ĞÏࡱá>şÿ şÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÿÜ¥hcàeö†)ö„„„ „ „ „  J#J#J#J#J#J# T#şJ#Ÿ(aR&R&R&R&R&R&R&R&((((((()XX).Ÿ(„ <(R&R&<(<(Ÿ(<(„ „ R&R&<(<(<(<(„ R&„ R&([e¶Äɼ„  !¼„ „ „ „ R&ê(<(C<( Untitled

T.B.M.M.

TUTANAK DERGİSİ

130 uncu Birleşim

5. 8. 1997 Salı

İÇİNDEKİLER

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Trabzon Milletvekili İsmail İlhan Sungur'un, Trabzon İlinin sosyoekonomik sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Eyüp Aşık'ın cevabı

2. - Konya Milletvekili Ahmet Alkan'ın, hububat alımları ve tarım politikalarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar'ın cevabı

3. - Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç'ın, Sekiz Yıllık Kesintisiz Temel Eğitim Kanunu Tasarısının sosyal ve siyasal boyutlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay'ın cevabı

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. - Kütahya Milletvekili Metin Perli'nin, Anayasa Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/245)

2. - Diyarbakır Milletvekili Yakup Hatipoğlu'nun, İçişleri Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/246)

3. - Malatya Milletvekili Yaşar Canbay'ın, Dışişleri Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/247)

4. - Elazığ Milletvekili Ahmet Cemil Tunç'un, Millî Eğitim Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/248)

5. - Ordu Milletvekili Mustafa Hasan Öz'ün, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/249)

6. - İzmir Milletvekili Hakan Tartan'ın, Gaziler Günü Hakkında Kanun Teklifinin (2/389) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/250)

7. - Van Milletvekili Fethullah Erbaş'ın, Erciş İlçesinin İl Olması Hakkındam Kanun Teklifinin (2/121) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/251)

IV. - ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. - Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında 5.6.1997 tarihli 4266 sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu maddesi gereğince Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresinin gündemdeki yerine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

B) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1. - 347 sıra sayılı Tarihî Türk Ocağı Binasının Kamu Yararına Çalışan Türk Ocakları Umumi Merkezine Devrine Dair Kanun Teklifinin gündemdeki yerine ilişkin DYP Grubu önerisi

2. - TBMM'nin 6.8.1997 Çarşamba günü tatile girmesine ilişkin RP Grubu önerisi

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. - Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay'ın, Kayseri Milletvekili Salih Kapusuz'un şahsına sataşması nedeniyle konuşması

VI. -SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM

1.- Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

VII. - SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, İstanbul Çatalca İlçesindeki taşıt yollarına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu'nun yazılı cevabı (7/2912)

2. - Ankara Milletvekili Mehmet Sağdıç'ın, Kralkızı ve Dibni Baraj projelerine ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu'nun yazılı cevabı (7/2915)

3. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, BOTAŞ tarafından kurulduğu iddia edilen iki firmaya ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer'in yazılı cevabı (7/3096)

4. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, gazeteci Metin Göktepe'nin öldürülmesi olayında isimleri geçen polislere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu'nun yazılı cevabı(7/3112)

5. - Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz'in, Belediyelere Yardım Fonundan yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Zekeriya Temizel'in yazılı cevabı (7/3127)

6. -İzmir Milletvekili Ali Rıza Bodur'un, Ödemiş İlçesindeki patates üreticilerinin TEDAŞ'a olan borçlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer'in yazılı cevabı (7/3130)

7. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın başka ülke vatandaşlığına geçen Türklere kimlik verilmesine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu'nun yazılı cevabı (7/3148)

8. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkan Vekili hakkındaki bazı iddialara ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Mahmut Oltan Sungurlu'nun yazılı cevabı (7/3150)

9. - Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, Karaman spor sahası ödeneğine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Yücel Seçkiner'in yazılı cevabı (7/3155)

10. -İzmir Milletvekili Ali Rıza Bodur'un, şehit yakınlarına yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu'nun yazılı cevabı (7/3171)I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak üç oturum yaptı.

Çankırı Milletvekili Mete Bülgün'ün,Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu,

Kayseri Milletvekili İsmail Cem ve İzmir Milletvekili Şükrü Sina Gürel'in, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi,

İçel Milletvekili M. İstemihan Talay'ın, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Asamblesi,

Üyeliklerinden çekildiklerine ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bülent Ecevit başkanlığında bir heyetin 20 Temmuz 1997 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine yaptığı resmî ziyarete Ankara Milletvekili Agah Oktay Güner'in de katılmasının uygun görülmüş olduğuna ilişkin Başbakanlık tezkeresi kabul edildi.

Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda boş bulunan ve Anavatan Partisi Grubuna düşen üyeliğe, Kırşehir Milletvekili Ömer Demir,

İnsan Hakları İnceleme Komisyonunda boş bulunan ve Demokratik Sol Parti Grubuna düşen üyeliğe de, İstanbul Milletvekili M. Cevdet Selvi,

Seçildiler.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının :

1 inci sırasında bulunan 23 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmeleri, Hükümet temsilcisi Genel Kurulda hazır bulunmadığından, ertelendi.

5 inci sırasında bulunan, Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumunun Kuruluş ve İdaresine İlişkin Kanun Tasarısının (1/576, 2/137) (S. Sayısı :303) görüşmelerine devam olunarak, 13 üncü maddesine kadar kabul edildi.

5 Ağustos 1997 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 18.53'te son verildi.

Hasan Kormazcan Başkanvekili

Fatih Atay Ünal Yaşar Aydın Gaziantep Kâtip Üye Kâtip Üye


II. - GELEN KÂĞITLAR

1 .8 .1997 CUMA No. : 179

Tasarılar

1. - 1996 Malî Yılı Kesinhesap Kanun Tasarısı (1/633) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığı geliş tarihi : 31.7.1997)

2. - 1996 Malî Yılı Katma Bütçeli İdareler Kesinhesap Kanun Tasarısı (1/634) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.7.1997)

Raporlar

1. -Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Yapan Taşıtlarda Çalışan Taşıt Personelinin Çalışmalarına İlişkin Avrupa Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/610) (S. Sayısı : 367) (Dağıtma tarihi : 1.8.1997) (GÜNDEME)

2. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Hükümeti Arasında Gelir ve Servet Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/603) (S. Sayısı : 368) (Dağıtma tarihi : 1.8.1997) (GÜNDEME)

3. - Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük ve 3 Arkadaşının; Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/265) (S. Sayısı : 373) (Dağıtma tarihi : 1.8.1997) (GÜNDEME)

4. - 12.7.1997 Tarihine Kadar Sorumlu Müdür Sıfatı İle İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/627) (S. Sayısı : 374) (Dağıtma tarihi : 1.8.1997) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1. - Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay'ın, MKE Kurumuna bağlı Kırıkkale Muhimmat Fabrikasındaki zarara ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/591) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1997)

2. -Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay'ın, MKE Kurumuna bağlı Kırıkkale Mühimmat Fabrikasında meydana gelen patlamaya ilişkin Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/592) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1997)

3. -Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay'ın, Televole programının aile ve çocuklar üzerindeki etkileri konusunda bir araştırma yapılıp yapılmadığına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/593) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1997)

4. - Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay'ın, MKE Kurumuna bağlı Elmadağ Barutsan Fabrikasında meydana gelen patlama ve iş kazalarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/594) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1997)

5. - Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay'ın, MKE Kurumuna bağlı Kırıkkale Mühimmat Fabrikasında meydana gelen yangının söndürülmesinde yabancı ülkelerden gelen yardımlara ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/595) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1997)

6. - Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay'ın, MKE Kurumuna bağlı Kırıkkale Mühimmat Fabrikasında meydana gelen yangının söndürülmesi için görevlendirilen helikopterlere ilişkin Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/596) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1997)

7. - Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay'ın, MKE Kurumuna bağlı Kırıkkale Mühimmat Fabrikasında işgüvenliği tedbirlerinin alınıp alınmadığına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/597) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1997)

8. - Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay'ın, MKE Kurumuna bağlı Kırıkkale Mühimmat Fabrikasında meydana gelen patlama ve yangının çevreye verdiği zarara ilişkin Çevre Bakanından sözlü soru önergesi (6/598) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1997)

Yazılı Soru Önergeleri

1. - Sıvas Milletvekili Nevzat Yanmaz'ın, Ankara 2 No. lu Askerî Dikimevi ve Kreşinde yaşanan bazı olaylara ilişkin Millî Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/3206) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1997)

2. - Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay'ın, 48-55 inci T.C. hükümetlerince yapılan personel atamalarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3207) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1997)

3. - Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay'ın, Tekel Genel Müdürlüğüne ait Şereflikoçhisar Kaldırım Rafine Tuz Tesisi binalarının ihalesine ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/3208) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1997)

4. - Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay'ın, Ağrı İline yapılan tarifeli uçak seferlerinin artırılamayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3209) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1997)

5. - Hatay Milletvekili Atila Sav'ın, Kabotaj Kanununun uygulanmasına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/3210) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1997)


4.8.1997 PAZARTESİ No. : 180

Teklif

1. - Denizli Milletvekili Haluk Müftüler'in; Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/900) (Millî Savunma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1997)

Tezkereler

1. -Erzincan Milletvekili Mustafa Kul'un; Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/971) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.8.1997)

2. -Kayseri Milletvekili Salih Kapusuz'un; Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/972) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.8.1997)

3. - Isparta Milletvekili Ömer Bilgin'in; Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/973) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.8.1997)

4. -Isparta Milletvekili Ömer Bilgin'in; Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/974) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.8.1997)

Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri

1. -Antalya Milletvekili Bekir Kumbul'un, Ankara Hastanesinde yolsuzluk yapıldığı iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3070)

2. -Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, Tekirdağ- Şarköy Devlet Hastanesi ek bina inşaatına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3073)

3. -Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, Tekirdağ- Şarköy-Mursallı Köyü sağlık ocağı inşaatına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3075)

4. - Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, Tekirdağ- Şarköy İlçesinde yapımı devam eden okul inşaatlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3078)

5. - Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, Tekirdağ- Şarköy Mürefte Beldesi balıkçı barınağı inşaatına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3080)

6. - Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, Tekirdağ- Şarköy Şarap Fabrikası Suma Ünitesinin ne zaman hizmete açılacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3081)

7. - Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici'nin, Karadeniz Ereğli Devlet Hastanesi Başhekiminin görevden alınmasının nedenine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3083)

8. - Rize Milletvekili Ahmet Kabil'in, ÇAY-KUR'da partizanca uygulamalar, yapıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3085)

9. -Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, Tekirdağ- Hayrabolu'daki bazı okul inşaatlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3086)

10. - Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, Tekirdağ-Muratlı Devlet Hastanesi inşaatına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3089)

11. - Bursa Milletvekili Turhan Tayan'ın, Bakanlar arasında tarikat mensubu olup olmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3094)

12. - Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, Tekirdağ-Marmara Ereğlisi Devlet Hastanesi inşaatına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3098)

13. - Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, Tekirdağ İlindeki gölet, baraj ve sulama tesislerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3099)

14. - Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, Tekirdağ'daki hayvancılığın desteklenmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3100)

15. -Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, Tekirdağ'da kafes balıkçılığı yapılması için çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3101)

16. - Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, Tekirdağ'da kümes hayvancılığının geliştirilmesi için bir çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3102)

17. - Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, Tekirdağ İlinde plastik seracılığın geliştirilmesi için bir çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3106)

18. - Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, ziraî kredi faizlerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3107)

19. -Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, Tekirdağ-Malkara süt fabrikası projesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3108)

20. - Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, Tekirdağ-Malkara-Şarköy karayoluna ilişkin Bayındırlık İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/3109)

21. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, belediyelere yapılan yardımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3113)

22. - Antalya Milletvekili Yusuf Öztop'un, belediyelere yapılan yardımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3114)


5.8.1997 SALI No. : 181

Rapor

1. - Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu'nun, Dört İlçe ve Bir İl Kurulması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/691) (S. Sayısı : 372) (Dağıtma tarihi : 5.8.1997) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1. - Giresun Milletvekili Turhan Alçelik'in, fındık fiyatlarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/599) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.7.1997)

2. - İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu'nun, Ekonomik ve Sosyal Konsey'in oluşumuna ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/600) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.7.1997)

3. - Konya Milletvekili Veysel Candan'ın, sekiz yıllık kesintisiz eğitim çalışmalarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/601) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.7.1997)

4. -Konya Milletvekili Veysel Candan'ın, sekiz yıllık kesintisiz eğitimi protesto gösterileri konusundaki beyanlarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/602) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.7.1997)

5. - Konya Milletvekili Veysel Candan'ın, Bakanlık personelinin fişlendiği yolunda basında çıkan haberlere ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/603) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.7.1997)

6. - Konya Milletvekili Veysel Candan'ın, Bakanlıkta yapılan görevden alma, atama ve tayinlere ilişkin Kültür Bakanından sözlü soru önergesi (6/604) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.7.1997)

7. - Konya Milletvekili Veysel Candan'ın, gazetelerin promosyon düzenlemek için Bakanlığa verdikleri teminat mektuplarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/605) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.7.1997)

8. - Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay'ın, Kırıkkale Mühimmat Fabrikasında meydana gelen kazadan sonra yapılacak yatırımlara ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/606) (Başkanlığa geliş tarihi : 4.8.1997)

9. - Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay'ın, Kırıkkale Mühimmat Fabrikasında meydana gelen patlamanın nedenine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/607) (Başkanlığa geliş tarihi : 4.8.1997)

Yazılı Soru Önergeleri

1. -Kocaeli Milletvekili Bekir Yurdagül'ün, Zorunlu Tasarruf Fonunda biriken paranın değerlendirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3211) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.7.1997)

2. - Manisa Milletvekili Tevfik Diker'in, bazı fatura bedellerine ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/3212) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.7.1997)

3. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Bursa Adalet Sarayı inşaatı projesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/3213) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.7.1997)

4. -Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Bursa-Ulubat Gölü ve Kocasu'ya atık sularını bırakan işletmeler hakkında yapılan işlemlere ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/3214) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.7.1997)

5. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Bursa'da hisseli parsel satışı yasağına aykırı davranan Bakanlık personeline ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/3215) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.7.1997)

6. - Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu'nun, imam hatip liselerinde verilen eğitimle ilgili olarak ileri sürülen iddialara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3216) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.7.1997)

7. -Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in, Ankara Büyükşehir Belediyesine bağlı firmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3217) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.7.1997)

8. - Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in, İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı firmaların faaliyetlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3218) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.7.1997)

9. - Adıyaman Milletvekili Celal Topkan'ın, Adıyaman İli Merkez İlçe Belediye Başkanlığında çalışan bazı personele ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3219) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.7.1997)

10. - Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı'nın, Bandırma-Aksakal Beldesi ve Susurluk'ta görülen fare istilasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3220) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.7.1997)

11. - İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, imam hatip liselerinden mezun olan emniyet görevlilerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3221) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.8.1997)

12. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Bursa'da çevre kirliliğine yol açan tesislere ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/3222) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.8.1997)

13. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Bursa Emirsultan Polis Karakolunda bir kişiye dayak atıldığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3223) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.8.1997)

14. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Bursa-Orhaneli Termik Santrali Bacagazı Kükürt Arıtma Tesisi Projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/3224) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.8.1997)

15. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Bursa Karacabey Yolu, İnegöl ayrımı Yenişehir ve Çevre yolu projelerine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/3225) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.8.1997)

16. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Bursa 2 nci SSK Hastanesi projesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/3226) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.8.1997)

17. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Bursa Uludağ Üniversitesi'ne bağlı yeni fakültelerin kadrolarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3227) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.8.1997)

18. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Bursa İlindeki doğalgaz abonelik taleplerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/3228) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.8.1997)

19. - Konya Milletvekili Hasan Hüseyin Öz'ün, bir subayın PKK lideri ile görüştüğü iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3229) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.8.1997)

20. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde partizanca atamalar yapıldığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3230) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.8.1997)

21. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, Iğdır-Zülfikar Köyünde yapımına başlanan yem fabrikası ile sağlık ocağı yatırımlarının Iğdır Valisi tarafından durdurulduğu iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3231) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.8.1997)

22. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, Türk Üniversitesilerince verilen diplomaların Yunanistan ve Bulgaristan makamlarınca tanınmadığı iddasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3232) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.8.1997)

23. - Kocaeli Milletvekili Bekir Yurdagül'ün, Ekonomik ve Sosyal Konseyin yapısına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/3233) (Başkanlığa geliş tarihi : 4.8.1997)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

5 Ağustos 1997 Salı

BAŞKAN : Başkanvekili Kamer GENÇ

KÂTİP ÜYELER : Zeki ERGEZEN (Bitlis), Mehmet KORKMAZ (Kütahya)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 130 uncu Birleşimini açıyorum.

