DÖNEM : 20 CİLT : 46
YASAMA YILI : 3
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
60 ıncı Birleşim
26 . 2 . 1998 Perşembe
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Samsun Milletvekili Ayhan Gürel’in, Samsun İli Kavak İlçesinde kurulmakta olan organize sanayi bölgesine ilişkin gündemdışı konuşması ve Turizm Bakanı İbrahim Gürdal’ın cevabı
2. – Manisa Milletvekili H. Ayseli Göksoy’un, Azerbaycan Millî Meclisi tarafından ilan edilmiş bulunan 26 Şubat Matem Gününe ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı A. Ahat Andican’ın cevabı
3. – Manisa Milletvekili Yahya Uslu’nun, Ege ekici tütün piyasasına ilişkin gündemdışı konuşması
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – (10/19, 29, 40, 88, 98, 127, 150 ve 166) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev süresinin uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/1322)
IV. – ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. – (10/18, 27, 30, 68, 113 ve 170) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 419 sıra sayılı raporunun gündemdeki yeri, görüşme günü ve çalışma süresine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)
2. – Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/669) (S. Sayısı : 338)
3. – Emniyet Teşkilâtı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/217) (S. Sayısı : 132)
4. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İsrail Devleti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/486) (S. Sayısı : 161)
5. – Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/595) (S. Sayısı : 325)
6. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Beyaz Rusya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/545) (S. Sayısı : 233)
7. – Türkiye Cumhuriyeti ile Kırgız Cumhuriyeti Arasında Ebedî Dostluk ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/688) (S. Sayısı : 474)
8. – Türkiye Cumhuriyeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/652) (S. Sayısı :
504)9. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Endonezya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/643) (S. Sayısı : 501)
10. – Türkiye Cumhuriyeti ile Letonya Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/618) (S. Sayısı : 5
02)11. – Türkiye Cumhuriyeti ve Estonya Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/649) (S. Sayısı : 503)
12. – Türkiye Cumhuriyeti ile İsveç Krallığı Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/678) (S. Sayısı : 505)
13. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Endonezya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/639) (S. Sayısı : 506)
14. – Kuzey Atlantik Konseyine Taraf Devletler ve Barış İçin Ortaklık Programına Katılan Diğer Devletler Arasında Kuvvetlerin Statüsüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/589) (S. Sayısı : 361)
VI. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, Emlak Bankasının sahibi olduğu arsalara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Refaiddin Şahin’in yazılı cevabı (7/4292)
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak iki oturum yaptı.
Edirne Milletvekili Erdal Kesebir’in, Bergama -Ovacık, Gümüşhane -Mastıra ve Artvin - Kafkasör’de siyanürlü altın üretme girişimine karşı yöre halklarının tepkisine ilişkin gündemdışı konuşmasına, Çevre Bakanı İmren Aykut,
Tokat Milletvekili Ali Şevki Erek’in, KOBİ teşviklerinin günün koşullarına uydurulmasına yönelik kararnameye ilişkin gündemdışı konuşmasına, Devlet Bakanı Hasan Hüsamettin Özkan,
İstanbul Milletvekili Sedat Aloğlu’nun, televizyon kanallarında gösterilen filmlerde kullanılan dil ve görüntülere ilişkin gündemdışı konuşmasına, Devlet Bakanı Mehmet Cavit Kavak,
Cevap verdiler.
Aydın Milletvekili Sema Pişkinsüt’ün, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Fazilet P
artisi Grubunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanında; 1 Başkanvekilliği, 1 İdare Amirliği ve 3 Kâtip Üyelikle temsil edilmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanında boş bulunan ve Fazilet Partisi Grubuna düşen Başkanvekilliğine Çorum Milletvekili Yasin Hatiboğlu, İdare Amirliğine Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş, Kâtip Üyeliklere de, Bitlis Milletvekili Abdulhalu
k Mutlu, Kütahya Milletvekili Ahmet Derin ve Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız seçildiler.Gündemin “Sözlü Sorular” kısmının :
1 inci sırasında bulunan (6/694),
2 nci sırasında bulunan (6/695),
9 uncu sırasında bulunan (6/702),
11 inci sırasında bulunan (6/704),
12 nci sırasında bulunan (6/705),
24 üncü sırasında bulunan (6/720),
25 inci sırasında bulunan (6/721),
26 ncı sırasında bulunan (6/722),
27 nci sırasında bulunan (6/723),
28 inci sırasında bulunan (6/724),
29 uncu sırasında bulunan (6/725),
30 uncu sırasında bulunan (6/726),
31 inci sırasında bulu
nan (6/727),32 nci sırasında bulunan (6/728),
Esas numaralı sözlü sorulara, Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk,
16 ncı sırasında bulunan (6/709) esas numaralı sözlü soruya, Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay,
33 üncü sırasında bulunan (6/729) esas numaralı sözlü soruya, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar,
34 üncü sırasında bulunan (6/731) esas numaralı sözlü soruya Sanayi ve Ticaret Bakanı E. Yalım Erez,
Cevap verdiler;
18 inci sırasında bulunan (6/714) esas numaralı sözlü soruya Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk cevap verdi, soru sahibi de cevaba karşı görüşlerini açıkladı;
3 üncü sırasında bulunan (6/696),
4 üncü sırasında bulunan (6/697),
5 inci sırasında bulunan (6/698),
6 ncı sırasında bulunan (6/699),
7 nci sırasında bulunan (6/700),
8 inci sırasında bulunan (6/701),
10 uncu sırasında bulunan (6/703),
13 üncü sırasında bulunan (6/706),
14 üncü sırasında bulunan (6/707),
15 inci sırasında bulunan (6/708),
17 nci sırasında bulunan (6/713),
19 uncu sırasında bulunan (6/7
15),20 nci sırasında bulunan (6/716),
21 inci sırasında bulunan (6/717),
22 nci sırasında bulunan (6/718),
23 üncü sırasında bulunan (6/719),
Esas numaralı sözlü sorular, ilgili bakanlar Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından, ertelendi.
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının :
1 inci sırasında bulunan 132,
2 nci sırasında bulunan 232,
Sıra sayılı kanun tasarı ve tekliflerinin görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarında
n,3 üncü sırasında bulunan ve Hükümetçe Komisyona geri alınan 338 sıra sayılı kanun teklifi, Komisyondan gelmediğinden,
Ertelendi;
4 üncü sırasında bulunan Mera Kanunu Tasarısının (1/509) (S. Sayısı : 231) görüşmeleri müteakip yapılan açık oylama sonucunda kabul edildiği ve kanunlaştığı açıklandı;
5 inci sırasında bulunan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İsrail Devleti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının (1/486) (S. Sayısı : 161) görüşmelerine başlanarak, Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunun oylanması sırasında karar yetersayısı bulunmadığı anlaşıldığından;
Kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 26 Şubat 1998 Perşembe günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 19.20’de son verildi.
Uluç Gürkan
Başkanvekili
Ünal Yaşar Ali Günaydın
Gaziantep Konya
Kâtip Üye Kâtip Üye
No. : 88
II. – GELEN KÂĞITLAR
26 . 2 . 1998 PERŞEMBE
Tasarı
1. – Türkiye Cumhuriyeti İle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Arasındaki Sosyal Güvenlik Anlaşması İle İlgili Ek Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/720) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.2.1998)
Teklif
1. – Niğde Milletvekili Akın Gönen’in; Karayolları Trafik Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1071) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.2.1998)
Tezkere
1. – Konya Milletvekili Veysel Candan’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1321) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.2.1998)
Rapor
1.-Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı ve 12 Arkadaşı, Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı ve 39 Arkadaşı, Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış ve 13 Arkadaşı, Kocaeli Milletvekili Şevket Kazan ve 22 Arkadaşı, İzmir Milletvekili Veli Aksoy ve 20 Arkadaşı ile Afyon Milletvekili H.İbrahim Özsoy ve 21 Arkadaşının, Ülke Kaynaklarının Tespit Edilmesi ve Değerlendirilmesi Konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci Maddeleri Uyarınca Birer Meclis Araştırması Açılmasına İlişkin Önergeleri ve (10/18,27,30,68,113,170) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Raporu .(S.Sayısı:419) (Dağıtma Tarihi:26.2.1998) (GÜNDEME)
Sözlü Soru Önergesi
1. – Niğde Milletvekili Mehmet Salih Katırcıoğlu’nun, teknik elemanların özlük haklarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/898)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
Yazılı
Soru Önergeleri1. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, A milli futbol takımının aldığı mağlubiyetlere ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4447)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
2. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Refik Saydam Ulusal Sağlık Araştırma Kurumu Kanunu Tasarısına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4448) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
3. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, özel hastaneler tüzüğüne ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4449)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
4. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, nüfus ve aile planlamasıyla ilgili bir üst kurul oluşturulması için çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4450)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
5. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün Başbakanlık bünyesine alınıp alınmayacağına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4451)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
6. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna ve federasyonlarla ilgili mevzuat çalışmalarına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4452)(Başkanlığa geliş tarihi : 23
.2.1998)7. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Tanıtma Fonu Kurulu’na ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4453)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
8. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, serbest zamanların değerlendirilmesiyle ilgili çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4454)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
9. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, telif hakları mevzuatına ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/4455)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
10. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, yayımcılığın gelişmesi ve telif haklarının desteklenmesiyle ilgili çalışmalara ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/4456)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
11. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nda yapılması planlanan değişikliklere ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/4457)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
12. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Bakanlık döner sermayesinden matbaa ve yayımcılığın desteklenmesi için bir çalışma yapılıp yapılmayacağına ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/4458)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
13.
– Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, vakıf eserlerinin bakım ve onarımına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4459)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)14. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Yükseköğretim Teşkilat Kanunu’nda değişiklik yapılıp yapılmayacağına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4460)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
15. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, göç yolu ile gelen, iltica eden ve vatandaşlığa geçenlere götürülecek hizmetlere ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4461)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
16. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, sağlık finansmanı kurumu kuruluş ve işleyişi hakkında kanun tasarısı projesinin bulunup bulunmadığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4462)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
17. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, birinci basamak sağlık hizmetleri ve aile hekimliği kanun tasarısı çalışmalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4463)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
18. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, hastane ve sağlık işletmeleri kanun tasarısına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4464)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
19. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, kamu sağlığı kanun tasarısı çalışmalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4465)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
20. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü kurulması çalışmalarına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4466)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
21. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, ülke çapında güncel adres kütüğü oluşturulması çalışmalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4467) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
22. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, ebelik ve ebeler birliği kanun tasarısına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4468)(Başkanlığa geliş tarih
i : 23.2.1998)23. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Sağlık Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4469) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
24. – Kırıkkale Milletvekili Hacı Filiz’in, Kırıkkale’de meydana gelen patlamadan sonra yaşanan göç ile zarara uğrayan esnaf ve sanayicilerin sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4470)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
25. – Kırıkkale Milletvekili Hacı Filiz’in, Kırıkkale Mühimmat Fabrikasında meydana gelen patlamada zarar gören vatandaşlara yardım yapılıp yapılmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4471)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
26. – Kırıkkale Milletvekili Hacı Filiz’in, Kırıkkale Köy Hizmetleri İl Müdürlüğüne yapılan atamalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4472)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
27. – Sıvas Milletvekili Tahsin Irmak’ın, Tekel’e bağlı satış depolarının ihalesine ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4473)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
28. – Sakarya Milletvekili Ertuğrul Eryılmaz’ın, Kırıkkale-Delice İlçesi Belediye Başkanlığından Sağlık Bakanlığına geçtikleri iddia edilen personele ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4474)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
29. – Kırıkkale Milletvekili Hacı Filiz’in, Kırıkkale-Sulakyurt Barajı projesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4475)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
30. – Kırıkkale Milletvekili Hacı Filiz’in, Kırıkkale-Balışeyh-Akçakavak Barajı projesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4476) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
31. – Kırıkkale Milletvekili Hacı Filiz’in, Kırıkkale Mühimmat Fabrikası İmla Bölümünün yeniden kurulması için yapılan çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4477)(Başkanlığa geliş tarihi : 23.2.1998)
32. – İstanbul Milletvekili Bahattin Yücel’in, koruma görevlisinin geri çekilmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4478) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.2.1998)
33. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, tütün tarımına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4479) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.2.1998)
34. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, tarımda yeniden yapılanma kurulunun oluşumuna ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4480) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.2.1998)
35. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Tarım Satış Kooperatifleri Kanununda yapılacak değişiklikle ilgili çalışmalara ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/4481) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.2.1998)
36.-Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, yurt dışındaki vatandaşların oy kullanmalarına yönelik çalışmalara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4482) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.2.1998)
37. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, yabancı uyrukluların istihdamıyla ilgili mevzuatın yeniden değerlendirilmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4483) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.2.1998)
38. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, yurt-dışı vatandaşlar üst kurulu oluşturulup oluşturulmayacağına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4484) (Başkanlığa geliş tarihi:24.2.1998)
39. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, eğitim fakültelerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4485) (Başkanlığa geliş tarihi:24.2.1998)
40. – Bur
sa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, İş ve İşçi Bulma Kurumu’nun yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4486) (Başkanlığa geliş tarihi:24.2.1998)41. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Meslek Standartları Kurumuna ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4487) (Başkanlığa geliş tarihi:24.2.1998)
42. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, bazı rektörlerin başörtüsü konusunda kanuna aykırı davrandıkları iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4488) (Başkanlığa geliş tarihi:24.2.1998)
43. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, askerlik döneminde görev başında ölen veya sakat kalan kişilere veya yakınlarına faizsiz konut kredisi verilip verilmeyeceğine ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4489) (Başkanlığa geliş tarihi:24.2.1
998)44. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, başörtüsünden dolayı görevine son verilen öğretmen olup olmadığına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4490) (Başkanlığa geliş tarihi:24.2.1998)
45. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, iç borçlara ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4491) (Başkanlığa geliş tarihi:24.2.1998)
46. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, yüksek öğretim kurumlarında uygulanan kılık kıyafet yönetmeliğine ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4492) (Başkanlığa geliş tarihi:24.2.1998)
47. – İçel Milletvekili D.Fikri Sağlar’ın, Afganistan’la yapılan ticarete ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4493) (Başkanlığa geliş tarihi:24.2.1998)
48. – İçel Milletvekili D.Fikri Sağlar’ın, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi eski Başkanvekilinin tutuklanmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4494) (Başkanlığa geliş tarihi:24.2.1998)
49. – Bursa Milletvekili Yahya Şimşek’in, teknik lise mezunlarının ön lisans programına alınıp alınmayacağına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4495) (Başkanlığa geliş tarihi:24.2.1998)
50. – Bursa Milletvekili Tur
han Tayan’ın, tekstil ihtisas gümrüklerine ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4496) (Başkanlığa geliş tarihi:25.2.1998)51. – Bolu Milletvekili Feti Görür’ün, Ankara Millî Eğitim Müdürünün bir beyanına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4497) (Başkanlığa geliş tarihi:25.2.1998)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 15.00
Tarih : 26 Şubat 1998 Perşembe
BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN
KÂTİP ÜYELER : Ünal YAŞAR (Gaziantep), Ali GÜNAYDIN (Konya)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 60 ıncı Birleşimini açıyorum.
Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Samsun Milletvekili Ayhan Gürel’in, Samsun İli Kavak İlçesinde kurulmakta olan organize sanayi bölgesine ilişkin gündemdışı konuşması ve Turizm Bakanı İbrahim Gürdal’ın cevabı
BAŞKAN – Gündemdışı birinci söz, Samsun'da kurulmakta olan Samsun-Kavak organize sanayi bölgesi konusunda, Samsun Milletvekili Sayın Ayhan Gürel'i
n.Sayın Gürel, buyurun. (Alkışlar)
AYHAN GÜREL (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; seçim bölgem Samsun İli Kavak İlçesinde kurulmakta olan organize sanayi bölgesiyle ilgili gündemdışı söz almış bulunuyorum; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.
Samsun-Kavak organize sanayi bölgesi kuruluş ve müteşebbis teşekkülü, Samsun Valiliği başkanlığında, İl Özel İdaresi, Samsun Sanayi ve Ticaret Odası, Kavak Belediyesi tarafından oluşturulmuştur ve bu kuruluşlar, müteşebbis teşekküle 1/3 oranında katılmışlardır. Kurulacak bölgenin yer seçimi etüdü yapılmış; alternatif alanlar içerisinde, Çamlık mevkiindeki alan, Bakanlık tarafından da uygun bulunarak, Devlet Planlama Teşkilatı tarafından onaylanmıştır.
Bölgenin arsa iktisabı ise şu şekilde çözümlenmiştir: Hazine adına kayıtlı parseller üzerinde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 30 uncu maddesi uygulanarak devir işlemleri tamamlanmış; şahıs adına kayıtlı parsellerde ise, önce kamulaştırmaya gidilmiş; ama, tezyidibedel davaları neticesinde birim arsa maliyet fiyatlarının olağanüstü yüksek sonuçlanması üzerine kamulaştırmadan vazgeçilerek, satın alma suretiyle, organize sanayi bölgesinin arsa iktisabı çözümlenmiştir. Bölgenin arsa iktisabının çözümlenmesini müteakiben, 1/2000 ölçekli imar planı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Sanayi Dairesi Başkanlığı elemanları tarafından hazırlanmış, planlama ilkeleri açısından Sanayi Bakanlığının denetimine sunulmuş ve Bakanlık tarafından uygun bulunarak 1/1000 ölçekli imar planlarına geçirilmiştir. Bu p
lanlar üzerinde yapılan çalışmalar ise 1997 yılının kasım ayında tamamlanarak Bakanlığın onayına sunulmuştur; ancak, Bakanlığın Küçük Sanatlar, Sanayi Bölgeleri ve Siteler Genel Müdürlüğü tarafından yapılan değerlendirmede, arıtma tesisinin kurulacağı arazinin topografyası gereği, öncelikle, bunun üzerinde revize çalışmaları yapılması kararlaştırılmış, sosyal tesislerin kurulacağı imar adasında ulaşım, otopark fonksiyonların çözümlenmesi amacıyla, plan üzerinde mutabakata varılarak konu çözümlenmiştir.Şimdi, sonuç olarak, 1/1000 imar uygulama planları üzerinde Sanayi Bakanlığı ile müteşebbis teşekkül mutabakata varmıştır ve şu anda, üzerinde tadilatlar yapmak üzere, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği elemanları tarafından da çalışmalar devam etmektedir. Bu çalışmalar kısa süre sonra tamamlanacak ve Bakanın onayından sonra, organize sanayi bölgesi üzerinde altyapı projeleri -ki, bunlar, kanalizasyon, yollar, içmesuyu, enerji teminidir- tamamlandıktan sonra, keşif dosyasıyla birlikte ihaleye hazır hale gelinmiş olunacaktır.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, az önce açıklamış olduğum imar planları üzerinden, yani Kasım 1997'den bu yana dört ay geçmiş olmasına karşın, bu planlar üzerindeki çalışmalar hâlâ tamamlanamamıştır. Kaldı ki, ilçem Kavak'ta, bu tesisten başka devletin herhangi bir yatırımı yoktur. Kavak İlçe halkının umudu, bu tesisin bir an önce işletmeye açılmasıdır...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Gürel, lütfen toparlayalım.
NAFİZ KURT (Samsun) – Bakana söyle!.. Dört aydır yapmamış...
AYHAN GÜREL (Devamla) – Anladığım kadarıyla, Sayın Bakanım, şimdi cevap verecekler.
Hiç zaman geçirmeksizin, bahse konu olan imar planları üzerindeki çalışmaların bir an önce tamamlanmasını bekliyoruz; bir.
İki; arazinin altyapıyla ilgili projelerinin bir önce tamamlanarak Bakanın onayından çıkarılmasını ve hiç zaman kaybetmeksizin, bölgenin, ihalesinin yapılarak, bir an önce işletmeye açılmasını bekliyoruz ve bunu, şu andaki Sayın Bakanımdan rica ederek bek
liyoruz ve biz, bunu, bundan böyle takip edeceğiz. Tahmin ediyorum, kısa bir müddet sonra inşallah işletmeye açılır.Saygılar sunuyorum. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Gürel.
Gündemdışı konuşmayı yanıtlamak üzere, Turizm Bakanı Sayın İbrahim Gürdal; buyurun.
TURİZM BAKANI İBRAHİM GÜRDAL (Antalya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Demokratik Sol Parti Samsun Milletvekili Sayın Ayhan Gürel'in, Kavak organize sanayi bölgesiyle ilgili yaptığı konuşmaya cevap vermek üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.
Samsun-Kavak organize sanayi bölgesi 1993 yılında yatırım programına alınmıştır. Haziran 1993'te etüdü yapılmış olup, ilçe merkezine 1,5 kilometre uzaklıktaki Çamlık mevkiinde yer alan, 104 hektar büyüklüğündeki, 1 nolu alternatif alan, 27.7.1993 tarihinde, yer seçimi komisyonunca, Samsun-Kavak organize sanayi bölgesi alanı olarak uygun bulunmuş ve söz konusu alan, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının 6.5.1994 tarih ve 1805 sayılı yazısıyla uygun görülmüştür.
Konu, 23.1.1995
tarih ve 1670-71 sayılı dağıtımlı yazımızla Müteşebbis Teşekkül Başkanlığına bildirilmiş ve kamulaştırma için gerekli çalışmaların yapılması istenmiştir.Bakanlığımıza intikal eden kamulaştırma evraklarının incelenmesi sonucunda; 20.3.1995 tarihinde 3 565 919 000 lira, 12.9.1995 tarihinde 3 005 652 000 lira, 11.10.1995 tarihinde 640 000 000 lira, 16.2.1996 tarihinde 1 704 559 000 lira, 1997 yılında 7 785 652 000 lira olmak üzere, toplam 16 701 782 000 Türk Lirası kamulaştırma bedeli olarak ödenmiştir.
10
0 hektar büyüklüğündeki bölge için, 1998 yılında, 100 milyar Türk Lirası özelleştirmeden olmak üzere, toplam 115 milyar Türk Lirası ödenek ayrılmıştır.Organize sanayi bölgesinin imar planı, müteşebbis teşekkülce, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine hazırlattırılmaktadır. Plan, proje ve keşiflerin tamamlanmasından sonra, müteşebbis teşekkülce inşaat ihalesi yapılacaktır.
Hepinize saygılar sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
2. – Manisa Milletvekili H. Ayseli Göksoy’un, Azerbayca
n Millî Meclisi tarafından ilan edilmiş bulunan 26 Şubat Matem Gününe ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı A. Ahat Andican’ın cevabıBAŞKAN – Gündemdışı ikinci söz, Azerbaycan konusunda, Manisa Milletvekili Sayın Ayseli Göksoy'un.
Buyurun Sayın Göksoy.
H. AYSELİ GÖKSOY (Manisa) – Çok değerli Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi en içten saygılarla selamlarım.
Demokrasinin en temel yapı taşlarından biri olan insan hakları meselesi, tüm dünyada yaşanan yeni dengelerle ilgili olarak, devlet-vatandaş ilişkisinin başlıca teması haline gelmiştir. Günümüzde, toplumsal yaşam içinde özgürlük alanlarını genişletme yönünde verilen mücadele sonunda insan hakları kavramının tanımı giderek gelişmiş, siyaset sınırlarını da zorlayarak, gündelik hayatı kapsar hale gelmiş; dahası, ulusal sınırları aşarak evrensel bir boyut kazanmıştır.
İnsan hakları kavramı bu boyutlardayken, bundan 6 yıl önce, 26 Şubat 1992 tarihinde, Azerbaycan'da, 10 bini aşkın nüfusu olan Hocalı Şehri, Ermeniler tarafından, bir gecede talan edilerek, yakılıp yıkılmış, pek çok insan öldürülmüş, yaralanmış veya kaybolmuştur. Kent sakinleri, her evi, her sokağı, bütün imkânsızlıklarına karşın, inançla savunmuşlardır. Bu insanlar, zırhlı araçlar altında ezilmiş, ihtiyarlar, kadınlar, çocuklar kurşuna dizilmiştir. Esirlerin ise, kafa derileri yüzülmüş ve tırnakları da sökülmüştür. Bunların ibret vesikaları, resimleri, bugün, kitapların konusudur. Bütün bu insanların tek suçları, tek kabahatleri, bir gecede bu kadar mezalime uğramalarının sebebi, sadece ve sadece Azerbaycanlı olmalarıydı.
Bu olayda, 1 000'den fazla insan hayatını kaybetmiş, 500 kişi yok olmuş ve 576 çocuk da anasız, babasız ve kimsesiz, ortada kalakalmıştır.
Bu, acı, acı olduğu kadar da bu büyük vahşeti ortaya koyan olay günü, her zaman hatırlanması için, Azerbaycan Millî Meclisi tarafından bir matem günü ilan edilmiş; bu gün, Hocalı soykırım günü olarak tarihe ve tüm Azerbaycanlıların kara günü olarak onların takvimlerine geçmiştir. Bugün, tüm Azerbaycanlılar yas tutarak, derin bir hüzünle o günü yâd edip, bunu, dünyanın bir ayıbı olarak yaşatmaktadır. Çünkü, Bağımsız Devletler Topluluğu Ordusunun, daha doğrusu Rus Ordusunun da bu Ermeni topluluğuna katılmasıyla, bu olaylar, maalesef, en çirkin bir şekilde, dünyanın gözleri önünde, sebepsiz yere, cereyan etmiştir.
Bu asır içinde, Azerbaycan'da 500 binden fazla kişi, Ermeniler tarafından öldürülmüştür. Hocalı'nın da dahil olduğu Karabağ'da, yaklaşık 1 milyon insan, Azerî topraklarından sökülüp atılmıştır. Bugün, bu insanlar çok ilkel şartlar altında yaşam savaşı veriyorlar ve kendi topraklarına dönecekleri günü büyük bir tevekkül içinde bekliyorlar. Bu insanları yakından görmek ve onlarla tanışmak üzüntüsüne duçar oldum. Onları ancak çok yakından gördüğünüz zaman anlıyorsunuz ki, insanların, hele hele kadınların, o aile bütünlüğünü bir arada tutmak için gösterdiği büyük özveri, takdire şayandır. Çünkü, bu insanlar, otları çamurla sıvayarak yaptıkları kovuklarda ellerine geçen çadırlarda ve demir vagonlar içinde yaşıyorlar; kışın çok soğuk, yazın çok sıcak... Bu insanlar, bütün bu zaruretler içerisinde, çocuklarına onbir yıl eğitim vermek için, kendileri susuz, aç bir şekilde, kuru ekmekle yaşamayı göze alıyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Göksoy, lütfen toparlayalım.
