de, bir marş okur gibi değil, bir uzlaşma metnini okur gibi okumalıyız. 1921 Meclisinde nasıl şevkle dinlenmiş ve nasıl anlaşılmışsa, İstiklal Marşımızı, bu Mec
lisimizin ve bundan sonra gelecek Meclislerimizin de aynı anlayış ve şevk içerisinde dinlemesini ve onun ruhuna uygun hizmet anlayışıyla bu necip millete hizmet etmesini diliyorum ve İstiklal Marşımızı, 77 yıl önce olduğu gibi, tekrar bu kürsüden, milletimizin huzurunda, siz değerli milletvekillerimizin ve milletimizin adına okumak istiyorum:Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak,
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül; ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz, dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, hakka tapan milletimin istiklal.
Ben, ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim, iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korma! Nasıl böyle bir imanı boğar
Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.
Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakkın
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı!
Düşün, altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı;
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hûda,
Etmesin tek, vatanımdan beni dünyada cüda.
Ruhumun senden
, ilahî, şudur ancak emeli:Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli,
Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder, varsa taşım;
Her cerihamdan, ilahî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerret gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer, belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürrriyet,
Hakkıdır, Hakka tapan milletimin istiklal.
Saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Gündemdışı konuşan İzmir Milletvekili Sayın İsmail Yılmaz’a teşekkür ediyorum.
Sayın milletvekilleri, bu suretle, bugünkü gündemdışı görüşmeler tamamlanmıştır.
Cumhurbaşkanlığı tezkereleri vardır; okutuyorum:
C) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. — Yugoslavya’ya giden Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/13
51)Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşmelerde bulunmak üzere, 7 Mart 1998 tarihinde Yugoslavya’ya giden Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in dönüşüne kadar; Dışişleri Bakanlığına, Devlet Bakanı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Diğer tezkereyi okutuyorum:
2. — Belarus Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Güneş Taner’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Yücel Seçkiner’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1352)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşmelerde bulunmak üzere, 11 Mart 1998 tarihinde Belarus Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Güneş Taner’in dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Yücel Seçkiner’in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Diğer tezkereyi okutuyorum:
3. — Belarus Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1353)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşmelerde bulunmak üzere, 11 Mart 1998 tarihinde Belarus Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Diğer tezkereyi okutuyorum:
4. — Belçika’ya gidecek olan Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Mehmet Batallı’nın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/1354)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
“Stronge Resolve 98” tatbikatını izlemek üzere, 12 Mart 1998 tarihinde Belçika’ya gidecek olan Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’in dönüşüne kadar; Millî Savunma Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığına, Devlet Bakanı Mehmet Batallı’nın vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım. Süleyman Demirel
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Başbakanlığın, Anayasanın 82 nci maddesine göre verilmiş bir tezkeresi vardır; okutup oylarınıza sunacağım:
5. — Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Fransa’ya yaptığı resmî ziyarete katılması uygun görülen milletvekiline ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1355)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
19-20 Şubat 1998 tarihlerinde Fransa’ya resmî bir ziyarette bulunan Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’e refakat eden heyete, İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın da iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu Kararının süreti ilişikte gönderilmiştir.
Anayasamızın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.
A. Mesut Yılmaz
Başbakan
B
AŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.Gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.
V. — SEÇİMLER
A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM
1. — Kamu İktisadî Teşebbüslerinde açık bulunan üyeliklere seçim
BAŞKAN – Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonunda boş bulunan ve Fazilet Partisi Grubuna düşen 9 üyelik için, Adana Milletvekili Yakup Budak, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün, Diyarbakır Milletvekili Sacit Günbey, Elazığ Milletvekili Ahmet Cemil Tunç, G
aziantep Milletvekili Kahraman Emmioğlu, İçel Milletvekili Saffet Benli, Konya Milletvekili Veysel Candan, Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış, Yozgat Milletvekili İlyas Arslan; Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için de Erzincan Milletvekili Mustafa Yıldız aday gösterilmişlerdir.Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonu üyeliğine seçilen milletvekili arkadaşlarıma başarılar diliyorum.
Sayın milletvekilleri, bu suretle, Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonunun eksik üyelikleri tamamlanmıştır. Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonu üyelerinin, 18 Mart 1998 Çarşamba günü saat 14.00’te komisyon salonunda toplanarak, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimlerini yapmalarını ric
a ediyorum.Komisyonun, toplantı, yer ve saati ayrıca ilan tahtalarına da asılmıştır.
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.
Önce yarım kalan işlerden başlayacağız.
VI. — KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1. — Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)
BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifinin ikinci müzakeresine başlayacağız.
Komisyon?.. Yok.
Görüşme ertelenmiştir.
2. — Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınma önergesi (2/669) (S. Sayısı : 338)
BAŞKAN – 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin maddeleri, önergelerle birlikte, geçen birleşimde İçtüzüğün 88 inci maddesine göre geri verilmişti. Komisyon, raporunu henüz vermediğinden, teklifin görüşmelerini erteliyoruz.
3. — Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının aynı mahiyetteki kanun teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan veBütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553) (1)
BAŞKAN – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının aynı mahiyetteki kanun teklifleri ve İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifinin görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon ve Hükümet yerlerini aldılar.
Sayın milletvekilleri, geçen birleşimde, tasarının 3 üncü maddesi üzerindeki görüşmeler tamamlanmış ve madde üzerindeki önergeleri okutmuş, aykırılık sırasına göre işleme koyarken yarıda kalmıştık.
Şimdi, ikinci önergeyi tekrar okutup oylarınıza sunacağım:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısının 3 üncü maddesinin (a) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Yılmaz Ateş Ankara ve arkadaşları
a – Kamu Görevlisi: Bu kanun kapsamına giren kamu kurum ve kuruluşlarının işçi statüsü dışındaki bir kadro veya pozisyonunda çalışan kamu görevlilerini
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, 3 üncü sırada bulunan önerge, öz olarak aynı mahiyette; biraz önce bir önergeyi kabul ettiğimize göre bu 3 üncü önergeyi işleme koymuyorum.
Madde üzerindeki son önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan tasarının 3 üncü maddesinin (g) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilme
sini arz ve teklif ederiz.g) Konfederasyon; her hizmet kolundan birer sendika olmak üzere değişik hizmet kollarında kurulu en az 5 sendikanın bir araya gelerek oluşturdukları tüzelkişiliği olan üst kuruluş.
Metin Bostancıoğlu Sinop ve arkadaşları
BAŞKAN – Önergeye Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ESAT BÜTÜN (Kahramanmaraş) – Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükümet ?..
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NAMİ ÇAĞAN (İstanbul) – Katılıyoruz efendim.
BAŞKAN – Önergeye Komisyon ve Hükümet katılmaktadır.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi biraz önce kabul edilen iki önergeyle değiştirilmiş şekliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
4 üncü maddeyi okutuyorum:
İKİNCİ KISIM
Kuruluş Esasları ve Organlar
BİRİNCİ BÖLÜM
Kuruluş Esasları
Kuruluş
MADDE 4. – Sendikalar hizmet kolu esasına göre, Türkiye çapında faaliyette bulunmak amacıyla bir hizmet kolundaki kamu işyerlerinde çalışan kamu görevlileri tarafından kurulur.
Bir hizmet kolunda birden fazla sendika kurulabilir. Meslek veya işyeri esasına göre sendika kurulamaz.
BAŞKAN – 4 üncü madde üzerinde söz isteyen grupları ve milletvekillerini bilgilerinize sunuyorum: Doğru Yol Partisi Grubu adına Yusuf Bacanlı, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Yusuf Öztop; şahısları adına, İstanbul Milletvekili Emin Kul, Kocaeli Milletvekili Bekir Yurdagül, Kahramanmaraş Milletvekili Esat Bütün, Erzincan Milletvekili Mustafa Kul.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, Yusuf Bey şu anda dışarıda; ikinci sırada konuşsun.
BAŞKAN – Şimdi, söz istem sırasına göre, ilk olarak -Doğru Yol Partisi Grubu Sözcüsü Sayın Bacanlı’nın söz hakkı baki kalmak üzere- Antalya Milletvekili Sayın Yusuf Öztop’u kürsüye davet ediyorum.
Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Öztop, konuşma süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA YUSUF ÖZTOP (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının 4 üncü maddesiyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini dile getirmek üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Genel Kurulun, siz değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, 12 Mart, Türk siyasî yaşamında önemli bir gün; ama, genellikle bugünler olumlu olarak yâd edilir. Bizi üzen iki önemli olaya, burada değinmeden geçemeyeceğim. Bilindiği gibi, 12 Mart 1971 yılında askeriye tarafından verilen bir muhtırayla, sivil yönetim bir ölçüde işbaşından uzaklaştırılmış, yerine bir ararejim kurulmuştur. Ararejimin yıkıntıları hepimizin belleklerindedir. Diliyorum, demokrasimiz, böyle bir dönemi bir daha yaşamasın.
Yine, 12 Martta yaşadığımız bir başka üzüntü verici olay, üç yıl önce, İstanbul Gazi Mahallesinde, provokatörler tarafından bazı evlere açılan ateş sonucu meydana gelen olaylarda pek çok yurttaşımızın yaşamını yitirmesidir; onları rahmetle anıyorum. Bu tür olayların bir kez daha yaşanmamasını, bu kürsüden dilemek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, bugün, burada, 2 milyona yakın kamu görevlisi memuru yakından ilgilendiren sendika konusunu görüşüyoruz. Aslında, 2 milyon kamu görevlisini ilgilendiren bu konu görüşülürken, kamu çalışanlarının, bu sonuçtan hoşnut olmaları, mutlu olmaları, memnun olmaları gerekir; ama, ne yazık ki, görüyoruz ki, yasa tasarısını görüşmeye başladığımız günden bu tarafa, memurlar eylemde, Kızılay’da toplandılar. Ne yazık ki, sivil memurlar ile resmî memurlar, sivil memurlar ile üniformalı memurlar karşı karşıya geldiler. Üzüntüyle ifade edeyim ki, hiç hak etmedikleri copa, sis bombasına, göz yaşartıcı bombaya muhatap oldular. Gerçekten, bu tablo üzüntü verici bir tablodur.
