DÖNEM : 20 CİLT : 28 YASAMA YILI : 2

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

102 nci Birleşim

4 . 6 . 1997 Çarşamba


İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Tekirdağ Milletvekili Fevzi Aytekin'in, Trakya yöresinde faaliyette bulunan süt birlikleriyle ilgili sorunlara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin cevabı

2. -Hatay Milletvekili Levent Mıstıkoğlu'nun, Hatay yöresindeki çiftçilerin iskân uygulamaları ve destekleme alımlarından kaynaklanan sorunlara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin cevabı

3. -Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin; Tekirdağ Milletvekili Fevzi Aytekin'in, Trakya yöresinde faaliyette bulunan süt birlikleriyle ilgili sorunlara ve Hatay Milletvekili Levent Mıstıkoğlu'nun, Hatay yöresindeki çiftçilerin iskân uygulamaları ve destekleme alımlarından kaynaklanan sorunlara ilişkin güdemdışı konuşmalarına cevabı

4.-Hatay Milletvekili Mehmet Sılay'ın, Bergama'da işletme hazırlığı süren altın madenine ilişkin gündemdışı konuşması

B)TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.-Konya Milletvekili Veysel Candan'ın (6/517) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/196)

C)GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.-Malatya Milletvekili AyhanFırat ve 24 arkadaşının, İstanbul Büyükşehir Belediyesince yapılan reklam işleri ihalesinde usulsüzlük ve yolsuzluk olup olmadığının araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/193)

2.-Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı ve 25 arkadaşının, muhtarların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/194)

IV. -ÖNERİLER

A)DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1.-Gündemdeki sıralamanın yeniden yapılması ile 4.6.1997 Çarşamba ve 10.6.1997 Salı günlü birleşimlerde sözlü soruların görüşülmemesine ve (10/17) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 312 sıra sayılı raporunun gündemdeki yeri ve görüşme gününe ilişkin Danışma Kurulu önerisi

V.-SEÇİMLER

A)KOMİSYONLARA ÜYE SEÇİMİ

1.-(10/18, 27, 30, 68, 113, 170) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonuna üye seçimi

2. -(10/185, 186) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonuna üye seçimi

VI. -KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1.-926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/215) (S. Sayısı :23)

2. -Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/217) (S. Sayısı :132)

3.-Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılamasına İlişkin 492 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Eğitim, Kültür,Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/218) (S. Sayısı :164)

4.-625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında 254 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 326 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Eğitim,Kültür,Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/71, 1/111) (S. Sayısı :168)

5.-Afyon İli Dinar İlçesinde Meydana Gelen Deprem Afetinden Zarar Görenlerin Gelir, Kurumlar ve Geçici Vergilerinin Terkini Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/301) (S. Sayısı :178)

6.- Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya ve 4 Arkadaşının; Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/729) (S. Sayısı :316)

VII.-SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.-Denizli Milletvekili Hilmi Develi'nin, Denizli-Güney İlçesi -Hamidiye Köyü içmesuyu projesine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Bekir Aksoy'un yazılı cevabı (7/2620)

2.-Balıkesir Milletvekili Hüsnü Sıvalıoğlu'nun;

-Büyük Menderes Millî Parkına,

İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın;

-Büyük Menderes Millî Parkında meydana gelen yangına,

İlişkin soruları ve Çevre Bakanı M. Ziyattin Tokar'ın yazılı cevabı (7/2636, 2647)

3.-Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, Gaziantep İli İslahiye İlçesinin öğrenci yurdu ihtiyacına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam'ın yazılı cevabı (7/2729)

4. -Bursa Milletvekili Yüksel Aksu'nun, bir RTÜK üyesi tarafından hazırlanan sözlüğe ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam'ın yazılı cevabı (7/2748)

I.-GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açıldı.

Manisa Milletvekili Hasan Gülay'ın, tütün üreticilerinin bugün içinde bulundukları ekonomik duruma ilişkin gündemdışı konuşmasına Devlet Bakanı Nafiz Kurt,

Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, yerel yönetimlerin problemlerine ilişkin gündemdışı konuşmasına da İçişleri Bakanı Meral Akşener,

Cevap verdi.

Muğla Milletvekili Zeki Çakıroğlu, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesiyle ilgili uygulamalara ilişkin gündemdışı konuşma yaptı.

İstifa eden ve istifası kabul edilen Işılay Saygın'dan boşalan Devlet Bakanlığına, yeni bir atama yapılıncaya kadar, Sağlık Bakanı İsmail Karakuyu'nun,

İngiltereye gidecek olan Devlet Bakanı Abdullah Gül'ün dönüşüne kadar, Devlet Bakanlığına Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün,

Litvanya, Estonya ve Letonya'ya gidecek olan Devlet Bakanı Ayfer Yılmaz'ın dönüşüne kadar, Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı H.Ufuk Söylemez'in,

Almanya, İsveç ve Norveç'e gidecek olan Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün dönüşüne kadar, Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Ahmet Cemil Tunç'un,

Vekâlet etmelerinin uygun görülmüş olduğuna,

Litvanya, Estonya ve Letonya'ya gidecek olan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in dönüşüne kadar, Cumhurbaşkanlığına, TBMM Başkanı Mustafa Kalemli'nin vekâlet edeceğine,

İlişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri;

Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Adalet Komisyonu üyeliğinden istifa ettiğine ilişkin önergesi ile,

Polonya'dan bir parlamento heyetinin ülkemizi ziyaretlerine,

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Grubunda boş bulunan asıl ve yedek üyelikler için, DYP Grubunca, asıl üyeliğe Balıkesir Milletvekili Abdülbaki Ataç'ın, yedek üyeliğe ise Yozgat Milletvekili Yusuf Bacanlı'nın aday gösterildiklerine,

Kuzey Atlantik Asamblesi TürkGrubunda boş bulunan asıl üyelik için, DYPgrubunca, Elazığ Milletvekili MehmetAğar'ın aday gösterildiğine,

İlişkin Başkanlık tezkereleri,

Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Batman Milletvekili Alaattin Sever Aydın ve 24 arkadaşının, Batman İlinin ekonomik, sosyal ve kentsel sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/92) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmelerinin, sırasında yapılacağı açıklandı.

Arnavutluk Meclis Başkanının, Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir heyeti 29 Haziran 1997 tarihinde yapılacak seçimlere gözlemci olarak davetine icabet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi ve

Genel kurulun 3.6.1997 Salı günkü birleşiminde, sözlü soruların görüşülmemesinin ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da boşaltılan yerleşim birimleri konusundaki (10/25) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin öngörüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi,

Kabul edildi.

Erzincan Milletvekili Mustafa Kul'un, 2108 Sayılı Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Yasasının Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında (2/225),

Niğde Milletvekili Akın Gönen'in, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair (2/460),

Kanun tekliflerinin İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergelerinin, yapılan görüşmelerden sonra kabul edildikleri açıklandı.

İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu ve 9 arkadaşının, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da boşaltılan yerleşim birimleri nedeniyle göç eden yurttaşlarımızın sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin tespit edilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesinin (10/25) yapılan öngörüşmelerden sonra kabul edildiği açıklandı.

Kurulacak komisyonun :

9 üyeden teşekkül etmesi,

Çalışma süresinin, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimi tarihinden itibaren üç ay olması,

Gerektiğinde Ankara dışında da çalışması,

Kabul edildi.

Sözlü sorular ile kanun tasarı ve tekliflerini görüşmek için, 4 Haziran 1997 Çarşamba günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 18.14'te son verildi.

Yasin Hatiboğlu

Başkanvekili

Ali Günaydın Fatih Atay

Konya Aydın

Kâtip Üye Kâtip Üye

II. -GELEN KÂĞITALAR

4.6.1997 ÇARŞAMBA

Rapor

1.-Kocaeli Milletvekili Necati Çelik ve 38 Arkadaşının, Zorunlu Tasarruf Kesintilerinin Değerlendirilmesi Konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Araştırması Açılamasına İlişkin Önergesi ve (10/17) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Raporu (S. Sayısı :312) (Dağıtım tarihi :4.6.1997) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1.-Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, Diyanet İşleri Başkanlığında boş bulunan bazı kadrolara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/561) (Başkanlığa geliş tarihi :3.6.1997)

2. -Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, Ayasofya'nın ibadete açılıp açılmayacağına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/562) (Başkanlığa geliş tarihi :3.6.1997)

3.-Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, K.K.T.C.'nin ECO'ya üye yapılması için girişimde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/563) (Başkanlığa geliş tarihi :3.6.1997)

4.-Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, hakkında soruşturma açılan Diyanet görevlilerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/564) (Başkanlığa geliş tarihi :3.6.1997)

5.- Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, hac ibadetine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/565) (Başkanlığa geliş tarihi :3.6.1997)

6. -Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, ordudan ilişikleri kesilen subay ve astsubaylara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/566) (Başkanlığa geliş tarihi :3.6.1997)

7.-İzmir Milletvekili Metin Öney'in, Sosyal Hizmetler İzmir İl Müdürlüğünde görev yerleri değiştirilen personele ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/567) (Başkanlığa geliş tarihi :3.6.1997)

8.-İzmir Milletvekili Metin Öney'in, İzmir İlindeki birimlerde yapılan personel atamalarına ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/568) (Başkanlığa geliş tarihi :3.6.1997)

9.-İzmir Milletvekili Metin Öney'in, İzmir İlindeki birimlerde yapılan personel atamalarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/569) (Başkanlığa geliş tarihi :3.6.1997)

Yazılı Soru Önergeleri

1.-Ankara Milletvekili Hikmet Uluğbay'ın, trafik polislerince dövüldüğü iddia edilen bir şahsa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2842) (Başkanlığa geliş tarihi :2.6.1997)

2.-İzmir Milletvekili Zerrin Yeniceli'nin, İzmir Buca S.S.K. Hastanesi ihalesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/2843) (Başkanlığa geliş tarihi :2.6.1997)

3.-İzmir Milletvekili Hakan Tartan'ın, trafik kazalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2844) (Başkanlığa geliş tarihi :3.6.1997)

4.-İzmir Milletvekili Hakan Tartan'ın, belediyelere yapılan yardımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2845) (Başkanlığa geliş tarihi :3.6.1997)

5.-İzmir Milletvekili Birgen Keleş'in, Foça'daki arkeolojik kazıların durdurulmasının nedenine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2846) (Başkanlığa geliş tarihi :3.6.1997)

6.-Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, Jandarma Genel Komutanlığı birliklerine gönderildiği iddia edilen namaz ibadetiyle ilgili bir genelgeye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2847) (Başkanlığa geliş tarihi :3.6.1997)

7.-Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, Türk Cumhuriyetlerine yapılan matbaa yardımlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2848) (Başkanlığa geliş tarihi :3.6.1997)

8.-Aydın Milletvekili Cengiz Altınkaya'nın, Başbakanlık Müsteşar Yardımcısının görevden alınmasının nedenine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2849) (Başkanlığa geliş tarihi :3.6.1997)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.-Malatya Milletvekili Ayhan Fırat ve 24 arkadaşının, İstanbul Büyükşehir Belediyesince yapılan reklam işleri ihalesinde usulsüzlük ve yolsuzluk olup olmadığının araştırılması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/193) (Başkanlığa geliş tarihi :3.6.1997)

2.-Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı ve 25 arkadaşının, muhtarların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önelemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/194) (Başkanlığa geliş tarihi :3.6.1997)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

4 Haziran 1997 Çarşamba

BAŞKAN: Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU

KÂTİP ÜYELER: Fatih ATAY (Aydın), Ali GÜNAYDIN (Konya)


BAŞKAN - Çalışmalarımızın hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ederek Türkiye Büyük Millet Meclisinin 102 nci Birleşimini açıyorum.

Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; çalışmalara başlıyoruz.

Üç değerli arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim; konuları hakkında Yüce Kurulu bilgilendirecekler.

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Tekirdağ Milletvekili Fevzi Aytekin'in, Trakya yöresinde faaliyette bulunan süt birlikleriyle ilgili sorunlara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin cevabı

BAŞKAN - İlk sırada, Demokratik Sol Parti Tekirdağ Milletvekili Sayın Fevzi Aytekin; buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)

Sayın Aytekin'in gündemdışı söz istemi, Tekirdağ'ın ilçelerindeki sorunlarla ilgili.

FEVZİ AYTEKİN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tekirdağ'ın ilçelerindeki süt birlikleri hakkında gündemdışı söz almış bulunmaktayım; sözlerime başlarken, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

İlimizin, Malkara, Hayrabolu ve Marmara Ereğlisi İlçelerinde, kaymakamlar başkanlığında kurulan süt birlikleri vardır. Bugün, Marmara Ereğlisi Süt Birliği, maalesef, faaliyetlerini durdurmuştur. Malkara ve Hayrabolu Süt Birlikleri faal durumda olmalarına karşın, köylünün ihtiyacına parasal yönden cevap verememektedirler. Baştan, bu birlikler çok iyi niyetli kurulmuşlardır; ama, zamanla, işletmecilik yozlaştığından, özellikle Malkara İlçemizde büyük sorunlar yaşanmaktadır.

İlçedeki sağılır hayvan sayısının özendirilip teşvik edilmesiyle cazip hale getirilen, daha sonra, serbest piyasa ekonomisi kurallarına uymayan, süt fiyatları cazipliği karşısında üreticinin çeşitli yollarla borçlanarak hayvan edinmesine karşın, SEK'in özelleşmesiyle reel rakamların ve devlet kuruluşu olan SEK'in neden zarar ettiğinin fark edilmesi karşısında, süt ineklerinin, kasap vitrinlerini süslemesinin yanlış uygulamalardan kaynaklandığını biliyoruz.

Değerli arkadaşlarım, süt inekçiliğiyle ilgili teşvikin ve süt piyasasının pembe gözlükle izlendiği kuşkusunun yanı sıra, Malkara Köylere Hizmet Götürme Birliğinin alacağı komisyon, üreticinin durumundan ve çıkarlarından daha mı önemlidir?

Yem işletmesinin faaliyete geçmesinden önce beyan edildiği gibi, piyasada bulunan yemlerden hem kaliteli hem de fiyat olarak çok ucuz olacağı ve ödemede kolaylık sağlanacağı ifade edildiği halde, tarihlere göre diğer firmalarla mukayese edildiğinde hiç de öyle olmadığını görmekteyiz.

Malkara köy yollarının 300 kilometresinin Malkara Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından yapıldığı söylenmektedir. İlgili köylerden, kaç kez, ne kadar, köy yolu asfaltlama katkı payı alınmıştır ve alınan bu katkı paylarının ne kadarı bu hizmete harcanmıştır, belli değildir.

Malkara Birlik Süt ve Süt Ürünleri Anonim Şirketinin kuruluşunda ortaklık paylarının yüzde 40'ının Malkara Köylere Hizmet Götürme Birliğinin, yüzde 60'ının ise özel sektörün olması karşısında, Malkara Köylere Hizmet Götürme Birliği Anonim Şirketinin geçerliliğinin ne kadar gerçekçi olacağı merak konusudur. 55 milyon dolarlık ve günde bin ton süt işleme kapasiteli bir fabrikanın -Türkiye piyasasında etkin yeri olan SEK'in günlük 250 ton ilâ 350 ton işleme kapasiteli olduğu düşünüldüğünde- biraz hayal ürünü olduğunu söylemek mümkün değil midir? Ayrıca, bu yatırımın gerçekleştiği varsayımından hareketle, elde edilecek ürünün reklam, promosyon ve pazarlama ağını oluşturmak pek de kolay değildir.

Ayrıca, Anonim Şirket ortaklarının, bu yatırımın gerçekleşmesi konusunda herhangi bir tasarılarının mevcut olup olmadığı da belli değildir. Yüzde 60 sahibi ortakların zaten bu işin makine ticaretini yaptıkları doğru mudur? Söylendiği gibi, atıl teknolojik özelliklere sahip makineleri, sadece, Birlik Başkanının, video kamera tespitiyle kabullenmiş olduğu, herhangi bir bilirkişi heyetinin oluşturulmayıp, o haliyle satın alındığı, yüzde 60 sahibi ortakların elde ettikleri kâr marjının onlar için yeterli olduğu doğru mudur?

Öte yandan, Malkara Köylere Hizmet Götürme Birliklerinin SEK ile olan alışverişlerinde, iddia edildiği gibi, üreticinin parasının geç ödenerek repoya yatırıldığı acaba doğru mudur?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Efendim, zatıâliniz, 2 dakikada toparlayabilir misiniz?