H. AYSELİ GÖKSOY (Devamla) – İnsan hakları konusunun evrensel değerler arasında ilk sırayı alması, istisnaî durumların yarattığı farklı yorumların meşru görülmesini giderek imkânsız hale getirmektedir. İnsan haklarıyla ilgili tüm Birleşmiş Milletler sözleşmelerine rağmen, dünya, bu acı olaylara tepkisiz ve ilgisiz kalabilmiştir.
İnsan hakları, yalnızca düşünce özgürlüğü demek değildir. İşte, Ulu Önder Atatürk'ün dediği gibi "Azerbaycan'ın derdi bizim derdimiz, Azerbaycan'ın sevinci de bizim sevincimizdir." Yine, Ulu Önder Atatürk'ün "yurtta sulh, cihanda sulh" temennisi, tüm Türk kadınlarının istek ve temennisidir. Bugün, dünyada, 250 milyon Türk asıllı insanın tek bir kalple birleşmesi, biz Türk kadınlarının en büyük arzusudur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Mikrofonu tekrar açamayacağım; lütfen...
H. AYSELİ GÖKSOY (Devamla) – İşte, bu duygular içerisinde, Azerbaycanlı kardeşlerimizin bu acısını paylaşıyor, bu göçmen kardeşlerimizin, topraklarına en kısa zamanda kavuşması dileğiyle, hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum efendim. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Göksoy.
Gündemdışı konuşmayı yanıtlamak üzere, Devlet Bakanı Sayın Ahat Andican; buyurun.
DEVLET BAKANI A. AHAT
ANDİCAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; buraya, sayın milletvekilimizin yaptığı konuşmayı cevaplamak amacıyla çıkmış değilim. Aslında, arkadaşımız, yaşanan bir dramı, kendi boyutunda, algıladığı boyutta aktardı; ama, Yüce Heyetinizin bilmesi gerektiğini düşündüğüm bazı şeyleri, burada, izin verirseniz, çok kısa olarak aktaracağım.Bildiğiniz gibi, Karabağ sorunu, maalesef, 1988'den itibaren Kafkasya'nın gündemine gelen bir konu. Bu konu, daha sonra, yalnızca Karabağ'la sınırlı olmakla kalmamış, Azerbaycan'ın neredeyse yüzde 20'sini oluşturan sekiz bölgesini -onların deyimiyle reyonunu- kapsayan işgale dönüşmüştür ve son birkaç yıldır da bir buzdolabına kaldırılma süreci ya da bir diğer deyişle dondurma sürecinin yaşandığı bir sözde barış süreci başlatılmıştır. Ben, şimdi, geçmişi anlatmak yerine gelinen bugünkü son noktayla ilgili bazı bilgileri aktaracağım.
Bu bölgede, sorunların çözümlenmesi amacıyla, geçen yıllar içerisinde bir Minsk Grubu oluşturulmuş ve bu Minsk Grubu içerisinden de Fransa, Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri temsilcilerinin yürüttüğü bir başkanlık sistematiği oluşturulmuştur. Türkiye de, bir büyükelçi aracılığıyla bu Minsk Grubunda temsil edilmektedir ve Karabağ sorununun çözümlenmesiyle ilgili olarak yapılan çalışmalar, son aşamada, geçen yıl Lizbon'da yapılan bir görüşme sonrasında, bütün AGİK yapılanması içerisinde tüm ülkelerin kabul ettiği, yalnızca Ermenistan'ın imza koymadığı ve kabul etmediği bir biçimde, 6+2 formülü denilen bir formülle çözümlenmesi öne
rilmiştir. Burada kastedilen şey şudur: Ermeni kuvvetleri tarafından işgal edilen altı bölge birinci aşamada boşaltılacak; boşaltılan altı reyona Minsk Grubu gözlemcileri, yani barış gözlemcileri yerleştirilecek. Şuşa ve Laçin koridoru denilen Karabağ ile Ermenistan ara toprağını birbirine bağlayan koridor da, ikinci aşamada boşaltılacak, benzer bir prosedür burası için gerçekleştirilecek ve Karabağ'a da üst düzey bir otonomi verilecek. Varılan antlaşma budur. AGİK içerisindeki ülkelerin tamamı buna imza koymuştur; Azerbaycan da bunu kabul etmiştir; fakat, ne yazık ki, Ermenistan, buna uzun süre direnmiş ve -hafızalarınızı tazelemek açısından söylüyorum- geçen yıl sonlarında, Ter Petrosyan; yani, şu anda istifa etmek zorunda kalan Ermeni Cumhurbaşkanı, bu barışı kabul etmek zorunda olduklarını söylemiştir. Zaten, Ter Petrosyan'ın içerideki radikallar tarafından tasfiye süreci de işte bu noktadan itibaren başlamıştır. Ter Petrosyan'ın istifasından sonra başbakan olan Robert Koçaryan'ın, İçişleri Bakanı ve Savunma Bakanının da desteğini arkasına almış olarak -iki Sarkisyanlar'ın- 16 Martta Ermenistan'da yapılacak olan seçimlere gitme süreci vardır. 16 Martta eğer radikallerin desteklediği bir iktidarın Ermenistan'da hâkimiyeti ele geçirmesi söz konusu olursa; yani, böyle bir liderliğin iktidara gelmesi söz konusu olursa, Karabağ meselesinin, transkafkasya bölgesinde, yeniden gündemin belki en önde gelen maddelerinden biri haline gelmesi mümkündür.Burada, şunu sizlere aktarmak istiyorum: Ter Petrosyan da, 1988'de Ermenistan siyasetine geldiğinde, Ermeni probleminde, Ermeni siyasetinde tırmanırken Karabağ'ı kullanmıştır; çok radikal bir yöneticiydi; fakat, daha sonra, Ermenistan'ın giderek Kafkasya'da yalnızlığa itildiğini görmüştür, petro-politik konusunda Azerbaycan'ın merkeze, yani Bakû'nün merkeze oturduğunu görmüştür, Ermenistan'daki ekonomik zorlukların giderek arttığını görmüştür. Hemen örneklemek için söylüyorum; Ermenistan ekonomisinin 1996'daki büyüme oranı yüzde 6 iken, geçen yıl, yani 1997'de büyüme or
anı yüzde 2,5'e inmiştir. Bir başka boyut da şudur: Nüfusu 3,2 milyon olan Ermenistan'dan, son beş yıl içerisinde, savaş nedeniyle, ekonomik zorluklar nedeniyle, yetmezlikler nedeniyle, 300 küsur bin insan, potansiyel emek sarf edebilecek bu işgücü, Ermenistan'ın dışına çıkmıştır. Bütün bunlar, Ermenistan'da, Petrosyan Hükümetini, Petrosyan yönetimini, "bugün uzlaşmazsak, yarın çok daha kötü şartlarda uzlaşacağız" noktasına getirmiştir. Ben inanıyorum ki, Petrosyan'ın yerine Koçaryan'ın ya da başkasının -Manukyan olabilir, kuvvetli adaylardan birisi de odur- gelmesi durumunda da, yine, önümüzdeki dönemde -yani, iki yıl sonra, üç yıl sonra, beş yıl sonra- onların da geleceği nokta, Petrosyan'ın geldiği noktadır. Ermenistan açısından başka çaresi yoktur; çünkü, Ermenistan'ı destekleyen Fransa'daki, Amerika'daki diaspora, başlangıçta, Ermenistan'ın, bir anlamda İsrail'in Ortadoğu'daki durumuna benzer bir Kafkasya pozisyonu yaratabileceğini zannetti; ama, Ermenistan, bugün, o noktada değil ve olması da mümkün değil; Türkiye ile uzlaşmak, Türkiye ile ekonomik ilişkilerini açmak zorunda; Azerbaycan ile uzlaşmak, Azerbaycan ile ekonomik ilişkilerini ve enerji darboğazını açmak noktasında, endüstrisini büyütmek noktasında uzlaşmak zorunda.Bütün bunları bilen ve izleyen bir arkadaşınız olarak söylüyorum ki, eminim, yeni gelecek yönetim de Azerbaycan ile uzlaşmak zorunda kalacak; ama, zaman kaybı olacak. Gönlümüz, dileğimiz şudur ki, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki bu problem, en kısa zamanda, Minsk Grubunun önerdiği 6+2 formülüne uygun olarak gerçekleşsin; böylece -biraz önce değerli milletvekili arkadaşımızın söylediği- 1,2 milyona ulaşan kaçkınlar, yani göçmenler yurtlarına dönme imkânını bulsunlar; isteğimiz bu yönde ve Azerbaycan-Ermenistan sorununun çözümlenmesiyle de bölgede istikrar ortaya çıksın, Türkiye'nin amaçladığı transkafkasya enerji otoyolu, ulaşım otoyolu, telekomünikasyon otoyolu, doğalgaz, petrol otoyolları bu istikrarlı ortamda gerçekleşsin ve bölgeyi oluşturan ülkeler, bulundukları bölgelerde, b
u olaya katkıları oranında bu istikrar ve ekonomik gelişmenin getirdiği refahtan yararlansınlar. Gönlümüz bunu diliyor; Hükümet olarak da bu yönde politikalarımızı devam ettiriyoruz, gelecekte de yine devam ettireceğiz.Bu bilgileri sizlere aktarmak istedim; teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
3. – Manisa Milletvekili Yahya Uslu’nun, Ege ekici tütün piyasasına ilişkin gündemdışı konuşması
BAŞKAN – Gündemdışı üçüncü söz, Ege ekici tütün piyasası hakkında, Manisa Milletvekili Sayın Yahya Uslu'nun.
Buyurun Sayın Uslu. (DYP sıralarından alkışlar)
YAHYA USLU (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Yıllardır, Ege ekici tütün piyasası, şubat ayı ortalarında hükümetler tarafından açılmıştır, hiçbir zaman bu tarihleri geçmemiştir. Bu yıl, hâlâ ne zaman açılacağı belli değil. Mart ayı içerisinde açılacağı söylentileri vardır. Toplumun büyük ümitlerle destek çıktığı bu Hükümet, maalesef, tüm ümitleri boşa çıkardığı gibi, tütün üreticisinin de beklentilerini, ümitlerini suya düşürmüş ve boşa çıkarmıştır.
Mart ayında yeni ekim ve dikim işleri başlar. Bu Hükümet sayesinde, bir yıllık elemeği, göznuru olan ürününü satamadan, parasını cebine koyamadan, üretici, yeni ekim için fide, tarla işlerine başlamış olacaktır. Bunun insaf neresinde; bir düşünmek lazım?!
Yüzbinlerce üreticiyi ilgilendiren Ege ekici tütün piyasasında fiyat politikasının ne olacağı meçhul, piyasanın ne zaman açılacağı hâlâ belli değildir. Hükümet, kendi arasında fiyat belirleyememiştir. Halbuki, fiyatta, yıllardır izlenen politikalar bellidir; bu, enflasyon artı yüzde 25 kâr ve refah payıdır. Ülkemizde enflasyon yüzde 100'ü aştığına göre, geçen yıl uygulanan 500 bin Türk Liralık başfiyatı baz alırsak, fiyat, 1 milyon 250 bin liradır ve böyle olmalıdır; bunun altında bir fiyat üreticiyi memnun etmez; bir ihraç ürünü olan tütüne, bundan az fiyat uygulamak yanlış olur ve üreticiyi mağdur eder.
Ege'de, yıllara göre, 110 ilâ 160 milyon kilogram tütün üretilmektedir. Böyece, ülkemizde en büyük tütün üretimi Ege Bölgemizde gerçekleşmektedir. Bu üretimi, yaklaşık 350-360 bin aile yapmaktadır. Yaklaşık 2 milyon nüfusu ilgilendiren tütün destekleme fiyatının ne denli önemli olduğu, böylece anlaşılmış olur k
anaatindeyim.Fukara tütün üreticisi ve tütün ekicisi, eli koynunda eli böğründe piyasayı beklemektedir. Başka hiçbir geliri olmayan, sadece tütün gibi zehirli bir maddeden karnını doyurmak zorunda kalan kırsal kesimin bu insanlarını ve bu kitleyi, maalesef, bu Hükümet mağdur etmiştir. Böylece, 55 inci Hükümet, çiftçiye, esnafa, işçi ve memura karşı cimri, holdinglere, patronlara ve tekelcilere karşı cömert olduğunu bir kere daha göstermiştir.
Piyasanın geç açılmasının faturası, muhakkak ki çiftçiye çıkacaktır; şöyle ki:
1. Piyasanın bir ay sonraya kalması, krediyle çalışan zürraın, bankaya daha fazla faiz ödemeye mahkûm edilmesi demektir.
2. Ziraî kredi faizleri, bu Hükümetçe yaklaşık yüzde 79'a çıkarılmıştır. Yüzde 50 faiz ödeyeceğini hesap edip kredi alan tütün ekicisi, zaten, yüzde 30 vurgun yemiştir ve böylece mağdur olmuştur.
