DÖNEM : 20 CİLT : 33 YASAMA YILI : 2

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

136 ncı Birleşim

15. 8 . 1997 Cuma

 

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – YOKLAMALAR

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – (10/162, 163, 164, 175) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev süresinin uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/979)

2. — (10/162, 163, 164, 175) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun, TBMM tatile girdiği tarihten itibaren iki hafta süreyle çalışma talebine ilişkin tezkeresi (3/980)

V. — KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. — Ailenin Korunmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/597) (S. Sayısı : 335)

2. — İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek EğitimiKanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin ve 16 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun İki Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Birgen Keleş’in 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin Yasa Önerisi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 66 Arkadaşının; 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Madde ve İki Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 2 nci Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 65 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in; Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç ve 10 Arkadaşının; Millî Eğitim Temel Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/620, 2/231, 2/515, 2/719, 2/720, 2/891, 2/895) (S. Sayısı : 376)

VI. — SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. — İçel Milletvekili Oya Araslı’nın, Adana Milletvekili Sıtkı Cengil’in, Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

2. — Ankara Milletvekili Agâh Oktay Güner’in, Kırıkkale Milletvekili Mikail Korkmaz’ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

I. — GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 10.00’da açılarak üç oturum yaptı.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının :

1 inci sırasında bulunan 132,

2 nci sırasında bulunan 164,

3 üncü sırasında bulunan 168,

Sıra sayılı kanun tasarılarının görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından

4 üncü sırasında bulunan 335 sıra sayılı Kanun Tasarısının görüşmeleri de, geri alınan maddeleri Komisyondan gelmediğinden,

Ertelendi.

5 inci sırasında bulunan, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24. 3.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun Tasarısının (1/620, 2/231, 2/515, 2/719, 2/720, 2/891, 2/895) (S. Sayısı : 376) görüşmelerine başlanarak, 4 üncü maddesine kadar kabul edildi, 4 üncü maddesi üzerinde bir süre görüşüldü.

Malatya Milletvekili Oğuzhan Asiltürk, İstanbul Milletvekili Ali Topuz’un, Grubuna sataşması nedeniyle bir konuşma yaptı.

Alınan karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini görüşmek için, 15 Ağustos 1997 Cuma günü saat 14.00’te toplanmak üzere, birleşime 24.00’te son verildi.

Uluç Gürkan Başkanvekili

Ali Günaydın Zeki Ergezen Konya Bitlis Kâtip Üye Kâtip Üye

II. — GELEN KÂĞITLAR No. : 187

15.8.1997 CUMA

Raporlar

1. — Kırıkkale Milletvekili Hacı Filiz’in, Kırıkkale İline Bağlı Çerikli Adıyla Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/3) (S. Sayısı : 381) (Dağıtma tarihi : 15.8.1997) (GÜNDEME)

2. — 211 Sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 68 inci, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 209 uncu ve 5434 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun Geçici 139 uncu Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/628) (S. Sayısı : 382) (Dağıtma tarihi : 15.8.1997) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1. — Niğde Milletvekili Mehmet Salih Katırcıoğlu’nun, Niğde İline bağlı bazı ilçelerin sağlık ocağı ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/616) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.8.1997)

2. — Niğde Milletvekili Mehmet Salih Katırcıoğlu’nun, Niğde’ye bağlı bazı ilçelerin kültürevi projelerine ilişkin Kültür Bakanından sözlü soru önergesi (6/617) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.8.1997)

3. — Niğde Milletvekili Mehmet Salih Katırcıoğlu’nun, Niğde’ye bağlı bazı yerleşim birimlerinin gölet projelerine ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/618) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.8.1997)

Yazılı Soru Önergeleri

1. — İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya’nın, ABD Adana Konsolosuna Ataköy Turizm Tesislerinde bir görev verilip verilmediğine ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/3254) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.8.1997)

2. — İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, İstanbul-Gedikpaşa’daki otopark inşaatına ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/3255) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.8.1997)

3. — Denizli Milletvekili Adnan Keskin’in, İstanbul Meşrubat Sanayi A.Ş. ve HBB Televizyon kuruluşuna Emlakbank ve Halkbank tarafından açılan kredilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3256) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.8.1997)

4. — Denizli Milletvekili Adnan Keskin’in, Ziraat Bankası ve Halkbank tarafından Cıngıllı Holding A.Ş.’ne verilen kredilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3257) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.8.1997)

5. — İçel Milletvekili D. Fikri Sağlar’ın, Almanya’dan iade talebinde bulunulan bir kişi hakkında ileri sürülen iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3258) (Başkanlığa geliş tarihi :11.8.1997)

6. —Antalya Milletvekili Yusuf Öztop’un, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Anasözleşmesine İlişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3259) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.8.1997)

 

 

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 14.00

15 Ağustos 1997 Cuma

BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN

KÂTİP ÜYELER : Mustafa BAŞ (İstanbul), Ali GÜNAYDIN (Konya)

 

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 136 ncı Birleşimini açıyorum.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN – Ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır; sayın milletvekillerinin, salonda bulunduklarını yüksek sesle belirtmelerini rica ediyorum.

(Kahramanmaraş Milletvekili Esat Bütün’e kadar yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

TPAO adlı petrol tankerinde meydana gelen yangın faciasının nedenleri ve itfaiye teşkilatının sorunları ile Boğazlar ve Marmara Denizinde uluslararası seyir yapan gemilerin oluşturduğu tehlikelerin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan (10/162, 163, 164, 175) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun, çalışma süresinin uzatılmasına dair bir tezkeresi vardır; okutuyorum:

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – (10/162, 163, 164, 175) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev süresinin uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/979)

5.8.1997

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Komisyonumuz, 31.7.1997 tarihli 12 nci Birleşiminde, çalışma süresinin, planlanan çalışma programına yetmeyeceğini dikkate alarak, yeni bir çalışma süresi verilmesi için talepte bulunmaya karar vermiştir.

Söz konusu karar ve İçtüzüğün 105 inci maddesi uyarınca, komisyonun süresinin bitimi tarihinden geçerli olmak üzere, (1) aylık yeni çalışma süresi verilmesi hususunda gereğini arz ederim.

Ekrem Erdem İstanbul Komisyon Başkanı

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bu Komisyona daha önce üç ay süre verilmiştir. İçtüzüğün 105 inci maddesi, araştırmasını üç ay içinde bitiremeyen komisyona bir aylık kesin süre verileceği hükmünü içermektedir.

Bu nedenle, Komisyonun süre talebini bilgilerinize sunuyorum.

LALE AYTAMAN (Muğla) –Sayın Başkan, gürültüden, söylenenleri duyamıyoruz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, salondaki uğultu, Divandan yapılan açıklamaları veya konuşmaların duyulmasını zorlaştırıyor; bazı arkadaşlarımızın şikâyeti var. Lütfen, sükûneti temin edelim. (Gürültüler)

Sayın milletvekilleri, lütfen, sükûneti temin edelim.

Şimdi, aynı Komisyonun, İçtüzüğün 25 inci maddesine göre verilmiş olan tezkeresini okutacağım ve oylarınıza sunacağım:

2. — (10/162, 163, 164, 175) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun, TBMM tatile girdiği tarihten itibaren iki hafta süreyle çalışma talebine ilişkin tezkeresi (3/980)

2.7.1997

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Komisyonumuzun 26.6.1997 tarihli 7 nci Birleşiminde aldığı 4 numaralı kararla, Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatile girdiği tarihten başlamak suretiyle iki hafta çalışabilmek için Yüksek Başkanlığınızdan talepte bulunmaya karar verilmiştir.

Gereğini arz ederim.

Saygılarımla.

Ekrem Erdem İstanbul

Komisyon Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

Önce, yarım kalan işlerden başlayacağız.

V. — KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN

DİĞER İŞLER

1. — Ailenin Korunmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/597) (S. Sayısı : 335)

BAŞKAN – Ailenin Korunmasına Dair Kanun Tasarısının müzakeresine başlayacağız; ancak, bu tasarının Komisyonca geri alınan maddeleriyle ilgili rapor gelmediğinden, müzakereyi erteliyoruz.

2. — İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek EğitimiKanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin ve 16 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun İki Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Birgen Keleş’in 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin Yasa Önerisi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 66 Arkadaşının; 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Madde ve İki Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 2 nci Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 65 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in; Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç ve 10 Arkadaşının; Millî Eğitim Temel Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/620, 2/231, 2/515, 2/719, 2/720, 2/891, 2/895) (S. Sayısı : 376) (1)

(1) 376 S. Sayılı Basmayazı 14.8.1997 tarihli 135 inci Birleşim Tutanağına eklidir.

BAŞKAN – İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin ve 16 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun İki Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Birgen Keleş’in, 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin Yasa Önerisi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 66 Arkadaşının; 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Madde ve İki Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 2 nci Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 65 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in; Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç ve 10 Arkadaşının; Millî Eğitim Temel Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükümet yerinde.

Geçen birleşimde, tasarının 4 üncü maddesi üzerinde gruplar adına yapılan konuşmalar tamamlanmıştı. Şimdi, şahıslar adına yapılacak görüşmelere başlayacağız.

Şahsı adına ilk söz, Sayın Veysel Candan’a aittir.

Buyurun Sayın Candan. (RP sıralarından alkışlar)

VEYSEL CANDAN (Konya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan eğitim yasa tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Eğitim reform tasarısı olarak takdim edilen acı bir çorbayı, aşı, hem kendiniz içmekte hem de millete zorla içirmeye çalışmaktasınız. Özellikle, CHP...

BAŞKAN – Bir dakika Sayın Candan.

Sayın milletvekilleri, sayın hatibi biraz daha sükûnetle dinleyelim.

Buyurun Sayın Candan.

VEYSEL CANDAN (Devamla) – Komisyon görüşmelerinden bu tarafa -Genel Kurul görüşmeleri de dahil- üzülerek belirtmek gerekir ki, kafanızı kuma gömmüşsünüz, maalesef, ne muhalefeti ne milleti dinliyorsunuz. 60 civarında değişiklik önergesi verilmiş; hiçbirisi kabul edilmemiştir. Sayısal çoğunluğa dayanılarak, önergeler devamlı surette “kabul edenler, kabul etmeyenler” şeklinde cereyan etmektedir. Millet ve tarih önünde, bu yaptığınız eğitim tasarısının, getirmek, kanunlaştırmak istediğiniz bu tasarının, din ve vicdan hürriyetine aykırı olduğunu, din eğitimini kısıtladığını, imam-hatip okullarını kontrol altına almak amacıyla yapıldığını herkes bilmektedir. Bu itibarla, burada yapılacak, artık, bizim, sayın milletvekillerinin vicdanlarına, dinî inançlarına hitap etmekten başka çaremiz kalmamaktadır.

Komisyonda, tasarının 4 üncü maddesi üzerinde, maalesef ANAP ile CHP Komisyon sözcüleri arasında gizli bir anlaşma söz konusu ve Anayasa Mahkemesine gidip, tartışılıp reddedildiği zaman da, yine -CHP’lilerin de ifadesiyle- Kur’an eğitimi yasal boşlukta kalacak ve maalesef, Kur’an eğitimi, Kur’an kursları ve hafızlık eğitimi büyük yara alacaktır.

Ayrıca, bu tasarıda gizlenen ve milletten saklanmaya çalışılan ve şimdiye kadar hiç olmayan bir madde de mevcuttur. Şu anda, Kur’an kurslarında eğitim yapan öğrencilerin, ilkokulu bitirdikleri zaman veya aralarda, normal Diyanet kurslarına devam etme imkânı varken, “beşinci sınıfı tamamlamış olmak” şartı getirilmek suretiyle, Kur’an eğitimi önlenmeye çalışılmaktadır.

İşte, bu tespitleri yaptıktan sonra; çok değerli arkadaşlarım, Kur’an kursları, mukaddes dinimiz İslamın kitabı Kur’an-ı Kerim’in öğrenildiği mekânlardır. Şüphesiz, hepimiz, bu müesseselerin en iyi şekilde eğitim vermesi için gayret ediyoruz. Ancak, bunu, sadece sözle değil, tatbikatla da göstermek gerekir. Şayet “biz de varız, biz de böyle düşünüyoruz” diyorsak, Kur’an kurslarına hep birlikte sahip çıkmalıyız; bu hassasiyeti göstereceğinizden eminim. Kesintisiz 8 yıl istemiyle, 15 yaşından sonra Kur’an kurslarına öğrenci gelmesi hemen hemen imkânsızdır. Kaldı ki, bu yaştan sonra hafızlık yapmak, mümkün değil denecek kadar zordur.

Komisyonda son ana kadar tartışılan 4 üncü madde, eski hali ve yeni haliyle bizim insanımızı tatmin etmekten çok uzaktır. Başka bir ifadeyle, “biz de Müslümanız” diyen insanların veya “Kur’an kursları kapatılmıyor” diyenlerin tasarısı bu olmamalıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi “bu tasarı, temel eğitim kanunu tasarısıdır; bu tasarının içinde din eğitimi yer almamalı” demektedir ve Komisyonda, saatlerce, yasal boşluğu olduğunu savundu durdu. Halbuki, bu mesainin 1 saatinde yasal boşluğu doldurmaya çalışsaydı, şimdi, belki daha güzel bir metin ortaya çıkardı. Öyle zannediyorum ki, CHP, bu maddenin iptali için Anayasa Mahkemesine gidecek. Böylece, Kur’an kursu eğitimi -onların ifadesiyle- yine yasal boşlukta kalacak. Bu haliyle de geçse, iptal de edilse, bu kanun tasarısı, Kur’an eğitimini, hafızlık müessesesini zayıflatır, zedeler ve yok eder.

Şimdi, milletin önünde, CHP, DSP ve ANAP’lı değerli milletvekili arkadaşlarıma sesleniyorum: Yapmayın, etmeyin, kendi kendinize zulmetmeyin. İslamın gelişinden bugüne kadar, benzer uygulamalar, yasaklar getirilmeye çalışıldı; ama, mümkün olmadı ve olmayacak da.

Değerli arkadaşlarım, şimdi sizler diyeceksiniz ki: Kur’an kurslarını kapatan kim; bizim dönemimizde bir tane kurs kapanmaz. Muhterem arkadaşlar, devamlı kapanmaktadır. Bugün ilköğretimin kesintisiz 8 yıl olarak okunduğu bölgelerde, Kur’an kursları, kendiliğinden, öğrenci yokluğundan kapanmıştır.

(Mikrofon otomotik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Candan, süreniz 1 dakika...

VEYSEL CANDAN (Devamla) – Bitiriyorum.

Samimiyetle söylüyorum, hepinizin samimiyetine de inanmak istiyorum; siyasî istismardan uzak, gönül rahatlığıyla ifade etmek istiyorum: Bu Mecliste, Kur’an eğitimine karşı olan kimse yoktur; ama, bir iletişim eksikliği vardır.

Değerli arkadaşlarım, zaman geçer, makam ve mevkiler el değiştirir; ama, burada aldığımız kararlar, çocuklarımızın geleceğini, dinini, sağlam ve yeterince öğrenip öğrenmemesine sebep olur. Bakın, bugün, hepimizin ibadetinde, dinî bilgilerinde birçok eksik ve yanlış var, bizim çocuklarımızda niye olsun.

