Yazılı ve Sözlü Sorular Araştırma Komisyonları Soruşturma Komisyonları
                                                                      Son Tutanak Tutanak Sorgu Tutanak Metinleri Gizli Oturum Tutanakları
                                                                                                                                            Uluslararası Komisyonlar Dostluk Grupları
                                                                                      Genel Sekreterlik Mevzuat Telefon Rehberi Etik Komisyon Duyurular

DÖNEM : 20 CİLT : 33 YASAMA YILI : 2

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

136 ncı Birleşim

15. 8 . 1997 Cuma

 

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – YOKLAMALAR

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – (10/162, 163, 164, 175) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev süresinin uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/979)

2. — (10/162, 163, 164, 175) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun, TBMM tatile girdiği tarihten itibaren iki hafta süreyle çalışma talebine ilişkin tezkeresi (3/980)

V. — KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. — Ailenin Korunmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/597) (S. Sayısı : 335)

2. — İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek EğitimiKanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin ve 16 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun İki Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Birgen Keleş’in 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin Yasa Önerisi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 66 Arkadaşının; 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Madde ve İki Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 2 nci Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 65 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in; Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç ve 10 Arkadaşının; Millî Eğitim Temel Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/620, 2/231, 2/515, 2/719, 2/720, 2/891, 2/895) (S. Sayısı : 376)

VI. — SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. — İçel Milletvekili Oya Araslı’nın, Adana Milletvekili Sıtkı Cengil’in, Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

2. — Ankara Milletvekili Agâh Oktay Güner’in, Kırıkkale Milletvekili Mikail Korkmaz’ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

I. — GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 10.00’da açılarak üç oturum yaptı.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının :

1 inci sırasında bulunan 132,

2 nci sırasında bulunan 164,

3 üncü sırasında bulunan 168,

Sıra sayılı kanun tasarılarının görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından

4 üncü sırasında bulunan 335 sıra sayılı Kanun Tasarısının görüşmeleri de, geri alınan maddeleri Komisyondan gelmediğinden,

Ertelendi.

5 inci sırasında bulunan, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24. 3.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun Tasarısının (1/620, 2/231, 2/515, 2/719, 2/720, 2/891, 2/895) (S. Sayısı : 376) görüşmelerine başlanarak, 4 üncü maddesine kadar kabul edildi, 4 üncü maddesi üzerinde bir süre görüşüldü.

Malatya Milletvekili Oğuzhan Asiltürk, İstanbul Milletvekili Ali Topuz’un, Grubuna sataşması nedeniyle bir konuşma yaptı.

Alınan karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini görüşmek için, 15 Ağustos 1997 Cuma günü saat 14.00’te toplanmak üzere, birleşime 24.00’te son verildi.

Uluç Gürkan Başkanvekili

Ali Günaydın Zeki Ergezen Konya Bitlis Kâtip Üye Kâtip Üye

II. — GELEN KÂĞITLAR No. : 187

15.8.1997 CUMA

Raporlar

1. — Kırıkkale Milletvekili Hacı Filiz’in, Kırıkkale İline Bağlı Çerikli Adıyla Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/3) (S. Sayısı : 381) (Dağıtma tarihi : 15.8.1997) (GÜNDEME)

2. — 211 Sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 68 inci, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 209 uncu ve 5434 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun Geçici 139 uncu Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/628) (S. Sayısı : 382) (Dağıtma tarihi : 15.8.1997) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1. — Niğde Milletvekili Mehmet Salih Katırcıoğlu’nun, Niğde İline bağlı bazı ilçelerin sağlık ocağı ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/616) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.8.1997)

2. — Niğde Milletvekili Mehmet Salih Katırcıoğlu’nun, Niğde’ye bağlı bazı ilçelerin kültürevi projelerine ilişkin Kültür Bakanından sözlü soru önergesi (6/617) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.8.1997)

3. — Niğde Milletvekili Mehmet Salih Katırcıoğlu’nun, Niğde’ye bağlı bazı yerleşim birimlerinin gölet projelerine ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/618) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.8.1997)

Yazılı Soru Önergeleri

1. — İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya’nın, ABD Adana Konsolosuna Ataköy Turizm Tesislerinde bir görev verilip verilmediğine ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/3254) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.8.1997)

2. — İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, İstanbul-Gedikpaşa’daki otopark inşaatına ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/3255) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.8.1997)

3. — Denizli Milletvekili Adnan Keskin’in, İstanbul Meşrubat Sanayi A.Ş. ve HBB Televizyon kuruluşuna Emlakbank ve Halkbank tarafından açılan kredilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3256) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.8.1997)

4. — Denizli Milletvekili Adnan Keskin’in, Ziraat Bankası ve Halkbank tarafından Cıngıllı Holding A.Ş.’ne verilen kredilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3257) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.8.1997)

5. — İçel Milletvekili D. Fikri Sağlar’ın, Almanya’dan iade talebinde bulunulan bir kişi hakkında ileri sürülen iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3258) (Başkanlığa geliş tarihi :11.8.1997)

6. —Antalya Milletvekili Yusuf Öztop’un, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Anasözleşmesine İlişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3259) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.8.1997)

 

 

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 14.00

15 Ağustos 1997 Cuma

BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN

KÂTİP ÜYELER : Mustafa BAŞ (İstanbul), Ali GÜNAYDIN (Konya)

 

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 136 ncı Birleşimini açıyorum.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN – Ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır; sayın milletvekillerinin, salonda bulunduklarını yüksek sesle belirtmelerini rica ediyorum.

(Kahramanmaraş Milletvekili Esat Bütün’e kadar yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

TPAO adlı petrol tankerinde meydana gelen yangın faciasının nedenleri ve itfaiye teşkilatının sorunları ile Boğazlar ve Marmara Denizinde uluslararası seyir yapan gemilerin oluşturduğu tehlikelerin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan (10/162, 163, 164, 175) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun, çalışma süresinin uzatılmasına dair bir tezkeresi vardır; okutuyorum:

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – (10/162, 163, 164, 175) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev süresinin uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/979)

5.8.1997

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Komisyonumuz, 31.7.1997 tarihli 12 nci Birleşiminde, çalışma süresinin, planlanan çalışma programına yetmeyeceğini dikkate alarak, yeni bir çalışma süresi verilmesi için talepte bulunmaya karar vermiştir.

Söz konusu karar ve İçtüzüğün 105 inci maddesi uyarınca, komisyonun süresinin bitimi tarihinden geçerli olmak üzere, (1) aylık yeni çalışma süresi verilmesi hususunda gereğini arz ederim.

Ekrem Erdem İstanbul Komisyon Başkanı

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bu Komisyona daha önce üç ay süre verilmiştir. İçtüzüğün 105 inci maddesi, araştırmasını üç ay içinde bitiremeyen komisyona bir aylık kesin süre verileceği hükmünü içermektedir.

Bu nedenle, Komisyonun süre talebini bilgilerinize sunuyorum.

LALE AYTAMAN (Muğla) –Sayın Başkan, gürültüden, söylenenleri duyamıyoruz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, salondaki uğultu, Divandan yapılan açıklamaları veya konuşmaların duyulmasını zorlaştırıyor; bazı arkadaşlarımızın şikâyeti var. Lütfen, sükûneti temin edelim. (Gürültüler)

Sayın milletvekilleri, lütfen, sükûneti temin edelim.

Şimdi, aynı Komisyonun, İçtüzüğün 25 inci maddesine göre verilmiş olan tezkeresini okutacağım ve oylarınıza sunacağım:

2. — (10/162, 163, 164, 175) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun, TBMM tatile girdiği tarihten itibaren iki hafta süreyle çalışma talebine ilişkin tezkeresi (3/980)

2.7.1997

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Komisyonumuzun 26.6.1997 tarihli 7 nci Birleşiminde aldığı 4 numaralı kararla, Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatile girdiği tarihten başlamak suretiyle iki hafta çalışabilmek için Yüksek Başkanlığınızdan talepte bulunmaya karar verilmiştir.

Gereğini arz ederim.

Saygılarımla.

Ekrem Erdem İstanbul

Komisyon Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

Önce, yarım kalan işlerden başlayacağız.

V. — KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN

DİĞER İŞLER

1. — Ailenin Korunmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/597) (S. Sayısı : 335)

BAŞKAN – Ailenin Korunmasına Dair Kanun Tasarısının müzakeresine başlayacağız; ancak, bu tasarının Komisyonca geri alınan maddeleriyle ilgili rapor gelmediğinden, müzakereyi erteliyoruz.

2. — İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek EğitimiKanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin ve 16 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun İki Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Birgen Keleş’in 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin Yasa Önerisi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 66 Arkadaşının; 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Madde ve İki Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 2 nci Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 65 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in; Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç ve 10 Arkadaşının; Millî Eğitim Temel Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/620, 2/231, 2/515, 2/719, 2/720, 2/891, 2/895) (S. Sayısı : 376) (1)

(1) 376 S. Sayılı Basmayazı 14.8.1997 tarihli 135 inci Birleşim Tutanağına eklidir.

BAŞKAN – İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin ve 16 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun İki Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Birgen Keleş’in, 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin Yasa Önerisi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 66 Arkadaşının; 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Madde ve İki Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 2 nci Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 65 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in; Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç ve 10 Arkadaşının; Millî Eğitim Temel Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükümet yerinde.

Geçen birleşimde, tasarının 4 üncü maddesi üzerinde gruplar adına yapılan konuşmalar tamamlanmıştı. Şimdi, şahıslar adına yapılacak görüşmelere başlayacağız.

Şahsı adına ilk söz, Sayın Veysel Candan’a aittir.

Buyurun Sayın Candan. (RP sıralarından alkışlar)

VEYSEL CANDAN (Konya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan eğitim yasa tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Eğitim reform tasarısı olarak takdim edilen acı bir çorbayı, aşı, hem kendiniz içmekte hem de millete zorla içirmeye çalışmaktasınız. Özellikle, CHP...

BAŞKAN – Bir dakika Sayın Candan.

Sayın milletvekilleri, sayın hatibi biraz daha sükûnetle dinleyelim.

Buyurun Sayın Candan.

VEYSEL CANDAN (Devamla) – Komisyon görüşmelerinden bu tarafa -Genel Kurul görüşmeleri de dahil- üzülerek belirtmek gerekir ki, kafanızı kuma gömmüşsünüz, maalesef, ne muhalefeti ne milleti dinliyorsunuz. 60 civarında değişiklik önergesi verilmiş; hiçbirisi kabul edilmemiştir. Sayısal çoğunluğa dayanılarak, önergeler devamlı surette “kabul edenler, kabul etmeyenler” şeklinde cereyan etmektedir. Millet ve tarih önünde, bu yaptığınız eğitim tasarısının, getirmek, kanunlaştırmak istediğiniz bu tasarının, din ve vicdan hürriyetine aykırı olduğunu, din eğitimini kısıtladığını, imam-hatip okullarını kontrol altına almak amacıyla yapıldığını herkes bilmektedir. Bu itibarla, burada yapılacak, artık, bizim, sayın milletvekillerinin vicdanlarına, dinî inançlarına hitap etmekten başka çaremiz kalmamaktadır.

Komisyonda, tasarının 4 üncü maddesi üzerinde, maalesef ANAP ile CHP Komisyon sözcüleri arasında gizli bir anlaşma söz konusu ve Anayasa Mahkemesine gidip, tartışılıp reddedildiği zaman da, yine -CHP’lilerin de ifadesiyle- Kur’an eğitimi yasal boşlukta kalacak ve maalesef, Kur’an eğitimi, Kur’an kursları ve hafızlık eğitimi büyük yara alacaktır.

Ayrıca, bu tasarıda gizlenen ve milletten saklanmaya çalışılan ve şimdiye kadar hiç olmayan bir madde de mevcuttur. Şu anda, Kur’an kurslarında eğitim yapan öğrencilerin, ilkokulu bitirdikleri zaman veya aralarda, normal Diyanet kurslarına devam etme imkânı varken, “beşinci sınıfı tamamlamış olmak” şartı getirilmek suretiyle, Kur’an eğitimi önlenmeye çalışılmaktadır.

İşte, bu tespitleri yaptıktan sonra; çok değerli arkadaşlarım, Kur’an kursları, mukaddes dinimiz İslamın kitabı Kur’an-ı Kerim’in öğrenildiği mekânlardır. Şüphesiz, hepimiz, bu müesseselerin en iyi şekilde eğitim vermesi için gayret ediyoruz. Ancak, bunu, sadece sözle değil, tatbikatla da göstermek gerekir. Şayet “biz de varız, biz de böyle düşünüyoruz” diyorsak, Kur’an kurslarına hep birlikte sahip çıkmalıyız; bu hassasiyeti göstereceğinizden eminim. Kesintisiz 8 yıl istemiyle, 15 yaşından sonra Kur’an kurslarına öğrenci gelmesi hemen hemen imkânsızdır. Kaldı ki, bu yaştan sonra hafızlık yapmak, mümkün değil denecek kadar zordur.

Komisyonda son ana kadar tartışılan 4 üncü madde, eski hali ve yeni haliyle bizim insanımızı tatmin etmekten çok uzaktır. Başka bir ifadeyle, “biz de Müslümanız” diyen insanların veya “Kur’an kursları kapatılmıyor” diyenlerin tasarısı bu olmamalıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi “bu tasarı, temel eğitim kanunu tasarısıdır; bu tasarının içinde din eğitimi yer almamalı” demektedir ve Komisyonda, saatlerce, yasal boşluğu olduğunu savundu durdu. Halbuki, bu mesainin 1 saatinde yasal boşluğu doldurmaya çalışsaydı, şimdi, belki daha güzel bir metin ortaya çıkardı. Öyle zannediyorum ki, CHP, bu maddenin iptali için Anayasa Mahkemesine gidecek. Böylece, Kur’an kursu eğitimi -onların ifadesiyle- yine yasal boşlukta kalacak. Bu haliyle de geçse, iptal de edilse, bu kanun tasarısı, Kur’an eğitimini, hafızlık müessesesini zayıflatır, zedeler ve yok eder.

Şimdi, milletin önünde, CHP, DSP ve ANAP’lı değerli milletvekili arkadaşlarıma sesleniyorum: Yapmayın, etmeyin, kendi kendinize zulmetmeyin. İslamın gelişinden bugüne kadar, benzer uygulamalar, yasaklar getirilmeye çalışıldı; ama, mümkün olmadı ve olmayacak da.

Değerli arkadaşlarım, şimdi sizler diyeceksiniz ki: Kur’an kurslarını kapatan kim; bizim dönemimizde bir tane kurs kapanmaz. Muhterem arkadaşlar, devamlı kapanmaktadır. Bugün ilköğretimin kesintisiz 8 yıl olarak okunduğu bölgelerde, Kur’an kursları, kendiliğinden, öğrenci yokluğundan kapanmıştır.

(Mikrofon otomotik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Candan, süreniz 1 dakika...

VEYSEL CANDAN (Devamla) – Bitiriyorum.

Samimiyetle söylüyorum, hepinizin samimiyetine de inanmak istiyorum; siyasî istismardan uzak, gönül rahatlığıyla ifade etmek istiyorum: Bu Mecliste, Kur’an eğitimine karşı olan kimse yoktur; ama, bir iletişim eksikliği vardır.

Değerli arkadaşlarım, zaman geçer, makam ve mevkiler el değiştirir; ama, burada aldığımız kararlar, çocuklarımızın geleceğini, dinini, sağlam ve yeterince öğrenip öğrenmemesine sebep olur. Bakın, bugün, hepimizin ibadetinde, dinî bilgilerinde birçok eksik ve yanlış var, bizim çocuklarımızda niye olsun.

İslam dini, kardeşlik ve hoşgörü dinidir. Değişik şekliyle de olsa, maalesef bu madde, Kur’an eğitimini, ikinci, üçüncü plana itmektedir. Muhterem arkadaşlar, bu uygulama, insanımıza ölümü gösterip sıtmaya razı etmektir. Bir İslam ülkesinde hiç kimsenin Müslümanlığı diğerine bırakmadığı bir zamanda Kur’an’a karşı gayri ciddî bir tavır izah edilemez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Candan.

VEYSEL CANDAN (Devamla) – Cümlemi tamamlıyorum; bir cümle var.

BAŞKAN – Biliyorsunuz, hiç uygulamadım... Teşekkür ederim.

VEYSEL CANDAN (Devamla) – Peki; teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Candan.

Sayın Komisyon ve Hükümetin söz talebi?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Yok efendim.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Yok efendim.

BAŞKAN – Sayın Ahmet Çelik; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

AHMET ÇELİK (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülen yasa tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, ülkemizin geleceğini ilgilendiren çok önemli bir kanun tasarısını görüşüyoruz. Geniş halk kitlelerini yakından ilgilendiren bu kanun tasarısı, kamuoyunda yeterince tartışılmadan, halkın tepkileri ve komisyonda yapılan öneriler dikkate alınmadan ve de üzerinde mutabakat sağlanmadan, maalesef, Genel Kurula kadar getirilmiştir.

Değerli arkadaşlar, görüşülen kanun tasarısı, tümüyle bir hukuksuzluk örneğidir. Bu kanun tasarısı, Anayasanın 166 ncı maddesine, Meclis İçtüzüğüne ve Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planının ilke ve hedefleriyle, bu planı koruyan ilgili kanunun 3 üncü maddesine tamamen aykırıdır. Bu aykırılığa rağmen, bu tasarının hâlâ kanunlaştırılmak istenmesi iki sebebe dayanmaktadır:

1- Yasayı bu şekilde isteyen güçlerin dayatması,

2- Dayatmacıların istediği, imam-hatip liselerinin orta kısmının kapatılmasıdır.

Değerli arkadaşlar, işte bu sebepledir ki, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, hiçbir kanun, geniş halk kitleleri tarafından bu kadar protesto edilmemiş ve tepki görmemiştir. Üzülerek belirtmek istiyorum ki, mevcut Hükümet, bu durumu, halkın yararına değerlendirmemiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İslam dininin esas kaynağı Kur’an-ı Kerim ve hadislerdir. İslama sarılan toplumlar, her zaman, hem maddî hem de manevî yönden kalkınmış ve ilerlemişlerdir; ancak, İslam dini, ehliyetsiz ve bilgisiz insanların elinde kalırsa, toplum bundan zarar görebilir. Bunun için diyoruz ki, yüce dinimizi en iyi şekilde bilen ve en iyi şekilde insanlara anlatabilen yetişmiş insanlara ihtiyaç vardır.

İslam dininin hiç kimseye zararı yoktur. Kişisel ve toplumsal menfaatımız buradadır. Bu nedenle, Kur’an-ı Kerim’i ve Türkçe mealini çok iyi öğrenmek ve bilmek zorundayız. Hafızlık eğitimiyle Kur’an-ı Kerim’i zihinlere nakşetmek ve bundan da asla korkmamak gerekir.

Değerli arkadaşlar, hafızlık eğitiminin erken yaşlarda başlaması gerekir. Bütün eğitim bilimciler, insanların, erken yaşlarda ezberleme gücünün daha yüksek olduğu konusunda hemfikirdir. Nitekim, Kur’an-ı Kerim’i hıfzeden İslam âlimlerinin hemen hepsi hafızlık eğitimini on yaşından önce tamamlamışlardır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşülmekte olan yasa tasarısının 4 üncü maddesi, din eğitimi ve öğretiminin yapılması hususunda, ilköğretimin beşinci sınıfının tamamlanmasından sonra, örgün eğitim kurumları dışında, sadece tatilde, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından verilmesi zorunluluğunu getirmektedir. Bunun da, Türkiye’nin gerçekleriyle bağdaşması mümkün değildir. Bu haliyle, Türkiye’de, din eğitiminin özgür bir şekilde yapılması da mümkün değildir. Diyanet İşleri Başkanlığının parasal ve altyapı imkânları da yoktur.

ANAP milletvekilleri tarafından 4 üncü madde hakkında Plan ve Bütçe Komisyonuna verilen, ANAP ve DSP milletvekillerinin oylarıyla kabul edilen önergede; yani, 4 üncü maddenin şimdiki halinde, Kur’an kursları ve hafızlık eğitimi hakkında herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Kur’an kursları ve hafızlık eğitimi, bu maddeyle âdeta askıya alınmıştır. Herhangi bir veli veya baba, 12 yaşından önce çocuğuna Kur’an ve hafızlık eğitimi yaptırmayacaktır; yaptırmak istediğinde ise, Türkiye’de bu ihtiyacını karşılayacak herhangi bir merci bulamayacaktır.

Bu tasarının amacı, Kur’an ve hafızlık eğitiminin, ileri derecede engellenme hevesidir. Bu durum ve davranış, tamamıyla, insan hak ve özgürlüklerine aykırıdır; 1950’lerden önceki yıllara dönüştür; 1997 Türkiyesi bunu kaldıramaz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüm insanlığın saadet ve mutluluğu için Yüce Allah tarafından, Peygamberimiz vasıtasıyla bizlere gönderilen Kur’an-ı Azimüşşan’ın, eğitim ve öğretimine sınırlama getirilmesi, engel konulması, günahların en büyüğüdür...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Çelik, 1 dakika sonra mikrofon kapanacak.

AHMET ÇELİK (Devamla) — Bu kanun tasarısına olumlu oy veren değerli milletvekillerini, manevî sorumluluklarıyla baş başa bırakıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çelik.

Madde üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi, soru önergelerinin işlemine başlayacağız.

5 dakika süreyle, soruları okutuyorum:

Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın Sorusu:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 4 üncü maddesiyle ilgili aşağıdaki sorumun, Sayın Millî Eğitim Bakanınca cevaplandırılmasını arz ederim. 14.8.1997

1. Din eğitimini, örgün eğitimin dışına çıkaran, bizden başka, yeryüzünde hiçbir başka ülke var mı?

2. Din eğitimi, zamanında, etkin, yetkin ve bilimsel gerçekler dahilinde verilmezse, bu konuda sapmalar, yozlaşmalar ve din adına hoş olmayan uygulamalar ortaya çıkar; bundan da tüm millet ve ülkemiz zarar görür; bunu düşündünüz mü?

3. Ülkemizde, suç işleyen insanların içerisinde din eğitimini yeterince almış olanların oranı nedir?

Ankara Milletvekili Ahmet Tekdal’ın Sorusu:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmekte olduğumuz 376 sıra sayılı tasarının 4 üncü maddesiyle getirilen düzenlemeyle, din eğitim ve öğretiminin tatillerde verilmesinin, tatillere münhasır hale getirilmesinin ve örgün eğitim kurumları dışına çıkarılmasının, ihtiyaç duyulan eğitimi yeterli derecede verip veremeyeceği hususunun Başkanlığınızın delaletiyle Milli Eğitim Bakanı tarafından cevaplandırılmasını saygıyla arz ederim.

İstanbul Milletvekili Azmi Ateş’in Sorusu:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye’de zorunlu eğitim süresi 8 yıldır. İlköğretim süresi de kesintisiz olarak 8 yıldır. Hem zorunlu eğitimin süresinin hem de kesintisiz öğretim süresinin birbirine eşit olduğu çağdaş ülkeler arasında bir örnek verebilir misiniz? Ayrıca, çağdaş ülkeler arasında ilköğretim süresi 6 yılı aşan kaç ülke sayabilirsiniz?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, soruların Sayın Bakan tarafından anlaşılabilmesine lütfen imkân verelim.

Soruları okumaya devam ediyoruz:

İstanbul Milletvekili Bahri Zengin’in Sorusu:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Anayasanın 24 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında “Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretimde okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din öğretimi, eğitimi, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin kanunî temsilcilerinin talebine bağlıdır”denilmektedir.

Görüşülmekte olan yasa tasarısının 4 üncü maddesinin son cümlesinde ise “Diyanet İşleri Başkanlığınca verilen bu amaçlı kurslardan yararlanacak olan öğrencilerin ilköğretimin 5 inci sınıfını tamamlamış olmaları gerekir” denilerek, bir hak sınırlandırılmaktadır.

Yasa tasarısına göre dinî öğretim ve eğitimi yanlızca Diyanet İşleri Başkanlığının açacağı kurslarda verileceğine, başka bir seçenek olmadığına göre, 12 yaşından daha küçük çocukların dinî eğitim almasının yasaklanmasını Anayasaya aykırı bulmuyor musunuz?

Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici’nin Sorusu:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

1. Tatillerde verilecek Kur’an öğretimi sizce yeterli olacak mıdır ?

2. Hafızlık sürekli olarak Kur’an ezberlemeyi gerektirmektedir. Bu bakımdan, tatillerde kesintili şekilde yapılacak ezberle hafız yetiştirmek mümkün müdür?

3. Kur’an kursları ve hafızlık eğitimine, ilköğretimin 5 inci sınıfını bitirme şartı getirmektesiniz; ara sınıflara bu hakkın verilmemesini nasıl izah edeceksiniz? 3 üncü ve 4 üncü sınıflara konulan bu yasak, insan haklarına uygun mudur?

4. Kur’an ve hafızlık eğitimi, Diyanet İşleri Başkanlığına verilmektedir; bu konuda büyük bir talebin olacağı açıktır. Diyanet İşleri Başkanlığı, personel ve bina bakımından yeterli midir? Yeterli değilse, bu ihtiyaçların karşılanması için herhangi bir ödenek ayırdınız mı?

Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin Sorusu:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

4 üncü maddenin gerekçesinde, İslamî gerçeği kaynağından öğrenebilmesi için, Türkçe Kur’an mealine ağırlık verilecek hususunu, 20’den fazla ilahiyat fakültesi bulunan ülkemizde, böyle bir araştırma yaptırdınız mı? Siz de ayın görüşte misiniz?

BAŞKAN – Soru sorma işlemi tamamlanmıştır.

Sayın Bakan, lütfen 5 dakika içerisinde yanıtlarınızı alalım.

Buyurun Sayın Bakan.

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli üyeler, sorulan soruların içerisinde ağırlıklı bölümü, ilköğretim çağındaki çocukların, 12 yaş öncesi dini öğrenme haklarının elinden alındığı izlenimini verecek tarzdadır.

Dünkü görüşmelerim sırasında da açıkladığım gibi, aile, bir toplumun temel yapısıdır. Ailenin, dünyaya çocuğu getirmekle beraber başlayan en önemli görevi, ona iyi ahlak ve itikatı konusunda temel bilgileri verebilmektir. O nedenle, yapılan bu düzenlemeler, hiçbir şekilde ailenin çocuğuna vereceği kültür, iyi ahlak ve itikat konusundaki bilgilere hiçbir kısıtlama getirmemektedir. Önemli olan, çocukların hangi çağda, ailenin verdiği bilginin ötesinde bilgiyi alacağı konusunda bir tercihtir. Aile üzerinde herhangi bir kısıtlama olmadığına göre, ailelerin, bu konuda çocuklara, doyurucu, zengin bilgiyi vermesi, bu ihtiyacı ona göre belirleyecektir. 12 yaş belirlemesinin temelinde yatan unsur da, çocuğun, pedagojik olarak belirli dozajın ötesinde bilgilerle yüklenebilmesinde sorunlarla karşılaşmamasıdır; bu konuda dengeli yükü verebilecek olan da, ailedir. 12 yaş sonrasında ailenin verdiği bilgilerin ötesinde, eğer, aileler istiyorlarsa, çocuklarına, Diyanet İşleri Başkanlığı vasıtasıyla verilecek kurslar suretiyle, bu noksan bilgileri tamamlama şansına sahip olacaklardır. Bu, ne Anayasadaki özgürlüklere aykırıdır ne de bu konudaki öğrenimde bir kısıtlama getirmemektedir.

Bunun ötesinde, yine, tatiller konusunda söylenmesinin nedeni, çocuk, bu çağda, yani, ilköğrenimini gördüğü çağda, yoğun bir şekilde öğrenmeyi öğrendiği ve birçok bilgiyle karşılaştığı çağda birden fazla bilgiyle yüklenirken, aynı zamanda da, iki alfabe sorunuyla karşılaşmamasıdır. O nedenle, daha önceki uygulamamızda da ilkokul denilmesinin nedeni, çocuğun, bir alfabeyi tamamen öğrendikten sonra, din öğreniminde karşılaşabileceği ikinci alfabede sorunsuz ve iki alfabe arasında bocalamamasını sağlama anlayışı yatmaktadır.

Bu nedenle, bütün bu düzenlemeler, esasen şimdiye kadar yapılan düzenlemelerdir ve bugüne kadar herhangi bir zararı görülmediği gibi, bu uygulamanın sayısız faydaları olduğunu da, toplum, yaşayarak ve birebir aile bazında görmüştür. O nedenle, bunlar bugüne kadar 70 yıldır sorun olmadıysa, bundan sonra sorun olmasını da beklemek mümkün değildir.

Diyanet İşleri Başkanlığı, bu kanun tasarısıyla aldığı görevleri, esasen, şimdiye kadar yürütmektedir. Bu konuda, toplumsal ihtiyaca cevap veren boyutunda açıkları olduğunu hep beraber biliyoruz. O nedenle, Diyanet İşleri Başkanlığının, bu konudaki hizmetlerini, daha etkin ve verimli hale getirebilmesi için de, ilave olanakların oraya da verilmesinin uygun olması gayet doğaldır.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, 4 üncü madde üzerinde, 2’si Anayasaya aykırılık olmak üzere, toplam 8 adet önerge vardır. Anayasaya aykırılık önergelerinden yalnız 1’ini geliş sırasına göre işleme alacağım, diğer 6 önergeden 4’ünün işlemini yapacağım.

Şimdi, önergeleri geliş sırasına göre okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Halen görüşülmekte olan 376 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu İle İlgili Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 4 üncü maddesindeki “kanunî” kelimesinin “yasal” olarak değiştirilmesi için gereğini saygılarımla arz ederim.

Halil Çalık Yüksel Aksu Mahmut Erdir

Kocaeli Bursa Eskişehir

A. Ziya Aktaş Ali Günay Tahsin Boray Baycık

İstanbul Hatay Zonguldak

Çetin Bilgir Necati Albay

Kars Eskişehir

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 376 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun ile 24. 3. 1988 Tarihli ve 3418 sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 4 üncü maddesiyle 14. 6. 1973 tarih ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 12 nci maddesine eklenen ikinci fıkrasının “yukarıdaki fıkranın dışındaki din eğitimi ve öğretimi kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcilerinin talebine bağlıdır. Bu eğitim ve öğretim örgün ve yaygın eğitim kurumları içinde ve dışında Millî Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetiminde yapılır” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz

Van Diyarbakır Erzurum

İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı Avni Doğan

İstanbul Amasya Kahramanmaraş

Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener

Kırıkkale Konya Sıvas

Lütfü Esengün Fikret Karabekmez Sait Açba

Erzurum Malatya Afyon

Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan Fethi Acar

Kayseri Sakarya Kastamonu

Lütfi Doğan Ahmet Doğan Ahmet Çelik

Gümüşhane Adıyaman Adıyaman

Ali Oğuz Bülent Arınç Bekir Sobacı

İstanbul Manisa Tokat

Abdullan Arslan Yakup Budak Sıtkı Cengil

Tokat Adana Adana

Celal Esin Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları

Ağrı Ordu İstanbul

Mehmet Aykaç Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız

Çorum Giresun Mardin

Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen Abdulhaluk Mutlu

Trabzon Bitlis Bitlis

Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan

Bingöl Bingöl Elazığ

Musa Okçu Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız

Batman Elazığ Muş

Seyyit Haşim Haşimi Yakup Hatipoğlu Naci Terzi

Diyarbakır Diyarbakır Erzincan

Süleyman Metin Kalkan Mehmet Sılay Mustafa Köylü

Hatay Hatay Isparta

Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin

Gaziantep Gaziantep İstanbul

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu Mehmet Emin Aydın

Gaziantep İstanbul istanbul

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu Mehmet Emin Aydın Gaziantep İstanbul Siirt

Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş

Siirt Kilis

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ve Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının 4 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Recep Kırış Mehmet Ekici Hanefi Çelik

Kayseri Ankara Tokat

Nevzat Yanmaz Hasan Çağlayan Orhan Kavuncu

Sıvas Çorum Adana

Remzi Çetin Hüseyin Olgun Akın Bülent Arınç

Konya Ordu Manisa

Lütfi Yalman Fethullah Erbaş Abdullah Özbey

Konya Van Karaman

MADDE 4- 14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 12 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“İlköğretim ve ortaöğretim kurumlarında velileri tarafından istekte bulunulan öğrencilere yönelik olarak din kültürü ve ahlak öğretimi dersinin, din eğitimini de içerecek biçimde yürütülebilmesi için, Millî Eğitim Bakanlığınca Kur’an-ı Kerim ve Kur’an-ı Kerim meali dersine de yer verilecek şekilde ders ve müfredat programlarında lüzumlu düzenlemeler yapılır, okul idarelerince gerekli tedbirler alınır.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 376 sıra sayılı tasarının 4 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.

Tayyar Altıkulaç Fethullah Erbaş Yahya Uslu

İstanbul Van Manisa

Ahmet Tekdal Turhan Güven Sabri Güner

Ankara İçel Kars

Saffet Arıkan Bedük Musa Uzunkaya Necmettin Cevheri

Ankara Samsun Şanlıurfa

Köksal Toptan Ömer Ekinci Latif Öztek

Bartın Ankara Samsun

Ahmet Derin Ahmet Cemil Tunç Musa Demirci

Kütahya Elazığ Sıvas

Mustafa Bayram Şaban Şevli Tevhit Karakaya

Van Van Erzincan

Osman Hazer Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın

Afyon Aydın Batman

Nezir Aydın Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun

Sakarya İçel Antalya

Hasan Dikici Mehmet Sıddık Altay Azmi Ateş

Kahramanmaraş Ağrı İstanbul

Zülfükar İzol Zülfikar Gazi Abdullah Örnek

Şanlıurfa Çorum Yozgat

Mehmet Aykaç Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız

Çorum Giresun Mardin

Kemalettin Göktaş Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata

Trabzon Bitlis Bingöl

Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan Ömer Naimi Barım

Bingöl Elazığ Elazığ

Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi Süleyman Metin Kalkan Muş Diyarbakır Hatay

Mehmet Sılay Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı Hatay Gaziantep Gaziantep

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu Memet Emin Aydın

Gaziantep İstanbul Siirt

Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş Ersönmez Yarbay

Siirt Kilis Ankara

“Madde 4. – 14.6.1973 tarih ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 12 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir:

Din kültürü ve ahlak öğretimi, velileri tarafından yazılı istekte bulunulan öğrenciler için din eğitimi ve öğretimi olarak uygulanır. Kur’an kursları ise Diyanet İşleri Başkanlığının yönetim, denetim ve sorumluluğunda eğitim öğretimlerini sürdürür ve kurslar Millî Eğitim Bakanlığınca da denetlenir.”

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okunacak önerge Anayasaya aykırılık önergesidir. Okutup işleme koyacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 4 üncü maddesinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Önder Sav Oya Araslı Ali Rıza Bodur

Ankara İçel İzmir

Celal Topkan Mahmut Işık Ayhan Fırat

Adıyaman Sıvas Malatya

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın önerge sahipleri, gerekçeyi mi okuyalım?

ÖNDER SAV (Ankara) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçesini okutuyorum:

“Gerekçe:

Anayasanın 24 üncü maddesinde ifadesini bulan din ve vicdan özgürlüğü, herkese dilediği dini benimsemek, inançları doğrultusunda ibadet etmek, din öğrenmek ve öğretmek imkânlarını sağlamaktadır. Bu özgürlüğün hangi kural ve koşullara bağlı olduğu ise Anayasanın çeşitli maddelerinde gösterilmiştir.

Din ve ahlak eğitimi ve öğretimi konusundaki kuralları, Anayasanın 24 üncü ve 42 nci maddelerinde bulmak mümkündür.

Anayasanın 42 nci maddesinden her tür eğitim ve öğretimin:

a) Devlet denetim ve gözetimi altında,

b) Anayasaya uygun biçimde,

c) Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve esaslarına göre, yapılacağı anlaşılmaktadır.

Anayasamızın 24 üncü maddesinde ise din ve ahlak eğitim ve öğretimiyle ilgili ilkeler yer almıştır. 24 üncü maddeye göre, din ve ahlak eğitim ve öğretimi de, ancak devletin gözetim ve denetimi altında yapılabilecek; devlet, sadece ilk ve ortaöğretim kurumlarında zorunlu din kültürü ve ahlak öğretimi görevini yerine getirecektir.

Tasarının 4 üncü maddesinin, Diyanet İşleri Başkanlığına isteğe bağlı din eğitimi ve öğretimi görevini bırakması, kuşkusuz bu hükümlerle, özellikle Anayasanın 24 üncü maddesiyle çelişkili bir durum yaratmış; devlet, Anayasanın 24 üncü maddesinin öngördüğü ölçülerin dışında, belli bir dinin öğretim ve eğitim yükümlülüğü altına sokulmuştur.

Devletin bu şekilde, belli bir dinin öğretim ve eğitimiyle yükümlü kılınmasının Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen laiklik ilkesiyle de uyum sağlayamayacağı açıktır; çünkü, laik yapıdaki devletlerde, resmî bir din olamayacağı gibi, devlet herhangi bir dinin öğreticiliği görevini de üstlenemez.

Diğer taraftan, Anayasanın 136 ncı maddesinde “Diyanet İşleri Başkanlığı, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasî görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir” şeklinde ifadesini bulan hüküm, Diyanet İşleri Başkanlığına, laiklik ilkesiyle bağdaşmayacak görevler verilmesine imkân tanımamaktadır. 136 ncı maddede yer alan bu hükme rağmen, söz konusu tasarının 4 üncü maddesiyle, Diyanet İşleri Başkanlığına din öğretimi ve eğitimi görevinin bırakılması, Anayasanın 136 ncı maddesine de aykırı düşmektedir.

Bu nedenlerle, tasarının 4 üncü maddesinin, Anayasanın 2, 24 ve 136 ncı maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle, tasarı metninden çıkarılmasını önermek gereği doğmuştur.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Madde üzerindeki diğer önergeleri aykırılık sırasına göre okutup, işleme koyacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 4 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Recep Kırış (Kayseri) ve arkadaşları

Madde 4.- 14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 12 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

İlköğretim ve ortaöğretim kurumlarında, velileri tarafından istekte bulunulan öğrencilere yönelik olarak, din kültürü ve ahlak öğretimi dersinin din eğitimini de içerecek biçimde yürütülebilmesi için, Millî Eğitim Bakanlığınca Kur’anı Kerim ve Kur’anı Kerim meali derslerine de yer verecek şekilde ders ve müfredat programlarında lüzumlu düzenlemeler yapılır. Okul idarelerince gerekli tedbirler alınır.

BAŞKAN – Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

Önerge sahibi olarak, Sayın Hasan Çağlayan; buyurun. (BBP ve RP sıralarından alkışlar)

HASAN ÇAĞLAYAN (Çorum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hükümet, Plan ve Bütçe Komisyonuna 4 üncü maddeyi 12 nci maddeye ek bir fıkra olarak aşağıdaki şekilde getirmiştir. Bu madde, Genel Kurula, Plan ve Bütçe Komisyonuna geldiği şekliyle gelmemiştir. Plan ve Bütçe Komisyonuna “...din eğitimi ve öğretimi veya Kur’an kursları, hafızlık eğitimi, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin istemine bağlıdır. Bu kurslar ve eğitim, örgün eğitim kurumları dışında, Diyanet İşleri Başkanlığınca verilir ve Millî Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetimine bağlıdır...” şeklinde gelmiştir.

Bu maddeye, CHP şiddetle karşı çıkmış; Hükümet de, CHP’nin hoşuna gideceğini zannederek, Plan ve Bütçe Komisyonunda bu madde üzerinde şöyle bir değişiklik yapmıştır. Bu maddeye, ancak “tatillerde” ve yine ancak “beşinci sınıfı bitirenlere verileceği” ibarelerini ekleyerek, Genel Kurula indirmiştir.

Bu madde, din eğitimi ve öğretimine hürriyet getirmiyor, aksine, inandıklarını öğrenmek isteyenlerin bu hakkını da elinden alıyor.

Değerli milletvekilleri, 1984 tarih ve 38 nolu genelgeyle, Diyanet İşleri Başkanlığı, bu eğitim ve öğretimi, yaş, zaman, yer zorlaması uygulamadan, bugüne kadar yapıyordu; yani, bu din eğitimi, Diyanet İşleri Başkanlığınca herhangi bir kısıtlamadan uzak bir şekilde bugüne kadar uygulanır bir vaziyette gelmişti; ama, şimdi, eğer, 4 üncü madde, Meclisten, bu şekliyle geçerse, çocuklarımız, 12 yaşını bitirinceye kadar dinlerini Millî Eğitim marifetiyle öğrenemeyecekler, Diyanet marifetiyle öğrenemeyecekler. Peki, öğrenseler ne olur; ne zararı var; neden çocuklarımızın inançlarını öğrenmeleri birilerini rahatsız ediyor?

Değerli milletvekilleri, 4 üncü madde bu şekliyle de kalmıyor; çünkü, bu haliyle Anayasaya aykırı olduğu, Anayasa Mahkemesine başvurulacağı, Cumhuriyet Halk Partisince daha önce açıklanmış ve bildirilmişti. Bu, danışıklı bir dövüştür; Anavatan Partisi, bu şekliyle, Anayasa aykırı olduğunu bile bile, bu konuyu Meclise getirmiştir. Bu madde, kanunlaşsa bile Cumhuriyet Halk Partisi, Anayasa Mahkemesine başvuracak ve madde iptal edilecektir. Böylece, Cumhuriyet Halk Partisi, kahraman edasıyla, tabanına mesajını vermiş olacak. Anavatan Partisi ise, gerçek niyetini gizleyerek “ne yapalım, biz vatandaşın din eğitimini yapmasını istedik; ama, Cumhuriyet Halk Partisi, maddeyi iptal ettirdi” diyerek, halkı kandırmaya çalışacaktır; ama, artık, Türk Milleti böyle basit aldatmalara kanmayacaktır. (RP sıralarından alkışlar) Çünkü, biliyor ki, hazırlanan mevcut taslak, Tevhidi Tedrisata ve okulların ve okulların birleştirilmesi hususuna aykırıdır. Anavatan Partisinin bunu bilmemesi mümkün değil.

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – Anavatan kadar taş düşsün başına.

HASAN ÇAĞLAYAN (Devamla) – Sizin de... Meclis kadar taş düşsün sizin başınıza da...

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen karşılıklı konuşmayalım... Sayın Akarcalı, lütfen...

Buyurun Sayın Çağlayan.

HASAN ÇAĞLAYAN (Devamla) – Sonuç olarak, Millî Eğitim Temel Kanunuyla ilgili olarak şunu söylemek istiyorum.

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – Anavatan Partisinin oylarıyla geldiniz buraya.

BAŞKAN – Sayın Akarcalı, lütfen müdahale etmeyelim.

Sayın Çağlayan, bir dakika içerisinde lütfen tamamlayalım.

HASAN ÇAĞLAYAN (Devamla) – İmam-hatip okulları ve Kur’an kurslarını kapatmak için, bu milletin geleceğini nasıl karartırsınız? Millî eğitimimizi mahvettiğinizin farkında mısınız? Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın bütün yeteneklerini öldüren yanlış bir uygulamayla, üstün zekâlı-geri zekâlı çocukları ayırmadan, tek tip, emir eri ve köle yetiştirmeye yönelik bu sistem yanlıştır. (BBP ve RP sıralarından alkışlar)

Milletvekilleri hür iradelerini her zaman ortaya koyabilmelidirler. Vicdanına ve inandıklarına ters gelen konularda parti taassubunu ve liderlerini aşabilmelidirler. İşte, bu konuda düşündüklerini -sağ olsun, sol olsun- dürüstçe ortaya koyanlara selam olsun diyor; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BBP ve RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çağlayan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 376 sıra sayılı tasarının 4 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.

Tayyar Altıkulaç ve arkadaşları

Madde 4:

14.6.1973 tarih ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 12 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

Din kültürü ve ahlak öğretimi, velileri tarafından yazılı istekte bulunulan öğrenciler için, din eğitimi ve öğretimi olarak uygulanır. Kur’an kursları ise, Diyanet İşleri Başkanlığının yönetim, denetim ve sorumluluğunda eğitim - öğretimlerini sürdürür ve bu kurslar Millî Eğitim Bakanlığınca da denetlenir.

BAŞKAN – Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

Önerge sahibi olarak Sayın Altıkulaç; buyurun. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)

TAYYAR ALTIKULAÇ (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 4 üncü maddenin müzakereleri sırasında, Doğru Yol Partisi Grubu adına yaptığımız konuşmada da ifade ettiğimiz gibi, biz, tasarının bu 4 üncü maddesini Anayasaya aykırı buluyoruz.

Anayasaya aykırılık konusunda, Cumhuriyet Halk Partisi gibi düşünmekle birlikte, aykırılık gerekçemizin farklı olduğunu belirtmek istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi, Diyanet işleri Başkanlığının din eğitimi görevi üstlenemeyeceği açısından olaya yaklaşıyor ve 4 üncü maddenin Anayasaya aykırılığını iddia ediyor. Biz, buna katılmadığımızı, daha önce de ifade ettik,

Tasarıdaki 4 üncü madde, Plan ve Bütçe Komisyonundan geçiş biçimiyle, din eğitimini, ilköğretim okulunun beşinci sınıfıyla sınırlandırmaktadır; yani, Anayasanın getirmediği bir sınırlamayı, Plan ve Bütçe komisyonundan geçen metinle getirmiş olmaktayız. Bu itibarla, bu madde, bu şekliyle kabul edildiği takdirde -kesin anlayışımız odur ki- Anayasaya aykırı olacaktır.

Bu nedenle, biz, Anayasaya uygunluğu açısından tereddüdümüz bulunmayan bir çözümü Yüce Meclise sunmuş oluyoruz. Umarız ki, Cumhuriyet Halk Partisiyle de -biraz önceki metin üzerinde, Anayasaya aykırılık konusunda anlaştığımız gibi- bu önerimizin Anayasaya uygunluğu konusunda da bir mutabakat sağlamış ve önerimizin kabul edilmesini temin etmiş olacağız.

Önerimiz, Anayasanın 24 üncü maddesinde öngörülen, zorunlu, din kültürü ve ahlak öğretimi dersinin, velileri tarafından istekte bulunulan öğrenciler için, din eğitimi ve öğretimi olarak uygulanmasını, anlaşılmasını öngörmektedir. Anayasa diyor ki “din kültürü ve ahlak öğretimi zorunlu olarak verilir.” Buraya kadar anlaşıyoruz. Yine, Anayasa diyor ki “bunun dışındaki din eğitimi, küçüklerin kanunî temsilcilerinin isteği üzerine yerine getirilir.” Biz, işte, Anayasanın bu hükmü uyarınca, velileri tarafından istekte bulunulan öğrenciler için, örgün eğitim kurumları içerisinde, bu, din öğretimi dersinin, din eğitimi olarak uygulanmasını öneriyoruz; bunun, Anayasanın ruhuna ve lafzına uygun bir öneri olduğu anlayışındayız. Sanıyorum, Cumhuriyet Halk Partisi de bu anlayışımızı paylaşacak ve umarım ki, Anavatan Partili ve Demokratik Sol Partili milletvekilleri de bu öneriyi paylaşacak ve Anayasaya uygunluğunda hiç şüphemiz bulunmayan bu metnin yasalaşması durumunda, eğitimimiz, din eğitimimiz, gerçekçi bir kimlik kazanmış olacaktır. Aksi takdirde, tasarının bu şekliyle kanunlaşması halinde, biraz önce arz ettiğim gibi, evvela, Diyanet İşleri Başkanlığının, bu sorumluluğu, mevcut personel ve diğer fizik imkânlarıyla yerine getirmesi mümkün değildir. Diyanet İşleri Başkanlığının, pedagojik formasyona sahip, yüksek tahsil mezunu Kur’an kursu öğretici sayısı beşyüzün bile altındadır.

Anlamakta güçlük çektiğimiz nokta şudur: Gerek Hükümet ve gerekse Cumhuriyet Halk Partisi, acaba, neden, bu din eğitimi konusunun, örgün eğitim içerisinde, pedagojik formasyona sahip öğretmenler marifetiyle, sağlıklı bir ortamda yerine getirilmesine karşıdırlar; gerçekten, bunu anlamakta cidden güçlük çekiyoruz.

Bu itibarla, önerimizin Yüce Meclis tarafından ilgi görmesini, kabul görmesini diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Altıkulaç.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. (DYP ve RP sıralarından “Say” sesleri) Hiçbir tereddüt yok; Divanın hiçbir tereddütü yoktur.

Sayın Halil Çalık ve arkadaşları tarafından verilen önerge geri çekilmiştir.

Son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 376 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun ile 24.3.1988 tarihli ve 3418 sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitim Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 4 üncü maddesiyle, 14.6.1973 tarih ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 12 nci maddesine eklenen ikinci fıkrasının “yukarıdaki fıkranın dışındaki din eğitimi ve öğretimi, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcilerinin talebine bağlıdır. Bu eğitim ve öğretim, örgün ve yaygın eğitim kurumları içinde ve dışında Millî Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetiminde yapılır” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun)– Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge sahibi olarak, Sayın Uzunkaya; buyurun efendim. (RP sıralarından alkışlar)

MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitim yasasının, 12 nci maddesini değiştiren ve buraya değiştirilmiş şekliyle gelen 4 üncü maddesiyle ilgili, bizim de imzamız bulunan önergem üzerinde, kişisel olarak söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, sizleri ve mübarek cumadan sonra, acaba, Türkiye Büyük Millet Meclisimiz, Kur’an hakkında, din hakkında ve din eğitimi hakkında hayırlı bir karar verecek mi diye sabırsızlıkla şu anda ekranları gözleyen tüm ulus insanlarını saygıyla selamlıyor; özellikle son günlerde, memleketimizin muhtelif yerlerinde meydana gelen tabiî afetlerden zarar gören vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyor, ölenlere de rahmet niyazıyla hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, bilindiği üzere, bugün, ülkemizde, bütün insanların gözü şu anda Parlamentoyu izliyor. Kimilerine göre devrim, kimilerine göre asrın en büyük yeniliği; ama, birkısım solcu partilerin ifadesine göre yetmiş yılın devrimi veya kendi anlayışlarına göre intikamı mahiyetinde olan bu tasarıda, nelerin getirilip nelerin götürüldüğünü, aziz milletimizden 3’er dakikalık konuşma hakkıyla sağlama imkânınız yoktur, saklama hakkınız da yoktur. Bakınız, az önce bir maddeyi, bir önergeyi reddettiniz; bunu millet fark etmiyor. Ortaöğrenimde isteyen çocuğa İngilizce, isteyen çocuğa seçmeli olarak jimnastik veya beden eğitimi, isteyen çocuğa Kur’anı Kerim dersi talep eden Hasan Çağlayan ve arkadaşlarının teklifini, bizim de imzamız olan bu önergeyi reddettiniz; yani, şu milletin evlatlarına, seçmeli hakkı olarak Kur’an öğretimini yasaklamak bir tarafa, işte, bugüne kadar, Diyanet İşleri Başkanlığının, 633 Sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanununun 1 inci maddesine müsned gece yaz kursları ve tabiî öğretim içerisinde kurslarını da yasaklayan korkunç bir dayatma maddesiyle Meclisi karşı karşıya getirdiniz. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bugünkü sıkıntı; eğer, bir kısımların iddia ettikleri ve zannettikleri gibi “din öğrenilirse birkısım insanlar siyasal tercihini değiştirirse, değiştirir” diye endişeniz varsa, bu endişeye gerek yok. Bu endişe sadece Türkiye’nin endişesi olsa gam değil dersiniz; ama, dünya bu istikamete gidiyor. Dünya ve çağı tersine okumanız da mümkün değil. İngiltere, eğitimde reform, değişiklik yasası getiriyor ve değişiklik yasasının temelinde millî kimliği korumak, dinî olgunluğa ulaştırmak ve demokratik düşünceye sahip insanlar yetiştirmeyi amaçlıyor. İşte, bugünkü Milliyet Gazetesinde yayımlanan Amerika’daki eğitim ve din anlayışındaki reformu yine bugün görüyorsunuz; dinî kıyafetleriyle, dinî tercihleriyle insanlar dairelerine rahatlıkla girecekler.

Değerli arkadaşlar, gelin, insafla bakalım. Bakın, şu Meclisi, bütün dünya, Türkiye izliyor; tarihî bir karar alma noktasındayız; tercihlerimizi yanlış istikamette yapmayalım. Dine yöneliş, asrın, 2000’li yılların tabiî sonucu ve tabiî beklentisidir. Bakınız, insanların, Türkiye’de yüzde 64’ü, Batı Avrupa’da yüzde 24’ü, Doğu Avrupa ve Rusya’da yüzde 58’i, Kuzey Amerika’da yüzde 41’i, Latin Amerika’da yüzde 57’si, Asya Pasifik’te yüzde 52’si, Afrika ve Ortadoğu’da yüzde 79’u dinî yönelişin 2000’li yıllarda kaçınılmaz olduğu gerçeğini kabul ediyor. Bozulmuş Rusya’da bile dinin topluma sağlayacağı faydaya inananların sayısı yüzde 58’dir.

Değerli arkadaşlar, hadise böyle olunca, siz, hâlâ, kendi vehminizle -af buyurun, bağışlayınız; derler ki, kedi yavrusunu yiyeceği zaman fareye benzetirmiş- imam-hatibi yemek için, onu, önce bir partinin arka bahçesi diye suçladınız, sonra da idam sehpasına çekmek istiyorsunuz. Aynı duruma Kur’an kurslarını da getiriyorsunuz. Hafızlık müessesesini öldürüyorsunuz ve bugün, yetişen 52 bin hafız, Diyanette belli seviyelerde hizmet veriyor. Allahaşkına soruyorum; yarın sesi, edası, sedası güzel kaç tane imam bulacaksınız camilerde? “Ezanları güzel okusunlar” diyorsunuz, güzel ezan okuyanları güzel sanatlar akademisinde mi yetiştireceksiniz? Soruyorum Allahaşkına!.. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Uzunkaya, lütfen 1 dakika içinde toparlayın.

MUSA UZUNKAYA (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, evet, Kur’an kurslarını, imam-hatipleri açanlar, onları bir partinin arka bahçesi yapamaz. Bu yanlışı, bu vehmi siz uydurdunuz. Evet, bizim bir arka bahçemiz var. Açık olarak söylüyorum; bizim bundan sonra, hele bu yasayı çıkardıktan sonra, arka bahçemiz, Anavatan Partisidir; çünkü, tümüyle beraber Anadolu’daki ANAP’lılar bize iltihak edecekler; bunu göreceksiniz. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Sayın Mesut Yılmaz, Sayın Başbakanım, memleketinizde siz de göreceksiniz, getirdiğiniz inzibatî tedbirlerle, Karadeniz’deki görevlendirdiğiniz insanlarla aynı yörede sağladığınızı zannettiğiniz güveni, Türkiye’de sağlayacağınızı zannetmeyiniz. Sürmene’de bile gelip konuşamadınız siz. Niye konuşamadınız; çünkü, Sürmene halkı, Trabzonlu ve benim sevdiğim hemşerilerim Rizeliler, artık, sizi, bir hemşeri olmaktan da belki üzüntüyle seyrediyor ve bu halinizi hayretle takip ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Palavra atıyorsun!.. Palavra...

BAŞKAN – Sayın Uzunkaya, teşekkür ediyorum.

MUSA UZUNKAYA (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu maddenin hayırla sonuçlanmasını temenni ediyor; hepinize saygılar sunuyorum. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Uzunkaya, teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler.... Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, şimdi, maddeyi oylayacağım; ancak, bir açık oylama talebi vardır. Açık oylama talebinde imza sahibi sayın milletvekillerini arayacağım.

Sayın Oya Araslı?.. Burada.

Sayın Önder Sav?.. Burada.

Sayın Fatih Atay?.. Burada.

Sayın Ali Şahin?.. Burada.

Sayın İsmet Atalay?.. Burada.

Sayın Birgen Keleş?.. Burada.

Sayın Nihat Matkap?.. Burada.

Sayın Mehmet Moğultay?.. Burada.

Sayın Ali Topuz?.. Burada.

Sayın Ahmet Küçük?.. Burada.

Sayın Yusuf Öztop?.. Burada.

Sayın Atilâ Sav?.. Burada.

Sayın Metin Arifağaoğlu?.. Burada.

Sayın Nezir Büyükcengiz?.. Burada.

Sayın Celal Topkan?.. Burada.

Sayın Zeki Çakıroğlu?.. Burada.

Sayın Önder Kırlı?.. Burada.

Sayın Adnan Keskin?.. Burada.

Sayın Altan Öymen?.. Burada.

Sayın Ali Haydar Şahin?.. Burada.

Açık oylamanın şeklini belirlemek için Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kupalar sıralar arasında dolaştırılsın.

(Oylar toplandı)

BAŞKAN – Açık oylamada burada bulunup da oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.

Oy verme işlemi bitmiştir.

Kupalar kaldırılsın.

(Oyların ayırımı yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun Tasarısının 4 üncü maddesinin açık oylamasının sonuçlarını açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı : 518

Kabul : 214

Ret : 300

Çekimser : 1

Mükerrer : 3

Madde reddedilmiştir.

5 inci maddeyi 4 üncü madde olarak okutuyorum:

MADDE 4. – 14.6.1973 tarih ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 23 üncü maddesine aşağıdaki 3 numaralı bent, fıkra eklenmiştir.

“3. İlköğretimin son ders yılının ikinci yarısında öğrencilere, ortaöğretimde devam edilebilecek okul ve programların hangi mesleklerin yolunu açabileceği ve bu mesleklerin kendilerine sağlayacağı yaşam standardı konusunda tanıtıcı bilgiler vermek üzere rehberlik servislerince gerekli çalışmalar yapılır.”

BAŞKAN – Madde üzerinde grupları adına, henüz bir söz talebi gelmemiştir.

Şahısları adına söz alan sayın milletvekillerini okuyorum: Sıtkı Cengil, Ahmet Doğan, Mehmet Ali Şahin, Suat Pamukçu, Orhan Kavuncu, Sıddık Altay, Mehmet Ekinci, Ahmet Arif Denizolgun, Musa Okçu, Mustafa Yünlüoğlu, Altan Karapaşaoğlu, Hasan Çağlayan, Zülfikar Gazi, Aslan Polat, Ömer Özyılmaz, Necati Albay, Bedri İncetahtacı, Süleyman Metin Kalkan, Mehmet Sılay, Mustafa Köylü, Mehmet Emin Aydınbaş, Ekrem Erdem, Yusuf Pamuk, Osman Yumakoğulları, Hasan Dikici, Hayrettin Dilekcan, Abdullah Özbey, Zeki Ünal, Selahattin Beyribey, Memduh Büyükkılıç, Recep Kırış, Mikail Korkmaz, Veysel Candan, Ahmet Derin, Yaşar Canbay, Hüseyin Yıldız, Sebahattin Yıldız, Salih Katırcıoğlu, Hasan Öz, Nezir Aydın, Cevat Ayhan, Latif Öztek, Mehmet Aydın, Mahmut Işık, Nevzat Yanmaz, Muhsin Yazıcıoğlu, Hanefi Çelik, İsmail İlhan Sungur, Fethullah Erbaş, Abdullah Örnek, İsmail Durak Ünlü, Necmettin Aydın, Rıza Güneri, Süleyman Hatinoğlu, İsmail Köse.

Sayın Güney, Anavatan Partisi Grubu adına söz talebi mi var efendim?

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Grubumuz adına Sayın Yıldırım Aktürk konuşacaklar efendim.

BAŞKAN – Anavatan Partisi Grubu adına, Sayın Yıldırım Aktürk, buyurun efendim.

ANAP GRUBU ADINA YILDIRIM AKTÜRK (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Muhterem milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum. 5 inci madde üzerinde Anavatan Partisinin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Aslında, burada yazıldığı şekliyle 5 inci madde, bir anlamda basit bir rehberlik, yönlendirme maddesi. Sekizinci sınıfın ikinci yarısında, formal bir ders saatinde değil, belki bir okulun koridorunda, bir odasında, talebeleri mülakata alıp, nasıl performans gösterdilerse, ileride siz bir miktar şöyle bir şey okuyun diye yönlendirmekten ibaret.

Biz, Komisyonda da görüş olarak, bunun, bu haliyle çok eksik bir düzenleme olduğunu; çünkü, Millî Eğitim Komisyonunda da ifade edildiği gibi, gerek Yedinci Beş Yıllık Planımızda gerek yıllık programımızda gerekse 15 inci Eğitim Şûrasındaki kararlar açısından, 6, 7 ve 8 inci sınıflarda bir miktar tercihe bağlı ders sisteminin getirilmesi ve böylece, özellikle ilköğretim diploması almış çocuklarımızın daha fazla okuma imkânı yok ise, hayata hazırlanması açısından, Millî Eğitim Temel Kanununda görevini yerine getirmesini vurguladık.

Şöyle ki: 100 talebeden ilköğretim diplomasını alanlardan sadece 54’ü liseye gidecek, 46’sı bir daha eğitim yüzü görmeyecek. Halbuki, çok yoğun tartışmalarda bile hep Avrupa’dan, OECD ülkelerinden misaller verildi, 8 yıl tek tip eğitim, ondan sonra yönlendirme olur; ama, benim altını çizerek arz etmek istediğim birinci husus, yönlendirme fırsatı olmayacak talebelerin yarısına; çünkü, onlar hayata atılıyorlar.

Onun için, Anavatan Partisi gibi, meselenin pratiğini düşünen, sadece kâğıt üzerinde kalması yönünde değil, ciddî olarak uygulamasında da tecrübesi olan ve iktidarı döneminde bunun güzel örneklerini sergilemiş olan bir parti olarak, burada da fiilî durum nedir ona bakıyoruz ve özellikle ara insangücü açısından, ilköğretimin son sınıflarının talebeyi teçhiz edecek şekilde güçlendirilmesini düşünüyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında, bilahara bir önergemiz olacak, bu maddeyi bir paragrafla güçlendirerek bu amaca dönük bir şeyler yapma çabası içinde olduk; ama, o önerge geldiğinde de işaret etmek istiyorum, varsıyımımız, 4 üncü maddenin muhafaza edildiği şeklinde olduğu için, o önergemizle lafız olarak, sözler olarak. Öte yandan, öğrencilere becerilerini ve yeteneklerini belirleme ve geliştirme olanakları, din eğitimi ve öğretimi dışında ek derslerle ve programlarla sağlanabilir. Ancak, bu dersler ve programlar ilköğretimin gereği olan esas dersleri aksatmayacak ve öğrencilerde zihinsel veya bedensel yorgunluğa neden olmayacak ölçüler içinde tutulacaktır demiştik. Komisyonumuzda da geniş tartışmalar yaptık. Şu anda da 30 saatin içinde 2 saat, Talim Terbiye Kurulunun düzenlediği bir liste içinden talebelerin ders seçme hakkı var tercihî olarak. Bunu zenginleştirerek, özellikle turizm bölgelerinde, bir miktar turizme dönük ders konması, tarım bölgelerinde tarıma yönelik bir şeyler okutulması çocuklarımıza, hatta bazı bölgelerimizde kız çocuklarımıza el sanatlarına yönelik, mesela halıcılığa yönelik bir şeyler konmasının yararlı olacağını, bu yapıldığı takdirde, çocuklarımızın bu diplomayla, ilköğretim diplomasıyla, çalışmaya kısmen hazır ara insangücü vasıflarını kazanacağını düşünüyoruz.

Lisan konusu, özellikle yabancı dil konusu, 1980’den beri ANAP’ın uyguladığı ve dışa açılma siyaseti çerçevesinde bugün vazgeçilmez bir unsur oldu. Eğer eğitim sistemimiz bir tek şey kazandırıyor çocuğumuza dersek Türkçe okuma yazmanın dışında, lisan dememiz lazım. Bunda da çok yaygın güzel uygulamamız var; anadolu liseleri, kolejler, giderek yoğun bir şekilde -bir arz talep dengesiyle- lisan öğrenme ihtiyacına karşı cevap verecek şekilde eğitim sistemimiz yönleniyordu; ancak, bugün geldiğimiz noktada, işte bu tip güzel müesseselerin orta kısımlarını kapatıp, ortaokulları tek tip ilköğretim müesseseleri içerisine aldığımızda, bir endişemiz, bu lisan kabiliyetini kaybetmek yönünde. Sayın Başbakanımızın ileri bir hedef olarak vurguladığı, mümkünse, liseyi bitirmiş bir çocuğumuza ikinci bir lisan bile kazandıralım; ama, şahsî görüşüm olarak, bunun güzel bir hedef olduğu, mutlaka yakalanması gerektiği; ama, işin pratiğinden, buradan o hedefe varıncaya kadar da yaklaşımlarımızda gerçekçi kalmamız. Mesela, çıraklık eğitimini köreltmeden ilköğretimi 8 yıla çıkarabilseydik, mesela bazı meslek dallarındaki, şu anda sanat okullarındaki eğitimden feragat etmeseydik; ama, eğer onlardan feragat ediyorsak, o zaman, burada getirmek istediğimiz, arz etmek istediğimiz çözüm de yine bu tip yaklaşıma bir cevap verelim arzu ettik; fakat, benim şahsen, şu anda bir miktar değil, epeyce kafam karıştı. 4 üncü maddenin çekilerek bir boşluk oluşmasıyla, bu sistemin bir noktada büyük bir dilimini burada muallakta, bir soru işaretiyle karşı karşıya bırakıyoruz. O zaman, gerisini düzenlemek açısından da ciddî şeyler olacak. Onun için, bu konuşmamı daha evvelden düşünürken, düzenlerken, 4 üncü madde, Hükümetin getirdiği ve ondan sonra da Komisyonumuzda belki zaman baskısıyla da yüzde yüz tatmin edici olmasa bile, düşüncelere epey yaklaşan, ortak bir akıl olarak ürettiğimiz metinden, şimdi, bir oylamayla feragat edildi.

Bu, bizi, dinî eğitim sistemimiz açısından bir boşlukta bırakıyor. Konu bu değil, bu madde sadece rehberlik ve yönlendirme; ama, yönlendirmenin bir parçası da din eğitimidir diye düşünürsek, âcizane, onun da mutlaka düzenlenmesi, hatta eşzamanlı, beraber düzenlenmesi söz konusu olmalıydı.

T. RIZA GÜNERİ (Konya) – Herhangi bir kısıtlama olmadan, din eğitimini serbestçe alacağı bir düzenleme getirin, destekleyelim Sayın Aktürk.

BAŞKAN – Karşılıklı konuşmayalım Sayın Güneri, lütfen...

YILDIRIM AKTÜRK (Devamla) – Muhterem arkadaşlarım, iki gündür buradaki çok yoğun bir çalışma ortamında ve komisyondaki -oradaki havayı teneffüs edenler de bilirler- 95 saat gibi yoğun bir ortamda, çok tempolu bir şekilde bir şeyler yapma gayretimiz oldu; ama, aldığımız netice konusunda, özellikle 4 üncü maddenin buradaki bu radikal değişimi, zannediyorum, hepimizi, kısa da olsa, bir ölçüde şoka soktu. Şimdi, durumu tekrar tezekkür etmek söz konusu olsa gerek; ama, ben, tekrar bu maddeyle ilgili görüşlerime ve Anavatan Partisinin görüşlerine işaret etmek istiyorum.

Anavatan Partisi, kuvvetli bir tatbikat yapmış, özellikle çıraklık müessesini eğitim sistemimiz içinde güçlü bir Alman sistemi olarak memleketimize kazandırmış ve KOBİ’ler için, orta büyüklükteki müesseseler için ara insangücünün ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Bir lisan eğitiminin ne kadar önemli olduğunun -özellikle bankacılık, sigortacılık, finans sektöründe, pazarlama sektöründe, turizm sektöründe, otelcilik, işletmecilik gibi- bilinci içinde, burada da o hedefe yaklaşacak bir önergeyi geliştirerek karşınıza çıkmaya gayret ettim.

Sözlerimi burada toparlıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aktürk.

MAHMUT YILBAŞ (Van) – Sayın Başkan, Grubum adına söz istiyorum.

BAŞKAN – Demokrat Türkiye Partisi Grubu adına, Sayın Mahmut Yılbaş.

Buyurun Sayın Yılbaş.

DTP GRUBU ADINA MAHMUT YILBAŞ (Van) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz yasa tasarısının 5 inci maddesiyle ilgili Demokrat Türkiye Partisi Meclis Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Yasanın 23 üncü maddesine baktığımızda, ilk iki fıkrada, ilköğretimin amaç ve görevleri sıralanmış durumdadır. Birinci fıkrasında “her Türk çocuğuna iyi bir vatandaş olmak için gerekli temel bilgi, beceri, davranış ve alışkanlıkları kazandırmak; onu millî ahlak anlayışına uygun olarak yetiştirmek” ve ikinci fıkrasında ise “her Türk çocuğunu ilgi, istidat ve kabiliyetleri yönünden yetiştirerek hayata ve üst öğrenime hazırlamaktır” denilmektedir.

Benim inancıma göre, anlayışıma göre, bu haliyle, ilk iki fıkrada rehberlik konusunda hükümler getirilmiş durumdadır; bu haliyle ilave üçüncü bir fıkraya ihtiyaç yoktur; çünkü, üçüncü fıkra, yönetmelik mevzuu olabilecek bir düzenleme halindedir.

Ancak, değerli arkadaşlarım, 5 inci maddeyi de vesile kabul ederek, biraz önce Yüce Meclisimizce reddedilmiş olan 4 üncü maddeyle ilgili düşüncelerimi arz etmek istiyorum.

Türk siyaseti, maalesef, biraz evvel yaşandığı gibi, zaman zaman, mantıktan ve düşünceden fevkalade uzak oluşum içerisine giriyor. Türkiye, son bir iki aydır, Kur’an kursları kapatılacak ve imam-hatip liseleri kapatılacak şeklinde, kamplaşmaya gidecek tarzda büyük bir tartışma içerisindedir. Bunu dikkate aldığımızda, hiç olmazsa 4 üncü maddeyle, çocuklarımıza ilkokul 5 inci sınıftan itibaren din eğitimi verme imkânı sağlanmış bulunuyordu. Bir deyim vardır: “Pire için yorgan yakma...”

Değerli arkadaşlarım, inanınız ki, şu anda, ruhen ve vicdanen o kadar mustaribim ki, bunu tarif etmek mümkün değil. Evet, ilk günden beri bu yasa tasarısı Yüce Mecliste görüşülürken, Demokrat Türkiye Partisi olarak, aklın gereği olan, işin özünün gereği olan bir yakınlaşma isteğini sürekli olarak dile getirdik ve bunun için, Yüce Mecliste bulunan değişik siyasî partilere çağrıda bulunduk ve en az muhalefet partileri kadar yasa tasarısının ilgili hükümleri konusunda gördüğümüz noksanlıkları, eksiklikleri, hataları dile getirmeye çalıştık; yani, iktidarın bir ortağı olarak, doğrudan doğruya tasarıyla olduğu gibi sahiplenmek gibi bir görüş içerisinde olmadık; ama, şimdi görüyorum ki, demek ki, muhalefet olmak veya iktidarda bulunmak, akıl veya bilgiden uzak kalmak gibi bir anlama geliyor.

Şimdi, nasıl, hepimiz halkın içerisine girip de, bu reddettiğimiz 4 üncü maddeyi niçin reddetmiş olduğumuzu anlatabileceğiz ve izah edebileceğiz?!. Temennim ve dileğim ve önerimiz... (RP sıralarından gürültüler)

İSMAİL YILMAZ (izmir) – Siz imam-hatiplerin orta kısmını kapatmanızı nasıl izah edeceksiniz, önce onu izah edin.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, sayın hatibi sükûnetle dinleyelim.

Buyurun Sayın Yılbaş.

MAHMUT YILBAŞ (Devamla) – Değerli arkadaşım, sevgili kardeşim...

BAŞKAN – Sayın Yılbaş, lütfen, Genel Kurula hitap edelim.

T. RIZA GÜNERİ (Konya) –Sayın Yılbaş, tümüyle geri çekin.

BAŞKAN – Sayın Güneri, lütfen...

MAHMUT YILBAŞ (Devamla) – Sayın Yüce Meclisimiz, anlattığım nedenlerle, burada arza çalıştığım, açıklamaya çalıştığım nedenlerle, eğer Hükümet ve Komisyon olarak, 5 inci maddeyle eklenen üçüncü fıkra, İçtüzüğümüzün 88 inci maddesi uyarınca geri alınmak suretiyle, biraz önce reddedilmiş olan 4 üncü maddeden kaynaklanan eksikliği içerecek şekilde yeniden düzenlenirse, 4 üncü maddenin getirmiş olduğu boşluğu da gidermiş olabileceğiz.

Teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yılbaş.

Gruplar adına başka söz talebi var mı efendim?

OYA ARASLI (İçel) – Sayın Başkan, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Altan Öymen konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Öymen, buyurun.

CHP GRUBU ADINA ALTAN ÖYMEN (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın arkadaşlarım; görüştüğümüz madde, yönlendirmeyle ilgilidir: Yönlendirme, ilköğretim okullarının sekizinci sınıfının ikinci yarısında yapılacaktır. Bu, yasa tasarısının mantığına uygundur. Bu maddeyi biz destekliyoruz.

Şimdi, yalnız, arkadaşlarımız burada, 4 üncü maddenin reddedilmesinden dolayı, 5 inci maddeye yeni değişiklikler getirilmesi gerektiğini söylediler. Bizce, böyle bir şey gerekli değildir; kanun tasarısının, kendi içerisinde bir sistemi vardır. Zaten, bizim 4 üncü maddeye baştan beri itirazımız da şudur: Komisyonda da anlatıttık, burada da anlattık; bu kanun tasarısı, bir temel eğitim kanun tasarısıdır. Din öğretimi, Diyanet İşleri Başkanlığına verildiği takdirde, Diyanet İşleri Başkanlığını da kapsayan yeni bir çalışma yapılmasını gerektirir. Burada, en tipik misaliyle size söyleyeyim; eğer 4 üncü madde kabul edilmiş olsaydı, biz, Diyanet İşleri Başkanlığına yeni bir görev vermiş olacaktık. Oysa, Anayasanın 136 ncı maddesi “Diyanet İşleri Başkanlığı, kendi özel kanununda belirtilen görevleri yerine getirir” diyor; “başka kanunlarda belirtilen görevleri yerine getirir” demiyor. Bu, o anlamıyla, Anayasaya da aykırı olacaktı; ayrıca, bu, yeni din öğretiminin teşkilatlanması açısından tam bir boşluk, kargaşa meydana getirecekti.

Şimdi, daha önce konuşan Anavatan Partili arkadaşım ve Demokrat Türkiye Partisinden arkadaşım, neden endişe ediyorlar? Bu 4 üncü maddenin reddedilmesi, Türkiye’de din eğitiminin geri gitmesi mi demektir? Din eğitimi derken, Anayasada, malum -daha önceki konuşmamda da anlattım- iki tip din eğitimi var; birinci din eğitimi, zorunlu olan din eğitimidir, öğretimidir; bugün bütün okullarda 4 üncü, 5 inci sınıftan başlayarak 8 inci sınıfın sonuna kadar uygulanmaktadır ve bunun kitapları, çok defa -Komisyonda da görüşülmüş, konuşulmuştur- bu dersleri okuyan Türk vatandaşları, Türk çocukları, Müslümanlığın gerekleri neyse, bütün dualarıyla, namazıyla niyazıyla, din tarihiyle -din tarihi derken, İslamiyet tarihiyle- ilgili bütün bilgileri öğrenmektedirler. Bunu “bunun adı ‘Din Kültürü, Ahlak Eğitimi’ böyle değildir” falan diye, daha bu kitapları görmeden yorumlayanlar vardır; ama, kitaplar görüldüğü zaman ortaya çıkıyor ki, 200 sayfalık bir kitabın başında, öteki dinlerden bahseden bölüm sadece 4 sayfadır, o da özet halinde; gerisi, tamamen, şemalarıyla, şekilleriyle, Arapçalarıyla, Türkçeleriyle, dinimizle ilgili bilgilerdir; nasıl aptes alınır, nasıl namaz kılınır, hangi dua okunur; Arapçası, Türkçesi hepsi vardır.

Şimdi, bu derslerin üstüne... Anayasadaki birinci şekil bu; bunda da şu sırada en azından bir tartışma yok. Bunu okuyan çocuklarımız dinlerini tam olarak öğreniyorlar; ama, elbette, bunun dışında dinî bilgilerini geliştirme imkânı var. Kur’an-ı yüzünden okumak isteyen aileler var, çocuklarının onu okumasını isteyen aileler var, İslamiyet tarihini daha derin bir şekilde öğrenmek isteyen aileler ve çocukları var, ayrıca, hafızlık öğrenimi yapılmasını isteyen aileler var, çocuklar var. Bunlar için de, işte, mevcut olan sistem yerinde duruyor.

Bir; ya çocuk, bunu derinlemesine öğrenmek isteyen çocuk, imam-hatip lisesine gidecek -ki, Millî Eğitim Bakanı defalarca açıkladı- onların orta kısımlarının kalkması dolayısıyla bir boşluk doğmuyor; tam tersine, toplam olarak, orada okutulan Arapça ve Kur’an-ı Kerim dersleri, ortaokullarda okutulan, şimdi, imam-hatip liselerinin hazırlık sınıflarında daha da fazla olarak öğretilecek; burada bir boşluk yok. Yani, dinini imam-hatip tahsiliyle götürmek, sürdürmek, din bilgilerini daha derinleştirmek isteyen öğrenciler, bunu orada yapabilecekler...

İSMAİL YILMAZ (İzmir) – Sayın Öymen, liseler 5 yıl oluyor...

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, lütfen...

ALTAN ÖYMEN (Devamla) – Yani, bir imam-hatip okulları yolu, şimdiye kadar neyse, ortaokul bölümünün hazırlık sınıfına, ortaokul bölümünde okutulan meslek derslerininin hazırlık sınıfına intikal etmesi suretiyle bu oluyor.

Kur’an kurslarına gelince... Kur’an kurslarında şöyle bir durum var: Bunlar, şimdi, bir yönetmeliğe göre yapılıyor. 4 türlü Kur’an kursu var; bir tanesi eğitime paralel olarak götürülen Kur’an kursları, yaz kursları, akşam kursları ve camilerdeki kurslar. Bunlar için, şimdiki kural da zaten, ilkokul diploması almaktır. Yönetmelikte açıkça yazılıdır; ama, fiilen bu uygulanıyor, uygulanmıyor, ayrı mesele; fakat, kural budur. Yani, hükümetin, bu yönetmelikte istediği değişiklikleri yapmak suretiyle bunu bugünkü Temel Eğitim Kanununa paralel kılması mümkündür.

Burada da bir değişiklik yoktur; ama, burada bir eksiklik vardır; çünkü, bu Kur’an Kursları Yönetmeliği, kanuna dayanmıyor; fiilen bu böyle. Kanuna dayanmıyor; çünkü, Diyanet İşleri Başkanlığı -her yönetmelik bir kanuna dayanır- “bu yönetmelik, Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş Kanununa dayanır” diyor; “bu yönetmeliğin dayanağı, Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş Kanunudur.” Kuruluş kanununda, Diyanet İşleri Başkanlığının böyle bir görevi yok. O yazılmış, neleri, neleri yapabilir; eğitim görevi yok. Vaktiyle “bu, olsun” denilmiş; bir yasa tasarısıyla, Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş Kanunu değiştirilmek istenmiş; fakat, bu Anayasa Mahkemesince başka sebeplerce bozulmuş. Demek ki, dayanağı yok; buna bir dayanak lazım.

Zaten biz, baştan beri komisyonda bunu anlatmaya çalışıyoruz, Hükümetteki arkadaşlarımızla yaptığımız özel görüşmelerde de bunu yapmaya çalışıyoruz; ama, anlatamadık. Bunun için, Diyanet İşleri Başkanlığı Kanununun değişmesi lazım, bir; Anayasanın 136 ncı maddesine göre ancak o görevleri yapabileceği için Diyanet İşleri Başkanlığı Kanununun değişmesi lazım; bunun mutlaka yapılması lazım. İkincisi, ona göre yönetmeliğin yeniden düzenlenmesi lazım ve bu Temel Eğitim Kanununa uydurulması lazım.

Bu açılardan, hiç kimse endişe etmesin ki, şimdi mevcut olan din eğitiminde bir gerileme var; tam tersine, her şey olduğu yerde duruyor; ama, daha önce de anlattığım gerekçelerle, din eğitimi konusunu ayrı bir kanun çalışması halinde buruya getirmek lazım; hem işaret etmeye çalıştığım aksaklıklar yüzünden hem Anayasadaki 24 üncü maddeye göre oluşacak yasa sisteminin yeniden meydana getirilmesi açısından böyle bir çalışma yapılması lazım.

Biz, Hükümete “bunu buraya koymayın, böyle bir yasa tasarısı çalışması yapacağınızı açıklayın da, bu çalışmayı da bir an önce yapın” dedik. “Hayır, bunun içerisine koyacağız”dediler. Başında anlaşılır gibi de oldu; yani, zaman içinde, tartışmalarda, bu konunun, yani, bu 4 üncü maddenin buradan çıkarılması konusunda anlaşmaya vardığımız saatler de oldu; fakat, ondan sonra, ilk konuşmamda anlatmaya çalıştığım gibi “efendim, aman, bize ne derler? Şöyle mi yapsak, böyle mi yapsak” diye, öyle bir etki altında, öyle bir psikolojik baskı altında, illâ bir şeyler koyalım diye, böyle bir madde getirildi. Bu madde, hiç kimseyi memnun etmedi. Biz, buna, zaten başlangıçtan beri karşıyız; Refah Partili arkadaşlarımızı da başka açıdan memnun etmedi, Doğru Yol Partili arkadaşlarımızı da başka açılardan memnun etmedi. Böyle “aman ne derler, nasıl olur, seçim meydanlarında konuşurken ne diyeceğim?” hesabıyla yapılan; ama, iyi düşünülmemiş değişiklikler, hiçbir şey getiremezdi zaten... 4 üncü maddenin reddedilmesi, bu açıdan da faydalı olmuştur.

Şimdi, Hükümetin, hakikaten, bu din öğretimi ve eğitimi sistemini, yeni bir yasa çalışması içinde ele almasında ve bunu, Meclise, bir an önce getirmesinde fayda vardır. Arada geçen zaman içinde ne olacak? Arada geçen zaman içinde, fiilî durum neyse; tabiî, bu kanunun gereklerine uydurularak devam edecek. Meclis açıldığı sırada da, bir tasarıyla önümüze gelirler, enine boyuna konuşuruz. Burada da, hiç kimse, bu konulara, din konularına partisel açıdan bakmasın; bu, siyasetüstü bir şeydir. Bütün uzmanlarıyla ve siyasetçileriyle konuşularak bu iş bir sonuca bağlanır.

Çok teşekkür ederim arkadaşlarım; saygılar sunarım. (CHP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Öymen.

Grupları adına başka söz talebi?..

ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum) – Sayın Başkan Grup adına konuşacağım.

BAŞKAN – Sayın Ömer Özyılmaz; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

RP GRUBU ADINA ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; İlköğretim Yasa Tasarısının 5 inci maddesiyle ilgili olarak, Refah Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Önce, bir hususu arz edeyim: CHP sözcüsü Sayın Hacaloğlu, Grubu adına yaptığı konuşmada, benim, önceki gün, üniversite öğrencilerine af tasarısıyla ilgili konuşmamda, yani, 134 üncü Birleşimde “8 Yıllık Kesintisiz Eğitim Kanununun gayesinin, rejime bekçi yetiştirmek olduğunu” söylediğimi ifade ederek, bunu, demokratik anayasal düzenimize karşı olarak söylenmiş gibi takdim etti. Bu yakıştırma gerçekdışı bir çarpıtmadır. Kastım, Anayasamızın düzenlediği yasal rejimimiz değil, gayrimeşru yollarla kurulan bu İktidarın, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan, insan haklarını kısıtlayan, demokrasiyi rafa kaldıran ve böyle zulüm kanunlarıyla halkımızı yürekten vuran bu Hükümetin kuruluşudur ve bununla ilgilidir. Bunu tavzih eder, durumu, tutanaklara geçmesi açısından arz ederim.

Değerli arkadaşlar, şu anda 5 inci maddeyi görüşüyoruz; 5 inci madde, yöneltme ile ilgilidir. Bireyin, problemlerine çözüm bulmasına ve kendisini gerçekleştirmesine yardım etme süreci olan psikolojik danışma ilişkisi, aynı zamanda bir yöneltme ilişkisidir. İnsanın yöneltmeye ihtiyacı vardır; çünkü, hayat çok değişik mesleklerle yürümektedir, aynı zamanda, insan da, dünyaya gelirken, bugün bazılarının zannettiği gibi, tek tip gelmez, çok değişik ilgi ve kabiliyetlerle dünyaya gelir. Bundan dolayıdır ki, her eğitim sisteminde yöneltme vardır. Bizim tarihimizde, ilkokul 5’i bitiren her öğrenci bilime, sanata, ticarete, ziraate yönlendirilmiştir, 1 400 yıllık eğitim tarihimizde bu böyledir.

Günümüzde de yöneltme işlemi, hem ülkemizde hem çağdaş gelişmiş ülkelerde gerçekleştirilmektedir. Bugün, 4+3+3 formülüyle eğitim yapan bütün çağdaş gelişmiş Batı ülkelerinde yöneltme, ilkokuldan sonra, 4 üncü ya da 5 inci sınıftan sonra yapılmaktadır. Ayrıca, bizdeki birkısım solcuların çok hayran oldukları İskandinav ülkelerinde 8 yıllık ve 9 yıllık kesintisiz eğitim yapılmaktadır. Bizzat Danimarka eğitim sistemini incelemek için ta oralara gittim. Danimarka’da 9 yıl olan zorunlu eğitimin 5 inci sınıfını bitirdikten sonra, her okulda dört tane mecburî ders vardır; bunlardan birincisi, Danimarkaca; ikincisi, İngilizce; üçüncüsü, sosyal; dördüncüsü, matematik dersidir. 5 inci sınıftan sonra, bütün bu okullarda, okul yönetimi istediği dersi koyar ve istediği muhtevayla okutur, eğitim bakanlığına da bilgi verir. Böylece, Danimarka gibi İskandinav ülkelerinde dahi -ki, oralarda kesintisiz uygulandığını söyledi arkadaşlarımız- kesintisiz eğitim uygulanmasına rağmen, 5 inci sınıftan itibaren, yönlendirme çok güçlü bir şekilde yapılmaktadır.

Peki, bu önümüze gelen tasarı ne getiriyor, ona bir bakalım: Değerli arkadaşlar, önümüze gelen tasarı, Millî Eğitim Temel Kanununun 23 üncü maddesinde daha önceden var olan “öğrenciler ilkokul 5 inci sınıftan itibaren, ilgi, istidat ve kabiliyetleri doğrultusunda yönlendirilirler” hükmüne yeni bir yaklaşım getiriyor ve yönlendirmenin ilkokul 5’ten değil, ortaokul son sınıftan olacağını söylüyor; çünkü, bunların gayesi tek tip insan yetiştirmek ya, akıllarınca, kendi zihinlerinde bir ucube dünya oluşturmuşlar, o dünyaya göre insan yetiştirecekler, onu da 8 yıl içerisinde tamamlayacaklarını zannediyorlar, böyle bir kanun maddesiyle karşımıza geldiler.

Bir defa, bu, çağdışı bir şeydir, tarihte de, bugün de hiçbir yerde ortaokuldan sonra yönlendirme olmamıştır ve görülmemiştir; bu, sadece bizde oluyor. Dikkatinizi çekerim, bu yasa tasarısının bilimsel temelleri yoktur, bilimsel temelleri cılızdır, sıfır noktasındadır diye günlerdir söylüyoruz ve işte, bakın, burada da, bu 5 inci maddede de ortaya çıkıyor.

Değerli arkadaşlarım, niçin böyle yapıyorlar, ona bir baktığımızda şunu göreceğiz: Bir defa, “kesintisiz” kavramıyla, ortaokulu, ilkokul seviyesine indirdiler, yönlendirmeyi yasakladılar. Dolayısıyla, Anadolu liselerinin orta kısmını, imam-hatip liselerinin orta kısmını, çıraklık eğitim merkezlerini, diğer meslek liselerinin orta kısmını kapattılar.

Şimdi, bu kanunla bunu yaptıktan sonra, ikinci bir oyun daha oynanıyor, dikkatinizi asıl ona çekmek istiyorum: Bu zihniyete göre, bu kanun tasarısını getiren zihniyete göre, öğretmenlerin hepsi, şanlı öğretim kadrosundaki öğretmenlerin hepsi, sanki, bunların anlayışındaymış gibi ve tek tip insan yetiştirecekmiş gibi bir anlayış içerisindeler ve arkasından da, 8 inci yılda yönlendirme yaptıracaklar. Bu yönlendirdikleri yahut da yönlendirmeyi düşündükleri yavrularımıza da “bütün okullara gidebilirsiniz; ama, sakın ha, Kur’an kurslarına doğru, ya da sakın ha, imam-hatip lisesine doğru yönelmeyin” şeklinde bir varsayımla, bir anlayışla bu kanun tasarısını getirmişlerdir. İşin asıl ilginç tarafı burada yatmaktadır. Dolayısıyla, bu kanun tasarısı, akla ve bilime aykırı olduğu gibi, ülkemizin gerçeklerine de aykırıdır ve bir gizli nokta yatmaktadır; buna, özellikle, değerli halkımızın dikkatini çekmek istiyorum.

Aziz kardeşlerim, bu kanun tasarısının tümüyle ne yapılmak isteniyor ve bu maddeyle de ne yapılmak isteniyor, bütün bunları, günlerden beri anlatıyoruz. Şunu bir defa daha billurlaştırayım: Çağdışı bir anlayışla, dünyanın geldiği noktaya ters düşerek, demokrasiye ters düşerek, insan haklarına ters düşerek, eğitim bilimleri ilkelerine ters düşerek, dünyanın eğitimde uymuş olduğu ilkelere ters düşürek bir kanun tasarısı getiriyorlar. Bunu niçin getiriyorlar?

Birincisi: Ülkemizde 1950’den başlayan ve 1970’li yıllarda ivme kazanan sosyal değişimi -ki, o sosyal değişim, milletimizin inancı, tarihi ve dünya görüşü doğrultusundadır- durdurmak istiyorlar; ama, şunu herkes bilsin: Bu tür zecri işlerle hiç kimse bu değişimin önüne geçemeyecektir, değişim, Allah’ın izniyle hedefine ulaşacaktır. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

İkincisi: Bu CHP zihniyetine, o 1945 zihniyetine, bugün CHP’ye oy veren pek çok kardeşimiz var ki, onlar da, aziz milletimiz de karşıdır...

HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Sen de oy verdin.

AYHAN FIRAT (Malatya) – Nereden biliyorsun?

BAŞKAN – Sayın Fırat...

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) – O, CHP zihniyetine, 45 yıldır milletimiz tokat üstüne tokat vuruyordu.

HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Kimi kandırıyorsun, kimi?..

BAŞKAN – Sayın Çalık, lütfen...

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) – Değerli Anavatan Partili milletvekilleri, şu anda, CHP, sizi yanına alarak, bu kanun tasarısıyla milletimizi tokatlıyor, haberiniz olsun... Haberiniz olsun... Haberiniz olsun... Millet, bunun hesabını sizden soracaktır. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; DSP ve CHP sıralarından gürültüler)

HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Ömer, kimi kandırıyorsun, kimi?..

BAŞKAN – Sayın Çalık, lütfen.. Değerli arkadaşlar, lütfen...

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bir diğer önemli husus; bu tasarı, 1961 Anayasası, nasıl tepeden inmeci metotlarla yayımlanıp kabul edildiği için halkımız bunu kabul etmemiş; uymasına rağmen onu isteyerek kabul etmemişse, bu zorlama gelen ve zorlama kabul ettirilen kanun tasarısı kanunlaşsa bile -elbette, kanun yayımlanırsa hepimiz uyarız buna, illegaliteye biz karşıyız- bilesiniz ki, halkımız, ilk fırsatta bunu değiştirmek için çaba sarf edecek ve inşallah, bunu, tutup, tarihin çöp sepetine atacaktır, ondan da haberiniz olsun. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Ömer, kimi kandırıyorsun, kimi?..

AYHAN FIRAT (Malatya) – CHP fobisinden kurtulun...

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Erbakan yok, fazla bağırma.

BAŞKAN – Sayın Çalık... Sayın Karahan... Lütfen...

Sayın Özyılmaz, 1 dakika sonra mikrofon kapanacak.

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bir diğer önemli husus; İstiklal Harbimiz, büyük bir halk hareketi olarak gerçekleştirilmiş ve dünyada emsaline az rastlanan, çok müstesna bir hadisedir, bir olaydır. Size şunu söyleyeyim: İstiklal Harbinden sonra, halkın yoğun olarak katıldığı bir başka hareket vardır, o da nedir biliyor musunuz? İmam-hatip okulları hareketidir.

AYHAN FIRAT (Malatya) – Bravo (!)

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) – İstiklal Harbinden sonra halkımızın en çok katıldığı ve destek verdiği imam-hatip okulları hareketini durdurmak istiyorsunuz; onu da beceremeyeceksiniz, ondan haberiniz olsun diyor, sizi ve aziz milletimizi hürmet ve saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Erbakan yok, boşuna bağırdın!..

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özyılmaz.

OYA ARASLI (İçel) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Araslı, buyurun.

OYA ARASLI (İçel) – Sayın hatip, konuşması sırasında, Cumhuriyet Halk Partisi hakkında küçültücü ve dinleyenleri yanlış bilgilendirici birtakım sözler sarf etmiştir. Bunlarla ilgili olarak, İçtüzük hükümleri gereğince söz hakkı rica ediyorum.

BAŞKAN – Yerinizden, somut olarak söylerseniz dinleyeceğim.

OYA ARASLI (İçel) – Burada, Cumhuriyet Halk Partisinin, bu yasayı getirdiğini ve bunu yaparken bütün toplumun gözünü boyadığını, küllediğini ifade etmiştir. (RP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen...

OYA ARASLI (İçel) – Cumhuriyet Halk Partisinin siyasî yaşamının hiçbir devresinde gizli bir hesabı olmamıştır. Şurada söylediği bir lafı dışarıya çıkıp inkâr etmemiştir. Biz, nerede, hangi sözü söylemişsek, sonuna kadar onun arkasında gideriz. Birtakım yerlerde milliyetçilikten söz edip, milliyetçiliğe sahip çıkıp, Atatürk portresini ve Türk Bayrağını, düzenlediği toplantıda bulundurmamaya özen gösteren birisini, hapishaneye ziyarete giden bir bakanımız olmamıştır.

BAŞKAN – Sayın Araslı, söylenen sözlerin dışında, genellemelere dönüyor.

Tutanaklara geçti. Teşekkür ediyorum.

Demokratik Sol Parti Grubu adına, Sayın Osman Kılıç; buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)

DSP GRUBU ADINA OSMAN KILIÇ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 8 Yıllık Zorunlu Kesintisiz İlköğretim Yasa Tasarısı olarak adlandırılan kanun tasarısının 5 inci maddesi hakkında, Demokratik Sol Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım; sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu tasarıya yönelik iddialardan birisi de, konunun bilim çevrelerince, meslek ve uzmanlık çevrelerince, ilgili sivil toplum kuruluşlarınca tartışılmadığı, incelenmediği; bu nedenle, aceleye getirildiği, siyasî yaklaşımın egemen olduğu iddiasıdır. Bu iddia, doğru değildir. Mayıs 1996 tarihinde toplanan 15 inci Millî Eğitim Şûrasında, konu, bilim adamları, meslekî kurum temsilcileri, siyasî temsilciler ve uzmanlardan oluşan 162 kişilik bir heyet tarafından, tüm yönleriyle tartışılmış ve sonuçta, 8 yıl zorunlu kesintisiz ilköğretim kabul edilerek, karara bağlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, izninizle, iki eğitim uzmanımızın bu konudaki görüşlerini buradan yansıtmak, sizlere ve milletimize, onların sözleriyle seslenmek istiyorum: Sayın Doç. Dr. Şermin Külahoğlu’nun, 8 yıllık temel eğitimle ilgili görüşleri şöyledir: “Biz eğitimcilerin bir deyişi vardır; ‘okullar, içindeki öğretmenler kadar iyidir; toplumlar da, okulları kadar gelişmiştir’ diyebiliriz. Bir ülkenin eğitim sistemi, o ülkenin kültür düzeyinin, gelişmişlik ve çağdaşlığının aynasıdır. Cumhuriyet tarihinde yerini alacak önemli bir adımın eşiğindeyiz. Bu adımın geleceği ve sağlamlığı, onun, toplumda bir bilince dönüşebilmesine bağlıdır.

Gelişmiş ülkelerde, çocuklar, küçük yaşta çalıştırılmamakta, evlendirilmemekte, en az ortaokul bitimine kadar eğitim sistemi içinde tutulmaktadırlar. Çağdaşlık ve gelişmişlikte, bu açığı kapatmak için, vatandaşlarımızın da en az 8 yıl düzeyinde bir temel eğitim almaları gerekmektedir. Ülkemizin kalkınması ve ilerlemesi için, eğitim sistemimizde bu yönde bir yapılanmanın kaçınılmazlığını, artık, en bağnaz kafalar bile kabul etmektedirler.

Hâlâ aşılamayan sorun, 8 yıllık zorunlu eğitimin, birleştirilmiş temel okullarda bir bütün olarak verilmesine karşı çıkılmasıdır. Zorunlu eğitim kesintisiz olursa, 8 yıl boyunca aynı şeylerin okutulacağı; gelişmiş ülkelerin çoğunda zorunlu eğitimin kesintili olduğu gibi gerekçeler ileri sürmektedirler. Gelişmiş ülkelerde, zorunlu eğitimdeki iç organizasyonun ülkeden ülkeye değiştiği bir gerçektir. İsveç, Danimarka, İspanya, Amerika Birleşik Devletleri, eski şekliyle, Kanada, Rusya gibi ülkelerde zorunlu temel eğitim yılları, bütünsel, kesintisiz bir yapıya bağlanmıştır. Fransa, 5+4; Almanya, 4+6; İngiltere, 6+5; Hollanda, 6+3; Japonya, 6+3 olmak üzere zorunlu eğitimi birinci ve ikinci aşamalara ayıran bir sistemi benimsemiştir.”

METİN PERLİ (Kütahya) – Bravo... Doğru...

OSMAN KILIÇ (Devamla) – “Burada, bazı politikacılarımızın görmek istemekteleri önemli nokta şudur: Zorunlu eğitimi aşamalara ayırmış ülkelerde bile, ikinci aşamada, bu politikacılarımızın anladıkları biçimde, öğrencileri meslek seçimlerine göre ayıran, yani, zorunlu eğitimin ikinci aşamasını, doktorluğa, öğretmenliğe, imamlığa hazırlayan meslek eğitimine dönüştürmüş ayrı bir yapı yoktur. İkinci aşamada, birinci bölümün programıyla bütünleşmiş; ama, farklı zeka ve başarı düzeyindeki öğrencilere göre düzenlenmiş bir eğitim söz konusudur. Yani, zorunlu eğitimini iki aşamaya ayırmış olan eğitim sistemlerinde çocuklara, 12 yaşında, farklı mesleklere ayırıp, meslek eğitimi verilmemektedir. İkinci aşamada öğrenciler, ilk iki yılda zeka ve başarı düzeylerini, zorunlu eğitimin bitimine yakın yıllarda, yetenek ve eğilimlerine göre, düzeyi ve içeriği farklılaştırılarak düzenlenmiş programlarda okutulurlar.

İçinde bulunduğumuz bilgi çağında, öğrenim süresi uzamaktadır. İnsanlar, artık, bir sürekli eğitim süreci içinde olmak zorundadırlar. Bilgiler hızla eskimektedir. Öğrenilecek yeni bilgiler ise, temel öğretimde kazandırılacak sağlam bir genel eğitim içeriği içine oturtulabilir. Bu sağlam temeli oluşturacak genel içerik, en az 8 yıllık kesintisiz bir eğitimle mümkündür.”

Sayın milletvekilleri, Prof. Dr. Sayın Hasan Tan’ın, eğitimde mesleğe yönelmeyle ilgili görüşleri ise şöyledir: “Mesleğe yönelme, eğitimde son derece önemli bir hedeftir. Mesleğe yönelme, 5 inci sınıftan sonra başlayacak eğitim süreci değildir. 8 yıllık öğrenim içinde yürütülmesi, daha etkili ve geçerli bir yoldur. Mesleğe yönelme oluşumu, okul öncesi dönemden başlayan bir süreçtir. Bilinçli olmasa da çocuklar, etraflarında gördükleri faaliyet gruplarını oyunlarında taklit ederler. Anaokulları ve ilkokul yıllarında, çocuk, etrafında görüp imrendiği, ona cazip gelen bazı faaliyet gruplarında olmayı ister. Hayatta ne olmak istediğini sorduğunuz zaman, polis, şoför, postacı, doktor, öğretmen der; ama, bu hevesleri her gün değişir. Bu, fantazi aşamasıdır. Bu iki aşamada, çocuk, insanların çeşitli işler yaptığını, çeşitli işler olduğunu görmeye ve herkesin bir şey yapması gerektiği bilincine varmaya başlamıştır.

Buluğ öncesi (10-13 yaşlar) bir meslek edinme bilinci gelişmeye başlar; ama, daha ziyade, etrafında gördüğü, duyduğu, fazla propaganda edilen, parlak görünüşlü, hareketli mesleklere heves eder.

Buluğ çağında (11-14 yaşlar) hayatta bir iş tutma gereğini biraz daha iyi görmekle birlikte meslekler hakkında romantiktir. Tarihte, sporda, sinemada, sahnede ya da yakın çevresinde hayranlık duyduğu bir kahramanın, önemli bir kişinin mesleğine yönelir. Hareketli, prestijli, çarpıcı mesleklere karşı ilgi duyar. Meslek alakaları biraz daha belirginleşmiştir; ama, bu alaka seyyaldir, sık değişmelere açıktır.

Orta ergenlik çağında (14-16 yaşlar) gerçekleri görmeye, her mesleğin bazı nitelik ve şartlar istediğinin farkına varmaya başlar. Herkesin, doktor, mühendis, öğretmen, vali olamayacağını, olması da gerekmediğini anlamaya başlar, ilgi duyduğu mesleklerin sayısı azalır; ama, kalanlara ilgisi yoğunlaşır, yakın hissettiği mesleklere yönelmeye başlar. Bu aşamada, yardımlara ihtiyacı vardır.

Son ergenlik çağı (15-18 yaşlar) realist meslek seçme aşamasıdır ki, bu aşama, 8 yıllık ilköğretimin üstüne, lise yıllarına taşmaktadır. Asıl yoğun meslek yönlendirmesi yardımı bu aşamada gereklidir. Önceki yıllarda yapılacak yönlendirme, yeterince olgunlaşmamış olan çocuk için açık bir zorlamadır; bazı hallerde zararlı olur. Çocuğun gerçek ilgileri, nitelikleri, meslek dünyasına ait bilgileri yeterince belirginleşmemiştir. Bu durumda, bir mesleğe zorlama, çocuğu şartlandırmaktan başka bir şey değildir.

Çocuğun mesleğe yönelmesinde yapılacak yardım, ta okulöncesi dönemlerden başlayarak, olgunlaşma aşamalarında uygun doz ve kalitede verilen meslek rehberliğidir. Böyle bir rehberliğin etkinliği, ancak kesintisiz 8 yıllık bir programla sağlanabilir. Çünkü, çocuğun toplu dosyası, aynı öğretmenler ve rehber danışmanlar elinde olacak, çocuğu takip edecektir.

Gerekli meslekî rehperlik ve danışma hizmetleri, etkinlik ve sürekliliğini koruyarak verilecektir. Hizmet ve bilgilerde kopukluk olmayacaktır. Açıkça görülüyor ki, kesintisiz 8 yıllık ilköğretim, ülkemiz için her bakımdan daha uygun ve gereklidir. “

Sayın Milletvekilleri, bu değerli bilim adamlarımızın görüşlerini bilgilerinize arz eder, hepinize saygılar sunarım. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kılıç.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın İsmail Karakuyu; buyurun. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA İSMAİL KARAKUYU (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının, tasarıda geçen şekliyle 5 inci, şimdiki şekliyle 4 üncü maddesi üzerinde, Doğru Yol Partisinin görüşlerini arz etmek üzere huzurlarınızdayım; hepinize saygılarımı sunuyorum.

Bütünü üzerinde büyük tartışmalar yaratan bu tasarının, bu maddesi, daha büyük tartışmalar getirmektedir. Biraz önce, İktidara mensup sözcülerin ve Hükümeti dışarıdan destekleyen Grubun sözcüsünün konuşmalarını ibretle dinledik.

Şimdi, evvela neyi getiriyoruz, küçücük bakalım:

Bakınız, bu, tehlikeli ve tehlikeli olduğu kadar da yanlış madde, neyi getiriyor? Çağdaş ve uygarlık edebiyatlarıyla tasarıyı kamufle etmeye gayret eden insanlar, neyi getiriyorlar; daha sonra da çağdaşlık adına, uygarlık adına neyi yutturmaya çalışıyorlar? Hele hele, üzerinde görüşülmeden geçilmeye gayret edilen bu madde, açık ve net olarak şöyle diyor: “İlköğretimin son ders yılının ikinci yarısında, öğrencilere, -dikkat edelim- tanıtıcı bilgiler vermek üzere rehberlik servislerince gerekli çalışmalar yapılır.”

Şimdi, eğitimden, eğitim psikolojisinden, pedagojiden haberi olmayanlar, “ne var bunda? Rehberlik yapıyoruz; ne güzel, rehberlik yapıyoruz” şeklinde biraz önce olduğu gibi, cahilce yorumlar yapabilirler.

ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Cahil sensin.

İSMAİL KARAKUYU (Devamla) – Eğer sen, rehberliği ve yönlendirmeyi, 8 inci sınıfın ikinci yarısına koyuyorsan, çocukların geleceğini 8 yıl törpülüyorsun demektir. Bu, bir cehalettir. Asıl karanlık budur. (DYP sıralarından alkışlar)

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Cahiller sizin içinizden çıkar.

İSMAİL KARAKUYU (Devamla) – Biliyoruz ki, bu tasarının, eğitimle hiçbir ilgisi olmadığı gibi, bu maddenin de eğitimle hiçbir ilgisi yoktur. Eğitimle ilgisi var diyenlerin bu tasarıyı nasıl Millî Eğitim Komisyonundan kaçırdığını çok iyi biliyoruz. Dayatma diyeceğim, alınacaklar; dayatma diyorsunuz diyecekler. İşte bu tasarıda, dayatmanın aslı, büyüğü açıkça gözükmektedir. Bu nasıl oluyor, bu nasıldır? Bakın, eğitime biraz girelim ve o dayatmayı hep beraber görelim.

Sayın milletvekilleri, nedir eğitim, görüşmekte olduğumuz nedir, neyin üzerinde çalışıyoruz, eğitim, bu tasarı hazırlanırken hiç dikkate alınmış mıdır? Tabiî, asıl olan da bu değildir, bunu çok iyi biliyoruz; ama, eğitim, şuur ve beden terbiyesini düzenleyen birtakım metotları içerir. Eğer, bu yöntemleri, eğitimin yöntemlerini, eğitimciler yerine, baskı grupları yapmaya çalışırsa, işte, bu madde ortaya çıkar... İnsanın yaratılışından gelen kabiliyetleri, gelişme çağındaki becerileri, bu tasarıda olduğu gibi törpülenmeye çalışılır, yanlışlıklar ortaya çıkar. Nasıl mı? Bakın, evvela, çocukların, 3-4 yaşında becerileri ve kabiliyetleri ortaya çıkmaya başlar ve bu beceri ve kabiliyetleriyle, eğitimcilerle birlikte, çocuklar, beceri ve kabiliyetleri istikametinde gelişme gösterirler. Çocukların beyin gelişmeleri, becerileri ortaya çıkarken yaş önemlidir.

Biraz önce, benden evvel konuşan arkadaşımın ilimden, benden önce konuşan arkadaşımın eğitimden hiç haberi olmadığını, şurada, bütün Türkiye gördü “olgunlaşma çağındaki insanları yönlendirmek yanlıştır” dedi. Demek ki, insanların, toplumun, bilimin dışında birtakım cümleler sarf ediliyor Türkiye Büyük Millet Meclisinde.

Okulöncesi eğitim var. Okulöncesi eğitim de, ayrı, çok ayrı bir özelliğe sahip. Siz ne yapıyorsunuz; ne yapmak istiyorsunuz? Siz, bütün çocukları, önce, ilköğretimin birinci sınıfına alıyorsunuz, 8 yıl, bu çocuklara, Türkiye’nin her tarafında, aynı nitelikteki çocuklara, aynı müfredatı uyguluyorsunuz; arkasından, sekizinci yılın ikinci yarısında da, bu maddede olduğu gibi, “sizin kabiliyetlerinizi ve becerilerinizi biz böyle sezdik -iyi niyetle bakarsak- ve siz, bunları, bundan sonra, şu tür geliştirin” diyorsunuz. Türkiye’ye, Türk çocuklarına, bu milletin çocuklarına büyük bir darbe vuruyorsunuz; çünkü, becerisi, çünkü, kabiliyeti olan çocukları 8 yıl oyalıyorsunuz.

Bakın, 15 yaşında olimpiyat şampiyonları çıkıyor. Kütahyalı 13 yaşındaki bir çocuğumuz, Mısır’da, dünya hafızlar şampiyonu oldu.

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – İyi ezberlemiş, iyi ezberlemiş...

İSMAİL KARAKUYU (Devamla) – Bu tür çocuklarımızı 8 yıl oyalayarak, Türk millî eğitiminde, eğitim adına, insanlarımızı ve çocuklarımızı katlediyorsunuz ve bunun adına da, çağdaşlık, uygarlık diyorsunuz!

Şimdi, Türkiye’ye bir karanlık el geldi; bu ülke çocuklarının becerilerini, kabiliyetlerini ve üstünlüklerini nasıl köreltebiliriz, nasıl bunların becerilerini ortadan kaldırabiliriz diye -birtakım yerlere darbe vurma pahasına- bu tasarının, bu maddesini hazırladı. Yazık ediliyor...

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Hangi beceriden bahsediyorsun?..

İSMAİL KARAKUYU (Devamla) – Hangi beceriden bahsediliyor?.. Bakın, Türk milleti, bu millet, dünyaya hâkim olmuş, büyük becerileri olan bir millettir; onun hangi becerileri olduğunu bu tarih çok iyi bilmiştir, siz bilmeseniz de...

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Hafız olarak mı sahip oldu?!

İSMAİL KARAKUYU (Devamla) – 15 yaşına gelmiş çocuğu, yetenekleri istikametinde geliştirmeden ortada bırakmak ne anlama geliyor? Ne anlama geliyor; çocukları, 15 yaşında, bir baltaya sap olmadan ortada bırakmak anlamına geliyor; bu, Anadolu çocuğunun, bu milletin çocuğunun önünü kesmektir; çünkü, Anadolu çocuğu, becerilerini okullarda alır. Özel yetenekli olan çocuklarımız buralarda yetişirken, Anadolu çocuğunun önünü kesme gayesiyle -şimdi görüştüğümüz 5 inci maddenin- bu, 8 inci yılın ikinci yarısında yönlendirilmesi, Anadolu çocuğuna vurulan darbedir. Dikkat ediniz, İktidar Partilerinin milletvekilleri, buradaki sözcüleri, bu maddenin bu anlamından hiç bahsetmediler, geçiştirerek gitmeye gayret ettiler.

Şimdi, Anadolu çocuklarının önünü kesmeye ne hakkınız var?!

A. ZİYA AKTAŞ (İstanbul) – Anadolu çocuklarını hafız yapmaya ne hakkınız var?!

İSMAİL KARAKUYU (Devamla) – Onlar da lazım, hepsi lazım...

Şimdi, biz, Anasol azınlık Hükümetinin aceleci bir kanunla önümüze getirdiği buradaki mücadelesini çok iyi anlıyoruz; bir husumet, bir baskı; nedendir, anlamak mümkün değildir. Milletin inancına, millî değerlerine, çocuklarına ve geleceğine bu acele saldırı nedendir? Şimdi, vatanı için, vatan sevgisi için, alçakça tecavüzlere göğsünü germiş, bu milletin tarihten gelen ruh karakteri, bu adi ve sinsi oyunları bozmalıdır. (DYP ve RP sıralarından alkışlar) Zaman geçmiş değildir. Birtakım insanlar kanunları hazırladılar, önünüze sundular; her türlü gücü arkanıza alarak hükümet oldunuz; ancak, muktedir olamayacaksınız. Bu milletin ahı sizi yakacaktır... Yakacaktır... Bu kirli ve çirkin oyunda figüran olanların vicdanları hiç sızlamayacak mıdır?

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Çok mu dayattılar size?!

İSMAİL KARAKUYU (Devamla) – Bu kadar korku, bu kadar sinme, bu kadar ürkme niyedir; anlamak mümkün değildir.

AYVAZ GÖKDEMİR (Kayseri) – Sayın Başkan, ne dediğini duyuyor musunuz?

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Kendi dediğine baksan...

AYVAZ GÖKDEMİR (Kayseri) – Yüce Meclisin çatısı altında küfür ediyor.

İSMAİL KARAKUYU (Devamla) – Eder... Âdetleridir. Bu millet onları bilmezdir; âdetleridir. (DYP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Karakuyu, lütfen toparlayınız.

İSMAİL KARAKUYU (Devamla) – Bu millet, 21 inci Yüzyılın başında bir çıkmaza sürüklenmek isteniyor; olay, büyüktür, acımasızdır. Mızrak, çuvala sığmamaktadır; figan etseler, haykırsalar da, mızrak, çuvala sığmamaktadır. Bu kanun tasarısının altında, kalemden çıkması gereken imza yerine, silahın süngüsünün sırıttığını bu madde daha iyi göstermektedir.

Bugün, bazılarının, korkudan, mantıkları tatile çıkmıştır; Allah hepimize basiret versin.

A. ZİYA AKTAŞ (İstanbul) – Amin!

İSMAİL KARAKUYU (Devamla) – Bizleri, 70 milyonluk ülkemizin insanlarını bu şekilde törpüleyerek zulmetmek bahtsızlığına düşürmekten korusun. Önümüzde gün vardır; gelin, reddedin bunu. 15 yaşından sonra yönlendirme olmaz; bilim böyle diyor, eğitim böyle diyor. Gelin, hep beraberce bunun üzerinde tekrar düşünelim.

Saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum. (DYP ve RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karakuyu.

Gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştır.

Şahsı adına, Sayın Sıtkı Cengil; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

SITKI CENGİL (Adana) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; sözlerimin başında, hepinizi hürmetle selamlıyorum.

Demokrasiye, halkın iradesine ve kendi kendine saygısı olan hiçbir partinin, böyle ucube bir yasayı buraya getirmemesi gerekirdi; neden mi? Bakınız, hiçbirinizin parti programında, hiçbirinizin seçim beyannamesinde ve seçim propagandalarında böyle bir şey söz konusu değil; tamamen tersini söylediniz, tamamen aksini söylediniz. Cumhuriyet Halk Partisine mensup arkadaşlarım “doğru değil” diyorlar; doğru, onlar bunun aksini söylediler; ama, halkın nazarında onların ihrabtan mahalli yok. Bakın, ben söyleyeyim...

NİHAT MATKAP (Hatay) – Çok ayıp... Sana yakışmıyor!..

SITKI CENGİL (Devamla) – Çok ayıp olduğunu söyleyeyim. Bütün baskılarınıza rağmen, tehditlerinize rağmen, barikatlarınıza rağmen, iki hafta içerisinde, işini gücünü bırakarak “yanlış yapıyorsunuz beyler, ülkeye yazık ediyorsunuz” demek için bu Meclise dilekçe vermeye gelen inançlı imanlı, memleketini, milletini seven vatandaşlarımızın sayısı Cumhuriyet Halk Partisinin aldığı oydan fazladır; evet fazladır. “Ankara’ya gidin, Cumhuriyet Halk Partisine oy verin” denilse, bu ülkede, 200 kişi gelip oy vermez.

NİHAT MATKAP (Hatay) – Ödün kopuyor Cumhuriyet Halk Partisinden!..

BAŞKAN – Sayın Cengil, o takdir, burada başkasına ait değil... Lütfen...

SITKI CENGİL (Devamla) – Bu tasarı, iddia edildiği gibi, öyle, bir reform falan da değil. Bakın, memleketi, milleti kandırmayalım.

Değerli arkadaşlar, elimde bir liste var, bu liste...

NİHAT MATKAP (Hatay) – Hakaret ediyor Sayın Başkan!.. Ayıp ama...

SITKI CENGİL (Devamla) – ...hangi ülkelerin bizim istediğimiz tasarıyı benimsediğini, uyguladığını; hangi ülkelerin de sizin getirmek istediğiniz tasarıyı benimsediklerini, uyguladıklarını açıkça ortaya koyuyor. Zamanım olmadığı için bunu teker teker söyleyemiyorum. Hal böyle olunca, bu tasarıya, bu ucubeye reform demek, ya “reform” kelimesinin içeriğini anlamayacak bir kafa yapısına sahip olmak demektir ya da gerçekleri tersyüz etmek demektir.

Değerli arkadaşlar, bu tasarı neyi amaçlıyor; bu tasarı şunu amaçlıyor: Bu tasarı...

NİHAT MATKAP (Hatay) – Maddeyle ilgili konuş...

SITKI CENGİL (Devamla) – Maddelerin tamamı aynı şey; ben, özetini söylüyorum; eğitimin temelinden dini çıkarmayı amaçlıyor.

