DÖNEM : 20 CİLT : 32
YASAMA YILI : 2
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
134 üncü Birleşim
13 . 8 . 1997 Çarşamba
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – YOKLAMALAR
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Halil Çelik’in, gazetelerde yayımlanan, Plan ve Bütçe Komisyonunda meydana gelen olaylarda kendisinin söylediği iddia edilen beyanlara ilişkin gündemdışı konuşması
2. — Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, Kıbrıs konusundaki son gelişmelere ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in cevabı
3. — Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, zeytinyağı üreticilerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Işın Çelebi’nin cevabı
V. — SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1. — İstanbul Milletvekili Ali Topuz’un, Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Halil Çelik’in, konuşmasında, adından bahsederek tanıklığını ifade ettiği gerekçesiyle konuşması
VI. — ÖNERİLER
A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1. — 376 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının görüşmelerine 48 saat geçmeden başlanılması ile gündemdeki sıralamanın yeniden yapılmasına ve Genel Kurulun 13 Ağustos 1997, 14 Ağustos 1997 ve 15 Ağustos 1997 günlerindeki çalışma saatlerine; görüşülecek konulara ve gerektiğinde cumartesi-pazar günleri de çalışmaların sürdürülmesi ile görüşmelerde yöneltilecek soruların süresine ve 13 Ağustos 1997 Çarşamba günkü birleş
imde sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin ANAP ve DSP Gruplarının müşterek önerisi2. — Sekiz Yıllık Kesintisiz Zorunlu Eğitim Kanun Tasarısının görüşme süresine ilişkin RP Grubu önerisi
B) DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ
1. — 371 sıra sayılı Kanun Teklifinin bitimine kadar çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi
VII. — KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. — 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/215) (S.Sayısı : 23)
2. — Ailenin Korunmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/597) (S. Sayısı : 335)
3. — Emniyet Teşkilâtı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/217) (S. Sayısı : 132)
4. — Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin 492 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/218) (S. Sayısı : 164)
5. — 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında 254 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 326 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî, Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/71, 1/111) (S. Sayısı : 168)
6. — İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek EğitimiKanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin ve 16 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun İki Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Birgen Keleş’in 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Geçici Madde
Eklenmesi ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin Yasa Önerisi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 66 Arkadaşının; 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Madde ve İki Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 2 nci Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 65 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in; Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç ve 10 Arkadaşının; Millî Eğitim Temel Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/620, 2/231, 2/515, 2/719, 2/720, 2/891, 2/895) (S. Sayısı : 376)7. — 12.7.1997 Tarihine Kadar Sorumlu Müdür Sıfatı ile İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/627) (S.Sayısı : 374)
8. — Rize Milletvekili Avni Kabaoğlu’nun; Yüksek Öğretim Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/311) (S. Sayısı : 371)
VIII. — SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. — İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen’in, doğalgaz kazalarına karşı alınacak önlemlere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı M. Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/3164)
2. — Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, ihalelerin yapılmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Yücel Seçkiner’in yazılı cevabı (7/3169)
3. — Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, orman yangınlarında kullanılmak üzere kiralanan uçaklara ilişikin sorusu ve Orman Bakanı Ersin Taranoğlu’nun yazılı cevabı (7/3182)
I. — GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açıldı
.Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu, son günlerde Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde meydana gelen sel felâketine ilişkin gündemdışı açıklamada bulundu;
CHP Grubu adına Ankara Milletvekili Ali Dinçer, DYP Grubu adına İçel Milletvekili Turhan Güven, RP Grubu adına Ağrı Milletvekili M. Ziyattin Tokar, ANAP Grubu adına Ağrı Milletvekili Yaşar Eryılmaz, DSP Grubu adına Zonguldak Milletvekili Tahsin Boray Baycık, DTP Grubu adına Van Milletvekili Mahmut Yılbaş ve şahsı adına da Sıvas Milletvekili Nevzat Yanmaz aynı konuda birer konuşma yaptılar.
Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, yargıda hazırlık sürecindeki aksamalara ilişkin gündemdışı konuşmasına, Adalet Bakanı Mahmut Oltan Sungurlu,
Konya Milletvekili A. Turan Bilge’nin, Türk tarımının içerisinde bulunduğu durum ve tarım kesiminde yapılacak iyileştirmelere ilişkin gündemdışı konuşmasına da, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar,
Cevap verdiler.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin uygun görülmüş olduğuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Zonguldak Milletvekili Necmettin Aydın ve 20 arkadaşının, bazı mal ve hizmetlere yapılan son zamlar konusunda bir genel görüşme (8/14) ve
Konya Milletvekili Abdullah Gencer ve 20 arkadaşının, Irak’ta yaşayan Türklerin sorunlarının araştırılarak, alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması (10/199),
Açılmasına ilişkin önergeleri okundu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve öngörüşmelerinin, sırasında yapılacağı açıklandı.
Giresun Milletvekili Turhan Alçelik’in, Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilâtı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair 2809 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/699) ile,
Kırıkkale Milletvekili Hacı Filiz’in, Kırıkkale İline Bağlı Çerikli Adıyla Bir İlçe Kurulması hakkında Kanun Teklifinin (2/3),
İçtüzüğün 37 nci maddesi uyarınca doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergeleri, yapılan görüşmelerden sonra kabul edildi.
Gündemin “Sözlü Sorular” kısmına geçilerek;
Erzincan Milletvekili Mustafa Kul’un :
1 nci sırada bulunan (6/474),
7 nci sırada bulunan (6/481),
8 inci sırada bulunan (6/483),
15 inci sırada bulunan (6/494),
16 ncı sırada bulunan (6/495),
17 nci sırada bulunan (6/496),
Bursa Milletvekili Feridun Pehlivan’ın :
2 nci sırada bulunan (6/475),
3 üncü sırada bulunan (6/476),
4 üncü sırada bulunan (6/477),
9 uncu sırada bulunan (6/486),
10
uncu sırada bulunan (6/487),12 nci sırada bulunan (6/489),
13 üncü sırada bulunan (6/490),
21 inci sırada bulunan (6/506),
22 nci sırada bulunan (6/507),
23 üncü sırada bulunan (6/509),
24 üncü sırada bulunan (6/510),
Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici’nin :
5 inci sırada bulunan (6/478),
6 ncı sırada bulunan (6/479),
Rize Milletvekili Ahmet Kabil’in :
11 inci sırada bulunan (6/488)
25 inci sırada bulunan (6/512),
14 üncü sırada bulunan, Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük’ün (6/492),
18 inci
sırada bulunan, İçel Milletvekili Halil Cin’in (6/498),19 uncu sırada bulunan, Kırklareli Milletvekili Necdet Tekin’in (6/502),
20 nci sırada bulunan, İzmir Milletvekili Metin Öney’in (6/504),
26 ncı sırada bulunan, İzmir Milletvekili Atilla Mutman’ın (6/515),
27 nci sırada bulunan, İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in (6/516)
Esas numaralı sözlü sorularının, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadıklarından, yazılı soruya çevrildikleri bildirildi.
Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı ve 37 arkadaşının, bazı gazete kuruluşlarının amaçları dışında fon kaynaklı kredi kullandıkları iddialarını araştırmak amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesinin (10/22) yapılan görüşmelerden sonra kabul edildiği açıklandı.
Kurulacak komisyonun 13 üyeden teşekkül etmesi,
Komisyonun çalışma süresinin, üye seçimi tarihinden itibaren üç ay olması,
Komisyonun, gerektiğinde Ankara dışında da çalışması,
Kabul edildi.
13 Ağustos 1997 Çarşamba günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 18.46’da son veri
ldi.Uluç Gürkan
BaşkanvekiliAli Günaydın Zeki Ergezen Konya Bitlis Kâtip Üye Kâtip Üye
II. — GELEN KÂĞITLAR No. : 186
13.8.1997 ÇARŞAMBA
Raporlar
1. — İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek EğitimiKanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin ve 16 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun İki Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Birgen Keleş’in 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin Yasa Önerisi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 66 Arkadaşının; 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bir Ek Madde ve İki Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 2
nci Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İzmir Milletvekili Kaya Erdem ve 65 Arkadaşının; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in; Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç ve 10 Arkadaşının; Millî Eğitim Temel Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/620, 2/231, 2/515, 2/719, 2/720, 2/891, 2/895) (S. Sayısı : 376) (Dağıtma tarihi : 13.8.1997) (GÜNDEME)2. — İzmir Milletvekili H. Ufuk Söylemez veAnkara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, 4059 Sayılı Hazine Müsteşarlığı ile Dış Ticaret Müsteşarlığı Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/832) (S. Sayısı : 379) (Dağıtma tarihi : 13.8.1997) (GÜNDEME)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.00
13 Ağustos 1997 Çarşamba
BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN
KÂTİP ÜYELER : Ali GÜNAYDIN (Konya), Zeki ERGEZEN (Bitlis)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 134 üncü Birleşimini açıyorum.
III- YOKLAMA
BAŞKAN – Ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır; sayın milletvekillerinin, salonda bulunduklarını yüksek sesle belirtmelerini rica ediyorum.
(Karaman Milletvekili Abdullah Özbey’e
kadar yoklama yapıldı)BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Halil Çelik’in, gazetelerde yayımlanan, Plan ve Bütçe Komisyonunda meydana gelen olaylarda kendisinin söylediği iddia edilen beyanlara ilişkin gündemdışı konuşması
BAŞKAN – Gündemdışı birinci söz, Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Hal
il Çelik’in.Sayın Çelik, Plan ve Bütçe Komisyonunda meydana gelen olaya ilişkin gazetelerde yapılan yayınlar ve kendisiyle ilgili beyanlar konusunda Genel Kurula bilgi verecekler.
Buyurun Sayın Çelik.
Süreniz 5 dakikadır.
ADNAN KESKİN (Denizli) – Özrün kabahatinden büyük, ne konuşuyorsun.
İBRAHİM HALİL ÇELİK (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; gazetelerde intişar eden ve bazı basın kuruluşlarıyla, bazı siyasetçilerimizin, hadiseyi incelemeden, sormadan, soruşturmadan yaptıkları ithamları cevaplamak ve olayın gerçeğini sizlere açıklamak üzere huzurlarınızdayım. Sayın Başkan, bana, bu gündemdışı konuşma fırsatını verdiğiniz için de, size, ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum.
Hadiseyi aynen aktarıyorum: Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimle ilgili yasa tasarısı görüşülüyordu. Milletvekilleri, tasarı üzerinde fikirlerini söylemek için, en doğal hakları olan konuşma taleplerini Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlık Divanına iletmek isterken, Hürriyet ve Cumhuriyet gazetelerinin 2 bayan muhabirinin de, Sayın Topuz ile Millî Eğitim Bakanı Sayın Uluğbay’a “bunları niye konuşturuyorsunuz, gizli celse, kapalı oturum isteyin, konuşmalarına meydan vermeyin” diye söylediklerini duydum. Ben de “sizin göreviniz gazeteciliktir, niye görevinizi yapmıyorsunuz; bu yaptığınız, ajan provokatörlüktür, terbiyesizliktir” dedim.
Sanıyorum bu yaptığım, demokratik tepkimi ortaya koymaktı. Bu olayı görüntüleyen tüm kameralar, zaten, akşam kendi kanallarında olduğu gibi verdiler. Burada da görüldüğü gibi, hiçbir şekilde küfretmedim; ama, gazetelerde yazılansa, bunun tam tersi. Güya ben gazeteci bayanlara, şimdi bile ağzıma alamayacağım küfrü yapmışım diye maniple yapılarak kıyamet koparıldı.
Ben, huzurlarınızda bir kez daha ifade ediyorum ki, o küfrü ben yapmadım, buna terbiyem müsaade etmez, hiçbir zaman da bu küfürleri yapmayacağım.
Bu yargısız infaz karşısında basın açıklaması yaparken, bir de, parlamenter iki bayan meslektaşımın çok ağır ithamlarıyla karşı karşıya kaldım; bu, beni daha fazlasıyla üzdü; hele Bayan Bakan, Meclis Başkanlık Divanında uzun zaman birlikte çalıştığım biri olunca, daha fazlasıyla üzmüştür bu hadise. Ondan beklediğim, hadiseyi inceler, sorar, komisyon üyesi arkadaşlardan tahkik eder, öyle beyanat verir veya basın toplantısı yapabilirdi; bunu yapmadan, hakkımda ağır ithamlarla kötü göstermesi, beni çok üzmüştür.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; gazeteci habere konu olmaz, gazeteci haber yakalar, gazeteci tarihe tanıklık eder; basın ve ahlak yasası herkesi bağlar, yalan ve iftiralarla insanları psikolojik baskı altına almaya çalışmaz. Oysa, bu olayda zihinlere psikolojik dehşet saçılmış, insanlarımızın doğru haber alma hakları kötüye kullanılmıştır; milletvekili bayan ile bakan bayan bile buna alet edilmiştir. Beni seçmenlerimin tanıdığı gibi tüm Türkiye de tanır; ben, ilimin adını kötülükle değil iyiliklerle tüm dünyaya taşımışımdır, Şanlıurfa benimle değil, ben ancak Şanlıurfa ile iftihar edebilirim.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; son olarak, huzurlarınızda bir kez daha ilan ediyorum ki, bahse konu küfrü ben yapmadım, yapmayacağım da. Bunu bana yakıştıranları ve bu yakıştırmalardan dolayı beni itham eden, hakaret edenleri şiddetle kınıyorum. Aleyhimdeki bu yalan ve iftiralardan dolayı, ilgili gazete ve sorumluları ile iki bayan parlamenter hakkında gereken davaları açacağımı, müfterilerden adalet önünde hesap soracağımı, size ve kamuoyuna saygılarımla arz ediyorum. (RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çelik.
V. — SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1. — İstanbul Milletvekili Ali Topuz’un, Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Halil Çelik’in, konuşmasında adından bahsederek tanıklığını ifade ettiği gerekçesiyle konuşması.
ALİ TOPUZ (İstanbul) – Sayın Başkan, adımdan bahsedilerek, tanıklığım ifade edilerek bir açıklama yapıldı, gerçeğin nasıl olduğunu anlatmak için söz istiyorum.
BAŞKAN – Yerinizden açıklama yaparmısınız Sayın Topuz.
ALİ TOPUZ (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Çelik konuşması sırasında... (ANAP sıralarından “duymuyoruz, kürsüden konuşsun” sesleri)
BAŞKAN – Böyle bir usulümüz yok efendim.
Sayın Topuz, ön sıralara gelirseniz...
ALİ TOPUZ (İstanbul) – .. bir ölçüde söylemediğim bir şeyi, duymadığım bir şeyi bana atfen ifade ettiği için, izin verirseniz, bir iki cümle ile kimseye sataşmadan gerçeği anlatacağım.
BAŞKAN – Buyurun; sadece bir iki dakika içerisinde... Lütfen... (CHP sıralarından alkışlar)
SITKI CENGİL (Adana) – Mahkeme mi burası Sayın Başkan?!.
T.RIZA GÜNERİ (Konya) – Mahkeme mi burası?!.
BAŞKAN– Mahkeme değil efendim, ismi verildi ve tanıklığı söylendi; onun için..
SITKI CENGİL (Adana) – Orada açıklama yaptı; yetmiyor muydu?
BAŞKAN – Arkadaşlar duyulmuyor diye itiraz ettiler.
ALİ TOPUZ (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; amacım, bir gerçeği olduğu gibi ortaya koymaktan ibarettir; yapacağım açıklamanın hiç kimseye yönelik bir amacı yoktur.