Aslında, bu insanların niçin Kızılay’a geldiğini, niçin toplandıklarını, niçin protesto ettiklerini anlamamız lazım, araştırmamız lazım. Yıllardan beri, iktidarlar geldi, gitti; ama, kamu çalışanlarının durumları değişmedi. Aldıkları cüzi maaşla yaşamlarını sürdüremiyorlar, ev kiralarını ödeyemiyorlar, çocuklarını okutamıyorlar.
Bütçe dönemlerinde zam yapıyoruz, enflasyonu düşüreceğiz diye kafamızdaki hayalî rakamları söylüyoruz ve bu rakamlara uygun olarak zamlar yapıyoruz; ama, görüyoruz ki, zaman geçmeden verdiğimiz zam, etkisini kaybediyor. 1998 yılı bütçesini görüşürken, enflasyonun yüzde 50’ye ineceği hesabıyla yüzde 30 zam yaptık; ama, enflasyon, yüzde 50’ye inmek şurada dursun, şimdiden yüzde 100’lere dayandı değerli arkadaşlarım.
Değerli arkadaşlarım, görüşmekte olduğumuz bu kanun tasarısında memurlara sendika kurma hakkını veriyoruz; ama, verdiğimiz sendika kurma hakkında grev hakkı yoktur, toplusözleşme hakkı yoktur. Burada, iktidar partisi sözcüsü arkadaşlarım “biz de, grev hakkını, toplusözleşme hakkını vermek isterdik; ama, Anayasaya aykırı olduğu için veremedik” diye açıkladılar. Eksik olmasın, Sayın Bakan büyük nezaket göstermiş, bu konuda bizlere not gönderdi ve grevli toplusözleşmeli sendika hakkının Anayasaya aykırı olduğu yönünde açıklamaları var. Saygıdeğer bir görüştür; ama, bir başka görüş var: Türkiye’de, grevli, toplusözleşme yapılabileceğine dair pek çok otoritenin, pek çok anayasa hukukçusunun Anayasaya aykırı olmadığı yönünde iddiaları da var. Değerli arkadaşlarım, yapmış olduğumuz, imza atmış olduğumuz uluslararası anlaşmalar var. ILO’nun 87, 98, 151 sayılı sözleşmesine imza koyduk ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bu anlaşma da onaylandı.
Değerli arkadaşlarım, bu anlaşmaların ortak özelliği şu: Tüm çalışanlara, işçi, memur ayırımı yapmaksızın örgütlenme hakkını tanıyor, sendikalaşma hakkını tanıyor. Değerli arkadaşlarım, sendikalaşma hakkı demek, grev hakkını da, toplusözleşme hakkını da beraberinde getirir. Eğer, siz, sendika hakkını verirken grev hakkını, toplusözleşme hakkını vermezseniz, o sendika hakkı, sendika olmaktan çıkar.
Değerli arkadaşlarım, dernekle sendikayı birbirinden ayıran temel ayraç; sandikanın, grev hakkının bulunması, toplusözleşme hakkının bulunmasıdır.
Değerli arkadaşlarım, aslında biz, Anayasaya aykırı diye işin üzerinden bir miktar uzaklaşmaya çalışıyoruz ve “grev ve toplusözleşme hakkı tanıyan sendika hakkını vermek istemiyoruz” diye açıkça söyleyemiyoruz; gelin, bunu açık açık söyleyelim.
Aslında, geçmişimizde bir yanlışımız var; işçi sınıfı sendikalaşmak için Türkiye’de yıllardır mücadele verdi ve nihayet, 5018 sayılı Sendika Yasası 1947’de kabul edildi; ama, 1963 yılına gelinceye kadar, Cumhuriyet Halk Partisinin İktidar dönemi gelinceye kadar, Sayın Bülent Ecevit Çalışma Bakanı oluncaya kadar işçilere de sendika hakkını çok gördük. 1947’de yasayı çıkardık da 1963 yılına kadar grevli, toplusözleşmeli sendika hakkını niçin uygun görmedik; işçilerden korktuk... Grev hakkını verirsek, toplusözleşme hakkını verirsek, ülke ekonomisi kötüye gider, grevler başgösterir, bunun sonucunda da ülke kalkınması yeterince gerçekleşmez, korkusunu, endişesini taşıdık.
Oysa, 1963 yılında grev hakkını, toplusözleşme hakkını verdik, çok şükür, ülke ekonomisi geriye gitmedi, üretim azalmadı, aksine arttı ve Türkiye üst üste yüzde 6, yüzde 7 kalkınmayı gerçekleştirdi değerli arkadaşlarım. O nedenle, memurlara da grevli, toplusözleşmeli sendika hakkı vermekten kaçınmayalım, bunun gereğini yapalım.
Bir iddiaya göre, grev hakkı, toplusözleşme hakkı Anayasaya aykırıdır, başka bir iddiya göre de aykırı değildir. İster aykırı olsun, ister aykırı olmasın, ortak bir çözüm bulmamız lazım. Tasarının tümü üzerinde ve 1 inci madde üzerinde görüşmeler yapılırken, gruplar adına konuşma yapan arkadaşlarımızı dikkatle dinledim, tespit ettiğim şey şu: Tümü de grevli, toplusözleşmeli sendika hakkından yana; ama uygulamada bunu gerçekleştiremiyoruz. Eğer samimiysek, sizden dileğim, Hükümet yetkililerinden dileğim, geliniz, bu yasa tasarısını geri çekelim -bu konuda çalışma da var, Cumhuriyet Halk Partisi ve Fazilet Partisi başlatmış- birlikte Anayasa değişikliğini yapalım ve Anayasaya uygun olarak hem Anayasa değişikliğini Genel Kuruldan geçirelim hem de grevli, toplusözleşmeli sendika hakkını verelim ve bu sorunu çözelim diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, 5 inci maddeye baktığımız zaman, 10 hizmet kolunda sendika kurulabileceği belirtiliyor. Aslında, hizmet kolu esasına göre sendikalaşma anlayışı, güçlü sendikacılık açısından doğru bir anlayıştır, meslek ve işyeri esasına göre sendika kurulmaması da doğru bir anlayıştır. 5 inci maddede, bu hizmet kolları “büro hizmetleri; eğitim, öğretim, bilim ve kültür hizmetleri; sağlık ve sosyal hizmetler; yerel yönetim hizmetleri; basın, yayın ve iletişim hizmetleri; bankacılık ve sigorta hizmetleri; bayındırlık, inşaat ve köy hizmetleri; ulaştırma hizmetleri; tarım ve ormancılık hizmetleri; enerji, sanayi ve madencilik hizmetleri” şeklinde sayılmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Öztop, konuşmanızı tamamlayın efendim.
YUSUF ÖZTOP (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli arkadaşlarım, dikkat buyurulursa, burada iki hizmet kolunun yer almadığı görülmektedir; adalet, yargı ve savunmayla ilgili hizmet kollarında sendika hakkının uygun görülmediği, verilmek istenilmediği anlaşılmaktadır. Oysa, bu alanlarda, bu hizmet kollarında çalışan işçiler örgütlenmişlerdir; ama, bugüne kadar adalet hizmetlerinde ve güvenlik hizmetlerinde bir sıkıntı olmamıştır. O nedenle, bu iki hizmet kolunun da sendika kapsamına alınmasını diliyorum, bu dileklerimle, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan Antalya Milletvekili Sayın Yusuf Öztop’a teşekkür ediyorum.
Şimdi, söz sırası, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Yozgat Milletvekili Sayın Yuzuf Bacanlı’da.
Buyurun Sayın Bacanlı. (DYP sıralarından alkışlar)
Ko
nuşma süreniz 10 dakikadır.DYP GRUBU ADINA YUSUF BACANLI (Yozgat) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin saygıdeğer üyeleri; günlerden beri kamuoyunun gündemini meşgul eden ve bugün görüşülmekte olan Kamu Görevlileri Kanun Tasarısının 4 üncü maddesi hakkında şahsım ve Doğru Yol Partisi Grubu adına düşüncelerimi ifade etmek üzere söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Bugüne kadar -memurlar dahil- kamu görevlilerinin örgütlenmelerini ve örgütlenme hakkının doğal bir hak olduğu görüşünü, Doğru Yol Partisi olarak her zaman, her yerde açık ve net olarak ifade ettik.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; örgütlenme hakkı genel bir kavram olup, örgütlenme biçimini ifade etmemektedir. 87 sayılı ILO Sözleşmesinin 10 uncu maddesine açık bir tarif getirilmiştir. Sözleşmenin bu maddesinde “örgüt” terimi aynen “çalışanların veya işyerlerinin çıkarlarına hizmet ve bu çıkarları savunma amacı güden çalışanların ve işverenlerin her türlü kurulunu ifade eder” şeklinde beyan edilmiştir.
Anaya
samızın, kamu görevlilerinin sendikal haklarını düzenleyen 53 üncü maddesinde yer alan “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler” şeklindeki hükmün, bunlar hakkında uygulanamayacağı belirtilmiştir; ancak, sendikalar ve üst kuruluşların üyeleri adına yargı mercilerine başvurabileceği ve idare ile amaçları doğrultusunda toplugörüşme yapabileceği, toplugörüşme sonucunda anlaşmaya varılırsa, düzenlenecek mutabakat metninin taraflarca imzalanacağı; bu mutabakat metnine uygun idarî ve kanunî düzenlemenin Bakanlar Kurulunun takdirine sunulacağı; toplugörüşme sonucunda mutabakat metni imzalanmışsa, anlaşma ve anlaşmazlık noktalarının bir tutanakla Bakanlar Kurulunun takdirine sunulacağı; bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usullerin kanunla düzenleneceği hükmü getirilmiştir.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde, birçok sivil toplum örgütünün bir siyasî görüşe bağlı olarak sürdürdüğü ve bu örgütlerin, amacı tamamen farklı olsa bile, ileride siyasî çevreler tarafından ele geçirilmeye çalışıldığı ve bu örgütlere, sadece kendi siyasî görüşlerini paylaşan kişilerin üye olabileceği gerçeği de gözardı edilmemelidir.
