DÖNEM : 20 CİLT : 24 YASAMA YILI : 2
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
77 nci Birleşim
3 . 4 . 1997 Perşembe
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – İzmir Milletvekili Metin Öney’in, Avukatlar Gününe ilişkin gündemdışı konuşması ve Adalet Bakanı Şevket Kazan’ın cevabı
2. – Kayseri Milletvekili Recep Kırış’ın, eğitim meselelerine ilişkin gündemdışı konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam’ın cevabı
3. – Gümüşhane Milletvekili Lütfi Doğan’ın, üniversitesi bulunmayan illere üniversite açılmasına ilişkin gündemdışı konuşması ve Millî EğitimBakanı Mehmet Sağlam’ın cevabı
4. – Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam’ın, Kayseri Milletvekili Recep Kırış ve Gümüşhane Milletvekili Lütfi Doğan’ın, eğitim meseleleri ile üniversitesi bulunmayan illere üniversite açılmasına ilişkin gündemdışı konuşmalarına cevabı
IV. – ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. – (10/162), (10/163), (10/164) ve (10/175) esas numaralı Meclis araştırması, (9/12) esas numaralı Meclis soruşturması ve (8/10) esas numaralı genel görüşme önergelerinin görüşme günleri ile çalışma süresine ve 15.4.1997 Salı ve 16.4.1997 Çarşamba günleri Türkiye BüyükMillet Meclisinin çalışmalarına ara vermesine ilişkin Danışma Kurulu Önerisi
V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. – 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu(1/215) (S.Sayısı : 23)
2. – Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/588) (S. Sayısı : 273)
3. – Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/217) (S. Sayısı : 132)
4. – Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin 492 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/218) (S. Sayısı : 164)
5. – 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında 254 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 326 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/71, 1/111) (S. Sayısı : 168)
6. – Refah Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Salih Kapusuz ile Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük’ün, Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/717) (S.Sayısı : 257)
7. – 17.7.1964 Tarihli, 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve 2.9.1971 Tarihli, 1479 Sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile 17.10.1983 Tarihli, 2926 Sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa Göre Tahakkuk EdenPrim ve Diğer Alacakların Tahsilatının Hızlandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (1/573) (S. Sayısı : 250)
8. – Refah Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Salih Kapusuz ve Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekili Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül’ün; 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve İki Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor komisyonları raporları (2/616) (S.Sayısı : 226)
9. – Türk Ceza Kanunu ile Cezaların İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına DairKanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/530) (S. Sayısı : 146)
10. – Muş Milletvekili NecmettinDede’nin Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçişleri Komisyonu Raporu (2/586) (S. Sayısı : 192)
11. – İzmirMilletvekili Hasan Denizkurdu ve 5 Arkadaşının; Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi, DenizTicaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanununa Bir Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar,Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (2/542) (S. Sayısı : 215)
12. – Sakarya Milletvekili Nezir Aydın ve 4 Arkadaşının, 26.10.1990 Tarih ve 3671 Sayılı Kanunun İki Maddesinin Değiştirilmesi ve İki Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/710) (S. Sayısı : 254)
13. – Mera Kanunu Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu (1/509) (S.Sayısı : 231)
14. – Refah Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili SalihKapusuz ile Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekili Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya’nın, Arsa Ofisi Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (2/581) (S.Sayısı : 181)
15. – Millî Savunma Bakanlığı ile Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarına Bağlı Kurumlarda Döner Sermaye Teşkili ve İşletilmesine İlişkin Kanun ile Gülhane Askerî Tıp Akademisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in Aynı mahiyetteki Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/397, 2/162) (S.Sayısı : 136)
16. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili MesutYılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Antalya Milletvekili DenizBaykal ile 292 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine DairKanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/676) (S.Sayısı : 232)
17. – Kimyasal Silahların Geliştirilmesinin, Üretiminin, Stoklanmasının ve Kullanımının Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma ve Dışişleri komisyonları raporları (1/343) (S. Sayısı : 212)
18. – Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Serbest Ticaret Alanı Anlaşması ve İlgili Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna DairKanun Tasarısı ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Dışişleri komisyonları raporları (1/570) (S. Sayısı : 217)
19. – Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne DairKanunun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılmasına İlişkin 9.10.1996 Tarih ve 4190 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/526, 3/520) (S. Sayısı : 166)
20. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay ve 8 Arkadaşının, Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/334) (S.Sayısı : 147)
21. – İdarî Yargılama Usulü Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/531) (S. Sayısı : 145)
22. – Aydın Milletvekili M.Fatih Atay’ın, Aydın İli Yenihisar İlçesi Adının “Didim” Olarak Değiştirilmesi Hakkında KanunTeklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/341) (S. Sayısı : 165)
VI. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Ağrı’nın Hamur İlçesine bağlı bazı köy ve mezralarda kapalı bulunan olullara ilişkin sorusu ve Millî EğitimBakanı Mehmet Sağlam’ın yazılı cevabı (7/2170)
2. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde branş öğretmeni ihtiyacına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam’ın yazılı cevabı (7/2171)
3. – AğrıMilletvekili M. Sıddık Altay’ın, Ağrı’nın Hamur ilçesinde yapımı devam eden lojmanlara ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam’ın yazılı cevabı (7/2172)
4. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Bursa Kapalıçarşı Pirinçhanı’nın restorasyonuna ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan’ın yazılı cevabı (7/2190)
5. – İstanbul Milletvekili Necdet Menzir’in;
– Ahıska Türkleri ve Bulgaristan göçmenleri için yaptırılan konutların ödemelerine,
– Ahıska Türkleri ve Bulgaristan’dan zorunlu göçle gelenlerden memuriyete alınanların önceki hizmetlerine,
İlişkin Devlet Bakanından soruları ve Devlet Bakanı Namık Kemal Zeybek ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan’ın yazılı cevapları (7/2195, 2196)
6. – Adana Milletvekili İmren Aykut’un, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Sacit Günbey’in yazılı cevabı (7/2261)
7. – Ağrı Milletvekili M. SıddıkAltay’ın, Ağrı ilçelerinde öğretmenevi yapılmasına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam’ın yazılı cevabı (7/2267)
8. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Ağrı-Eleşkirt İlçesinde yapımı devam eden imam hatip lisesine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam’ın yazılı cevabı (7/2268)
9. – Konya Milletvekili Musafa Ünaldı’nın, Hollanda’daki İslam kolejlerinden mezun olanların bu okullarda geçen öğretim sürelerinin Türkiye’de eksik değerlendirildiği iddiasına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam’ın yazılı cevabı (7/2277)
10. – Sinop Milletvekili Metin Bostancıoğlu’nun,
– Sinop Yalı Köyünde heyelandan zarar gören vatandaşlar için yapılacak afet konutlarına,
– Sinop-Ayancık-Avdullu ve Babaköy’de heyelanda zarar gören vatandaşların afet konutu ihtiyacına,
İlişkin soruları ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan’ın yazılı cevabı (7/2294, 2296)
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM GenelKurulu saat 15.00’te açılarak üç oturum yaptı.
Rize Milletvekili Ahmet Kabil’in, Karadeniz Bölgesinde ihmal edilen yatırımlara ve Karadeniz sahil yoluna ilişkin gündemdışı konuşmasına Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan,
Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan’ın, öğretmenlerin yetiştirilmesine ilişkin gündemdışı konuşmasına Millî EğitimBakanı Mehmet Sağlam,
Cevap verdiler.
Hatay Milletvekili Fuat Çay da, Hatay İlinin sorunlarına ilişkin gündemdışı bir konuşma yaptı.
Slovenya Cumhuriyetine gidecek olan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in dönüşüne kadar, Cumhurbaşkanlığına, TBMM Başkanı Mustafa Kalemli’nin vekâlet edeceğine ilişkinCumhurbaşkanlığı tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Genel Kurulun 2.4.1997 Çarşamba ve 8.4.1997 Salı günleri 15.00-21.00; 3.4.1997 Perşembe, 4.4.1997 Cuma, 9.4.1997 Çarşamba, 10.4.1997 Perşembe ve 11.4.1997 Cuma günleri 14.00-21.00 saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesine, 2.4.1997 Çarşamba ve 9.4.1997 Çarşamba günlerinde sözlü soruların görüşülmemesine, 8.4.1997 Salı günü sözlü sorular ile diğer denetim konularının görüşülmeyerek kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine, 4.4.1997 Cuma ve 11.4.1997 Cuma günlerinde de kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine, 2.4.1997 tarihli geen kâğıtlarda yayımlanan ve bastırılıp dağıtılan Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair 273 sıra sayılı Kanun Tasarısının, 48 saat geçmeden, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 5 inci sırasına, gündemin 128 inci sırasında yer alan 257 sıra sayılı kanun teklifinin 6 ncı sırasına, 123 üncü sırasında yer alan 250 sıra sayılı kanun tasarısının 7 nci sırasına, 100 üncü sırasında yer alan 226 Sıra Sayılı Kanun teklifinin 8 inci sırasına, 7 nci sırasında yer alan 146 sıra sayılı kanun tasarısının 9 uncu sırasına, 5 inci sırasında yer alan 192 sıra sayılı kanun teklifinin 10 uncu sırasına, 12 nci sırasında yer alan 215 sıra sayılı kanun teklifinin 11 inci sırasına, 125 inci sırasında yer alan 254 sayılı kanun teklifinin 12 nci sırasına, 107 nci sırasında yer alan 231 sıra sayılı kanun tasarısının 13 üncü sırasına alınmasına ilişkin RP ve DYP Gruplarının müşterek önerileri kabul edildi.
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle, Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının;
1 inci sırasında bulunan 23,
2 nci sırasında bulunan 132.
3 üncü sırasında bulunan 164,
4 üncü sırasında bulunan 168,
Sıra sayılı kanun hükmünde kararnamelere ilişkin kanun tasarılarının görüşmeleri ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından ertelendi.
Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına DairKanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun (1/588) (S.Sayısı : 273) tümü ve 1 inci maddesi üzerindeki görüşmeler tamamlandı; 1 inci madde için yapılan oylamalarda karar yetersayısı bulunamadığından;
3 Nisan 1997 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere, birleşime 20.45’te son verildi.
Yasin Hatiboğlu
Başkanvekili
Fatih Atay Ali Günaydın
Aydın Konya
Kâtip Üye Kâtip Üye
II. – GELEN KÂĞITLAR
3 . 4 . 1997 PERŞEMBE
Tasarılar
1. – 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/590) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 31.3.1997)
2. – Batı Avrupa Birliği, Ulusal Temsilciler ve Uluslararası Görevlilerin Statüsü Hakkında Anlaşmanın, Türkiye Tarafından Batı Avrupa Silahlanma Örgütü Faaliyetleri ile İlgili Olarak Uygulanması ve Buna İlişkin Mektupların Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı (1/591) (Millî Savunma ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
Teklifler
1. – Manisa Milletvekili Tevfik Diker’in; Alaşehir Adıyla Bir İl Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/750) (İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
2. – Aydın Milletvekili Yüksel Yalova’nın; Türk Medenî Kanununun 153 üncü Maddesinde DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/751) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
3. – Muğla Milletvekili Zeki Çakıroğlu’nun; Yozgat İline Bağlı Esenli Adında Bir İlçe Kurulması Hakkında Yasa Teklifi (2/752) (İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
4. – İçel Milletvekili Halil Cin’in; Tarsus İlçesinin İl Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/753) (İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
Sözlü Soru Önergeleri
1. – İzmir Milletvekili MetinÖney’in, TEKEL’de çalışan geçici işçilere ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/505) (Başkanlığa geliş tarihi 1.4.1997)
2. – Bursa Milletvekili Feridun Pehlivan’ın, Hatay-Topraktutan Köyünün yerleşim sahasının değiştirilmesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/506) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
3. – Bursa Milletvekili Feridun Pehlivan’ın, Hatay-Yayladağ’a bağlı bazı köylerin telefon santrallerine ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/507) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
4. – Bursa Milletvekili Feridun Pehlivan’ın, Hatay’a bağlı bazı yerleşim birimlerinin yoluna ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/508) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
5. – Bursa Milletvekili Feridun Pehlivan’ın, besicilerin sorunlarına ve ayçiçeğine fon uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/509) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
6. – Bursa Milletvekili Feridun Pehlivan’ın, asgari ücretten vergi alınmamasına yönelik projeye ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/510) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
7. – İzmir Milletvekili Metin Öney’in, İzmir Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesinde çıkan yangına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/511) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
Yazılı Soru Önergeleri
1. – Manisa Milletvekili Tevfik Diker’in, Hatay-Yayladağ’a bağlı bazı köylerin içme suyu sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2432) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
2. – Tokat Milletvekili Hanefi Çelik’in, Hatay-Hassa-Ardıçlı Beldesinde peşmergelerin iskân edilip edilmeyeceğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2433) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
3. – Tokat Milletvekili Hanefi Çelik’in, Hatay-İskenderun-Bekbelen Beldesinden geçen otoyolun istimlak beldelerine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/2434) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
4. – Afyon Milletvekili H. İbrahim Özsoy’un, Afyon İlinde Vakıflar Genel Müdürlüğünce bir binanın Millî Gençlik Vakfına tahsis edildiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2435) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
5. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine Türk Firmalarının kalitesiz mal sattığı iddialarına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2436) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
6. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine ihracat yapan Türk Firmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2437) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
7. – AydınMilletvekili Cengiz Altınkaya’nın, götürü usule tabi mükelleflerin vergi yüküne ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2438) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
8. – Rize Milletvekili Ahmet Kabil’in, 53 üncü ve 54 üncü Hükümetler döneminde belediyelere yapılan yardımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2439) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
9. – Bursa Milletvekili Feridun Pehlivan’ın, Yayaladağ Tütünİşleme Fabrikasına işçi alınıp alınmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2440) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
10. – Niğde Milletvekili Akın Gönen’in, şehit yakınlarının istihdamına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2441) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
11. – Niğde Milletvekili Akın Gönen’in, Bulgaristan’a yardım yapılıp yapılmayacağına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/2442) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
12. – Niğde Milletvekili Akın Gönen’in, İstiklal Harbi gazilerine ödenen maaşlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2443) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.4.1997)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 14.00
3 Nisan 1997 Perşembe
BAŞKAN : Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU
KÂTİP ÜYELER : Ali GÜNAYDIN (Konya) , Fatih ATAY (Aydın)
BAŞKAN – Çalışmalarımızın hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ederek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77 nci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç sayın arkadaşımıza gündemdışı söz vereceğim.
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
1. – İzmir Milletvekili Metin Öney’in, Avukatlar Gününe ilişkin gündemdışı konuşması ve Adalet Bakanı Şevket Kazan’ın cevabı
BAŞKAN – Özellikle, bir avukat olarak, Avukatlar Günü dolayısıyla Sayın Öney'e öncelikle söz vermek istiyorum.
Sayın Öney, buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakikadır.
METİN ÖNEY (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; iki gün sonra, 5 Nisan Cumartesi günü kutlanacak olan Avukatlar Günü sebebiyle söz almış bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Meclisi saygıyla selamlarken, yargının bütün mensuplarına da sağlık ve esenlikler diliyorum. Ayrıca, eğer izin verirlerse, Yüce Mecliste görev yapan tüm hukukçular adına da söz alma cesaretini kendimde gördüğümü ifade etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, bütün rejimlerde iddia ve hüküm; yani, muhakeme vardır; sadece demokratik rejimlerde savunma hakkı sağlanmıştır. Yine, yargı, iddia, savunma ve hükümden ibarettir. İşte savunma, yargının ayrılmaz bir parçasıdır; hatta, savunma, yargı bağımsızlığının da en önemli teminatıdır. Kişi hak ve özgürlüklerinin de en önemli güvencesi savunma hakkının tanınmış olabilmesidir. Ancak, 5 Nisan günü kutlayacağımız Avukatlar Gününde, avukatlarla ilgili aynı iyimserliği düşünmek ve söylemek mümkün gözükmemektedir. Bunu, ben, müsaade buyurursanız, anabaşlıklar halinde Yüce Meclise arz etmek istiyorum.
