DÖNEM : 20
CİLT : 42 YASAMA YILI : 3
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
43 üncü Birleşim
15 . 1 .
1998 Perşembe
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – YOKLAMA
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Edirne Milletvekili Erdal Kesebir’in, DSP’den ihraç edilme kararı
mahkemece iptal edilmesine rağmen partisince bu kararın uygulanmadığına ilişkin
gündemdışı konuşması
2. – Antalya Milletvekili Bekir Kumbul’un, Antalya Devlet
Hastanesinde uygulanan personel politikasına ilişkin gündemdışı konuşması ve
Sağlık Bakanı Halil İbrahim Özsoy’un cevabı
3. – Tokat Milletvekili Bekir Sobacı’nın, 2 nci Ulusal Demiryolu
Kongresine ve Devlet Demir Yolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün sorunlarına
ilişkin gündemdışı konuşması
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – TBMM Başkanı Hikmet Çetin’in Başkanlığında Hırvatistan ve
Bosna-Hersek Parlamento Başkanlarının vaki davetlerine icabet edecek Parlamento
heyetinde yer alacak milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1262)
IV. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE
KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. – 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile 222 Sayılı İlköğretim
ve Eğitim Kanununun Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında 254 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararname ile 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun Bir
Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 326 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve
Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/71, 1/111) (S. Sayısı
: 168 ve 168’e 1 inci Ek)
2. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel
Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul
Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul
Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya
Milletvekili Deniz Baykal ile 292 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa
Komisyonu Raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)
3. – Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde
İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir
Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (1/660) (S. Sayısı : 392)
4. – Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 49 uncu Maddesinde
Değişlik Yapılmasına ve Kanuna Bir Ek Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun
Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/619) (S. Sayısı : 375)
5. – Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına
Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/217)
(S. Sayısı : 132) (Dağıtma tarihi : 14.11.1996)
6. – Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair 2809 Sayılı Kanuna Ek
Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ve Doğru Yol Partisi Grup
Başkanvekili Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün; Benzer Mahiyetteki
Kanun Teklifi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe
komisyonları raporları (1/647, 2/636) (S. Sayısı : 388)
7. – Tabiî Afetlerden Zarar Gören Vakıf Taşınmazların Afet Öncesi
Kiracılarına Kiracılık Hakkı Tanınması ve Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanuna
Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Adalet
komisyonları raporları (1/680) (S. Sayısı : 396)
V. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, Erzincan-Refahiye’de güvenlik
güçlerince öldürüldüğü iddia edilen bir şahsa ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı
Murat Başesgioğlu’nun yazılı cevabı (7/3987)
2. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik Gümrük
Müdürlüğüne ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Rıfat Serdaroğlu’nun yazılı cevabı
(7/4046)
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 12.00’de açılarak üç oturum yaptı.
Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz, Erzurum İlinin sosyo ekonomik
sorunlarına ilişkin gündemdışı bir konuşma yaptı.
Samsun Milletvekili Ayhan Gürel’in, Samsun’da meydana gelen uçak
kazasına,
Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın da, Samsun havaalanı projesine,
İlişkin gündemdışı konuşmalarına da, Devlet Bakanı Rıfat Serdaroğlu
cevap verdi.
Mısır’a gidecek olan Kültür Bakanı M. İstemihan Talay’a, dönüşüne kadar,
Devlet Bakanı Hasan Hüsamettin Özkan’ın vekillik etmesinin uygun görülmüş
olduğuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi ile,
Kuzey Atlantik Asamblesi Türk Grubunda boş bulunan yedek üyelik için,
Demokrat Türkiye Partisi Grubunca, Manisa Milletvekili Ayseli Göksoy’un aday
gösterildiğine ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresi,
Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız ve 19 arkadaşının, Mardin İlinde
tohumluk dağıtımıyla ilgili yolsuzluk ve usulsüzlük yapıldığı iddialarını
araştırmak,
Kocaeli Milletvekili Bekir Yurdagül ve 21 arkadaşının, TEKEL’in
özelleştirilmesine yönelik uygulamaları araştırarak alınması gereken tedbirleri
belirlemek,
Amacıyla birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri (10/234)
(10/235) okundu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve öngörüşmelerinin,
sırasında yapılacağı açıklandı.
Gündemin “Sözlü Sorular” kısmının :
1 inci sırasında bulunan, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın (6/602)
esas numaralı sözlü sorusuna, Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay,
7 nci sırasında bulunan, Niğde Milletvekili M. Salih Katırcıoğlu’nun
(6/610) esas numaralı sözlü sorusuna, Devlet Bakanı Refaiddin Şahin,
10 uncu sırada bulunan, Sinop Milletvekili Kadir Bozkurt’un (6/614) esas
numaralı sözlü sorusuna da Devlet Bakanı Yücel Seçkiner,
Cevap verdiler;
Konya Milletvekili Veysel Candan, 2, 3 ve 4 üncü sıralarda bulunan
(6/603) (6/604), (6/605);
Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay, 6 ncı sırada bulunan (6/607);
Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır, 9 uncu sırada bulunan (6/613);
Esas numaralı soruları üzerinde, üç birleşim içerisinde
cevaplandırılmadıklarından dolayı, görüşlerini açıkladılar;
5 inci sırasında bulunan (6/606),
8 inci sırasında bulunan (6/611),
12 nci sırasında bulunan (6/616),
13 üncü sırasında bulunan (6/617),
14 üncü sırasında bulunan (6/618),
15 inci sırasında bulunan (6/619),
Esas numaralı sözlü soruların, üç birleşim içerisinde
cevaplandırılmadıklarından, yazılı soruya çevrildikleri ve gündemden
çıkarıldıkları açıklandı;
11 inci sırasında bulunan, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın (6/615)
esas numaralı sözlü sorusuna Devlet Bakanı Refaiddin Şahin cevap verdi; soru
sahibi de cevaba karşı görüşlerini açıkladı.
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler” kısmının :
1 inci sırasında bulunan 168 ve 168’e 1 inci Ek,
2 nci sırasında bulunan 132,
4 üncü sırasında bulunan 232,
Sıra sayılı kanun tasarı ve tekliflerinin görüşmeleri, komisyon
yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından,
5 inci sırasında bulunan, 392 sıra
sayılı kanun tasarısının görüşmeleri de, tasarının Komisyonca geri
alınan maddeleriyle ilgili rapor gelmediğinden,
Ertelendi;
3 üncü sırasında bulunan, Ailenin Korunmasına Dair Kanun Tasarısı
(1/597) (S. Sayısı : 335 ve 335’e 1 inci Ek) ile,
6 ncı sırasında bulunan, Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler
Hakkında Kanunun Bir Geçici Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısının (2/653, 2/735) (S. Sayısı : 280),
Yapılan görüşmelerden sonra, kabul edildikleri ve kanunlaştıkları
açıklandı;
7 nci sırasında bulunan, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 49
uncu Maddesinde Değişiklik Yapılmasına ve Kanuna Bir Ek Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Tasarısı (1/619) (S. Sayısı : 375) üzerinde yapılan
görüşmelerden sonra, tasarının maddelerine geçilmesi hususu kabul edildi.
Alınan karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek
için 15 Ocak 1998 Perşembe günü saat 12.00’de toplanmak üzere, birleşime
16.07’de son verildi.
Hasan Korkmazcan Başkanvekili
Mustafa Baş Mehmet Korkmaz İstanbul Kütahya Kâtip Üye Kâtip Üye
BİRİNCİ
OTURUM
Açılma Saati:
12.00
15 Ocak 1998
Perşembe
BAŞKAN:
Başkanvekili Hasan KORKMAZCAN
KÂTİP ÜYELER:
Mustafa BAŞ (İstanbul), Mehmet KORKMAZ (Kütahya)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 43 üncü
Birleşimini açıyorum.
Görüşmelere başlıyoruz.
Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce, üç
milletvekili arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI
KONUŞMALAR
1. – Edirne
Milletvekili Erdal Kesebir’in, DSP’den ihraç edilme kararı mahkemece iptal
edilmesine rağmen partisince bu kararın uygulanmadığına ilişkin gündemdışı
konuşması
BAŞKAN – Gündemdışı ilk söz, Edirne Milletvekili Sayın
Erdal Kesebir'in. Sayın Kesebir, ülkemizdeki son siyasî ve ekonomik
gelişmelerle ilgili olarak gündemdışı söz talebinde bulunmuşlardır.
