T.B.M.M.

TUTANAK DERGİSİ

CİLT : 26

89 uncu Birleşim

6 . 5 . 1997 Salı

 

 

İÇİNDEKİLER

 

  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. – GELEN KÂĞITLAR

III. – YOKLAMA

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) ÇEŞİTLİ İŞLER

1. – Genel Kurulu ziyaret eden Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’e Başkanlıkça “hoş geldiniz” denilmesi

B) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Ankara Milletvekili Önder Sav’ın, Flash-TV’ye yapılan saldırı ve yayınının kesilmesine ilişkin gündemdışı konuşması ve Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu’nun cevabı

2. – Denizli Milletvekili Ramazan Yenidede’nin, ülkemiz üzerinde oynanan oyunun nereden ve hangi mihraklardan yönlendirildiğine ilişkin gündemdışı konuşması

3. – Ankara Milletvekili Cemil Çiçek’in, İngiltere’deki seçimlere ilişkin gündemdışı konuşması

C) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – İran’a giden Devlet Bakanı Mehmet Salim Ensarioğlu’na, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Namık Kemal Zeybek’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/781)

2. – Amerika Birleşik Devletlerine giden Devlet Bakanı H. Ufuk Söylemez’e, dönüşüne kadar, İçişleri Bakanı Meral Akşener’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/782)

3. – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Turizm Bakanı M. Bahattin Yücel’e, dönüşüne kadar Devlet Bakanı Bahattin Şeker’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/783)

4. – Lüksemburg’a gidecek olan Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller’e, dönüşüne kadar, Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/784)

5. – Belarus ve İspanya’ya gidecek olan Devlet Bakanı Ayfer Yılmaz’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Işılay Saygın’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/785)

6. – Polonya Cumhuriyetine gidecek olan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e, dönüşüne kadar, TBMM Başkanı Mustafa Kalemli’nin vekâlet edeceğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/786)

7. – İçel Milletvekili Halil Cin’in (6/499) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/173)

8. – İzmir Milletvekili Metin Öney’in (6/491) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/174)

9. – İzmir Milletvekili Metin Öney’in (6/505) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/175)

10. – İçişleri Komisyonu Başkanlığının, Konya Milletvekili Necati Çetinkaya’nın, Pasaport Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifinin (2/708) (S. Sayısı : 277) Komisyona verilmesine ilişkin tezkeresi (3/787)

11. – Erzurum Milletvekilleri İsmail Köse ve Zeki Ertugay’ın, Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilatının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifinin (2/157) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/176)

12. – Bitlis Milletvekili Zeki Ergezen’in, Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/566) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/177)

D) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. – Erzincan Milletvekili Mustafa Kul ve 21 arkadaşının, İstanbul-Çatalca-Sazlıkdere Baraj Gölü civarında bulunan bir araziye imar izni verilmek suretiyle bir firmaya haksız menfaat sağlandığı iddialarını araştırmak amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/184)

V. – SÖYLEVLER

1. – Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in Genel Kurula hitaben konuşması

VI. – SORULAR VE CEVAPLAR

A) SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan’ın, Ordu’nun İkizce İlçesine bağlı Yoğunoluk Beldesi Belediye Başkanının DYP’ye geçmesi için transfer pazarlığı yapıldığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/324)

2. – Denizli Milletvekili Hilmi Develi’nin, Tariş Genel Müdürlüğüne yapılan atamaya ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması (6/329)

3. – Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun, bakanlık bütçesinden dernek ve vakıflara yapılan yardım miktarlarına ilişkin Kültür Bakanından sözlü soru önergesi (6/330)

4. – Burdur Milletvekili Kâzım Üstüner’in, bir beyanına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/337)

5. – Rize Milletvekili Ahmet Kabil’in, yaş çay bedellerinin peşin ödenmesine ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/339)

6. – Yozgat Milletvekili Kâzım Arslan’ın, sağlık teşkilatındaki personel kadrolarına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/344)

7. – Yozgat Milletvekili Kâzım Arslan’ın, 1997 bütçesine sağlıkla ilgili tanıtım ve reklam giderleri için bir ödeneğin ayrılıp ayrılmadığına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/345)

8. – Yozgat Milletvekili Kâzım Arslan’ın, meslek yüksekokulu mezunu sağlıkçıların göreve atanmama nedenlerine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/346)

9. – İçel Milletvekili Halil Cin’in, İslam Halk Komutanlığı ile ilgili olarak Libya’da yayımlanan bir gazetedeki başyazıya ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün’ün cevabı (6/374)

B) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. – Çanakkale Milletvekili Hikmet Aydın’ın, Etimesgut Belediyesince Eryaman 4 üncü Etap konutlarına yapı kullanma izninin verilmeyiş nedenine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Meral Akşener’in yazılı cevabı (7/2362)

2. – Rize Milletvekili Ahmet Kabil’in;

– Çay Kurumundan kuru çay alan ve bedelini ödemeyen bayilere,

– Çay Kurumundan kuru çay alan ve bedelini ödemeyen bir bayiye,

İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Ahmet Demircan’ın yazılı cevabı (7/2366, 7/2367)

3. – Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan’ın, Başbakan’ın, Konya mitinginde, Konya Valisinin protokol kurallarına uygun davranmadığı iddiasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Meral Akşener’in yazılı cevabı (7/2369)

4. – Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan’ın, gerçekleştirilmesi vaad edilen icraatların hangi kaynaklardan karşılanacağına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün’ün yazılı cevabı (7/2370)

5. – Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan’ın, Diyarbakır Devegeçidi Barajının, ham petrol ve kimyasal madde atıklarıyla kirletildiği iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün’ün yazılı cevabı (7/2377)

6. – Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan’ın, Türkiye Motor Sanayi (TÜMOSAN)’ın Türkiye Traktör üretimindeki payına ve zarar nedenine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün’ün yazılı cevabı (7/2378)

7. – Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan’ın, hazine arazilerine RP’ye yakınlığı ile bilinen grupların talip olduğu iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün’ün yazılı cevabı (7/2379)

8. – Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan’ın, kaybolan insanların bulunması için yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Meral Akşener’in yazılı cevabı (7/2381)

9. – Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan’ın, ithalat ve ihracatımızın durumuna ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı Ayfer Yılmaz’ın yazılı cevabı (7/2382)

10. – Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan’ın, Antbirlik’te çalışmadan maaş aldıkları iddia edilen kişilere ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Yalım Erez’in yazılı cevabı (7/2383)

11. – Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan’ın, kamu kurum ve kuruluşlarında yapılması düşünülen atama ve nakillere ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün’ün yazılı cevabı (7/2387)

12. – Tokat Milletvekili Hanefi Çelik’in, Hatay - Hassa - Ardıçlı Beldesinde peşmergelerin iskân edilip edilmeyeceğine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Meral Akşener’in yazılı cevabı (7/2433)

13. – Hatay Milletvekili Atila Sav’ın;

– 27 Mart Günü Tiyatrolar Günü bildirisinin okutulmadığı iddiasına,

İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün;

– Tiyatro, opera ve bale salonu sayısına ve devlet sanatçılarına,

İlişkin soruları ve Kültür Bakanı İsmail Kahraman’ın yazılı cevabı (7/2474, 7/2475)

14. – Hatay Milletvekili Atila Sav’ın, Avukatlar Günü nedeniyle Ankara Adliye Sarayı konferans salonunda düzenlenecek toplantının iptal edilmesine ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Şevket Kazan’ın yazılı cevabı (7/2481)

15. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, Samsun-Tekkeköy mevkiinde yapımı devam eden havaalanına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu’nun yazılı cevabı (7/2511)

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu Saat 15.00’te açılarak iki oturum yaptı.

Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, tiftik üreticilerinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşmasına, Orman Bakanı Mehmet Halit Dağlı cevap verdi.

İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumundaki Genel Müdür ve üst düzey atamalara,

Hatay Milletvekili Mehmet Sılay da, Azerbaycan halkına karşı Türkiye’nin sorumluluklarına,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

İsrail’e gidecek olan Millî Savunma Bakanı Turhan Tayan’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Nevzat Ercan’ın vekâlet etmesinin uygun görülmüş olduğuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya ve 20 arkadaşının, yangınların önlenmesi ve itfaiye teşkilatının yeniden yapılanması için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/183) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemde yerini alacağı ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmelerin, sırasında yapılacağı;

Bolu Milletvekili Avni Akyol ve Burdur Milletvekili Yusuf Ekinci’nin, 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun İki Maddesinin Değiştirilmesi, Bir Madde Eklenmesi ve Geçici 9 uncu Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun Tekliflerini geri aldıklarına ilişkin önergeleri okundu; Plan ve Bütçe Komisyonunda bulunan kanun teklifinin geri verildiği;

İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin, Erzurum Milletvekilleri İsmail Köse ve Aslan Polat ile Ardahan Milletvekili Saffet Kaya’nın, 222 sayılı Kanunda değişiklik öngören (2/231) esas numaralı kanun teklifine, iştirak edip üzerlerine aldıklarına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; İçtüzüğün 75 inci maddesi uyarınca, teklifin, üzerlerine alan milletvekillerinin ismiyle işlem görmeye devam edeceği,

Açıklandı.

Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonunda açık bulunan ve ANAP Grubuna düşen üyeliğe, Grubunca aday gösterilen Karabük Milletvekili Şinasi Altıner seçildi.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının :

1 inci sırasında bulunan 23 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmeleri, ilgili komisyon temsilcisi Genel Kurulda hazır bulunmadığından, ertelendi;

5 inci sırasında bulunan ve görüşmelerine devam edilen 17.7.1964 Tarihli, 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve 2.9.1971 Tarihli, 1479 Sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile 17.10.1983 Tarihli, 2926 Sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa Göre Tahakkuk Eden Prim ve Diğer Alacakların Tahsilatının Hızlandırılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/573) (S. Sayısı : 250) 3 üncü maddesine kadar kabul edildi; 3 üncü maddesi üzerinde bir süre görüşüldü.

Denetim konularını görüşmek için, 6 Mayıs 1997 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 19.11’de son verildi.

Hasan Korkmazcan

Başkan

Ahmet Dökülmez Mustafa Baş

Kahramanmaraş İstanbul

Kâtip Üye Kâtip Üye

II. – GELEN KÂĞITLAR

2 . 5 . 1997 CUMA No. : 124

Raporlar

1. – Adıyaman Milletvekili Ahmet Çelik ve 10 Arkadaşının, Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/467) (S. Sayısı : 304) (Dağıtma tarihi : 2.5.1997)(GÜNDEME)

2. – Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün 2547 Sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 41 inci Maddesinin Bir Bendinin Değiştirilmesi ve Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi ile İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç’ın 4.11.1981 Tarih ve 2547 Sayılı Yüksek Öğretim Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor komisyonları raporları (2/706, 2/757) (S. Sayısı : 306) (Dağıtma tarihi : 2.5.1997)(GÜNDEME)

Yazılı Soru Önergeleri

1. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, özel teşvik ve destek kredisi verilen kuruluşlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2626) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.4.1997)

2. – İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş’ın, İstanbul-Bağcılar’daki bazı kurslar hakkında basında yer alan iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2627) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.4.1997)

3. – Aydın Milletvekili Yüksel Yalova’nın, Kuşadası Kütüphane Yaptırma ve Yaşatma Kültür ve Sanat Derneğine tahsis edilen salona ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/2628) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.5.1997)

4. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, Sultanahmet ve Beyazıt Camilerinin yasadışı örgütlerce kullanıldığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2629)(Başkanlığa geliş tarihi : 1.5.1997)

5. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, tarihî camilerin bahçe ve avlularının kullanımına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2630)(Başkanlığa geliş tarihi : 1.5.1997)

6. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, turizm yatırımları için tahsis edilmek üzere belirlenen yerlere ilişkin Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/2631)(Başkanlığa geliş tarihi : 1.5.1997)

7. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, üniversite giriş sınavlarında başarı puanlarının hesaplarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2632)(Başkanlığa geliş tarihi : 1.5.1997)

8. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, İstanbul-Çatalca-Dursunköy’de bulunan bir araziye ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/2633)(Başkanlığa geliş tarihi: 1.5.1997)

9. – Aydın Milletvekili Yüksel Yalova’nın, Büyük Menderes Deltası Millî Parkına ilişkin Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/2634)(Başkanlığa geliş tarihi : 1.5.1997)

5 . 5 . 1997 PAZARTESİ No. : 125

Teklifler

1. – Hatay Milletvekili Levent Mıstıkoğlu ve 40 Arkadaşının; 16.2.1995 Tarih ve 4070 Sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bir Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/779) (Tarım, Orman ve Köyişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.4.1997)

2. – İçel Milletvekili Rüştü Kâzım Yücelen’in; İçel İli Adının Mersin Olarak Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi (2/780) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.4.1997)

3. – Kırklareli Milletvekili Ahmet Sezal Özbek’in; Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair 2809 Sayılı Kanuna Bir Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/781)(Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.4.1997)

4. – Hatay Milletvekili Atila Sav’ın; 2449 Sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasada Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/782) (Plan ve Bütçe ve Anayasa komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.4.1997)

6 . 5 . 1997 SALI No. : 126

Tezkere

1. – Ezalığ Milletvekili Mehmet Kemal Ağar ve Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak’ın; Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/780) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona)(Başkanlığa geliş tarihi : 6.5.1997)

Sözlü Soru Önergesi

1. – Hatay Milletvekili Levent Mıstıkoğlu’nun, basında çıkan beyanlarına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/523) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

Yazılı Soru Önergeleri

1. – Giresun Milletvekili Rasim Zaimoğlu’nun, uluslararası İslamcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2635)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

2. – Balıkesir Milletvekili Hüsnü Sıvalıoğlu’nun, Büyük Menderes Millî Parkına ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/2636)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

3. – Balıkesir Milletvekili Hüsnü Sıvalıoğlu’nun, Büyük Menderes Millî Parkında çıkan yangına ilişkin Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/2637)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

4. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, uluslararası İslamcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2638)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

5. – Ordu Milletvekili Nabi Poyraz’ın, uluslararası İslamcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2639)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

6. – Diyarbakır Milletvekili Muzaffer Arslan’ın, uluslararası İslamcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2640)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

7. – Trabzon Milletvekili İbrahim Çebi’nin, uluslararası İslamcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2641)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

8. – Samsun Milletvekili Biltekin Özdemir’in, uluslararası İslamcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2642)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

9. – Rize Milletvekili Ahmet Kabil’in, uluslararası İslamcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2643)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

10. – Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, uluslararası İslamcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2644)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

11. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, uluslararası İslamcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2645)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

12. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, doğalgaz fiyatlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2646)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

13. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, Büyük Menderes Millî Parkında meydana gelen yangına ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/2647)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

14. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, sınırdışı edilen İranlı mültecilere ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/2648)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

15. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, Büyük Menderes Millî Parkına ilişkin Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/2649)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

16. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, futbolcuların transfer ücretlerinin vergiden muaf tutulmasının nedenine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2650)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

17. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, telefon görüşmelerinin ücretlendirilmesine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2651)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

18. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, bir firmanın döviz piyasasında yabancı bir şirket adına izinsiz olarak işlem yaptığı iddiasına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2652)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

19. – Niğde Milletvekili Akın Gönen’in, uluslararası İslamcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2653)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

20. – İstanbul Milletvekili Cavit Kavak’ın, uluslararası İslamcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2654)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

21. – Amasya Milletvekili Aslan Ali Hatipoğlu’nun, uluslararası İslamcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2655)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

22. – Van Milletvekili Şerif Bedirhanoğlu’nun, uluslararası İslamcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2656)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

23. – Ağrı Milletvekili Yaşar Eryılmaz’ın, uluslararası İslamcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2657)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

24. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, Başbakanın ve milletvekillerinin hac seyahatine ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2658)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

25. – İstanbul Milletvekili Emin Kul’un, uluslararası İslamcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2659)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

26. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, hac seyahatinin masraflarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2660)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

27. – Muğla Milletvekili Zeki Çakıroğlu’nun, Büyük Menderes Millî Parkına ilişkin Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/2661)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

28. – Muğla Milletvekili Çakıroğlu’nun, ham yağ ihracına izin verilip verilmeyeceğine ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2662)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

29. – Muğla Milletvekili Zeki Çakıroğlu’nun, Tariş’e DFİF kredisi verilip verilmeyeceğine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/2663) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

30. – Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı’nın, SSKve Bağ-Kur sigortalılarının Devlet hastanesinden yararlanmalarını öngören protokole ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2664)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

31. – Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı’nın, SEK ve mandıracıların üreticiyi mağdur ettiği iddiasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2665)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

32. – Yozgat Milletvekili Kazım Arslan’ın, bazı gazetelerin mevzuata aykırı olarak fiyat arttırdıkları iddiasına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/2666)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

33. – Karabük Milletvekili Erol Karan’ın, özelleştirilen Karabük Demir-Çelik Fabrikası personelinin sosyal güvenlik haklarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2667)(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

34. – Aydın Milletvekili Yüksel Yalova’nın, maç yayınlarındaki havuz sistemi uygulamasının gözden geçirilip geçirilmeyeceğine ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2668) (Başkanlığa geliş tarihi : 5.5.1997)

35. – Manisa Milletvekili Tevfik Diker’in, Ankara Etimesgut Oto Sanayi Sitesi ile Ümitköy girişi kavşağını birbirine bağlayacak yola ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/2669)(Başkanlığa geliş tarihi : 5.5.1997)

36. – Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, bir özel TV kanalında yayınlanan programda ileri sürülen iddialara ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/2670) (Başkanlığa geliş tarihi : 5.5.1997)

37. – İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya’nın, uluslararası İslamcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2671)(Başkanlığa geliş tarihi : 5.5.1997)

38. – Afyon Milletvekili H. İbrahim Özsoy’un, uluslararası İslamcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2672)(Başkanlığa geliş tarihi : 5.5.1997)

39. – Rize Milletvekili Avni Kabaoğlu’nun, uluslararası İslamcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2673)(Başkanlığa geliş tarihi : 5.5.1997)

40. – Hatay Milletvekili Hüseyin Yayla’nın, uluslararası İslamcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2674)(Başkanlığa geliş tarihi : 5.5.1997)

41. – Hatay Milletvekili Levent Mıstıkoğlu’nun, uluslararası İslamcı bir örgütün üyesi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2675)(Başkanlığa geliş tarihi : 5.5.1997)

42. – Tekirdağ Milletvekili Fevzi Aytekin’in, hac yolculuğu için THY uçağının kiralandığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2676)(Başkanlığa geliş tarihi : 5.5.1997)

43. – Ankara Milletvekili Hikmet Uluğbay’ın, Flash TV’ye yapılan saldırıya ve faillerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2677)(Başkanlığa geliş tarihi : 5.5.1997)

Meclis Araştırması Önergesi

1. – Erzincan Milletvekili Mustafa Kul ve 21 arkadaşının, İstanbul-Çatalca-Sazlıkdere Baraj Gölü civarında bulunan bir araziye imar izni verilmek suretiyle bir firmaya haksız menfaat sağlandığı iddialarını araştırmak amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/184) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1997)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

6 Mayıs 1997 Salı

BAŞKAN : Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU

KÂTİP ÜYELER : Ali GÜNAYDIN (Konya), Fatih ATAY (Aydın)

BAŞKAN – Çalışmalarımızın hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ederek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 89 uncu Birleşimini açıyorum.

