DÖNEM : 20 CİLT : 26 YASAMA YILI : 2

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

94 üncü Birleşim

15 . 5 . 1997 Perşembe

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Sinop Milletvekili Metin Bostancıoğlu’nun, ORÜS Sinop-Ayancık İşletmesine ilişkin gündemdışı konuşması

2. – Hatay Milletvekili Atila Sav’ın, Ankara Ekin Tiyatrosunun turnesi sırasında bazı valiliklerce getirilen yasaklamalara ilişkin gündemdışı konuşması

3. – Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici’nin, emeklilerin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik’in cevabı

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – (10/58) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/812)

IV. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. – 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/215) (S. Sayısı : 23)

2. – Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/217) (S. Sayısı : 132)

3. – Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin 492 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/218) (S. Sayısı : 164)

4. – 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında 254 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 326 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/71, 1/111) (S. Sayısı : 168)

5. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Dışişleri komisyonları raporları (1/312) (S. Sayısı : 264)

6. – Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Eğitim ve Bilim Alanında İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Dışişleri komisyonları raporları (1/316) (S. Sayısı : 139)

7. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonları raporları (1/387) (S. Sayısı : 156)

8. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Singapur Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonları raporları (1/287) (S. Sayısı : 158)

9. – Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Dostluk ve İşbirliği Antlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/351) (S. Sayısı : 122)

10. – Türkiye Cumhuriyeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Arasında İmzalanan Ebedî Dostluk ve İşbirliği Antlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/514) (S. Sayısı : 220)

11. – Refah Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Salih Kapusuz ve Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekili Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül’ün; 2547 Sayılı Yüksek Öğretim Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve İki Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor komisyonları raporları (2/616) (S. Sayısı : 226)

12. – Türk Ceza Kanunu ile Cezaların İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/530)(S. Sayısı : 146)

13. – Muş Milletvekili Necmettin Dede’nin Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçişleri Komisyonu Raporu (2/586) (S. Sayısı : 192)

V. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Manisa Milletvekili Tevfik Diker’in, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı tarafından bir kişiye verilen silah ruhsatına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Meral Akşener’in yazılı cevabı (7/2462)

2. – Malatya Milletvekili Ayhan Fırat’ın, görevden alınan SSKGenel Müdürü hakkında mahkeme kararına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik’in yazılı cevabı (7/2471)

3. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, dernek, birlik, federasyon ve konfederasyon sayılarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Meral Akşener’in yazılı cevabı (7/2476)

4. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, içkili eğlence ve dinlenme yerlerine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Meral Akşener’in yazılı cevabı (7/2487)

5. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, İstanbul Bankası çalışanlarının özel emeklilik sandığının SSK’ya devrine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik’in yazılı cevabı (7/2593)

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açıldı.

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle;

Edirne Milletvekili Mustafa İlimen, çiftçilerin içinde bulundukları sorunlar ve çözüm yollarına,

Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük, tarım ve hayvancılığın sorunlarına,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar;

Rize Milletvekili H. Avni Kabaoğlu’nun çay üreticilerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşmasına. Devlet Bakanı Ahmet Demircan cevap verdi.

Açık bulunan :

Sağlık Bakanlığına, Kütahya Milletvekili İsmail Karakuyu’nun,

Sanayi ve Ticaret Bakanlığına, Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül’ün,

Atandıklarına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun, 151 inci sıradaki (6/519) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi okundu; sözlü sorunun geri verildiği bildirildi.

Konya Milletvekili Ahmet Alkan ve 22 arkadaşının, Yenikapı Mevlevihanesinde meydana gelen yangının nedenleri ile kültür ve tabiat varlıklarımızın korunması için alınması gereken tedbirleri belirlemek amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/190) okundu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırasında yapılacağı açıklandı.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının :

1 inci sırasında bulunan 23,

2 nci sırasında bulunan 132,

3 üncü sırasında bulunan 164,

4 üncü sırasında bulunan 168,

S. sayılı kanun tasarılarının müzakeresi, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından ertelendi.

5 inci sırasında bulunan, Türk Kanunu Medenisinin 153 üncü Maddesinin Birinci Fıkrasının Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı (1/534)(S. Sayısı : 285) ve,

6 ncı sırasında bulunan, Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/706, 2/757)(S. Sayısı : 306),

Yapılan görüşmelerden sonra;

7 nci sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti ve Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Konsolosluk Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/324)(S. Sayısı : 117),

8 inci sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti ve Özbekistan Cumhuriyeti Arasında Konsolosluk Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/328) (S. Sayısı : 119),

9 uncu sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti ve Kırgız Cumhuriyeti Arasında Konsolosluk Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/353) (S. Sayısı : 121)

10 uncu sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti ve Litvanya Cumhuriyeti Arasında Konsolosluk Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/329) (S. Sayısı: 116),

11 inci sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti ile Bosna-Hersek Cumhuriyeti Arasında Dostluk ve İşbirliği Antlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/332) (S. Sayısı : 118) ve,

12 nci sırasında bulunan, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin Oluşturduğu Denetim Mekanizmasının Yeniden Yapılanmasına İlişkin 11 No.lu Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısının (1/582)(S. Sayısı : 278),

Yapılan açık oylamalardan sonra;

Kabul edildikleri açıklandı;

13 üncü sırasında bulunan Türkiye Cumhuriyeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısıyla ilgili komisyon raporunun (1/312) (S. Sayısı : 264) okunup okunmaması hususunda yapılan oylamada karar yetersayısı bulunmadığı anlaşıldığından;

15 Mayıs 1997 Perşembe günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 20.30’da son verildi.

Uluç Gürkan

Başkanvekili

Ünal Yaşar Kadir Bozkurt

Gaziantep Sinop

Kâtip Üye Kâtip Üye

 

II. – GELEN KÂĞITLAR

15 . 5 . 1997 PERŞEMBE No. : 132

Raporlar

1. – Denizli Milletvekili Hasan Korkmazcan ile Siyasî Parti Gruplarını Temsilen 10 Milletvekilinin, Yüksek Öğretim Kanununun 59 uncu Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Benzer Mahiyetteki Kanun Tasarısı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 30 Arkadaşının, Gümüşhane Milletvekili M. Oltan Sungurlu ve 3 Arkadaşının ve İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit ve 7 Arkadaşının; Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Anayasa komisyonları raporları (2/567, 1/566, 2/404, 2/455, 2/461)(S. Sayısı : 299) (Dağıtma tarihi : 15.5.1997)(GÜNDEME)

2. – 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/590) (S. Sayısı : 309)(Dağıtma tarihi : 15.5.1997) (GÜNDEME)

3. – Erzurum Milletvekilleri İsmail Köse ve Zeki Ertugay ile Bitlis Milletvekili Zeki Ergezen’in, Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilatının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/157)) (S. Sayısı : 310)(Dağıtma tarihi : 15.5.1997) (GÜNDEME)

4. – Bitlis Milletvekilleri Zeki Ergezen ve Abdulhaluk Mutlu’nun; Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/566)(S. Sayısı : 311)(Dağıtma tarihi : 15.5.1997)(GÜNDEME)

5. – İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş’ın; Türk Vatandaşlığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçişleri Komisyonu Raporu (2/338) (S. Sayısı : 314)(Dağıtma tarihi : 15.5.1997) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergesi

1. – Kırklareli Milletvekili Necdet Tekin’in, bazı yerleşim yerlerinin Kırklareli Barajı suyundan yararlandırılması ve Balaban ve Çağlayık Barajı projelerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/536) (Başkanlığa geliş tarihi : 12.5.1997)

Yazılı Soru Önergeleri

1. – Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, Türk Telekom A.Ş.’nin faaliyetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2744)(Başkanlığa geliş tarihi : 12.5.1997)

2. – İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş’ın özel tiyatrolara ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/2745)(Başkanlığa geliş tarihi : 12.5.1997)

3. – Manisa Milletvekili Tevfik Diker’in, Türkiye İş Bankası hisselerinin satışına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2746)(Başkanlığa geliş tarihi : 12.5.1997)

4. – Manisa Milletvekili Tevfik Diker’in, bazı medya kuruluşlarına verilen teşviklere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2747)(Başkanlığa geliş tarihi : 12.5.1997)

5. – Bursa Milletvekili Yüksel Aksu’nun, bir RTÜK üyesi tarafından hazırlanan sözlüğe ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2748)(Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1997)

6. – İçel Milletvekili D. Fikri Sağlar’ın, Flash TV’ye yapılan saldırının faillerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2749)(Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1997)

7. – Hatay Milletvekili Atila Sav’ın, bir tiyatro oyununun bazı illerde gösteriminin yasaklandığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2750)(Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1997)

8. – Hatay Milletvekili Atila Sav’ın, İskenderun-Arsuz’da Zelli Çayı üzerine çevre kirliliğine yol açan bir maden işletmesi kurulacağı iddiasına ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/2751)(Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1997)

9. – İçel Milletvekili D. Fikri Sağlar’ın, bir tiyatro oyununun bazı illerde gösteriminin yasaklandığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2752)(Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1997)

10. – İçel Milletvekili D. Fikri Sağlar’ın, Bodrum Kalesi içindeki sergi salonuyla ilgili basında yer alan bazı iddialara ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/2753)(Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1997)

11. – Artvin Milletvekili Süleyman Hatinoğlu’nun, bazı hastane ihalelerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2754)(Başkanlığa geliş tarihi : 13.5.1997)

12. – Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun, Halk Bankası tarafından KOBİ’lere verilen kredilere ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2755)(Başkanlığa geliş tarihi : 14.5.1997)

13. – Bursa Milletvekili Ali Rahmi Beyreli’nin, Bursa Adalet Sarayı inşaatına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/2756)(Başkanlığa geliş tarihi : 14.5.1997)

 

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

15 Mayıs 1997 Perşembe

BAŞKAN : Başkanvekili Uluç GÜRKAN

KÂTİP ÜYELER : Ünal YAŞAR (Gaziantep), Kadir BOZKURT (Sinop)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 94 üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.

III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Sinop Milletvekili Metin Bostancıoğlu’nun, ORÜS Sinop-Ayancık İşletmesine ilişkin gündemdışı konuşması

BAŞKAN – Gündemdışı birinci konuşma, Sinop Milletvekili Sayın Metin Bostancıoğlu'nun.

Sayın Bostancıoğlu, ORÜS Ayancık İşletmesinin durumu hakkında konuşacaklar.

Buyurun Sayın Bostancıoğlu. (DSP sıralarından alkışlar)

METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ülkemizin gündemini, cumhuriyetimize ve vatanımızın bölünmez bütünlüğüne karşı tehditler oluşturmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin de birinci öncelikli konusu aynıdır. Bu konularda uyanık olmak zorundayız. Çalışmalarımızda birinci öncelikli konu yanında, ekonomik ve sosyal konuları da ihmal edemeyiz. İşte, bu nedenle, özelleştirmeyle ilgili bir örneği, ORÜS Sinop-Ayancık İşletmesinin durumunu bilgilerinize sunmak ve birlikte düşünüp çözüm aramak dileğiyle gündemdışı söz aldım; hepinizi saygıyla selamlarım.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Özelleştirme Uygulamasının Düzenlenmesine Dair Yasa, özelleştirmenin amacını kısaca "ekonomik verimlilik artışı ve kamu giderlerinin azaltılmasını sağlamak" olarak belirlemiştir. Bu amaca ulaşmak için; yani, ekonomide verimlilik artışı sağlamak için, ORÜS Orman Ürünleri Anonim Şirketine ait Sinop-Ayancık İşletmesi, 24 Aralık 1995 milletvekili genel seçimlerinden 2 gün sonra, 26 Aralık 1995 tarihinde, dönemin DYP-CHP Hükümeti tarafından satılmıştır. Şimdi vereceğim bilgilere göre, işletme satılmış mıdır, yoksa, baştan atılmış, işçiler sokağa mı bırakılmıştır, Ayancık yok olmaya mı terk edilmiştir; siz karar veriniz.

Özelleştirme Yüksek Kurulu kararına göre, işletme toplam 200 milyar lira bedelle Ayancık Belediyesi, Nakliyeciler Kooperatifi, Şoför ve Otomobilciler Odası, Esnaf ve Sanatkârlar Odası, Ağaç-İş Sendikası, yöre işadamları ve işletme çalışanları tarafından kurulacak şirkete satılacaktır. İşletmenin satış tarihindeki sadece arsa değeri 280 milyar lira, toplam işletme değeri ise 1 trilyon 132 milyar 300 milyon liradır. İşletme, 932 milyar 300 milyon lira eksik bedelle, 200 milyar liraya "sat kurtul" düşüncesiyle elden çıkarılmıştır.

Satış bedelinin 100 milyar liraya yakını, Kamu Ortaklığı İdaresi tarafından işçilere kıdem tazminatı, artanına yakını da işten çıkarılan işçilere işsizlik tazminatı olarak ödenmiştir. İşletme elden çıkmış olmakla birlikte, Kamu Ortaklığı İdaresinin mal varlığında bir artış olmamıştır.

Yasanın koyduğu kurala aykırı olmakla birlikte, ilk bakışta "yöre halkına satılmakla hibe edilmiştir, yöre halkının menfaatınadır" denebilir; fakat, durum farklıdır. Satış, Kamu Ortaklığı İdaresi uzmanlarının yaptıkları tespitlere göre, devletin yararına olmadığı gibi, Ayancıklıların da yararına olmamıştır. Çünkü, devir sırasında işyerinde 225 daimî, 60 muvakkat işçi olmak üzere 285 işçi çalışırken, bugün, işletme faaliyetine ara vermiştir, kapalıdır, ne zaman açılacağı ve faaliyete geçeceği bilinmemektedir. Son olarak temin edilen 3 bin metreküp tomruk, az sayıda işçiyle onbeş gün içerisinde işlense bile, sonrasında faaliyet yine duracaktır.

İşletmenin kapanmasının, işçilerin tamamının işten çıkarılmasının ilk ve en önemli sebebi, yetersiz sermayeli ve ileride bu işletmeyi işletemeyecek bir sermaye grubuna, işyerinin kapanacağı biline biline satış yapılmış olmasıdır.

İkinci sebep, işletmeyi satın almak için kurulan 300 milyar lira sermayeli şirkete, belediye, esnaf ve sanatkârlar odası ile şoför ve otomobilciler odası 30 binde 10 gibi göstermelik birer hisseyle katılmışlar, Ağaç-İş Sendikası ortaklar arasında yer almamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bostancıoğlu, lütfen, toparlayınız.

METİN BOSTANCIOĞLU (Devamla) – Toparlıyorum efendim.

Küçük miktarlarda hisse satın alan işçi sayısı 88 olup, onlar da diğerleri gibi, bugün, işsizdirler.

Kısacası, şirketin ortaklar kompozisyonu, Kamu Ortaklığı İdaresi kararındaki amaca uymamaktadır.