Buyurun Sayın Kesebir.
Süreniz 5 dakikadır.
ERDAL KESEBİR (Edirne) – Değerli Başkan, Yüce Meclisin
değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlarım.
Bilindiği üzere, partisi Demokratik Sol Partiden ihraç
edilmiş bir milletvekiliyim. İhraç edildikten sonra yargıya başvuran ilk
milletvekiliyim. Yargı kararıyla partisine geri dönen, yine ilk
milletvekiliyim. Partisine döndükten sonra grup toplantısına alınmayan ve
ikinci kez partisinden ihraç edilen, yine ilk milletvekiliyim. Türkiye
Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir diyoruz, yargı tüm erklerin
üzerindedir diyoruz, yargının üstünlüğünü savunuyoruz; ama, uygulamıyoruz.
Benim yaşamımda, örneğin, bir parti genel başkanının,
bir Meclis eski başkanının yasa uygulamazlığı var, yasaları tanımazlığı, ben
bildiğimi yaparım feodal anlayışı var. 21 Ocak 1997'de, Ankara 25 inci Asliye
Hukuk Mahkemesi, cumhuriyet tarihinde ilk kez, ihraç edilen Erdal Kesebir,
Hasan Hüseyin Çizmeci, Mehmet Karaduman, Mehmet Hüdaverdi Serdaroğlu, Fahri
Yağlıcı, Ümit ülgen ve Bülent Varel'in ihraç kararlarını kesin olarak iptal
etti. Bu kararın temyizi yok, itirazı yok.
22 Ocak 1997'de, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı
Sayın Bülent Ecevit "ihraç kararları, esastan değil, şekil ve usul
yönünden bozulmuştur; tekrar disiplin işlemlerine başlayacağız" diyerek,
basına açıklama yaptı; sanki, Anayasa ve Siyasî Partiler Yasası gereği,
yargının esastan konuyu tartışamayacağını bilmiyormuş gibi...
ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Sayın Başkanım, siyasî iç
çekişmeler, Genel Kurula yansıtılmaz.
ERDAL KESEBİR (Devamla) – ... ve yine, 22 Ocak 1997'de,
Sayın Rahşan Ecevit imzasıyla, Demokratik Sol Parti Merkez Disiplin Kuruluna
verildik. Bunun üzerine, o günkü Meclis Başkanı Sayın Kalemli'ye başvurdum ve
Anayasanın 138 inci maddesinde "Yasama ve yürütme organları ile idare,
mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını
hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez"
denildiğini belirterek, hakkımdaki ihraç kararının iptal edildiğini, bağımsız
milletvekili statüsünden çıkarılarak DSP milletvekilliğine geri döndüğümü, TBMM
kayıtlarında bu durumun düzeltilmesini ve düzeltmenin kamuoyuna duyurulmasını
arz ettim. Sayın Kalemli, konunun parti içi bir konu olduğunu,
karışamayacağını; ancak, hâkimin doğrudan kendisine bildirmesi halinde
değerlendireceğini söyledi. Hâkimin, yapılacak işlemler için "ayrıca
müzekkere yazılmasına gerek bulunmamaktadır" demesine rağmen hiçbir şey
yapılmadı, dilekçeme yanıt bile verilmedi.
Ben, Edirne Milletvekili Erdal Kesebir olarak, yargı
kararını aldığım 21 Ocak 1997'den, ikinci kez ihraç edildiğim 26 Şubat 1997'ye
kadar ne idim? Eğer bağımsızsam, DSP, beni, ikinci kez neden ihraç etti? DSP,
herhangi bir bağımsız milletvekilini bu şekilde ihraç edebilir mi? Eğer
bağımsızsam, yargıyı neden meşgul ettik? Yargı, o geçersiz kararı neden aldı? O
geçersiz kararı alanlar, neden boş yere maaş alıyorlar? Anayasanın, 138 inci
maddesinin gücü nedir, geçerliliği nedir; hükümsüzse neden çıkarılmıyor?
Bu gerekçelerle, 22 Eylül 1997'de bir basın toplantısı
yaparak, hukuku uygulamayan, yasaları tanımayan bir kişiyi, yasaları yapan bir
kurumun başkanlığına uygun görmediğimi ve Sayın Mustafa Kalemli'ye Meclis
Başkanlığı seçiminde oy vermeyeceğimi basın toplantısıyla açıklayan tek milletvekili oldum. Sayın Kalemli hesap yaptı,
yanlış hesap yaptı; yanlış hesap Bağdat'tan geri döndü.
Buradan, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı ve Başbakan
Yardımcısı Sayın Ecevit'e bir sorum olacak: Bu haftaki bir Yeni Yüzyıl
Gazetesinde, 14 Ekim 1997 tarihinde, talimatlarınız gereği, Başkanvekili Sayın
Uluç Gürkan, İdare Amiri Sayın Mustafa Yılmaz ve Kâtip Üye Sayın Kâzım Üstüner
imzasıyla, Sayın Kalemli'ye usulsüzlük iddialarını bildirdiğinizi ve NTV'de de
verdiğiniz yanıtta, Sayın Kalemli'nin inceleme sonunda yaptığı açıklamadan
tatmin olmadığınızı duydum. Usulsüzlük iddiasında bulunduğunuz bir kişinin
Meclis Başkanlığına seçilmesi için 16 Ekim 1997'de DSP Grubu olarak oy
vermenizi, dürüst lider, dürüst parti anlayışınıza uygun buluyor musunuz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Kesebir, konuşmanızı tamamlayın efendim.
ERDAL KESEBİR (Devamla) – Sizlerin oylarıyla Sayın
Kalemli o gün Meclis Başkanı seçilseydi, bu yolsuzlukların ortaya
çıkabileceğine inanıyor musunuz?
Türkiye hukuk devleti olmalıdır, yargı bağımsız
olmalıdır; yargının üstünlüğü, hukukun üstünlüğü tartışılmamalıdır. Türkiye'nin
tüm sorunları hukukta, hakta yatmaktadır. Güçlülerin karşısında haklılar
kazanmalıdır; haklılar kaybeder güçlüler kazanırsa, hiçbir sorunumuzu
çözemeyiz, çeteleri önleyemeyiz. Örneğin, bir çevre olayında, Ergene'deki
sanayi kirliliğini, Kaz Dağındaki orman talanını, Bergama'daki siyanür
barajlarını önleyemeyiz. Sayın Ecevit, sizi yıllarca umut bildik; umutsuzluğun
sembolü olmayın.
Yüce Meclise saygılarımı sunarım. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Gündemdışı konuşan Edirne Milletvekili Sayın
Erdal Kesebir'e teşekkür ediyorum.
METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancıoğlu.
METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Sayın Başkanım, bu kürsüde
hangi hallerde gündemdışı konuşulacağı, hangi hallerin gündemdışı konuşmaya
konu olabileceği, İçtüzüğümüzde yazılıdır. Hal böyleyken, kürsünün, ihraç
edilmiş bir partilinin -artık, partililik sıfatı kalmayan bir kişinin-
Partimize ve Genel Başkanımıza bu şekilde saldırmasına imkân sağlayacak şekilde
kullanılmasına izin vermemeniz gerekirdi. Hatta, bu izni, her ne kadar,
"ülkemizdeki son gelişmeler" başlığı altında sizden istediyse de,
sizi yanılttıysa da, konuşma sırasında, yanıltıldığınızı görüp, bu konuşmayı
kesmeniz gerekirdi. Bu konuşmaların tamamı, karşılıklı tartışmayı, münakaşayı
gerektirecek konular şekline getirilmemelidir. O nedenle, bu uygulamanızın
yanlış olduğunu bilmenizi istiyorum.
Kendisine, cevap verilebilecek vasıfta olanlarına cevap
verilebilecek. Bu konularda cevap vermeyi, şu anda, ben, gerekli görmüyorum;
zaten, uygulama da, bana cevap verme imkânı vermiyor.
O nedenle, uygulamanızın yanlış olduğunu belirtiyorum.
Bir daha böyle şeylere vesile olmamanızı, imkân vermemenizi diliyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bostancıoğlu.
Ben de, İçtüzüğün, gündemdışı konuşmalarda acil
hallerde Meclise duyurulması gereken hususları kapsaması gerektiğini biliyorum;
ancak, sayın milletvekillerinin bana verdikleri konuların içeriğini, ayrıca,
önceden görme imkânım yok; hiçbir Meclis başkanvekilinin, Meclisi yöneten
kişinin görme imkânı da yok.
METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Yani, yanıltıldınız.
BAŞKAN – Milletvekili arkadaşlarımız, kendilerinin,
acil olduğunu, İçtüzüğe uygun olduğunu düşündükleri görüşlerini, sırası
gelince, burada ifade ediyorlar. Benim, burada, bir hususta, siz söz
almasaydınız da zaten beyanım olacaktı. Milletvekilleri, diğer
milletvekillerine soru yöneltme hakkına sahip değildirler. Onun için, Sayın
Ecevit'e yöneltmiş oldukları soruları yöneltilmemiş sayıyorum. Onu sadece bir
konuşma, ifade üslubu olarak değerlendireceğimi ifade edecektim siz söz
almasanız da; ama, ben, mümkün olduğu kadar arkadaşlarım konuşurken sözlerine
müdahale etmemek gibi bir tutumu genellikle benimsemiş olan bir kişiyim.
Konuşma biter, ondan sonraki kendi değerlendirmemi, icap ediyorsa, ben tutanağa
geçiririm veya itirazlar dolayısıyla, tutanağa, dengeyi sağlayacak görüşler de
geçmiş olur.
Arkadaşımızın konuşmasını, ben, tamamen güncel
olaylarla ilgili olarak almıştım, sözü öyle vermiştim. Parti içi sorunları
tartışmayı takdir etti kendisi. O, kendi takdir edeceği husus; kamuoyunun da
takdir edeceği bir husustur.
METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Yani, parti içinde bizi
yanılttığı gibi, bu konuşmada da sizi yanılttı, değil mi efendim?
BAŞKAN – Rica ederim... Benim değerlendirmem o şekilde
değil.
2.
– Antalya Milletvekili Bekir Kumbul’un, Antalya Devlet Hastanesinde
uygulanan personel politikasına ilişkin gündemdışı konuşması ve Sağlık Bakanı
Halil İbrahim Özsoy’un cevabı
BAŞKAN – Şimdi, gündemdışı konuşmalarda ikinci sıradaki
arkadaşımı kürsüye davet edeceğim.
Antalya Milletvekili Sayın Bekir Kumbul, Antalya Devlet
Hastanesindeki son gelişmeler konusunda söz istemiştir.
Buyurun Sayın Kumbul. (CHP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 5 dakikadır Sayın Kumbul.
BEKİR KUMBUL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın
Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Antalya Devlet
Hastanesindeki personel politikasıyla ilgili düşüncelerimi sunmak üzere kürsüye
çıkmış buluyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, aslında, yerel konularla kürsüye
çıkmak çok da hoşuma giden bir şey değil; ancak, bu, ülkenin değişik yerlerinde
böyle uygulanıyorsa, ışık tutar amacıyla dile getirmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, Antalya Devlet Hastanesi, 500
yataklı, yılda 800 bin civarında poliklinik muayenenin yapıldığı, 35 bin
civarında hastanın yatarak hizmet gördüğü, 12 bin hastanın ameliyat edildiği,
belki de 1,5 milyon nüfuslu Antalya'ya çok çok küçük gelen bir hastane; ama,
buna rağmen, gerçekten, yoğun bir çalışma içerisindedir. Antalya Devlet
Hastanesini böyle görüyoruz. O zaman, idarecileri ne yapıyor, ne yapmaya
çalışıyor, onu da değerlendirmekte yarar var; belki, o zaman, sorunu daha yerli
yerine oturtabiliriz. İdareciler de, gerçekten, canla başla o hastaneye bir
şeyler kazandırmaya çalışıyorlar. Son yıllarda 2 adet tomografi cihazı aldılar;
kendi yağlarıyla kavrulmaya çalışıyorlar. 2 bin metrekare civarında -belki
kaçak olan- bir kapalı alan oluşturdular, 43 poliklinik yarattılar. Yine,
yıllık döner sermaye birikimi 1 trilyonun üzerinde. Böylesi bir çalışma
içindeler. Gerçekten, Antalya Devlet Hastanesi, artık, eğitim hastanesi olma
yolunda gidiyor; onu da görüyorum. Bunu görürken, bir şeyi daha gördüm.
Elbette, bunun da, Sayın Bakan tarafından değerlendirilmesini istiyorum.
Böylesi bir hastanede, şahsen ben, idarecilerin ödüllendirilmesini isterdim.
Peki ne oldu? Olan şuydu: Bundan birkaç ay önce, eczacısı, eşi Antalya'da
çalıştığı halde, Burdur'a sürüldü. O yetmedi, daha sonra başhemşiresi görevden
alındı; biraz beklendi, hastane müdürü görevden alındı; bunlar da yetmedi,
sonra, başhekimi görevden alındı, başhekim yardımcıları görevden alındı.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan da, aslında, bu
kademelerden geldi; bunları yaşayarak geldi. Bürokraside çalışmanın, idareci
olmanın sıkıntılarını bilerek geldi. Bunu hepimiz biliyoruz; ama, idareci de
kolay yetişmiyor. Orayı idare etmek de kolay değil. Onları ödüllendirme yerine,
onları küstürürsek, iyi şeyler yapmamış oluruz. Eğer sadece Antalya'da değil,
ülkenin değişik yerlerinde varsa, bu, büyük yanlışlıktır diye vurgulamak
istiyorum. Bu yanlışsa, bu yanlıştan dönülmesini de istirham ediyorum. Daha bir
gün önce, başhekimi de alınıverdi. Bu, eğer, ülkenin sağlık politikasına,
Antalya halkının sağlığına bir şeyler kazandıracaksa ve haklı nedenleri varsa,
o haklı nedenleri de duymak isterim; ama, bir haksızlık varsa, bu haksızlıktan
da geri dönülmesini istiyorum, bunun ciddî şekilde incelenmesini istiyorum.
Oraya müfettişler de gitti, ciddî bir şey buldukları kanısında da değilim;
çünkü, yıllarca ben orada hekimlik yaptım; hekimlik yaptığım sürede -Sigorta
Hastanesinde hekimlik yaparken- elbette, o hastaneyle de ilişkilerimiz
oluyordu, nasıl yürütüldüğünü de biliyorum. Onun için, haksızlıkların
olmadığını düşünüyorum. Bunun yerine, o hastanemizi geliştirelim, eğitim
hastanesi şekline dönüştürelim.
Yine, Antalya'nın çeperlerinde, Toroslarında birçok
sağlık ocağında hekim yok. Onlara hekim istihdam edelim, bu konuda çalışmalar
yapalım. Yöre milletvekili olarak bize düşen bir görev varsa, biz, her zaman
hazırız. Daha birkaç gün önce, Akseki'nin Cevizlisinden Belediye Başkanı aradı;
aylardır sağlık ocağı boş... Ulaşımı zor. Buraları destekleyebilelim. Değilse,
eğer yapılan işler siyasî amaçla yapılıyorsa, inanın, bunun, ne partiye ne
ülkeye ne de sağlık politikasına hiçbir yararı olmayacaktır. Yapacağımız
şeyler, sağlığı geliştirme doğrultusunda olmalıdır diye düşünüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Kumbul, konuşmanızı tamamlayın efendim.
BEKİR KUMBUL (Devamla) – Ben, bu arada, Sayın Bakanın
bu konuda duyarlı davranacağını umuyorum, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
(CHP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Gündemdışı konuşan
Antalya Milletvekili Sayın Bekir Kumbul'a teşekkür ediyorum.
Gündemdışı konuşmayı cevaplamak üzere, Sağlık Bakanı
Sayın Dr. Halil İbrahim Özsoy söz
istemişlerdir.
Buyurun Sayın Bakan.
SAĞLIK BAKANI HALİL İBRAHİM ÖZSOY (Afyon) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Antalya Milletvekili Sayın Dr. Bekir Kumbul'un
"Antalya Devlet Hastanesindeki cereyan eden olaylar" başlığı altında
yaptığı konuşmaya cevap vermek üzere huzurlarınızdayım; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Antalya, turizm yönünden gözbebeğimiz olan bir şehir.
Altı aylık iktidar dönemimizde, özellikle turizm mevsimini de göz önüne alarak
ve şunu da ifade edeyim ki, biraz evvel konuşan arkadaşımızın genel başkanının
da seçim bölgesi olması nedeniyle sağlık yönünden hiçbir eksikliğin olmaması
için gerekli hassasiyet gösterilmiştir.
