DÖNEM : 20 CİLT : 28 YASAMA YILI : 2

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

101 inci Birleşim

3 . 6 . 1997 Salı


İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Manisa Milletvekili Hasan Gülay'ın, tütün üreticilerinin içinde bulundukları ekonomik duruma ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Nafiz Kurt'un cevabı

2. - Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, yerel yönetimlerin problemlerine ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Meral Akşener'in cevabı

3. - Muğla Milletvekili Zeki Çakıroğlu'nun, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesiyle ilgili uygulamalara ilişkin gündemdışı konuşması

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. - İngiltere'ye gidecek olan Devlet Bakanı Abdullah Gül'e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/815)

2. - İstifa eden ve istifası kabul edilen Işılay Saygın'dan boşalan Devlet Bakanlığına yeni bir atama yapılıncaya kadar, Sağlık Bakanı İsmail Karakuyu'nun vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/816)

3. - Litvanya, Estonya ve Letonya'ya gidecek olan Devlet Bakanı Ayfer Yılmaz'a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı H. Ufuk Söylemez'in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/817)

4. - Litvanya, Estonya ve Letonya'ya gidecek olan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e, dönüşüne kadar, TBMMBaşkanı Mustafa Kalemli'nin vekâlet edeceğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/818)

5. - Almanya, İsveç ve Norveç'e gidecek olan Devlet Bakanı Lütfü Esengün'e dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Ahmet Cemil Tunç'un vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/819)

6. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Adalet Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/193)

7. - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanınca, Polonya Parlamentosundan bir heyetin ülkemizi ziyaretinin kararlaştırıldığına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/820)

8. - Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Grubunda boş bulunan asıl ve yedek üyelikler için aday gösterilen milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/821)

9. - Kuzey Atlantik Asamblesi Türk Grubunda boş bulunan asıl üyelik için aday gösterilen milletvekiline ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/822)

10. - Arnavutluk Meclis Başkanının Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir heyetin yapılacak seçimlere gözlemci olarak davetine icabet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/823)

11. - Erzincan Milletvekili Mustafa Kul'un, 2108 Sayılı Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Yasasının Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin (2/225) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/194)

12. - Niğde Milletvekili Akın Gönen'in, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin (2/460) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/195)

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. - Batman Milletvekili Alaattin Sever Aydın ve 24 arkadaşının, Batman İlinin ekonomik, sosyal ve kentsel sorunlarının araştırılarak, alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/92)

IV. - ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. - 3.6.1997 Salı günkü birleşimde sözlü soruların görüşülmemesi ile (10/25) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin öngörüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi

V. - GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI

A) ÖNGÖRÜŞMELER

1. - İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu ve 9 arkadaşının, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da boşaltılan yerleşim birimleri nedeniyle göç eden yurttaşlarımızın sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin tespit edilmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/25)

VI. - SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. - Tekirdağ Milletvekili Enis Sülün'ün, pancar taban fiyatlarına ve buğday alımlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin yazılı cevabı (7/2505)

2. - İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş'ın, Erzurum Özel Tip Cezaevindeki bazı tutukluların açlık grevine ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın yazılı cevabı (7/2536)

3. - Balıkesir Milletvekili Hüsnü Sıvalıoğlu'nun;

- Çeltik üreticilerince tarım kredi kooperatiflerinden satın alınan tarım girdilerine,

Tekirdağ Milletvekili Enis Sülün'ün;

- Gıda katkı maddeleri üreten işyerlerinde mesul müdür bulundurulması zorunluluğuna,

- Hayvan sigorta bedellerine ve üreticilerin tarım kredi borçlarına,

İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin yazılı cevabı (7/2497, 2501, 2502)

4. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün,

- Bakanlıkta görev yapan bazı unvanlı personelin sayısına,

- Personel atamalarına,

İlişkin soruları ve Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın yazılı cevabı (7/2560, 2579)

5. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, Bakanlıkta görev yapan bazı unvanlı personel sayısına ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller'in yazılı cevabı (7/2582)

6. - İzmir Milletvekili Hakan Tartan'ın, Uluslararası İslâmi Halk Komutanlığı adında bir örgütte görevi olup olmadığına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/2594)

7. - Hatay Milletvekili Fuat Çay'ın;

- Başbakanlıkta görevli üç bürokratın Hac seyahatine,

- Hacca giden milletvekillerine indirim yapılıp yapılmadığına,

- Suudi Arabistan makamlarınca hacılara dağıtılan broşürlerde laiklik karşıtı propaganda yapıldığı iddialarına,

İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Nevzat Arcan'ın yazılı cevabı (7/2600, 2601, 2603)

8. - Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan'ın, ülkemizin elektrik ihtiyacının hangi kaynaklardan karşılanacağına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı M. Recai Kutan'ın yazılı cevabı (7/2610)

9. - Tekirdağ Milletvekili Fevzi Aytekin'in, İslâm Halk Komutanlığı üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/2618)

10. - Denizli Milletvekili Hilmi Develi'nin, Denizli-Güney-Çamrak Köprüsü ve Koparan Köyü Deresi ile Karagöz Köyü yoluna menfez yapımına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Bekir Aksoy'un yazılı cevabı (7/2622)

11. - Giresun Milletvekili Rasim Zaimoğlu'nun, uluslararası islâmcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/2635)

12. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, uluslararası islâmcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/2638)

13. - Ordu Milletvekili Nabi Poyraz'ın, uluslararası islâmcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/2639)

14. - Diyarbakır Milletvekili Muzaffer Arslan'ın, uluslararası islâmcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/2640)

15. - Trabzon Milletvekili İbrahim Çebi'nin, uluslararası islâmcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/2641)

16. - Samsun Milletvekili Biltekin Özdemir'in, uluslararası islâmcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/2642)

17. - Rize Milletvekili Ahmet Kabil'in, uluslararası islâmcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/2643)

18. - Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner'in, uluslararası islâmcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/2644)

19. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, uluslararası islâmcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/2645)

20. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, sınırdışı edilen İran'lı mültecilere ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller'in yazılı cevabı (7/2648)

21. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, telefon görüşmelerinin ücretlendirilmesine ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu'nun yazılı cevabı (7/2651)

22. - İstanbul Milletvekili Cavit Kavak'ın, uluslararası islâmcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/2654)

23. - Amasya Milletvekili Aslan Ali Hatipoğlu'nun, uluslararası islâmcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/2655)

24. - Van Milletvekili Şerif Bedirhanoğlu'nun, uluslararası islâmcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/2656)

25. - Ağrı Milletvekili Yaşar Eryılmaz'ın, uluslararası islâmcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/2657)

26. - İstanbul Milletvekili Emin Kul'un, uluslararası islâmcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/2659)

27. - Muğla Milletvekili Zeki Çakıroğlu'nun, Tariş'e DFİFkredisi verilip verilmeyeceğine ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Rıza Gönül'ün yazılı cevabı (7/2663)

28. - İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya'nın, uluslararası islâmcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/2671)

29. - Afyon Milletvekili H. İbrahim Özsoy'un, uluslararası islâmcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/2672)

30. - Rize Milletvekili Avni Kabaoğlu'nun, uluslararası islâmcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/2673)

31. - Hatay Milletvekili Hüseyin Yayla'nın, uluslararası islâmcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/2674)

32. - Hatay Milletvekili Levent Mıstıkoğlu'nun, uluslararası islâmcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/2675)

33. - Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, Tekirdağ İli Çorlu İlçesinin ankesörlü telefon ihtiyacına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu'nun yazılı cevabı (7/2681)

34. - Hatay Milletvekili Atila Sav'ın, Hac seyahati için THY'dan uçak kiralandığı iddiasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Nevzat Ercan'ın yazılı cevabı (7/2684)

35. - Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan'ın, Ordu'nun İkizce İlçesine bağlı Yoğunoluk Beldesi Belediye Başkanının DYP'ye geçmesi için transfer pazarlığı yapıldığı iddiasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Meral Akşener'in yazılı cevabı (7/2688)

36. - Sıvas Milletvekili Mahmut Işık'ın, Flash TV'nin yayınının durdurulmasına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu'nun yazılı cevabı (7/2703)

37. - Rize Milletvekili Avni Kabaoğlu'nun, Ankara Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün faaliyetlerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Bahattin Şeker'in yazılı cevabı (7/2710)

38. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün;

- Adlî ve idarî dava dosya sayısına,

- Siyasî partilerin kayıtlı üye sayılarına,

İlişkin soruları ve Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın yazılı cevabı (7/2715, 7/2738)

39. - Denizli Milletvekili Hilmi Develi'nin, Tariş Genel Müdürlüğüne yapılan atamaya ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Rıza Gönül'ün yazılı cevabı (7/2789)

I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak iki oturum yaptı.

Yapılan yoklamalar sonucunda toplantı yetersayısı bulunamadığından,

Sözlü soruları görüşmek ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da boşaltılan yerleşim birimleri nedeniyle göç eden yurttaşlarımızın sorunları konusundaki Meclis araştırması önergesinin öngörüşmesini yapmak için, 3 Haziran 1997 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 16.20'de son verildi.

Hasan Korkmazcan

Başkanvekili

Kemalettin Göktaş Ahmet Dökülmez

Trabzon Kahramanmaraş

Kâtip Üye Kâtip Üye

Ünal Yaşar

Gaziantep

Kâtip Üye


No. : 140

II. - GELEN KÂĞITLAR

2 . 6 . 1997 PAZARTESİ

Teklifler

1. - Muğla Milletvekili Mustafa Dedeoğlu ve 30 Arkadaşının; Bir İl ve Dört İlçe Kurulmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/820) (İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.5.1997)

2. - İzmir Milletvekili Işın Çelebi'nin; 31.8.1956 Tarih ve 6831 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/821) (Adalet ve Tarım, Orman ve Köyişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.5.1997)

3. - Siirt Milletvekili Ahmet Nurettin Aydın'ın; Siirt İline Bağlı Aydınlar İlçesinin Adının Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/822) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.5.1997)

4. - Batman Milletvekili Alaattin Sever Aydın ve 23 Arkadaşının; Kayapınar Adıyla Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/823) (İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.5.1997)

5. - Batman Milletvekili Alaattin Sever Aydın ve 29 Arkadaşının; Yükseköğretim Kurumları Teşkilâtı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/824) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.5.1997)

Sözlü Soru Önergeleri

1. - Muğla Milletvekili Lâle Aytaman'ın, rüzgâr enerjisinden yararlanma konusunda bir çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/559) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.5.1997)

2. - Rize Milletvekili Ahmet Kabil'in, Çay Kurumunun reklam ve tanıtma giderlerine ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/560) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.5.1997)

Yazılı Soru Önergeleri

1. - Manisa Milletvekili Hasan Gülay'ın, Manisa İli -Salihli İlçesine bağlı belde ve köylerde afetten zarar gören üreticilere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2823) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.5.1997)

2. - Gaziantep Milletvekili Kahraman Emmioğlu'nun, Özelleştirme İdaresi tarafından verilen ilan ve reklamlara ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2824) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.5.1997)

3. - İzmir Milletvekili Birgen Keleş'in, iş müfettiş yardımcısı yükselme sınavına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/2825) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.5.1997)

4. - Malatya Milletvekili Ayhan Fırat'ın, Çat Barajına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/2826) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.5.1997)

5. - Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, bazı T.V. kanallarının kablolu yayından çıkarılmasına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2827) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.5.1997)

Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri

1. - Manisa Milletvekili Tevfik Diker'in, özel korumalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2498)

2. - Manisa Milletvekili Tevfik Diker'in, bir Devlet Bakanının milletvekili seçilmeden önce bombalama eylemine katıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2514)

3. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a anıt mezar yapılıp yapılmayacağına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/2517)

4. - Iğdır Milletvekili Adil Aşırım'ın, bazı Sağlık Eğitim Enstitülerinin üniversitelere devrine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2518)

5. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, Tekel tarafından üretilen mamullere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2520)

6. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, bazı belediyelere verilen kadro sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2523)

7. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, sermayesi devlet tarafından tamamen veya kısmen ödenmiş kurum ve kuruluşların yönetim ve denetim kurulu üyelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2524)

8. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, Bakanlıkta ve ilgili kuruluşlarda görev yapan genel müdür, yönetim kurulu üyesi ve denetçilere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2526)

9. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, Bakanlıkta ve ilgili kuruluşlarda görev yapan genel müdür, yönetim kurulu üyesi ve denetçilere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2528)

10. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, Bakanlıkta ve ilgili kuruluşlarda görev yapan genel müdür, yönetim kurulu üyesi ve denetçilere ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/2533)

11. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, Bakanlıkta ve ilgili kuruluşlarda görev yapan genel müdür, yönetim kurulu üyesi ve denetçilere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2534)

12. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, 54 üncü Hükümet dönemindeki personel atamalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2542)

13. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, özelleştirme nedeniyle personele yapılan harcamalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2543)

14. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, SSK'nun ve Bağ-Kur'un sağlık giderlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/2544)

15. - Kırklareli Milletvekili Cemal Özbilen'in, buğday üretiminin artırılması için alınacak tedbirlere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2547)

16. - Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner'in, bazı komutanların emekliye sevk edileceği yolundaki iddiaların doğru olup olmadığına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/2553)

17. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, İstanbul'da İlçe belediyelerine tüp gaz dolum satış yerlerinin kapasitelerinin artırılması için bir tebligatta bulunulup bulunulmadığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2555)

18. - Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, hayvan sigorta bedellerinin geç ödendiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2558)

19. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, Bakanlıkta görev yapan bazı unvanlı personelin sayısına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2561)

20. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, Bakanlıkta görev yapan bazı unvanlı personelin sayısına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2566)

21. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, kamu personel atamalarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2570)

22. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, kamu personel atamalarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2572)

23. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, kamu personel atamalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2573)

24. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, kamu personel atamalarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2578)

3 . 6 . 1997 SALI

Kanun Hükmünde Kararname

1. - Özürlüler İdaresi Başkanlığı Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/600) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.5.1997)

Raporlar

1. - 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarıları ve İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/416, 1/431, 1/432, 1/481, 1/556, 1/577) (S. Sayısı : 319) (Dağıtma tarihi : 3.6.1997) (GÜNDEME)

2. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Letonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Turizm Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmâr, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonları raporları (1/327) (S. Sayısı : 320) (Dağıtma tarihi : 3.6.1997) (GÜNDEME)

3. - Dünya Turizm Teşkilâtı Tüzüğünün Bazı Maddelerinde Yapılan Değişikliklerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmâr, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonları raporları (1/321) (S. Sayısı : 321) (Dağıtma tarihi : 3.6.1997) (GÜNDEME)

4. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Hindistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasındaki Turizm İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmâr, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonları raporları (1/358) (S. Sayısı : 322) (Dağıtma tarihi : 3.6.1997) (GÜNDEME)