İslam dini, kardeşlik ve hoşgörü dinidir. Değişik şekliyle de olsa, maalesef bu madde, Kur’an eğitimini, ikinci, üçüncü plana itmektedir. Muhterem arkadaşlar, bu uygulama, insanımıza ölümü gösterip sıtmaya razı etmektir. Bir İslam ülkesinde hiç kimsenin Müslümanlığı diğerine bırakmadığı bir zamanda Kur’an’a karşı gayri ciddî bir tavır izah edilemez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Candan.

VEYSEL CANDAN (Devamla) – Cümlemi tamamlıyorum; bir cümle var.

BAŞKAN – Biliyorsunuz, hiç uygulamadım... Teşekkür ederim.

VEYSEL CANDAN (Devamla) – Peki; teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Candan.

Sayın Komisyon ve Hükümetin söz talebi?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Yok efendim.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Yok efendim.

BAŞKAN – Sayın Ahmet Çelik; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

AHMET ÇELİK (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülen yasa tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, ülkemizin geleceğini ilgilendiren çok önemli bir kanun tasarısını görüşüyoruz. Geniş halk kitlelerini yakından ilgilendiren bu kanun tasarısı, kamuoyunda yeterince tartışılmadan, halkın tepkileri ve komisyonda yapılan öneriler dikkate alınmadan ve de üzerinde mutabakat sağlanmadan, maalesef, Genel Kurula kadar getirilmiştir.

Değerli arkadaşlar, görüşülen kanun tasarısı, tümüyle bir hukuksuzluk örneğidir. Bu kanun tasarısı, Anayasanın 166 ncı maddesine, Meclis İçtüzüğüne ve Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planının ilke ve hedefleriyle, bu planı koruyan ilgili kanunun 3 üncü maddesine tamamen aykırıdır. Bu aykırılığa rağmen, bu tasarının hâlâ kanunlaştırılmak istenmesi iki sebebe dayanmaktadır:

1- Yasayı bu şekilde isteyen güçlerin dayatması,

2- Dayatmacıların istediği, imam-hatip liselerinin orta kısmının kapatılmasıdır.

Değerli arkadaşlar, işte bu sebepledir ki, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, hiçbir kanun, geniş halk kitleleri tarafından bu kadar protesto edilmemiş ve tepki görmemiştir. Üzülerek belirtmek istiyorum ki, mevcut Hükümet, bu durumu, halkın yararına değerlendirmemiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İslam dininin esas kaynağı Kur’an-ı Kerim ve hadislerdir. İslama sarılan toplumlar, her zaman, hem maddî hem de manevî yönden kalkınmış ve ilerlemişlerdir; ancak, İslam dini, ehliyetsiz ve bilgisiz insanların elinde kalırsa, toplum bundan zarar görebilir. Bunun için diyoruz ki, yüce dinimizi en iyi şekilde bilen ve en iyi şekilde insanlara anlatabilen yetişmiş insanlara ihtiyaç vardır.

İslam dininin hiç kimseye zararı yoktur. Kişisel ve toplumsal menfaatımız buradadır. Bu nedenle, Kur’an-ı Kerim’i ve Türkçe mealini çok iyi öğrenmek ve bilmek zorundayız. Hafızlık eğitimiyle Kur’an-ı Kerim’i zihinlere nakşetmek ve bundan da asla korkmamak gerekir.

Değerli arkadaşlar, hafızlık eğitiminin erken yaşlarda başlaması gerekir. Bütün eğitim bilimciler, insanların, erken yaşlarda ezberleme gücünün daha yüksek olduğu konusunda hemfikirdir. Nitekim, Kur’an-ı Kerim’i hıfzeden İslam âlimlerinin hemen hepsi hafızlık eğitimini on yaşından önce tamamlamışlardır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşülmekte olan yasa tasarısının 4 üncü maddesi, din eğitimi ve öğretiminin yapılması hususunda, ilköğretimin beşinci sınıfının tamamlanmasından sonra, örgün eğitim kurumları dışında, sadece tatilde, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından verilmesi zorunluluğunu getirmektedir. Bunun da, Türkiye’nin gerçekleriyle bağdaşması mümkün değildir. Bu haliyle, Türkiye’de, din eğitiminin özgür bir şekilde yapılması da mümkün değildir. Diyanet İşleri Başkanlığının parasal ve altyapı imkânları da yoktur.

ANAP milletvekilleri tarafından 4 üncü madde hakkında Plan ve Bütçe Komisyonuna verilen, ANAP ve DSP milletvekillerinin oylarıyla kabul edilen önergede; yani, 4 üncü maddenin şimdiki halinde, Kur’an kursları ve hafızlık eğitimi hakkında herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Kur’an kursları ve hafızlık eğitimi, bu maddeyle âdeta askıya alınmıştır. Herhangi bir veli veya baba, 12 yaşından önce çocuğuna Kur’an ve hafızlık eğitimi yaptırmayacaktır; yaptırmak istediğinde ise, Türkiye’de bu ihtiyacını karşılayacak herhangi bir merci bulamayacaktır.

Bu tasarının amacı, Kur’an ve hafızlık eğitiminin, ileri derecede engellenme hevesidir. Bu durum ve davranış, tamamıyla, insan hak ve özgürlüklerine aykırıdır; 1950’lerden önceki yıllara dönüştür; 1997 Türkiyesi bunu kaldıramaz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüm insanlığın saadet ve mutluluğu için Yüce Allah tarafından, Peygamberimiz vasıtasıyla bizlere gönderilen Kur’an-ı Azimüşşan’ın, eğitim ve öğretimine sınırlama getirilmesi, engel konulması, günahların en büyüğüdür...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Çelik, 1 dakika sonra mikrofon kapanacak.

AHMET ÇELİK (Devamla) — Bu kanun tasarısına olumlu oy veren değerli milletvekillerini, manevî sorumluluklarıyla baş başa bırakıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çelik.

Madde üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi, soru önergelerinin işlemine başlayacağız.

5 dakika süreyle, soruları okutuyorum:

Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç’ın Sorusu:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 4 üncü maddesiyle ilgili aşağıdaki sorumun, Sayın Millî Eğitim Bakanınca cevaplandırılmasını arz ederim. 14.8.1997

1. Din eğitimini, örgün eğitimin dışına çıkaran, bizden başka, yeryüzünde hiçbir başka ülke var mı?

2. Din eğitimi, zamanında, etkin, yetkin ve bilimsel gerçekler dahilinde verilmezse, bu konuda sapmalar, yozlaşmalar ve din adına hoş olmayan uygulamalar ortaya çıkar; bundan da tüm millet ve ülkemiz zarar görür; bunu düşündünüz mü?

3. Ülkemizde, suç işleyen insanların içerisinde din eğitimini yeterince almış olanların oranı nedir?

Ankara Milletvekili Ahmet Tekdal’ın Sorusu:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmekte olduğumuz 376 sıra sayılı tasarının 4 üncü maddesiyle getirilen düzenlemeyle, din eğitim ve öğretiminin tatillerde verilmesinin, tatillere münhasır hale getirilmesinin ve örgün eğitim kurumları dışına çıkarılmasının, ihtiyaç duyulan eğitimi yeterli derecede verip veremeyeceği hususunun Başkanlığınızın delaletiyle Milli Eğitim Bakanı tarafından cevaplandırılmasını saygıyla arz ederim.

İstanbul Milletvekili Azmi Ateş’in Sorusu:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye’de zorunlu eğitim süresi 8 yıldır. İlköğretim süresi de kesintisiz olarak 8 yıldır. Hem zorunlu eğitimin süresinin hem de kesintisiz öğretim süresinin birbirine eşit olduğu çağdaş ülkeler arasında bir örnek verebilir misiniz? Ayrıca, çağdaş ülkeler arasında ilköğretim süresi 6 yılı aşan kaç ülke sayabilirsiniz?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, soruların Sayın Bakan tarafından anlaşılabilmesine lütfen imkân verelim.

Soruları okumaya devam ediyoruz:

İstanbul Milletvekili Bahri Zengin’in Sorusu:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Anayasanın 24 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında “Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretimde okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din öğretimi, eğitimi, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin kanunî temsilcilerinin talebine bağlıdır”denilmektedir.

Görüşülmekte olan yasa tasarısının 4 üncü maddesinin son cümlesinde ise “Diyanet İşleri Başkanlığınca verilen bu amaçlı kurslardan yararlanacak olan öğrencilerin ilköğretimin 5 inci sınıfını tamamlamış olmaları gerekir” denilerek, bir hak sınırlandırılmaktadır.

Yasa tasarısına göre dinî öğretim ve eğitimi yanlızca Diyanet İşleri Başkanlığının açacağı kurslarda verileceğine, başka bir seçenek olmadığına göre, 12 yaşından daha küçük çocukların dinî eğitim almasının yasaklanmasını Anayasaya aykırı bulmuyor musunuz?

Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici’nin Sorusu:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

1. Tatillerde verilecek Kur’an öğretimi sizce yeterli olacak mıdır ?

2. Hafızlık sürekli olarak Kur’an ezberlemeyi gerektirmektedir. Bu bakımdan, tatillerde kesintili şekilde yapılacak ezberle hafız yetiştirmek mümkün müdür?

3. Kur’an kursları ve hafızlık eğitimine, ilköğretimin 5 inci sınıfını bitirme şartı getirmektesiniz; ara sınıflara bu hakkın verilmemesini nasıl izah edeceksiniz? 3 üncü ve 4 üncü sınıflara konulan bu yasak, insan haklarına uygun mudur?

4. Kur’an ve hafızlık eğitimi, Diyanet İşleri Başkanlığına verilmektedir; bu konuda büyük bir talebin olacağı açıktır. Diyanet İşleri Başkanlığı, personel ve bina bakımından yeterli midir? Yeterli değilse, bu ihtiyaçların karşılanması için herhangi bir ödenek ayırdınız mı?

Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin Sorusu:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

4 üncü maddenin gerekçesinde, İslamî gerçeği kaynağından öğrenebilmesi için, Türkçe Kur’an mealine ağırlık verilecek hususunu, 20’den fazla ilahiyat fakültesi bulunan ülkemizde, böyle bir araştırma yaptırdınız mı? Siz de ayın görüşte misiniz?

BAŞKAN – Soru sorma işlemi tamamlanmıştır.

Sayın Bakan, lütfen 5 dakika içerisinde yanıtlarınızı alalım.

Buyurun Sayın Bakan.

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli üyeler, sorulan soruların içerisinde ağırlıklı bölümü, ilköğretim çağındaki çocukların, 12 yaş öncesi dini öğrenme haklarının elinden alındığı izlenimini verecek tarzdadır.

Dünkü görüşmelerim sırasında da açıkladığım gibi, aile, bir toplumun temel yapısıdır. Ailenin, dünyaya çocuğu getirmekle beraber başlayan en önemli görevi, ona iyi ahlak ve itikatı konusunda temel bilgileri verebilmektir. O nedenle, yapılan bu düzenlemeler, hiçbir şekilde ailenin çocuğuna vereceği kültür, iyi ahlak ve itikat konusundaki bilgilere hiçbir kısıtlama getirmemektedir. Önemli olan, çocukların hangi çağda, ailenin verdiği bilginin ötesinde bilgiyi alacağı konusunda bir tercihtir. Aile üzerinde herhangi bir kısıtlama olmadığına göre, ailelerin, bu konuda çocuklara, doyurucu, zengin bilgiyi vermesi, bu ihtiyacı ona göre belirleyecektir. 12 yaş belirlemesinin temelinde yatan unsur da, çocuğun, pedagojik olarak belirli dozajın ötesinde bilgilerle yüklenebilmesinde sorunlarla karşılaşmamasıdır; bu konuda dengeli yükü verebilecek olan da, ailedir. 12 yaş sonrasında ailenin verdiği bilgilerin ötesinde, eğer, aileler istiyorlarsa, çocuklarına, Diyanet İşleri Başkanlığı vasıtasıyla verilecek kurslar suretiyle, bu noksan bilgileri tamamlama şansına sahip olacaklardır. Bu, ne Anayasadaki özgürlüklere aykırıdır ne de bu konudaki öğrenimde bir kısıtlama getirmemektedir.

Bunun ötesinde, yine, tatiller konusunda söylenmesinin nedeni, çocuk, bu çağda, yani, ilköğrenimini gördüğü çağda, yoğun bir şekilde öğrenmeyi öğrendiği ve birçok bilgiyle karşılaştığı çağda birden fazla bilgiyle yüklenirken, aynı zamanda da, iki alfabe sorunuyla karşılaşmamasıdır. O nedenle, daha önceki uygulamamızda da ilkokul denilmesinin nedeni, çocuğun, bir alfabeyi tamamen öğrendikten sonra, din öğreniminde karşılaşabileceği ikinci alfabede sorunsuz ve iki alfabe arasında bocalamamasını sağlama anlayışı yatmaktadır.

Bu nedenle, bütün bu düzenlemeler, esasen şimdiye kadar yapılan düzenlemelerdir ve bugüne kadar herhangi bir zararı görülmediği gibi, bu uygulamanın sayısız faydaları olduğunu da, toplum, yaşayarak ve birebir aile bazında görmüştür. O nedenle, bunlar bugüne kadar 70 yıldır sorun olmadıysa, bundan sonra sorun olmasını da beklemek mümkün değildir.

Diyanet İşleri Başkanlığı, bu kanun tasarısıyla aldığı görevleri, esasen, şimdiye kadar yürütmektedir. Bu konuda, toplumsal ihtiyaca cevap veren boyutunda açıkları olduğunu hep beraber biliyoruz. O nedenle, Diyanet İşleri Başkanlığının, bu konudaki hizmetlerini, daha etkin ve verimli hale getirebilmesi için de, ilave olanakların oraya da verilmesinin uygun olması gayet doğaldır.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, 4 üncü madde üzerinde, 2’si Anayasaya aykırılık olmak üzere, toplam 8 adet önerge vardır. Anayasaya aykırılık önergelerinden yalnız 1’ini geliş sırasına göre işleme alacağım, diğer 6 önergeden 4’ünün işlemini yapacağım.

Şimdi, önergeleri geliş sırasına göre okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Halen görüşülmekte olan 376 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu İle İlgili Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 4 üncü maddesindeki “kanunî” kelimesinin “yasal” olarak değiştirilmesi için gereğini saygılarımla arz ederim.