Antalya Devlet Hastanesi dahil olmak üzere, 1.7.1997
tarihinden -yani, işbaşına geldiğimiz günden- itibaren, sadece Devlet
Hastanesine çeşitli branşlarda 34 uzman, ilçelerine de 33 uzman gönderilmiştir.
İl geneline, bütün sağlık ocaklarında birden fazla hekim bulunsun, herhangi bir
şikâyet konusu olmasın diye 1 Temmuzdan itibaren 124 pratisyen hekim, 56 ebe
tayin edilmiştir, 45 hemşire ve 26 sağlık memuru gönderilmiştir. Böylece, 358
sağlık personeli, 1 Temmuzdan başlamak üzere, bugüne kadar, Antalya'da görev
almıştır. Benim seçim bölgemde -Sağlık Bakanı olarak itiraf ediyorum- sağlık
ocaklarında ebe eksiği vardır, hekim eksiği vardır, ilçe hastanelerinde uzman
eksiği vardır; ama, Antalya'da eksiklik olmasın diye, Bakanlık olarak, bütün
fedakârlığı yapmışızdır.
Ben, Sayın Kumbul'dan teşekkür beklerken, uyarı almamı
da nasıl değerlendireceğim, bilemiyorum; ama, yine de, uyarısı için teşekkür
ediyorum; daha fazla dikkat edeceğiz Antalya'ya.
Özellikle şunu ifade etmek istiyorum: Başhekimlik,
hekimlik mesleğinin dışında, idarî bir göverdir, ikinci bir görevdir ve makamın
talimatına bağlı, görevlendirmeyle verilen bir görevdir; kadro görevi değildir,
uzmanlık görevi değildir, hekimlik görevi değildir, tamamen idarî bir görevdir.
Bugün, Türkiye'de 703 başhekim vardır. Ana-çocuk sağlığı başhekimlerini de
sayarsanız, 986 başhekim vardır ve altı ay içerisinde hiçbir siyasî talep veya
istek olmamasına rağmen, 34 başhekim değiştirilmiştir; bunun bir kısmı da
dilekçesiyle değiştirilmiştir. Bakanlığımda, dilekçesiz ve gerekçesiz hiçbir
işlem yapılmaması için gerekli hassasiyet gösterilmektedir.
Sayın başhekimin görevinden -yani, ikinci görevinden-
alınarak uzmanlığına devam etmesi konusu ise, altı aydan beri, Antalya'da, hem
mahallî basını hem de mahallî idarecileri ilgilendirmektedir. Kendisi, âdeta,
taraf olmuş gibi, yerli yersiz beyanatlarda bulunmaktadır. Ayrıca, Bakanlıkça
oraya yapılması düşünülen kalp cerrahi merkezine, âdeta defans göstermiştir ve
etrafa, 1 Ocakta emekli olacağını yaymıştır. Biz, emekli olması için
beklemişizdir; çünkü, beraber başhekimlik yaptık, benim arkadaşımdır,
meslektaşımdır. O yüzden, 1 Ocağı da bekledik; emekli dilekçesi gelmeyince,
hiçbir siyasî talep ve istek karşılığı olmaksızın ve beraber çalıştığı
yardımcısını görevlendirmek suretiyle -kadrolaşma da değildir bu- Sayın
Kumbul'un ifade ettiği gibi, bir eğitim hastanesine gitmek için, yeni bir
aktivasyon, bir şevk, bir heyecan vermek için yapılmıştır.
Yine, Sayın Kumbul'un uyarılarını göz önüne alarak,
konuyu, kendimce, özellikle, bizzat inceleyeceğim; gerekli herhangi bir şey
varsa, düzeltilme yoluna gidilecektir. Antalya'ya verdiğimiz hizmetler
konusunda bize açıklama fırsatı verdiği için kendilerine teşekkür ediyor;
hepinizi saygıyla selamlıyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Gündemdışı konuşmayı Hükümet adına cevaplayan
Sağlık Bakanı Sayın Halil İbrahim Özsoy'a teşekkür ediyorum.
3. – Tokat
Milletvekili Bekir Sobacı’nın, 2 nci Ulusal Demiryolu Kongresine ve Devlet
Demir Yolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün sorunlarına ilişkin gündemdışı
konuşması
BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, gündemdışı üçüncü sözcü,
Tokat Milletvekili Sayın Bekir Sobacı.
Sayın Sobacı, 2 nci Ulusal Demiryolu Kongresi ve
demiryolu ağımız konusunda söz istemişlerdir.
Sayın Sobacı, konuşma süreniz 5 dakikadır.
Buyurun.
BEKİR SOBACI (Tokat) – Sayın Başkan, değerli
arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
İktisat biliminin klasik tarifi "Sonsuz
ihtiyaçların kıt iktisadî kaynaklarla karşılanması" diye yapılır. Bu
açıdan, iktisadî kaynakları, bir kategorize edebilmek mümkün olursa,
yenilenebilir, yenilenmeyen ve üçüncü bir kategori olarak düşünülebilecek olan
sürekli kalıcı iktisadî kaynaklar olarak anlayabiliriz. Sürekli kalıcı iktisadî
kaynaklar açısından baktığımızda, bir ülkenin tarihî, kültürel birikimi,
hinterlandı ve ayrıca, o ülkenin coğrafî ve jeostratejik konumu da, aslında,
kalıcı iktisadî kaynak olarak algılanabilir. İşte, bu açıdan baktığımızda, her
zaman "Türkiye, Avrupa ile Asya arasında bir köprüdür" diyoruz,
doğrudur; ama, bunun avantajlarını, maalesef, iktisadî kazançlara
çeviremiyoruz.
İşte, bu noktada, demiryolunun ulusal ve uluslararası
önemi karşımıza çıkıyor. Böyle önemli bir konuda 2 nci Ulusal Demiryolu
Kongresini tertip eden Ulaştırma Bakanlığımıza ve Devlet Demiryolları İşletmesi
Genel Müdürlüğüne teşekkür ediyorum; ayrıca, bu Kongreye değerli bilimsel
katkıları sağlayan katılımcılara da teşekkür ediyorum.
Bu sözlerimden sonra, kısaca, demiryollarımızın bazı
noktalardan değerlendirmesine geçmek istiyorum.
Bugün, ülkemizde, demiryollarımız, hat uzunluğu
itibariyle, cumhuriyet öncesi 3 714 kilometre, cumhuriyet sonrası 1923-1950
arasında 3 780 kilometre olmak üzere, toplam 7 500 kilometreye yakın bir
uzunluğa erişmiştir. Daha sonra, ulaştırma sektörünün birbirini tamamlayan iki
ana unsuru olan demiryolu ve karayolu taşımacılığındaki dengeler, maalesef,
seçilen politikalar sebebiyle, demiryolu taşımacılığı aleyhine gelişmiştir.
Örnek olarak vermek gerekirse, 1950 yılında genel ulaştırma sistemleri içerisinde
yolcu taşımacılığında yüzde 42, yükte de yüzde 78 pay almış olan demiryolu,
1990 yılına gelindiğinde yüzde 4,5 yolcu taşımacılığı ve yüzde 9,8 yük
taşımacılığıyla, maalesef, bire on oranında gerilemiştir. Kayıpları bununla da
izah etmek mümkün değildir. Maalesef, Demiryolları Genel Müdürlüğüne bağlı
üretici kuruluşlardaki teknoloji kopukluğu ve yatırım eksikliği sebebiyle,
bugün, sadece iki büyük şehrimizin, Ankara ve İstanbul'un metro ve raylı taşıma
sistemlerindeki araçlar için yüz milyonlarca doları yurt dışına vermek zorunda
kaldık. Bu da, millî gelir, istihdam ve yatırım kayıplarını, büyük oranda,
karşımıza çıkarmıştır.