3. Mart ayında, çiftçi, aldığı krediyi ödemezse, bankaya cezalı ödemek zorunda kalır; ayrıca, nisan ayına sarkarsa, bankalar, bu defa, ziraî kredilere ticarî faiz uygulamaktadır. Böylece, tütün ekicisi faize boğulmaktadır; elinde avucunda bir şey kalmamakta, sadece bankalara çalışıyor olmaktadır.
Piyasanın geciktirilmesinin faturasını, ekici, böylece çok ağır ödemiş olmaktadır. O açıdan, bir an evvel piyasanın açılması, tesellüm ve bedelinin süratle ödenmesi lazımdır.
Sayın Bakana ve Hükümete şunu tavsiye ediyorum: 1991'den başlayarak, altı yıllık DYP'li koalisyon hükümetlerinin tütün politikalarına bir baksınlar, oradan ilham alarak fiyat tespitini yapsınlar kâfi.
Geçen hafta, Tekelle ilgili Sayın Bakanımıza, piyasanın geç kaldığını söyledim; kendileri "para yok" dediler. Başka yerlere ne lüzumsuz paralar ödeniyor olduğuna hep beraber şahit oluyoruz; fukara tütün üreticisinin, ihraç maddesi olarak ürettiği ürüne ge
lince mi para yok!.. Bu, aklın ve akıllı siyasetin gereği olamaz. Bugüne kadar, Tekel, kendi yağıyla kavrulmuş, ekicinin parasını şakır şakır ödemiştir.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Uslu,1 dakika içinde toparlayın.
YAHYA USLU (Devamla) – Hay hay Sayın Başkan.
Sayın Bakanımız, geçmişteki DYP'li bakan da, siz de Karadenizlisiniz; yetişme ikliminiz aynı. O, çare buluyordu da, siz, neden bulamıyorsunuz!.. Onun icraatına bakın, onu örnek alın, başarırsınız.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Uslu.
Gündemdışı konuşmaya Hükümet adına yanıt için bir talep?.. Yok.
Özelleştirme uygulamalarıyla ilgili usulsüzlük ve yolsuzluk iddialarını araştırarak alınması gereken tedbirleri tespit etmek amacıyla kurulmuş bulunan (10/19, 29, 40, 88, 98, 127, 150, 166) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun, çalışma süresinin uzatılmasına dair bir tezkeresi vardır; okutuyorum:
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – (10/19, 29, 40, 88, 98, 127, 150 ve 166) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev süresinin uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/1322)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
25.2.1998
Komisyonumuzun 24.2.1998 tarihli 13 üncü Birleşiminde alınan 7/1 sayılı karar uyarınca, çalışmalarımız için 2 Mart 1998 tarihinden itibaren 1 aylık yeni bir çalışma süresi verilmesi hususunda gereğini arz ederim.
Saygılarımla.
Ahmet Uyanık
Çankırı
Komisyon Başkanı
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bu komisyon, daha önce 3 ay süre kullanmıştır. İçtüzüğün 105 inci maddesi, araştırmasını 3 ay içerisinde bitiremeyen komisyona 1 aylık kesin süre verileceği hükmünü içermektedir. Bu nedenle, komisyonun süre talebini bilgile
rinize sunuyorum.Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım:
IV. – ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. – (10/18, 27, 30, 68, 113 ve 170) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 419 sıra sayılı raporunun gündemdeki yeri, görüşme günü ve çalışma süresine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
No: 102 Tarih: 26.2.1998
26.2.1998 tarihli Gelen Kâğıtlarda yayımlanan ve bastırılıp dağıtılan, ülke kaynaklarının tespiti konusundaki (10/18, 27, 30, 68, 113, 170) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 419 sıra sayılı raporunun, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmında yer almasının ve görüşmelerinin 3.3.1998 Salı günkü birleşimde yapılmasının ve görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasının Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.
Hikmet Çetin
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı
Metin Öney Salih Kapusuz Mehmet Gözlükaya
ANAP Grubu FP Grubu DYP Grubu
Başkanvekili Başkanvekili Başkanvekili
Metin Bostancıoğlu Nihat Matkap Mahmut Yılbaş
DSP Grubu CHP Grubu DTP Grubu
Başkanvekili Başkanvekili Başkanı
BAŞKAN – Danışma Kurulu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" Kısmına geçiyoruz.
Önce, yarım kalan işlerden başlıyoruz.
V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)
BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifinin ikinci müzakeresine başlayacağız.
Komisyon?.. Yok.
Müzakere ertelenmiştir.
2. – Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/669) (S. Sayısı : 338)
BAŞKAN – 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin maddeleri, önergelerle birlikte, geçen birleşimde, İçtüzüğün 88 inci maddesine göre, komisyona geri verilmişti. Komisyon, raporunu henüz vermediğinden, teklifin müzakeresini ertel
iyoruz.3. – Emniyet Teşkilâtı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/217) (S. Sayısı : 132)
BAŞKAN – Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.
Komisyon?.. Yok.
Müzakere ertelenmiştir.
4. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İsrail Devleti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/486) (S. Sayısı : 161) (1)
BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İsrail Devleti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.
Komisyon?... Burada.
Hükümet?.. Burada.
Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Raporun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.
Tasarının tümü üzerinde söz isteyen var mı?
VEYSEL CANDAN (Konya) – Sayın Başkan, söz istiyorum .
BAŞKAN – Şahsı adına, Sayın Veysel Candan; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)
VEYSEL CANDAN (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İsrail Devleti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde kişisel görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Son yıllarda yabancı ülkelerle yapılan anlaşmalarda İsrail'e ağırlık verilmesi, dikkat çekici ve düşündürücüdür. Ülke ekonomisinin canlandırılması için anlaşmalar gerekli olmakla beraber, bugün içerisinde bulunduğumuz şartlar, ekonomik anlaşmaları çok aşmış durumdadır. F-16 uçaklarımızın modernizasyonu, tank projelerimiz, Manavgat su projemiz, GAP tarım alanları, Genelkurmay düzeyindeki ziyaretler, İsrail'le hem ekonomik hem askerî münasebetlerin arttığını göstermektedir. Şu soru akla geliyor: Acaba, bütün bu gelişmelerde ülkemizin menfaatı nedir? Bugün, İsrail, muharref bir din devletidir; yayılmacı bir politikaya sahiptir; uluslararası anlaşmalara işine gelmediği zaman uymamaktadır ve bütün dünya ülkelerinde finans çevrelerini elinde tutmaktadır; bu malî gücüyle de, bazı ülkelerin iç işlerine, gizli teşkilatları vasıtasıyla müdahale ettiği, yazılıp çizilen konular arasındadır.
Bizim için, öncelikle ülkemizin me
nfaatları söz konusudur. Bu anlaşmayla, ülkemizde kaç İsrailli veya kaç TC vatandaşı İsrail'de yatırım yapacak; anlaşmalar sonucunda ülkemize ne tür ekonomik menfaatlar sağlayacaktır? Bunlar üzerinde ciddî bir çalışma yapılmış mıdır; yoksa "anlaşma yapalım, nasıl olsa yatırım olur" mantığı mı hâkimdir? Hükümet yaptığı bu çalışmayı, varsa, mutlaka ince detayına kadar Genel Kurula bilgi olarak takdim etmelidir.Anlaşmada üç madde esas bulunmaktadır. Birincisi, yabancı sermaye ve kambiyo mevzuatına açıklık kazandırmak ve karşılıklı tanıtım. İkincisi, yabancı sermayenin kamulaştırma ve devletleştirme yönünden sahip olduğu haklara açıklık getirmek. Üçüncüsü de, her iki ülkede özel teşebbüs ve devlet arasında çıkacak ihtilafın çözüm yollarını tespit etmektir.
Ülkemizde, resmî rakamlara göre, İsrail sermayeli 43 şirket vardır; bunların artması beklenmektedir. Peki, şimdiye kadar İsrail'de kaç Türk şirketi vardı; hemen hemen hiç yoktu.
Gerekçede enteresan bir paragraf vardır ve şöyle denilmektedir: "Bu Anlaşma, Türk özel teşebbüsüne ve İsrail özel teşebbüsüne güvence verirken, ilgili ülkelere bir yükümlülük getirmemektedir." Peki, şimdiye kadar yapılan, aleyhte olan denge ne olacak? İsrail sermayeli bu 43 şirket ge-
(1) 161 S. Sayılı Basmayazı 25.2.1998 tarihli 59 uncu Birleşim Tutanağına eklidir.
nelde hizmet ticaretiyle uğraşmakta; yani, hepsi alım satım yapan ithalat ve ihracat şirketleridir; hemen hemen hiçbirisinin ülke ekonomisine katkısı yoktur. En azından, İsrail üzerinde, Ortadoğu barışının sağlanması için, ekonomik yaptırım uygulanmalıdır. Biz, bu tür anlaşmalara evet dedikçe; yani, İsrail ekonomik olarak güçlendikçe ve dünyada destek buldukça, yayılmacı politikasına da devam edecektir.
Muharref din devleti olan İsrail'in yayın organlarında arzı mevut büyük İsrail içinde birçok ülke toprakları ülkemizde bulunmaktadır. İsrailli bir yetkilinin bir zaman basına yaptığı "Ankara'nın da ilgi alanı içinde olduğu" şeklindeki açıklaması da enteresandır.
Netice itibariyle,
İsrail, gerek kuruluş yıllarında gerekse ondan sonraki dönemlerde masum ve sivil insanları katleden, yerlerinden süren, saldırgan ve terörist kimliğini önplana çıkaran bir devlet olduğu için, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İsrail Hükümeti arasındaki siyasî ve askerî ilişkilerde olduğu gibi, ticarî ilişkilerin de ülkemize fayda yerine zarar getireceği kanaatindeyim. Onun için, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İsrail Devleti Hükümeti arasında yatırımların karşılıklı teşviki ve korunmasına ilişkin anlaşmanın onaylanmasını uygun bulmuyorum. En azından, komşularımız ve Ortadoğu ülkeleriyle olan münasebetlerimiz açısından dengeli tavır koymak mecburiyetindeyiz. Bütün dış anlaşmalarda ülkemizin menfaati nedir, verilenler nelerdir ve alınanlar nelerdir? Millî bir dışpolitika çizgisine ihtiyaç vardır; bu politikalar da gelen hükümetlere göre değişmemelidir. Avrupa Birliği olmadı, Rusya'ya yakınlaşmak; Suriye'yle olmadı, İsrail'e yakın olmak, günlük ve ucuz politikalardır; uzun vadede hiçbir fayda temin etmez. ABD güdümünde dışpolitikalar da ülkeye menfaat getirmemektedir.En son olarak, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Taner'in, İsrail yetkilileriyle, Türkiye'deki enflasyonu yüzde 10'a indirme noktasında protokol yaptığı basına intikal etmiştir. Ülkelerarası anlaşmalara karşı değiliz; ancak, onurumuza ve ülke menfaatlarına yakışır anlaşmalar yapılması dileğiyle Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Candan.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi okutuyorum:
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İsrail Devleti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve
Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun TasarısıMADDE 1. – 14 Mart 1996 tarihinde Kudüs’te imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İsrail Devleti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşma”nın onaylanması uygun bulunmuştur.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2. – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3. – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?
.. Yok.Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.
Açık oylamanın, kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Kupalar sıralar arasında dolaştırılsın.
(Oyların toplanmasına başlandı)
5. – Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/595) (S. Sayısı : 325) (1)
BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporunun görüşmelerine başlıyoruz.
Komisyon?.. Burada.
Hükümet?.. Burada.
Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Raporun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.
Tasarının tümü üzerinde söz talebi?.. Yok.
Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi okutuyorum:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE İSRAİL DEVLETİ ARASINDA GELİR ÜZERİNDEN ALINAN VERGİLERDE ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME VE VERGİ KAÇAKÇILIĞINA ENGEL OLMA ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR
KANUN TASARISI
MADDE 1.
– 14 Mart 1996 tarihinde Kudüs’te imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2. – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3. – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(1) 325 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
Tasarının tümünün açık oylamasına geçmeden önce, bir önceki, 161 sıra sayılı kanun tasarısının açık oylamasında oyunu kullanmayan sayın milletvekili var mı? Yok.
Kupalar kaldırılsın.
(Oyların ayrımına başlandı)
BAŞKAN – Şimdi, görüşmelerini tamamladığımız tasarının açık oylamasının şekli için oylarınıza başvuruyorum: Açık oylamanın kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Kupalar sıralar arasında dolaştırılsın.
(Oyların toplanmasına başlandı)
6. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Beyaz Rusya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/545) (S. Sayısı : 233) (1)
BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Beyaz Rusya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.
Komisyon?.. Burada.
Hükümet?.. Burada.
Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Raporun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.
Tasarının tümü üzerinde söz talebi?.. Yok.
