DÖNEM : 20 CİLT : 24 YASAMA YILI : 2
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
75 inci Birleşim
1 . 4 . 1997 Salı
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Hatay Milletvekili Mehmet Sılay’ın, Hollanda ve Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızın uğradıkları saldırılara ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Nevzat Ercan’ın cevabı
2. – Ağrı Milletvekili Yaşar Eryılmaz’ın, Hollanda ve Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızın uğradıkları saldırılara ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Nevzat Ercan’ın cevabı
3. – Devlet Bakanı Nevzat Ercan’ın, Hatay Milletvekili Mehmet Sılay ve Ağrı Milletvekili Yaşar Eryılmaz’ın, Hollanda ve Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızın uğradıkları saldırılara ilişkin gündemdışı konuşmalarına cevabı
4. – İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen’in, taksici esnafına yönelik cinayetlere ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Rusya Federasyonuna gidecek olan Turizm Bakanı M. Bahattin Yücel’e dönüşüne kadar, Devlet BakanıBahattin Şeker’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/730)
2. – Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Namık Kemal Zeybek’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Ayfer Yılmaz’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/731)
3. – Türkmenistan Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Abdullah Gül’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Lütfü Esengün’ün vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/732)
4. – Irak’a gidecek olan Devlet Bakanı Ahmet Cemil Tunç’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Sacit Günbey’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/733)
5. – Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun (6/449) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/154)
6. – Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun (6/464) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (5/155)
7. – Hatay Milletvekilleri Hüseyin Yayla ve Ali Uyar’ın, Üç İlçe ve Bir İl Kurulması ile İlgili Kanun Teklifinin (2/285) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/156)
8. – Ordu Milletvekili Şükrü Yürür’ün, Erbaş ve Er Ailelerinin Ücretsiz Tedavisi Hakkında Kanun Teklifinin (2/285) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/157)
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. – Hatay Milletvekili Mehmet Sılay ve 49 arkadaşının, Doğu Türkistan’da yaşanan son gelişmeler konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/11)
2. – Anavatan Partisi Grubu adına Grup Başkanvekili ve Kastamonu Milletvekili Murat Başesgioğlu’nun, kamu personel rejiminin daha adil, dengeli ve çağdaş bir yapıya kavuşturulabilmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/179)
3. – Aydın Milletvekili Yüksel Yalova ve 63 arkadaşının, DHMİ Genel Müdürlüğünce gerçekleştirilen bazı ihaleler ve Antalya Havalimanı ve Yeni Dışhatlar Terminal Binası ihalesiyle ilgili yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları konusunda ilgililer hakkında cezaî takibat yapılması için izin vermeyerek görevini kötüye kullandığı ve bu eylemin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/12)
IV. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Ünitelerinin 1996 Yılı Faaliyetleri Hakkında İçtüzüğün 177 ve Müteakip Maddeleri Gereğince Yaptığı Denetimle İlgili Rapor (5/13)(S. Sayısı : 248)
2. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonunun Millî Saraylar Daire Başkanlığı ve Ona Bağlı Saray, Köşk, Kasır ve Fabrikaların 1996 Yılı Faaliyetleri Hakkında İçtüzüğün 177 ve Müteakip Maddeleri Gereğince Yaptığı Denetimle İlgili Rapor (5/14)(S. Sayısı : 249)
V. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI
A) GÖRÜŞMELER
1. – Bitlis Milletvekili Kâmran İnan ve 24 arkadaşının, yurt dışında açılan temsilcilikler ve buralarda görevlendirilen personel ile çeşitli nedenlerle yurt dışına gönderilen kamu görevlilerinin nicelik, nitelik ve malî yüklerinin bütün yönleriyle araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi ve (10/90) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Raporu (S. Sayısı : 242)
VI. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – Malatya Milletvekili Ayhan Fırat’ın;
- SSKGölcük Dispanserinde bazı kişilerin sınavsız olarak işe başlatıldığı iddialarına,
- SSK Gölcük Dispanserinde işe başlatılan bazı kişilerin akrabası olup olmadığına,
- Gölcük Sosyal Sigortalar Dispanserinde işe başlatılan bir kişiye,
İlişkin soruları ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik’in yazılı cevabı (7/2102, 2103, 2104)
2. – Adıyaman Milletvekili Celal Topkan’ın, Antalya’da sürekli aydınlık için bir dakika karanlık eylemi sırasında bir vatandaşın polis uygulamaları sonucu öldüğü iddiasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Meral Akşener’in yazılı cevabı (7/2118)