Sayın milletvekilleri, çalışmalarımıza başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Trabzon Milletvekili İsmail İlhan Sungur'un, Trabzon İlinin Sosyoekonomik sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Eyüp Aşık'ın cevabı

BAŞKAN - Birinci sırada ilk söz, Trabzon İlinin sosyoekonomik sorunları hakkında gündemdışı söz isteyen Trabzon Milletvekili Profesör Doktor İsmail İlhan Sungur'a verilmiştir.

MEHMET AYDIN (İstanbul) - Sayın Başkan, yeterli sayı olup olmadığı beyan edilmedi.

BAŞKAN - Efendim, onu, ben biliyorum merak etmeyin... Meclisin açılma usulünü biliyorum; bildiğim şeylerin hatırlatılmasına gerek yok.

Buyurun Sayın Sungur. (RP sıralarından alkışlar)

İSMAİL İLHAN SUNGUR (Trabzon) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Trabzon ilinin sosyoekonomik sorunları konusunda gündemdışı bir konuşma yapmak üzere söz almış bulunuyorum. Bana bu imkânı veren Sayın Başkanıma teşekkür ediyor, sizleri ve televizyonları başında bizi izleyen bütün vatandaşlarımı saygıyla selamlıyorum.

Dörtbin yıllık zengin tarihî geçmişiyle, Doğu Karadeniz Bölgesinin en büyük şehirlerinden biri olan Trabzon Şehrimiz, tarihî İpek Yolunun üzerinde yer almaktadır. Trabzon, konumu itibariyle Orta Asya ve Bağımsız Devletler Topluluğuna açılan bir ticaret kapısıdır. Buna rağmen cumhuriyet dönemi boyunca ticaret ve sanayi bakımından gelişememiştir ve yıllar boyunca, Türkiye'de, devlet yatırımlarından en azından pay alan illerden biri olmuştur.

Nüfusunun çoğu tarım ve hayvancılıkla uğraşan Trabzonlular, bu sektörlerde de gereken teşvik ve destekleri alamamışlardır. Halbuki, dışarıdan bakıldığında, altı kez Türkiye lig şampiyonluğunu kazanmış ve yıllarca Avrupa kupalarında Türkiye'yi temsil etmiş bir Trabzon Sporumuzun olması, Türkiye'nin en büyük üniversitelerinden biri olan Karadeniz Teknik Üniversitesine, limana, serbest bölgeye, bir organize sanayi bölgesine ve havaalanına sahip olması gibi özellikler, Trabzon'u kalkınmış bir il gibi göstermektedir; ancak, bu dış görünüş, gelişmişlik bakımından yanıltıcıdır. Trabzon'un, liman, organize sanayi bölgesi, serbest bölge, bavul ticareti, tarım ve hayvancılık, silah üretimi, gemi yapımı ve turizm konularında büyük sıkıntıları vardır.

Trabzon İlinin, Türkiye gayri safî millî hâsılası içindeki yeri, 1970 yılında, yüzde 1,21 pay ile 21 inci sırada iken; 1986 yılında, yüzde 0,96 ile 26 ncı sıraya düşmüştür. Yine Trabzon İli, Devlet Planlama Teşkilatının, illerin sosyoekonomik gelişmişlik durumlarını gösterir sıralamaya göre, 1980 yılında Türkiye'deki iller arasında 24 üncü sırada iken, 1996 yılında 34 üncü sıraya düşmüştür.

Trabzon İli, devletin kişi başına en az yatırım harcaması yaptığı Doğu Karadeniz Bölgesinde bulunmaktadır. Kırsal yerleşim yerlerinde toplam asfalt yol oranı en düşük 10 ilin 7'si Karadeniz Bölgesindedir ve Trabzon bunlar arasında sonuncu sırada yer almaktadır.

Trabzon İlinin, Devlet Planlama Teşkilatı bünyesinde bulunan, Kalkınmada Öncelikli Yöreler ve Bölgesel Kalkınma Müdürlüğü, bilimsel yöntemlerle 8 gösterge kapsamında gelişmişlik sıralamalarını tespit etmişti. Bu göstergeler, sanayileşme, madencilik göstergesi, ticaret, malî gösterge, tarımsal gelişme, sosyal ve kültürel gösterge, sağlık göstergesi, eğitim göstergesi, demografi göstergesi, haberleşme ve ulaşım göstergesi idi.

Şimdi, 55 inci Hükümetin, Sayın Mesut Yılmaz Hükümetinin Yüksek Planlama Kurulu, 22 Temmuz 1997 tarihli kararıyla 8 ili daha kalkınmada birinci derecede öncelikli iller kapsamına aldı. Giresun, Ordu ve Rize'nin bu kapsama alınması, bir bölge milletvekili olarak beni sevindirmiştir; ancak, Doğu Karadeniz Bölgesinde sadece Trabzon'un dışlanması bizi çok üzmüştür. Bütün Trabzonlu vatandaşlarımız ve Trabzon Belediyesi ile Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası başta olmak üzere Trabzon'daki bütün kuruluşlar, Sayın Mesut Yılmaz Hükümetinin bu kararına karşı haklı tepkilerini Başbakana ve Trabzonlu iki bakanımıza iletmişlerdir. Benzer nitelikteki tepki yazılarımı ve Trabzonumuzun mağduriyetinin giderilmesi talebimi Sayın Başbakana ve Trabzonlu iki bakanımıza ben de gönderdim.

Aslında, Trabzonumuz, iyi örgütlenmiş müteşebbisleri ve biraz önce belirttiğim kapasitesiyle ve büyük işgücüyle, kalifiye işgücüne sahip olmasıyla, kalkınmada birinci derecede öncelikli iller kapsamına alınmasını çoktan hak etmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Sungur, lütfen, konuşmanızı tamamlayın efendim; süreniz bitti.

Buyurun.

İSMAİL İLHAN SUNGUR (Devamla) - Bilindiği gibi, geçen hükümetin bu konuda hazırladığı Kuzey Anadolu Projesi bütün Doğu Karadeniz illerini kapsıyordu. Devlet Planlama Teşkilatının 1996 yılında yayımladığı illerin sosyoekonomik gelişmişlik sıralaması araştırmasına göre, 19 uncu sıradaki bir ilin ve 33 üncü sıradaki bir ilin kalkınmada birinci derecede öncelikli iller kapsamına alınmasına rağmen ve şimdi Sayın Mesut Yılmaz tarafından 30 uncu sırada bulunan; yine, bir ilimizin kalkınmada birinci derecede öncelikli iller kapsamına alınıp da, daha altta, 34 üncü sırada bulunan Trabzonumuzun alınmaması bir haksızlıktır ve yanlış bir siyasî karardır. Bu haksızlığın bir an önce düzeltilerek, Trabzon'un kalkınmada birinci derecede öncelikli iller kapsamına acilen alınmasını talep ediyor ve sizleri saygıyla selamlıyorum.(RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Sungur.

Devlet Bakanı Sayın Eyüp Aşık cevap verecekler efendim.

Buyurun Sayın Bakanım.

Konuşma süreniz 20 dakika; ama, tabiî, siz, 20 dakika konuşmak zorunda değilsiniz!..

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Trabzon) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında, hepinizi saygıyla selamlıyor ve bana bu fırsatı veren ilimin değerli Milletvekili Sayın İlhan Sungur Beye de teşekkür ediyorum.

Kendileri, aslında, konuşmanın içerisinde, sormak istedikleri şeyin cevabını da verdiler ve “Devlet Planlama Teşkilatının verilerine göre Trabzon 34 üncü sıradadır” diye buyurdular. Bunun manası şudur: kalkınmışlık sırasına göre baştan 34 üncü sırada olan bir vilayete, ancak 55 inci vilayetin kalkınmada öncelikli yöreler kapsamına alınması halinde sıra gelir. Yani, bu duruma göre, Devlet Planlama Teşkilatının verilerine göre, Trabzon, baştan 34 üncü sıradadır. Halen, kalkınmada öncelikli yöre olarak alınan il sayısı 47 olduğuna göre, 55 inci sırada Trabzon gelmektedir. Kendilerinin de söylediği gibi, bazı haklı nedenlerle Trabzon'un da bu kapsama alınması lazım; çünkü, Artvin'den Samsun'a kadar çevredeki bütün illerin -güneyi, doğusu ve batısıyla- hepsi kalkınmada öncelikli yöredir. Bu itibarla, YPK'daki bu kararı veren sayın bakanlarımızla ve en başta Sayın Başbakanla yaptığımız görüşmede, kendileri, Trabzon'un da kalkınmada öncelikli iller arasına alınmasını vaat etmiştir. Ümit ediyorum, en kısa zamanda bu gerçekleşecektir; ancak, bu fırsattan istifade, bazı şeyleri de söylemeden geçemeyeceğim.

Hükümetimiz, göreve başlayalı daha bir ay oldu. Sayın Sungur, geçen bir yıl içerisinde hükümet eden bir partinin milletvekili olarak Trabzon'la igili şikâyetlerini burada dile getirmiştir; ama, elimdeki rakamlar, geçen bir yılda, Trabzon'un, bilhassa daha fazla ihmal edildiğini göstermektedir. Örneğin, Trabzon'un il yollarına, bu sene, geçen seneki ödeneğin yarısı kadar ödenek ayrılmıştır. İsim vermek gerekirse; Akçaköy yolu, Tonya yolu, Uzungöl yolu veya şehir içerisindeki diğer karayollarının yapımında, ödenekler, geçen seneki ödeneklerin yarısına indirilmiştir.

Karadeniz sahil yolu, Karadenizin bütün illerinin âdeta millî davası haline gelmiştir; ancak, bu sene, geçen seneki ödeneğin yarısı kadar ödenek ayrılmıştır...

Kafanızı sallamayın, rakamlar burada...

BAŞKAN - Efendim müdahale etmeyin.

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Şimdi, bizim Hükümetimizin bir farkı vardır; bu projelere, hayalî değil, gerçekçi çözümler de aramaktadır. Örneğin, Samsun'dan Hopa'ya kadar olan Karadeniz sahil yolunu, parça parça, dış kredili olarak ihale etmek için Bakanlar Kurulu kararı çıkarılmıştır; dolayısıyla, gerçekçi bir çözüm bulunmuştur. Hükümetimizin farkı sadece bu yönde değildir. Örneğin; dün açıklanan, gerçekçi rakamlara dayalı eğitim reformu gibi veya yine, bölge... (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar [!])

BAŞKAN - Arkadaşlar, tezahürat yapmayın!

KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) - Bravo, ne kadar ilginç!.. (RP sıralarından alkışlar [!])

BAŞKAN - Rica ediyorum efendim...

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Sayın milletvekilleri, eğitim reformu ideolojik bir tartışma aracı değildir; eğitim reformu, bir büyük projedir, cumhuriyet tarihinin en büyük projesidir; onu küçültmek için, onu kötü göstermek için, şimdiye kadar yaptığınız din istismarcılığını burada da devam ettirmek için onu, kenarından köşesinden çekebilirsiniz; ama... (RP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Arkadaşlar, rica ediyorum...

ABDULLAH ARSLAN (Tokat) - Sana yakışmıyor...

BAŞKAN - Efendim, müdahale etmeyin. (RP sıralarından gürültüler)

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Bakınız, o proje, cumhuriyet tarihinin en büyük projesidir. Türk çocuklarını, Avrupalı çocuklarla eşit şartlarda, eşit fizikî imkânlarda yarıştıracak olan bir projedir. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından alkışlar) Şimdi, 3 yılda... (RP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Arkadaşlar, dinlemesini öğrenin; lütfen...

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - O konu zaten gündeme geldiği zaman anlatılacaktır; ama, 3 yılda 6 milyar dolar yani, bir katrilyon lira ayırarak; öyle, hayalî rakamlarla da değil; öyle, o denk bütçedeki hayalî... (RP sıralarından “Nereden alacaksınız” sesleri)

Nereden alacağımızı buraya getireceğiz gerçekçi rakamlarla...

BAŞKAN - Sayın Bakan, siz, gündemdışı konuşmaya cevap verin efendim.

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Şimdi, bakınız, bu bir projedir.

İSMAİL İLHAN SUNGUR (Trabzon) - Bunların, benim konuşmamla ilgisi yok...

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Biz proje üretir, rakamlarını bulur -geçmişte tecrübemiz var- projenin bedelini koyar, rakamlarla da onu karşılarız.

Şimdi, burada Sayın Sungur'un söylediği Karadeniz yoluna da, benzer şekilde, geçen sene hayalî bir rakam konulmuş ve o da ödenmemiştir. Şimdi, gerçekçi bir yaklaşımla, o yolun kısa zamanda tamamlanması için yeni bir kararname çıkmıştır.

ALİ OĞUZ (İstanbul) - Hayal!.. Hayal!..

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Bakınız, yine, Karadeniz Bölgesiyle ilgili, Sayın Sungur'un söylediğiyle ilgili bir konuyu daha size söyleyeceğim: Bölgemizin en önemli iki ürünü çay ve fındıktır.

İSMAİL İLHAN SUNGUR (Trabzon) - Fındık altın yılını yaşadı geçen yıl.

BAŞKAN - Müdahale etmeyelim.

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Fındık altın yılını ne zaman yaşayacak, göreceksin şimdi; yakında göreceksin... (RP sıralarından gürültüler)

İSMAİL İLHAN SUNGUR (Trabzon) - Yaşadı, yaşadı...

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Bakınız, isterseniz, tarım ürünleri konusunda hiç laf atmayın, çok zararlı çıkarsınız.

İSMAİL İLHAN SUNGUR (Trabzon) - Neden? Fındığa 2 milyon fiyat verdik.

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Neden mi?. Geldiğimizden beri, bir aydır para ödüyoruz; tarıma tam 100 trilyon lira para ödedik.

MEHMET AYKAÇ (Çorum) - O parayı nereden buldunuz?..

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Gübre sübvansiyonlarını ödemediniz. Geçen sene buğday parası ödemediğiniz için, 20 bin liralık buğday 15 bin liraya satıldı.

MEHMET AYKAÇ (Çorum) - O parayı kim ödüyor?

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Laf atmayın, buradan bizi dinliyor vatandaş... Laf atmayın... (RP sıralarından gürültüler)

Geçen sene buğdaya verilen 20 bin liraya karşılık Toprak Mahsulleri Ofisine para vermediğiniz için, buğday 15 bin liraya satıldı. Şimdi, geldik, yeni Hükümetimiz, Ofise, bir ayda 100 trilyon lira para verdi. Altın çağını şimdi yaşıyor.

M. SALİH KATIRCIOĞLU (Niğde) - Zamlara gel, zamlara...

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Çaydan bahsedeceğim: Çaya iyi bir fiyat verdiniz, gittiniz; ama, Çay-Kur'un sene sonuna kadar 25 trilyon lira açığı olduğu -ilgili bakan arkadaş burada mı; buradaysa, çıksın “yalan” desin- bana geldiğim gün rapor edildi, Çay-Kur'un 25 trilyon lira...

İSMAİL İLHAN SUNGUR (Trabzon) - Hiç ilgisi yok.