1980 öncesi yıllarda yaşanan tecrübeler göstermiştir ki, siyasî görüşlere bağlı olarak bilinen sendikalar ve derneklerin faaliyetleri, sadece kendi çalıştıkları işyerlerinde değil, yaptıkları kamu hizmeti nedeniyle, tüm ülkeye ve topluma yönelik zararlı sonuçlar doğurmuş, bundan, çalışma hayatı ve başarısı olumsuz şekilde etkilenmiştir. Memurların kuracakları sendikaların görev, yetki ve sorumlulukları işçilerden farklı olduğu için, ülkemiz şartları açısından işçilerin kuracakları ve kurdukları sendikalardan, doğal olarak farklı olacaktır. Biz, Doğru Yol Partisi olarak, bu temel görüşü savunurken, aradaki farkı, Anayasamızın izin verdiği ölçüde, en asgarî düzeye çekerek, kamu çalışanlarına toplusözleşme ve grev hakkı verilmesinden yanayız.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1995 yılında, Doğru Yol Partisi olarak, işçi sendikalarına tanınan hakların, kamu görevlilerine, kamu görevlilerinin kurdukları sendikalara da tanınabilmesi için, ciddî ve samimi çalışma yapmamıza rağmen, Mecliste grubu bulunan partilerle, bu konuda yapılacak anayasa değişikliği için, olumlu bir anlaşma sağlanamamıştır.
Doğru Yol Partisi, tek başına iktidar olduğunda -bu konuda gerekli anayasa değişikliği de dahil olmak üzere- kamu çalışanlarına, toplusözleşme ve grev hakkının verilebilmesi için her türlü gayreti gösterecektir. Bunu söylerken, toplumsal barışı, huzuru, demokratik, laik ve sosyal hukuk düzenini bozacak hiçbir olayın ve oluşumun içerisinde bulunmamız, hatta, taraf olmamız mümkün değildir.
Bugün, kamu çalışanları, sokakta, toplusözleşmeli, grevli sendikal haklarını alabilmek için eylemde bulunurken, bizler, burada, Anayasamızın 53 üncü maddesi çerçevesinde, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı üzerinde görüşlerimizi beyan etmekteyiz. Bu nedenle, kamu görevlilerinin kuracakları sendika üst kuruluşlarının, kuruluş esaslarının, faaliyet alanlarının, hak ve yükümlülüklerinin, Partimizin hazırlayıp Meclise sunduğu kanun teklifiyle belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nun, kamu görevlilerine örgütlenme hakkı tanıyan 87, 98 ve 151 sayılı Sözleşmelerinin ülkemizce onaylanması nedeniyle de, iç hukukumuzda, buna göre düzenleme yapılması gerekmektedir.
Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planında, kamu görevlilerinin sendikalaşma ve sendikal faaliyetlerde bulunma hak ve yükümlülüklerine ilişkin hukukî altyapının oluşturulmasına da yer verilmiştir.
Bu bilgilerin ışığı altında, Anayasamızın izin verdiği ölçüde, hep birlikte, ülkemizin geleceği için, sürekli olarak, kargaşaya yol açmadan, toplumsal barıştan uzaklaşmadan ve hukukî çatışmalara fırsat vermeden, haklı ve kararlı olarak eylemlerini sürdüren kamu görevlilerinin, haklı, kararlı ve gururlu seslerine de kulak vermek mecburiyetindeyiz.
Değerli milletvekilleri, eğer Meclisimiz, bu tasarıyı, kamu çalışanlarının isteği doğrultusunda kabul edebilirse, kamu görevlilerinin enerjisini, sokakta eylem yaparak değil, işinin başında, huzurlu, güven içinde, ülkesi ve milleti için verimli ve gayretli çalışma içerisinde kullanıyor olmasını istemek de, bir Türkiye Cumhuriyeti milletvekili olarak hepimizin hakkı olsa gerek.
Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Doğru Yol Partisi Grubu adına konuşan Yozgat Milletvekili Sayın Yusuf Bacanlı’ya teşekkür ediyorum.
Şimdi, söz sırası, Fazilet Partisi Grubu adına, Sayın Abdüllatif Şener’de.
Buyurun Sayın Şener.
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
FP GRUBU ADINA ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısının 4 üncü maddesine gelmiş bulunuyoruz. Bu maddeyle, sendikaların kuruluşuyla ilgili esaslar düzenlenmektedir. Memur sendikalarıyla ilgili bu tasarı, gerçekten, kamuoyunu günlerdir meşgul eden ve toplumda da büyük duyarlılık oluşturan bir konudur ve bu tasarının, doğrudan tarafı olan kesimlerle mutabakat sağlanarak çıkarılması, Türkiye’de mevcut bir ihtiyacın ve Anayasada düzenlenmiş bir zorunluluğun yerine getirilebilmesi açısından gereklidir ve kaçınılmazdır. Biz Fazilet Partisi olarak, ilk günden beri, bu tasarının bir örgütlenme hakkıyla bağlantılı temel konu olduğunu vurguluyoruz. Örgütlenme hakkı ise, temel hak ve özgürlükler arasında yer alan bir temel konudur. Dolayısıyla, bu tasarı, hakların genişlemesiyle, örgütlenmenin sağlıklı bir şekilde yerleştirilmesiyle, oluşturulmasıyla ilgili bir tasarı niteliğinde olmalıdır ve bu nitelikleri haiz bir paket burada tartışılmalıdır. Ancak, tasarı hazırlanırken, temel hak ve özgürlüklerle ilgili bir konunun düzenlenmesinde gösterilecek hassasiyet gösterilmemiştir; aksine, memurların, kamu görevlilerinin âdeta sendikalaşmaları sınırlandırılmak istenmiştir. Sendikalaşma, örgütlenme hakkının sınırlandırılması kaygılarıyla, endişeleriyle hazırlanmış bir tasarıyla karşı karşıyayız.
Kamu görevlileri, grevli ve toplusözleşmeli bir sendika hakkı istemektedirler. Hükümet, bu hakları düzenleyecek bir tasarının Anayasaya aykırı olduğu kanaatindedir. Ancak, Fazilet Partisi olarak biz, Anayasada düzenleniş biçimiyle, 53 üncü maddenin tanzim ediliş biçimiyle, grevli ve toplusözleşmeli bir kamu görevlileri sendikaları kanun tasarısının, Anayasaya aykırı olduğu görüşünde değiliz. Ancak, hukukçular arasında da bu konuda tereddütler, Mecliste ve siyasî partiler arasında da bu konuda tereddütler bulunduğu için, biz, 51 inci, 53 üncü ve 54 üncü ma
ddelerin -Anayasadaki ilgili maddelerin- değiştirilmesiyle ilgili teklifimizi hazırladık, imzaya açtık ve diğer partilerin de bu teklife katılmaları için kendilerine göndereceğiz. Bu konudaki Anayasa değişikliğinin yapılması için gayretlerimizi ve çabalarımızı sürdüreceğimizi ifade ediyoruz; ancak, bu tasarıyla ilgili olarak sorun, sadece ve sadece toplusözleme ve grev hakkının yer almaması değildir. Bu tasarı mevcut haliyle, anayasal sınırlar içerisindeki hakları dahi kısıtlayan, sınırlayan ve engelleyen hükümleri içermektedir. Dolayısıyla, Fazilet Partisi olarak, bu tasarının, mevcut anayasal sınırlar içerisindeki hakları dahi engelleyişini doğru bulmuyoruz ve maddeler görüşüldükçe bu engellemelerin, yasaklamaların ve kısıtlamaların önergelerle kaldırılmasından yana olduğumuzu, taraf olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz.Nitekim -biraz önce oylandı- 3 üncü maddeyle, stajyer memurların, asaletini almamış, kazanmamış memurların sendikalara üye olması engelleniyordu; bu engelleme, verilen önergeler doğrultusunda değiştirilmiştir; bu, ileri bir adımdır. Mecliste, Hükümetten gelen bir tasarının, olumlu düzeltmelerle yasalaşma sürecine girmesi de bir kazançtır ve bunun, bundan sonraki maddelerde de devam etmesi gerekiyor kanaatindeyim.
Bu bakımdan, Hükümetten gelen bu tasarı, her ne pahasına olursa olsun, aynen, Meclisten geçsin görüşünde olanlar, anlayışında olanlar -isterse bunlar sendikalar olsun- sendikal hakların kısıtlanmasından yana olanlardır. Özellikle, sendikaların, bunun doğrudan tarafı olmaları sebebiyle, Hükümetten gelen tasarı paketi olduğu gibi, tamamen, aynen kabul edilsin ve Meclisten geçsin görüşünde olmaları yanlıştır; temsil ettikleri kitleye âdeta bir ihanet niteliğindedir. Bu bakımdan, bu tasarının düzeltilerek, yanlışlıkları giderilerek yasalaşması için gayretlerimizi, çabalarımızı devam ettireceğiz.
Bakın, 4 üncü maddedeki hüküm gayet açık ve nettir. Deniliyor ki “bir hizmet kolunda birden fazla sendika kurulabilir.” Bu madde de, her ne kadar, bir hizmet kolunda birden fazla sendikanın kurulabileceği hüküm altına alınmış olsa da, tasarı bir bütün halinde değerlendirildiği takdirde, aslında, bu tasarının birden fazla sayıdaki sendikayı tasfiye etmeye yönelik hükümler içerdiğini de açıkça görmekteyiz. Bu niteliği itibariyle de, bu tasarıyı savunmak doğru değildir. Bunu Parlamento savunamaz, bunu siyasî partiler savunamaz ve hiçbir kamu görevlileri sendikası da bu nitelikteki bir tasarıyı savunamaz; savunursa yanlış olur.