Tasarının maddelerine geçilmesi hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi okutuyorum:
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Beyaz Rusya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ve Eki Protokolun Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
MADDE 1. – 24 Temmuz 1996 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Beyaz Rusya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması” ve Eki Protokolun onaylanması uygun bulunmuştur.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE
2. – Bu Kanun, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3. – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
(1) 233 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Tasarının tümü açık oylamaya tabidir; ancak, açık oylamaya geçmeden önce, bir önceki, 325 sıra sayılı kanun tasarısının açık oylamasında oyunu kullanmayan sayın milletvekili var mı? Yok.
Oylama işlemi bitmiştir.
Kupalar kaldırılsın.
(Oyların ayırımına başlandı)
BAŞKAN – Şimdi, tümü üzerindeki görüşmelerini tamamladığımız 233 sıra sayılı kanun tasarısının açık oylamasının, kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Kupalar sıralar arasında dolaştırılsın.
(Oyların toplanmasına başlandı)
4. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İsrail Devleti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/486) (S. Sayısı : 161) (Devam)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İsrail Devleti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının açık oylamasına, 218 sayın milletvekili katılmış; 183 kabul, 25 ret, 10 mükerrer oy çıkmıştır.
Böylece, tasarı kanunlaşmıştır; hayırlı olmasını diliyorum.
7. – Türkiye Cumhuriyeti ile Kırgız Cumhuriyeti Arasında Ebedi Dostluk ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/688) (S. Sayısı : 474) (1)
BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti ile Kırgız Cumhuriyeti Arasında Ebedi Dostluk ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyoruz.
Komisyon?.. Burada.
Hükümet?.. Burada.
Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Raporun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.
Tasarının tümü üzerinde Fazilet Partisi Grubu adına, Sayın Ertan Yülek; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)
FP GRUBU ADINA İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Türkiye Cumhuriyeti ile Kırgız Cumhuriyeti Arasında Ebedi Dostluk ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının tümü üzerinde, Fazilet Partisi adına görüşlerimi belirtmek üzere huzurunuzda bulunuyorum; hepinizi, Fazilet Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum.
Çok değerli arkadaşlarım, Türkiye, belki bir altmış yetmiş seneden bu yana, belki de 1990'a kadar, böyle, içine kapanık, en yakın akrabalarıyla, en yakın dostlarıyla ilişkilerden kaçınagelmiştir; çok yakın akrabalarımızı bile âdeta, gidip gelmesi mümkün olmayan uzak komşular halinde görmüşüzdür. Ben, ilk defa, 1970 yılında Sovyetler Birliğine gittim ve üç ay kaldım. Bu üç ay içe-
(1) 474 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
risinde, o uçsuz bucaksız -tabiri caizse- imparatorluğu... Dünyanın, toprak olarak, beşte 1'i bu ülkededir ve bu Sovyetler Birliği, yüzden fazla milletin yaşadığı, yüzyirmiden fazla dilin konuşulduğu, bir ucundan bir ucuna saat farkının 11 saat olduğu, koca bir imparatorluktu. Hepimizin bildiği gibi, bu Sovyet imparatorluğu -tabiri caizse- yeni uyanan genç devletlerin, bir nevi, istiklalinin, bağımsızlığının hamisi durumundaydı ve Türkiye, maalesef, bu yakın komşusunu, bu koca imparatorluğu, birtakım ideolojik çatışmaları ön sıraya getirerek ihmal etmiş ve bunun bedelini de, herhalde, epeyce ağır ödemiştir.
Misal olarak arz etmek istiyorum: Sovyetler Birliğinin kuzeyindeki Finlandiya'nın nüfusu, bildik bileli 3,5 milyon, hâlâ da 3,5 milyon; Türkiye'nin nüfusu, diyelim ki, 50 milyondan, bugün, çok şükür, 65 milyona kadar gelmiş. Bu 3,5 milyonluk Finlandiya ile Sovyetler Birliğinin ticaret hacmi 5 milyar dolarken, koskoca Türkiye'nin bu devletle ticaret hacmi 1 milyar dolara bile varmamıştır.Türkiye, yakın komşusunu uzak bir diyar olarak görmüş ve buradaki, kanı kanından, dili dilinden, dini dininden olan can kardeşlerini de ihmal etmiştir ve hatta, o kadar ihmal etmiştir ki -iyi yapmamıştır- Sovyetler Birliğini bir Rusya devleti olarak görmüş ve en yakınındaki Nahcivan Devletinden bile, Azerbaycan'ın özerk bir cumhuriyeti olan Nahcivan Devletinden bile haberi olmamıştır. O devletten haberdar olmadığımız gibi, şimdi üzerinde konuşmasını yaptığımız ebedî dostluk anlaşmasıyla gerçekten iftihar edebileceğimiz bir Kırgızistan'ın varlığından bile haberdar olmamışızdır. Biz, Sovyetleri, sadece Rusya olarak bilmişiz; yanı başımızdaki Azerbaycan'a da Rusya olarak bakmışız, Kafkaslara da Rusya olarak bakmışız ve Sovyetler Birliğinin içyapısını bile incelememişiz. Türkiye, araştırmacısıyla, devlet adamıyla, gazetecisiyle, Sovyetler Birliğinin yapısını, yabancı gazetecilerden, yabancı yayın organlarından, bu ülkede yabancıların yapmış olduğu araştırmalardan öğrenmiştir ve mesela, Sovyetlerin içerisindeki 15 cumhuriyetten, gerçekten de Anayasaya göre birer cumhuriyet olan 15 cumhuriyetten 6 cumhuriyetin farkına bile varmamıştır. Buna ilave olarak, Rusya Federasyonunun -ki bu 15 cumhuriyetten biridir- 15 cumhuriyetten biri olan Rusya Federasyonunun içindeki -onun üzerindeki- özerk Türk cumhuriyetlerinin veya Türkî cumhuriyetlerin bile varlığından haberdar edilmemişizdir. Bunun sonucunda da, tabiî, 1990'lı yıllarda -1990'ın başında- Sovyetler Birliği dağıldığı zaman, Türkiye, ne yapacağını bilemez bir durumda, maalesef, bu ülkelere layıkı olduğu şekilde değeri verememiştir.
Çok şükür ki -şükranla yâd etmek durumundayım- zamanın Cumhurbaşkanı merhum Özal, buranın ehemmiyetini anlamış ve 1989'dan itibaren bu cumhuriyetlere sık sık seyahatler yapmak suretiyle, gelecekteki birtakım iyi ilişkilerin temellerini atmıştır.
Şimdi, bakınız, başımdan geçen birçok hadise var; ama, burada vaktinizi almak istemiyorum, hatıralarla çok meşbuyum. Buradaki ülkelerin, fertlerin hemen hemen birçoğuyla çok yakından temaslarım oldu ve en çok gittiğim devlet de burası oldu. Biz biliyorduk ki, bu ülkelerde bir ateist rejim vardı ve Sovyetler Birliğinde komünizm, maalesef, ateizmi bir nevi din olarak kabul etmiş ve bütün dinlere uzak durmuştur; ama, insanoğlunun yapısında, fıtratında, yaratılışında bulunan din fikrini öldürememiştir; ama, biz, bundan isifade yoluna gidememişiz. Biraz evvel söyledim, kanı kanımdan, canı canımdan, dini dinimden olan bu insanlarla iyi münasebetler kursaydık, herhalde, şimdi, bu devletlerle çok daha iyi dostluklar kurabilirdik. Aynı şeyi ben Rusya için de söylüyorum. Düşman olmanın manası yoktur tabiî. Rusya'da 15 milyona varan Müslüman var ve bunların büyük bir kısmı da Türkîdir. Bizim bunlarla da münasebetlerimizi geliştirmemiz lazımdı.
Ben, 1990'da, zamanın Cumhurbaşkanı merhum Özal'a verdiğim bir raporda burayla -Sovyetler Birliği henüz dağılmamıştı- ticaret hacmimizin 10 milyar dolar olması lazım geldiğini beyan etmiştim ve bunu her yerde de söylemiştim. Şimdi, hâlâ, bakıyoruz, bu bavul ticareti olmasa, bu ülkelerle bizim ticaretimiz 10 milyar doları değil, herhalde 2 milyar doları bile bulmamaktadır. Oysa, hem Rusya Federasyonu hem de diğer cumhuriyetler, hakikaten, çok zenginlikleri olan devletler topluluğudur. Şimdi, üzerinde konuştuğumuz Kırgızistan, bakınız, hakikaten, geniş bir alanı yok; büyük bir kısmı Pamir Dağlarının eteklerinde, bir ucu Himalayalar, bir tarafı Çin, bir tarafı Sovyetler Birliğinin eski cumhuriyetleri olan küçücük bir devlet; ama, bu devletin o kadar stratejik bir ehemmiyeti var ki, dünyada ilk defa bu devletin bağımsızlığını tanıyan Amerika Birleşik Devletleridir ve arkasından da Türkiye tanımıştır. Herhalde, bu devletin bu kadar büyük stratejik ehemmiyeti olmasa, bu devlet bu kadar önemli olmasa, Amerika Birleşik Devletleri, nüfusu 4 milyona bile varmayan bu devleti ilk tanıyan devlet olmazdı. Bu devletin, hakikaten, birtakım tabiî zenginlikleri bulunmaktadır. Mesela, burası, uranyum bakımından zengindir; gerçekten, dünyadaki en zengin uranyum yataklarına sahiptir, diğer bazı madenler bakımından zengindir; ama, bunun yanında, bir taraftan Hindistan'a bir taraftan Pakistan'a bir taraftan Çin'e diğer taraftan da Orta Asya'ya açılan bir kapı durumundadır.
Bakın, esasında, biz o kadar çok şey kaybetmişiz ki, Kırgızistan'ın, eski Türkistan'ın bir bölümü olduğunu bile unutmuşuz.
Arkadaşlar, bu asrın başında, hatta 1920'lere kadar, Hazar'ın doğusundan Çin'e kadar, Çin Seddine kadar giden ve kuzeydeki Ural İdiller'den başlayıp Afganistan'ın güneyine kadar gelen yerlerin bir tek adı vardı; o da "Türkistan" idi. 1920'de -demek ki, bu asrın ilk çeyreğinde- Türkistan ikiye ayrıldı; birisi Batı Türkistan, diğeri de Doğu Türkistan. Batı Türkistan, bugün 5 cumhuriyeti bünyesinde barındırmaktadır; Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Tacikistan'ın bir bölümü. Bizim "Urumci" dediğimiz, Çinlilerin ise "Sinkiank" dedikleri veya bizim "Sincan" dediğimiz yere, meşhur Kaşgarlı Mahmud'un da yaşadığı ve birçok tarihî eserlerimizin, atalarımızın bulunduğu bu bölgeye de "Doğu Türkistan" deniliyordu. Bizim öyle bir eğitim sistemimiz vardı ki "aman ha, komşumuz Sovyetleri küstürmeyelim" diyerek veya birtakım ideolojik sebeplerle âdeta "Türkistan" ismini bile unutturduk. Batı Türkistan nereye denir, Doğu Türkistan nereye denir; bunları bile unuttuk.
Size bir hatıramı anlatmadan geçemeyeceğim arkadaşlar. Türkiye, çok şükür, belli noktalara geldi; ama, yine de istenilen noktaya gelmemiştir. Bakın, Azerbaycan'la sınırımızın olup olmadığını, 1986 yılına kadar, belki, Türkiye'nin arşivleri biliyordu; ama, hiçbir Türk aydını, neredeyse hiçbir Türk diplomatı bile bilmiyordu.
AYHAN GÜREL (Samsun) – Biliyoruz...
İ. ERTAN YÜLEK (Devamla) – Evet, bilmiyordu efendim; ben bu işin canlı şahidiyim. Müdahaleye lüzum yok. Ben, çok ciddî bir meseleyi bilgi olarak veriyorum. Şimdi anlatacağım size, siz de anlayacaksınız bilmediğinizi veya bilinmediğini; bilenler, elbette bilinmektedir.