FEVZİ AYTEKİN (Devamla) - Evet efendim.

BAŞKAN - Buyurun.

FEVZİ AYTEKİN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, Birliğin, mevcut, doğru dürüst bir denetleme mekanizması var mıdır acaba?! Kararların, Birlik Başkanı tarafından tek adam zihniyetiyle alınıp, daha sonra yönetim kurulu üyelerine imzalatıldığı söylenilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, Malkaramızın çeşitli köylerinde, bir hafta önce, şiddetli dolu ve yağmur neticesinde, ürünlerin büyük hasara uğradığını öğrenmiş bulunmaktayız. Bu köylülerimizin -ürünlerinin hasarıyla mağdur olan köylülerimizin- mağduriyetlerinin bir an önce giderilmesi için yetkilileri göreve davet ediyoruz ve bunların da takipçisi olacağımızı belirtiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, Demokratik Sol Partinin Programında "kalkınma köylüden başlayacaktır" denilmektedir. Bu da gösteriyor ki, "Milletin efendisi köylüdür" diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bu sözüne karşılık, biz, parti olarak, yüzde 45 nüfusu temsil eden köylülerin kalkınmasını en ön planda tutmaktayız. Onlar, ekonomik özgürlüğüne kavuşmadıkça, siyasal özgürlüklerine de kavuşamazlar. Bunun için, biz, tüm Demokratik Sol Parti milletvekilleri olarak, bu özgürlüklerini alacakları ana kadar var gücümüzle çalışacağız. Onların mutluluğu bizim mutluluğumuz olacaktır. İlgililerin bu konuya daha duyarlı davranmalarını bekler; Yüce Heyeti saygıyla selamlarım. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Aytekin, teşekkür ediyorum efendim.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSA DEMİRCİ (Sıvas) - Sayın Başkan, cevap...

BAŞKAN - Sayın Bakanım, sizin konunuzu alakadar eden bir görüşme daha var, zamandan tasarruf açısından acaba uygun görür müsünüz...

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSA DEMİRCİ (Sıvas) - Evet.

2. -Hatay Milletvekili Levent Mıstıkoğlu'nun, Hatay yöresindeki çiftçilerin iskân uygulamaları ve destekleme alımlarından kaynaklanan sorunlara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin cevabı

BAŞKAN - Anavatan Partisi Hatay Milletvekili Sayın Levent Mıstıkoğlu, Hatay'daki çiftliklerle ilgili konuşacaklardır.

Buyurun. (ANAP sıralarından alkışlar)

LEVENT MISTIKOĞLU (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hatay İlimiz, 1960 yılında, iskâna tabi iller arasına alınmış ve 1960 yılından beri, çeşitli nedenlerle arazileri baraj altında kalan veya başka amaçlarla göçe mecbur olan vatandaşlarımız, 1960 yılından beri Hatay İlinde iskân edilmeye başlanmıştır; ancak, 1960 yılında iskâna açılan Hatay İlimizin nüfusu, o zamanlar, 450-460 bin civarında idi. Daha sonra, 1970'lerde 600 bin civarında olan Hatay nüfusu, şu anda, yapılan istatistiklere göre, tahminen 1,5 milyon civarındadır. 1,5 milyon nüfusa sahip ilimizin, artık iskâna açılacak bir karış toprağı kalmamıştır.

Bu iskâna tabi tutulan vatandaşlarımıza, Hatay İlimizde Hazineye ait 16 bin dönüm arazi, Köy Hizmetlerine tahsis edilerek dağıtılmış olup, Hataylı çiftçilerin kullandığı araziler 10'ar dönüm olarak alınmış -alınmaya devam etmekte- ve çiftçilerimizden alınan bu araziler, iskân edilen vatandaşlarımıza, bazılarına 15 dönüm, bazılarına 25 dönüm olarak dağıtılmaktadır. En son, Suvatlı ve Saçaklı köylerinden 10'ar dönüm araziler alınarak, Hatay Merkez İlçe Hasanlı Köyüne yerleştirilen 229 ailenin 143'üne 15'er dönüm olarak tahsis edilmiş ve bu araziler dağıtılmıştır. Bu arazilerin dağıtılması sırasında, bu arazileri yıllardır eken ve geçimini sadece bu 10 dönümle sağlamaya çalışan Hatay çiftçileri büyük rahatsızlık duymuş, devlet yetkilileri ile Hatay'ın köylüleri arasında istenmeyen olaylar çıkmasına ramak kalmıştır. Bundan sonra kalan 86 aileye ise, Şenbük, Bakraz, Maraşboğazı ve Topboğazı Köylerinde yaşayan, bu arazileri kullanan vatandaşlarımızın arazileri alınarak dağıtılmak istenmiştir. Ancak, buraya iskâna tabi tutulan vatandaşlarımız da bizim vatandaşımızdır, Türk vatandaşıdır. Bu vatandaşlarımızın da geçimlerinin sağlanması gerektiği konusunda hepimiz hemfikiriz; ama, Hataylı çiftçilerin, 10'ar dönümle geçimlerini sağlayan çiftçilerin ellerinden bu araziler alınırken, topraksız kalan bu vatandaşlarımıza devlet eliyle birtakım imkânlar veya krediler sağlanması gerektiğine inanıyoruz.

Bu konuda, bu işin son olmasını dilerken, 1 300 civarındaki vatandaşımızın daha Hatay'a iskân edilmek üzere olduğu ve bunlarla ilgili ihalelerin yapılıp, inşaatlarının başladığını görüyoruz.

Hatay'da artık iskâna açık arazi kalmamıştır; Hatay çiftçisini doyuracak, Hatay çiftçisini, Hatay insanını geçindirecek kadar geniş arazi yoktur; bunun için, Hatay'ın artık iskâna kapatılması gerekmektedir. Bu konuda Hatay milletvekillerinin bütün hepsiyle varmış olduğumuz ortak görüş ilgili makamlara da iletilmiştir. Bunun neticesinin çabuklaştırılması ve bu arazileri kullanan vatandaşlarımıza bunların tapularının verilmesi için, 1995 yılında çıkarılan 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun, bir maddesinin değiştirilmesi ve bir ek madde eklenmesi konusundaki teklifimiz komisyonlarda beklemektedir. Bu konuda ilgililerin desteğini istiyoruz.

Ayrıca, Hatay İlindeki çiftçilerimize -Türkiye'deki çiftçilerimize de olduğu gibi- 1996 yılının sekinci ayından beri, maalesef, ilaç destekleme paraları ödenmemektedir. 1996 yılının sekizinci ayından bugüne yaklaşık dokuz ay geçmiştir. Dokuz aydır bu paralarını alamayan çiftçilerimiz, her gün mazota, traktöre, gübreye, elektriğe ve tarım girdilerine gelen büyük zamlarla, büyük sıkıntı çekmektedirler ve çiftçilerin ekonomik durumu gittikçe geriye gitmektedir.

Buğday hasadının başladığı ilimizde Toprak Mahsulleri Ofisi alıma başlamış; ancak, ellerinde fiyat baremleri olmadığı gerekçesiyle, buğdaya, maalesef -analizlerini yaparak- fiyat vermemekte ve buğdayı alıp emanete koymaktadır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Mıstıkoğlu, ne kadar eksüre istiyorsunuz?

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla) - 2 dakika...

BAŞKAN - Buyurun.

LEVENT MISTIKOĞLU (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bu durum, buğday alımı yapan ve buğday piyasasını hareketlendiren tüccarı maalesef devreye sokmamakta, çiftçinin buğdayına fiyat kesilmemesi, tüccarın düşük fiyatla çifçinin buğdayını alması için tüccara büyük fırsat sağlamaktadır.

Bu yıl, Hatay'ın Antakya, Yayladağı ve Altınözü tütün piyasasında başfiyatın 500 bin lira olacağı açıklanmıştır; ancak, 180 bin liraya kadar tütün alınmış ve tütün üreticisinin eline geçen ortalama fiyat, bu yıl maalesef 270 bin lira civarında olmuştur. Geçen yıl 250 bin lira başfiyat uygulanan tütünde, çiftçinin eline geçen tütün paralarının ortalama fiyatı 200 bin liraydı. Bu konuda da, tütün üreticimiz, maalesef, Hatay'da mağdur edilmiştir. Bu konuyla ilgili değerli yöneticilerimizin, tütün çiftçisinin bu mağduriyetinin giderilmesi yönünde de çalışmalar yapmalarını bekliyoruz.

Ayrıca, yine Hatay'ın birçok ilçesinde -yani, Altınözü olsun, Merkez İlçesi olsun- tütün desteklemesi, tütün üreticisine verilmiş; ama, Yayladağı İlçesindeki tütün üreticisine, bugüne kadar, tütün desteklemesi ödenmemiştir. Bu konuda, ilgililerin, çiftçilerimizin sıkıntılarına bir an önce çare bulmalarını, çiftçilerin tütün ve ilaç desteklemelerini bir an önce ödemelerini ve Hatay'ın tüm milletvekillerinin büyük gayret gösterdiği, tarım yapılan Hazine arazilerinin kullanan çiftçilere satılması yönündeki kanun teklifinin, sizlerin desteğiyle bu Meclisten bir an önce çıkarılmasını arz ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Mıstıkoğlu, teşekkür ediyorum efendim.

3. -Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin; Tekirdağ Milletvekili Fevzi Aytekin'in, Trakya yöresinde faaliyette bulunan süt birlikleriyle ilgili sorunlara ve Hatay Milletvekili Levent Mıstıkoğlu'nun, Hatay yöresindeki çiftçilerin iskân uygulamaları ve destekleme alımlarından kaynaklanan sorunlara ilişkin gündemdışı konuşmalarına cevabı

BAŞKAN - İki sayın milletvekilimizin gündemdışı beyanlarına cevap vermek üzere, Tarım ve Köyişleri Bakanımız Sayın Musa Demirci...

Buyurun Sayın Bakan.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MUSA DEMİRCİ (Sıvas) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tekirdağ Milletvekilimiz Sayın Fevzi Aytekin ve Hatay Milletvekilimiz Sayın Levent Mıstıkoğlu'nun yapmış oldukları gündemdışı konuşmalara cevap arz etmek istiyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, Tekirdağ Milletvekilimizin biraz önce söyledikleri gibi, Malkara'da, Köylere Hizmet Birliği adı altında bir birlik kurulmuştur. Bu birlik, yıllardan beri, gerçekten, o yöredeki çiftçilerimize hizmet etmektedir. Bu birlikler, bilhassa kaymakamların başkanlığı altında Türkiye'nin muhtelif yörelerinde kurulduğu gibi, işte, Malkara'da da kurulmuştur. Ancak, son yıllarda, geçtiğimiz 1995 yılında başlamak suretiyle, burada bin ton kapasiteli bir süt fabrikası yapılmaktadır; ancak, hangi sebepten bilinmez, bu süt fabrikası, bin ton kapasiteli olmasına rağmen -belki, Türkiye'nin en büyük fabrikası- yüzde 40'ı Köylere Hizmet Birliğinin uhdesinde kalmak suretiyle, yüzde 60'ı, şu anda fabrikayı yapan özel sektöre devredilmiştir. Bu, tabiî, Köylere Hizmet Birliğinin gayesi içerisinde mütalaa edilemez, olmaması lazım; ancak, böyle bir yola gidilmiş.

Tabiî, bilhassa, göreve geldikten sonra, o yörede, özel sektörle yaptığımız toplantılarla, süt fiyatlarında yapmış olduğumuz ayarlamalardan dolayı, bu damızlık hayvanlar kesime gitmediler; süt üretiminde de fevkalade bir artış oldu. Bu bakımdan, Trakya yöresinde, bugün -Türkiye'deki kültür ırkı bakımından, saflık oranı bakımından söylüyorum- hayvanların yüzde 98'i saf ırk ve süt miktarı da bundan dolayı fazla; ancak, tabiî, Köylere Hizmet Birliğinin, bilhassa politikasını iyi ayarlayamaması, yatırımlarını, elinde avucunda ne varsa hepsini götürüp böyle, bu fabrikaya yatırmasından ve fabrikayı bir an evvel açmamış bulunmasından dolayı da sütler elde kaldı ve dolayısıyla, Köylere Hizmet Vakfı, götürdü, bu sütleri, piyasaya da satamadığı için, Mamsan Fabrikasında süttozuna çevirdi. Süttozları, tabiî, Türkiye'de, biliyorsunuz, en son başvurulması gereken bir konudur; çünkü, süttozu yaptığınız takdirde, süttozlarını değer fiyatına satamazsınız, fevkalade sıkıntı meydana gelir. İşte, o yöredeki, Malkara yöresindeki çiftçilerimizin sıkıntısı, bu idareden kaynaklanan bir sıkıntıdır; o bakımdan, ben, buraya, genel müdürlüklerimizden yetkili elemanları gönderdim, inceleme yapıyorlar -Tekirdağ Milletvekilimiz Sayın Nihan Beye de teşekkür ediyorum; onlar da sizin gibi konunun üzerinde duruyorlar- bu konuyu bir kararnameyle çözeceğiz. Tahmin ediyorum, şu anda, elde birikmiş olan 600-700 ton civarında süttozu var. Bunu nasıl çözeceğiz; Türkiye'ye 1996 yılında gelen süttozu miktarı 6 500 ton; bunlar sıfır gümrükle de geldiğine göre, öyleyse, biz, süttozu ithal edenlere, Türkiye'deki süttozundan da almayı mecbur koşmak suretiyle -böyle bir kararname gönderdik- konuyu çözeceğiz.

Diğer konuya gelince: Efendim, bildiğiniz gibi, geçtiğimiz hafta Malkara ve civarında büyük bir dolu yağışı oldu ve dolayısıyla, 35 bin dekar sahada hasar meydana geldi. Vilayetin emriyle, tarım il müdürlüğü ve ilçe müdürlüğündeki bütün arkadaşlarımız seferber olmuş ve dolayısıyla, şu anda, hasar tespitlerinin tamamı yapılmıştır. Tabiî, bu mevsim, iklimin fazla değişiklik arz ettiği bir mevsim olduğu için, Türkiye'nin muhtelif yerlerinde -aşağı yukarı yirmi vilayetimizin muhtelif yerlerinde- dolu yağışları olmuştur. Bu bakımdan, çalışmalar devam ediyor. Biz, zarar gören bu çiftçilerimizin borçlarını -bankaya olan, tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarını- faizsiz olarak erteleyeceğiz, kendilerine tohumluk yardımı yapacağız. Muhtelif yörelerde hayvanlar bakımından bir zayiat varsa, bunun yüzde 75'i nakit olarak karşılanmak suretiyle, inşallah, çiftçilerimizin bu problemleri halledilmiş olacak.

DSP olarak çiftçinin yanında olduğunuzu söylediniz, teşekkür ediyorum; bütün milletvekillerimizin de çiftçinin yanında olması gerekir; ancak, şunu da bilin ki, Refahyol Hükümeti olarak, çiftçinin, köylünün yanındayız; açıklamış olduğumuz taban fiyatları ve aldığımız tedbirler de, bunu göstermektedir.

Hatay Milletvekilimiz Sayın Levent Mıstıkoğlu, daha çok Bakanlığımızı alakadar eden ilaç desteklemelerinin alınamadığından söz ettiler. Tahmin ediyorum ki, 1997 yılı içerisinde, çiftçilerimize 1 trilyon lira civarında ilaçtan dolayı destek yapacağız; bunun 400 milyarını şu anda Ziraat Bankası şubelerine gönderdik ve çiftçilerimiz, bu ilaç desteklerini alacaklardır; geriye kalanlarını da sene sonuna kadar göndereceğiz.

Toprak Mahsulleri Ofisinin alımları devam etmektedir. Biliyorsunuz, baremler, Urfa yöresinde, Çukurova yöresinde ve Hatay yöresinde geçtiğimiz hafta tespit edildi. Bu tespit edilen baremler bölgelere fakslandı; ancak, tespit edilmeden önce de, bütün Toprak Mahsulleri Ofislerine "çiftçilerimizin malını emanet olarak alınız ve bilahara, bu baremler tespit edildiği zaman, paralarının üstünü vereceğiz" diye bir duyuruda bulunduk. O bakımdan, şu anda çiftçilerimizin herhangi bir sıkıntısı olmayacak ve Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından çiftçilerimizin alacakları peşin olarak ödenecektir.