4 üncü maddede, yanıltmak için “bir hizmet kolunda birden fazla sendika kurulabilir” deniliyor; ama, birden fazla sendikayı tasfiye edici nitelikteki hükümler, bu tasarının değişik maddelerine yerleştirilmiş, serpiştirilmiştir. Her şeyden önce, bu tasarıya göre, sendika üyesi olmayan kamu görevlileri de, elde edilen haklardan yararlanacaklardır. Dolayısıyla, tasarı, sendikalara girmeyi, sendikalaşmayı özendiren değil, aksine sendikalaşmayı, sendika üyesi olmayı caydıran hükümler içermektedir.
Bunun dışında, toplugörüşme yetkisine sahip olan konfederasyona bağlı sendikaların görüşme yetkisine sahip olduğunu ifade eden hüküm de, aynı şekilde, birden fazla sendikayı engellemeye yönelik, tek tip, tekdüze, hükümetin kontrolünde bir sendikalaşma anlayışını ortaya çıkarmaya yönelik maddelerin içerisindedir.
Bütün bu olumsuz maddelerin, bu olumsuz hükümlerin, sendikalaşmayı engelleyen, sendikalara katılımı engelleyen ve sendikaların faaliyet alanlarını şu andaki mevcut Anayasa sınırlarının bile içerisine çeken hükümlerin giderilmesi şarttır, kaçınılmazdır. Bi
z de, Fazilet Partisi olarak, bu konuyla, bu tasarıyla ilgili olarak, Mecliste bunun mücadelesini vermekteyiz. Bütün kamu kuruluşlarının da, kamu görevlileri sendikalarının da, bu anlayışta olmaları, sağlıklı bir sendikalaşma anlayışının ortaya çıkabilmesi için faydalıdır, gereklidir diye düşünüyoruz.Türkiye’deki en önemli sorunların başında, demokrasi, insan hakları, temel haklar ve hürriyetler gelmektedir. Türkiye’de sağlıklı bir demokrasinin tesisi için, temel hak ve hürriyetlerin kâmil anlamda, Batılı anlamda ülkemizde yerleşebilmesi için, yeşerebilmesi için, gelişebilmesi için, sivil kitle örgütlerinin geliştirilmesi lazımdır. Sivil kitle örgütlerinin, ayakta durabilecek şekilde, yasal güvencelerinin oluşturulması lazımdır. Onun için, bu tasarıya, bu konuya, aynı zamanda, demokrasi, insan hakları ve temel haklar ve hürriyetler açısından da baktığımızı, bu bakış açısıyla da, sağlıklı bir tasarının bu Meclisten geçmesi gerektiğine olan inancımızı bir daha ifade ediyor ve hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Fazilet Partisi Grubu adına konuşan Sayın Abdüllatif Şener’e teşekkür ediyorum.
Gruplardan, başka söz isteyen var mı efendim? Yok.
Kişisel konuşmalara geçiyoruz.
İlk söz, İstanbul Milletvekili Sayın Emin Kul’un.
Buyurun Sayın Kul.
Konuşma süreniz 5 dakikadır.
EMİN KUL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının 4 üncü maddesi, kuruluşla ilgili ve bu sendikaların, kamu işyerlerinde çalışan kamu görevlileri tarafından kurulacağını hükme bağlıyor.
Şimdi, gerek tasarının tümü ve gerekse şu ana kadar geldiğimiz maddeleri üzerindeki görüşlerimize ilaveten, asıl açıkta kalan bir konuyu belirtmekle yetinmek ve bu konuyu, tüm ilgililerin ve Yüce Meclisin dikkatlerine sunmak istiyorum.
Dile getirmek istediklerim, Anayasanın 128 inci maddesiyle, yani, kamu personel rejimiyle ilgili. Şimdi, 128 inci maddeye göre, kim memur, kim kamu görevlisi; bakınız, 128 inci maddenin birinci fıkrasında “...genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür” deniliyor. Yani, memur ve kamu görevlisi olmak için, genel idare esaslarına göre yetki kullanacaksınız ve yürüttüğünüz görev de, aslî ve sürekli görev olac
ak.Memur veya kamu görevlisi denilen kanunî statüye, devletin veya bir kamu tüzelkişisinin tek taraflı bir işlemiyle giriliyor, buna “atama” deniliyor ve yine tek taraflı bir işlemle çıkılıyor, buna da “görevden alma” deniliyor. İdarî sözleşmeye baktığımız zaman, yine kamu gücü kullanılıyor; kamu gücü, her an idarî sözleşmeleri düzenleme yetkisine de sahip.
Şimdi, memurların ve kamu görevlilerinin hakları nasıl sağlanıyor? Anayasanın 128 inci maddesinin ikinci bendinde “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir” deniliyor; yani, bütün hakları, hukukları kanunla düzenleniyor. Peki, bu kanunları kim yapıyor; işte bu Yüce Meclis yapıyor. Eğer, bu konuda bir şikâyet varsa, yani, hakları, ücretleri, özlük hakları, yetkileri, nitelikleri itibariyle bir şikâyet varsa, o zaman, bu Meclis, belki, yaptığı düzenlemelerde eksiklik yapıyor; ama, şüphesiz, bu, tek taraflı bir kamu statüsü d
üzenlemesidir.Şimdi, bütün bunlara baktıktan sonra, toplu iş sözleşmesi nedir diye bir gözden geçirelim: Toplu iş sözleşmesi, kapsadığı işyerlerinde iş aktiyle çalışan, iş akitlerini değiştirme gücüne sahip olan bir rejimdir; iş aktiyle çalışan işçilerin, iş akitlerinin muhtevasını değiştirme gücüne sahip olmaları demektir.
Şimdi, bir taraftan, statü hukukuna tabi olacaksınız, diğer taraftan da, toplupazarlık hukukuna tabi olacaksınız. Yani, bir taraftan, tek taraflı bir hukukun tabiyeti içinde muhafaza edilmenizi isteyeceksiniz, diğer taraftan da, iş aktinin şekillendirdiği toplu iş sözleşmesi hukukunun bunun üzerine uygulanmasını isteyeceksiniz... O zaman, 128 inci madde nasıl tefsir edilecek; bu bir çatışkanlık yaratmayacak mı? Birkısım çalışanlar, bu tek taraflı statü hukukunun dışına çıkarılmaksızın, kanunla çalışan herkesi genel idare esaslarına göre devletin aslî ve sürekli görevlerini yürüten kişiler olarak görüp, bütün haklarını kanunla düzenlemeyi elden bırakmaksızın; bu statüyü biçtiğiniz kişilere, toplu iş sözleşmesi hukukunu, Anayasa üzerinde dile getirilen değişiklikler yapılsa bile uygulayamazsınız; çünkü, fiilî ve hukuksal bir çatışkanlık hemen gündeme gelir ve bu çatışkanlığın içerisinden çıkamazsınız. İşte, sorunun, asıl, en önemli çözüm
noktası budur; hizmet aktiyle çalışma ilişkisinin, tek taraflı statü hukukunun üzerine veya bağdaşmasına nasıl çakıştırılacağı hususudur.Burada, dikkatle, bu hususun üzerinde durmak mecburiyetindeyiz. “Anayasayı değiştireceğiz” diyenler, 128 inci maddeyi de göz önüne almak ve buna göre düzenleme yapmak mecburiyetindedirler.
Bu hususu da dikkatlerinize sunuyor, Yüce Meclise saygılarımı arz ediyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – İstanbul Milletvekili Sayın Emin Kul’a teşekkür ediyorum.
Söz sırası, Kocaeli Milletvekili Sayın Yurdagül’de.
Buyurun Sayın Yurdagül.
Konuşma süreniz 5 dakikadır.
BEKİR YURDAGÜL (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
İki haftadır, Kamu Görevlileri Sendikaları Yasa Tasarısını görüşüyoruz; ancak, Sayın Bakanın bu konuyla ilgili düşüncelerini Meclis kürsüsünde dinleyemedik. Sayın Bakanın bu konuyla ilgili olarak özellikle bugünkü basında çıkan bazı açıklamaları var. Sayın Bakan “bireysel sözleşme olmayan bir alanda toplusözleşme yapamazsınız. Bu, personel reformunda ya da işçi-memur ayırımında düzenlemeyle olabilir. Anayasanın 53 ve 128 inci maddesinde değişiklik yapıldı varsayalım; bu yetmez, köklü personel reformu gerekir.” Elbette ki doğru; ancak, 1995 Haziranında, grevli, toplusözleşmeli anayasa değişikliğini savunduklarını ve o dönemde, o anlamda, yanlarında siyasî parti ve sendikaları bulamadıklarını söyleyen de kendileri. Grevli, toplusözleşmeli anayasal düzenleme o zaman çıkmış olsaydı, bugün Meclise hangi tasarıyla gele
cektik; grevli, toplusözleşmeli tasarıyla gelecektik. O anlamda, bu köklü personel reformunu yapacak olan kim; sizsiniz; İktidar yapacak. Oradan başlayalım bu değişikliği yapmaya; grevli, toplusözleşmeli sendikal hakkı da bu değişikliklerden sonra Türkiye’nin gündemine getirelim.Yine, o dönemde şöyle denilmişti: “Biz, Haziran 1995’te bu anayasa değişikliklerini savunurken, kamu çalışanları sendikaları yanımızda yoktu, o zaman bizi desteklemiyorlardı.”
Ben, o dönemdeki gazete kupürlerini kestim; Haziran
1995’te “Kamu çalışanının Ankara işgali” deniliyor. Niçin; Ankara’da, sendikaların, özgür, grevli ve toplusözleşmeli, bağımsız örgütlenme hakkının güvence altına alınması için. “Kamu çalışanları kararlı”, “Kamu çalışanı Ankara’da”... O günlerde kamu çalışanları, Anayasa Komisyonundan, grevli, toplusözleşmeli sendikal düzenleme çıksın diye Ankara’da iki gün konaklayıp, bir gece de Kızılay’da yattılar ve o zaman ne coplandılar ne de üzerlerine panzer sürüldü.Değerli arkadaşlar, şimdi, Sayın Bakan diyor ki: “İşçinin güvencesi yok, memurun güvencesi var; tüm bunları gözetmek gerekir.” Evet, işçilerin iş güvencesinin olmaması Türkiye’nin bir eksikliği.