Bundan başka, 300 milyar lira sermaye de yeterli değildir. Bu sermayenin 200 milyar lirası satış bedeli olarak, 30 milyar lirası ihbar tazminatı olarak ödenmiş; satılacak diyerek son beş yıldır bakım yapılmayan fabrikaya gerekli bakım yapıldıktan sonra geriye yeterli işletme sermayesi kalmamıştır. 12 Mart 1996 tarihinde devralınan işletme, 31.12.1996 tarihi itibariyle, 48 milyar 770 milyon lira zarardadır. Kamu Ortaklığı İdaresi uzmanlarının yaptığı tespitlere göre, fabrikanın, işletmenin çalışabilmesi için, 400 milyar liraya ihtiyaç vardır. Bu miktar işletme sermayesi ortaklarda mevcut değildir. Son yapılan genel kurulda da, sermaye artırımına dair hiçbir konuşma yapılmamıştır.

Sayın milletvekilleri, sözünü ettiğim işletme, 1928 yılında bir Belçika firması tarafından kurulmuştur. O tarihten bugüne, yaşayan ve ölmüş tüm Ayancıklıların kursağında, bu işletmeden kazanılmış ekmek vardır. Bu işletme, Ayancık'ta, işçiler, esnaf ve sanatkârlar, nakliyeciler ve köylü için her şeydir. Verimliliği artırmak amacıyla yola çıkan özelleştirmeciler, işletmeyi elden çıkarmakla, işçilerin tamamını sokağa bırakmışlardır; fondan yapılan ödemelerin de süresi dolmuştur; yüzlerce nakliyeci işsiz kalmıştır; esnaf, dükkânını siftahsız kapatmaktadır; çok sayıda işyeri kapanmıştır; bir yıldan beri, işsizlik ve geçim sıkıntısı nedeniyle Ayancık'tan göç eden aile sayısı her gün artmaktadır; şehir, ekonomik ve sosyal patlamanın eşiğindedir. Seçimlerden önce, böyle bir özelleştirmeye, satışa karşı olduğumuzu açıklamış; işletmenin, önce iyileştirilmesini, ardından özerkleştirilmesini, daha sonra da mülkiyetinin yöre halkına yaygınlaştırılmasını önermiştik; ancak, dönemin Hükümeti dinlemedi. Ne oldu; işte sonuç, işte Ayancık ve Ayancıklılara yaptıkları ortada.

BAŞKAN – Sayın Bostancıoğlu, süreniz doldu.

METİN BOSTANCIOĞLU (Devamla) – Bitiriyorum Başkanım.

Sayın milletvekilleri, hangi partiye mensup olursanız olunuz, sizler, sadece sizi seçenlerin ve seçildiğiniz bölgenin milletvekili değilsiniz; bütün milletin vekilisiniz. Bu nedenle, sizleri, Ayancık'ın bu özelleştirme belasından kurtarılması, bu yönde birlikte düşünülmesi, çözüm üretilmesi, gerekirse satış sözleşmesinin karşılıklı feshiyle Ayancık işletmesinin ekonomiye kazandırılması, ekonomik olarak geri kalmış, tabiat harikası bu güzel ilçemiz ve insanlarımızı işe, aşa ve insanca yaşanacak bir ortama kavuşturulması yönünde yardıma çağırıyorum.

Bu konuda, Hükümeti temsilen, ilgili bakanın ne cevap vereceğini merak ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlarım. (DSP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bostancıoğlu.

Gündemdışı konuşmaya, Hükümet adına yanıt talebi?.. Yok.

2. – Hatay Milletvekili Atila Sav’ın, Ankara Ekin Tiyatrosunun turnesi sırasında bazı valiliklerce getirilen yasaklamalara ilişkin gündemdışı konuşması

BAŞKAN – Bu durumda, gündemdışı ikinci konuşmaya geçiyoruz.

Ankara Ekin Tiyatrosunun turnesi sırasında bazı valiliklerce yapılan yasaklamalar hakkında, Hatay Milletvekili Sayın Atilâ Sav, buyurun. (CHP ve DSP sıralarından alkışlar)

ATİLÂ SAV (Hatay) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Sayın Başkana, bir sanat konusunu Yüce Meclisin kürsüsüne getirmek için bana fırsat tanıdığından ötürü teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum.

Sanat, akıldır; sanat, duygudur; sanat, barıştır; sanat, güzelliktir. Bir toplumun uygarlık düzeyi sanatıyla belirlenir. Bu nedenledir ki, Anayasamızın 64 üncü maddesi, devletin sanatı ve sanatçıyı korumasını öngörmüş ve devlete, bunu görev olarak vermiştir. Anayasanın 27 nci maddesi de, bilim özgürlüğüyle birlikte sanat özgürlüğünü koruması altına almıştır ve tüm yurttaşlara bu özgürlükten eşit biçimde yararlanma hakkını tanımıştır. Devlet, sanatı korumasına almıştır; bu koruma amacıyla da Kültür Bakanlığı kurulmuş bulunmaktadır. Nedense, birkısım idare amirleri, valiler ve kaymakamlar, güvenlik güçleri sanattan kuşku duymakta ve sanata karşı kaygıyla bakmaktadırlar.

Ankara Ekin Tiyatrosu, uzun zamandan beri Başkentte çalışan ve daha çok turne tiyatrosu olarak etkinlik gösteren, birkaç yıldır da Kültür Bakanlığının özel tiyatrolara sağladığı destekten yararlanan bir tiyatro topluluğudur. Yani, bugünü ve geçmişi belli olan bir sanat kuruluşudur. Anadolunun çeşitli yerlerinde devletin kültür etkinliği, tiyatro etkinliği götürdüğü ya da götüremediği yerlerde, tiyatrosuyla halkımıza kültür hizmeti vermektedir. Nedense, son zamanlarda, bu tiyatronun Anadolu turnesinde bazı valilikler son oynadıkları "Memleket Hikâyeleri" adlı oyunu yasaklayarak, oynanmasını engellemişlerdir. Diyarbakır, Batman ve Adıyaman'dan sonra, şimdi de, Bolu ve Balıkesir valilikleri, oyunun oynanması için yapılan başvuruları geri çevirdikleri ve oyunun oynanmasına izin vermeyecekleri yolunda açıklama yapmışlardır.

Değerli arkadaşlarım, valilerin böyle bir yetkisi var mıdır, yok mudur diye bir tartışma açacak değilim. Çünkü, valilerin, Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun 8 inci maddesine ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11 inci maddesinin (c) bendine göre engel çıkardıklarını biliyorum; ama, bu konuda, en güzel hukuk belgelerinden birisi 1985 yılında İçişleri Bakanlığının Özel Kaleminden çıkan bir genelgedir. Dönemin İçişleri Bakanı Sayın Yıldırım Akbulut'un imzasıyla yayımlanan bu genelgeyle "valiliklere, tiyatro topluluklarının 48 saat önceden başvurmaları halinde, ayrıca izin istemelerine gerek bulunmadığı ve işlemlerin buna göre yürütülmesi gerektiği yolunda" bir talimat verilmiştir. Ayrıca, çeşitli yargı kararları da var: İdare mahkemelerince -örneğin, İzmir Üçüncü İdare Mahkemesi- tiyatro topluluklarının, önceden izin almadan, sadece 48 saat önceden bilgi vermek koşuluyla, tiyatro etkinliklerini yapabilecekleri belirtilmektedir; ama, ben, hukukî dayanaktan çok, bir kısım valilerimizin, neden tiyatro veya sanat etkinliklerinden kaygı duyduklarını çözümlemeye çalışacağım.

Şunu söylemek istiyorum: Tiyatro yasaklayarak iyi ün bırakmış hiçbir vali hatırlamıyorum; ama, bir vali var ki, tiyatroyu koruduğu, esirgediği, hatta, bulunduğu yerde tiyatro kurduğu ve tiyatro oyunları oynattığı için unutulmazlar arasına girmiştir. Ahmet Vefik Paşa'yı, bugün, hangi ansiklopediyi açsak, iyi anılan bir kişi olarak görüyoruz. Onun için, ben, sayın valilerin Ahmet Vefik Paşa'yı örnek almalarını diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, biraz önce de belirtmeye çalıştım...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Sav, lütfen, toparlayınız..

ATİLÂ SAV(Devamla) – Toparlıyorum efendim.

Aslında, tiyatro, bir kolluk, bir güvenlik işi değil; bir güzellik işidir. Onun için, belki, biraz sonra benim konuşmama, Hükümet adına cevap verecek olan Sayın İçişleri Bakanının yerine, Sayın Kültür Bakanının gelip, burada, konuyu irdelemesini ister ve temenni ederim.

Konuşmamı, Yüce Atatürk'ün bir sözüyle tamamlamak istiyorum: "Efendiler, mebus olabilirsiniz, vekil olabilirsiniz, hatta, cumhurreisi olabilirsiniz; ama, sanatkâr olamazsınız. Onun için, bu çocuklara iyi bakınız." Ben, Atatürk'ün bu sözünün, bugünkü yöneticilerimizin de kulaklarına küpe olmasını diliyor; Yüce Meclisi en içten saygılarımla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Sav.

Sayın Sav'ın gündemdışı konuşmasına, Hükümet adına yanıt vermek üzere bir talep?.. Yok.

Bu vesileyle, ben de, düşünce ve anlatım özgürlüğünün -sanat dahil- her alanda, Türkiye'nin gündeminde, bütün gerekleriyle yer alması dileğimi ifade etmek istiyorum ve Yüce Meclisi, bu konuda, dün kabul ettiğimiz İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin Oluşturduğu Denetim Mekanizmasının Yeniden Yapılanmasına İlişkin 11 No.lu Protokolün onaylanmasının da, buna verdiğimiz onayın da, çok ileri, çok büyük bir adım olduğunu tekrar anımsatıyor ve buna katkıda bulunan bütün sayın milletvekillerine de bu vesileyle teşekkür ediyorum.

3. Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici’nin, emeklilerin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik’in cevabı

BAŞKAN – Şimdi, gündemdışı üçüncü konuşma, emekli vatandaşlarımızın sorunları hakkında, Zonguldak Milletvekili Sayın Hasan Gemici'nin.

Buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)

HASAN GEMİCİ (Zonguldak) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ülkemizdeki emeklilerin sorunlarını dile getirmek için söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Emeklilik çağı, insanların yaşamlarını mutluluk ve huzur içerisinde geçirmeleri gereken bir çağdır. Ancak, ne yazık ki ülkemizde emekliler, dul ve yetimler için yaşam oldukça zor ve sıkıntılıdır.

Refahyol Hükümeti, görevde bulunduğu on aylık zaman zarfında, emeklilerin sorunlarına çözüm getirememiştir. Emeklilerin on ay önceki sorunları, ağırlaşarak daha da büyümüştür. Memur, işçi ve Bağ-Kur emeklilerinin aldıkları maaşlar, bu insanlarımıza insanca yaşama olanağı sağlamaktan uzaktır.

Yapılan bir araştırmaya göre, ülkemizdeki emeklilerin yüzde 15,2'si maaşını kendisi harcıyor, yüzde 23,9'u maaşını eşiyle birlikte harcıyor, yüzde 23,5'i, maaşıyla, kendisiyle birlikte 3 kişiye, yüzde 19'u, maaşıyla, kendisiyle birlikte 4 kişiye, yüzde 10,7'si, maaşıyla, kendisiyle birlikte 5 kişiye, yüzde 7,7'si ise, maaşıyla, kendisiyle birlikte 5'ten fazla kişiye bakıyorlar. Bu durum son derece ilginçtir.

İşsizliğin çok büyük boyutlara ulaştığı günümüzde, emekli maaşları, bir anlamda, bir işsizlik sigortası ve sosyal dayanışma işlevi görmektedir. Emeklilerimiz, zaten son derece yetersiz olan maaşlarıyla, eşlerine, işsiz çocuklarına ve torunlarına da bakmaktadırlar. Yine, Refahyol Hükümetinin çok övündüğü, nisan ayındaki yüzde 8 - yüzde 12 oranındaki maaş artışından, bir işçi emeklisinin eline geçen fark, ortalama 2 milyon 500 bin TL'dir.

Emeklilere ödenen vergi iadeleri de, artık, işlevini kaybetmiştir. Oysa, vergi iadelerinin, emeklileri ve çalışanları az da olsa rahatlatması yanında, hepimizin şikâyetçi olduğu kayıtdışı ekonomi alanını daraltarak, devletimizin vergi gelirlerini artırıcı etkisi de vardı. Vergi iade oran ve miktarlarının, bu anlamda, yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

Halen, 506 sayılı SSK Yasasında yapılması düşünülen değişiklikle, işçi emeklileri, 657 sayılı Yasaya tabi memur ve emeklilere uygulanan maaş katsayısı uygulamasının dışında bırakılmak isteniyor. Emekli maaşlarındaki haksızlıkları düzeltecek intibaklar, halen yapılmış değildir ve yakın gelecekte yapılacağına dair en ufak bir belirti dahi yoktur.

Emeklilerimizin bir önemli sorunu da, hastanelerde, kayıt, fiş, muayene kuyruklarında yaşadıkları sıkıntılardır. Hastanelerimizde, bu yaşlı insanların daha rahat sağlık hizmeti alabileceği yeni düzenlemeler mutlaka yapılmalıdır.

Bütün bunlar yetmiyor gibi, son derece yetersiz olan maaşlarını almak için banka kuyruklarında çektikleri çileler, emeklilerimizi, mutsuz ve küskün bir toplum kesimi haline getirmiştir. Refahyol Hükümeti devrinde emeklilerin adresi banka kuyrukları olmuştur. Bu durum, artık, parodilere konu olmaktadır. Kurban Bayramı öncesi, emeklilerin banka önlerindeki hallerini, acı ve ibretle izledik. Maaş almak için, bu hasta ve yaşlı insanlar, günlerce kuyrukta beklediler; maaşlarını alamayan vatandaşlarımız, evlerine, köylerine dönecek para bulamadılar; bazıları aç kaldı; iki emekli yurttaşımız kuyrukta can verdi. Bayram öncesi işçi ve memur emeklilerinin maaş ödemelerindeki beceriksizlik, Refahyol Hükümetinin, devlet yönetimindeki aczini, bir kez daha ortaya koymuştur.

Sayın Başkan, sayın üyeler; emeklilerimizin yaşadığı sorunların temelinde, ülkemizdeki sosyal güvenlik sistemindeki kriz yatmaktadır. Bu krizi, Refahyol Hükümetinin yaptığı gibi, Emekli Sandığı, Bağ-Kur ya da SSK Yasasının bir ya da birkaç maddesini değiştirerek aşamayız. Şimdiye kadar, Refahyol Hükümetinin bu üç yasada getirdiği, Bağ-Kur'luların basamak yükseltilmesi, sosyal güvenlik kurumlarının mallarının satışı ve benzeri değişiklikler, günü kurtarmaya ya da bütçe açıklarını kapatmaya yöneliktir. Bu konuda, Refahyol Hükümetinin en son icraatı, yıllarca, işçinin alınteri, göznuru ücretinden kesilen SSK primlerini SSK'ya yatırmayıp, bu primleri, repoda ve sair yollarda işleten SSK yüzsüzlerinin prim ve ceza borçlarını affetmektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Gemici, lütfen toparlayın.