Benim, bilhassa, Sayın Mıstıkoğlu'nun gündemdışı yapmış olduğu konuşmaya arz edeceğim cevap budur. Diğer konularda -tabiî, hangi konuları konuşacağını bilemediğim için ve kendileri daha çok Köy Hizmetleriyle, Tekelle alakalı konuları da gündeme getirdikleri için- vereceğim yuvarlak cevaplar belki kendisini tatmin etmeyebilir. O bakımdan, ben, bu kadarla yetiniyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sağ olun. (RP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Bakan, benim yörem olan Çorum, malum pancar yöresidir. İnşallah, pancarda da, köylümüzün yüzünü güldürürüz.

Teşekkür ediyorum.

4.-Hatay Milletvekili Mehmet Sılay'ın, Bergama'da işletme hazırlığı süren altın madenine ilişkin gündemdışı konuşması

BAŞKAN - Refah Partisi Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Sılay, Bergama altın madenciliğiyle ilgili olarak Yüce Kurula bilgi sunmak üzere, buyurun efendim. (RP sıralarından alkışlar)

MEHMET SILAY (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Bergama'da işletme hazırlığı süren altın madeni, altı yıldır Türk kamuoyunun gündeminde ve değişik spekülatif haberlerle yer almaktadır. Bu işletmenin milletimizin faydasına mı zararına mı olduğunu, en doğru şekilde, bilim adamlarından, konunun uzmanlarından, dünyada mevcut olan, halen aynı metodla işletilmekte olan benzeri altın madenleriyle ilgili denetim belgelerinden ve Bergama maden ocağı hakkındaki resmî raporlardan öğrenebiliriz.

Genel olarak madencilik, kırsal kesimde faaliyet gösteren ve yine bildiğiniz gibi, işsizlere iş sahası açarak büyük kentlere göçü önleyen ve bölgesel kalkınmaya katkıda bulunan bir sektördür. Ancak, madencilik, büyük sermaye ister ve riski yüksektir; uluslararası fiyat hareketlerinden hızla etkilenir ve geri ödeme süresi uzundur. Bu nedenle, sermayenin kolayca yönelebileceği bir yatırım alanı değildir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, zengin maden yataklarına sahip, ancak, bu madenler, Türk ekonomisine kazandırılmadığı sürece millet olarak, zengin bir hazinenin fakir bekçilerinden farkımız kalmaz. Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin hemen hepsinin programlarında, ülke ekonomisine kaynak sağlayacak olan madenciliğimizin geliştirilmesi kararı vardır.

Bergama'da altın üretiminin insan sağlığına ve çevreye vereceği iddia edilen zararın şüyuu vukuundan daha büyük boyutta olmuştur ve güncelliğini korumaktadır. Bergama altın madeni, Türkiye'nin bu konudaki vitrinidir; eğer başarılı olursa, işletmeye hazır 6 adet altın madeni ile fizibilitesi hazır -Artvin'den Hatay'a kadar- 14 altın madeni ruhsatı mevcut olup, işletmeye açılacaktır.

Şüphesiz, bir insanın hayatı, Bergama'nın tüm madenlerinden daha değerli; ama, Türkiye'de, siyanür metoduyla, Kütahya tesislerinde, tam on yıldan beri, çevreye ve insan sağlığına en ufak bir zarar gelmeden gümüş madeni üretilmektedir. Yine, ülkemizde, siyanür çözeltisinden halen tekstil sanayiinde, eczacılıkta, gıda teknolojisinde, tarım ilaçlarında ve çelik üretiminde faydalanılmaktadır.

Yine, altın madeni projelerine, beş ayrı bakanlık uzmanlarınca incelendikten sonra gerekli izin veriliyor. Bugün bütün dünyada ince taneli ve düşük dereceli cevherden altının çıkarılması, sadece siyanürleme yöntemiyle mümkündür.

Dünya altın üretiminin yüzde 75'ini tekelinde bulunduran Amerika, Kanada, Avustralya ve Güney Afrika'da siyanürleme metodu kırk yıldır kullanılmakta. Avrupa ülkelerinden Fransa, İspanya, Portekiz ve Romanya'da aynı yöntem kullanılıyor. Siyanürleme yöntemiyle çalışan altın madenlerinde ölümle sonuçlanan bir tek vaka bugüne kadar yok.

Bakanlıkların ilgili uzmanları, çevreden yalıtılmış kapalı bir sistem içerisinde cevherin siyanürle muameleye sokulması yöntemini incelemiş ve izin vermiştir. Altının alınmasıyla oluşan atık maddelerin zararsız şekilde tabiata kazandırılması, atık havuzlarında doğal bozundurmayla veya kimyasal maddeler kullanılarak mümkün. Bergama'da her iki metot kontrollü olarak kullanılacaktır. Sızıntı ve muhtemel deprem riskine karşı bile iki kat kil ve "jeomembran" denilen plastik tabakayla izole edilmiştir. Çalışma sırasında düzenli olarak açılan kuyulardan yeraltı suları, su tahlilleriyle denetlenecek, toz ve gürültü ölçümüyle belirlenen sınırların aşılmaması sağlanacak. Maden ocağının faaliyeti sona erdiğinde de tüm çalışma alanı, Bergama'nın iklim ve toprağına uygun meyve ağacı ormanıyla örtülecektir. Bu, devletimizin kefil olduğu bir şartnamedir.

İşte, biz, bu ön bilgilerle, şantiye ve hafriyat aşamasında gelişen olayları yerinde görmek ve Çevre Komisyonu adına tarafsız ve özgür tespitlerde bulunmak üzere, Bergama'nın Ovacık Köyü sırtlarında açılmakta olan Türkiye'nin ilk altın madenine gittik.

Değerli milletvekilleri, gergin bir ortamda davullarla ve alkışlarla karşılandık; şiir ve sloganlarla, aleyhte kışkırtılmış masum köylülerden başka dışarıdan bindirilmiş kıtalar halinde gelen provokatörleri gördük.

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Yalan söylüyorsun!

MEHMET SILAY (Devamla) - Köylüler doğru olarak bilinçlendirilmemiş; ama, karşı şartlandırılmış ve kışkırtılmıştı. Bilimsel gerçekler...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İRFAN GÜRPINAR (Kırklareli) - Sen geldin, orada ne söyledin arkadaş? Halka ne söyledin?

HASAN GÜLAY (Manisa) - Bu bilgileri firmadan mı aldın?

MEHMET SILAY (Devamla) - Şimdi ifade edeceğim.

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Sayın Başkan, yerimden söz istiyorum.

BAŞKAN - Efendim, lütfen...

Lütfen toparlayın... Lütfen toparlayın...

MEHMET SILAY (Devamla) - Köylüyer, doğru olarak bilinçlendirilmemiş; ama, karşı şartlandırılmış ve kışkırtılmıştı. Bilimsel gerçekler ve uluslararası hak ve hukuk ayaklar altındaydı. Sadece aşırı sol görüşlü iki üç kişiden ibaret kışkırtıcıların eylemleri izinsiz mitinglere dönüşüyordu, şiddet eylemlerine dönüşüyordu. Hatta eylemler, daha önce örneğine rastlanan küçük çapta bir halk hareketinin provası niteliğindeydi.

Değerli milletvekilleri, hafızalarınızı yoklayın. Bugün "madene hayır" diyen mantık, vaktiyle boğaz köprüsüne de "hayır" diye bağırmıştı. Bu kışkırtılmış kitleye siyanürle değil; sütle, bal şerbetiyle, içtiğimiz suyla altın madeni çıkarılacağı söylense ve mümkün olsa, aynı bağnaz ve şartlanmış mantıkla yine hayır diyeceklerdir.

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Sayın Başkan, Bergama halkına hakaret edemez; bu adam, yalan söylüyor.

MEHMET SILAY (Devamla) - Güvenlik önlemlerinin alınıp, provokatörlerin yargı önüne çıkarılmaları toplumsal barış için şarttır...

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Hükümetsiniz haydi çıkarın...

MEHMET SILAY (Devamla) - Madenlerimiz, yurdun neresinden çıkarılırsa çıkarılsın, 70 milyonun hakkıdır ve ortak malıdır.

Değerli milletvekilleri, umuru devlette süreklilik esastır ve bugün devlet verdiği ruhsata sahip çıkmak zorundadır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin Bergama düğümünü halkın ve devletin lehine çözeceği inancı içerisinde Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Sayın Başkan, yerimden söz istiyorum.

BAŞKAN - Bir dakika efendim.

HASAN GÜLAY (Manisa) - Sayın Başkan, bilgileri firmadan mı almış?

BAŞKAN - Efendim, bir dakika müsaade buyurun. Bir dakika bana bir izin verin.

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Sayın Başkan, yerimden söz istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Bodur, ben zatıâlinizi duydum; izin verir misiniz bana...

Sayın Sılay, teşekkür ediyorum.

Sayın Bodur, buyurun efendim.

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli hatip... (RP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Efendim, bir dakikanızı rica ediyorum. (RP sıralarından gürültüler)

Sayın milletvekilleri... Sayın milletvekilleri, rica ediyorum... Bir değerli üye, yerinden bir görüş ifade edecek.

Buyurun efendim.

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli hatip Yüce Meclisi yanıltmaktadır; Yüce Meclisi yanlış, âdeta o firmanın ağzıyla bilgilendirmektedir. Orada, halk adına bu siyanürlü yöntemle altın elde edilmesine karşı çıkan 16 köyün halkıdır; onlara, kadına, kıza, çoluğa çocuğa provokatör demek, sol militan demek sayın milletvekiline yakışmamaktadır. Kaldı ki, Yüce Danıştay, bu konuda yöre halkının verdiği dava dilekçesine olumlu yaklaşmıştır; şimdi, Çevre Bakanlığının görevi Danıştay kararını uygulamaktır.

Arz ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

ZERRİN YENİCELİ (İzmir) - Sayın Başkan...

İRFAN GÜRPINAR (Kırklareli) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Efendim, hayır... Lütfen... Ben, herkese... 550 sayın üye var.

İRFAN GÜRPINAR (Kırklareli) - Yerimden Sayın Başkan.

BAŞKAN - Efendim, yerinizden; anladım.

Demokratik Sol Parti Grubundan da, bir sayın üyeye...

İRFAN GÜRPINAR (Kırklareli) - Sayın Başkan, ben Çevre Komisyonu üyesi olarak oraya gittim, çok yanlış bir bilgi veriyor; o açıdan...

BAŞKAN - Buyurun.

İRFAN GÜRPINAR (Kırklareli) - Sayın Başkanım, Çevre Komisyonu üyesi olarak biz oraya beş kişi gittik; Sayın Sılay da vardı orada. Sayın Sılay orada on bin kişinin içerisinde, Bergamalıların haklı davasının savunucusu olacağına dair, namusu ve şerefi üzerine söz verdi.

MEHMET SILAY (Hatay) - Halkın ve devletin malını savunmaya...

İRFAN GÜRPINAR (Kırklareli) - Evet; o sözü kimlere verdiniz; orada alkış aldınız... O günden bugüne ne değişiklik oldu ki, siz fikrinizi değiştirdiniz; bunu, kamuoyunun takdirine sunuyorum.

ZERRİN YENİCELİ (İzmir) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun efendim. Lütfen, yerinizden iki cümle.

ZERRİN YENİCELİ (İzmir) - Sayın Başkan, ben, bu haftasonu oradaydım; bütün köyleri dolaştım. Burada, halka ve çevreye rağmen bu uygulama yanlış; çünkü, bölge çok hareketli ve ben görüştüm, halkla toplantılar yaptım; bunu isteyen bir kişiye rastlamadım. Burada kamuoyuna yanlış bilgi veriliyor; yani, halk bunu istemiyor.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum efendim.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) - Sayın Başkan, burada, müsaade ederseniz bir konuyu da ben dile getireyim; hemen yarım dakikalık bir konu...

BAŞKAN - Buyurun efendim.

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) - Bu konu teknik bir konudur. Arkadaşımız da kendi kanaatlerini dile getirmiştir. Burada yanlış bir anlamayla, sanki, grubu bağlayan bir konuşmaymış gibi bir intibaın doğmamasını da gündeme getirmeyi lüzumlu görüyorum.

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Doğurur...

BAŞKAN - Efendim, grup adına gündemdışı... (CHP sıralarından gürültüler)

Hayır doğurmaz efendim. (CHP sıralarından "Doğurur" sesleri)

Efendim, müsaade buyurun... (CHP sıralarından gürültüler)

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Doğurur...

BAŞKAN - Sayın Bodur, müsaade buyurun...

Efendim, gündemdışı konuşmalar ferden istenir...

ATİLÂ SAV (Hatay) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Sav.

ATİLÂ SAV (Hatay) - Anayasanın 138 inci maddesinin üçüncü fıkrasını da hatırlatmak gerekiyor sayın hatibe; o dava, henüz sonuçlanmamıştır; Danıştayda devam etmektedir; Meclis kürsüsünden beyanda bulunmak hatalıdır.

Arz ederim.

BAŞKAN - Efendim, gündemdışı konuşmalar kişisel talebe bağlıdır ve konuşanlar kendi adlarına konuşurlar; hiçbir konuşmacı, grubu adına konuşmuş olmaz. Bu konuda bir beyan yok.

Değerli arkadaşlarım, böylece, gündemdışı görüşmeler tamamlanmıştır.

Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair bir önerge vardır; okutuyorum:

B)TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.-Konya Milletvekili Veysel Candan'ın (6/517) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/196)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemin sözlü sorular kısmının 134 üncü sırasında yer alan (6/517) esas numaralı soru önergeme yazılı cevap aldığımdan, önergemi geri alıyorum.

Gereğini arz ederim.

Saygılarımla.

Veysel Candan

Konya

BAŞKAN - Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

Değerli milletvekilleri, 2 adet Meclis araştırması önergesi vardır; ayrı ayrı okutacağım ve bilgilerinize sunacağım.

C)GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.-Malatya Milletvekili AyhanFırat ve 24 arkadaşının, İstanbul Büyükşehir Belediyesince yapılan reklam işleri ihalesinde usulsüzlük ve yolsuzluk olup olmadığının araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/193)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Bilindiği üzere, bazı belediyelerimizde gerek şehiriçi belediye otobüslerinde ve gerekse otobüs duraklarında muhtelif firmalara ait ilanların yer aldığı malumlarıdır. Bu ilanlar, bazı yerleşim birimlerinde doğrudan doğruya belediyelerce alınırken, bazı yerlerde de, belediyece yapılan ihale neticesi, belli süreler için, firmalarca yapılmaktadır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinde de otobüs ve otobüs duraklarındaki reklam işleri için açılan ihale MAGİC firmasınca kazanıldığı ve ihale süresinin de 5 yıl olduğu bazı basın organlarında yer almıştır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinde 27 Mart 1994 seçimlerini Refah Partisi adayı kazanmıştır. Belediye, takriben, seçimden birbuçuk ay sonra reklam ihalesi yapıyor ve bu ihaleyi MAGİC (MAGİC Tanıtım ve İletişim Reklam Ajansı) firması kazanıyor.

Belediyenin bu ihaleden yıllık tahmini gelirinin 200 milyar Türk Lirası civarında olduğu söylenmektedir; ancak, MAGİC Firmasının yıllık bu işten aldığı reklam geliriyse 3 trilyon liranın üzerinde.

İhaleyle ilgili duyurunun diğer reklam şirketlerine ulaşmamış olduğu ve hatta, daha önce bu ihaleleri alıp, reklam işini yapmış olan KAMERA VE BTA firmalarının da bu ihaleden haberdar olmadığı söylenmektedir.

Ayrıca, daha önce bu ihaleler 3 yıl için yapılırken, bu defa 5 yıl gibi uzun bir süre için yapılmıştır denilmektedir.

MAGİC Firması ihaleden çok kısa bir süre önce kurulmuştur.

Firma, Kültür Bakanı İsmail Kahraman'ın damadına ve aile efradına aittir.

İşte, yukarıda esas hatlarıyla belirttiğimiz hususların tam manasıyla açıklığa çıkarılabilmesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesinin, İETT'nin bu ihale nedeniyle ne miktarda bir gelir kaybına uğradığının ve ihalenin yasal prosedüre uygun yapılıp yapılmadığının ve buna benzer başka ihaleler de olup olmadığının tespiti için Anayasanın 98 ve Meclis İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını saygıyla arz ederiz.

