T.B.M.M.
TUTANAK DERGİSİ
CİLT : 41
34 üncü Birleşim
22 . 12 . 1997 Pazartesi
İÇİNDEKİLER
I. – GEÇEN TUTANAK Ö
ZETİII. – GELEN KÂĞITLAR
III. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. – 1998 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1996 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler ve Kuruluşlar Kesinhesap Kanunu Tasarıları (1/669; 1/670; 1/633, 3/1046; 1/634; 3/1047) (S. Sayıları : 390, 391, 401, 402)
A) KÜLTÜR BAKANLIĞI
1. – Kültür Bakanlığı 1998 Malî Yılı Bütçesi
2. – Kültür Bakanlığı 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
B) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI
1. – Millî Eğitim Bakanlığı 1998 Malî Yılı Bütçesi
2. – Millî Eğitim Bakanlığı 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
I) Yüksek ÖğretimKurulu (YÖK)
a) Yüksek ÖğretimKurulu 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) YüksekÖğretim Kurulu 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
II) Üniversiteler
1. – Ankara Üniversitesi
a) Ankara Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Ankara Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
2. – Orta Doğu Teknik Üniversitesi
a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
3. – Hacettepe Üniversitesi
a) Hacettepe Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Hacettepe Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
4. – Gazi Üniversitesi
a) Gazi Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Gazi Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
5. – İstanbul Üniversitesi
a) İstanbul Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) İstanbul Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
6. – İstanbulTeknik Üniversitesi
a) İstanbul Teknik Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) İstanbul Teknik Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
7. – Boğaziçi Üniversitesi
a) Boğaziçi Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Boğaziçi Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
8. – Marmara Üniversitesi
a) Marmara Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Marmara Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
9. – Yıldız Teknik Üniversitesi
a) Yıldız Teknik Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Yıldız Teknik Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
10. – Mimar Sinan Üniversitesi
a) Mimar Sinan Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) MimarSinan Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
11. – Ege Üniversitesi
a) Ege Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Ege Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
12. – Dokuz Eylül Üniversitesi
a) Dokuz Eylül Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) DokuzEylül Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
13. – Trakya Üniversitesi
a) Trakya Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Trakya Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
14. – Uludağ Üniversitesi
a) Uludağ Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b)
Uludağ Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı15. – Anadolu Üniversitesi
a) Anadolu Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Anadolu Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
16. – Selçuk Üniversitesi
a) Selçuk Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Selçuk Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
17. – Akdeniz Üniversitesi
a) Akdeniz Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Akdeniz Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
18. – Erciyes Üniversitesi
a) Erciyes Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Erci
yes Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı19. – Cumhuriyet Üniversitesi
a) Cumhuriyet Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Cumhuriyet Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
20. – Çukurova Üniversitesi
a) Çukurova Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Çukurova Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
21. – Ondokuz Mayıs Üniversitesi
a) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
22. – KaradenizTeknik Üniversitesi
a) Karadeniz Tekn
ik Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesib) Karadeniz Teknik Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
23. – Atatürk Üniversitesi
a) Atatürk Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Atatürk Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
24. – İnönü Üniversitesi
a) İnönü Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) İnönü Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
25. – Fırat Üniversitesi
a) Fırat Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Fırat Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
26. – Dicle Üniversitesi
a) Dicle Üniv
ersitesi 1998 Malî Yılı Bütçesib) Dicle Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
27. – Yüzüncü Yıl Üniversitesi
a) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
28. – Gaziantep Üniversitesi
a) Gaziantep Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Gaziantep Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
29. – İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
a) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
30. – Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü
a) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
31. – Harran Üniversitesi
a) Harran Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Harran Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
32. – Süleyman Demirel Üniversitesi
a) Süleyman Demirel Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Süleyman Demirel Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
33. – AdnanMenderes Üniversitesi
a) AdnanMenderes Üniversi
tesi 1998 Malî Yılı Bütçesib) Adnan Menderes Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
34. – Zonguldak Karaelmas Üniversitesi
a) Zonguldak Karaelmas Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Zonguldak Karaelmas Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
35. – Mersin Üniversitesi
a) Mersin Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Mersin Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
36. – Pamukkale Üniversitesi
a) Pamukkale Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Pamukkale Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
3
7. – Balıkesir Üniversitesia) Balıkesir Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Balıkesir Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
38. – Kocaeli Üniversitesi
a) Kocaeli Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Kocaeli Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
39. – Sakarya Üniversitesi
a) Sakarya Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Sakarya Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
40. – CelalBayar Üniversitesi
a) CelalBayar Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) CelalBayar Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
41. – Abant İzzet Baysal Üniversitesi
a) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Abantİzzet Baysal Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
42. – Mustafa Kemal Üniversitesi
a) Mustafa Kemal Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Mustafa Kemal Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
43. – Afyon Kocatepe Üniversitesi
a) Afyon Kocatepe Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Afyon Kocatepe Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
44. – Kafkas Üniversitesi
a) Kafkas Üniver
sitesi 1998 Malî Yılı Bütçesib) Kafkas Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
45. – Çanakkale 18 Mart Üniversitesi
a) Çanakkale 18 Mart Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Çanakkale 18 Mart Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
46. – Niğde Üniversitesi
a) Niğde Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Niğde Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
47. – Dumlupınar Üniversitesi
a) Dumlupınar Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Dumlupınar Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
48. – GaziOsm
anpaşa Üniversitesia) Gazi Osmanpaşa Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Gazi Osmanpaşa Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
49. – Muğla Üniversitesi
a) Muğla Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Muğla Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
50. – Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
a) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
51. – Kırıkkale Üniversitesi
a) Kırıkkale Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçe
sib) Kırıkkale Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
52. – Osman Gazi Üniversitesi
a) Osman Gazi Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Osman Gazi Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
53. – Galatasaray Üniversitesi
a) Galatasaray Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Galatasaray Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
2. – Hazine Müsteşarlığı ile Dış Ticaret Müsteşarlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Vergi Usul Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/832) (S.Sayısı : 379)
IV. – SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1. – AydınMilletvekili Sema Pişkinsüt’ün, Kırıkkale Milletvekili Mikail Korkmaz’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması
2. – Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam’ın, Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması
V. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – İstanbul Milletvekili Ziya Aktaş’ın, Hitit dili ve uygarlığı konusundaki çalışmalara ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı Mustafa İstemihan Talay’ın yazılı cevabı (7/3966)
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 10.00’da açılarak üç oturum yaptı.
Birinci ve İkinci Oturum
1998 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1996 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler ve Kuruluşlar Kesinhesap Kanunu Tasarılarının (1/669; 1/670; 1/633, 3/1046; 1/634, 3/1047) (S.Sayıları : 390, 391, 401, 402) görüşmelerine devam edilerek;
İçişleri Bakanlığı,
Emniyet Genel Müdürlüğü,
Jandarma Genel Komutanlığı,
Sahil Güven
lik Komutanlığı,Bayındırlık ve İskân Bakanlığı,
Karayolları Genel Müdürlüğü,
1998 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1996 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarıları kabul edildi.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı,
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü,
Turizm Bakanlığı,
1998 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1996 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarıları bir süre görüşüldü.
Hasan Korkmazcan
Başkanvekili
Levent Mıstıkoğlu Zeki Ergezen
Hatay Bitlis
KâtipÜye Kâtip Üye
Üçüncü Oturum
1998 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1996 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler ve Kuruluşlar Kesinhesap Kanunu Tasarılarının (1/669; 1/670; 1/633, 3/1046; 1/634, 3/1047) (S.Sayıları : 390, 391, 401, 402) görüşmelerine devam edilerek;
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı,
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü,
Turizm Bakanlığı,
1998 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1996 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarıları kabul edildi.
Programda yer alan kuruluşların bütçe ve kesinhesap kanun tasarıları ile alınan karar gereğince, Hazine Müsteşarlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tekliflerini görüşmek için, 22 Aralık 1997 Pazartesi günü saat 10.00’da toplanmak üzere birleşime 20.31’de son verildi.
Yasin Hatiboğlu
Başkanvekili
Ünal Yaşar Haluk Yıldız
Gaziantep Kastamonu
KâtipÜye Kâtip Üye
II. – GELEN KÂĞITLAR
22.12.1997 PAZARTESİ
Tasarılar
1. – 14.7.1965 Tarihli ve 657 Sayılı, 8.6.1949 Tarihli ve 5434 Sayılı, 5.3.1964 Tarihli ve 439 Sayılı, 30.4.1992 Tarihli ve 3797 Sayılı, 11.10.1983 Tarihli ve 2914 Sayılı Kanunların Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/692) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa Geliş Tarihi : 17.12.1997)
2. – Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair 2809 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/693) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa Geliş Tarihi : 17.12.1997)
3. – 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/694) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa Geliş Tarihi : 17.12.1997)
4. – Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı (1/695) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa Geliş Tarihi : 17.12.1997)
5. – Tuz Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/696) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa Geliş Tarihi : 17.12.1997)
6. – Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/697) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa Geliş Tarihi : 17.12.1997)
7. – Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/698) (Tarım, Orman ve Köyişleri ve Adalet ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa Geliş Tarihi : 17.12.1997)
8. – Adliye Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı (1/699) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa Geliş Tarihi : 17.12.1997)
Teklifler
1. – İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ile Hatay Milletvekili Nihat Matkap’ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kağıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1011) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa Geliş Tarihi : 17.12.1997)
2. – Tokat Milletvekili Şahin Ulusoy’un; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair 2809 Sayılı Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/1012) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa Geliş Tarihi : 17.12.1997)
Sözlü Soru Önergesi
1.- Antalya Milletvekili Arif Ahmet Denizolgun’un, Antalya’nın enerji altyapı yatırımlarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi.(6/802) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
Yazılı Soru Önergeleri
1. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, zeytinyağı üreticilerinin sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi.(7/4029) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.12.1997)
2. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, bazı basın kuruluşlarına verildiği iddia edilen teşvik kredilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi.(7/4030) (Başkanlığa geliş tarihi : 18.12.1997)
3. – Afyon Milletvekili Osman Hazer’in, Afyon’a bağlı yerleşim birimlerinin imam ve müezzin ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi.(7/4031) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
4. – Afyon Milletvekili Osman Hazer’in, Kütahya Vakıflar Şefliğinin Şube Müdürlüğüne dönüştürülüp dönüştürülmeyeceğine ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi.(7/4032) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
5. – Afyon Milletvekili Osman Hazer’in, Afyon’a bağlı yerleşim birimlerinin telefon santrali ve binası ihtiyacına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi.(7/4033) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
6. – Tokat Milletvekili Hanefi Çel
ik’in, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölümüyle ilgili olarak ileri sürülen iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4034) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)7. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik-Pazaryeri doğalgaz boru hattı çalışmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi(7/4035) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
8. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik İline bağlı Bozüyük İlçesinde Seramik Fakültesi veya Seramik Mühendisliği bölümü açılıp açılmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4036) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
9. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünce yapılan ihalelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4037) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
10. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik İli Bozüyük-Mekece Karayoluna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4038) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
11. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik’te üniversite açılıp açılmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4039) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
12. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik-Bozüyük’teki Çitosan Seramik Fabrikasının özelleştirilmesine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/4040) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
13. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik İline bağlı Osmaneli İlçesinin askerlik şubesi ihtiyacına ilişkin Milli Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/4041) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
14. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Kırıkkale Askeri Tesislerinde ve Pamukova mühimmat depolarında patlamalara karşı önlem alınıp alınmadığına ilişkin Milli Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/4042) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
15. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik İline bağlı İnhisar İlçesinin banka şubesi ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4043) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
16. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Balıkesir’in İnhisar İlçesinde Halk Bankası şubesi açılıp açılmayacağına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4044) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
17. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik’teki tarihi camii ve Medreselere yardım yapılıp yapılmadığına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4045) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
18. –
Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik Gümrük Müdürlüğüne ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4046) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)19. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik’teki tarihi camilere Vakıflar Genel Müdürlüğünce yardım yapılıp yapılmadığına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4047) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
20. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik-Gölpazarı İlçesindeki Taşhan ve Vezirhan Kervansarayı’na ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4048) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
21. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik İlinde tarım sektörü için gerekli olan gölet ve sulama yatırımlarına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4049) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
22. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik ve ilçelerine bağlı bazı yerleşim birimlerinin su sorununa ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4050) (Başkanlığa geliş tarihi :
19.12.1997)23. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik İlindeki huzurevi ve yetiştirme yurtlarına ayrılan ödeneğe ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4051) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
24. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik-Bozüyük İlçesinin Adliye binası ihtiyacına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4052) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
25. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik-Merkez, ilçe ve belde belediyelerine yapılan yardımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4053) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
26. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik Yüksek Öğrenim Kız Öğrenci Yurdunun kapatılmasının nedenine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4054) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
27. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, kesintisiz eğitim kanununun uygulanmasıyla ilgili Bilecik İlindeki çalışmalara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4055) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
28. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik-Söğüt, Eskişehir-Söğüt ve Bozüyük-Söğüt karayolları ile Bilecik’e bağlı bazı ilçelerin yoluna ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/4056) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.19
97)29. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik İli Osmaneli İlçesindeki Karayolları Bakımevine ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/4057) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.