Yine, bugün, demiryollarımız, çeken-çekilen araç
bakımından ve ray hatlarının yaşlılığı açısından önem arz ediyor. Maalesef, bugün,
çeken-çekilen araç ve rayların ortalama ömrü, 20 ilâ 30 yaş arasındadır. İşte,
bu noktadan, ülkemiz için demiryollarının uluslarası boyutuna da bir göz atmak
gerekirse; bugün yapılan projeksiyonlarda 21 inci Yüzyılın ilk çeyreğine
ulaşıldığında, dünya üretiminin yüzde 67'si Asya'da gerçekleşecektir. İşte, bu
verilerle, ülkemiz, bir an önce, uluslararası demiryolu transit taşımacılık
yatırımlarını ve hatlarını gerçekleştirmek zorundadır arkadaşlar. Bu noktada,
Orta Asya cumhuriyetlerdeki, Türkî cumhuriyetlerdeki bizim tarihî bağlarımız da
önem arz etmektedir ve bu arada, yine, Türkiyemiz, ülkemiz, ideolojik ve
siyasal rejim saplantılarını bir tarafa bırakarak, Orta Asya'da, Ortadoğu'da
işbirliği ve iktisadî işbirliklerinde kimsenin gözünün içine bakmadan, icazet
istemeden, hür iradesiyle, bir an önce, atılımını ve atak bir tavrı sergilemek
zorundadır.
Bu noktada İran'ın durumu önem arz ediyor uluslararası
taşımacılıkta. İran, devrimden sonra gerçekleştirilen güney İran'daki Bender
Abbas Limanından Meşhed ve Türkî cumhuriyetlere 1 500 kilometrelik -zor coğrafî
şartlara rağmen- bu demiryolu hattını bugün açmış ve Asya'da oluşacak transit
taşımacılığı kendi toprakları üzerinden açık denizlere ulaştırmanın meyvelerini
almak üzeredir.
Yine, 1980'li yılların başında, Orta Asya ve doğumuzla
başlayan ticarî gelişmelerde yaşanan Türkiye'deki yoğun TIR trafiğinin artık
olmadığını da görüyoruz. Bunun sebebi de, yine, İran'ın, Doğu Karadeniz ile
Gürcistan, Soçi ve diğer limanlarını...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Sobacı, konuşmanızı tamamlayın efendim.
BEKİR SOBACI (Devamla) – Doğu Karadenizdeki limanları
kullanarak Bakü'ye, oradan da, Hazar Denizindeki kendi limanlarıyla, Türkî
cumhuriyetlere, maalesef, bu transit taşımacılığı kaydırmıştır.
Bugün, dünyadaki rekabette, artık, yarım sentin hesabı
yapılır hale gelmiştir. İşte, bu açıdan, günümüz kara taşımacılığında,
özellikle kütle ve blok taşımacılıkta, uzun mesafeli taşımacılıkta
demiryolları, toplama ve dağıtma amaçlı kısa taşımacılıkta da karayolları öne
çıkmıştır. Bu noktadan, şu anda önerdiğimiz, Türkiye, acilen realize etmek
zorunda olduğu Kars ve Doğu Beyazıt sınır kapılarından Avrupa'ya, İstanbul'a en
kısa güzergâh olacak olan Aşkale, Tercan, Kelkit Vadisi, Amasya, Kurşunlu,
Arifiye transit hattına bir an önce başlamak zorundadır. Bugün, çağdaş
taşımacılıkta kombine taşımacılık önem arz etmektedir. Bu açıdan baktığımızda
da bu hat önem arz ediyor. Bu hat, üç noktadan; batıda Çerkeş-Zonguldak, Orta
Karadenizde Sıvas-Samsun hattı ve doğuda da Kelkit-Torul Karadeniz kıyısı
bağlantısıyla... Böylece, kombine taşımacılığı temin etmiş olacağız. Zaten,
Tiran-Bakü Karayolu, E-80 Yolu da bu güzergâhtan geçmektedir. Onun için, en
kısa güzergâh olan bu hattın gerçekleştirilmesi için, Ulaştırma
Bakanlığımızdan, bu projelendirme çalışmalarına bir an önce başlamasını rica
ediyoruz.
Ayrıca, bugün, maliyetler açısından baktığımızda,
ton/kilometre birim başına, demiryolunda 19 santimetreküp, karayolunda 40
santimetreküp yakıt tüketilmektedir. İşte, bu da, demiryolunun ne kadar bir
avantaja sahip olduğunu ortaya çıkarıyor.
Ayrıca, yol global maliyetlerine baktığımızda da,
demiryolunun uzun tünelli maliyeti, çift hatta, 5 milyon dolardır; ama, sadece
bir karayolunda, engebeli arazi ve düz
arazi ortalamasında, bugün otoyolların ortalama maliyeti 8 milyon dolardır. Bu
rakamlar bize bir gerçeği ifade ediyor: Türkiye, geri kaldığı, ihmal ettiği
demiryollarını bir an önce çağdaş düzeye getirmeli, uluslararası transit
taşımacılığa açmalı ve uluslararası camiada seçkin yerini almalıdır.
Unutmayalım ki, ekonomik etkinlikler, siyasî etkinliklerin anahtarı
konumundadır.
Üçüncü ulusal kongrenin de Tokatımızda düzenlenmesini
Ulaştırma Bakanlığımızdan istirham ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
(Alkışlar)
BAŞKAN – Gündemdışı konuşan Tokat Milletvekili Sayın
Bekir Sobacı'ya teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlarım,
bu suretle gündemdışı görüşmeleri tamamlamış bulunuyoruz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir
tezkeresi vardır, okutuyorum:
B) TEZKERELER
VE ÖNERGELER
1. – TBMM
Başkanı Hikmet Çetin’in Başkanlığında Hırvatistan ve Bosna-Hersek Parlamento
Başkanlarının vaki davetlerine icabet edecek Parlamento heyetinde yer alacak
milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1262)
13 Ocak 1998
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kuruluna
Hırvatistan ve Bosna-Hersek Parlamento Başkanlarının
vaki davetlerine istinaden, Türkiye Büyük Millet Meclisini temsilen 7 kişilik
bir Parlamento Heyetinin 20-25 Ocak 1998 tarihleri arasında söz konusu davetlere
icabet etmesi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dışilişkilerinin Düzenlenmesi
Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca, Genel Kurulun 13 Ocak
1998 tarih ve 41 inci Birleşiminde kabul edilmiştir.
Heyeti oluşturmak üzere, siyasî partilerin bildirmiş
olduğu isimler, adı geçen kanunun 2 nci maddesi uyarınca Genel Kurulun
bilgilerine sunulur.
Hikmet Çetin
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanı
Hikmet Çetin Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanı
Mustafa İlimen Edirne
Milletvekili
Mustafa Köylü Isparta
Milletvekili
Ali Rıza Bodur İzmir
Milletvekili
Kemal Albayrak Kırıkkale
Milletvekili
Ömer Ertaş Mardin
Milletvekili
Ergun Özkan Niğde
Milletvekili
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Sayın milletvekilleri, gündemin "Kanun Tasarı ve
Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.
Önce yarım kalan işlerden başlıyoruz.
IV. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE
KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER
1. – 625
Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim
Kanununun Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında 254 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 625 Sayılı Özel Öğretim
Kurumları Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 326 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararname ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu
(1/71, 1/111) (S. Sayısı : 168 ve 168’e 1 inci Ek) (1)
BAŞKAN – 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile
222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi
Hakkında 254 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 625 Sayılı Özel Öğretim
Kurumları Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 326 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararname ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu raporunun
görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Komisyon?.. Hazır.
Hükümet?.. Hazır.
Komisyon ve Hükümet yerlerini aldılar.
Sayın milletvekilleri, bu tasarının 1 inci ve 2 nci
maddeleri, 3.12.1997 tarihli 22 nci Birleşimde, önergelerle birlikte, İçtüzüğün
88 inci maddesine göre Komisyona geri verilmişti. Komisyonun yeniden
düzenlediği rapor ve metin, 168'e 1 inci ek sıra sayısıyla bastırılıp
dağıtılmıştır.
Şimdi, komisyonun yeniden düzenlediği 1 inci maddeyi
okutuyorum.
MUHAMMET POLAT (Aydın) – Karar yetersayısı aranmasını
istiyoruz.
625 SAYILI ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI KANUNU İLE 222 SAYILI
İLKÖĞRETİM VE EĞİTİM KANUNUNUN BAZI HÜKÜMLERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ HAKKINDA 254
SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE 625 SAYILI ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI KANUNUNUN
BİR MADDESİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR 326 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİNİN
DEĞİŞTİRİLEREK KABULÜ-
NE DAİR KANUN
TASARISI
MADDE 1. – 5.1.1961 tarihli ve 222 sayılı İlköğretim ve
Eğitim Kanununun 61 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 61. – Okul binası yapılacak veya okul binası
olarak kullanılacak gayrimenkullerin bulunduğu yerin sağlık, eğitim-öğretim ve
ulaşım bakımından elverişli ve öğrencilerin kolaylıkla gidip gelebilecekleri
bir mahalde olması göz önünde bulundurulur.