5. - Avrupa Meteoroloji Uyduları İşletme Teşkilâtı Dokunulmazlıklar ve Bağışıklıklar Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/446) (S. Sayısı : 323) (Dağıtma tarihi : 3.6.1997) (GÜNDEME)

6. - Ekonomik İşbirliği Teşkilâtı (ECO) Transit Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/559) (S. Sayısı : 324) (Dağıtma tarihi : 3.6.1997) (GÜNDEME)

7. - Türkiye Cumhuriyeti ile İspanya Krallığı Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonları raporları (1/599) (S. Sayısı : 329) (Dağıtma tarihi : 3.6.1997) (GÜNDEME)

Yazılı Soru Önergeleri

1. - Manisa Milletvekili Abdullah Akarsu'nun, Manisa-Soma-Koyundere köyünün telefon santrali ihtiyacına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2828) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.5.1997)

2. - İstanbul Milletvekili Ali Talip Özdemir'in, gecekondu satışı uygulamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2829) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.5.1997)

3. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, Esenboğa Havaalanı Vip salonu amiri komiserin görev yerinin değiştirilmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2830) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.5.1997)

4. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, Ankara Büyükşehir Belediyesince bir vakfa ait kuruluşlara verildiği iddia edilen ihalelere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2831) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.5.1997)

5. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, Borsa aracı kurumlarının denetimine ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2832) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.5.1997)

6. - Manisa Milletvekili Abdullah Akarsu'nun, telefonu bulunmayan yerleşim birimlerine ve telefon ücretlerinin tahsilâtına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2833) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.5.1997)

7. - Manisa Milletvekili Abdullah Akarsu'nun, sit alanlarının yeniden düzenlenmesine ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/2834) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.5.1997)

8. - Manisa Milletvekili Abdullah Akarsu'nun, elektriği olmayan yerleşim birimlerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/2835) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.5.1997)

9. - Manisa Milletvekili Abdullah Akarsu'nun, Antalya-Manavgat-Burmahan ve Düzağaç köylerinin yol ve içme suyu sorununa ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2836) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.5.1997)

10. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, Şırnak Valisinin İl Esnaf Kefalet Kooperatifi seçimlerinde partizanlık yaptığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2837) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.5.1997)

11. - Tunceli Milletvekili Orhan Veli Yıldırım'ın, İstanbul'da gözetim altındayken işkence sonucu öldüğü iddia edilen bir şahsa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2838) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.5.1997)

12. - İçel Milletvekili Durmuş Fikri Sağlar'ın, Bakanlıkça ihale verilen firma ve kişilere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2839) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.5.1997)

13. - Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, Çorlu Belediyesinin izin verdiği sanayi tesislerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2840) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.5.1997)

14. - Bursa Milletvekili Yüksel Aksu'nun, Bursa-Karacabey Ovasında meydana gelen sel felaketinden zarar gören çiftçilere yapılacak yardımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2841) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.5.1997)

Meclis Araştırması Önergesi

1. - Batman Milletvekili Alaattin Sever Aydın ve 24 arkadaşının, Batman İlinin ekonomik, sosyal ve kentsel sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/192) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.5.1997)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

3 Haziran 1997 Salı

BAŞKAN : Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU

KÂTİP ÜYELER : Ali GÜNAYDIN (Konya), Fatih ATAY (Aydın)

BAŞKAN - Çalışmalarımızın hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ederek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 101 inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayımız vardır; çalışmalara başlıyoruz.

Sayın milletvekilleri, üç değerli arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Manisa Milletvekili Hasan Gülay'ın, tütün üreticilerinin içinde bulundukları ekonomik duruma ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Nafiz Kurt'un cevabı

BAŞKAN - Demokratik Sol Parti Grubu üyesi Sayın Gülay, tütün üreticilerinin içinde bulundukları ekonomik durumlarla ilgili olarak Yüce Kurula bilgi arz edecekler.

Sayın Gülay, buyurun efendim.(DSP sıralarından alkışlar)

HASAN GÜLAY (Manisa) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tüm Ege Bölgesinde ve seçim bölgem Manisa'da, 110 bin ailenin uğraş verdiği, yaklaşık 500 bin vatandaşın ekmek yediği tütün üretiminde, üreticilerin en büyük dertlerinden biri de, bazı tütün tacirlerinin, tütün ürününü teslim aldıkları halde, bugüne kadar üreticilerin parasını vermemesidir. Henüz sekiz aylık emeğinin, alınterinin, göznurunun karşılığı olan parasını alamayan tütün üreticileri de, bankalara olan kredi borçlarını ödeyememekte, dolayısıyla yeni kredi alamadıklarından perişan durumdadırlar. Bugün için, seçim bölgem Manisa'nın, merkez dahil, Akhisar, Gölmarmara, Gördes, Kula, Selendi, Köprübaşı, Demirci, Saruhanlı, Muradiye, Soma, Kırkağaç İlçeleri ve diğer beldeleri ile köylerindeki tütün üreticilerinin yüzde 60'ı -tekrar ediyorum yüzde 60'ı- tüccara tütününü verdiği halde, henüz parasını alamamıştır.

Değerli milletvekilleri, bu işle ilgili namuslu tüccarımızı suçlamıyorum, suçlamak aklıma dahi gelmez; bunun da böyle bilinmesini özellikle istirham ediyorum. Ayrıca, tütün üreticisinin parasını zamanında ödeyen namuslu tüccarımıza da, buradan, şahsım adına ve üreticiler adına teşekkür ediyorum; ama, gerek tütün üreticisine ödemek için devletten aldığı düşük faizli reeskont kredilerini gerekse onlar adına alım yaptıkları yabancı firmalardan gelen dövizleri repoya yatıran, yüksek faize yatıran, dolayısıyla tütün üreticisinin sekiz aylık emeğinin, göznurunun, alınterinin karşılığı olan parayı ödemeyen bu tip tüccara, şunu açık açık belirtmek istiyorum; tütün ve tarım üreticilerinin hakkını savunmak, önce benim insanlık görevimdir, sonra siyasal temel görevimdir, ödevimdir. Bu konuda, 54 üncü Cumhuriyet Hükümetini, Tekelden sorumlu Sayın Devlet Bakanımı, Sayın Sanayi ve Ticaret Bakanımı, tütün üreticilerinin yanında olmaya çağırıyorum. En azından, ilgili ticaret odalarının acilen uyarılması, bu tip tacirlerin çalışma ruhsatlarının derhal ve süresiz iptal edileceğinin bir genelgeyle duyurulması gerekmektedir. Tütün üreticileri de, bunu, 54 üncü Cumhuriyet Hükümetinden beklemektedirler.

Sakın ha, serbest piyasa ekonomisi denilmesin!.. Serbest piyasa ekonomisi, ürününü aldığı üreticiye, alınterinin, göznurunun karşılığı olan parayı -tabirimi mazur görünüz- adam gibi, zamanında ödemeyi gerektirir.

Buradan, Tekelden sorumlu Sayın Bakana, Sayın Tekel Genel Müdürüne ve ilgililerine, 1996 yılı ödemelerini zamanında yaptıkları için de teşekkür etmeyi borç biliyorum.

Değerli milletvekilleri, ayrıca, önemli bir konuyu da belirtmek zorundayım. Bildiğiniz gibi, 1997 yılı yeni tütün dikimleri ve pamuk ekimleri Ege'de yağan aşırı yağmurlar sebebiyle en azından bir birbuçuk ay gecikmiştir. Bölgenin tüm tarım üreticisi ekonomik bakımdan çok zor durumdadır. Onun için, Ziraat Bankasının, tarım üreticilerine acil kredi olarak; ama, yeterli kredi olarak destek olması gerekmektedir. İnanarak söylüyorum, bütün bunların çözümü, gücünü yalnız halktan ve haktan alan, büyük Atatürk'ten alan, bunun dışında hiçbir yerden güç almayan Demokratik Sol Partinin iktidara gelmesiyle ve Sayın Bülent Ecevit'in de Başbakan olmasıyla son bulacaktır. Bunu da halkımızın oylarıyla hep beraber göreceğiz. (DSP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Sözlerime son verirken, bugün, bizi yöneten Sayın Başbakanların, güçlerini demokratik ve laik cumhuriyetten almalarını, büyük Atatürk'ten almalarını, başka dış ve iç güçlerin üyeliğinden değil, Türk Ulusunun onurlu üyeliğinin sorumluluğundan güç almalarını, milletvekilliğimizin ve başbakanlığın -Türkçenin akışı içinde söylüyorum- bizlere, sizlere ve sayın parti liderlerine babalarımızdan miras kalmadığını; ama, yurdumuzun, demokratik ve laik cumhuriyetin, demokrasimizin ise bizlere, sizlere...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Bir dakika, Sayın Gülay...

Buyurun efendim.

HASAN GÜLAY (Devamla) - ... atalarımızdan ve Büyük Atatürk'ten miras kaldığını, bunları korumanın da hepimizin tek görevi olduğunu, bu görevin Bay Şevki Yılmaz için de ve Bayan Tansu Çiller için de geçerli olduğunu hatırlatır, Yüce Meclise saygılar sunarım. (DSP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Gülay, teşekkür ediyorum efendim.

Devlet Bakanımız Sayın Kurt, buyurun efendim. (Alkışlar)

DEVLET BAKANI NAFİZ KURT (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; huzurlarınıza, Manisa Milletvekilimiz Sayın Gülay'ın, tütün üreticileri hakkında, Ege piyasası hakkında gündemdışı konuşmasına cevap vermek için geldim; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biz, Sayın Gülay'la, 1996 piyasasını Ege'de beraber açtık, beraber gittik. Ben, Manisa ve İzmir milletvekili arkadaşlarımın hepsini davet ettim, mektup yazdım ve kendilerine İzmir'de buluşmak üzere randevu verdim. Gelen arkadaşlarıma huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Sayın Gülay'la da, Akhisar'da, 1996 mahsulünü çok coşkulu ve üreticinin memnun olduğu şekilde açtık ve kendisi bana teşekkür etti. Şimdi, Tekel camiasına ve aynı zamanda bana bu kürsüden de teşekkür ediyor, ben de kendilerine teşekkür ediyorum.

Tütün üreticisinin emeğinin karşılığının ne olduğunu çok iyi bilen bir bakanım ve dört piyasa geçirdim; dört piyasada da hiçbir üreticimizin, tütün üreticisinin burnunu kanatmadık, şapkaları da havaya beraber attırdık Sayın Gülay.

Tütün üreticisine -Akhisar'da da söylediğim gibi- tüccara verdiğiniz tütünlerin ibrasını peşin imzalamayın diye ikazda bulunduk; fakat, maalesef, üreticimiz, tüccarda veyahut da ihracatçıda biraz daha farklı fiyat gördüğü zaman, bu ibraları peşin imza ediyor; imza ettiğinde, hukuken, hakkını kaybediyor. Ben, İhracatçılar Birliğiyle, bu paraların derhal ödenmesi konusunda devamlı temas halindeyim. Bugün aldığım bilgiye göre, tüccar, Ege'den 83 milyon kilogram tütün aldı; bunun bedeli 40 trilyon; 40 trilyonluk bedelin 38 trilyonu, bu zamana kadar ödenmiş; tüccar, 2 trilyon borçlu kalmış; bunu da önümüzdeki haftanın sonuna kadar ödemedikleri takdirde, Bakan olarak, elimden gelen her türlü hukukî imkânı kullanacağımı kendilerine söyledim. Zannediyorum ki, bir hafta sonra bu paralar ödenecek.

Biz -huzurlarınızda tekrar söylüyorum- tütün üreticisini çok memnun ettiğimiz kanaatindeyiz. İnşallah, Allah, 1997 yılı rekoltesini de hem fazla hem iyi yapar; üreticimizin yüzü güler.

Bana bu fırsatı verdiği için, Sayın Gülay'a teşekkür ederim.

Saygılarımı sunuyorum. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

2. - Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, yerel yönetimlerin problemlerine ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Meral Akşener'in cevabı

BAŞKAN - Yerel yönetimlerin problemleri hakkında, Yüce Heyetinizi aydınlatmak üzere Sayın Ünal Yaşar; buyurun. (ANAP sıralarından alkışlar)

ÜNAL YAŞAR (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, ülkemizin hızlı kalkınması için çok gerekli gördüğüm yerel yönetimler konusunu ele almak istiyorum; hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, bugünkü Hükümetin varlığından kaynaklanan gerginlik, ülkenin acil çözüm bekleyen sorunlarını gündem dışına itmiştir. Ülkemizi krizden krize sürükleyenlerin anılacakları tek bir payeleri vardır; o da cumhuriyet tarihi boyunca eşi benzeri görülmemiş partizanlıklarıdır.

Bugünkü Refahyol Hükümeti, kalıcı uygulamalar alanında, yerel yönetimler adına olumlu bir tek adım atamamıştır. Yerel yönetimlerin bugün ellerinde olan imkânları, yetkileri ve etkinlikleri neyse, ANAP Hükümetlerinin eseridir. Bugünkü Hükümet ise, belediyeleri, halka hizmet kapısı olarak görmek yerine, siyasî çıkarlarına hizmet edecek aracı kurumlar gibi görmektedir.

Bu Hükümetin, topluma hizmet anlayışını ve yerel yönetim anlayışını birlikte görelim:

Refahyol Hükümetinin, işbaşına geldiği günden bu yana, sadece Çevre Bakanlığı bünyesindeki Çevre Kirliliğini Önleme Fonundan 900 milyar lira dağıtılmıştır. Bu 900 milyar liranın 738 milyar lirası -yüzde 82'si- Refah Partili, 99 milyar lirası -yüzde 11'i- DYP'li belediyelere dağıtılmıştır; yani, bu 900 milyar liranın 837 milyar lirası -yüzde 93'ü- iktidar ortaklarının belediyelerine giderken, geri kalan yüzde 7'si, Anavatan Partili, DSP'li, CHP'li, MHP'li ve bağımsız belediyelere verilmiştir. İşte, partizanlık nasıl yapılır diye sorulduğunda, gösterilecek örnek bir tablo.

Kendi dışınızdaki belediyelere, orada yaşayan insanlara hizmet edilmesin diye ayırım yapacaksınız; ondan sonra da kalkıp, adaletten, adil düzenden veya memleketin eşit şartlarda kalkınmasından söz edeceksiniz!.. Geçmişte bu paraların yanlı dağıtıldığını iddia edenlerin, bugünkü uygulamalarından dolayı utanmaları lazım.

Sayın DYP'li milletvekili arkadaşlarım, adil düzen mimarları muhalefeti, halkı cezalandırıyor, sizden ses yok. Bu suskunluk Hükümet olma anlayışınızın bir gereği mi, yoksa, Maliye Bakanlığının karşılıksız yardımları DYP'li belediyelere siyasî rüşvet olarak dağıtıldı da ondan mı?