12.1997)30. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bozüyük-Cihangazi-Seyitömer karayoluna ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/4058) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
31. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Gölpazarı-Yenipazar ve Vezirhan Beldesi-Gölpazarı karayoluna ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/4059) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
32. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik-Yenişehir ve Bilecik- Küplü yollarına ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/4060) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
33. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik İlinin sağlık sorunlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4061) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
34. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik-Yenipazar İlçesinin sağlık ocağı ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4062) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
35. – Bilecik Mil
letvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik İline bağlı Yenipazar ve İnhisar PTT binası inşaatlarına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/4063) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)36. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik İlinin Kırsal Kalkınma Projesine dahil edilmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4064) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
37. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik’in, SSK Hastanesi ve SSK Dispanseri ihtiyacına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4065) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
38. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik-Bozüyük Küçük Sanayi Sitesi projesine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/4066) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
39. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik’e DSİ’nin bir biriminin kurulup kurulmayacağına ve bazı gölet projelerine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi. (7/4067) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
40. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik İli Söğüt İlçesi Kültür Sitesi projesine ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi. (7/4068) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
41. – Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik İlinin çevre sorunlarına ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/4069) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.12.1997)
Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri
1. – Ankara Milletvekili Ersönmez
Yarbay’ın, Ankara-Çankaya Belediyesince yapılan yatırımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3592)2. – İstanbul Milletvekili Ahmet Güryüz Ketenci’nin, gazeteci Metin GÖKTEPE’nin öldürülmesi ile ilgili davadan çekilen hakime ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/3817)
3. – Muğla Milletvekili Zeki Çakıroğlu’nun, Kemerköy Termik Santraline ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3818)
4. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, son beş yılda polis, jandarma ve savcılıklara intikal eden faili meçhul cinayetlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3820)
5. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, Türkiye’de yayın yapan yayın kuruluşu, gazete ve dergi sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3821)
6. – Yozgat Milletvekili Abdullah Örnek’in, Yozgat Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünün teknik eleman ihtiyacına ve bu ile bağlı bazı yerleşim birimlerinin yol sorununa ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/3822)
7. – Kütahya Milletvekili Ah
met Derin’in, Kırklareli Dereköy Kapısının tır geçişi ve sınır ticaretine açılıp açılmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3823)8. – Adana Milletvekili Orhan Kavuncu’nun, bir yazar hakkında Alman basınında çıkan bir habere ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3825)
9. – İçel Milletvekili Turhan Güven’in, Başbakanlık Müsteşarlığına kanuna aykırı atama yapıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3827)
10. – Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşoğlu’nun, Bursa 2. S.S.K.Hastanesi için tahsis edilen arsaya ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3829)
11. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, Özer Çiller’in ortağı olduğu bir firmaya Antalya-Beldibi’nde Belediye tarafından mevzuata aykırı inşaat ve yapı kullanma izni verildiği iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3833)
12. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, Ankara Merkez Kapalı Cezaevinde bulunan bir hükümlüye ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/3834)
13. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, Özer Çiller’in ortağı olduğu bir firmaya Antalya-Beldibi’nde verilen inşaat ruhsatının mevzuata aykırı olup olmadığına ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/3835)
14. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığınca yapılan ihalelere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3836)
15. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, bazı kamu görevlilerinin sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/3837)16. – İstanbul Milletvekili Mustafa Baş’ın, Türk Hava Kurumundaki yolsuzluk iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3840)
17. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, “Kamu Ortak Hesabının” kaldırılmasının nedenine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3841)
18.– Konya Milletvekili Abdullah Gencer’in, Konya Devlet Hastanesi Başhekiminin görevden alınmasının nedenine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3848)
19.– Karabük Milletvekili Hayrettin Dilekcan’ın, görev yerleri ve unvanları değiştirilen personele ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/3849)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 10.00
Tarih : 22 Aralık 1997 Pazartesi
BAŞKAN : Başkanvekili Kamer GENÇ
KÂTİP ÜYELER : Haluk YILDIZ (Kastamonu), Ali GÜNAYDIN (Konya)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 34 üncü Birleşimini açıyorum.
III. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMiSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
l.- 1998 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1996 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler ve Kuruluşlar Kesinhesap Kanunu Tasarıları (1/669; 1/670; 1/633, 3/1046; 1/634, 3/1047) (S.Sayısı: 390, 391, 401, 402) (Devam) (1)
A) KÜLTÜR BAKANLIĞI
1. – Kültür Bakanlığı 1998 Malî Yılı Bütçesi
2. – Kültür Bakanlığı 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
B) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI
1. – Millî Eğitim Bakanlığı 1998 Malî Yılı Bütçesi
2. – Millî Eğitim Bakanlığı 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
I) Yüksek ÖğretimKurulu (YÖK)
1. – Yüksek ÖğretimKurulu 1998 Malî Yılı Bütçesi
2. – YüksekÖğretim Kurulu 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
II) Üniversiteler
1. – Ankara Üniversitesi
a) Ankara Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Ankara Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
2. – Orta Doğu Teknik Üniversitesi
a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
3. – Hacettepe Üniversitesi
a) Hacettepe Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Hacettepe Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
4. – Gazi Üniversitesi
a) Gazi Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Gazi Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
5. – İstanbul Üniversitesi
a) İstanbul Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) İstanbul Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
6. – İstanbulTeknik Üniversitesi
a) İstanbul Teknik Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) İstanbul Teknik Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
7. – Boğaziçi Üniversitesi
a) Boğaziçi Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Ankara Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
8. – Marmara Üniversitesi
a) Marmara Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Marmara Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
9. – Yıldız Teknik Üniversitesi
a) Yıldız Teknik Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Yıldız Teknik Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
10. – Mimar Sinan Üniversitesi
a) Mimar Sinan Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) MimarSinan Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
11. – Ege Üniversitesi
a) Ege Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Ege Üniversitesi 1996 Malî
Yılı Kesinhesabı12. – Dokuz Eylül Üniversitesi
a) Dokuz Eylül Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) DokuzEylül Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
13. – Trakya Üniversitesi
a) Trakya Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Trakya Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
14. – Uludağ Üniversitesi
a) Uludağ Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Uludağ Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
15. – Anadolu Üniversitesi
a) Anadolu Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Anadolu Üniversitesi 1996
Malî Yılı Kesinhesabı16. – Selçuk Üniversitesi
a) Selçuk Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Selçuk Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
17. – Akdeniz Üniversitesi
a) Akdeniz Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Akdeniz Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
18. – Erciyes Üniversitesi
a) Erciyes Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Erciyes Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
19. – Cumhuriyet Üniversitesi
a) Cumhuriyet Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Cumhuriyet Üniversitesi
1996 Malî Yılı Kesinhesabı20. – Çukurova Üniversitesi
a) Çukurova Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Çukurova Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
21. – Ondokuz Mayıs Üniversitesi
a) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
22. – KaradenizTeknik Üniversitesi
a) Karadeniz Teknik Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Karadeniz Teknik Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
23. – Atatürk Üniversitesi
a) Atatürk Üniversitesi
1998 Malî Yılı Bütçesib) Atatürk Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
24. – İnönü Üniversitesi
a) İnönü Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) İnönü Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
25. – Fırat Üniversitesi
a) Fırat Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Fırat Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
26. – Dicle Üniversitesi
a) Dicle Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Dicle Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
27. – Yüzüncü Yıl Üniversitesi
a) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
28. – Gaziantep Üniversitesi
a) Gaziantep Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Gaziantep Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
29. – İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
a) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
30. – Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü
a) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 1996 Mal
î Yılı Kesinhesabı31. – Harran Üniversitesi
a) Harran Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Harran Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
32. – Süleyman Demirel Üniversitesi
a) Süleyman Demirel Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Süleyman Demirel Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
33. – AdnanMenderes Üniversitesi
a) AdnanMenderes Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Adnan Menderes Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
34. – Zonguldak Karaelmas Üniversitesi
a) Zonguldak Karaelmas Ün
iversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesib) Zonguldak Karaelmas Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
35. – Mersin Üniversitesi
a) Mersin Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Mersin Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
36. – Pamukkale Üniversitesi
a) Pamukkale Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Pamukkale Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
37. – Balıkesir Üniversitesi
a) Balıkesir Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Balıkesir Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
38. – Kocaeli Üniversitesi
a) Kocaeli Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Kocaeli Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
39. – Sakarya Üniversitesi
a) Sakarya Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Sakarya Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
40. – CelalBayar Üniversitesi
a) CelalBayar Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) CelalBayar Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
41. – Abant İzzet Baysal Üniversitesi
a) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Abantİzzet Baysal Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
42. – Mustafa Kemal Üniversitesi
a) Mustafa Kemal Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Mustafa Kemal Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
43. – Afyon Kocatepe Üniversitesi
a) Afyon Kocatepe Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Afyon Kocatepe Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
44. – Kafkas Üniversitesi
a) Kafkas Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Kafkas Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
45. – Çanakkale 18 Mart Üniversitesi
a) Çanakkale 18 Mart Üniversitesi
1998 Malî Yılı Bütçesib) Çanakkale 18 Mart Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
46. – Niğde Üniversitesi
a) Niğde Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Niğde Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
47. – Dumlupınar Üniversitesi
a) Dumlupınar Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Dumlupınar Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
48. – GaziOsmanpaşa Üniversitesi
a) Gazi Osmanpaşa Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Gazi Osmanpaşa Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
49. – Muğla Üniver
sitesia) Muğla Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Muğla Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
50. – Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
a) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
51. – Kırıkkale Üniversitesi
a) Kırıkkale Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Kırıkkale Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
52. – Osman Gazi Üniversitesi
a) Osman Gazi Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Osman Gazi
Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı53. – Galatasaray Üniversitesi
a) Galatasaray Üniversitesi 1998 Malî Yılı Bütçesi
b) Galatasaray Üniversitesi 1996 Malî Yılı Kesinhesabı
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 1998 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu Tasarıları ile 1996 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeli İdareler ve Kuruluşlar Kesinhesap Kanunu Tasarılarının görüşülmesine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Programımız uyarınca, bugün, onbirinci tur bütçe görüşmelerinin bitiminden sonra, 4059 Sayılı Hazine Müsteşarlığı ile Dış Ticaret Müsteşarlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifinin müzakeresini yapacağız.
Şimdi, bütçe görüşmelerine başlıyoruz.
Komisyon?.. Burada.
Hükümet?.. Burada.
Onbirinci turda, Kültür Bakanlığı bütçesi ile Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi, Yüksek Öğretim Kurulu ve Üniversitelerin -53 üniversite- bütçeleri yer almaktadır.
Grupları adına söz alan arkadaşlarımızın isimlerini okuyorum: Demokrat Türkiye Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Turhan Arınç; ANAP Grubu adına, İstanbul Milletvekili Yılmaz Karakoyunlu, Burdur Milletvekili Yusuf Ekinci; Refah Partisi Grubu adına, Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan, Erzincan Milletvekili Naci Terzi, Amasya Milletvekili Cemalettin Lafçı; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Bülent Tanla, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş; Doğru Yol Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Namık Kemal Zeybek, Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam; DSP Grubu adına, Kocaeli Milletvekili Halil Çalık, Aydın Milletvekili Sema Pişkinsüt, Bolu Milletvekili Mustafa Karslıoğlu.
Şahısları adına: Lehinde, Kırıkkale Milletvekili Mikail Korkmaz; aleyhinde, Tokat Milletvekili Abdullah Arslan, Samsun Milletvekili Latif Öztek.
Sayın milletvekilleri, mutat olduğu üzere, soruların, gruplar adına yapılacak konuşmaların bitimine kadar, yazılı olarak Divana gönderilmesini rica ediyorum.
Şimdi, söz sırası, Demokrat Türkiye Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Turhan Arınç'ta. (DTP sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Arınç.
Süreniz 30 dakikadır.
DTP GRUBU ADINA İ. TURHAN ARINÇ (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Demokrat Türkiye Partisi Grubu ve şahsım adına, bugün müzakerelerini yaptığımız Kültür ve Millî Eğitim Bakanlıklarının bütçeleri hakkındaki görüşlerimizi ifadeye geldim; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime, kültürün yaygın olan bir tarifiyle başlamak istiyorum. Kültür, bir milletin kendisine has dil, ahlak, hukuk, din, estetik, ekonomi, fikir ve fen hayatlarının ahenkli bir bütünüdür.
Görüldüğü gibi, kültür, maddî ve manevî unsurlardan meydana gelmektedir. Her milletin yaşadığı çevrede maddî unsurlar farklı olduğu gibi, bu farklılıkları müşterek bir üsluba kavuşturan iman ve inanç sistemi de, yine her millete göre farklı tezahür etmektedir. İşte, bu farklı tezahürler, kültürdeki millîliği ortaya çıkarmaktadır.
Değerli milletvekilleri, cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk "Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür" özdeyişiyle, kültürün millet hayatındaki önemine dikkat çekmiştir. Bu konuyla ilgili olarak, Atatürk, Türk gençliği tarihini öğrendikçe, atalarını tanıdıkça, kültürünün kaynaklarını, geçmişini öğrendikçe, kendinde daha büyük işler yapma azmini bulacağını işaret etmiştir; çünkü, kültürümüzün derinliğinde, milletimizin, dünya milletler ailesi içerisindeki yerini buluruz.
Kısaca, kültürümüzde, bizi biz yapan değerler mevcuttur; çünkü, kültür birikimi, insanın nesilden nesile intikal eden başarılarının bir toplamıdır.
Konuyu
kısaca açmak gerekirse; kültürümüzün içerisinde dil var, din var, ahlak var, töre var, gelenek ve görenek var, sanat var, musikî var, giyim kuşam var, yemek adı, yemek tadı, hulasa, toplum hayatının ihtiyaç duyduğu her şey var; dolayısıyla, kültür, yaşama biçimimizdir.Elbette, kültürümüzü etkileyen unsurlarda, zaman içerisinde meydana gelen gelişmeler sonucuna bağlı olarak değişkenlik yaşanılması kaçınılmazdır; çünkü, günümüzde, çok hızlı bir değişim yaşanmaktadır. İnsanlık, yeni bir çağ dönüşünü yaşamakta, bilim ve teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler, bütün dünyayı ve değer sistemlerini yeniden oluşturmaktadır.
Bu değişkenlik yaşanırken, biz, millet olarak, özellikle, sanayileşme ve bilgi toplumunun gereği olarak, maddî kültürümüzdeki değişiklikler ile manevî kültürümüzün arasındaki uyumu ve ahengi sağlamak durumundayız. Bu dengeyi milletimizin lehine sağlayamadığımızda, milletimizin, diğer yabancı kültürlerin etkisi altına girebileceği, dolayısıyla, başka milletlerin, âdeta, sömürgesi olma durumuyla karşı karşıya gelebileceğimizi unutmamalıyız.