3. – Antalya Milletvekili Bekir Kumbul’un, Antalya’da bir vatandaşın ölümüne sebep olduğu iddia edilen polis yetkilileri hakkında yapılan işlemlere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Meral Akşener’in yazılı cevabı (7/2122)
4. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, Gaziantep Havaalanını şehir merkezine bağlayan yolun tamamlanmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan’ın yazılı cevabı (7/2128)
5. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, GAP Bölgesindeki ihracat ve üretimin artırılmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Ayfer Yılmaz’ın yazılı cevabı (7/2129)
6. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, Gaziantep Tarsus Otoyolu Bahçe-Gaziantep bağlantısının ne zaman tamamlanacağına ilişkin Başbakandan sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan’ın yazılı cevabı (7/2130)
7. Sıvas Milletvekili Mahmut Işık’ın, Gebze Cezaevinde tutuklu bulunan bir kişinin ifadesinde yer alan iddialara ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Meral Akşener’in yazılı cevabı (7/2133)
8. – Tokat Milletvekili Metin Gürdere’nin, Tokat’a bağlı bazı yerleşim birimlerinin yolları için ayrılan ödeneğe ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan’ın yazılı cevabı (7/2153)
9. – Tekirdağ Milletvekili Fevzi Aytekin’in, Türkiye’ye göçmen olarak gelen Bulgaristan Türkleri’nin geri gönderilme nedenlerine ve bazı sorunlara ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Meral Akşener’in yazılı cevabı (7/2165)
10. – İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya’nın, TÜRK TELEKOM’da usulsüzlük yapıldığı iddiasına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu’nun yazılı cevabı (7/2168)
11. – İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya’nın, bazı kişilere usulsüz yeşil pasaport verildiği iddiasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Meral Akşener’in yazılı cevabı (7/2180)
12. – Bursa Milletvekili Ali Rahmi Beyreli’nin, bir Devlet Bakanının özel misafirlerine ait yemek bedellerinin Etibank tarafından karşılandığı iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Teoman Rıza Güneri’nin yazılı cevabı (7/2183)
13. – Hatay Milletvekili Fuat Çay’ın, Hatay-Yayladağ Müftüsünün yaptığı bir konuşma hakkında soruşturma başlatılıp başlatılmadığına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Nevzat Ercan’ın yazılı cevabı (7/2185)
14. – Niğde Milletvekili Akın Gönen’in, Mülkî İdare Amirlerinin maaşlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Abdüllatif Şener’in yazılı cevabı (7/2188)
15. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, İstanbul-Meryem Ana Ermeni Kilisesine yapılan saldırı ile ilgili tahkikat açılıp açılmadığına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Meral Akşener’in yazılı cevabı (7/2223)
16. – Bursa Milletvekili Hayati Korkmaz’ın, din görevlilerinin hizmet içi eğitimine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Nevzat Ercan’ın yazılı cevabı (7/2240)
17. – İstanbul Milletvekili Nami Çağan’ın Bağ-Kur emeklilerinin maaşlarına ne zaman zam yapılacağına ilişkin sorusu ve Çalışma Bakanı Necati Çelik’in yazılı cevabı (7/2249)
18. – Erzincan Milletvekili Mustafa Kul’un, Erzincanspor’a bir yardım yapılıp yapılmayacağına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Bahattin Şeker’in yazılı cevabı (7/2250)
19. – Adana Milletvekili Tuncay Karaytuğ’un, hakkında tutuklama kararı bulunan eski bir emniyet mensubuna ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Meral Akşener’in yazılı cevabı (7/2253)
20. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Ağrı-Eleşkirt İlçesindeki İl Kütüphanesinin hizmet binası ihtiyacına ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı İsmail Kahraman’ın yazılı cevabı (7/2265)
21. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Ağrı il sınırları içindeki bazı akarsular üzerinde baraj yapılmasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı M. Recai Kutan’ın yazılı cevabı (7/2281)
22. – Bursa Milletvekili Yüksel Aksu’nun, siyanürle altın aramanın yasaklanıp yasaklanmayacağına;
- Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Bursa-Uluabat Gölündeki kirlenmeye karşı alınacak önlemlere;
İlişkin soruları ve Çevre Bakanı M. Ziyattin Tokar’ın yazılı cevabı (7/2283, 2287)
23. – Aydın Milletvekili Cengiz Altınkaya’nın, bazı taşınmaz malların satışıyla ilgili olarak Yenihisar Malmüdürlüğünce açılan ihaleye ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Abdüllatif Şener’in yazılı cevabı (7/2284)
24. – Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın, Bursa İlinin kültürel ve tarihî zenginliğinin korunmasına ve tanıtılmasına ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı İsmail Kahraman’ın yazılı cevabı (7/2300)
25. – Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya’nın, parlamentonun itibarı konusunda basında yer alan beyanlara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kalemli’nin yazılı cevabı (7/2407)
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak iki oturum yaptı.
