DÖNEM : 20 CİLT : 32
YASAMA YILI : 2
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
133 üncü Birleşim
12. 8. 1997 Salı
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun,son günlerde Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde meydana gelen sel felaketine ilişkin açıklaması ve CHP Ankara Milletvekili Ali Dinçer, DYP İçel Milletvekili Turhan Güven, RP Ağrı Milletvekili M. Ziyattin Tokar, ANAP Ağrı Milletvekili Yaşar Eryılmaz, DSP Zonguldak Milletvekili Tahsin Boray Baycık, DTP Van Milletvekili Mahmut Yılbaş’ın grupları adına ve Sıvas Milletvekili Nevzat Yanmaz’ın şahsı adına konuşmaları
2. — Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, yargıda hazırlık sürecindeki aksamalara ilişkin gündemdışı konuşması ve Adalet Bakanı Mahmut Oltan Sungurlu’nun cevabı
3. —Konya Milletvekili A. Turan Bilge’nin, Türk tarımının içerisinde bulunduğu durum ve tarım kesiminde yapılacak iyileştirmelere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın cevabı
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. —Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/976)
2. —Giresun Milletvekili Turhan Alçelik’in, Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair 2809 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/699) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/253)
3. — Kırıkkale Milletvekili Hacı Filiz’in, Kırıkkale İline Bağlı Çerikli Adıyla Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifinin (2/3) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/254)
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. — Zonguldak Milletvekili Necmettin Aydın ve 20 arkadaşının, bazı mal ve hizmetlere yapılan son zamlar konusunda bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/14)
2. — Konya Milletvekili Abdullah Gencer ve 20 arkadaşının, Irak’ta yaşayan Türklerin sorunlarının araştırılarak, alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/199)
IV. — SORULAR VE CEVAPLAR
A) SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI
1. — Erzincan Milletvekili Mustafa Kul’un, Erzincan-Merkez-Sütpınar Köyünün sulama kanalı ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/474)
2.— Bursa Milletvekili Feridun Pehlivan’ın, zeytin üreticisinin kredi borçlarının ertelenmesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/475)
3. — Bursa Milletvekili Fe
ridun Pehlivan’ın, tartı toleransları yönetmeliğine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/476)4. — Bursa Milletvekili Feridun Pehlivan’ın, tartı toleransları yönetmeliğinin ne zaman çıkarılacağına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/477)
5. — Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici’nin, SEKA Yönetim Kuruluna ve Genel Müdürlüğüne atama yapılmamasının nedenine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/478)
6. — Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici’nin, Çaycuma Organize San
ayi Bölgesi alanı içinde yer alan arazilerin kamulaştırma bedellerinin ne zaman ödeneceğine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/479)7. — Erzincan Milletvekili Mustafa Kul’un, Bingöl-Yedisu İlçesi Sağlık Ocağının sağlık merkezine dönüştürülüp dönüştürülmeyeceğine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/481)
8. — Erzincan Milletvekili Mustafa Kul’un, Erzincan-Kemah’a bağlı Kerer Köyünün sağlık personeli ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/483)
9. —
Bursa Milletvekili Feridun Pehlivan’ın, SSK İnegöl Hastanesinin ne zaman hizmete açılacağına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/486)10. — Bursa Milletvekili Feridun Pehlivan’ın, taksi şoförlerine yönelik saldırılara karşı alınacak tedbirlere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/487)
11. — Rize Milletvekili Ahmet Kabil’in, Rize’de Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu kaynaklarının partizanlık yapıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/48
8)12. — Bursa Milletvekili Feridun Pehlivan’ın, yerel basın kuruluşlarına yardım yapılıp yapılmayacağına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/489)
13. — Bursa Milletvekili Feridun Pehlivan’ın, Şili seyahatine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/490)
14. — Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük’ün nüfus planlamasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/492)
15. —Erzincan Milletvekili Mustafa Kul’un, Erzincan’a bağlı bazı yerleşim birimlerinin grup şebekesi ve otomatik telefon ihtiyaçlarına ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/494)
16. — Erzincan Milletvekili Mustafa Kul’un, Erzincan’a bağlı bazı köylerin yoluna ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/495)
17. — Erzincan Milletvekili Mustafa Kul’un, Erzincan’a bağlı bazı yerleşim birimlerinin köprü ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/496)
18. — İçel Milletvekili Halil Cin’in, Tarsus Kültür Merkezi binasının ne zaman hizmete açılacağına ilişkin Kültür Bakanından sözlü soru önergesi (6/4
98)19. — Kırklareli Milletvekili Necdet Tekin’in, Emlak Bankası tarafından bir yerel TV’ye reklam verildiği iddiasına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/502)
20. — İzmir Milletvekili Metin Öney’in, liman hizmetleri konteyner tarifesine ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/504)
21. — İzmir Milletvekili Feridun Pehlivan’ın, Hatay-Topraktutan Köyünün yerleşim sahasının değiştirilmesine ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/506)
22. — Bursa Milletvekili Feridun Pehli
van’ın, Hatay-Yayladağ’a bağlı bazı köylerin telefon santrallerine ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/507)23. — Bursa Milletvekili Feridun Pehlivan’ın, besicilerin sorunlarına ve ayçiçeğine fon uygulayıp uygulanmayacağına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/509)
24. — Bursa Milletvekili Feridun Pehlivan’ın, asgarî ücretten vergi alınmamasına yönelik projeye ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/510)
25. — Rize Milletvekili Ahmet Kabil’in, öğretmen atamalarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/512)
26. — İzmir Milletvekili Atilla Mutman’ın, zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin ürün bedellerine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/515)
27. — İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in, Erzurum Jandarma Bölge Komutanı hakkında bir işlem yapılıp yapılmadığına ilişkin Millî Savunma Bakanından sözlü soru önergesi (6/516)
B) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. — Manisa Milletvekili Tevfik Diker’in, İş Teftiş Kurulu Başkanının resmî aracı özel işlerinde kullandığı iddiasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan’ın yazılı cevabı (7/3115)
2. — Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Kızılay Meydanı ve Atatürk Bulvarındaki kaldırım taşlarının yenilenmesine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun yazılı cevabı (7/3124)
3. — Burdur Milletvekili Yusuf Ekinci’nin, Burdur’da tarihi değeri bulunan sanat eserlerinin ziyarete açılıp açılmayacağına ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı İstemihan Talay’ın yazılı cevabı (7/3140)
4. — Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman İbrala Barajı İhalesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı M. Cumhur Ersümer’in yazılı cevabı (7/3153)
5. — Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Anadolu basınının desteklenmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Refaiddin Şahin’in yazılı cevabı (7/3160)
6. —Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Karaman Belediyesi ile Karaman ilçe ve belde belediyelerine verilen ödenek miktarlarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in yazılı cevabı (7/3187)
7. — Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun, itfaiye teşkilatlarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun yazılı cevabı (7/3199)
8. — Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Bursa’daki Kültür Varlıklarının korunması için yapılan harcamalara ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı M. İstemihan Talay’ın yazılı cevabı (7/3200)
V. — GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI
A) ÖNGÖRÜŞMELER
1. — Konya Milletv
ekili Mustafa Ünaldı ve 37 arkadaşının, bazı gazete kuruluşlarının amaçları dışında fon kaynaklı kredi kullandıkları iddialarını araştırmak amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/22)
I. — GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak dört oturum yaptı.
Nevşehir Milletvekili A. Esat Kıratlıoğlu’nun, öncelikli kalkınma ve kalkınmada öncelikli yöreler konusundaki gündemdışı konuşmasına Devlet Bakanı Işın Çelebi,
İstanbul Milletvekili Mustafa Baş’ın, Rize’de, vitrin camına “5+3” yazan kardeşi ve komşusunun, emniyet müdürlüğü ve savcılık tarafından sorgulanması konusundaki gündemdışı konuşmasına İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu,
Gaziantep Milletvekili Mehmet Bedri İncetahtacı’nın tarihî olayların siyasî değerlendirilmesi konusundaki gündemdışı konuşmasına da Devlet Bakanı A. Ahat Andican,
Cevap verdi.
Adana Milletvekili İ. Cevher Cevheri’nin Adalet Komisyonundan istifa ettiğine ilişkin önergesi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Adalet Komisyonunda boş bulunan ve Doğru Yol Partisi Grubuna düşen 1 üyeliğe, Grubunca aday gösterilen Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül seçildi.
Gündemin “Kanun Tasarısı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçilerek :
1 inci sırada bulunan 23,
2 nci sırada bulunan 132,
3 üncü sırada bulunan 164,
4 üncü sırada bulunan 168,
5 inci sırada bulunan 335,
6 ncı sırada bulunan 232,
7 nci sırada bulunan 332,
S. Sayılı kanun teklifi, kanun tasarısı ve kanun hükmünde kararnamelere ilişkin kanun tasarılarının görüşülmesi, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından ertelendi;
8 inci sırada bulunan, Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderilen, Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun (1/608, 3/875) (S. Sayısı : 360), yapılan görüşmelerden sonra kabul edildiği ve kanunlaştığı açıklandı.
Denetim konularını görüşmek için, 12 Ağustos 1997 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 18.38’de son verildi.
Kamer Genç
BaşkanvekiliMustafa Baş Ali Günaydın İstanbul Konya Kâtip Üye Kâtip Üye Ünal Yaşar Gaziantep Kâtip Üye
II. — GELEN KÂĞITLAR No. : 184
11 .8 .1997 PAZARTESİ
Tezkere
1. — Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/975) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.8.1997)
Raporlar
1. — İzmir Milletvekili Hakan Tartan ve 4 Arkadaşının Gaziler Günü Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/389) (S. Sayısı : 377) (Dağıtma tarihi : 11.8.1997) (GÜNDEME)
2. —Van Milletvekili Fethullah Erbaş ve 47 Arkadaşının, Erciş İlçesinin İl Olması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/121) (S. Sayısı : 378) (Dağıtma tarihi : 11.8.1997) (GÜNDEME)
Sözlü Soru Önergeleri
1. — Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Marmara Denizi ve Ulubat Gölünün kirlenmesine karşı alınacak tedbirlere ilişkin Çevre Bakanından sözlü soru önergesi (6/613) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.8.1997)
2. — Sinop Milletvekili Kadir Bozkurt’un, Sinop-Boyabat futbol sahası inşaatına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/614) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.8.1997)
3. — Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, hükümetin kurulması konusunda basına yaptığı açıklamalara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/615) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.8.1997)
Yazılı Soru Önergeleri
1. — Giresun Milletvekili Ergun Özdemir’in, Şebinkarahisar’ın il yapılıp yapılmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3247) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.8.1997)
2. — Giresun Milletvekili Ergun Özdemir’in, fındık taban fiyatının ne zaman ilân edileceğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3248) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.8.1997)
3. — Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Bursa-Kestel İlçesinde bulunan bir işletmenin çevreyi kirlettiği iddiasına ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/3249) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.8.
1997)4. — Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Bursa Gençlik ve Spor İl Müdürünün görevden alınıp alınmadığına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/3250) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.8.1997)
5. — Antalya Milletvekili Yusuf Öztop’un, Antalya-Korkuteli ve Elmalı İlçelerinde haşhaş ekimine izin verilmesi için bir çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3251) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.8.1997)
6. — Kayseri Milletvekili Memduh Büyükkılıç’ın, TV kuruluşlarının RTÜK’e ödediği ruhsat ücretlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3252) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.8.1997)
7. —Adana Milletvekili Orhan Kavuncu’nun, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesindeki Batı Çalışma Grubu’nun faaliyetlerine ilişkin Millî Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/3253) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.8.1997)
12 .8.1997 SALI No. : 185
Tasarılar
1. — Yardım Toplama Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/636) (Adalet ve Dışişleri ve Plan ve Bütçe ve İçişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.8.1997)
2. — Kadastro Kanunu ile Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/637) (Plan ve Bütçe ve Adalet komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.8.1997)
3. — Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/638) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.8.1997)
4. — Türkiye Cumhuriyeti
Hükümeti ile Endonezya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/639) (Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.8.1997)5. — Türkiye Cumhuriyeti ile Makedonya Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Cezaî Konularda Adlî Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/640) (Adalet ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.8.1997)
6. —Türkiye Cumhuriyeti ile Moldova Cumhuriyeti Arasında Konsolosluk Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/641) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.8.1997)
7. — Türkiye Cumhuriyeti ile Kuveyt Devleti Arasında Hususî Hukuk, Ticaret ve Ceza Hukuku Konularında Hukukî ve Adlî İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/642) (Adalet ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.8.1997)
8. — Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Endonezya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/643) (Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi : 8.8.1997)Teklifler
1. — Muş Milletvekili Nedim İlci’nin; Bir İl Kurulmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/904) (İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.8.1997)
2. — Sıvas Milletvekili Musa Demirci ve 14 Arkadaşının; Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/905) (Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 7.8.1997)
Genel Görüşme Önergesi
1. — Zonguldak Milletvekili Necmettin Aydın ve 20 Arkadaşının; bazı mal ve hizmetlere yapılan son zamlar konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 102 ve 103 üncü maddeleri uyarınca bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/14) (Başkanlığa geliş tari
hi : 7.8.1997)Meclis Araştırması Ön
ergesi1. — Konya Milletvekili Abdullah Gencer ve 20 Arkadaşının; Irak’ta yaşayan Türklerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/199) (Başkanlığa geliş tarihi : 8.8.1997)
Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri
1. — Kocaeli Milletvekili Bekir Yurdagül’ün, sekiz yıllık kesintisiz eğitim konusundaki çalışmalara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3117)
2. — İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumundaki kadrolaşmaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3121)
3. — Yozgat Milletvekili Kâzım Arslan’ın, kumarhanelerle ilgili yasa tasarısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3122)
4. — İzmir Milletvekili Ali Rıza Bodur’un, Ödemiş İlçesindeki patates üreticilerinin Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankasına olan borçlarının ertelenip ertelenmeyeceğine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3129)
5. — Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, irticayla mücadele edileceği yolundaki açıklamalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3131)
6. — Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, Kırıkkale Mühimmat Fabrikasında çıkan yangına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3132)
7. — Zonguldak Milletvekili Tahsin Boray Baycık’ın, Anadolu Lisesi Sınavının Karadeniz-Ereğli de yapılıp yapılmayacağına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3133)
8. — Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan’ın, Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yapılan baskı ve şiddete ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3135)
9. — Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan’ın, Hükümette kararname krizi yaşandığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3136)
10. — Bursa Milletvekili Feridun Pehlivan’ın, Bulgaristan’dan Türkiye’ye gelen soydaşların sınırdışı edileceği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3139)
11. — Burdu
r Milletvekili Yusuf Ekinci’nin, Burdur Eğitim Fakültesi ve Meslek Yüksek Okulunda 2 nci öğretime ne zaman başlanacağına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3141)BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 15.00
12 Ağustos 1997 Salı
BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN
KÂTİP ÜYELER : Ali GÜNAYDIN (Konya), Zeki Ergezen (Bitlis)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 133 üncü Birleşimini açıyorum.
Gündeme geçmeden önce, Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Yaşar Topçu, bizi, hepimizi...
AHM
ET FEYZİ İNCEÖZ (Tokat) – Karar yetersayısı var mı efendim?BAŞKAN – Arkadaşlarla, Meclisin iradesi, toplantı yetersayısının oluşacağı yönünde şekillendiği için, Başkanlıkça yoklama yapmaya gerek görmedik; yani, sizler de mevcutsunuz. Genel olarak uygulamamız bugüne kadar, Başkanvekili arkadaşlar olarak, eğer siyasî partiler tam olarak bir anlamda, parti olarak temsil ediliyorsa, yoklamaya gerek duymuyoruz Sayın İnceöz.
III. — BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu’nun,son günlerde Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde meydana gelen sel felaketine ilişkin açıklaması ve CHP Ankara Milletvekili Ali Dinçer, DYP İçel Milletvekili Turhan Güven, RP Ağrı Milletvekili M. Ziyattin Tokar, ANAP Ağrı Milletvekili Yaşar Eryılmaz, DSP Zonguldak Milletvekili Tahsin Boray Baycık, DTP Van Milletvekili Mahmut Yılbaş’ın grupları adına ve Sıvas Milletvekili Nevzat Yanmaz’ın şahsı adına konuşmaları
BAŞKAN – Sayın Bayındırlık Bakanımız, hepimizi üzen sel felaketleri konusunda, Hükümet adına, bir gündemdışı konuşma talep ettiler. Bu konuşma nedeniyle gruplara da söz hakkı doğmuştu, gruplara bildirildi. Onun için, şimdi, kürsüye Sayın Bakanımızı davet ediyorum.