BAŞKAN - Sayın Bakan, gündemdışı konuşmaya cevap verin; rica ediyorum...

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Gündemdışı konuşmaya cevap veriyorum.

BAŞKAN - Efendim, arkadaşlara bakarak konuşmayın; siz, Genel Kurula bahsedin.

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Karadeniz Bölgesinin en önemli ürünü çaydır. Çaya verilen fiyatın karşılığında para temin edilmemiştir, Çay-Kur'un ekonomik dengeleri tutturulmamıştır ve sene sonuna kadar Çay-Kur'a 25 trilyon lira açık verecek şekilde bir bütçe yapılmıştır.

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) - Yalan söylüyorsun, yalan... Allah'tan kork...

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Yalan söylüyorsam, ilgili Bakan gelsin söylesin, yazılı belge var bende...

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) - Yalan söylüyorsun!..

BAŞKAN - Rica ederim müdahale etmeyin...

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Çay-Kur Genel Müdürlüğünün...(RP sıralarından gürültüler)

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) - Belgeler elinde, yalan söyleme!..

BAŞKAN - Rica ediyorum... (RP sıralarından gürültüler) Arkadaşlar, rica ediyorum... (RP sıralarından gürültüler)

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Sayın Başkan...

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) - Söylediğiniz yalanlar kabahatlerinizden çok fazla...

BAŞKAN - Efendim, rica ederim; ben, size söz hakkı verdim mi?!.

ALİ OĞUZ (İstanbul) - Zamları söyle!..

BAŞKAN - Lütfen efendim...

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Sayın Başkan, bu ne terbiyesiz insan yahu “yalan söylüyorsun” diye bağırıyor!..

BAŞKAN - Bu salonda oturmanın da bir usulü var canım...

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) - Doğru söylüyorum... Doğru söylüyorum...

BAŞKAN - Evet, Sayın Bakan...

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Bu ne terbiyesiz insan yahu!..

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) - Terbiyesiz sensin!..

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - İlgili bakan çıksın cevap versin; ben, tekrar ediyorum, altını çizerek tekrar ediyorum:

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) - Terbiyesiz sensin!..

BAŞKAN - Lütfen, oturur musunuz yerinize...

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) - Bir bakana yakışmaz bu sözler...

BAŞKAN - Ben söz vermedim size; oturur musunuz...

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) - Sözünü geri alsın; bakan oldu diye hakaret etmeye hakkı yok; kendisini uyarın lütfen...

BAŞKAN - Efendim, oturur musunuz yerinize...

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) - Bir milletvekiline bu kürsüden hakaret edilemez; o sözü, aynen geri alsın...

BAŞKAN - Ben size söz vermedim; lütfen oturur musunuz yerinize...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan...

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) - O sözü aynen geri alsın.

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, bu salonda oturmanın bir adabı, bir usulü var. Burada, bakın 550 milletvekili var; burada, herkes tek tek konuşursa, burası ne olur canım; rica ediyorum efendim...

ALİ OĞUZ (İstanbul) - Sözünü geri alsın...

BAŞKAN - Sayın Oğuz, rica ediyorum... Rica ediyorum efendim...

Sayın Bakan konuşmanızı bitirin efendim; buyurun Sayın Bakan.

Rica ederim sükûneti muhafaza edelim... Rica ediyorum...

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Sayın Başkan, sayın milletvekili, durduğu yerden, bana “yalan konuşuyorsun” diyor; ben diyorum ki, ben göreve başladığım zaman, Çay-Kur Genel Müdürlüğü, kendilerinin atadığı Genel Müdür bana bir rapor yazdı. Nedir Çay-Kur'un durumu; bana yazdığı raporda, yıl sonuna kadar 25 trilyon lira açığı olduğunu yazdı. Bu bir resmî belgedir, resmî belgenin yalanı olmaz; ben, bunu açıklıyorum. Burada “yalan konuşuyorsun” demeye kimsenin hakkı yok. Eğer, doğru değilse, eski bakan arkadaşım çıksın “doğru değil” desin. Benim söylemek istediğim...

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) - Sayın Bakan, açıkla ihtiyaç birbirinden farklıdır.

AHMET DÖKÜLMEZ (Kahramanmaraş) - Böyle bir usul yok; eski bakan çıkıp cevap veremez.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) - Siz, burada kullandığınız kelimeyle, ihtiyacı açık gibi söylüyorsunuz; bu yanlış.

BAŞKAN - Sayın Karamollaoğlu...

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Efendim, Çay-Kur'un sene sonuna kadar 25 trilyon lira açığı var. Sebebi; ekonomik dengeleri tutturulmamış, yaş çay fiyatıyla kuru çay fiyatı ayarlanmamış, parasının nereden verileceği hesaplanmamış; daha doğrusu, hesaplanmış; ama, hükümetten karar geçiremedikleri için böyle yapılmış. Ben diyorum ki, bu hesapsız işler sonunda bir faturaya sebep oluyor. Bölgenin ihtiyacı giderilmemiş; gerçi, iyi bir fiyat verilmiş; ama, karşılığı konulmamış. Buğdaya iyi bir fiyat verilmiş; ama, karşılığı konulmamış. Hükümetimiz, işbaşına geldiği günden beri bunları ödüyor. (RP sıralarından gürültüler)

MUSTAFA YÜNLÜOĞLU (Bolu) - Nereden ödüyorsunuz?

BAŞKAN - Arkadaşlar, rica ediyorum...

Efendim, Bakan konuşacak, eğer, sataşma varsa, çıkıp cevap vereceksiniz. Rica ediyorum efendim.

Buyurun efendim.

DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) - Sayın Başkan, tekrar, sözlerimin başına dönüyorum. Trabzon İli, gerçekten, sayın milletvekilinin söylediği gibi, devlet yatırımlarından nasibini yeterince almamıştır, bütün Karadeniz Bölgesinde benzer sıkıntı vardır; ama, şimdi, işbaşında, gerçekçi proje üreten ve projelere gerçekçi kaynak üreten bir Hükümet vardır. (ANAP sıralarından alkışlar, RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar!...)

Onun için, değerli hemşerilerim müsterih olsun, Trabzon İli kalkınmada öncelikli yöreler arasına, inşallah, kısa zamanda alınacaktır. Yakında göreceksiniz; bu projelere göre, çay üreticileri de, fındık üreticileri de, tarım üreticileri de, buğdayda ve tütünde olduğu gibi, zamanında paralarını alacak ve ürünleri değerlendirilecektir. Trabzon'da, geçen bir yılda bir evvelki yılın yarısına inen bu yatırımlar da tekrar normal seviyeye çıkarılacaktır.

Yüce Heyete saygılar sunuyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Gündemdışı konuşma cevaplandırılmıştır.

İSMAİL İLHAN SUNGUR (Trabzon) - Sayın Başkanım, şimdi, benim konuşmamda esas olan konu Trabzon'un kalkınmada birinci derecede öncelikli iller kapsamına alınmasıydı. Sayın Bakanın elinde bu göstergeler herhalde yok. Bakın, 55 inci sıra diye bir şeyden söz ettiler; Trabzon 34 uncü sırada...

BAŞKAN - Yani, siz dediniz ki, millî gelirden aldığı payda 34 üncü, 35 inci sırada; 80'den 35'i çıkarırsanız 55 kalır...

İSMAİL İLHAN SUNGUR (Trabzon) - Hayır, hayır, mesele o değil.

BAŞKAN - Yani, Sayın Bakan, matematiksel bir mantık kurdu; onun için...

İSMAİL İLHAN SUNGUR (Trabzon) - Yanlış anlaşıldı...

BAŞKAN - Yanlış anlaşılmadı, tamam, efendim.

İSMAİL İLHAN SUNGUR (Trabzon) - Yanlışlık şurada; 30 uncu sıradaki bir ilimiz Kırıkkale alınmıştır, 34 üncü sıradaki Trabzon, bu son kararla alınmamıştır, onu arz ediyorum...

BAŞKAN - Peki, efendim; siz, onu, ayrıca soru olarak da sorarsınız. (RP sıralarından gürültüler)

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Malkoç. (RP sıralarından gürültüler)

Değerli milletvekilleri, yani,10 kişi bir arada konuşuyorsunuz; biz, Meclisi böyle nasıl yöneteceğiz; rica ediyorum.

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) - Türkiye Cumhuriyetinin bir bakanına yakışmayacak sözler söylenmiştir.

BAŞKAN - Siz, ikiniz, aynı ilin milletvekillerisiniz, rica ediyorum... Sizin konuşma hakkınız yok, müsaade etmiyorum. Rica ediyorum... Aynı ilin milletvekillerisiniz, aynı ilden seçilmişsiniz... Rica ediyorum...

2. - Konya Milletvekili Ahmet Alkan'ın, hububat alımları ve tarım politikalarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar'ın cevabı

BAŞKAN - Gündemdışı ikinci sözü, hububat alımları ve tarım politikalarıyla ilgili olarak, Konya Milletvekili Ahmet Alkan'a veriyorum.

Sayın Alkan, süreniz 5 dakika ; buyurun.

AHMET ALKAN (Konya) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Türkiye, 21 inci Yüzyılın eşiğinde, tarım ülkesi olma özelliğini devam ettiriyor. Aktif nüfusumuzun yüzde 45'i hâlâ tarım sektöründe. Üstelik, bu oranın 1991'de yüzde 43'e düşmüşken, 1996'ya kadar yeniden artış sürecine girmiş olması da düşündürücü ve endişe vericidir.

Yüce Meclisimizin öncelikli hedefi, cumhuriyet hükümetlerinin ilk görevi, nüfusumuzun yarısına yakınını teşkil eden; ama, millî gelirden sadece yüzde 15 oranında pay alabilen çiftçimizin, köylümüzün problemini çözmek olmalıdır.

İçinde yaşadığım ve her hafta sonunu aralarında geçirdiğim tarım kesiminde çalışan insanımızın içinde bulunduğu şartlar gerçekten zordur; sağlık sigortaları, yeterli okulları, yeterli altyapı hizmetleri, yeterli gelirleri yoktur. Buna, yıllardır izlenen yanlış hububat alım politikalarını da ekleyiniz; ortaya çıkan tablo, gerçekten zor ve düşündürücüdür.

1996'da izlenen yanlış tarım politikalarının neticesi, buğday ekim alanlarının yüzde 17 nispetinde azalması olmuştur. Bugün, yine Anadolu'dan geliyorum, 55 inci Hükümetin uygulamaya başlamış olduğu tarım politikalarından ümitvarım. Süt, gübre ve benzeri iadeler olarak, 24 trilyon lirayı bulan ödemelerin gelir gelmez yapılmış olmasını olumlu bir adım olarak kabul ediyorum.

Gece yarılarına kadar çalışarak, alımları düzenli olarak devam ettiren, çiftçimizin alınteri karşılığını düzenli olarak ödeyen Toprak Mahsulleri Ofisi çalışanlarına, banka personeline, buradan, teşekkürlerimi iletiyorum.

Türkiye genelinde, 1 Ağustos 1996 itibariyle alınan -yani, geçen yıl alınan- 492 bin ton hububata karşılık, aynı tarih itibariyle bugün, 2 milyon 687 bin ton buğday ve arpa alımı, yeni ve müspet bir yaklaşımı müjdelemektedir. Benim seçim bölgem Konya'da, şu ana kadar -yani 5 Ağustos itibariyle- 780 bin ton hububat alımı yapılmış ve 20 trilyon lira ödeme de fiilen gerçekleştirilmiştir. Bu rakam, geçen yıl bütün Türkiye'de alınan buğday alımlarından daha yüksek bir rakamdır. Aynı zamanda, bu rakamın, sezon sonuna kadar 1 milyon ton alıma ve 35 trilyon lira ödemeye ulaşması beklenilmektedir. Konya'da, Refahyol Hükümetinin 1996'da yaptığı alımın 7 katı alım yapılmış olacaktır. Sayın Erbakan'ın bütün politik kariyerini borçlu olduğu Konya'da, 1997 programına ayırdığı yatırımın 2 katından fazlası, şu ana kadar, hububat parası olarak ödenmiştir; yıl sonuna kadar da, 4 katından fazlası fiilen ödenmiş olacaktır.

Bütün bunlar için, başta Sayın Başbakan olmak üzere, Tarım ve Köyişleri Bakanımız Sayın Taşar'ın şahsında 55 inci cumhuriyet Hükümetine, Türk çiftçisinin ve köylüsünün teşekkürlerini getirdim; lütfen, kabul ediniz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütün bunları takdirle karşılıyor; ama, yeterli bulmuyorum. Çiftçinin, tarım sektörünün problemlerini çözememiş bir ülke, kalkınamaz. Toprak Mahsulleri Ofisinin alım merkezlerini dolaşıyorum, çiftçinin para ödeme derdi yok; ama, başka dertleri var: Süne derdi var, kımıl derdi var. Bunun Türkiye'ye maliyetinin hesabını net yapamadık; ama, trilyonlarca lira zarar ettiğimiz çok açık biliniyor. Bu yıl, buğdayı perişan eden bir embriyo kararması derdi var. Ofiste, alım merkezlerinin önünde, her 10 traktörden birisi, embriyo kararması sebebiyle geri çevriliyor; çiftçi, bu yönüyle büyük sıkıntıya giriyor. Yanlış gübre kullanımı, yanlış sulama, yanlış tohum kullanımı, yani bilgisizlik derdi var. Topraklarımızın büyük bir bölümü çoraklaşma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor ve en önemlisi, tarımda sulama derdimiz var. Bugün, ülkemizde ekonomik olarak sulanabilir 8,5 milyon hektar alanın sadece 2 milyon hektarı sulanabilir durumda. Geliniz, 1998'i sulamada hamle yılı ilan edelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Konuşmanızı bitirir misiniz, lütfen

Buyurun.

AHMET ALKAN (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.

1998 bütçesinde, konuya özel bir önem verelim. Yerüstü sularımızdan, yıllık 95 milyon metreküpün sadece 28 milyar metreküpünü, yeraltı sularımızdan ise 12,5 milyar metreküpün sadece 6 milyar metreküpünü kullanabiliyoruz. Bunun önemli bir adımı olarak, tahıl ambarımız Konya Ovasını sulayacak “mavi tünelin” ihalesini bir an evvel gerçekleştirelim istiyorum; bunu, bütün Konya bekliyor. Fırat ve Dicle'nin sularının Kızılırmak'la bütünleştirilerek, Konya Ovasına, Orta Anadolu Ovasına akıtılmasını bütün Anadolu istiyor, bekliyor.

Bunun için, diliyorum ki, 1998 bütçesinde Orta Anadolu Bölgesi planlama idaresini 55 inci Hükümet kursun. Bütün bunların hayata geçirilebilmesi için, faiz ekonomisinden verim ekonomisine geçecek, kararlı, doğru ve cesur iradeyi 55 inci Hükümetten bütün Türkiye bekliyor. İnanıyoruz ki, kendileri bizi hayal kırıklığına uğratmayacaklardır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Alkan.

Gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere, Tarım Bakanı Sayın Mustafa Taşar; buyurun. (ANAP sıralarından alkışlar)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi, sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Gündemdışı söz alarak, şahsıma, bazı önemli konular hakkında açıklama fırsatı verdiği için, değerli milletvekili arkadaşım Sayın Ahmet Alkan beyefendiye teşekkür ediyorum ve bu vesileyle, Tarım ve Köyişleri Bakanı olarak yaptığım ilk konuşma hasebiyle, benden önce Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinde görev yapmış ve tarıma katkıda bulunmuş bütün bakan arkadaşlarıma da şükranlarımı sunuyorum.

