DÖNEM : 20 CİLT : 43 YASAMA YILI : 3

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

45 inci Birleşim

21 . 1 . 1998 Çarşamba

 

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – YOKLAMALAR

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Çankırı Milletvekili Mete Bülgün’ün Türkiye şeker sanayiinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması

2. – Denizli Milletvekili Hilmi Develi’nin esnaf ve sanatkârların, KOBİ’lerin ve Türkiye Halk Bankasının sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması

3. – ErzurumMilletvekili Ömer Özyılmaz’ın demokrasinin çağdaşlaştırılması konusunda siyasal partilerin önemine ilişkin gündemdışı konuşması

V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili MesutYılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 292 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine DairKanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S.Sayısı : 232)

2. – Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/660) (S. Sayısı : 392 ve 392’ye 1 inci Ek)

3. – Tabiî Afetlerden ZararGören Vakıf Taşınmazların Afet Öncesi Kiracılarına Kiracılık Hakkı Tanınması ve Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesine DairKanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Adalet komisyonları raporları (1/680) (S. Sayısı : 396)

4. – Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde DeğişiklikYapılmasına Dair490 Sayılı KanunHükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/217) (S. Sayısı : 132)

5. – Türkiye Cumhuriyeti ile Macaristan Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Alanı Tesisine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna DairKanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/621) (S. Sayısı : 418)

6. – Türkiye Cumhuriyeti ile Estonya Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna DairKanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/622) (S. Sayısı : 415)

7. – Türkiye Cumhuriyeti ile Litvanya Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna DairKanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/623) (S. Sayısı : 416)

8. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çek Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonları raporları (1/472) (S.Sayısı : 263)

9. – Türkiye Cumhuriyeti ile Slovak Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna İlişkinKanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/686) (S. Sayısı : 417)

VI. – SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. – İçel Milletvekili Oya Araslı’nın, Bingöl Milletvekili Hüsamettin Korkutata’nın, partilerine sataşması nedeniyle konuşması

VII. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman SSKHastanesinin yatak sayısını artırmak amacıyla açılan ihaleye ilişkin sorusu ve Çalışma ve SosyalGüvenlik Bakanı Nami Çağan’ın yazılı cevabı (7/3977)

2. – TokatMilletvekili Ahmet Feyzi İnceöz’ün, SKK’da açılan şeflik sınavına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan’ın yazılı cevabı (7/3993)

3. – Adıyaman Milletvekili Celal Topkan’ın;

– TPAO Genel Müdürlüğünce açılan güvenlik görevlisi sınavında usulsüzlük yapıldığı iddiasına,

– TPAO’ya güvenlik görevlisi olarak alınan personele,

İlişkin soruları ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa CumhurErsümer’in yazılı cevabı (7/4070, 4163)

4. – Ordu Milletvekili Mustafa Hasan Öz’ün, üniversitelerdeki öğrenci olaylarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun yazılı cevabı (7/4088)

5. – İstanbulMilletvekili BülentAkarcalı’nın, pil kullanımının yol açtığı çevre kirliliğine ilişkin sorusu ve Çevre Bakanı İmren Aykut’un yazılı cevabı (7/4092)

 

 

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM GenelKurulu saat 12.00’de açılarak dört oturum yaptı.

ErzincanMilletvekili Naci Terzi, parlamenter sisteme,

Kayseri Milletvekili AbdullahGül’de, Refah Partisinin Anayasa Mahkemesi tarafından alınan kapatılma kararına,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Hasan Gemici’nin dönüşüne kadar, Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in,

İspanya’ya gidecek olan Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin’in dönüşüne kadar, Millî Savunma Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığına, Devlet Bakanı Mehmet Batallı’nın,

Almanya’ya gidecek olan DevletBakanı Refaiddin Şahin’in dönüşüne kadar, Devlet Bakanlığına, Ulaştırma Bakanı Necdet Menzir’in,

Vekâlet etmelerinin uygun görülmüş olduğuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya ve 20 arkadaşının, Tekel’in özelleştirilmesine yönelik uygulamaların araştırılması,

Batman Milletvekili Musa Okçu ve 31 arkadaşının, TPAO ve TÜPRAŞ’ın içinde bulunduğu durumun araştırılarak daha etkin ve verimli çalışabilmeleri için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi,

Amacıyla birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri (10/236,10/237) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve öngörüşmelerinin, sırasında yapılacağı açıklandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde;

Türkiye-Katar,

Türkiye-Güney Afrika,

Parlamentolararası dostluk grupları kurulmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi kabul edildi.

Genel Kurulun 20 Ocak 1998 Salı, 21 Ocak 1998 Çarşamba ve 22 Ocak 1998 Perşembe günleri 12.00 -16.00, 19.00 - 24.00 saatleri arasında çalışmasına; 20 Ocak 1998 Salı günü 12.00 - 16.00 saatleri arasında denetim konularının, 19.00 -24.00 saatleri arasında kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine; GenelKurulun 23 Ocak 1998 Cuma günü de 13.00 - 16.00, 19.00 - 24.00 saatleri arasında çalışarak kanun tasarı ve tekliflerinin görüşmelerine devam edilmesine; 20 Ocak 1998 Salı, 21 Ocak 1998 Çarşamba günleri Sözlü Soruların görüşülmemesine;

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 3 üncü sırasında bulunan ve komisyonca geri alınan Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvikiyle İlgili 392’ye 1 inci ek sıra sayılı Kanun Tasarısının 48 saat geçmeden görüşmelerine başlanmasına;

Gündemin 180 inci sırasında bulunan 418 sıra sayılı KanunTasarısının 5 inci sırasına,

177 nci sırasında bulunan 415 sıra sayılı Kanun Tasarısının 6 ncı sırasına,

178 inci sırasında bulunan 416 sıra sayılı Kanun Tasarısının 7 nci sırasına,

5 inci sırasında bulunan 263 sıra sayılı KanunTasarısının 8 inci sırasına,

179 uncu sırasında bulunan 417 sıra sayılı Kanun Tasarısının 9 uncu sırasına,

6 ncı sırasında bulunan 361 sıra sayılı Kanun Tasarısının 10 uncu sırasına,

7 nci sırasında bulunan 365 sıra sayılı Kanun Tasarısının 11 inci sırasına,

59 uncu sırasında bulunan 210 sıra sayılı Kanun Tasarısının 12 nci sırasına,

60 ıncı sırasında bulunan 211 sıra sayılı Kanun Tasarısının 13 üncü sırasına,

44 üncü sırasında bulunan 161 sıra sayılı Kanun Tasarısının 14 üncü sırasına,

125 inci sırasında bulunan 325 sıra sayılı Kanun Tasarısının 15 inci sırasına,

148 inci sırasında bulunan 364 sıra sayılı Kanun Tasarısının 16 ncı sırasına,

149 uncu sırasında bulunan 366 sıra sayılı Kanun Tasarısının 17 nci sırasına,

19.1.1998 tarihli Gelen Kâğıtlarda yayımlanan 468 sıra sayılı Denizcilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının, 48 saat geçmeden, gündemin 18 inci sırasına,

91 inci sırasında bulunan 274 sıra sayılı Kanun Tasarısının 19 uncu sırasına,

8 inci sırasında bulunan 389 sıra sayılı Kanun Tasarısının 20 nci sırasına,

17 nci sırasında bulunan 145 sıra sayılı Kanun Tasarısının 21 inci sırasına,

73 üncü sırasında bulunan 244 sıra sayılı Kanun Tasarısının 22 nci sırasına,

46 ncı sırasında bulunan 176 sıra sayılı Kanun Tasarısının 23 üncü sırasına,

66 ncı sırasında bulunan 228 sıra sayılı Kanun Tasarısının 24 üncü sırasına,

81 inci sırasında bulunan 251 sıra sayılı Kanun Tasarısının 25 inci sırasına,

13 üncü sırasında bulunan 146 sıra sayılı Kanun Tasarısının 26 ncı sırasına,

181 inci sırasında bulunan 420 sıra sayılı KanunTasarısının 27 nci sırasına,

14 üncü sırasında bulunan 231 sıra sayılı Kanun Tasarısının 28 inci sırasına,

133 üncü sırasında bulunan 338 sıra sayılı Kanun Tasarısının 29 uncu sırasına,

95 inci sırasında bulunan 282 sıra sayılı Kanun Tasarısının 30 uncu sırasına,

176 ncı sırasında bulunan 414 sıra sayılı KanunTasarısının 31 inci sırasına,

111 inci sırasında bulunan 302 sıra sayılı KanunTasarısının 32 nci sırasına,

67 nci sırasında bulunan 229 sıra sayılı KanunTasarısının 33 üncü sırasına,

Alınmasına ve diğer kanun tasarı ve tekliflerinin buna göre sıralanmasına ilişkin ANAP, DSP, DTP Gruplarının müşterek önerileri kabul edildi.

İstanbul Milletvekili Mustafa Baş’ın, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında KanunTeklifinin (2/297);

Konya Milletvekili Hüseyin Arı’nın, Konya Ereğli’nin İl olması Hakkında Kanun Teklifinin (2/181);

İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergelerini, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildikleri açıklandı.

Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı ve arkadaşının, orman yangınlarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin tespit edilmesi (10/23);

Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 29 arkadaşının, ormanlarımız ve orman köylülerimizin sorunlarının araştırılarak çözüm yollarının tespit edilmesi (10/36);

Aydın Milletvekili Yüksel Yalova ve 49 arkadaşının, orman yangınlarının önlenebilmesi için alınması gereken tedbirler ile yangınlardaki ihmal ve kusurların tespit edilmesi (10/103);

İstanbulMilletvekili HalitDumankaya ve 27 arkadaşının, ormanlarımızın korunması için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi (10/173);

İstanbulMilletvekili HalitDumankaya ve 20 arkadaşının, yangınların önlenmesi ve itfaiye teşkilatının yeniden yapılanması için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi (10/183);

Antalya Milletvekili Arif Ahmet Denizolgun ve 24 arkadaşının, Antalya’da meydana gelen orman yangınında zarar görenlere yapılacak yardımın belirlenmesi ve yangınların söndürülmesinde alınacak tedbirlerin tespiti (10/198);

Amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerinin birleştirilerek yapılan öngörüşmelerine bir süre devam edildi.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle KomisyonlardanGelenDiğer İşler” kısmının :

2 nci sırasında bulunan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine DairKanun Teklifi (2/676) (S.Sayısı : 232) komisyon yetkilileri GenelKurulda hazır bulunmadıklarından ertelendi :

3 üncü sırasında bulunan Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/660) (S. Sayısı : 392 ve 392’ye 1 inci Ek) görüşmelerine devam edilerek 4 üncü maddesine kadar kabul edildi; 5 inci maddesi üzerinde bir süre görüşüldü.

Alınan karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 21 Ocak 1998 Çarşamba günü saat 12.00’de toplanmak üzere, birleşime 00.05’te son verildi.

Yasin Hatiboğlu

Başkanvekili

Levent Mıstıkoğlu Haluk Yıldız

Hatay Kastamonu

KâtipÜye Kåtip Üye

 

 

II. – GELEN KÂĞITLAR

21 . 1 . 1998 ÇARŞAMBA

Rapor

1. – TürkSilahlıKuvvetleri Personel Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına ve Kanuna Bir EkGeçici Madde Eklenmesine DairKanun Tasarısı ile Aynı Kanunun Ek 17 nci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına DairKanun Tasarısı ve Kırklareli Milletvekili A. Sezal Özbek’in, Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay ve 7 Arkadaşının ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Millî Savunma ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/662, 1/666, 2/621, 2/434, 2/481) (S. Sayısı : 467) (Dağıtma tarihi : 21.1.1998)(GÜNDEME)

 

 

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 12.00

21 Ocak 1998 Çarşamba

BAŞKAN : Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU

KÂTİP ÜYELER : Levent MISTIKOĞLU (Hatay), Haluk YILDIZ (Kastamonu)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, çalışmalarımızın hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ederek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 45 inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayımız vardır; çalışmalara başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç sayın arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Çankırı Milletvekili Mete Bülgün’ün Türkiye şeker sanayiinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması

BAŞKAN – Türkiye şeker sanayiinin sorunlarıyla ilgili olarak, Çankırı Milletvekili Sayın Mete Bülgün.

Buyurun. (ANAP sıralarından alkışlar)

METE BÜLGÜN (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz şeker sanayiinin içinde bulunduğu sıkıntıları arz etmek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım.

Ülkemiz şeker sanayii, 1956 yılında yürürlüğe giren 6747 sayılı Şeker Kanunu çerçevesinde faaliyetini sürdürmektedir. Bu kanun hükümleri çerçevesinde pancar ve şeker fiyatlarını hükümet tespit etmektedir. Ne var ki, hükümetler, pancar fiyatını tespit ederken, haklı olarak, çiftçi lehine hareket etmekte, şeker fiyatını tespit ederken ise yine haklı olarak, tüketici lehine hareket etmekte, şeker fiyatını düşük tutmaktadır. İşte bu noktada, şeker sanayii, büyük bir problemin içine düşmektedir ve düşmüştür. Şeker maliyetinin yüzde 75'ini pancar fiyatı oluşturmaktadır ve üretimdeki diğer girdiler ise yine, fiyatı devlet tarafından belirlenen fuel-oil, kömür ve kimyasal maddelerdir; ayrıca, işçilik de hemen hemen devlet tarafından belirlenmektedir.

Görüldüğü gibi, şeker sanayicisinin, şekerin maliyeti üzerindeki rolü yok denecek kadardır. Hal böyleyken, devlet tarafından belirlenen şekerin satış fiyatı maliyetin altında olduğundan şeker fabrikalarının zararı kaçınılmazdır. Şu anda şekerin fabrika fiyatı 140 bin liradır; maliyeti ise daha yüksektir ve 75 gün vadeli satılmaktadır. Özetle, şeker fabrikaları şu anda zarar ettirilmektedir. Şekere maliyet artı kâr esasıyla, enflasyon paralelinde zam yapılmadığı takdirde, öncelikle devlete ait Türk-Şeker ve sonrasında üç özel şeker fabrikasının zor duruma düşmesi kaçınılmazdır. Bu durumda, pancar bedellerinin ödenmesi de imkânsızlaşacaktır. Bu problem, Hükümetin önüne çok büyük boyutta gelecek ve pancar üreticisiyle karşı karşıya kalınacaktır; gelecek yıl pancar ektirilemeyecek ve 1995 yılında yaşanan tablo yeniden ortaya çıkacaktır.