1. Ayhan Fırat (Malatya)

2. İsmet Atalay (Ardahan)

3. Ercan Karakaş (İstanbul)

4. Mustafa Yıldız (Erzincan)

5. Mehmet Sevigen (İstanbul)

6. Haydar Oymak (Amasya)

7. Eşref Erdem (Ankara)

8. Birgen Keleş (İzmir)

9. Ahmet Güryüz Ketenci (İstanbul)

10. Fatih Atay (Aydın)

11. Yılmaz Ateş (Ankara)

12. Yusuf Öztop (Ankara)

13. Aydın Güven Gürkan (İzmir)

14. Ali Şahin (Kahramanmaraş)

15. Bekir Kumbul (Antalya)

16. Ali Rıza Bodur (İzmir)

17. Nezir Büyükcengiz (Konya)

18. Ahmet Küçük (Çanakkale)

19. Şahin Ulusoy (Tokat)

20. Altan Öymen (İstanbul)

21. Yahya Şimşek (Bursa)

22. Zeki Çakıroğlu (Muğla)

23. Celal Topkan (Adıyaman)

24. Algan Hacaloğlu (İstanbul)

25. İrfan Gürpınar (Kırklareli)

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.

Bir başka Meclis araştırması önergesi vardır; okutuyorum:

2.-Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı ve 25 arkadaşının, muhtarların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/194)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Muhtarlık, yaklaşık ikiyüz yıl önce yaşamımıza girmiş bir kurumdur. Cumhuriyet öncesinde atamayla göreve gelen muhtarlar, 1924 yılından bu yana, 442 sayılı Yasa gereği, köy ve mahallelerde seçilerek göreve gelmektedir. Demokratik işlerlik içinde seçilerek geldikleri için, muhtarlarımız, bir yandan halkın temsilcisidir; ama, öte yandan, devleti temsil ettikleri için kamu görevlisi statüsünde görev yapmakta, özellikle köylerde mülkî amir konumunda bulunmaktadırlar.

Muhtarlar mülkî amirdirler; ama, yetkileri köy halkına karşı kısıtlı, yönetim kadrolarına karşı hiç yoktur. Çeşitli devlet kurumlarının kapılarında yalvar yakar köylerinin sorunlarına çözüm bulmak için bekletilir, zaman zaman horlanırlar. Ne yazık ki, seçimle gelen bu mülkî amirleri, çoğu kez, tüm atanmış kamu görevlileri, emirlerinde bir personel gibi görmüş ve nitelemişlerdir.

Kentlerimizdeki muhtarların durumu da farklı değildir. Günümüzde kentlerin hızla büyümesi; 10-15 bin nüfusun yaşadığı mahalleler oluşması; bunların ihtiyaçları, bu ihtiyaçların karşılanmasında yetersizlikler, belediyelerle doğan sorunlar; bunların çözümünde elleri kolları bağlı kalmaları; ekonomik yetersizlik ve bağımlılıkları; çoğu yerde belediye başkanlarının oyuncağı haline getirilmek istenmeleri karşısında, muhtarlık kurumunun yeniden gözden geçirilmesi ve örgütlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Merkezî yönetim anlayışından yerinden yönetim anlayışına yönelik, çağdaş, idarî yapılanmada muhtarlıkların yerinin belirlenmesi, sorumlulukları yanında yetkilerinin artırılması, olanakları genişletilmiş, kent bütçesinde payı belirlenmiş semt belediyelerine dönüştürülmesi düşünülmelidir.

Gerçekte halk, köy ve mahallesinde kendisini yönetmek için seçtiği muhtarlardan her türlü hizmeti beklemekte, muhtarlarımızın ise yasal hiçbir güç ve olanağı bulunmamaktadır. Nutuklarda göklere çıkarılan, demokrasinin ilk ayağı olarak vurgulanan muhtarlarımızın hizmetleri için hükümetlerin biçtiği değer iç karartıcıdır. Muhtarlarımıza çeşitli yasalarla yüklenen görev ve sorumluluklar her gün artarken, bunları hangi olanaklarla yerine getirecekleri düşünülmemekte, sorunları ele alınmamakta, ekonomik ve sosyal durumlarında iyileştirme yapılmamaktadır. Bugün, muhtarlarımıza asgarî ücreti dahi çok görüyoruz; onları, 6-7 milyona çalıştırıyoruz. Oysa, bu para, bırakınız muhtarlığın kırtasiye, posta, telefon, aydınlatma, yakacak, yol giderlerini, emekli olmayan muhtarlarımızın Bağ-Kur primlerini bile karşılamıyor. Anayasa angaryayı yasaklamış; ama, pervasızca, muhtarlarımızı, Anayasaya aykırı çalıştırıyoruz. Bu uygulama, tek kelimeyle rezalettir ve muhtarlarımız buna layık değildir.

Bütün bu nedenlerle, Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince, muhtarlık kurumunun çağdaş toplumdaki işlevi, sorunları ve bu sorunların çözümü için, Türkiye Büyük Millet Meclisince Meclis araştırması açılmasını diliyoruz.

Saygılarımızla.

1. İ. Önder Kırlı (Balıkesir)

2. Ayhan Fırat (Malatya)

3. Mustafa Yıldız (Erzincan)

4. İsmet Atalay (Ardahan)

5. Atilâ Sav (Hatay)

6. Ercan Karakaş (İstanbul)

7. Mehmet Sevigen (İstanbul)

8. Eşref Erdem (Ankara)

9. Aydın Güven Gürkan (İzmir)

10. Birgen Keleş (İzmir)

11. Yılmaz Ateş (Ankara)

12. Yusuf Öztop (Antalya)

13. Ali Şahin (Kahramanmaraş)

14. Bekir Kumbul (Antalya)

15. İrfan Gürpınar (Kırklareli)

16. Şahin Ulusoy (Tokat)

17. Ali Rıza Bodur (İzmir)

18. Nezir Büyükcengiz (Konya)

19. Fatih Atay (Aydın)

20. Ahmet Küçük (Çanakkale)

21. Yahya Şimşek (Bursa)

22- Altan Öymen (İstanbul)

23- Zeki Çakıroğlu (Muğla)

24- Ahmet Güryüz Ketenci (İstanbul)

25- Celal Topkan (Adıyaman)

26- Algan Hacaloğlu (İstanbul)

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması hususundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.

Danışma Kurulunun önerileri vardır; okutup, ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

IV. -ÖNERİLER

A)DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1.-Gündemdeki sıralamanın yeniden yapılması ile 4.6.1997 Çarşamba ve 10.6.1997 Salı günlü birleşimlerde sözlü soruların görüşülmemesine ve (10/17) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 312 sıra sayılı raporunun gündemdeki yeri ve görüşme gününe ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

No. 73 4.6.1997

Danışma Kurulunun 4.6.1997 Çarşamba günü yaptığı toplantıda aşağıdaki önerilerin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

Uluç Gürkan

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı Vekili

Temel Karamollaoğlu Murat Başesgioğlu

RP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili

Mehmet Gözlükaya Hasan Hüsamettin Özkan

DYP Grubu Başkanvekili DSP Grubu Başkanvekili

Nihat Matkap

CHP Grubu Başkanvekili

Öneriler:

"1. Gündemin 'Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler' kısmının 52 nci sırasında yer alan 178 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 5 inci sırasına, 150 nci sırasında yer alan 316 sıra sayılı kanun teklifinin 6 ncı sırasına, 110 uncu sırasında yer alan 268 sıra sayılı kanun tasarısının 7 nci sırasına, 3.6.1997 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan ve bastırılıp dağıtılan 329 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti ile İspanya Krallığı Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının 48 saat geçmeden gündemin 'Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler' kısmının 8 inci sırasına alınması ve görüşülmesi, 9 uncu sırasında yer alan 238 sıra sayılı kanun teklifinin..."

HİKMET ULUĞBAY (Ankara) - 232 olacak...

"...232 sıra sayılı kanun teklifinin 9 uncu sırasına, 5 inci sırasında yer alan 146 sıra sayılı kanun tasarısının 10 uncu sırasına, 35 inci sırasında yer alan 120 sıra sayılı kanun tasarısının 11 inci sırasına, 36 ncı sırasında yer alan 123 sıra sayılı kanun tasarısının 12 nci sırasına, 38 inci sırasında yer alan 138 sıra sayılı kanun tasarısının13 üncü sırasına, 39 uncu sırasında yer alan 140 sıra sayılı kanun tasarısının 14 üncü sırasına, 40 ıncı sırasında yer alan 141 sıra sayılı kanun tasarısının 15 inci sırasına, 41 inci sırasında yer alan 142 sıra sayılı kanun tasarısının 16 ncı sırasına, 45 inci sırasında yer alan 157 sıra sayılı kanun tasarısının 17 nci sırasına, 47 nci sırasında yer alan 160 sıra sayılı kanun tasarısının 18 inci sırasına, 59 uncu sırasında yer alan 190 sıra sayılı kanun tasarısının 19 uncu sırasına, 61 inci sırasında yer alan 191 sıra sayılı kanun tasarısının 20 nci sırasına, 64 üncü sırasında yer alan 202 sıra sayılı kanun tasarısının 21 inci sırasına, 65 inci sırasında yer alan 204 sıra sayılı kanun tasarısının 22 nci sırasına, 66 ncı sırasında yer alan 205 sıra sayılı kanun tasarısının 23 üncü sırasına, 67 nci sırasında yer alan 207 sıra sayılı kanun tasarısının 24 üncü sırasına, 75 inci sırasında yer alan 218 sıra sayılı kanun tasarısının 25 inci sırasına, 78 inci sırasında yer alan 222 sıra sayılı kanun tasarısının 26 ncı sırasına, 80 inci sırasında yer alan 224 sıra sayılı kanun tasarısının 27 nci sırasına, 81 inci sırasında yer alan 225 sıra sayılı kanun tasarısının 28 inci sırasına, 86 ncı sırasında yer alan 234 sıra sayılı kanun tasarısının 29 uncu sırasına, 89 uncu sırasında yer alan 237 sıra sayılı kanun tasarısının 30 uncu sırasına, 90 ıncı sırasında yer alan 239 sıra sayılı kanun tasarısının 35 inci..."

HİKMET ULUĞBAY (Ankara) - 31 inci...

"...31 inci sırasına alınması; gündemdeki diğer işlerin sıralarının buna göre teselsül ettirilmesi ve Genel Kurulun 4.6.1997 Çarşamba günkü (bugünkü) birleşiminde sözlü soruların görüşülmemesi önerilmiştir."

BAŞKAN - Sayın Uluğbay, bir şeyi işaret buyuruyordunuz.

HİKMET ULUĞBAY (Ankara) - 31 inci sıra, 35 inci sıra olarak okunmuştur.

KÂTİP ÜYE FATİH ATAY (Aydın) - 31 diye düzelttik efendim.

HİKMET ULUĞBAY (Ankara) - Düzeltilmesi için uyardım zaten ben de.

BAŞKAN - Efendim, iki tarafa da teşekkür ediyorum; maksat hâsıl olmuştur.

KÂTİP ÜYE FATİH ATAY (Aydın) - Duymadınız mı düzelttiğimizi?

HİKMET ULUĞBAY (Ankara) - Beyefendi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde esas olan zabıttır. O nedenle, zapta yanlış geçmesini önlemek için ben buradan müdahale ediyorum; oradan bana karşı tavır koyuyorsunuz...

BAŞKAN - Sayın Uluğbay...

KÂTİP ÜYE FATİH ATAY (Aydın) - Düzelttik efendim; 31 diye düzelttik.

HİKMET ULUĞBAY (Ankara) - Muhatabım siz değilsiniz, Başkandır.

BAŞKAN - Efendim, Sayın Uluğbay, rica ediyorum efendim. Her iki tarafın da maksadı bir.

HİKMET ULUĞBAY (Ankara) - O zaman, arkadaşımız beni muhatap almasın.

BAŞKAN - Efendim, Sayın Uluğbay...

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Arkadaşımız dediğiniz de milletvekili; Divan Üyesi.

BAŞKAN - Efendim, birinci öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Birinci öneri kabul edilmiştir.

İkinci öneriyi okutuyorum:

2.- 4.6.1996 tarihli Gelen Kâğıtlarda yayımlanan ve bastırılıp dağıtılan (10/17) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun, 312 sıra sayılı zorunlu tasarruf kesintilerinin değerlendirilmesi konusundaki raporunun, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmında yer alması ve görüşmelerinin, Genel Kurulun 10.6.1997 Salı günkü birleşiminde yapılması ve bu birleşimde, sözlü soruların görüşülmemesi önerilmiştir.

BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, gündemin "Seçim" bölümüne geçiyoruz.

V.-SEÇİMLER

A)KOMİSYONLARA ÜYE SEÇİMİ

1.-(10/18, 27, 30, 68, 113, 170) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonuna üye seçimi

BAŞKAN - Ülke kaynaklarının tespit edilmesi ve değerlendirilmesi konusunda, Genel Kurulun 13.5.1997 tarihli 92 nci Birleşiminde kurulan (10/18,27,30,68,113, 170) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu üyeliklerine siyasî parti gruplarınca gösterilen adayların listesi bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.

Şimdi, listeyi okutup oylarınıza sunacağım:

Ülke kaynaklarının tespit edilmesi ve değerlendirilmesi konusunda kurulan Meclis Araştırması Komisyonu üyelikleri aday listesi:

(9)

Adı Soyadı Seçim Çevresi

RP (3)

Azmi Ateş İstanbul

Zeki Ünal Karaman

Mustafa Ünaldı Konya

ANAP (2)

H. İbrahim Özsoy Afyon

Adil Aşırım Iğdır

DYP (2)

Yaman Törüner Afyon

Halil Yıldız Isparta

DSP (1)

Mehmet Büyükyılmaz Adana

CHP (1)

Ali Topuz İstanbul

BAŞKAN - Listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Meclis Araştırması Komisyonuna şeçilmiş bulunan sayın üyelerin, 5.6.1997 Perşembe günü saat 11.00'de, doktorluk binası, dördüncü kat, 405 nolu Meclis araştırması komisyonu toplantı salonunda toplanarak, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimini yapmalarını rica ediyorum.

2. -(10/185, 186) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonuna üye seçimi

BAŞKAN - Flash Televizyonuna yapılan saldırı ve kapatma olaylarıyla ilgili iddiaları araştırmak amacıyla, Genel Kurulun, 13.5.1997 tarihli 92 nci Birleşiminde kurulan (10/185,186) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu üyeliklerine siyasî parti gruplarınca gösterilen adayların listesi basılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.

Şimdi, listeyi okutup, oylarına sunacağım:

Flash Televizyonuna yapılan saldırı ve kapatma olaylarıyla ilgili iddiaları araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonu üyelikleri aday listesi:

(9)

Adı Soyadı Seçim Çevresi

RP (3)

Feti Görür Bolu

İsmail Yılmaz İzmir

Remzi Çetin Konya

ANAP (2)

Uğur Aksöz Adana

Yusuf Pamuk İstanbul

DYP (2)

İ. Cevher Cevheri Adana

İlyas Yılmazyıldız Balıkesir

DSP (1)

Hayati Korkmaz Bursa

CHP (1)

Yahya Şimşek Bursa

BAŞKAN - Okunan listeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Liste okunduğu şekliyle kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, Meclis Araştırması Komisyonuna seçilmiş bulunan sayın üyelerin, 5.6.1997 Perşembe günü saat 14.00'te, ana bina, zemin kat, PTT karşısındaki 170 nolu Meclis araştırması komisyonları toplantı salonunda toplanarak, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimini yapmalarını rica ediyorum. Komisyonların toplantı yer ve saatleri ayrıca ilan tahtalarına da asılmıştır.

Sayın milletvekilleri, değişen oranlar nedeniyle, Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonunda, bağımsız sayın milletvekillerine 1 üyelik daha düşmektedir.

Aday olmak isteyen bağımsız milletvekillerinin, 10 Haziran 1997 Salı günü saat 19.00'a kadar yazılı olarak Başkanlığa müracaat etmelerini rica ederim.

Sayın milletvekilleri, biraz önce aldığımız karar gereğince, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" bölümüne geçiyoruz.