9 Haziran 1994’te Mecliste kabul ettiğimiz 3999 sayılı Yasayla onayladığımız 158 sayılı bir sözleşme var. Biz, burada, işçiye iş güvencesi getirmeyi taahhüt etmişiz ve bu sözleşmenin 4 üncü maddesinde demişiz ki: “İşçinin kapasitesine veya işin yürütümüne veya işyeri gereklerine dayalı geçerli bir son verme nedeni olmadıkça hizmet ilişkisine son verilmez.”
Yi
ne 5 inci maddede “Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızasıyla çalışma saatleri dışında sendikal faaliyetlere katılma” deniliyor. Yani, biz, işçimize, yasayla iş güvencesini getirmemişiz. Şimdi, işçiye getirmediğimiz bir iş güvencesi nedeniyle memurları tehdit ediyoruz “sizin iş güvenceniz var; işçinin yok. O nedenle, size, sendika hakkı, sözleşme hakkı, grev hakkı verirsek, sizi de iş güvencesinden yoksun ederiz...” Yani, böyle bir anlayış, çalışanları hukuksuzlukta, sefalette birleştirmek anlamı taşıyor. Önemli olan, çalışanları hukukta, demokrasi kurallarında ve çağdaşlıkta birleştirmekten geçiyor diye düşünüyorum. Yani, keyfîliğe son verecek olan bu iş güvencesi yasasını geçirebilirsek, kamu çalışanlarına “sizin iş güvenceniz var, işçinin iş güvencesi yok” deme hakkımız da olmaz diye düşünüyorum. Bu anlamda, burada, önemli olan, niyettir. Burada, önemli olan, bu konudaki samimiyettir.Bir de şunu söylüyor Sayın Bakan: “Kamu çalışanları arasında bu konuda farklı görüşler var. Kamu çalışanlarının büyük birkısmı bu yasanın bir an önce çıkmasını istiyor.”
Değerli arkadaşlar, şimdi, hiçbir kamu çalışanı memur, hiçbir sendikacı, grevsiz, toplusözleşmesiz sendikal düzenleme istemez. Eğer, bu konuda iddialıysanız, bu konuda söylediklerinizin sahibiyseniz, kamu çalışanları içerisinde bu konuda bir anket yaptıralım, grevli, toplusözleşmeli sendikal hak istiyorlar mı, istemiyorlar mı?!. Elbette ki, bu dönemde, kamu çalışanları sendikaları arasında bir ayırım var gibi görünüyor; ama...
(M
ikrofon otomatik cihaz tarafından kesildi)BAŞKAN – Sayın Yurdagül, konuşmanızı tamamlayın efendim.
BEKİR YURDAGÜL (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
...ben, hiçbir sendikacının, sendikacıyım diyen hiçbir kimsenin, grevli, toplusözleşmeli sendikal hakkını reddetmesini, karşı çıkmasını anlayamıyorum, anlamak istemiyorum. Reddediyorsa eğer bu kişi, buna da sendikacı denmeyeceğini çok iyi biliyorum bir sendikacı olarak. Bu anlamda, Türkiye’deki üç kamu çalışanları sendikaları konfederasyonundan KESK ve Memur-Sen bunu istiyor; Kamu-Sen “şimdilik bu çıksın” diyor; ama, kamu çalışanlarının çok büyük bir bölümü, ezici bir çoğunluğu, grevli, toplusözleşmeli sendikal haktan yana. Bu konuda bir tereddütünüz varsa, bu konuda kamu çalışanları farklı düşünüyor diyorsanız, bir anket yapalım, kamu çalışanlarının bu konudaki düşüncelerini alalım diye düşünüyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Kocaeli Milletvekili Sayın Bekir Yurdagül’e teşekkür ediyorum.
4 üncü madde üzerindek
i görüşmeler tamamlanmıştır değerli arkadaşlarım.PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ESAT BÜTÜN – (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, başlıkla ilgili bir düzenleme yapılması için söz istiyorum.
BAŞKAN – Buyurun.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ESAT BÜTÜN – (Kahramanmaraş) – Bu “Kuruluş Esasları, Organlar ve Seçimler” başlığı var. İki tarafta seçimler var da, başlıkta unutulmuş...
BAŞKAN – Yani, ikinci kısmın altındaki başlığın “Kuruluş Esasları, Organlar ve Seçimler” olarak değiştirilmesini öneriyorsunuz; çünkü, birinci bölüm ve ikinci bölümde bu başlıklar yer aldığı için, tamamını kapsaması bakımından, başlığın değişmesi uygun olacaktır.
Başlığın bu şekilde değiştirilmesi kaydıyla, 4 üncü maddeyi oylarınıza sunacağım:
ERSÖNMEZ YARBAY (Ankara) – Karar yetersayısının aranmasını istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Karar yetersayısını arayacağım. (CHP sıralarından “vazgeçtiler” sesleri)
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ESAT BÜTÜN – (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, vazgeçtiler.
BAŞKAN – Şimdi, daha önce de yazılı bir talep gelmişti; ama, ben, önceden gelen talepleri dikkate almıyorum bu konuda; oylamaya geçerken karar yetersayısının aranması istemi olur.
Şu anda karar yetersayısı isteyen arkadaşımız?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
5 inci maddeyi okutuyorum:
ERSÖNMEZ YARBAY (Ankara) – Karar yetersayı aranması talebi dikkate alındı mı?
BAŞKAN – Hayır, dikkate almadık.
ERSÖNMEZ YARBAY (Ankara) – Karar yeteryasının aranmasını istemiştim.
BAŞKAN – “Vazgeçildiği” söylendi efendim.
ERSÖNMEZ YARBAY (Ankara) – Onu arkadaşlar söyledi, ben söylemedim efendim
BAŞKAN – Müteakip maddede dikkate alırız.
ERSÖNMEZ YARBAY (Ankara) – Ben, karar yetersayı aranması talebinden vazgeçmedim.
BAŞKAN – Ben, yok diye beyan ettiğimde, genel bir sessizlik oldu...
ERSÖNMEZ YARBAY (Ankara) – Sayın Başkan, karar yetersayının aranması talebinden vazgeçmedim; onlar söyledi.
BAŞKAN – Gelecek maddede düşünürüz efendim.
ERSÖNMEZ YARBAY (Ankara) – Hayır, ben, gelecek maddede karar yetersayının aranmasını istemiyorum, bu maddede aranmasını istiyorum.
BAŞKAN – Oylamayı yaptım, oylama tamamlandı efendim.
5 inci maddeyi okutuyorum:
Hizmet kolları
MADDE 5. – Sendikaların kurulabilecekleri hizmet kolları aşağıda belirtilmiştir :
1. Büro hizmetleri,
2. Eğitim, öğretim, bilim ve kültür hizmetleri,
3. Sağlık ve sosyal hizmetler,
4. Yerel yönetim hizmetleri,
5. Basın, yayın ve iletişim hizmetleri,
6. Bankacılık ve sigorta hizmetleri,
7. Bayındırlık, inşaat ve köy hizmetleri,
8.
Ulaştırma hizmetleri,9. Tarım ve ormancılık hizmetleri
10. Enerji, sanayi ve madencilik hizmetleri.
Kurumların girdikleri hizmet kolları, Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığının birlikte hazırlayacakları bir yönetmelikle belirlenir.
BAŞKAN – 5 inci madde üzerinde gruplar adına, Fazilet Partisi Grubu adına Adıyaman Milletvekili Ahmet Çelik, Doğru Yol Partisi Grubu adına Yusuf Bahadır, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Bekir Yurdagül; şahısları adına, İstanbul Milletvekili Emin Kul, Kocaeli Milletvekili Bekir Yurdagül, Kahramanmaraş Milletvekili Esat Bütün, Erzurum Milletvekili Aslan Polat, Erzincan Milletvekili Mustafa Kul söz istemişlerdir.
İlk söz, Fazilet Partisi Grubu adına, Adıyaman Milletvekili Sayın Ahmet Çelik’te.
Buyurun Sayın Çelik. (FP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
FP GRUBU ADINA AHMET ÇELİK (Adıyaman) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Fazilet Partisi Grubu adına, görüşülmekte olan Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası Tasarısının 5 inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.
Görüşülmekte olan yasa tasarısı, Sağlık Komisyonunda uzun uzadıya görüşüldü. Sağlık Komisyonunda, bu yasa tasarısının kamu çalışanlarına bir yarar getiremeyeceği, bir kargaşa ortamı yaratacağı ve kamu hizmetlerinin yürütülmesinde büyük sıkıntılar getireceği tarafımızdan belirtilmiştir.
Ayrıca, bu yasa tasarısı, kamu görevlilerine; yani, memurlara kâğıt üzerinde bazı haklar getirmişse de, özellikle parasal yönde
n bir hak getirmiyor.Yasa tasarısı, kurulacak kamu sendikalarına toplugörüşme hakkı vermiş; fakat, toplusözleşme hakkı vermemiştir. Mevcut yasa tasarısı, kamu görevlileri sendikalarına grev hakkı da vermiyor. Toplusözleşme hakkı ve grev hakkı olmayan kamu sendikaları ne yapacaklar? Parasal yönden uzlaşma sağlanamadığı ve mutabakat metni ortaya çıkmadığı takdirde, dosya, Bakanlar Kuruluna gidecek ve nihaî karar Hükümetin olacaktır; Hükümetin verdiği karar nihaî olacak, itiraz hakkı olmayacaktır. Zaten, şimdi tatbik olunan durum da budur, bu şekildedir; memurlara verilen paralar, Bakanlar Kurulu tarafından tespit edilmektedir. Demek ki, bu yasa tasarısı, memurlara, bu konuda önemli bir değişiklik getirmemiştir. Bu durum da, memurlar arasında büyük sıkıntılar çıkaracaktır. Nitekim, sıkıntı çıkarmıştır; caddelerde, sokaklarda görülen manzaralar çok üzücüdür.
Gelin, bu yasa tasarısını geri çekelim, bu konuda geniş çalışmalar yapalım, anayasa değişikliğiyle birlikte bu yasa tasarısını tekrar Yüce Meclise getirelim ve görüşelim.
Değerli arkadaşlar, yasa tasarısının 5 inci maddesi hizmet kollarını şöyle izah ediyor: “Madde 5.- Sendikaların kurulabilecekleri hizmet kolları aşağıda belirtilmiştir:
1- Büro hizmetleri,
2- Eğitim, öğretim, bilim ve kültür hizmetleri,
3- Sağlık ve sosyal hizmetler,
4- Yerel yönetim hizmetleri,
5- Basın, yayın ve iletişim hizmetleri,
6- Bankacılık ve sigorta hizmetleri,
7- Bayındırlık, inşaat ve köy hizmetleri,
8- Ulaştırma hizmetleri,
9- Tarım ve ormancılık hizmetleri,
10- Enerji, sanayi ve madencilik hizmetleri.”
Hizmet kollarına, Millî Savunma Bakanlığında çalışan, 657 sayılı Yasaya tabi personel dahil edilmemiştir. Askeriyede çalışan 657 sayılı Yasaya tabi 60 binden fazla kamu görevlisi vardır; bunlar, yasa kapsamı dışında ve sendikalaşma dışında bırakılmıştır. Bu durum, Anayasanın eşitlik ilkesine tamamen aykırıdır; kamu kesiminde çalışan personele yapılan tipik bir çifte standarttır. Sendikal hak, Millî Savunma Bakanlığında ve askerî tesislerde çalışan personele de tanınmalıdır. Nitekim, Millî Savunma Bakanlığında ve Genelkurmayda çalışan Türk-İş’e bağlı Harb-İş Sendikası vardır. Bu sendika, kendi durumunu ve çalışmalarını senelerdir sürdürmektedir; fakat, Harb-İş Sendikası, bugüne kadar, gerek Genelkurmaya gerekse Millî Savunma Bakanlığına bir sorun çıkarmış değildir ve hem Harb-İş Sendikası hem de Genelkurmay ve Millî Savunma Bakanlığı büyük bir anlayış içerisinde çalışmaktadırlar. Öyleyse, Millî Savunma Bakanlığında çalışan memurlara da bu hak verilirse -aynı Harb-İş
Sendikası gibi- hiçbir sıkıntının meydana gelmeyeceği inancındayız. Bu konuda partimizin vermiş olduğu bir önerge vardır. Bu önergenin Yüce Meclis tarafından destekleneceğine inanıyoruz.Değerli arkadaşlar, grev hakkı Anayasada yoktur; grev yasağı da yoktur; Anayasada grevi yasaklayıcı bir düzenleme de yoktur. Gelin, önce, bu konuda, demokratikleşme konusunda, Anayasada gerekli değişiklikleri yapalım. Fazilet Partisi, bu konuda ve özellikle Anayasanın 51, 53 ve 54 üncü maddelerinde, memurlar lehine, kamuda çalışanlar lehine gerekli değişikliğin yapılması için kanun teklifi hazırlamıştır ve değerli milletvekillerinin imzasına açmıştır ve bu, inşallah kısa sürede Yüce Meclise gelecektir.
Gelin bu yasa tasarısını geri çekelim, anayasa değişikliğiyle birlikte bu tasarıyı tekrar Meclise getirelim ve birlikte görüşelim. Bu yasanın tüm kamu kesiminde çalışan değerli memur arkadaşlarımıza hayırlı uğurlu olması dileğiyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Fazilet Partisi Grubu adına konuşan Adıyaman Milletvekili Sayın Ahmet Çelik’e teşekkür ediyorum.
Şimdi, söz, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Trabzon Milletvekili Sayın Yusuf Bahadır’da.
Buyurun Sayın Bahadır.
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
DYP GRUBU ADINA YUSUF BAHADIR (Trabzon) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısının 5 inci maddesi üzerinde, Doğru Yol Partimizin görüşlerini arz etmek üzere huzurlarınıza çıkmış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına Yüce Meclise saygılarımı sunuyo
rum.Değerli arkadaşlarım, söz alan milletvekili arkadaşlarımız, her ne kadar kanun tasarısının maddeleri üzerinde görüşlerini bildirmek üzere kürsüye çıkıyorlarsa da, genelde, kanun tasarısının geneli üzerinde konuşmalar yapılıyor. Bazı arkadaşlarımız, mevcut Anayasaya göre, toplusözleşmeli grevli bir sendika kanununun çıkarılmasında sakınca olmadığını söylüyor. Bizim yapmış olduğumuz inceleme ve araştırmalara göre, Anayasanın -her zaman söylüyoruz- 53 üncü, 54 üncü ve 128 inci maddeleri bakımından bu mümkün değil; Anayasada bir değişiklik yapmadan bu mümkün değil.
Bunu söylerken, biz yasakları savunuyor değiliz. Daha önce, tasarının tümü üzerinde görüşlerimizi belirtirken, biz de, memurlarımıza, grevli toplusözleşmeli sendikal hak verilmesinden yana olduğumuzu belirttik; ancak, mevcut Anayasamıza göre, mevcut kanunlarımıza göre, sadece Anayasada değişiklik yapmakla bu mümkün değil; 657 sayılı Kanunun ilgili maddelerinin de değiştirilmesi gerekmektedir.
Değerli arkadaşlarım, bize göre, çalışanlar üzerinde popülist siyaset yapılmamalıdır. Anayasa değişikliği yapılıncaya kadar, mevcut Anayasaya uygun kanunlar, düzenlemeler yapılmalıdır. Günübirlik politikalardan vazgeçmeliyiz. Doğru Yol Partisi olarak, biz, devletin yeniden yapılanmasının ve küçültülmesinin bir parçası olarak, kamu görevlileriyle ilgili anayasa değişikliklerini ve toplusözleşmeli grevli sendikalaşmayı savunmaktayız.
Değerli arkadaşlarım, elimde, Uluslararası Çalışma Örgütünün hazırlamış olduğu bu konuda bilgiler var. Halihazırda, bu sözleşmelere göre dünya ülkelerinde durum nedir ve bu sözleşmelerin yorumu nedir, onu size arz etmek istiyorum:
Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin 87 sayılı sözleşmede, çalışanlar ve işverenlerden bahsedilmekte, işçi ve memur ayırımı yapılmamakta, “çalışanlar” ifadesiyle, işçi ve memurlar kastedilmektedir.
2 nci maddeye göre, çalışanlar ile işverenler, herhangi bir ayırım yapılmaksızın, önceden izin almaksızın, istedikleri kuruluşları kurmak hakkına sahiptirler. Sadece 9/1 inci maddesinde “bu sözleşmede öngörülen güvencelerin, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarına ne ölçüde uygulanacağı mevzuatla belirlenir” denilmektedir. Bu ayırım da, 87 sayılı ILO Sözleşmesiyle, silahlı kuvvetler ve polis mensupları dışında memurlara sendika kurma hakkı tanınmasını kabul etmektedir.
Teşkilatlanma ve kolektif müzakere hakkı prensiplerinin uygulanmasına müteallik 98 numaralı Sözleşme, tamamen, işçiler, işçi sendikaları ve işveren sendikalarıyla ilgili teşkilatlanma ve toplusözleşmeler hakkın
da hükümler getirmektedir.6 ncı maddede de “bu sözleşme, devlet memurlarının durumlarıyla alakalı değildir” denilmektedir. Bu durumda, 98 sayılı ILO Sözleşmesi, memurlara, toplu iş sözleşmesi tanınması hakkında hüküm ihtiva etmemektedir.
Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunması ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 sayılı Sözleşmenin giriş bölümünde, üye devletlerin, siyasî, sosyal ve ekonomik sistemlerinin büyük ölçüde çeşitliliğinin, uygulama farklılıklarının ve birçok ülkede, kamu sektöründeki çalışma ile özel sektördeki çalışma arasındaki mevcut farklılıklar nedeniyle ortaya çıkan özel sorunların da göz önünde tutulduğuna değinilmektedir.
Sözleşmenin 1 inci maddesinde “bu sözleşme, kamu makamlarınca çalıştırılan herkese uygulanır. Bu kuralın istisnaî üst düzey görevlileri, çok gizli nitelikte görev ifa edenler ile silahlı kuvvetler mensupları ve polislerdir. Bu kişilere, bu sözleşmelerin ne ölçüde uygulanacağını ulusal yasalar belirler” denilmektedir.
4 üncü madde, ka
mu görevlilerine sendikalaşma hakkı tanımaktadır. “Bu örgütler, kamu makamlarından tamamen bağımsız olacaklardır” denilmektedir.8 inci madde de, memur sendikalarıyla ortaya çıkacak çalışma koşullarının belirlenmesiyle ilgili uyuşmazlıkların, taraflar arasındaki görüşme, arabuluculuk, uzlaştırma veya tahkim gibi bağımsız ve tarafsız mekanizmalarla çözümlenmesini öngörmektedir.
Doğrudan, memurlarla ilgili düzenleme getiren 151 sayılı ILO Sözleşmesinde, memurlar için, toplu iş sözleşmesi yapma hakkına ve grev hakkına yer verilmemektedir.
Sonuç olarak, 87, 98 ve 151 sayılı ILO Sözleşmeleri, memurlara, bazı istisnalarla, sendikalaşma hakkı tanımakta, buna karşılık, toplusözleşme ve grev hakları konusunda hüküm getirmemektedir.
Elimizde, bu konuda, çeşitli ülkelere ait bilgiler mevcuttur. Bunlar, ILO Avrupa Enstitüsü yayınlarından alınmıştır ve ülkelerde halen uygulanmakta olan durumu göstermektedir.
Bunlardan Almanya’da -Avrupa Birliği üyesidir- grev hakkı yoktur, sendikalaşma hakkı var ve sınırsızdır. Burada memurlarla işçiler aynı sendikada bulunmaktadır.
Belçika’da sendikalaşma hakkı sınırlıdır. Silahlı kuvvetler mensupları sendika kuramıyor ve grev hakkı da...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Konuşmanızı tamamlayın efendim.
YUSUF BAHADIR (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.
Değerli arkadaşlarım, görüldüğü gibi, bizim istediğimiz ve arzu ettiğimiz manada memur sendikacılığı hiçbir ülkede halihazırda mevcut değildir. Memur sendikacılığı, zaten, dünyada da yeni bir sendikacılıktır. Tabiî, önümüzdeki yıllarda, ortaya çıkacak olan aksaklıklar giderilecektir ve bunun yanında, inşallah, toplusözleşme ve grev hakkı da verilecektir. Partimiz de bu görüştedir.
Bu düşüncelerle, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Doğru Yol Partisi Grubu adına konuşan Trabzon Milletvekili Sayın Yusuf Bahadır’a teşekkür ediyorum.
Şimdi, söz sırası, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Kocaeli Milletvekili Sayın Bekir Yurdagül’de .
Buyurun Sayın Yurdagül. (CHP sıralarından alkışla
r)Konuşma süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA BEKİR YURDAGÜL (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tasarının, belki de, en önemli maddesi, hizmet kollarını belirleyen 5 inci maddesi ve burada 55 inci Hükümetin demokratik, çağdaş bir sendikal düzenlemeden yana olup olmadığının sınanacağı çok önemli bir maddeyi görüşüyoruz; Anayasa engeli de yok, bir başka engel de söz konusu değil; burada, 55 inci Hükümet, gerçekten, bir sınav verecek. Burada, özellikle, millî savunma işkolunda çalışan 657 sayılı Yasaya tabi sivil memurlar ile yargı infaz memurlarının, kapsam dışında bırakıldığı bir hizmet kolları sıralaması var. Diyor ki, Sayın Bakan: “Askerî işyerlerinde çalışan sivil memurların, sendika yasağı kapsamına alınmasının nedeni, Millî Savunma Bakanlığının görüşünün, bunların kapsamdışı tutulması yönünde olmasıdır.” Yani, çalışanlara, memurlara sendika yasa tasarısı hazırlayan Çalışma Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığının görüşü doğrultusunda, Millî Savunma B
akanlığında çalışan sivil memurları kapsam dışında tutmuş; diyor ki: “Askerî mevzuatta bu kişiler asker sayılıyor; Askerî Ceza Kanunu ve Askerî Yargılama Usulü Kanunu, sivil personeli asker sayıyor.”Şimdi, bu konularda size bazı bilgiler sunmak istiyorum değerli arkadaşlarım: Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, rütbeli kişileri belirlemiş, asker kişi tanımını yapmış. Bunlar, subay, assubay, er ve erbaşlar; silahlı kişiler; asker sayılan kişiler bunlardır. Bunların dışında, silahlı kuvvetlerde eskiden olan; ama, şu anda olmayan bir askerî memur vardı. Şu anda, askerî işyerlerinde çalışan sivil memurlar, 657 sayılı Yasaya tabi memurlardır. Bunlar, askerî işyerlerinde çalışan sivil işçilerde olduğu gibi, eğer, asker kişi sayılıyorsa, o işkolunda çalışan 30 bin civarındaki işçi de asker kişi sayılıyor demektir; ama, onlar sendika üyeleri, toplusözleşme hakkına sahip insanlar.
Şimdi İç Hizmet Kanununa bakıyoruz; “Silahlı Kuvvetlerde Çalışan Sivil Personel. Madde 115: Silahlı Kuvvetlerde çalışan sivil memur, müstahdem, müteferrik müstahdem ve gündelikçi sivil personel...” Bütün sivil personeli saymış ve bunu açmış. “Sivil memur, müstahdem, müteferrik müstahdem ve gündelikçi sivil personel tabirleri, eski kanunlarda geçen istihdam şekillerini ifade etmektedir. Bugün yürürlükte bulunan kanunlara göre, istihdam şekilleri memur, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçi olduğundan, İç Hizmet Kanununun 115 inci maddesinin kapsamına, Silahlı Kuvvetler kadrolarında veya askerî işyerlerinde çalışan, 657 sayılı D
evlet Memurları Kanununa ve 1475 sayılı İş Kanununa göre hizmete alınan sivil devlet memurları ile işçiler girmektedirler “ deniyor. Yani, burada hukuksal anlamda bir yanlış algılama veya yanlış bir yönlendirme var.Eğer, millî savunma işkolunda çalışan şoför, aşçı, bulaşıkçı, ambar memuru, makine ressamı, makine teknisyeni veya hastanade çalışan hemşire asker kişi sayılıyorsa, o işkolunda çalışan 1475 sayılı Yasaya tabi işçilerin de aynı şekilde asker kişi sayılmaları gerekiyor; çünkü, İç Hizmet ve Askerî Ceza Yasalarında bu çok açık bir şekilde belirtilmiş; bu işyerlerinde çalışan 1475 sayılı Yasaya tabi işçilerle 657 sayılı Yasaya tabi devlet memurları arasında hiçbir fark gözetilmemiş. Dolayısıyla, burada, lütfen, topu taca atmayalım...
Özellikle, Demokratik Sol Partiye sesleniyorum ve Sayın Bakana sesleniyorum: Sizin düşünceleriniz geçmişte böyle değildi. Siz, bu işkolunda çalışan sivil memurların da sendikalaşmasından, örgütlenmesinden yanaydınız ve özellikle, Demokrat Türkiye Partisi de aynı şeyleri söylüyordu, Sayın Cindoruk da aynı şeyleri söylüyordu. Neden, sizin bu görüşlerinizde değişiklikler oldu? Yani, bu işkolunda çalışan sivil memurların, asker kişi sayılmadığını bilmenize rağmen -eğer, bilmiyorsanız, yasayı açar, bunların asker kişi sayılmadığını öğrenirdiniz, bunu bilmeniz gerekirdi- neden bunları kapsam dışında tutmaya çalışıyorsunuz?
Ben, size örnek vererek, aynı işkolunda çalışan ve Harb-İş Sendikasına bağlı işçilerle ilgili bazı şeyler söylemek istiyorum. Harb-İş ile Millî Savunma Bakanlığı arasında bağıtlanan sözleşmenin 4 üncü maddesi... Yani, sadece işletmelerde çalışan tornacı, elektrikçi, uçak bakımında çalışan teknisyen veya tank palet fabrikalarında çalışan işçiler değil; bakın, birliklerin mutfak, tabldot, kalorifer ve sıhhi tesisatlarında çalışanlar, işçi statüsünde ve bunlar sendikalı. Yine -lütfen, dinleyin beni- özellikle, harp akademileri, sınıf okulları, harp okulları ve askerî liselerde çalışan işçiler sendika üyeleri. En önemli yanı da şu: Genelkurmay Başkanlığı, Mil
lî Savunma Bakanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlıkları Ankara merkez karargâhlarında çalışan insanlar işçi statüsünde. Siz, bunlara sözleşme hakkı vermişsiniz, sendikalı olma hakkı vermişsiniz; ama, aynı işkolunda, sadece 657 sayılı Yasaya bağlı olduğu için, tersanede bulaşıkçılık yapan, aşçılık yapan, bakıcılık yapan, şoförlük yapan, hava ikmal bakım merkezinde teknisyenlik yapan veya tank palet fabrikasında ambar memurluğu, makine ressamlığı yapan sivil memuru, asker kişi sayarak, bu yasa kapsamı dışında tutmaya çalışıyorsunuz. Yani, bunun, çağdaş demokrasiyle, sizin demokrasi anlayışınızla bağdaşır bir yanı var mı?Ben hatırlıyorum, bu konuda, Demokratik Sol Parti, bunların da kapsama alınması için, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda bir önerge hazırlamıştı; ancak, ne oldu bilemiyorum, Komisyonda o önergeyi işleme koymadılar, koydurmadılar.
Şimdi, burada, lütfen, samimî olalım. Bırakın grevli, toplusözleşmeli sendikal hakla ilgili mazeretlerinizi, anayasal engellerinizi; burada engel olan nedir? Yani, Millî Savunma Bakanlığının, Çalışma Bakanlığına yazdığı iki satırlık bir yazıda, burada çalışan 657 sayılı Yasaya tabi sivil memurlar asker kişi dediği için mi? Çalışma Bakanlığı, hiçbir araştırma yapmadan, bunların, gerçekten asker kişi sayılıp sayılmadığını; aynı işkolunda çalışan işçilerle, hiçbir ayırım gözetilmeksizin aynı işi yapan bu sivil memurlara, sadece 657 sayılı Yasaya tabi oldukları için mi, siz bunların sendikalı olma hakkını elinden almaya çalışıyorsunuz? Yani, bugün, tersanede çalışan bir inşaat teknisyeni, bir duvarcı ustası veya hastanede çalışan bir hemşire, bir öğretmenden daha mı çok fazla bilgi içerisinde? Siz, öğretmene verdiğiniz, eğitim kurumunda çalışan insana verdiğiniz sendikalaşma hakkını, bu işkolunda çalışan bulaşıkçıya, aşçıya, sekretere, ofis memuruna veya buradaki hemşireye vermekten niye imtina ediyorsunuz; bunun hiçbir şekilde izahı mümkün olamaz.
Özellikle bu konuda, buradan iktidar partisi gruplarına sesleniyorum: Hiçbir anayasal engel yok. Millî Savunma Bakanlığının bu konudaki görüşü, gerçeği yansıtmıyor. Bunlar, asker kişi sayılmıyorlar. Asker kişi, sadece, subay, assubay, er ve erbaş; yani, silah kullanma yetkisi içerisinde olan insanlardır.