Sayın Çelik’in söz ettiği olay, Plan ve Bütçe Komisyonunda çok tartışmalı bir oturumda, bir ölçüde tartışmalara ara verildiği bir sırada, Komisyon odasının içerisinde cereyan etmiştir. Gazeteci iki bayan arkadaşımız benim yanıma gelerek, bunlardan sadece biri, bu karışıklıkların giderilebilmesi için, eğer basın mensuplarının dışarıya çıkması bir çare ise, biz dışarı çıkalım, bizi dışarı çıkarın ve bu görüşmeler devam etsin biçiminde kanaatini bana ifade ederken, Sayın Çelik’in sinirli bir şekilde bizim yanımıza doğru geldiğini gördüm; anlaşılan yanlış bir kanaate sahip biçimde yanıma yaklaştı ve bu bayan gazetecilere kendisinin de burada ifade ettiği gibi “siz, a
jan provokatör müsünüz” diyerek bir suçlamada bulundu. Gazeteciler, gizli celse isteyin, burada bunları susturun gibi bir ifadede bulunmadılar, hatta bu konu komisyonda konuşulurken daha da ileri iddialar ileri sürülmüştü; gazetecilerin, beni ve Sayın Bakanı yönlendirdiği de ifade edilmişti.Bu olay, Sayın Çelik’in anlattığı gibi değildir. Sayın Çelik’in benim yanımda, benimle bir tatil aşamasında, Komisyona ara verildiği bir aşamada konuşan gazetecilere karşı bu saldırgan tavrını sürdürmesini uygun bulmadığımı kendisini orada uyararak ifade ettim. (RP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Sayın Topuz... Sayın Topuz, lütfen...
ALİ TOPUZ (Devamla) – Burada da arz ediyorum; teşekkür ederim.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Böyle bir uygulama olmadı Sayın Başkan!..
BAŞKAN – Efendim, ismi verilmeseydi... (RP sıralarından gürültüler)
Değerli arkadaşlar, lütfen... İsmi verilmeseydi, kendisine söz vermezdim.
IV. — BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR (Devam)
2. — Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, Kıbrıs konusundaki son gelişmelere ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in cevabı
BAŞKAN – Gündemdışı ikinci söz, Erzurum Milletvekili Sayın İsmail Köse’nin. Sayın Köse, Kıbrıs konusundaki son gelişmeler üzerine konuşacak.
Buyurun Sayın Köse.
Süreniz 5 dakikadır.
İSMAİL KÖSE (Erzurum) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; konuşmama başlarken Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Amacım, Türkiye’deki içpolitikalardan dikkatlerimizi uzaklaştırmak, stresten uzaklaştırmak, dünyada neler oluyor, ülkemizi ve milletimizi neresinden alakadar ediyor, onu, Yüce Meclise taşımaktır. Bana bu fırsatı verdiği için Sayın Başkana da teşekkür ediyorum.
Geçtiğimiz hafta, Amerika Birleşik Devletlerindeki San Fransisko Eyaletinde bulunan bir Ermeni lobisi, soykırım maksadıyla, her zamanki gibi tarihi çarpıtmak maksadıyla, bir anıt yapma konusundaki 26 bin dolara aldıkları arsa ile ilgili bir konuşma yapmıştım. Bu hafta da, yine, şu anda görüşmeleri devam eden, milletimizi ve devletimizi çok önemli bir şekilde ilgilendiren Kıbrıs konusuyla ilgili konuşmam olacaktır.
Değerli milletvekilleri, Kıbrıs, Türk Milletinin haysiyetidir, onurudur ve devletimizin bekasıyla ilgili çok önemli bir adadır. Bu önemli adada tarihin geçmiş yıllarında çok önemli bir gelişme olmuş, 1959-1960 yıllarında Rahmetli Menderes ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu zamanında yapılan çok önemli bir anlaşma sonucunda; yani, Londra ve Zürih Anlaşmaları sonucunda, o gün sağlanan imkânlar neticesinde, 1974 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs Adasındaki varlığımızı, soydaşlarımızı korumak amacıyla adaya çıkmıştır.
BAŞKAN – Sayın Köse, bir dakikanızı rica edeyim.
Sayın milletvekilleri, sayın hatibi izlemekte olağanüstü güçlük çekiyoruz, salondan da izlemek isteyen arkadaşlarımız var; lütfen sükuneti sağlayalım.
Buyurun Sayın Köse.
İSMAİL KÖSE (Devamla) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu 23 yıl içerisinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Kıbrıs’ta yaşayan soydaşlarımızın, orada, ayakta kalmaları için her türlü imkânı vermiştir ve vermeye de devam edecektir.
Ancak, özellikle Rusya’da komünizm yıkıldıktan sonra, kurulan Türk cumhuriyetleri ve onların ellerindeki imkânların; yani, özellikle petrolün Türkiye’den dünyaya pazarlanması konusundaki yeni gelişmeler Kıbrıs Adasının önemini yeniden dünyanın gözü önüne çıkarmıştır. Hatta, Körfez Savaşına neden olan petrol gibi önemli bir maddenin, gelecekte, belki Kıbrıs Adasının önemi dolayısıyla, bugünden böyle bir imkânın Türkiye’ye sağlanmaması konusundaki savaşın, şu anda Batı’da başladığı ifade edilmektedir; bakıldığında, gerçek de budur. Eğer, Türk cumhuriyetlerinde mevcut olan petrol ve doğalgazı Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi üzerinden -Bakü-Ceyhan hattı üzerinden- dünyaya pazarladığı takdirde, hem Türk Devletinin ekonomik imkânlarındaki gelişme ve değişme hem de Türk cumhuriyetlerindeki ekonomik gelişme, bu konudaki dikkatleri çok daha fazla üzerinde toplamaktadır.
İşte, şu anda, Türkiye Büyük Millet Meclisimizde temsil edilen ve temsil edilmeyen siyasî partilerimizin, özellikle 8 yıllık kesintisiz eğitime endekslendiğimiz bugünlerde, acaba dışarıdaki çok önemli gelişmeleri takip etme durumunda bir noksanlık mı vardır, dikkatlerimiz dağılıyor mu, bu millî meselelerdeki hassasiyet zayıflıyor mu şeklinde, vatandaşımızda ve kamuoyunda oluşan hassasiyeti de, muhakkak surette değerlendirmesi gerekiyor. Sayın Dışişleri Bakanının, Kıbrıs konusunda, şu andaki görüşmelerle veya daha önce kendilerinin Kıbrıs Adasına gitmek suretiyle orada yapmış olduğu görüşmelerle i
lgili olarak, Meclisi aydınlatmasına ve bilgilerine de ihtiyacımız vardır.Biz, şuna inanıyoruz: Gerek Kıbrıs davasında gerek diğer millî meselelerde, Türkiye Büyük Millet Meclisimizin ve tüm siyasî partilerimizin gerçekten çok önemli bir diyalogu vardır, çok önemli bir konsensüsü vardır. Bu konsensüsün yanında...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Köse, bir dakika içinde toparlayınız.
İSMAİL KÖSE (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkanım.
... özellikle içpolitikada da aynı duyarlılığın ve birlikteliğin olması, tabiî, hem vatandaşı hem de bizleri sevindirecektir. Bu maksatla, Kıbrıs’taki son gelişmelerle ilgili konuların gündeme getirilmesi ve Avrupa Birliği devletlerinin, Güney Kıbrıs’ı Avrupa Birliğine almak fikri karşısında Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ortaya koymuş olduğu düşünceyi de gözardı etmemesi gerekir. Böyle bir uygulama olduğu takdirde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin, Türkiye’yle entegre olacağı, birleşeceği kararını da, yine, hem iktidarlar hem de Türkiye Büyük M
illet Meclisi ortaya koymalıdır ve bunun da, muhakkak surette, hem Türk kamuoyuna hem de dünya kamuoyuna duyurulması gerekmektedir. Dost ve müttefik dediğimiz devletlerin, Türk milletini ve devletini..(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Bitiriyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum. Biliyorsunuz, ben, ilave süre vermiyorum.
İSMAİL KÖSE (Devamla) – Hem komşularımızın hem de müttefik dediğimiz devletlerin, ülkemize ve milletimize hangi düşünceyle yaklaştıklarını da dikkatlerimizden kaçırmamamız gerekir.
Bu duygularla saygılar sunuyor, teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Köse.
Gündemdışı konuşmayı yanıtlamak üzere, Devlet Bakanı Sayın Şükrü Sina Gürel; buyurun. (DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)
DEVLET BAKANI ŞÜKRÜ SİNA GÜREL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Sayın Köse’nin, çok önemli dışpolitika konularıyla ilgilenerek ve bizim ilgimizi de, Yüce Meclisin ilgisini de bu konulara çekerek yaptığı konuşmayı şükranla karşılıyorum. Özellikle, Kıbrıs konusunda neler olduğunu, Kıbrıs konusunda nasıl gelişmeler olduğunu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin önünde, Hükümetim adına dile getirmek de bana kıvanç veriyor; çünkü, Türkiye, şimdiye kadar, Birleşmiş Milletler çerçevesi içerisinde, Kıbrıs konusunda, iki halkın içlerine sindirebilecekleri ve uluslararası alanda da kabul edilebilecek bir uluslararası çözümün her zaman destekleyicisi olmuştur ve Türkiye, üç yıldır, Birleşmiş Milletler çerçevesinde, Kıbrıs’la ilgili görüşmelerde herha
ngi bir ilerleme sağlanamamasını da üzüntüyle karşılamıştır.Yalnız, bu görüşmelerin üç yıldır kesintiye uğraması, büyük ölçüde, Avrupa Birliğinin Kıbrısla ilgili tutumuyla bağlantılıdır; çünkü, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin sözde, Kıbrıs Cumhuriyetini temsil eder bir biçimde ve böyle kabul edilen bir biçimde Avrupa Birliğine yaptığı tam üyelik başvurusunu ciddîye almasıyla, Güney Kıbrıs Rum Yönetimini de, Birleşmiş Milletler çerçevesinde doğrudan doğruya Türk tarafıyla yapacağı görüşmelere katılmaktan caydırmıştır ve böylece, üç yıldır bu görüşmeler yapılamaz olmuştur. Dolayısıyla, geçen ay içerisinde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterininin iyi niyet girişimi çerçevesinde, yeniden, iki halkın temsilcileri arasında, Birleşmiş Milletler çerçevesi içerisinde, bu görüşmelerin başlatılabilmiş olmasını Türk Hükümeti memnuniyetle karşılamış ve bu görüşmelerin yapılabilmesini kolaylaştıran üçüncü tarafların gayretlerini de yine sevinçle karşılamıştır. Ancak, geçen ay başlayan bu görüşmelerin devam ettiği bir sıra
da, Avrupa Birliği Komisyonunun, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin tam üyelik başvurusunu ciddîye alan bir adım atarak, bundan sonra, 1998 yılı içerisinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimiyle tam üyelik görüşmelerinin başlatılmasını, Avrupa Birliğinin başka organlarına ve aralıkta yapılacak doruk toplantısına tavsiye kararı alması, Avrupa Birliğinin önemli bir organının böyle bir adım atması, New York’ta yapılan görüşmelere çok karanlık bir gölge düşürmüştür ve o andan başlayarak, New York’taki görüşmeler -Birleşmiş Milletler çerçevesinde yapılmakta olan görüşmeler- âdeta anlamsız kılınmıştır. Çünkü, Kıbrıs konusuna, eğer taraflardan biri, Kıbrıslı Türk kimliğini başka bir büyük kimlik içerisinde eritmek planları yaparak ve bu planlara destek bularak sözde devam etmek niyetinde ise, bu doğrudan görüşmelerin de bir anlamı kalmamış olacaktı.Nitekim, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş, İsviçre’de yapılan -şu anda başlamış olan, iki gündür yapılmakta olan- görüşmelere gitmek konusunda, bu görüşmelerin anlamsız kılındığı gerekçesiyle tereddütlü olmuş; ama, yine de, sonunda İsviçre’deki görüşmeler başlayabilmiştir.
Şimdi, burada, hepimizin hatırlaması gereken, konuyla ilgilenen bütün uluslararası yanların, devletlerin de bilmesi gereken bir konu var: Birleşmiş Milletler, Kıbrıs konusunda, sadece, iki tarafın doğrudan görüşmeler yapmasını kolaylaştıracak bir çerçeve sunmaktadır. Yani, Birleşmiş Milletlerin bu konudaki işlevi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin iyi niyet girişimi çerçevesiyle sınırlıdır ve Birleşmiş Milletler, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ya da Genel Sekreterin Sayın Temsilcisi, her iki tarafa, herhangi bir çözüm ya da belge empoze etmek konumunda, yetkisinde değildir. Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş, bu görüşmelerde, halkını, devletini temsil etmektedir ve Sayın Denktaş, halkını, devletini temsil eden bir yetkili olarak, bu görüşmeleri, bu müzakereleri dilediği, uygun gördüğü gibi götürme yetkisine ve hakkına sahiptir. Kimsenin, uluslararası alanda yer alan hiçbir gücün, Sayın Denk
taş’a, halkını, devletini temsil eden bir yetkili olarak, bir tutum empoze etmek, bir tavır empoze etmek yetkisi ve hakkı yoktur.Hele, uluslararası alanda yer alan kimi güçlerin, şimdi, Türkiye’ye dönüp “eğer Kıbrıs konusunda, bu görüşmelerde bir ilerleme sağlanamazsa, o zaman Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi pek mümkün olmayacaktır” demeye ne hakları vardır ne de bu sözün, bu sözde uyarının bir anlamı olabilir; çünkü, herkesin bilmesi gerekir ki, Hükümetimiz, Kıbrıs konusuyla Türkiye’nin Avrupa Birliği ile olan ilişkilerinin geliştirilmesini, tamamen, birbirinden ayrı değerlendirmektedir. Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimizde genel bakışımız şudur: Avrupa Birliğine tam üyelik, Türkiye’nin hem hakkıdır hem de Hükümetimizin benimsediği bir siyasal hedeftir. Üstelik, Türkiye, 1995 yılında, gümrük birliği düzenlemesine, Avrupa Birliği tam üyeliği perspektifi içerisinde razı olmuştur. Kaldı ki gümrük birliği düzenlemesinin de, kendi içerisinde, zaten bu tam üyelik perspektifin
e uygun birtakım mekanizmaları vardır. Örneğin, gümrük birliği çerçevesinde, Türkiye’nin, Avrupa Birliğiyle siyasî istişare mekanizmasını geliştirmesi gerekir. Örneğin, yine gümrük birliği çerçevesinde, Türkiye’nin yapısal bazı malî yardımlardan, katkılardan yararlanması gerekir.Şimdi, bu yükümlülükler, Avrupa Birliği tarafına düşen yükümlülüklerdir ve Türkiye, kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirmeye her zaman hazırdır ve bu gayret içerisindedir; ama, Avrupa Birliğinden de, Avrupa Birliğine düşen yükümlülüklerin yerine getirilmesini sonuna kadar bekleme hakkına da sahiptir.
Bu karşılıklı yükümlülüklerimiz çerçevesinde, Avrupa Birliğiyle olan ilişkilerimizi değerlendirirken ve bu ilişkileri yerine getirmeye çalışırken, bu ilişkileri ilerletmeye, geliştirmeye çalışırken, bir yandan da şunu kabul ediyoruz: Tabiî ki, Avrupa Birliğinin tam üyelik için kendisince ortaya koyduğu objektif birtakım ölçütler vardır ve olmalıdır. Örneğin, insan hakları konusunda, demokrasinin geliştirilmesi konusunda, ekonomik gelişmişlik konusunda böyle yüksek standartlar, ölçütler tam üyelik için Avrupa Birliği tarafından konulabilir.