VI. -KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1.-926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/215) (S. Sayısı :23)

BAŞKAN - 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Hükümet?.. Yok.

SÜLEYMAN HATİNOĞLU (Artvin) - Hükümet yok.

BAŞKAN - Sayın Hatinoğlu...

SÜLEYMAN HATİNOĞLU (Artvin) - Ama yok; bitmiş, tükenmiş.

BAŞKAN - Efendim, kâinatta hiçbir şeyin yeri boş kalmaz, bir şey doldurur.

SÜLEYMAN HATİNOĞLU (Artvin) - Doldururuz, merak etmeyin.

BAŞKAN - Efendim, 1 inci sıradaki işi görüşmek üzere Komisyon hazır değil.

Müzakere ertelenmiştir.

2. -Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/217) (S. Sayısı :132)

BAŞKAN - Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Müzakere ertelenmiştir.

3.-Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılamasına İlişkin 492 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Eğitim, Kültür,Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/218) (S. Sayısı :164)

BAŞKAN - Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki 492 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Hazır değil.

Müzakere ertelenmiştir.

4.-625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim kanununun Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında 254 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 326 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Eğitim,Kültür,Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/71, 1/111) (S. Sayısı :168)

BAŞKAN - 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununa ilişkin 326 Sayılı Kanun Hükmündeki Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Hazır değil.

Müzakere ertelenmiştir.

5.-Afyon İli Dinar İlçesinde Meydana Gelen Deprem Afetinden Zarar Görenlerin Gelir, Kurumlar ve Geçici Vergilerinin Terkini Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/301) (S. Sayısı :178) (1)

BAŞKAN - Biraz önce alınan karar gereğince, her ne kadar, gündemin 52 nci sırasında ise de, 5 inci sıraya alınmış olmakla müzakere edilmeye hak kazandı bu konu.

Afyon İli Dinar İlçesinde Meydana Gelen Deprem Afetinden Zarar Görenlerin Gelir, Kurumlar ve Geçici Vergilerinin Terkini Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyoruz.

Sayın Komisyon?.. Hazır.

Sayın Hükümet?.. Hazır.

Raporun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Raporun okunmasını kabul edenler... Raporun okunmamasını isteyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.

Tümü üzerinde grupları adına söz talebi yok.

HALİL İBRAHİM ÖZSOY (Afyon) - Var efendim.

HİKMET ULUĞBAY (Ankara) - Var efendim, Sayın Temizel konuşacak.

BAŞKAN - Afedersiniz efendim.

NİHAT MATKAP (Hatay) - Sayın Başkan, çok hızlı gidiyorsunuz; sormadınız.

BAŞKAN - Sorarım efendim; hatadan dönmek fazilettir, eğer yanlış bir adım attıysak döneriz.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) - DYP Grubu adına, Sayın Nuri Yabuz...

BAŞKAN - Anavatan Partisi Grubu adına, bu konunun tümü üzerinde görüşlerini ifade etmek üzere Sayın Halil İbrahim Özsoy; buyurun. (ANAP sıralarından alkışlar)

Sayın Özsoy, süreniz 20 dakikadır.

ANAP GRUBU ADINA HALİL İBRAHİM ÖZSOY (Afyon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Afyon İli Dinar İlçesinde Meydana Gelen Deprem Afetinden Zarar Görenler ile Isparta İli Senirkent İlçesinde Meydana Gelen Sel Felaketinden Zarar Görenlerin Gelir, Kurumlar ve Geçici Vergilerinin Terkini Hakkında 178 sıra sayılı Kanun Tasarısı üzerinde Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi Grubum ve şahsım adına saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, zamanın Başbakanı Sayın Mesut Yılmaz tarafından 22.4.1996 tarihinde Meclis Başkanlığına sunulan kanun tasarısının bir sene iki ay gibi uzun bir zaman aradan sonra da olsa, Genel Kurulda görüşülmesi nedeniyle -diğer kanun tasarılarının ne kadar beklediğini göz önüne alırsak- yine de, Dinar ve yöre halkını, Senirkent halkını şanslı addetmek mecburiyetindeyiz. Her şeyden önce, bu kanun tasarısını hazırlayarak Meclise sunan zamanın Başbakanı Sayın Mesut Yılmaz ve kabine arkadaşlarına Afyonlular adına, Afyon Milletvekili olarak, minnet ve şükranlarımı sunmak isterim.

Geç de olsa, Genel Kurulda görüşülmeye başlanan bu kanun tasarısı, afete uğrayan yöre halkı için, vergi mükellefleri için ve çalışanlar için hayatî önem arz etmektedir. Tasarının gerekçesinde ifade edilen sosyal devlet anlayışı gereklerini, gönül isterdi ki devletimiz, afete uğrar uğramaz o yöreye götürmeliydi.

Değerli milletvekilleri, hepinizin bildiği üzere, 1 Ekim 1995 akşamı Dinar, Evciler, Başmakçı, Dazkırı ve Kızılören yörelerinde meydana gelen ve 97 vatandaşımızın vefatıyla sonuçlanan deprem, hepimizi derinden yaralamıştır.

Yörede 10 bine yakın konut, işyeri ve resmî kurum ve kuruluş yerle bir olmuştur. Esnaf ve sanatkârın işyeri ve atölyeleri, ticaret erbabının dükkân ve mağazalarıyla, sanayicinin fabrika ve satış yerlerindeki maddî zararlar her türlü tahminin üzerindedir.

Bu arada şunu da ifade edeyim ki, 52 nci Hükümet tarafından ihale hazırlıkları yapılan ve 53 üncü Hükümet tarafından ihale edilen, daha sonra da Sayın Cumhurbaşkanımızın yakın ilgileriyle bir kısmı bitirilerek hak sahiplerine teslim edilen konut ve işyerleri için, tüm emeği geçenlere de, bir Afyon Milletvekili olarak teşekkürlerimi sunmak isterim.

Dinar ve yöresinde konut ve işyerlerinin yapımıyla, afetzedelerin yaraları kısmen de olsa sarılmıştır. Şimdi de, bu kanunu çıkararak vergi mükelleflerinin yaralarını sarmaya çalışacağız. Ancak, bu kanun tasarısında, sadece Dinar ve Senirkent'teki vergi mükellefleri, çalışanları kapsam içerisine alınmaktadır. Aynı depremin, Evciler İlçesinde büyük tahribat; Başmakçı, Dazkırı ve Kızılören İlçelerimizde de kısmen tahribat yaptığı bir gerçektir. Oradaki mükellefler de mağdur edilmemeliydi. Devletin "hizmette eşitlik" prensibi gözönüne alınırsa, Evciler ve diğer ilçelerin mükelleflerine ve çalışanlarına büyük haksızlık yapılacağı kanaatindeyiz.

Değerli milletvekilleri, Dinar ve Senirkent'teki terkini istenen vergi miktarlarını inceleyecek olursak, şu tabloyu görmüş oluruz: 1 Ekim 1995 tarihi itibariyle, Dinar'da, toplam mükellef sayısı 1 967; Gelir Vergisi mükellefi sayısı 981; Kurumlar Vergisi mükellefi sayısı 97; diğerleri ise, 889'dan ibarettir. Tahakkuk eden vergi miktarı ise; yine, 1 Ekim 1995 tarihi itibariyle, 210 614 866 000 liradır. 26.12.1996 tarihi itibariyle tahakkuk eden vergi miktarı 545 milyar 468 milyon liradır. Senirkent İlçemizde ise, vergi mükellefi sayısı 983 olup, bunun 643 tanesi Götürü Vergiye tabidir.

Dinar'da, işyeri afete maruz kalıp da, terkin talebinde bulunan mükellef sayısı 619, işlemi sonuçlanan mükellef sayısı 359, Bakanlık incelemesinde bulunan mükellef sayısı 9, işlemi devam eden mükelellef sayısı ise 190'dır; henüz işlemine başlanmamış mükellef sayısı ise 61'dir. Verdiğim rakamlardan da anlaşılacağı üzere, 619 mükellef, 6183 sayılı Kanunun 115 inci maddesine göre terkini talebinde bulunmuştur. Takibe alınan mükellef dosya sayısı depremden evvel 10 binin üzerindeyken, şimdi, bu sayı 30 binleri bulmaktadır.

Sayılardan anlaşılacağı üzere, bölge esnaf ve ticaret erbabının hali perişandır. Bu arada, deprem bölgesinde çalışan ve vergi muafiyeti ve sakatların Gelir Vergisi indirimi, Gelir Vergisi Kanununun 31 inci maddesindeki oranın 1 kat artırılması doğrudur, yerinde bir görüştür ve bu görüşü Grup olarak desteklediğimizi ifade etmek isterim.

Değerli milletvekilleri, sosyal devlet olmanın gereği olarak, afete maruz kalan yörelerdeki esnaf, sanatkâr, sanayiciyle, ticaret erbabının yeniden eski haline dönmesi ve yeniden vergi mükellefi olarak devam etmesi, bu kanun tasarısının bir an evvel çıkmasına bağlıdır.

Ancak, bir yörede yara sararken, aynı yörede mağdur yaratmaya da hakkımız yoktur. Depremden zarar gören Evciler ve diğer ilçelerin vergi mükelleflerini de bu kanun kapsamına almak mecburiyeti vardır. Bu konuda bir önerge vermiş bulunuyoruz. Bu önergede, bu kanun kapsamına Evciler, Başmakçı, Dazkırı ve Kızılören ilçelerini de ilave ediyoruz ve onların yaralarının da sarılmasına sebep olmak istiyoruz.

Saygıdeğer milletvekilleri, önergemize ve bu kanunun bir an evvel çıkmasına destek vereceğinize inanıyor, Grubum adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Özsoy teşekkür ediyorum.

Demokratik Sol Parti Grubu adına, Sayın Temizel; buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)

DSP GRUBU ADINA ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Dinar ve Senirkent'te meydana gelen tabiî afetlerden sonra, yöre halkına, bazı vergi avantajlarının tanınmasıyla ilgili olarak gündemimizde bulunan yasa tasarısı üzerinde Demokratik Sol Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, yine, konuşmaya başlamadan önce, küllenmiş acıları yeniden deşecek de olsa, gerek Dinar'da gerekse Senirkent'te yaşamlarını kaybedenlere Tanrıdan rahmet diliyor, ayrıca, ülkemizin, bu tür felaketlerle karşılaşmamasını Tanrıdan niyaz ediyorum.

Değerli arkadaşlar, önünüzde bir yasa tasarısı var, tasarının başlığına ve içeriğine bakan hiçbir milletvekilinin, bir doğal afetle karşılaşmış ve varlıklarını kaybetmiş insanlara sağlanan vergi avantajlarına, vergi ayrıcalıklarına karşı çıkması düşünülemez; nitekim, tasarı, komisyonlarda görüşülürken de herhangi bir muhalefetle karşılaşmadı, burada da, büyük bir ihtimalle herhangi bir engellemeyle karşılaşmayacak ve yasalaşacak. Ancak, doğal bir afetle karşılaşan, canlarını, varlıklarını kaybeden bu insanlara sağlanacak olan bir ayrıcalığın, o şekilde yapılması gerekir ki, bu ayrıcalık, ne yapanları rencide etsin ne de bu ayrıcalıkla bazı insanlara daha fazla ayrıcalık sağlansın. Zaten yeteri kadar rahatsızlık çekmiş olan bu insanlar, yapılan haksızlıklarla, bu yapılan düzenlemeyle, bir defa daha rencide edilmesin, rencide olmasınlar.

Değerli arkadaşlar, burada, sık sık dile getiriyoruz, bir yasanın adil ve hakkaniyetli bir yasa olarak kabul görmesi için iki temel koşula sahip olması gerekmektedir; bunlardan bir tanesi, yasanın, ihtiyaç duyanlara, ihtiyaç duyulan zamanda uygulanacak şekilde hazırlanması ve yürürlüğe sokulmasıdır. Eğer, bir yasa, zamanında yürürlüğe konulmamışsa, çıkartılamamışsa, hiç çıkartılmayan bir yasa kadar rencide edicidir, rahatsızlık vericidir ve hakkaniyete aykırıdır.

Dinar depremi, hepinizin hatırladığı gibi, 1 Ekim 1995 tarihinde meydana geldi; Senirkent faciasının tarihi de, 13 Temmuz 1995; tabiî afetlerden zarar görenlere vergi ayrıcalıkları sağlanmasıyla ilgili yasa tasarısının tarihi ise, 22 Nisan 1996 ve 4 Haziran 1997 tarihinde de Genel Kurulda görüşülüyor. Bu yasaların öngördüğü tüm yükümlülükler, vergi mükelleflerince, büyük bir ihtimalle yerine getirildi. Şimdi ne olacak; eğer, bu yasa çıkar ise, daha önce alınmış olan, bu kişiler tarafından verilmiş olan vergiler iade edilecek. Bu iade yükümlülüğünün hem idareye hem de vergi mükelleflerine ne kadar büyük külfetler getireceğini sizlerin takdirine sunmak istiyorum. 1996 yılı mart ve nisan aylarında getirilen mükellefiyetlerle ilgili olarak alınan vergileri bugün iade ederseniz, 1996 yılının mart ayından beri kümülatif enflasyonu da hesaplarsanız, yüzde 100'leri aşmış enflasyon karşısında, aslında, bu insanlara hiçbir şey iade etmiyorsunuz, sadece, biraz önce dediğim gibi, belirli külfetleri bu insanların üzerine yüklemiş oluyorsunuz.

Ücretlilere ve sakatlara özel indirim yükseltilmesi suretiyle sağlanan ayrıcalığın ise, hiçbir ayrıcalığı kalmadı, hiçbir anlamı kalmadı; çünkü, yasa tasarısına göre, Dinar ve Senirkent'te afet sırasında sürekli olarak ve fiilen çalışan hizmet erbabının ücretlerinin vergisinin hesaplanmasında, 1 kat fazlasıyla uygulanacak olan özel indirimin süresi 31.12.1997 tarihinde sona eriyor; yani, 6 ay sonra. Ücret erbabı için bu işlemi geriye -yürütmenin imkânsızlığını takdir edersiniz- yürütemeyeceğinize göre, dolayısıyla, bu ücretler üzerinden ödenen vergilere enflasyonu uyguladığınız takdirde, ücretliler açısından bu işin anlamsızlığı da kendiliğinden ortaya çıkar.

Değerli arkadaşlar, yapılan bir düzenlemenin zamanında yapılmaması, -biraz önce belirttim- hiç yapılmaması kadar adaletsiz ve hakkaniyete aykırıdır. Dolayısıyla, şu anda çıkarılacak düzenlemenin de adaletli ve hakkaniyete uygun bir düzenleme olarak algılanmaması için zamanın ötesinde başka bazı nedenler de vardır. Çünkü, yasa tasarısı, bu yasadan yararlanacak olan insanlara aynı koşullarda aynı avantajları sağlamamaktadır. Bir yasanın adaletli olabilmesi için aynı durumda olan insanlara, aynı avanajları sağlaması gerekir. Halbuki, bu yasa aynı durumda olan insanlara değil, farklı durumda olan insanlara aynı avantajları sağlamaktadır. Dolayısıyla, farklı durumda olanlara aynı avantajları sağladığınız zaman adaletli bir yasa yapmış olmazsınız.