Burada yeri gelmişken, son yüz yıl içerisinde Batı toplumlarının yaşadığı endüstri ihtilalinden söz etmenin yerinde olacağı düşüncesindeyim. Endüstri ihtilali sebebiyle, modern Batı toplumlarının maddî kültüründe büyük değişiklikler meydana gelmiştir; buna rağmen, kültürün manevî cephesini oluşturan aile yapısı ve sosyal ve siyasal teşkilatlanmada ise önemli bir değişiklik olmamış; bu değerler korunarak, endüstri ihtilalinden önceki maddî kültüre uyum gösterdikleri gibi, bugünkü hızlı teknolojik değişime de intibak etmişlerdir.
Bu örnekle vurgulamak istediğim husus, millî kültürümüzün manevî unsurlarının bu değişkenlik sırasında yıpranmamasıdır. Günümüz bilgisayar ve robotlar dünyasında, insanın, amaç olmaktan çıkarılıp araç haline getirilmesini önlemeye hepinizin dikkatini çekmek istiyorum. Yoksa, ifadelerim, kesinlikle, ilim ve irfan yönünde çağın değerlerine kapalı olalım anlamında alınmamalıdır.
Kısaca, yeniden vurgulamak gerekirse, milletimizin nesillerini birbirine yabancılaştırmadan, millî kültürümüzün unsurlarını geliştirme gayreti içerisinde olmalıyız. İşte, devletimiz, bu görevin gerçekleştirilmesi hizmetini Kültür Bakanlığımıza vermiş bulunmaktadır. Kültür Bakanlığı, gerçekten görevini tam manasıyla yapar hale gelirse, bütün kalbimle inanıyorum ki, Türkiye, birçok önemli problemini halletmiş olacaktır. Çünkü, Bakanlığın kuruluş amacı, millî, manevî, tarihî ve kültürel değerleri araştırmak, geliştirmek, korumak, yaşatmak, değerlendirmek, yaymak, t
anıtmak, benimsetmek ve bu suretle millî bütünlüğün sağlanmasına yardımcı olmaktır.Görülüyor ki, Kültür Bakanlığına, millî birlik ve beraberliğin korunmasında, sağlamlaştırılmasında önemli görevler düşmektedir. Bu bakımdan, son derece önemli bir bakanlığın bütçesini görüşmekteyiz. Zamanımın elverdiği ölçüde, Kültür Bakanlığının karşı karşıya olduğu birtakım problemlere değinmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, Kültür Bakanlığının kuruluşunu sağlayan 354 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, 1984 yılında yürürlüğe girmiş ve o zamandan bugüne kadar, Bakanlığın kuruluş kanunu, Yüce Mecliste ele alınamamıştır. Devletimizin ve milletimizin hayatında önemli bir yere sahip olan Kültür Bakanlığının kuruluş kanununun, günün ihtiyaçları ve hedefleri de dikkate alınarak, bir an evvel kanunlaşması dileğimi belirtmek isterim. Bakanlığımızın, kuruluş kanunuyla, gerek amaç ve görevler gerekse teş
kilatlanma ve kadro yönünden takviye edilmesi kanaatindeyim.Bütçe yönünden de, Bakanlığın, kuruluşundan bu yana, genel bütçe içerisindeki payının giderek azalma gösterdiği hususuna da dikkat çekmek istiyorum. Bakanlığın, genel bütçe içerisindeki payının artırılmasının yanı sıra, yapılacak düzenlemelerle, Bakanlığa, yeni ilave destekler sağlanmasını da temenni ediyorum.
Halkımıza sunmakla görevli olduğu hizmetlerin yanı sıra, ülkemizin, gerek bulunduğu jeostratejik konumu gerekse bir yandan İslam ülkeleriyle, bir yandan Türk cumhuriyetleriyle, diğer yandan da Avrupa ülkeleriyle olan ilişkilerinden dolayı, Bakanlığa öneml
i görevler düşmektedir. Bu görevlerin yerine getirilmesi, yetişmiş kadroların yanı sıra, elbette, maddî destekle mümkün olabilecek bir durumdur.Burada, yeri gelmişken, Kültür Bakanlığının personel politikasına değinilmesinde de fayda görüyorum. Bugün, ülkemizde, devlet ve bürokrasi yapısını düzenleyen mevzuat ve uygulamalar, gelişen ve değişen şartlara cevap verememektedir. Zaman zaman mevzuat üzerinde yapılan değişiklikler de, belirli sistematiğe dayanmadığı için, devlet yapısı içerisinde bir kaos ve karmaşaya yol açmaktadır. Bu durum, idarî bir istikrarsızlığa sebep olmaktadır. Her iktidar değişikliğinde, bütün kadrolar değiştirilmekte, idarî yapılanmalar altüst olmaktadır. Böyle bir uygulama sonucunda, devlet kadrolarında, asıl olması gereken, uzmanlık, liyakat ve tecrübe gibi vasıflar, geri plana atılmakta, en alt düzeydeki memurun bile politize olmasına sebebiyet verilmektedir.
İktidar değişikliklerinde, yeni gelen bakanın, kendi programına uygun kadrolarla çalışması, akılcı bir yol olarak kabul edilmelidir; ancak, bu uygulama, sadece kurmay olarak nitelendirilebilecek bir kadroyla sınırlı kalmalıdır. Ülkemizde, her iktidar değişikliğinde bir kadro operasyonu yapılacağı imajından, mutlak surette kaçınılmalıdır. Böyle bir stres içerisine giren devlet memurları, paniğe kapılmakta ve politize olmanın yollarını aramaktadır. Sık sık değişen kadroların ise, işe intibakı ve verimliliği, maalesef, tartışılır hale gelmektedir. Basın aracılığıyla öğrendiğimiz kadarıyla, son beş ay gibi kısa bir sürede, Kültür Bakanlığımızda da 1 000'e yakın memur, çeşitli şekillerde mağdur edilmiştir. Böylesine bir uygulamanın, kamuoyunda, elbette, tasvip görmesi beklenemez. Sayın Bakanımızın, uygulamayı gözden geçirerek, bu tayinler sırasında maddî ve manevî yönden mağdur olanları, yeniden, şevkle görev yapar bir duruma getirmesi, dileğimizdir.
Bu tür, haksız ve yersiz olarak tayin edilen kişilerin, bizzat kendilerinin maruz kaldığı maddî ve manevî ıstıraplar yanında, aielerinin, çocuklarının, çevresinin de bu olumsuzluklardan etkileneceği açıktır. Ülkemizdeki hayat şartlarının, her geçen gün zorlaştığı göz önüne alındığında, gerek kiralık ev bulma gerek eğitimde olan çocukların bir anda yer değiştirmelerinin yol açacağı psikolojik olumsuzlukların devamlı şekilde dikkate alınması gerekmektedir. Kişilerin, bu şekilde, âdeta, bir soykırım mantığıyla mağdur edilmeleri, hoş görülecek işler değildir. Sayın Bakanımızın, uygulamayı gözden geçirerek, bu tayinler sırasında maddî ve manevî yönden mağdur olanları, yeniden görev yapar bir duruma
getirmesini diliyoruz.Sayın Bakanın, atamalarda izlediği, endişeye sebep iki durum vardır: Birisi, basına intikal ettiği gibi, bazı atamalarda, atanan kişilerin disiplin cezalarının ve örgüt üyesi olduklarının görmezlikten gelindiği; bir diğeri de, önceden açılmış soruşturmaların, bizzat, Sayın Bakan tarafından geciktirildiği ve verilen cezaların kaldırılmasına yönelik gayretlerin içerisinde olduğu konusudur. Bu iki konuyu, Sayın Bakanımızın takdirlerine sunuyorum.
Önemli bir konu olan, millî kültür pol
itikamız hususunda söyleyecek çok söz olmasına rağmen, vaktimi aşmamak üzere sözlerimi burada kesiyorum.Sayın milletvekilleri, sizlere, Demokrat Türkiye Partisi ve şahsım adına, biraz da, Millî Eğitim Bakanlığımızın bütçesi hakkındaki görüşlerimi, birkaç kelimeyle ifade etmek istiyorum.
İki yıl sonra 21 inci Yüzyıla gireceğiz. 20 nci Yüzyılın son çeyreğinde yaşanan hızlı değişim ve gelişim rüzgârı, önümüzdeki yüzyılda fırtınalı bir yaşamın sinyallerini veriyor. Bu nedenledir ki, gelişmiş, gelişmemiş, tüm ülkeleri bir korku sarmıştır. O korku, 21 inci Yüzyıl korkusudur; o korku, gelişmiş ülkelerin 21 inci Yüzyılda da, hükümranlığını sürdürememe endişesinden kaynaklanıyor; o korku, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler arasındaki mesafenin giderek artacağı kaygısından kaynaklanıyor. Bu nedenledir ki, tüm ülkeler, bu korkuyu yenmenin, bu kaygıdan kurtulmanın çarelerini düşünüyor; çözümü de, iyi yapılanmış bir eğitim sisteminde ve onun ürünü, nitelikli beyin gücünde bulabileceklerine inanıyor ve bu inançl
a da, eğitim sistemlerini tüm boyutlarıyla sorguluyor, yeniden yapılanmanın kaçınılmazlığına inanarak üzerinde kafa yoruyorlar.Böylesi bir ortamda, ülke olarak, toplum olarak, bizim de, eğitim sistemimizi sorgulamamız, ülkemizi, 21. Yüzyıl bilgi toplumu dünyasının, seçkin ve saygın bir üyesi konumuna getirebilecek şekilde yapılandırmamız gerekiyor; bunun için kaybedecek 1 dkikamız bile yoktur. Bu konuda, Millî Eğitim Bakanlığında yoğun çalışmaların yapılmakta olduğunu duyuyor ve medyadan izliyoruz. Bunun ilk aşaması olarak, zorunlu eğitim süresinin 5 yıldan kesintisiz 8 yıla çıkarılmasını takdirle karşılıyoruz. Bunda katkısı olan, emeği geçen, bürokratından Bakanına, Başbakanından parlamenterine kadar herkesi kutlamak gerekir diye düşünüyorum. İlköğretimde atılan bu ileri adımı, ortaöğretimde, yükseköğretimde, hatta yaygın eğitimde gerekli hamlelerin izlemesini bekliyoruz.
Bu kısa açıklamadan sonra, ben, eğitimin temel unsuru ve mesleklerin en kutsalı olan öğretmenliğe ve bu onurlu mesleğin mensubu olan öğretmenlerimizin durumuna değineceğim.
Sayın milletvekilleri, öğretmen, Atatürk cumhuriyetinin ve O'nun çağdaşlığa yürüme projesinin temel ögesidir. Öğretmenin, eğitimde taşıdığı önem, hiçbir yönden tartışılamayacağı gibi, geniş ölçüde teknolojiye dayanan bir eğitim düzeyinde ise, öğretmenin rolü ve niteliği azalmayacak; aksine, artacaktır. Bu anlayış, cumhuriyetin oluşum aşamasında tüm ağırlığıyla egemen olmuş, ara sıra ihmal edilmişse de günümüze değin de sürüp gelmiştir.
Öğretmenin, değişimle ilgili anlayış ve hoşgörünün geliştirilmesindeki rolü, hiçbir zaman, bugünkü kadar önemli olmamıştır. Bu durumun, 21. Yüzyılda daha da önem kazanacağı kuşkusuzdur.
Reformların planlanması ve uygulanması, bu reformların amaçları ve araçları üzerinde fikir birliği anlayışı için bir fırsat olmalıdır. Öğretmenlerin benimsemediği veya katılımlarının olmadığı hiçbir reform asla başarılı olamaz.
Bugün, gerçekten, sosyoekonomik ve politik çalkantılar içerisinde bulunan dünyamızda, eğitim ve öğretmen üzerindeki tartışmalar, yeni boyutlar kazanmıştır. Öğretmen yetiştirme, her ülke için büyük bir önem taşımaktadır. Millî Eğitim Temel Kanununun 43 üncü maddesindeki ifadesiyle "Öğretmenlik, devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir." Öğretmenlik, özel bir ihtisas mesleği olduğuna göre, öğretmen yetiştirmenin, her şeyden önce, sağlıklı bir sisteme dayandırılması ve böylece, bütünlüğün sağlanması ve örgüt yapısının, uzman öğretmenlik anlayışına uygun bir yapıya dö
nüştürülmesi gerekmektedir. Bu ilkeye uygun olarak, öğretmen yetiştirmede eğitimin niteliğini belirleyen temel unsurların, gerekli potansiyeli ve özellik taşıyan öğrenci seçimi, programların çağdaşlığı, öğretim elemanlarının niteliği, eğitim ortamı ve fiziki koşullara sürekli ve planlı bir hizmetiçi eğitim olduğu gerçeği, bütün çalışmalarda göz önünde bulundurulmalıdır.Günümüz öğretmeninin görevi, bilgi aktarıcılığı değil, kişiliği geliştirmek ve eğitim sürecine, tüm ilgililerle birlikte katılmak olduğuna göre, öğretmen, özellikle, her şeyden önce, çocuk sevgisiyle dolu, özgür ve bilimsel düşünme gücüne ve yaratıcı bir dinamizme sahip kişi olarak yetiştirilmelidir.