1986 yılında, Moskova'da, Moskova Otelinde, şimdi Azerbaycan'da milletvekili olan, bana göre şu anda Türkçenin en büyük şairi Bahtiyar Vahapzade'yle -Komünist Partisinin genel kongresi sebebiyle gelmişlerdi- orada buluştuk ve "Ertan Bey, biliyor musun, bizim sizinle sınırımız var" dedi. Ben, Türk tarihine, Orta Asya tarihine çok merakım olduğu halde "Bahtiyar Bey, Azerbaycan'la bizim aramızda koskoca bir Ermenistan var" dedim "yok, öyle değil; siz, Sovyetler Birliğinin içyapısını biliyor musunuz" dedi ve daha sonra, hakikaten, öğrendiğimiz zaman gördük ki, Nahcivan Özerk Cumhuriyeti, Ermenistan toprakları içerisinde ama doğrudan doğruya Azerbaycan'a bağlı. Cumhuriyet, yapı olarak, anayasa olarak -işte biraz evvel söylemiştim- 15 cumhuriyet; her cumhuriyetin içerisinde özerk cumhuriyetler, her özerk cumhuriyetin içerisinde bir özerk veya muhtar bölgeler var. İşte, Azerbaycan, 15 cumhu
riyetten biri, Nahcivan da, o 15 cumhuriyetten biri olan Azerbaycan Cumhuriyetinin içinde bir cumhuriyet ve bizim, hakikaten, 11 kilometrelik de bir sınırımız var. Daha sonra Dışişleri Bakanlığıyla görüştüğümüzde, hakikaten, Gümrü Anlaşmasına göre -ki, daha sonra o Gümrü'nün adı Leninakan oldu- bizim 11 kilometrelik bir sınırımız olduğu dikkatimizi çekti. Ben Ulaştırma Bakanlığı müsteşarlığındayken, biz oradan nasıl bir kapı açarız diye çalışırken -burada Sayın Pakdemirli'yi de hürmetle ve tekrar takdirle anmak istiyorum- Kara Ulaştırması Anlaşmasını yaparken, hâlâ, bazı kamu kuruluşlarımızın yetkilileri "aman ha, Sovyetlerin TIR'ları buraya gelirse, şoförleri casusluk yapar" dediklerinde, yahu, bırakın bize gelecek Sovyet şoförlerin casusluk yapmasını, bizim içimizdeki komünistler onlara taş çıkartır dedim. (FP sıralarından "Bravo" sesleri) Neticede, bu anlaşma imzalandı. Daha sonra, o anlaşmadan çok hayırlı bir netice de ortaya çıktı. İşte "umut köprüsü" denilen, Nahcivan ile Türkiye'yi birleştiren umut köprüsünü açmak suretiyle, Nahcivan'ın gerçek varlığının ve 15 cumhuriyet içerisinde 6 cumhuriyetin de Türkî ve Müslüman cumhuriyet olduğunun farkına vardık.Fazilet Partisi olarak, Kırgızistan'la, hakikaten, her bakımdan çok yakınımız olan, dil, din, ırk bakımından yakınımız olan, stratejik bakımdan fevkalade ehemmiyetli olan bir kardeş ülkeyle ebedî dostluk anlaşması imzalanmasını takdirle karşılıyoruz, bu dostluğun ebedî olacağına olan inancımızı belirtiyoruz ve oradaki bütün bu cumhuriyetlerle....
AYHAN F
IRAT (Malatya) – Kardeş cumhuriyetler...İ.ERTAN YÜLEK (Devamla) – Evet, kardeş cumhuriyetlerdir, akraba cumhuriyetlerdir.
... buna benzeyen diğer Türkî cumhuriyetlerle de, buna benzer ebedî dostluk anlaşmaları imzalamayı hükümetlerin bir vazife olarak ittihaz etmelerini buradan duyurmak istiyorum.
AYHAN FIRAT (Malatya) – İsrail hariç; söyle onu.
İ.ERTAN YÜLEK (Devamla) – İsrail' le de siz yaparsınız, olur biter; nitekim yapıldı.
AYHAN FIRAT (Malatya) – Sizin zamanınızda yapıldı.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, oturduğumuz yerden hatiple konuşmayalım.
Buyurun Sayın Yülek, devam edin.
İ.ERTAN YÜLEK (Devamla) – Şimdi, arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partisinin hâlâ bu meseleyi anlayamayışını da hakikaten üzüntüyle karşılıyorum...
AYHAN FIRAT (Malatya) – Senin kafa yapın çıktı ortaya.
BAŞKAN – Sayın Fırat, lütfen, yerinizden müdahale etmeyin.
İ.ERTAN YÜLEK (Devamla) – Veya Cumhuriyet Halk Partisi demeyeyim de, belki, sadece, içlerinden bazı arkadaşların, hâlâ, bu dostlukları, bu şekildeki kardeşlikleri içlerine sindirememelerini, doğrusu, hayretle karşılıyorum.
AYHAN FIRAT (Malatya) – Biraz önce kafa yapın çıktı ortaya.
İ. ERTAN YÜLEK (Devamla) – Biz burada kardeşlikten, ebedî dostluktan bahsediyoruz. Evet, sizin de ebedî dostluğunuz olacaksa olsun, ona da bir şey demiyoruz.
ALİ DİNÇER (Ankara) – Erbakan niye gitmedi Kırgızistan'a?
BAŞKAN – Sayın Dinçer, lütfen, oturduğumuz yerden konuşmayalım.
AYHAN FIRAT (Malatya) – Kafa yapınız ortaya çıktı.
İ. ERTAN YÜLEK (Devamla) – Kardeşim, bakın; dünyada yeni bir şekillenme ortaya çıkıyor; dünya çok kutuplu halden tek kutuplu hale, maalesef, gelmiş durumda ve Türkiye, bugün, bu tek kutupluluğun sıkıntılarını alabildiğine yaşamaktadır. Eğer, bu tek kutupluluk devam ederse, Türkiye bu sıkıntıları da yaşamaya devam edecektir. Esasında, Türkiye'nin bu gibi dostluk ve kardeşlikleri -ille, biraz evvel söylediğim, kanı kanımdan, dini dinimden olması da şart değildir- geliştirmek suretiyle, bizatihi kendisinin bir kutup olma şansı vardır; ancak, Türkiye'deki herkesin, bunu kabul edebilecek bir seviyeye gelmesi lazımdır. Türkiye, dünyanın bu yeni şekillenmesinde bu şansı yakalamıştır. Bu şansı geliştirmek ve ileriye götürmek Türkiye'nin elindedir. Türkiye'nin, bu konuda kendisine, özgün birtakım politikalar geliştirmesi mecburiyeti vardır. Türkiye'yi, güdümlü birtakım dışsiyasetle, istediği yere getirmek mümkün değildir. Türkiye, bizatihi kendisi büyük devlet olduğu halde, büyük devlet rolünü üstlenememektedir; Türkiye oyun kuramamaktadır; ama, buna karşılık, me
sela, Türkiye'den çok daha az imkânlara sahip olan Mısır, büyük devlet olmadığı halde, büyük devlet rollerini üstlenip, bunu oynayabilmektedir. Esasında, bu oyunu kuramaması ve büyük devlet rolünü oynamaya dahi talip olmayışı, Türkiye'nin şanssızlığıdır ve bu da, Türkiye'nin, kötü yönetiminin, bu şekilde kıskaçlar arasına alındığının bir sonucudur. Fevkalade geniş bir dünya sathında bizi kutup haline getirecek, fevkalade itibarlı bir potansiyelimiz vardır. Bu potansiyeli, sadece Himalayalardaki, Tanrı Dağlarındaki Kırgızistan'da olduğu kadar, Batı Sahra'nın güneyindeki Moritanya'da da, Somali'de de gördük ve dünyanın muhtelif yerlerindeki insanlarda da gördük.Onun için, bu gibi anlaşmaların -bir kere daha teyit ediyorum- kardeşlik ve ebedî dostluk anlaşmalarının Türkiye'nin ufkunu açmasını temenni ediyor; hükümetlerin, bu gibi meselelerde bir millî politika oluşturmasını diliyor; nesilden nesile devam eden ve elbette, duruma göre de gelişme gösteren millî politikaların, Türkiye'yi, yeniden büyük Türkiye yapacağına inanıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yülek.
Tasarının tümü üzerinde başka söz talebi?.. Yok.
Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi okutuyorum:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ VE KIRGIZ CUMHURİYETİ ARASINDA EBEDÎ DOSTLUK VE İŞBİRLİĞİ ANTLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI
MADDE 1. – Ankara’da imzalanan Türkiye Cumhuriyeti ve Kırgız Cumhuriyeti Arasında Ebedî Dostluk ve İşbirliği Antlaşması’nın onaylanması uygun bulunmuştur.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2. – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3. – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bir önceki anlaşmanın oy kupaları kaldırılsın.
NEZİR AYDIN (Sakarya) – Sayın Başkan, Meclisin saati bozulmuş.
BAŞKAN – Farkındayız efendim. Genel Kurulun çalışma saatleri içerisinde tamir ettirme şansımız yok, değil mi.
Şimdi, 474 sıra sayılı tasarının tümünün açık oylamasının, kupaların sıralar arasında dolaştırılması yoluyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Kupalar sıralar arasında dolaştırılsın.
(Oyların toplanmasına başlandı)
5. – Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/595) (S. Sayısı : 325) (Devam)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının açık oylamasına 225 sayın üye katılmış; 193 kabul, 23 ret, 8 mükerrer, 1 geçersiz oy çıkmıştır.
Böylece, tasarı yasalaşmıştır; hayırlı olmasını diliyorum.
8. – Türkiye Cumhuriyeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/652) (S. Sayısı : 504) (1)
BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.
Komisyon raporunun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
Tasarının tümü üzerinde söz talebi?..
Şahsı adına, Sayın Ali Dinçer; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
ALİ DİNÇER (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyetinin -artık bir bölge gücü olduğunu, dünya devleti olduğunu göstermek açısından- Hırvatistan'la yapacağı Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın özel
bir önemi var.Hırvatistan, Roma İmparatorluğunun bölünmesi üzerine Batı Roma İmparatorluğu sınırları içinde kalmış; Hırvatistan sınırları, bir ölçüde, Doğu Roma İmparatorluğunun sınırları olmuştur. Hepinizin malumu olduğu üzere, Doğu Roma İmparatorluğu, daha sonra Bizans İmparatorluğu adını almış ve Osmanlı İmparatorluğunun, hemen hemen tüm arazisini yönettiği bir yer olmuştur. Bizans İmparatorluğunun, Doğu Roma İmparatorluğunun tüm arazilerini yöneten Osmanlı İmparatorluğu, Batıyla Avrupa'da, Hırvatistan'da sınır sahibi olmuştur. 600 yıl süren imparatorluk dönemi içinde Hırvatistan'la sınırı olan Osmanlı İmparatorluğunun sınırları içinde kalan bölgede, Bosna-Hersek'te, Sırbistan'da, Arnavutluk'ta, Yunanistan'da, Makedonya'da, Bulgaristan'da, R
omanya'da, bir süre Macaristan'da, ortak yönetim altında yaşamaktan kaynaklanan, ortak coğrafyayı yaşamaktan kaynaklanan ortak kültür oluşmuştur.Bizim, tarihî olarak, kültürel olarak, Avrupa'yla sınırımızın olduğu bir ülke Hırvatistan. Ayrıca, Hırvatistan, tarih boyunca iyi ilişkiler içinde olduğumuz bir ülke. Atalarımız, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, özel anlaşmalarla, başta Dubrovnik Limanı olmak üzere, Hırvatistan limanlarını sürekli kullanmışlardır. Hırvatistan, bir ölçüde, Batı'ya açılan, Avrupa'ya açılan, Avrupa'yla ilişkilerimizi birlikte kurduğumuz bir ülke olmuştur.
(1) 504 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
Hırvatistan'ın bir başka önemi de şudur: Bizimle ortak kültüre sahip, ortak tarihe sahip Bosna-Hersek, Hırvatistan'ın en önemli komşusu. Bosna-Hersek, bizimle ortak bir tarih kültürünü paylaştığı için, bir ölçüde bizim adımıza, orada bizim kültürümüzün yaşadığı bir yer olarak, Yugoslavya'nın dağılmasından sonra büyük bir trajedi yaşadı. Avrupa'nın göbeğinde, tüm Batı Avrupanın insanî değerlerinin, evrensel değerlerinin gözardı edildiği bir ortamda, Bosna-Hersek'te katliam yaşandı, etnik temizlenme yaşandı. Bosna-Hersek'liler, yürekli, kahraman bir mücadele vererek, kendi bağımsız devletlerini, 300 bine yakın şehit vererek, kurma başarısını gösterdiler. Bu mücadele sırasında, zaman zaman Hırvatistan'la olumsuz ilişkileri oldu; ama, çoğunlukla olumlu ilişkiler içinde oldu.
Biz veya Bosna-Hersek'e yardım etmek isteyen pek çok kuruluş, ülke, Bosna-Hersek'e, Hırvatistan üzerinden yardım etti. Şimdi de, Hırvatistan'ın limanları, aslında, Bosna-Hersek'in Adriyatik'e açılan kapılarıdır. Bosna-Hersek'in, maalesef, deniz kıyısında, çok küçük, dar bir kıyı şeridi vardır; Adriyatik kıyılarında, deniz ulaşımını sağlayacak, ciddî, oturmuş, limanları yoktur; Hırvatistan'ın limanlarını kullanmak durumundadır; yani, kardeş ülke Bosna-Hersek, Hırvatistan'la sürekli iyi ilişkiler içerisinde, işbirliği içerisinde olmak durumundadır. Bu nedenle de, Bosna-Hersek ile Hırvatistan arasındaki ilişkilerin gelişmesi açısından, Türkiye Cumhuriyetinin Hırvatistan'a özel önem vermesi gerekiyor.
Ayrıca, Hırvatistan, eski Yugoslavya'nın, Slovenya'dan sonra, endüstriyel olarak en gelişmiş bölgesidir. Türkiye'nin, böyle bir ülkeyle çok yönlü ekonomik ilişkilere girmesi mümkündür, yararlıdır. Bosna-Hersek ile Hırvatistan'ı bir arada düşündüğümüz zaman, ortaklaşa yapacağımız yatırımların teşviki, korunması, Türkiye'nin Avrupa'daki etkinliği açısından önem arz etmektedir. Bu nedenle, gecikerek de olsa, bu anlaşmanın onay için Meclise gelmesi, Türkiye Cumhuriyeti için yararlı olacaktır.
Bu anlaşmanın onaylanmasının arkasından, umudumuz, Türkiye ile Hırvatistan arasında, çok yönlü, karşılıklı yatırımların teşvik edildiği, olumlu bir ortamın gerçekleşmesidir.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Dinçer.
Şahsı adına, Sayın Yülek; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)
İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bazı arkadaşlarımızın, burada, tahammülsüzlüklerini çeşitli şekillerde göstermelerini, doğrusu, yadırgamıyor değilim. Biz, burada, birtakım devletlerarası anlaşmaları bir formalite olsun diye geçireceksek, bunları buraya getirmenin ve bu heyeti meşgul etmenin manası yok; ama, bunların her birinin ehemmiyeti var; hem de o kadar ehemmiyeti var ki, Meclise gelip kanunlaşacak kadar ehemmiyeti var. O halde, bazı meselelere birazcık tahammül edeceğiz veya hiç olmazsa, bir şeyler bu konuda katkı olursa, bundan da sadece memnun olacağız. Ben boş konuşan bir kimse değilim; dolayısıyla, mutlaka, bildiklerimizi, bu meselelerin daha iyiye gitmesi için söylenebilecekleri söylemek -herkes memnun olsa da olmasa da- bunları beyan etmek durumundayım ve kendimi de bu konuda vazifeli addediyorum.
Şimdi, üzerinde konuştuğumuz, Hırvatistan ile Türkiye Cumhuriyeti arasında yatırımların karşılıklı teşviki ve korunmasına ilişkin anlaşmanın onaylanmasıyla ilgili tasarıya geçiyorum.
Arkadaşlar, tabiî, ülkeler arasındaki dostlukların geliştirilmesi ve bu ülkelerle iyi münasebetlerin tesisinde, ticarî münasebetler birinci derecede önemli rol oynamaktadır. Bu ticarî meselelerin, ekonomik meselelerin gelişmesinde de, mutlak surette, yatırımların karşılıklı olarak garanti edilmesinde büyük fayda vardır. Çünkü, ülkeler yatırımları karşılıklı olarak garanti edince, bir yerdeki yatırımcı, sınırları aşmasını biliyor; o sınırları aşan yatırımlar sayesinde, devamlı olarak bu ülkelere gidip gelebiliyor ve o ülkelerde birtakım menfaat birlikleri tesis edebiliyor. Bu menfaat birliği tesis edildiği zaman, daha sonra gelen bazı politikacılar veya bazı kimseler bu münasebetlerin bozulmasını zorlasalar dahi, zorlamayla bunlar olmamaktadır; çünkü, menfaat bağlantıları daha ağır gelmektedir; hatta, ideolojik bağlantılardan da ağır gelmektedir. Bu bakımdan, bu anlaşmayı ben şahsen takdirle karşılıyorum.
Hemen ikinci hususa geçmek istiyorum. Bakın, biraz evvel, bizim Doğu'yla ilgili politikamızı söyledim; şimdi, Batı'yla ilgili politikamıza bir nebze değinmek istiyorum. Elbette, bu işin uzmanları vardır; ama, birçok defalar gitmiş gelmiş ve oranın insanlarının nabzını az çok tutan bir kimse olarak, bazı hususları beyan etmek istiyorum.
Bilindiği gibi, "yugo" Slavca "güney" demek, "Yugoslavya" da "Güney Slavya" anlamındadır. Yugoslavya, 6 tane, bir nevi, biraz evvelki tasarıda da söylediğim gibi, muhtar olabilecek -tabiri caizse- cumhuriyetten müteşekkildi; bunlardan hemen aklımıza gelen, mevcut, şu andaki Sırbistan, bizim kuzeyimizde onların güneyinde Makedonya, Karadağ, Bosna-Hersek, Slavonya ve birisi de Hırvatistan; bunlar, eski Yugoslavya Cumhuriyetinin 6 tane ayrı cumhuriyetidir.
Bosna'daki dramı hepimiz beraber yaşadık, buradaki çifte standartları hep beraber gördük. Bakın, Bosna-Hersek'in statüsü ile Hırvatistan'ın statüsü tamamen aynıydı, Slavonya'nın statüsü de aynıydı. Bu iki ülke, sessiz sedasız bağımsızlıklarına kavuştular ve Avrupa'dan da büyük yardım gördüler. Sıra Bosna-Hersek'e geldiği zaman, işte, o, Avrupa'nın çifte standardı kendini gösterdi ve burada, bir nevi jenosite, yani, insanların ırk ayırımına varan katliama dönüştü; bunu, dünya, maalesef yaşadı; niçin yaşadı biliyor musunuz -hep beraber biliyoruz; belki "biliyor musunuz" suali fazladır- bunlar Müslüman oldukları için. Tabiî, bunların, Müslüman olarak, Avrupa'dan atılmaları, Türkiye'ye kadar gelecek bir hadisenin başlangıcıydı.
Bakınız, Türkiye, yine, Doğu'da olduğu gibi Batı'da da çok uzaklarda kalmış. Neresidir Makedonya, neresidir Arnavutluk, neresidir Bosna; bundan daha yetmiş seksen yıl evvel harp okullarımızın bulunduğu, askerî liselerimizin bulunduğu Arnavutluk'tu burası; 1471'de Saraybosna fethedilmiş. Arkadaşlar, bir hususu söyleyeyim size; Saraybosna'daki Hüsrevpaşa Camii ve Medresesinde, o tarihten bugüne kadar, her gün, 30 hafız, Kur'an-ı Kerim'i bir defa hatmetmektedir; çünkü, Kur'an-ı Kerim'de 30 tane cüz var; her hafız, geliyor, bir cüz okuyor ve 1471 yılından bugüne kadar, Osmanlılardan sonra Avusturyalılar gelmiş, daha sonra Almanlar gelmiş, komünistler gelmiş hiçbir kimse buradaki Kur'an sesini dindirememiş ve hâlâ da devam ediyor.
Şimdi, buradan bir noktaya geleceğim, bakın, Türkiye'nin Batı'daki politikası şu: Bizim Yunanistan'la, maalesef çok da iyi olmayan münasebetlerimiz var; Bulgaristan'la iyi gibi görünüyor, Sırbistan, hâlâ, Niğbolu zaferini -bizim için Niğbolu zaferini, onlar için hezimetini- bir türlü hazmedememektedir; bu sebeplerle, bizim kuzeybatı komşularımızla çok iyi olmayacağımız görünüyor.
Şimdi, Türkiye'nin burada bir politika geliştirmesi lazım. O politika, Makedonya'dır; mutlak suretle sahip olması lazım gelen bir yerdir, Yunanistan'la arası iyi değildir; hemen arkasındaki Arnavutluk'tur ve Arnavutluk'la Saraybosna arasında bir Karadağ vardır; eğer, siz, bu meseleye Bosna-Hersek'ten başladığınız zaman, Bosna-Hersek, hemen yanında Arnavutluk, Arnavutluk'tan Makedonya, Makedonya'dan Türkiye; bu suretle, Türkiye, Balkanlardaki -hâkimiyet lafını kullanmıyorum- emniyetini sağlamış olur. Şimdi, hep şunu biliyoruz ki, Yunanistan'ın megali ideası, Müslümanları, Türkleri, sadece Trakya'dan, Avrupa'dan atmak değil, mümkünse Anadolu bozkırlarından tekrar Orta Asya'ya kadar götürmektir; bunu herkes biliyor. O halde, bizim, burada önemle üzerinde duracağımız, Makedonya, Arnavutluk ve Bosna-Hersek'e kadar olan bir şeritte Türkiye'nin emniyeti bakımından özellikle üzerinde durmamız lazım gelen ve Avrupa politikamızın bir parçası olarak düşünmemiz lazım gelen bir husustur ve Türkiye'nin emniyeti de mutlaka buradan geçmektedir; eğer, biz, burada iyi mevzilenemezsek tabiri caizse, iyi politikalar oluşturamazsak, Bosna'dan sonra Arnavutluk ve hele hele, şimdi, yine Yugoslavya'da bulunan bazı bölgelere yapılan eziyetlere böyle seyirci kalacak, en azından insanî yardım yapmayacak olursak, daha sonra Trakya'ya gelecek ve Trakya'dan da İstanbul'a kadar bu tehlike devam edecektir. Bunu, bir komplo teorisi olarak söylemiyorum; bunu, bu işin erbapları yazıyorlar çiziyorlar, Türkiye'yi de ihtar ediyorlar.
O halde, biraz evvel söylemiş olduğum, Türkiye'nin, Orta Asya'ya açılan politikalarının yanında, şimdi, Batı'ya da böyle bir politika geliştirmesi lazımdır. İşte, şu üzerinde konuşmuş olduğumuz, Hırvatistan'la yatırımların karşılıklı olarak garanti edilmesi anlaşmasının da bu politikalardan birisi olması lazım gelir. Bununla da yetinmemek lazım; oradaki diğer cumhuriyetlerle de, Makedonya'yla da, Arnavutluk'la da ve hatta, Slavonya ve diğer ülkelerle de bu konuda fevkalade iyi dostluklar geliştirmek mecburiyetindeyiz.
Çok söylenilen bir küçük mes
eleyi arz edip ineceğim. Yunanistan ile Bulgaristan arasında ebedî bir düşmanlık olduğunu biliyoruz. Osmanlı Devletinin son zamanlarında -tabiî, Türkiye'nin büyük politikası sebebiyle buradaki ihtilaf daima körüklenmiştir ama- 1909'dan sonra, İttihat ve Terakki idaresi döneminde, marifetmiş gibi, büyük iş yapmış gibi, bir gün Abdülhamit'in huzurunda deniliyor ki "efendim, biz, işte falan yerdeki kiliseye atılan bombalarla, Yunanistan'la Bulgaristan arasındaki büyük ihtilaf var ya, işte biz onu hallettik. Ne yaptık; ikisi arasına girdik ve bunları çözdük." Tabiî, cennetmekân Abdülhamit Han "ah, ah, yıllarca bizim geliştirdiğimiz politikayı bir anda yok ettiniz" diyor. Herhalde, Türkiye'nin bu gibi politikaları düşünmesi ve kendi menfaatı için de kabul etmesi lazım...(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Yülek, lütfen toparlayalım.
İ. ERTAN YÜLEK (Devamla) – Teşekkür ediyor; saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)
MAHMUT YILBAŞ (Van) – Sayın Başkan, mümkünse, grup adına konuş
mak istiyorum.BAŞKAN – Şahsî konuşmaları tamamladık efendim.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelere geçilmesi hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi okutuyorum:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ VE HIRVATİSTAN CUMHURİYETİ ARASINDA YATIRIMLARIN KARŞILIKLI TEŞVİKİ VE KORUNMASINA İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI
MADDE1. — 12 Şubat 1996 tarihinde Zagreb’de imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti ve Hırvatistan Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşma”nın onaylanması uygun bulunmuştur.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2. – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3. – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Efendim, bir önceki 474 sıra sayılı kanun tasarısıyla ilgili açık oylamada oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.
Kupalar kaldırılsın.
(Oyların ayırımına başlandı)
BAŞKAN – Görüşmelerini tamamladığımız tasarının açık oylamasının, kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Kupalar sıralar arasında dolaştırılsın.
(Oyların toplanmasına başlandı)
6. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Beyaz Rusya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/545) (S. Sayısı : 233) (Devam)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Beyaz Rusya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının açık oylamasına 270 sayın üye katılmış; 258 kabul, 12 mükerrer oyu çıkmıştır. Böylece, tasarı kanunlaşmıştır; hayırlı olmasını diliyorum.
9. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Endonezya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/643) (S. Sayısı : 501) (1)
BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Endonezya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.
Komisyon?.. Burada.
Hükümet?.. Burada.
Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Komisyon raporunun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.
Tasarının tümü üzerinde, Demokrat Türkiye Partisi Grubu adına Sayın Mahmut Yılbaş söz istemişlerdir.
Buyurun efendim.
DTP GRUBU ADINA MAHMUT YILBAŞ (Van) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Endonezya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Teşviki
(1) 501 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hususunda, Demokrat Türkiye Partisinin bir değerlendirmesini sizlere arz etmeye çalışacağım. Bu vesileyle, başta Sayın Başkanımızı ve sizleri saygıyla selamlamaktayım.
Değerli arkadaşlarım, aslında, bu anlaşmaların Meclisimizde onaylanması sırasında, mümkün olduğu kadar işlemlerin süratliliğini sağlamak için, burada daha pratik davranılması konusunda bir centilmenlik anlaşması söz konusuydu; ancak, buraya getirilen bazı anlaşmaların gerçekten tarihî değerlendirmelere vesile verecek bir yönü bulunduğundan, bazı grupların değerli sözcüleri, burada, gerçekten, tarihi, kendi açılarından bir değerlendirmeye tabi tuttular. Konuyla ilgili olması açısından, ilk defa Endonezya'yla yapılmış olan anlaşmanın onaylanmasıyla ilgili, bazı güncel konular üzerinde düşüncelerimizi arz edeceğim.
Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, yakın bir zamanda, Uzakdoğu Asya'da "Asya Kaplanları" dediğimiz ülkelerde ekonomik bir krizin yaşandığını ve bu krizin finansörlüğünü yapan ülkelerden sonra, pek uzakta olan Türkiye'ye doğru da sonuçlarının dalga dalga yansıdığını görmekteyiz. Bunun üzerine, çok kısa bir zaman önce, burada, Türkiyemizde, Türkiye'nin geleceği bakımından, ekonomik kalkınması bakımından örnek olarak sunulan ülkelerin ekonomilerinin ve de siyasal yapılarının birden çökmeye başladığını görüyoruz. Demek ki, Türkiye'ye örnek olabilecek, örnek olarak gösterilecek ülkeleri tespitte, öyle güncel ve yüzeysel yaklaşımların, ülkenin geleceğini belirlemede fazla geçerliliği olmadığını, aradan pek uzun bir zaman geçmeden, büyük bir sürprizle anlıyoruz.
Değerli milletvekilleri, Asya ülkelerinde yaşanan bu ekonomik kriz nedeniyle, bu alandaki, meseleyle ilgili kurum, kuruluş ve yöneticileri tarafından yeni birtakım değerlendirmeler yapılıyor; deniliyor ki, ülkelerin ekonomilerinin, mutlaka gelenekleri olan siyasal rejimlere dayalı olması gerekir; aksi halde, temelleri bu siyasal rejimlere bina edilmediği için gelecekleri yoktur ve daha olgunlaşmadan, kısa zamanda ekonomik bunalımlarla karşı karşıya kalırlar. İşte, Uzakdoğu, Asya ülkelerinin ekonomilerinde yaşanan bu krizlerin temel noktalarının, köklü bir demokrasi kültürüne, köklü bir demokrasi geçmişine sahip olmamalarından kaynaklandığı, ciddî şekilde dünyada dile getirilmeye başlanılmıştır.
Bu itibarla, bizlerin, her şeyden önce, ekonomimizin ve sosyal yaşamımızın, sağlıklı biçimde, geleceğe dönük gelişmelerini sağlayabilmek için, hemen hemen elli yıldır uğraş verdiğimiz, gelişmesi için, serpilmesi için, kökleşmesi için gayret gösterdiğimiz demokrasimizine her şeyden önce de, demokrasinin bir uzlaşma rejimi olduğunu kavrayarak, buna, elbirliğiyle hayat vermemiz gerektiği düşüncesini burada ifade etme ihtiyacını duydum.
Çeşitli anlaşmalar vesilesiyle, benden önce, bu kürsüden düşüncelerini sunmuş olan arkadaşlarımızın, tarihi çok rahat şekilde değerlendirdiklerini; tarihte olan birtakım yaklaşımların, birtakım hayat gerçeklerinin -bugün geriye bakıldığında- çok rahat olarak değerlendirilebildiğini hissettim.
Değerli arkadaşlarım, İkinci Dünya Harbinden sonra dünyanın bloklara ayrıldığı, Batı demokrasileri ile demirperde ülkelerinin rejimleri arasında sıkı, koyu bir rekabetin söz konusu olduğu dönemlerde, Anadolu'da yaşayan Türk Halkını ideolojik olarak yönlendirme ve şekillendirme konusunda, bugün, ortak birtakım hatalarımızın olduğunu görüyoruz. Bugün, Yüce Meclisimizi teşkil eden milletvekillerinin çoğunun hayatlarının bir bölümünü meydana getiren o günlerde birbirimize nasıl yaklaştığımızı çok rahat olarak değerlendirme imkânını buluyoruz. Acaba neden, yaşarken, o olaylar içerisinde bulunurken, birbirimize daha yakın, daha sıcak, daha anlayışlı davranmıyoruz? Tarih, tarih olduktan sonra, böyle bir yaklaşım, değerlendirme söz konusu oluyor da, yaşadığımız günler içerisinde birbirimizi anlamakta, birbirimize yaklaşmakta niçin daha anlayışlı olamıyoruz? Bugün de sorunlarımız var, bugün de problemlerimiz var, bugün de meselelerimiz var. Bundan otuz sene sonra, bizden sonra gelecek olan jenerasyonlar tarafından "ecdadımız, bakınız, davranışlarında o kadar sübjektifdirler ki, şu meselelerde, eğer şöyle davransalardı, şöyle işbirliği yapsalardı, birbirleriyle şöyle anlayış içerisinde olsalardı, bu sorunlar, bu büyüklükte, bu derinlikte bize yansımazdı..."
Evet, bugün rahatlıkla diyoruz, Kırgızistan'a gitmedik; bugün rahatlıkla diyoruz, Azerbaycan'ı bilmiyorduk; bugün yine rahatlıkla diyoruz ki, Türkmenistan'ı, harita üzerinde yeri bilinmeyen bir ülke olarak hatırlıyoruz; ama, o günlerde, o tarihlerde, birbirimize davranışlarımızı da unutmamak lazım. Bugün, o ülkeleri, komünist ülke olarak, o ülkeleri sosyal yaşamları ve inançları bakımından, bu Anadolu halkına, olduğundan daha fazla değişik şekilde tanıtan düşünceler ne oldu?
Benim, bu vesileyle sizlere açmak istediğim, sizlerle paylaşmak istediğim duygu ve düşüncelerim bundan ibaret.
Yüksek Meclisimize, Yüce Meclisimize ve onun değerli temsilcilerine ve buradan da tüm Türk Halkına, tüm vatandaşlarıma, tüm yurttaşlarıma sesleniyorum ve diyorum ki: Lütfen, geliniz, yaşarken, hayattayken birbirimizi anlayalım, birbirimizi sevelim, birbirimizle uzlaşarak geleceğimizi ona göre bina edelim.
Hepinizi sevgiyle selamlıyorum efendim. (DTP, ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yılbaş.
Fazilet Partisi Grubu adına, Sayın Kahraman Emmioğlu; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)
FP GRUBU ADINA KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi, şahsım ve Fazilet Partisi Grubu adına selamlıyorum.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Endonezya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında fikirlerimizi, görüşlerimizi sizlere arz etmek üzere huzurunuzdayım.
Endonezya, hepimizin bildiği gibi, D-8'in içerisinde bulunan bir devlettir. Temmuz 1996'da, 54 üncü Hükümetin kurulmasının ilk aylarında yapılan bir gezi neticesinde, İran, Mısır, Pakistan, Malezya, Endonezya, Bangladeş, Nijerya ve Türkiye'nin de yer aldığı 8 ülkenin dışişleri bakanlarının 4 Ocak 1997'de İstanbul'da bir araya gelmeleriyle D-8 kurulmuştu ve D-8'in -ki, Endonezya D-8'i teşkil eden büyük ülkelerden birisi- oluşumunun temel fikir yapısını şu cümleler özetliyordu: Dünyada savaş değil barış, çatışma değil diyalog, sömürü değil işbirliği, çifte standart değil eşitlik, baskı değil demokrasi ve D-8, bu konularda işbirliği yapmak üzere toplanmıştı.
Biliyoruz ki, Endonezya, bugün, nüfus bakımından dünyanın sayılı büyük ülkelerinden biridir ve teknoloji bakımından da oldukça ileridedir; kısım kısım ileride olduğu, ileri teknolojide kendisini kabul ettirmiş olduğu bazı alanları vardır. İşte, Türkiye Cumhuriyetinin, yatırımla ilgili -karşılıklı- bu anlaşmayla, bu teknolojilerden bir kısmının buraya gelmesi ve Türkiye'nin de üstün olduğu teknolojilerinin bir kısmının oraya götürülmesinde, ümit ediyorum, çok yardımı dokunacaktır. Bu bakımdan, böylesi bir tasarı hayırlı bir teşebbüstür, hayırlı bir kanundur; inşallah çıkacaktır, hayırlı olsun diyorum.
D-8'de Endonezya'ya verilen bir görev vardı. Bilindiği gibi, D-8'in her ülkesi için ayrı ayrı görevler verilmişti. Endonezya'ya da yoksulluğun giderilmesi ve insan haklarının geliştirilmesiyle ilgili işbirliğinin sağlanması, buna yönelik bir organizasyonun kurulması vazifesi verilmişti.
Endonezya, demokrasinin tam kökleştiği bir yer değil ve bu sebeple, demin arkadaşımızın ifade ettiği gibi, ekonomik faaliyetlerde bir krizin içerisine de sürüklenmiştir. Bu krizin sebeplerine baktığımız zaman, diğer Pasifik ülkelerinde olan krizin ana sebeplerinin aynısını burada da müşahede ediyoruz. Nedir bu; alınan paralar, alınan yardımlar, verimli yatırımlardan ziyade gösteriş ekonomilerine doğru götürülmüş, binalar yapılmış, birtakım lüzumsuz harcamalara doğru gidilmiştir; bazı tatbikatları tıpkı, Türkiye'de olduğu gibidir ve bu sebeple de kriz kapıyı çalmıştır.
Bize göre, bu kriz esnasında işadamlarının Endonezya ile yakın münasebetlerde bulunması fevkalade faydalı olacak ve yatırım sahalarının tespitinde daha bir kolaylık ortaya çıkacağından da eminim. Zira, şu anda paralarının devalüe olması dolayısıyla, orada birtakım yatırımların daha rahatlıkla yapılması imkânı hâsıl olmuştur. Bu konjonktürden istifade edilmesinde yarar vardır diye düşünüyorum.
Değerli milletvekilleri, uluslar arasında ticaretin, yatırımların ve münasebetlerin geliştirilmesi konusunda, siyasî münasebetlerin geliştirilmesi konusunda çok mühim fonksiyonu olduğunu hepimiz biliyoruz. Endonezya, nüfusunun yüzde 90'ı itibariyle bizim ülkemizle aynı inancı paylaşmaktadır ve halkının Türkiye ile ilgili görüşleri fevkalade müspettir. Bu bakımdan, karşılıklı olarak yatırımların artırılması, ticarî münasebetlerin artırılması fevkalade önemlidir.
Eğer, şimdiki Hükümetimiz, D8 konusuna gereken önemi verir ve devletin sürekliliği esasından hareketle çalışmaları daha gayretle sürdürürse, bu, Türkiyemizin elbette lehine olacaktır; ümidimiz odur ki, bu gerçekten hareketle, gereken önem verilir ve çalışmalar hızlandırılır. D8 projesi, gerçekten, Türkiyemizin ve -şu anda da, yatırım konusunda kanun hazırladığımız- Endonezya'nın lehinedir.
Tekrar, çıkacak kanunumuzun hayırlı olmasını diliyor, hepinize teşekkürler ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Emmioğlu.
Tasarının tümü üzerinde başka söz talebi?.. Yok.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi okutuyorum:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE ENDONEZYA CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA YATIRIMLARIN TEŞVİKİ VE KORUNMASINA İLİŞKİN ANLAŞMANIN
ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI
MADDE 1. – “Türkiye Cumhuri
yeti Hükümeti ve Endonezya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşma”nın onaylanması uygun bulunmuştur.BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2. – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Söz talebi?.. Yok.
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3. – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Söz
talebi?.. Yok.Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
504 sıra sayılı kanun tasarısıyla ilgili yapılan açık oylamada oyunu kullanmayan sayın milletvekili var mı? Yok.
Kupalar kaldırılsın.
(Oyların ayırımına başlandı)
BAŞKAN – Görüşmelerini tamamladığımız Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Endonezya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının tümü açık oylamaya tabidir.
Açık oylamanın, kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Kupalar sıralar arasında dolaştırılsın.
(Oyların toplanmasına başlandı)
7. – Türkiye Cumhuriyeti ile Kırgız Cumhuriyeti Arasında Ebedi Dostluk ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/688) (S. Sayısı : 474) (Devam)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti ile Kırgız Cumhuriyeti Arasında Ebedî Dostluk ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının açık oylamasına 275 sayın üye katılmış, 269 kabul,6 mükerrer oy çıkmıştır. Böylece, tasarı yasalaşmıştır; hayırlı olmasını diliyorum.
10. – Türkiye Cumhuriyeti ile Letonya Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/618) (S. Sayısı : 502
) (1)BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti ve Letonya Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporlarının görüşmelerine başlıyoruz.
Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Raporun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
Tasarının tümü üzerinde söz talebi?.. Yok.
Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi okutuyorum:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ VE LETONYA CUMHURİYETİ ARASINDA YATIRIMLARIN KARŞILIKLI TEŞVİKİ VE KORUNMASINA İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ
UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN TASARISI
MADDE 1. – 18 Şubat 1997 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti ve Letonya Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşma”nın onaylanması uygun bulunmuştur.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2. – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(1) 502 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
3 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Tasarının tümünün oylamasına geçmeden önce, 501 sıra sayılı kanun tasarısıyla ilgili yapılan açık oylamada oyunu kullanmayan sayın milletvekili var mı? Yok.
Kupalar kaldırılsın.
(Oyların ayırımına başlandı)
BAŞKAN – Görüşmelerini tamamladığımız kanun tasarısının tümü açık oylamaya tabidir.
Açık oylamanın, kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Kupalar sıralar arasında dolaştırılsın.
(Oyların toplanmasına başlandı)
8. – Türkiye Cumhuriyeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/652) (S. Sayısı :
504) (Devam)