Öncelikle, çeşitli dönemlerde çeşitli değişiklikler yapılmasına rağmen, avukatların ve savunma hakkının doğru dürüst kullanılabilmesi yönünde bir avukatlık yasasına sahip olduğumuz söylenemez. Meclisin gündeminde olmamakla birlikte, hazırlanmış teklif ve tasarıların olduğunu da biliyorum. Ancak, bu vesileyle, Adalet Bakanlığı başta olmak üzere, Yüce Mecliste görev yapan tüm hukukçu arkadaşlarıma çağrıda bulunuyor ve hem avukatların sorunlarına hem de yargıda savunma hakkının bihakkın kullanılabilmesine yönelik bir avukatlar yasasının çıkarılması hususunda burada bir kez daha görüşlerimi ve çağrımı yineliyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işte, bu yasayla birlikte önemli sorunlardan biri de, avukatların, ortak avukat bürosu şeklinde, yani şirketleşerek çalışamamalarıdır. Bu, her açıdan önemli aksaklıklar doğurmakta, hele Avrupa Birliğine katılma gayreti içinde olduğumuz şu günlerde Batı'daki meslektaşlarımızla yarışabilme ve müşterek hareket edebilme imkânını ortadan kaldıran bir husustur. Bu itibarla, bu meseleyle ilgili yani ortak avukat bürosu ve şirket haline dönüşebilme yönünde de mutlaka bir kanunî düzenlemenin yapılması gerekiyor.
Bir başka konu, sadece avukatları değil, tüm serbest meslek mensuplarını da ilgilendiren hayat standardı uygulamasıdır. Verginin en önemli kuralı, gelir kadar vergi ödemektir; oysa, hayat standardı, kazansın veya kazanmasın herkesten vergi alınmasını düzenlemektedir. Hele, mesleğe yeni başlayan meslektaşlarımız için hayat standardının uygulanması çok önemli ölçüde sakıncalar ve onlar için de önemli ölçüde geri ve yıkım sonunu doğurmaktadır. Bu itibarla, hayat standardının da kaldırılması en önemli dileklerimizden biridir.
Bir başka mesele de, mesleğe yeni katılan arkadaşlarımız için kolaylıklar sağlanabilmesidir. Bilindiği gibi, kira, telefon ve sair masraflar son derece artmıştır. Bu itibarla, mesleğe yeni başlayacak meslektaşlarımıza bir destekleme yapılması, imkânlar sağlanması da, herhalde, hem Adalet Bakanlığının hem de Hükümetin görevleri arasında olsa gerektir.
Bir başka konu, bilindiği gibi, avukatlar, topluluk sigortasına tabidir; ancak, bu topluluk sigortasıyla, sağlık ve sair hususların yerine getirilmesi mümkün değildir. Ancak emekli olduktan sonra, muayyen şartlar yerine getirilirse, sağlık hizmetlerinden yararlanılabilmektedir. Oysa, biz, avukatların sosyal sigortalardan bütünüyle yararlanması doğrultusunda kanunî düzenlemeler yapılması gerektiğine inanıyoruz.
Yine, önemli konulardan biri de, hiç şüphesiz, muhakeme anında meydana gelen tablodur. Avukatlık yapmış arkadaşlarımız bilecekler, yalnız mahkeme, yani...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun efendim.
METİN ÖNEY (Devamla) – ...sadece hâkim, elbette kürsüde oturacaktır; ama, iddia ve müdafaanın eşitlik ilkesine aykırı bir durum da salonlarda gözükmektedir; iddia, hâkimle beraber oturduğu halde, müdafaa, ancak kürsünün altında ve çoğu kere de ilkokul sıralarına benzer sıralarda oturmaktadır. Bütün gelişmiş, çağdaş demokrasilerde savunma ve iddianın eşitliği ve eşit beyanda bulunmaları söz konusudur. Hatta, bizde -tatbikattan gelen bir arkadaşınız olarak söylüyorum- ağır cezalarda müzakerede avukatlar dışarı çıkarılmakta; ama, iddia makamı orada durmaktadır; yine, asliye cezalarda da hâkimle, yerine göre, müzakere edebilmektedir. Bu itibarla, salonların bu doğrultuda düzenlenmesi ve savunma ile iddianın eşdeğer tutulmasında zaruret vardır.
Bu doğrultuda anabaşlıklar halinde sunmaya çalıştığım; ama, bu zaman dilimi içinde anlatma imkânı bulamadığım pek çok sorunları olduğunu burada bir kez daha yinelemek istiyorum. Ancak, şunu da son cümle olarak arz etmek istiyorum ki, adalet ve savunma, her zaman ve herkese gereklidir.
Yüce Meclisin, savunma mesleği mensuplarının daha iyi yaşam şartları içinde mesleklerini icra edebilmeleri doğrultusunda kanunî düzenlemeler yapacağı inancıyla, Yüce Meclisi saygıyla kutluyor, tüm meslektaşlarıma da tekrar esenlikler diliyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Öney, teşekkür ediyorum.
Efendim, Sayın Adalet Bakanımız, gündemdışı konuşmaya "cevap vermek için söz istiyorlar demek içimden gelmediği için, herhalde katkıda bulunacaktır... Tabiî, takdir Sayın Bakanındır. (RP sıralarından alkışlar)
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Katkıda bulunacaktır; ümit verin...
BAŞKAN – Evet, katkıda bulunacaktır mutlaka; Sayın Bakanımız hep böyle katkıda bulunur.
Buyurun efendim.
ADALET BAKANI ŞEVKET KAZAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Anavatan Partisi İzmir Milletvekili Sayın Metin Öney'in, 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla yapmış olduğu gündemdışı konuşma üzerinde Hükümet adına söz almış bulunuyorum. Yapmış olduğu fevkalade anlamlı konuşmadan dolayı, ANAP İzmir Milletvekili Metin Öney Bey kardeşimize teşekkürlerimi sunuyorum ve sözlerime başlarken, bendeniz de, Adalet Bakanı olarak, I5 Nisan Avukatlar Gününü kutluyor, bütün avukat arkadaşlarıma mesleklerinde başarılar diliyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; avukatlık mesleği, hak arama hürriyetinin en iyi şekilde kullanılmasını temin eden kutsal ve şerefli bir meslektir. Devletimizin yapısını teşkil eden yasama, yürütme ve yargı gücünün yanında yer alan, müessir bir şekilde görev yapan avukatlar, fevkalade önemli görevler ifa etmektedirler.
Gerçekten, iddia, müdafaa ve karar üçlüsünden oluşan yargı gücünün, kanuna, hukuka, adalete ve hakkaniyete uygun ve etkili biçimde kullanılmasında avukatlarımıza büyük sorumluluklar düşmektedir. Genel hatlarıyla ifade edilen bu büyük görev ve sorumluluğu yüklenen avukatların, mesleğin şeref ve haysiyetine mütenasip bir hayat standardına kavuşturulması, bu yolda gerekli düzenlemelerin, çalışmaların yapılması, elbette, Adalet Bakanının aslî görevleri arasında yer almaktadır.
Adalet Bakanlığı görevine başladığım günden bugüne kadar, bu konularda, bir ölçüde neticesini ortaya koyduğumuz, bir ölçüde önümüzdeki günlerde neticesini birlikte göreceğimiz çalışmaları başlattık ve bu çalışmalarda bir noktaya geldik.
Göreve başladığımız tarihten itibaren avukatlık camiası için yaptığımız çalışmalar şunlardır: Göreve geldiğimizde, 35 bin civarında avukatımız bu mesleği icra etmekteydi; dokuz aylık bir süreç içerisinde, 1 150 avukata, stajyer avukata ruhsatları verildi ve böylece, avukatlarımızın sayısı 36 307'ye ulaştı. Bu 36 307 avukatımızın 10 bin civarında olanı İstanbul'da, 5 bin civarında olanı Ankara'da, 3 bin civarında olanı İzmir'de görev yapmaktadır diğer geriye kalan sayısal tablo, Türkiye'nin illerine mütenasip bir şekilde yansımış bulunmaktadır.
Gerçekleştirdiğimiz bir diğer çalışmayla, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu uyarınca, zorunlu avukatlık hizmeti ifa eden arkadaşlarımızın ücret tarifelerinde yüzde 300'e varan oranda bir artış yapılmış ve bu tarife 31 Mart 1997 tarihinden itibaren yürürlüğe girmişti.
Şu anda, Adalet Bakanlığında yaptığımız fevkalade önemli ve biraz önce değerli arkadaşımızın temas ettiği konulara müteallik çalışmalar da mevcuttur. Şöyle ki: Yapacağımız bu kanunî düzenlemelerle, avukat arkadaşlarımıza, dava açılmadan önce, resmî, yarı resmî, özel kurum ve kuruluşlardan, açacakları davayla ilgili delilleri toplama yetkisi temin edilmiş olacaktır.
Ayrıca, avukatlık stajının amacına uygun yapılabilmesi için, avukat adaylarına, talepleri halinde, staj süresince kredi verilmesi imkânı, keza temin edilecektir.
Yine, yapmakta olduğumuz yeni hazırlıklara göre, mesleğe yeni başlayan avukatların malî problemlerinin çözümü için, kendilerine, uygun şartlarla kredi sağlanması imkânı getirilecektir.
Yine, yaptığımız çalışmalar çerçevesinde, avukatların şirket kurmalarına imkân sağlanacaktır. Böylece, avukatlarımız, ağır ve adil olmayan hayat standardına göre alınan vergi yükünden kurtarılacak, avukatlar arasında meslekî ihtisaslaşmaya imkân verilecek ve böylece, avukatlarımızın yurt dışında kurulmuş avukatlık şirketlerine karşı korunmaları sağlanmış olacaktır.
Ayrıca, yine, yapmakta olduğumuz çalışmalar çerçevesinde, baro seçimlerinde, seçim sistemi, Anayasada yer alan "temsilde adalet, yönetimde istikrar" ilkesine uygun olarak nispî temsil şekline dönüştürülecektir.
Yine, mayıs ayında yürürlüğe girecek avukatlık ücret tarifesiyle, avukatlık ücretlerine enflasyon üzerinde bir artış yapılacak ve böylece, meslektaşlarımızın refah düzeyleri yükseltilecektir.
Bunun yanında, devlet haklarını savunan kamu avukatlarının yıllardan beri devam eden mağduriyetleri giderilecektir; böylece, 45–50 milyon liralık bir gelir imkânıyla kamu hakkını savunan avukatlarımıza, özel hukuk adına bu görevi yapan avukatlarımıza sağlanan imkânlar temin edilmiş olacaktır.
Değerli arkadaşımızın bugün, bu kürsüden dermeyan ettiği temenniler istikametinde de, mutlaka, bu konuşmayı değerlendireceğimizi yüce huzurunuzda ifade etmek istiyorum ve 5 Nisan Avukatlar Gününün hayırlı olmasını temenni ediyorum; Yüce Heyete saygılar, sevgiler sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.
2. – Kayseri Milletvekili Recep Kırış’ın, eğitim meselelerine ilişkin gündemdışı konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam’ın cevabı
BAŞKAN – Gündemdışı konuşmaların ikinci sırasında, Kayseri Milletvekili Sayın Recep Kırış, eğitim sorunlarıyla ilgili olarak, Yüce Kurula bilgi arz edecekler.
Sayın Kırış, buyurun efendim.
RECEP KIRIŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sözlerime başlarken, hepinizi, Büyük Birlik Partisi ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bugün, ilköğretimin 8 yıla çıkarılması ve kamuoyunda bu konu hakkında bir süreden beri yapılmakta olan tartışmalarla ilgili görüşlerimizi, kısaca arz etmeye çalışacağım.
Değerli arkadaşlar, Türkiye'de belli bir zamandan beri yapılan tartışmalarda ortaya çıkan bazı hakikatler bulunmaktadır. Birincisi, zorunlu ilköğretimin 8 yıla çıkarılmasına Türkiye'de karşı çıkan kimse bulunmamaktadır. Yani, insanlarımız keşke 8 yıl değil, en az 11 yıl okuyabilse; buna kimsenin itiraz etmesi söz konusu değildir; ama, tartışmaların odak noktası, bu 8 yıl temel eğitim kesintisiz olursa, aynı fizikî mekânlarda, aynı öğretmenlerle verilmeye çalışılırsa, bu mümkün olabilir mi ve bunun getireceği sorunlar nelerdir? Mesela, imam-hatip okullarının orta kısımlarının, anadolu liselerinin orta kısımlarının -çıraklık eğitim merkezleri gibi diğer bazı okulların- kapatılması, Türkiye bakımından faydalı mıdır, değil midir? Tabiî, bu arada, bilhassa, imam-hatip okullarının orta kısmıyla ilgili çalışmalar gündemin âdeta odağı haline gelmiş ve tartışmalar, hararetli olarak, daha çok o konuda yoğunlaşmış bulunmaktadır.
Değerli arkadaşlar, eğer, hakikaten maksat temel eğitimi 8 yıla çıkarmak ise, bunu ille bütün orta dereceli okulların orta kısımlarını kapatmak suretiyle yapma gibi bir yol şart değildir. Nitekim, imam-hatip okullarıyla ilgili olarak da herkesin söylediği şey bu formül, yani, ilköğretimin 8 yıla çıkarılması 5+3 formülüyle yapılırsa, bugüne kadar 5 inci sınıfı bitiren öğrencilerimize diploma verilmez; ama, ondan sonra kalan 3 seneyi isteyen herhangi bir kolejde, isteyen anadolu lisesinde, isteyen çıraklık eğitim merkezlerinde, isteyen imam-hatip okullarının orta kısmında tamamlama imkânı bulsun denmektedir; doğru olan, bizim de savunduğumuz görüş budur.
Değerli arkadaşlar, şimdi, burada bilinmesi gereken bazı hususlar var: Deniyor ki: "Efendim, memlekette bu kadar imam-hatip okuluna ihtiyaç var mı?"
Muhterem arkadaşlar, demokratik bir ülkede, bir konuda ihtiyaç olup olmadığını halkın talepleri belirler; diktatöryal yönetimlerde ise, bunu diktatörler belirler, yukarıda birileri, ihtiyaç vardır ya da yoktur der; ama, demokratik bir ükede bir konuda ihtiyaç olup olmadığını halkın talepleri belirler; şu an imam-hatip okulları, kendisine yönelen talebi cevaplayamamakta ve imam-hatip okullarına müracaat eden birçok kimse -orada kapasite müsait olmadığı için- çocuğunu orada okutma imkânı bulamamaktadır. O hale göre, halkın bu yönelişinin, bu talebinin, bu okullara teveccühünün sebeplerini araştırmamız lazımdır.
Değerli arkadaşlar, bir defa şurada yanlışlık yapılmaktadır: Acaba, imam-hatip okullarına çocuklarını gönderen velilerimiz, vatandaşlarımız, bu çocukları, ille imam yahut hatip olsun diye mi göndermektedir? Düşülen temel yanılgı buradadır. İmam-hatip okullarına çocuklarını gönderen velilerimiz, benim çocuğum mutlaka imam yahut hatip olsun diye düşünmemektedirler. Peki, neden bu okullara göndermektedirler; işte, onu iyi anlamamız lazımdır: Onun da sebebi şudur: Bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye'de de, insanımız giderek dine daha fazla ihtiyaç duymakta, dine daha fazla yönelmekte ve dinî bir eğitimi de istemektedir; çocuklarının, kendi dinini bilen, diyanetini bilen, vatanına, milletine, devletine, bayrağına, annesine, babasına saygılı bir insan halinde büyümesini istemektedir. Dolayısıyla, bu eğitimin de -devlete inandığı ve güvendiği için- devletin gözetim ve denetimi altında verilmesini istemektedir.
Bu itibarla, mesela, bütün orta dereceli okullara -seçmeli olarak bile olsa- Kur'an-ı Kerim yahut Arapça dersleri konulsa, diğer temel dinî dersler konulsa, belki imam-hatip okullarına bu kadar talep olmayacaktır. Bize göre, yine orta dereceli okullara, seçmeli olarak -zorakî değil; velilerin istemesi halinde- Kur'an-ı Kerim, Arapça ve diğer dinî dersler konulmalı; ama, imam-hatip okullarının orta kısmı asla kapatılmamalıdır. Bu konuda Hükümet kesin bir kararlılık içinde olmalı ve vatandaşımız gereksiz bir endişeye sevkedilmemelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun.
RECEP KIRIŞ (Devamla) – Hakikaten, şu anda, gittiğimiz her yerde, bu konuyla ilgili büyük bir endişe yaşanmakta ve vatandaşımız bu endişesini her vesileyle ifade etmektedir.