III. – YOKLAMA

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır.

Bir ziyaretçimiz olacak; onu haber...

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Sayın Başkan, çoğunluğumuz vardır; gündemdışı konuşmalar da bize zaman kazandırır.

BAŞKAN – Sayın Başkan, onu ben de düşündüm; ancak, düşününüz ki sayın misafirimiz teşrif ettiler, kürsüde bir sayın üye var...

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Saygı duyuyorum.

(İzmir Milletvekili Veli Aksoy'a kadar yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır.

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) ÇEŞİTLİ İŞLER

1. – Genel Kurulu ziyaret eden Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’e Başkanlıkça “hoş geldiniz” denilmesi

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel'in daveti üzerine, resmî bir ziyaret için ülkemize gelen ve şu anda Meclisimizde bulunan Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın Haydar Aliyev'e, Yüce Heyetiniz adına hoşgeldiniz diyorum.(Ayakta alkışlar)

V. – SÖYLEVLER

1. – Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in Genel Kurula hitaben konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın Haydar Aliyev, Genel Kurula hitaben bir konuşma yapmak istemektedirler.

Bu hususu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler_ Kabul etmeyenler_ Kabul edilmiştir.

Konuşmasını yapmak üzere, kendilerini kürsüye davet ediyorum.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın Aliyev; buyurunuz efendim. (Ayakta alkışlar)

AZERBAYCAN CUMHURBAŞKANI HAYDAR ALİYEV – Hörmetli Böyük Millet Meclisi Başkanı, hörmetli milletvekilleri, hörmetli dostlar, gardaşlar, basın mensupları; men, sizi, Türkiye Böyük Millet Meclisinin milletvekillerini ürekten selamlıyram ve Azerbaycan Halkının, size, Türkiye'nin Böyük Millet Meclisine, Türkiye Cumhuriyetine hörmet ihtiramını, sevgi ve mühebbetini çarptırıram. (Alkışlar)

Türkiye'nin Böyük Millet Meclisinde hitap etmek içün mene verilen bu imkâna göre, gösterdiğiniz şerefe göre teşekkür edirem.

Bildiğiniz kimin, dünen, Türkiye'nin Presidenti Cenap Süleyman Demirel'in davetiyle, men, Türkiye'ye resmî sefere gelmişem. Dünen ve bugün çok semereli, ehemmiyetli görüşlerimiz, danışıklarımız olmuştur ve hesap edirem ki, bu görüşler, danışıklar neticesinde ve imzalanmış senetler ile alakadar olarak, Türkiye-Azerbaycan dostluk ve gardaşlık alakaları yeni bir merhaleye çatıptır; bizim, dostluk, gardaşlık tarihimizde yeni sayfalar açılıptır.

Biz, dünen, danışıklarımız, görüşlerimiz neticesinde 8 mukavele imzaladık; onların her birinin, özüne mahsus ehemmiyeti var. Önceliği, aynı zamanda, onların içerisinde, Türkiye ile Azerbaycan arasında strateji emekdaşlığın derinleşmesi hakkında olan mukavele, anlaşma, iki President tarafından imzalanan çok tarihî bir senettir ve bizim, şimdiye kadar alakalarımızı, yeni, yüksek bir seviyeye çattırır ve bu alakalara daha da geniş siyasî mana verir.

Men, bütün bu senetlerin imzalanmasından çok memnunam ve hususen, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik emekdaşlığın derinleşmesi hakkındaki mukavelenin imzalanmasından çok razıyam.

Sizi emin etmek istirem ki, biz, Azerbaycan tarafı, bu mukavelelerin ve imdiye kadar imzalanmış bütün mukavelelerin hayata geçirilmesine çalışacayık. İmdiye kadar, Türkiye-Azerbaycan arasında imzalanmış bütün mukavelelerin, sazışların, senetlerin hamsına, bir daha, Azerbaycan Devletinin sadıklığını beyan edirem ve emin edirem ki, biz, bundan sonra da, bu sazışların yerine getirilmesi için öz şeylerimizi koyacayık.

Türkiye'nin Böyük Millet Meclisi, böyük tarihe malik olan bir Parlamenttir.

Biz, geçmiş zamanlarda da, bugün de, gardaş Türk Halkının; hele, yetmişyedi yıl bundan önce, böyle bir Parlament, böyle bir Millet Meclisi yaratmasını hemişe, yüksek kıymetlendirmişik ve bugün de, men, Türkiye'nin Böyük Millet Meclisinin geçtiği tarihî yola, Türkiye Halkının tarihinde ve hayatında gösterdiği hikmetlere, elde ettiği neticelere, öz hürmet ve ihtiramımı bildirirem.

Türkiye'nin Böyük Millet Meclisi, şerk bölgesinde, Müselman ülkesinde, Avrupa ile Asya'nın, gerp ile şerkin birbirine kavuştuğu bir yerde, hele, bu 20 nci Asrın evvelinde, nümaşettiripdir ki, Türk Halkı, artık, demokratik prensiplere, demokratik kanun, kaydalara, hukuka, beraberliğe, azatlığa kavuşan bir halktır ve ona göre de, o devirde, Türkiye'de, Böyük Millet Meclisinin yaranması, tarihî hadisedir; tek Türkiye içün yok, bütün dünya içün; o cümleden, Müselman ülkeler için, şerk ülkeleri için...

Türkiye'nin Böyük Millet Meclisi, Böyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün seyileri neticesinde, O'nun silahdaşlarının, O'nun hemkârlarının seyileri neticesinde, o devirde Türkiye'de, halkı daha da ileriye aparmak isteyen, halkı daha da medeniyete kavuşturmak isteyen, halkı daha da demokrasiye kavuşturmak isteyen mütefekkir adamların seyileri neticesinde yaranmıştır. Ancak, en büyük hoşbahlık ondan ibarettir ki, bu Böyük Millet Meclisi yetmişyedi yıldır faaliyet gösterir, böyük sınavlardan geçip, tuttuğu yollan inamla gelir ve Türkiye'nin dünya mikyasında layık bir yer tutmak için çok böyük işler görmüş, böyük hizmetler göstermiştir.

Geçmiş zamanlarda da, biz Sovyet hakimiyeti çerçevesinde, Sovyetler Birliği Devletinde yaşadığı zamanda da, hizmetbahtan, kitaplardan, gazetelerden Türkiye'nin hayatıyla daima meraklanırdık. Bizim merağımız da, Türkiye ile Azerbaycan'ın birbirine bağlılığı, birbirine gardaşlığı idi. Ama, her defa meraklanırken, Türkiye Böyük Millet Meclisinin faaliyeti hakkında, dünya metbaatında verilen malumatlar bizi hayran ediyordu. Ona göredir ki, Türkiye, kudretli bir devlet gibi, özüne layık da bir Parlamente maliktir.

İmdi, Azerbaycan'da da, bilirsiniz ki, Azerbaycan, devletı müstakilliğini elde edenden sonra, 1995 inci yılın sonunda, demokratik prensipler esasında, çokpartili sistem esasında, ilk parlament seçilip, bu parlament imdi faaliyettedir ve biz, Azerbaycan Parlamenti, bugün, benimle beraber, burada, bu salonda Azerbaycan Parlamentinin 17 milletvekili iştirak edir.

Azerbaycan Parlamenti, Böyük Millet Meclisinin tecrübesinden imdiye kadar behrelenip, bundan sonra da behrelenecektir. Hesap edirem ki, Böyük Millet Meclisinin tecrübesi bir Azerbaycan için yok, yeni demokratya yoluyla giden, müstakillik yoluyla giden devletler için, o cümleden, Türk dilli, Türk köklü devletler için de çok böyük tecrübe mektebidir, tecrübe membaıdır ve hesap edirem ki, siz de, bu tecrübenizle paylaşmaktan hiçbah çekinmeyeceksiniz, hem Azerbaycan'a hem diğer ülkelerin parlamentlerine elinizden gelen yardımı edeceksiniz.

Türkiye Cumhuriyetinin tarihi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin tarihidir; aynıdır. Bugün, artık, 20 nci Asır sona çatarken ve biz, 21 inci Asra doğru giderken, Türkiye Cumhuriyetinin yaranmasının ve Türkiye Cumhuriyetinin geçtiği tarihî yolun, dünya içün ve hususen Türk dünyası içün, Türk dilli devletler içün ne kadar ehemmiyetli olduğunu daha da derinden derk edirik.

Bugün, biz de, sizin gibi böyük minnettarlık hissiyle, Türkiye Cumhuriyetinin banisi Böyük Mustafa Kemal Atatürk'ün (Alkışlar) Türkiye Cumhuriyetinin yaranmasında ve bu Cumhuriyetin ayağa durmasında, inkişaf etmesinde, Türkiye'nin kudretli bir devlet etmesindeki Türkiye Böyük Millet Meclisinin bu kadar yüksek seviyede olmasındaki hizmetlerini hususi göydedirik ve men, dünen seher Mustafa Kemal Atatürk'ün kabrini ziyaret ederken ettiğim kibi, bugün de deyirem ki, O'nun ruhu karşısında, O'nun hatırası karşısında baş eğerem. ("Bravo" sesleri, alkışlar)

Türkiye, Azerbaycan'ın yakın dostudur, gardaşıdır, bizim içün en yakın ülkedir. Türkiye ile Azerbaycan arasında, Türk halgıyla Azerbaycan Halgı arasındaki alagalerin, kadim ve çok zengin tarihi var. Biz, asırlardan asırlara geçerek, bir yerde yaşamışık; bir yerde ülkemizi, milletimizi, dinimizi, dilimizi, millî ananelerimizi korumuşuk, saklamışık (Alkışlar) ve bugün de bir yerdeyik. Azerbaycan Halgı Türkiye ile dostluğunu böyük bir saadet hesap edir ve Türkiye ile imdiye kadar olan alagaların daha da yükseğlere kalması için çalışır.

Bizim tarihî köklerimiz, sizin içün de bizim içün de ezizdir; bizim içün Yunis Emre de ezizdir, Dede Gorgut da ezizdir, Manas da ezizdir, Fuzulî de ezizdir, Nizamî de ezizdir; bizim içün, bizim 20 nci Asırda yazıp yaratmış şahsiyetler de ezizdir; o cümleden, Tevfik Fikret de ezizdir, Reşat Nuri de ezizdir, Abdülhak Hamit de ezizdir ve muasır 20 nci Asırda Azerbaycan Halgının yetirdiği böyük yazıcılar, şairler, bestekârlar, alimler de ezizdir.

Mees bunlar, mees halklarımızın kabağçıl adamları, mütefekkir adamları hemişe bizi birbirimizlen bağlayıp, birbirimizlen birleştiriptir. 20 nci Asırda hem Türkiye'nin hem de Azerbaycan'ın heyatında çok ciddî prosesler gedip, ciddî değişiklikler gediptir. Türkiye'de imparatorluk dağılıp, Türkiye, ağır bir veziyete düşüktür. Ancak, yine de geydedilen, mees Mustafa Kemal Atatürk'ün müdrihliynen, dağılmış imparatorluğun yerinde Türkiye Cumhuriyeti yer alır. ("Bravo" sesleri, alkışlar)

Azerbaycan'da, 19 uncu Asrın evvelinde, Azerbaycan'ın devlet müstakilliği elden gedip, 20 nci Asrın evvelinde 1918 inci yılda, Azerbaycan'da ilk demokratik rispublika yer alıp; ancak, bu az yaşıyıptır, sonra, Sovyet hâkimiyeti kurulmasıyla alakadar, bu cumhuriyet sukuta gedipdir. Ancak, bu yıllar, Birinci Dünya Muharebesi ve ondan sonraki devirde Türkiye'nin hayatında çok böyük, ağır, çetin hem prosesler gedip hem de dövüşler gedipdir, Kafkas'ta dövüşler gedipdir, Azerbaycan'da dövişler gedipdir.

Azerbaycan, 1918 inci 1920 nci yıllarda, böyük tehlikeler altında olupdur. Azerbaycan'da cürbecür istikametten Azerbaycan'a tazyikler, Bakû'nün neftini ele geçirmesi cihetleri Azerbaycan Halkına böyük zerbeler vurupdur. En ağır zerbeler, en ağır yaralar, Azerbaycan'a, o yıllarda, 1918 inci 1920 nci yıllarda, Bakû'da, Gence'de, Karabağ'da, Nahçıvan'da Azerbaycan'ın başka yerlerinde Ermeni kırgınları ile alakadar olup gedipdir. O yıllarda, Türkiye biznen olup, Azerbaycan'la olupdur.