NİHAT MATKAP (Hatay) – Hep aynı şeyleri konuşuyorsunuz...

SITKI CENGİL (Devamla) – Birbirimizi kandırmayalım; doğru konuşalım, doğru oturalım. Ne yapıyor; ilk etapta imam-hatip okullarının orta kısımlarını kapatıyorsunuz. Arkasından, aşamalı olarak, kademeli olarak ne yapıyorsunuz; lise kısımlarını kapatıyorsunuz. Arkasından ne yapıyorsunuz; Kur’an kurslarını kapatıyorsunuz. “Kapatmıyoruz” diyorsunuz; peki, Kur’an kursuna gidecek öğrencinin yolunu keserseniz, Kur’an kursunu kapatmamış oluyorsunuz da ne yapmış oluyorsunuz Allahaşkına?!.

NİHAT MATKAP (Hatay) – Hangi maddeyle alakalı konuşuyorsunuz?..

SITKI CENGİL (Devamla) – Arkasından, hafızlık müessesesini tamamen yok ediyorsunuz...

NİHAT MATKAP (Hatay) – Tasarının hangi maddesinde kapanıyor Sıtkı?

SITKI CENGİL (Devamla) – Beyler, hafızlık müesssesi devamlılık ister, belli yaş ister. Getirdiğiniz tasarıyla bunun da önüne geçiyorsunuz...

NİHAT MATKAP (Hatay) – Hangi maddede var söyler misin?

SITKI CENGİL (Devamla) – Evet, bütün maddelerde var...

NİHAT MATKAP (Hatay) – Hangi maddede var?.. Yok öyle bir şey.

SITKI CENGİL (Devamla) – Tasarının özünde var...

NİHAT MATKAP (Hatay) – Yok öyle bir şey.

SITKI CENGİL (Devamla) – Evet.

Değerli arkadaşlar, özellikle Anavatan Partisine mensup “milliyetçi muhafazakârım” diyen, milliyetçi muhafazakâr seçmenden oy alan arkadaşlarıma sesleniyorum. Beyler, Cumhuriyet Halk Partisinin din ile hesaplaşması normaldir...

AYHAN FIRAT (Malatya) – Ayıp, ayıp!

SITKI CENGİL (Devamla) – Din ile hesaplaşmayı misyon haline getirmiş olabilir...

NİHAT MATKAP (Hatay) –Sayın Başkan, müdahale etsenize...

BAŞKAN – Sayın Cengil... Sayın Cengil...

SITKI CENGİL (Devamla) – ... ve bu hesaplaşmasında başarıya ulaşabilmesi için...

BAŞKAN – Sayın Cengil, 2 dakika süreniz kaldı; ama, bir siyasî parti için bu şekilde konuşamayız.

AYHAN FIRAT (Malatya) – Çok ayıp oluyor; utan!..

NİHAT MATKAP (Hatay) – Ayıp!..

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, susar mısınız...

NİHAT MATKAP (Hatay) – Siz müdahale ettiğinize göre, biz sustuk Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Cengil, lütfen, süreniz içinde, bu şekilde, hiçbirimizin haddi olmaması gereken suçlamaları yapmayalım.

SITKI CENGİL (Devamla) – Kendileri kabul ediyor...

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, konuşmacı kendisini Komisyonda zannediyor; burası, Genel Kurul!..

SITKI CENGİL (Devamla) – Kendileri kabul ediyor.

Sayın Başkanım, Cumhuriyet Halk Partisi böyle bir misyonu yüklenmiş olabilir. Zaman zaman taşeron da kullanmış olabilir; kullanabilir de; ama, Anavatan Partisinin bu konuda taşeron olmaması lazımdı, olmaması gerekirdi. Tekrar bu hatırlatmayı vicdanî bir görev addediyorum. Anavatan Partisindeki arkadaşlarıma da acıyorum. Sayın Genel Başkanınız “siyasî hayatıma mal olsa da bunu yapacağım” diyor. Doğrudur; Genel Başkanınız, kendisini Çankaya’ya atma planları, projeleri içerisinde olabilir; bunu düşünebilir; ama, Sayın Genel Başkanınızın -zannediyorum, benden önce sizin itiraz edeceğiniz nokta- partinin kapısına kilit vurma hakkı yoktur.

Hepinize teşekkür ediyorum. (RP sıralarından alkışlar)

REFİK ARAS (İstanbul) – Sen, kendine bak!..

OYA ARASLI (İçel) – Sayın Başkan...

ALİ DİNÇER (Ankara) – Din düşmanı sensin... Dini istismar ederek, din düşmanlığı sen yapıyorsun.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri bir dakika...

VI. — SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. — İçel Milletvekili Oya Araslı’nın, Adana Milletvekili Sıtkı Cengil’in, Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

OYA ARASLI (İçel) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Araslı.

OYA ARASLI (İçel) – Sayın Başkan, sayın sözcü biraz önce yaptığı konuşmada, Cumhuriyet Halk Partisinin adını kullanmış ve Cumhuriyet Halk Partisine, birtakım yersiz ve aslı olmayan yakıştırmalarda bulunmuştur. Örneğin; Cumhuriyet Halk Partisinin sürekli din düşmanlığı yaptığını söylemiştir.

Buradaki hiçbir partinin, seçimden önce, 8 yıllık kesintisiz temel eğitim konusunda hiçbir açıklama yapmadığını söylemiştir. Cumhuriyet Halk Partisi açısından, bu, yanlıştır. Cumhuriyet Halk Partisinin programında, temel eğitim, sürekli 9 yıl olarak gösterilmiştir. Bu gibi aslı olmayan ve Cumhuriyet Halk Partisine yakıştırma niteliği taşıyan bu sözleri için, İçtüzük hükümleri gereğince söz almak istiyorum efendim.

BAŞKAN – Sayın Araslı, aslında, genel olarak, kürsüde söylemeniz gerekeni söylediniz.

OYA ARASLI (İçel) – Hayır efendim, sadece olayı yansıttım.

BAŞKAN – Bir dakika... Söylediniz...

Yani, şunu bir kural haline getirebilmek için söylüyorum. Kürsüde söyleyeceğinizi, yerinizden değil... Ben de Sayın Cengil’e müdahale ettim; özellikle “Cumhuriyet Halk Partisinin dinle hesaplaşması vardır” sözleri, o partinin sözcüsü tarafından bu kürsüde düzeltilmesi gereken bir beyandır. Bunun için söz vereceğim; ama, sizden rica ediyorum, kürsüde söyleyeceğinizi, yerinizden, ayrıca uzun uzun söylemeyin.

Buyurun ve 3 dakika içerisinde sözünüzü tamamlayın. (CHP sıralarından alkışlar)

OYA ARASLI (İçel) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu kürsüde, iki gündür Cumhuriyet Halk Partisine din düşmanlığı yakıştırmasının, özellikle bir partinin -Refah Partisi- sözcüleri tarafından yapılmasının, artık, bir âdet haline getirilmiş olduğunu üzüntüyle izliyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi, hiçbir zaman, kurulduğu günden bu yana, din düşmanlığı yapmamıştır. Belki, din konusundaki anlayışı sizin anlayışısınızdan farklıdır; çünkü, Cumhuriyet Halk Partisi, hiçbir zaman, dinin siyasete alet edilmesini istememiştir. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu açıdan, kurulduğu günden beri, sizlerin, dini, siyasete alet etme anlayışınıza bizim dine bakış açımız uymayabilir; ama, bu, hiçbir zaman din düşmanlığı değildir; aslında, dine gösterilen saygının bir örneğidir. (CHP sıralarından alkışlar) Biz, hiçbir zaman, dini, siyaset meydanlarında kirletmeyi, dini kullanarak kendimize oy toplamayı bir parti ilkesi haline dönüştürmedik.

Bu açıdan, sizin bakışınızla bizim bakışımız arasında fark olması doğaldır; ama, lütfen, artık öğrenin; bunun adı, Cumhuriyet Halk Partisinin tavrının adı din düşmanlığı değil, dine saygının ta kendisidir.

CAFER GÜNEŞ (Kırşehir) – Din istismarcısı...

OYA ARASLI (Devamla) – Diğer taraftan, 8 yıllık kesintisiz zorunlu temel öğretim konusuna gelince: Bu konuda, Cumhuriyet Halk Partisinin görüşleri yıllardan beri bellidir; bize oy veren seçmenlerimiz tarafından ve bütün Türk Ulusu tarafından bilinmektedir; hatta, biz, programlarımızda, bunu, 9 yıl olarak savunduğumuzu açıkça ortaya koyduk. Onun için, bugün, toplumun bu konuda ne söyleceğini bilmeden, oy verdiği partiler arasında Cumhuriyet Halk Partisinin adını zikretmeniz fevkalade yanlıştır.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan; saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Komisyon, söz talebiniz var mı?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Yok efendim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, yerimden bir şey söylemek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

ZEKİ KARABAYIR (Kars) – Onun için halk sizi değerlendirdi ve yüzde 10’a düşürdü.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir dakika, Grup Başkanvekiliniz konuşuyor.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Esas itibariyle, yeni bir sataşmaya mahal olmasını istemiyorum; ancak, Cumhuriyet Halk Partisinin “yeni eğitim düzeni” diye yayımladığı bir metin var.

BAŞKAN – Sayın Kapusuz...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Müsaade edin Sayın Başkan, cümlemi tamamlayayım.

BAŞKAN – Bir dakika Sayın Kapusuz, bir uyarı yapacağım; yeni sataşma demediniz...

Şu an, Sayın Araslı’nın söyledikleriyle ilgili yerinizden bir açıklama yaparsanız, yaparsınız.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Tabiî efendim.

BAŞKAN– Ama, yerinizden, lütfen... Burada, partilerin beyannamelerini filan okuma gibi bir şey başlatırsak, olmaz.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Hayır, okumayacağım. Sadece, kendilerine hatırlatma yapıyorum.

BAŞKAN – Onu, yerinizde de yapabilirsiniz efendim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – 39 uncu sayfanın birinci paragrafını okusunlar; ancak, biz, kesinlikle, Refah Partisi olarak, din istismarı yapmadık; bu ithamı iade ediyoruz.

ALİ RIZA BODUR (İzmir) – Bal gibi yapıyorsun, görenler gerçek sanacak!..

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, biz, inandığımızı yaşamak istiyoruz. Ayrıca, inandığını yaşayan Müslüman dindar kesimin haklarını, her zaman için samimi olarak savunduk, sonuna kadar da savunacağız. (RP sıralarından alkışlar)

MAHMUT IŞIK (Sıvas) – Bu söylediğin de istismar.

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, kitap SHP programıdır, CHP programı değil.

BAŞKAN – Sayın Hacaloğlu, lütfen...

Sayın milletvekilleri, her siyasî parti, kendine yönelik din düşmanlığı yahut istismarcılığı sözünü yanıtlama hakkına sahiptir; çünkü, bu ithamları, iddiaları, burada, bu kürsüden yapmamak gerekir; yapıldığı sürece, elbette yanıt hakkı vardır; ama, bunu, karşılıklı bir tartışmaya dökmeyelim.

V. — KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN

DİĞER İŞLER (Devam)

2. — İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek EğitimiKanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin ve 16 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun İki Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Birgen Keleş’in 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin Yasa Önerisi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 66 Arkadaşının; 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Madde ve İki Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 2 nci Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 65 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in; Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç ve 10 Arkadaşının; Millî Eğitim Temel Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/620, 2/231, 2/515, 2/719, 2/720, 2/891, 2/895) (S. Sayısı : 376) (Dağıtma tarihi : 13.8.1997) (Devam)

BAŞKAN – Sayın Komisyonun söz talebi?..Yok.

Sayın Hükümetin de söz talebi?.. Yok.

Şahsı adına son söz, Sayın Ahmet Doğan; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

AHMET DOĞAN (Adıyaman) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri ve televizyonlarının başında bizleri kırık gönülleriyle seyreden, fedakâr, cefakâr vatan evlatları; hepinizi, saygıyla selamlıyorum.

20 nci Dönem Parlamentosu, demokratik bir senaryoyla karşı karşıya olduğu ve maalesef “reform” diye önümüze getirilen eğitim kargaşası kanun tasarısının 5 inci maddesi üzerinde kişisel kanaatimi arz etmek üzere huzurlarınızda bulunuyorum.

5 inci maddenin sonunda, 8 inci yılın sonunda seçimin, öğrencilerin kendi özgür iradeleriyle bilinçli olarak yapılabilmesi ve güvence altına alınması amaçlarıyla bir yönlendirme yapılacağından bahsediliyor.

Öncelikle, yönlendirmeyi bir tarafa bırakın, bu kararla eğitimi nerede yapacaksınız? Adıyaman Milletvekili olarak, Plan ve Bütçe Komisyonunda da Sayın Bakanıma arz ettim, geçen sene 115 tane köyümüzde birinci dönem hiç okul açılmadı. Anarşi filan söz konusu değil, öğretmensizlik ve okul yetersizliği sebebiyle... Evet, Gergerimde, Sincikimde, Çelikhanımda ve bütün ilçelerimde, maalesef, birçok okul ikinci dönem, vekil öğretmenlerin müdür yetkili tayiniyle açılmıştır. Geçen sene 800 öğretmen eksikti, bu sene 1 500 branş öğretmeni, 425 ilkokul öğretmeni açığına rağmen, Sayın Bakanım, bu eğitimi nasıl yürütecek ki, yönlendirmeyi yapabilsin?!.

Bakınız aziz kardeşlerim, kendi kendimizi aldatmayalım; şu anda Adıyaman’da -resmen bildirilen sonuçlardır- 470 tane dersliğe, 420 ilkokul öğretmenine, 1 500 de branş öğretmenine ihtiyaç vardır ve Sayın Bakanımın iftiharla izah ettiği gibi, evet, Adıyaman’ın 153 okulunda ilköğretime geçilmiş durumdadır. Bu okulların bir, iki örneğini vermek istiyorum: 4 üncü sınıfa kadar okuduğum kendi köyümün okulunda, milletvekili olmama rağmen, iktidarın milletvekili olmama rağmen, maalesef, geçen sene 2 ilkokul öğretmeni, 2 de branş öğretmeni ile tedrisat devam etti. Sağlık ocağını -yıllardır var olmasına rağmen- bir ebeyi gönderemedim.

Efendiler, bu milletin duygularıyla istihza etmeyelim, alay etmeyelim. Evet efendiler_

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – İktidar orada, oraya söyle.

HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Oraya, oraya_

AHMET DOĞAN (Devamla) – İktidar dün oradaydı, bugün burada. 20 yıl, 40 yıl da buralardaydı; onun için endişe duymayınız, biraz sabrediniz. Çelikhan İlköğretim Okulunda 2 tane öğretmen var; birisi resim öğretmeni, birisi de vekil öğretmen, müdür yetkilisi.

Aziz kardeşlerim, geliniz, kendi kendimizi aldatmayalım. Yıllarca, bu memleketi “reformlar” adı altında perişan hale getirdiniz ve sonra, dönüp, bir gerekçe bulmaya çalıştınız. Ne diyorsunuz; Refah Partisi, imam-hatip okullarını arka bahçesi olarak kullandı. El insaf!.. İnsana demezler mi ki, Millî Eğitim Bakanı ne zaman Refah Partili oldu? İmam-hatip okullarının müdürlerini siz tayin edeceksiniz, öğretmenlerini siz tayin edeceksiniz, programını siz ayarlayacaksınız, teftişini siz yaptıracaksınız ve de dönüp diyeceksiniz ki, imam-hatip okulları Refah Partisinin arka bahçesi!.. El insaf!.. Bu memleketi, düşünmüyor sanmayınız aziz kardeşlerim.

İkinci teziniz ne oldu? İkinci teziniz de şuydu: İmam-hatip okulu mezunları, kendi branşları istikametinde okumuyor, görev yapmıyorlar. Evet, 1995 yılında, Millî Eğitim Bakanlığı APK Kurulunun yapmış olduğu bir istatistiği arz ediyorum...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Doğan, 1 dakika içerisinde mikrofon kapanacak.

AHMET DOĞAN (Devamla) – Tamamlıyorum.

Kendi mesleğine yönelişi noktasından, bakınız, kız meslek liseleri yüzde 13, ticaret liseleri yüzde 23, teknik liseler yüzde 25, endüstri meslek liseleri yüzde 25, imam-hatip okulları yüzde 50; yani, burada uydurmuş olduğunuz her şeyi, sadece ve sadece, kendi müdahalenize bir gerekçe olarak ortaya koyuyorsunuz.

Diyorum ki, gelin kardeşler, Çanakkale’de, Kars’ta, Ardahan’da, Kahramanmaraş’ta ve Şanlıurfa’da şehit vermiş evlatlar olarak; benim dedem altı yıl Atatürk’e askerlik yaptı, dedemin de iki amcası şehit oldu ve Gazi Mustafa Kemal, gönderdiği telgrafında diyordu ki: “Kutsal ve yaralı vatanımızın her köşesinde, bugünden itibaren, Hatm-i Şerifleri indirilecek, Buhari-i Şerifi okunulacak.”

Hepinize saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Doğan, teşekkür ediyorum.

Madde üzerinde konuşmalar tamamlanmıştır.

Soru önergelerinin okunması işlemine başlıyoruz.

5 dakika süreyle soru önergelerini okuyacağız.

Soru önergelerini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 376 sıra sayılı tasarının 5 inci maddesiyle yapılan değişiklikle; 23 üncü maddeye eklenen 3 numaralı fıkrayla, rehberlik servislerince gerekli çalışmalar yapılacağı öngörülmektedir. Rehberlik hizmetleri hangi tarihten itibaren, ne zaman ve hangi mekânda, nasıl bir programla verilecektir?

Bu sorunun cevabının, Başkanlığınız delaletiyle, Millî Eğitim Bakanımız tarafından verilmesini saygıyla arz ve talep ederim.

14.8.1997

Ahmet Tekdal Ankara

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Delaletinizle, aşağıdaki soruların Sayın Bakan tarafından cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Ziyattin Tokar Ağrı

Soru:

Doğu Anadolu Bölgesinde, özellikle Ağrı İlinde, bir derslikli okullarda 8 yıllık kesintisiz ilköğretimin yapılabilmesi için programınız nasıldır ve rehberlik öğrenimi için planlarınız var mıdır?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Delaletinizle, Millî Eğitim Bakanına, 8 yıllık kesintisiz eğitim kanun tasarısıyla ilgili olarak aşağıdaki sorularımı sormak istiyorum.

Azmi Ateş İstanbul

1. 8 yıllık zorunlu kesintisiz eğitim dolayısıyla, yönlendirme olmayacağından, çocuklarımızın ara kademelerdeki tercihleri ellerinden alınmakta; sadece, üniversiteye gitme şansları kalmaktadır. Oysa, hepimizin bildiği gibi, ülkemizde bugün bile üniversiteye giremeyen, üniversite kapılarında bekleyen milyonu aşan yığınak, bu yeni düzenlemeyle kat kat artacaktır. Bu problemi çözmek için nasıl bir çare düşünüyorsunuz?

2. Böyle bir tasarıyla, hedefinizin, imam-hatip liselerinin orta kısımlarının ve Kur’an kurslarının kapatılması olduğu, böylece, çocuklarımızın dinini uygun yaşta öğrenmesi yasaklandığı için, hafız olmaları ellerinden alınacağından dolayı, bu yasalaşmanın Anayasamızın 24 üncü maddesine, insan hakları açısından 2 nci maddesine, toplumun huzur ve refahını bozması açısından 5 inci maddesine ve Evrensel İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olduğunu düşünüyor musunuz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Delaletinizle aşağıdaki sorularımın Sayın Millî Eğitim Bakanınca cevaplandırılmasını istiyorum.

Saygılarımla.

Mehmet Emin Aydınbaş İçel

Soru 1. Bu yasayla, genel meslekî ve teknik liselerin orta kısımlarının eğitimi ve öğrenim faaliyetlerinin böyle bir öğretim kademesi olmadığı gerekçesiyle, bu faaliyetler, ilköğretim okulları bünyesine alınıyor.

Bu değişiklik, okulların açılmasına 1 aydan daha az zaman kalması da göz önüne alınacak olursa, gerek finansman gerek fizikî mekân gerek öğretmenleri itibariyle tüm Türkiye sathında gerçekleştirilecek hazırlık ve organizasyon yapılmış mıdır? Yoksa, biz yaptık oldu da veya islim arkadan gelsin zihniyetiyle mi gerçekleştiriliyor?

Soru 2. Kesintisiz, kademesiz, yönlendirmesiz 8 yıllık eğitimin yürütülebilmesi, Anayasanın 24 üncü, 27 nci ve 42 nci maddesine aykırıdır; Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planına aykırıdır; Türk Medenî Kanununun 25 inci maddesine aykırıdır; 265 inci maddesine aykırıdır; 266 ıncı maddesine aykırıdır. Zikredilen yasaların ilgili maddelerini değiştirmeyi düşünüyor musunuz?

Uluslararası antlaşmalardan, Lozan Antlaşmasının 39, 40, 41 ve 42 nci maddelerine aykırıdır. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 18 ve 26 ncı maddelerine aykırıdır. Avrupa insan Hakları Sözleşmesinin 9 uncu maddesi, Helsinki Nihaî Senedi Sonuç Belgesinin 1/7’sine aykırıdır. Bu anlaşmaları iptal etmeyi düşünüyor musunuz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda tevcih ettiğim sualin, delaletinizle, Millî Eğitim Bakanı tarafından cevaplandırılmasını arz ederim.

Bedri İncetahtacı Gaziantep

Sual: Dört kez sorduğum halde cevap alamadığım şu suali tekrar tevcih ediyorum: Mevcut ilköğretim okullarıyla, diğer okullar arasında bir analiz raporu yaptınız mı, yaptınızsa rapor nerededir?

BAŞKAN – Soru işlemleri tamamlanmıştır.

Buyurun Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli üyeler; “rehberlik hizmetleri hangi mekânda ve kimler tarafından verilecektir” sualinin cevabını şu şekilde vermek istiyorum: Bu rehberlik hizmetleri, elbette ki, okullarımızda verilecektir. Rehber öğretmenlerin verdiği kadar, o meslekler konusunda uzman, deneyimli insanların da gelip, çocuklara, doğrudan, birebir bilgi vermesi yoluna da gidilecektir ve böylece çocuklar, sadece öğretmene değil; aynı zamanda, o meslek sahiplerine birebir sual sorup onlardan cevaplarını da alma imkânına sahip olacaklardır.

Diğer konu da, yönlendirme ve mesleğe yöneltme kavramları arasındaki karışıklıktan doğmaktadır. Dünyanın hiçbir yerinde, ilköğretimde bir mesleğe yöneltme yoktur; ama, ilköğretim sırasında, çocuğun becerilerine göre yöneleceği alanlar konusunda teşhis koyup, ona göre bu teşhis, öğretmenler ve aile arasında paylaşılmak suretiyle, çocuğun eğilimlerinin belirlenip o belirlenmiş eğilimlerine göre, fen bilimlerine daha yatkınsa, aile, çocuğu o konuda özendirmek ve okulda ona fırsatlar vermek; buna mukabil, çocuk, sosyal bilimler alanına daha yatkınsa, o alanlarda kendisini fark edip ve ona, o, imkânları sunmak; el becerisine sahipse de, okuldaki işyerlerinde bunu teşhis edebilmek ve çocuğun o yeteneklerini ortaya çıkarıp, hem kendisinin hem de ailesinin çocuğunu tanımasına imkân verilecektir. Bunun, dünyada da uygulanan şekli budur. Çocuk ve aile çocuğun yeteneklerini okul çerçevesinde birlikte keşfederek, daha sonraki eğitim konusunda sağlıklı birer tercihi yapmaları imkânını vermektir.

O nedenle, iki kavramı karıştırmayalım. Birisi, çoçuğun, eğilimlerine göre yönelmesine zemin hazırlamak, diğeri de ilköğretim safhasında bir mesleğe yöneltmek, zorlamak. Bu işte zorlama yoktur; çocuğun yeteneklerinin ortaya çıkması suretiyle, yöneleceği alanı hem kendisinin hem de ailesinin sağlıklı teşhis edebilmesidir. Bu kavram kargaşasından uzaklaştığımız vakit, sağlıklı diyalog kurup, çözüm üretmemiz mümkündür.

Üçüncü olarak, arkadaşlarımızın sorduğu “8 yılı uygulamak için hazırlıklarınız ve organizasyonlarınız var mı” sorusudur. Söylediğim gibi, 1973’ten bu yana sürdürülen şey, artık, bir yıl içerisinde geçiş sürecini tamamlayıp, üç yılın içinde de yerine oturtulabilecek düzeye gelmiştir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Madde üzerinde, 3’ü Anayasaya aykırılık olmak üzere, 7 önerge vardır. Anayasaya aykırılık önergelerinin birini geliş sırasına göre işleme koyacağım.

Şimdi, 5 önergeyi geliş sırasına göre okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 376 sıra sayılı kanun tasarısının 4 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

Yıldırım Aktürk Esat Bütün Refik Aras

Uşak Kahramanmaraş İstanbul

Hüsnü Doğan Ahmet Alkan Yılmaz Karakoyunlu

İstanbul Konya İstanbul

Ülkü Güney Metin Bostancıoğlu Lutfullah Kayalar

Bayburt Sinop Yozgat

Halil Cin

Konya

 

Madde 4.- 14.6.1973 tarih ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 23 üncü maddesine aşağıdaki 3 üncü fıkra eklenmiştir.

“3.- İlköğretimin son ders yılının ikinci yarısında öğrencilere, ortaöğretimde devam edebilecek okul ve programların hangi mesleklerin yolunu açabileceği ve bu mesleklerin kendilerine sağlayacağı yaşam standardı konusunda tanıtıcı bilgiler vermek üzere rehberlik servislerince gerekli çalışmalar yapılır. Öte yandan, öğrencilere, becerilerini ve yeteneklerini belirleme ve geliştirme olanakları, din eğitimi ve öğretimi dışında, ek derslerle veya programlarla sağlanabilir; ancak, bu dersler veya programlar, ilköğretimin gereği olan esas dersleri aksatmayacak ve öğrencilere zihinsel ve bedensel yorgunluğa neden olmayacak ölçüler içerisinde tutulacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 4 üncü maddesiyle, 14.6.1973 ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 23 üncü maddesine eklenen 3 No’lu fıkranın; “İlköğretimin 6, 7 ve 8 inci öğretim yıllarında, öğrencilere, ortaöğretimde devam edebilecek okul ve programların hangi mesleklerin yolunu açabileceği ve bu mesleklerin kendilerine sağlayacağı yaşam standardı konusunda tanıtıcı bilgiler vermek üzere, rehberlik servislerince gerekli çalışmalar yapılır. Bu çalışmalarda bu kanunun 6 ncı maddesi göz önünde tutulur” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Şaban Şevli Ersönmez Yarbay

Van Van Ankara

Ömer Ekinci Latif Öztek Ahmet Derin

Ankara Samsun Kütahya

Ahmet Cemil Tunç Musa Demirci Hanifi Demirkol

Elazığ Sıvas Eskişehir

Hayrettin Dilekcan Tevhit Karakaya Arif Ahmet Denizolgun

Karabük Erzincan Antalya

Süleyman Metin Kalkan Saffet Benli Alaattin Sever Aydın

Hatay İçel Batman

Nezir Aydın Mustafa Bayram Hasan Dikici

Sakarya Van Kahramanmaraş

Azmi Ateş Zülfükar İzol Nedim İlci

İstanbul Şanlıurfa Muş

Muhammet Polat Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz

Aydın Diyarbakır Erzurum

İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı Avni Doğan

İstanbul Amasya Kahramanmaraş

Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener

Kırıkkale Konya Sıvas

Lütfü Esengün Fikret Karabekmez Sait Açba

Erzurum Malatya Afyon

Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan Fethi Acar

Kayseri Sakarya Kastamonu

Lütfi Doğan Ahmet Doğan Ahmet Çelik

Gümüşhane Adıyaman Adıyaman

Ali Oğuz Bülent Arınç Bekir Sobacı

İstanbul Manisa Tokat

Abdullah Arslan Yakup Budak Sıtkı Cengil

Tokat Adana Adana

Celal Esin Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları

Ağrı Ordu İstanbul

Lütfi Yalman İsmail Özgün Mehmet Aykaç

Konya Balıkesir Çorum

Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş

Giresun Mardin Trabzon

Zeki Ergezen Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata

Bitlis Bitlis Bingöl

Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan Musa Okçu

Bingöl Elazığ Batman

Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız Seyit Haşim Haşimi

Elazığ Muş Diyarbakır

Yakup Hatipoğlu Naci Terzi Mehmet Sılay

Diyarbakır Erzincan Hatay

Mustafa Köylü Nurettin Aktaş Bedri İncetahtacı

Isparta Gaziantep Gaziantep

Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu

İstanbul Gaziantep İstanbul

Mehmet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş

Siirt Siirt Kilis

T.Rıza Güneri

Konya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 4 üncü maddesiyle, 14.6.1973 ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 23 üncü maddesine eklenen 3 No’lu fıkranın; “İlköğretimin 4 ve 5 inci öğretim yıllarında, öğrencilere, ortaokulda devam edilebilecek okul programlarının hangi mesleklerin yolunu açabileceği ve bu mesleklerin kendilerine sağlayacağı yaşam standardı konusunda tanıtıcı bilgiler vermek üzere, rehberlik servislerince gerekli çalışmalar yapılır” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Sıddık Altay Fethullah Erbaş Şaban Şevli

Ağrı Van Van

Ersönmez Yarbay Ömer Ekinci Latif Öztek

Ankara Ankara Samsun

Ahmet Derin Musa Demirci Muhammet Polat

Kütahya Sıvas Aydın

Mustafa Bayram Tevhit Karakaya Osman Hazer

Van Erzincan Afyon

Nedim İlci Nezir Aydın Saffet Benli

Muş Sakarya İçel

Arif Ahmet Denizolgun Hayrettin Dilekcan Hasan Dikici

Antalya Karabük Kahramanmaraş

Azmi Ateş Zülfükar İzol Ahmet Cemil Tunç

İstanbul Şanlıurfa Elazığ

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener Lütfü Esengün

Konya Sıvas Erzurum

Fikret Karabekmez Sait Açba Nurettin Kaldırımcı

Malatya Afyon Kayseri

Cevat Ayhan Ahmet Doğan Ahmet Çelik

Sakarya Adıyaman Adıyaman

Ali Oğuz Bülent Arınç Bekir Sobacı

İstanbul Manisa Tokat

Abdullah Arslan Yakup Budak Sıtkı Cengil

Tokat Adana Adana

Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları Lütfi Yalman

Ordu İstanbul Konya

İsmail Özgün Mehmet Aykaç Turhan Alçelik

Balıkesir Çorum Giresun

Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen

Mardin Trabzon Bitlis

Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu

Bitlis Bingöl Bingöl

Hasan Belhan Musa Okçu Ömer Naimi Barım

Elazığ Batman Elazığ

Sabahattin Yıldız Naci Terzi Süleyman Metin Kalkan

Muş Erzincan Hatay

Mehmet Sılay Mustafa Köylü Nurettin Aktaş

Hatay Isparta Gaziantep

Mehmet Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu

Gaziantep İstanbul Gaziantep

Hüseyin Kansu Mustafa Kemal Ateş T. Rıza Güneri

İstanbul Kilis Konya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 4 üncü maddesiyle, 14.6.1973 ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 23 üncü maddesine eklenen 3 No’lu fıkranın; “İlköğretimin 5 inci sınıfında, bu yasanın 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki hükmüne uygun olarak, öğrencilere, ortaokulda devam olunacak okul ve programların hangi mesleklerin yolunu açabileceği ve bu mesleklerin kendilerine sağlayacağı yaşam standardı konusunda tanıtıcı bilgiler verilmek üzere, rehberlik servislerince gerekli çalışmalar yapılır” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Sıddık Altay Fethullah Erbaş Şaban Şevli

Ağrı Van Van

Ersönmez Yarbay Ömer Ekinci Latif Öztek

Ankara Ankara Samsun

Ahmet Derin Muhammet Polat Musa Demirci

Kütahya Aydın Sıvas

Mustafa Bayram Tevhit Karakaya Alaattin Sever Aydın

Van Erzincan Batman

Lütfi Yalman Osman Hazer Nedim İlci

Konya Afyon Muş

Nezir Aydın Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun

Sakarya İçel Antalya

Hasan Dikici Azmi Ateş Zülfükar İzol

Kahramanmaraş İstanbul Şanlıurfa

Ahmet Cemil Tunç Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz

Elazığ Diyarbakır Erzurum

İsmail Kahraman Cemalletin Lafçı Avni Doğan

İstanbul Amasya Kahramanmaraş

Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener

Kırıkkale Konya Sıvas

Lütfü Esengün Fikret Karabekmez Sait Açba

Erzurum Malatya Afyon

Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan Fethi Acar

Kayseri Sakarya Kastamonu

Lütfi Doğan Ahmet Doğan Ahmet Çelik

Gümüşhane Adıyaman Adıyaman

Ali Oğuz Bülent Arınç Bekir Sobacı

İstanbul Manisa Tokat

Abdullah Arslan Yakup Budak Sıtkı Cengil

Tokat Adana Adana

Celal Esin Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları

Ağrı Ordu İstanbul

İsmail Özgün Mehmet Aykaç Turhan Alçelik

Balıkesir Çorum Giresun

Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen

Mardin Trabzon Bitlis

Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu Bitlis Bingöl Bingöl

Hasan Belhan Musa Okçu Ömer Naimi Barım

Elazığ Batman Elazığ

Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi Yakup Hatipoğlu

Muş Diyarbakır Diyarbakır

Naci Terzi Süleyman Metin Kalkan Mehmet Sılay

Erzincan Hatay Hatay

Mustafa Köylü Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı

Isparta Gaziantep Gaziantep

Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu

İstanbul Gaziantep İstanbul

Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş

Siirt Siirt Kilis

T. Rıza Güneri

Konya

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okuyacağımız önerge, Anayasaya aykırılık önergesidir. Okunduktan sonra işleme koyacağım ve oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 4 üncü maddesi, Anayasanın 5, 11, 17, 24, 42 nci maddelerine aykırıdır.

Konunun bu yönüyle değerlendirilmesini ve maddenin reddini arz ve talep ederiz.

Fethullah Erbaş Remzi Çetin Lütfü Esengün

Van Konya Erzurum

T. Rıza Güneri Hayrettin Dilekcan Mustafa Hasan Öz

Konya Karabük Ordu

Yaşar Canbay Mehmet Sıddık Altay Mustafa Kamalak

Malatya Ağrı Kahramanmaraş

Mehmet Ali Şahin İsmail Özgün

İstanbul Balıkesir

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN – Önerge sahibi olarak Sayın Mehmet Ali Şahin; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Sayın Başkan, Meclisimizin değerli üyeleri; eğitim alanında yeni düzenlemeler yapmayı amaçladığı ifade edilen ve bu iddiayla önümüze getirilen tasarının 5 inci maddesini görüşüyoruz. Tasarının 5 inci maddesiyle, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 23 üncü maddesine yeni bir fıkra eklenmektedir. Bu fıkranın Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle verilen önerge üzerinde söz aldım; hepinize saygılarımı sunuyorum.

Halen yürürlükte bulunan Millî Eğitim Temel Kanununun 23 üncü maddesi “Amaç ve Görevler” başlığını taşımaktadır ve iki fıkradan ibarettir. Şimdi, tasarıyla bu maddeye yeni bir fıkra eklenmektedir.

Değerli arkadaşlarım, tasarının tümü olduğu gibi, bu yeni fıkra da Anayasanın birçok maddesine aykırılık taşımaktadır. Ayrıca, yeni fıkra, bahis konusu kanunun 6 ncı maddesiyle ve bu maddenin, yani 23 üncü maddenin diğer fıkralarıyla da çelişki halindedir. Niçin çelişki halindedir, niçin Anayasaya aykırıdır?

Önce, yeni fıkra ne getiriyor, kısaca onu görelim. Yeni fıkra şunu getiriyor: İlköğretimin son ders yılının ikinci yarısında öğrencilere rehberlik servisi yapılacaktır. Yarım ders yılı içinde bu rehberlik elemanları ne yapacaklardır; şunu yapacaklardır: Öğrenci hangi mesleği seçerse, bu meslek kendisine hangi yaşam standardını sağlayacaktır; yani, hangi meslek kendisine ekonomik olarak ne kazandıracaktır; bu konuda öğrencilere yardımcı olacaktır.

Değerli arkadaşlarım, bu yaklaşım tarzı, millî eğitimin amacı olamaz ve bu, bir yönlendirme de sayılamaz; çünkü, millî eğitimin amacı, ilgili maddede şöyle belirtilmiştir: “Her Türk çocuğunu ilgi, istidat ve kabiliyetleri yönünden yetiştirerek hayata ve üst öğrenime hazırlamaktır.” 8 yıl boyunca eğitim verdiğimiz öğrencinin ilgi alanı nedir, istidatı nedir, kabiliyeti nedir, ilgilenmeyeceğiz; ilköğretimin son ders yılının ikinci yarısına gelindiğinde, rehberlik uzmanlarınca, kendisine, 8 yıldan sonra devam edeceği okul ve programların hangi yaşam standardını sağlayacağını anlatacağız!..

Değerli arkadaşlarım, bu, hem millî eğitimin amacı açısından yanlıştır hem de yöneltme ve yönlendirme açısından yanlıştır; çünkü, 1739 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde “fertler, eğitimleri süresince, ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda çeşitli programlara veya okullara yöneltilerek yetiştirilirler” denilmektedir ve bu hükmü, bu fıkrayı, biz aynen muhafaza ediyoruz; tasarı da bunu değiştirmiyor. Bu kanunun bu fıkrası diyor ki, yönlendirme, eğitim süresince yapılır. Peki, eğitim süresi ne zaman başlar; hiç şüphesiz, eğitim süresi de, eğitimle başlar. Peki, tasarıyla ne getirilmek isteniyor; yönlendirme 8 yıldan sonra başlayacak. Bu, bir çelişki değil mi?

Bu tasarıyla kanuna monte edilmek istenen yeni fıkralar, maalesef, Millî Eğitim Temel Kanununu âdeta bir curcunaya çevirmektedir. Peki, bunun sebebi nedir; değerli arkadaşlarım, bu tasarı aceleye getirilmiştir; bu tasarı, Hükümetin eline, âdeta tutuşturuluvermiştir; bu tasarının ülke gerçekleriyle hiçbir ilgisi yoktur.

Halen yürürlükte bulunan 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu, yılların tecrübeleri sonucu ortaya çıkmış olan bir temel yasadır. Bu temel yasa, zaten şu haliyle, 8 yıllık eğitimi yirmidört yıldır bünyesinde taşımaktadır; sadece, bu kanunun geçici 2 nci maddesine göre “zorunlu” değildir. O halde, yapılması gereken nedir; bu kanunun geçici 2 nci maddesini yürürlükten kaldırarak 8 yıllık eğitimi zorunlu hale getirmektir. Eğer böyle yapılmış olsaydı, Hükümet böyle davranmış olsaydı, bu kadar kargaşaya, bu kadar gürültüye, bu kadar sıkıntıya gerek kalmazdı; toplumsal uzlaşmayı bozmaya, iç barışı zedelemeye hiç lüzum kalmazdı. Zaten, Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı da ilköğretimin kademeli olacağını düzenlemiyor mu? Ama bu yapılmadı; Hükümet bunu yapmadı; Anayasaya aykırı, ülke gerçeklerine aykırı bir yola gidildi.

Bu tasarıyı getirenler hata yaptılar; bu tasarıyı getirtenler de hata yaptılar; hata yaptıklarını yakında anlayacaklardır.

(Mikrofon otomotik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Sayın Başkanım, bitiriyorum; 1 dakika daha rica ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Yanlışta ısrar şunu gösteriyor ki, Hükümetin, Hükümete destek veren partilerin bu tasarıdaki amacı 8 yıllık zorunlu eğitim değil. Eğer, öyle olsaydı, biraz önce söylediğim gibi, bir madde değişikliğiyle zorunlu eğitime geçmiş olurduk. Maalesef, amaç, dinî eğitime balta vurmaktır, her türlü meslek eğitimine darbe vurmaktır.

Bunu yapacaksınız da elinize ne geçecek!.. Hiçbir şey geçmeyecek. Bunu, Stalin de yapmaya kalkıştı, Mao da yapmaya çalıştı, Enver Hoca da yapmaya kalkıştı; ama, başaramadı; siz de başaramayacaksınız. Sizleri dostça uyarıyorum ve diyorum ki: “Hakkın sillesinin sadası olmaz; vurursa, vallahi, devası olmaz.”

Hepinize saygılar sunuyorum. (RP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şahin.

Anayasaya aykırılık önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeleri, aykırılık derecelerine göre okutup işleme koyacağım:

Fethullah Erbaş ve Arkadaşlarının önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kanunun 23 üncü maddesine eklenen 3 No’lu fıkranın; “İlköğretimin 6, 7 ve 8 inci öğretim yıllarında, öğrencilere, ortaöğretimde devam edebilecek okul ve programların hangi mesleklerin yolunu açabileceği ve bu mesleklerin kendilerine sağlayacağı yaşam standardı konusunda tanıtıcı bilgiler vermek üzere, rehberlik servislerince gerekli çalışmalar yapılır. Bu çalışmalarda bu kanunun 6 ncı maddesi göz önünde tutulur” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge sahipleri adına, Sayın Mikail Korkmaz; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu Meclis, bugünlerde, tarihî bir görevle karşı karşıya bulunuyor. Bu tarihî görev, onları, tarihin derinliklerinde yazacak, nesillerine yâd ettirecek.

Bir nesil yok edilmek isteniyor; kurtlar sofrasında bu nesil yenmek isteniyor. Yiyemeyeceksiniz; çünkü, midenize oturacak. İmam-hatipliler, böyle, gün ortasında yenecek bir nesil değildir.

Özgürlüklerin bol olduğu bir dönemde, bu okullar, 1950’lerde, demokratlığın ve özgürlüğün bir sembolü olarak, vatan evlatları tarafından kurulmuş ve halkın hizmetine sunulmuştur. Ne yazık ki, 1997’de, yeniden bir kararla karşı karşıya bulunuyoruz. Onun için, sayın ANAP’lı dostlar, bakınız, ANAP utanıyor, DSP ve CHP zafer sarhoşluğu içinde. Bakınız, ANAP’lılar bu ayıbı mazur göstermeye çalışıyorlar, CHP ve DSP’liler ise 1946’yı ihya etmenin sarhoşluğunu yaşıyorlar...

ALİ ŞAHİN (Kahramanmaraş) – Saçmalama!

İSMET ÖNDER KIRLI (Balıkesir) – Kışkırtıcılık yapma!

MİKAİL KORKMAZ (Devamla) – ANAP, bundan böyle hep utanacak, hep kendisini savunacak. Muhafazakâr bir kitleden oy alıp, CHP ve DSP’nin emrine girmek kolay mıdır?! İmam-hatipler ANAP’ın midesine öyle oturacak ki, o parti bunun bedelini yarın ödeyecek, yarınlarda da ödeyecektir.

ANAP’lılar şöyle bir etrafına baksın; onlara “aferin’ diyen bir ANAP’lı var mıdır ?.. Medyaya baksınlar; oylarını ANAP’a vermiş, etraflarında, tek bir kişi var mı?.. Yarın oylarını ANAP’a verecek bir tek kişi var mı?.. ANAP yönetimi, muhtemel ki, gelecek seçimlerde CHP ve DSP’den aday olacak, onların flamalarıyla kendi illerine gideceklerdir.

Türkiye’de “sol” denen şey, sol mudur; o, tartışılabilir; ama, siz, şu, kırık dökük CHP zihniyetini, 1946’dan sonra tarihe karışan “devlet adına milleti belirleme” politikasını ihya ettiniz. Bu utanç, sizlere yeter de artar bile.

İmam-hatipler midenize oturacak; bundan emin olunuz. Orada okuyan garip Anadolu çocukları rüyalarınıza girecek; orada çocukları okuyan garip Anadolu insanları uykularınızı bölecek. O okulları ekmeğinden kestiği paralarla yaptıranlar, sizi sandığa gömecek. Bu halkın, belki politikacıyı yamultma için maddî gücü yok; ama, halk, artık, politikacıyı sandıkta terbiye etmesini çok iyi öğrendi. İsterseniz, gidin, Turgut Sunalp’a ve Kenan Evren’e sorun. O halkı arayacaksınız; bir gün onlardan af dileyeceksiniz; ama, o, sizin, sandıktaki tükenişinizi, arayışınızı seyredecek. Belki bu yaptığınızın nasıl bir tarihî hata olduğunu anlayacak kavrama gücünüzü kaybettiniz; ama, içinizden bir Cemil Çiçek var, halkın vicdanı gibi haykırıyor; duymuyor musunuz?! “Nereye?” diye soruyor; anlamıyor musunuz?!

Buradan, ANAP’daki sağduyululara sesleniyorum; onlara çağrım var...

NİHAT MATKAP (Hatay)) – Maddeyle ilgili konuş.

MİKAİL KORKMAZ (Devamla) – Bu intihar timinde pisi pisine tükenmemek için, hâlâ neyi beklemektesiniz? Mecliste söylenecek bir sözünüz mü var ? Bu partiyi CHP zihniyetine teslim mi ettiniz? Eğer, bir teslim oluş söz konusu ise, siz, neredesiniz? İçinizde kaç kişi bu intihar yürüşünün önüne atılıp “beni çiğnemeden buradan geçmezesiniz” diyecek? Sayın Güner, Sayın Keçeciler, size söylüyorum; siz biliniz ki, biz biliriz ki, imam-hatiplilerin en yaramazları bile, zor günlerinde, yüreklerini dinlerler. Keçeciler’e bakıyorum; 1970’lerde israf ekonomisini...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, 1 dakika içinde toparlayın.

MİKAİL KORKMAZ (Devamla) – ...Ege Üniversitesinde satıp, ekmeğini kazanan Sayın Güner’in imam-hatipli öğrencilerine bakıyorum; onlar, sizi arayacaklardır. Hatinoğlu’na bakıyorum, Sayın Sağdıç’a bakıyorum, Yavuz’a bakıyorum, Yaşar Okuyan’a bakıyorum, bakıyorum, tüm ANAP’lılara bakıyorum... (ANAP sıralarından gürültüler) Geliniz, bu hatadan dönünüz; çünkü, bu hata, sizi, tarihin derinliklerine gömecek ve -inşallah böyle yazmaz; ama, öyle düşünüyorum- mezar taşınıza şöyle yazacağından korkuyorum: “Bunlar, vatana, Türk Milletine, garip Anadolu insanına ihanetten suçludurlar, suçlu ayağa kalk!..”

Hürmetlerimi sunarım efendim. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Sıddık Altay ve Arkadaşlarının önergesi:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kanunun 23 üncü maddesine eklenen 3 No’lu fıkranın; “İlköğretimin 4 ve 5 inci öğretim yıllarında, öğrencilere, ortaokulda devam edilebilecek okul programlarının hangi mesleklerin yolunu açabileceği ve bu mesleklerin kendilerine sağlayacağı yaşam standardı konusunda tanıtıcı bilgiler vermek üzere, rehberlik servislerince gerekli çalışmalar yapılır” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN– Sayın Hükümet?..

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge sahibi olarak, Sayın Memet Emin Aydın; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

MEMET EMİN AYDIN (Siirt) – Muhterem Başkan, değerli milletvekilleri; 8 Yıllık Kesintisiz Zorunlu Eğitim Kanun Tasarısının 5 inci maddesi üzerinde verilen önerge hakkında söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir ülkenin geleceğine yapılacak en iyi yatırım, insan eğitimine yapılan yatırımdır. Yoksulluk zincirini kıran dünyanın uygar toplumlarının eğitim sayesinde modern hale geldiklerini çok iyi biliyoruz; ancak, söz konusu uygar ülkeler, halkıyla el ele verip, nitelikli, topluma yararlı ve kendileriyle barışık insan yetiştirebilmek için uzun zaman çalışarak, kendi kararlarını kendileri verdiler.

Ülkemizdeki uygalama ise, tam bunun tersi. Toplumla barışmadan, uzlaşmadan, eğitim otoritelerinden bilgi almadan, dayatmacı bir tutumla, zorunlu kesintisiz 8 yılı önümüze getirdiniz. Şimdi, soruyorum size; yasa tasarısı hazırlanırken, bugüne kadar, bir millî eğitim müdürüyle, ilçe millî eğitim müdürüyle, öğretmenlerle bu konuyu hiç görüştünüz mü; hayır. Uygulayıcı öğretmenleri arayıp, görüştünüz mü; hayır.

YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) – Millî Eğitim Şûrası bir şey anlatmıyor mu?..

MEMET EMİN AYDIN (Devamla) – Fizikî, malî, hukukî, psikolojik ve sosyal imkânları araştırdınız mı?..

YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) – Millî Eğitim Şûrasını gözden uzak tutmayın.

MEMET EMİN AYDIN (Devamla) – Bütün bunları araştırmadan, bir plan, bir program yapmadan, Türkiye’nin eğitim haritasını çıkarmadan, hangi akılla yola çıktınız?.. Bu aklı size veren kim?.. Batıyı taklit etmeye çalışıyorsunuz; ama, onların kullandığı bilimsel metotları kullanmıyorsunuz; fizibilite, önaraştırma dedikleri çalışmalardan, maalesef, yoksunsunuz; zira, pilot okullarda başlaması gereken eğitim süreci -eski tabirle- karakucak güreşi dediğimiz yönteme dönmüş durumda.

Yoksulluğun ve mutsuzluğun hüküm sürdüğü geri kalmış ülkelerin eğitim modellerini Türkiye’de uygulamak isteyen iktidar mensupları Avrupa’yı yakalayayım derken, yanlışlıkla Afrika’yı mı yakaladılar?! Fransa, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerin eğitim modelleri varken, neden, Kenya, Tanzanya, Afganistan gibi, bizi otuz yıl geriden takip eden ülkelerin modelleri seçiliyor? Sosyal devlet, hukuk devleti kavramını bilmeyenler, bunun cevabını veremezler. Gerçek laiklik ve Atatürkçülükle yakından uzaktan hiçbir ilgileri olmayanlar, bugün görüyoruz ki, ikballeri uğruna, bu değerleri sömürmeye ve kendilerini semirmeye devam ediyorlar; insafsızca, bu güzel değerlerin omuzlarına basa basa hedeflerine varmaya çalışıyorlar ve bu işi de beceriyorlar. Toplumdan gerekli desteği bulamayanlar, hazır lokma ve kestirmeden hedeflerine varıyorlar; bir ayaklarını da yargının omuzlarına koymaya çalışıyorlar; ama, ayakları kayıyor; işleri güçleri, şunun bunun omuzlarına basıp tırmanmak.

Değerli milletvekilleri, kesintisiz 8 yılı kabul etmekle, şimdi bu Parlamentoda oturan bütün milletvekilleri, kendi öğrenimlerini inkâr mı ediyorlar?! Çünkü, Mustafa Kemal 5+3’ü okumuştu, İsmet İnönü 5+3’ü okumuştu; Celal Bayar, Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk, Kenan Evren ve Süleyman Demirel dahil bütün cumhurbaşkanları 5+3’ü okumuştu; başbakanlar, milletvekilleri, Millî Güvenlik Kurulu üyeleri 5+3’ü okumuştu; bütün üniversite rektörleri, bürokratlar, ülkenin aydınları 5+3’ü okumuştu.

Şimdi, başta Sayın Baykal’a, Sayın Ecevit’e ve Sayın Mesut Yılmaz’a soruyorum...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Aydın, lütfen, 1 dakika içerisinde toparlayın.

MEMET EMİN AYDIN (Devamla) – ... Yetiştiğiniz, öğrenim gördüğünüz okullar 5+3 değil miydi, bilginizden ve becerinizden şüphe mi ediyorsunuz; böyle bir sorununuz var mı? Öyle umuyorum ki, yoktur. Burada oturan bütün milletvekilleri, nitelikli, bilgili, becerilidirler ve okumuş oldukları okullarda gerçekten çok nitelikli bir şekilde yetişmişlerdir. Okuduğumuz bu okullardan da, gerçekten gurur ve mutluluk duyuyoruz.

Konuşmamı bir atasözüyle bitiriyorum: İğneyi, önce kendimize, sonra çuvaldızı başkasına...

Hepinize teşekkür ediyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Van Milletvekili Fethullah Erbaş ve Arkadaşlarının Önergesi:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kanunun 23 üncü maddesine eklenen 3 nolu fıkranın “ilköğretimin 5 inci sınıfında, bu Yasanın 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki hükme uygun olarak, öğrencilere ortaokulda devam edilecek okul ve programların hangi mesleklerin yolunu açabileceği ve bu mesleklerin kendilerine sağlayacağı yaşam standardı konusunda tanıtıcı bilgiler vermek üzere rehberlik servislerince gerekli çalışmalar yapılır” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLİ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Ömer Faruk Ekinci; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

ÖMER EKİNCİ (Ankara) – Muhterem Başkan, muhterem milletvekilleri; ülkemizin 70 milyonunu yediden yetmişe ilgilendiren bir tasarıyı görüşüyoruz. Aslında, ülkemizde, eğitimde fırsat eşitliğinde çok büyük dengesizlikler varken, bir dengesizliği de bu tasarı getirecek ve şimdiye kadar, kayıtlardan başlayarak, kıyafetten, kırtasiyeden servise kadar bu ülkede sıkıntı çeken insanlarımızın problemleri çözülmemişken, ülkemiz insanına yeni problemler ekleyecek. Ülkemiz insanına hiçbir katkısı bulunmayan bir yasa tasarısıyla karşı karşıyayız.

Değerli milletvekilleri, ilkokula çocuğumuzu götürdüğümüz zaman, benim gösterdiğim mağazadan kıyafetini alacaksın, benim gösterdiğim kırtasiyeden kırtasiyeni tamamlayacaksın, benim gösterdiğim şirketin servisine bindireceksin, öğleyin de karnını doyuracak kadar bir harçlık vereceksin; fakat, kafa yapısına karışmayacaksın, kafa yapısını ben düzenleyeceğim diye zaten yıllardan beri böyle bir dayatmayla karşı karşıyayız.

Başka bir dayatma, eğitimde fırsat eşitliği Anayasamızın maddelerinde yazılı olmasına rağmen, İzmir’de, Ankara’da, İstanbul’da özel kolejlerde, özel dershanelerde özel eğitim yapanlar ile ülkemizin ücra köşelerinde okula, ısınmak için, elinde tezeği, elinde odunuyla giden, kar üzerinde düşe kalka okuluna giden, ortaöğretimde belki de ömür boyu meslek dersi öğretmeni görmeyen, liseyi zar zor bitiren insanımızı, biraz evvel sıraladığım özel kolejlerde, özel dershanelerde özel eğitimlerle yetişmiş kişilerle birlikte üniversite kapısında aynı imtihana tabi tutarak, yıllardan beri bu dayatma sürüp gitmiştir. Bundan sonraki dayatmayı, İktidarı oluşturan partilerin halkımıza takdim şekli başkadır; muhalefette çırpınanların, halkımızın, tabanda çırpınarak demokratik haklarını kullanmak isteyenlerin takdim şekli başkadır.

Şu anda, tasarı üzerinde iki takdim şekli vardır: Bunlardan bir tanesi, Sayın Başbakanımız başta olmak üzere, İktidarı oluşturan siyasî partilerin sözcüleri, burada ve milletimizin önünde “imam hatipler kesinlikle kapanmayacaktır” dedikleri halde; muhalefet tarafından, taban tarafından, halkımızın birçoğu tarafından bunun tam tersi iddia edilmektedir. İmam-hatiplerin orta kısımlarına ve Kur’an kurslarımıza 1997-1998 ders yılında öğrenci alınmayacağı gerçeği ortadayken, Sayın Başbakanımız, meseleyi halkın önünde biraz daha çarpıtarak “benim zamanımda Kur’an kursları kapanmayacak, benim zamanımda imam-hatipler kapanmayacak; Erbakan zamanında Kur’an kursları kapanmıştır” diyerek, milletimize başka bir işaret, başka bir hedef göstermektedir.

Refahyol Hükümeti döneminde, belki, ruhsat almamış, ruhsatlarını tamamlamamış ve ruhsatları Millî Eğitim Bakanlığı tarafından tasdik edilmemiş birkaç tane Kur’an kursu kapanmış olabilir. Ben huzurlarınızda şunu söylemek istiyorum...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Ekinci, 1 dakikalık toparlama süreniz var.

ÖMER EKİNCİ (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, iktidarıyla muhalefetiyle, bu meseleyi halkımızın önünde dosdoğru ortaya koymamız lazım. İktidar, muhalefetin söylediğinin tersini söylüyor; muhalefet, İktidarın söylediğinin tersini söylüyor; halkımız, hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğunu, ancak buradaki konuşmalarımızla seçecektir; fakat, burada, birkısım milletvekillerimizin, kendisi, belki seçim bölgesinde 5 bin oy aldığı halde, bir başka bölgeden 100 bin oyla seçilmiş milletvekilini hakir görmesinin, konuşmalarını hakir görmesinin ve burada, ona hakaret etmeyi, milletvekilliğinin bir nevi örneğiymiş gibi sunmasının yanlış olduğunu, huzurlarınızda beyan ediyorum.

Değerli kardeşlerim, bu ülke hepimizindir...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Ekinci, teşekkür ediyorum.

ÖMER EKİNCİ (Devamla) – Sayın Başkan, teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Son önergeyi okutuyorum:

Uşak Milletvekili Yıldırım Aktürk ve Arkadaşlarının Önergesi:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kanun tasarısının 4 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

“Madde 4.- 14.6.1973 tarih ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 23 üncü maddesine aşağıdaki 3 nolu fıkra eklenmiştir.

“3- İlköğretimin son ders yılının ikinci yarısında öğrencilere, ortaöğretimde devam edebilecek okul ve programların hangi mesleklerin yolunu açabileceği ve bu mesleklerin kendilerine sağlayacağı yaşam standardı konusunda tanıtıcı bilgiler vermek üzere rehberlik servislerince gerekli çalışmalar yapılır. Öte yandan, öğrencilere, becerileri ve yeteneklerini belirleme ve geliştirme olanakları, din eğitimi ve öğretimi dışında, ek derslerle veya programlarla sağlanabilir; ancak, bu dersler veya programlar, ilköğretimin gereği olan esas dersleri aksatmayacak ve öğrencilere zihinsel veya bedensel yorgunluğa neden olmayacak ölçüler içinde tutulacaktır.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun)– Önergeye katılıyoruz.

BAŞKAN – Çoğunluğunuz yok herhalde; çoğunluğunuz olmadığı için katılamıyorsunuz sanıyorum.

Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Komisyon, çoğunluğu olmadığı için katılamadığından, önerge sahibi olarak, Sayın Yıldırım Aktürk’e söz veriyorum.

Buyurun.

YILDIRIM AKTÜRK (Uşak) – Komisyon çoğunluğu var.

BAŞKAN – Efendim, o zaman size söz veremem. (DSP sıralarından “Komisyon çoğunluğu var” sesleri)

Efendim, görmem ve saymam lazımdı. Komisyonun, böyle bir durumda, katılacaksa, belli bir yerde oturmasını rica ediyorum.

Buyurun Sayın Aktürk.

YILDIRIM AKTÜRK (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, ben, Anavatan Partisi Grubu adına, biraz evvel, madde üzerindeki görüşlerimizi açıklarken de bu meseleye değinmiştim. Tabiî, ortaya yeni bir tablo çıktı; eski 4 üncü maddenin, bir anlamda, yürürlük kazanmaması dolayısıyla; ancak, önce, birinci yaklaşımımız, bu eski 5 inci yeni 4 üncü maddedeki bir rehberlik kolaylığını daha da geliştirerek, hakikaten daha geniş bir konsensüse kavuşacak şekilde düzenlenmesinin yararı üzerinde tartışmaktır.

Önergemizde de işaret ettiğimiz gibi, öğrencilere, becerilerini ve yeteneklerini belirleme ve geliştirme olanaklarını, ek derslerle ve programlarla sağlamak amaçlanmaktadır. Çok geniş tartışmalar da, bu minval üzerinde yapılmıştır; gerek Komisyonumuzda gerek burada; hatta, Anayasaya aykırılık konusu, Yedinci Beş Yıllık Plana uygun olmadığı için de, bu meseleden dolayı çıkmıştır. Eğer, bu paragraf, arz ettiğimiz şekilde kabul görürse, hem Anayasaya aykırılık argümanları köklü bir şekilde çürütülmüş olacak -bu açıdan bakıldığında- hem de rehberlik konusu, sadece, çok sığ ve sınırlı bir madde olmak yerine, zenginleştirilmiş ve ara insan gücü hazırlama açısından teçhiz edilmiş ve güzelleştirilmiş bir madde olarak ortaya çıkacaktır.

LÜTFİ YALMAN (Konya) – “Din eğitimi dışında” diyor değil mi?

YILDIRIM AKTÜRK (Devamla) – Ancak “din eğitimi ve öğretimi dışında” ibaresi, 4 üncü madde bu kanun metninde olduğu için böyle kaleme alınmıştır. Takdir edersiniz ki, burada, en doğrusu, bu maddeyi güzelleştirmek ve gerekiyorsa, din eğitimi ve öğretimi konusunda da, bu kanun yürürlük kazanmadan, bu boşluğu giderecek bir uzlaşma metni üzerinde anlaşmaktır.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aktürk.

Önergeyi oylarınızı sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, Divan üyesi arkadaşlarım, bana mutakabatlarını bildirmeden sonucu açıklamıyorum; onun için devam edeceğim.

Şimdi, maddeyi oylarınıza sunacağım; madde için açık oylama talebi vardır; okutup, imza sahiplerini arayacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan tasarının 4 üncü maddesi için yapılacak oylamanın açık oylamayla yapılmasını arz ederiz.

Naci Terzi?.. Burada.

Muhammet Polat?.. Burada.

Lütfi Yalman?.. Burada.

Aslan Polat?.. Burada.

İsmail Özgün?.. Burada.

Abdullah Örnek?.. Burada.

Mehmet Emin Aydınbaş?.. Burada.

Rıza Güneri?.. Burada.

Ejder Arvas?.. Burada.

Musa Uzunkaya?.. Burada.

Murtaza Özkanlı?.. Burada.

Cemalettin Lafçı?.. Burada.

Şaban Şevli?.. Burada.

Mikail Korkmaz?.. Burada.

Kemal Albayrak?.. Burada.

Yaşar Canbay?.. Burada.

Cafer Güneş?.. Burada.

Kâzım Arslan?.. Burada.

Sıtkı Cengil?.. Burada.

Salih Katırcıoğlu?.. Burada.

BAŞKAN – Açık oylamanın, kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler.. Kabul edilmiştir.

Kupalar sıralar arasında dolaştırılsın.

(Oylar toplandı)

BAŞKAN – Oyunu kullanmayan sayın milletvekili var mı? Yok.

Oy verme işlemi bitmiştir.

Kupalar kaldırılsın.

(Oyların ayırımına başlandı)

VI. — SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2. — Ankara Milletvekili Agâh Oktay Güner’in, Kırıkkale Milletvekili Mikail Korkmaz’ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Agâh Oktay Güner, Başkanlığımıza başvurarak, Kırıkkale Milletvekili Sayın Mikail Korkmaz’ın, konuşmasında, adını zikrederek, Anadolu insanına ihanet ettiğini söylediğini vurguluyor ve İçtüzüğün 69 uncu maddesine göre, adı zikredilen konuda açıklama hakkı istiyor. O sırada, ben de, Sayın Korkmaz’a müdahale etme durumundaydım sonunda...

Bu nedenle, bu konuda, adı zikredilen konuşmayla ilgili açıklama hakkını kullanmak ve 3 dakikayla sınırlı olmak üzere, Sayın Agâh Oktay Güner; buyurun. (ANAP sıralarından alkışlar)

Lütfen, yeni bir sataşmaya ve açıklamaya imkân vermeyelim.

AGÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Başkanlık Divanını ve Muhterem Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, biraz önce bu kürsüde konuşan, Kırıkkale Milletvekili Sayın Mikail Korkmaz, benim ve Sayın Keçeciler’in adından bahsederek, bizlerin, Anadolu insanına ihanet ettiğimizi ifade etmiştir. Böylesine ağır bir ithamı kaldırmak ve Sayın Mikail Korkmaz’ın öğretmen kimliğiyle bağdaştırmak mümkün değildir; ama, üzülerek görüyorum ki, bu kanun tasarısı müzakere edilmeye başlandığından beri, imam-hatip okullarının kapatıldığını, Kur’an kurslarının yasaklandığını, bu kürsüden, televizyonlara, hiçbir vicdan rahatsızlığı duymadan ifadede bulunanlar, vicdanlarında en küçük bir rahatsızlık duymadan, bizlerin de, bu kanun tasarısını desteklediğimiz için, Anadolu insanına ihanet ettiğimiz gibi ağır bir ithamı çok rahat bir şekilde söylemektedirler.

Bu Parlamento çatısı altına, benim, ikinci gelişim. Yirmi yıldan beri siyasetin içerisindeyim ve tek ölçüm var; o da şudur: Başkalarının namus, şeref ve haysiyetini, kendi namus, şeref ve haysiyeti kadar aziz bilmeyen insanların şereften ve namustan bahsetme hakları yoktur. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından alkışlar)

Biz, bu vatan topraklarına, hiçbir zaman, oy uğruna istismarı ve diğer siyaset adamlarını küçültmeyi getirmedik; daima, faziletin, dürüstlüğün yanında olduk. Yel, kayadan ne koparırsa, bu tip beyanlar da, bizim, bu memleketin çok iyi bildiği kimliğimizden onu koparır.

Hepinize saygı ve sevgiler sunuyorum. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından alkışlar)

MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) – Sayın Başkan, bir şey ifade edebilir miyim?

BAŞKAN – Yerinizden lütfen...

MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, ben, imam-hatip mezunuyum ve bu sene, çocuğumu imam-hatip okullarının orta kısmına vereceğim. Benim çocuğumun imam-hatip okullarının orta kısmına verilmemesine sebep olmak, bir Türk vatandaşı olarak, Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşı olarak bana ihanettir; ben, bunu böyle anlıyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, bunu, başkasını suçlamadan, kendinize olarak alabilirsiniz; ama, bu konuda, sanıyorum, başkasını suçlama hakkına hiçbirimiz sahip değiliz. Demokraside, bu Mecliste, hepimize, her zaman... Benim de başıma gelmiştir; dünyamın yıkıldığını hissettiğim yasalar çıkmıştır; ama, demokraside asıl olan, değiştirme hakkının elde tutulmasıdır. Değiştirme hakkına, halktan, eğer, o imkân, o oy, o potansiyelle alınırsa, sahip olmaktır; ama, başkalarını ihanetle, vesaire, çok keskin şeylerle suçlarsak, ya kendi değiştirme hakkımızı kaybederiz ya da başkalarına değiştirme hakkını, değişiklik yapma hakkını vermemiş oluruz. Onun için, kendi duygularımızı başkalarına sataşma veya suçlama gibi, lütfen, aktarmayalım.

Teşekkür ediyorum.

MEHMET AYKAÇ (Çorum) – Sayın Başkan, sizi kutlarım; değiştirme hakkını ifade ettiniz.

BAŞKAN – O hak herkesin. Önemli olan o hakkın açık tutulmasıdır. Olayın gerginleşmesi, o hakkı elimizden alabilir. Onun için, sükûnetle, birbirimizi kırmadan, kişilik haklarına saldırmadan gerekli mücadeleyi yapalım diyorum.

V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN

DİĞER İŞLER (Devam)

2. — İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek EğitimiKanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin ve 16 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun İki Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Birgen Keleş’in 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin Yasa Önerisi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 66 Arkadaşının; 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Madde ve İki Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 2 nci Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 65 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in; Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç ve 10 Arkadaşının; Millî Eğitim Temel Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/620, 2/231, 2/515, 2/719, 2/720, 2/891, 2/895) (S. Sayısı : 376) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun Tasarısının 4 üncü maddesinin açık oylamasının sonuçlarını açıklıyorum: Kullanılan oy sayısı 511; kabul oyu kullanan sayın milletvekili sayısı 274, ret oyu kullanan sayın milletvekili sayısı 232, mükerrer 5. Böylece, 4 üncü madde kabul edilmiştir.

Tasarıdaki 6 ncı maddeyi 5 inci madde olarak okutuyorum:

MADDE 5. – 14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 24 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 24. – İlköğretim Kurumları sekiz yıllık okullardan oluşur. Bu okullarda kesintisiz eğitim yapılır ve bitirenlere ilköğretim diploması verilir.”

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, madde üzerinde gruplar adına henüz Başkanlığa bir söz talebi ulaşmamıştır.

Şahısları adına söz isteminde bulunan sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum: Cafer Güneş, Maliki Ejder Arvas, Mehmet Emin Aydınbaş, Recep Kırış, Sıtkı Cengil, Orhan Kavuncu, Ahmet Doğan, Mehmet Ekici, Ahmet Denizolgun, Alaattin Aydın, Musa Okçu, Suat Pamukçu, Mustafa Yünlüoğlu, Altan Karapaşaoğlu, Hasan Çağlayan, Zülfikar Gazi, Ömer Özyılmaz, Aslan Polat, Necati Albay, Kahraman Emmioğlu, Bedri İncetahtacı, Metin Kalkan, Mehmet Sılay, Mustafa Köylü, Sıddık Altay, Ekrem Erdem, Yusuf Pamuk, Mehmet Ali Şahin, Osman Yumakoğulları, Hasan Dikici, Hayrettin Dilekcan, Zeki Ünal, Abdullah Özbey, Selahattin Beyribey, Memduh Büyükkılıç, Süleyman Hatinoğlu, Mikail Korkmaz, Veysel Candan, Ahmet Derin, Yaşar Canbay, Hüseyin Yıldız, Sabahattin Yıldız, Salih Katırcıoğlu, Hasan Öz, Nezir Aydın, Cevat Ayhan, Latif Öztek, Memet Emin Aydın, Mahmut Işık, Abdüllatif Şener, Nevzat Yanmaz, Muhsin Yazıcıoğlu, Hanefi Çelik, Fethullah Erbaş, Abdullah Örnek, İsmail Durak Ünlü, Necmettin Aydın, Gökhan Çapoğlu, Rıza Güneri, İsmail Köse.

Gruplar adına söz talebi var mı efendim?

OYA ARASLI (İçel) – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Birgen Keleş...

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Birgen Keleş; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA BİRGEN KELEŞ (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sizleri Cumhuriyet Halk Partisi adına selamlıyorum ve saygılar sunuyorum.

Tasarının şimdi 5 inci olan maddesi, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 24 üncü maddesini değiştirmekte ve “ilköğretim kurumları 8 yıldır; kesintisiz eğitim yapılır ve 8 yılın sonunda diploma verilir” demektedir. Bu değişiklik gerçekleştirilerek, daha önce 1 inci maddeyle 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun 9 uncu maddesinde gerçekleştirilen değişikliğe paralel bir değişiklik sağlanmıştır ve böylece, iki madde arasındaki uyum temin edilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, 8 yıllık kesintisiz zorunlu temel eğitim, temel bilgilerin bir bütün olarak ve eksiksiz bir şekilde tüm çocuklara verilmesini hedef almaktadır. Amaç, bu bilgilerin çocuklara aktarılmasıdır ve hepsine birden aktarılmasıdır. Bu nedenledir ki, kesintisiz olması ve meslek eğitimine gitmeden bu işin yapılması öngörülmektedir. Bazı ülkelerde kesintisiz, bazı ülkelerde kademelidir; ama, her ikisinin de ortak yönü, meslek eğitiminin 14 yaşından önce yapılmamasıdır ve kesintisiz olanların arasında da, sadece -bazı arkadaşlarımızın söylediği gibi- geri kalmış ülkeler değil, İsveç, Norveç, Finlandiya, İspanya, Portekiz gibi pek çok gelişmiş ülke de bulunmaktadır.

Tabiî, çocuklara bu bilgilerin verilmesi, hem daha üst öğretim kurumlarına gidecekler açısından önemlidir hem de çocukları yaşama hazırlama açısından büyük değer taşımaktadır; çünkü, çocukları yaşama hazırlamanın en iyi yolu, onları kendi yaşıtlarıyla aynı bilgilerle donatmaktır.

Sayın milletvekilleri, bazı göstergeler, çok küçük rakamlar gibi görülse de önemli anlam taşımaktadırlar. Bunlardan bir tanesi de, istihdam içerisinde 14 yaşına kadar olan çocukların oranıdır. Türkiye’de bu oran, gelişmiş ülkelerden çok fazladır. Gelişmiş ülkelerde sıfır olan bu oran, Türkiye’de yüzde 24’tür. Yani, işgücü içerisinde her 4 kişiden 1’i çocuk işçidir. İşin kötüsü, 1980 yılında yüzde 21 olan bu oran, 1995’te yüzde 24’e yükselmiştir; dolayısıyla, bir kötüye gidiş vardır. Oysa, gelişmiş ülkelerde 1980’de yüzde 1, yüzde 5 gibi olan bu oran, yüzde sıfıra inmiştir.

Değerli arkadaşlarım, bizim de hedefimiz bu olmalıdır; çünkü, çocuklarımızı, sağlıkları pahasına, her türlü güvenceden yoksun olarak ve zihnî, bedenî gelişmelerini engelleyecek tarzda çalışma yaşamına itmek, çağdaş bir yaklaşım değildir. Onları, ucuz işçi ve aileye ek gelir sağlayan bir araç olarak görmekten hızla uzaklaşmalıyız; 14 yaşına kadar istihdam içerisinde hiç yer almamalarını hedef almalıyız. Bunu, geçmiş kuşaklara karşı bir borç, gelecek kuşaklara karşı da bir görev olarak algılamalıyız.

8 yıla karşı olan sayın milletvekilleri, buna hazır olmadığımızı ve ertelemek gerektiğini sık sık ifade etmişlerdir; ama, yirmibeş yıl ertelemenin neye yol açtığı da ortadadır.

MEHMET EMİN AYDINBAŞ (İçel) – Kesintisize karşıyız.

İSMAİL YILMAZ (İzmir) – 8 yıla karşı değiliz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sessiz...

BİRGEN KELEŞ (Devamla) – Tamam.

Kesintisize karşı olanlar, bunu ertelemek istediklerini söylemektedirler; ama, ertelemenin neye yol açtığı da ortadadır. Kesintisizden ne anlamak gerektiğini de biraz önce açıkladım.

Sayın milletvekilleri, ertelemek, yirmibeş yıl boyunca, sadece, bazı kuşakların 5 yıl eğitimle yetinmelerine yol açmıştır ve bütün bir ömür boyu da bir eziklik hissetmelerine sebep olmuştur. İleri sürmüş olduğunuz din eğitiminin engellenmesi iddialarını da haklı görmek, insafla bağdaştırmak mümkün değildir. Biraz önce konuşan arkadaşımız, bunu, çok açık bir şekilde belirtti. Anayasanın 24 üncü maddesinde, din kültürü ve ahlak eğitim; vardır; ilkokullar, ortaokullar ve liseler için zorunludur. Kur’an kursları, 5 bin tanesi Diyanet İşlerine bağlı olmak üzere 8 500 tanedir -Diyanetin tahminidir- ve varlıklarını sürdüreceklerdir.

LÜTFİ YALMAN (Konya) – İddia o, iddia. 8 500 yok.

BİRGEN KELEŞ (Devamla) – Tek bir madde burada yoktur, onların kapatılacağını söyleyen.

AHMET DOĞAN (Adıyaman) – Nasıl yok?!

BİRGEN KELEŞ (Devamla) – İmam-hatip okullarının lise kısımlarının kapatılacağını söyleyen tek bir madde yoktur.

AHMET DOĞAN (Adıyaman) – 4 üncü madde var.

BİRGEN KELEŞ (Devamla) – İmam-hatip okulları din adamı yetiştirmek için kuruldukları halde, daha sonra da hızla geliştikleri, sayıları 600’ü aştığı_

ZEKİ KARABAYIR (Kars) – Din adamı olmaz.

BİRGEN KELEŞ (Devamla) – _ve ikili bir yönetime, ikili bir eğitime sebep oldukları halde kapatılmayacaklar, varlıklarını sürdüreceklerdir.

ZEKİ KARABAYIR (Kars) – Dini bile bilmiyorsunuz; din adamı yoktur, dinin adamı vardır kardeşim.

BAŞKAN – Sayın milletvekilim, lütfen sükunetle dinleyelim.

BİRGEN KELEŞ (Devamla) – Dolayısıyla, zorunlu din eğitimi Anayasada varken, din adamı varken_

ZEKİ KARABAYIR (Kars) – Din adamı yoktur, adamın dini vardır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilim, lütfen_

BİRGEN KELEŞ (Devamla) – _imam-hatip okulları varken ve Kur’an kursları varlığını sürdürürken, dinin engellendiğini söylemek, en hafif deyimiyle, olayı saptırmaktır.

Neden telaşlanıyorsunuz? Değerli arkadaşlarım, herhalde, daha çok insan, daha fazla bilgi alacak, eğitim görecek diye telaşlanmıyorsunuz; herhalde, fırsat eşitliği sağlanacak, çocuklarımız gelişmiş ülke çocuklarıyla yarışa daha iyi hazırlanacak diye telaşlanmıyorsunuz; herhalde, çocuklarımız, kendilerini ve mesleklerini daha iyi tanıyacaklar ve bunun sonunda kendilerine biz meslek önerdiğimiz zaman onların da söylecek bir sözü olacak diye telaşlanmıyorsunuz.

Burada olan arkadaşlarımı tenzih etmek istiyorum; ama, bu yasa taslağına karşı çıkanlar, olsa olsa, çocukları çok küçük yaşlarda ele alıp, eğitip, bükemedikleri, kendi düşünceleri doğrultusunda koşullandırmadıkları için telaşlanıyorlardır; ama, bunu yapmayalım değerli arkadaşlarım.

AHMET DOĞAN (Adıyaman) – O sizin işiniz.

BİRGEN KELEŞ (Devamla) – Hiçbirimiz yapmayalım; çünkü, bu ülke çocuklarına yapabileceğimiz en büyük kötülük, onları farklı dünya görüşüyle yetiştirmektir.

Gelecek kuşakların arasına nifak tohumu ekilmesi bu sayede olur_

AHMET DOĞAN (Adıyaman) – Nifak tohumlarını siz ekiyorsunuz.

BİRGEN KELEŞ (Devamla) – _ve gelecek kuşakların arasında huzurun sağlanması istiyorsak, 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimin büyük önemi vardır.

ZEKİ KARABAYIR (Kars) – Sizin dünya görüşünüze göre mi yetiştireceğiz?!

BİRGEN KELEŞ (Devamla) – Anayasal görüş!... Anayasal görüş!..

ZEKİ KARABAYIR (Kars) – Anayasal görüş diye bir iş olmaz.

BİRGEN KELEŞ (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, kurşun asker sözünü çok beğenen... (RP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, sükûnetle dinleyelim.

BİRGEN KELEŞ (Devamla) – ...ve bunu dillerinden düşürmeyen arkadaşlarımız, kurşun askeri, laik eğitim düzeninde aramamalıdır; çünkü, laik eğitim düzeninde, araştırma vardır, sorgulama vardır, çağdaş yaşama aşılma vardır.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Tek tip insan vardır.

BİRGEN KELEŞ (Devamla) – Tek tip insan yetiştirmeyi, olsa olsa, 8 yıllık temel eğitime karşı çıkanlar isterler (CHP sıralarından alkışlar) çünkü, onlar, ister doktor ister mühendis ister avukat olsun, herkes önce hafız olmalıdır demektedirler.

AHMET DOĞAN (Adıyaman) – Keşke öyle olsa!..

İSMAİL YILMAZ (İzmir) – Keşke olsa!..

BİRGEN KELEŞ (Devamla) – Çağdaş eğitimi, çağdaş yaşamı isteyen, Türkiye’nin çağdaş bir ülke olmasını isteyen ve Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı olan herkes, 8 yıllık kesintisiz zorunlu temel eğitimi desteklemelidir.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, öğretim birliği ilkesinin zedelenmemesine, fırsat eşitliğine ve 8 yıllık kesintisiz zorunlu temel eğitime büyük önem veriyoruz; çünkü, bunları, insan haklarının, çoğulcu ve katılımcı demokrasinin, cumhuriyetin temel niteliklerini korumanın ve Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı kalmanın bir güvencesi olarak görüyoruz.

Saygılar sunuyorum. (CHP, ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Keleş.

Gruplar adına başka söz talebi?..

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Refah Partisi Grubu adına, Mustafa Baş konuşacak.

BAŞKAN – Refah Partisi Grubu adına, Sayın Mustafa Baş; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

RP GRUBU ADINA MUSTAFA BAŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri...

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) – Cevap verme, değmez, Mustafa.

MUSTAFA BAŞ (Devamla) – ...tasarının eski 6 ncı, yeni 5 inci maddesi üzerinde, Refah Partisinin görüşlerini arz etmek üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tasarıyı, komisyonda bir süre tartıştık; ama, burada yapılan konuşmalardan anlaşılıyor ki, biz, hâlâ, bu tasarıya niye karşı olduğumuzu anlatamamışız ve yine, burada yapılan konuşmalardan anlaşılıyor ki, hâlâ, kafamızı kuma gömerek bu tasarıyı çıkarmak istiyoruz.

MEHMET EMİN AYDINBAŞ (İçel) – Biz anlattık da, anlamıyorlar ki...

MUSTAFA BAŞ (Devamla) – Bu tasarının, hiçbir bilimsel gerekçesi yoktur.

Prof. Kemal Aytaç’ın “Avrupa Okul Sistemlerinin Demokratikleştirilmesi” adlı elimdeki şu kitabı, daha önce Talim Terbiye Kurulu tarafından bastırıldı, sonra, Ankara Üniversitesi tarafından bastırıldı. Kemal Aytaç, yaptığı incelemede, Avrupa’daki, başta İngiltere, Fransa ve Almanya olmak üzere, okul sisteminin yeniden düzenlenmesi çalışmalarını özetliyor ve burada, iki önemli noktanın altını çiziyor.

Bunlardan bir tanesi, Batı’da, mecburî eğitim süresinin uzatılmasıdır. “Bunun anlamı, mevcut, atıl okul yapısına ek süreler ilave etmek değildir; asıl olan, program içeriğinin, gelişen, toplumsal, teknik ve ekonomik şartlara göre yeniden düzenlenmesidir” diyor. Halbuki, biz, Türkiye’de, eğitim süresini, toplumsal, teknik ve ekonomik şartlara göre yeniden düzenleyerek uzatmıyoruz; sadece, mevcut, atıl okul yapısının süresini uzatmaya çalışıyoruz.

Avrupa okul sistemindeki yenileşmede ikinci olarak üzerinde durduğu tespit: Bu ülkelerde, 7-11 yaş grubu ile 11-15 yaş grubunun kendilerine özgü gelişim niteliklerinin ortaya çıkardığı temel farklılıklar ve bu değişiklikleri dikkate alarak, ilköğretim okulları şeklinde süregelen düzenlemeden, bunların getirmiş olduğu yoğun problemlerden dolayı vazgeçilmiştir ve bütün Avrupa ülkelerinde, yöneltme kademesi, 2 ile 4 yıl arası olarak tayin edilmiştir.

Arkadaşlarımız bunu Plan ve Bütçe Komisyonunda söylediği zaman, Sayın Birgen Keleş Hanımefendi, bir mal bulmuş gibi “İsveç’te 9 yıl mecburî birlik vardır, mecburî zorunlu eğitim vardır, kademe yoktur” dedi ve Avrupa’dan bir tek örnek gösterebildi. Halbuki, gerek 1 Nisan 1997 tarihli OECD raporuna gerekse UNESCO’nun raporuna baktığımız zaman, İsveç’te, 9 yıllık mecburî birlik okullarının 6 yılı ortak program olarak uygulanmaktadır; bu süreden sonra da, mecburî derslerin yanında seçmeli derslere ağırlık verilerek, çeşitlilik ve yönlendirme ortaya konulmaktadır.

Değerli arkadaşlar, Avrupa’daki eğitim sistemlerinin yeniden düzenlenmesi sonucu iki tip okul meydana çıkarılmıştır. Bunlardan biri, okul öncesi eğitim, sonra ilk okul, sonra ortaokul, sonra lise ve yüksekokul; bir diğeri, okul öncesi eğitim ilkokulla birleştirilmiştir, ortaokul da liseyle birleştirilmiştir.

Bu çalışmaların vurgu yaptığı diğer çok önemli bir nokta da şudur: 28 Avrupa ülkesinden sadece Bulgaristan, Macaristan ve Polonya ilköğretim okulu modelini uygulamaktadır; yani, ilkokul artı ortaokulu kesintisiz, birlikte, yönlendirmeden uygulayan, 28 Avrupa ülkesinden Bulgaristan, Macaristan ve Polonya’dır; bu 3 ülkedir.

Değerli arkadaşlar, bu gerçekler ortadayken, hâlâ bu kürsülere çıkıp, laf edebiyatı yapmaya, halkı kandırmaya hiç gerek var mı?! İşte, bilimsel gerçekler ortada. Sizin savunduğunuz sistemi Avrupa terk etmiş ve bugün, sadece, Bulgaristan, Macaristan ve Polonya’da var. Şimdi, Bulgaristan’da da bu sistemden vazgeçiliyor.

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Doğru değil.

MUSTAFA BAŞ (Devamla) – Doğru değilse, işte kaynağı; kitap buradadır.

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Başka kitaplar da var.

MUSTAFA BAŞ (Devamla) – Başka kitapları da, ben, şimdi size söyleyeyim.

BAŞKAN – Sayın Hacaloğlu, lütfen müdahale etmeyelim.

BAŞKAN – Buyurun.

MUSTAFA BAŞ (Devamla) – Hükümetinizin kurulmasını büyük ölçüde destekleyen TİSK, birkaç gün önce, “Türkiye’de ve Dünyada Meslek Eğitimi” adlı kitabı hepinize gönderdi. Bu kitabın ilk kademesinde “zorunlu kesintisiz 8 yıllık eğitim” diye, sizin gibi, ısmarlama yazmışlar; ama, ne zaman ki, bu kitabın “Dünya Eğitim Sistemleri ve Meslekî Uygulamları” bölümüne gelince, ülke ülke, tek tek burada yazmışlar ve biraz önce söylediklerimi aynen teyit ediyor. Hepsinde “ilköğretim” diye bir tabir yoktur ve zorunlu eğitim, 6 veya 5 yıldan sonra, 2-4 yıl arasında, kademeli olarak uygulanmaktadır. Buyurun, bu kitapta da bunlar yazıyor.

Değerli arkadaşlar, biz bunları ortaya koyuyoruz, siz de bir reform yaptığınızı söylüyorsunuz. Biz, böyle bir reformun olamayacağını biliyoruz. Sizin maksadınız, gerçekten Türkiye’de bir reform yapmaksa, eğitimin sorunlarıyla ilgilenmekse, daha önemli bir iş var. Nedir o; üniversite önünde 1,5 milyon insan bekliyor, onların iki katı kadarı da artık üniversite sınavlarına girmiyor. Bunlar, liseyi bitirmiş, elinden hiçbir iş gelmiyor, annesinin babasının sırtında hâlâ yük. Siz, bugüne kadar bunlarla ilgili olarak tek bir hazırlık yapıp, bu tasarının içerisine tek bir madde koymadınız, tek bir şık koymadınız; bu, nasıl bir eğitim reformudur?

Siz birleştirilmiş sınıfları bilmiyor musunuz? Türkiye’de, 23 823 okulda 1 milyon insan, 1 inci sınıfla 5 inci sınıfı birlikte okuyor; 6 190 okul kapalıdır. Sizin getirdiğiniz bu tasarı içerisinde bununla da ilgili hiçbir şey yoktur. Bu getirdiğiniz tasarıyla, bugüne kadar 1 inci sınıfla 5 inci sınıfı aynı derslikte okuyan öğrencileri, 1 inci sınıfla 8 inci sınıfı aynı dersliğe siz mahkûm edecek ve geriye götüreceksiniz. Öğretmen ve altyapı imkânsızlıklarını konuşmama gerek yok; burada çok konuşuldu.

Aslında, bu tasarıyı konuşuyoruz; ama, bakınız, bugün, Türkiye’de ilköğretim uygulaması vardır. Şu anda, Türkiye’de, 1973’ten beri ilköğretim uygulaması vardır; müstakil ortaokular vardır, Anadolu liselerinin orta kısımları vardır. Peki, biz, hangisinden kaliteli öğrenci alabiliyoruz; hangisi kaliteli eğitim yapıyor?! Bunun ölçüsü de, Millî Eğitim Bakanlığımızın fen lisesi sınavlarıdır. Bu ülkede fen lisesi sınavlarına girenlerin en başarılıları, anadolu liselerinin orta kısımlarından mezun olanlardır; sonra, müstakil ortaokullardan mezun olanlardır. “Temel eğitim” dediğiniz “ilköğretim” dediğiniz 8 yıllık ilköğretimden mezun olanların fen lisesi sınavlarındaki başarısına baktınız mı; baktınız mı da konuşuyorsunuz? İşte, siz, bütün Türkiye’yi bu hale getirip, eğitimde kalitesizliği getirip milletin önüne, tarihin önüne, geleceğimizin önüne koyacaksınız. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

ZEKİ KARABAYIR (Kars) – Kendilerine benzetiyorlar.

MUSTAFA BAŞ (Devamla) – Bir dakika, ben konuşuyorum.

Değerli arkadaşlar, sizin, bilimsel gerçeklere dayanıklığınız yok, Türkiye’nin imkânlarına baktığınız yok, kaliteye baktığınız yok, altyapıya baktığınız yok, başka şeylere baktığınız yok.

Şurada başka bir kitap var: “Meslekî ve Teknik Eğitim Sisteminin İncelenmesi, Öneriler ve Özetler, Özet Rapor.” bu kitap, Millî Eğitim Bakanlığının enstitü ve okullar projesi içerisinde, Türkiye’den bir özel şirket ile Amerika’dan meslekî araştırma merkezi Cort’a, Bakanlık tarafından, ihaleyle yaptırıldı. Bu kitabın hazırlığında kimler bulundu; METERGEM’in Meslekî Teknik Eğitim Genel Müdürlüğünün dört müdürlüğü, ayrıca, yurt dışından, yurt içinden birçok uzman kişiler, kuruluşlar, Millî Eğitim Bakanlığının uzmanları, Devlet Planlama Teşkilatının uzmanları... Hazırlattığınız bu kitap... Buna para verdiniz, hazırlattınız. İşte bu kitap!.. Siz hazırlattınız; yani, Bakanlık hazırlattı.

Ne diyor bu kitabın (c) fıkrasında: “Teknoloji eğitimi, meslekî yönlendirme, iş ve teknik eğitimi programları uygulama: Teknoloji eğitimi programları, ilkokuldan başlayarak ortaöğretim kurumlarının sonuna kadar sürmelidir.

Hangi bilimsel gerçekleri ortaya koyarsak, sizi tekzip ediyor; ama, tutturmuşsunuz bir 15 inci Millî Eğitim Şûrası, biz 15 inci Millî Eğitim Şûrasına dayanıyoruz, bunu yapıyoruz diyorsunuz.

Dün, ben, Sayın Bakan’a, yazılı bir soru önergesiyle, 15 inci Millî Eğitim Şûrasının alt çalışmaları olan illerde ve 13 bölgede iller toplandı, bu 13 bölgenin kaçında kesintisiz eğitim kararı alındı diye sorduğumda, Millî Eğitim Bakanı, burada, zabıtlarda “bütün 13 bölgede de kesintisiz eğitim kararı alındı” diyor; ama, Millî Eğitim Bakanlığının Millî Eğitim Şûrasından sonra yayınlamış olduğu kitabı açıyorum, son bölümde -bölgelerin ortak öneri bölümünde- deniliyor ki: “Temel eğitim süresi 1+5+3’tür.” Yani, Sayın Bakan bunu bilmiyor mu?! Biz, kaç gündür bunu konuşuyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Baş, toparlıyoruz.

MUSTAFA BAŞ (Devamla) – Vazifesi, ilkokul 1 inci sınıftan almış olduğu çocuklara doğruluk, dürüstlük ve yalan söylememeyi öğretmek olan Millî Eğitim Bakanlığının Sayın Bakanı, bir yazılı önergemize bilmeden mi böyle cevap veriyor; yoksa, siz, nasıl bugüne kadar bu tasarıyı bir yerlerden dikte ederek ve yönlendirerek getirmiş, kamufle etmiş, burada konuşuyor ve çıkarıyorsanız, aynen o mantıkla mı cevap veriyor.

Değerli arkadaşlar, bir başka önemli husus da şudur: Türkiye’de imam-hatiplerin orta kısımları 1971 yılında kapatıldı; 1973 yılında seçimler oldu, millet sandık başına gitti, cevabını verdi. Dört senede 40 imam-hatibin kapatılan orta kısmı, 400 imam-hatip okulu oldu. Şimdi, siz kapatıyorsunuz, sandığa gideceğiz, millet yeniden bir mesaj verecek, belki 4 bin imam-hatip okulunu, bu halk, bu millet kendisi isteyecektir. (RP sıralarından alkışlar)

Bir de, önemli bir nokta da; Kur’an kursları meselesinde Sayın Mesut Yılmaz’a soruyorum: Kendi köyü Çataldere’ye, Kaptanpaşa, Madenli, İncesırt Köylerine gitsin...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum, sağ olun.

MUSTAFA BAŞ (Devamla) – Saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) – Tam Rize’ye gelmişken bitiriyorsunuz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Baş her zaman gerekli yerde durmasını biliyor, Sayın Göktaş.

Anavatan Partisi Grubu adına, Sayın Halil Cin; buyurun.(ANAP sıralarından alkışlar)

ANAP GRUBU ADINA HALİL CİN (İçel) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının eski 6, yeni 5 inci maddesi üzerinde Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.

Ülkemizin geleceğini ilgilendiren bu çok önemli eğitim konusu, eğitim kanunu üzerinde yapılan tartışmalarda bazı milletvekillerinin kullandığı üslup ve takındıkları tavır, gerçekten, ibret verici olmuştur. Eğitim gibi bir konuda bütün milletimize örnek olacak bir olgunluk, bir hoşgörü sergilemek gerekirken, gösterilen sabırsızlık, yöneltilen ithamlar, tasarıyı hazırlayanlara, Hükümete, bu tasarıyı destekleyenlere karşı kullanılan ifadeler, gerçekten, tasvip edilecek boyutları aşmıştır; hem de bunların, bu tasarının demokrat olmadığını iddia eden milletvekilleri tarafından yapılmış olması, son derece calibi dikkattir.

Sayın milletvekilleri, her türlü kalkınma, eğitimin eseridir. İnsanı gerçek insan, toplumları çağdaş millet düzeyine yükselten dinamik güç, eğitimdir. Ülkeleri kalkındıran da, geri bırakan da eğitimdir. Bu açıdan, zorunlu ilköğretimin 8 yıla çıkarılması, Türkiye’nin, 21 inci Asırda, kalkınmış çağdaş ülkelerle rekabet edebilmesi için, gerekli bilgili insangücünü yetiştirmede belirleyici rol oynayacak temel tedbirlerden biridir. Eğitimde çağı yakalamak, eğitimin, her türlü siyasî ve ideolojik çıkar düşüncelerinin üstünde bir devlet ve millet meselesi olarak ele alınmasını gerektirir.

8 yıllık eğitim tasarısını, imam-hatip ortaokullarının kapatılması gibi anlamak ve halka bu şekilde sunmak, konuyu basite indirgemek ve siyasî istismar konusu yapmaktır.

Dinimiz, ortak kutsal değerimiz olup, kimsenin, hiçbir siyasî veya sosyal grubun tekelinde değildir. İslam dini, Türk Milletinin, siyaset üstü, yüce bir kavram olarak insanların vicdanında yerini korumalıdır; esasen, laikliğin gereği de budur. 8 yıllık kesintisiz temel eğitim ve din eğitimi konusundaki tartışmaları bu açıdan değerlendirmek isabetli olur. Aksi halde, amacı, insanların birlik ve beraberliği olan İslamiyet, insanlarımız arasında ayrılık ve kavga unsuru olabilir. Böyle bir tehlikeden ülkemizi korumak için, her Türk vatandaşı, yüreğinde güçlü bir sorumluluk duygusu taşımalı ve bunun gereğini yapma konusunda da titizlik göstermelidir ve bu titizliği de, önce, biz milletvekillerinin göstermesi icap eder.

Türk Milletinin İslamı, Kur’an-ı Kerim’e dayalı inanç sistemi olup, siyasî İslam değildir. ANAP’ın İslamiyet çizgisi, Kur’an-ın, Peygamberin, Mevlana’nın, Yunus Emrelerin, Hacı Bektaşî Velilerin çizgisidir. Bu çizgi, dini vicdan meselesi sayan, din ve devlet işlerini birbirine karıştırmayan, sevgi ve hoşgörüye dayanan bir anlayışı ifade eder. Ruhbanlığı kabul etmeyen bir dinin, inhisarcılığı kabul etmesi mümkün değildir ve onun için, Türkiye’de, hiçbir siyasî grubun, hiçbir siyasî veya sosyal çevrenin İslam dini adına konuşma hakkı olamaz...

AHMET DOĞAN (Adıyaman) – Yalnız Cin mi konuşabilir?!

HALİL CİN (Devamla) – ... buna, dinimiz de mânidir, akıl ve mantık da bunun aksini emreder.

AHMET DOĞAN (Adıyaman) – İnadına konuşuyorsun.

HALİL CİN (Devamla) – Bilirsiniz ki, iyi müminin bellibaşlı vasfı, sabırdır. Mevlana diyor ki: “Sevgide güneş gibi ol, öfkede ölü gibi ol, hatayı örtmede gece gibi ol”

Genç bir nüfus yapısına sahip olan ülkemiz, yalnız bu özelliğiyle bile, Avrupa ve bölge ülkeleri arasında önemli bir üstünlüğe sahiptir. Genç nüfus oranı yüzde 30’un üzerinde olan ülkemizin, eğitim öğretim sistemini dünyanın gelişen ve değişen şartlarına uydurabilmesi için, sürekli yenileme ve reform süreci içinde olması iktiza eder. Her türlü kalkınmanın temeli, bilgili, iyi yetişmiş insangücü olduğuna göre, genç nüfusun eğitimi de büyük önem arz etmektedir.

Ülkemizin, temel eğitim süresinin uzatılmasında çok geç kalmış olduğu malumlarınızdır. 3 yıllık ortaokul eğitiminin de zorunlu eğitim kapsamına alınması ve 8 yıllık zorunlu temel eğitime geçilmesi, yirmidört yıl önce gündeme alınmasına rağmen, ancak bu tasarı kanunlaşınca tamamlanabilecektir.

Çağdaş temel eğitim, bireye, neyi, nasıl ve niçin öğrenmesi gerektiğini öğretir. Eğitim, insanın yeteneklerini geliştirme, şahsiyetini oluşturma, iyi insan, iyi vatandaş yapma fonksiyonlarını yerine getirir. Temel eğitim, dilini iyi konuşup yazabilen, en az 1 yabancı dilde anlaşabilen, dinini, tarihini ve kültürünü doğru olarak öğrenen, sağlam bir demokrasi kültürüne sahip, cumhuriyete bağlı insanlar ve iyi vatandaş yetiştirmelidir. 8 yıllık kesintisiz temel eğitimin, bu açıdan, ülkemize önemli ve büyük hizmetleri olacaktır.

8 yıllık eğitim reformunun başarılı olabilmesi için, uygulama ve müfredatları ile eğitim araç ve gereçlerinin temini çok önemlidir ve bu konuda ihtiyaç olan kaynakların, daha kanun çıkmadan, milletimiz tarafından, büyük bir coşkuyla, yardımlarla temin edilmeye çalışılması da son derece önemli bir husustur.

Bu tasarı üzerinde en çok tenkit edilen konu, tasarının kesintisiz 8 yılı içermesi ve yönlendirmenin son sınıfta yapılması yahut lise 1’den itibaren, 9 uncu sınıftan itibaren yapılması konusudur. Halbuki, burada kesintisizlikten maksat, program bütünlüğüdür ve iyi birer vatandaş olabilmeleri için, Türk insanının, Türk çocuklarının belirli temel bilgilerle yetiştirilmesidir.

Bu tasarıda, özellikle eğitim birliği ilkesiyle doğrudan doğruya ilgili olan kesintisizlik, tek tip insan yetiştirme gibi, kurşun asker yetiştirme gibi tenkitlerle eleştirilmektedir. Bu doğru değildir; çünkü, 1924 yılında Tevhidi Tedrisat Kanunu kabul edildiği zaman, Türk insanı iki ayrı zihniyeti temsil ediyordu; biri âdeta bir çağda, diğeri başka bir çağda yaşıyordu; biri mektepli, biri medreseliydi. Bu bakımdan, bir tarafta akıldan, müspet ilimden, çağın ihtiyaçlarından uzaklaşmış bir anlayış, diğer tarafta bilim ve teknolojiyi, çağı yakalamaya çalışan bir anlayış...

BEKİR SOBACI (Tokat) – Süleymaniye’yi yapamadık ama hâlâ.

HALİL CİN (Devamla) – Bugün, tasarıyla ilgili olarak tenkitlerinizin gerçekliğini kabul edebilmeniz için, bu tasarının uygulamasını beklemeniz lazım. Her şeyden evvel, bu tasarı, imam-hatip okullarının kapatılması amacını taşımamaktadır. Aksine, imam-hatip okullarını güçlendirmekte, imam-hatip okullarında daha güçlü bir eğitim yapılması, dinimizin daha iyi ve daha güzel öğretilmesi amacını taşımaktadır.

LÜTFİ YALMAN (Konya) – Orta kısmında niye öğretilmiyor; orta kısmı niye kapanıyor?!.

HALİL CİN (Devamla) – Tasarı, din istismarına, din ile devleti karşı karşıya getirecek söylemlerin konusu yapılmaktadır; bu şekilde, din ile devlet, devlet ile millet karşı karşıya getirilmektedir; bundan kaçınılması gerekir.

Sayın Genelkurmay Başkanının kendisine normal ziyaretinden “öğleden sonra bir atom bombası patlayacak” diyecek kadar...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Cin, 1 dakika içinde toparlayalım...

HALİL CİN (Devamla) – Hayhay efendim.

...olağanüstü bir sevinç belirtisi gösteren eski Sayın Başbakanın partisinin, şimdi bu kanuna “askerin dayatması” iddiasında bulunması açık bir çelişkidir.

“Generaller beni destekliyor” diyerek, bu desteği kendisi için güç gösterisi yapan Sayın Çiller’in ve partisinin, bu konuda dayatma iddiasında bulunması da inandırıcı bir tavır değildir.

Halkın yüzde 80’i, 55 inci Hükümete destek verdi; bu desteği oluşturan önemli nedenlerden biri de, 8 yıllık kesintisiz eğitimi kabul edeceği düşüncesidir. Tasarıya karşı olan yüzde 80’i yok saymak, mantıklı bir düşünce değildir. Bu, bir, Türk kimliğini reddeden, Arap milliyetçiliğine tutkun, cumhuriyet aleyhtarı insanlar da yetiştirebilen... (RP sıralarından “Yuh” sesleri, gürültüler; ANAP, DSP ve CHP sıralarından alkışlar) ...mevcut kesintili eğitimin millîlik karakteri tartışmaya çok açıktır...

TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) – Yuh sana!

HALİL CİN (Devamla) – “Bu, bir, intikam kanunudur” iddiası, çok insafsız...

CAFER GÜNEŞ (Kırşehir) – Karakterinizi ortaya koydunuz.

HALİL CİN (Devamla) – ... ve abartılıdır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Cin.

HALİL CİN (Devamla) – Konuyu bilimsel olarak...

BAŞKAN – Sayın Cin, teşekkür ediyorum...

HALİL CİN (Devamla) – ...tartışmakta her zaman yarar vardır...

BAŞKAN – Sayın Cin, teşekkür ediyorum.

HALİL CİN (Devamla) – Herkesin...

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Cin.

HALİL CİN (Devamla) – Tasarının, ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum, saygılar sunuyorum. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından alkışlar; RP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

BAŞKAN – Sayın Cin, teşekkür ediyorum.

İSMAİL YILMAZ (İzmir) – Sayın Cin, bak, seni kim alkışlıyor!

BAŞKAN – Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Necati Çetinkaya... (RP sıralarından gürültüler)

İSMAİL YILMAZ (İzmir) – Bak, seni kim alkışlıyor, bak!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, birbirimize uzaktan laf atmayalım.

HASAN DİKİCİ (Kahramanmaraş) – Yazıklar olsun sana!

TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) - Arap milliyetçisi olan da şerefsiz, itham eden de şerefsiz.

HALİL CİN (İçel) – Niye alınıyorsunuz?.. (RP’li bir grup milletvekili ANAP sıraları önünde toplandı)

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) – Terbiyesiz!

BAŞKAN – Sayın Cin... Sayın Sobacı... Sayın incetahtacı... Lütfen... (RP ve ANAP sıralarından gürültüler) Sayın İncetahtacı, lütfen...

Sayın milletvekilleri, lütfen yerinize oturun... Sayın İdare Amirlerini göreve davet ediyorum.

CAFER GÜNEŞ (Kırşehir) – Arap milliyetçisi olan da şerefsiz, olmayıp da “oldu” diyen de şerefsiz!

HALİL CİN (İçel) – Utanmaz herif! Ne diyorsun! (RP ve ANAP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri... Sayın İdare Amirleri... İdare Amirlerini göreve davet ediyorum.

TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) – En büyük şerefsiz sensin!

HALİL CİN (İçel) – Söylediklerinizin hepsini size iade ediyorum.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri.... (RP ve ANAP sıralarından gürültüler) Sayın milletvekilleri... Sayın milletvekilleri, yerinize oturmazsanız, birleşime ara vereceğim. (RP ve ANAP sıralarından gürültüler)

Sayın milletvekilleri... (RP ve ANAP sıralarından gürültüler)

Saat 20.00’de toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.42

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati :20.00

BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN

KÂTİP ÜYELER : Ali GÜNAYDIN (Konya), Mustafa BAŞ (İstanbul)

 

 

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 136 ncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN

DİĞER İŞLER (Devam)

2. — İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin ve 16 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun İki Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Birgen Keleş’in 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin Yasa Önerisi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 66 Arkadaşının; 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Madde ve İki Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 2 nci Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 65 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in; Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç ve 10 Arkadaşının; Millî Eğitim Temel Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/620, 2/231, 2/515, 2/719, 2/720, 2/891, 2/895) (S. Sayısı : 376) (Devam)

BAŞKAN – Kanun tasarısının 5 inci maddesi üzerindeki görüşmelerimizi sürdürüyorduk.

Komisyon ve Hükümet yerini aldı.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Necati Çetinkaya; buyurun. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA M. NECATİ ÇETİNKAYA (Konya) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; konuşmama başlamadan önce, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce, Meclisimizin mehabetiyle pek de bağdaşmayan bir konuşmaya şahit oldum. Değerli Hocam, benim dört yıl görev yaptığım Konya’da rektörlük yapan bir arkadaşımız. İsterdim ki, Hocam, vatan sevgisini, iman mesabesinde kabul eden ve inanan, dininin, Peygamberinin kendisine bu emri verdiği bir okulun öğrencilerinin hiçbir zaman...

“Bayrakları, bayrak yapan üstündeki kandır.

Toprak, eğer, uğrunda ölmek varsa vatandır” diyordu...

İHSAN ÇABUK (Ordu) – “ölen varsa...”

M. NECATİ ÇETİNKAYA (Devamla) – ...ve bunu kabul eden, buna inanan bir talebenin, hiçbir zaman, kendi vatanından başka bir vatanın milliyetçiliğini kabul etmesi mümkün değildir... (DYP ve RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) – İade ediyoruz...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Hoca da aynı şeyi söyledi.

NECATİ ÇETİNKAYA (Devamla) – Biz, ta Maveraünnehir’den Viyana önlerine kadar at koşturan kahraman atalarımızdan aldığımız o millî birlik ve beraberlik şuurunu İslam senteziyle bütünleştirerek -ki, hocam da bu kelimeleri defaatle kullanmıştır, kendi üniversitesinde- ama...

BAŞKAN – Sayın Çetinkaya, lütfen, bir önceki konuşmacıya değil, Genel Kurula hitap edin.

M. NECATİ ÇETİNKAYA (Devamla) – Daha önce de, bu talihsiz tarizde bulunan, yine, Anavatan’ın bünyesindeki -pek de kendisine uygun gördüğümüz, çünkü, bir şeyi söylerken, her şeyden önce, o konunun mütehassısı olmak veyahut da o konuda birazcık olsun fikir sahibi olmak gerekirdi- Sayın Dedelek de aynı yanlışı yapmıştır, aynı bühtanda bulunmuştur ve ülkede fevkalade bir rahatsızlık meydana getirmiştir...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Çetinkaya, o eski...

M. NECATİ ÇETİNKAYA (Devamla) – O sebepledir ki, bu şekil konuşmaların, bu Meclisin çatısı altında hiç kimseye bir şey sağlamayacağını... Biz, sevgi fedaileriyiz, biz, gönül dostlarıyız, onun için, bizim hüsumete vaktimiz yok... (DYP ve RP sıralarından alkışlar) Biz, isterdik ki, burada, yapılan bir yanlışlığın, bir eğitimci olarak, üzerinde durasınız ve dolayısıyla, o meseleyi “bu, yanlıştır; bu, zorunlu değildir, zorba ve sorunlu bir eğitimdir” diyerek o yanlışlığı belirtesiniz; çünkü “kişi, noksanını bilmek kadar arif olamaz” diyor.

Değerli arkadaşlarım, öyle ise, biz, eğitimi, bir milletin en önemli sorunu olarak kabul ediyoruz. Cehaleti yenmeden bir yere varmamız mümkün değildir. Cihanşümul imparatorlukları kuran atalarımızın, ilimle yola çıktıklarını ve ilmi kendilerine rehber edindikleri zaman, zirveye yükselişlerini görürüz. İnanışımızda, ilim, beşikten mezara kadar erkek ve kadın üzerine farzdır. İlk emir “okudur” “ilim, insanın kaybolmuş malıdır, nerede bulursa onu alsın”denilmektedir. Hazreti Ali de “bana bir kelime öğreten, beni kendisine köle yapar”der. İşte, bunu söyleyen, bunu emreden bir inanışın mensupları, buna iman eden ve inanan, hücrelerinde bu duygularla hemhal olan, bu teknede yoğrulan insanlar, nasıl olur da, cehaletin, insanlığın en büyük düşmanı olduğunu bilemez ve buna inanamaz?!. (RP sıralarından alkışlar)

Onun içindir ki, Farabilerin, İbni Sinaların, Yusuf Hashaciplerin, Harizmilerin, Uluğbeylerin, Ali Kuşçuların ve daha nicelerinin...

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Ne alakası var?!.

M.NECATİ ÇETİNKAYA (Devamla) – Ne alakası olduğunu göreceksiniz.

Bugün, uzay ilminin altıyüz sene önce bu saydığım ilim devleri, onların işte, aldıkları ilimle en kısa zamanda ta Çin denizinden Viyana önlerine kadar onu götüren ruh, işte, bu ilim güneşi idi. Yoksa, sizin yaptığınız zorlamalı, dayatmalı eğitimle değildi. (RP sıralarından alkışlar) At sırtında savaşa giderken bile, ilk yürüyen üniversiteleri kuran “ne ilgisi var” dediğin atalarındı. (DYP ve RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, değerli milletvekilleri, işte, bu ruhtan nasibini almayanların, ilmin değerini bilmeleri ve onun emrine giren olgun insanları takdir etmeleri mümkün değildir. Onlar, kendi noksanlarının iç âlemlerindeki o nakısanın verdiği rahatsızlığı başkalarında vehmederler ve ilim güneşinin ışığıyla nurlananları hazmedemezler. Onların aklına, hazzettikleri karanlıkların ve köhne izbelerin yaratıkları olan yarasalar gelir. Onun içindir ki, Ziya Paşa diyor ki: “Erbabı-ı kemali çekemez nakıs olanlar, rencide olur dide-i ğuffas ziyadan...” Ne kadar o yarasaların gözü hakikatin parlak güneşinin karşısında rahatsız olursa olsun, biz, doğru bildiğimiz, ülkemize hizmete kendimizi adadığımız bu hak yoldan, doğru yoldan vazgeçmeyeceğiz. (DYP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; altını çizerek ve tekrarlayarak söylüyorum: Doğru Yol Partisi, zorunlu eğitimi 8 yıl olarak kabul etmiştir; zaten, yirmidört seneden beri bu devam etmektedir; yüzde 88’e varması, Doğru Yol Partisinin, kır atın damgası olan iktidarların sayesindedir. Peki, siz, ne reformu getiriyorsunuz? Neyin reformunu getiriyorsunuz, sorarım size?! Sizin yapmak istediğiniz reform değil; dayatmayla, millete ters düşen, millete dar gelen bir gömleği milletin sırtına giydirmek istiyorsunuz. Bu millet o gömleği giymeyecektir!.. İlk seçimde, sizleri, o sandıklara gömecek ve size hak ettiğiniz cevabı verecektir. (DYP ve RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Zaten bizim uyguladığımız sistemde 8 yıl, bugün bütün dünyanın, 168 ülkenin, evet, 168 ülkenin kabul ettiği sistemdir, Batı dünyasının en kalkınmış ülkelerinin, ta Japonya’dan, Avusturya’ya, İngiltere’ye, Amerika’ya kadar kabul edilen bir sistemdir.

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Bak, bak...

M. NECATİ ÇETİNKAYA (Devamla) – Evet, benim de elimde... Kabul edilen şey, öyle gazete kupürleriyle değil... Yıllarca Batı’da, bunun eğitimini ve ihtisasını yapan bir kişiyim. (RP sıralarından alkışlar; ANAP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar[!])

Bu sebepledir ki, Batının kabul ettiğini işte size söylüyorum; 168 ülke, 8’le 12 yılı kabul etmiştir; ama, kesintisiz zorunlu değil; peki ne; yönlendirilmeli eğitim sistemidir. İşte size Almanya’daki sistemi okuyorum ve Almanya’daki sistemin nasıl olduğunu sizlere öğretiyorum. Lütfen bu konuda siz de bu hakikati öğreniniz.

REFİK ARAS (İstanbul) – Neyi öğretiyorsun?

M. NECATİ ÇETİNKAYA (Devamla) – Bakınız, Almanya’da zorunlu eğitim, 4+6+3 şeklindedir. Bunun, Grandschule (temel okul) denilen ilk dört yılı bitiren öğrenci, ilgi, istidat ve kabiliyetine göre zorunlu 6 yıllık ikinci kademedeki Hauptschule, Realschule, Gymnasıumschule adı verilen okullarda dünyanın...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Şukul ne?!

BAŞKAN – Sayın Çetinkaya, bir dakika içerisinde mikrofon kapanacak.

HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Bak, bak!.. Gazete kupürleri burada.

M. NECATİ ÇETİNKAYA (Devamla) – Peki, siz hangi sistemi kabul ediyorsunuz; kabul ettiğiniz sistem, Mozambik, Kenya, Afganistan ve Somali’nin sistemi. Peki, hani Batılılaşıyorduk, ne sıkıntı gördünüz ki, kalkınmış ülkelerden yüzünüzü döndürdünüz ve geri kalmış Afrika’ya döndünüz.

METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Sayın Çetinkaya, bak, bak...

YILDIRIM AKTÜRK (Uşak) – Niye reddediyorsunuz?!.

M. NECATİ ÇETİNKAYA (Devamla) – Sorarım size... Siz bunu pek bilmezsiniz Hocam, siz ekonomistsiniz.

Evet, size söylüyorum; siz bu yanlışlıkta devam ettiğiniz sürece, siyasî hayatınız pahasına da olsa, milletin hür iradesine, hâkimiyetin kayıtsız şartsız milletin olan bu demokrasi mabedinde hür irade bir gün tecelli edecek ve sizi hakikate mahkûm edecektir. (DYP ve RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Hepinize saygılar sunuyorum. (DYP ve RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; ANAP, DSP ve CHP sıralarından alkışlar[!] )

HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Bak... Burada...

YILDIRIM AKTÜRK (Uşak) – Bağıracak birisi varsa, o da benim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çetinkaya.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan, bu hatiplerin bu kadar bağırmasının bir sebebi yok, bizim kulaklarımız sağlam; niye bu kadar bağırıyor, ben anlayamadım. Burası kahve değil yani...

HALİL CİN (İÇEL) –Sayın Başkan, müsaade eder misiniz?..

BAŞKAN – Sayın Cin, buyurun.

HALİL CİN (İçel) – Sayın Başkan, Sayın Çetinkaya, zannediyorum, benim konuşmamı dinlemedi yahut da yanlış anladı. Ben, doğrudan doğruya imam hatiplileri hedef alan bir söz kullanmadım, bir beyanda bulunmadım. Benim beyanım çok objektif olarak aynen şöyle gelişti: Türk kimliğini reddeden, Arap milliyetçiliğine tutunan... (RP sıralarından gürültüler)

SUAT PAMUKÇU (Bayburt) – Sayın Başkan, ne hakla söz veriyorsun?!

MUSTAFA KÖYLÜ (Isparta) – Otur yerine!.. Otur yerine!...

HALİL CİN (İçel) – Dinle kardeşim!.. Müsaade edin efendim...

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri... Lütfen... (RP sıralarından gürültüler)

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Milliyetsiz olan birisi varsa, sensin...

BAŞKAN – Sayın Karapaşaoğlu... Sayın Pamukçu... Lütfen, oturun...