Sayın milletvekilleri, en değerli varlığımız olan çocuklarımızı, büyük bir güven duygusuyla emanet ettiğimiz, onları, Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda, millî, manevî, insanî ve ahlakî değerlere bağlı, ülkesinin ve milletinin yücelmesi için ter dökmenin en büyük erdem olduğuna inanan ve öyle davranan kişiler olarak yetiştirilmelerini kendilerinden beklediğimiz değerli öğretmenlerimize, emeklerinin karşılığını ödediğimizi söyleyemeyiz. Kılığıyla kıyafetiyle, tutumuyla, davranışıyla örnek olmaya mecbur olan öğretmenlerimizi geçim sıkıntısı içinde görmek, çok üzücü ve o denli de düşündürücü
dür.Geçen yıl, Plan ve Bütçe Komisyonunda, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesiyle ilgili yaptığım konuşmada, aynen şunları söylemiştim: "Ne zaman öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesiyle ilgili bir öneride bulunulsa, bunun sağlayacağı yararlar bir yana itilir ve hemen bütçeye getireceği yük üzerinde durulur. Sonunda, öneri, ya kale alınmaz ya da alınsa bile reddedilir. Bu alışkanlıktan, artık vazgeçmek durumundayız. Bu aziz varlığımız olan çocuklarımızı, büyük bir güvenle teslim ettiğimiz ve özverili çalışmalarına tanık olduğumuz değerli öğretmenlerimizi geçim sıkıntısından kurtaracak, eğitimden başka hiçbir şey düşünmeden, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı, yarınlara en iyi şekilde hazırlamalarını gerçekleştirecek bir hayat standardı sağlamalıyız.
Sekiz gün sonra Öğretmenler Günü kutlanacaktır; yıllardır söylenegelen ve inanılırlığını yitiren sözler ve vaatler tekrarlanacaktır. Şunu açıkça ifade ediyorum: Bu tutum, öğretmenleri tedirgin ediyor, yönetime karşı güven duygusunu yitirmelerine neden oluyor. Geliniz, hep birlikte, ek ders ücretlerinin günümüz şartlarına uygun bir biçimde artırılması, ekgösterge uygulamasının, giriş derecesinden başlatılması, özel hizmet gösterge tavanının yükseltilmesi, fiilî hizmet zammı verilmesini sağlayalım.
Ba
kanlıkça hazırlanan yasa tasarılarının, bir an önce, Hükümetçe, Komisyonumuza sevk edilmesini ve burada da, en kısa zamanda vereceğimiz olumlu kararlarla, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna sunulmasını sağlayalım. Bunu, öğretmenlerimizden esirgemeyelim. Öğretmenlerimize vereceğimiz değerin, çocuklarımıza verdiğimiz değerin bir göstergesi, ülkemizin geleceğine verdiğimiz değerin de bir kriteri olduğunu unutmayalım." Evet, o gün söylediklerimi, ne acıdır ki, aradan 1 yıl 20 gün geçtikten sonra, burada tekrarlamak zorunda kalıyorum; çünkü, değişen pek bir şey olmadı. Verdiğimiz umutlarla, değerli öğretmenlerimizi avutacağımızı sandık ve sanmaya devam ediyoruz; ancak, haksızlık etmek de istemiyorum. Değişen tek şey, Millî Eğitim Bakanlığının hazırladığı, öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesiyle birlikte istihdam politikasında da köklü ve yararlı değişiklikleri öngören kanun tasarısını Hükümete sunması oldu. Burada, Sayın Bakan ve mesai arkadaşlarına teşekkür ediyorum.Yakın bir gelecekte, bu tasarının, hükümetin teklifi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmesini ve burada da, öncelikle ele alınarak kanunlaşmasının sağlanmasını temenni ediyorum.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Genel Kurula indi.
İ. TURHAN ARINÇ (Devamla) – Sayın Bakan "indiğini" ifade ediyor; teşekkür ediyorum.
Ancak, bu şekilde, bizlerin yetişmemizde ve bugünlere gelmemizde büyük emeği olan değerli öğretmenlerimize, bir nebze olsun, borcumuzu ödeyebileceğimize inanıyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; burada, YÖK ve üniversitelerle ilgili, kısaca birkaç cümle söylemek istiyorum. Yükseköğrenim kurumlarındaki rahatsızlıklar, tüm kurumlarıyla ülkemizde hissedilmektedir.
Son günlerdeki öğrenci olayları ve güvenlik güçleriyle olan çatışmalar, radyo, televizyon ve basılı yayınlar kanalıyla evimize kadar girmekte ve bundan, yükseköğrenim gören gençlerimizin aileleri de psikolojik olarak olumsuz etkilenmektedir.
Öğrencilerimizin, taşlı sopalı birbirlerine giren ve birbirlerinin en basit görüş ve fikirlerine dahi katlanamayan, güvenlik güçlerine karşı gelen insanlar olarak değil; okuyan, araştıran, memleket meselelerinde görüş bildiren, aydın kişiler olmasını istiyoruz.
Öğrenci olaylarına sebep olarak gösterilen öğrenci harçları, öğrenci kredileri ve öğrenci yurtlarıyla ilgili olarak çok ciddî tedbirler alınması gerekmektedir. Her şeyden önce, öğrencilerin problemlerini kaşıyanların kullandıkları kozları, ellerinden almanın çarelerini mutlaka aramalıyız.
Öğrenci olaylarının temeline indiğimizde, genelde, sağ sol olaylarından ziyade, başlangıç noktasında, kredi ve harçlarla ilgili sorunlar gündeme gelmektedir. Tabiî, bazı güçler de bunları kaşımaktadır.
Önemli bir konuya daha değinmek istiyorum : Altyapısı dahi oluşturulmadan, neredeyse, iller dışında ilçelerde bile üniversite bölümlerinin açılması için yapılan siyasî baskılar neticesinde kurulan okulların, ne yurtları düşünülmüş ne de sosyal imkânları düşünülmüştür. Burada, diyoruz ki, bu öğrenciler ne istiyor?.. Belli değil mi ne istedikleri?!
YÖK ve ü
niversiteler arasında, zaman zaman basına da yansıyan idarî problemlerden kaynaklanan kavgalar hepimizi üzmektedir. Üniversiteler ile YÖK'ün kavgası, üniversite yöneticilerinin, kendi üniversitelerinin problemleriyle yeterince ilgilenmelerine engel olmaktadır. YÖK ile üniversiteler arasındaki yetki kavgaları, hoş olmayan manzaralar da yaratmaktadır. Artık, YÖK'ün görevini tamamladığına inanıyoruz. YÖK, sadece, üniversiteleri kontrol eden; ama, idarî tayinlere ve yatırımlara karışmayan bir konuma çekilmelidir.Üniversiteler, kendi problemlerinin çözümünde daha aktif rol almalıdır, bu kavgalar bitmelidir. Biz, üniversiteleri kavga eden, öğrencileri kavga eden bir ülke olmaktan kurtulmalıyız. Üniversitelerimizin huzur yuvaları olmaları için, hepimize görev düştüğüne inanıyorum. Kavga eden çocuklar bizim çocuklarımız; onları itmek değil, kazanmak için çalışmalıyız.
Türkiye'de kavga değil, uzlaşmanın ve hoşgörünün egemen olmasını diliyor; şahsım ve Demokrat Türkiye Partisi adına, Kültür Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ile YÖK ve üniversitelerimizin bütçelerinin hayırlı olması dileğiyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN– Teşekkür ederim Sayın Arınç.
Söz sırası, ANAP Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Yılmaz Karakoyunlu'da.
Buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)
Sayın Karakoyunlu, Grubunuzun süresi 30 dakika, ona göre paylaşırsınız efendim.
Herhalde, 15'er dakika kullanacaksınız.
YILMAZ KARAKOYUNLU (İstanbul) – Evet efendim.
BAŞKAN – Peki.
ANAP GRUBU ADINA YILMAZ KARAKOY
UNLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Meclisimizde, aşağı yukarı 40–45 arkadaşımız, Millî Eğitim ve Kültür Bakanlığı bütçelerini izlemek üzere, burayı teşrif etmiş durumda. Geçtiğimiz dönemdeki, 53 ve 54 üncü Hükümetlerin Kültür Bakanları yok; 20 nci Dönemde, Kültür Bakanlıklarıyla ilgili olarak, partilerinin grup sözcüleri sıfatıyla, bakanlıkların eleştirilerini ve grup görüşlerini ortaya koyanlardan da pek az arkadaşımız var.MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) – Biz varız Sayın Karakoyunlu.
Y
ILMAZ KARAKOYUNLU (Devamla) – Dolayısıyla, bir araya gelip, meseleyi daha rahat bir şekilde değerlendirme şansımız olabilir. Bir an için, sizleri, bir tahayyülatı garibaneye davet etmek istiyorum. Şöyle düşününüz, gözlerinizi kapatınız : Türkiye'deki bütün tıp fakültelerinin, Nüfus İşleri Genel Müdürlüğüne bağlandığını ve yönetildiğini hayal ediniz yahut bütün elektrik santrallarının Eczacılık Genel Müdürlüğüne bağlı olarak yönetildiğini düşününüz. Yahut köpekli basın toplantıları da dahil olmak üzere, çevre sorunlarının tamamının Futbol Federasyonu tarafından yönetildiğini hayal ediniz veya bütün mühendislik fakültelerinin tamamının TRT tarafından idare edildiğini düşününüz. Bunlar ne kadar garip geliyorsa, Türkiye'de sanat ve kültür üreten kurumların teknik üniversiteye bağlanması ve YÖK denetimi altında disipline edilmesi de aynı derece garabet ifade etmektedir. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından alkışlar) Keşke muhterem YÖK Başkanımız da Meclisi teşrif edip, Hükümet meyanında yer alsaydı ve bu konudaki görüşlerimizin, eleştirilerimizin cevaplandırılmasında bize yardımcı olabilselerdi.Değerli milletvekilleri, çok kısa bir şekilde takdim ettiğim bu garabet matrisinden, isabetli bir vektör elde edebilmek için bir araya geldik, derlendik, toparlandık ve şu söylediğim garip manzaranın oluşmasına hüviyet veren siyasî tercihleri tartışmak üzere toplandık.
Bu arada, Meclisin müzakere tercihleriyle ilgili bir eleştiri getirmek istiyorum. Dünyanın en önemli meselelerinden biri olduğunu kabul ettiğimiz ve gelecek yüzyılda Türkiye'nin dünya üzerindeki kimliğinin ifadesi olarak oluşturulmasına gayret ettiğimiz kültür meselelerinin, 15 dakika gibi kısa bir süre içinde ele alınmasını da uygun bir müzakere yöntemi olarak kabul edemediğimi ifade etmek istiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kültür Bakanlığımızın değerli mensuplarını saygıyla selamlıyorum. Grubum adına bu mesele üzerinde görüşleri arz etmek üzere huzurunuzdayım ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hepinizin, bu mesele üzerindeki dikkatleri
ni bir noktada teksif etmesini istiyorum. Aldığım bir nota göre, 1977 yılı Kültür Bakanı Avni Akyol'un Mecliste olduğu ifade ediliyor; ben "20 nci Dönem Kültür Bakanları" dedim. Dolayısıyla, daha önceki bakanlara bir işaretim yok.Bizim kültür politikamız, iki temel esasa dayanır. Birincisi milliyetçiliğimiz, ikincisi Batıcılık iddiamız. Gerek Batıcılık, gerek milliyetçilik değerlerimiz; kültür politikamıza temel teşkil eden iki önemli kavramdır. Batıcılık hedeflerimiz ve milliyetçiliğimiz, Cumhuriyetimizle birlikte ortaya çıkmış ve benimsenmiş değerler değildir. 19 uncu Yüzyılın başlangıcında, 1830'lardan itibaren milliyetçiliğimiz, 1838'den bu yana da Batıcılık hedeflerimiz, Cumhuriyetimize gelinceye kadar imparatorluk içerisinde duyarlılıkla benimsenmiş, dikkatle takip edilmiş ve yerine getirilmesi, birbiriyle uzlaşır hükümlere dönüştürülmesi konusunda dikkatle ele alınıp, değerlendirilmiş unsurlarımızdır.
Cumhuriyetimiz, yani Cumhuriyet entellektüellerimiz, Osmanlı aydınlarından devraldığı bu kültür değerlerini benimseyerek, Cumhuriyetin inkılapçı anlayışı içerisinde birlikte hareket etmek, doğruyu bulmak, doğru etrafında bütünleşmek ve o bütünleştiği temel karekteristikleri uygulamaya geçirerek, en mükemmel sonuçları elde etme yönünde başarılı olmuşlardır.
Değerli arkadaşlar, son onbeş seneyi şöyle bir tetkik ettim. 1983'ten 1991'e kadar geçen dönem içerisinde, Kültür Bakanlıkları, milliyetçi, muhafazakâr felsefeyi benimsemiş ve o disiplinde hizmet arz etmeyi takabbül etmiş bir siyasî kadro tarafından yönet
ildi. 1991'den 1997'ye kadar da demokratik sol felsefede ve hizmet disiplininde olan partiler tarafından yönetildi.ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Hayır, sosyal demokratlarla demokratik solu ayıralım efendim.
YILMAZ KARAKOYUNLU (Devamla) – Peki, kendi aranızdaki tasnif farkını bir tarafa bırakıyorum; benim anladığım manada söyledim.
Dikkat edilen husus şudur: Bu iki grup, milliyetçi ve Batıcı olan, Batılılaşma hedefinde olan ilkelerin uzlaşmış karakterlerine göre, yönetimde hiçbir ihtilaf yaratmamışlardır. Dolayısıyla, 1983'ten 1997'ye kadar geçen yaklaşık onbeş yıllık dönem içerisinde, kültür politikalarında, temel değerleri zedeleyen veya birbiriyle çatışan, bu çatışmaya göre kültür ihtilafları yaratarak hedefleri değiştiren bir uygulamaya rastlanılmıyor; ama, bugün cumhuriyetimizin elde etmiş olduğu ve Osmanlıdan devraldığı temel ilkelere göre, yeni bir kültür politikası oluşturarak 21 inci Yüzyıla gidiş, o günün şartlarından çok farklı noktadadır.