HASAN GEMİCİ (Devamla) – Bitiriyorum efendim.

Bu uygulamayla, Hükümet, SSK yüzsüzlerini ödüllendirirken, bu yükümlülüklerini düzenli olarak yerine getiren işadamlarını cezalandırmıştır. Böylece, Refahyol, gerçek rantiye dostu olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye'deki sosyal güvenlik ve emeklilik sistemini sosyal ve malî açıdan güçlendirecek yapısal reformlar mutlaka gerçekleştirilmelidir; ancak, on aylık Refahyol Hükümetinin böyle bir niyetinin ve iradesinin olmadığını görmüş bulunuyoruz. Her konuda olduğu gibi, bu konuda da yüzeysel ve günlük değişikliklerle bu sorunları çözemezsiniz. Refahyol Hükümetinin sosyal güvenlik alanında köklü çözümler yapamayacağı, böyle bir niyetinin olmadığı, artık, belli olmuştur; ancak, emeklilerimizin yıllarca süren kuyruk çilesinin bitmesi için, istenilirse, niyet edilirse kolayca yapılabilecek, emeklilerimizi bir nebze de olsa rahatlatacak önerilerimi sunmak istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASAN GEMİCİ (Devamla) – Sayın Başkan, hemen bitiriyorum.

1.– Özel bankaların da emekli ödemeleri yapacağı düzenlemeler bir an önce yapılarak kamu bankalarının yükü azaltılmalıdır.

2.– Emeklilerimize maaş, maaş farkı ve vergi iadesi ödemeleri farklı günlerde yapılmaktadır. Bu durum, emekli yurttaşımızın üç ayrı günde banka kuyruğuna girmesi, bankadaki işlemlerin üç kere yapılması demektir. Maaş, maaş farkı ve vergi iadelerinin aynı günde, bir defada yapılması, hem emeklilerimizi hem de bankaları rahatlatacaktır.

Sayın Başkan, sayın üyeler; yıllarca, ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunmuş, emek vermiş emeklilerimizi, dul ve yetimlerimizi insanca yaşam koşullarına kavuşturacak tedbirlerin bir an önce alınmasını diliyor; tekrar saygılar sunuyorum. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Gemici.

Gündemdışı konuşmayı cevaplandırmak üzere, Sayın Bakan; buyurun.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NECATİ ÇELİK (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Zonguldak Milletvekili Sayın Hasan Gemici'nin, emeklilerle ilgili gündemdışı konuşmalarını Hükümet adına cevaplamak üzere huzurlarınızda bulunuyorum. Sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Sayın Hasan Gemici'nin emeklilerle ilgili burada dile getirdiği hususların hemen tümüne katıldığımızı, doğruların ifade edildiğini açıkyüreklilikle söylemekte yarar görüyorum; ama, Sayın Gemici ve siz değerli arkadaşlarım da takdir ederler ki, kırk yıllık tahribatı, kırk yıllık ihmali on aylık hükümetin tümden düzeltmesini beklemek de çok insaflıca bir davranış olmasa gerek.

Değerli milletvekilleri, bizim Hükümetimiz döneminde, emeklilerle ilgili yapılan çalışmaları biraz sonra sizlere takdim edeceğim. Bu noktaya geçmeden önce hemen şunu ifade ediyorum -ki, az sonra vereceğim bilgiler de teyit etmektedir- Hükümetimiz, dar ve sabit gelir gruplarının hükümetidir; 65 milyonu kucaklamaya çalışmaktadır ve herkesin tek tek sorunlarını -özellikle gelir adaletsizliğiyle ilgili sorunlarını- çözmeye büyük özen ve çaba göstermektedir. Bugüne kadarki icraatıyla da bu niyetini çok açıkça ortaya koymuştur.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği gibi, 1996 yılı temmuzunda bütçede memurlara ve emeklilere maaş artışı, ücret artışı sadece yüzde 20 olarak öngörülmüşken, Hükümetimiz, bunu yüzde 50 olarak uygulamıştır; 1 Ocak tarihi itibariyle bu ücret ve maaşlara yüzde 30 ilave zam vermiş; daha sonra, bunu, yüzde 40 ilâ yüzde 48'e kadar yükseltmiştir.

BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – 78...

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NECATİ ÇELİK (Devamla) – Değerli milletvekili arkadaşlarım, emekli aylıklarına Haziran 1996 ilâ Mart 1997 arasında yapılan artış yüzde 123 mertebesindeyken, bu dönemde enflasyon yüzde 50'nin altındadır.

BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Neye göre?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NECATİ ÇELİK (Devamla) – Resmî rakamlar Sayın Özdemir.

Emekli aylıklarındaki artışları, yüksek müsaadelerinizle dolarla bir miktar karşılaştırmak istiyorum. Bakınız, memur emekli aylığı 1995 yılında 176,5 dolarken, 30 Nisan 1997 günlük kur üzerinden 223,5 dolara ulaşmıştır. 1994 yılında....

HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Halkımız dolarla mı geçiniyor Sayın Bakan?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NECATİ ÇELİK (Devamla) – Efendim, aslolan bir meramın anlatılmasıdır; yani, dövize göre, enflasyona göre...

MAHMUT IŞIK (Sıvas) – Sayın Bakan, kiralar yerinde sayıyor değil mi efendim?!.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, müdahalesiz dinleyelim Sayın Bakanı.

MAHMUT IŞIK (Sıvas) – Kiralar ve diğer sabit giderler yerinde mi sayıyor?!.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NECATİ ÇELİK (Devamla) – Dövizdeki kur artışına göre, enflasyona göre korumakla kalmamışız memur emeklisini, geçmişi de telafi etmişiz; onu anlatmaya çalıyorum.

MAHMUT IŞIK (Sıvas) – Onun da ne kadar arttığını söyleyin.

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen, siz devam edin.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NECATİ ÇELİK (Devamla) – Bakınız, değerli arkadaşlarım, işçi emekli aylığı 1995 yılında 136,8 dolarken, yine, 30 Nisan 1997 günlü kur üzerinden 136,8 dolar, 180,5 dolara ulaşmıştır. Yine, 1995 yılında, Bağ-Kur emekli aylığı 59,7 dolardan, 30 Nisan 1997 günlü kur üzerinden -59,7; yani, 60 dolardan- 116 dolara ulaşmıştır.

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Kaç defa zam yaptınız?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NECATİ ÇELİK (Devamla) –  Değerli arkadaşlarım, bakınız, bu dönemin farkı şudur: Sistematik bir zam yapılmamıştır. Ne var ki, akaryakıta yapılan zamların diğer bütün ürünlere yansıdığı bir doğrudur...

İSMET ATALAY (Ardahan) – Ekmeğe zam yapmadınız mı?!.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NECATİ ÇELİK (Devamla) – Ama, bizim Hükümetimiz döneminde bizim farkımız şudur: İşçi, memur ve Bağ-Kur emeklisi, işçiler ve memurlar enflasyona ezdirilmemiş, enflasyonun üzerinde reel artış verilmiş.

HASAN GÜLAY (Manisa) – Sayın Bakan, emekliler rahat mı şimdi?!.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NECATİ ÇELİK (Devamla) –  Halbuki, bizden önceki dönemleri hatırlarsanız, Türkiye, eksi zamları, sıfır zamları konuşuyordu. Oradan buralara geldik. Bu, fevkalade memnuniyet verici bir sonuçtur.

Değerli arkadaşlarım, elbette, bütün bu artışlara rağmen, Koalisyon Hükümeti...

ALİ ER (İçel) – Onu kim demişti o zaman?!.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NECATİ ÇELİK (Devamla) – "Kim demiştir bunu" diyorsunuz... Koalisyon Hükümeti ve Cumhuriyet Halk Partisi de bu Koalisyonun ortağı. Dolayısıyla, suçu sadece başkalarına havale ederek sorumluluktan kurtulmanın mümkün olmadığını takdirlerinize bırakmak istiyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bakınız, gayet açık yüreklilikle şunu da ifade ediyorum: Bütün bu artışlara rağmen, Türkiye'de geçimin zorluğu hepimizin bildiği bir gerçektir.

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Hükümet sizsiniz; Hükümet...

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NECATİ ÇELİK (Devamla) –  Dolayısıyla, Hükümetimiz, bırakınız da bir miktar rahat çalışsın ve şu kaynak paketleriyle ve diğer tedbirlerle oluşturduğumuz imkânlarla memur emeklisine, işçi emeklisine, Bağ-Kur emeklisine daha fazla verme imkânına kavuşsun Türkiye. Bunun çabası, bunun gayreti içerisindeyiz; ama, takdir edersiniz ki, Hükümetin, rahat çalışmak için bir ortam yakalamakta -özellikle son iki aydır, üç aydır- zorluk çektiğini kamuoyu da, aziz milletimiz de, hepimiz de izliyoruz, biliyoruz.

HASAN GÜLAY (Manisa) – Sayın Bakan, ortamı siz bozuyorsunuz.

BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Sayın Bakan, zorluklardan...

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, lütfen, müdahalesiz dinleyelim.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI NECATİ ÇELİK (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bir başka önemli sorun, emeklilerimizin maaş kuyruklarında çile çekmesidir. Burada memnuniyetle ifade ediyorum ki, hem Maliye Bakanlığı hem Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, özel bankalarla da yaptıkları görüşmeleri sonuçlandırmak üzeredir. Kamu bankalarının maaş ödemede yetersiz kaldığı açıktır. Dolayısıyla, özel bankaların devreye sokulmasıyla bu sorun, inşallah, kökünden çözümlenecektir.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, diğer taraftan, halen Genel Kurulumuz gündeminde bulunan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunuyla ilgili değişiklik tasarısında işçi emeklilerimize yeni haklar tanınmaktadır. Bunları çok özet olarak şöyle sıralayabiliriz: Emeklilere de yurt dışında tedavi olma imkânı tanınmaktadır ki, bu, fevkalade insancıl, fevkalade önemli bir adımdır. Emekli dul ve yetimlerine de protez, araç gereç yardımlarından yararlanma hakkı tanınmaktadır bu tasarıda. Yine, emeklilere de analık sigortası yardımı yapılması öngörülmektedir. Yaşlılık ve ölüm aylıklarını bağlama oranı üst sınırı yüzde 85'ten yüzde 100'e çıkarılmaktadır. Aylık bağlama oranları bakımından emekliler arasındaki farklılıklar bu tasarıda büyük oranda giderilmektedir. İşçi emeklilerimizin maaş farkları da bir intibak kanunuyla kökünden çözümlenecektir. Bu tasarıda son aşamaya gelinmiş, tarafların görüşlerine sunulmuştur. Bu görüşler, bugünlerde, Bakanlığımıza intikal edecektir. Bu intibak kanun tasarısı da Meclise sevk edilecek ve 1982 öncesi emeklilerle, sonrası emeklilerin bu mağduriyeti kökünden çözümlenmiş olacaktır.

Bu konuşma, bu açıklama fırsatını bana verdikleri için, Zonguldak Milletvekili Değerli Hasan Gemici arkadaşımıza huzurlarınızda teşekkür ediyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (RP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

HASAN GEMİCİ (Zonguldak) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Gemici.

HASAN GEMİCİ (Zonguldak) – Sayın Başkan, izninizle...

Sayın Bakanımız, dolar bazında mukayeseler yaptı. Yaptığım bir araştırmaya göre, ortalama düzeyde bir işçi emeklisinin 1995 Aralık ayında aldığı maaşın karşılığı 177 dolarken, bugün için 164 dolara düştüğünü ben hesap etmiştim; bunu, tutanaklara geçmesi açısından arz etmek istedim.

Teşekkür ederim.

MAHMUT IŞIK (Sıvas) – Bakan, yalan mı söylüyor?!

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gemici.

Sizin hesabınız dolar bazında daha farklı.

YALÇIN GÜRTAN (Samsun) – Emekliler emeklemesin!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, espri niyetine bile olsa, Genel Kurulun çalışma düzenini bozacak sözcüklerden kaçınalım.

Sayın milletvekilleri, doğal afetlerde meydana gelen can ve mal kaybını en aza indirmek için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan (10/58) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun çalışma süresinin uzatılmasına dair bir tezkeresi vardır; okutuyorum:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – (10/58) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/812)

14.05.1997

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Doğal afetlerde meydana gelen can ve mal kaybını en aza indirmek için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan (10/58) esas numaralı Araştırma Komisyonumuz, 14.05.1997 tarihinde yaptığı toplantısında; Komisyon çalışmalarının süresinde tamamlanamayacağı görüşüyle, çalışma süresinin bitim tarihi olan 22.5.1997 tarihinden itibaren bir aylık eksüre istenmesi kararı almıştır.

Gereğini bilgilerinize arz ederim.

Atilla Mutman

Komisyon Başkanı

İzmir

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bu Komisyona daha önce üç ay süre verilmiştir. İçtüzüğün 105 inci maddesi, araştırmasını üç ay içinde bitiremeyen komisyona, bir aylık kesin süre verileceği hükmünü içermektedir; bu nedenle, Komisyonun süre talebini bilgilerinize sunuyorum.

Şimdi, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

IV. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN

DİĞER İŞLER

1. – 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/215) (S. Sayısı : 23)

BAŞKAN – 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon?.. Yok.

Müzakere ertelenmiştir.

2. – Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/217) (S. Sayısı : 132)

BAŞKAN – Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Müzakere ertelenmiştir

3. – Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin 492 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/218) (S. Sayısı : 164)

BAŞKAN – Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin 492 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok

Müzakere ertelenmiştir.

4. – 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında 254 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 326 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/71, 1/111) (S. Sayısı : 168)

BAŞKAN – 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında 254 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 326 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Müzakere ertelenmiştir.

5. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Dışişleri komisyonları raporları (1/312) (S. Sayısı : 264) (1)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Dışişleri Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.

Sayın Komisyon?.. Burada.

Sayın Hükümet?.. Burada.

Sayın milletvekilleri, komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Raporun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı

MADDE 1.- 9 Kasım 1993 tarihinde Ankara'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Anlaşması" nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler.. Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2.- Bu Kanun, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler.. Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler.. Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın, kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kupalar sıralar arasında dolaştırılsın.

(Oylar toplandı)

BAŞKAN – Oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.

Kupalar kaldırılsın.

6. – Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Eğitim ve Bilim Alanında İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Dışişleri komisyonları raporları (1/316) (S. Sayısı : 139) (1)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Eğitim ve Bilim Alanında İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Dışişleri Komisyonları raporlarının görüşmelerine başlıyoruz.

Komisyon ve Hükümet yerinde

Raporun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Raporun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen sayın milletvekili?.. Yok.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tasarının 1 inci maddesini okutuyorum.

Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Eğitim ve Bilim Alanında İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı

MADDE 1.– 9.2.1994 tarihinde Ankara'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Eğitim ve Bilim Alanında İşbirliğine İlişkin Protokol" ün onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2.– Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3.– Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Eğitim ve Bilim Alanında İşbirliği Anlaşmasının tümünün oylamasını yapacağız.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kupalar sıralar arasında dolaştırılsın.

(Oyların toplanmasına başlandı)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti arasında kültür anlaşmasının onaylanmasıyla ilgili kupayı lütfen kaldıralım.

(Oyların ayırımına başlandı)

7. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonları raporları (1/387) (S. Sayısı : 156) (1)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.

Komisyon ve Hükümet yerinde.

Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Raporun okunmasını kabul edenler...Kabul etmeyenler...Raporun okunması kabul edilmemiştir.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tasarının 1 inci maddesini okutuyorum:

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı

Madde 1.- 23 Haziran 1994 tarihinde Ankara'da imzalanan " Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşması"nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

Madde 2.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

Madde 3.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın, kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kupalar sıralar arasında dolaştırılsın.

(Oyların toplanmasına başlandı)

BAŞKAN – Bu arada, 139 sıra sayılı tasarıyla ilgli kupalar kaldırılsın.

(Oyların ayırımına başlandı)

8. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Singapur Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonları raporları (1/287) (S. Sayısı : 158) (1)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Singapur Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.

Hükümet ve Komisyon yerinde.

Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Raporun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Singapur Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı.

MADDE 1.- 14 Ocak 1987 tarihinde Singapur'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Singapur Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşması"nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın, kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kupalar sıralar arasında dolaştırılsın.

(Oyların toplanmasına başlandı)

BAŞKAN – 156 sıra sayılı tasarıyla ilgili oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.

Kupa kaldırılsın.

(Oyların ayırımına başlandı)

9. – Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Dostluk ve İşbirliği Antlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/351) (S. Sayısı : 122) (1)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Dostluk ve İşbirliği Antlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyoruz.

Komisyon ve Hükümet yerinde.

Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Raporun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Dostluk ve

İşbirliği Antlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı

MADDE 1. – 17 Ekim 1994 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Dostluk ve İşbirliği Antlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın, kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler.... Kabul edilmiştir.

Kupalar, sıralar arasında dolaştırılsın.

(Oyların toplanmasına başlandı)

BAŞKAN – 158 sıra sayılı tasarıyla ilgili oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.

158 sıra sayılı tasarıyla ilgili kupa kaldırılsın.

(Oyların ayırımına başlandı)

10. – Türkiye Cumhuriyeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Arasında İmzalanan Ebedî Dostluk ve İşbirliği Antlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/514) (S. Sayısı : 220) (1)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Arasında İmzalanan Ebedî Dostluk ve İşbirliği Antlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporunun müzakeresine başlıyoruz.

Hükümet ve Komisyon yerinde.

Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Raporun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

Türkiye Cumhuriyeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Arasında İmzalanan Edebî Dostluk ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı

MADDE 1. – 8 Mayıs 1996 tarihinde Taşkent’te imzalanan “Edebî Dostluk ve İşbirliği Antlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın, kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kupalar sıralar arasında dolaştırılsın.

(Oyların toplanmasına başlandı)

BAŞKAN – 122 sıra sayılı tasarıyla ilgili oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.

Bu tasarının oylamasıyla ilgili kupa kaldırılsın.

(Oyların ayırımına başlandı)

BAŞKAN – 220 sıra sayılı tasarıyla ilgili oyunu kullanmayan sayın milletvekili?.. Yok.

Bu tasarının oylamasıyla ilgili kupa da kaldırılsın.

(Oyların ayırımına başlandı)

5. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Dışişleri komisyonları raporları (1/312) (S. Sayısı : 264) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının oylamasına 249 sayın milletvekili katılmış ve 243 kabul, 6 mükerrer oy çıkmış olup; tasarı kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.

6. – Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Eğitim ve Bilim Alanında İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Dışişleri komisyonları raporları (1/316) (S. Sayısı : 139) (Devam)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Eğitim ve Bilim Alanında İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının oylamasına 240 sayın milletvekili katılmış ve 238 kabul, 2 mükerrer oy çıkmış olup; tasarı kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.

7. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonları raporları (1/387) (S. Sayısı : 156) (Devam)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının oylamasına 263 sayın milletvekili katılmış ve 259 kabul, 4 mükerrer oy çıkmış olup; tasarı kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.

8. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Singapur Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonları raporları (1/287) (S. Sayısı : 158) (Devam)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Singapur Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının oylamasına 267 sayın milletvekili katılmış ve 266 kabul, 1 mükerrer oy çıkmış olup; tasarı kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.

9. – Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Dostluk ve İşbirliği Antlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/351) (S. Sayısı : 122) (Devam)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Dostluk ve İşbirliği Antlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının oylamasına 279 sayın milletvekili katılmış ve 277 kabul, 2 mükerrer oy çıkmış olup; tasarı kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.

10. – Türkiye Cumhuriyeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Arasında İmzalanan Ebedî Dostluk ve İşbirliği Antlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/514) (S. Sayısı : 220) (Devam)

BAŞKAN – Türkiye Cumhuriyeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Arasında İmzalanan Ebedî Dostluk ve İşbirliği Antlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının oylamasına 279 sayın milletvekili katılmış ve 278 kabul, 1 mükerrer oy çıkmış olup; tasarı kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.

11. – Refah Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Salih Kapusuz ve Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekili Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül’ün; 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve İki Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor komisyonları raporları (2/616) (S. Sayısı : 226)

BAŞKAN – Refah Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Salih Kapusuz ve Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekili Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül'ün; 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve İki Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifinin müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Müzakere ertelenmiştir

12. – Türk Ceza Kanunu ile Cezaların İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/530)(S. Sayısı : 146)

BAŞKAN – Türk Ceza Kanunu ile Cezaların İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Müzakere ertelenmiştir.

13. – Muş Milletvekili Necmettin Dede’nin Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçişleri Komisyonu Raporu (2/586) (S. Sayısı : 192) (1)

BAŞKAN – Muş Milletvekili Necmettin Dede'nin Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin müzakeresine başlıyoruz.

Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Sayın milletvekilleri, komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Raporun okunmasını kabul edenler... Kabul Etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.

Teklifin tümü üzerinde, Anavatan Partisi Grubu adına, Sayın Akın Gönen; buyurun.

Süreniz 20 dakikadır.

ANAP GRUBU ADINA AKIN GÖNEN (Niğde) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bundan aşağı yukarı altıbuçuk ay önce huzurlarınıza gelen ve bütün grupların desteğiyle, sizlerin değerli oylarıyla kabul edilen 2918 sayılı Kanunu değiştiren 4199 sayılı Kanunun aksayan veya eksik bırakılan veya hata demeyeyim, ama, olmaması gerekip de olan sıkıntılarını gidermek üzere, Muş Milletvekili Sayın Necmettin Dede'nin vermiş olduğu kanun teklifi üzerinde Grubumuzun görüşlerini arz etmek üzere huzurlarınızdayım.

O gün de burada, oluk gibi kanın aktığı, insan hayatının "hiç" değerinde gittiği, trilyonlarca liranın heder olduğu bir konuda gruplar destek vermişler, heyecanlı konuşmalar yapılmış, kanun kabul edilmiş ve temenni konuşmasında da "buradaki heyecan, inşallah, icraat şeklinde Türk sürücüsüne, Türk insanına yansır; günde yaklaşık 25 olan ölüm, daha aza iner; kaybolan can, kaybolan mal, az kaybolur, az zayiat olur" diye konuşmuştuk.

Aradan geçen altıbuçuk ay zaman içerisinde, maalesef, bu heyecanın, Parlamento Genel Kurulunun gösterdiği tarzda icraata aktarılmadığını, sayın bakanlarımızın, Sayın Başbakanımızın bu heyecanı göstermediğini görmüş bulunuyoruz, bu üzüntüyü de yaşıyoruz.

Şimdi, niye bu sitemi yapıyorum; günde 25 can kayboluyor... Kanunu, para cezalarının artırıldığı polisiye bir kanun olmaktan çıkarma heyecanını, gerek bürokrasi gerek değerli katılımcılar göstermişler; kanuna, bilimden, mühendislik biliminden, eğitim disiplininden, sağlık disiplininden takviye sağlanmıştı. Ne yapılmıştı; hastane kapısına giden insana sigortası var mı yok mu, parası var mı yok mu diye düşünülmeden, üniversite hastanesi olsun, özel hastane olsun, devlet hastanesi olsun "hemen bu afetzedeye, kazazedeye el uzatılsın, gerekli tedavi yapılsın, canı kurtulsun" denilmişti. Bunun için de kaynak lazımdı... Hazinede Garanti Fonu, Sağlık Bakanlığında saymanlık kurulup, özel hastane ve üniversite ücretlerinin de Karayolları Güvenliği Üst Kurulunun görüşü alınarak, Sağlık Bakanlığınca tespit edilecekti. Hazine üzerine düşeni yaptı: Garanti fonu için bu hizmeti karşılayacak tarzda elinden geleni yaptı. Sağlık Bakanlığı saymanlığı oturtturdu; ama, maalesef, üst kurulun çalışmasıyla ilgili, Bakanlar Kurulundan çıkması gereken yönetmelik çıkmadığı için, bu tarife belirlenemediği için, bugün, bu sıkıntı devam ediyor.

Şimdi sorarım: Kanun koyucu; yani, sizler, heyecan duyuyorsunuz, kanuna kaynağı yaratıyorsunuz, Bakanlar Kurulunun toplanıp yönetmeliği çıkaramaması sebebiyle, hastane kapılarında insanlarımızın kanı akıyor. Allah'tan reva mı bu, takdirlerinize sunuyorum!..

Polisimiz yetmez demişiz; doğru, yetmiyor. Avrupa'nın büyük kentlerinde bulunan trafik polisi sayısı, bizde, âdeta yurdumuzun bütünündeki kadar. Trafikle ilgili 15 bin civarında görevlimiz var. Eksik demişiz, bu eksiği jandarma ve polisle takviye edelim demişiz doğru olarak; ama, peşinden de, bu denetim eksik oluyor; fahri trafik müfettişliği diye, bu işten anlayan, belirli şartları taşıyan, ehil kişilere de bu görevi verelim demişiz, kanuna koymuşsunuz ve bunun yönetmeliğini altı ay içerisinde çıkarın; fahri müfettiş dediğimiz sivil gözler, hiç beklemediği anda, trafik ihlali yapan sürücünün yakasına yapışsın, zaptı tutsun demişiz.

Ne oluyor; bununla ilgili üst kurul toplanamadığı için, yapılması gereken kriter tespiti yapılamıyor, fahri müfettiş dediğimiz göz, bugün, trafik canavarı dediğimiz insanların arkasında beliremiyor. Sonuç olarak ne oluyor -bugün, ölümler bu kanundan sonra biraz azaldı; ama- maalesef, yine, günde 20 can kayboluyor. Takdirlerinize sunarım...

Kanun koyucu heyecan duymuş, bunu çıkarmış, Bakanlar Kurulu, yönetmeliği çıkarsa bu olacak. Sayın Başbakanımız, Allah rızası için, bu hafta olsun, toplasın Bakanlar Kurulunu, Karayolları Trafik Güvenliği Üst Kurulunun çalışmasını düzenleyen yönetmeliği yürürlüğe koysun.

Bunun yanında ne demişiz; trafik işi, evrensel kuralları olan, bilime dayalı bir iş; bu işte, herkes, kafasından geldiği gibi, aklına estiği gibi fikir ileri sürmesin, İçişleri Bakanlığı bünyesinde, bir trafik güvenliği kurulu oluşturalım, bu kurul da, ayda bir sefer toplansın, trafikle ilgili eğitim veren üniversitelerin temsilcileri gelsin, mimarlar odasından şehir mühendisi gelsin, vakıflardan temsilci gelsin, Karayolları ve Emniyet Genel Müdürlüğü bürokratlarıyla bu gönüllü kuruluşların ve üniversitelerin temsilcileri, kanunî zeminde, trafiğin sıkıntılarını gözden geçirsinler, eksiğini gidersinler, dünya çapında yapılanı aktarsınlar demişiz. Ne olmuş; bu kurul ve bunun üst kurulu da, yine, yönetmelik çıkmadığı için çalışamıyor.

Bakıyorsunuz, trafik araştırma merkezi kurulsun demişiz, bu merkezde, sağlık alanında, istatistik alanında, trafik mühendisliği alanında yetişen bilim adamları, trafik polisimize uzmanlık etsin demişiz. "Yolda kusur yok" diyor Karayolları yetkilisi; biz, o kurula, araştırma merkezine bir mühendis oturtalım ki, Karayolları mühendisi "yok burada hata" dediği zaman, onunla aynı tahsili yapmış, alanında yetişmiş mühendis, doğru söylemiyorsunuz, ben de sizin gibi mühendislik eğitimi yaptım, yanlıştır, yolunuzun burasında günde üç sefer aynı yerde kaza oluyorsa, bu yolun şu hatası var diye, matematik bilimine, mühendislik bilimine dayanarak tenkitini yapsın demiştik; ama, maalesef, bugün, trafik araştırma merkezinin de, hâlâ, Sayın İçişleri Bakanımızın yakın ilgisinin eksikliği sebebiyle kurulamadığını görüyoruz ve üzüntü duyuyoruz.

Akan kan, hepimizin kanı. Elinizi vicdanınıza koyun, hanginizin ailesinde, trafikten can gitmemiş, hanginizin ailesinde bir yakınınız trafikten sakat kalmamış veya tedavi görmemiş... Bu derece hayatî bir konuda niye duyarsızlık gösteriliyor?.. Kanunun emredici hükmünde, 6 ay içerisinde yönetmelikler çıkacak, 6 ay içerisinde kurulması gereken kurul kurulacak ve işlemler yapılacak denilmesine rağmen, 6,5 ay oldu, 7 ay; hâlâ bunlar eksik.

Tabiî, bu eksiklik, artık, eksiklik demiyorum, kasıt durumuna varan bu ihmal, akan kanın müsebbibidir bundan sonra ve burada, yine bu önemli konu hakkında geçen gün de, trafikle ilgili gündemdışı bir konuşma yaptım Trafik Haftasında ve Sayın Bakanımız yine yoklardı; Partilerinin büyüğünün annesinin cenaze namazındalardı, bugün de, herhalde yine öyle büyük bir mazeretleri var ki, yoklar...

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Gelecek... Gelecek...

AKIN GÖNEN (Devamla) – Trafikte günde 20 canın öldüğü bir ülkede, bundan daha büyük bir olay düşünemiyorum; bu trafik, terör kadar büyük bir beladır. Böyle bir bela, sorarım sizlere, İçişleri Bakanlığının en büyük görevi değil mi? Sayın Bakanımıza saygı duyuyorum Nevzat Bey'e; ama, kendi sorumluluk alanları değil- Sayın Bakan lüftfen, bu trafik konusuna heyecanla yaklaşsın. Grup başkanlarından da rica ediyorum, Sayın Bakanlarını bu konuda uyarsınlar, yoksa, vebal altında kalırlar.

Çıkarılması gereken, bunun gibi, aşağı yukarı 31 yönetmelikten sadece 10 tanesi çıkmış. Allah rızası için biraz gayret göstersin sayın bakanlarımız, bürokratların istediklerini versin de bu hizmet aksamasın. Çıkardığımız kanunda, reylerinizle kanunlaşan o zamanki tasarı da, Emniyet teşkilatının trafikle ilgili birimi küçüktü; bir daire başkanlığı şeklindeydi. Ben ve benim Grubum "bu olay büyük bir afet şeklinde; trafik genel müdürlüğü kurulsun" dedik; ama, değerli komisyonlar ve Genel Kurul, bunu, üç daireli bir başkanlık haline çevirdi ve bu başkanlığın organize olması, araç gereç ihtiyacını tamamlaması, bilgisayar ağını donatması, çağdaş polis gibi çalışması için, bir de kaynak ayırdı; parayla olur bu işler. Bakıyorsunuz, kanun çıkmış, ekim ayının 27'sinde yürürlüğe girmiş, aradan bir ay geçmiş, ne hazindir ki, Bütçe Komisyonunda kabul edilen ve buradan geçen "Bütçe Kanunuyla fonlar disipline edilsin" diye bir hüküm konulmuş. Ee, Hükümet, polis teşkilatı, trafikle ilgili birimler finans olarak desteklensin; akan kan çok büyük diye düşünülen Trafik Hizmetleri Fonunun en büyük kaynağı olan trafik cezalarından alınan yüzde 50 payı, bu fon uygulamasıyla, Emniyet Genel Müdürlüğü, trafik hizmetlerine aktarmıyor. Sorarım size, kanın bedeli, canın bedeli hangi tasarruf gerekçesiyle tutulur, durdurulur?

Sayın Necmettin Dede'nin kanun teklifini görüştüğümüz bu günde, gruplarımız, bizler, önerge verelim, lütfen, Trafik Hizmetleri Fonunun asıl kaynağı olan bu para cezaları kesilmesin, Maliye Bakanlığı, hiçbir gerekçenin arkasına sığınarak, insan kanını, insan canını şu veya bu tasarruf genelgesi, şu veya bu bütçeyi dengeleme amacıyla tutmaya kalkmasın, zaten çalıştıkları, çabaladıkları denk bütçe de fiyaskoyla sonuçlandı...

Allah rızası için, bugün bu önergeyi verelim ve bu önergeyle malî sorumluluk sigortasından trafik hizmetlerine giden yüzde 5 ile bu Trafik Hizmetleri Fonuna giden, cezalardan alınan yüzde 50'yi serbest bırakalım; yoksa, Trafik Hizmetleri Başkanlığını üç daireye çıkarmanız, aracı olmayan, bilgisayar ağıyla donatılmamış, ekibi takviye edilmemiş şekilde olursa, adı var, kendi yok bir başkanlık şeklinde olur. Ondan sonra, oturur deriz ki, kanunu çıkardık, düzelecekti, niye trafik kazaları azalmadı!..

Elinizi vicdanınıza koyun; trafiğe verdiğimiz parayı, bir ay sonra, Bütçe Kanununa koyduğunuz tuzak bir hükümle, Maliye Bakanlığı, tutar, vermezse, polis, aracını gerecini alamazsa, fahri müfettişliği işletmezseniz, trafik araştırma merkezini kurmazsanız, çıkacak 31 yönetmeliğin aşağı yukarı üçte ikisini çıkarmazsanız, haliyle bu felaket devam eder; çıkardığınız kanun ölü bir kanun olur, ölü kanunla kurduğunuz ölü müesseseler de, ne trafik polisine yardımcı olur ne trafik hizmetiyle uğraşan insanlara katkıda bulunur.

Yine, Bütçe Kanununa bakıyorsunuz, altyapı, her şey Karayollarında. Geçen yıl, yani 1996 yılında, Karayolları Genel Müdürlüğüne yolların bakımı, onarımı ve istimlaki için 6.2 trilyon para ayrılmış. Bu yıl bakıyorsunuz, 2.2 trilyon. Sorarım size, enflasyonun erittiği paranın değerini falan bir kenara bırakın, 6 trilyon lira, 2 trilyon liraya inerse, Karayollarının bütçesi üçte bir azalırsa bu yollar nasıl onarılacak? Hendekten kaçayım diyen, sollama yapayım diyen araç, gidiyor öbürüne bindiriyor. Tasarruf, canda, kanda olmaz. Yanlış yapıyoruz, yanlış yapıyorsunuz; Allah rızası için, Karayollarına, fondan veya hangi kaynaktan aktaracaksanız bakım ve onarım açısından kaynak aktaralım. Yazık oluyor, bir ay önce çıkardığımız kanunu bir ay sonra zedelemeyelim.

MEHMET AYKAÇ (Çorum) – Sayın Bakan, biraz yavaş sesle konuşsanız...

AKIN GÖNEN (Devamla) – Tamam, önce uyarsaydınız daha rahat ederdim.

Değerli arkadaşlarım, trafik konusunda, bu gelen değişiklik içerisinde, kanunun aksayan yönlerini düzeltici, sıkıntıları giderici makul öneriler var. Bunlardan birisi noterlerle ilgili. Burada, Genel Kurulunuzda, altı ay önce kanun görüşülürken, niye yapıldığını anlayamadığım tarzda, noterlerin elinden araba satış devir işlemlerini aldık. Niye alındı ben hâlâ bilmiyorum. Ne oldu onu alınca; bu iş, noterlerden trafik polisine geçti. Zaten, yetişmiş 4 bin trafik polisiniz tescil bürolarında bağlıydı, bir de bu devir tescil işlerini oraya verince, polisiniz iyice bürolara kapandı. Trafikte mühim olan denetimdir. Denetim elemanınızı siz içeriye çekerseniz, hizmetten verim almanız mümkün değildir; kaza adediniz artar, denetim yapamazsınız. Noterlere, yine bu yetki verilmeli; trafik polisi, büro hizmetinin içerisinden çekilmeli.

Burada bir sakatlık daha var: Devletin Millî Eğitim Bakanlığı, sürücü kursları imtihanını yapıyor, belgeyi veriyor, sonra nedense, anlaşılmaz bir tarzda -ben anlayamadım, anlayanlar varsa bana da izah ederlerse sevinirim- biz, bu belgeleri bir de polise yolluyoruz, polis bunu değiştiriyor, yeni bir belge veriyor. Devletin kendi bakanlığına itimadı yok mu? Niye, biz, polisimizi büroya tıkıp, Millî Eğitimin verdiği sürücü belgesini bir daha değiştiriyoruz? Bunlar yanlış işler; az olan yetişmiş polisimizi bürolara kapatıp, hizmeti aksatmadır. Bunların da, Millî Eğitim Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında bir anlaşma sağlanarak, kısa sürede düzeltilmesi lazımdır.

Sayın Muş Milletvekilimizin getirdiği teklifle noter konusu hallediliyor; ileri bir adımdır. Eksik polis ihtiyacını karşılamak için jandarma, daha çok hizmetin içine çekilmeye çalışılıyor; doğrudur. Kanun çıkarken yine yanlış yapılmıştır. Kanunun ceza hükümlerinin bir kısmının uygulanması 1 Ocağa bırakılmıştır. Arada geçen aşağı yukarı iki aya yakın zaman boşlukta kalmaktadır. Şimdi ise onunla ilgili bir teklif de geliyor; ama, ceza hukukunda, kanunlar geriye doğru yürümez. Bence, o teklif de, ceza hukuku açısından, kanunların geriye doğru yürüyemeyeceği ilkesi açısından yanlış bir düzenlemedir. Bilemiyorum, Yüce Genel Kurulunuz, o konuda ne karar verir.

Ceza tekniği açısından mükerrer cezalar var; hapis cezası, para cezası gibi. Onların düzeltilmesi de doğrudur; ama, burada dikkate alınması gereken temel ilke, günde ortalama 20 canın gittiği ülkemizde, Sayın Başbakanın, bir an önce, acilen Karayolları Güvenliği Üst Kurulunu toplayarak, 8 bakanını, bu işle ilgili 2 genel müdürünü, Jandarma Genel Komutanını bir araya getirip, problemi kökten çözecek, zihniyet değişikliği yaratacak hamleyi yapması, yaptırması, koordinasyon görevini, denetim görevini, hız verme görevini yapması gerekmektedir; bu, onun aslî görevidir. Bu aslî görevi yapmaz, değişmesi gereken zihniyet değişmezse, yine yollarda kazalar olur; yine arabaların içerisine, teneke yığınlarının arasına insanlarımız sıkışır, onları, trafik polisimiz, eliyle, ayağıyla açıp kurtarmaya çalışır; yine insanlarımız yollarda kan kaybeder, can kaybeder; niye!.

Sağlık Bakanlığının, yollar üzerinde, acil kurtarma ve ilk yardım istasyonlarını kurması gerekir; ama, kanunun emredici hükmüne rağmen, bir plan dahilinde kurulması gereken bu istasyonların, aradan yedi ay geçmesine rağmen bir tekini bile kurduğunu görmedim. Zaten, bunları kurarken, İçişleri Bakanlığının görüşünü alması lazım. Sordum, İçişleri Bakanlığından, nerelere kurayım diye bir talepte, bir görüş alma isteğinde de bulunmamış, Yeni Sağlık Bakanımız, inşallah duyarlı davranırlar, karayollarımız üzerinde bu istasyonları kurarlar.

Ayrıca, Millî Eğitim Bakanımız -eğitim, her şeyin temeli- çıkarılması gereken yönetmelikleri çıkarır, planlamayı yapar; ilk ve orta dereceli okullarımızda zorunlu trafik eğitimini, kanunun amacına uygun, değerli milletvekillerimizin talimatına uygun tarzda yürüyen bir hizmet şekline sokarlar. Bunlar yapılmadığı takdirde, sadece eski zihniyetle, para cezalarıyla trafik kazalarının azalacağını beklemek, bizi, altı ay önce ortaya koyduğunuz emredici hükümlerin, altı ay sonra arkasında durmadığımız gibi bir sonuca götürür ki, bu, ne bilimle bağdaşır ne gerçekle.

Ben, Sayın Bakanımıza, Sayın Başbakanımıza, trafik hizmetiyle görevli tüm bakanlarımıza ve bürokratlarımıza, trafik, birgün sizin de ocağınıza acı tohum atabilir, Allah rızası için bu konuya eğilin diyor ve hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Gönen.

Demoratik Sol Parti Grubu adına, Sayın Zekeriya Temizel; buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)

DSP GRUBU ADINA ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Muş Milletvekili Sayın Necmettin Dede'nin, Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi üzerinde, Demokratik Sol Parti Grubunun görüşlerini belirtmek üzere söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi, geçtiğimiz günlerde örnek bir çalışma sergiledi. Oldukça önemli bir ülke sorununa, yani, trafik sorununa çözüm getirmek amacıyla, bir seri düzenleme, tüm partilerin mutabakatıyla bu Genel Kurulda gerçekleştirildi. Yine, hatırlayacaksınız, konu, hem İçişleri Komisyonunda hem de Plan ve Bütçe Komisyonunda ayrı ayrı görüşüldü; daha sonra ortak bir alt komisyon oluşturularak her iki komisyonun çalışmaları birleştirildi; böylece, ulaşılacak en iyi sonuç elde edilmeye çalışıldı. Daha iyisi yapılamaz mıydı? Elbette yapılabilirdi; ancak, mutabakat içerisinde gelinebilecek en iyi nokta bu oldu.

Değerli milletvekilleri, hepiniz çok iyi bilirsiniz ki, yasalar, ancak uygulama ile vücut bulurlar ve sonuç doğururlar. Eğer, etkili bir uygulama yoksa, dünyanın en mükemmel yasasını yapsanız bile bir sonuç elde edemezsiniz. Nitekim, bu yasa için de, işte, sonuç ortada. Yasanın işlemesi için gerekli olan yönetmelikler çıkarılmadığı, gerekli kurullar oluşturulmadığı, kısacası, yasaya vücut veren organlar söz konusu olmadığı için yasa işlemiyor; dolayısıyla da, Trafik Yasasından beklenilen sonuçların, ancak yüzde 10'u veya yüzde 5'i elde edilebiliyor.

Trafik yasalarının uygulanması konusunda, ülkemizin, yeni keşiflerde bulunmasına da gerek yok. Gerek bu trafik yoğunluğuna yıllarca önce ulaşan ülkelerin deneyimleri gerekse son 30 yılda ülkemizin sağladığı oldukça önemli birikim, bu konuda yapılması gerekenleri çok açık olarak ortaya koymaktadır. O halde, yapılması gereken, bu birikimin üstyapısı olan yasal düzenlemelerdeki eksiklikleri giderip, etkin bir uygulamayı planlamaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 4199 sayılı Yasayı çıkarırken de, temel olarak bu düşünceden hareket etti. Türkiye Büyük Millet Meclisi, olabildiğince eksiksiz bir yasa çıkardı, uygulama için de gereken malî olanakları, ilk defa, bir yasada açık olarak gösterdi; şunları yapmak için, işte, size malî olanak diye.

Bu düzenlemeden sonra, bizler, yasanın etkin bir şekilde uygulanması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını, yönetmeliklerin çıkarılmasını beklerken, daha, yasanın mürekkebi kurumadan, bu defa çıkarılan yasada bazı düzenlemelerin yapılmasını içeren bir yasa teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisine sunuldu. Böyle bir öneri olamaz mı? Elbette olabilir; ancak, bu, temel olarak iki nedene dayanır: Öncelikle, yasada maddî bir hata olduğu zaman olur. 4199 sayılı Yasada eski cezaların yürürlükten kaldırılması ile yeni cezaların yürürlüğe girmesi arasında boşluk olduğu iddiası -Sayın Gönen'e o konuda katılmıyorum- bana göre yoktu. Çünkü, oradaki yeni ceza maddesi bağlı madde idi. Bağlı madde yürürlükten kalkmadan, diğer madde yürürlüğe girmez. Dolayısıyla da öbür madde yürürlüğe girene kadar onun geçerliliği vardır; ama, geçti yani sonuç olarak, geriye dönecek herhangi bir şey yok. Bana göre, yasada, bu açıdan da teknik bir düzenleme yoktu; ama, birdenbire öyle bir hava yaratıldı "bu kalktı da, bu girmedi" diye. Bağlı maddeler de, her halükârda birbirine bağlı olarak yürürlüğe girerler.

AKIN GÖNEN (Niğde) – Yargının görüşü öyle.

ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – Yargı her zaman doğru karar vermiyor Sayın Gönen; bazı konularda yargı da yanılabiliyor; ama, bu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yaptığı bir yasaydı ve o kadar büyük bir eksikliği olmadı bana göre.

AKIN GÖNEN (Niğde) – Takdiriniz öyle ise, saygı duyarım.

ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – Böyle bir değişiklik önerisi, uygulanmaya başladıktan sonra, yasayı yürürlüğe koyanların kesin olarak düşünmediği ya da istenmeyen sonuçların ortaya çıkması halinde söz konusu olabilir.

Değerli arkadaşlar, biraz önce Sayın Gönen de belirtti, 4199 sayılı Yasa daha yürürlüğe girmemiştir, bana göre girmemiştir; çünkü uygulanamamaktadır. O zaman, özellikle de, daha yürürlüğe girmediği için, ne gibi sonuçlar doğuracağı belli olmayan maddelerin düzeltilmesi konusunda yapılan bir teklifin pek fazla uygun olmaması gerekir diye düşünüyorum.

Özellikle, yasanın, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesi sırasındaki bazı konular, ayrı ayrı görüşme konusu olmuş ve yasa koyucunun tercihi, tartışmalar sonucunda çok açık bir şekilde ortaya çıkmış ise, kanunun uygulanmasının sorun doğuracağı ileri sürülerek, daha yasa yürürlüğe girmeden, değişiklik önergeleriyle yeni bir yasa teklifi verilmesinin Meclis iradesiyle de pek fazla bağdaşamayacağını düşünüyorum.

Değerli milletvekileri, henüz uygulanmaya başlanmayan, dolayısıyla da ne gibi sorunlar yaratıp yaratmayacağı henüz bilinemeyen konular nelerdir? Bunları, yasadaki sırasına göre şöyle sıralamak mümkün:

Uygulaması sorun yaratacak savıyla değiştirilmesi önerilen ilk düzenleme, 4199 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle getirilen ve 2918 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde yapılan değişikliktir. Hepinizin bildiği gibi, bu düzenleme, polisin ve trafik teşkilatının görev alanı dışındaki yerlerde, jandarmanın, trafik eğitimi almış subay ve astsubaylar aracılığıyla, trafik suçlarına el koymaya yetkili kılınması olayıdır.

Yasanın tartışılması sırasında, birçok milletvekili, 2000'li yıllara gelirken, hâlâ "trafik teşkilatının görev alanı dışındaki yol" kavramının kabul edilemeyeceğini; bu örgütün, ülke gereksinmelerine göre, kendisini geliştirmesi gerektiğini; trafikteki "jandarma" kavramının bazı acı çağrışımlara ve olaylara neden olduğunu dile getirdiler. Buna karşılık, bazı milletvekilleri de, ülke gerçeklerinin gözardı edilemeyeceğini; bu nedenle de, karayolu örgütü tüm ülkeyi kapsayana kadar, jandarmaya, bu alanda gereksimin olduğunu; ancak, bu denetimlerin, trafik eğitimi almış subay ve astsubaylar aracılığıyla ve vali onayıyla yapılmasının gerekliliğini belirtti. Biz de bu ikinci savı savunduk; yani "jandarmanın trafikten çekilmesinin henüz zamanı değildir; o nedenle, bu süre içerisinde, bu görevleri devam ettirebilir dedik.

Sonuçta, trafik eğitimi almış subay ve assubaylar yönetiminde, bu denetimlerin yapılması üzerinde uzlaşma sağlandı. Bu, Meclisin geldiği bir uzlaşma noktasıydı. Yeni önerilen düzenlemeyle, trafik eğitimi almış subay ve astsubaylara uzman çavuşlar da ekleniyor. Değerli arkadaşlar "uzman jandarma" yasanın düzenlenmesi sırasında tesadüfen yazılmamış ya da unutulmuş bir kavram veya kelime değildir; biraz önce belirttiğim gibi, bu, Meclisin, tartışma sonucunda geldiği bir noktadır. Kaldı ki, uygulamada ne gibi sakıncaların olacağı, henüz bilinmemektedir; çünkü, konuyla ilgili yönetmelik, henüz yürürlüğe girmemiştir. O nedenle de, bu aşamada, eğer, bu yasa değiştirilirse, bu düzenlemenin sonuçları konusunda, kimsenin herhangi bir fikri olmayacaktır.

Değerli milletvekilleri, değiştirilmesi önerilen diğer düzenlemeyse, trafik tescil bürolarında da, noter işlemine gerek kalmadan, yetkili memur tarafından tescil işleminin yapılmasına olanak tanınmasıyla ilgili düzenlemedir.

Bu konuda yapılan değişikliği daha açık anlatabilmek için, şu andaki uygulamayı size hatırlatmak istiyorum: Şu anda, bir kişi aracını başka birine satmak isterse, bu satış işlemini noter huzurunda yapmak zorundadır. Sonra, bu satış belgesiyle trafik tescil bürosuna gidip, tescil beyannamelerini doldurup ya da doldurtup, harçlarını ödeyip devir ve tescil işlemi yaptırılmaktadır.

Değerli arkadaşlar, biraz önce, bir değerli arkadaşımız, sanki bu işlem yepyeni bir işlemmiş gibi, Emniyet Genel Müdürlüğünde bu işlem için eleman ayrılmasının sakıncalarından bahsetti ve zaten eleman sıkıntısı çekilen bir alanda, tescil işlemi için ayrıca eleman bulundurulmasının gereksizliğini belirtti.

Değerli arkadaşlar, şu anda, zaten trafik tescil bürolarında tescil işlemi yapılıyor. Noterde işlem yapıldıktan sonra, bu belgeler götürülüp, yeniden o beyannameler doldurulup tescil işlemi yapılıyor. O nedenle, bu işlem, zaten yeni bir işlem değil.

Satış belgesi, trafik tescil bürolarında kaydedildiğine göre, o zaman, yasanın tartışmaları sırasında, vatandaşın, araç devri sırasında karşılaştığı bu sıkıntılar acaba azaltılabilir mi, trafik tescil bürolarındaki bu kuyruklar ortadan kaldırılabilir mi, insanlar değişik birimler arasında kan ter içerisinde koşturmaktan kurtarılabilir mi diye düşünüldü.

Eğer bir araç, bazı hukukî sınırlamalarla satılıyorsa -buraya özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum- örneğin, mülkiyeti muhafaza kaydıyla satılıyorsa; bir tüzelkişilik, vekâletle bu işlemi yapıyorsa; araç üzerinde haciz vesaire gibi sınırlandırmalar varsa, bu tür devir işlemleri yine noterlerde yapılacaktır. Ancak, araç tamamen temizse, taraflar hiçbir özel şart ileri sürmüyorlarsa, bu halde, iki kişinin, trafik sicilini tutmakla görevlendirilen yetkili memurun önüne gidip de devir tescil işlemini yaptırmasında ne sakınca vardır, bunu anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum. Bütün çağdaş ülkelerde bu sistem böyle uygulanmaktadır.

Devlet bir sicil tutuyorsa ve bu sicilin tutulmasında görevlendirdiği yetkili tescil memurları varsa, hiçbir sorun ya da satış şartı taşımayan bir menkul mal devri için insanlar neden noterlere gönderilsin, neden noter harcı ödemek zorunda bırakılsın?

Üstelik, bu düzenleme üzerinde tartışılırken, böyle bir uygulamanın sorun yaratıp yaratmayacağı konusunu, direkt olarak Noterler Birliğiyle temas ederek konuşmak gereğini de duyduk. İlgilileri bizzat aradık, hatta, bizzat ben aradım; ancak, bu tür taleplerimize herhangi bir yanıt da gelmemişti o zaman.

Araç devir ve tescil işlemlerinin, biraz önce belirttiğim çerçevede -yani sorunsuz bir şekilde, sorunsuz olan araçlarla ilgili olarak- yetkili tescil memuru önünde yapılmasının sakıncalı olduğunu, zannediyorum, hiç kimse ileri süremez. Bu, vatandaşın yararınadır; bu, kamu görevlisine güvenin gereğidir; bu, vatandaşın cebinden, devlet zoruyla veya devlete güvenilmemesi nedeniyle, başkalarına para aktarılmasının önüne de geçecek bir uygulamadır.

Bugün, hepinizin bildiği gibi, gayrimenkul, yani taşınmaz mal devirleri, üstelik de hiçbir sınırlamaya tabi tutulmadan, tapu sicil memurlarının önünde yapılmaktadır. Siz, arsa, arazi, bina gibi taşınmaz mal devirlerinde bile notere gerek görmeyeceksiniz; ancak, hiçbir özel koşul taşımayan bir aracın, bir menkul malın devriyle ilgili olarak iki kişi tescil memurunun önüne gittiği zaman, sen bunu yaptıramazsın; notere git yaptır diyeceksiniz!..

Gerçi, bu değişikliği önerenler de, temel görevi, trafiği yönetmek ve denetlemek olan trafik teşkilatının eleman sıkıntısı nedeniyle bu görevi yapamayacağını ileri sürerek değişiklik önerisinde bulunuyorlar. Değerli arkadaşlar, trafik teşkilatının bir görevi de, trafik sicilini tutmaktır. Bu görev, zaten bu teşkilatça yapılmaktadır. Noterde işlem olsa da, olmasa da, trafik teşkilatı, mutlaka bu işlemi yapacaktır. Önemli olan, bununla ilgili yeni kurumlar yaratmak mümkünse, trafik teşkilatından, bu sicil işlemini almaktır; ama, bu olduğu sürece, ilgili memurlar, kesin olarak bunu yapmaktadırlar. Bu yeni düzenleme, ek personel gerektiriyorsa, bu da, trafik teşkilatına sağlanmalıdır. Halka hizmet sunmak için de bu teşkilatı genişletmezseniz, o zaman, varlık nedeninizi kuşkulu bir hale getirirsiniz.

Değerli arkadaşlar, değiştirilmesi gereken diğer bir konu da, yani üçüncü konu da, sürücülük sınavlarında, trafik polisinin bulundurulması veya bulundurulmaması konusudur. 4199 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı sürücü okulları, gerekli eğitimleri verdikten sonra, sınavlarını da Millî Eğitim Bakanlığının temsilcisinin katılımıyla yapıyorlardı. Amaç, kesin olarak, burada, tüm sürücü okullarını suçlamak değildir; ancak, bu sınavlarda, arabayı kaldırmayı bile beceremeyen şoför adaylarının ehliyet aldığına ilişkin duyumları da hepiniz duyuyorsunuzdur zaten; bunu ortadan kaldıramadık. Bu durumda, bu sınavlara, resmî giyimli bir trafik görevlisiyle daha fazla ciddiyet kazandırmak ve sınav sırasında, şoför adayı ile trafiği denetlemekle görevli kimsenin karşı karşıya getirilmesinin çok yararlı olacağı düşünüldü; bu, bir gereklilikti. Zaten, şoför okulunun, şoför adayına gereken eğitimi verdikten sonra, bu sınavın, trafiği denetleme yetkisine sahip bir kamu görevlisi tarafından yapılmasından da doğal bir şey olamazdı. Bu gerekliliği, zannediyorum, çok büyük ölçüde, arkadaşlarımız kabul etmekte ve bunun gerekliliğine inanmaktadır; ancak, bu konuda da, karşımıza, yine, yeterli personel olmadığı savı dikilmektedir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi, yasa yaparken, uygulamayı götürmek istediği yere göre düzenleme yapar. Yoksa "ülkenin olanakları bu kadardır; daha iyiyi yapmamıza olanak yoktur" diye daha iyiye sırt çevirirseniz, iyi bir şey yapmış olmazsınız.

4199 sayılı Yasayla yapılan düzenlemelerden hiçbirinin gereksiz olduğu söylenmiyor; hatta, bu değişiklik teklifini verenler bile, yapılan düzenlemenin isabetli olduğunu kabul ediyorlar; ancak, ne diyorlar: "Emniyet örgütümüzün, bu düzenlemeleri yürütecek kadar gücü yok; personel olarak yetersiz, araç gereç eksiklikleri var; bu nedenle, bu aşamada bu hizmetleri yapamaz. O halde, bu görevleri, trafik zabıtasının görevlerinin arasından çıkaralım."

Değerli arkadaşlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi -bir daha tekrar ediyorum- halkımıza nitelikli hizmet sunulsun, trafik anarşisine son verilsin, trafik, bir insan ve kaynak imha sisteminden çıksın diye bir yasal düzenleme yaptı. Yürütme organının da, yasayla kendisine yüklenilen bu görevlerini yerine getirmek için gereksinim duyduğu personeli, araç gereci ve malî olanakları isteme olanağı, elbette ki, var; yani, yürütme organı "ben, bu olanaklarla bu görevi yapamam" demek yerine "bana yüklediğiniz bu görevleri yerine getirmek için şunlara gereksinimim var" demek zorundadır.

4199 sayılı Yasa düzenlemeleri sırasında Sağlık Bakanlığına da çok önemli görevler verildi. Sağlık Bakanlığı, trafik kazalarına büyük bir hızla müdahale edebilmek için gerekli yerlerde sağlık istasyonları kuracak, buralarda bulunduracağı helikopterler, ambulanslarla kaza mahalline en kısa süre içerisinde ulaşacak ve buralardan hastanelere taşıdığı yaralılara "paran var mı yok mu, sigortan var mı yok mu" diye sormadan tedavi olanağı sağlayacak. Tedavi masraflarıyla ambulans ya da helikopterle taşıma masrafları da kaza yapan aracın bağlı olduğu trafik sigortası tarafından karşılanacak. Çok çağdaş bir düzenleme; Türkiye'nin zaten çoktan gelmesi gereken bir nokta ve bunun için de Sağlık Bakanlığına bir döner sermaye kurulması ve sigortalardan bu paraların oraya direkt olarak tahsil edilmesi olanağı getirildi. Biraz önce, yine, değerli konuşmacı belirttiler, belirli nedenlerle -neredeyse tek bir nedenle- bu uygulama da hâlâ yürürlüğe giremedi. Şimdi, Sağlık Bakanlığının da şu şu nedenlerle bu hizmetleri verme olanağı yok; o nedenle, biz, böyle bir olaydan vazgeçelim diyebilir misiniz; derseniz doğru yapmış olur musunuz? Her gün görüyorsunuz, Türkiye'nin en işlek yolları çok kanlı dramlara tanık oluyor.

Değerli arkadaşlar, biz, yasa yaparken; daha doğrusu, Türkiye Büyük Millet Meclisi yasa yaparken, ülkeyi götürmek istediği hedefe göre davranmak zorundadır. Mevcut olanaklara göre yasa yaparsak, sadece mevcut durumu yasallaştırmış oluruz; ne gelişme sağlarız ne de devletin sunduğu hizmetlerin kalitesini artırabiliriz. Ayrıca, yasaların Türkiye Büyük Millet Meclisinde gereğince tartışılmadan çıkarıldığını yayma görüntüsüne de kimsenin hakkı yoktur; çünkü, bu konular, ilgili komisyonlarda günlerce tartışıldı. Sanki buradan apar topar bazı şeyler gürültüyle çıkarıldı, daha sonradan farkına varıldı ki, aa biz çok büyük bir hata yapmışız; bunlar olmaz. Halbuki, burada net bir tercih kullanıldı. Olabilir; yani, bu tercihin mutlaka olumlu sonuç doğuracağı diye bir iddiada bulunmak mümkün; ama, bana göre, hâlâ ısrarla savunuyorum, 4199 sayılı Yasayla getirilen düzenlemelerin hepsi Türkiye'nin ihtiyacı olan ve kesinlikle tavizsiz uygulanması gereken düzenlemelerdi.

Şimdi, yasada değişiklik yapılacak umuduyla uygulanması gereken ve uygulama olanağı olan bazı şeyler de yapılmamaya başlandı. O hizmetleri gerekçe göstererek personelini, araç gerecini, hatta diğer olanaklarını artırma durumunda olacak idareler "nasıl olsa bu hizmetler bizden gidiyor, ben bunun arkasına sığınarak herhangi bir talepte bulanamam" diye, bu taleplerini bile yapamaz hale geldiler.

4199 Sayılı Yasa, komisyonlarda gereğince görüşüldü; Genel Kuruldaki görüşmeler sırasında da, olanaklı olduğu ölçüde, komisyonlarda tartışılmayan konuların bir oldubittiyle yasanın içerisine girmesine engel olundu. Bu, gerçekten çok önemli bir olaydı; çünkü, trafik konusunda söylenecek her söz mantıklıdır; getirilen her çözümün kendi içerisinde bir mantığı vardır; ancak, bu, diğer bileşkenlerle beraber tartışıldığı zaman çok daha büyük bir anlam kazanır. Onun için, verilen önergelerle, oldubittilerle yasanın bütünlüğünün bozulması, yasanın bütünlüğünün bozulmasına en azından olanak tanıyan hükümlerin buraya girmemesi bu yasa için çok önemli bir konuydu ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu da sağlandı. Girebilir miydi; girebilirdi tabiî ki; girmemesi için bir neden yoktu; ama, en azından bu tutarlılığın gösterilmesi bile, bu yasanın niteliğini veya kalitesini göstermesi açısından çok önemliydi.

Değerli arkadaşlar, bu düzenlemeden sonra, önümüze, işte 7 maddelik bir tasarı geldi. Bu tasarının üç maddesi, cezalar ve teknik düzenlemelerle ilgili eksiklikleri giderdiğinden karşı olmadığımızı belirtiyoruz. Bu tür düzenlemeler olabilir; çünkü, bu, daha çok, bürokrasinin uygulama nedeniyle getirip koyduğu, çok ayrıntısıyla üzerinde tartışılamayan veya teknik eksiklikleri görülemeyen konular olabilirdi; onun için bu tür eksikliklerin giderilmesiyle ilgili olarak getirilen bu öneriyi olumlu karşılıyoruz; ancak, diğer üç konuyla ilgili olarak önerilerimizi burada ayrıntısıyla belirtmeye çalıştık.

Değerli arkadaşlar, şundan emin olun ki, bu yasanın maddelerine geçildikten sonra, bu yasanın görüşme kapsamı ve...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Temizel, lütfen, toparlayın.

ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – Hay hay Sayın Başkanım.

Bu yasanın görüşülmesi sırasında yasanın kapsamı kesin olarak bu maddelerle sınırlı olmayacak; birçok öneri daha verilecek. Hatta, verilen her önerinin de kendi içerisinde bir mantık tutarlılığı olacak. Demokratik Sol Partili arkadaşlarımız tarafından da bazı önergeler verilecek ya da, yine kendi arkadaşlarımız bazı önergelere veya önerilere katılacaklar; çünkü, 4199 sayılı Yasanın düzenlenmesi sırasında da, Demokratik Sol Parti olarak tamamıyla içimize sindirmemekle birlikte, uzlaşma gereği olumlu oy kullandığımız maddeler de var.

Şimdi, bazı konular ilgili komisyonlarda da görüşülemediğinden ve gereğince tartışılamadığından, olgunlaştırılmadan oylanmak zorunda kalınacak. İlgili komisyonda tartışılsa, belki de önergeyi verenler görüşlerini değiştirebilecek. Bu olmadığından, belki bu görüşmeler sırasında yasanın bütünlüğü de bozulacak.

Bize göre, yasanın, bir defa, tam olarak yürürlüğe girmesi ve uygulanması çok büyük önem taşıyor. Önemli olan uygulama. Uygulama için şöyle bir gayret gösterilsin: Yasa uygulayıcılarının, uygulama için gerekli gördükleri gereksinimleri karşılansın; bundan sonra, yasanın aksayan yönleri olursa, o zaman, elbette ki, yasanın daha mükemmelleştirilmesi için öneri gelsin ve gereken de yapılsın. Bu, hem Türkiye Büyük Millet Meclisine saygının hem de yasaya saygının bir gereğidir.

İyi niyetle yapıldığından kuşku duyulmaması gereken bu önerimizin Türkiye Büyük Millet Meclisinde dikkate alınacağına; yani, tartışmalar sırasında önünüzde bulunan yasanın dışına çıkarılarak, değişik maddelerin burada oldubittilerle yasaya sokulmaması gereği konusunda dikkatli davranılacağını umuyor, hepinize saygılar sunuyorum. (DSP, ANAP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Temizel.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Atilâ Sav; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ATİLÂ SAV (Hatay) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin sayın üyeleri; yasa yapmak Türkiye Büyük Millet Meclisinin başlıca görevlerinden birisidir. Yasama tekniği ise, özel bir bilgi ve birikimi gerektirir. Ne yazık ki, bazı kanunların hazırlanmasında ya da Yüce Mecliste -Genel Kurulda- görüşülmesinde yeterli hazırlıklar yapılmadığı ve yasama tekniğine özen gösterilmediği için, uygulamada büyük sıkıntılar ve sorunlar çıkmaktadır. 4199 sayılı Kanun, yasama tekniğine ve yasa diline uygun olmayan bir metin olarak Yüce Meclisten çıkmıştır; eksik anlatımlar vardır, yanlışlıklar vardır; kimi hükümleri yeterince belirgin değildir, karışıktır; kimi hükümleri de uygulanamaz durumdadır. Ceza hükümlerini düzenleyen maddelerde ise bir boşluk hâsıl olmuştur.

2918 sayılı Yasanın -yani, Karayolları Trafik Yasasının- ceza hükümleri 4199 sayılı Yasanın 47 nci maddesiyle ilga edilmiş; ancak, aynı yasanın 48 inci maddesindeki yürürlük hükmünde, ek 3 üncü maddenin 1 Ocak 1997'de yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Böylece, 4199 sayılı Yasa 27 Ekim 1996 tarihli Resmî Gazetede yayımlanıp yürürlüğe girerken, eski ceza hükümleri yürürlükten kalkmıştır. Ek 3 üncü madde ise 1.1.1997'de yürürlüğe girdiği için, arada iki aylık bir boşluk doğmuştur.

Mahkemelerin bu konudaki uygulaması şöyledir: Bu süre içerisinde ceza hükmü bulunmadığı için, maddeyle belirtilen eylemler nedeniyle sürücülere ve diğer sanıklara ceza verilememektedir. Önümüzdeki yasa teklifi bunu gidermek için bir düzenleme getirmiştir. Biraz sonra, onun da Anayasaya uygun olmadığı konusundaki görüşlerimizi Yüce Meclisin bilgisine ve tartışmasına sunacağız.

Başarısız bir yasa düzenlemesi niçin ve nasıl yapılır? Bunu iyi anlamak için, 17 Ekim 1996 tarihli oturumun tutanaklarını incelemekte yarar vardır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir daha aynı yanlışı yapmaması gerekir. O gün İçtüzük zorlandı, İçişleri Komisyonu raporunun son şekli üyelerce incelenmeden, İçtüzüğün 52 nci maddesine göre 48 saatlik bekleme süresi kaldırıldı, hemen arkasından da tartışma ve görüşme açıldı. Muhalefetin, bu arada , CHP'li üyelerin bütün uyarıları göz önünde tutulmadı, öneriler dinlenilmedi; ancak, birkısım önerilerin doğruluğunu kabul zorunluluğu ortaya çıktığı için, kimi düzeltmeler yapıldı; ama, bunun da yeterli olmadığı uygulamada ortaya çıkmış bulunmaktadır. Oysa, konu çok önemlidir. Trafik Yasası, çok geniş uygulama alanı olan bir Kanundur. Aslında, bir yürütme metnidir; ama, idare hukuku, ceza hukuku ve özel hukuk gibi hukukun çeşitli alanlarını ilgilendiren karmaşık ve girift bir konusu vardır.

Trafik, ülkemizin hukukî, sosyal ve ekonomik düzenini tehdit eden bir tehlike boyutundadır. Dileriz, bundan sonra, bu yasa teklifiyle, trafik sorunu, biraz daha akılcı, biraz daha etkin çözümlere kavuşur. Hepimizin amacı, daha iyi, daha açık, daha kolay uygulanır metinleri yasalaştırmaktır. Yasaların özü ve içeriği kadar, biçimsel yönü ve kullanılan dil de önemlidir.

Bu teklifle getirilen başlıca yeni düzenlemeler şunlar:

1- Genel zabıta meyanına " trafik zabıtasının bulunmadığı veya yeterli olmadığı yerlerde jandarma, trafik eğitimi almış subay, assubay ve uzman jandarmalara görev ve yetki verilmesi."

2- "Tescil edilen araçların, satış ve devirleri için, sözleşmelerde noterlerin yeniden görevlendirilmesi. Tescile esas olan temlik, mülkiyeti nakledici bir kurucu işlemdir." Bu doğru, 4199 sayılı Yasayla yapılan düzenlemenin eksik olduğu ya da sakıncalı olduğu belli olmuş; şimdi, eski kurala dönülmesi önerilmektedir.

3- "Sürücü belgesi alacakların sınavlarında, sınav komisyonuna, trafik zabıtasından da bir kişinin üye olarak katılması gerekir" hükmü metinden çıkarılmaktadır. Bu önerinin gerekçesinin personel yetersizliği olduğu anlaşılıyor.

4- 4199 sayılı Kanunun ek 3 üncü maddesiyle, 2918 sayılı Yasanın çeşitli maddelerinde bulunan ceza hükümleri, tek maddeye sığdırılan bir çizelgeyle çözümlenmek istenilmiştir. Karışıklık yaratan bu hüküm için, bu kez, 4 üncü maddeyle, kanunun 67 nci maddesindeki ceza hükümleri ayrı ayrı değiştirilerek yerlerine oturtulmak istenmektedir. Yöntem olarak, yerinde bir öneridir.

5- İnfazla ilgili olarak, küçüklerin, işlemiş olduğu suçlardan doğan cezalarının bir kısmını ıslahevinde çektirme hükmü kaldırılmaktadır.

6- Teklifin 5 inci maddesindeki öneri, komisyonda değiştirilerek düzenlenmiştir. Bu suretle, para cezaları, gösterge sistemine bağlanmaktadır; cezaların enflasyon nedeniyle etkisizleşmesi önlenmek istenmektedir. Böyle bir yetkinin Vergi Usul Kanunundaki değerlemeye bağlanmasının sakıncalı olup olmadığı tartışma konusudur; çünkü, para cezalarının sabit olmamasının, suç ve cezaların yasayla belirlenmesi ilkesine uygun olup olmadığı düşünülmelidir.

7- Geçici 1 inci maddeyle yapılan düzenleme Anayasaya aykırdır. 4199 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihle; yani, 17.10.1996 ile 31.12.1996 arasındaki süre için ceza hükmü konulmak istenmektedir. Sayın ANAP sözcüsünün de belirttiği gibi, bu, geçmişe yönelik olarak bir ceza hükmü konulması anlamına gelir. Aslında, bu süreç işlemiş ve bitmiştir; o dönemde işlenmiş trafik suçlarına artık ceza verilemez. Madde, o dönem için ceza verilmesini öngörmekte ise, Anayasanın 38 inci maddesine aykırı bir hüküm konulmuş olur; kanunun 6 ncı maddesi bu anlamdadır. Anayasanın 38 inci maddesi açıktır "kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz." Nitekim, mahkemelerdeki uygulamanın da bu yönde olduğu biliniyor.

Sayın Başkan, Yüce Meclisin sayın üyeleri; Trafik Kanunu değişikliği bir umuttu; trafik canavarını durduracak ve toplumu büyük bir sıkıntıdan kurtaracaktı. Ne yazık ki, bu umut, beklenen amaca ulaşmadı; çünkü, tek boyutlu çözümler yeterli olmuyor, yararlı da olmuyor. Trafik sorunu, çok karmaşık bir konu ve çok etkenlerin buluştuğu bir konu. Bu nedenle, çözümün de aynı biçimde karmaşık ve çok boyutlu olarak düşünülmesi gerekir.

Hiç kuşkusuz, en önemli sorunlarımızdan biri eğitimdir.

Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerçekten, şu an, salondaki durumumuz, sayın hatibin izlenmesini değil, kendi konuşmasını yapabilmesini dahi güçleştirecek durumda. Lütfen... Sayın milletvekilleri...

ATİLÂ SAV (Devamla) – Sayın Başkan, 4199 sayılı Kanunun görüşülmesi sırasında da, Bakanlık ve Komisyon, ne yazık ki, görüşmelerle yeterince ilgilenmediği için, çok olumsuz bir yasa çıkardı Türkiye Büyük Millet Meclisi. Şimdi, aynı görünümün yinelenmemesi temennisiyle, gereken uyarıyı yapmanızı istirham ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Sav.

ATİLÂ SAV (Devamla) – Teşekkür ederim.

Eğitim: Sürücünün eğitimi, yayanın eğitimi, trafik görevlisinin eğitimi...

Her sürücünün yanına bir trafik polisi koyamayız. Her sürücü, düzeni kendi içinde taşımalıdır. Bu, bir bilinçlenme işidir; bir sorumluluk duygusu işidir. "Bu ülkede trafik polisi korkusu yok. Bu ülkede suç kolay işleniyor. Polis, ne zaman ve nerede suç işlendiğini biliyor; ama, el koymuyor. İşin korkunç yanı bu. Biliyor; ama, aldırmıyorlar. Suç işlenmesine göz yumup suça ortak oluyorlar." Bu sözler, benim değil, bir gazeteci-yazarın.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım; lütfen... Komisyon ile Sayın Bakanı meşgul etmeyelim. Lütfen...

Buyurun Sayın Sav.

ATİLÂ SAV (Devamla) – Gazeteci Hıncal Uluç'un yazısı... Hıncal Uluç, Trafik Kanununun (4199 sayılı Yasanın) çıkmasından önce, bu kanunun çıkması, Türkiye'deki trafik sorununu çözecektir umudunu taşıyanlardan birisiydi ve yasanın Türkiye Büyük Millet Meclisinde gecikmesini, âdeta, bir çeşit vatan ihaneti sayıyordu. İşte, o yasa çıktı; ama, şimdi, aynı yazar -ki, görüşlerini paylaşmamak kolay değil- bu yasanın yeterli olmadığını görüyor; çünkü, polisi kimse umursamazsa cezaları artırmanın hiçbir yararı yok. Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri: "Cezaları artırmak caydırıcı değildir, caydırıcı olan cezaları mutlak kılmaktır." Eğer, suç işlemeye niyetli kişiler ya da suç işleme durumunda bulunan kişiler mutlaka ceza göreceğini bilirse, ceza o zaman caydırıcı olur. Yoksa, iki kişiden birisinin işlediği suç cezasız kalıyorsa yüzde 50 şans vardır, daha az kişi cezalandırılıyorsa bu oran daha da artar; bu itibarla, hiç kimse, suç işlemekten, özellikle trafik cezası gerektiren suçları işlemekten kaçınmaz. Nitekim, araba kullanırken telefonla konuşmak yasaktır. Acaba, şimdiye kadar, bir tek kişi, araba kullanırken telefonla konuştuğu için para cezasına çarptırıldı mı? Bu, sadece bir örnek.

Bir başka sorun, hiç kuşkusuz, karayollarının durumu. Türkiye'nin altyapısı bu trafik yükünü taşımaya yeterli görünmüyor.

Değerli arkadaşlarım, karayollarıyla taşımada en büyük pay otomobillerin. Otomobillerin taşıma içindeki payı yüzde 61,74; bütün araçların payı artarken, otomobillerin payı da artmaktadır. Asıl olan, otomobil trafiğinin artışı oranında yol altyapısında artma ve düzeltme olmamasıdır. Türkiye nüfusunun yüzde 60'ı kentlerde yaşamaktadır. Günlük, ekonomik, sosyal ve kültürel işlevlerin yerine getirilebilmesi için, günde 40-50 milyon kentiçi yolculuk yapılmaktadır; bu değer, bu miktar şehiriçi yollarımızın taşıyabileceği bir yük değildir. Bu değer, şehirlerarası toplam yolculuk miktarının ise yaklaşık 15 katıdır; bu sayı da, kentiçi ulaşımının önemini ortaya koymaktadır.

Konunun ciddî ve çok ağır oluşuna karşın, kentiçi ulaşımın organizasyonundan sorumlu organlar, işlevleri ve aralarındaki ilişkiler konusunda önemli boşluklar bulunmaktadır.

Kentiçi ulaşımında trafik kuralları apayrı bir düzen oluşturuyor. Taksi, dolmuş, otomobil ve otobüs sürücüleri kuralları dinlememekte ve kendi kurallarını empoze etmekte birbirleriyle yarışıyorlar. Bu, konunun organizasyonunu gerektiriyor; ama, eğitimi de önemli kılıyor. Benden önce konuşan Sayın ANAP ve DSP sözcülerinin belirttiği gibi, yasanın gerektirdiği yönetmelikler henüz çıkarılmamıştır. Bu durumda, altyapı ve kentiçi ulaşım yükü karşısında, yollarımız ve örgütlerimiz yeterli bulunmamaktadır.

Öte yandan, trafik sorunu, yalnız trafik kurallarını saptamakla çözülmeyecektir. Bu kuralları uygulatacak yasaklar ve cezalar da yeterli olmamaktadır. Eğitimin ve bilinçlenmenin önemi ortadadır. Asıl sorun, bir toplam organizasyondur; altyapısıyla, alternatifli çözümlerle bir planlama işlevi gerekmektedir. Sanıyorum, trafik sorununu Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri kılan bugünkü durumundan kurtarmak için, Karayolları Trafik Kanununda yapılan değişiklikler yeterli olmamıştır. Sayın Necmettin Dede'nin önerisi, belki bazı aksaklıkları düzeltecektir; ama, uzun erimli olarak trafik sorununu kökünden çözebilecek yeni bir ufuk açmamaktadır. Bununla birlikte, değişiklik önerisinin kabul edilmesi doğrultusunda bazı konulardaki düzeltme önerilerimizi maddeler geldiğinde, yine, Yüce Meclisin bilgisine ve onayına sunacağız.

Önerinin bu şekliyle Meclisin onayına sunulmasını ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, bu öneriyi desteklediğimizi arz eder, Yüce Meclisi en içten duygularımla selamlarım. (Alkışlar)

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Sav.

Gruplar adına başka söz talebi var mı?

NECMETTİN DEDE (Muş) – Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Dede; buyurun efendim.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI M. NECATİ ÇETİNKAYA (Konya) – Grup adına değil efendim; şahsı adına konuşacak.

BAŞKAN – Pardon... Özür diliyorum... Şahsınız adına mı konuşacaksınız?

NECMETTİN DEDE (Muş) – Şahsım adına konuşacağım efendim.

BAŞKAN – Bir dakika, o zaman...

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI M. NECATİ ÇETİNKAYA (Konya) – Önerge sahibi olduğu için Sayın Başkan...

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Gruplar adına başka söz talebi yok Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gruplar adına başka söz talebi yoksa, şahıslar adına daha önce söz talepleri var; sizi, ikinci sırada alacağım Sayın Dede.

NECMETTİN DEDE (Muş) – Peki efendim.

BAŞKAN – Şahsı adına, Sayın Müjdat Koç; buyurun.

Sayın Koç, süreniz 10 dakikadır.

MÜJDAT KOÇ (Ordu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine, Ek ve Geçici Maddeler Eklenmesine Dair Kanun Tasarısını, grupların, 17.10.1996 tarihli ortaklaşa yaptıkları örnek bir çalışma sonucu Yüce Mecliste oybirliğiyle kabul etmiştik. Yapılan kısa bir uygulama sonucunda bazı aksaklıklar ortaya çıktı; bu aksaklıklar, telefon veya faks yoluyla, hâkimlerimiz ve emniyet müdürlerimiz vasıtasıyla bizlere iletildi.

Yıllardan beri Türkiye Büyük Millet Meclisinde bekleyen Trafik Kanununun Bazı Maddelerinin Güncelleştirilmesiyle İlgili Kanun Tasarısı, biraz da yoğunlaşan kamuoyu baskısı nedeniyle, tüm iyi niyetlere rağmen aceleye getirildi. Kısa süreli uygulama neticesinde, her ne kadar, aksaklıklar ve eksiklikler çıktıysa da, trafik kazalarını önlemede bir hayli başarılı olunduğu gözlemlenmiştir. Örneklemek gerekirse, basından öğrendiğimize göre, iki ay içerisinde, alkollü araç kullandığı tespit edilen yaklaşık 4 bine yakın sürücünün ehliyetine el konulmuştur.

Ülkemizde meydana gelen trafik kazalarının en büyük nedenlerinden biri olan alkollü araç kullanımı, Mecliste çıkardığımız yeni trafik yasasındaki caydırıcı unsurlardan dolayı azalmaya devam edecektir. Zira, bu kusurun tekrarı halinde, hem alkollü sürücünün ehliyetine el konulacak hem de kendisine hapis cezası verilecektir. Ayrıca, trafik sigortasında yaptığımız değişiklikle "kaza sonrası yaralanmalarda, hangi sağlık kuruluşuna gidilirse gidilsin, yapılan tedavi masrafları trafik sigortası tarafından karşılanacaktır" hükmü getirilmiştir. Bu, çok önemli ve yararlı olacağına inandığımız bir yeniliktir. Bugüne kadar olan uygulamayla ilgili olarak, yetkililer tarafından bizlerin ve kamuoyunun aydınlatılması, sanırım, herkesin bu konuda bilgilenmesini sağlayacaktır.

Trafik kazalarının önemli nedenlerinden biri de, yollarımızın fizikî yetersizliğidir. Karadeniz sahil yolu, özellikle, Fatsa, Bolaman, Yalıköy, Çaka, Perşembe arasında, ağır geçen kış şartlarının da etkisiyle, zaten bozuk olan yol daha da bozulmuştur. Karadeniz sahil yolu projesine ara verilmeden devam edilmelidir; aynı zamanda, mevcut yolun onarımı süratle yapılmalıdır.

Görüştüğümüz teklifin birçok maddesini benimsiyoruz; ancak, trafik konusunda, sadece yasal düzenlemelerin yeterli olmayacağını da kabul etmemiz gerekir; çünkü, trafik ve karayolu güvenliği hem yasal üstyapısı hem de altyapısıyla bir bütündür. Yapılacak değişikliklerle kurulması gereken altyapının planlanması, yapımı, bakımı, sürücülerin ve trafik kontrollerini yapan trafik polislerinin eğitimi, belgelerinin sorumluluk anlayışıyla verilmesi, kazalara müdahale, haberleşme gibi temel unsurlarla birlikte, eşgüdümle, dağınıklığa neden olmadan yürütülmelidir. Bu işlevlerin herhangi birisinde oluşabilecek eksiklik, karayolu güvenliği açısından aşağı yukarı aynı sonucu doğurabilmektedir.

Daha önceki Trafik Yasası Yüce Meclisimizde görüşülürken, büyük yakınma konusu olan trafik hız radarlarının, halkın tabiriyle "tuzak uygulamalar" şeklinde değil de, gerekli olan yerde caydırıcı bir unsur olarak kullanılmasını talep etmiştik. Ayrıca, durulması zor olan yollarda trafik kontrolünün tehlikeli bir hal almasından dolayı, bu tip yerlerin seçilmesinde özen gösterilmesi gerekliliğinin üzerinde durmuştuk. Üzülerek ifade etmeliyim ki, uygulamayla ilgili görevlilerin, yetkililer tarafından, bu konuda uyarılmadıklarını gördük. Trafik ihlali yapmayan araçların, özellikle de kamyoncularımızın, yollarda durdurulup, trafik kontrol görevlilerince ehliyet ve ruhsatlarının sorulması uygulamasına artık son verilsin. Bunun yanında, büyük şehirlerimizde sıkça gördüğümüz, kırmızı ışıkta geçme inadını ısrarla sürdüren sürücülerle ve özellikle de, yaya kaldırımlarını işgal edip, yayalarımızı zor durumda bırakan araç sürücüleriyle etkin mücadele edilsin.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; trafik zabıtasının esas görevi, trafiğin yönetimi ve denetlenmesiyle ilgilidir. 4199 sayılı Kanunla, sürücülerin sınav komisyonlarında trafik personeline de görev verilmesi, bu personelin aslî görevinden uzaklaşmasına neden olacaktır. Kaldı ki, büyük illerde sürücü sınavaları için çok sayıda komisyon oluşturulması ve her komisyonda trafik görevlisinin vazife alması, neticede, denetim faaliyetlerinde zafiyete ve aksamalara yol açacaktır.

İçişleri Bakanlığımızın ve karayolu güvenliğiyle ilgili tüm kuruluşlarımızın görevlerini en iyi şekilde yapacaklarına, yeni düzenlemelerle birlikte Trafik Yasasının eksiksiz olarak uygulanacağına inanmak istiyoruz.

Trafik Yasasıyla ilgili yeni düzenlemelerin trafik kazalarını azaltacağına inanıyor, ülkemize hayırlı olmasını diliyor; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (DSP, ANAP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Koç.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, Doğru Yol Partisi Grubu adına Sayın Necmettin Dede...

BAŞKAN – Sayın Bedük, gruplar adına konuşmalar bitti.

Ben, Sayın Dede'yi grup adına konuşmak üzere çağırmıştım; kendisi, grup adına konuşmayacağını, şahsı adına konuşacağını beyan etti.

Sayın Dede, sizi, şimdi, şahsınız adına konuşmak üzere kürsüye davet ediyorum. Tabiî, şahsınız adına konuşunca süreniz kısalıyor.

Bir yanlış anlamayı önlemek için şunu belirtmek istiyorum: Teklif sahibi olmanıza karşın, ya Grubunuz adına yahut bize başvurarak şahsınız adına konuşmanız gerekir. Ben öyle davet ettim; ama, siz...

NECMETTİN DEDE (Muş) – İlk önce öyleydi; sonradan arkadaşlarımız ikaz ettiler; teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Bedük, siz de yoktunuz; Sayın Dede kendisi vazgeçti; onun için, biz de şahsî konuşmalara geçtik...

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Ben, biraz evvelki konuşmacıyla ilgili dışarıda bulunduğum için; herhalde şahsı adına...

BAŞKAN – Gruplar adına başka konuşma yapılmayacağı beyan edildiği için, şahıslar adına konuşmalara geçtik; onun için, grup adına devam edemiyoruz.

Sayın Dede, şahsınız adına, buyurun efendim.

NECMETTİN DEDE (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım adına söz alarak, Trafik Yasası ve bu kanun teklifi hakkındaki görüşlerimi arz etmek üzere huzurlarınızdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, uzun zaman, Yüce Meclisimizde, Trafik Yasasının çıkmasında birtakım müşkülatlar zuhur etmişti ve hatta, bir dönem zarfında dahi, Trafik Kanununun Yüce Meclisten çıkması, inkıtaya uğramış, bir türlü neticeye de ermemişti; ama, değerli milletvekillerimiz, tüm partili milletvekillerimiz, büyük bir birlik ve beraberlik içinde -ki, bunu iftiharla arz ediyorum ve ayrı ayrı hepsine de teşekkür etmek istiyorum- bu trafik canavarını sona erdirmek için bir araya geldik ve kısa zamanda, emeğimizle, gücümüzle, tüm bilgilerimizle, çok şükür, bu yasayı Meclisten çıkardık.

Değerli milletvekilleri, Karayolları Trafik Kanununun uygulanmasında ortaya çıkan aksaklıkları gidermek amacıyla, 4199 sayılı Kanunla ilgili kanun tasarısını hazırladığımız zaman, ülkemiz, hakikaten bir trafik canavarıyla karşı karşıya kalmıştı. Bu kanın durdurulması gerekirdi, bu kaide ve kuralların işlemesi gerekirdi, devletin bütünlüğünün ve etkinliğinin sokakta gösterilmesi gerekirdi; ama, birtakım zaaflardan dolayı, bunlar tamamen ortada kalmıştı.