Ülkemizde çalışan nüfusun yarıya yakınını ilgilendiren tarım sektörünün problemlerini çözmek, çiftçilerimizin ve üreticilerimizin ekonomik açıdan güç kazanmasını sağlamak amacıyla gece gündüz çalışmalara devam etmekteyiz. Bu yolla, hem çiftçilerimizi ve üreticilerimizi üretken durumda tutabilmek hem de genel anlamda tarım sektörünün kalkınmasını hedeflemekteyiz. Bu hedef doğrultusunda en önem verdiğimiz husus, çiftçilerimizin ve üretici kardeşlerimizin emeklerinin karşılığının mümkün olabilecek en kısa zamanda ödenmesini sağlamak olacaktır.

Çiftçimizin alınteri kurumadan ürün bedellerinin ödenmesi, çiftçimizin alacaklarının yüksek enflasyon karşısında erimemesi açısından önemlidir. Bu çerçevede, bir bölümü 1995, bir bölümü 1996 ve bir bölümü 1997 yıllarından beri ödenmeyen çiftçilerimizin ve üreticilerimizin teşvik ve destekleme mahiyetindeki alacaklarının acilen ödenmesi sağlanmıştır. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

Gübre subvansiyonu, tarımsal ilaç, süt, tohum, asma fidanı teşviki ve destekleme konularında üreticilerimize, devletin, 1995, 1996 ve 1997 yılları toplamı olmak üzere 24 trilyon lira borcu vardır. Bu borç, 55 inci Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti daha bir ayını doldurmadan ödenmiştir; bunu ifade etmek istiyorum. (ANAP ve DSP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Özellikle son yıllarda üvey evlat muamelesi görmeye başlayan tarım sektörünü, hak ettiği rolü oynayabilecek bir aşamaya taşımak noktasında kararlı olduğumuzu belirtmek istiyorum. Bunu gerçekleştirebilmek amacıyla, bir ay içerisinde, kamuoyunca ve çiftçilerimizce yakından bilinen birçok önemli kararı aldık. Çiftçilerimizin ve üreticilerimizin lehinde olacağını düşündüğümüz bütün adımları attık, atmaya da devam edeceğiz.

Bu meyanda, gelişmiş sanayi ülkeleri tarafından dünya pazarlarına arz edilen sübvansiyonlu tarım ürünlerinin, yerli üreticilerimizi ve tarım sektörümüzü olumsuz yönde etkilememesi için gerekli koruma politikalarını devreye sokmaya da devam edeceğiz. Öncelik verdiğimiz husus, çiftçilerimizin korunması, yerli üretimimizin geliştirilmesi hususudur. Dünya ekonomisiyle entegre olma gayretleri içerisinde olan ülkemizin, tarım sektörü olarak da dünya ülkeleriyle rekabet edebilecek bir donanıma kavuşturulması kaçınılmazdır. Hedefimiz, çiftçimizi ve üreticimizi bu donanıma kavuşturmaktır.

Özellikle, hayvan yetiştiricilerimizin, yurtdışı kaynaklı damızlık, kasaplık hayvan ve hayvansal ürünler karşısında rekabet gücünü korumak, hayvancılık sektöründe kendi özkaynaklarımızı harekete geçirmek, sektörümüzü üretken durumda tutabilmek için, hayvancılıkla uğraşan üreticilerimizin gelir seviyelerini yükseltebilmek amacıyla, bir dizi tedbirler almaktayız. Bu doğrultuda, 1 Ağustos 1997 tarihi itibariyle, damızlık ve kasaplık hayvan ithalatı üç ay süreyle durdurulmuştur.

Tarım sektörünün büyük bölümünü yakından ilgilendiren hububat alımlarımız büyük bir hızla devam etmektedir. Böylece, çiftçimizin, tüccarın insafına terk edilmediği gerçeği de, 55 inci Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından vurgulanmış olmaktadır. Ürününü, Toprak Mahsulleri Ofisine veren çiftçilerimizin alacakları hemen ödenmekte; çiftçilerimiz, ürün bedellerini, daha alınlarının teri kurumadan hemen alabilmektedirler. Bugün itibariyle, Sayın Başbakanımızın talimatları ve Hükümetemizin de destekleriyle, çiftçilerimize havalesi çıkarılan 12 trilyon lira da dahil edildiğinde, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı görevine atanışımın 34 üncü gününde, çiftçilerimize hububat bedeli olarak ödenen para 109 trilyon liradır, tık paradır, köylünün cebindedir! (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar) Bu rakama, yukarıda arz ettiğim 24 trilyonluk teşvik ve destekleme ödemeleri de dahil edildiğinde, çiftçilerimize ve üreticilerimize ödenen toplam para 133 trilyon lirayı bulmuştur.

Burada, bu konuda, bizden desteklerini esirgemeyen, Koalisyonun diğer kanadına mensup Parti Başkanlarına, Sayın Başbakan Yardımcılarına, özellikle desteğini esirgemeyen Sayın Maliye Bakanımıza ve Devlet Bakanımız Sayın Güneş Taner'e de teşekkürü borç biliyorum.

Bizim yaptığımız, sadece çiftçimizin parasını zamanında ödemekle sınırlı kalmamıştır; aynı zamanda, çiftçimizi tüccarın eline de mahkûm etmemişizdir. Ürününü Ofise getiren çiftçilerimizin hiçbiri geri çevrilmediği gibi, parasını da zamanında almanın mutluluğunu yaşamıştır.

Huzurlarınızda iki rakam vermek istiyorum: Ağustos ayı itibariyle, geçen yıl, çiftçimizden 492 bin ton buğday alınmışken, bu yıl, yine Ağustos ayı itibariyle, çiftçimizden alınan buğday miktarı 2 milyon 232 bin tondur. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar) Tekrar ediyorum, 2 milyon 232 bin tondur; alımlar devam etmektedir; paralar da peşin ödenmeye devam edecektir.

Aynı şekilde, geçen sene çiftçimizden alınan arpa miktarı, Ağustos ayı itibariyle 500 bin ton iken, bu yıl 1 milyon 450 bin tona yükselmiştir. Çiftçimiz, hem parasını zamanında almış hem de ürününü rahatlıkla satabilmenin mutluluğunu yaşamıştır. Allah kısmet ederse, bu mutluluk tablosunu önümüzdeki yıllarda da çiftçilerimize ve üreticilerimize yaşatacağız.

Ben de, burada, bu alımlar sırasında, talimatlarımızla, fazla mesai yaparak, köylümüze güler yüzle davranan ve onların ürünlerini zamanında alan Toprak Mahsulleri Ofisinin bütün mensuplarına ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı mensuplarına teşekkür etmek istiyorum.

Hükümetimizce, 1997 - 1998 üretim sezonundaki tohumluk ihtiyaçlarının karşılanması için de, şimdiden çalışmalara başlanılmıştır.

Hükümetimizce, eylül ayı itibariyle piyasaya arz edilebilecek bir aşamaya gelecek olan pamuk, çekirdeksiz kuru üzüm, fındık, antepfıstığı gibi ürünlerde de üreticimizin yüzünü güldürecek fiyatlar verilecektir.

Özellikle, son yıllarda, üvey evlat muamelesi gördüğü için, kaynak yaratan ve sanayileşmeyle entegre olma çabalarından uzaklaşmaya başlayan tarım sektörünü yeniden hareketlendirmek ve dünyadaki rakipleriyle rekabet edebilecek bir aşamaya getirmek amacıyla gerekli çalışmaları başlattık. Bu çalışmalarımızı, zaman içerisinde, kamuoyuna ve değerli milletvekili arkadaşlarımıza deklare etmeye devam edeceğiz.

Burada, şu hususu bilgilerinize sunmak istiyorum: Hükümetimizin dönemi, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının hareketlenme, çiftçilerimizin köklü problemlerinin çözülmeye başlanması dönemi olacaktır. Bu uğurda, bütün milletvekillerinin -parti farkı gözetmeden- desteklerini bekliyorum.

Sözlerimi bitirirken, ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarımıza da, Yüce Meclisin değerli üyelerine de selam, sevgi ve saygılar sunuyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Gündemdışı konuşma cevaplandırılmıştır.

3. - Çorum Milletvekili Mehmet Aykaç'ın, Sekiz Yıllık Kesintisiz Temel Eğitim Kanunu Tasarısının sosyal ve siyasal boyutlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay'ın cevabı

BAŞKAN - Gündemdışı üçüncü söz, sekiz yıllık kesintisiz eğitim kanun tasarısının sosyal ve siyasal boyutları konusunda, Çorum Milletvekili Dr. Mehmet Aykaç'a verilmiştir.

Buyurun efendim. (RP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika Sayın Aykaç.

MEHMET AYKAÇ (Çorum) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sekiz yıllık zorunlu kesintisiz eğitim tasarısı hakkında söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, aziz milletimizi ve Yüce Heyetinizi selamlıyorum.

Aslında, bu tasarı, eğitim boyutu açısından, uzmanlarınca tartışılmalı ve ortaya çıkan netice, hukukî, ekonomik, sosyal ve siyasal bakımdan, Meclisimizce ele alınmalıdır. Zorunlu eğitimin süre olarak uzatılması, ülkemizin geleceği açısından hayatî bir projedir. Bu projenin hayata geçirilmesi konusunda belli bir toplumsal uzlaşı da mevcuttur; ancak, bu projenin uygulanmasıyla, son yıllarda önemli bir gelişme gösteren ve erken yaşlarda başlaması gereken yabancı dil öğretimi, sanat ve meslek eğitimi ile dinî eğitim ve öğretim zarar görmemelidir. Dolayısıyla, konunun, sağduyulu ve soğukkanlı bir ortamda, gerçekçi ve bilimsel yöntemlerle ele alınması ve değerlendirilmesi, ülkemizin geleceği ve toplumsal barış açısından son derece önemlidir.

Sayın milletvekilleri, birkaç ülke dışında, bütün dünya ülkelerinin, zorunlu eğitim sürelerini sekiz ve sekiz yılın üzerine çıkardığı bir dönemde, Türkiye'nin beş yılda kalmasını savunmak, nasıl akılcı ve gerçekçi değilse, bu sürenin kesintisiz olmasını savunmak da, aynı şekilde, gerçekçi ve bilimsel değildir.

Zorunlu eğitimi kesintisiz uygulayan Ruanda, Somali, Kenya, El Salvador, Bolivya, Şili, Yemen, Polonya gibi ülkelerde bile, son üç yıllık dönemde, program tekliği değil, program denkliği ve çeşitliliği öngörülmektedir. Bu dönemde, öğrenci, belirlenen temel dersler dışında, ilgi, istidat ve kabiliyetleri doğrultusunda, çeşitli sanat ve meslek dallarına ait dersleri seçmeli olarak alabilmektedir.

Bütün ileri ülkelerde, zorunlu eğitim döneminde kademeli sistem uygulanmaktadır. Bugün, birtakım iktidar partilerinin ve ona dışarıdan destek veren parti genel başkanının, çıkıp, bütün dünyada öğretim sekiz yıldır demesi; fakat, kesintisiz olmadığını söylemesi, bir dürüstlük örneği değildir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; sekiz yıllık zorunlu eğitimin altyapı noksanlığı giderilmeden hayata geçirilmesi durumunda, zaten düşük olan eğitim kalitesi olumsuz yönde etkilenecek, böylece, zorunlu eğitim, sorunlu eğitim haline gelecektir.

Yine, kesintisiz eğitim, belli tedbirler alınmadan başlatıldığı takdirde;

1. Yabancı dil öğretiminde büyük bir kayba ve gerilemeye yol açacaktır.

2. Bütün meslek liselerinin geleceği açısından sakıncalı sonuçlar doğacak, onların ara meslek elemanı yetiştirme amacı, büyük ölçüde zedelenecektir.

İmam-hatip liselerinin, meslekî eleman yetiştirme fonksiyonunu gereği gibi yerine getiremediği, bugünkü statüde bile tartışılırken, bu okulların orta kısmını kapattığımız takdirde, nasıl, dinî, meslekî alanda yetişmiş eleman bulacağımızı merak ediyorum.

Uzun yıllar, sanatta, meslekî ve teknik alanlarda ara eleman yetiştiren çıraklık yaygın eğitim kurumlarının değeri iyi bilinmelidir. Buralardan mezun olanların, uygulama avantajı sebebiyle, örgün meslekî ve teknik lise mezunlarına göre daha başarılı oldukları, bir gerçektir. Sekiz yıllık kesintisiz eğitimle, bu kurumlar ortadan kalkacak ve sanayimiz, bundan olumsuz yönde etkilenecektir.

Anadolu liseleri, başarılı resmî okullardır; bu tasarıyla tarihe karışacaktır. Bu takdirde, eğitimde fırsat eşitliği zedelenecektir.

Muhterem milletvekilleri, fakir Anadolu çocuklarını, köylerinde, tüm imkânsızlıklar içerisinde, tek öğretmenle, tek dershanede, beş yıl gördükleri zorunlu eğitime, sekiz yıl aynı şartlarda devam ettireceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Efendim, konuşmanızı bitiriniz; süreniz bitti. Lütfen...

MEHMET AYKAÇ (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.

Bu takdirde, fakir köylü çocukları şehir çocuklarıyla eşit olarak yarışmaya giremeyecek ve önleri kesilecek. İşte, bu kanun tasarısıyla, sayenizde Anadolu çocuklarının, köy çocuklarının, şehir çocuklarından geride kalması sağlanacaktır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sonuç olarak, bu hayatî konunun, tarihî bir hataya, gereksiz tartışma, gerginlik ve istismarlara yol açmadan gerçekleştirilmesini diliyor, herkesi bu konuda duyarlı olmaya çağırıyoruz.

Sayın Başbakana, bundan altı ay önce, Rize Çay-TV'de yapmış olduğu konuşmayı hatırlatıyorum. Özellikle, bu kanun tasarısı hakkında, çeşitli platformlarda görüş ve düşüncelerini ortaya koyan halkımıza yönelik, onların demokratik eylemlerine yönelik değerlendirmeler yapan, siyasî ve gayri siyasî yetkililerin tanım ve tabirlerine dikkat etmeleri gerekir. Hiçbir yetkili, ister Cumhurbaşkanı, ister başbakan, ister parti başkanı ve yardımcısı, kim olursa olsun, kendi vatandaşına çapulcu, yobaz, meczup diyemez! Bu sözleri diyenleri kınıyorum! (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Hiçbir kimse... Kimin dediğini çok iyi biliyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, hiçbir kimse, imam-hatip okullarımızı, Kur'an kurslarımızı hedef göstererek, bu okulların, yok vehhabi yetiştirdiğini, yok Suudî Arabistan milliyetçisi yetiştirdiğini iddia edemez; bunları da kınıyorum! (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Süreniz bitti; lütfen, son cümlenizi söyleyin.

MEHMET AYKAÇ (Devamla) - Söz buraya gelmişken, Yeniden Doğuş Partisi Genel Başkanı Hasan Celal Güzel'in dün gözatına alınması, büyük bir demokrasi ayıbıdır. Bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Sayın Başkan, ne oluyor; miting meydanı mı burası!..

MEHMET AYKAÇ (Devamla) - Bu olaylar gösteriyor ki, Türkiye'de, konuşan Türkiye, yerini, coplanan Türkiye'ye, yasakçı Türkiye'ye bırakmıştır. Üzülerek ve kaygı duyarak; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Aykaç.

Gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere, Sayın Millî Eğitim Bakanı; buyurun efendim. (DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önce, gündemdışı konuşmayı yapan arkadaşımıza, toplumda kesintisiz 8 yıllık ilköğretim konusunda yanlış bilgilendirmelerin düzeltilmesi imkânını bana verdikleri için, teşekkürlerimi sunmak istiyorum. (RP sıralarından “Neresi yanlış?” sesleri)

Her şeyden evvel, şunu, hepimizin gayet iyi bilmesi gerekir ki, Türkiye, kesintisiz 8 yıllık temel eğitim konusundaki tercihini, 1973 yılında, Yüce Meclisin aldığı bir kararla ve çıkardığı bir kanunla yapmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu tercihi yapmadan önce, 1946'lara kadar giden muhtelif millî eğitim şûralarında, eğitim konusunda yapılması gereken bütün iyileştirmeleri enine boyuna tartışmış, gerek ülkemizdeki gerekse dünyadaki pedagojik gelişmeleri izlemiş, bilim adamlarını dinlemiş ve bu alanda fikir üretebilen herkesin katkısına açık olarak bu oluşumu hazırlamıştır.