Özetle ifade edecek olursak, birincisi, biz, orta dereceli bütün okullara, seçmeli olarak, Arapça gibi, Kur'an-ı Kerim gibi temel bazı dinî derslerin konulmasında yarar görüyoruz. Bu yapılırken, imam-hatip okullarının orta kısmı kapatılmamalı ve imam-hatip okullarının lise kısmını bitirenlerin, bütün üniversite ve fakültelere gitmelerini engelleyecek bir düzenleme getirilmemelidir. Halkımız bunlardan kaygı duymaktadır ve imam-hatiplerle ilgili olarak yapılan değerlendirmelerde, bu okulların bazı partiler tarafından bir parti ocağı haline getirildiği yolundaki iddialara da katılmamaktadır. İnanın, gittiğimiz her yerde, Anavatan Partisinden de, DYP'den de, DSP'den de, hatta CHP'den de birtakım vatandaşlarımız, buralara çocuklarını gönderdiklerini, bu okulların bir partinin ocağı olarak nitelendirilmesinin yanlış olduğunu, bu okullara bir haksızlık olduğunu ifade etmekte ve şunu söylemektedirler: Eğer, bu okullarda birtakım zararlı, yasadışı, partizan faaliyetler varsa, bu okullar, Millî Eğitim Bakanlığına bağlıdır; Millî Eğitim Bakanlığı, bu konuda, elbette ki, tedbir alsın, ona kimsenin yapacağı bir itiraz yoktur. Elbette ki, bu okullar hiçbir partinin ocağı, yuvası olmamalıdır; bu okullarımızı kimse istismar etmemelidir ve esasen, kimsenin de istismar etmeye hakkı yoktur. Biz, dinin de, dince kutsal sayılan bütün şeylerin de, elbette ki, her türlü istismarın üzerinde ve dışında tutulmasından yanayız ve kimsenin de buna hakkı olmadığı kanaatindeyiz; ama, Türkiye'de, bütün partiler, sanki, bir yanlışlık yapar da...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun Sayın Kırış.
RECEP KIRIŞ (Devamla) – ...Allah korusun, imam-hatip okullarının orta kısmının kapatılmasından yana tavır koyar ve belli bir parti, sanki bunu savunma noktasına gelirse, işte o zaman, belki, imam-hatipte okuyan insanlar ve buraya çocuklarını gönderenler politize edilmiş olacaklardır; asıl, o büyük hatadır.
Dolayısıyla, bugüne kadar, Türkiye'de imam-hatip okullarının açılmasına, geçmişteki bütün iktidarlar katkıda bulunmuşlardır. Bugüne kadar bütün iktidarlar zamanında, geçmişteki Adalet Partisi iktidarları zamanında da hatta, geçmişte, DSP'nin bugünkü lideri Sayın Ecevit'in zamanında da, Sayın Çiller'in zamanında da, Sayın Turhan Tayan'ın bakanlığı zamanında da, imam-hatip okulları açılmıştır ve belki, imam-hatip okullarının açılmadığı dönem, şu son dönemdir; sekiz ayı geçkin bu Hükümet döneminde bir imam-hatip okulu bile açılmamıştır. Dolayısıyla, bu okullar hepimizindir; bu okulları hep birlikte korumak, her türlü istismarın dışında tutmak, burada partizan faaliyetler olduğuna dair iddialarla ilgili alınması gereken bir tedbir varsa, Millî Eğitim Bakanlığı olarak onu yapmak; ama, bu gereksiz tartışmaları bırakmak suretiyle, sevgiyi, saygıyı hep birlikte hâkim kılmak mecburiyetindeyiz; şu an, birliğe, beraberliğe ihtiyacımız vardır.
Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (BBP ve RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Kırış, teşekkür ediyorum.
Sayın Bakan, eğitimle ilgili bir konuşma daha var; eğer uygun mütalaa buyurursanız, onu da dinledikten sonra...
MİLLî EĞİTİM BAKANI MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) – Tamam efendim.
BAŞKAN – Peki; zamandan tasarruf etmiş oluruz.
3. – Gümüşhane Milletvekili Lütfi Doğan’ın, üniversitesi bulunmayan illere üniversite açılmasına ilişkin gündemdışı konuşması ve Millî EğitimBakanı MehmetSağlam’ın cevabı
BAŞKAN – Üniversitelerle ilgili olmak üzere, Sayın Lütfi Doğan; buyurun efendim. (RP sıralarından alkışlar)
LÜTFİ DOĞAN (Gümüşhane) – Muhterem Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; ülkemizde, üniversitesi mevcut olmayan illerimizde üniversite açılması çalışmalarının çabuklaştırılması ve Hükümetimizin, Yüksek Heyetinize, bir an önce, bu konudaki çalışmalarını takdim etmeleri talebinde bulunmak üzere söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken, Yüce Heyetinizi, en derin saygılarımla selamlıyorum.
Sözlerime başlamadan önce de, hepimizi mükedder eden bir konuya kısaca işaret etmek istiyorum; o da şudur: Gerek Hollanda'da ve gerekse Almanya'da meşum suikastlar neticesi hayatlarını kaybeden insanlarımıza Allah'tan rahmet diliyor; büyük milletimize de, taziyetlerimi, yüksek huzurunuzda arz ediyorum. Buna işaret etmemin sebebi şudur: Öyle geliyor ki, Avrupa'da, iyi düşünen, barış seven, insanlık seven, ilim irfan seven insanlar varolmasına rağmen, mühim bir kısmın, hatta birkısım yöneticileri laubaliliği, Avrupa, âdeta, ortaçağa dönmüş gibi bir izlenim bırakmaktadır. Ümit ederiz, Avrupa'nın aklı erenleri, yöneticileri, kültürlüleri, inşallah, bu yanlışlıktan bir an önce vazgeçer. Hakikaten, bu büyük milletin insanın kadrini bildiği gibi, onlar da, bu millet gibi, bu büyük milletimiz gibi, insanların kadrini layıkıyla takdir edebilirler. (RP ve DSP sıralarından alkışlar)
Efendim, şimdi, müsaadenizle, gündemdışı söz aldığım konu üzerindeki düşüncelerimi arz etmek istiyorum; o da şudur:
Türkiyemizde, Allah'a çok şükür, üniversitelerimizin sayısı 60 civarındadır, 60'a yakın ilimizde üniversitelerimiz vardır. Bu, bizleri son derece sevindirmekte, bahtiyar kılmaktadır. Ne var ki, takriben 20 civarında ilimizde, bir kısmında, fakülteler veya fakülte, yüksekokullar veya yüksekokul mevcuttur, bir kısmında da henüz ne yüksekokul, ne de fakülte yoktur. Öyle zannediyorum ki, Hükümetimiz, vilayetlerimizin durumlarını da dikkate alarak, üniversitelerin, bulundukları illere temin ettiği kültürel, eğitimsel, iktisadî ve insanî büyük katkıları da dikkate alarak, her ilimizde bir üniversite açma arzusundadır.
Bu illerimizin milletvekillerinin de, kendi illerinde üniversite açılması hususunda kanun tekliflerinin olduğunu hepiniz biliyorsunuz. Bendeniz de, kendi ilim olan Gümüşhane ile ilgili, sizlerin de katkılarını sağlayarak, bir kanun teklifinde bulundum. Ancak, ümit ediyorum ki, Hükümetimiz, bütün bu teklifleri ve kendi düşüncelerini de süratle dikkate alarak, bütün bunları birleştirerek, yüksek huzurunuza, bir kanun tasarısı ulaştırmış olacaktır. Eminim ki, hepinizin, bu konuda, memleketimize, bendenizden çok daha fazla, üniversite kurulması konusunda büyük katkıları, fikrî, ilmî yardımları olacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun efendim, eksüre verdim.
LÜTFİ DOĞAN (Devamla) – İnşallah, hepimizin, bilhassa, bu 20 nci Dönem milletvekili olan değerli arkadaşlarımızın katkılarıyla, Türkiyemizde, üniversitesi mevcut olmayan illerimizde bu üniversiteler kurulacak, milletimiz de, hepinizi takdirle, şükranla ilelebet anacaktır. Bundan bendeniz eminim.
Geçtiğimiz devrede, 19 uncu Dönemde, güzel bir çalışma oldu. Hatta, burada bulunan arkadaşlarımız hatırlayacaklardır. Kanun teklifleri Millî Eğitim Komisyonundan ve hatta Plan ve Bütçe Komisyonundan da geçerek yüksek huzurlarınıza intikal etmek üzereydi ki, yaz tatili başladı ve yaz tatilinden sonra da seçim meselesi araya girince, bu kanun teklifleri olduğu gibi kaldı.
Şimdi ise, bendenizin Yüksek Heyetinizden istirhamım ve ayrıca Sayın Hükümetimizden ricam, Türkiye Büyük Millet Meclisimiz 1997 yılı yaz tatiline girmeden önce, gerek Millî Eğitim Komisyonumuzda gerekse Plan ve Bütçe Komisyonumuzda, Hükümetin düşünceleri, varsa tasarıları ve mevcut kanun teklifleri ele alınarak, birleştirilerek görüşülmesi ve müspet şekilde yüksek huzurlarınıza ulaştırılmasıdır.
Müsamahanıza güvenerek bir mülahazamı arz etmek istiyorum. Muhakkak ki, benim bu arz edeceğim hususu sizler de müşahede buyurmuşsunuzdur. Birçok illerimizde, bu meyanda, mütevazı bir ilimiz olan Gümüşhanemizde, bütün halk, üniversite kuruluşuna kendi imkânları ölçüsünde yardımcı olmayı taahhüt etmiş durumdadır ve Hükümete, hatta Hazinemize, altyapılarının yük edilmemesi yönünde, muhtelif insanlar, taahhütlerde bulunmuşlardır. Zannediyorum ki, bu husus, bütün illerimizde mevcuttur. Şimdi, halkımızın muhtelif hizmet sahasında bulunan kimseler, yüksek tahsile...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun Hocam.
LÜTFİ DOĞAN (Devamla) – Müsamahanızdan dolayı teşekkür ediyorum ve hemen bitiriyorum.
...böyle bir katkıda bulunmayı üzerlerine almışken, eğitimin, öğretimin önemini bu kadar derinden, derin bir vukufla kavramışken, millet-devlet olarak ve başta da Yüksek Parlamentomuz olarak bu hususu ele alır, neticelendirirseniz, sizin naçiz bir arkadaşınız olarak, bendeniz de, sizlere, ebediyen minnettar kalacağım.
Dinlemek lütfunda bulunduğunuz için, hepinize en derin saygılarımı arz ediyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Doğan, teşekkür ediyorum efendim.
Tabiî, her ne kadar Çorum Üniversitesini ismen ifade buyurmadıysa da Hocam, o da zaten tahtında müstetirdir.
NABİ POYRAZ (Ordu) – Hep Çorum'a çalışıyoruz zaten.
AHMET ALKAN (Konya) – Zabıtların hepsi Çorum'la dolu.
BAŞKAN – Evet efendim, rivayet olunur ki, Çorum, dünyanın merkeziymiş.
Efendim, ben, şimdi, Sayın Bakanı davet edeceğim. Ancak, dün de ifade etmiştim, Millî Egemenlik Bayramımızın bulunduğu ay, öğrencilerin, Parlamentoyu çok yakından görme hevesini sıkça taşıdıkları bir aydır. Bugün de genç misafirlerimiz var; Polis Koleji öğrencileri. Dünkülere de temenni etmiştik. Her ne kadar, bu temenni, bize biraz zor gelse de, inşallah, yarının, geleceğin milletvekilleri, şimdi, yukarıdaki sıralarda oturuyorlar, ileride aşağıdaki sıralarda otururlar.
Bayramımız kutlu olsun. (Alkışlar)
Gündemdışı konuşmalara cevap vermek üzere, Millî Eğitim Bakanımız Sayın Sağlam; buyurun.
4. – Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam’ın, Kayseri Milletvekili Recep Kırış ve Gümüşhane Milletvekili Lütfi Doğan’ın, eğitim meseleleri ile üniversitesi bulunmayan illere üniversite açılmasına ilişkin gündemdışı konuşmalarına cevabı
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; arkadaşlarımız Recep Kırış ile Lütfü Doğan beyefendilerin, buradaki, millî eğitimle ilgili konuşmaları vesilesiyle, Yüce Meclisi, her iki konuda, kısaca, aydınlatmak istiyorum.
Sayın Kırış, sekiz yıllık eğitim konusunda, son günlerdeki tartışmayla ilgili düşüncelerini dile getirdiler.
Bildiğiniz gibi, kamuoyunda, son günlerde, sekiz yıllık eğitimin kesintisiz olması ya da 5+3 formülleri konusunda tartışmalar sürüyor. En azından, 1973'te çıkan Milli Eğitim Temel Kanununun 22 nci maddesinde, sekiz yıllık eğitimin, 6-14 yaş arasında zorunlu olduğu ve devlet okullarında parasız olduğu yazılıdır; ancak, aynı kanunun geçici maddesiyle, bu, altyapı hazırlanıncaya kadar ertelenmiştir. O günden bu yana, Millî Eğitim Bakanlığında, gerek müfredatla ilgili gerekse altyapının hazırlanmasıyla ilgili çalışmalar sürdürülmüştür. Bugün, aşağı yukarı, ilköğretim okullarında okuyan öğrenci sayısı 4,5 milyona ulaşmıştır. 8,5 milyon civarında ilkokul ve ortaokulda öğrenci bulunduğunu düşünürseniz, bunun 4,5 milyonu, bugün, fiilen ilköğretim okullarında okumaktadır; yani, sekiz yıllık okullarda okumaktadır.
Sayın Kırış, demokratik bir ülkede, insanların istediği eğitimi almaları hakkından söz ettiler; ama, aynı zamanda, Anayasada ve Millî Eğitim Temel Kanununda belirtilen, devletin bütün eğitim kurumlarının, özellikle ortaöğretim kurumlarının, Millî Eğitim Bakanlığının sorumluluğunda ve mevcut yasalara uygun bir biçimde yürütülmesini gözden uzak tutmamak gerektiğini, bunun anayasal ve yasal bir zaruret olduğunu burada söylemek istiyorum. Herkes, istediği eğitimi, istediği şekilde alacak diye bir kanun yok.
RECEP KIRIŞ (Kayseri) – İmam - hatip okulları, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı zaten Sayın Bakanım.
MİLLî EĞİTİM BAKANI MEHMET SAĞLAM (Devamla) – Sayın Kırış, siz konuştunuz, müsaade buyurun ben de konuşayım; bir fikriniz varsa, sonra, tekrar konuşursunuz.
Politik mülahazalardan söz ediliyor; ama, burada, eğitimin, politik mülahazayla hemen gündeme getirildiğini görüyorsunuz.
Olay şudur: Biraz önce arz ettim; sekiz yıllık eğitimin, zarurî, mecburî eğitimin uygulanabilmesi için, bir yasal düzenleme gerekiyor. Nerede; 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununda, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununda, 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda ve nihayet 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda. Özellikle, ikisindeki geçici maddelerin kaldırılması gereklidir. Bu değişiklikler Yüce Meclise getirildiğinde, bu geçici maddeler kaldırıldığında, bunun ayrıntıları ve uygulamasına ilişkin çalışmalar, tamamen siyasî mülahazaların dışında, konunun teknik sorumluları, pedagojik sorumluları tarafından yapılacak ve bu bilimsel çalışmalar ışığında nasıl uygulamaya geçileceğini, bu uygulamanın hangi sonuçlar doğuracağını -Türk eğitim sisteminin diğer okullarında, ilgili arkadaşların yapacağı teknik ve pedagojik çalışmaya göre- kamuoyuna sunacağız.