Türkiye'nin reşadetli oğulları, Türkiye'nin Kafkas ordusu, Azerbaycan'a gelipdir ve Azerbaycan Halkını birçok yerlerde Ermeni kırgınlarından hılas edipdir. Biz, bunları, heç vahıt unutmamışık ve unutmayacayık. Sonra ise, 70 yıl, biz, birbirimizden aralı düşmüşük; ancak, bu devirde, Türkiye Cumhuriyeti, bir cumhuriyet kimin, müstakil devlet kimin yaşayıp, inkişaf edip, Azerbaycan müstakilliğini yitirip, Sovyetler Birliğinin içinde oluptur. Bizi çok şeylerden mahrum etmeye çalışıplar; ancak, heçbir şey mümkün olmuyuptur; yani, bizim kökümüzden bize gelen, bizim millî maneviyatımız, millî değerlerimiz hamsı yaşayıptır ve bugün -böyük iftihar hissiyle deyirem bunu; çünkü, müstakil Azerbaycan'ı men burda temsil edirem- böyük iftihar hissiyle deyirem ki, ne kadar ağır, çetin, 19 uncu Asırda da, 20 nci Asırda da çetin yıllar olupsa, biz, öz, anadilimizi, doğma dilimizi de yaşatmışık, öz İslam Dinimizi de yaşatmışık (Alkışlar) öz millî ananelerimizi, millî değerlerimizi de yaşatmışık; ama, eyni zamanda, halgımız, bu yıllarda, yüksek tahsil alıp, ilme koşulup, medeniyete koşuluptur. Azerbaycan Halgı, bugün, yüksek medeniyete, yüksek ilme, yüksek biliye malik olan halktır ve bizim halgımızın simasını bugün teşkil eden, bizim millî, manevî değerlerimizin umumi beşeri, umumi dünya değerleriynen birleşmesi, sintezi teşkil ediyir. Ona göre de, Azerbaycan, bugün millî bir ülkedir; eyni zamanda dünyevî sivilizasyalı bir ülkedir. (Alkışlar)

Biz, bu yılları yaşamışık, geçmişik, ikkiler vermişik, zerbelere maruz kalmışık, hamsa dözmüşük; ama, en büyük hoşbaklik Azerbaycan için ondan ibarettir ki, Azerbaycan, nihayet millî azatlığına nail olup, devlet müstakilliğine nail oluptur ve artık devlet müstakilliğini de mühkemlendiriptir, güçlendiriptir. Azerbaycan, indi, dünya birliğine dahildir. Beynel halk teşkilatların hamsı üzgüdür, dünya birliğinin beraber bir devletidir. Azerbaycan'ın devlet müstakilliği, bizim halkımızın tarihî naliyatıdır. Biz, bu naliyatınan fakr edirik ve devlet müstakilliğini gözbebeğimiz kibin koruyup, saklayacağık. Ne kadar çetin olsa da, ne kadar bize tazyikler olsa da, biz, devlet müstakilliğimizi hiç vakit elimizden vermeyeceğik. (Alkışlar) Ona göre, men, bugün, sizin karşınızda mesuliyetle beyan edirem ki, Azerbaycan'ın devlet müstakilliği ebedîdir, dönmezdir, sarsılmazdır. (Alkışlar)

Azerbaycan, devlet müstakilliğini elde ederken çok çetin proseslerle rastlaşıktır. Bildiğiniz kibin, 1988 inci yılda, Azerbaycan, Sovyetler Birliğinin terkibinde olarken, Ermenistan tarafından Azerbaycan'a karşı her bir tecavüz başlamıştır. Dağlık Karabağ'ı Azerbaycan'dan kopartıp Ermenistan'a birleştirmek. Bu, ancak, bir tek Azerbaycan'a karşı olan tecavüz değildi; bu, Ermenistan'ın, Ermenilerin hulyası, böyük Ermenistan hulyasıdır. Bu hulya size malumdur; bunu, siz yahşi bilirsiniz. Siz bilirsiniz ki, İkinci Dünya Muharebesinden sonra Sovyetler Birliği güçlendi ve Türkiye'nin torpaklarına iddialar başladı. Bir taraftan, Sovyetler Birliği, Türkiye'nin şark (doğu) tarafında olan vilayetlerin Ermenistan'a mensup olduğunu beyan etti; böyle yazılar gitti, böyle bir iddialar başladı; ikinci taraftan, Türkiye'nin diğer bir hissesi Gürcistan'a mensup olduğu hakkında beyanatlar verildi, yazılar gitti, böyle bir prosesler başladı, bucre iddialar başladı. İndi, bu fırsattan istifade ederek, onu da demek istiyrem ki, İkinci Dünya Muharebesinden sonra Türkiye'nin başında duran adamlar, Böyük Atatürk'ün vasiyetlerine sadık olarak çok düzgün siyaset apardılar, çok düzgün haricî siyaset apardılar ve o çetin devirde, Türkiye'nin torpaklarına iddiaların çok kızgın kalktığı bir devirde, Türkiye'nin başçıları, Türkiye'nin halkı, Türkiye'nin devleti, Türkiye'nin bütünlüğünü koruyup saklayabildi. Bu çok büyük nailiyetti. (Alkışlar)

Yani, demek istiyrem ki, 88 inci yılda, Ermenistan'ın, Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ Vilayetini eline geçirmek için başladığı tecavüz tesadüfî bir şey değildi. Bu, yine de deyirem, böyük Ermenistan hulyasıdır. Bu iddialarla onlar yaşayıplar, bugün de yaşayırlar. Eğer bugün onlar Azerbaycan'a tecavüz ediplerse, sabah da başka bir yere tecavüz edebilirler; çünkü, onlar bu fikirlerden çekinmeyipler. Ancak, men, Azerbaycan'da giden prosesler hakkında demek istiyrem.

Müstakilliğimizi elde ederken, artık, biz, böyle bir tecavüz altındaydık ve Dağlık Karabağ, artık demiyorlar ki, Azerbaycan'ın hâkimiyetinden çıkmıştır... Ondan sonra, Azerbaycan'a giden bazı prosesler neticesinde ve bazı objektif, sübjektif sebepler neticesinde, Ermenistan silahlı kuvveleri, Azerbaycan torpaklarının diğer hissesini de işgal etmeye nail oldular ve nihayet, indi, Azerbaycan arazisinin 20 faizi, Ermenistan silahlı kuvveleri tarafından işgal ediliptir, onların işgali altındadır ve bu işgal olmuş torpaklardan, 1 milyondan artık Azerbaycan vatandaşı, sizin gardaş, bacılarınız, didergin düşükler, kaçgın vaziyetindedirler. Ekseriyeti onların çadırlarda yaşıyırlar ve sizin nümayendeleriniz Azerbaycan'ı ziyaret ederken, hatta, Bakû Şehrinde, cürbecür yerlerde o kaçgınları görüp ve bazıları ise, o çadır düşergelerine, çadır şehirciklerine gidip, onların o ağır vaziyetini görende, özden öz kalbinen hissedirler ki, halgımız, ne kadar ağır bir vaziyette yaşıyır. Böyleliğnen, biz, devlet müstagilliğini elde etmeğimizden çok şad olduk; ancak, aynı zamanda, ne kadar böyük bir belayla rastlaşmıştık. Bildiğiniz gibi, bundan üç yıl önce 1994'ün Mai ayının 12'sinde -bir hafta sonra tamam olacak- Azerbaycan ile Ermenistan arasında ateşin durdurulması hakkında sazış elde olunuktur; üç yıldır ki, ateş yoktur. Bu, böyük nahliyattır. Kan dökülmüyor, biz şehitler vermirik, insanlarımız müeeyyen kadar rahatlaşıktır; ancak, verdiğimiz şehitler, şehitlerin kan gussesi, o insanların hem vücudunda, bedeninde hem kalbinde taşıdıkları yaralar, Azerbaycan'a vurulan bu zerbeler bizi rahat bırakabilmir.

Eyni zamanda, bizim topraklarımız işgal altındadır; bizim vatandaşlarımız çadırlarda yaşıyırlar. Ona göre de, ateşkesin üç yıl devam etmesi müspet bir hal olmagla beraber, eyni zamanda, böyük sülhün elde edilmesi, Ermenistan-Azerbaycan münakaşasına son koyulması ve Azerbaycan'ın işgal olunmuş topraklarının azat olunması, gidergin düşmüş Azerbaycan vatandaşlarının öz yerine yurtuna kayıtması, bizim karşımızda duran esas vazifedir.

Bu meseleynen, bilirsiniz ki, biz meşgul oluruk ve böyük memnuniyet, minnettarlık hissiyle demek istirem ki, Azerbaycan'a Ermenistan tecavüzü başlayandan indiye kadar, Türkiye, Türkiye'nin halkı, Türkiye'nin devleti, Türkiye'nin Cumhuriyeti, hamısı Azerbaycan'ın yanındadırlar, Azerbaycan'la bir yerdedirler. Bizim derdimize siz hemşe şerihsiniz ve bu meseleyi tek dert gam çekmek değil, bu meseleden Azerbaycan'ı hılas etmek için, biz, Türkiye'nin desteğini, emeli yardımını daimi hissetmişik ve hissedirik.

İmdi, bu son 3 yılda, aparlanan danışıklıklar... Bu danışıklar, bilirsiniz ki, AET'nin Minsk Grubunun vasıtasıyla gelir, bu danışıklarda da, Türkiye, çok faal iştirak edir, Minsk grupunun öz hükümü, çok teşebbüslerde bulunur ve Dünen de, bu meseleler çok etraflı müzakere olundu ve Türkiye'nin presidenti ve başka devlet, hükümet başları bildirdiler ki, onlar, bunlar sonra da, Ermenistan-Azerbaycan münakaşasına son koyulması için ve Azarbaycan'ı beladan hılas etmek için yeni adımlar atacaklar, yeni teşebbüsler edecekler.

İmdi, Minsk Grubunun üç hemsedri var; Rusya, Amerika Birleşmiş Devletleri, Fransa. Geçen yıl, Dekabray'da AET'nin zirve görüşünde, Lizbon'da, Ermenistan-Azerbaycan münakaşasının sulh yoluyla hallolması için, ilk defa tarihî bir senet elde olundu, Lizbon Beyanatı; bu beyanatta, bu münakaşanın sulh yoluyla hallolmasının prensipleri akdolunuptur; esas 3 bentten ibarettir:

Birincisi, Ermenistan'ın, Azerbaycan'ın arazi bütünlüğünü tanıması. Çünkü, Ermenistan, imdiye kadar, Azerbaycan'ın arazi bütünlüğünü tanımak istemiyor.

İkincisi, Dağlık Karabağ, Azerbaycan respublikasının terkibinde yüksek statüslü, aftanomye, yüksek dereceli özünü idare etme hükmü verilmesi,

Üçüncüsü; Dağlık Karabağ'ın bütün ahalisine, yani Ermeni Azerbaycan ahalisinin hamsına tehlikesizlik, güvenlik zemaneti verilmesi.

Bu seneti, AET'in 54 uzvundan 53 devlet başısı destekledi ve kabul oldu; Ermenistan buna itiraz etti ve böylelikle de biz tarihî bir senet elde etmişiz. İmdi vazifemiz, bu prensipler esasında Lizbon Prensipleri esasında, sulh danışıklarını güçlendirmek, süratlendirmek ve 1997 yılında bu münakaşaya son koymaktan ibarettir. Hemi Lizbon görüşünden sonra Minsk Grubunun başkanları, yani, hemsedirleri değişildi, evvel, tek Rusya ile Finlandiya idiyse, Lizbon zirve görüşünden sonra üç hemsedir, üç başkan oldu; Rusya, Fransa, Amerika. Hesap edirem ki, üç büyük devlet eğer, bu meselenin hellolması için Minsk Grubu hemsedirlik vazifesini üzerine götürüpse, özlerine büyük mesuliyet götürüpse, gerek bu mesuliyeti de yerine getirsinler. Biz, herhalde onlarla böyle danışıklar aparmışık, onlara öz fikrimizi böyle bildirmişik ve onlardan, bu üç devletten, çok büyük hareket gözlüyürük.

Şüphesiz ki, Türkiye'nin bu meselelerin hellolmasında böyük rolü yine de var; bugün de sabah da olacak ve Türkiye'den de bu meselelerin hellolunmasında, imdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da faal iştirak etmesini istiyirik. Böylelikle, Azerbaycan'ın devlet müstegilliği -6 ncı yıldır ki, biz yaşıyırık devlet müstakilliği şerayitinde- böyle bir böyük harici tecavüz neticesinde ağırlaşıp çetinleşiptir.

Diğer taraftan, bilirsiniz ki, Azerbaycan'da, o yıllarda dahili vaziyet de sabit olmamıştır. Teessüfler olsun ki, hemen bu Ermenistan-Azerbaycan savaşı, dövüşü zamanı, Azerbaycan da cürbecür kanunsuz silahlı desteler meydana çıkmıştır. Hatta bazı devlet adamları, devlet başında olan adamlar, devlet structurunda olan silahlı adamlarla yanaşı, özüne mahsus silahlı desteler düzeltmiştiler ve bu silahlı desteler de, şüphesiz ki, bir taraftan, kanunu bozur, cinayet edirdiler; ikinci taraftan da, her bir silahlı destenin başısı, silahlı desteye güvenerek, hâkimiyet mübarezesi aparırdı.

Siz bilirsiniz ki, 92 nci yılda, böyle bir veziyette Azerbaycan'da hâkimiyet değişildi; yeni bir kuvve hâkimiyet geldi, Halk Cephesinin numayendeleri. Onlar, bir yıl hâkimiyette oldu ve 93'üncü yılın İyun ayında, Azerbaycan'da bir devlet buhranı, devlet kriz emele geldi. Başka silahlı desteler, hemen bu hâkimiyeti devirmeye çalıştılar; onlar, böyük güç topladılar. Ermenilerlen muharebe gettiği zaman, cepheden silahları, tankları, topları çıkarıp, bir ses, onları Gence Şehrinde topladı ki, Bakû'ye karşı hücum etsin. O birsi sesle, oradan çıkarıp getirdiler Bakû'ye ki, özlerini müdafaa etsinler. Pöyleliylen de, de Ermeniler bu vaziyetten istifade ettiler ve Azerbaycan'ın bir neçe bölgelerini de işgal etmeye nail oldular.

Demek ki, ne gader bu 93 üncü yılda Azerbaycan'a zerbeler deydi. Bir taraftan, bizim, bir niçe başka bölgelerimiz de işgal olundu; ama, ikinci taraftan da, dahilde, ihtilaflar daha da arttı, Azerbaycan'da vatandaş muharebesi başladı. Azerbaycan, artık, parçalandı ve 1993'üncü yılın İyun ayında, bildiğiniz gibi, böyle bir kritik vaziyette, halkın talebiyle, men, Nahçivan'dan Bakû'ye davet olundum ve 15 İyun 1993 üncü yılda, Azerbaycan Parlamentinin sadri vazifesini üzerime götürdüm.

Men, size, muayyen manada hesabat verirem; çünkü, siz, Türkiye'nin Büyük Millet Meclisisiniz; bizimle dost ülkenin Millet Meclisisiniz. Men, öz Parlamentimin karşısında da hesabat verirem, size de hesabat verirem. (Alkışlar)

1993 üncü yılın İyun ayının 15'inde, men, Parlamentin Sadri, Başkanı vazifesini üzerime götürdüm. Ancak, iki gün ondan sonra, Azerbaycan'ın o vahki presidenti Ebulfeyz Aliyev Elçibey, gizli olarak, öz vazifesini bırakıp terk etti ve Bakû'den kaçtı ve imdiye gadar da Bakû'ye dönmüyüpdür ve böyleliklen, imdi tasavvur edin; men Azerbaycan'da tek kaldım, Cumhurbaşkanı, president yok, Başnazır yok; men, hem Parlament Başkanı hem de Presidentin, Cumhurbaşkanının, sizin sözünle desek "vekili" gibi, selahiyetlerini hayata geçiren şahis gibi iştirak...

Ancak, veziyet normal değildi, cenub tarafte cepheden getirilmiş böyük bir silahlı deste, talış destesi, gelip bir talış, yani, İran ıla Azerbaycan serheddinde cenubta -güney, siz "cenub" bilirsiz nedir. Menim sözlerimi anlıyisiz? ("Anlıyoruz" sesleri, alkışlar) Men sizin lehçede de danışabilirem; ancak, gasden danışmırem ki, siz de bizim lehçe öğrenesiniz. (Alkışlar)

Bir talış cumhuriyeti düzelttiler orda, Azerbaycan'ın böyük bir bölgesini ele geçirdiler, Gence'de hemen Suret Hüseyinov, hansı ki, vaktiyle bu Ebulfeyz Elçibey tarafından Dağlık Karabağ'da en yüksek presidentin selahiyetli numayendesi ve en yüksek harbi vazifeni ona vermişler ki, güya o harb aparacaktı, Ermenileri garşısını alacakdır, o da, heç bir ubarede, harbe hazırlığ olmayan adam, yun fabrikasının geçmişte direktoru olan adam, gendi 35 yaşında olan bir adam, eyni zamanda çok mafyoz, narkotik işlerlen meşgul olan bir adama (Gülüşmeler, alkışlar) getirip böle bir vezife vermişler. Onun eline vermişler, hem ordunun o cephede komutanlığını hem presidentin (cumhurbaşkanının) salahiyetli numayendeliğini hem de başbakanın yardımcı vezifesini...

Bu genç adam da, akılsız adam ki, reşip ki, benim elimde bir böyle vezife var demeyle, bir ahdım kalup ki, gedip cumhurbaşkanı olum. Ona göre de, silahları toplayıp Bakû'ye hücüm etmeye başlamıştı. Ancak, men, Bakû'ye gelerken, o hale, Gence'de öz güçleriyle oturmuştu ve talış cumhuriyetini yaratmış adamlar da onlarla irtibattaydılar.

Siz bilirsiniz ki, o vakt, yaramaz bir adam, Rahim Gaziyev adlı bir şahs, geçmişte, Halk Cephesinin, güya liderlerinden biri olan adamı da getirip Müdafaa Nazırı (Savunma Bakanı) koymuştular. O da ki,bir taraftan, başka bir ülkenin haricî keşfiyatına hızmet eden bir adamıdı; eyni zamanda, çok başarısız ve işi bilmeyen adamıdı; yani, bu, ne harpte olupdu, ne savaşta olupdu, hardısan, melum olup, özde bir kikih melum olmuştu geçmişte. Böyle bir veziyet yaranmıştı aziz dostlar, ona göre de, men, tek kaldım. Oradan, Gence'den yine hücumlar devam edir. Böyle bir şeraitte, Azerbaycan'ı bu krizden çıkarmak lazımdı -vaktinizi almak istemirem, bu barda çok danışma olar- çıkarttık krizden; ama, men, o vakt mecbur oldum, hemetos Suret Hüseyinov'u getirip, Azerbaycan'da Başbakan tayin edim; çünkü, başka yolu yoktu, onun elinde çok büyük harbiseler vardı.

Ben, onu Başbakan tayin ettim ki, belki terbiye ediyim! (Alkışlar) Çünkü, bilirsiniz ki, ayıyı da meşeden tutup getirip, birçok şeyi öğretme olur, hatta o bazen raks da edir. (Alkışlar) Ancak, böyle adamları görseniz, terbiye etmem mümkün değilmiş. (Alkışlar) Çünkü, onun kafası, o kadar dardı ki, biz, istediğimiz şeyleri kabul edebilmedi ve nihayet, 94 üncü yılın October ayında o, beni de devirme için yeni bir derbe başladı -siz onu bilirsiniz- ve onun elinde de silahlar vardı; ama, menim elimde silah yoktu yine de; çünkü, Başbakan, kimi, silahlar onun elindeydi; ancak, halk menim elimdeydi. ("Bravo" sesleri, alkışlar) Bilirsiniz ki, men televizeyle halka müracaat ettim ve iki saatin içerisinde, gece vakti saat 23.00'ü geçmişti, Bakü'nün vatandaşlarından yarım milyon adam President Sarayının önündeki meydana toplaşdı, bütün sarayı muhasaraya aldılar ve meni müdafaa ettiler. ("Bravo" sesleri, alkışlar) Onlar ise, bunu görüp gaçdılar.