Ayrıca, serbest bölgelere getirilen şekere, yeterli gümrük denetiminin yapılmaması nedeniyle, bir kısmı kaçak olarak yurtiçi edilmekte ve iç piyasada satılmaktadır; bu da yerli şeker sanayiine ayrı bir darbe vurmaktadır. Buna ilave olarak, ihraç kayıtlı olarak, dahilde işleme rejimi kapsamında fonsuz ve vergisiz olarak dünya borsalarından ithal edilen şeker, amaçdışı kullanılmakta ve klasik şeker olarak iç piyasada satılmaktadır. Sayın Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızın, dahilde işleme rejimi kapsamında gelen bu şekere, gümrük ve ihracat mekanizmalarına ilave olarak, mutlaka, bir denetim mekanizması getirmesini ısrarla bekliyoruz. Çalışmalarından ve meselelerin üzerine millî menfaatları gözeterek gitmesinden ve millî çözümler üretmesinden kıvanç duyduğumuz Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızın, şeker sanayiinin bu sorununa derhal çözüm bulacağına olan inancımız tamdır. Esasen, kişi başına 30 kilogram olan şeker tüketiminin, direkt tüketim olarak payı 20 kilogramdır; geri kalan 10 kilogram ise meşrubat, pasta ve çikolata sanayiinde tüketilmektedir.

Bu nedenle, şekere enflasyon paralelinde yapılacak zam, kişi başına ayda 70 bin lira, günlük olarak da 2 bin liralık bir yük getirecektir. Bu, önemsenecek bir rakam olmamakla beraber, şeker sanayiini ayakta tutacak bir uygulama olacaktır.

Günümüze kadar süregelen alışkanlıkla, üç beyaz gıda maddesinin fiyatına dokunulmazdı; fakat, artık, üç beyaz gıda maddesinin fiyatları, diğer tüketim maddeleri fiyatlarının yanında önemsiz kaldı ve dikkat edilirse, geçmişte şekere yapılan zamlar artık, gazetelerin iç sayfalarında küçük puntolarla yer almakta, ama, buna mukabil, tüpgaza yapılan zam ise, gazetelerin birinci sayfasında büyük puntolarla yer almaktadır.

Ayrıca, şunu da belirtmekte fayda görüyorum: Dünyada pancar şekeri üreten ülkeler içerisinde şekerin en ucuz fiyatla satıldığı ülke Türkiye'dir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bülgün, toparlar mısınız.

METE BÜLGÜN (Devamla) – Toparlıyorum efendim.

Başta Amerika ve Japonya olmak üzere, tüm Avrupa Birliği ülkeleri içerisindeki şeker fiyatıyla Türkiye'deki şekerin satış fiyatı mukayese edildiğinde,Türkiye'deki şeker fiyatı kat be kat ucuzdur.

Esasen, pancar ve şeker üretimi ve ticaretindeki sorunları geçmiş yılların tecrübesi altında çözüme kavuşturacak olan Şeker Kanunu değişiklik tasarısının bir an önce Meclise sevki ve kanunlaşması bu sorunları tümüyle ortadan kaldıracaktır.

Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.(ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bülgün.

Hükümetten cevap için bir talep?..Yok.

2. – Denizli Milletvekili Hilmi Develi’nin esnaf ve sanatkârların, KOBİ’lerin ve Türkiye Halk Bankasının sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması

BAŞKAN – İkinci gündemdışı söz talebi Sayın Hilmi Develi'ye ait.

Sayın Hilmi Develi, esnaf ve sanatkârların sorunlarıyla ilgili olarak söz talebiniz var; buyurun.

HİLMİ DEVELİ (Denizli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; esnaf ve sanatkârlar ile KOBİ'lerin içinde bulunduğu sorunları Meclis gündemine getirmek için söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Ülkemizde kayıtlı 4 milyon esnaf bulunmaktadır; bunlar, aileleriyle birlikte yaklaşık 20 milyon nüfusa erişmektedir. Ülkemizde sosyal ve ekonomik koşullar, özellikle yıllardır yaşanan yüksek enflasyon, esnaf ve sanatkârlarımızı yok olma noktasına getirmiş, her gün binlerce işyeri kapatılır hale gelmiştir. Yine, siftah bile yapamadan gününü geçiren esnaflarımız, Bağ-Kur primlerini bile ödeyemez durumdadırlar. Örneğin, esnafımızın tabi bulunduğu Bağ-Kur, toplam üye sayısının yarısından fazlasıyla mahkemeliktir. Binlerce esnaf, Bağ-Kur primini ödeyemediği için, hapse bile girmektedir. Esnaf ve sanatkârlar partimizin doğal tabanıdır; elbette, her sorunlarına meşru zeminde sahip çıkacağız.

Sayın milletvekilleri, izninizle, esnaf ve sanatkârların sorunlarından bazılarına değinerek, çözüm önerilerini de sunmak istiyorum. 507 sayılı Yasa ile 3308 sayılı Yasa ve Bağ-Kur Yasası, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirilerek, ivedilikle güncelleştirilmelidir. Bir baş vergisi niteliğindeki hayat standardı esası ve peşin vergi uygulaması mutlaka kaldırılmalıdır. Çıraklık eğitimi bir bütün olarak geliştirilmeli, bu anlamda ayrılan fonlar bu kaynakta doğruca kullanılmalıdır.

507 sayılı Yasa ile Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonuna verilen yetkiler, bir başka özel hukuk tüzelkişiliğindeki kurumlara kullandırılmamalıdır.

Doğu ve güneydoğu illerimizdeki esnaf ve sanatkârlarımız için faiz oranları 20 puan düşürülmelidir.

1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 19 uncu maddesinde düzenlemeye gidilerek, taahhüt edilebilecek pay miktarı 1 000'den, 5 000'e çıkarılmalıdır. Yani, bunun anlamı şudur: Bugün, esnaf ve sanatkârlara ödenmekte olan kredilerin 1 milyardan 5 milyara çıkarılma olanağı olacaktır.

Esnaf kefaletleri aracılığıyla verilen kredilerde, bloke uygulamasına son verilmelidir. Esnaf ve sanatkârlarımızdan, esnaf sanatkâr sicil belgesi ibrazını zorunlu hale getirecek yasal düzenleme mutlaka yapılmalıdır.

Esnaf ve sanatkârların gelirleri ile yanlarında çalışanların asgarî ücret düzeyindeki gelirlerinden vergi alınmamalıdır. KOBİ teşvik politikalarından esnaflarımız da mutlaka yararlandırılmalıdır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; KOBİ'lerin sorunlarına da kısaca değinmek istiyorum. Bugün, ülkemizde, KOBİ'lerin temel sorunu, teknolojik dönüşüm ihtiyaçlarıdır. Bu sorunun çözümü, öncelikle KOBi'lerin finansman sorununun çözümüne bağlıdır.

Gelişmiş ülkelerde, KOBİ'lerin genel kredi hacmi içerisindeki payları yaklaşık yüzde 44 ilâ 55 arasındadır. Bu oran, ülkemizde, ancak yüzde 4 mertebesindedir. 1996 yılında başlatılan teşvik fonu kredi uygulamaları, maalesef, oldukça sembolik boyutlarda kalmıştır. Yapılan başvurular, ticarî kredibilite niteliğinde değerlendirilmiş ve sonuçta 1997 yılı aralık ayı itibariyle toplam yaklaşık 3 bin firmaya kredi verme imkânı olabilmiştir. Oysa, Türkiye'de, küçük ve orta ölçekli sanayi işletmesi sayısı 200 bindir; bu orana baktığımızda, yüzde 1,5'i bulabilmektedir. Böyle bir gümrük birliği sürecinde KOBİ'lere verilen bu yardım, son derece yetersizdir ve KOBİ'lerle ilgili bütün söylemlerin, pratiğe yansıdığında ne kadar olumsuz bir sonuç doğurduğunu ortaya koymaktadır.

Selektif yaklaşımla ele alınamayan bu kredi tahsis uygulamaları, yetersiz boyutları ve siyasetin gölgesinin düşmesinin yanı sıra teknolojik içeriği yüksek ürünleri üretebilme amacıyla da gerçekleştirilememiştir.

Yeni finansal araçlar mutlaka geliştirilmelidir. Bu doğrultuda olmak üzere, kredi garanti fonu ile risk sermayesi uygulamalarının hukuksal altyapısı mutlaka kısa sürede oluşturulmalıdır. Ekonomimizin, dünyadaki teknolojik dönüşüme uyum sağlayabilmesi için yapılması gereken temel çalışmalardan biri de teknoloji geliştirme bölgelerinin oluşturulmasıdır. Üniversite-sanayi işbirliğini kurumsallaştıracak ve sürekli kılacak bu mekânların, organize sanayi bölgesi benzeri bir yapılanmayla, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı öncülüğünde yaşama geçirilmesi ekonomimiz için son derece yaşamsaldır.

Sayın milletvekilleri, izninizle, biraz da, Türkiye Halk Bankasının sorunlarına kısaca değinmek istiyorum. Türkiye Halk Bankasından sorumlu Sayın Bakan, bankayla yeterince ilgilenememektedir. Halk Bankasının görev zararı 600 trilyona yaklaşmış, Hazine, bugüne kadar, bu konuda herhangi bir ödeme yapamamıştır. Doğaldır ki, bütün bunların sonucunu 55 inci Hükümete yüklemek bir noktada yanlıştır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun efendim.

HİLMİ DEVELİ (Devamla) – Teşekkür ederim.

Ancak, bugüne kadar biriken bu görev zararının, mutlaka, Hazinece üstlenilmesi gerekmektedir.

Halk Bankasında, şu anda, biri yönetim kurulu üyeliği olmak üzere, üç genel müdür yardımcılığı boştur. Halk Bankasından, artık, siyasî iktidarlar elini çekmelidir. Siyasî tercihlere göre banka şubesi açılmasından vazgeçilmelidir. Bankada, nitelikli istihdam politikası, mutlaka izlenmelidir. Banka çalışanlarının ücretleri ve sosyal hakları, Vakıflar Bankası düzeyinde olmalıdır. Halk Bankası, ihtisas bankacılığına dönüştürülerek, hisseleri ve yönetimi TESK'e ve TOBB'a devredilmelidir.

Halk Bankasının, 30 Temmuz 1997 ilâ Aralık 1997 arasında, esnafa vermiş olduğu kredi miktarı 25 trilyon lira, bu dönemde KOBİ'lere verilen kredi miktarı da 8 trilyon liradır. Bu, bir önceki döneme göre yarı yarıya azalmıştır. Böyle bir anlayışla küçük ve orta ölçekli işletmelerin ve esnafların gümrük birliği sürecinde ayakta kalma şansları giderek azalmaktadır. Artık, KOBİ'ler, esnaf ve sanatkârlar, politikanın ötesinde somut uygulamalar beklemektedir.

Bu anlayışla, Yüce Meclise saygılar sunuyor, hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cevap vermek üzere, Devlet Bakanı Sayın Özkan; buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)

DEVLET BAKANI HASAN HÜSAMETTİN ÖZKAN (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Hükümetimizin göreve başladığı tarihten itibaren, Devlet Bakanlığıma bağlı Türkiye Halk Bankası aracılığıyla esnaf ve sanatkârlara kullandırılan kredilerde, 6 ayda 25 trilyon ilave plasmanla, esnaf kredileri tam 150 trilyon liraya çıkarılmıştır. KOBİ'lere kullandırılan kredi tutarıysa, 40 trilyon lirası banka kaynaklarından, 13 trilyon lirası da teşvik fonu kredilerinden olmak üzere, 53 trilyon lira artışla 150 trilyon liraya ulaşmıştır.

Aralık 1997 itibariyle sanayi ve ticaret odalarınca onaylanarak Halk Bankasına gelen 4 580 başvurudan 2 391 firmaya, bugüne kadar 13,2 trilyon lira artışla 30,7 trilyon lira kredi tahsis edilmiştir. Bu işletmelerde 24 513 yeni istihdam sağlanmıştır. Bu firmalardan 454'ü Doğu, Güneydoğu Anadolu illerinde yer aldığı acil destek kapsamındaki 26 ildeki KOBİ'ler olup, kredilerin 6 trilyon lirası bu KOBİ'lere kullandırılmıştır. Dönemimizde, 5'i doğu ve güneydoğuda olmak üzere, 14 yeni şube ve 4 büro hizmete açılmıştır.

Sayın milletvekilleri, Hükümet olarak, esnaf, sanatkâr ve KOBİ'lere verdiğimiz destek içerisinde, hepinizin yakından takip ettiği gibi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerine ayrı bir önem ve öncelik veriyoruz. Bu doğrultuda, yöre esnaf ve sanatkârları ve KOBİ'lere, diğer sanayi ve ticarî işletmelere 1997 yılının ilk altı ayında 6 trilyon lira kullandırılmışken, bu tutar, dönemimizde, 14 trilyon lira ilaveyle 35 trilyon liraya ulaştırılmış ve bu toplam içerisinde esnafa açılan krediler de 16,2 trilyon liraya yükseltilmiştir.

Bu doğrultuda, Halk Bankasında ilk defa bir acil destek kavramı oluşturulmuş ve bu kapsama giren 26 ile özgü yeni finansman imkânları ve kolaylıklar getirilmiştir. Bu kolaylıklardan en önemlisi, yatırım yapacak KOBİ'lere açılacak teşvik fonu kredilerindeki özkaynak katkısının yüzde 30'dan yüzde 10'a indirilmesi, 20 milyar lira olan yatırım kredisi tutarının 30 milyar liraya, 5 milyar lira olan işletme kredisi tutarının da 10 milyar liraya yükseltilmiş olmasıdır.

Yapılan yeni bir değişiklikle, teşvik fonu kapsamında açılan KOBİ kredilerinin kullanılmasına kolaylık getirilmiştir. Altını çizmek istiyorum, teminat olarak gayrimenkul istenmesi yerine, makine rehni ve kefalet imzası alınması uygulamasına geçilmiştir; banka yönetim kurulu kararı kesinleşmiştir.

Yöre KOBİ'lerine verdiğimiz bu destekleri, esnaf ve sanatkârlarımızı da kapsayacak şekilde genişletme yönünde çalışmalarımız bulunmaktadır. Halk Bankası tarafından sunulan bilgilendirme, danışmanlık hizmetleri, yine bu bölgelerde yoğunlaştırılmaya başlanmıştır.

Ayrıca, bölgede ihracat faaliyetlerinin gelişmesine yardımcı olmak üzere, Kahramanmaraş, Diyarbakır ve Mardin'deki Halk Bankası şubelerine kambiyo yetkisi verilmiştir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Hükümetimiz, önümüzdeki yıllarda ekonomimize üretim, yatırım ve istihdam yoluyla yaptıkları katkıyla ülkemizi çağdaş ve gelişmiş ülkeler seviyesine çıkaracak, rekabet gücü olan işletmelere bir dizi yeni imkân daha açma kararındadır.