Halil Çalık Yüksel Aksu Mahmut Erdir

Kocaeli Bursa Eskişehir

A. Ziya Aktaş Ali Günay Tahsin Boray Baycık

İstanbul Hatay Zonguldak

Çetin Bilgir Necati Albay

Kars Eskişehir

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 376 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun ile 24. 3. 1988 Tarihli ve 3418 sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 4 üncü maddesiyle 14. 6. 1973 tarih ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 12 nci maddesine eklenen ikinci fıkrasının “yukarıdaki fıkranın dışındaki din eğitimi ve öğretimi kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcilerinin talebine bağlıdır. Bu eğitim ve öğretim örgün ve yaygın eğitim kurumları içinde ve dışında Millî Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetiminde yapılır” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Ömer Vehbi Hatipoğlu Ömer Özyılmaz

Van Diyarbakır Erzurum

İsmail Kahraman Cemalettin Lafçı Avni Doğan

İstanbul Amasya Kahramanmaraş

Mikail Korkmaz Mustafa Ünaldı Abdüllatif Şener

Kırıkkale Konya Sıvas

Lütfü Esengün Fikret Karabekmez Sait Açba

Erzurum Malatya Afyon

Nurettin Kaldırımcı Cevat Ayhan Fethi Acar

Kayseri Sakarya Kastamonu

Lütfi Doğan Ahmet Doğan Ahmet Çelik

Gümüşhane Adıyaman Adıyaman

Ali Oğuz Bülent Arınç Bekir Sobacı

İstanbul Manisa Tokat

Abdullan Arslan Yakup Budak Sıtkı Cengil

Tokat Adana Adana

Celal Esin Hüseyin Olgun Akın Osman Yumakoğulları

Ağrı Ordu İstanbul

Mehmet Aykaç Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız

Çorum Giresun Mardin

Kemalettin Göktaş Zeki Ergezen Abdulhaluk Mutlu

Trabzon Bitlis Bitlis

Hüsamettin Korkutata Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan

Bingöl Bingöl Elazığ

Musa Okçu Ömer Naimi Barım Sabahattin Yıldız

Batman Elazığ Muş

Seyyit Haşim Haşimi Yakup Hatipoğlu Naci Terzi

Diyarbakır Diyarbakır Erzincan

Süleyman Metin Kalkan Mehmet Sılay Mustafa Köylü

Hatay Hatay Isparta

Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı Mehmet Ali Şahin

Gaziantep Gaziantep İstanbul

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu Mehmet Emin Aydın

Gaziantep İstanbul istanbul

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu Mehmet Emin Aydın Gaziantep İstanbul Siirt

Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş

Siirt Kilis

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ve Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının 4 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Recep Kırış Mehmet Ekici Hanefi Çelik

Kayseri Ankara Tokat

Nevzat Yanmaz Hasan Çağlayan Orhan Kavuncu

Sıvas Çorum Adana

Remzi Çetin Hüseyin Olgun Akın Bülent Arınç

Konya Ordu Manisa

Lütfi Yalman Fethullah Erbaş Abdullah Özbey

Konya Van Karaman

MADDE 4- 14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 12 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“İlköğretim ve ortaöğretim kurumlarında velileri tarafından istekte bulunulan öğrencilere yönelik olarak din kültürü ve ahlak öğretimi dersinin, din eğitimini de içerecek biçimde yürütülebilmesi için, Millî Eğitim Bakanlığınca Kur’an-ı Kerim ve Kur’an-ı Kerim meali dersine de yer verilecek şekilde ders ve müfredat programlarında lüzumlu düzenlemeler yapılır, okul idarelerince gerekli tedbirler alınır.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 376 sıra sayılı tasarının 4 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.

Tayyar Altıkulaç Fethullah Erbaş Yahya Uslu

İstanbul Van Manisa

Ahmet Tekdal Turhan Güven Sabri Güner

Ankara İçel Kars

Saffet Arıkan Bedük Musa Uzunkaya Necmettin Cevheri

Ankara Samsun Şanlıurfa

Köksal Toptan Ömer Ekinci Latif Öztek

Bartın Ankara Samsun

Ahmet Derin Ahmet Cemil Tunç Musa Demirci

Kütahya Elazığ Sıvas

Mustafa Bayram Şaban Şevli Tevhit Karakaya

Van Van Erzincan

Osman Hazer Muhammet Polat Alaattin Sever Aydın

Afyon Aydın Batman

Nezir Aydın Saffet Benli Arif Ahmet Denizolgun

Sakarya İçel Antalya

Hasan Dikici Mehmet Sıddık Altay Azmi Ateş

Kahramanmaraş Ağrı İstanbul

Zülfükar İzol Zülfikar Gazi Abdullah Örnek

Şanlıurfa Çorum Yozgat

Mehmet Aykaç Turhan Alçelik Hüseyin Yıldız

Çorum Giresun Mardin

Kemalettin Göktaş Abdulhaluk Mutlu Hüsamettin Korkutata

Trabzon Bitlis Bingöl

Kâzım Ataoğlu Hasan Belhan Ömer Naimi Barım

Bingöl Elazığ Elazığ

Sabahattin Yıldız Seyyit Haşim Haşimi Süleyman Metin Kalkan Muş Diyarbakır Hatay

Mehmet Sılay Nurettin Aktaş Mehmet Bedri İncetahtacı Hatay Gaziantep Gaziantep

Kahraman Emmioğlu Hüseyin Kansu Memet Emin Aydın

Gaziantep İstanbul Siirt

Ahmet Nurettin Aydın Mustafa Kemal Ateş Ersönmez Yarbay

Siirt Kilis Ankara

“Madde 4. – 14.6.1973 tarih ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 12 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir:

Din kültürü ve ahlak öğretimi, velileri tarafından yazılı istekte bulunulan öğrenciler için din eğitimi ve öğretimi olarak uygulanır. Kur’an kursları ise Diyanet İşleri Başkanlığının yönetim, denetim ve sorumluluğunda eğitim öğretimlerini sürdürür ve kurslar Millî Eğitim Bakanlığınca da denetlenir.”

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okunacak önerge Anayasaya aykırılık önergesidir. Okutup işleme koyacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 4 üncü maddesinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Önder Sav Oya Araslı Ali Rıza Bodur

Ankara İçel İzmir

Celal Topkan Mahmut Işık Ayhan Fırat

Adıyaman Sıvas Malatya

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLî EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın önerge sahipleri, gerekçeyi mi okuyalım?

ÖNDER SAV (Ankara) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçesini okutuyorum:

“Gerekçe:

Anayasanın 24 üncü maddesinde ifadesini bulan din ve vicdan özgürlüğü, herkese dilediği dini benimsemek, inançları doğrultusunda ibadet etmek, din öğrenmek ve öğretmek imkânlarını sağlamaktadır. Bu özgürlüğün hangi kural ve koşullara bağlı olduğu ise Anayasanın çeşitli maddelerinde gösterilmiştir.

Din ve ahlak eğitimi ve öğretimi konusundaki kuralları, Anayasanın 24 üncü ve 42 nci maddelerinde bulmak mümkündür.

Anayasanın 42 nci maddesinden her tür eğitim ve öğretimin:

a) Devlet denetim ve gözetimi altında,

b) Anayasaya uygun biçimde,

c) Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve esaslarına göre, yapılacağı anlaşılmaktadır.

Anayasamızın 24 üncü maddesinde ise din ve ahlak eğitim ve öğretimiyle ilgili ilkeler yer almıştır. 24 üncü maddeye göre, din ve ahlak eğitim ve öğretimi de, ancak devletin gözetim ve denetimi altında yapılabilecek; devlet, sadece ilk ve ortaöğretim kurumlarında zorunlu din kültürü ve ahlak öğretimi görevini yerine getirecektir.

Tasarının 4 üncü maddesinin, Diyanet İşleri Başkanlığına isteğe bağlı din eğitimi ve öğretimi görevini bırakması, kuşkusuz bu hükümlerle, özellikle Anayasanın 24 üncü maddesiyle çelişkili bir durum yaratmış; devlet, Anayasanın 24 üncü maddesinin öngördüğü ölçülerin dışında, belli bir dinin öğretim ve eğitim yükümlülüğü altına sokulmuştur.

Devletin bu şekilde, belli bir dinin öğretim ve eğitimiyle yükümlü kılınmasının Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen laiklik ilkesiyle de uyum sağlayamayacağı açıktır; çünkü, laik yapıdaki devletlerde, resmî bir din olamayacağı gibi, devlet herhangi bir dinin öğreticiliği görevini de üstlenemez.

Diğer taraftan, Anayasanın 136 ncı maddesinde “Diyanet İşleri Başkanlığı, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasî görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir” şeklinde ifadesini bulan hüküm, Diyanet İşleri Başkanlığına, laiklik ilkesiyle bağdaşmayacak görevler verilmesine imkân tanımamaktadır. 136 ncı maddede yer alan bu hükme rağmen, söz konusu tasarının 4 üncü maddesiyle, Diyanet İşleri Başkanlığına din öğretimi ve eğitimi görevinin bırakılması, Anayasanın 136 ncı maddesine de aykırı düşmektedir.

Bu nedenlerle, tasarının 4 üncü maddesinin, Anayasanın 2, 24 ve 136 ncı maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle, tasarı metninden çıkarılmasını önermek gereği doğmuştur.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Madde üzerindeki diğer önergeleri aykırılık sırasına göre okutup, işleme koyacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

1/620 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 4 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Recep Kırış (Kayseri) ve arkadaşları

Madde 4.- 14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 12 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

İlköğretim ve ortaöğretim kurumlarında, velileri tarafından istekte bulunulan öğrencilere yönelik olarak, din kültürü ve ahlak öğretimi dersinin din eğitimini de içerecek biçimde yürütülebilmesi için, Millî Eğitim Bakanlığınca Kur’anı Kerim ve Kur’anı Kerim meali derslerine de yer verecek şekilde ders ve müfredat programlarında lüzumlu düzenlemeler yapılır. Okul idarelerince gerekli tedbirler alınır.

BAŞKAN – Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

Önerge sahibi olarak, Sayın Hasan Çağlayan; buyurun. (BBP ve RP sıralarından alkışlar)

HASAN ÇAĞLAYAN (Çorum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hükümet, Plan ve Bütçe Komisyonuna 4 üncü maddeyi 12 nci maddeye ek bir fıkra olarak aşağıdaki şekilde getirmiştir. Bu madde, Genel Kurula, Plan ve Bütçe Komisyonuna geldiği şekliyle gelmemiştir. Plan ve Bütçe Komisyonuna “...din eğitimi ve öğretimi veya Kur’an kursları, hafızlık eğitimi, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin istemine bağlıdır. Bu kurslar ve eğitim, örgün eğitim kurumları dışında, Diyanet İşleri Başkanlığınca verilir ve Millî Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetimine bağlıdır...” şeklinde gelmiştir.

Bu maddeye, CHP şiddetle karşı çıkmış; Hükümet de, CHP’nin hoşuna gideceğini zannederek, Plan ve Bütçe Komisyonunda bu madde üzerinde şöyle bir değişiklik yapmıştır. Bu maddeye, ancak “tatillerde” ve yine ancak “beşinci sınıfı bitirenlere verileceği” ibarelerini ekleyerek, Genel Kurula indirmiştir.

Bu madde, din eğitimi ve öğretimine hürriyet getirmiyor, aksine, inandıklarını öğrenmek isteyenlerin bu hakkını da elinden alıyor.

Değerli milletvekilleri, 1984 tarih ve 38 nolu genelgeyle, Diyanet İşleri Başkanlığı, bu eğitim ve öğretimi, yaş, zaman, yer zorlaması uygulamadan, bugüne kadar yapıyordu; yani, bu din eğitimi, Diyanet İşleri Başkanlığınca herhangi bir kısıtlamadan uzak bir şekilde bugüne kadar uygulanır bir vaziyette gelmişti; ama, şimdi, eğer, 4 üncü madde, Meclisten, bu şekliyle geçerse, çocuklarımız, 12 yaşını bitirinceye kadar dinlerini Millî Eğitim marifetiyle öğrenemeyecekler, Diyanet marifetiyle öğrenemeyecekler. Peki, öğrenseler ne olur; ne zararı var; neden çocuklarımızın inançlarını öğrenmeleri birilerini rahatsız ediyor?

Değerli milletvekilleri, 4 üncü madde bu şekliyle de kalmıyor; çünkü, bu haliyle Anayasaya aykırı olduğu, Anayasa Mahkemesine başvurulacağı, Cumhuriyet Halk Partisince daha önce açıklanmış ve bildirilmişti. Bu, danışıklı bir dövüştür; Anavatan Partisi, bu şekliyle, Anayasa aykırı olduğunu bile bile, bu konuyu Meclise getirmiştir. Bu madde, kanunlaşsa bile Cumhuriyet Halk Partisi, Anayasa Mahkemesine başvuracak ve madde iptal edilecektir. Böylece, Cumhuriyet Halk Partisi, kahraman edasıyla, tabanına mesajını vermiş olacak. Anavatan Partisi ise, gerçek niyetini gizleyerek “ne yapalım, biz vatandaşın din eğitimini yapmasını istedik; ama, Cumhuriyet Halk Partisi, maddeyi iptal ettirdi” diyerek, halkı kandırmaya çalışacaktır; ama, artık, Türk Milleti böyle basit aldatmalara kanmayacaktır. (RP sıralarından alkışlar) Çünkü, biliyor ki, hazırlanan mevcut taslak, Tevhidi Tedrisata ve okulların ve okulların birleştirilmesi hususuna aykırıdır. Anavatan Partisinin bunu bilmemesi mümkün değil.

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – Anavatan kadar taş düşsün başına.

HASAN ÇAĞLAYAN (Devamla) – Sizin de... Meclis kadar taş düşsün sizin başınıza da...

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen karşılıklı konuşmayalım... Sayın Akarcalı, lütfen...

Buyurun Sayın Çağlayan.

HASAN ÇAĞLAYAN (Devamla) – Sonuç olarak, Millî Eğitim Temel Kanunuyla ilgili olarak şunu söylemek istiyorum.

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – Anavatan Partisinin oylarıyla geldiniz buraya.

BAŞKAN – Sayın Akarcalı, lütfen müdahale etmeyelim.

Sayın Çağlayan, bir dakika içerisinde lütfen tamamlayalım.

HASAN ÇAĞLAYAN (Devamla) – İmam-hatip okulları ve Kur’an kurslarını kapatmak için, bu milletin geleceğini nasıl karartırsınız? Millî eğitimimizi mahvettiğinizin farkında mısınız? Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın bütün yeteneklerini öldüren yanlış bir uygulamayla, üstün zekâlı-geri zekâlı çocukları ayırmadan, tek tip, emir eri ve köle yetiştirmeye yönelik bu sistem yanlıştır. (BBP ve RP sıralarından alkışlar)

Milletvekilleri hür iradelerini her zaman ortaya koyabilmelidirler. Vicdanına ve inandıklarına ters gelen konularda parti taassubunu ve liderlerini aşabilmelidirler. İşte, bu konuda düşündüklerini -sağ olsun, sol olsun- dürüstçe ortaya koyanlara selam olsun diyor; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BBP ve RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çağlayan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 376 sıra sayılı tasarının 4 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.

Tayyar Altıkulaç ve arkadaşları

Madde 4:

14.6.1973 tarih ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 12 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

Din kültürü ve ahlak öğretimi, velileri tarafından yazılı istekte bulunulan öğrenciler için, din eğitimi ve öğretimi olarak uygulanır. Kur’an kursları ise, Diyanet İşleri Başkanlığının yönetim, denetim ve sorumluluğunda eğitim - öğretimlerini sürdürür ve bu kurslar Millî Eğitim Bakanlığınca da denetlenir.

BAŞKAN – Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

Önerge sahibi olarak Sayın Altıkulaç; buyurun. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)

TAYYAR ALTIKULAÇ (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 4 üncü maddenin müzakereleri sırasında, Doğru Yol Partisi Grubu adına yaptığımız konuşmada da ifade ettiğimiz gibi, biz, tasarının bu 4 üncü maddesini Anayasaya aykırı buluyoruz.