İkinci gün, Azerbaycan'ın Azatlık Meydanında, o meydan size malumdur, orada bir milyondan artık adam toplaşdı, yine de meni destekledi, meni müdafaa etti ve ondan sonra, hemin bu derbe yapan adamlar gaçdılar, Rusya'da gizlendiler. İki yıldır ki, bundan vakt geçiktir, iki yıldan çok ve onları hırda hırda Rusya'dan koparttık getirdik ve nihayet bundan bir ay önce hemen Suret Hüseyinof'u, Rusya'nın vilayetlerinden birinde yakaladık getirdik, imdi Bakû'de hepishenede oturur. ("Bravo" sesleri, alkışlar)

Hemen bu 93 üncü yılda derbeni yapan ve Azerbaycan'da krizi yaratan Rehim Gaziyef de gaçıp Moskova'da gizlenmiştir, onu da oradan yakaladık getirdik ve mehkeme ona ceza verdi, hepishanede oturur.

Talış cumhuriyeti yaratan bir El Ekrem Hümbetof adında adam varıdı, onu da bizim hepisheneden harici ittilahat organları çıkarttılar, harici, -bilirsiniz, sizde "MİT" diyiller ona. (Gülüşmeler) Millî İstihbarat Teşkilatı. Sizinki yok, hep başkalarınki- Onu da çırkartıp aparmışlar, başka yerde gizlediler, onu da taptık getirdik ve böyleliğinen bunların karşısını aldık.

Ancak, siz bilin aziz gardaşlar; Azerbaycan'da bu hastalık, buna "zaraza" derler Rusça, bilmeyem siz bunu bilirsiniz, yoksa yok. Zaraza, bu hastalık o kadar derin kök salmıştı ki, öyle her bir parça silahı olan adam, hesap edir ki, bu silah gücüyle gelip hâkimiyeti ele geçirtebiler ve hemen o 94 üncü yıl October -yani "kasım" dersiniz "october" e siz... ("Ekim" sesleri)- ekim ayından sonra, 95 inci yılın Mart ayında bir polis albayı, bir amon destesi var; yani, hususi polis destesi var, bizim İçişleri Bakanlığında, Dahili İşler Bakanlığında. O hâkimiyetin tabeliğinden çıkmıştı ve o da hâkimiyet iddiası edirdi. Bakmıyalar ki, Dahili İşler Bakanının yardımcısıydı. Tabe olmurdu elinde de birmin nefer, çok silahlı ve çok da tecrübeli döğüşçüler vardı.

Yine bir problem yarandı; mene ültimatom verdiler ki, "Haydar Aliyev istifa vermelidir, yoksa biz onu öldüreceğik" Men dedim "men böyle şeylerden çok görmüşem, daha korkmıram" (Alkışlar) Çok danışıklıklar apardım onlarla, yola getirmek istedim; ama, yola gelmediler.

Teessüf ki, o vakt, bizim Azerbaycan'da olan birçok siyasî partiyalar da, gizli olarak onlarla alagaya girdiler. Bizim derdimiz budur. Bizim derdimiz, bir Ermeni tecavüzü değil; derdimiz, içimizde olan dertti. ( "Bravo" sesleri, alkışlar) Gizli alagaya girdiler ki, onlar, hemen, bu Albay Polkovnik silahınan gelip Haydar Aliyev'i mehvedecek, yıkacaktır. Ondan sonra, gelip, hereospani götürecek. İmdi, kime ne çatacak Allah bilir. Men ne gadar uğraştım ki, onları bir yola getireyim; mümkün olmadı ve nihayet 1995 inci yılın mart ayında men Kopenhagen'de olarken, orada bir beynehak taşılattılar. Onlar plan gurmuşlar ki, men dönerken, meni havaalanında öldürecekler ve hâkimiyeti ele alacaklar. Men bu günleri, bu hagigeti demeliyem ki, Kopenhagen'de, menim aziz dostum Süleyman Demirel son görüşte mene bildirdi ki, böyle bir tehlike gözlenir; bildirdi, çok sağ olsun, bildirdi. ("Bravo" sesleri, alkışlar)

Men, Bakû'ye, nezerde tutulmuş vakten bir haylık önce geldim; ona göre, onlar bu planı yerine getirebilmedi; ama, o gece, onlar, Azerbaycan'ın bir neçe bölgelerinde, Gürcistan'a ve Ermenistan'a bağlı olan bölgelerde, sınırlarda, artak hâkimiyeti ellerine geçirdiler. Beş altı gün men onlarınan uğraştım. Onları yola getirmek istedim. Anlattım ki, siz, kan tökmeyin, siz, heç bir şey de bilmeyeceksiniz ve men de Azerbaycan'ın presidenti, kimi Azerbaycan'ın müstagilliğini korumaya gâdirem. Eğer, hansı bir namert güllesi gelip meni mehvetse de, men Azerbaycan'ın müstegilliği yolunda gurban getmeye, şehit olmaya hazıram. (Alkışlar)

Nihayet, teessüfler olsun ki, mart ayının 17'sinde, gece, onlar hücum ettiler President Sarayına, televizya merkezine, bizim, Müdafaa (Savunma) Bakanlığının merkezine ve Dahil İşler Nazırlığına. Biz, bunların karşısını aldık, gece dövüşler getti ve nihayet, biz bunların karşını alabildik, bunlar da mehfoldu.

Teessüfler olsun ki, bu ikinci derbenin hazırlanmasında -men sizlen açık danışıram, siz benim gardaşımsınız, dogma menim ülkeme gelmişem- teessüfler olsun ki, bir neçe siyasî partiyaların uzuvları iştirak etti ve çok garibe budur ki, birbirine zıt olan, mesela vaktiyle Azarbaycan'da kısa bir müddette president olup ve 92 nci de kaçıp indiye kadar Moskova'da, Moskova'nın himayesi altında gizlenen Muttalibov; o taraftan, size malum olan Ebulfeyz Elçibey kaçıp, gidip, orada, Nahçıvan'ın Keleki Kentinde gizlenen, o taraftan, Azarbaycan'da müsabat parçası, numayendesi, bizim geçmiş Dahili İşler Nazırı vardı Tofik Kasımof ve birçok başkaları, hamısı, onlar gördüler ki, bunlar, böyle bir böyük güce maliktiler ve böyle hesap ettiler ki, onlar doğrudan da gelip bizi yıkabilecekler. Onlara razılık verdiler ki, eğer siz hakimiyeti elde etseniz, demek bir devlet şûrası yaranacaktır, devlet şûrası... Tesavvur eyleyin, bu devlet şûrasının başında, hemen o cinayetkâr albay duracak, onun altında da Moskova'da olan Mutallibov, Keleki'de, dağda oturan Ebulfeyz Elçibey ve başka partiyaların numayendeleri, bunlar olacaklar. (RP sıralarından "geniş tabanlı hükümet" sesi)

Beli, beli... (Gülüşmeler) O, sizin koalisyon kibi değil. (Gülüşmeler ve alkışlar)

Allah eylemesin ki, sizin koalisyon, gelsin o güne düşsün.

Çok böyük, bilirsiniz, maalesef, siz değilsiniz, teessüf hissiyle değinmek istiyremki, hemen bu derbenin hazırlanmasında bir niçe Türkiye vatandaşları da iştirak etmiştiler. Men, bunu, evveller heç yerde dememiştim ve vaktiyle gizledirdim. Çünki, men hesap edirdim ki, biz bu şeylerin öhtesinden geldik. Heç bir şey, Türkiye-Azerbaycan alakalarına leke getirmemelidir; ancak, hemen o, bu derbeni hazırlayanlardan biri, Ferman Demirkol adında bir şahıs. Sonra, biz onu bıraktık, geldi buraya gizli olarak Türkiye'ye. Dediler ki, bu Türkiye'de gizli yaşayacak, men de dedim, tabiî, biz de bunu aşmayacık, geldi sizin televizyada, gazetyada, filanda feşmekanda açmalar verdi, ve cürbecür yalanlar danıştı. Kimdi bu adam? Vaktiyle, Halk Cephesi hâkimiyeti vaktı, gelip, burada sizde bir TİKA Teşkilatı var, o teşkilatın orada nümayendesi, ondan maaş alır. Eyni zamanda, bu, Azerbaycan Parlamentinde getirip bunu müşavir goydular. Eyni zamanda, bunu Azerbaycan Devlet Üniversitesine getirip bir muaallim vazifesi veripler; ancak, bu, ne müşavirlik edip ne TİKA işiyle meşgul olup ne de muallimlik edip, gedip koşuluktu cinayetkârlara ve onlarla birlikte bu derbeni hazırlayıptı. Buna da söz veripler ki, sen de bu devlet şurasının uzvu olacaksan, demek burada bir vazife alacaksan.

Sonra, bir başka Türk vatandaşı, Kenan Gürel, bunlar teessüfler ki, Türkiye'nin bazı şahıslarıyla alakadar olmuştular ve o derbede, âhıra kadar iştirak etmiştiler. Biz, bunu evvellerde hissetmiştik; ama, bu mesele açılandan sonra bildik. Ancak, bunlar hapsi geride kalıp artık, biz bunlarla da öttük, eştik. Bakmayarak ki, hemen o derbeni yaradan adamların bazileri gaçtılar, yine de Moskova'da, garpta, başka ülkelerde gizlendiler. Onlardan birisi de Türkiye'de gizlenir, men bunu da demek istirem ve men rica etmiştim sizin emniyet organlarından ki, onları tapıp Azerbaycan'a teslim etsinler. Teessüf ki, bunu indiye kadar etmeyipler.

ALİ DİNÇER (Ankara) – Onların sayısı çok...

AZERBAYCAN CUMHURBAŞKANI HAYDAR ALİYEV (Devamla) – Melumdu... Melumdu... Melumdu... Hepsi melumdu...

Onlar gaçtılar, gene de Rusya'da gizlendiler; ancak, ondan sonra da bir niçe gaster olmağa başladı; biz bunların da karşısını aldık.

Men bunları -sizin vaktınızı alıram, özür istirem- size deyirem; çünkü, siz bizim hayatımızda olan her bir şeyi olduğu kimi bilmelisiniz ve bunlara göre deyirem ki, siz bilesiniz ki, bizim müstagillik yolumuz ne kadar ağır, ne kadar çetin, ne kadar keşmekeşli oluptur.

Ancak, bunlara bakmayarak, imdi, ben size hesabat verirem ki, Azerbaycan'da, imdi, Azerbaycan'ın dahilinde istikrar tamamıyla temin olunuptur, dahili, içtimai, siyasî vaziyet tam sabittir.

Şüphesiz ki, o gizlenmiş, ayrı ayrı terörist gruplar yine de var; Rusya'da, başka ülkelerde yerleşirler. Biz, onlardan hâlâ daha tamamıyle canımızı kurtarmamışız, tesadüfen yine bir hadise olabilir. Ancak, biz, eminamanlık yaratmışız, kanun, kaide yaratmışız, her ev öz işini bilir; kanunun hâkimliğini, kanunun âliliğini temin etmişiz. (Alkışlar) İnsanlar, imdi rahat yaşıyorlar ve böyle bir şeraitte, biz, Azerbaycan'da, Azerbaycan'ın dahil işleriyle meşgul olmaya imkân taptık.

Bilirsiniz ki, 1995 yılının son ayında, aralık ayında, biz, ilk defa, müsgakil Azerbaycan'ın demokratik parlamentini seçtik ve demokratik seçkiler esasında, çok partiyalı sistemler esasında seçtik.

1995 yılının kasım ayında, biz, Azerbaycan'ın ilk constitution'asını (Anayasasını) kabul ettik ve bizim bu constitution'umuzda, evvelki gibi, Azerbaycan'da hukuku, demokratik dünyevi devlet kurmak prensiplerini özünde aksettiren bir constitution'adır

Azerbaycan'da bütün insan azatlıkları bu constitution'adan temin olunur; söz azatlığı, matbuat azatlığı, fikir azatlığı, fikir muhtelifliği, vicdan azatlığı, din azatlığı, bütün insanların beraber hukukluğu, hamsı temin olunur; çok partiyalı sistem temin olunur ve her bir partiyanın, normal partiyanın Azerbaycan'da faaliyet göstermesi de şerait yararlıktır.

Azerbaycan'da 30'dan artık partiye geydiyattan keçiptir faaliyet gösterir. 600'e kadar gazet var, bunların 2 gazet çemsi, Azerbaycan'ın devlet gazetidi, galan gazetler hamsı, ayrı ayrı teşkilatların gazetiydi ve ekseriyetiyse, bunlar muhalefet movgeyinde olan gazetlerdir ve böyleliylen, biz, Azerbaycan'da demokratik devlet kuruculuk prosesini, artık hugugi noktırdan, Anayasa vasıtasıyla, kanunlarımız vasıtasıyla temin etmişik ve bunu inkişaf ettiririk.

Azerbaycan'da iktisadî ıslahatlar hayata keçirdirik. Azerbaycan'da keçilen, son yıldaki iktisadî ıslahatlar, 95 inci yılın ikinci yarısında, 96 ncı yılda ve imdi, 97 nci yılın evvelinde öz müspet neticelerini veriptir. Islahatlar neden ibarettir; Azerbaycan'ın iktisadiyatı pazar iktisadiyatı yoluyla gelir; yani, piyasa ekonomisi. Sahipkârlık, geniş inkişaf alır. Özelleştirme programı kabul olunup hayata keçirilir, bütün mülkiyet özelleştirilir. Azerbaycan'ın, bilirsiniz ki, torpakları hükümetteydi, kolhozda, solhozlardaydı. Biz, çok ciddî ve çok cesaretli bir kanun kabul ettik, Torpak Islahatı Kanunu. Bu kanunun esasında, Azerbaycan'ın torpaklarının hamsı, şahsî mülkiyete verilir. (Alkışlar)

Onu da size bildirmek istirem ki, keçmişte Sovyet ittifakına mensup olmuş, imdi müstakil devlet olan devletlerin heçbirinde böyle müterakki ve böyle cesaretli kanun kabul olunmuyuktu. Biz, üç yıl müddetinde, bu kanunu yerine getireceyik, bütün torpaklar şahsi mülkiyete keçecektir; ancak, artık, bu kanunun hayata keçirilmesinin bir nice kısımları, bize, öz neticesini verir. Mesela, biz, heyvandarlığı, heyvancılığı tamamıyla özelleştirmişik. Heyvancılığı özelleştirenden sonra, Azerbaycan'da et, süt, yağ problemi çıkıpdır. Men, size bir şey demek istirem -sizin için belki bu meraklıdır- Sovyetler ittifakı zamanı, Azerbaycan Respublikası, özü özünü, etinen, sütünen temin edebilmirdi. Biz, pambuk istihsal ederdik, Rusya'ya verirdik. Rusya ise bize et gönderirdi; ama, eti de vaktinde göndermirdi, ona göre de, biz, mesela ehalimizi istenilen kadar etinen temin edebilmirdik, çöreğinen temin edebilmirdik; çünkü, biz, pambuk istihsal edirdik, buğdanı, biz, Rusya'dan alırdık.

İndi, biz, bu reformaları geçirdikten sonra, ticareti liberalleştirdikten sonra, heyvancılığı, hamsını özelleştirdikten sonra problem yoktur. Bütün heyvanlar şahsî mülkiyettedir. Çörek istihsali şahsî mülkiyettedir. Devlet çöreğinen meşgul olmur, ona göre bu problemlerin hamsını biz aradan kaldırmışık.

Böylelikle, Azerbaycan'da iktisadî reformalar süratle inkişaf edir ve bir iki yıl içerisinde Azerbaycan iktisadiyatında ciddî değişiklikler baş verecektir; ancak, men, size demek istirem ki, 96 ncı yıl, bizim için son altı-yedi yıl içerisinde muayyen kadar dönüş yılı oldu; yani, müspet meyiller yılı oldu.

Biz, evvelki yıllarda, iktisadî istihsalde -hususen sanayi ve ket tasarrufatı istihsalinde- her yıl, 10-15 faiz aşağıya düşürdük. 96 ncı yılda, biz, 6 faiz sanayi istihsalinde aşağıya düştük; ama, 95 inci yılda 24 faiz aşağıya düşmüştük. 97 nci yılın birinci rübbünde -birinci üç ayında- biz, bu aşağıya inmeni sahladık, aksine 1 kadar istihsal inkişafa başladık. Geçen yıl, ket tasarrufat mahsullerinin istihsali 3 faiz artıptır.