Buyurun Sayın Bakan. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Bakan, süreniz 20 dakikadır.
Sayın Bakan, başlamadan önce bir açıklama yapabilir miyim kısaca...
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Buyurun.
BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, Sayın Bakanımız bu konuşmayı talep etmeden önce, çok sayıda sayın milletvekili, bölgelerindeki sel felaketi nedeniyle, bizden gündemdışı söz talebinde bulunmuştu. Bunların arasında, Erzurum Milletvekili Sayın Ömer Özyılmaz’ın, Erzurum’da meydana gelen sel baskınıyla ilgili; Ağrı Milletvekili Sayın Mehmet Sıddık Altay’ın, Ağrı’daki sel felaketiyle ilgili söz istemleri vardır; ama, biz, sadece -bugün de konuşacağı gibi- Sayın Çevre eski Bakanı Ziyattin Tokar Beye Ağrı ile ilgili söz verebilme şansını bulmuştuk.
Sayın Bakanın bu konuşma talebi, sanıyorum, sel felaketine uğrayan bölgelerin, gündemdışı söz alma fırsatı bulamayan milletvekillerine de tercüman olacak. Onun için, Sayın Bakana teşekkür ediyorum.
Buyurun efendim.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Son bir iki gün içerisinde yurdumuzda meydana gelen yağışlardan kaynaklanan yoğun sel felaketleri için, Yüce Meclisimizi bilgilendirmek ve Hükümet olarak yaptıklarımızı anlatmak için, gündemdışı söz istedim; bu sözü lütfedip veren Değerli Başkanımıza, şahsım ve Hükümetimiz adına teşekkürlerimi ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum.
Geçtiğimiz haftadan itibaren yurdumuz yoğun bir yağış ortamına girmiş bulunmaktadır. Meteoroloji yetkilileri de bu yağışların, geçtiğimiz hafta ve bu hafta devam edeceğini önceden bildirmişti. Ancak, maalesef, bu yağışlar yurdumuzun birçok yöresinde büyük sel felaketlerine sebebiyet vermiş; can ve mal kaybına neden olmuştur; bundan dolayı, Hükümetimiz, bendeniz ve Yüce Meclisimizin değerli üyelerinin elbette ki üzüntüleri büyüktür. Sadece, önce, sel felaketi olduğu bilgileri bize ulaşan vilayetleri burada sıraladıktan sonra, önem arzeden bazıları hakkında da Yüce Meclise biraz daha fazla bilgi arz etmek istiyorum.
Bu geçtiğimiz günlerde; yani, 7-8 Ağustostan bu yana, Van ili Özalp İlçesinde; Ege Bölgesinde Denizli ve Afyon İllerinde; Marmara Bölgemizde İstanbul, Bursa İllerimizde; Akdeniz Bölgesinde Burdur, Isparta, İçel ve civarında; bugün de, Zonguldak’ta sel felaketi meydana gelmiştir. Bunlardan Ağrı’da meydana gelen sel felaketi, Diyadin ve Doğubayazıt İlçelerimizi kapsamıştır; bu ilçelerimizde büyük hasarlar vermiştir. Ayrıca, Doğubeyazıt Sağdıç Köyünde 8, Diyadin İlçesinin Yeniçukur Köyünde de 3 vatandaşımız maalesef sel sebebiyle hayatını kaybetmiştir. Bu yörelerde ilk tespitlere göre; 450 hayvan zayiatı olmuştur, 7 ev oturulamaz durumdır, 64 ev de değişik oranlarda selden hasar görmüştür.
Bu 7-8 Ağustos tarihinde meydana gelen Ağrı’daki sel felaketi sebebiyle, Bakanlığımızdaki fondan ve Başbakanlıktaki Acil Destek Fonundan, valilik emrine 55 milyar lira, ilk andaki yaraları ve ihtiyaçları gidermek için gönderilmiştir.
Diğer önemli bir sel felaketi, bugün, Zonguldak’ta Çaycuma ve Alaplı’da meydana gelmiştir. Yöreye Devlet Bakanı Sayın Hasan Gemici gitmiş ve halen, orada sel felaketiyle ilgili çalışmaları sürdürmekte ve yürütmektedir. Henüz sel devam ettiği için ne kadar bir hasar meydana geldiği tespiti yapılamamıştır. Buraya da hem sel felaketindeki kurtarma çalışmaları için hem de ilk anda meydana gelen zararları gidermek için, valilik emrine gerekli para -istenen paralar- gönderilmiştir. Ayrıca, Silahlı Kuvvetlerden, kurtarma çalışmaları için helikopter temin edilmiştir; bu helikopterler, şu anda bölgeye ulaşmıştır. Sanıyorum, Silahlı Kuvvetlerimiz de, kurtarma çalışmalarına şu saatlerde -benim burada konuşma yaptığım dakikalarda- müdahale etmiş bulunmaktadır.
Diğer bir önemli sel felaketi İstanbul’da meydana gelmiştir. İstanbul’da 11 Ağustos günü başlayan yağışlarla, Alibeyköy Deresi, Eyüp Çayı ve Küçüksu Derelerinin dolması sonucundan, Sarıyer, Kağıthane, Alibeyköy, Beşiktaş semtleri su baskınına uğramış; kesin olmamakla beraber, ilk tespitlere göre 300 civarında mesken ve işyeri sular altında kalmıştır.
Cenderesi denilen, Alibeyköy Deresine bağlı bir derede bulunan 4 sanayi kuruluşunda mahsur kalanlar olmuş; bunlar, valiliğin, Deniz Kuvvetlerinin, Sahil Korumanın yardımlarıyla, Devlet Su İşlerinin makinelerıyle ve temin edilen botlarla, bu kişiler bu fabrikalardan alınmıştır. Halen, Organik Kimya Fabrikasında 6-7 fabrika görevlisi, fabrikayı terk etmemiş bulunuyor. Kendileriyle telefon bağlantımız var; yiyeceklerini, içeceklerini temin ettik. Fabrikayı tahliye etmeleri için ısrar ettik; fakat, jeneratör tesislerini korumak amacıyla, şimdilik hayatî tehlikeleri de bulunmadığı için ve bu tesisler fabrikanın ikinci katında bulunduğu için, terk etmek istememektedirler; ama, fabrikanın önünde, istedikleri anda kendilerini fabrikadan çıkarmak üzere, bir bot hazır beklemektedir.Bu ve
sileyle, İstanbul ve İzmir’de daha önce meydana gelen ve sık sık tekrarlanan bu sel felaketlerinin, bu büyük şehirlerimizdeki altyapı ve yapılaşma sorununa bir defa daha Hükümetin dikkatini çekmesi söz konusu olduğu için, önümüzdeki günlerde, üniversitelerin bu konularla ilgili bilim adamları da dahil edilmek üzere, büyük şehirlerimizin altyapısı ve yapılaşması konusunda bir inceleme ve araştırma başlatmak istiyoruz. Buna göre de, bu tür felaketlerden bu büyük şehirleri koruyabilmek için gereken tedbirler neyse, bunları tespit edip, bu tespitlere göre de, hangi kurumlar, ne gibi işler yapacaksa, ne gibi tedbirler alacaksa, bu tedbirlerin de alınmasını kararlaştırmış bulunmaktayız.Bunların yanı sıra, Denizli’nin Çal İlçesinde meydana gelen sel felaketi sebebiyle 3 vatandaşımız; Mersin’de yağıştan korunmak için ağaç altına sığınmış 4; keza, Afyon ve Sandıklı’da da 2 vatandaşımız yıldırım düşmesinden, hayatlarını kaybetmiş bulunmaktadır.
Başta da ifade ettiğim gibi, sel felaketine maruz kalmış olan illerin valileriyle sürekli temas halindeyiz. Devletin bütün imkânları -helikopter ve makine imkânları- seferber edilmiştir, maddî imkânları seferber edilmiştir.
Bu vesileyle, gerek Hükümetimiz gerekse şahsım adına, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Felakete uğramış olan vatandaşlarımızın, Hükümetimizin ve devletimizin her imkânıyla yanlarında olacağını, en kısa zamanda bu yaraları saracağımızı burada bir defa daha tekrar etmek istiyorum.
Ayrıca, sel felaketi sebebiyle, yörelerine giderek, Parlamentomuzun temsilcisi olarak, felakete uğramış olan vatandaşlarımızın yanında bulunmuş, onlara destek vermiş, orada tespit yapmış olan değerli arkadaşlarımıza, Parlamento üyelerimize de burada bir defa daha teşekkür etmeyi, şükran borcumuzu ifade etmeyi görev sayıyorum.
Bu sözü verdiği için Sayın Başkanımıza tekrar teşekkür ediyor, Yüce Meclisimize en derin saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Sayın Bakanın gündemdışı konuşması nedeniyle, İçtüzüğümüz uyarınca, gruplara, konuyla ilgili 10’ar dakikalık söz hakkı düşüyor.
Bize ilk başvuru, Grubu adına, Cumhuriyet Halk Partisinden Sayın Ali Dinçer’in.
Buyurun Sayın Dinçer. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ALİ DİNÇER (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygılarımı sunuyorum.
Geçen hafta ve bu hafta başında, Ağrı, Afyon, Burdur, Isparta, İstanbul, Bursa, İçel, Zonguldak, Denizli ve Erzurum İllerimizde meydana gelen sel felaketlerinde kaybettiğimiz değerli vatandaşlarımıza Tanrı’dan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyor, Allah onlara uzun ömür versin diyorum. Bu, bizim insanî görevimiz, Sayın Bakan da bu insanî görevini yaptı; ama, konuyla ilgili bakan olarak, göreve yeni başlayan bir sorumlu olarak, Sayın Bakan, hemen hemen, bize, sadece durumu hikâye edebildi; nerede ne olduğu konusunda bilgiler verdi, alınmış bazı acil önlemleri sundu.
Değerli arkadaşlarım, felaket olduktan sonra, afet yaşandıktan sonra dizimizi dövmenin faydası yoktur. Ülkemizde, buna benzer felaketler sık sık meydana geliyor; ama, bu tür felaketlere karşı hazırlıklı olduğumuzu söylemek pek mümkün değil.
Türkiye, yağmur alan bir ülke. Türkiye’de deprem bölgeleri var. Türkiye’de heyelan bölgeleri var. Öyle, kırk yılda bir yağmur alan Arabistan çöllerinde yaşamıyoruz; Anadolu topraklarında yaşıyoruz. Biz, ülkemizin bu özelliklerini dikkate alarak, bu ülkede, kentlerde ve kırsal alanlarda yerleşmeyi, bilimsel, çağdaş kurallara oturtmak durumundayız.
Hepimi
z biliyoruz, kentlerimizde, gelişigüzel, plandışı, çarpık kentleşme olaylarıyla karşı karşıyayız. Orta şiddette bir yağmur bile, en büyük şehrimiz İstanbul’u ne hale getirdi! Biz, bu felaketten önce, İstanbul’da belediye çalışmalarında nasıl başarılı olunduğuyla ilgili olarak belediye yetkililerinin sözlerini dinledik. Orta şiddette bir yağmur olayına dahi, İstanbul Belediyesi, İstanbul kenti, maalesef teslim olmuştur ve bu konuda, benzer tehlikeleri yarın önleyebileceğimizle ilgili tedbirlerin alındığı yolunda işaret de yok. Derelerin üzerinde, sel yataklarının üzerinde, alabildiğine imarsız, plansız, çarpık kentleşme sürüyor; hatta, bazı yerlerde, imarlı yerleşme söz konusu oluyor.Biliyorsunuz, geçen yıllarda, İkitelli’de Ayamama Deresi çevresinde büyük bir sel felaketiyle karşılaşıldı; trilyonlarca liralık yatırım yapılmış olan matbaa tesisleri sular içerisinde kaldı. Neden; çünkü, imara uydurularak dere yatağı, sel yatağı üzerine tesisler kurulmuş. Arkasından, büyük bir sel felaketi söz konusu olunca, bu tesislerin yanındaki köprünün önüne kütükler birikiyor, bu kütükleri hemen alacak ekipman harekete geçmediği için, yeni gelen kütüklerle birlikte baraj oluşuyor ve trilyonlarca liralık mal varlığı heder oluyor.
İstanbul’un ve diğer bölgelerdeki şehirlerimizin bu özellikleri bilindiğine göre, aslında, böylesine felaket anlarında harekete geçirecek kriz model uygulamları gerekli; kriz modellerimiz, kriz yönetimi hazırlıklarımız olması gerekli. İstanbul Belediyesinin olsun, İstanbul’daki diğer kamu kuruluşlarının olsun, çok sayıda makine parkı var. Çok önceden kriz yönetimi modeline göre, bunların nasıl kullanılacağı planlanmalı, tehlikeyle karşılaşıldığı zaman bunlar anında değerlendirilmeli ki, hiç olmazsa zarar aza indirilsin; ama, tabiî öncelikle yapmamız gereken, çarpık kentleşmeye, yanlış yerleşmeye son vermektir.
Size, taze bir örnek vereyim: Son bir ay içinde, Ankara’nın bir bölgesinde, yüz dönümün üzerinde imarlı arsası olan bir işadamına, sözde din adına, sözde hayır için kurulmuş bir vakıftan telefon geliyor: “Sizin bu yüz dönüm üzerindeki arsanızda 1,5 emsalle 300 daire yapılır; ama, biz, size 2,5 emsal veririz, 500 daire yaparsınız, üçte birini bize bağışlarsınız ya da bunun karşılığı 300 milyar verirsiniz ve işiniz olur” deniliyor. İşadamı “Benim, şimdilik, orada inşaat yapmaya niyetim” yok diye yanıt veriyor.
Düşünün arkadaşlar, bilimin gereği imar planı hazırlanmış, 1,5 emsal verilmiş; ama, oraya, kafadan avanta alınarak hem de hayır ve din amaçlı vakıf adına avanta alınarak 2,5 emsal verilecek; 300 yerine 500 daire yapılacak, çok daha yoğun bir yerleşim olacak, altyapı aynı...
Şimdi, siz, böyle imarlı alanda da emsalleri artırarak; hele hele din adına, hayır adına kurulmuş vakıflara gelir sağlamak amacıyla, imar planlarını ihlal ederek yoğun yerleşim alanları meydana getirirseniz, İstanbul’da olduğu gibi, altyapı dayanmaz, kanalizasyon kanalları da patlar. Zaten, büyük kentlerimizin çoğunda, maalesef, yağmur suyu kanalları yoktur. Yağmur suyu da, sel suyu da normal kanalizasyon şebekesine girer ve kapasite yeterli olmadığı için bütün kanalizasyon şebekesi patlar, bildiğiniz felaketlerle karşılaşırız.
Yapılması gerekenlerin başında, Türkiye’de sel felaketine karşı, fırtınaya karşı, heyelana karşı, çığ felaketine karşı, depremden kaynaklanacak felaketlere karşı bilimsel verilere dayalı haritalar oluşturmak gelmektedir. Bu haritalara göre, tehlike alanlarında bulunan yerleşim alanları oradan taşınmalıdır, yeni yerleşim alanları, tehlikeden masun, tehlikeden uzak yerlere kaydırılmalıdır.
De
ğerli arkadaşlarım, doğanın dengesini bozmamamız gerektiğini, kurallara, bilime saygılı olmak gerektiğini bilmemiz lâzım. Eğer, doğanın dengesine, kurallara, bilime saygı göstermezsek, topluma, insanlığa da saygı gösteremeyiz ve bugün karşılaştığımız felaketler gibi pek çok felaketlerle karşılaşırız, pek çok vatandaşımızı kaybederiz, pek çok maddî zarara, ülkemiz, halkımız uğrar.Senirkent’te doğanın dengesini bozduğumuzdan, dağın orman örtüsünü yok ettiğimizden, biliyorsunuz, son bir iki sene içinde art arda dört defa doğa bizi, insanoğlunu cezalandırdı. Böylesine sel yataklarının olduğu kırsal alan yerleşim yerlerinde -örneğin Doğu Anadolu’da- bizim, erozyonu önleyecek ağaçlandırma çalışmalarına öncelik vermemiz gerekiyor; erozyonu önlemekle ilgili, çağdaş, bilimsel projeler hazırlamamız gerekiyor. Ayrıca, bu konularda, konuya, insanımızın, halkımızın sahip çıkabilmesi için, yönetim sistemimizi gözden geçirmemizde büyük yarar var.