Değerli arkadaşlar, bu yasaya oy verecek hatta bu yasanın çıkmasını izleyen insanların, bu yasanın sağlayacağı avantajlardan sadece ve sadece tabiî afetten zarar görenlerin yararlanacağını düşündüğünü biliyorum. Yani, burada herkes diyor ki, Dinar ve Senirkent'te bir tabiî afet olmuş, afetten bazı insanlar zarar görmüş, biz de o zarar gören insanlara belirli ayrıcalıklar sağlıyoruz. Halbuki, değerli arkadaşlar, olay düşündüğünüzden farklıdır. Yasa tasarısının 1 inci maddesinin ilk o upuzun cümlesini okuduğunuz zaman görürsünüz ki, yasa tasarısından sadece depremden veya sel felaketinden zarar gören insanlar değil, o kentte yaşayan zarar görmemiş insanlar da dahil olmak üzere tüm insanlar yararlanmaktadır. Bunu bir defa daha dikkatinize sunuyorum; yani, getirmiş olduğumuz yasa tasarısının avantajlarından veya ayrıcalıklarından depremden zarar görenler değil, depremden zarar görmeyenler de yararlanmaktadır. Dolayısıyla, Dinar ve Senirkent'teki, daha önce hiçbir zarar görmemiş, Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerine de, doğmuş olan, hatta ödenmiş olan vergilerinin terkin edilmesi, dolayısıyla iade edilmesi olanağını sağlıyorsunuz. Buradaki tüm milletvekillerine şunu açıkça soruyorum; deprem ve sel felaketinden zarar görmüş, varını yoğunu kaybetmiş bir insanla, tabiî afetten zarar görmemiş bir insana aynı avantajı, aynı ayrıcalığı sağlarsanız, adaletli ve hakkaniyetli davranmış olur musunuz; olmazsınız. Buna Allah da rıza göstermez, kulun da rıza göstermemesi gerekir. Eğer, siz, depremden zarar görenlere, onların zararlarını telafi edecek, işyerleri zarara uğrayanların yeniden kendilerini toplamaları için, onlara kaynak aktarmak istiyorsanız, buna bu Parlamentonun, bu Büyük Millet Meclisinin itirazı yok, bunu yapalım; ama, hem depremden zarar görene hem de hiç zarar görmeyene aynı ayrıcalığı sağlıyorsanız, o durumda, buna, bizim ötemizde başka insanların da itirazı olur. Onların itirazı olacağını, burada çok açık olarak kabul etmeniz gerekir.

Belki, o imkânı, hem zarar görene hem zarar görmeyene değil de, elimizde bulunan imkânın tamamını zarar görenlere vermiş olsak, onların yeniden kendilerini toparlamalarına, işlerini daha iyi olarak yeniden kurmalarına, kısacası, dertlerine çare bulunmasına olanak sağlarsınız; ama, öyle değil de, bundan bir zarar görmemiş ve oldukça iyi durumda olan vergi mükelleflerinin -ki buradaki matrah farkını da dikkate almıyoruz zaten- yani, bu koşullar altında, milyarlarca lira matrah beyan eden birisinin terkiniyle, hayat standardı esasına göre vergi veren birisinin terkinini de aynı kaba koyuyorsunuz; hiç zarar görmemiş, milyarlarca lira vergi verme konumunda olan bir insanın vergisini de terkin ediyorsunuz, orada işyeri yıkılmış, hayat standardı esasına veya götürü olarak vergilendirilen bir kişiye de aynı avantajı sağlıyorsunuz.

Deprem ve tabiî afette, birçok insan, varlığını kaybetmiş ise, mal satın aldığı insanların, iş yaptığı insanların da satış güçleri azalmıştır. Bunların alım güçleri nedeniyle, bunlara da bir ayrıcalık tanınması, hakkaniyete uygundur deniyorsa, o takdirde, bununla ilgili olarak yapılacak düzenlemenin şekli farklıdır. O zaman dersiniz ki, Dinar'da deprem olmuştur; dolayısıyla, depremden birkısım insanlar zarar gördüğü için, diğer insanların da satış veya alışveriş gücü azalmıştır. O takdirde, Dinar'da depremden zarar görmemiş olanlara da bir yıl boyunca, iki yıl boyunca veya belirli bir süre hayat standardı esasını uygulamayalım... Bu olur; ama, daha önceden ödedikleri vergilerini terkin etmeye kalkarsanız bu olmaz.

Değerli arkadaşlar, Afet İşleri Genel Müdürlüğünden aldığımız bilgilere göre, Dinar'da 295'i ağır, 237'si orta ve 168'i de az hasarlı olmak üzere toplam 700 işyeri; Senirkent'te -ağır işyeri hasarı bize pek bildirilmedi; ama, belki ağır hasarlı da vardır. Boyutları düşünüldüğünde, demek ki o kadar fazla hasar olmadığı ortaya çıkıyor- orta hasarlı 6 işyeri var.

Şimdi, hasar gören bu işyerlerine her türlü ayrıcalığı sağlayalım, tamam. Hatta, işyerlerini yeniden yapma karşılığında harcayacakları tutarı enflasyona da endeksleyerek, enflasyon muhasebesini de uygulayarak amorti edinceye kadar üç yıl mı sürüyor, beş yıl mı sürüyor, bu insanlardan vergi de almayalım. Yapılması gereken bu; ama, hem zarar görene hem de zarar görmeyene aynı imkânı sağlamayalım. Bu halde, afetten zarar görmüş insanları, o afetten zarar görmemiş insanlara göre birazcık daha rencide etmiş, birazcık daha yaralamış olursunuz tabiî.

Değerli arkadaşlar, Maliye Bakanlığından aldığımız verilere göre, Dinar'daki Gelir Vergisi mükellefi sayısı 2 364, Kurumlar Vergisi mükellefi sayısı da 105'tir. Şimdi, 700 işyerinden sadece 295'i ağır, 237'si orta derecede hasar görmüş. Bunlara yapabileceğimiz her şeyi yapalım; ama, geri kalan iki bine yakın mükellefin bundan herhangi bir zarar görmediğini düşünür ve onlara da aynı imkânı tanırsanız, burada, gerçekten doğru bir şey yapmış olmazsınız. Senirkent'te de 6 işyerinden bahsediyorum, buna karşılık toplam 350 civarında bir yükümlüden. Halbuki, bu insanlardan alınan vergiyle geri kalan insanlara çok daha büyük olanaklar sağlarsınız, bunu çok rahat bir şekilde götürebilirsiniz.

Değerli arkadaşlar, burada size bir şey daha hatırlatmak istiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi, bir tabiî afetten sonra, her zaman, o bölgede olan o insanların, Gelir ve Kurumlar Vergisi yükümlülüklerinin, vesairenin kaldırılması veya vergilerinin terkin edilmesiyle ilgili bir yasa tasarısıyla karşı karşıya gelir. Halbuki, bizim, Türk vergi sistemimizin, tabiî afetlerden zarar gören vergi yükümlülerinin, vergilerinin terkinine ilişkin hükümlerini Maliye Bakanlığının uygulayıp uygulamadığını sormak burada kimsenin aklına gelmez.

Vergi Usul Kanunumuzun 115 inci maddesi vardır. 115 inci maddeyi sizlere aynen okuyorum: "Yangın, yer sarsıntısı, yer kayması, su basması, kuraklık, don, muzir hayvan ve haşarat istilâsı ve bunlara benzer afetler yüzünden :

1. Varlıklarının en az üçte birini kaybeden mükelleflerin bu afetlerin zarar verdiği gelir kaynakları ile ilgili bulunan vergi borçları ve cezaları;

2. Mahsullerini kaybedenlerin vergi borçları ve vergi cezaları Maliye Bakanlığınca kısmen veya tamamen terkin olunur."

Demek ki, Vergi Usul Kanunu, Maliye Bakanlığına, eğer bir kişi depremden zarar görmüşse, varlığını kaybetmişse bunların vergilerini terkin etme olanağını tanıyor.

Geliyoruz, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 105 inci maddesine: "Yangın, yer sarsıntısı, yer kayması, su basması, kuraklık, don, zararlı hayvan ve haşarat istilası ve bunlara benzeyen afetler yüzünden zarara maruz kalan varlıklarını ve mahsullerininin en az üçte birini kaybedenler adına tahakkuk ettirilmiş ve afetlerin zarar verdiği gelir kaynakları ile ilgili amme alacakları Bakanlar Kurulu kararıyla terkin olunur."

Yani, Bakanlar Kurulu, bu kanun tasarısını hazırlayıp, Parlamentoya gönderip, neredeyse iki yıl süründüreceğine, depremden zarar gören bu insanların vergilerini oturur, terkin eder ve bu işi bitirirdi.

Şimdi, bu insanların hepsi beyannamelerini verdiler, vergilerini ödediler, belki vergilerini ödemek için krediler kullandılar; şimdi onlara iade ediyorsunuz, enflasyonla erimiş olan bir rakamı bunlara vermeye çalışıyorsunuz. Yasanın uygulanması nerede kaldı? Yasa yok.

Değerli arkadaşlar, size okuduğum iki tane yasa maddesinin uygulamada bazı zorluklar çıkardığı, dolayısıyla, uygulamada, depremden zarar görenlerin, özellikle bu üçte birin hesaplanması falan nedeniyle bazı sorunlar yarattığı bir gerçek. Ancak, şimdiye kadar, nedense, bu maddelerle ilgili olarak, Türk vergi sistemi, depremden zarar gören insanların bu tür vergi yükümlülüklerini hemen anında müdahale etmek suretiyle çözen bir sisteme kavuşturulmadı. Onun yerine, ne zaman bir deprem olsa veya bir tabiî afetle karşılaşılsa, hemen apar topar bir vergi tasarısı hazırlanıyor, basın toplantıları yapılıyor ve Parlamentoya sevk ediliyor, iki yıl, üç yıl süründürülüyor olay. Sağlıklı bir düzenleme, devletin, böyle bir olay karşısında, anında olaya müdahale edebileceği yasal olanaklara kavuşturulmasıdır; ama, nedense, şimdiye kadarki hükümetlerin, devleti böyle bir olanağa tam olarak kavuşturmak yerine, tabiî afet üzerinden sanki siyasî bir çıkar sağlayacaklarmış gibi, toplumun önünde yepyeni bir şeyler yapıyormuş gibi beyanda bulunmalarına veya onu tercih etmelerine bütün toplumun tanık olduğunu görüyoruz.

Değerli arkadaşlar, devletin, vatandaşın uğradığı felaketlerden siyasî çıkar sağlamaya çalışan bir devlet anlayışı içerisinde olmasını, Demokratik Sol Parti olarak, biz, kabul etmiyoruz. Devlet, vatandaşın uğradığı felaketlerden siyasî çıkar peşinde koşmaz veya onun peşinde dolaşmaz. Sadece ve sadece, işin gereği neyse, onunla ilgili yasal düzenlemeler yapılır. Devlet de, öyle bir durumla karşı karşıya kalındığında, kendiliğinden harekete geçer ve bu düzenlemeleri yapar. Böylece de "devlet bunu yaptı diye" hiç kimsenin belki haberi de olmaz böyle bir olaydan; ama, devletin saygınlığı ve etkinliği kendiliğinden ortaya çıkar.

Değerli arkadaşlar, başından beri bir şeyin altını çizmeye çalıştım; Türkiye Büyük Millet Meclisinde, tabiî afete uğramış olan Dinar ve Senirkent'te, afetten zarar görenlere yapılacak olan yardımın, kesinlikle ve kesinlikle, kimse karşısında olmaz; ama, bu düzenlemeyle, zarar görmeyen insanlara çok büyük ayrıcalıklar sağlarken, belki de, zarar görenlere, ihtiyaçları olanlara sağlamamış oluyorsunuz; kesin olarak sağlamamış oluyorsunuz. Onun için, yaptığınız bu düzenleme, Dinarlıları ve Senirkentlileri -özellikle, tabiî afetten zarar görenleri- bir defa daha yaralayacaktır. Bunu, özellikle dikkatinize sunmak istiyorum.

Dinar ve Senirkent afetleriyle ilgili olarak getirilen tasarının arkasına, Plan ve Bütçe Komisyonunda bir madde daha eklendi. Bu maddenin, ne tabiî afetlerle ilgisi var ne de tasarının sevk ediliş amacıyla ilgisi var. Bu, küçük sanayi siteleriyle ilgili olarak birtakım işlevler üstlenmiş olan kurumların, bunlara verdikleri hizmetlerle ilgili olarak, Kurumlar Vergisinden muaf olmalarını içeren bir maddedir.

Değerli arkadaşlar, eğri oturup doğru konuşmak gerek. Burada, belki de oybirliğiyle, bütün eksikliklerine rağmen, çıkarmaya çalıştığımız bir yasa tasarısı var; onun dışında da birden bire nereden geldiği belli olmayan başka bir madde daha var.

Türk vergi sisteminin eksiklikleri, sadece orta ve küçük sanayi sitelerine elektrik, havagazı vesaire sağlayan işletmelerin sorunundan mı ibaret; onlara vergi muafiyeti tanınmasından mı ibaret; hayır. Şu anda, hayat standardı nedeniyle, özellikle özel indirimler nedeniyle, Türk vergi sisteminden inim inim inleyen binlerce insan var. Dolayısıyla, sadece ve sadece bir tek önergeyle, bir grubun sorununu çözüyor, başka sorunların tartışılmasına olanak tanımıyorsanız, bunu yasa yapma açısından dürüst bir anlayış olarak görmediğimizi ifade ediyorum. Yapılacak düzenleme gerekli olabilir; doğrudur da; ama, Dinar ve Senirkent fekaletlerinin, belki de duygusal akımı içerisinde, böyle bir maddenin geçirilmeye çalışılmasını da gerçekten, doğru bulmadığımızı, sizlere, burada ifade etmek istiyor; tasarının, bu açılar içerisinde değerlendirileceği umuduyla, hepinize saygılar sunuyorum. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Temizel, teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Yıldız; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA YILDIZ (Erzincan) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Afyon İli Dinar İlçesinde Meydana Gelen Deprem Afetinden Zarar Görenlerin Gelir, Kurumlar ve Geçici Vergilerinin Terkini Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım; konuşmama başlamadan önce, Yüce Meclise, Grubum ve şahsım adına saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, doğal afete maruz kalanların korunması ve kollanması gerektiğine yürekten inanıyoruz. Bu, zaten, sosyal devlet anlayışının da bir gereğidir. Yaraların sarılması, yurttaşlarımızın uğradıkları maddî kayıpların kısmen de olsa giderilmesi, sorunlara çözüm getirilmesi bağlamında, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevidir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, sosyal demokrasiye ve sosyal devlet ilkelerine inanan bir parti olarak, bu tasarının -(b) fıkrasında belirtilen ücretlilere getirilen iyileştirmeyi yeterli görmemekle birlikte- doğal afete uğramış yurttaşlarımız için getirilen 1 inci maddesine aynen katılıyoruz.

Afyon İlimizin Dinar İlçesi, gerçekten de, 1995 yılı içerisinde, ciddî bir doğal afetle karşı karşıya kalmıştır; pek çok yurttaşımız yaşamını yitirmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, bu yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet, geride kalan yakınlarına başsağlığı diliyoruz; aynı şekilde, Isparta ilimizin Senirkent İlçesindeki doğal afet nedeniyle yaşamını yitirenlere de rahmet diliyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; getirilen tasarının 1 inci maddesi, doğal afete uğrayan bölgedeki işadamlarımızı korumaya yöneliktir. Gerçekten de doğal afet bölgesindeki işadamlarımız, ciddî maddî kayıplarla karşı karşıya kalmışlardır.

Yüce Heyetinizin de malumu olduğu üzere, gerek Dinar, gerekse Senirkent, küçük esnaf ve sanatkârlarımızın yoğun olduğu ilçelerimizdir. Bu kişilerden ayrıca vergi istemek, bir anlamda bu insanları cezalandırmak olur. Bu nedenle, tasarının getirdiği süreli vergi ayrıcalığı yerindedir ve sosyal bir devlette olması gereken uygulama da budur. Çünkü, bu yurttaşlarımız, 1995, 1996 ve 1997 yıllarında adlarına tahakkuk edecek vergilerin terkin edilmesiyle, birikimlerini, işyerlerinin onarımına, yenilenmesine veya büyütülmesine harcayacaklardır. Böylece, afet bölgesi bir anlamda ekonomik olarak desteklenmiş olacaktır. Hatta, Hükümetin bunun da ötesine geçerek, esnaf ve sanatkârları destekleyen Halk Bankası aracılığıyla, bu insanlara düşük faizli kredi olanaklarını zorlaması çok daha yerinde olacak diye düşünüyorum. Çünkü, belli bir süre için getirilen vergi ayrıcalığı, afete uğrayan esnaf ve sanatkârların ekonomik durumunu düzeltmeye yeterli değildir.

Sayın milletvekilleri, ülkemiz, bir deprem bölgesidir. Nitekim, çoğu kez bu acılar yaşanmıştır; bundan sonra da yaşanabileceği, hepimiz tarafından kabulü gereken acı bir gerçektir. Her bahar mevsiminde, istenilmeyen sel felaketleri ya da yangınlar da yaşanagelmektedir. Her felaket sonrasında, hükümetler bu tasarı benzeri çalışmalara girmektedir; ancak, ne yazık ki, çeşitli nedenlerle, bu tür öncelikli tasarılar zamanında yasalaşamamakta ve bugün olduğu gibi anlam ve değerini yitirmektedir.