Anayasaya aykırılık konusunda, Cumhuriyet Halk Partisi gibi düşünmekle birlikte, aykırılık gerekçemizin farklı olduğunu belirtmek istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi, Diyanet işleri Başkanlığının din eğitimi görevi üstlenemeyeceği açısından olaya yaklaşıyor ve 4 üncü maddenin Anayasaya aykırılığını iddia ediyor. Biz, buna katılmadığımızı, daha önce de ifade ettik,

Tasarıdaki 4 üncü madde, Plan ve Bütçe Komisyonundan geçiş biçimiyle, din eğitimini, ilköğretim okulunun beşinci sınıfıyla sınırlandırmaktadır; yani, Anayasanın getirmediği bir sınırlamayı, Plan ve Bütçe komisyonundan geçen metinle getirmiş olmaktayız. Bu itibarla, bu madde, bu şekliyle kabul edildiği takdirde -kesin anlayışımız odur ki- Anayasaya aykırı olacaktır.

Bu nedenle, biz, Anayasaya uygunluğu açısından tereddüdümüz bulunmayan bir çözümü Yüce Meclise sunmuş oluyoruz. Umarız ki, Cumhuriyet Halk Partisiyle de -biraz önceki metin üzerinde, Anayasaya aykırılık konusunda anlaştığımız gibi- bu önerimizin Anayasaya uygunluğu konusunda da bir mutabakat sağlamış ve önerimizin kabul edilmesini temin etmiş olacağız.

Önerimiz, Anayasanın 24 üncü maddesinde öngörülen, zorunlu, din kültürü ve ahlak öğretimi dersinin, velileri tarafından istekte bulunulan öğrenciler için, din eğitimi ve öğretimi olarak uygulanmasını, anlaşılmasını öngörmektedir. Anayasa diyor ki “din kültürü ve ahlak öğretimi zorunlu olarak verilir.” Buraya kadar anlaşıyoruz. Yine, Anayasa diyor ki “bunun dışındaki din eğitimi, küçüklerin kanunî temsilcilerinin isteği üzerine yerine getirilir.” Biz, işte, Anayasanın bu hükmü uyarınca, velileri tarafından istekte bulunulan öğrenciler için, örgün eğitim kurumları içerisinde, bu, din öğretimi dersinin, din eğitimi olarak uygulanmasını öneriyoruz; bunun, Anayasanın ruhuna ve lafzına uygun bir öneri olduğu anlayışındayız. Sanıyorum, Cumhuriyet Halk Partisi de bu anlayışımızı paylaşacak ve umarım ki, Anavatan Partili ve Demokratik Sol Partili milletvekilleri de bu öneriyi paylaşacak ve Anayasaya uygunluğunda hiç şüphemiz bulunmayan bu metnin yasalaşması durumunda, eğitimimiz, din eğitimimiz, gerçekçi bir kimlik kazanmış olacaktır. Aksi takdirde, tasarının bu şekliyle kanunlaşması halinde, biraz önce arz ettiğim gibi, evvela, Diyanet İşleri Başkanlığının, bu sorumluluğu, mevcut personel ve diğer fizik imkânlarıyla yerine getirmesi mümkün değildir. Diyanet İşleri Başkanlığının, pedagojik formasyona sahip, yüksek tahsil mezunu Kur’an kursu öğretici sayısı beşyüzün bile altındadır.

Anlamakta güçlük çektiğimiz nokta şudur: Gerek Hükümet ve gerekse Cumhuriyet Halk Partisi, acaba, neden, bu din eğitimi konusunun, örgün eğitim içerisinde, pedagojik formasyona sahip öğretmenler marifetiyle, sağlıklı bir ortamda yerine getirilmesine karşıdırlar; gerçekten, bunu anlamakta cidden güçlük çekiyoruz.

Bu itibarla, önerimizin Yüce Meclis tarafından ilgi görmesini, kabul görmesini diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Altıkulaç.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. (DYP ve RP sıralarından “Say” sesleri) Hiçbir tereddüt yok; Divanın hiçbir tereddütü yoktur.

Sayın Halil Çalık ve arkadaşları tarafından verilen önerge geri çekilmiştir.

Son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 376 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun ile 24.3.1988 tarihli ve 3418 sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitim Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun Tasarısının çerçeve 4 üncü maddesiyle, 14.6.1973 tarih ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 12 nci maddesine eklenen ikinci fıkrasının “yukarıdaki fıkranın dışındaki din eğitimi ve öğretimi, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcilerinin talebine bağlıdır. Bu eğitim ve öğretim, örgün ve yaygın eğitim kurumları içinde ve dışında Millî Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetiminde yapılır” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon, katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun)– Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge sahibi olarak, Sayın Uzunkaya; buyurun efendim. (RP sıralarından alkışlar)

MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitim yasasının, 12 nci maddesini değiştiren ve buraya değiştirilmiş şekliyle gelen 4 üncü maddesiyle ilgili, bizim de imzamız bulunan önergem üzerinde, kişisel olarak söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, sizleri ve mübarek cumadan sonra, acaba, Türkiye Büyük Millet Meclisimiz, Kur’an hakkında, din hakkında ve din eğitimi hakkında hayırlı bir karar verecek mi diye sabırsızlıkla şu anda ekranları gözleyen tüm ulus insanlarını saygıyla selamlıyor; özellikle son günlerde, memleketimizin muhtelif yerlerinde meydana gelen tabiî afetlerden zarar gören vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyor, ölenlere de rahmet niyazıyla hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, bilindiği üzere, bugün, ülkemizde, bütün insanların gözü şu anda Parlamentoyu izliyor. Kimilerine göre devrim, kimilerine göre asrın en büyük yeniliği; ama, birkısım solcu partilerin ifadesine göre yetmiş yılın devrimi veya kendi anlayışlarına göre intikamı mahiyetinde olan bu tasarıda, nelerin getirilip nelerin götürüldüğünü, aziz milletimizden 3’er dakikalık konuşma hakkıyla sağlama imkânınız yoktur, saklama hakkınız da yoktur. Bakınız, az önce bir maddeyi, bir önergeyi reddettiniz; bunu millet fark etmiyor. Ortaöğrenimde isteyen çocuğa İngilizce, isteyen çocuğa seçmeli olarak jimnastik veya beden eğitimi, isteyen çocuğa Kur’anı Kerim dersi talep eden Hasan Çağlayan ve arkadaşlarının teklifini, bizim de imzamız olan bu önergeyi reddettiniz; yani, şu milletin evlatlarına, seçmeli hakkı olarak Kur’an öğretimini yasaklamak bir tarafa, işte, bugüne kadar, Diyanet İşleri Başkanlığının, 633 Sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanununun 1 inci maddesine müsned gece yaz kursları ve tabiî öğretim içerisinde kurslarını da yasaklayan korkunç bir dayatma maddesiyle Meclisi karşı karşıya getirdiniz. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bugünkü sıkıntı; eğer, bir kısımların iddia ettikleri ve zannettikleri gibi “din öğrenilirse birkısım insanlar siyasal tercihini değiştirirse, değiştirir” diye endişeniz varsa, bu endişeye gerek yok. Bu endişe sadece Türkiye’nin endişesi olsa gam değil dersiniz; ama, dünya bu istikamete gidiyor. Dünya ve çağı tersine okumanız da mümkün değil. İngiltere, eğitimde reform, değişiklik yasası getiriyor ve değişiklik yasasının temelinde millî kimliği korumak, dinî olgunluğa ulaştırmak ve demokratik düşünceye sahip insanlar yetiştirmeyi amaçlıyor. İşte, bugünkü Milliyet Gazetesinde yayımlanan Amerika’daki eğitim ve din anlayışındaki reformu yine bugün görüyorsunuz; dinî kıyafetleriyle, dinî tercihleriyle insanlar dairelerine rahatlıkla girecekler.

Değerli arkadaşlar, gelin, insafla bakalım. Bakın, şu Meclisi, bütün dünya, Türkiye izliyor; tarihî bir karar alma noktasındayız; tercihlerimizi yanlış istikamette yapmayalım. Dine yöneliş, asrın, 2000’li yılların tabiî sonucu ve tabiî beklentisidir. Bakınız, insanların, Türkiye’de yüzde 64’ü, Batı Avrupa’da yüzde 24’ü, Doğu Avrupa ve Rusya’da yüzde 58’i, Kuzey Amerika’da yüzde 41’i, Latin Amerika’da yüzde 57’si, Asya Pasifik’te yüzde 52’si, Afrika ve Ortadoğu’da yüzde 79’u dinî yönelişin 2000’li yıllarda kaçınılmaz olduğu gerçeğini kabul ediyor. Bozulmuş Rusya’da bile dinin topluma sağlayacağı faydaya inananların sayısı yüzde 58’dir.

Değerli arkadaşlar, hadise böyle olunca, siz, hâlâ, kendi vehminizle -af buyurun, bağışlayınız; derler ki, kedi yavrusunu yiyeceği zaman fareye benzetirmiş- imam-hatibi yemek için, onu, önce bir partinin arka bahçesi diye suçladınız, sonra da idam sehpasına çekmek istiyorsunuz. Aynı duruma Kur’an kurslarını da getiriyorsunuz. Hafızlık müessesesini öldürüyorsunuz ve bugün, yetişen 52 bin hafız, Diyanette belli seviyelerde hizmet veriyor. Allahaşkına soruyorum; yarın sesi, edası, sedası güzel kaç tane imam bulacaksınız camilerde? “Ezanları güzel okusunlar” diyorsunuz, güzel ezan okuyanları güzel sanatlar akademisinde mi yetiştireceksiniz? Soruyorum Allahaşkına!.. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Uzunkaya, lütfen 1 dakika içinde toparlayın.

MUSA UZUNKAYA (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, evet, Kur’an kurslarını, imam-hatipleri açanlar, onları bir partinin arka bahçesi yapamaz. Bu yanlışı, bu vehmi siz uydurdunuz. Evet, bizim bir arka bahçemiz var. Açık olarak söylüyorum; bizim bundan sonra, hele bu yasayı çıkardıktan sonra, arka bahçemiz, Anavatan Partisidir; çünkü, tümüyle beraber Anadolu’daki ANAP’lılar bize iltihak edecekler; bunu göreceksiniz. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Sayın Mesut Yılmaz, Sayın Başbakanım, memleketinizde siz de göreceksiniz, getirdiğiniz inzibatî tedbirlerle, Karadeniz’deki görevlendirdiğiniz insanlarla aynı yörede sağladığınızı zannettiğiniz güveni, Türkiye’de sağlayacağınızı zannetmeyiniz. Sürmene’de bile gelip konuşamadınız siz. Niye konuşamadınız; çünkü, Sürmene halkı, Trabzonlu ve benim sevdiğim hemşerilerim Rizeliler, artık, sizi, bir hemşeri olmaktan da belki üzüntüyle seyrediyor ve bu halinizi hayretle takip ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Palavra atıyorsun!.. Palavra...

BAŞKAN – Sayın Uzunkaya, teşekkür ediyorum.

MUSA UZUNKAYA (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu maddenin hayırla sonuçlanmasını temenni ediyor; hepinize saygılar sunuyorum. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Uzunkaya, teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler.... Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, şimdi, maddeyi oylayacağım; ancak, bir açık oylama talebi vardır. Açık oylama talebinde imza sahibi sayın milletvekillerini arayacağım.

Sayın Oya Araslı?.. Burada.

Sayın Önder Sav?.. Burada.

Sayın Fatih Atay?.. Burada.

Sayın Ali Şahin?.. Burada.

Sayın İsmet Atalay?.. Burada.

Sayın Birgen Keleş?.. Burada.

Sayın Nihat Matkap?.. Burada.

Sayın Mehmet Moğultay?.. Burada.

Sayın Ali Topuz?.. Burada.

Sayın Ahmet Küçük?.. Burada.

Sayın Yusuf Öztop?.. Burada.

Sayın Atilâ Sav?.. Burada.

Sayın Metin Arifağaoğlu?.. Burada.

Sayın Nezir Büyükcengiz?.. Burada.

Sayın Celal Topkan?.. Burada.

Sayın Zeki Çakıroğlu?.. Burada.

Sayın Önder Kırlı?.. Burada.

Sayın Adnan Keskin?.. Burada.

Sayın Altan Öymen?.. Burada.

Sayın Ali Haydar Şahin?.. Burada.

Açık oylamanın şeklini belirlemek için Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kupalar sıralar arasında dolaştırılsın.

(Oylar toplandı)

BAŞKAN – Açık oylamada burada bulunup da oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.

Oy verme işlemi bitmiştir.

Kupalar kaldırılsın.

(Oyların ayırımı yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun Tasarısının 4 üncü maddesinin açık oylamasının sonuçlarını açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı : 518

Kabul : 214

Ret : 300

Çekimser : 1

Mükerrer : 3

Madde reddedilmiştir.

5 inci maddeyi 4 üncü madde olarak okutuyorum:

MADDE 4. – 14.6.1973 tarih ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 23 üncü maddesine aşağıdaki 3 numaralı bent, fıkra eklenmiştir.

“3. İlköğretimin son ders yılının ikinci yarısında öğrencilere, ortaöğretimde devam edilebilecek okul ve programların hangi mesleklerin yolunu açabileceği ve bu mesleklerin kendilerine sağlayacağı yaşam standardı konusunda tanıtıcı bilgiler vermek üzere rehberlik servislerince gerekli çalışmalar yapılır.”

BAŞKAN – Madde üzerinde grupları adına, henüz bir söz talebi gelmemiştir.

Şahısları adına söz alan sayın milletvekillerini okuyorum: Sıtkı Cengil, Ahmet Doğan, Mehmet Ali Şahin, Suat Pamukçu, Orhan Kavuncu, Sıddık Altay, Mehmet Ekinci, Ahmet Arif Denizolgun, Musa Okçu, Mustafa Yünlüoğlu, Altan Karapaşaoğlu, Hasan Çağlayan, Zülfikar Gazi, Aslan Polat, Ömer Özyılmaz, Necati Albay, Bedri İncetahtacı, Süleyman Metin Kalkan, Mehmet Sılay, Mustafa Köylü, Mehmet Emin Aydınbaş, Ekrem Erdem, Yusuf Pamuk, Osman Yumakoğulları, Hasan Dikici, Hayrettin Dilekcan, Abdullah Özbey, Zeki Ünal, Selahattin Beyribey, Memduh Büyükkılıç, Recep Kırış, Mikail Korkmaz, Veysel Candan, Ahmet Derin, Yaşar Canbay, Hüseyin Yıldız, Sebahattin Yıldız, Salih Katırcıoğlu, Hasan Öz, Nezir Aydın, Cevat Ayhan, Latif Öztek, Mehmet Aydın, Mahmut Işık, Nevzat Yanmaz, Muhsin Yazıcıoğlu, Hanefi Çelik, İsmail İlhan Sungur, Fethullah Erbaş, Abdullah Örnek, İsmail Durak Ünlü, Necmettin Aydın, Rıza Güneri, Süleyman Hatinoğlu, İsmail Köse.

Sayın Güney, Anavatan Partisi Grubu adına söz talebi mi var efendim?

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Grubumuz adına Sayın Yıldırım Aktürk konuşacaklar efendim.

BAŞKAN – Anavatan Partisi Grubu adına, Sayın Yıldırım Aktürk, buyurun efendim.

