DÖNEM : 20 YASAMA YILI : 3

 

T.B.M.M.

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT : 45

 

53 üncü Birleşim

11 . 2 . 1998 Çarşamba

 

 

 

İÇİNDEKİLER

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan’ın, Suriye hudut kapılarında bekleyen kamyoncu esnafının sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu’nun cevabı

2. – Muğla Milletvekili Zeki Çakıroğlu’nun, ilköğretim müfettişlerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’ın cevabı

3. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, şekerpancarı üretimine getirilen kotaya ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in cevabı

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Kırgızistan Temsilciler Meclisi Başkanının beraberinde bir parlamento heyetiyle Türkiye’ye davet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1294)

C) ÇEŞİTLİ İŞLER

1. – Genel Kurulu ziyaret eden Türkiye-Gürcistan Parlamentoları Dostluk Grubu Başkanı Rostom Dolidze ve beraberindeki parlamento heyetine Başkanlıkça “Hoş Geldiniz” denilmesi

IV. – ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. – (10/108) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 353 Sıra Sayılı raporunun gündemdeki yeri, görüşme günü ve çalışma süresine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

B) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1. – 22.4.1983 Tarih ve 2820 Sayılı Siyasî Partiler Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin Anayasa Komisyonundaki görüşmelerine 48 saat geçmeden başlanmasına ilişkin RP Grubu önerisi

V. – USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1. – Yapılan oylamanın tekrar edilmesi talebini yerine getirmediği gerekçesiyle Başkanın tutumu hakkında

VI. – SORULAR VE CEVAPLAR

A)SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Ağrı-Hamur İlçesi Ceylanlı-Kamışlı köyleri arasında bağlantıyı sağlayacak köprü projesine ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/655)

2. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Ağrı-Hamur İlçesine bağlı Köşk-Tükenmez köylerinin köprü ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi ve önceki sorusunun da yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması (6/656)

3. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, kalkınmada öncelikli yörelerdeki çiftçilere ek kredi verilip verilmeyeceğine ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın cevabı (6/657)

4. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Tutak-Erzurum yoluna ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun cevabı (6/658)

5. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Ağrı İline yeni barajlar yapılıp yapılmayacağına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in cevabı (6/659)

6. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Ağrı-Tutak baraj projelerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in cevabı (6/660)

7. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Murat Nehri üzerinde kurulması planlanan baraja ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in cevabı (6/662)

8. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Eleşkirt Aydıntepe Barajı Projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in cevabı (6/663)

9. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Ağrı Yazıcı Barajı inşaatına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in cevabı (6/664)

10. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Ağrı-Hamur İlçesi Yukarı Gözlüce Sağlık Ocağının sağlık personeli ihtiyacına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Halil İbrahim Özsoy’un cevabı (6/666)

11. – Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Ceylanpınar’a bağlı bazı köylerin içmesuyu ve köprü sorununa ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması (6/667)

12. – Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, Yaylak Ovası Sulama Projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in cevabı (6/668)

13. – Aksaray Milletvekili Nevzat Köse’nin, Aksaray-Ağaçören’de DYP bayrağını yakan ANAPilçe başkanı ve muhtarlar hakkında yapılan işleme ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/669)

14. – Siirt Milletvekili Mehmet Emin Aydın’ın, Güneydoğu’da boşaltılan köylere dönüşün sağlanması için yapılan çalışmalara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/670)

15. – Siirt Milletvekili Mehmet Emin Aydın’ın, Siirt-Şirvan’daki orman alanlarının yok edildiği iddialarına ilişkin Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/672)

16. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Erzincan-Refahiye-Doğandere nahiyesinde jandarma karakolu açılıp açılmayacağına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/673)

17. – Gaziantep Milletvekili Mehmet Bedri İncetahtacı’nın, Gaziantep Sanayi Fuarında meydana gelen bombalama olayının faillerine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/674)

18. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Ankara-Sincan’daki Yunus Göleti alanı imar planının değiştirilmesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması (6/675)

19. – Yozgat Milletvekili Abdullah Örnek’in, İmar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılmasını öngören Kanun Tasarısına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/679)

B) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in, belediyelere yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in yazılı cevabı (7/4170)

2. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın;

– İç ve dış borç miktarlarına,

İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın;

– İstanbul ve Ankara belediyelerine verilen hazine garantili dış borçlara,

– Türkbank’a,

İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Güneş Taner’in yazılı cevabı (7/4253, 4262, 4263)

VIII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)

2. – Emniyet Teşkilâtı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/217) (S. Sayısı : 132)

3. – Türkiye Cumhuriyeti ve Ukrayna Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/596) (S. Sayısı : 330)

4. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonları raporları (1/585) (S. Sayısı : 331)

5. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Hükümeti Arasında Gelir ve Servet Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/603) (S. Sayısı : 368)

6. – Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/669) (S. Sayısı : 338)

7. – Ordu Milletvekili Şükrü Yürür ve 5 Arkadaşının, Erbaş ve Er Ailelerinin Ücretsiz Tedavisi Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Savunma Komisyonu Raporu ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/285) (S. Sayısı : 282)

8. – Mera Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu (1/509) (S. Sayısı : 231)

9. – Özellikle Afrika’da Ciddî Kuraklık ve/veya Çölleşmeye Maruz Ülkelerde Çölleşmeyle Mücadele İçin Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Çevre ve Dışişleri komisyonları raporları (1/533) (S. Sayısı : 258)

 

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak iki oturum yaptı.

Ordu Milletvekili Müjdat Koç’un, Ordu İlinin kırsal bölgesinde yer alan ilçelerin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşmasına, Turizm Bakanı İbrahim Gürdal,

Tekirdağ Milletvekili Fevzi Aytekin’in, Trakya’nın çarpık sanayileşmesi ve çevredeki olumsuz etkilenmelere ilişkin gündemdışı konuşmasına, Çevre Bakanı İmren Aykut,

Balıkesir Milletvekili İsmet Önder Kırlı’nın, Balıkesir’de meydana gelen sel felaketine ilişkin gündemdışı konuşmasına Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu,

Cevap verdi.

Amerika Birleşik Devletlerine gidecek olan Ulaştırma Bakanı Necdet Menzir’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu’nun,

Paksitan ve Moğolistan’a gidecek olan Devlet Bakanı Burhan Kara’ya, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ın,

Vekâlet etmelerinin uygun görülmüş olduğuna,

Almanya’ya gidecek olan Kültür Bakanı İstemihan Talay, mazereti sebebiyle Almanya’ya gidemediğinden, Kültür Bakanlığına Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’ın vekâlet etmesinin uygun görülmüş olduğuna dair tezkerelerin işlemden kaldırılmasına,

İlişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri ile;

Gürcistan’dan bir Parlamento Heyetinin Türkiye’ye davet edilmesinin kararlaştırıldığına ilişkin Başkanlık tezkeresi,

Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz ve 40 arkadaşının, sekiz yıllık kesintisiz temel eğitim uygulamasıyla ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/241) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırasında yapılacağı;

Denizli Milletvekili Hasan Korkmazcan’ın (3/268) (S. Sayısı : 450),

Eskişehir Milletvekili İbrahim Yaşar Dedelek’in (3/178) (S. Sayısı : 451),

Çorum Milletvekili Yasin Hatiboğlu’nun (3/193) (S. Sayısı : 452),

Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in (3/162) (S. Sayısı : 453),

Kütahya Milletvekili Ahmet Derin’in (3/177) (S. Sayısı : 454),

Antalya Milletvekili Bekir Kumbul’un (3/316) (S. Sayısı : 455),

Ordu Milletvekili Mustafa Hasan Öz’ün (3/827) (S. Sayısı : 456),

İstanbul Milletvekili Ali Talip Özdemir’in (3/837) (S. Sayısı : 457),

Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz’in (3/847) (S. Sayısı : 458),

Gaziantep Milletvekili Kahraman Emmioğlu’nun (3/852) (S. Sayısı : 459),

Rize Milletvekili A. Mesut Yılmaz’ın (3/831) (S. Sayısı : 460),

Burdur Milletvekili Mustafa Çiloğlu’nun (3/861) (S. Sayısı : 461),

Antalya Milletvekili Hayri Doğan’ın (3/851) (S. Sayısı : 462),

Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Halil Çelik’in (3/269) (S. Sayısı : 463),

Kütahya Milletvekili İsmail Karakuyu’nun (3/921) (S. Sayısı : 464),

Kayseri Milletvekili Salih Kapusuz’un (3/1044) (S. Sayısı : 465),

Yasama dokunulmazlıklarının kaldırılmasına gerek bulunmadığına ve haklarındaki kovuşturmanın, milletvekilliği sıfatlarının sona ermesine kadar ertelenmesine ilişkin Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon raporları okundu; 10 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde raporların kesinleşeceği,

Açıklandı.

İzmir Milletvekili İ. Turhan Arınç’ın, Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 128 inci sırasında yer alan 330 sıra sayılı kanun tasarısının, bu kısmın 3 üncü sırasına, 129 uncu sırasında yer alan 331 sıra sayılı kanun tasarısının 4 üncü sırasına, 152 nci sırasında yer alan 368 sıra sayılı kanun tasarısının 5 inci sırasına alınmasına ilişkin Danışma Kurulu Önerisi kabul edildi.

Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifinin (2/193),

Niğde Milletvekili M. Salih Katırcıoğlu’nun, Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilâtı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanunun Ek 22 nci Maddesinin Değiştirilmesi Hakkındaki Kanun Teklifinin (2/673),

İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergelerinin, yapılan görüşmelerinden sonra, kabul edildikleri açıklandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul salonunun yenilenmesiyle ilgili olarak ileri sürülen yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarını araştırmak amacıyla kurulan (10/230, 231, 232, 233) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu üyeliklerine gruplarınca aday gösterilen milletvekilleri seçildiler; Başkanlıkça, Komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yapmak üzere toplanacağı gün, saat ve yere ilişkin duyuruda bulunuldu.

Plan ve Bütçe Komisyonunda açık bulunan ve Demokrat Türkiye Partisine düşen bir üyeliğe, Grubunca aday gösterilen Müjdat Koç seçildi.

Gündemin “Sözlü Sorular” kısmına geçilerek :

1 inci sırada bulunan Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın (6/639),

6 ncı sırada bulunan Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in (6/645),

12 nci sırada bulunan, Ağrı Milletvekili Mehmet Sıddık Altay’ın (6/652),

Esas numaralı sözlü sorularının üç birleşim içinde cevaplandırılmadığı için yazılı soruya çevrilerek gündemden çıkarıldığı bildirildi; soru sahipleri de görüşlerini açıkladılar.

11 inci sırada bulunan, Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in (6/651) esas numaralı sözlü sorusunun üç birleşim içinde cevaplandırılmadığı için yazılı soruya çevrilerek gündemden çıkarıldığı bildirildi;

Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın :

2 nci sırada bulunan (6/641) esas numaralı sözlü sorusuna Devlet Bakanı Yücel Seçkiner,

3 üncü sırada bulunan (6/642) esas numaralı sözlü sorusuna Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk,

4 üncü sırada bulunan (6/643) esas numaralı sözlü sorusuna Orman Bakanı Ersin Taranoğlu;

5 inci sırada bulunan, Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan’ın (6/644) esas numaralı sözlü sorusuna Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan;

7 nci sırada bulunan Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in (6/646),

9 uncu sırada bulunan Adana Milletvekili Sıtkı Cengil’in (6/649),

Esas numaralı sözlü sorularına Sağlık Bakanı Halil İbrahim Özsoy;

Cevap verdiler;

Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Öncel’in :

8 inci sırada bulunan (6/648) esas numaralı sözlü sorusuna Maliye Bakanı Zekeriya Temizel,

10 uncu sırada bulunan (6/650) esas numaralı sözlü sorusuna Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay;

Ağrı Milletvekili Mehmet Sıddık Altay’ın :

13 ve 14 üncü sıralarda bulunan (6/653, 6/654) esas numaralı sözlü sorularına da Sağlık Bakanı Halil İbrahim Özsoy;

Cevap verdiler; soru sahipleri de cevaplara karşı görüşlerini açıkladılar.

Daha önce, birleştirilerek görüşülmesi kabul edilen ve öngörüşmeleri tamamlanan;

Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı ve 36 arkadaşının, orman yangınlarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin tespit edilmesi (10/23);

Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 29 arkadaşının, ormanlarımız ve orman köylülerimizin sorunlarının araştırılarak çözüm yollarının tespit edilmesi (10/36);

Aydın Milletvekili Yüksel Yalova ve 49 arkadaşının; orman yangınlarının önlenebilmesi için alınması gereken tedbirler ile yangınlardaki ihmal ve kusurların tespit edilmesi (10/103);

İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya ve 27 arkadaşının, ormanlarımızın korunması için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi (10/173);

İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya ve 20 arkadaşının, yangınların önlenmesi ve itfaiye teşkilâtının yeniden yapılanması için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi (10/183);

Antalya Milletvekili Arif Ahmet Denizolgun ve 24 arkadaşının, Antalya’da meydana gelen orman yangınında zarar görenlere yapılacak yardımın belirlenmesi ve yangınların söndürülmesinde alınacak tedbirlerin tespit (10/198);

Amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerinin yapılan oylamaları sonucunda karar yetersayısının bulunamadığı bildirildi.

Sözlü sorular ile kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 11 Şubat 1998 Çarşamba günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 18.04’te son verildi.