Ayrıca, kanun hazırlıklarına başlamadan önce, böyle bir uygulamanın getireceklerini ve götüreceklerini uygulamalı olarak da görebilmek için, 2'si gündüzlü, 16'sı da yatılı olmak üzere, toplam 18 okulla, 2 yıl süreyle bunu uygulamış; uygulamayı, bizzat bizim öğretmenlerimizin aldığı sonuçlarla ve bilimsel araştırmalarla da birleştirmek suretiyle, 1973 yılında, Yüce Meclisin önüne tasarısını getirmiştir. Bu Yüce Mecliste bizden önce değerli hizmet vermiş olan arkadaşlarımız, bütün boyutlarını ariz-amik tartıştıktan sonra, bu tercihi yapmışlar; yalnız, bu tercihi yaparken bir gerçeği daha görmüşler ve Türkiye'nin o günkü ekonomik koşulları, bir anda, 6, 7 ve 8 inci sınıfların tüm yurt sathına süratle yayılmasında sıkıntı olacağını bilerek bir geçiş süresi koymuşlardır.

Bu geçiş süresinin konulması suretiyle geçici maddeye şu yazılmıştır: İleride ortaokullar yurt sathına yeteri derecede yayılıncaya değin, sadece, zorunlu ilköğretimin ilkokul bölümü zorunludur denilmiş; böylece, bir siyasî irade ortaya konulmuştur.

1971-1972 döneminde 18 okulla başlayan bu uygulamamız, şimdiye kadar Millî Eğitim Bakanlığında hizmet vermiş olan tüm bakanlarımıza, Millî Eğitim Bakanlığının tüm mensuplarına ve Türkiye Büyük Millet Meclisi mensuplarına medyunu şükranım ki, bütçelere koydukları parayla, azimle, bugün, bu okulların sayısını 6 366'ya ulaştırmışlar ve 8 yıllık eğitim veren kurumların içerisinde -yani, bütün sınıfları bir arada olmak kaydıyla- 4,5 milyona yakın çocuğumuzu okutur hale getirmişlerdir. Bu, büyük bir hizmettir. Bunun yanında müstakil ortaokullarda ve diğer liselerin alt bölümünde okuyan öğrencilerle birlikte, şu anda 6, 7, 8 inci sınıflarda okuyan öğrencilerimiz, çağ nüfusunun yüzde 70'idir. İlkokul ile ortaokul boyutunu bir arada değerlendirdiğimizde, 8 yıl okuması söz konusu olacak çocuklarımızın yüzde 89,9'u, 8 yıllık öğrenim kapsamı içerisindedir. Bu, Türkiye'nin başardığı önemli bir atılımdır. Şu anda, 6, 7 ve 8 inci sınıflar bazında baktığımız takdirde, katetmemiz gereken mesafe, çağ nüfusunun yüzde 30'udur. 55 inci Hükümet, bir iddiayla gelmiş; bu yüzde 30'luk farkı, biz, üç sene içerisinde kapatacağız ve bunun uygulamasına bu yıl başlanacak demiştir. Gönül isterdi ki, arkadaşlarımız, bu cesareti ve bu kararlılığı burada alkışlasınlar.

Eğitimde fırsat eşitliğinden bahsediyorlar; kırda ve kentteki insanlarımızın, bu kanunla, fırsat eşitliğinin bozulacağını ileri sürüyorlar. Bu, yanlış bir algılamadır. Zira -yine benden evvelki bakanlara ve bizden evvelki hükümetlere teşekkür ediyorum- 143 yatılı ilköğretim bölge okulunu uygulamaya koymak suretiyle -bizim Hükümetimiz bunlara 210 tane daha ilave etme kararındadır- artı, taşımalı eğitim sistemini uygulamaya koymak suretiyle, düne kadar köylerinde mahsur kalıp, eğitim fırsatı verilmeyen çocuklarımıza eğitim olanakları ardına kadar açılmaktadır. (DSP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Fırsat eşitliği, sadece okulların açılması şeklinde değildir; Hükümetimiz bir konuda daha kararlıdır, ekonomik olanakları olmayan ailelerimizin çocuklarına kitap, defter, önlük ve öğle yemeği de bedava verilecektir; bu konuda da kararlıyız! (DSP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

1973 yılında yapılan pedagojik tercihler sonucunda Yüce Meclisin aldığı kararla, yirmidört yıllık uygulama sonucunda, sadece meslek liselerinin değil, tüm liselerin de orta bölümünün birinci sınıfına öğrenci alınmayacaktır. Niye alınmayacaktır; çünkü, 1973 yılında bu Yüce Meclis bir tercihte bulunmuş ve ortaokulların konumunu değiştirmiştir. Demiştir ki: Ortaokullar, liselerin alt bölümü değildir artık. Buna, bu Meclis karar vermiştir. O Meclisin kararına saygılı olmak durumundayız; yirmidört yıldır da bunu uyguluyoruz ve ne bir çocuğumuz ne bir ailemiz şikâyetçi değildir.

O kararın sonucunda uygulamaya konulan tercih şudur: Ortaokullar; yani, 6 ncı, 7 nci ve 8 inci sınıflar, ilköğretimin bir parçası haline gelmiştir. O zaman, ilköğretimin bir parçası haline gelen 6 ncı, 7 nci ve 8 inci sınıflar artık o bölümde okutulacağına göre, hangi hak ve yetkiyle, biz, meri kanunlara göre -yeni bir kanun çıkarmasak dahi- öğrenci kaydedebiliriz?.. Türkiye genelinde, ortaokul düzeyinde yüzde 70'e, ilköğrenim çağında da yüzde 90'a ulaşmışız.

Değerli arkadaşlar, 20 nci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi, önümüzde kalmış yüzde 30'luk marjı ve 8 yıl bütünlüğünde bakıldığı vakit yüzde 10'luk marjı, önümüzdeki üç yıl içerisinde, bu yıldan başlayacak şekilde, uygulama kararlılığına sahip değil midir?.. Ben, inanıyorum ki, 548 arkadaşımız da bu kararlılık içerisindedir ve bu davaya bu şekilde inanmak azmindedir. Bu kanun tasarısı da buraya geldiğinde, eğer çocuklarımıza, eğer ailelerimize, 21 nci Yüzyılda çağdaş bir varsıllığı yaşatmak istiyorsak, bu tasarıya sahip çıkmamız gerekir... (RP sıralarından gürültüler)

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) - Mugalata!.. Mugalata!..

BAŞKAN - Müdahale etmeyelim... Rica ediyorum...

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) - Mugalatayı kimin yaptığını, değerli vatandaşlarımız, aylardır, yıllardır gözlemliyor ve kanaatini izhar edegeliyor. (RP sıralarından gürültüler)

HÜSEYİN KANSU (İstanbul) - Seçime gidelim...

BAŞKAN - Arkadaşlar, sükûnetle dinleyelim... Rica ediyorum...

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HİKMET ULUĞBAY (Devamla) - Değerli arkadaşımız, konuşmaları sırasında, çıraklık eğitimine değindiler. Kanunlarımıza göre, çocuklar, 14 yaşından önce istihdam edilemez; bu, bir. Mevcut Çıraklık Eğitimi Kanununa göre, 13 yaşından sonra, ancak aday çırak olarak eğitime verilebilirler. Önünüze gelmekte olan kanun tasarısıyla, bu 13 yaş, 14 yaşına çıkarılıyor ve çalışma mevzuatımızla uyarlı hale getiriliyor. Yani, Meclisten çıkan iki kanunumuz arasında mübayenet vardı; bu mübayenet gideriliyor ve çocuklarımıza 8 yıllık eğitim verdikten sonra, o birikimle çırak olmak suretiyle, çıraklık eğitiminde öğrenecekleri teknolojiyi çok daha kısa sürede, çok daha etkin bir şekilde öğrenme fırsatı veriliyor.

Değerli arkadaşlarım, o nedenle, ortak ürünümüz olarak bu Meclisten çıkması gereken bir yasayı ve bir reformu, lütfen, çarpıtmayalım; zira, Türkiye'nin insanı, bizim vatandaşımız, bize vergi veren insanlarımız, bizden, çocuklarına, çok daha kaliteli bir eğitim imkânı vermemizi bekliyor; onları hüsrana uğratmayalım.

Hepinize saygılar sunuyorum. (DSP, ANAP, CHP ve DTP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Gündemdışı konuşma cevaplandırılmıştır.

Sayın milletvekilleri, komisyonlardan istifa önergeleri vardır; sırasıyla okutuyorum:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. - Kütahya Milletvekili Metin Perli'nin, Anayasa Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/245)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Değişen oranlar nedeniyle Anayasa Komisyonu üyeliğinden istifa ediyorum.

Gereğini arz ederim.

Metin Perli

Kütahya

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

2. - Diyarbakır Milletvekili Yakup Hatipoğlu'nun, İçişleri Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/246)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Değişen oranlar nedeniyle İçişleri Komisyonu üyeliğinden istifa ediyorum.

Gereğini arz ederim.

Yakup Hatipoğlu

Diyarbakır

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

3. - Malatya Milletvekili Yaşar Canbay'ın, Dışişleri Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/247)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Değişen oranlar nedeniyle Dışişleri Komisyonu üyeliğinden istifa ediyorum.

Gereğini arz ederim.

Yaşar Canbay

Malatya

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

4. - Elazığ Milletvekili Ahmet Cemil Tunç'un, Millî Eğitim Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/248)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Değişen oranlar nedeniyle Millî Eğitim Komisyonu üyeliğinden istifa ediyorum.

Gereğini arz ederim.

Ahmet Cemil Tunç

Elazığ

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

5. - Ordu Milletvekili Mustafa Hasan Öz'ün, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/249)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Değişen oranlar nedeniyle Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu üyeliğinden istifa ediyorum.

Gereğini arz ederim.

Mustafa Hasan Öz

Ordu

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım:

IV. - ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. - Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında 5.6.1997 tarihli 4266 sayılı Kanun ve Anyasanın 89 uncu maddesi gereğince Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresinin gündemdeki yerine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ

No: 80 Tarihi : 5.8.1997

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 152 nci sırasında yer alan Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında 5.6.1997 Tarihli ve 4266 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresinin bu kısmın 9 uncu sırasına alınmasının Genel Kurulun onayına sunulması, Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.

Mustafa Kalemli

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı

Salih Kapusuz Ülkü Güney

RP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili

Mehmet Gözlükaya Ali Ilıksoy

DYP Grubu Başkanvekili DSP Grubu Başkanvekili

Oya Araslı Mahmut Yılbaş

CHP Grubu Başkanvekili DTP Grubu Başkanvekili

BAŞKAN - Öneri üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Danışma Kurulu önerisi kabul edilmiştir.

Doğru Yol Partisi ile Refah Partisi Gruplarının, İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş grup önerileri vardır; ayrı ayrı okutup, önce işleme alacağım, sonra oylarınıza sunacağım.

Doğru Yol Partisi Grubunun önerisini okutuyorum:

B) SİYASî PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1. - 347 sıra sayılı Tarihî Türk Ocağı Binasının Kamu Yararına Çalışan Türk Ocakları Umumi Merkezine Devrine Dair Kanun Teklifinin gündemdeki yerine ilişkin DYP Grubu önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 5.8.1997 Salı günü yapılan toplantısında siyasî parti grupları arasında oybirliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, içtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Mehmet Gözlükaya

Doğru Yol Partisi Grubu

Başkanvekili

Öneri:

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 144 üncü sırasında yer alan, 347 sıra sayılı Tarihî Türk Ocağı Binasının Kamu Yararına Çalışan Türk Ocakları Umumî Merkezine Devrine Dair Kanun Teklifinin, bu kısmın 10 uncu sırasına alınması önerilmiştir.

BAŞKAN - Önerinin lehinde, Erzurum Milletvekili Sayın Zeki Ertugay söz istemişlerdir.

Başka lehte ve aleyhte söz isteyen var mı efendim?

NİHAT MATKAP (Hatay) - Sayın Başkan, önerinin aleyhinde söz istiyorum.

ESAT BÜTÜN (Kahramanmaraş) - Önerinin lehinde söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Tamam efendim.

Sayın Ertugay, buyurun efendim.

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

ZEKİ ERTUGAY (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bendeniz ve 14 arkadaşımın vermiş bulunduğu, Tarihî Türk Ocağı Binasının Kamu Yararına Çalışan Türk Ocakları Umumî Merkezine Devrine Dair Kanun Teklifimizin gündemin ön sıralarına alınması hususunda, Doğru Yol Partisi ve şahsım adına görüşlerimi sunmak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Ocakları 1912 yılında, devletin tam ve kâmil anlamda var olma mücadelesi verdiği bir dönemde kurulmuştur. Kuruluş amacı, tüzüğünde de belirtildiği gibi, millî kültür, ahlak ve mefkûrenin gelişmesi, millî birlik ve toplum yapısının sağlamlaştırılması istikametinde çalışmalar yapmaktır. Günlük siyasetin dışında kalmak, siyasî parti mücadelelerine karışmamak, Türk Ocaklarının her dönemde dikkatle koruduğu temel ilkelerinden birisidir.

Bugün, sosyal, kültürel, psikolojik birçok sıkıntıların yaşandığı toplumumuz için Türk Ocakları millî kimliğimizi arama çabalarımızın en önemli odaklarından biridir. Millî bir potada bir araya gelen milliyetçi münevverlerimizin oluşturduğu fikrî zemini, her dönemde millî kültürümüzün yayılmasına, tarih şuurunun nesiller arasında intikaline hizmet etmiş, millî birlik ve milliyet şuurunun tahakkukuna yardımcı olmuştur.

Dağılan İmparatorluğun enkazları arasında yalnız Türklük âlemi için değil, bütün mazlum milletler için de bir ümit ve müjde güneşi olarak yükselen millî devletin kuruluş felsefesinin nâzım unsuru Türk Ocaklarıdır. Ziya Gökalp'lerin, Hamdullah Suphi'lerin, Yusuf Akçura'ların, Ağaoğlu Ahmet Beylerin ve daha nice milliyetperver fikir adamının ellerinde yükselen mefkûre meşalesi, Birinci Cihan Harbinde, istiklal mücadelesinde, millî bağımsızlığın tahakkuku için kan döken, can veren milliyetçi gençliğin zihin mayasını oluşturmuştur.

Büyük Atatürk'ün her zaman çok önem verdiği, ilgi ve yardımlarını esirgemediği Türk Ocakları, devletimizin kurucusu Ulu Önderin başlıca ilham kaynaklarından biri olmuştur. Türk Ocakları gibi, seksenbeş yıllık millî mefkûre ocağına her zaman ihtiyaç duyulmuştur. Partilerüstü kalmaya özen göstererek, millî birlik ve kardeşlik yuvası olarak hizmet etme azim ve gayreti içinde bulunan bu teşekkül, seksenbeş yıllık tarihi boyunca, millî ve manevî değerlerimizin sözcülüğünü yapmıştır.

Büyük Türk kültür coğrafyasının 6 yeni bağımsız Türk cumhuriyetiyle 21 inci Yüzyıla intikal ettiği bir dönemde, Türk Ocaklarının faydası ve lüzumu, 20 nci Yüzyılın başlarından da ileride bir ihtiyaçtır. Halen, Devlet Resim ve Heykel Müzesi olarak kullanılmakta bulunan tarihî Türk Ocağı binasının, Türk Ocakları tarihinde çok özel bir yeri ve önemi vardır. Buranın arsası, 1926 yılında Evkaftan, Türk Ocağının parasıyla satın alınmıştır. İnşaatına 1927 yılında başlanılan bina, 1929 yılında tamamlanmıştır. İnşaatın bütün giderleri Türk Ocağı bütçesinden, Ocak üyelerinden ve Türk Ocağı çalışmalarını takdirle izleyen Ocak dostlarından karşılanmıştır; yani, bu binanın inşaatında devletin en ufak bir katkısı yoktur. Binanın her taşı, her tuğlası Türk Ocaklarının kendi öz mallarıdır.

