DÖNEM : 20 CİLT : 28 YASAMA YILI : 2
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
104 üncü Birleşim
10 . 6 . 1997 Salı
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. - Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in, Mamak'ta meydana gelen sel felaketine ilişkin gündemdışı konuşması ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan'ın cevabı
2.-Siirt Milletvekili Nizamettin Sevgili'nin, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde çalışan geçici işçilerin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması
3. -İstanbul Milletvekili Ahmet Tan'ın, yargı elemanlarına gönderilen son genelgeye ilişkin gündemdışı konuşması ve Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın cevabı
B)TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.-Romanya'ya gidecek olan Millî Savunma Bakanı Turhan Tayan'a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Nevzat Ercan'ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/862)
2.-Çek Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Mehmet Altınsoy'a, dönüşüne kadar, Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/863)
3.-İsviçre'ye gidecek olan Çalışma ve SosyalGüvenlik Bakanı Necati Çelik'e, dönüşüne kadar, Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/864)
4.-Gürcistan'a gidecek olan Devlet Bakanı Ayfer Yılmaz'a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı H. Ufuk Söylemez'in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/865)
5.-Afyon Milletvekili Kubilay Uygun'un, Çevre Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/197)
6.-Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner'in, (2/19) esas numaralı kanun teklifini geri aldığına ilişkin önergesi (4/198)
7. -Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün, Hollanda'ya yapacağı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/866)
8.-Bayburt Milletvekili ÜlküGüney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner'in, 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/669) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/199)
9.-Denizli Milletvekili Mustafa Kemal Aykurt'un, Kızılcabölük AdıylaBir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifinin (2/437) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/200)
C) ÇEŞİTLİ İŞLER
1.-(10/18-27-30-68-113-170) ve (10/185-186) esas numaralı Meclis araştırması komisyonlarının, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yapmak üzere toplanacakları gün, saat ve yere ilişkin Başkanlık duyurusu
2. -Genel Kurulun 5.6.1997 tarihli 103 üncü Birleşiminde görüşülen ve kanunlaştıkları ifade edilen; 120, 123 ve 138 sıra sayılı kanun tasarılarının yapılan açık oylamalarında kullanılan oy pusulalarının tasnifleri sonucunda, toplantı yetersayılarının bulunmadığı, dolayısıyla kanunlaşmadıkları anlaşıldığından, bu kanun tasarılarının, Genel Kurulun 11.6.1997 Çarşamba günkü birleşimde tekrar açık oya sunulacağına ilişkin Başkanlık açıklaması
IV.-ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1.-Gündemdeki sıralamanın yeniden yapılmasına ilişkin Danışma Kurulu Önerisi
V.-GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI
A) GÖRÜŞMELER
1.-Kocaeli Milletvekili Necati Çelik ve 38 arkadaşının, zorunlu tasarruf kesintilerinin değerlendirilmesi konusunda Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi ve (10/17) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Raporu (S. Sayısı :312)
VI.-SORULAR VE CEVAPLAR
A)YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.-İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, İstanbul-Çatalca-Dursunköy'de bulunan bir araziye ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan'ın yazılı cevabı (7/2633)
2. -Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, SEK ve mandıracıların üreticiyi mağdur ettiği iddiasına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin yazılı cevabı (7/2665)
3. -Manisa Milletvekili Tevfik Diker'in, Ankara Etimesgut Oto Sanayi Sitesi ile Ümitköy girişi kavşağını birbirine bağlayacak yola ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan'ın yazılı cevabı (7/2669)
4.-Ankara Milletvekili Hikmet Uluğbay'ın, Flash TV'ye yapılan saldırıya ve faillerine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Meral Akşener'in yazılı cevabı (7/2677)
5.-Erzincan Milletvekili Mustafa Kul'un, Erzincan Polis Okulunun ne zaman hizmete açılacağına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Meral Akşener'in yazılı cevabı (7/2682)
6. -Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, Gaziantep İli Nurdağı İlçesinin adliye binası ihtiyacına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın yazılı cevabı (7/2706)
7.-Bursa Milletvekili Ali Rahmi Beyreli'nin, Bursa'da temeli atılan 2 nci SSKhastanesi inşaatına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik'in yazılı cevabı (7/2713)
8. -Aydın Milletvekili Cengiz Altınkaya'nın, görevden alınan ve başka bir ilde görevlendirilen il müdürlerine ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan'ın yazılı cevabı (7/2725)
9.-Diyarbakır Milletvekili Sebgetullah Seydaoğlu'nun, bürokratların M.G.K. Akademisinde eğitime tabi tutuldukları ididialarına ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı Turhan Tayan'ın yazılı cevabı (7/2739)
10.-Diyarbakır Milletvekili Sebgetullah Seydaoğlu'nun, korucuların askerlik hizmetine ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı Turhan Tayan'ın yazılı cevabı (7/2740)
11. -İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş'ın;
- Özel tiyatrolara,
İçel Milletvekili D. Fikri Sağlar'ın;
-Bodrum Kalesi içindeki sergi salonuyla ilgili basında yer alan bazı iddialara,
İlişkin soruları ve Kültür Bakanı İsmail Kahraman'ın yazılı cevabı (7/2745, 7/2753)
12. -Hatay Milletvekili Atilâ Sav'ın, İskenderun-Arsuz'da Zelli Çayı üzerine çevre kirliliğine yol açan bir maden işletmesi kurulacağı iddiasına ilişkin sorusu ve Çevre Bakanı Ziyattin Tokar'ın yazılı cevabı (7/2751)
13.-Bursa Milletvekili Ali Rahmi Beyreli'nin, Bursa Adalet Sarayı inşaatına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan'ın yazılı cevabı (7/2756)
14.-Kırklareli Milletvekili İrfan Gürpınar'ın, Kırklareli'nde sınır ticaretine izin verilip verilmeyeceğine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Ayfer Yılmaz'ın yazılı cevabı (7/2768)
15.-Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Flash TV'nin kablolu yayından çıkarılmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu'nun yazılı cevabı (7/2780)
16.-Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın,
Gaziantep İlinin elektrik trafosu ihtiyacına ilişkin
sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı M. Recai
Kutan'ın yazılı cevabı (7/2781)
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak iki oturum yaptı.
Bolu Milletvekili Mustafa Yünlüoğlu'nun, vakıf arazilerine ilişkin gündemdışı konuşmasına Devlet Bakanı Ahmet Cemil Tunç cevap verdi.
İstanbul Milletvekili Ali Talip Özdemir ile,
Trabzon Milletvekili Hikmet Sami Türk,
5 Haziran Dünya Çevre Günü münasebetiyle çevre sorunlarının önemine ilişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.
Komisyonun çalışma süresinin bir ay daha uzatılmasına ilişkin (10/160) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığı,
Türkiye Büyük Millet Meclisini temsilen Hollanda'yı ziyaret edecek milletvekillerine ilişkin Başkanlık,
Tezkereleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının;
1 inci sırasında bulunan 23,
2 nci sırasında bulunan 132,
3 üncü sırasında bulunan 164,
4 üncü sırasında bulunan 168,
9 uncu sırasında bulunan 232,
10 uncu sırasında bulunan 146,
Sıra sayılı kanun tasarıları ile kanun tekliflerinin müzakereleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından ertelendi.
Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/580, 2/114, 2/223, 2/637) (S. Sayısı :268) yapılan müzakerelerden,
Bazı Yörelerde Meydana Gelen Tabiî Afetlerden Zarar Görenlerin Gelir, Kurumlar ve Geçici Vergilerinin Terkini ile Kurumlar Vergisi Kanununun 7 nci Maddesine Bir Bent Eklenmesi ve 28.8.1992 Tarihli ve 3838 Sayılı Kanunun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı (1/301) (S. Sayısı :178),
Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/729) (S. Sayısı :316),
Türkiye Cumhuriyeti ile İspanya Krallığı Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmasının (1/599) (S. Sayısı :329),
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarıları yapılan müzakere ve açık oylamalardan;
Sonra kabul edildikleri ve kanunlaştıkları açıklandı.
Türkiye Cumhuriyeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Arasında Dostluk ve İşbirliği Antlaşmasının (1/333) (S. Sayısı :120),
Türkiye Cumhuriyeti ile Makedonya Cumhuriyeti Arasında Dostluk, İyi Komşuluk ve İşbirliği Antlaşmasının (1/380) (S. Sayısı :123),
Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Spor Alanında İşbirliğine İlişkin Protokolün (1/317) (S. Sayısı :138),
Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Kültür ve Güzel Sanatlar (1/320) (S. Sayısı :140),
Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Tıp ve Sağlık (1/315) (S. Sayısı :141),
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarıları için yapılan açık oylamalarda toplantı yetersayısı bulunmadığı anlaşıldığından, açık oylamaların bir sonraki birleşimde tekrarlanacağı bildirildi.
10 Haziran 1997 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 19.07'de son verildi.
Ali Günaydın Ahmet Dökülmez
Konya Kahramanmaraş
Kâtip Üye Kâtip Üye
1.-Refah Partisi Grup Başkanvekilleri Kayseri Milletvekili Salih Kapusuz, Malatya Milletvekili Oğuzhan Asiltürk ile Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekilleri Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya, Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük'ün ve İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin'in Siyasî Partiler Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/826) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :6.6.1997)
1.-Hayvanları Koruma Kanunu Tasarısı ve Adalet ve Çevre komisyonları raporları (1/436) (S. Sayısı :332) (Dağıtma tarihi :6.6.1997) (GÜNDEME)
1.-Karaman Milletvekili Fikret Ünlü'nün, Karaman çevresinde meydana gelen dolu afetinden zarar görenlere yardım yapılıp yapılmayacağına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/570) (Başkanlığa geliş tarihi :4.6.1997)
1.-Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici'nin, Zonguldak SSKHastanelerinde kılık kıyafet kurallarına uyulmadığı iddialarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/2850) (Başkanlığa geliş tarihi :4.6.1997)
2.-Sıvas Milletvekili Nevzat Yanmaz'ın, bir ihale hakkında basında çıkan iddialara ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2851) (Başkanlığa geliş tarihi :4.6.1997)
3.-Sıvas Milletvekili Nevzat Yanmaz'ın, DSİ'den alacağı bulunan bir müteahhit hakkında basında çıkan iddialara ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/2852) (Başkanlığa geliş tarihi :4.6.1997)
4.-Muğla Milletvekili Zeki Çakıroğlu'nun, Cide Atatürkçü Düşünce Derneğine emniyetçe uygulanan işleme ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2853) (Başkanlığa geliş tarihi:4.6.1997)
5.-İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğünde işkence aletlerinin bulunup bulunmadığına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2854) (Başkanlığa geliş tarihi :4.6.1997)
6. -Adıyaman Milletvekili Celal Topkan'ın, Nemrut Dağı'ndaki tarihî eserlere ve Kahta'da düzenlenen festivale ilişkin Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/2855) (Başkanlığa geliş tarihi :4.6.1997)
7.-Adıyaman Milletvekili Celal Topkan'ın, Adıyaman'daki briket üreticilerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2856) (Başkanlığa geliş tarihi :4.6.1997)
8.-İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, gözaltı sürelerine ve gözaltındakilerin avukatlarıyla görüştürülmesi konusundaki genelgeye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2857) (Başkanlığa geliş tarihi :4.6.1997)
9.-Aydın Milletvekili Fatih Atay'ın, hububat taban fiyatlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2858) (Başkanlığa geliş tarihi :4.6.1997)
10.-İstanbul Milletvekili Emin Kul'un, yurda kaçak olarak sokulan döviz, altın ve diğer kıymetli madenlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2859) (Başkanlığa geliş tarihi :4.6.1997)
11.-Niğde Milletvekili Akın Gönen'in, Bayındırlık ve İskân Bakanlığında korunmaya muhtaç çocuklar için ayrılan kadrolara usulsüz atama yapıldığı iddialarına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2860) (Başkanlığa geliş tarihi :4.6.1997)
12.-İstanbul Milletvekili Azmi Ateş'in, Koç Üniversitesi adına orman arazisi üzerinde tahsisat yapıldığı iddialarına ilişkin Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/2861) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
13.-İstanbul Milletvekili Azmi Ateş'in, Koç Vakfının hazine kefaletiyle dış kredi aldığı iddialarına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2862) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
14. -İzmir Milletvekili Ali Rıza Bodur'un, Danıştay kararına rağmen faaliyetlerini sürdüren bir madencilik şirketine ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/2863) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
15.-Antalya Milletvekili Bekir Kumbul'un, Antalya -Alanya Karayolu için ayrılan ödeneğe ve Manavgat köprüsü projesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/2864) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
16.-Antalya Milletvekili Bekir Kumbul'un, Antalya -Manavgat hastanesi projesine ayrılan ödeneğe ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2865) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
17.-Aydın Milletvekili Fatih Atay'ın, Etibank yönetim kurulu üyelerine ve Başbakanlık uzman yardımcılığı sınavına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2866) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
1.-Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/605) (Millî Savunma ve Plan ve Bütçe ve İçişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :3.6.1997)
1. -Ordu Milletvekili Mustafa Hasan Öz'ün, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/827) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
2. -Van Milletvekili Mustafa Bayram'ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/828) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
3. -İçel Milletvekili D. Fikri Sağlar'ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/829) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
4. -İstanbul Milletvekili Emin Kul'un, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/830) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
5. -Rize Milletvekili Ahmet Mesut Yılmaz'ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/831) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
6. -Rize Milletvekili Şevki Yılmaz'ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/832) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
7. -Muğla Milletvekili Zeki Çakıroğlu'nun, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/833) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
8. -Samsun Milletvekili Murat Karayalçın'ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/834) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
9. -İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/835) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