Sayın milletvekilleri... (RP sıralarından gürültüler)

SUAT PAMUKÇU (Bayburt) – Niye söz verdiniz?..

SITKI CENGİL (Adana) – Sayın Başkan... Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, söz vermedim, adı geçen bir sayın milletvekili, yerinden, benden bir talepte bulunuyor; her kim olursa olsun, onun hakkını korumak zorundayız.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Düzeltme yapıyor, düzeltme...

ÖMER EKİNCİ (Ankara) – Demin 10 dikaka el kaldırdım bana söz vermediniz, elim havada kaldı.

BAŞKAN – Sizin adınız zikredildi mi Sayın Ekinci...

ÖMER EKİNCİ (Ankara) – Ne zaman?..

BAŞKAN – Doğru Yol Partisi Grubu adına yapılan konuşmada, Sayın Cin’in konuşmasına atıfta bulunarak bir değerlendirme yapıldı. Bu değerlendirmeyi yerinden düzeltme ihtiyacı içerisinde arkadaşımız.

Başka birine, adı geçmeyen, bu düzeltme ihtiyacında olmayan, gerekmeyen birine elbette söz veremem.

Buyurun Sayın Cin.

HALİL CİN (İçel) – Meclis zabıtları, tarihî niteliğe haiz vesikalar olarak kalacaktır; onun için, benim konuşmam hakkında, bana göre doğru olmayan bir yorum yaptı Sayın Çetinkaya.

BAŞKAN – Bu yorumu düzelttiniz.

HALİL CİN (İçel) - Şimdi, düzeltmek istiyorum; olay budur.

BAŞKAN – Düzelttiniz; teşekkür ederim.

HALİL CİN (İçel) – Ben, aynen şunu söyledim:

BAŞKAN – Sayın Cin, düzelttiniz...

HALİL CİN (içel) – Yani, ifade ettiğim, bugünkü eğitim öğretim sistemimizin...

BAŞKAN – Sayın Cin, sizin doğrudan doğruya bir okulu yahut bir kimseyi hedef almadığınızı, genelleme yaptığınızı biliyorum. Ben, doğrudan hedef alındığı zaman, kim olursa olsun bütün hatipleri uyarıyorum.

HALİL CİN (İçel) – Efendim, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Demokratik Sol Parti Grubu adına; Sayın Osman Kılıç; buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)

DSP GRUBU ADINA OSMAN KILIÇ (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 8 yıl zorunlu kesintisiz ilköğretim yasa tasarısının 6 ncı maddesi hakkında, Demokratik Sol Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım; sözlerime başlarken, sizleri saygıyla selamlıyorum ve geçtiğimiz günlerdeki yoğun yağışlar nedeniyle su baskınına uğrayan, sellere maruz kalan yurttaşlarımıza geçmiş olsun diyor, ölenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Sayın milletvekilleri, bu tasarıda önerilen millî eğitim projesinin muhatabı milletimizdir. Bu nedenle, ilgili ilgisiz çevrelerin, kurumların yorumuna göre değil, kendi akılları, kendi fikirleri, kendi vicdanlarıyla 8 yıl kesintisiz, zorunlu ilköğretim programını değerlendirmelerini milletimizin takdirlerine sunuyoruz; çünkü, her çevre, olayı, eğitim boyutunun dışında, kendi hesapları ve beklentilerine göre yorumlamaktadır; bazı çevreler ise, bu konuyu, siyasî istismar konusu yapmakta, kendi siyasî gözlükleriyle olaya bakmaktadırlar. Eğitim, hele ilköğretim, siyaset üstüdür, siyasî mülahazalarla bakılmaması gereken bir alandır.

Sayın milletvekilleri, bu tasarıyla sağlanmak istenen düzenleme, bugünkü Hükümetin özel bir tasarımı değildir, koalisyonu oluşturan ve destek veren partilerin ne tek tek ne de toplu olarak siyasî nedenlerle gündeme taşıdıkları bir konu değildir; oysa, bu tasarıya karşı çıkan bazı siyasî partiler ve bazı sivil kuruluşların bu tepkilerinin altında siyasî kaygılar, siyasî endişeler bulunmaktadır. Bu çevreler, konuyu, tartışılması gereken asli boyutunun dışına çekmekte, çarpıtmakta, böylelikle, halkımızın kafasını karıştırmaktan fayda ummaktadırlar.

Sayın milletvekileri, tasarıya karşı çıkanların öncelikli iddialarından biri; altyapı eksikliği, okul, tesis, öğretmen, araç gereç eksikliği, ders ve müfredat programının olmaması; bu eksiklikler nedeniyle, 8 yıllık eğitime geçilmesinin imkânsız olduğu iddiasıdır. Ancak, tüm bunların cevapları, derslik, tesis, araç gereç, öğretmen, malî kaynak boyutuyla tek tek nasıl çözüleceği izah edildiğinde ise, bu kez, yeni bir yaklaşımla ve taktikle âdeta pazarlıkla ortaya çıkmaktadırlar. “8 yıllık zorunlu ilköğretime razıyız, buna karşı çıkmıyoruz, gelin, 5+3 şeklinde kademeli olarak uygulayalım” diyorlar. Niçin diyorlar; bundaki amaç nedir? 5+3 olunca iddia ettikleri eksiklikler bir gecede ortadan mı kalkacaktır? Hayır. Bu iddialar doğruysa, her iki formülde de, eğitim, içine alınacak 400 bin çocuğumuz için gerekli olacaktır. 5+3 formülde iddia edilen eksiklikleri dikkate almamak, bu iddiaların ne kadar gerçeklerden uzak olduğunun açık bir kanıtıdır. (DSP sıralarından alkışlar)

5+3 formülünde diretmekteki amaç, meslek okullarının orta bölümlerini kapanmaktan kurtarmak, bu okulların tümünde okuyan çocuklarımızın haklarını muhafaza etmek midir?

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Etmektir, etmektir...

OSMAN KILIÇ (Devamla) – Hayır değildir. Böyle olmadığını şu iddialardan da anlıyoruz: Deniyor ki “bu tasarının amacı, din eğitimini ortadan kaldırmaktır. İmam-hatip lisesi ortaokullarını kapatmak, Kur’an kurslarını kapatmak için özel olarak getirilmiştir. Buradaki gerçek amaç budur” diyorlar. (RP sıralarından “Doğru, doğru” sesleri, gürültüler.)

Bu peşin hükümle böyle bir kapatılma halinde bir şeyleri kaybetme telaşı, kaygısıyla 5+3 formülüne kurtarıcı olarak sarılmaktadırlar.

İSMAİL YILMAZ (İzmir) – Millet kaybediyor millet...

OSMAN KILIÇ (Devamla) – Böylelikle, imam-hatip liseleri ortaokullarını ve burada okuyan çocuklarımızı, kendi nüfuz alanlarında görüp, âdeta bir mülk savunması içine girmektedirler. Bu telaş sahipleri suçüstü yakalanmışlardır. 11-12 yaşındaki çocuklardan siyasî medet uman bir zavallı yaklaşım günışığına çıkmaktadır. (DSP sıralarından alkışlar, RP sıralarından gürültüler)

İSMAİL YILMAZ (İzmir) – Zavallı sizsiniz, siz...

OSMAN KILIÇ (Devamla) – Sayın milletvekilleri, siz, bu çevrelerin hiç “sanat okuluma dokunma, meslek okuluma dokunma, çıraklık okuluma dokunma, Anadolu liselerime dokunma, ders kitaplarıma dokunma” dediklerini duydunuz mu? Bu nedenlerle sokaklara döküldüklerini gördünüz mü? Biz görmedik. (RP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sükunetle dinleyelim.

OSMAN KILIÇ (Devamla) – Tüm ülkede uygulanacak bir eğitim uygulaması nedeniyle kapanacak okullardan sadece bir bölümü için, imam hatip lisesi ortaokulları için ortalığı ayağa kaldırmak, hele bu çıkışı “Kur’an’a uzanan eller kırılır, Allah’a ve dine uzanan eller kırılır” gerekçelerine dayandırmak son derece tehlikeli bir tahriktir, kışkırtmadır; başka bir şekilde izahı da mümkün değildir. (DSP sıralarından alkışlar) Halkımız, bir bardak suda fırtına koparmaya çalışan bu yaygaracı tavrın sahiplerini çok iyi tanımaktadır ve büyük çoğunlukla, bu taşkınlıklara itibar etmemekte; sükunetle, sabırla ve heyecanla bu kanunun çıkmasını beklemektedir.

Sayın milletvekilleri, bu tasarıya karşı çıkanların bir diğer iddiasıysa, tek tip insan yetiştirmek iddiasıdır. Bu iddiayı test etmek için, imam hatip lisesi ortaokullarında ve diğer okullarda yetişenlerin sosyal, siyasal yönelmelerini bilmek gerekmektedir. İmam hatip liseleri dışında okuyan çocuklarımızın, hem tahsil hem tahsil sonrası yaşamlarına bakıldığında, her yönden bir çeşitlilik gözlemlenmektedir; yaşam biçimi yönünden, değer yargıları bakımından, ekonomik, siyasî, sosyal konulara bakışları ve bu konularda taraf olma yönünden çok çeşitlilik vardır. Oysa, imam hatip liselerinde okuyanlara ve mezun olanlara bakılacak olursa, dünya görüşü olarak tanımlanacak tüm normlarda, neredeyse birbirinin aynı değer yargıları hâkimdir, âdeta tek tip bir sosyal disiplin hâkimdir.

CAFER GÜNEŞ (Kırşehir) – Solcu değiller, o kadar.

OSMAN KILIÇ (Devamla) – Bu husus, giyim, kuşam, davranış, sosyal değerler, disiplinler, yaşam biçimi, kültür değerleri ve bunun gibi özel ve genel alanlarda gözlemleneceği gibi, siyasî alanda çok daha belirgin şekilde gözlemlenmektedir. Bu hususta yapılan araştırmalar çeşitli bilgiler vermektedir; ancak, her birimiz bu olguyu kendi çevremizde de bizzat gözlemleyebiliriz. Özellikle, Refah Partisi örgüt kadrolarına, yerel ve genel seçimlerdeki adaylarına ve halen milletvekili olan kadrolarına bakıldığında, imam hatip lisesi kökenli kadroların üstünlüğü açık olarak görülecektir.

İSMAİL YILMAZ (İzmir) – Rahatsız mı oluyorsun?

OSMAN KILIÇ (Devamla) – Parti üst yapısı süratle imam hatip kökenli bir yapılaşma içerisindedir.

MUSA OKÇU (Batman) – Onun için mi sataşıyorsun?

OSMAN KILIÇ (Devamla) – Bu noktalardan bakıldığında, aslında tek tip insan yetiştirme iddiasına en uygun öğretim kurumu, maalesef, imam-hatip lisesi olarak ortaya çıkmaktadır. 11-12 yaşında imam-hatip ortaokulu tornasına giren çocuklar, 18-19 yaşında bu okullardan tek tip kimlikle çıkmakta ve bu kimlikleriyle, hayatın her alanında toplum yaşamına katılmaktadırlar. Özellikle kız çocukları, dış görünümleriyle tek tip oluşturmakta, âdeta üniformalı bir görünüm arz etmektedirler. (RP sıralarından gürültüler)

Sayın milletvekilleri, komisyondaki müzakerelerde, pek çok Refah Partili milletvekili, aile çevrelerinin, sol dahil başka siyasî görüşte olduklarını, kökenlerinin Refah Partili olmadığını arz etmişlerdir. İmam-hatipte okuduklarını, bu okullarda öğretmen ve yönetici olarak görev yaptıklarını beyan etmişlerdir. Örneğin, bir Refah Partili milletvekili, annesinin Demokrat, babasının Cumhuriyet Halk Parti kökenli olduğunu söylemiştir. Peki, tüm bu insanları, imam-hatip öğretiminden geçtikten sonra, tıpkı aynı tornadan çıkmış gibi tek bir insan yapan güç nedir; kimdir, kimlerdir?!

İSMAİL YILMAZ (İzmir) – İslamdır, İslam!..

OSMAN KILIÇ (Devamla) – Bu konuda, Refah Partisini suçlamak haksızlık olur; Refah Partisi mi eğitim vermektedir bu okullarda; hayır. Refah Partisi, sadece sonuçtan yararlanmaktadır, siyaseten parsayı toplamaktadır. Bu tasarıyla ilgili kaygısı da, bu parsadan mahrum kalma korkusudur.

Sayın milletvekilleri, sorumlu, ne bu okullarda okuyan çocuklardır ne onların aileleridir ne bu okul binalarıdır ne de Refah Partisidir; tek tip insan yetiştiren bu eğitim sisteminin mimarı, sorumlusu, Millî Eğitim Bakanlığıdır, bu Bakanlık içerisinde yuvalanmış çağdışı zihniyettir. Bu zihniyet kazınıp atılmadıkça, eğitimi 8 değil, 18 yıla çıkarsanız sonuç değişmeyecektir. (DSP ve CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri...

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Onun için mi kıyım yapıyorsunuz Millî Eğitim Bakanlığında?!

OSMAN KILIÇ (Devamla) – Yapacağız.

BAŞKAN – Sayın Yılmazyıldız, lütfen müdahalesiz dinleyiniz.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Yaptıkları kıyımların tescilidir bu konuşma.

OSMAN KILIÇ (Devamla) – Sayın milletvekilleri, bu tasarıya karşı olmak üzere, gerek Komisyon aşamasında gerekse Genel Kurulda çok şeyler söylendi. Bunlardan ilginç bulduğum iki söylemi, tutanaklardan aynen arz etmek istiyorum.

Yer: Genel Kurul. Tarih: 13.8.1997. Konuşmacı: Ömer Özyılmaz, Refah Partisi Erzurum Milletvekili. Konuşma bölümü: “8 yıllık kesintisiz adıyla getirdiğiniz zulüm yasasıyla da, eğitime yeni bir görev veriyorsunuz; o da, rejime bekçi yetiştirmektir. (Refah Partisi sıralarından alkışlar)”

Bir diğer konuşma. Yer: Plan ve Bütçe Komisyonu. Tarih: 9.8.1997. Konuşmacı Kahraman Emmioğlu, Refah Partisi Gaziantep Milletvekili. Konuşma bölümü: “Kur’an kursları kapatılacak ve böylece, halkın bir alternatifi de elinden alınmış olacak. Demokrasi, alternatifler sunma rejimidir. Alternatifsiz sistem, ancak ve ancak totaliter sistemin ifadesi olur.”(RP sıralarından alkışlar)

MUSA OKÇU (Batman) – Doğru değil mi?.. Sen demokrat mısın?..

OSMAN KILIÇ (Devamla) – Sayın milletvekilleri, evet, doğrudur. Bu tasarıyla biz, Anayasamızda tarifini bulan, rejimin temel ilkelerine saygılı, bu ilkeleri kavramış bekçi kuşaklar yetiştirmeyi amaçlıyoruz; evet, doğrudur. Bu tasarıyla biz, demokrasiyi özümsemiş, tüm totaliter, çağdışı, köktenci rejimlere alternatif olarak, demokrasiyi benimsemiş kuşaklar yetiştirmek istiyoruz. Peki, ya siz?.. Rejime bekçi değil, rejime karşıt kuşaklar mı yetişsin istiyorsunuz? (RP sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kılıç, 1 dakika içerisinde toparlayın.

OSMAN KILIÇ (Devamla) – Demokrasiye alternatif arayan, demokrasi karşıtı kuşaklar mı yetişsin istiyorsunuz?...

ASLAN POLAT (Erzurum) – Sen anlayamamışsın...

OSMAN KILIÇ Devamla) – Biz, böyle bir niyetinizin olmadığına inanmak istiyoruz; ancak, bizi bu tür endişelere sevk edecek, tavır, davranış ve söylemlerden kaçınmanızı özellikle rica ediyoruz.

ÖMER EKİNCİ (Ankara) – Başüstüne!.. Emredersiniz!..

MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) – Emredersiniz!..

OSMAN KILIÇ (Devamla) – Hep beraber bilmeliyiz ki, bu tür ham hayaller, düşünceler ve niyetler taşıyan iç ve dış çevrelerin sonu, er ya da geç hüsran olacaktır.

İlgililerin ve yetkililerin bilgilerine arz ediyor, sizleri saygıyla selamlıyorum. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kılıç.

KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Emmioğlu?..

KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Efendim, benim ifademi, burada, demokrasinin bir alternatifi gibi zikretti. Arkadaş anlamamış, izah etmek mecburiyetindeyim.

BAŞKAN – Lütfen, çok kısa...

KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Sözümüz çarpıtılmıştır. Bizim, orada, net okunduğu zaman görülür ki, demokrasi sistemi, insanlarımıza çeşitli alternatifler sunar. Bu alternatiflerin içerisinden, millet, birini beğenir. Şu andaki Kanun -1739 sayılı Kanun- iki alternatif sunmuştur. Bir tanesi kesintisiz eğitim, bir tanesi kesintili eğitim. Millet isterse kesintili eğitimi seçer, isterse kesintisiz eğitimi...

BAŞKAN – Sayın Emmioğlu, sadece sözlerinizle ilgili, lütfen...

KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Halbuki, şu anda, bu arkadaşın söylediği tamamen ters. Biz, demokarasi yanlısı alternatifler sunmak istiyoruz.

BAŞKAN – Sayın Emmioğlu... Sayın Emmioğlu, sadece sözlerinizle...

Teşekkür ediyorum.

KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Kapusuz?..

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, ben, Sayın Bakandan bir açıklama bekliyorum. Biraz önceki konuşmacı arkadaş, bugüne kadar bakanlık yapmış kişileri, millî eğitim camiasını yukarıdan aşağı, aşağılayıcı, suçlayıcı bir ifade kullanmıştır. (DSP sıralarından gürültüler)

Orada mevcut olan kadroların kazınması gerekli olduğunu, bu kürsüye yakışmayacak tarzda ifade etmiştir. (Gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Kapusuz... Sayın Kapusuz, izin verir misiniz?

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, bir saniye...

BAŞKAN – İzin verir misiniz.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Bir saniye...

BAŞKAN – Ama, bir şey söyleyeceğim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, bana söz verdiniz ya konuşmamı tamamlayayım...

BAŞKAN – Bir şey söyleyeceğim... Bir dakika... Ama, bir şey söyleyeceğim.

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) – Dinleyeceksin, o söylüyor.

BAŞKAN – Bir dakika...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Başkan, İçtüzükte her milletvekilinin böyle söz alma hakkı var.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Her an, devamlı karşılıklı konuşma olmaz.

BAŞKAN – Sayın Kapusuz, lütfen... Şunu söylemek istiyorum. Benim, bu konudaki anlayışımı istismar etmeyiniz. Ancak, Sayın Cin, söz talebinde bulunduğu zaman bir şey söyledim. İsminin zikredilmesi, aynı şekilde, dolaylı biçimde Sayın Aktürk de söz talebinde bulundu, ona söz vermedim. Onun için, lütfen, tek yanlı olarak bu konudaki duyarlılığımı ve hassasiyetimi istismar etmeyelim.

Millî Eğitim Bakanlığıyla ilgili bir talebinizi ilettiniz “Sayın Bakandan açıklama yapmasını bekliyorum” dediniz. Sayın Bakan bunu duydu; bu talebiniz tutanaklara da geçti. Sayın Bakanın, görüşmelerin, konuşmaların her safhasında açıklama yapma hakkı vardır. Sizin talebiniz de kendisine iletilmiş oldu.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, yalnız...

BAŞKAN – Lütfen...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, lütfen... Bir şey söyleyeyim. Şayet bana söz vermezseniz, ben konuşmam.

BAŞKAN – Sayın Kapusuz, şu...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Müsaade edin efendim.

BAŞKAN – Rica ediyorum... Bir şey söylüyorum yalnız...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Ben de rica ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Kapusuz, lütfen ortamı gerginleştirmeyelim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Eğer, suçlandığını varsaydığınız eski millî eğitim bakanlarından biri olsaydınız, size söz verirdim. İstirham ediyorum... Böyle bir usulümüz yok.

Demokrat Türkiye Partisi Grubu adına, Sayın Mahmut Yılbaş; buyurun.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, ben, İçtüzükten gelen bir hakkı kullanıyorum, bana lütfetmiyorsunuz, bana lütuf da edemezsiniz. Açık ve net konuşmak için...

BAŞKAN – Ben, lütuf etmiyorum.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Evet, bütün tavrınız bu.

BAŞKAN – “İstirham ediyorum, bunu uzatmayın” dedim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Ama Sayın Başkan, lütfen dikkat edin, ben söz aldım, söz vermeden konuşmadım, lütfen kesmeyin dedim. Niye kesiyorsunuz?..

BAŞKAN – Sonsuza kadar konuşamazsınız Sayın Kapusuz.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Hayır efendim.

BAŞKAN– Buyurun... Lütfen...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Bu yaptığınız, hiçbir zaman size yakışmamıştır Sayın Başkan; protesto ediyorum.

BAŞKAN – Lütfen... Lütfen, Sayın Kapusuz.

Buyurun Sayın Yılbaş.

DTP GRUBU ADINA MAHMUT YILBAŞ (Van) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu defa, talihsiz iki olay üzerine konuşma yapmak durumunda kalıyorum. Birincisi, önceki oturumda, bilaistisna, hepimizi üzen ve bu ortamdan -daha doğrusu cerayan eden olaydan- ayrıldıktan sonra, hepimizin pişman olduğu, bu Meclisin kutsiyetiyle bağdaşmayan bir olaydı. Eminim ki, buna, burada bulunan bütün milletvekili arkadaşlarım üzülmüştür. Temennim odur ki, bir daha tekrar etmez; çünkü, en azından, bu çatı altında, bu koridorlarda birbirimizin yüzüne bakan insanlarız. Millet, kendisini temsil ettirmek amacıyla, bizleri buraya göndermiştir; yoksa, burada kör dövüşü yapmak için değil.

Değerli arkadaşlarım, ikinci talihsiz olay ise, değerli meslektaşımın fıtraten sahip olduğu belagati çok ince olarak kullanıp, güzel bir konuşma yapması; ama, çok yakın arkadaşım olması ve kendisini uzun zamandır tanıyor bulunmak tesellim oldu.

Değerli arkadaşlarım, usulen, 5 inci madde üzerinde söz almış bulunuyoruz. Bu Kanunun, tasarıdan önceki durumu, 5+3; bunu 8 yıla çıkarıyor. Bunun ne anlama geldiğini, burada bulunan herkes, lehte ve aleyhte düşünceye sahip olanların hepsi ne anlama geldiğini biliyor.

Değerli arkadaşlarım, biz, kısa bir vade olarak geçmişe baktığımızda, bu noktaya niye geldik? Nasıl geldik? İlköğretim okulları dediğimiz 8 yıllık eğitim veren okullar, değişik siyasî partilere mensup arkadaşlarımız tarafından da ifade edildiği gibi, uzun zamandır -yirmi yıla yakın bir zamandır- Türk millî eğitimi içerisinde öğrenci yetiştirmekte; ancak, buna rağmen son altı ayda olan olaylar, hiçbir zaman, bu yirmi sene içerisinde, Türk kamuoyunun önüne bu denli gelmemişti. Ne oldu da, bu altı ay içerisinde bu noktaya geldik?

Değerli arkadaşlarım, sadece siyasetçi olarak değil, toplum olarak en büyük eksikliğimiz, noksanlığımız, zannediyorum ki hatayı kendimizden ziyade karşımızda aramaktır. Bu, bizim gibi topluluklarda hastalık halinde zuhur eden bir olgudur; başkasını eleştirmeden, başkasının düşüncelerini değerlendirmeden, kendi bakış açımızın ne olduğunu, ne yapmak istediğimizi... Herşeyden evvel de 65 milyon gibi büyük bir topluluğun bir parçası olduğumuz ortadadır; yani, düşüncelerimiz, mutlaka başkalarının düşüncesiyle karşı karşıya gelecektir ve ancak, bu düşüncelerden bir sonuç çıkacaktır.

Altı ay önce, ülke, önemli bir olay yaşadı. Bu olayın yaşanmasına, acaba bugünkü İktidar mı neden oldu? O olaydan sonra, altı ay gibi bir zaman geçti; bugün, bu kanun tasarısıyla getirilmek istenilen birtakım düzenlemeler -o altı ay içerisinde- o dönemde iktidar olanlar için bir şans değil miydi? Niçin, o zaman ihtiyaç haline gelmiş bir konunun düzenlenmesinde ön alıp, kendi görüşlerimizi, bu konuya yaklaşımlarımızı gündeme getirmedik; olayı zamana bırakıp, zaman içerisinde unutulmasını, kaybolmasını bekledik?

Değerli arkadaşlarım, ilk konuşmamda da belirttim; bu konu, basit bir fikir ayrılığı meselesi değildir. Bu ülkede, dine dayalı eğitim ilk defa olmuyor ve istenmiyor. Türk toplumunun, tarihinin büyük bir bölümünde; bütün eğitimini dinî kurallara dayalı olarak yaşadığı asırlar olmuştur. Hepiniz bilirsiniz, daha yüz yıl öncesine kadar, bugün cari olan eğitim dışında, sübyan mektepleri ve medreselerde, tamamen dinî kurallara dayalı eğitim görmüştür bu toplum ve hepinizin bildiği gibi, o eğitimde, anadili Türkçe olan bu milletin çocuklarına, Türkçe değil, Arapça öğretilmiştir.

Bunu, şunun için söylüyorum: O eğitim sonunda, Türk toplumu bir noktaya kadar gelmiştir. Batı’nın o korkunç gelişimi karşısında, her alanda, kendisini zayıf hissetmiştir. Bu noktaya gelişimiz, bundan kaynaklanmaktadır ve onun için de, iki türlü anlayış orta yere çıkmış ve bugünkü çatışma ondan kaynaklanıyor. Bunun için, gelecek nesillere bu çatışmayı daha az şekilde intikal ettirmek için, özeleştiride bulunmak mecburiyetindeyiz, birbirimizi anlamak mecburiyetindeyiz. İpin bir ucundan bu taraf çeker, öbür ucundan da öbür taraf çekerse, nesiller boyunca, bu sürtüşme devam eder, gider; bundan, hiçbir kimse yarar görmez, değerli arkadaşlarım.

Benim yerime, şu anda, burada bulunan ve kendisine son derece saygı duyduğum, saydığım, değerli insan, sevgili hocamız Lütfü Doğan Beyin konuşmasını isterdim; bizi, aklıselime, vicdana, birbirimizi anlayışa davet eden o nefis sesiyle, o derin kültürüyle, burada bir konuşma yapmasını dilerdim.

Değerli arkadaşlarım, biz, birbirimiz için yaratılmışız. Bu ülkeden başka bir ülkemiz yok; bu ülkede, birbirimizi anlayarak, birbirimizin düşüncelerine saygı duyarak yaşamak mecburiyetindeyiz. Bakınız, işte -saklanacak ne var, gizli olan ne var- her şey, geliniyor, burada söyleniyor. “dayatma” deniliyor; tek taraflı mıdır bu, değerli arkadaşım; sevgili dostum, tek taraflı mıdır bu? Birbirimize dayatıp duruyoruz, birbirimizin üzerine varıyoruz; sonunda ne yapacağız; bu ülke bundan ne kazanacaktır?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yılbaş, 1 dakika içinde toparlayın.

MAHMUT YILBAŞ (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bakınız, bunlara dikkat etmediğimiz için, önceki oturumda, hiç olmazsa, imkân verdiği ölçüde çocuklarımızın yararlanabileceği bir din eğitiminin tasarıdan çıkarılmasına neden olduk.

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) – Yapma!

MAHMUT YILBAŞ (Devamla) – Sevgili dostum “yapma” diyorsun; burada, 4 üncü maddeye ret oyu verenler arasında zatı âlinizin de ismi var.

BAŞKAN – Sayın Yılbaş, lütfen, Genel Kurula konuşun.

MAHMUT YILBAŞ (Devamla) – Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum; teşekkür ediyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sağ olun.

Madde üzerinde gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştır.

Şahsı adına, Sayın Cafer Güneş; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

CAFER GÜNEŞ (Kırşehir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 6 ncı maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, 6 ncı maddeyle getirilen değişiklikte “ilköğretim kurumları 8 yıllık okullardan oluşur; bu okullarda kesintisiz eğitim yapılır ve bitirenlere ilköğretim diploması verilir” deniliyor. Çok söylendi, bir kez daha söylüyorum; eğitim süresinin 8 yıla, 10 yıla, 12 yıla çıkmasına hiç kimse karşı değildir; karşı olunan olay, yönlendirmeli değil, kesintisiz olmasıdır; karşı olunan olay, halkımızı kandırmaya yönelik demeçlerdir; karşı olunan olay, yabancı TV ve gazetelere başka konuşup, kendi insanına başka konuşma olayıdır; karşı olunan olay, iki yüzlülüktür; karşı olunan olay, çifte standartlıktır.

Zaten, ikinci kademede okullaşma oranı yüzde 65’tir. 4 milyon öğrencinin 2 milyon 600 bini ikinci kademeye devam ediyor; geriye kalan 1 milyon 400 bin öğrenci... İşte, tartışma burada başlıyor. Şu andaki ilkokullarımıza gerekeni yaptık mı; hayır. Çifte tedrisattan hâlâ kurtulamadık. Beş sınıfı, bir öğretmenin okutmasından hâlâ kurtulamadık. Öğretmen yetersizliğimiz had safhada. Öğretmen ihtiyacını nasıl karşıladığımızı hepimiz biliyoruz. Sınıflardaki öğrenci sayılarımızın nasıl olduğu belli. Taşımacılık sistemindeki çocuklarımızın rezaleti ortada. En basit ders aletlerinden yoksun okullarımızı, yine, hepimiz biliyoruz. Şimdi, sizlere soruyorum: Siz, bu ihtiyaçların hangisini karşıladınız? “8 yıllık kesintisiz eğitim” diyorsunuz, aceleniz nedir? Mecliste partilere bakarsak yarı yarıya; yarısı karşı -oy oranı olarak söylüyorum- yarısı taraftar. Geliniz, bu işi seçimden sonraya bırakalım, bir de halkın görüşünü almış oluruz. Bu kamburları düzeltmeden, kesintisiz 8 yıla geçiş, kamburu daha da artırır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ortada. Getirilen bu yasa tasarısı plana aykırı, Anayasanın 166 ncı ve diğer bazı maddelerine aykırı, 3067 sayılı Yasaya aykırı; tali komisyon saydığınız Millî Eğitim Komisyonu birçok sebepten dolayı reddediyor. Dünyadaki gelişmiş ülkelere bakın; oradaki bu uygulama reddediliyor.

Sayın Başbakan “bu yasa benim de içime sinmedi” diyor. Yine, Sayın Başbakan yaptığı bir Meclis konuşmasında, Sayın Baykal’a hitaben “Sayın Baykal, sizinle anlaşamayacağımız tek konu varsa, o da budur” diyor. Şimdi, soruyorum: Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planına aykırı, yasalara aykırı, Millî Eğitim Komisyonu raporuna aykırı, gelişmiş ülke gerçeklerine aykırı, uluslararası anlaşmalara aykırı, Başbakanın içine sinmiyor, ANAP’lı bazı milletvekillerinin kitaplarına ve konuşmalarına aykırı, bugüne kadarki hükümet programlarınıza aykırı; derdiniz nedir Allah aşkına?.. Halkın mitinglerine izin vermiyorsunuz, halkı yarasaya benzetiyorsunuz, imam-hatiplerden mezun olanlara “yarasadır, Atatürk düşmanıdır, vehhabidir” diyorsunuz, çapulcudur diyorsunuz...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – O konuşmayı dinlemedi de onun için...

MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Dinledi, dinledi Sayın Güney...

CAFER GÜNEŞ (Devamla) – Kaldı ki, bu sözü söyleyen arkadaşlarımız kendi grupları içerisindekilerine bakınca yüzleri hiç kızarmıyor mu; şaşıyorum!.. Ben, imam-hatip liselerinde çocuğu okuyan bir veliyim. Bunu söyleyen kişilere, bu sözleri aynen iade ediyorum. Daha fazla söylemeye terbiyem müsaade etmiyor. (RP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bundan önceki Hükümet döneminde, yani 54 üncü Hükümette de bir Başbakanımız vardı; onun muhalefete olan üslubu ile 55 inci Hükümetin Başbakanının halka ve muhalefete olan üslubunu, hem Yüce Meclisin takdirlerine hem de halkın takdirlerine arz ediyorum. En azından, bir başbakanın, bu şekilde olması, kendi grubu tarafından uyarılması gerekir diye düşünüyorum.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Muhalefetin üslubunu da öğren!..

CAFER GÜNEŞ (Devamla) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Sayın Başbakanımız evvelki gün Meclisteki Grup konuşmasında “Refah Partisi Genel Başkanı bizi solculukla suçluyor. Halbuki, onlar, bizden 24 yıl evvel solcularla koalisyon kurdu...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Güneş, 1 dakika içinde toparlayın lütfen...

CAFER GÜNEŞ (Devamla) – ...öyleyse, siz, bizden solculukta 24 yıl öndesiniz” diyor. Sayın Başbakanım, size, şunu hatırlatmayı bir vazife sayıyorum: Biz, Cumhuriyet Halk Partisiyle koalisyon kurduğumuzda imam-hatip liselerinin orta kısımlarını onlarla birlikte açtık. (RP sıralarından alkışlar) Siz koolasiyon kurduğunuzda, imam-hatip liselerini size onlar kapattırıyor. (RP sıralarından “Fark burada” sesleri, alkışlar) O günkü koalisyonda Cumhuriyet Halk Partisinin tabanı “Cumhuriyet Halk Partisi Selametleşiyor, Millî Selamete kayıyor” diyordu. Bugünkü sizin tabanınız, size “solculaşıyorsunuz” diyor, baştakilerini kastediyor; bunu, lütfen anlayınız! (RP sıralarından alkışlar)

ALİ HAYDAR ŞAHİN (Çorum) – Siz de gelin, yeriniz burası.

CAFER GÜNEŞ (Devamla) – Biraz evvel, Demokratik Sol Parti Grubu adına konuşan arkadaşımız “imam-hatip liselerinden mezun olanlar Refah Partisine yöneliyor” diyor. Arkadaşımız yanılıyor; kendilerinin Adana-Osmaniye’den göstermiş olduğu aday, imam-hatip mezunudur. RP’de de var, DYP’de de ANAP’ta da var diyor; hepinize saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Güneş.

ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Sayın Başkanım, müsaade ederseniz, biraz önce, hatip, Grubumuzla ilgili olarak, Sayın Başbakanımıza “55 inci Hükümetin Başbakanını Grubunun uyarması lazım” dedi, 54 üncü Hükümet Başbakanı ile 55 inci Hükümet Başbakanını mukayese ederek. Sataşmaya meydan vermeden bu konuda -Gruba sataşma olmuştur- bir açıklama yapacağım.

BAŞKAN – Sayın Çakan, rica ediyorum... Yani, Sayın hatip bu konuda görüşünü, değerlendirmesini açıkladı.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Ama, yanlış ifade etti.

ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – O zaman, müsaade eder misiniz...

BAŞKAN – Maddî bir yanlışlık...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Böyle ifade etmeye hakkı yoktu; tahrif etti burada.

ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Müsaade eder misiniz...

BAŞKAN – Sayın Güney, Sayın Çakan; lütfen...

ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Yerimden bir iki cümle söyleyeceğim, müsaade edin...

BAŞKAN – Bakın, ama, bu yerden söz hakları...

ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Bakın, ama, Sayın Başkanım...

BAŞKAN – Bir dakika beni dinleyin ama...

... herhangi bir şeyi düzeltmek ihtiyacı anındadır. Bunu, yavaş yavaş genelleme ve fikirlerimizi anlatmaya dönüştürüyoruz ve buna izin vermem mümkün değil. Lütfen... Onun için, bu beyanın doğru olmadığını ifade ettiniz, tutanaklara geçti.

ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Bir cümle...

BAŞKAN – Lütfen... Lütfen...

ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Bakın, bir cümle ilave etmek istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Çakan, istirham ediyorum... Lütfen...

ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Çakan, istirham ediyorum...

Sayın Komisyon, söz talebiniz var mı?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Söz talebimiz yok efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Yok efendim.

BAŞKAN – Sayın Maliki Ejder Arvas, buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

MALİKİ EJDER ARVAS (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım, haftalardır bu yasa tasarısını merakla izleyen ülkenin değerli evlatları; biliyorsunuz, günlerdir bu mücadeleyi veriyoruz ve bu mücadeleyi vermeye de devam edeceğiz. Bu vesileyle, şahsım adına, yasa tasarısı üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlayarak, konuşmalarıma başlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 55 inci Hükümet tarafından hazırlanan kanun tasarısının esası, ilköğretimin 8 yıl kesintisiz olarak çıkarılmasıdır. Bu tasarıyla, amaç, imam-hatip ile Anadolu liselerinin orta kısımlarını ve çıraklık eğitimi merkezleri ile Kur’an kurslarını kapatmaktır.

Dünya matematik ve bilim sınavı sıralamasında ilk 40 ülke arasına giremeyecek kadar eğitimi zayıf ve yetersizken; ayrıca, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da birçok yerleşim alanında okullar kapalıyken, bir dershanede dört beş sınıf aynı anda öğrenim görmeye çalışırken, zorunlu eğitimi, kesintisiz 8 yıla çıkarmayı tartışmak abesle iştigaldir. (RP sıralarından alkışlar, CHP ve DTP sıralarından alkışlar [!])

Sayın milletvekilleri, eğitimde kaliteyi artırmak ve fırsat eşitliğini sağlamak istiyorsak, bunun yolu eğitim-öğretim alanındaki iyileştirmeye yönelik düzenlemeleri gerçek, bilimsel ve objektif yöntemlerle çözüme kavuşturmaktır. Oysa, bu kanun tasarısı, tamamen ideolojik kaygılarla hazırlanmıştır. Amaç, Anadolu insanının yolunu kesmek, imam-hatip liselerine ve Kur’an kurslarına olan akışı engellemektir. Ayrıca, Anadolu liselerinin orta kısımları kapatılarak, dargelirli ailelerin başarılı ve zeki çocuklarının iyi bir eğitim alması engellenmektedir. Böyle olunca, bu kesimin çocuklarının fırsat ve imkân eşitliği önlenerek, devlet yönetiminde ve insanca yaşama şartlarının gereği olan iş bulmada önleri kesilecektir. Bu ise, ileride, toplumda sınıf ayrımına neden olur.

Sayın milletvekilleri, eğitim zor iştir. İnsanı yönlendirme ve yetiştirmede yapılacak hataların, sonradan telafisi güçtür. Bugüne kadar, imam-hatip liseleri öğrencileri ve mezunları, ülkemiz aleyhine hiçbir eyleme karışmamışlardır. Hatta, 1980 yılında ülke terörist eylemlere sahne olurken, devlet makamlarının hazırladığı raporda, orta ve lise öğrencileri arasında, terörist eylemlere karışan imam-hatip lisesi mezunlarının olmadığı bildirilmiştir.

İmam-hatip liselerinin büyük çoğunluğu bilindiği üzere halkımız tarafından inşa edilmiştir. Bu kanun tasarısının yürürlüğe girmesiyle birlikte imam-hatip liselerinin orta kısmının kapatılması, halka rağmen yönetimdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – 1 dakika içerisinde lütfen toparlayın.

MALİKİ EJDER ARVAS (Devamla) – Sayın milletvekilleri, bu kanun tasarısı, daha önce de belirttiğim gibi, gerçeklikten ve bilimsel olmaktan uzak, tamamen siyasî kaygılar ve birtakım çevrelerin baskısı sonucu hazırlanmış antidemokratik bir kanun tasarısıdır. Temsil ettiğimiz halkın iradesini Meclise yansıtmazsak, onarılması güç olan sosyal sorunlara yol açabiliriz. Kişisel kaygılarızı, beklentilerinizi bir kenara bırakarak, sağduyu ve aklıselimle karar verin; kazanan, ülkemiz, halkımız ve demokrasimiz olsun.

Sayın milletvekilleri...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Arvas.

MALİKİ EJDER ARVAS (Devamla) – _kurulduğu günden beri ülkesine, milletine yararlı olmaktan başka amacı olmayan_ (RP ve DYP sıralarından alkışlar; ANAP, DSP, CHP ve DTP sıralarından alkışlar [!])

BAŞKAN – Sayın Arvas, teşekkür ediyorum efendim.

MALİKİ EJDER ARVAS (Devamla) – Teşekkür ederim. (RP ve DYP sıralarıdan alkışlar)

BAŞKAN – Madde üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır; soru önergelerinin işlemine başlıyoruz.

İlk 5 dakikalık sürede soruları okutacağım; ancak, bundan önce, ilk sıradaki, Kırıkkale Milletvekilimiz Sayın Mikail Korkmaz’ın sorusununun birinci bölümünü, biraz yasanın dışında olduğu için okutmayacağım.

MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, lütfen_

BAŞKAN – İstirham ediyorum Sayın Korkmaz; çok hayali bir senaryo, konuyla ilgili değil, bu yasa tasarısı kimseye hapis vesaire ceza getirmiyor, onun için, onu okutmayacağım.

İkinci sorudan devam ediyorum; buyurun:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Delaletinizle Sayın Millî Eğitim Bakanına aşağıdaki sorularımı soruyorum.

Mikail Korkmaz

Kırıkkale

Bu tasarıyla 12 yaşına kadar “Allah” demeyi yasakladığınıza göre, İstiklal Harbi gazisi dedenin 12 yaşındaki torunu, evinde dedesinden “Allah” demeyi öğrenmeye başlarsa, nasıl bir işlem yapacaksınız?

Bu tasarıyla kapattığınız imam-hatip lisesi mezunlarının kültür dünyaları nasıldır diye merak edip, hiç oturup onlarla beraber konuştunuz mu?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Sayın Millî Eğitim Bakanından cevaplanmasını tavassutlarınızla arz ederim.

1. Tasarının Plan Bütçe Komisyonunda kabulü, Millî Eğitim Komisyonunda ret olması, kamuda yasayı tartışmaya açtı. Muvazaalı bir yasa başarılı olabilir mi?

2. Tasarı, din eğitimini kısıtlaması, Anayasal hakkın sınırlandırılması anlamına gelir. Bunu doğru buluyor musunuz?

Veysel Candan

Konya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun, Sayın Millî Eğitim Bakanı tarafından cevaplandırılmasını arz ederim.

Musa Okçu

Batman

İmam-hatip liselerinin orta kısmında okutulan Arapça ve Kur’anı Kerim derslerinin, bu lisenin hazırlık sınıfına toplanmasıyla, okul, 4 yıl iken 5 yıla çıkacaktır. Bu durum:

1- Bu liseyi cazip olmaktan çıkarmayacak mıdır?

2- Eğitimde fırsat eşitliğine aykırı olmayacak mıdır?

Saygılarımla.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Sayın Başkanım, delaletinizle, Sayın Bakana, aşağıdaki sorularımı tevcih ediyorum.

Saygılarımla.

Remzi Çetin

Konya

OECD yayınları incelendiği zaman, ciddî ve büyük devletlerin hepsinde kademeli ve yönlendirmeli sistem uygulanmaktadır; dünya gerçeği budur. Türkiye’yi, niçin, geri kalmış ülkelerin yanına çekiyorsunuz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun, Sayın Millî Eğitim Bakanı tarafından, delaletinizle cevaplandırılmasını, bilgilerinize saygılarımla arz ederim.

Nurettin Aktaş

Gaziantep

Kendi milletinin inancını, tarihini, öğrenme ve okuma özgürlüğünü yok edecek şekilde baskı yapan, savaş açan, dünyada bir ülke tanıyor musunuz? Biliyorsanız, bu ülkenin ismini verebilir misiniz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Sayın Başkanım, sözlü olarak cevaplandırılmak üzere, Millî Eğitim Bakanına aşağıdaki soruyu soruyorum:

Batman İlinde, yüzlerce köy okulu kapalıdır; 500’den fazla öğretmen açığı var; Anadolu Lisesinde İngilizce öğretmeni çok az.

Şimdi soruyorum: Bu öğrencileri, aynı saatte, nasıl ve kaç vasıtayla merkeze taşıyacaksınız? Güvenliklerini nasıl sağlayacaksınız?

Öğretmen açığını nasıl ve ne zaman gidereceksiniz?

Alaattin Sever Aydın

Batman

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın, delaletinizle, Millî Eğitim Bakanı tarafından cevaplandırılmasını arz ederim.

Sayın Bakanım, sizi izlemekte olan Mardin halkına, aşağıdaki eksikliklerin öğretim yılı başında giderileceği müjdesini verebilir misiniz?

1- Kapalı 258 okul açılacak mı?

2- Sisteme göre 1 227 derslik ihtiyacı giderilecek mi?

3- Köyodalarında eğitimin yapıldığı köylerde okul yapılacak mı?

4- Derslikler 30 öğrenciye göre ayarlanacak mı?

5- Eksik 2 406, sisteme göre her 30 öğrenciye tekabül edecek, öğretmen atanacak mı?

6- Gerekli 300 hizmetli, 100 memur, 50 teknik eleman, 20 sağlık personeli atanacak mı?

Hüseyin Yıldız

Mardin

BAŞKAN – Soruların okunması tamamlanmıştır.

Sayın Bakan, yanıtlarınızı alalım.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, bir arkadaşımız, din öğrenim hakkının kısıtlanmasından söz etti. Ülkemizde, din öğrenim hakkının kısıtlanması diye bir şey söz konusu değildir. Bunu, belki, üçüncü, dördüncü kez Genel Kurulda açıklıyorum. Burada yapılan düzenlemeyle, ki, 4 üncü madde çıkarılmıştır; fakat, onun çıkarılması bir şey ifade etmez; çünkü, halihazırdaki uygulama devam edecek demektir.

 

 

Çocuklarımıza, hepimiz, iyi ahlakı, iyi insan olmayı ve itikadını, hep birlikte, önce evimizde öğretmeyi anne baba olarak üstleniyoruz ve bunun hangi yaşta, hangi dozajda olacağına yine bizler karar veriyoruz. Bu çocuklarımıza, halihazırdaki uygulama çerçevesinde, ilkokulu bitirdiğinde, yani 12 yaşını tamamladığında bu hakkı verdik ve bu uygulama, bugüne değin hiç kimse tarafından tartışılmadı; toplumumuz bunu benimsemişti ve 12 yaş öncesindeki çocuklarımıza, itikat ve iyi ahlak eğitimini, anneler, babalar, nineler, dedeler veregeldi. Bu, bizim, asırlardır süregelen geleneğimizdir. Asırlardır yerleşmiş bu geleneğimiz, toplumumuzda en ufak bir tedirginlik yaratmamıştır. Bunu değiştiren kimse yok.

Eğer, 4 üncü madde kabul edilmiş olsaydı, yine orada “5 inci sınıf” denilmek suretiyle mevcut uygulama devam edecekti. Dolayısıyla, Hükümetin 4 üncü maddeyi getirişinde, mevcut uygulamada bir değişiklik yapmama niyeti vardı; ama, Yüce Meclis öyle takdir etti; o madde devreden çıkarıldı. Dolayısıyla, Anayasaya aykırı olarak din öğreniminin kısıtlanması gibi bir keyfiyet söz konusu değildir.

Diğer bir konuşmacı, imam hatip liselerinin hazırlık sınıflarıyla 4 yıldan 5 yıla çıkacağını, bunun, cazibesini azaltacağını söylüyor. O değerli arkadaşımıza şunu hatırlatmak isterim: Şu anda, bu kanun çıkmadan önce, bütün meslekî teknik liseler 4 yıl, bunlardan biri de 5 yıl, lise düzeyinde. Peki, bu çocuklarımız, oraya gitmekten cayıyorlar mı? Bu okullara her yıl kaydolan ve her yıl sayıları artan öğrencilerimiz var. Demek ki, çocuklarımız, beğendikleri, istedikleri ve istikbal gördükleri okullarda 4 yıl da okuyor, 5 yıl da okuyor.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Meslek liseleri?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Meslek liseleri 4 yıl ve 5 yıl... Bunlar halen böyle ve yıllardır böyle uygulanıyor.

Aynı mantıktan hareket edersek -sabahleyin de örneğini verdim- şu anda hiç kimsenin tıp okumaması gerekir; 6 yıl fakültede okuyorlar, 4 yıl ihtisas yapıyorlar ve lise üzerine 10 yıl okuyorlar. Onun için, lütfen, konuları bu boyutuyla yanlış sunmayalım. Önemli olan insanlarımızın istedikleri dallarda okuma fırsatını devlet olarak verebilmemizdir. Bu fırsat verilmektedir. O nedenle, kanun önünde ve hakların kullanılmasında bir eşitsizlik söz konusu değildir ve olmayacaktır. O, hazırlık sınıfı da konulmak suretiyle imam-hatip lisesini tercih edecek öğrencilerimize, lise düzeyindeki derslere çok daha sağlıklı olarak başlayabilme fırsatını vermektir; ellerinden fırsat almak değil, fırsat vermektir.

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen toparlayalım...

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Hay, hay efendim.

Diğer bir arkadaşımız, “OECD ülkelerinde kademeli yönlendiriliyor” diyorlar. Daha önceki suallere verdiğim cevaplarda açıkladım. O ülkelerde öğrencilerin yeteneğini belirleyerek yönlendirme yapılır; fakat, bir mesleğe yöneltilmez, hiçbirinde yöneltilmez. Ne zamana kadar; ilköğretime tekabül eden, yani 6-14 yaş süresince yöneltme yoktur bir mesleğe; sadece yeteneklerini belirleyip, o yeteneklerini geliştirmenin zemini hazırlanır.

Son olarak üzerinde duracağım konu: Batman ve Mardin okulları güvenlik nedeniyle kapalıdır. Güvenlik açısından kapalı olması nedeniyle, fırsat eşitliğini sağlayabilmek için, bizden evvelki dönemde başlamış olan yatılı ilköğretim bölge okullarının 2’si bu yıl Batman’da bitirilecek ve devreye sokulacak, 2’si de inşa edilmeye devam edilecektir. Aynı durum Van ve Mardin’de de vardır. Mardin’de 3 yatılı bölge ilköğretim okulu var. 5’i de halen inşa halindedir.

Görüldüğü üzere; yapılan yatırımlarımızla, köy okullarında hizmet veremediğimiz insanlara, bölge yatılı okullarında sekiz yıllık eğitimin zemini benden evvelki arkadaşlar tarafından hazırlanmaya başlamıştır. Ben onları bitirmeyi taahhüt ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (DSP ve DTP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi, madde üzerinde verilmiş 1’i Anayasaya aykırılık olmak üzere, 5 önergeyi geliş sırasına göre okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Halen görüşülmekte olan 376 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunuyla ilgili değişiklik yapılması hakkındaki kanun tasarısının 5 inci maddesindeki “ilköğretim kurumları” kelimesinin “ilköğretim kuruluşları” olarak değiştirilmesi için gereğini saygılarımızla arz ederiz.

Halil Çalık Yüksel Aksu Ziya Aktaş

Kocaeli Bursa İstanbul

Mahmut Erdir Ali Günay Çetin Bilgir

Eskişehir Hatay Kars

Necati Albay Boray Baycık

Eskişehir Zonguldak

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlköğretim Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 5 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saffet Arıkan Bedük Ahmet İyimaya Tayyar Altıkulaç

Ankara Amasya İstanbul

Necmettin Cevheri Baki Ataç Mehmet Gözlükaya

Şanlıurfa Balıkesir Denizli

Halit Dağlı Turhan Güven Mehmet Gölhan

Adana İçel Ankara

Madde 5.- 14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 24 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 24.- İlköğretim kurumları 8 yıllık okullardan oluşur. Bu okullarda kesintisiz eğitim yapılır ve bitirenlere ilköğretim diploması verilir. 8 yıllık kesintisiz eğitimde birkısım derslerini yabancı dille yapan okullarla, Anadolu liseleri ve yetenek geliştiren okullar, özel eğitim kurumları ve meslekî, teknik, dinî eğitim veren okulların bünyesindeki ilk ve ortaokullar kapatılmaz. Bu okulların öğrencileri zorunlu öğrenimlerini bu kurumlarda tamamlarlar. İlköğretim okullarındaki müfredat, bu okullarda da, bu Kanunun Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükte olan Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planının yönlendirme ve ilgili ilkeleri doğrultusunda düzenlenmiş olarak uygulanır.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/620 sıra sayılı, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 5 inci maddesiyle değiştirilen 14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 24 üncü maddesinin “ilköğretim kurumları 8 yıllık okullardan oluşur. Bu okullar 4 yıllık ilkokul ile 1 yıllık hazırlık sınıfı ve 3 yıllık ortaokuldan oluşur. İlkokulu bitirenlere sertifika, hazırlık sınıfı ve ortaokulu bitirenlere ilköğretim diploması verilir” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Sıddık Altay Fethullah Erbaş Şaban Şevli

Ağrı Van Van

Ersönmez Yarbay Ömer Ekinci Latif Öztek

Ankara Ankara Samsun

Ahmet Derin Ahmet Cemil Tunç Musa Demirci

Kütahya Elazığ Sıvas

Mustafa Bayram Osman Hazer Muhammet Polat

Van Afyon Aydın

Alaattin Sever Aydın Nezir Aydın Nedim İlci

Batman Sakarya Muş

Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun Hayrettin Dilekcan

İçel Antalya Karabük

Hasan Dikici Azmi Ateş Zülfükar İzol

Kahramanmaraş İstanbul Şanlıurfa

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener Lütfü Esengün

Konya Sıvas Erzurum

Fikret Karabekmez Sait Açba Nurettin Kaldırımcı

Malatya Afyon Kayseri

Cevat Ayhan Fethi Acar Lütfi Doğan

Sakarya Kastamonu Gümüşhane

Ahmet Doğan Ahmet Çelik Ali Oğuz

Adıyaman Adıyaman İstanbul

Bülent Arınç Bekir Sobacı Abdullah Arslan

Manisa Tokat Tokat

Yakup Budak Sıtkı Cengil Celal Esin

Adana Adana Ağrı

Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları Lütfi Yalman

Ordu İstanbul Konya

İsmail Özgün Mehmet Aykaç Turhan Alçelik

Balıkesir Çorum Giresun

Hüseyin Yıldız Kemallettin Göktaş Zeki Ergezen

Mardin Trabzon Bitlis

Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu

Bitlis Bingöl Bingöl

Hasan Belhan Musa Okçu Ömer Naimi Barım

Elazığ Batman Elazığ

Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi Yakup Hatipoğlu

Muş Diyarbakır Diyarbakır

Naci Terzi Süleyman Metin Kalkan Mehmet Sılay

Erzincan Hatay Hatay

Mustafa Köylü Nurettin Aktaş Bedri İncetahtacı

Isparta Gaziantep Gaziantep

Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu

İstanbul Gaziantep İstanbul

Mehmet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş

Siirt Siirt Kilis

Abdulkadir Öncel

Şanlıurfa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(1/620) sıra sayılı İlköretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının 5 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. 13.8.1997

Nevzat Yanmaz Orhan Kavuncu Recep Kırış

Sıvas Adana Kayseri

Lütfi Yalman Hasan Çağlayan Mehmet Ekici

Konya Çorum Ankara

Hanefi Çelik Fethullah Erbaş Şaban Şevli

Tokat Van Van

Ersönmez Yarbay Ömer Ekinci Latif Öztek

Ankara Ankara Samsun

Ahmet Derin Ahmet Cemil Tunç Musa Demirci

Kütahya Elazığ Sıvas

M.Sıddık Altay Hanifi Demirkol Hayrettin Dilekcan

Ağrı Eskişehir Karabük

Arif Ahmet Denizolgun Mehmet Saffet Benli Alaattin Sever Aydın

Antalya İçel Batman

Nezir Aydın Mustafa Bayram Hasan Dikici

Sakarya Van Kahramanmaraş

Azmi Ateş Zülfükar İzol Muhammet Polat

İstanbul Şanlıurfa Aydın

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener Lütfü Esengün

Konya Sıvas Erzurum

Fikret Karabekmez Sait Açba Nurettin Kaldırımcı

Malatya Afyon Kayseri

Cevat Ayhan Fethi Acar Lütfi Doğan

Sakarya Kastamonu Gümüşhane

Ahmet Doğan Ahmet Çelik Ali Oğuz

Adıyaman Adıyaman İstanbul

Bülent Arınç Bekir Sobacı Abdullah Arslan

Manisa Tokat Tokat Yakup Budak Sıtkı Cengil Celal Esin

Adana Adana Ağrı

Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları İsmail Özgün

Ordu İstanbul Balıkesir

Mehmet Aykaç Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız

Çorum Giresun Mardin

Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen Abdulhaluk Mutlu

Trabzon Bitlis Bitlis

Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan

Bingöl Bingöl Elazığ

Musa Okçu Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız

Batman Elazığ Muş

Seyyit Haşim Haşimi Yakup Hatipoğlu Naci Terzi

Diyarbakır Diyarbakır Erzincan

Süleyman Metin Kalkan Mehmet Sılay Mustafa Köylü

Hatay Hatay Isparta

Nurettin Aktaş Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin

Gaziantep Gaziantep İstanbul

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu Memet Emin Aydın

Gaziantep İstanbul Siirt

Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş Abdulkadir Öncel

Siirt Kilis Şanlıurfa

 

DEVLET BAKANI MEHMET BATALLI (Gaziantep) – Sayın Başkan, imzaları neden “ve arkadaşları” diye okutmuyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın Batallı, önergedeki bütün imzaları okumaya mecburuz; bu, muhalefetin bir hakkı; onu koruyacağız.

Sayın milletvekilleri, şimdi okuyacağımız önerge, Anayasaya aykırılık önergesidir; onun için, okuma bittikten sonra işleme koyacağım; bilgilerinize sunulur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) esas sayılı 5.1.1961 tarih ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, 14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu, 30.4.1993 tarih ve 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 5.6.1986 tarih ve 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının 5 inci maddesi Anayasaya aykırıdır.

Önergemizin işleme konulmasını ve Anayasaya aykırı olan 5 inci maddenin Genel Kurulda görüşülmesinin reddedilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş İsmail Özgün Zülfikar Gazi

Van Balıkesir Çorum

Abdullah Gül Lütfi Yalman Mehmet Sıddık Altay

Kayseri Konya Ağrı

Hasan Çağlayan Hüseyin Arı Veysel Candan

Çorum Konya Konya

İlyas Arslan Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz

Yozgat Diyarbakır Erzurum

İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı Avni Doğan

İstanbul Amasya Kahramanmaraş

Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener

Kırıkkale Konya Sıvas

Lütfü Esengün Fikret Karabekmez Sait Açba

Erzurum Malatya Afyon

Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan Fethi Acar

Kayseri Sakarya Kastamonu

Lütfi Doğan Ahmet Doğan Ahmet Çelik

Gümüşhane Adıyaman Adıyaman

Ali Oğuz Bülent Arınç Bekir Sobacı

İstanbul Manisa Tokat

Abdullah Arslan Yakup Budak Sıtkı Cengil

Tokat Adana Adana

Celal Esin Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları

Ağrı Ordu İstanbul

Mustafa Kamalak Şeref Malkoç Mehmet Aykaç

Kahramanmaraş Trabzon Çorum

Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş

Giresun Mardin Trabzon

Zeki Ergezen Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata

Bitlis Bitlis Bingöl

Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan Musa Okçu

Bingöl Elazığ Batman

Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız Yakup Hatipoğlu

Elazığ Muş Diyarbakır

Naci Terzi Süleyman Metin Kalkan Mehmet Sılay

Erzincan Hatay Hatay

Mustafa Köylü Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı

Isparta Gaziantep Gaziantep

Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu

İstanbul Gaziantep İstanbul

Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş

Siirt Siirt Kilis

Abdulkadir Öncel

Şanlıurfa

BAŞKAN – Sayın Komisyon, Anayasaya aykırılık önergesine katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ METİN ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

FETHULLAH ERBAŞ (Van) – Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN – Önerge sahibi olarak Sayın Erbaş konuşacak.

Buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

FETHULLAH ERBAŞ (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önergem üzerinde söz almış bulunuyorum; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 24 üncü maddesinde yapılan değişiklikle “ilköğretim kurumları 8 yıllık okullardan oluşur. Bu okullarda kesintisiz eğitim yapılır ve bitirenlere ilköğretim diploması verilir” denilmektedir.

Bu hüküm, ilk etapta, 7.11.1982 tarih ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 76 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırı bulunmaktadır. İkinci fıkrada milletvekili olabilmenin birinci şartı, en az ilkokul mezunu olmayanların milletvekili olamayacağı; yani, milletvekili seçilemeyeceğidir.

Şimdi, bu tasarı yasalaştığı zaman Anayasamızdaki bu hüküm mü geçerli olacak, yoksa buradaki mi?.. Yani, ilkokul mezunu olanların hepsinin milletvekilliği düşecek mi; önce bir buna bakmak lazım. Evet, bu madde, o açıdan Anayasaya aykırı.

Yine, bu maddenin Anayasaya aykırı ikinci önemli hususu, Anayasamızın başlangıç maddesindeki ve en önemlisi de 2 nci maddesindeki hükmüdür. 2 nci maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir” denilmektedir. 8 yıllık kesintisiz ve zorunlu eğitim, genel, meslekî ve teknik liselerin orta kısımlarının eğitim ve öğretim yöntemlerini iptal etmektedir ve dolayısıyla, kapatmaktadır. Bu ise, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı bir hukuk devleti ölçülerine aykırıdır.

Yapılan bu düzenlemeyle, toplumun huzuru bozulmuştur. Bugün (cuma günü) İstanbul’da, Ankara’da ve Türkiye’nin birçok kentinde, 8 yıllık kesintisiz eğitime itirazlar gelmiştir. Şu anda, toplumun huzurunun bozulduğu apaçık ortadadır. Bu huzuru bozanlar da, elbette ki, bu tasarıyı “olmazsa olmaz” diye getiren, öncelikle, şu anda muhalefet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi ve daha sonra da ona destek veren İktidar Partileridir. (RP sıralarından alkışlar)

İSMET ÖNDER KIRLI (Balıkesir) – Maşallah!..

FETHULLAH ERBAŞ (Devamla) – İşte, değerli kardeşlerim, şu anda toplumun huzurunu bozan İktidar ve muhalefet; işbirliğiyle Türkiye’de toplumun huzurunu bozmaktasınız. Bu da Anayasaya aykırıdır, Anayasanın 2 nci maddesine aykırıdır. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; CHP sıralarından alkışlar [!])

Anayasamızın 17 nci maddesinde “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir” denilmektedir. 8 yıllık zorunlu kesintisiz eğitim, insanların maddî ve manevî varlığına bir tecavüz gibi görülmektedir. Bunların geliştirilmesi için meslek liselerinde okuma özgürlükleri ellerinden alınmaktadır insanların.

Yine, Anayasamızın 166 ncı maddesinin son fıkrasında “kalkınma planlarının hazırlanmasına, Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmasına, uygulanmasına, değiştirilmesine ve bütünlüğünü bozacak değişikliklerin önlenmesine ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir” denilmektedir. Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planında 8 yıllık eğitim bulunmaktadır; ancak, bu 8 yıllık eğitim 5+3 olarak geçmektedir. Kalkınma planları, kamu kesimi için emredici, özel sektör için de yol göstericidir.

(Mikrofon otomotik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Erbaş, 1 dakika içinde toparlayalım lütfen.

FETHULLAH ERBAŞ (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Planın bütününü bozmanın, Anayasamızın 166 ncı maddesinin son fıkrasına aykırı olduğu görülmektedir; yine, Anayasamızın 24 üncü maddesinin birinci ve dördüncü fıkralarına da aykırı olduğunu hepiniz biliyorsunuz.

Değerli kardeşlerim, toplumumuz gerginlik içerisindedir. Çatışmalara girmeden, toplumun huzuru bozulmadan ve bunun vebalini taşımadan, yol yakınken geri dönelim; 8 yıllık kesintisiz yerine 8 yıllık kademeli eğitime geçelim, hem toplumun huzuru yerine gelsin hem sizin huzurunuz yerine gelsin.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Erbaş.

Anayasaya aykırılık önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Anayasaya aykırılık önergesi kabul edilmemiştir.

Madde üzerindeki diğer önergeleri, aykırılık derecelerine göre okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 5 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Orhan Kavuncu (Adana) ve Arkadaşları

Madde 5- 14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 24 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İlköğretim kurumları, 5 yıllık birinci kademe ile 3 yıllık ikinci kademeden meydana gelir. Birinci kademenin son sınıfını bitirenlere ikinci kademeye geçiş yapmayı sağlayan bir belge, ikinci kademenin son sınıfını bitirenlere ilköğretim diploması verilir

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ METİN ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge sahibi olarak Sayın Durak Ünlü; buyurun. (BBP ve RP sıralarından alkışlar)

İSMAİL DURAK ÜNLÜ (Yozgat) – Sayın Başkan, sayın milletvekileri...

BAŞKAN – Sayın Ünlü, bir başka arkadaşınızı rica edeceğim; imzanız yok önergede. Maalesef, İçtüzüğümüz çok açık... (ANAP ve DTP sıralarından “İdare et Sayın Başkan” sesleri) Önergede imzanız yok...

İSMAİL DURAK ÜNLÜ (Devamla) – Peki, hay hay... Ben yine de saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Ünlü, sizin için bir şey yapacağım, kürsüye davet etmiş olduğum için; bilahara imzanızı alacağım; ama, lütfen önergelerde imzayı arayalım. (Alkışlar)

Buyurun.

İSMAİL DURAK ÜNLÜ (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.

Ben, günlerden beri devam eden ve toplumda da bir miktar gerginliğe sebep olan bu yasa tasarısıyla ilgili bir fıkrayla söze başlamak istiyorum. Nasrettin Hoca, Akşehir Gölünün kenarında, köfte ekmek yemek için oturmuş; tam ekmeği ısıracak, ekmeğin arasından köfte göle düşüvermiş; Hoca, daldırmış elini, gölden, köfte niyetine...

SÜLEYMAN HATİNOĞLU (Artvin) – Hangi hoca!

İSMAİL DURAK ÜNLÜ (Devamla) – ...yakalamış bir şey, ekmeğin arasına koymuş, tam ısıracak, bir ses... Hoca demiş ki “cart desen de, curt desen de yiyeceğim.” Şimdi, bu tasarı da, cart desek de curt desek de çıkacak; öyle gözüküyor. (ANAP, DSP, DTP ve CHP sıralarından “Bravo” sesleri alkışlar) Ama, her şeye rağmen, samimî kanaatlerimizi arz etmek, sizlerle paylaşmakta da fayda görüyorum.

Mevcut yasa tasarısı, genel anlamda, Anadolu çocuklarının önünü kesmeye matuf yanlış bir adımdır ve ümit ediyorum ki, bundan sonraki ilk fırsatta da düzeltilecek ve telafi edilecektir. 28 Şubattan başlayarak bugüne kadar atılan yanlış adımlar, artık, son noktaya gelmiştir. 8 yıl kesintisiz eğitime 5 yıldan sonra yönlendirmeli bir sistem düşünen ve benim de gönülden desteklediğim, Anavatan Partisinin görüşü de, demek ki, birtakım dayatmalar var ki, içerisinde arzu edilen eğitimin olmadığı bir tasarı haline gelmiştir.

Ben, sadece gitmiş olduğumuz istikametin dünyayla nasıl çeliştiğini anlatmak üzere, bugün gazetelerde yayınlanan, Amerika Birleşik Devletlerinde dinsel dışavurum özgürlüğüyle ilgili, bizzat Başkan Bill Clinton’ın girişimiyle hazırlanan ve dün Beyaz Sarayda özel bir törenle kamuoyuna duyurulan yeni kararnameden bahsetmek istiyorum. Bu kararnameye göre, memurlar, işyerlerine başörtülü, cübbeli gelebilecek, boyunlarına haç takabilecek, masalarının üstünde İncil ve Kur’anı Kerim bulundurabilecek, iş arkadaşlarına dinsel metinler dağıtabilecekler. İşyerlerinin elverişli odalarında dua ve namaza da olanak tanıyan kurallar, dinsel inanışı gereği saçını kesmesi yasak olan Sihlere, güvenlik memuriyeti gibi kısa saçın zorunlu olduğu işlerde bile özel müsamaha gösterilmesini öngörüyor.

Evet, yasadan ziyade, yönetmelik hükmü taşıyan yeni kararnamenin, resmî işyerlerinde dinsel dışavuruma getirdiği iki sınır var; bu sınırlardan birincisi, işin etkinliğini engelleyecek aktivitelerden kaçınmak ve devletin, herhangi bir din ya da mezhebi kayırdığı görüntüsünden uzak durmasıdır. Anayasa Mahkemesinin -bence, konuyla ilgili olarak en önemli noktası da budur- eyaletlere getirdiği sınırlamayı federal düzeyde aşma çabası diye nitelendirilen kararname, dikkat buyurulursa, Hıristiyan, Musevi, Müslüman kuruluşların yanı sıra, laiklik yanlısı derneklerin de işbirliğiyle hazırlandı.

Clinton kararnameyi açıklarken “Amerikalı olmanın ne anlama geldiğinin temelinde, dinsel özgürlük vardır. Dinsel özgürlüğü koruyup genişletmek ve bireylerin, Anayasayı zayıflatmadan, vicdanlarının gereğini yapma haklarını güçlendirmek için, daha çok şey yapmalıyız” dedi.

Evet, Batı’da, laikiyle, Müslümanıyla, Hıristiyanıyla, Musevisiyle dine getirilen özgürlükler bu iken, bizim ülkemizde, her birimiz, her şeyi çok iyi bildiğimiz halde, maalesef, bu konularda, doğru olanda uzlaşamıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Ünlü, 1 dakika içinde toparlıyoruz.

İSMAİL DURAK ÜNLÜ (Devamla) – Ben, tekrar, bu gidişin mutlak suretle ve mutlak suretle, çok fazla zaman geçmeden düzeltileceğine inanıyorum.

Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (BBP ve RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ünlü.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, diğer önergeyi okutmadan önce, lütfen, cep telefonlarımızı Genel Kurul salonunda kapatalım.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 5 inci maddesiyle değiştirilen 14.6.1973 tarih ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 24 üncü maddesinin; “Madde 24- İlköğretim kurumları 8 yıllık okullardan oluşur, bu okullar, 4 yıllık ilkokul ile 1 yıllık hazırlık sınıfı ve 3 yıllık ortaokullardan oluşur. İlkokulu bitirenlere sertifika, hazırlık sınıfı ve ortaokulu bitirenlere ilköğretim diploması verilir” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş (Van) ve arkadaşları

 

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ METİN ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge sahibi olarak buyurun Sayın Açba. (RP sıralarından alkışlar)

SAİT AÇBA (Afyon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önerge, kesintisiz eğitim modeline alternatif bir uygulamayı öngörmektedir. Dolayısıyla, mevcut kesintisiz modelle ilgili olarak yapılacak eleştiriler çerçevesinde, gerçekten, önergenin yerinde olup olmadığını kanıtlamak istiyorum.

Mevcut tasarı, bilime endeksli değil, ideolojiye endeksli bir tasarıdır; halkın tercihlerinin, uzlaşma ortamında siyasal tercihlere dönüştüğü bir yasa değildir; halka değil, despotik güçlere dayanmaktadır; demokrasiye değil, totaliter bir anlayışa dayanmaktadır.

Bu tasarıyı hazırlayanlar ve savunanlar, sürekli olarak despotik bir tavır sergilemektedirler. Tasarıyı getiren Azınlık Hükümeti ve Hükümete payanda olan CHP, bu tasarıyı başından beri, tehditlerle, dayatmalarla yürütmektedir. Bunun en açık delilleri: Hükümet Programı görüşülürken, Sayın Deniz Baykal’ın, Programla ilgili, hırçın bir tavır içinde yaptığı açıklamalara baktığımızda... (CHP sıralarından gürültüler)

MEHMET SEVİGEN (İstanbul) – Biraz haddini bilerek konuşsun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Açba, lütfen, kişi zikrederek bu tür nitelemelerde bulunmayalım, lütfen.

SAİT AÇBA (Devamla) – ...”bu tasarının 1997-98 döneminde muhakkak uygulamaya girmesi gerekir. Aksi halde, gerekeni yaparım” tarzında tehditlerle, bu tasarıyla ilgili fikirlerini açıklamıştır. Yine, CHP’nin sayın sözcüsünün yaptığı açıklamaya bakılınca, ANAP’ın geri adım atma durumunda “bu işi sulandırmayın, yoksa Hükümeti başınıza deviririz” şeklindeki tehditleri açıkça görülmüştür.

EŞREF ERDEM (Ankara) – Senin yaptığın ayıp...

SAİT AÇBA (Devamla) – Yine, CHP Genel Sekreter Yardımcılarından bir sayın üyenin yapmış olduğu açıklamalara baktığımızda “Millî Eğitim Yasası, Hükümetin kuruluşunun simgesi haline gelmiş olan bir yasadır” derken, bir bakıma, Hükümetin kuruluş gerekçesini de açıkça ortaya koymuş bulunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli üyeler; tehditlerle köşeye sıkışan ANAP da, bu despotik tavır karşısında, halka karşı despotik tavır sergilemek suretiyle gerçek tavrını ortaya koymuştur.

ANAP’ın demokrasisever bir Bakanı Sayın Seçkiner, tasarıyı protesto eden ve en tabiî hakları olarak demokratik haklarını kullanan vatandaşlarımıza karşı “bölücüler” ve “çapulcular” derken, bu despotik tavrı da açıkça sergilemiştir. (RP sıralarından alkışlar) Sayın Bakanın bu tavrını, huzurlarınızda şiddetle kınıyorum.

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – Sizi mum söndürücüler sizi!..

SAİT AÇBA (Devamla) – Yine, Arap milliyetçiliği ve vehhabîlik tehditleriyle, ithamlarıyla şarlatanlık yapan diğer konuşmacıları da huzurlarınızda şiddetle kınıyorum. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

NEJAT ARSEVEN (Ankara) – Senden iyi şarlatan mı olur!..

BAŞKAN – Sayın Açba, biraz da önergeyle ilgili... Lütfen...

SAİT AÇBA (Devamla) – Sayın Başbakan da, yarasalar benzetmesiyle ve “siyasî geleceğim tehlikeye girse bile, ben, bu işte varım” derken, yine, benzer tavrı açıkça sergilemiş bulunmaktadır.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Önergeyi konuş, önergeyi...

ALİ RIZA BODUR (İzmir) – Önergede bunlar mı yazılı Sayın Başkan?!

SAİT AÇBA (Devamla) – Bu tasarı, Sayın Başbakan, Hükümet Programını sunuşunda “imam hatip okullarını cumhuriyetin okulları yapacağız” derken, altı ay öncesi, ÇAY-TV’de “bu okullar inançlı nesiller yetiştiriyor...”

ALİ ER (İçel) – Yalan söylüyorsun...

SAİT AÇBA (Devamla) – “...1940’lı yılların zulmünden yılan halkın özverisi ve gayretleriyle kuruldu, her türlü destekte bulunacağız” sözlerinin tekzip edildiği bir tasarısıdır. Kısacası, bir hafıza kaybı tasarısıdır. (RP sıralarından alkışlar) Bu tasarı, kapıdan değil, bacadan girmiş olan bir tasarıdır.

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – Genel Başkanının dediği gibi, glu glu dansı yap sen!..

SAİT AÇBA (Devamla) – ...Millî Güvenlik Kurulunun tavsiye dayatmasıyla getirilen, karanlık odalarda dizayn edilen, salonda değil, antrede görüşülen bir tasarıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Açba, önerge üzerinde yalnızca 1 dakika süreniz var.

SAİT AÇBA (Devamla) – Millî Eğitim Komisyonunun by-pass edilmek suretiyle, millî yetim gibi, Bütçe Plan Komisyonunda görüşülmesi, bunun en açık delilidir.

Bu tasarı, vatandaşın vicdanını sızlatan ve ek vergilerle cüzdanını incelten bir tasarıdır. Demokrasi, vergi ödeyenlerin ve ödediği verginin karşılığını isteyen vatandaşların rejimi olmasına rağmen, şimdi, halka rağmen kapatılacak olan imam-hatip ortaokullarının ve Kur’an kurslarının kapısına, sizin vergilerinizle tabelasının asılması, bu tasarıyla sağlanacaktır...

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – 150 kilo altını var Genel Başkanınızın!..

SAİT AÇBA (Devamla) – ...Bu tasarı, 1940’ların baskıcı ve talan edici, din, vicdan hürriyetini prangaya vuran köy enstitüsü nesillerinin ruhunu serinletecek ve 1950’lerin masum ruhlarını sızlatacak bir tasarıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Açba.

SAİT AÇBA (Devamla) – Teşekkür ediyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlköğretim ve Millî Eğitim Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitim Kanunu İle Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 5 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Necmettin Cevheri (Şanlıurfa) ve Arkadaşları

Madde 5.– 14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 24 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 24. – İlköğretim kurumları, 8 yıllık okullardan oluşur. Bu okullarda kesintisiz eğitim yapılır ve bitirenlere ilköğretim diploması verilir. 8 yıllık kesintisiz eğitimde, bir kısım derslerini yabancı dille yapan okullarda, Anadolu liseleri ve yetenek geliştiren okullar, özel eğitim kurumları ve meslekî, teknik, dinî eğitim veren okulların bünyesindeki ilk ve ortaokullar kapatılmaz. Bu okulların öğrencileri zorunlu öğrenimlerini bu kurumlarda tamamlarlar. İlköğretim okullarındaki müfredat, bu okullarda da, bu kanunun Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükte olan Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planının yönlendirmeyle ilgili ilkeleri doğrultusunda düzenlenmiş olarak uygulanır.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge sahibi olarak, Sayın Altıkulaç, buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

TAYYAR ALTIKULAÇ (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Anayasamızın 166 ncı maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde, kalkınma uygulamalarının, kalkınma planlarına uygun şekilde gerçekleştirileceği ifade edilmiştir. Buna göre, kalkınma planları, Anayasamızın 166 ncı maddesinin güvencesi altındadır. Plana aykırı olarak yasa çıkarmak, plana aykırı olarak uygulama yapmak, Anayasamızın 166 ncı maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesine göre, Anayasaya açıkça aykırı düşmektedir.

Şimdi, kalkınma planlarına bakıyoruz; benden önceki konuşmacılar da dile getirdiler, kalkınma planlarında, daha doğrusu Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planında, zorunlu eğitimin 8 yıla çıkarılacağından söz edilmiş; iki kademeli olacağı, yönlendirme ilkesinin göz önünde bulundurulacağı ve zorunlu ilköğretimin ikinci kademesinden itibaren meslekî ve teknik eğitime etkinlik kazandırılacağı ifade edilmiştir. Hükümet tasarısında öngörüldüğü şekliyle, 8 yıllık kesintisiz ilköğretim anlayışını, Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planının ortaya koyduğu bu ilkeyle, bu anlayışla bağdaştırmaya -takdir buyurulacağı üzere- imkân yoktur. Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ise, Cumhuriyet Halk Partisi ve Doğru Yol Partisinin Hükümet oldukları dönemde hazırlanmış ve Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanarak Resmî Gazetede yayımlanmıştır.

Bir başka yasal gerçeği Yüce Heyetinize hatırlatmak istiyorum; 3067 sayılı kalkınma planlarının uygunlanmasıyla ilgili Kanunun 3 üncü maddesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan kanun teklif ve tasarılarının plana aykırı hükümler derpiş edemeyeceği, bu tarzda hazırlanmış kanun tasarı ve tekliflerinin, ilgili komisyonlarda bu açıdan da incelenerek, plana aykırı hususların bulunması halinde reddedileceği hükme bağlanmıştır. Şu anda müzakere konusu olan Hükümet tasarısı, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna geldiğinde, bu açıdan müzakere edilmiş ve plana açıkça aykırı olduğu görülerek, reddine karar verilmiştir. Ancak, Plan ve Bütçe Komisyonu müzakerelerinde, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu raporu ulaştırılmış olmasına rağmen, bu rapor ne yazık ki dikkate alınmamıştır.

Şimdi, 53 üncü ve 54 üncü Hükümetlerin programlarına bakıyoruz, koalisyon protokollerine bakıyoruz ve buralarda da görüyoruz ki, gerek Anayol Hükümetinin Programında ve Koalisyon Protokolünde gerekse 54 üncü Refahyol Hükümetinin Programında ve Koalisyon Protokolünde, zorunlu eğitimin 8 yıla çıkarılacağından söz edilmiş; iki kademeli olacağı ve ikinci kademesinde yönlendirme yapılacağı hususları dikkate alınmış, ifade edilmiştir. Biraz önce arz ettiğim, Anayasa, Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, 3067 sayılı, kalkınma planlarının uygulanmasıyla ilgili Kanunun 3 üncü maddesi, 53 üncü ve 54 üncü Hükümetlerin programları ve koalisyon protokolleri gibi gerçekler dikkate alındığında...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Altıkulaç, lütfen toparlayın.

TAYYAR ALTIKULAÇ (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkanım.

...bu Hükümetin, tasarıyı, bu şekliyle önümüze getirmiş olmasını hayretle karşılıyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi tarafından, Anayasaya aykırılık konusunda -Demokratik Sol Parti için de aynı şeyi söylemem mümkündür- gerek Anayol Hükümeti zamanında gerekse Refahyol Hükümeti zamanında, muhalefet sıralarından, kanun tasarı ve teklifleri müzakere edilirken, sürekli olarak -benim şahsen takdirle karşıladığım ve belki biraz da aşırı bulduğum- bir hassasiyet gösterilmiştir. Bu hassasiyetin, Anayasamızın 166 ncı maddesine sarahaten aykırı bulunan bu tasarının 1 inci ve 5 inci maddeleri karşısında niçin gösterilmediğini anlamakta gerçekten güçlük çekiyoruz.

Bu itibarla, tasarının Anayasaya uygun bir çerçeve kazanması için verdiğimiz önergenin kabulünü diliyor, Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Altıkulaç.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, salondan aldığım bir uyarı nedeniyle, rahmetli Meclis Başkanvekillerimizden Sayın Yılmaz Hocaoğlu’nun bir sözü aklıma geldi. Bu salonda iki şeyin çiğnenmeyeceğini söylerdi; biri İçtüzük, biri sakız. Lütfen, dikkat edelim. (“Bravo Başkan” sesleri, alkışlar)

Sayın milletvekilleri, Sayın Halil Çalık ve arkadaşları, önergelerini geri aldılar.

Maddenin oylamasına geçeceğim.

Madde üzerinde açık oylama talebi vardır; önergeyi okutup, imza sahiplerini arayacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan tasarının eski 6 yeni 5 inci maddesinin oylamasının açık oylamayla yapılmasını saygılarımızla arz ederiz.

BAŞKAN – Lütfi Yalman?.. Burada.

Muhammet Polat?.. Burada.

Zeki Karabayır?.. Burada.

Hüseyin Olgun Akın?.. Burada.

Hüseyin Arı?.. Burada.

Aslan Polat?.. Burada.

Abdullah Örnek?.. Burada.

Musa Okçu?.. Burada.

Maliki Ejder Arvas?.. Burada.

Musa Uzunkaya?.. Burada.

İsmail Yılmaz?.. Burada.

Cemalettin Lafçı?.. Burada.

Murtaza Özkanlı?.. Burada.

Şaban Şevli?.. Burada.

Mehmet Emin Aydın?.. Burada.

Ömer Ekinci?.. Burada.

Ramazan Yenidede?.. Burada.

Ahmet Çelik?.. Burada.

Yaşar Canbay?.. Burada.

Fethi Acar?.. Burada.

Ahmet Derin?.. Burada.

Yeterli imza vardır.

Açık oylamanın, nasıl yapılacağı konusunda Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın, kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kupalar sıralar arasında dolaştırılsın.

(Oylar toplandı)

BAŞKAN – Oyunu kullanmayan sayın üye var mı?

Son kez uyarıyorum, oyunu kullanmayan sayın üye var mı?.. Yok.

Oy verme işlemi bitmiştir.

Kupalar kaldırılsın.

(Oyların ayırımına başlandı)

MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) – Sayın Başkan, oyumu kullanabilir miyim?

BAŞKAN – Uyardım... Mümkün değil Sayın Aykurt, mümkün değil; İçtüzüğümüz çok açık bu konuda. Oy kullanma işlemi bitti efendim; kupaları kaldırttım, tasnif başladı.

MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) – Ama, Sayın Başkanım...

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, İçtüzük madde 144’ü okuyorum:

“Açık Oylamanın Sonuçlanması

Açık oylamada oylama işleminin sona erdiği Başkanlıkça bildirildikten sonra, hiçbir milletvekili oyunu kullanamaz.”

(Oyların ayırımı yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun Tasarısının 5 inci maddesinin açık oylaması sonuçlarını açıklıyorum: Kullanılan oy sayısı 511; kabul 273, ret 228, mükerrer 10; böylece, madde kabul edilmiştir.

Şimdi, 7 nci maddeyi 6 ncı madde olarak okutuyorum:

MADDE 7. – 5.6.1986 tarihli ve 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununun 9 uncu maddesinde “Eğitilirler” ibaresi “Eğitilebilirler” ve 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde geçen “Onüç yaşını” ibaresi “Ondört yaşını” olarak değiştirilmiştir.

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Başkanlığa şu ana kadar gruplar adına söz talebi gelmedi.

Madde üzerinde şahısları adına söz isteminde bulunan sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum: Yakup Budak, Mustafa Köylü, Mikail Korkmaz, Hasan Çağlayan, Sıtkı Cengil, Orhan Kavuncu, Ahmet Doğan, Sıddık Altay, Cemalettin Lafçı, Mehmet Ekici, Ahmet Denizolgun, Musa Okçu, Suat Pamukçu, Mustafa Yünlüoğlu, Altan Karapaşaoğlu, Zülfikar Gazi, Ömer Özyılmaz, Aslan Polat, Necati Albay, Bedri İncetahtacı, Metin Kalkan, Mehmet Sılay, Memet Emin Aydınbaş, Ekrem Erdem, Yusuf Pamuk, Mehmet Ali Şahin, Osman Yumakoğulları, Hasan Dikici, Hayrettin Dilekcan, Abdullah Özbey, Zeki Ünal, Selahattin Beyribey, Memduh Büyükkılıç, Recep Kırış, Süleyman Hatinoğlu, Veysel Candan, Ahmet Derin, Yaşar Canbay, Sabahattin Yıldız, Salih Katırcıoğlu, Hasan Öz, Nezir Aydın, Cevat Ayhan, Latif Öztek, Memet Emin Aydın, Mahmut Işık, Nevzat Yanmaz, Muhsin Yazıcıoğlu, Hanefi Çelik, Fethullah Erbaş, Abdullah Örnek, İsmail Durak Ünlü, Necmettin Aydın, Rıza Güneri, İsmail Köse.

Refah Partisi Grubu adına, Sayın Ertan Yülek söz talebinde bulunmuştur.

Buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

RP GRUBU ADINA İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüştüğümüz kanun tasarısının 7 nci maddesi üzerinde, RP Grubu adına, söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu kanun tasarısı, gerek Komisyonda görüşülürken gerek Genel Kurulda görüşülürken, arkadaşları, mümkün olduğu kadar dikkatle takip etmeye çalıştım ve bu kanun tasarısının, hakikaten, birçok malullükleri de bünyesinde getirdiğini gördüm.

Ben, onbeş yılını üniversitelerde hocalık yaparak ve Devlet Planlama Teşkilatında, bu sektörün tepe noktasında bulunan birisi olarak, meseleyi, hakikaten çok iyi inceledim...

AYHAN GÜREL (Samsun) – Hayret!..

BAŞKAN – Sayın Gürel, lütfen...

İ. ERTAN YÜLEK (Devamla) – Şimdi, incelediğimi göreceksiniz ve bu incelemelerin sonucunda, bakın, çok teknik bir konuşma yapacağım. Kanun tasarısının 7 nci maddesi, gayet basit olarak “eğitilirler” ibaresini “eğitilebilirler”, “Onüç yaşını” ibaresini de “Ondört yaşını” olarak getiriyor ve bir nevi “eğitilirler” ifadesinin sertliğini yumuşatarak “eğitilebilirler” yapıyor; “Onüç yaşını” da “Ondört yaşını” yapıyor; ama, şimdi, esas üzerinde durulacak nokta, bu ifadelerden çok, 7 nci maddenin gerekçesidir ve buna bir göz atalım. 7 nci maddenin gerekçesiyle birlikte, arkadaşları, bir kere daha düşünmeye davet ediyorum. Bakın, 7 nci maddenin gerekçesinde “15 yaşından küçük çocukların çalıştırılması İş Kanunu 67 nci maddesinde ve ILO 59 Sayılı Sözleşmesinde yasaklandığı için, 3308 sayılı Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, çırak olabilme şartlarından biri olarak geçen “13 yaşını doldurmuş olmak” ibaresi “14 yaşını doldurmuş” olarak ifade ediliyor.

Arkadaşlar, şimdi, hepinizin bir noktaya dikatini çekmek istiyorum. Bu gerekçe hepimizi yanıltıyor, Genel Kurulu yanıltıyor. Belki, buradaki milletvekili arkadaşlarımız ILO ile alakalı maddeleri okumamış olabilirler. Şimdi, ben, Genel Kurula, bilhassa ANAP’taki arkadaşlara, DSP’deki arkadaşlara ve CHP’deki arkadaşlara soruyorum; eğer, bunun yanıltıcı olduğunu söylersem, oylarınızı değiştirecek misiniz?

Bakınız, ben, Resmî Gazeteyi okuyorum: ILO 59 sayılı Sözleşme. ILO 59 sayılı Sözleşme 1992’de kabul edilmiş ve gerçekten de, 1 inci maddesi diyor ki “15 yaşın altındaki çocuklar kamu ve özel sektör sanayi işletmelerinde ya da bunların alt birimlerinde istihdam edilmez ve çalıştırılmazlar.”

Arkadaşlar, şimdi, nasıl yanıltıldığımızı göreceğiz. Hemen altındaki maddeyi okuyorum: “Ancak, tabiatı icabı veya çalışma şartlarından dolayı orada istihdam edilen kişilerin hayatı, sağlığı veya ahlakî bakımdan tehlike arz eden işler hariç olmak üzere, millî mevzuata göre, bu çocukların, sadece işverenin aile üyelerinin çalıştığı işletmelerde çalışmasına izin verilir” diyor. İşte gözden kaçırılan, işte Meclisi yanıltan maddenin bir örneğidir.

Hemen müteakip maddeyi okuyorum: “Madde 3.- İşbu sözleşmenin hükümleri, çalışmaları kamu makamlarınca onaylanıp, denetlenmek şartıyla teknik okullarda çocuklar tarafından yapılan işlere uygulanmaz.” İşte, gerekçe, işte kanunun hükmü ve yalan beyan, yanlış beyanla bütün arkadaşlarımız yanıltılmakta ve buna gerekçe olarak konulmaktadır.

Hemen arkasından bir şey daha ifade etmek istiyorum. Bakın, Avrupa Sosyal Şartı 1989’da kabul edilmiş. Orada da, aynı şekilde, 15 yaşından yukarı yaştaki çocukların çalışacağını öngörüyor ama; henüz zorunlu öğrenim çağında olanların eğitimlerinden tam anlamıyla yararlanmalarını engelleyecek işlerde çalışmaları yasaklanmıştır ve müteakip olarak, 16 yaşından küçüklerin çalıştırılma sürelerinin gelişmeleri ve öncelikle de meslekî eğitim gereksinmeleri uyarınca sınırlandırılmasını sağlamayı öngörüyor. Son olarak da, genç çalışanların ve çırakların adil bir ücret ve diğer uygun ödeneklerden yararlanma hakkını tanımayı getiriyor.

Şimdi, bütün arkadaşlara, milletvekili arkadaşlarıma soruyorum; biz burada yanıltıldık mı? Evet, yanıltıldık ve bu Meclisin onaylamış olduğu bu antlaşmada, gerekçelerin tam zıddı ifade ediliyor. Bu maddeye bu yanıltıcı gerekçeyi koyanların, tasarının tamamında da yanıltıcı bilgiler verdiklerini ve imam-hatip okullarını kapatmak için de, birtakım kamuflaj işlerinin yapıldığı ister istemez ortaya çıkmaktadır; bizzat kendi vesikalarıyla.

Hemen diyeceksiniz ki, efendim, gelişmiş memleketlerde kesintisiz eğitim çok revaç buldu; devam ediyor. İşte, bakın, elimde, bir hafta evvel Belçika Sefaretinden aldığım yazının fotokopisi var. Burada çok açık ve net olarak görülüyor ki, 12 yaşından sonra çocuklar yöneltiliyor.

Arkadaşlar, bütün bunları niçin söyledim? Bir kanun niye çıkar, bir reform yapılırsa niçin yapılır; bunun cevabını düşünmemiz lazım.

Şu iki ana sebepten dolayı bir kanun çıkarılabilir: Birincisi, ilmî araştırmalar, incelemeler böyle bir kanunun çıkma zaruretini söyler; ikincisi, toplumsal talepleri ortaya koyar.

Rahmetli Özal, pratikten geldiği ve devlet adamlığı vasıflarını üzerinde taşıdığı için, bu toplumsal talebi ve ilmî çalışmalarının sonucunda, bu kanunu, 1986 yılında çıkarmıştır. Bakıyorum, şimdi, ANAP sıralarında bu kanunun çıkarılışı sırasında, zannediyorum, sadece Sayın Işılay Saygın Hanımefendi var ve Sayın Metin Emiroğlu’nun... Tabiî, şimdi görüyorum, Değerli Bakanımız Sayın Kâmran İnan da var. Bu kanun, hakikaten, bir araştırmanın ve toplumsal talebin sonucunda ANAP tarafından çıkarılmıştı. Sayın Ülkü Güney de, bu kanuna müspet oy verenlerden birisidir.

Arkadaşlar, şimdi ne oldu da bu iş değişti? Ne oldu şimdi de ANAP reddi miras eyliyor? Bu, tam manasıyla reddi mirastır; çünkü, rahmetli Özal gittikten sonra yerine gelenler, reddi miras etmenin yollarını çok yerlerde aradılar ve şimdi de onun çıkarmış olduğu, gerçekten, Türk sanayiine, Türk iş hayatına vermiş olduğu, getirmiş olduğu fevkalade yenilikleri yok ediyorlar kendi elleriyle yok ediyorlar. Bu kanunla, 908 bin çocuğumuz eğitilmiş ve şu anda, 222 bin çocuk da eğitilmektedir. Siz ne yapıyorsunuz; bütün bunları bir yana koyuyorsunuz. Diyeceksiniz ki “doğrudur da şimdi şartlar değişti.” Şartlar değişti mi? Şartların değişmediğini ben size söyleyeyim: 1991 yılında Sayın Avni Akyol’un bakan olduğu devirde bir kanun tasarısı hazırlanmıştı ve 5+3 şeklindeydi bu kanun tasarısı ve o zaman kadük olmuştu.

1992 yılında, burada, çok muhterem, sevdiğim, saydığım ve gerçekten akilliklerine de hürmet ettiğim bakın kimler var: Burada, dostum Ülkü Güney var, Mustafa Kalemli var, Kâmran İnan var, Mehmet Naim Bey var, Hasan Korkmazcan var. Burada, 15-20 ANAP’lının imzası var. Ne diyor bunlar “çıraklık eğitiminden geçenleri imtihana tabi tutalım ve bu imtihanın sonunda bunlara ortaokul diploması verelim.” Sadece onu söylemiyorlar “Kur’an eğitim merkezlerinden geçenleri de bu şekilde imtihana sokalım ortaokul diploması verelim” diyorlar. Ben, şimdi soruyorum size, akil insanlar var aranızda, bunu niye reddi miras ediyorsunuz? Diyeceksiniz ki “efendim şartlar değişti.” Evet, 1991’de şartlar değişti, 1992’de değişti, peki, arkadaşlar 1996’da da mı değişti? İşte, 1996’da Sayın Avni Akyol ile Dr. Yusuf Ekinci bu kanunu yenilemişler.

Şimdi, sizi, insafa davet ediyorum. Bakın, ben teknik konuştum hep. Tamamen teknik konuştum. Reddi miras eylemeyiniz. Size milyonlarca oy veren insanlar, bunun için oy vermedi. Bu kadar genç sizin yüzünüzden_ Zamanında emeği geçenlere Allah razı olsun diyorum; benim de, bir bürokrat olarak kısmen emeğim geçti. Bu tasarıyı, bu şekilde geçirmeyelim ve kendimize de, kendi yaptıklarımıza da ters düşmeyelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yülek, lütfen 1 dakika içinde bitirelim.

İ. ERTAN YÜLEK (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

Şimdi, benim tanıdığım, çok sevdiğim Bahtiyar Vahapzade diye büyük bir şair var; Türkçenin en büyük şairi. O “Ertan Bey, bizi bu hale getiren komünistler değil, Bolşevikler değil, kendi içimizdeki kendi evlatlarımız; ben, buna yanıyorum” dedi ve şu masalı anlattı; ben de size anlatıyorum -ki, benim de yandığım nokta ne; o, 908 bin genç ile 222 gencin yandığı ne- Adamcağız baltayı almış, girmiş ormana; durmadan, genç genç ormanları kesiyor, ağaçları kesiyor, hiçbirinden ses yok. Bu sırada büyük, ulu bir çınara gelmiş ve ulu çınarı kesmeye başlamış. Ulu çınar büyük vaveyla koparmış, büyük sesler çıkarmış. Ne oldu, gençler gitti bir şey olmadı da, siz niye bu kadar ses çıkarıyorsunuz diye sormuşlar ben, beni kesen baltaya üzülmüyorum, beni kesen baltanın sapı benden de, ben, onun için üzülüyorum demiş. İşte, ben, bunun için üzülüyorum arkadaşlar, sizin adınıza üzülüyorum. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yülek.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Yahya Uslu.

Buyurun Sayın Uslu. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA YAHYA USLU (Manisa) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kısaca, 8 Yıllık Zorunlu İlköğretim Kanun Tasarısının, 7 nci maddesi üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına, görüşlerimizi açıklamak üzere huzurlarınızdayım. Yüce Meclise saygılarımı arz ediyorum.

Aylardır toplumu meşgul eden, basın yayın kuruluşlarımıza malzeme olan bu konu, halkın gündemine tam oturmuştur. Zam, enflasyon, terör, ekonomi, sosyal yaşam sorunlarımız unutulmuştur. Her yer, kesintisiz 8 yıllık eğitimle doludur. Kahvehaneden camiye, Meclisten Çankaya’ya, Genelkurmaydan hastaneye, postaneye, her yerde, hep 8 yıl tartışması süregelmiştir. Ne sihirli şeydir ki, dertleri, tasaları, fukaralığı, tüm sıkıntıları unutturmuş ve bu şekilde, milletimizin tamamını meşgul edegelmiştir. Sanıyorum, muzip bir el kepçe attı gibi geliyor bana; ya da, Hükümet, altı aylık ömrünü rahat tamamlamak için, eğitim seferberliği adı altında kaynak yaratıp para toplama aracı olarak ortaya sürdü diye düşünüyorum.

İSMAİL YILMAZ (İzmir) – 3 ay... 3 ay...

YAHYA USLU (Devamla) – Öyle ki, ülkenin varlığı yokluğu buna bağlı; aydınlık geleceğimiz, kurtuluşumuz buna bağlı; istiklal ve hürriyetimiz bunda gizli; ekonomik, sosyal, kültürel, hatta, siyasal geleceğimiz bu 8 yıllık sihirli tasarıya bağlı.

Askerimiz gürlüyor; tabiî, bu yüksek basıncın etkisi altında kalan Hükümetimiz ve Başbakanımız şimşekler çakıyor; medyamız tepemize sanki dolu yağdırıyor; kader savaşımız gibi takdim ediliyor. Ne tuhaf bir milletiz; habbeyi kubbe yapıyoruz. Oysa, bu ilköğretim ve eğitim kanun tasarısı, 8 yıllık zorunlu eğitime geçmeyi sağlıyor; kesintili mi olsun kesintisiz mi diye tartışıyoruz. Yoksa, 8 yıllık zorunlu eğitimi kimse tartışmıyor; kesintili mi olsun kesintisiz mi olsun diye tartışıyoruz; diğerinde hepimiz mutabıkız.

Bahse konu 7 nci maddeyle, 30.4.1992 tarih ve 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununun 9 uncu ve 10 uncu maddesinde iki kelime değiştiriyoruz, hepsi o kadar.

Ben, burada, meslekî eğitimden bahsetmek istiyorum. Aylardır, toplumu meşgul eden bu olayın tek nedeni var: Diğer meslek okullarının orta kısımları, güzel sanatların orta kısımları, anadolu liselerinin orta kısımları unutulmuş, her şey, imam-hatip okullarının orta kısmına endekslenmiş, imam-hatip okullarının orta kısımlarının kapanması ve kapatılması noktasında birleşilmiştir; işin püf noktası ve odak noktası budur; gerisi lafü güzaftır.

Bazılarına göre, Türkiye’nin kurtuluşu, bu imam-hatip okullarının orta kısmının kapanmasıyla mümkündür; yoksa, ülke, karanlığa, irticaya, taassuba gömülecektir.

Kimilerine göre, imam-hatip okulları irtica yuvasıdır; Arap milliyetçiliğinin aşılandığı, Vehhabîliğin işlendiği okullardır. Oysa, imam-hatip okulları, başlangıçta, Büyük Atatürk’ün kurduğu ve cumhuriyet hükümetlerinin açmaya devam ettiği cumhuriyet okullarıdır; eğitim, öğretim ve yönetimi Millî Eğitim Bakanlığınca yürütülmektedir. Bu mektepler, öyle takdim ediliyor ki, sistemdışı, rejim aleyhtarı, cumhuriyet karşıtı ve de gizli kurulmuş okullar gibi gösterilmek isteniyor.

Adama sorarlar: Bugüne kadar, yüzbinlerce mezun veren bu okullar, millî sınırlar dışında mı faaliyet gösteriyordu? Eğitim bakanları nerede, müfettişler nerede; bu okullarda görev yapan Türk eğitimcileri uyuyor muydu? Bu öğretmenler, ithal öğretmenler mi; İran’dan, Libya’dan mı ithal ettik bunları? Yazıktır, günahtır, Türk öğretmenlerine bühtandır, nasıl suçlarsınız; insaf lazım. Bu okulların öğretmenleri, cumhuriyet üniversitelerinden mezundur, diplomalarında “Türkiye Cumhuriyeti” yazılıdır. Bu okullarda, diğer okullarda verilen tüm müspet ilimler, tüm müspet ilim dersleri verilir; ayrıca, İslamî ilimler okutulur, diğer ortaokullardan altı, yedi ders fazla okutulur.

Soruyorum: Bu okullardan kaç terörist çıkmıştır? Yoksa, Abdullah Öcalan bu okullardan mı mezun? Deniz Gezmiş buradan mı çıktı? Kaç mürteci yakaladınız? Bu okullarda kaç boykot hareketi olmuş, rejime karşı durmuş kimse var mı? Hadi söyleyin!..

Burada bir hedef saptırma operasyonuyla karşı karşıyayız. Sanıyorum, Hükümetin de, bu meselenin üzerine gitmesi, zamları, memur kıyımlarını unutturmak için sunî gündem yaratmasından kaynaklanıyor.

Sayın ANAP’lılar, sizi düşünmeye davet ediyorum. Rahmetli takunyalı Turgut Özal’ın ruhu sizi seyrediyor, belki muazzep oluyor.

Kimin eteğine yapıştığınızın farkında mısınız?.. Sizi uyarmak için ne lazım acaba?!.

Dünyada, hepimizin bildiği gibi, yükselen iki değer var. Birisi, dinî değerler, ikincisi millî değerler. Ülke halkımız da, menşeî ne olursa olsun, dinî değerlerine sahip çıkmaktadır. Millet olmanın yapıştırıcı etkeni ve unsuru olan bu değerler manzumesine sımsıkı bağlıdır. Bunları durdurmak mümkün değildir. Önüne koyduğunuz engelleri ve bentleri mutlaka aşacaktır.

Bugün, imam-hatip okullarının orta kısmını kapatabilirsiniz; ancak, bir laf var; “keser döner sap döner bir gün gelir hesap döner” diye. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Yaptıklarınızdan pişman olur, mutlaka mahçup olursunuz; çünkü, Hak da, halk da, sizden bunun hesabını soracaktır.

Sayın Başbakanımıza göre, tüm meslek liselerinin, anadolu ve güzel sanatların ve diğer liselerin, bu arada imam-hatip okullarının orta kısmının kapatılması ve Kur’an kurslarının kaynağının kurutulması, aydınlık geleceğimizin reform projesidir. Bu projeye “hayır” diyenler ise, aydınlıktan korkan yarasalardır... Oysa, asıl yarasalar, Kur’anın aydınlığından korkanlardır. (DYP ve RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Umarım, Sayın Başbakan, bu söylemini, inancının gereği değil, dayatmanın sonucu olarak, yakaza halinde söylemiştir; yoksa, Sayın Mesut Yılmaz, bu olamaz; ANAP’ın felsefesi, Turgut Özal’ın partisi, asla bu olamaz. Sol partileri anlıyoruz, bu işten büyük keyif alıyorlar; elli yıl önce kendilerini sandığa gömen ve bir daha iktidar yapmayan bu manevî zihniyetten acı çıkarmanın sevincini yaşıyorlar. Öyle ki, bu dava için baş koymuş bir aile efradının torununa, yani Sayın Mesut Yılmaz’a, bu işi yaptırmanın doyulmaz zevkini tadıyorlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarıya oy verenleri, ne Hak, ne de halk, affetmeyecektir. Böyle sunî ortam yaratarak birilerinin öç alma keyfî niyetlerine alet olanlar, vicdanî sorumluluktan asla kurtulamayacaklardır. “Büyük refom” denilen bu 10 maddelik kanun tasarısı, neyin reformudur? 10 maddeyi hepiniz gördünüz; görüşmelerin hemen hemen sonlarına geldik; esasen, sekiz yıllık zorunlu eğitime geçmenin ötesinde, konulan maddelerde herhangi bir şey yoktur, reforma benzer bir şey de yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Uslu, toparlıyoruz efendim...

YAHYA USLU (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

Bu maddeleri okuduğumuz zaman, neresinde reform vardır diye düşünüyoruz. 1973 yılında çıkmış bir kararla yürürlüğe konan işlemin devamını sağlamaktan ibaret bir düzenlemedir bu. Kıyametler kopuyor... Güler, herkes bize güler ve belki tiyatrolara konu oluruz.

Yalnız, şunu söylemek istiyorum: Hâlâ Doğulu davranış biçiminin ibret verici örneğini sergiliyoruz. Hani, Batılı olmanın iddiası nerede kaldı? Atatürk’ün gösterdiği muasır medeniyet hedefi nerede? Bu kanunla Avrupa eğitiminden çıkıyoruz, Afrika eğitimine dönüyoruz. Onun için, çıraklık, meslek eğitimi ve yabancı dille eğitim veren liselerin veya imam-hatiplerin orta kısımlarını kapatabilirsiniz; ancak, bunlar bir gün gelir tekrar açılırlar.

Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Uslu.

Grupları adına başka söz talebi?.. Yok.

Şahsı adına, Sayın Yakup Budak; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

YAKUP BUDAK (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken, hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum.

Bugün, burada, Kesintisiz 8 Yıl Eğitim Yasa Tasarısıyla ilgili düşüncelerimizi ortaya koyuyoruz; 7 nci madde üzerinde de söz almış bulunuyorum.

7 nci madde, çıraklık okullarının yeni halini düzenleyen bir maddedir. Aslında teknik bir maddedir; çünkü, tek kelimelik bir değişikliği öngörüyor, “eğitilir” kelimesini “eğitilebilir” şeklinde değiştiriyor ve 10 uncu maddedeki 13 yaşını da 14 yaşına çıkarıyor. Aslında, bu, ciddî bir düzenleme değil. Belki Hükümet “biz mesleğe daha çok önem veriyoruz” derken, meslek eğitiminde, çıraklık eğitiminde bir esnekliği getiriyor. Yani, bünyesinde eğitim birimini oluşturamamış ya da çıraklık okullarının bulunmadığı bölgelerde “eğitilebilirler” şeklinde yumuşak bir ifadeyle olayı gerçekleştirmeye çalışıyor. Bu açıdan baktığımız zaman, bu, yasa tasarısının bütünüyle çelişki teşkil etmektedir.

 

 

Aynı zamanda, meslek edinme yaşını, çıraklık yaşını 14’e çıkarmak da ayrıca bir garabettir.

Tabiî ki, sadece bu maddeler garabet taşımıyor; aynı zamanda, bütün maddeler, beraberinde bir garabeti getiriyor. Zaten, Hükümetin bu yasa tasarısını Meclise getirmesi de ayrı bir garabettir. Çok büyük laflarla, iddialarla, “reform yapıyoruz” diyerek, “yetmiş yıllık cumhuriyet tarihinin en büyük eğitim reformunu gerçekleştiriyoruz” diyerek, çok büyük iddialarla huzura çıktılar; ama, getirdikleri, sadece ve sadece bir şeydir; o da, imam-hatip okullarının orta kısmının kapatılması, Kur’an kurslarının kapısına kilit vurulmasıdır. Aslında, 8-9 gün, bunu, komisyonlarda tartışacağımıza, Meclisi günlerce işgal edeceğimize, Hükümet, sadece tek bir madde getirseydi ve “imam-hatip okullarının orta kısmı kapatılmıştır, Kur’an kursları kapatılmıştır” deseydi, belki daha samimî olurdu.(RP sıralarından alkışlar)

İktidara mensup bütün partiler, burada yaptıkları konuşmalarda, sözü, eviriyorlar, çeviriyorlar, din eğitimine getiriyorlar. Hani, bu, bir reformdu?! Bu reformun içerisinde, bu okullarda görev yapan öğretmenlerimiz yok, bu okulların nasıl inşa edileceği yok, müfredat programları yok, nasıl uygulanacağı yok, Türkiye’nin Anayasasının ilgili maddeleri yok; Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planının ilgili maddelerine aykırılıklar var, temel eğitim sistemimize aykırılıklar var. “Yirmidört yıl önce çıkardık, bugün uygulamaya geçiyoruz” diyorlar.yirmidört yıl önce çıkarılan o 1739 sayılı Yasa da, kademeli ve kesintili bir eğitimi öngörüyordu. Söyledikleri şeyde de samimî değiller, çarpıtarak söylüyorlar. Dolayısıyla, bir ucube yasa tasarısıyla karşı karşıyayız.

Üstelik, bu yasa tasarısının garabetini farklı bir şekilde takdim ediyorlar ki, üzülmemek elde değil. Birtakım sözcüler çıkıyorlar... Birtakım sözcüleri çok iyi anlıyorum; bazı arkadaşlarımız, din, Kur’an, İslam denildiği zaman, cin çarpmışa dönüyorlar; onları anlıyorum; ama, birtakım arkadaşlarımız da “bizim elimizden ve dilimizden Kur’an’a ve İslama aykırı hiçbir şey geçmez” diyorlar, “bizim partimizin çizgisi, Kur’an çizgisidir, Peygamber çizgisidir” diyorlar. O arkadaşlara soruyorum: Peygamberin çizgisinde, Kur’an’ın çizgisinde “Kur’an kurslarını kapatın” diye mi yazıyor, “imam-hatip okullarının orta kısımlarını kapatın” diye mi yazıyor?! O açıdan, maalesef, garabetlerle karşı karşıyayız.

Birtakım sözcüler de “Atatürk’ün büyük zaferi” diyorlar. Beyler, siz, neyi ortaya getirdiğinize iyi bakın. Birtakım zevatın desteğiyle, birtakım kumarhanelerin, birtakım medya kartellerinin desteğiyle hükümet oluyorsunuz, birtakım çalışma gruplarının dayatmasıyla yasa tasarısı getiriyorsunuz, buna da “Atatürk’ün eseri” diyorsunuz, “Atatürk’ün zaferi” diyorsunuz(!)

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Doğru konuş! Kafadan atma!

YAKUP BUDAK (Devamla) – İmam-hatip okullarını Atatürk açmıştı, Atatürk’ün okullarını kapatarak mı Atatürkçülük yapacaksınız?!

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Kimse kapatmıyor, sen anlamamışsın!

CELAL TOPKAN (Adıyaman) – İmam-hatip okulları kapatılmıyor.

YAKUP BUDAK (Devamla) – Kapatmıyorsunuz da, ortaokullar açılıyor mu, kapatılıyor mu?.. Bu sene imam-hatip okullarının 1 inci sınıfına öğrenci alacak mısınız, gelecek sene alacak mısınız, öbür sene alacak mısınız? Yalan söylüyorsunuz! İmam-hatip okullarının orta kısmını kapatıyorsunuz; mugalata yapıyorsunuz, “imam-hatip okullarını kapatmıyoruz” diyorsunuz!

CELAL TOPKAN (Adıyaman) – Kürsüde yalanı sen söylüyorsun; imam-hatipler kapatılmıyor.

YAKUP BUDAK (Devamla) – Beyler, Atatürk’ü, her yerde, böyle kullanmayın, bozuk para gibi harcamayın.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Bravo(!..) Aferin(!..)

YAKUP BUDAK (Devamla) Atatürkçülüğün de içine ediyorsunuz... Atatürk’ü, hiç değilse, Anıtkabir’de rahat bırakın... Rahat bırakın... Birtakım emellerinize Atatürk’ü alet etmeyin... Zam yapacaksınız, zulüm yapacaksınız...

“Katkı payı” diyorlar... Geçen gün bir vatandaşımızla konuşurken, zam çuvalının ağzını açıyorlar dedim, vatandaşımız...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, biraz daha konuşsun, belki rahatlar.

BAŞKAN – Sayın Budak, lütfen toparlayalım.

YAKUP BUDAK (Devamla) – “...sayın milletvekilim, bunlar, eğitim reformu adı altında zam hararının ağzını açıyorlar” dedi. Dolayısıyla da, sadece, yapacakları borçları -bir ayın içerisinde 2 katrilyon borç etmişler- ödeyebilmek için, eğitim reformu yapıyoruz diye huzurumuza geliyorlar.

NİHAT MATKAP (Hatay) – Sana konuşmak yakışır(!)

YAKUP BUDAK (Devamla) – Beceriksizliklerinize, ekonomik çıkmazlarınıza ve yapacağınız birtakım usullere milletten destek arayacağız diye beklemeyin. Millet, imam-hatip okullarının kapısı kapansın diye, Kur’an kursları kapatılsın diye size destek vermedi, vermeyecek!

Saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Budak.

Komisyonun söz talebi var mı? Yok.

Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun efendim.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, burada, bir konuyu aydınlatmak üzere söz almış bulunuyorum.

Konuşmacılardan birisi, ILO sözleşmesine atıfta bulunarak, bu sözleşmenin aile işyerlerinde çocukların çalışmasına izin verdiğini, yapılan yasal düzenlemeyle böyle bir hakkın ellerinden alındığını ifade ediyor. Halen meri bulunan Çıraklık Yasasında, aile işyerlerine ait tek bir satır yoktur. Olmayan bir şeyi biz nasıl alıyoruz? Demek ki, aile işyerlerinde, anne, baba, çocuğunu çalıştırmak istiyorsa -eğitim günleri dışında- çalıştırabiliyor, bunu engelleyen bir şey yok; ama, gelip, bunu bu kürsüden söylediğimiz vakit, bizi dinleyen vatandaşımızın aklı karışıyor. Bunu yapmaya hakkımız yok; bu, bir.

İkincisi, “ILO sözleşmesi çocukların eğitim amaçlı işyerlerinde; yani, devlet tarafından planlanmış eğitim yerlerinde çalışmalarına izin vermektedir” deniliyor. Bunu da engelleyen bir şey yok; çünkü, ilköğretim okullarının işyerleri vardır; çocuklar, o işyerlerinde küçük testere, matkap, vesaire gibi aletleri kullanırlar ve birtakım iş üretirler. Orada, çocukların bunları kullanması ve bundan doğabilecek kazaların çocuklara karşı kötü kullanım amaçlı olmamasını düzenlemek için ILO sözleşmesi onu yazmıştır. Bizim de, ilköğretim okullarımızdaki o işyerlerinde, çocuklarımız o aletleri kullanacaktır ve bu, ILO sözleşmesinin içeriğine uygundur; dolayısıyla, burada, hiçbir terslik yoktur.

Burada bir hususun daha altını çizmek istiyorum. Meri kanunun 9 uncu maddesinin düzenlediği “aday çıraklık” bölümü, “işyerleri” diyor. Yani, bizim düzelttiğimiz madde, işyerlerini düzenleyen maddedir. Yani, çocuğun, gidip, bir sanayi işyerinde çalışması haline karşı düzenlenmiştir bu. İşte, bu, ILO sözleşmesinde, çocuğun korunduğu alandır. Biz de çocuğumuzu ona göre koruyoruz. Dolayısıyla, lütfen, konuyu, vatandaşlarımızın aklını karıştırmayacak şekilde ifade edelim. Bu açıklığı kazandırmak için bu sözü aldım.

Diğer bir husus: Burada yapılan şey, çıraklık yaşının -meri kanunumuzda 13’tür- 14’e çekilmesidir. Niye?.. İlköğretimde 8 inci yılı okuyabilme şansını elde etsin diye. 14 yaş ilâ 19 yaştan gün almaya kadar geçen dönem -bu 19 yaş meri kanunda aynen muhafaza ediliyor- çıraklık yapabilme yaşıdır.