Halk Bankası tarafından esnaf, sanatkâr ve KOBİ'lere daha fazla kaynak aktarabilmesi amacıyla birtakım iyileştirmelere gidilmektedir. Bu amaçla, 15 trilyon lira olan banka sermayesi, dönemimizde, 60 trilyon lira bir artışla, 75 trilyon liraya çıkarılmıştır. Değerli arkadaşımız, televizyon programında "Halkbank sermayesinin 15 trilyondan 75 trilyona çıkarıldığını; fakat, Hazineden aktarılan paranın 3-3,5 trilyon lira düzeyinde kaldığını" söylemiştir. Alışmıştır; daha evvelki hükümetlerin hepsi öyle yapardı; ama, biz, ilk defa, 15 trilyon lira olan ödenmiş sermayesini 60 trilyon lira artırarak 75 trilyona çıkardık. Dönemimizde, altı aylık bu dönemde, 45,7 trilyon lirasını ödemişizdir arkadaşlar. (DSP sıralarından alkışlar) Şu anda Halkbank'ın ödenmiş sermayesi 60,7 trilyon liradır. Tabiî, o arkadaşlarımızın hiçbiri buna dikkat etmez, zahmet edip öğrenmezler; ama, siyasî amaçla televizyonlarda boy gösterirler.

Ayrıca, 1993 yılından beri, 550 trilyon lira görev zararı olan Halk Bankasına, hangi hükümet döneminde 1 lira görev zararı ödenmiş?! Şimdi, söyleyeyim de arkadaşımız bir öğrensin: 24,2 trilyon lira benim dönemimde, bizim Hükümetimiz döneminde Halk Bankasına görev zararı ödetilmiştir.

Bizim yanımızda olduğunuz zaman, milletvekili olarak seçildiğiniz bu partide, Demokratik Sol Partide olduğunuz zaman, bu yanlış konuşmaları, buradaki idareciler sizlere yaptırmazdı; bunların hepsi tetkikten geçerdi, inceletirlerdi. Bunların hepsi yanlış şeyler.

Siyaseten, siyasî hiçbir karışmacılık yoktur. Yönetim kurulundan istifa eden üç kişinin yerine hiçbir siyasî atama yapılmamıştır; bunları bize hiç kimse yaptıramaz; bizim aldığımız kültür, eğitimimiz odur; siyasî karışmacılıktan uzaktır ve bunun da gereğini yaparız. (DSP ve ANAP sıralarından alkışlar) O boşluk da, ayrıca, hiç ummadığınız şekilde, siyasî karışmacılıktan uzaklaştırılmış insanlarla doldurulacaktır. Hiçbir hizmette aksama olmaz değerli arkadaşlarım.

1998 yılında esnaf ve sanatkârlara tahsis edilen plasmanlar, ilk programda 70 trilyon lira artırılarak 220 trilyon liraya yükseltilecektir; Ocak 1998'de, yani bugüne kadar 4 trilyon lira plasman artışı yapmıştır; şu günkü neticede 154 trilyon liraya ulaşmıştır. Bunların hepsini tek tek öğrenmek lazım, araştırmak lazım; ondan sonra bu kürsüye çıkıp konuşmak lazım.

Diğer taraftan, KOBİ'lere teşvik fonu kapsamında açılan kredilerde, bütçe imkânları doğrultusunda, 1998 yılında büyüme sağlanacak, bankanın kaynaklarındaki gelişme doğrultusunda bu program yıl içinde revize edilecektir.

Hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. (DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

3. – Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz’ın demokrasinin çağdaşlaştırılması konusunda siyasal partilerin önemine ilişkin gündemdışı konuşması

BAŞKAN – Üçüncü sırada, Sayın Ömer Özyılmaz, demokrasinin çağdaşlaştırılması konusuyla ilgili olarak gündemdışı söz istemişlerdir.

Buyurun efendim. (RP sıralarından alkışlar)

ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği gibi, bilim adamları, hükümet ya da yönetim şekillerini, yöneten ve yönetime katılanların sayısına göre üç gruba ayırmışlardır: Bunlardan birincisi, bir ülkeyi tek kişi yönetiyorsa, o ülkede hükümet şekli mutlakiyet, monarşi, krallık, şeflik gibi kelimelerle isimlendirilir. İkincisi, yönetim halkın küçük bir azınlığı tarafından üstlenilmişse, bu hükümet şekline de oligarşi, bürokrasi, aristokrasi gibi isimler verilir. Üçüncü olarak, yönetimin genel olarak halka ait olması halinde, bu hükümet şekline de demokrasi denmektedir.

Bilindiği gibi, demokrasi bir hedeftir; fakat, bir ideoloji, bir dünya görüşü değil, başlı başına bir siyasal yöntemdir. Dolayısıyla, demokrasi saydamdır ve içerisi de onu hayata geçirecek olan milletler tarafından doldurulur; yani, dünya görüşünü, değerler sistemini belirleme işi, milletin kendisine aittir.

Sayın milletvekilleri, demokrasiler, varlıklarını sürdürmek için siyasal desteğe ihtiyaç duyarlar. Toplumsal-siyasal desteğin bellibaşlı göstergelerinden biri, hiç kuşkusuz, siyasal katılımdır. Bir kavram olarak siyasal katılımı, vatandaşların, idarî ve siyasî kadroların hem seçimini hem de kararlarını etkilemek amacına yönelik faaliyetleri olarak tanımlayabiliriz.

Şüphesiz siyasal katılma, bireysel ya da dağınık kalabalıklar eliyle yapılacak bir eylem değildir. Organize olmuş faaliyetlerle ancak bu gerçekleştirilebilir. İşte, bu noktada, siyasal katılmayı organize eden yegâne kuruluşlar olarak siyasal partileri görürüz. Siyasal partiler, asgari düzeyde de olsa, belli bir programa ve sürekli bir örgüte sahip, halkın desteğini sağlamak suretiyle devlet mekanizmasının yönetimini sürdürmeye çalışan toplumsal kuruluşlar olarak tanımlanırlar.

Siyasal partilerin yapısı, sayısı ve faaliyetleri ile siyasal katılma arasında çok yakın bir ilişki vardır. Bundan dolayıdır ki, bazı bilim adamları, siyasal partileri, demokratik sürecin -diğer bir deyişle siyasal sürecin- hayat kanalları olarak görür ve öyle tanımlarlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu çerçevede, bizim ülkemize baktığımızda, demokrasiye geçeli elli yılı aşkın bir süreyi yaşıyoruz; fakat, demokrasi yaşamımız içerisinde, demokrasi deneyimimiz içerisinde halkın siyasal katılımını sağlayan ve demokrasinin hayat kanalları olan siyasal partileri ne kadar örselediğimizi, o kanalları ne kadar kestiğimizi, o kanalları ne kadar ortadan kaldırdığımızı şöyle bir görürüz. 1960'ta, 1971'de, 1980'de, bunları hep beraber yaşadık. Nihayet, 1997 yılında yaşamış olduğumuz ve halen devam etmekte olan süreçte de, yine, böyle bir durumla karşı karşıya geldik. Şu anda, Türk Halkının en büyük parti olarak seçip Meclise gönderdiği ve siyasal sürecimizin en büyük kanalı, hayat kanalı olan Refah Partisinin, bugün, antidemokratik birtakım eylemlerle, antidemokratik birtakım baskılarla siyasal hayatına son verildiğini, maalesef, milletimiz büyük bir üzüntüyle, büyük bir kuşkuyla karşılamıştır.

AYHAN GÜREL (Samsun) – Size öyle geliyor.

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) – Bu, sadece milletimiz açısından değil, dünyada olan saygınlığımız açısından da fevkalade kötü bir durum olmuştur. Buradan, ben, şunu söylemek istiyorum: Meclis, ülkemizde en büyük kuruluştur; Meclis, halkın iradesinin yansımış olduğu, halkımızın güvendiği yegâne kuruluştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) – Halkımızın desteğiyle buraya gelmiş olan siyasal partiler, kendi içlerinden birisinin başına böyle bir hal geldiği halde, herhangi bir açıklama dahi yapmamakta, gereken girişimlerde bulunmamaktadırlar. Bu, demokrasimiz açısından fevkalade üzüntülü bir durumdur, halkımız açısından fevkalade üzüntülü bir durumdur ve Türkiye'nin, ülkemizin dış dünyaya vermiş olduğu görüntü açısından fevkalade üzüntülü bir durumdur. Meclisimiz tarafından el atılarak bu durumun düzeltileceğine ve bu kötü görüntünün, hem halkımızı rahatlatacak hem de dünyaya daha iyi bir görüntü verecek şekilde değiştirileceğine inanıyor; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özyılmaz, teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, gündemdışı görüşmelerimiz tamamlanmıştır.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" bölümüne geçiyoruz.

Değerli milletvekilleri, tabiî olarak, önce, yarım kalan işlerden başlayacağız.

V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili MesutYılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 292 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine DairKanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S.Sayısı : 232)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifinin ikinci müzakeresine başlayacağız.

Anayasa Komisyonu Başkanımızı göremiyorum; demek ki, Komisyon hazır değil.

ÖNDER SAV (Ankara) – Komisyon toplantı halinde, yukarıda çalışıyor.

BAŞKAN – Sayın Sav, teleyöntemle iştirak imkânı olmadığı için, onu tespit ediyorum ki, ondan sonraki işe sıra gelsin diye.

Gündemin, biraz önce okuduğum bölümünde bulunan işin müzakeresi ertelenmiştir.

2. – Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/660) (S. Sayısı : 392 ve 392’ye 1 inci Ek) (1)

BAŞKAN – Şimdi, Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Sayın Komisyon? Hazır.

 

(1) 392 S. Sayılı Basmayazı 4.12.1997 tarihli 23 üncü Birleşim tutanağına;

392’ye 1 inci Ek S. Sayılı Basmayazı da 20.1.1998 tarihli 44 üncü Birleşim tutanağına eklidir.

Sayın Hükümet? Hazır.

Sayın milletvekilleri, dünkü Birleşimde, tasarının 5 inci maddesi üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam, önergelerin önce geliş sırasına göre okutulmasına, sonra da aykırılığına göre işleme konulmasına sıra gelmişti. Şimdi, önergeleri, geliş sırasına göre okutuyorum.

Buyurun efendim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 392 sıra sayılı Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 5 inci maddesine "...olağanüstü hal bölgesi kapsamında sayılan illerde..." ibaresinden sonra gelmek üzere "...kalkınmada öncelikli yörelerde..." ibarelerinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Sıddık Altay Ömer Özyılmaz Tevhit Karakaya

Ağrı Erzurum Erzincan

Ahmet Çelik Abdulilah Fırat Celal Esin

Adıyaman Erzurum Ağrı

Abdüllatif Şener Aslan Polat Fikret Karabekmez

Sıvas Erzurum Malatya

BAŞKAN – Bir başka önerge var; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 392 sıra sayılı Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 5 inci maddesine "...olağanüstü hal bölgesi kapsamında sayılan illerde..." ibaresinden sonra gelmek üzere "...ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bulunan ve kalkınmada öncelikli yörelerden Erzincan, Erzurum, Ağrı, Ardahan, Adıyaman, Elazığ, Iğdır, Kars, Şanlıurfa, Sıvas İllerinde..." ibarelerinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Tevhit Karakaya Lütfü Esengün Naci Terzi

Erzincan Erzurum Erzincan

Ziyattin Tokar Ahmet Doğan Aslan Polat

Ağrı Adıyaman Erzurum

Abdulilah Fırat Ömer Özyılmaz Abdüllatif Şener

Erzurum Erzurum Sıvas

BAŞKAN – Bir başka önergemiz var; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 392 sıra sayılı kanun tasarısının 5 inci maddesine "...olağanüstü hal bölgesi kapsamında sayılan illerde" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve Şanlıurfa İlinde..." ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederim.

Zülfükar İzol

Şanlıurfa

BAŞKAN – Bir başka önergemiz var; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 392 sıra sayılı Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 5 inci maddesine "olağanüstü hal bölgesi kapsamında sayılan illerde" ifadesinden sonra gelmek üzere "Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan kalkınmada öncelikli yörelerde" ibarelerinin eklenmesini arz ve talep ederiz.

Zeki Ertugay Saffet Arıkan Bedük Mehmet Gözlükaya

Erzurum Ankara Denizli

Turhan Güven Ahmet İyimaya

İçel Amasya

BAŞKAN – Bir başka önergemiz var; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 392 sıra sayılı tasarının 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında "maddede belirtilen süre içersinde tamamlanmaması ve" ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

İ.Ertan Yülek Aslan Polat Tevhit Karakaya

Adana Erzurum Erzincan

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Yıldız

Gaziantep Mardin

BAŞKAN – Bir başka önergemiz var; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Metin Bostancıoğlu A.Turan Bilge Ali Ilıksoy

Sinop Konya Gaziantep

Ahmet Kabil Rüşdü Saracoğlu

Rize İzmir

"Yatırımların bu maddede belirtilen süre içerisinde tamamlanmaması halinde, daha önce alınmayan vergi, resim ve harçlar, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre, gecikme faiziyle, öngörülen amaç dışında kullanılması halinde, ayrıca, kusur cezasıyla birlikte tahsil edilir."

BAŞKAN – Şimdi, önergeleri, aykırılık derecelerine göre işleme tabi tutacağım.

En aykırı önergeden başlıyoruz:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 392 sıra sayılı Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 5 inci maddesine "...olağanüstü hal bölgesi kapsamında sayılan illerde..." ibaresinden sonra gelmek üzere "...kalkınmada öncelikli yörelerde..." ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Sıddık Altay

(Ağrı)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun)– Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Komisyon ve Sayın Hükümet önergeye katılmadı.

Önergede birinci imza sahibi Sayın Altay, gerekçeyi mi okuyalım, zatıâliniz ifade mi buyuracaksınız?

MEHMET SIDDIK ALTAY (Ağrı) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarıyla, OHAL bölgesi illerinde yatırım ve istihdamı teşvik amacıyla birtakım teşvik, destek imkânları sağlanırken, aynı bölgelerde bulunan, aynı sıkıntıları yaşayan, ekonomik ve sosyal açıdan geri kalmışlığı, sosyoekonomik göstergelerle tescil edilen diğer illerimiz kapsam dışında bırakılmıştır. Bu illerimiz, diğer "kalkınmada öncelikli yörelerden" farklı mütalaa edilmelidir; çünkü, köy kapsamında 50 ilimiz yer almaktadır ve bu illerimizin birçoğu, doğu ve güneydoğudaki aynı kapsamda yer alan illerden çok daha iyi durumdadır. Doğu ve güneydoğudaki köy kapsamında bulunan illerin, aynı coğrafya, iklim, sosyal ve kültürel konumda bulundukları OHAL bölgesi illeriyle birlikte değerlendirilmesi daha doğru olacaktır.