10. -İçel Milletvekili D. Fikri Sağlar'ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/836) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
11. -İstanbul Milletvekili Ali Talip Özdemir'in, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/837) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
12. -Denizli Milletvekili Mustafa Kemal Aykurt'un, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/838) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
13. -Rize Milletvekili Şevki Yılmaz'ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/839) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
14. -Rize Milletvekili Şevki Yılmaz'ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/840) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
15. -Samsun Milletvekili Murat Karayalçın'ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/841) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
16. -Mardin Milletvekili Mahmut Duyan'ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/842) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
17. -Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Halil Çelik'in, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/843) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
18. -Çorum Milletvekili Zülfikâr Gazi'nin, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/844) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
19. -Ardahan Milletvekili İsmet Atalay'ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/845) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
20. -Diyarbakır Milletvekili Sebgetullah Seydaoğlu'nun, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/846) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
21. -Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz'in, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/847) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
22. -Rize Milletvekili Şevki Yılmaz'ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/848) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
23. -Kastamonu Milletvekili Muharrem Hadi Dilekçi'nin, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/849) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
24. -Hatay Milletvekili Hüseyin Yayla'nın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/850) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
25. -Antalya Milletvekili Hayri Doğan'ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/851) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
26. -Gaziantep Milletvekili Kahraman Emmioğlu'nun, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/852) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
27. -Isparta Milletvekili Ömer Bilgin'in, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/853) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
28. -Kastamonu Milletvekili Hadi Dilekçi'nin, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/854) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
29. -Samsun Milletvekili Murat Karayalçın'ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/855) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
30. -İstanbul Milletvekili Necdet Menzir'in, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/856) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
31. -Tekirdağ Milletvekili Hasan Peker'in, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/857) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
32. -Denizli Milletvekili Adnan Keskin'in, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/858) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
33. -Erzincan Milletvekili Mustafa Yıldız'ın, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/859) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
34. -Afyon Milletvekili Kubilay Uygun'un, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/860) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
35. -Burdur Milletvekili Mustafa Çiloğlu'nun, Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/861) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
1. -Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Hükmünde Kararname, (1/606) (Plan ve Bütçe ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :6.6.1997)
2. -Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/607) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :6.6.1997)
1. - Ankara Milletvekili Şaban Karataş'ın; Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair 2809 Sayılı Kanun ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/827) (Millî Eğitim, Kültür,Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
2.-Kocaeli Milletvekili Halil Çalık ve 2 Arkadaşının; 3797 ve 657 Sayılı Kanunlarla 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/828) (Millî Eğitim, Kültür,Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
3. -Zonguldak Milletvekilleri Hasan Gemici ve T. Boray Baycık'ın; Yedi İlde Büyükşehir Belediyesi Kurulması Hakkında 9 Eylül 1993 Tarih ve 504 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci Maddesinin 1 inci Fıkrasının Değiştirilmesi Hakkınada Kanun Teklifi (2/829) (İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
4.-Sinop Milletvekili Metin Bostancıoğlu'nun; Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair 2809 Sayılı Kanun ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/830) (Millî Eğitim, Kültür,Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
5.-Muğla Milletvekili Fikret Uzunhasan'ın; Türk Optometri ve Optik Meslekler Kanunu Teklifi (2/831) (Adalet ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :5.6.1997)
6. -İzmir Milletvekili H. Ufuk Söylemez ve Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük'ün; 4059 Sayılı Hazine Müsteşarlığı ile Dış Ticaret Müseteşarlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/832) (Anayasa ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :6.6.1997)
7.-Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu'nun; Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/833) (Millî Eğitim, Kültür,Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :6.6.1997)
8. -Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu'nun; Bartın İlinde Üç İlçe Kurulması ile İlgili Kanun Teklifi (2/834) (İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :6.6.1997)
1.-Türkiye Cumhuriyeti ve Ukrayna Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/596) (S. Sayısı :330) (Dağıtma tarihi :10.6.1997) (GÜNDEME)
2.-Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonları raporları (1/585) (S. Sayısı :331) (Dağıtma tarihi :10.6.1997) (GÜNDEME)
3.-Erzincan Milletvekili Mustafa Kul ve Hatay Milletvekili Nihat Matkap'ın, 2108 Sayılı MuhtarÖdenek ve Sosyal Güvenlik Yasasının Bir Maddesinin Değişitirilmesine Dair Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/225) (S. Sayısı:333) (Dağıtma tarihi :10.6.1997) (GÜNDEME)
4. -Niğde Milletvekili Akın Gönen'in, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/460) (S. Sayısı :334) (Dağıtma tarihi :10.6.1997) (GÜNDEME)
1.-İstanbul Milletvekili Azmi Ateş'in, Kapıdağ Müzesinden çalındığı iddia edilen tarihî eserlere ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/2867) (Başkanlığa geliş tarihi :6.6.1997)
2.-İstanbul Milletvekili Azmi Ateş'in, Çanakkale Saroz Körfezinde bulunan batık bir gemiye izinsiz dalış yapıldığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2868) (Başkanlığa geliş tarihi :6.6.1997)
3.-Edirne Milletvekili Mustafa İlimen'in,
hakkında kapatma kararı alınan Edirne Koza
Tarım Satış Kooperatifine ilişkin Sanayi
ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi
(7/2869) (Başkanlığa geliş tarihi :6.6.1997)
BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 104 üncü Birleşimini açıyorum.
Sayın milletvekilleri, görüşmelere başlıyoruz.
Üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. - Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in, Mamak'ta meydana gelen sel felaketine ilişkin gündemdışı konuşması ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan'ın cevabı
BAŞKAN - Gündemdışı birinci söz, Mamak'ta meydana gelen sel felaketi konusunda, Ankara Milletvekili Sayın Yılmaz Ateş'in.
Buyurun Sayın Ateş. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Ateş, süreniz 5 dakikadır.
YILMAZ ATEŞ (Ankara) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Yüce Meclisi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
8 Haziran 1997 Pazar günü, saat 16.00 sıralarında, Ankaramızın Mamak İlçesinde meydana gelen yağış sonucu, çok sayıda işyerimiz hasar gördü. Yağmurun gündüz saatlerinde yağmış olması, maddî hasara yol açtı; ama, bir tek tesellimiz var; o da, can kaybına yol açmaması. 70'e yakın ev, 47 işyeri, 12 aracımız hasar gördü. Evlerin ve işyerlerinin büyük bir bölümü, oturulamaz ölçüde harap oldu. İş aletleri ve ev eşyaları da kullanılamaz durumdadır. Asfaltlı asfaltsız, yolların tamamı, harap oldu, kullanılamaz durumdadır.
Boğaziçi'nde evi sular altında kalan bir vatandaşımız, olayı bize anlatırken gözyaşlarını da tutamadı. Gözyaşlarının nedeni, olayın şoku değildi; olayın şokunu üzerinden atmıştı. Aylık 11 milyon lira asgarî ücretle çalışan bu vatandaşımızın, 2 milyon liraya tuttuğu evi sular altındaydı, bütün ev eşyaları sular içerisindeydi, kullanılamaz durumdaydı; ama, esas üzüldüğü nokta, taksitle, yeni aldığı buzdolabının daha taksitleri bitmeden kullanılamaz duruma gelmiş olmasıydı. Bu vatandaşımız, esas, bundan sonra nasıl yaşamımı sürdürebilirimin endişesiyle, gözyaşlarını tutamıyordu.
Mamak, Ankara'nın yoksul bir ilçesi ve Mamaklıların yüzde 90'ı da bu koşullar altında, bu koşullar içerisinde yaşamını sürdürmektedir. Aslında, bu yaşam, tabiî, Mamaklıların kaderi değildir. Yıllar yılı gecekondulaşmayı tahrik edenler "yapın, arkanızdayız" diyenler, altyapı hizmetlerini sunmadan, bu kentleri birer bina yığınına dönüştürmüşlerdir.
Mamak'ın yüzde 90'ı gecekondudan oluşmaktadır ve yüzde 90'ı da imarsızdır. Bu ilçenin yüzde 95'inin imar planı yapılmış; ama, imar uygulamalarına geçilmemiştir. 1994 yılında seçilen Ankara Anakent Belediyesi yönetimi, maalesef, bu imar planlarını uygulama aşamasına getirmemektedir, uygulamamaktadır. Eğer, Hatip Çayı ve İmrahor Vadisi projeleri uygulamaya geçirilmiş olsaydı -1994 yılından beri bekliyor- televizyonlarımızın ekranlarına gelen ve yaşamlarını su altında bıraktığımız o vatandaşları seyretmek yerine, yeşil kentler, yeşil alanlar seyrediyor olacaktık.
Mamak Belediyesi, 45 kilometrelik imar yolu açmış; ama, Anakent Belediyesi, bu yolun kanal ve altyapısını oluşturmadığı için, yapmadığı için, şimdi, o 45 kilometrelik yol doğal sel yatağına dönüşmüş.
Şimdi, Sayın Belediye Başkanına "altyapı neden yok" diye sorulunca -bugünkü ajans bültenlerine baktım- diyor ki: "Ne var... 'Altyapı yok yok' diye propaganda yapacağınıza... Bu sorun hepimizindir, bunu çözeceğiz; ama 'altyapı yok' diye fazla propaganda yapmanın da bir anlamı yok."
Şimdi, bu belediyemiz çok ilginç bir yer. Anakent Belediyesi, kendisine bağlı olan belediyeler arasında ayırım yapmaktadır. Sincan İlçesi Belediyesine, 1996 yılı içerisinde, 297 milyar lira yardım yapılmış; 1997 yılı içinde de bütün memur ve işçi ücretleri ödeniyor; ama, Sincan'ın 7 katı olan Mamak'a tek kuruş yardım yapılmadığı gibi, 247,5 milyar lira -1989-1994 yılları arasında yapılan yardım da dahil olmak üzere- hem de icra yoluyla geri alınmış. Ayrıca, birbuçuk yıldır da, bir gram asfalt vermiyor...
BAŞKAN - Sayın Ateş, lütfen toparlayalım.
YILMAZ ATEŞ (Devamla) - Nedeni de şu: Mamak ve Çankaya, çağdaş, demokratik, laik bir ilçe olmaya aday, aydınlık Türkiye'nin yüzleri olmaya aday; ama, Sincan İlçesi de, mollaların İslam cumhuriyeti başkenti olmaya aday. O nedenle de, belediye başkanı, böyle bir ayırımcılık yapmaktadır.
ALİ OĞUZ (İstanbul) - Ayıp!.. Ayıp!..
YILMAZ ATEŞ (Devamla) - Anakent Belediyesi, tanesi 10 milyar liraya mal olan şu göbeklere yaptırdığı o havuzlar yerine ve 10 trilyon lira ödediği o ön ödemeli sayaçlar yerine, Mamak İlçemizin altyapısına yönelseydi, Mamaklılar, pazar günü bu felaketi de yaşamamış olacaktı.
Hasar tespit çalışmalarının bu hafta sonuna kadar tamamlanacağı belirtiliyor. Umuyor ve diliyorum ki, bu, sadece verilen bir sözle kalmaz; bunun takipçisi olacağız. Tespit edilecek hasarın tamamının bir an önce ödenmesi gerekir. 10 milyon lira olarak belirlenen kira yardımı azdır; bu kira yardımı da artırılmalıdır.
Umuyor ve diliyorum ki, Refah Partisinin bu ayırımcı, bölücü uygulamaları, ne Mamaklılara yeni bir felaket yaşatır ne de Türkiye'ye.
Hepinizi saygıyla selamlıyor; Mamaklılara da, tekrar, geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. (CHP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ateş.
Gündemdışı konuşmayı yanıtlamak üzere, Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Cevat Ayhan; buyurun efendim.
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI CEVAT AYHAN (Sakarya) - Muhterem Başkan, muhterem üyeler; Ankara'nın Mamak İlçesinde, pazar günü, saat 17.00 ilâ 24.00 arasında meydana gelen sağanak yağışlardan sonra vaki olan su baskınları sebebiyle gündemdışı konuşma yapan Yılmaz Ateş Beyefendiye teşekkür ederim.
Bu afetten sonra, Ankara Valisi ve Devlet Bakanı Sacit Günbey Beyle beraber, afet bölgesini gezdik, su baskınına maruz kalan mahalleleri tek tek ziyaret ettik, evlerde telef olan ev eşyalarını da gördük; çok ağır sağanak yağış sebebiyle meydana gelen bu sel baskınları neticesinde, Tuzluçayır, Misket, Boğaziçi, Derbent, Zeki Doğan, Türközü, Akşemsettin, Durali Alıç ve Çağlayan Mahallelerinde 66 ev, 33 işyerinin su baskınına maruz kalması ve 12 aracın da hasar görmesi neticesinde vatandaşların maruz kaldığı bu acılı durumu, ıstırabı paylaşmak için kendilerini evlerinde ziyaret ettik ve yapılacak olan yardımı görüştük.
Hasar tespit çalışmaları devam etmektedir. Şu ana kadar gelen bilgilere göre, 1 evde ağır hasar, 5 evde de hafif hasar bulunmaktadır. Ayrıca, bu su baskını, sel baskını sebebiyle ev eşyalarında meydana gelen zararları da telafi etmek için, ilgili mevzuata ve hasar durumuna göre, 25 milyon, 50 milyon ve 75 milyon lira kendilerine yardım yapılacaktır. Ailelere, seyyanen, hemen 10 milyon lira dağıtılmıştır ve hasar tespitine göre de ilave yardımlar yapılacaktır.
Buna benzer, daha ağır şartlarda bir sel felaketi, 1988 Haziran ayında da olmuş, daha büyük tahribat meydana gelmişti. Tabiî, genelinde baktığınız zaman, bir süre önce, Sincan'da da aynı hasar meydana geldi; gittik, onu da yerinde gördük; evlerin zemin katlarını sular basmıştı; ilgililerle alınabilecek tedbirleri görüştük. Tabiî, genelinde baktığınız zaman -Türkiye genelinde arz ediyorum- Ankara da içinde olmak üzere, şehirlerimizde yağmur suyu drenaj sistemleri yoktur; sağanak halinde yağan yağmurlar mevcut kanalizasyonun logarlarına doğru hücum etmekte ve tabiî, çamur, kum ve diğer teressübatla beraber bunlar da tıkanmaktadır. Zaten, bunların debileri ve kesitleri yağmur suyunu dreyn edecek, tahliye edecek çapta değildir; kanalizasyon şebekeleri, sadece, evlerden ve işyerlerinden çıkan atık suları tahliye içindir. Yani, netice itibariyle, Türkiye'de, yağmur suyu drenaj sistemi olmadığı için, zaman zaman, şehirlerimiz bu afete maruz kalmaktadır.
Ayrıca, tabiî -Ankara için arz ediyorum; diğer şehirlerde de bu böyledir-sel sularına maruz kalacak olan yerlere bina yapılmakta, işyeri yapılmakta ve neticede, bu felaketler doğmaktadır. Bakanlığımızın Afetler Genel Müdürlüğü, Ankara için de, geçmişte bu çalışmaları yapmıştır.