Türkiye ile Azerbaycan arasında ticaret alakaları, mal mübadelesi son üç yılda üç defa artıptır. Düz dü mütlet rakamlar o kadar böyük değil. Bizim alakalarımız daha da gerek geniş olsun ve ticaret daha da çok olsun ve bu ticaret alakalarında, Türkiye'den Azerbaycan'a mal gelmesi daha da çoktu, nen ki Azerbaycan'dan Türkiye'ye gelmesi. Bu da tabiîdir, buna da biz itiraz etmirik; ancak, bunun hecmi artmalıdır ve biz, bunu artırmaya da çalışırık ve bundan sonra da çalışacayık.

Bilirsiniz ki, Azerbaycan, harici investic; yani, harici yatırımı, harici sermayeni Azerbaycan'a getirmeye çok seygoyubtur.

94 üncü yılın oktyabır ayında biz, ilk büyük neft kantraktını, petrol kantraktını imzaladık; ona, dünyada asrın kantraktı adı verildi ve bu kantrakt esasında, otuz yıl müddetinde, dünyanın 11 böyük neft şirketi Azerbaycan'da müşterek neft çıkarmaknan meşgul olacaktır ve bu kantrakt esasında, bu çıkan neftin dünya bazarına nakil meselesi, o cümleden, petrol borusu meselesi meydana çıkıptır ve artık, bugün, diyebilerem ki, bu kantrakt işliyir; artık, bir neçe kuyular kazılıpdır ve bu yıl, avgus yahut sentiyabr ayında, hemen bu kantraktın hayata geçilmesi neticesinde, biz yeni neft alacayık. Ondan sonra, biz, bir neçe kantraktlar da imzalamışık ve böyük memnuniyet hissiyle demek istiyrem ki, bu kantraktlar da Türkiye de iştirak ediyir. Birinci kantraktta, Türkiye Cumhuriyeti Türk Petrollar Şirketi çok az bir faiznen iştirak edirdi, onun faizi 1,75 faiz idi; ancak, kantrakt imzalanılan sonra, Türkiye'nin devlet, hükümet başçıları mene müracaat edenden sonra, Azerbaycan öz hissesinden 5 faiz de Türkiye'ye verdi ve Türkiye'nin hissesi 6,75 oldu. (Alkışlar) Sonra, biz, yeni bir kantrakt imzaladık; Hazar Denizinde, Şahdeniz Neft Gazyatağı Kantraktı. O da, bir neçe dünya şirketlerinen imzalanıp, orada Türkiye'nin, Türk Petrollar Şirketinin payı 9 faizdi. Bundan sonra da biz yeni kantraktlar imzalayacıyık, şimdiye kadar 5 kantrakt imzalanıptır ve Türkiye de bunların hamsında iştirak edecektir. Men bilirem ki, Türkiye'de, bu neftin, bu petrolun dünya bazarına çıkarılması yolu daima müzakere olunur ve böyük merak doğurur. Bildirmek istirem ki, evvelden de biz hesap edirik ki, Azerbaycan'ın neft mahsulunun harice çıkarılmasının birinci yolu Türkiye'dir. ("Bravo" sesleri, alkışlar) Ancak, biz, birçok çetin illerle de rastlaştık, birçok tazyiklerle de rastlaştık. Bizi o birinci kantraktan sonra bize heddinden artık tazyikler ettiler cürbecür ülkeler tarafından; ancak, bunun da karşısında durduk. Biz, dahilimizde olan tazyiklere de durduk, hariçte olan tazyiklere de dururuk, onun da karşısında durduk.

Bilirsiniz ki, biz, sonra karar kabul ettik ki, ilkin neftin ihraç için iki neft borusu tikilsin. Biri şımala, Rusya arazisinden Karadeniz'de Novorossisk Limanına; biri ise garbe, Gürcistan arazisinden Karadeniz'de Supsa Limanına; bu, Türkiye'ye yakın olan bir limandır. Bu kararı Türkiye de beğenmiştir, Rusya da bundan razı galmıştır, Batı da bunu beğenmiştir ve biz bunu hayata geçiririk. Rusya'ya geden neft borusu, Azerbaycan arazisinden hazırdır; ancak, teessüfler olsun ki, Rusya arazisinden bu neft borusu hazır değil. Ona göre de biz Azerbaycan neftini istirdik bu yoldan indi ihraç ede ki, bu borunun bir bağcasınıyak; bundan biz mahrumuk. Rusya'dan bize söz veripler ki, oktıyabır ayına kadar onlar o boruyu hazırlayacaklar. Onda bir miktar neft o yolla ihraç edebileceğiz. Gürcistan arazisinden garbe, Türkiye'ye doğru gelen kat 98 yılının sonunda hazır olacaktır; ancak, bizim en esas maksadımız, böyük neft borusunun tikilmesidir.

Bu bağarde dünyada çok böyük aktarışlar gelir. Birçok proyekler var. Her bir ülkenin burada özmerağı var ve Azerbaycan'a, o cümleden Türkiye'ye tiz münasebet gösteren, düşman olan ülkeler buna mani olmak istiyirler. Sadece, dünyada, iktisadî regabet gelir; çünkü, bu boru hardan gedecekse, onun çok iktisadî menfaatı olacaktır. Ona yerde biz bu meseleni çok müzakere etmişik ve dünen Süleyman Demirel -Türkiye Prezidentinin- ve Azerbaycan Prezidentinin imzaladığı anlaşmada biz yazmışık ki, hemen böyük neftkemeri Bakü-Ceyhan yoluynan getmesini biz istiyirik, arzu ediyirik ve bunun üstünde çalışacağız. (Alkışlar)

Bir neçe gün, bundan sonra, bu Mayıs ayının 13 ünde, Aşkabat'ta eko görüş olacaktır. Orada da bir proje olabiler kabul olunsun. Türkmenistan'dan doğalgazın Hazer altından, Azerbaycan arazisinden Türkiye'ye geçmesi. Böyle bir proyeki var. Ben, bugün, dünen de bar da danıştım; eğer, hapımız birlikte bu proyek hayata geçirebilsek -çünkü, onlar, bazen söz verirler sonra yerine getirmiyirler, bazen bizim dostlarımız- bu da çok gözel bir iş olacaktır. Umumiyetçe, men size demek istiyrem ki; Hazer Denizinde çok zengin neft yatakları var, Azerbaycan'ın, Kazakistan sektöründe de çok zengin neft yatakları var. Kazakistan Tengiz'de, bilirsiniz neft çıkarılır, Chevron Şirketi oradan neft çıkardır, onu Rusya arazisinden ihraç edir; ama, indi, alternatif olarak ikinci bir yol da, Azerbaycan arazisinden, Gürcistan arazisinden Garadeniz'e çıkarmak istiyir. Biz, buna imkân vermişik ve böyleliğinen biz bu yolu da gene de getirip Türkiye çıkartabilelih; yani, bizim Azerbaycan'ın böyük, zengin neft yataklarının, böyük geleceğinden Türkiye'de behrenecek, Türkiye bizim için bir dost, gardaş ölke kimi hemşe, biz Türkiye'ynen emektaşlık edeceh. (Alkışlar)

Bir söznen, bizim hayatımız çok ağırdır, çetindir; ancak, geleceğimiz de çok parlak görülüyi. Eğer, biz, bu Ermenistan'ın tecavüzünden glağıs olsak; eğer, işgal olmuş topraklarımız azat olsa, şüphesiz ki, biz siznen emekdaşlık ederek çok böyük naliyetler elde edebilerik ve ülkelerimizi daha da birbirine sık bağlıyabilelik; ancak, bu bakımdan indi bir tehlikeli proses başlayıktır.

Bilirsiniz ki, sizinle serhat olan Ermenistan'da Rusya'nın büyük silahlı desteleri var, askerî hisseleri var. Onlar, orada, artık, askerî bazı statüsü alıplar ve Rusya ile Ermenistan arasında Askerî İşbirliği Anlaşması imzalanıktır ve bu anlaşma da Rusya ve Ermenistan Parlamentlerinde tasdik olunuktur ve sizin sınırlarda da, Ermenistan-Türkiye sınırlarını koruyan askerler de Rusya'nın askerleridir. Rusya'nın hem Ermenistan'da hem Gürcistan'da askerî bazılarının olmasını ben anlayabilmirem; yani, bunları ben kanuna uygun kabul edebilmirem. Ben bunu açıkça demişem Rusya'nın başçılarına, Rusya'nın devletinin başçılarına demişem, demişem ki, niçin siz Ermenistan'da askerî bazı saklıyorsunuz, neye göre?.. Siz, kimden hücum gözlüyorsunuz? Bir aldaki Ermenistan'ın Rusya ile hiç sınırı yoktur. Ermenistan arazi nokterileriyle Rusya bağlı değil. Ermenistan küçük bir araziye maliktir; ama, bu arazi silahlarlan doludur, askerlerle... Ben demişem, ne için bunu ediyorsunuz? Eğer, siz, Türkiye'den, özünüze karşı hücum gözlüyorsanızsa, Türkiye, hiç bak bunu etmez. İran'dan hücum gözlüyorsanızsa, İran da bunu etmez. Gürcistan -yani, bu Ermenistan'ın etrafında olan ülkeleri ben diyerem- öz başın harayındadır. Azerbaycan'ı da artık yirmi fayzın gelip Ermenistan'ı işgal ediktir. Böyle bir halda, Ermenistan'da bu kadar askerin bazılarının saklanmasının ne ehemmiyeti var? Gürcistan'da askerin bazılarının saklanmasının ne ehemmiyeti var? Ben, bu barda, öz fikrimi, öz protestimi demişem; ancak, onlar öz işlerini görürler.

Son iki ayda, malum oluktur ki, Rusya'dan Ermenistan'a son üç il erzinde 1 milyar dolar değerinde ağır silahlar verilmiştir. Tanklar... T-72 tankı -en muasır tanktır, Rus tanklarıdır- silahlı maşınlar, toplar, roketler, çok uzağı vuran roketler... O roketler ki, hansılardır ki kipre vermişler onlar onda. Siz, Türkiye'de, bir hakü kalktı ona göre, kipre verilmişti. Hemen o roketlerden de, orada gelipti ve başka, çok güçlü ateş açan silahlar verildi. Bu yakınlarda, malumat aldım ki, hatta, kimyevî silahlar da ora geçiltiktir.

1 milyar değerinde, Rusya'nın Ermenistan'a silah vermesi, artık, Rusya'nın devlet organları, Savunma Bakanlığı tarafından... Rusya'nın Parlamentinde bu Savunma Komitesi var; o komitenin apardığı araştırmadan meyan olup ve Rusya'nın Parlamentinde müzakere olunuptur ve veriliptir Rusya'nın savcısına ki, bu yoklanılsın; yani, kim bunu edip kimi cezalandırmak lazımdı.

Ben, bu meseleyle alakadar, Azerbaycan çok narahat oluktur, çok rahatsızız biz; bilin; çünkü, Ermenistan'a o kadar silah eğer getirirlerse, o, bir Azerbaycan'ı yok, bütün bölgeni partlatabilir.

Ben, Rusya'nın Cumhurbaşkanı Boris Yeltsin'e üç tane mektup yazmışam ve mart ayının 28'i, 29'unda Moskova'da olurken, onunla, hem bu Bağımsız Devletler Birliğinin Cumhurbaşkanlarının iştirakiyle olan toplantıda hem de baş başa görüşte, teke tek görüşte, ben demişem ki "siz ne iş görürsünüz" ve rica etmişem ki, tezliylen o silahları oradan çıkarsınlar ve Rusya'ya getirsinler... Ancak, bu, olacak mı olmayacak mı bilmirem ve böylelinen, Ermenistan, burada büyük tehlike yaratır. Bir Azerbaycan için yok, bütün Kafkas için, bütün bölge için ve cuman edirem ki, siz de, hiç vakt bu şeylere bigâne kalmamalısınız.

Ben bu malumatları, bu bilgileri size vermeye özüme borç bilirem; çünkü, yine de diyerem, Azerbaycan'ın problemi, hemşe sizin problemi oluptur ve ona göre bir daha teşekkür edirem; ama, aynı zamanda, artık, bu son zamanlarda başveren hadiseler ve bir neçe, bu Kafkas Bölgesinde olan ayrı ayrı devletlerin birbirine eskeri tarafından yakınlaşması, bu bölgede yeni bir şerait yaratır. Ona göre de düşünmeh lazımdır. Bu malumatlardan hesap edirem ki, lazımı neticelerde çıkarmak lazımdır. Biz, öz tarafımızdan çalışırıh ve bundan sonra da çalışacayık ki, Ermenistan-Azerbaycan münahaşasını sulh yoluyla halledek. Men beyan etmişem, o günü İstanbul'da çıkış eden de beyan ettim ve bugün de Türkiye'nin Böyük Millet Meclisinin karşısında beyan edirem ki, Azerbaycan, Ermenistan'nan böyük sulh mugavelesi bağlana gadar, üç yıl bundan önce imzalanmış ateşkes rejimini koruyup saklayacak ve bu ateşkes rejimine sadık olacaktır. Bu, bizim sulhsever olmamızı gösterir. Bu gösterir ki, biz, başka ölkenin torpağına iddia etmirih. Bakmayarak ki, Ermenistan'ın torpakları geçmişte çoğu Azerbaycan'a mensup olur; ama, biz bunu iddia etmirih. Biz, 1991 inci yılda, Azerbaycan devlet müstagilliğini alarken ve Ermenistan devlet müstagilliğini alarken, Birleşmiş Milletler teşkilatı tarafından gabul olmuş serhatlerde Azerbaycan'ın torpak bütünlüğünü gorumağa çalışırıh ve Azerbaycan'ın torpak bütünlüğünü temin etmeye çalışırıh. Biz, Ermenistan'ın torpağına iddia etmirih; ancak, öz torpağımızın da, bir karışının da bir metrininde herkese vermeyeceğiz. (Alkışlar)

Güman ediremki, Ermenistan-Azerbaycan münakaşasının sulh yoluynan hallolması içün, siz, bundan sonra da Türkiye'nin bütün imkânlarınnan istifade edeceksiniz ve birlikte biz buna nail olacayık; çünkü, Kafkas'ta sülh, bölgede sülh, imumiyetçe hamya lazımdır. Men, bugün, yine de, Büyük Mustafa Kemal Atatürk'ün sözlerini hatırlirem "cihanda sülh, yurtta sülh, bölgede sülh" (Alkışlar)

Ve, nihayet -ben sizi yordum belki de, yorsam da yormasam da danışmışam (Alkışlar)- ben yine de, Türkiye, Azerbaycan dostluğu hakkında bir neçe söz demek istirem. Bu dostluk ebedidir, sarsılmazdır ve biz, bütün gücümüzle, bütün varlığımızlan bu dostluğu mükemlendirecek, inkişaf ettireceğiz; çünkü, Türkiye de demokratik bir cumhuriyettir, demokratik prinsipler burada geniş tatbik oluptur.

Türkiye'nin büyük demokratya tecrübesi var. Türkiye'nin cumhuriyet olarak, demokratik devlet olarak, laik devlet olarak -siz "laik" dersiniz, biz "dünyevî" deriz (Alkışlar)- yaşaması, bütün başka Türk dilli devletler için örnektir. ("Bravo" sesleri, alkışlar) Sizin, cumhuriyet tarihindeki geçtiğiniz yol da bizim için örnektir; sizin devlet kuruluşunuz da bizim için örnektir, sizin demokratya da bizim için örnektir. (Alkışlar) Sizin, bütün kanun, gaydalarınız da bizim için örnektir.

Ona göre de, biz, Türkiye'nin bu yollan getmesini arzu ederik ve biz, Azerbaycan'da ümit varık ki, Türkiye daima bu yoluna gidecek, Türkiye daima Mustafa Kemal Atatürk'ün vasiyetlerini yerine getirecek. ("Bravo" sesleri, alkışlar) Türkiye, günü günden, dünyanın en kudretli, en inkişaf etmiş, en laikli devletlerinden biri olacaktır. (Alkışlar)

Men, sizin dikkatinize göre teşekkür edirem. Siznen bu görüşümnen çok memnun olduğumu bildirirem. Size ve Türkiye Halgına, bir daha, bir daha, Azerbaycan Halgının sevgisini, mehebbetini çarptırıram.

Sağ olun. (Ayakta alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Cumhurbaşkanı, halkımızın, kardeş Azerbaycan Halkına muhabbetlerini, esenlik dileklerini ileteceğinizden emin olarak, hoşgeldiğiniz gibi, sefalar götürmenizi diliyoruz; ülkenize güle güle gidiniz.

Sayın milletvekilleri, dost, kardeş ülkenin Cumhurbaşkanını dinledik...

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – 5 dakika ara verelim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hayrola?!.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Yoruldu millet.

NECATİ ALBAY (Eskişehir) – Ara verelim Sayın Başkan.

ERDOĞAN TOPRAK (İstanbul) – Toplantı yetersayısı yok olmuştur.

BAŞKAN – Pekala...

Efendim, saat 17.15'te yeniden toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.55

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 17.15

BAŞKAN : Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU

KÂTİP ÜYELER : Ali GÜNAYDIN (Konya), Fatih ATAY (Aydın)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 89 uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Sayın milletvekilleri -toplantı yetersayımız olduğu için- çalışmalara başlamıştık.

Gündeme geçmeden önce, gündemdışı söz talepleri vardır; üç sayın üyeye söz vereceğim.