Şimdi, İstanbul gibi, Ankara gibi büyük şehirlerde, biraz önce anlattığım olaylar oluyor. Halk, buna karşı sel yataklarında, dere yataklarında yapılanmayı engelleyecek bir yaptırım gücüne sahip değil. Çünkü, halkımız, beş yıldan beş yıla 3 milyonluk, 10 milyonluk şehirlere, çok geniş yetkilerle belediye başkanı seçiyor; ama, denetleme hakkına sahip değil. Halkımız, kentlerde olsun, kırsal alanda olsun, yerinden yönetimle kendi yöresini yönetme hakkına sahip olmalı. Bugün, İstanbul’da 30-40 bin nüfuslu semt, ilçe belediyelerimiz olsa, bu, bütün şehirlerde olsa; kırsal alanlarda
, köylerimizi belli merkezler etrafında, yine böyle kırsal alan ilçe yönetimlerine kavuştursak, riskli yerlere, sel yataklarına yapılanmayı, onlar, kendileri önler; ama, biraz önce söylediğim gibi, onların haberi olmadan, Ankara’nın bir bölgesinde, hem de rüzgâr kanalı olan, sel yatağı olabilecek bir yerde, “1,5 emsali, 2,5’a çıkarırız, size 200 daire fazla yaptırırız” diye, hem şehir planını hem de doğanın dengesini yok edici önerilerle gelebiliyor büyükşehir belediyeleri.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Dinçer, lütfen, toparlayınız, bir dakika süreniz var.
ALİ DİNÇER (Devamla) – O yörenin insanları buna itiraz etme hakkına sahip olamıyor. Halbuki, o yörenin insanlarının, yerinden yönetimle kendilerini temsil etme, kendi kendilerini yönetme hakkı olsa, örneğin: 30-40 bin nüfus, toplumsal baskıyla, kendi yetkileriyle orada çarpık kentleşmeye müsaade etmez.
Ben tekrar Ağrı’da, Erzurum’da, Afyon’da, Burdur’da, Isparta’da, İstanbul’da, Bursa’da, İçel’de, Zonguldak’ta, Denizli’de, sel felaketleri nedeniyle hayatını kaybetmiş olan bütün yurttaşlarımıza Tanrı’dan rahmet diliyorum. Cumhuriyet Halk Partisi adına, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Ülkemizin, halkımızın başı sağolsun diyorum, tüm değerli milletvekillerine, Yüce Türk Halkına saygılar, sevgiler sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ali Dinçer.
Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Turhan Güven; buyurun efendim.
Sayın Güven, süreniz 10 dakika.
DYP GRUBU ADINA TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Doğru Yol Partisi ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum; bu selamlamayla birlikte, 7 Ağustostan başlayarak, bugüne kadar devam eden bir tabiî afetin sonucunda rahmete kavuşan bütün vatandaşlarımıza Cenabı Hak’tan rahmet dilerken, geride bıraktıkları acılı ailelerine de başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
Değerli milletvekilleri, tabiî afetlerde önlenemeyecek bir sonuç vardır ve Türkiye, özellikle bu aylarda, öyle pek yağmur alan bir ülke de değildir; ama, belki değişen iklim koşulları içinde, son yıllarda, ağustos ayında bile Türkiye’de yağmur bolca yağıyor. Yağar da, bunun sonucunda, bakınız, elde olmayan sebeplerle dahi olsa, birtakım feci sonuçlar ve birtakım maddî ve manevî zararlar husule geliyor. Altyapı bozukluğu var, noksanlığı var, çarpık şehirleşme, kentleşme var; ama, ayın 7’sinden bu tarafa da, Türkiye’ye, madem bir yağmur dalgası ve arkasından da bir sel geliyor, burada, alınması gereken birtakım acil tedbirlerin de olması söz konusu olmalıydı. Yani, bir kıtayı muntazı
ra gibi birtakım tedbirler içinde neler yapılabileceğini, bütün illerimizdeki yöneticilerin -Hükümetten aldıkları emir ve talimat çerçevesinde- hiç değilse hazırlıklı olmaları söz konusu olmalıydı. Çünkü, örneğin, Akdeniz’de, İçel’de, bu aylarda, yağmur yağdığı falan hiç vaki değil, yaylalara yağar da şehre yağdığı vaki değil; ama, sel olabilecek bir şekilde yağmur var ise, geldiği haber alınıyorsa bu şekilde, bir şeyler yapılmalıydı.Ümit ediyorum ki, devlet, elini uzatmıştır. Sayın Bakan da, açıklamalarında, birtakım maddî yardımlar ve imkânlar sağlandığını ifade ettiler; buna teşekkür ediyoruz; ama, bu yeterli mi; bu yeterli değil. Onun için, bundan sonra yapılacak olan bütün işlemleri daha tedbirli, daha dikkatli ve olması muhtemel birtakım noktalar üzerinde teksif edersek, zannederim, acımız daha az olur ve maddî zararımız da hiç değilse asgarî seviyeye iner.
Ben, tekrar, rahmete kavuşan bütün vatandaşlarımıza Cenabı Hak’tan rahmetini esirgememesini dilerken, yüce millete de başsağlığı dileklerimi Partim ve şahsım adına iletiyor, hepinize saygılar sunuyorum.
Teşekkür ederim. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Güven.
Refah Partisi Grubu adına Sayın Ziyattin Tokar.
Sayın Tokar, süremiz 10 dakikadır, gündemdışı konuşma olsaydı 5 dakika olacaktı; bu vesileyle, sizin için süre de arttı.
Buyurun. (RP sıralarından alkışlar)
RP GRUBU ADINA M. ZİYATTİN TOKAR (Ağrı) – Sayın Başkan, Meclisimizin değerli üyeleri; daha önce, ben, Ağrı’da olan sel felaketiyle ilgili gündemdışı söz talebinde bulunmuştum; ancak, sel felaketinin ülkemizin geneline yayılması nedeniyle -sağ olsun- Sayın Bakan söz alıp bizi bilgilendirdi; kendisine teşekkür ediyorum ve gruplar adına da Refah Partisini temsilen cevap verme hakkı doğdu, onu kullanıyorum; hepinizi saygıyla selamlı
yorum.Bilindiği gibi, geçen hafta 7-8 ağustos tarihlerinde Ağrı’da çok büyük bir yağmur felaketiyle karşılaşılmış, sel haline dönüşmüş ve bu sel, Doğubeyazıt İlçemiz ile Diyadin İlçemizde bayağı büyük hasara neden olmuş; 11 vatandaşımız hayatını kaybetmiş ve evlerin dayanıksız olması nedeniyle, 150’nin üzerindeki ev de harap olmuştur. Ayrıca, hayvancılık ve tarımla uğraşan Ağrı İlimizdeki bu felaket, 450 civarında büyükbaş hayvanın telef olmasına ve hasadı henüz bitmiş, ama tarladan taşınması mümkün olmamış ekinlerin de zayi olmasına neden olmuştur.
Burada, üzülerek bir şeyi anımsatmak istiyorum: Ülkemizde meteoroloji, hava tahminlerini doğru olarak yapmak durumundadır. Meteorolojinin vermiş olduğu beyanlar, geçtiğimiz haftaki tahminler, yalnızca Karadeniz Bölgesinde yağmur yağacağı, ülkemizin bütün sathını kaplamayacağı şeklindeydi; ancak, müşahede ettik ki, başta İstanbul olmak üzere, birsürü ilimizde, birsürü ilçemizde yağmur felaketiyle karşı karşıya kalınmış, can ve mal kaybına neden olan bu felaket, ülke sathına yayılmıştır. İstanbul’da, Mersin’de, Afyon’da, Sıvas’ta, Denizli’de, Antalya’da, Bursa’da, Kocaeli’nde, Uşak’ta ve Konya İllerimizde yıldırım çarpması sonucu birçok vatandaşımız canından olmuştur. Bu felakette canlarını kaybeden vatandaşlarımıza Cenabı Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar temenni ediyor ve milletimize başsağlığı diliyorum.
Bu tabiî afetle hayatını kaybedenler, elbette ki hayatlarını değiştirdiler; ama, burada üzerinde önemle durulması gereken nokta şudur: Eğer, 10 dakika yağan yağmur 2 evi götürebiliyor ve 8 kişiyi öldürebiliyorsa, burada alınmamış tedbirlerin hesabının sorulması lazımdır. Van Özalp’ta da aynı felaket olmuştur; ancak, Ağrı’ya bağlı Doğubeyazıt ve Diyadin İlçelerinde 11 kişinin ölmesi, evlerin yıkılması hak
ikaten önem arz etmektedir.Şunu söylemek istiyorum: Bu olaylar olduğunda, Hükümet orada olmamıştır; daha sonra da gidilmemiştir. Bu önemli olayda, Hükümet temsilen kimse bulunmamıştır; bulunamaz da değerli milletvekili arkadaşlarım; çünkü, bu Hükümet Doğu Anadolu’yu unutmuştur. Eğer unutmamış olsaydı, Doğu Anadolu’dan bir milletvekilini bakan olarak seçer, Doğu Anadolu’yu temsil ederdi. Maalesef, olmamıştır.
HASAN GÜLAY (Manisa) – Seni seçti de ne oldu?!.
M. ZİYATTİN TOKAR (Devamla) – Bunun dışında, Sayın Ali Dinçer -sağolsun- burada, İstanbul Belediyesi için bazı şeyler söyledi. Kendisi belediye başkanlığı yapmış bir arkadaşımızdır; kendisinin notlarını da zaman zaman istifade ederek okumuşumdur; kentleşmeyi, yapılaşmayı iyi bilen birisidir. Ancak, İstanbul Halkalı ve İkitelli’deki yapılaşma, bilindiği gibi, CHP döneminde olmuştur; oradaki feyezan yatakları, o dönemde, imarsız, plansız bir şekilde, rant temin edilsin diye bazı kuruluşlara verilmiştir. Bu imarsız yapılaşmayı şimdiki Büyükşehir Belediyes
ine yüklemek haksızlıktır.MUSTAFA BAŞ (istanbul) – Çarpık yapılaşma yalnız İkitelli’de mi var?
M. ZİYATTİN TOKAR (Devamla) – İkitelli’yi söylediği için, ben ondan bahsettim.
Bakınız, 27 Mart 1994 seçimlerinden sonra İstanbul’da devrim yaparak İstanbul Büyükşehir Belediyesini ele alan Refah Partili Belediye Başkanı, o zaman İSKİ’nin kasasında bir kuruş bulamamıştı; ama, İSKİ efektif olarak kullanılarak, İSKİ’nin gelirleri tahsil edilerek, 27 Mart 1994 tarihinden itibaren -elimdeki rakam 31 Aralık 1996 tarihine kadar; ama, bunu, 1997’nin sekizinci ayına kadar da almak mümkün; ben, konunun aciliyeti itibariyle bu rakamı elde edebildim- 15 kilometre civarında dere ıslahı yapılmıştır. Ayvalıdere’de, Çırpıcıdere’de, Tavukçu, Savaklar, Çamarcı Deresi; bütün bu 68 dere ve buna ait muhtelif 58 adet yan kol, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin fedakârca çalışmaları neticesinde yapılmıştır.
Bu çalışmalara, DSİ, İSKİ ve İstanbul Büyükşehir Belediyesinin çeşitli kuruluşları zaman zaman dahil olmuştur ve bilindiği gibi, İstanbul’un susuzluğunu ortadan kaldırabilmek için barajlar yapılmıştır. Bu barajlar da, bunun üzerine ilavedir.
Sayın Bakan burada açıklamada bulundu ve kendisi, bayındırlık ve iskândan sorumludur. Elbette ki, ülkemizde yollar çok önemlidir; hele “forsmajör”
dediğimiz, istenmeyen tabiî felaketlerde yolların efektif kullanılması, hakikaten çok önemlidir ve Ağrı’da bu felakete maruz kalan köylere ulaşmak imkânsız hale gelmiştir. Neden?.. Yol olmadığı için. Neden?.. Yolların ıslahı yapılmadığı için. Bizler, bu konularda 54 üncü Hükümet döneminde iyi bir faaliyet göstererek, ülkemizin, yalnız doğusu batısı değil, bütün yurt sathında bayındırlığın hedeflerine ulaşması için gayretler sarf ettik. Ümit ederiz ki, bu Hükümet de, aynı şekilde hareket ederek yolları yapar ve tabiî felaketleri önlemede önemli yer alan yolların ıslah edilmesi için elinden gelen gayreti gösterir.Değerli arkadaşlarım, bilindiği gibi, Acil Destek Fonu var,
Afetler Fonu var. Sayın Bakan, Ağrı Belediyesine yalnızca 55 milyar lira gönderildiğini söyledi. Bizim aldığımız bilgilere göre, bu 55 milyar lira bugün gitti. Olay olalı bir hafta oluyor; maalesef, ülkemizin bütün sathında görev yapması gereken Kızılay Ağrı’da yok; Ağrı’ya gitmedi. Hasar tespiti de, bugün telefonla Sayın Validen “acaba, ne vardır ne yoktur” diye bilgi alınmak suretiyle gelip burada söylendi.Bir başka olay da, ülkemizde Köy Hizmetleri vardır, Devlet Su İşleri vardır. Köy Hizmetlerinin elindeki ekipman çalışmaz, Devlet Su İşlerinin elindeki ekipman çalışmaz. Peki, bu tabiî afetlerde, yangında, yıldırımda, selde, bu afete duçar olan yerlerde, bu Köy Hizmetleri, bu Devlet Su İşleri faaliyet göstermeyecek de ne zaman gösterecek?!.
Bunları efektif kullanmak için yerel yönetimlerin yetkilerini artırmak lazımdır; Sayın Bakanım, tabiî ki, tecrübeli; kendisi bilir. Yerel yönetimlerin yetkilerini artırıp merkezden müdahale şansını ortadan kaldırırsak, Köy Hizmetlerine veya Devlet Su İşlerine merkezden talimat verme yerine, yerel yönetimlerin yetkileri artırılarak, merkez yerine bölgeden, valinin veya belediye başkanının tasarruflarıyla olaya müdahele etmek daha uygun olacaktır.
Bilindiği gibi, geçtiğimiz sene, Senirkent’te, Dinar’da, Çorum’da, daha birçok yerde olay oldu; Hükümet oradaydı. Çalışmalar, kriz masası kurularak, kriz masası etrafında problemler halledilerek yönetildi ve problemler, bu kriz masasında alınan bilgiler n
eticesinde dikte ettirildi.Bakınız, yine bu afet bölgelerine yardıma koşanlar Refah Partili belediyeler olmuştur; çünkü, Refah Partili belediyeler, halka hizmeti Hakk’a hizmet bilmektedirler. O bölgenin oyuna bakmazlar; o bölgenin Refaha oy vermiş olması veya vermemiş olması önemli değil; ama, hizmete koşarlar.
Sayın Ali Dinçer, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptı. Ankara’da feyezan yatağı olan Dikmen Vadisinin imarlaşması onun döneminde olmuştur. Allah’tan, bu sel felaketi Ankara’da olmadı; Ankara’da olsaydı, Dikmen Vadisindeki binaların hepsinin yıkıldığını görecektik. Ben bir gün davet edeyim, birlikte bakalım. Binalar, daha içine oturulmadan, feyezan yatağında kaymalara sebep olmaktadır ve bu feyezan yatağındaki binaların hem yapı kalitesi hem de yanlış imarlaşma sonucu...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Bakan, 1 dakika içerisinde toparlayalım.
M. ZİYATTİN TOKAR (Devamla) – Toparlıyorum; teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; yanlış ve çarpık kentleşme, tamamen bu dönemden önce olmuştur. Bu konuda vakıfları suçlayıcı konuşmalarından dolayı da Sayın Ali Dinçer’in kendisini aslında burada kınıyorum; çünkü, vakıflar, konumuzun dışındadır.