ANAP GRUBU ADINA YILDIRIM AKTÜRK (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Muhterem milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum. 5 inci madde üzerinde Anavatan Partisinin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Aslında, burada yazıldığı şekliyle 5 inci madde, bir anlamda basit bir rehberlik, yönlendirme maddesi. Sekizinci sınıfın ikinci yarısında, formal bir ders saatinde değil, belki bir okulun koridorunda, bir odasında, talebeleri mülakata alıp, nasıl performans gösterdilerse, ileride siz bir miktar şöyle bir şey okuyun diye yönlendirmekten ibaret.

Biz, Komisyonda da görüş olarak, bunun, bu haliyle çok eksik bir düzenleme olduğunu; çünkü, Millî Eğitim Komisyonunda da ifade edildiği gibi, gerek Yedinci Beş Yıllık Planımızda gerek yıllık programımızda gerekse 15 inci Eğitim Şûrasındaki kararlar açısından, 6, 7 ve 8 inci sınıflarda bir miktar tercihe bağlı ders sisteminin getirilmesi ve böylece, özellikle ilköğretim diploması almış çocuklarımızın daha fazla okuma imkânı yok ise, hayata hazırlanması açısından, Millî Eğitim Temel Kanununda görevini yerine getirmesini vurguladık.

Şöyle ki: 100 talebeden ilköğretim diplomasını alanlardan sadece 54’ü liseye gidecek, 46’sı bir daha eğitim yüzü görmeyecek. Halbuki, çok yoğun tartışmalarda bile hep Avrupa’dan, OECD ülkelerinden misaller verildi, 8 yıl tek tip eğitim, ondan sonra yönlendirme olur; ama, benim altını çizerek arz etmek istediğim birinci husus, yönlendirme fırsatı olmayacak talebelerin yarısına; çünkü, onlar hayata atılıyorlar.

Onun için, Anavatan Partisi gibi, meselenin pratiğini düşünen, sadece kâğıt üzerinde kalması yönünde değil, ciddî olarak uygulamasında da tecrübesi olan ve iktidarı döneminde bunun güzel örneklerini sergilemiş olan bir parti olarak, burada da fiilî durum nedir ona bakıyoruz ve özellikle ara insangücü açısından, ilköğretimin son sınıflarının talebeyi teçhiz edecek şekilde güçlendirilmesini düşünüyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında, bilahara bir önergemiz olacak, bu maddeyi bir paragrafla güçlendirerek bu amaca dönük bir şeyler yapma çabası içinde olduk; ama, o önerge geldiğinde de işaret etmek istiyorum, varsıyımımız, 4 üncü maddenin muhafaza edildiği şeklinde olduğu için, o önergemizle lafız olarak, sözler olarak. Öte yandan, öğrencilere becerilerini ve yeteneklerini belirleme ve geliştirme olanakları, din eğitimi ve öğretimi dışında ek derslerle ve programlarla sağlanabilir. Ancak, bu dersler ve programlar ilköğretimin gereği olan esas dersleri aksatmayacak ve öğrencilerde zihinsel veya bedensel yorgunluğa neden olmayacak ölçüler içinde tutulacaktır demiştik. Komisyonumuzda da geniş tartışmalar yaptık. Şu anda da 30 saatin içinde 2 saat, Talim Terbiye Kurulunun düzenlediği bir liste içinden talebelerin ders seçme hakkı var tercihî olarak. Bunu zenginleştirerek, özellikle turizm bölgelerinde, bir miktar turizme dönük ders konması, tarım bölgelerinde tarıma yönelik bir şeyler okutulması çocuklarımıza, hatta bazı bölgelerimizde kız çocuklarımıza el sanatlarına yönelik, mesela halıcılığa yönelik bir şeyler konmasının yararlı olacağını, bu yapıldığı takdirde, çocuklarımızın bu diplomayla, ilköğretim diplomasıyla, çalışmaya kısmen hazır ara insangücü vasıflarını kazanacağını düşünüyoruz.

Lisan konusu, özellikle yabancı dil konusu, 1980’den beri ANAP’ın uyguladığı ve dışa açılma siyaseti çerçevesinde bugün vazgeçilmez bir unsur oldu. Eğer eğitim sistemimiz bir tek şey kazandırıyor çocuğumuza dersek Türkçe okuma yazmanın dışında, lisan dememiz lazım. Bunda da çok yaygın güzel uygulamamız var; anadolu liseleri, kolejler, giderek yoğun bir şekilde -bir arz talep dengesiyle- lisan öğrenme ihtiyacına karşı cevap verecek şekilde eğitim sistemimiz yönleniyordu; ancak, bugün geldiğimiz noktada, işte bu tip güzel müesseselerin orta kısımlarını kapatıp, ortaokulları tek tip ilköğretim müesseseleri içerisine aldığımızda, bir endişemiz, bu lisan kabiliyetini kaybetmek yönünde. Sayın Başbakanımızın ileri bir hedef olarak vurguladığı, mümkünse, liseyi bitirmiş bir çocuğumuza ikinci bir lisan bile kazandıralım; ama, şahsî görüşüm olarak, bunun güzel bir hedef olduğu, mutlaka yakalanması gerektiği; ama, işin pratiğinden, buradan o hedefe varıncaya kadar da yaklaşımlarımızda gerçekçi kalmamız. Mesela, çıraklık eğitimini köreltmeden ilköğretimi 8 yıla çıkarabilseydik, mesela bazı meslek dallarındaki, şu anda sanat okullarındaki eğitimden feragat etmeseydik; ama, eğer onlardan feragat ediyorsak, o zaman, burada getirmek istediğimiz, arz etmek istediğimiz çözüm de yine bu tip yaklaşıma bir cevap verelim arzu ettik; fakat, benim şahsen, şu anda bir miktar değil, epeyce kafam karıştı. 4 üncü maddenin çekilerek bir boşluk oluşmasıyla, bu sistemin bir noktada büyük bir dilimini burada muallakta, bir soru işaretiyle karşı karşıya bırakıyoruz. O zaman, gerisini düzenlemek açısından da ciddî şeyler olacak. Onun için, bu konuşmamı daha evvelden düşünürken, düzenlerken, 4 üncü madde, Hükümetin getirdiği ve ondan sonra da Komisyonumuzda belki zaman baskısıyla da yüzde yüz tatmin edici olmasa bile, düşüncelere epey yaklaşan, ortak bir akıl olarak ürettiğimiz metinden, şimdi, bir oylamayla feragat edildi.

Bu, bizi, dinî eğitim sistemimiz açısından bir boşlukta bırakıyor. Konu bu değil, bu madde sadece rehberlik ve yönlendirme; ama, yönlendirmenin bir parçası da din eğitimidir diye düşünürsek, âcizane, onun da mutlaka düzenlenmesi, hatta eşzamanlı, beraber düzenlenmesi söz konusu olmalıydı.

T. RIZA GÜNERİ (Konya) – Herhangi bir kısıtlama olmadan, din eğitimini serbestçe alacağı bir düzenleme getirin, destekleyelim Sayın Aktürk.

BAŞKAN – Karşılıklı konuşmayalım Sayın Güneri, lütfen...

YILDIRIM AKTÜRK (Devamla) – Muhterem arkadaşlarım, iki gündür buradaki çok yoğun bir çalışma ortamında ve komisyondaki -oradaki havayı teneffüs edenler de bilirler- 95 saat gibi yoğun bir ortamda, çok tempolu bir şekilde bir şeyler yapma gayretimiz oldu; ama, aldığımız netice konusunda, özellikle 4 üncü maddenin buradaki bu radikal değişimi, zannediyorum, hepimizi, kısa da olsa, bir ölçüde şoka soktu. Şimdi, durumu tekrar tezekkür etmek söz konusu olsa gerek; ama, ben, tekrar bu maddeyle ilgili görüşlerime ve Anavatan Partisinin görüşlerine işaret etmek istiyorum.

Anavatan Partisi, kuvvetli bir tatbikat yapmış, özellikle çıraklık müessesini eğitim sistemimiz içinde güçlü bir Alman sistemi olarak memleketimize kazandırmış ve KOBİ’ler için, orta büyüklükteki müesseseler için ara insangücünün ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Bir lisan eğitiminin ne kadar önemli olduğunun -özellikle bankacılık, sigortacılık, finans sektöründe, pazarlama sektöründe, turizm sektöründe, otelcilik, işletmecilik gibi- bilinci içinde, burada da o hedefe yaklaşacak bir önergeyi geliştirerek karşınıza çıkmaya gayret ettim.

Sözlerimi burada toparlıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aktürk.

MAHMUT YILBAŞ (Van) – Sayın Başkan, Grubum adına söz istiyorum.

BAŞKAN – Demokrat Türkiye Partisi Grubu adına, Sayın Mahmut Yılbaş.

Buyurun Sayın Yılbaş.

DTP GRUBU ADINA MAHMUT YILBAŞ (Van) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz yasa tasarısının 5 inci maddesiyle ilgili Demokrat Türkiye Partisi Meclis Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Yasanın 23 üncü maddesine baktığımızda, ilk iki fıkrada, ilköğretimin amaç ve görevleri sıralanmış durumdadır. Birinci fıkrasında “her Türk çocuğuna iyi bir vatandaş olmak için gerekli temel bilgi, beceri, davranış ve alışkanlıkları kazandırmak; onu millî ahlak anlayışına uygun olarak yetiştirmek” ve ikinci fıkrasında ise “her Türk çocuğunu ilgi, istidat ve kabiliyetleri yönünden yetiştirerek hayata ve üst öğrenime hazırlamaktır” denilmektedir.

Benim inancıma göre, anlayışıma göre, bu haliyle, ilk iki fıkrada rehberlik konusunda hükümler getirilmiş durumdadır; bu haliyle ilave üçüncü bir fıkraya ihtiyaç yoktur; çünkü, üçüncü fıkra, yönetmelik mevzuu olabilecek bir düzenleme halindedir.

Ancak, değerli arkadaşlarım, 5 inci maddeyi de vesile kabul ederek, biraz önce Yüce Meclisimizce reddedilmiş olan 4 üncü maddeyle ilgili düşüncelerimi arz etmek istiyorum.

Türk siyaseti, maalesef, biraz evvel yaşandığı gibi, zaman zaman, mantıktan ve düşünceden fevkalade uzak oluşum içerisine giriyor. Türkiye, son bir iki aydır, Kur’an kursları kapatılacak ve imam-hatip liseleri kapatılacak şeklinde, kamplaşmaya gidecek tarzda büyük bir tartışma içerisindedir. Bunu dikkate aldığımızda, hiç olmazsa 4 üncü maddeyle, çocuklarımıza ilkokul 5 inci sınıftan itibaren din eğitimi verme imkânı sağlanmış bulunuyordu. Bir deyim vardır: “Pire için yorgan yakma...”

Değerli arkadaşlarım, inanınız ki, şu anda, ruhen ve vicdanen o kadar mustaribim ki, bunu tarif etmek mümkün değil. Evet, ilk günden beri bu yasa tasarısı Yüce Mecliste görüşülürken, Demokrat Türkiye Partisi olarak, aklın gereği olan, işin özünün gereği olan bir yakınlaşma isteğini sürekli olarak dile getirdik ve bunun için, Yüce Mecliste bulunan değişik siyasî partilere çağrıda bulunduk ve en az muhalefet partileri kadar yasa tasarısının ilgili hükümleri konusunda gördüğümüz noksanlıkları, eksiklikleri, hataları dile getirmeye çalıştık; yani, iktidarın bir ortağı olarak, doğrudan doğruya tasarıyla olduğu gibi sahiplenmek gibi bir görüş içerisinde olmadık; ama, şimdi görüyorum ki, demek ki, muhalefet olmak veya iktidarda bulunmak, akıl veya bilgiden uzak kalmak gibi bir anlama geliyor.

Şimdi, nasıl, hepimiz halkın içerisine girip de, bu reddettiğimiz 4 üncü maddeyi niçin reddetmiş olduğumuzu anlatabileceğiz ve izah edebileceğiz?!. Temennim ve dileğim ve önerimiz... (RP sıralarından gürültüler)

İSMAİL YILMAZ (izmir) – Siz imam-hatiplerin orta kısmını kapatmanızı nasıl izah edeceksiniz, önce onu izah edin.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, sayın hatibi sükûnetle dinleyelim.

Buyurun Sayın Yılbaş.

MAHMUT YILBAŞ (Devamla) – Değerli arkadaşım, sevgili kardeşim...

BAŞKAN – Sayın Yılbaş, lütfen, Genel Kurula hitap edelim.

T. RIZA GÜNERİ (Konya) –Sayın Yılbaş, tümüyle geri çekin.

BAŞKAN – Sayın Güneri, lütfen...

MAHMUT YILBAŞ (Devamla) – Sayın Yüce Meclisimiz, anlattığım nedenlerle, burada arza çalıştığım, açıklamaya çalıştığım nedenlerle, eğer Hükümet ve Komisyon olarak, 5 inci maddeyle eklenen üçüncü fıkra, İçtüzüğümüzün 88 inci maddesi uyarınca geri alınmak suretiyle, biraz önce reddedilmiş olan 4 üncü maddeden kaynaklanan eksikliği içerecek şekilde yeniden düzenlenirse, 4 üncü maddenin getirmiş olduğu boşluğu da gidermiş olabileceğiz.

Teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yılbaş.

Gruplar adına başka söz talebi var mı efendim?

OYA ARASLI (İçel) – Sayın Başkan, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Altan Öymen konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Öymen, buyurun.

CHP GRUBU ADINA ALTAN ÖYMEN (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın arkadaşlarım; görüştüğümüz madde, yönlendirmeyle ilgilidir: Yönlendirme, ilköğretim okullarının sekizinci sınıfının ikinci yarısında yapılacaktır. Bu, yasa tasarısının mantığına uygundur. Bu maddeyi biz destekliyoruz.

Şimdi, yalnız, arkadaşlarımız burada, 4 üncü maddenin reddedilmesinden dolayı, 5 inci maddeye yeni değişiklikler getirilmesi gerektiğini söylediler. Bizce, böyle bir şey gerekli değildir; kanun tasarısının, kendi içerisinde bir sistemi vardır. Zaten, bizim 4 üncü maddeye baştan beri itirazımız da şudur: Komisyonda da anlatıttık, burada da anlattık; bu kanun tasarısı, bir temel eğitim kanun tasarısıdır. Din öğretimi, Diyanet İşleri Başkanlığına verildiği takdirde, Diyanet İşleri Başkanlığını da kapsayan yeni bir çalışma yapılmasını gerektirir. Burada, en tipik misaliyle size söyleyeyim; eğer 4 üncü madde kabul edilmiş olsaydı, biz, Diyanet İşleri Başkanlığına yeni bir görev vermiş olacaktık. Oysa, Anayasanın 136 ncı maddesi “Diyanet İşleri Başkanlığı, kendi özel kanununda belirtilen görevleri yerine getirir” diyor; “başka kanunlarda belirtilen görevleri yerine getirir” demiyor. Bu, o anlamıyla, Anayasaya da aykırı olacaktı; ayrıca, bu, yeni din öğretiminin teşkilatlanması açısından tam bir boşluk, kargaşa meydana getirecekti.