BAŞKAN – Önergeye, Sayın Komisyon ve Hükümet katılmadı.

Gerekçe okundu.

MUHAMMET POLAT (Aydın) – Karar yetersayısının aranmasını istiyoruz.

BAŞKAN – Karar yetersayısını arayacağım efendim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Sayın milletvekilleri, karar yetersayısı yoktur; lütfen, çoğunluğunuzu temin edin.

Saat 13.00'te toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 12.47

 

 

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.08

BAŞKAN: Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU

KÂTİP ÜYELER: Levent MISTIKOĞLU (Hatay), Haluk YILDIZ (Kastamonu)

 

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 45 inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

2. – Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/660) (S. Sayısı : 392 ve 392’ye 1 inci Ek) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, görüşmelere kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükümet hazır.

5 inci maddeyle ilgili bir önergenin oylamasında karara yetersayı bulunamadı; ara verdik.

Şimdi, önergeyi tekrar oylayacağım ve karar yetersayısının olup olmadığını arayacağım.

Önergeye Komisyon ve Hükümet katılmamıştı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yetersayısı vardır; önerge kabul edilmemiştir.

Bir başka önergeyi işleme koyuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 392 sıra sayılı Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 5 inci maddesine "...olağanüstü hal bölgesi kapsamında sayılan illerde..." ibaresinden sonra gelmek üzere "ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bulunan ve kalkınmada öncelikli yörelerden Erzincan, Erzurum, Ağrı, Ardahan, Adıyaman, Elazığ, Iğdır, Kars, Şanlıurfa, Sıvas illerinde" ibarelerinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Tevhit Karakaya

(Erzincan)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Önergeye Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun)– Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

Önergedeki birinci imza sahibi Sayın Karakaya?..

TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) – Konuşma hakkımı Sayın Terzi'ye devrediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergedeki birinci imza sahibi Sayın Karakaya, konuşma hakkını Sayın Terzi'ye devretti. Sayın Terzi'nin önergede imzası var.

Önergenizin gerekçesini ifade etmek üzere, buyurun Sayın Terzi. (RP sıralarından alkışlar)

NACİ TERZİ (Erzincan) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 5 inci maddesiyle ilgili olarak vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kanun tasarısı onbirinci ayda Meclis gündemine geldiğinde, bu imkânlar, sadece olağanüstü hal bölgesi illerine sağlanıyordu. Komisyon tarafından geri çekilip, daha sonra tekrar Meclis gündemine getirilen kanun tasarısında, birtakım kriterler öne sürülmüş ve bunlardan, Devlet İstatistik Enstitüsünün belirlediği gayri safî yurtiçi hâsıla rakamı olan 1 500 dolar esas alınmış ve yine, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının belirlediği sosyoekonomik göstergede eksi 5 puandan daha aşağı olan illerin bu kapsama dahil edilmesi benimsenmiştir.

Bu çerçevede, ilimiz olan Erzincan, kişi başına gayri safî yurtiçi hâsılası 1 692 dolar olması nedeniyle, bu kapsama dahil edilmemiştir; fakat, eksi 3,6 olan sosyoekonomik gösterge rakamıyla, ikinci şart tutmaktadır.

Kalkınmada öncelikli yöreler ve olağanüstü hal bölgesi içerisinde kalan 50'ye yakın il mevcuttur; halbuki, bu bölge içerisinde, sadece, bu kapsam içerisine alınmayan Erzincan İlimiz, kalkınmada öncelikli diğer yörelerden farklılıklar arz etmektedir; şöyle ki: Olağanüstü hal bölgesine mücavir olma durumuyla, terörden etkilenen bir ilimizdir; yine, verilere göre, en fazla göç veren illerimizden biridir; yine -Allah göstermesin, tekrarını nasip etmesin- deprem kuşağında bulunması ve sık sık depreme maruz kalması, ilimizin mağduriyetini daha da ağırlaştırmaktadır.

Bu bölge içerisinde bütün illerin kapsama alınıp, ekonomik ve sosyal şartların demin de ifade ettiğim veriler düzeyinde olmasına rağmen, sadece Erzincan İlinin hariç tutulması, hem yöre milletvekili olarak bizleri hem de Erzincanlıları üzmektedir.

Bu Yüce Meclis, deprem anında ve daha sonraki gelişmelerde Erzincan'a gerekli yardımları yapmış ve hassasiyet göstermiştir. Görüşülmekte olan kanun tasarısının bu maddesiyle ilgili olarak verdiğimiz ve şu anda Komisyonun reddettiği, ama, sizin oylarınızla kabul edileceğini umduğumuz önergemizle, gelin, Erzincan İline, bundan önce göstermiş olduğunuz fedakârlığı bir daha göstermiş olun. Çünkü, çevresinde bulunan bütün illerin alınıp, hem ekonomik yönden hem terör yönünden hem de demin söylediğim deprem yönünden etki altında bulunan Erzincan İlinin dışlanması, bizim için kabul edilebilir bir durum değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Komisyonumuzun ve Hükümetimizin kabul etmediği, ama, oylarınıza müracaat edildiği zaman kabul edileceğini umduğumuz önergeyle, Erzincan İlimizin bu kanun tasarısından etkilenmesini arzu ediyor; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Terzi, teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, önergeye Sayın Komisyon ve Sayın Hükümet katılmadılar.

Önerge sahipleri gerekçelerini ifade buyurdu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Bir diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 392 sıra sayılı Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 5 inci maddesine "...olağanüstü hal bölgesi kapsamında sayılan illerde..." ifadesinden sonra gelmek üzere "...Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yer alan kalkınmada öncelikli yörelerde..." ibarelerinin eklenmesini arz ve talep ederiz.

Zeki Ertugay

(Erzurum)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon ne buyurur efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun)– Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önergeye Sayın Komisyon ve Hükümet katılmadı.

Önerge sahibi Sayın Ertugay, gerekçe mi okunsun efendim?

ZEKİ ERTUGAY (Erzurum) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarıyla, olağanüstü hal bölgesi illerinde yatırım ve istihdamı teşvik amacıyla birtakım teşvik destek imkânları sağlanmıştır; ancak, aynı bölgelerde bulunan ekonomik ve sosyal açıdan geri kalmışlığı ekonomik göstergelerle saptanan diğer illerimiz, teşvik kapsamı dışında bırakılmıştır. Kanun kapsamına dahil edilen iller, benzer coğrafya, iklim, sosyal ve kültürel konumda bulundukları ve en geri kalmış bölgeler olması itibariyle, olağanüstü hal bölgesi illeriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.

BAŞKAN – Önergeye Sayın Komisyon ve Sayın Hükümet katılmadılar.

Önergenin gerekçesi okundu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Bir başka önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 392 sıra sayılı kanun tasarısının 5 inci maddesine "olağanüstü hal bölgesi kapsamında sayılan illerde" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve Şanlıurfa İlinde" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederim.

Zülfükar İzol

Şanlıurfa

BAŞKAN – Sayın Komisyon ne buyurur efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun)– Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN– Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önergeye Komisyon ve Hükümet katılmadı.

Sayın İzol, gerekçe mi okunsun efendim?

ZÜLFÜKAR İZOL (Şanlıurfa) – Gerekçe okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Türkiye Cumhuriyetinin en büyük eseri olan GAP'ın Şanlıurfa'da yaratacağı istihdam, tarım, enerji, sanayi ve diğer sektörlerdeki yatırımların teşvik edilmesi ve yatırımların karşılığının kısa sürede amorti edilmesi yanında, süratle kalkınarak halkın refah ve mutluluğunun yükseltilmesi, bu suretle de tarım ve turizm alanında yeni özendirici teşviklerin de uygulamaya konulması, Şanlıurfa halkı için son derece gerekli ve önemlidir. Bu sebeple, Şanlıurfa İlinin kalkınmada öncelikli yöreler kapsamına alınması.

BAŞKAN – Önergeye Komisyon ve Hükümet katılmadı. Önergenin gerekçesi arz ve takdim olundu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Metin Bostancıoğlu

(Sinop)

ve arkadaşları

"Yatırımların bu maddede belirtilen süre içinde tamamlanmaması halinde, daha önce alınmayan vergi, resim ve harçlar, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre gecikme faiziyle, öngörülen amaç dışında kullanılması halinde ayrıca kusur cezasıyla birlikte tahsil edilir."

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun)– Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Komisyon ve Hükümet önergeye katıldı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Komisyon katılamaz, çoğunluğu yok.

BAŞKAN – Efendim, doğrudur, bir usulî hatadır.

Sayın Komisyon, çoğunluğunuz var mı? Bir göreyim efendim...

Komisyon üyelerini tespit edelim.

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Isparta) – Sayın Başkan, karar yetersayısının aranmasını istiyoruz.

BAŞKAN – Dikkate alacağım efendim.

Efendim, Komisyonun yetersayısı yok.(ANAP ve DSP sıralarından "Var, var" sesleri) Efendim, saydım; yok. Rica ediyorum...

NECDET TEKİN (Kırklareli) – Var, var.

BAŞKAN – Mesele şu efendim: Komisyonun katılması bir anlam ifade etmez beyler. Müsaade buyurun... Komisyonun katılması bir anlam ifade etmez; oylayacağım.

Komisyon çoğunluğu olmadığı için katılamadı. Çoğunluğu olmadığı için, Komisyonun "katılıyoruz" beyanını dikkate almadım.

Hükümet katıldığını ifade etti.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 392 sayılı tasarının 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında "belirtilen süre içerisinde tamamlanmaması ve" ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederim.

İ. Ertan Yülek (Adana) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun)– Katılmıyoruz Sayın Başkan.

TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) – Karar yetersayısını arar mısınız Sayın Başkan.

BAŞKAN – Dikkate alacağım efendim.

Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, bundan önce kabul edilen önergeyle, aslında bu önergeye de yanıt verilmiş oldu; bu olay çözülmüş durumda. O nedenle, ikinci defa katılmamız mümkün değil.

BAŞKAN – Efendim, siz, katılıyor musunuz katılmıyor musunuz; onu ifade buyurun.

MALİYE BAKANI ZEKERİYE TEMİZEL (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Peki.

Önerge sahibi Sayın Yülek; buyurun.

İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ben arkadaşlarla beraber, bu önergeyi, Komisyonun da gözünden kaçmış olması düşüncesiyle vermiştim. Sayın Bakanın da biraz evvel belirttiği gibi, buna benzeyen bir önerge iktidar grubu tarafından verildi ve o önerge de kabul edildi.

Şimdi, burada çok kısa bir izahat vermek istiyorum. Deniliyor ki "Yatırımların bu maddede belirtilen süre içinde tamamlanmaması..." Yani, 2002 yılına geliyor. 2002 yılında tamamlanmazsa, alınmamış olan birinci ve ikinci bentte yazılı olan birçok hususların cezasıyla alınacağını amirdir. Oysa, adam, yatırıma girmiş, birsürü masraf etmiş, şu veya bu şekilde tamamlayamamış ise ve tamamlama imkânı da sene bitmesi münasebetiyle olmamış ise, bu adamdan ceza almanın manası yok.

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Var!.. Var!..

İ. ERTAN YÜLEK (Devamla) – Efendim, varsa, bundan evvelkini niye kabul ettiniz?! Aynı ibare...

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Hem el kaldırdılar...

İ. ERTAN YÜLEK (Devamla) – Tabiî, el kaldırdılar bundan evvelkine...

Bakın, arkadaşlar, her şeye, parti meselesiyle bakmayın. Ben, burada bir hatayı düzeltmek için bu önergeyi verdim ve Sayın Bakana da teşekkür ediyorum, buna benzer bir önergede mutabakata varıldı ve kabul edildi. Ben, oradaki hatayı izah etmek için söz almış bulundum; yani, düşünün ki, adam, 2001 yılında yatırıma başlamış, bir yıl içerisinde yatırımı bitiremeyecek; bitiremediği için "gel, sen, şu muafiyetlerin hepsini cezalarıyla birlikte öde" diyorsunuz; olacak iş değil tabiî. Bu ne olur; siz, teşvik ederken, teşvik etmemiş olursunuz; 2000 yılına geldiğiniz zaman, adam, yatırımları yapamayacağım diye, hiçbir yatırıma teşebbüs etmez; çünkü ceza gelecek. Dolayısıyla, bu cezanın kaldırılmasını amirdi, bundan evvelki önergeyle bu kabul edildi.

Yalnız, ben, bir hususu -Sayın Bakanla mutabakata varmıştık- belirtmek istiyorum. Diyelim ki, 2001 yılında teşvikini aldı, yatırıma başladı; ama, biz biliyoruz ki, Türkiye'deki yatırımların süresi iki üç yıldan daha aşağı değildir; üç yıllık bir yatırım süresi olduğunu kabul ediniz ve 2001'den bir yıl sonra 2002 geldi ve adam, yatırıma bütün heyecanıyla, şevkiyle devam ediyor; o zaman, biz bundan ceza mı alacağız; almamak için, ben, zabıtlara geçmesi bakımından bu sözü aldım; eğer teşvik almışsa ve teşvik süresi de verilmiş ise, o teşvik süresinin sonuna kadar ceza alınmaması hususu zabıtlara geçerse, bu insanların 2000'den itibaren şevki kırılmaz, yatırım heyecanı devam eder ve tasarıdan beklenen fayda da temin edilmiş olur. Aksi takdirde, bir yıl sonra, herkes "2002'de bitecek, o halde ben yatırımı yapmayayım; çünkü, ceza gelecek" der ve yatırımı yapmaz. Eğer Sayın Bakan da, burada zabıtlara geçmesi yönünden, bundan evvelki önergeyle birleştirerek -tekrar ediyorum- teşvik belgesi almış olanlardan, yatırıma başladıktan sonra yatırımın bitme süresine kadar ceza alınmayacağını söylerlerse, bu suretle gayeye ulaşılmış olur.

Hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Yülek, teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, bir açıklamanız olacak mı efendim?

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Efendim, verdiğimiz önerge, aslında, benzer amacı sağlamaya yönelikti; amacımız, hiçbir şekilde ceza uygulamak değildi. Yatırımların zamanında bitirilememesi nedeniyle ceza uygulaması olayı, biraz önce kabul edilen önergeyle ortadan kalkmış oldu efendim. Bunu, bir daha tutanaklara geçirmiş oluyoruz.

BAŞKAN – Tabiî, önergenin ortadan kalkma yöntemi bellidir Sayın Bakan; onun için, ben işlemi devam ettirmek zorundayım.

Önergeye Sayın Komisyon katılmadı; ama, Sayın Bakan, benzer bir önergeye daha önce katıldıkları gerekçesiyle, önergeye katılmadıklarını ifade buyurdular.

Ben, bu gerekçe tahtında, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) – Karar yetersayısının aranmasını istemiştik Sayın Başkan.