Bu sel felaketi, ülkemizin sathını kaplamıştır. Ülkemiz sathındaki bu forsmajörün, bu tabiî afetin meydana getirdiği yarayı sarmak için, problemleri çözmek için gayret sarf edeceğimize, başka konularla vakit geçiremeyiz.
Ben, bu kazalardan dolayı hayatlarını kaybetmiş kardeşlerime Cenabı Allah’tan rahmet ve milletimize başsağlığı diliyor, yaralılara Allah’tan şifa temenni ediyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tokar.
ALİ DİNÇER (Ankara) – Sayın Başkan, sayın milletvekili yanlış bilgi veriyor, yanlış bilgilerle donatılmış; o bilgileri düzeltmek gerekiyor.
BAŞKAN – Sayın Dinçer, lütfen, yerinizden ve sadece size değinilen konular üzerinde konuşun; yoksa, genel bir bilgilendirme değil.
ALİ DİNÇER (Ankara) – Tabiî, tabiî...
Sayın Başkan, benim Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum dönemde planlandığı, imara açıldığı söylenen Dikmen Vadisi benden sonra yapılmıştır; ama, yapılırken de gerekli önlemler alınmıştır.
Benim bahsettiğim vakıf, Muradiye Vakfıdır. Açık net bir şekilde, böyle, dere yataklarına 300 konut yerine 500 konut yapma hakkı, imarı veririz; yalnız, vakıf adına, karşılık 300 milyar verirseniz diyorlar arsa sahiplerine ve Büyükşehir Belediyesi adına gidiyorlar. Yoğun kentleşme olayları böylesine, vakıflar aracılığıyla gerçekleştirildiği zaman da, altyapı dayanmıyor ve o zaman altyapı patlayabiliyor, şimdi İstanbul Kağıthane’de, Alibeyköy’de, Cerderesinde olduğu gibi...
BAŞKAN – Sayın Dinçer, konuşmanızla neyi kastettiğinizi açıklamış oldunuz, tutanaklara geçti.
Anavatan Partisi Grubu adına, Sayın Yaşar Eryılmaz; buyurun. (ANAP sıralarından alkışlar)
ANAP GRUBU ADINA YAŞAR ERYILMAZ (Ağrı) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, Grubum ve şahsım adına Yüce Heyetinize saygılar sunarım.
Sözlerimin hemen başında, yurdun çeşitli yerlerinde vuku bulan ve maalesef, can ve mal kaybıyla sonuçlanan sel felaketinde hayatını kaybeden bütün vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet niyaz ediyor, yakınlarına ve Yüce Milletimize başsağlığı diliyorum.
Değerli milletvekilleri, felaketler, millet olarak mutabakatı gerektirmektedir. Tabiî afet halini alan yağmurlarda, devletimizin, Hükümetimizin, mahallî idarelerimizin imkânları çerçevesinde, ne zaman olacağı pek kestirilemeyen bu afetlere hazırlıklı yakalanabilmeleri için, süratle önlem alınmalıdır. İşin felaket boyutuna ulaşması -bilhassa İstanbul’da görülmüştür ki- mahallî idarelerin, bırakın hazırlıklı olmasını, olaydan sonra dahi, zamanında müdahale etme imkânına sahip olmadıkları gerçeğini ortaya koymuştur. Bu gerçeği gören Hükümetimiz, Başbakan Yardımcısı Sayın Ecevit’in başkanlığında dün toplanarak, ilgili bakanlarla birlikte, kısa ve uzun vadede neler yapılması gerektiği ve nasıl önlemler alınması gerektiği hususunda, ilgili bakanlıklara süratle talimat vermiştir. Bu noktada, özellikle İstanbul’da, trilyonları bulan zararın, zamana yayılmada
n, kısa sürede telafi ciheti gerekmektedir.Değerli milletvekilleri, Ağrı’da vuku bulan sel felaketinin ayrıntısını en sona bırakıyorum. Ondan önce, gerek Zonguldak’ta gerek Bolu’da gerek Konya’da, İstanbul’da ve yurdun çeşitli yörlerinde, Van’da, Erzurum’da...
HALİL İBRAHİM ÖZSOY (Afyon) – Afyon’da...
YAŞAR ERYILMAZ (Devamla) – ...Afyon’da, Kütahya’da, Burdur’da bu türlü felaketlerin boyutu ve Hükümetin yaptığı yardımlar, Sayın Bakan tarafından, Yüce Millete ve Yüce Meclise arz edildi. Ben, özellikle olayı haber alır almaz, Ağrı’da olay yerine hemen intikal ettim. Bu aşamada, meslektaşım Ağrı Milletvekili Sayın Ziyattin Tokar’ın konuşmasını ibretle ve hayretle izledim. Bu kürsüden, İstanbul Belediye Başkanının methiyesini yapmadan önce, eğer, bilebiliyorsa o köyleri, Ağrı’nın hangi köyünün nerede olduğunu, Diyadin’in Yanıkçukur Köyünün nerede olduğunu biliyorsa, benimle beraber orada ispatı vücut eder, o vatandaşlarının, o hemşerilerinin ıstırabını paylaşırdı. Onun görevi, burada, İstanbul Belediye Başkanını methetmek değildir; Ankara Belediye Başkanının geçmiş yıllardaki faaliyetlerini irdelemek veya tenkit etmek değildir. Benimle beraber, orada bulunan vatandaşlarının, hemşerilerinin ıstırabını paylaşmış olsaydı Sayın Tokar, Ağrı Milletvekili özelliğini, bana göre, o yurttaşlarına daha fazla vurgulama imkânı bulacaktı.
Değerli milletvekilleri, olayı haber alır almaz -ki, olay 8.8.1997 tarihi saat 16.30 sularında vuku buldu- 17.30 sıralarında haberi alır almaz, süratle olay yerine intikal ettim. Cumartesi sabah Doğubeyazıt İlçesinde ve Sağdıç Köyünde, o gün, Ağrı Valisi, Doğubeyazıt Kaymakamı, Doğubeyazıt Belediye Başkanı, bütün kurum ve kuruluşların temsilcileri ve sivil ve askerî erkân konuya ciddî duyarlılık göstererek, gece 3’lere, 4’lere kadar Sağdıç Köyünün sakinlerinin yaralarını sarma, onlara yardım etme gibi çok güzel bir duyarlılık örneği gösterdiler. Buna tanık olduğum için, onlara bu kürsüden teşekkür etmekten, şükranlarımı sunmaktan kendimi alamıyorum.
Gönül arzu ediyordu ki, Ağrı Milletvekili arkadaşlarım da, 11 ölüsü olan o ilçeleri ziyaret edip, aynı konuyu paylaşma erdemini gösterebilselerdi.
Değerli milletvekilleri, felaketler duyguları sömürmek için değil, herkesin üzerine düşen görevi yapabilmesi için nedendir. Allah’tan niyazım, bu türlü felaketleri ülkemize nasip etmemesi. Bu vesileyle, tekrar, ölenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyor ve Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Eryılmaz.
M. ZİYATTİN TOKAR (Ağrı) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Buyurun Sayın Tokar.
M. ZİYATTİN TOKAR (Ağrı) – Sayın Başkanım, Sayın Eryılmaz, konuşmasında, şahsıma atıfta bulunarak sataşmada bulundu. İzin verirseniz söz istiyorum.
BAŞKAN – Sayın Tokar, sataşma niteliğinde değildi, konuşmanızı eleştirdi; herhalde kürsüye çıkmayı gerektirecek bir nitelik yoktu; onun için, ben, açıklamanızı lütfen yerinizden alayım.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – O bir tespittir efendim.
M. ZİYATTİN TOKAR (Ağrı) – Sayın Başkan, biliyorsunuz ki, Riyasetinizden, ben, Ağrı İliyle ilgili gündemdışı konuşma talebinde bulundum ve olayın ehemmiyetine binaen, ülkemizin genelindeki bu problem konusunda kürsüden izahat vermek istedim.
Ben, daha önceden, Ağrı İlinin problemlerini masaya yatırmak ve bu kürsüden halkımıza seslenmek amacıyla bu talepte bulunmuştum.
Ben, Sayın Eryılmaz’dan önce oranın problemleriyle ilgilendim, o köyün insanlarıyla yakından temasa geçtim; Ağrı Belediye Başkanı Refah Partisine mensuptur ve oradan yardım gönderilmiştir. Bunu arz etmek isti
yorum.BAŞKAN – Teşekkür ediyorum, sağolun.
YAŞAR ERYILMAZ (Ağrı) – Ben Ağrı Belediyesindeydim, olay yerindeydim; kendileri, burada, İstanbul Belediyesini methettiler!..
BAŞKAN – Sayın Eryılmaz, kürsüden söylediniz... Lütfen...
MEHDUH BÜYÜKKILIÇ (Kayseri) – Orada bulunacak diye bir kural mı var?
BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, lütfen... Konu, tartışılacak konumda değil.
Biz, hep birlikte -Sayın Bakan da ifade ettiler- bu konuda, Sayın Tokar dahil, gündemdışı söz talebinde bulunan arkadaşlara, konunun, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bütün grupların katılımıyla görüşülecek bir noktaya gelmesi nedeniyle teşekkür borçluyuz. Elbette, aynı bölgenin iki milletvekili, olayı farklı biçimde algılayabilirler; ama, bu tartışmayı, sıralar arasında karşılıklı atışma biçimine dönüştürmeyelim.
Şimdi, Demokratik Sol Parti Grubu adına Sayın Boray Baycık; buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)
DSP GRUBU ADINA TAHSİN BORAY BAYCIK (Zonguldak) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sözlerime başlamadan önce, ülkemizde sel nedeniyle mağdur olmuş vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileğinde bulunuyorum.
Sayın milletvekilleri, son günlerde yurdumuzda İstanbul, Bolu, Zonguldak, Afyon, Ağrı ve Denizli’yi etkisi altına almış olan yağışlı hava dolayısıyla meydana gelen sel felaketleri, gerek eğitim gerek belediyecilik alanlarında çağın ne kadar gerisinde olduğumuzu bir kez daha ülkemiz gündemine getirmiş bulunmaktadır. İşte, biricik İstanbulumuzun hali... Bugüne kadar bütün yaşanmışlardan sonra, bir yığın tedbir söylevlerinden sonraki hali... Yine, birşeyler yazılıp çizilecek, ancak, gel gelelim, olayın tekrarını önleyecek bir girişimde bulunulmayacak ve bir zaman sonra olayı tekrar yaşanmak için konudan ayıracağız.
Sayın milletvekilleri, İstanbul’da başta Sarıyer, Eyüp, Beşiktaş ve Kâğıthane’nin Ayazağa mevkiindeki fabrikalar olmak üzere, birçok semtte ev ve işyerlerini su basmış durumdadır.
Yine, aşırı yağmurların neden olduğu çeşitli kazalar nedeniyle 12 vatandaşımızın hayatını kaybettiğini üzülerek öğrenmiş bulunuyorum. Hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Sayın milletvekilleri, yağışlardan etkilenen büyük illerimizden biri de Bursa’dır; İl merkezindeki bazı semtleri su basarken, maddî hasarın 200 milyar lira olduğu tahmin edilmektedir.
Değerli milletvekilleri, size, bu sabah başıma gelen bir olayı nakletmek istiyorum: Bu sabah saat 06.30’da Karadeniz Ereğlisinden Ankara’ya yola çıktım; saat 07.00 civarında, Karadeniz Ereğlisi-Akçakoca yolunun Kocaman mevkiine geldiğimde yol üzerinde heyelanla karşılaştım. Trafik polisi memur arkadaşlar ile Karayollarına ait 1 adet greyder aciz durumda kalmışlardı. 10’larca araç iki taraflı konvoy oluşturmuştu. Olay yerinden hemen Alaplı Kaymakamımız ve Ereğli Demir-Çelik Fabikalarının Genel Müdürü Sayın Işık Eyuboğlu’ndan, yolun trafiğe açılması için yardım istedim; kendilerine, yardımlarından dolayı teşekkür ediyorum. Kendim geriye dönerek Zonguldak-Devrek üzerinden Ankara’ya geldim. Anka
ra’ya geldiğimde öğrendim ki, heyelan temizlenmiş, ancak, yarım saat sonra güzergâh üstündeki Kavuklukavla mevkiindeki köprünün Ereğli ayağındaki destek taşlarının sel sularıyla yerlerinden koptuğunu ve Karadeniz Ereğli- Akçakoca- Düzce- İstanbul istikametindeki yolun şu anda trafiğe kapalı olduğunu öğrenmiş bulunmaktayım.Bu arada, Karadeniz Ereğlisinin Ormanlı Beldesiyle, Topçalı, Danişmentli ve Delihakkı Köylerinde taşkın sel suları nedeniyle birçok evin sular altında kaldığı, vatandaşlarımızın kurtarılma çalışmalarının devam ettiğini öğrenmiş bulunuyorum.
Yine, Alaplı İlçemizin Mollabey güzergâhında kurulan fabrika ve evler, taşkın sel suları altında kalmışlardır. Bu nedenle, önceki yıllarda Karadeniz Ereğli, Alaplı, Gökçebey ve Çaycuma’ya İller Bankası tarafından ödenen fakat Refahyol zamanında kesilen Afet Fonu paylarının acilen verilmesi gerekmektedir. Yol ve köprü yıkımları nedeniyle Köy Hizmetleri ve Karayolları Genel Müdürlüklerinin hizmetleri bir an evvel getirilmeli ve valiler emrine maddî katkı, Hükümetimizce, girişimleriniz doğrultusunda acilen gönderilmelidir.
Sayın milletvekilleri, Bartın İlimizde de halen tüm ırmaklar taşmış, Hasankadı ve Gerişli Köylerinin köprüleri tamamen yıkılmış durumdadır. Hanoğlu’nda sel suları evlere girmiş, halen Sütlüce Köyünde, sel ortasında kalan bir vatandaşımız, yerel imkânlarla kurtarılmaya çalışılmaktadır. Özbaşı
Köyünün tamamı sel altındadır; buralarda mal kaybı, hayvan kaybı bulunmaktadır. Henüz Sütlüce’deki olay dışında insan kaybı olmamıştır. Kumluca, Derecami ve Kozcağız merkezi de sel tehdidi altındadır. Bu ilimize acilen yardım ulaştırılmalı. Bartın merkezinde sel tehdidi durumu devam etmektedir. Amasra İlçemizin Cumayanı ve Göçkün Köyleri de sel suları altında bulunmaktadır.Sayın milletvekilleri, tüm bu kaybedilen insanların acısını yüreğimizde hissederek, belediyelerde altyapılara gereken önemin verilmesini, bu felaket olaylarında, hasarın ve can kaybının daha fazla olmasını önlemek amacıyla biraz daha duyarlı davranılmasını özellikle arz ediyor ve Hükümetimizin bu bağlamda verimli çalışmalarla sorunları ortadan kaldıracağını umut ediyorum.
Çok değil, sekiz ay önce İzmir’de yaşanan sel felaketinde duvarlar çöküyor, Bornova ve Konak semtleri felaketin ağır faturasını ödeyen semtler olarak anılıyor, bir şeyler yazılıp çiziliyor. Sayın Atilla Mutman arkadaşımız konuyu gündeme getirip Mecliste bir konuşma yapıyor; ancak, değişen bir şey yok...
Tabiî ki, bu felaketlerin oluşmasında eğitimin rolü çok büyük. İç göçler nedeniyle, arazi ve doğa yağmalaması, erozyon ve çarpık yapılaşmaya ait altyapı eksiklikleri, maalesef, dere yataklarının ıslah edilmemiş olması, malzeme kalitesizliği gibi konular ön sıralarda yer almaktadır. Plansız yerleşmenin faturası, bir anlamda, bu şekilde ödenmektedir.
Sayın milletvekilleri, biliyorsunuz, geçen yıllarda, yine, İzmir İlimizde, bir sel felaketi meydana gelmiş, 60’ın üzerinde vatandaşımız bu sel felaketinde vefat etmiş ve çok sayıda vatandaşımız yaralanmıştı. Bunun üzerine, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümünden bir grup bilim adamı bu konu hakkında bilimsel bir çalışma yapmış, bu çalışmalarını bir kitapçık haline getirmişlerdi.