Bu kanun çıkmıştır ve son günlerde uygulamaya geçildiği takdirde nasıl bir etki yapacağına dair ayrıntılar tartışılmaktadır ve kamuoyunun, büyük ölçüde -en azından, velilerin ve öğrencilerin- tedirginliğine yol açılmaktadır. Buradan, velilere ve öğrencilere şunu açıkça söylemek istiyorum: Yasal çalışmalar tamamlanıp, uygulamaya dönük teknik ve pedagojik çalışmalar bitirildikten sonra, Millî Eğitim Bakanlığınca, uygulamanın nasıl olacağına dair bir açıklama yapılmadan, şu veya bu şekildeki fikirleri -kişisel, siyasî partilerin yahut toplum örgütlerinin fikirlerini- sadece fikir ve yorum olarak -velilerin ve öğrencilerin- kabul etmelerini, bir tedirginliğe sebep olunmaması gerektiğini, bir kere daha, buradan, bütün velilere ve öğrencilere bildirmek istiyorum. Bu konudaki yasal prosedür ve idarî kararlar, pedagojik ve bilimsel çalışmalar sonunda alındığında, kamuoyuna zamanında açıklamalar yapılacaktır; ama, şimdilik, şunu söyleyebilirim ki, planlanmış olan Anadolu liseleri sınavları yapılacaktır ve en azından ortaokulların, -hangi tür ortaokul olursa olsun- şu anda ikinci ve üçüncü sınıfına geçmiş olan öğrenciler, gelecek yıl da, öbür yıl da, bulundukları okullarda -müktesep hak olarak- okumalarına devam edeceklerdir. Değişiklik, sekiz yıla geçildiğinde, altıncı sınıftan itibaren olduğunda, karar alındığında, hemen kamuoyuna açıklanacaktır. Dolayısıyla, velilerimizin ve öğrencilerimizin, şimdilik, siyasî tartışmaların veyahut kamuoyundaki tartışmaların ışığı altında tedirgin olmamaları en büyük arzumuzdur. Buradan onu belirtmek istiyorum.
Şimdi, üniversite konusuna gelince: Türkiye'de 61 üniversitemiz var; bunun 53'ü devlet üniversitesi. Yalnız, bunların 24'ü 1992 yılında kuruldu; yani, daha beş yıl önce kuruldu. Şimdi, bu üniversitelerimizin, özelllikle yeni kurulanların, yalnız bina yahut kampus altyapılarının çalışmaları değil, önümüzdeki yıllarda gerçekten kaliteli bir eğitim ve öğretim sağlamak için, öğretim üyesi konusundaki çalışmaları da sürüyor.
Üç yıl süreyle, dışarıya, 1 000'er öğrenci gönderdik; bu yıl, 3 000 öğrenci daha gönderme kararındayız. 2000 yılına kadar, bir taraftan ülke içinde bir taraftan ülke dışında, üç önemli olayı yapma durumundayız. Birincisi, öğretim üyesi yetiştirmek. Şu andaki mevcut üniversitelerimizde, 30 öğrenciye 1 öğretim üyesi düşmektedir. Dünya standardı bunun yarısıdır. Bu hesapla, hiç üniversite açılmasa bile, bugünkü üniversitelerimizin, 2000 yılında, 30 bin öğretim üyesine ihtiyacı vardır. Dolayısıyla, ilkönce, mevcut üniversitelerimize öğretim üyesi yetiştirme...
İkincisi: 37 kampus, halen, ülke içinde inşaat halindedir. Bunların inşaatlarının bir an önce tamamlanıp laboratuvar, sınıf ve fizikî mekân ihtiyaçları karşılandıktan sonra, yeni üniversitelerin açılmasında fayda olacaktır. Dolayısıyla, bu konu, esasen üç dört sene önce, Yüksek Öğretim Kurulunda bir makro plana bağlanmıştır; 2020 yılına kadar, Türkiye'de, ilin sosyal ve ekonomik gelişmişliği, ilde yetişen öğrenci miktarı, ildeki eğitim kurumları sayısı vesaire gibi bazı objektif kriterlere göre bir plan yapılmıştır. Eğer, Türkiye, yeni üniversiteler açacaksa, mutlaka, bu plandaki objektif kriterler dikkate alınmak suretiyle ve mutlaka, altyapısı ve öğretim üyesi hazırlandıktan sonra yeni üniversite açmalıdır.
Dolayısıyla, nasıl bir teklif gelirse gelsin, bizim, Millî Eğitim Bakanlığı olarak Yüce Meclisten arzımız, mevcut üniversitelerimizin öğretim üyesi ve altyapısı tamamlanmadan ve belirli objektif kriterler ölçüsü şeklindeki makro plan ve oradaki objektif kriterler dikkate alınmadan yeni üniversite yapılmasının, açılmasının ülkenin yükseköğretimine bir faydası olmayacağı görüşündedir.
Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.
Sayın milletvekilleri, gündemdışı görüşmeler tamamlanmıştır.
Danışma Kurulunun önerileri vardır; okutup, ayrı ayrı oylarınıza sunacağım:
IV. – ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. – (10/162), (10/163), (10/164) ve (10/175) esas numaralı Meclis araştırması, (9/12) esas numaralı Meclis soruşturması ve (8/10) esas numaralı genel görüşme önergelerinin görüşme günleri ile çalışma süresine ve 15.4.1997 Salı ve 16.4.1997 Çarşamba günleri Türkiye BüyükMillet Meclisinin çalışmalarına ara vermesine ilişkin Danışma Kurulu Önerisi
No:62 2.4.1997
Danışma Kurulu Önerisi:
Danışma Kurulunun 2.4.1997 Çarşamba günü yaptığı toplantıda aşağıdaki önerilerin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.
Mustafa Kalemli
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
Salih Kapusuz Murat Başesgioğlu
RP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili
Ali Rıza Gönül Hikmet Uluğbay
DYP Grubu Başkanvekili DSP Grubu Başkanvekili
Önder Sav
CHP Grubu Başkanvekili
Öneriler:
1. Gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmının 132 nci sırasında yer alan (10/162), 133 üncü sırasında yer alan (10/163), 134 üncü sırasında yer alan (10/164) ve 146 ncı sırasında yer alan (10/175) esas numaralı TPAO adlı tankerde meydana gelen yangın ve Boğazlardan geçen gemilerin oluşturduğu tehlikeler konusundaki Meclis araştırması önergelerinin görüşmelerinin Genel Kurulun 22.4.1997 salı günkü birleşiminde ve birlikte yapılması önerilmiştir.
2. Genel Kurulun 1.4.1997 tarihli 75 inci Birleşiminde okunmuş bulunan Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu hakkındaki (9/12) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmında yer alması ve Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince soruşturma açılıp açılmaması hususundaki görüşmelerin, Genel Kurulun 24.4.1997 Perşembe günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.
3. Gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmının 145 inci sırasında yer alan, Türkiye'nin Avrupa Birliğiyle ilişkileri konusundaki (8/10) esas numaralı genel görüşme önergesinin öngörüşmelerinin, Genel Kurulun 24.4.1997 Perşembe günkü birleşiminde yapılması ve görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.
4. 15.4.1997 Salı ve 16.4.1997 Çarşamba günlerinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmalarına ara verilmesi önerilmiştir.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, öneri, Danışma Kurulu önerisi. Herhalde bir söz talebi yok.
Öneriyi tekrar okutacağım; ayrı ayrı oylayacağım.
Öneriler:
1. Gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmının 132 nci sırasında yer alan (10/162), 133 üncü sırasında yer alan (10/163), 134 üncü sırasında yer alan (10/164) ve 146 ncı sırasında yer alan (10/175) esas numaralı TPAO adlı tankerde meydana gelen yangın ve Boğazlardan geçen gemilerin oluşturduğu tehlikeler kosundaki Meclis araştırması önergelerinin görüşmelerinin, Genel Kurulun 22.4.1997 Salı günkü birleşiminde ve birlikte yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir.
İkinci öneriyi okutuyorum:
2. Genel Kurulun 1.4.1997 tarihli 75 inci Birleşiminde okunmuş bulunan Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu hakkındaki (9/12) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmında yer alması ve Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince soruşturma açılıp açılmaması hususundaki görüşmelerin, Genel Kurulun 24.4.1997 Perşembe günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir.
ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Sayın Başkan, söz istiyorum.
MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan, söz istiyorum.
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, söz istiyorum.
NABİ POYRAZ (Ordu) – Sayın Başkan, söz istiyorum.
YILDIRIM AKTÜRK (Uşak) – Sayın Başkan, söz istiyorum.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, söz istiyorum.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, söz istiyorum.
BAŞKAN – Efendim tespit edelim_ Sayın Çakan, Sayın Bedük_
MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan, ilk biz istedik; yazmıyorsunuz.
BAŞKAN – Efendim bakıyoruz_ Onları yazdılar efendim, yazdılar.
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, ilk biz ayağa kalktık; bizi görmüyorsunuz.
BAŞKAN – Sayın Dumankaya, sizi bu salonda görmemek mümkün mü?! Gördük ve yazdık efendim.
MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan, bizden başka söz isteyen olmadı. Siz, bizden sonra söz isteyenlere söz veriyorsunuz, bizim ismimizi yazmıyorsunuz.
NABİ POYRAZ (Ordu) – Sayın Başkan, bu hiç yakışmıyor. Bir kişi söz istiyor; siz, adam söz istemeden söz veriyorsunuz.
BAŞKAN – Efendim, zatıâlinizin tavrını, ben, size yakıştıramadım.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, arka tarafa da bakıyorsunuz değil mi?
BAŞKAN – Efendim, arkadaşlarımızın yaptığı tespite göre, Sayın Gözlükaya, Sayın Başesgioğlu, Sayın Çakan, Sayın Ersümer_
MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Nerede Başesgioğlu?
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Murat Başesgioğlu nerede?.. Yok burada.
BAŞKAN – Başesgioğlu efendim_
MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Yapmayın Allahaşkına!
ABBAS İNCEAYAN (Bolu) – Söz isteyen adama söz vermiyorsunuz; olmayan adama söz veriyorsunuz.
BAŞKAN – Yanlış yazmışlar.
ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Başesgioğlu burada yok Sayın Başkan. Sayın Mehmet Gözlükaya'yı en başa yazmışlar.
BAŞKAN – Efendim, zatıâliniz yazılı Sayın Çakan...
ENİS SÜLÜN (Tekirdağ) – Sayın Başesgioğlu yok. Nasıl yazıyorsunuz Sayın Başkan.
ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Sayın Murat Başesgioğlu yok, bir yanlışlığı düzeltmek için söylüyorum...
BAŞKAN – Zatıâliniz yazılı efendim... Yanlış yazılmış.
MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Murat Başesgioğlu şu anda salonda yok. Hayalî yazıyorsun Sayın Başkan.
BAŞKAN – Efendim, sileriz...
ZEKİ ÇAKAN (Bartın) –Hayalî yazıyorsunuz Sayın Başkan...
BAŞKAN – Efendim, hayalî değil... Arkadaşlar, Sayın Mızrak ile... (ANAP sıralarından gürültüler) Efendim, Sayın Mızrak ile...
ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Tekrar okur musunuz.
BAŞKAN – Okuyayım:
Sayın Gözlükaya... "Sayın Başesgioğlu yok" dediniz, çiziyorum efendim...
ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Başesgioğlu yerine Sayın Cumhur Ersümer söz istedi Sayın Başkan.
BAŞKAN – Ersümer var efendim... (ANAP sıralarından gürültüler)
Sayın Gözlükaya, Sayın Çakan, Sayın Ersümer, Sayın Bedük, Sayın Kapusuz, Sayın Sıddık Altay, Sayın Dumankaya, Sayın Ahmet Alkan, Sayın Yıldırım Aktürk, Sayın Nabi Poyraz.
NABİ POYRAZ (Ordu) – Sayın Başkan vazgeçtim.
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, ben de, bu adaletsiz sözden vazgeçtim.
NABİ POYRAZ (Ordu) – Hiç kimse söz istemeden biz istedik. Her oturumda bu tarafgirliğinizi yapıyorsunuz.
BAŞKAN – Sayın Poyraz!... Sayın Poyraz!... Yani, sırf bir şey söylemek için söylüyorsanız önemli değil, söyleyin...
NABİ POYRAZ (Ordu) – Hayır efendim... Hiç kimse söz istemeden biz istedik. Her oturumda aynı şeyi yapıyorsunuz... Ayıp!..
ABBAS İNCEAYAN (Bolu) – Yıldırım Aktürk'ü de unuttunuz, önce o söz istedi...
BAŞKAN – Sayın Başesgioğlu yok dediniz, Sayın Sülün mü vardı orada?..
KÂTİP ÜYE ALİ GÜNAYDIN (Konya) – Cumhur Bey efendim, Başesgioğlu'nun yerine Cumhur Ersümer Beyefendi... Orada isim karıştırması oldu.
ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Sayın Enis Sülün de ilk söz isteyenlerden...
BAŞKAN – Sayın Sülün'ü de yazdık efendim.
3 üncü öneriyi okutuyorum:
3. Gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmının 145 inci sırasında yer alan, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkileri konusundaki (8/10) Esas numaralı genel görüşme önergesinin öngörüşmelerinin, Genel Kurulun 24.4.1997 Perşembe günkü birleşiminde yapılması ve görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.
BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir.
4 üncü öneriyi okutuyorum:
4. 15.4.1997 Salı, 16.4.1997 Çarşamba günlerinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmalarına ara verilmesi önerilmiştir.
BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.
Önce, sırasıyla, yarım kalan işlerden başlayacağız.
V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1. – 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu(1/215) (S.Sayısı : 23)
BAŞKAN – 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz
Komisyon hazır mı? Komisyon hazır değil.
Müzakere ertelenmiştir.
2. – Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/588) (S. Sayısı : 273) (1)
BAŞKAN – Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Komisyon?.. Hazır.
Hükümet?.. Hazır.
Sayın milletvekilleri, geçen birleşimde, tasarının 1 inci maddesi üzerindeki görüşmeler tamamlanmış, 1 inci maddenin oylanmasında kalmıştık. Şimdi, 1 inci maddeyi oylarınıza...
HASAN HÜSAMETTİN ÖZKAN (İstanbul) – Karar yetersayısının aranmasını istiyoruz.
BAŞKAN – Olur; ararız efendim.
ALİ OĞUZ (İstanbul) – Görmüyor musunuz; karar yetersayısı var.
BAŞKAN – Efendim, karar yetersayısının bulunup bulunmadığını aramamızı istiyorlar. Ararız efendim.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yetersayısı vardır; madde kabul edilmiştir.
BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Sayın Başkan, arkadaşlar nereye gidiyorlar?
BAŞKAN – Efendim, biraz sonra oylama var.
İRFAN GÜRPINAR (Kırklareli) – Sayın Başkan, sonra da, karar yetersayısı istiyoruz diye kızıyorsunuz!
BAŞKAN – Efendim, üzülmeyin, yani, öyle bir an gelir ki, biz de, Divan olarak sessizce bırakır gideriz buradan; iş oraya geliyor.
Sayın milletvekilleri, tasarıyı müzakere edeceğiz.
Şimdi, 2 nci maddeyi okutacağım; ancak, 2 nci madde epeyce uzun bir madde, aşağı yukarı 4 sayfa; izniniz olursa, Divan Üyemiz oturduğu yerden okusun; bu hususu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Buyurun okuyun efendim.
MADDE 2. – 24.11.1994 tarih ve 4046 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin (B) ve (C) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“B) Değer tespiti
Özelleştirme Programına alınan kuruluşların değer tespiti çalışmaları bu Kanuna göre idarede oluşturulan değer tespit komisyonları tarafından yürütülür.
a) Değer Tespit Komisyonunun Teşkili :
Özelleştirilecek kuruluşun özelleştirme işlemlerinden sorumlu proje grup başkanının başkanlığında, özelleştirilecek kuruluşun işlemlerinden sorumlu proje grup başkanlığında görevli bir uzman, Proje Değerlendirme ve Hazırlık Daire Başkanı veya bu dairede görevli bir uzman, Sermaye Piyasaları Daire Başkanı veya bu dairede görevli bir uzman ile gayrimenkul işlemlerinden sorumlu Proje Grup Başkanı veya bu grup başkanlığında görevli bir uzman olmak üzere beş üyeden oluşur. Komisyon İdare Başkanının teklifi ve Başbakanın onayı ile göreve başlar. Komisyonda, yukarıda adı geçen birimlerde görevli olmak kaydı ile aynı sayıda ve aynı usulle yedek üye görevlendirilir.
b) Komisyonun Çalışması :
Komisyon, üye tamsayısı ile toplanır ve salt çoğunlukla karar verir. Kararlarda çekimser kalınamaz. Komisyonca gerekli görüldüğü takdirde, değer tespit çalışmalarına yardımcı olmak üzere ve kararlara katılmamak şartıyla idare tarafından yeteri kadar yerli ve/veya yabancı danışman görevlendirilebilir.
c) Komisyonun Görevleri :
“Komisyon; değer tespit çalışmalarını, özelleştirilecek kuruluşun niteliği, gördüğü hizmetin özelliği, gelecekteki nakit akımı potansiyeli, faaliyette bulunduğu sektör ve pazarın özellikleri, sahip olduğu sınaî, ticarî ve sosyal tesisler, makine araç ve gereçler, teçhizat, malzeme ve hammadde ile yarı mamul ve mamul madde stokları, her türlü taşınır ve taşınmaz malları, vasıfları ve hali hazır durumları, senetli ve senetsiz bütün alacak ve borçları ile bilumum hak ve yükümlülükleri ve özelleştirilecek kuruluşa uygulanacak özelleştirme yöntemini de dikkate alarak uluslararası kabul görmüş olan; indirgenmiş nakit akımları (net bugünkü değer), defter değeri, net aktif değeri, amortize edilmiş yenileme değeri, tasfiye değeri, fiyat/kazanç oranı, piyasa kapitalizasyon değeri, piyasa değeri/defter değeri, ekspertiz değeri, fiyat/nakit akım oranı metotlarından en az üçünü uygulamak suretiyle yürütür. Değer tespit sonuçları, kuruluşun özelleştirilmesine ilişkin ihale sonuçlarının onaylanmasını müteakip idare tarafından kamuoyuna duyurulur. Özelleştirme programındaki kuruluşun özelleştirme işlemlerini bu Kanunun 4 üncü maddesinin son fıkrasına istinaden yürütmesi durumunda; değer tespiti işlemleri, ilgili kuruluşun karar almaya yetkili organlarının kararı ile kuruluş ita amirinin başkanlığında oluşturulacak komisyon tarafından bu bentte belirtilen esaslar çerçevesinde yapılır.”