Kaldı ki bu ölçütler, bu standartlar, bizi de Hükümet olarak ve eminim Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak hiçbir şekilde tedirgin de etmez; çünkü, insan hakları ve demokrasi uygulamaları konusunda ve ekonomik gelişmişlik konusunda yüksek standartları, Avrupa Birliğinin koyduğu ölçütleri, Avrupa Birliği bağlantımız olsa da olmasa da, zaten kendi halkımıza layık ölçütler, yüksek standartlar olarak görüyoruz ve Avrupa Birliğiyle ilişkilerimizi geliştirmemiz söz konusu olsa da olmasa da, zaten bizim, ekonomik gelişmişliğimizi, insan hakları standardımızı, demokrasi ölçütlerimizi yükseltmemiz, halkımızı bu yüksek ölçütlere layık gördüğümüz için, temel bir amacımızı oluşturuyor. Dolayısıyla, bu ölçütler bizi tedirgin etmez; ancak, bize dönülür ve “tam üyelik için ya da Avrupa Birliğiyle ilişkilerinizi geliştirebilmeniz için, aynı zamanda da, Türk - Yunan ilişkileri konusunda, Kıbrıs konusunda bazı
ödünleri vermeniz gerekir; bizim bazı söylediklerimizi yapmanız gerekir” denilirse, buna da bizim aldırış etmemiz yine beklenmemelidir. Çünkü, bunların, Avrupa Birliğiyle ilişkilerimiz açısından herhangi bir ilintisinin, bir bağının kurulmasını, Hükümet olarak mümkün görmüyoruz ve bunları, Avrupa Birliğiyle ilişkilerimizi geliştirmek için ölçüt olarak kabul etmemiz de mümkün değildir. Dolayısıyla, tekrar ediyorum, Hükümetimiz, Avrupa Birliğiyle ilişkilerimizin, tamamen Kıbrıs konusundan ayrılması gerektiği görüşündedir ve ikisini ayırmaktadır.Tabiî ki, Avrupa Birliğiyle Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasındaki ilişkiler ilerletilirse, Avrupa Birliği, eğer, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin -sözde, Kıbrıs cumhuriyeti adı altında- Ada’nın bütününü temsil eden bir hükümet olarak tam üyelik yolunda birtakım adımlar atmasına izin verir, hatta, bu tam üyeliğin yolunu açacak olan müzakereleri başlatma kararında direnirse, o zaman, biz de, Hükümet olarak ne yapacağımızı açıkça belirtmiş bulunuyoruz. Hatırlayacağınız gibi, değerli milletvekillerinin hatırlayacağı gibi, 20 Temmuz 1997 günü, Sayın Bülent Ecevit başkanlığında bir hükümet heyeti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini ziyaret etti ve burada, Hükümetimizin, 20 Temmuz 1974’ün kararlılığı ve inancı içerisinde, Kıbrıslı Türkleri dünyada yalnız bırakmama kararlılığı içerisinde olduğunu dünyaya gösterdi ve burada atılan adımların bir devamı olarak, 6 Ağustosta da, Dışişleri Bakanı Sayın Cem, yine, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini ziyaret etti ve bu ziyaretinde, Kuzey Kıbrıs Tü
rk Cumhuriyeti Hükümetiyle bir ortaklık konseyi anlaşması imzalandı ve 20 Temmuz 1997’de alınan kararlar, böylece, uygulamaya sokulup, hayata geçirilmeye başlandı.Biz, bundan sonra da, dünyaya şunu ilan ediyoruz: Bizim, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin Avrupa Birliği üyeliği doğrultusunda adımlar atılması karşısında atmayı öngördüğümüz adımlar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetiyle bir özel ilişki, bir kısmî entegrasyon ilişkisi kurmamızı sağlayacaktır; biz, bu kararlılıktayız. Yalnız, bu kısmî entegrasyon ya da özel ilişki, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin bağımsızlığına halel getiren bir ilişki olmayacaktır; ancak, biz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini, Kıbrıslı Türkleri dünyada yalnız bırakmamaya da kararlıyız ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin ekonomik ve toplumsal açıdan güçlü kılınması için elimizden ne geliyorsa, onlarla işbirliği halinde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin ekonomik ve toplumsal yapısını da sağlam, güçlü, kendi ayakları üzerinde durabilir bir hale getirinceye kadar devam ettireceğiz.
Büyük Mil
let Meclisine saygılarımla arz ederim.Teşekkür ederim. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
3. — Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, zeytinyağı üreticilerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Işın Çelebi’nin cevabı
BAŞKAN – Gündemdışı üçüncü söz, Balıkesir Milletvekili Sayın İsmail Özgün’ün.
Sayın Özgün, zeytinyağı üreticilerinin sorunları hakkında konuşacaklar. (RP sıralarından alkışlar)
Sayın Özgün, süreniz 5 dakika.
İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir) – Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; zeytinyağı üreticilerinin sorunları hakkında gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bilindiği üzere, 1996-1997 üretim yılında, Türkiyemizde, zeytinyağında, 220 bin ton gibi rekor bir üretim seviyesi gerçekleşmiştir; gerçekleşmiş bulunan bu üretimden, ancak 25-26 bin tonu ihraç edilebilmiş bulunmaktadır.
İhracattaki tıkanıklık ve ham yağ ihracındaki yasak sebebiyle, çiftçinin elinde ve Tariş’in elinde önemli miktarda zeytinyağı stoku bulunmaktadır. Tariş yetkililerinin ifadesine göre, Tariş’in elinde aşağı yukarı 40 bin ton civarında stok bulunmakta, diğer üreticilerin elindekiyle beraber, bu, aşağı yukarı 160-170 bin tona ulaşmaktadır. Özellikle, Türkiye’de, 160-170 bin ton kaliteli zeytinyağı mevcutken, İhracatçılar Birliği Başkanı, 28.7.1997 tarih ve 3/5382 sayılı yazıyla, ilgili Devlet Bakanlığından, Türkiye’de kısa vadede yeterli zeytinyağı üretimine ulaşılamayacağı varsayımıyla, üçün
cü ülkelerden, ihraç kaydıyla, sıfır gümrüklü ithalat yapılmasını talep etmektedir. Hemen belirtmeliyim ki, İhracatçılar Birliği Başkanının, üretim azlığından bahsederek Kuzey Afrika ülkelerinden kalitesiz yağları ülkeye sokmak isteğini ve bu yöndeki talebini sağlıklı bir düşünce olarak değerlendirmek mümkün değildir.Değerli milletvekilleri, AET’nin yılbaşından beri uyguladığı politika, Türk zeytinyağlarını hedef almış ve Tunus ile yapmış olduğu gümrüksüz 50 bin tonluk özel bağlantı ve Türkiye’ye koyduğu 1,850 dolarlık gümrükle, zeytinyağı sektörünü köşeye sıkıştırmıştır. Buna karşın, millî bir politika uygulamak gerekirken, dışarıdan kalitesiz yağ isteğinin, AET’nin tutumuna destek veren bir sonuç doğuracağı ve kendi üretimimizi yok edeceği apaçık ortadadır. Türkiye’de 100 bin ailenin zeytin tarımıyla uğraştığını dikkate alacak olursak, ihraç kayıtlı zeytinyağı ithalatı, bugün için, tatmin edici fiyatlarla yağını satamayan zeytin üreticisinin durumunu daha da güçleştirecek, 160 bin ton civarındaki zeytinyağı stokunun eritilmesine hiçbir katkı sağlamayacaktır.
Bugün için stokta bulunan zeytinyağı, dökme ham yağ olarak ihracının yasak olması nedeniyle ihraç edilemezken ve dökme lampant zeytinyağında uygulanan yasak sürerken, ihraç kayıtlı zeytinyağı ithal etmek, Türk zeytinciliğini yok etmeye yönelik çifte standartlı bir uygulama olarak görülecektir.
Sayın milletvekilleri, hal böyleyken, sektörün her iki yönüne ve ülke menfaatlarına uygun bir çözüm üretilmesi zarureti vardır. Sanayicinin, çiftçiyi, ucuz mal satmadığı için, âdeta cezalandırması gibi bir yola girilmemeli ve ithal izni istemine olumlu bakılmamalıdır. Yüzde 100 enflasyonun olduğu bir ülkede, çiftçiden, geçen yılın altında bir fiyatla yağ satması beklenmemelidir.
Çözüm olarak, Avrupa’da olduğu gibi, çiftçinin desteklenmesi, sübvanse edilmesi ve çiftçinin mağdur edilmemesi gerekir diye düşünüyorum.
Fındık için söylenildiği gibi, geçen yıldan elinde daha mal bulunan çiftçimizin, o elindeki malların da devlet tarafından sübvanse edilerek alınması ve böylece, aşağı yukarı -ifade ettiğim gibi- 100 bin civarındaki insanı ilgilendiren bu zeytinyağı konusundaki çalışmada, Hükümetimizden çiftçimizi ve zeytinyağı üreticimizi desteklemelerini rica ediyorum. Düşüncelerimi bu şekilde arz ediyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özgün.
Gündemdışı konuşmayı yanıtlamak üzere, Devlet Bakanı Sayın Işın Çelebi.
Buyurun Sayın Çelebi.
DEVLET BAKANI IŞIN ÇELEBİ (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; değerli milletvekili arkadaşım, önemli bir konuyu gündeme getirdi. Bu konu sadece zeytinyağı meselesi veya zeytin üreticisinin meselesi değil, Türkiye’de üretim ve ihracat politikası açısından önem taşıyan bir konu. Biraz önce, sayın arkadaşımın belirttiği zeytinyağı üretiminde stokların artması meselesi bir rastlantı değil. Dünyada -özellikle İspanya ve İtalya’da- geçtiğimiz yıllarda -iki üç yıl içinde- ciddî bir kuraklık olunca, dünya fiyatları 4 bin dolar düzeyine yükseldi ve Türkiye, bu 4 bin dolar
düzeyine yükselen zeytinyağı fiyatları karşısında üretimini, 80 bin tondan 250 bin tona çıkardı. Şu anda, Türkiye’de, 250 bin ton civarında zeytinyağı üretim kapasitesi var ve Türkiye’nin iç tüketimi 60 bin ton düzeyindedir. Türkiye’de, zeytinyağı konusunda dünya ekonomisindeki gelişmeler yeterince okunamadığı için, Tariş, geçen yıl, dünya fiyatlarının iki misli üstünde –2 700 - 2 800 dolar civarında– bir fiyatla zeytinyağı aldı, ham yağ aldı ve bugün, 40 bin ton civarında elinde stok var; toplam stok 155 bin tondur.Ama, bu yıl, İspanya’da ve İtalya’da kuraklık bitti; dünya fiyatları, ne yazık ki, 1 300 dolar, 1 100 dolar, 1 800 dolar gibi bir düzeye düştü. Şimdi, dünya fiyatları bu noktaya düşünce, Türkiye’de, geçen yıl, Tariş’in üreticiye verdiği 2 700 - 2 800 dolar düzeyindeki fiyatlar, özellikle dökme ham yağın ve rafine edilmiş yağın elde stok olarak kalmasına yol açtı.
Bu yıl, gördüğüm kadarıyla, ihracat açısından verilen bağlantılarda gerçekten doğru olan bir şey var: Avrupa Birliği, Tunus’la özel bir anlaşma yaptı ve Tunus’a karşı gümrükleri sıfırladı. İki ay sonra zeytin üreticisi ürününü almaya başlayacak. Burada çok önemli olan nokta şu: Devletin, geçen sene dünyayı iyi okuyamadığı için Tariş’in, 2 700 - 2 800 dolara alıp stoklarına koyduğu bu zeytinyağını veya dökme ham yağı bu fiyattan satmıyor; şu anda, bu fiyattan elinde tutuyor, stoklarında tutuyor. Açık söylüyorum, zeytinyağını bu fiyattan -yani 2 700 - 2 800 dolardan- almış olan beş altı tane tüccar Tariş’le beraber elinde bu stokları t
utuyorlar; dünya fiyatları 1 100 dolara düşünce zarar ediyorlar; şu anda o stokları elinde tutarak, ekim ayında Tariş’in yüksek bir destekleme fiyatı vererek, zeytin ve zeytinyağı fiyatlarının yükselmesini bekliyorlar.Burada çok önemli bir ikilemle Türkiye ekonomisi karşı karşıya; ya biz, dünya fiyatlarına göre üretim yapan, üreticimizi mağdur etmeyen ve üreticimizi de kârlı hale, verimli hale getiren, memnun eden bir politikayı, dünya fiyatlarını ve dünyayı okuyarak, dünyadaki gelişmeleri öngörerek ve doğru düşünerek alacağız veya Tariş gibi kuruluşlara talimat vereceğiz, bunlara, dünya fiyatlarındaki gelişmelerin dışında, 2 misli, 3 misli fiyata mal aldırıp, stok yaptıracağız. Şimdi, burada, böyle bir açmazla karşı karşıyayız. Bu zeytinyağ küçük bir örnek; ama, Türkiye’de iktisat politikaları açısından çok önemli bir hadise.
Biz, Hükümet olarak, dünya ölçeğinde üretim yapmayı ve dünyada rekabet eden bir üretici ve sanayici işbirliğinin gelişmesini istiyoruz. Bu anlamda, burada, şu vaziyette meseleye hep beraber yaklaştığımız zaman, şöyle bir sorunla karşı karşıyayız: Ya dünyadaki fiyatları, biz, veri kabul edeceğiz, o zaman, ihracatçımıza bunun hammadesini temin edeceğiz veya dünyadaki fiyatları unutup, Tariş’in 2 700-2 800 dolara alıp, bugünkü dünya fiyatları -1 700-1 300 dolara düşen fiyatlar- düzeyinde satış yapmasını temin edecek bir politikayı destekleyeceğiz veya tespit edeceğiz.
Burada, biz, ihracatçıya, iki ay süreyle ihracat yapması kaydıyla, ihraç etmesi kaydıyla, bunun hammaddesini temin imkânı getirdik, dünya fiyatlarıyla rekabet edebilsin ve ihracat bağlantılarını gerçekleştirebilsin diye. Bu anlamda, iki ay sonra ekimde üreticinin ürünü ele geldiğinde, bu politikayı yeniden gözden geçireceğiz; ama, iki ay içinde ihraç kaydıyla, dahilde işleme kuralı çerçevesinde, ham yağ ithali iznini verdik ve bu da Türkiye ihracatının duraklamasına mâni olmak içindir. Bunun doğru bir karar olduğunu belirtmek istiyorum.
Ekim ayından itibaren üreticinin kârlı olacağı ve üreticinin memnun olacağı bir politakayı da izleyeceğimizi belirtmek istiyorum; ama, şunu da antrparantez belirteyim: Tarişin geçen yıl uyguladığı politika, Tarişi sıkıntıya sokmuştur. Masa başında tespit edilen, dünyadan bağımsız, kopuk politikalar Tarişin bugün elinde 40 bin tonluk stokun oluşmasına ve zeytinyağ şişmesine neden olmuştur. Bu politikaların da yanlış olduğunu belirtmek istiyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çelebi.
MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, konuyla ilgili iki cümle söylememe müsaade eder misiniz? Müstahsilimizi ilgilendiren çok önemli bir konu
BAŞKAN – Lütfen yerinizden; çünkü, böyle bir usulümüz yok.
MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, İhracatçılar Birliğinin yağ ithal etme sebeplerinden bir tanesi de, Tarişin elinde bulunan çok kaliteli yağın ucuz fiyatla kapatılması amacını taşımaktadır. Tunus’ta imal edilen yağlar kalitesiz yağlardır. Tunus yağlarına Türkiye’de yağ ilave etmedikçe, Tunus yağının içerisinden kaliteli yağ elde etmek mümkün değildir. Yemeklik yağın en kalitelisi Türkiye’de. İhracatçılar Birliğine böyle bir imkân tanınırsa ithalat yapılacak, Türkiye’ye yağ ithal edilecek, fiyatlar tamamen düşürülecek, Tarişin elindeki mal çok ucuz fiyata kapatılmış olacak ve iki ay sonra gündeme gelecek olan müstahsilin yağ fiyatları da, zeytin fiyatları da çok düşük seviyelere inmiş olacak; böylece köylümüz, çiftçimiz, işçimiz mutazarrır olacaktır.