1931 yılında, devrin siyasî ve sosyal şartları gereğince, her türlü toplu faaliyetin CHP bünyesinde cereyan etmesi uygun bulunduğundan, Türk Ocaklarının da kendini feshederek halkevlerine katılması istenilmiş ve bu görüş mucibince Türk Ocakları bütün menkul ve gayrimenkul mevcudiyetiyle halkevlerine devredilmiştir. O dönemde halkevlerine intikal eden Ocak malları arasında, Ankara'daki tarihî binanın dışında, pek çok gayrimenkul bulunmaktadır. 1951 yılında halkevlerine ait gayrimenkullerin Hazineye intikaline mütedair kanun çıkarken, tarihî Türk Ocağı binasının kullanım hakkının Türk Ocakları Genel Merkezine verilmesi uygun görülmüştür. Zira, bu bina, 1927 yılında, devletin katkısı ve yardımı olmaksızın Türk Ocaklarının kendi maddî imkânlarıyla inşa edilmiştir. Türk Ocaklarının kendi eseri olan bu binanın, bu kuruluş tarafından kullanılması hakkaniyet icabından sayılmıştır. Daha sonra, 1971 yılında intifa hakkı, Bakanlar Kurulu kararıyla geri alınmış ve bina o zamandan günümüze kadar Devlet Resim ve Heykel Müzesi olarak, Kültür Bakanlığı bünyesinde, kullanılmaktadır. Bu binanın mülkiyetinin Türk Ocaklarına intikali, Ocağın tarihî misyonu ve ifa ettiği hizmetler açısından olduğu kadar, hakkaniyet ve adalet ilkelerinin de gereğidir. Bu intikal sadece bir hakkın iadesi değil, aynı zamanda Türk Ocaklarının itibarının da iadesi olacaktır. Kaldı ki, binanın şimdiki kullanım esasları da, ilgili kuruluş ile Kültür Bakanlığı arasında aktedilecek protokolle, uygun ve mantıkî bir çerçevede tanzim edilebilir.

Yüce Meclisimiz, çeşitli zamanlarda çıkarmış olduğu kanunlarla, siyasî partilere ve sendikalara karşı yapılmış olan haksızlıkları telafi edecek kararlar almış ve birçok siyasî partinin -bu arada Cumhuriyet Halk Partisinin- sendikaların Hazineye intikal etmiş ve başka amaçlara tahsis edilmiş olan gayrimenkullerinin aslî sahiplerine iadesini sağlamıştır.

Şimdi, Yüce Meclisimizi tarihî bir görev daha beklemektedir. Kamu yararına çalışan seksenbeş yıllık bir millî kuruluşumuzun, tamamen kendi imkânlarıyla sağladığı, inşa ettiği binanın mülkiyet hakkını, asıl sahibi olarak kendisine iade etmek, bizler için şerefli ve tarihî bir karar olacaktır. Bu anlayışla, teklifimize olumlu bakacağınızı ümit eder, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ertugay. (DYP, RP ve ANAP sıralarından alkışlar)

Lehinde, Sayın Esat Bütün; buyurun efendim.

Sayın Bütün, süreniz 10 dakika efendim.

ESAT BÜTÜN (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Anavatan Partisi, DYP ve Refah Partisi Gruplarının müşterek imzalarıyla, bir hakkın iadesini sağlayacak olan, Türk Ocağı binasının iadesiyle ilgili teklifin lehinde, şahsım adına görüşlerimi açıklamak için huzurlarınızdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Türk Ocakları, cumhuriyetin kuruluşuyla beraber, bizzat Atatürk'ün başlatmış olduğu Türk milliyetçiliği hareketinin önderlerinden bir tanesidir. Hatta, İstiklal Marşının yazarı Mehmet Akif'in şiirini bu Mecliste okuyan Hamdullah Suphi Tanrıöver, Türk Ocaklarının Genel Başkanıdır.

Cumhuriyetin ilk yıllarıyla beraber, Büyük Atatürk'ün başlatmış olduğu hamlelere ve eserlere baktığımızda, Türk Ocakları gibi, Türk Dil Kurumunu, Türk Tarih Kurumunu, yine, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesini görürüz. Bunlar, Atatürk'ün, bu milletin aslî unsurları olan Türk Milletine vermiş olduğu değeri gösterir. Yine, Türk Ocağıyla ilgili bir sözü vardır: “Bu Ocağı kapatanın ocağı kapansın” diye.

Türk Ocakları, bugün için de, gerçekten, Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla beraber, inanıyorum ki, çok daha büyük bir fonksiyona sahiptir, çok daha büyük bir görevle karşı karşıyadır. Yine, Atatürk'ün “Sovyetler Birliği bir gün dağılacaktır, bizim orada soydaşlarımız ve ırktaşlarımız vardır; bugün için Sovyetler Birliği ile dostuz; ama, gün geldiğinde bu akraba soydaşlarımızla ilgili gerekli tedbirlere hazır olmalıyız” mealinde sözleri vardır. Ama, son yıllarda ve daha önceki yıllarda, maalesef bu vasiyetler unutularak, Türk Ocağının, hem de Türk Ocaklarının katkılarıyla, satın alınan yere yaptıkları bu bina, müze haline getirilmiştir. Bugün için -demin de söyledim- Türk Ocaklarının, Türk dünyasıyla, Türk cumhuriyetleriyle ve yine Balkanlardaki Türklerle ilgili çok daha fonksiyonel görevinin olduğu kanaatindeyim.

Elbette, bu bina, Türk Ocakları tarafından kendi tarihine, Türk tarihine ve milletimizin değerlerine uygun olarak kullanılacak ve bu eser, en iyi şekilde korunacaktır; çünkü, bu eserin kıymetini, bu eserin sahipleri, bu eseri yapanların mirasçıları devam ettirecektir. Onun için, Meclisimizin, bu hakkın iadesi konusunda bugün alacağı karar, gerçekten tarihî bir karar olacaktır.

Vakıflarda asıl olan, vakfın bir başka şekilde kullanılması aslında suçtur; çünkü, vakıf meselesine de aykırıdır, bizim tarihî geleneklerimize de aykırıdır.

Onun için, inanıyorum ki, Atatürk'ün her konuda, Türk Gençliğine Hitabesinden başlayarak, Türk unsurunu, Türk Milletini öne çıkaran düşüncesi noktasında, burada, Türk Milletinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütün üyelerinin oybirliğiyle bu hakkı sağlayacaklarına inanıyor, Genel Kurula saygılar sunuyorum.(ANAP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bütün.

Aleyhte konuşmak üzere, Sayın Nihat Matkap; buyurun.(CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Matkap, konuşma süreniz 10 dakikadır.

NİHAT MATKAP (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Doğru Yol Partisi Grubunca Meclis İçtüzüğünün 19 uncu maddesi gereğince verilmiş bulunan önerinin aleyhindeki görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım; sözlerime başlarken, sizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Doğru Yol Partisi Grubu aynı öneriyi 30 Temmuz 1997 günü; yani, altı gün önce Genel Kurula getirmiş, bu konu burada müzakere edilmiş ve Meclisçe bu öneri reddedilmişti; o günden bu yana neyin değiştiğini anlamakta güçlük çekiyorum. En azından, Doğru Yol Partisi Grubundan, alınmış bulunan Meclis kararına saygılı davranmayı beklerdik.

Değerli arkadaşlarım, geçen hafta, bu öneriye ilişkin müzakereler yapıldığında, Anavatan Partisi Grubu, kanun teklifinin içeriğine karşı olmamakla beraber, bunun, şimdi gündeme alınmasını bir gündem saptırma olarak değerlendirdiğini ve şu an acil ihtiyaçlar arasında yer almadığını ifade ederek, bu öneriyi reddetmişti.

Demokratik Sol Parti, bu kanun teklifi Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken, teklife karşı çıkmıştı ve teklife neden karşı oldukları, Demokratik Sol Partinin Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri tarafından aynen şöyle yazılmış: “Anayasamız, mülkiyet haklarının korunması konusunda, özel mülkiyet ile kamu mülkiyeti arasında bir fark görmektedir. Dolayısıyla, yasayla kurulan kuruluşlara, aynı yasayla mülkiyeti verilen Hazineye ait gayrimenkuller hariç olmak üzere, bir yasayla, bir kişiye ait mülkün bir başka kişiye devredilmesi, yürürlükteki yasa hükümleri dışında devri, Anayasamızın mülkiyet hakkının korunmasıyla ilgili hükmüne aykırıdır.

Bu nedenle, bu yasa teklifine karşı oy hakkımızı kullanıyoruz.”

Cumhuriyet Halk Partisinin Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri, karşıt görüşlerini şöyle açıklamışlar: “1. Hükümet, 17.3.1997 tarih ve 1087 sayılı, Devlet Bakanı Lütfü Esengün imzalı görüşüyle, yasa teklifleriyle tarihî Türk Ocağı binasının mülkiyetinin Türk Ocakları Derneğine devrine karşıdır. Bu uygulamanın kamu yararına sonuç vermeyeceğini, Kültür Bakanlığının hizmetlerini aksatacağını belirtmektedir.

2. Bina, halen, müze olarak restore edilmiş durumdadır, devlet tarafından Resim ve Heykel Müzesi olarak kullanılmaktadır. Bu kullanım şekliyle, kültürümüzün tanıtılmasına katkı sağlamaktadır.

3. Yasa, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. Bu nedenle, tarihî Türk Ocağı binasının, Türk Ocakları Derneğine devrini öngören bu yasa tekliflerine karşıyız.”

Değerli arkadaşlarım, bu arada, geçen hafta da, size, Hükümetin neden karşı olduğunu okumuştum, şimdi, yine aynen okumak durumundayım. Bu kanun teklifinin görüşülmesi sırasında, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanının, Hükümetin görüşünü talep etmesi üzerine, Refahyol Hükümeti adına Devlet Bakanı Sayın Lütfü Esengün'ün, neden karşı olduğunu haklı gerekçelerle bildirdiği metni aynen okumak istiyorum. Bakınız Hükümet adına ne diyor:

“Bilindiği gibi, tarihî Türk Ocağı binası, yapıldığı tarihten bu yana, Türk Ocakları Derneğinin dışında da birçok kuruluş tarafından kullanılmış ve 1980 yılından sonra da Kültür Bakanlığı bünyesinde restore edilerek Devlet Resim ve Heykel Müzesi olarak hizmete alınmıştır.”

Özellikle bu paragrafa dikkatinizi çekmek istiyorum:

“Söz konusu bina, kültür amacıyla yapılmış bulunduğundan, halen gördüğü kültürel işlevin yapılış amacına uygun olduğu ve dünyadaki benzerleri arasında en fazla fonksiyona sahip müze olarak kabul gördüğü değerlendirilmektedir. Bu nedenle, mevcut kullanım şeklinde kamu yararının daha fazla olacağı mütalaa edilmektedir.

Diğer taraftan, tekliflerin kabulü halinde, diğer dernek ve kuruluşlardan emsal talepler gelmesine yol açacağı ve halen Kültür Bakanlığına tahsisli binaların, ihtiyaç duyulan miktardan daha az olduğu hususu da dikkate alındığında, benzer taleplerin karşılanmasında güçlükle karşılaşılacağı; dolayısıyla, Kültür Bakanlığının, görevini yerine getirmesinde aksamaya neden olacağı düşünüldüğünden, tekliflerin uygun bulunmadığını bilgilerinize arz ederiz.” Bunu söyleyen Refahyol Hükümetinin Sayın Bakanı.

DEVLET BAKANI HASAN HÜSAMETTİN ÖZKAN (İstanbul) - Kim, hangi bakan?..

NİHAT MATKAP (Devamla) - Lütfü Esengün.

Değerli arkadaşlarım, normal koşullarda, Anayasamızın ve İçtüzüğümüzün ilgili maddeleri gereğince, 1 Temmuzda Genel Kurulun tatile girmesi gerekiyordu; ancak, ülkenin acil ihtiyaçları nedeniyle, Genel Kurul, çalışmalarını devam ettiriyor. Kaldı ki, bazı gruplarda yorgunluk görülmektedir, yorgunluk belirtileri de vardır. Nitekim, Refah Partisi Grubu, Danışma Kuruluna, Meclisin tatile girmesi için bugün öneri de götürdü. Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanmadığı için, bunu, Refah Partisi Grubu, grup önerisi olarak Meclis Başkanlığına tevdi etti, biraz sonra onu da görüşeceğiz. Bu koşullarda, bu ısrarı anlamakta gerçekten güçlük çekmekteyiz. Eğer, amaç, Hükümet ortakları ile Hükümete destek veren ortakları karşı karşıya getirmekse, tabiî ki, bunda başarılı olursunuz; ama, umarım, iktidarı oluşturan, destek veren gruplar bu tuzağa düşmez.

Değerli arkadaşlarım, biz, her ne kadar karşıysak da, eğer, bu Genel Kurul, bu önerinin kabulüne veyahut da bu teklifin kabulüne, daha sonra kabul verirse, kabul ederse, bize düşen, demokrasiye olan inancımız gereğince, sadece saygı göstermektir, diğer grupların yaptığını yapmayacağız.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinize saygılar sunuyorum. (CHP, ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Matkap.

Başka söz isteyen?.. Yok.

Yalnız, Sayın Matkap, biraz önce, Doğru Yol Partisinin de Meclis kararlarına saygılı olmasını ifade ettiniz de... Aslında, burada saygı konusu biraz fazla bir ifade oldu. Bundan önce, kumarhanelerle ilgili kanunun öncelikle görüşülmesi ile, bu öneri, aynı birleşimde reddedilmişti_

AYHAN FIRAT (Malatya) - Cevap mahiyetinde...

BAŞKAN - Bir dakika efendim, bir dakika... Tamam, size bir şey demiyorum.

Bakın, biraz önce, Danışma Kurulu kararıyla, yani, aynı birleşimde reddedilen bir konu, Danışma Kurulu kararıyla yeniden kabul edildi, burada bir saygısızlık yok, yani, grup bakımından.

Peki, teşekkür ederim.

ÖNDER SAV (Ankara) - Öyle bir usul var mı Sayın Başkan?

BAŞKAN - Yok, yani, şimdi ben bir açıklama yaptım.

NİHAT MATKAP (Hatay) - Kumarhaneler konusu Danışma Kurulu önerisiyle geldi.

BAŞKAN - Tamam... Meclisin kararı...

NİHAT MATKAP (Hatay) - İkisi arasında çok fark var. Demek ki, o ihtiyaç var ki geldi; keşke bu da Danışma Kurulu önerisiyle gelse.

BAŞKAN - Teşekkür ederim... Sağ olun...

AYHAN FIRAT (Malatya) - Sayın Başkan, son söz başkanındır diye bir usul mü var?!

BAŞKAN - Sayın Fırat, rahatsız olmayın, yanlışları düzeltmek, bence, bu kürsünün şanının gereğidir.

Öneri üzerindeki müzakereler bitmiştir.

Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir.

Refah Partisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilen önerisini okutuyorum:

2. - TBMM'nin 6.8.1997 Çarşamba günü tatile girmesine ilişkin RP Grubu önerisi

5.8.1997

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 5.8.1997 Salı günü (bugün) yapılan toplantısında siyasî parti grupları arasında oybirliği sağlanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

Salih Kapusuz

RP Grup Başkanvekili

Öneri: Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6.8.1997 Çarşamba günü tatile girmesi önerilmiştir.

BAŞKAN - Bu öneri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yarından itibaren tatile girmesine ilişkindir.

Şimdi, önerinin leh ve aleyhinde söz isteyenler varsa...