Hapishane, meyhane, kahvehane, kıraathane, bar,
elektronik oyun merkezleri gibi umuma açık yerler ile açık alkollü içki satılan
yerlerin, okul bina ve tesislerinden en az 200 metre uzaklıkta bulunması
zorunludur.
200 metrenin ölçülmesi ve müktesep haklarla ilgili
esaslar İçişleri, Millî Eğitim, Sağlık ve Turizm Bakanlıklarının müştereken
hazırlayacakları bir yönetmelikle belirlenir.
Turizmin yoğun olduğu yörelerdeki okulların tatil
olduğu dönemlerde 200 metre şartının aranıp aranmayacağı hususunda karar
vermeye o yerin Mülkî İdare Amiri yetkilidir.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?..
VEYSEL CANDAN (Konya) – Sayın Başkan, söz istiyorum.
BAŞKAN – Grup adına mı söz istiyorsunuz Sayın Candan?
VEYSEL CANDAN (Konya) – Evet.
BAŞKAN – Grup başkanvekili arkadaşınız var mı?
METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Grup adına değil, şahsı
adına...
MUHAMMET POLAT (Aydın) – Sayın Başkan, biz, karar
yetersayısının aranmasını istemiştik; siz, geçiyorsunuz...
BAŞKAN – Hangi konuda karar yetersayısının aranmasını
istiyorsunuz?! O kadar acele etmeyin; daha oylama filan yapmıyorum.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan, arkadaşa, karar
yetersayısını ne zaman isteyebileceğini söyledim; acele etti...
BAŞKAN – Evet, oylamaya daha bir saat içerisinde
geçemeyebiliriz; konuşmalar var...
Sayın Candan, buyurun efendim.
Konuşma süreniz 5 dakikadır.
VEYSEL CANDAN (Konya) – Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlarım; 625 sayılı Özel Eğitim Kurumları Kanununun Bir
Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 326 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve
Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu raporu üzerinde söz almış
bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Tasarı metninden de anlaşılacağı üzere, amaç, öğretim
kurumlarında eğitim yapan öğrencilerimizi, hapishane, meyhane, kahvehane,
kıraathane gibi kötü alışkanlıklar yapan müesseselerden uzaklaştırmak. Halbuki,
burada, metinden de anlaşılacağı üzere, eğitim kurumlarında öğrencilerimizi, bu
tasarıyla, bu alışkanlıklardan uzak tutmak maalesef mümkün değildir ve
yetersizdir.
Metindeki 200 metre şartı, aslında az olup, ayrıca,
ölçülmesi noktasının yönetmeliğe bırakılması açısından da mahzurludur. Kaldı
ki, eski ruhsatlandırmalar da, yani, müktesebat, eski hakların
değerlendirilmesi hususu da yine yönetmeliğe bağlı kalmaktadır. Halbuki, tasarı
metninde, eskilerle ilgili, eski ruhsatlandırmalarla ilgili açık bir metin
oluşması lazım.
Bu ölçüm esnasında, İçişleri, Millî Eğitim, Sağlık ve
Turizm bakanlıklarına yetki tanınmaktadır. Halbuki, burada, yine, yönetmelik
içerisinde, saydığımız yerlerin ruhsatlandırılmalarında belediyeler devredışı
bırakılmaktadır. Halbuki, şu anda bile, kahvehane ve kıraathanelerin
ruhsatlandırılmalarını belediyeler yapmaktadır. Yani, tasarı içerisinde bir
çelişki söz konusudur. O bakımdan, bu ölçüm noktasında, metre hesaplanmasında,
mutlaka, İçişlerinden gönderilecek üyeler içerisinde belediyelerin devredışı
bırakılmaması lazım; çünkü, mevcut müktesebatta, kahvehane ve kıraathane
ruhsatlarını belediyeler vermektedir.
Ayrıca, turizmin yoğun olduğu yerler konusu da muğlak
bir ifadedir. Yani, birkaç otel olan yer mi turizm açısından yoğundur; bunun da
tespiti çok zor görünmektedir; buna da açıklık getirilmesi lazım.
Kanaatimce, burada en mühim olan, bazı yerlerde
-turizmin yoğun olduğu yerlerde- 200 metre şartının aranıp aranmama konusunun
mülkî amirlere bırakılmasıdır. Bu da, tahmin ediyorum ki sakıncalıdır; çünkü,
mülkî amir "burada 200 metre şartı aranmamalı" dediği an, kendi
inisiyatifini kullanacaktır. Yakın geçmişte -daha öncede ifade etmiştim-
Beşiktaş Kaymakamlığında, bir yerin ruhsatlandırılmasıyla ilgili olarak bir
rüşvet olayı ortaya konulmuştu. Dolayısıyla, sadece şahsî inisiyatifle metre
ölçülmesinin de sağlıklı olacağı kanaatinde değilim. Yani, genel hatlarıyla
metne baktığımız zaman görüyoruz ki, eğitim kurumlarında okuyan öğrencilerimizi
kötü alışkanlıklardan koruyucu, özellikle kahvehaneye, meyhaneye gitmekten
alıkoyucu tedbir mevcut değildir.
Şimdi, bu metinle ilgili talebimiz, metrenin daha
yüksek tutulması -en az 500 metre bulunması- ve hazırlanacak yönetmeliğe,
mutlaka, İçişleri Bakanlığı bünyesinde mahallî idarelerden, yani belediyelerden
bir heyetin katılmasının metin içerisine alınmasıdır.
Ayrıca, müktesep haklarla ilgili olarak da bir açıklık
getirilmeli ve geçmişteki ruhsatlandırmalara da belirli bir süre tanınarak
-mesela 6 ay gibi, 1 yıl gibi- daha sonra bu süresi dolanların ruhsatları iptal
edilerek, belirli metre dışına çıkarılmalıdır.
Yine, metin içerisinde "açık alkollü içki satan
yerler" tabiri bulunmaktadır. Yani, şimdi, açık satıldığı zaman yasak
getiriliyor, kapalı satıldığı zaman yasak getirilmiyor. Yani, okulların hemen
yanına kapalı alkollü içki satan yerler açıldığı takdirde, ruhsatlandırıldığı
takdirde, başka bir ifadeyle, altı meyhane üstü dershane olduğu takdirde,
gençlerimizi bu kötü alışkanlıklardan korumanın mümkün olmadığı kanaatindeyim.
Özetle ifade etmek gerekirse, aslında konuya yaklaşım
iyi olmakla birlikte, öğrencilerimizi korumaya yönelik olmakla birlikte,
muhteva itibariyle bu metnin tamanına katılmak mümkün değildir; birçok
eksiklikleri beraberinde getirmektedir. Kaldı ki, mevcut İller İdaresi
Kanununda da, içki satan yerlerin ruhsatlandırılması, sanki il taşıt trafiği
gibi bölgelere ayrılmaktadır -o kanun maddesi de bugün illerde
uygulanmamaktadır- ve maalesef, önüne gelen yerlere içki ruhsatı verilmek
suretiyle...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
VEYSEL CANDAN (Devamla) – Cümlemi tamamlayayım Sayın
Başkanım.
BAŞKAN – Sayın Candan, konuşmanızı tamamlayın efendim.
Buyurun.
VEYSEL CANDAN (Devamla) – Özetle söylemek gerekirse, bu
tasarı metni, bundan sonra daha birçok karışıklıklara meydan vereceğinden ve
gençleri kötü alışkanlıklardan koruması itibariyle de yetersiz kalacağından, bu
tasarının tamamlanarak yeniden gündeme getirilmesi dileğiyle, saygılar
sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Konya Milletvekili Sayın Veysel Candan'a
teşekkür ediyorum.
Madde üzerinde başka söz isteyen?..
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI
HALİL CİN (İçel) – Sayın Başkan, Komisyon olarak söz istiyorum.
BAŞKAN – Komisyon olarak söz istiyorsunuz; yerinizden
mi kürsüden mi konuşacaksınız?
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI
HALİL CİN (İçel) – Kürsüden konuşacağım efendim.
BAŞKAN – Komisyon Başkanı Sayın Halil Cin söz
istemiştir.
Buyurun Sayın Cin.