Bu raporda, “belli zaman birimleri içinde gerekli önlemler yerel ve merkezî yönetimlerce alınmadığı takdirde, benzeri
felaketlerde daha büyük kayıpların olması yaşanılabilir” deniliyor ve bunun için, yetkililer özellikle göreve çağrılıyordu. Raporda, selden sonra, dere içlerindeki evlerin, sahipleri tarafından tekrar onarılmaya başlanılmış olmasına değiniliyor ve “hiçbir yetkilinin bu durumu engellememesi çok anlamlı ve ümit kırıcı bulunmuştur” diye belirtiliyor. “İşte, bu örnek de gösteriyor ki, bu yanlışlıkların, acil kayıpların kaynağında kültür ve eğitim eksikliği yatmakla birlikte, ön tedbirlerin alınarak, bu felaketleri hafifletmemiz mümkün olacaktır” denilmektedir.Sayın milletvekilleri, gördüğümüz gibi, devletimizin araçları gerektiği yerlerde kifayetsiz kalmaktadır. Bu nedenle, özel şirketlerden de, sel felaketlerinin bulunduğu mevkilerde, heyelan olan mevkilerde yardım almak mecburiyetinde kalıyoruz. Karayolları ekiplerinin, Köy Hizmetleri ekiplerinin konuya daha duyarlı davranmalarını talep ediyorum. Zira, dün akşam saat 23.30’da meydana gelen bu heyelanın sabah saat 09.00’a kadar
açılmamış olması, devletimizin ne kadar aciz olduğunun bir göstergesidir.Beni dinlediğiniz için, hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Teşekkür ederim. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Boray Baycık.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Efendim, değerli arkadaşımız, heyelanın açılmamasını devletin aczine bağladı. Devlet âciz olduğundan dolayı değil, bu tür kaymalarda, sonu geldikten sonra bu tür işler yapılıyor, belli bir teknolojisi var.
BAŞKAN – Açıklamanız tutanaklara geçti Sayın Bakan.
Demokrat Türkiye Partisi Grubu adına, Sayın Mahmut Yılbaş.
Buyurun Sayın Yılbaş.
DTP GRUBU ADINA MAHMUT YILBAŞ (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; son bir haftadır, yurdumuzun muhtelif köşelerinde, yağışlar nedeniyle meydana gelmiş olan sel felaketinin mal ve can kaybına sebep olması nedeniyle, Demokrat Türkiye Partisi Grubu adına bu konuda görüşlerimizi sunmak üzere huzurunuzdayım; hepinize saygılarımı sunuyorum.
Değerli arkadaşlarım, her şeyden önce, sel felaketi sonunda hayatlarını kaybetmiş olan vatandaşlarımıza, Cenabı Allah’tan rahmet diliyor, yakınlarına ve milletimize başsağlığı dileklerimizi sunuyoruz.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye, sık sık değişik tabiî afetlere maruz kalan bir coğrafyaya sahiptir. Özellikle depremlerde, birçok şehrimiz, köylerimiz yıkılmış ve büyük mal ve can kaybına uğramışızdır.
Bu felaketlerde halkımızın yardımlaşma duygusu, Cumhurbaşkanından sokaktaki vatandaşa kadar büyük bir özveri içerisinde felakete koşulmasına ve yaraların sarılmasına her devirde ön ayak olmuştur. Bu mevzu burada konuşulurken, bir siyasî tartışma konusu yapılması, inanıyorum ki, bizleri dinleyen vatandaşlarımızı derinden rahatsız etmekte ve üzmektedir. Ne şu İktidar, ne bu iktidar, bütün iktidarlar zamanında eldeki imkânlar, vakit geçirilmeksizin vatandaşın emrine götürülmüştür.
Bu tür felaketlerde bizzat görev alan bir yönetici olarak, üzerinde durulması gerekli olan bazı konulara değineceğim: Değerli arkadaşlarım, özellikle tabiî afet konusunda ülkemizde bir konsept birliği yoktur. Hepinizin malumu, son üç dört yıldır, Van Gölü her yıl tedricen yükselmektedir. Bu yükseliş nedeniyle, civarında bulunan hem tarım arazisi hem de meskûn bölgeler bundan zarar görmüşlerdir. Ancak, bu konuyu gündeme getirip, dönemin iktidarına, yönetici olarak anlatabilmek için zorluk çekilmiştir. Sebebi, Tabiî Afetler Kanununda bu yönde bir hükmün bulunmamasından kaynaklanmaktadır. Tabiî Afetler Kanunumuz, daha ziyade depremler ve sel felaketleri konusunda nasıl müdahale edilebileceği, nasıl yardım yapılabileceği konusunda hükümler taşımaktadır.
Değerli arkadaşlarım, diğer bir konu, tabiî afetlere müdahalede, bölgeler itibariyle, yetişmiş eleman sıkıntısı çekilmesidir. Bir yerde sel olur, bir yerde deprem olur ve kim duyar, kim konudan haberdar olur ise, eline geçirdiği herşey ile o bölgeye koşar, belediyelerimiz, insanlarımız, kamyon kamyon ekmek taşır; fakat, o bölgedeki bir sel felaketine, bir depreme müdahale etmede yetişmiş eleman bulunmadığı için, can kaybımız, mal kaybımız, maalesef, çok fazla boyutlara ulaşmaktadır.
Yine, tabiî afetlere müdahale etmede birinci derecede sorumlu olan kuruluşlarımız olmasına rağmen, bunlar, ülke genelinde teşkilatlanmadıkları için müdahaleyi anında yapamamaktayız; kastım, sivil savunma teşkilatımız. İçişleri Bakanlığına bağlı sivil savunma teşkilatımız olmasına rağmen, sivil savunma teşkilatımızın, ülke düzeyine yayılmış personel ve malzeme bakımından bir etkinliği yoktur.
Mahallî idarelerimizin bu konuda yetersizliği üzerinde durulmuştur. Nihayet, devletin, taşrada kendisini temsil eden bir koordinatörü vardır. Böyle anlarda, devletin elinde bulunan bütün makine parkı seferber edilir ve inanıyorum ki -o bölgede yöneticilik yaptım- Ağrı’da olan, Van’da olan, Afyon’da olan, İstanbul’da olan bu son sel olaylarında da, devletin elinde bulunan bütün makine imkânları seferber edilmiştir.
Değerli arkadaşlarım, tabiî afetlerin, hepimizin değerlendireceği gibi, bir tabiî boyutu, bir beşerî boyutu vardır. Eğer, bugün, en küçük yağışlarda şehirlerimiz, köylerimiz bundan zarar görüyorsa, ülkemiz ormanlarının son yüzyılda yok edilmesini gözardı edemeyiz. Bugün Anadolu’nun büyük bir bölümünde dağa taşa düşen damla süratle yerleşim yerlerine gelmekte ve hiç arzu edilmeyen, millet olarak bizi üzen sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
Beşrî boyutu ise, şehirlerimizin, uzun zamanda beri altyapı hizmetlerinin yeterli olmamasından kaynaklanmaktadır. Biraz önce gruplar adına yapılan konuşmalarda sayın grup temsilcilerinin ifade ettikleri gibi, birbirimizi eleştirmeye hiç gerek yok; bu altyapı yetersizliğinin ayıbı hepimize aittir. Şehirlerimizdeki altyapı eksikliği, ne bir yıllık ne iki yıllık ne beş yıllıktır; bu, uzun yıllar birike birike bugüne kadar gelmiş bir problemimizdir. Özellikle, son yıllarda Anadolu’nun boşalması, büyük şehirle
re göç olayının yaşanması da bu problemleri artırmıştır.Temennim odur ki, her tabiî afetten sonra “yaralar sarıldı ve devlet olarak eldeki imkânlar halkımızın emrine en kısa zamanda götürüldü” şeklindeki düşünceler, bundan sonra, yerini, kalıcı ve ondan sonra gelebilecek bir tabiî afeti önleyici anlayışa dönüşür; ülkemizde bundan sonra olabilecek tabiî afetleri -temenni edilmez; ama, Cenabı Allah’ın bir hikmetidir- en az zarar ve ziyanla atlatırız.
Bu duygu ve düşüncelerle hepinize saygılarımı sunuyorum; tekrar, halkımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yılbaş.
Sayın milletvekilleri, konuyla ilgili olarak, bağımsız ya da grubu bulunmayan siyasî parti mensuplarına, İçtüzüğümüzün tanıdığı 5 dakikalık bir konuşma hakkı var. Sıvas Milletvekili Sayın Nevzat Yanmaz söz isteminde bulundular.
Buyurun Sayın Yanmaz.
Sayın Yanmaz, süreniz 5 dakikadır.
NEVZAT YANMAZ (Sıvas) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükümet üyesi Bakan Sayın Yaşar Topçu Bey’in gündeme getirdiği konu için kendisine teşekkür ediyorum. Türkiye’de iki üç gündür yaşanan büyük sıkıntılar var ve bunu tabiî afet diye geçiştiriyoruz; maalesef, sadece “geçmiş olsun, başınız sağ olsun” dileklerimizden öteye geçemiyoruz.
Öncelikle, bu sel felaketlerinde Hakkın rahmetine kavuşmuş olan değerli vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum ve zarar görenlere de geçmiş olsun diyorum. Bu gibi tabiî afetlerde, sadece “başınız sağ olsun, geçmiş olsun” demekle yetinme alışkanlığından mutlaka, bir şekilde kurtulmamız lazım. Çünkü, Türkiye, her zaman, her şekilde bu tabiî afetlerle karşı karşıya kalmakta ve bunları bizzat bünyesinde yaşamakta; ama, ne hikmettir, bu türlü afetlerin önüne geçecek tedbirleri bir türlü alamamaktadır.
Büyük şehirlerde, özellikle dünyanın önemli kentlerinden sayılan büyük şehrimiz İstanbul’da, selden dolayı mahsur kalan insanlara dahi ulaşamayacak duruma düşmek, bence Türkiye’nin bir acı gerçeği ve ayıbıdır. Böyle bir konumu, Türkiyemiz, hiçbir şekilde yaşamamalıdır.
Tabiî afetleri asgarîye indirebilmenin yolu, öncelikle ilim, daha sonra akıl, arkasından altyapı çalışmaları ve altyapının sağlıklı oluşturulmasından geçer. Bu altyapı çalışmalarını yapmadığımız sürece, biz, bu tür tabiî afetlerin -bugün sel, yarın yangın, ertesi gün deprem gibi- arkasından, sadece “geçmiş olsun, başınız sağ olsun” demek zorunda kalırız.
Değerli arkadaşlar, Türkiye, büyük bir ülke; zaman zaman, bu tür tabiî afetlerle karşı karşıya kalıyor ve bunu yaşıyor. Türkiye’nin, bu tabiî afetlerin önüne geçebilmesi için veya en az zararla kurtulabilmesi için, öncelikle, bir tabiî afet haritasının mutlaka çıkarılması lazım. Tabiî afet haritasının çıkarılıp, öncelikli yörelerin tespit edilmesi; bugüne kadar tabiî afetlerden dolayı büyük zararlara maruz kalmış ve gelecekte de maruz kalabileceğine inandığımız bölgelerin altyapılarının, öncelikle tabiî afetlere karşı muhkemleştirilmesi, pekiştirilmesi ve bunların, daha sağlıklı bir yapıya kavuşturulması icap etmektedir. Bu yapıyı oluştururken
, öncelik sıralarına göre, öncelikle dünyanın gözünün üstünde olduğu İstanbul’u, daha sonra büyük zararlar görmüş yörelerimizi, mutlaka dikkate almak zorundayız.Bununla birlikte, tabiî ki, tabiî afetlerden, sadece büyük kentlerimiz veya kent merkezlerimiz zarar görmekle kalmıyor; kırsal kesimde de, köylümüz, çiftçimiz, tabiî afetlerden ciddî manada zarar görüyor. Bu, en son, pazar günü, benim seçim bölgem olan Sıvas’ta da aynı şeklide yaşandı; büyük bir yağışın arkasından, çiftçimizin, hasadını kaldıramadan, tarlasında büyük bir zarara uğradığını, ben, bizzat seçim bölgemde tespit ettim.
Değerli arkadaşlar, onun için, bizim parti programımızda da belirttiğimiz gibi, tarım sigortasının mutlaka hayata geçirilmesi lazım ve tarım sigortasıyla, çiftçimizin, köylümüzün, hiçbir şey yapamadığımız zaman, elimizden hiçbir şey gelmediği zaman uğradığı zararlarını, bir nebze de olsa karşılama imkânına sahip oluruz kanaatindeyim.
Değerli arkadaşlar, “tabiî afettir, Allah’tan gelene bir şey yapılmaz” şeklinde bir teslimiyetçilikle, bu gibi tabiî afetlerin olmaması için altyapı oluşturmaz ve en az zararla kurtulabilmenin yollarını aramazsak, yarınlarda, daha büyük felaketlerle karşılaştığımız zaman, sadece, oralarda, felaketlerin yaşandığı yerde gövde gösterisi yapmakta
n daha öteye gidemeyiz.(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Yanmaz, lütfen, toparlayın.
NEVZAT YANMAZ (Devamla) – Onun için, özellikle, tabiî afetlere maruz bölgelerin haritasının çıkarılması gerektiğini yeniden tekrarlıyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yanmaz.
Konu üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Uğradığımız sel felaketinde yaşamını yitiren yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz, zarar gören yurttaşlarımıza geçmiş olsun diyoruz ve bu konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda, bütün grupların katılımıyla görüşülmesine olanak sağladıkları için de, konunun ilgilisi, Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Yaşar Topçu’ya teşekkür ediyoruz.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Ben teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Şimdi, gündeme geçmeden önce, iki arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.
2. — Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, yargıda hazırlık sürecindeki aksamalara ilişkin gündemdışı konuşması ve Adalet Bakanı Mahmut Oltan Sungurlu’nun cevabı
BAŞKAN – Gündemdışı birinci söz, Gaziantep Milletvekili Sayın Ünal Yaşar’ın.
Sayın Yaşar, yargıdaki hazırlık sürecinde, onarılması zor aksamalar konusunda konuşacak.
Buyurun Sayın Yaşar.
Süreniz 5 dakika.
ÜNAL YAŞAR (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Meclisi ve değerli arkadaşlarımı saygılarımla selamlıyorum.
Ben de, sel felaketinde canlarını kaybedenlere rahmet, yakınlarına, milletimize başsağlığı dileklerimi sunuyorum.
Değerli milletvekilleri, Avrupa’nın geçmişte kültür merkezi olan, valsler şehri, atalarımızın Batı hayali Viyana ve bir köşesinde, hem millî hem gençlik olduğunu zanneden aydınlanamamış insanlarımız ve onlara konuşma yapan, etrafa, ülkesine, halkına akıl
almaz hakaretler, küfürler savuran; ağzından çıkanı kulağı duymayan; kendi ifadesiyle, hayat kadınlarının, bacıları olduğunu söylerken, başkalarının nikâhlı kadınlarına, şahıslarına, milletvekillerine ağza alınmayacak çirkin, yakışıksız sözler söyleyen, İslamiyetin yüce ahlak felsefesini kavrayamamış Bay Şevki gibilerin varlığı, Türkiye’de yok olması gereken cehaletin, Türk siyasetine yakışmayan bir hediyesidir.Şimdi, düşünmek için birkaç saatiniz varsa, beş dakika, bir konuya değinmek istiyorum:
Ülkemizde
, hâkimi, savcısı, mübaşiri, kâtibi, bütün camia, Anadolumuzun en ücra köşesinden, Başkentimize kadar, Türk yargı sisteminin fedakâr mensupları, her türlü sosyal ve ekonomik zorluklara rağmen kutsal görevlerini yerine getiriyorlar; ama, yine de bazı istisnaları maalesef, engelleyemiyorlar.Bakınız, herkesin malumudur, Şevki Yılmaz’ın, 7.4.1991 tarihinde Avusturya’nın Viyana şehrinde yaptığı bir konuşma var. Maaşallah, yaptığı birçok konuşma var ki, onun, partisinden istifa etmesine neden oldu.