İşte, DYP Manisa Milletvekili Rıza Akçalı'nın, DYP'li milletvekillerine gönderdiği, siyasî anlayış, rüşvet belgesi. Yazıyı, size, buradan gösteriyorum.

HALİL İBRAHİM ÖZSOY (Afyon) - O yazıyı oku.

ÜNAL YAŞAR (Devamla) - "Sayın milletvekilim, hazineden sorumlu Ufuk Söylemez ve Maliye Bakanı Sayın Abdüllatif Şener'in mutabakatları sonucunda, imkânlar ölçüsünde, DYP'li belde belediyelerine 2'şer, ilçe belediyelerine 2,5'er, il belediyelerine 10'ar milyar lira çıkarılmıştır." Refah Partili belediyelere ne gitti bilmiyoruz.

Yazı, gensoru önergesinin oylanmasının hemen öncesinde gönderiliyor; tarih, 20 Mayıs 1997. Yazının sonunda ise "paralar, önümüzdeki hafta, belediyelerinizin hesaplarına geçecektir" deniliyor; yani, gensoru oylamasından sonra... Evet, Refahyol Hükümetinin belediyelere ne zaman, ne şartlarda ve neye hizmet amacıyla yardım yaptığını, hem de belediyelere devlet kasasından yapılan nakdî yardımların nasıl siyasî şantaj doğrultusunda kullanıldığını gösteren bir ayıbın belgesidir.

Değerli milletvekilleri, kalkınmanın hızlanması ve gelişmişliğin bütün bölgelere yayılması noktasında, yerel yönetimlerin önemli bir yeri vardır. Dünya, merkezden yönetim anlayışından yerinden yönetim anlayışına yönelmişken, Türkiye'de yerel yönetimler, 1991 yılında ANAP'ın bıraktığı noktanın da gerisine düşmüştür.

Bugün gazetelerde yer alan bir haberde -dün veyahut evvelki gün- Başbakan Sayın Erbakan'ın talimatıyla, Refah Partili belediyelere çeşitli fonlardan trilyonlar aktarılmaya başlanıldığı yazıyor. Acaba, bu telaşın, bu adaletsizliğin sebebi nedir; sayın Hükümet yetkilisinden cevap bekliyorum.

Değerli arkadaşlarım, geçmişte, Gaziantep'te, rahmetli Özal, Sayın Taşar, Celal Doğan ve hasbelkader bizler de, parti ayırımı gözetmeden, yerel yönetimler konusunda, her türlü maddî ve manevî desteği verdik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Yaşar...

ÜNAL YAŞAR (Devamla) - 2 dakika rica ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Yaşar, size eksüre veriyorum; buyurun.

ÜNAL YAŞAR (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

Gaziantep'te, büyük projelere, hiçbir parti ayırımı gözetmeden, 1980'li yıllarda, bugünün parasıyla trilyonlara varacak maddî ve manevî destek verdik.

Geçen gün, televizyonlarda, bütün Türkiye'yi üzen ve bizleri de çok üzen, iğrendiren, birtakım kasetlerle yayınlanan çirkin ithamlar altında kaldığımızı görüyorum. Siyasî yobazın biri çıkmış, Gazianteplilere, bizlere "p...ler" diyor, ailelerinin namusuna dil uzatıyor, Sayın Taşar'ın ve Celal Doğan'ın ailesine, namusuna dil uzatıyor. Acaba, Sayın Taşar'ın ve Celal Doğan'ın namusuna dil uzatırken, kendisi, o namuslarının, hanımlarının kesip atmış olduğu tırnak olabilir mi?! (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar) Gazianteplilerin namus anlayışı, Kurtuluş Savaşında tarihe destanlar yazdırmıştır; ama, ben, Sayın Şevki Yılmaz'ın onu anlayacak seviyede olduğunu düşünemiyorum bile.

CAFER GÜNEŞ (Kırşehir) - Ayıp!.. Ayıp!..

ÜNAL YAŞAR (Devamla) - Sizin herhalde utanmanız lazım. Çok ayıp!..

CAFER GÜNEŞ (Kırşehir) - Siz utanın. (ANAP ve DSP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Efendim, lütfen... (RP sıralarından "Mahkemeye intikal etmiş bir konu" sesleri)

ÜNAL YAŞAR (Devamla) - Olur mu öyle şey! Ben yeni öğreniyorum. Benim hanımıma dil uzatacak "kerhaneye..." diyecek; sen oradan laf söyleyeceksin... Çok ayıp!.. Senin hanımına deseler zoruna gitmez mi?

Ben de Antep milletvekiliyim... Dokundu mu?!

BAŞKAN - Sayın Yaşar, ben, size süre verdim efendim; lütfen toparlar mısınız...

ÜNAL YAŞAR (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, ilkesizlikleri, siyasî entrikaları, ayak oyunlarını, toplumun, Türk Milletinin tepkisine rağmen, demokrasi zanneden...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Yaşar, bir tek dakika... Rica ediyorum, Yüce Kurula saygı sunun. Bana hiç kâğıt göstermeyin lütfen. (DSP sıralarından "Devam etsin" sesleri)

İHSAN ÇABUK (Ordu) - Sataşma var ama Sayın Başkan...

BAŞKAN - Efendim, rica ediyorum... Gündemdışı konuşma 5 dakikadır; arkadaşınız 8 dakika konuşuyor. Yapmayın yani!..

ÜNAL YAŞAR (Devamla) - ... ve savunan varsa -özellikle belirtiyorum, savunan varsa- onlar, ancak, olsa olsa, siyasî erdem nedir bilmeyen, partilerin, demokrasi için, halka hizmet için var olduğu ilkesini bilmeyen, parti hastalığı olan bağnazlığın, köleci anlayışın, milletvekilliği itibarını yok ettiğini gözardı eden, toplumun özlemini çektiği, Türkiye'ye yaraşır, dürüst siyasetçi, dürüst siyaset nasıl olur bilmeyenler; evet, onlar, olsa olsa halkın bütününü göremeyecek kadar gözü kararmış, demokrasi ve siyasî ahlak yoksunudurlar.

Hepimiz, bu ülkeye ve üzerinde yaşayan halka karşı sorumluyuz. Unutmayın ki, bu Yüce Mecliste hepimiz namusumuz ve şerefimiz üzerine...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÜNAL YAŞAR (Devamla) - ...yemin ettik. Yarın, vicdanlarınızla başbaşa kaldığınızda veremeyeceğiniz hesapların altına imza atmayınız.

Sayın Başkanım, bu duygulara sahip değerli arkadaşlarımı ve Türkiye Büyük Millet Meclisini saygıyla selamlıyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Yaşar, teşekkür ediyorum efendim.

Gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere, Sayın İçişleri Bakanımız; buyurun efendim.

TUNCAY KARAYTUĞ (Adana) - Dinlemedi ki, neye cevap verecek...

İÇİŞLERİ BAKANI MERAL AKŞENER (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, mahallî idarelerin sorunlarıyla ilgili olarak yapmış olduğu gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisin değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.

Mahallî idareler, il, belediye ve köy halkının yerel nitelikli ortak ihtiyaçlarını karşılayan ve karar organları, yerel halk tarafından seçilen kuruluşlardır. Bu nitelikleri gereği, hem bir hizmet birimi hem de demokrasimizin vazgeçilmez unsurudur. Merkezî idare ve mahallî idareler, kuruluş ve görevleriyle bir bütün teşkil etmekle birlikte, bu idareler arasında hizmetlerin niteliğine uygun bir görev ve kaynak bölüşümü yapılmış değildir. Yerel nitelikteki pek çok hizmet, merkezî idare birimlerince yerine getirilmekterdir. Mahallî idareler, kamu hizmetlerinin ancak yüzde 12'sini görmektedir. Oysa, bu oran, gelişmiş ülkelerde yüzde 50'ler civarındadır. Bu yapı içerisinde, merkezî idare gereğinden fazla büyüyerek rasyonel kaynak kullanamaz hale gelmiş, mahallî idareler ise, etkinlikten uzak ve merkezî idareye aşırı bağımlı bir duruma düşmüştür. Diğer taraftan, mahallî idarelerimizin çalışma esaslarını düzenleyen 442 sayılı Köy Kanunu, 1580 sayılı Belediye Kanunu ve İl İdaresi Kanununun uygulamaya konulduğu zaman içinde bulunulan şartlar değişmiştir. Öyle ki, 1930'lu yıllarda, belediye sınırları içerisinde yaşayan nüfusumuz yüzde 25 iken, bugün, yüzde 75'i aşmıştır. Sanayileşme ve kalkınma arttıkça, bu oran, daha da büyüyecektir; bu, sosyal bir olgudur. Önlemeye çalışmak veya göçü tersine çevirmeye çalışmak yerine, bu göçün daha sağlıklı gerçekleşmesinin, kentlerimizin daha sağlıklı büyümesinin yollarını aramalı ve bulmalıyız.

Gelişmenin bir diğer boyutu da, merkezî ve mahallî idarelerin görev tanımlarında olmuştur. Makine, araç gereç, haberleşme ve bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler, mahallî idarelerin imkânlarını artırmış ve eksiden ancak merkezî idarenin başedebileceği kabul edilen pek çok hizmet türü, mahallî nitelik kazanmıştır. Bu gelişmeler, kamu idaremizde, yeni bir görev tanımı ve kaynak bölüşümüne gidilme ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Bu çerçevede, Bakanlığımca yoğun çalışmalar devam etmektedir.

Bu çalışmalar sonucunda hazırlanan tasarının temel amaçları; yerinden yönetim ve yetki genişliği ilkelerine uygun olarak yerel nitelikli hizmetlerin mahallî idareler tarafından yürütülmesini sağlamak ve merkezî idarenin bu kabil hizmetlerini yerel yönetimlere devretmek; mahallî idarelerin görev ve sorumluluklarının gerektirdiği malî kaynaklara ve teşkilata kavuşmasını sağlamak; mahallî idarelerin karar ve uygulama yeteneklerini geliştirmek ve merkezî idarenin anlamsız vesayet uygulamalarını kaldırmak; mahallî idarelerin hizmet özelleştirmelerini kolaylaştırmak; mahallî idarelerin kendi aralarında işbirliği ve yardımlaşma imkânlarını geliştirmek; köylerin hizmet ihtiyaçlarını ve kalkınmasını, il özel idareleri ve kaymakamların başkanlığında kurulan köylere hizmet götürme birlikleriyle sağlamaktır.

Bu amaçlar doğrultusunda yapılan çalışmalarda getirilen başlıca yenilikler ise; yerel nitelikli hizmetler, ağırlıklı olarak mahallî idarelerin sorumluluğuna verilmekte ve merkezî idare kuruluşları tarafından yürütülen bu kabil hizmetler ile bunlara ilişkin kaynakların mahallî idarelere devrine imkân sağlamaktır.

Mahallî idarelerin görev ve hizmet alanlarına giren konularda doğrudan kendi organlarının kararıyla planlama ve uygulama yapma yeteneği artırılmakta, bu idarelerin işlemleri üzerindeki vesayetler büyük ölçüde kaldırılmaktadır.

Genel bütçeden belediyelere ayrılan payı 2 katına, il özel idarelerine ayrılan payı 10 katına kadar artırma konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir. Mahallî idarelere belirli konularda kendi organlarının kararıyla gelir temin etme yetkisi verilmektedir.

Yerinden yönetim ve yetki genişliği anlayışına uygun olarak bakan ve bakanlıkların görev ve yetkilerinin vali ve kaymakamlara devredilebilmesine imkân sağlamaktır.

Mahallî idare hizmetlerinde özelleştirme, yap-işlet-devret modeli, kat karşılığı inşaat gibi uygulamalar kolaylaştırılmaktadır. Mahallî idarelerin personel istihdamı ve kadro işlemleri kolaylaştırılmakta, sözleşmeli personel istihdamları teşvik edilmektedir. Paralarının değerlendirilmesi konusunda bankalarla ilişkileri kolaylaştırılmaktadır.

Mahallî idarelerin birbiriyle yardımlaşabilmesine imkân sağlanmakta, belediyelerin, il özel idarelerinin, mahalle ve köy muhtarlarına yardımcı olmak üzere bütçelerine ödenek koyma mecburiyeti getirilmektedir.

Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, il genel meclisi, belediye meclisi toplantılarına katılıp, görüşlerini belirtebilme imkânı getirilebilmektedir.

Belediye ve il özel idarelerinin imarlı arsa ve konut üretimi konusundaki yetkileri artırılmaktadır.

Hazinenin özel mülkiyetindeki arazilerin belediyelere ve il özel idarelerine devrine ve bu idareler vasıtasıyla imarlı hale getirilip, değerlendirilmesine imkân sağlanmaktadır.

Mahallî idareler bütçesinden diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ayrılan paylar kaldırılmakta, belediyelerin Emlak Vergisi ve Çevre Temizlik Vergisi tahsilatlarından il özel idarelere ve büyükşehir belediyelerine pay ayrılmasına son verilmektedir.

İçişleri Bakanlığına bağlı mahallî idareler araştırma ve eğitim enstitüsü kurulmaktadır. Mahallî idareler meslek liseleri ve yüksekokulu mezunlarının sınava tabi tutulmaksızın mahallî idarelerde istihdamına imkân sağlanmaktadır.

Mahallî idarelerin taşıt alımlarında Bakanlar Kurulu izni kaldırılmaktadır.

İl genel meclisi ve belediye meclisi üyelerine sosyal güvenlik hakkı verilmektedir.

Belediye kurulması için gerekli şartlar, optimal hizmet alanı anlayışına uygun olarak yeniden belirlenmektedir.

Belediye zabıtasının imar, çevre ve turizm gibi konularda işbölümü ve ihtisaslaşmaya gidebilmesine imkân sağlanmaktadır.

Büyükşehir belediyelerine, sanayi ve ticaret bölgeleri kurabilme yetkisi verilmektedir.

Büyükşehir belediyelerinin mücavir alan tespitleri kolaylaştırılmakta ve bu alanlar ile su havzalarının koruma alanlarında yetkileri artırılmaktadır.

Büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan Karayolları Genel Müdürlüğüne ait yolların, rekreasyon amacıyla kullanılan ormanların ve hizmet amacını kaybeden baraj ve göletlerin büyükşehir belediyelerine devrine imkân sağlanmaktadır.

Şehiriçi trafiğin düzenlenmesi ve denetimi büyükşehir belediyelerine, trafik komisyonlarının görevleri büyükşehir ulaşım koordinasyon merkezlerine devredilmektedir.

Gıda maddelerinin üretildiği, satıldığı ve muhafaza edildiği yerlerin denetimi ve ruhsat işlemleri konusunda belediyeler yeniden yetkilendirilmektedir.

Belediye başkan ödenekleri, nüfuslarıyla orantılı olarak, milletvekili maaşlarına endekslenmektedir.

İl özel idarelerinin, yerel şartlara ve hizmet gereklerine uygun olarak, valinin emir ve gözetimindeki genel sekreterin yönetiminde il düzeyinde daire başkanlıkları, ilçe düzeyinde şube müdürlükleri şeklinde teşkilatlanması sağlanmaktadır. (Gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Bakan, bir dakikanızı rica edeyim...

Sayın milletvekilleri, gündemdışı bir konuşma yapıldı. Sayın bakanlardan cevap bekliyoruz haklı olarak. Sayın bakanlar cevap vermedikleri zaman, tepki gösteriyoruz; cevap verince de dinlemiyoruz. Rica ediyorum...

Sayın Bakan, buyurun efendim.

İÇİŞLERİ BAKANI MERAL AKŞENER (Devamla) - İlçelerde, kaymakamların başkanlığında kurulan köylere hizmet götürme birliklerine genel bütçeden pay verilmekte ve köye yönelik projeler bu birlikler vasıtasıyla desteklenmektedir.

İl genel meclislerine kendi başkanını seçme yetkisi verilmektedir.

Özel idarelerin, zabıta teşkilatı kurabilmesi ve imar, çevre ve turizm gibi konularda işbölümü ve ihtisaslaşmaya gidebilmesine imkân sağlanmaktadır.

İl özel idarelerine, il sınırları içindeki eğitim, öğretim, sağlık, kültür ve turizm tesisleri ile tarihi eserlerin, müzelerin, sınaî ve ticarî tesislerin korunması amacıyla, İçişleri Bakanlığının izniyle, özel güvenlik teşkilatı kurabilme yetkisi verilmektedir.

Bütün bu düzenlemelerle mahallî idarelerin hizmet ve kaynak üretiminde etkinliğinin artacağına ve idarenin, bir bütün olarak, daha hızlı karar veren, daha verimli hizmet üreten ve daha katılımcı bir yapıya kavuşacağına inanıyorum.

Bu konuda, ilgili kuruluşların görüşleri alınmış olup, bu görüşler doğrultusunda gerekli değişiklikler yapılmaya devam etmektedir. Bu çalışma en kısa sürede bitirilip, Bakanlar Kuruluna sunulmak üzere Başbakanlığa arz edilecektir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) - Sayın Başkan, bir hususu belirtmeme izin verir misiniz?

BAŞKAN - Buyurun efendim.

MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) - Sayın Başkan, gündemdışı söz alan sayın milletvekilimizin, günün önemine binaen -hafta sonuydu ve ondan sonra Meclis ilk defa toplanıyor- bazı talepleri ve sözleri oldu; ancak, Sayın Hükümet adına konuşan Bakanın, Meclise, parlamenterlere yöneltilen ağır, galiz hakaretler ve küfürlerle ilgili hiçbir beyanı olmadı.

Biz, ayrıca, sizden de Meclis Başkanı olarak, o kürsünün gereği de olsa, Meclis Başkanı olarak, Meclise ve milletvekillerine yöneltilen bu hakaretlerle ilgili bir tepki koymanızı beklerdik. Ona da şahit olamadık. Ümit ediyorum, gündemdışı konuşmalar bittikten sonra, bu konuda Meclisimizin fikirleri dile getirilecektir.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Efendim, bu, gayet tabiîdir. Bakınız, eskilerden bu tarafa söylenen bir söz vardır: "Malumu ilam, abesle iştigaldir." Bir hakarete karşı tepki koymanın gereğini ve ihtiyacını duymuyorum; çünkü, zaten, herkes tarafından gerekli tepki gösterilmiştir; ama, bir kere ifade edeyim: Türkiye'nin makarrı iffeti olan, makarrı namusu olan Türk Parlamentosuna yönelik olduğu iddia olunan sözleri bir kenara koyun, herhangi bir vatandaşımızı, sıradan bir vatandaşımızı rencide eden hiçbir sözü, hiçbirimizin kabullenmesi, onay vermesi düşünülemez. Sadece falan zatın sözüne karşı değildir bu sözlerim; o da dahil, kimden sâdır olduysa; gazetelerde, aylardır, senelerdir, bu Parlamentoyu yerin zımmına sokmak üzere yazılan yazılar var, makaleler var, haberler var; onları da kınıyorum. (Gürültüler)

AHMET GÜRYÜZ KETENCİ (İstanbul) - Ne alakası var!..

BAŞKAN - Onları da kınıyorum...

AHMET GÜRYÜZ KETENCİ (İstanbul) - Başkan, konuyu dağıtma!..

BAŞKAN - Onları da kınıyorum...

YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) - Sayın Başkan, basını örnek vererek Şevki'yi savunmayın.

NEZİR BÜYÜKCENGİZ (Konya) - Şevki Yılmaz!.. Şevki Yılmaz!..

BAŞKAN - Onları da kınıyorum...

İşte, burada, önemli olan, Parlamentoya yönelik, tasvip etmemiz -kabullenmeyi bırakın, tasvip etmemiz- mümkün olmayan her söze, müstahakkınca tepkimiz vardır. Benim söyleyeceğim bundan ibarettir. (Gürültüler)

Efendim, müsaade buyurunuz...

AHMET GÜRYÜZ KETENCİ (İstanbul) - Başka tarafa çekmeyin.

BAŞKAN - Hiçbir tarafa çekmiyorum.

Bakınız, bu Parlamentonun itibarını, hep beraber korumaya mecburuz. Benim sorumluluğum ne kadarsa her birinizin o kadar, her birinizin ne kadarsa benim o kadardır. Bu gazetelerde "köle pazarları" tabiri kullanıldı; gerekli tepkiyi hiçbirimiz göstermedik. (ANAP ve RP sıralarından karşılıklı konuşmalar)

Sayın Yaşar, oturun efendim... Lütfen... Rica ediyorum... (Gürültüler)

Efendim... Sayın Emmioğlu... Sayın Emmioğlu... Rica ediyorum efendim...

ALİ ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Bize pezevenk diyen pezevenk...

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) - Onlar kabul ediyorlar galiba...

BAŞKAN - Sayın Çakıroğlu, buyurun efendim...

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) - Kabul ediyorlar galiba onlar o lafları...

BAŞKAN - Efendim, hiç kimse kabul etmez, siz de kabul etmezsiniz, o da etmez.

MAHMUT IŞIK (Sıvas) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Sayın Çakıroğlu, buyurun...

MAHMUT IŞIK (Sıvas) - Sayın Başkan, basında yayımlanan diğer sözlerle bunu aynı kefeye koyarak Sayın Meclise anlatmanızı yadırgıyorum.

BAŞKAN - Efendim, koymuyorum...

Bakınız...

MAHMUT IŞIK (Sıvas) - Bu, öyle, sizin söylediğiniz kadar hafife alınacak bir olay değildir; bunu şiddetle kınamanız gerekir. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Efendim...

ALİ ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Türkçe konuşun...

BAŞKAN - Efendim...

Sayın Şahin, bir dakika efendim...

Biz Türkçe konuşuyoruz; siz Türkçeyi...

ALİ ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Türkçe kelime kullanın...

BAŞKAN - Arkasını dinleyin ki...

Efendim siz Türkçeyi gayet iyi anlarsınız; onu söylüyorum.

RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) - Türkçe konuşuyorsun; ama, Türkçe dinlemiyorsun.

BAŞKAN - Efendim siz Türkçeyi iyi anlarsınız.

ALİ ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Açık konuşun...

BAŞKAN - Gazetelerdeki tahkir eden sözleri bile kınadıktan sonra... Diyorsunuz ki "farklıdır..." Onu, evleviyetle kınıyoruz demektir... Yapmayın yani...

3. - Muğla Milletvekili Zeki Çakıroğlu'nun, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesiyle ilgili uygulamalara ilişkin gündemdışı konuşması

BAŞKAN - Efendim, Cumhuriyet Halk Partisi Muğla Milletvekili Sayın Çakıroğlu, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesiyle ilgili uygulamalardan dolayı -zannediyorum bazı problemler var- Yüce Kurulu bilgilendirecek.

Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

ZEKİ ÇAKIROĞLU (Muğla) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesinde Refahyol Hükümeti tarafından yapılan uygulamalarla ilgili görüş ve önerilerimi sunmak üzere gündemdışı söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gündemdışı konuma geçmeden önce, Refah Partisi Rize Milletvekili Şevki Yılmaz'ın, televizyonlarda yayınlanan, halkımızı ve demokratik kurum ve kuruluşlarımızı rencide eden konuşmasını şiddetle men ediyor ve kınıyorum. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Meczup zihniyetlerin kollanmaması, korunmaması, siyasî hayattan ve Yüce Meclisten derhal, ötelenmeden uzaklaştırılması için, yetkili ve sorumluları görev yapmaya çağırıyorum. Bu işin peşinin bırakılmaması gerektiğini de, tüm kamuoyumuza, Yüce Meclis çatısı altından bilgi olarak sunmak istiyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, 33 bin metrekare alan üzerine kurulmuş, kenardan ortaya doğru yükselen, tepe şeklinde, Bodrum Kalesi içinde bulunmaktadır.

Müze, Müze Müdürlüğünce, yirmi seneye varan bir süredir, dünyanın en ender ağaçlarının da bulunduğu -yetiştirme sonucunda- koruluk haline gelmiş bir yeşil doku içerisinde, dağınık vaziyette ve engebeli bir şekilde konuşlandırılmış; 12 teşhir salonu, 12 de eski eser deposundan oluşmaktadır; yaşayan müzecilik alanında dünyanın sayılı müzelerindendir. Müzeyi, 1996 yılında -yaz aylarında, günde ortalama 1 500 kişi olmak üzere- 266 bin kişi ziyaret etmiş ve bunun karşılığında da, 31 milyar 398 milyon 400 bin Türk Lirası giriş ücreti geliri elde edilmiştir; ziyaretçi sayısı bakımından, ülkemizin ilk beşinci sıradaki müzesidir.

Böylesine önemli ve uluslararası özelliğe sahip, yaşayan müzeciliğin en güzel örneklerinden olan bu müzede, Refahyol Hükümeti zamanında bakın neler olmuş: Müzenin 15 koruma görevlisi kadrosu bulunmaktadır; ne var ki, bunun 4'ü görevde, 11'i açıktır; 4 gece bekçisi, 5 de gündüz bekçisi bulunmaktadır. Düşünün, ziyaretçi sayısının 1 500 olduğu bir ortamda, dağınık konuşlandırılmış ve engebeli bir arazide yerleşmiş bu müzede, bu kadar kişinin, çalışan kadronun yetersizliği yüzünden, ne yazık ki, medeniyetlerin o güzelim eserlerinin bir kısmı teşhire sunulamamakta; çünkü, çalınma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

1983'ten bu yana, senede sadece 11 ay çalıştırılarak, Maliye Bakanlığı vizesiyle geçici işçi statüsünde 3 işçi çalıştırılmaktaydı, ki, bunlar temizlik ve bakım işlerini yapıyorlardı. Ne yazık ki, son uygulamada, bu vizeler iptal edilmiş ve o 3 işçi işten atılmıştır.

1978'den beri uygulanmakta olan Kale ve Antik Tiyatronun temizlik ve bakımı için Kültür Bakanlığının izni gerekiyordu. Bugüne kadar sürdürülen bu uygulama, ne yazık ki, izin kaldırılarak, uygulamadan kaldırılmıştır. Tabiî ki sonuçta, bakımsızlığa terk edilmiş bir müzeyle, bir kaleyle, bir antik tiyatroyla karşı karşıyayız.

Bunlar yetmezmiş gibi, Kalenin girişinde, Kültür Bakanlığı Döner Sermaye Merkez Müdürlüğünün denetiminde çalışan bir kafeterya mevcut. Burada içki satılmaktadır ve gelen turistler, o yorgunluktan sonra, gayet güzel, yeşillik alanda dinlenerek bu ihtiyaçlarını gidermekte ve serinlemektedirler. Daha önce, günde 100 milyon lira ciro yapan bu kafeterya, son yasaklamayla günde 10 milyon ciroya düşmüştür.

Tabiî ki turistlerin tepkisi büyük.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Efendim, toparlar mısınız lütfen...

ZEKİ ÇAKIROĞLU (Devamla) - Geçen hafta Bodrum'daydım. Milletvekili olduğumu duyunca -söyledikleri çok enteresan- "bizi ülkenizde istemiyor musunuz? Burası İran mı?" dediler. Çok acıdır!.. Konuyu Meclise taşıyacağımı söyledim ve oradan ayrılmak durumunda kaldım.

Sayın Kültür Bakanının ve Bakanlık mensuplarının bu tip uygulamalarına şaşmamak gerekir; ama, Hükümet ortağı DYP'nin Muğla milletvekillerini buradan göreve çağırıyorum. Böyle bir uygulamaya izin verilmemesi gerekmektedir.

Yine, bir konunun altını çizmek istiyorum. Milattan sonra 626 yılında batmış bulunan Doğu Roma Gemisinin orijinal parçaları çıkarılmak suretiyle ve...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZEKİ ÇAKIROĞLU (Devamla) - Sayın Başkanım, kısa bir bilgi sunacağım.

BAŞKAN - Efendim, lütfen... Lütfen, toparlar mısınız... Sayın Çakıroğlu, lütfen, saygınızı sunun Genel Kurula.

ZEKİ ÇAKIROĞLU (Devamla) - Bu geminin orijinali, ikibuçuk yıllık bir çalışmayla, Amerikalı Arkeolog Profesör George Bas ve 5 kişilik teknik kadro ile, uzmanlar, yerli uzmanlar ve yurttaşların katkısıyla gerçekleştirilmiştir. Bu geminin buradan sökülüp alınacağı, radikal sağ basında ne yazık ki, söylenmektedir, yazılmaktadır. Buna tevessül edilmesin. Muğlalılar, Bodrumlular olarak buna izin vermeyiz, gereksiz sürtüşmelere de meydan verilmemesi için, bu tip uygulamalardan kaçınılmasını bekliyoruz.

Hükümetler gelir geçer; ancak, Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olarak ilelebet yaşayacaktır. Onun değerleriyle oynanmamasını bekliyoruz; oynayanlara göz yumulmamasını diliyoruz. Bu konuda kararlı olduğumuzu belirtiyor, Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Çakıroğlu, teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı tezkereleri vardır; ayrı ayrı okutup, bilgilerinize sunacağım:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. - İngiltere'ye gidecek olan Devlet Bakanı Abdullah Gül'e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/815)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

28 Mayıs 1997 tarihinde İngiltere'ye gidecek olan Devlet Bakanı Doç. Dr. Abdullah Gül'ün dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

2. - İstifa eden ve istifası kabul edilen Işılay Saygın'dan boşalan Devlet Bakanlığına yeni bir atama yapılıncaya kadar, Sağlık Bakanı İsmail Karakuyu'nun vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/816)

Türkiye Büyük Millet Meçclisi Başkanlığına

İlgi: Başbakanlığın, 29 Mayıs 1997 tarihli ve B.02.0.PPG.0.12-1/1-10396 sayılı yazısı.

İstifa eden ve istifası kabul edilen Işılay Saygın'dan boşalan Devlet Bakanlığına, yeni bir tayin yapılancaya kadar; Sağlık Bakanı Doç.Dr. İsmail Karakuyu'nun vekâlet etmesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 113 üncü maddesi gereğince uygun görülmüştür.

Bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

3. - Litvanya, Estonya ve Letonya'ya gidecek olan Devlet Bakanı Ayfer Yılmaz'a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı H. Ufuk Söylemez'in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/817)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 2 Haziran 1997 tarihinden itibaren Litvanya, Estonya ve Letonya'ya gidecek olan Devlet Bakanı Ayfer Yılmaz'ın dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı H. Ufuk Söylemez'in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

4. - Litvanya, Estonya ve Letonya'ya gidecek olan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e, dönüşüne kadar, TBMMBaşkanı Mustafa Kalemli'nin vekâlet edeceğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/818)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Litvanya, Letonya ve Estonya Cumhurbaşkanlarının davetlisi olarak 2-5 Haziran 1997 tarihlerinde bu ülkelere resmî bir ziyarette bulunacağımdan, dönüşüme kadar Cumhurbaşkanlığına, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 106 ncı maddesi uyarınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Doç.Dr.Mustafa Kalemli vekâlet edecektir.

Bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

5. - Almanya, İsveş ve Norveç'e gidecek olan Devlet Bakanı Lütfü Esengün'e dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Ahmet Cemil Tunç'un vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/819)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 1 Haziran 1997 tarihinden itibaren Almanya, İsveç ve Norveç'e gidecek olan Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Ahmet Cemil Tunç'un vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

Süleyman Demirel

Cumhurbaşkanı

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Efendim, bir Meclis araştırması önergesi vardır; arkadaşımız arz edecek Yüce Heyete, ben de tespitini yapacağım.

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. - Batman Milletvekili Alaattin Sever Aydın ve 24 arkadaşının, Batman İlinin ekonomik, sosyal ve kentsel sorunlarının araştırılarak, alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/92)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Zengin petrol yatakları ile bir zamanlar ülkemizin gözde kentlerinden biri olan Batman İlimiz, şimdi, işsizlik, terör, açlık ve umutsuzluğun kol gezdiği şehirlerimizden biri haline gelmiştir.

1990 yılında il olmasından bu yana geçen yedi yıllık süre içinde, sadece sorunları ve sıkıntıları artan, ancak ekonomik dinamizmi tamamen duran bir kent olan Batman, kırsal alandan yoğun göç alan, başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere büyük kentlere göç veren bir il konumundadır.

Bu nedenle, Batman İlimizin, bugün, içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve kentsel sorunları tespit etmek, araştırmak ve alınacak çok yönlü tedbirleri ortaya koymak için, Anayasa'nın 98 inci, TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz. 29.5.1997

1. Alaattin Sever Aydın (Batman)

2. Faris Özdemir (Batman)

3. Hacı Filiz (Kırıkkale)

4. Saffet Arıkan Bedük (Ankara)

5. Ertuğrul Eryılmaz (Sakarya)

6. Zülfikar İzol (Şanlıurfu)

7. Fethullah Erbaş (Van)

8. Abdulhaluk Mutlu (Bitlis)

9. Nedim İlci (Muş)

10. Yakup Hatipoğlu (Diyarbakır)

11. Maliki Ejder Arvas (Van)

12. Mehmet Tatar (Şırnak)

13. Mehmet Emin Aydın (Siirt)

14. Ömer Özyılmaz (Erzurum)

15. Sıtkı Cengil (Adana)

16. İsmail İlhan Sungur (Trabzon)

17. Remzi Çetin (Konya)

18. Ahmet Derin (Kütahya)

19. Fikret Karabekmez (Malatya)

20. Tahsin Irmak (Sıvas)

21. Metin Perli (Kütahya)

22. Necati Çetinkaya (Konya)

23. Doğan Baran (Niğde)

24. Zeki Ertugay (Erzurum)

25. Memduh Büyükkılıç (Kayseri)

Gerekçe:

Doğu ve Güneydoğu Anadolu gerçeği ile bu bölge halkının içinde yaşadığı olumsuz şartlar hepimizin malumudur. Batman da bu yörelerimizin önemlilerinden bir tanesidir.

Batman, Siirt İline bağlı bir ilçeyken, 1990 yılında il olmuştur.

Geleneksek ekonomik yapı tarım ve hayvancılığa dayanmakta iken, son yıllarda sanayileşme alanında önemli atılımlar olmuştur. Ancak, bir yandan hızlı nüfus artışı ve sanayileşme, diğer yandan kentleşme ve göç nedeniyle meydana gelen sosyoekonomik canlanma, önemli sorun ve ihtiyaçları da beraberinde getirmiştir.

Yörede iş imkânları, tarım ve hayvancılığın dışında oransal olarak değer taşımadığından, halk, işsizlik sonucunda, iş bulma amacıyla, başta İstanbul, Adana, Mersin, Antalya gibi illere göç etmektedir.

Öte yandan, bölgede, köy boşaltmalar, mera yasağı ve bazı şiddet olayları nedeniyle tarım ve hayvancılığın da ölmekte olduğu görülmektedir.

Batman İline sınaî ve hayvancılık alanında çok sayıda teşvik belgesi verilmesine rağmen, başarılı olunamamıştır.

İmalat sanayiinde verilen teşviklerle yapılan bazı tesisler, çalışabilecek nitelikte görülmektedir. Bunların bazıları, işletme sermayesi eksikliğinden üretime geçememiş, bazıları da düşük kapasiteyle üretim yapma durumunda kalmışlardır. Sağlanacak düşük faizli işletme kredileri ile bu tesislerin canlandırılması, ilimizde temel sorunlardan biri olarak görülen işsizliğin çözümünde de olumlu rol oynayacaktır.

İlimizde istenilen ekonomik düzeye ulaşılması ve yüksek işsizlik sorununun çözümü için bölgemizde yatırımlar teşvik edilmelidir. Gerek tarımcılık gerekse hayvancılık alanında köylülere ve çiftçilerimize çeşitli imkânlar ve krediler sağlanmalıdır. Netice itibariyle, yatırımlar tekrar başlatılmalı, yeni iş sahaları yaratılmalıdır. Yarım kalan teşvikli yatırımların devamı için yeni krediler verilmeli, bu fabrikaların çalıştırılabilmesi için pazarlar sağlanmalıdır.

GAP Projesi kapsamında bulunan ve Türkiye'nin enerji üretimi açısından dördüncü büyük barajı olacak Ilısu Barajı Projesi, Hasankeyf İlçemizin geleceğini ciddî bir şekilde ilgilendirmektedir. Bu proje gerçekleştirildiği takdirde, Hasankeyf İlçesi tamamen baraj suları altında kalacaktır. Bu nedenle, bu ilçemiz için acilen yeni yerleşim yerinin seçimi ve yöre halkımızı rahatlatacak çalışmalar bir an evvel başlatılmalıdır.

Açıklanan sebeplerle, Batman İlimizin ekonomik, sosyal ve kentsel sorunlarını incelemek ve gerekli çözüm önerilerini ortaya koymak için, Anayasanın 98 inci maddesi, Meclis İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılması son derece yararlı olacaktır.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemde yerine alacak, Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.

Sayın milletvekilleri, komisyondan istifa önergesi vardır; okutuyorum:

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)

6. - Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın, Adalet Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/193)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Adalet Komisyonu üyeliğinden istifa ediyorum.

Gereğini ve bilgilerinizi saygılarımla arz ederim.

3.6.1997

Ertuğrul Yalçınbayır

Bursa

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının tezkereleri vardır; bilgilerinize sunacağım.

7. - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanınca, Polonya Parlamentosundan bir heyetin ülkemizi ziyaretinin kararlaştırıldığına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/820)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 5.5.1997 tarih ve 42 sayılı Kararı ile, Polonya'dan bir parlamento heyetinin ülkemizi ziyareti kararlaştırılmıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dışilişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 7 nci maddesi gereğince Genel Kurulun bilgisine sunulur.

Doç. Dr. Mustafa Kalemli

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

8. - Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Grubunda boş bulunan asıl ve yedek üyelikler için aday gösterilen milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/821)

29 Mayıs 1997

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Grubunda boş bulunan asıl ve yedek üyelikler için Doğru Yol Partisi Grubunca, asıl üyeliğe Balıkesir Milletvekili Abdülbaki Ataç; yedek üyeliğe ise Yozgat Milletvekili Yusuf Bacanlı aday gösterilmiştir.

Siyasî parti gruplarınca aday gösterilen üyelerin isimleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dışilişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca Genel Kurulun bilgisine sunulur.

Doç. Dr. Mustafa Kalemli

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

9. - Kuzey Atlantik Asamblesi Türk Grubunda boş bulunan asıl üyelik için aday gösterilen milletvekiline ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/822)

29 Mayıs 1997

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Kuzey Atlantik Asamblesi Türk Grubunda boş bulunan asıl üyelik için Doğru Yol Partisi Grubunca Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar aday gösterilmiştir.

Siyasî Parti Grubunca aday gösterilen üyenin ismi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dışilişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca Genel Kurulun bilgisine sunulur.

Doç. Dr. Mustafa Kalemli

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

10. - Arnavutluk Meclis Başkanının Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir heyetin yapılacak seçimlere gözlemci olarak davetine icabet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/823)

2 Haziran 1997

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Arnavutluk Meclis Başkanından alınan bir mektupta, 29 Haziran 1997 tarihinde anılan ülkede yapılacak seçimlere Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir gözlemci heyet davet edilmektedir.

Söz konusu davete icabet edilmesi hususu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dışilişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

Doç. Dr. Mustafa Kalemli

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı

BAŞKAN - Okunan tezkereyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Tezkere kabul edilmiştir.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım.

IV. - ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. - 3.6.1997 Salı günkü birleşimde sözlü soruların görüşülmemesi ile (10/25) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin öngörüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

No:72 Tarih: 3.6.1997

Genel Kurulun 3.6.1997 Salı günkü (bugünkü) Birleşiminde; sözlü soruların görüşülmemesinin ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da boşaltılan yerleşim birimleri konusundaki (10/25) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesinin öngörüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasının Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.

Uluç GÜRKAN

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı Vekili

Salih Kapusuz Cumhur Ersümer

RP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili

Mehmet Gözlükaya H. Hüsamettin Özkan

DYP Grubu Başkanvekili DSP Grubu Başkanvekili

Nihat Matkap

CHP Grubu Başkanvekili

BAŞKAN - Bu, bir Danışma Kurulu önerisidir. Öneri üzerinde söz talebi?.. Yoktur.

Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir.

İçtüzüğün 37 nci maddesine göre verilmiş doğrudan gündeme alınma önergeleri vardır, ayrı ayrı okutup işleme koyacağım.

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)

11. - Erzincan Milletvekili Mustafa Kul'un, 2108 Sayılı Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Yasasının Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifinin (2/225) doğrudan gündeme alınmasına ilişikn önergesi (4/194)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/225) esas numaralı, 2108 Sayılı Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Yasasının Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkındaki Kanun Teklifimin, İçtüzüğün 37 nci maddesi uyarınca doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Mustafa Kul

Erzincan

BAŞKAN - Sayın Komisyondan ve Sayın Hükümetten söz talepleri?.. Yok.

Teklif sahibi olarak, buyurun Sayın Kul. (CHP sıralarından alkışlar)

Efendim, Sayın Kul, teklifin hangi gerekçeyle doğrudan gündeme alınmasını istediğini Yüce Kurula arz edecekler.

MUSTAFA KUL (Erzincan) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 2108 Sayılı Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Yasasının Bir Maddesinin Değiştirilmesiyle İlgili Yasa Teklifimin doğrudan gündeme alınması konusunda söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Tabiî, Yüce Meclisi saygıyla selamlarken de, bu çatı altında bulunan bütün milletvekillerinin, bu çatının, bu Parlamentonun saygınlığını koruma konusunda, kollama konusunda, hassasiyetimiz konusunda hep aynı şeyleri düşündüğümüzü biliyorum.

Bu Parlamento çatısı altında bulunan insanlara hakaret etmek, bütün insanlara hakaret etmektir. Bu, sadece bu çatı altında görev yapan 548 arkadaşımızı değil, aynı zamanda bu insanları buraya seçip göndermiş olan 65 milyon insanımızı da yaralamıştır. Bu nedenle, Parlamentonun saygınlığına hepimiz saygı göstermek zorundayız, bu konuda hassas davranmak zorundayız.

Değerli arkadaşlarım, siyasî erkini ilahî iradeye bağlayan sultanların, hükümdarların, diktatörlerin çevresinde, her zaman için soytarılar olmuştur, dalkavuklar olmuştur. Ancak, soytarılar, o etrafında döndüğü diktatörleri güldürmek için, zaman zaman, onların taklidini dahi yaparlardı, bunu da o diktatörler saygıyla karşılardı, ona gülerdi. Bu soytarılar da bir kişilik sahibiydi; çünkü, zaman zaman, o diktatörlerin bile taklidini yaparlardı. Ama, dalkavuklar, etrafında döndüğü insanlara, hep, aman efendim, canım efendim, sensin efendim deyip, el avuç ovalayıp dönerlerdi...

BAŞKAN - Sayın Kul, doğrudan gündeme alınmasını istediğiniz teklifiniz, sultanlar ve soytarılarla mı alakalı?! Ben anlayamadığım için ... (RP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA KUL (Devamla) - Sayın Başkan, önce...

BAŞKAN - Sayın Kul, rica ediyorum... Bakın, şurada tatlı bir çalışma yapıyoruz... Rica ediyorum... Lütfen efendim...

MUSTAFA KUL (Devamla) - Sayın Başkan, eğer siz de bu çatı altında oturuyorsanız, Meclis Başkanvekiliyseniz, bu hakareti içinize sindirmemeniz lazım...

BAŞKAN - Sayın Kul, tepkinizi ve tepkimizi ortaya koyduk. Siz, şimdi, lütfen, teklifinizi...

MUSTAFA KUL (Devamla) - Sayın Başkan, sözümü kesmeyin, size de bir önerim olacak.

ASLAN POLAT (Erzurum) - Doğru konuş önerin varsa...