“C) İhale Komisyonlarının Oluşumu ile İhale Usul ve İşlemleri :
Bu maddenin (A) bendinde yer alan özelleştirme yöntemlerinin uygulanmasına ilişkin ihale işlemleri bu Kanuna göre oluşturulan ihale komisyonları tarafından yürütülür.
a) Komisyonun Teşkili :
Özelleştirilecek kuruluşun özelleştirme işlemlerinden sorumlu proje grubunun bağlı bulunduğu başkan yardımcısının başkanlığında, ilgili proje grup başkanı, bu projede görevli uzman, İhale Hizmetleri Daire Başkanı veya bu dairede görevli bir uzman ile hukuk müşavirliğinde görevli bir hukuk müşaviri veya avukat olmak üzere beş üyeden oluşur ve idare başkanının teklifi ve başbakanın onayı ile göreve başlar. Komisyonda yukarıda adı geçen birimlerde görevli olmak kaydı ile aynı sayıda ve aynı usulle yedek üye görevlendirilir.
b) Komisyonun Çalışması ve Görevleri :
Komisyon, üye tamsayısı ile toplanır ve salt çoğunlukla karar verir. Kararlarda çekimser kalınamaz. Karara muhalefet eden üye karşı oy gerekçesini kararın altına yazarak imzalamak zorundadır. Komisyon toplantıları ve teklif sahipleri ile yapılan her görüşme komisyon tarafından tutanakla tespit edilir. Tutanaklar komisyon üyeleri ve/veya hazır bulunan teklif sahipleri tarafından imzalanır.
c) İhale Usulleri :
İhaleler, kapalı teklif, pazarlık, açık artırma, belli istekliler arasında kapalı teklif usulü ile yapılır.
Kapalı teklif usulü: Kapalı teklif usulünde teklifler yazılı olarak alınır. Teklif mektubu, bir zarfa konulup kapatıldıktan sonra zarfın üzerine isteklinin adı, soyadı ve tebligata esas olarak göstereceği açık adresi yazılır. Zarfın yapıştırılan yeri istekli tarafından imzalanır veya mühürlenir. Bu zarf geçici teminata ait alındı veya banka teminat mektubu ve istenilen diğer belgelerle birlikte ikinci bir zarfa konularak kapatılır. Dış zarfın üzerine isteklinin adı ve soyadı ile açık adresi ve teklifin hangi işe ait olduğu yazılır. Teklif mektuplarının istekli tarafından imzalanması ve bu mektuplarda şartname ve eklerinin tamamen okunup kabul edildiğinin belirtilmesi, teklif edilen fiyatın rakam ve yazı ile açık olarak yazılması zorunludur. Bunlardan herhangi birine uygun olmayan veya üzerinde kazıntı, silinti veya düzeltme bulunan teklifler reddolunarak hiç yapılmamış sayılır. Teklifler ilanda belirtilen tarih ve saate kadar sıra numaralı alındılar karşılığında idareye verilir. Diğer hususlar ihale şartnamesinde belirtilir. Verilen teklifler herhangi bir sebeple geri alınamaz. Tekliflerin belirlenen tarih ve saatte açılması sonucu, kaç teklif verilmiş olduğu bir tutanakla belirtildikten sonra dış zarflar hazır bulunan istekliler önünde alınış sırasına göre açılarak, istenilen belgelerin ve geçici teminatın tam olarak verilmiş olup olmadığı aranır. Dış zarfın üzerindeki alındı sıra numarası iç zarfın üzerine de yazılır. Belgeleri ile teminatı usulüne uygun ve tam olmayan isteklilerin teklif mektubunu taşıyan iç zarfları açılmayarak başkaca işleme konulmadan, diğer belgelerle birlikte kendilerine veya vekillerine iade olunur. Bunlar ihaleye katılamazlar. Teklif mektuplarını taşıyan iç zarflar açılmadan önce, ihaleye katılacaklardan başkası ihale odasından çıkarılır. Bundan sonra zarflar numara sırası ile açılarak, teklifler komisyon başkanı tarafından okunur veya okutulur ve bir listesi yapılır. Bu liste komisyon başkanı ve üyeleri tarafından imzalanır. Şartnameye uymayan veya başka şartlar taşıyan teklif mektupları kabul edilmez. Birkaç istekli tarafından aynı fiyat teklif edildiği ve bunların da uygun olduğu anlaşıldığı takdirde, bu oturumda aynı teklifte bulunan isteklilerin hazır olması halinde, bu isteklilerden ikinci bir yazılı teklif alınır ve bu işlem eşitlik bozuluncaya kadar sürdürülür. Kapalı teklif usulü ile yapılan ihalelerde, istekli çıkmadığı veya teklif komisyonu uygun görülmediği takdirde, yeniden aynı usulle ihale açılır veya komisyonca kamu yararı görüldüğü takdirde, ihale pazarlık ya da açık artırma usulü ile sonuçlandırılır.
Pazarlık usulü : İhalelere birden fazla teklif sahibinden kapalı zarf içerisinde teklif almak şartıyla başlanabilir. Teklif sahipleri ile birden fazla pazarlık görüşmesi yapılabilir. Pazarlık görüşmeleri teklif sahipleri ile ayrı ayrı yapılır. Pazarlık görüşmelerinin, ihalenin herhangi bir aşamasında pazarlık görüşmelerine devam edilen teklif sahipleri ile müştereken yapılmasına komisyonca karar verilebilir. Komisyonca, pazarlık görüşmeleri sırasında ortaya çıkabilecek yeni durumlar karşısında, rekabete engel teşkil etmemek, ihale ilanında ve/veya şartnamede yer alan hususlara aykırı olmamak ve pazarlık görüşmelerine devam edilen teklif sahiplerine eşit olarak uygulanmak kaydı ile yeni esaslar belirlenebilir. Komisyonca gerekli görüldüğü takdirde ihale, pazarlık görüşmesine devam edilen teklif sahiplerinin katılımı ile açık artırma suretiyle sonuçlandırılabilir.Bu husus ilanda ve/veya şartnamede belirtilir. Görüşmeler komisyon tarafından bir tutanakla tespit edilir, tutanak komisyon üyeleri ve teklif sahiplerince imzalanır.
Açık artırma usulü: Açık artırma usulü ile yapılan ihalelere, istenilen teminatı vermiş ve ihale ilanında, ihaleye katılabilmek için belirtilen gerekli şartları yerine getirmiş oldukları komisyonca tespit edilen teklif sahipleri katılabilirler. İstenilen ilk değer ile açık artırmanın her aşamasında verilecek tekliflerde asgarî artırılabilecek miktar komisyonca belirlenir. Açık artırmanın süresi komisyonca belirlenerek açık artırmaya başlanılmadan önce hazır bulunan teklif sahiplerine duyurulur. Komisyonca gerekli görülen hallerde süre bir defaya mahsus olmak ve en çok önceki sürenin yarısını geçmemek üzere artırılabilir.Bu işlemler ve komisyonca belirlenecek teklif verme sırası teklif sahiplerinin huzurunda komisyonca bir tutanakla tespit edilir. Teklif sahipleri tarafından, açık artırmaya esas alınacak ilk değer kadar veya bu değerin üzerinde teklif yapıldığı takdirde açık artırmaya devam olunur. Teklif sahipleri bir önceki teklifi artırmak suretiyle yeni tekliflerde bulunurlar. Bu suretle yapılan açık artırmada yeni bir teklif gelmezse komisyon başkanı son teklif üzerinden ihalenin bitirileceğini duyurur ve bu duyuru üç kez yapılır. Buna rağmen teklif gelmemesi halinde açık artırmaya son verilir. Açık artırmaya ilişkin işlemler tutanakla tespit edilir. Tutanak komisyon üyeleri ve teklif sahiplerince imzalanır.
Belirli istekliler arasında kapalı teklif usulü : Yapılan en az iki ihale sonucunda, uygulanan ihale usulleri ile sonuç alınamadığının tespiti halinde, kurulun onayı alınmak kaydı ile özelleştirilecek kuruluşun millî ve bölgesel ekonomiye katkısı, oluşabilecek tekelci yapının önlenmesi, istihdamın korunması veya artırılması, teknolojik yenilik ve yatırım taahhüdü faktörlerinin kısmen veya tamamen varlığı halinde teknik veya mesleki yeterlik, malî güç veya yönetim, sorumluluk ve yetkilerini üstlenebilecek ortak girişim ile birlikte mülkiyetin yaygınlığını amaçlayan ortaklık yapısına sahip olma niteliklerini haiz istekli ya da isteklilerden kapalı teklif alınarak uygulanır. Tek istekliden teklif alınması durumunda ihaleye pazarlık usulü ile birden fazla istekliden teklif alınması durumunda ise açık artırma usulü ile devam olunur.
d) Varlık satışı suretiyle yapılacak özelleştirme uygulamalarına ilişkin ihalelerde: Kapalı teklif, pazarlık ve açık artırma usullerinden birisi uygulanır. Hangi usulün uygulanacağına varlığın niteliği ve değer tespit sonuçları dikkate alınarak idarece karar verilir. Kapalı teklif usulü ile gerçekleştirilecek ihalelerde, tekliflerin alınmasından sonra değer tespit sonuçları ve alınan teklifler dikkate alınarak pazarlık veya açık artırma usulü ile ihaleye devam edilmesine komisyonca karar verilebilir. Hisselerin blok satışı suretiyle yapılacak özelleştirme uygulamalarına ilişkin ihalelerde pazarlık usulü uygulanır.
e) Satış yöntemi dışındaki yöntemlerle yapılan özelleştirme uygulamalarına ilişkin ihalelerde, özelleştirilecek kuruluşa ait varlığın niteliği, gördüğü hizmetin özelliği, yapısı, hukukî durumu ile değer tespit sonuçları dikkate alınarak pazarlık veya açık artırma usullerinden idarece belirlenecek usul uygulanır.
f) Hisselerin yurt içi ve yurt dışında halka arz, borsada satış, menkul kıymetler yatırım fonları veya menkul kıymetler yatırım ortaklıklarına satış suretiyle özelleştirilmeleri sermaye piyasası mevzuatına tabidir.
g) Danışman seçimine ilişkin ihalelerde, ihale konusu işin niteliğine ve sektörün özelliğine göre idarece yapılan araştırmalar sonucu, deneyim ve nitelikleri de dikkate alınarak, tespit edilen en az üç danışmandan yazılı teklif alınmak suretiyle pazarlık usulü uygulanır. İhale idare başkanının onayı ile kesinleşir. Danışman seçimine ilişkin ihale komisyonu; Danışmanlık Hizmetleri Daire Başkanlığının bağlı olduğu başkan yardımcısının başkanlığında, Danışmanlık Hizmetleri Daire Başkanı, bu dairede görevli bir uzman, danışmanlık hizmetine konu olan projeden sorumlu grup başkanı veya daire başkanı veya bu birimlerde görevli bir uzman ve hukuk müşavirliğinde görevli bir avukat olmak üzere beş üyeden oluşur. Komisyonda aynı sayıda ve aynı usulle yedek üye görevlendirilir. Bu komisyon idare başkanının onayı ile göreve başlar.
İhale işlemleri sonucunda ihale komisyonunca verilen kararlar idare tarafından kurulun onayına sunulur (Danışman seçimine ilişkin ihale sonuçları hariç) ve sonuçlar kurulun onayını müteakip kamuoyuna duyurulur. Özelleştirme programındaki kuruluşun özelleştirme işlemlerini bu Kanunun 4 üncü maddesinin son fıkrasına istinaden yürütmesi durumunda; ihale işlemleri, ilgili kuruluşun karar almaya yetkili organlarının kararı ile kuruluş ita amirinin başkanlığında oluşturulacak komisyon tarafından yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde yapılır. İhale sonuçları kurul tarafından onaylanır.”
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Hacaloğlu, Anavatan Partisi Grubu adına Sayın Mızrak, Demokratik Sol Parti Grubu adına Sayın Temizel söz istemişlerdir.
İzninizle, Sayın Temizel, Sayın Mızrak, zannediyorum Kırıkkale'de, yetişmeyi de arzu ediyor; ben, sizi, Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsünden sonra davet edeceğim ve bekleteceğim ki, o arkadaşımız da yetişsin diye.
Sayın Hacaloğlu, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli üyeler; görüşülmekte olan Özelleştirme Yasasının bazı maddelerinin değişikliğine ilişkin yasa tasarısının 2 nci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Burada, dün ve geçmişte de sık sık, özelleştirmenin, solun ideolojik değerlendirmesi, ideolojik yaklaşımı çerçevesinde aksadığı, solun, sosyal demokratların, sürekli olarak konuya ideolojik baktıkları ifade edilmiştir; Sayın Bakan böyle ifade etmiştir, belirli milletvekilleri sık sık bunu böyle ifade etmektedir. Sayın Bakan şu anda burada değil; ama, ben, Sayın Bakan ve -muhtemelen- temsil etmekte olduğu Hükümet ile partimiz arasındaki derin görüş farklılığını, dün Sayın Bakanın ifade ettiği bir cümle etrafında açıklamak istiyorum. Dün, Sayın Bakan "özelleştirme, bir malî dönüşümdür, malî reformdur" diye ifade ettiler. Hayır, biz öyle ifade etmiyoruz; biz diyoruz ki, özelleştirme, ekonomide ve sanayide yeniden yapılanma, rekabeti ve verimliliği artırma, sınaî mülkiyeti tabana yayma ve teknolojik iyileştirmeyi sağlamaktır. Eğer, siz, özelleştirmeyi, sadece, bir malî dönüşüm olarak alır, Türkiye'nin üretiminin kalelerini oluşturan o sanayi tesislerini, ömürlerinde bu tesisleri görmemiş olan bir avuç değerli malî analistler çerçevesinde, kendisi de bir finansmancı olan, bir bankacı olan Bakanın başkanlığında, oturup da,sadece bilançolar üzerinde, Hazineye ne kadar para aktarırım, bunlarla ne kadar kaynak yaratıp da Hazinenin açıklarını kapatırım mantığıyla özelleştirirseniz işte, o, ülke ekonomisini de, ülke sanayiini de çarpıtır ve çökertir. İşte, o, bir vurgundur. İşte, sizin yapmakta olduğunuz özelleştirme, gerçek anlamda Batı ekonomilerinde uygulaması yapılan, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından benimsenen özelleştirme değil, rant ekonomisinin uygulamacısı olan Doğru Yol Partisinin ve şimdi onun ortağı olan, o anlayışın önderliğini yapmakta olan Refah Partisinin anlayışıdır. Bu anlayış, sadece ve sadece bir avuç kesime, ya tekelleşme ya devletin sırtından kamu yararının sırtından, rant sağlama veyahut da ekonominin, sanayinin gelişmesine gerçekten büyük darbe vuracak bir süreci açar.
Evet, biz, özelleştirmeye belirli alanlarda varız, yeter ki o, sanayide yeniden yapılandırma sağlasın, yeter ki o, şu anda mevcut sanayi tesislerimizin, KİT'lerdeki sanayi tesislerimizin geri kalmış olan teknolojik yapılanmasına yeni bir güç katsın, yeni teknolojileri getirsin, yeni yatırım yapsın; ama, ne yazık ki, Refah-Doğru Yol Hükümetinin, Refahyolun böyle bir vizyonu yok, böyle bir kalkınma anlayışı yok.