Dolayısıyla da, üzerinde durulması gereken bir iki ilkeye işaret etmek istiyorum. Devletin kültürle ilgisi, maalesef, bürokratik yapıdadır ve cumhuriyetimiz, kültür politikasını, devletin içerisindeki yönetim esaslarına dönüştürürken, Osmanlının gösterdiği hoşgörüden, yaklaşım değerinden daha bürokratik bir yapıya sokmuştur . Bu bürokratik yapıyı da, kendi inkılap anlayışının, devrim anlayışının gereğinde, hukukî, ekonomik, sosyal ve ahlakî boyutları içerdiği gibi, bilim ve teknolojiyi de öngören yapıya dönüştürmüştür. Bugün, bununla 21 inci Yüzyıla gitme şansımız va
r mıdır? Hayır, bununla 21 inci Yüzyıla gitme şansımız kalmamıştır.Değerli arkadaşlar, millî kültürümüze sahip çıkmak, onu yüceltmek ve bu etkilenmenin sağlanması için bütün imkânları seferber etmek, kültür faaliyetlerine devletin yüksek destek vermesiyle mümkün olabilir; ancak, kültür varlığımızı, totaliter bir planlama anlayışı içerisinde düzenlememiz de mümkün değildir. “Türkiye'nin Türk kültür değerleri” denildiği zaman, yaklaşık bin yıldan beri, inanç sistematiğimizin kutsal değerleri ve onun yücelikleriyle terbiye edilmiş ve millî kültür anlayışımızı ifade ediyoruz. İslamiyetin vermiş olduğu olgunluk değerleriyle üstünleştirilmiş anlayışta muhafaza eden; fakat, onunla yetinmeyen, 21 inci Yüzyıldaki dünya kültür değerleriyle özdeş noktaya getirilebilecek yenilikleri ve genişlemeleri de dikkate alan üslubu tartışıyoruz. Bunu, kısa bir ifade olarak veriyorum: Türk kültürünü, evrensel kültürün, yararlanan ve yararlanılan öğesi haline getirmek zorundayız.
Değerli arkadaşlarım, kültür üretimine katılmayı, temel bir insan hakkı olarak görmek zorundayız; çünkü, geleceğimize ilişkin değerlerimizi varlığımızı ve evrenselliğimizi bütünleştirebilecek unsurları, ancak, dürüst, doğru, gerçekçi ve özgür düşünce ürünü olarak ortaya koyabiliriz; bunu da, çağdaşlık politikası anlayışı içerisinde uygulayabiliriz.
Şimdi, 21 inci Yüzyılda, 20 nci Yüzyılın sonuna kadar kültür politikamızda, milliyetçiliğimizin ve Batılılaşma hedeflerimizin derpiş ettiği temel ilkeler içerisinde, onların bütünleşmesinden, uzlaşmasından ortaya çıkmış ürünleri geliştirerek yeni yüzyıla taşımalıyız. Batılılaşma yerine, çağdaşlaşma kavramını getirmek zorundayız; çünkü, bu kavram, aynı uygarlık düzeyinde, aynı değerleri paylaşmak esasına dayanır. Çağdaş kültür politikası, içinde bulunduğu bilim ve teknolojiyi de ve çağdaş insan yetiştirme hedefini de içerir. Dolayısıyla, çağdaş insan kavramı, demokrasiyle hümanizmanın mükemmelini yaratan yaklaşımın unsurudur. Buna, bilimsel düşünme ve düşünce üretmeyi de ilave ederseniz, yeni bir demokranizma, y
ani, demokrasi ve hümanizma kavramını yaratırsınız.Değerli arkadaşlarım, vaktimiz çok az; dolayısıyla, size bir örnek vererek, yeni yüzyıla gidişimizin gerekleri hakkında bazı görüşler arz etmek istiyorum:
Yaklaşık üçyüzelli yıl kadar önce musikimizin abide şahsiyeti, büyük bestekâr, dev adam Itrî, Bayram Tekbiri ve Salâtı Umumiyeyi bestelediği zaman, kendi dergâhının bitişiğindeki küçük kilisede pazar sabahları dua ayinine çıkan 10 - 12 yaşındaki çocukları gıptayla hatta kıskançlıkla seyrediyordu; çünkü, o, 10 - 12 yaşındaki çocuklar, her pazar sabahı ellerine verilen notaya bakmak suretiyle dua ayinlerini okuyabilmekteydiler. Itrî ise, mensup olduğu dergâhın meşk silsilesinde elde ettiklerini, kendinden sonrakilere bırakmak ihtiyacında idi. Kiliseye gitti, papazı ziyaret etti ve nota öğrenmek istediğini söyledi. O sırada, Itrî'nin nota öğrenmek isteğini öğrenenler "gavur icadına el atıyor" diye şikâyet ettiler ve Itrî nota öğrenemedi. Dolayısıyla üç binin üzerindeki bestesinden, bugün, elimizde sadece 38
tanesi var.Bunu, şunun için anlatıyorum. Eğer, çağdaş kültür politikasının içerisinde, herhangi bir şekilde, Batının teknolojik değerlerinin ve bilgilerinin, kendi kültür değerlerimizi daha gelişmiş bir noktaya götürülmesine katkıda bulunabileceği ihtimali var iken, bu tip istifadelerden uzak kalıp, sadece "kendi millî kültürüme sahip çıkmakla, dünya üzerindeki bütün iddialarımı ispat edebilirim" tesellisiyle ortaya çıkarsak, bir sonuca ulaşmamız mümkün olmaz. Dolayısıyla, dünya üzerindeki gelişmiş bütün imkânlardan istifade eden; ancak, kendi öz kültür değerlerini koruyan, bu değerlerin gelişmesi için diğer tekniklerden yararlanılmak gerekiyorsa, onlara büyük bir arzu ile yönelen, benimseyen, özümseyen ve değerlendiren noktaya gelmek mecburiyetindeyiz.
İkinci nokta; kültürümüzün, mutlak surette, bilimsel düşünce esasına dayandırılmasıdır.
Zamanı tasarruf etmek, aynı zamanda, zamana da tasarruf etmek ihtiyacıyla özet bir cümlede ifade etmek istiyorum. Türk millî kültürünü, eğer düşünmeyi öğretmeye yönelik noktaya getiremezsek, herhangi bir şekilde bundan istifade edebilecek nesilleri üretmemiz mümkün olmaz. Bir talih tesadüfü olarak ifade ediyorum. Şu anda, Kültür Bakanlığıyla, Eğitim Bakanlığı yan yanadır. Sayın Kültür Bakanımız burada, Sayın Eğitim Bakanımız burada. Eğer Eğitim Bakanlığında -dışarıda söylenen dedikodular doğruysa- felsefe eğitimi bu ülkede kaldırılacaksa, Türkiye'de düşünmeyi öğretmeye yönelik herhangi bir eğitim sistematiği içerisinde kültür üretmenin mümkün olmadığını bilmek zorundayız. (Alkışlar)
Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir şekilde, felsefeye direnmek suretiyle, kültür üretemezsiniz, bilim üretemezsiniz, hukuk üretemezsiniz, edebiyat üretemezsiniz, sanat üretemezsiniz. Eğer 21 inci Yüzyılın bu temel değerlerine sahip olmak gereği var ise, bu meselenin mutlak surette aydınlığa kavuşturulması lazım.
Bir tek şey istirham etmek üzere söylüyorum. Başka arkadaşlarımın zamanını da almak niyetinde değilim. Kültür Bakanımız burada. Önümüzdeki sene cumhuriyetimizin 75 inci yıldönümüdür. Bir marş yaptırması lazım.
1999 senesi, Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşunun 700 üncü yıldönümüdür. Bununla ilgili olarak, dünya üzerinde, bu büyük devletin kuruluşunun 700 yıllık geçmişini, bütün değerleriyle, inanç sistematiğinden düşünce üretimine, bilimselliğinden sanat eserlerine kadar, tümünü takdim edecek bir politikanın, mutlaka buraya getirilip tartışılması gerekir.
Beni dinlediğiniz için hepinize saygılar sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karakoyunlu.
Refah Part
isi Grubu adına ikinci konuşmayı yapmak üzere, Burdur Milletvekili Sayın Yusuf Ekinci. (ANAP sıralarından "Anavatan Partisi Grubu adına..." sesleri)Pardon, Anavatan Partisi Grubu adına... Kusura bakmayın; gruplar biraz birbirine karışmış da..
Buyurun.
Süreniz 15 dakika.
ANAP GRUBU ADINA YUSUF EKİNCİ (Burdur) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin görüşülmekte olduğu bu Oturumda, eğitimin çeşitli kademelerinde hizmet vermiş, öğretmen olmanın gururunu ve onurunu yaşamış ve bunu öğrencileriyle paylaşma erdemine ulaşmış bir kişi olarak, büyük mutluluk duyuyorum.
Çocuklarımızı ve gençlerimizi, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, millî ve manevî değerlerimize bağlı, yüreği vatan ve millet sevgisiyle çarpan, Türk toplumunu çağdaş uygarlığın seçkin bir ortağı haline getirmeyi tek amaç edinen fertler olarak yetiştirme çabasını, büyük bir özveriyle sürdüren bütün eğitimcileri, bütün öğretmenleri, bütün öğrencileri, bizi televizyonları başında izleyen bütün vatandaşlarımızı, Anavatan Partisi Grubu ve şahsım adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Ebediyete intikal etmiş eğitim ordusu mensuplarına, Allah'tan rahmet diliyorum.
Yeni bir çağa girmek üzereyiz. Akıllara durgunluk veren teknolojik gelişmeler, benzeri görülmemiş ekonomik imkânlar, şaşırtıcı siyasal reformlar ve kültürel bir yeniden doğuş dönemini yaşıyoruz. Yerleşik dengelerin altüst olduğu, alışılmış değer yargılarının yetersiz kaldığı bir dünyada yaşıyoruz. İnsanımızı geleceğe hazırlamak için tek çıkar yol, eğitimdir. Eğitim, bilgi, beceri, düşünce, yetenek ve duyguları geliştirme çabalarının ve davranışları istenilen yönde güçlendirme çabalarının bütünüdür. İnsanoğlunun doğuştan getirdiği yetenekleri, uygun şartlar içinde geliştirecek bir eğitim, hem kişinin kendi geleceğini hem de toplumun geleceğini teminat altına alır.
Cumhuriyetin 55 inci Hükümeti, 53 üncü ve 54 üncü Hükümetlerin de protokol ve programlarında yer alan, 8 yıllık zorunlu ilköğretimi yasalaştırmış ve uygulamaya koymuştur. Bu uygulamanın takibi ve ortaya çıkabilecek aksaklıkların giderilmesi ve düzeltilmesinin sorumluluğu Millî Eğitim Bakanlığındadır. Bakanlığın, bu sorumluluğun idraki içerisinde gerekli çalışmaları yaptığına inanıyoruz. Yapmalıdır da; çünkü, hâlâ, bu konuda bazı belirsizlikler devam etmektedir. Anadolu liselerine, fen liselerine, meslek liselerine nasıl öğrenci alınacağı açıklanmamış, 9 uncu sınıftan önceki hazırlık sınıflarının müfredat programlarıyla, okutulacak dersler belirlenmemiştir. Kısa sürede bu aksaklıkların gid
erileceğine inanıyorum. Ayrıca, zaman içerisinde, zorunlu eğitimin 8 yılla sınırlı kalmayıp, ortaöğretimi de tamamen kapsamına almasından yanayız.Bakanlığımızın, ilk defa bu öğretim yılında uygulamaya koyduğu ders kitapları seçimi, tamamen öğretmene güvensizlik esasına dayanmaktadır ve ciddî kargaşalara sebep olmuştur. Liberal ekonomi ve serbest piyasa anlayışına aykırı olan bu uygulama, sektörde çok ciddî ekonomik sıkıntılara da sebep olmuştur.
Anavatan Partisi olarak, öğretmen yetiştiren kurumların yeniden düzenlenmesi ve yükseköğretimin, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa uygun olarak, Millî Eğitim Bakanlığının inisiyatifi altında yürütülmesinden yanayız. Millî Eğitim Bakanlığı ile YÖK'ün ciddî bir planlamayla, iyi öğretmen yetiştirme çalışmalarını yeni bir değerlendirmeye tabi tutmasının zarurî olduğuna inanıyoruz. Öğretmen personel kanun tasarısının Meclise sevki ve kanunlaştırılmasından yanayız. Sendikal hakların verilmesinin ve öğretmen meslek odaları kanun
teklifinin bir an önce kanunlaştırılmasının çok yararlı olacağına inanıyoruz.Öğretmenlik mesleğinin bir ihtisas mesleği olduğu noktasından hareketle, öğretmen yetiştiren kurumlar dışından öğretmen olarak atananların acele ve ciddî bir eğitimden geçirilmeleri gerektiğine inanıyoruz.
Temeli 16 Ekim 1990'da atılan, 1999'da bitirileceği öngörülen Millî Eğitim Akademisinin bir an önce, mümkünse 1998'de faaliyete geçirilmesi gerektiğinin zaruretine inanıyoruz.
Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde yürütülmekte olan 20 projenin, daha sıkı ve ciddî takibiyle, denetiminin gerekli olduğuna inanıyoruz.
Bir takvim dahilinde her ile bir üniversite kurulması ve vakıf üniversitelerinin teşvik edilmesi, ayrıca, Anayasada gerekli değişiklik yapılmak suretiyle, özel üniversitelerin de açılması gerektiğine inanıyoruz.
Millî Eğitim Temel Kanununun 18 inci maddesi, millî eğitim sistemimizin, okulöncesi eğitimden başlamak üzere, yükseköğretim dahil, bütün öğretim kurumlarını kapsadığını ifade etmektedir. Uygulamada, bu çerçevenin dışına çıkıldığı izleniminin verilmesini bile doğru bulmuyoruz “yanlıştır” diyoruz. Tevhit-i Tedrisat (öğretim birliği) Kanununa sahip çıkanların, bu yanlışlığa düşmemeleri gerektiğini ifade ediyorum.