Şimdi, daha önce konuşan Anavatan Partili arkadaşım ve Demokrat Türkiye Partisinden arkadaşım, neden endişe ediyorlar? Bu 4 üncü maddenin reddedilmesi, Türkiye’de din eğitiminin geri gitmesi mi demektir? Din eğitimi derken, Anayasada, malum -daha önceki konuşmamda da anlattım- iki tip din eğitimi var; birinci din eğitimi, zorunlu olan din eğitimidir, öğretimidir; bugün bütün okullarda 4 üncü, 5 inci sınıftan başlayarak 8 inci sınıfın sonuna kadar uygulanmaktadır ve bunun kitapları, çok defa -Komisyonda da görüşülmüş, konuşulmuştur- bu dersleri okuyan Türk vatandaşları, Türk çocukları, Müslümanlığın gerekleri neyse, bütün dualarıyla, namazıyla niyazıyla, din tarihiyle -din tarihi derken, İslamiyet tarihiyle- ilgili bütün bilgileri öğrenmektedirler. Bunu “bunun adı ‘Din Kültürü, Ahlak Eğitimi’ böyle değildir” falan diye, daha bu kitapları görmeden yorumlayanlar vardır; ama, kitaplar görüldüğü zaman ortaya çıkıyor ki, 200 sayfalık bir kitabın başında, öteki dinlerden bahseden bölüm sadece 4 sayfadır, o da özet halinde; gerisi, tamamen, şemalarıyla, şekilleriyle, Arapçalarıyla, Türkçeleriyle, dinimizle ilgili bilgilerdir; nasıl aptes alınır, nasıl namaz kılınır, hangi dua okunur; Arapçası, Türkçesi hepsi vardır.

Şimdi, bu derslerin üstüne... Anayasadaki birinci şekil bu; bunda da şu sırada en azından bir tartışma yok. Bunu okuyan çocuklarımız dinlerini tam olarak öğreniyorlar; ama, elbette, bunun dışında dinî bilgilerini geliştirme imkânı var. Kur’an-ı yüzünden okumak isteyen aileler var, çocuklarının onu okumasını isteyen aileler var, İslamiyet tarihini daha derin bir şekilde öğrenmek isteyen aileler ve çocukları var, ayrıca, hafızlık öğrenimi yapılmasını isteyen aileler var, çocuklar var. Bunlar için de, işte, mevcut olan sistem yerinde duruyor.

Bir; ya çocuk, bunu derinlemesine öğrenmek isteyen çocuk, imam-hatip lisesine gidecek -ki, Millî Eğitim Bakanı defalarca açıkladı- onların orta kısımlarının kalkması dolayısıyla bir boşluk doğmuyor; tam tersine, toplam olarak, orada okutulan Arapça ve Kur’an-ı Kerim dersleri, ortaokullarda okutulan, şimdi, imam-hatip liselerinin hazırlık sınıflarında daha da fazla olarak öğretilecek; burada bir boşluk yok. Yani, dinini imam-hatip tahsiliyle götürmek, sürdürmek, din bilgilerini daha derinleştirmek isteyen öğrenciler, bunu orada yapabilecekler...

İSMAİL YILMAZ (İzmir) – Sayın Öymen, liseler 5 yıl oluyor...

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, lütfen...

ALTAN ÖYMEN (Devamla) – Yani, bir imam-hatip okulları yolu, şimdiye kadar neyse, ortaokul bölümünün hazırlık sınıfına, ortaokul bölümünde okutulan meslek derslerininin hazırlık sınıfına intikal etmesi suretiyle bu oluyor.

Kur’an kurslarına gelince... Kur’an kurslarında şöyle bir durum var: Bunlar, şimdi, bir yönetmeliğe göre yapılıyor. 4 türlü Kur’an kursu var; bir tanesi eğitime paralel olarak götürülen Kur’an kursları, yaz kursları, akşam kursları ve camilerdeki kurslar. Bunlar için, şimdiki kural da zaten, ilkokul diploması almaktır. Yönetmelikte açıkça yazılıdır; ama, fiilen bu uygulanıyor, uygulanmıyor, ayrı mesele; fakat, kural budur. Yani, hükümetin, bu yönetmelikte istediği değişiklikleri yapmak suretiyle bunu bugünkü Temel Eğitim Kanununa paralel kılması mümkündür.

Burada da bir değişiklik yoktur; ama, burada bir eksiklik vardır; çünkü, bu Kur’an Kursları Yönetmeliği, kanuna dayanmıyor; fiilen bu böyle. Kanuna dayanmıyor; çünkü, Diyanet İşleri Başkanlığı -her yönetmelik bir kanuna dayanır- “bu yönetmelik, Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş Kanununa dayanır” diyor; “bu yönetmeliğin dayanağı, Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş Kanunudur.” Kuruluş kanununda, Diyanet İşleri Başkanlığının böyle bir görevi yok. O yazılmış, neleri, neleri yapabilir; eğitim görevi yok. Vaktiyle “bu, olsun” denilmiş; bir yasa tasarısıyla, Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş Kanunu değiştirilmek istenmiş; fakat, bu Anayasa Mahkemesince başka sebeplerce bozulmuş. Demek ki, dayanağı yok; buna bir dayanak lazım.

Zaten biz, baştan beri komisyonda bunu anlatmaya çalışıyoruz, Hükümetteki arkadaşlarımızla yaptığımız özel görüşmelerde de bunu yapmaya çalışıyoruz; ama, anlatamadık. Bunun için, Diyanet İşleri Başkanlığı Kanununun değişmesi lazım, bir; Anayasanın 136 ncı maddesine göre ancak o görevleri yapabileceği için Diyanet İşleri Başkanlığı Kanununun değişmesi lazım; bunun mutlaka yapılması lazım. İkincisi, ona göre yönetmeliğin yeniden düzenlenmesi lazım ve bu Temel Eğitim Kanununa uydurulması lazım.

Bu açılardan, hiç kimse endişe etmesin ki, şimdi mevcut olan din eğitiminde bir gerileme var; tam tersine, her şey olduğu yerde duruyor; ama, daha önce de anlattığım gerekçelerle, din eğitimi konusunu ayrı bir kanun çalışması halinde buruya getirmek lazım; hem işaret etmeye çalıştığım aksaklıklar yüzünden hem Anayasadaki 24 üncü maddeye göre oluşacak yasa sisteminin yeniden meydana getirilmesi açısından böyle bir çalışma yapılması lazım.

Biz, Hükümete “bunu buraya koymayın, böyle bir yasa tasarısı çalışması yapacağınızı açıklayın da, bu çalışmayı da bir an önce yapın” dedik. “Hayır, bunun içerisine koyacağız”dediler. Başında anlaşılır gibi de oldu; yani, zaman içinde, tartışmalarda, bu konunun, yani, bu 4 üncü maddenin buradan çıkarılması konusunda anlaşmaya vardığımız saatler de oldu; fakat, ondan sonra, ilk konuşmamda anlatmaya çalıştığım gibi “efendim, aman, bize ne derler? Şöyle mi yapsak, böyle mi yapsak” diye, öyle bir etki altında, öyle bir psikolojik baskı altında, illâ bir şeyler koyalım diye, böyle bir madde getirildi. Bu madde, hiç kimseyi memnun etmedi. Biz, buna, zaten başlangıçtan beri karşıyız; Refah Partili arkadaşlarımızı da başka açıdan memnun etmedi, Doğru Yol Partili arkadaşlarımızı da başka açılardan memnun etmedi. Böyle “aman ne derler, nasıl olur, seçim meydanlarında konuşurken ne diyeceğim?” hesabıyla yapılan; ama, iyi düşünülmemiş değişiklikler, hiçbir şey getiremezdi zaten... 4 üncü maddenin reddedilmesi, bu açıdan da faydalı olmuştur.

Şimdi, Hükümetin, hakikaten, bu din öğretimi ve eğitimi sistemini, yeni bir yasa çalışması içinde ele almasında ve bunu, Meclise, bir an önce getirmesinde fayda vardır. Arada geçen zaman içinde ne olacak? Arada geçen zaman içinde, fiilî durum neyse; tabiî, bu kanunun gereklerine uydurularak devam edecek. Meclis açıldığı sırada da, bir tasarıyla önümüze gelirler, enine boyuna konuşuruz. Burada da, hiç kimse, bu konulara, din konularına partisel açıdan bakmasın; bu, siyasetüstü bir şeydir. Bütün uzmanlarıyla ve siyasetçileriyle konuşularak bu iş bir sonuca bağlanır.

Çok teşekkür ederim arkadaşlarım; saygılar sunarım. (CHP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Öymen.

Grupları adına başka söz talebi?..

ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum) – Sayın Başkan Grup adına konuşacağım.

BAŞKAN – Sayın Ömer Özyılmaz; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

RP GRUBU ADINA ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; İlköğretim Yasa Tasarısının 5 inci maddesiyle ilgili olarak, Refah Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Önce, bir hususu arz edeyim: CHP sözcüsü Sayın Hacaloğlu, Grubu adına yaptığı konuşmada, benim, önceki gün, üniversite öğrencilerine af tasarısıyla ilgili konuşmamda, yani, 134 üncü Birleşimde “8 Yıllık Kesintisiz Eğitim Kanununun gayesinin, rejime bekçi yetiştirmek olduğunu” söylediğimi ifade ederek, bunu, demokratik anayasal düzenimize karşı olarak söylenmiş gibi takdim etti. Bu yakıştırma gerçekdışı bir çarpıtmadır. Kastım, Anayasamızın düzenlediği yasal rejimimiz değil, gayrimeşru yollarla kurulan bu İktidarın, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan, insan haklarını kısıtlayan, demokrasiyi rafa kaldıran ve böyle zulüm kanunlarıyla halkımızı yürekten vuran bu Hükümetin kuruluşudur ve bununla ilgilidir. Bunu tavzih eder, durumu, tutanaklara geçmesi açısından arz ederim.

Değerli arkadaşlar, şu anda 5 inci maddeyi görüşüyoruz; 5 inci madde, yöneltme ile ilgilidir. Bireyin, problemlerine çözüm bulmasına ve kendisini gerçekleştirmesine yardım etme süreci olan psikolojik danışma ilişkisi, aynı zamanda bir yöneltme ilişkisidir. İnsanın yöneltmeye ihtiyacı vardır; çünkü, hayat çok değişik mesleklerle yürümektedir, aynı zamanda, insan da, dünyaya gelirken, bugün bazılarının zannettiği gibi, tek tip gelmez, çok değişik ilgi ve kabiliyetlerle dünyaya gelir. Bundan dolayıdır ki, her eğitim sisteminde yöneltme vardır. Bizim tarihimizde, ilkokul 5’i bitiren her öğrenci bilime, sanata, ticarete, ziraate yönlendirilmiştir, 1 400 yıllık eğitim tarihimizde bu böyledir.

Günümüzde de yöneltme işlemi, hem ülkemizde hem çağdaş gelişmiş ülkelerde gerçekleştirilmektedir. Bugün, 4+3+3 formülüyle eğitim yapan bütün çağdaş gelişmiş Batı ülkelerinde yöneltme, ilkokuldan sonra, 4 üncü ya da 5 inci sınıftan sonra yapılmaktadır. Ayrıca, bizdeki birkısım solcuların çok hayran oldukları İskandinav ülkelerinde 8 yıllık ve 9 yıllık kesintisiz eğitim yapılmaktadır. Bizzat Danimarka eğitim sistemini incelemek için ta oralara gittim. Danimarka’da 9 yıl olan zorunlu eğitimin 5 inci sınıfını bitirdikten sonra, her okulda dört tane mecburî ders vardır; bunlardan birincisi, Danimarkaca; ikincisi, İngilizce; üçüncüsü, sosyal; dördüncüsü, matematik dersidir. 5 inci sınıftan sonra, bütün bu okullarda, okul yönetimi istediği dersi koyar ve istediği muhtevayla okutur, eğitim bakanlığına da bilgi verir. Böylece, Danimarka gibi İskandinav ülkelerinde dahi -ki, oralarda kesintisiz uygulandığını söyledi arkadaşlarımız- kesintisiz eğitim uygulanmasına rağmen, 5 inci sınıftan itibaren, yönlendirme çok güçlü bir şekilde yapılmaktadır.

Peki, bu önümüze gelen tasarı ne getiriyor, ona bir bakalım: Değerli arkadaşlar, önümüze gelen tasarı, Millî Eğitim Temel Kanununun 23 üncü maddesinde daha önceden var olan “öğrenciler ilkokul 5 inci sınıftan itibaren, ilgi, istidat ve kabiliyetleri doğrultusunda yönlendirilirler” hükmüne yeni bir yaklaşım getiriyor ve yönlendirmenin ilkokul 5’ten değil, ortaokul son sınıftan olacağını söylüyor; çünkü, bunların gayesi tek tip insan yetiştirmek ya, akıllarınca, kendi zihinlerinde bir ucube dünya oluşturmuşlar, o dünyaya göre insan yetiştirecekler, onu da 8 yıl içerisinde tamamlayacaklarını zannediyorlar, böyle bir kanun maddesiyle karşımıza geldiler.

Bir defa, bu, çağdışı bir şeydir, tarihte de, bugün de hiçbir yerde ortaokuldan sonra yönlendirme olmamıştır ve görülmemiştir; bu, sadece bizde oluyor. Dikkatinizi çekerim, bu yasa tasarısının bilimsel temelleri yoktur, bilimsel temelleri cılızdır, sıfır noktasındadır diye günlerdir söylüyoruz ve işte, bakın, burada da, bu 5 inci maddede de ortaya çıkıyor.

Değerli arkadaşlarım, niçin böyle yapıyorlar, ona bir baktığımızda şunu göreceğiz: Bir defa, “kesintisiz” kavramıyla, ortaokulu, ilkokul seviyesine indirdiler, yönlendirmeyi yasakladılar. Dolayısıyla, Anadolu liselerinin orta kısmını, imam-hatip liselerinin orta kısmını, çıraklık eğitim merkezlerini, diğer meslek liselerinin orta kısmını kapattılar.

Şimdi, bu kanunla bunu yaptıktan sonra, ikinci bir oyun daha oynanıyor, dikkatinizi asıl ona çekmek istiyorum: Bu zihniyete göre, bu kanun tasarısını getiren zihniyete göre, öğretmenlerin hepsi, şanlı öğretim kadrosundaki öğretmenlerin hepsi, sanki, bunların anlayışındaymış gibi ve tek tip insan yetiştirecekmiş gibi bir anlayış içerisindeler ve arkasından da, 8 inci yılda yönlendirme yaptıracaklar. Bu yönlendirdikleri yahut da yönlendirmeyi düşündükleri yavrularımıza da “bütün okullara gidebilirsiniz; ama, sakın ha, Kur’an kurslarına doğru, ya da sakın ha, imam-hatip lisesine doğru yönelmeyin” şeklinde bir varsayımla, bir anlayışla bu kanun tasarısını getirmişlerdir. İşin asıl ilginç tarafı burada yatmaktadır. Dolayısıyla, bu kanun tasarısı, akla ve bilime aykırı olduğu gibi, ülkemizin gerçeklerine de aykırıdır ve bir gizli nokta yatmaktadır; buna, özellikle, değerli halkımızın dikkatini çekmek istiyorum.

Aziz kardeşlerim, bu kanun tasarısının tümüyle ne yapılmak isteniyor ve bu maddeyle de ne yapılmak isteniyor, bütün bunları, günlerden beri anlatıyoruz. Şunu bir defa daha billurlaştırayım: Çağdışı bir anlayışla, dünyanın geldiği noktaya ters düşerek, demokrasiye ters düşerek, insan haklarına ters düşerek, eğitim bilimleri ilkelerine ters düşerek, dünyanın eğitimde uymuş olduğu ilkelere ters düşürek bir kanun tasarısı getiriyorlar. Bunu niçin getiriyorlar?