Bu uygulamanın yanlış olduğunu belirtiyor, ilgililerin ona göre davranmasını rica ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karapaşaoğlu.
Sayın Bakan, olağanüstü dikkatle izledi, değerlendireceklerinden eminim.
Sayın milletvekilleri, Anavatan Partisi ve Demokratik Sol Parti Gruplarının, İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş müşterek, Refah Partisi Grubunun, yine İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş müstakil birer önerileri vardır; ayrı ayrı okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:
IV. — ÖNERİLER
A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1. — 376 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının görüşmelerine 48 saat geçmeden başlanılması ile gündemdeki sıralamanın yeniden yapılmasına ve Genel Kurulun 13 Ağustos 1997, 14 Ağustos 1997 ve 15 Ağustos 1997 günlerinde çalışma saatlerine; görüşülecek konulara ve gerektiğinde cumartesi-pazar günleri de çalışmaların sürdürülmesi ile görüşmelerde yönel
tilecek soruların süresine ve 13 Ağustos 1997 Çarşamba günkü birleşimde sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin ANAP ve DSP Gruplarının müşterek önerisiTürkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
13 Ağustos 1997 Çarşamba günü (bugün) yapılan Danışma Kurulu toplantısında siyasî parti grupları arasında oybirliği sağlanamadığından, Gruplarımızın aşağıdaki müşterek önerisinin İçtüzüğün 19 uncu maddesinin son fıkrası uyarınca Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımızla arz ederiz.
Dr. Ülkü Güney Ali Ilıksoy ANAP Grup Başkanvekili DSP Grup Başkanvekili
Öneri:
13 Ağustos 1997 günlü Gelen Kâğıtlarda yayımlanan ve bastırılıp dağıtılan, 376 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının, 48 saat geçmeden, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 6 ncı sırasına, gündemin 164 üncü sırasında bulunan 374 sıra sayılı kanun tasarısının 7 nci sırasına, 153 üncü sırasında bulunan 371 sıra sayılı kanun teklifinin 8 inci sırasına, 9 uncu sırasında bulunan 182 sıra sayılı kanun tasarısının 9 uncu sırasına alınması; Genel Kurulun 13 Ağustos 1997 Çarşamba günü (bugün) 15.00-24.00, 14 Ağustos 1997 Perşembe günü 10.00-13.00, 14.00-19.00, 20.00-24.00, 15 Ağustos 1997 Cuma günü 14.00-19.00, 20.00-24.00 saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesi ve bugünlerde, gündemin 1 inci sırasından 10 uncu sırasına kadar olan
kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesi, 15 Ağustos 1997 Cuma günü saat 24.00’e kadar bu kanun tasarı ve tekliflerinin görüşmelerinin tamamlanamaması halinde, Genel Kurulun bu işlerin görüşmelerinin bitimine kadar saat 24.00’ten sonra, Cumartesi ve gerektiğinde Pazar günleri de çalışmalarını sürdürmesi; İçtüzüğün 60 ıncı maddesi uyarınca gerek tümü ve gerekse maddeler üzerinde yöneltilecek soruların kısa, gerekçesiz ve yazılı olarak Başkanlığa en geç konuşmalar bitinceye kadar verilmesi, soru ve cevap işlemlerinin grupların konuşma süreleri ile sınırlandırılması (tümü üzerinde 20 dakika, maddeler üzerinde 10 dakika) 13.8.1997 Çarşamba günkü birleşimde sözlü soruların görüşülmemesi önerilmiştir.SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, aleyhte söz istiyorum.
NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, önerinin lehinde söz istiyorum.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, aleyhte söz istiyorum.
BAŞKAN – Önerinin lehinde, Sayın Ülkü Güney ve Sayın Nihat Matkap’ın; aleyhinde, Sayın Salih Kapusuz ve Sayın Mehmet Gözlükaya’nın söz istekleri vardır.
Önerinin lehinde, Sayın Ülkü Güney; buyurun.
Süreniz 10 dakikadır efendim.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün, Danışma Kurulunda, Anavatan Partisi Grubu adına, Demokratik Sol Parti Grubuyla birlikte, Meclisimizin çalışması, bu çalışma süresinin tespiti ve öncelikle getireceğimiz kanun tasarı ve teklifleri hususunda bir Danışma Kurulu önerisi talebinde bulunduk. Gönül isterdi ki, bizim bu talebimiz, diğer parti grupları tarafından da olumlu karşılansın ve bugün, burada, bu, bir grup önerisi olarak değil, bütün grupların ittifakıyla gelen bir karar olsun; ama, olmadı. Tabiî ki, itiraz eden diğer partilerin ve grupların fikirlerine saygımız sonsuzdur; ona diyecek bir şeyimiz yoktur; ama, aslında, bizim getirdiğimiz düzenlemede, bu hafta Meclisten çıkması icap eden, öncelikli ve Yüce Mecliste kimsenin itiraz edemeyeceği -şimdi izah edeceğim- kanun tasarı ve teklifleri var.
Bakınız, biz, bu teklifle ne istiyoruz: Biz, bu teklifle, bugün, yani, çarşamba günü, saat 24.00’e kadar çalışma süremizi uzatmak istiyoruz. Bu, 24.00’e kadar çalışma süremizde de, daha önceden yarım kalmış, bütün partilerin, bütün grupların üzerinde ittifak ettiği ailenin sağlamlaştırılmasıyla ilgili bir kanun teklifini -bunda, herkes anlaşmış durumda idi; zaten yarım kalmıştı- çıkaralım dedik. Bunun ötesinde, öğrencilerin beklemiş olduğu öğrenci affını bugün çıkaralım dedik. Yine, Basın Yasasıyla ilgili bir af tasarısı gündemdeydi; bugün çalışalım, bunları çıkaralım diye teklif ettik. Bu kanun tasarı ve tekliflerinin yanı sıra, hepinizin bildiği gibi, gündemimizde olan, 8 yıllık kesintisiz eğitimin de bu hafta çıkarılması talebimiz var. Bizim planımız, bugün, bahsettiğim bu kanun tasarı ve tekliflerinin ve yarın saat 10.00’dan itibaren de, kesintisiz 8 yıllık eğitim kanunu tasarısının çıkarılmasına dönüktü; bunun ötesinde başka bir talebimiz olmadı.
Burada, tabiî, diğer grupların itiraz edeceği, özellikle sorularla ilgili bir sınırlama vardır. Sorularla ilgili sınırlama da şu şekilde oldu: Biz, sorularla ilgili olarak, gruplar o madde için ne kadar konuşuyorsa sorulara da o kadar süre ayıralım diye bir teklif getirdik. Burada amacımız şuydu: Daha önce, özellikle Komisyonda da gördük ki, sorular çok uzun soruluyor ve soruların çoğu da hep aynı şeyleri tekrarlıyor; biz, bunu disipline edelim, bu tasarıda bütün arkadaşlarımız da konuşabilsinler diye bir sınırlama getirdik. Bu sınırlamamızın amacı, herhangi bir şekilde, başka milletvekilleri
nin soru sormalarını önlemek değil -ama, süre bu kadardır- lafı boşuna uzatmadan, boş tekrarlar yapmadan soruların sorulması amacına dönüktür.Ben, getirmiş olduğumuz bu teklifin olumsuz bir yanını göremiyorum. Tabiî, buna istediğiniz kadar tenkit getirebilirsiniz, olaya bakış açısına bağlı. Her şeyi tenkit etmek mümkündür; ama, eğer, bu af yasaları, ki, bunlar acildir; onları gündeme almak istemiyorsanız -ki, almak istediğinizi biliyorum, anlaştığımız kanunlardır- onları bugün çıkarırız, yarın da, saat 10.00’dan itibaren -süre, bu teklifimizde vardır - 8 yıllık kesintisiz eğitimi, Yüce Mecliste görüşür ve karara bağlarız.
Umuyorum ki, Yüce meclisin değerli üyeleri, bu önerimizde anlatmak istediğimiz konuların ciddiyetine vâkıftırlar ve bu önerimize olumlu oy vereceklerdir.
Bu duygularla hepinize saygılar sunuyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Güney.
Önerinin aleyhinde, Sayın Salih Kapusuz...
Buyurun Sayın Kapusuz. (RP sıralarından alkışlar)
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Anavatan Partisi ve Demokratik Sol Parti Gruplarının önerileri hakkında söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, sizleri ve bizleri izleyen halkımız, usul yönünden en çok yapılan konuşmaların, Danışma Kurulu, grup önerileri üzerinde olduğunu, herhalde, yakinen hem öğrendiler hem de takip etmektedirler. Şimdi, geçmişteki tutanakları şöyle bir inceleyip, değerli grup başkanvekili arkadaşlarımın ve sözcülerin, burada, o zamanın iktidarlarıyla ilgili değerlendirmelerini okumak isterdim; ancak, vakti iyi kullanmak açısından, onları okumak yerine, bizim, burada söylememizin faydalı ve yararlı olduğuna, Genel Kurulun da bu doğrultuda hareket etmesine yönelik birtakım tespitleri arz etmek istiyorum. Yoksa, o zamanki konuşmaları şu Genel Kurula bir taşımış olsak, buradaki konuşmaları bir okumuş olsak, arkadaşlarımız o günkü konuşmalarından bugün rahatsızlık duyacaklardır, belki yerlerinden de müdahale edeceklerdir.
Şimdi, istenilen şey Genel Kurulun çalışmasıysa, elbette, biz, muhalefet partisi ve özellikle Refah Partisi olarak topyekûn burada bulunuruz, bütün çalışmalara, inandığımız doğrular, hakikat ve ülkenin menfaatları açısından yaklaşır, fikirlerimizi söyler, katkı sağlarız; ancak, yapılan bu çalışmaların ülkenin yararına ve faydasına olmasını önplanda tutmak bizim aslî görevimizdir. Bundan dolayı, şimdi, değerli grup yetkililerinin getirmiş olduğu hususları şöyle bir gözden geçirmek istiyorum.
Her şeyden önce, birtakım tasarıların öncelikle kanunlaşması için acelesi olan iktidarın, üzülerek, önerileri takdim şekillerinde de bir acelelerinin olduğunu, maalesef, müşahede ettik. Düşünebiliyor musunuz, yaklaşık beş ayrı konuyu beş ayrı madde halinde takdim etmesi, o konuların konuşulması, değerlendirilmesi açısından, maalesef, arkadaşlarımız fırsat vermiyorlar. Âdeta, birbirine karışmış, ne istendiği belli değil, hepsi birbirine girmiş, zamanlamayla, çalışma süreleriyle konuların birbirlerine girdiği, denetim konularını
n burada kaçırıldığı bile görülmeyecek şekilde bir öneri takdim şekilleri olmuştur ki, her şeyden önce, Türkçeye, Genel Kurula uygun olmadığını başlangıçta tespit edip, ifade etmek istiyorum.Şimdi, bakınız, siz, burada dün 11.00 sularında Komisyondan geçmiş olan bir tasarıyı ne yapmak istiyorsunuz; o kadar aceleniz var ki, sizi o kadar sıkıştırıyorlar ki... Komisyon üyesi olması hasabiyle bir milletvekili hiç aralıksız 26 saat çalışmış; siz, muhalefet şerhi için bir saatlik süre veriyorsunuz.
Değerli arkadaşlar, Komisyon Başkanımız da burada; dikkat edilecek olursa, bu, şimdiye kadar nadir rastlanan uygulamalardan bir tanesidir. Aralıksız 26 saat çalışacaksınız, bir saat sonra da muhalefet şerhi isteyeceksiniz... Bu, her şeyden önce, kesinlikle, ahlakî de değil, siyasî de değil ve bu, acelenin en güzel göstergelerinden bir tanesidir.
Şimdi, acele olarak bunu basıma göndereceksiniz... Kamuoyunda yeterince tartışılmamış... Ben bugün Danışma Kurulu toplantısında da ifade ettim, Sayın Meclis Başkanından talepte bulunduk “Sayın Başkan, bildiğiniz gibi, Genel Kurul çalışmaları naklen ve canlı yayınla veriliyor, siyasî partiler hakkında milletin görüşleri netleşiyor; doğru bilgileniyor, anlatılan meseleleri doğru öğrendiği için de doğru değerlendiriyor. Onun için, Plan ve Bütçe Komisyonunda çok iddialı olunan, ‘reform’ adıyla nitelenen bir tasarıyla ilgili çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar Meclis televizyonundan mutlaka verilmeli” dedik; Sayın Meclis Başkanı maalesef bunu kabul etmediler.
Bir başka öneride daha bulunduk Sayın Başkana, “Türkiye’de televizyon kanal sayısı çok, görüşmeler dört duvar arasında hapsedilmesin, herkes istediği gibi alıp, oradaki olayları çarpıtarak takdim etmek yerine, baştan sona izlemek isteyenler izlesinler, kim ne konuşuyor, bu münakaşaların sebebi nedir, bunun altyapısı nedir, bu, doğru anlaşılsın için canlı yayın yapmalarına imkân verin” dedik; buna da fırsat verilmedi.
“Komisyon çalışmaları yapılmış, 48 saat geçmeden Genel Kurulda görüşelim” diyorsunuz. Şimdi, bu 48 saat geçmeden görüşmek istediğiniz bu tasarıyla ilgili bugünkü Danışma Kurulunda, iktidara mensup gruplara bir öneride bulunduk. Talebimizde iki husus vardı; bir tanesi, öğrenci affı öne alınsın, ilk görüşülen kanun bu olsun; çünkü, zaman olarak sıkıntı var dedik. Buna, muhtevasına da katıldığımızı, komisyon çalışmalarında da katkı sağladığımızı açıkça ifade ettik. Ancak, ikinci talebimiz, ki, böyle, reform olarak nitelendirilen bir tasarıyla ilgili mutlaka milletimiz doğru bilgilere sahip olsun, bu sahip olduğu
bilgileri de değerlendirsin için, gelin bu tasarıyla ilgili olarak, geneli üzerinde gruplarımız 1’er saat konuşsun, şahıslar da yarımşar saat fikirlerini ifade etsinler; çünkü, bunda çok büyük zaruret ve fayda vardır. Şu anda bu fırsat henüz daha geçmiş değil, biraz sonra oylarınızla bunu hayata geçirmeniz mümkündür.Değerli arkadaşlar, zaman zaman, siyasî mülahazalarla olaylar tersyüz edilerek takdim ediliyor, doğrular yanlış olarak, hakikatler eğriltilerek takdim ediliyor. Şayet, doğruların söylenmesinde, hakikatin ifade edilmesinde en ufacık bir endişeniz yoksa, lütfen, şurada, şu milletin huzurunda, şu 550 milletvekilinin teşekkül ettirdiği Genel Kurulda, geliniz, bu tasarıyı enine boyuna tartışalım. Bu tartışmaları da milletimiz -mutlaka takip etmektedir- takip etsin. Çünkü, siz, komisyonlarda konuşmaları engellemek istiyorsunuz, Genel Kurulda görüşmeleri engellemek istiyorsunuz, halkın demokratik tepkilerini engelliyorsunuz; arkasından da çıkıyorsunuz, Sayın Başbakan ve Sayın Başbakan Yardımcısı “görüy
or musunuz efendim, 4 bin kişi bunlar...”Değerli arkadaşlar, şayet, bunlar 4 bin kişi mi, 400 bin kişi mi, 40 milyon kişi mi, bunu görmek istiyorsanız, demokratik hakların ifade edileceği platformlarda, milletin arzuladığı mitinglere müsaade edin. Bırakın, mitinglere müsaade etmediniz, bunu Meclise taşıdınız; şu anda yapacağınız şey, yeterli zaman tanıyınız. Bu zamanı çok iyi bir şekilde değerlendirmeye ihtiyacımız vardır, milletimizin de buna ihtiyacı vardır.