Hasan Korkmazcan

Başkanvekili

Ahmet Dökülmez Mehmet Korkmaz Kahramanmaraş Kütahya Kâtip Üye Kâtip Üye

 

No. : 78

II. – GELEN KÂĞITLAR

11 . 2 . 1998 ÇARŞAMBA

Teklifler

1. – Adana Milletvekili M. Halit Dağlı ve 2 Arkadaşının; 6831 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi İle İlgili Kanun Teklifi (2/1045) (Tarım, Orman ve Köyişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 6.2.1998)

2. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın; 4325 Sayılı Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi İle 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1046) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 6.2.1998)

3. – Malatya Milletvekili Oğuzhan Asiltürk ve 34 Arkadaşının; 22.4.1983 Tarih ve 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/1047) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.2.1998)

Tezkere

1. – Ankara Milletvekili Mehmet Gölhan’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1294) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.2.1998)

Raporlar

1. – Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu ve Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/890) (S. Sayısı: 448’e 1 inci Ek) (Dağıtma Tarihi : 11.2.1998) (GÜNDEME)

2. – Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sınır Olay ve Uyuşmazlıkların Çözümüne Dair Sözleşme ve Sözleşmeye Ait Ek 1 ve 2 Numaralı Protokoller ile Türkiye - Azerbaycan Sınır Hattının Her İki Tarafında Kalan Onar Kilometrelik Bölgenin İçinde Yapılacak Sivil ve Askeri Hava Vasıtalarının Uçuşlarını Düzenleyen Protokolun Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/648) (S.Sayısı: 534) (Dağıtma Tarihi : 11.2.1998) (GÜNDEME)

3. – Türkiye Cumhuriyeti ile Gürcistan Arasında Sınır Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/650) (S.Sayısı: 535) (Dağıtma tarihi : 11.2.1998) (GÜNDEME)

4. – Ekonomik İşbirliği Örgütü Ticaret ve Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşması İle Ekonomik İşbirliği Örgütü Ticaret ve Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşmasını Tadil Metninin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/632) (S.Sayısı: 536) (Dağıtma tarihi : 11.2.1998) (GÜNDEME)

5. – Uzlaştırma Kurullarının Kuruluş, Görev ve Yetkilerine Dair Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili M.Seyfi Oktay’ın Aynı Mahiyetteki Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (1/644, 2/145) (S.Sayısı: 537) (Dağıtma tarihi : 11.2.1998) (GÜNDEME)

6. – Hakimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/656) (S.Sayısı: 538) (Dağıtma tarihi : 11.2.1998) (GÜNDEME)

7. – Türk Bayrağı Kanununun 3 üncü Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Türk Bayrağı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/663, 1/520) (S.Sayısı: 539) (Dağıtma tarihi : 11.2.1998) (GÜNDEME)

8. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül ve 19 Arkadaşının, Polis Tarafından Dinlenen Telefonlar Hakkındaki İddiaları Araştırmak Amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Araştırması Açılmasına İlişkin Önergesi ve (10/108) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 353) (Dağıtma tarihi : 11.2.1998) (GÜNDEME)

Yazılı Soru Önergeleri

1. – Sıvas Milletvekili Tahsin Irmak’ın, şehit ailelerinin konut kredisinden yararlandırılması için bir çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi.(7/4349) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.2.1998)

2. –Adana Milletvekili İ.Cevher Cevheri’nin, Akdeniz ve Ege’ye düzenlenen tren seferlerine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi.(7/4350) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.2.1998)

3. – Aksaray Milletvekili Nevzat Köse’nin, Bodrum (Imsık) Havaalanına ilişkin Milli Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi.(7/4351) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.2.1998)

4. – Aksaray Milletvekili Nevzat Köse’nın, şehit çocukları ve kardeşlerinin eğitimlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi.(7/4352) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.2.1998)

5. –Sakarya Milletvekili Ertuğrul Eryılmaz’ın, şehit ailelerinin misafirhane ihtiyacına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi.(7/4353) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.2.1998)

6. – Sıvas Milletvekili Tahsin Irmak’ın, şehit ailelerinin askeri misafirhanelerden, dinlenme kamplarından ve tedavi merkezlerinden yararlandırılmasına yönelik bir çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin Milli Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi.(7/4354) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.2.1998)

7. –İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş’ın, İstanbul’da”Turizm Bölgesi” ve “Turizm Merkezi” ilan edilen yerlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi.(7/4355) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.2.1998)

8. – İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş’ın, İstanbul’daki bazı sit alanlarının yapılaşmaya açılmasına ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi. (7/4356) (Başkanlığa geliş tarihi : 10.2.1998)

 

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati :15.00

Tarih : 11 Şubat 1998 Çarşamba

BAŞKAN : Başkanvekili Hasan KORKMAZCAN

KÂTİP ÜYELER : Mehmet KORKMAZ (Kütahya), Mustafa BAŞ (İstanbul)

 

 

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 53 üncü Birleşimini açıyorum.

Görüşmelere başlıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekili arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.

III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan’ın, Suriye hudut kapılarında bekleyen kamyoncu esnafının sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu’nun cevabı

BAŞKAN – Birinci sırada, Mardin Milletvekili Sayın Muzaffer Arıkan'ın konuşması var.

Sayın Arıkan, yaklaşık elli gündür Suriye hudut kapılarında bekleyen kamyoncu esnafının sorunlarıyla ilgili olarak gündemdışı söz talebinde bulunmuşlardır.

Buyurun Sayın Arıkan.

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

MUZAFFER ARIKAN (Mardin) – Sayın Başkanım, bu imkânı verdiğiniz için teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, elli gündür, 450'ye yakın Türk tankeri ile 200'e yakın Suriye plakalı mazot yüklü tanker, Şanlıurfa'nın Akçakale, Kilis'in Öncüpınar ile Cilvegözü Hudut Kapılarından Suriye'ye çıkış yapmış, mazot yüklü bir şekilde yeniden Türkiye'ye dönmek için Kamışlı yakınlarında beklemektedirler.

Sınır ticareti kapsamında Nusaybin Hudut Kapısında yapılan petrol ürünleri ithalatı, Türkiye Petrol Rafinerileri Anonim Şirketi, petrol dağıtım şirketleri ve Maliye Bakanlığı açısından çok önemli problemlere yol açtığı için, üretim ve dağıtım planı yapılmasını imkânsız hale getirdiği gerekçesiyle, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünce 2.12.1997 tarihinde durdurulmuştur. Daha sonra, Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığınca, bu süre, 17.12.1997 tarihine kadar uzatılmış; fakat, yine, problemler çözümlenmediği için, Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünce 31.12.1997'de, bir gün süreyle, geçişlere imkân sağlanmıştır. Bu süre içerisinde, birkısım tanker, yüklü olarak sınırlarımıza girebilmiştir. Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün sağladığı bir günlük eksüreden, tahminen, kırkiki gün geçmiş olmasına rağmen, nakliyecilerin iddialarına göre, tankerler, dolu bir şekilde, elli gündür, sınır kapısında bekletilmektedir. Bir günlük süre uzatımıyla, kuyrukta bekleyen tankerlerin çok önemli bir kısmının ülkemize geçiş yapamadığı aşikârdır.

Değerli milletvekilleri, şu anda, yaklaşık 650'ye yakın araç şoförü, Suriye'den satın aldıkları mazotu, sınır ticareti süresinin sona ermesi nedeniyle Türkiye'ye geçiremeyip, umutla, araçlarının girişine izin verilmesini beklemektedirler. Sınırda bekleyen bu kişiler son derece mağdur durumdadır. Bazı kesimler tarafından, menfaat karşılığında yurda girişlerinin sağlanacağı söylenerek, bu insanlar kandırılmaya çalışılmaktadır. Bu tür girişimlerde bulunanlara kesinlikle inanmamaları gerektiğini, hatta, bu davranışlarda bulunanları resmî makamlara şikâyet etmelerini öneriyorum.

Kötü hava şartları nedeniyle, çoğunluğunun hasta olduğu ve hastanelere kaldırıldığı, kendilerini Suriye'de güvencede hissetmedikleri, ayrıca kötü muamelerle karşı karşıya oldukları, gerek gelen telefonlarla gerekse medya yayınlarıyla öğrenilmektedir.

Sınır ticareti, bu bölgede yaşayan halkımızın umut ve ekmek kapısıdır. Menfi yönde oluşabilecek gelişmelerin tedbirlerini almadan, zaman zaman, sınır ticaretine izin verilmesinin, faydadan çok zarar getirdiği inancındayım; çünkü, birçok insan, bu süre içerisinde, yatırımlarını bu yöne kaydırmakta; tanker ve kamyon alarak geçimlerini bu şekilde sağlamaktadır. Geçen kısa süreler içerisinde sınır ticaretinin yasaklanması, bu işle uğraşanları ciddî zararlara uğrattığı gibi, bizleri de sıkıntıya sokmaktadır.

Burada bize düşen görev, sınır ticaretiyle uğraşanlara son bir şans daha tanıyarak, şu anda Kamışlı kapısında bekleyen 650'ye yakın tankerin giriş yapmasını sağlamak ve böyle bir sorunla bir daha karşı karşıya gelmemek için kalıcı çözümler üretmektir.

Sınır ticaretiyle ilgili mevzuatın, bu çerçevede, yeniden düzenlenmesini ve kalıcı tedbirlerin alınarak, bu bölgede yaşayan insanların daha sağlıklı bir ticarî ilişki içine girmelerinin sağlanması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, diğer taraftan da, Körfezde sıcak günlerin beklendiği şu sıralarda, yüzlerce vatandaşımızı, olabilecek tehlikelere maruz bırakmama açısından, ilgililerin gereğini yapacağını ümit ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Gündemdışı konuşan Mardin Milletvekili Sayın Muzaffer Arıkan'a teşekkür ediyorum.

Gündemdışı konuşmaya, Hükümet adına, Devlet Bakanı Sayın Rifat Serdaroğlu cevap verecektir.

Buyurun Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI RİFAT SERDAROĞLU (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Mardin Milletvekilimiz Sayın Muzaffer Arıkan'ın haklı bir problemi dile getirmesi vesilesiyle cevap arz etmek için huzurlarınızı işgal ediyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, izin verirseniz, bu sınır ticaretiyle ilgili olarak sizlere teknik bilgi arz etmek ve bilahara, işin güncel kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, sınır ticaretinin düzenlenmesine ilişkin 96/9025 sayılı 27 Aralık 1996 günlü Bakanlar Kurulu kararının 2 nci maddesinde, sınır ticaretinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde bulunan sınır illerinin ihtiyacının karşılanması ve yapılacak ihracat sayesinde bu bölgelerde sınaî ve ticarî gelişmenin sağlanması amacıyla karşılıklı olarak yapılan ticarî bir işlem olduğu; 6 ncı maddesinde, sınır ticaretinin ilgili valilerden alınacak sınır ticareti belgesine istinaden yapılacağı; 8 inci maddesinde, vali veya vali yardımcısı başkanlığında oluşturulacak değerlendirme kurulunun ithal taleplerini, il ihtiyaçlarını göz önüne alarak sonuçlandıracağı; 11 inci maddesinde, bu kararda yer alan hususlara ilişkin tebliğler çıkarmaya, talimatlar vermeye, sınır ticareti yoluyla yapılacak ithalat ve ihracatın her aşamasında gerekli görülecek değişiklikleri yapmaya ve önlemler almaya, özel ve zorunlu durumları inceleyip sonuçlandırmaya Dış Ticaret Müsteşarlığının yetkili olduğu; 15 inci maddesi, sınır ticaretinin amacına uygun olarak yürütülmesi ve izlenmesi konusunda ilgili valiliklerin yetkili ve sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır.

Anılan karar çerçevesinde, Suriye'yle sınır ticareti yapmaya yetkili kılınan kapılardan, 1997 yılı itibariyle, Kargamış'tan 53 902 558 kilogram, Nusaybin'den 109 798 118 kilogram, Öncüpınar'dan 6 979 891 kilogram, Akçakale'den 7 841 780 kilogram olmak üzere toplam 178 522 347 kilogram motorin, Gümrük Vergisi, Akaryakıt Tüketim Vergisi, Akaryakıt Fiyat İstikrar Fonundan muaf olarak ithal edilmiştir. Bu kapsamda yapılan motorin ithalatının, illerin ihtiyacı düzeyini çok çok aştığı, kararla, amaçlanan karşılıklılık esasına uyulmadığı ve üçüncü ülke menşeli mazotun, bu kanalla, vergiden muaf olarak yurda sokulduğu, anılan kararda değişiklik yapma yetkisine sahip Dış Ticaret Müsteşarlığına muhtelif yazılarımızla intikal ettirilmiştir.

Konuya ilişkin olarak Başbakanlıktan alınan 26.11.1997 günlü, 27155 sayılı yazıda 27.11.1997 tarihi itibariyle, valiliklerce, petrol ürünleri ithalatı için sınır ticareti belgesi verilmemesi; ikinci olarak, Nusaybin, Kargamış, Öncüpınar ve Akçakale sınır kapılarında bekletilen petrol ürünlerinin ithalatına 2 Aralık 1997 tarihine kadar izin verilmesi uygun görülmüş olup, sınır kapılarında bekleyen araçların plakalarının tespit edilmesi ve başka araçlara izin verilmemesi kaydıyla, bu süre 9 Aralık 1997 tarihine kadar uzatılmış; bilahara, bu süre, son kez, 14.12.1997 tarihi itibariyle 1 gün süreyle tekrar uzatılmış ve anılan süre, kapılardaki yığılmalar nedeniyle, son bir defaya mahsus olmak üzere 31.12.1997 tarihi itibariyle 1 gün daha uzatılmıştır.

Başbakanlığın, 26.11.1997 günlü, 27159 sayılı yazısıyla, ikinci maddeye "Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki sınır kapıları" ifadesi eklenmiş; ancak, 6 Aralık 1997 günlü, 27 893 sayılı yazılarında, ilk yazılarının birinci maddesinin, tebliğ tarihinden itibaren, sadece Suriye'yle sınır ticareti yapılan il valiliklerini kapsadığı belirtilmiştir.

Suriye'yle sınır kapısı bulunan Cilvegözü, Akçakale, Nusaybin, Öncüpınar ve Kargamış gümrük müdürlüklerinden sınır ticareti kapsamında motorin ithalatı yasaklanmıştır.

Ayrıca, konuya ilişkin olarak yapılan işlemlerin ve durumun mahallinde tespiti sonucunda, gümrük kontrolörlüğü tarafından düzenlenen rapor ve eklerinin birer örneği, Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü ile İçişleri Bakanlığına gönderilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, bu arz ettiğim, işin teknik kısmıdır. Sınır ticareti sebebiyle sınır ticaret belgesi alıp, yurt dışına çıkıp motorin getiren arkadaşlarımızın, vatandaşlarımızın, esnafımızın, şoförümüzün, müteaddit defalar, bu uzatmaya rağmen, hâlâ çıkış yaptıkları gözlenmektedir. Bugün, gerek Nusaybin Kapısında gerek Kargamış Kapısında ve diğer kapılarda, Sayın Arıkan'ın ifade ettiği gibi 550 ilâ 600 değil, 2 bine yakın kamyon beklemektedir. Bunların çıkış şekilleri şöyledir: Bunların çoğu "C-2 belgesi" dediğimiz, uluslararası alanda taşımacılık yapabilecek belgeye sahip kuruluşlardır. Bunların çoğu, çıkarken, motorin ticareti yapmayacaklarını, Lâzkiye Limanı ile Şam arasında taşıma yapacaklarını ifade ederek çıkmışlardır; ama, şimdi, motorin yükleyip Türkiye'ye girmek istemektedirler. Suriye Hükümeti, bizim kendi vatandaşlarımıza olan bu hassasiyetimizi çok iyi değerlendirerek -örnek vereyim- Nusaybin'deki bu 500 kamyonumuzun önüne, kendisinin 500 kamyonunu koymakta ve önce, Suriyeli şoförlerin olduğu tankerleri alacaksınız, sonra kendi şoförlerinizin olduğu tankerleri alacaksınız diye şart koşmaktadır.

Konu, günlerdir -Sayın Başbakanın dikkatle takip ettiği gibi, ilgili bakanların takip ettiği gibi- hassasiyetle incelenmektedir ve vardığımız karar şudur: Körfez krizi ciddî bir noktaya gelmektedir. Gerçekten, vatandaşlarımız, orada, illegal örgütlerin de ciddî şekilde rahatsızlığı altındadır.