Yapılan yoklamalar sonucunda Genel Kurulda toplantı yetersayısı bulunmadığı anlaşıldığından, yurt dışına gönderilen kamu görevlilerinin nicelik, nitelik ve malî yükleri konusundaki Meclis Araştırması Komisyonu Raporu ile diğer denetim konularını görüşmek için, 1 Nisan 1997 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 16.19’da son verildi.
Hasan Korkmazcan
Başkanvekili
Kemalettin Göktaş Ahmet Dökülmez
Trabzon Kahramanmaraş
Kâtip Üye Kâtip Üye
II. – GELEN KÂĞITLAR
28 . 3 . 1997 CUMA
Raporlar
1. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Ünitelerinin 1996 Yılı Faaliyetleri Hakkında İçtüzüğün 177 ve Müteakip Maddeleri Gereğince Yaptığı Denetimle İlgili Rapor (5/13) (S. Sayısı : 248) (Dağıtma tarihi : 28.3.1997) (GÜNDEME)
2. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonunun Millî Saraylar Daire Başkanlığı ve Ona Bağlı Saray, Köşk, Kasır ve Fabrikalarının 1996 Yılı Faaliyetleri Hakkında İçtüzüğün 177 ve Müteakip Maddeleri Gereğince Yaptığı Denetimle İlgili Rapor (5/14) (S. Sayısı : 249) (Dağıtma tarihi : 28.3.1997) (GÜNDEME)
3. – Yargıtay Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesine ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye Ekli Cetvelde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ile 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvelde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/420, 1/284)(S. Sayısı : 251)(Dağıtma tarihi : 28.3.1997) (GÜNDEME)
4. – Konya Milletvekili Ahmet Alkan’ın, Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/124)(S. Sayısı : 259)(Dağıtma tarihi : 28.3.1997) (GÜNDEME)
5. – Nevşehir Milletvekili Abdülkadir Baş ve 5 Arkadaşının, Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair 2809 Sayılı Kanuna Bir Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/281)(S. Sayısı : 260)(Dağıtma tarihi : 28.3.1997) (GÜNDEME)
6. – Başbakanlık Basımevi Döner Sermaye İşletmesi Kuruluşu Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/579) (S. Sayısı : 267)(Dağıtma tarihi : 28.3.1997) (GÜNDEME)
Sözlü Soru Önergeleri
1. – İçel Milletvekili Halil Cin’in, İçel İlinde don afetine maruz kalan narenciye ve sebze üreticilerine yardım yapılıp yapılmayacağına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/497) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
2. – İçel Milletvekili Halil Cin’in, Tarsus Kültür Merkezi binasının ne zaman hizmete açılacağına ilişkin Kültür Bakanından sözlü soru önergesi (6/498) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
3. – İçel Milletvekili Halil Cin’in, Anamur Köy Hizmetleri Şube Şefliğince partizanca uygulamalar yapıldığı iddiasına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/499) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
4. – Hatay Milletvekili Levent Mıstıkoğlu’nun, Yüksekokula dönüştürülen sağlık meslek liselerinin müdürlerine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/500) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
Yazılı Soru Önergeleri
1. – Ankara Milletvekili Mehmet Ekici’nin, elektrik enerjisi satış fiyatlarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/2389) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.3.1997)
2. – Adıyaman Milletvekili Celal Topkan’ın, Adıyaman-Besni İlçesindeki güçsüzler yurdunun bir bölününün vakfa kiraya verildiği iddiasına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2390) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.3.1997)
3. – Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, SSK eski Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu’nun döneminde personel alımlarında usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/2391) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
4. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, İstanbul-Tuzla İlçesi sınırları içinde bulunan Balık Gölüne ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/2392) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
5. – Manisa Milletvekili Tevfik Diker’in, 4070 sayılı Kanun uyarınca taşınmaz malların bedellerinin taksitle ödeme müddetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2393) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
6. – Manisa Milletvekili Tevfik Diker’in, Bakanlık önünden yürüyen yayalar için bir yasaklama olup olmadığına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2394) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
7. – Adana Milletvekili İmren Aykut’un, personel atamalarına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2395) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
8. – Gaziantep Milletvekili Mustafa Yılmaz’ın, karakollar için alınması planlanan yalan makinalarına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/2396) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