MUSTAFA KUL (Devamla) - Şimdi, ben diyorum ki, bu çatı altında bulunan milletvekilleri, değerli arkadaşlarım, gelin, bu yaratığa bir isim koyalım, buna soytarı mı diyelim, buna dalkavuk mu diyelim...

BAŞKAN - Sayın Kul... Sayın Kul...

ASLAN POLAT (Erzurum) - Ayıp... Ayıp...

MUSTAFA KUL (Devamla) - ... yoksa buna, başı (p) ile başlayıp nokta nokta devam eden...

BAŞKAN - Sayın Kul, bakın, siz saygısızlık yapıyorsunuz Kurula...

MUSTAFA KUL (Devamla) - Sayın Başkan, ne demek "saygısızlık yapıyorsunuz?"

BAŞKAN - Efendim, gayet tabiî, saygısızlık...

MUSTAFA KUL (Devamla) - Bunu söyleyen insanlar saygısızlık yapıyor...

BAŞKAN - Efendim müsaade buyurun... Saygısızlık yapıyorsunuz...

MUSTAFA KUL (Devamla) - Ne demek "saygısızlık yapıyorsunuz?" Başkan olarak böyle bir şey söylemeye hakkınız yok...

BAŞKAN - Var efendim; neden?

MUSTAFA KUL (Devamla) - Böyle bir şey söylemeye hakkınız yok bana...

BAŞKAN - Efendim, İçtüzük gayet açık. Size niçin...

MUSTAFA KUL (Devamla) - Ben, söz hakkımı kullanacağım burada...

İRFAN KÖKSALAN (Ankara) - Saati durdurun Başkan...

BAŞKAN - Sayın Kul, hangi maksatla söz aldıysanız, o maksatla beyanlarınızı...

MUSTAFA KUL (Devamla) - Sözümü kesmeyin, sözümü bitireceğim...

BAŞKAN - Efendim, lütfen bitirin... Konuyu bitirin efendim...

ASLAN POLAT (Erzurum) - Ne biçim konuşuyorsun be!..

MUSTAFA KUL (Devamla) - Durdursanıza şu saati...

BAŞKAN - Efendim, buyurun bitirin siz, ben tamamlarım... Siz buyurun efendim... Biz, herkese ilave süre veriyoruz... Yapmayın canım!

YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) - Ayıp oluyor...

BAŞKAN - Lütfen, sayın milletvekilleri...

Buyurun Sayın Kul.

MUSTAFA KUL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, hepimiz bir soru soralım. Önerim; bu yaratık kimdir? Nerede doğmuştur? 547 soruda Şevki Yılmaz!.. Babası kimdir? Belli midir? Bütün bunları sormamız lazım.

ASLAN POLAT (Erzurum) - Sen, kendi babanı söyle!

MUSTAFA KUL (Devamla) - Terbiyeli konuş.

BAŞKAN - Sayın Polat... Sayın Polat... Rica ediyorum...

ASLAN POLAT (Erzurum) - Doğru konuşsun.

BAŞKAN - Ben, sayın hatibi uyardım. Milletvekilidir arkadaşımız... (Gürültüler)

Buyurun Sayın Kul; siz, sözünüzü bitirin.

YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) - Korumayın artık. Koruya koruya bu hale getirdiniz partiyi.

MUSTAFA KUL (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, 2108 sayılı Yasayla, köy muhtarları ile şehir, kasaba ve mahalle muhtarlarına verilen ödenek ve yolluklarla ilgili yasa teklifimin doğrudan gündeme alınmasıyla ilgili önergem hakkındaki ifadelerimi sıralamak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, muhtarlarımız, şu anda, 2 000 gösterge rakamının katsayıyla çarpımı sonucunda bulunan miktar üzerinden aylık ödenek almaktadırlar. Bugünkü durumda, muhtarlarımızın eline, 2 000 göstergenin 3 315 katsayıyla çarpılması sonucu, aylık olarak, net 6 milyon 630 bin Türk Lirası para geçmektedir. Söz konusu 2108 sayılı Kanunda, Bakanlar Kuruluna, her ne kadar, muhtar ödenekleriyle ilgili gösterge rakamını yüzde 100'e kadar...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SUAT PAMUKÇU (Bayburt) - Yeter... Yeter...

MUSTAFA KUL (Devamla) - Sayın Başkan, sizin söylediğiniz sözlerle ilgili kısmı ilave eder misiniz.

BAŞKAN - Buyurun... Buyurun... Hemen kullanın sürenizi.

MUSTAFA KUL (Devamla) - ...artırma yetkisi verilmişse de, Bakanlar Kurulunun bu katsayıyı artırıp artırmama konusunda herhangi bir bağlayıcı müeyyide bulunmamaktadır.

Değerli arkadaşlarım, muhtarlar, demokratik sistemin en önemli kurumudur. Muhtarlarımız, çok zor koşullar altında, önemli görevler ifa etmektedirler. Vatandaşlarımızın birçok sorununun çözüm yeri muhtarlıklardır. Muhtarlarımızın, bu görevlerini büyük sorumluluk bilinciyle yerine getirirken, haliyle, kaçınılmaz bazı harcamaları karşıladıkları bilinen bir gerçektir.

Ayrıca, muhtarlarımız aynı zamanda Bağ-Kur mükellefi olduklarından, ödenen bu aylıklar, Bağ-Kur primlerini dahi karşılayamamaktadır. Bugün, hiçbir devlet memurunun maaşı asgarî ücretin altında bulunmamaktadır. Muhtarlara, devlet memuru sayılması gerçeğinden hareketle, ödenecek olan aylığın da asgarî ücretin altında olmaması gerekmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlar mısınız efendim.

MUSTAFA KUL (Devamla) - Köy muhtarlarımız, kasabalardaki ve şehirlerdeki mahalle muhtarlarımız, gerçekten, büyük görevleri yerine getirmektedirler. Gerek 442 sayılı Yasaya göre gerek 4541 sayılı Yasaya göre birçok görevler üstlenmişlerdir. Köydeki salgın hastalıkların önlenmesinden, köyün imar durumuna kadar; çevre temizliğinden, köy içi yolların yapımına kadar; köy meydanlarının açılmasından, okulun sağlık ocağının, köyodasının yapılmasına kadar; köyün ağaçlandırılmasından, mezarlıkların korunmasına kadar; doğan çoçukların nüfusa kaydedilmesinden, evlenenlerin nikâhlarının kıyılmasına kadar; ölenlerin nüfus kaydından düşürülmesine kadar birçok görevleri ifa etmektedirler.

Değerli arkadaşlarım, getirmiş olduğumuz teklifle, muhtarlarımıza, asgarî ücret üzerinden ödenek verilmesini ve bundan, Damga Vergisi hariç herhangi bir ödenek kesilmemesini getiriyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kul, efendim, lütfen, saygıyı sunun ve inin.

MUSTAFA KUL (Devamla) - Sayın Başkan, saygıyı sunmam için mikrofonu açar mısınız tekrar.

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) - Emredersiniz!

BAŞKAN - Buyurun.

MUSTAFA KUL (Devamla) - Bu teklife destek vereceğinizi umuyorum. Muhtarlarımız, gerçekten bunu bekliyorlar bizden. Bütün konfederasyon başkanlarıyla görüştük. Bu, şu anki Yüce Meclisin, gerçekten, muhtarlarımıza önemli bir katkısı olacaktır.

Hepinizin desteğini bekliyorum, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum sayın üyeye.

Başka söz talebi?.. Yok.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Efendim, diğer önergeyi okutuyorum:

12. - Niğde Milletvekili Akın Gönen'in, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin (2/460) doğrudan gündeme alınmasına ilişikn önergesi (4/195)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Tarafımızca hazırlanarak, 4.10.1996 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan (2/460) esas numaralı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifim, 8.10.1996 tarihinde sevk edildiği Anayasa Komisyonunda görüşme yapılmadan bugüne kadar bekletilmektedir.

Teklifimin, İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasını Yüce Meclisin takdirlerine arz ederim.

Saygılarımla.

Akın Gönen

Niğde

BAŞKAN - Hükümet ve Komisyonun söz talebi?.. Yok.

Teklif sahibinin?..

AKIN GÖNEN (Niğde) - İzninizle Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Gönen, buyurun efendim. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından alkışlar)

AKIN GÖNEN (Niğde) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, bildiğiniz gibi, üç yıla yakın bir süredir uygulanmakta; Üst Kurul, Kanunun ve Anayasanın kendine verdiği yetki doğrultusunda görevini titizlikle yapmaya çalışmaktadır. Ancak, hepinizin bildiği gibi, Kanundaki birtakım boşluk ve eksikliklerden dolayı, televizyonlarımız sık sık kararmakta; bir yazı gelmekte "Radyo Televizyon Üst Kurulunun şu sayılı kararıyla yayına şu kadar gün ara verilmiştir" denilmektedir.

Demokrasi demek, hepinizin bildiği gibi, açıklık rejimi demektir. Demokrasinin özü olan seçme işi, bilgilenmeyi, bilgi hakkını gerekli kılar. Bilgi hakkı, haberleşme hakkı, Anayasalarda, uluslararası sözleşmelerde teminat altına alınmış, bu işlevi kamu adına yapan medyaya "dördüncü kuvvet" denilmiştir. İlgili hükümler, halkın bilgi edinmesi, yönetenlerin yanlışlarının ve yaptıklarının denetlenmesi ve seçim işlevinin sağlıklı olması sebebiyle anayasalara konulmuştur.

Radyo ve televizyonlar, Üst Kurul tarafından, Kanundan doğan hakla -ki, Kanun, yayın ilkeleri ihlal edildiği zaman konacak müeyyideleri kademelendirmemiştir- önce, uyarılıyor; ondan sonra, yayını durdurma veya iptal geliyor. Ara kademe cezalar, Batı televizyonlarındaki gibi olmadığı için, televizyonlar, uyarıdan sonra kararmaktadır. Bu, demokrasiye, insan haklarına ve haberleşme, bilgi edinme hakkının özüne ters düşmektedir.

Kanundan doğan bu sıkıntı, Üst Kurulu sıkıntıya düşürmektedir. Zaman zaman, radyo ve televizyon yayınlarını düzenleyecek olan bu Kurul, âdeta, düzenleyici değil, yasaklayıcı bir konuma gelmesi yönüyle de, kanundan doğan bu sebeple eleştirilmekte, âdeta, Kurul, görevini yapamaz hale gelmektedir. Bu nedenle kanun teklifi verdim; Kurula, müeyyideleri kademelendirme (derecelendirme) ve bu derecelere göre müeyyide uygulama imkânını getirdim.

Bugün, her çıkan konuşmacı, bu çatıyı birlikte paylaştığımız Şevki Yılmaz arkadaşımızı, geçmiş tarihte yaptığı söylenilen talihsiz bir konuşma sebebiyle, burada kınamakta ve hepimiz üzülmekteyiz. (CHP sıralarından "O, bizim arkadaşımız değil" sesleri) Hepimiz, üzüntümüzden, sözlerine katılmadığımızdan dolayı çeşitli sözler söylemekteyiz ki, onun Grubunun da, bundan, son derece rahatsız olduğuna inanıyorum; çünkü, yaptığı isnatların onları da üzmemesi mümkün değil.

Bu tür yayınlarda da, getirdiğim değişiklikle, Üst Kurula, özür dileme, rencide olan kurumdan veya kişiden Üst Kurul kararıyla özür dilemek gibi, yepyeni bir müesseseyi, Batıda olan bir müesseseyi, bu kanun teklifimin içerisine yerleştirdim; yanlışlık varsa özür dilenir Kurul kararıyla, hata varsa düzeltilir veya af dilenir.

Ayrıca, 3984 sayılı Kanunda bir boşluk daha vardır; zaman aşımıyla ilgili hüküm, Kanun metninde yoktur. Bir sefer, Kurul uyarma verdi, zaman aşımı olmadığı için, bu uyarma ilânihaye durmakta ve radyo, televizyon istasyonlarının üzerinde Demokles'in kılıcı gibi sallanmaktadır. Ceza hukukunu arkadaşlarımız bilir, her suçun, her cezanın bir zaman aşımı vardır. Buradaki müeyyidelerin de mutlaka zaman aşımına tabi olması gerekir; aksi halde, bugün olduğu gibi, Televizyon Üst Kurulu, zamanaşımı boşluğunu doldurucu bir uygulamaya girebilir ki, bu uygulamada da, Kurula verilmemiş olan, af gibi bir yetkiyi, Kurul, kullanma durumuna düşer. Bu, Anayasanın, hukuk devletinin, kuvvetler ayrılığı ilkesine de ters düşer; çünkü, af yetkisi, kanunla -bunlar kişi hakları, temel haklarla ilgili olduğu için- olması gerekirken, Üst Kurul, zorlamayla, kanundaki bu boşluğu doldurma gibi bir yola gider ki, bu da, Anayasaya ters düşeceği gibi, kanunda verilmemiş bir yetkiyi, zorlamayla kullanma gibi bir duruma düşürülmüş olabilir.

Bu nedenle, kanun teklifimin gündeme alınmasını bugün kabul edeceğinizi umuyorum; çünkü, hiçbirinizin, takip ettiğiniz programların, seyrettiğiniz televizyonların şu veya bu sebeple karartılmasını arzu etmediğinizi biliyorum. Demokrasiye de, Anayasanın temel ilkelerine de ters düşen ve Üst Kurulu, yanlış olarak, haksız olarak, mecburen yasakçı bir kurum durumuna düşüren bu uygulamaya son vermek için, İçtüzüğün 37 nci maddesine göre, teklifimin gündeme alınması yönünde oy kullanacağınız umuduyla saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Çok teşekkür ediyorum.

Başka söz talebi?.. Yok.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir; hayırlı olsun.

Sayın milletvekilleri, biliyorsunuz, mutat programlarımıza, çalışma usullerimize göre sözlü soruların müzakeresi vardı; ancak, bugün alınan bir kararla, sözlü sorular görüşülmeyecek, bir araştırma önergesinin öngörüşmesi yapılacaktır. Dolayısıyla, şimdi, gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmına geçiyoruz.

V. - GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE

MECLİS ARAŞTIRMASI

A) ÖNGÖRÜŞMELER

1. - İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu ve 9 arkadaşının, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da boşaltılan yerleşim birimleri nedeniyle göç eden yurttaşlarımızın sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin tespit edilmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/25)

BAŞKAN - Genel Kurulun, 27.5.1997 tarihli 98 inci Birleşiminde alınan karar gereğince, bu kısmın 6 ncı sırasında yer alan, İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu ve 9 arkadaşının, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da boşaltılan yerleşim birimleri nedeniyle göç eden yurttaşlarımızın sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin tespit edilmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesinin öngörüşmelerine başlıyoruz.

Sayın Hükümet?.. Hazır.

Önerge daha önce okunduğu için okutmuyorum.

İçtüzüğümüze göre, Meclis araştırması açılıp açılmaması hususunda, sırasıyla, Sayın Hükümete, siyasî parti gruplarına, önergedeki birinci imza sahibine veya onun göstereceği bir başka imza sahibine söz verilecektir.

Konuşma süreleri, hükümet ve gruplar için 20'şer dakika, önerge sahibi için 10 dakikadır.

Şimdi, söz alan arkadaşlarımın isimlerini sırasıyla okuyorum:

Anavatan Partisi Grubu adına, Sayın Mehmet Salih Yıldırım; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Algan Hacaloğlu; Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Zeki Ertugay; Refah Partisi Grubu adına, Sayın Hüsamettin Korkutata.

Sayın İçişleri Bakanı, efendim, siz, söz almayacağınızı ifade buyurdunuz. Gruplardan sonra size söz verme imkânım yok; bunu bilerek ifade buyurdunuz, değil mi efendim?

İÇİŞLERİ BAKANI MERAL AKŞENER (İstanbul) - Evet Sayın Başkan.

BAŞKAN - Peki.

Anavatan Partisi Grubu adına, Sayın Mehmet Salih Yıldırım; buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)

ANAP GRUBU ADINA MEHMET SALİH YILDIRIM (Şırnak) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki 19 ilde terör nedeniyle boşalmış veya boşalttırılmış köy ve mezralar hakkında İstanbul Milletvekili Sayın Algan Hacaloğlu ve 9 arkadaşının verdiği Meclis araştırması önergesi konusunda Anavatan Partisi Grubunun görüşlerini sunmak üzere huzurunuzdayım; bu vesileyle, Grubum ve şahsım adına Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, 1984 yılından beri yaşamımızda en önemli gündem maddesi olan, özellikle, 1990-1995 yılları arasında ivme kazanan terör ve onun uygulayıcısı PKK, başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere, tüm yurtta sorun yaratmayı, ülkeyi parçalamayı, bölmeyi amaçlamaktadır. Bölgede devletimizin gelişmesinden, güçlenmesinden korkan ve bundan tedirginlik duyan bazı ülkeler ve dış güçler bu olumsuzluğa, maalesef, destek vermektedirler, çanak tutmaktadırlar.

Tüm demokratik toplumlarda bireylerin kendi kaderlerini tayin etme hakkı vardır. Bu hak, terör örgütlerince emrivakiyle gasp edilemez. Gasp edilen bu hak, yasadışı, kuraldışı mücadeleyi meşru kılmak için asla kullanılamaz. Fiilî bir gasp, hukukî bir hak doğurmaz. Bu yüzden, terör, sadece bir siyasî ve hukukî suç değil, aynı zamanda bir insanlık suçudur.

İşte, bu suça, bugün, basit ve haksız çıkarlar uğruna omuz verenlere, destek olanlara tarih, er geç gerekli dersin verileceğine şahit olacaktır; bundan hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır, kaygısı olmamalıdır.

Terör, bugün uygulama alanı olarak Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerini seçmiştir. Seçmiştir; çünkü, yörenin coğrafyası buna uygundur, yörenin jeopolitik konumu buna uygundur ve yörede ekonomik, sosyal, eğitsel, kültürel, sağlık, psikolojik sorunları olan, istismara müsait bir toplum vardır.

Şimdi, içimizde pek çok kişi diyebilir ki, bu sorun, sadece Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'ya has değil, özgü değil. Doğru; ben, geçenlerde bir inceleme vesilesiyle gittiğim Ankara Kızılcahamam'ın dağ köylerinde, ekonomik ve sosyal yaşam standartlarının, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu köylerinin pek çoğunun gerisinde olduğunu gördüm; ancak, yörenin hassas oluşu, sorunların çözümünde öncelikli olmasını gerekli kılmaktadır.

Hepinizden, hafızalarınızı bir noktada tazelemenizi istiyorum: 1974 yılında, Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında, tüm ülkede olduğu gibi, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'nun bütün illerinde, ilçelerinde sadece, askerlik çağındaki gençler değil, altmışlık ihtiyarlar, onbeş yaşlarındaki çocuklarımız bile askerlik şubelerinin önlerinde, davullu zurnalı uzun kuyruklar oluşturmadılar mı... Ama, ne yazık ki, bu yurtsever ve yürekli insanların çocukları, bugün, karşımızda terörist olarak bulunmaktalar. İşte, biz, bu olumsuzluğu hak etmedik; bunu aşma sorumluluğu hepimizindir, başta, Yüce Parlamentonundur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da yaşanan olayların boyutları, nedenleri, çözümleri farklı olsa bile, tüm ülkeyi her yönüyle etkilediği, artık, her kesim tarafından kabul edilmektedir, dile getirilmektedir. İşte, ağırlıklı boyutuyla yöreyi etkileyen; olumsuzluğu tüm ülkeye yansıyan önemli bir sorun, yerleşim birimlerinin boşaltılması ve onun sonucu olan göç olgusudur. Bu olguyu, üç aşamalı olarak incelemek, irdelemek mümkündür:

1984 yılından önceki süreçte, bölgede, uzun süreden beri mevcut olan göçün olduğunu biliyoruz ve bunun nedenlerini incelediğimizde, karşımıza çıkan tablo şudur: Toprak dağılımındaki dengesizlik, nüfus artış oranının yüksekliği, tarımda makineleşme, işsizlik, eğitim olanaklarının sınırlı oluşu, köyün iticiliği, kentin çekiciliği, kan davaları ve aile geçimsizlikleri, bu süreçteki en önemli köy boşalmaları ve göç nedeni olarak karşımızdadır.

1984-1990 yılları arasındaki süreçte köy boşalma ve göçün nedenlerine baktığımızda, terörün etkinliğini hissettirdiğini bu süreçte görüyoruz ve göçün nedeni farklılaşmaya başlıyor. Göç, artık, ihtiyarî olmaktan çıkıyor, çoğu kez zorunlu hale geliyor. Öncelikli nedenler arasında; geçim sıkıntısı yüzde 43 oranında, kan davaları yüzde 6 oranında, bölgesel olaylar yüzde 4,5 oranında ve köy yakılması nedeniyle göç yüzde 16 oranında karşımıza çıkmaktadır.

1990'dan sonraki süreçte köy boşaltılmaları, boşalmaları ve göçün nedenleri biraz daha farklılık arz etmekte ve dikkat çekmektedir. Burada, öncelikli nedenler arasında, köyünün yakılması yüzde 58 oranına çıkmaktadır; bölgesel olaylar yüzde 24, geçim sıkıntısı yüzde 18, kan davaları ise yüzde 1 oranında göç nedeni, köy boşalmasının nedeni olarak karşımızdadır.

Köy boşaltma ve yakmaları, göçler, neden 1990'dan sonra bu boyutlara varmıştır? Terör olaylarındaki artış ve bu olaylar arasında yakın paralellik vardır, yakın paralellik gözlenmektedir.

Bakınız, bunu etkileyen temel faktörler nelerdir: PKK, karşısındaki güçlere ve yandaşlarına gözdağı vermek amacıyla yerleşim birimlerini basmakta, boşaltmakta, onları tahrip etmektedir. Hiçbir insanî kuralla bağdaşmayan bu tavır, terörizmden beklenen bir davranış biçimidir.

Köylerin korunamaması, köylülerin koruculuğu kabullenmemeleri ve PKK'ya yardım ettikleri iddiası, yerleşim birimlerinin boşalmasına neden olan bir diğer etkendir.

Komşu köylerin korucu olması nedeniyle iki ateş arasında kalma korkusu, yurttaşların, köylerini boşaltmasına neden olan bir diğer faktördür.

Faili meçhul cinayetler, adam kaçırma olayları, tehditle para toplanması, gözaltına alınma ve tutuklanma korkusu, köylümüzün göçüne sebep olan en önemli faktörlerdir.

Yaylaların, yasak ve korku nedeniyle kullanılamaması; tarımla uğraşmanın çalışma güvenliğinin olmaması; can güvenliği nedeniyle, eğitim, sağlık, ulaşım gibi temel hizmetlerin yeterince sağlanamaması; PKK'ya gideceği korkusuyla, kaygısıyla gıda ambargosunun uygulanılması; tarım ve hayvancılıkta üretimin azalmasıyla, giderek yoksulluğun artması, yörede, köy boşaltmalarının ve göçün önemli nedenleri arasında sayılabilir.

Köy boşaltma ve yakma, güvenlik güçlerince, bir yöntem olarak görülmemelidir. Maalesef, az da olsa, bu olaylara rastlanmaktadır. Köy boşaltma, bir güvenlik yöntemi olarak görülebilir, bazen de, kısa süre için, belki başarı da sağlayabilir; ancak, sorunu çözmede devlet, zoru değil, doğruyu benimsetmeyi, sorumluluğu hatırlatmayı, sevgiyi ve yasalara uygun cezalandırmayı yöntem olarak seçmelidir, devlete yakışan budur. Bu yöntemin, halkın kazanılmasında çok daha etkin olduğu bilinmelidir. Şiddet, sorunların çözümünde en etkin güvenlik yolu, yöntemi değildir, şiddet, çözümün değil, sorunun bir parçasıdır, uygulandığı ortamda sorunu büyütür. Anlaşmazlık konuları devletçe giderildiği takdirde, teröristler, temsil niteliklerini kaybedecek, gerçek kimlikleriyle ortada kalacaklardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; büyük çoğunluğu 1993-1995 yıllarına ait olmak üzere, bugüne kadar boşaltılan yerleşim birimleriyle ilgili rakamları arz etmek istiyorum: 987 köyümüzün 752'si tamamen, 235'i kısmen boşaltılmıştır. 1 676 mezramızın 1 535'i tamamen, 141'i ise kısmen boşaltılmıştır. Toplam olarak 2 663 yerleşim biriminin 2 287'si tamamen, 376'sı ise kısmen boşalmış veyahut da boşalttırılmıştır.

Genel bir değerlendirme yapıldığında, 1990 öncesi göçte, topraksızlık ve geçim sıkıntısı öncelikli neden iken, 1990 sonrası göçte, köy yakılmaları ve bölgedeki olaylar ağırlıklı gibi görülmektedir. Diğer bir anlatımla, göç, artık, istem dışıdır, zorunludur.

Köy boşaltılmalarıyla ilgili değerleri yıllara dağıttığımızda ortaya çıkan tablo şudur: 1994'te 1 500 yerleşim birimi boşaltılmıştır, 1995'te 243 yerleşim birimi boşaltılmıştır. 1996'da 68, 1997'de de 6 yerleşim birimi boşalmış veya boşalttırılmıştır. 1996'dan itibaren bu sayının belirgin olarak azaldığını, 1997'de de, yalnız, 6 yerleşim biriminin boşaldığını görüyoruz. Boşalmanın azalması anlamlı, memnuniyet vericidir; ancak, sorunu ortadan kaldırmamaktadır. Bu olaylar, 3 milyon insanı, kendi yurdunda, kendi ülkesinde göçmen konumuna getirmiştir. Köy boşaltmanın ülkeye getirdiği ekonomik kayıp ise, yaklaşık olarak 50 trilyon Türk Lirasıdır.

Değerli milletvekilleri, göç ettirilen veya kendi iradesi dışında göç etmek zorunda bırakılan bu insanların sorunları bölgeyle sınırlı kalmamaktadır, gittikleri her yere taşınmaktadır; her kent, bir doğu, güneydoğu olmakta; göç olgusu, bütün ülkeyi saran, giderek tedavisi zorlaşan bir hastalık halini almaktadır.

Köylerinden ayrılmadan önce, bu insanlar, çiftçilik ve hayvancılık yapıyorlardı. Kendi ürettikleriyle yaşamlarını sürdürüyorlardı. Hem kendilerini besliyor hem de ülke ekonomisine katkı sağlıyorlardı. Ülkemizde son yıllarda tarım ürünlerinde ve hayvancılıkta görülen önemli düşüşler, bu olayların doğal sonucudur ve şimdi bu insanların yüzde 81'i işsiz, yüzde 35'i açtır.

Yıllardır yeterli istihdam alanı olmayan ve düzenli kent halini alamayan bölge kentleri, büyük problemlerle karşı karşıya kalmıştır. İşsizlik hat safhaya ulaşmış, kahvecilik, seyyar satıcılık ve işbortacılık genel meslekler haline gelmiştir. Eğitim, yörede büyük sorun halindedir. Halen yörede, 3 223 okul kapalıdır; 200 bin çocuk ilköğretimden yoksun haldedir, açık olan okullarda da eğitim standardı çok düşük, olanaklar ise çok sınırlıdır.

Göçe maruz bırakılmış insanlarımızın sağlık sorunları ise içler acısıdır. Göç etmiş olan yurttaşlarımızın yüzde 50'sinde çok ciddî sağlık sorunları vardır, yüzde 33'ünün ailesinde 0-5 yaş grubunda ölüm görülmektedir ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaşayan çocukların yüzde 40'ında gelişme geriliği gözlenmektedir.

Bu insanlar, köylerini terk ettikleri için, ayrıca, potansiyel suçlu olarak görülmektedirler; iş aramalarında, günlük yaşamlarında pek çok problemlerle karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu tür dışlamalar, giderek, sosyal barışı tehdit etmekte, etnik ayırımcılığı ve şoven duyguları artırmaktadır.

Zaten düzenli olmayan kentler, köy boşalmalarıyla daha da kalabalıklaşmakta, çarpık kentleşme daha da artmaktadır. Altyapı yetersizliği, gecekondulaşma ve yoksulluk, kentleri köyleştirmektedir. Köyleşen kentlerde sermaye ve beyin göçü artmakta, bu da, sorunları büsbütün derinleştirmektedir.