İskâna kapalı olan yerleri, yeşil saha olarak bırakılan yerleri, maalesef, belediyeler, mahallî idareler, muhtelif zamanlarda -şu veya bu partiyi kastetmiyorum; hepsi bunun içerisindedir- iskâna açmakta, kaçak yapılaşmaya müsaade etmekte ve neticede, bu afetler meydana gelmektedir.
Bunun tedbiri: Bir taraftan yağmur suyu drenaj sistemlerinin, yağmur suyu debilerine göre tespitlerini yapmak; ikincisi de, afete maruz kalacak olan bu bölgeleri iskâna kapalı tutmaktır. Ankara'da yapılan bu çalışmaları, 5 dakika içerisinde, tafsilatıyla anlatmakla zamanı uzatmak istemiyorum; ama, şunu ifade edeyim: Geçmişte, Ankara'da, afete maruz bölgelerde meskûn olan vatandaşlar buralardan kaldırılmış, kendilerine başka yerlerde ev yapılmış; ama, bunların afete maruz bölgelerdeki evleri mahallî idareler tarafından yıkılmadığı için, tekrar o bölgelerde ilave evler de yapıldığı için, bugün, Ankara'da, 10 bin civarında ev afete maruz bölgelerdedir. Ankara'da, bu bölgelerle ilgili yeni imar planları, doku yenilemeleri uygulamaya geçirildiğinde, tabiî, bu meskenlerde oturan vatandaşlar, bu bölgelerden kaldırılıp, daha emniyetli bölgelerde yeni meskenlere kavuşturulacaktır. Meselenin mahiyeti budur.
Değerli milletvekili arkadaşımızın, tabiî, teknik bir konuyu, bir afet konusunu buraya getirirken "bir laik şehir, bir molla şehir" diye bölücülük yapmasını da yadırgadım. Bu, teknik bir meseledir. (RP sıralarından alkışlar) Tabiî, Ankara'dan CHP'li belediyeler de gelip geçmiştir -DSP'li, SHP'li; her neyse- diğer partilerden de belediyeler gelip geçmiştir. Türkiye'nin imkânları da ortadadır, belediyelerimizin teknik hizmetlere yönelik kabiliyetleri de ortadadır. Bunlarla ilgili düzenleme yapacaksak, elbirliğiyle, belediyelerin kaynaklarını aşırı istihdamla israf edip halka dönük hizmetlerini yapamayacak duruma gelmelerini engelleyen, belediyelere ilave gelir kaynakları veren, belediyelere mahallî gelir kaynakları ihdas eden ve belediyelerin büyük projeleri mahallinde finanse edecek düzenlemeyi getiren birtakım kanunî düzenlemeler yapmak da gerekmektedir.
Aslında, birbirimizi suçlayarak bir yere gitmek de mümkün değildir. Bunlar, bilgi, dirayet, disiplin ve bir de malî kaynak meselesidir. Bunları ortaya koyarsak, Türkiye'nin bu problemlerini çözeriz.
Hepinize teşekkür eder, hürmetle selamlarım. (RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
2.-Siirt Milletvekili Nizamettin Sevgili'nin, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde çalışan geçici işçilerin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması
BAŞKAN - Gündemdışı ikinci konuşma, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde çalışan geçici işçilerin sorunları hakkında, Siirt Milletvekili Sayın Nizamettin Sevgili'nin.
Buyurun Sayın Sevgili. ( ANAP sıralarından alkışlar)
NİZAMETTİN SEVGİLİ (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu anda, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde çalışan geçici işçilerin sorunlarını dile getirmek üzere huzurlarınızda bulunmaktayım. Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde çalışan geçici işçi kardeşlerimin durumları, geçmişte, arkadaşlarımız tarafından birçok kez bu kürsüde dile getirilmiş; ancak, bu sorunların çözümünde hiçbir olumlu netice alınamamıştır. Maalesef, bu konuşmalar, önce tutanaklara alınmış, sonra arşivlere kaldırılmıştır.
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışan geçici işçi sayısı, 1985 yılında 28 550 kişi iken, 1996 yılı sonu itibariyle 42 089 kişiye ulaşmıştır. Bu işçi kardeşlerimiz, Türkiye'nin her ilinde görev yapmaktadırlar. Benim seçim bölgem olan Siirt İlinde de 522 geçici işçi çalışmaktadır.
BAŞKAN - Sayın Sevgili, bir dakika efendim.
Sayın milletvekilleri, sayın hatibi biraz daha sükûnetle dinleyelim; sohbetlerinize devam edecekseniz, lütfen, kulise taşıyalım; izlemekte ben dahi güçlük çekiyorum.
Buyurun Sayın Sevgili.
NİZAMETTİN SEVGİLİ (Devamla) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Değerli milletvekilleri, İş Kanununda, geçici işçi, belirli bir işi belirli bir sürede yapan kişi olarak tanımlanmıştır; ancak, uygulamada ise, geçmiş iktidarlar tarafından suiistimal edilen bu kurum, kartvizitle, telefonla veya mektupla işçi yerleştirmek suretiyle, oy deposu olarak kullanılmıştır. Bugün gelinen noktada ise, ekmek parası kazanmak için işe girmenin dışında hiçbir suçu olmayan bu kardeşlerimize "dört ay çalışacaksın, sekiz ay aç gezeceksin" denilmektedir. Şimdi, Refahyol Hükümetine soruyorum: Sizin düzeniniz, adil düzeniniz bu mudur, bu mu sizin sosyal adaletiniz?!
Değerli milletvekilleri, bu cefakâr, bu çilekeş kardeşlerimiz çalışmadığı zaman, kurumun makineleri susuyor, pas tutuyor; köylerimizin yolları, kışın kardan, yazın tozdan topraktan geçilmiyor. Köylerimize yol, su ve köprülerin yapılabilmesi için, evinden uzak, gecesini gündüzüne katarak, canla başla çalışan bu kardeşlerimize, dışarıda, her türlü tehlikeyi göze alarak çalışacak hazır kuvvet olarak bakılırken; içeride, işverenler ve sendikalar tarafından üvey evlat muamelesi yapılmasına göz yumulmaktadır.
Değerli milletvekilleri, biz, bu kardeşlerimizi yurt dışından ithal etmedik. Onlar, bu ülkenin vatandaşları, bu ülkenin çocuklarıdır; onlar bizim kardeşlerimizdir. Bu kardeşlerimiz, adı üstünde, geçici olarak işe alınıyor. İçlerinden bazıları beğenilmiyor ve çeşitli bahanelerle işlerine son veriliyor, bazıları da onbeş yirmi yıl çalıştırılıp emekli ediliyor.
Şimdi soruyorum: Dünyanın hiçbir ülkesinde görülmeyen böyle bir çelişkiyi, böyle tezat bir uygulamayı açıklamak mümkün müdür?!
Değerli milletvekilleri, Türkiye'de, bugün, ekmek 20 bin lira, 1 litre süt 110 bin lira, 1 kilo et 650 bin lira, 1 tüpgaz 850 bin lira, 1 kilo şeker 85 bin lira, 1 kilo un 75 bin lira olmuştur. Bu rakamlar, Nisan 1997 sonu rakamlarıdır.
Türkiye'de, asgarî ücret, bir yıl önce 131 dolarken, bugün, 83 dolar olmuştur.
Türkiye'de, bir yıl önce, asgarî ücretle çalışan bir işçi, 1 kilo ekmek alabilmek için 62 dakika çalışırken, bugün, 1 kilo ekmek alabilmek için 98 dakika çalışmak zorunda kalıyor.
Türkiye'de, iki çocuklu aileye sahip, asgarî ücretle çalışan bir işçi, bugün aldığı maaşla ancak 9 gün geçinebilmektedir. Böyle bir Türkiye'de, ortalama 35 milyon lira maaş alan ve 4 aylık maaş toplamı 140 milyon lira olan işçi kardeşlerimize, bu parayla, 4 ay yerine 1 yıl geçineceksiniz demek mümkün müdür; vebal değil midir bu sayın milletvekilleri?
Değerli milletvekilleri, Türkiye bütçesinin aylık bütçe rakamlarını çeşitli kalem oyunlarıyla denk tutturan, hatta fazla verdiren ve her ay yeni yeni paketler açıp malî kaynak yaratan bir Hükümete soruyorum: Geçici işçi olarak çalışan kardeşlerimizin -en azından, beş veya altı ay daha fazla çalıştırabilmek için gerekli olan malî kaynağı bularak- mağduriyetlerini niçin önleyemiyorsunuz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Sevgili, lütfen toparlayalım.
NİZAMETTİN SEVGİLİ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Değerli milletvekilleri, siyasî kadrolaşma uğruna, ekonomik yönden tükenmiş, iflas etmiş bir kuruma, daha rasyonel çözümlerle çare bulmak yerine, 98 bin kadro bulan bir Hükümetin Köy Hizmetlerinden sorumlu Sayın Bakanına soruyorum: Köy Hizmetlerinde çalışan ve hiçbir gelecek garantisi olmayan, yarınları karanlık, maddî ve manevî çöküntü içinde bulunan bu çilekeş, bu cefakâr kardeşlerimize niçin kadro bulunamıyor? Bu kardeşlerimize mutlaka kadro bulunmalıdır ve verilmelidir; geleceklerine konan ipotek mutlaka kaldırılmalıdır.
Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hiçbir zaman acze düşmediğini, bugüne kadar her sorunun üstesinden geldiğini ve bundan sonra da geleceğini hepimiz biliyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
NİZAMETTİN SEVGİLİ (Devamla) - Geçici işçi kardeşlerimizin bu sorunlarının da çözüleceğini ve Siirt milletvekili olarak, bu konunun, sonuna kadar takipçisi olacağımı belirtiyor; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sevgili.
Gündemdışı konuşmayı yanıtlamak üzere, Hükümetin söz talebi?.. Yok.
SÜLEYMAN HATİNOĞLU (Artvin) - Hükümetin takatı kalmadı.
3. -İstanbul Milletvekili Ahmet Tan'ın, yargı elemanlarına gönderilen son genelgeye ilişkin gündemdışı konuşması ve Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın cevabı
BAŞKAN - Gündemdışı üçüncü konuşma, yargı elemanlarına gönderilen son genelge hakkındadır.
İstanbul Milletvekili Sayın Ahmet Tan; buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)
AHMET TAN (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; fazlasıyla gündemde olan bir konu hakkında gündemdışı konuşma yapmak üzere huzurunuzdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Fazlasıyla gündemde olan konu, Sayın Adalet Bakanının, yargıç ve savcılara bugün verilecek olan bir brifinge müdahalesidir. Genelkurmay Başkanlığı, bilindiği gibi, bir süredir, devletin çeşitli kurumlarına ve ilgililerine, ülke güvenliği konusunda bilgiler veriyor. Bu bilgilendirme toplantıları, devletin organları arasındadır ve halka açık değildir.
Sayın Adalet Bakanı, yargıçların ve savcıların, Genelkurmayda yapılacak olan bu toplantıya katılmamalarını istemiş, katılmaları halinde haklarında soruşturma açtıracağını belirtmiştir. Bu, Sayın Bakanın, göreve geldiği günden beri çeşitli gerekçelerle sergilediği yargıya müdahalelerinden bir yenisidir ve en tehlikeli olanıdır; çünkü, bu müdahale, dolaylı olarak, Genelkurmayın, yasal, doğal ve demokratik bir bilgilendirme ve bilgiyi paylaşma hizmetine müdahalesidir. Ayrıca, devlet organları arasında, âdeta, bilinçle ve zorla sorun yaratma iradesini ortaya koymasıdır.
Sayın Adalet Bakanı, Genelkurmaydaki bilgilendirme toplantısına katılanlara, Hâkimler ve Savcılar Kanununun 48 inci maddesi uyarınca soruşturma açtıracağını bildirmiştir ve bir tehditte bulunmuştur. Bunu da, maalesef, sözlü olarak, bir başmüfettiş aracılığıyla gerçekleştirmiştir.
Genelkurmay'ın bilgilendirme toplantısı, halka kapalıdır, sadece yargıç ve savcılara bilgi aktarılmasıyla ilgilidir. Sayın Bakan, Hâkimler ve Savcılar Kanununun 48 inci maddesine dayanarak, bunun yasaklanmasını ve söz konusu yargıçların, savcıların gitmemeleri gerektiğini söylemiştir. Yargıçlar ve savcılar, Adalet Bakanının kendi gönlünce yönlendireceği, tehditle yönlendirebileceği kapıkulları olamazlar.
Sayın Bakan, söz konusu tehdidini, bir başmüfettiş aracılığıyla ve sözlü olarak gerçekleştirmiştir; çünkü, yasaya uygun bir iş yapmadığını kendisi de bilmektedir. Kendisi, açıkça, bilinçli olarak, devletin kurumlarının işleyişine müdahale etmektedir. Bu, memleketimiz açısından, fevkalade vahim, yeni bir durum oluşturuyor.
Şimdi, milletvekili olarak, vatandaş olarak merak ediyorum ve soruyorum: Sayın Adalet Bakanı devletin bir kurumunu hedef alırken, bilgilendirme hakkına müdahale ederken, bu müdahaleden, Hükümetin öteki ortağının haberi var mıdır; bu müdahale, ortak bir politika olarak mı gerçekleştirilmiştir?
Sayın Bakanın bu son davranışı, bir Hükümet icraatı mıdır? Bakanlar Kurulunun sorumluluğu bütün bakanlarca paylaşıldığına göre, Sayın Bakan, öteki bakanların onayını almış mıdır?
Hükümet ile Silahlı Kuvvetlerin ilişkilerini bozmaya dönük bu son girişim, Koalisyonun Doğru Yol kanadının bilgisi ve onayıyla mı gerçekleşmiştir?
Sayın Bakan, acaba, yargıç ve savcıların bilgilendirilmesinden sonra, söz konusu savcıların burada aldıkları bilgilere bağlı olarak bir dava açma yönüne gideceklerinden mi endişe duymaktadır?
Sayın Bakan, bu tavrıyla, acaba, kendi partisinin gerilim siyasetine, Hükümetin Doğru Yol kanadını da, bir oldubittiyle, ortak mı etmek istemektedir?
Sayın Adalet Bakanının bu konuşmaya vereceği yanıt, Hükümetin izlediği cepheleşme siyasetini, iki partinin ortaklaşa yürütmesi yolunda yeni bir durum olup olmadığı konusuna da açıklık kazandıracaktır.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DSP ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tan.
Gündemdışı konuşmayı yanıtlamak üzere, Adalet Bakanı Sayın Şevket Kazan.
Buyurun Sayın Kazan. (RP sıralarından alkışlar)
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Kocaeli) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İstanbul Milletvekili Sayın Ahmet Tan'ın, biraz önce, bu kürsüden yapmış olduğu gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere huzurunuza çıkmış bulunuyorum. Her şeyden önce, konuya hukukî açıdan açıklık getirme fırsatını verdiği için Sayın Ahmet Tan'a ve aynı zamanda, gündemdışı konuşma tablosundaki değişikliği bir faksla makamıma ileten Meclis Başkanvekili -şu andaki Başkanımız- Sayın Gürkan'a teşekkürlerimi sunuyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüksek malumları olduğu üzere, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bir hukuk devletidir; demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. (CHP sıralarından alkışlar [!])
İSMET ATALAY (Ardahan) - Doğru mu söylüyorsun?!.
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Hukuk devleti olmak demek, kurumların, kurallar çerçevesinde faaliyet göstermesi, çalışması demektir. Kurumların, ister Anayasada belirtilen temel kurumlar olsun ister anayasa dışında hükmî şahsiyeti haiz olan kurumlar olsun, mutlaka uymaları lazım gelen kurallar vardır, kaideler vardır.
Anayasamızın 6 ncı maddesinde, hiç kimsenin veya organın kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamayacağı, açıkça ifade edilmiştir. (RP sıralarından alkışlar) Bunun yanında, yasamanın görevi belirtilmiş, yürütmenin görevi belirtilmiş, yargının görevi de belirtilmiştir. Yürütmenin görevi belirtilirken, yürütme yetkisini kullanan kişilerin Anayasaya ve kanunlara uygun olarak hareket edecekleri açıkça ifade edilmiştir.
Şimdi, Anayasanın bu temel hükümlerine kısaca işaret ettikten sonra, biraz önce sözü edilen izin meselesine geliyorum.
Değerli milletvekilleri, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu, 24 Şubat 1983 tarihinde çıkarılmıştır; yani, Konsey zamanında çıkarılmış olan bir kanundur. Bu kanunun 48 inci maddesinde, hâkimlerin ve savcıların, kendi aslî görevleri dışında birtakım hususlarla meşgul olabilmeleri bazı şartlara bağlanmıştır. İşte, 48 inci maddenin açık ifadesi şudur: Hâkim ve savcılar, bilimsel araştırma ve yayınlarda bulunabilirler. Bunun izne bağlı bir yönü yoktur. Ancak, izin alma koşuluyla, davet edildikleri veya yetkili makamlarınca görevlendirildikleri ulusal ve uluslararası kurul, kongre, konferans ve benzeri bilimsel toplantılar ile meslekleriyle ilgili diğer toplantılara katılabilirler. Yani, Adalet Bakanından izin alarak katılabilirler; Adalet Bakanından izin almadan katılmaları mümkün değildir.
Şimdi, olay nedir...
METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) - Bilgi almak yasaklanmış mı?
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Ben Adalet Bakanıyım, kanuna göre hareket ederim.
HALİL İBRAHİM ÖZSOY (Afyon) - Daha size müracaat etmeden beyanat veriyorsunuz.
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Olay nedir... Lütfen, önce, bir olayı saptırmayalım. 5 Haziran 1997 tarihinde, Erol Özkasnak, Tümgeneral, Genel Sekreter... (CHP sıralarından "Nerenin Genel Sekreteri" sesleri) Öyle yazmış, öyle okuyorum. "Sayın İlhan Mesutoğlu, Ankara Cumhuriyet Başsavcısı" diye Ankara Cumhuriyet Başsavcısına bir yazı gönderiyor. Bu yazıda diyor ki: "11 Haziran 1997 günü saat 16.30'da Genelkurmay Karargâhında, irticaî faaliyetler konusunda bir brifing verilecektir. Bu brifinge, cumhuriyet savcıları ve hâkimler de katılabilirler. Bunların isimleri, 6 Haziran 1997 günü saat 18.00'e kadar aşağıdaki faks numarasına bildirilmelidir."
ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Sayın Bakan, siz duyarlı değil misiniz irticaî faaliyetlere?!..
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Lütfen, müsaade buyurun. Lütfen...
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen, dinleyelim.
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Bu yazı bana gelmiyor; bu yazı, Ankara Cumhuriyet Başsavcısına geliyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı, bu yazıdan beni pazartesi günü haberdar ediyor. Ben Adalet Bakanlığında Bakanım, izin yetkisi benimdir, ben bostan korkuluğu değilim; bu bir. (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
Her şeyden önce, Türkiye bir kanunlar devletidir, Türkiye bir hukuk devletidir. Hukuktan yana olanlar beni tutar, hukuksuzluktan yana olanlar istediği tarafta yer alır. (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
SÜLEYMAN HATİNOĞLU (Artvin) - Kaçak Mercedes ne oldu?!..
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Şimdi, kanun açık. Bu izin benden alınmamış, bu izin benden istenmemiş.
HASAN GÜLAY (Manisa) - Niye istenmiyor!..
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Evet, bu izin benden istenmemiş, benden alınmamış; herkes bildiğine göre hareket etmeye kalkmış. Kalkamaz arkadaş, kalkamaz!.. Herkes bildiğine göre hareket etmeye kalkamaz!.. (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Onun için, ortadan konuşmayın; hukuka göre konuşun, Anayasaya göre konuşun, kanuna göre konuşun, afakî konuşmayın; bu bir.
AHMET TAN (İstanbul) - O zaman, uyarıyı yazılı yapsaydınız, yapma cesaretini gösterseydiniz.
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Onun için, kimse bana hukukdışı iş yaptıramaz, kimse de bana dayatamaz; bunu açıkça ifade ediyorum. (RP sıralarından alkışlar)
İHSAN ÇABUK (Ordu) - Kaçak Mercedes ne oldu?!..
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Şimdi, bunun arkasından bir diğer hukukî konuya geçmek istiyorum.
METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) - O kanun, bilgi almayı, bilgi vermeyi yasaklamış mı Sayın Bakan?!.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Ben izin vermeden kimse gidemez!..
METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) - O kanun, bilgi almayı yasaklamış mı? O kanun, bilgi almayı yasaklamamış.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Ben izin vermeden kimse gidemez!..
BAŞKAN - Sayın Bakan, lütfen karşılıklı konuşmayalım.
METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) - Bilgi alıp vermek, izin vermeyi gerektirmez.
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Sayın Başkan, lütfen, müdahale edin.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen, müdahalesiz dinleyelim.
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Dün bana saat 16.55'te yazıyı getiriyorlar; dün 16.55'te yazı benim elime geliyor; düşünebiliyor musunuz, 16.55'te!.. Ben ne diyorum; konu... (ANAP ve DSP sıralarından gürültüler)
HASAN GÜLAY (Manisa) - Düşünebiliyoruz...
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Müsaade eder misiniz...
Hukuk devletine, demokratik hukuk devletine göre yaşayacağız bu ülkede. Konu, Genelkurmayın değil, Bakanlar Kurulunun konusudur. (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir; herkes görevini bilecektir, herkes görevine göre hareket edecektir. Bakınız, burada, Anayasanın 117 nci maddesi var; millî güvenliğin sağlanmasından ve Silahlı Kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından, Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı Bakanlar Kurulu sorumludur. O halde...
İRFAN KÖKSALAN (Ankara) - Var mı Bakanlar Kurulu?!.
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Var Allah'a şükür.
İRFAN KÖKSALAN (Ankara) - Toplanmıyor.
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - İşte, sesi geliyor, sesi geliyor; sesi geldiği için itirazınızı yükseltiyorsunuz. Bakanlar Kurulu var, bu memlekette bakan da var! (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
ALİ DİNÇER (Ankara) - Hükümet var mı?!.
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Şimdi, Sayın Tan, tabiî, kürsüde, benim, cumhuriyet savcıları üzerinde tehditte bulunduğumu ifade ettiler.
SÜLEYMAN HATİNOĞLU (Artvin) - Yalan mı?..
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Bu söz, kendilerinin bir yakıştırmasıdır.
AHMET TAN (İstanbul) - Hayır, yakıştırma değil; gazetede de var.
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Ben izin vermedikçe, kim giderse, soruşturma yapılacağını söyledim; bu, benim kanunî hakkımdır. Benim kanunî hakkımı kullanmama kimse mani olamaz; bu bir. (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
Bunun yanında "efendim, Hükümetin diğer ortağının onayı var mı" diyorlar. Burada, izin maddesi, Hükümetten izin alır demiyor ki "Adalet Bakanından izin alır" diyor.
ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Hükümet, sonunuz kötü.
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Bakınız arkadaşlar, burada, Genelkurmayın, Sayın Genel Sekreterliğin gönderdiği yazının dip kısmını bir okuyalım lütfen; bakın ne diyor: "Not: Brifinge katılmak için istekli olunduğu takdirde, 11 Haziran 1997 günü saat 16.00'da Genelkurmay Başkanlığı kuzey nizamiyesinde hazır bulunulması gerekmektedir."
Şimdi, bu "kuzey nizamiyesi..." Bu ifade, gidecek kişilerin dahi hangi kapıdan gireceklerini belirtiyor. Öyle değil mi? Peki, bir Genelkurmay Genel Sekreteri, oraya davet ettiği kişilerin hangi kapıdan gireceklerinin kuralını bu kadar hassas uygularsa; ben, Anayasanın ve kanunların bana verdiği yetkiyi kullanıyorum, bu hassasiyeti gösteriyorum diye beni siz nasıl eleştirebilirsiniz! (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
AHMET TAN (İstanbul) - Müfettişle değil, yazıyla uyarmanız lazım.
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, burada, lütfen, karşılıklı polemiğe girmeyelim.
H.AVNİ KABAOĞLU (Rize) - Sen giriyorsun.
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Lütfen, burada karşılıklı polemiğe girmeyelim. Hep beraber, bütün siyasî partiler, bütün milletvekilleri olarak, lütfen, demokrasiye sahip çıkalım, insan haklarına sahip çıkalım, Anayasa hükümlerine sahip çıkalım, kanun hükümlerine sahip çıkalım; bunların üzerinde tartışalım, bunların üzerinde konuşalım.
ALİ DİNÇER (Ankara) - Sincan Belediye Başkanını ziyaret ederken yasa neydi?!
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Devamla) - Eğer, bana, izin verme hususunda kanun bir yetki vermemiş olsaydı, o zaman, ben böyle bir harekette bulunmuş olsaydım, sizler yerden göğe kadar haklıydınız; ama, şimdi hatalısınız, yanlışsınız; lütfen, hatanızı kabul edin.
Teşekkür eder, saygılar sunarım. (RP sıralarından "Bravo" sesleri alkışlar; CHP ve DSP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) - Bu Anayasayı çiğneyenler, kalkıp da burada hukuk devleti savunucusu kesilemez. (Gürültüler)
BAŞKAN - Bir dakika sayın milletvekilleri...
YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) - Kendi çıkarlarınıza göre düzenleme yapacaksınız, sonra hukuk devleti diyeceksiniz; kim inanır size!
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, bir dakika...
MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) - Meydana gidin, orada konuşun.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen, karşılıklı konuşmayalım... (RP ve CHP sıralarından gürültüler)
Sayın Şimşek, lütfen, olmayan bir usul getirmeyelim.
YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) - 65 milyonun gözü önünde bu yalanı söylüyor.
AHMET TAN (İstanbul) - Sayın Başkan...
BAŞKAN - Sayın Şimşek, Sayın Tan'ı dinlemek durumundayım. Sayın Şimşek, lütfen...
Evet, Sayın Tan, anlayamadım...
AHMET TAN (İstanbul) - Burada, ben, devlet organları arasındaki iş toplantısından bahsediyorum. Sayın Bakanın sözünü ettiği kanun maddesi, basına ve kamuoyuna açık toplantılarla ilgilidir. Burada, aslında, mensubu bulundukları kurumun görüşlerini açıklama hakları ve yükümlülükleri söz konusu değildir. Genelkurmay Başkanlığının tek taraflı bir bilgi verme brifingine katılmışlardır. Burada Devlet Memurları Kanununa atıfta bulunuluyor. Sayın Bakan ile yüksek yargı ve yargı arasında bir ast-üst ilişkisi yoktur; bunu belirtmek istiyorum. Sayın Bakan, orayı herhangi bir bakanlık gibi görmekte ve öyle hareket etmektedir.
BAŞKAN - Sayın Tan, bu söylediklerinizi konuşmanızda da söylemiştiniz.
AHMET TAN (İstanbul) - Ama, cevap vermedi Sayın Başkan...
METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) - Sayın Başkan...
BAŞKAN - Böyle bir usulümüz yok Sayın Bostancıoğlu.
Sayın Tan konuşmasıyla ilgili gerekli müdahaleyi yaptı; Sayın Bakan kendi yaklaşımını açıkladı. Konuyu burada kapatmak zorundayız. Sayın Tan'ın açıklamaları tutanaklara geçti.
METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) - Sayın Başkanım, Meclisimizin en hassas olması gereken konu, irticadır... (RP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN - Sayın Bostancıoğlu, bu, gerekiyorsa ayrı bir gündemdışı konuşmayla veya araştırmayla getirilebilir; ama, şu safhada yerimizden böyle bir diyaloğu başlatma imkânına sahip değiliz.
Sayın milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığının 4 adet tezkeresi vardır; okutuyorum:
B)TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.-Romanya'ya gidecek olan Millî Savunma Bakanı Turhan Tayan'a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Nevzat Ercan'ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/862)
30 Mayıs 1997
Görüşmelerde bulunmak üzere, 5 Haziran 1997 tarihinde Romanya'ya gidecek olan Millî Savunma Bakanı Turhan Tayan'ın dönüşüne kadar; Millî Savunma Bakanlığına, Devlet Bakanı Nevzat Ercan'ın vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Diğer tezkereyi okutuyorum :
2.-Çek Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Mehmet Altınsoy'a, dönüşüne kadar, Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın vekâlet etmesinin uyun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/863)
6 Haziran 1997
Görüşmelerde bulunmak üzere, 8 Haziran 1997 tarihinde Çek Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Mehmet Altınsoy'un dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Diğer tezkereyi okutuyorum :
3.-İsviçre'ye gidecek olan Çalışma ve SosyalGüvenlik Bakanı Necati Çelik'e, dönüşüne kadar, Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/864)
6 Haziran 1997
Uluslararası Çalışma Teşkilatı (ILO) 85 inci Genel Konferansına katılmak üzere, 8 Haziran 1997 tarihinde İsviçre'ye gidecek olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik'in dönüşüne kadar; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına, Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Diğer tezkereyi okutuyorum :
4.-Gürcistan'a gidecek olan Devlet Bakanı Ayfer Yılmaz'a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı H. Ufuk Söylemez'in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/865)
6 Haziran 1997
Görüşmelerde bulunmak üzere, 9 Haziran 1997 tarihinde Gürcistan Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Ayfer Yılmaz'ın dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı H.Ufuk Söylemez'in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Komisyondan istifa önergesi vardır; okutuyorum :
5.-Afyon Milletvekili Kubilay Uygun'un, Çevre Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/197)
Üyesi bulunduğum Çevre Komisyonundan istifa ediyorum. Gereğini bilgilerinize arz ederim. 5.6.1997
Kubilay Uygun
Afyon
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Kanun teklifinin geri alınmasına dair bir önerge vardır; okutuyorum :
6.-Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner'in, (2/19) esas numaralı kanun teklifini geri aldığına ilişkin önergesi (4/198)
1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanununa 1 Ek ve 2 Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında (2/19) esas numaralı Kanun Teklifimi geri alıyorum.
Gereğini arz ederim.
Yücel Seçkiner
Ankara
BAŞKAN - Komisyonda bulunan kanun teklifi geri verilmiştir.
Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; okutup oylarınıza sunacağım:
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1.-Gündemdeki sıralamanın yeniden yapılmasına ilişkin Danışma Kurulu Önerisi
No. 74 Tarihi: 9.6.1997
Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 25 inci sırasında yer alan 136 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 6 ncı sırasına, 107 nci sırasında yer alan 271 sıra sayılı kanun teklifinin 7 nci sırasına, 108 inci sırasında yer alan 272 sıra sayılı kanun teklifinin 8 inci sırasına, 114 üncü sırasında yer alan 281 sıra sayılı kanun teklifinin 9 uncu sırasına, 129 uncu sırasında yer alan 300 sıra sayılı kanun teklifinin 10 uncu sırasına, 137 nci sırasında yer alan 299 sıra sayılı kanun teklifinin 11 inci sırasına, 144 üncü sırasında yer alan 318 sıra sayılı kanun teklifinin 12 nci sırasına, 152 nci sırasınde yer alan 326 sıra sayılı kanun teklifinin 13 üncü sırasına ve 155 inci sırasında yer alan 332 sıra sayılı kanun tasarısının 14 üncü sırasına alınmasının Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.
Mustafa Kalemli
ürkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı
Salih Kapusuz Murat Başesgioğlu
RP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili
Saffet Arıkan Bedük Hikmet Uluğbay
DYP Grubu Başkanvekili DSP Grubu Başkanvekili
BAŞKAN - Danışma Kurulunun önerisini kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Başbakanlığın, Anayasanın 82 nci maddesine göre verilmiş bir tezkeresi vardır; okutup oylarınıza sunacağım:
B) TEZKERLER VE ÖNERGELER (Devam)
7. -Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün, Hollanda'ya yapacağı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/866)
6.6.1997
Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün, Hollanda'nın Lahey Şehrinde meydana gelen kundaklama olayı dolayısıyla temas ve görüşmelerde bulunmak üzere 2-5 Nisan 1997 tarihleri arasında Hollanda'ya yaptığı resmî ziyarete ekli listede adları yazılı milletvekillerinin de katılmaları uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.
Anayasamızın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan
Başbakan
Liste:
İbrahim Yavuz Bildik (Adana)
Celal Esin (Ağrı)
Kâzım Ataoğlu (Bingöl)
İrfettin Akar (Muğla)
BAŞKAN - Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
İçtüzüğün 37 nci maddesine göre verilmiş doğrudan gündeme alınma önergeleri vardır; ayrı ayrı okutup işleme koyacağım ve oylarınıza sunacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
8.-Bayburut Milletvekili ÜlküGüney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner'in, 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/669) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/199)
Tarafımızca hazırlanarak 17.1.1997 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan 2/669 esas numaralı "1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına İlişkin" Kanun Teklifim, 22.1.1997 tarihinde sevk edildiği İçişleri ve Millî Savunma Komisyonlarında, görüşme yapılmadan bugüne kadar bekletilmektedir.
Teklifimizin, İçtüzüğün 37 nci maddesine göre, doğrudan doğruya gündeme alınmasını Yüce Meclisin takdirlerine arz ederiz.
Saygılarımızla.
Dr. Ülkü Güney Yücel Seçkiner
Bayburt Ankara
BAŞKAN - Sayın Ülkü Güney, önerge sahibi olarak konuşacaksınız, değil mi efendim?
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) - Evet efendim.
BAŞKAN - Buyurun Sayın Güney. (ANAP sıralarından alkışlar)
Sayın Güney, süreniz 5 dakikadır.
ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; takriben beş ay önce, bu kanun teklifini Yüce Meclise vermiştim; ama, ilgili komisyonlarda bugüne kadar görüşülmediği için, bu teklifimin, İçtüzüğün 37 nci maddesine göre Genel Kurula gelmesini istedim ve bu konu hakkında da, ancak bu vesileyle konuşma imkânı buldum. Yine bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu kanun teklifi, 1076 sayılı Yedek Subay Kanununda ve 1111 sayılı Askerlik Kanununda değişiklikleri içermektedir. Bu kanun teklifindeki amacımız, 1076 sayılı Yedek Subay Kanununda değişiklik yapılarak, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünde emniyet hizmetleri sınıfı kadrolarında görev yapan yedek subay aday adayı olarak silah altına alınacak polis amirleri ve dört yıllık yüksekokul mezunu polis memurlarının temel askerlik eğitimini müteakiben İçişleri Bakanlığı emrine verilmesidir. Birinci teklifimiz budur.
İkincisi de, 1111 sayılı Askerlik Kanununa geçici bir madde eklenerek "İçişleri Bakanlığının ihtiyaç göstermesi halinde, bu Bakanlığın kadrolarında polislik yapanlar, temel askerlik eğitimini müteakip bu Bakanlık emrinde çalıştırılırlar" şeklindedir.
Hepinizin bildiği gibi, uzmanlık kazanan komiser, komiser yardımcısı ve sair uzmanlık alanlarında had safhada olan personel yetersizliğini, bu kanun, gerçekleştiği takdirde azaltacaktır ve şahsî kanaatime göre bu, zarurî bir durumdur; bu uzman elemanlar için bu teklifi mutlaka geçirmeliyiz. Bunların sayısı 2 731'dir.
Ayrıca, şu anda, emniyet sınıfında görevli takriben 130 bin personel mevcuttur. Bunları 33 489'u askerlik görevini yapmamıştır. Oran olarak, polis ve amirlerimizin takriben yüzde 40'ı askerlik görevini yapmamıştır ve askerlik görevini yapmamış olan bu polislerin sayısı 30 758'dir. Acaba bunlar, neden askerlik görevlerini yapmamıştır; çünkü, 1991'e kadar, polis adayları, askerliğini yapmamış lise mezunları arasından alınıp, altı aylık bir eğitime tabi tutuluyordu ve ondan sonra polis olarak çalıştırılıyordu; o günün şartlarına göre ihtiyaç vardı buna, askerlik beklenmiyordu; ama, 26 Ağustos 1991'de çıkarılan bir yönetmelikle bu askerlik yapmama şartı ortadan kaldırıldı. O günden bugüne kadar da, artık, lise mezunu, askerliğini yapmış ve bir yıllık eğitim şartıyla polis adayları alınmaktadır; ama, zamanında askerliğini yapmadan alınmış olan bu 30 bin kişi, bugün, emniyet saflarında beklemektedir.
Muhterem arkadaşlarım, bu insanlarımızın hepsi polis teşkilatında çalışmaktadır ve polis teşkilatı ile askerî teşkilat arasındaki yakınlığı burada izah etmeme gerek yok. Bunun, ileriye sürülebilecek diğer bazı sakıncalarını -eşitlik ilkesini, Anayasayı, vesaireyi- bu kanun teklifi buraya geldiği zaman tartışırız; bu konularda da bir sakınca olmadığını biliyorum. Biz, bir defaya mahsus olmak üzere bu kanunu çıkardığımız takdirde, bu 30 bin polis memurunu ve emniyette amir sınıfında olan 3 bin küsur insanımızı, askerliklerinin temel eğitimlerini tamamladıktan sonra, geri kalan sürelerinde emniyet teşkilatında çalıştırmakla, görevlendirmekle, hem bunların gücünden istifade edeceğiz hem de Emniyet Genel Müdürlüğündeki bu sıkıntıyı hafifletmiş olacağız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Güney, lüften, toparlayın.
ÜLKÜ GÜNEY (Devamla) - Bakınız, bugün, özellikle istihbarat alanındaki komiser ve komiser muavinlerinin çoğu askerliğini yapmamış uzman elemanlardır ve bunlar büyük şehirlerimizde çalışmaktadır. Eğer, biz, bunları 1,5 sene gibi bir süreyle askerlik görevine gönderirsek, zaten sayıları çok az olan bu nitelikteki insanları bulmamız oldukça zorlaşır.
Bugün bu kanun teklifini gündeme alıp sırası geldiğinde enine boyuna görüşürsek, bu kanun teklifinin hayırlı, aynı zamanda ülkemiz için gerekli olduğunu hepiniz göreceksiniz.
Teklifimize olumlu oy vereceğinizi düşünüyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Güney.
Konuyla ilgili olarak, Sayın Saffet Arıkan Bedük, buyurun.
Sayın Bedük, süreniz 5 dakika.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bayburt Milletvekili Sayın Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Sayın Yücel Seçkiner'in müştereken vermiş oldukları, polislerimizin yedek subaylık ve diğer askerlik hizmetlerinin bir bölümünü, Genelkurmayın tespit etmiş olduğu esaslar çerçevesinde temel eğitim olarak, geri kalan kısmını da İçişleri Bakanlığı bünyesinde yapmalarını öngören kanun teklifinin doğrudan gündeme alınmasını isteyen önergeyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum.
Değerli arkadaşlarım, polis, yurtta huzur ve güvenliği, emniyet ve asayişi temin eden fevkalade önemli bir hizmeti ifa etmektedir. Bu sebeple de öncelikle, ülkede gelişen şartlar çerçevesinde kendisini yenilemek, eğitimini en üst seviyeye kadar çıkarmak ve özellikle ülke içerisinde birkısım suç ve suçlu tiplerinin gelişmesine paralel olarak -özellikle ve bilhassa söylüyorum- hem eğitimini hem teknolojisini yenilemek durumundadır. Bu anlayıştan hareket etmek suretiyle, eski bir Emniyet Genel Müdürü olarak özellikle ifade etmek istiyorum ki, işin başlangıcında, 1988 yılına kadar, askerliğini yapmış olan kişilerin polisliğe alınması söz konusuydu; ancak, 1988'den sonra, günün şartları ve ihtiyaçlar da dikkate alınmak suretiyle, polis memurları, askerlik şartına bağlı olmaksızın göreve başlatıldı ve lise mezunları, otomatikman polisliğe alınabildiler. İşte, bu noktadan hareket etmek suretiyle, bu konu devamlı olarak bize intikal etti, milletvekillerimizin hepsine intikal etti. Hatta, Erzurum Milletvekilimiz Sayın İsmail Köse bu konuda bir kanun teklifi de verdi. Hepimizin konsensüsü olarak, ortaya koymuş olduğu şekil itibariyle, Sayın Ülkü Güney ve Sayın Yücel Seçkiner'in getirmiş olduğu bu teklif gerçekten isabetlidir ve önemli bir yarayı gidermiş olacaktır.
Değerli arkadaşlarım, ülkedeki bu eksiklik neden kaynaklanıyor? Ülke genelinde polis mevcudu azdır, emniyet ve asayişi temin edecek polis sayısı fevkalade azdır. İşte, bir taraftan polis sayısının azlığı, bir taraftan da sayıları 35 bine yakın olan birkısım polislerimizin -ister amir sınıfında ister polis memurları seviyesindeki arkadaşlarımızın- askerlik hizmetini yapmamaları sebebiyle, Genelkurmayın tespit ettiği esaslar çerçevesinde ve kanuna uygun olarak askerlik hizmetine alınmaları önemli bir boşluk yaratacaktır. Emniyet ve asayişin temininde, bugün, belli bazı masalar, uzmanlık itibariyle gerçekten boş bırakılmaması gereken ve mutlak surette personel adedinin fazlalaştırılması gereken sınıflar ve dallardır. Buradan alınacak olan personel, buradan alınacak olan, gerek amir ve gerekse memur sınıfındaki birkısım polisler, ülke genelinde emniyet ve asayiş hizmetlerinde çok önemli bir aksama yaratacaktır.
İşte, bu noktadan hareket etmek suretiyle, şunu özellikle belirtmek istiyorum; çok önemli bir eksikliğin giderilmesine yönelik, temel eğitimini yine Silahlı Kuvvetlerde yaparak, ancak, geri kalan hizmetlerini İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatlarında yürütmeleri, hem genel mahiyette, umumî menfaatlar açısından faydalıdır hem de ülkenin huzur ve güvenliğinin temin edilmesi bakımından faydalıdır. Polislik mesleği gerçekten bir disiplin mesleğidir ve temel eğitimin bir bölümü de kendi okullarında verilmektedir; Silahlı Kuvvetlerimizin öngördüğü esaslar çerçevesinde de, bu çocuklarımız, bu polislerimiz yetişmektedir.
Bu itibarla, bu teklifi olumlu karşılamak gerektiği kanaatini taşıyorum. Bütün arkadaşlarımın, bu konuda, bu teklife olumlu yaklaşacakları inancıyla, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (DYP ve ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bedük.
ALİ OĞUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, grup adına söz istiyorum.
BAŞKAN - Bu konuda grup sözleri yok Sayın Ali Oğuz; sadece, teklif sahibi ve bir milletvekiline söz verebiliyoruz. Sayın Arıkan Bedük -o bir milletvekili- İçtüzüğümüzde yazılı hakkı kullandı. Maalesef, bu konuda, ne gruplar adına ne de şahıslar adına başka söz verme imkânımız yok; özür diliyorum.
Sayın milletvekilleri, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
İkinci önergeyi okutuyorum:
9.-Denizli Milletvekili Mustafa Kemal Aykurt'un, Kızılcabölük AdıylaBir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifinin (2/437) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/200)
Tarafımca hazırlanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan 2/437 esas numaralı "Kızılcabölük adıyla bir ilçe kurulması ile ilgili" kanun teklifim sevk edildiği İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarında 45 günlük süre içinde görüşülmediğinden, teklifimizin İçtüzüğün 37 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre doğrudan gündeme alınmasını Yüce Meclisin takdirlerine arz ederim.
Saygılarımla. 30.04.1997
Mustafa Kemal Aykurt
Denizli
BAŞKAN - Sayın Aykurt, teklif sahibi olarak konuşmak istiyorsunuz.
Buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakikadır.
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Denizli İline bağlı Tavas İlçesi Kızılcabölük Kasabasının ilçe olması yönündeki kanun teklifimiz, İçtüzüğümüzün 37 nci maddesine göre, bugün, huzurlarınıza gelmiş bulunmaktadır.
Anayasamızın 126 ncı maddesinde, Türkiye'nin merkezî idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere; illerin de, diğer kademeli bölümlere ayrılacağı belirtilmiş; 5442 sayılı İl İdaresi Kanununda da, diğer mülkî idare bölümleri ilçe ve bucak olarak sayılmıştır. Bilindiği gibi, kamu hizmetlerinin önemli bir kısmı mülki idare bölümleri esas alınarak kurulan taşra teşkilatları tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu hizmetlerin verimli ve etkili bir şekilde yürütülebilmesi, illerin ve ilçelerin coğrafî yapısına, ulaşım ve haberleşme şartlarına, nüfus yoğunluğuna yakından bağlıdır. Coğrafî bütünlüğün bulunmadığı, nüfus yoğunluğuna paralel teşkilatın oluşturulmadığı, ulaşım ve haberleşmenin günün şartlarına uygun şekilde sağlanamadığı bölgelerde diğer hizmetler de aksamaktadır. Bu sebeple, mülki idare taksimatında, coğrafî yapıya ve nüfus yoğunluğuna uygun değişiklikler yapılması faydalı görülmektedir.
Değerli milletvekilleri, Kızılcabölük Bucağı mülki idare taksimatında, coğrafî yapıya ve nüfus yoğunluğuna uygun değişiklikler yapılması faydalı görülmektedir. Kızılcabölük Bucağı, Denizli İli Tavas İlçesinin kuzeybatısında kurulmuş, ilçeye 7 kilometre uzaklıkta olup, 1912 yılından beri belediyeliktir. Kızılcabölük Bucağının imar planı 2 350 hektar olup, tamamı 14 bin hektardır. Bucakta yeterli olacak şekilde kanalizasyon mevcuttur, şebeke suyu yeteri kadar mevcuttur, bucağın elektrik şebekesi tamdır, elektriksiz ev ve işyeri yoktur, Ziraat Bankası ve Halk Bankası faal durumdadır. Kızılcabölük Bucağında, ilk ve ortaöğretim kurumları mevcut olup; lise, orta ve ilkokullarımızda çocuklarımıza sürekli eğitim verilmektedir. Bucağımız, ekonomik, coğrafî ve sosyal konumuyla ilçe olmayı hak etmiştir.
Teklifimiz, Kızılcabölüklü vatandaşlarımıza daha iyi hizmet götürebilmek ve kamu hizmetlerinden daha etkin faydalanmalarını sağlamak amacına yöneliktir.
Değerli milletvekilleri, bugün, yurdumuzda, ilçe ve il olma yarışı vardır; ama, itiraf etmeliyim ki, Kızılcabölük'ün arz ettiğim konumu, hacmi, kapasitesi, mevcut yapısı, alışılagelmiş tekliflerden farklı bir mahiyet arz etmektedir. Gerçekten, kemaliyle bu kasabamızın ilçe olmasında fayda vardır, zaruret vardır. O itibarla, bu teklifimizin önemli olduğuna inanıyoruz.
Kızılcabölük Kasabamızın ilçe olması hususundaki teklifimizin gündeme alınması yönünde olumlu oylarınızı bekliyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aykurt.
Bu konuda, Sayın Ramazan Yenidede; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)
RAMAZAN YENİDEDE (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kızılcabölük'ün ilçe olması hakkında verilen kanun teklifinin doğrudan gündeme alınmasıyla ilgili önerge üzerinde söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Kızılcabölük, coğrafî yapısı, ulaşım ve haberleşme hizmetleri, nüfusu, altyapısı, sahip olduğu eğitim kurumları, halen hizmet veren bankaları ve özellikle dokumacılık konusunda gelmiş olduğu nokta itibariyle, bugüne kadar ilçe olmayı çoktan hak etmiş bir kasabamızdır; ama, ne yazık ki, birtakım siyasî mülahazalarla, bugüne kadar ilçe olmayı hak etmiş olan bu kasabamıza, hak ettiği ilçelik verilmemiştir. Seçim bölgemize gittiğimizde, her defasında, karşımıza, bu haklı talepleriyle gelen Kızılcabölük halkını daha fazla bekletmeye hakkımız olmadığı kanaatinde ve inancındayım. Kızılcabölük halkı, çalışkanlığıyla, dürüstlüğüyle, bugüne kadar devlete olan katkısıyla kendisini ispat etmiştir. Böyle bir yerde, her türlü imkânları da hazırlamış olarak ilçelik bekleyen bir yerde, hâlâ, hizmetlerin kasaba seviyesinde yürütülüyor olması, hakikaten, bizi fevkalade üzmektedir.
Ben, Kızılcabölük İlçemizle ilgili gelen bu teklife, değerli üyelerin katkılarını bekliyor, bu konuda tüm Denizli milletvekili arkadaşlarımızın hemfikir olduklarına inanıyor, teklifin hayırlı olmasını diliyor; saygılar sunuyorum. (RP ve DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yenidede.
HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Sayın Başkan...
BAŞKAN - Buyurun Sayın Korkmazcan.
HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Bu konuda, Denizli milletvekillerinin ne düşündüğü, Genel Kurulca, merak edilir. Bu konuda, benim, 19 uncu Dönemde verdiğim kanun teklifi vardı; bu dönemde de yeniledim. Bu tekliflerin de Komisyonda bir an önce ele alınıp değerlendirilmesinin ve Genel Kurulda birleştirilmesinin uygun olacağını düşünüyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Korkmazcan.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) - Sayın Başkan...
BAŞKAN - Buyurun Sayın Gözlükaya.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) - Sayın Başkan, biz de bu önergeye katılıyoruz; komisyonlarda takip edeceğimizi de ifade ediyoruz. Arkadaşlarıma da teşekkür ederim.
MAHMUT IŞIK (Sıvas) - Sayın Başkan, ben de Sayın Adnan Keskin adına...
BAŞKAN - Lütfen, Sayın Işık...
Hepimiz biliyoruz ki, diğer Denizli Milletvekillerimiz Sayın Adnan Keskin de, Sayın Hilmi Develi de bu konuda olumlu görüşlere sahipler.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir. (Alkışlar)
C) ÇEŞİTLİ İŞLER
1.-(10/18-27-30-68-113-170) ve (10/185-186) esas numaralı Meclis araştırması komisyonlarının, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yapmak üzere toplanacakları gün, saat ve yere ilişkin Başkanlık duyurusu
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, ülke kaynaklarının tespit edilmesi ve değerlendirilmesi konusunda kurulan (10/18-27-30-68-113-170) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu, geçen toplantısında görev bölümü yapamamıştır.
Bu nedenle, komisyon üyelerinin 11 Haziran 1997 Çarşamba günü, saat 14.00'te, Doktorluk Binası, 4 üncü kat, 405 nolu Meclis araştırması komisyonu toplantı salonunda toplanarak, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimini yapmalarını rica ediyorum.
Sayın milletvekilleri, Flash Televizyonuna yapılan saldırı ve kapatma olaylarıyla ilgili iddiaları araştırmak amacıyla kurulan (10/185-186) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu da, geçen toplantısında görev bölümü yapamamıştır.
Bu nedenle, komisyon üyelerinin 11 Haziran 1997 Çarşamba günü, saat 11.00'de, Ana Bina, zemin kat, PTT karşısındaki 172 nolu Meclis araştırması komisyonları toplantı salonunda toplanarak, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimini yapmalarını rica ediyorum.
Komisyonların toplantı yer ve saatleri, ayrıca ilan tahtalarına da asılmıştır.
2. -Genel Kurulun 5.6.1997 tarihli 103 üncü Birleşiminde görüşülen ve kanunlaştıkları ifade edilen; 120, 123 ve 138 sıra sayılı kanun tasarılarının yapılan açık oylamalarında kullanılan oy pusulalarının tasnifleri sonucunda, toplantı yetersayılarının bulunmadığı, dolayısıyla kanunlaşmadıkları anlaşıldığından, bu kanun tasarılarının, Genel Kurulun 11.6.1997 Çarşamba günkü birleşimde tekrar açık oya sunulacağına ilişkin Başkanlık açıklaması
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Genel Kurulun 5.6.1997 tarihli 103 üncü Birleşiminde görüşülen ve kanunlaştıkları ifade edilen, Türkiye Cumhuriyeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Arasında Dostluk ve İşbirliği Anlaşmasının (sıra sayısı: 120), Türkiye Cumhuriyeti ile Makedonya Cumhuriyeti Arasında Dostluk İyi Komşuluk ve İşbirliği Anlaşmasının (sıra sayısı: 123), Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Spor Alanında İşbirliğine İlişkin Protokolün (sıra sayısı: 138) onaylanmalarının uygun bulunduklarına dair kanun tasarılarının yapılan açık oylamalarında, kullanılan oy pusulalarının tasnifleri sonucunda, toplantı yetersayılarının bulunmadığı, dolayısıyla kanunlaşmadıkları anlaşılmıştır.
Bu kanun tasarıları da, Genel Kurulun 11.6.1997 Çarşamba günkü birleşiminde tekrar açık oylarınıza sunulacaktır.
Sayın milletvekilleri, şimdi, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmına geçiyoruz.
A) GÖRÜŞMELER
1.-Kocaeli Milletvekil Necati Çelik ve 38 arkadaşının, zorunlu tasarruf kesintilerinin değerlendirilmesi konusunda Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi ve (10/17) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu raporu (S. Sayısı :312) (1)
BAŞKAN - Genel Kurulun 4.6.1997 tarihli 102 nci Birleşiminde alınan karar gereğince, bu kısımda yer alan, Kocaeli Milletvekili Necati Çelik ve 38 arkadaşının, zorunlu tasarruf kesintilerinin değerlendirilmesi konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi ve (10/17) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun raporu üzerindeki genel görüşmeye başlıyoruz.
Komisyon?.. Burada.
Hükümet?.. Burada.
İçtüzüğümüze göre, Meclis araştırması komisyonunun raporu üzerindeki genel görüşmede ilk söz hakkı, Meclis araştırması önergesi sahibine aittir. Daha sonra, İçtüzüğümüzün 72 nci maddesine göre, siyasî parti grupları adına birer üyeye, şahısları adına iki üyeye söz verilecektir. Ayrıca, istemleri halinde komisyon ve hükümete de söz verilecek. Bu suretle, Meclis araştırması komisyonu raporu üzerindeki genel görüşme tamamlanmış olacaktır.
Konuşma süreleri, komisyon, hükümet ve siyasî parti grupları için 20'şer dakika, önerge sahibi ve şahıslar için 10'ar dakikadır. Komisyon raporu 312 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Rapor üzerinde söz alan sayın millevekillerinin isimlerini okuyorum: Önerge sahipleri adına henüz bize bir başvuru yok. Grupları adına; Anavatan Partisi Grubu adına Sayın Recep Mızrak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Mustafa Yıldız. Şahısları adına; Sayın Bekir Yurdagül, Sayın Emin Kul.
Önerge sahipleri adına söz talebi?.. Yok.
Gruplar adına konuşmalara geçiyoruz.
Anavatan Partisi Grubu adına, Sayın Recep Mızrak; buyurun.
Sayın Mızrak, konuşma süreniz 20 dakikadır.
ANAP GRUBU ADINA RECEP MIZRAK (Kırıkkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanun hükümlerine göre çalışanlar adına biriken malî kaynak ile nemalarının hangi alanlarda değerlendirildiği ve bu kaynakların piyasa şartlarında nemalandırılıp nemalandırılmadığı hususlarındaki yasal uygunlukların araştırılması amacıyla, Kocaeli Milletvekili Necati Çelik ve 38 arkadaşınca, Anayasanın ve İçtüzüğün ilgili maddeleri uyarınca verilmiş bulunan araştırma önergesinin Türkiye Büyük Millet Meclisince kabulü sonucunda kurulan araştırma komisyonu tarafından düzenlenen rapor üzerine söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlamadan önce, şahsım ve Anavatan Partisi adına, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bilindiği üzere, 1983 yılında gayri safî millî hâsılanın yüzde 16,4'ü oranında olan yurtiçi tasarruflar, o yıllarda uygulanan faiz politikaları ve gelir ortaklığı senedi gibi tasarruf artırıcı teşvik ve tedbirler sonucunda, sürekli bir artış trendiyle, 1986 yılında yüzde 22,9 oranına yükselmiştir. Gayri safî millî hâsıla içinde tasarruf miktarının artırılarak, söz konusu tasarrufları yatırımlara kanalize edip büyümenin sağlanması ve bunun neticesinde üretim ve istihdam imkânlarının yükseltilmesine yönelik bir düşüncenin sonucu olarak, 3417 sayılı Kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisinde 9 Mart 1988 tarihinde kabul edilip, 18 Mart 1988 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak, 1 Nisan 1988 tarihinden itibaren yürürlüğe konulmuştur. Söz konusu kanunla, bir taraftan çalışanların tasarruflarının artırılması, devlet ya da işverenin de katılımıyla oluşan bu tasarrufların en verimli bir şekilde değerlendirilmesi suretiyle, bu kesime, her yıl maaş ve ücretlerinin dışında ayrı bir imkân, emekli olduklarında da kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyelerinden ayrı olarak, yine ilave olarak toplu bir ödemede bulunma hedeflenmiştir.
3417 sayılı Kanuna göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu hükümlerine göre aylık almakta olan kamu görevlileri, kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan kuruluşlarda çalışanlar, 10 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde çalışan işçiler ile kanunları uyarınca sözleşmeli statüde çalışan personelin maaş ve ücretlerinden kesintiler öngörülmüştür. Ayrıca, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa göre, yani, Bağ-Kur'a tabi olarak çalışanlar da kanun kapsamına alınmıştır.
Söz konusu kanun uyarınca çalışanlardan yapılan yüzde 2 kesintiler, devlet ya da işveren tarafından yapılan yüzde 100 katkılarla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Ankara Şubesi nezdinde Hazine adına açılan tasarrufları teşvik hesabında önemli miktarlara ulaşmıştır. Oluşan birikimler, sağlanan nemalarıyla birlikte, aynı zamanda, kamu finansman açıklarının giderilmesinde önemli bir kaynak olarak kullanılmıştır; ancak, burada, üzerinde durulması gereken en önemli husus, söz konusu kanunun 5 inci maddesinde öngörüldüğü üzere, Yüksek Planlama Kurulunca belirlenecek esaslar dahilinde, gayrimenkul alım-satımına yönelik yatırımlar hariç olmak üzere, her türlü menkul kıymetler ve verimi yüksek yatırımlara yatırılmak suretiyle değerlendirmek olmakla birlikte, uygulamada, bu hususa uyumda ne derece hassasiyet gösterildiğidir.
Nitekim, başlangıçta Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı, bilahara, 1.1.1995 tarihinden itibaren de Hazine adına tasarrufu teşvik hesabında 31 Aralık 1996 tarihi itibariyle anapara ve nemalardan oluşan yaklaşık 352 trilyon liralık kısmı, 1995 ve 1996 yıllarında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası reeskont faizi oranıyla, yani, yüzde 50 ile Kamu Ortaklığı İdaresi ve Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi tarafından ihraç edilen tahvillerin alımında kullanılmıştır. Aslında, tüm bunlar bir zaruretten doğmuştur. Burada, bazı önemli yatırımların tamamlanabilmesi için, genel bütçeli ve kamu iktisadî teşebbüsü statüsündeki bazı kuruluşlarımızın ihtiyaç duydukları finansmanı karşılayabilmek için mecbur kalınmıştır. Diğer taraftan, kanun kapsamında bulunan işçilerden; yani, ücretlerden kesinti yapılmaması ya da yapılan kesintilerin ilgili hesaba yatırılmaması halinde, kesinti yapılarak katkı payıyla birlikte hesaba yatırılması gereken paranın tahsilinde, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun primlerin tahsiline ilişkin hükümlerin tatbik edileceği, kanunda bir hüküm olarak yer almaktayken, buna benzer; yani, tahakkuk ve tahsilatı temin edecek bir düzenlemenin aylıklardan yapılacak olan kesintiler için söz konusu olmaması, başta belediyeler olmak üzere, yatırımlar, personel aylık ve ücret ödemeleri ve carî faaliyetler için finansman sıkıntısı çeken birçok kamu kuruluşunun kesinti yapmama ya da yapılan kesintileri hesaba yatırmama yoluna tevessül etmelerine sebep teşkil etmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası aracılığıyla yurt çapında yapılan bir tespit çalışmasından anlaşıldığı kadarıyla, 559'u belediyeler, 88'i kurum ve kuruluşlar olmak üzere toplam 647 işveren, 3417 sayılı Kanun kapsamındaki yükümlülüğünü eksik yerine getirmiş veya hiç yerine getirmemiştir. Bunlardan 221 belediye ile 75 kurum ve kuruluş olmak üzere toplam 296 işverenin, personeli adına, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankasına hiç hesap açtırmadığı görülmüştür.
Değerli arkadaşlar, 338 belediye ile 13 kurum ve kuruluş olmak üzere toplam 351 işverenin ise, hesabı açtırmakla birlikte yatırılması gereken miktarı eksik yatırdıkları tespit edilmiştir.
Yine, ayrıca, 10 kişi ve daha fazla sayıda işçi çalıştıran işyerlerinin kanun kapsamına alınmış olması, bazı işyerlerinin işveren payı ödememek için işçi sayısını 10 kişinin altında tutma ya da çalışan işçi sayısını 10 kişiden az gösterme gibi bir yola gitmelerine sebep olmuş; bunun sonucunda da, bir taraftan işyeri-sendika problemleri, diğer taraftan da işyerleri arası maliyete dayanan haksız rekabet ortamı doğmuştur. Aslında, ücret ve aylıklardan yapılan kesintilere ilave olarak, devlet ya da işverenin katkısıyla, memur veya işçi şeklinde çalışanın lehine, ona yılda bir defa ekgelir sağlayan, emekliliğinde emekli ikramiyesi ya da kıdem tazminatının yanında önemli miktarda ilave kaynak sağlayan ve diğer taraftan da yurtiçi tasarruf miktarını artıran 3417 sayılı Kanunun uygulaması -biraz önce de ifade etmeye çalıştığım gibi- bu sebeplerden dolayı ve esas itibariyle de bu hesapta toplanan para ve nemaların ileride ödenmesinde sıkıntı doğurur endişesiyle kısmî iptal edilmeye yönelik olarak 4164 sayılı Kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisinde 28.8.1996 tarihinde kabul edilerek, onaylanmak üzere Cumhurbaşkanlığına gönderilmiştir.
4164 sayılı Çalışanlardan Yapılmakta Olan Tasarruf Kesintilerine Son Verilmesi Hakkındaki Kanun, sadece kesintileri durdurarak, nemalandırma ve geri ödemeler dahil diğer hükümlerin 3417 sayılı Kanun bünyesinde aynen muhafaza edildiği bu yeni düzenleme, Cumhurbaşkanlığı makamı tarafından bazı gerekçelerle onaylanmayarak, bir defa daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına iade edilmiştir.
Değerli arkadaşlar, iade gerekçesinde, bazı açıklamalarla birlikte esas itibariyle, bizim de Meclis araştırma komisyonu raporunda ilave görüş olarak belirttiğimiz ve daha önce de söz konusu kanunun görüşülmesi sırasında Türkiye Büyük Millet Meclisinde ifade ettiğimiz gibi, devlet ya da işverenden kesilen yüzde 3 oranındaki katkıların çalışanlar için bir müktesep hak olduğu, kendilerinin, kesintilerinin durdurulmasıyla birlikte, o zamana kadar yapılan kesintiler ve nemaların nasıl ödeneceğinin, yani, bu hesabın nasıl tasfiye edileceğinin bu kanunda yer almasının, sistemin bütünlüğü açısından uygun olacağı belirtilmiştir ve bunların yanında, ana müessesenin ortadan kaldırılıp, o müessesenin işleyişiyle ilgili usul ve esasları düzenleyen hükümlerin yürürlükte bırakılmasının, uygulamada birtakım mahsurlar doğurabileceği de, yine, ifade edilmiştir.
Memur ve işçinin lehine olmakla beraber, bu hesapta biriken kesintilerin, yatırılan yatırım alanlarından elde edilen nemanın, sadece ücret ve aylıklardan kesilen miktarla karşılaştırıldığında, işçi ve memurumuzun lehine olduğu daha açıkça ortaya çıkacak olan bu sistemde, başta sendikalarımız olmak üzere, çalışanlarımızın temsilcilerinin de arzuları üzerine ve biraz önce arz etmeye çalıştığım sebepler de dikkate alınarak, hükümetler tarafından yeni bir düzenlemeye gidilebilir; ancak, yapılacak yeni kanunî düzenlemede, iki ana hususa mutlaka yer verilmelidir:
Bunlardan birincisi, devlet ya da işveren tarafından hesaba yatırılan yüzde 3'ler, çalışanın müktesep hakkı olarak kabul edilmelidir ve bu müktesep hak, ücret ya da maaşlarına ilave edilmelidir. Bu miktarlar, işveren tarafından zaten yatırıldığından ve ilave bir maliyet unsuru olmayacağından, bu şekilde düşünülmemesi için herhangi bir sebep görülememektedir. Aksine, yüzde 3'lerin ilavesi için sebepler mevcuttur. 1992 Aralık ayı baz alınarak, o tarihten Mayıs 1997 tarihine kadar fiyat artışları ile maaş ve ücretlerdeki net artışlar dikkate alınacak olunur ise, bu yüzde 3'lerin maaş ve ücretlere ilave edilmesinin şart olduğu görülecektir. Mayıs 1997 ayı fiyatları ile Aralık 1992 ayı sonuna göre toptan eşya fiyatlarını mukayese edecek olursak, artış oranı 15,63 kattır; tüketici fiyat endeksine göre ise 16,12 kattır; yani, Mayıs 1997 tarihindeki fiyatları Aralık 1992 tarihindeki fiyatlarla mukayese ettiğimizde, artış oranları veya artış miktarı, kat olarak, toptan eşya fiyatları endeksine göre 15,63, tüketici fiyatları endeksine göre ise 16,12'dir. Maaşlardaki net artışlar ise, 11,73 kat artış göstermiştir. İşçi maaşlarındaki artışlar ise, bir kamu kuruluşu baz alınmıştır ki, burada, işçi net maaşları 14,47 kat artış göstermiştir. Görüldüğü üzere, ücret ve aylıklardaki artışlar, fiyat artışlarının çok gerisinde kalmıştır.
Diğer taraftan, hesapta biriken anaparanın bir kısmı peşin, kalan kısmı ve nemalar ise uzun vadeli, Türk Lirası cinsinden ya da döviz türünden tahvil verilmek suretiyle ödenmelidir. Mevcut Hükümet tarafından "anapara ve nemaların ödenme imkânı yoktur" denilmesi beklenilemez.
Kaynak problemlerinin olmadığı, 30 milyar dolar civarında ilave kaynağın bulunduğu, bunun 8 milyar dolarlık kısmının bütçe gelirleri için kullanılacağı, kalan 22 milyar dolarlık kısmının harcanacak yerinin bulunmadığı, muhtelif zamanlarda, Sayın Başbakanımız tarafından ifade edilmiştir.
Diğer taraftan, Kafkasya ve Orta Asya'da bulunan Türk cumhuriyetleri olmasa, onlarla bir istişare lütfunda bulunulmasa da, D-8'lerle yaratılan muazzam ticaret hacmiyle kaynak problemi nasıl olsa halledilmiştir diye düşünmekteyiz!
Refah Partili ufacık belde belediyelerine en son olarak 5'er milyar para gönderilmesi de kaynak sıkıntısının olmadığını göstermektedir ve diğer taraftan, bütçe nasıl olsa denktir ve ilave kaynaklarla çalışanların nemaları ve anaparaları da çok rahat bir şekilde ödenebilecektir.
ÖMER EKİNCİ (Ankara) - Atma Recep!..
RECEP MIZRAK (Devamla) - Üslubunuz size yakışır.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...
RECEP MIZRAK (Devamla) - Değerli arkadaşlar, burada, Maliye Bakanlığının Kanunu gereğince yapılması gereken bir lazimeyi de huzurlarınıza getirmek istiyorum.
Bilindiği üzere, bu senenin ilk beş ayı geçmiştir. Bu ilk beş ay içerisinde bütçe rakamları, gelir-gider rakamları, maalesef, resmî merciler tarafından bir türlü kamuoyuna duyurulmamaktadır; resmî merciler tarafından kamuoyuna duyurulmadığı gibi, resmî merciler tarafından, bu rakamlardan, bu verilerden istifade ederek bundan sonraki devlet hizmetlerini yönlendirecek yetkililere de, maalesef, yine, bu zamana kadar intikal ettirilmemiştir. Aslında, bu, Maliye Bakanlığının Kuruluş Kanununa da aykırıdır. Maliye Bakanlığının Kuruluş Kanunu, elde edilen bilgilerin süratli bir şekilde düzenlendikten sonra ilgililere intikalini emretmektedir.
Yine, değerli arkadaşlar, bugünlerde, Kuzey Irak'ta, kahraman ordumuz ve diğer güvenlik güçlerimiz önemli bir operasyon gerçekleştirmektedir. Bu operasyona katılanlara güç, kuvvet diliyoruz; cesaret dilemiyoruz, zaten bunlara ihtiyaçları da yok. Bu harekât için gündeme gelen ödenek meselesinde, Hükümet tarafından ifade edildiği gibi, bir sistem, bir anlayış farklılığı olmuş bulunduğunu yine diliyorum. Bazı duyumlarda belirtildiği gibi, farklı bir şey düşünmek istemiyorum Allah korusun.
Bu arada, Kuzey Irak'tan ülkemize gelen Türkmenlerin Ege sularında yaşadığı facialar, bizleri üzüntüye gark etmekte, derinden yaralamaktadır. Bunlar, zulümden kaçmışlardır Türkiye'ye; mal mülk sahibidirler, iş, güç, kariyer sahibidirler. Buna rağmen, sularda boğulmayı göze alacak kadar geri dönmemede ısrar ediyorlarsa, burada, bize düşen görevler de vardır. Niye iade ediyoruz, niye dönmeye icbar ediyoruz?
Bu konuda, burada, İçişleri Bakanlığımız olmak üzere, herkesi göreve davet ediyor, bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Meclisi tekrar saygıyla selamlıyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Mızrak.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Erzincan Milletvekili Sayın Mustafa Yıldız; buyurun efendim. (CHP ve DSP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA YILDIZ (Erzincan) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanun hükümlerine göre çalışanlar adına biriken malî kaynak ile nemasının hangi alanlarda değerlendirildiği ve bu kaynakların piyasa şartlarında nemalandırılıp nemalandırılmadığı hususlarındaki yasal uygunluklarının araştırılması amacıyla kurulan (10/17) esas numaralı Meclis araştırması komisyonu raporu üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına, Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, konuya açıklık getirmesi açısından, önce, 3417 sayılı Yasanın amacını kısaca dile getirmekte yarar var diye düşünüyorum. Yasanın genel gerekçesini incelediğimiz zaman şu ifadelerle karşılaşmaktayız: Hazırlanan bu kanun tasarısı, çalışanların tasarruflarının artırılması amacını gütmekte; bu amaçla çalışanların aylık ve ücretlerinden belirli bir oranda tasarruf kesintisi yapılarak, bankada adlarına açılacak hesaplara yatırılması, devlet veya işverenlerin bu tasarruflara katkıda bulunması ve toplanacak paraların en iyi şekilde nemalandırılması öngörülmektedir. Böylece çalışanlara, ileride istedikleri şekilde kullanabilecekleri bir ilave kaynak yaratılması hedeflenmekte ve çalışanlar, bu suretle oluşacak tasarruflarını kullanırlarken diğer tasarruf olanaklarını da harekete geçirmeye teşvik edilmektedirler.
Görüleceği üzere yasanın amacı, dargelirliye zorunlu tasarruf yaptırılarak, ileride, ona, daha iyi malî olanaklar sağlamaktır.
Bu çerçevede anılan kanunun 2 nci maddesinde kimlere yükümlülük getirildiği belirtilmiş olup; 3 üncü maddesinde de, çalışanlardan yüzde 2 kesinti yapılacağı, devlet veya işverenlerden ise yüzde 3 oranında katkı payı alınacağı hükme bağlanmıştır.
Ancak, zamanla bu oranlarda, yasanın verdiği yetki çerçevesinde, değişiklik yapılmıştır. Örneğin bu oranlar, 15.1.1989 tarihinden geçerli olmak üzere çalışanlar için yüzde 3'e, devlet ve işverenler için yüzde 6'ya yükseltilmiştir. Son olarak da, bu yüksek orandaki kesintilerin yanlışlığı anlaşılmış, bunun üzerine 15.1.1994 tarihinden geçerli olmak üzere, bu kesintiler, çalışanlar için yüzde 2'ye, işverenler için de yüzde 3'e düşürülerek, kısmen de olsa işçi ve memurların mağduriyetinin giderilmesi düşünülmüştür.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarrufu teşvik etmeyi amaçlayan bu yasanın önemli eksiklikleri vardır; bunu açıkça belirtmekte yarar var. Bu nedenle, uygulama, arzulanan amaca hizmet etmekten ziyade, gerek çalışanları gerek dürüst çalışan işverenleri gerek uygulamacıları ve gerekse devleti birçok olumsuzluklarla karşı karşıya bırakmıştır.
Nedir bu önemli eksiklikler ve bu eksikliklere dayalı olarak uygulamada nasıl yanlışlıklar yapılmıştır; kısaca belirtmek istiyorum.
1. Yasa uyarınca tahsil olunan zorunlu tasarrufların, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankasının Ankara Merkez Şubesinde "Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı" adına açılacak bir hesapta toplanması gerekmektedir.
Uygulamanın başladığı günden bu yana, toplanan paraların hangi meblağa ulaştığı konusunda, kamuoyu nezdinde sürekli tereddütler hâsıl olmuştur. Böylesine önemli bir hesapla ilgili bilgilerin kamuoyuna periyodik olarak sunulması ve kamuoyunda bu hesapla ilgili hiçbir kuşkunun yaşanmaması gerekmektedir.
2. Yasa, idarenin keyfî uygulamalar yapmasına olanak sağladığından, toplanan paralar denetim mekanizmalarının dışında kalmıştır. Nema ödemeleri, idarenin istediği zamanda ve istediği şekilde gerçekleştirilmiştir. Bu durum, yürütmenin güvenilirliğini tartışılır hale getirmiştir; çünkü, zorunlu olarak tasarruf yapan kişi, nemalarını çoğu kez zamanında alamamış, devlet yönetiminde olması gereken açıklık ilkesi, bu konuda yeterince uygulanamamıştır. Hatta, zaman zaman, ilgili hesapta trilyonlarca liranın toplanmış olduğu bilindiği halde, ödeme zamanı geldiğinde, idare tarafından "ödenecek para bulunmadığı" türünden, kabul edilemez şekildeki özürlerle toplumun önüne çıkmıştır.
Çalışanların elde ettikleri ücretler, günümüz koşullarında aylık zorunlu giderlerini dahi karşılayamamaktadır. Böyle bir ortamda, zaten geliri yetersiz olan çalışanların ücretlerinden yasa gücüyle bu şekilde zorunlu kesinti yapılması, çalışanları daha da mutsuzluğa itmekten başka bir işe yaramamıştır. Yapılan uygulama, geçmişte yapılmış tasarruf bonoları uygulamasıyla büyük paralellik arz etmektedir. Bilindiği üzere geçmişte tasarruf bonosu uygulamasında da insanlar, enflasyona devamlı yenik düşürülmüştür.
3. Bu Yasanın bir diğer yanlışı da İstihdam Vergisinin bir unsurunu oluşturmasıdır. Kayıtdışı istihdamı özendirici bir hale getirilmiştir. Bir diğer anlatımla, çalışanlara yüklenen katkı payı, çalışanların maliyetini artırdığından gerek istihdamı ve gerekse yatırımı olumsuz yönde etkilemektedir. Bunun sonucunda işverenler, ister istemez daha az sayıda işçi çalıştırmaya ya da kaçak işçi çalıştırmaya yönelmişlerdir. Böylece, ya istihdam olanağı kısıtlanmış olmakta ya da kıyıtdışı ekonomi ağırlık kazanmaktadır. Özellikle son yıllarda kayıtdışı ekonominin oldukça önemli bir boyuta ulaştığı görülmektedir.
Tüm bu olumsuzluklara karşın, işçiden ve işverenden yapılan zorunlu tasarruf kesintisi, birikimi yapanlara zamanında hakkıyla ödenseydi, belki anlayışla karşılanabilirdi. Oysa, işçi zorunlu tasarruf adı altında birikime zorlanırken, bu birikimin sağlıklı nemalandırılmadığını görmesi haklı şikâyetlere konu olmuştur.
4. Bu yasanın uygulamada doğurduğu bir diğer ciddî sorun da, konunun 2 nci maddesinin (b) fıkrası uyarınca, sadece 10 ve daha fazla sayıda işçi çalıştıran işyerlerinin zorunlu tasarruf uygulaması kapsamına alınmasıdır. Çok sayıda işçi çalıştıran işverenlerin büyük bir bölümü, uygulama kapsamına girmemek için resmî kayıtlarda 10'un altında işçi çalıştırdıklarını beyan etmeye başlamışlardır. Bu hüküm, istihdamı önlemek bir yana biraz önce belirttiğim gibi, kaçak işçi çalıştırmayı açıkça özendirmiştir.
Bunun sonucunda, kayıtdışı ekonomi gittikçe yoğunluk kazanmış ve gerek vergi, gerekse sigorta primi kaybı ile karşılaşılmıştır. Bunun da devlete ve Sosyal Sigortalar Kurumuna son derece olumsuz etkisi olmuştur.
Çalışanları tasarrufa teşvik ettirmeyi amaçlayan bu Yasa -hükümleri uygulandığı dönemler itibariyle- Yasanın yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerle amacına ulaşamamıştır.
Yasa hükümlerinin yetersizliği, gerek devletin gerek dürüst çalışan işverenlerin ve gerekse çalışanların aleyhine sonuçlara neden olmuştur; rekabet eşitliğini bozan bir uygulama ortaya çıkmıştır.
Kaynak yetersizliği çeken kuruluşlar yeni malî yükle karşı karşıya kalmışlardır; bu durumun doğal sonucu olarak da özellikle birkısım yerel yönetimlerde ve ekonomik çıkmaz içindeki KİT'lerde, belirtilen kesintiler yapılmış olmasına karşın, ödemeler zamanında yapılamamıştır, dolayısıyla olay yargıya yansımıştır.
5. Yine 1994 yılında, yasa gereğince, altı yılını doldurmuş olanların sistemden çıkma hakkı olmasına karşın, kanun düzenlemesinin işçi aleyhine hazırlanmış olmasından, bu olanak da kimse tarafından kullanılamamıştır.
6. Tasarrufların ödenmesinin hak sahiplerinin ölmesi veya emekli olması gibi çok uzun bir vadeye bağlı olması, bu yasanın bir diğer açmazıdır.
Elde ettiği geliriyle ancak yaşadığı günü idare edebilen çalışanlar için, yasa zoruyla getirilmiş olan zorunlu tasarruf uygulamasının, çalışma yaşamında, gerek ekonomik ve gerekse sosyal anlamda herhangi bir yararından söz etmek olanaksızdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yasanın yapısından kaynaklanan tüm bu yanlışların ve buna paralel olarak yapılan bu yanlış uygulamaların kamuoyuna açıklanması ve doğru alternatiflerin bulunarak tüm çalışanların mağduriyetini gidermek amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi bir araştırma komisyonu kurmuş bulunmaktadır.
Kurulan komisyon, yıllarca uygulanan mevcut yasa çerçevesinde yapılan yanlışlar sonucu oluşan olumsuz gelişmeler ve çalışan kesimin çektiği sıkıntılara karşın neler yapmış ve yaptığı araştırmalar kamuoyu ve Yüce Meclisimizi tatmin etmiş midir, kısaca değinmek istiyorum.
Bunları altı madde olarak sıralayabiliriz:
1. Komisyonun 28.11.1996 tarihli Birleşiminde yapılan seçimde, Afyon Milletvekili Sayın İsmet Attila Başkanlığa, Balıkesir Milletvekili Sayın İsmail Özgün Başkanvekilliğine, Isparta Milletvekili Sayın Aykon Doğan Sözcülüğe, Erzurum Milletvekili Sayın Ömer Özyılmaz da Kâtip üyeliğe seçilmişlerdir.
Komisyon Başkanı olarak seçilen Sayın İsmet Attila, bu Yasanın uygulandığı dönemde, 4 yıl gibi uzun bir süre Maliye Bakanlığını yapmıştır. Komisyon Sözcülüğüne seçilen Sayın Aykon Doğan da, aynı dönemde, Hazineden sorumlu Devlet Bakanlığını yürütmüştür. Bu Komisyon daha göreve başlamadan -kuruluşunda bile- demokratik teamüllere uygun bir şekilde kurulmamıştır.
Bu değerli iki arkadaşımızın, hem yasanın uygulandığı dönem içerisinde konuyla ilgili önemli ve sorumlu makamlarda bulunmaları hem de yine bu konuda kurulan araştırma Komisyonunun Başkan ve Sözcülüğünü yürütebilecek şekilde bu görevlere gelmesi, bir noktada, Komisyonun tarafsızlığına, çalışma yöntemlerine ve verimli çalışmalarına gölge düşürmüştür. Diğer bir deyimle, bu iki arkadaşımız, masanın her iki tarafında oturmaktadırlar.
2. Yeterli ölçüde kurum, kuruluş ve şahısların görüşüne başvurulmadığı ve bilgisi istenenlere de yeterince hazırlanma zamanı verilmediğinden, tatmin edici bilgiler alınamamıştır. Örneğin, kimi sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, çağrıldıkları toplantımızda genel ve kısa konuşmalarının gerekçesi olarak, aynı günün sabahı haber verildiğini belirterek, yeterince hazırlanamadıklarını belirtmişlerdir.
3. Bu konuda hazırlanan ve sizlere de dağıtılan raporun içeriğinden de anlaşılacağı üzere, rapor, Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten bugüne kadar geçirdiği evrelerin sadece bir özetinden ibarettir.
4. Çalışanlardan tahsilat yaptıkları halde, ilgili banka hesaplarına süresinde ya da bugüne kadar hiç yatırılmayan anapara veya gecikme zamlarıyla ilgili olarak borçlu bulunan bazı belediyeler ile diğer kurum ve kuruluşlar hakkında ne gibi işlem yapıldığı netleştirilememiştir.
5. Anapara ve nemaların geri ödemelerine ilişkin net bir görüş ve açıklık getirilmemiştir.
6. Araştırma komisyonunun kurulması amacıyla verilen önergenin gerekçesinde belirtilen anapara ve nemaların yerinde ve uygun koşullarla kullanılıp, kullanılmadığına yeterli bir cevap alınamamış durumdadır.
Aslında, bu konuda, önerge sahibinin, kendi önergesine bu cevabı alıp alamadığı hususunda, bazı konuları size belirtmesini dilerdim; ama, bakıyorum ki, bu önerge sahibi şu anda burada yok; ama, onu temsilen, partisinden bir arkadaşının, bu raporun yeterli olup olmadığı hususunu mutlaka dile getirmesinde yarar görüyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç olarak, gerek 3417 sayılı Yasanın içeriğinden kaynaklanan eksik ve yanlış düzenlemelerden gerekse buna paralel olarak uygulamada gelişen aksaklıklar nedeniyle Komisyonun hazırladığı raporu yeterli ve sorunları çözebilecek nitelikte bulmadığımızı beyan eder, bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Meclise saygılar sunarım.(CHP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yıldız.
Refah Partisi Grubu adına, Balıkesir Milletvekili Sayın İsmail Özgün; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)
RP GRUBU ADINA İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3417 Sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanun hükümlerine göre, çalışanlar adına biriken malî kaynak ile nemasının hangi alanlarda değerlendirildiği ve bu kaynakların piyasa şartlarında değerlendirilip değerlendirilmediği hususundaki yasal uygunlukların araştırılması amacıyla kurulan (10/17) esas numaralı Meclis araştırması komisyonu raporu üzerinde, Refah Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanun, 1 Nisan 1988 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun, genel gerekçesine bakıldığında anlaşılmaktadır ki, çalışanların tasarruflarının artırılması amacını gütmektedir. Bu amaçla, çalışanların aylık ve ücretlerinden belirli oranda tasarruf kesintisi yapılarak, bankada adlarına açılacak hesaba yatırılması ve de, tabiî, devlet veya işverenlerin de, bu tasarrufa belirli oranda katkıda bulunması ve toplanacak paraların en iyi şekilde nemalandırılması olarak, Kanunun genel gerekçesinde belirtilmektedir.
Çalışanların tasarruflarını teşvik hesabına yatırılan paralar, hem ücretlerdeki artış hem de çalışan sayısındaki artış nedeniyle, ivmeli bir şekilde artarak gelmektedir. Bu ise, ileriye yönelik olarak, 3417 sayılı Kanunun yeniden bir değerlendirmeye tabi tutulmasını, tasfiyesini veya belli sürede ödenmesi için ciddî önlemlerin alınması zaruretini orta yere koymaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3417 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle, Kanun kapsamına giren personel açıklanmıştır. Bu personel, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu; 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu; 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu hükümlerine göre aylık almakta olan kamu görevlileri ile kanun veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan kuruluşlardaki, kurumlardaki çalışanlardır.
Yine, 10 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde çalışan işçiler ile kanunları uyarınca sözleşmeli statüde çalışan personelin aylık ve ücretlerinden tasarruf kesintisi yapılmaktadır. Ayrıca, bu tasarruflara, devlet veya ilgili işveren de katkı sağlamaktadır.
1479 sayılı Es