1970'li yıllarda "ağır sanayiciyiz" diyen Sayın Başbakana soruyorum: Ey Sevgili Sayın Başbakanım, neredesin; eğer, gerçekten sanayileşmeden yanaysan, ağır sanayiden yanaysan, senin Bakanın burada, bu tesisleri -hiçbir şekilde yapılandırılmasını düşünmeden- sadece bir kaynak devri olarak ele alıyor ve sen de ona evet diyorsun. Bu, bu Hükümetin rant ekonomisi kulvarında çöküşünden başka bir anlam taşımamaktadır değerli arkadaşlarım. (CHP ve DSP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, bugünlerde yoğun bir talan alanı açılmakta, elektrik enerjisinde, tesis ve dağıtım şebekeleri özelleştirilecek, ihalelere çıkılıyor. Türkiye'nin, enerji alanında, gerçekten, yoğun yatırıma ihtiyacı var. Eksiklik, yeni tesistir, yeni santraldır, yeni dağıtım şebekeleridir; eksiklik, yeni enerji üretim tesisleridir. Bilinmektedir ki, yıllardır özel sektörün önüne açılan bütün alanlara rağmen, Türkiye'de özel sektör enerjiye yatırım yapmamaktadır.
Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, yerli veya yabancı özel şirketlerin yap-işlet, yap-işlet-devret modelleriyle enerji üretmesinden ve bunu devletin iletim şebekesine devretmesinden yanayız; yeter ki gelsinler, yeter ki bu kamusal hizmet amaçlı, çok temel nitelikli, stratejik sektörde yatırım yapsınlar. Hayır; Doğru Yol'un yaptığı bu değil, Doğru Yol'un tercihi bu değil. Doğru Yolun amacı, şu anda eksik olan enerji üretimimizde gelecekteki darboğazı kapatmak değil. Peki, nedir; hazır tesisleri, yıllardır, kamunun, toplumun vergileriyle, yurttaşlarımızın vergileriyle kurulmuş olan tesisleri peşkeş çekmek, ona buna devretmek, yani mülkiyeti değiştirmek. Bugün ihtiyaç, enerji sektöründe mülkiyet değiştirmek değil; yerlisiyle, özeliyle, kamusuyla yeni yatırım yapmaktır.
Ancak, ne yazık ki -biraz evvel belirttiğim gibi- başını kuma sokmuş olan, gömmüş olan Refahyol Hükümeti gerçeği görememekte ve rant sermayesi tarafından kuşatılmış olan bu Hükümet, hem enerji alanında hem sanayileşme sürecinde Türkiye'yi bir çıkmaza taşımaktadır.
Sık sık bu kürsüden söylendi; bildiğiniz gibi, enerji tesislerimizden 12 santralımızın işletme hakkı 1,660 milyar dolar, 1,7 milyar dolar karşılığında 20 yıllığına devredilecek. 20 yılda zaten o tesislerin ekonomik ömürleri de bitecek. Oysa, değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, bu 12 santralın 1996 yılı kârı, 758 milyon dolardır; yani, iki yıl içerisinde, bunların devir bedellerinin tümü, kârla karşılanacaktır. Şimdi, böyle bir olay dünyada görülebilir mi?! Kalkmışız, burada, ihale yöntemlerinden bahsediyoruz; bu, ne tür bir ihaledir; burada belirtilen, hangi ihale yöntemine girmektedir, hangi değerlendirme yöntemine girmektedir; şunu anlayan, bilen varsa... Burada mevcut olmayan, biraz evvel mevcut olup da bu konuları önemsemeyen; ama, milliyetçilik bayrağını zamanı gelince elinden bırakmayan Doğru Yol Partili milletvekillerine soruyorum; nerede bunun milliyetçiliği, nerede buradaki kamu yararını koruma anlayışı?! İşletme hakkı...
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Burada, dikkatli konuşursanız iyi olur!
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Ben, nasıl konuştuğumu biliyorum Sayın Grup Başkanvekili.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Ama, böyle konuşamazsın; bizim milliyetçiliğimizle ilgili bir şey söyleyemezsin!
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Söylerim.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Hayır!..
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Varsa, yanıt verirsiniz; varsa, yanıt verirsiniz.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Ne alakası var?!
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Burada, kimse popülizm yapmasın.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sen yapıyorsun; biz, niye yapalım!..
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – İşletme hakkı devir bedeli... Bakınız, Kabinenin üyesi Sayın Bakan "efendim, böyle değerlendirme yapmayınız, bu aldatmaca olur. Evet, ihaleyi alan şirket, iki yılda, devir bedeli için ödeyeceği parayı kazanacak; onsekiz yılda, her yıl, o kadar parayı cebine koyacak -bunu kabul ediyor- ama, yanlış değerlendiriyorsunuz; çünkü, biz, eğer, devir bedelini yüksek tutarsak, o zaman, o firmalar, elektrik enerjisi tarife fiyatını da o kadar yüksek tutarlar" diyor. Peki, değerli arkadaşlarım, bizim, burada, bu kadar tartışmakta olduğumuz bu ihale yöntemi, kamunun bu tesisleri ihale edilirken, bu kamusal mal üzerindeki fiyatın üstünü, altını, uygun fiyatını belirlemeye yönelik bir yöntem geliştirmiyor mu; hangi anlayıştır bu, kim kimi kandırıyor, bunun arkasında hangi oyun yatıyor, o dosyaların içerisinde neler var; bu millet öğrenmek istiyor.
Değerli arkadaşlarım, esasında, maddenin ayrıntılarına ilişkin söyleyeceğim şeyler de vardı; ama, hemen şunu belirteyim: Yüksek enflasyon altında, yüzde 70'ler düzeyindeki enflasyon altında, sizin, buraya yazmış olduğunuz "indirgenmiş nakit akımları, defter değeri, fiyat/kazanç oranı, piyasa kapitalizasyon değeri, tasfiye değeri..." Bunları, geleceğe yönelik hangi enflasyon oranlarını dikkate alarak hesaplayacaksınız?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – 1 dakika rica edeceğim.
BAŞKAN – Buyurun.
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Hangi gerçekçi kestirimler yaparak saptayacaksınız da discount edeceksiniz; mümkün müdür bu? Yüzde 70'ler düzeyindeki enflasyonu kim kestirebiliyor; şu anda, yüzde 70'lerin üstünde... Böyle bir ortamda, gelecek 20 yıla yönelik discount oranlarını, faiz oranlarını saptayacaksınız, onun üzerinden bu yöntemlerle bedel saptadık diyeceksiniz ve kamu yararını koruyacaksınız (!)
İkinci konu, evet, ihalede açıklık. Değerli arkadaşlarım, o ihaleleri, sadece televizyonlarda yayınlamakla ihalede açıklık sağlanmaz. Burada, kamu yararı söz konusudur; o nedenle, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, hem ihale komisyonlarında hem de değerlendirme komisyonlarında malî müşavirlerin, yeminli malî murakıplar odasının ve ilgili meslek odalarının, kamusal nitelikli bu kuruluşların, o komisyonlarda yer almasını gerekli görüyoruz; ancak öylelikle şeffaflık sağlanır, öylelikle kamu yararının denetimi sağlanır.
Bu duygularla, üyelerimizin, Türkiye Parlamentosunun, bu kritik süreçte, kamu yararına yönelik en üstün duyarlılığı göstereceğine olan inancımı yine de yitirmek istemediğimi belirtiyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Hacaloğlu, teşekkür ediyorum.
Demokratik Sol Parti Grubu adına, Sayın Temizel; buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)
DSP GRUBU ADINA ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce size bir yazı okumak istiyorum, daha doğrusu bir yazıdan bir paragraf okumak istiyorum.
"Anayasa Mahkemesince iptal olunan kanun hükümlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin tasarı ve tekliflerle, Cumhurbaşkanınca Anayasaya aykırılık gerekçesine dayanılarak geri gönderilen kanun ve kanun hükmünde kararnamelerin ve İçtüzükte sayılan konularla ve anayasal kurumlarla ilgili tasarı ve tekliflerin özellikle aslî komisyon olarak, bazı zorunlu durumlarda da talî komisyon olarak, ancak, her halükârda görüşünüz alınmak üzere Anayasa Komisyonuna havalesi Başkanlığımızca da uygun görülmektedir.
Mustafa Kalemli
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı"
Muhatap, Anayasa Komisyonu Başkanlığı.
Değerli arkadaşlar, bizim ısrarla söylediğimiz bir şey var. İçeriğine katılmıyor olsak bile, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, yasaları, Anayasaya uygun olarak yapmasını istiyoruz. İçeriğine katılmamız şart değil, zaten herkes yasaların içeriğine katılıyor olsa, Türkiye Büyük Millet Meclisinde tek parti olurdu, birden fazla parti olmasına gerek kalmazdı. Ancak, bir yasanın, hiç değilse Anayasaya uygun olarak yapılması Türkiye Büyük Millet Meclisinin Anayasaya uygun yasa yapma konusunda özürlü hale düşülmemesi, zannediyorum Türkiye Büyük Millet Meclisinde herkesin dileği.
Görüştüğünüz yasa tasarısı, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş, ortaya çıkmış bir boşluğun doldurulmasına yönelik. Peki, bu konuda Anayasa Komisyonunun hiç değilse Anayasaya uygunluk açısından bir görüşünün alınması gerekmez miydi? Ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, çıkmış, bunun, bundan sonra "her halükârda esas komisyon olmasa bile talî komisyon olarak görüşünün alınacağını" bildirmiş, bunu yine almamışız, yine atlamışız; sonuçta Anayasaya uygun bir düzenleme yapamıyoruz.
Bilmiyorum Sayın Başkan, bu sunuş sırasında, siz, Başkanlık Divanında mı bulunuyordunuz; ama, Başkanlık Divanında, sunuşlar kısmında bu da sunulduğuna göre, demek ki, Türkiye Büyük Millet Meclisinin de bu sunuştan haberdar olmaması kesin olarak düşünülemez.
Değerli arkadaşlar, 273 sıra sayılı yasa tasarısının 2 nci maddesi üzerinde Demokratik Sol Parti Grubunun görüşlerini belirtmek üzere söz aldım.
Yalnız, biraz önce, Başkanlık Divanından kanun tasarısının 2 nci maddesi okundu, saat tuttum, tam 23 dakika sürdü.
Sayın Başkan, okunması 23 dakika süren bir maddenin eleştirisi için 10 dakika ayrılmasını hakkaniyetle bağdaştırıyor musunuz ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin, bu kadarlık bir süre içerisinde, böyle bir maddeye katkıda bulunacağını düşünüyor musunuz?
BAŞKAN – Sayın Temizel, soru tevcih buyurduğunuz için ifade edeyim -sürenizi de durdurdum- o madde, doğrudur, uzun yazılmış bir maddedir. O, kanun tasarısının kendi içerisindeki tekniğidir, onu tabiî biz bilemeyiz Başkanlık olarak; ama, şunu ifade edeyim; 5 tane grubumuz 50 dakika konuşacak, Komisyon ve Hükümet 20 dakika, iki sayın üye 10 dakika konuşacak, toplam 80 dakika; yani, bu madde için 80 dakikamız var; yeter ki iyi kullanabilelim.
Buyurun efendim.
ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – Efendim, keşke, konuşanların hepsi birbirlerinin eksikliklerini tamamlayarak eleştirseler, belki, dediğiniz 80 dakika yeterli olabilir; ama, hiç kimse, oturup da böyle bir işbölümü içerisinde eleştiri hazırlamıyor.
Değerli arkadaşlar, biraz sonra bu konuya geleceğim; yani, böyle bir madde düzenlenmesinin ne dereceye kadar, yasalar açısından veya şeklî yasa açısından ve Anayasaya aykırılığı açısından doğru olup olmadığına; ama, özellikle şimdi, içerik olarak birkaç konuya değinmek istiyorum.
Hepinizin bildiği gibi, bu yasa tasarısı, 4046 sayılı Yasaya 4107 sayılı Yasayla; yani, Telekomun özelleştirilmesiyle ilgili yasada bu yasaya atıfta bulunulması nedeniyle Anayasa Mahkemesinin gündemine geldi. 4107 sayılı Yasanın 2 nci maddesiyle getirilen düzenlemelerle, yasa kapsamındaki özelleştirmelerin, 4046 sayılı Yasayla, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülüp sonuçlandırılacağı hükme bağlanmış, işte bu yollama nedeniyle de, Anayasa Mahkemesi, 4046 sayılı Yasanın 18/c maddesini incelemiş ve Anayasanın 7 nci maddesine aykırı bularak iptal etmiş.
Değerli arkadaşlar, Anayasa Mahkemesi, özelleştirmeye ilişkin yasaları ısrarla neden iptal ediyor? Bu, Anayasa Mahkemesinin özelleştirmeye karşı bir tavır almasından, kesin olarak kaynaklanmıyor. Bu, Anayasamızda özelleştirmenin ayrı olarak düzenlenmemesinden de kaynaklanmıyor. "Kamulaştırmaya ilişkin hükümler Anayasada var, özelleştirmeye ilişkin hükümler Anayasada yok, o nedenle de Anayasa Mahkemesi özelleştirmeyle ilgili hükümleri sürekli iptal ediyor" demek mümkün değil. Eğer, Anayasamızda kamulaştırmaya ilişkin hükümler varsa, o takdirde, bunun tersi olan özelleştirmeye de olanak tanındığını, Anayasa Mahkemesi, kararlarında çok net olarak belirtir; yani, özelleştirmeye karşı değildir.
Biz de, Demokratik Sol Parti olarak, özelleştirmeye karşı olmadığımızı söylüyoruz. Ekonomi neyi gerektiriyorsa, ekonomiyi yönetme durumunda olanlar onu yaparlar. Özelleştirme gerekiyorsa özelleştirmeyi yaparlar, kamulaştırma veya devletleştirme gerekiyorsa da onu yaparlar. Dolayısıyla "özelleştirme kesin olarak yapılamaz, sadece kamulaştırma yapılması gerekir" diye bir tavrı kesin olarak takınmadığımızı burada bir defa daha belirtmek istiyorum. Dolayısıyla, burada, Anayasa Mahkemesince neden ısrarla özelleştirme yasalarının iptal edildiği konusuna bir açıklık getirmek gerekir diye düşünüyorum; çünkü, neden iptal edildiği konusunu, zannediyorum, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kimse açıklıkla dile getirmiyor veya herkes birbirine soruyor "neden iptal ediliyor" diye.
Değerli arkadaşlar, Anayasa Mahkemesi en son kararında da çok net olarak diyor ki: "Anayasada özelleştirmenin öngörülmemiş olması, yasa koyucunun bu konuda düzenleme yapmasını engellemez. Bu durumda, yasama organı, ekonomik gereklilik ve yarar olan hallerde, Anayasa ilkelerine ve kurallarına bağlı kalarak..." Demek ki, ne olacakmış; Anayasa ilkelerine ve kurallarına bağlı kalarak, kamu varlıklarının özelleştirilmesi konusunda yasal düzenleme yapabilir.
Özelleştirme konusunda yasal düzenleme, Anayasa kurallarına bağlı kalarak yapıldığı takdirde, Anayasa Mahkemesinin buna herhangi bir itirazı da, demek ki olmayacak.
4107 sayılı Yasa Anayasa Mahkemesince tamamen iptal edilmedi, dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi Telekomun özelleştirilmesine izin verdi diye gerçekten Türkiye'de bir bayram havası estirildi.
Anayasa Mahkemesi Telekomun özelleştirilmesine neden karşı olsun? Ama, özelleştirilirken uyulacak ilkeler konusunda, eğer kamu yararını sağlayacak düzenlemeler Anayasaya aykırıysa, zaten, o maddelere atıfta bulunulan madde iptal edilmek suretiyle, bunu engellemiş olur. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi, satışı sağlayacak olan 18 inci maddenin (c) bendini iptal etmişse; demek ki, bu çerçevede, bu maddeye dayanarak Telekomun özelleştirilmesini, siz, zaten, yapamazsınız demiş. Şimdi, buna dayanarak, yeni bir düzenleme önünüze geliyor.