BAŞKAN – Dikkate alacağım efendim; onu biliyorum.

Kabul etmeyenler...

METİN ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkan, istismar bu; böyle şey olmaz!

BAŞKAN – Efendim, karar yetersayısı vardır; önerge kabul edilmemiştir.

HASAN DENİZKURDU (İzmir) – Hadi, bir daha iste!.. Bir daha iste!.. (ANAP ve DSP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, sayın grup başkanvekilleri, bu Genel Kurul çalışmaları, sühuletle ve usuletle yürütülürse rahat gider. Tabiî ki, karar yetersayısının aranması talabinde bulunma, her sayın üyenin en tabiî hakkıdır; toleransla karşılayalım, hırçınlıklara vesile olmayalım; benim temennim budur; ama, herkes tavrını belirlemede muhayyerdir.

ŞAHİN ULUSOY (Tokat) – Sayın Başkan, oylamaya geçildikten sonra karar yetersayısının aranması istenildi, onu dikkate almadınız.

BAŞKAN – Sayın Ulusoy, Sayın Karakaya oylamadan önce talepte bulundu. Hatta, oylamadan önce, Sayın Doğan'ın da bir talebi vardı; o talebi unuttuğum için işleme koymadım. Yapmayın...

Sayın milletvekilleri, 5 inci maddeyi, kabul edilen önerge istikametindeki değişik şekliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 5 inci madde değişik şekliyle kabul edilmiştir; hayırlı olsun.

6 ncı maddeyi okutuyorum:

Sigorta Primi İşveren Payları

MADDE 6. – 31.12.2002 tarihine kadar uygulanmak üzere; Olağanüstü Hal Bölgesi kapsamında sayılan illerde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi izleyen aybaşından itibaren yeni işe başlayan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin bu illerdeki işyerlerinde çalıştırdıkları işçiler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce işe başlamış olan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 31.10.1997 tarihinden önce ilgili idareye vermiş oldukları en son 4 aylık sigorta prim bodrolarında bildirdikleri işçi sayısına ilave olarak yeni işe aldıkları ve bu işyerlerinde fiilen çalıştırdıkları işçiler için, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 72 ve 73 üncü maddeleri uyarınca prime esas kazançları üzerinden tahakkuk ettirilecek primlerin işveren hissesi hazinece karşılanır.

Ödeme usul ve esasları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Devlet Bakanlığınca müştereken belirlenir.

BAŞKAN – 6 ncı madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Orhan Veli Yıldırım talepte bulundular.

Kişisel söz talebinde bulunanlar -şu ana kadar- Sayın Aslan Polat, Sayın Cevat Ayhan.

CEVAT AYHAN (Sakarya) – Söz hakkımı, Sayın Hüsamettin Korkutata'ya devrediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamam efendim.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Orhan Veli Yıldırım; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ORHAN VELİ YILDIRIM (Tunceli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, görüşülmekte olan yasa tasarısının 6 ncı maddesi üzerinde söz aldım; bu vesileyle, Sayın Divanı ve Yüce Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının 6 ncı maddesinde, bu yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31.12.2002 yılına kadar, Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerinin, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra açacakları işyerlerinde çalıştıracakları işçilerin Sosyal Sigortalar Kurumuna ödenmesi gereken işveren payına düşen sigorta priminin alınmaması; yine 31.10.1997 tarihi itibariyle verilmiş olan sigorta prim bordrolarında belirtilen işçi sayısından fazla çalıştırılacak işçilere ait işveren hissesine düşen sigorta priminin ödenmemesi yönünde getirilen bir istisna vardır.

Tabiî, tasarı komple olarak değerlendirildiğinde, bu maddeyle getirilen istisna, tasarının amacına uygun bir düzenlemedir. Bu nedenle, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, tasarının bu maddesine olumlu oy vereceğiz; ancak, yine bir sakıncamızı belirtelim. Bundan amaç, bu teşvikler, doğru bir düzenlemedir; ama, bunlar, tüm, komple olarak o bölgede ele alınmadığı takdirde, bataklığın sadece bir bölümünü ilaçlamakla, o bataklıktaki sivrisinekleri öldürmek mümkün değildir.

Nitekim, Sayın Başbakanın, Sayın Başbakan Yardımcısı Demokratik Sol Parti Genel Başkanının ve Demokrat Türkiye Partisi Genel Başkanının, Susurluk olayıyla ortaya çıkan ve bu yönde düzenlenen bir raporda, o bölgedeki işadamlarının faili meçhul cinayetlere kurban gitmesinin devlet sırrı olarak nitelendirilmesi ve o konuların açıklığa kavuşmaması için, bu yönde raporda yer alan bölümlerin açıklanmamasını, Hükümetin bu tasarıyla getirmiş olduğu gayeye ters bir uygulama olarak görmekteyiz.

Şimdi düşünün ki, İstanbul'da yaşayan, İzmir'de yaşayan veya Kocaeli sanayi bölgesinde yaşayan bir işadamının, sermaye sahibinin gidip o bölgelerde yatırım yapması mümkün değildir. Geçmişte, tatbikatta da gördüğümüz gibi, o bölgelerde yatırım yapan işadamlarının o bölgeden olduğunu, Diyarbakır kökenli Halis Toprak'ın gidip Lice'de yatırım yaptığını görmekteyiz. Bu nedenle, o bölgede evvela can güvenliğinin temin edilmesi, faili meçhullere kurban giden işadamlarının faillerinin bir an önce bulunması gerekir. Yazarların ve çizerlerin o bölgede öldürülmesiyle ilgili olayların, bu Hükümet tarafından devlet sırrı diye açıklanmamasını, demokrasi açısından son derece yanlış görmekteyiz.

54 üncü Hükümette, o dönemin Başbakanı Refah Partisi Genel Başkanı, ne yazık ki, yine bu tür olaylarda aynı hassasiyeti göstermemiştir. Demokrasinin, gün geldiğinde, herkes için, bir oksijen gibi, bir hava gibi elzem olduğunu şimdi anlamışlardır.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Siz, her zaman antidemokratiksiniz...

ORHAN VELİ YILDIRIM (Devamla) – O bölgede, o bölge temsilcilerinin içinde yer aldığı bir siyasî partinin kapatılmasında demokrasi akıllarına gelmemişti. Yine, o bölgede demokrasi akıllarına gelmediği gibi, o insanların, Parlamentoda halkın temsilcisi olduklarını unuttular ve aleyhinde oy kullandılar; ama, şimdi görüyoruz ki, ülkemizde kuvvetler ayrılığının bir bölümü olan en yüksek yargı organımızın kararına karşı, bu arkadaşlarımız demokrasinin arkasına sığınmak suretiyle o yüce mahkemeyi yıpratmaya çalışıyorlar.

Elbette ki biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu ülkede demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla gerek iş sahasında gerek siyasette ve gerek ekonomide yerleşmesinden yanayız. Ama, siyasî partiler nasıl ki demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır, şunu unutmayalım ki, yargı organları demokrasinin daha vazgeçilmez unsurlarıdır.

Demokrasinin arkasına sığınarak yargı organlarımızı yıpratırsak, ülkede rejimi hırpalamış oluruz, ülkede rejime zarar vermiş oluruz.

TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) – Millet sizi iyi tanıyor.

ORHAN VELİ YILDIRIM (Devamla) – Bu nedenle, buraya çıkıp konuşan değerli milletvekili arkadaşlarımızın, demokrasi konusunda, yargı organlarının da vazgeçilmez unsur olduğunu, yargı organlarını yıpratmakla hiçbir yere varılamayacağını her an hatırlamalarını diliyorum.

Tasarının bu maddesine de olumlu oy vereceğimizi Yüce Kurula arz ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP, DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Yıldırım teşekkür ediyorum.

Refah Partisi Grubu adına, Sayın Mehmet Emin Aydın; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

RP GRUBU ADINA MEHMET EMİN AYDIN (Siirt) – Muhterem Başkan, değerli milletvekilleri; Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen 6 ncı maddesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun ilgili 72 nci maddesinde "İş kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının gerektirdiği her türlü yardım ve ödemelerle her çeşit yönetim giderlerini karşılamak üzere, Kurumca bu kanun hükümlerine göre prim alınır" denilmektedir.

Ayrıca, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun prim oranlarını düzenleyen 73 üncü maddesinde zikredilen primlerin Hazinece karşılanması şeklinde yapılan değişiklik, bölge milletvekilleri olarak bizleri sevindirmiştir. Bu atılan adım, doğu ve güneydoğudaki kalkınmada öncelikli yörelerin gelişmesi konusunda çok küçük bir adımdır; ancak, ilk bakışta, kalkınmada öncelikli yörelerin büyük nimetlere kavuşacağı, istihdamın artacağı görülüyorsa da, bunun böyle olmadığını söylemek istiyorum. Bir elin parmaklarını aşmayan üretim merkezlerinin çalıştırdıkları işçi sayıları göz önüne alındığında ortada gülünç bir katkının olduğu görülür. Mesela, seçim bölgem olan Siirt'te, kanunda öngörülen 10'dan fazla işçiyi çalıştıran işyeri sayısı 3'ü geçmez. Geçenlerde bir tekstil fabrikası açıldı; şu anda deneme üretimi yapmaktadır ve oradaki işverenin, burada çalışan 100 işçinin dışında başka bir şeyi yoktur; bu da senede 13 milyar Türk Lirasına tekabül etmektedir. Dolayısıyla, doğu ve güneydoğudaki kalkınmada öncelikli yörelerin bir adım daha ileri gidebilmesi için, kalkınabilmesi için çok daha köklü tedbirlerin alınması gerekir. Kaldı ki, bu bölgede yatırım yapacak özel sektörün önünde en büyük handikap, hammadde ve ürettiği malın pazarlanması sorunudur. Orada üretilen bir malın pazarlanması konusunda gerçekten büyük bir handikap vardır. Dolayısıyla, pazarlama konusunda bazı düzenlemeler getirilerek oradaki işadamlarımıza katkıda bulunmak gerekir.

Doğu ve güneydoğudaki en büyük sorunların neler olduğuna değinmek istiyorum: Biliyorusunuz, doğu ve güneydoğudaki insanlarımızın en büyük geçim kaynağının ilki hayvancılık, ikincisi de tarımdır. Yöredeki hayvancılık potansiyelinin değerlendirilebilmesi için, her şeyden önce meraların ve yaylaların oradaki insanlara açık olması lazım. Orada yaşayıp hayvan yetiştiren insanlarımız, maalesef, hayvanlarını meralara götürememekte; götürdükleri zaman da jandarmayla karşı karşıya kalmaktadırlar. Dolayısıyla, doğu ve güneydoğudaki geçim kaynağı olan hayvancılık, bu şekilde yok edilmiş ve bitirilme noktasına getirilmiştir. Eğer, doğu ve güneydoğuya bir şeyler yapılmak isteniyorsa ve bu tasarı konusunda hükümetimiz samimi ise, çok önemli olan doğu ve güneydoğudaki hayvancılık konusunu da ele alması ve buralarda hayvancılıkla geçinen insanlarımızın önümüzdeki ilkbahardan itibaren meralardan yararlanmalarını serbest kılması gerekir.

İkinci bir sorun ise, tarımın teşvik edilmesi konusudur. Tarım, doğu ve güneydoğudaki insanlarımızın ana geçim kaynaklarından bir tanesidir. Tarımın teşvik edilebilmesi için gübre fiyatlarının yöre halkına daha ucuz satılması, orada elde edilen ürünlerin daha iyi bir fiyatla değerlendirilmesi ve yöre çiftçilerine, gerek hammadde gerek traktör ve mazot temininde devletin kolaylık sağlaması lazımdır.

Diğer bir sorun da, doğu ve güneydoğudaki doğa imkânlarının değerlendirilmemesidir. Burada, çok büyük su kaynakları olmasına rağmen, maalesef, oradaki akarsular üzerinde barajlar kurulamamakta, ülkemiz bir enerji darboğazıyla karşı karşıya kalmaktadır. Mesela, Dicle Nehri üzerinde, Keban Barajının üç misli büyüklüğünde bir enerji üretme imkânı olduğu halde, maalesef, bugüne kadar, Sarıkız ve Dicle Barajlarının dışında başka bir yatırım yapılmamıştır. Oysa, oradaki Ilısu Barajının -ülkenin geleceğidir- hem oradaki yöre insanına hem de ülke enerjisine çok büyük bir katkı sağlayacağı herkesçe bilinmektedir. Dolayısıyla, doğu ve güneydoğudaki nehirlerin çoğu değerlendirildi, maalesef, sadece Dicle öksüz bırakıldı. Dolayısıyla, Dicle üzerindeki barajlar zincirini ve Botan Nehri üzerindeki barajlar zincirini bir an önce gerçekleştirip, hem yöre halkının kalkınmasını hem de ülkenin ekonomisine sağlayacağı katkıyı da bir an önce sağlamakta büyük yarar var diyorum.

Diğer bir konu da -eğer, doğu ve güneydoğunun gerçekten kalkınmasını istiyor isek, orada mevcut olan imkânları değerlendirmek lazım- madenlerin değerlendirilmesidir. Mesela, Siirt'in Şirvan İlçesinde, Türkiye'nin, belki de dünyanın en iyi tenörlü çok muazzam bir bakır rezervi olduğu halde, buradaki bakır rezervleri bugüne kadar değerlendirilememiştir. Buradaki bakır rezervlerinin oranı binde 12 civarındadır. Dolayısıyla, Şirvan'daki bu bakır madeninin bir an önce ülke ekonomisine kazandırılmasında çok büyük bir yarar vardır.

Diğer bir boyut da, eğitimdir. Evet, bir bölge, eğitimsiz kalkınmaz; bir ülke, eğitimsiz kalkınmaz; dolayısıyla, eğitimin, her şeyden önce, kalkınması gereken yerde kaim kılınması ve bir an önce tesis edilmesi lazımdır. Oysa, bölgem olan Siirt'te, birçok branş öğretmeninin bulunmadığını, köylerde öğretmenlerin bulunmadığını, öğrencilerimizin çok büyük bir eğitim sorunuyla karşı karşıya olduğunu, ben, kendi gözümle müşahede ettim. Dolaştığım okullardaki altıncı sınıf uygulamalarında, 8 yıl kesintisiz uygulamalarında çok büyük bir eksikliğin olduğunu gördüm. Oradaki öğrencilerin, branş öğretmeni yüzü görmediğini ve derslerinin boş geçtiğini, maalesef, çok üzülerek gördüm; buna, bir eğitimci olarak gerçekten çok üzüldüm. Dolayısıyla, eğitimin daha iyi bir hale gelmesi için, doğu ve güneydoğudaki öğretmen yetersizliğinin bir an önce giderilmesinin, oraya atanan öğretmenlerin bir an önce yerlerine gitmelerinin ve eğitime katkılarının sağlanması gerekir.

Diğer bir boyut da, sağlıktır. Sağlık, gerçekten, doğu ve güneydoğuyu kasıp kavuran en büyük sorunlarından biridir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Aydın, buyurun.

MEHMET EMİN AYDIN (Devamla) – Teşekkür ederim.

Doktor yetersizliği, oradaki insanlarımızın, çok ufak bir operasyon için diğer şehirlere, hatta, Ankara'ya, İstanbul'a gitmeleri konusunda onları mecbur kılmaktadır. Bu insanlarımızın kendi illerinde sağlıklarına kavuşabilmeleri için, oradaki uzman doktor, hastane ve yatak sayıları artırılarak, doğu ve güneydoğudaki sağlık sorunumuzun bir an önce halledilmesi gerekir.

Diğer bir soruna da değinmeden geçemeyeceğim; altyapı sorunları. Tabiî ki, doğu ve güneydoğuda yatırım yapacak olan özel sektör ve müteşebbisler, her şeyden önce, gideceği yerde altyapının olmasını arzu eder. İşte, altyapı hizmetlerine baktığımız zaman, doğu ve güneydoğudaki illerimizin en az nasibini alan iller olduğunu görüyoruz. Seçim bölgem olan Siirt'te ve gezdiğim diğer yörelerde yolu asfaltlı olan köy sayısının çok az ve nadir olduğunu görüyorum. Dolayısıyla, buradaki köy yollarımızın -mayın tehlikesinden de kurtulması açısından- bir an önce asfaltlanması konusunda, Hükümetimizin tedbirler alması gerekir.

Muhterem Başkan, değerli milletvekilleri; dolayısıyla, söz konusu olan bu kanun tasarısını, biz, bir adım olarak görüyoruz ve bu kanun tasarısını destekliyoruz. Çıkacak bu kanunun, bölgemizdeki insanlarımıza hayırlı olmasını diliyor; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Aydın, teşekkür ederim.

Anavatan Partisi Grubu adına, Sayın Güllülü; buyurun. (ANAP sıralarından alkışlar)

ANAP GRUBU ADINA NECATİ GÜLLÜLÜ (Erzurum) – Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 6 ncı maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının "Sigorta Primi İşveren Payları" başlıklı 6 ncı maddesinde, 31.12.2002 tarihine kadar uygulanmak üzere; olağanüstü hal bölgesi kapsamında sayılan illerde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi izleyen aybaşından itibaren, yeni işe başlayan Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerinin, bu illerdeki işyerlerinde çalıştırdıkları işçiler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce işe başlamış olan Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerinin 31.10.1997 tarihinden önce ilgili idareye vermiş oldukları en son 4 aylık sigorta prim bordrolarında bildirdikleri işçi sayısına ilave olarak yeni işe aldıkları ve bu işyerlerinde fiilen çalıştırdıkları işçiler için, 506 sayılı Kanunun 72 ve 73 üncü maddeleri uyarınca, prime esas kazançları üzerinden tahakkuk ettirilecek primlerin işveren hissesinin hazinece karşılanacağı hüküm altına alınmıştır.

Öte yandan, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 72 nci maddesinde "iş kazaları ile meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının gerektirdiği her türlü yardım ve ödemeler ile her çeşit yönetim giderlerini karşılamak üzere, Kurumca, bu Kanunun hükümlerine göre prim kesilir" denilmiş; anılan Kanunun 73 üncü maddesinde de, işçilerin kazançları üzerinden kesilecek primlerin işveren hissesi belirtilmiştir.

Sigorta primine esas taban ücreti, 1 Ocak 1998 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 50 milyon 52 bin liradır. Buna göre, asgarî ücret üzerinden ücret alan bir işçinin sigorta priminin işveren hissesi 9 760 140 lira olarak belirtilmiştir. Böylece, kapsamda sayılan illerde yatırım yapan işverene, çalıştırdığı her bir işçi için -işçi başına- aylık olarak 9 760 140 lira sağlanmış bulunmaktadır; yani, bu vesileyle, göçe maruz kalan illerimizde istihdamı artırmak maksadıyla, bu işçilerimizin sigorta primlerinin işveren hissesi yükünü hafifletmek gibi bir teşvik ihdas olunmuştur ve dolayısıyla, doğuda istihdamın artırılması cihetine gidilmektedir.

Dikkatinize arz etmek istiyorum; dünden beri, bu kanun tasarısı görüşülürken, özellikle batı illerimizdeki milletvekillerimizin daha huzurlu olduğunu görüyorum. Sebebi şu: Olağanüstü hal kapsamında olan 11 ile ilaveten, yine gelir seviyesi, belli kriterler nazarı itibara alınarak 1 500 doların altında olan illerimizin de olağanüstü hal kapsamında olan 11 ile eklenerek bu sayının 22'ye iblağ olması, batıdaki büyük şehirlere bu nispette göçün önlenmesine bir tedbir olarak görülmektedir; yani, doğudan ve güneydoğudan batı illerimize göç eden insanlarımıza bir baraj teşkil edilmektedir. Biz, hep, doğuda göç veren illerimizden şikâyetçi olmaktayız. Haddizatında, batıdaki göçe maruz kalan, göç alan illerimiz bu durumdan daha fazla tedirginlik duymaktadır. Neden; oradaki, gerek altyapı hizmetlerinden; yani, belediyecilik hizmetlerinden gerek kültürel erozyon bakımından ve gerekse siyasî ve iktisadî bakımdan göç alan illerimizin, göç veren illerden daha fazla etkilendiği ve daha kötü duruma düştükleri, yıllardan beri müşahede edilen sosyal bir gerçektir.

Bu itibarla, bu kanun tasarısı, sadece güneydoğu ve doğu illerindeki göçü azaltmakla değil, batı illerimizde, gelişmiş yörelerimizde sosyal patlamaların, sosyal hadiselerin önlenmesi bakımından da çok önemli bir tedbir olarak kabul edilmelidir.

Durum, bu manzarayı arz ederken, özellikle, dün, bizim saygıdeğer milletvekillerimizden Sayın Polat, Sayın Başbakanın 25 Ocakta Erzurum'a teşriflerinde, Erzurumluların, Erzurumlulara yapılan bu hizmetlerden dolayı da Sayın Genel Başkanın veya Başbakanın yakasına yapışacaklarından, bunun hesabının Sayın Başbakandan sorulacağından söz etmiş bulunmaktadır. Tabiî, Başbakanın yakasına yapışabilirler; şöyle ki: Erzurum'daki halk şunu diyecektir: "Siz, bizi, bu hizmetlerden beş yıl mahrum ettiniz. Sizin, şu gün getirmiş olduğunuz tedbirleri, beş yıl önceki iktidarlar getirmiş olsalardı, biz, bu tedirginliği, bu perişanlığı beş yıl çekmemiş olacaktık." Yani, Sayın Mesut Yılmaz, sen, iktidarını beş yıl geciktirmekle, doğuda ve güneydoğuda yaşayan bizlere haksızlık etmiş oldun diye yakasına yapışacaklardır. Yoksa, bu kıymetli hizmeti vermiş olmalarından dolayı Mesut Yılmaz'ın yakasına yapışma yerine, elbette ki şükranlarını, elbette ki takdirlerini sunacaklardır.

Ayrıca şunu söyleyeyim. Bir saygıdeğer milletvekilimiz ve bakanlık yapmış olan arkadaşımız da, Erzurumspor'a bir destekten bahsettiler, Sayın Başkandan dilediler. Değerli arkadaşlarıma arz etmek istiyorum ki, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa, bundan bir hafta kadar önce, 50'şer milyar lira gibi önemli bir meblağ, 2 nci ligde play off'a çıkmış 10 kulübün başkanlarına Sayın Başbakanca takdim edilmiştir. Ben çok iyi hatırlıyorum. Geçen yıl, o zamanki Başbakanımız Sayın Erbakan'ın, Erzurum'a bir 10 milyarlık yardım çekini, davul zurnalarla, nasıl ihtişamla takdim ettiklerine şahit oldum.

Tabiî, şunu arz etmek istiyorum: Küheylan kulun doğurduğunda ses çıkarmaz; ama, bir tavuk bir yumurta verdiği zaman ortalığı birbirine geçirir. (ANAP sıralarından alkışlar)

Çok değerli arkadaşlarım, Sayın Aslan Polat'ın Erzurum'u çok sevdiğine inancım sonsuzdur. El şaplatma!.. Ama, dün etinden et kesilmiş gibi feryadına bir mana veremedim. Acaba, Erzurum'a bu vesileyle gelecek olan hizmetler kendilerini neden bu ölçüde tedirgin etti; bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Bunu esefle karşıladım. Bu Hükümetten ve saygıdeğer Başbakandan, bu âli hizmetlerine karşılık, Sayın Polat'ın dünkü davranışlarından dolayı özür diliyorum Erzurumlular adına ve bu kapsama dahil olan 21 vilayetin, gerek milletvekilleri adına gerekse orada yaşayan her ferdi adına, bu Hükümete, şükranlarımı arz ediyorum, saygılarımı sunuyorum...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Sen kendi adına konuş.

NECATİ GÜLLÜLÜ (Devamla) – Bu hayırlı hizmetlerin, ülkemize ve o 22 vilayet halkına hayırlı olmasını diliyorum; Batılılara da, göçe maruz kalmalarından dolayı duydukları o büyük sıkıntının kendi üzerlerinden kaldırılmış olması nedeniyle, göz aydın dileklerimi iletiyorum ve hepinize saygılar sunuyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Aykon Doğan konuşacaklar.

BAŞKAN – Peki, efendim.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Doğan; buyurun efendim.

DYP GRUBU ADINA ABDULLAH AYKON DOĞAN (Isparta) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; aslında, biz, çok önemli bir yasa tasarısını görüşüyoruz. Tabiî, konu da, sigorta primi işveren paylarıdır; bu nevi teşvik hükümleri uygulanmış mıdır...

Gerçekten, gelişmiş ülkelerde dahi -örneğin, 1980'lerin sonlarında, Mitterrand'ın iktidara gelişiyle birlikte, Fransa'daki işsizliğe çözüm arayan zamanın sol hükümeti, bütün Fransa'da böyle bir tedbiri getirmiştir- yeniden işe alınan -sadece bir işçide değil, belli bir sınırla olmak üzere- bu kişilerin sigorta primleri işveren payı, hazine tarafından karşılanmıştır.

Şimdi, burada, aslında baktığınız zaman, sadece 9 il için getirilen bir tedbir bu...

REFİK ARAS (İstanbul) – 22 ile de çıkarılabilir...

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Pardon, 11 il için getirilen bir tedbir bu. Halbuki, işsizlik sorunu, Türkiye'nin genel bir sorunu ve tarımı çıkardığınız zaman -tarımdaki mevsimlik işçiliği, oradaki istihdamı bir tarafa bıraktığınız zaman- Türkiye'deki işsizlik sorunu yüzde 10'un üzerindedir ve Türkiye'nin en önemli sorunudur.

Bu yasa tasarı, biraz alelacele hazırlanmış bir yasa tasarısıdır ve buna, artık, Hükümet tasarısı da diyemeyiz; çünkü, komisyonda başka bir şekle dönüştü. Türkiye'nin çok önemli bir sorunu olan işsizlik sorununa, sadece 11 ilde, böyle çok palyatif tedbirle çare aramayı, gerçekten, çok da üzerinde durulacak bir konu olarak görmüyorum.

REFİK ARAS (İstanbul) – 22 ile efendim... 22 ile çıkabilir yani...

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Hayır "çıkabilir" değil; yasada bunu koyuyoruz...

REFİK ARAS (İstanbul) – Evet, yasa öyle diyor.

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Böyle gelmiş, 11 il belirlenmiş ve 11 il getirilmiş; sonra, Hükümet bunu alacak; halbuki, Türkiye'nin her tarafında bu işsizlik sorunu var; gelişmiş bölgelerde de var ve Türkiye'de, bir taraftan bir tarafa gitmek de yasak değil. Bir bölgede ekonomik kalkınmayı sağlamak başka bir şey, istihdam yaratmak başka bir şey; bunu ayırmak lazım.

AGÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – İkisi birbirine bağlı...

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Hayır.

Diyorsunuz ki "ben, bu illerde istihdam yaratacağım." İstihdam yaratmanın temel şartları, hemen hemen diğer gelişmiş yörelerde yerine getirilmemiş ki, bu illerimizde nasıl sağlayacaksınız? Sayın Meclis Başkanı, Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan, bakanlar ve milletvekilleriyle Diyarbakır'ın -Diyarbakır da bu iller arasındadır- bir ilçesinde, özel sektörümüz tarafından kurulmuş çok güzel bir tesisin açılışına gittik; orada her şey vardı. Orada her şey vardı: Yatırım vardı, altyapı vardı, maden vardı; ama, gidin bakalım, bugün çalıştırabiliyor musunuz? Yani, meseleleri, böyle, sigorta primini de efendim biz karşılayalım demekle... Şimdi, sigorta primindeki karşılamayı şöyle bir tahlil edelim. Aslında, bu nevi tedbirlerlerle ilgili tezim şu: Türkiye çapında düşünmek lazımdır.

METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Hepsini mi teşvik? O zaman teşvik olur mu?!

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Bugün, bütün Türkiye'de, istihdam yaratan, yeniden istihdam yaratan, 4 milyon sigortalı insan vardır; ama, sigortasız da 4 milyon insan vardır. Şimdi, ben bir noktaya geliyorum: Bugün, özel sektörünüz, 4 milyon insanı, sigortaya ihtiyaç duymadan çalıştırabiliyor mu; çalıştırıyor. Niçin çalıştırıyor; çünkü, mevcut sigorta rejiminiz buna imkân veriyor; yani, mevcut sigorta sistemi, bugün, Türkiye'de, 8 milyon çalışanın yarısını sigorta sistemi dışında çalıştırabiliyorsa, şimdi bu ülkedeki insanlar, neden, sigortasız, yasal olarak -bakın gayri yasal demiyorum- çalıştırma imkânı varken, sadece, sizin işveren sigorta priminizi devlet ödüyor diye bu işçiyi istihdam etsin?!.

Yani, mesele, buradan gelmek istediğim nokta şudur: Önce, sigorta sisteminde bir reform yapmayacaksınız; bu çarpık çurpuk bir sigorta sistemiyle ve ondan yararlanarak, bu 11 ilde bir istihdam arayışına gireceksiniz!..

HASAN GÜLAY (Manisa) – Geliyor, o da geliyor.

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Türkiye'nin sorunlarını, böyle, kısa vadeli ve çok uzun çalışmayı içermeyen birtakım çalışmalarla ve bu nevi kanun tasarılarıyla çözmek mümkün değil.

REFİK ARAS (İstanbul) – Bu bir ilk adımdır; iyi niyetli bir ilk adımdır. Müsaade ederseniz 22 ilde olacak.

BAŞKAN – Efendim, müsaade buyurun.

Sayın Doğan, siz konuşmanıza devam edin efendim.

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, mesele şudur: Bugün, Sosyal Sigortalar Kurumunun 1997 yılındaki açığı 800 trilyon. Şimdi, hesap edin, bu saydığınız illerde, Hazinenin aldığı vergi falan yok. Bakın, işte, burada istatistikler elinizde; bu illerden ne vergi aldığınıza bakın. Buralardan, bizim, sigorta primi aldığımız da yok değerli arkadaşlar. Siz, sigorta primi alınmayan illerde, sigortadan birtakım avantajlar yaratarak istihdam yaratmak şeklinde bir yola çıkmışsınız.

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Yapılan iyi şeyleri takdir ediyoruz.

REFİK ARAS (İstanbul) – Zararı ne?

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Zararı şudur: Değerli arkadaşlarım, bir iş yapacaksak, gerçekten sonuç verecek bir iş yapalım.

Geçmişte yapılan teşviklerle bu illerdeki işadamlarına haksızlık yapılmıştır. Burada üzerine basarak bu konuyu belirtmek istiyorum. Denilmiştir ki: "Efendim, biz, teşvikler verdik, bu teşvikleri aldılar ve o illere yatırım yapmadılar." Hayır; o teşvikleri alan insanlar o illere yatırım yapmışlardır; ancak, onlara yol gösterilmediği için yatırımın boyutlarını büyük tutmuşlardır ve bitirememişlerdir. Ondan sonra, zamanın hükümeti, 1980-1990 arasında gelen hükümetler demişlerdir ki: "Biz, bunlara teşvik verdik, para da verdik; ama, gittiler, oralarda yatırım yapmadılar, başka yerde yatırım yaptılar." Bu, o bölgelerde konuşulan bir yaradır. Yeri gelmişken, burada bunu düzeltmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, fakirlik alt sınırı, sadece doğuda ve güneydoğuda değil, Orta Anadolu'ya doğru da kaymıştır. Millî gelirdeki bölüşüme bakınız; Orta Anadolu'nun millî gelirden aldığı pay, bu teşvik tanıdığınız 11 ilden çok daha fazla değil. Belirtmek istediğim, doğuyu kapsamış, Karadenizin bir bölgesini almış, Orta Anadolu'ya doğru geliyor... Çok daha kapsamlı, çok daha sonuç alıcı tedbirler getirmedikçe, bu nevi tedbirlerle bir sonuca varmak mümkün değildir.

Bir vergi reformunu, bir sosyal güvenlik reformunu getirmek mecburiyetindeyiz. Finans reformunu getirin...

Değerli arkadaşlarım, siz, bütün yetkileri merkezde topluyorsunuz; bugünkü idarî yapılanmayla Ankara'dan Şırnak'taki yatırımı teşvik etmeniz mümkün değildir.

Bu tasarıda, bütün arkadaşlarımın dikkatini çekmek istediğim bir husus vardır. O kadar bürokrasi getiriyorsunuz ki, 5 inci maddeye göre, yatırımın tamamlandığını, Maliye Bakanı ve Hazineden sorumlu Devlet Bakanı bir araya gelecekler de, ondan sonra kararlaştıracaklar; burada da var, yine, 6 ncı maddede de var. Bu tasarı, getirdiği teşviklerden daha çok bürokrasi getirmektedir; bunda ittifak edelim...

REFİK ARAS (İstanbul) – Hayır, hayır, öyle bir şey yok.

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – İttifak edelim... Yetkilerin, bu kadar devredildiği, işlerin, bakanlıklara bu kadar havale edildiği böyle bir yasa olmaz; ne yapacaksanız yapın. İşte, düzelttiniz, yok kusur cezası, yok usulsüzlük cezası... Değerli arkadaşlarım, her noktasında bir eksikliğini gördük. Şimdi, geçmiş yılları bir tarafa bırakalım. Geçmiş yıllarda -sayın arkadaşlarım burada değindiler- bakanlığım sırasında, bu illerin hepsini aşağı yukarı gidip ziyaret ettim, Erzurum'u da ziyaret ettim. Yapılması gereken şey, önce altyapıdır; bu illerde eksik olan altyapıdır.

İçimizde, pekâlâ, özel sektörde yatırım yapmış, üretim yapmış arkadaşlarımız var; ben onlara soruyorum: Şu teşviklerle oraya gider misiniz? Buradan gelmek istediğim şey şudur: Aslında, mevcut bir teşvik sistemi vardı, bunun süresi bitmişti; bu tasarıyla, çok farklı bir teşvik sistemi getirilmiyor. Zaten, eğer, 1997 yılı sonuna kadar olan teşvik sistemiyle bir şey yapabilseydiniz, böyle bir yasaya ihtiyaç duymadınız; yine de bir şey getirilmiyor. Altyapı, değerli arkadaşlarım altyapı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Doğan.

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

Demiryolu, havayolu, borsa, güvenlik ve mahallinden yönetim; en önemli şey mahallinden yönetim...

Bir de şu var; şunu soruyorum değerli arkadaşlarım, en önemli husus şudur: O bölgelerde, öncelikle, sektörel teşvike ihtiyaç vardır. Çünkü, ürettiğiniz şeyi öncelikle tüketecek bir toplum bulamazsanız, bu üretimi ne için yapacaksınız!.. Yani, kundura üreteceksiniz, Şırnak'tan İstanbul'a getirip satacaksınız!.. Bu, mümkün değil...

AGÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – Bu mantıkla...

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Hayır, o bölgeye de sarsıcı -bu mantıkla değil- sonuç getirici ve mahallinden disipline edilen, mahallinden planlanan, mahallinde uygulanan, mahallinde izlenen ve yürütülen programlarla o bölgelere yaklaşmanız lazımdır.

AGÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – Mahallî idareler reformu da geliyor.

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Bu vesileyle, maddenin biraz da kapsamını aşan bir konuşma yaptığımın farkındayım Sayın Başkan...

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Konuşmanın en güzel ve en doğrusu da burasıydı.

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – Canın sağ olsun.

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Doğan.

Gruplar adına başka söz talebi var mı? Yok.

Kişisel söz talebinde bulunanlardan Sayın Polat, buyurun.(RP sıralarından alkışlar)

ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

392 sıra sayılı Kanun Tasarısının sigorta primi işveren paylarını, Hükümetin, işveren adına ödemesine ve bir kolaylık getirmesine ilişkin 6 ncı maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum.

Bizim üzerinde en çok durmak istediğimiz konu şu: Birincisi, bir önerge vermiştik, kabul edilmedi; yani, biz beş yıllık süreyi az görmüştük, hiç olmazsa bunu 2002 değil de, 2005 ve 2010 yılına kadar uzatabilir miyiz diye düşünüyorduk, önceki maddelerde reddedilmişti.

Sebebi şu; Doğu Anadolu'da bugüne kadar bu teşviklerden dolayı ciddî bir sanayileşme olmamıştır. Biraz önce burada konuşan tüm arkadaşlar da belirttiler; Doğu Anadolu'ya gittiğimiz zaman, buraları, genellikle hep yarım kalan veya çalışamayan veya normal çalışamayan tesislerle dolu olarak görürüz. Burada da, nakit teşvikle beraber veya nakit teşvikten daha çok, vatandaş orada iş yaptığı zaman, yatırım yaptığı zaman kâr edebilmesi için birtakım kolaylıklar getirilmelidir. Bunların da vergi yoluyla, prim ödeme şekliyle veya enerji konusunda birtakım avantajlarla sağlanmasının doğru olacağı kanaatindeyim.

Önümüzde Atatürk Üniversitesince yapılmış bazı araştırmalar var. Mesela, 1989 yılında Türkiye genelinde bir işçinin verimlilik endeksi ortalama 100 iken, bu, Doğu Anadolu'da 67'ye düşmüş; 1992'de ise Türkiye genelinde verimlilik 100 iken bu, Doğu Anadolu'da 59'a kadar düşmüştür, şu anda bu daha da aşağılara inmiştir.

Bunun bir başka ifadesi şu olabilir: Türkiye genelinde 100 işçiyle yapılan bir işin, Doğu Anadolu'da 169 işçiyle, aynı teknolojiyle yapılmasına emsal oluyor. Bu, neyi gösteriyor; Doğu Anadolu'da, Türkiye ortalamasına göre daha fazla işçi çalıştırılıyor, dolayısıyla, bu işyerlerinde işçi daha çok yoğunlaşıyor ve işçi emeğine daha fazla muhtaç olunuyor. Bunun için, Doğu Anadolu'da işçi ücretlerinde yapılacak bir avantaj, bir kolaylık, her zaman için batıdan çok daha önemli ve çok daha realisttir. Şimdi, bu şartlardan dolayı, bilhassa 10'dan fazla işçi çalıştıran işyerlerine geliyor bu tedbir. 1 işçiyi 9,7 milyon kabul edersek, 97 milyon; takriben 10 kişi çalıştıran bir işyerine de 100 milyon liralık bir yardım oluyor; bunun önemli bir rakamı değil de... Burada, esasında, Doğu Anadolu'da ve memleketimizde -en büyük itirazlardan birisi- yeni iş üretmeye yönelik olmasından dolayı bir itiraz var. O da şu; şu anda, mesela, orada iş yapan müesseseler var, 10 veya 15 işçiyle çalışıyor. Bu işyeri için bu fayda sağlanmıyor; ancak yeni yapılan bir işyeri için bu fayda sağlanıyor. O zaman da ne oluyor: Biraz önce, bir sene veya iki sene önce burada işe başlamış olan işyerleri, bugün, aynı şekilde işe başlayan işyerlerine göre rekabet edemez duruma, daha zor bir duruma düşüyorlar. Halbuki, biz istiyorduk ki, bu tahdidi -Türkiye'de beş veya on yıl mı yapıyoruz- bütün işyerlerine yapalım. Bütün işyerlerinde bu randımanı sağlarsak, eşitliği ve rekabeti sağlarız; aynı yerde çalışan, aynı işi yapan işyerleri arasında ters rekabet doğurmayız diye düşünüyorduk. Bizim, onun için bu konuda bir itirazımız var ve itirazımızın aslı da şudur: 10 işçi biraz fazla, hiç olmazsa bunu biraz daha düşürebilir miyiz diye düşünüyorduk.

İkinci düşündüğümüz ve yaptığımız itiraz; şu anda, mevcut çalışan işyerlerine de, hiç olmazsa bu öngörülen süre içerisinde bu faydaları, bu teşvikleri sağlamanın normal olacağı kanaatindeydik.

Şimdi, biz bu konuları konuşurken vakit gelip geçiyor. Biraz önce burada konuşan Erzurum Milletvekili arkadaşımız bize bir iki laf attı; ben, kendisine cevap vermek istiyorum; o da şu: Bu konuyu kendileri başlattılar. Salı günü, Erzurum'da Anavatan Partisi İl Başkanı televizyonlara çıkarak "Hükümet tasarısına ihtiyaç kalmadan, kanun hükmünde kararnameyle, Erzurum'un kapsama alındığını" ilan ettiler. Ben, kendilerine "bunun yanlış olduğunu, bunun Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşüleceğini, Bakanlar Kuruluna yetki verileceğini, ancak Bakanlar Kurulu kabul ederse bu illerin kapsama gireceğini" belirttim. Bunun üzerine, sayın milletvekili arkadaşım, Erzurum'da şunu söyledi: "Bu kanun çarşamba günü çıkacak, çarşamba günü Erzurum da kapsamda olacak. Çarşamba günü Erzurum kapsama girmezse ki..."

NECATİ GÜLLÜLÜ (Erzurum) – Evet...

ASLAN POLAT (Devamla) – Bakın, sayın milletvekilim şunu söylüyorum: Bu kanun çıktığı zaman, evet, doğrudur, Diyarbakır, Tunceli, kanun kapsamına girecek; fakat, Erzurum ancak Bakanlar Kurulu isterse ve karar alırsa girecek. Kendileri dediler ki: "Çarşamba günü Erzurum kapsamda. Erzurum kapsamda değilse, ben istifa edeceğim" aynen bu ifade... "Siz de istifa edecek misiniz" dedi. Ben de, Sayın Başbakana, "bu değerli milletvekili arkadaşımızı Erzurum'da mahcup ettirme, istifa etmeye maruz bırakma, Erzurum'u direkt olarak kararnamenin içine alın ki, değerli milletvekili arkadaşım pazar günü Erzurum'a gelirken zor duruma düşmesin" dedim.

NECATİ GÜLLÜLÜ (Erzurum) – Senin sözünle mi!..

ASLAN POLAT (Devamla) – Şimdi, benim demek istediğim konu buydu sayın milletvekilim.

İkinci olarak da şunu söylemek istiyorum; geçen sene Erzurumspora Sayın Başbakanımızın yaptığı yardım, özel yatırımdı, Acil Destekten, sırf Erzurum için yapılan bir jestti. Bu sene yapılan yatırım ise...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NECATİ GÜLLÜLÜ (Erzurum) – Ne yatırımı, hangi yatırım?..

BAŞKAN – Sayın Güllülü, sizi dinlediler; izin verin lütfen.

Devam edin Sayın Polat.

ASLAN POLAT (Devamla) – Sayın Bakanım, şu anda bu sene ise, sizin vermiş olduğunuz 50 milyar lirayı, ben bir şey söylemedim, kötü olduğunu da söylemedim, bakana da teşekkür ettim; yalnız, o, bütün vilayetlere verildi. "Bize, Doğu Anadolu olarak, geçen seneki Başbakanın, Acil Destekten özel olarak yaptığı jesti, bu Başbakan da yapar mı?" diye sordum. Yapar veya yapmaz, o sizin bileceğiniz bir konu ve bir konu daha sordum: "Aynı mealde, Rizespora avantajlı bir yatırım yaptınız mı?" dedim, benim sormak istediğim soru buydu.

Sayın Bakanım, şimdi ben şunu söylüyorum, ben Sayın Başbakanı falan bilmiyorum; fakat, Sayın Maliye Bakanımıza gerçekten çok güveniyorum ve kendisi bana "ben buna kefilim" dedi, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanımız Biltekin Bey de "kefilim" dedi, ben, bu iki kefili çok sağlam kabul ettiğim için, artık bundan sonra Erzurum'u buraya girmiş kabul ediyorum ve buradan...

REFİK ARAS (İstanbul) – Bin defa tekrar ediyorsun...

ASLAN POLAT (Devamla) – Refik Bey, sizi de kabul ediyorum; ama, sizi Erzincanlılar biraz üzüyor, onu söylüyorum.