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. – Ankara Milletvekili Önder Sav’ın, Flash-TV’ye yapılan saldırı ve yayının kesilmesine ilişkin gündemdışı konuşması ve Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu’nun cevabı

BAŞKAN – Birinci sırada, Ankara Milletvekili Sayın Önder Sav, Flash-TV etrafında oluşan olaylarla ilgili olarak Genel Kurula bilgi arz edecekler.

Sayın Sav, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT IŞIK (Sıvas) – Genel Kurul çok hassas Flash-TV konusunda!..

ÖNDER SAV (Ankara) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Flash-TV'ye yapılan saldırı ve ardından yayınının kesilmesi olaylarıyla ilgili olarak söz almış bulunuyorum.

Böyle önemli, kamuoyunun büyük bir duyarlılıkla çok yakından ilgilendiği bir konuda -Hükümetin gösteremediği basireti göstererek- Sayın Başkanın gündemdışı söz verme takdirini kullanmış olmasından dolayı teşekkürlerimi sunarım.

BAŞKAN – Estağfurullah.

ÖNDER SAV (Devamla) – Gönül isterdi ki, bu tür önemli konularda, bizler, gündemdışı söz almak zorunda kalmayalım; Hükümet, Meclis İçtüzüğünün 59 uncu maddesini kendisi işleterek, gündemdışı söz alıp, Türkiye Büyük Millet Meclisini ve kamuoyunu bilgilendirsin. Herhalde, Hükümet, Flash-TV olayını acele haller kapsamında görmedi ki, bilgilendirme gereksinimini de duymadı. Böyle düşünmüş, olayı hafife almış, kamuoyunun duyarlılığına sırt çevirmişse, demokratik rejim adına üzülürüz, Hükümeti bağışlamayız, kınarız, ayıplarız! (CHP sıralarından alkışlar)

Sanmıyorum ki, Hükümetin, gerçekler karşısında utandığı ya da bizlere duyurmak istemediği sıkıntılar var, söyleyecek sözü yok; o nedenle, bir konuyu geçiştirmek istiyor... Ama, konu, örtülecek, geçiştirilecek, ertelenecek boyutta değildir. Ülkemiz ve toplumumuz, demokrasi tarihimizin en sıkıntılı, en iç karartıcı, en vahim dönemeçlerinden geçmektedir. Flash-TV'ye yapılan baskın ve hoyratça saldırı, hukuksuzluğun eşkıyalık boyutlarına geldiğinin somut göstergesidir.

İlçe Emniyet Müdürlüğüne 600-700 metre mesafede, kentin en işlek caddelerinden birisinde, sokak kabadayıları, şehir eşkıyaları kol geziyor, bir televizyon yayın merkezini basabiliyor, binayı ve televizyon yayın cihazlarını tahrip edebiliyor, ondan sonra da, ellerini kollarını sallayarak, arabalarına binip hiçbir engel ve hiçbir emniyet gücü takibiyle karşılaşmadan, rahatça suç mahallinden uzaklaşabiliyor ve Türkiye'de, sorumlu yöneticiler, koltuklarında sıkılmadan oturabiliyorlarsa, bunun adı, sadece hukuksuzluk olarak geçiştirilemez; konuyu hafife alamayız; bunun adı en hafif tabiriyle, vurdumduymazlıktır, halkla, kamuoyuyla alay etmektir! (CHP sıralarından alkışlar) İnsan hak ve özgürlüklerinin Anayasa ve yasalarla güvence altına alınmış olmasından, haberleşme özgürlüğünden, basın ve haber alma özgürlüğünden, halkın da haber ve bilgi edinme hakkından, demokratik hukuk devletinde hukukun üstünlüğünden bahsedildiğinde, bu kavramların hepsi önem kazanıyor, boyutlanıyor.

Eşkıyanın cirit attığı, istediği yeri keyfince basıp tahrip ettiği, medyaya gözdağı verdiği bir devlette, rejimin adı demokrasi olamaz; Anayasasında, yasasında yazsa da, o rejimin adı demokrasi değildir. İşin en tehlikeli yönü, baskın ve saldırının sıradan bir eşkıyalık boyutunu aşıp, arkasında saldırganlara, zorbalara talimat veren bir siyasal gücün, devlet içinde çöreklenmiş bir hastalıklı yapılaşmanın olduğu kuşkularının yaygınlaşmış olmasıdır. Baskına, saldırıya uğrayan TV kuruluşunun idarehanesine, Bölge Tesis Müdürlüğünce reva görülen işlem de, ayrıca bir içkarartıcı boyuttadır.

RTÜK tarafından yapılan açıklamada; daha sonra cihazı mühürlenmiş, cihaz mühürlenme işleminin bir yetki gaspı olduğu vurgulanmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Sav, 2 dakika eksüre yeter mi efendim?

ÖNDER SAV (Devamla) – Yeter Sayın Başkan; çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Buyurun.

ÖNDER SAV (Devamla) – Böyle bir yetki gaspına karşı duran, hukukun işlemesi için, meslekî, hukukî ve siyasî birikimlerini hiçbir siyasal amaç gütmeden ortaya koyan, kendilerini riske ederek televizyonun kara yayın link hattını işlettiren, Bursa milletvekilleri, Refah Partisinden Sayın Ertuğrul Yalçınbayır, Anavatan Partisinden Sayın İbrahim Yazıcı, Demokratik Sol Partiden Sayın Hayati Korkmaz, Cumhuriyet Halk Partisinden Sayın Yahya Şimşek'e, gösterdikleri gayretler için, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki hukukun üstünlüğünden yana olan tüm arkadaşlarım adına, teşekkürlerimi sunmak isterim. (CHP ve DSP sıralarından alkışlar)

Demokrasinin temeli, insan hak ve özgürlüklerine saygı ve hukukun üstünlüğüdür. Altına imza attığımız uluslararası sözleşmelerde, en son Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansında benimsenen Paris Şartında, kimsenin hukukun üstünde olamayacağı yazılıdır. İşte, kimsenin hukukun üstünde olamayacağı devletin adı demokratik hukuk devletidir.

KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Yapma ya!

ÖNDER SAV (Devamla) – Öğreneceksiniz bunların hepsini. Buradan öğrenmeden gitmeyeceksiniz. Biraz öğrenmeye ihtiyacınız var, hele, Sayın Emmioğlu, sizin çok var!

KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Sizin de var!..

AYHAN FIRAT (Malatya) – Sayın Emmioğlu, önce dinlemeyi öğrenin!

ÖNDER SAV (Devamla) – Hukukun üstünlüğü ilkesine aykırı olan uygulamalarla fiilî durumlar yaratılarak yönetilen devlet, hukuk devleti olamaz; böyle bir devletin başka adı vardır -öğrenmiyorsanız, şimdi öğreniniz- böyle bir devlete "polis devleti" hatta, keyfiliğin dozajı artmışsa, hukukta "keyfî devlet" adı verilir. Maalesef, ülkemizde, artık, siyasal iktidarın keyfiliğinin hukuk kurallarıyla sınırlanamadığı, özgürlüklerin korunamadığı bir döneme, keyfî devlet aşamasına gelmiş bulunmaktayız.

Refahyol Hükümeti döneminde, giderek, ekonomik ve malî sıkıntılara, yolsuzlukların, rüşvet, hırsızlık ve nüfuz kullanarak mal...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖNDER SAV (Devamla) – Sayın Başkan, yarım dakikada tamamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Sav, 1 dakika verdim; ama, lütfen...

Buyurun.

ÖNDER SAV (Devamla) – ...edinme söylentilerinin eklenmesinden sonra bir ihkakı hak, bir hukuksuzluk, bir kaos dönemi yaşanmaya başlamıştır. İktidar arabası, yokuş aşağıya frensiz inmeye başlamıştır. Bu arabaya yakıt verenler, bu siyasal iktidara destek olanlar, iki ellerini kafalarına koyup, derin derin düşünmek durumundadırlar.

Hukuka saygısız bir iktidarı korumanın, ona güç vermenin vebali ağırdır; kimse bu vebali daha fazla taşıyıp, demokratik rejime bedel ödetmesin diyoruz. Susurluk kepazeliğini örtbas etmeye yeltenen zihniyete, dokunulmazlık tezkerelerini siyasî pazarlık konusu yapan şark kurnazlıklarına, televizyon istasyonlarını basan zorbaları ortaya çıkaramayanlara, hukukun üstünlüğüne saygı göstermeyenlere daha fazla destek olmayınız diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Sav, teşekkür ediyorum.

İÇİŞLERİ BAKANI MERAL AKŞENER (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Efendim, zatıâliniz mi cevap vereceksiniz?

İÇİŞLERİ BAKANI MERAL AKŞENER (İstanbul) – Ayrı ayrı cevap vereceğiz efendim.

BAŞKAN – Efendim, maalesef...

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Sayın Başkan, ikimizin de...

BAŞKAN – Efendim, hiç mümkün değil; aranızda görüşerek...

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, gündemdışı konuşmanın iki bölümü var; biri saldırıyla ilgili, birisi de kapatmayla ilgili... Takdirinize arz ediyorum...

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Efendim, ikimiz de...

BAŞKAN – Efendim, bu, mümkün değil. İçtüzük gayet açık Sayın Barutçu; bunu, siz, çok iyi bilirsiniz.

Gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere, Ulaştırma Bakanımız Sayın Barutçu...

Tabiî, Ulaştırma Bakanlığının fonksiyonları içerisinde kalma mecburiyeti yok. Yani, Hükümet adına cevap verecektir.

Sayın Bakan, buyurun efendim; ben, zatıâlinize toleranslı davranacağım.

ALTAN ÖYMEN (İstanbul) – İçişleri Bakanı yok mu?

BAŞKAN – Efendim, Sayın İçişleri Bakanı burada; ama, iki sayın bakana ayrı ayrı söz verme imkânım olmadığı için, Sayın İçişleri Bakanının tasarrufundan kaynaklanmayan bir sebepten dolayı kürsüye gelemiyor.

Buyurun Sayın Barutçu.

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Ankara Milletvekili Sayın Önder Sav'ın, Flash–TV'ye yapılan saldırı hakkında yapmış olduğu gündemdışı konuşma sebebiyle huzurlarınızda bulunmaktayım.

Sayın Sav, iki konuya değindi; birisi İçişleri Bakanlığıyla ilgili, birisi de, pek tabiî ki, benim Bakanlığımla ilgili; ancak, mevzuat müsait olmadığı için, İçişleri Bakanı arkadaşımızın bu konuşmaya vermesi icap eden karşılığı da, huzurlarınızda ben vermeye gayret edeceğim.

ÖNDER SAV (Ankara) – İçişleri Bakanı burada...

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Değerli Milletvekili, Bakan burada; Sayın Bakan da görüşmek istiyor; ama, mevzuat müsait değil. Bunları öğreneceksiniz.

BAŞKAN – Sayın Barutçu, ben ifade ettim efendim.

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Değerli milletvekilleri, 2 Mayıs 1997 günü saat 19.30 sıralarında, Flash–TV'nin İstanbul stüdyo binası, kimliği meçhul şahıslarca, tabancayla ateş edilerek kurşunlanmıştır. Olay yerinde görevlilerce inceleme ve soruşturma yapılmış, gerekli bilgi ve belgeler toplanmıştır. Olay saatinde binaya giren onbeş yirmi kişilik gruptan birkaçının etrafa rastgele ateş ettiği saldırganların, saldırıdan sonra iki otomobille kaçtıkları belirlenmiştir. Olayın görgü tanıklarından alınan bilgi doğrultusunda, eylemi gerçekleştiren faillerin robot resimleri çizilmiştir.

Değerli milletvekilleri, bir basın yayın kuruluşuna yapılan saldırı yanlış ve çirkindir, saldırıyı ve kaba kuvveti tasvip etmek mümkün değildir. Hangi gerekçeyle olursa olsun veya ardından her kim çıkarsa çıksın, bu saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Flash-TV'ye yapılan saldırı İçişleri Bakanımız tarafından haber alınır alınmaz, il valisi ve il emniyet müdürüyle toplantı yapılmış, kendilerine gereğinin yapılması için talimat verilmiştir. Bu çirkin saldırı, çok yönlü olarak, devlet ciddiyeti içerisinde, derhal araştırmaya başlanmıştır. Nitekim, yapılan çalışmalar sonucu, olayda kullanıldığı tespit edilen otonun sahibinin aranma çalışmaları sürdürülürken, kişinin teslim olması ve akabinde, elde edilen bilgilerin değerlendirilmesiyle, olayla ilgili olarak dört kişi daha yakalanmıştır. Bu kişilerden, ikisinin üzerinde -biri 9 mm, diğeri 7,65 mm çapında olmak üzere- iki adet ruhsatsız tabanca ele geçirilmiş, balistik incelemeleri yapılan bu tabancaların olayda kullanıldıkları tespit olunmuştur; soruşturmaya çok yönlü olarak devam edilmektedir, diğer sanıklar da çok kısa süre içerisinde yakalanacaktır.

Değerli milletvekilleri, saldırının duyulmasının hemen ardından, ellerinde hiçbir ciddî belge ve somut delil bulunmadan, saldırıyı, Hükümetin desteğinde girişilen bir olay olarak sunmaya çalışmak, hayalî ilgiler ihtiva eden iddialar ileri sürmek, ne memlekete hizmettir ne de siyaset yapmaktır. Bugüne kadar meydana gelen olaylarda ortaya koyduğumuz kararlı tavrı bu olayda da gösterdiğimizden ve göstereceğimizden hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Kamuoyunu yanıltmaya yönelik, tamamen mesnetsiz iddia sahiplerini, zaman içerisinde halkımızın en iyi şekilde değerlendireceğine inanıyorum.

Değerli milletvekilleri, asıl benim Bakanlığımla ilgili, ikinci konuya geçmek istiyorum.

HASAN GÜLAY (Manisa) – Sakin ol!.. Sakin ol!..

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Ben sakin olurum; ben sizin yaşınız kadar politika yaptım.

Bu konuya geçmeden evvel, Sayın Sav'a, Yüce Meclisi bilgilendirme imkânı da verdikleri için teşekkürlerimi ve minnetlerimi sunuyorum. Yalnız, konuşmalarının başında "Yüce Meclise niçin bilgi verilmiyor" buyurdular. O günden sonra, bu, Yüce Meclisin ilk birleşimidir ve ilk birleşimde de, biliyorsunuz, bakanlara gündem gönderilir. Gündem, bize gönderilmiştir. Gündemde, Sayın Sav'ın gündemdışı konuşacağı belirtilmiştir. Sayın Sav gündemdışı görüşeceğine göre, biz de, burada, evvela bizim görüşümüzü, Hükümetimizin görüşünü, tabiî ki, ifade edeceğimize göre, Meclisin bilgilendirilmemesi gibi bir durum mevzubahis değildir. Yalnız, Sayın Sav, işte, bu, utanılacak bir olaydır buyurdular. Sayın Sav, biz, bir misyonun temsilcileriyiz; biz, şimdiye kadar utanılacak hiçbir şey yapmadık, bundan sonra da yapmayız; onu bilesiniz. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)

NECATİ ALBAY (Eskişehir) – Hangi misyon bu?!.

ÖNDER SAV (Ankara) – İnşallah... İnşallah...

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Şimdi, ben, size, olayın nasıl olduğunu anlatacağım; kim utanacak, onu bilemiyorum.

"RTÜK duyurusunda, yetki gasbı var" buyurdunuz. RTÜK Yönetim Kurulunda, bir sayın üye, bunun yetki gasbı olduğunu ifade etmiş, siz, oradan bunu duymuşsunuz. Yani, tebrik ediyorum sizi! Demek ki, RTÜK Yönetim Kurulunda konuşulanlar da size aynen intikal etmiş. Yalnız, RTÜK'ün duyurusunda, yetki gasbı diye bir olay yoktur, öyle bir söz de yoktur; buradadır RTÜK'ün bildirisi.

MAHMUT IŞIK (Sıvas) – Yayımlandı Sayın Bakan...

ÖNDER SAV (Ankara) – Bizim de istihbaratımız var...

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Bildiri burada. Burada bir yetki gasbı varsa... Ben, bildiriyi, biraz sonra size göndereyim Sayın Sav.

ÖNDER SAV (Ankara) – Yollayın Sayın Bakan.

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Hadise nasıl olmuştur: Anılan kanalın radyolink sistemi ve uplink cihazlarının, yurda kaçak olarak, izinsiz olarak sokulduğu konusunda yoğun ihbarlar alınmıştır.

Şimdi, konuya girmeden evvel... (DSP ve CHP sıralarından gürültüler)

NECMİ HOŞVER (Bolu) – Rahatsız mı oluyorsunuz?!.

NECATİ ALBAY (Eskişehir) – Sakin ol... Sakin ol...

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Ben çok sakin dinledim, siz de konuşma fırsatı verirseniz memnun olurum.

Evvela, radyolink sistemi nedir; bu, teknik bir konu, Yüce Meclisin, değerli arkadaşlarımın bilgilerine arz etmek istiyorum. Radyolink sistemi, televizyon, radyo ve data sinyallerinin, telsiz üzerinden, iletimini sağlar. Radyolink sisteminin kurulması ve işletilmesi Türk Telekoma aittir. Uzak mesafe iletişimine yönelik radyolink sistemi kurma yetkisi devletin tekelindedir. İzin veya lisans, herhangi bir kuruluşa, herhangi bir tüzelkişiye, herhangi bir özel kuruluşa verilemez; ancak, mevzuat ve kanunlar çerçevesinde, Türk Telekom tarafından kurulur ve ancak Türk Telekom tarafından kiraya verilebilir.

Uplink konusuna gelince. Uplink, uydu yer istasyonudur, uyduya çıkışı sağlar. Uplink sistemlerinin ithali Telsiz Genel Müdürlüğüne aittir.

Şimdi, Flash-TV ne yapmış; Flash-TV şunu yapmış: İzinsiz olarak, yurda, uplink ve radyolink cihazlarını kurmuş; izinsiz olarak... Telsiz Genel Müdürlüğü de, Telsiz Kanununun 13 ve 19 uncu maddesine göre hareket etmiş.

YILMAZ ATEŞ (Ankara) – Hangi kararla?..

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – 13 ile 19 uncu maddeyi Yüce Meclisin ıttılalarına arz etmek istiyorum. Evvela, Telsiz Kanununun 13 üncü maddesi: "Ulaştırma Bakanlığınca telsiz verici ve verici-alıcı tesisi kurma ruhsatı verilen kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzelkişiler kullanacakları her verici veya her verici-alıcı cihaz için bir ruhsatname almak mecburiyetindedirler." Böyle bir ruhsatname alınmamıştır.

Türk Telekom, bunu, neye göre kapatmıştır; Türk Telekom, bunu, Telsiz Yasasının 19 uncu maddesine göre kapatmıştır. Değerli milletvekilleri, 19 uncu maddeyi bilgilerinize arz ediyorum; 19 uncu maddede aynen şöyle deniliyor: "Ulaştırma Bakanlığı, Türkiye'deki kamu kurum ve kuruluşlarına, gerçek ve tüzelkişilere ait her çeşit telsiz tesislerini denetler...

Telsizlerin denetimi sırasında kanun, yönetmelik ve ruhsatlarındaki kayıt ve şartlara aykırı durumları tespit edilenlerin kullanma izni, gerekli düzeltmeler yapılıncaya kadar geri alınır ve cihazları mühürlenir." Bu, Telsiz Kanununun 19 uncu maddesi.

ALİ HAYDAR ŞAHİN (Çorum) – Yeni mi çıktı bu kanun?

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Şimdi, bakınız değerli milletvekilleri, Ulaştırma Bakanı olarak ben bunun neresindeyim; ben, yaptığım her şeyin hesabını veririm. Şimdi, olayın yapıldığı gün saat 14.00'te Telsiz Genel Müdürü beni aradı; dedi ki: "Flash TV, kaçak olarak yurda sokulan iki sistemle yayın yapıyor. Kanunun bana vermiş olduğu görev itibariyle..." (CHP sıralarından "ne zaman" sesleri)

Ne zaman mı?.. Yani, birisi, kaçak bir malzemeyle, malla yakalansa, bir olay olsa, siz de bunu beş gün sonra mı alacaksınız elinden; böyle şey olur mu canım?!. Bu mantıkla bir yere varamazsınız.

Şimdi, ben bunun neresindeyim; ben bunun şurasındayım: Telsiz Genel Müdürü bana haber vermiş "bana burada gerekli yardım yapılmıyor; bana yardım yapabilir misiniz" diyor. Ben, o gün muttali oluyorum. Ha, bu konu bana intikal etmiş olsaydı, Telsiz Genel Müdürünün yaptığını yapardım; onu da açıkça söyleyeyim. Ha, siz benden şunu mu istiyorsunuz: Telsiz Genel Müdürü, kanunla kendisine verilmiş bir görevi yapmış...

MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Öyle bir görev yok Sayın Bakan!..

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Ben, Telsiz Genel Müdürüne diyeyim ki: "Efendim, sen, kaçak olarak yurda sokulmuş olan bu cihazlara göz yum." Bu, kanunsuz emirdir. Ben, ne bu emri veririm... Ne ben bu emri veririm... (DYP ve RP sıralarından alkışlar, DSP sıralarından gürültüler) Bakın, ben, bu emri vermem; ben, bunun takibini de yaparım.

Ha, şimdi, bir başka konuya geliyorum: Telekom Genel Müdürlüğü ne yapmış?..

YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) – Alaattin Çakıcı'dan sonra mı uyanmış Telsiz Genel Müdürü?!.

NECMİ HOŞVER (Bolu) – Dinlemesini öğren, dinlemesini!..

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Bu kürsü milletin kürsüsü; gelip, burada konuşursunuz; oradan laf atmayla falan beni zaten susturamazsınız da... Geçin bunları...

BAŞKAN – Sayın Bakan... Sayın Bakan...

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Şimdi, Telekom ne yapmış...

BAŞKAN – Sayın Bakan, ben sürenizi durdurdum; bir dakikanızı rica edeyim...

YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) – Siz inanıyor musunuz buna?! Bakan olarak siz söylediğinize inanıyor musunuz?! Konuşuyorsunuz ama hiç işte!..

BAŞKAN – Sayın Şimşek... Sayın milletvekilleri... Sayın milletvekilleri...

NECMİ HOŞVER (Bolu) – Dinlemesini öğrenin, dinlemesini...

BAŞKAN – Sayın Hoşver...

CELAL TOPKAN (Adıyaman) – Otur oturduğun yerde!..

YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) – Konuşma!..

ERKAN KEMALOĞLU (Muş) – Sen konuşma!..

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri... Efendim, bir dakikanızı rica edeyim...

CELAL TOPKAN (Adıyaman) – Sen, aldığın rüşvetin hesabını ver!..

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri... Sayın Şimşek... Efendim, müsaade buyurun... (CHP ve DSP sıralarından gürültüler)

Sayın Şimşek, bir dakikanızı rica edeyim; bir şey söyleyeceğim.

Sayın milletvekilleri, bakınız, Sayın Sav, bu konuda talepte bulunduğu zaman, bu konunun netameli bir konu olduğunu, bunun, muhtemelen tartışmalara vesile olabileceğini bildiğim halde, kendisinden önce başka konularda çok talep olmasına rağmen, ben, değerli arkadaşımıza söz verdim. Değerli arkadaşımız konuşurken de herkes sükûnetle dinledi. Cevapları beğenmeyebiliriz, içimize sinmiyor da olabilir. Benim ricam, sükûnetle bu işi götürelim. Bundan sonra, Başkanlar tarafından bu tavırlar örnek alınır. Korkarım ki, çok önemli konularda gündemdışı söz vermeyi düşünen Başkan çok düşünmek zorunda kalır. Benim söylemek istediğim budur.

MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan...

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Sayın Başkan, böyle bir usul var mı?!

MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan...

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Siz Grup Başkanvekilisiniz; böyle bir usul var mı?!

MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan, bir öneride bulunmak istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Ersümer, oturur musunuz.

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Böyle bir usul var mı?! Böyle bir usul nerede var?!

MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Ersümer, kürsüde hatip var.

MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Bir öneride bulunacağım.

BAŞKAN – Dinlemem efendim; kürsüde hatip var.

MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan... Bir öneride bulunacağım...

BAŞKAN – Efendim, sizi dinlemem.

Siz buyurun efendim.

MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan, hatibin açıklamalarına yardımcı olmak bakımından bir öneride bulunmak istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Ersümer, kürsüde hatip varken nerede görülmüş bu?! Eski köye yeni âdet mi getirelim.

Sayın Bakan, siz buyurun efendim.

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Tabiî, ben burada birtakım şeyleri söyleyeceğim. Tabiî, bu benim görevim. Zaten, Sayın Sav da, bilgilendirme konusunda Hükümete de bir nebze uyarıda bulundu. O bakımdan, izin verin, ben Yüce Meclisi bilgilendireyim.

Uplink sisteminin ithali için deniliyor ki, uplink sistemi altı sene evvel yurda sokulmuş. Böyle bir olay yok. Çünkü, elimde, Türk Telekomun bu firmayla yapmış olduğu anlaşma var. Benim yapmış olduğum anlaşma böyle demiyor. Benim yapmış olduğum anlaşma 1994 yılında; şimdi 1997 yılındayız.

YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) – Flash-TV, başka bir kanaldan devralmış.

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Hani, bazı konularda, 3 trilyonu 9 trilyon yapmıştı ya bazı çevreler; burada da iki seneyi altı sene yapıyorlar. Kaldı ki, o konuya da geleceğim.

Bakınız, değerli milletvekilleri, ne yapmış biliyor musunuz: İşte bu firma, 30 Ocakta, Telsiz Genel Müdürlüğüne bir mektup göndermiş. Mektup, 18 Şubatta kayda geçirilmiş. Bakınız, Flash-TV mektupta ne diyor: "Televizyonumuzun ana yayınını TÜRKSAT-1B uydusu üzerinden yapmak üzere, ekte sunduğumuz 24 Ocak 1997 tarihli cihaz satış protokolü çerçevesinde, Amerika Birleşik Devletlerinde yerleşik bilmem ne firmasından, yine aynı protokolde detayı yazılı uplink sistemi ithal edilecektir." Bakınız, 30 Ocakta yazıyor; bizim kaydımıza 18 Şubatta geçiyor. Bizim arkadaşlarımız kendisine hemen 4 Martta "müracaatınız yapın Türk Telekoma; bizce mahzuru yoktur" mealinde cevap veriyor.

Şimdi bakınız, siz diyorsunuz ki "Uplink sistemini kaçak getirmemiş." Ama Firma, uplink sistemi için 30 Ocak 1997'de başvuruyor; firmanın müracaatı burada. 30 Ocak 1997'de başvuruyor "benim uplink sistemim yok, bana uplink sistemi için müsaade verin" diyor; çünkü, biraz evvel sözlerimin başında da arz ve ifade etmeye çalıştım, uplink sisteminin ithali için Telsiz Genel Müdürlüğünden izin alması lazım. İşte, izin için müracaat ediyor. "Altı sene" lafları falan laf değil. Ha, ne olmuş; bu uplink sisteminin de, diğer sistemin de yurda kaçak olarak sokulduğu kesin olarak, ama, kesin olarak belli. Zaten, burada, kendileri de bunu ifade ediyorlar, bize müracat ediyorlar.

Değerli milletvekilleri, şimdi, gelelim Telekomun yaptığı işleme. Şimdi, Telekom ne yapmış? Telsiz Genel Müdürlüğü, Telekoma müracaat etmiş ve demiş ki: "Bu iki cihazı izinsiz olarak, kaçak olarak yurda sokmuşlardır; ben bunu tespit ettim, gereğini yapın." Telekom ne yapmış? Telekom da -kendileriyle yapılan sözleşme burada; zaman almamak için orayı okumayacağım- sözleşmenin 10 uncu maddesine göre - ki, çok sarih 10 uncu madde- bu iki konuyu değerlendirmiş ve Telsiz Kanununun 19 uncu maddesine göre görevini yapmış. Ne yapmış? Kablolu TV'den çıkarmış.

Şimdi, bakınız, basında birtakım şeyler söyleniyor... Bir defa, Flash TV'nin ne yayını durdurulmuş ne de kapatılmıştır. Flash-TV'nin kaçak kullandığı teçhizat, Telsiz Kanununun, Telsiz Genel Müdürlüğüne verdiği görev icabı kapatılmış. (DSP sıralarından "cumartesi günü kapatılmış" sesi) Cumartesi günü de Flash-TV yayınına devam ediyordu, bugün de yayınına devam etmektedir. Asıl, başka bir konuya geliyorum...

MAHMUT IŞIK (Sıvas) – O zaman, bizim televizyonlar mı arızalı Sayın Bakan?!

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Şimdi, tabiî, Türkiye çok konuda hassas; arkadaşlarım da çok hassas; ama, yani, şimdi, kaç dakikadır söylüyorum, bazı şeyler söyleyeceğim, söylemek istemiyorum; Yalnız, bir konuyu söyleyeyim ben size. (DSP ve CHP sıralarından "söyle, söyle" sesleri) Bu firma, vaktiyle çok yapmış bu işleri; bakın, burada bir tespit tutanağı var; TRT Genel Müdürlüğü, bize 14 defa müracaatta bulunmuş, 14 defa... 14 defa müracaatta bulunmuş 1993'te; "bunlar benim hatlarımı karıştırıyor, hatlarıma giriyor" diye. Bunu tespit etmek için bir tespit komisyonu kurulmuş; tespit komisyonunda, Flash-TV Ankara Bölge Teknik Yetkilisi Elektronik Mühendisi Ufuk Aydın -onun da imzası var- diyor ki: "Bu, usulüne uygun değildir." Onun da imzası var bunun altında...

YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) – Sadede gel, sadede!..

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Sadede geliyorum, sadede tabiî... Asıl önemli konuya geliyorum değerli milletvekilleri, 10 Şubat 1994'te, Flash-TV ile PTT İşletmesi bir protokol, bir sözleşme yapmış, Flash TV'yi kablolu yayına almış. Ne zaman?.. 10 Şubat 1994'te. 2 Mart 1994'te, benim Genel Müdürlüğüm bir yazı yazmış "Flash-TV programının kablo dağıtım şebekesine iletilmesini teminen, Göktuğ Elektrik Sanayi ve Ticaret İşletmecilik Anonim Şirketi ile işletmemiz arasında imzalanan sözleşmenin bir sureti ekte sunulmuştur. Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim" demiş, göndermiş ilgili yere; ne zaman?.. 2 Mart 1994'te. 2 Mart 1994'ten bugüne kadar, Flash-TV, kablolu yayın için bir kuruş ücret ödememiş; şu anda 9 milyar lira borcu var; bir kuruş ödememiş, bir kuruş... (DSP ve CHP sıralarından gürültüler) Ben, şunu söylüyorum... Evrak burada... Bakın, ben, şunu söylüyorum: Yani, bu ödememiş diye kesmiş değiliz, onu arz etmek istiyorum, Yüce Meclisin bilgilerine sunmak istiyorum; yani, bu, bunu ödememiş diye kesmiş değiliz. Ben, bundan sonra "bunun bir kayıtlarına bakın" dedim. Bakın, okuyorum: 5.5.1997'de Bursa Telekom Müdürlüğü, Telekom Genel Müdürlüğüne yazı yazıyor, diyor ki: "İlgi emre göre Flash-TV ile ilgili olarak bugüne kadar herhangi bir tahsilat yapılmamıştır. Bu nedenle, ilgili emrin uygulanıp uygulanmadığı ve Flaş-TV ile ilgili olarak bu emre göre yapılan işlemler hakkında gerekli soruşturma yapılmıştır." Ben de zaten Bakanlık Teftiş Kuruluna havale ettim, o da gerekli olan şeyi yapacak. Yalnız, bunun için kapatılmış değil, onu arz etmek istiyorum.

MAHMUT IŞIK (Sıvas) – Biz, biliyoruz.

ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Şimdi, bakınız; RTÜK konusuna değindi Sayın Sav, ben de değiniyorum. Bugün, benim ilgili iki genel müdürümü RTÜK'e gönderdim ve orada dört beş saat toplantı yaptılar; tekrar bir araya gelecekler. Yalnız, Yüce Meclisin bilgilerine arz etmek istediğim bir konu var. Telsiz Genel Müdürlüğüne, Telsiz Kanununun 19 uncu maddesine göre verilen yetkiyi Telsiz Genel Müdürü kullanacaktır; ben, onu kullandırırım.

Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) – Sayın Bakan, bir kapatıldı diyorsunuz, bir kapatılmadı diyorsunuz; hangisi doğru ?

MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan, Sayın Bakanın yapmış olduğu bir yanlış bilgilendirmeyi düzeltmek istiyorum.

BAŞKAN – Efendim bir başkasının verdiği bilgiyi siz nasıl düzelteceksiniz?

MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – İzin verirseniz düzeltirim Sayın Başkan; izin vermezseniz düzeltemem gayet tabiî.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gündemdışı konuşma cevaplandırılmıştır.

2. – Denizli Milletvekili Ramazan Yenidede’nin, ülkemiz üzerinde oynanan oyunun nereden ve hangi mihraklardan yönlendirildiğine ilişkin gündemdışı konuşması

BAŞKAN– İkinci sırada, dış güçlerle ilgili olarak, Sayın Ramazan Dede; buyurun.

RAMAZAN YENİDEDE (Denizli) – "Dede" değil, "Yenidede" efendim.

BAŞKAN – Yenidede... Efendim, eskiye benzer tarafınız yok zaten, yenisiniz; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

Efendim tekrar ediyorum; zatıâliniz, sadece dede değil, aynı zamanda Yenidede'siniz, zevahiriniz onu gösteriyor zaten; buyurun.

RAMAZAN YENİDEDE (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz üzerinde yıllardır oynanan ve Refahyol İktidarıyla birlikte hızını iyice artıran korkunç bir oyunun, nereden ve hangi mihraklardan yönlendirildiğini Yüce Meclise arz etmek üzere gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)

Açık ve net ifade ediyorum ki, bu oyunun senaryo yazarları dış güçlerdir; oyuncuları ise, onların ülkemizdeki yandaşlarıdır. Şimdi, sizlere, dünya mason teşkilatlarının, Fransa Yüce Konseyi vasıtasıyla, Türkiye Büyük Mason Locası üstadı Necip Arıduru'ya gönderdiği mektubu sunuyorum. Bu mektup, yukarıdaki iddiamızın en açık belgesidir.

Son günlerde, bir televizyon kanalında, masonların tehlikeli oyunlarını ve gizli tezgâhlarını açığa çıkaran bir programın yapılmış olması bu ihanet şebekesinin hızını iyice artırmış, bu şebekeyi iyice çıldırtmış ve bundan dolayı da saldırılar alabildiğine artmıştır.

Dikkatlerinize sunacağım mektubun Fransızca orijinal metni de elimizdedir. Bakınız, mektupta ne deniyor: "Üstadı bulunduğunuz Türkiye Büyük Mason Locasında meydana gelen skandallar, endişe verici ve talihsiz olaylardır. Büyük Locanızda irşat edilmiş bazı masonlar, masonluğun vakarına ve yeminlerine ihanet etmişlerdir. Bu kişiler, en gizli toplantılara kadar bütün faaliyetlerinizi mikro kameralar aracılığıyla kaydetmiş bulunmaktadırlar; bu affedilmez dikkatsizlik, çok ciddî neticeler doğurmuştur. Mason olmayan milyonlarca kişi, eski ve kabul edilmiş İskoç ritinin törenlerine ve sırlarına şahit olmuş durumdadır."

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – İsrail'de mi öğrendin?!

RAMAZAN YENİDEDE (Devamla) – "Ayrıca, tapınaklarınızda başıboş dolaşan bu dönek masonlar, 33 üncü derecedeki bütün kutsal ayin ve törenleri kaydetmişlerdir. Bu filmlerin gerici ve İslamcı bir televizyon kanalı aracılığıyla yayınlanması sonucunda, milyonlarca Türk seyircisi, aşağı derecelerdeki biraderlerimiz tarafından bile bilinmemesi gereken Kutsal Ayini, ne yazık ki, izlemiştir.

İsrail Yüce Konseyi, bu skandalla ilgili tahkikata başlamıştır. Nizamnamemiz mucibince, konu hakkında tahkikat yapmaya yetkili tek otorite olan İsrail Yüce Konseyi, olayın müsebbiplerini açıklama, gerekli önlemleri alma ve 27 Mart 1997'ye kadar geniş bir tutanak fezlekesi hazırlama görevini bize tevdi etmiştir.

Tebliğ tezkeresinde, Refah Partisi yönetimindeki Hükümetin cemiyetimize karşı bir tavır koyduğu belirtiliyor. Biz de aynı düşünceyi paylaşıyoruz.

Türk Hükümeti, başlangıçtan itibaren dincilerin zorlamalarına boyun eğmiştir. Bilhassa, Refah Partisi ve yöneticileri, bir televizyon kanalı vasıtasıyla, masonluk ilkelerine aykırı yayınlara hoşgörü göstermişlerdir.

Hükümet, localarımıza baskı uygulayarak, adlî tahkikat açarak ve polisi, arşivlerinizi aramayla görevlendirerek, düşmanca tavrını etmiştir. Bu baskıyı derhal ortadan kaldırmak kaçınılmaz görünmektedir. Refah Partisinin tutumu kâfi derecede açık olduğundan, Fransa Yüce Konseyi, ılımlı bir hükümetin teşkil edilmesinin elzem olduğuna hükmetmektedir."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN –Sayın Yenidede, mektup ne kadar; bitiyor mu?

RAMAZAN YENİDEDE (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan... 2 dakika daha istirham edeyim.

BAŞKAN – 2 dakika... Peki...

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – İsrail'de mi öğrenmiş Sayın Başkan?..

RAMAZAN YENİDEDE (Devamla) – "Buna binaen, Fransa Yüce Konseyi, kardeşçe şunları tavsiye eder:

1 – Türk basınındaki ve ilgili kuruluşlardaki biraderleri örgütleyiniz ve Refah Partisini iktidarı bırakmaya mecbur etmek için gerekli diğer bütün tedbirleri alınız.

2 – Refah Partisinin itibarının tamamen yok olması ve seçmenlerinin ümidini kaybetmesiyle neticelenecek siyasî bir konjonktür oluşturunuz.

3 – Her çeşit belgeyi, tutanağı, sirküleri ve riskli mektupları Büyük Sekreterlikten uzak tutunuz.

4 – Locaların toplantılarını, belli bir zamana kadar, alışılmış merkezlerde gerçekleştirmekten kaçınınız.

5 – Size ikinci bir talimat ulaştırılıncaya kadar, müracaat edenler konusunda son derece dikkatli incelemeler yapınız; aynı yanlışlıklara düşmeyiniz."

ALİ DİNÇER (Ankara) – Onun için mi Susurluk'un üzerine oturuyorsunuz?!

RAMAZAN YENİDEDE (Devamla) – 6 – Mason olmayanların ve mason cemiyetinden çıkarılmış eski masonların tapınaklara girişine kesin bir şekilde mani olunuz.

7 – Masonluğa ihanet etme suçunu işlemiş masonlara karşı, tahkikatlara devam ediniz. Dönekleri, İskoç ritinin prensiplerine, âdetlerine ve geleneklerine uygun bir şekilde cezalandırınız.

8 – Masonluk aleyhindeki radyo, gazete, televizyon, kitap, dergi gibi yayınları izleyip, bunlara mani olunuz. Refah Partisine mensup İslamcı basını, ekonomik, siyasî ve adlî baskı yoluyla görevini yapamaz hale getiriniz.

9 – Bağımsız Büyük Komitenizi, bu skandala yol açan tedbirsizlikle ilgili ayrıntılı bir tutanak fezlekesi hazırlamakla görevlendiriniz ve neticeleri Fransa Yüce Konseyine bildiriniz."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RAMAZAN YENİDEDE (Devamla) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Kullanın efendim, kullanın süre verdim.

RAMAZAN YENİDEDE (Devamla) – Bunlardan sonra...

ALİ DİNÇER (Ankara) – Masonların emriyle mi Susurluk'un üzerine oturuyorsunuz?!

RAMAZAN YENİDEDE (Devamla) – Niçin tepki gösterdiğinizi anlamak mümkün değil.

BAŞKAN – Siz, lütfen süreyi kullanın efendim.

RAMAZAN YENİDEDE (Devamla) – Bu ifadelere neden tepki gösterdiğinizi anlayamıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de koparılan kriz yaygarasının asıl kaynağını teşkil eden bu konuyla ilgili olarak ben, ciddî bir kovuşturma yapmak üzere, İçişleri ve Adalet Bakanlıklarını göreve davet ediyorum. (RP ve DSP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Son söz olarak diyorum ki, Azerbaycan Devlet Başkanı Sayın Elçibey'in (DSP ve CHP sıralarından "Elçibey değil" sesleri, gürültüler)

BAŞKAN – Aliyev...

RAMAZAN YENİDEDE (Devamla) – Özür diliyorum, sürçülisandır, Sayın Aliyev'in bize karşı kullandığı ifadelerden büyük dersler çıkardık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RAMAZAN YENİDEDE (Devamla) – Ermenistan'a 100 bin ton Buğday göndererek...

A. ZİYA AKTAŞ (İstanbul) – Ortağına söyle, ortağına...

RAMAZAN YENİDEDE (Devamla) – ... karnını doyurduğumuz iki Ermeni militanı, İsrail'deki Konsolosluk binamızı bombalarken, iki helikopteri bile çok gördüğümüz Azerbaycan Devlet Başkanının bu Meclise hitaben "Gardaş" demiş olduğundan büyük anlam çıkması lazım geldiğine inanıyor, dostumuzu, düşmanımızı iyi tanımamız lazım geldiğine inanıyor, Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Yenidede, teşekkür ediyorum efendim.

YUSUF ÖZTOP (Antalya) – Sayın Başkanım, İçişleri Bakanı cevap versin, asıl konu bu.

3. – Ankara Milletvekili Cemil Çiçek’in, İngiltere’deki seçimlere ilişkin gündemdışı konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Cemil Çiçek, İngiltere'deki seçimlerle ilgili olarak -belki biraz da John Major'a selam göndererek- gündemdışı söz istemişlerdir. (ANAP sıralarından "Olur mu Sayın Başkan..." sesi)

Tabiî, John Major'a selam gönderecek; ama, herhalde geçmiş olsun da diyecektir canım.

Buyurun Sayın Çiçek.

CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye bir süreden beri, çok yönlü, aynı zamanda şok tesirli siyasî, sosyal ve ahlakî bir deprem yaşamaktadır. Art arda gelen sarsıntılar, toplumu, giderek demokratik rejimi temelinden sallamakta; insanlarımız, dalganın birinin olumsuz tesirlerini bertaraf etmeden, öncekinden daha şiddetlisiyle karşı karşıya kalmaktadır. Toplum huzursuzdur, ezgindir ve bezgindir; ümitsiz, güvensiz ve hatta şaşkındır. Dünyanın gelişmiş hiçbir ülkesinde, insan zihni, bizdeki kadar teşevvüşe, karmaşaya maruz kalmamıştır. Sosyal ve siyasî bünyeye, bizdeki kadar elektrik yüklemesi yapılmamıştır. Bugün, Türk insanı, Türk vatandaşı kâbusla yatıyor, kâbusla kalkıyor. Kişi güvenliği, özel hayatın dokunulmazlığı, kanun ve nizam hâkimiyeti, hukuk devleti ilkesi, her türlü demokratik hak ve özgürlükler büyük yara almıştır. Çeteler işbaşında, kuzgunlar leş başındadır; etobur yırtıcılar da çevrede dolaşmakta, fırsat kollamaktadır. İstanbul'un göbeğinde, karakolun hemen yanıbaşında bir televizyon kuruluşu basılmakta, etraf kurşun yağmuruna tutulmakta; sonra da, bu şenaati işleyenler, elini kolunu sallayarak, mercedeslerine binip gitmektedirler.

Bundan daha vahimi ise, en az dört senedir yayın yapan bir kuruluş, güya Telsiz Kanununa muhalefetten kapatılmakta; hemen arkasından, üç saat sonra -nasıl oldu da kanuna uygun hale geldiyse- yeniden yayın yapılmasına imkân sağlanmaktadır. Açıkça ifade etmek isterim ki, biraz evvel bu kürsüden Sayın Bakanın verdiği malumat, tamamıyla eski bir malumattır, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Kanununun yürürlüğe girmesinden evvelki malumattır. Bu kanun yürürlüğe girdikten sonra, Telsiz Genel Müdürlüğünün hiçbir yetkisi kalmamıştır. Kaldı ki, bu kanun yürürlüğe girdikten sonra kapatılan bütün televizyonlar, Radyo Televizyon Üst Kurulundan izin almak suretiyle, oraya bilgi vermek suretiyle de kapanmıştır. Bu kararları kim verir, nasıl verir, neye göre verir, bu ülkede yetkili kimdir, belli değildir. Bu keyfîliği sergileyenlerin yetkili olmadıkları kesin; ama, bu konuda ve her konuda etkili oldukları da kesin.

Değerli milletvekilleri, bu olup bitenlerden sonra, iki şey daha kesin: Ülkede huzuru, düzeni, demokratik rejime güveni, dürüstlüğü, fazileti, insanî değerleri teminle mükellef olanların, temin yerine temenniyi becerdikleri kesin; hukuksuzluğu, kanunsuzluğu ve her türlü olumsuzluğu bertaraf etmesi gerekenlerin, bertaraf etmek şöyle dursun, bir kısmının bitaraf, bir kısmının da bizzat taraf olduğu kesindir. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar) Böyle bir çarpıklığa, değil demokratik bir ülkede, ölçüsü, şirazesi belli totaliter bir rejimde bile az rastlanır.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – İngiltere seçimleri...

CEMİL ÇİÇEK (Devamla) – Geliyoruz işte...

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; demokratik bir ülkede bizi endişeye sevk eden, belli zaman aralıklarıyla bunalıma sokan bunca sıkıntı neden doğmaktadır? Neden hepimizi hafakanlar basmakta?.. Bir zamanların fazilet ülkesi olan bu aziz vatanda neden rezaletten geçilmiyor? Siyaset, neden hizmet değil de bir oyundur? Neden kurallara göre işleyen bir demokrasi, bizim için, hâlâ çok uzaklardadır? Neden demokrasi dışı gelişmeler bize demokrasiden daha yakındır? Neden ve neden?.. Bir tek sebepten: Sukarno'nun tabiriyle, biz, demokrasiyi yuttuk ve fakat hazmedemedik. Demokrasi, bir özdür, içeriktir; biz ise şekil olarak anladık. Demokrasi, güzel sözlerin değil, güzel örneklerin rejimidir. Aradan geçen elli yıla rağmen, hâlâ, güzel örnekler, güzel gelenekler oluşturamadık; demokrasiyi, demagojiye dönüştürmeyi başardık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Çiçek, ne kadar lazım efendim.

CEMİL ÇİÇEK (Devamla) – Bitiriyorum efendim; 2 dakika yeterli.

BAŞKAN – Peki.

Yani, zatıâlinizi geçmek istiyorum da, onun için 3 dakika vermek istiyorum.

CEMİL ÇİÇEK (Devamla) – Değerli milletvekilleri, şimdi, hepimiz sistemin tıkandığından bahsediyoruz; eli kalem tutan herkes, ağzı laf yapan her kesim demokrasinin işlemediğinden söz ediyor; işin kolaycılığına kaçıp, demokrasidışı arayışlara çanak tutuyoruz.

İngiltere'de altı gün evvel yapılan seçim, demokrasinin nasıl işlemesi gerektiğini, tıkanıklıkların nasıl açılabileceğini anlayan, anlamak isteyen herkese gösterdi. Kazananın takdir ve tebrik edildiğini, kaybedenin de istifa ederek, tebcil edildiğini hayranlıkla izledik. (ANAP ve RP sıralarından alkışlar)

Kazanan, kazandıran, başaran kaldı, kaybeden ise hiç tereddüt etmeden, hiçbir mazeret ve bahane aramadan istifa edip gitti; ama, İngiltere'ye ve onun demokrasisine kazanan da katkı sağladı, kaybeden de. Keşke, böyle örnekleri biz de yaşasaydık; yaşamak bir yana, ufukta böyle bir ihtimal varit olsaydı, emin olun, şu anki sıkıntıların pek çoğu da varit olmazdı. (RP sıralarından alkışlar)

KÂMRAN İNAN (Bitlis) – Bravo.

CEMİL ÇİÇEK (Devamla) – Devlette, hükümette ve siyasette yapabilecekleri bir şey kalmamış olanlar keşke çekilebilseydiler, kalmaktan daha çok hizmet etmiş olurlardı. Tony Blair olamayanlar, keşke John Major olabilselerdi. (RP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, unutmayınız, demokrasinin vidanjörü darbeler değil, istifadır. Tıkanıklığı aşmanın belki de en haysiyetli yolu budur. Kim mi istifa edecek; etmesi gerekenler... Kim onlar; o kadar açık ve açıkta ki, görmüyor musunuz?.. Nefsi ve nostaljik sebepler dışında kalmaları için mucibi kalmamış olanlar. Zaten, dinleyenler söyleyenden ariftir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Çiçek, teşekkür ediyorum efendim.

AHMET TAN (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın hatip demokrasinin vidanjöründen bahsetti. Herhalde maksadı aşan bir ifade oldu; çünkü, demokrasi ile vidanjör farklı terminolojiden gelir. Kanalizasyonla ilgili bir kelime olduğu için, düzeltmesi gerekir herhalde.

BAŞKAN – Efendim, tahliye aracına, her zaman kullandığınız yerde ihtiyaç olmaz, başka yerlerde de ihtiyaç olur. Sayın hatip onu ifade etmek istedi.

AHMET TAN (İstanbul) – Ama, vidanjör sadece orada...

BAŞKAN – Sayın Tan, zorlamayın efendim... Siz iyi anladınız; inşallah, anlaması lazım gelenler de anlar.

Sayın milletvekilleri, gündemdışı görüşmeler tamamlanmıştır.

Efendim, bir hususu arz edeyim: "Sunuşlar" vardır, sunuşlardan sonra, takdir edersiniz, iki adet, İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan Genel Kurul gündemine indirme talebi vardır ve arkasından sözlü soruların görüşülmesi vardır. Buradan ifade etmek istediğim husus şudur: Bir Meclis araştırması konusu var, onun müzakeresine zamanımız olmayacaktır. Özel ilgi sebebiyle bilgilendirmek istedim.

Cumhurbaşkanlığı tezkereleri vardır; değerli arkadaşımız, sırasıyla Yüce Kurula arz edecek.

Sayın Divan üyemizin oturduğu yerden bilgilerinize arzda bulunmasını teklif ediyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tezkereleri okutuyorum:

C) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. – İran’a giden Devlet Bakanı Mehmet Salim Ensarioğlu’na, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Namık Kemal Zeybek’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/781)

29 Nisan 1997

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 28 Nisan 1997 tarihinde İran'a giden Devlet Bakanı M. Salim Ensarioğlu'nun dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Namık Kemal Zeybek'in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.

S