Ayrıca, Suudi Arabistan'la leasing anlaşması yapılarak, hac ziyareti sırasında oraya giden insanlara hizmet edecek 300 otobüsümüz de, boş olarak, Cilvegözü'nde, Suriye tarafından bekletilmektedir ve "bu kamyonları içeriye alın bir 300 otobüs de biz alalım" denilmektedir. Oradaki 300 otobüsümüze, Körfez krizi sebebiyle -biraz evvel arz ettiğim hassas durum sebebiyle- bugün itibariyle, Başbakanlık, belli bir süre için -iki veya üç günlük bir süre için- geçiş izni verecektir. Yalnız, bundan böyle, C-2 karne sahibi araç sahiplerinin ellerinden, yurtdışına çıkarken, sınır ticareti yapmayacaklarına dair teminat alınacaktır; bundan sonra, bu teminata rağmen mazot ticareti yapmaya kalkarlarsa, hiçbir şekilde, Türkiye sınırlarından içeriye sokulmayacaklardır; bunun haricinde, hiçbir şekilde, bu kapılardan, tanker çıkışına izin verilmeyecektir.

Konu, Hükümetin büyük fedakârlığı sayesinde bir kez daha çözülüyor. Umuyoruz ki, Türkiye, artık, bu sıkıntıyı bir daha yaşamaz.

Bendeki bu bilgileri sizlerle paylaştım.

Arz ederim; hepinize saygılar sunarım. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündemdışı konuşmayı cevaplayan Devlet Bakanı Sayın Rifat Serdaroğlu'na teşekkür ederim.

2. – Muğla Milletvekili Zeki Çakıroğlu’nun, ilköğretim müfettişlerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’ın cevabı

BAŞKAN – Gündemdışı ikinci söz, Muğla Milletvekili Sayın Zeki Çakıroğlu'nun.

Sayın Çakıroğlu, Millî Eğitim mensuplarından ilköğretim müfettişlerinin sorunları hakkında söz istemişlerdir.

Buyurun Sayın Çakıroğlu. (DSP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

ZEKİ ÇAKIROĞLU (Muğla) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye'de, eğitim alanında, devlet tarafından kendilerine en fazla görev ve sorumluluk yüklenen, ne var ki, aldıkları sorumluluğun karşılığını alamayan ve bu yüzden de, yasal konumları gereği mağdur edilen ilköğretim müfettişlerinin sorunlarını dile getirmek için söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, Türk millî eğitim sisteminde teftiş hizmetleri, Bakanlık ve ilköğretim müfettişliği olmak üzere iki ayrı teftiş birimi tarafından yürütülmektedir. 1997-1998 öğretim yılında, Türkiye'de yaklaşık 60 bin ilköğretim kurumu, bu kurumlarda görevli 500 bin öğretmen ve yönetici, öğrenim gören 10 milyon yavrumuz bulunmaktadır.

İlköğretim müfettişleri, yurdun en ücra köşelerine kadar giderek, ilköğretim kurumlarını ve buralarda görevli öğretmenleri denetlemekte ve 10 milyonu aşkın öğrencinin, Atatürk ilke ve devrimlerine, cumhuriyet ülküsü, çağdaş eğitim ve bilim esasları doğrultusunda yetiştirilmelerini sağlamak için çalışmaktadırlar.

İlköğretim müfettişlerimiz, ilköğretimde, emeğin, paranın, zamanın yerinde kullanılmasını da sağlamaktadırlar. Türkiye'deki, resmî ya da özel, kreş, anaokulu, anasınıfı, kurs, dershane, öğrenci yurdu, halk eğitim merkezi ve son olarak eklenen Kur'an kurslarının tümünü denetlemektedirler.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kadar ağır görev ve sorumluluklar yüklenen ilköğretim müfettişlerinin sorunları, bugüne kadar, ne yazık ki, istenilen seviyede çözümlenememiştir. İlköğretim müfettişlerinin, öğrenim, yarışma sınavı ile mesleğe giriş, yetiştirme ve yeterlik sınavıyla asıl müfettiş kadrosuna alınmaları, diğer bütün müfettişlerden farklı değildir. Ancak, bu müfettişlerin, diğer müfettişlerin yer aldığı 657 sayılı Yasaya ekli, ekgösterge cetvelinin, genel idarî hizmetleri sınıfıyla ilgili (g) bölümünde bulunmadıkları görülmektedir. Kaldı ki, bu grupta ilçe belediye müfettişleri bile varken, ilköğretim müfettişlerine yer verilmemesi büyük bir haksızlık teşkil etmektedir; bu haksızlığın, mutlaka giderilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilköğretim müfettişliğinin öneminin kavranılıp, saygınlığını ve denetim gücünü artırıcı -hele, 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimin uygulamaya girmesiyle, bu müfettişlerimizin çalışma alanlarının daha da genişlediği dikkate alınarak- mutlak surette genel idarî hizmetler sınıfına alınması, ülkemizde görev yapan diğer müfettişlerin, asgarî haklarına kavuşturulması konusundaki uygulamanın ve yasal düzenlemenin yapılması gerektiğini belirtir, hepinize saygılar sunar, bütün öğretim camiamıza, öğrencilerimize ve müfettişlerimize de sağlıklı günler dilerim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündemdışı konuşan Muğla Milletvekili Sayın Zeki Çakıroğlu'na teşekkür ediyorum.

Gündemdışı konuşmayı Hükümet adına cevaplamak üzere, Millî Eğitim Bakanı Sayın Uluğbay söz istemişlerdir.

Buyurun Sayın Bakan. (DSP sıralarından alkışlar)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Zeki Çakıroğlu'na, konuyu gündeme getirdiği için hem teşekkür ettiğimi ifade etmek isterim hem de biraz aceleye getirdiği konusundaki değerlendirmemi ifade etmek isterim.

Hepinizin de gayet iyi bildiği üzere, 55 inci Hükümet tarafından hazırlanmış olan öğretmenlerimizin özlük haklarını iyileştirmeye yönelik tasarı Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuş, Millî Eğitim Komisyonunda görüşülmüş, şu anda Plan ve Bütçe Komisyonunun gündeminde ve Plan ve Bütçe Komisyonunun kurduğu bir alt komisyonda çalışmaları sürdürülmüş durumdadır ve tahmin ediyorum önümüzdeki hafta, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülerek bir karara bağlanacak.

Dolayısıyla, yıllardır, öğretmenin içerisine düştüğü sorunları ve eğitim camiasının sorunlarını iktidarda oldukları sürece en ufak bir şekilde ele almaksızın seyirci kalmış olanların, şimdi, bir panik içerisinde, 55 inci Hükümetin, eğitimde hem kaliteyi hem de özlük haklarını iyileştirmeye yönelik çalışmalarını, komisyondaki çalışmaları bitmeksizin Meclis Genel Kurulunun gündemine getirmelerini biraz yadırgadığımı ifade etmek mecburiyetindeyim.

Millî Eğitim Bakanlığı ilköğretim müfettişlerinin durumlarına ilişkin sorun, 55 inci Hükümet kurulduğundan beri gündemimizdedir. Bu konu, tamamen bir denetim konusu olduğu için, konuyu bir bütünlük içerisinde ele almak ve ayrı bir yasa tasarısıyla Meclisin önüne gelmek niyetindeydik. Millî Eğitim Komisyonunda, sadece öğretmenlerin özlük haklarını düzenlediğimiz bir tasarının görüşülmesi sırasında bu konunun gündeme gelmesi üzerine, Bakanlık olarak gereken çalışmaları yaptık ve komisyonun çalışmalarına katkıda bulunmak suretiyle ve şu ana kadar kanundaki statüleri, sadece, il millî eğitim müdürlüklerinin bünyesinde ilköğretim müfettişleri de "bulunabilir" -bulunur da değil- şeklinde yer alan ifadede son derece muğlak olan, hukukî statüleri belli olmayan, özlük hakları belli olmayan, ne olduğu yıllardır tanımlanmamış olan konumlarını hukuken tanımlayan, özlük haklarını iyileştiren; diğer müfettişlerle aynı şekilde üç yıllık müfettiş yardımcılığı statüsünü geçirdikten sonra bu statüyü bir sınavla aştıkları takdirde bir üst derece alabilmeleri -diğer müfettişlerde olduğu gibi- güvencesini sağlayan; onun ötesinde -diğer müfettişlerde olduğu gibi- yangöstergelerini mesleğe girdikleri andan itibaren tanzim eden -ki, bugüne kadar böyle bir şey yoktu- ilköğretim müfettişlerinin özlük haklarını iyileştirmeye yönelik bütün bu düzenlemeler de yine Millî Eğitim Komisyonunda sağlanmıştır.

Bunun yanında, ilköğretim müfettişlerinin meslekiçi eğitimleri ve diğer alanlardaki sorumluluklarını da tanımlayan net ifadeler, muğlaklığı tümüyle ortadan kaldıran hususlar sisteme kazandırılmıştır.

Bunun yanında, bu arkadaşlarımızın diğer konularındaki iyileştirme düzenlemelerine ilişkin çalışmalarımız da devam etmektedir. Dolayısıyla, 55 inci Hükümet, millî eğitimin, sadece 5 yıldan 8 yıla çıkan bir ilköğretim değil, ortaöğretim ve ders programlarının içeriğinden tutun, personelinin özlük haklarına ve bu çerçevede, denetim elemanlarının hukukî statüsünden görev içeriklerine ve bunların da özlük haklarına değin, tüm zenginleştirici fikirlere açık olageldi ve bu konuda ürettiği fikirleri komisyonlarda paylaştı, arkadaşlarımızdan gelen değerlendirmeleri ve eleştirileri değerlendirerek, anında çözümler üretti ve Yüce Meclisin önüne gelmesi için komisyondaki müzakereleri devam eden çalışmalar çerçevesinde, mevcut yasayı daha sağlıklı daha iyiye götürecek şekilde, daima açıkkalplilikle ve yaratıcı ve yapıcı bir üslupla çalışageldik.

O nedenle, aslında, tahmin ediyorum bir hafta on gün sonra -Plan ve Bütçe Komisyonumuzun çalışma sürecine bağlı olarak- o çalışma bittiğinde, eminim ki, 55 inci Hükümetin getirdiği tasarı Türkiye Büyük Millet Meclisinden olgun bir içerikle -biraz evvel söylediğim olgunluklar da sağlanmıştır, eklenmiştir- çıkacak ve eğitim camiamızın yıllardır Yüce Meclisten beklediği, millî eğitime, sadece sözde ve kürsüde bazı cümleler söyleyerek değil, çıkardığı yasalarla da somut katkılarda bulunan bir 20 nci Dönem Meclisi olmak durumunda olacağız ve bu konuda 55 inci Hükümet göreve geldiğinden beri, başta 8 yıllık kesintisiz ilköğretim olmak, arkasından, öğretmenlerin özlük hakları, onun arkasından 155 bin kadro olmak üzere, her türlü yasal hazırlığı yaparak geldi ve bunlarla da 55 inci Hükümetin ve Millî Eğitim Bakanlığının yasal hazırlıkları bitmemiştir. Eğitimin kalitesini her boyutuyla geliştirecek diğer hazırlıkları da devam etmektedir. Bunlardan, kanun gerektirmeyenler, kanun çıkarmadan yapılmaktadır; kanun gerektirenler için de, 55 inci Hükümet, huzurunuza, kanun tasarısı getirecektir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündemdışı konuşmayı cevaplandıran Millî Eğitim Bakanı Sayın Hikmet Uluğbay'a teşekkür ediyorum.

3. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, şekerpancarı üretimine getirilen kotaya ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in cevabı

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, şimdi, son gündemdışı konuşmacıyı kürsüye çağıracağım.

Karaman Milletvekili Sayın Zeki Ünal, şekerpancarı üretim kotasıyla ilgili olarak söz istemişlerdir.

Buyurun Sayın Ünal.

Konuşma süreniz 5 dakikadır. (RP sıralarından alkışlar)

ZEKİ ÜNAL (Karaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şekerpancarı üretimine getirilen kotayla ilgili olarak üreticilerimizin dert ve dileklerini dile getirmek amacıyla gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesiyle, hepinize saygılar sunuyorum.

Bu arada, Sayın Başkana da, söz verdikleri için teşekkür ediyorum.

Bilindiği gibi, şekerpancarı üretimi, yaklaşık 4,5 milyon dekar sahada, 500 bin çiftçi ailesi tarafından yapılmaktadır; yani, 2,5 milyon insanımızı ilgilendirmektedir. Bazı yıllarda, fiyat politikalarında yapılan yanlışlıklar sebebiyle, şekerpancarı üreticisi olan ülkemiz, maalesef, şeker ithal etmek zorunda kalmıştır.

Refahyol Hükümeti döneminde, tarımsal girdilerdeki fiyat artışları dikkate alınarak, kilogramı 4 400 lira olan fiyatın 11 000 liraya çıkarılması; yani, yüzde 150'lik bir artış sağlanması, şekerpancarı üretimini hem cazip hale getirmiş hem de şeker ithalatının önü kesilmiştir; hatta, 60 milyon dolarlık da ihracat yapılmıştır.

Halen, 3'ü özel olmak üzere, toplam 29 şeker fabrikamız vardır. Bu fabrikalar iç tüketimi karşılamakta olduğu gibi, bir miktar da ihracat yapılabilmektedir.

Gerçekten, ülkemiz, şekerpancarı yönünden büyük bir üretim potansiyeline sahiptir; ancak, bu yıl, ilk defa uygulamaya konulan kota sistemiyle, bu potansiyelin önüne set çekilmek istenmektedir. Halbuki, bu yıla kadar, şekerpancarı üretimiyle ilgili olarak çiftçilerle yapılan şekerpancarı yetiştirme sözleşmelerinde ekim alanları esas alınmış, şeker üretim planlaması, ekili alanlarda yapılan tahmin çalışmalarına dayandırılmıştır.

Bu yıl uygulamaya konulan kota sistemiyle "üreticilerin teslim edecekleri pancar miktarı, taahhütlerinden en çok yüzde 25 fazla veya eksik olabilir. Taahhüt edilen pancar miktarının yüzde 25'inin üzerinde satın alınacak pancarlar, ortalama fiyatın yüzde 20 noksanıyla fiyatlandırılacaktır. Taahhütün yüzde 25 altında teslimat yapılması halinde, noksan pancar bedelinin yüzde 20'si oranında bedelden kesinti yapılacaktır" hükmü getirilmektedir.

Hükümet, kendine göre, bu konuda bazı gerekçekler ileri sürmektedir. Bu gerekçelerden bazıları şöyledir: Şeker üretim politikasında içtüketimin yerli üretimle karşılanması hedeflenmiş ve bu hedef yakalanmıştır; hatta, üretim artışı yüzde 40'lara çıkmıştır. İçtalepten fazla üretim şeker stoklarını artırmış; ayrıca, fabrikaların optimalin üzerinde kampanya yapmalarına sebep olmuştur. Bu da, maliyet verim dengesini bozmuştur; iddiaları budur.