Şu anda, 14 ilâ 19 yaş arasında 4 milyondan fazla, 5 milyona yakın çocuğumuz vardır. Bu çocuklarımızdan ilkokul diplomasına sahip olanlar, çıraklık yapma ve çıraklık eğitimi yapma imkânına sahiptirler ve bu, onların yasal hakkıdır. Gördüğünüz üzere, hiçbir şey çocuklarımızın aleyhine düzenlenmiş değildir. O nedenle, ne işyerlerinde aday çırak olarak çalıştırılacakların, ne de şu anda ilkokul diplomasına sahip olan insanlarımızın çıraklık hakları ellerinden alınıyor gibi bir düşünceyi ve duyguyu vatandaşlarımıza iletmememiz gerekir.

Son olarak üzerinde durmak istediğim husus şu: Bu kürsüye gelindi, defaatle, bu 8 yıllık eğitimin hiçbir yerde yazmadığı ve ilk defa bizim tarafımızdan dayatma şeklinde getirildiği söylendi.

Bakın, ben, size -dün okudum, bugün tekrarlıyorum; muhtemelen, içinizde, bu açıklamamı dinlememiş olanlar olabilir- 29 Temmuz 1996 tarihli Millî Eğitim Bakanlığı Tebliğler Dergisinden bir bölüm okumak istiyorum. Başlangıcı şöyle: “15 inci Millî Eğitim Şûrasında Alınan Kararlar” bunun “İlköğretim ve Yönlendirme” başlığını taşıyan bölümünün 2 nci maddesinde şöyle deniliyor: “Yakın bir gelecekte, 5-6 yaş okulöncesi eğitim ilköğretimin bünyesine alınmalı; ilköğretim, kesintisiz 8 yıllık zorunlu eğitim olarak uygulanmalı... (RP sıralarından gürültüler)

Bir dakika... Dinlerseniz, göreceksiniz.

...8 yılın sonunda tek tip diploma verilmeli; 9 uncu sınıf, liseye ya da meslek eğitimine yönlendirme yılı olmalı -yani, 9 uncu yıl yönlendirme yılı olacak- böylece, ilköğretimde, zorunlu 2+8+1 sistemi oluşturulmalıdır. Çocukluğun tam yaşandığı, çocukların kendilerini, ailelerin de çocuklarını tanıdığı bu dönemde bulunanlar çırak yapılmamalıdır. Uzun vadede, zorunlu eğitim, 18 yaşını kapsayacak şekilde düzenlenmelidir.”

Bunun altında Hikmet Uluğbay’ın imzası yok; bu, 1996 yılındaki Millî Eğitim Bakanımızın attığı imza. Ben, size, sizin Millî Eğitim Bakanınızın attığı imzayı söylüyorum. Attığı tarih, 3 Nisan 1997; belgenin ismi “1997-2000 İcra Planı.” Deniliyor ki: “Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ve 15 inci Millî Eğitim Şûrası kararlarına uygun olarak –biraz evvel okudum kararın ne olduğunu– 1997-1998 öğretim yılında zorunlu eğitim uygulamasına geçilecek.”

Sizin Hükümetinizin aldığı karar... Biz, bunları uyguluyoruz, sizin aldığınız kararları uyguluyoruz; gelip teşekkür edeceğiniz yerde, bizi eleştiriyorsunuz; haksızlık ediyorsunuz, vatandaşlarımızın zihnini bulandırıyorsunuz; Meclisteki diyaloğumuzu sıcak bir atmosferde yürütme ortamını da kaldırıyorsunuz. Bunu, lütfen yapmayalım. Niye yapmayalım; çünkü, bizi 65 milyon insanımız dinliyor. Bizi, burada, birbirini seven, birbiriyle konuşabilen, birbiriyle diyalog kurabilen... İşte, siz başlamışsınız, biz devam ediyoruz...

MEHMET AYKAÇ (Çorum) – Ama, orada “kesintisiz” yazmıyor...

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Biraz evvel okudum; referans verdiği budur; referans verdiği yerde “kesintisiz” diyor...

ABDULLAH GÜL (Kayseri) – Şûranın görüşü o değil...

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Referans verdiği belge bu...

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen, Genel Kurula hitap edelim...

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Dolayısıyla, vatandaşlarımız şu gerçeği bilsin ki, 1996-1997 yıllarında, bizden evvelki hükümetin aldığı kararlar ile bizim aldığımız kararlar bir bütünlük içindedir; bunun dışında konuşanlar, vatandaşı, yanlış mesajlarla, yanlış yöne sevk etmektedirler.

Hepinize saygılar sunuyorum. (DSP, CHP ve DTP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Şahsı adına, Sayın Mustafa Köylü; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA KÖYLÜ (Isparta) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Çıraklık eğitimi, muhtelif sebeplerden dolayı okuyamayan öğrencilerin ortada kalmaması ve bir iş sahibi olması için güvence şemsiyesidir. Çıraklık eğitimiyle çocuklarımıza angarya yüklenmiyor; tam tersine, çocuklarımıza, eğitim ile iş hayatı arasında ısındırma egzersizleri yaptırılıyor, çocuklarımız iş hayatına hazırlanıyor.

Çıraklık eğitiminde, çıraklar, sigortalanıyorlar, asgarî ücretin üçte biri kadar ücret alıyorlar ve yılda 1 ay da izin hakları var. Bu merkezlerde, 1977 yılından 1996 yılına kadar, 378 bin kişi kalfalık, 425 bin kişi ustalık, 126 bin kişi usta öğreticilik belgesi almış ve toplam 929 bin vatandaşımız bu eğitimden istifade etmiştir. Bu tasarıyla, yani, şu görüşmekte olduğumuz tasarıyla, çıraklık eğitim merkezleri devreden çıkarılmaktadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; meslek eğitimi sadece ders okutmakla olmaz, onun atmosferini de oluşturmak gerekir. 11-12 yaşındaki çocukların üzerine tulum giydirip, onları torna tezgâhı başında çalıştırabilirsiniz; ancak, 15-16 yaşına gelmiş bir delikanlıya tulum giydirerek onu torna tezgâhının başında tutamazsınız; onu oraya zor intibak ettirirsiniz; onun konsantre olması daha uzun süreyi gerektirir.

ERDOĞAN TOPRAK (İstanbul) – Olur mu canım...

MUSTAFA KÖYLÜ (Devamla) – Dinî eğitimde de durum aynıdır.

Bu gerçeklere rağmen, “bu yıl, çıraklık eğitim merkezlerine ve imam-hatip liselerinin orta kısımlarına öğrenci almayacağız” diyorsunuz. Halbuki, bu yıl beşinci sınıfı bitirmiş öğrencilerin bir müktesebi var. Bakın, şimdi, aynı sırada oturup okuyan öğrencilerden birisi anadolu lisesinin sınavını kazandı; şimdi, o çocuk anadolu lisesinin orta kısmına gidecek; öteki çocuk sınavı kazanamadı; diyorsunuz ki, sen, imam-hatip lisesinin orta kısmına gidemezsin. Halbuki, tasarıyı Mecliste yeni görüşüyoruz ve tasarının son maddelerinde de “Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer” deniliyor; ama, şimdiki uygulama, kanunu geriye doğru çalıştırmaktır. Halbuki, kanunlar geriye doğru çalışmaz. Onun için, bu yıl, 5 inci sınıfı bitirmiş öğrencilerin, geçen yıllarda olduğu gibi, diledikleri veyahut da kanunî temsilcilerinin tercih ettikleri okullarda okuyabilmeleri gerekir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bu tasarıyla, Kur’an öğreniminin ve din eğitiminin yolu kesiliyor, bireylerin çocuğuna istediği eğitimi aldırabilme hürriyetleri gasp ediliyor. Bu tasarıyla, çoğunluğun birkısım demokratik hakları tahdit altına alınıyor; Sayın Başbakanın yabancı bir dergide ifade ettiği gibi, Kur’an okulları kapanıyor. Biz, bu tasarıya karşı çıkarken, hem din ve meslek eğitiminin serbestliğini istiyoruz hem de vatandaşlarımızın Anayasada ifadesini bulan tercih haklarının baki kalmasını savunuyoruz.

Din eğitiminin yasaklanması, sadece bugün ortaya çıkmış bir dayatma değildir. Altmış küsur yıldır, her fırsatta, bu, insanımızın gündemine taşınmıştır; şimdi, yine sahnededir. Başarılı olabilir misiniz; hayır. Bu zihniyet, geçmişte nasıl başarısız olmuşsa, günümüzde de başarısız olmaya mahkûmdur. Milletimiz, mutlaka bir yol bulacak ve bu engeli aşacaktır.

Su cazibeyle akar; insan da hayatta cazibeyle yaşar. İnsanın cazibesi fıtrattır. Fıtratı yaratan ile Kur’an’ı indiren, fıtrat ile Kur’an’ı birbirine uyumlu dizayn etmiştir. Onun için, insanlar, dine doğru yol alırlar. Meseleyi, sadece fizikî şartlarda arayanlar, yanlış düşünüyorlar. Bir kere, insan, fıtratına doğru yürüyor.

(Mikrofon otomotik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Köylü, 1 dakikanız var efendim.

MUSTAFA KÖYLÜ (Devamla) – Onun için, bugün, dünyada, insanlar, birçok ülke, içinde bulunduğu bunalımlı hayattan kurtulabilmek için, gençliğini kurtarabilmek için, Kur’an’ı almış incelerken, maalesef, Türkiye’de, bunun tersine bir yol izlenmektedir. Ne diyelim; nasipsiz insan kurban bayramında hasta olurmuş... Tutumunuz aynen böyle.

Değerli arkadaşlar, Kur’an’a karşı olmak, fıtratın dışına çıkmak demektir. Fıtratın dışına çıkan insan, iç dünyası ile dış dünyası arasındaki uyumu kaybeder; o insan, huzursuz insandır. İşte, o huzursuz insanlar, ikide bir, dindar insanlara saldırma gereğini duyarlar.

Son günlerde hırçın tavırlar arttı; “imam-hatipler kapanmasın, Kur’an kursları kapanmasın” diyenlere ağza alınmayacak hakaretler ediliyor. Çok yanlış tutumlardır; ayıplıyorum, kınıyorum!

Hepinize saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Köylü.

Madde üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.

Soru önergelerinin işlemine başlıyoruz; 5 dakika süreyle soruları okutacağız; buyurun:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın, delaletinizle, Millî Eğitim Bakanı tarafından cevaplandırılmasını arz ederim.

Hüseyin Yıldız

Mardin

Mevcut din adamlarının meslekî bilgi yetersizliklerinden şikâyet varken, imam-hatip lisesi orta kısmının kapatılmasıyla bu yetersizlik daha da artmaz mı? İmam-hatip lisesine 1 yıl ilaveyle, bu, telafi edilecek deniyorsa, o zaman, imam-hatip liseleri 2 yıl artacağından, bu okullara rağbet kalır mı? Dolayısıyla, insanlarımız, ahir ömründe dinî vecibelerini yerine getirecek din adamı bulabilir mi?

Sayın Bakanım, Bakanlığınıza bağlı devletin okulu olan imam-hatip liseleri hakkında mesnetsiz iftirada bulunanlar hakkında gerekli dava açtınız mı? Açmadıysanız, ilgili Bakan olarak açtırmanız gerekmez mi?

Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın sorusu:

Çıraklık eğitim merkezine 8 yılı bitirmeyen çocuklar alınmayacağına göre, 3 yıllık çırak ve ara meslek adamı açığını nasıl karşılayacağız?

İstanbul Milletvekili Azmi Ateş’in sorusu:

Demokrasinin varlık sebebi, halkın huzur ve refahını sağlamaktır; yani, demokrasi, halka rağmen olmamalı, halk için olmalıdır.

Şimdi soruyorum size: Halkımız için büyük bir reform olduğuna inandığınız ve milletimiz için bu kadar önemli ve hayatiyet arz eden bu tasarıyı halkımıza götürmeyi, yani referandum yapmayı düşünüyor musunuz? Düşünmüyorsanız, sebebini açıklar mısınız?

İstanbul Milletvekili Hüseyin Kansu’nun sorusu:

6 yaş grubu çocukları ile 14 yaş grubu çocuklarımızın aynı çatı altında monoton bir şekilde kesintisiz eğitim görmeleri; çocuklarımızın, ruhsal, bedensel ve cinsel gelişmelerini nasıl etkileyeceği konusunda herhangi bir bilimsel araştırma yaptırdınız mı? Sonuçları nedir?

 

Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici’nin sorusu:

1. Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununun 9 uncu maddesindeki “eğitilirler” ibaresinin “eğitilebilirler” şeklindeki değişiklikle neyi getirmek istiyorsunuz?

2. Yine, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde geçen “13” yaşını “14” yaşına çıkarmakla meslek adamını yetiştirmek mümkün mü?

Adıyaman Milletvekili Ahmet Çelik’in sorusu:

Adıyaman’da halen 400’e yakın sınıf öğretmeni, 1 000’e yakın branş öğretmen açığı vardır. Bu öğretmen açığını nasıl kapatacaksınız? Bu öğretmenleri nerede bulacaksınız?

Kırşehir Milletvekili Cafer Güneş’in sorusu:

Bu yasayla, 1996-1997 öğretim yılında ilkokulu bitiren ve sınavla öğrenci alan meslek okullarını kazananların hakları korunuyor.

a. 1996-1997 öğretim yılında ilkokulu bitirip sınavsız bir meslek okuluna gitmek isteyenlerin hakları ellerinden alınmıyor mu?

b. Bu uygulamanın 1998-1999 öğretim yılında başlaması daha uygun değil mi?

Konya Milletvekili Abdullah Gencer’in sorusu:

İşbu tasarının 6 ncı maddesini değiştirirken, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 24 üncü maddesinde “ilköğretim okulları 8 yıllık okullardan oluşur. Bu okullarda kesintisiz eğitim yapılır ve ilköğretim diploması verilir” denilmekte ve zatınızın bazı konuşmalarında ise, bu kesintisiz zorunlu temel eğitimin çağdaş bir uygulama olacağını söylüyorsunuz.

Sorum şudur: 8 yıl aynı binada okuyan bir çocuğunuz çağdaş, yine 8 yıl zorunlu okunacak olan 5 inci sınıfta sürdürülen çocuk gayri çağdaş mı olacaktır? Çağdaşlık ölçünüz 8 yıl olmak değil, aynı binada okumaya devam etmek midir?

Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın sorusu:

1- 1971-1972 öğretim yılında öğretime başlayan ilköğretim okulları, 25 yıldan beri mezun vermektedir. Bu zaman içinde kaç öğrenci mezun olmuştur? Şimdiye kadar, bu okullardan kaç kişi üniversitelere girebilmiştir? Klasik eğitim veren öğretimle mukayese edildiğinde başarı oranı nedir?

2- Kesintisiz 8 yıllık eğitim ve öğretimin malî portesi ne olacaktır? Finansman kaynağı nereden sağlanacaktır?

3- Kesintisiz 8 yıllık eğitim tasarısının, siyasî ve ideolojik kaygılarla hazırlanmadığı iddia ediliyorsa, ülke gerçeklerine uygunluğunu ortaya koyan bilimsel çalışma dokümanları nerededir? Varsa, bu belgelerden temin etmek mümkün müdür?

BAŞKAN – Sayın Bakan, 5 dakika içinde yanıtlarınızı rica edelim...

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Din adamlarımızın bilgi yeteneksizliği varken, imam-hatip okullarına, liselerine ek yıl konulması caydırıcı olmayacak mı diye soruluyor. Evet, sizlerin de kabul ettiği gibi, toplumumuzda din adamlarımızın çok daha bilgili, çok daha yetenekli olması, genelde, beklenen bir arzudur. İşte, bu anlayışla -bu belki dördüncü, belki beşinci açıklayışım- imam-hatip liselerinin mezunlarının ilahiyat yüksekokullarına ve ilahiyat fakültelerine sınavsız, doğrudan girebilmelerinin önünü açmak suretiyle, halkımıza, din bilgisini çok yüksek düzeyde almış insanlarımızın hizmet götürmesini istiyoruz, anlayışımız budur; vatandaşımız da bizden bunu bekliyor.

Dolayısıyla, bu uygulamamızla imam-hatip liselerini bitiren çocuklarımız, ilahiyat yüksekokullarına imtihansız devam edebilecekler, daha yüksek eğitim almak istiyorlarsa, ilahiyat fakültelerine devam edecekler ve oradan mezun olmak suretiyle vatandaşımıza din hizmetleri konusunda hizmet verecekler. Burada bir yanlışlık görmüyoruz; vatandaşlarımız da, hepimizden, o düzeyde din eğitimi görmüş insanların hizmetine verilmesini bekliyor.

İmam-hatip okulları hakkında veya herhangi bir okulumuz hakkında benden bir eleştiri bekleyemezsiniz; çünkü, eğer, millî eğitim sistemimizde aksayan yönler varsa, onları düzeltmek benim görevlerimin başında gelir. O nedenle, ben, Bakanlığımın bünyesindeki okullarımın noksanlıklarını tespit eder, o noksanlıkları giderme yükümlülüğünü taşırım, eleştirme hakkım yoktur; bana verilen görev, noksanlıkları tamamlamak ve millî eğitim müesseselerini hepinizin istediği pırıl pırıl düzeye getirmektir.

“Üç yıllık çıraklık eğitimi açığı nasıl kapanacak?” dedi arkadaşlarımız. Biraz evvel kürsüde açıkladım, zannediyorum o, cevabı teşkil ediyor; ama, tekrarlayayım. Çıraklık yaşı, 14’le 19 yaştan gün alana değindir. Bu çağda, 4 milyonu aşkın çocuğumuz vardır ve şu anda o çocuklarımız ilkokul diplomasına sahip oldukları için 19 yaşına girene değin bu olanaklardan yararlanacaklardır. Şu anda yanılmıyorsam, çıraklık okullarına 300 bin civarında öğrenci devam etmektedir; 4 milyon küsur dediğiniz vakit, gençlerimiz arasında çıraklık eğitimine devam edebilecek 3 yıllık değil, 13 yıllık stok vardır. Dolayısıyla, o çocuklarımız da fırsat bulacaktır.

6-14 yaş grubunda kesintisiz eğitimin aynı çatı altında verilmesinin sakıncaları yok mu? Aynı çatının altında verilmesinin sakıncası yok. OECD ülkeleri, bizde olduğu gibi, farklı binalarda ders vermenin yarattığı sorunu giderebilmek için, haftanın belirli günlerinde, daha alt sınıfta olan çocukları, daha üst sınıflarda ders verilen binalara taşımak suretiyle, eğitimlerini tamamlamadan, daha üst sınıflarla bir arada kaynaşıp, oradaki eğitim sistemiyle uyum sağlama mücadelesi veriyorlar. Bizler çok şükür ki, 4 milyon küsur çocuğumuzu, aynı çatının altında toplayabilmişiz. Şimdi, ilkokul ve ortaokul yapılanmaları şeklindeki farklı binalardaki konumu da, önümüzdeki yıllarda tedricen çözeceğiz. Farklı binalarda dahi olsalar, o binalardaki farklılığı gidermek için, biz de çocuklarımızı zaman zaman, öbür okullara götürmek suretiyle, uyumlarını sağlamaya çalışacağız. 8 yılı...

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen toparlayalım.

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Hay hay efendim, o zaman burada keseyim.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Kalan soruları yazılı yanıtlayabiliriz.

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Evet efendim.

BAŞKAN – Madde üzerinde 6 önerge vardır; 2’si Anayasaya aykırılık önergesidir. Geliş sırasına göre, Anayasaya aykırılık önergelerinin yalnızca 1’ini işleme koyacağım.

Şimdi, önergeleri geliş sırasına göre okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Halen görüşülmekte olan 376 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile İlgili Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının 6 ncı maddesindeki “Eğitilirler” kelimesinin “Eğitilir” olarak değiştirilmesi için gereğini saygılarımla arz ederim.

Halil Çalık Yüksel Aksu Mahmut Erdir

Kocaeli Bursa Eskişehir

Ali Günay Tahsin Boray Baycık Ziya Aktaş

Hatay Zonguldak İstanbul

Çetin Bilgir Necati Albay

Kars Eskişehir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 6 ncı maddesi ile 5.6.1986 tarihli ve 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendini değiştiren “Ondört yaşını” ibaresinin “Oniki yaşını” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Şaban Şevli Ersönmez Yarbay

Van Van Ankara

Ömer Faruk Ekinci Latif Öztek Ahmet Derin

Ankara Samsun Kütahya

Musa Demirci Tevhit Karakaya Mustafa Bayram

Sıvas Erzincan Van

Osman Hazer Alaattin Sever Aydın Nedim İlci

Afyon Batman Muş

Nezir Aydın Saffet Benli Muhammet Polat

Sakarya İçel Aydın

Ahmet Denizolgun Hayrettin Dilekcan Hasan Dikici

Antalya Karabük Kahramanmaraş

Azmi Ateş Zülfükar İzol Ömer Vehbi Hatipoğlu

İstanbul Şanlıurfa Diyarbakır

Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı

Erzurum İstanbul Amasya

Avni Doğan Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı

Kahramanmaraş Kırıkkale Konya

Abdüllatif Şener Lütfü Esengün Fikret Karabekmez

Sıvas Erzurum Malatya

Sait Açba Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan

Afyon Kayseri Sakarya

Fethi Acar Lütfi Doğan Ahmet Doğan

Kastamonu Gümüşhane Adıyaman

Ahmet Çelik Ali Oğuz Bülent Arınç

Adıyaman İstanbul Manisa

Bekir Sobacı Abdullah Arslan Yakup Budak

Tokat Tokat Adana

Sıtkı Cengil Celal Esin Hüseyin Olgun Akın

Adana Ağrı Ordu

Osman Yumakoğulları Lütfi Yalman İsmail Özgün

İstanbul Konya Balıkesir

Mehmet Aykaç Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız

Çorum Giresun Mardin

Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen Abdulhaluk Mutlu

Trabzon Bitlis Bitlis

Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan

Bingöl Bingöl Elazığ

Musa Okçu Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız

Batman Elazığ Muş

Seyyit Haşim Haşimi Yakup Hatipoğlu Naci Terzi

Diyarbakır Diyarbakır Erzincan

Metin Kalkan Mehmet Sılay Mustafa Köylü

Hatay Hatay Isparta

Nurettin Aktaş Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin

Gaziantep Gaziantep İstanbul

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu Memet Emin Aydın

Gaziantep İstanbul Siirt

Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş Abdulkadir Öncel

Siirt Kilis Şanlıurfa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 6 ncı maddesiyle 5. 6. 1986 tarihli ve 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununun 9 uncu maddesinin son kelimesini değiştiren “Eğitilebilirler” ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Mehmet Sıddık Altay Şaban Şevli

Van Ağrı Van

Ersönmez Yarbay Ömer Faruk Ekinci Latif Öztek

Ankara Ankara Samsun

Ahmet Derin Musa Demirci Mustafa Bayram

Kütahya Sıvas Van

Osman Hazer Alaattin Sever Aydın Nezir Aydın

Afyon Batman Sakarya

Saffet Benli Ahmet Denizolgun Hasan Dikici

İçel Antalya Kahramanmaraş

Azmi Ateş Zülfükar İzol Ahmet Cemil Tunç

İstanbul Şanlıurfa Elazığ

Muhammet Polat Nedim İlci Ömer Vehbi Hatipoğlu

Aydın Muş Diyarbakır

Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı

Erzurum İstanbul Amasya

Avni Doğan Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı

Kahramanmaraş Kırıkkale Konya

Abdüllatif Şener Lütfü Esengün Fikret Karabekmez

Sıvas Erzurum Malatya

Sait Açba Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan

Afyon Kayseri Sakarya

Fethi Acar Lütfi Doğan Ahmet Doğan

Kastamonu Gümüşhane Adıyaman

Ahmet Çelik Ali Oğuz Bülent Arınç

Adıyaman İstanbul Manisa

Bekir Sobacı Abdullah Arslan Yakup Budak

Tokat Tokat Adana

Sıtkı Cengil Celal Esin Hüseyin Olgun Akın

Adana Ağrı Ordu

Osman Yumakoğulları Lütfi Yalman İsmail Özgün

İstanbul Konya Balıkesir

Mehmet Aykaç Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız

Çorum Giresun Mardin

Kemallettin Göktaş Zeki Ergezen Abdulhaluk Mutlu

Trabzon Bitlis Bitlis

Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan

Bingöl Bingöl Elazığ

Musa Okçu Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız

Batman Elazığ Muş

Seyyit Haşim Haşimi Yakup Hatipoğlu Naci Terzi

Diyarbakır Diyarbakır Erzincan

Metin Kalkan Mehmet Sılay Mustafa Köylü

Hatay Hatay Isparta

Nurettin Aktaş Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin

Gaziantep Gaziantep İstanbul

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu Mehmet Emin Aydın

Gaziantep İstanbul Siirt

 

 

Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş Abdulkadir Öncel

Siirt Kilis Şanlıurfa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 6 ncı maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Mehmet Sıddık Altay Fethullah Erbaş Şaban Şevli

Ağrı Van Van

Ersönmez Yarbay Ömer Faruk Ekinci Latif Öztek

Ankara Ankara Samsun

Ahmet Derin Musa Demirci Mustafa Bayram

Kütahya Sıvas Van

Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın Tevhit Karakaya

Aydın Batman Erzincan

Osman Hazer Nedim İlci Nezir Aydın

Afyon Muş Sakarya

Ahmet Denizolgun Hayrettin Dilekcan Hanifi Demirkol

Antalya Karabük Eskişehir

Hasan Dikici Azmi Ateş Zülfükar İzol

Kahramanmaraş İstanbul Şanlıurfa

Ahmet Cemil Tunç Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz

Elazığ Diyarbakır Erzurum

İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı Avni Doğan

İstanbul Amasya Kahramanmaraş

Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener

Kırıkkale Konya Sıvas

Lütfü Esengün Fikret Karabekmez Sait Açba

Erzurum Malatya Afyon

Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan Fethi Acar

Kayseri Sakarya Kastamonu

Lütfi Doğan Ahmet Doğan Ahmet Çelik

Gümüşhane Adıyaman Adıyaman

Ali Oğuz Bülent Arınç Bekir Sobacı

İstanbul Manisa Tokat

Abdullah Arslan Yakup Budak Sıtkı Cengil

Tokat Adana Adana

Celal Esin Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları

Ağrı Ordu İstanbul

Lütfi Yalman İsmail Özgün Mehmet Aykaç

Konya Balıkesir Çorum

Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş

Giresun Mardin Trabzon

Zeki Ergezen Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata

Bitlis Bitlis Bingöl

Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan Musa Okçu

Bingöl Elazığ Batman

Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi

Elazığ Muş Diyarbakır

Yakup Hatipoğlu Naci Terzi Süleyman Metin Kalkan

Diyarbakır Erzincan Hatay

Mehmet Sılay Mustafa Köylü Nurettin Aktaş

Hatay Isparta Gaziantep

Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu

Gaziantep İstanbul Gaziantep

Hüseyin Kansu Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın

İstanbul Siirt Siirt

Mustafa Kemal Ateş Abdulkadir Öncel

Kilis Şanlıurfa

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım önerge Anayasaya aykırılık önergesidir. Önergeyi okuttuktan sonra işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 7 nci maddesi, Anayasanın 2, 5, 10, 17, 42 nci maddelerinde belirtilen hak ve özgürlüklerle çelişmektedir. Bu haliyle Anayayasa aykırı olan maddenin reddini talep ediyoruz.

Mehmet Altınsoy Lütfi Yalman Hasan Hüseyin Öz

Aksaray Konya Konya

Mehmet Sıddık Altay Hayrettin Dilekcan Zülfikar Gazi

Ağrı Karabük Çorum

Veysel Candan Memduh Büyükkılıç Ömer Vehbi Hatipoğlu

Konya Kayseri Diyarbakır

Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı

Erzurum İstanbul Amasya

Avni Doğan Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı

Kahramanmaraş Kırıkkale Konya

Abdüllatif Şener Lütfü Esengün Fikret Karabekmez

Sıvas Erzurum Malatya

Sait Açba Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan

Afyon Kayseri Sakarya

Fethi Acar Lütfi Doğan Ahmet Doğan

Kastamonu Gümüşhane Adıyaman

Ahmet Çelik Ali Oğuz Bülent Arınç

Adıyaman İstanbul Manisa

Bekir Sobacı Abdullah Arslan Yakup Budak

Tokat Tokat Adana

Sıtkı Cengil Celal Esin Hüseyin Olgun Akın

Adana Ağrı Ordu

Osman Yumakoğulları Mustafa Kamalak Şeref Malkoç

İstanbul Kahramanmaraş Trabzon

Mehmet Aykaç Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız

Çorum Giresun Mardin

Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen Abdulhaluk Mutlu

Trabzon Bitlis Bitlis

Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan

Bingöl Bingöl Elazığ

Musa Okçu Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız

Batman Elazığ Muş

Seyyit Haşim Haşimi Yakup Hatipoğlu Naci Terzi

Diyarbakır Diyarbakır Erzincan

Metin Kalkan Mehmet Sılay Mustafa Köylü

Hatay Hatay Isparta

Nurettin Aktaş Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin

Gaziantep Gaziantep İstanbul

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu Memet Emin Aydın

Gaziantep İstanbul Siirt

Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş İsmail Özgün

Siirt Kilis Balıkesir

Abdulkadir Öncel Ahmet Dökülmez

Şanlıurfa Kahramanmaraş

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Altınsoy, önerge sahibi olarak; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

MEHMET ALTINSOY (Aksaray) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 6 ncı maddesinin Anayasamıza aykırı olduğuna dair önergemi açıklamak üzere huzurunuzdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 6 ncı maddeden evvel, tasarının tümü, müzakere usulü, maddelerinin içeriği ve hedeflediği amaç bakımından, İçtüzük hükümlerine, Anayasa kurallarına, insan haklarına aykırı; hepsinden ilerisi de, maşerî vicdana ters.

Değerli arkadaşlar, bir taraftan, bir millî eğitim reformu getirildiğinden bahsediyorsunuz; diğer taraftan, esasen, bu kanunun yirmibeş sene evvelden beri mevcut olduğunu söylüyorsunuz. İkinci söylediğiniz doğrudur; bu kanun, zaten yirmibeş senedir mevcut; o halde, bu kanun tasarısını getirmenize bir gerek yoktu, bir uygulamaydı. Madem bu kadar reforma meraklıydınız, bu kanun tasarısının geçici 1 inci maddesi var, orada, vergi reformu derdiniz, adını koyardınız; bir vergi kanunu çıkarırdınız, maddî imkânı bulur, uygulamayı yapardınız; bu kanun tasarısını getirmenize gerek yoktu; ama, bir maksadınız var: Bu kanun tasarısını getirmekteki asıl maksadınız, din eğitimini kısıtlamaktır ve bundan dolayı da, Anayasamızın 24 üncü maddesine aykıdır.

Değerli arkadaşlar, bir hürriyetin dört ana unsuru vardır: İzhar unsuru, irşat unsuru, tedris unsuru, telkin unsuru. Bugünkü tabirle söylemek lazım gelirse, açıklama; aydınlatma, başkalarına telkin etme, yani propagandasını yapma, eğitimini yapma ve örgütlenme. İşte, bu unsurların başında gelen eğitim unsurunu kısıtlarsanız, hürriyeti yok edersiniz. Bu kanun tasarısıyla da, eğitimi kısıtlamak suretiyle, din ve vicdan hürriyetini yok etmeyi amaçlıyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, vicdan hürriyetine taarruz eden bütün tiranlar münkariz olmuştur; bunu hatırlatmak isterim. (RP sıralarından alkışlar) Firavun’dan Stalin’e, Caligula’dan Hitler’e kadar, kim ki vicdan hürriyetine karşı çıktı, münkariz oldu; dikkatinizi çekiyorum.

Değerli arkadaşlar, bu tiranlara bile nasip olmayan böyle bir harekete niçin soyundunuz? Siz ki, altı ay ömrü ya olan ya olmayan, Sayın Ecevit’ten icazetli, Sayın Baykal’dan takviyeli...

ENİS SÜLÜN (Tekirdağ) – Sizin ki nasıldı?!

MEHMET ALTINSOY (Devamla) – Tabiî, medya patronlarından himayeli... (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Ciheti askeriyeden de müsaadeli bir Hükümetsiniz. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Onun için, böyle büyük işlere soyunmayınız. Aslında, bu yaptığınız iş, bir başka manada, suç teşkil etmektedir.

ENİS SÜLÜN (Tekirdağ) – Siz imzaladınız...

MEHMET ALTINSOY (Devamla) – Onu da söyleyeceğim.

Şimdi, size, bir kanun okuyacağım: “Hilâfetin İlgasına ve Hanedanı Osmaninin Türkiye Cumhuriyeti Memaliki Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun.

Kanun numarası: 431

Kabul tarihi: 3.3.1340

Madde 1.- Halife halledilmiştir. Hilâfet -dikkat buyurun- Hükümet ve Cumhuriyet mâna ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan Hilâfet makamı mülgadır.” Yani, halife halledilmiş, kişi gönderilmiş, makam kaldırılmış; ama, sıfat, hükümetin üzerinde kalmış; mana ve medlulde mündemiç olduğu için. Bir taraftan, aynı zamanda hilafeti temsil edeceksiniz, bir taraftan da vicdan hürriyetini kısıtlayacaksınız; bu, Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine göre suçtur. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

ENİS SÜLÜN (Tekirdağ) – Doğruyu siz gösterdiniz!..

MEHMET ALTINSOY (Devamla) – Evet...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen... Toparlayalım efendim...

MEHMET ALTINSOY (Devamla) – Sayın Başkan, ben, daima, uzun siyasî hayatımda, Parlamento hayatımda usullere riayet ederek geldim. Onun için, söylediğiniz için, bir tek kelime daha ilave etmem.

Saygılar sunuyorum.(RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Altınsoy.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeleri aykırılık sırasına göre okutup, işleme koyacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 6 ncı maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş (Van) ve arkadaşları.

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge sahibi olarak, Sayın Kemalettin Göktaş; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sözlerimin başında hepinize saygılar sunuyorum.

Burada, ülkemizin ve gençliğimizin geleceğini ilgilendiren çok önemli bir kanun tasarısını görüşmekteyiz. Saatlerce görüşmeler yapılıyor, bu kanun tasarısı hakkında, sözcülerimiz çok ciddî ifadelerde bulunuyor, görüşler belirtiyor, deliller, belgeler ortaya koyuyor; çok saygı duyduğunuz Avrupa’dan, Amerika’dan misaller gösteriyor; ama ne hikmetse, âdeta taşlaşmış kalplerinize, bir türlü, bu konu hiçbir şekilde işlemiyor.

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Bizim kalbimiz sevgi dolu, sevgi dolu.

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, ben inanıyor ve biliyorum ki, bu, öyle fazla gönülden getirdiğiniz bir kanun tasarısı değildir. Sizin yüzlerinizi görüyorum, çoğunuzun boynu büyük.

EDİP SAFDER GAYDALI (Bitlis) – Hayır, asla!

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Devamla) – Hakikaten, seçmeniniz de zaten size tepki gösteriyor; ama millet gerçekleri yakından takip ediyor.

 

 

Değerli arkadaşlar, ne güzel ki, televizyonlar var; bazıları bize düşman olsa bile; ne güzel ki, canlı yayınlar var; ne güzel ki, on sene, yirmi sene önce olduğu gibi kapalı kapılar arkasında dümen çevrilemiyor. Köylü de şehirli de, fakir de zengin de burada ne konuşulduğunu takip ediyor. Getirdiğiniz tasarıyla, milletin gözbebeği imam-hatiplerin orta kısımlarını, Kur’an kurslarını, anadolu liselerini, kolejleri kapatıyorsunuz; ama, bunu, burada, çıkıp da mertçe söyleyemiyorsunuz.

Bütün bunlar olurken, ANAP Genel Başkan Yardımcısı, 4 üncü maddenin reddi üzerinde basın toplantısı yapmış; hem suçlu hem güçlü! Refah Partisiyle Halk Partisi beraber oy kullandı diye, sözüm ona, Refah Partisini şikâyet ediyor. Şuna bak!..

EDİP SAFDER GAYDALI (Bitlis) – Yalan mı?..

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Devamla) – Halk Partisinin sloganlarını slogan et, Halk Partisinin ilkelerini kendine ilke et, beraber ol, imam-hatiplerin orta kısımlarını kapat, Kur’an öğretimini yasakla; ondan sonra da sıkılmadan, halka “Refah Partisi, Halk Partisiyle beraber oy verdi” diye şikâyet et, bizi suçla!.. Değerli arkadaşlar, bu, tam bir suçluluk duygusudur. (RP sıralardan alkışlar)

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Anlamamışsın...

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Devamla) – Biz ne yaptık arkadaşlar? Getirdiğiniz maddeyle, Kur’an öğretimini kısıtlıyor, zapturapt altına alıyordunuz; Halk Partisi karşı çıktı. Niye karşı çıktı? “Zapturapt altına almak yetmez, tamamen yasaklayın” dedi. Biz ne dedik; biz niçin hayır oyu verdik? Kur’an öğretimi, kanunla sınırlandırılamaz; Kur’an öğretimi, zapturapt altına alınamaz; Kur’an öğretimine mani olunamaz; yaş sınırlandırması getirilemez diye karşı çıktık. Bu ne pişkinlik!.. Hem suçlusunuz hem güçlüsünüz! Bunu, millete yutturacağınızı mı sanıyorsunuz?! Millet sizi sandıkta yutunca, aklınız başınıza gelecektir arkadaşlar. (RP sıralarından alkışlar) Milyonlar sokaklara dökülmüyorsa, bu, milletimizin asaletinden ve sabrındandır.

Bakın, bütün bunları sırf imam-hatiplerin orta kısmını kapatmak için yapıyorsunuz. Ben, imam-hatip lisesi mezunu değilim; ama, soruyorum size: Bu kadar terörün, katliamın olduğu ülkemizde, hangi imam-hatipli vardır ki teröre bulaştı, anarşiye bulaştı; hangi imam-hatipli banka soydu, hangi imam-hatipli lav silahıyla yakalandı; hiçbiri. O zaman, bu imam-hatipli düşmanlığınızın sebebi nedir arkadaşlar?

ANAP’lılar, başınızı iki elinizin arasına alın ve yaptığınız büyük ve korkunç tahribatı iyi düşünün. Vicdanınızın ve imanınızın sesine lütfen kulak verin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen toparlayalım Sayın Göktaş.

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, bakınız, Sayın Başbakan Karadeniz gezisine gitti; orası kendi memleketiydi; “ben, sizin evladınızım” demişti. Oradaki geziyi iyi inceleyin, iyi tahkik edin, oradaki Başbakana olan ilgisizliği iyi inceleyin.

YÜKSEL YALOVA (Aydın) – Alkışlarla yer gök inledi.

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Devamla) – Çayeli onun kendi ilçesidir; 150 kişi vardı, Rize’de 1 500 kişi vardı, Of’ta 400 kişi vardı... (ANAP sıralarından gürültüler)

ENİS SÜLÜN (Tekirdağ) – Yalan söyleme!

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Devamla) – Sürmene’de konuşamadı, Araklı’da protestoyla karşılandı, Trabzon’da 1 000 kişi vardı, 500’ü polisti.

Hepinize saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Göktaş.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Öbür önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının çerçeve 6 ncı maddesiyle, 5.6.1986 tarihli ve 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununun 9 uncu maddesinin son kelimesini değiştiren “eğitilebilirler” ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hüseyin Yıldız, buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN YILDIZ (Mardin) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; konuşmama başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Günlerdir, İktidar ve arkasındaki güçler, birkaç satırlık tasarıyı, ciddî bir reform olarak ilan ettiler. Merak ediyorum, uygar dünyanın neresinde, ciddî bir reform, birkaç günlük çalışma veya dayatmayla gerçekleşmiştir; bunun bir örneğini gösterebilir misiniz.

Bu nasıl reform ki, eğitim camiasında görüşülmedi, bilim adamlarının görüşleri alınmadı, halka götürülmedi; günlerce komisyonlarda serdedilen görüşler bile kale alınmadı.

Bu reformun tek bir amacı vardır; o da; din eğitimini, dolayısıyla dini yok etme projesidir. O zaman dürüst olun, düğünlerinizde de, ahir ömrünüzde de, imam - hatipliye müracaat etmeyin; sıkıntılı anlarınızda da, dinin sahibine yalvarmayın.

Bu nasıl zihniyet; hem Allah’ın dinine savaş açacaksınız hem de sıkıntı anında Allah’a müracaat edeceksiniz, yani, dini istismar edeceksiniz. (CHP sıralarından gürültüler)

Bu emirnameyle, yabancı dili de, diğer meslekleri de yok edeceksiniz. Bu emirnamenin, altına imza attığımız uluslararası tüm antlaşmalara aykırı olduğunu, eğitimde fırsat eşitliğine aykırı olduğunu, devlet - millet kaynaşmasını zedeleyeceğini, sizler de çok iyi biliyorsunuz.

Bu proje, yüz yıldır, halka değer vermeyen, yüzde 2’lik, entrikacı, militarist, asalak bir kesimin Anadolu çocuğunun önünü tıkama projesidir; ama, halkla baş edemezsiniz.

EŞREF ERDEM (Ankara) – Ağzından çıkanı kulağın duysun.

ALİ RIZA BODUR (İzmir) – Sayın Başkan, bunlar gerekçe mi?..

Ayıp, ayıp!..

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – Şairin ifadesiyle, halk yaşamayı dilediği gün, kader ona tecelli edecektir.

Halkı cezalandırmak istiyorsunuz; ama, halkın cezası, çok daha çetin olacaktır.

EŞREF ERDEM (Ankara) – Maddeyle ne ilgisi var bunların?!

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – Kimileri, imam-hatip okullarını cumhuriyet karşıtı görüyor; kimi de, o okullar, Arap milliyetçisi, vehhabî yetiştiriyor diyor. Acaba, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Sayın Korkmazcan, Arap milliyetçisi midir...

YÜKSEL YALOVA (Aydın) – Türk milliyetçisidir.

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – ...yoksa, sayıları yüze yakın partilere dağılmış milletvekilleri Arap milliyetçisi midir veya bu okulları açtıran, başta Demirel olmak üzere, geçmiş başbakanlar, bakanlar, vehhabî miydi ya da on yıl, imam-hatip mezunu bir zatı kendisine danışman yapan ve hâlâ, müsteşar yardımcısı imam-hatip mezunu olan Sayın Başbakan, acaba, cumhuriyet düşmanı mıdır; hayır. (RP sıralarından alkışlar) Gerek bu zevat gerekse imam-hatip mezunları, bu tür hezeyanlardan uzaktır; ancak, bu ifadelerde bulunan kişiler ya maksadı aşan bir gaflet içerisindedir ya ruh hastası bir psikopattır ya da başkalarının tercümanı bir provokatördür. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Sayın Halil Cin’i, ta Diyarbakır’da rektörken, hep takdir ederdim. Kader, bizi, Tarım Komisyonunda bir araya getirdi. Zevkle kendilerini izliyordum.

BAŞKAN – Sayın Yıldız... Sayın Yıldız...

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – Bilim adamlarına saygım sonsuzdur.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Madde üzerinde konuş.

BAŞKAN – Sayın Yıldız, bir dakikanızı rica edeceğim; önergenizi savunmak için de biraz zaman... Lütfen... (ANAP, DSP ve CHP sıralarından gürültüler)

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – Sayın Başkan, iki madde var zaten; bir, sekiz yıllık eğitim...

BAŞKAN – Yalnız, Sayın Yıldız, önergenizi de biraz anlatırsanız... Lütfen... (ANAP, DSP ve CHP sıralarından gürültüler)

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – Önergeyi anlatacağım.

Fakat, bugün, belirsiz ifadelerle imam-hatip liselerine hakaret etmesini, bilim adamı vasfına yakıştıramadım; bu şekilde seviyesizce küçülmesine, düşmesine anlam veremedim. Arzu ederdim ki... (ANAP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Yıldız... Sayın Yıldız...

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – ... eleştirirken, vasfına yakışır, onur ve şerefi sergileyebilseydi. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Yıldız... Sayın Yıldız...

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – Yoksa, Sayın Cin, mesleğini böyle mesnetsiz, desteksiz bilgilere dayandırarak profesör unvanını mı kazandı?! (ANAP, DSP ve CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Yıldız... Sayın Yıldız, bir sayın milletvekili için, bu şekilde seviyesizce...

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – Sayın Başkanım, ben de imam-hatip lisesi mezunuyum...

BAŞKAN – Bir dakika dinler misiniz... Sayın Yıldız, bir dakika dinler misiniz...

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – Beni, Arap milliyetçisi, cumhuriyet düşmanı olarak nitelendirdi; ama, ben o seviyeye düşmedim, bana yakışır tavırla cevap verdim.

BAŞKAN – Sayın Yıldız, bir dakika dinler misiniz...

Kendisi -ki, tutanakları da okuduk- imam-hatip mezunları için öyle bir değerlendirme yapmadı. (RP sıralarından “Yaptı” sesleri) Efendim, yapmadı; sözler belli. (RP sıralarından “kimin için yaptı” sesleri) Lütfen... Bu nedenle, bir sayın milletvekili için, bu şekilde, seviyesizce, küçültülmüş lafını, şahsını aşan, maksadınızı aşan bir beyan olarak kabul ediyorum.

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – Hayır, maksadı aşan bir beyan değil.

BAŞKAN – Lütfen...

Devam edin.

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – Bu okullar, değerli siyaset ve bilim adamları yetiştirmiş, her alanda birinci olmuş, teröre bulaşmamış, hoşgörünün en iyi örnekleri olmuşlardır. Eğer, güneydoğuda din eğitimine ağırlık verilseydi, dinî motifler işlenseydi, bugünkü sıkıntılar olmazdı. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) İmam-hatipler, gıptayla, model olarak alınsaydı, diğer okullarımıza uyuşturucu girmezdi; ama, bu acelecilikten anlaşılan odur ki, bu emri veren güçler, zaman açısından da sabırsızdırlar; gözler yuvalarından fırlamış, halka savaş açmada tüm menfaat grupları birleşmiştir.

Bakınız, Sayın Demirel de, on gün önce, bu kanunun kesinlikle çıkacağını ifade ediyordu. Sayın Demirel’in meşhur bazı maharetlerini biliyorduk; ama, gaipten de haber aldığını bilmiyorduk; buna da tanık olduk.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yıldız, 1 dakika içinde toparlayın lütfen.

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – Fakat, bu, keramet mi kehanet mi bilemiyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)

HALİL CİN (İçel) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Cin, ben, gerekli açıklamayı yaptım zannediyorum. Onun için, izin verirseniz, önergeyi oylarınıza sunacağım: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının çerçeve 6 ncı maddesi ile 5.6.1986 tarihli ve 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendini değiştiren “ondört yaşını” ibaresinin “oniki yaşını” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş (Van) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Aydınbaş, buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

Sayın Aydınbaş, lütfen, önerge üzerinde biraz... Lütfen...

YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) – Önergeyi bilmiyorsan, bilen çıksın konuşsun! (RP sıralarından “sen çık konuş” sesleri)

BAŞKAN – Sayın Şimşek, lütfen...

MEHMET EMİN AYDINBAŞ (İçel) – Sayın Bakan, Sayın Başkan, sayın milletvekilleri...

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sayın hatibi sükûnetle dinleyelim.

MEHMET EMİN AYDINBAŞ (Devamla) – ... hepinizi saygıyla selamlıyor, iyi akşamlar diliyorum.

İlköğretim ve Eğitim Kanununun 6 ncı maddesi hakkında verilen değişiklik önergesi hakkında konuşuyoruz. Halk arasında “kurunun yanında yaş da yanar” diye bir tabir vardır. İşte, çıraklık eğitimi de, maalesef, kurunun yanında yaş oluyor. Eğer, gerçekten, sizler, siyasal ve medenî bir cesaret gösterip, biz, imam-hatip liselerini kapatmak, Kur’an kurslarını kapatmak için böyle bir yasa tasarısını getirdik deyip, Türkiye’nin eğitim sistemini allak bullak edecek, meslekî ve teknik eğitimi ortadan kaldıracak, din eğitimini ortadan kaldıracak, lisan eğitimini ortadan kaldıracak, anadolu liselerini ortadan kaldıracak bu tahribat kanununu buraya getirmiş olmasaydınız, elbette, çıraklık eğitimi de, bu arada, kurunun yanında yaş gibi yanmayacaktı.

Ben, esnaflıktan gelme bir arkadaşınızım, yıllar boyunca birçok çırak yetiştirdim. Ta ustalık belgesi alıncaya kadar, yanımda onları yetiştirdim; hayata, yetişmiş, üretici bir insan olarak salınmasına vesile oldum; bundan da iftihar ediyorum. Hiçbir zaman da, yanımda çalışan çırakları, çıraklık eğitim merkezine göndermezlik yapmadım; ama, maalesef, o zamanlarda bile eğitmek üzere çırak bulamazken, şimdi hiç bulamayacağız; çünkü, 15 yaşına gelmiş bir genç, elini yağa, elini çamura, elini metale bulaştırıp da çırak olarak yetişmenin gereklerini yerine getirmeye yanaşmayacaktır. Bir süre sonra, bakacaksınız ki, küçük ve orta ölçekli işletmeler çıraksız kalmış, elemansız kalmış; yetişmiş genç elemanlarımız da, işsiz vaziyette, ya üniversite kapılarında ya devlet kapılarında, sizlerden iş isteyecekler.

ALİ RIZA BODUR (İzmir) – Bu kaçıncı baskı.

MEHMET EMİN AYDINBAŞ (Devamla) – Şu anda gergin bir ortam var, her lafa müdahale ediyorsunuz.

Elbette, bizlerin, Meclis ve kamuoyu gelenekleri içerisinde, İçtüzük kuralları içerisinde kalmak kaydıyla muhalefet görevini yapmamız, en tabiî bir demokratik harekettir. Ancak, ne görüyoruz; gerçekleri haykırmak, bu tahribata izin vermektense, bu yasanın çıkmaması için gösterilen demokratik muhalefetin adı “terör” olmuş, “cumhuriyet düşmanlığı” olmuş. Faşist Almanya ve komünist Rusya’da da en çok kullanılan propaganda rejimi şudur: Önce kavram kargaşası yaratırsınız, toplumda kavramların taşıdığı anlamları halkın kafasında muğlaklaştırırsınız. Bunu yapmak için de, kitle iletişim araçlarını kullanırsınız. Daha sonra, bu kavramların içini kendi anlayışlarınıza göre doldurur, kendi dayatmacı zihniyetlerinize göre sanal bir dünya oluşturursunuz. Kimilerini, bu sanal dünyanın kahramanı ilan eder; kimini de, vatan haini, cumhuriyet düşmanı ilan edersiniz.

Şimdi, oluşturulan bu kavram kargaşasının muhtemel vahim sonuçlarına bir bakalım. Önce, Türkiye’de bir “boşalma hakkı” kavramı oluşturuldu. İnsanların bir başkasına hakaret etmesi, bir başbakana hakaret etmesi, dış ülke yöneticilerine hakaret edilmesi, rütbeli veya rütbesiz oluşuna göre farklı hukukî sonuçlar doğurdu.

“Devletin gizli sırları” kavramı da öyle. Dayatmacı, kendisini devletle aynılaştıran zihniyet beşinci kolları vasıtasıyla açıklarsa, demokrasi savunuculuğu oluyor; ama, başkaları açıklarsa, devlet düşmanlığı oluyor.

Daha sonra, bir egemenler hukuku oluşturuldu. Egemenlerin dayatmaları hukukî, karşı koyanlar da gayri meşru oluyorlar. İşte, maalesef, Türkiye’de “hukuk” diye diye, hak, hukuk, adalet katledildi. Türkiye’de hukuk düzeninin tesisinde en önemli unsur olan başsavcı dahi, hukuku ve hukukçuları utandıran tavırlarla, kendini yargının da yerine koyarak, Refah Partisini infaza kalkıştı.

İktidar kanadında konuşan sözcüler, saygınlıklarına hiç yakışmayacak bir düzeyle, basına, Refah Partilileri, cumhuriyet düşmanı olarak takdim ediyorlar.

 

 

 

Tabiî, burada, hemen aklıma bir beyit geliyor: “Tahir Efendi bana “kelp” demiş. İltifatı bu sözde zahirdir. Maliki, benim mezhebim zira” diye devam ediyor. Bilenler bilmeyenlere söylesin; çünkü, devamını ben de bilmiyorum.

Gelin beyler, etmeyin eylemeyin, bu vatan, mutlak doğrular, mutlak vatanseverlikler, mutlak cumhuriyetler, eşittir, sizler değilsiniz (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) basınımızın güzide yazarları da değildir. Önüne gelen, birkaç laiklik, demokrasi, cumhuriyet kelimesi ezberleyen...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET EMİN AYDINBAŞ (Devamla) – ...Refaha cumhuriyet dersi, Refaha vatanseverlik dersi olarak yansıyor. Eğer, kesintisiz 8 yıllık eğitimdeki dersler de bu nevi dersler olacaksa, bu millet yanmıştır. Durun beyler, size kollarımı makas gibi açarak sesleniyorum: Bu sokak, çıkmaz sokak. Refah Partisine laiklik ve cumhuriyet dersi vermek, hiç kimsenin haddi değildir; ders verme yetkisi, sadece millete aittir. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Hakkın ve milletin iradesinin dışındaki bütün iradeleri reddediyoruz. Hele Refah Partisine kimse demokrasi dersi veremez, kimse vatan sevgisini, vatan için şehit olmayı öğretemez; çünkü, biz, bunu bizzat uygulayarak dünyaya öğretenlerin torunlarıyız. Türkiye’de hiç kimse Refah Partisinden daha vatansever, daha demokrat, daha cumhuriyetçi değildir. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar [!])

Bakın, bir de, son aylarda siyasal güç, sayısal güç ayırımı, kavramı tesis edildi. Benim bildiğim, demokrasilerde...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET EMİN AYDINBAŞ (Devamla) – Sayın Başkan müsaade etse devam edeceğim de...

BAŞKAN – Sayın Aydınbaş, teşekkür ediyorum.

MEHMET EMİN AYDINBAŞ (Devamla) – Bu kadar ders size yeter. Hepinize saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Aydınbaş, teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Son önerge, Halil Çalık ve arkadaşlarının önergesi. Önerge, sahipleri tarafından geri çekilmiştir.

Maddeyi oylarınıza sunacağım; ancak, bir açık oylama talebi vardır. Açık oylama önergesini okutacağım, imza sahiplerini arayacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan tasarının 7 nci maddesinin oylamasının açık oylamayla yapılmasını arz ve talep ederiz.

BAŞKAN – Aydın Milletvekili Muhammet Polat?.. Burada.

Erzurum Milletvekili Aslan Polat?.. Burada.

Erzurum Milletvekili Abdulilah Fırat?.. Burada.

Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya?.. Burada.

Malatya Milletvekili Yaşar Canbay?.. Burada.

Van Milletvekili Şaban Şevli?.. Burada.

Ankara Milletvekili Ömer Ekinci?.. Burada.

Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak?.. Burada.

Ağrı Milletvekili M. Ziyattin Tokar?.. Burada.

Batman Milletvekili Musa Okçu?.. Burada.

İzmir Milletvekili İsmail Yılmaz?.. Burada.

Adıyaman Milletvekili Ahmet Çelik?.. Burada.

Yozgat Milletvekili Abdullah Örnek?.. Burada.

Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız?.. Burada.

Erzurum Milletvekili Lütfü Esengün?.. Burada.

Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu?.. Burada.

Bursa Milletvekili Cemal Külahlı?.. Burada.

Niğde Milletvekili M. Salih Katırcıoğlu?.. Burada.

Erzurum Milletvekili Şinasi Yavuz?.. Burada.

Yozgat Milletvekili İlyas Arslan?.. Burada.

Hatay Milletvekili Metin Kalkan?.. Burada.

Yeterli imza vardır efendim.

Açık oylamanın şekli konusunda Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kupalar sıralar arasında dolaştırılsın.

(Oylar toplandı)

BAŞKAN – Oyunu kullanmayan sayın milletvekili var mı? Yok.

Oylama işlemi bitmiştir.

Kupalar kaldırılsın.

(Oyların ayırımına başlandı)

H. AYSELİ GÖKSOY (Manisa) – Kapatacak mısınız Sayın Başkan?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Genel Kurulun kararı, bitime kadar çalışmaları sürdürmemiz yolundadır. Bu konuda, benim, kendi başıma uzun süreli bir ara vermem, Genel Kurulun bu kararına saygısızlık, bu kararına karşı çıkmak anlamına gelir. Ara verebilmem, ancak grupların tam mutabakatıyla mümkündür.

İSMAİL YILMAZ (İzmir) – Mutabakat yapsınlar, yarın 10.00’da başlayalım.

BAŞKAN – Grupların mutabakatını ben yapamam efendim, gruplar yapacaklar.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, grupların mutabakatı var; özel gündemi ortadan kaldırırsak...

BAŞKAN – Hayır efendim; ben, grupların mutabakatı halinde inisiyatifimi kullanacağım; özel gündemi ortadan kaldırmaz.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Kaldırır efendim.

BAŞKAN – Hayır efendim; ben, o durumda, grupların mutabakatı varsa kendi inisiyatifimi kullanacağım; çünkü, şu an, ara konusunda bütün inisiyatif benim. Bu inisiyatifimi keyfî olarak kullanamam, kullanmam. Bu, Genel Kurula saygısızlık olur. Grupların mutabakatı varsa, bu inisiyatifimi kullanabilirim.

(Oyların ayırımına devam edildi)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun Tasarısının 6 ncı maddesi için yapılan açık oylama sonuçlarını açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı : 500

Kabul : 271

Ret : 223

Mükerrer : 6

Böylece, madde kabul edilmiştir.

8 inci maddeyi, 7 nci madde olarak okutuyorum:

MADDE 7. – 30.4.1992 tarihli ve 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

a) Zorunlu eğitim çağındaki çocukların öğrenim gördüğü ilköğretim kurumlarının eğitim, öğretim ve yönetimi ile ilgili görev ve hizmetleri yürütmek.

BAŞKAN – Sayın Milletvekilleri, madde üzerinde şu ana kadar grupları adına söz talebinde bulunulmamıştır.

Şahısları adına söz isteyen sayın milletvekillerini okuyorum: Ekrem Erdem, Remzi Çetin, Sabahattin Yıldız, Muhsin Yazıcıoğlu, Sıtkı Cengil, Orhan Kavuncu, Ahmet Doğan, Mehmet Ekici, Ahmet Denizolgun, Musa Okçu, Suat Pamukçu, Mustafa Yünlüoğlu, Altan Karapaşaoğlu, Hasan Çağlayan, Zülfikar Gazi, Ömer Özyılmaz, Aslan Polat, Necati Albay, Bedri İncetahtacı, Metin Kalkan, Mehmet Sılay, Mustafa Köylü, Mehmet Emin Aydınbaş, Süleyman Hatinoğlu, Yusuf Pamuk, Mehmet Ali Şahin, Osman Yumakoğulları, Hasan Dikici, Hayrettin Dilekcan, Abdullah Özbey, Zeki Ünal, Selahattin Beyribey, Memduh Büyükkılıç, Recep Kırış, Mikail Korkmaz, Veysel Candan, Sıddık Altay, Ahmet Derin, Yaşar Canbay, Salih Katırcıoğlu, Hasan Öz, Nezir Aydın, Cevat Ayhan, Latif Öztek, Mehmet Emin Aydın, Mahmut Işık, Nevzat Yanmaz, İsmail Köse, Fethullah Erbaş, Abdullah Örnek, İsmail Durak Ünlü, Necmettin Aydın, Rıza Güneri.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Efendim, Refah Partisi Grubu adına galiba bir söz talebi var; kim konuşacak Sayın Karamollaoğlu?

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Ahmet Demircan...

BAŞKAN – Sayın Ahmet Demircan, Refah Partisi Grubu adına, buyurun efendim. (RP sıralarından alkışlar)

RP GRUBU ADINA AHMET DEMİRCAN (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. 8 yıllık kesintisiz eğitimle ilgili kanun tasarısının 7 nci maddesi hakkında Refah Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Sayın milletvekilleri, bir reform yutturmacası adı altında Yüce Meclisin huzuruna getirilen bu kanun tasarısının gerçek adı, Türkiye’de din eğitimini engelleme yasa tasarısıdır; ama, ne yazık ki, milletten korkuyla, başka bir adla getirilmiştir. Bu kanun tasarısı, doğuştan kazanılmış insan haklarından olan inanç hürriyeti hakkına aykırıdır; ebeveynin çocukları üzerindeki tasarruf hakkını elinden almakta, insan haklarına aykırılık içermektedir.

Bu yasa tasarısı, Anayasanın 24 üncü maddesine aykırıdır, 166 ncı maddesine aykırıdır. Anayasanın 24 üncü maddesinde “Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır” denilmektedir. Burada, açıkça, daha fazla din öğretim ve eğitimi talebi hakkı kabul edilmişken, bu imkânı bir nebze olsun karşılayan imam-hatip okulları ve Kur’an kurslarının kapatılmasıyla, insanlarımızın bu anayasal hakkı ellerinden alınmaktadır.

Sayın milletvekilleri, bu yasa tasarısı, demokrasiye de aykırıdır. Halkın taleplerine karşı bir tavırla, milletin dilekçe verme hakkı engellenerek, Anayasa teminatı altındaki, 34 üncü maddenin teminatı altındaki toplantı ve gösteri yürüyüşüyle demokratik tavrını ortaya koyma hakkı engellenmiş ve bu yasa tasarısı bu şekilde çıkarılmaya çalışılmıştır. Sokakları millete yasaklayabilirsiniz, milleti meydanlara sokmayabilirsiniz; ama, şunu unutmayın ki, sandığı, millete yasaklayamayacaksınız. Bu millet, size, sandıkta, CHP zihniyetine 1950’de attığı silleden çok ağır bir silleyle cevap verecektir.

Sayın milletvekilleri, bilindiği gibi, Tevhidi Tedrisat Kanunu çıktıktan sonra açılan imam-hatip mektepleri öğrenci bulunamadığı gerekçesiyle kapatılmıştı. 1951’den sonra, tekrar, din adamı yetiştirmek amacıyla açıldığında, halkın din eğitimi ve öğretimi ihtiyacı tek parti döneminde engellendiğinden, sayıları artmış, 1971’de öğrenci bulamama gerekçesiyle değil, halkın büyük rağbetinden dolayı orta kısımları kapatılmıştı. 1974’te orta kısımlar tekrar açılarak, imam-hatip liseleri, hem mesleğe hem de yükseköğrenime öğrenci hazırlayan okullar haline gelmişti.

İmam-hatip okulları, halkın başka bir şekilde karşılanmayan din eğitimi ihtiyacına bir nebze cevap verdiği için, bu okullara halk sahip çıkmıştır. Yani, bu okullar, bir ihtiyacın ürünüdür; o da, din öğrenimi ve eğitimi ihtiyacıdır.

Bu okulların altyapısının yüzde 100’e yakın kısmını, halk, gönüllü katılımlarıyla karşılamıştır. Yıllarca, halkın bu katkısına, bu talebine, bütün hükümetler, gönüllü gönülsüz ayak sürüyerek, kısmen engel olarak, nispeten katılmışlar, halkın yaptığı bu okulları açmışlardır; ama, öbür taraftan, bu ülkede din düşmanlığını kendine şiar edinmiş olan bir avuç, milletten kopuk, millete tepeden bakan zihniyetin malum temsilcileri, boş oturmamış, sürekli, milletle mücadele ederek, din eğitimi ve öğretiminin önünü kesmeye çalışmıştır. İnsan haklarını, anayasal hakları hiçe sayan bu zihniyetin sahipleri, maalesef, etkili de olmuşlardır. İnanç özgürlüğünün temel unsuru olan din eğitimi ve öğretimi hakkı, zaman olmuş, çağdaşlık, zaman olmuş “insanlara feyiz vermiş olan dinimiz, son dindir, ekmel dindir” diyen Atatürk’e en büyük haksızlığı yaparak, Atatürkçülük adına engellenmek istenmiştir. Bu engelleme çalışmalarının, ülkede demokrasinin darboğaza girdiği dönemlerde arttığını görüyoruz. Bugün yapılmak istenen, açıkça, bu ülkede din eğitimi ve öğretiminin önüne geçme gayretidir. Maalesef, bunu açıkça ifade edemeyenler, bu amaca, Anadolu liselerini, mesleğe insan yetiştiren çıraklık okullarını, diğer meslek okullarını kurban etmektedirler; daha ilerisini söyleyeyim, eğitimin bilimselliğini kurban etmektedirler; Türkiye’yi, geri kalmış totaliter ülkelerin uyguladığı, komünist ülkelerin uyguladığı, tek tip insan yetiştirme amacına yönelik, gerici, çağdışı, antidemokratik bir karanlığa sürüklemeye çalışmaktadırlar.

Bu millet, eğitimin süresinin uzatılmasına karşı değildir. İmam-hatip okullarını yaptıran, yavrusunu daha ilkokul 3 üncü sınıfta Anadolu lisesi sınavına hazırlayan insanlar, 5 yıla razı olmayan, 5+7’yi hedefleyen insanlardır, hedefleyen velilerdir. Şimdi, imam-hatip okullarını, Anadolu liselerinin, meslek okullarının orta kısımlarını, çıraklık okullarını kapattığınız bu durumda, bu veliye ne diyeceksiniz?! “Biz, sizin ideallerinizi, amaçlarınızı, çocuğunuz üzerindeki gayretlerinizi tanımayız; biz, 8 yıl içinde, kurşun asker yetiştireceğiz, tornadan çıkmış cıvata gibi, tek tip insan yetiştireceğiz, onun için kesintisiz 8 yılı getiriyoruz” mu diyeceksiniz?!

Eğitim reformu diye tutturulan bu tasarıyla, eğitimin özü ıskalanmış, “kaliteli eğitim ve öğretim nasıl yapılır? İnsanımızı, çocuklarımızı 21 inci Yüzyıla nasıl hazırlamalıyız?” suallerinin cevabı araştırılacağına, çözümler bu istikamette üretileceğine, milletin manevî yapısının bağrına hançer saplanmıştır.

Ne hazindir ki, daha altı ay önce imam-hatiplerin ve Kur’an kurslarının gerekliliğini savunan ANAP Lideri Sayın Mesut Yılmaz, yıllarca imam-hatipleri açmakla övünen sağ görüşlü partiler, bugün, askerin tornasından geçtikten sonra, kendi geçmişleriyle savaşmak zorunda kalmışlardır. Sadece kendi geçmişleriyle değil, milletle mücadele ediyorlar. Şunu unutmayınız ki, milletle savaşa kalkan, baştan kaybetmiştir; siz de kaybedeceksiniz!

Değerli milletvekilleri, bütün bunlara rağmen, bir şeye, millet adına sevinmekteyim: Bu yasa tasarısı büyük bir hizmet görmüştür; bu yasa tasarısı, siyasetçilerin, gerek fert fert gerekse siyasal partiler olarak rengini ortaya koymuştur elhamdülillah. Turnusol kâğıdı gibi renkler açığa çıkmış, makyajlar dökülmüş, gerçek yüzler görülmüştür. Kimin, bu milletin inancına saygılı olduğunu, sahip çıktığını... (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) ...kimin, bu milletin inancıyla mücadele ettiğini, kimin sağ gösterip sol vurduğunu... (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

FERİDUN PEHLİVAN (Bursa) – Kimin U dönüşü yaptığını...

AHMET DEMİRCAN (Devamla) – ...kimin, meydanlarda ve yerel televizyonlarda başka konuşup, Mecliste başka tavır sergilediğini görmüştür.

FERİDUN PEHLİVAN (Bursa) – U’yu da söyle.

AHMET DEMİRCAN (Devamla) – Kimin, dinini, diyanetini savunan insanlara “yarasa” benzetmesi yaptığını görmüştür.

FERİDUN PEHLİVAN (Bursa) – İsrail’le el sıkıştığını...

AHMET DEMİRCAN (Devamla) – Kimin, Kur’an eğitimini savunan insanlara “Refah Partili arkadaşların bir kısmı kendilerini Kur’an-ı Kerim’in koruyucusu olarak görmekteler; eğer, bir ruh hastalığı, patolojik bir rahatsızlık değilse, Kur’an-ı Kerim’e bir saygısızlıktır” dediğini görmüşlerdir.

FERİDUN PEHLİVAN (Bursa) – Doğrudur; elinize alın, dolaşın sokaklarda!..

BAŞKAN – Sayın Pehlivan, lütfen...

AHMET DEMİRCAN (Devamla) – Bugün medyada okuduk; Anavatan Partisi Sayın Grup Başkanvekilinin bunu söylediğini, ifade ettiğini gördük.

Biz, Kur’an-ı Kerim’in koruyucusunun Cenab-ı Allah olduğunu biliyor ve inanıyoruz. Biz, insanımızın anayasal hakkı olan din eğitimi ve öğretimi hakkını, meslek öğrenme hakkını, kaliteli eğitim hakkını savunuyoruz. Elbette, Cenab-ı Hak, her şeye rağmen Kitabını koruyacaktır.

Görüyorum ki, bu olayda, bu yasayla, birileri ANAP’ı gömmeye karar vermiş; küreği de, Sayın Mesut Yılmaz Bey’in eline, bu yasayla...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Demircan, lütfen toparlayalım.

AHMET DEMİRCAN (Devamla) – Toparlıyorum efendim.

AGÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – Ne kadar çok seviyorsunuz bizi, Allah razı olsun; sevginize hayran oluyorum!..

BAŞKAN – Lütfen müdahale etmeyelim.

AHMET DEMİRCAN (Devamla) – Bu yasa tasarısının tartışılmasıyla, görüyorum ki, birileri ANAP’ı gömmeye karar vermiş; küreği de, Sayın Mesut Yılmaz Bey’in eline, bu yasayla ve ezan genelgesiyle tutuşturmuşlar; millete kalan, sandıkta Fatiha okumaktır.

 

 

 

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Mahmut Nedim Bilgiç; buyurun.

DYP GRUBU ADINA MAHMUT NEDİM BİLGİÇ (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım ve Doğru Yol Partisi Grubu adına, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Meseleye, eğitimci gözüyle teknik olarak bakmak istiyorum. Son bir yıldan beri, ülkede sunî olarak yaratılan gündemle kamuoyunu meşgul eder hale getiren zorunlu ilköğretime geçiş konusu, birçok kavram kargaşasını da beraberinde getirmiştir.

1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununa 1983 yılında eklenen geçici 2 nci maddeyle, yine aynı tarihte 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununa eklenen geçici 9 uncu maddeyle “yurt sathında ortaokullar dengeli şekilde yaygınlaşıncaya kadar ilköğretim 5 yıl olarak devam edecek” diye bahsedilmiştir.

Değerli milletvekilleri, şimdi soruyoruz: Ortaokullar yurt sathına yeterince yaygınlaştırılabilmiş midir ki, 5 yıldan 8 yıla geçişin zamanı gelmiştir diye kanun teklifi getirilmiştir? Gerçek, bu değildir. Halen ülkemizde 23 823 köy ilkokulunda birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılmaktadır; yani, köy ilkokulunda yeteri kadar dershane bulunamamaktadır; bunlar bulunsa bile, öğretmen yoktur, öğretmen bulunsa bile, köyde öğrenci bulunamamaktadır.

5 yıllık ilkokul üzerine 3 yıl daha eklenerek 8 yıllık bir ilköğretime geçilmek istense dahi, yaklaşık 1,5 milyon öğrenciyi kapsayan bu kesimde, bu uygulamanın realize edilmesi şansı çok zordur. 1,5 milyon öğrenciyi yatılı okullara alma ya da taşıma gibi çare ve yöntemler, ancak belli bir oranda imkân yaratabilecektir. Hep beraber bir yıl sonunda göreceğiz ki, yatılı veya taşıma ile 8 yıllık ilköğretimden yararlanların sayısı ancak 250 bini bulacaktır.

Esasen, zorunlu eğitimin 5 yıldan 8 yıla çıkarılması konusu, bir zorunluluk hükmü ortaya koymadan, yıllardır devam edegelen gelişmelerle önemli bir seviyeye ulaşmıştır. Şu anda, 6-14 yaş arasında 10,5 milyon öğrencinin 8,5 milyonu, bir yasal zorlama söz konusu olmadan, 8 yıl öğrenim görebilir noktaya gelmiştir. Bu ise, yüzde 75’lik bir orana tekabül etmektedir. 5 yıllık ilköğretimde yüzde 100’lük bir sonuç elde etmiş olan Türkiye, 8 yıllık ilköğretimde yüzde 75’i yakalarken, vatandaştan ilave bir yükümlülük talep etmeden bu sonuca varmıştır. Esasen, 8 yıl uygulamasına geçiş hazırlığı yapılırken, icap eden ödenek miktarı da 30 trilyon civarındadır. Nitekim, Millî Eğitim Bakanının daha bir hafta önce millî eğitim müdürleriyle düzenlediği toplantıda, bu geçiş için millî eğitim müdürlerinin talebi 30 trilyon lira olmuştur.

İlköğretimde Türkiye’nin nihaî hedefi, hiç şüphesiz ki, Avrupa’da, Amerika’da, yani en çok gelişmiş ülkelerde millî gelirden eğitime ayrılan pay ne ise, Türkiye’nin bundan aşağı bir standartta kalmamasıdır; bu, milletçe hedefimiz ve idealimizdir. Ancak, kırsal kesimdeki okullaşma sorunlarının çözümü, hızla artan nüfusun okul ihtiyacının karşılanması, iç göç nedeniyle cereyan eden aşırı yığılma, bazı il merkezlerindeki taleplerin karşılanabilmesi, eğitim öğretimde kalitenin yükseltilebilmesi için, normal öğretime geçilebilmesi, sınıf mevcutlarının belli bir düzeye çekilebilmesi, okul ve sınıfların çağdaş donanıma sahip kılınması temel arzumuzdur.

Nitekim, bu Hükümetten önce de, bu sorunların gerektirdiği tüm önlemler alınagelmiştir. Abartılı bir şekilde ve insafsızca millete yüklenilmeye çalışılan eğitim kaynakları, geçmişte, makul şekilde ve hiçbir sızlanmaya meydan vermeden düzenlenmiş ve bahsi geçen Eğitim, Sağlık, Gençlik ve Spor Gelirleri Fonu, eğitimin altyapı ihtiyacını karşılar bir şekilde işletilmiştir. Eğitimde kalitenin yükseltilmesi konusunda çok sayıda proje yürürlüğe konulmuş, müfredat programları, laboratuvar okulları, okulların bilgisayar ağıyla donatılması için bu yolda belirli bir mesafe alınmıştır.

Değerli milletvekilleri, şu anda, 23 823 köy okulunda, birleştirilmiş sınıf uygulaması vardır; yani, beş sınıf bir arada, en iyimser şekliyle de, üç sınıf, iki sınıf bir arada öğrenim görmektedir. Öğrencilerin bu öğretim yılından itibaren 8 yıllık bir uygulamaya alınması ne derece mümkün olacaktır, insafınıza sunarım.

Şu ana kadar gerçekleştirilebilen organizasyon yapısıyla, ancak 125 bin öğrenci taşımalı olarak öğrenim imkânına sahip kılınmaktayken, sayısı milyonu aşan çocuklarımızın taşımayla 8 yıllık ilköğretimden yararlanması nasıl olacaktır? Okul açarak veya taşıyarak ulaşılanların dışında kalanlara televizyon ile eğitim öğretim yapmak, hayalî bir düşüncedir. Durum böyle olunca, şu andan itibaren, vatandaşı, böylesine ağır bir vergi yüküyle karşı karşıya getirmenin anlamı var mıdır?

Konunun bir başka çelişkisi de, yasa çıkarılması gerekmeyen bir uygulamanın yasayla yapılmak istenmesidir. 1739 ve 222 sayılı Kanunların 8 yıl uygulamasını erteleyen geçici maddelerinin, çıkaracağımız bir maddelik yasayla yürürlükten kaldırılması, geri kalan tüm düzenlemelerin, Millî Eğitim Bakanlığının ilgili kurumlarınca -Talim Terbiye Kurulunca- yapılması ve meselenin bu noktaya getirilmeden çözülmesi mümkündü.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de zorunlu ilköğretim eğer bu yasa tasarısıyla düzenlenmeye başlanırsa, aynı anda ülkenin genelinde başlayacak olan uygulama, milyonları bulan öğrenciyi kapsamına almamakla, daha başlangıçta esprisini kaybedecektir. Orta kısımları kapanacak olan okullar, kendilerinden beklenen fonksiyonları yerine getiremeyecek ve eğitim öğretim seviyesinde çok önemli bir düşme ve gerileme olacaktır. Nitekim, orta kısmı kapatılmış bir Anadolu lisesinin, iyi bir yabancı dil öğretme imkânı olmayacaktır. Temel bir eğitimden mahrum kalacak olan bir imam-hatip lisesinde veya bir diğer meslek lisesinde, meslekî bilgi ve beceri kazanma şansı zayıflayacak, yetenek geliştirmek üzere ihdas edilmiş olan tüm kurumlar, çok yakın bir gelecekte, büyük bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır. İmam-hatip liselerinin orta kısmını kapatmak kastıyla hareket edilmekte, binbir emekle meydana gelmiş ve Türkiye’yi uygarlığa, çağdaşlığa taşıyan tüm eğitim sistemimize büyük bir darbe vurulmaktadır. Bu hareket, Türk millî eğitim tarihindeki en büyük irticadır; yeteneklerin belli bir yaştan itibaren gelişmesine imkân veren çağdaş bir anlayışa karşı gelinmektedir. Tekdüze ve tek tip bir eğitim anlayışı dünyanın neresinde vardır? Bu, Türkiye’ye çok pahalıya mal olacak; yanlışı anlaşılıp dönülmek istendiğinde, ülke, hem zaman hem imkân kaybetmiş olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekillleri; Doğru Yol Partisi, tarihî çizgisi içinde, dine, dinî eğitime siyaset üstü bakmıştır. Laiklik ve din, çatışan değil, uzlaşan iki ortak değerimizdir. Kışla, okul ve cami, siyaset dışında kalmalıdır.

Okulların, bazı siyasî hareketlerin yanında veya karşısında görülmesi tasvip edilemez; ama, kapatmak çare mi?.. Açmamak nasıl çare olmamışsa, kapatmak da çare olamaz. Doğru Yol Partisi, imam-hatip okullarını kapatmayı değil, eğer varsa, siyasetten arındırmayı hedef almaktadır. Bu okullar, bizim okullarımızdır; devletine, milletine faydalı insan yetiştirmiş cumhuriyet okullarıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zorunlu eğitimin 5 yıldan 8 yıla çıkarılmasını, bunun bile kâfi olmadığını savunan bizleriz ve bu savunmayı yapan yalnız biz de değiliz, Anayol Hükümetinin Protokolüne de koymuşuz. Aynı şekilde, 8 yıllık zorunlu eğitim yapılırken, bunun ilk 5 yılında mecburî eğitime, son 3 yılında ise kademeli bir şekilde yönlendirmeye başvurulmuştur. Bunu dün savunan parti, bugün, tam tersi bir tasarıyı getirerek, milletin huzurunda nasıl hesap vereceğinin hesabını yapamamıştır.

Bizim savunduğumuz sistem, insan haklarına, ülke ihtiyaç ve gerçeklerine, çağdaş uygulamalara ve pedagojik gerçeklere uygun bir sistemdir. Bu yasa ile öngörülen yapı, asla gerçekçi değildir ve geçerli de olamayacaktır. Milletimize böyle bir durumu reva görenler, zorlayanlar, dayatanlar, bunun cevabını milletten alacaklardır.

Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bilgiç.

Gruplar adına başka söz talebi?.. Yok.

Şahsı adına, Sayın Ekrem Erdem?.. Yok.

Sayın Remzi Çetin; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

REMZİ ÇETİN (Konya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.

Ülkemiz siyasî hayatını uzun bir zamandan beri meşgul eden 8 yıllık kesintisiz eğitim tasarısını görüşüyoruz. Bu tasarı, birçok açıdan ele alınabilir.

Bir kere, ilim çevreleri ve eğitim uzmanlarının bu tasarıda rolü olmamıştır. Bu, büyük bir eksikliktir. Eğitim konusu gibi özel ve mühim bir konunun, ilim adamlarımızın çalışması ve katkısı olmadan ele alınması, çok büyük hatadır. Bu tasarının ilmî özelliği yeterli değildir. Millî ihtiyaçlarımıza cevap vermeyen, siyasîlerin bile ne kadar rolü olduğu tartışmalı, her türlü yoruma açık, milletin tasvip etmediği bir özelliğe sahiptir. Kısacası, ihtisasa dayalı bir çalışma ürünü değildir.

İnsan hayatı çok kıymetlidir, her dönemi iyi değerlendirilmelidir. Her yaş döneminin kendine göre aktivitesi vardır. Bunlara riayet edersek, başarılı ve verimli nesiller yetiştirebiliriz.

Eğitim bilimleri, pedagojik şartlar ve insan kabiliyetlerinin temayüz ettiği yaş dönemleri açısından tasarıyı ele aldığımız zaman, bu ilkelerin hiç yer almadığını görürüz. Halbuki, insanlar, farklı kabiliyet alanlarında yaratılmıştır; matematik, fizik, edebiyat, müzik ve spor gibi farklı alanlarda kabiliyet sahibi öğrencileri kendi istidat sahalarında eğitmek fevkalade önemlidir. Başarılı bilim adamları, araştırmacılar ve diğer alanlarda başarılı elemanlar ancak bu şekilde yetiştirilebilir. Fabrikasyon eğitim sisteminde, kademeli yönlendirme olmadığı için, insan ömrü zayi edilir ve başarılı nesiller yetiştiremeyiz.

Bütün medenî, ciddî ve büyük devletlerde, kademeli, yönlendirmeli eğitim sistemi uygulanmaktadır. Okul idaresi ve velîyle işbirliği halinde, öğrencinin tespit edilen ilgi alanına göre yönlendirme yapılır. Eğer, 14 yaşına kadar hiçbir yönlendirme yapmazsak, bundan sonra rehberlik hizmeti sunmak da mümkün değildir; çünkü, bunu neye göre yapacaksınız; herhangi bir kabiliyet testi yapmamışsınız, herhangi bir istidat alanı belirlememişsiniz. Rehberlik hizmeti, sadece meslekler hakkında bilgi vermek değildir. Gerçek rehberlik, kademeli bir sistem içinde, istidat alanının sağlıklı tespiti ve o alanda yönlendirmeyi sağlamaktır. Yoksa, 14 yaşına kadar aynı şartlarla ve aynı bilgilerle yetiştirmeye çalıştığınız öğrencilere yarım sömestrde meslekler hakkında bilgi vermek, rehberlik hizmeti değildir.

Bu tasarı, fıtrî, doğal insan kabiliyeti açısından ciddî özürler ihtiva etmektedir.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz bütçesiyle eğitime ayırabildiğimiz finansman hepimizin malumudur. Mevcut okullarımızın eğitim ve öğretim imkânları son derece sınırlıdır. Henüz, yaygın bilgisayar eğitimine bile geçemedik. 24 bin civarında ilkokulumuzda, bir iki derslikte bir iki öğretmenle eğitim yapmaktayız. Halkımız, çağ nüfusunun yüzde 75’ini ortaokullarda okutmaktadır; yani, 8 yıllık kademeli, yönlendirmeli sistem, büyük oranda fiilen gerçekleşmiş durumdadır. Durum, bu iken, yani, mevcut ortaokulları muhafaza ederek, 8 yıllık kademeli, yönlendirmeli sistem büyük oranda gerçekleşmişken, mevcut durumu tersyüz edip, okul kapatıp, bin yıllık müesseseleri zora sokup, eğitimde zorlamalı düzenleme yapmaya kalkmak, akıllı adamların yapacağı bir davranış değildir.

Planlama verilerine göre, bu hızla gidilmesi halinde, önümüzdeki on yıla varmadan önce çağ nüfusunun tamamı ortaokulu okuyacağından, bu konu otomatik olarak çözülecektir. Hal böyle iken, bütün bütçe imkânlarını zorlayarak, ülkede aciliyet arz eden bütün konuların belli bir plan ve program içerisinde çözülmesi gerekirken, sadece yanlış planlama yüzünden ülke kaynaklarının hatalı kullanımı da gündeme gelmektedir. Kademeli ve yönlendirmeli mevcut sistemin maliyeti çok daha az iken, neredeyse on kat daha fazla maliyeti olan kesintisiz ve yönlendirmesiz sistemde ısrar etmenin hiçbir anlamı yoktur. Ülke kaynaklarımızı dikkatli kullanmamız gerekir.

Değerli arkadaşlar, artık hepimiz iyi bir şekilde görmekteyiz ki, bu tasarıyla, imam-hatip okulları, Kur’an kursları, çıraklık okulları, yabancı dille eğitim yapan okullarımız ve meslek okulları ciddî zarar görmektedir. Bu, çok ustaca yapılmaya çalışılıyor; fakat, bu gerçek o kadar açık seçik bir şekilde tasarıda yer almaktadır ki, saklanması mümkün değildir. Bütün dünyanın maneviyata döndüğü ve materyalizmin acı tecrübesini bütün çıplaklığıyla gördüğü bir dönemde bizim böyle bir uygulamayı hayata geçirmeye çalışmamız çok üzücüdür.

Değerli arkadaşlarım, hazırladığımız tasarının, milletimizin bütün ihtiyaçlarına cevap vermesi gerekir; o zaman, sert ve kırıcı tartışmalara gerek kalmaz. Mesela, hafızlık müessesesi önemlidir; isteyen vatandaşlarımız bu imkândan istifade etsinler. Bunu gözardı eden bir tasarı, bu açıdan eksikse toplumun tepkisini normal görmemiz gerekir. Buyurun, bu ihtiyaca cevap verecek bir düzenleme yapın; çünkü, bu gözardı edilmiş durumdadır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Çetin, lütfen, 1 dakika içinde tamamlayın.

REMZİ ÇETİN (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

İmam-hatip okullarının, herhangi bir partinin bahçesi olduğu şeklindeki değerlendirme üzüntü vericidir. Evvela, henüz politize olmaları mümkün olmayan çocuklarımızı bu kadar farklı değerlendirmeler, büyük bir yanlıştır. Bütün milletimizi aynı sevgi ve muhabbetle kucaklamamız gerekirken, yöneticilerimizin zaman zaman yaptığı üzücü açıklamalar, kendilerine hiç yakışmıyor. Çünkü, bu ülkede yaşayan herkes ve bütün partilerimiz, bizim milletimize mensuptur. Eğer, birileri bu ülkenin okullarına bir tuzak kurabilmek için, bir tertibe dayalı ithamlar üretiyorsa, buna dikkat etmek hepimizin görevidir. Özellikle, bu milletin vekilleri olarak bizler daha da dikkatli olmalıyız.; çünkü, birileri de çıkar “Noterdame de Sion, Saint Joseph, Galatasaray vesaire, kimin bahçesi” diye sorar. Bütün okullar ve bütün öğrenciler bizimdir ve hepsine de aynı mesafede yaklaşmamız gerekir.

Değerli arkadaşlarım, dünya bilim tarihinde en fazla katkıyı bizim milletimiz sağlamıştır. Temel ve uygulamalı bilim dallarında ilk ve önemli çalışmalar, bizim milletimizin bilim adamları yapmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çetin.

REMZİ ÇETİN (Devamla) – Böylece bizim milletimiz yüzlerce yıl insanlığa nur ve ışık saçmış ve buna da devam edecektir.

Saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çetin.

Sayın Komisyon, Sayın Hükümet söz talebiniz?..Yok.

Efendim, üçüncü sıradaki şahsı adına konuşmacı Sayın Sabahattin Yıldız, konuşmasını, Sayın Ekrem Erdem’e devrettiler.

Buyurun Sayın Erdem.(RP sıralarından alkışlar)

EKREM ERDEM (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 8 Yıllık Kesintisiz Zorunlu Eğitim Yasa Tasarısının 7 nci maddesi üzerinde kişisel görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşülmekte olan bu yasa tasarısı, bir dayatmanın ürünüdür; ülke gerçekleriyle bağdaşmamaktadır, uygulanırlık şansı yoktur...

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Ekrem Bey, bari sen “dayatma”dan başka bir şey söyle.

EKREM ERDEM (Devamla) – Beklersen söyleyeceğim.

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Söyle, söyle heyecanlı oluyor.

EKREM ERDEM (Devamla) – ...eğitim sorunlarını daha artıracak, işin içerisinden çıkılmaz hale getirecektir. Hukuki, dayanaktan yoksundur, Anayasaya aykırıdır, uluslararası anlaşma ve sözleşmelere aykırıdır; Demokratik de değildir. Demokrasilerde esas olan, halktır; halkın devredışı bırakıldığı, dışlandığı sistemlere demokrasi denemez; ona, başka bir şey denir. Demokrasilerde dayatmaya yer yoktur, halkın iradesi esastır. Getirilen bu tasarıyla halk, hiçe sayılmış, halka düşüncesi sorulmamıştır, sorulmak ihtiyacı da hissedilmemiştir. Tepkisini ortaya koyanlar sindirilmek istenmiş, her türlü demokratik ifade yolları kapatılmış, halk, baskı altına alınmıştır; çünkü, bu Hükümet, gücünü halktan değil, demokrasi dışı birtakım güçlerden almaktadır.

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Siz nereden alıyorsunuz...

EKREM ERDEM (Devamla) – Bunu, tavırlarıyla da ispat etmiştir. Bizzat, Başbakan, halkına ağır hakaretlerde bulunmaktan çekinmemiş ve çekinmemektedir. Teröristlere gösterilen hoşgörü, halkımıza gösterilmemiştir.

AGÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – Yalan söyleyenin burnu uzuyor...

EKREM ERDEM (Devamla) – Hatta, devlet ile halkı karşı karşıya getirmek isteyen provokatör teröristler bile, birkısım basınımız ve bazı partilerimiz tarafından kahraman gibi takdim edilmiş ve ödül törenleri düzenlenmiştir. Halkımız incinmiştir, halkımıza bunu kimsenin yapmaya hakkı yoktur.

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Halkımız gerçekleri biliyor...

BAŞKAN – Sayın Gürtan, lütfen...

EKREM ERDEM (Devamla) – Kesintisiz, zorunlu eğitim çağdaş da değildir. Geri kalmış birkaç ülkenin dışında, dünyanın hiçbir yerinde böyle bir eğitim sistemi de yoktur. Bu yasa tasarısıyla halkımızın önü kesilmektedir; okuma özgürlüğü elinden alınmaktadır; kendi inancını çocuklarına taşıma hakkı da elinden alınmaktadır.

Sayın milletvekilleri, kim ne derse desin, bu yasa tasarısının altında, ateist bir toplum özlemi var. Günümüzde ateizm itibarını kaybetmiştir; dünya dine yönelmiştir. Çağdaş, hemen her ülke, kendi inanç sistemini, eğitim felsefesinin merkezine yerleştirmektedir.

AGÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – Aynen öyle yapıyoruz...

EKREM ERDEM (Devamla) – Dünyamızda, çağdaş eğitimin ortak paydaları olarak, dinî inanışlar, kültürel unsurlar, örf ve âdetler, vatan gibi kavramlar algılanmaktadır. Millî değerleri içermeyen, hatta, dinî eğitimin yasaklandığı bir yasanın çağdaşlığından bahsedilemediği gibi, millîliğinden de bahsedilemez.

Bu yasa tasarısıyla, Türkiye’de dinî eğitim yasaklanmakta, imam-hatip liselerinin orta kısımları ile Kur’an kursları kapatılmakta, hafızlık müessesesi yok edilmektedir. Bu yasakları getirenler ise, halkının gözünün içine baka baka yalan söylemektedirler.

AGÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – Aynada kendinizi görürsünüz.

EKREM ERDEM (Devamla) – Doğru söyleyenleri, utanmadan, sıkılmadan, yalan söylemekle, dini istismar etmekle itham etmekten çekinmemektedirler.

 

 

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sözü buraya getirmişken, arkadaşların da bahsetmesine rağmen, Amerika’daki bir reformdan, dinsel reformdan bahsetmeden geçemeyeceğim. Bizzat Amerikan Başkanı Klikton’un girişimiyle hazırlanan yeni bir kararnameyle, memurlar işyerlerine, başörtülü, cübbeli gelebilecek...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Erdem, lütfen toparlayınız...

EKREM ERDEM (Devamla) – Tamam Sayın Başkanım.

Bayanlar, boyunlarına haç takabilecek, masalarının üzerinde İncil ve Kur’an-ı Kerim bulundurabilecekler ve iş arkadaşlarına, dinsel metinler dağıtabilecekler.

MEHMET AYDIN (İstanbul) – Başkaları söyledi bu cümleyi.

EKREM ERDEM (Devamla) – İşte örnek aldığınız Amerika; işte sizin yaptıklarınız; işte Amerika’yı Amerika yapan çağdaşlık; işte sizin yaptığınız çağdaş yobazlık. (RP sıralarından alkışlar)

Bakın, Başkan Klikton kararnameyi açıklarken ne diyor; dinleyin de ibret alın.

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Klikton mu, Clinton mu?

EKREM ERDEM (Devamla) – Klikton... (Gülüşmeler)

“Amerikalı olmanın ne anlama geldiğinin temelinde dinsel özgürlük vardır; dinsel özgürlüğü koruyup, genişletmek ve bireylerin, anayasayı zayıflatmadan, vicdanlarının gereğini yapma haklarını teslim edebilmek...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Erdem.

EKREM ERDEM (Devamla) – ...için daha çok şey yapmalıyız” diyor.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Erdem.

EKREM ERDEM (Devamla) – Anlayana, sivri sinek saz...

REFİK ARAS (İstanbul) – Anlamayana davul zurna az.

EKREM ERDEM (Devamla) –...anlamayana davul zurna az.

Saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Erdem teşekkür ediyorum.

Madde üzerinde konuşmalar tamamlanmıştır; soru önergelerinin işlemlerine başlıyoruz. İlk 5 dakika süresince soruları okuyacağız.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 376 sıra sayılı Kanun Tasarısının 8 inci maddesiyle ilgili sorumun Sayın Millî Eğitim Bakanınca cevaplandırılmasını arz ederim.

Mehmet Aykaç

Çorum

Hazır 8 yıllık zorunlu kesintisiz eğitime geçilecekken, köy okullarımızın yakıt giderlerini de eğitim fonundan karşılayacak mısınız?

Kars Milletvekili Zeki Karabayır’ın sorusu:

1.– İmam hatip okullarında normal okullarda okutulan derslere ilave olarak Kur’an’ı Kerim okutulmaktadır. Bu okulların kapatılmasının sebebi, dinimizin temel kitabı Kur’an’ı Kerim’in okutulmasını önlemek midir?

2.– İmam hatip lisesi mezunlarına istedikleri fakülteye girebilme kısıtlamasını getirecek misiniz?

Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın sorusu:

Ülkemizde, sanayide geçerli olan Batı dünyasındaki ağırlıklı hobilasyon imalatına mukabil, daha ziyade el emeğine ve maharete dayanan ustalıktır. Onun için, ilköğretimi bitiren öğrenciler bu el maharetini 14 yaşından sonra nasıl kazanacaklardır?

Samsun Milletvekili Latif Öztek’in sorusu:

1.– Getirdiğiniz bu tasarı yasalaştığında, çıraklık eğitimi ve Türk sanayisinin yetişmiş ara insan gücünü nasıl etkileyeceğini, lütfen açıklar mısınız?

2.– Ülkemiz son günlerde oluşturulan bu suni gündemle uğraşırken, bazı büyük devletlerin uluslararası düzeyde büyük ekonomik pastaları sessizce paylaştıklarını hiç düşündünüz mü? Düşündüyseniz, buna niçin vesile oluyorsunuz?

Samsun Milletvekili Latif Öztek’in sorusu:

1.– Gelişmiş olarak kabul ettiğimiz ülkelerde zorunlu eğitim kademeli olarak uygulanmaktadır. Örneğin, ABD’de 6+4, Fransa’da 5+3+3, İtalya’da 5+3, Almanya’da 4+6+3, Japonya’da 5+4, İngiltere’de 6+5 şeklinde uygulanmaktadır. Geri kalmış ülkelerdeyse, örneğin, Ruanda’da 8, Somali’de 8, Kenya’da 8, Şili’de 8, Afganistan’da 8 yıldır ve kesintisiz olarak uygulanmaktadır. Türkiye’de 8 yıl seçilmesinin amacı nedir?

2.– Seçilen bu 8 yıllık süre, araştırmalar sonucu mu tespit edilmiştir, yoksa sadece bir taklitten mi ibarettir?

3.– Eğer, taklitten ibaretse, niçin gelişmiş ülkeler değil de geri kalmış ülkeleri taklit ettiğinizi açıklayınız?

4.– 21 inci Yüzyılda ülkemizin önünü açacak üstün zekalı çocuklarımızın eğitimi için hazırladığınız bir planınız ve programınız var mıdır; varsa, açıklayınız?

Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın sorusu:

Taşımalı eğitim olarak öğrencilerden Erzurum sağlık köylerine yollar 7-8 defa ve her seferinde 3, 5, 7 gün aralarında bir zamanda ulaşım açılabilmektedir; dolayısıyla, bir öğrenim yılında ortalama 30 gün öğrenim göremeyecek bu öğrencilerin kayıplarını nasıl gidereceksiniz?

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen, yanıtlarınızı rica edelim.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Arkadaşlarımız, imam hatip ortaokullarında normal derslerin yanında, Kur’an-ı Kerim ve Arapça derslerinin verildiğini; bunun için mi kapatıyorsunuz suallerini tevcih ettiler. İmam hatip okullarında, orta bölümünde okutulan Arapça ve Kur’an-ı Kerim’in toplam saati, bundan önce de müteaddit kereler açıkladığımız üzere, Kur’an-ı Kerim 480 saat ve Arapça da 298 saat olmak üzere, 778 saattir. Bu nedenle, hazırlık sınıflarına konulan bir yılda verilecek Kur’an-ı Kerim ve Arapça derslerinin toplam saati, en az 768 saatle en çok 960 saat arasında değişebilecektir ve görüldüğü üzere, ortaokul düzeyinde üç yıla bölünerek verilmiş olan dersler, bir yılda, çocuğun öğrenme boyutu çok daha gelişmiş olduğu bir çağda 768 ile 960 saat arasında verilecektir.

Ayrıca, değerli arkadaşlar, imam hatiplerin orta bölümleriyle ilgili olarak burada dile getirilen ve yanlış anlayışlara sebebiyet veren bir hususu bu vesileyle aydınlatmak isterim. İmam hatiplerin orta kısımlarında eğitime başlayan çocuğumuzun sayısı 90-95 bin aralığındadır; aynı şekilde, Kur’an kursuna ilkokuldan sonra başlayan öğrencilerin sayısı yaklaşık 120 bin civarındadır; bunların ikisini topladığınız vakit 210 bin eder. 12 yaş çağ nüfusunun, yaklaşık 1,2-1,3 milyon olduğu hatırlanırsa, 210 bin öğrenci yüzde 16’ya tekabül eder. Geri kalan yüzde 84 çocuğumuz, 12 yaş çocuğumuz, bu eğitimini bu okullarda almıyor, ailelerinin istekleriyle almıyor; bu insanlarımız, bu çocuklarına inancı kendi ailelerinde veriyor. Yüzde 84’lere varan ailemizin bu uygulamasını siz, inançsızlık olarak mı algılıyorsunuz? Bu, toplumun yüzde 84’ünü yanlış yorumlamak ve yanlış şekilde değerlendirmek değil midir? Esasen, bu suali, sizler kendinize sormanız gerekir.

Çıraklık eğitiminde açıklık olmayacağını biraz evvel bu kürsüden ifade ettim. Kanunda yapılan değişiklikle 13 yaş, 14 yaşa çıkıyor; bu da pedagojik ve çocukların bedensel gelişmesinin doğal gereğidir. Ayrıca, ifade ettiğim gibi, 14 yaş ile 19 yaş arasında 4 milyondan fazla çocuğumuz vardır ve bunların ilkokulu bitirmiş olanları, bu anda 300 bin civarında okuyan çıraklık öğrencileriyle mukayese edildiği takdirde 14 yıllık öğrenci stokuna tekabül etmektedir. Bu nedenle, herhangi bir açık değil, karşılanamayan bir ihtiyaç vardır, biz, elimizdeki imkânlarla işte, bu çoçuklarımıza o olanağı bugünkünden de fazla vereceğiz. O nedenle, kimsenin bu konuda bir tereddüdünün ve topluma yanlış mesaj vermesinin gereği yoktur.

“8 yıllık kesintisiz eğitim bir araştırmanın ürünü müdür” sualine gelince:

Beyefendiler, hanımefendiler, Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmelerden beri söylüyoruz, 1971 yılında uygulanan 18 okulda alınan sonuçlar, ondan sonraki ve ondan önceki millî eğitim şûraları, artı, 1973’te uygulamaya konulan kanundan bu yana 6 400 okuldaki uygulama sonuçlarının, öğretmenler, veliler ve Bakanlık tarafından, sadece idarî olarak değil, 15 inci Şûraya -15 inci Şûra dahil- değin her seviyede tartışılmasının ortaya koyduğu sonuçlardır.

Bütün bunlar, 15 gündür açıklanmasına rağmen, hâlâ daha “bunun arkasında araştırma var mıdır” deniyor. Bunun arkasında, 25 yıldır uygulanan ve 4,5 milyon çocuğa kadar ulaşmış ve hiçbir ailenin tek bir şikâyeti olmayan bir uygulama aileler bazında, okul bazında, üniversite bazında her yerde vardır.

Saygılar sunuyorum. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Madde üzerinde 3’ü Anayasaya aykırılık olmak üzere, 7 adet önerge vardır. Önergeleri geliş sırasına göre okutacağım, Anayasaya aykırılık önergelerinin -geliş sırasına göre- yalnızca 1’ini işleme koyacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 7 nci maddesiyle değiştirilen 30.4.1992 tarih ve 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin “mecburî eğitim çağındaki çocukların öğrenim gördüğü ilköğretim kurumlarının eğitim, öğretim ve yönetimiyle ilgili bütün görev ve hizmetleri yürütmek, ancak, genel, meslekî ve teknik liselerin orta kısımlarının eğitim, öğretim ve yönetim hizmetleriyle ilgili öğretim birimlerince yürütülür” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Şaban Şevli Ersönmez Yarbay

Van Van Ankara

Latif Öztek Ahmet Derin Ahmet Cemil Tunç

Samsun Kütahya Elazığ

Musa Demirci Tevhit Karakaya Mustafa Bayram

Sıvas Erzincan Van

Mehmet Sıddık Altay Nedim İlci Nezir Aydın

Ağrı Muş Sakarya

Alaattin Sever Aydın Saffet Benli Muhammet Polat

Batman İçel Aydın

Arif Ahmet Denizolgun Hayrettin Dilekcan Hasan Dikici

Antalya Karabük Kahramanmaraş

Azmi Ateş Zülfükar İzol Ömer Vehbi Hatipoğlu

İstanbul Şanlıurfa Diyarbakır

Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı

Erzurum İstanbul Amasya

Avni Doğan Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı

Kahramanmaraş Kırıkkale Konya

Abdüllatif Şener Lütfü Esengün Fikret Karabekmez

Sıvas Erzurum Malatya

Sait Açba Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan

Afyon Kayseri Sakarya

Fethi Acar Lütfi Doğan Ahmet Doğan

Kastamonu Gümüşhane Adıyaman

Ahmet Çelik Ali Oğuz Bülent Arınç

Adıyaman İstanbul Manisa

Bülent Arınç Bekir Sobacı Abdullah Arslan

Manisa Tokat Tokat

Yakup Budak Sıtkı Cengil Celal Esin

Adana Adana Ağrı

Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları Lütfi Yalman

Ordu İstanbul Konya

İsmail Özgün Turhan Alçelik Mehmet Aykaç

Balıkesir Giresun Çorum

Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen

Mardin Trabzon Bitlis

Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu

Bitlis Bingöl Bingöl

Hasan Belhan Musa Okçu Ömer Naimi Barım

Elazığ Batman Elazığ

Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi Yakup Hatipoğlu

Muş Diyarbakır Diyarbakır

Naci Terzi Metin Kalkan Mehmet Sılay

Erzincan Hatay Hatay

Mustafa Köylü Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı

Isparta Gaziantep Gaziantep

Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu

İstanbul Gaziantep İstanbul

Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş

Siirt Siirt Kilis

Abdulkadir Öncel

Şanlıurfa

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının çerçeve 7 nci maddesinin, tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Mehmet Sıddık Altay Fethullah Erbaş Şaban Şevli

Ağrı Van Van

Ersönmez Yarbay Ömer Ekinci Latif Öztek

Ankara Ankara Samsun

Ahmet Derin Musa Demirci Ahmet Cemil Tunç

Kütahya Sıvas Elazığ

Mustafa Bayram Tevhit Karakaya Osman Hazer

Van Erzincan Afyon

Alaattin Sever Aydın Nedim İlci Nezir Aydın

Batman Muş Sakarya

Saffet Benli Muhammet Polat Arif Ahmet Denizolgun

İçel Aydın Antalya

Hayrettin Dilekcan Hasan Dikici Azmi Ateş

Karabük Kahramanmaraş İstanbul

Zülfükar İzol Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz

Şanlıurfa Diyarbakır Erzurum

İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı Avni Doğan

İstanbul Amasya Kahramanmaraş

Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener

Kırıkkale Konya Sıvas

Lütfü Esengün Fikret Karabekmez Sait Açba

Erzurum Malatya Afyon

Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan Feti Acar

Kayseri Sakarya Kastamonu

 

Lütfi Doğan Ahmet Doğan Ahmet Çelik

Gümüşhane Adıyaman Adıyaman

Ali Oğuz Bülent Arınç Bekir Sobacı

İstanbul Manisa Tokat

Abdullah Arslan Yakup Budak Sıtkı Cengil

Tokat Adana Adana

Celal Esin Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları

Ağrı Ordu İstanbul

Lütfi Yalman İsmail Özgün Mehmet Aykaç

Konya Balıkesir Çorum

Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş

Giresun Mardin Trabzon

Zeki Ergezen Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata

Bitlis Bitlis Bingöl

Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan Musa Okçu

Bingöl Elazığ Batman

Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi

Elazığ Muş Diyarbakır

Yakup Hatipoğlu Naci Terzi Süleyman Metin Kalkan

Diyarbakır Erzincan Hatay

Mehmet Sılay Mustafa Köylü Nurettin Aktaş

Hatay Isparta Gaziantep

Mehmet Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu

Gaziantep İstanbul Gaziantep

Hüseyin Kansu Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın

İstanbul Siirt Siirt

Mustafa Kemal Ateş Abdulkadir Öncel

Kilis Şanlıurfa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Halen görüşülmekte olan 376 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunuyla İlgili Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının 7 nci maddesindeki “görev” kelimesinin “görevleri” olarak değiştirilmesi için, gereğini saygılarımızla arz ederiz.

Halil Çalık Yüksel Aksu Mahmut Erdir

Kocaeli Bursa Eskişehir

A. Ziya Aktaş Çetin Bilgir Necati Albay

İstanbul Kars Eskişehir

Ali Günay Tahsin Boray Baycık

Hatay Zonguldak

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 7 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Orhan Kavuncu Recep Kırış Hasan Çağlayan

Adana Kayseri Çorum

Hanefi Çelik Nevzat Yanmaz Mehmet Ekici

Tokat Sıvas Ankara

Madde 8. - 30.4.1992 tarihli ve 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Zorunlu eğitim çağındaki çocukların öğrenim gördüğü ilköğretim kurumlarının, eğitim, öğretim ve yönetimiyle ilgili görev ve hizmetleri yürütmek. Ancak, ortaöğretim kurumlarının bünyesinde verilmekte olan ilköğretimin ikinci kademe eğitimi öğretimi ve yönetimi hizmetleri ilgili öğretim birimlerince yürütülür.”

Bu önergeye ek olarak;

Fethullah Erbaş Şaban Şevli Ersönmez Yarbay

Van Van Ankara

Ömer Ekinci Latif Öztek Ahmet Derin

Ankara Samsun Kütahya

Tevhit Karakaya Musa Demirci Hanifi Demirkol

Erzincen Sıvas Eskişehir

Hayrettin Dilekcan Ahmet Denizolgun Mustafa Bayram

Karabük Antalya Van

Hasan Dikici Azmi Ateş Zülfükar İzol

Kahramanmaraş İstanbul Şanlıurfa

Ahmet Cemil Tunç Muhammet Polat Nedim İlci

Elazığ Aydın Muş

Lütfi Yalman Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz

Konya Diyarbakır Erzurum

İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı Avni Doğan

İstanbul Amasya Kahramanmaraş

Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener

Kırıkkale Konya Sıvas

Lütfi Esengün Fikret Karabekmez Sait Açba

Erzurum Malatya Afyon

Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan Fethi Acar

Kayseri Sakarya Kastamonu

Ahmet Doğan Ahmet Çelik Ali Oğuz

Adıyaman Adıyaman İstanbul

Bülent Arınç Bekir Sobacı Abdullah Arslan

Manisa Tokat Tokat

Sıtkı Cengil Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğlulları

Adana Ordu İstanbul

Abdulkadir Öncel Mehmet Aykaç Turhan Alçelik

Şanlıurfa Çorum Giresun

Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen

Mardin Trabzon Bitlis

Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu

Bitlis Bingöl Bingöl

Hasan Belhan Musa Okçu Ömer Naimi Barım

Elazığ Batman Elazığ

Sabahattin Yıldız Naci Terzi Metin Kalkan

Muş Erzincan Hatay

Mehmet Sılay Mustafa Köylü Nurettin Aktaş

Hatay Isparta Gaziantep

Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu

Gaziantep İstanbul Gaziantep

Hüseyin Kansu Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın

İstanbul Siirt Siirt

Mustafa Kemal Ateş

Kilis

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri; şimdi okunacak önerge, Anayasaya aykırılık önergesidir; en aykırı önerge olduğu için okunduktan sonra, işleme koyacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan tasarının 7 nci maddesi Anayasanın 5 inci maddesine aykırıdır.

Önergelerimizin işleme konularak, gereğinin yapılmasını, saygıyla arz ve talep ederiz.

Fikret Karabekmez Lütfü Esengün Abdulhaluk Mutlu

Malatya Erzurum Bitlis

T. Rıza Güneri Nurettin Kaldırımcı Suat Pamukçu

Konya Kayseri Bayburt

Hayrettin Dilekcan Abdullah Arslan Sabri Tekir

Karabük Tokat İzmir

Hasan Hüseyin Öz Hüseyin Yıldız Bekir Sobacı

Konya Mardin Tokat

Veysel Candan Zükfikar Gazi Lütfi Yalman

Konya Çorum Konya

Hüyesin Arı İlyas Arslan Mehmet Sıddık Altay

Konya Yozgat Ağrı

Mehmet Aykaç Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız

Çorum Giresun Mardin

Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen Hüsamettin Korkutata

Trabzon Bitlis Bingöl

Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan Musa Okçu

Bingöl Elazığ Batman

Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi

Elazığ Muş Diyarbakır

Yakup Hatipoğlu Naci Terzi Süleyman Metin Kalkan

Diyarbakır Erzincan Hatay

Mehmet Sılay Mustafa Köylü Nurettin Aktaş

Hatay Isparta Gaziantep

Mehmet Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu

Gaziantep İstanbul Gaziantep

Hüseyin Kansu Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın

İstanbul Siirt Siirt

Mustafa Kemal Ateş Şeref Malkoç İsmail Özgün

Kilis Trabzon Balıkesir

Ahmet Feyzi İnceöz Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz

Tokat Diyarbakır Erzurum

İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı Avni Doğan

İstanbul Amasya Kahramanmaraş

Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener

Kırıkkale Konya Sıvas

Fikret Karabekmez Sait Açba Nurettin Kaldırımcı

Malatya Afyon Kayseri

Cevat Ayhan

Sakarya

AHMET KABİL (Rize) – Usandık... Her sefer aynı şeyi okuyoruz.

BAŞKAN – Evet, okuyacağız efendim.

Ahmet Doğan Ahmet Çelik Ali Oğuz

Adıyaman Adıyaman istanbul

Bülent Arınç Bekir Sobacı Abdullah Arslan

Manisa Tokat Tokat

Yakup Budak Sıtkı Cengil Celal Esin

Adana Adana Ağrı

Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları Abdulkadir Öncel

Ordu İstanbul Şanlıurfa

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Karabekmez. (RP sıralarından alkışlar)

FİKRET KARABEKMEZ (Malatya) – Sayın Başkan, muhterem arkadaşlar; görüşülmekte olan tasarının 7 nci maddesiyle, 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi de değiştirilerek, genel, meslekî ve teknik liselerin orta kısımlarının kapatılması hususundaki yasal düzenleme tamamlanmaktadır. Bu düzenleme de, Anayasanın 2, 5, 11, 12, 17, 42 ve 166 ncı maddelerine aykırıdır.

Anayasaya aykırı yasa tasarısı getirmekle kalmadınız, inançlı insanlarımıza “yarasa” dediniz “çapulcu” dediniz “Vehhabi” dediniz “Arap milliyetçisi” dediniz... (DSP ve CHP sıralarından “Bravo[!]” sesleri, alkışlar [!])

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, müzakereleri düzgün şekilde götürmeye devam edelim.

Buyurun Sayın Karabekmez.

FİKRET KARABEKMEZ (Devamla) – Bu sözleri söylerken, hiç sıkılmadınız, demokratik haklarını kullanmak isteyenlere izin vermediniz. Korktunuz; korkmakta haklıydınız; zira, kendi milletiyle savaşanlar, her zaman korkmuşlardır. (DSP ve CHP sıralarından “Bravo[!]” sesleri, alkışlar [!])

Halkı sindirmek, korkutmak için “gökkubbeyi başınıza yıkarız” dediniz. Beyler, kendinizi ne sandınız!.. Kendinize geliniz!.. Gökkubbeyi yıkmayı, hangi müteahhide ihale edeceksiniz; şaibeli ve ayıplı Hükümetinizi kurduran güçlere mi?.. Ayıbının altında ezildiğiniz Hükümeti size kurduran güçlerin de, gökkubbeyi yıkmaya gücü yetmez. (DSP ve CHP sıralarından “Bravo[!]” sesleri, alkışlar [!])

Beyler, küçük lokma yeyiniz, büyük laf etmeyiniz; yapamayacağınız şeyi, asla söylemeyiniz. Miilletin başına gökkubbeyi yıkamazsınız; ama, millet, şaibeli Hükümeti, ilk seçimde başınıza yıkacaktır; Tabiî, o güne kadar ömrünüz yeterse. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından “Bravo[!]” sesleri, alkışlar [!])

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, Sayın Hatibin insicamını bozmayalım; lütfen...

FİKRET KARABEKMEZ (Devamla) – “İmam - hatip liselerini kapatmıyoruz” demagojisinin arkasına sığındınız “Kur’an kurslarını kapatmıyoruz” diyerek, gerçek niyetinizi saklamaya çalıştınız. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından “Bravo[!]” sesleri, RP sıralarından gürültüler)

RAMAZAN YENİDEDE (Denizli) – Utanmaz adamlar!..

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri...

BEKİR SOBACI (Tokat) – Sayın Başkan, ikaz edin.

 

BAŞKAN – Sayın Sobacı, lütfen... Dikkat ederseniz gerekli ikazı yapıyorum.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, buraya değil, oraya yapacaksınız ikazı.

FİKRET KARABEKMEZ (Devamla) – Sayın Başkan, süremi durdurun...

BAŞKAN – Eksüre vereceğim Sayın Karabekmez.

Değerli milletvekilleri, lütfen, şu ana kadar, olumlu, karşılıklı değişik görüşlere hoşgörülü olarak sürdürebildiğimiz görüşmelerde, insicamı bozmayalım. Özellikle rica ediyorum...

Buyurun Sayın Karabekmez.

FİKRET KARABEKMEZ (Devamla) – İmam-hatip liselerinin orta kısmı ile Kur’an kurslarına, 1997-1998 öğretim yılında öğrenci alınmayacağına dair tasarıyı Meclise dayatacaksınız; sonra, dönüp “biz, bu kurumları kapatmıyoruz, iyileştiriyoruz” diyeceksiniz; insaf diyoruz...

İmam-hatip lisesi mezunlarının üniversite imtihanlarında gösterdikleri başarıdan hareketle, bu tasarıyı hazırladınız. İmam-hatip lisesi mezunları doktor oluyor, avukat oluyor, kaymakam oluyor, mühendis oluyor diyerek, bu okulları kapatmaya kalkışıyorsunuz. Dünya tarihinde ilk defa, bir okul, başarısından dolayı kapatılıyor; bu, ilme ve aydınlığa karşı savaşan, yarasa felsefesidir, karanlık özlemcilerinin yoludur. İmam-hatip liseleri başarılıysa, diğer okulları masaya yatırmanız gerekmez miydi? Siz ne yapıyorsunuz; imam-hatip liselerini idam sehpasına çıkarıyorsunuz. 1950’den beri, demokratik haklarda hep ileri giden Türkiye’yi, ilk defa geri götürüyorsunuz, gericilik yapıyorsunuz. (DSP ve CHP sıralarından “Bravo” sesleri [!], gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen...

FİKRET KARABEKMEZ (Devamla) – İhtilal hükümetlerinin dahi yapamadığı tahribatı gerçekleştirerek, Cumhuriyet Halk Partisinin tek partili dönem rüyalarını hayata geçiriyorsunuz. (DSP ve CHP sıralarından gürültüler) CHP ve DSP bayram ediyor. Bayram etmekte haklılar da; zira, 47 yıllık hayalleri gerçek oluyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Karabekmez, sürenizi durdurmamıştım kesildiğinde; onun için, size 2 dakika veriyorum.

Buyurun.