9. – Bursa Milletvekili Ali Rahmi Beyreli’nin, Bursa’da Atatürk Köşkü’nün korunmaya alınıp alınmayacağına ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/2397) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
10. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül’ün, Nevşehir-Kavaklı Kasabasında bir vatandaşın astsubay tarafından dövüldüğü iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2398) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
11. – Bursa Milletvekili Yahya Şimşek’in, Emekli Sandığına ait Bursa Çelik Palas Oteline ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2399) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
12. – Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz’in, Konya İlindeki belediyelere yapılan yardımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/2400) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
13. – Mardin Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, Mardin İlinde teşvik edilen yatırımlara ve kapalı bulunan fabrikalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2401) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
14. – Mardin Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki kapalı okul sayısına ve öğretmen açığına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2402) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
15. – Mardin Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Mardin İlindeki sağlık merkezlerinin dağılımına ve sağlık personeli açığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2403) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
16. – Mardin Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, Mardin İlindeki organize sanayi bölgelerine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/2404) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
17. – Rize Milletvekili Avni Kabaoğlu’nun, Ardeşen-Pazar İlçesi arasındaki bölgeye havaalanı yapılıp yapılmayacağına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/2405) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
18. – Manisa Milletvekili Tevfik Diker’in, Çevre Bakanının telkinleriyle işadamlarınca bir kişinin hesabına para yatırıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2406) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
31 . 3 . 1997 PAZARTESİ
Raporlar
1. – Özellikle Afrika’da Ciddî Kuraklık ve/veya Çölleşmeye Maruz Ülkelerde Çölleşmeyle Mücadele İçin Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Çevre ve Dışişleri komisyonları raporları (1/533)(S. Sayısı : 258) (Dağıtma tarihi: 31.3.1997) (GÜNDEME)
2. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Polonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşmasının Tadiline İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonları raporları (1/331)(S. Sayısı : 261) (Dağıtma tarihi : 31.3.1997) (GÜNDEME)
3. – Dünya Sağlık Teşkilatı Anayasasının 24 ve 25 inci Maddelerinde Yapılan Değişikliklerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri komisyonları raporları (1/373) (S. Sayısı : 262) (Dağıtma tarihi : 31.3.1997) (GÜNDEME)
4. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çek Cumhuriyeti Hükümeti Arasındaki Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonları raporları (1/472) (S. Sayısı : 263) (Dağıtma tarihi : 31.3.1997) (GÜNDEME)
5. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Dışişleri komisyonları raporları (1/312) (S. Sayısı : 264) (Dağıtma tarihi : 31.3.1997) (GÜNDEME)
6. – Motorlu Taşıtlar Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve İçişleri ve Dışişleri komisyonları raporları (1/367) (S. Sayısı : 265) (Dağıtma tarihi : 31.3.1997) (GÜNDEME)
7. – 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 23 Arkadaşının, 12.3.1982 Tarihli ve 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 19 uncu Maddesinin (b) Fıkrasının Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi, Manisa Milletvekili Erdoğan Yetenç’in, 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Aydın Milletvekili Ali Rıza Gönül, Denizli Milletvekili Mehmet Gözlükaya ile Refah Partisi Grup Başkanvekili Malatya Milletvekili Oğuzhan Asiltürk’ün 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ve 1072 Sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/580, 2/114, 2/223, 2/637)(S. Sayısı : 268) (Dağıtma tarihi : 31.3.1997)(GÜNDEME)
8. – İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu ve 9 Arkadaşının, 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/173) (S. Sayısı : 269)(Dağıtma tarihi : 31.3.1997)(GÜNDEME)
9. – Vakıflar Umum Müdürlüğü Vazife ve Teşkilatı Hakkında Kanuna Üç Ek Madde Eklenmesine İlişkin Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/457) (S. Sayısı : 270) (Dağıtma tarihi : 31.3.1997)(GÜNDEME)