Bugün, üniversitelerimizin sayısı –vakıf üniversiteleriyle birlikte– 69'a ulaşmıştır; bu, memnuniyet verici bir gelişme olmakla beraber, yeterli değildir. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından, 1991 yılında, Sayın Mesut Yılmaz'ın Başbakan, Sayın Avni Akyol'un Millî Eğitim Bakanı olduğu dönemde hazırlanan master plan -ki, bu plan, YÖK'le birlikte hazırlanmıştır- gözden geçirilerek, yeniden uygulamaya konulmalıdır.
Artık, her ile bir üniversite kurulması, bir slogan olmaktan çıkarılmalıdır; başta, Burdur Mehmet Akif Ersoy üniversitesi olmak üzere, önümüzdeki yıl ve daha sonraki yıllarda açılması planlanan üniversitelerin teklifleri, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından
Yüce Meclisin huzuruna getirilmelidir.Ayrıca, YÖK, devlet üniversitelerine öğretim elemanı yetiştirme konusunda da daha ciddî çalışmalar yapmalıdır.
Eğitim sistemimizin, öğrenmeye, araştırmaya, işe ve mesleğe hazırlamaya; çocuğun, gencin yeteneğini ortaya çıkarmaya; insanın özünü, ruhunu, şuurunu geliştirmeye ve güçlendirmeye; çocukta, kişilik ve karakter geliştirmeye; insanın, kendi kendisi olabilmesine imkân vermeye; düşünmeyi geliştirmeye ve özendirmeye; akla ve mantığa; başarıyı ölçmeye yönelik ve yeteneğe göre seçen, değerlendiren, yönlendiren, öğrenci merkezli hale getirilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şüphesiz ki, bir ülkenin geleceği, çocuklarına ve gençlerine verilen eğitimle doğru orantılıdır. Toplumların kalkınmasında temel faktör, eğitimdir. Günümüzde, ülkelerin kalkınmışlığı, nitelikli insangücü potansiyeliyle ölçülmektedir. İnsanı yetiştirme ve nitelikli yapma görevi de, Millî Eğitim Bakanlığına verilmiştir. Eğitimde sorunu olmayan hiçbir ülke yoktur, sorunsuz bir eğitim de düşünülemez. İnsanoğlunun eğitim ihtiyaçları sürekli değişmektedir. Değişen ve gelişen eğitim ihtiyaçları karşısında, ülke
ler, eğitim sistemlerini yenilemek ve eğitim öğretim faaliyetlerinin dinamiklerini geliştirmek için büyük gayret sarf etmektedirler.1998 malî yılı bütçe tasarısında, Millî Eğitim Bakanlığına 1 katrilyon 243 trilyon 108 milyar liranın tahsisi öngörülmüştür. Tasarı bu şekliyle kanunlaştığında, 1997 malî yılına göre yüzde 142 bir artış sağlanmaktadır. Bu oran, mevcut bütçe kaynakları içinde azımsanmayacak bir orandır. Cumhuriyet tarihinde ilk defa, konsolide bütçeden yatırımlara ayrılan payın yüzde 32'si Millî Eğitim Bakanlığına tahsis edilmiştir. Elbette ki, bu bütçe yeterli değildir; ama, eğitim problemlerini çözme kararlılığı göstermesi bakımından önemli bir tavırdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığının teşkilat yapısı ve görevlerinin, günümüzün eğitim ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde, yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Merkez teşkilatı birimlerinin, plan, program ve denetim; taşra teşkilatının da, icra fonksiyonlarını yerine getirecek şekilde, görev, yetki ve sorumlulukları yeniden belirlenmelidir.
İnsan ve maddî kaynaklardan en verimli biçimde yararlanılması, atıl kapasite meydana getirilmemesi ve dolayısıyla israfın önlenmesi amacıyla, görevleri birbiriyle yakın birimler birleştirilerek, hizmet bütünlüğü sağlanmalıdır.
Merkez teşkilatı birimleri, sorunlara çözüm önerileri üretecek nitelikli uzman personelle takviye edilmeli, yönetici kadrolar azaltılmalıdır.
55 inci Hükümetin, okulöncesi eğitim kurumlarını geliştirerek yaygınlaştırmayı, daha çok çocuğumuzun bu eğitim kapsamına alınmasını sağlamayı; olağanüstü hal bölgesi kapsamında ve mücavir illerde bulunan zorunlu ilköğretim çağındaki çocukların eğitim öğretim imkânına kavuşturulması amacıyla başlatılan çalışmaları sonuçlandırmayı; kalkınmada öncelikli yörelerde, eğitimin her kademesinde okullaşma oranlarını ülke ortalaması seviyesine çıkarmayı; kadın ve kızların eğitimini özel bir proje çerçevesinde ele alıp geliştirmeyi; ilk ve ortaöğretim kurumlarında rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin nitelik ve nicel
ik açısından geliştirilip, yükseltilmesi için gerekli önlemleri almayı; öğrencilere, meslek seçiminde yardımcı olacak ve onları ilgi ve yetenekleri doğrultusunda yönlendirecek meslekî danışmanlık ve meslekî enformasyon sisteminin kurulması ve yaygınlaştırılması çalışmalarına öncelik vermeyi; bilgisayar destekli eğitimi ülke çapında yaygınlaştırmayı ve bütün öğrencilerin bilgisayar kullanımını öğrenmeleri için gerekli imkân ve ortamı sağlamayı; -625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Yasasına göre açılan özel okullardaki öğrencilerin, ortaöğretimdeki toplam öğrencilere oranı yüzde 1,4 kadardır; gelişmiş ülkelerde ise, bu oran, yüzde 60-70'lere kadar ulaşmaktadır- ülkemizde, bu oranı yükseltmek için teşviklerle özel öğretim kurumlarını desteklemeyi; ortaöğretimde okul çeşitliliği yerine program çeşitliliğine gitmeyi, fizikî alanları ve kaynakları akılcı ve ekonomik bir şekilde verimli kullanmayı; -ülkemizde, son yıllarda, özürlülerin eğitimi konusuna toplumun bazı kesimlerince büyük bir duyarlılıkla yaklaşıldığını ve çeşitli çalışmalar yapıldığını biliyoruz- özel eğitime ihtiyaç duyanlar için, devletin her kademesinde, gerekli önlemleri almayı, hiçbir çocuk ve yetişkini bu eğitimden yoksun bırakmamayı; toplumda, başarılı, çalışkan, ancak, maddî bakımdan desteğe muhtaç öğrenciler için bütün imkânları seferber edip, bu hizmetleri sayı ve miktar bakımından artırmayı; ders programlarını çağdaş anlayışla güncelleştirmeyi, ders kitaplarını gereksiz bilgilerden arındırmayı; yolu olmayan, kışı sert geçen ve okulsuz yerleşim birimlerindeki öğrencilere öğrenim imkânı sağlamak üzere, yatılı ve pansiyonlu ilköğretim okullarının yapımına hız ve yaygınlık kazandırmayı; sınıf mevcutlarının, eğitimin her kademesinde 30'a indirilmesi gayretlerini, okulların çağdaş araç ve gereçlerle donatılması çalışmalarını hızlandırmayı; öğretmen kaynağının zenginleştirilmesi, öğretmenlerin, hizmet öncesi ve hizmet içinde yetiştirilmelerine imkân sağlama gayretlerini, öğretmen evlerinin yapımına ağırlık verilmesi ve en önemlisi, öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesiyle ilgili çalışmaları öncelikler arasına almış olmasını olumlu ve faydalı görüyoruz. Netice olarak; millî eğitimimiz açısından, geleceğimiz açısından önemli gördüğümüz birkaç maddeyi daha sıralayarak sözlerimi bitirmek istiyorum.Eğitim konusunun, partilerüstü bir konu olarak ele alınması gerektiğine inanıyoruz. İyi öğretmen yetiştirmek mecburiyetindeyiz; çünkü, bugün, her zamankinden daha fazla iyi yetişmiş öğretmene ihtiyacımız vardır. Öğretmenler, geleceğimizin teminatı olan ço
cuklarımızı yetiştirmekle görevlendirdiğimiz insanlardır. Okulöncesinden yükseköğretimin sonuna kadar, müfredat programlarımızı aklın, ilmin ve millî menfaatlarımızın gereğine uygun olarak yeniden tanzim etmemiz gerekiyor; çünkü, müfredat programlarımız, büyük ölçüde çağın gerisinde kalmış durumdadır. Onun için, bugün, hızlı bir şekilde ve devamlılık arz eden tarzda bu programların yenilenmesi gerektiğine inanıyorum.Yine, 55 inci Hükümetin öğretmenler için yapabileceği en büyük hizmetlerden biride, millî eğitim personel kanununun, öğretmen personel kanununun Yüce Meclisin huzuruna getirilmesi ve tam bir mutabakatla bu kanunun çıkarılması olmalıdır.
Eğitimi, günlük politikanın, sendikaların, eğitim dışı kuruluşların menfî etkisinden korumalı ve öğretmenlerimize, eğitim çalışmalarımıza güvenmeliyiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Ekinci, süreniz bitti. 1 dakika süre veriyorum, daha fazla veremem efendim.
YUSUF EKİNCİ (Devamla) – Tamamlayacağım Sayın Başkan.
Türkiye'nin en ö
nemli meselesi eğitimdir. Öğretim ve diploma bakımından sıkıntı çekmiyoruz, o tamamdır; ancak, eğitilmiş insana, iyi yetişmiş insana toplumun her kesiminde, cemiyetin her tarafında ihtiyaç duyulmaktadır. Onun için, bizim, her şeyden önce, iyi yetişmiş, iyi yetiştirilmiş insana ihtiyacımız vardır. Bu da okulöncesinden yükseköğretime kadar Millî Eğitim Bakanlığının sorumluluğunda ve görevleri arasındadır.Birlik ve beraberlik içerisinde, Yüce Meclisteki bütün siyasî partilerin mutabakatıyla, yarına hazırlayacağımız gençlerimizin yetiştirilmesinde bir ortak yol bulmamız mümkündür. Zaten, Anayasa ve Millî Eğitim Temel Kanunu, bu konuda bizim rehberimizdir. Bu tarzda yetiştireceğimiz çocuklar, bizim için gelecekte büyük bir teminat olacaktır.
Bu duygularla, bütçenin, Bakanlığımıza, milletimize, eğitim çalışanlarına ve öğrencilerimize hayırlı ve uğurlu olmasını diler; olumlu oy vereceğimizi belirtir; Yüce Meclisi ve dinleyenleri saygıyla selamlarım. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın E
kinci.Söz sırası, Refah Partisinde.
İlk konuşmayı yapmak üzere, Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Avni Doğan; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)
Sayın Doğan, sizin Grubunuzun da üç sözcüsü var ve süreniz 30 dakika; 10'ar dakika mı konuşacaksınız?
AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş) – 10 dakika konuşacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN – Peki, buyurun.
RP GRUBU ADINA AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kültür Bakanlığı bütçesi üzerinde Refah Partisinin görüşlerini açıklamak üzere huzurlarınıza gelmiş bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce, hepinizi ve bizi ekranları başında izleyen büyük milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, kültür, hayat tarzıdır; kültür, yaşama biçimidir. Hemen hemen bütün kültür bilimcileri, bunu, böyle tarif eder. Millî kültür, milletlerin binlerce yıldan süzüp getirdiği temel doğrulardır; yani, bir milletin millî kültürü dediğimiz zaman, akla gelen, onun temel doğrularıdır, onun vazgeçilmez gerçekleridir. Tarihte kendisine tepeden kültür dayatılıp da ayakta kalabilen tek bir millet yoktur; ama, Türk Milleti ayaktadır. Türk Milletine bir kültür dayatıldığını ikiyüz yıldır biliyoruz. Türk Milleti ayaktadır; çünkü, Türk Milleti, tarihinde, hemen her konudaki direnişin örneğini vermiş büyük bir millettir. Ayaktadır; ama, kafası da epeyce karışıktır.
Bu ülkede övünülebilecek bir kurum var; Kültür Bakanlığı. Bu, başka birçok ülkede yok; ama, nedense, bu ülkenin kültür politikaları, daha çok, gelen bakanların kendi anlayışlarına bırakılıyor; yani, bu ülkede çok ciddî bir kültür politikası yok; sıkıntı bu.
Şimdi, yeni Kültür Bakanımızın göreve başladığında, mesela, Bakanlık personelinden bir brifing almadığını duydum. Tahkik ettim; doğru. Halbuki, artık günümüzde brifing almak moda. Hâkimler, savcılar gidiyor, Genelkurmayımızdan brifing alıyor!.. Çok güzel şey. Mesela, Başbakan gidiyor, pijamalı basın patronundan brifing alıyor!..
Doğrusu, Kültür Bakanının kendi personolinden brifing almamasını çok yadırgadım. Peki, brifing almamış da ne yapmış; 900 personeli oradan oraya savurmuş. Bu, yanlış bir şey. Siz, kışta kıyamette, devletin Kültür Bakanlığının 900 personelini oradan oraya savurursanız, yanlış olur. Bir genel müdür yardımcısını Malazgirt İlçesine ikinci sınıf müdür verirseniz, yanlış olur.
Peki, ölçü ne? Eski Kültür Bakanına sorarsan, bu ülkede çok yanlış şeyler oluyor. İki bakana "örgüt bakanı" diyor. Örgüt deyince, bu ülkede çok yanlış şeyler akla geliyor. Örgüt deyince, kimsenin alkına, öyle Kanarya Sevenler Derneği falan gelmiyor.