Öteden beri sürgün yeri olarak adlandırılan bölgede, kamu görevlileri, işbaşı yapmamak veya bir an önce yöreyi terk etmek için çeşitli bahanelere başvurmakta, yöreye tayin edilenlerin yüzde 60'ı göreve gitmemektedir. Yörede, idare, yüzde 90 vekaletle yönetilmektedir. Böylece, beyin göçüyle birlikte, kenti olumlu yönde değiştirebilecek dinamikler giderek yok olmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; göçe maruz bırakılan insanlarımızın yüzde 84'ü, huzur bulamayacaklarını bilerek göç etmektedirler; yine bu insanların yüzde 85'i geri dönmek istemektedir. Peki, bu haklı istem karşısında biz ne yapmışız? Yaptıklarımızın yeterli, tatminkâr ve gurur verici olduğunu söylemek maalesef mümkün değildir. Sorunlarla alakalı sağlıklı bir değerlendirme yapılamamış, uygun çözümler de maalesef üretilememiştir. Bakınız, 29 Kasım 1994 tarihinde, dönemin Başbakanı, merkezköy projesi için Avrupa İskân Fonundan 10 trilyon Türk Lirası sağlanacağını söylemiş, maalesef, bu taahhüt yerine gelmemiştir. Aynı tarihlerde, Toplukonuttan sorumlu Devlet Bakanı, 12 bin aileye İsrail tipi çiftlikkonut yapılacağını söylemiş; ne yazık ki, bu konuda da hiçbir şey yapılmamıştır. 12.7.1996 tarihinde, Sayın Başbakan, Genelkurmay Başkanıyla görüştüğünü, Genelkurmay Başkanının "gidin, halka müjdeyi verin; geriye dönüş başlasın" dediğini söylemiştir; ancak, Sayın Başbakanın unuttuğu bir şey olmuştur; boşaltılan köylere geri dönüşü, kendisinin beyan tarihinden bir yıl önce, Millî Güvenlik Kurulu, Hükümete tavsiye kararı olarak almıştır. Sayın Başbakan, geriye dönüş programı için 17 trilyon Türk Lirası ayırdığını söylemiştir. Bugüne kadar bu proje için gönderilen para ise sadece 491 milyar liradır. Bu paranın 231 milyar lirası harcanmış, 260 milyar lirası ise harcanmaya çalışılmaktadır.

Dönemin Sayın İçişleri Bakanı, Acil Destek Fonundan, olağanüstü hal bölgesine 2 trilyon 808 milyar lira gönderdiğini belirtmiştir. Gönderilen paranın karşılığı olan hizmet ise ortada görünmemektedir. 8 Şubat 1997 tarihinde Ağrı'da açılan 12 trilyonluk altyapı, 12 trilyonluk destek tedbirlerini içeren paketten de bir öncekiler gibi, maalesef, bir şey çıkmamıştır.

Nihayet, Nisan 1997 tarihinde, Sayın Başbakan, en büyük Doğu ve Güneydoğu Anadolu kalkınma paketini açmıştır. Pakette 421'i 1997 yılında bitirilecek 1 239 proje vardır. Pakette 119 trilyon liralık harcama öngörülmektedir. Pakette belki her şey vardır; ancak, olmayan güven ve tutarlılıktır. Bu nedenle, doğulu vatandaş ne bu paketten ne de bu Hükümetten bir şey beklememektedir.

29.7.1996 tarihinde, olağanüstü hal ve mücavir alanlarından Van'da 11 köy, 2 mezra; Tunceli'de 2 köy; Şırnak'ta 32 köy, 6 mezra; Siirt'te 71 köy, 94 mezra; Muş'ta 13 köy, 67 mezra; Mardin'de 46 köy, 26 mezra; Hakkâri'de 36 köy, 80 mezra; Elazığ'da 10 köy, 21 mezra; Diyarbakır'da 8 köy, 7 mezra; Bitlis'te 23 köy, 29 mezra; Bingöl'de 129 köy, 126 mezra ve Batman'da 10 köy, 23 mezra yeniden iskâna açılacak denilmiştir. İskâna yeniden açılacak denilen köy sayısı 391, mezra sayısı ise 466'dır. Toplam rakam 857 yerleşim birimine tekabül etmektedir.

16.4.1997 tarihli Olağanüstü Hal Bölge Valiliğinin beyanına göre yeniden iskâna açılan köy sayısı 107, mezra sayısı ise 55'tir. Bu rakamları, Sayın Başbakan da teyit etmiştir. Böylece, yeniden yerleşime açılan yerleşim birimi sayısı 162 olup bu, planlanan rakamın yüzde 17'si, genel rakamın ise sadece yüzde 6'sıdır. İşte, sizlere; işte bizlere, kamuoyuna "başarı" diye lanse edilen rakamlar bunlardır ve geriye dönüş için güvenli olduğu saptanan yerleşim birimi sayısı ise sadece 160'tır. Bu yüzden, sayın Refah Partili milletvekilleri "bölgede ciddî anlamda bir geriye dönüş olmamış" demek yürekliliğini göstermişlerdir. 8.3.1996 tarihinde de, Devlet Bakanı Sayın Ensarioğlu, Trabzon'da "köye dönüş projesi tutmadı" demiştir...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Efendim, bir dakikada toparlar mısınız?

MEHMET SALİH YILDIRIM (Devamla) - Toparlarım Sayın Başkan.

BAŞKAN - Peki; buyurun.

MEHMET SALİH YILDIRIM (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç olarak, yerleşim birimi boşaltma, sadece yöreyi değil, tüm ülkeyi ilgilendiren; sosyal, güvenlik, ekonomik, hukuksal boyutu olan bir olgudur. Güvenlik güçleri, bunu, asla bir güvenlik yöntemi olarak benimsememelidirler. Yerleşim birimlerinde geriye dönüş projesi daha ciddî boyutlarda ele alınmalı ve güvenlik sorunu mutlaka halledilmelidir; proje için gerekli 30 trilyon lira mutlaka sağlanmalıdır; geriye dönen yurttaşlarımızı tekrar üretken hale getirecek altyapı tesis edilmeli, ekonomik ve eğitsel destek mutlaka sağlanmalıdır. Bu olumsuzluklara neden olan terörle mücadelenin, sadece güvenlik güçlerinin değil, her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının ve kurumunun görevi olduğunu bilmek zamanı gelmiştir ve geçmektedir.

Yüce Heyete saygılar sunarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Yıldırım, teşekkür ediyorum.

Sayın Hacaloğlu, Gruplar adına ikinci sıra zatıâlinizin; ancak, bir talebiniz var: Buyuruyorsunuz ki, önerge sahibi sıfatıyla olan konuşma hakkımla, grup adına olan konuşma hakkımı birlikte kullanayım; yani, konuşma sürenizi 30 dakika kullanmak istiyorsunuz; ancak, uygulamalarımız itibariyle, buna imkân yok. Bir yolla imkân var; diğer grup sözcüleri arkadaşlarımla yer değiştirme imkânınız olursa, mesela gruplar ona izin verirse, sizi en sona almak suretiyle konuşmanızı yapabilirsiniz.

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Şimdi kullanacağım efendim.

BAŞKAN - Peki.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Algan Hacaloğlu; buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; (10/25) esas numaralı Doğu ve Güneydoğu Anadoluda köylerini terk etme zorunda kalan yurttaşlarımızın sorunlarını ve çözüm önerilerini oluşturmak amacıyla, tartışmak amacıyla benim ve Cumhuriyet Halk Partili 9 arkadaşımın müştereken sunmuş bulunduğumuz araştırma önergesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini dile getirmek üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi, saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu kürsüden defaatle dile getirmekteyiz; ülkemiz, 2000'li yıllara sorunlarla yüklü bir şekilde girmekte; ülkemiz, 74 yıldır çağdaşlaşma mücadelesi sürecinde geldiği noktada, çok temel bazı sorunlarını henüz aşamamış bir noktadadır.

Dünyada hemen hemen hiçbir ülkede yaşanmamış olan bir olguyu biz yaşamaktayız. Ülkemizde, ortalama yüzde 70 düzeyinde, yirmi yıldır süregelen bir enflasyon vardır. Enflasyonun, ülkemizde rekor düzeylere tırmanmış bulunan işsizliğin, yoksulluğun, eşitsizliğin temel kaynağını oluşturduğunu hepimiz bilmekteyiz. Yine, ülkemizde, 1980'li yıllardan günümüze sürdürülmekte olan Reaganizmin, Thatcherizmin kopyası niteliğindeki politikalarla, sosyal devlet çökmek üzeredir. Sosyal refah devleti, Avrupa'da, Avrupa Birliğinin bünyesindeki ülkelerin hemen hemen bütününde temel hedef haline gelirken, ülkemizde, sosyal devlet, bunca eşitsizliğe, bunca yoksulluğa, bunca işsizliğe rağmen, adeta bilinçli olarak çökertilmekte.

Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, onbir yıldır, belki onüç yıldır ülkemizde iç barış kanamakta, ülkemizin doğu ve güneydoğu bölgelerinde sıkıntılar yaşanmakta. Onu tartışacağız biraz sonra, onun üzerinde daha ayrıntılı konuşacağım; ama, son onbir aydır, Refahyol Hükümetinin görevde bulunduğu süre içerisinde bir başka sıkıntı daha yaşanmaya başlandı; laik, demokratik cumhuriyete yönelik, Atatürk ilke ve devrimlerine yönelik, yıkıcı, özensiz politikalar, belirli kesimlerden bilinçli olarak ortaya konulmakta. Bir anlamda, teokratik devlet özlemleri, çeşitli sesler, kalıplar ve davranışlarla uygulamaya geçirilmek istenmekte; ancak, son haftalarda, bir başka olguyla da karşı karşıyayız. Biz, herşeyin ayan beyan ortada oynandığını zannetmekteydik; fakat, son iki haftadır, ülkemizde, hepimizin çok duyarlı olmasını gerektiren ve bugün, PKK terörü çerçevesinde tartışacağımız bölücülük tehdidinin bir başka şekliyle, iç barışımızı zedeleyecek bir boyutta gündeme gelen laik, demokratik cumhuriyetin ve toplum olarak...

MUSA OKÇU (Batman) - Güneydoğuyla ne ilgisi var?..

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Güneydoğuyla ilgisini göreceksiniz.

MUSA OKÇU (Batman) - Hiç alakası yok.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - İnanıyorum ki, buradaki bütün milletvekillerinin yücelttikleri toplumsal ahlakî değerlerimizin temellerine, bazı dinamitlerin, yıllarca önce yerleştirildiğini görmekteyiz. Bu dinamitler, son iki haftadır bir bir patlamakta ve toplum şoke olmaktadır. Acaba, başka hangi dinamitler nereye, nerede yerleştirilmiş; ne zaman, hangi ahlaksız, üslupsuz, ilkesiz söylemler ve düşüncelerle hepimizin -bu kürsüde yemin etmiş olan bütün milletvekillerinin- son derece özenle kucakladığına inandığımız değerlere yönelik dinamitlerin, bundan sonra, nerelerde, ne zaman ortaya çıkacağını merak ediyoruz. Bunu söylemek belki bana düşmez; ama, grup sözcüsü olarak şunu söylemek istiyorum; inanıyorum ki, diğer gruplar da bu görüşümüzü paylaşıyor.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu sözcüsü olarak söylüyorum; bu tür dinamitler veya bu tür davranışlar, hiçbir şekilde, ülkemizi inanç temelinde bölemez; ülkemizin, laik demokratik cumhuriyet temellerini, Atatürk ilke ve devrimlerini ve hiçbir şekilde ödün veremeyeceğimiz toplumsal değerlerimizi yıkamaz.

MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) - İnşallah!..

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Buna geçit vermeyeceğiz; buna ülkemizin inançlı insanları, demokrat insanları, ilerici insanları hiçbir şekilde geçit vermeyecektir.

MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) - Hiç merak etmeyin...

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Sayın Başkan, izin verirseniz, buradan, konu içerisinde bir saptama yapmak istiyorum; bunu da bir görev bilmekteyiz. Başbakan Yardımcısı Sayın Çiller, geçen gün "yıllar önce...."

MEMDUH BÜYÜKKILIÇ (Kayseri) - Yedi yıl önce...

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - "... söylendiği ifade edilen bazı söylemlerle ilgili kasetler, niye şimdi gündeme getiriliyor; niye bu dosyalar şimdi açılıyor" dedi. Eğer Sayın Çiller bilmiyorsa -ki, bilmesi gerekir- kendisine, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına hatırlatmak isterim: Hukukta zamanaşımı olabilir; ama, siyasette, siyaset yaptığınız sürece zamanaşımı yoktur; eğer, geçmişinizde taşıyamayacağınız bir yük varsa, sakın ola ki siyasete soyunmayın. (CHP sıralarından alkışlar) Çünkü, gün gelir, önünüze koyarlar; gün gelir, onun hesabını verirsiniz.

Bu, sadece bizim için değil, her ülke için böyle; Amerika Birleşik Devletleri için de böyle, demokrasiyi sindirmiş, yerleştirmiş bütün ülkeler için de böyle.

O nedenle, kimse, bu kasetleri, bu dosyaları, bu hezeyanları kapatmaya çalışmasın; herkes, üstüne düşen görevin gereğini yapsın.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) - Kapalı konuştun, biraz açar mısın o konuyu ve bu konuyla ne ilgisi var onu da söyler misin.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Olayın özü bölücülükle ilgili. O bağlamda, bölücülük, sadece, dağda, PKK'nın mücadelesiyle olmaz. Bugün, eğer, bu ülkede, ülkenin tüm yurttaşlarının paylaştığı değerler temelinde, siz, ülkenin inanç gruplarını, insanlarını ayırıma tabi tutarak yıkıcı bazı söylemler içindeyseniz, davranışlar içindeyseniz ve Sayın Çiller, bugün, bu dosyaların ortaya konulmasından rahatsız oluyorsa, onu tartışmak lazım.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) - Öyle bir şey yok...

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, böyle bir Türkiye'de, son ondört yıldır yaşamakta olduğumuz terör ortamında, terörle mücadele sürecinin bedelini, ne yazık ki, o yöredeki insanlarımız ağırlıklı olarak ödemiştir, ödemektedir.

Bölgede doğu ve güneydoğu sorunu olarak tanımladığımız sorunun iki temel boyutu olduğunu biliyoruz: Sorun, terör boyutuyla bir iç barış sorunudur; sorun, Kürt sorunu boyutuyla bir demokrasi sorunudur.

Ülkemizde terörün kaynağını birçok boyutuyla değerlendirebilmek mümkün. Tabiatıyla, ülkemizin içinde olduğu ekonomik koşullar, biraz evvel belirttiğim yirmi yıllık enflasyon, yüzde 70'ler düzeyindeki kronik enflasyon, sosyal devletin çökmekte oluşu ve demokrasimizin içindeki koşullar, yetersizlikler, terörün beslenmesinin altında yatan temel ögeler arasında; ama, şu temel, şu diğer unsurları da gözardı etmememiz lazım: Ülkemizde devlet kadrolarının ırkçılar ve tarikatçılar tarafından kuşatılmasıyla daha da güç kazanan feodal yapılanma, bölgedeki terörün güç odaklarından birini oluşturmaktadır. Ülkemizde yolsuzluk, mafyalaşma, çeteleşmeyle boyut kazanan kuralsızlık, yörede, terörün kaynaklarından birini oluşturmaktadır. Ülkemizde hukukun üstünlüğüne, yargının bağımsızlığına duyarsızlık temelinde ortaya çıkan hukuksuzluk, bölgede, terörün güç kazanmasının, terörle mücadelenin başarısızlığa yönelmesinin nedenleri aras