Yazılı Soru Önergesi
1. – Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya’nın, Parlamentonun itibarı konusunda basında yer alan beyanlara ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/2407)(Başkanlığa geliş tarihi : 18.3.1997)
1 . 4 . 1997 SALI
Tasarı
1. – Kuzey Atlantik Konseyine Taraf Devletler ve Barış İçin Ortaklık Programına Katılan Diğer Devletler Arasında Kuvvetlerin Statüsüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/59)(Millî Savunma ve Dışişleri komisyonlarına)(Başkanlığa geliş tarihi : 31.3.1997)
Teklifler
1. – Ankara Milletvekili Mehmet Ekici ve 5 Arkadaşının; Barajların ve Su Havzalarının Ağaçlandırılması Hakkında Kanun Teklifi (2/743) (Çevre ve Plan ve Bütçe ve Tarım, Orman ve Köyişleri komisyonlarına)(Başkanlığa geliş tarihi : 25.3.1997)
2. – Ankara Milletvekili Mehmet Ekici ve 5 Arkadaşının; 1076 Sayılı Yedeksubaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/744) (İçişleri ve Millî Savunma komisyonlarına)(Başkanlığa geliş tarihi : 25.3.1997)
3. – Samsun Milletvekili Biltekin Özdemir ve 82 Arkadaşının; Ülkemizin Tanıtımında Katkısı Olan Gençlik ve Spor Kulüplerinin Ödüllendirilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/745) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonlarına)(Başkanlığa geliş tarihi : 25.3.1997)
4. – Konya Milletvekili Lütfi Yalman ve 6 Arkadaşının; Emlak Bankasından Dövize Endeksli Konut Kredisi Alan Kişilerin Ödemelerinin İyileştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/746) (Plan ve Bütçe Komisyonuna)(Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
5. – Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; 2809 Sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında Kanuna Bir Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/747) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonlarına)(Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
6. – Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Terörist Faaliyetler Nedeniyle Meydana Gelen Hasar ve Tahribata ve Güvenlik Nedeniyle Boşaltılan Yerleşim Yerlerinin Yeniden Kurulmasına İlişkin Hizmetlerin Yürütülmesi ile 3838 Sayılı Kanunun Bir Maddesinin Kaldırılması ve 7269 Sayılı Umumî Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanuna Geçici Bir Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/748)(İçişleri ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe komisyonlarına)(Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
7. – Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Akpazar Kasabasının İlçe Olması Hakkında Kanun Teklifi (2/749) (İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
Genel Görüşme Önergesi
1. – Hatay Milletvekili Mehmet Sılay ve 49 arkadaşının, Doğu Türkistan’da yaşanan son gelişmeler konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 102 ve 103 üncü maddeleri uyarınca bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/11)(Başkanlığa geliş tarihi : 25.3.1997)
Meclis Araştırması Önergesi
1. – Anavatan Partisi Grubu adına Grup Başkanvekili ve Kastamonu Milletvekili Murat Başesgioğlu’nun, kamu personel rejiminin daha adil, dengeli ve çağdaş bir yapıya kavuşturulabilmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/179)(Başkanlığa geliş tarihi : 31.3.1997)
Meclis Soruşturması Önergesi
1. – Aydın Milletvekili Yüksel Yalova ve 63 arkadaşının D.H.M.İ.’nce gerçekleştirilen bazı ihaleler ve Antalya Havalimanı ve yeni dış hatlar terminal binası ihalesiyle ilgili yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları konusunda ilgililer hakkında cezaî takibat yapılması için izin vermeyerek görevini kötüye kullandığı ve bu eylemin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/12)(Başkanlığa geliş tarihi : 26.3.1997)
Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri
1. – İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen’in, İslamî Halk Komutanlığı örgütüne üye olup olmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2098)
2. – Hatay Milletvekili Atila Sav’ın, gıda imalatı ve satışı yapan esnaf ve sanatkârlara verilen çalışma izni belgesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2099)
3. – Hatay Milletvekili Fuat Çay’ın, Sincan Belediye Başkanını cezaevinde ziyaret etmesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2108)
4. – Manisa Milletvekili Tevfik Diker’in, Eskişehir Sivrihisar Devlet Hastanesinde görevli hemşirelerin kıyafet yönetmeliğine uymadıkları iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2115)
5. – İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş’ın, dövize endeksli konut kredisi alan kişilerin mağduriyetine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2120)