Şimdi, doğrusu, ben, bu "örgüt bakanı" lafını çok ağır buluyorum. Sayın Bakana böyle bir ithamda bulunmuyorum; ama, her iki Sayın Bakana da bir şey düşüyor; örgüt bakanı olmadıklarını da bir şekilde ispatlamak zorundalar. Eğer, eski Kültür Bakanı da bir partinin genel başkan yardımcısı olarak, onlara "örgüt bakanı" diyorsa, adama sorarlar, sen ne yapıyorsun?.. Sen, onlara "örgüt bakanı" dediğin an, sana birtakım sorumluluklar düşer. Sen, konu mankeni değilsin ki; sen, bir partinin genel başkan yardımcısısın.
Pe
ki, bu "örgüt bakanı" lafı nereden çıkıyor? İlginç bir şey. Bakın, bir gazete kupürü var elimde; diyor ki "eski terörist, kültür il müdürü oldu." Bu adam -ismini açıklamıyorum- 141 inci maddeden beş yıl ceza almış, cezası onanmış, yatmış; il kültür müdürü yapılıyor.Bakın, bu devletin nasıl yönetildiği hakkında size bir şey okuyorum; Kırşehir DSP il örgütünün aldığı bir karar bu; Kırşehir DSP İl Başkanının imzası var, Merkez İlçe Başkanının imzası var, bütün yönetim kurulu üyelerinin imzası var : "Kırşehir DSP il ve ilçe örgütü olarak, İl Kültür Müdürlüğüne Hüseyin Bayındır'ın atanması yönünde talebimiz vardı. Hüseyin Bayındır'ın İl Kültür Müdürlüğüne atanması isteğimizi, il ve ilçe örgütü olarak önemle yineliyoruz." Bu adam atanmıştır, il kültür müdürüdür. Şimdi, buradan ne çıkıyor; bu devleti Kırşehir DSP il örgütü mü yönetiyor yoksa?!.
Bakın, bir başkası... Karar no:14... Karar numarası da var. Bingöl il örgütü... Hemen başından okuyayım: "23.9.1997 tarihinde DSP parti binasında İl Başkanı Bayram Aydın'ın başkanlığında toplanan il yönetim kurulu üyeleri, Bingöl Kültür Müdürü Mehmet Bazenci'nin görevden alınması hususunda yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararı almıştır" diyor, falanı da buraya atayın diyor.
Yahu, bu devlet aşiret mi kardeşim, bu devlet aşiret mi?!. (RP sıralarından alkışlar) Ne zamandan beri devletin bakanlıklarını partilerin il teşkilatları yönetiyor?!.
ALİ RAHMİ BEYRELİ (Bursa) – Siz de yaptınız...
AVNİ DOĞAN (Devamla) – Ciddî olalım beyler, ciddî olalım...
Bir diğeri, Gümüşhane Merkez İlçe Başkanı ve İl Başkanının. Diyor ki : “Bilal Kırımlı (İl Kültür Müdürü, İlimize Tekirdağ'dan atanmıştır; falan parti yanlısıdır -o falan partilileri en iyisi aya gönderelim biz- atanması istenen kişi, Nurettin Keleş; halen Gümüşhane İl Özel İdare Müdürlüğünde bilgisayar işletmeni olarak çalışıyor.” Bu adam oraya atanmış ve şu an İl Kültür Müdürüdür. Ben, Gümüşhane'ye gittim; bunu Gümüşhane'den almadım.
Köy Hizmetleri Müdürü dedi ki:" Benim şoförüm bir partinin il başkanıydı, aşçım da bir başka partinin il başkanıydı. Beni, şoförüm görevden aldı, sonra iktidar değişti, aşçım göreve iade etti." Siz, bu ülkeyi, aşçılara ve şoförlere idare ettirirseniz; müdürleri, aşçıların emrine verirseniz, bu ülkede çok güzel şeyler olmaz.
NİHAT MATKAP (Hatay) – Biraz da kültür politikalarınızdan söz edin!
BAŞKAN – Müdahale etmeyin arkadaşlar.
AVNİ DOĞAN (Devamla) – Bakın, neyle uğraşın... Bakın, size bir şey söylüyorum; neyle uğraşın: Kızılay'a inin, Kızılay'da her 10 dükkândan 9'unun adı Türkçe değil; İngilizce, Fransızca. Siz, neyle uğraşıyorsunuz; siz, ibadetin Türkçeleştirilmesiyle uğraşıyorsunuz. Eğer cesursanız, eğer yiğitseniz, şu, sahibine 16 trilyon peşkeş çektiğiniz televizyonun adını bir Türkçeleştirin. İşte, kültür politikası budur. (RP sıralarından alkışlar)
ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Yalan söylüyorsun!
NİHAT MATKAP (Hatay) – Biraz da kültürden bahset!
METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Kültürden bahset!
BAŞKAN – Efendim, rica ediyorum...
AVNİ DOĞAN (Devamla) – Değerli milletvekilleri; kültür politikasını belirlemekte asıl olan, halkı dinlemektir, milleti dinlemektir. Gerçi, bizim gazino solcuları, her zaman, milleti dinlemek yerine Vivaldi'yi dinlemeyi tercih etmişlerdir; ama, eğer, milleti dinlerseniz, millet, sizin önünüze, çok aklı başında, çok değerli bir kültür politikası koyar. Halk önemlidir. Halk ne diyor; halk, benim kültürümü koruyun diyor, benim kültürümü geliştirin diyor; halk, demokrasi diyor. (DSP sıralarından gürültüler) Siz, bunlardan anlamazsınız. Halktan bahsediyorum; siz halkt
an ne anlarsınız! (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)BAŞKAN – Sayın Doğan, rica ediyorum, Genel Kurula hitap edin efendim.
A. TURAN BİLGE (Konya) – Demokrasi demesini öğren; "demokraasi" değil.
AVNİ DOĞAN (Devamla) – Değerli kardeşlerim, benim anlattıklarım, -şu, sizin, sürekli konuştuğunuz "çağdaş olmak" var ya- işte, çağdaş olmanın gereğidir; ama, çağdaş olmanın gereğini anlatırsam hoşunuza gitmez. Siz, ancak, yandaş olmanın, yoldaş olmanın ne demek olduğunu anlarsınız.
NECATİ ALBAY (Eskişehir) – SSK'daki sınavı biz yaptık; bütün 65 milyon izledi! Ona da cevap verin.
AVNİ DOĞAN (Devamla) – Değerli kardeşlerim, milletin kafası karışık dedim. (DSP sıralarından "siz karıştırıyorsunuz" sesleri) Çünkü, bu ülkede, ikide bir, bir azınlık, onu bunu cumhuriyet düşmanı, demokrasi düşmanı ilan edip tu kaka ediyor.
Mesela, benim okuduğum yıllarda, Deniz Gezmiş asıldı, onun arkadaşları orada burada kurşunlandı. Suçları neydi; suçları, cumhuriyet düşmanı olmaktı. Keşke onları asmasaydık, keşke onları idam etmeseydik. Ne olurdu idam etmeseydik; Deniz Gezmiş, mesela, şimdi Anavatan Partisiyle, Demokratik Sol Partiyle bir araya gelir, irticaya karşı cumhuriyeti korurdu.
Bu ülkenin kafasını fazla karıştırmayın. Sık sık, onu bunu cumhuriyet düşmanı ilan ederseniz, bu silah, bir gün gelir size döner. İşte, benim, bütün bu anlatıklarım halkın istekleridir.
TUNCAY KARAYTUĞ (Adana) – Bütün bunlar, senin anlattıklarından kaynaklanıyor.
BAŞKAN – Sayın Doğan, süreniz bitti efendim.
AVNİ DOĞAN (Devamla) – Sayın Başkanım, hiç süre vermiyor musunuz?
BAŞKAN – Hayır, vermeyeceğim.
AVNİ DOĞAN (Devamla) – Peki.
Değerli kardeşlerim, tabiî, Anavatan Partisi sözcüsüne Sayın Başkanın 1 dakika eksüre verdiğini gördünüz.
BAŞKAN – Hayır, hayır, sonunda 1 dakika vereceğim.
AVNİ DOĞAN (Devamla) – Bunu benden esirgediği için, kendisine teşekkür ediyor(!) hadiseyi, milletin vicdanına havale ediyorum.
Sağ olun, var olun. (RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Doğan, şöyle : Sizin grubunuzun 30 dakikası var, üç kişi konuşu
yorsunuz; sonunda 1-2 dakika verebirim; ama_AVNİ DOĞAN (Devamla) – Başında verin Sayın Başkanım!
BAŞKAN – Neyse; buyurun.
ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Sayın Başkanım, bir hususu düzeltmek istiyorum.
BAŞKAN – Evet, buyurun.
ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Bakınız, bütün Refah Partisi sözcüleri, buraya çıkıp, medya patronlarına verilen 16 milyarlık bir ödenekten söz ediyorlar. (RP sıralarından "yalan mı?!" sesleri)
Dinleyin efendim!
BAŞKAN – Teşvikten, teşvikten_
ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Oysa, söz konusu kararname, Refah Partisi ve Doğru Yol Partisi tarafından hazırlanmıştır; 31 Mart 1997'de de başvuru süresi sona ermiştir. Bu gerçeği gözden kaçırmamaları gerekir. Kendilerinin çıkardıkları yasalara, kararnamelere kendilerinin uymaları gerekir. (RP sıraların
dan gürültüler)BAŞKAN – Peki efendim; anlaşıldı; teşekkür ederim.
MUHAMMET POLAT (Aydın) – Sayın Başkan, bu, halkı yanıltmaktır!
BAŞKAN – Bir dakika efendim.
ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Siz çıkardınız kardeşim, resmî belgeler var.
HASAN DİKİCİ (Kahramanmaraş) – Onu, millet biliyor.
ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Evet, biliyor!
BAŞKAN – Onu, daha sonra, basına açıklarsınız efendim.
Şimdi, Refah Partisi Grubu adına, ikinci konuşmayı yapmak üzere, Erzincan Milletvekili Sayın Naci Terzi; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)
RP GRUBU ADINA NACİ TERZİ (Erzincan) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Refah Partisi Grubu adına, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinde görüşlerimizi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Grubum ve şahsım adına, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, zannediyorum ki, bilgi çağını yaşadığımız konusunda, hiçbirimizin en ufak bir kuşkusu yok. Mademki bilgi çağını yaşıyoruz, öyleyse, hiçbir millet için, eğitimden daha önemli, eğitimden daha hayatî bir mesele düşünülemez; çünkü, bilgiden daha büyük bir güç, bilgiden daha büyük bir silah, bilgiden daha büyük bir zenginlik yok. Şuna emin olabilirsiniz ki, bilgiye gereken önemi vermeyen, bilgi yoksunu hiçbir ulus, önümüzdeki yüzyıl içerisinde, zengin, gelişmiş, güçlü bir ülke olarak varlığını devam ettiremeyecektir; bugün, her ne kadar zengin, her ne kadar güçlü ve her ne kadar gelişmiş olursa olsun.
Değerli milletvekillerim, bu kadar önemli bir silaha ve zenginlik kaynağına ulaşmak, elbette kolay değil. Bir defa, bu iş, çok ciddî ve çok masraflı bir iş. Ne yazık ki, Türkiye olarak, bu konunun tam bilincinde olduğumuz söylenemez. Ben, bu meseleye, yükseköğrenim kurumları açısından yaklaşacağım; çünkü, en önemli bilgi üretme fabrikaları, üniversitelerimizdir.
Bakınız, YÖK Başkanımız, Plan ve Bütçe Komisyonunda, haklı olarak, öğrenci başına yapılan harcamalarda görülen gerilemelerden yakınıyor. Maalesef, bu rakam, 2 700 dolardan, 1 500 doların altına gerilemiş durumdadır. 1997 yılında, Millî Eğitim yatırımları 65 trilyon lira iken, YÖK yatırımları 63 trilyon liraydı. Bu başabaş durum, ne yazık ki, bu yıl gözükmüyor. YÖK yatırımları 91 trilyon, Millî Eğitim yatırımları ise tam 328 trilyon. Makas, YÖK yatırımları aleyhine açılmıştır. Neden açılmıştır; reform adı altında, kesint
isiz 8 yıllık eğitime geçilmiştir ve maalesef, bunun faturası da YÖK'e çıkarılmıştır. Yükseköğrenim kurumlarının ihmal edildiği hiçbir adım, reform olarak nitelendirilemez. Yükseköğrenim kurumları aleyhine hiçbir reform hareketi ise, asla başarıya ulaşamaz.Yükseköğrenim kurumlarına gereken önemin verilmemesi, elbette büyük bir eksikliktir; ancak, üniversitelerimize yalnızca imkân veya imkânsızlıklar açısından yaklaşmak da, kanaatimce, konuyu dar bir perspektiften değerlendirmenin başka bir yoludur.
Ünive
rsitelerimizi gerekli teknik altyapı ve teçhizatla donatmak gerekli olmasına gereklidir; ancak, bundan önce, kafaların konforunun, önem arz ettiği konusunda bir şeyler söylemeye çalışacağım. Bakınız, üniversitelerimizin sayısı 69'a ulaşmıştır; fakat, tabela asmak, üniversite kurmak demek değildir. Elbette, bu sayının daha da artmasını istiyoruz. Bu arada hemen belirteyim, altyapısıyla, öğretim ve öğrencisiyle her şeyi hazır olan Erzincan Üniversitesiyle ilgili tasarının da Meclisten geçmesini bekliyoruz. Zannediyorum ki, bütün illerimiz de aynı hakka sahiptirler. Ancak, bu sayı 100 olsa, hatta 100'ü aşsa, ne olur ki; üniversitelerimiz gerekli özerkliğine kavuşmadıktan, özgür bilim yuvalarına dönüşmedikten sonra... Burada altını bir kez daha çizmek istiyorum; kafa konforu, her tür konfordan daha önemlidir ve maalesef, bizde olmayan -hadi, biraz yumuşatarak ifade edelim- bizde eksikliği hissedilen de budur.Değerli arkadaşlarım, bu yargıya varmamızın elbette birtakım delilleri yok değildir. Örneğin, 2000'li yılların eşiğinde, YÖK kılıcı, rektörlerimizin, dekanlarımızın başının üzerinde sallanmaktadır. Kırıkkale Üniversitesinin Değerli Rektörü Beşir Atalay, Harran Üniversitesinin Değerli Rektörü Servet Armağan, tamamen sudan bahanelerle, hayalî suçlamalarla görevlerinden alınabilmektedir. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Seyyit Mehmet Şen'in de, maalesef, aynı akıbete uğradığını belirtmek isterim.