Viyana’da
yapılan, şahsına ağır hakaretlerle dolu bu konuşmayı öğrenen zamanın Devlet Bakanı Sayın Mustafa Taşar, derhal, Şevki Yılmaz hakkında suç duyurusunda bulunuyor.Savcı Enver Konyar, Eylül 1991’de, Ankara’daki ikametgâhı olarak bilinen yere yazı yazarak “Sanık Şevki Yılmaz’ın aranmasına aralıksız olarak ve önemle devam olunmasını” istiyor.
Demirlibahçe Karakolundan gelen cevapta “Mamak’taki adreste aranmış olup, bu tarihten dört ay kadar önce taşındığı, yaptırılan tahkikatta ise şahsın Refah Partisinden Rize milletvekili adayı olduğu ve halen Rize İlinde bulunduğu” bildirildiği halde; Sayın savcı, tekrar, aynı adresten soruyor, diyor ki “Ankara’ya döndüğünde”.
Demirlibahçe Karakolu diyor ki “Sayın Savcım, sanık Şevki Yılmaz, aralıksız ve önemle aramamıza rağmen bulunamamıştır. Sanık, Rize’de, Refah Partisinden milletvekili adayıdır”. Sayın savcı ise “Mamak’ta aralıksız ve önemle aramaya devam edin” diyor!..
Demirlibahçe Karakolu “Sanık Şevki Yılmaz, Mamak’ta aralıksız ve önemle aramamıza rağmen bulunamamıştır; fakat, Rize’de Belediye Başkanı olmuştur” diyor. Sayın savcı, tekrar diyor ki “Mamak’ta aralıksız ve önemle aramaya devam edin.”
Demirlibahçe Karakolu, tekrar cevap veriyor: “Sanık Şevki Yılmaz, Refah Partisinden Rize’de milletvekili seçilmiştir.” Savcı Enver Konyar, hâlâ diyor ki “Mamak’ta aralıksız ve önemle aramaya devam edin.” Evet, savcı yılmamış; 1991’den 1995 tarihine kadar, uzun aralıklarla, aynı karakoldan, aynı adresten, devamlı sormuş; cevaplar hep aynı...
Bakınız, Ceza Kanunumuzun 102 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre beş yıllık bir zamanaşımı mevcut. 7.4.1996 tarihi, zamanaşımının dolduğu tarih.
Sanık Şevki Yılmaz, 27 Mart 1994’te Rize Belediye Başkanlığına seçilmiş, her gün gazetelerde; fakat, biz, onu, hâlâ, Ankara’da arıyoruz!.. Sanık Şevki Yılmaz, 24 Aralık 1995’te Refah Partisinde milletvekili seçilmiş, sayın savcı, hâlâ, sanığı, Mamak’ta arıyor!..
Savcı Enver Konyar, zamanaşımını kesen usulü bir duruma rastlanmamış olduğundan ve zaman aşımı sebebiyle kovuşturma yapmaya yer olmadığına 8.5.1996 tarihinde karar vermiş. Savcı, takipsizlik kararında “Şevki Yılmaz’ın açık adresi tespit edilemedi” diyor. Sanık Şevki Yılmaz’ın, arattığı adreste oturmadığını beş yılın sonunda, zamanaşımı süresinin dolmasından sonra anlamış oluyor.
Sanık Şevki Yılmaz, Refah Partisinden Rize Milletvekili olarak Parlamentoya girmiş; fakat, sayın savcı, onu bir türlü bulamamış... Sanığın milletvekili seçilmesiyle zamanaşımının durması gerektiğini bilmesi gerekir; savcı bilmiyor veya görmezlikten geliy
or...Hazırlık safhası, o zaman gizlidir...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Yaşar, 1 dakika içerisinde toparlayınız.
ÜNAL YAŞAR (Devamla) – Oldu.
Dava açılmamış, takipsizlik kararı verilmiştir. İlgiliye tebliğ edin; tebliğ de yok.
Olayın bir tarafı bakan değil de vatandaş olsaydı, bu dosyayı bulabilir miydi? İmkânsız. Vay benim vatandaşımın haline!..
Sayın Savcı, tutumuyla destek verdiği haksızlığa ortak olmuştur. Eğer hakkın kamu adına aranması gerektiğine inansaydı, görevini hassasiyetle yapar, sanığın o adreste oturmadığı ısrarla bildirilmesine rağmen, tahkikat safhasında Mamak’taki adrese bağlanıp kalmazdı.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabiî ki, görevlerini yapan binlerce hâkim ve savcılarımıza saygımız sonsuz; ama, üzülerek söylemeliyim ki, bu olaylar yaygın gibi. Onarılması güç haksızlıkların önlenmesi, önümüzdeki yasama döneminde, acilen, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevi olmalıdır. Yargıyı hızlandıracak her türlü tedbiri almak görevimiz olmalıdır. Her zaman söylenir ki, gecikmiş adalet, adalet değildir; diyorum ki, bunu söylemekten vazgeçip, tarih önünde sorumluluğumuzun bilincinde olalım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Yaşar, teşekkür ediyorum.
ÜNAL YAŞAR (Devamla) – iki saniyede bitiriyorum efendim.
BAŞKAN – Ama, bizim tutumumuzu biliyorsunuz; siz de Divan Üyesisiniz. Genel Kurula teşekkür edelim.
Teşekkür ediyoruz size.
ÜNAL YAŞAR (Devamla) – Peki. Hepinize engin saygılar sunuyorum. Sayın Başkan, size de teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Sağ olun.
Gündemdışı konuşmaya yanıt vermek üzere, Adalet Bakanı Sayın Oltan Sungurlu; buyurun efendim.
ADALET BAKANI MAHMUT OLTAN SUNGURLU (Gümüşhane) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Mustafa Taşar, 1991 yılında, milletvekili Sayın Şevki Yılmaz’ın -o zaman milletvekili değildi- kendisine yaptığı hakaretten dolayı, İçişleri Bakanlığına bir şikâyette bulunmuş. Bu, 1991 yılında oluyor.
1991 yılında olan bu hadiseden sonra, savcı, devamlı, Demirlibahçe Karakoluna, sanığın aranmasını söylüyor. Demirlibahçe Karakolu da, Rize’de aday olduğunu söylüyor ve bu dosya, 1996 yılında, müruruzaman sebebiyle kesiliyor. Meseleyi, Sayın Taşar, bu defa, tekrar gündeme getirdi, Bakanlığımıza müracaat etti ve biz de, meseleyi ceza işlerine intikal ettirdik. Ceza işleri, bu hadiseyle ilgili bir tahkikat açtı. Savcının kusuru var veya yok, ceza işlerinin bileceği bir hadisedir, onun vereceği bir karardır. Ancak, Sayın Taşar, cumhuriyet savcılığına da müracaat etmiş. Biraz
önce Anadolu Ajansı haber geçti; bu meseleden dolayı bir fezleke tanzim edilmiş. Mesele, ajanslar bakımından, böylesine mühim bir noktaya gelmiştir; Bakanlığımız da, meseleyi tetkik etmektedir.Sayın Taşar, 1991 yılındaki bu şikâyetini beş yıl unutmuş. Onun için, böyle bir kusur söz konusu değil. Tabiî, takip edip etmemekte serbesttir; ancak, Adalet Bakanlığı olarak biz, sorumlular hakkında gerekli inceleme ve araştırmayı yapıyoruz. Savcımız da, 65 yaşını doldurduğu için, yaş haddinden emekli olmuştur.
Ben
, halen tahkikat safhasında olan husus için herhangi bir beyanda bulunmak durumunda değilim; tahkikatın devam ettiğini ifade etmek isterim.Arz ederim efendim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Sayın Başkan, bir yanlış anlamayı düzeltmem lazım.
Ben, beş yıl, davayı unutmadım; dava hiç aklımdan çıkmadı da, dosyayı bulamadım. Dosya, Mamak - Demirlibahçe Karakolu ile Sayın Savcı Konyar arasında tenis topu gibi gidip geldiği için kayıptı, yoktu. Bakan olmasaydım bu dosya yine bulunamazdı. Çok şükür ki, buldum; gereğini yapıyorum.
BAŞKAN – Basına da açıklamıştınız bunu Sayın Bakan.
Teşekkür ediyorum.
3. —Konya Milletvekili A. Turan Bilge’nin, Türk tarımının içerisinde bulunduğu durum ve tarım kesiminde yapılacak iyileştirmelere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın cevabı
BAŞKAN – Gündemdışı ikinci konuşma, Türk tarımının içinde bulunduğu durum ve tarım kesiminde yapılacak iyileştirmeler konusunda, Sayın Turan Bilge’nin.
Buyurun Sayın Bilge. (DSP sıralarından alkışlar)
Sayın Bilge, süreniz 5 dakikadır.
A. TURAN BİLGE (Konya) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Son yıllarda uygulanan sakat ve yanlış politikalar, tarım kesimini, sorunlarla iç içe yaşamaya mahkûm etmiştir. Tarım kesimi, sosyoekonomik göstergelere göre, ülke genelinde ağırlıklı konumunu korumaktadır. 27 milyon insanımız, kırsal kesimde yaşamaktadır. Tarım sektörünün istihdam içindeki payı, yüzde 45’tir. Bu sektör, işsizlik sorununun çözümüne de katkı sağlamaktadır.
Tarım sektörünün gayri safî yurtiçi hâsıladaki payı ise yüzde 11 ilâ 15 arasındadır. Nüfusun yüzde 41’lik kesiti, hâsıladan sadece yüzde 11 pay alıyor. Toplam yatırımlar içinde tarımsal yatırımların payı ise, yalnızca, yüzde 2 ilâ 4 arasında değişmektedir. Tarım ürünleri ve tarıma dayalı sanayi ürünlerinin ihracatı, 1995 yılı verilerine göre 4,3 milyar dolar olup, bunun, toplam ihracat içerisindeki payı, yaklaşık yüzde 20’yi bulmaktadır. Tarım ve tarıma dayalı sanayi ürünlerinin ithalatı, 1995 yılında, yaklaşık 9,7 milyar dolar olup, bunun toplam ithalata oranı yüzde 10,5’tir. Bir süre öncesine kadar, beslenme açısından kendine yeten ülke durumunda olan Türkiye’nin, bugün için, tarımsal ihracatı ile ithalatı, neredeyse birbirine eşitlenmiş durumdadır.
55 inci Hükümetin, köylüyü, üvey evlatlıktan öz evlatlığa alacağına ve bu konuda gerekenleri en kısa zamanda yapacağına olan inancım tamdır. 55 inci Hükümetin, 1995-1996 yıllarından birikip gelen, gübre, süt, ilaç iadeleri tutarı olan 24 trilyon lirayı ödemesinden, tüm çiftçilerimiz adına mutluluk duymaktayım.
55 inci Hükümetin, buğday ve diğer hububat paralarını peşin ödeyerek çiftçiden yana tavır koymasını çiftçilerimiz sevinçle karşılamış, yıllardır göremedikleri devlet ciddiyetini ve devlet şefkatini tekrar yaşamışlardır; Hükümetimizi ve Tarım Bakanımız Sayın Mustafa Taşar’ı kutluyorum. Daha bir yıl önce, peşin ödeme yapacağız diye çiftçiyi kandıranları, ürününü alıp, parasını üç ay sonra ödeyenleri, hayalî paketler açanları, seçim bölgem olan Konya’da çiftçiyi 350 milyar lira gelir kaybına uğratanları da kınıyorum.
Anadolu’nun tarım yapılan geniş alanlarında doğa yeterince cömert değildir. Önemli sulama yatırımlarının, öncelikle de Orta Anadolu çiftçisinin kötü kaderini değiştirecek olan KOP’un, yani, Konya Ovaları Sulama Projesinin gerçekleştirilmesini beklemekteyiz. Sulamayla ilgili olarak, ayrıca, toprak-su kooperatiflerine daha çok kaynak aktarılmalı, su ve enerji kaybını en aza indirecek sulama tesisleri özendirilmelidir. Bunlara yapılacak yatırımlar, Teşvik ve Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu kapsamına alınmalıdır.
Üretimde çok önemli bir girdi olan ve üretim artışındaki payı ortalama yüzde 25’lere varan tohumluk konusunda da bazı yararlı politikaların yaşama geçirilmesini beklemekteyiz. Örneğin, hububat tohumculuğunun temizlenip, ilaçlanması büyük önem taşımaktadır. Bakanlığımıza ait, ekonomik ömürlerini tamamlamış selektör makineleri yenileriyle değiştirilmelidir. Tohumluğun selektörde temizlenip, ilaçlanması koşuluyla, ilaç, devlet tarafından karşılanmalıdır. Devletin, tohum ilaçlaması için çiftçiye bedelsiz ilaç temin ettiği yıllarda, örneğin Konya’da 100 bin tonun üzerinde olan icraat, bugün için, 40 bin tona gerilemişt
ir.Ülkemizde yıllık 1,5 milyon ton buğday tohumuna ihtiyaç duyulmakta ve her sene bunun 300 bin tonunu yenilemek gerekmektedir. Burada, tohumluğun devletçe veya devlet desteğiyle temizlenip, ilaçlanmasının önemi ortaya çıkmaktadır. Tohum ilaçlanması için yaklaşık 1 500 ton ilaç gerekli olup, bunun malî portresi 750 milyar liradır. Karşılığında ise çiftçiye ve devletimize sağlayacağı para 10-15 trilyon lira arasındadır. Çiftçilerimizin alınlarının teri kurumadan hububat paralarını ödeyen devlete, çiftçilerimiz, takdirlerini sunmaktadır; dilerim, yukarıdaki önerilerimizi de yaşama geçirerek onları daha da mutlu kılacaktır.
Çiftçilerimizin ürün bedellerinin, resmî veya özel sektörce yapılan Bağ-Kur prim kesintilerinin zamanında Kuruma aktarılıp aktarılmadığı konusunda ciddî kuşkular bulunmaktadır. Çiftçilerimiz, bu konunun ciddiyetle ele alınmasını beklemektedirler. Yine, çiftçilerimiz, kısa bir süre içerisinde, Bağ-Kur’un sağlık hizmetlerinden de yararlanmak istemektedirler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Bilge, 1 dakika içerisinde toparlayınız.
A. TURAN BİLGE (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Çiftçilerimiz, Toprak Mahsulleri Ofisinin hububat alımları üzerinden kesilen borsa kesintilerinin hangi hizmet ve gerekçeler karşılığında kesildiğini anlayamadıklarını ifade ederek, bugüne kadar yapılan kesintilerin iadesini ve bundan sonrakilerin de açıklanarak yapılmasını beklemektedirler.
Çiftçilerimizin, ithal damızlık düve konusunda büyük şikâyetleri vardır. Yetersiz ve ciddiyetten uzak firmalar ayıklanmalıdır. Damızlık seçiminde görevlendirilen elemanlar çok iyi seçilmeli, yaptıkları olumsuz işlerin hesabı mutlaka sorulmalıdır.
Krediyle alınan, ithal edilen ineklerden 25 milyon lira devlet tarafından ödenmesi gerekirken, yıllardan beri, bu 25 milyon lira ödenmediği gibi; ayrıca, bunun faizi çiftçi aleyhine işlemektedir.
Değerli arkadaşlarım, Türk köylüsü aydındır; iyiyi kötüden ayırır. Çiftçiler vefalı insanlardır; bir gün gelip sandık önlerine konulduğunda vefa borçlarını öderler.
Hepinize saygılarımı sunuyorum. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Bilge teşekkür ediyorum.
Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mustafa Taşar’ın gündemdışı konuşmaya yanıt talebi var.
Buyurun Sayın Bakan.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi, sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Gündemdışı söz alarak, şahsıma bazı önemli konular hakkında açıklama fırsatı verdiği için değerli millevekili arkadaşıma teşekkür ediyorum.