Sayın Bakanım, burada, bu işi daha fazla uzatmadan, inşallah, Erzurum'u kapsam içerisinde görürüz.

Sayın Güllülü kardeşim de benim eski mahalle arkadaşımdır, ağabeyimdir, kendisine saygım sonsuzdur; onun üzülmemesi için ben bu sözü söylemiştim, yoksa başka bir şey söylememiştim.

Hepinize saygılar sunarım. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Polat, vallahi, dünyada işiniz iş; bu, isimlerini zikrettiğiniz Sayın Bakanla, Sayın Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı, en büyük mağazalardan birine kefil olsa, tamamını teslim ederler, sizin işiniz bitmiş.

ASLAN POLAT (Devamla) – İşte, Erzurum da, Türkiye'nin en büyük vilayet olduğu için kabul ettiler.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyorum.

Hadi, gene, Erzurumlular...

Sayın Güllülü, hiç sessiz orada durun. Yani, gayet nazik cevapladı giti.

Efendim, teşekkür ediyorum. Yani, böyle bir hava içerisinde yapılan çalışma hepimizi rahatlatıyor.

Kişisel söz talebinde bulunan Sayın Ayhan, zannediyorum, sırasını Sayın Korkutata'ya devrettiler; zaten, Sayın Korkutata'nın da söz talebi vardı, yerlerini değiştiriyorum.

Buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 392 sıra sayılı kanun tasarısının 6 ncı maddesi üzerinde, şahsî görüşlerimi arz etmek üzere huzurunuzdayım.

Fakat, maalesef, kanun tasarısı üzerindeki fikirlerimi arz etmeden önce, CHP Milletvekili Sayın Veli Yıldırım'ın, yıldırım gibi düştüğü şu sandalyeden yaptığı konuşmaya birkaç kelimeyle cevap vermek istiyorum.

NİZAMETTİN SEVGİLİ (Siirt) - Bir kelimeyle ver yeter.

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Biz, hepimiz, birbirimizi çok iyi biliyoruz; ANAP'ın sekiz yılda bu memlekete ne yaptığını biliyoruz; sizin beş yılda -1991'den 1995'e kadar- bu memlekete ne yaptığınızı biliyoruz. Onun için, gelin, bu konulara girmeyin, akıllı akıllı yerinizde oturun. (RP sıralarından alkışlar) "Demokrasi" diyor CHP... Şöyle, demokrasiden bahsederken, Veli Yıldırım'ın, yıldırım değil, ışık bile olmaması lazım.

Değerli arkadaşlarım, 1991-1995 yılları arası, bu memlekette faili meçhullerin zirveye çıktığı dönemdir. 1991-1995 yılları arası, sizin, Tunceli'ye giremediğiniz dönemdir, potinler altında ezildiğiniz dönemdir; kalkıp da, efendim, 54 üncü Hükümet şöyle yapmadı, böyle yapmadı demeye hakkınız yok. Sizin hakkınız yok, kimin hakkı olursa olsun.

Doğulu işadamlarından bahsediyorsunuz. 1991 yılı, sizin hükümette bulunduğunuz dönemdir; doğulu işadamlarının sakıncalı piyade ilan edildiği dönemdir; işe sokulmadığı dönemdir. Değerli kardeşim, 1991 yılı, doğulu işadamlarının, bilerek, isteyerek, alınıp, götürülüp, öldürüldüğü dönemdir. Faili Meçhul Siyasal Cinayetleri Araştırma Komisyonu üyesiydim. Bu konuda...

AYHAN FIRAT (Malatya) – Misal ver!.. Misal ver!..

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Misali, 1 midir, 1 000 midir; 3 500 faili meçhul var. 300-400 ...

AYHAN FIRAT (Malatya)– Atmayla olmaz!..

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Atma değil, bomba atmadır, bomba; kafanıza doğru!..

AYHAN FIRAT (Malatya) – Hikâyeyle olmaz!..

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Hikâye değil arkadaşlarım. Siz, Hükümette değil miydiniz bu dönemde?!.

AYHAN FIRAT (Malatya) – Misal ver!..

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Siz neredeydiniz, ayda mıydınız, nefesiniz mi yoktu?!

AYHAN FIRAT (Malatya) – Orada konuşan misal verir, hikâyeyle olmaz!..

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Misal işte bu: Bu kadar faili meçhul var, bu kadar insan yasaklanmış, hiçbiri, maalesef, işlere giremiyor.

Bu dönemde, maalesef ve maalesef, doğu ve güneydoğuda, her şeye rağmen gitmeyen...

ALİ ŞAHİN (Kahramanmaraş) – O zaman Başbakan kimdi, Başbakan; Tansu Hanımdı.

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Hüsamettin Bey, DYP'yi üzüyorsun!..

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Senin tarihin daha kirli Halitçiğim, Halitçiğim... Sende neler var, neler var... Bilirim, sendekilerin hepsini bilirim ben.

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Bizde kir olmaz!..

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Birbirimizi de iyi tanırız.

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Bizde kir olmaz bizde!..

BAŞKAN – Sayın Korkutata...

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Ramazandır yanlış bir şey söylemek istemiyorum Başkanım.

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Bizde kir olmaz!..

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Halitçiğim ben seni iyi tanırım, sen boşver!..

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Bizde kir olmaz!..

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Değerli arkadaşlarım...

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Bak, altı ayda bir tane faili meçhul kalmadı.

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Bu Halit'in ağzına da kilit vurmak lazım canım... "Dur, ramazandır söylemeyelim" dedik.

BAŞKAN – Sayın Korkutata, 392 sıra sayılı kanun tasarısına bir gelelim lütfen..

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; 392 sıra sayılı kanun tasarısına gelmeden önce, söylenecek birkaç söz daha var.

Şimdi, doğu ve güneydoğudaki işadamlarından bazıları, hakikaten, çok ciddî fedakârlıklar göstermek suretiyle, herkesin bölgeden kaçtığı, beyin göçünün olduğu, hak arama yollarının tıkandığı, kimsenin şerefini, haysiyetini, gururunu muhafaza edemediği dönemlerde, bütün bu riskleri göze alarak, bölgede hizmet yapmaya devam eden insanlara, maalesef, işte o CHP'li dönemde, maalesef, bunların primleri ödenmemiş... İki yıl, şu anda dahi, şu anda ANAP dönemine gelinmiş yine ödenmiyor, yine ödenmiyor... Ne isteniyor biliyor musunuz işadamından?.. İşadamı gitmiş "bu kadar zamandır bekliyor, niye ödemiyorsunuz" diye sormuş ve adama demişler ki, işte "önce, siz, verginizi ödediniz mi" ödedik... Peki, KDV ödenmiş mi; yazı yazılmış ödenmiş. Peki, başka; efendim, bu faturalar sahte midir, değil midir? diye yazı yazılmış, sahte değil, hepsinin kaydı var. Peki, ne; işadamına "git, kimden fatura almışsan..." İsmiyle, cismiyle, rakamıyla her şeyiyle var bende..

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Yalnız, bir tek süreniz yok; işte, onlar var da...

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Süre daha çok...

BAŞKAN – Buyurun.

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Diyor ki "gidin, bana, fatura aldığınız o adamların defterlerini getirin." Bu, suiniyet değil de nedir değerli arkadaşlar? Şu anda burada bunu bilen bakanlar da var; suiniyet değildir de nedir bu? Suiniyet... İsmiyle, cismiyle, her şey ve şu anda burada salonda bulunan, bunu bilen bakanımız da var; durum böyle.

Değerli arkadaşlar, onun için, kimse şundan ve bundan bahsetmesin. Aslında söylenecek çok şey var. Yani, biz istiyoruz ki, tabiî ki, Doğu ve Güneydoğu'da bir şey yapılacaksa bundan şeref duyarız; bunu, kim yaparsa yapsın, kesinlikle polemik meselesi de yapmayız. Bunu, ANAP yapmış, CHP yapmış, DYP yapmış, bundan şeref duyarız, kanımızın son damlasına kadar yanında oluruz, eğer, bölgeye yapılıyorsa; ama, biz ciddî bir şey yapılsın diyoruz. Bu bölgenin insanı yıllarca, defalarca kandırıldı, perişan edildi, hep sükûtu hayale uğradı, artık "yeter" diyoruz, uğramasın ve yapılan bir şey ciddî olsun.

Şu anda görüştüğümüz kanun tasarısında, maalesef, çeşitli çelişkiler var; daha sonra söz hakkı alabilirsek, inşallah, bu konulara değineceğiz. Bir kere çatışma var: 10 işçin var, yeniden 10 işçi aldın, eski 10 işçine ayrı bir ücret, yeni aldığın 10 işçiye ayrı bir ücret; olmaz böyle şey. Bunun sonucunda ciddî maliyet farkı çıkar ortaya. Yeni şirket, maalesef, işte, bütün bu muafiyetlerden istifade edecek, aynı malı imal eden eski şirket edemeyecek; ne olacak; ciddî bir maliyet farkı... O zaman ne olacak; işçi ile patron arasına ciddî sıkıntılar girecek. Bu önemlidir ve bana re, bunun düşünülmesi lazım. Niye, çünkü, o şirketini feshedecek, mecburen o işçileri de dışarı atacak, yeni şirket kuracak, yeni teşvik alacak, o da o muafiyetten istifade edecek ki, aynı maliyete ulaşabilsin. Bunların hepsi çözülmeliydi arkadaşlar, burada çözülmemiş...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Korkutata...

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Özür dilerim, emrederseniz giderim efendim.

BAŞKAN – Estağfurullah da, yani... (ANAP, DSP ve CHP sıralarından gürültüler.)

YAŞAR OKUYAN (Yalova) – Ramazandır, devam etsin...

BAŞKAN – Efendim, ne buyurdunuz...

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Ben gidebilirim...

BAŞKAN – Siz lütfen toparlar mısınız...

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Peki.

Değerli arkadaşlar, şu anda, bölgede organize sanayi bölgeleri var. Organize sanayi bölgelerine bir kuruş para ayırmamışız. Eğer, cidden, gerçekten, burada yatırımın yapılmasını, istihdamın artmasını istiyorsak, bu sanayi bölgelerine ciddî şekilde para aktarmak mecburiyetindeyiz. Evet, sıkıntılarımız var; ama, oradan buradan kırpmak suretiyle, buraya vermek mecburiyetindeyiz.

Bu bölgede havaalanlarının mutlaka yapılması lazım. Birçoğu başlamış, yarım, duruyor; bu sene yapılan 50 milyar liralık, 40 milyar liralık tahsisle bu havaalanlarının -mesela Bingöl Havaalanının- yıllarca bitmesi mümkün değil. Eğer, hakikaten bölgeyi düşünüyorsak, bunlara ciddî bir para aktarılması lazım.

Daha önce, bütün illerde ekonomik koordinasyon toplantıları yapılıyordu; ciddî, her an taze bilgiler...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Korkutata, lütfen, saygı sunar mısınız efendim.

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) – Bunlar da Sayın Hükümet tarafından şu anda tatil edilmiş. Bunların çok daha ciddî faydaları olduğunu mülahaza ediyoruz. İnşallah yeri geldiğinde diğer görüşlerimizi arz ederiz.

Saygılarımla, sağ olun. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ORHAN VELİ YILDIRIM (Tunceli) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, istirahat buyurunuz. Orada şahsınıza sataşıldığından söz ediyorsunuz.

ORHAN VELİ YILDIRIM (Tunceli) – Evet efendim.

BAŞKAN – Benim ricam şudur; 69 uncu maddeye göre, hangi sözlerle sataşıldığını, bir kâğıda, bir pusulaya lütfen yazınız; zabıtları getirtip inceleyeceğim.

YUSUF ÖZTOP (Antalya) – Sayın Başkan, biz bunları duyduk.

ORHAN VELİ YILDIRIM (Tunceli) – Sayın Başkanım, sizin gözünüzün önünde...

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, müsaade buyurun. Siz duymuş olabilirsiniz, ben takip edememiş olabilirim.

ORHAN VELİ YILDIRIM (Tunceli) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz... Yüce Genel Kurul bütün sözleri dinledi.

BAŞKAN – Buyurun... Nedir, ne dediler efendim?

ORHAN VELİ YILDIRIM (Tunceli) – Efendim, ismimi vermek suretiyle...

BAŞKAN – Zatıâlinizin konuşmasını da hatırlayarak tespit ediyorsunuz değil mi?

ORHAN VELİ YILDIRIM (Tunceli) – Sayın hatibin konuşmasından örnek veriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun efendim, ne dedi?

ORHAN VELİ YILDIRIM (Tunceli) – İsmimi vermek suretiyle, "Sayın Veli Yıldırım, sizin döneminizde çizmeler altında ezildiğinizi, faili meçhul cinayetlerin sizin döneminizde işlendiğini -ismimi vererek- sizin konuşmaya hiç hakkınız yoktur, hele sizin bu kürsüden yıldırım gibi gelip ışık gibi düşmeye hakkınız yoktur" dedi. Beni töhmet altında bırakacak, sanki bir kabahatim varmış gibi, cümleler sarf etti. Bu nedenle, lütfen, açıklama yapmak için söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, zabıtları getirtiyorum; oturum içerisinde değerlendireceğim efendim.

Sayın milletvekilleri, 6 ncı maddeyle ilgili görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddeyle ilgili önergeler vardır; geliş sırasına göre okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 392 sıra sayılı Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 6 ncı maddesine "...olağanüstü hal bölgesi kapsamında sayılan illerde..." ibaresinden sonra gelmek üzere "kalkınmada öncelikli yörelerde" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Sıddık Altay Abdüllatif Şener Ömer Özyılmaz

Ağrı Sıvas Erzurum

Tevhit Karakaya Ahmet Çelik Abdulilah Fırat

Erzincan Adıyaman Erzurum

Celal Esin Aslan Polat Fikret Karabekmez

Ağrı Erzurum Malatya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 392 sıra sayılı Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 6 ncı maddesine "...olağanüstü hal bölgesi kapsamında sayılan illerde..." ibaresinden sonra gelmek üzere "ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bulunan ve kalkınmada öncelikli yörelerden Erzincan, Erzurum, Ağrı, Ardahan, Adıyaman, Sıvas, Elazığ, Iğdır, Kars, Şanlıurfa, Sıvas İllerinde" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Tevhit Karakaya Lütfü Esengün Naci Terzi

Erzincan Erzurum Erzincan

M. Ziyattin Tokar Ahmet Doğan Abdulilah Fırat

Ağrı Adıyaman Erzurum

Ömer Özyılmaz Aslan Polat Abdüllatif Şener

Erzurum Erzurum Sıvas

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 392 sıra sayılı kanun tasarısının 6 ncı maddesine "olaganüstü hal bölgesi sayılan illerde" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve Şanlıurfa ilinde" ibaresin