Değerli arkadaşlar, bugün için üç kanun tasarı ve teklifi öneriyorsunuz. Bu kanun tasarılar ve teklifler, muhteva olarak çok karşı olduğumuz tasarı ve teklifler değil; ancak, bu 8 yıllık kesintisiz eğitimle ilgili talebinizi, bizim kamu nezdinde, kamuoyu nezdinde, millet nezdinde açık bir şekilde tartışmaya ihtiyacımız olduğunu, oylarınızla buna katkı sağlamanızı istiyoruz.
Şimdi, bakıyorsunuz “Meclis çalışsın” deniliyor; doğru; çalışıp da ne yapacak; eğitimi tahrip ve kargaşaya sebep olacak bir tasarıyı getireceksiniz.
YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Sana göre öyle...
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Okullara kayıt için bir haftalık süre kalmıştır.
Değerli milletvekilleri, ailelerin yerine, velilerin yerine kendinizi koyunuz... Bir hafta sonrası için, buradan kanun ne zaman çıkacak belli değil; belli olmadığı bir ortamda kayıtlar başlayacak, bir ay sonra da okullar açılacak. Bu çocuklar hangi okula
gidecek, bu çocuklar ne okuyacak?(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Kapusuz, 1 dakika içerisinde toparlayalım lütfen.
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Peki Sayın Başkan.
Tabiî, biraz sonra bir önergemiz var, onunla ilgili de ifade ederim mutlaka bu görüşlerimi.
Şunu söylemek istiyorum: Bir ay kalmış... Çalışmalar bu derece sıkışık bir ortamda; geliniz, biz bu konuyu bugünle, bu yılla sınırlı düşünmeyelim. Başka ülkelerde de reformlar için birtakım adımlar atılmaktadır; önce, teknik altyapı oluşmakta, bütün hazırlıklar kamuya mal edilmekte, halk bilgilendirilmekte, daha sonra da bunlar parlamentoda yasalaşmaktadır; ama, siz, doğrulardan, halktan, milletten korktuğunuz için, doğru uygulamaları, maalesef, birtakım çevrelerin dayatmaları karşısında sıkıntı duyduğunuzdan dolayıdır ki, ne yapıyorsunuz; acele ediyorsunuz; ama, bu acelenin size faydası yok, millete faydası yok, hele Sayın Başbakan, size hiç faydası yok; çünkü...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kapusuz.
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Evet, Sayın Başkan, ben de teşekkür ediyorum. (RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Önerinin lehinde, Sayın Nihat Matkap; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anavatan Partisi Grubu ve Demokratik Sol Parti Grubunca, Meclis İçtüzüğümüzün 19 uncu maddesi gereğince verilmiş bulunan ortak önerinin lehindeki görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlarken, sizleri saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, ortak öneri iki kısımdan oluşmaktadır; birinci kısımda, halen, gündemin son sıralarında yer alan iki kanun tasarısı ile bir teklifin, gündemin ön sıralarına alınarak öncelikle görüşülmesi hususu yer almaktadır; önerinin ikinci kısmında ise, Meclis Genel Kurul çalışmalarının yeniden düzenlenmesi önerilmektedir.
Önerideki bu hususlarla ilgili düşüncelerimi kısaca şöyle özetleyebilirim: Değerli milletvekilleri, gündemin arka sıralarında yer alıp ön sıralara taşınması istenen yasa düzenlemelerinden biri, Gülhane Askerî Akademisinden birtakım nedenlerle ilişiği kesilen öğrencilerin YÖK kanalıyla başka üniversitelerin fakültelerine yerleştirilmesini öngörüyor. Meclisimiz, bu konuda, olumlu veya olumsuz kararını bir an önce almalıdır; çünkü, yeni dönem iki ay sonra başlayacak; bu arada, gerek YÖK gerekse diğer üniversitelerin altyapı hazırlığı için bir süreye ihtiyacı vardır. Dolayısıyla, bu konunun ivedilikle görüşülme talebi yerindedir.
Bir diğer düzenleme, kamuoyunda “basın affı” diye nitelenen, sorumlu müdür sıfatıyla işlenen suçlara ilişkin dava ve cezaların ertelenmesini öngören düzenlemedir. Kaldı ki, bu düzenlemeye ilişkin, neredeyse grubu bulunan tüm siyasî partilerimiz angaje oldu, 55 inci Hükümetimiz angaje oldu ve kamuoyunun bu konuda çok ciddî beklentisi oluştu. Dolayısıyla, bu tasarıyla ilgili olarak da Meclis Genel Kurulumuz bir an önce kararını almalıdır.
Gündemin ön sıralarına taşınması istenen bir diğer düzenleme, zorunlu kesintisiz 8 yıllık temel eğitimle ilgili düzenlemedir. Eğer, Meclisimiz bu konuyu benimsiyorsa, yine bu konuyla ilgili kararını da bir an önce almalıdır; çünkü, yaklaşık iki ay sonra yeni öğretim yılı başlayacaktır; bununla ilgili birtakım altyapı çalışmaları yapılmak durumundadır.
Değerli milletvekilleri, bu zorunlu temel eğitim yasası düzenlemesiyle ilgili olarak, işte, henüz komisyon müzakerelerinin üzerinden 48 saat geçmedi, bu konu yeterince olgunlaşmadı, bu konu henüz ham, yeterince tartışılmadı şeklinde birtakım itirazlar yapılmaktadır. Bu itirazlara katılmamız mümkün değildir.
Değerli milletvekilleri, bu konu, 1973 yılından bu yana Türkiye’nin gündemindedir. Hatta, 1973 yılında kabul edilen yasayla, ilköğretimin kademeli olarak 8 yıla çıkarılması kabul edilmiş ve bugüne kadar, zaten bu karar çerçevesinde 6 400 ilköğretim okulu açılmıştır. Bu konu, 1973 yılından bu yana toplanan millî eğitim şûralarında tartışılmıştır. Geçen dönem Parlamentosunda yer alan arkadaşlarım hatırlarlar, bu konu, birkaç birleşimde de tartışılmıştır. Anımsarsanız, Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planını görüştüğümüz birleşimde, bu konuyu yeterince müzakere ettik. Bunun dışında, Doğru Yol Partisi ve SHP’nin ortaklaşa kurduğu hükümet döneminde, Mayıs 1994 tarihinde, bu düzenlemeyi yapmayı öngören bir yetki kanunu tasarısı da Meclis Başkanlığına sevk edildi; ancak, ne yazık ki, o tarihte, yetki kanunu tasarısındaki bu hükümler, bazı grupların, bazı milletvekillerinin direnişiyle karşılaştı ve bu direniş karşısında, dönemin Millî Eğitim Bakanı, bu yetkilerin budanmasını öngören önergeyi kabul etmek durumunda kalmıştı.
Değerli milletvekilleri, bu konu, kimi siyasî parti gruplarınca, belki de 28 Şubattan sonra tartışılmaktadır; ancak, Cumhuriyet Partisi olarak biz, birkaç yıldır bu konuyu gündemimize almış bulunmaktayız. Bu konuya verdiğimiz önemin, 28 Şubat Millî Güvenlik Kurulu kararlarıyla kesinlikle bir ilgisi yoktur. Bunun en ciddî kanıtı, yeni dönemin hemen ertesinde, 1996 yılı başında Cumhuriyet Halk Partili milletvekili arkadaşlarımızın verdiği kanun teklifidir. Belki, bazı gruplar, bu konuyu, gündemine 28 Şubatta aldı; belki, toplumun bazı kesimleri, bu konuyu 28 Şubattan sonra gündemine aldı; ancak, bu konu, uzu
n yıllardır, Cumhuriyet Halk Partisinin gündeminin ön sıralarındadır, programında da yer almıştır ve Cumhuriyet Halk Partisinin bu konuda hiçbir tereddütü olmamıştır.Değerli arkadaşlarım, bu konu yeterince tartışılmadı mı? Bakınız, bu kanun tasarısıyla ilgili Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan görüşmelerde rekor kırılmıştır. Bu görüşmeler 96 saat devam etmiştir, bu görüşmeler sırasında yaklaşık 200 milletvekili arkadaşım görüş açıklamıştır. Şimdi, 96 saati, Meclis Genel Kurul çalışmalarıyla karşılaştırdığınızda, Meclis Genel Kurulumuz, eğer, haftada 3 gün 4’er saatten 12 saat çalışıyorsa, 96 saati 12 saate böldüğünüz zaman, Genel Kurulun iki aylık çalışmasına tekabül ediyor. Daha “bu konu yeterince tartışılmadı” diye takdim etmenin hiçbir haklı yanı olamaz.
Değerli milletvekilleri, bakınız, öncelikle görüşülmesi önerilen iki kanun tasarısı ve bir kanun teklifinin tüm hükümleriyle de mutabık değiliz; o konuda bizim çekincelerimiz var. Özellikle, Zorunlu Temel Eğitim Yasa Tasarısının 4 üncü maddesiyle ilgili ihtilafımız devam ediyor. 4 üncü maddenin tasarı metninden çıkarılması için her türlü gayreti harcayacağız, sizleri ikna etmeye çalışacağız.
Bunun yanında “öğrenci affı” diye nitelendirilen kanun teklifiyle de ilgili çekincelerimiz var; bu konuda da Anayasaya aykırılığın giderilmesi için gerekli çabayı harcayacağız.
Bu arada, gönül arzu ederdi ki, düşüncesini açıklamasından dolayı hüküm giyen tüm sanatçılarımız, yazarlarımız, bilim adamlarımız cezaevinde olmasın. O konuyla ilgili tasarı da, ne yazık ki, bizi tatmin edecek şekilde değil; ancak, bu haliyle de onu destekleyeceğiz. Burada önemli olan, bu yüce çatı altında, bize yakışır biçimde bu tartışmaları sürdürmektir.
Değerli arkadaşlarım, bakınız, Refahyol Hükümeti döneminde, bütünüyle karşı olduğumuz birkaç kanun tasarısı buradan geçti, hem de çok hızlı bir biçimde geçti. Anımsarsanız, biri, yurtdışında bulunanların sosyal güvenliğiyle ilgiliydi. Biz ne yaptık? Burada, muhalefetimizi en saygın biçimde yaptık; hiçbir zaman, Genel Kurulu gergin noktaya getirmedik. Ardından, Cumhurbaşkanının onay safhasında, yine itirazlarımızı sürdürdük. Eğer, orada da muvaffak olmasaydık, konuyu Anayasa Mahkemesine taşırdık. Bu, zorunlu kesintilerle ilgili, nemaların, -meçhule atılmasını- zorunlu tasarrufların kesilmesini öngören yasa tasarısında da böyle oldu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Matkap, 1 dakika içerisinde toparlayalım.
NİHAT MATKAP (Devamla) – Bu kanun tasarı ve tekliflerine muhalefet eden değerli gruplarımıza önerim, kendi dönemlerinde bizim karşı olduğumuz yasa tasarı ve tekliflerinde bizim aldığımız tavrı sergilemeleri, hiçbir şekilde Genel Kurulu gerginliğe götürmemeleridir. Umarım bizim yolumuzu takip ederler.
Değerli milletvekilleri, bu önerileri haklı ve yerinde bulduğumu tekrar ifade ediyor, Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. (CHP, ANAP, DSP ve DTP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Matkap.
Önerinin aleyhinde Sayın Mehmet Gözlükaya; buyurun.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında hepinize en derin saygılarımı sunuyorum.
Anavatan Partisi ve Demokratik Sol Parti tarafından verilen grup önerisi üzerinde görüşlerimi beyan etmek istiyorum.
Bu öneriye iki açıdan katılmadığımızı ifade ediyorum. Birincisi, 8 inci sırada bulunan, Türk Ocağı binasının Kültür Bakanlığından alınarak Türk Ocakları Umumî Merkezine devredilmesiyle ilgili kanun teklifi, maalesef, 12 nci sıraya itilmiş bulunmaktadır. Bugüne kadar, gruplar arasında, özellikle, bugün İktidarda bulunan ve İktidarın büyük ortağı olan Parti tarafından da desteklenen bu kanun teklifi, maalesef, “görüşülmeyecek” olarak algılanmaktadır; çünkü, önerinin sonunda bir şey getirmişler: “10 uncu sıraya kadar olan teklif ve tasarıların görüşülmesi bitinceye kadar çalışmaların devamı” şeklinde bir ifade var. Bu demektir ki, 10 uncu sıradaki tasarı görüşüldükten sonra, galiba, İktidar, Meclisi tatile sokmak istemekte. Bu durumda, bu yasa teklifinin; yani, bugün 8 inci sırada bulunan Türk Ocaklarıyla ilgili
yasa teklifinin görüşülmesinin mümkün olmadığı ve ekim ayına atıldığı gerçeği ortaya çıkmaktadır. Biz, bu bakımdan, Doğru Yol Partisi olarak bu öneriye katılmadığımızı ifade ediyoruz. Bu, geçen haftalarda ve bugün, arkadaşlarımız ve bizler tarafından Danışma Kurulunda teklif edildi; maalesef, kabul görmedi. O açıdan, bu öneriye “ret” oyu vereceğiz.Ayrıca, önerinin ikinci bölümüne, süreler açısından bir itirazımız var. Her ne kadar, gerekçe olarak “bugüne kadar hiçbir kanunda grup ve şahıslar adına tanınan 20’şer ve 10’ar dakikalık sürelerin uzatılması öngörülmemiştir” şeklinde söyleniyor ise de, geçmişte bunun birtakım örnekleri var. Uzatılabilirdi; en azından, 20 dakika 40 dakikaya, 10 dakika 20 dakikaya çıkarılabilirdi; maalesef, bu yönde de bir gelişme olmadığını gördük.
Sorular için tanınan 20 dakikalık süre, normal olabilir idi, konuşma süreleri uzatılabilseydi.
Bu yönlerden dolayı bu öneriye katılmadığımızı ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Gözlükaya.
Öneriyi, yeniden okutup oylarınıza sunacağım:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
13 Ağustos 1997 çarşamba günü (bugün) yapılan Danışma Kurulu toplantısında siyasî parti grupları arasında oybirliği sağlanamadığından, gruplarımızın aşağıdaki müşterek önerisinin İçtüzüğün 19 uncu maddesinin son fıkrası uyarınca Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımızla arz ederiz.