Ülkemizde, çalışan nüfusun yarıya yakınını ilgilendiren tarım sektörünün problemlerini çözmek, çiftçilerimizin ve üreticilerimizin ekonomik açıdan güç kazanmasını sağlamak amacıyla gece gündüz çalışmalara devam etmekteyiz. Bu yolla, hem çiftçilerimizi ve
üreticilerimizi üretken durumda tutabilmek hem de genel anlamda, tarım sektörünün kalkınmasını hedeflemekteyiz. Bu hedef doğrultusunda en önem verdiğimiz husus; çiftçilerimizin ve üretici kardeşlerimizin emeklerinin karşılığının mümkün olabilecek en kısa zamanda ödenmesini sağlamaya çalışmak olmalıdır. Çiftçimizin alınteri kurumadan ürün bedellerinin ödenmesi, çiftçimizin alacaklarının yüksek enflasyon karşısında erimemesi açısından da önemlidir. Bu çerçevede, bir bölümü 1995, bir bölümü 1996 ve bir bölümü de 1997 Mart ayından beri ödenmeyen çiftçilerimizin ve üreticilerimizin teşvik ve destekleme mahiyetindeki alacaklarının acilen ödenmesi sağlanmıştır. Bunlar gübre sübvansiyonları, tarımsal ilaç, süt, tohum, asma fidanı teşviki ve destekleme konularındadır ve üreticilerimizin 1995, 1996, 1997 yıllarından biriken borcu, toplam 24 trilyon liraya baliğ olmuştur. 55 inci Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti daha bir ayını doldurmadan bu ödemeleri yapmıştır.Bu arada, bugün itibariyle bir şeyi daha ifade etmek istiyorum ki, 1995, 1996 ve 1997’den beri bekleyen ithal damızlık teşvik ödemeleri de -ki, bu, 1,5 trilyon liralık bir miktardır, ve biraz önce sayın milletvekilimizin bahsettiği konudur- en geç önümüzdeki haftalarda ödenmiş olacaktır. Bunu da buradan ifade etmek
istiyorum.Özellikle son yıllarda üvey evlat muamelesi görmeye başlayan tarım sektörünü, hak ettiği rolü oynayabilecek bir aşamaya taşımak noktasında kararlı olduğumuzu belirtmek istiyorum. Bunu gerçekleştirebilmek amacıyla, bir ay içerisinde -ki, bugün, Hükümetin 40 ıncı günüdür- kamuoyunca ve çiftçilerimizce yakinen bilinen birçok önemli kararı aldık; çiftçilerimizin ve üreticilerimizin lehinde olacağını düşündüğümüz bütün adımları attık ve atmaya da devam edeceğiz.
Toprak Mahsulleri Ofisine ürününü veren çiftçilerimiz alacaklarını hemen almakta; çiftçilerimiz, ürün bedellerini daha alınlarının teri kurumadan alabilmektedirler. Sayın Başbakanımızın talimatları, Hükümetin diğer kanadını teşkil eden değerli partilerimizin Başbakan Yardımcıları ve Bakanlarının destekleriyle, bugün itibariyle, 21 trilyon lira ürün bedelleri peşin olarak ödenmiştir. (DSP sıralarından alkışlar) Bugün itibariyle; yani, 55 inci Hükümetin kurulduğu günden bugüne kadar ödenen ürün bedeli, toplam 130 trilyon liradır. Bunun üzerine, desteklemeler için ödediğimiz 24 trilyon lirayı da koyduğunuz zaman, 40 gün içerisinde, Türk üreticisinin eline geçen meblağ tam 154 trilyon lirayı bulmuştur. (RP sıralarından “Bütçede para var...” sesleri) Burayı atlayacaktım; ama, madem laf attınız, h
emen cevabını vereyim.Burada şunu belirtmek istiyorum: Geçmiş Koalisyonun iki kanadına mensup partinin Genel Başkanları ve sözcüleri “efendim, bizim bıraktığımız paraları dağıtıyorlar” diye ifadelerde bulundular.
MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Kıskanıyorlar Sayın Bakan...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Ben, onlara, şimdi huzurlarınızda soruyorum: Madem öyleydi de, 1995’ten, 1996’dan, 1997’den bekleyen çiftçinin borçlarını neden ödemediniz? Size bunu soracak birisi çıkmayacak mı zannettiniz? (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Bakan; lütfen, gündemdışı konuşmayı yanıtlayın.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Gündemin içi efendim; tam içindeyim efendim.
Geçen ağustos ayı itibariyle, çiftçimizden 560 bin ton buğday alınmışken, bu yıl ağustos ayı itibariyle çiftçimizden alınan buğday miktarı 2 milyon 700 bin tondur. Aynı şekilde, geçen sene çiftçimizden alınan arpa miktarı, ağustos ayı itibariyle 550 bin ton iken, bu yıl 1 milyon 610 bin tona yükselmiştir; ağustos ayı itibariyle, alımlara da devam edilmektedir.
Bu alımlar sırasında, talimatlarımızla, fazla mesai yaparak çalışan Tarım Bakanlığı personeline ve özellikle Toprak Mahsulleri Ofisinin değerli elemanlarına da huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum.
Bakanlar Kurulumuz, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının teklifi üzerine, ocak ayından beri, geçmiş hükümet döneminde bekletilen ve bir türlü gerçekleştirilemeyen; 1997 yılında 50 il, 212 ilçe, 1 564 köyün tabiî afetlerden zarar gördüğü hadiseye de neşter vurmuştur. Bu zarar, 67 735 çiftçi ailesini ilgilendirmektedir. Çiftçilerimizi yeniden üretici durumuna getirmek, ailelerin yaşadığı zorlukları gidermek, üretimlerini artırıcı imkânları sağlamak Hükümetimizin başlıca görevleri arasında olduğundan, bu amaçla, 1997 yılında, tabiî afetlerden ekili alanları ve ürünleri ile hayvan varlıkları en az yüzde 40 zarar gören, durumları il hasar tespit ve ihtiyaç komisyonlarınca belirlenen çiftçilerimizin, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan 1997 vadeli ziraî kredi borçları, vade tarihinden itibaren bir yıl süreyle ertelenmiştir. (DSP sıralarından alkışlar) 1997 yılı içerisinde, bugüne kadar olan ve bir daha olmamasını temenni ettiğimiz; ama, buna rağmen -Allah’ın takdiridir- olur ise, 1997 yılı sonuna kadar bu afetlerden zarar görecek çiftçilerimizin de zararları, aynı şekilde, bu kararname kapsamı içerisinde ele alınmış olacaktır, yeniden bir kararname çıkarmaya gerek kalmaya
caktır.Ocak ayında Antalya, İzmir, İçel, Kırklareli; şubat ayında Adana, İçel, Antalya, Osmaniye, Artvin, Tokat, Ankara; mart ayında Adıyaman, Muğla, Osmaniye, İzmir, Bursa, Adana, İçel, Manisa, Tekirdağ; nisan ayında Gaziantep, Artvin, Manisa, Sakarya, İzmir, Kırklareli, Denizli, Edirne, Kastamonu; mayıs ayında Kilis, Artvin, Kütahya, Çankırı, Çanakkale, Iğdır, Diyarbakır, Isparta, Kars, Uşak, Adıyaman, Malatya, Eskişehir, Karaman, Afyon, Hakkâri, Kayseri, Mardin, Şanlıurfa, Tekirdağ, Ankara, Bingöl, Bitlis, Niğde ve Bursa; haziran ayında Konya, Denizli, Çorum, Kayseri, Isparta, Karaman, Niğde, Çankırı, Antalya, Osmaniye, Amasya, Samsun, Bursa, Kahramanmaraş, İzmir, Giresun, Yozgat, Gaziantep, Manisa, Adana, Nevşehir, Edirne, Çanakkale, Erzurum, Uşak, Burdur, Tokat, Mardin, Ağrı, Aydın ve Artvin İlleri, bunlara bağlı ilçeler ve köyler bu kararname kapsamı içerisindedir.
Şimdi, Hükümetimizin son günlerde tarımla ilgili aldığı kararlarda, yaş üzüm fiyatı 30 bin ilâ 68 bin Türk Lirası arasında, Tekel kuru üzüm 155 bin lira, çekirdeksiz üzüm fiyatı 160 bin lira olarak tespit edilmiş ve çiftçilerimizin yüzü güldürülmüştür. Aynı şekilde, fındık kampanyası başlatılmış, Sayın Başbakan tarafından açılmış; 400 bin lira taban fiyatla, fındığın bitim tarihinde 500 bin lira olmak üzere ve her ay 25 bin lira ilave edilmek suretiyle fındık taban fiyatı açıklanmıştır. Gelecek olan pamuk, antepfıstığı gibi ürünlerde de üreticimizin yüzünü güldürecek fiyatlar mutlaka verilecektir.
Tohumculukta hedefimiz, ülkemizi, çeşit koruma kanununa sahip, Uluslararası Çeşit Koruma Teşkilatına üye olan, tohumculuğu gelişmiş ülkelerin ve uluslararası tohumculuk kuruluşlarının sistemlerini uygulayan bir ülke durumuna getirmektir. Yurdumuzda, yaklaşık 9,5 milyon hektar alanda buğday, 3,5 milyon hektar alanda da arpa tarımı yapılmakta; her yıl, yaklaşık 1,9 milyon ton hububat tohumluk kullanılmaktadır. Bu miktarın ancak 100-120 bin tonu sertifikalı tohumdur. Sertifikalı olarak kullanılan tohumluk dışındaki çiftçi tohumluğunun temizlenmesi ve
ilaçlanması amacıyla, tohum üretim, temizleme ve dağıtım projesi uygulanmaktadır. Artvin, Hakkâri, Rize ve Trabzon dışındaki tüm illerde uygulanmakta olan tohum üretim, temizleme ve dağıtım projesi kapsamında selektör ve selektör yedek parçası satın alımları kısıtlı ödenekler ölçüsünde kısmen gerçekleştirilmektedir. Bu proje çerçevesinde, son üç yılda, ortalama 457 bin ton tohum temizlenmiştir; ancak, ekonomik ömrünü doldurmuş bulunan selektörlerin yeni teknolojiye sahip olanlarla değiştirilebilmesi ve yenilenebilmesi için devlet kaynaklarının yanı sıra yeni imkânların da seferber edilmesine ihtiyaç vardır.Tohumlukların ilaçlanması, temizlenmesiyle ilgili hizmetlerin, zaman içerisinde bizzat bu işi yapacaklara devredilmesi için yeni kaynaklar bulunması sağlanacak; kredi ve teşvik de dahil gerekli tedbirler devreye sokulacaktır.
Bu arada, bir başka bilgi de arz etmek istiyorum: 24.6.1997 tarihinde yapılan Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği genel kurulu kararları ve tutanakları, kanunlara ve anasözleşmeye aykırı hususlar içermesi sebebiyle, Bakanlığım tarafından 23.7.1997 tarihinde tasdik edilmemiştir. Dolayısıyla, kongre yapılmamış farzedilmektedir. Bu arada, yaptığımız incelemeler ve Ankara Ticaret Sicili Memurluğundan bildirilen yazı sonucunda da, olması istenilen yasal eksiklikler sonucunda, 28.8.1994 tarihinde yapılan Tarım Kredi Kooperatifleri Birliğine seçilmiş yönetim kurulu üyelerinin de görev sürelerinin sona erdiği anlaşılmıştır. Tarım Kredi Kooperatifleri Birliğinin yönetim kurulu üyeleri
nin süreleri sona erdiği için, ana sözleşmenin Bakanlığa vermiş olduğu yetkiye istinaden, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğine Yönetim Kurulu ataması yapılmıştır. Yapılacak yeni bir kongreye kadar bu arkadaşlarımız görev başında olacaklardır.Burada, Tarım Kredi Kooperatiflerinin Yönetim Kurulunda süreleri sona eren arkadaşlar, Ankara Üçüncü Asliye Ticaret Mahkemesine ve Ankara Yirminci Asliye Hukuk Mahkemesine, Bakanlığımın yaptığı icraatla ilgili tedbir koydurmak üzere dava açmışlardır; dava
lar, her iki mahkemede de reddedilmiştir.Burada, şunu ifade etmek istiyorum; yeni Yönetim Kurulu Başkanı, bilâücret çalışacağını ifade etmiştir; huzurlarınızda, kendisine teşekkürü bir borç biliyorum. İkincisi, Yönetim Kurul üyeleri, süresi biten bundan önceki Yönetim Kurulu üyeleri gibi 700 milyon lira maaşla değil, 100 milyon lira maaşla çalışacaklardır; bunu da, burada, huzurlarınızda ifade etmek istiyorum.
Aynı zamanda, bundan önceki Yönetim Kurul üyeleri, Sayın Başbakanın bile yurtdışına çıktığı zaman almadığı harcırahları almaktaydılar. 300 dolar harcırah, otel parası, yemek parası ve yol parası da Tarım Kredi Kooperatiflerine yüklenmek üzere, büyük meblağlarla yurtdışı gezileri yapılmaktaydı; bu yeni Yönetim Kurulu, kendi arasında aldığı kararla, yurtdışı seyahatlerini kısıtlamış ve harcırahları da, önemli ölçüde aşağıya çekecek uygulamayı yapmıştır. Burada, daha bir çok da usulsüzlükler yapılmıştır. Eski Yönetim Kurulu hakkında da, Tarım ve Köyişleri Bakanı olarak kanunun bana vermiş olduğu yetkilere is
tinaden, bir dizi suç duyurusunda bulunulmuştur.Şunu herkesin iyi bilmesi gerekir ki, Tarım Kredi Kooperatiflerini özerkleştiriyoruz diyerek, çiftçilerimizin malı olan bu Kurumu, bazı kişilerin siyasî vesayet altına alma ve kişisel menfaatlarına alet etmelerine kayıtsız kalamazdık. Özerkleştirme adı altında çiftçilerimiz üzerinde diktatörlük kurmaya çalışan küçük bir menfaat grubu, bakınız, personel yönetmeliğinin 61 inci maddesini nasıl değiştirmişler; ekledikleri bir fıkrayla “Yönetim Kurulu üyelerinin usulsüzlükleri hakkında da olsa, konuşan ve yönetim aleyhinde kulis yapan personeli işten çıkarma” kararı almışlar. Bu, dünyanın hiçbir yerinde olmayacak bir karar.
NECATİ ALBAY (Eskişehir) – Geçen sene, 21 kişiyi çıkardılar Sayın Bakan.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Bu sebeple...
Böylesine çarpık uygulama örneklerini çoğaltmak mümkün, anlatmak mümkün; ama, tarım kredi kooperatiflerini, yine, aslî sahipleri olan çiftçiye ve köylüye teslim etmek üzere, bu Yönetim Kurulu, sıhhatli bir şekilde genel kurulunu yapacak ve seçilmiş üyelere yerini devredecektir.
AYHAN GÜREL (Samsun) – Yönetmeliği değiştirecek misiniz Sayın Bakan?
YUSUF BAHADIR (Trabzon) – Daha önce sağlıklı değil miydi?
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Devamla) – Daha önce sağlıklı olmadığı açık. Burada, asgarî ücretin 10 katı üzerinde maaş almak üzere kararlar imzalanmış; daha önce sıhhatli değildi. Elimdeki belgeyi bana okutmak zorunda kaldınız; üzülerek
okuyorum:“Prof. Dr. Sayın Tansu Çiller.
Ülke
sathında 2 milyon ortağı olan, Türkiye’nin en ücra köylerine kadar hizmet veren, Türkiye genelinde 2 500 birim kooperatifi bulunan, falan falan... Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çayırlı’yı Manisa’dan, Yönetim Kurulu Başkanvekili Sayın Eyüp Sami Uslu’yu Ankara’dan, Yönetim Kurulu Başkanvekili Sayın Mustafa Ulu’yu Kayseri’den, Birlik Genel Müdürümüz Sayın Nazım Yüksel’i Samsun’dan, 24 Aralık 1995 tarihinde yapılacak milletvekili seçimlerinde, seçilebilecekleri sıralamaya konularak, Doğru Yol Partisi milletvekili adayı olarak görmek arzumuzu oybirliğiyle bildiriyoruz.”Hani, burada siyaset yapılmayacaktı; hani, burası köylünün malıydı; hani, burası çiftçinin malıydı?! (DSP sıralarından alkışlar) Onun için, aşağıdan bana laf atarken, buradan mutlaka bir belge çıkaracağımı bilerek laf atmanızı rica ediyorum.
Hepinize sevgiler ve saygılar sunuyorum; hayırlı günler diliyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Gündemdışı konuşmalar tamamlanmıştır.
Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.