6. – Çanakkale Milletvekili Mehmet Küçük’ün, 1987 ve 1996 ÖSYM Sınavı sonuçlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2121)
7. – Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, Kırıkkale-Dicle Devlet Hastanesi inşaatına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2124)
8. – Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak’ın, Kırıkkale-Sulakyurt Devlet Hastanesi inşaatına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/2125)
9. – Niğde Milletvekili Akın Gönen’in, genel af çıkarılıp çıkarılmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2126)
10. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, Gaziantep sanayii ve tarım ürünleri fuarlarına destek sağlanıp sağlanmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2127)
11. – Hatay Milletvekili Fuat Çay’ın, İran’ın Ankara Büyükelçisinin verdiği beyana ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/2136)
12. – Bursa Milletvekili Ali Rahmi Beyreli’nin, Ağrı Et-Balık tesisleri ve KÜMAŞ’ın özelleştirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2137)
13. – Manisa Milletvekili Hasan Gülay’ın, Adalet Bakanının özel arabasının kaçak olduğu iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2139)
14. – Gaziantep Milletvekili Mustafa Yılmaz’ın, cezaevinde bulunan Sincan Belediye Başkanını ziyaretine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2140)
15. – Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun, Bartın-Kurucaşile’de yapımı süren lisenin Gemi İnşa ve Yat Yapımı Anadolu Meslek Lisesine dönüştürülmesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2145)
16. – Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun, cezaevleri infaz ve koruma başmemur ve memurlarına bazı hakların verilip verilmeyeceğine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2148)
17. – Manisa Milletvekili Tevfik Diker’in, bir beyanına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2155)
18. – Burdur Milletvekili Yusuf Ekinci’nin, Burdur’da bulunan bazı turizm merkezlerinin tanıtımı ve ziyarete açılmaları için yapılan çalışmalara ilişkin Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/2156)
19. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, Adalet Bakanı tarafından ihalelerin R.P.’lilere verilmesi yönünde bazı bakanlara baskı yapıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2162)
20. – İzmir Milletvekili Ahmet Piriştina’nın, basında yer alan bazı beyanlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2164)
21. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, günlük bir gazetede çıkan habere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2167)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.00
1 Nisan 1997 Salı
BAŞKAN : Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU
KÂTİP ÜYELER: Ali GÜNAYDIN (Konya), Fatih ATAY (Aydın)
BAŞKAN – Çalışmalarımızın hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ederek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75 inci Birleşimini açıyorum.
Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; çalışmalara başlıyoruz.
Gündemdışı söz talepleri vardır; değerli üç milletvekili arkadaşımıza sırasıyla söz vereceğim.
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Hatay Milletvekili Mehmet Sılay’ın, Hollanda ve Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızın uğradıkları saldırılara ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Nevzat Ercan’ın cevabı
BAŞKAN – Birinci sırada, Hatay Milletvekili Sayın Sılay, Lahey'de vatandaşlarımızın maruz bırakıldığı insanlıkdışı saldırıyla ilgili olarak Yüce Kurulu bilgilendirmek istediler.
Ben, hayatlarını kaybeden yurttaşlarımıza Cenabı Allah'tan rahmet diliyorum. Bir temennide daha bulunuyorum: İnşallah, yurt dışındaki tüm insanlarımız, kendi ülkelerinde aş, iş ve imkân bulup, süratle dönerler.
Sayın Sılay, buyurun efendim.
MEHMET SILAY (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son hafta içinde Hollanda'nın Lahey şehrinde katledilen Kösedağ ailesinin 6 şehidine ve dün Almanya'nın Krefeld şehrinde yakılan Demir ailesinin rahmeti Rahman'a uğurladığımız 3 şehidine Allah'tan rahmet, milletimize, yurt dışında çalışan bütün işçi kardeşlerimize başsağlığı ve esenlikler dileyerek sözlerime başlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Hollanda'nın Lahey Şehrinde, gencecik anneden kırk günlük bebeğe kadar, aynı aileden 6 kişinin yakılarak öldürülmesinin acısı, şehitlerimizin Eleşkirt'te toprağa verilmesiyle sona ermedi; çünkü, bu, ne ilkti ne de son... Yine, aynı gün ve aynı şehirde, Türk-İslam Vakfı ve Azerbaycan Kültür Merkezi Lokaline molotofkokteyli atıldı. Aynı saatlerde, Almanya'nın Limburg Kentinde, Türk-Alman Dostluk Derneğine el bombasıyla saldırıldı ve son haber, dün Krefeld'de 4 vatandaşımız yakıldı...