Birincisi: Ülkemizde 1950’den başlayan ve 1970’li yıllarda ivme kazanan sosyal değişimi -ki, o sosyal değişim, milletimizin inancı, tarihi ve dünya görüşü doğrultusundadır- durdurmak istiyorlar; ama, şunu herkes bilsin: Bu tür zecri işlerle hiç kimse bu değişimin önüne geçemeyecektir, değişim, Allah’ın izniyle hedefine ulaşacaktır. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

İkincisi: Bu CHP zihniyetine, o 1945 zihniyetine, bugün CHP’ye oy veren pek çok kardeşimiz var ki, onlar da, aziz milletimiz de karşıdır...

HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Sen de oy verdin.

AYHAN FIRAT (Malatya) – Nereden biliyorsun?

BAŞKAN – Sayın Fırat...

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) – O, CHP zihniyetine, 45 yıldır milletimiz tokat üstüne tokat vuruyordu.

HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Kimi kandırıyorsun, kimi?..

BAŞKAN – Sayın Çalık, lütfen...

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) – Değerli Anavatan Partili milletvekilleri, şu anda, CHP, sizi yanına alarak, bu kanun tasarısıyla milletimizi tokatlıyor, haberiniz olsun... Haberiniz olsun... Haberiniz olsun... Millet, bunun hesabını sizden soracaktır. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; DSP ve CHP sıralarından gürültüler)

HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Ömer, kimi kandırıyorsun, kimi?..

BAŞKAN – Sayın Çalık, lütfen.. Değerli arkadaşlar, lütfen...

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bir diğer önemli husus; bu tasarı, 1961 Anayasası, nasıl tepeden inmeci metotlarla yayımlanıp kabul edildiği için halkımız bunu kabul etmemiş; uymasına rağmen onu isteyerek kabul etmemişse, bu zorlama gelen ve zorlama kabul ettirilen kanun tasarısı kanunlaşsa bile -elbette, kanun yayımlanırsa hepimiz uyarız buna, illegaliteye biz karşıyız- bilesiniz ki, halkımız, ilk fırsatta bunu değiştirmek için çaba sarf edecek ve inşallah, bunu, tutup, tarihin çöp sepetine atacaktır, ondan da haberiniz olsun. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

HALİL ÇALIK (Kocaeli) – Ömer, kimi kandırıyorsun, kimi?..

AYHAN FIRAT (Malatya) – CHP fobisinden kurtulun...

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Erbakan yok, fazla bağırma.

BAŞKAN – Sayın Çalık... Sayın Karahan... Lütfen...

Sayın Özyılmaz, 1 dakika sonra mikrofon kapanacak.

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bir diğer önemli husus; İstiklal Harbimiz, büyük bir halk hareketi olarak gerçekleştirilmiş ve dünyada emsaline az rastlanan, çok müstesna bir hadisedir, bir olaydır. Size şunu söyleyeyim: İstiklal Harbinden sonra, halkın yoğun olarak katıldığı bir başka hareket vardır, o da nedir biliyor musunuz? İmam-hatip okulları hareketidir.

AYHAN FIRAT (Malatya) – Bravo (!)

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) – İstiklal Harbinden sonra halkımızın en çok katıldığı ve destek verdiği imam-hatip okulları hareketini durdurmak istiyorsunuz; onu da beceremeyeceksiniz, ondan haberiniz olsun diyor, sizi ve aziz milletimizi hürmet ve saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Erbakan yok, boşuna bağırdın!..

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özyılmaz.

OYA ARASLI (İçel) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Araslı, buyurun.

OYA ARASLI (İçel) – Sayın hatip, konuşması sırasında, Cumhuriyet Halk Partisi hakkında küçültücü ve dinleyenleri yanlış bilgilendirici birtakım sözler sarf etmiştir. Bunlarla ilgili olarak, İçtüzük hükümleri gereğince söz hakkı rica ediyorum.

BAŞKAN – Yerinizden, somut olarak söylerseniz dinleyeceğim.

OYA ARASLI (İçel) – Burada, Cumhuriyet Halk Partisinin, bu yasayı getirdiğini ve bunu yaparken bütün toplumun gözünü boyadığını, küllediğini ifade etmiştir. (RP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen...

OYA ARASLI (İçel) – Cumhuriyet Halk Partisinin siyasî yaşamının hiçbir devresinde gizli bir hesabı olmamıştır. Şurada söylediği bir lafı dışarıya çıkıp inkâr etmemiştir. Biz, nerede, hangi sözü söylemişsek, sonuna kadar onun arkasında gideriz. Birtakım yerlerde milliyetçilikten söz edip, milliyetçiliğe sahip çıkıp, Atatürk portresini ve Türk Bayrağını, düzenlediği toplantıda bulundurmamaya özen gösteren birisini, hapishaneye ziyarete giden bir bakanımız olmamıştır.

BAŞKAN – Sayın Araslı, söylenen sözlerin dışında, genellemelere dönüyor.

Tutanaklara geçti. Teşekkür ediyorum.

Demokratik Sol Parti Grubu adına, Sayın Osman Kılıç; buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)

DSP GRUBU ADINA OSMAN KILIÇ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 8 Yıllık Zorunlu Kesintisiz İlköğretim Yasa Tasarısı olarak adlandırılan kanun tasarısının 5 inci maddesi hakkında, Demokratik Sol Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım; sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu tasarıya yönelik iddialardan birisi de, konunun bilim çevrelerince, meslek ve uzmanlık çevrelerince, ilgili sivil toplum kuruluşlarınca tartışılmadığı, incelenmediği; bu nedenle, aceleye getirildiği, siyasî yaklaşımın egemen olduğu iddiasıdır. Bu iddia, doğru değildir. Mayıs 1996 tarihinde toplanan 15 inci Millî Eğitim Şûrasında, konu, bilim adamları, meslekî kurum temsilcileri, siyasî temsilciler ve uzmanlardan oluşan 162 kişilik bir heyet tarafından, tüm yönleriyle tartışılmış ve sonuçta, 8 yıl zorunlu kesintisiz ilköğretim kabul edilerek, karara bağlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, izninizle, iki eğitim uzmanımızın bu konudaki görüşlerini buradan yansıtmak, sizlere ve milletimize, onların sözleriyle seslenmek istiyorum: Sayın Doç. Dr. Şermin Külahoğlu’nun, 8 yıllık temel eğitimle ilgili görüşleri şöyledir: “Biz eğitimcilerin bir deyişi vardır; ‘okullar, içindeki öğretmenler kadar iyidir; toplumlar da, okulları kadar gelişmiştir’ diyebiliriz. Bir ülkenin eğitim sistemi, o ülkenin kültür düzeyinin, gelişmişlik ve çağdaşlığının aynasıdır. Cumhuriyet tarihinde yerini alacak önemli bir adımın eşiğindeyiz. Bu adımın geleceği ve sağlamlığı, onun, toplumda bir bilince dönüşebilmesine bağlıdır.

Gelişmiş ülkelerde, çocuklar, küçük yaşta çalıştırılmamakta, evlendirilmemekte, en az ortaokul bitimine kadar eğitim sistemi içinde tutulmaktadırlar. Çağdaşlık ve gelişmişlikte, bu açığı kapatmak için, vatandaşlarımızın da en az 8 yıl düzeyinde bir temel eğitim almaları gerekmektedir. Ülkemizin kalkınması ve ilerlemesi için, eğitim sistemimizde bu yönde bir yapılanmanın kaçınılmazlığını, artık, en bağnaz kafalar bile kabul etmektedirler.

Hâlâ aşılamayan sorun, 8 yıllık zorunlu eğitimin, birleştirilmiş temel okullarda bir bütün olarak verilmesine karşı çıkılmasıdır. Zorunlu eğitim kesintisiz olursa, 8 yıl boyunca aynı şeylerin okutulacağı; gelişmiş ülkelerin çoğunda zorunlu eğitimin kesintili olduğu gibi gerekçeler ileri sürmektedirler. Gelişmiş ülkelerde, zorunlu eğitimdeki iç organizasyonun ülkeden ülkeye değiştiği bir gerçektir. İsveç, Danimarka, İspanya, Amerika Birleşik Devletleri, eski şekliyle, Kanada, Rusya gibi ülkelerde zorunlu temel eğitim yılları, bütünsel, kesintisiz bir yapıya bağlanmıştır. Fransa, 5+4; Almanya, 4+6; İngiltere, 6+5; Hollanda, 6+3; Japonya, 6+3 olmak üzere zorunlu eğitimi birinci ve ikinci aşamalara ayıran bir sistemi benimsemiştir.”

METİN PERLİ (Kütahya) – Bravo... Doğru...

OSMAN KILIÇ (Devamla) – “Burada, bazı politikacılarımızın görmek istemekteleri önemli nokta şudur: Zorunlu eğitimi aşamalara ayırmış ülkelerde bile, ikinci aşamada, bu politikacılarımızın anladıkları biçimde, öğrencileri meslek seçimlerine göre ayıran, yani, zorunlu eğitimin ikinci aşamasını, doktorluğa, öğretmenliğe, imamlığa hazırlayan meslek eğitimine dönüştürmüş ayrı bir yapı yoktur. İkinci aşamada, birinci bölümün programıyla bütünleşmiş; ama, farklı zeka ve başarı düzeyindeki öğrencilere göre düzenlenmiş bir eğitim söz konusudur. Yani, zorunlu eğitimini iki aşamaya ayırmış olan eğitim sistemlerinde çocuklara, 12 yaşında, farklı mesleklere ayırıp, meslek eğitimi verilmemektedir. İkinci aşamada öğrenciler, ilk iki yılda zeka ve başarı düzeylerini, zorunlu eğitimin bitimine yakın yıllarda, yetenek ve eğilimlerine göre, düzeyi ve içeriği farklılaştırılarak düzenlenmiş programlarda okutulurlar.

İçinde bulunduğumuz bilgi çağında, öğrenim süresi uzamaktadır. İnsanlar, artık, bir sürekli eğitim süreci içinde olmak zorundadırlar. Bilgiler hızla eskimektedir. Öğrenilecek yeni bilgiler ise, temel öğretimde kazandırılacak sağlam bir genel eğitim içeriği içine oturtulabilir. Bu sağlam temeli oluşturacak genel içerik, en az 8 yıllık kesintisiz bir eğitimle mümkündür.”

Sayın milletvekilleri, Prof. Dr. Sayın Hasan Tan’ın, eğitimde mesleğe yönelmeyle ilgili görüşleri ise şöyledir: “Mesleğe yönelme, eğitimde son derece önemli bir hedeftir. Mesleğe yönelme, 5 inci sınıftan sonra başlayacak eğitim süreci değildir. 8 yıllık öğrenim içinde yürütülmesi, daha etkili ve geçerli bir yoldur. Mesleğe yönelme oluşumu, okul öncesi dönemden başlayan bir süreçtir. Bilinçli olmasa da çocuklar, etraflarında gördükleri faaliyet gruplarını oyunlarında taklit ederler. Anaokulları ve ilkokul yıllarında, çocuk, etrafında görüp imrendiği, ona cazip gelen bazı faaliyet gruplarında olmayı ister. Hayatta ne olmak istediğini sorduğunuz zaman, polis, şoför, postacı, doktor, öğretmen der; ama, bu hevesleri her gün değişir. Bu, fantazi aşamasıdır. Bu iki aşamada, çocuk, insanların çeşitli işler yaptığını, çeşitli işler olduğunu görmeye ve herkesin bir şey yapması gerektiği bilincine varmaya başlamıştır.

Buluğ öncesi (10-13 yaşlar) bir meslek edinme bilinci gelişmeye başlar; ama, daha ziyade, etrafında gördüğü, duyduğu, fazla propaganda edilen, parlak görünüşlü, hareketli mesleklere heves eder.

Buluğ çağında (11-14 yaşlar) hayatta bir iş tutma gereğini biraz daha iyi görmekle birlikte meslekler hakkında romantiktir. Tarihte, sporda, sinemada, sahnede ya da yakın çevresinde hayranlık duyduğu bir kahramanın, önemli bir kişinin mesleğine yönelir. Hareketli, prestijli, çarpıcı mesleklere karşı ilgi duyar. Meslek alakaları biraz daha belirginleşmiştir; ama, bu alaka seyyaldir, sık değişmelere açıktır.

Orta ergenlik çağında (14-16 yaşlar) gerçekleri görmeye, her mesleğin bazı nitelik ve şartlar istediğinin farkına varmaya başlar. Herkesin, doktor, mühendis, öğretmen, vali olamayacağını, olması da gerekmediğini anlamaya başlar, ilgi duyduğu mesleklerin sayısı azalır; ama, kalanlara ilgisi yoğunlaşır, yakın hissettiği mesleklere yönelmeye başlar. Bu aşamada, yardımlara ihtiyacı vardır.

Son ergenlik çağı (15-18 yaşlar) realist meslek seçme aşamasıdır ki, bu aşama, 8 yıllık ilköğretimin üstüne, lise yıllarına taşmaktadır. Asıl yoğun meslek yönlendirmesi yardımı bu aşamada gereklidir. Önceki yıllarda yapılacak yönlendirme, yeterince olgunlaşmamış olan çocuk için açık bir zorlamadır; bazı hallerde zararlı olur. Çocuğun gerçek ilgileri, nitelikleri, meslek dünyasına ait bilgileri yeterince belirginleşmemiştir. Bu durumda, bir mesleğe zorlama, çocuğu şartlandırmaktan başka bir şey değildir.

Çocuğun mesleğe yönelmesinde yapılacak yardım, ta okulöncesi dönemlerden başlayarak, olgunlaşma aşamalarında uygun doz ve kalitede verilen meslek rehberliğidir. Böyle bir rehberliğin etkinliği, ancak kesintisiz 8 yıllık bir programla sağlanabilir. Çünkü, çocuğun toplu dosyası, aynı öğretmenler ve rehber danışmanlar elinde olacak, çocuğu takip edecektir.

Gerekli meslekî rehperlik ve danışma hizmetleri, etkinlik ve sürekliliğini koruyarak verilecektir. Hizmet ve bilgilerde kopukluk olmayacaktır. Açıkça görülüyor ki, kesintisiz 8 yıllık ilköğretim, ülkemiz için her bakımdan daha uygun ve gereklidir. “

Sayın Milletvekilleri, bu değerli bilim adamlarımızın görüşlerini bilgilerinize arz eder, hepinize saygılar sunarım. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kılıç.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın İsmail Karakuyu; buyurun. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA İSMAİL KARAKUYU (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının, tasarıda geçen şekliyle 5 inci, şimdiki şekliyle 4 üncü maddesi üzerinde, Doğru Yol Partisinin görüşlerini arz etmek üzere huzurlarınızdayım; hepinize saygılarımı sunuyorum.

Bütünü üzerinde büyük tartışmalar yaratan bu tasarının, bu maddesi, daha büyük tartışmalar getirmektedir. Biraz önce, İktidara mensup sözcülerin ve Hükümeti dışarıdan destekleyen Grubun sözcüsünün konuşmalarını ibretle dinledik.