FİKRET KARABEKMEZ (Devamla) – Ya siz, ANAP’lılar, bayram edebiliyor musunuz? Sayın Genel Başkanınız “siyasî hayatıma mal olsa da, 8 yıl kesintisiz eğitimi çıkaracağım” diyor. Keşke, yalnız, siyasî hayatınıza mal olsa; 8 yıllık kesintisiz, ahiret hayatınıza da mal olacaktır. (RP sıralarından alkışlar)

İş işten henüz geçmemiştir. Millete ve Allah’a vereceğiniz hesabı düşünerek hareket etmenizi bekler, hepinize saygılarımı sunarım. (RP sıralarından alkışlar, DSP ve CHP sıralarından alkışlar [!])

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Karapekmez.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeleri aykırılık sırasına göre okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının çerçeve 7 nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun)– Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Denizolgun, buyurun efendim. (RP sıralarından alkışlar)

ARİF AHMET DENİZOLGUN (Antalya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarının, 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunumuzun 11 nci maddesinin birinci fıkrası hakkında vermiş olduğum değişiklik önergesi üzerinde görüşlerimi bildirmek üzere huzurunuza geldim; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gecenin bu saatinde, ülkemizin dört bir yanında 70 milyonu gerçekten çok yakinen ilgilendiren, çok önemli bir tasarı hakkında görüşmekteyiz. Bu arada, sizlerin de, ülkenin çok önemli bir kanun tasarısı olarak gösterdiğiniz, çok önemli bir reform olarak ortaya koymuş olduğunuz bu kanun tasarısının görüşmeleri sırasında, gecenin bu saatlerinde, bu kadar kalabalık bir topluluk önünde, gerçekten, zaman zaman heyecanlı sahnelere yol açan, konuşmalara yol açan -değerli milletvekillerinin, herhalde benden önceki konuşmacının konuşması sırasında zaman zaman uykuları gelmiş olacak ki- burasının mehabetine uygun olmayan çeşitli tezahüratlar ortaya çıktı. Herşeye rağmen, ben, yine de konunun çok önemli olduğunu bir kere daha huzurlarınızda ifade ediyorum ve daha dikkatli dinlemek zorunda olduğumuz ve konunun çok önemli olduğunu söylediğiniz için biraz daha ciddiyete davet ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar [!])

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen ölçüyü kaçırmayalım... Lütfen...

ARİF AHMET DENİZOLGUN (Devamla) – Kanunlar sadece kuru metinler değildir; hazırlandıkları ortamın ve şartların rengini alır ve toplumun gerçeklerine uymak zorundadır ve o andaki toplumun gerçeklerinin rengini ortaya koyması bakımından çok önem arz etmektedir. Kanun maddelerinde zikredilen kanun tarihlerine bakıyoruz, 1 ve 2 nci maddeler 1961 senesinde, 3, 4 ve 5 inci maddeler 1973 senesinde, 9 ve 10 uncu maddeler 1961 senesinde ortaya gelmiş ve herbiri, maalesef ve maalesef, karanlık bir dönemin ardından gelmiş ve bu üç karanlık döneme, maalesef, şurada, hep birlikte, gecenin bu saatlerinde, sabahın erken saatlerinde, 1997 yılının 2000’li yıllara yaklaştığımız şu günlerinde, 4 üncü bir karanlık maddeyi eklemek için hep birlikte, elbirliğiyle çalışıyoruz; ancak, sizler, muhalefetin, her demokratik hakkını kullanarak tüm gerçekleri ortaya sermesine rağmen, bundan rahatsız oluyorsunuz, bundan rahatsız olmamak zorundayız. Tabiî, bu maddenin üzerinde söylenilecek çok şey var. Alelacele Yüce Meclise getirmiş olduğunuz bu kanun tasarısıyla Plan ve Bütçe Komisyonunu günlerce, hiç alışık olmadığı şekilde sabahlara kadar çalıştırdınız ve de getirmiş olduğunuz kanun tasarısında, Anayasaya, İçtüzüğe, Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planına ve ülkenin gerçeklerine, dünya gerçeklerine, maalesef, uymayan birçok maddeler vardır. Vakit yetmeyeceği için, ben, bunu burada saymayacağım; bazı önemli noktalara huzurunuzda değinmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, burada, bugünkü bir gazete kupüründen bahsetemden önce, niçin bu kanun tasarısı çok acele bir şekilde getirilmiştir; niçin gece gündüz Meclis çalıştırılmak suretiyle bu yanlış kanun ortaya konulmaktadır; bunu anlamakta güçlük çekiyoruz; ancak, anlayamadığımız en önemli bir konu ise, Hükümetin büyük ortağı Anavatan Partisinin planına, programına, tabanına hiç uymamış, uymayan, ülke gerçeklerine uymayan bu kanun tasarısının niçin getirilmiş olmasıdır. Bu acelenin sebebi nedir? Eğer, bir dayatma, üzerinde ağır bir baskı yoksa, özellikle Anavatan Partisi, İktidarın büyük ortağı olarak, partinin tabanına, programına, gerçeklerini ve gerçeklerini açıklamak zorundadır. Görünür ve görünmez gerçekleri diyorum...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Denizolgun, lütfen, 1 dakika içinde toparlayınız...

ARİF AHMET DENİZOLGUN (Devamla) – Beyler, bakın, 1989 senesinde, Rusya’nın çökmesinden sonra buna benzer bazı kanunlar geçiyordu. Duma tarafından Rusya’da ortaya konulmuş, getirilmiş, Duma’nın kabul ettiği kanunu Yeltsin reddedemedi; çünkü, Avrupa Birliği, tüm dünya kamuoyu buna karşı çıktı.

Bugünkü gazeteden bir şey açıklamak istiyorum: Bir Anavatan Partisi milletvekili diyor ki “Bu tasarıda DSP var, CHP var, MGK var; fakat, ANAP’ın görüşleri yok... Siyasî yanlış yapılmış ve ülke çoktan aşmış olması gereken bir ideolojik kutuplaşmaya itilmiştir. Yabancı dil eğitimi ve teknik eğitim,çıkacak bu yasadan zarar görecektir. Bu tasarı, Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planına da aykırıdır, ANAP’ın programına aykırıdır, bütün ANAP belgelerine aykırıdır...” Bunu, ANAP’ın dikkatlerine sunuyorum; tüm ülkemize sunuyorum. Buna da, en kısa zaman içerisinde, milletimiz, seçimde cevabını verecektir ve sandıkta bırakacaktır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Denizolgun.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan ilköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 7 nci maddesiyle değiştirilen 30.4.1992 Tarih ve 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendini “mecburî eğitim çağındaki çocukların öğrenim gördüğü ilköğretim kurumlarının eğitim, öğretim ve yönetimiyle ilgili bütün görev ve hizmetleri yürütmek; ancak, genel meslekî ve teknik liselerin orta kısımlarının eğitim, öğretim ve yönetim hizmetleri ilgili öğretim birimlerince yürütülür” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş (Van) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

FETHULLAH ERBAŞ (Van) – Sayın Zülfükar İzol konuşacaklar.

BAŞKAN – Sayın Zülfükar İzol, buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

ZÜLFÜKAR İZOL (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, sayın üyeler; hepinizi hürmetle selamlıyorum. 8 Yıllık Temel Eğitim Tasarısı hakkında, 8 inci madde üzerinde, verilen önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım.

Eğitim olgusunun, insanlığın, hatta canlı varlıkların oluşumuyla birlikte var olduğu ve insanlar, yaşamı kendileri için kavrayabilmek, daha uygun yaşam kılabilmek için, öncelikle eğitime ihtiyaç duymuşlardır. Bu nedenle, eğitim olgusu sürekli tartışılıp, araştırılmış olmakla birlikte, zaman zaman sorunlar da ortaya çıkmıştır.

Güneydoğuda 1970’li yıllara kadar hemen hemen köylerin tamamına yakın bir kesiminde okul yoktu. Bir derslikten meydana gelen bu okullar, topraktan yapılmış köy evleriydi. Tek öğretmenin, birleştirilmiş eğitim-öğretim yaptığı bu okulların var olanlarının binalar kısmı değişmişse de, birleştirilmiş sınıf sistemi halen devam etmektedir. Tek öğretmenin yönetici ve eğitici olduğu bu köylerin yüzde 80’inde halen lojman bulunmamaktadır. Araç-gereç donanımı olmayan bu okulların, 1990’lı yıllardan sonra, 4 bin köyün güvenlik nedeniyle boşaltılmasıyla, zaten olmayan işlevlerine son verilmiştir. Daha önce çoğu zaman öğretmensiz olan bu okullar, açık kaldıkları süre boyunca, vekil öğretmenlerle geçiştirilmiştir.

Sayın Başkan, sayın milletvekillerim; sadece Şanlıurfa İlinde 230 ilkokulumuz öğretmensizlikten kapatılmıştır. Bölgede diğer 4 bine yakın kapalı okulu saymazsak, mevcut okullarda 10 binlerce öğretmen açığı bulunmaktadır. Bir tarafta öğretmen açığı bulunurken, köy okulları başta olmak üzere, hizmetli ve memur eksikliğinden dolayı bu görevleri de öğretmenlerimiz üstlenmektedir.

Kanun tasarısının esası, ilköğretim süresinin 8 yıllık kesintisiz olarak çıkarılmasıdır; bu suretle, amaçlanan, çıraklık müessesesinin, Anadolu liseleri, Anadolu meslek ticaret liseleri, Anadolu aşçılık meslek liseleri ile imam-hatip liseleri ve tüm genel maksatlı ortaokulların kapatılmasıdır.

Türkiyemizin eğitim sisteminin içinde bulunduğu mevcut zorlukları çözmek yerine, eğitim sistemimize tahrip edici etkiler yapacak bir şekilde zorunlu eğitimin kesintisiz 8 yıla çıkarılmak istenilmesini basiretsizlik olarak değerlendiriyorum. (RP sıralarından alkışlar)

Esasen, zorunlu eğitimin kesintisiz 8 yıl olmasını ısrarla isteyenlerin gerçek amacının, eğitim sisteminin kalitesinin artırılmasından ziyade, imam-hatip liselerinin orta kısımlarının kapatılması ve Kur’an kurslarına öğrenci alımını önlemek olduğu anlaşılmıştır. (RP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, sayın milletvekillerim; insanların din ve vicdan hürriyeti, dinini öğrenme hürriyeti, Anayasamızda güvence altına alınmış temel hürriyetler arasında yer almaktadır. Vatandaşına hizmet etmekle yükümlü devletin, isteyene, din ve ahlak eğitimi ve öğretimi verme vazifesi, Anayasamızın 24 üncü maddesinde öngörülmüştür. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi de, din ve inanç hürriyetini en temel haklar ve hürriyetler arasında kabul etmektedir. Hal böyleyken ve Türkiye de bir hukuk devleti olduğu halde, insanların en temel hakkı olan din ve ahlak eğitimini kısıtlama girişimi, hukuka, demokrasiye ve insan haklarına aykırıdır. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Her zaman model olarak gösterilen Batılı ülkelerde bile zorunlu eğitim, kesintili bir şekilde uygulanmaktadır. Mesela; Amerika Birleşik Devletleri’nde 6+3+3, Almanya’da 4+6+3, Fransa’da 5+4+3, İtalya’da 5+3+5, Avusturya’da 4+4+4 ve Norveç’te 6+3+3 yıl zorunlu eğitim süresi uygulanmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın İzol, 1 dakika süreniz var.

ZÜLFÜKAR İZOL (Devamla) – İşte, çağdaş diye adlandırılan, model olarak lanse edilen Batılı ülkelerdeki durum böyledir.

Bu kanun bu şekliyle çıkarılmış olsa dahi, kanunun uygulanmasını imkânsız kılan faktörler vardır: Bunlar, fizikî imkânsızlıklar, öğretmen ihtiyacı, maddî imkânsızlıklar (2 katrilyon 326 trilyona ihtiyaç duyulmaktadır) biyolojik, psikolojik ve pedagojik imkânsızlıklar, hukukî imkânsızlıklar, toplumsal sorunlardır. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Milletimizin sayın vekilleri, vicdanınıza sesleniyoruz, sizi milletle buluşturan kutsal değerlerinize sesleniyoruz, Türkiye sevginize sesleniyoruz, Yüreklerinizde, size yönelik dayatmalar kadar bu sevgileri de dikkate alınız, dayatmaların karşısına bu sevgileri koyunuz.

Hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar.)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın İzol.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişlik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 7 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Orhan Kavuncu (Adana) ve arkadaşları

MADDE 7.- 30.4.1992 tarihli ve 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Zorunlu eğitim çağındaki çocukların öğrenim gördüğü ilköğretim kurumlarının eğitim, öğretim ve yönetimi ile ilgili görev ve hizmetleri yürütmek. Ancak, ortaöğretim kurumlarının bünyesinde verilmekte olan ilköğretimin ikinci kademe eğitimi, öğretimi ve yönetimi hizmetleriyle ilgili öğretim birimlerince yürütülür.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge sahibi olarak Sayın Çelik; buyurun. (BBP sıralarından alkışlar)

HANEFİ ÇELİK (Tokat) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi şahsım ve mensubu olduğum Büyük Birlik Partisi adına selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bilgi çağında, 8 yıllık zorunlu eğitime karşı çıkmak mümkün değildir. Büyük Birlik Partisi olarak, biz de, mutlaka ki, bu zorunlu eğitimin 8 yıla çıkmasından yanayız; ancak, Anadolu liselerinin kapatıldığı, çıraklık eğitimine bir çözüm getirilmediği ve nihayet din eğitiminin ortadan kaldırıldığı bir tasarıya da “evet” dememiz mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, siyasette, kendi düşüncesinde olmayan başka bir siyasî partiye karşı mücadele vermek gayet normaldir; ancak, inancını yaşamak isteyen ve inancından dolayı imam-hatip okullarına, Kur’an kurslarına devam eden insanlara hakaret etmek de, mutlaka ki, bu toplumda gerginliğe sebep olmaktadır. Bugün, maalesef, İktidar Partisinin yetkilileri, bu insanlara karşı “devlet düşmanı” olarak “yarasa” olarak hakaret etmekte, hatta, daha da ileriye gidip “İran’daki molla rejimi gibi, mollalar gibi ihtilal yapacaklarını” ifade etmektedirler.

Oysaki, bunu sarf eden sayın yetkililer, demek ki, ne Türk Milletini tanıyorlar ne de Türkiye’deki rejimi tanıyorlar; çünkü, Türkiye’de yaşayan insanlar ne bu mollalardır ne de Türkiye’deki rejim, bir şah rejimidir; ama, bu iddiada bulunan sayın yetkililer, kendilerini şah durumunda görüyorlarsa, ona da söyleyeceğimiz bir laf yoktur. (BBP ve RP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, kimse, modası geçmiş, çağdışı fikirlerini, Atatürk’ün ve cumhuriyet ilkelerinin arkasına sığınarak ifade etmeye kalkmasın. (RP sıralarından alkışlar) Cumhuriyet kurulurken verilen mücadelede, Anadolu insanlarının alınteri, onların inançları ve onların idealleri vardı. Cumhuriyet, bu inançlar üzerine, bu idealler üzerine kurulmuştur. Tekelci sermayenin yönlendirdiği bu İktidar ve onun uzantısı olan bazı medya grupları, cumhuriyetin hangi ilkeler üzerinde ve hangi inançlar üzerinde kurulduğunu merak ediyorlarsa, uzağa gitmelerine gerek yoktur; Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında bulunan, cumhuriyetin kurulmasıyla ilgili, Kurtuluş Savaşıyla ilgili fotoğraflara bakarlarsa, bunu açık bir şekilde göreceklerdir.

 

 

Bu inanç mücadelesi Anadolu’da verilirken, bu milletin inançlarına hakaret edenler ve onların ağababaları, İstanbul’da oturup, Amerikan mandasına mı girelim, yoksa, İngiliz mandasına mı girelimin pazarlığını yapıyorlardı. (RP sıralarından “Bravo” sesleri; alkışlar) Kimsenin, Anadolu insanından daha çok, Atatürk’ü ve cumhuriyeti tanıması, sevmesi mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, söz konusu değişiklik önergemiz, şu iki mahzuru gidermek için verilmiştir: Birincisi, 6 yaşındaki çocuk ile 15 yaşındaki çocukların, eğitim psikolojisi açısından, aynı idareci tarafından idare edilmesinden doğacak sıkıntıları gidermek; ikincisi ise, 5 yıldan sonra, çıraklık, güzel sanatlar gibi beceri isteyen, din eğitimi gibi, millî kültürümüzün temeli olan konuların tek bir okulda, tek bir yönetici tarafından yapılmasının zorluğunu gidermek içindir.

Değerli arkadaşlarım, bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür. İki gündür, bu tasarının doğuracağı mahzurları ifade etme noktasında birçok önergeler verilmiştir; fakat, hepsi, İktidar partileri tarafından reddedilmiştir. Bu tasarının tek amacının da, Türkiye’de din eğitimini ortadan kaldırmak olduğu bir gerçektir.

Tekrar programa alınmak istenilen eğitim fakülteleri, önümüzdeki yıl öğrenci almaya başlayacaklardır. Bu okulların dört yıl sonra mezun vereceğini düşünürsek, beş yıl sonra, Türkiye’de, millî eğitimin öğretmen açığının giderilmesi mümkün olacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Çelik, lütfen, toparlayalım.

HANEFİ ÇELİK (Devamla) – Bundan evvel “bu beş yılı hazırlık yaparak geçirelim, altyapı hazırlıkları yapalım, beş yıl sonra bu uygulamaya geçelim” düşüncesiyle verilen önergeler bile İktidar partilerince reddedildi. Oysaki, birkaç gün önce bu Meclisten çıkan kumarhanelerin kapatılması konusundaki yasada, kumarhanelerin kapatılması için bile 6 ay muhlet verildiğini hepimiz biliyoruz. Acaba, bu okullar, kumarhanelerden daha mı tehlikeliydi Türkiye için?! (BBP ve RP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bu tasarıyı getirenlerin, okul kapatmak ilk sabıkaları değil, 1977-1978’lerde de eğitim enstitülerini kapatıp, millî eğitimdeki öğretmen sıkıntısını bu safhaya getirmişlerdir. Biz, okul kapatarak çözüm getirilmesine karşıyız; ancak, bu okulların ıslah edilmesiyle olayın düzeleceğine inanıyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (BBP ve RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çelik.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Son önergeyi, Sayın Halil Çalık ve arkadaşları geri almışlardır.

Maddeyi oylayacağım; ancak, açık oylama talebi vardır.

Açık oylama talebiyle ilgili önergeyi okutuyorum ve imza sahiplerini arayacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yasa tasarısının 7 nci maddesinin oylamasının açık oyla yapılması için gereğini arz ederiz.

Muhammet Polat?.. Burada.

Kâzım Arslan?.. Burada.

Abdullah Örnek?.. Burada.

Cafer Güneş?.. Burada.

Hüseyin Yıldız?.. Burada.

Ömer Özyılmaz?.. Burada.

M. Ziyattin Tokar?.. Burada.

Musa Okçu?.. Burada.

İsmail Yılmaz?.. Burada.

Musa Uzunkaya?.. Burada.

Maliki Ejder Arvas?.. Burada.

İlyas Arslan?.. Burada.

Abdullah Gül?.. Burada.

Azmi Ateş?.. Burada.

Lütfü Esengün?.. Burada.

Ömer Ekinci?.. Burada.

Şaban Şevli?.. Burada.

Mikail Korkmaz?.. Burada.

Yaşar Canbay?.. Burada.

Kemal Albayrak?.. Burada.

Açık oylama için Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın, kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kupalar sıralar arasında dolaştırılsın.

(Oylar toplandı)

BAŞKAN – Salonda bulunup da oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.

Oylama işlemi bitmiştir.

Kupalar kaldırılsın.

(Oyların ayırımı yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun Tasarısının 7 nci maddesinin açık oylamasının sonuçlarını bildiriyorum.

Kullanılan oy sayısı : 498

Kabul : 268

Ret : 226

Mükerrer : 3

Geçersiz : 1

Böylece, madde kabul edilmiştir.

Şimdi, 9 uncu maddeyi 8 inci madde olarak okutuyorum:

MADDE 8. – 5.1.1961 tarihli 222 sayılı, 14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı, 5.6.1986 tarihli ve 3308 sayılı Kanunlarda birlikte veya ayrı ayrı geçen “İlkokul” ile “Ortaokul” ibareleri “İlköğretim Okulu” olarak değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, madde üzerinde Grupları adına; Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Sabri Güner bildirildi.

8 inci madde üzerinde şahsî söz talebinde bulunan sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum: Hasan Hüseyin Öz, Abdullah Gencer, Salih Katırcıoğlu, Nevzat Yanmaz, Sıtkı Cengil, Orhan Kavuncu, Ahmet Doğan, Mehmet Ekici, Ahmet Denizolgun, Musa Okçu, Suat Pamukçu, Mustafa Yünlüoğlu, Altan Karapaşaoğlu, Hasan Çağlayan, Zülfikar Gazi, Ömer Özyılmaz, Necati Albay, Bedri İncetahtacı, Metin Kalkan, Mehmet Sılay, Mustafa Köylü, Mehmet Emin Aydınbaş, Ekrem Erdem, Yusuf Pamuk, Mehmet Ali Şahin, Osman Yumakoğulları, Hasan Dikici, Hayrettin Dilekcan, Abdullah Özbey, Zeki Ünal, Selahattin Beyribey, Memduh Büyükkılıç, Recep Kırış, Mikail Korkmaz, Veysel Candan, Ahmet Derin, Yaşar Canbay, Sabahattin Yıldız, Hasan Öz, Nezir Aydın, Cevat Ayhan, Latif Öztek, Memet Emin Aydın, Mahmut Işık, Muhsin Yazıcıoğlu, Fethullah Erbaş, Abdullah Örnek, İsmail Durak Ünlü, Necmettin Aydın, Rıza Güneri, Süleyman Hatinoğlu, Sıddık Altay, İsmail Köse.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Sabri Güner; buyurun. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA M. SABRİ GÜNER (Kars) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Doğru Yol Partisi Grubu ve şahsım adına, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin hemen başında belirtmek istiyorum ki, bu kanun tasarısıyla getirilmek istenen sistem, demokratik bir rejimin evrensel kabul görmüş ilke ve kurallarıyla çelişmekte, toplumun büyük bir kesiminin beklenti ve istemlerine dar gelen ve demokratik devinim alanı bırakmayan bir çerçeve getirmektedir. (DYP ve RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Bu çerçeve, gerek devlet aygıtının işleyişinde gerekse bireysel ve toplumsal yaşam düzleminde çözümü giderek güçleşecek derin ve sürekli bunalımlar doğuracaktır. Bu çerçeve ile sistemi kilitleyeceksiniz. Millî eğitim politikasında antidemokratik yapılandırmanın gerçekleştirildiği tek örnek olacaksınız. (DYP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Böyle bir modelin dayatılarak kriz çözücü sanılması, siyasal, hukuksal, ekonomik, kültürel ve toplumsal alanda daha derinleşen ve süreklileşen krizler getirecektir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; geliniz, vakit geçmeden bu kanun tasarısını geri alınız; hem 8 yıllık eğitimi gerçekleştirecek hem de imam-hatipler dahil diğer meslek okullarının orta kısımlarını ve Kur’an kurslarını açık tutacak formülleri dikkate alarak yeni bir metni hep birlikte hazırlayalım. Aksi takdirde, Ebu Cehillerin, Haçlı Seferlerinin başaramadığı Kur’an-ı Kerim’i unutturma, ortadan kaldırma teşebbüslerine, maalesef, sizler sebep olacaksınız. (DYP ve RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Sayın milletvekilleri, insan haklarını ihlal eden bu yöntemde ısrar etmeyin. Korkarım bu ısrarınız, devlet-birey gerilimini had safhaya getirecektir. Bunun yanı sıra, uluslararası düzlemde de, Türkiye’nin giderek daha fazla yalıtılmasına hizmet eden kapıyı aralayacaksınız.

Hukuk devletinin, insan hak ve özgürlüklerine dayalı olarak kurumsallaşmasını önlüyorsunuz. Hukuk düzenini demokratikleştirmeden, bir demokratikleşmeyi sağlamak mümkün değildir.

Toplumsal sorunları baskı ve yıldırıyla çözme anlayışı, bunca pratikten sonra, artık, iflas etmiştir. Vatanseverlik tekelini belli erk odaklarının kendisinde bulma saplantısı Türkiye’nin önünü açamamıştır; tersine, sistemde kilitlenmeye sebep olmuştur.

Bu yasa tasarısına “kabul” diyen sayın milletvekilleri, bir tehlike yaratıyorsunuz. Bu tehlikenin zararı mensup olduğunuz siyasî tabeleya da dokunacaktır. (DYP ve RP sıralarından “Bravo” ve “Yaşa” sesleri, alkışlar)

Sizi uyarıyorum, demokratik bir sistemde, ürettikleri siyasanın gerektirdiği siyasal sorumluluğu iyice hesaplayamayanlar halk önünde verecekleri siyasal hesapta zayıf kalırlar; siz, şimdiden zayıf kaldınız. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, tek yanlı dayatmalar, demokratik ilke ve kurallara aykırıdır; bunun ötesinde, geniş yığınların hoşnutsuzluğunu üreten bir etken rolü oynamaktadır; üstelik, kısa dönemde, bu erke sahip çevrelerin çıkarlarına uygun gibi gözükse de, uzun dönemde, yaratabileceği yoğun toplumsal tepkiler nedeniyle, bu kesimlerin bile tam olarak çıkarlarına sayılmaz.

1960’lı yıllarda, bu ülkenin insanları, Şam’a, Bağdat’a, Mısır’a, Kahire’ye, oranın medreselerinde kendi dinini gizli olarak, kaçak olarak öğrenmeye giderdi; gitsin; ama, kaçak olarak gitmemeliydi. İşte, 400 tane imam-hatip okulunun, 7 tane islam enstitüsünün planlanmasının esprisi buydu. Şimdi, siz, tekrar, dinin kaçak olarak öğrenildiği bir devir mi yaratmak istiyorsunuz?!. (DYP ve RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Ecdadımız, Kur’an-ı Kerim davası için yüzyıllardır mücadele etmiştir. Ne yazık ki, onların torunları olan sizler, bilerek veya bilmeyerek, Kur’an-ı Kerimi çocuklarımızdan uzaklaştırma çabası içerisindesiniz. (Localardan “yalan söylüyorsun, yalan” sesi)

Geniş kesimlerin bu yoğun teklifine nasıl dayanacaksınız?..

Siz niye gocunuyorsunuz... Ben ortaya şapka koyuyorum, kafanıza uyuyor mu acaba... (DYP ve RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Kimin kafasına uyuyorsa o giysin.

BAŞKAN – Sayın Güner, lütfen Genel Kurula hitap edelim.

M. SABRİ GÜNER (Devamla) – Ama, “yalan söylüyorsunuz” diyor. Ben, ortaya şapkayı koyuyorum; kimin kafasına uyuyorsa o giyer.

AGÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – Size uyuyor o şapka.

M. SABRİ GÜNER (Devamla) – Halkının yüzde 99’u Müslüman olan bu ülkenin insanlarına “dinini, ancak benim çizdiğim çerçevede öğrenebilirsin” talimatını verme hakkını ve yetkisini kimden alıyorsunuz?!. (DYP ve RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; çocuğunu dinî esaslara göre yetiştirmek isteyenler için, hafız yapmak isteyenler için, elektrikçi, tornacı, elektronikçi olarak yetiştirmek isteyenler için, yabancı dille eğitim yaptırmak isteyenler için, özürlüler için bu kanun tasarısına “ret” diyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (DYP ve RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Güner.

Refah Partisi Grubu adına, Sayın Mustafa Ünaldı; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

RP GRUBU ADINA MUSTAFA ÜNALDI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının, bir başka adıyla, Sayın Demircan’ın biraz evvel burada konuşurken koyduğu adıyla, Türkiye’de din eğitiminin engellenmesi tasarısının, eski numarası 9, yeni numarası 8 olan maddesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum. Sözlerimin başında hepinizi saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)

Bugün burada çok önemli bir konuyu görüşüyoruz. Çocuklarımızın yarınlarını, ülkenin yarınlarını görüşüyoruz. Bu kadar önemli bir konuyu, hazırlıksız, aceleci ve usulsüzlüklerle birlikte görüşüyoruz. Anayasaya aykırı olan bu tasarıyı, Anayasa Komisyonu incelemeden görüşüyoruz. Halbuki, Anayasaya aykırılığı her maddesinde zikredilen, komisyonlarda zikredilen bir tasarı, önce Anayasa Komisyonunda görüşülmeliydi.

Komisyonun bir üyesi olarak ifade ediyorum ki, komisyon görüşmeleri sırasında, dayatmalarla, aceleciliklerle, haksızlıklarla, usulsüzlüklerle karşı karşıya kaldık. Burada sürem kısa olduğu için sadece bu kadarını söyleyip geçiyorum. Bu görüşmeyi incelemek isteyenler, gerisini, Plan ve Bütçe Komisyonu tutanaklarında bulabilirler.

Eğitimle ilgili reform iddialı böylesine bir tasarıyı, Millî Eğitim Komisyonunun görüşlerini almadan görüşmek, ayrıca, düşünülecek bir husustur. Acaba, böylesine hızlı yasalaştırma niçin oluşuyor?!

NİHAT MATKAP (Hatay) – Hoca, yeni şeyler söyle.

MUSTAFA ÜNALDI (Devamla) – 9 uncu maddede “ilkokul, ortaokul” ibarelerinin “ilköğretim” şeklinde değiştirilmesi öneriliyor; yani, 1 inci maddesinden şu ana kadar görüştüğümüz bütün maddeler bir bütünlük oluşturuyor; hepsinin tek ortak kelimesi “kesintisiz” kelimesidir.

AGÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – Kesintisiz bitecek...

MÜSTAFA ÜNALDI (Devamla) – 9 uncu maddenin eski hali, aslında, şimdikinden daha da güzel, milletin yararına olan bir ifadeyi taşımaktadır: “İlköğretim okulları, 5 yıllık ilkokullar ile 3 yıllık ortaokullardan meydana gelir” ifadesi yer almaktadır. Bu ifadeyi, ülkenin zararına görüp bu şekilde değiştirmenin, elbette ki, bir mantığı yoktur. Zorunlu eğitimin, kesintisiz olmasının, tek diploma verilmesinin, ilköğretim modelinde tek tip okullaştırılmayı getirmenin işaretidir bu.

Bu tasarının konusu olan 8 yıllık eğitim, 1973’te kanunlaşmış, 1983’te yenilenmiş, aradan bu kadar zaman geçmesine rağmen, şimdi iktidar olan partiler daha önce herbiri ayrı ayrı zamanlarda iktidar olmalarına rağmen, böylesine bir ivedilikle görüşme yapmadıkları halde, şimdi, böyle bir ivedilik içerisine girmelerinin arkasındaki maksat nedir, hedef nedir veya etkenler nelerdir, üzerinde düşünmeye değer düşüncelerdir.

Tabiî, bu kadar zaman içerisinde 1973, 1983 görüşmelerinden sonra bir de burada 5’er yıllık planlar yapılmış, en son yapılan plan, Yedinci Beş Yıllık Plan. Bu planın yapılması sırasında da “kesintisiz 8 yıl” denilmemiş, aksine kademeli olacağını ifade eden beyanlar yer almış. Şimdi, ne oldu acaba, neden böyle incelemesiz, ilmî ve mantıkî mesnetleri olmayan, ülke gerçekleriyle uyuşmayan, plan ve planlı çalışmaya ters düşen, Anayasaya birçok yönden aykırı bir tasarı getirildi?.. Niçin bu zamanda, niçin acele, niçin böyle usullerle zorlanarak geceyarılarında bütçe görüşmeleri gibi görüşmelerle çıkarılmaya çalışılıyor?.. Belli ki, bir zorlama, bir baskı, bir dayatma var.

Bu tasarı ile, ülke gerçekleri görmezden gelindiği gibi, sanat eğitimi, çıraklık eğitimi, dinî eğitim, yabancı dil eğitimi, yabancı dille eğitim, üstün zekâlıların eğitimi, özürlülerin eğitimi, ülke kalkınması, üniversite önünde yığılma gibi birçok olay, zararlı olarak etkilenmektedir. Din ve vicdan hürriyeti zedelenmekte, insan hakları zedelenmekte, eğitimde kalite tahrip edilmektedir. Bu kadar olumsuz etkileri olan, birçok mahzuru bulunan, birçok problemi beraberinde getiren hükümler bu tasarıyla ortaya konulmaktadır. Getirilen hükümlerin reformla falan da etkisi yoktur; olsa olsa, bir deform olayı vardır. Eğitim sistemi deforme edilmektedir; çağdaş eğitimle hiç alakası yoktur.

Ben, teferruata girmeyeceğim, arkadaşlarım bilimsel, kitabî örnekler verdiler; ne hikmetse, İktidar mensupları bu konuda da yanlış bilgiler verdiler.

Almanya örneğini, bir profesör arkadaşımın yakın tarihte gönderdiği fakstan okumak istiyorum : “Sayın vekilim, bir eğitimci olarak incelemiş olduğum Almanya’nın eğitim sistemiyle ilgili özet bilgiyi ekte takdim ediyorum.

Burada, görüleceği üzere, temel eğitim kesintili olup, 4+5 yıl şeklindedir. Çocuk, 7 yaşında ilkokula gönderilmekte ve 10 yaşında ilkokulu bitirmektedir. 11 yaşından itibaren ortaokula gitmekte olup, bu okullar da 3 türdür. Çocuk ilk 2 yıl içinde bu okullar arasında yatay geçiş yapabilmektedir. Almanya’da 4+5 yıl şeklinde bu zorunlu eğitim, 15 yaşın sonuna kadar devam etmektedir. Çocuğun kabiliyetine göre yönlendirme 11 yaşından itibaren başlamaktadır. Bizde, düşünüldüğü gibi, 15 inci yaşından itibaren yönlendirme dünyanın hiçbir ülkesinde yoktur. Yarının teminatı olan çocuklarımızla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisinde vereceğiniz bu önemli kararınızda, siz sayın milletvekiline, bir eğitimci olarak yardımcı olmayı vicdanî bir görev bildim ve bildirdim”diyor.

Değerli arkadaşlarım, ülkenin ve toplumun geleceği açısından en hassas konu olan eğitim düzenlemesinin rahat ve serbest ortamlarda geniş araştırma, uluslararası mukayeseler, gelişen yeni teknoloji ve eğitim teknikleri, kamuoyu yoklamalarıyla geniş bir zamana yayılarak yapılması gerekirken, şimdi, böylesine bir acelecilik yapılmaktadır. Halk ne der, Hak ne der, hukuk ne der, Anayasa ne der düşünülmeden, böyle, zoraki bir kanun çıkarılmaya çalışılmaktadır.

Bütün bu hedeflerin içerisinde, ülkenin en önemli konusu olan eğitim, âdeta, imam-hatip liselerinin orta kısmının kapatılıp kapatılmamasına göre bir şekil aldırılmaya çalışılmaktadır. Bu, elbette ki, zararlıdır. İmam-hatip okulları ayrıca getirilebilir, burada tartışılabilir. İmam-hatip okulları tartışılacak diye, eğitim sistemi baştan başa rezil edilmez. Tasarının birinci hedefi budur; ancak, bu çok zararlı bir hedeftir. Bu millet, ikiyüz yıldır bir mücadele veriyor; bu mücadele, millî kültür mücadelesi, yabancılaşmayı önleme mücadelesidir.

Millet, kültürel değerlerine, tarihî değerlerine, inancına sahip çıkmak istemekte, bunun mücadelesini vermektedir; geri kalmışlıktan kurtulmak için, ilmî çalışmalar ve başarı beklemektedir. Dünya milletleri arasında huzurlu bir ülke, mutlu bir millet olmak istemektedir. İşte, bu isteklerine cevap verdiği için imam-hatiplilere sahiplenmektedir. İmam-hatiplilere, aradıklarını bulduğu için; yani, kültürüne, inancına, tarihine, bilgiye, başarıya, huzur ve mutluluğa ulaştığı için sahip çıkmaktadır.

Bir de, bu millete düşmanlık besleyen karanlık mihraklar vardır; mandacılar, masonlar, mafya çeteleri... (RP sıralarından alkışlar) Bunlar da, imam-hatip liselerinin milletin gözbebeği olduğunu görünce, ona düşmanlık beslemektedirler.

Bu tasarının ikinci hedefi, aileyi parçalamaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Ünaldı, konuşmanızı, lütfen, 1 dakika içinde tamamlayın.

MUSTAFA ÜNALDI (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Çocuğu aileden koparmak... Öyle ise, bunu nasıl yorumlayacağız? Milletin temadisi, ailenin temadisiyle mümkündür. Bunu, engellemek istediklerine göre, hayra yormak mümkün değil. Aile, milletimizin en güzel ve en büyük değeridir; bu da, karanlık çevreleri rahatsız etmektedir.

Bu tasarının bir başka hedefi de, tek tip adam yetiştirmektir. Tek tip adam yetiştirmek, totaliterlerin, totaliter rejimlerin düşüncesidir. Biz, yeniden totaliter rejim arayışı içerisinde miyiz?

Değerli arkadaşlarım, mevcut okullaşma, 5+3’e göre oldukça büyük oranda başarılmış bir durumdadır. Bu durumda bile eksikleri telafi etmekte, ekonomik ve yapılaşma yönünden sıkıntılar çekilmektedir. Şimdi, kesintisiz diye iddia etmenin anlamı herhalde yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ünaldı.

MUSTAFA ÜNALDI (Devamla) – Saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gruplar adına başka söz talebi yok.

Şahsı adına, Sayın Hasan Hüseyin Öz, buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

HASAN HÜSEYİN ÖZ (Konya) – Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 9 uncu maddesiyle ilgili olarak şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum.

Bu tasarı, gerek Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken ve gerekse Genel Kurulda görüşülürken şu gerçek ortaya çıkmıştır: Bütün siyasî partiler, temel eğitimin 8 yıla çıkması hususunda hemfikirdir. Elbette, her aile, evlatlarının daha iyi yetişmesini, eğitilmesini, vatanına, milletine hayırlı bir evlat olmasını canı gönülden arzu eder. Hele Refah Partisi olarak bizler, temel eğitimin 11 yıla kadar yükseltilmesini, diğer bütün partilerden daha fazla istiyoruz; çünkü, çocuklarımız iyi eğitilsin; iyi eğitilsin ki, bu çocukların içerisinden bir başbakan çıkıp da, milletine “yarasa” diye hitap etme cehaletini göstermesin. “RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Halkına zulmeden başbakanlar yetişmesin. Bu bakımdan, temel eğitimin 8 yıla çıkması, elbette, hepimizin arzusudur; ancak, biz, bu eğitimin geri kalmış Afrika ülkelerinde veya eski Doğu Bloku ülkelerinde olduğu gibi, kesintisiz değil...

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Onları ziyaret eden bunlar...

HASAN HÜSEYİN ÖZ (Devamla) – ...bütün gelişmiş dünya ülkelerinde olduğu gibi, kesintili ve kademeli olarak uygulanmasını arzu ediyoruz.

Kesintisiz, yönlendirmesiz 8 yıllık mecburî eğitim, sadece din eğitimini katletmekle kalmayıp tek tip insan yetiştirmeyi ana gaye edindiğinden, demokrasinin toplumsal zeminini de yok edecektir.

Kabiliyetlerin tespit edilme yaşı 6 ilâ 7 ve 11 ilâ 12 yaş grubundadır. Yönlendirme yaşı da, tüm gelişmiş ülkelerde, 11-12 yaş grubunda başlamaktadır. 8 yıllık tekdüze bir eğitime tabiî tutarak, tüm çocukları tornadan çıkmış tek tip makineye dönüştürmeye, onların kabiliyetlerini yok etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur.

Bu bakımdan, bu yasa tasarısı, çoğulculuğu ve farklılığı dışlayan, değişime tahammülü olmayan bir zihniyetin eseridir. Millî iradeye ipotek koyarak, milleti yok sayarak hazırlanan yasalar geri tepmeye mahkûmdur. Milletin önüne dikilmek, milletin önüne set çekmek beyhude bir çabadır. Bu bakımdan, her seçimde halkın şamarına maruz kalan sol zihniyetin peşine takılarak, halka rağmen siyaset güdenlere, yapılacak ilk seçimde, halk şamarını mutlaka vuracaktır.

Millî Eğitim Kanununun 5 inci maddesi “millî eğitim hizmeti Türk vatandaşlarının istek ve kabiliyetleri ile Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre düzenlenir” diyor. Öyleyse, ihtiyacı tespit etmek, halkın isteğini tespit etmek için, önce millete soralım; bunun için de, ya seçime ya da referanduma gidelim.

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Millete sorduk biz.

HASAN HÜSEYİN ÖZ (Devamla) – Gönlümüz, dayatma ve Halk Partisi siparişi olan bu kanun tasarısının Yüce Meclisimizde kabul edilmemesi ve milletimizin arzu ettiği şekilde yeniden düzenlenmesinden yanadır. Şimdi, siz, bu tasarıyı halka rağmen, halkın hilafına hayata geçirmeye çalışıyorsunuz. Bu yetmiyormuş gibi, bunun faturasını da 1,8 katrilyon liralık bir vergi alımıyla fakir halkın sırtına yüklüyorsunuz.

Bu Hükümet, gözünü kulağını kapamış, kendilerini kurdurtan güçlerin kendisine vermiş olduğu programı, halkı, ilim adamlarını, gerçekleri, dünyayı es geçerek, ne pahasına olursa olsun uygulamaya çalışıyor. Yani, millete rağmen, sırf imam hatip okullarını kapatmak uğruna hem eğitim sistemimizi altüst edecek hem de toplumsal huzuru bozacak bir yola neden giriyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Öz, lütfen, toparlayalım.

HASAN HÜSEYİN ÖZ (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Anadolu’da bir söz vardır “oturduğu ahır sekisi, çağırdığı İstanbul türküsü” diye... Yetmiş yıldır, henüz 5 yıllık temel eğitimi tamamlayamamışız; şimdi, kalkmışız “8 yıllık temel eğitimi gerçekleştireceğiz” diyoruz. Önce, altyapıyı, şartları hazırlayalım, sonra, halkımızın hilafına olmayacak tarzda uygulamaya geçelim.

Bakınız, bu Hükümet geldi, başımıza felaketler yağmaya başladı. Önce, zamlarla milletimizi perişan ettiniz, Refahyol’un milletimize sağladığı imkânları milletimizden aldınız, rantiyecilere aktardınız, faizleri hemen yüzde 90’lardan yüzde 140’lara çıkardınız, ezanın sesini kıstınız, milletin sesini kıstınız; imam-hatipleri kapatıyorsunuz, Kur’an kurslarını kapatıyorsunuz, camileri yasaklıyorsunuz, sizin bu milletle ne alıp veremediğiniz var?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Öz, teşekkür ediyorum.

HASAN HÜSEYİN ÖZ (Devamla) – Hepinizi saygıyla selamlarım. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Komisyon, söz talebiniz var mı efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYON SÖZCÜSÜ HÜSEYİN YAYLA (Hatay) – Hayır efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLİ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Hayır efendim.

BAŞKAN – Şahsı adına son konuşma, Sayın Abdullah Gencer’in; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

ABDULLAH GENCER (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım, görüşülmekte olan kanun tasarısının 9 uncu maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu maddede 222 sayılı 1739 ve 3308 sayılı Kanunlarda geçen “ilkokul” ile “ortaokul” kelimeleri birleştirilmekte ve “ilköğretim” olarak ortaya konmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, burada bazı tespitleri hep beraber yapmak mecburiyetindeyiz. Şu Yüce Mecliste, ister sağ tarafımdan sol tarafa doğru, isterseniz sol taraftan sağ tarafa doğru bütün Meclisi tarayalım, bütün gruplar bu konuda diyor ki “Türkiye’de eğitim 8 yıl zorunlu olmalıdır” İtirazı olan var mı? (RP sıralarından “yok” sesleri) Yok...

Bunları niye böyle söylüyorum; çünkü, bazı siyasilerimiz, Cenabı Hakkın kendilerine büyük bir makam verdiği, büyük bir makamı işgal eden siyasilerimiz, maalesef, halkın gözüne baka baka hilafı hakikat beyanlarda bulunmaktadırlar. Buna “yalan” kelimesini kullanamayacağım; çünkü, gerçekten yakıştıramıyorum; ama, hilafı hakikat olduğunu ifade ediyorum.

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Çaktırmadan söylüyorsun yani.

ABDULLAH GENCER (Devamla) – Karadeniz’de “Refah Partisi, zorunlu 8 yıla karşıdır” diyor, vatandaşın bir kısmı da alkışlıyor. Altını tekrar çizerek söylüyorum: Refah Partisi, 8 yıllık zorunlu eğitime karşı değildir; tam aksine, daha fazlasını da isteriz. Yalnız, bilinmesi gereken şey nedir? Nedir kesintisiz zorunlu eğitim; aynı binada 8 yıl okumak mı, yoksa, 8 yıllık bir eğitim devresini tamamlamak mı? Bu ince farkı hepimizin ortaya koyması gerekir. Yapılması gereken şey nedir; sadece, yönlendirmenin 8 inci yılın sonunda mı, 5 inci yılın sonunda mı yapılması gerektiğidir. Bendeniz öğretmen kökenli bir kardeşiniz, arkadaşınızım; 23 yıldır bu mesleğin içindeyim.

Değerli arkadaşlarım, burada önemli olan yönlendirmenin, o ülkenin şartlarına göre yapılmasıdır. Hep örnek verdiler, ben de Plan ve Bütçe Komisyonunda örnek verdim, Almanya örneğini verdim; 4+6, artıları var; 4 üncü sınıftan sonra Gymnasium, Realschule, Hauptschule. Gymnasium’u, 10 uncu sınıfı bitirdikten sonra 3 yıl daha devam ediyorsunuz, üniversiteye girebiliyorsunuz; uygulama bu.

Almanya’nın şartları farklı; ekonomisi düzelmiş, her şey mükemmel, herkesin sosyal hakları var, devlet her türlü desteği veriyor ve orada bu uygulama yapılıyor. Meslek seçimi, Ausbildung yapımı 10 uncu yıldan sonra başlıyor. Türkiye’ye bu şartları getirelim, biz de aynı şeyleri 18 yaşından sonra yaptıralım. Ancak, Almanya’nın gerçeği: Sanayileşmiş, Almanya eğitimde mükemmel bir noktaya gelmiş, Almanya 2,5 milyon Türk insanını işçi olarak çalıştırıyor ve dünyanın birçok yerinden insanları çalıştırıyor.

Almanya’nın bir başka gerçeği:oplumu ya ateist ya da Hıristiyan; ama, Türkiye’nin de bir gerçeği var: Türkiye sanayileşmesini gerçekleştirememiş, Türkiye çabalıyor, gayret gösteriyor.

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Sizin gibiler yüzünden.

ABDULLAH GENCER (Devamla) – Evet. Eğer, bir zamanlar, Erzincan Senatörünüz gibi -daha sonra da tükürdüğünü yalamıştı- bizim attığımız temellere karşı çıkmasaydınız, bu memleket kalkınmış olacaktı bugün. (RP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, bu ülkenin zenginlikleri çok...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Gencer, lütfen, 1 dakika içinde toparlayın.

ABDULLAH GENCER (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

...Sanayileşememişiz, zenginliklerimiz henüz diğer ülkelerin seviyesine gelmemiş ve en önemlisi de, bu ülkenin gerçeği, bu millet, sağcısıyla solcusuyla Müslümandır; bunu asla unutmayalım.

O halde, yönlendirme, 8 inci sınıfta değil, 5 inci sınıfta başlamalı ve millete rağmen eğitim yaptırmamalıyız. Eğer, şalvarlı Hatçe teyzem ile kasketli Ahmet amcam, çocuğunu imam-hatip mekteplerine yönlendiriyorsa, çıraklık eğitim merkezine yönlendiriyorsa, geliniz, demokrasi adına hareket ettiğini iddia eden bizler, buna karşı çıkmayalım. Yoksa, Demokratik Sol Partinin ne kadar demokratik olup olmadığı, Cumhuriyet Halk Partisinin ne kadar halkçı olup olmadığı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Gencer.

ABDULLAH GENCER (Devamla) – ...milliyetçi sol olarak kendini tavsif eden ANAP’ın ne kadar milliyetçi olup olmadığı ortaya çıkacaktır diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Madde üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi, soru önergelerinin işlemini başlatıyorum; 5 dakika süreyle soruları okutuyorum:

Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın sorusu:

9 uncu maddeyle, ilkokullar ve ortaokullar, ilköğretim okullarına dönüştürüldüğüne göre, şehir ilköğretim okullarında bulunan tüm idarî kadrolarda çalışan personeli, köylerdeki ilköğretim okullarına da tayin edecek misiniz? Bu kadroların elemanı mevcut mu?

Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın sorusu:

Mevcut dershane ihtiyacını karşılamak için, 4 yıl içinde yoğun bir inşaat faaliyetine geçeceğinizi söylüyorsunuz. Bunun, teknik personel, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kısıtlı olan Bayındırlık teşkilatıyla nasıl çözeceksiniz? Yoksa, başka bir kontrol teşkilatı kuracak mısınız?

Gaziantep Milletvekili Nurettin Aktaş’ın sorusu:

Bütün dünyada dine bir yöneliş ve dinsel özgürlüklere alabildiğince müsamaha gösterilirken, hatta, bugün bir gazetede, ABD’de Federal Hükümete bağlı işyerlerinde dinsel dışavurum özgürlüğünü alabildiğine genişleten yeni kurallar, bizzat Başkan Bill Clinton’un özel bir törenle kamuoyuna duyurmuş olması gibi gelişmeler karşısında, sizin, tam bir Anayasa ve Anayasanın dinsel özgürlükleriyle ilgili bütün maddelerine aykırı böyle bir tasarıyı çıkarmaya gayret etmenizi, demokratlık, özgürlük ve kişilik haklarıyla bağdaştırabiliyor musunuz?

Ankara Milletvekili Ömer Ekinci’nin sorusu:

1- Bu sene, imam-hatip liselerinin orta kısmına öğrenci alınacak mı?

2- Anadolu liseleri imtihanlarını kazanıp devam edecek öğrenciler ile kazanamayanlar arasındaki “eğitimde fırsat eşitliği” Anayasaya ters düşmeyecek mi?

3- Yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede, dinî eğitim hakkında kanun yapanların, Yüce Meclise getiren veya getirtenlerin din hakkında hangi eserleri vardır? Hangi eseri okumuşlardır?

Afyon Milletvekili Sait Açba’nın sorusu:

İlköğretim süresi içinde halen kaç okul vardır? Bu okulların öğrenci mevcudu nedir, öğretmen mevcudu nedir?

Bu öğrencilere tahsis edilen derslik sayısı ne kadardır? Derslik başına öğrenci sayısı ve kaç öğrenciye, kaç öğretmen düşmektedir?

Mevcut öğrencilerin bölgesel dağılımı nedir? Bölgesel olarak, derslik sayısı ve herbir dersliğe düşen öğretmen ve öğrenci sayısı nedir?

İlköğretim okullarında, öğrencilerin, fen liselerinde başarıları, diğer okullardan mezun olan öğrencilere kıyasla nedir? Öğretim sistemi, kademeli ilkokul uygulamasından başarılı mıdır? Elinizde bu konuda yapılmış ciddî bir araştırma var mıdır?

Konya Milletvekili Remzi Çetin’in soru önergesi:

Sayın Başkan, modern devletlerin tamamında, OECD yayınlarına göre ortaokullar muhafaza edilmektedir; secondar-ı school olarak eğitim vermektedirler. Öğrencilere, tespit edilen kabiliyetlerine göre kısmî yönlendirme bu safhada yapılmaktadır.

Dikkatlerinize arz ederim.

Yozgat Milletvekili İlyas Arslan’ın sorusu:

1 - Anadolu liselerinin, imam–hatip liselerinin ve diğer meslek liselerinin orta kısımlarını kapatarak, verilmiş hakları geri almış olmuyor musunuz?

2 - Temel eğitimin 8 yıl kesintisiz olmasını yasallaştırmakla, kırsal kesim çocuklarının yüksek tahsil yapmasını engellemek mi istiyorsunuz?

Konya Milletvekili Hüseyin Arı’nın sorusu:

Bu proje, Atatürk’ün hedef gösterdiği vicdanı hür, fikri hür insan yetiştirme amacına uygun mudur?

Gaziantep Milletvekili Bedri İncetahtacı’nın sorusu:

Bu tasarının başarısı, yapılmış olan bir verimlilik analizinin sonucuna bağlıdır. Sayın Bakanımızın sinirlenmemesi ricasıyla, beşinci kez samimiyetle soruyorum: Bu analiz raporu var mıdır, varsa nerededir, bir örneğinin Genel Kurula sunulması mümkün müdür?

BAŞKAN – Soru sorma süresi dolmuştur.

Sayın Bakana, soruları yanıtlamak üzere söz veriyorum.

Buyurun.

 

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, her şeyden önce şunu söyleyeyim, 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim, arkadaşımızın da doğru bir şekilde gözlemlediği gibi, yüce Atatürk’ün istediği, fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesilleri yetiştirmede büyük katkısı olacaktır; bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Çünkü, sekiz yılda, öğrencilerimiz, herhangi bir şeyle şartlandırılmadan, öğrenmesi gerekenleri öğrenecek ve daha sonraki yıllara hazırlanma fırsatı bulacaktır.

Kırsal kesim çocuklarının önü, üniversiteye giderken kapanmayacaktır. Şu anda, 5 yıllık zorunlu eğitimi bitirdikten sonra, okul çağı dışında kalan çocuklarımız, üniversiteye giden köprüden uzak kalmaktadırlar. Oysa, yapılmakta olan yatırımlar ve yapılacak yatırımlarla, süratle, ülkemizdeki pansiyonlu ve yatılı ilköğretim bölge okullarının sayısı giderek artmaktadır. Buralarda, bu çocuklar, devlet tarafından -üç yıl daha- yatak masrafları, yiyecek masrafları ve giyim masrafları bedelsiz karşılanmak suretiyle ilköğretimi tamamlamış, liseye hazır hale gelmiştir. Bundan sonra, yapmamız gereken şey, lise çağında da yatısız olanaklarını geliştirmek suretiyle, şimdiye kadar üniversiteye gitme fırsatı kapanmış olan çocuklarımızın önünü açmaktır. Bu konuda da, gereken yatırımları yapmaya ve diğer önlemleri almaya kararlıyız.

Arkadaşlarımız, ilköğretim okullarının başarı durumlarını soruyorlar; söyleyeyim. 1997 yılında fen lisesi sınavını kazananların başvurduğu kurum türlerine göre sayıları ve başarı oranları: Ortaokullar, yüzde 8,49; yatılı ilköğretim bölge okulları, yüzde 1’e yakın; ilköğretim okulları, yüzde 12,73; liseler, yüzde 2,57; Anadolu lisesi, yüzde 54; ticaret meslek lisesi, yüzde 1,4; imam-hatip liselerinin orta bölümleri, yüzde 2,7. Gördüğünüz üzere, ilköğretim okullarının başarı oranları ikinci sırada yer almaktadır.

“Güneydoğudaki inşaatlar, öğrenci ihtiyacını nasıl karşılayacak?” denildi. Yatılı ilköğretim bölge okulları, en yoğun bir şekilde, gerice kalmış yörelerde, bu çocuklarımıza fırsat verebilmek için yapılmaktadır; önümüzdeki yıllarda da yoğunluk oralarda olacaktır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Sayın Milletvekileri, madde üzerinde 4 önerge vardır; 1 önergeyi, usule aykırı verildiği için işleme koyamıyorum; diğer önergeleri geliş sırasına göre okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 376 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitim Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 8 inci maddesiyle değiştirilen “5.1.1961 tarihli ve 222 sayılı ve 5.6.1986 tarihli ve 3308 sayılı Kanunlarda “veya ayrı ayrı” ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Mehmet Sıddık Altay Fethullah Erbaş Şaban Şevli

Ağrı Van Van

Ersönmez Yarbay Ömer Ekinci Latif Öztek

Ankara Ankara Samsun

Ahmet Derin Ahmet Cemil Tunç Aslan Polat

Kütahya Elazığ Erzurum

Musa Demirci Mustafa Bayram Tevhit Karakaya

Sıvas Van Erzincan

Osman Hazer Alaattin Sever Aydın Nezir Aydın

Afyon Batman Sakarya

Saffet Benli Nedim İlci Arif Ahmet Denizolgun

İçel Muş Antalya

Hayrettin Dilekcan Hasan Dikici Azmi Ateş

Karabük Kahramanmaraş İstanbul

Zülfükar İzol Muhammet Polat Ömer Vehbi Hatipoğlu

Şanlıurfa Aydın Diyarbakır

Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı

Erzurum İstanbul Amasya

Avni Doğan Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı

Kahramanmaraş Kırıkkale Konya

Abdüllatif Şener Lütfü Esengün Fikret Karabekmez

Sıvas Erzurum Malatya

Sait Açba Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan

Afyon Kayseri Sakarya

Fethi Acar Lütfi Doğan Ahmet Doğan

Kastamonu Gümüşhane Adıyaman

Ahmet Çelik Ali Oğuz Bülent Arınç

Adıyaman İstanbul Manisa

Bekir Sobacı Abdullah Arslan Sıtkı Cengil

Tokat Tokat Adana

Yakup Budak Celal Esin Hüseyin Olgun Akın

Adana Ağrı Ordu

Osman Yumakoğulları İsmail Özgün Abdulkadir Öncel

İstanbul Balıkesir Şanlıurfa

Mehmet Aykaç Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız

Çorum Giresun Mardin

Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen Abdulhaluk Mutlu

Trabzon Bitlis Bitlis

Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan

Bingöl Bingöl Elazığ

Musa Okçu Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız

Batman Elazığ Muş

Seyyit Haşim Haşimi Yakup Hatipoğlu Naci Terzi

Diyarbakır Diyarbakır Erzincan

Süleyman Metin Kalkan Mehmet Sılay Mustafa Köylü

Hatay Hatay Isparta

Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin

Gaziantep Gaziantep İstanbul

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu Memet Emin Aydın

Gaziantep İstanbul Siirt

Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş Lütfi Yalman

Siirt Kilis Konya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının çerçeve 8 nci maddeyle değiştirilen “5.1.1961 tarih ve 222 sayılı ve 5.6.1986 tarih ve 3308 sayılı Kanunlarda birlikte ve ayrı ayrı” ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Şaban Şevli Ersönmez Yarbay

Van Van Ankara

Ömer Ekinci Latif Öztek Ahmet Derin

Ankara Samsun Kütahya

Tevhit Karakaya Musa Demirci Sıddık Altay

Erzincan Sıvas Ağrı

Nezir Aydın Arif Ahmet Denizolgun Hayrettin Dilekcan

Sakarya Antalya Karabük

Hanefi Demirkol Mustafa Bayram Hasan Dikici

Eskişehir Van Kahramanmaraş

Azmi Ateş Zülfükar İzol Ahmet Cemil Tunç

İstanbul Şanlıurfa Elazığ

Muhammet Polat Nedim İlci Ömer Vehbi Hatipoğlu

Aydın Muş Diyarbakır

Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı

Erzurum İstanbul Amasya

Avni Doğan Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı

Kahramanmaraş Kırıkkale Konya

Abdüllatif Şener Lütfü Esengün Fikret Karabekmez

Sıvas Erzurum Malatya

Sait Açba Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan

Afyon Kayseri Sakarya

Fethi Acar Lütfi Doğan Ahmet Doğan

Kastamonu Gümüşhane Adıyaman

Ahmet Çelik Ali Oğuz Bülent Arınç

Adıyaman İstanbul Malatya

Bekir Sobacı Abdullah Arslan Yakup Budak

Tokat Tokat Adana

Sıtkı Cengil Celal Esin Hüseyin Olgun Akın

Adana Ağrı Ordu

Osman Yumakoğulları Lütfi Yalman İsmail Özgün

İstanbul Konya Balıkesir

Mehmet Aykaç Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız

Çorum Giresun Mardin

Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen Abdulhaluk Mutlu

Trabzon Bitlis Bitlis

Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan

Bingöl Bingöl Elazığ

Musa Okçu Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız

Batman Elazığ Muş

Seyyit Haşim Haşimi Yakup Hatipoğlu Naci Terzi

Diyarbakır Diyarbakır Erzincan

Metin Kalkan Mehmet Sılay Mustafa Köylü

Hatay Hatay Isparta

Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin

Gaziantep Gaziantep İstanbul

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu Memet Emin Aydın

Gaziantep İstanbul Siirt

Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş Abdulkadir Öncel

Siirt Kilis Şanlıurfa

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şu an okuyacağımız önerge, en aykırı önergedir; bu nedenle, okunmasından sonra işleme koyacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitim Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 8 inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Mehmet Sıddık Altay Fethullah Erbaş Şaban Şevli

Ağrı Van Van

Ersönmez Yarbay Ömer Ekinci Latif Öztek

Ankara Ankara Samsun

Ahmet Derin Musa Demirci Tevhit Karakaya

Kütahya Sıvas Erzincan

Mustafa Bayram Muhammet Polat Nezir Aydın

Van Aydın Sakarya

Alaattin Sever Aydın Nedim İlci Osman Hazer

Batman Muş Afyon

Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun Hayrettin Dilekcan

İçel Antalya Karabük

Hasan Dikici Azmi Ateş Zülfükar İzol

Kahramanmaraş İstanbul Şanlıurfa

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener Lütfü Esengün

Konya Sıvas Erzurum

Fikret Karabekmez Sait Açba Nurettin Kaldırımcı

Malatya Afyon Kayseri

Cevat Ayhan Fethi Acar Lütfi Doğan

Sakarya Kastamonu Gümüşhane

Ahmet Doğan Ahmet Çelik Ali Oğuz

Adıyaman Adıyaman İstanbul

Bülent Arınç Bekir Sobacı Abdullah Arslan

Manisa Tokat Tokat

Yakup Budak Sıtkı Cengil Celal Esin

Adana Adana Ağrı

Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları Lütfi Yalman

Ordu İstanbul Konya

İsmail Özgün Mehmet Aykaç Turhan Alçelik

Balıkesir Çorum Giresun

Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen

Mardin Trabzon Bitlis

Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu

Bitlis Bingöl Bingöl

Hasan Belhan Musa Okçu Ömer Naimi Barım

Elazığ Batman Elazığ

Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi Yakup Hatipoğlu

Muş Diyarbakır Diyarbakır

Naci Terzi Metin Kalkan Mehmet Sılay

Erzincan Hatay Hatay

Mustafa Köylü Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı

Isparta Gaziantep Gaziantep

 

 

Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu

İstanbul Gaziantep İstanbul

Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş

Siirt Siirt Kilis

Abdulkadir Öncel

Şanlıurfa

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HÜSEYİN YAYLA (Hatay) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge sahipleri adına söz talebi mi var, yoksa gerekçeyi mi okuyalım?

FETHULLAH ERBAŞ (Van) – Ben konuşacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Erbaş, siz konuşacaksınız.

Buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

FETHULLAH ERBAŞ (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; madde, esas itibariyle, tasarının tümü olarak ele alındığı zaman, Anayasamızın başlangıç kısmına aykırı olduğu ortadadır; ayrıca, 42 nci maddeye de aykırı olduğu ortadadır; Anayasamızın 2 nci maddesine de aykırı olduğu ortadadır. Anayasanın 2 nci maddesi, aynen “toplumun huzuru, millî dayanışma, adalet anlayışı içerisinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” demektedir. Ülkemizde, bu şekilde çıkarılan bir yasanın, aykırı olduğunu, toplum huzurunu bozmakla bir kez daha ortaya koymaktadır. Keza, Anayasanın 17 nci maddesinde de “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir” ibaresi yer almaktadır.

8 yıllık zorunlu kesintisiz eğitim, insanların maddî ve manevî varlıklarına bir tecavüz gibi görülmekte, bunların geliştirilmesi için meslek liselerinde okuma özgürlüklerini ellerinden almaktadır. Yine, Anayasamızın 166 ncı maddesindeki “Ekonomik, sosyal, kültürel kalkınmayı, özellikle sanayiin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu bir biçimde hızla gelişmesini, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini yaparak verimli bir şekilde kullanılmasını planlamak, bu amaçla gerekli teşkilatı kurmak Devletin görevidir” denilmektedir. Son fıkrasında ise, “Kalkınma planlarının hazırlanmasına, Türkiye Bük Millet Meclisince onaylanmasına, uygulanmasına, değiştirilmesine ve bütünlüğünü bozacak değişikliklerin önlenmesine ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir” denilmektedir.

Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planının “8 yıllık eğitim” bölümünde 8 yıllık eğitim 5+3 olarak geçmektedir. Kalkınma planları, kamu için emredici, özel sektör için ise yol göstericidir.

Plan bütünlüğünü bozmanın, Anayasamızın 166 ncı maddesinin son fıkrasına aykırı olduğu görülmektedir.

Keza, bu kanun değişikliği, Anayasamızın 24 üncü maddesinin birinci ve dördüncü fıkrasına aykırı bulunmaktadır. Bu fıkralarda “Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. Din ve ahlak eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır” denilmektedir.

8 yıllık zorunlu ve kesintisiz eğitimle, meslek okullarının, bilhassa imam-hatip okullarının orta kısımlarını kapatmakla din eğitimi ve öğrenimine büyük darbe vurulmaktadır. Bu ise, Anayasaya vurulmuş bir darbe olarak görülür.

Keza, bu madde, Anayasanın 27 nci maddesinin birinci fıkrasına da aykırıdır. 27 nci maddede “Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir” denilmektedir.

Bu yasa değişikliğiyle, 8 yıllık kesintisiz ve zorunluğu eğitim yapılmaktadır. Bu maddeyle, bale gibi, resim gibi, müzik gibi, yabancı dil gibi küçük yaşta kabiliyetlerin geliştirilmesi açısından önem arz eden bazı meslekleri, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme hakkına pranga vurulmaktadır. 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 24 üncü maddesinde yapılmak istenen “ilköğretim kurumları 8 yıllık okullardan oluşur...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Erbaş, lütfen, 1 dakika içerisinde toparlayın.

FETHULLAH ERBAŞ (Devamla) – ...bu okullarda kesintisiz eğitim yapılır” hükmü, Anayasamızın 42 nci maddesinin birinci fıkrasındaki “kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz” hükmüne bariz bir şekilde aykırı bulunmaktadır. Zira, bu değişikle, meslekî ve teknik okulların orta kısımları kapatılmakta, kişiler meslek ve teknik eğitimlerinden yoksun bırakılmaktadır. Bu da, Türkiye’deki Türk sanayiine vurulmuş büyük bir darbedir. Bu açıdan, Anayasaya aykırı olduğunu belirtiyor; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (RR sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Erbaş.

III.- Y O K L A M A

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önergenin oylamasını yapmadan önce, 20 sayın milletvekilinin yoklama talebi vardır... (DSP ve CHP sıralarından “ayıp oluyor” sesleri)

A. TURAN BİLGE (Konya) – Çoğunluk var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir dakikanızı rica edeceğim.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Güney, lütfen...

Salondaki görüntü nedeniyle, sayın önerge sahiplerine sadece bir soru soracağım. Aksi takdirde, bu birleşimde ilk defa bu yoklama istenildiği için, İçtüzüğümüzün 57 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları gereğince, bu yoklamayı sonuna kadar yapmak durumundayız.

Sayın önerge sahipleri, salondaki görüntü ve bu birleşimde 5, bu oturumda 3 defa yoklama yerine geçen açık oylama yaptığımız için, bu durumda, yoklama talebinizde ısrar ediyor musunuz efendim?

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Ediyoruz... (DSP ve CHP sıralarından “ayıp yahu, ayıp!” sesleri, gürültüler)

BAŞKAN – Ediyorsunuz...

Sayın milletvekilleri, yoklama isteyen sayın milletvekillerini tespit ediyoruz.

Sayın Aslan Polat?.. Burada. (DSP ve CHP sıralarından “Yuh” sesleri, alkışlar[!])

Sayın İsmail Özgün?.. Burada.

Sayın Hüseyin Yıldız?.. Burada. (DSP ve CHP sıralarından alkışlar [!])

Sayın İsmail Yılmaz?.. Burada.

Sayın Musa Okçu?.. Burada.

Sayın Bedri İncetahtacı?.. Burada. (DSP ve CHP sıralarından alkışlar [!])

Sayın Mustafa Yünlüoğlu?.. Burada. (DSP ve CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar [!])

Sayın Süleyman Metin Kalkan?.. Burada. (DSP ve CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar [!])

Sayın Abdulkadir Öncel?.. Burada. (DSP ve CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar [!])

Sayın Sabahattin Yıldız?.. Burada. (DSP ve CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar [!])

Sayın Bekir Sobacı?.. Burada. (DSP ve CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar [!])

Sayın milletvekilleri, lütfen...

Sayın Feti Görür?.. Burada. (DSP ve CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar [!])

Sayın Azmi Ateş?.. Burada.

Sayın Ersönmez Yarbay?.. Burada.

Sayın Şinasi Yavuz?.. Burada.

Sayın Altan Karapaşaoğlu?.. Burada.

Sayın Mehmet Sılay?.. Burada.

Sayın Abdullah Örnek?.. Burada.

Sayın Cemalettin Lafçı?.. Burada.

Yoklamaya, Adana İlinden başlıyoruz.

(Yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır.

V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN

DİĞER İŞLER (Devam)

2. — İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin ve 16 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun İki Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Birgen Keleş’in 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin Yasa Önerisi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 66 Arkadaşının; 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Madde ve İki Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 2 nci Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 65 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in; Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç ve 10 Arkadaşının; Millî Eğitim Temel Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/620, 2/231, 2/515, 2/719, 2/720, 2/891, 2/895) (S. Sayısı : 376) (Devam)

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 376 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitim Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 8 inci maddesiyle değiştirilen “5.1.1961 tarihli ve 222 sayılı ve 5.6.1986 tarih 3308 sayılı Kanunlarda birlikte ve ayrı ayrı” ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Katılıyorsunuz...

Komisyonunuzun çoğunluğunu görebilir miyim efendim?..

Evet, çoğunluğunuz vardır.

Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önergeye, Komisyon ve Hükümet katıldığı için, İçtüzüğümüz gereği, önerge sahiplerine söz hakkı doğmuyor.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 376 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 8 inci maddesiyle değiştirilen “5.1.1961 tarihli ve 222 sayılı ve 5.6.1986 tarihli ve 3308 sayılı Kanunlarda veya ayrı ayrı” ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Mehmet Sıddık Altay ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim. (RP sıralarından “çoğunluk yok” sesleri)

BAŞKAN – Komisyonun çoğunluğunu görmek istiyorum?..

Evet, çoğunluğunuz var.

Sayın milletvekilleri, 14 kişiyle çoğunluk sağlanıyor, siz de çok iyi biliyorsunuz; geçmişte uygulanan bir usul, sizin Hükümetinizce de uygulandı.

Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Komisyon ve Hükümet önergeye katılıyor; İçtüzüğümüz gereği önerge sahiplerine söz veremiyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, maddeyi oylarınıza sunacağım; ancak, bir açık oylama talebi vardır; önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 8 inci maddenin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasını arz ve teklif ederiz.

BAŞKAN – Şimdi, imza sahiplerinin burada bulunup bulunmadıklarını arayacağım.

Lütfü Esengün?.. Burada.

Aslan Polat?.. Burada.

Naci Terzi?.. Burada.

Şeref Malkoç?.. Yok.

ALAATTİN SEVER AYDIN (Batman) – Tekabbül ediyorum.

BAŞKAN – Abdulilah Fırat?.. Burada.

Abdullah Örnek?.. Burada.

Mehmet Ali Şahin?.. Yok.

Avni Doğan?.. Burada.

Ramazan Yenidede?.. Burada.

Fethi Görür?.. Burada.

Memduh Büyükkılıç?.. Burada.

Muhammet Polat?.. Burada.

Fethi Acar?.. Burada.

Bahri Zengin?.. Burada.

Tevhit Karakaya?.. Burada.

Cafer Güneş?.. Burada.

Kemal Albayrak?.. Burada.

Kâzım Arslan?.. Burada.

Cemalletin Lafçı?.. Burada.

Salih Katırcıoğlu?.. Burada.

Bedri İncetahtacı?.. Burada.

Şaban Şevli?..

Yeterli sayı vardır; madde açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın şeklini belirlemek üzere oylarınıza başvuracağım.

Açık oylamanın kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kupalar dolaştırılsın.

(Oylar toplandı)

BAŞKAN – Oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.

Oylama işlemi bitmiştir.

Kupalar kaldırılsın.

(Oyların ayırımı yapıldı)

 

 

BAŞKAN – İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun Tasarısının 8 inci maddesinin açık oylamasının sonuçlarını bildiriyorum:

Kullanılan oy sayısı : 493

Kabul : 266

Ret : 224

Mükerrer : 3

 

Böylece, madde kabul edilmiştir.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, zabıtlara geçmesi açısından bir hususu özellikle ifade etmek istiyorum...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kapusuz.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Biraz önce, önergeler konusunda, Komisyon üyesi arkadaşlarımızın oylarının gözden geçirilmesini talep ediyorum; çünkü, arada 8 fark var. Bu arkadaşlarımızın, kabul ettikleri önergelerin zıddına oy kullanmış olmaları, burada bir muvazaayı ortaya çıkarır. Yapılan bu oylamanın münakaşa edilmesinde, bunun yanlış olduğunun zabıtlara geçirilmesinde bir zaruret vardır. Ya bu önergeyi kabul ettikleri doğrultuda oy kullanacaklar, değilse, bu maddenin oylaması yenilenecek; bunu talep ediyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Kapusuz, sayın komisyon üyeleri önergelerle ilgili oy kullandılar; bu ise, önergeler kabul edilmeyince, maddenin tümünün oylanmasıdır; ikisi farklı oylamadır... Teşekkür ediyorum.

ASLAN POLAT (Erzurum) – Hayır... Hayır...

BAŞKAN – Sizin dediğiniz de zapta geçti, benimki de...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, bir husus var ki, şayet burada yorum yapılacaksa, bu yorumu siz değil, ya Hükümet yahut da Komisyon yapmalı; bir...

BAŞKAN – Sayın Kapusuz, lütfen...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – İkinci bir şey daha var: Bir önerge düşünün ki, bu verilen oyun zıddı bir uygulamayla karşılaşıyor; bunu da yine zabıtlara geçiriyorum.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Şimdi, 10 uncu maddeyi, 9 uncu madde olarak okutuyorum :

MADDE 9. – 5.1.1961 tarihli ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a)bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentleri, 8 inci maddesi, 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 14 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “İlkokul ve ortaokulların birlikte veya ayrı oluşlarına” ibaresi, Geçici 9 uncu maddesi, 14.6.1973 tarihli ve 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 25 inci Maddesinin birinci fıkrası ile Geçici 2 nci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, madde üzerinde gruplar adına bize ulaşan söz talebleri; Doğru Yol Partisi Grubu adına Sayın Saffet Arıkan Bedük, Refah Partisi Grubu adına Sayın Cemil Tunç.

Şahsı adına söz alan sayın milletvekillerini okuyorum: Yakup Hatipoğlu, Cemalettin Lafçı, Ahmet Demircan, Hanefi Çelik, Sıtkı Cengil, Orhan Kavuncu, Ahmet Doğan, Mehmet Ekici, Ahmet Denizolgun, Musa Okçu, Suat Pamukçu, Mustafa Yünlüoğlu, Altan Karapaşaoğlu, Hasan Çağlayan, Zülfikar Gazi, Ömer Özyılmaz, Aslan Polat, Necati Albay, Bedri İncetahtacı, Metin Kalkan, Mehmet Sılay, Mustafa Köylü, Mehmet Emin Aydınbaş, Ekrem Erdem, Yusuf Pamuk, Mehmet Ali Şahin, Osman Yumakoğulları, Hasan Dikici, Hayrettin Dilekcan, Abdullah Özbey, Zeki Ünal, Selahattin Beyribey, Memduh Büyükkılıç, Recep Kırış, Mikail Korkmaz, Mustafa Kemal Ateş, Veysel Candan, Ahmet Derin, Yaşar Canbay, Sabahattin Yıldız, Salih Katırcıoğlu, Hasan Öz, Nezir Aydın, Cevat Ayhan, Latif Öztek, Mehmet Emin Aydın, Mahmut Işık, Nevzat Yanmaz, Muhsin Yazıcıoğlu, Fethullah Erbaş, Abdullah Örnek, İsmail Durak Ünlü, Necmettin Aydın, Teoman Rıza Güneri, Süleyman Hatinoğlu, Sıddık Altay, İsmail Köse.

Sayın milletvekilleri, madde üzerinde görüşmelere başlamadan önce saat 03.45’te toplanmak üzere Birleşime 15 dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati : 03.33

 

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 03.45

BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa BAŞ (İstanbul), Ünal YAŞAR (Gaziantep)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 136 ncı Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

V. — KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

2. — İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin ve 16 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun İki Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Birgen Keleş’in 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin Yasa Önerisi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 66 Arkadaşının; 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Madde ve İki Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 2 nci Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 65 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in; Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç ve 10 Arkadaşının; Millî Eğitim Temel Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/620, 2/231, 2/515, 2/719, 2/720, 2/891, 2/895) (S. Sayısı : 376) (Devam)

NECMETTİN DEDE (Muş) – Sayın Başkan, tasarının eski 4 üncü ve 5 inci maddelerinin görüşülmesi sırasında, tüm yoklamalarda olmama rağmen, yok olduğum beyan edilmektedir; bu durumun bir daha gözden geçirilmesini talep ediyorum.

BAŞKAN – Başkanlığa bir yazılı müracaatınızı alalım efendim.

Komisyon ve Hükümet yerlerini aldılar.

9 uncu madde üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına Sayın Saffet Arıkan Bedük; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Tasarının 9 uncu maddesi -eski haliyle 10 uncu maddesi- üzerinde, Doğru Yol Partisinin görüşlerini sunmak üzere huzurlarınızdayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, dünya, bilimsel ve teknolojik bakımdan büyük bir değişimin ve gelişimin içerisindedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, köklü bir devlettir. Tarihî ve kültürel zenginliği ve kökü itibariyle, oturuşmuş, yerleşmiş bir devlettir. Bu devletin; yani, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ileri ülkelerle yarışabilmesi için, mutlak suretle, yetişmiş insangücünü çağın şartlarına göre hazırlama mecburiyeti de vardır. Bu itibarla, istihdam politikasında, dünya şartlarına göre, bilim ve teknolojiyi takip edebilecek ehliyette ve kabiliyette insan yetiştirmenin fevkalade büyük bir önemi vardır.

Bu anlayıştan hareket etmek suretiyle, bir taraftan, millî eğitim politikalarını ve müfredatını yeniden gözden geçirmeye ihtiyaç olduğu gibi, bir taraftan da, ileri ülkelerdeki ilkeleri, prensipleri ve uygulamaları takip ederek, kendi ülkemizde de uygulamanın şartlarını hazırlamak mecburiyetindeyiz.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Demokrasi, Türk Milleti için vazgeçilmez önemli bir rejimdir. Demokrasiyi, bazı konularda var, bazı konularda yok anlayışı, hiçbir ileri ülkede karşılaşılmayacak hususlardır. Dolayısıyla, yaşantı itibariyle Türk insanının vazgeçemeyeceği bir rejim varsa, o da, demokrasidir. Bugün Türkiye'de mücadelesi verilen önemli konu, demokrasi mücadelesidir. Bu demokrasi mücadelesi içerisinde, insanlarımızın ve milletimizin üzerinde durduğu konu, Millî Eğitimde de demokratlık ve onun mutlak surette halkımızın, vatandaşımızın istediği manada gerçekleştirilmesini sağlayabilmektir. Demokrasi, bir uzlaşma rejimidir; demokrasi, uzlaşma rejimi olduğuna göre ve her konuda da demokrasiye önem verilmesi gerektiğine göre, halkın benimsemediği, halkın katmanlarının bir uzlaşma ortamı içerisinde kabul etmediği bir sistemi ve getireceğiniz yeniliği devam ettirmeniz mümkün değildir. Siyasî istikrarsızlık ve özellikle idarede getireceğiniz yenilikler eğer bir istikrarsızlık çerçevesi içerisinde konulur ve bir dayatma, bir zorlama, bir sorun olarak, özellikle uygulama noktasına götürürseniz, o takdirde, Türk Milletinin benimsemediği böylesine bir yeniliğin çok kısa zaman içerisinde kalkması da mukadder olacaktır.

İşte, bizim, Doğru Yol Partisi olarak, bu tasarının görüşülmesinden itibaren üzerinde durduğumuz nokta budur. Biz, Doğru Yol Partisi olarak, zorunlu eğitime evet diyoruz, zorunlu eğitimin süresini 8 yıl da değil, 11 yıla çıkarmak gerektiğini ifade ediyoruz; fakat, üzerinde durduğumuz nokta, yönlendirmenin, mutlaka ileri ülkelerde uygulandığı şekliyle de, bu zorunlu eğitimin içerisinde olması gerekir.

Bakın, Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, özellikle zorunlu eğitimi yönlendirmeli olarak kabul etmiştir. 53 üncü Hükümetin Programını inceleyin, orada da, zorunlu eğitimin 8 yıl; ancak, yönlendirmeli ve kademeli olarak uygulanması istenmiştir. Burada istememenin sebebi nedir? Özellikle, kırsal alan dahil olmak üzere birkısım bölgelerimizde, ilçelerimizde ve beldelerimizde öğretmen eksikliği vardır, fizikî eksiklik vardır, mekân eksikliği vardır; onun için, biz, kalkıp da, burada bu uygulamayı tam manasıyla uygulatamayız, gerçekleştiremeyiz.

Biz, diyoruz ki, 8 yıllık zorunlu eğitim yaparken, bunu, belli bir yaştan sonra yönlendirmemiz gerekir. Getirilen bu yenilikle ne olacaktır; getirilen bu yenilikle, özellikle anadolu liselerinin orta kısımları kapanacaktır, yabancı dil eğitimi yapacak olan okulların orta kısımları kapanacaktır, teknik liselerin orta kısımları kapanacaktır, sanat okullarının orta kısımları kapanacaktır, güzel sanatların orta kısımları kapanacaktır, spor okullarının orta kısımları kapanacaktır; ister müzik dalında, ister resim dalında, ister dinî alanda eğitim yapan bütün okulların orta kısımları kapanacaktır.

8 yıl okuyacak, daha sonra ne olacak; o 8 yıl okuyanlar, gelecekler lise kapılarına dayanacaklar, liseyi bulamayacaklar. Fakir vatandaşlarımızın, kırsal alanda yaşayan vatandaşlarımızın çocukları okuyamayacak; öğretmen bulamayacak ve bütün bu şartlara rağmen, bu çocuklarımız, bu eğitimi 8 yıl almak suretiyle, yönlendirilmeden yetiştirilmiş olacaktır.

Biz, diyoruz ki, bu 8 yıllık eğitim süresi içerisinde belli bir çağdan sonra; yani, dört yıldan sonra, beş yıldan sonra -özellikle konuları itibariyle söylüyoruz- eğer yönlendirirseniz, o takdirde, kendi beldelerinde, kendi bölgelerinde ara insan kademesi diye bahsettiğimiz manada o çocukların yetiştirilmesini sağlamış olursunuz ve o ailelere bir katkı sağlamış olursunuz; hatta, kendi ailesi için gerekli olan birkısım dallarda -ister elektrik, ister sanat, ister başka dallarda olsun- yetişmelerini de sağlamış olursunuz; ama, ille de din eğitimi yapan bir okulun orta kısmını kapatacağız diye, bütün sanat okullarının, güzel sanatların, meslekî okulların hepsinin orta kısımlarını kapatırsanız, o zaman, dünya standartlarını yakalayamazsınız ve o takdirde de, gençlerimizin, çocuklarımızın, diğer ileri ülkelerin çocuklarına nazaran üç yıl, dört yıl gibi bir geriden gelme şeklinde bir yetiştirme politikasını da, maalesef, bu ülkeye bela etmiş oluruz.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, ben, özellikle sizlere bunu hatırlatırken, bu okullar kapanıyor, bu okulların kapanmasının getirdiği sıkıntılar olacak, ülkemizin beklediği birkısım ara insan kademesinde eksiklikler olacak, üniversite kapılarına daha fazla insan gelecek, giremeyecek, yetişmemiş insan gelecek, problem olacak ve bir kaos yaratılmış olacak; yetmiş yılı aşkın bir sürede uygulanmış olan bir eğitim müfredat programını, maalesef, bir tarafa atmış olacaksınız.

Biz diyoruz ki: "Çağdaş eğitimi mutlaka uygulayalım, ileri ülkelerdeki çağdaş eğitim neyse onu getirelim, uygulayalım; bizim çocuklarımızı da ileri ülkeler seviyesine getirebilecek onların politikalarını, onların tespit etmiş oldukları ilkeler çerçevesinde biz de uygulayalım." Biz, çağdaş eğitimden yanayız, biz zorunlu eğitimden yanayız, biz 8 yıl zorunlu eğitimi mutlak surette kabul ediyoruz, mekânda birliğin, programdaki tekliğin, ülkede, özellikle, tek tip insan yetiştirmeye yönelteceği inancını taşıyoruz; onun için diyoruz ki, yönlendirme gerekir. Yönlendirmeyi yaparsanız, ileri ülkelerdeki uygulamayı sağlamış olursunuz ve ülkenin beklediği standartta insanların yetişmesini temin etmiş olursunuz; ama, onu yapmazsanız, ne olur? O zaman, işte, birikintiler olur; sadece, ilköğretimi bitirmiş, 8 yıllık okulu bitirmiş, sadece, tek tip bir insan yetiştirmeye neden olmuş olursunuz.

Değerli arkadaşlar, bütün bunlara karşın şunu hatırlatmak istiyorum: Bakın, 1971 yılında, Nihat Erim Hükümeti zamanında bu değişiklik getirilmiş "zorunlu eğitim 8 yıldır" denmiş; ilkokul getirilmiş ve arkasından ortaöğretim getirilmiş ve 8 yılın zorunlu eğitim olması kabul edilmiş; ancak, 222 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesiyle, 9 uncu maddesiyle, 1739 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi, 1973 yılında, o zamanki Cumhuriyet Halk Partisi, şu anda Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Sayın Ecevit'in Başbakanlığı zamanında, Millî Selamet Partisiyle koalisyon sırasında bu uygulanmamış; neden uygulanmamış; çünkü, Türkiye gerçeklerine uygun olmadığı değerlendirilmiş de onun için uygulanmamış. Eğer, başka türlü dersek, o zaman, eğitim politikasıyla ilgili yanlış değerlendirmelerin hem geçmişte hem de şimdi yapıldığını kabul etmiş olacağız.

Değerli arkadaşlar, 1983 yılında 12 Eylül yönetimi de keza aynı şekilde bir yenilik getirmiş ve yine aynı standartları kabul etmiş, hatta bir de üniversiteye girme imkânı da sağlanmış. Bütün şartlara karşın...

BAŞKAN – Sayın Bedük, 1 dakika içinde toparlayınız

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Devamla) – Toparlayacağım efendim.

Değerli arkadaşlar, şunu söylüyoruz: bu geçici maddeleri kaldırmış olsaydık, doğrudan doğruya kaldırmış olsaydık, bu kadar fazla maddeye ihtiyaç kalmadan, Türkiye'de zorunlu eğitimi kabul etmiş olurduk, zorunlu eğitimi otomatikman uygulamaya sokmuş olurduk.

Böylece, bir yanlışlığın yapıldığını, ülkeye bir şey sağlamadan kaos yaratıldığını ve sosyal patlamalara neden olabilecek bir uygulamaya, bir sonuca doğru gittiğimizi üzülerek ifade etmek durumundayım. Halbuki, bu maddeleri doğrudan doğruya kaldırmış olsaydık her şey tamamlanmış olacaktı.

Bu maddeye ret oyu vereceğimizi açıklıyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bedük.

Refah Partisi Grubu adına, Sayın Ahmet Cemil Tunç. (RP sıralarından alkışlar)

RP GRUBU ADINA AHMET CEMİL TUNÇ (Elazığ) – Sayın Başkan, sayın milletvekileri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 9 uncu maddesi üzerinde Refah Partisinin görüşlerini açıklamak üzere huzurunuzdayım; bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Altı ayı aşkın biri süredir kesintisiz 8 yıllık zorunlu eğitimi tartışıyoruz. Hükümet, bunu, bir gece baskınıyla tasarı haline getirerek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne getirdi ve yasalaştırmak için her türlü çabayı gösteriyor. Bunu yaparken de yasalaşırsa ne getirir, ne götürür, hesabını yaptığı kanaatinde değilim. Reform yapıyorum iddiasıyla Türk eğitim sistemini allak bullak ettiğinin, öyle zannediyorum ki, farkında bile değildir. Malum bazı çevrelerin kendilerine dayattığı bu yasayı, ne yazık ki, Hükümet de halka dayatıyor. Bilinmelidir ki, ben yaparım olur anlayışı artık geride kalmıştır, halka rağmen bir şey yapmak mümkün değildir; çoğunluğunuza dayanarak yaparsanız halkın karşısına çıkamazsınız, halk sizden yaptıklarınızın hesabını sorar ve siz de verecek cevap bulamazsınız. (RP sıralarından alkışlar)

8 yıllık zorunlu eğitime kimse karşı çıkmıyor, çıkmak zaten mümkün değil. Hatta, bize sorarsanız, 11 yıl olsun, her çocuğumuz 11 yıl mecburî okusun; ancak, bu çocuklarımız okurken, meslek seçme hakkına, program seçme hakkına, okul seçme hakkına sahip olsunlar. Zaten, şu andaki düzenlemede çocuklarımızın bu hakkı vardır; yeni tasarıyla, bu hak çocuklarımızdan alınıyor. Yani, bu tasarı, kazanılmış bu hakları geri almaktan, gaspetmekten başka bir işe yaramıyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; imam - hatipleri kapatma fobisi pahasına, meslek eğitimini katleden, sanat eğitimini ortadan kaldıran, yabancı dil eğitimini bitiren bu tasarıyı kanunlaştırmanın bilimsel izahını kim yapacak? Birileri savunsa bile, buna kim inanacak? "Biz reform yapıyoruz; bu, cumhuriyet tarihinin en büyük reformudur" diyorsunuz; ama, buna siz de inanmıyorusunuz; çünkü, reform, gece yarısı görüşme ve dayatmalarıyla olmaz.

Sizler, 1995 seçimlerinde halkın karşısına çıkıyorsunuz, programınızı halka takdim ediyorsunuz, programınızda kesintisiz 8 yıl eğitim yok; Abant'ta kampa giriyorsunuz, 2000'li yılların programını hazırlıyorsunuz, yine kesintisiz 8 yıl eğitim yok; hükümet oluyorsunuz, Hükümet Programınızda kesintisiz 8 yıl eğitim yok; Meclise milletvekili arkadaşlarınız teklif veriyor, yine yok. Hükümete getiriliyorsunuz; galiba, rüyanızda kesintisiz 8 yıl eğitimini birileri size fısıldıyor; siz de, uyayınca, bu bir reformdur diye Meclise getiriyorsunuz.

Muhterem arkadaşlar, reform böyle olmaz, dayatmayla olmaz; reformlar yapılır, ama, halkla beraber yapılır. (RP sıralarından alkışlar) Siz, halkı bırakmışsınız, Cumhuriyet Halk Partisinin, Demokratik Sol Partinin malum dayatmalarını "reform" kelimesiyle kamufle etmeye çalışıyorsunuz; ama, buna, kimseyi inandıramazsınız.

Ve yine, sizler, farklılıklara tahammül edemiyorsunuz. Sayın Başbakan, çıkıyor, bu tasarının aleyhinde bulunanları -çok affedersiniz- yarasaya benzetiyor; Hükümetin bir sayın bakanı "buna kim karşı çıkarsa başlarına Türkiye'yi yıkarız" diyor; bir başkası kalkıyor "bu okullarda Vehhabîler, Arap milliyetçileri yetişiyor" diyor. Peki, bir Hükümet böyle davranırsa, halkına bu gözle bakarsa, mevcut olduğu farz edilen gerginliği nasıl ortadan kaldıracak, iç barışı nasıl hâkim kılacak bu ülkede?! (RP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, maksat 8 yıl okumaksa -ilkokullarda okullaşma oranı yüzde 90, ortaokullarda okullaşma oranı yüzde 68'ler civarında- mevcut sistemi biraz daha ıslah ederek, biraz daha destekleyerek, aksayan yönlerini çalıştırmak suretiyle, hem çok daha kısa bir zamanda hem çok daha ekonomik, en önemlisi de bir konsensüs, bir millî mutabakat halinde 8 yıl eğitimi gerçekleştirmiş oluruz. Bunu yaparken de, isteyen çocuklarımız yabancı dil eğitimini alabilecek, isteyen çocuklarımız meslek eğitimini alabilecek, isteyen çocuklarımız sanat eğitimini alabilecek, isteyen çocuklarımız din eğitimini alabilecek, yine isteyen çocuklarımız çıraklık eğitimini alabileceklerdir. Gürültüsüz, patırtısız, çocuklarımıza 8 yıl eğitim verme olanağımız varken, bu davranışınızı anlamakta güçlük çektiğimi ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, aslında, bu davranışı anlamakta öyle fazla güçlük çekildiği kanaatinde de değilim; çünkü, bu tasarının çok sebebi var; ama, çok bariz iki sebebini söylemek istiyorum: Bunlardan bir tanesi, Anadolu insanının, fakir, yoksul halkın çocuklarının yönetime katılımını engellemek; ikincisi de, imam-hatip okullarının orta kısımlarını kapatarak, imam-hatip liselerinin kaynağını kurutmak, imam-hatip liselerini de meslek liselerine dönüştürüp, ilahiyat fakültelerinin dışında diğer fakültelere girmelerini engellemektir. Böylece, Türk solunun hep söyleyip bir türlü elde edemediği netice, ne yazık ki, Anavatan Partisinin sırtından gerçekleşmiş olacaktır.

Şimdi, muhterem arkadaşlar, nüfusumuzun yüzde 40'ı köylerde yaşıyor. Büyük şehirlerimizin varoşları da, bazı ilçelerimiz de köylerden farksızdır. Köylerimizin az bir kısmı hariç, diğerlerinde, birleştirilmiş sınıflarda eğitim yapılıyor. Çoğu köylerimizde, 100-200 öğrenciyi bir öğretmen okutuyor, beş sınıf da aynı derslikte eğitim görüyor. Doğu ve güneydoğuda, çeşitli nedenlerden dolayı, 6 200 okulumuz kapalı, 300 bin öğrencimiz okula gitme imkânı bulamıyor; çeşitli nedenlerden dolayı, köylere öğretmen gönderemiyoruz.

Şimdi, siz, bu şartlarda, hangi hakla, köyde okuyan bir öğrenciyi 8 yıl bir sınıfa, bir öğretmene mahkûm edeceksiniz? Köylerimizin ekonomik ve sosyal altyapısını tamamlamadan, branş öğretmenini nereden bulacaksınız; bulsanız bile, bu şartlarda, köye nasıl göndereceksiniz? Mevcut sistemde, köyde okuyan ve "ah, şu 5 sene bir bitse de şehre gitsem, doğru dürüst Türkçeyi öğrensem" diyen çocukları, 8 yıl köye, nasıl, hangi hakla mahkûm edeceksiniz (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) ve bu öğrenciyi, 8 yılın sonunda, bir şehir lisesinde, şehirde okuyan öğrencilerle aynı sınıfta kaynaştıracak ve başarı bekleyeceksiniz. Bugün, ilkokul 5 inci sınıfta okuyan parlak zekâlı köy çocuklarının, anadolu liseleri sınavlarına girmek suretiyle anadolu liselerinde eğitim görme imkânı varken, yoksul ailelerin elinden, köyde okuyan çocukların elinden bu imkânı alıyorsunuz; dolayısıyla, zeki çocukların elinden, kaliteli okullara gitme imkânını alıyorsunuz. 8 yıl kesintisiz diye, köyde, çocuğu, eğitimsizliğe terk ediyorsunuz; dolayısıyla, üniversite kapılarını, bu yoksul halkın çocuklarına kapatıyorsunuz. Çocuklarının kaliteli eğitim almasına imkân vermediğiniz yoksul halk yığınlarının yönetime katılmasını da, bu şekilde, belki fark etmeden engellemiş oluyorsunuz.

Muhterem arkadaşlarım, bu tasarının getireceği bu ağır sorumluluğu hiçbir omuz taşıyamaz; bu tasarının getireceği vebali kimse yüklenemez; yine, bu tasarının getireceği siyasî faturayı kimse ödeyemez.

Değerli arkadaşlarım, Anayasanın 24 üncü maddesine göre, din eğitim ve öğretimi, devletin denetim ve gözetimi altında yapılır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Cemil Tunç, 1 dakika içinde tamamlayalım.

AHMET CEMİL TUNÇ (Devamla) – Devlet, din eğitimini almak isteyen öğrencilere eğitim vermek zorundadır. Değerli arkadaşlarım, hal böyle iken, bu tasarıyla, din eğitimini örgün eğitimin içinden çıkarmış oluyoruz. Ben şimdi sormak istiyorum: Bu düzenlemeyle imam–hatip liselerinin orta kısmı kapatılıyor mu, kapatılmıyor mu? (RP sıralarından "kapatılıyor" sesleri)

İktidar partilerinin sözcüleri, kalkıyorlar "kim imam–hatip okullarının kapatılacağını söylüyorsa, yalan söylüyor" diyorlar.

TUNCAY KARAYTUĞ (Adana) – Anlamamışsın, imam - hatip liseleri kapatılmıyor.

AHMET CEMİL TUNÇ (Devamla) – Şimdi, ben, sizden cevap bekliyorum. Bu tasarıyla imam–hatip liselerinin orta kısmı kapatılıyor mu, kapatılmıyor mu? (DSP ve CHP sıralarından "kapatılmıyor" sesleri) Kapatılmıyor bile deseniz, yarın, çocuğunun elinden tutup okula götüren adam, kaydını yaptıramadığı zaman kimin yalan söylediğini çok kolay anlayabilecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tunç.

AHMET CEMİL TUNÇ (Devamla) – Tasarının, buna rağmen, hayırlı olmasını diliyor; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Gruplar adına başka söz talebi?.. Yok.

Şahsı adına, Sayın Yakup Hatipoğlu; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

YAKUP HATİPOĞLU (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 8 Yıllık Kesintisiz Eğitim Kanunu Tasarısının 10 uncu maddesi hakkında görüşlerimi arz etmek üzere söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Önce, şunu arz etmek istiyorum: Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan tartışmalar gösterdi ki, 8 Yıllık Kesintisiz Eğitim Yasa Tasarısının meşru bir zemini yoktur. Meşru olmayan bir kanun tasarısını Mecliste müzakere etmek, Meclisin saygınlığına gölge düşürür; çünkü, hem Anayasaya hem de Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planına aykırıdır. Ayrıca, bu tasarının Millî Eğitim Komisyonunda değil de Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesi, açık bir hatadır. Plan ve Bütçe Komisyonunun böyle zorlama ve dayatmaya alet edilmesinin, Komisyonu küçük düşürdüğü kanaatini taşıyorum. Genel Kurulda müzakere edilmesi de, hiçbir zaman, bu Meclisin mehabetine yakışamaz.

Bu kanun tasarısı, 1950 öncesinde, halkımıza tahakküm eden, dinî inançlarını imha etmek üzere her türlü programı uygulayan ve bu uygulamaları bizzat yaşadığım dikta döneminin eseridir. (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; CHP sıralarından gürültüler)

Bu dönemde camilerimiz kapatılmış, Kur'an-ı Kerim öğretimi yasaklanmış (CHP sıralarından "yalancı" sesleri) zaman zaman evlere güvenlik güçleri tarafından baskınlar yapılmış... (CHP sıralarından "yalancı" sesleri)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sükûnetle dinleyelim.

YAKUP HATİPOĞLU (Devamla) – ...mahallelerde Kur'an dersi verenler karakollara götürülmüş (CHP sıralarından "yalancı" sesleri) bayram namazlarında Arapça tekbir getirenler sorgulamaya alınmış. (CHP sıralarından "yalancı" sesleri)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen...

YAKUP HATİPOĞLU (Devamla) – Yalan değildir. Bizzat ispat ederim bunları, size ispat ederim. Yalanı yok bu işin!..

BAŞKAN – Sayın Hatipoğlu, siz Genel Kurula konuşun lütfen.

YAKUP HATİPOĞLU (Devamla) – Sataşmasınlar Sayın Başkan.

Bayram namazlarında Arapça tekbir getirenler sorgulamaya tabi tutulmuş, laiklik adına din düşmanlığı yapılmış, böylelikle dinsiz bir toplum ve Sayın Cumhurbaşkanının dediği gibi, tek tip insan yetiştirme gayreti içerisine girilmiştir. (RP sıralarından alkışlar)

Halbuki, Allah bile insanları çeşitli renk ve biçimlerde yaratmış, çeşitli dilleri vermiş. Tabiî olarak, insanlar birbirlerinden kabiliyet, düşünce ve inanç bakımından farklıdırlar. Demokratik toplumlarda tek tip insan yetiştirme düşüncesi, demokrasinin de ruhuna aykırıdır. (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Genel Kurulda görüşülmekte olan 8 yıllık zorunlu eğitim yasa tasarısının dayatmayla, zorlamayla hazırlandığı, gerekçesinden de anlaşılmıştır. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar[!]) Tasarı ve gerekçesi, ülkemiz gerçeklerinden uzak ve aceleyle hazırlanmıştır. Aceleye getirilen kanun tasarısında, millî eğitimi genelde ve temelden etkileyecek, ülkemizin gerçeklerini çağdaş eğitim standartlarına çekecek ve öğrencilerimizin en temel ihtiyaçlarına cevap verecek düzenlemelere yer verilmemiştir.

Kanunlar sosyal yapıya ve hukuk sosyolojisi kurallarına uygun olarak hazırlanırsa, ancak geniş halk kitlelerinin tasvibine mazhar olabilir. Onun için, bu halk bunu kabul etmiyor; sesini çıkarmak istiyor, ağzını kapatıyorlar; miting yapmak istiyor, izin vermiyorlar. Bu nasıl demokrasi, bu nasıl insan hakları denilemez mi? (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar [!])

Kanun tasarısı hazırlanırken, ilköğretimde ihtiyaç duyulacak dersliklerin tamamlanması için gerekli olan kaynak -inşaat mühendisinin, ziraat mühendisinin, avukatın öğretmen yapıldığı dikkate alınarak- yapılması gereken hazırlıklar...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Hatipoğlu, lütfen toparlayalım...

YAKUP HATİPOĞLU (Devamla) – ... anadolu liselerinin ve teknik liselerin orta kısımlarındaki eğitimin ve çıraklık eğitiminin nasıl sağlanacağı; finans sorununun, hayalî değil de, gerçekçi bir şekilde nasıl sağlanacağı hususunda tatmin edici değildir.

Aziz milletvekilleri, bu Hükümetin parası varsa, bütçesi müsaitse güneydoğuya götürsün, güneydoğuya!.. (RP sıralarından alkışlar) Güneydoğuda, açlıkla, sefaletle, cehaletle baş başa kalmış o insanları nasıl böyle bırakırsınız; nasıl böyle bir eğitim sistemini getirirsiniz?!. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar [!]) Nasıl bir kafayla onları sarf edersiniz?!. Vicdanınız sızlamaz mı?!. O insanları orada perişan bırakacaksınız; ondan sonra, ille de bu eğitim sistemini getireceksiniz.

Ayrıca, din eğitimiyle ilgili şu sorular sorulmamıştır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Hatipoğlu, teşekkür ediyorum.

YAKUP HATİPOĞLU (Devamla) – Din eğitimi, bu toplum için...

BAŞKAN – Sayın Hatipoğlu, teşekkür ediyorum efendim; süreniz bitti.

YAKUP HATİPOĞLU (Devamla) – ... kişilik gelişmesinde din eğitiminin önemi, örgün eğitim boyutu ve yaygın eğitim boyutu...

BAŞKAN – Sayın Hatipoğlu, teşekkür ediyorum.

YAKUP HATİPOĞLU (Devamla) – Değerli kardeşlerim, içim dolu, 5 dakika içinde anlatamıyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar, CHP sıralarından alkışlar[!])

BAŞKAN – Sayın Komisyon, söz talebiniz var mı efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Yok efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY(Ankara) – Yok efendim.

BAŞKAN – Madde üzerinde, şahsı adına son konuşma Sayın Cemalettin Lafçı'nın.

Buyurun Sayın Lafçı. (RP sıralarından alkışlar)

CEMALETTİN LAFÇI (Amasya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Yüce Mecliste görüşülmekte olan 8 Yıllık Kesintisiz Eğitim Tasarısının 10 uncu maddesi üzerinde, şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, cumhuriyetin başlangıcından günümüze kadar, din eğitimi ve öğretiminin geçirdiği merhaleler incelenecek olursa, genelde, birkısım idareci ve siyasîlerin, devlet için bir tehlike olacağı zannıyla, din ve din eğitimine şüpheyle baktıkları görülmüştür. Bunun için, anayasal bir hak olan din ve vicdan hürriyetini, bu hürriyetlerin doğal sonucu olan hakların kullanılmasını ya engellemek ya da yozlaştırmak için, bir dizi uygulamalara gitmişlerdir. Şunu belirtmemiz gerekiyor ki, din eğitimi konusundaki bu olumsuz tavrı besleyen kuşkunun altında, geniş çapta, İslam hakkındaki bilgisizlik, cehalet, kısmen bilinçli olarak sürdürülen İslam düşmanlığı, buna bağlı olarak da, başta laiklik olmak üzere, bazı kavramların yanlış algılanıp, uygulanması vardır.

Değerli milletvekilleri, siyaset, var olduğu tespit edilmiş sorunlara çare üretme sanatıdır. Milletin sorun olarak algılamadığı, memnun olduğu, huzur duyduğu hususları, siyasîler, sistem veya birileri, problem olarak görüyorlarsa, orada düşünmek lazımdır. 55 inci Hükümet, görüşmekte olduğumuz bu tasarıyla, halen yürütülmekte olan din eğitimini ve özellikle imam-hatip okullarını bir siyasî sorun olarak ele almıştır; üstelik, imam-hatip okullarının kapatılmayacağını, Kur'an kurslarının kapatılmayacağını, milletin gözünün içine baka baka söyleyerek... Tasarının gerekçe bölümüne göz atılacak olursa, asıl hedefin, imam-hatip okulları, Kur'an kursları ve hafızlık müesseselerinin kapatılması olduğu görülecektir.

Sayın milletvekilleri, siyaset tarihi, düşünürlere, edebiyatçılara ve kalem ehline, bazen ve çok ender olarak, muhtevası kötü ve fakat çeşidi zengin bir malzeme üretir. İşte, Sayın Başbakan, şu anda, böyle bir malzemenin gönüllü bir figüranıdır. Henüz mürekkebinin kurumadığı 53 üncü Hükümet Programının müzakeresinde, Sayın Başbakan, kademeli 5+3 formüllü eğitimi savunuyordu.

Şimdi, soruyorum: Sayın Başbakan, Türkiye'de neler değişti veya beyninizden neler geçti, hangi büyük elektrik akımına maruz kaldınız ki, millete hakaret edercesine, böyle bir değişikliği savunma ihtiyacı duydunuz? İnanıyoruz ki, bu değişikliğin tek sonucu, Sayın Başbakan Yılmaz'ın demokrat kişiliğinin, kimliğinin, artık, erozyondan iflasa doğru hızla yol aldığı gerçeğidir.

Değerli milletvekilleri, bu tasarı, sistemin belli bir bölümünün, demokrasiye, özgürlüğe ve Anadolu insanının okuyup, yükselmesi hedefine karşı örmeye çalıştığı Çin Seddidir; ancak, bu millet, bu seddi ördürmeyecektir, bu seddin sunî mimarlarını güldürmeyecektir, hak edenlere de, en kısa zamanda, gülle gibi şamarını indirecektir. (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Sözün özü, bu tasarının, milletimize huzursuzluktan başka verecek bir şeyi olmadığını ifade ediyor, bu duygu ve düşüncelerle hepinize saygılar sunuyorum,

Teşekkür ederim. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Lafçı.

Madde üzerinde konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi, soruların işlemine başlıyoruz.

5 dakika süreyle, Sayın Bakana yöneltilen soruları okutuyorum:

Yozgat Milletvekili Abdullah Örnek'in Sorusu:

Sayın Başkanım, 4 üncü maddeyle iptal edilen din eğitimi, öğretimi için bir boşluk oluştu. Bu kaosu nasıl karşılıyorsunuz?

Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün'ün Sorusu:

İlk ve ortaokul çağındaki çocukların fizikî, sosyal, psikolojik ve erginlik gelişimleri birbirinden farklı olduğundan, bu iki farklı çağ grubunun bir çatı altında eğitim ve öğretim yapmaları sakıncalı değil midir?

8 yıllık zorunlu eğitimin kesintisiz olarak aynı çatı altında tek tip programla sürdürülmesi, yaş ve çağ bakımından öğrencileri bıktırma, usandırma ve caydırma açısından sakıncalı değil midir?

Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç'ın Sorusu:

Bugün, ülke insanlarımız, 5 yıllık zorunlu eğitimi layıkıyla vermeye elverişli değilken, hangi imkânlarla 8 yıllık eğitimi gerçekleştireceğiz? Özellikle, bütçe açıklarını, israfları, faizleri ve enflasyonu yıllarca azdıran malum zihniyet, bunu nasıl yapacak? Ayrıca, biz RP olarak, eğitimin süresinin uzunluğuna karşı değiliz, daha fazlasının da istiyoruz.

Saygılarımla.

Konya Milletvekili Remzi Çetin'in Sorusu:

Sayın Bakanım, öğrencilerimizin mümeyyiz özelliklerini tespit etmek çok önemlidir. Bunu nasıl yapacağız? Bir formül verebilir misiniz?

Konya Milletvekili Hüseyin Arı'nın Sorusu:

Bu projeyle -temel eğitimde din eğitimini yok eden- ülke insanını dinden yoksun hale getirmeyi amaçlıyorsunuz. Halbuki, Atatürk "din zorunlu bir müessesedir, dinsiz milletlerin devamı imkânsızdır" demektedir. Bu tasarıyla, Atatürk, istismar edilmiyor mu?

Erzurum Milletvekili Aslan Polat'ın Sorusu:

Doğuda, terör sebebiyle kapalı olan okulların yörelerinde terör tehlikesi devam ettiğine göre, buradaki çocukları nasıl taşımalı eğitimle okutacaksınız? Yoksa, buradaki öğrencileri en yakın emniyetli bölgelerdeki yatılı okullara taşımayı düşünüyor musunuz?

Gaziantep Milletvekili Bedri İncetahtacı'nın Sorusu:

Tasarı için toplanan finansmanın hangi şartlar altında ihaleler için kullanılacağını öğrenmemiz mümkün müdür? Yeni bina inşası yerine, mevcut binaların satın alınma yolunu düşünüyor musunuz?

Gaziantep Milletvekili Bedri İncetahtacı'nın bir başka sorusu:

Tasarının kanunlaşmasıyla taşımalı öğrenci sayısında bir artış meydana gelecektir. Bu artışı nasıl telafi edeceksiniz?

Gaziantep Milletvekili Bedri İncetahtacı'nın bir başka sorusu:

Altı kez tevcih ettiğim verimlilik analiz raporunun varlığı hakkında henüz bir cevap alamadım. Bu sualdeki ısrarımın sebebi, son İngiltere'deki eğitim reformunun başarısının yaptıkları ve bu verimlilik analizinden kaynaklandığını biliyoruz. En azından, İngiltere'nin yaptığı analiz raporunu inceleme ihtiyacı hissettiniz mi?

Rize Milletvekili Şevki Yılmaz'ın Sorusu:

Ülkemiz genelinde ortaöğrenime ilgi oranı yüzde 70 olduğu ifade edilmektedir; yüzde 30'luk bölüm de enflasyon faciasının kurbanları olan, ezilen, sömürülen halkımızdır.

1. Ülke genelinde yaygınlaştırılması istenen zorunlu eğitim, yapılan zam ve vergilerle nasıl gerçekleştirilecektir? Fakiri daha fakir yapan ek zam ve vergiler -yüzde 30'luk- tahsil yapmayan kesimi daha da mağdur etmeyecek midir? Yüzde 100'lük temel eğitim hedefine nasıl ulaşacaksınız?

2. Zorunlu 8 yıllık temel eğitim bahanesiyle halkımızdan alınmak istenen vergi ve zamlarla, Hükümet, kuruluşlarında en büyük rolü üstlenen rantiyeci birkısım medya patronlarına diyet mi ödeyecektir?

3. 8 yıllık temel eğitim için para bulamadığınızı iddia ederken, birkısım medya patronlarının milyarlarca vergi affını niçin sağladınız?

Rize Milletvekili Şevki Yılmaz'ın Sorusu:

Sayın Bakanım, konuşmalarında, imam-hatip lisesi mezunlarının ilahiyat yüksekokuluna ve ilahiyat fakültelerine imtihansız alınacağı izlenimini aldım.

1. Önümüzdeki yıl, imam-hatip lisesi mezunları, ÖSYM imtihanlarına alınacak mı?

2. İmam-hatip lisesi mezunlarının alan uygulamasına geçeceği haberleri doğru mudur?

3. 12 Eylül öncesi üniversitelerimizdeki evlatlarımızın teröre alet olması neticesi halkımızı bizar eden terör olayları, bugün, üniversitelerimizde, Allah'a şükür, görülmemektedir. Üniversitelerimizde bugünkü huzur ve barış ortamının meydana gelmesinde imam-hatip lisesi mezunlarının yapıcı, barışçı, kucaklayıcı rolünü kabul ediyor musunuz? Yoksa, barış ve huzurdan rahatsız mısınız?

4. Kur'an kurslarında okuyan talebelerin 12 yaşından sonra Kur'an'ı Kerim ezberleme hak ve hürriyetlerini kısıtlamaya hangi insan hak ve hürriyetleriyle bağdaştırabiliyorsunuz?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Soruların süresi doldu.

Sayın Bakan, buyurun.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli üyeler; ilkokul çağındaki çocuklar ile ortaokul çağındaki çocukların aynı çatı altında birleştirilmesinin sakıncalarını ileri sürüyor arkadaşlarımız. Oysa, bu çağ nüfusu, birbirine son derece yakındır. Buna karşılık, 12-14 yaşı 15-18 yaşın yanına koymak, aslında, beraberinde sakıncalar getirebilir. Unutmayalım ki, bu tür uygulamalar birçok ülkede de yapılmakta ve çocukların gelişim çağındaki uyumları da izlenmektedir. Daha önce de açıklamıştım. Birçok ülkede, aynı çatı altında toplanamamanın verdiği sorunları aşabilmek için, 5 sınıflı veya 6 sınıflı olan okulların öğrencileri, üst sınıflarla uyum sağlayabilmek için, haftada en az bir veya iki defa o okullara gidip, götürülüp, oradaki atmosferi solumaları ve oradaki öğretim tarzlarıyla uyum sağlamaları için, yıllardır çalışmalar yapılagelmektedir Dolayısıyla, bu yaş gruplarının bir araya gelmesinde hiçbir sakınca yoktur.

Çocuklarımızın mümeyyiz vasıflarının tespiti konusunu da komisyonda defaatle anlattım ve zannediyorum, burada da bir kez bahsettim. Öğrencilerimiz ilköğretime başladığı birinci sınıftan itibaren, rehber öğretmenler tarafından, her bir öğrenci için bir gelişim defteri tutulur. Burada, öğrencinin davranışları, farklı derslerde gösterdiği performans izlenir ve not alınır. Bir sınıf öğretmeni tarafından kaç sınıf götürülüyorsa oraya kadar taşınır. Ondan sonra, diğer öğretmenlerin de, özellikle 6, 7 ve 8 inci sınıfta gözlemlerine alınır. 8 yıllık eğitim de bu şekilde tamamlandıktan sonra -ki, halen de bu böyle uygulanmaktadır- liseye devam edecek öğrencilerin bu defterleri lise öğretmelerine de devredilmek suretiyle, lise bitene değin, öğrencinin 6 yaşından 18 yaşına kadar gösterdiği bütün gelişimler izlenir. Bu, hem öğretmenler için -aşama aşama değiştikçe- hem aileler hem de çocuk için, gelişim ve yönelmeleri bakımından en çok yardımcı olan unsurdur. O nedenle, bütün bunlar, eğitim sistemimize yerleşmiş ve yararları görülmüş uygulamalardır. Bunlara aynen devam edilecek ve bu çerçevede öğrencilerimizin mümeyyiz vasıfları gözlemlenerek, o alanda gelişmeleri, yönelmeleri sağlanacaktır.

Finansmanın nerede kullanılacağı soruldu. 1 katrilyon liranın üzerinde, finansman maddesinde görüşeceğimiz olanaklar, artı bağışlar yöntemiyle alınacak imkânlar, sınıflıklar ile üçbuçuk yıl süresince yapılacak yatılı ilköğretim bölge okullarının finansmanında, bu okullarda yeterli sayıda bilgisayar, video ve benzeri teknolojinin kullanılmasında, taşıma ücretlerinin karşılanmasında kullanılacak; ek olarak, sınıfların bir sınıfa 30 öğrenci düşmesi sağlanıncaya kadar göreve alınacak öğretmelerin ücretleri de bu hesaplamaların içindedir.

Biraz önce de açıklamıştım bu konuyu; tekrar sorulduğu için tekrar söyleyeyim.

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen, toparlayalım.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Hayhay efendim.