Ali Ilıksoy Dr. Ülkü Güney DSP Grup Başkanvekili ANAP Grup Başkanvekili
Öneri:
13 Ağustos 1997 günlü Gelen Kâğıtlarda yayımlanan ve bastırılıp dağıtılan 376 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının, 48 saat geçmeden, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 6 ncı sırasına, gündemin 164 üncü sırasında bulunan 374 sıra sayılı kanun tasarısının 7 nci sırasına, 153 üncü sırasında bulunan 371 sıra sayılı kanun teklifinin 8 inci sırasına, 9 uncu sırasında bulunan 182 sıra sayılı kanun tasarısının 9 uncu sırasına alınması; Genel Kurulun, 13 Ağustos 1997 Çarşamba günü (bugün) 15.00-24.00; 14 Ağustos 1997 Perşembe günü 10.00-13.00, 14.00-19.00, 20.00-24.00; 15 Ağustos 1997 Cuma günü 14.00-19.00, 20.00-24.00 saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesi ve bu günlerde gündemin 1 inci sırasından 10 uncu sırasına kadar olan kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesi; 15 Ağustos 1997 Cuma günü saat 24.00’e k
adar bu kanun tasarı ve tekliflerinin görüşmelerinin tamamlanamaması halinde, Genel Kurulun, bu işlerin görüşmelerinin bitimine kadar saat 24.00’ten sonra, cumartesi ve gerektiğinde pazar günlerinde de çalışmalarını sürdürmesi; İçtüzüğün 60 ıncı maddesi uyarınca gerek tümü ve gerekse maddeler üzerinde yöneltilecek soruların kısa, gerekçesiz ve yazılı olarak Başkanlığa en geç konuşmalar bitinceye kadar verilmesi, soru ve cevap işlemlerinin grupların konuşma süreleriyle sınırlandırılması (Tümü üzerinde 20 dakika, maddeler üzerinde 10 dakika), 13.8.1997 Çarşamba günkü birleşimde sözlü soruların görüşülmemesi önerilmiştir.BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir.
Şimdi, Refah Partisi Grubunun müstakil önerisini okutuyorum:
2. — Sekiz Yıllık Kesintisiz Zorunlu Eğitim Kanun Tasarısının görüşme süresine ilişkin RP Grubu önerisi
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulunun 13.08.1997 Çarşamba günü (bugün) yapılan toplantısında, siyasî parti grupları arasında oybirliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.
Salih Kapusuz
RP Grup Başkanvekili
Öneri : Sekiz Yıllık Kesintisiz Zorunlu Eğitim Kanun Tasarısının Genel Kuruldaki görüşmeleri sırasında, gruplar adına yapılacak konuşmaların birer saat, şahıslar adına yapılacak konuşmaların da 30’ar dakika olması.
BAŞKAN – Sayın Salih Kapusuz, önerinin lehinde; buyurun. (RP sıralarından alkışl
ar)Sayın milletvekilleri, biraz sonra oylayacağımız bir başka öneri üzerinde görüşme açıldı. Lütfen, sükûnetle dinleyelim.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Grupların önerisiyle ilgili olarak biraz önce görüşlerimi belirtirken değindiğim konulara ilave olarak, size, bu konudaki bazı düşüncelerimi ve değerlendirmelerimi de arz etmek istiyorum. (Gürültüler)
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarımız, elbette, Genel Kurulun dışında değerlendirme imkânını bulabilirler.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şu an, sayın hatibin dinlenilmesinin yanı sıra konuşmasının da mümkün olmadığı bir ortamdayız.
Sayın milletvekilleri... Sayın milletvekilleri... (Gürültüler)
Sayın milletvekilleri, sükûnet sağlanmadığı sürece zaman kaybedeceğiz; mikrofonu kapatıyorum ve süreyi durduruyorum.
NECMİ HOŞVER (Bolu) – Sayın Başkan “sayın milletvekilleri” deyince anlamıyorlar “sayın Anavatanlı milletvekilleri” deyiniz.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, ayakta karşılıklı konuşmaları bitirelim.
Sayın milletvekilleri, gereksiz yere, birkaç arkadaşın sohbete devam etmesi nedeniyle süre kaybediyoruz.
Buyurun Sayın Kapusuz.
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli arkadaşlar, grup önerimizi arkadaşlarımıza bir kez daha okumak istiyorum. Önerimiz şu:
“Sekiz Yıllık Kesintisiz Zorunlu Eğitim Kanun Tasarısının Genel Kuruldaki görüşmeleri sırasında gruplar adına yapılacak konuşmaların birer saat, şahıslar adına yapılacak konuşmaların da 30’ar dakika olması” talep edilmektedir. (DSP ve ANAP sıralarından gürültüler)
YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Sebep ne?
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Sebep; arkadaşlarımız sebebini öğrenmek istiyor. Kamuoyundaki bu kadar çığlıklara, bu kadar gayretlere; sizlerin de “reform” diye cumhuriyet tarihinin en önemli meselesi olarak takdim ettiğiniz konuya verdiğiniz değer, sebep olarak yetmez mi?!. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, hatibi sükûnetle dinleyelim, yerimizden laf atmayalım.
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, reform olayı ciddî bir iştir. Siz, birtakım okulları kapatarak, Anadolu insanının sözünü kesmek, sesini kesmek, siyasetten, ticaretten uzaklaştırmak için birtakım meseleleri getirirseniz, bunun adına reform de
nmez...İSMET ATALAY (Ardahan) – Yalan söyleme.
REFİK ARAS (İstanbul) – Yalan... Yalan...
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Bakınız, size, bir reformdan birkaç cümle okumak istiyorum; İngiltere’de 1988 yılında yapılan eğitim reformuyla ilgili birkaç cümlelik bir tespittir bu; isteyen arkadaşlarımıza, Genel Kurula da çoğaltarak takdim edebilirim...
YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Kendine sakla!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – “Reformun gayesi:
1- Millî kimliği güçlendirmek.
2- Dinî olgunluğa ulaşmak.
3- Demokrat düşünceye sahip olmak.”
Evet. İşte, reform, böyle bir gaye için yapılır; sizlerin yaptığı gibi değil; ona da geleceğim.
Bakınız, gayenin gerçekleşmesi için;
“1. Millî müfredatın okutulması.
2- Din eğitiminin daha geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması.
3- Öğretmen kalitesinin artırılması.”
Bu nedir? Bu, gayeye ulaşmak için vasıta... (DSP ve CHP sıralarından “Doğru” sesleri)
Evet, doğru değil mi arkadaşlar...
Bir ay sonra açılacak okullar için -ki, ben, yukarıdan aşağıya başka illeri söylemek istemiyorum, kendi seçim bölgem olan Kayseri’yi söyleyeyim- sırf Kayseri’de, mevcut bugünkü potansiyelin ihtiyacı olan branş öğretmeni sayısı 900’dür.
DEVLET BAKANI MEHMET BATALLI (Gaziantep) – Hepsini göndeririz.
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Yetmiş yıldan beri, siz, daha öğretmenini yetiştirememişsiniz. Değerli konuşmacılar, biraz sonra çıkıp söyleyecekler “efendim, bu reform bugün değil, yirmi sene önce başladı” diyecekler. E, başladıysa, bugüne kadar bu memlekette yöneticilik yapan siyasî yetkililere sormak lazım değil mi: Arkadaş, sen bugüne kadar daha öğretmen planlamanı bile yapamamışsın... 45 günlük öğretmenler... 2 aylık öğretmenler... Veteriner öğretmenler... İşletmeci öğretmenler... Bunlar da yeterli olsa saygıyla karşılayacağız. 5 sınıfı 1 öğretmen okutuyor; yetmedi, siz, 5 yıllık bu külfete, bu ıstıraba, bu yetersizliğe rağmen 5 inci sınıftan mezun, okuma-yazma bilmekten aciz olan bu evlatlarımız için bu sefer, bu süreyi, 8 yıla çıkaracaksınız.
Bakınız, biz, Refah Partisi olarak kesinlikle, zorunlu eğitimin 8 yıla çıkmasına karşı değiliz, kesinlikle 8 yıldan tarafız; ancak, sizin yapmak istediğiniz tek tip insan, tek tip müfredat, tek tip okul, tek tip anlayış...
YUSUF ÖZTOP (Antalya) – Çok tip, tek tip insan nasıl oluyor?!.
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – İşte bizim karşı çıktığımız, sizin de yerinizden itiraz ettiğiniz işin özü maalesef bu. Eğer, siz istiyorsanız, biz 11 yıla da 9 yıla da taraftarız; ama, şu tek tip anlayışından bir dışarı çıkın; biraz önce söylediğimiz, kafalarınızla ve sözlerinizle tasdiklediğiniz demokrat anlayışa yaklaşın.
Değerli arkadaşlar, bakınız, yine, İngiltere’deki bu zorunlu eğitim ve kademeleriyle ilgili uygulama nedir: Zorunlu eğitim, 11 yıllıktır, 5-16 yaş gruplarını kapsar; anaokullar, 2-5 yaş arasıdır, arzu edilirse çocuklar devam ederler, zorunlu değildir; ilkokullar, ortaokullar olmak üzere kademelidir.
Öğretmen ve öğrenci sayısına lütfen dikkat ediniz; 1 öğretmene düşen öğrenci sayısı ilköğretimde 22, ortaöğretimde 15 kişi; sınıf başına düşen öğrenci sayısı ise, 26 ve 21’dir.
Değerli arkadaşlar, bakınız, yine, İngiltere’nin, en çok tartışılan ve tartışılacak konuların bir tanesine yaklaşımı nasıl: Din eğitimi ve uygulanışı; 1988 yılına kadar 5-14 yaşları arasında mecburi olan din eğitimi, reformların yapılmasının ana esaslarından olan din eğitiminin geliştirilmesi ve takviye gayesine yönelik olarak, 5-18 yaş gruplarına çıkarılmış ve mecbur edilmiştir.
Uygulama nasıl, lütfen bakınız, uygulamaya dikkatinizi çekiyorum: Her gün, 25 dakika, din dersine ilaveten pratik yapma imkânı verilir. Dinî gruplar ve mezhepler okul açabilir. Özel okullar, tamamen dinî kuruluşlara bağlıdır. Din bilgisi, özel eğitim görmüş öğretmenlerce verilir.
Bu, bir ülkede yapılan bir reformun kısaca sizlere takdimidir.
FATİH ATAY (Aydın) – Sayın Başkan, öneriyle ilgisi yok...
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Peki, bu tasarıya gelelim...
Bunlarla ilgili yaklaşımları, inşallah, geneli üzerinde, maddeler üzerinde, önergelerimiz üzerinde detaylarıyla size takdim edeceğiz. Ancak, unutmayınız ki, toplumun kabul etmediği, toplumun benimsemediği hiçbir hareket, hiçbir reform, hedefine ve gayesine ulaşamaz. Bu noktada, biz sizi ikaz ediyoruz; bundan sonra olacak eğitimdeki kargaşa, toplumun reaksiyonu ve uygulamalarda yetersiz kalınacağından hareketle, geliniz, lütfen, bu meseleyi, salim bir ortamda, teknik heyetler, bu işin uzmanları nezdinde yeniden müzakere edelim. Dört tane madde değiştirerek, bir eğitimde reform gerçekleştiremezsiniz, bunun adına reform diyemezseniz...
HASAN GÜLAY (Manisa) – Okumamışsın bunu...
SALİH KAPUSUZ (Devamla) –...böyle derseniz, millet size güler ve zamanı geldiğinde de, gerekli olan dersi yerine verir...
HASAN GÜLAY (Manisa) – Okumamışsın...
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakınız, ülkenin problemi sadece eğitim olsa, ben, bunu saygıyla karşılayacağım; ama, sadece eğitim değil problem.
HASAN GÜLAY (Manisa) – Anlamamışsın...
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Bakınız, bugünkü gazetelerde “faizler yüzde 140’a dayandı” diyor. Kaçla teslim aldınız? Yüzde 80, yüzde 90’larda teslim aldınız; yüzde 140’lara gidiyor...
Yetmedi, sorumlu bakan -
enflasyon yüzde 75, yüzde 78 seviyesinde– bir açıklama yapıyor; diyor ki: “Efendim, bu sene enflasyon yüzde 100’ü bulacak.” Daha sonra “Beni ciddiye almışlar” diyor... Siz, ekonomiden sorumlu bakan olacaksınız, mevcut yüzde 78’i bir kenara bırakıp, yüzde 100’den bahsedeceksiniz, daha sonra da iddiaya gireceksiniz; “bu sene, göreceksiniz, yüzde 100’ün altında kalacak, sizinle bahse girerim” diyeceksiniz... Bu ne perhiz, bu ne turşu değerli arkadaşlar!..Öbür taraftan, enflasyon mu?.. Elinizi attığınız bütün meselelerdeki tablo, maalesef, kırmızı sinyal vermektedir. Bugün fiyatlar, milletin cebini yakar noktaya gitmektedir, her şey, bu yükselen... (ANAP sıralarından “temeli siz
siniz “ sesleri)Değerli arkadaşlar, bakınız “temelinde siz varsınız” diyorsunuz öyle mi? Peki, siz trafik memuru musunuz?! (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Enflasyon yukarı doğru gidiyor, ne lazım? Para lazım; karşılıksız para basmaya devam edin, borç almaya devam edin... Özellikle borçlanmanın içboyutunda yapılan bu yanlışlıkların karşısında toplumda meydana gelecek reaksiyonları...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Kapusuz, bir dakika içinde toparlayınız.
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Değerli Başkanım, arkadaşlarımız, galiba, birazcık, benim hakkıma tecavüz ettiler...
BAŞKAN – Hayır, süreyi durdurdum o sırada.
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Durdurdunuz mu; peki efendim, toparlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bakınız, ne kadar zorlarsanız zorlayınız, siz, kısa bir dönem sonra -ki, zaten buraya gelişiniz münakaşalı, gidişinizde, fazla münakaşa olmayacak- bir müddet sonra gideceksiniz. Bu gidişiniz, başka yollarla değil, yanlış anlaşılmasın,
demokratik yollarla olacak...ÜLKÜ
GÜNEY (Bayburt) – Havada ikmal yaparak gideceğiz.SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Sandık, milletin önüne konulacak. İşte, Karadeniz gezisinde, Sayın Mesut Bey’in toplantılarına ilgiyi gördük.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Havada ikmal, havada...
YAŞAR OKUYAN (Yalova) – Sen orada mıydın?
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Siz, iki tane ili, birinci derecede öncelikli iller statüsüne koyacaksınız, bölgenize gideceksiniz, ilgi ve alâka bulmayacaksınız... Bu, en güzel demokratik tepkidir.
YAŞAR OKUYAN (Yalova) – Sen orada mıydın?
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Evet, orada olanlar da sizin kadar bu meseleyi görmekte ve takip etmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Kapusuz, süreniz bitti.
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Evet arkadaşlar, bakınız... (ANAP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Sayın Kapusuz, teşekkür ediyorum, süreniz bitti.
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, ben, Sayın Başkana saygı gösteriyorum, size de saygımın gereği, sözlerimi tamamlıyorum; ama, ben, bununla şunu söylüyorum.
..BAŞKAN – Sayın Kapusuz, lütfen, mikrofonsuz konuşma âdetimiz yok.
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Sayın Başkan, mikofonsuz olarak şunu söylüyorum: Bu milletin arzuladığı, birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmektir. Geliniz, milletin bu arzusuna uyunuz.
Teşekkür eder, saygılarımı sunarım. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)
BAŞKAN – Önerinin aleyhinde söz talebi yok.
Lehinde, Sayın Turhan Güven, buyurun. (DYP ve RP sıralarından alkışlar, ANAP sıralarından “Yakışıyor mu?” sesleri)
TURHAN G
ÜVEN (İçel) – Neyin yakıştığını, yakında siz daha iyi anlayacaksınız.Sayın Başkan, değerli üyeler; Doğru Yol Partisi adına hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Aslında, belki de benim süremin bir kısmını Sayın Refah Partisi Grup sözcüsü kullandı, onun için, ben kısa konuşmaya çalışacağım; ama, müsaade ederseniz, Türkiye’nin gündemini, ayın 7’sinden bu tarafa, Plan ve Bütçe Komisyonunda devamlı çalışmayla bitirilebilen bir konu işgal etmiştir; yani, yedi güne yakın bir süre sabahlara kadar çalışılmış ve bir kanun tasarısının görüşmeleri Plan ve Bütçe Komisyonunda bitirilmiştir. Plan ve Bütçe Komisyonunun Sayın Başkanı burada olsaydı, size teknik bilgiyi daha fazla verirdi.