Polise göre, bu sabotaj ve cinayetler, ırkçı gruplar ya da bölücü terör örgütleri tarafından gerçekleştirildi.
Değerli milletvekilleri, Hollanda, hepinizin bildiği gibi, demokrasinin, insan haklarının ve eğitim özgürlüğünün alabildiğine yaşandığı dünyanın örnek ülkelerinden biridir; ancak, PKK'nın, sözde sürgündeki sembolik parlamentosunun Lahey'de açılmasına ve barınmasına izin vermekle, ilk uluslararası sabıkasını aldı ve bedelini ödemeye başladı.
Bugün, Avrupa'da, toplam 3,5 milyon gurbetçi kardeşimiz yaşamakta ve bunun sadece 2,5 milyonu Almanya'da çalışıyor. On onbeş yıl öncesine kadar "ya entegrasyon ya göç" diyorlardı. Bu zaman dilimi içinde memlekete kesin göçlere rağmen, Avrupa ülkelerinde çalışan kardeşlerimiz, üçüncü jenerasyonla varlıklarını çoğalarak sürdürmektedirler. Her iki Almanya'nın birleşmesinden doğan ekonomik yükün büyük bölümünü de Türk işçileri omuzlamaktadır.
Solidaritet Zuschlag, diğer anlamıyla Dayanışma Yardımı adındaki yeni vergi türü, -gurbetçilerimizden kesilen miktar olarak söylüyorum- 1 milyar Doyçe Marktır. Yani, horlanan işçilerimizin emek ve alınterinden, sadece Almanya'nın refahı için yılda 1 milyar mark katkı var.
Değerli milletvekilleri, çağdışı, insanlıkdışı ırkçılık ve yabancı düşmanlığıyla, açık ifade etmek gerekir ki, resmen ayırımcı bir politika uygulanıyor Avrupa'da. Olayların ardından, Alman Çalışma Bakanının, Dışişleri Bakanı Klaus Kinkel'in veya Helmut Kohl'ün, bu unsuru siyaseten ağızlarına almamaları, düşmanlığın körüklenmesine destek anlamına gelmektedir. Alman ırkçılarının yakarak öldürdükleri işçi kardeşlerimiz tabutlarla Türkiye'ye gönderilirken, Alman Bakanın, havaalanında "Üzgünüm; büyük talihsizlik" demesi bile, resmiyet adına, timsahın gözyaşlarıdır. Çünkü, tedbir almıyor, faillere caydırıcı ceza vermiyorlar.
Şimdi, gurbetçilerimize karşı, üstün ırk hezeyanıyla, yabancı düşmanlığına, bir de, Lahey'de olduğu gibi, bölücülerin saldırıları eklenmiştir.
Değerli milletvekilleri, rakamlarla açıklık getiriyorum: Almanya Federal İstatistik Dairesinin resmî verilerine göre, son 60 ayda -son 5 yılda- sadece Almanya'da çalışan yabancı işçilere yönelik 24 340 defa darp ve saldırı olmuştur. Bu saldırı ve cinayetlerin yüzde 95'i Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına karşı yapılmıştır. Bunlar arasında, dünya kamuoyunun bildiği, Mölln, Solingen ve Karlsruhe'de Alman ırkçılar tarafından Türklerin evleri kundaklanmış, çoluk çocuk yakılarak katledilmiştir. İşyeri ve sokakta yaralananların sayısı onbinleri bulmaktadır. Bunların hiçbiri milletimize reva değildir. Ancak, değerli arkadaşlarım, tarih felsefecilerine göre, şoven ırkçıların saldırıları İstanbul'un rövanşıdır, devam edecektir ve ırkçı partilerin grafiği Batı'da yükselmektedir.
Peki, değerli milletvekilleri, ekmek parası için gittiği gurbet ellerde itilip kakılan, aşağılanan ve yaşama hakkı elinden alınan kardeşlerimizin mağduriyetini büyükelçiliklerimiz bilmiyor muydu; konsoloslarımız, çalışma ataşelerimiz şüphesiz biliyordu. Otuzbeş yıldır tezgâhlanan bu zulmün giderilmesi için, özellikle çalışma ataşelerimiz nasıl girişimde bulundu ve hangi tedbirleri aldılar?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Sılay, 2 dakika?..