Sayın Karamollaoğlu?..

OYA ARASLI (İçel) - Sayın Başkan, aleyhinde söz istiyorum.

BAŞKAN - Aleyhinde söz istiyorsunuz.

Sayın Güney?..

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) - Aleyhinde...

BAŞKAN - Ülkü Bey, siz aleyhinde...

Sayın Karamollaoğlu siz?..

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) - Lehinde...

BAŞKAN - Lehinde...

Buyurun efendim, önce size önerinin lehinde söz verelim. (RP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakika efendim.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; bu getirdiğimiz önerinin gerekçelerini sizlere arz etmek için huzurlarınızda bulunuyorum.

Elbette, Refah Partisi olarak, Meclisimizin çalışmasını ve çıkarılmasında ihtiyaç duyduğumuz kanunların bir an önce çıkarılmasını istediğimizi de öncelikle arz etmek istiyorum; ancak, bu sıralarda, dayatma ve biraz da faydasız ısrarlarla karşı karşıyayız Meclis olarak. Çok mühim bir konu, ülkemizin geleceğini ilgilendiren, bugünkü gençlerin eğitimiyle ilgili bir konu alelacele Meclis gündemine getiriliyor ve bu konu, süratle, hatta 48 saat bile geçmeden, kendisiyle ilgili olmayan bir komisyonda, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmeye başlanıyor; ancak, Millî Eğitim Komisyonu tali bir komisyon olarak bırakılıyor.

REFİK ARAS (İstanbul) - Sayenizde!...

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) - Görüşlerine de ne kadar itibar edileceğini, elbette, önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Muhterem arkadaşlarım, öyle zannediyoruz ki, Hükümet bu konuyu Büyük Millet Meclisine getirirken, büyük bir şaşkınlık içerisinde getirmiştir. Hükümet ortağı olan partiler, bu konuda, öncelikle şunu ifade edeyim ki, aynı kanaati paylaşmamaktadır; daha önceden birbirleriyle çelişkili olan ifadeler dile getirmişler, hatta Meclise kanun teklifleri bile vermişlerdir. Dışarıdan bu Hükümeti destekleyen Cumhuriyet Halk Partisinin kanaati de bellidir; bu Hükümetin devam edip etmemesi, bir bakıma, 8 yılık eğitimin, bununla ilgili kanunun Büyük Millet Meclisinden geçip geçmemesine bağlıdır.

Peki, bizim, Meclisi şu anda tatile sokmak istememizin bu konuyla alakası nedir?

Muhterem arkadaşlar, biz, şu anda, iktidar ortağı bulunan partilere bir zaman, bir süre tanımak istiyoruz. Eğer, Meclisimiz, şu sıralarda tatile girerse -yarından itibaren- Hükümetin önünde, bu konuyu yeniden enine boyuna tartışacak, uzmanlara inceletecek ve konu hakkında yeniden karar verecek zamanı olacaktır. Bu zamana Hükümetin çok büyük ihtiyaç duyduğuna inanıyoruz. Çünkü, bu kanun tasarısı Büyük Millet Meclisine sevk edilirken, Hükümet, lütfedip beş yıllık planı bile tetkik edememiştir, aceleyle getirdiği için tetkik edememiştir. Bir defa, beş yıllık planın, 8 yıllık eğitimle ilgili olarak hangi kanaatleri taşıdığını, hangi hükümleri taşıdığını ve bu beş yıllık planın tam zıddını ifade eden bir kanun tasarısının Büyük Millet Meclisine sevkinin Anayasayla da bağdaşmadığını görecektir. Bunun için ihtiyaç vardır zamana. Bunun için, tatile girmekle, Hükümet tarafından büyük bir fırsatın yakalandığını görmüş olacağız.

İkinci husus: Bu konu uzmanlara doğru dürüst tetkik ettirilmemiştir. Bildiğiniz gibi, Avrupa'da 8 yıllık eğitim, bugün Büyük Millet Meclisine sevk edildiği şekliyle uygulanmamaktadır. Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesi, aynı çatı altında 8 yıllık bir zorunlu eğitimi tatbik etmemektedir. Sadece ve sadece bizim Hükümet mensuplarımızın Afrika'ya özentilerinden olacak, Afrika'daki 8 yıllık kesintisiz eğitimi, geri kalmış ülkelerin uyguladığı eğitimi ülkemize de tatbik etmek istemektedirler. Hiç olmazsa bu konunun da Hükümet tarafından tetkik edilebileceği kanaatindeyiz, tetkik edilmesinde de bir bakıma zaruret görüyoruz, yanlıştan dönmelerine fırsat tanıyabilmek için.

Başka bir konu, finansmanla alakalıdır. Daha önceden bu Hükümet 15 trilyon, 25 trilyon, birazcık yukarıya çıktıkları zaman 30 trilyon, 35 trilyon lirayla eğitim probleminin çözüleceğini ifade etmişlerdi; fakat, hakikatleri görmeye başlayınca, bu rakamların birdenbire değiştiğini elbirliğiyle gördük. Şimdi artık trilyonlardan değil, katrilyonlardan bahsediliyor ve o katrilyonların bütçeden karşılanamayacağını Hükümet mensubu arkadaşlarımız bildikleri için, bunun vatandaştan toplanabilmesi için, bir çabanın içine girmiş bulunuyorlar. İyice tetkik ettikleri zaman Hükümet mensupları görecekler ki, bu rakam öyle 1 katrilyon filan değil; bizim, uzmanlara inceleterek çok kesin rakamlarla ortaya koyduğumuz gibi, 8 yıllık kesintisiz eğitimin uygulanabilmesi için en az 2,5 katrilyon liraya ihtiyaç vardır.

REFİK ARAS (İstanbul) - Bunun gündemle ne alakası var?!

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) - Ha, gündemde bunları tetkik edesiniz diye, Meclisi tatile sokarak size zaman tanıyoruz. Çünkü, siz bunu -maalesef- tetkik etmeden, edemeden gündeme getirdiniz. Bakın, üç hafta içinde 25 trilyon 1 katrilyona çıktı. Eğer, size bir üç hafta daha verirsek, bunun en az 2,5 katrilyon olacağını göreceksiniz. Hele bugünkü enflasyonu gözönüne aldığınız zaman 2,5 değil, 5,5 katrilyon lira bile yetmeyecek. (RP sıralarından alkışlar)

Hemen şunu da ifade edeyim: Sadece 2,5 katrilyon lira değil_ 400 bin öğretmen açığı var. Bu açığın kapanabilmesi için, eğer, siz, senede -bugünkü gibi- 10 bin değil, 20 bin öğretmen yetiştirseniz, emekli olanları da kattığınız zaman, öğretmen açığını karşılayabilmek için en az otuz yıla ihtiyaç olduğunu yine bu süre içinde göreceksiniz. Aslında, biz Refah Partisi olarak Hükümete büyük bir şans tanımak istiyoruz. Yanlıştan nerede dönülürse kârdır. Bu kanun Meclisten geçtikten sonra birtakım tatbikatlara başlandığında, birtakım problemler çıktığında geri dönmek daha zor olacaktır. Gerçi, şunu hemen söyleyeyim: Siz, her ne kadar seçimlerden kaçsanız da, bir gün sandığa mahkûm olacaksınız ve sizin şu anda kaçtığınız sandıktan, bir gün gelecek, belki burada temsilci bile bulunduramayacaksınız. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Muhterem arkadaşlarım, sadece o değil; bir de, kamuoyunu yoklamanızı istiyoruz. Milletvekilleri olarak sizlerin, kendi seçim bölgelerinize gitmenizi, oradaki vatandaşla görüşmenizi, esnafla görüşmenizi, sanatkârların nasıl çırak sıkıntısı çektiğini bizzat gözlerinizle görmenizi, kulaklarınızla duymanızı istiyoruz. Size bu tatili önermemizin en büyük sebeplerinden bir tanesi de budur.

HASAN GÜLAY (Manisa) - Sağ ol, sağ ol!

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) - Siz, Ankara'da oturarak, hakikaten, vatandaşın dileğini ölçemezsiniz. İşte, biz, eğer Meclisi bir müddet tatile sokarsak, siz, bu bilgilerle mücehhez olarak yeniden gelecek ve öyle ümit ediyoruz ki, kararınızı değiştireceksiniz. (ANAP ve DSP sıralarnıdan “sağ ol, sağ ol” sesleri)

Elbette, biz, sekiz yıllık eğitime karşı değiliz; ama, kanun tasarısının bugünkü yapısına karşıyız. Bizim, Büyük Millet Meclisinde, eğitimin onbir yıla çıkarılmasını öngören kanun teklifimiz var; onu da görüşüp, çıkarabiliriz; ama, dört başı mamur olarak, enine boyuna her hususu tartışarak, attığımız adımın ne manaya geldiğini öğrenerek bir karar verebiliriz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Karamollaoğlu, süreniz bitti; lütfen, son cümlenizi söyler misiniz.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.

Sayın milletvekilleri, bizim, şu anda huzurunuza getirdiğimiz tatil kararının arkasında yatan niyeti size arz ettim.

YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) - Daha fazla uzatmadan halledelim bu sekiz yıl meselesini.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Devamla) - Ümit ediyorum ki, bu konuda, sizler, bize değil, kendinize destek verir, düşünme fırsatını elde edersiniz.

Şu arada, Yeniden Doğuş Partisi Genel Başkanının savcılık tarafından serbest bırakıldığını da öğrenmiş bulunuyorum; kendisine ve yakınlarına geçmiş olsun diyorum. Böyle hadiselerin bir daha yaşanmamasını temenni ediyor; Yüce Meclise saygılar sunuyorum efendim. (RP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Karamollaoğlu.

Aleyhte, Sayın Oya Araslı; buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Araslı, süreniz 10 dakika.

OYA ARASLI (İçel) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce, Refah Partisinin Sayın Grup Başkanvekilinin açıklamalarından, Refah Partisi Grubunun getirmiş olduğu, Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarını tatil etme önerisinin hangi amaca yönelik olduğunu açıkça öğrenmiş bulunduk. Amaç, 8 yıllık kesintisiniz ilköğretimle ilgili yasanın çıkmasını engellemek. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar[!])

Aslında, Refah Partisi, bir yasanın çıkmasını engellemek doğrultusundaki amacını gerçekleştirmek için, Türkiye Büyük Millet Meclisini bir araç olarak kullanmak istiyor. (RP sıralarından “Aa” sesleri) Kimsenin, Türkiye Büyük Millet Meclisini, bu amaç için bir araç olarak kullanmaya hakkı yoktur, Anayasamız çerçevesinde böyle bir yetkisi de yoktur. (CHP sıralarından alkışlar, RP sıralarından gürültüler) Bu, benim bir izlenimim değil sayın milletvekilleri; Grup Başkanvekiliniz, bunu, burada, olanca açıklığıyla ifade etti; burada, bunu, bütün Yüce Meclis üyeleriyle birlikte ben de öğrenmiş bulunuyorum. Kimsenin, böyle bir yetkisi yoktur; Türkiye Büyük Millet Meclisini bir engelleme faaliyetine araç etme konusunda yetkisi yoktur.

Tatil, çalışmalara devam etmeye gerek olmadığı zaman uygulanan bir kurumdur; ama, bir yasanın çıkmasını engellemek için, Türkiye Büyük Millet Meclisi tatile çıkarılmaz. Yalnız Türkiye'de değil, dünyanın hiçbir parlamentosunda, tatile çıkmak için, böyle bir amaçtan hareket edilmez; araç yanlıştır.

İkincisi; mademki sekiz yıllık eğitimi tartışıyoruz burada, şunu söylemek istiyorum: 8 yıllık eğitim, birdenbire gündemimize giren bir konu değil; 8 yıllık kesintisiz eğitim, 1970'li yıllardan beri, Türkiye'de, millî eğitim şûralarında tartışılan ve önerilen bir eğitim sistemi. Onun için, bunun, birdenbire yüz yüze geldiğimiz bir eğitim sistemi olduğunu söylemek doğru değildir; insafsızlıktır. Bu konuda, herkes, yeterince bilgilenmiş durumdadır. Zamana sığınıp da birilerinin fikrini değiştireceğini veya bu konuda daha etraflıca bilgiler edineceği ummak, hayalden öte bir şey değildir, geciktirmedir yalnızca. Bu konuda, herkes, yeterince bilgi sahibidir. Ha, bilgi sahibi olmayanlar var; sokaklarda “8 yıllık eğitim, imam hatip okullarını kapatmak için bir oyundur” diyenler, 8 yıllık eğitim konusunda gerçekten bilgilenmeye muhtaç olan, bu konuyu yeterince bilmeyen kimselerdir. (CHP sıralarından alkışlar) Bu kimseler, eğer bir tatile ihtiyaçları olduğunu, eğer bu konuda bilgilendirilmeye muhtaç bulunduklarını düşünüyorlarsa, buyursunlar, bir kenara çekilsinler; bu konuda sayısız yayın var, bunları izlesinler, bilgi bakımından zenginleşsinler; ama, bu konu, ne Türk toplumunun ne de Türkiye Büyük Millet Meclisinin yabancı olduğu ve ilk defa birkaç ay önce yüz yüze geldiği bir konu değildir. Herkes bu konuyla ilgili bilgi sahibidir. Hatta, beş yıllık kalkınma planında da bu konu önerilmiştir.

ABDULKADİR ÖNCEL (Şanlıurfa) - Millet biliyor.

OYA ARASLI (Devamla) - Aksi iddia edilmesine rağmen, dikkatle okunduğu zaman beş yıllık kalkınma planı, 8 yıllık eğitimin orada da bir öneri olarak yer aldığı rahatlıkla görülecektir.

Değerli arkadaşlarım, bu konu, Danışma Kuruluna, Refah Partisi Grubu önerisi olarak getirildiğinde, bir başka gerekçe daha dile getirildi. Daha sonra, biraz önce Sayın Karamollaoğlu'nun da aynı gerekçeden bahsettiğine tanık olduk. Bu gerekçe şu: 8 yıllık kesintisiz ilköğretim kanunu ilköğretim kanunu nedeniyle, Türk toplumu bir gerginlik yaşamaktadır. Bu gerginliği ortadan kaldırmanın yolu da, Türkiye Büyük Millet Meclisini tatile sokmaktır.

Değerli arkadaşlarım, ben, sizlere bir soru sormak istiyorum. Türkiye'de, yasamayla ilgili sorunların en son ve en yetkili olarak halledildiği yer neresidir, hangi mercidir?

MEMDUH BÜYÜKKILIÇ (Kayseri) - Halktır, halk!.. Millettir!..

OYA ARASLI (Devamla) - Kuşkusuz, halktan aldığı vekâletle, Türkiye Büyük Millet Meclisidir.

O zaman, ben, size şunu sormak istiyorum: Değerli arkadaşlar, her gerginlik yapıldığı zaman Meclisi tatile çıkarırsak, her karşılaştığımız zorlukta Meclisi tatile çıkarırsak, Türkiye'nin dağlar gibi üst üste yığılmış sorunlarını kim çözecek?! Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde, sorunlar karşımızda ve milletvekillerimiz kaçıyorlar, sorun çözmekten kaçıyorlar, tatile sığınmaya çabalıyorlar!.. (CHP sıralarından alkışlar) Bu davranışın hesabını -biraz önce “emanetin sahibi halktır” diyenlere sormak istiyorum- halka nasıl izah edecekler; sorun geldi, çözemedik, tatile gittik, istirahat ettik mi diyecekler?!. (RP sıralarından gürültüler)

Değerli arkadaşlar, bu millet, bize, milletvekilliği görevini, tatil yapalım diye vermedi; bu millet, bize, milletvekilliği görevini, Türkiye Büyük Millet Meclisinde çalışalım, görevimizi yerine getirelim diye verdi. Tatil yapmak isteyen buyursun, üzerindeki sıfattan sıyrılsın “ben çalışmak istemiyorum, yoruldum, biraz da iktidarda bulunmak beni yordu; ben tatil yapacağım” desin; buna bir engel yok; ama, milletten aldığımız vekâlet, görevlerimizi, acilen, burada yerine getirmemizi emrediyor; “sokakta tartışma çıktı, İktidar Partisi, Hükümet iyi araştırmadan bir kanun teklifi getirdi, tatil yapalım, oturalım” demeye hakkımız yok. Tasarıyı beğenmiyorsanız, Hükümetin yeterli çalışma yapmadığını düşünüyorsanız, bunları tartışma yerimiz de burasıdır.

ASLAN POLAT (Erzurum) - Halka gideceğiz.

OYA ARASLI (Devamla) - Tatilde, nerede ne yapacağız, kiminle tartışacağız, hangi müzakereyi gerçekleştireceğiz. (RP sıralarından “halkla” sesleri)

Halkın ne dediğini yalnız siz değil, hepimiz biliyoruz. Siz de yalnız burada oturmuyorsunuz, ben de yalnız burada oturmuyorum, buradaki bütün arkadaşlarımız da yalnız burada oturmuyor; yalnız siz halkla temasta değilsiniz; bizler de, halkın, hangi konuda ne düşündüğünü, neyi istediğini, sürekli olarak halka giderek öğreniyoruz. (RP sıralarından gürültüler) Onun için, halkla ilişkileri, yalnız bir partinin inhisarında bir olay olarak görmeye ve göstermeye kalkışmaya kimsenin hakkı yoktur Türkiye'de. Halkın ne dediği bellidir, getirilen tasarının ne dediği bellidir. Eğer bir eleştiriniz varsa, tasarıyla ilgili önerileriniz varsa, onların tartışma yeri de Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Ha, eğer Türkiye Büyük Millet Meclisi bu yer değildir diyorsanız, o zaman, sizlerin Anayasa ve demokrasi anlayışınızı da tartışmamız gerekir. (RP sıralarından gürültüler) O zaman, acaba, siz, Türkiye Büyük Millet Meclisini göstermelik bir organ olarak mı görüyorsunuz? Tatilde Türkiye'yi yöneteceksiniz; ama, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasama görevini yerine getirmekten kaçacaksınız. Bunu, bu mantığı, demokrasi anlayışına sahip hiçbir kimseye inandırıcı bir biçimde kabul ettiremezsiniz. Bu, demokrasi mantığına aykırı bir öneridir. Bu öneriyi, hiçbir şekilde, Türkiye Büyük Millet Meclisine, Anayasaya, Anayasada gösterilmiş olan devletin organlarına saygı sahibi bir insanın, şu koşullarda, kabul edebilmesi mümkün değildir.

Değerli arkadaşlar, bu öneriyi reddetmeme neden olan konu, yalnız, 8 yıllık eğitim konusunda burada dile getirilen görüşler değil. Bu memleketin önünde bir Susurluk Olayı vardır. Bu Susurluk Olayının aydınlanması, hakkında fezleke düzenlenmiş birtakım milletvekillerimizin dokunulmazlıkları konusunun Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında halledilip, bunların bilgilerinin yargıya yansımasını gerektiriyor. Susurluk'u çözebilmemiz için, evvelemirde, bu adımı atmamız gerekiyor. Onun için de, Türkiye Büyük Millet Meclisini tatile sokmaya hakkımız yok. Eğer, Susurluk'un çözümlenmesini istiyorsak, eğer dokunulmazlıkların, yolsuzlukların çözümlenmesini engelleyen bir zırh gibi ayakta durmasını engellemek istiyorsak, Meclisi tatile sokturmaya hakkımız yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Araslı, lütfen toparlar mısınız.

OYA ARASLI (Devamla) - Bu konular da, Meclise getirilip görüşülmelidir.

Onun için, tatil konusundaki öneriye ret oyu kullanacağımı ve bu görüşlere katılan bütün milletvekillerinin de ret oyu kullanmasını beklediğimi saygıyla bilgilerinize sunuyorum.

Sizleri saygıyla selamlıyorum. (CHP, ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) - Ya çıkacak, ya çıkacak!..

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Araslı.

Lehte, Sayın Salih Kapusuz; buyurun efendim.

Sayın Kapusuz, süreniz 10 dakikadır.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Refah Partisi grup önerisiyle ilgili, lehte olmak üzere, söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, bir hususu -Parlamentoda bulunan değerli milletvekili arkadaşlarım bilmelerine rağmen- vatandaşlarımıza da hatırlatmak açısından tekrar etmekte fayda mülahaza ediyorum. Şu anda, bildiğiniz gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1 Temmuz tarihinden itibaren, normal tatil sürecinde olmasına rağmen, Türkiye'deki değişen şartlardan gelen zaruretlere binaen çalışmalarını sürdürmektedir.

Elbette, hiç aralık vermeden çalışmak da mümkündür. Bizim, grup olarak, özellikle, çalışma konusundaki dikkatimiz, gayretimiz, hem siyasî partilerimiz tarafından bilinir hem de milletimiz tarafından takdirle takip edilir. Dolayısıyla, meseleyi doğruca orta yere koyup, isabetli kararlar alıp, buradaki çalışmaları faydalı bir şekilde sürdürmekten yanayız.

Aralık 1995'te yapılan bir seçim sonrası, hükümet kurma çalışmalarına büyük bir çaba sarf edildi; bildiğiniz gibi, bir hükümet denemesi yaşandı, bu deneme fiyaskoyla neticelendi; arkasından, yeni bir hükümet kurma gayretine girildi; kurulan hükümet onbir ay sonunda tekrar değişerek yeni bir hükümet kurdurtturulma gayreti başladı ve bir hükümet kuruldu. Dikkat edilecek olursa, iki yıla yakın bir süredir, Parlamentoda bulunan değerli milletvekili arkadaşlarım, Türkiye'deki bu çalkantıların stresleriyle bugünkü noktaya geldiler. Elbette, milletin temsil makamı olan Parlamentoda, temsilcilerin bu gayretli çalışmaları, bu inişli çıkışlı, kolay ve zor şartları toplumu da yakinen ilgilendirdi; toplum da, bununla beraberce hareket edip, bunları günübirlik yaşadı.

Bütün bunların sonucu olarak, şu anda, herkes, başta Başbakan olmak kaydıyla, bakanlarımız dahil olmak kaydıyla, bir gerginliğin var olduğunu kabul etmektedir. Bu gerginliğin ortadan kalkması için birtakım çabalar gösterdiklerini de, zaman zaman, ifade edip itiraf etmektedirler. Şimdi, fiilî bir gerginliğin var olduğunun herkes tarafından kabul edildiği bir ortamda yapılacak şey nedir; elbette, bu toplumu rahat bir ortama taşımaktır. İşte, biz istiyoruz ki, bu ortam_ Bugünlerde tam zamanıdır. Şu anda, en ihtilaflı konu... Yine, Hükümet yetkililerinin ifadelerine göre, Cumhuriyet tarihinin en büyük reformu olarak iddia ettikleri bir meselede, Parlamentoda birlik ve beraberlik söz konusu değil, toplumda mutabakat söz konusu değil. Bunun aksine, toplumda da, Parlamentoda da -ülkemizdeki bütün kesimlerde- bir sıkıntı, bir gerginlik fiilen mevcuttur. Şimdi, böyle bir ortamda, sadece ve sadece bir dayatmanın tabiî sonucu olarak, 8 yıllık kesintisiz eğitimi bu Parlamentonun çalışmasına odaklamış olmak, işte, bu gerginliğin aslî sebebidir.

Biz, Hükümete ve Hükümete mensup milletvekili arkadaşlarımıza sesleniyoruz: Önce seçmenlerinize gidin; yetki aldığınız milletten, bu konuyla ilgili istişarelerde bulunun, onların görüşlerini alın. Ayrıca, alelacele, bu Hükümete geldikten kısa bir süre sonra mecburen getirmek durumunda kaldığınız, Sayın Başbakanın da içine sindirmediği bu tasarıyla ilgili olarak, size mühlet tanıyalım, bir fırsat verelim, bir imkân verelim; oturun, bir muhasebe yapın. Önce siyasî olsun bu muhasebeniz; daha sonra, malî açıdan, ekonomik açıdan, eğitim açısından, pedagoji açısından, sosyoloji açısından, bu meseleyi, bir kez daha, mutlaka, mütalaa edin.

Bunları yapmadan, alelacele getirdiğiniz ve Meclis çalışmalarını da buna odakladığınızdan dolayıdır ki, biz, mertçe, hepinizin gönlünde olan, ama, ifade edemediğiniz tatil konusunu, Refah Partisi Grubu olarak, Parlamentonun gündemine getirdik. Ben, inanıyorum ki, Cumhuriyet Halk Partisindeki arkadaşlarımın da bir kısmı, DSP'deki arkadaşlarımın, Anavatan Partisindeki ve Parlamentodaki bütün arkadaşlarımın büyük bir ekseriyeti, hakikaten “yeter artık, bir nefes toplayalım, bir muhasebe yapalım, bir ara verelim” talebiyle, içlerinden, bu konuyu haykırmaktadırlar.

İSMET ATALAY (Ardahan) - Bizim adımıza konuşma.

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) - Kendi adına konuş.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Ancak, değerli arkadaşlarım, bu kanun -çıkmayacak inşallah, ama- çıktıktan sonra bu grupların herhangi biri -veyahut da bir grup- kendi arzusuyla Meclisi tatile sokmak istediği takdirde, bu kürsüye siz de çıkacaksınız, biz de çıkacağız. O zaman, tatil meselesine nasıl yaklaştığınızı, milletin problemlerini çözmek için mi, yoksa, millete problem getirmek için mi. (RP sıralarından alkışlar) bu Parlamentoyu çalıştırmak istediğinizi tekrar tekrar konuşacağız; bu kürsüde konuşacağız, milletin yanında, huzurunda konuşacağız.

Şimdi, daha parasını bulmamışsınız, kanununu çıkarmamışsınız, Sayın Bakan, genelge gönderiyor vilayetlere. Bu, Parlamentoya saygısızlıktır. Bir Millî Eğitim Bakanı, kesinlikle, Parlamentodan bir kanun çıkmadan onlarla ilgili talimat gönderemez. Bu, işte, sizin demokrasi dışı, dayatmacı anlayışınızın bir ürüdür. (RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Elbette, biz, inanıyoruz ve bu kürsüden de açık ve net bir şekilde orta yere koyuyoruz.

Değerli arkadaşlar, hakikaten, Türkiye, sanayileşmesini tamamlayamamış bir ülkedir. Özellikle, küçük ve orta boy işletmelerimizde ara insangücüne büyük bir ihtiyaç duyulmaktadır. Siz, bugün, velilerimizin bu sene ilkokulu bitiren çocukları için, altyapısını oluşturdunuz mu? Bir insan, bir yere gitmek için, en azından randevu ister; bir kuruluşa varmak için, en azından bir hatırlatma yapılır. Siz, hiçbir hatırlatma yapmadan, bu sene, emrivakiyle, sizin çocuklarınızı bu okullara sokmayacağız, sizin çocuklarınızı çıraklık eğitim merkezlerine göndermeyeceğiz, sizin çocuklarınızı Anadolu liselerine almayacağız, sizin çocuklarınızı imam-hatip okullarına kabul etmeyeceğiz gibi bir dayatmayı -bu memleket hak etmediği için- Yüce Milletin önüne getirip koyamazsınız. En azından, bu memlekette, bu yasanın -şayet çıksa bile- yürürlüğünü 2002, 2003 yıllarına koymak, bu ülke realiteleri açısından bir zarurettir; ama, görüyorum ki -hem komisyon çalışmalarından hem Genel Kuruldaki tavırlarınızdan dolayı- bu millete -ne yapmak istiyorsunuz- bir dayatma olarak, ille de biz bunu size zorla kabul ettireceğiz mantalitesinden hareketle, bir kanunu çıkarıp, Meclisi ondan sonra kapatmak istiyorsunuz.

YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) - İyi olacak, iyi olacak.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bakınız, yaptığınız hesap yanlıştır. Önce 25 trilyondan, 32 trilyondan bahsediyordunuz, şimdi 1 katrilyonluk rakama ulaştınız; ama, bu 1 katrilyonluk hesabınız da tutmayacaktır ve en az 3-4 katrilyonluk talebiniz, yarın, her zaman için, bu Parlamentoda gündeme getireceğiniz konudur.

Ayrıca, öğretmen sayısına bakacak olursanız, şu anda, birtakım illerde, ilkokullara, ilköğretimlere ve başka okullara okul müdürleri ararken, geçmişte 45 günlük eğitim yapmış, o dönemde öğretmenlik haklarını kazanmış birtakım arkadaşlarımızın arandığını kulaklarımız duymaktadır. Dikkat buyurun, bu memlekette, 2 yıllık okul mezunlarına 2 aylık bir eğitim yaptırdınız -ne yaptınız- öğretmen yaptınız; yetmedi; 45 günlük eğitimden geçirdiniz, öğretmen yaptınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kapusuz, lütfen, son cümlenizi söyler misiniz efendim.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Söylüyorum Sayın Başkanım.

İşte şu yaşadığımız, geçtiğimiz bir yıl içerisinde, biz, 40-50 bin öğretmen atadık. Maalesef, işletme fakültesi mezunu, ziraat fakültesi mezunu, veterinerlikten mezun -aklınıza gelen hangi okul olursa olsun, o okulları bitirmiş- kardeşlerimizi -ne yaptık- öğretmen olarak tayin etmek mecburiyetinde kaldık. Bunun sorumlusu Refah Partisi mi, bunun sorumlusu Refahyol Hükümeti mi; hayır. İşte, bugünkü mazeretleriniz, dünkü suçlarınızdır. Dün yapmış olsaydınız, dün bu tedbirleri almış olsaydınız, bugün bu sıkıntıları yaşamazdık; biz, sizi, böyle “niye acele ediyorsunuz” diye de itham altında tutmazdık; ama, yapmadınız; yapmadığınız için bu sıkıntıları yaşıyoruz.

Tek tip insan, bu memleketin arzuladığı insan değildir. Sosyal barışı korumak hepimizin asgarî ihtiyaç duyduğu bir husustur ki, Anavatan Partisi yetkilileri ve Sayın Başbakan şunu hatırlasınlar: İktidara gelinceye kadarki fikirlerinden yüzseksen derece vazgeçtiler; şu anda, yeni bir dönemi, yeni birtakım söylemleri ifade ediyorlar; hatta, onu, kanunlaştırmaya çalışıyorlar.

Son sözüm şudur: Değerli arkadaşlar, Sayın Araslı bir cümle sarf etti; dedi ki: “Bu Parlamentoda, evet, 8 yıllıktan sonra bir konu daha var; o da; Susurluk_ “Evet, Susurluk konusu Refah Partisi açısından en önemli bir konudur.

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Günaydın...

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Evet... Evet_ (ANAP ve CHP sıralarından alkışlar [!])

BAŞKAN - Sayın Kapusuz, konuşmanızı bitirir misiniz efendim.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Ancak, alkışlayan değerli arkadaşlarımızı bundan sonra takip edeceğiz ve göreceğiz, ne yaptığınızı birlikte seyredeceğiz; o günkü eylemlerinizin, bugünkü...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kapusuz, konuşma süreniz bitti. Rica ediyorum...

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, sonuç olarak şunu ifade ediyor ve diyorum ki: Elbette hepiniz bu tatili istiyorsunuz. Ben de bu isteğinizi biliyorum, onun için huzurunuza getirdim. İnanıyorum ki, oylarınızla bu kararı alırız, yarından itibaren bu Meclis tatile girer, siz de hazırlıklarınızı yaparsınız; daha sonra olağanüstü bir toplantı yapar, bu Parlamentoda tekrar bir araya geliriz; rahat bir ortamda düşünüp hesaplarınızı doğru yaptıktan sonra, istediğiniz çalışmaları beraberce yaparız.

Hepinize saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ed