Değerli arkadaşlar, Anayasa Mahkemesinin 18 inci maddenin (c) bendini iptal etmesinin nedenini, size, Anayasa Mahkemesi kararından net olarak okumak istiyorum. Anayasa Mahkemesi kararında "ihale usulleri, kamu idarelerinin satacağı mal ya da gördürdüğü işlerde rekabet koşulları içerisinde, en uygun teklifin oluşturulmasını gerçekleştirecek yöntemlerdir. Bu nedenle -özellikle buraya dikkatinizi çekiyorum değerli arkadaşlar- yanlız, yöntem türlerinin belirlenmesi değil, durum ve konuma göre, hangilerinin uygulanacağının da açıkça saptanması gerekir" deniliyor. Yani, Anayasa Mahkemesi diyor ki, siz, ihale yöntemlerini alt alta sıralarsanız, bu, bu ihalenin kamu yararını gerçekleştirecek şekilde yapılmasını sağlamaz. O zaman, hangi kamu iktisadî teşebbüsünü hangi yöntemle satacağınızı veya hangi kamu malını hangi değerde olursa hangi yönteme göre satacağınızı, bu ihale usullerinden herhangi birisine göre yapılmadığı takdirde, hangi usule geçeceğinizi açık açık belirtmeniz gerekir; yani, kısacası, durum ve konuma göre hangilerinin uygulanacağını açıkça göstermezseniz, işte, bu, Anayasaya aykırı olur diyor. Bu durumda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yapması gereken de, bu özelleştirme sırasında, hangi durum ve konuma göre hangi ihale usulünü uygulayacağını belirlemekten ibaret. Bunu belirlediğiniz takdirde, Anayasaya aykırı bir düzenleme yapmazsınız. Peki, getirdiğiniz düzenlemeyle, bunu sağlıyor musunuz?..
Değerli arkadaşlar, çok net olarak, yapılan düzenlemeye baktığımızda, Anayasa Mahkemesinin, bu, iptal nedenine uygun bir düzenlemenin olmadığını görüyorsunuz. Biraz önce söyledim; okunması, aşağı yukarı 22 dakika süren, 150 satırlık bir kanun maddesi düzenlemesiyle, bütün ihale usullerini alt alta yazmak, kısacası, 2886 sayılı Yasanın ilgili hükümlerini toplu halde buraya kopyalamak suretiyle Anayasa Mahkemesinin kararından kaçılmaya başlanmış; ama, bundan kaçılmaz, kaçılması mümkün değil. Dolayısıyla, böyle bir düzenleme yapıldığı takdirde, kesin olarak, olay, yine Anayasa Mahkemesine gider ve oradan döner...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ZEKERİYE TEMİZEL (Devamla) – Hukuk sistemimiz ve Anayasamız, nasıl özel mülkiyeti koruyorsa, aynı şekilde kamu mülkiyetini de korumak zorundadır. Kısacası, değişik...
BAŞKAN – Sayın Temizel, mikrofona ihtiyacınız var mı? Yoksa, ben...
ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan; ama, biraz önce dediğim gibi...
BAŞKAN – Süreden şikâyetçisiniz...
Ben süre verdim efendim; buyurun.
ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – Teşekkür ederim.
Yasa tasarısının daha içeriğine bile girmeden süre bitti değerli arkadaşlar; o nedenle, üzgünüm.
Özellikle iki konuya, hızla değinerek geçmek istiyorum.
Devletin alım ve satımlarını düzenlemek üzere, bizim, 2886 sayılı Yasamız var. Bu kanunu çıkarıp da size göstermemin temel nedeni bu. Bu yasa, 150 maddeden oluşuyor; bunun 80 maddesi de, işte bu tasarının bir tek maddesiyle düzenlemeye çalıştığınız hükümlerden ibaret. Bu 80 madde, toplu halde, alt alta, ufak tefek değişikliklerle buraya yazılmıştır. Bu yazılma, 2886 sayılı Yasanın, kamu hukukunun ve kamu hakkının korunmasıyla ilgili olarak yapmış olduğu düzenlemelere bir yanıt getirmek için ortaya konulmuş bir sistematiktir; ama, buraya kopyalanması, kesin olarak, uygun bir düzenleme yapıldığı anlamına gelmez ve bu nedenle de, böyle bir düzenlemeyle böyle bir özelleştirme yapmanız kesin olarak mümkün olmaz.
Değerli arkadaşlar, size, yine, yasa tasarısından tek bir paragraf okumak istiyorum ayrıntılarına giremediğim için. "Varlık satışı suretiyle yapılacak özelleştirme uygulamalarına ilişkin ihalelerde -buna özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum- kapalı teklif, pazarlık ve açık artırma usullerinden birisi uygulanır." Hangisi, ne zaman uygulanır? İşte, sorulan soru bu; hangisi, ne zaman uygulanır? Hangisi, hangi koşulda uygulanmazsa, bundan sonra hangisi gelir; bunu, belirtmek gerekir. "Hangi usulün uygulanacağına varlığın niteliği ve değer tespit sonuçları dikkate alınarak idarece karar verilir..."
Anayasa Mahkemesi, özellikle Anayasanın 7 nci maddesine atıfta bulunmak suretiyle "Türkiye Büyük Millet Meclisi, yasama yetkisini, kesin olarak başkasına devredemez; o nedenle de, böyle yetkilendirme maddelerini Anayasaya aykırı buluyorum" diyor. Siz, bunu, her koşulda idarece karar verilir diye her şeyi idareye bırakırsanız, yasa yapmış olmazsınız, yasama yetkisini devretmiş olursunuz. İşte, yasama yetkisinin devri bu nedenle...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Temizel, son cümlenizi ifade buyurur musunuz...
ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – Değerli milletvekilleri, yasa konusunda, süreler nedeniyle gerekli katkıda bulunma olanağımız da yok. Yalnız, yapılan düzenleme, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra ortaya çıkan boşluğu kesin olarak gidermiyor. 4107 sayılı Yasanın diğer maddelerinin yürürlükte olması, satışla ilgili olarak atıfta bulunulan maddelerin yürürlükten kaldırılması nedeniyle kesin olarak uygulanma olanağına sahip değil. Satışla ilgili yöntemleri, kamu yararını koruyacak şekilde sağlamadığınız sürece, bu yasaya dayanarak veya bu düzenlemeye dayanarak özelleştirme uygulaması yapma olanağı kesin olarak yoktur. Eğer, Parlamentonun, bu tartışmalar içerisinde bunu düzeltme olanağı varsa bu bir fırsattır. Aksi takdirde, Anayasa Mahkemesinden dönecek bir yasa daha yapmış oluyorsunuz.
Bunu, bütün iyi niyetimizle söylediğimize inanmanızı diler, hepinize saygılar sunarım. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Temizel, teşekkür ediyorum.
BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Şahsım adına konuşabilir miyim?
BAŞKAN – Şahsınız adına... Sizi sıraya alırız; ama, sıra gelir mi gelmez mi bilemem.
ANAP Grubu adına, Recep Mızrak; buyurun.
ANAP GRUBU ADINA RECEP MIZRAK (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Özelleştime Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 2 nci maddesi üzerinde görüşlerimizi belirtmek üzere, Anavatan Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlarken, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, özelleştirme, son yıllarda, ülke ekonomisinin geliştirilmesinde, ekonomimizin sağlıklı bir şekilde çalışıp, üretimin artırılmasında, kamu gelirlerinin artırılarak kamu açığının azaltılmasında alınması gereken tedbirlerin arasında en önemlilerinden birisidir. Özelleştirme, esas itibariyle, bugün, 40 civarındaki Kamu İktisadî Teşebbüsümüz ve bunların iştirakleri ve müesseseleri şeklinde 300'ün üzerindeki kamu ağırlıklı sermayeye sahip bulunan devlet kuruluşlarının gerek işletme haklarının devrini gerekse mülkiyetlerinin devrini kapsamaktadır.
Özelleştirmenin maksadını şu şekilde toparlamak mümkündür: Devletin ekonomideki sınaî ve ticarî aktivitelerini en aza indirmek, rekabete dayalı piyasa ekonomisini oluşturmak, Kamu İktisadî Teşebbüslerinin finansman ihtiyaçlarının bütçe üzerindeki yükünü ortadan kaldırmak, elde edilen kaynakların devletin aslî görevi olan altyapı yatırımlarında kullanmak.
Esas itibariyle, şu anda özelleştirme kapsamında bulunan ve özelleştirilmesine çalışılan kuruluşlar, 1920'li yıllarda, özel sektörün ekonomide vaziyet alabilmesi için yeterli sermaye temerküzüne sahip olmaması dolayısıyla, kamu tarafından, devlet tarafından, bilahara, yine vatandaşlara, özel sektöre, halka intikal ettirilmek üzere kurulan kuruluşlardır.
Atatürk zamanında, cumhuriyetin ilk yıllarında, kurulduğu tarihlerde, kurulduğu sıralarda, bunlar, özelleştirilmek üzere bu maksatla kurulmuş olmasına, bu maksatla faaliyete geçirilmiş olmasına rağmen, ciddî anlamda özelleştirme 1950'li yıllarda gündeme geldi; ancak, bunların, bir taraftan, mevzuat, diğer taraftan da, fiiliyata geçirilme hadisesi 1980'li yıllarda başladı. Bunun -mevzuat olarak özelleştirmeyi yapabilmek için- ilk mevzuatı 1984 yılında 2983 sayılı Kanunla başlatıldı; bilahara, 1986 yılında 3291 sayılı Kanun ve 11.5.1994 tarih ve 3987 sayılı Yetki Kanununa dayanılarak çıkarılan 530, 531, 532, 533 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ve bilahara, yine, başka kanun hükmünde kararnameler ve en son mevzuatı ise, 27.11.1994 tarih ve 4046 sayılı Kanundur.
Özellikle 4046 sayılı Kanunun çıkarılması için aşağı yukarı beş altı ay gibi bir zaman uğraşılmasına rağmen, buradaki uygulamalara ve uygulamalar sonucunda alınan neticelere baktığınız zaman, kanundan, mevzuattan ziyade uygulamadaki kararlılığın, uygulamadaki isabetin sonuç almada en etkili yol olduğu görüldü. Nitekim, 3291 sayılı Kanun ve bilahara, 4046 sayılı Kanun ve yine, 4046 sayılı Kanuna göre basit sayılabilecek ondan önceki mevzuatlar zamanında yapılan özelleştirmelere baktığınız zaman, bu şubat ayı içerisinde, hatta mart ayı içerisinde Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından onaylanan yaklaşık 600 milyon dolarlık özelleştirmenin dışında, bu zamana kadar yapılan 3,1 milyar dolarlık bir özelleştirme söz konusu olmuş; bunun sadece 800 milyon dolarlık kısmı, diğerlerine göre en mükemmel olarak sayılabilen 4046 sayılı Kanun zamanında yapılmıştır. 3,1-3,2 milyar dolarlık kısmı ise, daha önceki 3291 ve ondan önceki kanun ve kanun hükmünde kararnameler zamanında yapılmıştır.
Değerli arkadaşlar, özelleştirme, elbette, ülkemizde -biraz önce arz etmeye çalıştığımız gibi- ekonomimizin düze çıkarılması, ekonomideki verimliliğin artırılması ve söylenilen o maksatlara ulaşılabilmesi için yapılması gereken en önemli ekonomik faaliyettir; ancak, bu zamana kadar özelleştirmede başarılı olduğumuzu, muvaffak olduğumuzu söylememiz de, maalesef, mümkün olamamıştır. Bir kere, her şeyden önce özelleştirmede yapılan en ciddî hatalardan birisi, önceliklerin yanlış tespit edilmiş olması olmuştur. Bir taraftan, hemen özelleştirilmesinde hiçbir mahzur olmayacak olan kuruluşlar özelleştirme kapsamına dahi alınmamışken, diğer taraftan, makro bazda ekonomimizi tahlil ettiğimiz zaman, ülke ekonomisine makro bazda bir göz attığımız zaman, özelleştirmek şöyle dursun, faaliyetlerine zarar verebilir düşüncesiyle özelleştirme kapsamına bile alınmayacak olan kuruluşların kapsama alınarak ve de faaliyetleri de askıya alınmak suretiyle, gerek kendilerinin verimli ve kârlı bir şekilde çalışmaları önlenmiş, engellenmiş gerekse -daha da önemlisi- makro bazda ekonomimiz bu konuda, bu sektörlerde ciddî anlamda da yara almıştır.
Bunlara örnek olarak birtakım kuruluşları sayacak olmakla beraber, bunlardan en önemlisi olarak bir Süt Endüstrisi Kurumunu, bir Et ve Balık Kurumunu saymamız, bunları huzurunuza getirmemiz mümkündür.
Mesela bugünlerde 1 litre sütün maliyeti yaklaşık olarak 40 bin lirayken, Süt Endüstrisi Kurumunun tümüyle özelleştirilmek suretiyle, tümüyle elden çıkarılmak suretiyle tasfiye edilmesi sonucunda, bir litre süt, -bölgelere göre değişmekle beraber- 30 binle 37 bin lira arasında alınmaktadır ve sütten para kazanamayan üreticinin sütçülüğe devam etmesini beklemek de elbette mümkün değildir.
Et ve Balık Kurumu... Et ve Balık Kurumunun, bir taraftan kombinalarının özelleştirilmesi, diğer taraftan da, özelleştirilme kapsamına alınmış olması dolayısıyla maksadına uygun bir biçimde faaliyetinin askıya alınmış olması, şu günlerdeki et fiyatlarının, şu günlerde hayvancılıktaki durumun, hayvan tedarikindeki zorluğun, et tedarikindeki zorluğun engüzel göstergesi ve engüzel izahı olmaktadır.
Değerli arkadaşlar, hepimizin de bildiği gibi, enflasyon, yılbaşından beri yaklaşık yüzde 15,5 oranında teşekkül etmiştir; ama, et fiyatlarına baktığınız zaman, yılbaşından bu zamana kadar -ocak, şubat ve mart aylarında- yüzde 45 oranında bir artış göstermiştir. Kaldı ki, ocak, şubat, mart ve nisan ayları, et üretiminde hammadde olarak kullanılan hayvanların piyasaya en fazla intikal ettiği aylardır; yani, arzın talebe göre en fazla olduğu aylarda, genel enflasyon oranının üç misli civarında bir fiyat artışıyla karşı karşıya bulunmuş olması, bu konudaki vahameti, bu konudaki arz noksanlığını, bu konudaki üretim eksikliğini izah eden en güzel göstergedir.
AHMET DERİN (Kütahya) – Sayenizde.
RECEP MIZRAK (Devamla) – Sayın Derin, dün de "sayenizde" dediniz; ama, eğer Anavatan İktidarını kastediyorsanız, 6 sene oldu. Hadi, diyelim ki 6 sene öncesine kadar Anavatan İktidarı bozdu; 6 sene içerisinde, dünya bir noktadan bir diğer noktaya gelirken, düzeltmesi icap edenler niye düzeltemedi acaba?! Ben de, bunu sorarım.
Değerli arkadaşlarım, özelleştirmede yapılan bir diğer hata ise, kuruluşların, özelleştirmede, gerek değer tespitinde -maddede olduğu gibi- gerekse satışlarda müdahil olamamalarıdır; onların fikirlerine itibar edilememesidir. Nitekim, yine burada da, ben, size iki tane örneği arz etmeye çalışacağım.
Sümerbank_ Sümerbank, zannediyorum 1988'lerde özelleştirme kapsamına alınan ve özelleştirme kapsamına alınması da gereken bir kuruluştur. Ancak, Sümerbankta, özelleştirme yetkisi, bir sene civarında kuruluşun kendisine verilmiş_
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
RECEP MIZRAK (Devamla) – Sayın Başkan, 1 dakika rica ediyorum...
BAŞKAN – Buyurun.
RECEP MIZRAK (Devamla) – _diğer tarihlerdeyse, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından -kendi yetkileri- kullanılmıştır. Sümerbank'ın yapılan özelleştirmesini 1988'den bu tarafa sayacak olursanız; yani, 8 sene idare, 1 sene de kendisi tarafından ancak 9 senede yapılan özelleştirmenin, yaklaşık olarak yüzde 89'luk kısmı, Sümerbank'ın o bir yıllık dönemi zamanında yapılmıştır.