Şimdi, buradan, yetkililere sormak istiyorum; söyler misiniz lütfen; 12 Eylül askerî ihtilalinden ve ihtilal yöneticilerinden ne farkınız var sizin? Ben, buradan, samimiyetle şunu istiyorum: YÖK kılıcı, Demokles'in kılıcı gibi, rektörlerimizin başının üzerinde, lütfen, sallandırılmasın.
Değerli arkadaşlarım, yalnız bilim adamlarımız sıkıntıda değildir. Onlar rahatsız da, öğrenciler çok mu rahat? Merak ediyorum, başörtüsü yasağı kadar anlamsız bir şey olabilir mi? Maalesef, Türkiye, bu sunî meseleyi, bir türlü, aşamadı, yıllardır. Başörtüsünü yasaklamakla, üniversitelerimizin bilim seviyesini mi yükseltmiş oluyorsunuz; başörtüsünü yasaklamakla, Türkiye'yi çağdaş bir ülke mi yapmış oluyorsunuz?.. Doğrusu, başörtüsü yasağıyla, ne üniversitelerin bilim seviyesini yükseltmek mümkün ne de Türkiye'yi daha çağdaş yapmak mümkün. Hatta, tam tersini söylemek lazım, özgürlüğün olmadığı yerde bilim olabilir mi; özgürlüğün olmadığı yerde demokrasiden, çağdaşlıktan söz edilebilir mi; hayır, bunların hiçbirisinden söz edilemez. Dünya, bilgi çağını yaşarken, bizim üniversitelerimiz, ne yazık ki, bu tür anlamsızlıklarla dolup taşı
yor.Şimdi, soruyorum: Üniversite sayısını 100'e çıkarmışsınız, ne olacak; üniversiteleri her türlü konforla donatmışsınız, ne olacak; neyi halletmiş olacaksınız Allah aşkına?..
Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; şu kadarını da söylemek istiyorum. Bu tür anlamsızlıklar yalnızca üniversitelerimizi huzursuz etmekle kalmıyor. Bakınız, bu huzursuzluk, her geçen gün dalga dalga bütün topluma yayılıyor. Ne kadar pahalı olduğunun farkında değil misiniz?..
Bu durumda, din bilgisi ve ahlak dersi müfredatından ve ders kitaplarından Peygamberimizin veda hutbesi çıkarılıyorsa, üniversitelerimizde başörtüsü yasaklanıyorsa, rektörlerimiz sudan bahanelerle suçlamalara maruz kalıyor ve bu nedenle görevlerinden alınıyorsa; dahası, yurt dışında görevlendirilen doktora talebeleri bu tür kuru iddialarla geri çağırılıyorsa, elbette, Millî Eğitim Bakanlığımızın millî olup olmadığı tartışılmalıdır.
Bu kafayı değiştirin, değiştirin bu kafayı artık; zira, bu kafa, kafa değil!
Demirperde ülkeleri bile, artık, aşırı merkezî yapıyı hızla terk ediyor, dünya, ademi merkeziyetçi yapıya doğru yol alıyorken, üniversitelerimiz neden daha özerk, neden daha özgürlükçü bilim yuvaları olamıyor? Neden YÖK'ün elinde yetki yığılması var? Neden YÖK kılıcı sallandırılıyor? Bunun bir izahı var mı, bunun bir izahını yapabilen var mı?
Değerli arkadaşlarım, sözlerimi bağlamadan önce, yurt dışındaki birçok üniversitede okuyan öğrencilerimizin, yıllar sonra yurda döndüklerinde, ideolojik yaklaşımların bir sonucu olarak denklik alamamalarını da büyük bir haksızlık, büyük bir israf olarak görüyorum. Bağnazlığın her türlüsü kötüdür ve yanlıştır. Bırakın bu bağnazlığı. Yurt dışında okuyan öğrencinin sınavını yaparsınız, yetersizse, yetersiz belgesi verirsiniz; eğer yeterliyse, yeterli belgesi verirsiniz. Hepsi ikişer yabancı dile sahip, dünyayı tanıyan bu yavrularımıza karşı, YÖK'ün, en kısa zamanda, bu tip uygulamalardan ve bu tip haksızlıklardan vazgeçmesini diliyoruz.
Üniversitelerimizi, bu bağnazlıklardan, bu anlaşmazlıklardan arındırmadıkça, deyim yerindeyse, yarı açık cezaevi olmaktan kurtarmadıkça, bilgi çağını yakalayamayacağımız gibi, gelişmiş ülkeler klasmanından da küme düşmeye devam edeceğiz.
Benim gönlüm, Türkiye'nin, 2000'li yıllara -bu manzaralar dolayısıyla- bu kafa yapısıyla girmesine elvermiyor.
1998 yılı Millî Eğitim Bakanlığı bütçemizin, millî eğitim camiamıza hayırlı olmasını dilerken; YÖK'ün, daha çağdaş, daha özgürlükçü, insan haklarına saygılı olması ve üniversitelerimizin bilim yuvaları haline getirilmesini arzu ediyor, hepinizi saygıyla selamıyorum. (RP, DYP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Terzi.
Yalnız, siz, konuşmanızın bir yerinde dediniz ki, YÖK ile 12 Eylül yöneticilerinin ne farkı var... 12 Eylül yöneticilerinin işlemlerine karşı yargı yolu kapalıydı, YÖK'ün her türlü işlemine karşı yargı yolu açık.
Teşekkür ederim.
NACİ TERZİ (Erzincan) – Onların yargı yolu da kapalı Sayın Başkan...
(RP sıralarından "Türkiye'de eğer yargı varsa" sesi)
BAŞKAN – Var herhalde yani; artık, onu da diyemezs
iniz.Efendim, Refah Partisi Grubu adına son konuşmayı yapmak üzere, Amasya Milletvekili Sayın Cemalettin Lafçı. (RP sıralarından alkışlar)
Daha 10 dakikanız var; buyurun Sayın Lafçı.
RP GRUBU ADINA CEMALETTİN LAFÇI (Amasya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1998 yılı Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerindeki görüşlerimizi ifade etmek üzere söz almış bulunmaktayım; hepinizi, Grubum ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, eğitim, her toplumda, toplumsal ve siyasal hedeflerin özeti gibidir. İnsanın varoluşunun ve eyleminin, incelmiş ve gelişmiş vazgeçilmez şartıdır. Gözlerimizi kendi toplumumuzun tarihî sahnelerine çevirdiğimiz zaman, ilave bir unsura dikkati vermemiz gerekir. Çoğu toplumda, bir gelecek inşaı kaygısından, toplumu geliştirme projelerinden ilham alan eğitim aktivitesi, bizde, doğrudan doğruya, bir var olma, yok olma mücadelesinin en hayatî unsuru olarak anlam kazanmıştır. İnsanı, toplumu ve devleti ayakta tutmak, yaşatmak için, eğitim, temel mücadele alanıdır
. Bu yüzden, bizim eğitim tarihimize, bu kritik mücadele alanı perspektifinden bakmak doğru olacaktır. Bu mücadelenin adı da modernleşmektir.İnsan toplulukları, yaradılışı gereği birbirinden farklıdır. İlave olarak, dil, etnik menşe, din, kıymet hükümleri, bilgi birikimi, teknoloji üretim tarzı, tüketim alışkanlıkları ve hayata bakış açısıyla toplumların farklı özellikler sergilemesi, yerküremizin temel karakteristiklerinden biridir. Eğitim, bizatihi, bu farklılıkları besleyen, derinleştiren ve kimi zaman tesviye eden, tabiatıyla, bu farklılıkları etkileyebilme gücüne sahip bir süreç olarak dikkat çekmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitim uygulamaları açısından, ülkemize şöyle bir baktığımızda, yukarıdan ifade etmiş olduğumuz farklılıklara bir tahammülsüzlük görmekteyiz. Çeşitli alanlarda eğitim yapan kurumlara ve kuruluşlara eğitim amacıyla çocuğunu gönderen insanlara saygı gösterilmediğini, üzüntüyle müşahede etmekteyiz. Bunun altında yatan, insanları, kendisi gibi düşünmeye, kendisi gibi yaşamaya icbar etme düşüncesinin olduğu aşikârdır. 55 inci Hükümet yetkililerince, reform diye, zorla dayatmayla, emirle, 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulamaları da, işte, böyle bir düşüncenin mahsulü olarak önümüze çıkmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de, yıllardır tahakküm eden antidemokratik güçler, Meclis iradesi üzerine koydukları ipotekle, halka rağmen, baskıcı ve bilimi dışlayan metotlarla, 1940'lı yılların zihniyetiyle, sadece demokrasi dışı yönetim
lerle idare edilen ülkeler model alınarak, 55 inci Hükümete, kendi istedikleri eğitim sistemini dikte ettirmişlerdir. Ülkemizde, bugün, gerek Meclis içerisinde ve gerek Meclis dışında antidemokratik bir zemin oluşturulmuş; zaten yeterince oluşmayan demokrasi zemini, biraz daha kaydırılmıştır. Antidemokratik zemin oluşumuna Meclis içerisindeki bazı siyasî partiler de alkış tutmuşlar, başlangıçta perde arkasında görülen bazı güçler de, bütün boyutlarıyla sahneye çıkmışlar.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; antidemokratik zeminin en büyük aktörlerinden birisi de, birkısım medya ve onun, demokrasi dışı güçlerin emrindeki kalemşorları olmuştur. Yıllardır, halkın sırtından, devlet kasasından palazlanmış olan büyük sermaye gruplarının tesis ettiği ve yıllarca bu milletin ruh kökünü kazımaya çalışan, bin yıllık medeniyete küfretmeyi şiar edinen, halkın gerçek değerleriyle hiçbir zaman barışık olmayan, olamayan güç odakları da sahnede başrol oynamışlardır.
Şu anda, eğitim sistemimizi, reform yaptık diyerek perişan eden 55 inci Hükümet, işte, bu antidemokratik cephenin oluşturduğu bir hükümettir. Özgürlük vaat edemez, kendisi özgür değildir; insan hakları vaat edemez; çünkü, insan haklarını gasp eden haksız kazanç mihraklarının gayretiyle kurulmuştur; demokrasi hiç vaat edemez; çünkü, halka rağmen kurulmuştur; eğitimden bahsedemez; çünkü, şu anda uygulanmaya çalışılan eğitim sistemi, dünya ve ülke gerçekleriyle örtüşmeyen tek tip insan yetiştirmeye yönelik zemine oturtulmuştur. Perde arkasındaki güçler, bu Hükümetin kuruluşunu, im
am-hatip, Kur'an kursu, başörtüsü ve İslamî sermaye eksenine yerleştirmişlerdir.Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu eksen, millet iradesini yansıtmamaktadır. Bu iradeyle işbaşına gelen Hükümet, resmî ideolojinin bir aracı olarak eğitime, hiçbir bilimsel gerekçeye dayanmaksızın yaklaşmakta ve halkın tercihlerini siyasal tercihe dönüştürme tarzında olması gereken fonksiyonunu yerine getirememektedir. Bu yaklaşım, totaliter rejimlerde benimsenen bir yaklaşımdır. Demokratik ideallerle donanımlı siyasî oluşumların yaklaşımı olamaz. Nitekim, 55 inci Hükümetin programı görüşülürken, Başbakan Sayın Mesut Yılmaz'ın, fakir ve inançlı halkımızın emekleriyle yapılan ve yaşatılan bazı okullarımızı kastederek "bu okulları, cumhuriyetin okulları yapacağız" derken, verdiği mesaj, totaliter bir anlayışa teslim olduğunun bir itirafıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir sistem ki, kendi vatandaşlarının yarısından çoğuyla kavgalı, insanları çeşitli kategorilere ayırıp, çeşitli düşmanlık tanımları yaparsa, kendi vatandaşlarının önemli bir bölümünden sürekli kuşkulanırsa, çeşitli afakî cezalar, yasaklar üretirse, insanların inançlarını dahi yönlendirmeye kalkarak, tek tip insan üretmek amacıyla dini bile devlet dini haline getirmeye çalışırsa, böyle bir devlet, böyle bir sistem, dünyada yalnız kalmaya ve bırakılmaya mahkûm olmuş demektir. Avrupa zirvesi ve İslam Ülkeleri Birliği toplantısının sonuçları da, bu düşüncemizi teyit etmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada Hükümete sormak istiyorum: İzah etmeye çalıştığım ve güç odaklarının, halka rağmen, dayatması sonucu, ortaya koyduğunuz eğitim sistemiyle ne yapmak istiyorsunuz? Siz, nasıl bir Türkiye istiyorsunuz? Oluşturduğunuz, giderek de şekillendirdiğiniz bu sisteme ne ad verdiğinizi açıklar mısınız?
Kaldı ki, ülkenin, geleceğimizin teminatı kuşakların yetiştirilmesi, çağımızda en önemli konulardandır. Bütün ülkeler, çağdaş şartların ve teknolojinin gereği olarak, en sofistike eğitim metotları üzerinde çalışma yapmaktadır. Yeni eğitim sistemlerinin tamamı, en özgür ortamlarda insan yetişmesi ve gelişmesini sağlamayı hedeflemektedir.