Belirttiğim bu nedenlerle, bu gibi durumlarda doğal afetlerden zarar gören vatandaşların acılarının dindirilmesine katkıda bulunulması bakımından, tasarıyla getirilen hükümlerin bölge ve afet türü belirtilmeden, daha genel bir ifadeyle, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarında sürekli olarak yer alan hükümler halinde getirilmesinin ve bu kanunlarda yer almasının daha doğru olacağını düşünüyorum. Böylece, hükümetler, her doğal afette, benzeri tasarı hazırlama telaşına kapılmayacaklardır. Öte yandan, afetlerden zarar gören vatandaşlar, bu gibi hükümlerden zamanında yararlanabilecek, neleri alabileceklerini öğrenmiş bulunacaklardır.

Değerli milletvekilleri, afet bölgesinde hizmet veren ücretlilerin afetten zarar görmemesi, etkilenmemesi olanaksızdır. Bu açıdan bakıldığında, tasarıda, ücretlilerle ilgili bir düzenlemeye yer verilmesi olumludur; ancak, ülkemizde, ücretlerin yetersizliği herkesçe bilinen bir gerçektir. Bu gerçeğin yanında, ücretlerin vergilendirilmesinde, matrahtan indirilmesi öngörülen ve eskiden uygulanan en az geçim indiriminin de yerini alan özel indirim uygulamasında dikkate alınan tutarlar, günün koşullarında tamamen sembolik hale gelmiştir. Bu sembolik tutarların 1 kat fazla uygulanması, ücretlilere, kayda değer bir yarar sağlamayacaktır. Bu durumda, tasarının ücretlilere ilişkin hükmü göstermelik olmaktan öteye gitmeyecektir. Söz konusu hükmün biraz olsun anlam kazanabilmesi için, afet bölgesinde faaliyet gösteren ücretlilerin özel indirim tutarlarının en az üç kat artırılmasının uygun olacağını düşünüyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; az önce de ifade ettiğim gibi, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, görüşülmekte olan tasarının 1 inci maddesini destekliyoruz; ancak, bu tasarının Plan ve Bütçe Komisyonunda ilave edilen 2 nci maddesine karşıyız. Nitekim, Hükümetin de böyle bir teklifi yoktur; çünkü, bu tasarı, doğal afete uğrayan insanlarımızı korumaya yöneliktir; bu nedenle de, sorumluluğu vardır; sosyal ve insanî boyutu ağırlık kazanmaktadır. Böyle bir tasarıya, konuyla hiç ilgisi olmayan ve bazı insanlara vergi ayrıcalığı sağlayan maddeler ilave edilmesi doğru değildir. Hele hele, bunun, yangından mal kaçırırcasına, böyle bir tasarıya monte edilmesi hiçbir anlam taşımamaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tasarıya Plan ve Bütçe Komisyonunda ilave edilen ve bazı kişi ve kuruluşlara vergi muafiyeti getirilmek istenilen 2 nci madde aynen şöyledir:

"Madde 2- 3.6.1949 tarih ve 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 7 nci maddesine aşağıdaki 25 inci bent eklenmiştir.

25. Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin altyapılarını hazırlamak ve buralarda faaliyette bulunanların arsa, elektrik, gaz, buhar ve su gibi ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, kamu kurumları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile gerçek ve tüzelkişilerce birlikte oluşturulan ve kazancının tamamını bu yerlerin ortak ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanan iktisadî işletmelerdir."

İşte bunlara, bu 25 inci bentle, Senirkent'te ve Burdur'daki tabiî afete maruz kalan vatandaşlarımız gibi muafiyet getirilmektedir.

Bu madde, herşeyden önce, açık ve net değildir. Belli kişi ve kurumlara ayrıcalık tanımaktadır. Bu kişi ve kurumların veya bunların ortaklıklarının elde ettikleri tüm kazançlar Kurumlar Vergisinden istisna edilmektedir. Bu, herşeyden önce Anayasaya aykırıdır; çünkü, Anayasaya göre, hiçbir kişi ve kuruma imtiyaz veya ayrıcalık tanınamaz. Oysa, getirilmek istenilen düzenlemeyle, açıkça, bazı kişi ve kurumlara ayrıcalık tanınmaktadır. Örneğin, bu maddenin yasalaşması halinde şöyle bir uygulama ortaya çıkabilir: Bir şahıs, sermayesinin yüzde 99'u kendisine, yüzde 1'i de bir meslek kuruluşuna ait olan bir şirket kurup, organize sanayi bölgesinde arsa satışı yapabilir ve bu kişinin elde ettiği trilyonluk kârların sadece yüzde 1'i meslek kuruluşlarına, yüzde 99'u ise kendisine ait olacaktır; ancak, bu kârlar için vergi istisnası nedeniyle vergi ödemeyecektir. Böyle bir yasa maddesi, vergicilikte uygulanan eşitlik prensiplerine ters düşmektedir. Maddede, her ne kadar elde edilen kazancın tamamının bu yerlerin ortak ihtiyaçları için harcanacağı ifade ediliyorsa da, bu ortak ihtiyaçların neler olduğu belirtilmemektedir; çünkü, bu tür kapalı ve her yöne çekilebilen ifadeler, ileride çok daha vahim sonuçlar doğurabilir. Aslında, bu maddeyle vergisiz bir alan yaratılmaktadır ve böyle bir uygulama da sakıncalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 2 nci maddesi, içeriği itibariyle, önümüze konulan bir bombadır ve ileride nereye kadar gideceği de belli değildir; çünkü, istisnaî kazançların faaliyet alanları "arsa, elektrik, gaz, buhar ve su gibi" denilerek, yani sonuna "gibi" sözcüğü eklenerek sınırsız bir olanak verilmektedir. Yarın, bu organize sanayi bölgeleri için özel olarak elektrik üreten firmalar ortaya çıkacak ve vergisiz bir alanda faaliyet göstereceklerdir. Oysa, verginin genel olması, tabana yayılması ve dolayısıyla istisna ve muaflıkların sınırlı olması gerekmektedir.

Bu nedenlerle, tasarıya Plan ve Bütçe Komisyonunda eklenen 2 nci maddenin tasarıdan çıkarılarak, mevcut vergi sistemi içinde yeniden düzenlenmesini ve bir vergi yasa tasarısı olarak Yüce Meclise sunulmasını, vergide genellik ve eşitlik prensipleri açısından zorunlu görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, bu duygu ve düşüncelerle Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Yıldız, teşekkür ediyorum.

Refah Partisi Grubu adına, Sayın Hazer; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

RP GRUBU ADINA OSMAN HAZER (Afyon) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Afyon İli Dinar İlçesi ile Isparta İli Senirkent İlçesinde meydana gelen tabiî afetlerde zarar gören halkımızın vergilerinin terkini hususundaki kanun tasarısı için, Grubum adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan evvel, ANAP sözcüsünün konuşmasına cevap vermeden geçemeyeceğim. ANAP sözcüsünün ifadesi şöyle: "52 nci Hükümet proje yaptı, 53 üncü Hükümet ihale etti, sonrasını Cumhurbaşkanı takip etti." Nasıl oluyor da, 54 üncü Hükümet öncesinin çalışmaları hükümetlerin oluyor da, 54 üncü Hükümet zamanında yapılanlar Sayın Cumhurbaşkanının oluyor, bunu anlamak mümkün değil.

HALİL İBRAHİM ÖZSOY (Afyon) - Kaç günlük Hükümettiniz teslim edilirken Osman Bey?..

OSMAN HAZER (Devamla) - 1995 yılı içinde Afyon İli Dinar İlçesinde meydana gelen deprem ve Isparta İli Senirkent İlçesinde meydana gelen sel felaketi neticesinde, halkımızın yaralarının sarılması, felaketlerden zarar gören vatandaşlarımızın zararlarının telafisi yönünde bugüne kadar pek çok çalışmalar yapılmıştır. Bütün bunlar sosyal devlet anlayışının bir gereğidir. Bu amaçla, Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan taslak, Bakanlar Kurulunda 11.4.1996 tarihinde karara bağlanmıştır.

Burada, Hükümet olarak gayemiz, felaketin meydana geldiği yılda bu ilçelerde faaliyette bulunan mükelleflerin vergilerinin terkinini sağlamaktır. Böylece, Dinar ve Senirkent İlçelerinde ekonomik hayatın yeniden canlandırılması, belli bir süre içerisinde öngörülen vergi muafiyeti yoluyla desteklenmektedir. Ayrıca, bu ilçelerde çalışanların ücretlerine uygulanan özel indirim ve sakatlık indirimi tutarı artırılmak suretiyle, bunların geçim imkânlarının iyileştirilmesi hedeflenmektedir. Tabiî ki, aynı sıkıntıları Dazkırı İlçesi, Başmakçı İlçesi, Evciler İlçesi ve Kızılören İlçesi için de söylemek mümkündür ve bu ilçelerde de aynı çalışmaları, aynı vergi indirimini, vergi terkinini uygulamak zorunludur.

Tasarı, 13. 12.1996 tarihinde Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmüş, Dinar depreminin yanında, Isparta İli Senirkent İlçesinde meydana gelen sel felaketinde zarar görenlerin de ilave edilmesinin uygun olacağı karara bağlanmıştır. Böylece, kanun tasarısı, içeriğinde yapılan bu düzenlemeyle "Afyon İli Dinar İlçesi ve Isparta İli Senirkent İlçesinde Meydana Gelen Tabiî Afetlerde Zarar Görenlerin Gelir, Kurumlar ve Geçici Vergilerinin Terkini ile 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 7 nci Maddesine Bir Bent Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı" olarak yeniden düzenlenmiştir.

Bu süre içerisinde, tasarı, Mecliste görüşülememiştir. Konuyla ilgili olarak, vatandaşlarımız, zaman zaman bize müracaatlarında mağduriyetlerini dile getirmişler, tasarının bir an önce görüşülmesi hususunda yardım istemişlerdir. Bu çerçevede, gerekli yerlerle görüşmemiz neticesinde, tasarı, Meclis gündeminde öne alınmış ve bugün huzurlarınıza sunulmuştur. Tasarının öne alınmasıyla ilgili olarak bize yardımcı olan Refah Partisi Grup Başkanvekillerine, Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekillerine, diğer siyasi parti grup başkanvekillerine ve milletvekili arkadaşlarımıza, huzurlarınızda teşekkürü bir borç biliyorum.

Gerek Dinar'da gerekse Senirkent'te olsun, vergilerini ödeme konusunda esnafımız, tüccarımız gerçekten zor durumdadır. Felakete maruz kalan halkımızın mağduriyetlerinin dikkate alınarak, tasarının kanunlaşması yönünde, hangi siyasi partiye mensup olursa olsun, bütün milletvekili arkadaşlarımın olumlu oy kullanacaklarına inanıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (RP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Hazer, teşekkür ediyorum.

HALİL İBRAHİM ÖZSOY (Afyon) - Sayın Başkan, bir açıklamada bulunmak istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun efendim.

HALİL İBRAHİM ÖZSOY (Afyon) - Sayın Başkan, sayın konuşmacı, benim ifade ettiğim cümleleri saptırarak, güya 54 üncü Hükümete teşekkürü unuttuğumu ifade ettiler. Aslında, kim olursa olsun, emeği geçen herkese ben teşekkür ettim. Arz ederim.

BAŞKAN - Ben de zatıâlinize teşekkür ediyorum efendim.

Tasarının tümü üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Nuri Yabuz; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA NURİ YABUZ (Afyon) - Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli milletvekilleri; Afyon İli Dinar İlçesinde meydana gelen deprem afetinden zarar görenler ile Isparta İli Senirkent İlçesinde meydana gelen sel felaketinden dolayı, bu yörede oturanların, Gelir, Kurumlar ve Geçici Vergilerinin terkini hakkındaki kanun tasarısıyla ilgili olarak, Doğru Yol Partisi Grubunun görüşlerini belirtmek üzere huzurlarınızdayım; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlarım.

Sayın milletvekilleri, Afyon'da, 1.10.1995 tarihinde, merkezi Dinar İlçemiz olmak üzere, 6,1 ölçeğinde şiddetli bir deprem olmuştur. Bu depremde, 94 vatandaşımız hemen, bilahara da 3 vatandaşımız olmak üzere toplam 97 vatandaşımız hayatını kaybetmiş; civarındaki birçok ilçede ve köyde büyük tahribatlar, yıkımlar olmuştur.

Ben, hemen, yine, sözlerimin başında, bu yıkımı, tahribatı ve bozulan ekonomik ve sosyal şartları düzeltmek için hizmeti geçen, başta Sayın Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel olmak üzere, bu kanun tasarısını önce hazırlayan -ama, seçim münasebetiyle kadük olan- 52 nci Hükümete, yine, bu tasarıyı hazırlayan 53 üncü Hükümete, 54 üncü Hükümete, emeği geçen bütün bakanlara, milletvekillerine, bölgenin, hassaten, Sayın Valisine, Kaymakamına, güvenlik birimi amirlerine ve tüm kamu çalışanları ile kadirşinas, yardımsever Türk Halkına ve başta Kızılayımıza, yöre insanları ve şahsım adına şükranlarımı arz etmeyi burada bir görev addediyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu kanun tasarısı neden hazırlanmıştır? Elbette, deprem, yıkımla birlikte, bölgedeki ekonomik hayatı da son derece menfi bir şekilde etkilemiştir; burada gruplar adına konuşan değerli konuşmacı arkadaşlarım, bunu son derece açık bir şekilde anlatmışlardır. Yine, konuşmacılardan bir tanesi, burada bir ayırım yapmak zorunda olduğumuzu; evi, işyeri, atölyesi, fabrikası yıkılan ile yıkılmayanın bir tutulmasının, eşitliğe ters, insan vicdanını, kamu vicdanını yaralar şekilde bir muamele olacağını söylemiştir. Buna katılmamak mümkün değildir; ama, sadece işyeri yıkılan veya dükkânı yıkılan veya atölyesi yıkılan bir insanın zarara uğradığını düşünmek mümkün değildir. Deprem, o yörede, olduğu yöredeki ekonomik ve ticarî hayatı büyük ölçüde tahribata uğratmıştır. Hesaplarını normal ticarî hayata, normal gündelik şartlara göre ayarlayan sanayicilerimiz, işadamlarımız büyük zorluklar görmüşler, kendileri icrayla muhatap olmuşlardır ve bu yüzdendir ki, bu yöre insanlarının, bilhassa ticaret erbaplarının içerisinden birçoğu civar illere, ülkemizin diğer yörelerine göç etmek zorunda kalmıştır.

Yine, hepimiz, üzülerek, bu deprem sonrası görsel ve yazılı medyada vuku bulan birtakım hadiseleri ilgiyle izledik. Yörenin bazı insanları televizyonlara çıkarıldı; hassaten "devlet nerede", "ilgililer nerede", "yandık, bittik, mahvolduk" diye bağırtıldı. Bunların iyi niyetle söylenenlerine iştirak etmemek mümkün değil. Elbette, deprem, Cenabı Allah'ın insanlara vermiş olduğu en büyük felaketlerden biri ve bu cümleden olmak üzere, bütün ülkeme, bütün dünyaya Cenabı Allah'ın böyle bir felaket vermemesini huzurlarınızda niyaz ediyorum; ama, gelin görün ki, konuşturulan ve o yöreden olmadığına inandığım birkısım insanlar, kasıtlı olarak devleti arıyordu; ama, bu felaketten çok az bir süre geçmiş olmasına rağmen, yöredeki imar hareketlerinin, inşa edilen yeni yerleşim yerlerinin, işyerlerinin, yeni açılan birtakım işletmelerin, birtakım kurumların ne kadar düzenli bir şekilde yapıldığını, eğer Dinar'ı teşrif eder veya deprem yöresini teşrif eder görürseniz, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ne kadar büyük olduğunu, ülke insanının ne kadar hayırlara vesile olduğunu, bu Hükümette çalışan bütün Bayındırlık ve İskân Bakanlarının, Maliye Bakanlarının ve ilgili tüm bakanların, ülke insanına felakette göstermiş olduğu değeri hemen anlamanız mümkündür. Mutlulukla ifade ederim ki, o yöre, o ilçelerimiz, bugün bir şehir havasına girmiştir. O gün ağlayan, bağıran insanlarımız, bugün, devletin büyüklüğünü, devleti yönetenlerin büyüklüğünü hayırla yâd etmektedir ve bunu yaparken de, hiçbir siyasî fark ortaya koymadan yapmaktadır.