Bu kadar önemli bir konuda 20 dakikalık grup konuşmaları, 10 dakikalık şahsî konuşmaların, konunun bu millet tarafından fevkalade, güzelce anlaşılmasına engel olacağı düşüncesindeyiz.
YALÇIN GÜRTAN (Samsan) – Millet anladı...
TURHAN GÜVEN (Devamla) – Bizim için önemli olan budur. O bakımdan, bu konunun, burada, bu Yüce Mecliste ve milletin önünde daha fazla, enine boyuna tartışılmasından yana bir tavır içerisindeyiz. Bu nedenle, bu önerinin lehine konuşuyoruz; yani, bunda garipsenecek, yadırganacak bir şey yok. Biz, bu saçları değirmende ağartmadık beyler, merak etmeyin, devlet hizmetinde ağarttık, devletin ne olduğunu bilen insanlarız, onun için, sizin de anlamanızı istiyorum. Siz de anlayın da, konuşmalarınızı, ona göre daha dikkatli cümlelerden seçin; daha evvel attığınız laflar meydandadır. (DYP ve RP sıralarından “Bravo” ses
leri, alkışlar)Şimdi, hem refom diyeceksiniz hem de bunu aceleye getireceksiniz... 12 maddelik bir kanun tasarısının, yedi gün konuşulduğu bir komisyondan sonra burada daha uzun bir sürede konuşulması, zannederim daha güzel olurdu.
Burada önemli olan nedir? Burada önemli olan, bir konsensüs sağlanmasıdır; yani, iktidarıyla muhalefetiyle, milletin önüne gittiğiniz zaman, ne yaptığınızın iyice anlaşılması söz konusu olmalıdır; bizim istediğimiz budur. Sakin düşünme imkânı verin, sakin görüşme imkânı verin ve bunu, bir kapkaç düzeni içinde de gelip geçirmeyin; hoş, bu, bizim işimize gelir; çünkü, daha sonra milletin ne diyeceğini siz ileride göreceksiniz!..
Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Öneriyi tekrar okutup, oylarınıza sunacağım:
Öneri:
Sekiz Yıllık Kesintisiz Zorunlu Eğitim Kanun Tasarısının Genel Kuruldaki görüşmeleri sırasında gruplar adına yapılacak konuşmaların birer saat, şahıslar adına yapılacak konuşmaların da 30’ar dakika olması.
BAŞKAN – Öneriyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmemiştir.
Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, sözlü soruları görüşmüyoruz.
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.
Önce, sırasıyla yarım kalan işlerden başlıyoruz.
VII. — KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN
DİĞER İŞLER
1. — 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/215) (S.Sayısı : 23) (1)
BAŞKAN – 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Komisyon?..
MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYON BAŞKANI AHMET SEZAL ÖZBEK (Kırklareli) – Komisyon burada.
BAŞKAN – Hükümet?.. Yok.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, Komisyon ikinci defa burada...
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Hükümet, 31.7.1997 tarihli 129 uncu Birleşimde de temsil edilmemiş olduğundan, tasarının görüşmeleri, bir defaya mahsus olmak üzere ertelenmişti...
CEVDET AKÇALI (Adana) – Sayın Başkan, Hükümetin bulunmasına lüzum yok.
BAŞKAN – Efendim, okuyorum, susar mısınız...
CEVDET AKÇALI (Adana) – Evet, buyurun, devam edin...
BAŞKAN – Ben de açıklıyorum; niçin karışıyorsunuz ...
Bu nedenle, tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Daha önce, tasarının 1 inci maddesi üzerindeki görüşmeler tamamlanmış ve 1 inci maddenin oylamasında kalmıştık.
1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2. – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3. – Bu Kanunu Bakanlar Kurulu yürütür.
Madde üzerinde söz isteyen?..
(1) 23 S. Sayılı Basmayazı 10.7.1996 tarihli 75 inci Birleşim Tutanağına eklidir.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Söz istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Şahsî mi, grup adına mı?
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Grup adına efendim.
BAŞKAN – RP Grubu adına Sayın Kapusuz; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)
RP GRUBU ADINA SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 926 sıra sayılı Kanun Tasarısının son maddesi olan yürürlük maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Söz almamın sebebi; özellikle, Genel Kurulda, bir anda nasıl oldu da görüşüldü; Hükümetin olmadığı bir kanun tasarısı görüşülebilir mi diye adeta bir tereddüt geçirilmişti. Dikkat edilecek olursa, Komisyon, yerine oturduktan sonra Sayın Bakanımız teşrif edip oturdular.
İçtüzükte, bir tasarı veyahut da teklifin Genel Kurulda görüşülmesi için, şayet komisyon bulunur da hükümet oturmayacak olursa, bu takdirde bir sefer ertelenir; ikinci sefer görüşme için hükümet aranılmaz; Genel Kurul, komisyon marifetiyle bu çalışmayı tamamlar. Dolayısıyla, şu anda, belki bundan sonrası için de önemli adımlardan bir tanesi olacak bir uygulama yapılmıştır; bu geçmişte de uygulanmıştır. Şu anda bir Bakanlar Kurulu var ki, yürütmekle sorumlu olduğu kanuna sahip çıkmıyor!.. Düşünebiliyor musunuz, bu, Parlamento tarihinde altı çizilecek, üzerinde durulacak önemli bir kon
udur.Siz hükümet olacaksınız, Bakanlar Kurulu olarak üzerinizde müteselsil sorumluluk taşıyacaksınız, daha sonra gündemdeki konular, kendi isteğiniz ve arzunuz dışında, İçtüzüğün amir hükmü gereği görüşülmek mecburiyetinde kalınacak, siz de teşrif etmeyeceksiniz; bu, doğru değildir, uygun değildir.
Dolayısıyla, ben, mevcut Bakanlar Kurulunun, bu ara dönemde bakanlık yapmak durumunda kalmış olan arkadaşlarımızın ve böyle bir Bakanlar Kurulunun elbette birtakım tereddütlerini doğal karşılıyorum. Siz, böyle bir dönemde, birtakım konularda elbette zor şartlar yaşıyorsunuz, zorlanıyorsunuz; bu zorluğunuzu belki bizim gibi çıkıp rahat bir şekilde burada ifade edemiyorsunuz; ancak, biz, sizin bu suskunluğunuzdan, lisanı halinizi çok iyi anlıyoruz, sizi de kurtar
mak istiyoruz.İSMET ÖNDER KIRLI (Balıkesir) – Sen kendini kurtar...
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakınız, bunun yolu açık; bunun yolu millettir, millî iradedir.
FEVZİ AYTEKİN (Tekirdağ) – Biz biliyoruz, sen merak etme.
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – O halde, yapılacak şey; böyle bir sıkıntılı ortamdan kurtulmak için, gelin seçimlere gidelim. Bakınız, aksi takdirde, bugün bu tasarıda, yarın başka tasarıda; bir müddet sonra, şayet Parlamento tatile girecek olursa o zaman neyi yaşayacaksınız biliyor musunuz; milletin huzuruna çıkamayacaksınız, millet sizi birçok konuda, çok ciddî bir şekilde sıkıştıracaktır; çünkü, siz, milleti haddinden fazla sıkıştırdınız.
ÜNAL YAŞAR (Gaziantep) – Siz bakabiliyor musunuz milletin yüzüne?!
SALİH KAPUSUZ (Devamla) – Böyle bir Bakanlar Kurulu, elbette, bu kanunu ve bu yüce milletin birçok problemlerini taşıyabilecek şartlar içerisinde bulunmamaktadır. Dolayısıyla, biz, size şunu öneriyoruz ve diyoruz ki, bu kanun, memleket için hayırlı olsun; ancak, sizler de dikkatli olun. Bu ülkede, hepimiz birbirimize lazımız; ancak, meşru yollarla, demokratik yollarla gereğini yerine getirelim.
Arz eder, teşekkür ederim Sayın Başkanım. (RP sıralarından alkışlar)
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Söz mü istiyorsunuz?
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Evet efendim.
BAŞKAN – Grup adına mı?
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Evet.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Güney.
ANAP GRUBU ADINA ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Muhterem milletvekilleri, burada, kanun hükmünde
kararnameyle ilgili tasarının bir maddesi görüşülüyor. Bu görüşme esnasında, normal prosedür tamamlanmış ve Komisyon yerine oturmuş. Daha önce Bakan yerine oturmadığı için, bu sefer, İçtüzüğümüze göre, Komisyonunun oturması da kâfi. Buna rağmen, Sayın Bakan da yerini almış ve görüşmelere başlanmış; yürürlük maddesine gelinmiş ve yürürlük maddesinde, çok değerli bir grubun sözcüsü, burada, aklına ne gelirse konuşmuş; aklına ne gelirse...Arkadaşlar...
ÖMER EKİNCİ (Ankara) – Sana ne canım, sana ne!
ÜLKÜ G
ÜNEY (Devamla) – Bana hiç bir şey değil; haklısınız; ama, bu Meclisin bir düzeni var; bu Mecliste, tartışmanın bir seviyesi var, şekli var. Eğer, biz, her maddeyi bahane edip, burada, aklımızın estiği gibi, yok Hhükümet şöyle kurulmuştur, yok efendim şu şuradan gelmiştir, yok mitingde şu olmuştur... Bunlar olmaz; bunlar neden olmaz, bakın... (RP sıralarından gürültüler)AHMET DOĞAN (Adıyaman) – Siz az mı yaptınız?!
ÜLKÜ GÜNEY (Devamla) – Değerli milletvekili, bakın, neden olmaz bunlar: Şimdi, siz, her maddede, gereksiz yere çıkıp, burayı böyle işgal ederseniz...
T. RIZA GÜNERİ (Konya) – Ne demek işgal etmek?!.
ÜLKÜ GÜNEY (Devamla) – O zaman, sizin konuşmalarınızı kimse dinlemez.
T. RIZA GÜNERİ (Konya) – İşgal etmek ne demek?..
ÜLKÜ GÜNEY (Devamla) – O zaman, sizin konuşmalarınızdan bir anlam çıkmaz; o zaman, sizin ifadenizden hiç kimse bir şey anlamaz.
T. RIZA GÜNERİ (Konya) – Ayıptır, ayıp...
ÜLKÜ GÜNEY (Devamla) – Yani, bir maddeyi bahane edip, gelip, burada, ileri geri konuşabildiğin kadar konuş; bu, yanlıştır. (RP sıralarından “sana ne” sesleri)
T. RIZA GÜNERİ (Konya) – Gereksiz yere siz işgal ediyorsunuz.
ÜLKÜ GÜNEY (Devamla) – Gelin, meselelerin özünü konuşalım. Biraz evvel ne dedik: Gelin, reform kanunuyla ilgili konuşmaları, şöyle yapalım, böyle yapalım dedik hep birlikte. Anlıyorum; demek ki şu anda o kadar tahammülsüzsünüz ki...
T. RIZA GÜNERİ (Konya) – Tahammülsüz sensin...
ÜLKÜ GÜNEY (Devamla) – ... biz, eğer, onu, bugün konuşmaya başlayalım, siz, o maddeler üzerinde, yine aynı tekrarları, yine gereksiz ifadeleri burada kullanacaksınız; bunu anlamak mümkün değil...
T. RIZA GÜNERİ (Konya) – Tahammülünüz azsa, siz tahammülsüzseniz...
KÂZIM ARSLAN (Yozgat) – Doğru konuş...
ÜLKÜ GÜNEY (Devamla) – Onun için arkadaşlar, burada, Hükümetin tenkit edileceği yer vardır...
T. RIZA GÜNERİ (Konya) – Var mısızın bir saat görüşelim?..
ÜLKÜ GÜNEY (Devamla) – Maddenin tenkit edileceği yer vardır, seçime gitmek için kabadayılık edilecek yer vardır, hodri meydan vardır; ama, onların hepsinin yeri vardır. Her maddede, bahane edip, buraya çıkıp böyle konuşmalar size bir şey getirmez. Sizin, buradaki ciddiyetinizi, aynı zamanda da, ne bileyim, bir milletvekili, bir grup olarak ağırlığınızı hafifletir...
KÂZIM ARSLAN (Yozgat) – Senin ciddîyetin var mı burada konuşurken; burası kahvehane mi?
ÜLKÜ GÜNEY (Devamla) – ...benim inancım budur; yanlışlık burada, bunu düzeltmenizi istiyorum. Bundan sonra, tenkitleri yapalım, karşılıklı yapalım; ama, bir maddeyi bahane ederek, o maddenin üzerinde hiç konuşmadan, gereksiz yere tartışmalara girmeyelim. Bunu, bundan böyle, bütün arkadaşlarımdan bekliyorum.
Saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan...
KÂZIM ARSLAN (Yozgat) – Kahvehanede mi konuşuyor acaba?..
BAŞKAN – Sayın Kapusuz, buyurun.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Herhalde konuşmalara dikkat ettiniz Sayın Başkan, takip ettiniz Sayın Başkan.
KÂZIM ARSLAN (Yozgat) – Eliyle, koluyla, kabadayı gibi; kahvehanede konuşur gibi...
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sehiv ithamlar
...İSMET ÖNDER KIRLI (Balıkesir) – Sayın Başkan, sizin yüzünüzden...
BAŞKAN – Bir dakika Sayın Kapusuz.
Anlayamadım Sayın Kırlı, benim yüzümden ne oldu?
İSMET ÖNDER KIRLI (Balıkesir) – Sayın Kapusuz, söz aldığı konunun dışında bir konuşma yaptı. Sayın Başkanlık olarak, bu konuda onu uyarmadınız.
BAŞKAN – Onun takdirini, konunun ne olduğunu bırakın ben takdir edeyim. Bakanlar Kurulunun yürüteceği bir konuda, Bakanlar Kurulunun yerine gelip gelmemesiyle ilgili konuştu; o takdir benim, benim yüzümden bir şey olmadı.
İSMET ÖNDER KIRLI (Balıkesir) – Tamam.
BAŞKAN – Yani, ortada olan bir şey de yok, tartışacağız elbette burada.
İSMET ÖNDER KIRLI (Balıkesir) – Sayın Kapusuz’un konuşması açısından diyorum.
ÖMER EKİNCİ (Ankara) – Sen anlayamadın.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Kapusuz.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, eğer, müsaade ederseniz kürsüden konuşmak istiyorum.
BAŞKAN – Lütfen, yerinizden...
Sataşma niteliğinde bir şey söylemedi Sayın Güney.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, bu Parlamentoda yapılan bütün görüşmeler ciddîdir, seviyelidir; ancak, bunun seviyesi herkesin kendi anlayışına göredir; biraz dikkat etmek lazım.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kapusuz.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Bir başka şey daha var; maddeler bahane edilerek denilmektedir ki, bu, kesinlikle, İçtüzük hükümleri açık olduğu halde, her grubun, her maddeyle ilgili söz hakkı, şahsî konuşma imkânı olduğu bilindiği halde, bunun bu kürsüden istismar edilmesi ancak sahibine yakışır.
Arz ederim. (RP sıralarından alkışlar
)BAŞKAN – Lütfen, karşılıklı konuşma yapmayalım.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan, bir şey söyleyeceğim. Burada zannediyorum, değerli arkadaşımız İçtüzüğü bilmiyor. Bir madde üzerinde konuşulurken, o maddeyle ilgili konular getirilir gündeme. (RP sıralarından “o maddeyle ilgili konuştu” sesleri) Siz, eğer burada, yürürlük maddesinde seçimi getirirseniz olmaz, olmaz böyle şey. (RP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Sayın Güney... Sayın Güney...
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Madde üzerinde konuşulmuştur. Sayın Grup Başkanvekili...
BAŞKAN – Sayın Kapusuz, lütfen yerinize oturun.