Et ve Balık Kurumu da aynı şekilde; yetki kendisine verilmiş, ancak bir ara alınmış ve 3 aylık yetki zamanında -ki, Et ve Balık Kurumu da 1992 Mayıs ayında Süt Endüstrüsü Kurumu ile birlikte özelleştirme kapsamına alınmıştır- o tarihten bu zamana kadar özelleştirme döneminde yapılan özelleştirmenin yaklaşık yüzde 82'lik kısmı, Kurumun kendisi tarafından ve 3 aylık bir dönem zarfında yapılmıştır. Bu bakımdan, bu kuruluşların kendilerinin, bu komisyonda bir veya iki üye ile temsil edilmesini...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapıtıldı)
RECEP MIZRAK (Devamla) – Bitireceğim, toparlayacağım Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Buyurun.
RECEP MIZRAK (Devamla) – ...değer tespitlerinde ve satışlarda, kuruluşların kendilerinin gerek müşavir olarak gerek değer tespitinde ve gerekse satışlarda, onların iradesinin etkili bir şekilde bu faaliyetlere katılmasını -biraz önce arz etmeye çalıştığım örneklerde olduğu gibi- bu kuruluşların en yüksek bir değerden satılması ve değerlendirilmesi açısından kaçınılmaz olarak görmekteyiz.
Bu bakımdan, 2 nci maddede düzenlenen değer tespit, kıymet takdir komisyonları ve diğer satış komisyonlarıyla diğer satış usullerinde oluşacak olan 5 kişilik komisyona, bir kişi hatta iki kişiyle ilgili kuruluşların kendilerinin de mutlaka katılmasını ve onların iradelerinin de burada etkili bulunmasını, özelleştirmenin daha iyi bir şekilde, kamunun daha yararına, kamu vicdanını daha tatmin edecek bir biçimde oluşması için kaçınılmaz olarak düşünüyor ve bu vesileyle Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Mızrak teşekkür ediyorum.
Gruplar adına görüşmeler tamamlanmıştır.
Kişesel söz talebinde bulunan Sayın Kul; buyurun.
EMİN KUL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 273 sıra sayılı Kanun Tasarısının 2 nci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; şahsım adına görüşlerimi arz etmeden evvel, sizleri saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle belirtmek isterim ki, 2 nci madde üzerinde Demokratik Sol Parti Grubu adına konuşan Sayın Zekeriya Temizel'in görüşlerine aynen katılıyorum, bu dar süre içerisinde, bu görüşlerin bir kısmını tekrar etmekten kaçınıyorum. 2 nci maddede yapılan düzenlemeyle Değer Tespit Komisyonunun çalışması, görevleri, ihale komisyonlarının oluşumu ve ihale usulleri tespit edilmiş bulunuyor; ama, bu tespitler, metinde oldukça global ifadelerle yer aldığı gibi, yapılacak özelleştirme işlemlerini ve beklentileri tamamen karşılayacak nitelikte ve içerikte değildir.
Tabiî, gündem tıkalı olduğu için, hemen önerge verme imkânımız da söz konusu olmadığından, burada şu hususu ifade etmek isterim ki, basılı metinde "İhale Usulleri" diye (C) altında yer alan metnin başlığındaki (C) olmayacak, olmamalı, (c) olarak düzeltilmelidir; çünkü, arkasından gelen (d)'dir ve söz konusu olan da "İhale komisyonlarının oluşumu ve ihale usul ve işlemleri" olarak (C) ile düzenlenmiştir.
Sayın milletvekilleri, 2 nci madde oldukça önemli bir ifadeyle kabul edildi; buna gerekçe olarak da "at sahibine göre kişner, biz böyle bir usul öngördük" denildi. Doğrudur, herhalde 2 nci maddeyle ilgili olarak bir güven bunalımı vardı ki, bunu ortadan kaldırmak için böyle bir düzenlemeye ihtiyaç oldu. Ama, benim kanaatime göre, bu düzenleme ihtiyacı, güven bunalımından ziyade, özelleştirme işlemleri üzerindeki bütün tasarrufları paylaşmak amacına dayalıdır. Açıklık ve şeffaflık gerektiren hususları içeren bir düzenlemeyi veyahut da bu usulleri belirleyen bir düzenlemeyi içeren 2 nci maddeye geldiğimiz zaman hemen şunu söylemek istiyoruz. İddialarda, televizyonlarda dahi en açık şekilde ihalelerin ve pazarlıkların yapıldığı neşrediliyor "bundan daha fazla açıklık ve şeffaflık olur mu?" deniliyor. Doğrudur; ama, hatırlarsanız veyahut da programına rastlayanlarınız görmüştür ki, televizyonlarda illüzyonistler de çıkıyor ve hünerlerini gösteriyorlar. Bu illüzyon gösterilerinin arkasında, acaba yapılan her şeyi farkediyor musunuz ve yapılanlar gerçek midir?! Bu gösterilerin arkasında çok çeşitli araçlarla yapılan hazırlıklar vardır. İşte, özelleştirme konusunda herhangi bir açıklık söz konusuysa, bunun arka perdesindeki açıklıkları ve burada da ifade edildiği gibi, özellikle, ihale şartnamelerinin ne olup ne olmadığını çok dikkatle gözlemlemek mecburiyetindeyiz.
Bakınız, size, özel bir örnek vermek istiyorum; fakat, bu örneği verirken, herhangi bir isim de zikretmeyeceğim: Türkiye'nin, belki en son özelleştirilebilecek olan -ki, bu özelleştirme, mülkiyetin özelleştirilmesi şeklinde değil- limanların özelleştirilmesi konusunun geçtiğimiz ay içinde sonuçlandırıldığı, bir kısmının ihalelerinin sonuçlandırıldığı ifade edildi. Limanlar, belki, özelleştirilmede en son dikkate alınacak bir alandı; ama, gördük ki, örneğin, Antalya Limanı, ağır ceza mahkemesi tarafından iki sene ağır hapse mahkûm edilmiş, hem de evrakta sahtekârlık ve görevi, emniyeti suiistimal dolayısıyla iki yıl ağır hapse mahkûm edilmiş bir şahsa maalesef ihale edildi. Bu yapılan pazarlık televizyonda da olsa, neresinden bakarsanız, herhalde, bunları alanların ne olduğunun ne olmadığının açıklığa kavuşması mümkün değil.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
EMİN KUL (Devamla) – Sayın Başkan, çok kısa...
BAŞKAN – Buyurun efendim.
EMİN KUL (Devamla) – Dolayısıyla, şeffaflıktan bahsederken, yapılan özelleştirme ihalelerinin de, hangi şekilde, hangi unsurlarla yapıldığını ve o illüzyon gösterisinin arkasında neler olup olmadığını gözlemlemek mecburiyetindeyiz.
Bu düzenlemenin, bu gözlemlememize yeterli cevap verecek bir düzenleme olmadığını ve Anayasaya aykırı bir içerik ihtiva ettiğini de ifade ediyor, saygılarımı arz ediyorum.
Teşekkür ederim. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Kul, teşekkür ediyorum.
Sayın Oğuz, kişisel söz talebiniz var; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)
ALİ OĞUZ (İstanbul) – Muhterem Başkanım, değerli arkadaşlarım; müzakere konusu kanun tasarısı üzerinde değerli görüşlerini serdeden arkadaşlarıma şükranlarımı arz ediyorum.
Ancak, burada, bütün grupların tek bir hedefi olduğu hususunda hiç kimsenin şüphesi yoktur; en doğruyu, en isabetliyi ve memleketimiz, milletimiz hakkında ve milletimiz ve memleketimizin menfaatına olan en uygun şekli bulmak hususunda, herkesin belli bir görüşü vardır. Ancak, bu görüşlerin izhar ve ifadesinde, burada, bazı incitici davranış, söz ve ifadeleri, huzurlarınızda, yadırgadığımı ifade etmek istiyorum.
Sayın Hacaloğlu "vurgun, soygun, peşkeş" şeklinde çok ağır ifadeler kullandı. Bunların kullanılmasının, ne Grubu hakkında ne de şahsı hakkında bir fayda getireceğini ben sanmıyorum. Bunların kullanılması -hakaretamiz elfazın kullanılması- sadece kullanana zarar verir diye ifade etmek istiyorum.
Aslında, Sayın Temizel'in, buraya gelip teknik konuları ifade etmesi, fevkalade isabetli bir davranıştı; içerisinde, hiçbir hakaret, sövme, aşağılama ve incitici söz de yoktu. Onun için, ben, buradan, kendilerini tebrik ediyorum ve özellikle, bunların nazik bir eda içerisinde söylenmesinin, tatlı bir üslup içerisinde söylenmesinin faydasına bütün arkadaşlarım inanmış durumdadırlar. O bakımdan bunu tespit etmek istedim. Yine, üslubu beyan ayniyle insandır, kem söz sahibine aittir. Bunu ifade etmek istedim.
Değerli arkadaşlarım, Anayasa Mahkemesinin bozması ve iade etmesi hususundaki tespitleri, burada, mümkün olduğu kadar gerek Komisyonumuz gerekse Meclisimiz, üzerinde hassasiyetle durarak bunu tanzim etmek istemiştir. Huzurunuzdaki metinde, tasarıda, Anayasa Mahkemesinin bozması istikametindeki tespitleri gayet vazıh ve açık bir şekilde önümüzde görüyoruz.
İhale komisyonlarının oluşumu ile ihale usul ve işlemleri (C) bendinde açık bir şekilde ifade edilmiş ve dercedilmiştir. Ayrı ayrı bütün metni size okuma imkânım yok; çünkü, zaman yetmiyor. Komisyonun teşkili hususundaki bozma yerine getirilmiş ve burada, açık bir şekilde, komisyonun nasıl teşkil edeceği hususu da yine hükme bağlanmıştır. İhale usullerinde, kapalı teklif usulü, pazarlık usulü, açık artırma usulü, belirli istekliler arasında kapalı teklif usulü şeklinde yine hükme bağlanmış ve bunların nasıl tespit edileceği hususu da, tek tek paragraflar halinde, fıkralar halinde, bentler halinde ifade edilmiştir. Kapalı teklif usulünün nasıl yapılacağı, pazarlık usulünün nasıl yapılacağı, açık artırma usulünün nasıl yapılacağı, belirli istekliler arasında kapalı teklif usulünün nasıl yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Özellikle, varlık satışı suretiyle yapılacak özelleştirme uygulamalarına ilişkin ihalelerde, kapalı teklif, pazarlık ve açık artırma usullerinden birisinin uygulanacağı hususu da yine hükme bağlanmıştır. Satış yöntemi dışındaki yöntemlerle yapılan özelleştirme uygulamalarına ilişkin ihalelerin de pazarlık ve açık artırma usulü şeklinde yapılacağı hükme bağlanmış; bu da Anayasa Mahkemesinin bozmasına ve maksadına uygun bir düzenlemedir ve böylece kanunlaştığı takdirde, isabetli bir kanun olacağını ifade ediyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum efendim. (RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Oğuz teşekkür ediyorum.
Sayın milletvekilleri, madde üzerindeki müzakereler tamamlanmıştır.
Maddeyle ilgili önergeler vardır.
NİHAT MATKAP (Hatay) – Naylondur; çekerler...
Sayın Başkan, karar yetersayısının aranmasını istiyoruz.
BAŞKAN – Madde bir fıkradan ibarettir; ancak, 12 önerge vardır; geliş sırasına göre ilk 4 önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun tasarısının 2 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "oyçokluğu" ibaresinin "oybirliği" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet Gözlükaya Mustafa Kemal Aykurt Ömer Özyılmaz
Denizli Denizli Erzurum
DYP Grubu Başkanvekili
Ümran Akkan Sıtkı Cengil Şaban Şevli
Edirne Adana Van
Mustafa Yünlüoğlu
Bolu
GÖZLÜKAYA (Denizli) – Önergeleri geri çekiyoruz efendim.
BAŞKAN – Hepsinde imzanız var mı?
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, imzamın bulunduğu önergeleri geri çekiyorum.
BAŞKAN – Peki efendim; önergeleri okuyalım da...
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun tasarısının 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "oyçokluğu" ifadesinin "oybirliği" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet Gözlükaya Mustafa Kemal Aykurt Ömer Özyılmaz
Denizli Denizli Erzurum
DYP Grubu Başkanvekili
Şaban Şevli Sıtkı Cengil Abdullah Örnek
Van Adana Yozgat
Ümran Akkan Mustafa Yünlüoğlu
Edirne Bolu
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun tasarısının 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci satırında yer alan "idare tarafından" ibaresinin "idarece" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet Gözlükaya Mustafa Kemal Aykurt Ümran Akkan
Denizli Denizli Edirne
DYP Grubu Başkanvekili
Mustafa Yünlüoğlu Ömer Özyılmaz
Bolu Erzurum
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun tasarısının 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci satırında yer alan "kurulun onayına" ifadesinin "kurula" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet Gözlükaya Mustafa Kemal Aykurt Ümran Akkan
Denizli Denizli Edirne
DYP Grubu Başkanvekili
Mustafa Yünlüoğlu Ömer Özyılmaz
Bolu Erzurum
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Geri çekiyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Efendim, önergeler geri çekildi; dolayısıyla, önerge yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum...
(DSP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)
HASAN HÜSAMETTİN ÖZKAN (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Oya sundum Sayın Özkan... Oya sundum efendim...
HASAN HÜSAMETTİN ÖZKAN (İstanbul) – Oya sundunuz mu!..
OYA ARASLI (İçel) – Sayın Başkan, usul hakkında söz rica ediyorum...
BAŞKAN – Efendim, müsaade buyurun...
OYA ARASLI (İçel) – Sayın Başkan, usul hakkında bizim bir önergemiz olacak, ayrı ayrı oya sunulması konusunda...
BAŞKAN – Sayın Araslı, onu fark ettik, şimdi onu okuyacağız; yalnız, müsaade buyurun... (RP ve DYP sıralarından gürültüler)
NİHAT MATKAP (Hatay) – Yani, oylamaya geçmediniz daha...
BAŞKAN – Efendim bir durun... Bir durun Sayın Matkap...
Bir önerge var okutuyorum... (RP ve DYP sıralarından "ellerimiz havada" sesleri, gürültüler)
Bir önerge var efendim, bir müsaade buyurun... Bir önerge var; biz hata etmişiz, arkadaşlarımız vermemişler zamanında, ne yapalım...
Efendim, oylama işlemimiz devam ediyor; ancak, mesele şu: Sayın Araslı ve birlikte imza atan arkadaşlarımız derler ki...
A. TURAN BİLGE (Konya) – Vakit geçirme!..
BAŞKAN – Efendim, önergenin ne olduğunu ifade etmeyeyim mi; neyi oylayacağız biz?!.
Önerge sahipleri derler ki; (B) ve onunla ilgili alt bentler ayrı ayrı oylanmalıdır; (C) ve ona bağlı alt bentler ayrı ayrı oylanmalıdır.
İçtüzüğün 83 üncü maddesi gayet açık; Genel Kurul kabul ederse, orada fıkralar ve meseleler ayrı ayrı oylanabilir. Tüzük yapıcı 83 üncü maddede bir fıkradan, bir de meselelerden söz etmiştir; dolaylısıyla bentlerden söz etmemiştir.
Başkanlığın bu konudaki anlayışı şudur: (B) ve ona bağlı bentlerin tamamı bir meseledir. (C) ve ona bağlı alt bentlerin tamamı bir meseledir. Dolayısıyla ortada iki mesele var ve dolayısıyla, (B) ye bağlı meselelerle (C)'ye bağlı meselelerin ayrı ayrı oylanmasından yanadır Başkanlık. Ancak, tabiî, bunun için Genel Kurulun onayını almamız gerekir. Bu sebeple, (B)'nin altındaki meselelerin ayrı, (C)'nin altındaki meselelerin ayrı ayrı oylanıp oylanmamasını Genel Kuruldan soracağım.
OYA ARASLI (İçel) – Sayın Başkan, bir husus hakkında müsaade eder misiniz?..
BAŞKAN – Buyurun Sayın Araslı.
OYA ARASLI (İçel) – Sayın Başkan, elimizdeki 2 nci madde bir çerçeve maddedir. Onun için, biz burada "bent" diye ifade etsek de etmesek de her harf taşıyan kısmı, çerçeve maddenin fıkralarıdır bu maddede. Başka türlü bir madde olsaydı, çerçeve madde olmasaydı, haklıydınız söylediğinizde; ama, çerçeve maddedir ve onun için maddeyle ilgili her husus, çerçeve maddenin fıkraları niteliğini taşımaktadır.
İkinci olarak, 83 üncü madde gaye