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI
HALİL CİN (İçel) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan
tarasıyla ilgili olarak söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Candan'ın tasarıyla ilgili olarak endişelerine
cevap vermek istiyorum. Bir kere, pek tabiî ki, çocuklarımızı kötü
alışkanlıklardan bu tasarıyla korumak mümkün değildir. Zaten, bu tür alkollü
içki satılan kahvehane, kıraathane vesaire gibi umuma açık yerlerin,
okullardan, eğitim-öğretim kuruluşlarından ne kadar metre mesafede olacağı
konusu, özel yönetmeliklerinde de belirtilmiştir; burada, bahis konusu olan
tasarı yenilik getirmiyor.
Bu tasarı, esas itibariyle, 1989 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisine sunulan kanun gücünde iki kararnamenin Meclisin
onayından geçmesi olayıdır. Biz, bu kararnameyi, güncelleştirmek istedik ve
geçen defa Genel Kurulda yapılan görüşme esnasında, grupların, grup
başkanvekillerinin anlaşmaları üzerine, tasarı Komisyona geri çekilmişti.
Komisyonda, ittifakla bir alt komisyon seçildi. Bu alt komisyonda, okul ve
okula ilişkin, okulun müştemilatı olan tesislere ve özel öğretim kurumlarına,
umuma açık yerlerin -hapishane, meyhane, kahvehane, kıraathane, bar, elektronik
oyun merkezleri gibi- ve ayrıca alkollü içki satılan yerlerin ne kadar mesafede
bulunması gerektiği konusunda fikir imal edildi, düşünüldü ve ittifakla, 200
metrelik mesafenin normal olduğu sonucuna varıldı; bu konuya -Sayın Candan'a
ifade etmek istiyorum- Refah Partili Komisyon üyesi arkadaşlarımız da
katıldılar ve ittifakla, bu konu, Komisyon raporunda yer aldı.
Komisyonumuz, bu çalışması esnasında, daha önce
tasarıda mevcut şekliyle Genel Kurula gelen iki fıkrayı -ikinci ve üçüncü
fıkraları- birleştirerek tek fıkra haline getirmiştir ve böylece, okul esas
alınmak suretiyle, okul yapımında ortaya çıkabilecek güçlükler bertaraf edilmiş
ve maddede sayılan umuma açık yerlerin açılması, işletilmesi gibi durumlar,
esas itibariyle, bu mesafe faktörüne tabi tutulmuştur. Bu konuda da, yine
Komisyonumuzda ittifakla kabul edilen görüşe göre, mahallî yöneticilerin, mülkî
amirlerin, konuyu hassasiyetle takip edecekleri düşüncesinden hareketle, 4
bakanlığın temsilcilerinin iştirakiyle yapılacak bir yönetmelikte, 200 metrelik
mesafenin ölçülmesi ve ayrıca, fıkrada adı geçen umuma açık yerlerin
işletmecilerinin müktesep haklarının korunması için gerekli tedbirlerin
alınması için bir yönetmelik yapılması da hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, maddede getirilen bir diğer yenilik de,
turizmin yoğun olduğu yörelerde okulların tatil olduğu dönemlerde 200 metre
şartının aranıp aranmayacağı hususunda karar verme konusunda mülkî idare amiri
yetkili kılınmıştır. "Turizmin yoğun olduğu bölge" ifadesi şunun
içindir: Özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarında, yazın çok yoğun bir turizm
aktivitesi yaşanan, ama, çevre olarak dar bir alana sıkışmış olan Didim gibi,
bölgelerimiz, şehirlerimiz yahut beldelerimiz mevcuttur; buralarda 200 metre
şartı dahi, okulların, daha doğrusu bu tür umuma açık yerlerin açılmasında
büyük sıkıntılar yaratmakta; dolayısıyla, turizm faaliyetinin yürütülmesi ve
turistik tesislerin faaliyetlerini sürdürmeleri açısından da büyük sıkıntılara
sebep olmaktadır. Ayrıca, burada okulu esas almadığımız takdirde, bu tür
yerlerde, esasen imar planlarında yer almakla beraber, şehir içerisinde, belediye
sınırları içerisinde okul yapacak yer bulmak da mümkün olmayacaktır. Bu
bakımdan, 200 metre konusunu mülkî amirin takdirine bırakmak suretiyle, konunun
hayatın gerçeklerine daha uygun bir şekilde çözümlenebileceği inancıyla
maddedeki hüküm getirilmiştir.
Tasarının 2 nci maddesine de, özel öğretim kurumları
açısından paralel hüküm konulmuş ve 1 inci maddedeki ikinci ve üçüncü fıkralar
aynen kabul edilmiş ve bu şekilde, özel öğretim kurumlarıyla resmî eğitim
öğretim kurumları arasında bir fark görülmemiştir; çünkü, her iki kurum da
çocuklarımızı geleceğe hazırlayan eğitim-öğretim faaliyetini yürütmektedir.
Belediyeler devredışı bırakılmamaktadır; esasen,
içişleri Bakanlığının katılacağı yönetmelik çalışmasında, muhtemelen, bu unsur
göz önüne alınacak ve ruhsatın belediyeler tarafından verileceği cihetiyle, bu
mesafe tayini konusunda belediyelerin görüşleri de mutlaka alınacaktır.
Değerli milletvekillerimiz, değerli parti grupları; bu
sebeple, Millî Eğitim Komisyonunda konu, enine boyuna, arizamik tartışıldı; bu
konuyu, zannediyorum, burada yeniden 200 metreden fazla bir yeni mesafe ölçüsü
getirmek suretiyle uzatmanın anlamı yoktur; çünkü, hele okul ile bu tür yerler
arasında 200 metreden fazla bir mesafe konulsun dediğimiz zaman, küçük ilçe
merkezlerinde, beldelerde ne okul açabilirsiniz ne de bu tür yerlerin açılması
mümkün olur. Esasen, biz, bunu da düşünerek, okulun açılmasında hiçbir engel
koymamak için, bu tür umuma açık yerleri okula göre mesafelendirdik. Kaldı ki,
bu yıl içerisinde yapımı planlanan yahut önümüzdeki üç yıl içerisinde yapımı
planlanan 140 bin dersliğin yapımı konusunda ortaya çıkacak güçlükleri de
nazara alarak, bu mesafe ölçüleri konulmuştur.
Konuyu Yüce Heyetinizin takdirlerine arz ediyor,
bilvesile, tekrar saygılarımı arz ediyorum.
Teşekkür ederim Sayın Başkanım. (ANAP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN –Komisyon Başkanı Sayın Halil Cin'e teşekkür
ediyorum.
1 inci madde üzerinde...
VEYSEL CANDAN (Konya) – Sayın Başkan, şahsım adına söz
istiyorum.
BAŞKAN – Sayın Candan, siz konuştunuz, bir başka
milletvekili...
VEYSEL CANDAN (Konya) – Grup adına konuşmuştum.
BAŞKAN – Yok efendim, grup adına sözcü olduğunuza dair
bir tezkere ulaşmadı.
VEYSAL CANDAN (Konya) – Vardı.
BAŞKAN –Peki, o zaman, kişisel olarak buyurun.
Konya Milletvekili Sayın Veysel Candan. (RP
sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 5 dakikadır Sayın Candan.
VEYSEL CANDAN (Konya) – Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlarım; Komisyon Başkanımızın konuşmalarını dikkatle takip
ettim. Şimdi, kendilerinin ifadesi şu: "Mevcut okulların yakınında
açılacak olan, ruhsatlandırılacak olan kahvehaneler için bir araçözüm bulma
noktasındayız" dedi ve bir de örnek verdi dedi ki "bu, Ege ve Akdeniz
için." Yani, kanun tasarısında Ege için Akdeniz için ayrı ayrı hazırlık
yapmanın bir mantığı yoktur.
Ben, burada şunu söylemeye çalışıyorum: Eğer biz bu
tasarıyla, kısmen de olsa... Kendileri de ifade ettiler "bu tasarıyla,
öğrencilerimizi tam korumak mümkün değil" dediler; ama, hiç olmazsa burada
yapılabilecek bir değişiklikle, öğrencilerimizi bu tür yerlerden uzak
tutabiliriz; tek amacımız bu olmalıdır. Ama "ülkenin şartları budur,
okullar burada yapılmıştır, sahil
bölgelerinde de biz buna uymak
durumundayız" demek, aslında, işe çok samimî ve ciddî yaklaşmadığımızı
göstermektedir.