Şimdi, evvela neyi getiriyoruz, küçücük bakalım:

Bakınız, bu, tehlikeli ve tehlikeli olduğu kadar da yanlış madde, neyi getiriyor? Çağdaş ve uygarlık edebiyatlarıyla tasarıyı kamufle etmeye gayret eden insanlar, neyi getiriyorlar; daha sonra da çağdaşlık adına, uygarlık adına neyi yutturmaya çalışıyorlar? Hele hele, üzerinde görüşülmeden geçilmeye gayret edilen bu madde, açık ve net olarak şöyle diyor: “İlköğretimin son ders yılının ikinci yarısında, öğrencilere, -dikkat edelim- tanıtıcı bilgiler vermek üzere rehberlik servislerince gerekli çalışmalar yapılır.”

Şimdi, eğitimden, eğitim psikolojisinden, pedagojiden haberi olmayanlar, “ne var bunda? Rehberlik yapıyoruz; ne güzel, rehberlik yapıyoruz” şeklinde biraz önce olduğu gibi, cahilce yorumlar yapabilirler.

ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Cahil sensin.

İSMAİL KARAKUYU (Devamla) – Eğer sen, rehberliği ve yönlendirmeyi, 8 inci sınıfın ikinci yarısına koyuyorsan, çocukların geleceğini 8 yıl törpülüyorsun demektir. Bu, bir cehalettir. Asıl karanlık budur. (DYP sıralarından alkışlar)

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Cahiller sizin içinizden çıkar.

İSMAİL KARAKUYU (Devamla) – Biliyoruz ki, bu tasarının, eğitimle hiçbir ilgisi olmadığı gibi, bu maddenin de eğitimle hiçbir ilgisi yoktur. Eğitimle ilgisi var diyenlerin bu tasarıyı nasıl Millî Eğitim Komisyonundan kaçırdığını çok iyi biliyoruz. Dayatma diyeceğim, alınacaklar; dayatma diyorsunuz diyecekler. İşte bu tasarıda, dayatmanın aslı, büyüğü açıkça gözükmektedir. Bu nasıl oluyor, bu nasıldır? Bakın, eğitime biraz girelim ve o dayatmayı hep beraber görelim.

Sayın milletvekilleri, nedir eğitim, görüşmekte olduğumuz nedir, neyin üzerinde çalışıyoruz, eğitim, bu tasarı hazırlanırken hiç dikkate alınmış mıdır? Tabiî, asıl olan da bu değildir, bunu çok iyi biliyoruz; ama, eğitim, şuur ve beden terbiyesini düzenleyen birtakım metotları içerir. Eğer, bu yöntemleri, eğitimin yöntemlerini, eğitimciler yerine, baskı grupları yapmaya çalışırsa, işte, bu madde ortaya çıkar... İnsanın yaratılışından gelen kabiliyetleri, gelişme çağındaki becerileri, bu tasarıda olduğu gibi törpülenmeye çalışılır, yanlışlıklar ortaya çıkar. Nasıl mı? Bakın, evvela, çocukların, 3-4 yaşında becerileri ve kabiliyetleri ortaya çıkmaya başlar ve bu beceri ve kabiliyetleriyle, eğitimcilerle birlikte, çocuklar, beceri ve kabiliyetleri istikametinde gelişme gösterirler. Çocukların beyin gelişmeleri, becerileri ortaya çıkarken yaş önemlidir.

Biraz önce, benden evvel konuşan arkadaşımın ilimden, benden önce konuşan arkadaşımın eğitimden hiç haberi olmadığını, şurada, bütün Türkiye gördü “olgunlaşma çağındaki insanları yönlendirmek yanlıştır” dedi. Demek ki, insanların, toplumun, bilimin dışında birtakım cümleler sarf ediliyor Türkiye Büyük Millet Meclisinde.

Okulöncesi eğitim var. Okulöncesi eğitim de, ayrı, çok ayrı bir özelliğe sahip. Siz ne yapıyorsunuz; ne yapmak istiyorsunuz? Siz, bütün çocukları, önce, ilköğretimin birinci sınıfına alıyorsunuz, 8 yıl, bu çocuklara, Türkiye’nin her tarafında, aynı nitelikteki çocuklara, aynı müfredatı uyguluyorsunuz; arkasından, sekizinci yılın ikinci yarısında da, bu maddede olduğu gibi, “sizin kabiliyetlerinizi ve becerilerinizi biz böyle sezdik -iyi niyetle bakarsak- ve siz, bunları, bundan sonra, şu tür geliştirin” diyorsunuz. Türkiye’ye, Türk çocuklarına, bu milletin çocuklarına büyük bir darbe vuruyorsunuz; çünkü, becerisi, çünkü, kabiliyeti olan çocukları 8 yıl oyalıyorsunuz.

Bakın, 15 yaşında olimpiyat şampiyonları çıkıyor. Kütahyalı 13 yaşındaki bir çocuğumuz, Mısır’da, dünya hafızlar şampiyonu oldu.

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – İyi ezberlemiş, iyi ezberlemiş...

İSMAİL KARAKUYU (Devamla) – Bu tür çocuklarımızı 8 yıl oyalayarak, Türk millî eğitiminde, eğitim adına, insanlarımızı ve çocuklarımızı katlediyorsunuz ve bunun adına da, çağdaşlık, uygarlık diyorsunuz!

Şimdi, Türkiye’ye bir karanlık el geldi; bu ülke çocuklarının becerilerini, kabiliyetlerini ve üstünlüklerini nasıl köreltebiliriz, nasıl bunların becerilerini ortadan kaldırabiliriz diye -birtakım yerlere darbe vurma pahasına- bu tasarının, bu maddesini hazırladı. Yazık ediliyor...

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Hangi beceriden bahsediyorsun?..

İSMAİL KARAKUYU (Devamla) – Hangi beceriden bahsediliyor?.. Bakın, Türk milleti, bu millet, dünyaya hâkim olmuş, büyük becerileri olan bir millettir; onun hangi becerileri olduğunu bu tarih çok iyi bilmiştir, siz bilmeseniz de...

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Hafız olarak mı sahip oldu?!

İSMAİL KARAKUYU (Devamla) – 15 yaşına gelmiş çocuğu, yetenekleri istikametinde geliştirmeden ortada bırakmak ne anlama geliyor? Ne anlama geliyor; çocukları, 15 yaşında, bir baltaya sap olmadan ortada bırakmak anlamına geliyor; bu, Anadolu çocuğunun, bu milletin çocuğunun önünü kesmektir; çünkü, Anadolu çocuğu, becerilerini okullarda alır. Özel yetenekli olan çocuklarımız buralarda yetişirken, Anadolu çocuğunun önünü kesme gayesiyle -şimdi görüştüğümüz 5 inci maddenin- bu, 8 inci yılın ikinci yarısında yönlendirilmesi, Anadolu çocuğuna vurulan darbedir. Dikkat ediniz, İktidar Partilerinin milletvekilleri, buradaki sözcüleri, bu maddenin bu anlamından hiç bahsetmediler, geçiştirerek gitmeye gayret ettiler.

Şimdi, Anadolu çocuklarının önünü kesmeye ne hakkınız var?!

A. ZİYA AKTAŞ (İstanbul) – Anadolu çocuklarını hafız yapmaya ne hakkınız var?!

İSMAİL KARAKUYU (Devamla) – Onlar da lazım, hepsi lazım...

Şimdi, biz, Anasol azınlık Hükümetinin aceleci bir kanunla önümüze getirdiği buradaki mücadelesini çok iyi anlıyoruz; bir husumet, bir baskı; nedendir, anlamak mümkün değildir. Milletin inancına, millî değerlerine, çocuklarına ve geleceğine bu acele saldırı nedendir? Şimdi, vatanı için, vatan sevgisi için, alçakça tecavüzlere göğsünü germiş, bu milletin tarihten gelen ruh karakteri, bu adi ve sinsi oyunları bozmalıdır. (DYP ve RP sıralarından alkışlar) Zaman geçmiş değildir. Birtakım insanlar kanunları hazırladılar, önünüze sundular; her türlü gücü arkanıza alarak hükümet oldunuz; ancak, muktedir olamayacaksınız. Bu milletin ahı sizi yakacaktır... Yakacaktır... Bu kirli ve çirkin oyunda figüran olanların vicdanları hiç sızlamayacak mıdır?

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Çok mu dayattılar size?!

İSMAİL KARAKUYU (Devamla) – Bu kadar korku, bu kadar sinme, bu kadar ürkme niyedir; anlamak mümkün değildir.

AYVAZ GÖKDEMİR (Kayseri) – Sayın Başkan, ne dediğini duyuyor musunuz?

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Kendi dediğine baksan...

AYVAZ GÖKDEMİR (Kayseri) – Yüce Meclisin çatısı altında küfür ediyor.

İSMAİL KARAKUYU (Devamla) – Eder... Âdetleridir. Bu millet onları bilmezdir; âdetleridir. (DYP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Karakuyu, lütfen toparlayınız.

İSMAİL KARAKUYU (Devamla) – Bu millet, 21 inci Yüzyılın başında bir çıkmaza sürüklenmek isteniyor; olay, büyüktür, acımasızdır. Mızrak, çuvala sığmamaktadır; figan etseler, haykırsalar da, mızrak, çuvala sığmamaktadır. Bu kanun tasarısının altında, kalemden çıkması gereken imza yerine, silahın süngüsünün sırıttığını bu madde daha iyi göstermektedir.

Bugün, bazılarının, korkudan, mantıkları tatile çıkmıştır; Allah hepimize basiret versin.

A. ZİYA AKTAŞ (İstanbul) – Amin!

İSMAİL KARAKUYU (Devamla) – Bizleri, 70 milyonluk ülkemizin insanlarını bu şekilde törpüleyerek zulmetmek bahtsızlığına düşürmekten korusun. Önümüzde gün vardır; gelin, reddedin bunu. 15 yaşından sonra yönlendirme olmaz; bilim böyle diyor, eğitim böyle diyor. Gelin, hep beraberce bunun üzerinde tekrar düşünelim.

Saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum. (DYP ve RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karakuyu.

Gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştır.

Şahsı adına, Sayın Sıtkı Cengil; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

SITKI CENGİL (Adana) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; sözlerimin başında, hepinizi hürmetle selamlıyorum.

Demokrasiye, halkın iradesine ve kendi kendine saygısı olan hiçbir partinin, böyle ucube bir yasayı buraya getirmemesi gerekirdi; neden mi? Bakınız, hiçbirinizin parti programında, hiçbirinizin seçim beyannamesinde ve seçim propagandalarında böyle bir şey söz konusu değil; tamamen tersini söylediniz, tamamen aksini söylediniz. Cumhuriyet Halk Partisine mensup arkadaşlarım “doğru değil” diyorlar; doğru, onlar bunun aksini söylediler; ama, halkın nazarında onların ihrabtan mahalli yok. Bakın, ben söyleyeyim...

NİHAT MATKAP (Hatay) – Çok ayıp... Sana yakışmıyor!..

SITKI CENGİL (Devamla) – Çok ayıp olduğunu söyleyeyim. Bütün baskılarınıza rağmen, tehditlerinize rağmen, barikatlarınıza rağmen, iki hafta içerisinde, işini gücünü bırakarak “yanlış yapıyorsunuz beyler, ülkeye yazık ediyorsunuz” demek için bu Meclise dilekçe vermeye gelen inançlı imanlı, memleketini, milletini seven vatandaşlarımızın sayısı Cumhuriyet Halk Partisinin aldığı oydan fazladır; evet fazladır. “Ankara’ya gidin, Cumhuriyet Halk Partisine oy verin” denilse, bu ülkede, 200 kişi gelip oy vermez.

NİHAT MATKAP (Hatay) – Ödün kopuyor Cumhuriyet Halk Partisinden!..

BAŞKAN – Sayın Cengil, o takdir, burada başkasına ait değil... Lütfen...

SITKI CENGİL (Devamla) – Bu tasarı, iddia edildiği gibi, öyle, bir reform falan da değil. Bakın, memleketi, milleti kandırmayalım.

Değerli arkadaşlar, elimde bir liste var, bu liste...

NİHAT MATKAP (Hatay) – Hakaret ediyor Sayın Başkan!.. Ayıp ama...

SITKI CENGİL (Devamla) – ...hangi ülkelerin bizim istediğimiz tasarıyı benimsediğini, uyguladığını; hangi ülkelerin de sizin getirmek istediğiniz tasarıyı benimsediklerini, uyguladıklarını açıkça ortaya koyuyor. Zamanım olmadığı için bunu teker teker söyleyemiyorum. Hal böyle olunca, bu tasarıya, bu ucubeye reform demek, ya “reform” kelimesinin içeriğini anlamayacak bir kafa yapısına sahip olmak demektir ya da gerçekleri tersyüz etmek demektir.

Değerli arkadaşlar, bu tasarı neyi amaçlıyor; bu tasarı şunu amaçlıyor: Bu tasarı...

NİHAT MATKAP (Hatay) – Maddeyle ilgili konuş...

SITKI CENGİL (Devamla) – Maddelerin tamamı aynı şey; ben, özetini söylüyorum; eğitimin temelinden dini çıkarmayı amaçlıyor.

NİHAT MATKAP (Hatay) – Hep aynı şeyleri konuşuyorsunuz...

SITKI CENGİL (Devamla) – Birbirimizi kandırmayalım; doğru konuşalım, doğru oturalım. Ne yapıyor; ilk etapta imam-hatip okullarının orta kısımlarını kapatıyorsunuz. Arkasından, aşamalı olarak, kademeli olarak ne yapıyorsunuz; lise kısımlarını kapatıyorsunuz. Arkasından ne yapıyorsunuz; Kur’an kurslarını kapatıyorsunuz. “Kapatmıyoruz” diyorsunuz; peki, Kur’an kursuna gidecek öğrencinin yolunu keserseniz, Kur’an kursunu kapatmamış oluyorsunuz da ne yapmış oluyorsunuz Allahaşkına?!.

NİHAT MATKAP (Hatay) – Hangi maddeyle alakalı konuşuyorsunuz?..

SITKI CENGİL (Devamla) – Arkasından, hafızlık müessesesini tamamen yok ediyorsunuz...

NİHAT MATKAP (Hatay) – Tasarının hangi maddesinde kapanıyor Sıtkı?

SITKI CENGİL (Devamla) – Beyler, hafızlık müesssesi devamlılık ister, belli yaş ister. Getirdiğiniz tasarıyla bunun da önüne geçiyorsunuz...

NİHAT MATKAP (Hatay) – Hangi maddede var söyler misin?

SITKI CENGİL (Devamla) – Evet, bütün maddelerde var...

NİHAT MATKAP (Hatay) – Hangi maddede var?.. Yok öyle bir şey.

SITKI CENGİL (Devamla) – Tasarının özünde var...

NİHAT MATKAP (Hatay) – Yok öyle bir şey.

SITKI CENGİL (Devamla) – Evet.

Değerli arkadaşlar, özellikle Anavatan Partisine mensup “milliyetçi muhafazakârım” diyen, milliyetçi muhafazakâr seçmenden oy alan arkadaşlarıma sesleniyorum. Beyler, Cumhuriyet Halk Partisinin din ile hesaplaşması normaldir...

AYHAN FIRAT (Malatya) – Ayıp, ayıp!

SITKI CENGİL (Devamla) – Din ile hesaplaşmayı misyon haline getirmiş olabilir...

NİHAT MATKAP (Hatay) –Sayın Başkan, müda