Değerli milletvekilleri, şu hale bakınız, şeker üretimi çok diye şikâyet ediyoruz, üretim sınırlanmazsa ekonomik kayba uğrayacağımızı iddia ediyoruz. Doğrudur, bu mantıkla gidilirse, tütün ve çayda olduğu gibi, üretilen fazla şekeri de imha edebiliriz. 1995 ve 1996 yıllarında, toplam 100 milyon dolar ödeyerek ithal ettiğimiz şekerleri unutmayalım.

Mevcut fabrikaların kapasiteleri yetmiyorsa, yeni fabrikalar açılamaz mı?.. Nüfusumuzun giderek arttığı bir dönemde üretimden şikâyet etmek tuhaf değil mi?.. Ayrıca, üretim fazlası, ihraç edilebilir. Dışpiyasada rekabet imkânlarımız yok deniliyorsa, bazı teşvik tedbirleriyle bunu aşmak mümkündür. Bu yolla, ülkemize döviz kazandırabiliriz, dışticaret açığımızın kapanmasında, ödemeler dengesinin kurulmasında önemli bir adım atabiliriz. Sanki, bütün bu yollar tıkanmış gibi, tarım tekniklerinin geliştiği, tarımsal mekanizasyon alanında önemli adımların atıldığı, optimal şartlarda verimin artırılabildiği bir Türkiye'de, üreticilerin daha çok üretmelerini önleyecek tedbirler almak, hatta onları cezalandırmak, çağdaş ve rasyonel bir düşüncenin mahsulü olmasa gerektir.

Ekonominin, sanayi ve ticaretin liberalleştiği bir ortamda, üreticiye "üretimini benim koyduğum sınırlar içerisinde yapacaksın; aksi halde, ödeyeceğim paradan keseceğim" demek, yanlıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Ünal, konuşmanızı tamamlayın efendim.

ZEKİ ÜNAL (Devamla) – Kota sistemi, yalnız teknik açıdan değil, sosyal, ekonomik ve siyasî açıdan da uygun bir model değildir ve totaliter rejimlerin anlayışını çağrıştırmaktadır.

Tarımsal faaliyetten maksat, birim alandan daha çok ürün almak; onun için de, tarımsal girdileri en rantabl ve rasyonel şekilde kullanmaktır. Ülkemizdeki ortalama verim, diğer pancar üreticisi ülkelerden daha düşük olmasına rağmen, böyle bir tedbirin mantığını anlamak mümkün değildir. Hükümetlere düşen görev, çiftçiyi üretimden caydırmak değil; aksine, verimi ve üretimi artırmak için gerekli tedbirleri almaktır ve onları desteklemektir. Umarım ki, Hükümet, bu sakim ve hatalı yoldan döner, kotayı kaldırır ve 500 bin çiftçi ailemizi sevindirir.

Bu duygu ve düşüncelerle, hepinize saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündemdışı konuşan Karaman Milletvekili Sayın Zeki Ünal'a teşekkür ediyorum.

Gündemdışı konuşmayı Hükümet adına cevaplamak üzere, Devlet Bakanı Sayın Rüştü Kâzım Yücelen söz istemişlerdir.

Buyurun Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; gündemdışı söz alan Karaman Milletvekilimiz Sayın Zeki Ünal'ın gündemdışı konuşması üzerine huzurlarınızdayım; sözlerimin başında hepinize saygılarımı sunuyorum.

Zeki Ünal arkadaşımın konuşmasıyla, Karaman'da bir sorun var mıdır diye öncelikle düşündüm. Geçtiğimiz hafta, Karaman Milletvekilimiz Sayın Fikret Ünlü de Karaman'daki pancar üreticilerinin derdi olduğunu Bakanlığımıza iletmişti. Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü de Karaman'a bir heyet göndermiş; Karaman'daki Ziraat Odası Başkanı, belediye başkanları, muhtarlar ve üreticilerle mahallinde bir toplantı yapılmış, ekim alanları gözden geçirilmiştir. Gene, Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü, tüm Türkiye sathında, önümüzdeki hafta içerisinde, ilgili fabrika müdürleriyle, kendi elemanlarıyla ve bu incelemeleri yapan arkadaşlarımızla toplanarak bu kararı verecekler; ama, özellikle, Karaman ile ilgili özel bir çalışmayı da tekrar yaptıracağımı buradan duyurmak istiyorum.

Bu vesileyle, pancar üretimiyle ilgili yeni düzenlemeleri de sizlere arz etmek istiyorum. Şeker üretiminde politakamız, iç tüketimimizin yerli üretimle karşılanması şeklinde belirlenmiştir. Bu politikanın istikrarlı bir şekilde sürdürülmesi ülkenin ekonomik çıkarları açısından elzem görülmektedir. Sanayi Bakanlığı ve Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğümüz, şekerin ana girdisi olan pancarın tedarikini emniyet altına almak amacıyla, üreticileri girdi ve fiyat bazında çeşitli mekanizmalarla desteklemeye çalışmış, desteklerin yeterli olduğu dönemlerde üretim artmış, yetersiz olduğu dönemlerde ise düşmüştür. Bu istikrarsızlık bazı yıllar ihracata, bazı yıllar ise ithalata neden olmuştur. Nitekim, 1991 yılında, Sanayi Bakanlığı yaptığım dönemde, yıllık üretimin ve bir yıl önceden devreden stokun 2,5 milyon tonun üzerine çıktığını gayet iyi hatırlıyorum. Gene, 1992-1994 arasında 1 milyon 453 bin ton ihracat, 1995-1996'da da 750 bin ton ithalatın gerçekleştiğini hepimiz hatırlıyoruz; bütün rakamlar da bunu göstermektedir. Bundan, ülkemiz ekonomisi, üretici ve tüketicilerinin yanı sıra, tabiî ki, şeker fabrikaları da olumsuz yönde etkilenmektedir.

Dünya şeker fiyatları, şekerkamışı nedeniyle, ülkemiz fiyatlarına göre düşüktür. Tarım ve sanayi kesimi ile bu kesimlerle ilgili arz ve talep sahibi sektörlerin ayakta tutulması, ülke ekonomisi açısından büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle, sektör, yüksek vergi oranlarıyla korunmaktadır. İhracat ise, düşük dünya fiyatlarına karşı destek gerektirdiğinden, avantajlı görünmemektedir. Bu bakımdan, dünya şeker fiyatları ve ihracat imkânları dikkate alındığında, şeker üretiminin içtalebe uygun olarak stabilize edilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Zaman zaman ihracatta yaptığımız destekleme de, yine, içpiyasayı olumsuz olarak etkilemiştir. Yine, 1991 yılında, elimizdeki stoku eritmek için, ihraç fiyatının, yurt içinde satılan fiyatın yarısına kadar düştüğünü de hepimiz bilmekteyiz.

Bu maksatla, üreticilerimizle yapılan pancar yetiştirme sözleşmelerinde gerekli düzenlemeler yapılmış ve 1998 yılında da uygulmaya konulmuştur. Böylece, dekar yerine ton bağlantısı yapılmaktadır. Fabrikalarımızın işleme kapasiteleri, üretici talepleri ve son üç yıllık üretim miktarları göz önünde bulundurularak, ortalama fiyattan satın alınacak pancar miktarları; yani, buradaki deyimle kontenjanlar, fabrika, bölge ve çiftçi bazında belirlenmektedir. Söz konusu değişiklik -aşağıda görüldüğü gibi- pancar ekimine herhangi bir kısıtlama getirmemektedir. Yıllar itibariyle arz etmem gerekirse, ekim alanı, 1995 yılında 2 543 877 dekar, 1996 yılında 3 476 496 dekar, 1997 yılında 3 876 630 dekar, 1998 yılında ise 4 200 000 dekar olarak belirlenmiştir. Yani, burada, tonajla kontenjana gidilmesinin, kesinlikle, dekar üretiminde azalmaya gitmediği de ortadadır. Bu izahımdan da anlaşıldığı gibi, 1998 yılı pancar ekim alanı, aynı münavebe sahası olan 1995'e göre yüzde 65, geçen yıla göre ise yüzde 8 oranında artırılmıştır.

Yeni uygulamaya göre, çiftçilerimiz, taahhüt ettikleri pancarın yüzde 25 noksanını veya yüzde 25 fazlasını ortalama fiyattan teslim edeceklerdir. Burada, yüzde 25 bir marj tanınmıştır. Taahhüt edilen pancarın yüzde 25'inin üzerinde teslim edilecek pancarlar, ortalama fiyatın yüzde 20 noksanıyla alınacaktır. Yani, yüzde 25 fazlasında pancar getirdiği zaman, bunu da, tekrar, Şeker Şirketi almak zorundadır. Taahhüdün yüzde 25 altında teslimat yapılması halinde ise "noksan pancar bedelinin yüzde 20'si kadar bir kesinti yapılacaktır" şeklinde bir şartıcezaî konulmuştur. Bu da, liberal ekonominin bir gereğidir.

Bu uygulamayla, iç talep artışına paralel olarak şeker üretilecektir.

Yine, bu uygulamayla, şeker üretiminde istikrar sağlanacak, ihracat veya ithalatın olumsuz etkilerinden, üretici, tüketici ve ülke ekonomisi zarar görmeyecektir.

Yine, bu uygulamayla fabrikalarımız optimal kapasiteyle çalışacaklarından, maliyetler düşük olacaktır.

Bu uygulamayla, pancar üreticisine, düzenli, haklı ve net gelir artışı sağlanacaktır; üretici, ekeceği ürünü tercih yönünden önünü daha rahat görebilecektir.

Yine, bu uygulamayla, pancar ekimindeki istikrar, diğer ürünlerin ekiminde de istikrar sağlayacaktır; üretici, fiyat dalgalanmalarının olumsuz etkilerinden korunacaktır.

Yine, bu uygulamayla, çiftçiler, birim alandan daha fazla ürün alacaklardır; yani, verim artışı sağlanacaktır.

Burada, değerli milletvekilimiz Zeki Ünal Beyin "pancar fiyatını Refahyol döneminde verdik" demesini de biraz yadırgadım. Doğrudur, pancar fiyatı o zaman sözlü olarak söylendi; ama, maalesef, bu açıklanıp, alıma gidilemedi. 55 inci Hükümet, o, dedikodu şeklindeki fiyatı, güvenoyu aldıktan sonra açıklayarak, Türk çiftçisine de bu yönde katkı yapmıştır.

AHMET DERİN (Kütahya) – Hükümetin açıkladığı, dedikodu olur mu!..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (Devamla) – Ben, bu konuşma vesilesiyle, bu fırsatı verdiği için değerli arkadaşımıza teşekkür ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündemdışı konuşmayı cevaplandıran Devlet Bakanı Sayın Rüştü Kâzım Yücelen'e teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, Kültür Bakanı Sayın İstemihan Talay'ın Başkanlığımıza gönderdiği bir notu var. "11 Şubat 1998 akşamı saat 20.00'de, Mersin Devlet Opera ve Balesinin temsiline tüm milletvekillerimizi davet ettim; ama, hatırlatma bakımından, bugün bir duyuru yapabilir misiniz" diyor, Sayın Kültür Bakanı. Tabiî, böyle bir duyuru yapma imkânım yok; ama, bir sanat etkinliğine milletvekillerimizi davet ettiği için, kendisine teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutuyorum:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – Kırgızistan Temsilciler Meclisi Başkanının beraberinde bir parlamento heyetiyle Türkiye’ye davet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1294)

10 Şubat 1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 2.2.1998 tarih ve 68 sayılı Kararıyla, Kırgızistan Temsilciler Meclisi Başkanı Sayın Abdıgani Erkebayev ve beraberindeki parlamento heyetinin 30 Mart - 3 Nisan 1998 tarihleri arasında ülkemizi ziyareti kararlaştırılmıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 7 nci maddesi gereğince Genel Kurulun bilgisine sunulur.

Hikmet Çetin

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım:

IV. – ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. – (10/108) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 353 Sıra Sayılı raporunun gündemdeki yeri, görüşme günü ve çalışma süresine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

No: 98 Tarihi: 11.2.1998

11.2.1998 tarihli Gelen Kâğıtlarda yayımlanan ve aynı tarihte dağıtılan, polis tarafından dinlenen telefonlarla ilgili iddialar konusundaki (10/108) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 353 sıra sayılı raporunun, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmında yer almasının ve görüşmelerinin, 17.2.1998 Salı günkü birleşimde yapılmasının ve görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasının Genel Kurulun onayına sunulması, Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.

Hikmet Çetin

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

Salih Kapusuz Uğur Aksöz

RP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili

Turhan Güven Ali Ilıksoy

DYP Grubu Başkanvekili DSP Grubu Başkanvekili

Oya Araslı Mustafa Zeydan

CHP Grubu Başkanvekili DTP Grubu Temsilcisi

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Refah Partisi Grubu Başkanlığının, İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım:

B) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1. – 22.4.1983 Tarih ve 2820 Sayılı Siyasî Partiler Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin Anayasa Komisyonundaki görüşmelerine 48 saat geçmeden başlanmasına ilişkin RP Grubu önerisi

11.2.1998

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 11.2.1998 Çarşamba günü (bugün) yapılan toplantısında siyasî parti grupları arasında oybirliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

Salih Kapusuz

Grup Başkanvekili

Öneri:

22.4.1983 Tarih ve 2820 Sayılı Siyasî Partiler Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin, Başkanlıkça havale edildiği Anayasa Komisyonundaki görüşmelerine 48 saat geçmeden başlanması, Komisyona tavsiye edilmiştir.

BAŞKAN – Öneri üzerinde söz isteyen var mı efendim? Yok.

Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmemiştir. (RP sıralarından gürültüler)

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, İçtüzüğe göre, yapılan oylamanın tekrarını istiyoruz efendim.

BAŞKAN – Oylama konusunda tereddütümüz yok efendim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Bizim tereddütümüz var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, bakanların vekâleten oy kullandıklarını da hesaba alıyorum; Kâtip Üye arkadaşlarımızın verdikleri sonuçları da değerlendiriyorum; herhangi bir tereddütümüz yok. (RP sıralarından gürültüler)

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz efendim...

BAŞKAN – Buyurun.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, siz de oylamayı tespit ederken tereddüt geçirdiniz, "ön tarafa gelen arkadaşlar arkaya gitsin" dediniz. Daha sonra, aynı şekilde, arkadaşlarımızda da tereddüt oldu. İçtüzüğe göre, yeterli sayıda arkadaş ayaktayız; oylamanın yenilenmesini istiyoruz efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kapusuz.

Ben, arkadaşlarımı uyardım; mümkün olduğu kadar sayılmış sıralara tekrar girmesinler diye arkaya geçmelerini istedim. Üç arkadaşımız buraya geldi, onları da dikkate aldım. Onun için, herhangi bir tereddütümüz yok; teşekkür ederim. (RP sıralarından gürültüler)

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkanım, müsaade eder misiniz...

BAŞKAN – Arkaya geçen arkadaşlarınızı da saydım.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Yanlış bir şey yapıyorsunuz; 141 inci maddeyi lütfen bir defa daha okuyunuz!

BAŞKAN – Divanda herhangi bir tereddüt yok efendim. (RP sıralarından gürültüler)

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, Genel Kurul burada; yanlış yapmayın; hiç lüzum yok; oylamanın tekrarı kolay bir iştir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim sayın arkadaşlarım.

Sayın milletvekilleri... (RP sıralarından gürültüler)

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Yanlış iş yapıyorsunuz!

BAŞKAN – Efendim, saydık; tereddütümüz yok; her seferinde bu yapılmaz! Müsaade edin! Başkanlık Divanına da siz güveneceksiniz.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – 141 inci maddenin son fıkrasını lütfen bir defa daha okuyun.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, 141'in son fıkrasını okur musunuz!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, siz oradan hareket edecekseniz, Başkanlık Divanına itirazınızı yapın. Bizim tereddütümüz yok efendim. Teşekkür ederim. (RP sıralarından gürültüler)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Devam edelim Sayın Başkan.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Şayet bu oylamayı yenilemiyorsanız, tutumunuz hakkında söz istiyorum.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Sayın Başkan, bakın, siz, şu tavrınızı, ısrarla, her zaman sürdürüyor, Refah Partisiyle ilgili bir konu gündeme geldiği zaman, önyargılı hareket ediyorsunuz. Bu önyargınızı, lütfen, hiç olmazsa burada yapmayın. Bu oylamanın tekrar edilmesinin bir zararı olmaz. Madde çok açık "ikiye bölünerek yapılır" diyor. Çok açık efendim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Tutumunuz hakkında söz istiyorum!..

BAŞKAN – Efendim, bizim bu konuda tereddütümüz yok. Bunu ifade ettim. Aslında sizin de tereddütünüz yok; ama, önyargıyla itiraz ediyorsunuz. Sayın Karamollaoğlu, müsaade buyurun, bu Mecliste yüzlerce oylama yaptık; her oylama için sorun çıkarmaya gerek yok efendim.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – 141 inci maddede, sizin takdirinize müsaade edilmemiş. Lütfen, o maddeyi bir okuyun.

BAŞKAN – Teşekkür ederim efendim...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, tutumunuz hakkında söz istiyorum!

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul salonunun yenilenmesiyle ilgili olarak ileri sürülen (RP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarını araştırmak amacıyla kurulan (10/230, 231, 232, 233) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu (RP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar) başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimini yapamamıştır. (RP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

ABDULKADİR ÖNCEL (Şanlıurfa) – Oturum, böyle yönetilmez!..

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, tutumunuz hakkında söz istiyorum!..

BAŞKAN – Bu komisyon üyelerinin (RP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar) 12.2.1998 Perşembe günü saat 14.00'te (RP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar) Ana Bina, Birinci Bodrum, Genel Evrak karşısındaki 475 No'lu Meclis araştırması komisyonları salonunda toplanarak (RP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar) başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimini yapmalarını rica ediyorum. (RP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, böyle bir şey yapamazsınız!..

BAŞKAN – Komisyonun toplantı yer ve saati ayrıca ilan tahtalarına da asılmıştır. (RP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

Değerli arkadaşlar, gündemin "Sözlü Sorular" kısmına geçiyoruz. (RP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, tutumunuz hakkında söz istiyorum!..

BAŞKAN – Meclis Genel Kurulunu çalıştırmamak doğrultusundaki bu çabalarınızı kınıyorum!.. (RP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Biz de sizi kınıyoruz!..

KÂZIM ARSLAN (Yozgat) – Bunu, her zaman yapıyorsun!

BAŞKAN – Gürültü yapan arkadaşlarımı dışarıya atarım! (RP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar ve "Yuh" sesleri; ANAP, DSP, DTP ve CHP sıralarından alkışlar) Gürültü yapan arkadaşlarımı çıkarırım!

(Refah Partili milletvekillerinin kürsü önünde toplanmaları)

ÖMER FARUK EKİNCİ (Ankara) – Ayıp!.. Ayıp!..

BAŞKAN – İdare Amiri arkadaşlarımı göreve davet ediyorum!..

(Yozgat Milletvekili Kâzım Arslan Başkanlık Divanı kürsüsüne çıktı)

KÂZIM ARSLAN (Yozgat) – Bunu, her zaman yapıyorsun!..

BAŞKAN – Eğer buradan ayrılmazsanız birleşime ara vereceğim!..(RP sıralarından "Yuh" sesleri, sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN – Birleşime 10 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.00

 

 

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 16.10

BAŞKAN : Başkanvekili Hasan KORKMAZCAN

KÂTİP ÜYELER : Mehmet KORKMAZ (Kütahya), Mustafa BAŞ (İstanbul)

 

 

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 53 üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

V. – USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1. – RP Grubu önerisinin yapılan oylamasının beliren tereddütler sebebiyle tekrar edilmesi talebini yerine getirmediği gerekçesiyle Başkanın tutumu hakkında

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, Birinci Oturumda, bildiğiniz gibi, gündemin "Sözlü Sorular" kısmına geçmiştik.

Şimdi, İkinci Oturumu açtığım sırada, Refah Partisi Grup Başkanvekili Sayın Salih Kapusuz'un bir önergesi Başkanlığa ulaştı. Başkanın tutumuyla ilgili olarak, Refah Partisi Grup Başkanvekili Sayın Salih Kapusuz söz talep etmektedir. Kendisine, İçtüzüğün 63 üncü maddesi gereğince söz veriyorum.

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Teşekkür ederiz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kapusuz. (RP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabiî, biz, Refah Partisi olarak, Parlamentonun layık olduğu noktada olması, demokrasinin gerçek anlamıyla ülkemizde tatbik edilmesi doğrultusunda, Parlamentodaki çalışmalara ağırlıklı olarak destek olacağımızı, demokrasi, insan hakları ve özellikle özgürlüklerin tatbikatında yapılacak çalışmaların, bir iktidar-muhalefet çalışması olarak değil, bir Parlamento çalışması olarak her türlü destekle yürütülmesinden yana olduğumuzu, Genel Başkanımızın öncülüğünde gruplarımıza yapmış olduğumuz ziyaretlerde, daha sonra grup başkanvekilleriyle ve değişik konularda siyasî parti yetkilileriyle yapmış olduğumuz her görüşmemizde de sürekli tekrar ettik.

Bu doğrultuda, tam 1995 anayasa değişikliğinden günümüze kadar, o değişikliğin devamı mahiyetinde olan uyum yasaları, uyum komisyonu marifetiyle Parlamentoya sürekli sevk edildi; zannedersem 16-17 tane uyum kanunu bu Parlamentodan çıktı; en son, çıkmasına ihtiyaç duyduğumuz Siyasî Partiler Kanunu değişikliğinin de Parlamento tarafından sonuçlandırılması için, biz, Refah Partisi olarak ilave bir teklif gündeme getirdik. Bu, gündeme getirdiğimiz husus, yine hem sizler tarafından... Belki bu çalışmaları milletvekili arkadaşlarım takip etme imkânına sahip olmadıkları için bilmiyor olabilirler; biz, on gün önce, yazılı hale getirdiğimiz metni, bütün siyasî partilerimize, medya kurum ve kuruluşlarına dağıttık. Bu süre içerisinde hazırlıklar tamamlansın, tamamlanan hazırlıklar doğrultusunda, siyasî partilerimiz buna katkı sağlasın dedik; dün, Türkiye Büyük Millet Meclisine, teklifimizi arz ettik. Tabiî, bu arada, bunun biraz da hızla çıkarılması gereğinden hareketle, bir Danışma Kurulu toplantısı talep ettik; bu Danışma Kurulu toplantısı talebimize siyasî partilerimiz birtakım gerekçelerle katılmadılar.

Biz, Refah Partisi Grubu olarak, bir öneri getirdik. Önerimiz burada okundu. Biz, Genel Kurulun bugünkü yoğun olan gündemini de bildiğimiz için, önemli birtakım kanunlara da destek vereceğimizi arkaşlarımıza söyleyip geçen hafta istemiş olduğumuz Danışma Kurulu toplantısı marifetiyle de birkısım kanunların önplana çekilmesini istedik ve bir mutabakat sağladık. Böyle yoğun bir gündemin görüşüleceği günde, sadece ve sadece, bir kanun teklifini, gündemine hâkim olan Anayasa Komisyonu 48 saat beklemeden gündemine alsın diye bir öneride bulunduk. Maalesef ama maalesef, Sayın Başkanımız -hiç gerek olmadığına inandığımız, bu kadar zaman kaybetmeye de sebep olan- bu önerimizle ilgili bir oylamanın tekrar edilmesine müsaade etmedi. Burada, binlerce defa diyebileceğimiz, yapılan oylama uygulamalarında, teamüle yerleşmiş olan bir sistemimiz var. Şayet, siyasî partilerin böyle bir talebi veyahut da işaret oyuyla Genel Kurulda yapılması gerekli olan bir oylama karşısında, Divan kendi arasında mutabakat sağlarsa durum farklı, sağlamazsa durum farklı; ama, her halükârda, Genel Kurulun, mutlaka ama mutlaka, oylamalarla ilgili kanaat ve düşüncelerini itiraz yoluyla orta yere koyması da mümkün ve bugüne kadar da böyle oldu. Biraz önceki oylamada, Başkanlık Divanı olarak, Sayın Başkan ve Kâtip Üyeler mutabakat sağlamadılar; biz, bunu biliyoruz. Mutabakat sağlamadıkları için, farklı uygulama olarak Sayın Başkan, en azından bizim itirazımıza mahal olmaksızın, lütfedip tekraren bir oylama yapabilirlerdi. Şayet bu oylamada ihtilafa düşerlerse, yapacakları şey bellidir; ne yapmaları gerektiği hususunda İçtüzüğün 141 inci maddesi açıktır. Maddeyi sizlere okumak istiyorum:

"İşaret oyuna başvurulması gereken hallerde Başkan oylama yapılacağını bildirerek önce oya sunulan hususu kabul edenlerin, sonra kabul etmeyenlerin el kaldırmasını ister.

Kâtip Üyeler, kendi oylarını Genel Kuruldaki oyların sayımı bittikten sonra Başkana bildirirler.

Oylama sonucu, Başkan tarafından Genel Kurula kabul edilmiştir veya kabul edilmemiştir denmek suretiyle ilân olunur.

İşaretle oylama sırasında oya sunulan hususun lehinde ve aleyhinde el kaldıranları, Başkan ile Kâtip Üyeler beraberce sayarak tespit ederler. Aralarında anlaşamadıkları veya oyları tespit edemedikleri hallerde, Başkan, oylamanın ayağa kalkmak suretiyle tekrarlanacağını bildirir.

Ayağa kalkmak suretiyle -ki, ayağa kalkmak suretiyle bir tekrar olmamıştır- oylamaya başvurulmasından hemen sonra bir arada ayağa kalkan beş milletvekili sonucun açıkça anlaşılmadığı gerekçesiyle oylamanın tekrarlanmasını isterlerse, oylama salonda ikiye bölünmek suretiyle yeniden yapılır." "Yapılabilir" demiyor "yeniden yapılır" diyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar, ellerinizi vicdanınıza koyun; bu oylamada, elbette, arkadaşlarımız Genel Kurula yeni iştirak ettikleri için, hem kabul edenler hem de kabul etmeyenler tarafından sürekli içeriye girmeler oldu; sayım hatası olabileceği doğaldır. Sonucun kabul veyahut ret şeklinde olmasından önemli olan Sayın Başkanın tutumu ve İçtüzüğe uygun hareket edilip edilmemesi olayıdır. Bizim, önplana çıkarmak istediğimiz husus, diyoruz ki, bu Parlamentoda bulunan yedi, sekiz, on -beşten fazla- milletvekili ayağa kalktık "Sayın Başkan -başından beri, oylamada usul yönünden hata yapılabileceğinden hareketle, suçlamadan- lütfen, bu oylamayı tekrar edin" dedik. Ama, Sayın Başkanın, maalesef ama maalesef, üzülerek söylüyorum, keşke bunu burada tekrar etmeseydim, bütün oturumlarında, maalesef, böyle hiç denebilecek kısa bir tekrar süresi için bile tahammül gösteremeyip, tarafgir davranarak, sadece bağlı ve kendisini bağımlı olarak gördüğü partisi karşısındaki tutumundan dolayı bu Parlamentoda bu sıkıntı yaşanıyor. Bakın, burayı yöneten arkadaşlarımız marifetiyle, uygun olarak çalışmalarından dolayı, yönetimde bulunan arkadaşlarımıza Genel Başkanımız teşekkür etmiştir. Hatırlarsınız, 8 yıllık eğitimle ilgili gece gündüz bu Parlamento çalıştı. O çalışmada, biz, 8 yılın kesintisiz uygulanması hatalarında direndik, görüşümüzü orta yere koyduk; ama, onun bitiminde, Sayın Genel Başkanımız Grubumuza teşekkür ederken, aynı şekilde, Sayın Uluç Gürkan'a da, aralıksız yönetmiş olduğu bu idaredeki tarafsızlığından dolayı teşekkür etmiştir. Bizim için aslolan şey, hukuka, yasalara uygun hareket etmektir.

Değerli arkadaşlar, şu halde, İçtüzük bu kadar açıkken, sizlerden istirhamımız, Sayın Başkanımız da buna anlayış göstersinler, lütfen, bu İçtüzüğe uygun olarak, şu oylamayı yenileyelim; kabul de edilebilir, ret de edilebilir; mühim olan kabul edilmesi veyahut reddedilmesi değildir; mühim olan, Parlamentonun yapması gerekli olan, uyması gerekli olan, İçtüzüğe göre hareket etmektir. Aksi takdirde, bundan sonra çalışmalarımız devam edecek; çok faydalı kanunların belki buradan çıkması gerekiyor, bekleyen çevrelerimiz var, polislerimiz başta olmak üzere. Sayın Başbakan, yurtdışına gidecek, kendileri talep ettiler. Grupları marifetiyle, yurtdışına uluslararası sözleşmeleri çıkarmış olarak gitmek istediler; peki dedik; perşembe günü gidecekleri için, onu da kabul ettik. Biz, burada, Parlamento çalışsın, Parlamentoda, bütün milletimizi memnun edecek, bütün kesimlerimizi memnun edecek çalışmaları yürütelim ve milletimizin, Parlamentoya olan, güvenilir Parlamentoya olan güvenlerini tekrar etmek gibi bir ihtiyacın olduğunu her zeminde vurguladığımız gibi, bir kez daha orta yere koyalım. Onun için, Sayın Başkanım ısrarından vazgeçsinler; lütfen, bu oylamayı -şöyle veyahut da böyle bir gerekçeye sığınmaksızın- tekrar edelim; kabul edilirse de saygıdeğer, kabul edilmezse de saygıdeğerdir. Bizim için mühim olan, kurallar ve kaidelerdir; Türkiye'de Refah Partisi olarak, başından beri ve günümüzde hep önplana çıkarmış olduğumuz husus. Sonra, istediğimiz şey ne, neyi çıkarmak istiyoruz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Konuşmanızı tamamlayın Sayın Kapusuz.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

Uyum yasalarında yer alıp da çıkmayan sadece Siyasî Partiler Kanunu değişikliği kaldı. Bu kanun, her ne kadar uyum yasası olarak Anayasa Komisyonunda bekliyorsa da, biz grup olarak, bir de teklif takdim ediyoruz; istenirse, birleştirilerek de yürütülebilir ki, zaten Komisyon, gündemine hâkimdir. Onun için, lütfen... Bir teklifin, ki, ciddî bir teklifin, sadece Refah Partisinin meselesi değil, sadece bu Parlamentonun meselesi değil, Türkiye'nin meselesi olan bir hususun, Parlamentoda karara bağlanması için verilen bir teklifin, 48 saat beklemeden bir komisyonda görüşülmesi, acaba, bu Genel Kurulun bu kadar çok zamanını almaya değer miydi; bize göre değmezdi. Yapılacak şey, elbette, hürriyetten yana olmak, yasakçılıktan yana olmamaktır; birtakım parti çıkarlarının veyahut da particilik mantığının üzerinde meselelere yaklaşmaya yönelmek, bu Parlamentoya yakışan bir tavır olur.

İstirhamımız, bu oylama yenilensin. Sayın Komisyona, bunu 48 saat beklemeden görüşmesi için Parlamentonun bir tavsiyesini -uyar veyahut da uymaz- bu Parlamentodan vermek, diğer siyasî parti gruplarımız açısından da zor ve yanlış olacak bir husus değildir. Huzurlarınızda bunun tekrar edilmesini ve sizlerin de buna katkı sağlamasını temenni ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.

Sayın Başkan, teşekkür ediyorum. (RP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Tutumum hakkında konuşan Sayın Salih Kapusuz'a teşekkür ediyorum.

Yine, tutumumla ilgili olarak Sayın Temel Karamollaoğlu da söz istemişlerdir; kendisine söz veriyorum.

Buyurun Sayın Karamollaoğlu. (RP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekili arkadaşlarım; ülkemiz birtakım sıkıntılı dönemlerden geçiyor. Ülkemizde demokrasinin sağlıklı işlemediği konusunda büyük tereddütler var. Ülkemiz, yurt dışında -Avrupa Birliğine müracaat ettiğimiz zaman bile- bu konuyla ilgili olarak devamlı itham altında tutuluyor.

Parlamentomuzda, iki sene önce bir komisyon kurulmuş. Bu komisyon münasebetiyle daha demokratik, insan haklarına daha saygılı, hukuku üstün tutan bir sistem oluşturulmaya çalışılıyor; Anayasamızda ve yasalarımızda birtakım yanlış anlamalar varsa, bunlar giderilmeye çalışılıyor; genel olarak, evrensel olarak kabul edilen prensiplerin tereddütsüz bir tarzda ülkemizde tatbikine, bütün partilerin ittifakıyla, gayret gösteriliyor. Şu anda da, biz, bu konuyla ilgili olarak bir kanun teklifini, Büyük Millet Meclisine -sadece Refah Partisi olarak değil, Doğru Yol Partisinden, bağımsızlardan, Büyük Birlik Partisinden ve diğer partilerden arkadaşlarımızın da iştirakiyle- takdim etmiş bulunuyoruz. Danışma Kurulu talep edildi "bunlar, 48 saat geçmeden, Büyük Millet Meclisi ilgili komisyonlarında görüşülsün" diye; mutabakat sağlanamadı, bunun üzerine de, konu, Sayın Meclisin takdirine arz edildi; bir oylama yapıldı. Elbette, biz, Sayın Meclisin kararına saygılıyız; ister lehte, isterse aleyhte olsun; ancak, böyle bir oylamada, o anda içeriye giren, çıkan, sonradan gelen arkadaşlarımızın da meydana getirdiği bir tereddüt doğdu, sadece bir tereddüt ve bu tereddüt neticesinde, arkadaşlarımız ve biz, bu sayımın, oylamanın yenilenmesi talebinde bulunduk; fakat, üzülerek ifade ediyorum, bu ilk defa meydana gelmiyor; bakın, bizim dört Meclis Başkanvekilimiz var, bu Meclisi bu dört Meclis Başkanvekilimiz yönetiyor; ancak, ne zaman Refah Partisinin gündeme getirdiği bir konu, bir oylama, bir tavır olursa, Sayın Meclis Başkanvekilimiz, mutlaka, tarafsız bir başkan olarak değil, burayı yönetirken, sanki Meclisi yönetiyor gibi değil...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Öyle bir şey yok Temel Bey.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) – ...kendi partisinin prensip ve kurallarını burada uygulamak ister gibi bir tavır sergiliyor.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Ayıp, ayıp!.. Sana yakışmıyor.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) – İlk defa olmuyor.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Öyle bir şey yok.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) – Efendim, bakın, ilk defa olmuyor... (ANAP sıralarından gürültüler)

Muhterem arkadaşlarım, bazı arkadaşlarımız benimle aynı fikirde olmayabilir.

ABBAS İNCEAYAN (Bolu) – Ayıp... Size yakışmıyor!

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) – Biraz önce Sayın Kapusuz net bir tarzda ifade etti...

ABBAS İNCEAYAN (Bolu) – Neyi ifade etti?

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) – Biz 8 yıllık kesintisiz eğitimin karşısında idik...

ABBAS İNCEAYAN (Bolu) – Evet...

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) – Burada, sizlerle beraber 24 saat çalıştık ve biz karşı tavır koyduk.

ABBAS İNCEAYAN (Bolu) – Evet...

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) – Sayın Uluç Gürkan, şu koltuktan kalkmadan 23 saat oturdu; ama, en ufacık bir ihtilaf meydana gelmedi. Siz düşünebiliyor musunuz; eğer, o oturumu, bugün Meclisi yöneten Sayın Başkanvekili yönetmiş olsaydı, emin olun 48 saatte o kanun çıkmazdı... (ANAP sıralarından gürültüler)

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Hayır, hayır...

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) – Efendim, müsaade edin... Ben, Sayın Başkanın tutumu hakkında konuşuyorum.

BAŞKAN – Bir saniye bana kulak verir misiniz Sayın Karamollaoğlu.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) – Dinliyorum efendim.

BAŞKAN – Siz, benim biraz önce uyguladığım İçtüzük uygulamasıyla ilgili tutumum hakkında söz istediniz...

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) – Evet.

BAŞKAN – Hasan Korkmazcan'ın kişiliğini tartışma hakkını vermez bu. Ona göre konuşun efendim.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) – Efendim, müsaade edin, ben de, elbette, sizin tutumunuzu izah ederken, bundan önce yapmış olduğunuz haksızlıkları da gündeme getireyim "ilk defa olmuyor" diyeyim.

BAŞKAN – Efendim, hangi haksızlıksa, onu söyleyin; o haksızlık...

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) – Siz, efendim... Bakın, Meclis zabıtları...

BAŞKAN – Müsaade buyurun, Karamollaoğlu, müsaade buyurun.

Hangi haksızlığı yaptığımı, açıkça, misal olarak söyleyebilirsiniz.

İkincisi: O haksızlığa uğradığınız zaman, bu Parlamento çatısı altındaki bir grup olarak yasal haklarınızdan hangilerini kullandınız benimle ilgili, söyler misiniz?

KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Niçin Uluç Bey hakkında söylemiyor?..

BAŞKAN – Sadece, belki teşekkürünüzden mahrum kalmış olabilirim...

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) – Tabiî...

BAŞKAN – Ama, bugüne kadar hangi tutumum hakkında, hangi işleme başvurdunuz da, bu geçmiş şeyleri karıştırma hakkını kendinizde buluyorsunuz?

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) – Sayın Başkan, sizde konuşarak zamanımı alıyorsunuz; bir defa, onu da hemen izah edeyim.

BAŞKAN – Buyurun efendim; ama, sadet içinde... Lütfen...

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) – Tabiî...

BAŞKAN – Usule uygun konuşalım; çünkü, size, usulle ilgili olarak söz verdim.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) – Efendim, sadet içinde konuşuyorum ve doğrudan doğruya, konuyla ilgili olarak, sizin tutumunuzun doğru olmadığını ifade ediyorum.

Madde çok açık. Maddede, oylama neticesi başkanın takdirine bırakılmıştır denilmiyor; oylamanın arkasından 5 kişi ayağa kalkar ve oylamanın anlaşılmadığını iddia ederse, oylama yenilenir deniliyor. Bu oylamanın yenilenmesi, Meclise, sadece 5 dakika, hadi bilemedik, 10 dakika zaman kaybettirirdi. Kime ne zararı olurdu; hiçbir zararı olmazdı. Buralarda, siz, bize konuşma zamanı tanıyorsunuz. 10 dakika konuşurken, bazen 1 dakika, bazen 2 dakika, hatta bazen yerine göre 3-4 dakika mühlet veriyorsunuz. Neden veriyorsunuz; çünkü, buradaki konuşmacı, kendi fikrini, bütünlük içinde, tam olarak dile getirebilsin, kendisi rahat olsun, burada fikirler kısıtlanmasın diye... Ee, ne olurdu, burada yapılan bir oylama İçtüzüğün ilgili maddesine göre -açık bir şekilde tekrarlanır derken- tekrarlanmış olsaydı?! Bakın, ben -bunu söylerken, şu anda, hangi gün, hangi konu üzerinde olduğunu çok açıkça hatırlayabilmiş değilim; ama, size onları takdim ederim- daha önce, sizin bu konularda tarafgir, yanlı davrandığınızı defalarca buradan ifade ettim. Arkadaşlar, bunu, sadece benim değil, diğer grup başkanvekillerimizin ifadeleriyle de biliyorlar. Neden başkalarına itiraz olmuyor da, sadece siz Meclisi yönetirken bu problemler çıkıyor?

Sayın Başkanım, sayın milletvekili arkadaşlarım; istirham ediyorum. Basit bir konu; ancak, bu konu, mühim de bir konu. Siz, bizimle aynı kanaatte olmayabilirsiniz; fakat, bu fikirlerin, bu düşüncelerin, çok açık bir tarzda Meclis tarafından oylanmasında zaruret var.

Bakın, burada, yine 139 uncu maddede de "İşaretle oylama, üyelerin el kaldırması; tereddüt halinde ayağa kalkmaları; beş üyenin ayağa kalkarak teklif etmesi halinde de salonda olumlu ve olumsuz oy verenlerin ikiye bölünerek sayılmaları suretiyle yapılır" diyor, Başkan takdir eder demiyor. Bakın, "beş üyenin ayağa kalkarak..." Çok açık. Bu kadar açık, net bir hükmü, eğer, siz, bu Meclisi yöneten Başkan olarak ihlal ederseniz, elbette size karşı itimadımız kalmaz.

Burada, bizim, Sayın Korkmazcan'a karşı özel bir husumetimiz yok; kendisini şahıs olarak severiz, dışarıda dostluğumuz da devam eder; ama, bu Meclis oturumları yönetilirken, eğer burada haksızlıklar yapılırsa, eğer İçtüzük çiğnenirse, eğer insanlara söz hakkı verilmezse, eğer bir konuda tereddüt var da o giderilmezse, elbette bunu da burada dile getirmek mecburiyetindeyiz.

Muhterem milletvekilleri, muhterem arkadaşlarım; konu, kanaatimize göre açıklık kazanmıştır. Biz bir talepte bulunduk. Bu talebin yerine getirilmesinden dolayı Meclisin üzerine hiçbir gölge düşmez; tam tersine, bu Mecliste tereddüt olduğu zaman oylamalar yeniden yapılabiliyor, İçtüzük uygulanıyor denilir ve zatıâliniz de, bugüne kadar tutumunuz hakkında farklı bir düşüncemiz varsa, bunu da tavzih etme fırsatını bize tanımış olursunuz.

Gelin, bu oylamanın yeniden yapılmasını, sizin de kararınız ve milletvekili arkadaşlarımızın da tasvibiyle, sağlayalım. Bundan, sadece ülkemiz kazanır, Meclisimiz kazanır ve biz, itibarımızı daha üst noktaya taşımış oluruz.

YAVUZ KÖYMEN (Giresun) – Tereddüt var...

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) – Bu sözlerle...

Bu kadar sabırsızlık göstermenize ben hayret ediyorum; bu kadar sabırsızlığa gerek yok muhterem arkadaşım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Karamollaoğlu, konuşmanızı tamamlayın efendim.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) – Toparlıyorum.

Bu kadar sabırsızlığa hiç gerek yok. İçinde bulunduğumuz şartlarda, bazen biz bu konuları dile getiririz, bazen de sizler dile getirirsiniz. Çözümlerde birbirimizle ittifak etmeyebiliriz; ama, birtakım temel prensiplerde anlaşmak mecburiyetindeyiz. Bunun temelinde de adalet yatar. Bu adaleti, İçtüzüğe, kanunlara, Anayasanın ruhuna uygun tavırlarla sağlarız.

Ben, bu konunun tekrar tezekkür edileceğini ve oylamanın yeniden yapılacağını ümit ediyor, bütün arkadaşlarıma saygılar sunuyorum, hayırlı günler diliyorum efendim. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Başkanlığın tutumu aleyhinde konuşan Sayın Temel Karamollaoğlu'na teşekkür ediyorum.

UĞUR AKSÖZ (Adana) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Uğur Aksöz, söz mü istiyorsunuz efendim?

UĞUR AKSÖZ (Adana) – Evet.

BAŞKAN – Başkanlığın tutumuyla ilgili, Sayın Uğur Aksöz de söz istiyorlar.

Buyurun Sayın Aksöz. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

A. TURAN BİLGE (Konya) – Yasin'den bahset, Yasin'den...

UĞUR AKSÖZ (Adana) – Değerli arkadaşlar, konu, bir oylamanın tekrarlanması talebinden ibaret olduğuna göre, tamamen o sınırlar içerisinde kalacağım.

İçtüzükten, madde 141'i okuyorum -hiç fazla lafa lüzum yok, sinirlenmeye lüzum yok- bakın ne deniliyor: "Başkan ile Kâtip Üyeler beraberce sayarak tespit ederler. Aralarında anlaşamadıkları takdirde..." Anlaşamama var mı? İki Kâtip Üye ve Başkan anlaştılar ki -Refah Partili Sayın Baş da orada "evet" dedi ki- Sayın Başkan sonucu ilan etti. Demek ki, anlaşamama yok.

"Oylar tespit edilemezse" deniliyor; tespit edildi, işte sayım yapıldı; böyle bir olay da yok.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – İlan da edildi.