Verimlilik raporları ve verimlilik çalışmaları, yirmibeş yıldır uygulanan okullarımızda gözlemlenen sonuçlardır; buna ilişkin birçok çalışma da vardır . Bu gelişmelerin sonucunda, 18 okul olarak başlayan ilköğretim okulları, 6 400'e yaklaşan sayıya ulaşmıştır. Bu sayılar, tesadüfen değil, yirmibeş yıldır yapılan araştırmalar ve gözlemlemelerin ürünüdür. Biraz önce de açıkladığım gibi, başarı oranları da, ilköğretim okullarında okuyan öğrencilerimizin, diğer okullarla mukayese edildiğinde, yüzde 12'nin üzerinde bir oranla ikinci sırada olduğunu göstermektedir.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Madde üzerinde, biri Anayasaya aykırılık olmak üzere 5 önerge vardır; ancak, önergelerden biri usulüne uygun olarak verilmediğinden, Başkanlığımızca işleme konulamayacaktır.

Önergeleri, geliş sırasına göre okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 9 uncu maddesinin, tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Hasan Çağlayan Mehmet Sıddık Altay Fethullah Erbaş

Çorum Ağrı Van

Şaban Şevli Ersönmez Yarbay Ömer Ekinci

Van Ankara Ankara

Latif Öztek Ahmet Derin Tevhit Karakaya

Samsun Kütahya Erzincan

Yaşar Canbay Ahmet Cemil Tunç Musa Demirci

Malatya Elazığ Sıvas

Mustafa Bayram Osman Hazer Alaattin Sever Aydın

Van Afyon Batman

Nezir Aydın Saffet Benli Nedim İlci

Sakarya İçel Muş

Arif Ahmet Denizolgun Hayrettin Dilekcan Hasan Dikici

Antalya Karabük Kahramanmaraş

Azmi Ateş Zülfükar İzol Muhammet Polat

İstanbul Şanlıurfa Aydın

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener Lütfü Esengün

Konya Sıvas Erzurum

Fikret Karabekmez Sait Açba Nurettin Kaldırımcı

Malatya Afyon Kayseri

Cevat Ayhan Fethi Acar Lütfi Doğan

Sakarya Kastamonu Gümüşhane

Ahmet Doğan Ahmet Çelik Ali Oğuz

Adıyaman Adıyaman İstanbul

Bülent Arınç Bekir Sobacı Abdullah Arslan

Manisa Tokat Tokat

Yakup Budak Sıtkı Cengil Celal Esin

Adana Adana Ağrı

Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları Lütfi Yalman

Ordu İstanbul Konya

Nevzat Yanmaz İsmail Özgün Mehmet Aykaç

Sıvas Balıkesir Çorum

Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş

Giresun Mardin Trabzon

Zeki Ergezen Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata

Bitlis Bitlis Bingöl

Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan Musa Okçu

Bingöl Elazığ Batman

Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi

Elazığ Muş Diyarbakır

Yakup Hatipoğlu Naci Terzi Metin Kalkan

Diyarbakır Erzincan Hatay

Mehmet Sılay Mustafa Köylü Nurettin Aktaş

Hatay Isparta Gaziantep

Mehmet Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu

Gaziantep İstanbul Gaziantep

Hüseyin Kansu Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın

İstanbul Siirt Siirt

Mustafa Kemal Ateş Abdulkadir Öncel Hanefi Çelik

Kilis Şanlıurfa Tokat

Recep Kırış Ahmet Feyzi İnceöz

Kayseri Tokat

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 9 uncu maddesiyle değiştirilen "5.1.1961 tarihli ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentleri" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Sıddık Altay Fethullah Erbaş Şaban Şevli

Ağrı Van Van

Ersönmez Yarbay Ömer Ekinci Latif Öztek

Ankara Ankara Samsun

Ahmet Derin Musa Demirci Yaşar Canbay

Kütahya Sıvas Malatya

Ahmet Cemil Tunç Mustafa Bayram Muhammet Polat

Elazığ Van Aydın

Osman Hazer Tevhit Karakaya Alaattin Sever Aydın

Afyon Erzincan Batman

Nezir Aydın Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun

Sakarya İçel Antalya

Hayrettin Dilekcan Hasan Dikici Azmi Ateş

Karabük Kahramanmaraş İstanbul

Zülfükar İzol Nedim İlci Ömer Vehbi Hatipoğlu

Şanlıurfa Muş Diyarbakır

Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı

Erzurum İstanbul Amasya

Avni Doğan Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı

Kahramanmaraş Kırıkkale Konya

Abdüllatif Şener Lütfü Esengün Fikret Karabekmez

Sıvas Erzurum Malatya

Sait Açba Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan

Afyon Kayseri Sakarya

Fethi Acar Lütfi Doğan Ahmet Doğan

Kastamonu Gümüşhane Adıyaman

Ahmet Çelik Ali Oğuz Bülent Arınç

Adıyaman İstanbul Manisa

Bekir Sobacı Abdullah Arslan Yakup Budak

Tokat Tokat Adana

 

 

Sıtkı Cengil Celal Esin Hüseyin Olgun Akın

Adana Ağrı Ordu

Osman Yumakoğulları Lütfi Yalman İsmail Özgün

İstanbul Konya Balıkesir

Turhan Alçelik Mehmet Aykaç Hüseyin Yıldız Giresun Çorum Mardin

Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen Abdulhaluk Mutlu

Trabzon Bitlis Bitlis

Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan

Bingöl Bingöl Elazığ

Musa Okçu Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız

Batman Elazığ Muş

Seyyit Haşim Haşimi Yakup Hatipoğlu Naci Terzi

Diyarbakır Diyarbakır Erzincan

Süleyman Metin Kalkan Mehmet Sılay Mustafa Köylü

Hatay Hatay Isparta

Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin

Gaziantep Gaziantep İstanbul

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu Memet Emin Aydın

Gaziantep İstanbul Siirt

Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş Abdulkadir Öncel

Siirt Kilis Şanlıurfa

Ahmet Feyzi İnceöz

Tokat

SUAT PAMUKÇU (Bayburt) – Biraz yavaş oku.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen... Sayın Divan Üyesi nasıl okuyacağını kendisi bilir. Lütfen...

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 9 uncu maddesiyle değiştirilen "5.1.1961 tarihli ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun 8 inci maddesi, 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası" ibarelerinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Sıddık Altay Fethullah Erbaş Şaban Şevli

Ağrı Van Van

Ersönmez Yarbay Ömer Ekinci Latif Öztek

Ankara Ankara Samsun

Ahmet Derin Musa Demirci Mustafa Bayram

Kütahya Sıvas Van

Tevhit Karakaya Osman Hazer Alaattin Sever Aydın

Erzincan Afyon Batman

Nezir Aydın Nedim İlci Saffet Benli

Sakarya Muş İçel

Arif Ahmet Denizolgun Hayrettin Dilekcan Hasan Dikici

Antalya Karabük Kahramanmaraş

Azmi Ateş Zülfükar İzol Ahmet Cemil Tunç

İstanbul Şanlıurfa Elazığ

Muhammet Polat Yaşar Canbay Ömer Vehbi Hatipoğlu

Aydın Malatya Diyarbakır

Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı

Erzurum İstanbul Amasya

Avni Doğan Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı

Kahramanmaraş Kırıkkale Konya

Abdüllatif Şener Lütfü Esengün Fikret Karabekmez

Sıvas Erzurum Malatya

Sait Açba Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan

Afyon Kayseri Sakarya

Fethi Acar Lütfi Doğan Ahmet Doğan

Kastamonu Gümüşhane Adıyaman

Ahmet Çelik Ali Oğuz Bülent Arınç

Adıyaman İstanbul Manisa

Bekir Sobacı Abdullah Arslan Yakup Budak

Tokat Tokat Adana

Sıtkı Cengil Celal Esin Hüseyin Olgun Akın

Adana Ağrı Ordu

Osman Yumakoğulları Lütfi Yalman İsmail Özgün

İstanbul Konya Balıkesir

Mehmet Aykaç Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız

Çorum Giresun Mardin

Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen Abdulhaluk Mutlu

Trabzon Bitlis Bitlis

Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan

Bingöl Bingöl Elazığ

Musa Okçu Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız

Batman Elazığ Muş

Seyyit Haşim Haşimi Yakup Hatipoğlu Naci Terzi

Diyarbakır Diyarbakır Erzincan

Metin Kalkan Mehmet Sılay Mustafa Köylü

Hatay Hatay Isparta

Nurettin Aktaş Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin

Gaziantep Gaziantep İstanbul

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Aydın Memet Emin Aydın

Gaziantep İstanbul Siirt

Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş Abdulkadir Öncel

Siirt Kilis Şanlıurfa

Ahmet Fevzi İnceöz

Tokat

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okunacak önerge, Anayasaya aykırılık iddiasını içermektedir; bu nedenle, bu önergeyi, okuttuktan sonra işleme koyacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 376 sıra sayılı yasa tasarısının 9 uncu maddesi Anayasanın 17 nci, 24 üncü -birinci ve dördüncü fıkraları- 166 ncı, 5 inci ve başlangıç maddesiyle 42 nci maddesine aykırıdır. 9 uncu maddenin Genel Kurulda görüşülmesinin reddedilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Mustafa Kamalak Hasan Dikici

Van Kahramanmaraş Kahramanmaraş

İlyas Arslan Musa Okçu İsmail Yılmaz

Yozgat Batman İzmir

Şinasi Yavuz Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz

Erzurum Diyarbakır Erzurum

İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı Avni Doğan

İstanbul Amasya Kahramanmaraş

Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener

Kırıkkale Konya Sıvas

Lütfü Esengün Fikret Karabekmez Sait Açba

Erzurum Malatya Afyon

Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan Fethi Acar

Kayseri Sakarya Kastamonu

Lütfi Doğan Ahmet Doğan Ahmet Çelik

Gümüşhane Adıyaman Adıyaman

Ali Oğuz Bülent Arınç Bekir Sobacı

İstanbul Manisa Tokat

Abdullah Arslan Yakup Budak Sıtkı Cengil

Tokat Adana Adana

Celal Esin Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları

Ağrı Ordu İstanbul

Zeki Ünal Ömer Ekinci Latif Öztek

Karaman Ankara Samsun

Ahmet Derin Ahmet Cemil Tunç Mustafa Bayram

Kütahya Elazığ Van

Şaban Şevli Tevhit Karakaya Osman Hazer

Van Erzincan Afyon

Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın Nezir Aydın

Aydın Batman Sakarya

Nedim İlcı Saffet Benli Ahmet Denizolgun

Muş İçel Antalya

Hayrettin Dilekcan Hasan Dikici Sıddık Altay

Karabük Kahramanmaraş Ağrı

Azmi Ateş Zülfükar İzol Maliki Ejder Arvas

İstanbul Şanlıurfa Van

Kâzım Arslan Zülfikar Gazi Ahmet Bilge

Yozgat Çorum Ankara

Nezir Aydın Abdullah Örnek Mehmet Aykaç

Sakarya Yozgat Çorum

Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş

Giresun Mardin Trabzon

Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu

Bitlis Bingöl Bingöl

Hasan Belhan Musa Okçu Ömer Naimi Barım

Elazığ Batman Elazığ

Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi Yakup Hatipoğlu

Muş Diyarbakır Diyarbakır

Naci Terzi Metin Kalkan Mehmet Sılay

Erzincan Hatay Hatay

Mustafa Köylü Nurettin Aktaş Bedri İncetahtacı

Isparta Gaziantep Gaziantep

Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu

İstanbul Gaziantep İstanbul

Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş

Siirt Siirt Kilis

Ersönmez Yarbay

Ankara

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge sahipleri, gerekçeyi mi okuyalım?

MUSTAFA KAMALAK (Kahramanmaraş) – Konuşmak istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Kamalak, buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA KAMALAK (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşülmekte olan madde birçok bakımdan Anayasamıza aykırıdır. Her şeyden önce, madde, Anayasanın ruhuna aykırıdır. Çünkü, Anayasamız, eşitlikçidir, herkese fırsat eşitliğinin sağlanmasını emreder. Halbuki, bu madde, birkısım kanunların belirli maddelerini yürürlükten kaldırmak suretiyle, sözümona devrim amacıyla, reform amacıyla, köy çocuklarının yolunu kesmektedir.

Değerli arkadaşlarım, hepinizin bildiği gibi, nüfusumuzun hemen hemen yarısı kırsal kesimde yaşamaktadır. 36 bin köyümüz vardır, her bir köyün 3-5 obası vardır. Buralarda, 5 sınıf, tek derslikte, 1 öğretmen tarafından okutulur.

ABBAS İNCEAYAN (Bolu) – Doğru mu hocam, doğru mu?!

MUSTAFA KAMALAK (Devamla) – Şimdi 8 sınıfı bir arada okutacağız.

ABBAS İNCEAYAN (Bolu) – 8 öğretmen lazım.

MUSTAFA KAMALAK (Devamla) – Evet, keşke olsa.

8 sene köy ilkokulunda okuyan bir çocuk, liselerde başarı gösterebilir mi, üniversitelerin kapılarından girebilir mi? (ANAP, DSP ve CHP sıralarından "Girer" sesleri)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, sükûnetle dinleyelim.

MUSTAFA KAMALAK (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bu kanun tasarısı, köy okullarını, köy çocukları için açık cezaevine çevirmektedir. (RP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, bu durum, ülke nüfusunun yarısına, genç beyinlere, devlet yönetimini kapatmak demektir. Böyle ülke kalkınır mı? Fırsat eşitliği bu mu?

TUNCAY KARAYTUĞ (Adana) – Onlar senin gibi olmasın diye!..

MUSTAFA KAMALAK (Devamla) – Siyasalda, hukuk fakültesinde beraber okuduğumuz sosyaldemokrat arkadaşlar, fırsat eşitliği bu mu, halkçılık bu mu? Siz gönüldaşlar, ANAP'lılar, ortadireğe giden yol bu mu? (ANAP, DSP ve CHP sıralarından "Bu" sesleri, gürültüler)

Aziz dostlarım, bu kanun tasarısı, öbür taraftan, çağdaşlığa da aykırıdır; çağdaşlık adına, çağdışına çıkmaktayız. Anayasamızın 42 nci maddesine göre, eğitim, çağdaş usullere göre yapılacaktır. Örnek aldığımız çağdaş ülkelerin hangisinde eğitim kesintisiz 8 yıldır; öğrenmek isterim.

AYHAN GÜREL (Samsun) – Hepsinde.

MUSTAFA KAMALAK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu kanun tasarısı, Tevhidi Tedrisat Kanununa da aykırıdır. Tevhidi Tedrisat Kanunu adına getiriliyor bu; ama, Tevhidi Tedrisat Kanununa da aykırıdır. Tevhidi Tedrisat Kanunu madde 4 şöyle diyor: "Maarif Vekaleti, imamet ve hitabet gibi dinî hizmetlerin ifası için imam-hatip okulları açar." Siz ise, imam-hatip okullarını kapatıyorsunuz. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından "Hayır" sesleri, gürültüler)

Değerli arkadaşlarım...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kamalak, lütfen, 1 dakika içinde toparlayınız.

YUSUF ÖZTOP (Antalya) – Doğru söyle; yakışmıyor sana.

 

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, sükûnetle dinleyelim.

MUSTAFA KAMALAK (Devamla) – ...bu usul, daha önce de denenmişti; ama, yazarın deyişiyle, sonunda, 1946 yılında, Cumhuriyet Halk Partisi, birtakım sandık hileleriyle iktidarı zor koruyabilmişti.

ERCAN KARAKAŞ (İstanbul) – CHP ile ne alakası var?!

MUSTAFA KAMALAK (Devamla) – Sayın Başbakanım, bundan, fazla değil, üç dört ay önce "İmam-hatip okulları kapatılırsa, ülkede iç savaş çıkar" diyordunuz, siz diyordunuz. (ANAP sıralarından gürültüler)

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Öyle bir şey yok.

MUSTAFA KAMALAK (Devamla) – Evet, iki ayrı gazetede...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Öyle bir şey yok, gazetelere bakıp söylüyorsunuz.

MUSTAFA KAMALAK (Devamla) – Millete rağmen dayatmalardan hiçbir hayır gelmez...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kamalak, teşekkür ediyorum. (RP sıralarından alkışlar)

Anayasaya aykırılık önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 9 uncu maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Hasan Çağlayan

(Çorum)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Komisyon, çoğunluğunu işaret buyurur mu?..

Evet, çoğunluk var.

ASLAN POLAT (Erzurum) – Aynı oyları, önergenin oylamasında da isteriz.

BAŞKAN – Sayın Hükümet, katılıyor musunuz?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önergeye, Komisyon ve Hükümet katıldığı için, önerge sahiplerine söz olanağı tanıyamıyorum.

Önergeyi kabul edenler...

ASLAN POLAT (Erzurum) – Olmaz böyle Sayın Başkan. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından "Otur yerine" sesleri)

BAŞKAN – Sayın Polat...

Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. (RP sıralarından gürültüler)

Diğer önergeyi okutuyorum...

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Sayın Başkan, bir hususu arz edebilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun efendim... (RP sıralarından gürültüler)

Sayın milletvekilleri, herhalde, Grup Başkanvekilinizin konuşması için sizin katkı yapmanıza gerek yok.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Sayın Başkan, bu önergemize, Sayın Komisyon üyeleri ve Sayın Hükümet, katıldıklarını ifade ettiler; sizler de, Komisyon üyelerinin bu konudaki oylarını aldınız... (RP sıralarından gürültüler)

ABDULLAH ÖZBEY (Karaman) – Ve Hükümetin...

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Durun yahu! O zaman, siz çıkın konuşun! (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Karamollaoğlu, lütfen, bana hitaben konuşun.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – ... Hemen, 20 saniye sonra önergenin oylamasında, siz, bu arkadaşlarımızın oylarını menfi olarak kaydettiniz.

Aslında, şu anda yapılan bu oylama, tam manasıyla bir çelişki arz etmektedir. Bunun -lütfen- kayıtlara geçirilmesi ve böyle tutum olmaması gerektiğini arz ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Karamollaoğlu, bunun etiğini ayrıca tartışabiliriz; ama, ben altı yıldır bu Parlamentodayım; her hükümet döneminde, sizin de dahil olduğunuz hükümetlerde, bu uygulama, maalesef böyle oldu; onun için, böyle devam edeceğiz. (ANAP, DSP, CHP ve DTP sıralarından alkışlar)

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Bir hususu daha arz edeyim, sözümü keseceğim.

MEHMET SEVİGEN (İstanbul) – Sayın Başkan, yeter artık!

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Arz edeceğim husus şu... (Gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir dakika...

Sayın Karamollaoğlu, bir şey söyleyeceğim: Sizden istirham ediyorum, bu konuda son kez uyarınızı yapın ve tutanaklara geçirin.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Şunu belirtiyorum: Bu, sadece, 5 dakika kazanmak için yapılan bir uygulama; ancak, eğer bizim zamanımızda da yapılmışsa, çoğunluğumuz olduğu için böyle olması icap eder. Öbür arkadaşların menfi oy kullanmalarına rağmen, bunun mutlaka oylamaya dahil edilmesi icap eder.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum, sağ olun.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 9 uncu maddesiyle değiştirilen "5.1.1961 tarihli ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentleri" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim. (RP sıralarından gürültüler)

ASLAN POLAT (Erzurum) – Böyle şey olmaz!

BAŞKAN – Sayın Komisyonun çoğunluğunu görelim...

Evet, çoğunluk var.

ASLAN POLAT (Erzurum) – Oylamada da katılsınlar.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?...

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Komisyon ve Hükümetin katıldığını beyan ettiği önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

3 üncü önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının, çerçeve 9 uncu maddesiyle değiştirilen "5.1.1961 tarihli ve 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun 8 inci maddesi 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası" ibarelerinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Komisyon üyelerini göreyim.

Evet.

Sayın Hükümet?..

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Komisyon ve Hükümetin katıldığını beyan ettiği önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – 37 Hükümet üyesinin de katılması lazım...

BAŞKAN – Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. (RP sıralarından gürültüler)

Sayın Yülek, lütfen müdahale etmeyin; ben, bu kürsüde, sizin de aynı uygulamanızı, aynı şekilde uygulamıştım. Lütfen...

Sayın milletvekilleri, maddenin oylamasına geçeceğim. Açık oylama talepleri vardır; okutup, imza sahiplerini arayacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 9 uncu maddesinin oylamasının açık oyla yapılmasını arz ve teklif ederiz.

İsmail Yılmaz?.. Burada.

İsmail Özgün?.. Burada.

Musa Uzunkaya?.. Burada.

Muhammet Polat?.. Burada.

Abdulkadir Öncel?.. Burada.

Mikail Korkmaz?..

FETHULLAH ERBAŞ (Van) – Tekabbül ediyorum.

BAŞKAN – Tekabbül ediyorsunuz.

İlyas Arslan?.. Burada.

Ramazan Yenidede?..

ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Diyarbakır) – Tekabbül ediyorum.

BAŞKAN – Tekabbül ediyorsunuz.

Aslan Polat?.. Burada.

Ekrem Erdem?.. Burada.

Musa Okçu?.. Burada.

Şaban Şevli?.. Burada.

Maliki Ejder Arvas?.. Burada.

Ahmet Çelik?.. Burada.

Lütfü Esengün?.. Burada.

Ömer Ekinci?.. Burada.

Fethullah Erbaş?.. Burada.

Yakup Budak?.. Burada.

Azmi Ateş?.. Burada.

Abdullah Gencer?.. Burada.

Şinasi Yavuz?.. Burada.

Lütfi Yalman?.. Burada.

Fikret Karabekmez?.. Burada.

Feti Görür?.. Burada.

BAŞKAN – Açık oylamanın şekliyle ilgili bir talep vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda imzaları bulunan bizler, görüşülmekte olan yasanın 9 uncu maddesinin açık oylamasının, isim okunmak suretiyle yapılması saygılarımızla arz ederiz.

Ali Ilıksoy

(Gaziantep)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Yeterli imza vardır.

Açık oylamanın şeklini belirlemek üzere Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın, adı okunan sayın milletvekilinin, kürsüye konacak oy kutusuna oy pusulasını atması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Açık oylamanın adı okunan sayın milletvekilin ayağa kalkarak "kabul" "ret" veya "çekimser" şeklinde oyunu belirtmesi suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Açık oylama, adı okunan sayın milletvekilinin ayağa kalkarak "kabul" "ret" veya "çekimser" şeklinde oyunu belirtmesi suretiyle yapılacaktır. (RP sıralarından alkışlar)

Açık oylamaya Adana İlinden başlıyoruz.

(Oylar toplandı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, adı okunup da o sırada salonda olmayan sayın milletvekili var mı? yok.

Oylama işlemi tamamlanmıştır.

(Oyların ayırımı yapıldı)

BAŞKAN – Sayın Milletvekilleri, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun Tasarısının 9 uncu maddesinin açık oylaması sonuçlarını açıklıyorum: Kullanılan oy sayısı 483; kabul 270; ret 213.

Böylece, madde kabul edilmiştir. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından alkışlar)

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, şimdiye kadar çıkmış kanunlar arasında, bir sayfalık ismi olan kanun çıkmış mı acaba? Herhalde yok..

BAŞKAN – Geçici madde 1'i okutuyorum:

GEÇİCİ MADDE 1. – a)Sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim giderlerinde kullanılmak üzere, 1.9.1997-31.12.2000 tarihleri arasında aşağıda belirtilen işlemler ve kâğıtlar için eğitim katkı payı ödenir.

1. Vergilerinin tarh ve tahakkuku ile ilgili olarak mükellef ve sorumlularca vergi dairelerine ve belediyelere verilen beyannameler ile Sosyal Sigortalar Kurumuna verilen sigorta prim bildirgelerinden 500 000 lira, gümrük idarelerine verilen beyannamelerden ise 1 000 000 lira;

2. 1318 sayılı Finansman Kanununa göre Taşıt Alım Vergisine tabi olanmotorlu taşıtların kayıt ve tescili ile devirlerinde 10 000 000 lira;

3. Spor-Toto, Spor-Loto ve Sayısal Loto oyunlarında her bir kolon için 10 000 lira, at yarışlarında oynanan her bir bilet için 20 000 lira;

4. Silah taşıma ve bulundurma müsaade vesikaları için 20 000 000 lira, kara avcılığı ruhsat tezkereleri için 10 000 000 lira;

5. Havayolu ile iç hat yolcu taşımacılığında düzenlenen her bir bilet için 500 000 lira, dönüşlü biletler için 1 000 000 lira;

6. İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında yapılan iş ve işlemler nedeniyle alınan menkul kıymet kotasyon ve tescil ücretlerinin, kurtaj ücretlerinden borsa yönetimine ödenecek borsa paylarının ve Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan tescil ve kayıtlar nedeniyle alınan ücretlerin yarısı kadar ayrıca hesaplanacak tutarlar;

7. Cep telefonu sahipleri adına tahakkuk ettirilen aylık sabit tesis ücretleri kadar yılda bir defa olmak üzere ayrıca hesaplanan tutar ile adlarına GSM aboneliği tesis edilenlerden 2 000 000 lira;

8. 13.4.1994 tarih ve 3984 sayılı Kanun uyarınca Radyo Televizyon Üst Kurulu tarafından yayın kuruluşlarının reklam gelirlerinden alınan pay kadar ayrıca hesaplanacak tutarlar;

 

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, sükûnetle dinleyelim.

MUSTAFA KAMALAK (Devamla) – ...bu usul, daha önce de denenmişti; ama, yazarın deyişiyle, sonunda, 1946 yılında, Cumhuriyet Halk Partisi, birtakım sandık hileleriyle iktidarı zor koruyabilmişti.

ERCAN KARAKAŞ (İstanbul) – CHP ile ne alakası var?!

MUSTAFA KAMALAK (Devamla) – Sayın Başbakanım, bundan, fazla değil, üç dört ay önce "İmam-hatip okulları kapatılırsa, ülkede iç savaş çıkar" diyordunuz, siz diyordunuz. (ANAP sıralarından gürültüler)

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Öyle bir şey yok.

MUSTAFA KAMALAK (Devamla) – Evet, iki ayrı gazetede...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Öyle bir şey yok, gazetelere bakıp söylüyorsunuz.

MUSTAFA KAMALAK (Devamla) – Millete rağmen dayatmalardan hiçbir hayır gelmez...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kamalak, teşekkür ediyorum. (RP sıralarından alkışlar)

Anayasaya aykırılık önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 9 uncu maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Hasan Çağlayan

(Çorum)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Komisyon, çoğunluğunu işaret buyurur mu?..

Evet, çoğunluk var.

ASLAN POLAT (Erzurum) – Aynı oyları, önergenin oylamasında da isteriz.

BAŞKAN – Sayın Hükümet, katılıyor musunuz?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önergeye, Komisyon ve Hükümet katıldığı için, önerge sahiplerine söz olanağı tanıyamıyorum.

Önergeyi kabul edenler...

ASLAN POLAT (Erzurum) – Olmaz böyle Sayın Başkan. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından "Otur yerine" sesleri)

BAŞKAN – Sayın Polat...

Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. (RP sıralarından gürültüler)

Diğer önergeyi okutuyorum...

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Sayın Başkan, bir hususu arz edebilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun efendim... (RP sıralarından gürültüler)

Sayın milletvekilleri, herhalde, Grup Başkanvekilinizin konuşması için sizin katkı yapmanıza gerek yok.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Sayın Başkan, bu önergemize, Sayın Komisyon üyeleri ve Sayın Hükümet, katıldıklarını ifade ettiler; sizler de, Komisyon üyelerinin bu konudaki oylarını aldınız... (RP sıralarından gürültüler)

ABDULLAH ÖZBEY (Karaman) – Ve Hükümetin...

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Durun yahu! O zaman, siz çıkın konuşun! (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Karamollaoğlu, lütfen, bana hitaben konuşun.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – ... Hemen, 20 saniye sonra önergenin oylamasında, siz, bu arkadaşlarımızın oylarını menfi olarak kaydettiniz.

Aslında, şu anda yapılan bu oylama, tam manasıyla bir çelişki arz etmektedir. Bunun -lütfen- kayıtlara geçirilmesi ve böyle tutum olmaması gerektiğini arz ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Karamollaoğlu, bunun etiğini ayrıca tartışabiliriz; ama, ben altı yıldır bu Parlamentodayım; her hükümet döneminde, sizin de dahil olduğunuz hükümetlerde, bu uygulama, maalesef böyle oldu; onun için, böyle devam edeceğiz. (ANAP, DSP, CHP ve DTP sıralarından alkışlar)

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Bir hususu daha arz edeyim, sözümü keseceğim.

MEHMET SEVİGEN (İstanbul) – Sayın Başkan, yeter artık!

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Arz edeceğim husus şu... (Gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir dakika...

Sayın Karamollaoğlu, bir şey söyleyeceğim: Sizden istirham ediyorum, bu konuda son kez uyarınızı yapın ve tutanaklara geçirin.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Şunu belirtiyorum: Bu, sadece, 5 dakika kazanmak için yapılan bir uygulama; ancak, eğer bizim zamanımızda da yapılmışsa, çoğunluğumuz olduğu için böyle olması icap eder. Öbür arkadaşların menfi oy kullanmalarına rağmen, bunun mutlaka oylamaya dahil edilmesi icap eder.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum, sağ olun.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 9 uncu maddesiyle değiştirilen "5.1.1961 tarihli ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentleri" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim. (RP sıralarından gürültüler)

ASLAN POLAT (Erzurum) – Böyle şey olmaz!

BAŞKAN – Sayın Komisyonun çoğunluğunu görelim...

Evet, çoğunluk var.

ASLAN POLAT (Erzurum) – Oylamada da katılsınlar.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?...

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Komisyon ve Hükümetin katıldığını beyan ettiği önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

3 üncü önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının, çerçeve 9 uncu maddesiyle değiştirilen "5.1.1961 tarihli ve 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun 8 inci maddesi 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası" ibarelerinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Komisyon üyelerini göreyim.

Evet.

Sayın Hükümet?..

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Komisyon ve Hükümetin katıldığını beyan ettiği önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – 37 Hükümet üyesinin de katılması lazım...

BAŞKAN – Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. (RP sıralarından gürültüler)

Sayın Yülek, lütfen müdahale etmeyin; ben, bu kürsüde, sizin de aynı uygulamanızı, aynı şekilde uygulamıştım. Lütfen...

Sayın milletvekilleri, maddenin oylamasına geçeceğim. Açık oylama talepleri vardır; okutup, imza sahiplerini arayacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 9 uncu maddesinin oylamasının açık oyla yapılmasını arz ve teklif ederiz.

İsmail Yılmaz?.. Burada.

İsmail Özgün?.. Burada.

Musa Uzunkaya?.. Burada.

Muhammet Polat?.. Burada.

Abdulkadir Öncel?.. Burada.

Mikail Korkmaz?..

FETHULLAH ERBAŞ (Van) – Tekabbül ediyorum.

BAŞKAN – Tekabbül ediyorsunuz.

İlyas Arslan?.. Burada.

Ramazan Yenidede?..

ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Diyarbakır) – Tekabbül ediyorum.

BAŞKAN – Tekabbül ediyorsunuz.

Aslan Polat?.. Burada.

Ekrem Erdem?.. Burada.

Musa Okçu?.. Burada.

Şaban Şevli?.. Burada.

Maliki Ejder Arvas?.. Burada.

Ahmet Çelik?.. Burada.

Lütfü Esengün?.. Burada.

Ömer Ekinci?.. Burada.

Fethullah Erbaş?.. Burada.

Yakup Budak?.. Burada.

Azmi Ateş?.. Burada.

Abdullah Gencer?.. Burada.

Şinasi Yavuz?.. Burada.

Lütfi Yalman?.. Burada.

Fikret Karabekmez?.. Burada.

Feti Görür?.. Burada.

BAŞKAN – Açık oylamanın şekliyle ilgili bir talep vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda imzaları bulunan bizler, görüşülmekte olan yasanın 9 uncu maddesinin açık oylamasının, isim okunmak suretiyle yapılması saygılarımızla arz ederiz.

Ali Ilıksoy

(Gaziantep)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Yeterli imza vardır.

Açık oylamanın şeklini belirlemek üzere Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın, adı okunan sayın milletvekilinin, kürsüye konacak oy kutusuna oy pusulasını atması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Açık oylamanın adı okunan sayın milletvekilin ayağa kalkarak "kabul" "ret" veya "çekimser" şeklinde oyunu belirtmesi suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Açık oylama, adı okunan sayın milletvekilinin ayağa kalkarak "kabul" "ret" veya "çekimser" şeklinde oyunu belirtmesi suretiyle yapılacaktır. (RP sıralarından alkışlar)

Açık oylamaya Adana İlinden başlıyoruz.

(Oylar toplandı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, adı okunup da o sırada salonda olmayan sayın milletvekili var mı? yok.

Oylama işlemi tamamlanmıştır.

(Oyların ayırımı yapıldı)

BAŞKAN – Sayın Milletvekilleri, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun Tasarısının 9 uncu maddesinin açık oylaması sonuçlarını açıklıyorum: Kullanılan oy sayısı 483; kabul 270; ret 213.

Böylece, madde kabul edilmiştir. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından alkışlar)

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, şimdiye kadar çıkmış kanunlar arasında, bir sayfalık ismi olan kanun çıkmış mı acaba? Herhalde yok..

BAŞKAN – Geçici madde 1'i okutuyorum:

GEÇİCİ MADDE 1. – a)Sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim giderlerinde kullanılmak üzere, 1.9.1997-31.12.2000 tarihleri arasında aşağıda belirtilen işlemler ve kâğıtlar için eğitim katkı payı ödenir.

1. Vergilerinin tarh ve tahakkuku ile ilgili olarak mükellef ve sorumlularca vergi dairelerine ve belediyelere verilen beyannameler ile Sosyal Sigortalar Kurumuna verilen sigorta prim bildirgelerinden 500 000 lira, gümrük idarelerine verilen beyannamelerden ise 1 000 000 lira;

2. 1318 sayılı Finansman Kanununa göre Taşıt Alım Vergisine tabi olanmotorlu taşıtların kayıt ve tescili ile devirlerinde 10 000 000 lira;

3. Spor-Toto, Spor-Loto ve Sayısal Loto oyunlarında her bir kolon için 10 000 lira, at yarışlarında oynanan her bir bilet için 20 000 lira;

4. Silah taşıma ve bulundurma müsaade vesikaları için 20 000 000 lira, kara avcılığı ruhsat tezkereleri için 10 000 000 lira;

5. Havayolu ile iç hat yolcu taşımacılığında düzenlenen her bir bilet için 500 000 lira, dönüşlü biletler için 1 000 000 lira;

6. İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında yapılan iş ve işlemler nedeniyle alınan menkul kıymet kotasyon ve tescil ücretlerinin, kurtaj ücretlerinden borsa yönetimine ödenecek borsa paylarının ve Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan tescil ve kayıtlar nedeniyle alınan ücretlerin yarısı kadar ayrıca hesaplanacak tutarlar;

7. Cep telefonu sahipleri adına tahakkuk ettirilen aylık sabit tesis ücretleri kadar yılda bir defa olmak üzere ayrıca hesaplanan tutar ile adlarına GSM aboneliği tesis edilenlerden 2 000 000 lira;

8. 13.4.1994 tarih ve 3984 sayılı Kanun uyarınca Radyo Televizyon Üst Kurulu tarafından yayın kuruluşlarının reklam gelirlerinden alınan pay kadar ayrıca hesaplanacak tutarlar;

 

9. 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli 4 sayılı tarifenin I numaralı bölümünde belirtilen tapu işlemlerinden harç mükellefiyeti doğuran (492 sayılı Harçlar Kanunu ile diğer kanunlarda yer alan istisna ve muafiyetler dikkate alınmaksızın) her bir işlemin tarafları için ayrı ayrı 5 000 000 lira;

10. Bu fıkranın 3, 5 ve 7 numaralı bentlerinde yer alan katkı payları Katma Değer Vergisi matrahına dahil edilmez.

11. 1 numaralı bentte belirtilen eğitim katkı payı mükellef veya sorumlular tarafından beyanname verme süresi içinde; 2 numaralı bentte belirtilen katkı payı taşıt alım vergisi mükellefleri tarafından bu vergi ile birlikte; 3 numaralı bentte belirtilen katkı payı kolon ve bilet bedeliyle birlikte, 4 numaralı bentte belirtilen katkı payı vesika ve tezkere sahiplerince bu belgelerin verilmesi veya yenilenmesinden önce; 5 numaralı bentte belirtilen katkı payı bilet bedeliyle birlikte; 6 numaralı bentte belirtilen katkı payı İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ve Sermaye Piyasası Kurulu tarafından tahsil edilecek olan ücret ve gelirlerle birlikte; 7 numaralı bentte belirtilen nispî pay Türk Telekom A.Ş.’ne yılda bir defa (birincisi bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ayda diğerleri her yılın Ocak ayında), maktu pay ise abone tesis ücreti ile birlikte; 8 numaralı bentte belirtilen katkı payı Radyo Televizyon Üst Kurulu payı ile birlikte; 9 numaralı bentte belirtilen pay taraflarca işlemden önce ödenir.

12. Belediyeler, müşterek bahis ve talih oyunlarında bahis ve oyunu tertipleyenler, Sosyal Sigortalar Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, Türk Telekom A.Ş., Radyo Televizyon Üst Kurulu ve hava taşımacılığı yapanlar tarafından bu fıkraya göre bir ay içinde tahsil edilen eğitim katkı payları, ertesi ayın 20 nci günü akşamına kadar beyan edilerek ödenir.

13. Bakanlar Kurulu, bu fıkranın 1, 2, 3, 4, 5, 7 ve 9 numaralı bentlerinde yer alan tutarları ayrı ayrı on katına kadar artırmaya yetkilidir. Eğitim katkı payının tarh, tahakkuk ve tahsilinde, ilgili mevzuat hükümleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil UsulüHakkında Kanun hükümleri uygulanır.

B) 1.9.1997-31.12.2000 tarihleri arasında 24.3.1988 tarihli ve 3418 sayılı Kanunun 7 nci maddesi hükmü yerine aşağıdaki hüküm uygulanır.

“Eğitim, gençlik, spor ve sağlık hizmetleri vergisinin oranı % 10’dur. Bakanlar Kurulu, verginin kapsamına giren her bir mal veya mal grubu için bu oranı sıfıra kadar indirmeye, üç katına kadar artırmaya yetkilidir.

Eğitim, gençlik, spor ve sağlık hizmetleri vergisi, tütün mamulleri ile her türlü alkollü içkilerin (tabiî köpüren şarap ile vermut ve kınakına şarabı dahil, sair şarap ve bira hariç) katma değer vergisi hesabına esas alınan perakende satış fiyatı; sair şaraplar ve bira ile her türlü alkolsüz içeceklerin (su, soda, sade gazoz, meyveli gazoz ve meyve suları hariç) imalatçılarla ithalatçılarda oluşan Katma Değer Vergisi matrahı üzerinden hesaplanır. Alkolsüz içecekler hariç verginin hesaplanmasında 5 000 liraya kadar olan kesirler 5 000 lira ve katları olarak uygulanır. Bu vergi, Katma Değer Vergisi ve diğer vergi, resim, harç, fon, pay ve benzerlerinin matrahına dahil edilmez.”

C) Bu maddenin (A) ve (B) fıkralarına göre tahsil edilen pay ve gelirlerin tamamını 3418 sayılı Kanunun 39 uncu maddesindeki hasılat paylaşım esasları dikkate alınmaksızın yılı Bütçe Kanununun (B) işaretli cetveline özel gelir, sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim giderlerini karşılamak üzere (a) işaretli cetvelinde Millî Eğitim Bakanlığının bütçesinde mevcut veya yeniden açılacak tertiplere özel ödenek kaydetmeye Maliye Bakanı yetkilidir.

D) 13.4.1994 tarihli ve 3984 sayılı Radyo Televizyon Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun 12 nci maddesinde belirtilen ve Üst Kurulun gelirleri arasında yer alan; reklam gelirlerinden alınacak paylar, yayın izni ve lisans ücretlerinden elde edilen gelirler ile 7.12.1994 tarihli ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 39 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen gelirler ve 23.2.1995 tarihli ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 29 uncu maddesi gereğince Rekabet Kurumu adına elde edilen gelirler ve ayrıca İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında yapılan iş ve işlemler nedeniyle alınan menkul kıymet kotasyon ve tescil ücretlerinin, kurtaj ücretlerinden borsa yönetimine ödenecek borsa paylarının ve Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan tescil ve kayıtlar nedeniyle alınan ücretlerden halen birikmiş tutarları üzerinden Maliye Bakanının teklifi üzerine Başbakan tarafından belirlenecek kısmı sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim hizmetlerinde kullanılmak üzere Maliye Bakanlığınca bütçeye özel gelir ve Millî Eğitim Bakanlığı bütçesine özel ödenek kaydedilir.

E) 22.9.1994 tarihli ve 4033 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde öngörülen tasfiye işlemleri; bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir ay içinde tamamlanır. Toplanan gelir ve bağışlardan arta kalan miktar sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim hizmetlerinde kullanılmak üzere Maliye Bakanlığınca bütçeye özel gelir ve Millî Eğitim Bakanlığı bütçesine özel ödenek kaydedilir.

F) Sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim giderlerini karşılamak amacıyla yapılan her türlü bağış ve yardımlar; Millî Eğitim Bakanlığı adına Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankasında açılacak özel hesaba yatırılır ve özel tasarruf mevduatı gibi nemalandırılır.

Hesapta toplanan tutarlar Millî Eğitim Bakanlığınca uygun görülen zamanlarda, bir yandan bütçeye özel gelir, diğer yandan Millî Eğitim Bakanlığı bütçesine mevcut veya yeniden açılacak tertiplere Maliye Bakanlığınca özel ödenek kaydolunmak üzere aynı Bakanlığın Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesaplarına aktarılır.

Bu hesapta toplanan gelirler ve yapılan harcamalar her altı ayda bir Maliye ve Millî Eğitim Bakanlığı denetim elemanlarınca birlikte denetlenir.

G) (C), (D), (E) ve (F) fıkralarına göre kaydolunan özel ödenekler, sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim ile ilgili carî, yatırım ve transfer giderlerinde kullanılır. Yapılacak harcamalardan yatırım niteliğinde olanlar yıllık programla ilişkisi kurulmak üzere Devlet Planlama Teşkilatına bildirilir.

Bu ödeneklerin harcanmayan kısmı ertesi yılın bütçesine devren gelir ve ödenek kaydolunur.

Bu maddeye göre tahsil edilecek gelirlerden yapılacak harcamalarda; 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu, 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu ve 832 Sayılı Sayıştay Kanununun 30-37 nci maddelerinde yer alan vize ve tescil hükümleri ile 180 sayılı Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 32 nci maddesi uygulanmaz.

Bu maddenin uygulanmasıyla ilgili usul ve esaslar ile eğitime katkı paylarının ödeme süreleri ve yerleri Maliye Bakanlığınca; harcamalara ilişkin usûl ve esaslar Millî Eğitim Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken tespit edilir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, geçici madde 1 üzerinde gruplar adına bir söz talebi henüz bize ulaşmamıştır.

Şahsı adına söz isteyen sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum: Hüseyin Kansu, Hüseyin Yıldız, Mehmet Sılay, Orhan Kavuncu, Sıtkı Cengil, Musa Okçu, Suat Pamukçu, Mustafa Yünlüoğlu, Altan Karapaşaoğlu, Aslan Polat, Mustafa Köylü, Saffet Benli, Mehmet Emin Aydınbaş, Mehmet Ali Şahin, Hayrettin Dilekcan, Memduh Büyükkılıç, Veysel Candan, Cafer Güneş, Yaşar Canbay, Salih Katırcıoğlu, Hasan Öz, Nezir Aydın, Cevat Ayhan, Mahmut Işık, Fethullah Erbaş, Necmettin Aydın, Gökhan Çapoğlu, Rıza Güneri, Süleyman Hatinoğlu, İsmail Köse, Aykon Doğan.

Grupları adına söz talebi?..

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Refah Partisi Grubu adına, Sayın Abdüllatif Şener; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

RP GRUBU ADINA ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu geçici madde bir finansman maddesidir. Sizin tabirinizle veya maddede geçen ifadeyle "eğitime katkı payı alacağız" diyorsunuz. Aslında, alınacak olan şey vergidir. Fakat, Sayın Metin Toker "bu, düpedüz karakuşi bir haraç salmadır, kaz tüyü yolma yöntemidir. Eğitime katkıymış, katkı gönül rızasıyla olur. Buna haraç denir, haraç. (RP sıralarından alkışlar) Yeni harflere geçilirken, millet mektepleri haraç alarak mı kuruldu" diyor ve gerçekten, hali pürmelalinizi anlatıyor.

Niçin ille de kesintisiz eğitim? Kesintisiz eğitim dediğiniz şey ilmî gerçeklere aykırı, halkın taleplerine ve isteklerine aykırı, Anayasaya aykırı, yasalara ve kalkınma planına aykırı. İlim, kademeli eğitim diyor, siz, kademesiz ve kesintisiz eğitim; halk, kademeli eğitim diyor, siz, yine, kademesiz ve kesintisiz eğitim diyorsunuz. Anayasa, yasalar ve kalkınma planları hep kademeli eğitimden söz ediyor -uygun olanı bu- ama, siz, kademesiz, kesintisiz eğitim diyorsunuz.

Anadolu liseleri, kolejler böylece tahrip edilecek, meslekî ve teknik eğitimi yok edeceksiniz; sonra, bu halka, 10 binlerce dersliğe ihtiyacım var, ver katrilyonlarca lirayı diyeceksiniz. Önce, halka, istemediği eğitim sistemiyle zulmedeceksiniz, sonra dönüp katrilyonlarca liraya ihtiyacım var diyeceksiniz; vergiyle zulmedeceksiniz, zamla zulmedeceksiniz...

Nereden bulacaksınız bu katrilyonlarca lirayı? Açıklamalar ortada; "önce Dünya Bankasından dış kredi alacağız" diyor Hükümet. 3,5 milyar dolar civarında dışborç. Maliyeti nedir, koşulları nedir, hangi taahhütlerle alınacak; izahı yapılmıyor; ancak, bilinen bir gerçek varsa, alınacak bu dış kredilerin trilyonlarca liralık faizi, ülke dışındaki rantiyecilere aktarılacak.

Hükümetin temel politikaları ortada; bir taraftan dışarıdaki rantiyecilere, bir taraftan da içerideki rantiyecilere kaynak aktarmak... İçborç faizlerini 45 günde 20 puan artırdınız ve rantiyeye kaynak aktarmaya devam ediyorsunuz. Bu faizleri sonunda halka ödeteceksiniz; vergiyle ödeteceksiniz, zamla ödeteceksiniz. Zaten, bu İktidarın bir başka özelliği de, zam şampiyonu oluşudur. Yüzde 78'le devraldığınız yıllık enflasyonu, bir ay içerisinde, yüzde 85'e çıkardınız ve bu millete cumhuriyet tarihinin en pahalı temmuzunu yaşattınız.

Sonra, bu dış krediler yetmeyecek, bütçe ödenekleri, ilave ödeneklerle halkın istemediği, ilmî gerçeklerin talep etmediği bu kesintisiz eğitime, ilave kaynaklar aktaracaksınız. 1997 ilâ 2000 yılları arasında, buraya aktardığınız kaynaklar yüzünden memur, işçi, emekli, esnaf, köylü, çiftçi daha az gelire kavuşacak; diğer yatırımlar daha az yapılacak; ama, bu da yetmeyecek, bu ek maddeyle birlikte yeni vergiler, yeni katkı payları veya haraç ortaya çıkacak. Bu tasarıya bir vergi maddesi, affedersiniz, bir haraç maddesi eklediniz; bu maddeyle, sağanak gibi milletin tepesine vergi yağacaktır. 1997'nin kalan dört ayında 63 trilyon liralık vergi toplayacaksınız. 1998, 1999 ve 2000 yıllarında da sabit fiyatlarla 191,5 trilyon liralık her yıl için vergi toplayacaksınız. Cari fiyatlarla değerlendirecek olursanız, 300-400 trilyon, bir sonraki yıl 700 trilyon, daha sonraki yıl 1 katrilyonun üzerinde vergi toplamak suretiyle katrilyonlarca liralık vergiyi bu sistem uğruna halkın tepesine yağdıracaksınız.

Beyannamelerden, SSK bildirimlerinden para alacaksınız. 500 bin lira veya 10 katına kadar Bakanlar Kurulu artırma yetkisine sahip olduğuna göre her bir beyannameden 5 milyon lira, Emlak Vergisi beyannamesinden, Gelir Vergisi beyannamesinden, muhtasar beyannameden, Katma Değer Vergisi beyannamesinden, SSK bildirimlerinden, gümrük beyannamelerinden, geniş bir halk kitlesini, her beyan edişinde 500 bin ilâ 5 milyon arasında vergi yükü altına sokacaksınız.

Motorlu taşıtların her devrinden 10 milyon veya 100 milyon lira, Mercedesten, yattan aldığınız parayı bu vesileyle onuncu kez el devreden eski, hurda bir arabadan da alacaksınız. Umut vergisi alacaksınız; Totodan, Lotodan, at yarışlarından. Silah ruhsatlarından 20 ilâ 200 milyon, av ruhsatlarından 10 ilâ 100 milyon lira civarında alacaksınız. Uçak biletlerine, 500 bin ilâ 5 milyon arasında zam yapacaksınız. Telefonlar, 2 milyon ilâ 20 milyon arasında sizin bu eğitime katkı dediğiniz paydan nasibini alacak. Televizyon reklamlarından ilave vergiler ve elbette, bu reklamı yapılan ürünlerin fiyatları artacak, piyasa bir zam yağmuruna yakalanacak. Tapu işlemlerinden 5 milyon ilâ 50 milyon arasında alacaksınız; alkollü, alkolsüz içeceklerden, sigaradan alacaksınız ve bu ürünler zamlanacak, enflasyon şampiyonanız devam edecek.

Niçin alacaksınız; bu zam ve vergi yağmurunu milletin tepesine niçin indireceksiniz? Açık_ Bu eğitimi halk istediği için mi; hayır. Bu eğitimi ilmin gerçekleri teyit ettiği için mi; hayır; Türkiye'ye, Ruanda'da, Somali'de Kenya'da El Salvador'daki eğitim sistemini getirmek için yapacaksınız bütün bunları. Arnavutluk, Afganistan ve Yemen'deki eğitim sistemini Türkiye'ye getirmek için bu maliyetleri milletin tepesine indireceksiniz. Afganistan'da Taliban'dan açıklama var "Türkiye, bizdeki eğitim sistemini örnek alıyor" diye. (RP sıralarından alkışlara)

Bu tasarı, Anayasaya aykırıdır. Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı 5+3'ü öngörüyor; dolayısıyla, kalkınma planına da aykırıdır. Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerinin birkısmı, şu anda Parlamentoda bulunan milletvekillerinin birkısmı bu Plana imza attılar, oy verdiler. Acaba, Cumhuriyet Halk Partisi, o zamanlar da irticacı mıydı?

Milletin önüne katrilyonluk faturalarla koyduğunuz bu kesintisiz eğitim, Anavatan Partili arkadaşlarım bilsinler ki, Anavatan Partisinin Programına ve bütün Anavatan Partisi belgelerine aykırıdır. Programınıza oy vermeyecekseniz diye bağlayıcı karar alınıyor ve hiçbir Anavatan Partisi milletvekili de buna ses çıkarmıyor. Kendinizi inkâr ediyorsunuz, CHP'leşiyorsunuz, karanlığa gömülüyorsunuz ve yok oluyorsunuz. Sadece Sayın Başbakanın değil, bilesiniz ki, bu tasarı yüzünden hepinizin siyasî hayatı son bulacaktır. (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

53 üncü Hükümette, Sayın Mesut Yılmaz, 5+3'ü savunuyordu. Abant belgelerinde, kademeli, yönlendirmeli eğitim benimsenmişti. O halde, açıkça ifade etmek gerekir; 28 Şubata kadar 5+3'ü ve yönlendirmeyi savunan Anavatan Partisi ve Sayın Yılmaz yarasa mıydı?! Evet, bunları, tekrar ve tekrar, özellikle, Anavatan Partili arkadaşlarımızın düşünmesi gerektiğine inanıyorum. Halkın istemediği, ilmin gerekli görmediği ve Türkiye'deki yasalara, Anayasaya, kalkınma planına aykırı bir eğitim sistemini Türkiye'ye getirmek için...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Şener, lütfen, 1 dakika içerisinde toparlayın.

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) – ...zamla, vergiyle milleti perişan ederseniz, sandıkta bu millet de sizi perişan edecektir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (RP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şener.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Aykon Doğan; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA ABDULLAH AYKON DOĞAN (Isparta) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; geçici 1 inci madde üzerinde, Grubum adına söz almış bulunuyorum; sözlerimin başında, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, bir eğitim tasarısı üzerinde uzun tartışmalar yaptık geliyoruz. Eğitim tasarısının sonuna geldiğimiz zaman, Hükümette ve Hükümete yardım edecek bürokraside bir değişiklik oldu; Millî Eğitim bürokrasisi kalktı, Maliye bürokrasisi geldi. Bu Parlamentoda pek çok yasa görüşülmüştür; ama, böyle bir değişiklik olmamıştır.

Kuliste, Hükümet kanadına mensup arkadaşlarla görüştüm; onların dediği şuydu; bir eğitim yasası, arkasında da, aynı yasa içinde bir vergi yasası... Değerli arkadaşlarım, ta cumhuriyetin kurulduğu günden beri bu Parlamentonun ve hükümetlerin bir geleneği var; biz, Maliye Bakanlığında da bu geleneği bugüne kadar sürdürüp gelmiştik ve 1950'lerin İsmet Paşa Hükümetleri, Ecevit Hükümetleri, Demirel Hükümetleri ve daha sonra, Özal Hükümetleri, Çiller Hükümetlerinde de bu gelenek sürdürülmüştü. Vergi yasaları hükümetlerden gelirdi; ama, görüyoruz ki, bugün, çok alelacele hazırlanmış bir eğitim tasarısının arkasına, Hükümet, bir vergi tasarısı getirmiştir.

Çok büyük bir reform yaptığınız iddiasındasınız ; ama, bu, Parlamentoya getirilirken, bunun nasıl finanse edileceği konusunda bir fikriniz yok. "Fikrimiz var" diyorsanız, Hükümetin ortağı olan bir Partinin Sayın Lideri, bugünkü açıklamasında bunu yalanlıyor. Bakın, Sayın Ecevit ne diyor: "Biz, büyük bir reform yapıyoruz, bunun finansmanı gerekli; bunun için, Maliye Bakanlığında Sayın Temizel hazırlık yapıyor."

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Ne var bunda?

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Bunda şu var: Sizin bu Parlamentoda savunduğunuz geleneğin yıkılışı var... Bu güzel geleneğinizin kendi ellerinizle yıkılışı var... Bir reform tasarısını Hükümetin nasıl finanse edeceği konusunda, şuraya geldiği şu noktada, düşüncesinin olmadığı gerçeği var...

HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Cenabı Allah verir!

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) – Önergeyle geldi...

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Şimdi, bunu, şunun için belirtiyorum: Bugün, bu toplum bunu finanse edecektir, gönlünüz rahat olsun; çünkü, toplum şunu göstermiştir ki, hükümetlerin de bu Parlamentonun da ilerisindedir.

Bugün, 8 yıllık eğitimi mecburî kılan bir yasa çıkarıyoruz. Değerli arkadaşlarım, toplum, yirmi sene önce, 8 yıllık eğitim değil, kendisine üniversite eğitimini layık gördü. 1 milyon 390 bin öğrencimiz üniversite sınavına girdi, sonuçları daha bir hafta önce açıklandı. Siz Hükümet olarak, bizler politikacı olarak, siyasetçi olarak devletin yöneticileri olarak, üniversite eğitimi yapmak isteyen bu 1 milyon 390 bin gencimize üniversitelerinde sıra ve eğitim verecek kadroları tedarik edebildik mi?!

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – 7 senedir siz niye yapmadınız?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sayın hatibi sükûnetle dinleyelim.

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Buradan çıkan sonuç şudur: 8 yıllık mecburi eğitim kavramının ve böyle bir ifadenin hiçbir anlamı yoktur. Çünkü, toplum, kendisini daha üst düzeydeki eğitimlere layık görmüştür; ama, biz bu milleti anlamadık.

Bugün, bu Parlamentoda kesintisiz 8 yıllık eğitim tartışmalarını izliyorum. 8 yıllık eğitim konusunda, tüm partilere mensup arkadaşlarım arasında ittifak var. Toplum, üniversite tahsilini çocuklarına layık gördüğü konusunda, ittifak halinde. Burada belirtmek istediğim husus bu.

Değerli arkadaşlarım, şimdi burada eğitime katkı payları geliyor. Bunlara değinmek istemiyorum. Benden önce konuşan sözcü arkadaşım bunları açıkladı. Sadece birine değineceğim. Emlak vergisi beyannamelerinden 500 bin lira alacaksınız. Değerli arkadaşlarım, 500 bin lira, bu emlak beyannamelerinin basımında, fişin kesiminde, bu 500 bin liranın falan yere aktarılmasındaki masrafı karşılamayacaktır.

 

 

Bakın, devletin, 1995 ve 1996 yılında -Hükümet bunu inceleyebilir- Ankara'da, İstanbul'da, İzmir'de yaptığı yatırımların, devletin eğitime yaptığı yatırımların ilerisinde, gönüllü, yatırıma katkı yapmıştır bu toplum; trilyonları aşan bağışlarda bulunmuştur ve okulları da her mahallenize dikmiştir. Şimdi, gideceksiniz, siz, bu toplumu, emlâk vergisi beyannamelerinde 500 bin lirayla muhatap edeceksiniz. Bu, bu topluma karşı işlenen bir ayıptır. Bunu, burada düzeltmek istiyorum ve Türk toplumundan, bağışta bulunan bütün vatandaşlarımızdan, bütün Parlamento adına da özür diliyorum. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, bu toplum sizden ne bekliyor; yapılan bağışların ve yapılan okulların rasyonel ve verimli kullanılmasını bekliyor...

A. ZİYA AKTAŞ (İstanbul) – İlk adım bu...

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – ...Biz kullanıyor muyuz? Hepimiz biliyoruz ki, 80 ilimizin il merkezinde 1 000-1 500 öğretmen fazlası vardır. Bunları ilgili yerlere gönderemiyorsunuz; ama, en yakın kazasında, şurada, Ankara'nın, Çankayasında öğretmen fazlası vardır; fakat, Keçiören'de de öğretmen açığı vardır. Bu memleketin falan yerinde sınıflarda boşluk vardır; falan yerde de sınıflar 80 kişidir ve dersleri boş geçen okullar...

BEKİR YURDAGÜL (Kocaeli) – Kimin kabahati?..

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Batı'da bunların örneği yok. Siz, bu temel eğitimin 8 yıla çıkarılması konusunda reform yaptığınız iddiasındaysanız yanılıyorsunuz. Yapılacak iş, eğitimde, millî eğitimin merkezden yönetiminden vazgeçmektir. (DYP ve RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Evet ve size tahsis edilen bu okulları en rasyonel bir biçimde kullanmaktır. Bir tarafta öğretmen açığı olacak, topladığınız bu katkı paylarıyla hiçbir hizmet vermeyen kadrolara, israf halindeki eğitimci kadrolarına bir taraftan da maaş ödeyeceksiniz... Maaş ödeyelim; ama, onların çocuklarımıza verecek eğitim imkânını da onlara vermeyeceksiniz.

Değerli arkadaşlarım, temel eğitimin Batı'daki anlamı şudur: Temel eğitimdeki bütün masraflar devlete aittir. Hani sizin bu tasarınızda 8 yıl içerisinde kullanılacak okuldaki araçlar, gereçler ve kitaplar devlet tarafından verilecek hükmü? Yok.

Değerli arkadaşlarım, yurtdışında kamu görevlisi bulunduğum sıralarda, 3 çocuğu da yurtdışında...

HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Maşallah, maşallah...

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Bir dakika efendim, bir dakika, anlatacağım.

Elbette, görevli bulunduğum yerde okula göndereceğim. Okula gönderdim çocuklarımızı... (Gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri lütfen dinleyelim.

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – 8 yıl eğitimde, gittiğimiz zaman bizden depozit istendi aile olarak.

HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Tabiî ister.

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Depoziti verdik, kitapları verdi.

HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Türkiye'deki okullar nerede?

BAŞKAN – Sayın Çalık, lütfen sükûnetle dinleyiniz.

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Dinleyiniz...

Kitabın üzerinde şöyle yazıyordu: "Kitapları temiz kullanınız, sizden sonra da başka sınıflar bu kitabı okuyacak." Kitapları okuduk. Her sene kitapları götürdük, üç sene sonra zorunlu temel eğitimin sonuna geldiğimiz zaman, çocuklar dediler ki, biz sınıflarımızı geçtik, bize 2 000 Frank da hediye verdiler. Bu, bizim yatırdığımız depozitti değerli arkadaşlar ve üç yıl içinde bu kitaplar kaplıydı. İşte temel eğitimde rasyonellik bu, bunu belirtmek istiyorum. Burada, bu yasada bu hükmü görmek isterdik. Bütün eğitim bölümlerinde bu yasayı görmek isterdik.

Değerli arkadaşlarım, burada Maliye Bakanı arkadaşım var. Gelin, elbirliğiyle bu eğitimin kaynaklarını rasyonel kullanalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Doğan, lütfen 1 dakika içinde toparlayın.

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Daha çok eğitime pay ayıralım.

EMİN KUL (İstanbul) – Beş sene içinde ne yaptın?!

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, beş sene meselesi değil, on sene meselesi değil...

Bakın, tarih kitaplarını okursanız, bu memleketin subayları, harp okulu öğrencileri, 1 inci sınıf öğrencisi 2 nci sınıfa geçtiği zaman, onların elbiselerini, resmî elbiselerini yeni gelenler giyerek Türkiye bu noktaya gelmiştir. Bunları tarih yazıyor; ama, ben, burada siz neredeydiniz, biz neredeydik meselesini yapmıyorum. Gelin, eğitimde kaynak verelim. Bu millet veriyor. Ben isterdim ki, buraya Maliye Bakanlığı ayrı bir tasarıyla gelsin, bir eğitim seferberliği tasarısıyla gelsin, eğitim seferberliğinin finansmanı tasarısıyla gelsin. Bunu bulamadığım için üzgünüm. Burada, şu Parlamentoda bir üniversite reformu, yeni üniversitelerin kurulması, yeni kadroların kurulması, eğitimde personel rejimi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Doğan, teşekkür ediyorum.

ABDULLAH AYKON DOĞAN (Devamla) – Ben de teşekkür ediyorum.

Sabahın bu vaktinde hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Madde üzerinde, şahıslar adına konuşmalara geçiyoruz.

Sayın Hüseyin Kansu, buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN KANSU (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kesintisiz, kademesiz, yönlendirmesiz 8 yıllık temel eğitim kanun tasarısının geçici maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum.

Bu tasarı, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken, birden araya giden, tepeden inme bir ek geçici maddeyle karşı karşıya kaldık. Bütün Türkiye ayağa kalkmış, sadece Türkiye Büyük Millet Meclisine, Dilekçe Komisyonuna gelen dilekçe sayısı 4 milyonu aşmış; yüzbinlerce imzalı dilekçeler, siyasî partilere, bu tasarıya karşı olduklarını ifade ediyor, milletimiz "istemiyoruz" diyor. Buna rağmen, halkın istemediği bu dayatmayı uygulamak için, yine halkın cebinden, 2000 yılının sonuna kadar 6 katrilyon liralık parayı zorla alacağım diyor Hükümet. 6 katrilyon rakamını hesapsız söylemedim; hangi kalemlerden ne kadar gelir sağlanacağını gösteren listenizdeki rakamlardan yola çıkarak, Hükümetin de 10 katına kadar artırma yetkisini kullandığını kabul edersek, 2000 yılının sonuna kadar, bu rakam, halkın cebinden zorla alınmış olacak.

Bu tasarı, reform tasarısı değildir, olsa olsa, eğitim deformasyonu tasarısıdır. Sanırım, Sayın Işın Çelebi'nin "bu yıl enflasyon yüzde 100'ü aşar" sözünü yalan çıkarmamak, mahcup etmemek için çaba gösteriyorsunuz; ama, merak etmeyin, bu vergi bombasıyla, 1997 yılı sonunda enflasyon yüzde 150'ye kadar çıkabilir. Bu gelirleri Sayıştayın vize ve denetiminden de mazur görerek, acaba yeni zenginler mi oluşturmak istiyorsunuz?

Ayrıca, Anadolu'daki yerel radyo ve televizyonlara yüzde 5'lik reklam vergisi daha getirilerek mahallî yayıncılığın beli bir daha kırılıyor; bunun adına eğitime katkı payı... Hiç olmazsa, adını koyarken zarif ve şıksınız; teşekkür ederiz. Eğitime katkı payı adı altında gönüllü olması gerekir bütün bunların. İşte, halk, 601 tane imam-hatip lisesini vücuda getirmiş, gönüllü olarak katılmıştır. Bunun adı, eğitime katkı değil, imam-hatip liselerini, Kur'an kurslarını ve dinî eğitim ihtiyacını gören eğitim müesseselerini yok etmek için, yine, halkın cebinden zorla vergi almak ve ceberrutluktur.

Aziz milletim, bu tasarıyı hazırlayan irade sana diyor ki: "Ben, çocuğumu imam-hatip lisesine, Kur'an kursuna göndermiyorum, öyleyse, sen de göndermeyeceksin." Bu hakkı nereden alıyorlar? Anayasadan mı; hayır. Medenî Kanundan mı; hayır. Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planından mı; hayır. Birleşmiş Milletler insan hakları sözleşmesinden mi; hayır. Bugün, halkımız, oynanmak istenen, kapalı kapılar arkasında dönen dolapların, 8 yıllık dayatmasının arkasındaki gerçek niyet ve maksatların tamamıyla farkındadır. Kendi iradesini tanımayan birilerinin, kendi hayrına bir şey yapamayacağının, maksadın üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğunun bilincindedir. Maksat insanlarımızın eğitim kalitesini yükseltmek değil, milletimizin üzerine titrediği imam-hatip liselerini kapatmak, onun da ötesinde, halkın iradesini sindirmektir. Açıkça, halkın iradesi yerine, zinde güçlerin iradesini tanıyorlar. Ancak, Refah Partisi, bu bağlamda, halkın iradesinden başka bir irade tanımıyor. Halkın iradesini değil de zinde güçlerin iradesini tanıyan, ülkesinin geleceği üzerine kumar oynamaktan çekinmeyen parti başkanları, sadece, kendi siyasî kariyerlerini söndürmekle kalmayıp, aynı zamanda, bütün bir misyonlarını da kaybedecekler ve sandığı gömüleceklerdir.

Bu projeye gelir kaynağı sağlamak için çeşitli mal ve hizmetlere konulan zam kapsamında, hastaların, dişlerinden tırnaklarından artırarak aldıkları hayatî önemdeki ilaçlara zam yapılacağı için, insan haklarına aykırı bu uygulama karşısında hasta olan vatandaşlarımızın devletimizi mahkemeye verdiklerini görürsek şaşırmayalım.

Kalkınmasını gerçekleştirmiş ülkelerin hiçbirinde, devlet ile millet arasında çatışma yoktur; aksine, devlet millet kaynaşması vardır; çünkü, bundan kuvvet doğar, bu güçle kalkınma olur ve ülke gelişir.

Sayın milletvekilleri, burada konuşmalar esnasında ve Türkiye'de son zamanlarda, imam-hatip liselerinin Refah Partisinin arka bahçesi olduğu, sıkça, sözü edildi. Hayır; imam-hatip liseleri, ne Refah Partisinin ne de...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kansu, lütfen 1 dakika içinde toparlayalım.

HÜSEYİN KANSU (Devamla) – ... diğer partilerin arka bahçesi değildir. Refah Partisinin hiçbir yetkilisi de böyle bir söz söylememiştir; bu, ancak, medyadaki ateist bazı yazarların uydurmalarından ve iftiralarından ibarettir. İmam-hatip liseleri, aziz milletimizin çiçek gibi, pırıl pırıl genç evlatları, vatansever gençleri yetiştirdiği milletimizin bahçesidir. Bunun, bu şekilde bilinmesini ifade etmek istiyorum.

Son olarak diyorum ki, milletimizin rızasına uygun bir eğitim reformu getirmeliyiz; halka rağmen, halka sırt dönerek, halkla savaşarak bir yerlere varamayız. Gelin, yol yakınken bu yanlıştan dönünüz diyoruz, bu kötü yolu açmayınız diyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Komisyon ve Sayın Hükümet, söz talebiniz var mı?

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Var efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Zekeriya Temizel. (DSP ve CHP sıralarından alkışlar)

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisi, yaklaşık iki haftadan beri çok önemli bir tasarıyı tartışıyor. Tasarı, hem eleştirenler tarafından hem de getirenler tarafından bir reform yasa tasarısı olarak takdim ediliyor.

8 yıllık temel eğitim projesi, 8 Yıllık ilköğretim Yasa Tasarısı, gerçekten de bir mevzuat değişikliğinden ibaret değildir. 8 Yıllık Temel Eğitim Yasa Tasarısı, Türk eğitim sistemini çift tedrisattan, 60-70 kişilik sınıflardan, öğretmensizlikten, kısacası, eğitim adına utanılacak ne varsa hepsinden kurtarmayı amaçlamaktadır.

Olay böyle olunca, elbette ki bunun bir malî yönü vardır. Bu tasarıyı hazırlayan da, bu tasarının malî boyutuyla ilgili incelemeleri veya araştırmaları yapan da bu Hükümetin iki ayrı bakanlığıdır; hatta, birden fazla bakanlığıdır. Dolayısıyla, Millî Eğitim Bakanlığı bu tasarıyı hazırlarken, Hükümetin, malî yönüyle ilgili herhangi bir çalışmasının olmadığını söylemek gerçekten büyük haksızlıktır. Elbette ki, ikisinin çalışması aynı bakanlık tarafından yapılmayacaktır. Nitekim, bir kısmı bir bakanlık tarafından, diğer kısmı bir bakanlık tarafından yapılmış, Türkiye Büyük Millet Meclisinin komisyonunda birleştirilmiş, orada konuşulmuş, sonra da Büyük Millet Meclisine getirilmiş, Genel Kurulda görüşülmeye başlanmış. Bundan daha doğal bir olay yok.

Yapılan çalışma, daha önceden de, bir seferberlik olayı olarak yorumlandı. Nitekim, bu seferberlik, derslik yapımında sürdürülmektedir, yatılı bölge okulları yapımında sürdürülmektedir, satın almada, kamulaştırmada, öğrenci taşınmasında sürdürülmektedir, öğretmen yetiştirme alanında sürdürülmektedir, bilgisayar ve teknoloji kullanım alanında sürdürülmektedir. Bu kapsam gereği de, 2000 yılının sonuna kadar 147 326 derslik yapılacaktır, 250 yatılı bölge okulu bitirilecektir, tüm sınıflar 30 kişilik sınıflar haline dönüştürülecektir, 192 155 öğretmen yetiştirilecektir.

Bütün bunların bir maliyeti vardır. Bu maliyeti Plan ve Bütçe Komisyonunda ayrıntısıyla açıkladık; hatta, dağıtımını da yaptık. Bütün bunların sonucunda da, 1997 fiyatlarıyla 1 katrilyon 8 trilyon lira bir masraf yapacağımızı belirttik. 1 katrilyon 8 trilyon lira Türk eğitim sistemi için yeterli bir yatırım olmayabilir, daha da fazla gerekebilir; ancak, bu rakamlar, 8 yıllık temel eğitim için, biraz önce belirttiğimiz amaçlara ulaşmak için gereken rakamlardır. Gönül isterdi ki, bu rakamların tamamını, bir vergi reformundan sonra, bütçe olanakları içerisinde, ilave herhangi bir yük veya katkı payı getirmeden sağlayalım; ancak, değerli arkadaşlar, hepiniz takdir edersiniz ki, bu şekildeki bir düzenleme, özellikle, Hükümetimizin, toplumsal uzlaşma kapsamı içerisinde, ayrıntılı olarak toplumun tüm kesimleriyle görüşe görüşe hazırlayacağı bir tasarıdır ve Hükümetimiz, vergi reformunu, vergi kayıp ve kaçaklarını ortadan kaldırarak, vergi sistemindeki tüm adaletsizlikleri ortadan kaldırarak, hatta, vergi sistemindeki salma niteliğindeki hayat standardı esası, peşin vergi gibi unsurları kaldırarak, vergi oranlarını düşürerek ve vergiyi yaygınlaştırarak sağlayacaktır. Bununla ilgili bir vergi reformu kesin olarak önünüze gelecektir.

İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir) – Ne zaman gelecek Sayın Bakan?

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – En kısa sürede gelecek sayın milletvekili. İnşallah, Plan ve Bütçe Komisyonunda hem de beraberce tartışacağız; kesin olarak gizli kapaklı gelmeyecek.

Ancak, biraz önce de rakamlarını verdim; önümüzdeki üç yıl içerisinde 1 katrilyon liralık bir rakam var ortada Dolayısıyla, buna gönüllü katkıların ötesinde, insanları pek fazla rencide etmeden, ağır gelmeden, belirli katkı paylarıyla da finansmanına katkıda bulunma düşüncesi, umuyorum ki, pek fazla yadırganır bulunmaz. Getirilenlerin büyük bir kısmı, kesin olarak, ne mal ve hizmetlere ne de sürekli olarak kullanılacak olan bazı malların üzerine getirilen katkı paylarıdır. Tapuya getirilen işlem, bir gayrimenkul satın alan kişiden -orada gayrimenkulü kesin olarak söz konusu değil, değerlendirmek veya onun üzerine vergi koymak- sadece işlemi yapan kişiden o işlem sırasında 5 milyon liralık katkı payı almaktan ibarettir.

En fazla eleştirilen konulardan bir tanesi -burada pek ayrıntısıyla dile getirilemedi; ama, Plan ve Bütçe Komisyonunda söylendi- bunların adaletsiz niteliğinin olduğu şeklindeydi.

Değerli arkadaşlar, otomobil alım satımıyla ilgili olarak, yerli otomobil alanla bir yabancı otomobil alan arasındaki farklılık, zaten, bunlar üzerine getirilmiş olan kanunî vergilerle sağlanmaktadır, giderilmektedir. Bir yerli otomobil aldığınız takdirde, örneğin Şahin marka bir otomobil aldığınız takdirde zaten 231 milyon vergi ödemektesiniz; bir BMW 540 aldığınız zaman da 2 milyar 240 milyon civarında ödemektesiniz. Adaleti sağlayan vergi sistemimiz var. Biz, bunun üzerine, bu işlemi yapan insana; yani, bir taraftan 2 milyar 240 milyon lirayı ödeyene veya 231 milyon lirayı ödeyene 10 milyon lira da eğitime katkı payı ödeyin diyoruz. Bunun vergiyle bir ilgisi yok; işlemi yapan insanla ilgisi var. Bunun içerisinde, ilave olarak, sadece ve sadece Eğitim, Gençlik, Spor ve Sağlık Hizmetleri Vergisiyle, yani, 3418 sayılı Kanunla ilgili bir düzenleme var; arkadaşlarımız ona değinmediler, Parlamentoyu bu konuda bilgilendirmek isterim.

Bu yasa 1986 yılında çıktığı zaman, maktu olan bu nispetlerin fiyat içerisindeki oranı yüzde 10 dolayındaydı. Aradan geçen zaman içerisinde, bu maktu oran, nispî olarak binde 3'lere düştü. Burada yaptığımız, buradaki maktu nispetleri, nispî oranlara çekmektir; bunun dışında da fazla bir şey yoktur. Bütün bunların sonucunda sağlanacak olan hâsılat veya katkı paylarından elde edilecek gelir de, 200 trilyon lira dolayında tutmaktadır. "Sabit fiyatlarla" dedik buna. Bir taraftan, "bu eğitim seferberliğinin kaynağı yoktur" diye eleştirilirken, bir taraftan da, sabit fiyatlarımızı yeniden endekslemek suretiyle getirilecek yük hesabı yapılmak suretiyle, gerçekten, büyük bir çelişki sergilendi burada.

"Sabit fiyat" denildiği takdirde, bunun, gelecekte de aynı rakam olacağını herkes gayet iyi bilir. 500 lira, bugün 500 liraysa, sabit fiyatlarla, yarın 2 500 lira olduğu zaman da, yine 500 lira anlamındadır. Sabit fiyat demek, bu demek zaten. Kıyaslamalar bu nedenle anlamlıdır. Dolayısıyla, bu, hiçbir zaman 500 bin lirayı geçmeyecek. Bir Gelir Vergisi Beyannamesi veren kişi, yılda bir defa verecektir ve verirken, 500 bin lira verecek. Doğru, çok küçüktür, Sayın Doğan da küçümsediler; ama, bu şekilde sağlanacak olan hâsılat, yıllık 25 trilyon lira tutmaktadır. Küçücük katkı, hiç kimseyi rencide etmiyor, toplamını aldığınız zaman 25 trilyon lira oluyor. Bu, 1 000'er kişilik 25 tane yatılı bölge okulu demektir. Neden küçümsendi ki bu... Elbette ki, ağır bir yük getirmemeye çalışıyoruz; insanları kesinlikle rahatsız etmeden, çok küçük katkı paylarıyla bu olayı çözmeye çalışıyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu ek maddenin en önemli konularından bir tanesi de, elde edilen gelirin harcanmasıyla ilgili olarak getirilen ilkelerdir. Buradan sağlanan her kuruş, olduğu gibi, 8 yıllık ilköğretimin finansmanında kullanılacaktır; yaptığımız düzenleme bunu içermektedir. Her kuruş, sadece bu işin finansmanında kullanılmak üzere Millî Eğitim Bakanlığına devredilecek, sadece Maliye Bakanlığından tarafından ödenek olarak kaydedilecektir.

Burada eleştirilmeyen, ancak, herkesin kafasında olan bir soruya ayrıca yanıt vermek isterim. Burada, 2886, 1050, 832 sayılı Yasaların belirli hükümleri, 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 32 nci maddesinin dışında harcama yapılacağı belirtildi. Çok net bir şekilde, şu kürsüden belirtiyorum, bu, ne 2886 sayılı Yasanın hükümlerinden kurtulmak veya kaçmak için ne de Sayıştay denetiminden kaçmak içindir; bu harcamaların tamamında, bu Yasaların hepsi uygulanacaktır. Ancak, değerli arkadaşlar, nereden bakarsanız bakın, sabit fiyatlarla, üç yıl içerisinde 1 katrilyon liralık yatırım çok büyük bir yatırımdır.

 

 

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – 1,8 katrilyon değil mi Sayın Bakan?

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – Hayır efendim, 1 katrilyon 8 trilyon lira; kısaca, 1 katrilyon lira diyorum.

Dolayısıyla, buralarda yapılan inşaatların kalitesi -Allah göstermesin- yapıldıktan sonra meydana gelecek herhangi bir tabiî afete karşı dayanıklılığı, istenilen koşullarda yapılıp yapılmaması, bizim en büyük endişelerimizden bir tanesi. Bu ihalelerin hepsi şeffaf olarak yapılacak; ancak, bunun kontrollüğünü -hem de sigorta sistemi artı- özel denetim kuruluşlarına yaptırabilmek için bu yasaların dışında, ilave olarak bazı düzenlemeler yapılmak gerekiyordu. "2886 sayılı Yasa kapsamı dışında" demek, Yasanın, tamamen bütün hükümlerinin uygulanması artı bu denetim sistemlerinin ve sigorta sisteminin uygulanmasına olanak tanımak içindir. Bunu, özel olarak, bizzat bir Maliye Bakanının ağzından tutanaklara geçirmek için burada söylüyorum.

Değerli arkadaşlar, getirilen katkı payı, kimseyi rencide etmeyecek, ağır olmayacak...

(Mikrofon otomotik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Temizel, lütfen 1 dakika içinde toparlayalım.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – Hay hay Sayın Başkanım.

...ancak, bu küçük katkılar, toplandığı takdirde de çok büyük boyutlara ulaşacak bir planlama sonucunda ortaya çıktı. Küçümsenebilir bazı insanlar için; ama, bu katkı, Türk millî eğitim sistemine oldukça derin bir nefes aldıracak niteliktedir. Bunun ötesinde, arkadaşlarımızın iftiharla belirttikleri gönüllü katkılar, elbette ki, bunun içerisinde ilave olarak gelecektir. Zaten, tüm toplum, bu katkılarla ilgili olarak yapılacak düzenlemeyi, daha doğrusu, bu yasayla belirtilecek düzenlemeyi ve nasıl yardım yapacaklarını beklemektedir.

Bununla beraber, bu da bunun üzerine ilave edilecek. Uluslararası kuruluşlardan hangi koşullar altında kredi alınacağı konusu da, o kredi koşulları konuşulurken ortaya çıkacak, kesin olarak gizlenmeyecek ve ayrıca kamuoyuna açıklanacaktır. İstenildiği takdirde tüm milletvekili arkadaşlarımıza bu konuda bilgi verilecektir. (DSP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – Ben teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (DSP, ANAP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şahsi adına son konuşmacıyı çağırmadan önce, çok hoşlanmadığım bir duyuru yapmak zorundayım: Maalesef, zillerimize, kâğıt sokularak veya gevşetilerek çalması engelleniyor. Bu, biraz çocukça bir şey. Lütfen vazgeçelim. Teknisyenler içinden kâğıt çıkarıyorlar durmadan. Lütfen sayın milletvekilleri...

Sayın Hüseyin Yıldız; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN YILDIZ (Mardin) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ek geçici madde üzerinde sözlerime başlamadan önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakan, takip ettiğim kadarıyla, "3000 yılına kadar, 192 bin öğretmen yetiştireceğiz" diye ifade ettiler. (DSP sıralarından "2000 yılı" sesleri)

"2000 yılına kadar 192 bin öğretmen yetiştireceğiz" diye ifade ettiler. Halbuki, bizim, yetiştirebileceğimiz yıllık öğretmen sayısı 7 bindir. Üç sene içerisinde bu 21 bin eder. Peki, bu durumda, 171 bin öğretmen ihtiyacını nereden temin edecek Sayın Bakanım?

MUHAMMET POLAT (Aydın) – Emekli olanlar da hariç!..

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – Emekli olanlar da hariç...

Tabiî, güzel bir yöntemleri vardır; acaba, Sayın Genel Başkanının, Sayın Ecevit'in geçmişte yaptığı gibi, bir ay içerisinde militanlarına sertifika vermek suretiyle mi öğretmen yetiştirecek ve bu açığı bu şekilde mi giderecek diye merak ediyorum. (DSP sıralarından gürültüler)

Bu madde tümüyle Anayasaya aykırıdır. Anayasanın 73 üncü maddesine göre, herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür. Biraz sonra izah edeceğim şekliyle, tümüyle, değişik bir şekilde, değişik oranlarla bu perişanlık vergisi konmuştur.

Şu anda, okulların açılmasına bir ay kala, bana göre 200 bin öğretmene, Sayın Bakanıma göre 192 bin öğretmene ihtiyaç var, 200 bin de dersliğe ihtiyaç var. Şu anda Mardin'de kapalı 258 okul, 2 406 öğretmen açığı, 1 222 derslik ihtiyacı var. Yeni sistemle bunlar kat kat artacak. Köy evlerinde ve odalarında okuyan yavrularımız var. Tüm bunları, Sayın Bakanım, ne zaman ve nasıl temin edecek? Herhalde hayal dünyasında dolaşıyor, Anadolu gerçeğini görmüyor.

Değerli arkadaşlar, Anadolu çocuğunu perişan edeceğiniz gibi, ailelerini de, bu ek perişanlık vergisiyle mahvedeceksiniz.

Geçen cumartesi günü gece yarısı baskınıyla komisyonda görüşülen perişanlık vergisine bir bakın!.. Umudunu şansa bağlamış garibanın "ya çıkarsa" umut ve hayalini de yıktınız.

Hafta sonu yaşamıyla stresten kurtulmak isteyen avcının keyfini de kaçırdınız. Terör veya trafik endişesiyle havayoluyla seyahat edenden vergi aldınız; fakat, yurtdışına seyahatlere vergi koymadınız; yani, patronlara dokunmadınız. Cep telefonu kullanan tüccara yüklenen vergi, maliyete yüklenip de, fakire, tüketiciye yansımayacağını söyleyebilir misiniz?

Radyo ve televizyon reklamlarına yüklenen vergi, fakirin mutfağına, öğrencinin önlüğüne, kitabına yansımaz diyebilecek misiniz?

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – Onları bedava vereceğiz.

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – Trilyonlarca lira değerinde yat, kotra, hatta helikopter, uçak ve gemi alandan da 10 milyon, 200 milyon liralık külüstür bir araba alandan da, yine, 10 milyon; Mardin-Dargeçit'teki birkaç milyonluk arsadan da 5 milyon, İstanbul-Boğaziçi'ndeki trilyonluk villadan da 5 milyon alacaksınız. Bu nasıl sosyal adalet, bu nasıl sosyal devlet, bu nasıl sosyal demokratlık?! (RP sıralarından alkışlar) Bunu yaparken, gerçekten, vicdanınız sızlamadı mı sizin?..

HASAN GÜLAY (Manisa ) – Sen anlamamışsın, anlamamışsın; bir daha oku...

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – Bu zulüm paketi, sigara ve alkol tiryakilerinin bile keyfini kaçıracak, onların duman ve naralarında bile boğulacağınızı hiç düşünmediniz...

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – O çok makul... Çok makul...

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – Kola ve meşrubatla serinleyen gençlerimiz, bundan böyle meydanlarda hararetlerini söndürmeye çalışırlarsa, onları coplatacak mısınız?..Bu zulüm paketi her aileye ortalama yılda 80 milyon ek yük getiriyor...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yıldız, 1 dakika içinde toparlıyoruz.

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – Saydığım ve saymadığım bu ekvergiler köylüyü, memuru, işçiyi, esnafı, garibanı etkilemez diyebilecek misiniz? Bu, zulüm değil de nedir? Hani, sözde, reform için gerekli kaynak hazırdı; nerede Hükümetinizi kurdurtan iş çevreleri; nerede evlerinde Hükümetin kuruluşunu kutladığınız soylu bir kısım medya patronları; nerede hayranı olduğunuz bizi çok seven Batılı dostlarınız?! (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Hani, holdingler kesenin ağzını açacaktı?! İş, fedakârlığa gelince, paraya gelince hepsi tilkiler gibi kayboldular;ama, Hükümetin başını da faka soktular. Yüzde 2'lik asalak bir azınlığın, Anadolu çocuğunun önünü kesmek için size dayattığı bu zulüm projesinin ceremesini, gariban halktan çıkarmaya nasıl vicdanınız elverir... Gelin halkı ezdirmeyin, perişan etmeyin, insan haklarını ihlal etmeyin, yoksa siyasî intiharınız olur Sayın Başbakan...

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yıldız.

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) –Sözümü sosyal demokratlara ithaf edeceğim bir dörtlükle bitiriyorum:

"Demire zam, çeliğe zam,

Dayan Mehmed'im dayan,

Babanın bir kemikleri vardı sağlam,

Ona da zam koydu Başbakan."

İthaf ediyorum. (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yıldız.

Sayın milletvekilleri, madde üzerinde konuşmalar tamamlanmıştır.

Soruların işlemine başlıyoruz; 5 dakika süreyle soruları okuyacağız...

ABDÜLKADİR AKSU (Diyarbakır) – Sayın Başkan, bir sözlü soru sorabilir miyim?

BAŞKAN – Hayır, soramazsınız efendim.

ABDÜLKADİR AKSU (Diyarbakır) – Neden?

BAŞKAN – Genel Kurul karar aldı.

ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Sayın Başkan, müsaade ederseniz bir hususu arz etmek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Dışarıdaki arkadaşlar, zil sesiyle, burada oylama olup olmadığını haber almaktadırlar ve bu, senelerden beri devam eden bir işlemdir. Arkadaşlarımız zili bozmaktadırlar. Dört defa teknisyen çağırdık, yaptırdık. İsim vermek istemiyorum; ama...

BAŞKAN – Sayın Çakan, Genel Kurulu uyardım bu konuda.

ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Şu anda gene çalışmıyor.

BAŞKAN – Genel Kurulu uyardım. Burası Türkiye Büyük Millet Meclisi; çocukça bir oyunu hiçbir sayın milletvekiline yakıştıramıyorum; ama, sayın idare amirleri gereğini yapacaklardır sanıyorum.

Şimdi, 5 dakika süreyle Sayın Bakana yöneltilen soruları okutuyorum :

Adana Milletvekili Sıtkı Cengil'in Sorusu:

8 Yıllık Zorunlu Kesintisiz Temel Eğitim Yasa Tasarısının malî boyutunu karşılamak üzere bir kişi çalıştırandan da bin kişi çalıştırandan da, boş beyanname verenden de trilyonluk beyanname verenden de aynı para alınmaktadır; bu, sosyal adaletle bağdaşır mı?

Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün'ün Sorusu:

1. Sayın Maliye Bakanı muhlefette iken, her fırsatta, kapsamlı bir vergi reformundan bahsediyordu. Getirdiği ek madde, bahsettiği vergi reformu mudur?

2. Değilse, her seferinde yana yakıla bahsettiğimiz kapsamlı vergi reformunu Meclise getirmeniz gerekmez mi?

3.– 8 yıllık kesintisiz İlköğretim giderlerini karşılamak için getirdiğiniz ek madde adaletsizliklerle doludur. Neden son derece lüks bir motorlu taşıtla, modeli eski bir motorlu taşıtı bir tutuyorsunuz?

Kastamonu Milletvekili Fethi Acar'ın soruları:

Soru 1. İlk günlerde kesintisiz 8 yıllık eğitimin 25-30 trilyonla çözüme kavuşacağı ifadelerinizin, bugünlerde 1 katrilyona ulaşacağı ifadelerinizi, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve milletimize nasıl izah edersiniz?

Soru 2. 2886 sayılı İhale Yasası, Sayıştay Vizesi Muafiyeti, 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunları kapsamı dışına almakla ve 1997, 1998, 1999, 2000 yıllarına uzanarak, yaklaşık 6 katrilyon liralık hızlı yatırım, daha önceki yıllarda, devleti ve bürokrasiyi sarsan, literatürlerde yer alan yeni Koskotas dosyalarına sebep olmayacak mı? Bunu nasıl önleyeceksiniz?

İstanbul Milletvekili Azmi Ateş'in soruları:

İmam-hatip ortaokullarının açıkça kapatıldığını neden söylemiyorsunuz? "İmam-hatip liseleri kapatılmayacak" diyorsanız ve doğruyu söylüyorsanız, ancak, şu anda imam-hatip ortaokullarında ne kadar öğrenci vardır? İmam-hatip liselerinde ne kadar öğrenci vardır? 1996-1997 ortaokullar kapatıldığında, kaynak başından kesildiğinde, imam-hatip liselerindeki kaynak kurumuş olmayacak mı?

Sadece ilahiyat yüksekokulu veya fakültelerine öğrenci verebilecek okullar haline geleceğine inanıyor musunuz? Amacınız, bu okulları sadece ilahiyat fakültelerine bağlı imam yetiştiren okullar haline getirmek değil miydi?

İmam-hatip orta ve lise bölümlerinin Millî Eğitim Bakanlığı sınıflaması içinde, meslekî ve teknik okullar bölümünde yer almasını gerçekçi buluyor musunuz?

Konya Milletvekili Remzi Çetin'in soruları:

Sayın Bakanım, ülke kaynaklarını en verimli kullanmak hepimizin görevidir. Bu bakımdan, 10 kat daha ekonomik olan kademeli, yönlendirmeli sistemi terk edip, zorlamalı kesintisizde ısrar etmek, hem bütçe imkânlarını hem de vatandaşımızı, ekonomi bilimine aykırı olarak zorlamayacak mı?

Rize Milletvekili Şevki Yılmaz'ın sorusu:

1. 8 yıllık temel eğitimin kesintisiz olması şartıyla Dünya Bankasının trilyonlarca lirayı bağışladığı haberleri doğru mudur? Doğruysa; Batılılar, Türkiyemize, siyasî, iktisadî ve sosyal hiçbir konuda destek olmazken, kesintisiz eğitim için desteklerindeki haçlı Lawrence planını fark ediyor musunuz?

2. Anketlere göre, normal liselerde alkol, eroin, esrar gibi tehlikeli maddeleri kullanma oranı yüzde 20 iken, imam-hatip liselerinde böyle bir tehlike görülmemektedir. Liselerdeki evlatlarımızı vatanına, bayrağına, ana-babasına bağlı ve saygılı yetiştirip, her türlü uyuşturucudan kurtarmayı hedefleyen millî bir eğitim devrimi gerçekleştireceğinize, imam-hatip liselerindeki talebeleri de uyuşturucu müptelası yapmaya çalışmayı ne ile izah edeceksiniz?

3. Asırlar boyu, Kur'an-ı Kerim'e ve halkına savaş açanların acı sonlarının ne olduğunu; nasıl, halk tarafından sandıklarda tarihin çöp sepetine atıldıklarını duymadınız mı, okumadınız mı? Bu ülkede, barıştan ve 65 milyonun kardeşliğinden rahatsız mısınız?

BAŞKAN – Soru sorma işlemi tamamlanmıştır; şimdi, Sayın Bakanın yanıtını alalım 5 dakika içinde.

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, çiklet çiğnemek uygun değildir; ama, çay içmek de herhalde değildir.

BAŞKAN – Sayın Hacaloğlu, bu uygulama epeydir yapılıyor; bu toleransı göstermeniz lazım, hepimiz yapıyoruz.

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Bilemiyorum... Bir tespit...

BAŞKAN – Çünkü, sizler dışarıda çayınızı içebiliyorsunuz, Divan Üyeleri, şu an, aşağı yukarı 18 saattir buradalar. İçtiği çayı da gayet saygıyla, beyaz kâğıtla kapatmışlar, lütfen bu toleransı gösterelim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, bir şey arz edebilir miyim müsaade ederseniz?

Efendim, bu uygulama, Başkanlık Divanının su içmesi, çay içmesi uygulaması ilk defa yapılmıyor, değerli arkadaşımız buna saygı göstermesi lazım.

BAŞKAN – Duyurdum onu.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Rencide edecek bir tarzda söylemesini de kınıyorum.

BAŞKAN – Duyurdum onu efendim, sağ olun.

Buyurun Sayın Bakan.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Ayıp diye bir şey var .

ATİL SAV (Hatay) – Sayın Başkan, beyefendi Genel Kurul polisi mi, ne karışıyor... Saygısızlığa bak!..

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, Sayın Bakan sorulara cevap verecek.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yöneltilen sorulara, zamanımın elverdiği ölçüde çok net olarak yanıtlar vermek istiyorum.

Öncelikle, getirilen düzenlemelerin eğitime katkı paylarının bir vergi niteliği olmadığını; dolayısıyla da, mutlaka, adalet sağlama gibi, Türk vergi sisteminin içerisinde var olan bir unsurun üzerine yeniden bir vergi düzenlemesi olmaması nedeniyle, ayrıca çok ayrıntılı hükümler getirmediğini belirtmek istiyorum.

Biraz önce belirttim, eski model bir araba veya yerli bir araba alanın ödediği vergilerle, lüks bir araba alanın vergileri, Türk vergi sistemi içerisinde, zaten adaletli bir yapıya dönüştürülmektedir. Burada söz konusu olan, bu aracı veya yatı alan kişinin ödediği vergilerin dışında, ayrıca eğitime katkı payı ödemesidir. Bu olay, gayrimenkulde de böyledir. Ödeme gücüne göre konulan rakamların hiçbir tanesi, her halükârda ödenmeyecek rakamlar değildir.

İkinci konu: Bu konuda yapılacak olan harcamaların kesinlikle, herhangi bir israfa neden olmadan, en sağlıklı bir şekilde eğitime yönelmesidir; temel amacımız budur; bu da, kesin olarak sağlanacaktır. Yaptığımız düzenleme, her yönüyle, her şekliyle, harcanacak olan her kuruşun eğitime gitmesini sağlayacaktır.

Türk eğitim sisteminde yıllardan beri gelen ihmalin bir yıl içerisinde ortadan kaldırılmasını hiç kimse düşünmez zannediyoruz. Dolayısıyla, başlangıçta 8 yıllık temel eğitime geçilirken "30 trilyon liralık kaynak var" açıklaması, 1997 yılı içerisinde yapılacak harcamalara yöneliktir; dolayısıyla, bu, 1998 yılında, 1999 yılında ve 2000 yıllarında artarak devam edecektir. 1997 yılı içerisinde, gerçekten 37 trilyon lira kaynağa ihtiyaç vardır ve bu kaynak da sağlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, öğretmen yetiştirme konusunda çok net rakamlar vermek o kadar mümkün değil. 200 bin dolayında öğretmenimize ihtiyaç vardır; ancak, şu anda, edebiyat fakültelerimizde 21 bin, fen fakültelerimizde 16 bin, fen-edebiyat fakültelerinde 70 bin, eğitim fakültesinde 91 bin olmak üzere, yaklaşık 200 bin dolayında öğrenci okumaktadır ve dört yıllık süreç içerisinde bu insanların hepsi öğretmen olarak yetiştirilecektir. Kaldı ki, Millî Eğitim Bakanlığının, ayrıca ilave programları var öğretmen yetiştirmek için. Bir yıl içerisinde 200 bin öğretmen yetiştirme çabasında veya iddiasında olan kimse yok; dört yıl içerisinde bu sağlanacak ve Türk eğitim sisteminin içerisinde bulunduğu bu öğretmensizlik sorunu, bu süre içerisinde halledilecektir.

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen toparlayalım; kalan sorulara yazılı cevap verebilirsiniz.

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Değerli arkadaşlar, son olarak şunu söylemeye çalışıyorum: Burada, sürekli olarak, belirli bir grup öğrencinin, belirli dış etkilerden esirgendiği, diğerlerinin açık olduğu dile getirildi. Eğitim reformunun temel amaçlarından birisi de, tüm öğrencilerimizin, her türlü zararlı etkiden esirgenmesini sağlayacak önlemleri almaktır; yoksa, bir grubun kendisini koruyup, diğer grupların kendisini koruyamadığı savına sarılmak değildir.

Türk eğitim sistemi, en kısa süre içerisinde, tüm gençlerini, her türlü kötü alışkanlıklardan, her türlü zararlı alışkanlıklardan koruyacak bir hale mutlaka getirilecektir Sayın Başkanım.

Teşekkür ederim. (DSP, CHP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, madde üzerinde 4'ü Anayasaya aykırılık iddiasını içeren, toplam 32 önerge vardır. Bu önergeleri, önce, geliş sırasına göre okutacağım, Anayasaya aykırılık önergelerinin geliş sırasına göre yalnızca birini işleme koyacağım.

Sayın milletvekilleri, Genel Kurul salonunda, daha önce yer yer sözlü müdahaleler ve birkaç da yazılı müdahale oldu; önergelerdeki imzaların, sayın milletvekillerinin isimlerinin okunmasına tepki gösteriliyor. Bunlar, aynı önergeler değil, böyle bir yanlış anlama var; "aynı önergedeki imzalar niçin tekrarlanıyor" diye; farklı önergelerdir. Bir önergenin, bizim tarafımızdan işleme alınması için 5 imzanın yeterli olmasına rağmen, altındaki imza sayısı kaç olursa olsun, o imzaların hepsi önergenin bütünü olduğu için, burada ilk başta okumak mecburiyetindeyiz. Bu mecburiyet, bu konuda çok sayıdaki imza, tıpkı, önerge sahiplerinin konuşma hakkını önlemek üzere Komisyon ve Hükümetin önergeye katılması kadar, Meclis usulümüzde meşrulaşmış bir uygulamadır.

Buyurun:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı kanun tasarısının Geçici Madde 1'in (a) fıkrasının altıncı bendindeki "yarısı" ibaresinin "dörtte biri" ve onüçüncü bendindeki "on" ibaresinin "beş" olarak değiştirilmesini; (f) fıkrasına da "Ziraat Bankası" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve Halk Bankasında" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Metin Şahin Şamil Ayrım Osman Kılıç

Antalya Iğdır İstanbul

Halil Çalık Çetin Bilgir Hüseyin Yayla

Kocaeli Kars Hatay

Aydın Tümen

Ankara

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 376 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (a) fıkrasının birinci bendinin "vergilerin tarh ve tahakkukuyla ilgili olarak mükellef ve sorumlularca vergi dairelerine ve belediyelere verilen beyannameler ile Sosyal Sigortalar Kurumuna verilen sigorta prim bildirgelerinde beyan edilen miktarın onbinde biri, gümrük idarelerine verilen beyanname tutarlarının onbinde ikisi şeklinde, ikinci bendin ise, 1318 sayılı Finansman Kanununa göre Taşıt Alım Vergisine tabi olan motorlu taşıtların kayıt ve tesciliyle, devirlerinde beyan edilen taşıt fiyatının binde beşi, dördüncü bendinin silah taşıma, bulundurma vesikası için silahın fatura bedelinin yüzde 5'i, cep telefonu sahipleri adına tahakkuk ettirilen sabit tesis ücretlerinin yüzde 10'u, 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli 4 sayılı tarifenin 1 numaralı bölümünde belirtilen tapu işlemlerinden harç mükellefiyeti doğuran 492 sayılı Harçlar Kanunu ile diğer kanunlarda yer alan istisna ve muafiyetler dikkate alınmaksızın her bir işlemin taraflarından ayrı ayrı tutarın onbinde biri" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Musa Demirci Hayrettin Dilekcan

Van Sıvas Karabük

Lütfü Esengün Ali Oğuz Mehmet Emin Aydınbaş

Erzurum İstanbul İçel

Mehmet Sılay Lütfi Yalman Ahmet Feyzi İnceöz

Hatay Konya Tokat

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener Fikret Karabekmez

Konya Sıvas Malatya

Sait Açba Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan

Afyon Kayseri Sakarya

Fethi Acar Lütfi Doğan Ahmet Doğan

Kastamonu Gümüşhane Adıyaman

Ahmet Çelik Bülent Arınç Bekir Sobacı

Adıyaman Manisa Tokat

Abdullah Arslan Yakup Budak Sıtkı Cengil

Tokat Adana Adana

Celal Esin Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğlulları

Ağrı Ordu İstanbul

Zeki Ünal İsmail Yılmaz Ömer Ekinci

Karaman İzmir Ankara

Latif Öztek Ahmet Derin Ahmet Cemil Tunç

Samsun Kütahya Elazığ

Mustafa Bayram Şaban Şevli Tevhit Karakaya

Van Van Erzincan

Osman Hazer Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın

Afyon Aydın Batman

Nezir Aydın Nedim İlci Saffet Benli

Sakarya Muş İçel

Arif Ahmet Denizolgun Hasan Dikici Mehmet Sıddık Altay

Antalya Kahramanmaraş Ağrı

Azmi Ateş Zülfükar İzol Abdulkadir Öncel

İstanbul Şanlıurfa Şanlıurfa

Maliki Ejder Arvas Abdullah Örnek Kâzım Arslan

Van Yozgat Yozgat

Zülfikar Gazi Ahmet Bilge Metin Perli

Çorum Ankara Kütahya

Mehmet Aykaç Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız

Çorum Giresun Mardin

Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen Abdulhaluk Mutlu

Trabzon Bitlis Bitlis

Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan

Bingöl Bingöl Elazığ

Musa Okçu Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız

Batman Elazığ Muş

Seyyit Haşim Haşimi Yakup Hatipoğlu Naci Terzi

Diyarbakır Diyarbakır Erzincan

Metin Kalkan Mehmet Sılay Mustafa Köylü

Hatay Hatay Isparta

Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin

Gaziantep Gaziantep İstanbul

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu Memet Emin Aydın

Gaziantep İstanbul Siirt

Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş Ersönmez Yarbay

Siirt Kilis Ankara

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (a) fıkrasındaki "ilköğretim" ibaresinin "temel eğitim" şeklinde; sırayla "500 000", "1 000 000", "10 000 000", "10 000", "20 000", "20 000 000", "10 000 000", "500 000", "1 000 000", "2 000 000", "pay kadar", "5 000 000" ibarelerinin, yine sırayla "100 000", "200 000", "300 000", "2 000", "4 000", "4 000 000", "2 000 000", "100 000", "200 000", "400 000", "payın bir bölü dördü kadar", "1 000 000" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Musa Demirci Hayrettin Dilekcan

Van Sıvas Karabük

Lütfü Esengün Ali Oğuz Mehmet Emin Aydınbaş

Erzurum İstanbul İçel

Mehmet Sılay Lütfi Yalman Mehmet Sıddık Altay

Hatay Konya Ağrı

Mustafa Bayram Ahmet Feyzi İnceöz İsmail Yılmaz

Van Tokat İzmir

Ömer Ekinci Latif Öztek Ahmet Derin

Ankara Samsun Kütahya

Ahmet Cemil Tunç Şaban Şevli Tevhit Karakaya

Elazığ Van Erzincan

Osman Hazer Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın

Afyon Aydın Batman

Nezir Aydın Nedim İlci Saffet Benli

Sakarya Muş İçel

Arif Ahmet Denizolgun Hasan Dikici Azmi Ateş

Antalya Kahramanmaraş İstanbul

Zülfükar İzol Abdulkadir Öncel Maliki Ejder Arvas

Şanlıurfa Şanlıurfa Van

Abdullah Örnek Kâzım Arslan Zülfikar Gazi

Yozgat Yozgat Çorum

Ahmet Bilge Mehmet Aykaç Turhan Alçelik

Ankara Çorum Giresun

Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen

Mardin Trabzon Bitlis

Aldulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu

Bitlis Bingöl Bingöl

Hasan Belhan Musa Okçu Ömer Naimi Barım

Elazığ Batman Elazığ

Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi Yakup Hatipoğlu

Muş Diyarbakır Diyarbakır

Naci Terzi Süleyman Metin Kalkan Mehmet Sılay

Erzincan Hatay Hatay

Mustafa Köylü Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı

Isparta Gaziantep Gaziantep

Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu

İstanbul İstanbul Gaziantep

Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş

Siirt Siirt Kilis

Ersönmez Yarbay Metin Perli Ömer Vehbi Hatipoğlu

Ankara Kütahya Diyarbakır

Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı

Erzurum İstanbul Amasya

Avni Doğan Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı

Kahramanmaraş Kırıkkale Konya

Abdüllatif Şener Lütfü Esengün Fikret Karabekmez

Sıvas Erzurum Malatya

Sait Açba Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan

Afyon Kayseri Sakarya

Fethi Acar Lütfi Doğan Ahmet Doğan

Kastamonu Gümüşhane Adıyaman

Ahmet Çelik Ali Oğuz Bülent Arınç

Adıyaman İstanbul Manisa

Bekir Sobacı Abdullah Arslan Yakup Budak

Tokat Tokat Adana

Sıtkı Cengil Celal Esin Hüseyin Olgun Akın

Adana Ağrı Ordu

Osman Yumakoğulları Zeki Ünal

İstanbul Karaman

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (a) fıkrasında yer alan "on katına kadar" ibaresinin fıkra metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Musa Demirci Hayrettin Dilekcan

Van Sıvas Karabük

Lütfü Esengün Ali Oğuz Mehmet Emin Aydınbaş

Erzurum İstanbul İçel

Sacit Günbey Lütfi Yalman Mustafa Bayram

Diyarbakır Konya Van

Mehmet Sıddık Altay Ahmet Feyzi İnceöz İsmail Yılmaz

Ağrı Tokat İzmir

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener Fikret Karabekmez

Konya Sıvas Malatya

 

 

Sait Açba Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan

Afyon Kayseri Sakarya

Fethi Acar Lütfi Doğan Ahmet Doğan

Kastamonu Gümüşhane Adıyaman

Ahmet Çelik Bülent Arınç Bekir Sobacı

Adıyaman Manisa Tokat

Abdullah Arslan Yakup Budak Sıtkı Cengil

Tokat Adana Adana

Celal Esin Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları Ağrı Ordu İstanbul

Zeki Ünal Metin Perli Ömer Faruk Ekinci

Karaman Kütahya Ankara

Latif Öztek Ahmet Derin Ahmet Cemil Tunç

Samsun Kütahya Elazığ

Musa Demirci Mustafa Bayram Şaban Şevli

Sıvas Van Van

Tevhit Karakaya Osman Hazer Muhammet Polat

Erzincan Afyon Aydın

Alaattin Sever Aydın Nezir Aydın Nedim İlci

Batman Sakarya Muş

Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun Hayrettin Dilekcan

İçel Antalya Karabük

Hasan Dikici Mehmet Sıddık Altay Azmi Ateş

Kahramanmaraş Ağrı İstanbul

Zülfükar İzol Abdulkadir Öncel Maliki Ejder Arvas

Şanlıurfa Şanlıurfa Van

Abdullah Örnek Kâzım Arslan Zülfikar Gazi

Yozgat Yozgat Çorum

Ahmet Bilge Mehmet Aykaç Turhan Alçelik

Ankara Çorum Giresun

Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen

Mardin Trabzon Bitlis

Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu

Bitlis Bingöl Bingöl

Hasan Belhan Musa Okçu Ömer Naimi Barım

Elazığ Batman Elazığ

Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi Yakup Hatipoğlu

Muş Diyarbakır Diyarbakır

Naci Terzi Süleyman Metin Kalkan Mehmet Sılay

Erzincan Hatay Hatay

Mustafa Köylü Nurettin Aktaş Bedri İncetahtacı

Isparta Gaziantep Gaziantep

Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu

İstanbul Gaziantep İstanbul

Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş

Siirt Siirt Kilis

Ersönmez Yarbay

Ankara

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Kanunu, Bakanlığın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (b) bendinde yer alan "sair şarap ve bira hariç" ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Musa Demirci Hayrettin Dilekcan

Van Sıvas Karabük

Lütfi Esengün Ali Oğuz Mehmet Emin Aydınbaş

Erzurum İstanbul İçel

Sacit Günbey Lütfi Yalman Mehmet Sıddık Altay

Diyarbakır Konya Ağrı

Mustafa Bayram Ahmet Feyzi İnceöz İsmail Yılmaz

Van Tokat İzmir

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener Lütfü Esengün

Konya Sıvas Erzurum

Fikret Karabekmez Sait Açba Nurettin Kaldırımcı

Malatya Afyon Kayseri

Cevat Ayhan Fethi Acar Lütfi Doğan

Sakarya Kastamonu Gümüşhane

Ahmet Doğan Ahmet Çelik Ali Oğuz

Adıyaman Adıyaman İstanbul

Bülent Arınç Bekir Sobacı Abdullah Arslan

Manisa Tokat Tokat

Yakup Budak Sıtkı Cengil Celal Esin

Adana Adana Ağrı

Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları Zeki Ünal

Ordu İstanbul Karaman

Ömer Ekinci Latif Öztek Ahmet Derin

Ankara Samsun Kütahya

Ahmet Cemil Tunç Mustafa Bayram Şaban Şevli

Elazığ Van Van

Tevhit Karakaya Osman Hazer Muhammet Polat

Erzincan Afyon Aydın

Alaattin Sever Aydın Nezir Aydın Nedim İlci

Batman Sakarya Muş

Saffet Benli Ahmet Denizolgun Hasan Dikici

İçel Antalya Kahramanmaraş

Mehmet Sıddık Altay Azmi Ateş Zülfükar İzol

Ağrı İstanbul Şanlıurfa

Abdulkadir Öncel Maliki Ejder Arvas Abdullah Örnek

Şanlıurfa Van Yozgat

Kâzım Arslan Zülfikar Gazi Ahmet Bilge

Yozgat Çorum Ankara

Metin Perli Mehmet Aykaç Turhan Alçelik

Kütahya Çorum Giresun

Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen

Mardin Trabzon Bitlis

Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu

Bitlis Bingöl Bingöl

Hasan Belhan Musa Okçu Ömer Naimi Barım

Elazığ Batman Elazığ

Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi Yakup Hatipoğlu

Muş Diyarbakır Diyarbakır

Naci Terzi Süleyman Metin Kalkan Mehmet Sılay

Erzincan Hatay Hatay

Mustafa Köylü Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı

Isparta Gaziantep Gaziantep

Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu

İstanbul Gaziantep İstanbul

Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş

Siirt Siirt Kilis

Ersönmez Yarbay

Ankara

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitim Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (b) fıkrasında yer alan, yüzde 10 oranının yüzde 5 olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Musa Demirci Hayrettin Dilekcan

Van Sıvas Karabük

Lütfü Esengün Ali Oğuz Mehmet Emin Aydınbaş

Erzurum İstanbul İçel

Sacit Günbey Lütfi Yalman Mehmet Sıddık Altay

Diyarbakır Konya Ağrı

Mustafa Bayram Ahmet Feyzi İnceöz İsmail Yılmaz

Van Tokat İzmir

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener Lütfü Esengün

Konya Sıvas Erzurum

Fikret Karabekmez Sait Açba Nurettin Kaldırımcı

Malatya Afyon Kayseri

Cevat Ayhan Fethi Acar Lütfü Doğan

Sakarya Kastamonu Gümüşhane

Ahmet Doğan Ahmet Çelik Ali Oğuz

Adıyaman Adıyaman İstanbul

Bülent Arınç Bekir Sobacı Abdullah Arslan

Manisa Tokat Tokat

Yakup Budak Sıtkı Cengil Celal Esin

Adana Adana Ağrı

Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları Metin Perli

Ordu İstanbul Kütahya

Ömer Ekinci Latif Öztek Ahmet Derin

Ankara Samsun Kütahya

Ahmet Cemil Tunç Musa Demirci Mustafa Bayram

Elazığ Sıvas Van

Şaban Şevli Tevhit Karakaya Osman Hazer

Van Erzincan Afyon

Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın Nezir Aydın

Aydın Batman Sakarya

Nedim İlci Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun

Muş İçel Antalya

Hayrettin Dilekcan Hasan Dikici Mehmet Sıddık Altay

Karabük Kahramanmaraş Ağrı

Azmi Ateş Zülfükar İzol Abdulkadir Öncel

İstanbul Şanlıurfa Şanlıurfa

Maliki Ejder Arvas Abdullah Örnek Kâzım Arslan

Van Yozgat Yozgat

Zülfikar Gazi Ahmet Bilge Mehmet Aykaç

Çorum Ankara Çorum

Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş

Giresun Mardin Trabzon

Zeki Ergezen Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata

Bitlis Bitlis Bingöl

Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan Musa Okçu

Bingöl Elazığ Batman

Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi

Elazığ Muş Diyarbakır

Yakup Hatipoğlu Naci Terzi Süleyman Metin Kalkan

Diyarbakır Erzincan Hatay

Mehmet Sılay Mustafa Köylü Nuretttin Aktaş

Hatay Isparta Gaziantep

Mehmet Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu

Gaziantep İstanbul Gaziantep

Hüseyin Kansu Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın

İstanbul Siirt Siirt

Mustafa Kemal Ateş Ersönmez Yarbay

Kilis Ankara

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitim Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (b) fıkrasında yer alan "üç katına kadar" oranının, "bir katına kadar" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Musa Demirci Hayrettin Dilekcan

Van Sıvas Karabük

Lütfü Esengün Ali Oğuz Mehmet Emin Aydınbaş

Erzurum İstanbul İçel

 

 

Mehmet Sılay Lütfi Yalman Mehmet Sıddık Altay

Hatay Konya Ağrı

Mustafa Bayram Ahmet Feyzi inceöz İsmail Yılmaz

Van Tokat İzmir

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener Lütfü Esengün

Konya Sıvas Erzurum

Fikret Karabekmez Sait Açba Nurettin Kaldırımcı

Malatya Afyon Kayseri

Cevat Ayhan Fethi Acar Lütfi Doğan

Sakarya Kastamonu Gümüşhane

Ahmet Doğan Ahmet Çelik Bülent Arınç

Adıyaman Adıyaman Manisa

Bekir Sobacı Abdullah Arslan Yakup Budak

Tokat Tokat Adana

Sıtkı Cengil Celal Esin Hüseyin Olgun Akın

Adana Ağrı Ordu

Osman Yumakoğulları Metin Perli Latif Öztek

İstanbul Kütahya Samsun

Ahmet Derin Ahmet Cemil Tunç Musa Demirci

Kütahya Elazığ Sıvas

Ömer Ekinci Şaban Şevli Tevhit Karakaya

Ankara Van Erzincan

Osman Hazer Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın

Afyon Aydın Batman

Nezir Aydın Nedim İlci Saffet Benli

Sakarya Muş İçel

Arif Ahmet Denizolgun Hasan Dikici Mehmet Sıddık Altay

Antalya Kahramanmaraş Ağrı

Azmi Ateş Zülfükar İzol Abdulkadir Öncel

İstanbul Şanlıurfa Şanlıurfa

Maliki Ejder Arvas Abdullah Örnek Kâzım Arslan

Van Yozgat Yozgat

Zülfikar Gazi Ahmet Bilge Mehmet Aykaç

Çorum Ankara Çorum

Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş

Giresun Mardin Trabzon

Zeki Ergezen Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata

Bitlis Bitlis Bingöl

Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan Musa Okçu

Bingöl Elazığ Batman

Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi

Elazığ Muş Diyarbakır

Yakup Hatipoğlu Naci Terzi Süleyman Metin Kalkan

Diyarbakır Erzincan Hatay

Mehmet Sılay Mustafa Köylü Nurettin Aktaş

Hatay Isparta Gaziantep

Mehmet Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu

Gaziantep İstanbul Gaziantep

Hüseyin Kansu Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın

İstanbul Siirt Siirt

Mustafa Kemal Ateş Ersönmez Yarbay

Kilis Ankara

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (c) fıkrasında yer alan "veya yeniden açılacak" ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Musa Demirci Hayrettin Dilekcan

Van Sıvas Karabük

Lütfi Esengün Ali Oğuz Mehmet Emin Aydınbaş

Erzurum İstanbul İçel

Sacit Günbey Lütfi Yalman Mehmet Sıddık Altay

Diyarbakır Konya Ağrı

Mustafa Bayram Ahmet Feyzi İnceöz İsmail Yılmaz

Van Tokat İzmir

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener Lütfü Esengün

Konya Sıvas Erzurum

Fikret Karabekmez Sait Açba Lütfi Doğan

Malatya Afyon Gümüşhane

Bülent Arınç Bekir Sobacı Abdullah Arslan

Manisa Tokat Tokat

Yakup Budak Sıtkı Cengil Hüseyin Olgun Akın

Adana Adana Ordu

Osman Yumakoğulları Zeki Ünal Ömer Ekinci

İstanbul Karaman Ankara

Ahmet Cemil Tunç Mustafa Bayram Tevhit Karakaya

Elazığ Van Erzincan

Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın Nezir Aydın

Aydın Batman Sakarya

Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun Hasan Dikici

İçel Antalya Kahramanmaraş

Mehmet Sıddık Altay Azmi Ateş Zülfükar İzol

Ağrı İstanbul Şanlıurfa

Abdullah Örnek Zülfikar Gazi Metin Perli

Yozgat Çorum Kütahya

Mehmet Aykaç Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız

Çorum Giresun Mardin

Kemalettin Göktaş Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata

Trabzon Bitlis Bingöl

Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan Musa Okçu

Bingöl Elazığ Batman

Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi

Elazığ Muş Diyarbakır

Metin Kalkan Mehmet Sılay Nurettin Aktaş

Hatay Hatay Gaziantep

Mehmet Bedri İncetahtacı Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu

Gaziantep Gaziantep İstanbul

Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş Ersönmez Yarbay

Siirt Kilis Ankara

Mehmet Ali Şahin

İstanbul

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (c) fıkrasında yer alan "pay ve" ile "veya yeniden açılacak" ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Musa Demirci Hayrettin Dilekcan

Van Sıvas Karabük

Lütfü Esengün Ali Oğuz Mehmet Emin Aydınbaş

Erzurum İstanbul İçel

Sacit Günbey Lütfi Yalman Mehmet Sıddık Altay

Diyarbakır Konya Ağrı

Mustafa Bayram Ahmet Fevzi İnceöz İsmail Yılmaz

Van Tokat İzmir

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Fikret Karabekmez Lütfi Doğan Bülent Arınç

Malatya Gümüşhane Manisa

Bekir Sobacı Abdullah Arslan Yakup Budak

Tokat Tokat Adana

Sıtkı Cengil Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları

Adana Ordu İstanbul

Zeki Ünal Faruk Ekinci Cemil Tunç

Karaman Ankara Elazığ

Mustafa Bayram Tevhit Karakaya Muhammet Polat

Van Erzincan Aydın

Sever Aydın Nezir Aydın Saffet Benli

Batman Sakarya İçel

Arif Ahmet Denizolgun Hasan Dikici Mehmet Sıddık Altay

Antalya Kahramanmaraş Ağrı

Azmi Ateş Zülfükar İzol Abdullah Örnek

İstanbul Şanlıurfa Yozgat

Zülfikar Gazi Metin Perli Mehmet Aykaç

Çorum Kütahya Çorum

Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız Abdulhaluk Mutlu

Giresun Mardin Bitlis

Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan

Bingöl Bingöl Elazığ

Musa Okçu Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız

Batman Elazığ Muş

Seyyit Haşim Haşimi Metin Kalkan Mehmet Sılay

Diyarbakır Hatay Hatay

Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin

Gaziantep Gaziantep İstanbul

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu Nurettin Aydın

Gaziantep İstanbul Siirt

Mustafa Kemal Ateş Ersönmez Yarbay Kemalettin Göktaş

Kilis Ankara Trabzon

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (c) fıkrasında yer alan "kesintisiz ilköğretim" ibaresinin "temel eğitim" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Musa Demirci Hayrettin Dilekcan

Van Sıvas Karabük

Lütfü Esengün Ali Oğuz Mehmet Emin Aydınbaş

Erzurum İstanbul İçel

Mehmet Sılay Lütfi Yalman Mehmet Sıddık Altay

Hatay Konya Ağrı

Mustafa Bayram Ahmet Fevzi İnceöz İsmail Yılmaz

Van Tokat İzmir

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Fikret Karabekmez Lütfi Doğan Bülent Arınç

Malatya Gümüşhane Manisa

Bekir Sobacı Abdullah Arslan Yakup Budak

Tokat Tokat Adana

Sıtkı Cengil Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları

Adana Ordu İstanbul

Zeki Ünal Ömer Ekinci Ahmet Cemil Tunç

Karaman Ankara Elazığ

Musa Demirci Mustafa Bayram Tevhit Karakaya

Sıvas Van Erzincan

Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın Nezir Aydın

Aydın Batman Sakarya

Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun Hasan Dikici

İçel Antalya Kahramanmaraş

 

 

 

Mehmet Sıddık Altay Azmi Ateş Zülfükar İzol

Ağrı İstanbul Şanlıurfa

Abdullah Örnek Zülfikar Gazi Metin Perli

Yozgat Çorum Kütahya

Mehmet Aykaç Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız

Çorum Giresun Mardin

Kemalettin Göktaş Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata

Trabzon Bitlis Bingöl

Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan Musa Okçu

Bingöl Elazığ Batman

Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi

Elazığ Muş Diyarbakır

Süleyman Metin Kalkan Mehmet Sılay Nurettin Aktaş

Hatay Hatay Gaziantep

Mehmet Bedri İncetahtacı Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu

Gaziantep Gaziantep İstanbul

Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş Ersönmez Yarbay

Siirt Kilis Ankara

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunun, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (d) fıkrasının tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Musa Demirci Hayrettin Dilekcan

Van Sıvas Karabük

Lütfü Esengün Ali Oğuz Mehmet Emin Aydınbaş

Erzurum İstanbul İçel

Sacit Günbey Lütfi Yalman Mehmet Sıddık Altay

Diyarbakır Konya Ağrı

Mustafa Bayram Ahmet Feyzi İnceöz İsmail Yılmaz

Van Tokat İzmir

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Fikret Karabekmez Lütfi Doğan Bülent Arınç

Malatya Gümüşhane Manisa

Bekir Sobacı Abdullah Arslan Yakup Budak

Tokat Tokat Adana

Sıtkı Cengil Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları

Adana Ordu İstanbul

Zeki Ünal Ömer Ekinci Ahmet Cemil Tunç

Karaman Ankara Elazığ

Mustafa Bayram Tevhit Karakaya Muhammet Polat

Van Erzincan Aydın

Alaattin Sever Aydın Nezir Aydın Saffet Benli

Batman Sakarya İçel

Arif Ahmet Denizolgun Hasan Dikici Sıddık Altay

Antalya Kahramanmaraş Ağrı

Azmi Ateş Zülfükar İzol Abdullah Örnek

İstanbul Şanlıurfa Yozgat

Zülfikar Gazi Metin Perli Mehmet Aykaç

Çorum Kütahya Çorum

Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş

Giresun Mardin Trabzon

Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu

Bitlis Bingöl Bingöl

Hasan Belhan Musa Okçu Ömer Naimi Barım

Elazığ Batman Elazığ

Sabahattin Yıldız Yakup Hatipoğlu Naci Terzi

Muş Diyarbakır Erzincan

Mehmet Sılay Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı

Hatay Gaziantep Gaziantep

Hüseyin Kansu Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş

İstanbul Siirt Kilis

Ersönmez Yarbay

Ankara

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitim Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının Çerçeve Geçici Maddesinin (d) fıkrasında yer alan "Maliye Bakanının teklif üzerine Başbakan" ibaresinin "Hükümetçe" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Musa Demirci Hayrettin Dilekcan

Van Sıvas Karabük

Lütfü Esengün Ali Oğuz Mehmet Emin Aydınbaş

Erzurum İstanbul İçel

Mehmet Sılay Lütfi Yalman Mustafa Bayram

Hatay Konya Van

Sıddık Altay Ahmet Feyzi İnceöz İsmail Yılmaz

Ağrı Tokat İzmir

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Abdüllatif Şener Fikret Karabekmez Lütfi Doğan

Sıvas Malatya Gümüşhane

Bülent Arınç Bekir Sobacı Abdullah Arslan

Manisa Tokat Tokat

Yakup Budak Sıtkı Cengil Hüseyin Olgun Akın

Adana Adana Ordu

Osman Yumakoğulları Zeki Ünal Ömer Ekinci

İstanbul Karaman Ankara

Ahmet Cemil Tunç Mustafa Bayram Tevhit Karakaya

Elazığ Van Erzincan

Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın Nezir Aydın

Aydın Batman Sakarya

Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun Hasan Dikici

İçel Antalya Kahramanmaraş

Mehmet Sıddık Altay Azmi Ateş Zülfükar İzol

Ağrı İstanbul Şanlıurfa

Abdullah Örnek Zülfikar Gazi Metin Perli

Yozgat Çorum Kütahya

Mehmet Aykaç Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız

Çorum Giresun Mardin

Kemalettin Göktaş Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata

Trabzon Bitlis Bingöl

Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan Musa Okçu

Bingöl Elazığ Batman

Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi

Elazığ Muş Diyarbakır

Süleyman Metin Kalkan Mehmet Sılay Nurettin Aktaş

Hatay Hatay Gaziantep

Mehmet Bedri İncetahtacı Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu

Gaziantep Gaziantep İstanbul

Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş

Siirt Siirt Kilis

Ersönmez Yarbay

Ankara

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinde (d) fıkrasında yer alan "kesintisiz ilköğretim" ibaresinin "temel eğitim" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Musa Demirci Hayrettin Dilekcan

Van Sıvas Karabük

Lütfü Esengün Ali Oğuz Mehmet Emin Aydınbaş

Erzurum İstanbul İçel

Sacit Günbey Lütfi Yalman Mustafa Bayram

Diyarbakır Konya Van

Mehmet Sıddık Altay Ahmet Feyzi İnceöz İsmail Yılmaz

Ağrı Tokat İzmir

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Abdüllatif Şener Fikret Karabekmez Lütfi Doğan

Sıvas Malatya Gümüşhane

Bülent Arınç Bekir Sobacı Abdullah Arslan

Manisa Tokat Tokat

Yakup Budak Sıtkı Cengil Celal Esin

Adana Adana Ağrı

Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları Zeki Ünal

Ordu İstanbul Karaman

Ömer Ekinci Ahmet Cemil Tunç Mustafa Bayram

Ankara Elazığ Van

Tevhit Karakaya Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın

Erzincan Aydın Batman

Nezir Aydın Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun

Sakarya İçel Antalya

Hasan Dikici Mehmet Sıddık Altay Azmi Ateş

Kahramanmaraş Ağrı İstanbul

Zülfükar İzol Zülfikar Gazi Mehmet Bedri İncetahtacı

Şanlıurfa Çorum Gaziantep

Abdullah Örnek Mehmet Aykaç Turhan Alçelik

Yozgat Çorum Giresun

Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş Abdulhaluk Mutlu

Mardin Trabzon Bitlis

Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan

Bingöl Bingöl Elazığ

Musa Okçu Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız

Batman Elazığ Muş

Seyyit Haşim Haşimi Süleyman Metin Kalkan Mehmet Sılay

Diyarbakır Hatay Hatay

Nurettin Aktaş Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu

Gaziantep İstanbul Gaziantep

Hüseyin Kansu Mehmet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın

İstanbul Siirt Siirt

Mustafa Kemal Ateş Ersönmez Yarbay Metin Perli

Kilis Ankara Kütahya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının çerçeve geçiçi maddesinin (e) fıkrasında yer alan "bir ay içinde" ibaresinin "bir yıl" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Musa Demirci Hayrettin Dilekcan

Van Sıvas Karabük

Lütfü Esengün Ali Oğuz Mehmet Emin Aydınbaş

Erzurum İstanbul İçel

Zeki Karabayır Lütfi Yalman Mustafa Bayram

Kars Konya Van

Mehmet Sıddık Altay Ahmet Feyzi İnceöz İsmail Yılmaz

Ağrı Tokat İzmir

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Abdüllatif Şener Fikret Karabekmez Lütfi Doğan

Sıvas Malatya Gümüşhane

Bülent Arınç Bekir Sobacı Abdullah Arslan

Manisa Tokat Tokat

 

 

Yakup Budak Sıtkı Cengil Celal Esin

Adana Adana Ağrı

Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları Zeki Ünal

Ordu İstanbul Karaman

Ömer Ekinci Ahmet Cemil Tunç Mustafa Bayram

Ankara Elazığ Van

Tevhit Karakaya Muhammet Polat Alaattin Sever

Erzincan Aydın Batman

Nezir Aydın Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun Sakarya İçel Antalya

Hasan Dikici Mehmet Sıddık Altay Azmi Ateş

Kahramanmaraş Ağrı İstanbul

Zülfükar İzol Abdullah Örnek Zülfikar Gazi

Şanlıurfa Yozgat Çorum

Metin Perli Mehmet Aykaç Turhan Alçelik

Kütahya Çorum Giresun

Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş Abdulhaluk Mutlu

Mardin Trabzon Bitlis

Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan

Bingöl Bingöl Elazığ

Musa Okçu Ömer Naimi Barım Sebahattin Yıldız

Batman Elazığ Muş

Seyyit Haşim Haşimi Metin Kalkan Mehmet Sılay

Diyarbakır Hatay Hatay

Nurettin Aktaş Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin

Gaziantep Gaziantep İstanbul

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu Memet Emin Aydın

Gaziantep İstanbul Siirt

Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş Ersönmez Yarbay

Siirt Kilis Ankara

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (e) fıkrasında yer alan "bir ay içinde" ibaresinin "altı ay" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Musa Demirci Hayrettin Dilekcan

Van Sıvas Karabük

Lütfü Esengün Ali Oğuz Mehmet Emin Aydınbaş

Erzurum İstanbul İçel

Zeki Karabayır Lütfi Yalman Mehmet Sıddık Altay

Kars Konya Ağrı

Mustafa Bayram Ahmet Feyzi İnceöz İsmail Yılmaz

Van Tokat İzmir

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Abdüllatif Şener Fikret Karabekmez Lütfi Doğan

Sıvas Malatya Gümüşhane

Bülent Arınç Bekir Sobacı Abdullah Arslan

Manisa Tokat Tokat

Yakup Budak Sıtkı Cengil Celal Esin

Adana Adana Ağrı

Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları Zeki Ünal

Ordu İstanbul Karaman

Ömer Faruk Ekinci Cemil Tunç Mustafa Bayram

Ankara Elazığ Van

Tevhit Karakaya Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın

Erzincan Aydın Batman

Nezir Aydın Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun

Sakarya İçel Antalya

Hasan Dikici Mehmet Sıddık Altay Azmi Ateş

Kahramanmaraş Ağrı İstanbul

Zülfükar İzol Abdullah Örnek Zülfikar Gazi

Şanlıurfa Yozgat Çorum

Metin Perli Mehmet Aykaç Turhan Alçelik

Kütahya Çorum Giresun

Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş Abdulhaluk Mutlu

Mardin Trabzon Bitlis

Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan

Bingöl Bingöl Elazığ

Musa Okçu Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız

Batman Elazığ Muş

Seyyit Haşim Haşimi Süleyman Metin Kalkan Mehmet Sılay

Diyarbakır Hatay Hatay

Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin

Gaziantep Gaziantep İstanbul

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu Memet Emin Aydın

Gaziantep İstanbul Siirt

Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş Ersönmez Yarbay

Siirt Kilis Ankara

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının, çerçeve geçici maddesinin (e) fıkrasında yer alan "kesintisiz ilköğretim" ibaresinin "temel eğitim" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Musa Demirci Hayrettin Dilekcan

Van Sıvas Karabük

Lütfü Esengün Ali Oğuz Mehmet Emin Aydınbaş

Erzurum İstanbul İçel

Mehmet Sılay Lütfi Yalman Mehmet Sıddık Altay

Hatay Konya Ağrı

Mustafa Bayram Ahmet Feyzi İnceöz İsmail Yılmaz

Van Tokat İzmir

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Fikret Karabekmez Lütfi Doğan Bülent Arınç

Malatya Gümüşhane Manisa

Bekir Sobacı Abdullah Arslan Yakup Budak

Tokat Tokat Adana

Sıtkı Cengil Celal Esin Hüseyin Olgun Akın

Adana Ağrı Ordu

Osman Yumakoğulları Zeki Ünal Ömer Ekinci

İstanbul Karaman Ankara

Cemil Tunç Tevhit Karakaya Muhammet Polat

Elazığ Erzincan Aydın

Alaattin Sever Aydın Nezir Aydın Saffet Benli

Batman Sakarya İçel

Arif Ahmet Denizolgun Hasan Dikici Mehmet Sıddık Altay

Antalya Kahramanmaraş Ağrı

Azmi Ateş Zülfükar İzol Abdullah Örnek

İstanbul Şanlıurfa Yozgat

Zülfikar Gazi Metin Perli Mehmet Aykaç

Çorum Kütahya Çorum

Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş

Giresun Mardin Trabzon

Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu

Bitlis Bingöl Bingöl

Hasan Belhan Musa Okçu Ömer Naimi Barım

Elazığ Batman Elazığ

Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi Süleyman Metin Kalkan

Muş Diyarbakır Hatay

Mehmet Sılay Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı

Hatay Gaziantep Gaziantep

Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu

İstanbul Gaziantep İstanbul

Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş

Siirt Siirt Kilis

Ersönmez Yarbay

Ankara

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (f) fıkrasında yer alan "kesintisiz ilköğretim" ibaresinin 'temel eğitim" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Musa Demirci Hayrettin Dilekcan

Van Sıvas Karabük

Lütfü Esengün Ali Oğuz Mehmet Emin Aydınbaş

Erzurum İstanbul İçel

Zeki Karabayır Lütfi Yalman Mehmet Sıddık Altay

Kars Konya Ağrı

Mustafa Bayram Ahmet Feyzi İnceöz İsmail Yılmaz

Van Tokat İzmir

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Fikret Karabekmez Lütfü Doğan Bülent Arınç

Malatya Gümüşhane Manisa

Bekir Sobacı Abdullah Arslan Yakup Budak

Tokat Tokat Adana

Sıtkı Cengil Celal Esin Hüseyin Olgun Akın

Adana Ağrı Ordu

Osman Yumakoğulları Zeki Ünal Ömer Ekinci

İstanbul Karaman Ankara

Ahmet Cemil Tunç Tevhit Karakaya Muhammet Polat

Elazığ Erzincan Aydın

Alaattin Sever Aydın Nezir Aydın Saffet Benli

Batman Sakarya İçel

Arif Ahmet Denizolgun Hasan Dikici Mehmet Sıddık Altay

Antalya Kahramanmaraş Ağrı

Azmi Ateş Zülfükar İzol Abdullah Örnek

İstanbul Şanlıurfa Yozgat

Zülfikar Gazi Metin Perli Mehmet Aykaç

Çorum Kütahya Çorum

Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş

Giresun Mardin Trabzon

Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu

Bitlis Bingöl Bingöl

Hasan Belhan Musa Okçu Ömer Naimi Barım

Elazığ Batman Elazığ

Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi Süleyman Metin Kalkan

Muş Diyarbakır Hatay

Mehmet Sılay Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı

Hatay Gaziantep Gaziantep

Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu

İstanbul Gaziantep İstanbul

Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş

Siirt Siirt Kilis

Ersönmez Yarbay

Ankara

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (f) fıkrasının ikinci bendinde yer alan "uygun görülen zamanlarda" ibaresinin "her üç ayda bir" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

 

Fethullah Erbaş Musa Demirci Hayrettin Dilekcan

Van Sıvas Karabük

Lütfü Esengün Ali Oğuz Mehmet Emin Aydınbaş

Erzurum İstanbul İçel

Zeki Karabayır Lütfi Yalman Mehmet Sıddık Altay

Kars Konya Ağrı

Mustafa Bayram Ahmet Feyzi İnceöz İsmail Yılmaz

Van Tokat İzmir

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Fikret Karabekmez Lütfi Doğan Bülent Arınç

Malatya Gümüşhane Manisa

Bekir Sobacı Abdullah Arslan Yakup Budak

Tokat Tokat Adana

Sıtkı Cengil Celal Esin Hüseyin Olgun Akın

Adana Ağrı Ordu

Osman Yumakoğulları Zeki Ünal Mehmet Aykaç

İstanbul Karaman Çorum

Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş

Giresun Mardin Trabzon

Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu

Bitlis Bingöl Bingöl

Hasan Belhan Musa Okçu Ömer Naimi Barım

Elazığ Batman Elazığ

Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi Süleyman Metin Kalkan

Muş Diyarbakır Hatay

Mehmet Sılay Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı

Hatay Gaziantep Gaziantep

Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu

İstanbul Gaziantep İstanbul

Mehmet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın Kemal Ateş

Siirt Siirt Kilis

Ersönmez Yarbay Metin Perli Ömer Ekinci

Ankara Kütahya Ankara

Ahmet Cemil Tunç Mustafa Bayram Tevfik Karakaya

Elazığ Van Erzincan

Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın Nezir Aydın

Aydın Batman Sakarya

Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun Hasan Dikici

İçel Antalya Kahramanmaraş

Sıddık Altay Azmi Ateş Zülfükar İzol

Ağrı İstanbul Şanlıurfa

Abdullah Örnek Zülfikar Gazi

Yozgat Çorum

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (f) fıkrasının ikinci bendinde yer alan "Millî Eğitim Bakanlığı" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve Maliye Bakanlığınca" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Musa Demirci Hayrettin Dilekcan

Van Sıvas Karabük

Lütfü Esengün Ali Oğuz Mehmet Emin Aydınbaş

Erzurum İstanbul İçel

Zeki Karabayır Lütfi Yalman Mehmet Sıddık Altay

Kars Konya Ağrı

Mustafa Bayram Ahmet Feyzi İnceöz İsmail Yılmaz

Van Tokat İzmir

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Abdüllatif Şener Fikret Karabekmez Lütfi Doğan

Sıvas Malatya Gümüşhane

Bülent Arınç Bekir Sobacı Abdullah Arslan

Manisa Tokat Tokat

Yakup Budak Sıtkı Cengil Celal Esin

Adana Adana Ağrı

Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğlları Zeki Ünal

Ordu İstanbul Karaman

Ömer Ekinci Ahmet Cemil Tunç Mustafa Bayram

Ankara Elazığ Van

Tevhit Karakaya Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın

Erzincan Aydın Batman

Nezir Aydın Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun

Sakarya İçel Antalya

Hasan Dikici Mehmet Sıddık Altay Azmi Ateş

Kahramanmaraş Ağrı İstanbul

Zülfükar İzol Abdullah Örnek Zülfikar Gazi

Şanlıurfa Yozgat Çorum

Metin Perli Mehmet Aykaç Turhan Alçelik

Kütahya Çorum Giresun

Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş Abdulhaluk Mutlu

Mardin Trabzon Bitlis

Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan

Bingöl Bingöl Elazığ

Musa Okçu Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız

Batman Elazığ Muş

Seyyit Haşim Haşimi Süleyman Metin Kalkan Mehmet Sılay

Diyarbakır Hatay Hatay

Nurettin Aktaş Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin

Gaziantep Gaziantep İstanbul

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu Mehmet Emin Aydın

Gaziantep İstanbul Siirt

Ahmet Nurettin Aydın Kemal Ateş Ersönmez Yarbay

Siirt Kilis Ankara

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (g) fıkrasının üçüncü paragrafının metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Musa Demirci Hayrettin Dilekcan

Van Sıvas Karabük

Lütfü Esengün Ali Oğuz Mehmet Emin Aydınbaş

Erzurum İstanbul İçel

Zeki Karabayır Lütfi Yalman Mehmet Sıddık Altay

Kars Konya Ağrı

Mustafa Bayram Ahmet Feyzi İnceöz İsmail Yılmaz

Van Tokat İzmir

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Fikret Karabekmez Lütfi Doğan Bülent Arınç

Malatya Gümüşhane Manisa

Bekir Sobacı Abdullah Arslan Yakup Budak

Tokat Tokat Adana

Sıtkı Cengil Celal Esin Hüseyin Olgun Akın

Adana Ağrı Ordu

Osman Yumakoğulları Metin Perli Ömer Ekinci

İstanbul Kütahya Ankara

Ahmet Cemil Tunç Mustafa Bayram Tevhit Karakaya

Elazığ Van Erzincan

Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın Nezir Aydın

Aydın Batman Sakarya

Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun Hasan Dikici

İçel Antalya Kahramanmaraş

Mehmet Sıddık Altay Azmi Ateş Zülfükar İzol

Ağrı İstanbul Şanlıurfa

Abdullah Örnek Zülfikar Gazi Mehmet Aykaç

Yozgat Çorum Çorum

Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş

Giresun Mardin Trabzon

Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu

Bitlis Bingöl Bingöl

Hasan Belhan Musa Okçu Ömer Naimi Barım

Elazığ Batman Elazığ

Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi Metin Kalkan

Muş Diyarbakır Hatay

Mehmet Sılay Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı

Hatay Gaziantep Gaziantep

Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu

İstanbul Gaziantep İstanbul

Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın Kemal Ateş

Siirt Siirt Kilis

Ersönmez Yarbay

Ankara

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kununu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (g) fıkrasının birinci bendinde yer alan "kesintisiz ilköğretim" ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Musa Demirci Hayrettin Dilekcan

Van Sıvas Karabük

Lütfü Esengün Ali Oğuz Mehmet Emin Aydınbaş

Erzurum İstanbul İçel

Zeki Karabayır Lütfi Yalman Mehmet Sıddık Altay

Kars Konya Ağrı

Mustafa Bayram Ahmet Feyzi İnceöz İsmail Yılmaz

Van Tokat İzmir

Mehmet Aykaç Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız

Çorum Giresun Mardin

Kemalettin Göktaş Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata

Trabzon Bitlis Bingöl

Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan Musa Okçu

Bingöl Elazığ Batman

Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi

Elazığ Muş Diyarbakır

Metin Kalkan Mehmet Sılay Nurettin Aktaş

Hatay Hatay Gaziantep

Mehmet Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu

Gaziantep İstanbul Gaziantep

Hüseyin Kansu Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın

İstanbul Siirt Siirt

Kemal Ateş Ersönmez Yarbay Ömer Vehbi Hatipoğlu

Kilis Ankara Diyarbakır

Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı

Erzurum İstanbul Amasya

Avni Doğan Mikail Korkmaz Abdüllatif Şener

Kahramanmaraş Kırıkkale Sıvas

Fikret Karabekmez Lütfi Doğan Bülent Arınç

Malatya Gümüşhane Manisa

Bekir Sobacı Abdullah Arslan Yakup Budak

Tokat Tokat Adana

Sıtkı Cengil Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları

Adana Ordu İstanbul

Zeki Ünal Ömer Ekinci Ahmet Cemil Tunç

Karaman Ankara Elazığ

Tevhit Karakaya Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın

Erzincan Aydın Batman

 

 

Nezir Aydın Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun

Sakarya İçel Antalya

Hasan Dikici Azmi Ateş Zülfikar İzol

Kahramanmaraş İstanbul Şanlıurfa

Zülfikar Gazi Metin Perli Abdullah Örnek

Çorum Kütahya Yozgat

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (g) fıkrasının birinci bendinde yer alan "kesintisiz ilköğretim" ibaresinin "eğitim" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Musa Demirci Hayrettin Dilekcan

Van Sıvas Karabük

Lütfü Esengün Ali Oğuz Mehmet Emin Aydınbaş

Erzurum İstanbul İçel

Zeki Karabayır Lütfi Yalman Mehmet Sıddık Altay

Kars Konya Ağrı

Mustafa Bayram Ahmet Feyzi İnceöz İsmail Yılmaz

Van Tokat İzmir

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Abdüllatif Şener Fikret Karabekmez Lütfi Doğan

Sıvas Malatya Gümüşhane

Bülent Arınç Bekir Sobacı Abdullah Arslan

Manisa Tokat Tokat

Yakup Budak Sıtkı Cengil Celal Esin

Adana Adana Ağrı

Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları Zeki Ünal

Ordu İstanbul Karaman

Ömer Ekinci Ahmet Cemil Tunç Tevhit Karakaya

Ankara Elazığ Erzincan

Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın Nezir Aydın

Aydın Batman Sakarya

Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun Hasan Dikici

İçel Antalya Kahramanmaraş

Azmi Ateş Zülfükar İzol Abdullah Örnek

İstanbul Şanlıurfa Yozgat

Zülfikar Gazi Metin Perli Mehmet Aykaç

Çorum Kütahya Çorum

Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş

Giresun Mardin Trabzon

Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu

Bitlis Bingöl Bingöl

Hasan Belhan Musa Okçu Ömer Naimi Barım

Elazığ Batman Elazığ

Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi Süleyman Metin Kalkan

Muş Diyarbakır Hatay

Mehmet Sılay Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı

Hatay Gaziantep Gaziantep

Mehmet Ali Şahin Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu

İstanbul Gaziantep İstanbul

Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş

Siirt Siirt Kilis

Ersönmez Yarbay

Ankara

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 6 adet önerge, imza sahipleri tarafından geri çekilmiştir.

Şimdi okutacağım önerge, Anayasaya aykırılık önergesidir; okutup, işleme koyacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan tasarının geçici maddesi, Anayasanın 160, 161, 164 ve 166 ncı maddelerine aykırıdır. Önergemizin kabulüyle işleme konulmasını saygıyla arz ederiz.

Fikret Karabekmez Lütfü Esengün Abdullah Gencer

Malatya Erzurum Konya

Zülfikar Gazi Mehmet Sıddık Altay Ersönmez Yarbay

Çorum Ağrı Ankara

İsmail Yılmaz Ahmet Cemil Tunç Lütfi Yalman

İzmir Elazığ Konya

Hüseyin Arı Veysel Candan Mehmet Aykaç

Konya Konya Çorum

Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş

Giresun Mardin Trabzon

Zeki Ergezen Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata

Bitlis Bitlis Bingöl

Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan Musa Okçu

Bingöl Elazığ Batman

Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız Naci Terzi

Elazığ Muş Erzincan

Mehmet Sılay Mustafa Köylü Nurettin Aktaş

Hatay Isparta Gaziantep

Mehmet Bedri İncetahtacı Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu

Gaziantep Gaziantep İstanbul

Memet Emin Aydın Ahmet Nurettin Aydın Kemal Ateş

Siirt Siirt Kilis

Mustafa Kamalak Şeref Malkoç Ömer Vehbi Hatipoğlu

Kahramanmaraş Trabzon Diyarbakır

Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı

Erzurum İstanbul Amasya

Avni Doğan Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı

Kahramanmaraş Kırıkkale Konya

Abdüllatif Şener Sait Açba Nurettin Kaldırımcı

Sıvas Afyon Kayseri

Cevat Ayhan Osman Yumakoğulları Metin Perli

Sakarya İstanbul Kütühya

Ahmet Doğan Ahmet Çelik Ali Oğuz

Adıyaman Adıyaman İstanbul

Bekir Sobacı Abdullah Arslan Yakup Budak

Tokat Tokat Adana

Sıtkı Cengil Celal Esin Hüseyin Olgun Akın

Adana Ağrı Ordu

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.

FETHULLAH ERBAŞ (Van) – Sayın Başkan, Sayın Kamalak konuşacaklar.

BAŞKAN – Önerge sahipleri adına Sayın Mustafa Kamalak; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA KAMALAK (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlarken, hepinizi hürmetle selamlıyorum.

Görüşülmekte olan geçici madde, kanaatimce, birçok bakımdan Anayasaya aykırıdır. Anayasamızın 73 üncü maddesine göre, vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır. Buna karşılık, görüşmekte olduğumuz madde, Anayasanın bu esprisinden ayrılmış durumdadır. Zira, Anayasamızın bu hükmüne göre, vergilerin ve benzeri malî yükümlülüklerin "ad valorem" esası üzerine düzenlenmesi; yani, değer esasını baz olarak alması gerekir. Halbuki, geçici maddedeki bütün düzenlemeler, spesifik usulü benimsemiştir. Erbabınca malumdur ki, spesifik usul, en ilkel vergileme tekniğidir; vergi adaletini gözetmez.

Mesela, maddeye göre, araba alım, satım ve tescillerinde, her bir işlem için 10 milyon lira katkı payı ödenecektir. Biraz açacak olursak, 300-500 milyon liralık bir araba alan esnaf da aynı miktarı ödeyecektir, 15-20 milyar liralık lüks bir araba alan kimse de aynı miktarı ödeyecektir. Bunun, vergi adaletiyle bağdaşması mümkün değildir. Daha açık bir ifadeyle, kırık dökük bir araba alan işçi de 10 milyon liralık bir katılım payı ödeyecek, 40-50 milyarlık lüks bir oto alan patron da aynı miktarı ödeyecektir. Bunu, vergi adaleti bakımından, Anayasa açısından savunmak mümkün değildir.

Öbür taraftan, geçici maddeye göre, elde edilecek olan gelirler Devlet İhale Kanununa tabi olmayacaktır, 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanununa da tabi olmayacaktır.

Değerli arkadaşlarım, bunun manası, malî disiplinin iyice bozulması demektir; bunun manası, ortaya yeni yeni İSKİ'lerin çıkması demektir. (RP sıralarından alkışlar) Bunu, zaman gösterecektir.

Değerli arkadaşlarım, bütün bunları niçin yapıyoruz?.. Allah aşkına, şu saate kadar, Yüce Meclis neyin peşindedir?.. (DSP ve CHP sıralarından "Sizin yüzünüzden" sesleri, gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sükûnetle dinleyelim.

MUSTAFA KAMALAK (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bu kanun tasarısının bir tek amacı vardır; dinî eğitimi kısıtlamak, imam-hatip okullarının orta kısımlarını kapatmak, hafızlık eğitimine son vermektir.

Değerli arkadaşlarım, tarihte denenmiştir bunlar; ama, deneyenlere hiçbir fayda getirmemiştir, yine de getirmeyecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen, 1 dakika içinde toparlayın.

MUSTAFA KAMALAK (Devamla) – Aziz dostlarım, Sayın Başbakan "bizim dönemimizde hiçbir imam-hatip kapanmayacak, hiçbir Kur'an kursu kapanmayacak" diyor; ama, örnek olarak da 1945'lere dönülüyor.

AGÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – Hoca, hangi imam-hatip kapatılıyor?!

MUSTAFA KAMALAK (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, zaman dar olduğu için sözü uzatamıyorum; kesmek durumundayım.

Bu, böyle gitmez. Dayatmanın hiç kimseye faydası olmaz.

Diyoruz ki, üzülmeyin arkadaşlar, üzülmeyin, mahzun olmayın; yensek de sevinin, yenilsek de; yarın, elbet bizim, elbet bizimdir; gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir. Bunu, en kısa zamanda düzelteceğiz; bundan emin olunuz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kamalak.

Sayın milletvekilleri, Anayasaya aykırılık önergesini oylarınıza sunuyorum: Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Anayasaya aykırılık önergesi kabul edilmemiştir.

Diğer önergeleri aykırılık sırasına göre okutup, işleme koyacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (a) fıkrasının 1 inci bendinin "Vergilerin tarh ve tahakkuku ile ilgili olarak mükellef ve sorumlularca vergi dairelerine ve belediyelere verilen beyannameler ile Sosyal Sigortalar Kurumuna verilen sigorta prim bildirgelerinde beyan edilen miktarın onbinde biri, gümrük idarelerine verilen beyanname tutarlarının onbinde ikisi" şeklinde, 2 nci bendinin ise; "1318 sayılı Finansman Kanununa göre Taşıt Alım Vergisine tabi olan motorlu taşıtların kayıt ve tescili ile devirlerinde beyan edilen taşıt fiyatının binde beşi, 4 üncü bendinin silah taşıma, bulundurma müsaade vesikası için silahın fatura bedelinin yüzde beşi, cep telefonu sahipleri adına tahakkuk ettirilen sabit tesis ücretlerinin yüzde onu, 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli 4 sayılı tarifenin 1 numaralı bölümünde belirtilen tapu işlemlerinden harç mükellefiyeti doğuran (492 sayılı Harçlar Kanunu ile diğer kanunlarda yer alan istisna ve muafiyetler dikkate alınmaksızın) her bir işlemin taraflarından ayrı ayrı tutarın onbinde biri" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Komisyon çoğunluğu vardır.

Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge sahiplerine söz veremiyorum.

Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (a) fıkrasındaki "ilköğretim" ibaresinin "temel eğitim" şeklinde, sıra ile beşyüzbin, birmilyon, onmilyon, onbin, yirmibin, yirmimilyon, onmilyon, beşyüzbin, birmilyon, ikimilyon pay kadar beşmilyon ibarelerinin de yine sıra ile yüzbin, ikiyüzbin, ikiyüzbin, ikibin, dörtbin, dörtmilyon, ikimilyon, yüzbin, ikiyüzbin, dörtyüzbin, payın 1/4'ü kadarı bir milyon şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (a) fıkrasında yer alan "10 katına kadar" ibaresinin fıkra metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 376 sıra sayılı kanun tasarısının geçici madde 1'in (a) fıkrasının 6 ncı bendindeki "yarısı" ibaresinin "dörtte biri" ve 13 üncü bendindeki "on" ibaresinin "beş" olarak değiştirilmesini, (f) fıkrasına da "Ziraat Bankasında" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve Halk Bankasında" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Halil Çelik

(Kocaeli)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon, Halil Çalık ve arkadaşlarının önergesine katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (b) fıkrasında yer alan "sair şarap ve bira hariç" ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge Kabul edilmemiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (b) fıkrasında yer alan "yüzde on" oranının "yüzde beş" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge Kabul edilmemiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (b) fıkrasında yer alan "üç katına kadar" ibaresinin "bir katına kadar" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) – Komisyon çoğunluğu nerede?

BAŞKAN – Sayın Komisyon, belli bir yerde sabit olarak duruyor. Sayın Ünaldı, siz, bu uygulamayı çok iyi bilirsiniz. Evet; orada, belli bir yerde sabit toplandılar.

Devam edelim efendim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (c) fıkrasında yer alan "veya yeniden açılacak" ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (c) fıkrasında yer alan "pay ve" ile "veya yeniden açılacak" ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (c) fıkrasında yer alan "kesintisiz ilköğretim" ibaresininin "temel eğitim" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (d) fıkrasının tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (d) fıkrasında yer alan "Maliye Bakanının teklifi üzerine Başbakan" ibaresinin "hükümetçe" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (d) fıkrasında yer alan "kesintisiz ilköğretim" ibaresinin "temel eğitim" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (e) fıkrasında yer alan "bir ay içinde" ibaresinin "bir yıl" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (e) fıkrasında yer alan "bir ay içinde" ibaresinin "altı ay" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan...

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) – Oylama falan görünmüyor; neye istinaden katılıyor? Tutanaklara geçmesine de itiraz ediyorsunuz...

BAŞKAN – Sayın Ünaldı, duygu şeyi yapmak istemiyorum; ama, bir arkadaşımızın çocuğunun kaybını söylemiştim. Arkadaşlarımız da acele ediyorlar, öğle namazında buradan cenazesi kalkacak. Lütfen, usulü içinde... Komisyon yerinde, lütfen, yersiz tartışmayalım. (RP sıralarından gürültüler)

M. SALİH KATIRCIOĞLU (Niğde) – Sayın Başkan, ara verin o zaman...

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (e) fıkrasında yer alan "kesintisiz ilköğretim" ibaresinin "temel eğitim" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan...

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunun, Millî Eğitim Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (f) fıkrasında yer alan "kesintisiz ilköğretim" ibaresinin "temel eğitim" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan...

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (f) fıkrasının ikinci bendinde yer alan "uygun görülen zamanlarda" ibaresinin "her üç ayda bir" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan...

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin (f) fıkrasının ikinci bendinde yer alan "Millî Eğitim Bakanlığı" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve Maliye Bakanlığınca" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan... (RP sıralarından "yalan, yalan!.." sesleri)

BAŞKAN – Önergeyi Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin "g" fıkrasının üçüncü paragrafının metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?...

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR(Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet ?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının çerçeve geçici maddesinin "g" fıkrasının birinci bendinde yer alan "kesintisiz ilköğretim" ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erb

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN - Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR(Samsun) –Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının çerçeve geçici madddesinin "g" fıkrasının birinci bendinde yer alan "kesintisiz ilköğretim" ibaresinin "eğitim" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN– Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddenin oylamasına geçeceğiz; açık oylama isteği vardır, açık oylama önergesini okutacağım ve imza sahiplerini arayacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının geçici 1 inci maddesinin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasını arz ve talep ederiz.

Lütfi Yalman ?..Burada.

Sayın İsmail Yılmaz?..Burada.

Mustafa Yünlüoğlu?..Burada.

İlyas Arslan?..Burada.

Aslan Polat?..Burada.

Abdullah Özbey?..

Ejder Arvas?..Burada.

Salih Katırcıoğlu?..Burada.

Hasan Dikici?..Burada.

Şinasi Yavuz ?..Burada.

Mehmet Aykaç?..Burada.

Abdullah Örnek?..Burada.

Abdulilah Fırat?..Burada.

Musa Okçu ?..Burada.

Şaban Şevli?..Burada.

Kâzım Arslan?.. Burada.

Ahmet Çelik?.. Burada.

Osman Hazer?.. Burada.

Ahmet Doğan?.. Burada.

Tevhit Karakaya?.. Burada.

Cafer Güneş?.. Burada.

Latif Öztek?.. Burada.

Yeterli imza vardır.

Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın, adı okunan sayın milletvekillerinin kürsüye konacak oy kutusuna, oy pusulasını atması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Açık oylamanın, adı okunan sayın milletvekilinin ayağa kalkarak "kabul" "ret" veya "çekimser" şeklinde oyunu belirtmesi suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Açık oylama...

SITKI CENGİL (Adana) – Sayın Başkan, ara verelim de cenazeye yetişelim...

BAŞKAN – Öğlen namazı efendim...

SITKI CENGİL (Adana) – Sayın Başkan, bu kadar istismar olmaz... Sayın Başbakan istismar ediyor...

Cenazeye yetişilecekse, şimdi ara verelim.

BAŞKAN – Lütfen, ama, lütfen... Hiç yakışmıyor bu sözler!.. (Gürültüler)

SITKI CENGİL (Adana) – Ara verelim, cenazeye gidelim.

BAŞKAN – Şu an, bu müdahaleniz, yürüttüğümüz müzakerelere hiç uymuyor. Lütfen...

SITKI CENGİL (Adana) – O zaman istismar etmeyin...

BAŞKAN – Oylamaya Adana İlinden başlıyoruz.

(Oylar toplandı)

BAŞKAN – Oylama işlemi bitmiştir.

(Oyların ayırımına başlandı)

(RP sıralarından "Mehmet Altınsoy geldi" sesleri)

BAŞKAN – Oylama işleminin bittiğini ilan ettim efendim.

ABDÜLKADİR AKSU (Diyarbakır) – "Başka var mı" diye sormadan bittiğini ilan ettiniz Sayın Başkan.

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) – Sayın Başkan, Mehmet Altınsoy gelmişti; siz birden kestiniz.

BAŞKAN – Oylama işleminin bittiğini, üçüncü kereye döndükten sonra ilan ettim Sayın Asiltürk. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki, o ilan edildikten sonra, yeni oy kabul etmemize imkân yok.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Ama, Sayın Başkan, bugün toleranslı olun biraz; arkadaşlarımızın hali malum. Bu hale getirdiler Meclisi maalesef .(ANAP sıralarından "kim getirdi?" sesleri) Bu kadar uzun süreli çalışma olmaz efendim. Bu kadar uzun süreli çalışma yapılmaz. Yaparsanız, ondan sonra şikâyetçi olmazsınız.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, sayım işlemini devam ettiriyoruz. Lütfen, karşılıklı sıralar arasında konuşmayalım.

(Oyların ayırımına devam edildi)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 tarihli ve 3418 sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun Tasarısının geçici 1 inci maddesinin açık oylamasının sonuçlarını açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı: 510

Kabul: 273

Ret: 237

Böylece, madde kabul edilmiştir.

Şimdi, tasarının 11 inci maddesini 10 uncu madde olarak okutuyorum:

MADDE 10- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gruplar adına söz talebi henüz bize ulaşmamıştır. Şahısları adına söz isteminde bulunan sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum: İsmail Özgün, Musa Okçu, Süleyman Metin Kalkan, Zeki Ünal, Sıtkı Cengil, Orhan Kavuncu, Ahmet Doğan, Mehmet Ekici, Arif Ahmet Denizolgun, Suat Pamukçu, Mustafa Yünlüoğlu, Mehmet Altan Karapaşaoğlu, Hasan Çağlayan, Zülfikar Gazi, Ömer Özyılmaz, Aslan Polat, Necati Albay, Mehmet Bedri İncetahtacı, Mehmet Sılay, Mustafa Köylü, Mehmet Emin Aydınbaş, Ekrem Erdem, Yusuf Pamuk, Mehmet Ali Şahin, Hayrettin Dilekcan, Abdullah Özbey, Yusuf Selahattin Beyribey, Memduh Büyükkılıç, Recep Kırış, Mikail Korkmaz, Veysel Candan, Ahmet Derin, Yaşar Canbay, Sabahattin Yıldız, M. Salih Katırcıoğlu, Hasan Hüseyin Öz, Nezir Aydın, Cevat Ayhan, Latif Öztek, Musa Uzunkaya, Memet Emin Aydın, Mahmut Işık, Nevzat Yanmaz, Muhsin Yazıcıoğlu, Fethullah Erbaş, Abdullah Örnek, İsmail Durak Ünlü, Necmettin Aydın, T. Rıza Güneri, Süleyman Hatinoğlu, İsmail Köse, M. Sıddık Altay.

Gruplar adına söz talebi var mı?

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Rafah Partisi Grubu adına, Nurettin Kaldırımcı konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Nurettin Kaldırımcı, buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

RP GRUBU ADINA NURETTİN KALDIRIMCI (Kayseri) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aynı zamanda Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olduğum için de, takriben onbeş gündür, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, toplumumuzun, siyasetimizin, demokrasimizin ve Meclisimizin gündemine düşen, biraz da emrivaki şekilde gündeme gelen 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimi konuşuyoruz.

Şunu yapmaya çalıştık: Bu tasarı, bu makro proje, ekonomik açıdan, sosyal açıdan, kültürel açıdan, teknik açıdan ve siyasî açıdan -özellikle bunun altını çizmek istiyorum- birtakım illetlerle maluldür, sakıncalar taşımaktadır; bu tasarıda, bu projede eksiklikler gözükmektedir

 

Bakınız, bundan bir yıl kadar önce, eğer, 8 yıllık eğitim ya da ilköğretim yasa tasarısı ya da projesi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde zaman zaman konuşulsaydı, zaman zaman medyada birtakım tartışmalar olsaydı, belki, bugün olan bitenleri anlayışla karşılardık; ama, gelin görün ki, son altı aydır, özellikle son bir aydır, daha önce bu konu üzerinde fazlaca düşünmeyenler, böyle bir konunun niçin önemli olduğu hakkında daha önce konuşmayanlar, bir anda her şeyi unuttular ve memleketin selametini, tabiri caizse siyasî açıdan düze çıkmasını, 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim meselesiyle bir araya getirdiler, daha doğrusu bu konuya endekslediler.

Efendim, burada bir yanlışlık var. Siyasetçi olarak, bu ülkenin insanlarını temsil eden, onların vekili olan insanlar olarak, kendi kendimizle barışık yaşamak durumundayız; kafamızla, gönlümüzle barışık yaşamak durumundayız, ne yaptığımızı bilmek durumundayız. Bizim irademizle değil, isteğimizle değil, yaptığımız araştırmalarla değil, memleketin ihtiyacı olarak değil, herhangi bir siyasî partimizin uzun yıllardır takip ettiği bir mesele olarak değil, ama, nereden geldiği bilinmeyen bir şekilde -ki, bu ülkede yaşayan herkes son altı aylık süreci biliyor; ben, meselenin ayrıntısına girmek istemiyorum- böyle bir meseleyi, herhalde ince eleyip sık dokumak durumundayız. Bu, iş ahlakı meselesidir, bu, fikir namusudur, bu, görev meselesidir. (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Eğer bu konu bu kadar önemli idiyse, ağustosun 15'inde, 16'sında sabahlara kadar çalışacak kadar önemli idiyse, biz niye bu kadar geciktik?!

AGÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – Sayenizde.

NURETTİN KALDIRIMCI (Devamla) – Bir üçüncü dünya harbi çıktı da haberimiz mi olmadı?! Allah korusun, ülkemiz, çok büyük bir tehlikeyle karşı karşıyaydı, ancak mı uyandık?! Yoksa -bağışlayın beni- biraz trajedi, biraz komedi...

ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Sayın Başkan, maddeyle alakası yok.

NURETTİN KALDIRIMCI (Devamla) – ...Rüyamızda bir şeyler gördük de, sabah aklımıza gelip, hemen şu meselenin üzerine gidelim, şu yasa tasarısını gündeme getirelim mi dedik?!

Bakınız, sadece Refah Partisi değil -ben yürürlük maddesi üzerinde konuşmuş oluyorum- Refah Partili olmayan, ama, bu ülkeyi seven, kendisine güvenilen, bu ülkenin geleceğine inanan insanlardan biri "bırakın bu ucubeyi, lütfen, bu ülkeye eğer kötülük yapmak istemiyorsanız, bırakın bu ucubeyi. Eğer, 8 yıl kesintisiz eğitim uygulaması, hele bir de bu sene başlatılırsa..." Çünkü, tasarıda "Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer" deniliyor. "...hele bir de bu sene başlatılırsa, o taman memleketin vay haline" diyor ve son cümlesi şöyle: "Bugünkü durumda, kesintisiz 8 yıl, ne ilkokula sığar ne de liseye; lütfen, saçmalamayı bırakın." Eğer adres istiyorsanız, Sayın Ege Cansen'in 9.8.1997 tarihli yazısı.

Efendim, bağışlayın; bizim toplumsal sicilimizde kirli sayfalar vardır. Bakınız, siyaseti doğrudan doğruya suçlamak aklımdan geçmez; ama, herkesin sorumluluğu vardır. Bizim siyasî sorumluluğumuz vardır, bilim adamının bilimsel sorumluluğu vardır, başkalarının, aydınların aydın sorumluluğu vardır.

Biz, dil meselesini içinden çıkılmaz hale getirmişizdir, kavga konusu yapmışızdır. Bir laiklik meselesini tartışmışızdır; ama, ne olduğunu hâlâ bilememişizdir. Türkiye'de, bakınız -bambaşka bir alandan örnek vereyim- bir gecekondu meselesi vardır, bir afettir, hâlâ halledememişizdir. 1950'li yıllarda Kore'yle aynı noktada başladığımız halde, bugün Kore bizi çoktan geçip gitmiştir. 4-5 milyonluk bir Finlandiya'nın veya bir İskandinav ülkesinin millî gelirinin beşte birini ancak üretebilme durumundayız. Verimsizliğimiz, kalitesizliğimiz kol geziyor, herkesin gözünün içine batıyor. Böyle bir durumda, tabiî ki eğitim çareydi, önemliydi. Keşke, eğitimin bu kadar önemli olduğu, memleketimizin artan meselelerini çözmek konusunda bir ilaç gibi çare olabileceği kamuoyuna bir anlatılabilseydi. Keşke, öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin, dersliklerin durumunun ve öğrencilerin, öğretmenlerin motivasyonunun çok önemli olduğu üzerinde durulsaydı; yardımcı hizmetlerden bahsedilseydi, ders müfredatı üzerinde konuşulsaydı; Türkçe'yi nasıl öğreteceğiz, tarihi nasıl öğreteceğiz, çocuklarımız kendilerine nasıl güvenecek, başka insanlarla nasıl haberleşecek, çevresiyle nasıl etkileşim içine girecek, tabiatı nasıl sevecek, sessizliği nasıl dinleyecek; keşke bunları öğretebilseydik; bunlar için eğitim reformu gerekir denilseydi; ama, karşımıza -biliyorsunuz- önünüzdeki yasa tasarısı çıktı ve bütün özeti, kesintisiz 8 yıl. Ortada, insanlar yok; ortada, öğretmenler yok; ortada, öğrencilerin vasıfları yok, yetenekleri yok, seçme yerleştirme sistemi yok, yönlendirme sistemi yok; ortada, üniversite önlerinde milyonu geçen kuyruklar yok; onların meselelerine çözümden hiç bahsedilmiyor; dersaneler, tabiî, hiç gündeme gelmez ve "bunlar, üç yıl içerisinde, 1 katrilyon liralık bir yatırımla büyük ölçüde halledilecek" deniliyor. Pekâlâ, böyle bir kanun bu Meclisten çıkacak; inşallah, memleketimiz için hayırlı olur; biz yanılalım, memleketimiz kazansın; ama, siz de şuna razı olun; siz de yanılabilirsiniz ve eğer böyle bir risk varsa, böyle bir tehlike varsa, hatadan dönmek de fazilettir.

Efendim, bakınız, üç yıl içerisinde bu proje bütünüyle gerçekleşmeyecekse, acaba birinci yıl biz bu projeyi tehir etsek olmaz mı? Bir yıl boyunca, hiç olmazsa altı ay boyunca öğretmenlerimizi hizmet içi eğitime tabi tutsak olmaz mı? Gerekli çalışmalar, müfredat çalışmaları yapılsa olmaz mı? Hayır, ille ağustos ayında bu kanun tasarısı görüşülecek, Meclis gerekirse sabahlara kadar çalışacak ve de kanun yayımlandığı tarihten itibaren hemen uygulanacak. Burada bir yanlışlık var, teknik açıdan yanlışlık var; bir sistem bütünlüğü içerisinde mesele gündeme getirilmemiştir, siyaseten hepten yanlıştır. Siyaseten hepten yanlış olduğu hakkında, en az benim kadar, olan biteni biliyorsunuz.

Modern demokrasilerde, vatandaşın desteğini, vatandaşın katılımını, vatandaşın devlete olan güvenini esas almayan bir makro proje, hiçbir zaman, ciddî manada kabul göremez. Eğer birileri "biz, vatandaş adına da düşünürüz, vatandaşın menfaatını, ülkenin menfaatını, siyasilerden, halktan çok daha fazla biliriz, siz eğer kendinizi riske atmak istemiyorsanız, bu tasarıyı bir an önce yasalaştırın" derse, zannederim, buna, ülkesini seven herkesin, demokrat olan herkesin, hukuk devletine inanan herkesin, kendi kimliğine ve kişiliğine sahip çıkan herkesin itiraz etmesi gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kaldırımcı, konuşmanızı 1 dakika içerisinde toparlayınız efendim.

NURETTİN KALDIRIMCI (Devamla) – Peki efendim.

Efendim, bugünün problemlerinin arka planında dünün hataları vardır, son elli yılın hatası vardır, son kırk yılın hatası vardır. Eğer biz, bugünün problemlerini çözmeye çalışırken, son onbir aylık Refahyol Hükümetine yaptıkları gibi, ucube, saçma sapan birtakım gerekçeler bulmaya çalışırsak, hem kendimizi hem milletimizi aldatmış oluruz.

Bütün dünyada olan bitenlere bakınız, kendi ülkemizi, dünya içerisindeki konumu itibariyle şöyle bir gözden geçiriniz; bizim değerlerimizde, bizim birtakım normlarımızda, bakış açılarımızda, zihniyetimizde yanlışlıklar vardır; asıl müsebbip de, asıl hastalık da buralardadır ve buralarda aranmalıdır.

Akılla, mantıkla savaşılmaz diyorum, bilimle, hayatla savaşılmaz diyorum; eğer siz, hayata bazı şeyleri dayatmak isterseniz, sonuçta mahcup olursunuz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaldırımcı.

Gruplar adına başka söz talebi yok.

Şahsı adına, Sayın İsmail Özgün; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 11 inci maddesi üzerinde şahsî görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, zannediyorum ki, bu tasarının en önemli maddesi veya en önemli iki maddesinden birisi, şu anda üzerinde konuştuğumuz yürürlük tarihiyle ilgili maddedir. Çünkü, bu madde, haksızlığı getiriyor; çünkü, bu madde, müktesep hakları yok ediyor ve bu maddeyle, Türkiye'deki imam-hatip okullarının orta kısımlarının ve Kur'an kurslarının bir an evvel kapatılması öngörülüyor.

Bakınız, madde "bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer" diyor. Eğer, tasarı kabul edilirse, bu maddeyle hemen yürürlüğe girecek. Yürürlüğe girecek de ne olacak; işte, önümüzdeki hafta okullara kayıtlar başlıyor; kendi çocuğunun, bundan altı ay önce, bir yıl önce hangi okula gideceğini düşünmüş, planlamış ve ne yapacağına karar vermiş bir aile ve o ailenin çocuğunun özlemi, bugün alınacak bu kararla yok edilecek. Kayıtlara bir hafta kalmışken, okulların açılmasına yirmibeş otuz gün kalmışken, böyle radikal bir değişime gidiliyor. Tam bir keşmekeş yaşanacak ülkemizde. Bunu, köklü bir değişiklik kabul ediyor Hükümet; ama, bu tür değişikliklerin bir zaman dilimi içerisinde ve kademeli olması gerçeğini de unutuyor. Eğer köklü bir değişikliğe gidilecekse, buna, belli bir, makul zaman içerisinde gidilmesi gerekirdi. Böyle olursa, uygulamada doğabilecek aksaklıklar ve yanlışlıklar görülür ve düzeltilmesi yoluna gitme imkânı olurdu.

Değerli milletvekilleri, insafla düşünmek lazım, elimizi vicdanımıza koyup düşünmemiz lazım, hangi kanun, çıktıktan bir hafta sonra yürürlüğe girer; aceleniz ne; yangından mal mı kaçırıyorsunuz?! Kumarhanelere bile, kapatılması için altı ay süre verilmişti; ama, siz bu kanunu alelacele çıkarıp, belki bir iki gün sonra yürürlüğe sokacaksınız; bu, hangi vicdana sığar, hangi aklıselim bunu kabul edebilir?! Üstelik, kumarhanelerin kapatılması için altı ay süre verilmişken, bu süre herhalde az bulundu ki, bir de veto edilmişti.

Bütün bu gerçekleri bir kenara bırakıyorsunuz, üç gün içinde, güya köklü bir reforma gidiyorsunuz. Gelin, kendinizi aldatmayın; hiçbir ciddî hazırlığınız yok. Siz, bu kanunu hemen bu yıl uygulamaya sokacağız deseniz de, teknik yönden, maddî yönden, altyapı yönünden uygulama şansınız yok. O halde, sadece imam-hatip okullarını ve Kur'an kurslarını kapatacağız diye, tüm millî eğitimi felç etmeye de hakkınız yok. Onun için, gelin, bu tasarıyı erteleyelim; hiç olmazsa, biraz daha düşünme imkânınız olur; Türkiye gerçeklerine uygun, pedagojik ve psikolojik gerçeklere uygun, bilime uygun yeni düzenlemeler yapma imkânınız olur; yatırım için gerekli paranın temini için hazırlık yapma imkânınız olur.

Ülkede, 6 ilâ 14 yaş grubu çocukların okuduğu okulların durumu ortadadır. Okul, derslik ve öğretmen açığı problemleri ortadayken, biz neyin peşinde koşuyoruz?! Şu anda binlerce okulumuz kapalıyken, binlerce öğretmen açığı varken, pedagojik formasyonunu tam almış öğretmenleri bulup görevlendiremezken, biz neyle meşgul oluyoruz?! Kapalı okulları açmak, eğitimde kaliteyi getirecek öğretmenleri yetiştirmek, sınıflardaki mevcudu azaltarak çocuklarımıza daha kaliteli eğitim vermek için çalışmak varken, siz, imam-hatip liselerinin orta kısımlarını kapatmakla meşgulsünüz. Şehirlerdeki okullarımızda bile, bugün, 60 ilâ 70 öğrenciyle sınıflarda eğitim yapılıyor; öğretmenlerimiz, öğrencileriyle yeterince ilgilenemiyor; çocuklar, ancak, okul dışındaki gayretleri ve kurslardaki çalışmalarıyla kendilerini yetiştirmeye çalışıyor. Eğer gücünüz yetiyorsa, gelin, sınıf mevcutlarımızı 30'a kadar indirelim ve doğru dürüst bir eğitim yapmanın hazırlığı içerisinde olalım diyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – 1 dakika içerisinde toparlayalım lütfen.

İSMAİL ÖZGÜN (Devamla) – Bakınız, yatırım için gereken 1 katrilyon lirayı 2000 yılına kadar temin edeceğinizi söylüyorsunuz. O zaman, ben diyorum ki; dayatmaya lüzum yok, elimizdeki mevcut kanun, ilköğretimin 8 yıl olarak yapılmasına mâni değil; gelin, ikisini beraber yürütelim; bu kanunun yürürlük tarihine, Planlamanın da öngördüğü gibi, 2000 veya 2001 diyelim; böylece, genç çocuklarımızın, genç kızlarımızın, ailelerimizin geleceğini karartmamış oluruz.

Korkarım, buna, tabiî, siz olumlu bakmayacaksınız. Burada, bir sağırlar diyaloğu sürüp gidiyor, muhalefetin sözlerine kulak asmıyorsunuz; ama, korkarım, bu, burada da kalmayacak; bunun arkasından, imam-hatip lisesi mezunlarını üniversite imtihanlarına almayalım gibi bir dayatmayı da ileride yaşayacağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özgün.

İSMAİL ÖZGÜN (Devamla) – Hepinizi hürmetle selamlıyorum, saygılarımı sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Musa Okçu; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

MUSA OKÇU (Batman) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yürürlük maddesi üzerinde kişisel görüşlerimi ifade etmek üzere huzurunuzda bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Şunu özellikle ifade etmek istiyorum: 8 yıllık zorunlu eğitim konusu, milletimiz ve insanımız için son derece önemli ve çok hayatî bir konudur; halkımızın ve hele çocuklarımızın geleceği ve bekasıyla yakından ilgilidir.

Böyle bir ortamda, bu mesele ve özellikle birlik ve beraberlik anlayışı içerisinde bütün toplumumuzun ihtiyacı olan eğitim konusu, sırf bazı çevre ve kurumlara tepki olsun diye dayatılamaz. 8 yıllık temel ve zorunlu eğitim olduğuna göre, bundan sonra, kızı ve erkeğiyle tüm çocuklarımızı kapsayacaktır.

Hal böyleyken, böyle bir kanun tasarısının, bütün boyutlarıyla değerlendirilmeden, hatta kamuoyu önünde enine boyuna tartışılmadan bir oldubittiye getirilmesi çok yanlış ve sakıncalı değil midir; zamanla telafisi mümkün olmayan sıkıntılara neden olmayacak mıdır? Elbette olacaktır. Eğitim, bir milletin onsuz ayakta duramayacağı başlıca gıdasıdır. Onunla gayri ciddî bir şekilde oynanamaz; hakkında alelacele karar verilecek ve uygulanacak sıradan bir konu olarak düşünülemez.

Ancak, sayın milletvekilleri, bu hassas konuda halkımızın önüne şöyle bir çerçeve konulmuş ve bir sol eğilimli yazarımızın da özetle temas ettiği gibi, önce irtica vaveylası koparıldı. Sincan olayları ve Aczmendi ayinleri medya tarafından tekrarlandı ve çoğaltıldı. "Tankları yürüttük" denildi. Arkasından, sanki Müslümanların uygunsuz halde seks yaptıkları teşhir edildi. İrticanın boyutları anlatılmaya çalışıldı. Sonra, darbe tellalları ortaya çıktı. Medya, yeni muhabirlik alanları kurarak, darbeden devamlı haberler verdi, durdu. Acaba, darbe ne zaman ve nereye?.. Doğrusu, postmodern darbe başlangıçta iyi algılanamadı.

İşte, bu toz bulutu içerisinde irtica ve 8 yıllık zorunlu eğitim tartışıldı. Nihayet, eski hükümet gitti ve yeni Hükümet geldi; hayırlı olsun. İmam-hatip okullarının orta kısmını ve Kur'an kurslarını kapamak ya da devletin denetiminden geçirerek verilmesi için postmodern darbe gerekiyor muydu?

Neticede anlaşılıyor ki, sivillerin yapacağı işi askerler sivillere yaptırmak için darbeyi sivilleştirip, modernleştirmiştir. Ne yazık ki, bu mantıkla 8 yıllık zorunlu ve kesintisiz eğitim Türkiye'nin gündemine kilitlenmiş bulunuyor.

Sayın milletvekilleri, toplumsal yapımızın vazgeçilmez gerçekleri göz önüne alınmamıştır. Şu anda uygulamanın içerisinde bulunan deneyimli öğretmenlerimizden, eğitim uzmanlarından görüş alınmamıştır. Okul aile birliklerinin, öğrenci velilerinin, öğrencilerin düşüncesine başvurulmamıştır. Geniş boyutlu ve bütün toplumu içine alan kamuoyu araştırmasına dayalı istatistikî veriler elde edilmemiştir. Uygulamanın içinden gelmiş genel liselerde, imam-hatip liselerinde ve ilköğretim okullarında tarih ve inkılap tarihi dersi veren bir öğretmen, bir eğitimci olarak, kısa da olsa birkaç hayatî konuda müşahedelerimi ifade etmeye çalışacağım: İmam-hatip liselerinde, liselerde, inkılap tarihi dersi verdim ve öyle, bir bardak suda fırtına koparırcasına korkulduğu gibi irticaî davranışlarla karşılaşmadım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum efendim.

MUSA OKÇU (Devamla) – Doğu Anadolu Bölgemizde resmî rakamlarla 4 bin, gayri resmî rakamlarla 6-7 bin okulumuz kapalı durumdadır.

BAŞKAN – Lütfen, 1 dakikada toparlayın.

MUSA OKÇU (Devamla) – Böylece, şu anda, okul yokluğundan dolayı, 100 binin üzerinde, okuma-yazma bilmeyen gencimiz vardır. Bu tasarı kanunlaştığı ve yürürlüğe girdiği takdirde, bu boşluk nasıl telafi edilecektir?

Aynı zamanda, hazırlıksız şekilde bir kredili sistem getirildi. Her öğrenciye istediği kadar ders seçme hakkı verildi. 25 öğrenciye 1 öğretmen öngörüldü. Bu da yapılamadı, içerisinden çıkılamadı ve üç sene içerisinde bu sistemden vazgeçildi; ama, olan çocuklarımıza oldu. Bu çocuklarımız, hâlâ, bu curcunadan yakalarını kurtarabilmiş değildir.

İşte, böyle, tartışılmadan, denenmeden, şartlar araştırılmadan, müsait zemin bulunmadan, dayatmacı bir şekilde getirilen sistemler, bu şekilde göç etmeye, ortadan gitmeye mahkûmdur.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Madde üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.

Soruların işlemine başlıyoruz; 5 dakika ile sınırlıdır.

Sayın Bakana yöneltilen soruları okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Sayın Başkanım, aşağıdaki sorumun Sayın Bakan tarafından cevaplandırılmasını delaletinizle arz ederim.

Abdullah Örnek

Yozgat

Soru:

Farklı yaş gruplarındaki öğrencilerin aynı çatı altında uzun süre birlikte eğitim ve öğretim görmelerinin psikolojik bakımdan çeşitli sakıncalara ve uyumsuzluklara yol açıp açmayacağı konusunda herhangi bir araştırma yaptırdınız mı?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Sayın Başkanım, delaletinizle, Sayın Millî Eğitim Bakanına soruyorum.

Mikail Korkmaz

Kırıkkale

1. Sayın Bakanım, Kırıkkale İmam-Hatip Lisesinin arsasını İstiklal Harbi gazisi dedem vermiştir. Bu okulları kapatıp depo yapmaya karar verdiğinizde, bu okul için verilen arsayı, bizlere, vakfiyeye ihanet etmeyerek geri verecek misiniz?

2. Sayın Bakanım, imam-hatip lisesi mezunlarının ruh halini merak edip hiç araştırdınız mı? Onlar cin mi, şeytan mı? Yoksa, bu vatan için herşeylerini feda etmeye hazır bir kalite ve seviye dinamikleri midir?

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Delaletinizle, Sayın Bakana, aşağıdaki soruyu yöneltiyorum.

Yakup Budak

Adana

1997-1998 öğretim yılında ve müteakip iki yılda, imam-hatip liselerine öğrenci alınmayacağına göre, üç yıl sonra, imam-hatip liselerinin öğrenci sayısı yüzde 60 oranınında azalmayacak mıdır? Bu, imam-hatip okullarına girişin önünün kesilmesi değil midir?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Sayın Başkan, delaletinizle, aşağıdaki sorumu, Sayın Bakana tevcih ediyorum.

Saygılarımla.

Remzi Çetin

Konya

Sayın Bakanım, okullarımızın açılmasına bir ay kaldı. Böyle büyük çaplı uygulamalar için zaman çok kısadır. Bu yüzden, gerekli hazırlıkların tam yapılabilmesi için, uygulamasını gelecek yıla bırakabilir misiniz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Delaletinizle, görüşülmekte olan 10 uncu madde üzerinde, sorularıma cevap verilmesini arz ve talep ederim.

Muhammet Polat

Aydın

Kesintisiz zorunlu 8 yıl eğitim, ülkemizde uygulanan ulusal hukuk metinleriyle, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin imzaladığı ve taraf olduğu uluslararası hukuk metinlerine aykırı değil mi? Dolayısıyla, medenî hakların ihlaline sebep değil mi?

Medenî Kanunca kabul edilen, velayet hakkından kaynaklanan, meslekî terbiye ve dinî terbiye hükümlerine müdahale değil mi? Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Programına aykırı değil mi?

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin tanıdığı, eğitim, öğretim ve din özgürlüğüne, kişilerin ve ailelerin bu konudaki haklarına müdahale değil mi?

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesince tanınan medenî haklar, eğitim, öğretim özgürlüğü, insanca yaşama ve yaşatma özgürlüğüyle, eğitim, öğretim hakkını, ana-babaların iradesine bırakan haklara müdahale değil midir?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Sayın Başkan, delaletinizle, Sayın Bakana 10 uncu maddeyle ilgili sorumu yöneltmek istiyorum.

Hüseyin Kansu

İstanbul

8 Yıllık Zorunlu Kesintisiz Temel Eğitim Yasa Tasarısı kanunlaşır ise ve daha sonra da Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilirse, imam-hatip liselerine ve Kur'an kurslarına halkımız çocuklarını kayıt yaptırabilecekler mi?

BAŞKAN – Soru sorma işlemi tamamlanmıştır.

Sayın Bakanın yanıtlarını rica ediyorum.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, sorulardan bazılarına burada yanıt vereceğim; diğerlerini yazılı yanıtlayacağım.

Arkadaşlarımız, "bu yıl uygulamaya girilebilecek mi" ifade buyurdular. Ben, kendilerine, 3 Nisan 1997 tarihli, Millî Eğitim Bakanlığının; yani, bizden evvelki Hükümetin Millî Eğitim Bakanlığının, 1997-2000 icra planından aynen okuyorum:

"Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ve 15 inci Millî Eğitim Şûrası kararlarına uygun olarak, 1997-1998 öğrenim yılında zorunlu eğitim uygulamasına geçilecektir. Süre 3 ay."

Bizden evvelki Hükümet, bu uygulama için 3 ay vermiştir ve hazırlıklar bu şekilde yürütülmektedir.

MUHAMMET POLAT (Aydın) – Kesintili o.

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Kesintili olmadığını da kanıtlayacağım. (RP sıralarından gürültüler)

Bir dakika efendim.

BAŞKAN – Sayın Bakanı dinleyelim, müdahale etmeyelim lütfen.

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – 15 inci Millî Eğitim Şûrası kararını okuyorum. 29 Temmuz 1996: "Yakın bir gelecekte 5-6 yaş okul öncesi eğitim ilköğretim bünyesine alınmalı; ilköğretim, kesintisiz 8 yıllık zorunlu eğitim olarak uygulanmalı, 8 yıl sonunda tek tip diploma verilmeli; 9 uncu sınıf, liseye ya da meslekî eğitime yönlendirme yılı olmalı. Böylece, ilköğretimde zorunlu 2+8+1 sistemi oluşturulmalıdır.

Çocukluğun tam yaşandığı, çocukların kendilerini, ailelerin de çocuğunu tanıdığı bu dönemde bulunanlar çırak yapılmamalıdır. Uzun vadede zorunlu eğitim, 18 yaşını kapsayacak şekilde düzenlenmelidir." Altındaki imza o dönemin Millî Eğitim Bakanının.

CAFER GÜNEŞ (Kırşehir) – O Sayın Bakan kim?

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Turhan Tayan.

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) – O, bizden önce.

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Efendim, yazılmış, şûra kararı bu. O zamanki sizin Hükümetiniz de şûra kararını uygulayacağını söylüyor. Söylediğim bundan ibaret. (RP sıralarından gürültüler)

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) – Sayın Bakan, bunun cevabını bir izah edin.

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Farklı yaş gruplarının bir arada okutulmasının sakıncalı olup olmadığını dördüncü defa sordunuz, üç defa açıkladığım için ayrıca açıklamayacağım.

İmam–hatip liselerinin binalarını da depo yapmak gibi bir zihniyete sahip değiliz.

Saygılar sunarım. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, madde üzerinde, 1'i Anayasaya aykırılık iddiasını içeren 5 önerge vardır. Bu önergelerden birisini ve Anayasaya aykırılık önergesini işleme koyma şansına, usule uygun olmadığı için sahip değilim.

Sayın Erbaş'ın ve sayın grup başkanvekillerinin, özellikle, Anayasaya aykırılık önergesiyle ilgili gerekçemi dikkatle dinlemelerini rica ediyorum.

Sayın milletvekilleri, yaklaşık yirmi saate yakın bir süredir bu birleşim devam ediyor. Ben, bunun büyük bir kısmında, 1 saatlik ara, bir 15 dakikalık ara dışında burada oturdum. ("Bravo" sesleri, alkışlar) Takdir edersiniz ki, muhalefetin 5 dakikalık bir konuşma hakkını gaspetme gibi, ondan kaçındırma, ondan kaçırma gibi bir anlayışım olamaz. Anayasaya aykırılık iddiası, yürürlük maddesinde -gerekçesini de dikkatle okudum- üç bakımdan, aynı şekil yürütme maddesinde de hukuken çok uygulanabilir gibi gelmedi bana. Yürürlük maddesinin, Anayasaya aykırılığına ilişkin verilmiş bulunan önergede diğer maddelerin Anayasaya aykırılığı gerekçe gösteriliyor. Böylece, bir bakıma tasarının tümünün, Anayasaya aykırı olduğu iddia ediliyor; oysa, İçtüzüğümüze göre tasarının tümünün Anayasaya aykırı olduğuna ilişkin önerge verilemiyor.

İkinci gerekçem; bütün maddelerin görüşmelerinde, maddeler üzerinde Anayasaya aykırılık nedeniyle önergeler verilmiş ve bunların hepsi Genel Kurul kararıyla reddedilmiştir. Aynı zamanda, Kanun ve Nizamnamelerin Sureti Neşir ve Meriyeti Hakkında Kanun hükümlerine göre bu madde metinden çıkarılsa bile, yine belirli bir süre sonra -sayın hukukçular bilecekler- yürürlüğe girebilecektir. Bu nedenle, yürürlük maddesi üzerindeki Anayasaya aykırılık önergesini de işleme koymam, yürütmeyle birlikte, aynı gerekçelerle mümkün değildir. Bu nedenle, madde üzerindeki diğer önergeleri aykırılık sırasına göre okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 11 inci maddesinin "Bu Kanun, yayımı tarihinden itibaren bir yıl sonra yürürlüğe girer" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Şaban Şevli Ersönmez Yarbay

Van Van Ankara

Ömer Ekinci Latif Öztek Ahmet Derin

Ankara Samsun Kütahya

Hasan Hüseyin Ceylan Musa Demirci Mustafa Bayram

Ankara Sıvas Van

Mehmet Sıddık Altay Tevhit Karakaya Alaattin Sever Aydın

Ağrı Erzincan Batman

Metin Kalkan Nezir Aydın Osman Hazer

Hatay Sakarya Afyon

Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun Hasan Dikici

İçel Antalya Kahramanmaraş

Azmi Ateş Ahmet Cemil Tunç Muhammet Polat

İstanbul Elazığ Aydın

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmarmaş Kırıkkale

Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener Lütfü Esengün

Konya Sıvas Erzurum

Fikret Karabekmez Sait Açba Nurettin Kaldırımcı

Malatya Afyon Kayseri

Cevat Ayhan Ahmet Doğan Ahmet Çelik

Sakarya Adıyaman Adıyaman

Ali Oğuz Bekir Sobacı Abdullah Arslan

İstanbul Tokat Tokat

Yakup Budak Sıtkı Cengil Celal Esin

Adana Adana Ağrı

Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları İsmail Özgün

Ordu İstanbul Balıkesir

Abdulkadir Öncel Mehmet Aykaç Turhan Alçelik

Şanlıurfa Çorum Giresun

Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen

Mardin Trabzon Bitlis

Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu

Bitlis Bingöl Bingöl

Hasan Belhan Musa Okçu Ömer Naimi Barım

Elazığ Batman Elazığ

Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi Naci Terzi

Muş Diyarbakır Erzincan

Mehmet Sılay Mustafa Köylü Nurettin Aktaş

Hatay Isparta Gaziantep

Mehmet Bedri İncetahtacı Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu

Gaziantep Gaziantep İstanbul

Mustafa Kemal Ateş

Kilis

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/620) sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının 11 inci maddesinin "Bu kanun yayımı tarihinden itibaren iki yıl sonra yürürlüğe girer" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Sıddık Altay Fethullah Erbaş Şaban Şevli

Ağrı Van Van

Ersönmez Yarbay Ömer Ekinci Latif Öztek

Ankara Ankara Samsun

Ahmet Derin Musa Demirci Mustafa Bayram

Kütahya Sıvas Van

Nezir Aydın Saffet Benli Tevhit Karakaya

Sakarya İçel Erzincan

Arif Ahmet Denizolgun Hayrettin Dilekcan Hasan Dikici

Antalya Karabük Kahramanmaraş

Azmi Ateş Ahmet Cemil Tunç Zülfükar İzol

İstanbul Elazığ Şanlıurfa

Muhammet Polat Mehmet Aykaç Turhan Alçelik

Aydın Çorum Giresun

Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen

Mardin Trabzon Bitlis

Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu

Bitlis Bingöl Bingöl

Hasan Belhan Musa Okçu Ömer Naimi Barım

Elazığ Batman Elazığ

Sabahattin Yıldız Naci Terzi Mehmet Sılay

Muş Erzincan Hatay

Mustafa Köylü Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı

Isparta Gaziantep Gaziantep

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu Mustafa Kemal Ateş

Gaziantep İstanbul Kilis

İsmail Özgün Abdulkadir Öncel

Balıkesir Şanlıurfa

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okuyacağımız önerge, en aykırı önergedir; bu nedenle, okunduktan sonra işlemini gerçekleştireceğiz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının 11 inci maddesinin "bu kanun yayımı tarihinden itibaren 3 yıl sonra yürürlüğe girer" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Sıddık Altay Fethullah Erbaş Şaban Şevli

Ağrı Van Van

Ersönmez Yarbay Ömer Ekinci Latif Öztek

Ankara Ankara Samsun

Ahmet Derin Musa Demirci Mustafa Bayram

Kütahya Sıvas Van

Tevhit Karakaya Nezir Aydın Saffet Benli

Erzincan Sakarya İçel

Arif Ahmet Denizolgun Hayrettin Dilekcan Hasan Dikici

Antalya Karabük Kahramanmaraş

Azmi Ateş Ahmet Cemil Tunç Muhammet Polat

İstanbul Elazığ Aydın

 

 

Naci Terzi Hasan Hüseyin Ceylan Ömer Vehbi Hatipoğlu

Erzincan Ankara Diyarbakır

Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı

Erzurum İstanbul Amasya

Avni Doğan Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı

Kahramanmaraş Kırıkkale Konya

Abdüllatif Şener Lütfü Esengün Fikret Karabekmez

Sıvas Erzurum Malatya

Sait Açba Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan

Afyon Kayseri Sakarya

Ahmet Doğan Ahmet Çelik Ali Oğuz

Adıyaman Adıyaman İstanbul

Bekir Sobacı Abdullah Arslan Yakup Budak

Tokat Tokat Adana

Sıtkı Cengil Celal Esin Hüseyin Olgun Akın

Adana Ağrı Ordu

Osman Yumakoğulları İsmail Özgün Abdulkadir Öncel

İstanbul Balıkesir Şanlıurfa

Mehmet Aykaç Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız

Çorum Giresun Mardin

Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen Abdulhaluk Mutlu

Trabzon Bitlis Bitlis

Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan

Bingöl Bingöl Elazığ

Musa Okçu Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız

Batman Elazığ Muş

Naci Terzi Mehmet Sılay Mustafa Köylü

Erzincan Hatay Isparta

Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı Kahraman Emmioğlu

Gaziantep Gaziantep Gaziantep

Hüseyin Kansu Mustafa Kemal Ateş

İstanbul Kilis

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Komisyon çoğunluğunu görebilir miyim? Evet.

Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

AHMET SEZAL ÖZBEK (Kırklareli) – Sayın Başkan, Başkanlık Divanı noksan.

BAŞKAN – Sayın Günaydın, lütfen Divandaki yerinizi alınız.

Sayın Özbek, teşekkür ediyorum.

İkinci aykırı önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kanun tasarısının 11 inci maddesinin "Bu Kanun yayımı tarihinden itibaren iki yıl sonra yürürlüğe girer" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Sıddık Altay

(Ağrı)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Madde üzerindeki son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kanun tasarısının 11 inci maddesinin "Bu Kanun yayımı tarihinden itibaren bir yıl sonra yürürlüğe girer" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş

(Van)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddenin oylamasına geçeceğiz; ancak, bir açık oylama talebi vardır; önergeyi okutup, imza sahibi sayın milletvekillerini arayacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 10 uncu maddesinin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasını arz ve talep ederim.

BAŞKAN – Sayın Lütfi Yalman?.. Burada.

Sayın İsmail Yılmaz?.. Burada.

Mustafa Yünlüoğlu?.. Burada.

İlyas Arslan?.. Burada.

Aslan Polat?.. Burada.

M. Salih Katırcıoğlu?.. Burada.

Abdullah Özbey?.. Burada.

Hasan Dikici?.. Yok.

ÖMER EKİNCİ (Ankara) – Tekabbül ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, yerine alındı.

Maliki Ejder Arvas?.. Burada.

Mehmet Aykaç?.. Burada.

Şinasi Yavuz?.. Burada.

Abdullah Örnek?.. Burada.

Abdulilah Fırat?.. Burada.

Musa Okçu?.. Burada.

Şaban Şevli?.. Burada.

Kâzım Arslan?.. Burada.

Ahmet Çelik?.. Burada.

Osman Hazer?.. Burada.

Arif Ahmet Denizolgun?.. Burada.

Cafer Güneş?.. Burada.

Tevhit Karakaya?.. Burada.

Latif Öztek?.. Burada.

BAŞKAN – Evet, yeterli sayıda imza vardır.

Şimdi, açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın, adı okunan sayın milletvekillerinin kürsüye konacak oy kutusuna oy pusulasını atması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Açık oylamanın, adı okunan sayın milletvekilinin ayağa kalkarak, kabul, ret veya çekimser şeklinde oyunu belirtmesi suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Açık oylama ad okunarak yapılacaktır.

(Oylar toplandı)

BAŞKAN – Oyunu kullanmayan sayın üye var mı?.. Yok.

Oy verme işlemi bitmiştir.

(Oyların ayırımı yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun Tasarısının 10 uncu maddesinin açık oylamasının sonuçlarını bilgilerinize sunuyorum:

Kullanılan oy sayısı : 504

Kabul : 271

Ret : 233

Böylece, madde kabul edilmiştir.

Şimdi, tasarının 12 nci maddesini 11 inci madde olarak okutuyorum:

MADDE 11.– Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Madde üzerinde, gruplar adına, henüz söz talebi yok.

Şahsı adına söz alan sayın milletvekillerini okuyorum:

Şaban Şevli, Hüseyin Arı, Ahmet Derin, Osman Yumakoğulları, Sıtkı Cengil, Orhan Kavuncu, Ahmet Doğan, Mehmet Ekici, Ahmet Denizolgun, Musa Okçu, Suat Pamukçu, Mustafa Yünlüoğlu, Altan Karapaşaoğlu, Hasan Çağlayan, Zülfikar Gazi, Aslan Polat, Necati Albay, Bedri İncetahtacı, Metin Kalkan, Mehmet Sılay, Mustafa Köylü, Mehmet Emin Aydınbaş, Ekrem Erdem, Yusuf Pamuk, Mehmet Ali Şahin, Hayrettin Dilekcan, Abdullah Özbey, Zeki Ünal, Selahattin Beyribey, Memduh Büyükkılıç, Recep Kırış, Mikail Korkmaz, Veysel Candan, Yaşar Canbay, Sabahattin Yıldız, Salih Katırcıoğlu, Hasan Öz, Nezir Aydın, Cevat Ayhan, Latif Öztek, Memet Emin Aydın, Mahmut Işık, Nevzat Yanmaz, Muhsin Yazıcıoğlu, Fethullah Erbaş, Sıddık Altay, Abdullah Örnek, İsmail Durak Ünlü, Necmettin Aydın, Teoman Rıza Güneri, Süleyman Hatinoğlu, İsmail Köse.

Gruplar adına söz talebi var mı efendim?

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Refah Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Mukadder Başeğmez konuşacak.

BAŞKAN – Refah Partisi Grubu adına, Sayın Mukadder Başeğmez; buyurun. (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

RP GRUBU ADINA MUKADDER BAŞEĞMEZ (İstanbul) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; sözlerime başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Uzun bir maratonun sonuna geldik. Geceli gündüzlü birsürü çalışmanın sonunda, Refah Partisi, Doğru Yol Partisi, gerçekten iyi bir muhalefet örneği gösterdi, direndi, mücadele etti; tabiî, Büyük Birlik Partisini de saymak lazım. İktidar partileri de iyi direndi. Neticede, yüzdük, kuyruğuna geldik. Kanun çıkarılıyor; milletimiz için hayırlı olsun.

Bir Karadenizli, bir Karadenizliyi kovalıyor, elinde de bir bıçak; hem kovalıyor hem de bağırıyor arkasından "yüzeceğim derini, davul yapacağım" diye. Bakmış adam geliyor, kurtuluş yok; bir ağaca çıkmış, adam da ağaca çıkıyor; bir de bu cebinden bıçak çıkarmış "ben bu deriyi delerim de sana davul yaptırmam" demiş, basmış karnına bıçağı.

Bunu niye anlattım: Yani, Hükümeti muhafaza etmek için ya da imam-hatip okullarını kapatmak için, Türk millî eğitimini bu kadar tahrip etmenin, böyle bir kaosa sürüklemenin âlemi var mıydı bilemiyorum. (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Şimdi, çıkarılacak olan bu kanunu Bakanlar Kurulu yürütecek. Ne zaman yürütecek, nasıl yürütecek, buna vakit var mı? 3 katrilyon parayı üç yıl içinde harcayacaksınız; ama, okullar bir ay sonra açılıyor. Bir ay sonra, Diyarbakır'ın, Van'ın, Muş'un, Sıvas'ın, Erzurum'un, Kars'ın köylerine, meslek dersi hocaları gönderebilecek misiniz, yabancı lisan öğretmenleri gönderebilecek misiniz? Taşıma suretiyle yapacağız diyorlar. Arkadaşlar, insanlar hastalarını Van'da, kışın altı ay kızakla taşıyor; siz de öğrencileri kızakla mı taşıyacaksınız? Bu, milletin ve ülkenin şartlarını bilmek demek değildir. Hadi bunu bilmiyoruz, atalarımızın sözünü de mi hatırlamıyoruz; "taşıma suyla değirmen dönmez." Taşıma öğrenciyle eğitim olmaz... (RP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, biz, meselelerimizi, niye daha ilmî platformlarda tartışmıyoruz? Hele eğitim konuları üniversitelerde, eğitim kurumlarında tartışılmadan, uzmanların, pedagogların fikirleri orta yere iyice çıkmadan, eğitim meseleleri, ya siyaset meydanlarında tartışıldı ya da kışlalarda. Kışlalarda tartışılan bir eğitim sistemi, ancak yanaşık düzen eğitimi olur ki, bundan da, millî eğitim için fazla bir hayır gelmez. (RP sıralarından alkışlar)

Bu 8 yıl birdenbire Türkiye'nin gündemine bomba gibi nasıl düştü? 28 Şubat Millî Güvenlik Kurulu Kararıyla. Gerekçesi ne idi, niçin düştü? Sebep, irtica!.. Bir irtica borusu öttürüldü, bir fırtına estirildi ki, kalemşörler yazdı, edipler, hatipler konuştu, generallerin günlük politik söylemleri gazetelerde pehlivan tefrikalarını oluşturda âdeta. Gerçekten dört koldan sarıldı geçmiş Hükümet ve biz bir kazaya uğradık; havada ikmal yapacaktık, gittik Çankaya tepelerine çakıldık ve siz hükümet oldunuz. (Alkışlar) Allah hayırlı etsin.

Sayın Başbakan Mesut Yılmaz, Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanıdır, 70 milyon insanımızın Başbakanıdır, bu ülkede yaşayan herkesin; sadece Anavatan Partililerin Başbakanı değil, Refah Partililerin de Başbakanıdır. Sadece kolej çocuklarının değil, imam-hatip çocuklarının da Başbakanıdır...

AĞÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – Gayet tabiî.

MUKADDER BAŞEĞMEZ (Devamla) – ...bu ülkede yaşayan deli-akıllı, ilerici-gerici, aydın-karanlık herkesin Başbakanıdır; yani, Sayın Başbakan, bu ülke sizindir, bu insanlar sizindir; ne olur birleştirici olun, kollayıcı olun, barıştırıcı olun, bütünleştirici olun...

Veliler, demokratik bir tepkiyi dile getirmek için, meydanları doldurduğu zaman "okuluna dokunacağım" diye değil, "okulunu istiyorum" diye değil, "okuluma dokunma, okulumu istiyorum" diye, masumane, demokratik bir hakkını, talebini istemek için, meydanlara, büyük kentlerin meydanlarına vurduğu zaman, bu ülkenin insanlarına, bu halkın mensuplarına, ne olur "çapulcu" demeyin... Yazık olur, gönlü kırılır bu fukara milletin; gönlü kırılır, bedduasını alırsınız, perişan olursunuz. Hele birleştirici, bütünleştirici olması gereken bir Hükümet Başkanının, milletin birkısmını böylesine karanlık göstermeye hakkı yoktur ve Sayın Başbakanın, herhangi bir meselede lehte veya aleyhte başka açıdan görüş beyan edenleri kötü vasıflarla vasıflandırması doğru değildir. Mesela "yarasa" demeye hakkı yoktur. Yarasalar, gece karanlığında cırcır böcekleri düdüklerini çaldığında çıkarlar orta yere... Kimsenin kimseye "yarasa" demeye hakkı yoktur. Niye yarasa olacak Refah Partisinin üst yöneticileri; "Efendim, ilköğretim 5+3 olsun" demişler diye "yarasa" deniyor. Böyle bir görüş söylenebilir; ama, buna yarasa denmez. Eğer, ona yarasa denecekse, Anayol Hükümetindeki Programı hazırlayan ya da Abant'ta Anavatan Partisinin eğitim programını hazırlayan insanlara da aynı vasfı söylemek lazım; çünkü, orada da "5+3" deniliyor. Halbuki, biz, bunu yakıştıramayız efendim; sizler, Allah'ın yarattığı güzel kullarsınız. (RP sıralarından alkışlar)

İrtica, akla, ilme ve realiteye karşı olmak demektir. Realiteye karşı olmak... Ne demek bu? Bu, işte, durup dururken köylüyü, köyü, köyün imkânlarını şehre taşımak yerine, bir başka şekilde Türk millî eğitimini bir maceraya sürüklemek, herkese, akla, ilme aykırı bir şekilde, "bütün köy çocuklarına yabancı lisan öğreteceğim" demektir. Yani, köylerde 8 yıl okuyunca insanlar yabancı lisan öğrenecek, öyle mi? Ben 20 yıl okudum niye öğrenemedim? Siz, üniversiteyi bitirdiniz öğrenebildiniz mi? Ama "8 yıl okursak kalkınacağız, çağdaşlaşacağız" deniyor. Arkadaşlar, hiç okumayanlardan bu ülkeye zarar gelmedi; ama, fakültelerde işlendi cinayet... (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

 

 

 

İrticaın kaynağı, gericiliğin sembolü gibi gösteriliyor. Bakın, değerli arkadaşlar, ben, bir imam-hatip mezunuyum. Fizik, kimya, matematik, astronomi, yabancı lisan okudum; ama, bunun yanında Arapça, fıkıh, kelam, Kur'an, tefsir de okudum. Yani, eksiğim yok, fazlam var. (Localardan "İngilizce bilmiyorsun" sesi)

Size başka bir şey söyleyeyim, benim bu okuduğum dersleri Mustafa Kemal Atatürk de okudu ki, Balıkesir Camiinde vaaz verebildi. (RP sıralarından alkışlar) Eğer, siz, bana mürteci ya da irticaın kaynağı derseniz, Atatürk'e de demiş olursunuz. Buna hakkınız yok... Eğer, bu kanuna Atatürk'ün zaferi derseniz, imam-hatipleri, rahmetli Mustafa Üstündağ, 1973 yılında açmıştı orta kısımlarını, tekrar; onun da mağlubiyeti demeniz gerekir, ki, buna da hakkınız yok...

Öyleyse, okulların açılması, kapanması... Biz, hep nasılını konuşuyoruz, -şöyle yapacağız, böyle yapacağız- niçinini konuşmuyoruz. Niçin eğitim?.. Niçin?.. Niçin sürekli, kesintili değil de? Niçin yönlendirmesiz, yönlendirmeli değil de? Neden?.. Çağdaşlaşacağız...

Değerli arkadaşlar, bu boş, kuru tartışmalar bizi nereye getirdi: 1997 yılındayız, bundan yüz sene geriye gidin, 1897. 1897 yılında Akdeniz bizim haritamızda göldü. Biz imparatorluktuk, Afrika'dan Ortadoğu'ya uzanan sınırlarımız vardı. 1897'de, böyle dünya devleti olan Almanya vardı, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Fransa vardı, İngiltere vardı, Amerika vardı ve biz bu kategorinin içindeydik. Aradan yüz yıl geçti; o devletler kendilerini hâlâ dünya devleti olarak koruyor, biz neredeyiz? İspanya'nın neresindeyiz? Fransa'nın neresindeyiz? İsveç'in, Norveç'in, Tayvan'ın, Güney Kore'nin neresindeyiz?

Sebep ne? Çok okumak iyidir zannediyoruz. Hayır, çok öğrenmek iyidir, öğrenmeyi öğrenmek iyidir. Bir köyde, bir toprak damda, aynı öğretmen, aynı öğrenci, aynı duvar, aynı dam, 8 yıl orada niye tutacaksınız çocuklarımızı? İşte bu yanaşık düzen eğitiminden, bu zihniyetten kaynaklanıyor değerli arkadaşlar.(RP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Başeğmez, konuşmanızı 1 dakika içerisinde toparlayın efendim.

MUKADDER BAŞEĞMEZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, kolayca kamplara bölünüyoruz; her fikri, ideolojik platformda tartışıyoruz. Bu, bir eğitim meselesidir, ilerleme meselesidir, tekrar dünya devleti olma meselesidir; fakat, bunu ideolojiye döküp de, kamuoyunun sesine, Doğru Yol Partisi tabanının, Anavatan Partisi tabanının, Büyük Birlik Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, bütün bu partilerin tabanlarının sesine kulaklarınızı tıkamak ne demek oluyor... Yoksa, siz, tabanınızı tanımıyor musunuz; yoksa, tabanınız mı yanıldı sizi tanımıyor? Niye millete kulak vermiyorsunuz? Demokrasinin neresindeyiz değerli arkadaşlar? Bu meydanları dolduran insanlar ne istiyor; "okuluma dokunma" diyor "kendi alınterimle yaptığım okuluma..."

Değerli arkadaşlar, din, mektep, cami, Kur'an... Kur'an Allah'ındır, cami milletindir; mesele o değil; ama, biz, yarın ne olacağız?..

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUKADDER BAŞEĞMEZ (Devamla) – Saygılar sunuyorum. (RP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Başeğmez.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Turhan Güven; buyurun efendim.(DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Doğru Yol Partisi ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, yirmi saate yakın bir süredir fevkalade güzel bir yönetim gösterme becerisi içerisinde olan Sayın Başkana huzurlarınızda teşekkür ediyorum.(Alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim Sayın Güven.

TURHAN GÜVEN (Devamla) – Uzun süren bu mesai içerisinde zaman zaman sertleşmeler, karşılıklı tepkiler oldu; zaman zaman da neşelendik. Bu neşelenmenin en güzel tarafı, İçtüzüğün 87 nci maddesinden yararlanan Sayın Komisyon ve Hükümetin, kendilerine İçtüzüğün vermiş olduğu bir hakkı kullanırken, ortaya güzel bir tablo çıkmasıydı. Malumuâliniz, üçte bir komisyon üyesini bir yerde oturtmak suretiyle, bütün önergelere katıldıklarını ifadeyle, bize, oldukça neşeli dakikalar geçirttiler; ancak, ne gariptir ki, oylamada "katılıyoruz" diyen üyelerden bazıları -ki, halen yerlerinde oturuyorlar- bu defa da aykırı cihette oy kullandılar. (ANAP sıralarından "maddede" sesleri)

YÜKSEL YALOVA (Aydın) – O bir netice...

TURHAN GÜVEN (Devamla) – Hayır, madde için değil, önerge için. Önergeye katılıp katılmadığı sorulduğunda kullandılar. Bunun, bir İçtüzük hatasından veya arkadaşlarımızın Meclise ilk defa gelmelerinden kaynaklandığı kanısındayım; onun için, bilemiyorum...

REFİK ARAS (İstanbul) – Hiç ilgisi yok.

TURHAN GÜVEN (Devamla) – Dinleyin, dinleyin; müsaade ederseniz...

BAŞKAN – Sayın Güven bir tespitini aktarıyor; lütfen, sükûnetle dinleyelim.

TURHAN GÜVEN (Devamla) – Ben, isim de zikretmiyorum, tanıyorum arkadaşlarımızı, görüyorum halen de...

Bir başka üzüntüm de, kusura bakmayın; bu uzun mesai saati içinde, karşınıza, hiç de öyle derli toplu çıkmamanın üzüntüsüdür. Traşımız uzamış... Karşınıza böyle çıktığım için de hepinizden özür diliyorum. Oysa, bu uzun mesaide, bu kürsüye çıkan herkesin, aynı ciddiyet içerisinde ve çok daha değişik bir üslupla sizlere hitap etme olgunluğunda olması gerekirdi.

Bir başka üzüntüm daha, 52 nci, 53 üncü, 54 üncü hükümetler dönemlerinde, çok enteresandır, ulemayı kiram, hükümet tarafından her kanun tasarısı veya teklifi geldiğinde "bunu Anayasa Mahkemesi bozar. Bunu, Anayasa Mahkemesine götürdüğünüz anda, tamam, bozulacaktır" dedikleri halde, şu kanun tasarısı, açıktan bir Anayasa ihlali niteliği taşıyan hükümleri ihtiva ettiği, hatta, tümüyle Anayasayı ihlal ettiği açık ve aşikâr iken, hiç seslerinin çıkmamış olması beni üzüntüye gark etmiştir ve biraz da garipsediğimi ifade etmek istiyorum; çünkü, Anayasadan anladığına gerçekten kani olduğum arkadaşlarımız var içlerinde; ama, bu konuda gerçek fikirlerini ve hukukî fikirlerini burada ifade etmeleri şarttı.

Şimdi, başka bir konuya geçiyorum. Bir yol ayrımındasınız değerli arkadaşlarım; biraz daha düşünün, biraz daha eski söylemlerinizi hatırlayın...

AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) – Siz de hatırlayın.

TURHAN GÜVEN (Devamla) – Kitaplara yaydığınız, Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planına koyduğunuz; yani, Doğru Yol Partisi ile hükümet olduğunuz dönemlerdeki söylemlerinizden vazgeçmeyin; işin doğrusu odur; yani "8 yıla evet; fakat, kademeli ve yönlendirmeli eğitime evet...." Siz, bundan vazgeçmiş görünüyorsunuz; ama, bundan vazgeçerken, şu baykuş edebiyatını, yarasa edebiyatını da bırakın artık; şundan da vazgeçin; çünkü, o zaman, okuyacağım cümleleri dikkatle izlerseniz, işin nereye kadar varacağını da takdir edecek durumdasınız.

Bakınız, Sayın Mesut Yılmaz, 10 Mart 1996 Pazar günü ne söylemiş, şimdi ne söylüyor; hiçbir şey katmadan, zabıtlardan aynen okuyorum: "Bugün, Türkiye'de uygulanmakta olan bir sistem var; 5 yıllık bir ilkeğitim veriliyor; ondan sonra, 3 yıllık ortaokul var; ondan sonra, 3 yıllık lise var. Şimdi biz ne yapıyoruz; ilkokulla ortaokulu birleştiriyoruz, zorunlu ilköğretimi 8 yıla çıkarıyoruz; ama, netice itibariyle, bugün uygulanan sistemin üzerine getiriyoruz bu yeni uygulamayı. Bunu iki kademede düşünüyoruz: -Sayın Yılmaz bunu iki kademede düşünüyor mart ayında- Birinci kademe, bugünkü ilkokul eğitimine tekabül eden, 8 yıllık zorunlu eğitimin ilk 5 yıllık dönemidir, İlk kademesidir. Orada, herkes, standart eğitim alacaktır. Ondan sonraki ikinci kademede yönlendirme yapılacaktır" diyor Sayın Yılmaz. Yani, -Meclis zabıtları, halen, Meclis kütüphanesinin arşivlerinde de duruyor, hepinizin elinde var- dün böyle derken... Şunu ilave ediyor: "Bakınız, Temel Eğitim Yasasında da bu var, aynen onu ifade ediyorum" diyor Sayın Yılmaz ve ekliyor: "Eğer çocuk, ortaöğretimde imam-hatip okuluna gidecekse, din derslerine yönlendirilecek; meslekî okula gidecekse, meslek derslerine yönlendirilecek; sanat okuluna gidecekse, sanat derslerine yönlendirilecek." Nerede bu laflar? Tutanaklarda. Nerede bu laflar? Milletin hafızasında. Siz, bundan dönemezsiniz. Ya dün bunlara inanarak söylüyordunuz yahut da bugün, siz de inanmadığınızı ifade ediyorsunuz. İnanmadan, bir şeyleri, zorla mı, zorlamayla mı yapacaksınız; onu zaman gösterecektir.

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – Tansu Hanım nasıl döndü?!..

TURHAN GÜVEN (Devamla) – Ha, gelelim ona. Şimdi, eğer bu "U" dönüşü değilse, 360 derecelik dönüş değilse "U" dönüşü nasıl olur, onu sormak lazım size.

Şimdi, bir başka olay daha var değerli arkadaşlarım...

İRFAN KÖKSALAN (Ankara) – Tansu Hanıma sor... Tansu Hanıma sor...

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – Tansu Hanıma sor. Tansu da dönüyor...

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sükûnetle dinleyelim...

TURHAN GÜVEN (Devamla) – Ben zabıtlardan okuyorum, ben bir şey katmıyorum ki. Ben bir şey söylemiyorum; Sayın Yılmaz'ın söylediklerini aynen size aktarıyorum.

Bunları, eğer o zaman zabıtlardan silebilseydiniz; yani, zabıtlardan çıkarabilseydiniz mesele yoktu; ama, zabıtlarda duruyor. Mesele odur.

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – Aynen Tansu Hanımın beyanatları gibi...

TURHAN GÜVEN (Devamla) – Sayın Başkan, değerli üyeler; Doğru Yol Partisi, kesintisiz 8 yıllık eğitime evet diyor; ama, bu, yönlendirmeli olacaktır, kademeli olacaktır. Bunun için de -bu kanun çıksa da çıkmasa da- size, biraz daha bekleyin, biraz daha durun, hatta, şu kanunu geri çekin dememizin bir sebebi odur, biraz daha iyi düşünme fırsatı vermek içindir. Biz, bunda ısrarlı olacağız, biz bundan vazgeçmeyeceğiz; ama, şu yürürlük maddesine gelindiğinde, Bakanlar Kurulunun bu maddeyi yürütüp yürütemeyeceğini bilmiyorum; fakat, bu kanun, Bakanlar Kurulunu yürütecektir!

Hepinize saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Güven, teşekkür ediyorum.

Umarım, hakkımdaki güzel sözlerinizi hak etmişimdir; ama, bu noktaya varmada, partili partisiz bütün sayın milletvekili arkadaşlarımızın katkılarını da yadsıyamayız; onu için, teşekkürler Genel Kurulumuzadır. (Alkışlar)

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – ANAP Grubu adına, Sayın Agâh Oktay Güner konuşacaklar.

BAŞKAN – Sayın Agâh Oktay Güner; buyurun efendim. (ANAP, DSP, CHP ve DTP sıralarından alkışlar)

ANAP GRUBU ADINA AGÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yirmiüç saattir, bu yüce çatının altında, çok kıymetli arkadaşlarımızın mütalaalarını dinledik. İktidar Partisi, İktidarın ortağı olan DSP, İktidara destek veren Cumhuriyet Halk Partili milletvekili arkadaşlarımız büyük bir direnç göstermişlerdir; hepsini tebrik ediyorum.

Anamuhalefet Partisi olarak Refah Partisinin çok sevdiğim sözcüsü kardeşim, derin bir meseleyi burada dile getirdiği için, Grubumuz adına huzurunuza çıkmış bulunuyorum.

O derin mesele nedir? Değerli arkadaşlarım, 1979 yılıydı -Sayın Ecevit, Sayın Baykal, o yıl parlamenter olan arkadaşlarım çok iyi hatırlayacaklar; Meclis zabıtlarında da var- Meclis kürsüsünde aynen şöyle söyledim: "Siyasî partilerin sayın liderleri, lütfen, bir masanın etrafında toplanın ve ülkenin problemlerini görüşün. Eğer, liderler toplanıp görüşmezse, rejim çökme yolundadır ve bu çatı tepemize yıkılacaktır."

Bir falcı değildim, kehanet sahibi hiç değildim; ama, yakın siyasî tarihimizin bize verdikleri ve öğrettikleri, parlamenter rejimin siyaset üslubuna muhtaç olduğuydu. Nedir bu siyaset üslubu? Nezaket, zarafet, dikkat, şeref ve haysiyetlere mutlak saygı.

Refah Partili kardeşlerimiz, konuyla ilgili bir önergenin 6'sını geri çektiler, 28-34 önergeyi imzalama iradesini gösterdiler. Şimdi, ben, şunu beklerdim bu kardeşlerimden: Bir konuda o sayıda önerge verip, iktidarı şöyle bir sarsmayı "biz istersek bunu yapabiliriz" demeyi, sonra da -sayın sözcünün ifade buyurduğu, Sayın Asiltürk'ün geçen gün bu kürsüde dile getirdiği üslupla- kanunla ilgili teknik görüşlerini ifade etmelerini.

Bu kürsüde öyle acılı sözler söylendi ki: "Kur'an'a uzanan eller kırılacaktır", "Allah sizi lanetleyecektir", "Son nefesinizde hesap vereceksiniz." (RP sıralarından gürültüler)

Değerli kardeşlerim, bir müminin, bir mümin için temennisi felaket olmamalıdır. (ANAP sıralarından alkışlar)

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) – Sayın Başbakanın ne söylüyor?..

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – Secde ettiğimiz Allah'ın kitabı, bize muhabbeti emrediyor. Eğer, biz, çok büyük günah işlemişsek, siz kardeşlerimize yakışan, bizim affımız için dua etmektir; beddua etmemektir. (RP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri...

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – İslamın emri bu; çünkü, İslamın Yüce Peygamberi... (RP sıralarından gürültüler)

AHMET DOĞAN (Adıyaman) – Tövbe etmen lazım...

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – Bakın, sakin olun hocam... Değerli hocam, zatıâlinizin sakalı, sükûneti emrediyor. (RP sıralarından gürültüler, ANAP sıralarından alkışlar)

İslamın Peygamberi, o Yüce Peygamber, hepimizin ayağının tozu olmayı şeref bildiğimiz o Yüce Peygamber "ağır yürüyünüz, endamınız güzel görünsün" buyuruyor ve yine, o Yüce Peygamber "ağır konuşunuz, hitabınız tatlı olsun" diyor.

Şimdi, siz meseleyi... (RP sıralarından gürültüler)

Efendim, müsaade buyurun...

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, sükûnetle dinleyelim...

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – Değerli kardeşlerim, davasından emin insanlar, hakikati dinlerken susmasını bilirler. Davasından emin olmayan insanlar heyecanlanırlar.

BAŞKAN – Sayın Güner, lütfen, Genel Kurula hitap edelim.

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – Yüce Peygamberin bir veda hutbesi var. Dünyanın, iki cihan harbi sonunda ulaştığı Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini, Müslümanlar, ondört asır önce insanlığa sunmuşlar; ırkçılık yok, din ayrımı yok, bölgecilik yok; bütün kainatı kucaklayan bir muhabbet var.

ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum) – Ne anlarsın onlardan.

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – Şimdi, bu olay çıktığı andan itibaren, Refah Partisinin sayın sözcüleri, konuyu, ilim içerisinde, eğitim ihtiyacı içerisinde ele almadılar, hep siyasî zemine sürüklediler. Mesele, siyasî zemine sürüklendi ve aziz kardeşlerim, camilerin önüne yığılan insanlar, polisle çatıştılar. Niye?.. O polisin ne suçu var?...

RAMAZAN YENİDEDE (Denizli) – Sayenizde... Sayenizde...

MUHAMMED POLAT (Aydın) – El insaf... El insaf...

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – Bakın, şimdi, yani, affedersiniz, imamı bu olan cemaatın akıbetinin hayırlı olması mümkün değildir. (RP sıralarından gürültüler)

MUHAMMED POLAT (Aydın) – Ayıp!.. Ayıp!..

RAMAZAN YENİDEDE (Denizli) – Yuh size!.. Yuh!..

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – Yok canım, o kadar sinirlenmeyin... Sakin olun... Sakin olun... Hele, zatıâliniz, müftüsünüz, müftü!..

BAŞKAN – Sayın Güner... Sayın Güner... Lütfen, Genel Kurula hitap edin.

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – Arkadaşlar, Müslüman, yalana tenezzül etmeyen haysiyetin sahibidir. Sayın Mesut Yılmaz, Refah Partili yöneticiler için "yarasa" demedi. "Bizim getirdiğimiz aydınlığa isyan ediyorlar, ışıktan korkuyorlar" dedi. Işıktan kim korkuyor? (RP sıralarından gürültüler)

ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum) –Yalan söylüyorsunuz.

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – Bizim sözlerimiz numaralı gözlük gibidir, ihtiyacı olan alır o sözü. Numaralı gözlüğe kim talip olur? Gözü görmeyen talip olur. (ANAP sıralarından alkışlar; RP sıralarından gürültüler)

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) – Yalan... Yalan...

ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum) – Ne zamandan beri yalana başladın.

BAŞKAN – Sayın Özyılmaz, Sayın İncetahtacı, lütfen, müdahale etmeyin.

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – Bakınız, Muaviye askerleri Hazreti Ali'nin karşısında Kur'an-ı Kerim'i parçaladılar ve Ali'nin askerleri dedi ki "biz, Kur'an'a kılıç çekmeyiz." Şimdi, tarihteki bu acı yaraları kanatmanın, Kur'an-ı Kerimleri cami kapılarında parçalayıp, insanların eline vermenin doğru olmadığına ben inanıyorum, sizin de inandığınızı ümit ediyorum. (ANAP sıralarından alkışlar) Şimdi, Kur'an-ı Kerime zincir vuruluyor ve bu vatandaşlar tahrik ediliyor.

ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum) – Doğru; zinciri siz vurdunuz...

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – Değerli kardeşlerim, bir profesör...

ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum) – Siz vurdunuz o zinciri.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri... Sayın milletvekilleri, lütfen sükûnetle dinleyelim.

Sayın Güner, lütfen, Genel Kurula hitap edin.

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bu memleket, Müslümanların memleketi. İslam, hiç kimsenin inhisarında değil. Allah'a inanan, onun Yüce Peygamberinin son peygamber olduğuna Kelime-i Şahadet getiren herkes Müslüman; biz, bu milleti, işte böyle kucaklıyoruz; "bize oy veren Müslüman, oy vermeyen Müslüman değil" demiyoruz. (RP sıralarından gürültüler)

 

 

Bir müminin yapması gereken ilk iş, vicdan muhasebesi yapmaktır. 23 saat süren müzakerenin sonunda, bu müzakere zemininden olumlu bir iklime geçelim. Getirdiğimiz bir tasarı, Allah'ın emri değil, uygulanır; hatamız varsa, yanlışımız varsa, eksiğimiz varsa döneriz; ama, bu kürsüye çıkıp "imam-hatip okulları kapatılıyor" demek, orta kısımların... (RP sıralarından gürültüler)

RAMAZAN YENİDEDE (Denizli) – Kapatılıyor... Kapatılıyor...

ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum) – Kapatılmıyor mu?!..

BAŞKAN – Sayın Güner, lütfen, Genel Kurula hitap edin.

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – Genel Kurula hitap edeceğim de, Genel Kurulun bir bölümü, dinlemek cesaretini gösteremiyor. Dinlemek de bir cesarettir.

RAMAZAN YENİDEDE (Denizli) – Bu şekilde dinlemez...

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen dinleyelim.

Sayın Yenidede, istirham ediyorum... Sayın Özyılmaz, lütfen, sükûnetle dinleyelim.

MEHMET AYKAÇ (Çorum) – Daha dün yarasa dediler bugün inkâr ediyorlar.

BAŞKAN – Sayın Aykaç, lütfen...

Sayın Güner, süreniz doluyor, lütfen...

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, hadise şu: İmam-hatip okullarının, üç yılda hiçbir din eğitimi gördüğü yok; sadece Arapça ve Kur'an-ı Kerim okunuyor. (RP sıralarından gürültüler) Evet, bunun dışında din dersi yok. Bunu, biz, hazırlık sınıfına getiriyoruz.

MUHAMMET POLAT (Aydın) – Neden?.. Neden?..

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – 788 saati 960 saate çıkarıyoruz. Şimdi, siz, "biz, imam-hatipliler için iktidar olduk, iktidar olacağız" diyorsunuz.

SUAT PAMUKÇU (Bayburt) – Ortaokulları kapatıyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Pamukçu, istirham ediyorum.

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – Teknik liseler var, ticaret liseleri var, sağlık liseleri var. Ortaeğitimde okuyan 3 600 000 vatan evladı var; siz, sadece 285 000'inin meselesini konuşuyorsunuz. Buna adalet denmez...

Değerli arkadaşlarım...

BAŞKAN – Sayın Güner, 1 dakika içinde toparlayın.

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – Ben, şunu görüyorum: Dost ikazını dinlemeyecek kadar nefis atına binmiş olanlar, enaniyyetlerinin kayasına çarparlar. Bunu hep beraber göreceğiz.

RAMAZAN YENİDEDE (Denizli) – Hikâye bunlar!..

BAŞKAN – Sayın Yenidede, lütfen...

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – Aziz arkadaşlarım, Doğru Yol Partisinin sayın sözcüsü, liderlerinin, Genel Başkanlarının iktidar olduğu zaman, kendisine has Türkçeyle "ya 8 yıl olacak, ya 8 yıl olacak" dediğini unutmuş görünüyor. Aramızdaki fark bu. Sayın Erbakan bunu imzalıyor, Sayın Çiller ilan ediyor. Muhalefete geçiyor, dönüyorsunuz; biz, dümdüz gidiyoruz. (ANAP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

İSMAİL KARAKUYU (Kütahya) – Yalan söyleme be!..

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – Kalkınma planları da denildiği gibi değildir. Bu hükümetin başarısına çalışın, Türkiye'de sol kültürden gelen insanlar...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Güner, teşekkür ediyorum efendim.

AGÂH OKTAY GÜNER (Devamla) – Saygılar sunuyorum efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şahsı adına konuşacak olan Şaban Şevli, sırasını Sayın Hatipoğlu'na vermiştir.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, Genel Başkanımız, "ya 8 yıl olacak, ya 8 yıl olacak" dedi; başka bir şey demedi ki!.. (ANAP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen...

Tutanaklara geçti Sayın Güven; teşekkür ediyorum.

NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, Sayın Ali Topuz, Grup adına kısa bir konuşma yapacak.

BAŞKAN – Özür dilerim Sayın Hatipoğlu. Grup adına bir talep var.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Ali Topuz; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ALİ TOPUZ (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum.

10 günden beri gerek komisyonlarda gerekse Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda çok önemli bir konumuzu, 8 yıllık kesintisiz zorunlu temel eğitim konusunu tartıştık ve şimdi onu sonuçlandırma aşamasına geldik.

Bu çalışma, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihinde özel bir yer alacak bir çalışmadır. Bu çalışma dolayısıyla, çok farklı düşünceler, çok karşıt düşünceler, değerlendirmeler bu kürsüye getirildi. Zaman zaman belki sert tartışmalar da yapıldı; ama, şunu kabul edelim ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu sert tartışmalara rağmen, ileriye doğru olumlu ve açık bir kalple bakacak yeni bir noktaya gelmiştir.

Bu müzakereler sırasında birbirimizi yeteri kadar anlayamamışsak, mutlaka, önümüzdeki dönemde birbirimizi daha iyi anlamaya gayret etmeliyiz. Burada söylenip neticeye etkili olamayan görüşleri, herhalde, başta Hükümetimiz olmak üzere, hepimiz, önümüzdeki dönemde yararlanılacak görüşler olarak değerlendirmeliyiz.

Yeni bir dönemi, böyle sert bir tartışmadan sonra başlatabilirsek eğer, inanıyorum ki, bu tartışmaların en önemli katkısı ve kalıcı birikimi bu yeni anlayışlı, barışçıl dönemi başlatmak olacaktır.

Ben inanıyorum ki, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz inanıyoruz ki, önümüzdeki dönemde, millî eğitimimiz için daha nice önemli konuları birlikte geliştirerek yaşama geçireceğiz. Millî eğitimimizin öğretmen sorunlarını, millî eğitimimizin program sorunlarını, içeriğini, millî eğitimimizin tekniklerini, teknolojilerini hep birlikte tartışacağız, geliştireceğiz ve bu alanda çağdaş ülkelerle yarışabilecek bir düzeye gelmeyi birlikte sağlayacağız.

Yine, inanıyorum ki, önümüzdeki dönemde inanç dünyamızla ilgili, din eğitimiyle ilgili çok önemli sorunlarımızı ve eksikliklerimizi tamamlamak için, yine, birlikte çalışacağız. Din eğitimimizin çok ciddî bir çerçeve içinde yasal bir dayanağa ve yasal bir mekanizmaya oturtulması için ve bu konuda Anayasanın belirlediği çerçevenin içinde kalarak, toplumsal gereksinmeleri dikkate alan ve burada ortaya çıkan görüşleri birbiriyle hamur edecek yeni bir uzlaşma ortamını, özellikle, bu alanda yakalamak için çalışmalıyız. (CHP ve DSP sıralarından alkışlar)

O nedenledir ki, bu toplantıyı, bu çalışmaları noktalarken, ac, tatlı anılarını geride bırakarak, ileriye doğru umutla bakabilecek bir gönül zenginliği içinde olmalıyız. Birbirimizi kırmış isek, birbirimizi bağışlamalıyız ve hep birlikte katkımızı ortaya koyarak, muhalefet, muhalefetini ciddî bir şekilde yaparak, iktidar, iktidar görevini ciddî bir şekillde yaparak, zaman zaman birbirimizle çatışarak, tartışarak; ama, birbirimize katkıta bulunarak, önümüzdeki birlikte değerlendirmeliyiz. Ülkemiz çok önemli bir eşikten geçmektedir. Hep beraber demokratik rejimimizle ilgili ortaklaşa bazı kaygılar taşıyoruz. O kaygıları aşabilmenin yolu, bu tartışmalardan çıkaracağımız sonuçlarla, önümüze bakarken birbirimiz severek ve birbirimize katkıda bulunmayı içimize sindirerek yapacağımız çalışmalarla ancak, bunu başarabileceğiz.

Ben, bu yolda bütün siyasî parti gruplarına, Türkiye Büyük Millet Meclisine başarılar diliyorum ve Cumhuriyet Halk Partisi adına hepinizi yeniden sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Topuz.

Gruplar adına başka söz talebi yok.

Şahsı adına, Sayın Şaban Şevli sırasını Sayın Hatipoğlu'na devrettiği için söz, Sayın Ömer Vehbi Hatipoğlu'nun.

Buyurun Sayın Hatipoğlu.

ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Nerede ise, 20 saate yakın bir çalışma yapıyor Meclisimiz; son oturumu kastederek ifade ediyorum. Bu çalışma süresince siyasî parti temsilcileri, grup sözcüleri yasa tasarısıyla ilgili görüşlerini ifade ettiler.

Dikkat buyuracak olursanız, Partimiz adına son konuşmayı yapan değerli arkadaşımız, uzlaşma çağrısında bulundu, herkesin kabul edebileceği, ortakça paylaşabileceği duyguları ifade etti .(ANAP sıralarından "Neyi?" sesi)

Neyi kabul ettiğini şimdi size ifade edeceğim .

Biz, bu tasarı ile ilgili son dakikaların, karşılıklı uzlaşma ve hoşgörü içinde geçmesini istiyorduk; ama, maalesef, o arkadaşımızın ardından kürsüye çıkan Anavatan Partisi Grubunun sözcüsü, eski defterleri karıştırarak, daha önce söylenmiş sözlerden dolayı bir yumuşamayı sağlaması gerekirken, kavgacı bir üslupla ve de bizim Grubumuzu âdeta, tabiri caizse, suçlayıcı, tahrik etmeye yönelik bir konuşma yaptı.

Bakın, şimdi, meseleyi doğru koymak lazım. Sayın Güner diyor ki, "Efendim, Sayın Başbakan 'yarasa' kelimesini, sizleri itham etmek için söylemedi; ışıktan rahatsız olanlar için 'yarasa' tabirini kullandı." Bunu, bir düzeltme olarak kabul edeceksek, çok güzel bir şey; ben de kendilerini tebrik ediyorum; ama, benim elimde, şimdi Anadolu Ajansının geçtiği bir haber var ve bu, gazetelere de yansıdı. Ne diyor? Sayın Başbakan 'yarasa' sözünü, dindarlara değil, Refah Partili yöneticiler ve Erbakan'a söylediğini de kaydetti" diyor. Ben, şimdi, bunu, nasıl düzelteyim? Özür kabahatten büyük... Özrünüz kabahatinizden büyük... (RP sıralarından alkışlar, ANAP sıralarından gürültüler)

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sana hiç yakışmadı...

ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Devamla) – Eğer, bir ülkenin başbakanı, bir ülkenin anamuhalefet partisinin liderine "yarasa" tabirini kullanırsa, o zaman, birileri de kalkar sayın başbakana "siz de bukalemun musunuz" diye soru sorma hakkını kendinde bulur. (RP sıralarından alkışlar)

"Kur'an'a uzanan eller kırılır dedi Refah Partisi sözcüsü. Bu, çok sert, çok yanlış bir söz" diye ifade ettiler.

AGÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – Zabıtlarda var...

ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Devamla) – Zabıtlarda var; doğru...

Efendim, Refah Partisi sözcüsü "Kur'an'a uzanan eller kırılır "derse yanlış, tehlikeli, suç; ama, Sayın Başbakan, Anavatan Partisi Grubunda "kimse Kur'an'a dokunamaz, Kur'an'a uzanan eller kırılır" derse doğru, öyle mi? Bu ne çifte standart... Bunu da, biz, televizyonda izledik; bütün haberlerde vardı; bu da iki...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Öyle bir şey yok...

AGÂH OKTAY GÜNER (Ankara) – Demagoji.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, sükûnetle dinleyelim.

ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Devamla) – Üçüncüsü: Bakın beyler, Refah Partisi, burada, günlerden beri bir demokrasi mücadelesi veriyor.

YÜKSEL YALOVA (Aydın) – Nasıl bir demokrasi!..

ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Devamla) – Nasıl demokrasi?! Sizin hesabınıza gelmeyince o demokrasi olmuyor mu? Nasıl bir demokrasi mücadelesi?!

BAŞKAN – Sayın Yalova, lütfen...

Sayın Hatipoğlu, diyaloğa girmeden, Genel Kurula hitap edelim.

ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Devamla) – Peki.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarı konuşulmaya başlanıldığı günden bu yana, özellikle Anavatan Partisinin değerli temsilcileri ve bazı bakan arkadaşlarımız, aziz milletimize çok ağır ithamlarda bulunmuş, hakaretler yağdırmışlardır. (ANAP sıralarından gürültüler)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Nerede!...

ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Devamla) – Tek tek ifade edeyim; lütfen izin veriniz.

Bir sayın bakan, Bursa'da yaptığı basın toplantısında, gösteri yapmaya kalkışan kişileri kastederek "gök kubbeyi başlarına yıkarız" demiştir.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Kanunsuz yürürse...

ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Devamla) – Eğer bir hükümetin bakanı, vatandaşların başına gök kubbeyi yıkmaya kalkışıyorsa, vatandaşın tepkisini de normal karşılaması gerekir ve vatandaşın şu soruyu sorma hakkı doğar: Sen kimsin ve hangi güce güvenip gök kubbeyi başımıza yıkacaksın?..

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Hatipoğlu, bir dakika içinde toparlıyoruz.

ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Devamla) – Muhterem arkadaşlarım, ben sözlerimi burada toparlıyorum.

Siyasetçilere, sadece şu sözleri söylemek istiyorum: Halkın, milletin sandıkta vuracağı tokadın izi, tank paletlerinin izinden daha kalıcı, daha tesirlidir diyor; saygılar sunuyorum. (RP ve DYP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

YÜKSEL YALOVA (Aydın) – Yanlış anlıyorsunuz...

BAŞKAN – Sayın Hüseyin Arı, buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN ARI (Konya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; son günlerde, askerî terimler siyaset sahnesine inmeye başladı...

RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Sayenizde!..

HÜSEYİN ARI (Devamla) – ...Benim de ilgi saham olduğu için, müsaadenizle, iki terim de ben katkıda bulunmak istiyorum. Askerlikte, askerin mukavemetini artırmak için cebrî yürüyüşler yapılır. Biz de, bugün, bunun bir benzerini; yani cebrî çalışmayı bu Parlamentoda yaptık, yani, 20 saati aşkın bir süreden beri fasılasız çalışıyoruz.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Maşallah, boş oturanı Allah sevmez.

HÜSEYİN ARI (Devamla) – Yani, kışla çalışma düzeni, yavaş yavaş Parlamentoya inmeye başladı. (RP sıralarından alkışlar, ANAP sıralarından gürültüler)

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – Bu Parlamento çok çalışıyor.

HÜSEYİN ARI (Devamla) – Bu, hepimizin sorunu...

BAŞKAN – Sayın Arı, benzetmenizle, sanıyorum Parlamentoyu aşağılayıcı bir kastınız olmadı.

HÜSEYİN ARI (Devamla) – Estağfurullah efendim.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan, ikaz edin.

BAŞKAN – Onun için, yani, bu sözünüzün kastı aşan, arkadaşlarımızın anladığı gibi olmadığını ben teyit edip, buyurun diyorum, devam edin.

HÜSEYİN ARI (Devamla) – Yok efendim, onu kastetmiyorum; yani, o bakımdan müsterih olun.

YÜKSEL YALOVA (Aydın) – Ama, neyi kastediyorsun?

HÜSEYİN ARI (Devamla) – İşte, arkadaşlar, güdümlü demokrasinin külfeti tecelli etmeye başlamıştır; yani, düşünün bir kere, bir de bunun vatandaşa yansımasının kat kat ağırlığını düşünün... Bunu kabullenebilen Hükümet ortaklarına hayırlı olsun.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Siz istifa etmediniz mi?!

HÜSEYİN ARI (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bugün, ülkemizdeki sorun, kurum, kavram, ilke sorunudur...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Niye istifa ettiniz?..

HÜSEYİN ARI (Devamla) – 1960 İhtilaliyle birlikte ararejimler dönemi başlatılmış ve modern, çağdaş hukuk devletinin temel ilkelerinde büyük yanlışlıklar yapılarak, bu tarihten itibaren, millî iradenin temsil edildiği Yüce Parlamento, âdeta, sistemin bir kurumunun vesayeti altına alınmıştır.

Ülkemizde, 1961 ararejimi, Anayasasındaki yanlışlıktan dolayı, bir kurum, âdeta, demokratik sistemin dışında tutulmuştur. Bu nedenledir ki, 37 yıldan beri demokrasimiz sancılıdır ve zaman zaman, sistemin önü tıkanmaktadır; yani, demokrasi, güdümlü hale gelmiştir. Tabiî ki, bunun neticesinde en büyük zararı halk görmüştür, ülkemiz görmüştür. Gelen hükümetler kısa ömürlü olmuştur ve hedeflenen icraatlarını yapamadıklarından, ülkede arzu edilen kalkınma hedefine ulaşılamamış ve halkın çoğunluğu da demokrasinin o güzelim nimet ve faziletlerinden istifade edememişlerdir; hem fakirleşmişler hem de huzur ve refaha kavuşamamışlardır.

Bugünkü 55 inci Hükümet de, bu temel yanlışlıklar sonucunda, sistemin ve demokrasinin önünün tıkanmasından dolayı güdümlü demokrasinin bir ürünü olarak...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Haydi canım sende oradan!..

 

 

HÜSEYİN ARI (Devamla) – ...teşkil olunan ararejim benzeri bir Hükümettir.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Allah çarpar seni, Allah çarpar!..

HÜSEYİN ARI (Devamla) – Lütfen, gerçekler, hepimizin gerçekleri...

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – 300 tane Kur'an kursu sizin döneminizde kapandı.

HÜSEYİN ARI (Devamla) – Birlikte çözeceğiz bunu...

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – Daha üç günlük politikacısın.

BAŞKAN – Lütfen...

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – Niye bıraktınız?!

HÜSEYİN ARI (Devamla) – Bu tip hükümetler, halka dönük icraatlar yapmaya muktedir değillerdir; ancak, şu anda olduğu gibi, güdümlü demokrasilere uygun tek tip insan yetiştirme gibi, demokrasinin ruhuna aykırı dayatma projelerin takipçisi olabilirler.

Değerli arkadaşlarım, Türk insanı, bugün, sabahın saat 06.00'sında kapısını çalanın sütçü değil, darbeci olabileceğini düşünebiliyorsa...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sizin yüzünüzden!..

HÜSEYİN ARI (Devamla) – ... demokrasiden, hukuk devletinden bahsedebilir miyiz?! (RP sıralarından alkışlar)

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – Aynaya bak, aynaya!..

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, sükûnetle dinleyelim.

HÜSEYİN ARI (Devamla) – Bakın, bunu bir asker kökenli olarak ben söylüyorum.

YÜKSEL YALOVA (Aydın) – Ayıp!.. Ayıp!...

HÜSEYİN ARI (Devamla) – Öyleyse, gelin, sistemin önünü tıkayan, demokrasiyi güdüm altına alan temel yanlışlığı Anayasada düzeltelim; Modern, çağdaş, hukuk devlet sistemi dışında hiçbir kurum bırakmayalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – 1 dakika içinde toparlıyoruz.

HÜSEYİN ARI (Devamla) – Böylece, hem bu kurumun daha fazla yıpranmasını önleyelim hem de Atatürk'ün bu asil millete miras bıraktığı... (ANAP sıralarından alkışlar [!])

YÜKSEL YALOVA (Aydın) – Bırak Atatürk'ü, bırak!...

HÜSEYİN ARI (Devamla) – "hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir" dediği millî iradeyi Yüce Parlamentoda hâkim kılalım ve çağı yakalamaya, yürüyerek değil, koşarak gidelim.

Hepinizi saygıyla selamlarım. (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar, ANAP sıralarından alkışlar [!])

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Arı.

Madde üzerinde konuşmalar tamamlanmıştır.

Soru işlemini başlatıyorum.

Şimdi, Sayın Bakana yöneltilen soruları okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Sayın Başkan, delaletinizle, aşağıdaki sorumu Sayın Bakana tevcih ediyorum.

Remzi Çetin

Konya

Sayın Bakanım, bu yıl, ilkokuldan mezun olan öğrencilerimizin istediği okullara devam edebilmesi müktesep bir haktır; bu yüzden, bütün ortaokullarımızın 1 inci sınıfına öğrenci kayıt etme mecburiyeti doğmuş olmuyor mu?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Delaletinizle Sayın Bakandan, aşağıdaki soruyu sormak istiyorum:

Sizin, kendi programınızdaki iddianıza göre, altyapıyı 2000 yılına kadar ancak tamamlayacağınızı belirtmenize rağmen, bu yıl hemen uygulamaya geçmenizin -samimiyetle soruyorum- imam-hatiplerin orta kısmını bir an önce kapatmaktan başka bir sebebi var mıdır?

Aslan Polat

Erzurum

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Sayın Başkanım, aşağıdaki sorumun, delaletinizle, Sayın Millî Eğitim Bakanına sormanızı arz ederim.

Ahmet Doğan

Adıyaman

Batı Çalışma Grubu anketi sonucu, imam-hatip ortaokulunda Arapça ve Kur'an derslerinin, Kur'an kurslarının kapatılmasına rağmen, ilköğretim okullarından da dindar öğrenciler yetişecek olursa, çareyi, bütün okulları kapatmakta mı bulacaksınız?

BAŞKAN – Sorular bu kadar Sayın Bakan, yanıtlarınızı rica ediyorum.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, ilkokul mezunlarının müktesep haklarını, yasa tasarısıyla görüştük, müzakare ettik ve kabul ettik; orada düzenlenmiştir ve ona göre uygulanacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, kurulduğu günden bu yana, ülkemiz, insanımız ve devletimiz için onurlu görevler sürdürmüştür. Türkiye Büyük Millet Meclisinin dışında çeşitli politika araçları aramaktan uzak durmamız, evvela, içinde bulunduğumuz kuruma saygımızın gereğidir.

Saygılar sunuyorum. (DSP, ANAP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Madde üzerinde 3 önerge vardır, geliş sırasına göre okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 12 nci maddesinin "bu kanun hükümlerini Başbakan yürütür" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Sıddık Altay Fethullah Erbaş Şaban Şevli

Ağrı Van Van

Ersönmez Yarbay Ömer Ekinci Latif Öztek

Ankara Ankara Samsun

Ahmet Derin Ahmet Cemil Tunç Musa Demirci

Kütahya Elazığ Sıvas

Mustafa Bayram Tevhit Karakaya Osman Hazer

Van Erzincan Afyon

Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın Nezir Aydın

Aydın Batman Sakarya

Nedim İlci Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun

Muş İçel Antalya

Hayrettin Dilekcan Hasan Dikici Azmi Ateş

Karabük Kahramanmaraş İstanbul

Zülfükar İzol Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz

Şanlıurfa Diyarbakır Erzurum

İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı Avni Doğan

İstanbul Amasya Kahramanmaraş

Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener

Kırıkkale Konya Sıvas

Lütfü Esengün Fikret Karabekmez Sait Açba

Erzurum Malatya Afyon

Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan Fethi Acar

Kayseri Sakarya Kastamonu

Ahmet Doğan Ahmet Çelik Ali Oğuz

Adıyaman Adıyaman İstanbul

Bekir Sobacı Abdullah Arslan Yakup Budak

Tokat Tokat Adana

Sıtkı Cengil Celal Esin Hüseyin Olgun Akın

Adana Ağrı Ordu

Osman Yumakoğulları İsmail Özgün Abdulkadir Öncel

İstanbul Balıkesir Şanlıurfa

Mehmet Aykaç Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız

Çorum Giresun Mardin

Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen Abdulhaluk Mutlu

Trabzon Bitlis Bitlis

Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan

Bingöl Bingöl Elazığ

Musa Okçu Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız

Batman Elazığ Muş

Seyyit Haşim Haşimi Naci Terzi Süleyman Metin Kalkan

Diyarbakır Erzincan Hatay

Mustafa Köylü Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı

Isparta Gaziantep Gaziantep

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu Memet Emin Aydın

Gaziantep İstanbul Siirt

Mustafa Kemal Ateş

Kilis

BAŞKAN – İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 12 nci maddesinin "bu kanun hükümlerini Millî Eğitim Bakanlığı yürütür" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Sıddık Altay Fethullah Erbaş Şaban Şevli

Ağrı Van Van

Ersönmez Yarbay Ömer Ekinci Latif Öztek

Ankara Ankara Samsun

Ahmet Derin Musa Demirci Süleyman Metin Kalkan

Kütahya Sıvas Hatay

Mustafa Bayram Alaattin Sever Aydın Muhammet Polat

Van Batman Aydın

Osman Hazer Tevhit Karakaya Nezir Aydın

Afyon Erzincan Sakarya

Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun Hayrettin Dilekcan

İçel Antalya Karabük

Hasan Dikici Azmi Ateş Ahmet Cemil Tunç

Kahramanmaraş İstanbul Elazığ

İsmail Özgün Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz

Balıkesir Diyarbakır Erzurum

İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı Avni Doğan

İstanbul Amasya Kahramanmaraş

Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener

Kırıkkale Konya Sıvas

Lütfü Esengün Fikret Karabekmez Sait Açba

Erzurum Malatya Afyon

Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan Fethi Acar

Kayseri Sakarya Kastamonu

Lütfi Doğan Ahmet Doğan Ahmet Çelik

Gümüşhane Adıyaman Adıyaman

Ali Oğuz Bülent Arınç Bekir Sobacı

İstanbul Manisa Tokat

Abdullah Arslan Yakup Budak Sıtkı Cengil

Tokat Adana Adana

Celal Esin Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları

Ağrı Ordu İstanbul

Abdulkadir Öncel Mehmet Aykaç Turhan Alçelik

Şanlıurfa Çorum Giresun

Hüseyin Yıldız Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen

Mardin Trabzon Bitlis

Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu

Bitlis Bingöl Bingöl

Hasan Belhan Musa Okçu Ömer Naimi Barım

Elazığ Batman Elazığ

Sabahattin Yıldız Naci Terzi Süleyman Metin Kalkan

Muş Erzincan Hatay

Mehmet Sılay Mustafa Köylü Nurettin Aktaş

Hatay Isparta Gaziantep

Mehmet Bedri İncetahtacı Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu

Gaziantep Gaziantep İstanbul

Mustafa Kemal Ateş

Kilis

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okuyacağımız önerge, en aykırı önergedir; dolayısıyla, okunduktan sonra işleme koyacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 12 nci maddesinin "Bu kanun hükümlerini Maliye Bakanı yürütür" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Sıddık Altay Fethullah Erbaş Şaban Şevli

Ağrı Van Van

Ersönmez Yarbay Ömer Ekinci Latif Öztek

Ankara Ankara Samsun

Ahmet Derin Musa Demirci Tevhit Karakaya

Kütahya Sıvas Erzincan

Mustafa Bayram Muhammet Polat Nezir Aydın

Van Aydın Sakarya

Alaattin Sever Aydın Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun

Batman İçel Antalya

Hayrettin Dilekcan Hasan Dikici Süleyman Metin Kalkan

Karabük Kahramanmaraş Hatay

Azmi Ateş Ahmet Cemil Tunç Hasan Hüseyin Ceylan

İstanbul Elazığ Ankara

Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz İsmail Kahraman

Diyarbakır Erzurum İstanbul

Cemalettin Lafçı Avni Doğan Mikail Korkmaz

Amasya Kahramanmaraş Kırıkkale

Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener Lütfü Esengün

Konya Sıvas Erzurum

Fikret Karabekmez Sait Açba Nurettin Kaldırımcı

Malatya Afyon Kayseri

Cevat Ayhan Fethi Acar Lütfi Doğan

Sakarya Kastamonu Gümüşhane

Ahmet Doğan Ahmet Çelik Ali Oğuz

Adıyaman Adıyaman İstanbul

Bülent Arınç Bekir Sobacı Abdullah Arslan

Manisa Tokat Tokat

Yakup Budak Sıtkı Cengil Celal Esin

Adana Adana Ağrı

Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları İsmail Özgün

Ordu İstanbul Balıkesir

Abdulkadir Öncel

Şanlıurfa

BAŞKAN – Sayın Komisyon?...

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

İkinci aykırı önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kanun tasarısının 12 nci maddesinin "Bu kanun hükümlerini Millî Eğitim Bakanlığı yürütür" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Sıddık Altay

(Ağrı)

ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kanun Tasarısının 12 nci maddesinin "Bu Kanun hükümlerini Başbakan yürütür" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Sıddık Altay Ağrı Milletvekili ve arkadaşları.

BAŞKAN – Sayın Komisyon?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) - Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Sayın Başkan, tasarının başlığında sehven yer alan "Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanunu" ifadesinin "Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.

Arz ederim.

BAŞKAN – Kanun tasarısının tümünü, biraz önce Sayın Komisyonun açıkladığı şekilde oylayacağız efendim.

Şimdi, İçtüzüğümüzün 86 ncı maddesine göre, oyunun rengini belli etmek üzere son sözleri veriyorum.

Lehinde Sayın Mahmut Işık; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

RECEP KIRIŞ (Kayseri) – Aleyhinde söz istiyorum.

BAŞKAN – Kaydettim, sıra var efendim.

İsterseniz, Sayın Işık sözlerine başlamadan önce, lehinde ve aleyhinde söz isteyenleri açıklayayım:

Lehinde, Sayın Mahmut Işık, Sayın Süleyman Hatinoğlu, Sayın Refik Aras.

Aleyhinde, Mustafa Hasan Öz, Hayrettin Dilekcan, Mustafa Baş söz istemişlerdir.

Sayın Mahmut Işık, buyurun.

MAHMUT IŞIK (Sıvas) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; öncelikle 23 saatten bu yana, gösterdiğiniz, tarafsız, duyarlı çalışmadan dolayı size, Divan Üyesi arkadaşlarıma ve ve mesai arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 8 yıllık kesintisiz temel eğitim konusunda kişisel görüşlerimi arz etmek için huzurlarınızdayım; hepinizi, kesintisiz bir şekilde saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, temel eğitim yürürlüğe girdiğinde, öğrencilerimiz, 8 yılda, laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin temel niteliklerini, Atatürk ilke ve devrimlerini öğrenerek; isterse normal liseye, isterse meslek lisesine gidecek. Bu öğrenciler, aldıkları temel eğitimden sonra, birinci sıraya, cumhuriyetin temel niteliklerini alacak; kişiliğini bulmuş olan öğrencilerimiz, bundan önceki imam ve hatip ortaokullarında olduğu gibi, üstü açık arabalara bindirilerek, ellerine parti bayrakları verilemeyecek...

ASLAN POLAT (Erzurum) – Yuh be sana!.. (RP sıralarından "Yuh" sesleri)

MAHMUT IŞIK (Devamla) – Yeterli eğitimi alarak olgunluk çağına gelmedikleri için, çocukluklarından yararlanılarak "laik cumhuriyeti yıkıp, yerine, din esaslarına dayalı bir rejim kuracağız" diyerek yemin ettirilemeyecek. (RP sıralarından gürültüler)

Biz, sizi, 23 saat dinledik değerli arkadaşlarım.

Kısaca, 8 yıllık kesintisiz temel eğitim demek, laik ve demokratik bir eğitim demektir. Bazı partilere, parti sempatizanı ve parti müşahidi değil; tüm yurttaşlarımızın seveceği, kucaklayacağı, bağrına basacağı bir gençlik demektir. Birilerinin imam ve hatibi değil; tüm Türkiye'nin kucaklayacağı, parti temsilcisi gibi; ilde, ilçede, beldede ve köyde kapı kapı gezerek siyasî propaganda yapan imam ve hatip değil; görevinin gereği olarak insanlarımızı dinî yönden aydınlatarak, ibadetlerini yapmaya yardım edecek gençler yetiştirmek demektir.

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) – Sayın Işık, hayatınızda hiç camie gittiniz mi?..

MAHMUT IŞIK (Devamla) – Temel eğitim demek, siyasîlerin baskı ve kıskacından kurtulacak olan imam ve hatiplerin saygınlığının korunması demektir. Temel eğitim demek, imam ve hatip okullarıyla Kur'an kurslarında, çocukluklarından yararlanılarak ufukları daraltılan çocuklarımızın ufuklarının açılması ve toplumun tüm katmanları tarafından sevilmesi demektir. Temel eğitim demek, ülkede, bir eğitim seferberliğinin başlaması demektir. Temel eğitim demek, kırsal kesimdeki tüm yoksul insanlarımızın üç yıl daha fazla eğitim yapma fırsatını kazanması ve daha bilgili, daha aydın, daha çağdaş olması demektir. Ayrıca, artık Türkiye'nin imam ve hatipleri de en az lise mezunu olacak demektir. Temel eğitim demek, imam-hatip ortaokulları bizim arka bahçemizdir, onları kapattırmayız dayatmasına karşı, onların yaptığı gibi, dayatmacı bir şekilde değil; tüm Türkiye'nin desteğiyle, demokratik yönden, okullarımızı, ülkemizin ön ve arka bahçesi yapmak demektir.

İşte, ben, bu nedenlerle, kesintisiz temel eğitimi destekliyorum. Bu gerekçelerle, Türkiye gözün aydın olsun, çağı yakalamak için eline iyi bir fırsat geçti, bunu iyi değerlendir. Tüm imam-hatip mezunları, gözünüz aydın olsun...

MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) – Buradayız, başka yerde arama!..

MAHMUT IŞIK (Devamla) – ...sizi tekrar ele geçirmezlerse birilerinin vesayetinden kurtuluyorsunuz. İşte, o zaman, sizi Türkiye kucaklayacak.

Size sesleniyorum sevgili anne ve babalar, çocuklarınızın ufkunu açmak istiyorsanız, çocuklarınızın bütün Türkiye tarafından sevilmesini istiyorsanız; amaçları, sadece, çocuklarınızı siyasî yönden sömürmek olan kişi ve kuruluşlara bir daha fırsat vermeyiniz, tahriklere asla kapılmayınız.

Peki, bu ve sayılamayacak kadar fazla yararına karşın, yasaya karşı çıkanlar ne diyorlar; dayatmacı yasa!..

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Işık, bir dakika içerisinde toparlıyoruz.

MAHMUT IŞIK (Devamla) – Bakınız, Cumhuriyet Halk Partisinin yazılmış programının (d) fıkrasında, tüm çocuklarımıza ücretsiz zorunlu temel eğitim vermeyi sosyal devlet anlayışı gereği saydığını, temel eğitim okullarında çok amaçlı okullara ve mesleğe hazırlayıcı nitelikte 9 yıllık kesintisiz temel eğitim uygulanacağı yıllar önce ilan edilmiştir. Yıllar önce yazılan temel eğitimin 9 yıl olmasına, bugün, bu yasa, bir yıl eksiğiyle "evet" diyor. Bu, Cumhuriyet Halk Partisinin, yıllar önce söylediğinin bugün tasdiki demektir. (RP sıralarından "Bravo sesleri, alkışlar[!])

Nedir dayatma? Yanlış da olsa kendi istediğini yapmaktır. İşte, dayatmayı yapanlar, yıllarca doğruya karşı çıkanlardır.

İSMAİL YILMAZ (İzmir) – Oraya söyle, oraya...

MAHMUT IŞIK (Devamla) – Yani, biz dayatmıyoruz. Bizim, yıllarca "doğru" dediğimize "yanlış" diye direndiğiniz, bugün de, millete "CHP'nin dediği noktaya geldik" diyemediğiniz için, kendinizi ve tabanınızı tatmin etmek için "bize dayatıyorlar" diyorsunuz... (RP sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Işık, teşekkür ediyorum.

MAHMUT IŞIK (Devamla) – Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Oyunun rengini aleyhte belirtmek üzere, Sayın Mustafa Hasan Öz; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA HASAN ÖZ (Ordu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ara rejim hükümeti etiketini taşıyan 55 inci Hükümetin 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim yasa tasarısıyla ilgili görüşmelerinin -Plan ve Bütçe Komisyonu ve Genel Kurulda yorucu bir çalışmanın ardından- sonuna geldik.

Ne yazık ki, bu tasarıyı, normal şartlarda görüşmüyoruz. Bu tasarı, gündeme, ihtisası olmayan bir kurul tarafından getirildi. Ayrıca, yüzde 10'luk Cumhuriyet Halk Partisinin iradesi, ülkemizde, tasarıyla, siyasî hâkimiyet kurdu. Din eğitimine darbe vuracak bir uygulamanın, Anavatan Partisinin öncülüğünde gerçekleşmesi, ANAP seçmeninin arzu etmediği bir gelişmeydi; ama, seçmene çok acı bir sürpriz yaptınız. Bunu, hangi ahlaka sığdıracaksınız?!. Üstelik, siz, ne yaptığınızı bilmiyorsunuz. Ülkemizde beşyüzden fazla meslek var. Mevcut meslek liseleri zaten yeterli değilken, bu meslek dallarında, yeni meslek okulları açmak mecburiyetinde değil miyiz? Gelişmiş ülkelerde amaç, her gencin üniversitede okuması değildir; vasıflı insan yetişmesi gerekmektedir; ülkemizin de, her sahada, vasıflı insan yetiştirmeye ihtiyacı vardır. Din eğitimine darbe vurmak, imam-hatip ve Kur'an kursları husumeti yüzünden, gözünüz gerçekleri göremez oldu; ama, bu çalışmanız, vasıflı insan yetiştirmeye engel olacak ve ülke ekonomisine zarar verecek çok acı bir uygulamadır.

YÜKSEL YALOVA (Aydın) – Yalan!..

MUSTAFA HASAN ÖZ (Devamla) – Buna nasıl göz yumabilirsiniz; bu kadar çağdışı bir uygulama olabilir mi?! Siz "siyasî hayatıma mal olsa bile, kesintisiz zorunlu eğitimi Meclisten geçireceğim" diyorsunuz; böylece, hem kendinize hem partinize hem de milletvekillerinize yazık ediyorsunuz.

YÜKSEL YALOVA (Aydın) – Sen, Hocana bak... (ANAP sıralarından gürültüler)

MUSTAFA HASAN ÖZ (Devamla) – Bu sözlerinizle, milletin, en azından, Anavatan Partisine oy verenlerin, bu düzenlemeye taraftar olmadığını itiraf ediyorsunuz.

YÜKSEL YALOVA (Aydın) – Atıyorsun, atıyorsun...

MUSTAFA HASAN ÖZ (Devamla) – Biz, bu gerçeklerden dolayı tasarıya karşıyız; tepeden inmeciler ise "ben yaptım oldu, cahil halk ne bilir" havasında.

YÜKSEL YALOVA (Aydın) – Halka siz "cahil" diyorsunuz.

MUSTAFA HASAN ÖZ (Devamla) – Böylece, Sayın Başbakan, Kur'an'ı yargılayan Savcı Vural Savaş'la, insanları fişleyen Batı Çalışma Grubuyla, solcularla ve Refahı kapatmak isteyen zihniyetle, mürteci avına çıkanlarla aynı safta yer almıştır.

YÜKSEL YALOVA (Aydın) – Orada bile yalan söylüyorsun...

MUSTAFA HASAN ÖZ (Devamla) – Bu, ANAP çizgisindeki bir politikacı açısından çok büyük talihsizliktir; intihar ediyorsunuz, harakiri yapıyorsunuz. (ANAP sıralarından gürültüler)

Dini, siyasete alet etmek çok kötü bir şeydir. (RP sıralarından alkışlar; ANAP, DSP ve CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar[!])

Dini, ancak, benimsemeyen, yaşamayan, sadece yaygarasını yapanlar siyasete alet ederler. (RP sıralarından alkışlar; ANAP, DSP ve CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar [!]) Bunu da aziz milletimiz çok iyi takdir etmektedir. Peki, siyaseti dinle mücadeleye alet etmek size mi düştü?! (RP sıralarından alkışlar; ANAP, DSP ve CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar[!])

MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Oraya konuş!

MUSTAFA HASAN ÖZ (Devamla) – İsteğe bağlı din eğitimini, örgün eğitim içine koymayı bile sakıncalı gören Cumhuriyet Halk Partisi kafasına uyarak, inançlı insanları tedirgin etmektesiniz. Siyaseti, aldığınız vekâlet doğrultusunda değil, tepeden inme kararlarla, dindarları sindirmek amacıyla yönlendiriyorsunuz; bu, emanete ihanet etmek demektir; bu, ne size ne ülkeye fayda getirecektir.

RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – 4 üncü maddeyi unuttun mu?!

MUSTAFA HASAN ÖZ (Devamla) – Biraz önce konuşan arkadaşınız, bu kanun çalışmalarındaki gerçek niyetinizi ortaya koyduğu için kendisine teşekkür ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Öz, son sözünüzü tamamlamak için 1 dakikanız var.

MUSTAFA HASAN ÖZ (Devamla) – Ben, imam-hatip lisesi mezunu değilim; düz lisede okudum; ama, Ordu'nun Ünye İlçesinde, halkın yaptığı koskocaman bir imam-hatip lisesinin şerefle dernek başkanlığını yaptım; bu devlete tapusunu imzamla devrettim; kapatasınız diye değil, devlet korusun diye devrettim. (RP sıralarından alkışlar) Buna müsaade etmeyeceğiz.

Siz, imam-hatipleri kapatacaksınız, Kur'an kurslarını kapatacaksınız, vakıflara baskın yapıp, yöneticilerini, polis gücüyle apar topar alıp, taciz edeceksiniz, sonra, camileri mi kapatmak isteyeceksiniz?! (ANAP, DSP ve CHP sıralarından "Yuh" sesleri) Yok öyle bir şey; aziz milletimiz buna müsaade etmeyecek.

Sayın Yılmaz, size de bir tavsiyemiz var; önümüzdeki ilk seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisinden aday olabilirsiniz ancak!..

Hepinize saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar; ANAP, DSP ve CHP sıralarından alkışlar [!])

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öz.

Sayın milletvekilleri, tasarı üzerindeki görüşmeler tamamlanmış, son sözler söylenmiştir.

MUSTAFA BAŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, yerimden bir şey söyleyebilir miyim?

BAŞKAN – Son söz söylendi Sayın Baş.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın, adı okunan sayın milletvekillerinin kürsüye konulacak oy kutusuna oy pusulasını atması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

 

 

Açık oylamanın, adı okunan sayın milletvekilinin ayağı kalkarak "kabul" "ret" veya "çekimser" şeklinde oyunu belirtmesi suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Açık oylama ad okunmak suretiyle yapılacaktır.

(Oylar toplandı)

BAŞKAN – Salonda bulunup da oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.

Oylama işlemi bitmiştir.

(Oyların ayrımı yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun Tasarısının tümünün açık oylama sonuçlarını açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı : 519

Kabul : 275

Ret : 244

Çekimser : Yok.

Böylece tasarı kanunlaşmıştır; hayırlı olmasını diliyorum. (ANAP, DSP, CHP ve DTP sıralarından alkışlar)

Sayın Bakan, kısa bir teşekkür konuşması yapmak istiyorsunuz; buyurun.

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığı, önce bizim kendimizin bu kuruma duyduğu saygıyla başlar. Türkiye Büyük Millet Meclisinde müzakere ettiğimiz konularda, elbette, görüş ayrılığımızın olması doğaldır ve bu, demokrasinin gereğidir. Farklı görüşlerimizi dile getirdikten sonra Türkiye Büyük Millet Meclisinden çıkan yasa, artık, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ortak ürünüdür; ona birlikte sahip çıkmamız gerekir; bu, parlamenter demokrasiye inancımızın doğal gereğidir.

Siyaseti, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, siyaset meydanlarında yapalım; ancak, siyaseti, hiçbir zaman, okula, kışlaya ve inanç dünyamıza taşımayalım; bunu başarabildiğimiz sürece, siyasetin saygınlığını, ülkenin huzurunu da sağlayabiliriz.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığı, hepimizin ortak görevidir. Müzakereler sırasında birçok konuyu konuştuk, elbette görüş farklılıklarımız vardı; ancak, 4 üncü maddenin reddedilmesinde, Refah Partisinin tutumunu anlamakta şahsen zorlandım. 4 üncü maddenin tasarıdan çıkmasının yarattığı boşluk, Diyanet İşleri Başkanlığının yönetmeliğinde yapılacak düzenlemeyle doldurulacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri, ben, Millî Eğitim Bakanınız olarak, sizlere, çeşitli kişiler ve kurumlar adına teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Millî Eğitim Bakanlığında şimdiye kadar bakan olarak hizmet etmiş ve ülkemizin eğitim olanaklarının geliştirilmesine gönülden katkılarda bulunmuş tüm bakan arkadaşlarımıza huzurunuzda teşekkür ediyor ve geçmiş hizmetlerini teşekkürle yâd ediyorum.

Bu arada, öğretmenlerimizin, büyük fedakârlıkla, yıllardan beri, onurlarını koruyarak, bizim çocuklarımızı gelecek yüzyıla hazırlama ve ülkemizi çağdaş ülkeler düzeyine taşıma konusunda yaptıkları hizmetler daima bu ülkemiz tarafından takdirle ve şükranla anılacaktır; öğretmenlerimizin, hem gönlümüzde hem tarihimizde daima özel bir yeri olacaktır ve bu millet, hiçbir zaman onların borcunu ödeyemeyecektir. (DSP, ANAP, DTP ve CHP sıralarından alkışlar)

Özellikle, 1971 yılı öncesinden başlayarak, ülkemizde 8 yıllık eğitimin verilmesi konusunda, gönüllerini ve yaşamlarını adamış tüm eğitim kardolarına, Bakanlık personeli ve öğretmenlerimiz olarak, veliler olarak çok teşekkür ediyor ve bugün, bu Yasanın çıkışını göremeden aramızdan ayrılmış olanların ruhu şad olsun diyorum. (ANAP, DSP, CHP ve DTP sıralarından alkışlar)

Değerli Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyeleri, sizlere, öğretmenler, öğrenciler ve veliler adına teşekkür ediyorum; zira, çocuklarımızın önünde yepyeni bir ufuk açtınız. Onlar, sizin bu açtığınız ufukta, ufka doğru, ellerinde aydınlık meşalelerle yürümeye devam edeceklerdir.

Bu arada, Türkiye Büyük Millet Meclisimizin her bir üyesine ayrı ayrı teşekkür ediyorum; çünkü, dünya parlamenterler tarihinde, belki eşi menendi bulunmayan bir çalışmayı azim ve kararlılıkla yürüttük. Bunun için, muhalefetiyle, iktidarıyla tüm milletvekillerine teşekkür ediyorum.

Tabiatıyla, bu teşekkürlerin içerisinde, özellikle, iki değerli divana ayrıca teşekkür etmek isterim. Bunlardan birincisi, Plan ve Bütçe Komisyonunun Divanıdır. 9 gün 8 gece süren müzakereler sırasında, gerçekten, hepimizin takdirini kazanan bir yönetim sergilemiştir. Elbette, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanı bu teşekkürün dışında tutulamaz. (ANAP, DSP, CHP ve DTP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Zira, Başkanlık Divanımız, bizlerin, bir fikir mücadelesinin yarattığı -gerginlik demeyeceğim ben buna- rekabet ortamında, o rekabetin rekabet düzeyinde kalmasını çok etkin bir yönetimle sağlayabilmiştir ve Meclisimizin içinde bulunan tüm milletvekilleri de, Başkanlığın başarılı hizmetine katkıda bulundukları için ayrıca teşekküre layıktırlar.

Ben, benim omuzlarıma yüklediğiniz bu görevden yüz akıyla çıkmak ümidiyle, hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (ANAP, DSP, CHP ve DTP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin, dünden bugüne uzanan, 23 saate yaklaşan 136 ncı Birleşimini, Genel Kurulumuzun çalışma saatlerini ve günlerini düzenleyen kararı uyarınca, 6 ncı sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ve Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarını görüşmek üzere kapatıyorum ve bu zorlu çalışmamızda bana yardımcı olan bütün -partili partisiz- millletvekili arkadaşlarımıza teşekkür ederken, 137 nci Birleşimin 13.10'da toplanacağını bilgilerinize sunuyorum. (ANAP, DSP, DTP ve CHP sıralarından alkışlar)

 

Kapanma Saati: 12.43

 

 

 

İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitim Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 4 üncü Maddesine Verilen Oyların Sonucu :

 

Kabul edilmiştir.

Üye Sayısı : 550

Kullanılan Oylar : 518

Kabul Edenler : 214

Reddedenler : 300

Çekimserler : 1

Mükerrer Oylar : 3

Geçersiz Oylar : 0

Oya Katılmayanlar : 33

Açık Üyelikler : 2

(Kabul Edenler)

ADANA

Uğur Aksöz

İmren Aykut

İbrahim Yavuz Bildik

M. Ali Bilici

Mehmet Büyükyılmaz

Tuncay Karaytuğ

Mustafa Küpeli

Arif Sezer

ADIYAMAN

Mahmut Bozkurt

AFYON

H. İbrahim Özsoy

Yaman Törüner

Nuri Yabuz

AĞRI

Yaşar Eryılmaz

AMASYA

Aslan Ali Hatipoğlu

ANKARA

İlhan Aküzüm

Nejat Arseven

Agah Oktay Güner

İrfan Köksalan

Mehmet Sağdıç

Yücel Seçkiner

İlker Tuncay

Aydın Tümen

Hikmet Uluğbay

ANTALYA

Emre Gönensay

İbrahim Gürdal

Sami Küçükbaşkan

Metin Şahin

ARTVİN

Süleyman Hatinoğlu

AYDIN

Cengiz Altınkaya

Sema Pişkinsüt

İsmet Sezgin

Yüksel Yalova

BALIKESİR

Safa Giray

Tamer Kanber

Mustafa Güven Karahan

Hüsnü Sıvalıoğlu

BARTIN

Zeki Çakan

Cafer Tufan Yazıcıoğlu

BAYBURT

Ülkü Güney

BİNGÖL

Mahmut Sönmez

BİTLİS

Edip Safder Gaydalı

Kâmran İnan

BOLU

Avni Akyol

Abbas İnceayan

Mustafa Karslıoğlu

BURDUR

Yusuf Ekinci

Kazım Üstüner

BURSA

Ali Rahmi Beyreli

Cavit Çağlar

İlhan Kesici

Hayati Korkmaz

Feridun Pehlivan

İbrahim Yazıcı

ÇANAKKALE

Mustafa Cumhur Ersümer

A. Hamdi Üçpınarlar

ÇANKIRI

Mete Bülgün

DENİZLİ

Hasan Korkmazcan

Haluk Müftüler

DİYARBAKIR

Muzaffer Arslan

Sebgetullah Seydaoğlu

EDİRNE

Mustafa İlimen

Erdal Kesebir

ERZURUM

Necati Güllülü

ESKİŞEHİR

Necati Albay

Mustafa Balcılar

Demir Berberoğlu

İbrahim Yaşar Dedelek

Mahmut Erdir

GAZİANTEP

Mehmet Batallı

Ali Ilıksoy

Mustafa R. Taşar

Ünal Yaşar

Mustafa Yılmaz

GİRESUN

Burhan Kara

Yavuz Köymen

Rasim Zaimoğlu

GÜMÜŞHANE

Mahmut Oltan Sungurlu

HAKKÂRİ

Naim Geylani

Mustafa Zeydan

HATAY

Ali Günay

Levent Mıstıkoğlu

Ali Uyar

Hüseyin Yayla

IĞDIR

Adil Aşırım

Şamil Ayrım

ISPARTA

Erkan Mumcu

İÇEL

Halil Cin

Ali Er

Abdülbaki Gökçel

Mustafa İstemihan Talay

Rüştü Kazım Yücelen

İSTANBUL

Bülent Akarcalı

Ziya Aktaş

Yıldırım Aktuna

Ahat Andican

Refik Aras

Mehmet Aydın

Nami Çağan

Halit Dumankaya

Bülent Ecevit

Hasan Tekin Enerem

Cefi Jozef Kamhi

Yılmaz Karakoyunlu

M. Cavit Kavak

Osman Kılıç

Emin Kul

Necdet Menzir

Yusuf Namoğlu

Ali Talip Özdemir

H. Hüsamettin Özkan

Yusuf Pamuk

Ahmet Tan

Güneş Taner

Zekeriya Temizel

Erdoğan Toprak

Şadan Tuzcu

İZMİR

Turhan Arınç

Işın Çelebi

Hasan Denizkurdu

İ. Kaya Erdem

Şükrü Sina Gürel

Mehmet Köstepen

Atilla Mutman

Metin Öney

Ahmet Piriştina

Rüşdü Saracoglu

Işılay Saygın

Rıfat Serdaroğlu

Ufuk Söylemez

Süha Tanık

Hakan Tartan

Zerrin Yeniceli

KAHRAMANMARAŞ

Esat Bütün

Ali Doğan

KARABÜK

Şinasi Altıner

Erol Karan

KARAMAN

Fikret Ünlü

KARS

Y. Selahattin Beyribey

Çetin Bilgir

KASTAMONU

Murat Başesgioğlu

Hadi Dilekçi

KAYSERİ

İsmail Cem

İbrahim Yılmaz

KIRIKKALE

Recep Mızrak

KIRKLARELİ

Cemal Özbilen

Necdet Tekin

KIRŞEHİR

Ömer Demir

KİLİS

Doğan Güreş

KOCAELİ

Bülent Atasayan

Halil Çalık

Hayrettin Uzun

KONYA

Ahmet Alkan

Abdullah Turan Bilge

Ali Günaydın

Mehmet Keçeciler

KÜTAHYA

Emin Karaa

MALATYA

Miraç Akdoğan

Metin Emiroğlu

MANİSA

Abdullah Akarsu

Tevfik Diker

Ayseli Göksoy

Hasan Gülay

Sümer Oral

Ekrem Pakdemirli

Cihan Yazar

MARDİN

Muzaffer Arıkan

Süleyman Çelebi

Ömer Ertaş

MUĞLA

Lale Aytaman

Enis Yalım Erez

Fikret Uzunhasan

MUŞ

Erkan Kemaloğlu

NEVŞEHİR

Abdülkadir Baş

NİĞDE

Akın Gönen

ORDU

İhsan Çabuk

Mustafa Bahri Kibar

Nami Poyraz

Refaiddin Şahin

Şükrü Yürür

RİZE

Avni Kabaoğlu

Ahmet Kabil

Ahmet Mesut Yılmaz

SAKARYA

Teoman Akgür

Ahmet Neidim

Ersin Taranoğlu

SAMSUN

Cemal Alişan

İrfan Demiralp

Ayhan Gürel

Yalçın Gürtan

Biltekin Özdemir

Adem Yıldız

SİİRT

Nizamettin Sevgili

SİNOP

Metin Bostancıoğlu

Yaşar Topçu

ŞANLIURFA

Seyit Eyyüpoğlu

Eyyüp Cenap Gülpınar

ŞIRNAK

Mehmet Salih Yıldırım

TEKİRDAĞ

Fevzi Aytekin

Bayram Fırat Dayanıklı

Enis Sülün

TOKAT

Metin Gürdere

TRABZON

Eyüp Aşık

Ali Kemal Başaran

İbrahim Çebi

Hikmet Sami Türk

UŞAK

Yıldırım Aktürk

Mehmet Yaşar Ünal

VAN

Şerif Bedirhanoğlu

Mahmut Yılbaş

YALOVA

Yaşar Okuyan

YOZGAT

Lutfullah Kayalar

ZONGULDAK

Veysel Atasoy

Tahsin Boray Baycık

Hasan Gemici

(Reddedenler)

ADANA

Cevdet Akçalı

Yakup Budak

Sıtkı Cengil

İ. Cevher Cevheri

Erol Çevikçe

Veli Andaç Durak

Orhan Kavuncu

İbrahim Ertan Yülek

ADIYAMAN

Mahmut Nedim Bilgiç

Ahmet Çelik

Ahmet Doğan

Celal Topkan

AFYON

Sait Açba

İsmet Attila

Osman Hazer

AĞRI

M. Sıddık Altay

Cemil Erhan

Celal Esin

M. Ziyattin Tokar

AKSARAY

Nevzat Köse

 

 

Murtaza Özkanlı

Sadi Somuncuoğlu

AMASYA

Ahmet İyimaya

Cemalettin Lafcı

Haydar Oymak

ANKARA

Yılmaz Ateş

Saffet Arıkan Bedük

Ahmet Bilge

Hasan Hüseyin Ceylan

Gökhan Çapoğlu

Cemil Çiçek

Ali Dinçer

Ömer Ekinci

Eşref Erdem

Ünal Erkan

Mehmet Gölhan

Şaban Karataş

M. Seyfi Oktay

Önder Sav

Ahmet Tekdal

Rıza Ulucak

ANTALYA

Deniz Baykal

Arif Ahmet Denizolgun

Hayri Doğan

Bekir Kumbul

Yusuf Öztop

ARDAHAN

İsmet Atalay

Saffet Kaya

ARTVİN

Metin Arifağaoğlu

Hasan Ekinci

AYDIN

M. Fatih Atay

Ali Rıza Gönül

Nahit Menteşe

Muhammet Polat

BALIKESİR

Abdülbaki Ataç

Ahmet Bilgiç

İ. Önder Kırlı

İsmail Özgün

İlyas Yılmazyıldız

BARTIN

Köksal Toptan

BATMAN

Alaattin Sever Aydın

Musa Okçu

Faris Özdemir

BAYBURT

Suat Pamukçu

BİLECİK

Bahattin Şeker

BİNGÖL

Kazım Ataoğlu

Hüsamettin Korkutata

BİTLİS

Zeki Ergezen

Abdulhaluk Mutlu

BOLU

Feti Görür

Necmi Hoşver

Mustafa Yünlüoğlu

BURDUR

Mustafa Çiloğlu

BURSA

Yüksel Aksu

Mehmet Altan Karapaşaoğlu

Cemal Külahlı

Yahya Şimşek

Turhan Tayan

ÇANAKKALE

Ahmet Küçük

Nevfel Şahin

ÇANKIRI

İsmail Coşar

Ahmet Uyanık

ÇORUM

Bekir Aksoy

Mehmet Aykaç

Hasan Çağlayan

Zülfikar Gazi

Yasin Hatiboğlu

Ali Haydar Şahin

DENİZLİ

M. Kemal Aykurt

Hilmi Develi

Mehmet Gözlükaya

Adnan Keskin

Ramazan Yenidede

DİYARBAKIR

Abdülkadir Aksu

M. Salim Ensarioğlu

Sacit Günbey

Seyyit Haşim Haşimi

Ömer Vehbi Hatipoğlu

Salih Sümer

EDİRNE

Ümran Akkan

ELAZIĞ

Mehmet Ağar

Ömer Naimi Barım

Hasan Belhan

Cihan Paçacı

Ahmet Cemil Tunç

ERZİNCAN

Tevhit Karakaya

Mustafa Kul

Naci Terzi

Mustafa Yıldız

ERZURUM

Zeki Ertugay

Lütfü Esengün

Abdulilah Fırat

İsmail Köse

Ömer Özyılmaz

Aslan Polat

Şinasi Yavuz

ESKİŞEHİR

Hanifi Demirkol

GAZİANTEP

Nurettin Aktaş

Hikmet Çetin

Kahraman Emmioğlu

Mehmet Bedri İncetahtacı

GİRESUN

Turhan Alçelik

GÜMÜŞHANE

Lütfi Doğan

HATAY

Abdulkadir Akgöl

Fuat Çay

Süleyman Metin Kalkan

Nihat Matkap

Atila Sav

Mehmet Sılay

ISPARTA

Ömer Bilgin

A. Aykon Doğan

Mustafa Köylü

Halil Yıldız

İÇEL

Oya Araslı

Fevzi Arıcı

Mehmet Emin Aydınbaş

Saffet Benli

Turhan Güven

D. Fikri Sağlar

Ayfer Yılmaz

İSTANBUL

Meral Akşener

Tayyar Altıkulaç

Azmi Ateş

Mustafa Baş

Mukadder Başeğmez

Ali Coşkun

Tansu Çiller

Süleyman Arif Emre

Ekrem Erdem

Mehmet Fuat Fırat

Algan Hacaloğlu

İsmail Kahraman

Hüseyin Kansu

Ercan Karakaş

Ahmet Güryüz Ketenci

Hayri Kozakçıoğlu

Mehmet Tahir Köse

Göksal Küçükali

Mehmet Moğultay

Ali Oğuz

Altan Öymen

Korkut Özal

Mehmet Cevdet Selvi

Mehmet Sevigen

Mehmet Ali Şahin

Bülent Tanla

Ali Topuz

Osman Yumakoğulları

Bahattin Yücel

Bahri Zengin

Namık Kemal Zeybek

İZMİR

Veli Aksoy

Ali Rıza Bodur

Sabri Ergül

Aydın Güven Gürkan

Gencay Gürün

Birgen Keleş

Sabri Tekir

İsmail Yılmaz

KAHRAMANMARAŞ

Hasan Dikici

Avni Doğan

Ahmet Dökülmez

Mustafa Kamalak

Mehmet Sağlam

Ali Şahin

KARABÜK

Hayrettin Dilekcan

KARAMAN

Abdullah Özbey

Zeki Ünal

KARS

Sabri Güner

Zeki Karabayır

KASTAMONU

Fethi Acar

Nurhan Tekinel

Haluk Yıldız

KAYSERİ

Memduh Büyükkılıç

Osman Çilsal

Ayvaz Gökdemir

Abdullah Gül

Nurettin Kaldırımcı

Salih Kapusuz

Recep Kırış

KIRIKKALE

Kemal Albayrak

Hacı Filiz

Mikail Korkmaz

KIRKLARELİ

İrfan Gürpınar

A. Sezal Özbek

KIRŞEHİR

Cafer Güneş

KOCAELİ

Necati Çelik

İsmail Kalkandelen

Şevket Kazan

Onur Kumbaracıbaşı

Bekir Yurdagül

KONYA

Hüseyin Arı

Nezir Büyükcengiz

Veysel Candan

Necati Çetinkaya

Necmettin Erbakan

Abdullah Gencer

Teoman Rıza Güneri

Hasan Hüseyin Öz

Mustafa Ünaldı

Lütfi Yalman

Mehmet Ali Yavuz

KÜTAHYA

Ahmet Derin

İsmail Karakuyu

Metin Perli

MALATYA

Oğuzhan Asiltürk

Yaşar Canbay

Ayhan Fırat

Fikret Karabekmez

M.Recai Kutan

MANİSA

Rıza Akçalı

Bülent Arınç

Yahya Uslu

Erdoğan Yetenç

MARDİN

Fehim Adak

Mahmut Duyan

Hüseyin Yıldız

MUĞLA

İrfettin Akar

Zeki Çakıroğlu

Mustafa Dedeoğlu

MUŞ

Necmettin Dede

Nedim İlci

Sabahattin Yıldız

NEVŞEHİR

Mehmet Elkatmış

Esat Kıratlıoğlu

NİĞDE

Doğan Baran

Mehmet Salih Katırcıoğlu

Ergun Özkan

ORDU

Hüseyin Olgun Akın

Mustafa Hasan Öz

RİZE

Şevki Yılmaz

SAKARYA

Nezir Aydın

Cevat Ayhan

Nevzat Ercan

Ertuğrul Eryılmaz

SAMSUN

Ahmet Demircan

Murat Karayalçın

Nafiz Kurt

Latif Öztek

Musa Uzunkaya

SİİRT

Ahmet Nurettin Aydın

Mehmet Emin Aydın

SİNOP

Kadir Bozkurt

SIVAS

Musa Demirci

Tahsin Irmak

Mahmut Işık

Temel Karamollaoğlu

Abdüllatif Şener

Nevzat Yanmaz

ŞANLIURFA

Necmettin Cevheri

İbrahim Halil Çelik

Zülfikar İzol

Ahmet Karavar

Abdülkadir Öncel

M. Fevzi Şıhanlıoğlu

ŞIRNAK

Bayar Ökten

Mehmet Tatar

TOKAT

Abdullah Arslan

Hanefi Çelik

Ali Şevki Erek

Ahmet Fevzi İnceöz

Bekir Sobacı

Şahin Ulusoy

TRABZON

Yusuf Bahadır

Kemalettin Göktaş

Şeref Malkoç

İsmail İlhan Sungur

TUNCELİ

Kamer Genç

Orhan Veli Yıldırım

VAN

Maliki Ejder Arvas

Mustafa Bayram

Fethullah Erbaş

Şaban Şevli

YOZGAT

İlyas Arslan

Kazım Arslan

Yusuf Bacanlı

Abdullah Örnek

İsmail Durak Ünlü

ZONGULDAK

Necmettin Aydın

Ömer Barutçu

 

(Çekimser)

ANKARA

Ersönmez Yarbay

 

(Mükerrer Oylar)

İSTANBUL

Güneş Taner (Kabul)

KOCAELİ

Şevket Kazan (Red)

VAN

Mustafa Bayram (Red)

(Oya Katılmayanlar)

ADANA

M.Halit Dağlı

AFYON

Kubilay Uygun

AKSARAY

Mehmet Altınsoy

ANKARA

Mehmet Ekici

Halis Uluç Gürkan (Bşk. V.)

ANTALYA

Osman Berberoğlu

BATMAN

Ataullah Hamidi

BİLECİK

Şerif Çim

BURSA

Ali Osman Sönmez

Ertuğrul Yalçınbayır

ÇANAKKALE

Hikmet Aydın

DİYARBAKIR

Ferit Bora

Yakut Hatipoğlu

EDİRNE

Evren Bulut

GİRESUN

Ergun Özdemir

İSTANBUL

Sedat Aloğlu

Gürcan Dağdaş

H. Hüsnü Doğan

Metin Işık

Aydın Menderes

KİLİS

Mustafa Kemal Ateş

KOCAELİ

Osman Pepe

KONYA

Remzi Çetin

KÜTAHYA

Mustafa Kalemli (Başkan)

Mehmet Korkmaz

ORDU

Müjdat Koç

SIVAS

Muhsin Yazıcıoğlu

ŞANLIURFA

Sedat Edip Bucak

TEKİRDAĞ

Nihan İlgün

Hasan Peker

UŞAK

Hasan Karakaya

YALOVA

Cevdet Aydın

ZONGULDAK

Osman Mümtaz Soysal

(Açık Üyelikler)

BURSA : 1

KIRŞEHİR : 1

İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitim Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 4 üncü (eski 5 inci) Maddesine Verilen Oyların Sonucu :

 

Kabul edilmiştir.

Üye Sayısı : 550

Kullanılan Oylar : 511

Kabul Edenler : 274

Reddedenler : 232

Çekimserler : 0

Mükerrer Oylar : 5

Geçersiz Oylar : 0

Oya Katılmayanlar : 42

Açık Üyelikler : 2

(Kabul Edenler)

ADANA

Uğur Aksöz

İmren Aykut

İbrahim Yavuz Bildik

M. Ali Bilici

Mehmet Büyükyılmaz

Erol Çevikçe

Tuncay Karaytuğ

Mustafa Küpeli

Arif Sezer

ADIYAMAN

Mahmut Bozkurt

Celal Topkan

AFYON

H. İbrahim Özsoy

Yaman Törüner

Nuri Yabuz

AĞRI

Yaşar Eryılmaz

AMASYA

Aslan Ali Hatipoğlu

Haydar Oymak

ANKARA

İlhan Aküzüm

Nejat Arseven

Yılmaz Ateş

Gökhan Çapoğlu

Ali Dinçer

Eşref Erdem

Agâh Oktay Güner

İrfan Köksalan

M. Seyfi Oktay

Mehmet Sağdıç

Önder Sav

Yücel Seçkiner

İlker Tuncay

Aydın Tümen

Hikmet Uluğbay

ANTALYA

Deniz Baykal

Emre Gönensay

İbrahim Gürdal

Bekir Kumbul

Sami Küçükbaşkan

Yusuf Öztop

Metin Şahin

ARDAHAN

İsmet Atalay

ARTVİN

Metin Arifağaoğlu

Süleyman Hatinoğlu

AYDIN

Cengiz Altınkaya

M. Fatih Atay

Sema Pişkinsüt

İsmet Sezgin

Yüksel Yalova

BALIKESİR

Safa Giray

Tamer Kanber

Mustafa Güven Karahan

İ. Önder Kırlı

Hüsnü Sıvalıoğlu

BARTIN

Zeki Çakan

Cafer Tufan Yazıcıoğlu

BATMAN

Ataullah Hamidi

 

 

Ataullah Hamidi

BAYBURT

Ülkü Güney

BİNGÖL

Mahmut Sönmez

BİTLİS

Edip Safder Gaydalı

Kâmran İnan

BOLU

Avni Akyol

Abbas İnceayan

Mustafa Karslıoğlu

BURDUR

Yusuf Ekinci

Kazım Üstüner

BURSA

Yüksel Aksu

Ali Rahmi Beyreli

Cavit Çağlar

İlhan Kesici

Hayati Korkmaz

Feridun Pehlivan

Yahya Şimşek

Turhan Tayan

İbrahim Yazıcı

ÇANAKKALE

Hikmet Aydın

Mustafa Cumhur Ersümer

Ahmet Küçük

A. Hamdi Üçpınarlar

ÇANKIRI

Mete Bülgün

ÇORUM

Ali Haydar Şahin

DENİZLİ

Hilmi Develi

Adnan Keskin

Hasan Korkmazcan

Haluk Müftüler

DİYARBAKIR

Muzaffer Arslan

Sebgetullah Seydaoğlu

EDİRNE

Evren Bulut

Mustafa İlimen

Erdal Kesebir

ERZİNCAN

Mustafa Yıldız

ESKİŞEHİR

Necati Albay

Mustafa Balcılar

Demir Berberoğlu

İbrahim Yaşar Dedelek

Mahmut Erdir

GAZİANTEP

Mehmet Batallı

Hikmet Çetin

Ali Ilıksoy

Mustafa R. Taşar

Ünal Yaşar

Mustafa Yılmaz

GİRESUN

Burhan Kara

Yavuz Köymen

Rasim Zaimoğlu

GÜMÜŞHANE

Mahmut Oltan Sungurlu

HAKKÂRİ

Mustafa Zeydan

HATAY

Fuat Çay

Ali Günay

Nihat Matkap

Levent Mıstıkoğlu

Atila Sav

Ali Uyar

Hüseyin Yayla

IĞDIR

Adil Aşırım

Şamil Ayrım

ISPARTA

Erkan Mumcu

İÇEL

Oya Araslı

Halil Cin

Ali Er

Abdülbaki Gökçel

D. Fikri Sağlar

Mustafa İstemihan Talay

Rüştü Kazım Yücelen

İSTANBUL

Bülent Akarcalı

Ziya Aktaş

Yıldırım Aktuna

Ahat Andican

Refik Aras

Mehmet Aydın

Nami Çağan

Halit Dumankaya

Bülent Ecevit

Hasan Tekin Enerem

Algan Hacaloğlu

Cefi Jozef Kamhi

Ercan Karakaş

M. Cavit Kavak

Ahmet Güryüz Ketenci

Osman Kılıç

Mehmet Tahir Köse

Emin Kul

Necdet Menzir

Mehmet Moğultay

Yusuf Namoğlu

Altan Öymen

Ali Talip Özdemir

H. Hüsamettin Özkan

Yusuf Pamuk

Mehmet Cevdet Selvi

Mehmet Sevigen

Ahmet Tan

Güneş Taner

Bülent Tanla

Zekeriya Temizel

Erdoğan Toprak

Ali Topuz

Şadan Tuzcu

Bahattin Yücel

İZMİR

Veli Aksoy

Turhan Arınç

Ali Rıza Bodur

Işın Çelebi

Hasan Denizkurdu

İ. Kaya Erdem

Sabri Ergül

Şükrü Sina Gürel

Aydın Güven Gürkan

Gencay Gürün

Birgen Keleş

Mehmet Köstepen

Atilla Mutman

Metin Öney

Ahmet Piriştina

Rüşdü Saracoglu

Işılay Saygın

Rıfat Serdaroğlu

Ufuk Söylemez

Süha Tanık

Hakan Tartan

Zerrin Yeniceli

KAHRAMANMARAŞ

Esat Bütün

Ali Doğan

Ali Şahin

KARABÜK

Şinasi Altıner

Erol Karan

KARAMAN

Fikret Ünlü

KARS

Y. Selahattin Beyribey

Çetin Bilgir

KASTAMONU

Murat Başesgioğlu

Hadi Dilekçi

KAYSERİ

İsmail Cem

İbrahim Yılmaz

KIRIKKALE

Recep Mızrak

KIRKLARELİ

İrfan Gürpınar

Cemal Özbilen

Necdet Tekin

KIRŞEHİR

Ömer Demir

KİLİS

Doğan Güreş

KOCAELİ

Bülent Atasayan

Halil Çalık

Onur Kumbaracıbaşı

Hayrettin Uzun

Bekir Yurdagül

KONYA

Ahmet Alkan

Abdullah Turan Bilge

Nezir Büyükcengiz

Ali Günaydın

Mehmet Keçeciler

KÜTAHYA

Emin Karaa

MALATYA

Miraç Akdoğan

Metin Emiroğlu

Ayhan Fırat

MANİSA

Abdullah Akarsu

Tevfik Diker

Ayseli Göksoy

Hasan Gülay

Sümer Oral

Ekrem Pakdemirli

Cihan Yazar

Erdoğan Yetenç

MARDİN

Muzaffer Arıkan

Süleyman Çelebi

Ömer Ertaş

MUĞLA

Lale Aytaman

Zeki Çakıroğlu

Enis Yalım Erez

Fikret Uzunhasan

MUŞ

Erkan Kemaloğlu

NEVŞEHİR

Abdülkadir Baş

NİĞDE

Akın Gönen

ORDU

İhsan Çabuk

Mustafa Bahri Kibar

Nabi Poyraz

Refaiddin Şahin

Şükrü Yürür

RİZE

Avni Kabaoğlu

Ahmet Kabil

Ahmet Mesut Yılmaz

SAKARYA

Teoman Akgür

Ahmet Neidim

Ersin Taranoğlu

SAMSUN

Cemal Alişan

İrfan Demiralp

Ayhan Gürel

Yalçın Gürtan

Murat Karayalçın

Biltekin Özdemir

Adem Yıldız

SİİRT

Nizamettin Sevgili

SİNOP

Metin Bostancıoğlu

Yaşar Topçu

SIVAS

Mahmut Işık

ŞANLIURFA

Seyit Eyyüpoğlu

Eyyüp Cenap Gülpınar

ŞIRNAK

Mehmet Salih Yıldırım

TEKİRDAĞ

Fevzi Aytekin

Bayram Fırat Dayanıklı

Enis Sülün

TOKAT

Metin Gürdere

Şahin Ulusoy

TRABZON

Eyüp Aşık

Ali Kemal Başaran

İbrahim Çebi

Hikmet Sami Türk

TUNCELİ

Kamer Genç

Orhan Veli Yıldırım

UŞAK

Mehmet Yaşar Ünal

VAN

Şerif Bedirhanoğlu

Mahmut Yılbaş

YALOVA

Yaşar Okuyan

YOZGAT

Lütfullah Kayalar

ZONGULDAK

Veysel Atasoy

Tahsin Boray Baycık

Hasan Gemici

(Reddedenler)

ADANA

Cevdet Akçalı

Yakup Budak

Sıtkı Cengil

İ. Cevher Cevheri

Veli Andaç Durak

Orhan Kavuncu

İbrahim Ertan Yülek

ADIYAMAN

Ahmet Çelik

Ahmet Doğan

AFYON

Sait Açba

İsmet Attila

Osman Hazer

AĞRI

M. Sıddık Altay

Cemil Erhan

Celal Esin

M. Ziyattin Tokar

AKSARAY

Mehmet Altınsoy

Nevzat Köse

Murtaza Özkanlı

AMASYA

Ahmet İyimaya

Cemalettin Lafcı

ANKARA

Saffet Arıkan Bedük

Ahmet Bilge

Hasan Hüseyin Ceylan

Mehmet Ekici

Ömer Ekinci

Şaban Karataş

Ahmet Tekdal

Rıza Ulucak

Ersönmez Yarbay

ANTALYA

Arif Ahmet Denizolgun

Hayri Doğan

ARDAHAN

Saffet Kaya

ARTVİN

Hasan Ekinci

AYDIN

Nahit Menteşe

Muhammet Polat

BALIKESİR

Abdülbaki Ataç

Ahmet Bilgiç

İsmail Özgün

BARTIN

Köksal Toptan

BATMAN

Alaattin Sever Aydın

Musa Okçu

Faris Özdemir

BAYBURT

Suat Pamukçu

BİLECİK

Şerif Çim

Bahattin Şeker

BİNGÖL

Kazım Ataoğlu

Hüsamettin Korkutata

BİTLİS

Zeki Ergezen

Abdulhalûk Mutlu

BOLU

Feti Görür

Necmi Hoşver

Mustafa Yünlüoğlu

BURDUR

Mustafa Çiloğlu

BURSA

Mehmet Altan Karapaşaoğlu

Cemal Külahlı

ÇANKIRI

İsmail Coşar

Ahmet Uyanık

ÇORUM

Bekir Aksoy

Mehmet Aykaç

Hasan Çağlayan

Zülfikar Gazi

Yasin Hatiboğlu

DENİZLİ

M. Kemal Aykurt

Mehmet Gözlükaya

Ramazan Yenidede

DİYARBAKIR

Abdülkadir Aksu

M. Salim Ensarioğlu

Sacit Günbey

Seyyit Haşim Haşimi

Ömer Vehbi Hatipoğlu

Yakup Hatipoğlu

EDİRNE

Ümran Akkan

ELAZIĞ

Mehmet Ağar

Ömer Naimi Barım

Hasan Belhan

Ahmet Cemil Tunç

ERZİNCAN

Tevhit Karakaya

Naci Terzi

ERZURUM

Zeki Ertugay

Lütfü Esengün

Abdulilah Fırat

İsmail Köse

Ömer Özyılmaz

Aslan Polat

Şinasi Yavuz

ESKİŞEHİR

Hanifi Demirkol

GAZİANTEP

Nurettin Aktaş

Kahraman Emmioğlu

Mehmet Bedri İncetahtacı

GİRESUN

Turhan Alçelik

GÜMÜŞHANE

Lütfi Doğan

HATAY

Abdülkadir Akgöl

Süleyman Metin Kalkan

Mehmet Sılay

ISPARTA

A. Aykon Doğan

Mustafa Köylü

Halil Yıldız

İÇEL

Fevzi Arıcı

Mehmet Emin Aydınbaş

Saffet Benli

Turhan Güven

Ayfer Yılmaz

İSTANBUL

Meral Akşener

Tayyar Altıkulaç

Azmi Ateş

Mustafa Baş

Mukadder Başeğmez

Ali Coşkun

Süleyman Arif Emre

Ekrem Erdem

Mehmet Fuat Fırat

İsmail Kahraman

Hüseyin Kansu

Göksal Küçükali

Ali Oğuz

Korkut Özal

Mehmet Ali Şahin

Osman Yumakoğulları

Bahri Zengin

İZMİR

Sabri Tekir

İsmail Yılmaz

KAHRAMANMARAŞ

Hasan Dikici

Avni Doğan

Ahmet Dökülmez

Mustafa Kamalak

Mehmet Sağlam

KARABÜK

Hayrettin Dilekcan

KARAMAN

Abdullah Özbey

Zeki Ünal

KARS

Sabri Güner

Zeki Karabayır

KASTAMONU

Fethi Acar

Nurhan Tekinel

Haluk Yıldız

KAYSERİ

Memduh Büyükkılıç

Osmal Çilsal

Ayvaz Gökdemir

Abdullah Gül

Nurettin Kaldırımcı

Salih Kapusuz

Recep Kırış

KIRIKKALE

Kemal Albayrak

Hacı Filiz

Mikail Korkmaz

KIRKLARELİ

A. Sezal Özbek

KIRŞEHİR

Cafer Güneş

KOCAELİ

Necati Çelik

İsmail Kalkandelen

Şevket Kazan

KONYA

Hüseyin Arı

Veysel Candan

Remzi Çetin

Necati Çetinkaya

Abdullah Gencer

Teoman Rıza Güneri

Hasan Hüseyin Öz

Mustafa Ünaldı

Lütfi Yalman

Mehmet Ali Yavuz

KÜTAHYA

Ahmet Derin

İsmail Karakuyu

Metin Perli

MALATYA

Oğuzhan Asiltürk

Yaşar Canbay

Fikret Karabekmez

M.Recai Kutan

MANİSA

Rıza Akçalı

Bülent Arınç

Yahya Uslu

MARDİN

Fehim Adak

Mahmut Duyan

Hüseyin Yıldız

MUŞ

Nedim İlci

Sabahattin Yıldız

NEVŞEHİR

Mehmet Elkatmış

Esat Kıratlıoğlu

NİĞDE

Doğan Baran

Mehmet Salih Katırcıoğlu

Ergun Özkan

ORDU

Hüseyin Olgun Akın

Mustafa Hasan Öz

ZE

Şevki Yılmaz

SAKARYA

Nezir Aydın

Cevat Ayhan

Nevzat Ercan

Ertuğrul Eryılmaz

SAMSUN

Ahmet Demircan

Nafiz Kurt

Latif Öztek

Musa Uzunkaya

SİİRT

Ahmet Nurettin Aydın

Mehmet Emin Aydın

SİNOP

Kadir Bozkurt

SIVAS

Musa Demirci

Tahsin Irmak

Temel Karamollaoğlu

Abdüllatif Şener

Nevzat Yanmaz

Muhsin Yazıcıoğlu

ŞANLIURFA

Necmettin Cevheri

İbrahim Halil Çelik

Zülfikar İzol

Ahmet Karavar

Abdülkadir Öncel

M. Fevzi Şıhanlıoğlu

ŞIRNAK

Bayar Ökten

Mehmet Tatar

TOKAT

Abdullah Arslan

Hanefi Çelik

Ahmet Fevzi İnceöz

Bekir Sobacı

TRABZON

Yusuf Bahadır

Kemalettin Göktaş

Şeref Malkoç

İsmail İlhan Sungur

UŞAK

Yıldırım Aktürk

VAN

Maliki Ejder Arvas

Mustafa Bayram

Fethullah Erbaş

Şaban Şevli

YALOVA

Cevdet Aydın

YOZGAT

İlyas Arslan

Kazım Arslan

Yusuf Bacanlı

Abdullah Örnek

İsmail Durak Ünlü

ZONGULDAK

Necmettin Aydın

Ömer Barutçu

(Mükerrer Oylar)

DİYARBAKIR

Ömer Vehbi Hatipoğlu (Red)

HATAY

Süleyman Metin Kalkan (Red)

KONYA

Şevket Kazan (Red)

KONYA

Hüseyin Arı (Red)

SİNOP

Kadir Bozkurt (Red)

 

 

(Oya Katılmayanlar)

ADANA

M. Halit Dağlı

ADIYAMAN

Mahmut Nedim Bilgiç

AFYON

Kubilay Uygun

AKSARAY

Sadi Somuncuoğlu

ANKARA

Cemil Çiçek

Ünal Erkan

Mehmet Gölhan

Halis Uluç Gürkan (Bşk. V.)

ANTALYA

Osman Berberoğlu

AYDIN

Ali Rıza Gönül

BALIKESİR

İlyas Yılmazyıldız

BURSA

Ali Osman Sönmez

Ertuğrul Yalçınbayır

ÇANAKKALE

Nevfel Şahin

DİYARBAKIR

Ferit Bora

Salih Sümer

ELAZIĞ

Cihan Paçacı

ERZİNCAN

Mustafa Kul

ERZURUM

Necati Güllülü

GİRESUN

Ergun Özdemir

HAKKÂRİ

Naim Geylani

İSTANBUL

Sedat Aloğlu

Tansu Çiller

Gürcan Dağdaş

H. Hüsnü Doğan

Metin Işık

Hayri Kozakçıoğlu

Aydın Menderes

Namık Kemal Zeybek

KİLİS

Mustafa Kemal Ateş

KOCAELİ

Osman Pepe

KÜTAHYA

Mustafa Kalemli (Başkan)

Mehmet Korkmaz

MUĞLA

Mustafa Dedeoğlu

MUŞ

Necmettin Dede

ORDU

Müjdat Koç

ŞANLIURFA

Sedat Edip Bucak

TEKİRDAĞ

Nihan İlgün

Hasan Peker

TOKAT

Ali Şevki Erek

UŞAK

Hasan Karakaya

ZONGULDAK

Osman Mümtaz Soysal

(Açık Üyelikler)

BURSA : 1

KIRŞEHİR : 1

 

 

İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitim Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 5 inci (eski 6 ncı) Maddesine Verilen Oyların Sonucu :

 

Kabul edilmiştir.

Üye Sayısı : 550

Kullanılan Oylar : 511

Kabul Edenler : 273

Reddedenler : 228

Çekimserler : 0

Mükerrer Oylar : 10

Geçersiz Oylar : 0

Oya Katılmayanlar : 47

Açık Üyelikler : 2

(Kabul Edenler)

ADANA

Uğur Aksöz

İmren Aykut

İbrahim Yavuz Bildik

M. Ali Bilici

Mehmet Büyükyılmaz

Erol Çevikçe

Tuncay Karaytuğ

Mustafa Küpeli

Arif Sezer

ADIYAMAN

Mahmut Bozkurt

Celal Topkan

AFYON

H. İbrahim Özsoy

Yaman Törüner

Nuri Yabuz

AĞRI

Yaşar Eryılmaz

AMASYA

Aslan Ali Hatipoğlu

Haydar Oymak

ANKARA

İlhan Aküzüm

Nejat Arseven

Yılmaz Ateş

Gökhan Çapoğlu

Ali Dinçer

Eşref Erdem

Agâh Oktay Güner

İrfan Köksalan

M. Seyfi Oktay

Mehmet Sağdıç

Önder Sav

Yücel Seçkiner

İlker Tuncay

Aydın Tümen

Hikmet Uluğbay

ANTALYA

Deniz Baykal

Emre Gönensay

İbrahim Gürdal

Bekir Kumbul

Sami Küçükbaşkan

Yusuf Öztop

Metin Şahin

ARDAHAN

İsmet Atalay

ARTVİN

Metin Arifağaoğlu

Süleyman Hatinoğlu

AYDIN

Cengiz Altınkaya

M. Fatih Atay

Sema Pişkinsüt

İsmet Sezgin

Yüksel Yalova

BALIKESİR

Safa Giray

Tamer Kanber

Mustafa Güven Karahan

İ. Önder Kırlı

Hüsnü Sıvalıoğlu

BARTIN

Zeki Çakan

Cafer Tufan Yazıcıoğlu

BATMAN

Ataullah Hamidi

BAYBURT

Ülkü Güney

BİNGÖL

Mahmut Sönmez

BİTLİS

Edip Safder Gaydalı

Kâmran İnan

BOLU

Abbas İnceayan

BURDUR

Yusuf Ekinci

Kazım Üstüner

BURSA

Yüksel Aksu

Ali Rahmi Beyreli

Cavit Çağlar

İlhan Kesici

Hayati Korkmaz

Feridun Pehlivan

Yahya Şimşek

Turhan Tayan

İbrahim Yazıcı

ÇANAKKALE

Hikmet Aydın

Mustafa Cumhur Ersümer

Ahmet Küçük

A. Hamdi Üçpınarlar

ÇANKIRI

Mete Bülgün

ÇORUM

Ali Haydar Şahin

DENİZLİ

Hilmi Develi

Adnan Keskin

Hasan Korkmazcan

Haluk Müftüler

DİYARBAKIR

Muzaffer Arslan

Sebgetullah Seydaoğlu

EDİRNE

Evren Bulut

Mustafa İlimen

Erdal Kesebir

ERZİNCAN

Mustafa Kul

Mustafa Yıldız

ESKİŞEHİR

Necati Albay

Mustafa Balcılar

Demir Berberoğlu

İbrahim Yaşar Dedelek

Mahmut Erdir

GAZİANTEP

Mehmet Batallı

Hikmet Çetin

Ali Ilıksoy

Mustafa R. Taşar

Ünal Yaşar

Mustafa Yılmaz

GİRESUN

Burhan Kara

Yavuz Köymen

Rasim Zaimoğlu

GÜMÜŞHANE

Mahmut Oltan Sungurlu

HAKKÂRİ

Naim Geylani

Mustafa Zeydan

HATAY

Fuat Çay

Ali Günay

Nihat Matkap

Levent Mıstıkoğlu

Atilla Sav

Ali Uyar

Hüseyin Yayla

IĞDIR

Adil Aşırım

Şamil Ayrım

ISPARTA

Erkan Mumcu

İÇEL

Oya Araslı

Halil Cin

Ali Er

Abdülbaki Gökçel

D. Fikri Sağlar

Mustafa İstemihan Talay

Rüştü Kazım Yücelen

İSTANBUL

Bülent Akarcalı

Ziya Aktaş

Yıldırım Aktuna

Ahat Andican

Refik Aras

Mehmet Aydın

Nami Çağan

Halit Dumankaya

Bülent Ecevit

Hasan Tekin Enerem

Algan Hacaloğlu

Cefi Jozef Kamhi

Ercan Karakaş

Yılmaz Karakoyunlu

M. Cavit Kavak

Ahmet Güryüz Ketenci

Osman Kılıç

Mehmet Tahir Köse

Emin Kul

Necdet Menzir

Mehmet Moğultay

Yusuf Namoğlu

Altan Öymen

Ali Talip Özdemir

H. Hüsamettin Özkan

Yusuf Pamuk

Mehmet Cevdet Selvi

Mehmet Sevigen

Ahmet Tan

Güneş Taner

Bülent Tanla

Zekeriya Temizel

Erdoğan Toprak

Ali Topuz

Şadan Tuzcu

Bahattin Yücel

İZMİR

Veli Aksoy

Turhan Arınç

Ali Rıza Bodur

Işın Çelebi

Hasan Denizkurdu

İ. Kaya Erdem

Sabri Ergül

Şükrü Sina Gürel

Aydın Güven Gürkan

Gencay Gürün

Birgen Keleş

Mehmet Köstepen

Atilla Mutman

Metin Öney

Ahmet Piriştina

Rüşdü Saracoglu

Işılay Saygın

Rıfat Serdaroğlu

Ufuk Söylemez

Süha Tanık

Hakan Tartan

Zerrin Yeniceli

KAHRAMANMARAŞ

Esat Bütün

Ali Doğan

Ali Şahin

KARABÜK

Şinasi Altıner

Erol Karan

KARAMAN

Fikret Ünlü

KARS

Y. Selahattin Beyribey

Çetin Bilgir

KASTAMONU

Murat Başesgioğlu

Hadi Dilekçi

KAYSERİ

İsmail Cem

İbrahim Yılmaz

KIRIKKALE

Recep Mızrak

KIRKLARELİ

İrfan Gürpınar

Cemal Özbilen

Necdet Tekin

KIRŞEHİR

Ömer Demir

KİLİS

Doğan Güreş

KOCAELİ

Bülent Atasayan

Halil Çalık

Onur Kumbaracıbaşı

Hayrettin Uzun

Bekir Yurdagül

KONYA

Ahmet Alkan

Abdullah Turan Bilge

Nezir Büyükcengiz

Ali Günaydın

Mehmet Keçeciler

KÜTAHYA

Emin Karaa

MALATYA

Miraç Akdoğan

Metin Emiroğlu

Ayhan Fırat

MANİSA

Abdullah Akarsu

Tevfik Diker

Ayseli Göksoy

Hasan Gülay

Sümer Oral

Ekrem Pakdemirli

Cihan Yazar

Erdoğan Yetenç

MARDİN

Muzaffer Arıkan

Süleyman Çelebi

Ömer Ertaş

MUĞLA

Lale Aytaman

Zeki Çakıroğlu

Enis Yalım Erez

Fikret Uzunhasan

MUŞ

Erkan Kemaloğlu

NİĞDE

Akın Gönen

ORDU

İhsan Çabuk

Mustafa Bahri Kibar

Nami Poyraz

Refaiddin Şahin

Şükrü Yürür

RİZE

Avni Kabaoğlu

Ahmet Kabil

Ahmet Mesut Yılmaz

SAKARYA

Teoman Akgür

Ahmet Neidim

Ersin Taranoğlu

SAMSUN

Cemal Alişan

İrfan Demiralp

Ayhan Gürel

Yalçın Gürtan

Murat Karayalçın

Biltekin Özdemir

Adem Yıldız

SİİRT

Nizamettin Sevgili

SİNOP

Metin Bostancıoğlu

Yaşar Topçu

SIVAS

Mahmut Işık

ŞANLIURFA

Seyit Eyyüpoğlu

Eyyüp Cenap Gülpınar

ŞIRNAK

Mehmet Salih Yıldırım

TEKİRDAĞ

Fevzi Aytekin

Bayram Fırat Dayanıklı

Enis Sülün

TOKAT

Metin Gürdere

Şahin Ulusoy

TRABZON

Eyüp Aşık

Ali Kemal Başaran

İbrahim Çebi

Hikmet Sami Türk

TUNCELİ

Kamer Genç

Orhan Veli Yıldırım

UŞAK

Mehmet Yaşar Ünal

VAN

Şerif Bedirhanoğlu

Mahmut Yılbaş

YALOVA

Yaşar Okuyan

YOZGAT

Lütfullah Kayalar

ZONGULDAK

Veysel Atasoy

Tahsin Boray Baycık

Hasan Gemici

(Reddedenler)

ADANA

Cevdet Akçalı

Yakup Budak

Sıtkı Cengil

İ. Cevher Cevheri

M. Halit Dağlı

Veli Andaç Durak

Orhan Kavuncu

İbrahim Ertan Yülek

ADIYAMAN

Mahmut Nedim Bilgiç

Ahmet Çelik

Ahmet Doğan

AFYON

Sait Açba

Osman Hazer

AĞRI

M. Sıddık Altay

Cemil Erhan

Celal Esin

M. Ziyattin Tokar

AKSARAY

Mehmet Altınsoy

Murtaza Özkanlı

Sadi Somuncuoğlu

AMASYA

Ahmet İyimaya

Cemalettin Lafcı

ANKARA

Saffet Arıkan Bedük

Ahmet Bilge

Hasan Hüseyin Ceylan

Mehmet Ekici

Ömer Ekinci

Ünal Erkan

Ahmet Tekdal

Rıza Ulucak

Ersönmez Yarbay

ANTALYA

Arif Ahmet Denizolgun

Hayri Doğan

ARDAHAN

Saffet Kaya

ARTVİN

Hasan Ekinci

AYDIN

Nahit Menteşe

Muhammet Polat

BALIKESİR

Abdülbaki Ataç

Ahmet Bilgiç

İsmail Özgün

İlyas Yılmazyıldız

BARTIN

Köksal Toptan

BATMAN

Alaattin Sever Aydın

Musa Okçu

Faris Özdemir

BAYBURT

Suat Pamukçu

BİLECİK

Bahattin Şeker

BİNGÖL

Kazım Ataoğlu

Hüsamettin Korkutata

BİTLİS

Zeki Ergezen

BOLU

Feti Görür

Necmi Hoşver

Mustafa Yünlüoğlu

BURDUR

Mustafa Çiloğlu

BURSA

Mehmet Altan Karapaşaoğlu

Cemal Külahlı

ÇANAKKALE

Nevfel Şahin

ÇANKIRI

İsmail Coşar

Ahmet Uyanık

ÇORUM

Mehmet Aykaç

Hasan Çağlayan

Zülfikar Gazi

Yasin Hatiboğlu

DENİZLİ

M. Kemal Aykurt

Mehmet Gözlükaya

Ramazan Yenidede

DİYARBAKIR

Abdülkadir Aksu

M. Salim Ensarioğlu

Sacit Günbey

Seyyit Haşim Haşimi

Ömer Vehbi Hatipoğlu

Yakup Hatipoğlu

EDİRNE

Ümran Akkan

ELAZIĞ

Ömer Naimi Barım

Hasan Belhan

Ahmet Cemil Tunç

ERZİNCAN

Tevhit Karakaya

Naci Terzi

ERZURUM

Zeki Ertugay

Lütfü Esengün

Abdulilah Fırat

İsmail Köse

Ömer Özyılmaz

Aslan Polat

Şinasi Yavuz

ESKİŞEHİR

Hanifi Demirkol

GAZİANTEP

Nurettin Aktaş

Kahraman Emmioğlu

Mehmet Bedri İncetahtacı

GİRESUN

Turhan Alçelik

GÜMÜŞHANE

Lütfi Doğan

HATAY

Abdülkadir Akgöl

Süleyman Metin Kalkan

Mehmet Sılay

ISPARTA

Ömer Bilgin

A. Aykon Doğan

Mustafa Köylü

Halil Yıldız

İÇEL

Fevzi Arıcı

Mehmet Emin Aydınbaş

Saffet Benli

Turhan Güven

Ayfer Yılmaz

İSTANBUL

Meral Akşener

Tayyar Altıkulaç

Azmi Ateş

Mustafa Baş

Mukadder Başeğmez

Süleyman Arif Emre

Ekrem Erdem

Mehmet Fuat Fırat

Metin Işık

İsmail Kahraman

Hüseyin Kansu

Göksal Küçükali

Ali Oğuz

Korkut Özal

Mehmet Ali Şahin

Osman Yumakoğulları

Bahri Zengin

Namık Kemal Zeybek

İZMİR

Sabri Tekir

İsmail Yılmaz

KAHRAMANMARAŞ

Hasan Dikici

Avni Doğan

Ahmet Dökülmez

Mustafa Kamalak

Mehmet Sağlam

KARABÜK

Hayrettin Dilekcan

KARAMAN

Abdullah Özbey

Zeki Ünal

KARS

Sabri Güner

Zeki Karabayır

KASTAMONU

Fethi Acar

Nurhan Tekinel

Haluk Yıldız

KAYSERİ

Memduh Büyükkılıç

Osmal Çilsal

Ayvaz Gökdemir

Abdullah Gül

Nurettin Kaldırımcı

Salih Kapusuz

Recep Kırış

KIRIKKALE

Kemal Albayrak

Hacı Filiz

Mikail Korkmaz

KIRKLARELİ

A. Sezal Özbek

KIRŞEHİR

Cafer Güneş

KOCAELİ

Necati Çelik

İsmail Kalkandelen

Şevket Kazan

KONYA

Hüseyin Arı

Veysel Candan

Remzi Çetin

Necati Çetinkaya

Necmettin Erbakan

Abdullah Gencer

Teoman Rıza Güneri

Hasan Hüseyin Öz

Mustafa Ünaldı

Lütfi Yalman

Mehmet Ali Yavuz

KÜTAHYA

Ahmet Derin

İsmail Karakuyu

Metin Perli

MALATYA

Oğuzhan Asiltürk

Yaşar Canbay

Fikret Karabekmez

M.Recai Kutan

MANİSA

Rıza Akçalı

Bülent Arınç

Yahya Uslu

MARDİN

Fehim Adak

Mahmut Duyan

Hüseyin Yıldız

M

Necmettin Dede

Nedim İlci

Sabahattin Yıldız

NEVŞEHİR

Mehmet Elkatmış

Esat Kıratlıoğlu

NİĞDE

Doğan Baran

Mehmet Salih Katırcıoğlu

ORDU

Hüseyin Olgun Akın

Mustafa Hasan Öz

RİZE

Şevki Yılmaz

SAKARYA

Nezir Aydın

Cevat Ayhan

Nevzat Ercan

Ertuğrul Eryılmaz

SAMSUN

Ahmet Demircan

Nafiz Kurt

Latif Öztek

Musa Uzunkaya

SİİRT

Ahmet Nurettin Aydın

Mehmet Emin Aydın

SİNOP

Kadir Bozkurt

SIVAS

Musa Demirci

Tahsin Irmak

Temel Karamollaoğlu

Abdüllatif Şener

Nevzat Yanmaz

ŞANLIURFA

Necmettin Cevheri

İbrahim Halil Çelik

Zülfikar İzol

Ahmet Karavar

Abdülkadir Öncel

M. Fevzi Şıhanlıoğlu

ŞIRNAK

Mehmet Tatar

TEKİRDAĞ

Nihan İlgün

TOKAT

Abdullah Arslan

Hanefi Çelik

Ahmet Fevzi İnceöz

Bekir Sobacı

TRABZON

Yusuf Bahadır

Kemalettin Göktaş

Şeref Malkoç

İsmail İlhan Sungur

VAN

Maliki Ejder Arvas

Mustafa Bayram

Fethullah Erbaş

Şaban Şevli

YALOVA

Cevdet Aydın

YOZGAT

İlyas Arslan

Kazım Arslan

Abdullah Örnek

İsmail Durak Ünlü

ZONGULDAK

Necmettin Aydın

Ömer Barutçu

(Mükerrer Oylar)

ANTALYA

Hayri Doğan (Red)

AYDIN

Muhammet Polat (Red)

BİNGÖL

Kazım Ataoğlu (Red)

 

ÇANAKKALE

A. Hamdi Üçpınarılr (Kabul)

İSTANBUL

Korkut Özal (Red)

KASTAMONU

Nurhan Tekinel (Red)

 

KIRIKKALE

Hacı Filiz (Red)

SAKARYA

Nevzat Ercan (Red)

SAMSUN

Nafiz Kurt (Red)

SİNOP

Metin Bostancıoğlu (Kabul)

 

 

(Oya Katılmayanlar)

AFYON

İsmet Atilla

Kubilay Uygun

AKSARAY

Nevzat Köse

ANKARA

Cemil Çiçek

Mehmet Gölhan

Halis Uluç Gürkan (Bşk. V.)

Şaban Karataş

ANTALYA

Osman Berberoğlu

AYDIN

Ali Rıza Gönül

BİLECİK

Şerif Çim

BİTLİS

Abdulhaluk Mutlu

BOLU

Avni Akyol

Mustafa Karslıoğlu

BURSA

Ali Osman Sönmez

Ertuğrul Yalçınbayır

ÇORUM

Bekir Aksoy

DİYARBAKIR

Ferit Bora

Salih Sümer

ELAZIĞ

Mehmet Ağar

Cihan Paçacı

ERZURUM

Necati Güllülü

GİRESUN

Ergun Özdemir

İSTANBUL

Sedat Aloğlu

Ali Coşkun

Tansu Çiller

Gürcan Dağdaş

H. Hüsnü Doğan

Hayri Kozakçıoğlu

Aydın Menderes

KİLİS

Mustafa Kemal Ateş

KOCAELİ

Osman Pepe

KÜTAHYA

Mustafa Kalemli (Başkan)

Mehmet Korkmaz

MUĞLA

İrfettin Akar

Mustafa Dedeoğlu

NEVŞEHİR

Abdülkadir Baş

NİĞDE

Ergun Özkan

ORDU

Müjdat Koç

SIVAS

Muhsin Yazıcıoğlu

ŞANLIURFA

Sedat Edip Bucak

ŞIRNAK

Bayar Ökten

TEKİRDAĞ

Hasan Peker

TOKAT

Ali Şevki Erek

UŞAK

Yıldırım Aktürk

Hasan Karakaya

YOZGAT

Yusuf Bacanlı

ZONGULDAK

Osman Mümtaz Soysal

(Açık Üyelikler)

BURSA : 1

KIRŞEHİR : 1

 

 

İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitim

Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 6 ncı (eski 7 nci) Maddesine Verilen Oyların Sonucu :

 

Kabul edilmiştir.

Üye Sayısı : 550

Kullanılan Oylar : 500

Kabul Edenler : 271

Reddedenler : 223

Çekimserler : 0

Mükerrer Oylar : 6

Geçersiz Oylar : 0

Oya Katılmayanlar : 54

Açık Üyelikler : 2

(Kabul Edenler)

ADANA

Uğur Aksöz

İmren Aykut

İbrahim Yavuz Bildik

M. Ali Bilici

Mehmet Büyükyılmaz

Erol Çevikçe

Tuncay Karaytuğ

Mustafa Küpeli

Arif Sezer

ADIYAMAN

Mahmut Bozkurt

Celal Topkan

AFYON

H. İbrahim Özsoy

Yaman Törüner

Nuri Yabuz

AĞRI

Yaşar Eryılmaz

AMASYA

Aslan Ali Hatipoğlu

Haydar Oymak

ANKARA

İlhan Aküzüm

Nejat Arseven

Yılmaz Ateş

Ali Dinçer

Eşref Erdem

Agâh Oktay Güner

İrfan Köksalan

M. Seyfi Oktay

Mehmet Sağdıç

Önder Sav

Yücel Seçkiner

İlker Tuncay

Aydın Tümen

Hikmet Uluğbay

ANTALYA

Emre Gönensay

İbrahim Gürdal

Bekir Kumbul

Sami Küçükbaşkan

Yusuf Öztop

Metin Şahin

ARDAHAN

İsmet Atalay

ARTVİN

Metin Arifağaoğlu

Süleyman Hatinoğlu

AYDIN

Cengiz Altınkaya

M. Fatih Atay

Sema Pişkinsüt

İsmet Sezgin

Yüksel Yalova

BALIKESİR

Safa Giray

Tamer Kanber

Mustafa Güven Karahan

İ. Önder Kırlı

Hüsnü Sıvalıoğlu

BARTIN

Zeki Çakan

Cafer Tufan Yazıcıoğlu

BATMAN

Ataullah Hamidi

BAYBURT

Ülkü Güney

BİNGÖL

Mahmut Sönmez

BİTLİS

Edip Safder Gaydalı

Kâmran İnan

BOLU

Avni Akyol

Abbas İnceayan

BURDUR

Yusuf Ekinci

Kazım Üstüner

BURSA

Yüksel Aksu

Ali Rahmi Beyreli

Cavit Çağlar

İlhan Kesici

Hayati Korkmaz

Feridun Pehlivan

Yahya Şimşek

Turhan Tayan

İbrahim Yazıcı

ÇANAKKALE

Hikmet Aydın

Mustafa Cumhur Ersümer

Ahmet Küçük

A. Hamdi Üçpınarlar

ÇANKIRI

Mete Bülgün

ÇORUM

Ali Haydar Şahin

DENİZLİ

Hilmi Develi

Adnan Keskin

Hasan Korkmazcan

Haluk Müftüler

DİYARBAKIR

Muzaffer Arslan

Sebgetullah Seydaoğlu

EDİRNE

Evren Bulut

Mustafa İlimen

Erdal Kesebir

ERZİNCAN

Mustafa Kul

Mustafa Yıldız

ERZURUM

Necati Güllülü

ESKİŞEHİR

Necati Albay

Mustafa Balcılar

Demir Berberoğlu

İbrahim Yaşar Dedelek

Mahmut Erdir

GAZİANTEP

Mehmet Batallı

Hikmet Çetin

Ali Ilıksoy

Mustafa R. Taşar

Ünal Yaşar

Mustafa Yılmaz

GİRESUN

Burhan Kara

Yavuz Köymen

Rasim Zaimoğlu

GÜMÜŞHANE

Mahmut Oltan Sungurlu

HAKKÂRİ

Naim Geylani

Mustafa Zeydan

HATAY

Fuat Çay

Ali Günay

Nihat Matkap

Levent Mıstıkoğlu

Atilla Sav

Ali Uyar

Hüseyin Yayla

IĞDIR

Adil Aşırım

Şamil Ayrım

ISPARTA

Erkan Mumcu

İÇEL

Oya Araslı

Halil Cin

Ali Er

Abdülbaki Gökçel

D. Fikri Sağlar

Mustafa İstemihan Talay

Rüştü Kazım Yücelen

İSTANBUL

Bülent Akarcalı

Ziya Aktaş

Yıldırım Aktuna

Ahat Andican

Refik Aras

Mehmet Aydın

Nami Çağan

Halit Dumankaya

Bülent Ecevit

Hasan Tekin Enerem

Algan Hacaloğlu

Cefi Jozef Kamhi

Ercan Karakaş

M. Cavit Kavak

Ahmet Güryüz Ketenci

Osman Kılıç

Mehmet Tahir Köse

Emin Kul

Necdet Menzir

Mehmet Moğultay

Yusuf Namoğlu

Altan Öymen

Ali Talip Özdemir

H. Hüsamettin Özkan

Yusuf Pamuk

Mehmet Cevdet Selvi

Mehmet Sevigen

Ahmet Tan

Güneş Taner

Bülent Tanla

Zekeriya Temizel

Erdoğan Toprak

Ali Topuz

Bahattin Yücel

İZMİR

Veli Aksoy

Turhan Arınç

Ali Rıza Bodur

Işın Çelebi

Hasan Denizkurdu

İ. Kaya Erdem

Sabri Ergül

Şükrü Sina Gürel

Aydın Güven Gürkan

Gencay Gürün

Birgen Keleş

Mehmet Köstepen

Atilla Mutman

Metin Öney

Ahmet Piriştina

Rüşdü Saracoglu

Işılay Saygın

Rıfat Serdaroğlu

Ufuk Söylemez

Süha Tanık

Hakan Tartan

Zerrin Yeniceli

KAHRAMANMARAŞ

Esat Bütün

Ali Doğan

Ali Şahin

KARABÜK

Şinasi Altıner

Erol Karan

KARAMAN

Fikret Ünlü

KARS

Y. Selahattin Beyribey

Çetin Bilgir

KASTAMONU

Murat Başesgioğlu

Hadi Dilekçi

KAYSERİ

İsmail Cem

İbrahim Yılmaz

KIRIKKALE

Recep Mızrak

KIRKLARELİ

İrfan Gürpınar

Cemal Özbilen

Necdet Tekin

KIRŞEHİR

Ömer Demir

KİLİS

Doğan Güreş

KOCAELİ

Bülent Atasayan

Halil Çalık

Onur Kumbaracıbaşı

Hayrettin Uzun

Bekir Yurdagül

KONYA

Ahmet Alkan

Abdullah Turan Bilge

Nezir Büyükcengiz

Ali Günaydın

Mehmet Keçeciler

KÜTAHYA

Emin Karaa

MALATYA

Miraç Akdoğan

Metin Emiroğlu

Ayhan Fırat

MANİSA

Abdullah Akarsu

Tevfik Diker

Ayseli Göksoy

Hasan Gülay

Sümer Oral

Ekrem Pakdemirli

Cihan Yazar

Erdoğan Yetenç

MARDİN

Muzaffer Arıkan

Süleyman Çelebi

Ömer Ertaş

MUĞLA

Lale Aytaman

Zeki Çakıroğlu

Enis Yalım Erez

Fikret Uzunhasan

MUŞ

Erkan Kemaloğlu

NEVŞEHİR

Abdülkadir Baş

NİĞDE

Akın Gönen

ORDU

İhsan Çabuk

Mustafa Bahri Kibar

Nami Poyraz

Refaiddin Şahin

Şükrü Yürür

RİZE

Avni Kabaoğlu

Ahmet Kabil

Ahmet Mesut Yılmaz

SAKARYA

Teoman Akgür

Ahmet Neidim

Ersin Taranoğlu

SAMSUN

Cemal Alişan

İrfan Demiralp

Ayhan Gürel

Yalçın Gürtan

Biltekin Özdemir

Adem Yıldız

SİİRT

Nizamettin Sevgili

SİNOP

Metin Bostancıoğlu

Yaşar Topçu

SIVAS

Mahmut Işık

ŞANLIURFA

Seyit Eyyüpoğlu

Eyyüp Cenap Gülpınar

ŞIRNAK

Mehmet Salih Yıldırım

TEKİRDAĞ

Fevzi Aytekin

Bayram Fırat Dayanıklı

Enis Sülün

TOKAT

Metin Gürdere

Şahin Ulusoy

TRABZON

Eyüp Aşık

Ali Kemal Başaran

İbrahim Çebi

Hikmet Sami Türk

TUNCELİ

Kamer Genç

Orhan Veli Yıldırım

UŞAK

Mehmet Yaşar Ünal

VAN

Şerif Bedirhanoğlu

Mahmut Yılbaş

YALOVA

Yaşar Okuyan

YOZGAT

Lütfullah Kayalar

ZONGULDAK

Veysel Atasoy

Tahsin Boray Baycık

Hasan Gemici

(Reddedenler)

ADANA

Cevdet Akçalı

Yakup Budak

Sıtkı Cengil

İ. Cevher Cevheri

M. Halit Dağlı

Veli Andaç Durak

Orhan Kavuncu

İbrahim Ertan Yülek

ADIYAMAN

Mahmut Nedim Bilgiç

Ahmet Çelik

Ahmet Doğan

AFYON

Sait Açba

İsmet Attila

Osman Hazer

AĞRI

M. Sıddık Altay

Cemil Erhan

Celal Esin

M. Ziyattin Tokar

AKSARAY

Mehmet Altınsoy

Murtaza Özkanlı

Sadi Somuncuoğlu

AMASYA

Ahmet İyimaya

Cemalettin Lafcı

ANKARA

Saffet Arıkan Bedük

Ahmet Bilge

Hasan Hüseyin Ceylan

Mehmet Ekici

Ömer Ekinci

Ünal Erkan

Ahmet Tekdal

Rıza Ulucak

Ersönmez Yarbay

ANTALYA

Arif Ahmet Denizolgun

Hayri Doğan

ARDAHAN

Saffet Kaya

ARTVİN

Hasan Ekinci

AYDIN

Ali Rıza Gönül

Nahit Menteşe

Muhammet Polat

BALIKESİR

Ahmet Bilgiç

İsmail Özgün

İlyas Yılmazyıldız

BARTIN

Köksal Toptan

BATMAN

Alaattin Sever Aydın

Musa Okçu

Faris Özdemir

BAYBURT

Suat Pamukçu

BİNGÖL

Kazım Ataoğlu

Hüsamettin Korkutata

BİTLİS

Zeki Ergezen

BOLU

Feti Görür

Necmi Hoşver

Mustafa Yünlüoğlu

BURDUR

Mustafa Çiloğlu

BURSA

Mehmet Altan Karapaşaoğlu

Cemal Külahlı

ÇANAKKALE

Nevfel Şahin

ÇANKIRI

İsmail Coşar

Ahmet Uyanık

ÇORUM

Bekir Aksoy

Mehmet Aykaç

Hasan Çağlayan

Zülfikar Gazi

Yasin Hatiboğlu

DENİZLİ

M. Kemal Aykurt

Mehmet Gözlükaya

Ramazan Yenidede

DİYARBAKIR

Abdülkadir Aksu

M. Salim Ensarioğlu

Sacit Günbey

Seyyit Haşim Haşimi

Ömer Vehbi Hatipoğlu

Yakup Hatipoğlu

EDİRNE

Ümran Akkan

ELAZIĞ

Ömer Naimi Barım

Hasan Belhan

Ahmet Cemil Tunç

ERZİNCAN

Tevhit Karakaya

Naci Terzi

ERZURUM

Zeki Ertugay

Lütfü Esengün

Abdulilah Fırat

İsmail Köse

Ömer Özyılmaz

Aslan Polat

Şinasi Yavuz

ESKİŞEHİR

Hanifi Demirkol

GAZİANTEP

Nurettin Aktaş

Kahraman Emmioğlu

Mehmet Bedri İncetahtacı

GİRESUN

Turhan Alçelik

GÜMÜŞHANE

Lütfi Doğan

HATAY

Abdülkadir Akgöl

Süleyman Metin Kalkan

Mehmet Sılay

ISPARTA

A. Aykon Doğan

Mustafa Köylü

Halil Yıldız

İÇEL

Fevzi Arıcı

Mehmet Emin Aydınbaş

Saffet Benli

Turhan Güven

İSTANBUL

Meral Akşener

Tayyar Altıkulaç

Azmi Ateş

Mustafa Baş

Mukadder Başeğmez

Süleyman Arif Emre

Ekrem Erdem

Mehmet Fuat Fırat

İsmail Kahraman

Hüseyin Kansu

Göksal Küçükali

Ali Oğuz

Korkut Özal

Mehmet Ali Şahin

Osman Yumakoğulları

Bahri Zengin

İZMİR

Sabri Tekir

İsmail Yılmaz

KAHRAMANMARAŞ

Hasan Dikici

Avni Doğan

Ahmet Dökülmez

Mustafa Kamalak

Mehmet Sağlam

KARABÜK

Hayrettin Dilekcan

KARAMAN

Abdullah Özbey

KARS

Sabri Güner

Zeki Karabayır

KASTAMONU

Fethi Acar

Nurhan Tekinel

Haluk Yıldız

KAYSERİ

Memduh Büyükkılıç

Osmal Çilsal

Ayvaz Gökdemir

Abdullah Gül

Nurettin Kaldırımcı

Salih Kapusuz

Recep Kırış

KIRIKKALE

Kemal Albayrak

Hacı Filiz

Mikail Korkmaz

KIRKLARELİ

A. Sezal Özbek

KIRŞEHİR

Cafer Güneş

KOCAELİ

Necati Çelik

İsmail Kalkandelen

Şevket Kazan

KONYA

Hüseyin Arı

Veysel Candan

Remzi Çetin

Necati Çetinkaya

Abdullah Gencer

Teoman Rıza Güneri

Hasan Hüseyin Öz

Lütfi Yalman

Mehmet Ali Yavuz

KÜTAHYA

Ahmet Derin

İsmail Karakuyu

Metin Perli

MALATYA

Oğuzhan Asiltürk

Yaşar Canbay

Fikret Karabekmez

M.Recai Kutan

MANİSA

Rıza Akçalı

Bülent Arınç

Yahya Uslu

MARDİN

Fehim Adak

Mahmut Duyan

Hüseyin Yıldız

MUŞ

Necmettin Dede

Nedim İlci

Sabahattin Yıldız

NEVŞEHİR

Mehmet Elkatmış

Esat Kıratlıoğlu

NİĞDE

Doğan Baran

Mehmet Salih Katırcıoğlu

ORDU

Hüseyin Olgun Akın

RİZE

Şevki Yılmaz

SAKARYA

Nezir Aydın

Cevat Ayhan

Nevzat Ercan

Ertuğrul Eryılmaz

SAMSUN

Ahmet Demircan

Nafiz Kurt

Latif Öztek

Musa Uzunkaya

SİİRT

Ahmet Nurettin Aydın

Mehmet Emin Aydın

SİNOP

Kadir Bozkurt

SIVAS

Musa Demirci

Tahsin Irmak

Temel Karamollaoğlu

Abdüllatif Şener

Nevzat Yanmaz

ŞANLIURFA

Necmettin Cevheri

İbrahim Halil Çelik

Zülfikar İzol

Ahmet Karavar

Abdülkadir Öncel

M. Fevzi Şıhanlıoğlu

ŞIRNAK

Bayar Ökten

Mehmet Tatar

TEKİRDAĞ

Nihan İlgün

TOKAT

Abdullah Arslan

Hanefi Çelik

Ahmet Fevzi İnceöz

Bekir Sobacı

TRABZON

Yusuf Bahadır

Kemalettin Göktaş

Şeref Malkoç

İsmail İlhan Sungur

VAN

Maliki Ejder Arvas

Mustafa Bayram

Fethullah Erbaş

Şaban Şevli

 

 

YALOVA

Cevdet Aydın

YOZGAT

İlyas Arslan

Kazım Arslan

Yusuf Bacanlı

Abdullah Örnek

İsmail Durak Ünlü

ZONGULDAK

Necmettin Aydın

Ömer Barutçu

 

(Mükerrer Oylar)

ANTALYA

Hayri Doğan (RED)

AYDIN

Muhammet Polat (RED)

BOLU

Necmi Hoşver (RED)

KASTAMONU

Haluk Yıldız (RED)

SAKARYA

Nevzat Ercan (RED)

 

 

(Oya Katılmayanlar)

AFYON

Kubilay Uygun

AKSARAY

Nevzat Köse

ANKARA

Gökhan Çapoğlu

Cemil Çiçek

Mehmet Gölhan

Halis Uluç Gürkan (Bşk. V.)

Şaban Karataş

ANTALYA

Deniz Baykal

Osman Berberoğlu

BALIKESİR

Abdülbaki Ataç

BİLECİK

Şerif Çim

Bahattin Şeker

BİTLİS

Abdulhaluk Mutlu

BOLU

Mustafa Karslıoğlu

BURSA

Ali Osman Sönmez

Ertuğrul Yalçınbayır

DİYARBAKIR

Ferit Bora

Salih Sümer

ELAZIĞ

Mehmet Ağar

Cilan Paçacı

GİRESUN

Ergun Özdemir

ISPARTA

Ömer Bilgin

İÇEL

Ayfer Yılmaz

İSTANBUL

Sedat Aloğlu

Ali Coşkun

Tansu Çiller

Gürcan Dağdaş

H. Hüsnü Doğan

Metin Işık

Yılmaz Karakoyunlu

Hayri Kozakçıoğlu

Aydın Menderes

Şadan Tuzcu

Namık Kemal Zeybek

KARAMAN

Zeki Ünal

KİLİS

Mustafa Kemal Ateş

KOCAELİ

Osman Pepe

KONYA

Necmettin Erbakan

Mustafa Ünaldı

KÜTAHYA

Mustafa Kalemli (Başkan)

Mehmet Korkmaz

MUĞLA

İrfettin Akar

Mustafa Dedeoğlu

NİĞDE

Ergun Özkan

ORDU

Müjdat Koç

Mustafa Hasan Öz

SAMSUN

Murat Karayalçın

SIVAS

Muhsin Yazıcıoğlu

ŞANLIURFA

Sedat Edip Bucak

TEKİRDAĞ

Hasan Peker

TOKAT

Ali Şevki Erek

UŞAK

Yıldırım Aktürk

Hasan Karakaya

ZONGULDAK

Osman Mümtaz Soysal

 

 

(Açık Üyelik)

BURSA : 1 KIRŞEHİR : 1

İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitim Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 7 nci (eski 8 inci) Maddesine Verilen Oyların Sonucu :

 

Kabul edilmiştir.

Üye Sayısı : 550

Kullanılan Oylar : 498

Kabul Edenler : 268

Reddedenler : 226

Çekimserler : 0

Mükerrer Oylar : 3

Geçersiz Oylar : 1

Oya Katılmayanlar : 53

Açık Üyelikler : 2

(Kabul Edenler)

ADANA

Uğur Aksöz

İmren Aykut

İbrahim Yavuz Bildik

M. Ali Bilici

Mehmet Büyükyılmaz

Erol Çevikçe

Tuncay Karaytuğ

Mustafa Küpeli

Arif Sezer

ADIYAMAN

Mahmut Bozkurt

Celal Topkan

AFYON

H. İbrahim Özsoy

Yaman Törüner

Nuri Yabuz

AĞRI

Yaşar Eryılmaz

AMASYA

Aslan Ali Hatipoğlu

Haydar Oymak

ANKARA

İlhan Aküzüm

Nejat Arseven

Yılmaz Ateş

Gökhan Çapoğlu

Ali Dinçer

Eşref Erdem

Agâh Oktay Güner

İrfan Köksalan

M. Seyfi Oktay

Mehmet Sağdıç

Önder Sav

Yücel Seçkiner

İlker Tuncay

Aydın Tümen

Hikmet Uluğbay

ANTALYA

Emre Gönensay

İbrahim Gürdal

Bekir Kumbul

Sami Küçükbaşkan

Yusuf Öztop

Metin Şahin

ARDAHAN

İsmet Atalay

ARTVİN

Metin Arifağaoğlu

Süleyman Hatinoğlu

</