İkinci önemli husus: "Belediyeler nasıl olsa
katılır" denilmektedir. Bugün, maalesef birçok yerde... Kanunu tamamen
yoruma açık bırakmak ve "nasıl olsa İçişleri Bakanlığı belediyelerden temsilci alır" demek, yanlıştır. Çünkü,
bakın; zaten şu anda burada sayılan kahvahanelerin, kıraathanelerin, elektronik
oyun merkezlerinin ruhsatlandırılmalarını bizatihi belediyeler yapmış durumda,
veriyorlar. O zaman bu durumda nasıl olacak; yani, yönetmeliği hazırlayan
heyetin içerisinde "belediye" kelimesi bizatihi geçmesi lazım. Yoksa,
o zaman yapılacak iş şudur: İllerdeki valiler, o komisyonda sayılan bakanlık
temsilcilerini toplayacak; belediyeyi isterse çağırır, isterse çağırmaz; çünkü,
burada zaten bir açıklık yok.
Bizim üzerinde önemle durmak istediğimiz, müktesebat;
yani, daha önce ruhsatlandırılanların da bu kapsam içine alınıp şehir dışına
mutlaka çıkarılması lazım -yani, bu ölçünün, bu metrenin mutlaka dışına
çıkarılması lazım- ve bunlara da bir zaman tanınması lazım.
Bir diğer çok önemli husus: "Açık alkollü içki
satan yerler" tabiri yerine, kapalısını da koymak lazım; ufak ambalajda
alır, zaten o, açık sayılır. Yani, burada mesele, ruhsatı zorlaştırma, alımı
zorlaştırma ve öğrencilerimizin bu tür müesseselerle mümkün mertebe irtibatını
kesmeye yöneliktir. Yani, bütün bunları topladığımız zaman, bu tasarının,
amaca, ihtiyaca cevap vermesi mümkün değil.
Kaldı ki, Sayın Komisyon Başkanımız da ifade ettiler;
efendim, işte, yoğun olan bölgelerde, turizm bölgelerinde, illerin valisine
yetki verdiğimiz zaman... Tamam, burada yoğunluk vardır, burada da yoktur. Ben
istediğim yerde yoğunluğu kendime göre yorumlarım ve o zaman da, mülkî amirler
inisiyatif kullanırlar. O zaman da, bazı yerlerin işletmeleri ciddî paralar
kazanıyorsa, bu yoğunluk meselesi istismar edildiği zaman da, ruhsatlandırmada,
aynı yerde, bir mülkî idareci bir yere ruhsat verir, hemen yanındaki ilçe
kaymakamı da ruhsat vermez veya işte, paraya döner, rüşvete döner ve mülkî
idarecilerimizi de zan altında bırakırız.
Yani, benim özetle ifade etmeye çalıştığım; bu tasarı,
birtakım muğlak ve yoruma açık
ifadelerle doludur. Bunların daha açık ve net olarak metinde bulunması ve
özellikle belediyelerin de bu konuya dahil edilmesi yönünde düşüncelerimi ifade
etmeye çalıştım.
Teşekkür ederim. (RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Konya Milletvekili Sayın Veysel Candan'a
teşekkür ediyorum.
MİLLî EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI
HALİL CİN (İçel) – Yerimden bir açıklama yapabilir miyim efendim?
BAŞKAN – Komisyon Başkanı bir açıklamada bulunmak
istiyor.
Buyurun.
MİLLî EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI
HALİL CİN (İçel) – Sayın Başkanım, Sayın Candan'ın 1 inci maddenin son
fıkrasıyla ilgili olarak endişesinde yer alan hususu açıklığa kavuşturmak için
söz aldım.
Burada "okulların tatil olduğu dönemlerde"
ifadesi var. Okulların tatil olduğu dönemlerde 200 metre şartının aranıp
aranmayacağı konusunda mülkî idare amiri yetkilidir. Burada maksat şudur: Alan
olarak küçük turizm bölgelerinde, okulların tatil olduğu, öğrencinin okulda
bulunmadığı zamanlarda, oradaki bireylerin çıkarlarını korumaktır. Hukuk,
çatışan menfaatları koruyan bir müessesedir; bir tarafta kamunun çıkarları, bir
tarafta bireylerin çıkarları vardır. Burada, yaz döneminde, asıl korumak istediğimiz
unsur olan öğrencilerimizin, çocuklarımızın okulda bulunmadıkları bir zamanda,
umuma açık bu saydığımız yerlerin faaliyetlerinde bunun kullanılıp
kullanılamayacağının takdiri mülkî idare amirine ait olacaktır; bunun bir
mahzuru yoktur; çünkü, öğrencinin bulunmadığı yaz dönemlerinde yahut tatil
aylarında, tatil sıralarında olacaktır.
Mesafe konusu, gene ifade ettiğim gibi, uygulamada çok
sıkıntılara sebep olur; 200 metre, esasen, sıkıntı yaratacak olan bir
mesafedir; ama, Komisyonda, bütün partilerin temsilcisi arkadaşlarımızın
üzerinde ittifak ettikleri bir ölçü olarak getirildi.
Arz ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Komisyon Başkanı.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, maddeyle ilgili bir önerge
bulunmaktadır. Bu önerge, bilindiği gibi, daha önceki görüşme aşamasında
Başkanlığa sunulmuştu, önergenin oylanacağı esnada Komisyon, İçtüzüğün 88 inci
maddesine göre maddeyi ve önergeyi geri istemişti; ancak, İçtüzüğün 88 inci
maddesine göre geri istenilen maddeyle ilgili komisyon raporunda, önergelerden
önce komisyon raporunun oylanmasına dair bir karar ve istem bulunmamaktadır. O
sebeple, önergeyi tekrar işleme koyacağım ve hatırlanması için tekrar
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 168 sıra sayılı yasa tasarısının 1
inci maddesinin ikinci pragrafının şu şekilde değiştirilmesini arz ve talep
ederiz.
"Hapishane, meyhane, kahvehane, kıraathane, bar,
elektronik oyun merkezleri gibi umuma açık yerlerin, okul, bina ve tesislerinin
en az 300 metre uzağında bulunması zaruridir."
Muhammet
Polat Aydın ve arkadaşları
BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, önergenin, daha önce
tutanağa geçen metninden bir unsur çıkarılmıştır; zaten, maksadı bu metin de
karşıladığı için, önerge sahipleri bir unsuru çıkarmış bulunmaktadırlar; onu da
dikkatinize sunuyorum.
Önergeye Komisyon katılıyor mu efendim?
MİLLî EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI
HALİL CİN (İçel) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Hükümet?..
MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) –
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Önergeye, Komisyon ve Hükümet katılmamaktadır.
Önerge sahiplerinin söz isteme veya gerekçesinin
okunmasını talep etme hakları vardır?
MUHAMMET POLAT (Aydın) – Gerekçesi okunsun.
BAŞKAN – Gerekçesinin okunmasını istiyorsunuz.
Buyurun:
Gerekçe: Genel ahlakın korunması ve eğitime katkı
sağlanması açısından gereklidir.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
MUHAMMET POLAT (Aydın) – Karar yetersayısının
aranmasını istiyorum.
BAŞKAN – Şimdi, 1 inci maddeyi oylarınıza sunup, karar
yetersayısı arayacağım: 1 inci maddeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Karar yetersayısı bulunamamıştır.
13.15'te tekrar toplanmak üzere, birleşime ara
veriyorum.
Kapanma Saati
: 13.03
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati
: 13.15
BAŞKAN :
Başkanvekili Hasan KORKMAZCAN
KÂTİP ÜYELER
: Mustafa BAŞ (İstanbul), Mehmet KORKMAZ (Kütahya)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 43 üncü
Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
IV. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE
KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
1. – 625
Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim
Kanununun Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında 254 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ile 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun Bir Maddesinde
Değişiklik Yapılmasına Dair 326 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî
Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/71, 1/111) (S. Sayısı : 168
ve 168’e 1 inci Ek) (Devam)
BAŞKAN – Görüşmelere kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Komisyon ve Hükümet yerlerini aldı.
Sayın milletvekilleri, kanun tasarısının 1 inci
maddesinin oylaması esnasında karar yetarsayısı bulunamamıştı. Şimdi, oylamayı
tekrarlayacağım ve karar yetersayısını arayacağım.
1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Karar yetersayısı bulunamamıştır.
Değerli arkadaşlarım, saat 14.00'e kadar, birleşime ara
veriyorum.
Kapanma
Saati: 13.19