UĞUR AKSÖZ (Devamla) – Bakın, bu haller varsa, bu iki hal varsa, yani anlaşamama veya tespit edememe varsa "Başkan, oylamanın ayağa kalmak suretiyle tekrarlanacağını bildirir" deniliyor. Şimdi, burada, çok ince, hukukî bir nüans var; hukukçular bilir bunu. Bakın "Ayağa kalkmak suretiyle oylamaya başvurulmasından hemen sonra bir arada ayağa kalkan beş milletvekili ... tekrarlanmasını ister" deniliyor. Demek ki, tekrar istemenin önşartı, olmazsa olmaz şartı, birinci şartı, ayağa kalkarak saymaktır. Deminki olayımızda ayağa kalkarak sayma var mıydı ki tekrar istiyorsunuz?!

İSMAİL KAHRAMAN (İstanbul) – 139'a bak, 139'a...

UĞUR AKSÖZ (Devamla) – Arkadaşlar, işaretle oylamada, sonuç ilan edildikten sonra, tekrarlanma istenemez; bu bir. Ayağa kalkılarak sayma yapılmamışsa tekrarlama istenemez; bu iki. Bu, olayın hukukî kısmı.

Şimdi, gelelim, Sayın Refah Partili kardeşlerimin biraz önceki beyanlarına; diyorlar ki: "Bu ne sabırsızlık?!" Peki, kardeşlerim -bakın ne kadar yumuşak soruyorum, hiç kızmıyorum- değerli kardeşlerim, bu telaş niye, sizdeki sabırsızlık niye?! Dün akşam... (RP sıralarından "vay vay" sesleri)

Vay vay diyeceğinize şu kayda bakın: Bu kanun tasarısı, 10 Şubat 1998'de -yani dün- akşam 18.30'da bize veriliyor; bugün geliyorsunuz, aman bunu 48 saat geçmeden görüşelim...

Şimdi, ben, size değil, kamuoyuna soruyorum: Bu sabırsızlık niye?!

Saygılar sunuyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

ASLAN POLAT (Erzurum) – Siz niye sabırsız oldunuz!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Başkanlığın, Birinci Oturumdaki tutumu hakkında, iki sayın milletvekili aleyhte, bir sayın milletvekili de lehte konuştular. Ben, öncelikle, aleyhte konuştukları için değil; ama, konunun dışına çıkmak suretiyle şahsımla ilgili yaptıkları değerlendirmelerden dolayı, arkadaşlarıma, sadece, bu Meclis kürsüsünde bulunduğum süre içerisinde, benim birinci görevimin, Anayasayı ve İçtüzüğü uygulamak olduğu hususunu hatırlatmak istiyorum.

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Biz de aynı şeyi söylüyoruz.

BAŞKAN – Bu, her oturumda, her birleşimde, ayrıca, sizin aranızda oturup da diğer arkadaşlarımın oturumları yönettiği, bir milletvekili olarak sıralar arasında bulunduğum zaman da, benim birinci derecede öncelik verdiğim bir konudur. Otuz yıldan beri Türkiye Büyük Millet Meclisinin tutanaklarına geçmiş usul görüşlerim vardır, tutumum vardır. İçtüzüğe aykırı bir hususu bulan arkadaşım olursa, onu, kamuoyu önünde, açıkça, tekrar tartışırım; ama, buradan yapılan birtakım tek taraflı ve sübjektif ithamları, tek taraflı ve sübjektif değerlendirmeleri bu konunun dışında tutuyorum. Benim burada yaptığım işlemler hakkında itirazınız varsa, o itirazlarla ilgili tutulacak yol bellidir; ya Genel Kurulda onun çözümü bulunur veya Başkanlık Divanına yazılı olarak götürülür. Ben, sizin yaptığınız grup başkanvekilliği görevini yaptığım zaman, birkaç defa, Başkanlık Divanına, burada çözüm bulamadığım hususları da götürdüm. Kaldı ki, Başkanlık kürsüsünde oturan arkadaşlarımız da, zaman zaman hata yapabilirler, yanlışlıklar yapabilirler. Bunların karşılanması, Genel Kurul salonunun tamamen çalışılamaz hale getirilmesi şeklinde bir reaksiyonla olmamalıdır.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – "Yuh" çekerek hiç olmamalı.

BAŞKAN – Ağırbaşlılık içerisinde meselelere bakmamız lazım.

Burada, bu çatı altında kullanılmaması gereken bazı kelimeleri de kullanan arkadaşlarım oldu. Onları da, dışarıya çıktıkları zaman, soğukkanlılıkla kendi tutumlarını değerlendirmeye davet ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, ben, Meclis kürsüsünde bulunduğum süre içerisinde, asla, İçtüzük dışında bir beyanda bulunmamaya gayret ediyorum. Hata yapabiliriz. Mesela, ben, hiçbir hatibe, süresi bittiği zaman "ilave süre veriyorum" dememişimdir; çünkü, İçtüzük gereği, öyle bir beyana hakkım yok; sadece "sayın milletvekili, konuşmanızı tamamlayın" diyorum. Bunun sebebini, herhalde, bazı arkadaşlarımız fark ediyordur; çünkü, Meclis Başkanının, İçtüzüğü değiştirme yetkisi yok. Meclis İçtüzüğü, buradaki hangi konuşmaların hangi süreyle yapılacağını belirlemiş; ben, o süreye riayet ediyorum. Bundan dolayı, arkadaşlarımdan "ilave süre vermedi" gibi değerlendirenler olabilir, bundan kırılanlar olabilir; ama, katı olarak bunu uyguluyorum; çünkü, kuralları -değişmediği sürece- uygulayıcıların, hudutlar içerisinde uygulama mecburiyetleri vardır, başka bir mecburiyetleri ve bağımlılıkları da yoktur.

Şimdi, konumuzla ilgili, Anayasanın 95 inci maddesi var: "Türkiye Büyük Millet Meclisi, çalışmalarını, kendi yaptığı İçtüzük hükümlerine göre yürütür." Biz, Anayasa gereği, buradaki bütün çalışmalarımızı, her unsuruyla İçtüzük içerisinde kalarak yürütmenin üzerine yemin etmişiz.

Şimdi, zannediyorum ki, arkadaşlarım, oylamayla ilgili bir hususu karıştırdı. Sayın Karamollaoğlu, burada 139 uncu maddeyi okudu. 139 uncu madde oylama şekillerini alatır; yani, Mecliste uygulanacak her türlü oylamayı saymaktadır, eski tabirle, tadat etmektedir. Maddede, onların arasında "İşaretle oylama üyelerin el kaldırması; tereddüt halinde ayağa kalkmaları; beş üyenin ayağa kalkarak teklif etmesi halinde de salonda olumlu ve olumsuz oy verenlerin ikiye bölünerek sayılmaları suretiyle yapılır" denilmektedir. Bu, sadece oylama şekillerini belirleyen maddedir. Bizim konumuza uygulanacak madde ise, 141 inci maddedir. 141 inci maddede deniliyor ki: "İşaret oyuna başvurulması gereken hallerde Başkan oylama yapılacağını bildirerek önce oya sunulan hususu kabul edenlerin, sonra kabul etmeyenlerin el kaldırmasını ister." Ben bunu yaptım, kabul edenlerin el kaldırmasını istedim. O sırada, bazı arkadaşlarım, Genel Kurul salonuna girdi. Karışıklık olmasın diye arkadaşlarıma uyarıda bulundum, lütfen, sonradan gelenler arka sıralara geçsinler dedim; çünkü, ön sıralardan saymaya başladığımızda sıralar arasında kargaşa çıkarsa, iki, üç, beş, altı oy sapması olabilir. Onu önlemek için arkadaşlarımı uyardım ve bu uyarının büyük ölçüde yerine getirildiğini de tespit ettim.

Ondan sonra "Kâtip Üyeler, kendi oylarını Genel Kuruldaki oyların sayımı bittikten sonra Başkana bildirirler" deniliyor. Bu işlem de yapılmış.

"Oylama sonucu, Başkan tarafından Genel Kurula 'kabul edilmiştir' veya 'kabul edilmemiştir' denmek suretiyle ilan olunur.

İşaretle oylama sırasında oya sunulan hususun lehinde ve aleyhinde el kaldıranları, Başkan ile Kâtip Üyeler beraberce sayarak tespit ederler. Aralarında anlaşamadıkları veya oyları tespit edemedikleri hallerde, Başkan, oylamanın ayağa kalkmak suretiyle tekrarlanacağını bildirir."

Şimdi, değerli arkadaşlar, biz bu aşamadayken, Başkanlık Divanında herhangi bir tereddüt olmadı; kabul edenler ile kabul etmeyenler arasında bir tereddüt var, acaba bu oylama kabul edilmiş midir, edilmemiş midir gibi bir tereddüt Başkanlık Divanında olmadı. Sonuç itibariyle, Başkanlık Divanında, önergenin reddedildiği şeklinde kesin bir kanaat oluştu; ben de bunu sizlere duyurdum. Bu aşamada, ayağa kalkmak suretiyle oylamanın tekrarını isteme hakkı doğmamıştır. Eğer, biz, Divan olarak bir tereddüt geçirseydik ve Başkan olarak ben "ayağa kalkmak suretiyle tekrar sayacağız" diye bir beyanda bulunsaydım -orada Genel Kuruldan herhangi bir katkı olmaz, doğrudan doğruya Başkanın vereceği karardır- sizleri ayakta tutup tekrar sayacaktık. Onda da tereddüt olursa, o zaman, tereddüt, bir anlamda Başkanlık Divanından Genel Kurula sirayet etmiş olacağı için, oradan beş arkadaşımız ayağa kalkmak suretiyle oylamanın tekrarını talep edebilirlerdi. Böyle bir duruma gelinmeden arkadaşlarımın gösterdikleri reaksiyonu, meseleyi incelemeden yürüttükleri bir reaksiyon olarak alıyorum.

Konunun çözümü için başka yollar da vardır. Eğer, bu öneriler Anayasa Komisyonunda ele alınsın deniyorsa, Anayasa Komisyonunda değişiklik önergeleri de verilebilir. Yani, Genel Kurul salonuna başka yerlerde çözümlenmesi gereken sorunları taşımak suretiyle bir yere varmamız mümkün değildir.

Ben, görevimi, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Anayasa ve İçtüzük çerçevesinde yürüteceğimi bir kere daha ifade ediyorum. Benim partimin, Meclis kürsüsünde görev yapan insanların tarafsızlığını bozmaları suretiyle bir bağımlılığa zaten ihtiyacı yoktur. Böyle bir şeyi bana da yakıştıran, Grubuma da yakıştıran arkadaşlarıma bu konuda biraz insafsızlık ettiklerini hatırlatmak suretiyle, çalışmalarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Bildiğiniz gibi gündemin "Sözlü Sorular" kısmına geçmiştik. Şimdi, sözlü soruları tek tek okumak suretiyle soru sahiplerinin sorularının cevaplandırılması işlemine başlıyoruz.

VI. – SORULAR VE CEVAPLAR

A)SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Ağrı-Hamur İlçesi Ceylanlı-Kamışlı köyleri arasında bağlantıyı sağlayacak köprü projesine ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/655)

BAŞKAN – 1 inci sırada yer alan, Ağrı Milletvekili M.Sıddık Altay'ın, Ağrı-Hamur İlçesi Ceylanlı-Kamışlı Köyleri arasında bağlantıyı sağlayacak köprü projesine ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmesine başlıyoruz.

Soru önergesini cevaplayacak sayın bakan?.. Genel Kurul salonunda hazır bulunmuyorlar.

Bu önerge, üç birleşim içinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca, yazılı soruya çevrilecektir.

Önerge gündemden çıkarılmıştır.

Önerge sahibine 5 dakika söz hakkı var.

MEHMET SIDDIK ALTAY (Ağrı) – Sayın Başkan, diğer sorum da var; ikisini birlikte cevaplandıracağım.

BAŞKAN – Tamam Sayın Altay.

Önerge sahibi, söz hakkını bu önerge üzerinde kullanmadı.

2. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Ağrı-Hamur İlçesine bağlı Köşk-Tükenmez köylerinin köprü ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması (6/656)

BAŞKAN – 2 nci sırada, yine, Ağrı Milletvekili M.Sıddık Altay'ın, Ağrı-Hamur İlçesine bağlı Köşk-Tükenmez köylerinin köprü ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Önergeyi cevaplayacak sayın bakan?.. Genel Kurul salonunda hazır bulunmuyor.

Bu önerge de, üç birleşim içinde görüşülemediğinden, yazılı soruya çevrilecektir.

Önerge gündemden çıkarılmıştır.

Önerge sahibinin söz hakkı bulunmaktadır.

Önerge sahibi, Ağrı Milletvekili Sayın Sıddık Altay'ı kürsüye davet ediyorum.

Buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

MEHMET SIDDIK ALTAY (Ağrı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 19.9.1997 tarihinde, köy hizmetlerinden sorumlu Devlet Bakanına, ilimizle ilgili bazı sorular sordum. Üzülerek belirtiyorum ki, Devlet Bakanımız, şu ana kadar, üç birleşim içerisinde bu sorularımıza gerekli cevabı vermemiştir.

Sorduğum sorular şunlardır; tekrar, Genel Kurulu da aydınlatmak için söylüyorum.

Birinci sorum: "Ağrı'nın Hamur İlçesinin Köşk-Tükenmez Köyleri arasındaki yol kısmı yapılmıştır. Bu güzergâhta, programda olan ve halen inşaatına başlanılmayan köprü önem taşımaktadır; çünkü, bu güzergâhtan 15 köy yararlanmaktadır. Bu yolun ulaşıma açılması için, bu köprünün yapımının birinci derecede önem taşıdığı..." Bu nedenle:

"1. Köprünün yapımına bu yaz sezonunda başlanacak mıdır?

2. Bölgenin iklim şartları dikkate alınarak öncelik tanınacak mıdır?"

Aynı şekilde, yine, Ceylanlı-Kamışlı Köyleri arasında bağlantıyı sağlayacak köprünün de yapılıp yapılmadığına dair, bu çerçevede soru sormuştum.

Değerli milletvekilleri, gerek Hamur İlçemizde gerek Tutak, Patnos, Taşlıçay, Diyadin gibi ilçelerimizde, maalesef, birçok köyümüzü birbirine bağlayacak köprülere acil ihtiyaç vardır. Şu ana kadarki hükümetlerimizce, ilimize, her konuda olduğu gibi, köy yolları konusunda da gerekli öncelik verilmemiştir; çünkü, bugün, bizim Ağrı İlimizde, mezralarıyla beraber, 630 civarında köyümüz bulunmaktadır. Bu köylerimizde, toplam 5 000 kilometrelik köy yolu vardır; ama, bu 5 000 kilometrelik köy yolunun, maalesef, bir kilometresi dahi asfaltlanmış değildir. Aynı şekilde, bu köylerimizin bir tanesinde dahi, halen su şebekesi mevcut değildir. Yine, bu köylerimizin bir tanesinde dahi kanalizasyon şebekesi mevcut değildir. Köylerimizde bulunan birkısım sağlık ocakları halen kapalıdır; gerekli hemşire, ebe, sağlık memurundan yoksundur.

Aynı şekilde, demin sorusunu sizlere de okuduğum, birçok ilçemizin köprüleri yoktur. Şu andaki olumsuz kış şartları nedeniyle, köylerimizin büyük bir kısmının yolları kapalıdır.

Saygıdeğer milletvekilleri, ilimiz, kalkınmada birinci sıradaki öncelikli bir ildir; ancak, hemen şunu ifade edeyim ki, ilimiz, millî gelir dağılımı bakımından Türkiye'deki 80 ilin sondan ikincisi gelmektedir. Bugün, Kocaeli, millî gelirin fert başına 7 500 dolar olduğu bir yerdir; Ağrı'da millî gelirin fert başına dağılımı ise 667 dolardır. Acaba, bu nedendir? Neden, hükümetlerimiz, şimdiye kadar Ağrı'ya gerekli önemi vermemektedirler? İhtiyaç duyulduğunda, Ağrı Dağının eteklerinde askerî amaçlı yol yapılabilmektedir; ihtiyaç duyulduğunda, oraya, üç günde, tugaylarca asker sevk edilebilmektedir.

Şu anda, ilimizde, mevcut okulların yüzde 50'si yedek öğretmenlerle çalışmaktadır; ama, aynı şekilde, ilimizde, en az 300 polis fazlası vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Altay, konuşmanızı tamamlayınız efendim.

MEHMET SIDDIK ALTAY (Devamla) – Sayın milletvekilleri, bugün, Ağrı İlimiz, birçok konuda, maalesef, mahrum bırakılmıştır; ama, tabiî ki, bunda, sadece bu Hükümetin değil, geçmiş tüm hükümetlerin kusurları vardır.

Öncelikle, kalkınmada öncelikli iller ve bu iller kapsamında olan Ağrımıza gerekli önemin verilmesini ve bunun için bir plan ve program yapılmasını, devlet millet kaynaşmasının sağlanması için gerekli ortamın oluşturulmasını Değerli Hükümetimizden, tüm bakanlarımızdan ve Yüce Meclisten bekliyoruz, diliyoruz, umuyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önerge sahibi olarak konuşan Ağrı Milletvekili Sayın Sıddık Altay'a teşekkür ediyorum.

 

3. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, kalkınmada öncelikli yörelerdeki çiftçilere ek kredi verilip verilmeyeceğine ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın cevabı (6/657)

BAŞKAN – Üçüncü sırada yer alan, Ağrı Milletvekili Sıddık Altay'ın, kalkınmada öncelikli yörelerdeki çiftçilere ek kredi verilip verilmeyeceğine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

Önergeyi cevaplayacak Sayın Bakan?.. Genel Kurul Salonunda hazır bulunuyorlar.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Sayın Tarım Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Mehmet Sıddık Altay

Ağrı

Soru : Kalkınmada öncelikli yörelerde çiftçiyi destekleyici bir unsur olan ek kredi vermeyi düşünüyor musunuz? 1997-1998 yılında çiftçiyi kalkındırmak için önemli projeleriniz var mı? Bu planlarınız çiftçiye neler kazandıracak?

BAŞKAN – Sözlü soru önergesini cevaplamak üzere, Tarım Bakanını kürsüye davet ediyorum.

Buyurun Sayın Bakan.

Cevap süreniz 5 dakikadır Sayın Bakan.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; kooperatiflere kredi olarak kullandırılmak üzere, 1998 yılı yatırım programından, tarım sektöründen ortakların mülkiyetinde süt sığırcılığı, besi sığırcılığı, seracılık, arıcılık ve mantarcılık kooperatif projeleri için 2 trilyon 910 milyar Türk Lirası; imalat gıda sanayi sektöründen, mandıra, soğuk hava deposu, zeytin salamura ve süt işleme kooperatif projeleri için 30 milyar Türk Lirası; imalat dokuma, giyim sanayi sektöründen ise, el halıcılığı kooperatif projeleri için 5 milyar Türk Lirası olmak üzere, toplam 2 trilyon 945 milyar lira ödenek tahsis edilmiş olup, kooperatifler kanalıyla çiftçilere kredi olarak verilecektir.

Uygulanmakta olan dış kaynaklı projelerden 1997-1998 yılı içinde Ordu-Giresun Kırsal Kalkınma Projesi, Bingöl-Muş Kırsal Kalkınma Projesi, Yozgat Kırsal Kalkınma Projesi ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi Su Havzası Rehabilitasyon Projesinin uygulanmasına devam edilecektir. Bu projelerle, sulama, içmesuyu gibi altyapı hizmetleri ve çiftçi eğitim faaliyetleri yürütülmektedir.

Hayvancılığı geliştirme projesi kapsamında, 1997 yılı yatırım bütçesinden, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki 12 ile 1 200 adet arılı kovan dağıtılmakta olup, bütçe imkânları çerçevesinde 1998 yılında da dağıtımına devam edilecektir.

Ayrıca, yurdumuzun tüm il, ilçe ve köylerini kapsayacak şekilde büyük ve küçükbaş hayvancılık alanında işletmelerin girdi temininden ürün pazarlamasına kadar her aşamada, yetiştiriciye gerek kredi gerek teknik hizmet sağlayarak üretimi artırmaya yönelik bir proje çalışması yapılmaktadır. 1998 yılı için 45 trilyon Türk Lirasına ihtiyaç olup, bununla, ekonomiye 160 trilyon lira katkı ve 50 bin kişiye istihdam alanı açılması, sağlanması düşünülmektedir.

Tohumluk konusunda çiftçiye herhangi bir kredi verme olanağı yoktur; ancak, çiftçilerin daha ucuz fiyatla tohumluk temin edebilmelerini sağlamak amacıyla, 1997 yılında yaklaşık 1 trilyon Türk Lirası olan destekleme ödemesi miktarı, 1997-1998 sezonunda 2 trilyon Türk Lirasına çıkarılmıştır. Bundan da, millî ekonomiye, 1997 yılı fiyatlarıyla, 16 trilyonluk bir katkı sağlanacaktır.

Kalkınmada öncelikli illerde uygulanan bitkisel üretimi geliştirme projesi kapsamında, hububat üretimini geliştirme, tohum temizleme, bağ-bahçe üretimini geliştirme, yabanî ağaç aşılama gibi konularda üretimi artırıcı çalışmalar yapılmakta; çayır, mera, yem bitkileri ve hayvancılığı geliştirme projesi kapsamında ise, yem bitkisi ekilişlerinin artırılarak kaliteli kaba yem açığının giderilmesi, mera alanlarının ıslah edilerek otlatma kapasitesinin artırılması, kamu ve özel mülkiyetli arazilerde yapay çayır meraların kurulması ile projenin uygulandığı pilot köylerde hayvan ırkının ıslah edilerek kültür ırkı hayvancılığının teşvik edilmesi konularında çalışmalar yapılmaktadır.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde göl, gölet ve baraj göllerinde her yıl yapılan programlar çerçevesinde, Devlet Su İşlerince baraj gölleri, Bakanlığımızca göl, gölet ve akarsular, düzenli olarak yavru balıkla balıklandırılmaktadır.

Son yıllarda başlattığımız bir uygulama ise, baraj göllerinde su ürünleri yetiştiriciliği yapılmasıdır. Bu çerçevede, başta Atatürk Barajı olmak üzere, yörede, kafeslerde balık yetiştiriciliği hızla gelişmektedir. Bu konuda yapılacak müracaatlar değerlendirilip, Bakanlığımızca, teknik desteğe devam edilecektir. Balık yetiştiriciliği yapmak üzere Bakanlığımıza müracaat eden kişi ve kuruluşların projeleri, Bakanlığımızca incelenerek, uygun olanlar onaylanmaktadır. Bakanlığımızca onaylanan projelere, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankasınca kredi verilmektedir.

Balık yetiştiriciliği yapmak üzere müracaat edenlere, her türlü destek uygulamasına da devam edilecektir.

Soruyu sorarak bizlere açıklama imkânı veren Sayın Sıddık Altay'a teşekkür ediyorum ve hepinize saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sözlü soruyu cevaplandıran Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mustafa Taşar'a teşekkür ediyorum.

4. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Tutak-Erzurum yoluna ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun cevabı (6/658)

BAŞKAN – Ağrı Milletvekili Sıddık Altay'ın, Tutak-Erzurum yoluna ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmesine başlıyoruz.

Önergeyi cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Genel Kurul salonunda hazır bulunuyor.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Sayın Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Mehmet Sıddık Altay

Ağrı

Soru :

Ağrı İline bağlı Tutak İlçesini Eleşkirt üzerinden Erzurum'a bağlayacak olan yol 30 kilometre uzunluğundadır; ancak, 3 üncü sınıf bir görüntü teşkil etmektedir. Yaz mevsiminde açık olan bu yol, kış mevsiminde kapalı durumdadır. Bu yolun standart hale getirilebilmesi için gerekli kamulaştırma, yapım ve onarımı şimdiye kadar neden yapılmamıştır?

1998 yılı yatırım programına alınarak, gerekli ödenek ayrılacak mı?

BAŞKAN – Soru önergesini cevaplandırmak üzere, Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Yaşar Topçu; buyurun.

Cevap süreniz 5 dakikadır.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; sorunun cevabı şöyledir:

Gerçekten, Ağrı İline bağlı Tutak İlçesini Eleşkirt üzerinden Erzurum'a bağlayacak olan yol, Hükümetimiz kuruluncaya kadar 3 üncü sınıf bir yol olarak kalmış ve hiçbir işlem yapılmamıştır. Hükümetimiz kurulduktan sonra, biz, bu yolda çalışmaya başladık.

Yolun uzunluğu aslında 30 kilometre değil, 28 kilometredir. Bu 28 kilometrelik yolun 13 kilometresinin, alt temel malzemesi çekilmiş, hazırlanmıştır; Eleşkirt-Tutak kesimindeki ilk 8 kilometresi üzerindeki çalışmalar devam etmektedir. Bu yıl içerisinde yolun alt temel ve üstyapı kısımları tamamlanacak ve bir sonraki dönemden itibaren trafiğe açılmış olacaktır.

Bir gecikme varsa; bu, soru sahibi arkadaşımızın mensubu olduğu partinin hükümet olduğu zamandan kalma bir iştir, bizimle bir ilişkisi yoktur. Biz görevimizi yaptık.

Saygılar sunarım.

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Sayın Bakan...

ASLAN POLAT (Erzurum) – Yanlış söylüyor...

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Yanlış söylemiyorum. Soru önergesi sahibinin, bu soruyu, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Refah Partisinin elindeyken, o bakana sorması lazımdı "niye bakmıyorsunuz" diye. Ben geldim, başlattım.

Kendisine teşekkür ediyorum; bana, bu konuyu açıklama fırsatı verdi. Bunu söylemek, benim hakkım; soru sahibinin de, bunu, bana sormak hakkı...

BAŞKAN – Sayın Bakan...

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Affedersiniz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Bakan, siz, soru sahibinin sorusunu cevaplandıracaksınız.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Tabiî... Ben, bilgisine sundum. Olay bundan ibaret.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Esengün'ün sorularını cevaplandırma zorunluluğunuz yok şu anda.

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) – Sayın Esengün'ün sorusu yok Sayın Başkan; bu bir.

İkincisi de, bu Tutak yolunun, bir de Karayazı bağlantısı var; onu soracaktım; ama, soramadım.

"Sayın Esengün'ün sorusu" demeyin.

5. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Ağrı İline yeni barajlar yapılıp yapılmayacağına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in cevabı (6/659)

6. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Ağrı-Tutak baraj projelerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in cevabı (6/660)

7. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Murat Nehri üzerinde kurulması planlanan baraja ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in cevabı (6/662)

8. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Eleşkirt Aydıntepe Barajı Projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in cevabı (6/663)

9. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Ağrı Yazıcı Barajı inşaatına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen’in cevabı (6/664)

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, şimdi, 5 inci sırada yer alan, Ağrı Milletvekili Mehmet Sıddık Altay'ın, Ağrı İline yeni barajlar yapılıp yapılmayacağına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesinin görüşmesine başlayacağız; ancak, Sayın Bakanın, 5, 6, 7, 8 ve 9 uncu sıralardaki soru önergelerini birlikte cevaplandırmak istediğine dair bir önergesi var. Buna, soru önergelerinin sahibi de katılıyorsa, bu soru önergelerini birlikte okutacağım; sonra, Sayın Bakandan cevaplarını alacağız.

MEHMET SIDDIK ALTAY (Ağrı) – Olur Sayın Başkan.

BAŞKAN – 5, 6, 7, 8 ve 9 uncu sıralardaki soru önergelerini birlikte okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Mehmet Sıddık Altay

Ağrı

Soru : Ağrı İli sınırları içinde 34 adet akarsu bulunmaktadır. Bu suların birçoğu üzerinde baraj yapılabilecek kapasitede olmasına rağmen yapılmamıştır. Yıllardan beri boşa akan bu akarsulardan Ağrı topraklarını nasıl yararlandırmayı planlıyorsunuz? Bunun için bir programınız var mı? Varsa nelerdir? Bu sular üzerinde elektrik üretim amaçlı bir baraj yapma programınız var mı?

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Mehmet Sıddık Altay

Ağrı

Soru :

Tutak İlçemizin Nadirşeyh ve Karahalit Barajları, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce geliştirilerek ön inceleme çalışmaları tamamlanmış bulunan Ağrı-Tutak Projesi kapsamında yer almaktadır.

1. Projenin teknik ve ekonomik yönden kesin yapılabilirliğini belirleyecek olan planlama çalışmalarına neden öncelik verilmemektedir?

2. Planlama çalışması hangi aşamadadır? Ne zaman bitirilecektir?

3. Kesin projenin hazırlanması ve uygulama programına alınması için taslak takvimi belli midir? Belli ise bildirilmesini, değilse nedenlerini...

BAŞKAN – 7 nci sıradaki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Mehmet Sıddık Altay

Ağrı

Soru :

Ağrı İl sınırları içerisinde Diyadin İlçesinin güneyinde Murat Nehri üzerinde kurulacak olan barajla, Diyadin, Doğubeyazıt, Aşağı Doğubeyazıt ve Musun Ovaları sulama imkânına kavuşacaktır.

1. Ağrı İlinin topyekûn kalkınmasına imkân sağlayacak ve bölgenin sosyal yapısı üzerinde önemli etkiler yapacak bu barajın kesin projesi yapılmış mıdır?

2. Yatırım programına alınmış mıdır? Alınmadı ise nedenleri nelerdir?

3. Bu barajın projesi ve inşaatın başlaması için düşünülen plan nedir?

BAŞKAN – 8 inci sıradaki soru önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Mehmet Sıddık Altay

Ağrı

Soru :

1. Ağrı sınırları içerisinde yapımı planlanan Eleşkirt Aydıntepe Barajının ön inceleme etütleri ne zaman tamamlanacak?

2. Ne zaman ihalesi yapılarak inşaatlara başlanacak?

3. Kalkınmada öncelikli yöre kapsamında olan Ağrı İli içindeki barajların yapımı ve tamamlanmasına öncelik verilecek mi?

BAŞKAN – 9 uncu sıradaki soru önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.