İçhizmet Yasasını size okuyorum. İçhizmet Yasası madde 115. Buradaki 657 sayılı Yasaya tabi sivil memurlar ile 1475 sayılı Yasaya tabi işçilerin arasında hiçbir fark yok. İşletmelerde çalışan, sadece sendikal haklardan yararlanmaması için memur statüsünde alınan; ama, işçilerin yaptığı aynı işi yapan bu insanları, neden sendikal haklardan mahrum etmeye çalışıyoruz?
Bu konuda önergelerimiz var ve özellikle, yargı infaz memurlarıyla da ilgili önergelerimiz var; bu hizmet kollarına iki hizmet kolu ilave ediyoruz. Bunlardan bir tanesi, adalet, yargı ve infaz hizmetleri işkolu...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Konuşmanızı tamamlayın Sayın Yurdagül.
BEKİR YURDAGÜL (Devamla) – ...diğeri ise, 12 nci işkolu olarak, savunma ve güvenlik hizmetleri işkolunu koyuyoruz.
Türkiye’yi çağdaşlaştırmak istiyorsak, demokratik değerlere sahip çıkmak istiyorsak, lütfen, özellikle, geçmişte söylediklerimizi hatırlayalım. Sayın Bakana burada tekrar sesleniyorum: Vakit varken yanlıştan dönelim ve gerçekten, işçiyle aynı işi yapan ve hiçbir gizlilik yönü bulunmayan hizmetleri gören 25 bine yakın, askerî işyerlerinde çalışan sivil memurun sendikalı olma hakkını elinden almayalım, onlara bu hakkı teslim edelim ve tarihe de, örgütlenmeyi kısıtlayan Hükümet olarak,
Bakan olarak geçmeyelim diyorum.Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan Kocaeli Milletvekili Sayın Bekir Yurdagül’e teşekkür ediyorum.
Şimdi, kişisel konuşmalara geçiyoruz.
İstanbul Milletvekili Sayın Emin Kul; buyurun.
Konuşma süreniz 5 dakikadır Sayın Kul.
EMİN KUL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 4 üncü madde üzerinde arz ettiğim gerçeklerin başka bir kısmına devam ederek, 5 inci madde üzerindeki görüşlerimi sunmaya gayret edeceğim.
Bakınız, bu konuyla ilgili önemli, anlaşılabilir bir misal vermek isterim: Hepimiz, Meclisteki Ziraat Bankasına maaşlarımızı almak ve çeşitli ödemeleri şuraya buraya göndermek için; yani, bankayla ilgili muamelelerimizi yapmak için gidiyoruz. Biliyor musunuz ki, Meclisin Ziraat Bankasında ve Türkiye’deki Ziraat Bankasının tüm şubelerinde ve merkezlerinde çalışan insanlar devlet memuru; yani bunlar, güya, genel idare esaslarına göre, devletin aslî ve sürekli görevlerini yapan insanlar. Peki, bunlar devlet memuru ise, niçin, İşbankasında toplu iş sözleşmesi yapabiliyor, aynı işi yapanlar? Mevduatı alanlar, size gerekli belgeleri verenler, kesenler, yatıranlar, bunlar, niçin işçi oluyor da, Ziraat Bankasında çalışanlar devlet memuru oluyor? Dolayısıyla, demin arz ettiğim gibi, konunun can alıcı noktası, statü hukukuyla toplusözleşme hukukunun nasıl bağdaştırılacağı meseledir. Hizmet aktiyle çalışma meselesidir toplu iş sözleşmesi hukuku. Böyle, tek taraflı
statü hukuku biçildikten sonra, üzerine toplu iş sözleşmesi hukukunu getirmek çatışkı yaratır.Bakınız, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 13.10.1995 tarihli 8 inci Birleşiminde, Sayın Deniz Baykal ne diyor: “Türkiye, personel rejimini derhal ele alarak yeniden değerlendirmek durumunda. Ortada bir personel rejimi yok, bir mantığı olan, bir tutarlılığı olan bir anlayış yok, bölük pörçük, yamalı bohça bir sistem. Her grup, bir kolayını bulup, kendi sorununu, bir ölçüde belli bir tarihte çözmeye çalıştığı eklektik bir yapıyla Türkiye, personel rejimini götürmeye çalışıyor.”
Demek ki, Türkiye’de personel rejiminin bölük pörçük ve bozuk olduğu ikrar edilmiş, kabul edilmiş. Bu husus açık bir gerçek; ama, 1991’den 1995’e kadar Türkiye’de personel rejimiyle ilgili hiçbir değişiklik yapılmamış, hiçbir çalışma da söz konusu değil; üstelik, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Meclise geldiği zaman, maalesef, bütün ikazlarımıza rağmen, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu da bu konuyu onaylamış.
Ben, bu gerçeği, öteden beri, her fırsatta söylüyorum, dile getiriyorum. Yüce Mecliste, 1995 yılındaki anayasa değişikliği sırasında da örneklerle bu hususu açıkladım; 128 inci madde üzerindeki görüşmelerle ilgili gerekli önergeleri verdim ve yine bu kürsüden Yüce Meclisi aydınlatmaya ga
yret ettim.Sayın Başbakanımızın teveccühüyle Bakanlık görevi aldığım süre içinde, her bir bakan arkadaşıma, belgeler ihtiva eden bir dosya sunarak, Bakanlar Kurulunda sözlü olarak izahatta bulundum. Bu nedenledir ki, Sayın Başbakanımız Mesut Yılmaz, Başbakanlıkta, bu çalışmaların yürütülmesi için bir komisyon kurulmasını yazılı bir emirle emretti ve öngördü. Şimdi bu çalışmaların hangi safhada olduğunu bilemiyorum; ama, işin en önemli bir cephesi de budur, bu konuyu önemle dikkatlerinize sunuyorum. “Toplusözleşme ve grev hakkıyla ilgili anayasa değişikliği teklifi vereceğiz” diyenlere de, öncelikle bu konuyla ilgilenmelerini ve bu konuyu dikkate almalarını öneriyorum, bu noktayı ciddiyetle düşünmelerini diliyorum.
Bu tasarının, bu ayırımın yapılması çalışmalarını engelleyen bir yönü yoktur; ancak, kamu çalışanları kuruluşları temsilcilerinin de bu konuda gerçekçi ve yardımcı olmaları zorunludur. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonunun, izlediğim beyan ve tartışmalarından, genel idare esaslarına göre aslî ve sürekli kamu görevlerini yürütme vasfı olmayan kamu çalışanları için iş akti ilişkisi kurulması reddediliyor. Bir tarafta 657 ile bir statü hukuku ve bunun üzerinde de toplusözleşme, grev ve sendika hakkı talepleri, hem dünya gerçeklerine hem de
ulusal ve uluslararası çalışma hukuku kurallarına aykırıdır.Tabiî, burada istihdam güvencesi söz konusudur; ama, istihdam güvencesi, sadece memurlar ve kamu çalışanları için söz konusu değil; işçiler için de söz konusudur. İstihdam güvencesiz bir işhukuku olması zaten mümkün değildir; ancak, burada da eşitlik söz konusudur. Kamu çalışanları ve memurların, statü hukukuna tabi olarak bütün özlük hakları, ücretleri, ödenekleri, atamaları, azilleri, hepsi bir kanuna bağlanmış; yani, belli bir teminata bağlanmış...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Kul, konuşmanızı tamamlayın efendim.
EMİN KUL (Devamla) – ...idare mahkemelerinde de yargı denetimine tabi tutulmuş. Şimdi, bu hukukun sadece bir istihdam güvencesi olduğu noktasında beyanlar varsa, o zaman, aynı güvencelerin işçilere de getirilmesi lazım. İşçilerle ilgili istihdam güvenceleri, kamu çalışanlarına ve memurlara getirildiği kadar acaba geniş midir; hayır. İstihdam güvencesinde de eşitlik şarttır. Dolayısıyla, hizmet aktiyle çalışmak ve hizmet aktiyle çalışırken istihdam güvencesini eşit olarak paylaşmak ancak istihdam güvencesidir. Yoksa, bir tarafta kamu hukuku statüsüyle, hem istihdam güvencesi hem de arkasından toplusözleşme ve grev hakkı, içinden çıkılmaz hukukî çatışkıl
ara yer verir.Bu hususu da dikkatlerinize arz ediyor, Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – İstanbul Milletvekili Sayın Emin Kul’a teşekkür ediyorum.
Şimdi, söz sırası, Ankara Milletvekili Sayın Yılmaz Ateş’te.
Buyuru
n Sayın Ateş.Konuşma süreniz 5 dakikadır.
YILMAZ ATEŞ (Ankara) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Öyle görünüyor ki, devlet memurlarımız, kamu çalışanlarımız, sendikal hakları yasa güvencesine alınıyor gerekçesiyle, aldatmacasıyla mevcut olan haklarını da kaybetmektedirler. Bu tasarının 5 inci maddesiyle, şu ana kadar sendikalaşma hakkını kullanmakta olan askerî ve yargı kamu görevlileri, ne yazık ki, bu tasarının böyle geçmesi halinde, mevcut olan olan sendikalarının kapısına da kilit vurmuş olacaklardır.
Böylece, bununla ne getirildi ne götürüldü konusunu düşünmek gerekiyor. 300 bin kişinin bu hakkını elinden alırken, diğer kamu çalışanlarının durumlarını iyileştirmek için grev ve toplusözleşme hakkı mı veriyorsunuz; hayır, o da değil; ama, mevcut iki sendikanın, daha doğrusu 300 bin dolayındaki kamu çalışanının mevcut olan sendikal hakkını da elinden alıyorsunuz.
Sayın milletvekilleri, çağdaş devlet, gücünü, vatandaşın, bireyin, zararına elde etmez, etmemelidir de. Devlet-birey ilişkisinde temel ilke, bireyin güçlü olan devlet karşısında yasalarla korunmasıdır; ama, bugün görüyoruz ki, bu tasarıyla, çağdaş düzenlemelerin