Bir Cumhurbaşkanlığı tezkeresi vardır; okutuyorum:
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. —Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/976)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşmelerde bulunmak üzere, 6 Ağustos 1997 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in dönüşüne kadar; Dışişleri Bakanlığına, Devlet Bakanı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel’in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Bir genel görüşme önergesi vardır; okutuyorum:
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. — Zonguldak Milletvekili Necmettin Aydın ve 20 arkadaşının, bazı mal ve hizmetlere yapılan son zamlar konusunda bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/14)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Sayın Mesut Yılmaz başkanlığında kurulan 55 inci Hükümetin şok zamları halkta büyük bir infiale neden olmuştur. Bu nedenle, Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 101, 102, ve 103 üncü maddeleri gereğince bir genel görüşme açılmasını arz ve teklif ederiz.
1- Necmettin Aydın (Zonguldak)
2- Ramazan Yenidede (Denizli)
3- Nezir Aydın (Sakarya)
4- İ. Ertan Yülek (Adana)
5- Musa Uzunkaya (Samsun)
6- Mehmet Aykaç (Çorum)
7- Yakup Budak (Adana)
8- Aslan Polat (Erzurum)
9- Kemalettin Göktaş (Trabzon)
10- Feti Görür (Bolu)
11- Yaşar Canbay (Malatya)
12- Mustafa Köylü (Isparta)
13- Mustafa Bayram (Van)
14- Abdullah Örnek (Yozgat)
15- Nurettin Kaldırımcı (Kayseri)
16- Sait Açba (Afyon)
17- M. Salih Katırcıoğlu (Niğde)
18- Suat Pamukçu (Bayburt)
19- Hüseyin Kansu (İstanbul)
20- Naci Terzi (Erzincan)
21- Azmi Ateş (İstanbul)
Gerekçe:
Sayın Mesut Yılmaz’ın başkanlığında kurulan 55 inci Cumhuriyet Hükümetinin üç aylık ekonomik politikaları toplumda şok etkisi yapmış, halkı neredeyse sosyal patlama eşiğine getirmiştir.
Vahşi kapitalizmi uygulamaya koyan 55 inci Hükümet, Anayasamızın sosyal devlet ilkesini de ihlal etmiştir.
Tüpgaza, mazot ve benzine yüzde 32’ye varan oranda; köprü ve karayolu geçişlerine yüzde 150, telefon ücretlerine yüzde 50, şekere yüzde 35 oranında şok zamlar yapılarak halk perişan edilmiştir.
10 milyon işsizin bulunduğu ülkemizde, halk, geçim sıkıntısı düşüncesinden yaşam kavgası psikozuna gir
mek üzeredir.Petrol ürünlerine yapılan zam tüm maliyetlerde en önemli girdilerdendir.
Devletin pervasız bir şekilde zam yapması, piyasalarda da keyfî zamlara yol açmaktadır. Bir vurgun dönemi başlamıştır. Stokçuluk ve karaborsacılık da hortlamak üzeredir.
Bu Hükümetin ekonomik uygulamaları halkın üzerine karabasan gibi çökmüş, halkın bu acıları karşısında ise, bu Hükümetin temsilcileri, mutluluklarına mutluluk kattıkları mutlu azınlıkla düğün bayram eğlenmektedirler.
Yaptıkları şok zamlarla vurgunculuk, stokçuluk, karaborsacılık yollarını açtıkları yetmiyormuş gibi, üç haftada 800 trilyonluk Hazine bonosu satarak rantiyecilere ayrıca daha büyük vurgun imkânı sağlanmıştır.
Başbakan Yardımcısı Sayın Ecevit bile “bu zamlar yüreğimizi yaktı” demiştir. Sayın Ecevit’in yüreğini yakan, halkın cebini, sofrasını, mutfağını yakmıştır. Halk infial halindedir.
Ancak, hal böyleyken, yine aynı partiden bir başka sözcü “taksiye değil, otobüse binsin” diyerek, sanki halkla alay edercesine konuşmuştur. Tüm bunları, bilmeyerek bile olsa, halkı tahrik ederek sosyal kargaşalara neden olabilir.
Yine, bu yüklü zamları “ince ayar” yapıyoruz diyerek tahrike yol açacak davranışlarda bulunulmaktadır.
Halkı bu derece derinden etkileyen, toplumsal barışı tehdit eden Hükümetin bu uygulamalarının hiçbir haklı gerekçesi de yoktur; yalnızca, spekülatif kazanç yollarını açmaktadır.
Tüm bu gerçeklerin Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir genel görüşmede müzakeresi faydalı olacaktır.
BAŞKAN – Önerge, gündemde yerini alacak ve genel görüşme açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.
Bir Meclis araştırması önergesi vardır; okutuyorum:
2. — Konya Milletvekili Abdullah Gencer ve 20 arkadaşının, Irak’ta yaşayan Türklerin sorunlarının araştırılarak, alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/199)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Yüzyıllardır Irak’ta yaşayan Türkler’in sorunlarını her yönüyle araştırmak, içinde bulundukları sıkıntıları tespit etmek ve bu konuda alınacak gerekli tedbirleri araştırmak üzere, Anayasanın 98 inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını saygıyla arz ederiz.
1- Abdullah Gencer (Konya)
2- Mustafa Köylü (Isparta)
3- Ersönmez Yarbay (Ankara)
4- Mustafa Yünlüoğlu (Bolu)
5- Lütfi Yalman (Konya)
6- Feti Görür (Bolu)
7- Turhan Alçelik (Giresun)
8- Abdullah Arslan (Tokat)
9- Mehmet Bedri İncetahtacı (Gaziantep)
10- Ömer Ekinci (Ankara)
11- Rıza Ul
ucak (Ankara)12- Cafer Güneş (Kırşehir)
13- İsmail Coşar (Çankırı)
14- Zeki Karabayır (Kars)
15- Zülfikar Gazi (Çorum)
16- Ekrem Erdem (İstanbul)
17- Mehmet Emin Aydınbaş (İçel)
18- Aslan Polat (Erzurum)
19- Musa Uzunkaya (Samsun)
20- Latif Öztek (Samsun)
20- Osman Yumakoğulları (İstanbul)
Gerekçe:
Eldeki bilgilere göre, Türklerin Irak’a ilk girişleri 674 tarihine kadar uzanmaktadır. Birinci Dünya Savaşının sonunda, Irak’ın İngiliz işgali altına girmesi, soydaşlarımız için karanlık bir dönemin başlangıcı oldu. Musul’un işgal edilmesiyle bugünkü Irak’ın sınırları içinde Türk egemenliği fiilen sona erdi; ancak, soydaşlarımıza anlaşmalarla verilen haklar, zaman içinde rafa kaldırılmıştır. Irak Türklerinin çektiği ıstırap son olarak Körfez Savaşından sonra da devam etmiştir. Bu savaş esnasında ve sonrasında yerlerinden yurtlarından olmuşlar; zaman zaman da Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmışlardır.
Irak Türklerinin temsilcileri, çeşitli vesilelerle, Irak’ta hayat şartlarının dayanılmaz bir noktada bulunduğunu beyan etmekteler. Yıllardır millî kimliklerini ortaya koyamadıkları, kendi dillerini çocuklarına öğretme imkânlarının çok yetersiz olduğunu, ev edinemedikleri, varsa satamadıklarını, zaman zaman sürgüne gönderildikleri, can güvenliklerinin tehlikede olduğunu belirtmektedirler. Ayrıca, iddialara göre herhangi bir Türk, dışişleri ve içişleri bakanlarının da; ordu ve polis teşkiltalarında herhangi bir göreve gelemez; imalathane kuramaz; dükkân kıralayamaz, ticarî araç alamaz, herhangi bir idarî işlem yaptırmak istediğinde nüfus cüzdanındaki “Türkmen” ifadesinin silinip, yerine “Arap” ifadesi yazması gerekmektedir. Bu yasakların dışında sürekli baskı, delilsiz tutuklamalar, telefon dinlenilmesi, posta kontrolünün var olduğu; devlet memurlarına yapılan en ufak bir hata ve şikayet halinde güney vilayetlerine sürgünün devam ettiği ve bundan dolayı birçok insanın evini, eşyasını satıp, önce Erbil Şehrine, sonra da Türkiye’ye kaçmayı düşündükleri ifade edilmektedir. Bütün bu zorlukların arkasındaki sebe
bin, Irak Türkmenlerinin millî kimlikleri, medenî ve siyasî haklarının anayasal olarak tanınmaması olduğu bellidir. Irak’ın gerek 1973 geçici anayasasında ve gerekse 1990 yılında kabul edilen anayasasında “Irak halkı Arap ve Kürtlerden oluşur” ibaresi mevcuttur. Daha önceki belgelerde, Irak halkının Arap, Kürt ve Türkmenlerden oluştuğu yer almakta idi.Son aylarda Türkiye’ye gelip, pasaportları olmadığı için yasadışı yollardan çeşitli ülkelere ulaşabilmek için çok değişik yöntemler kullanıldığı kamuoyunun gündemindedir; ancak, ne acıdır ki, özellikle Ege Denizi yoluyla Yunanistan’a geçmek isterken son 7 yılda 200 soydaşımız boğularak hayatını kaybetmiştir. Halen, yüzlerce Iraklı Türk de Türkiye’den oturma ve iltica izni alamadığı için kaçak olarak ülkemizde bulunmakta, yakalanma korkusuyla yaşamaya çalışmaktadır. Gündüz yatıp, gece ortaya çıkan bu kişiler belki polisten kaçabiliyorlar; ancak, bunlar çocuklarını okullara kayıt ettiremedikleri için, hiç öğrenim görmemiş bir nesil ortaya çıkıyor. Bunun da iler
ide ne gibi sorunlar ortaya çıkaracağını tahmin etmek bile güçtür. Bu konuda da devletin bütün kurumlarının imkânlarını ortaya koyması gerekmektedir.Halen Irak toprakları üzerinde tam olarak ne kadar Türk’ün yaşadığı bilinememektedir; ancak, bunun 3,5 milyon kadar olduğu tahmin edilmektedir. Maalesef, soydaşlarımızın sayılarıyla alakalı sağlıklı bilgilere ulaşılamamaktadır.
Irak Türkleri meselesini tarihî perspektif içinde, bütün boyutlarıyla ele alma mecburiyeti vardır. Siyasî, ekonomik ve kültürel tıkanıklıkların öncelikle çok iyi teşhis edilme zarureti vardır. Bu tespitlerin ardından Yüce Türk Parlamentosu, yılllardır, binbir zorluk içinde hayatlarını idame ettirmeye çalışan, bulunduğu bölgelerde hepimizi temsil görevi yapan bu insanlara yönelik kalıcı politikaları formüle edip, bunların en hızlı ve kararlı bir şekilde hayata geçirilmesinin takipçisi olmalıdır.
BAŞKAN – Önerge gündemde yerine alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusunda öngörüşme, sırasında yapılacaktır.
İçtüzüğün 37 nci maddesine göre verilmiş doğrudan gündeme alınma önergeleri vardır; bu önergeleri ayrı ayrı okutup işleme koyacağım ve oylarınıza sunacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
B) TEZKELER VE ÖNERGELER (Devam)
2. —Giresun Milletvekili Turhan Alçelik’in, Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair 2809 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/699) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/253)
Türkiye Büyük Millet Mecli
si BaşkanlığınaGiresun İlinde Giresun Üniversitesi adıyla bir üniversite kurulması hakkında vermiş olduğum kanun teklifim 4.2.1997 tarihinden itibaren ilgili komisyonda beklemektedir.
İçtüzüğün 37 nci maddesi uyarınca doğrudan Genel Kurulun gündemine alınması hususunda gereğini arz ederim. 11.6.1997
Turhan Alçelik Giresun
BAŞKAN – Önerge üzerinde Komisyonun, Hükümetin söz talebi?.. Yok.
Teklif sahibi olarak, Sayın Turhan Alçelik; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)
Sayın Alçelik, konuşma süreniz 5 dakikadır.
TURHAN ALÇELİK (Giresun) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi hürmetle selamlıyorum. Konuşmama başlamadan önce, bendeniz de bütün ülkemizi son derece üzüntüye boğan sel felaketi dolayısıyla milletimize başsağlığı dilemek istiyorum
.Değerli arkadaşlar, ülkemizin en önemli problemi eğitim sorunudur dersek abartmış olmayız; çünkü, dünyanın en geri kalmış ülkeleri, Afrika’nın en geri kalmış ülkeleri dahil edildiğinde, üniversiteli gençler arasındaki okuma düzeyi, dünya ortalaması olarak yüzde 30’lar civarında. Bu oran, maalesef, ülkemiz için dünya ortalamasının yarısı olan yüzde 16’larda.
Giresun’da, Giresun üniversitesi adıyla bir üniversite kurulması arzumuz, Giresunumuzun, maalesef, bu açıdan Türkiye ortalamasının da yarısı kadar olabilmesi; yani, Giresun’da, üniversiteli gençler arasında okuyabilme düzeyi ortalaması yüzde 9’larda.
Bir başka husus; Türkiyemizde her ile bir üniversite anlayışı çerçevesinde, bir üniversite mensubu olarak, Giresunumuzda da bir üniversitenin olması en büyük arzumuz.
Ülkemizdeki 80 ilimizden sadece 41’inde üniversite var; ama, maalesef, 39’unda henüz üniversite yok. Karadenizimizdeki 7 ilden -bunlar, Artvin, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu, Bayburt ve Gümüşhane’dir- sadece, Trabzon’da üniversite var; yani, 500 kilometrelik sahil şeridinin tek üniversitesi, Trabzon’daki Karadeniz Teknik Üniversitesidir. Bütün bu illerimizde üniversite kurulması, arzumuz olduğu gibi, biz, kendi şehrimizde de, Giresun Eğitim Kültür Vakfımız, Valiliğimiz ve Belediyemizin de katkılarıyla, Devlet Planlama Teşkilatı ve YÖK düzeyinde yaptığımız çalışmalarla, Türkiye’de, altyapısı, fizikî kapasitesi, öğrenci durumu itibariyle ilk beşler arasında yer alan Giresunumuzda bir üniversite kurulması en büyük arzumuz.
Öyle ki, şu anda, Giresun’daki yüksekokullarda ve fakültede 2 600 civarında öğrenci var -ki, bazı üniversitelerimizin öğrenci sayısı da o kadar- 800 öğrenci kapasiteli yurdumuz var, 2 500 öğrenci kapasiteli sosyal tesisimiz var. Yine, şehrin hemen merkezi
nde 210 dönümlük bir kampus alanı ayrılmış durumda. Bunun 40 dönümü üniversite adına kamulaştırılmış. Halen mevcut fizikî kapasite 3 fakülteyi barındırabilecek düzeyde. Tüm ilçelerimizde -Eynesil’de, Tirebolu’da, Görele’de, Şebinkarahisar’da, Alucra’da, Bulancak’ta, hatta Keşap’ta, Dereli’de- yüksekokullarımız için binalar tamamlanmış, arsaları alınmış. Öyle ki, Bulancak İlçemizde, Belediyemizin katkılarıyla 12 derslikli yüksekokul binası hazır edilmiş durumda.Dolayısıyla, bir üniversite kurulması açısından hiçbir ihtiyacı kalmamış olan Giresun üniversitemizin kuruluşu için olumlu katkılarınızı bekler, hepinize saygılar sunarım. (RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Alçelik.
Başka söz talebi?.. Yok.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
İkinci önergeyi okutuyorum:
3. — Kırıkkale Milletvekili Hacı Filiz’in, Kırıkale İline Bağlı Çerikli Adıyla Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifinin (2/3) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin öner
gesi (4/254)Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
10.01.1996 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunmuş olduğum, (2/3) esas numaralı, Kırıkkale’de Çerikli Adıyla Bir İlçe Kurulmasına Dair Kanun Teklifim, Başkanlıkça havale edildiği İçişleri Komisyonunda bugüne kadar görüşülemediğinden, İçtüzüğün 37 nci maddesi gereğince, doğrudan gündeme alınması hususunda gereğini arz ederim.
Saygılarımla.
Hacı Filiz Kırıkkale
BAŞKAN – Önerge üzerinde Komisyon ve Hükümet adına söz talebi?.. Yok
.Teklif sahibi olarak, Sayın Hacı Filiz; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)
HACI FİLİZ (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletv