DÖNEM : 20 CİLT : 28 YASAMA YILI : 2

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

103 üncü Birleşim

5 . 6 . 1997 Perşembe


İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Bolu Milletvekili Mustafa Yünlüoğlu'nun, vakıf arazilerine ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Ahmet Cemil Tunç'un cevabı

2. - İstanbul Milletvekili Ali Talip Özdemir'in, 5 Haziran Dünya Çevre Günü münasebetiyle çevre sorunlarının önemine ilişkin gündemdışı konuşması

3. - Trabzon Milletvekili Hikmet Sami Türk'ün, 5 Haziran Dünya Çevre Günü münasebetiyle çevre sorunlarının önemine ilişkin gündemdışı konuşması

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. - (10/160) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev süresinin uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/825)

2. - Türkiye Büyük Millet Meclisini temsilen Hollanda'yı ziyaret edecek milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/826)

IV. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. - 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/215) (S. Sayısı : 23)

2. - Afyon İli Dinar İlçesinde Meydana Gelen Deprem Afetinden Zarar Görenlerin Gelir, Kurumlar ve Geçici Vergilerinin Terkini Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/301) (S. Sayısı : 178 ve 178'e 1 inci Ek)

3. - Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya ve 4 Arkadaşının, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/729) (S. Sayısı : 316)

4. - Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/217) (S. Sayısı : 132)

5. - Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin 492 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/218) (S. Sayısı : 164)

6. - 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında 254 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 326 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komsiyonu Raporu (1/71, 1/111) (S. Sayısı : 168)

7. - 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 23 Arkadaşının, 12.3.1982 Tarihli ve 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 19 uncu Maddesinin (b) Fıkrasının Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi, Manisa Milletvekili Erdoğan Yetenç'in, 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya ile Refah Partisi Grup Başkanvekili Malatya Milletvekili Oğuzhan Asiltürk'ün 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ve 1072 Sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makineleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/580, 2/114, 2/223, 2/637) (S. Sayısı : 268)

8. - Türkiye Cumhuriyeti ile İspanya Krallığı Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/599) (S. Sayısı : 329)

9. - Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul MilletvekiliTansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S. Sayısı : 232)

10. - Türk Ceza Kanunu ile Cezaların İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/530) (S. Sayısı : 146)

11. - Türkiye Cumhuriyeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Arasında Dostluk ve İşbirliği Antlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/333) (S. Sayısı : 120)

12. - Türkiye Cumhuriyeti ile Makedonya Cumhuriyeti Arasında Dostluk, İyi Komşuluk ve İşbirliği Antlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/380) (S. Sayısı : 123)

13. - Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Spor Alanında İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Dışişleri komisyonları raporları (1/317) (S. Sayısı : 138)

14. - Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Kültür ve Güzel Sanatlar Alanında İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Dışişleri komisyonları raporları (1/320) (S. Sayısı : 140)

15. - Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Tıp ve Sağlık Alanında İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri komisyonları raporları (1/315) (S. Sayısı : 141)

I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açıldı.

Tekirdağ Milletvekili Fevzi Aytekin'in, Trakya yöresinde faaliyette bulunan süt birlikleriyle ilgili sorunlara,

Hatay Milletvekili Levent Mıstıkoğlu'nun, Hatay yöresindeki çiftçilerin iskân uygulamaları ve destekleme alımlarından kaynaklanan sorunlarına,

İlişkin gündemdışı konuşmalarına, Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci cevap verdi.

Hatay Milletvekili Mehmet Sılay da, Bergama'da işletme hazırlığı süren altın madenine ilişkin gündemdışı bir konuşma yaptı.

Konya Milletvekili Veysel Candan'ın, (6/517) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi okundu; sözlü sorunun geri verildiği bildirildi.

Malatya Milletvekili Ayhan Fırat ve 24 arkadaşının, İstanbul Büyükşehir Belediyesince yapılan reklam işleri ihalesinde usulsüzlük ve yolsuzluk olup olmadığının araştırılması,

Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı ve 25 arkadaşının, muhtarların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi (10/194),

Amacıyla birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri (10/193) (10/194) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve öngörüşmelerinin, sırasında yapılacağı açıklandı.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 52 nci sırasında yer alan 178 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 5 inci sırasına, 150 nci sırasında yer alan 316 sıra sayılı kanun teklifinin 6 ncı sırasına, 110 uncu sırasında yer alan 268 sıra sayılı kanun tasarısının 7 nci sırasına, 3.6.1997 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan ve bastırılıp dağıtılan 329 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti ile İspanya Krallığı Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının 48 saat geçmeden gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 8 inci sırasına alınmasına ve görüşülmesine; 9 uncu sırasında yer alan 232 sıra sayılı Kanun teklifinin 9 uncu sırasına, 5 inci sırasında yer alan 146 sıra sayılı kanun tasarısının 10 uncu sırasına, 35 inci sırasında yer alan 120 sıra sayılı kanun tasarısının 11 inci sırasına, 36 ncı sırasında yer alan 123 sıra sayılı kanun tasarısının 12 nci sırasına, 38 inci sırasında yer alan 138 sıra sayılı kanun tasarısının 13 üncü sırasına, 39 uncu sırasında yer alan 140 sıra sayılı kanun tasarısının 14 üncü sırasına, 40 ıncı sırasında yer alan 141 sıra sayılı kanun tasarısının 15 inci sırasına, 41 inci sırasında yer alan 142 sıra sayılı kanun tasarısının 16 ncı sırasına, 45 inci sırasında yer alan 157 sıra sayılı kanun tasarısının 17 nci sırasına, 47 nci sırasında yer alan 160 sıra sayılı kanun tasarısının 18 inci sırasına, 59 uncu sırasında yer alan 190 sıra sayılı kanun tasarısının 19 uncu sırasına, 61 inci sırasında yer alan 191 sıra sayılı kanun tasarısının 20 nci sırasına, 64 üncü sırasında yer alan 202 sıra sayılı kanun tasarısının 21 inci sırasına, 65 inci sırasında yer alan 204 sıra sayılı kanun tasarısının 22 nci sırasına, 66 ncı sırasında yer alan 205 sıra sayılı kanun tasarısının 23 üncü sırasına, 67 nci sırasında yer alan 207 sıra sayılı kanun tasarısının 24 üncü sırasına, 75 inci sırasında yer alan 218 sıra sayılı kanun tasarısının 25 inci sırasına, 78 inci sırasında yer alan 222 sıra sayılı kanun tasarısının 26 ncı sırasına, 80 inci sırasında yer alan 224 sıra sayılı kanun tasarısının 27 nci sırasına, 81 inci sırasında yer alan 225 sıra sayılı kanun tasarısının 28 inci sırasına, 86 ncı sırasında yer alan 234 sıra sayılı kanun tasarısının 29 uncu sırasına, 89 uncu sırasında yer alan 237 sıra sayılı kanun tasarısının 30 uncu sırasına, 90 ıncı sırasında yer alan 239 sıra sayılı kanun tasarısının 31 inci sırasına, alınmasına; gündemdeki diğer işlerin sıralarının buna göre teselsül ettirilmesine ve Genel Kurulun 4.6.1997 Çarşamba günkü (bugünkü) birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesine;

4.6.1997 tarihli gelen kâgıtlarda yayımlanan ve bastırılıp dağıtılan (10/17) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 312 sıra sayılı, zorunlu tasarruf kesintilerinin değerlendirilmesi konusundaki raporunun, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmında yer almasına ve görüşmelerinin, Genel Kurulun 10.6.1997 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ve bu birleşimde sözlü soruların görüşülmemesine;

İlişkin Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.

Ülke kaynaklarının tespit edilmesi ve değerlendirilmesi konusunda kurulan (10/18, 27, 30, 68, 113, 170) ve

Flash Televizyonuna yapılan saldırı ve kapatma olaylarıyla ilgili iddiaları araştırmak amacıyla kurulan (10/185, 186),

Esas numaralı Meclis Araştırması komisyonları üyeliklerine, gruplarınca aday gösterilen milletvekilleri seçildiler.

Başkanlıkça :

Meclis Araştırması Komisyonlarına seçilmiş bulunan üyelerin, komisyonların başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimlerini yapmak için toplanacakları gün, yer ve saate,

Değişen oranlar nedeniyle Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonunda bağımsız milletvekillerine düşen 1 üyelik için aday olmak isteyen bağımsız milletvekillerinin müracaatlarına,

İlişkin duyuruda bulunuldu.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının;

1 inci sırasında bulunan 23,

2 nci sırasında bulunan 132,

3 üncü sırasında bulunan 164,

4 üncü sırasında bulunan 168,

Sıra sayılı kanun tasarılarının görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurul salonunda hazır bulunmadıklarından ertelendi;

5 inci sırasına alınan, Afyon İli Dinar İlçesi ve Isparta İli Senirkent İlçesinde Meydana Gelen Tabiî Afetlerden Zarar Görenlerin Gelir, Kurumlar ve Geçici Vergilerinin Terkini ile 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 7 nci Maddesine Bir Bent Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısının (1/301) (S. Sayısı : 178) görüşmelerine başlanarak, 1 inci ve 3 üncü maddeleri Komisyonca geri alındı, 2 nci maddesi kabul edildi;

6 ncı sırasına alınan, Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya ve 4 arkadaşının, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifinin (2/729) (S. Sayısı :316) tümü üzerinde bir süre görüşüldü.

5 Haziran 1997 Perşembe günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 18.56'da son verildi.

Yasin Hatiboğlu

Başkanvekili

Fatih Atay Ali Günaydın

Aydın Konya

Kâtip Üye Kâtip Üye

II. - GELEN KÂĞITLAR

No. : 143

5 . 6 . 1997 PERŞEMBE

Tasarılar

1. - Deniz İş Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi, Bu Kanuna İki Fıkra ile İki Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı (1/601) (Adalet ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.6.1997)

2. - Denizcilik Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı (1/602) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Anayasa ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.6.1997)

3. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Hükümeti Arasında Gelir ve Servet Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/603) (Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.6.1997)

4. - Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Arasındaki Sosyal Güvenlik Anlaşması ile İlgili Ek Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/604) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.6.1997)

Teklif

1. - İzmir Milletvekili Metin Öney ve Manisa Milletvekili Abdullah Akarsu'nun; Devlet Tarafından Destekleme ya da Müdahale Alımı Yapılan Ziraî Mahsuller, Küçükbaş, Büyükbaş ve Kanatlı Hayvanlarda Fiyat Tespit Usulü ve Bedellerinin Ödenmesine Dair Kanun Teklifi (2/825) (Tarım, Orman ve Köyişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.6.1997)

Tezkere

1. - Aziz Varkan ile Nadir Şenol Haklarındaki Ölüm Cezalarının Yerine Getirilmesine Dair Başkanlık Tezkeresi (3/824) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.6.1997)

Raporlar

1. - Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/595) (S. Sayısı : 325) (Dağıtım tarihi : 5.6.1997) (GÜNDEME)

2. - Denizli Milletvekili Hasan Korkmazcan ile Siyasî Parti Gruplarını Temsilen 10 Milletvekilinin; Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ile Aynı Mahiyetteki Kanun Tasarısı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 31 Arkadaşının ve Gümüşhane Milletvekili M. Oltan Sungurlu ve 3 Arkadaşının; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/568, 1/564, 2/407, 2/449) (S. Sayısı : 326) (Dağıtım tarihi : 5.6.1997) (GÜNDEME)

3. - Sıvas Milletvekili Mahmut Işık'ın; Suşehri Adıyla Bir İl Kurulmasına Dair Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/396) (S. Sayısı : 327) (Dağıtım tarihi : 5.6.1997) (GÜNDEME)

4. - Bolu Milletvekili Avni Akyol'un; Bir İlçe ve Düzce İlinin Kurulması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/504) (S. Sayısı : 328) (Dağıtım tarihi : 5.6.1997) (GÜNDEME)

Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri

1. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, personel atamalarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/2583)

2. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, Bakanlıkta görev yapan bazı unvanlı personel sayısına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2588)

3. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, İstanbul Bankasının tasfiyesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2592)

4. - İzmir Milletvekili Hakan Tartan'ın, kamuda çalışan personelin ve emeklilerin sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2595)

5. - İzmir Milletvekili Hakan Tartan'ın, Kalkınma Bankasınca yabancı ülkelerden alınan Devlet tahvillerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2596)

6. - Adıyaman Milletvekili Celal Topkan'ın, emekli maaşlarının ödenmesinde yaşanan sıkıntılara ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/2597)

7. - Adıyaman Milletvekili Celal Topkan'ın, Hac seyahatine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2598)

8. - Adıyaman Milletvekili Celal Topkan'ın, 1997 Bütçesinden bazı milletvekillerine kaynak ayrıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2599)

9. - Hatay Milletvekili Fuat Çay'ın, Hac seyahatine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2602)

10. - Balıkesir Milletvekili Mustafa Güven Karahan'ın, beyaz et üreticilerinin sorunlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2609)

11. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, Muğla - Bodrum Yarımadası Kesire Burnu'nda bulunan bir arazinin imar durumuna ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/2615)

12. - Manisa Milletvekili Tevfik Diker'in, 1997 yılı süne mücadelesi için açılan ihaleye ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2616)

13. - Tekirdağ Milletvekili Fevzi Aytekin'in, hastalıklı buğdayın Türkiye'ye girişine izin verildiği iddiasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2617)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati :15.00

5 Haziran 1997 Perşembe

BAŞKAN : Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU

KÂTİP ÜYELER : Ali GÜNAYDIN (Konya)

BAŞKAN - Çalışmalarımızın hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ederek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 103 üncü Birleşimini açıyorum.

Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere başlıyoruz.

CENGİZ ALTINKAYA (Aydın) - Nerede var Sayın Başkan!

BAŞKAN - Ancak, Divan teşekkül edemediğinden, Divanın teşekkülünü temin zımnında, birleşime 10 dakika ara vermek zorundayım.

CENGİZ ALTINKAYA (Aydın) - Salonda 15 kişi bile yok Sayın Başkan.

BAŞKAN - Saat 15.20'de yeniden toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

Kapanma Saati : 15.07


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.20

BAŞKAN : Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU

KÂTİP ÜYELER: Ali GÜNAYDIN (Konya), Ahmet DÖKÜLMEZ (Kahramanmaraş)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 103 üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Divandaki eksiklik giderildi, çalışmalara başlıyoruz; çoğunluğumuz vardır. Gündemdışı söz talebinde bulunan 3 değerli arkadaşıma söz vereceğim.

Sayın Özdemir?.. Buradalar.

Sayın Yünlüoğlu, zatıâliniz de buradasınız. Eğer uygun görürseniz -Sayın Hikmet Sami Türk'ün de arzusunu yerine getirmiş olayım, belki uygun olanı da odur- ben, zatıâlinizi birinci sırada kürsüye davet edeceğim; sonra, çevre konusundaki iki konuşmacıyı, arka arkaya, ikinci ve üçüncü sırada alayım ki, Sayın Hükümetin cevaplaması da, bu suretle, kolay olsun.

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Bolu Milletvekili Mustafa Yünlüoğlu'nun, vakıf arazilerine ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Ahmet Cemil Tunç'un cevabı

BAŞKAN - Sayın Yünlüoğlu'nu, vakıf arazileriyle ilgili gündemdışı konuşmak üzere, kürsüye davet ediyorum.

Buyurun efendim. (RP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA YÜNLÜOĞLU (Bolu) - Muhterem Başkan, değerli arkadaşlar; önce, Kuzey Irak operasyonunda şehit olan subay, asker kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyorum; ailelerinin, kahraman ordumuzun ve bütün milletimizin başı sağ olsun.

Ayrıca, bugün Çevre Günü. Çevre Günü -Çevre Komisyonu üyesi olarak- bütün toplumumuz için, milletimiz için, insanlık için hayırlara vesile olsun.

Muhterem arkadaşlar, onbir ayda 12 defa bu Parlamentodan güvenoyu alan, dolayısıyla, halkımızdan güvenoyu alan Refahyol Hükümeti... Maalesef, hepinizin ve hepimizin, bütün milletimizin de ibretle takip ettiği gibi, yapay, yüzeysel, sunî, kısır çekişmelerle, hepimiz biliyoruz ki, bir seçim atmosferinin içerisine girdik. Hal böyleyken, tabiî, toplumumuzun bir sürü derdi var, beklentileri var, talepleri var; ancak, bu talepler, bu beklentiler, bu seçim atmosferi içerisinde, Parlamentonun bu kısır döngüsü içerisinde, maalesef, yerine getirilemez hale geldi. Oysaki, bu...

AHMET KABİL (Rize) - Bu da mazeret...

BAŞKAN - Sayın Yünlüoğlu, vakıf arazileriyle ilgili...

AHMET KABİL (Rize) - Mazeret arıyor, mazeret.

MUSTAFA YÜNLÜOĞLU (Devamla) - Evet efendim, gündeme geliyorum.

Muhterem kardeşlerim, özelde Bolumuzu, genelde, bildiğim kadarıyla, birçok vilayetimizi ilgilendiren vakıf arazileriyle ilgili gündemdışı söz almış bulunuyorum. Dolayısıyla, Değerli Heyetinizi ve bizi dinleyen milletimizi hürmet ve muhabbetle selamlarım. Sayın Başkanım, söz verdiğiniz için, zatıâlinize de teşekkür ederim.

Önce, vakfın tarifini yapmam lazım. Vakıflar, bütün Heyetinizin de bildiği gibi, mülkiyeti Allah'a ait, hizmeti insanlara tahsis edilmiş müesseselerdir; yani, Anadolumuzun, vatanımızın -tabiri caizse- tapularıdır. Bizim medeniyetimiz, bizim tarihimiz, bir Osmanlı-vakıf medeniyetidir; ancak, maalesef, birçok meselede, millî, tarihî değerlerimizde olduğu gibi, vakıf konusunda da, milletçe, o fetret dönemlerinde gerekli itina gösterilmemiş, vakıflar, yokluğa mahkûm edilmiş, istismar edilmiş, hatta -tabiri caizse- talan edilmiş, satılmış idi; ancak, sonraki hükümetler döneminde, memnuniyetle görmekteyiz ki, birçok meselede olduğu gibi, tarihimizin bu vakıf eserlerine de sahip çıkılmasının mutluluğunu yaşamaktayız.

1935 yılında çıkarılan 2762 sayılı Kanuna 1983 yılında -evet, 2762 sayılı Kanunun 27 inci maddesine- bir madde eklenerek, vatandaşlarımızdan, vakıf arazilerinden yüzde 10 nispetinde "taviz bedeli" adı altında para istenmiştir; sonra, bilahara, 1995 yılında, maalesef, yine aynı Kanun 4103 sayılı Yasa ile tekrar değiştirilerek, bu yüzde 10'luk, yüzde 20'lik taviz bedeli yüzde 50'ye çıkarılmıştır.

Muhterem Başkanım, muhterem arkadaşlar; Bolumuzda, eski bir Osmanlı Sancak Beyi olması hasebiyle, Damat İbrahim Paşa, Lala Şahin Paşa adına kurulan vakıflarda, 780 parsel üzerinde binlerce dönüm arazi için, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından "vakıf arazisidir" diye gerekli talimat, gerekli direktif verilmiştir; dolayısıyla, bu vakıf arazilerinde 5 binin üzerinde insan tedirgin edilmiştir. Oysaki, 1960 yılında, bütün ülke genelinde kadastro çalışmaları neticesinde bu tapular yenilenirken, yani, eski arşivlerden yeni Türkçe'ye çevrilirken, nevi kısmında "vakıf şerhidir" diye bir kaydın olmadığını görmekteyiz. Dolayısıyla, o tarihlerden bu tarihlere...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Yünlüoğlu, lütfen toparlar mısınız...

MUSTAFA YÜNLÜOĞLU (Devamla) - ... bu vakıf arazileri üzerinde, bu taşınmazlar üzerinde birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü eller değişmiş, miras yoluyla intikal etmiş, Vakıflar Genel Müdürlüğünce, o, nevi kısmına "satılamaz" diye şerh konulmuş. Bunda vatandaşın bir dahli, bir taksiratı, bir kusuru olmadığını düşünüyorum. Bunun gibi, birçok vilayetimizde de aynı konunun olduğunu biliyorum.

O bakımdan, Hükümet ortaklarınca bu konuyla ilgili olarak verilen kanun teklifinin Plan ve Bütçe Komisyonunda olduğunu biliyorum ve Sayın Hükümetimizden bu teklifin bir an evvel -bu kanayan yarayı durdurmak babında- Genel Kurula indirilmesini ve en azından yüzde 10 veya yüzde 20 nispetlerine düşürülerek, bu mağdur vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesini istiyorum.

Muhterem arkadaşlarım, bu sadece iki paşaya ait değil; Bolumuzun çevresindeki bütün köyler -Paşaköyü, Dadıç, Ağaçcılar gibi birçok köy- olduğu gibi vakıf arazisi çıkmaktadır. O bakımdan, bunların da düzeltilmesi lazım.

Ben, bunların düzeltileceğine inanarak, Yüce Heyetinizi tekrar hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Yünlüoğlu, teşekkür ediyorum.

Gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere, Devlet Bakanı Sayın Ahmet Cemil Tunç'a söz veriyorum.

Buyurun Sayın Bakan. (RP sıralarından alkışlar)

DEVLET BAKANI AHMET CEMİL TUNÇ (Elazığ) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; çok değerli arkadaşımızın, taviz bedelleri üzerine yapmış olduğu konuşmaya cevap vermek, ayrıca bu hususta Yüce Kurulu bilgilendirmek üzere huzurunuza çıkmış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

2762 sayılı Vakıflar Kanununun yürürlüğe girdiği 5.6.1935 tarihinden sonra, icareteyn ve mukataaya bağlanmış olan vakıf gayrimenkullerinin, kanunda belirtilen usul ve esaslara göre mutasarrıflarına intikal edeceği hususu hüküm altına alınmıştır. Bu kanun uyarınca, icareteyn ve mukataalı vakıf gayrimenkulleri, kanunda yer alan tedbiriyle, taviz bedeli adı altında belirlenen esaslara göre, muayyen miktarlarda bir bedel alınmak suretiyle, ilgili gayrimenkulün mülkiyeti, mutasarrıfına intikal ettirilmekte ve tapu sicilinde yer alan vakfiye şerhi bu suretle terkin edilmektedir.

5.6.1935 tarihli ve 2762 sayılı Vakıflar Kanununun 27 nci ve 28 inci maddelerini değiştiren 4.4.1995 kabul tarihli ve 4103 sayılı Kanuna göre...

ABBAS İNCEAYAN (Bolu) - Geceyarısı kanunu...

DEVLET BAKANI AHMET CEMİL TUNÇ (Devamla) - ...vakfın türüne göre ayırım yapılmaksızın -yani, sahih vakıf, gayrisahih vakıf, tahsisat kabilinden olan vakıflar- mevcut mukataalı toprakların veya icareteynli gayrimenkullerin mülkiyetleri, bu gayrimenkuller hakkında, illerde defterdarlık, ilçelerde mal müdürlüğü kıymet takdir komisyonunca takdir edilecek rayiç bedel üzerinden, taviz bedeli ödenmeden ortaklığın giderilmesi veya cebrî icra yoluyla satışı yapılacak gayrimenkullerin taviz bedellerinin hesaplanmasında satış bedelinin esas alınacağı öngörülmüş olup, uygulamalar da bu hüküm çerçevesinde devam etmektedir.

2762 sayılı Kanunun 27 nci ve 28 inci maddelerini değiştiren ve 18.4.1995 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 4103 sayılı Kanunda, vakfın türüne göre ayırım yapılmaksızın icareteynli ve mukataalı taşınmaz mal mutasarrıflarından, yani kullanıcılarından illerde defterdarlık, ilçelerde mal müdürlüğü kıymet takdir komisyonunca takdir edilecek rayiç bedelin yüzde 50 oranında taviz bedeli tahsil edilerek serbest tasarrufa terk işlemlerinin yapılacağı öngörülmüş olup, uygulama bugüne kadar bu şekilde devam etmektedir.

Bu kanuna göre, icareteynli ve mukataalı taşınmazların yukarıda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde taviz bedelleri alınarak, vakıfla bu malların ilişkileri kesilmektedir.

Vakıflar Genel Müdürlüğünün kira gelirleri arasında en önemli gelir kaynaklarından bir tanesi de bu taviz bedelidir. 1995 yılına kadar yüzde 20 oranında olan bu taviz bedelleri, 1995 yılında bu kanunda yapılan değişiklikle yüzde 50'ye çıkarılmıştır.

ABBAS İNCEAYAN (Bolu) - Doğruyolcular getirdi o kanunu Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI AHMET CEMİL TUNÇ (Devamla) - Artık, kim getirmiş olursa olsun, şu anda kanun yüzde 50'yi öngörüyor.

ABBAS İNCEAYAN (Bolu) - İndirelim!

DEVLET BAKANI AHMET CEMİL TUNÇ (Devamla) - Çok değerli milletvekili arkadaşımızın da ifade ettiği gibi, Türkiye'nin birçok yerinde bu uygulamalardan gerçekten sıkıntı doğmakta ve yurttaşlarımız, çok büyük güçlüklerle karşı karşıya kalmaktadırlar; ama, üzülerek ifade etmek istiyorum ki, bugün, bu haliyle, bizim Vakıflar İdaresi olarak yapacağımız fazla bir şey söz konusu değil ve yüzde 50 üzerinden almak durumundayız. Ancak, bilebildiğim kadarıyla, Doğru Yol Partisi ve Refah Partisi grup başkanvekillerinin bu hususta bir hazırlığı var. Bizden de görüş sordular; biz de, kendilerinin yapmak istedikleri düzenleme paralelinde kendi görüşümüzü intikal ettirdik. Eğer bu kanun teklifi Meclis gündemine gelecek olursa, biz de Genel Müdürlük olarak, bu uygulamadan mustarip olan yurttaşlarımızın, vatandaşlarımızın şikâyetlerini en aza indirme hususunda katkı yapacağımızı ifade ediyor, Yüce Kurulu saygıyla selamlıyorum. (RP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

Efendim, şehit düşen, bugün rahmeti rahmana teslim edeceğimiz şehitlerimiz için, biz de Başkanlık olarak, Cenabı Allah'tan rahmet diliyoruz.

2. - İstanbul Milletvekili Ali Talip Özdemir'in, 5 Haziran Dünya Çevre Günü münasebetiyle çevre sorunlarının önemine ilişkin gündemdışı konuşması

BAŞKAN - Çevre Günü dolayısıyla, bu güne verilen önemin etkili neticeler doğurmasını temenni ediyorum ve ilk göstergesi olarak da Sayın Ali Talip Özdemir'i, Çevre Günüyle ilgili olarak, kürsüye davet ediyorum. (Alkışlar)

Buyurun efendim.

ALİ TALİP ÖZDEMİR (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, 5 Haziran Dünya Çevre Günü.

Yalnız, bu konuya girmeden önce, ben de, müessif bir kaza neticesinde hayatını kaybeden mehmetçiğe, askerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Şahsınızda, Meclisimizi temsilen bir başsağlığı mesajının Genelkurmayımıza iletilmesinde fayda mülahaza ediyor, bu teklifi de zatıâlinize iletiyorum.

BAŞKAN - Efendim, bendeniz zaten ifade ettim; ama, bu talebiniz de ayrıca dikkate alınacaktır.

ALİ TALİP ÖZDEMİR (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Efendim, Yüce Mecliste...

SÜLEYMAN HATİNOĞLU (Artvin) - Sayın Başkan, orada Bakanlar Kurulu mu toplandı?!

BAŞKAN - Bir dakikanızı rica edeyim; sürenizi durduruyorum.

Sayın milletvekilleri, bakanlar nezdindeki iş takiplerinizin, makamlarında yapılması halinde daha iyi bir sonuç vereceği tecrübesini taşıyorum.

Buyurun efendim.

ALİ TALİP ÖZDEMİR (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Bu Meclisimizde, 1987 yılı itibariyle Anavatan Partisinin çevreye duyarlılığı neticesinde 1989 yılında oluşturulan Çevre Araştırma Komisyonu, hazırlamış olduğu bin sayfalık raporla, kalıcı bir komisyona dönüştürülmesi teklifini getirmiştir. Neticede, bugün görev yapmakta olan Çevre Komisyonu gündeme gelmiş ve akabinde, artık global olan dünyamızda çevrenin, bir müsteşarlık olarak değil de bir bakanlık olarak temsil edilmesi gündeme getirilmişti; nitekim, belki ileride çok tatlı bir anı olarak kalacak, ilk Çevre Bakanı olma şerefi de bana verilmişti.

Çevre konusunda bizim Meclisimizin, Devlet Planlama Teşkilatı vasıtasıyla almış olduğu karar, sürdürülebilir bir kalkınma modeliydi. 1972 yılından başlamak üzere Norveç Başbakanı Sayın Gro Harlem Burndtland'ın gündeme getirdiği sürdürülebilir kalkınma modeli, bizim ülkemize ve şartlarımıza da uygun olduğu için, Devlet Planlama Teşkilatında hazırlanan bir raporla, Yüce Mecliste kabul edilmişti.

Aslında, daha sonra gelişen şartlar nedeniyle, acizane bendeniz, bu sürdürülebilir kalkınma modeline bir de "yaşanabilir" ibaresini ilave ettirdim; yani, Türkiye'de, yaşanabilir ve sürdürülebilir bir kalkınma modeliyle çevrenin korunması gündeme gelmeliydi.

Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; şu anda Sayın Çevre Bakanımızın imza altına almış olduğu çok önemli bir anlaşma yürürlüğe giriyor. Karadenize kıyısı olan ülkelerin bir araya gelerek Karadenizi korumalarıyla ilgili. Bu, aslında, rahmetli Özal'la başlayan bir projeydi; ama, imza altına alınması Sayın Çevre Bakanımızla gerçekleşmiş oldu; fevkalade önemli. Karadenizde şu anda ötrifikasyon başladı. Yani, içdeniz olan, Tuna Nehri açıklığıyla debisini oluşturan -ki, Tuna Nehri yaklaşık yüzde 60'ını oluşturuyor Karadenizin- bu denizde bu vesileyle balık neslinin tükenmeye yüz tuttuğu ve ötrifikasyonun başladığı ifade edilmektedir. Bu ne demek; niye önemli bizim ülkemiz için, memleketimiz için.

Sayın milletvekilleri, Karadenizden, saniyede yaklaşık 20 milyon ton su, 20 milyon metreküp su, Boğazlar marifetiyle, Marmara'ya gelmektedir. Çok ciddî bir kirlilik oluşan Karadenizden, bu kirlilik, üst akıntıyla Boğazlara ve dolayısıyla Marmara'ya gelmektedir. Biz, ne kadar, İstanbul Şehrinde ciddî arıtmalarla Marmara'yı temiz tutmaya çalışırsak çalışalım, eğer bu konuda ciddî tedbirler almazsak, ileride İstanbulumuzda, fevkalade ciddî problemler bir araya gelecek ve âdeta yaşam duracaktır. Bu kadar önemli bir konu, çevre ülkelerle beraber tartışmaya açılmıştır; çünkü, Tuna, yaklaşık 17 ülkenin kirliliğini Avrupa'dan Karadenize, oradan da Marmara'ya, dolayısıyla Akdenize kadar ulaştırmaktadır.

Bunun dışında, Boğazlar:

Şimdi yeni kurulan bir komisyon var. Ben, aynı zamanda o komisyonun da üyesiyim. Bu, Tuzla'da oluşan tanker faciası, fevkalade ciddî; 3 itfaiye erinin hayatını kaybedip rahmetli olması ve diğer...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

ALİ TALİP ÖZDEMİR (Devamla) - ...itfaiye erlerinin de yaralanması fevkalade ciddî bir konuydu. Bunun için bir araştırma komisyonu kuruldu.

Biraz önce, komisyonda Tuzla Kaymakamını dinledik. Maalesef, çok eski yasalarla orada bir şeyler yapılmaya çalışılıyor. O yüzden, Marmara ve Boğazlarda artık ciddî tedbirlerin alınması gerektiği ortaya çıkmıştır.

İMO Sözleşmesinde, yani Uluslararası Deniz Sözleşmesinde, trafiğin normal hale gelebilmesi için öncelikle bir radar sisteminin mutlaka kurulması gerektiği belirtilmektedir; yani, bu uluslararası trafiğin düzenli hale gelebilmesi için, merkezî bir radar sisteminin kurulması gerekmektedir.

Bir de, deniz itfaiyesi:

Maalesef, hâlâ, Marmara'da, Boğazlarda deniz itfaiyemiz yoktur bizim.

Mevsim dolayısıyla, ormanlarımız:

Genel anlamda ele almaya çalışıyorum. Gerek sabotaj gerek dikkatsizlik nedeniyle, orman yangınları başlamak durumunda. Onun için, çok ciddî tedbirler almamız lazım. Defalarca söylememize rağmen, maalesef bu dönem içerisinde gerçekleşemedi; inşallah, bu ikazdan sonra, Sayın Çevre Bakanı ve diğer ilgililer dikkate alırlar. Bu yangınların, ilk etapta tanker uçaklarla söndürülmesi gereklidir. Eğer Tuzla faciasında -raporlar onu göstermektedir- bu tanker uçaklar olsaydı ve kimyasal birikimle beraber, soğutmayla su ilave edilmiş olsaydı, yangın bu kadar büyümeyecekti.

Meclisimizde görüşülme sırası bekleyen fevkalade önemli bir Mera Kanunu Tasarısı var. Çevre değerlerinin, ekolojik dengenin korunması için, Mera Kanunu Tasarısının bir an önce gündeme alınıp görüşülmesi gerekmektedir.

Özellikle, Hollanda, bizim -toprak yapımız itibariyle- ondokuzda birimiz; ama, sadece hayvan ürünleri ihracatından, yılda 32 milyar dolarlık bir gelir elde etmektedir. Fransa, hayvan ürünleri ve ziraî ürünlerin ihracından, 22 milyar dolarlık bir gelir elde etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özdemir, size eksüre vermiştim. Bu, ikinci süre verişim. Lütfen, toparlar mısınız.

ALİ TALİP ÖZDEMİR (Devamla) - Tabiî efendim.

Bu vesileyle, mutlaka, meraların ıslah edilmesi gerekir. Merî kanunlar, sadece, meraların kullanımı için dizayn edilmiştir. Burada, yeni çıkacak Mera Kanunu Tasarısında, meraların ıslahı ve korunması gündeme getirilecektir.

Bütün bunlar, yerinden yönetimin ciddî şekilde güçlenmemesinden kaynaklanmaktadır. Artık, yeni bir sistemle, yerinden yönetime ağırlık vermemiz gerektiğine inanıyorum. Ben, acizane, İstanbul için, bu konuda ciddî bir hazırlık yaptım. İstanbul'daki su havzalarının yönetimi için bir çalışmamız var, yeni bir su havzası yönetim modeli geliştirdik. Daha geniş bir zamanda, inşallah, Yüce Meclise bunu arz etme imkânını bulacağız.

Burada şunu söylemek istiyorum: Köy Kanunu 1924 yılında çıkmış, İl Özel İdaresi Kanunu 1913 yılında çıkmış; çok eskimiş bu yasalarla, bizim, merkezden, çevreyi korumamız mümkün gözükmemektedir. Yerinden yönetime ağırlık vermemiz lazım. Bunun ilk örneği olarak İstanbul gözükmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ TALİP ÖZDEMİR (Devamla) - Kesildi mi efendim?..

BAŞKAN - Hayır, kesilmedi efendim, süreniz bitti.

Sayın Özdemir, saygı sunar mısınız lütfen.

ALİ TALİP ÖZDEMİR (Devamla) - Peki.

İnşallah, İstanbul'da, bu yeni modelle beraber, hem Çernobil faciasının bir daha tekrarlanmaması için hem de Boğazlara Karadenizden gelen kirliliğin önlenmesi için tedbir almış oluruz diye düşünüyorum.

Bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Özdemir, teşekkür ediyorum.

Hükümetten söz talebi?.. Yok.

3. - Trabzon Milletvekili Hikmet Sami Türk'ün, 5 Haziran Dünya Çevre Günü münasebetiyle çevre sorunlarının önemine ilişkin gündemdışı konuşması

BAŞKAN - Çevreyle ilgili olmak üzere, Sayın Hikmet Sami Türk...

Buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)

HİKMET SAMİ TÜRK (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken, vatanımızın bütünlüğü uğruna canlarını veren şehitlerimizi rahmetle anıyorum, ailelerine ve kahraman ordumuza başsağlığı diliyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün, Dünya Çevre Günü. 5-16 Haziran 1972 tarihleri arasında Stockholm'de toplanan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansının 25 inci yıldönümü.

Öteden beri, evrende hayata elverişli başka gezegenlerin bulunup bulunmadığı yalnız insanî bir merak konusu değil, aynı zamanda bilimsel araştırmaların konusudur. Güneş sistemi içerisinde, örneğin Merih veya Mars gezegeni ya da Jüpiter'in bazı uyduları gibi, doğal koşulları dünyaya benzer bazı gökcisimlerinin varlıkları bilinmektedir; fakat, henüz, üzerinde dünyaya benzer bir hayatın bulunduğu başka bir gezegen keşfedilememiştir. Bugünkü bilgilerimize göre, dünya, hâlâ hayata elverişli tek gezegen durumundadır. Sayısız yıldız ve galaksileriyle evrenin sonsuzluğu içerisinde, bu, harikulade bir olaydır.

İşte bu dünya, şimdi, üzerindeki hayatı tehdit eden ve insan eliyle yaratılmış çeşitli çevre sorunlarıyla karşı karşıyadır. O kadar ki, dünyada, artık doğrudan doğruya hayatın tehlikede olduğundan söz eden bilimsel raporlar yayımlanmaktadır. Canlı varlıklar arasında akılla donatılmış tek yaratık olmakla övünen insanoğlu, kendi eliyle, evrendeki bu harikulade gezegeni hayata elverişsiz bir duruma getirmek yolundadır. Bu konuda, birkaç örnek vermek yeterli olacaktır.

Çeşitli bölgelerde, hava, su, deniz ve toprak kirlenmesi vardır. Kloroflorokarbon gazlarının etkisiyle, dünyayı çevreleyen ozon tabakası güney ve kuzey kutbunda incelmiş ve yer yer delinmiştir.

Hızlı nüfus artışı, çeşitli sorunları birlikte getirmektedir. Örneğin, yeni ekim alanlarının açılması için, Güney Amerika, Afrika ve Güneydoğu Asya'da yağmur ormanları tahrip edilmekte; genel olarak yerleşim ve tarım alanlarının genişlemesiyle, orman alanları daralmaktadır; ancak, bu yolla herhangi bir sorun çözülmemekte, tersine, çölleşme ve toprak erozyonu gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Atmosferde, karbondioksit, kükürtdioksit gibi çeşitli zehirli gazların artmasıyla meydana gelen ve sera etkisi denilen atmosfer ısınması, ileride, kutuplarda buzların erimesi ve okyanusların, denizlerin yükselmesi tehlikesini ortaya çıkarmaktadır.

Nükleer enerji santrallarındaki kazalardan doğan radyasyon tehlikesi, bütün canlı varlıkları tehdit etmektedir. Özellikle, Karadenizi etkileyen Çernobil faciası anılardadır.

Bu ve benzeri gelişmeler sonucunda dünya iklimi değişmekte, mevsimlerde düzensizlikler görülmektedir.

Çevre etkilerini dikkate almaksızın yürütülen ekonomik faaliyetler sonucunda çevre bozulmaktadır. Yanlış sanayileşme, hızlı ve sağlıksız kentleşme sonucunda ortaya çıkan zararlı unsurlar, sanayi atıkları, arıtma tesisi olmaksızın akarsu, göl veya denizlere akıtılan kanalizasyonlar çevre kirlenmesinin boyutlarını genişletmektedir.

Bu ve benzeri olaylar, dünyada ve Türkiye'de karşılaşılan çevre sorunlarından sadece birkaç örnektir.

Günümüzde çevre sorunlarının ulaştığı boyutlar, artık, ülkeleri birbirine bağlı duruma getirmiştir; bir ülkedeki çevre sorunları, yalnız o ülkenin sınırları içerisinde kalmamakta, başka ülkeleri de etkilemekte, hatta, bazen, başka ülkelere ihraç edilmektedir. Böylece, çevre sorunları, günümüzde, artık, uluslararası bir boyut kazanmıştır. Bu sorunlar, çeşitli ülkeleri, hatta bütün insanlığı aynı zamanda ilgilendirmektedir. Karadeniz ve Akdenizin kirlenmesi de, böyle, uluslararası nitelikte bir sorundur.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti, Anayasasında, insanlara sağlıklı çevre hakkı tanıyan, devlete ve vatandaşlara çevreyi koruma, geliştirme ve çevre kirlenmesini önleme ödevini yükleyen sayılı ülkelerin başında gelmektedir. Anayasanın 56 ncı maddesinde konulan hükümler, bu konuda devlet ve vatandaş işbirliğini gerektirmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim.

HİKMET SAMİ TÜRK (Devamla) - Ne yazık ki, bu konuda örnek olması gereken kamu kuruluşları, çeşitli alanlarda, çevre kirlenmesine yol açan faaliyetlerini ısrarla yürütmektedirler. Hatta, bu faaliyetler, Yatağan, Yeniköy, Gökova ve Orhaneli gibi bazı termik santrallar hakkında verilmiş yargı kararlarına aldırış etmeksizin sürdürülmektedir. Her yönüyle Anayasaya aykırı olan ve çağımızın temiz çevre anlayışıyla bağdaşmayan bu tutumun terk edilmesi gerekir.

Değerli milletvekilleri, üzerinde yaşadığımız dünyayı, hayat koşullarını bozmaksızın, bütün doğal güzellikleriyle korumak ve geliştirmek, gelecek kuşaklara, insanlığa, hatta, bütün canlı varlıklara karşı borcumuzdur.

Bu anlayışla, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Gündemdışı konuşmalar tamamlanmıştır.

Sayın milletvekilleri, Petrol Ofisi Genel Müdürlüğünde yolsuzluk ve usulsüzlük nedeniyle 1993-1994 yıllarında meydana gelen kurum zararının tespit edilmesi amacıyla kurulan (10/160) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun, çalışma süresinin uzatılmasına dair bir tezkeresi vardır; okutuyorum:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. - (10/160) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev süresinin uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/825)

4.6.1997

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Komisyonumuz, çalışma süresinin, planlanan çalışma programına yetmeyeceğini dikkate alarak yeni bir çalışma süresi verilmesi için talepte bulunmaya karar vermiştir.

Söz konusu karar ve İçtüzüğün 105 inci maddesi uyarınca, 7.6.1997 tarihinden geçerli olmak üzere, 1 aylık yeni çalışma süresi verilmesi hususunda gereğini arz ederim.

Veysel Candan

Konya

Komisyon Başkanı

BAŞKAN - Yüce Heyetin bilgilerine sunulmuştur.

Sayın milletvekilleri, bu Komisyona daha önce 3 ay süre verilmiştir. İçtüzüğün 105 inci maddesi, araştırmasını 3 ay içinde bitiremeyen komisyona 1 aylık kesin süre verileceği hükmünü içermektedir. Bu nedenle, Komisyonun süre talebini bilgilerinize sunuyorum. Komisyona, bu 1 aylık kesin süre verilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup, bilgilerinize sunacağım:

2. - Türkiye Büyük Millet Meclisini temsilen Hollanda'yı ziyaret edecek milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/826)

5.6.1997

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisini temsilen 5 kişilik bir Parlamento heyetinin Hollanda'yı ziyaret etmesi hususu, Genel Kurulun 28 Mayıs 1997 tarihli ve 99 uncu Birleşiminde kararlaştırılmıştı.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca, belirlenen Parlamento heyetimizin isim listesi Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

Doç. Dr. Mustafa Kalemli

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı

Arif Ahmet Denizolgun Bayram Fırat Dayanıklı

Dışişleri Komisyonu Üyesi Dışişleri Komisyonu Üyesi

(Antalya) (Tekirdağ)

Hikmet Çetin Halil Yıldız

Dışişleri Komisyonu Üyesi Dışişleri Komisyonu Üyesi

(Gaziantep) (Isparta)

Cemal Özbilen

Dışişleri Komisyonu Üyesi

(Kırklareli)

BAŞKAN - Yüce Heyetin bilgilerine sunulmuştur.

Sayın milletvekilleri, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

Önce, sırasıyla, yarım kalan işlerden başlayacağız.

IV. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1. - 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/215) (S. Sayısı : 23)

BAŞKAN - 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon?.. Hazır değil.

Müzakere ertelenmiştir.

2. - Afyon İli Dinar İlçesinde Meydana Gelen Deprem Afetinden Zarar Görenlerin Gelir, Kurumlar ve Geçici Vergilerinin Terkini Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/301) (S. Sayısı : 178 ve 178'e 1 inci Ek) (1)

(1) 178 S. Sayılı Basmayazı 4.6.1997 tarihli 102 nci Birleşim Tutanağına eklidir

178'e 1 inci ek S. Sayılı Basmayazı Tutanağa eklidir.

BAŞKAN - Afyon İli Dinar İlçesinde Meydana Gelen Deprem Afetinden Zarar Görenlerin Gelir, Kurumlar ve Geçici Vergilerinin Terkini Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükümet yerlerini aldılar.

Sayın milletvekilleri, tasarının 1 ve 3 üncü maddeleri, 4 Haziran 1997 tarihli 102 nci Birleşimde, İçtüzüğün 88 inci maddesine göre, önergelerle birlikte komisyona geri verilmişti. Komisyonun yeni raporu ve metni gelmiştir.

Sayın milletvekilleri, komisyonun yeni raporu, fotokopi çekilmek suretiyle, ancak, grup başkanvekilliklerimize dağıtılabildi; tüm üyelere dağıtma imkânımız olmadığı için, şimdi, bu komisyon raporunu arkadaşımızdan okumasını rica edeceğim ve böylece Heyetin takibini temin etmiş olacağız:

5.6.1997

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Bilindiği gibi, Komisyonumuzun 12.12.1996 tarihinde yaptığı 32 nci Birleşiminde görüşülüp kabul edilmesiyle Yüksek Başkanlığa sunulan ve Başkanlıkça sıra sayısı 178 olarak bastırılıp dağıtılan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine alınan "Afyon İli Dinar İlçesinde Meydana Gelen Deprem Afetinden Zarar Görenlerin Gelir, Kurumlar ve Geçici Vergilerinin Terkini Hakkında Kanun Tasarısı" Genel Kurulun 4.6.1997 tarihli 102 nci Birleşiminde görüşülmeye başlanmış; ancak, anılan tasarının 1 inci maddesinin görüşmeleri sırasında verilen önergelerle birlikte 1 inci ve 3 üncü maddelerinin yeniden incelenebilmesini teminen, İçtüzüğün 88 inci maddesi uyarınca, Komisyonumuza geri verilmesi talep edilmiştir. Anılan maddeler ve önergeler, aynı tarihte Komisyonumuza geri verilmiştir.

Komisyonumuza geri verilen maddeler ve önergeler, Komisyonumuzun 5.6.1997 tarihinde yaptığı 60 ıncı Birleşiminde, Hükümeti temsilen Maliye Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığı temsilcilerinin de katılımlarıyla incelenip, görüşülmüştür.

Genel Kurulda verilen önergeler ile;

- Tabiî afetlerden zarar gören; Afyon İline bağlı Evciler, Kızılören, Başmakçı ve Dazkırı İlçelerinin, Isparta İline bağlı Keçiborlu ve Sütçüler İlçelerinin, Denizli İli Çivril İlçesine bağlı Irgıllı ve Gümüşsu, Honaz İlçesine bağlı Katlık, Bozkurt İlçesine bağlı Dutluca Beldelerinin, Erzurum İline bağlı Köprüköy İlçesinin, Amasya ve Çorum İllerinin, Aydın İline bağlı Kuşadası İlçesinin, İzmir İlinin, Rize İline bağlı Merkez, Çayeli, Güneysu ve Pazar İlçelerinin ve Kastamonu İline bağlı Taşköprü ve Hanönü İlçelerinin madde kapsamına alınması,

- Maddenin (a) bendine; tabiî afetlerden zarar görenlerin, kanunun sağladığı imkândan, gördüğü zarar ölçüsünde yararlanabilmesini teminen, "Deprem afetine maruz kalan Afyon İli Dinar İlçesi ile sel felaketine uğrayan Isparta İli Senirkent İlçesinde 1995 yılı içinde..." ibaresinden sonra gelmek üzere "...tabiî afetlerden ağır, orta ve az zarar görenlerden..." ibaresinin eklenmesi,

öngörülmektedir.

Komisyonumuzda yapılan görüşmeleri takiben, Genel Kurulda verilen önergeler de dikkate alınmak ve Komisyonumuzun daha önce görüşerek kabul ettiği madde metinleri esas alınmak suretiyle, geri alınan maddelerinin görüşülmesine geçilmiştir.

Komisyonumuz metninin;

- 1 inci maddesi; maddenin, 1.1.1995 tarihinden bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar tabiî afetlere (15.5.1959 tarih ve 7269 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde tarifi yapılmış olan) maruz kalanları da kapsayacak ve gördükleri zarar ölçüsünde Kanundan yararlanmalarına imkân verecek şekilde yeniden düzenlenmesi suretiyle,

- 28.8.1992 tarihli ve 3838 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde yer alan "...beşinci yılın..." ibaresini "... altıncı yılın..." şeklinde değiştiren bir metnin yeni 3 üncü madde olarak tasarıya ilave edilmesi,

- Yürürlüğe ilişkin 3 üncü maddesinin "Bu Kanunun 2 nci maddesi 1.1.1997 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde, diğer maddeleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer" şeklinde 4 üncü madde olarak yeniden düzenlenmesi suretiyle,

kabul edilmiştir.

Ayrıca, tasarının başlığı içeriğinde yapılan değişikliğe paralel olarak yeniden düzenlenmiştir.

Raporumuz Genel Kurulun onayına sunulmak üzere, Yüksek Başkanlığa saygıyla arz olunur.

İ. Ertan Yülek Mustafa Çiloğlu İsmet Attila

Adana Burdur Afyon

Komisyon Başkanı Komisyon Başkanvekili

Metin Şahin Cafer Tufan Yazıcıoğlu Alaattin Sever Aydın

Antalya Bartın Batman

Necmi Hoşver Mustafa Yıldız Aslan Polat

Bolu Erzincan Erzurum

Azmi Ateş Zekeriya Temizel Algan Hacaloğlu

İstanbul İstanbul İstanbul

Esat Bütün Mustafa Kamalak Zeki Karabayır

Kahramanmaraş Kahramanmaraş Kars

Fethi Acar Nurettin Kaldırımcı Mustafa Ünaldı

Kastamonu Kayseri Konya

Mehmet Ali Yavuz Nezir Aydın Musa Uzunkaya

Konya Sakarya Samsun

Kâzım Arslan Hasan Gemici

Yozgat Zonguldak

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Sayın Başkan, eğer müsaade ederseniz, bir soru sormak istiyorum

BAŞKAN - Buyurun efendim.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - 1996 yılında ve 1995 yılının sonunda Ankara- Bâlâ ve Haymana gibi ilçelerimizde çok büyük bir sel felaketi oldu. Dolayısıyla, bunlar da bu kapsama giriyor mu girmiyor mu, bunu öğrenmek istemiştim.

BAŞKAN - Tabiî, ben, giriyor olduğu kanaatindeyim takip ettiğim kadarıyla; ama, herhalde Sayın Komisyon Başkanımız bir kelimeyle açıklarlar.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ. ERTAN YÜLEK (Adana) - Sayın Başkanım, kanun tasarısının ilk cümlesinde "bazı yörelerde" tabiri kullanılmıştır.

BAŞKAN - Efendim, şimdi, bu giriyor mu?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ. ERTAN YÜLEK (Adana) - Giriyor...

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, raporun okunması esnasında bir yazım hatası olmuştur, bu aslında, "Honaz İlçesine bağlı Kaklık" olarak düzeltilecektir; doğrusu budur.

Sayın milletvekilleri, komisyonun raporundan da anlaşılacağı üzere 1 inci madde yeniden düzenlenmiştir. Yeniden düzenlenen bu 1 inci maddeyi Divan üyesi arkadaşımız Yüce Kurula arz edecek:

Bazı Yörelerde Meydana Gelen Tabiî Afetlerden Zarar Görenlerin Gelir, Kurumlar ve

Geçici Vergilerinin Terkini ile Kurumlar Vergisi Kanununun 7 nci Maddesine Bir Bend Eklenmesi ve 28.8.1992 Tarihli ve 3838 Sayılı Kanunun Bir Maddesinin Değiştirilmesi

Hakkında Kanun Tasarısı

Madde 1. - 1.1.1995 tarihinden bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar Vergi Usul Kanununun 115 inci maddesinde belirtilen tabiî afetlere maruz kalan yörelerde, afetin meydana geldiği tarihte gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanlardan, bu afetler sonucu gelir kaynakları ve işyerlerinin maddî hasara uğradığı il veya ilçe idare kurulu kararları ile tespit edilenlerin, afetin vuku bulduğu yıl ile bunu izleyen yıla ilişkin olarak verilmesi gereken yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri ile Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının 6 numaralı bendinin (b) alt bendi uyarınca yapılan gelir vergisi kesintisine ilişkin muhtasar beyannamelere göre tahakkuk etmiş veya edecek gelir, kurumlar ve geçici vergileri ile götürü usule tabi gelir vergisi mükelleflerinin anılan yıllara ilişkin olarak adlarına tahakkuk etmiş veya edecek gelir vergisi terkin, bu vergilerden tahsil edilmiş olanlar ise iade edilir. Gelir veya kurumlar vergisi üzerinden hesaplanan fon payları için de aynı işlem yapılır. Bu mükelleflerin afet bölgeleri dışındaki yerlerden elde etmiş oldukları gelirlere isabet eden vergiler bu maddenin kapsamı dışındadır. Bu yörelerde aynı tarihlerde tabiî afetlerden zarar görmeyen gelir vergisi mükellefleri için hayat standardı temel ve ek gösterge tutarları ile götürü usule tabi olanların götürü safi kazanç ve ücret tutarları % 50 indirimli olarak uygulanır.

Tabiî afetlere uğrayan yörelerde afetin vuku bulduğu tarihte gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olanlardan, 1995 ve 1996 yıllarına ilişkin olarak gelir veya kurumlar vergisi beyannamesini vermemiş veya beyanname vermekle birlikte bu beyannameler üzerinden hesaplanan vergilerini süresinde ödememiş olanlardan bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde beyannamelerini veren veya tahakkuk etmiş vergilerini ödeyenler hakkında bu vergiler için ceza, gecikme zammı ve faizi tatbik edilmez.

Bu yörelerde afet tarihlerinde ücretli olarak çalışan ve mal varlıklarının hasara uğradığı il veya ilçe idare kurulu kararları ile tespit edilenlerle tabiî afetler nedeniyle birinci derece kan hısımlığı bulunan (eş dahil) yakınlarını kaybeden hizmet erbabının, bu tarihi izleyen aydan itibaren 24 ay süreyle elde ettikleri ücretler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmaz. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesilen vergiler ise iade edilir.

BAŞKAN - Sayın Komisyon Başkanımızın bir işareti vardı; buyurun efendim.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ. ERTAN YÜLEK (Adana) - Sayın Başkanım, kanun tasarısının başlığında "bir madde" olarak okundu "bir bent" olarak tashih edilmesi lazım.

BAŞKAN - Nerede efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ. ERTAN YÜLEK (Adana) - Kanun tasarısının başlığının üçüncü satırında...

BAŞKAN - "7 nci maddesine bir bent eklenmesi" Ne olacak orası efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ. ERTAN YÜLEK (Adana) - Okunurken "madde" olarak okundu "bent" olacak...

BAŞKAN - Böyle yazılı ve böyle ifade olundu.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ. ERTAN YÜLEK (Adana) - Peki o zaman...

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Efendim, 1 inci madde üzerinde, gruplar adına söz talebi?.. Yok.

Kişisel söz talebi?.. Yok.

Değişiklik önergesi yok.

102 nci Birleşimde, bu maddenin müzakeresi esnasında, değişiklik önergesi veren arkadaşlarımızın hemen hepsinin önergeleri dikkate alınmak suretiyle bugün arz ve takdim ettiğimiz madde düzenlenmiştir, önergeler dikkate alınmıştır. Önerge sahiplerinden itiraz da gelmedi. Yeni bir değişiklik önergesi de yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3 - 28.8.1992 tarihli ve 3838 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde yer alan "beşinci yılın" ibaresi "altıncı yılın" şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Yıldız'ın bir talebi var.

Buyurun Sayın Yıldız.

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA YILDIZ (Erzincan) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; aslında, zamanınızı almak amacıyla değil, sadece, toplum olarak bu tür olaylara karşı olan yaklaşımımızı daha yakından gösteren değerli Komisyon üyesi arkadaşlarımıza, bu konuda katkısı olan ve destek veren tüm arkadaşlarımıza ve siz değerli milletvekili arkadaşlarıma şimdiden teşekkürlerimi, saygılarımı sunmak istiyorum.

13 Mart 1992 tarihinde Erzincan depremi olduğunda, çok iyi hatırlıyorum, Erzincan-Ankara arasındaki şehirlerarası asfaltta yardım konvoyları oluşmuştu. O zaman, bu duyguları, Edirne'den Hakkâri'ye kadar tüm millet olarak beraber paylaşmıştık; ama, inanıyorum ki, Erzincan'daki bu mağduriyeti gidermek için, millet olarak, toplum olarak ve Yüce Meclis olarak halen aynı duygular içerisindeyiz. Erzincan'daki bu mağduriyetin giderilmesi için borçların bir yıl ertelenmesi hususundaki yaklaşımlarınızı şimdiden saygıyla karşılıyorum.

Hepinize çok teşekkür ederim.

BAŞKAN - Sayın Yıldız, teşekkür ediyorum.

Sayın Komisyon Başkanı, efendim, maddeye bir katkınız mı var?

NACİ TERZİ (Erzincan) - Sayın Başkan, teşekkür konuşması yapmak istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Terzi, Komisyonun tercih ve evleviyet hakkı var.

Sayın Komisyon, buyurun.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ. ERTAN YÜLEK (Adana) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bu madde, bizim Komisyonumuzun müşterek kararı olarak gelmiştir, Hükümet de bu maddeye iştirak etmiş ve bu sürenin bir yıl daha uzatılmasının faydalı olacağı kanaatini izhar etmiştir. Dolayısıyla, bu fikir, bütün Komisyonumuzun ortak fikridir, ortak kararıdır; bilgilerinize arz ediyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Sayın Başkan, zaten bu raporun altında Komisyon üyelerinin imzaları yok mu efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ. ERTAN YÜLEK (Adana) - Sayın Başkanım, vardır da; arkadaşlarımızın herhangi bir yanlışlığa veya yanılgıya düşmemesi için beyan ettim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum efendim.

Gruplar adına başka söz talebi?.. Yok.

Şahsı adına, Sayın Terzi; buyurun.

NACİ TERZİ (Erzincan) - Sayın Başkan ve değerli üyeler; 13 Mart 1992 tarihinde meydana gelen depremde, bütün dünya ülkelerinin yapmış olduğu yardım yanında, Değerli Parlamentomuzun ve o günkü değerli üyelerinin Erzincanımıza büyük yardımları ve katkıları olmuştur. Bu yardım ve katkıların, bugün, bir daha örneğini gördük.

Hemşerilerim adına, emeği geçen herkese teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Terzi, teşekkür ediyorum.

Şahsı adına, Sayın Mumcu; buyurun efendim.

ERKAN MUMCU (Isparta) - Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, dün müzakeresi yapılan ve 53 üncü Hükümetin Başbakanı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan kanun tasarısının, bugün, anılan beldelerin dışında, Türkiye'nin çeşitli yörelerindeki afet görmüş olan beldeleri de içerecek bir tarzda düzenlenmiş olması, gerçekten, Türkiye'de "Allah, devlete, millete zeval vermesin" diyen insanlarımız bakımından, afete maruz kalmış, felakete maruz kalmış insanlarımız bakımından anlamlıdır, önemlidir; devlet-millet kaynaşmasının da sembolik bir örneği olarak, bugün, bunu, burada idrak etmiş olmaktan memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Bu vesileyle, Erzincan'ın da tasarı kapsamına alınmış olması; yine bu vesileyle, Denizli'nin Dinar depreminden etkilenmiş olan yöre ve beldelerinin tasarı kapsamına alınmış olması; yine bu vesileyle, Isparta'nın Sütçüler İlçesinin, Keçiborlu İlçesinin belde ve köyleriyle tasarı kapsamına alınmış olması memnuniyet vericidir.

İlgi ve alakanıza çok teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Mumcu, teşekkür ediyorum.

Maddeyle ilgili değişiklik önergesi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Komisyondan ek olarak gelen 4 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 4- Bu Kanunun 2 nci maddesi 1.1.1997 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde, diğer maddeleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde gruplar adına söz talebi?.. Yok.

Kişisel söz talebi?.. Yok.

Değişiklik önergesi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

5 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 5. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde gruplar adına söz talebi?.. Yok.

Kişisel söz talebi?.. Yok.

Değişiklik önergesi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Bu tasarı, akçalı işlerle alakalı olması hasebiyle, açık oylamaya tabidir.

Sayın milletvekilleri, açık oylamanın, kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kupalar sıralar arasında dolaştırılacaktır.

(Oyların toplanmasına başlandı)

BAŞKAN - Biz diğer işlere kaldığımız yerden devam ediyoruz.

3. - Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya ve 4 Arkadaşının, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/729) (S. Sayısı : 316) (1)

BAŞKAN - Sayın İyimaya ve 4 arkadaşının; Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa Raporunun müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Sayın Komisyon?.. Hazır.

Sayın Hükümet?.. Hazır.

Geçen birleşimde, teklifin tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi ve Anavatan Partisi Grupları adına konuşmalar tamamlanmıştı.

Şimdi, teklifin tümü üzerinde, söz sırası, Demokratik Sol Parti Grubu adına Trabzon Milletvekili Sayın Hikmet Sami Türk'tedir.

Sayın Türk, buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)

DSP GRUBU ADINA HİKMET SAMİ TÜRK (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan 5 partiyi temsilen 5 milletvekili tarafından sunulmuş olan bir tekliftir.

Bu teklif, Yüksek Seçim Kurulu Başkanının, bundan böyle, görevini yaptığı sırada kurumundan izinli sayılmasını; başka bir deyişle, Yüksek Seçim Kurulunda tam gün çalışmasını öngörmekte; Seçim Kurulu Başkan ve üyeleri ile seçimlerde görevlendirilecek kişilere ödenecek olan gündeliklerin yükseltilmesini hükme bağlamakta; bu arada, bir geçici maddeyle, Yüksek Seçim Kuruluna Ocak 1993 yılında seçilen üyelerin görev süresini 2000 yılına kadar uzatmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de, çokpartili hayata geçildikten sonra, 1946 ve 1957 yılı milletvekili seçimleri yoğun tartışmalara konu olmuştur. O seçimlerden alınan dersler, 1961 ve 1982 Anayasalarında Yüksek Seçim Kurulu ve onun çevresindeki seçim kurulları sisteminin getirilmesine neden olmuştur. Türkiye'de, ilk kez, seçimlerin yargı güvencesi altında yapılması 1950 seçimlerinde gerçekleşmiştir. 1961 Anayasası ise, yargı güvencesini, doğrudan doğruya bir anayasa hükmü durumuna getiren bir düzenlemeyi içermekteydi. Aynı düzenleme, 1961 Anayasasının 75 inci maddesinde yer alan düzenleme, 1982 Anayasasının 79 uncu maddesinde de sürdürül-

(1) 316 S. Sayılı Basmayazı 4.6.1997 tarihli 102 Birleşim Tutanağına eklidir.

mektedir. 79 uncu maddeyi, 1961 Anayasasının 75 inci maddesinden ayıran tek fark, son fıkrasında, Anayasa değişikliklerinin halk oylamasına sunulmasıyla ilgili hükümdür. Bunun dışında, 1961 düzenlemesi, aynı sözcüklerle 1982 Anayasasına geçmiştir.

Bu, Yüksek Seçim Kurulu ve onun çevresindeki seçim kurulları sisteminin zaman zaman kazaya uğrayan Türk demokrasisinin en iyi işleyen mekanizmalarından biri olmasıyla açıklanabilir. Gerçekten, Türkiye'de, artık, seçimler hilesiz, şaibesiz ve dürüst koşullarda yapılabiliyorsa, bu, sözünü ettiğimiz sistem sayesinde gerçekleşmektedir. Seçimlerin yargı organının yönetim ve gözetimi altında yapılması, ülkemizde demokratik rejimin en sağlam güvencelerinden birisi durumundadır.

Yüksek Seçim Kurulu, Anayasamızda ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda düzenlendiği gibi, 7'si asıl 4'ü yedek olmak üzere, 11 üyeden oluşmaktadır. Üyelerin 6'sı Yargıtay, 5'i Danıştay Genel Kurullarınca seçilmektedir. Ancak, Yüksek Seçim Kurulu üyeleri, bu görevlerini, kurumlarındaki asıl görevlerini de sürdürmek kaydıyla yerine getirmektedirler; yani, Yüksek Seçim Kurulu üyeleri ve onların seçtiği başkan ve başkanvekili, bir yandan Yargıtay veya Danıştaydaki asıl görevlerini yerine getirmekte, bir yandan da Yüksek Seçim Kurulundaki görevlerini ifa etmektedirler. Oysa, Yüksek Seçim Kurulunun, gerek Anayasadan gerek seçim kanunları ve çeşitli kanunlardan doğan görevleri, artık bu kuruluşun, hiç değilse başkanının, bu görevi tam gün çalışmayla; yani, zamanının tamamını bu işe ayırmak suretiyle yerine getirmesini gerektirmektedir. Anayasamızın 79 uncu maddesi, yasamayla ilgili hükümler arasında yer almaktadır ve birinci fıkrada, seçimlerin, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılacağı belirtilmektedir; ancak, buradaki seçimler, sadece milletvekili seçimleri değildir. Gerçekten, milletvekili genel ve ara seçimlerinden ayrı olarak, yerel genel ve ara seçimler; yani, belediye başkanlığı, belediye meclisleri ve il genel meclisleri, köy ve mahalle meclisleri seçimleri, muhtar seçimleri, yargı gözetim ve denetimi altında yapılmaktadır. Bunların yanında, kamu kurumu niteliğindeki bütün meslek kuruluşlarının organları için yapılan seçimler, yine, yargı gözetimi altında gerçekleştirilmektedir.

Siyasî partilerin, genel merkez, il ve ilçe organları seçimleriyle il kongresi ve büyük kongre delegeleri seçimleri yargı gözetimi altında yürütülmektedir.

Yine, sendika ve konfederasyonların genel kurullarında zorunlu organlara delege veya üye seçimleri, yargı gözetimi altında yapılmaktadır.

Yüksek Seçim Kurulu, burada, şikâyet ve itirazları inceleme, karara bağlama yetkisine sahip olan üst organ durumundadır; ayrıca, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen görev ve yetkileri yerine getirmekte ve kullanmaktadır. Bu görev ve yetkilerin önemi günümüzde daha da artmıştır.

Bilindiği gibi, şu anda, bir erken seçimin gündeme geldiği sırada, elimizde var olan seçmen kütükleri, en son 7 Kasım 1993 günü yapılan yazımla güncelleştirilmiştir. Oysa, 298 sayılı Kanuna göre, seçmen kütüklerinin her dört yılda bir ve nisan ayında güncelleştirilmesi gerekmekteydi; ancak, bu yıl, henüz, bu işe başlanamamıştır; çünkü, 1997 malî yılı bütçesinde, bu iş için herhangi bir ödenek konulmamıştır.

Bütçe yapılırken, yürürlükteki yasaların öngördüğü işlerin dikkate alınmayışı önemli bir eksikliktir. Biz, Demokratik Sol Parti olarak, geçen yıl verdiğimiz bir kanun teklifiyle, genel nüfus tespiti yapılmasını ve seçmen kütüklerinin güncelleştirilmesini öngören bir düzenlemeyi Meclise sunmuştuk. Bu kanun teklifimiz, Anayasa Komisyonundan, Plan ve Bütçe Komisyonundan geçerek Genel Kurulumuzun gündemine gelmiştir; ancak, araya başka kanun tasarı ve tekliflerinin girmesi nedeniyle, konu, henüz, Genel Kurulda görüşülememiştir.

Şimdi, bir erken seçimin gündemde olduğu sırada, ülkede bir genel nüfus sayımı yapılmayışının eksikliği daha açıkça ortaya çıkmaktadır. Türkiye'de, genel nüfus sayımları, sonu sıfırla biten yıllarda yapılmaktadır. Bu sayım da, en son 1990 yılında yapılmıştı; dolayısıyla, Türkiye'nin nüfusunu ve illerimizin nüfusunu gösteren rakamlar, 1990 yılından kalmadır; aradan yedi yıl geçmiştir.

Bu arada, Türkiye'de, hem nüfus artmış hem yoğun iç göçler yaşanmıştır. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan, büyük illere doğru yoğun bir göç hareketi yaşanmıştır. Bunun sonucunda, Türkiye'nin demografik haritası değişmiştir, illerin nüfus rakamları değişmiştir; bazı illerimiz nüfus kaybına uğramasına rağmen, bazı illerin nüfusları artmıştır. Oysa, yürürlükteki mevzuata göre, Türkiye'de illerin çıkaracakları milletvekili sayıları, her ile 1 milletvekilliği verildikten sonra, illerin nüfuslarıyla orantılı olarak belirlenmektedir.

Aynı biçimde, 1999 yılında yapılacak olan yerel genel seçimlerde belediye meclisi üyelerinin, il genel meclisi üyelerinin, köy ve mahalle muhtarları heyetlerinin üye sayıları da, yine, nüfusla orantılı olarak belirlenecektir. Şimdi, Türkiye, hâlâ, bunları, 1990 yılından kalma rakamlarla yapacaktır. Bugün, bazı illerin nüfusu öyle artmıştır ki, örneğin, İstanbul, bugün çıkardığı milletvekili sayısından, belki 15-20 milletvekili daha fazla çıkaracaktır; Diyarbakır, belki 6-7 milletvekili daha fazla çıkaracaktır, buna karşılık, bazı illerimizin milletvekili sayısı azalacaktır. Eğer, biz, hâlâ, daha 1995 seçimlerinde kullanılan rakamlarla milletvekili seçimini yapacak olursak, bunun ulusal iradeyi doğru olarak yansıtacağını söyleyebilir miyiz? Öte yandan, bu yoğun iç göçler sonucunda seçmen kütükleri de çoğu yerde gerçeğe uygunluğunu kaybetmiştir. İşte, bütün bunlar, hem bir genel nüfus tespiti yapılmasını hem seçmen kütüklerinin güncelleştirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Seçmen kütüklerinin güncelleştirilmesini gerektiren bir başka neden de, 1995 yılında gerçekleştirilen anayasa değişikliğiyle seçmen yaşının 18'e indirilmesidir. 1995 seçimlerinde, bu işlem için, Yüksek Seçim Kurulunun gençlerimize tanıdığı süre, bir haftalık bir süreydi. Şimdi, o zamandan bu yana bir buçuk yılı aşan bir süre geçmiştir; başka gençlerimiz de 18 yaşına girmiştir. Bütün bunların seçmen kütüklerine geçirilmesi gerekmektedir. Bu yapılmadıkça, girilecek olan bir erken seçim sağlıklı olmayacaktır.

İşte, Yüksek Seçim Kurulu ve ona bağlı seçim kurullarının bugün öncelikli görevlerinden biri, bu seçmen kütüklerinin güncelleştirilmesini sağlamak ve böylece, seçmen kütüklerinin gerçeğe uygunluğunu temin etmektir.

Öte yandan, 1995 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle, yurt dışında bulunan vatandaşlarımıza da oy hakkı tanınmıştır; ancak, hâlâ, gümrüklerde oy kullanma dışında bir olanak getirilememiştir. Bu konuda, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının girişimiyle oluşturulan Partilerarası Komisyondaki çalışmalar sürdürülmektedir.

Yurt dışındaki vatandaşlarımızın oy kullanması da, belki, ayrı bir seçmen kütüğünün, yani, yurtdışı seçim çevresi veya çevreleri seçmen kütüğünün düzenlemesini zorunlu kılacaktır. Bu da, Yüksek Seçim Kurulunun ve seçim kurullarının bugünkü görevlerinin önemini göstermektedir.

Seçmen kütüklerinden çok şikâyet edilen bir konu da, seçmen kütüklerinde mükerrer yazımlara yer verilmesidir. Bu durum, çeşitli nedenlerle ortaya çıkmaktadır; bazen seçmen vatandaş yer değiştirmekte; ama, Türkiye'de, ayrıldığı yeri bildirmek pek âdet olmadığı için, hem eski seçmen kütüğünde hem yeni seçmen kütüğünde kayıtlı olabilme gibi durumlar ortaya çıkmaktadır. Başka nedenler de olabilir, onların ayrıntılarına girmiyorum; ama, seçmen kütüklerinde mükerrerliği önlemenin yollarından biri, Türkiye çapında seçmen kütüklerinin bilgisayar ortamına geçirilmesidir. Seçmen kütüklerinin bilgisayar ortamına geçirilmesi, en kısa zamanda gerçekleştirilmesi zorunlu olan bir işlemdir. Demokratik Sol Partinin geçen yıl sunmuş olduğu ve Anayasa, Plan ve Bütçe komisyonlarından geçen teklifinde de, bu işlemlerin iki yıl içerisinde tamamlanması öngörülmekteydi; ama, maalesef, henüz bu gerçekleşmemiştir. Bu kanun teklifimizin önümüzdeki günlerde mutlaka ele alınmasını temenni ederiz.

Bir başka konu, artık, Türkiye'de de, dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi, elektronik oy kullanma ortamına geçilmesini bir an önce sağlamaktır. Şüphesiz, bunun gerçekleştirilmesi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu iş için vereceği ödeneğe bağlıdır; ama, bunun da yapılması gerekir. Yüksek Seçim Kurulu, bunların da yapılmasını sağlayacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütün bunlar, Yüksek Seçim Kurulunun görevlerinin önemini ve ağırlığını göstermektedir. O nedenle, Yüksek Seçim Kurulunun, şimdilik bütün üyelerinin değilse de, hiç değilse Başkanının bu görevi tam gün olarak yerine getirmesi; yani, Yüksek Seçim Kurulu Başkanı bulunduğu süre içerisinde, kurumundan izinli sayılması son derece yararlı olacaktır. Getirilen kanun teklifinin 1 inci maddesi, bunu öngörmektedir. Ancak, bu konudaki düzenleme de, yasa tekniği bakımından, önerilen maddenin son fıkra olarak değil, 298 sayılı Kanunun 11 inci maddesindeki konu sırasına göre 7 fıkra olarak yasalaştırılması daha uygun olacaktır.

Öte yandan, seçim kurulu başkan ve üyeleriyle, seçimler sırasında görevlendirilecek kişilere ödenen ve halen miktarı 400 bin lira olan ödenek, günümüz koşullarında son derece düşüktür; bunun için, kanun teklifinde sözü edilen ödeneğin 1 milyon 300 bin liraya yükseltilmesi önerilmektedir. Aslında, bu da düşüktür; ama, Bakanlar Kurulunun, bunu, 2 katına kadar artırma yetkisi vardır. Bakanlar Kurulunun, bu yetkiyi, gerektiğinde kullanması doğaldır.

Son olarak, teklifin 3 üncü maddesinde bir geçici maddeyle, Yüksek Seçim Kurulunun Ocak 1993 tarihinde seçilen üyelerinin görev süresinin Ocak 2000 tarihine kadar uzatılması önerilmektedir. Bu konuda, daha önceden, 1987 yılında 3330 sayılı Kanunla Yüksek Seçim Kurulu üyelerinin görev süresi dört yıldan altı yıla çıkarılırken, benzeri bir geçici hükme yer verilmişti. Şimdi, böyle bir düzenleme getirilmesinin nedeni, önümüzde hem milletvekili genel seçimi hem yerel genel seçimlerin bulunmasıdır. Bu bakımdan, bu konuda deneyim kazanmış Yüksek Seçim Kurulu üyelerinin, bu genel seçimlerin yapılmasında da görev başında bulunmasını sağlamak önem taşımaktadır. Ancak, bunun, ileride de, seçim takvimlerindeki sıkışıklıklarda yeni benzeri önerilere örnek olmamasını temenni ederim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Sami Türk...

HİKMET SAMİ TÜRK (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.

Bu konuda belki yapılması gereken en uygun düzenleme, 298 sayılı Kanunun 11 inci maddesine göre, üç yılda bir 6 ve 5 olarak, yani yaklaşık yarı yarıya yenilenen üye seçimlerinin -örneğin- iki yılda bir 4-4-3 biçiminde yapılması olacaktır. Bu, Yüksek Seçim Kurulunun içtihatlarında da sürekliliği sağlayacaktır ve değişimi ve sürekliliği aynı anda gerçekleştiren bir düzenleme olacaktır. Bu düzenlemenin de, ileride ele alınması gereken bir husus olduğunu belirtmek istiyorum.

Bu düşüncelerle, kanun teklifine, Demokratik Sol Parti olarak olumlu oy kullanacağımızı ifade ediyorum ve Grubum ve şahsım adına Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Türk, teşekkür ediyorum efendim.

Grupları adına başka söz talebi ?.. Yok.

Kişisel söz talebi?..Yok.

Teklifin maddelerine geçilmesi hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın Uluğbay, Dinar İlçesi ve sair yerlerle ilgili tasarının madde başlığında "bend" kelimesinin yazıldığını, ama "bent" olması lazım geldiğini ifade buyuruyorsunuz.

Takip imkânınız olamadı zannediyorum. Bundan önceki basımda "bent" olarak yazılmıştı. Bu, bir daktilo hatası diyelim, öyle ifade edelim, bir yazım hatasıdır. Elbette "bent" olarak yazılacaktır, Türkçenin kuralları ve grameri bunu gerektirir; ama, "bendi bende bağlayan" dediğimiz zaman, o "bent" deki "t" harfi "d" harfine dönüşecektir; bunları arkadaşlarımız düzeltirler.

Hassasiyetinize teşekkür ediyorum.

HİKMET ULUĞBAY (Ankara)- Zatıâlinizin bilgisi için yazmıştım.

BAŞKAN - Çok teşekkür ederim.

1 inci maddeyi okutuyorum :

SEÇİMLERİN TEMEL HÜKÜMLERİ VE SEÇMEN KÜTÜKLERİ HAKKINDA

KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ

MADDE 1. - 26.4.1961 tarih ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 11 inci maddesine aşağıdaki fıkra, son fıkra olarak eklenmiştir.

Yüksek Seçim Kurulu Başkanı, Başkanlık görevi süresince kurumundan izinli sayılır. Ancak kurumundaki aylık, ödenek ve her türlü zam ve tazminatlar ile diğer özlük haklarından aynen yararlanmaya devam eder.

BAŞKAN - Madde üzerinde gruplar adına söz talebi?..

Sayın Atila Sav, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz talebiniz var; buyurun.

CHP GRUBU ADINA ATİLÂ SAV (Hatay) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Yasa değişikliği teklifinin, 1 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini sunmak üzere huzurunuzda bulunuyorum; Yüce Meclisi en içten duygularımla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, Zap yöresinde vukua gelen üzücü helikopter kazasında yaşamını yitiren ve şehit olan subaylarımızın, assubaylarımızın ve erlerimizin Tanrı'nın rahmetine kavuşmasını diliyor; gerek ailelerine gerekse tüm ulusumuza başsağlığı dileklerimizi, Partim ve şahsım adına sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, üzerinde konuştuğumuz teklif, 298 sayılı Yasanın iki maddesinde değişiklik yapılmasını ve bir de geçici madde eklenmesini öngörmektedir.

Bu maddelerden birincisi, yasanın 11 inci maddesine bir fıkra eklenmesidir. Bu fıkrayla, Yüksek Seçim Kurulu Başkanının, görevi süresince kurumundan izinli sayılması önerilmektedir ve özlük hakları saklı tutulmuştur. Bilindiği üzere, yürürlükteki yasaya göre, Yüksek Seçim Kurulu Başkan ve üyeleri, kendi kurumlarındaki görevlerini sürdürmektedirler ve Yüksek Seçim Kurulundaki görevleri, bir tür ek görev olarak yürütmektedirler. Ancak, bu yasanın yapılmasından bu yana geçen süre içerisinde, Yüksek Seçim Kurulunun görevlerinin kapsamı çok genişlemiş ve görevin içeriği de yoğunlaşmıştır.

Gerçekten, Yüksek Seçim Kurulu, bir tür, seçim hukukunun oluşmasında ve bunun uygulanmasında, içtihatların belirlenmesinde, son derece önemli bir hukuk yaratıcısı görevi yapmaktadır. Yasaların sık sık değişmesi ve kapsamının yoğunlaşması sürekli bir çalışmayı gerektirmekte ve Kurulun, ilk zamanlarda olduğundan çok daha ağır bir görev ve sorumluluk taşımasına yol açmaktadır.

Genel milletvekili ve genel yerel yönetim seçimleri ile ara seçimlerde, seçimin başlangıcından bitimine kadar, düzen ve yönetimiyle, seçim dürüstlüğünün sağlanması, Yüksek Seçim Kuruluna tevdi edilmiş bir görevdir; bütün bu işleri yapma ve yaptırma görevi Yüksek Seçim Kurulunundur.

Seçim süresince ve sonrasında da, seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları inceleme, karara bağlama yetkisi ve görevi Yüksek Seçim Kuruluna verilmiştir. Yüksek Seçim Kurulu, 1961 yılından beri yaptığı bu görevi, bugüne kadar tam bir yetkinlikle ve olgunlukla yerine getirmiştir ve o günden bu yana, seçimler, sürekli olarak, halkımızın güveni ve seçime katılan herkesin belli bir güven duygusu altında yapılmış bulunmaktadır; hiç kuşkusuz, bu, yargının yapmakta olduğu önemli görevlerden ve demokrasiye yönelen katkılarından birisidir.

Yüksek Seçim Kurulu, ayrıca, yurt düzeyinde örgütlenmiş bir kuruluşun merkezi ve üst kuruluşu olarak da çalışmaktadır. Bilindiği üzere, seçmen kütükleri süreklilik gösteren bir işlem haline dönüşmüştür ve bu amaçla, bir, Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Bu Genel Müdürlük, bütün yurt sathındaki seçmen yurttaşların, oy hakkını eksiksiz kullanmalarının sağlanması ve mükerrer yazımların önlenmesi için sürekli görev yapmakta ve kütükleri düzenlemektedir. Bu genel müdürlüğün çalışma ilkelerini belirlemek, aylık ve haftalık raporlarını inceleyerek çalışma programını onaylamak ve genel bütçeden sağlanacak ödeneklerin harcanmasının ita amirliğini yapmak da Yüksek Seçim Kuruluna aittir.

Bütün bu temel görevlerin yapılmasının yanı sıra, ilçe seçim kurullarında ve il seçim kurullarında yapılan başkaca görevler de bulunmaktadır. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile siyasî partilerin genel kurul ve kongrelerindeki seçimleri yönetmek ve denetlemek görevi de ilçe seçim kurullarına verilmiştir. Böylece, ilçe seçim kurulları, yalnızca genel ve yerel yönetim seçimlerini yürüten kurullar olmaktan çıkarak, sürekli çalışan yargı organları, yargı kurumları haline dönüşmüştür. Bu nedenle, bu kuruluşlarda çalışan personelin de, artık, sürekli personel haline dönüşmesi gerekir; çünkü, Adalet Bakanlığından geçici olarak görevlendirilmiş personelin bu kadar sürekli ve ağır bir hizmeti yapmasının güçlüğü anlaşıldığından, buralardaki hizmet de sürekli bir hizmet haline dönüşmüştür. Bütün bunlar, Yüksek Seçim Kurulunun görevinin, artık, sadece part-time yapılan bir iş olmaktan çıktığını ve sürekli olarak yapılması gereken bir iş haline dönüştüğünü ortaya koymaktadır.

Şimdilik Yüksek Seçim Kurulu Başkan ve üyelerinin sürekli çalışması gerekmekte olsa bile, bunun geleceğe ertelenmesi düşünülebilir. Yalnız, şurası açıktır ki, hiç değilse kurulun başkanının görev süresince çalıştığı kurumdan izinli sayılması ve asıl kurumuna olan özlük hakları bağlantısı sürdürülmek koşuluyla Yüksek Seçim Kurulunda görev yapması yerinde ve yararlı olacaktır; teklif bu öneriyi içermektedir. Yüksek Seçim Kurulu Başkanının, görev süresince sürekli olarak çalışması ve asıl kurumundan izinli sayılması öngörülmektedir.

Yüce Meclisin, bu gerekli ve yararlı öneriyi kabul edeceği umuduyla ve içten duygularımla, Yüce Meclise saygılarımı sunuyorum efendim. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Sav teşekkür ediyorum.

Başka söz talebi?.. Yok.

Kişisel söz talebi?.. Yok.

Bir önerge var; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun teklifinin 1 inci maddesinin çerçevesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

Saygılarımızla.

Oya Araslı Ali Şahin Yalçın Gürtan

İçel Kahramanmaraş Samsun

Cafer Tufan Yazıcıoğlu Ali Günay Hüseyin Yayla

Bartın Hatay Hatay

Madde 1- 26.4.1961 Tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 11 inci maddesine, altıncı fıkradan sonra gelmek üzere, aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

BAŞKAN - Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Amasya) - Efendim, prensip olarak iştirak etmekle birlikte, nisap imkânsızlığı sebebiyle katılamıyoruz.

BAŞKAN - Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI AHMET CEMİL TUNÇ (Elazığ) - Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Efendim, galiba, Komisyon nisap sebebiyle katılamadı.

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Amasya) -Evet, tabiî, prensipte katılıyoruz.

BAŞKAN - Sayın Araslı?..

OYA ARASLI (İçel) - Gerekçenin okunmasını istiyoruz Sayın Başkan.

HİKMET SAMİ TÜRK (Trabzon) - Sayın Başkan, Hükümet "katılıyoruz" dedi; sorun yok.

BAŞKAN- Efendim, Hükümet katılıyor da, Komisyon "katılmıyorum" dedi.

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Amasya) - Çoğunluk olmadığı için katılamıyoruz; prensip olarak katılıyoruz.

BAŞKAN - Efendim, netice itibariyle, katılıyor musunuz katılamıyor musunuz?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Amasya) - Katılmak istiyoruz; ama, katılamıyoruz.

BAŞKAN - Onun için, sayın önerge sahibi ya beyanda bulunacak ya da gerekçesini ifade edecek; ben, onun için Sayın Araslı'ya döndüm.

OYA ARASLI (İçel) - Gerekçenin okunmasını istiyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

298 sayılı Kanunun 11 inci maddesi "Yüksek Seçim Kurulu" başlığını taşımakta ve sekiz fıkradan oluşmaktadır. Bu maddenin ilk altı fıkrası, Kurulun Başkan, Başkanvekili ve üyelerinin durumunu belirtmektedir. Yedinci ve sekizinci fıkralar ise, Kurulun sekreteryasını, idarî ve malî işlerle ilgili bürokrasisini, yönetimini ve personelin haklarını düzenlemektedir. Maddeye eklenmesi önerilen fıkra, Yüksek Seçim Kurulu Başkanının durumuyla ilgili bir düzenlemedir. Sistematik olarak yeri, ilk altı fıkradan sonrası olmalıdır. Değişiklik önerisi bu amaca yöneliktir.

BAŞKAN - Efendim, Komisyon önergeye nisap yokluğu sebebiyle katılamadığını; ama, prensipte katıldığını ifade buyurdu, Hükümet, katıldığını ifade buyurdu; gerekçe Yüce Heyete arz olundu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Müzakere ettiğimiz maddeyi, şimdi kabul buyurduğunuz önergeyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde, önergeyle değiştirilen yeni şekliyle kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. - 26.4.1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 15.2.1994 tarihli ve 3969 sayılı Kanunla değişik 182 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Seçim Kurulu başkan ve üyeleri ile bu Kanun gereğince görevlendirileceklere ve bu işlerde mesai saatleri içinde veya dışında çalıştırılacak memur ve hizmetlilere, siyasî parti temsilcilerine ve hariçten alınarak çalıştırılacaklara ödenecek gündelikler, gündelik miktarı 1 300 000 lirayı geçmemek üzere, Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir. 1 300 000 liralık azamî gündelik miktarını iki katına kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Bu ödemeler herhangi bir vergiye tabi tutulamaz.

BAŞKAN - Madde üzerinde, gruplar adına söz talebi?.. Yok.

Kişisel söz talebi?.. Yok.

Maddeyle ilgili önerge yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde, okunduğu şekliyle kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. - 26.4.1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 20. - Yüksek Seçim Kuruluna 1993/Ocak ayında seçilenlerin yerine Ocak/2000 tarihinde yenileme seçimi yapılır.

BAŞKAN - Madde üzerinde gruplar adına söz talebi?.. Yok.

Kişisel söz talebi?.. Yok.

Değişiklik önergesi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Bir önceki tasarıyla ilgili oyunu kullanmamış sayın üye var mı?.. Yok.

Oylama işlemi tamamlanmıştır.

Kupalar kaldırılsın.

(Oyların ayırımına başlandı)

4 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 4. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde gruplar adına söz talebi?.. Yok.

Kişisel söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde, okunduğu şekliyle kabul edilmiştir.

5 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 5.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde, gruplar adına söz talebi?.. Yok.

Kişisel söz talebi?.. Yok.

Değişiklik önergesi yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Bu teklifin tümü açık oylamaya tabidir; bunun için de açıkoylama yapacağız.

Oylamanın şeklini tayin edeceğiz: Kupalar, sıralar arasında dolaştırılmak suretiyle oylamanın yapılması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kupalar, sıralar arasında dolaştırılacaktır.

Görevli arkadaşlar kupaları sıralar arasında dolaştırsınlar.

(Oyların toplanmasına başlandı)

2. - Afyon İli Dinar İlçesinde Meydana Gelen Deprem Afetinden Zarar Görenlerin Gelir, Kurumlar ve Geçici Vergilerinin Terkini Hakkında Kanun Tasırısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/301) (S. Sayısı : 178) (Devam)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Afyon İli Dinar İlçesinde Meydana Gelen Deprem Afetinden Zarar Görenlerin Gelir, Kurumlar ve Geçici Vergilerinin Terkini Hakkında Kanun Tasarısının oylamasına 251 sayın üye iştirak etmiştir 246 kabul, 4 mükerrer ve 1 geçersiz oy çıkmış olup, ret ve çekimser istikamette oy kullanılmamıştır; bu suretle, tasarı, kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.

Sayın milletvekilleri, biz, çalışmamıza inşallah devam edelim. Başka yarım işimiz olmadığı için, gündemin başına dönüyoruz.

4. - Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/217) (S. Sayısı : 132)

BAŞKAN - Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Müzakere ertelenmiştir.

5. - Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin 492 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/218) (S. Sayısı : 164)

BAŞKAN - Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin 492 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Müzakere ertelenmiştir.

6. - 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında 254 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 326 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/71, 1/111) (S. Sayısı : 168)

BAŞKAN - 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında 254 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 326 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakaresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Müzakere ertelenmiştir.

7. - 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 23 Arkadaşının, 12.3.1982 Tarihli ve 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 19 uncu Maddesinin (b) Fıkrasının Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi, Manisa Milletvekili Erdoğan Yetenç'in, 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya ile Refah Partisi Grup Başkanvekili Malatya Milletvekili Oğuzhan Asiltürk'ün 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ve 1072 Sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makineleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/580, 2/114, 2/223, 2/637) (S. Sayısı : 268) (1)

BAŞKAN - Gündemin 5 inci sırasıyla 6 ncı sırasındaki işler tamamlanmıştır; bundan dolayı, şimdi, 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 23 Arkadaşının, 12.3.1982 Tarihli ve 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 19 uncu Maddesinin (b) Fıkrasının Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi, Manisa Milletvekili Erdoğan Yetenç'in 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük ve Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya ile Refah Partisi Grup Başkanvekili Malatya Milletvekili Oğuzhan Asiltürk'ün 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ve 1072 Sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makineleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin müzakeresine başlıyoruz.

Komisyon hazır mı efendim?..

ÖMER NAİMİ BARIM (Elazığ) - Geldi gelecek...

BAŞKAN - Geleceği değil Sayın Barım, bize, gelmesi lazım.

Sayın Hükümet yerini aldı.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) - Komisyon geliyor efendim.

BAŞKAN - Başkan ya da sözcüsü bize yeter; başkanvekili de olur.

HASAN GÜLAY (Manisa) - Sayın Başkan, bugün bu teklifin geleceğini bilmiyorlar mı?

BAŞKAN - Başkanvekili de yok mu efendim? Sözcü de yok.

HİKMET ULUĞBAY (Ankara) - 10 dakika ara verelim.

BAŞKAN - Oylamadayız efendim, ara veremeyiz.

Oyunu kullanmayan sayın üye var mı?.. Yok.

Oylama işlemi tamamlanmıştır.

Kupalar kaldırılsın; döküm ve sayımını yapıp, Genel kurulu bilgilendirelim.

(Oyların ayırımına başlandı)

BAŞKAN - Sayın grup başkanvekilleri, lütfen, Komisyon Başkanımızı, Başkanvekilimizi tedarik buyurunuz.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) - 5 dakika ara verelim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Efendim, biz çalışıyoruz; oy sayımı yapıyoruz. Bu arada arayın.

A. ZİYA AKTAŞ (İstanbul) - Ara verelim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Efendim, sayım yapıyoruz; yani, oyları saymayalım mı?!.

A. TURAN BİLGE (Konya) - Oyları sayın; ama, komisyon da otursun yerine...

(1) 268 S. Sayılı Basmayazı Tutanağa eklidir.

BAŞKAN - Efendim, mümkün mü?.. Bir oylama yapılmış; bu oyların tasnifini yapacağız, sayımını yapacağız; nasıl ara vereyim?!.

A. TURAN BİLGE (Konya) - Zaman harcanıyor Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Sonra, Allah korusun, açık oylama, gizli tasnif iddiaları çıkar.

3. - Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya ve 4 Arkadaşının, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/729) (S. Sayısı : 316) (Devam)

BAŞKAN - Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifinin açık oylamasına 186 sayın üye iştirak etmiş olup; 184 oy kabul, 1 mükerrer, 1 geçersiz oy çıkmıştır. Ret ve çekimser oy çıkmamıştır; buna göre, teklif kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.

7. - 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 23 Arkadaşının, 12.3.1982 Tarihli ve 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 19 uncu Maddesinin (b) Fıkrasının Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi, Manisa Milletvekili Erdoğan Yetenç'in, 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya ile Refah Partisi Grup Başkanvekili Malatya Milletvekili Oğuzhan Asiltürk'ün 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ve 1072 Sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makineleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/580, 2/114, 2/223, 2/637) (S. Sayısı : 268) (Devam)

BAŞKAN - 268 sıra sayılı kanun tasarısıyla ilgili Komisyon ve Hükümet hazır.

Müzakerelere başlıyoruz.

Komisyon raporu sayın üyelere dağıtıldı.

Raporun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Raporun okunmasını kabul edenler... Etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.

Kanun tasarısının tümü üzerinde müzakere açıyorum.

Tasarının tümüyle ilgili olarak, Anavatan Partisi Grubu adına, Sayın Ahmet Alkan; buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)

ANAP GRUBU ADINA AHMET ALKAN (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde Anavatan Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek için huzurlarınızdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Genel ilke olarak, hemen hemen bütün kültürler, talih oyunları illetini, toplumları için en zararlı hastalıkların başında kabul etmişlerdir. Onun için de, gerek dinî kurallar gerekse devletin koyduğu kanunlar, az ya da çok, talih oyunlarına karşı tedbirler içerirler. Devletlerin koyduğu kanunlar, milletlerini, gençlerini, bu sâri hastalıktan ve bağımlılıktan uzak tutmaya gayret ederler; eğitim sistemlerinin içinde, talih oyunlarına karşı ferdi bilinçlendirmeyi hedefleyen programlara yer verirler.

Bu zaviyeden bakarak, hemen ifade edeyim ki, huzurlarınıza getirilen kanun tasarısına, Komisyon çalışmalarında olduğu gibi, olumlu bakıyor ve destek veriyoruz. Bu görüşmeleri fırsat bilerek de, talih oyunları olgusunun, bilinenden daha büyük bir tahribata sebep olduğunu, zannedilenden daha karmaşık ilişkiler yumağının odağında bulunduğunu belirtmek ve bu karmaşık yapıyla mücadele edebilecek daha kapsamlı tedbirleri almak zorunda olduğumuzu da ifade etmek istiyorum.

Özellikle son bir yıldır yaşamakta olduğumuz olaylar zinciri içinde talih oyunları değerlendirildiği zaman, talih oyunlarının oynandığı yerler ve bu merkezleri işletenler, enteresan bir ilişkiler ağını ortaya çıkarıyorlar. Geçmişte birbirine karşı görüşte olan ve hatta çatışma içinde olan insanların bu çatı altında ortaklıklar kurması, talih oyunları amacıyla açılan turistik işletmeler bünyesindeki merkezlerin, bu amacı aşan faaliyetlerin merkezi konumuna geldiğine dair iddiaların yaygınlaşması, bu merkezlerin, karapara aklamada, uyuşturucu trafiğini yönlendirmede, organize suçu yönetmede ve giderek, elde ettikleri büyük rantla siyaseti ve bürokrasiyi yönlendirmede etkili olmayı hedeflediklerine dair iddiaların ve bazı bulguların rahatsız edici boyutlara ulaşması, talih oyunları konusunda atılacak adımların daha da dikkatli olmasını gerektirmektedir.

Komisyon çalışmaları sırasında Değerli Heyete arz ettiğim bir endişemi, hiç kimseyi ilzam etmeden, itham etmeden, Yüce Heyetinizi ve bizden sonra gelecek Parlamentoyu da ikaz görevimi yapmak sorumluluğu içinde sizinle paylaşmak dileğindeyim.

Bizi böyle endişelere sevk eden bir dizi olayı yaşayarak geliyoruz, yaşamaya da devam ediyoruz. Konuyla ilgili tarafların ürettiği birçok senaryonun da bulandırdığı bir ortamda konuşmanın rahatsızlığı içindeyim. Olayları hep iyi yönlerinden görmeye teşne mizacım da, beni, böylesi uç düşünceleri seslendirmekten men ediyor; ama, bu, bir ciddî endişedir ve çok zayıf ihtimal de olsa, varsa, tedbiri alınmalıdır.

Bu endişe şudur: Yüce Parlamentonun bu kanun değişikliğini onaylamasından ve vuku bulacak birtakım olaylardan sonra, Komisyon üyesi bazı arkadaşlarımızın muhalefet şerhlerinde ifade ettikleri bazı gerekçelerin haklı olduğu noktasına gelindiği mazeretine de sığınarak "talih oyunları gerçeğini kabul etmek zorundayız; bakınız, yeraltına indi, kontrolden tamamen çıktı, oynamak isteyenlerin de bu hakkına saygı duyulmalıdır, önemli gelir ve işgücü kaybına uğradık" ve benzeri mazeretleriyle, bu merkezlerin yeniden açılmasına, hele hele ülkemizin bir uç noktasında toplanmasına izin verilirse, o zaman ne olur? Böyle bir sonucu düşünmek bile istemiyorum; ama, kendi vicdanıma soruyorum: Böyle bir ihtimal, zayıf da olsa var mıdır? Yaşadığımız olaylar dahilinde, ne yazık ki, bu sorunun cevabına "hayır" diyemiyorum. Peki, olursa ne olur? Talih oyunlarından sağlanan önemli kazançlar, bu sektörü elinde tutan bir grubun elinden alınıp, bir başka grubun emrine verilmiş olur. Hele hele, bu merkezin yerini, daha önceden gerçekçi tahmin edebilen, uzak görüşlü bir grubun daima var olabileceği ihtimali, endişeleri kâbusa dönüştürmeye yetmektedir. O zaman, bu gazi Meclis, birilerinin kirli para kazanma, karaparalarını aklama ve büyük rantın el değiştirmesi operasyonuna alet edilmiş olur. Bunu ummuyorum; düşünmek bile istemiyorum; ama, bir uzak ihtimal olarak, Yüce Meclisi ikaz görevimi yapıyorum. Bu noktada, Sayın Bakanın, komisyonda, son derece doğru ve iyi niyetle ifade ettiği "buna yapacak fazla bir şeyimiz yok. Biz, Yüce Meclisin belirsiz bir zamanda, herhangi bir konuda alabileceği varsayılan bir karara ipotek koyamayız" sözüne katılıyorum; ama, hukuken ve şeklen doğru olan bu savunma; eğer, bu uç ihtimal gerçekleşirse, bizleri sorumluluktan kurtarır mı? Zannetmiyorum.

Sayın Başkan, değerli üyeler; talih oyunlarının iki kaynağı var: Ona hayat veren, güç veren insan ve onu takiben para. Bu iki kaynak, talih oyunları sektöründen uzaklaşmadığı sürece bu sektör var olmaya devam edecektir. Sadece yasak kapsamına alınarak talih oyunlarının önlenmesi zordur; tamamen ortadan kaldırılması da mümkün değildir; ancak, minimuma indirmenin yolu da sadece yasaklamak değildir. Biz, Anavatan Partisi olarak, toplumu kemiren böyle bir hastalığın, fertleri bitiren, aile ocağını söndüren bir belanın devlet eliyle teşvikinin, korunup kollanmasının, tabiî ki, karşısındayız. Bunun zararları görülmüştür; ama, bu yasaklara ilave birtakım tedbirlerin de alınması lazımdır. Yüce Parlamentonun, bu nokta üzerinde de yoğunlaşmasına ihtiyaç vardır. Bunun köklü, uzun vadeli çözümü de, insan ve para kaynağının kesilmesidir. İnsan kaynağının minimize edilmesi, yani, insanımızın, talih oyunları alışkanlıklarından uzaklaştırılması daha kapsamlı tedbirleri gerektirmektedir. Talih oyunlarıyla beslenen organize gücün ve ciddî para kaynağının, bir kanunî düzenlemeye kolayca teslim olmasını beklemek aşırı iyimserlik olacaktır. Bu sektör, varlığını devam ettirebilmek için her yolu deneyecektir.

Bu noktada karşımıza çıkan ilk husus, dernek, kulüp, vakıf adı altında faaliyet gösteren bazı sivil toplum kuruluşlarının talih oyunları oynatan merkezlere dönüşme tehlikesidir. Geçmişte ve halen örnekleri olan bu uygulama, korkarım ki, turistik işletmelerde talih oyunlarının oynatılmasının yasaklanmasından sonra daha da yaygınlaşacaktır. Bu gelişme, hem yeni yeni boy veren sivil toplum organizasyonları açısından olumsuz bir durum hem de talih oyunlarında istenen hedefe varılmasında önemli bir handikaptır.

Problemi çözmeye yönelik kapsamlı bir hazırlık yapılmış olsaydı, bu kanun değişikliğiyle birlikte Türk Ceza Kanununda da bazı değişiklikler yapılarak, bu tür dernek, vakıf, kulüp ve benzeri ad altındaki yerlerde talih oyunları oynayan ve oynatanlara, kişilere ve kurumlara caydırıcı cezalar verilebilirdi. Bu hususun da mutlaka düşünülüp, hem insanımızın hem de yeni gelişen bu kurumlarımızın korunması açısından ivedilikle ele alınması lazımdır.

Bütün bunlara ilave olarak, talih oyunlarının köklü çözümünün iyi bir eğitimden geçtiği unutulmamalıdır. Talih oyunlarına karşı, küçük yaşlardan, ilkokul çağından itibaren bilinçlendirilen bir nesli yetiştirebildiğimiz zaman, problemi, daha kalıcı, köklü ve doğru bir zeminde çözmüş olacağız.

Özetle, olayın, bir bütün halinde yan tesirlerini, yatay ve dikey ilişki içinde bulunduğu etki alanlarını da içine alan bir tedbirler paketi halinde getirilmesini tercih ederdik. Dileğimiz ve beklentimiz, eksik noktaların daha dikkatle ve ayrıntılı düşünülerek en kısa sürede tamamlanmasıdır.

Talih oyunlarının yaygınlaşmasında insan unsurunun ve insanımızın talih oyunlarına yönlendirilmesinin rolünün büyük olduğunu ifade ettim. Bakınız, biz daha çocuk yaşlardan itibaren, masum birtakım şans oyunlarıyla, kendi çocuklarımızı, kendi insanımızı çalışmadan kazanmaya, talih oyunları oynamaya özendiriyor, yönlendiriyoruz. Spor Totoyla başlayan, at yarışları, Millî Piyango ile devam eden, en son Sayısal Lotoyla doruk noktasına ulaşan bu yanlış motivasyon devam ettiği müddetçe, bu sektöre karşı verilen mücadelede başarı şansımız her gün azalacaktır.

Sayısal Loto konusu, en son ve etkili olanı itibariyle ülkenin gündemindedir. Sayın Hükümetin değerli sözcüleri, en üst seviyeden ve yetkili ağızlardan, Sayısal Lotonun kaldırılacağını defalarca ifade etmişlerdir. Hatta, bunun için KİT Komisyonundan bir tavsiye kararının da alınmasını istemişlerdir. Komisyon, yetkisi olmadığı halde bu kararı almış, Hükümete iletmiştir. Buna rağmen, Sayısal Lotonun iptali doğrultusunda şu ana kadar herhangi bir hareketin olmaması düşündürücüdür. Bu konuda yayılan bazı iddialara da zemin hazırladığını, yine, sadece ikaz babından Hükümete duyurmak istiyorum.

Ayrıca, bu konuda, Sayın Dumankaya ve 22 arkadaşının hazırlayıp, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunmuş olduğu bir araştırma önergesi görüşülmeyi beklemektedir. Önergenin gerekçesinde, bazı okullarda yapılan araştırmalara göre, öğrencilerin yüzde 90'ından fazlasının üzerinde Sayısal Loto kuponları bulunduğunun ortaya çıktığı yazılmaktadır.

Son söz olarak şunları söylemek istiyorum: Biz, Anavatan Partisi olarak, turizm gelirlerine darbe vuracağı, talih oyunlarının yeraltına ineceği, illegalitenin yaygınlaşacağı ve benzeri iddialarla, kanun değişikliğine karşı çıkanlara katılmıyoruz. Ahlakî çöküntünün bedeli yoktur. Kumar batağında kaybolan bir ferdin, kumar yüzünden yıkılan bir yuvanın maddî bedelini kim tayin edebilir. Böyle bir ölçüyü kim, neye göre koyabilir. Böyle bir toplumsal ve sosyal tahribatın maddî karşılığı olamaz. Kaldı ki, gerek bizim tespitlerimiz gerekse Sayın Bakanın komisyon çalışmaları esnasında verdiği bilgiler, turizm gelirleri içerisinde talih oyunlarının etkisinin istatistiki olarak ihmal edilebilir seviyede kaldığını göstermektedir. Onun içindir ki, talih oyunları oynatan işletmelerdeki yangını söndürmeye yönelik bu kanun değişikliklerini ilke olarak destekliyoruz; ama, bunu yeterli bulmuyoruz. Toplumdaki yangını söndürmenin çarelerini bekliyoruz. Uzun, orta ve kısa vadeli tedbirler paketini en kısa sürede bu milletin hizmetine sunmak mecburiyetinde olduğumuzu saygılarımla ifade ediyor, teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Alkan, teşekkür ediyorum efendim.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Yetenç; buyurun.

CHP GRUBU ADINA M. ERDOĞAN YETENÇ (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kumar sözcüğü sözlükte şöyle geçiyor: Belirli bir miktar para karşılığı oynanan talih oyunu.

Herkes para kazanmak istiyor. Yaşamını sürdürmek için kimi emeğini pazarlıyor, kimi mesleğini pazarlıyor, kimi babasından kalan küçük miktarda parayı çoğaltarak trilyonlara dönüştürüyor, kimisi de kumar oynayarak, kumarla para kazanıyor. Kumarla para kazanıyor deyince, zannetmeyin ki, oynayanlar kazanıyor; kumarda bir tek kişi kazanır; oynatanlar... Oynayanlar daima kaybederler. Bugüne kadar, kumardan para kazanmış kimse yoktur. Belki geçici bir kazancı olur; ama, kazandığından çok fazlasını, en yakın zamanda, aynı yerde, bir daha kazanacağım duygusuyla kaybeder.

Değerli arkadaşlarım, benim verdiğim teklif, incelerseniz -1996 yılının Şubat veya Mart aylarında vermiştim- o zaman, kumarhanelerin kapatılabileceği ihtimalini hiç düşünemediğim için -çünkü, bu sektörde büyük paralar döndüğünü ve bu nedenle de kapatma ihtimalini görmediğimden- hiç olmazsa, Türk uyruklu yurttaşlara bu tür talih oyunları salonlarının kapatılmasını öngörüyordu. Benim verdiğim teklif, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının bu tür talih oyunları salonlarına girmesini yasaklayan bir teklifti. Bu teklif uzun süre bekledi ve görüşülemedi.

Refah Partisi ile Doğru Yol Partisi Koalisyonu kurulduktan bir müddet sonra, Sayın Turizm Bakanının, ani bir kararla, dağınık biçimde olan bu kumarhanelerin üç merkezî bölgede toplanacağı konusunda açıklama yaptığını gördük. Bu açıklamalar, tam Susurluk olaylarının patladığı, Ömer Lütfü Topal'ın öldürüldüğü tarihlere rastlar. Sayın Turizm Bakanımız, uzun süre, bu talih oyunları salonlarının üç ayrı bölgede toplanacağını, dağınık olan bu salonların kapatılacağını söyledi ve bir müddet bunun hazırlığı yapıldı. Daha sonra, birdenbire, aniden, Sayın Çiller, her zamanki üslubuyla "ya kapatılacak ya kapatılacak" dedi. Doğrusunu isterseniz, şaşırmadım dersem, yalan olur. Ne oldu da?.. Hani, bizim, Anadolu'da bir söz vardır: "Bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü." Bu enişte öpücüğü, doğrusu beni şaşırttı; çünkü, hazırlık başka türlü yapılıyordu; birdenbire tam tersine dönüştü ve tümüyle kapatma gibi bir hazırlık çalışmasına başlanıldı.

Değerli arkadaşlarım, bu yasa tasarısını komisyonda görüşürken ve daha sonra, kafam oldukça karıştı; çünkü, hiç beklemediğim çevrelerden, beklemediğim kararlar çıkmaya, aklıma da kötü kötü şeyler gelmeye başladı.

HASAN GÜLAY (Manisa) - Mesela?..

M. ERDOĞAN YETENÇ (Devamla) - Meselası var tabiî, söyleyeceğim...

Değerli arkadaşlarım, eğer, Turizm Bakanlığımızın belirlediği ilk karar, yani, oyun salonlarının üç bölgede toplanması kararı uygulanacak olsaydı, bugün, oyun salonu işleten 76 müessese, elinde, araçları, makineleri, yetişmiş personeli ve ruhsatıyla, doğal olarak, o söylenen bölgelerde oyun salonu açma önceliğine sahip olacaktı; çünkü, ellerinde ruhsatları vardı. Bunların iptal edilmesi de mümkün görülmüyor. O halde, bugün dağınık olarak çalışan bu 76 müessese, bu üç bölgede, öncelikli olarak salon açma hakkına sahip olacaktır; ama, bu sektörde de para olağanüstü çok. Ben, acaba birileri bu sektöre göz mü koydu diye düşünmeye başladım. Bu olağanüstü çok parayı, adam öldürmeye kadar giden olağanüstü çok parayı, acaba, birileri "yahu, niye bunlar kazanıyor da biz kazanmıyoruz; şuna bir şekil versek de biz kazansak bu parayı" diye düşünmeye mi başladılar gibi soru işaretleri kafama takılmaya başladı. Değerli arkadaşlarım, eğer böyle bir girişim varsa, benim bu kuşkularım doğruysa, o zaman, bunun yöntemi de, bu kumarhanelerin hepsini kökten kapatmaktır. Tamamını kapatalım önce; kimsenin bir müktesep hakkı kalmasın, ruhsat hakkı kalmasın, ruhsattan doğan bir müktesep hakkı kalmasın.

Bu ara, hatırlarsınız, Susurluk kazasından sonra bazı dedikodular, şayialar dolaşmıştı "bu dörtlü, Ayvalık'ta ve Kuşadası'nda büyük araziler aradılar, onun için gidildi" denilmişti; dönüşte de bildiğiniz o kaza meydana geldi. Değerli arkadaşlarım, acaba, bu, o üç bölgede kurulacak kumarhaneler için büyük arsa arayışı mıydı diye benim kafamda soru hep duruyor.

Şimdi, bu yeni yöntemle kumarhaneleri kapatıyoruz, ruhsatlarını iptal ediyoruz, kimsenin bir müktesep hakkı kalmıyor. Korkarım ki, birileri, daha belki bugünden gittiler, bir yerlerde büyük arazileri kapattılar, oraları aldılar veya alacaklar. Bir müddet sonra, başka gerekçelerle, haklı gösterilebilecek bir sürü gerekçeyle, kumarhanelerin yeniden açılmasına izin verme gibi bir tutum içine girilebilir mi? Girilirken de öyle bir tarif yapılır ki, kumarhanelerin ancak o arsalar üzerinde kurulabilme şansı doğar. Ayrıca da, herkese ruhsat verilmez, istediklerinize verirsiniz ruhsatı ve böylelikle, olağanüstü büyük para getiren bu sektörün aktığı mecraları değiştirmiş ve kendi kasanıza akıtmaya başlamış olursunuz. Umarım ki, bu operasyonun, bu teklifin altında bu niyetler yatmıyordur. Eğer, bu niyetler yatıyorsa, bu Parlamento büyük şaibe altında kalacaktır. Umuyorum, yetkililer, bu konuda bir hazırlığın içerisinde değillerdir.

Elbette, kumarhanelerin kapatılması gerekir. Ben, komisyondaki konuşmamda da söylemiştim; kapatılma umudunu görmediğim için, Türklere yasaklanması için teklif getirmiştim. Bu kapatılma teklifine olumlu oy vereceğim; ancak, kafamda hep bu soru işareti kalacak. Umuyorum ve diliyorum ki, önümüzdeki dönemlerde, belirlediğim bu kuşkuları yaşamayacağız, böyle bir girişimde bulunulmayacak ve bu, samimî bir teklif olacak.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Yetenç, teşekkür ediyorum.

Demokratik Sol Parti Grubu adına, Sayın Boray Baycık; buyurun efendim.

DSP GRUBU ADINA TAHSİN BORAY BAYCIK (Zonguldak) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; sözlerime, Kuzey Irak'ta PKK'ya karşı yürütülen Çekiç Harekâtı sırasında şehit düşen, Hakkâri'de görevli subay, assubay ve erlerimize Allah'tan rahmet dileyerek başlamak istiyorum.

2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ve 1072 Sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasıyla İlgili Kanun Teklifi üzerinde DSP Grubunun görüşlerini aktarmak üzere huzurlarınıza gelmiş bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği üzere, talih oyunları salonlarının açılması, Turizmi Teşvik Kanunu olarak adlandırılan 2634 sayılı Yasanın 19 uncu maddesi, 18.1.1983 tarih ve 17992 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Talih Oyunları Yönetmeliği çerçevesinde mümkün olmaktadır. Uygulamaya başlanılmasından bugüne kadar geçen 14 yıl boyunca, beklentilerin temeli olan turistlerin daha fazla döviz harcamaları olgusu gerçekleşmemiştir.

Körfez bunalımı sonrası, konaklama sektörüne destek olmak amacıyla, Türk vatandaşlarının casinolara girişlerinin kolaylaştırılmış olması, kumarhanelerin kârlılığını artırmış; fakat, elde edilen kârlar turizm sektörüne dönmemiştir. Dolayısıyla, turizm sektörü açısından beklenilenin dışında vahim denilebilecek durum gözlemlenmiştir.

Sayın milletvekilleri, şu hususu dikkate almanızı rica ediyorum: Belgeli 79 kuruluştan 15'i konaklama tesislerinin bünyesinde kalırken, 64'ü turizm sektörü dışı kuruluşlarca işletilmektedir. Bu salonlardan elde edilen kârların yüksekliği nedeniyle, birçok konaklama tesisinde başlangıçta tali olarak düşünülen talih oyunları, anahizmet niteliğine bürünmüş; oteller, âdeta talih oyunları salonları açılabilmesinin araçları haline gelmişlerdir. Tespit edilen bu gelişmeler doğrultusunda, toplumumuzun sosyal ve ekonomik dengelerinin daha fazla sarsılmasını engellemek açısından yeni bir düzenleme kaçınılmaz olmuştur.

Sayın milletvekilleri, günümüz dünyası, tarihin daha önce kaydetmediği köklü toplumsal değişikliklere seyirci kalmaktadır. Esasen, toplumun temel yapı taşlarını oluşturan birey ve aileyi, bu hızlı değişimin olumsuz etkilerinden korumak, hükümetlerin en başta gelen görevleri arasında olmalıdır.

Yasakçı toplum olmanın çare olmadığı ve aksine sorunları büyüttüğünden hareket edersek, her insanın bir yaşam felsefesinin olduğu, insanların belli kalıplara sokulmasının haksızlık olacağı; olaylara objektif kriterlerle yaklaşılmasının uygun olacağı; bu salonlara, turizm sektörünün gelişmesini sağlamak amacıyla, yabancı pasaportlu kişilerin girmesine izin verilmesi; ancak, Türk vatandaşlarına yasaklanmasının, bilinen Türk aile yapısı özelliğinin korunması açısından, hiç değilse bir tedbir olacağı aşikâr idi. Lakin, geçen zaman içinde, arşivlerin raflarına kalkmış birkaç gazete haberine bakıldığında, hiç de hoş olmayan durumlarla karşılaşmaktayız.

15.5.1992 tarihli Sabah Gazetesinden size bir alıntı okuyorum: "Tanrı Hiçbir Çocuğu Zana Demir'in Durumuna Düşürmesin" başlığıyla verilen haberde "Şemsettin Demir'in, anlattığına göre, 15 yaşındaki oğlu son derece saygılı, derslerinde başarılı, disiplinli bir çocuktu. Felaketi, bir gün, okuldan 'Zana'nın devamsızlığı 35 güne dayandı' dediklerinde öğrendi. Yaptığı kısa araştırma, oğlunun kanına giren mikrobu tanımlamaya yetti. Atari salonlarına alışkanlık, Zana'yı, birkaç ayda inanılmayacak derecede değiştirmişti. O terbiyeli evlat gitmiş; sigara içen, yalan söyleyen, kötü huylu bir çocuk gelmişti.

Şemsettin Demir, cebinden eksilen 300 bin lirayı kimin aldığını artık tahmin edebiliyordu. Şefkatli nasihatlar işe yaramadı. Bir akşam, eşiyle beraber, oğlunu karşısına oturtup, hem aklına, hem de duygularına hitap eden sert uyarılarda bulundular. Zana, hepsini başı önünde dinledi. Odasına çıktıktan az sonra, küçük oğlu Ümit'in, imdat çağrılarına koştular; ama, boşuna; çünkü, Zana, av tüfeğini alnına dayamış, onlar yetişene kadar tetiğe başmıştı. Zana öldü; şimdi küçük kardeşi Ümit de ruhsal bunalım geçirmektedir."

Bir diğer gazete haberine bakıyoruz: 1.5.1994 tarihli Hürriyet Gazetesinde "Davut Kölük, Malatya kökenli bir işadamı. 1993 yılı eylül ayının sonunda Sheraton Otelinin kumar masasına otururken, Boğaziçi İplik Fabrikasının sahibiydi, Türkmenistan'da iki iplik fabrikası almış, üçüncüsünün de en büyük ortağı olmuştu. Yine Türkmenistan'dan, ülkemizin en büyük pamuk ithalatını gerçekleştiriyordu.

Davut Kölük, ku