Sözlerime, Afyon Dinar merkezinde, Evciler'de, Dazkırı'da, Başmakçı'da, Kızılören'de zarara sebep olan depremden sonra neler yapıldığını sizlere anlatmaya ve bu hizmetleri bazı kategorilerde toplamaya çalışarak devam edeceğim.

Sözlerimin başında söylediğim gibi, bu depremde önce 94, sonra 3 ölüm daha olmuş ve toplam 97 hemşerimiz hayatını kaybetmiş, 250 vatandaşımız da ağır sayılabilecek şekilde yaralanmıştır. Konutsuz kalan depremzedelerin yeniden konut sahibi olabilmeleri için, hemen yapılan çalışmalar sonucunda Dinar merkezde 5 grup, diğer ilçe, kasaba ve köylerde 14 grup olmak üzere toplam 19 grup halinde deprem konutları ihale edilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızca da, 27.4.1996'da, bu konutların temeli atılmıştır.

O günlerde söylenildiği gibi, o günlerde söylenildiği zaman hiç kimsenin inanmadığı bu yapım işlemi Cumhuriyet Bayramına kadar tamamlanmış; Sayın Cumhurbaşkanımızın, ilgili bakanlarımızın ve daha önce hizmeti geçenlerin teşrifleriyle yapılan büyük bir törenle de hak sahiplerine bu konutların tapuları verilmiştir.

7269 sayılı Kanuna göre hak sahipliği ve Borçlanma Kanunu gereği olarak orta derecede zarar gören evlerin, 1997 yılı içerisinde, yani, içinde bulunduğumuz bu yıl içerisinde iyileştirme çalışmalarına başlanılmıştır.

Bu yörede meydana gelen bu fekalete sadece Bayındırlık ve İskân Bakanlığımız, sosyal yardımlaşma ve dayanışma kurumlarımız değil, ilin il Encümeni, İl Özel İdaresi ve İller Bankası gibi birçok kurumumuz da, yardım için ellerini uzatmışlardır.

Dinar bölgemizde, sadece, İller Bankasınca, belediye vasıtasıyla yapılan 1 288 yapım işlemi devam etmektedir. Yine, Dinar İlçemiz ve civarındaki ilçelerimizde, istimlak işleri için 1 trilyon 300 milyar lira harcanmıştır. Mutluyum ki, bu istimlak işlerinde son derece akılcı bir yol takip edilmiş, ayrık nizamda depreme dayanıklı yapılar yapılırken, şehrin genişlemesi öngörülmüş, modern bir şehirde olması icap eden sosyal tesisler ve yeşil sahalar için yer ayrılmıştır.

Yine, bu yörede, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu, vatandaşımıza 631 903 620 000 lira yardım etmiştir. Deprem olduğu günden itibaren, ilk hafta içerisinde Dinar'a ve bölgeye altyapı çalışmaları için 5 milyar 280 milyon lira intikal ettirilmiştir. Diyanet Vakfından yapılan yardımlar vardır. Ben kalem kalem saymak istemiyorum. Hemen anında yapılan bu yardımlar, o günkü rakamlarla ifade etmek gerekirse 42 025 500 000 lira tutarındadır. Sadece Başmaklı İlçesinde, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan 861 milyon lira temin edilmiş, 15 aileye 320 metrekarelik seralar yapılmıştır.

Kızılhaç vasıtasıyla, 150 vatandaşımızı istihdam edecek halı ve kilim atölyesi yapılmıştır. Yine, bu ilçelerde, çeşitli ailelerin, en azından asgarî şartlarda insanca geçimini sağlayabilecek birtakım yardımlar yapılmıştır. Bunların hepsini tek tek sayarsam, burada bir günü alacak hizmetler vardır.

En sonunda, bölge insanı içerisinde ekonomik yapısı bozulan, zarara uğrayan esnafımız için, gerek Halk Bankası vasıtasıyla gerek Ziraat Bankası vasıtasıyla büyük krediler sağlanmış, halkımızın üzerindeki bu sıkıntı mümkün olduğu kadar giderilmeye çalışılmıştır.

Evet, geç kalan bir kanun tasarısı önümüzdedir. Bu, felakete maruz kalan insanımızın, ticaret erbabının üzerindeki yükleri hafifletmeye matuf bir tasarıydı; bugün konuşulması gerçekten geç; ama, kimsenin, haklılığına itiraz edeceğini zannetmiyorum.

Bu, sadece bir yöreye yapılacak bir yardım değildir. Türk Milletinin bir felaket karşısında, birlikteki dayanışmasının, meseleleri, burada beraber, aynı yürek, aynı mantık çerçevesi içerisinde mütalaa edebilmesinin de bir başarısı olacaktır.

Bu kanun tasarısının içerisinde mütalaa edilmesini istediğimiz, Dazkırı, Başmakçı ve Evciler İlçelerimizle ilgili olarak bir önerimiz vardır. O öneri gündeme geldiği zaman, şahsım adına görüşlerimi arz etmeye çalışacağım.

Bu tasarıya destek vereceğinize emin olarak huzurunuzdan ayrılıyorum. Bu vesileyle, Yüce Meclisimize en derin saygılarımı arz ediyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Yabuz, teşekkür ediyorum.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ. ERTAN YÜLEK (Adana) - Sayın Başkan, bir bilgi arz edeceğim efendim.

BAŞKAN - Bulunduğunuz yerden buyurun Sayın Komisyon Başkanı.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ. ERTAN YÜLEK (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bu tasarı Plan ve Bütçe Komisyonundan geldi ve iki konuda tenkit gördü.

DSP Grubu temsilcisi tarafından, sadece zarar görenlerin, bu meseleden istifade etmesi lazım geldiği hususu beyan edildi. Bu, Komisyonumuzda görüşüldü, müzakere edildi; ancak, zarar görenlerin ne kadar zarar gördüğü, kimlerin görüp, kimlerin görmediği hususunun tespitinin zor olması sebebiyle; bir.

İki; oradaki bütün ilçenin veya o grubun iktisadî hayatı bir zarara uğramıştır. Yani, bir kısmı elbette zarar görmüştür; ama, bizatihi zarar görmeyenler de, dolaylı olarak bir ekonomik zafiyete girmiştir. Bu suretle, ekonomik zafiyetin giderilmesi bakımından ve bir de ayrılmasının güçlüğü bakımından "sadece zarar görenler" tabiri yer almamıştır. Bunu beyan etmek durumundayım.

Bu tasarının 2 nci maddesinde yer alan 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 7 nci maddesinin yirmibeşinci bent olarak eklenmesine gelince; bilindiği üzere, ülkemizde, bölgeler ve iller düzeyinde, planlı ve programlı sanayi bölgelerinin kurulmasının sağlanması, düzenli şehirleşmenin temini, uygun altyapı tesisleriyle çevrenin korunması ve sanayinin belkemiği olan orta ve küçük işletmelerin teşvik edilerek geliştirilmesi için, organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi siteleri kurulmaktadır. Gerek organize sanayi bölgelerinin kurulması gerekse küçük sanayi sitelerinin kurulması beş yıllık planlarımızda yer almış ve her hükümet de bunların sayısını çoğaltma arzusunda olmuş, hatta, bunun için de, sübvanse etmiş, yani, yüzde 20 ilâ yüzde 50 civarında faiz uygulaması yapmıştır; bu, gerçek anlamda bir sübvansiyondur. Yani, reel faizlerin yüzde 100'lerde olduğu bir yerde, enflasyonun yüzde 80 olduğu bir ülkede veya bir ekonomide yüzde 20 gibi bir faiz uygulaması negatif bir uygulamadır. Bunun manası şudur: Devlet, zaten, bütçesinden toplamış olduğu vergilerle buraya bir katkıda bulunuyor ve bu şekilde devam etmekdedir.

Bu genel bilgiyi verdikten sonra, şimdi, Sayın CHP sözcüsünün belirttiği hususa geliyorum: Bilindiği gibi, organize sanayi bölgeleri, bir müteşebbis heyet tarafından yürütülmektedir ve bu müteşebbis heyetin başkanı da validir. Ayrıca, oradaki ticaret odaları ve sanayi odaları da temsilci bulundurmaktadır. Bunlar, bu organize sanayi bölgesinin arsasının alınması, altyapısının yapılması ve diğer ihtiyaçlarının giderilmesi hususunda, fiilen, parayı sarf eden kuruluşlardır. Ancak, bunlar, bu arsaları satarken, vermiş olduğu hizmetleri satarken, maliyetinin üzerine yüzde 5 gibi bir kâr koymaktadırlar. Tabiî, bu yüzde 5 kârdan da bir vergi tahakkuk ediyor. Bu vergilerini götürüp devlete yatırıyorlar; ancak, bir süre sonra, biraz evvel belirttiğim gibi, çok düşük bir faizle, devlet bunu onlara iade ediyor. Bu, zaman alıyor tabiî. Geri verilince ne oluyor; plana giriyor, programa giriyor, çok uzun seneler alıyor. 1970'lerde temeli atılmış, yapımına başlanılmış olan organize sanayi bölgeleri, küçük sanayi siteleri bugün hâlâ bitmemiştir. Halbuki, biraz evvel beyan ettiğim gibi, organize sanayi bölgeleri de küçük sanayi siteleri de bir ülkenin düzenli ve disiplinli kalkınmasında, çarpık şehirleşmenin önlenmesinde ve maliyetlerin düşmesinde fevkalade önemli tesislerdir, altyapılardır.

Şunu mutlaka beyan etmek istiyorum: Dikkat edilmesi lazım gelen husus, bunlardan hiçbir kimseye menfaat sağlanmadığıdır. Bu, bir kamu tüzelkişiliği niteliğindeki müteşebbis heyetin yahut da oradaki şirketin kârından alınmamaktadır ve bunun kontrolü de devlettedir. Yoksa, hiçbir kimseye buradan bir menfaat sağlanmamaktadır. Bilakis, benim kanaatim odur ki, işlerin süratlenmesi ve devlet sübvansesinin miktarını azaltma bakımından, bunlar, devletin gelir gider hesabında müsbet etki yapan bir uygulamadır. O bakımdan, hiçbir kimseye, buradan menfaat sağlanmamaktadır. Menfaat sağlanan yer, bir kamu tüzelkişiliğidir ve işlerin hızlandırılması yönünde de fevkalade önemlidir; bu bir.

Bir diğer husus da, bu kanun tasarısı görüşülürken, biraz evvel üzerinde durduğumuz, tabiî felakete duçar olmuş iki ilçemize vergi muafiyeti sağlanırken, niye bu madde buraya eklendi; çünkü, ikisi de Gelir Vergisiyle alakalıydı. Dolayısıyla, bir Kurumlar Vergisi muafiyetiydi, bu nedenle doğrudan doğruya da bir ilgisini gördük doğrusu.

EKREM PAKDEMİRLİ (Manisa) - Başlıkla uyum sağlamıyor.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ. ERTAN YÜLEK (Adana) - Efendim, ilk geldiği şekliyle olabilir. Zaten, burada bir redaksiyon yetkisi de alınıyor zannediyorum. Şimdi, önergelerle değişir mi, değişmez mi, onu da bilemiyorum. Eğer, öyle olursa, zaten başlık değişiyor, bu konuda, Başkanlık, bir yetki de alıyor; ancak, şunu beyan edeyim ki: Bu, hiçbir kimseye bir menfaat sağlamadığı gibi, düzenli, süratli, çevreyi bozmayan ve hakikaten işi de uzatmayan bir işin yapılması için getirilmiştir. Bu hususun belirlenmesinde fayda mülahaza ettiğim için bu bilgileri sunmayı bir vazife bildim.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Sayın Komisyon Başkanı, zannediyorum "bu yasa hiç kimseye menfaat sağlamıyor" ifadenizden kastınız "zarar görmeyen hiç kimseye" şeklindedir herhalde.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ. ERTAN YÜLEK (Adana) - Sayın Başkanım, arz edeyim.

BAŞKAN - Yalnız, lütfen kısa arz eder misiniz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ. ERTAN YÜLEK (Adana) - Bir grup sözcüsünün konuşmasından "belli kimselere menfaat sağlıyor" anlamında bir algılamam oldu, ben de, belli bir kimseye değil, bu, bir nevi, kamunun tümüne menfaat sağlayan bir uygulamadır, onu beyan etmeye çalıştım; eğer, yanlış anlaşıldıysa düzeltiyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Korkmazcan kişisel söz talebinde bulunmuşlardı; buyurun. (ANAP sıralarından alkışlar)

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Afyon İli Dinar İlçesinde Meydana Gelen Deprem Afetinden Zarar Görenlerin, Gelir, Kurumlar ve Geçici Vergilerinin Terkini Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde verdiğimiz bir önergenin ön izahını yapmak için kişisel söz almış bulunuyorum, hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, Dinar'da vuku bulan deprem afeti, aynı gün Denizli'nin Çivril ve Bozkurt ilçelerinde de hissedilmiş, oralarda da bazı kasabalarımız depremden zarar görmüşlerdir; ancak, Dinar'da 97 vatandaşımızın, hemşerimizin hayatını kaybetmiş olması ve depremin merkez üssünün Dinar'da yer almış bulunması dolayısıyla, bu çevre kasabalardaki afet, yeterli ölçüde dikkat çekmemiştir. Depremden sonra Dinar halkının yardımına ilk koşan -kendi uğradıkları felakete rağmen- insanlar da, yine bu bölgedeki vatandaşlarımız olmuştur.

Değişik zamanlarda yapılan düzenlemelerde, bu kesimdeki kişiler unutulmuştur. Bugünkü tasarıda da, maalesef, Çivril İlçesindeki, Honaz İlçesindeki ve Bozkurt İlçesindeki afetzedeler unutulmuştur. Biz, bunu telafi etmek amacıyla, arkadaşlarımızla birlikte bir önerge hazırlamış bulunuyoruz.

Aynı şekilde, bu tasarıda, Isparta'nın Senirkent İlçesinde afete maruz kalanlarla ilgili vergi terkini öngörülmüştür; ama, Sütçüler İlçesi unutulmuştur. Birbirine yakın zamana rastlayan bu afetlerde zarar gören vatandaşlarımızın hepsinin birden devletin şefkatli eline ihtiyacı vardır. Kaldı ki, bizim, bu kanun tasarısında amaçladığımız husus, devlet tarafından yardım yapılması da değil, gerçekten meydana gelmiş olan bir ekonomik zararın giderilmesinden ibarettir. Bu sebeple, önergemizde fazla genişletmeye de yer vermemek bakımından, biz, Çivril İlçesine bağlı Irgıllı ve Gümüşsu Kasabası; Honaz İlçesine bağlı Kaklık Kasabası; Bozkurt İlçesine bağlı Dutluca Kasabasındaki vergi mükelleflerinin vergilerinin terkin edilmesini kapsayacak bir tarzda, daraltılmış şekilde önergemizi hazırladık.

Bu arada, yine, Isparta İlimize bağlı Sütçüler İlçesi ve çevresinde...

ERKAN MUMCU (Isparta) - Keçiborlu İlçesinde...

HASAN KORKMAZCAN (Devamla) -... Keçiborlu İlçesinde afete maruz kalmış olanların da, bu vergi terkininden yararlanmasını öngördük. Önergemizde, değişik partilere mensup kıymetli milletvekili arkadaşlarımızın imzası bulunmaktadır. Esasen, bu kanunu, Yüce Meclis, bütün mensuplarıyla, oybirliğiyle çıkarmak düşüncesindedir. Bizim önergemizin de, bu tasarıyı tamamlayıcı olduğunun, her biriniz tarafından dikkate alınacağına inanıyorum.

Komisyon Başkanımızla ve Hükümet temsilcisi Sayın Bakanımızla da görüştük, onlar da, teknik anlamda katılamasalar dahi, önergeyi uygun buluyorlar.

Konuyu takdirlerinize arz ediyor, saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Korkmazcan, teşekkür ediyorum.

Başka söz talebi?..

ATİLLA MUTMAN (İzmir) - Sayın Başkan, ben de söz istiyorum.

BAŞKAN - Kişisel söz talebinde bulunan Sayın Mutman, buyurun.

ATİLLA MUTMAN (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bir milletvekili olarak, Sayın Korkma