Ben, o takdiri, o biçimde yaptım ve onun için sözünüze müdahale etmedim; buradan müdahaleye de karşı çıktım.
Gruplar adına başka söz talebi var mı? Yok.
Şahsı adına Sayın Sıtkı Cengil; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)
SITKI CENGİL (Adana) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; sözlerime başlarken, hepinizi hürmetle selamlıyorum.
Biraz önce burada -ben yeni milletvekili olduğum için- alışık olmadığım bir hadiseyle karşılaştım. Bir kanun görüşülecek...
BAŞKAN – Sayın Cengil, yalnız, lütfen; madde üzerinde... Biraz önceki tartışmaya girmeyin.
SITKI CENGİL (Devamla) – Sataşma değil, madde üzerinde... Sataşma değil, maddenin tam ortasında...
BAŞKAN – Hayır, biraz önce madde üzerindeki...
SITKI CENGİL (Devamla) – Alışık olmadığım bir hadiseyle karşılaştım.
BAŞKAN – Lütfen, maddeyle ilgili konuşun; tartışma üzerinde konuşmayın.
SITKI CENGİL (Devamla) – Zannediyorum, benim izahta sıkıntı çektiğim hususta, bizi izleyen aziz milletimiz de aynı kanaate varmıştır, aynı sıkıntıyı çekmiştir. Sıkıntı çektiğim husus nedir? Bir kanun görüşülecek, Sayın Başkan “komisyon var mı” diye soruyor, “hayır, komisyon yok” deniliyor; Komisyon Başkanı arkadaşımız “buradayım” diyor ve yerine oturuyor; “Hükümet var mı” diye soruyor, Sayın Başbakan orada oturuyor, milletin gözünün önünde; Sayın Başbakan Yardımcısı orada oturuyor, milletin gözünün önünde; bütün bakanlar burada oturuyor, milletin gözünün önünde ve orada Grup Başkanvekili arkadaşımız, Sayı
n Başkana, kürsüyü işaret ederek “Hükümet burada yok” diyor. Evet, biz de “Hükümet yok” diyoruz. Belki, şahısları burada; ama, fiilen bu Hükümet yok!.. (RP sıralarından alkışlar)Söyleyebildiğiniz en doğru sözü, belki bir kez söylediniz; ama, bu fiilen de olsa, burada ispatı vücut eden arkadaşlarımız için “burada yok” demeniz, en azından o arkadaşlarımıza hakarettir; en azından, Hükümete hakarettir, Milletimize hakarettir, bizi izleyen insanlara hakarettir, dürüstlüğe hakarettir, doğrulara hakarettir. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)
Teşekkür ederim.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Böyle abuk sabuk konuşma olmaz.
BAŞKAN – Sayın Cengil, komisyonun, hükümetin olmaması, yerine oturmaması nedeniyle bazı yasaların görüşülmesinin ertelenmesi ilk defa olmuyor; bütün hükümetler döneminde yapıldı.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Her zaman olmuştur.
BAŞKAN – Onun için, bu konuda, yersiz bir polemiği açmayalım.
Şahsı adına, Sayın Önder Sav; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
ÖNDER SAV (Ankara) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; gündemimizin 1 inci maddesine yerleşmiş, aylardır görüşülemeyen ve görüşülmeme nedenini, doğrusu, bir sade Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olarak çok merak ettiğim bir kanun tasarısının nihayet bugün görüşülmesinden memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum; ama, memnuniyetim, kanun tasarısının maddelerine ilişkin bir memnuniyet değildir. Bir hukukçu olarak, böyle bir kanun tasarısının, böyle bir kanun hükmünde kararnamenin, Türkiye Büyük Millet Meclisine getirilmiş olmasından dolayı üzüntü duyduğumu ifade etmek istiyorum.
Bilindiği gibi, bu kanun hükmünde kararnameye vücut veren, gerekçede de yazılı olan yetki kanunu, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti ve hatırlanacağı gibi, o yetki kanununun iptali üzerine, insan hakları müsteşarlığının kurulmasına ilişkin kanun hükmünde kararname, birkaç gün önce burada görüşüp yasalaştırdığımız ceza infaz kurumlarında birtakım yeniliklerin oluşmasına vücut veren kanun hükmünde kararname, başvurular üzerine iptal edilmişti.
B
u kanun hükmünde kararname ise, her ne hikmetse, başvuru yapılmadığı için hukukîliğini korur görünmektedir.Kanun hükmünde kararnameye vücut veren yetki kanunu iptal edilmiş; ama, bu kanun hükmünde kararname için Anayasa yargısına gidilmediği için, bu kanun hükmünde kararname hukukîyetini korur görünmektedir. Temeldeki yanlışlık buradadır.
Bence, bir başka hukuksuzluk ve Anayasaya aykırılık da, Anayasanın 10 uncu maddesine aykırılıkta görülüyor. Anayasanın 10 uncu maddesinde “Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz” deniliyor. Maalesef, bu kanun hükmünde kararname ile bir belirli kişiye bir imtiyaz tanınmaktadır.
Biz, Anayasa Mahkemesine başvuruyla iptal edilmemiş bir kararnamedeki yanlışlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, burada tescil etmiş oluyoruz. Bir hukukçu olarak, zamanında başkanlığını yaptığım Türkiye Barolar Birliğinin Başkanı sıfatıyla Yargıtayın açılış töreninde bile altını çizdiğim bu hukuksuzluğa gönlüm razı olmadığı için, tutanaklara geçirtmek yönünden bu konuşmayı yapmak gereğini duydum.
Bunları söylemeliyiz ki, gelecek dönemde, hangi kurum olursa olsun, bu türden yapay yaş uzatmaları, yapay süre uzatmalarıyla kişilere görev olanağı yaratmasınlar. Geride bıraktığımız dönemde, Türk Silahlı Kuvvetleri, böyle bir yapay uzatmamanın somut bir örneğini verdi.
Ben dilerdim ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu türden bir yapay uzatmanın, o uzatmaya özlük haklarını tanıyan bir düzenlemenin de önüne geçebilseydi.
Hukukçu kişiliğime ve kimliğime yakıştıramadığım için, dikkat ederseniz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına değil, kişisel söz isteyerek düşüncelerimi tutanaklara geçirtmek istedim.
Saygılar sunuyorum; teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Sav.
3 üncü maddeyi oylarınıza...
ASLAN POLAT (Erzurum) – Karar yetersayısının aranılmasını istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Arayacağım efendim.
3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yetersayısı yoktur.
Birleşime 10 dakika ara veriyo
rum.Kapanma Saati: 17.22
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 17.32
BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN
KÂTİP ÜYELER : Ali GÜNAYDIN (Konya), Zeki ERGEZEN (Bitlis)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 134 üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
VII. — KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN
DİĞER İŞLER (Devam)
1. — 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/215) (S.Sayısı : 23) (Devam)
BAŞKAN – Görüşmelere kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Komisyon ve Hükümet yerinde.
926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin görüşmeleri sırasında, 3 üncü maddenin oylamasında karar yetersayısının aranması istenmişti; şimdi, maddeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım.
3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
SITKI CENGİL (Adana) – Sayın Başkan, bu kadar da olmaz; karar yetersayısı yok! Beklemeye gerek yok ki!..
BAŞKAN – Sayın Cengil, iki Divan Üyesi arasında bir uzlaşmazlık var. Herhalde kesin bir sonuca vardıracağız; değil mi!.. Karar yeri burasıdır; lütfen sakin olun.
Sayın milletvekilleri, balkonu saymakta zorlanıyoruz ve Kâtip Üyeler birbiriyle uzlaşamıyor. Lütfen aşağı inelim; tekrar sayacağım...
Maddeyi kabul edenler... Maddeyi kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir; karar yetersayısı vardır.
Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.
2. — Ailenin Korunmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/597) (S. Sayısı : 335) (1)
BAŞKAN – Ailenin Korunmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Komisyon?.. Burada.
Hükümet?.. Burada.
Komisyon ve Hükümet yerlerini aldılar.
Geçen birleşimde, tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi, Doğru Yol Partisi ve Anavatan Partisi Grupları adına konuşmalar tamamlanmıştı.
(1) 335 S. Sayılı Basmayazı 6.8.1997 tarihli 131 inci Birleşim Tutanağına eklidir.
Söz sırası, tasarının tümü üzerinde, Demokratik Sol Parti Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Zerrin Yeniceli’dedir.
Sayın Yeniceli?.. Yok.
METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Konuşmuyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Konuşmuyor...
Demokrat Türkiye Partisi adına, Sayın Mahmut Yılbaş; buyurun.
DTP GRUBU ADINA MAHMUT YILBAŞ (Van) – Sayın Başkan, değerli millletvekili arkadaşlarım; 335 sıra sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun Tasarısı Hakkında, Demokrat Türkiye Partisi Meclis Grubu adına söz almış bulunuyorum; hem Grubumuzun hem de şahsımın saygılarını sunuyorum. (DTP, ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, insanlık, uzun bir tarih içerisinde geçirmiş olduğu serüven sonunda bugünlere gelmiştir. Bu serüven, birey açısından ve toplum açısından öyle kolay olmamış; insanlık, tarih içerisinde büyük acılar ve zorluklar çekmiştir. Cehaletin ve bilgisizliğin toplum üzerinde, insan üzerinde yaratmış olduğu olumsuzluklar, tarih sayfalarında uzun uzun anlatılır.
Değerli milletvekilleri, daha geçen asra kadar, insanlar, bir eşya gibi, bir kıtadan öbür kıtaya, çok kötü şartlar içerisinde taşınırlar ve köle olarak satılırlardı. Bugün, uygar addettiğimiz ve kabul ettiğimiz ülkeler, maddî olarak kalkınmışlıklarını bu insanların sırtından sağlamışlardır. Bütün engellemelere rağmen, insanlık, gösterdiği büyük mücadele ve gayret neticesinde, bugün, siyasal, toplumsal ve kültürel açıdan öyle bir noktaya gelmiştir ki, bütün ülkelerde, topluluklarda; bireyler, özgürleşme, topluluklar, demokrasi konusunda büyük mücadele vermektedir. Tabiî, aile de, bu gelişme içerisinde, bir klan şeklinde yaşarken, büyük bir aile anlayışı ve yapısı içerisinde, bugünün sanayi devrimi sonunda, çekirdek bir aile yapısına kavuşmuştur.
Değerli milletvekilleri, bireyin özgürleşmesi, toplumun demokratlaşması, insanların, bundan bir asır önce dahi aklına gelmeyen bazı kavramların sahiplenilmesine ve o konuda mücadele verilmesine sahne olmaktadır. Bugün, birey, özgürce kendini ifade etme ve kimlik arayışı içerisindedir.
Değerli milletvekilleri, bugün, hukuk devleti ve özgür toplum anlayışı, toplumların üzerinde durdukları en önemli iki kavramdır. Tabiî ki, bu noktaya gelmek kolay olmamış, birtakım sıkıntılar çekilmiştir.
Toplumumuzda, aile açısından üzerinde durulması gerekli olan en önemli hususlardan bir tanesi, bazı tavırların, aile içerisindeki bazı ilişkilerin spontane olmasından, kendiliğinden yaşanmasından kaynaklanmasıdır. Bugün, Türk ailesinin büyük bölümünde, özellikle kırsal kesimde babaerkil bir aile sistemi vardır. Erkek, ailenin hem dış ilişkilerinde hem iç yapısında tartışılmaz söz sahibidir. Erkeğin aile içerisindeki bu varlığı, bu şekildeki varlığı; ancak, ailenin diğer fertleri olan kadın ve çocukların eğitimiyle, onların, babanın dışında, erkeğin dışında, kendilerinin de, aile yapısı içerisinde, ilişkileri yönlendirmede haklarının bulunduğu konusunda eğitimiyle ancak sağlanabilir.
Zamanında, genç bir yönetici iken, ülkemizin bir kesiminde, kırsalda bir ziyaretim sırasında, yağmurun da sağnak halinde yağdığı bir anda, sırtında küfesi olan orta yaşlı bir kadının önünde genç bir delikanlının yürüdüğünü gördüm; arabayı durdurdum ve hanıma “bak, genç bir çocuk; sen niçin bu kadar yükü taşıyorsun; yağmurda da ıslanıyorsun” diye seslendiğimde, dayak yememek için oradan uzaklaşmak mecburiyetinde kaldım.
Bunu şunun için anlatıyorum: Bazı kavramlar, bazı ilişkiler, Türk ailesinde, ancak -biraz evvel ifade ettiğim gibi- ailenin eğitimiyle sağlanabilir. Bu kanun tasarısıyla, tabiî, bir adım atılıyor; hiç olmazsa, yeni bir kavramın, yeni bir anlayışın topluma kazandırılması amacı taşınıyor.
Öyle bir toplumuz ki, insanlar arasındaki ilişkilerde, özellikle eşe ve çocuğa verilen değerde, atasözleri, uzun bir zamandan bu tarafa, gelenek ve örflerimizi oluşturmuş.
Hepimizin bildiği gibi, genç bir çocuğu, aile, bir ustanın yanına veya okula gönderirken, öğretmenine veya ustasına “eti senin, kemiği benim” der.
Diğer taraftan, yine, bizde yaygın olan bir atasözü “kızını dövmeyen, sonunda dizini döver” şeklindedir.
Değerli arkadaşlarım, yine, sıkça kullanılan bir atasözümüz daha vardır, “dayak, cennetten çıkmadır” deriz.
Türk ailesinde, ilişkilerde de yerini bulan atasözleridir bunlar. Sadece söz olarak kalmaz, uygulamada da bir hayli yaygındır. İşte, bu anlayışı toplumdan alıp bir tarafa koyabilmek için, eğitim, eğitim, eğitim gereklidir. Nereden başlanırsa, kârdır. Bu kanun tasarısının, taşıdığı hükümler itibariyle, bir başlangıç olacağına inandığımız için, Demokrat Türkiye Partisi olarak, kanun tasarısının yasalaşması için elimizden gelen gayreti göstereceğiz.
Dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum; Grubum ve şahsım adına saygılarımı sunuyorum. (DTP, ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yılbaş.
Refah Partisi Grubu adına, Sayın Bahri Zengin; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)
RP GRUBU ADINA BAHRİ ZENGİN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 335 sıra sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde Grubumun görüşlerini aktarmak üzere huzurlarınızdayım; bu vesileyle, hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Sayın Başkan, bu kanun tasarısı 5 maddeden ibarettir; 2’si yürürlük maddesidir; esas itibariyle 3 maddeden oluşmaktadır.
Önce, ne getiriyor, onunla ilgili hususları hemen size hatırlatmak istiyorum: Bu kanun tasarısının 1 inci maddesiyle, aile içi şiddete karşı koruma tedbirleri önerilmiş; 2 nci maddesiyle, bu tedbirlerin uygulanmaması halinde izlenecek usul ve esaslar getirilmiş; 3 üncü maddesiyle de, cezaî müeyyideler öngörülmüştür; yani, koruma kararına aykırı davranan eşe hangi cezaların verileceği hususu düzenlenmiştir.
Aile içi şiddete yönelik olarak getirilen tedbirler de, 1 inci maddede beş ana husustan ibaret olarak düzenlenmiştir. Bunlardan bir tanesi -ki, en önemli husustur- şiddet olması halinde, şiddeti uygulayanın altı aya kadar aileden uzaklaştırılması ve yine, aileyi taciz etmemesi, eşyalarına zarar vermemesi gibi hususları içermektedir.
Tabiî, çıkış noktası itibariyle bu yasa tasarısını olumsuz karşılamak mümkün değildir. Yani, aile içerisinde bir şiddet varsa, elbette, böyle bir şiddetin önlenmesi, hepimizin arzusu ve isteğidir. Ancak, tabiî, ailen