MEHMET SILAY (Devamla) – 1 dakikada bitireceğim efendim.
BAŞKAN – Benim hamiyetimi sınırladınız; peki...
Buyurun.
MEHMET SILAY (Devamla) – Genelde halkın değerleriyle barışık olmayan Dışişlerimiz ne yaptı ve hangi tedbirleri önerdi? Bunu sorgulamak zorundayız.
Bugün, bölücü ve ırkçı politikalar nedeniyle ortaya çıkan haksızlıkların araştırılması için, Yüce Meclis tarafından, artık, bir komisyon teşkili şart olmuştur. Bu araştırma komisyonuyla, işçilerimizin uğradığı zararların tespiti, tazmini ve ciddî tedbirlerin alınması mümkün olacaktır.
Değerli milletvekilleri, aciliyeti dolayısıyla ilginizin devamını diler, saygılar sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Sılay teşekkür ediyorum efendim.
Sayın Sevigen, üçüncü sıradaki arkadaşımız da aynı konuyla ilgili konuşacak. Sayın Bakan, aynı konudaki iki konuşma arka arkaya olursa, birlikte cevap verme ya da katkıda bulunma imkânını bulacak. Zatıâlinize üçüncü sırada söz vereyim.
Hatipler, zaten hep son konuşmayı arzu ederler.
MEHMET SEVİGEN (İstanbul) – Hay hay efendim.
2. – Ağrı Milletvekili Yaşar Eryılmaz’ın, Hollanda ve Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızın uğradıkları saldırılara ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Nevzat Ercan’ın cevabı
BAŞKAN – Sayın Eryılmaz, buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)
YAŞAR ERYILMAZ (Ağrı) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Hollanda'nın Lahey Kenti Denaoğ mahallinde 6 Ağrılı hemşerimin, 6 Türk vatandaşının kundaklama sonucu vefatı nedeniyle söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinize saygılar sunarım.
Değerli milletvekilleri, sözlerimin hemen başında, 28 Mart 1997'de saat 02.00 sularında menfur hadisede hayatlarını kaybeden Ağrı İli Eleşkirt İlçesi Gözaydın Köyünden anne Mahi Kösedağ, kızları Songül ve Aysel Kösedağ, oğulları Muhammed ve Yakup Kösedağ ile bir aylık bebeleri Huri Kösedağ'a Allah'tan rahmet, Ağrılılara ve Türk Milletine başsağlığı diliyorum.
Değerli milletvekilleri, birkaç gün önce yaşadığımız olay, ilk örnek değildir; temennim son olmasıydı; ancak, daha dün, Almanya'nın Krefeld Kentinde, benzer bir olayla, bir kundaklama sonucu 3 vatandaşımız daha katledilmiştir. Demir Ailesi mensuplarına da, bu vesileyle başsağlığı diliyor, Alllah'tan rahmet niyaz ediyor, Türk Milletine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Değerli milletvekilleri, Avrupa, insan hakları konusunda duyarlı olduğunu her fırsatta dile getirmektedir. Avrupalı olmanın göstergesi olarak da, insan haklarına saygı kavramını ortaya koymaktadır. Bilindiği gibi, insanın en öncelikli hakkı yaşama hakkıdır. İnsan hakkına saygı, insanın yaşama hakkına duyulan saygıyla başlar. Hatta, Türkiye'yi, insan hakları konusunda sınıfta bırakan Avrupalı dostlarımız, kendi ülkelerinde yaşayan, onlar için çalışan, onlar için üreten insanların yaşama haklarını ellerinden almakta sakınca görmemektedirler. Bu, nasıl bir zihniyettir; bu, nasıl bir medeniyet anlayışıdır? Bu, bir çifte standart değil midir? Böyle bir olay Türkiye'de yaşanmış olsaydı, bizim insanlarımız "barbar" sıfatıyla bütün dünyaya jurnal edilecek, Avrupa basını ve medyası, birinci haber olarak ve sürmanşetlerle konuyu günlerce işleyecekti.
Değerli milletvekilleri, demek ki, ırkçılık, hâlâ, Avrupa'da kanayan bir yara olarak devam etmekte. Bizler, Avrupa'dan, bu kanamayı durdurmasını beklerken; aksine, tahrik ve teşvik edici davranışlarda bulunulması, bizleri ziyadesiyle üzmektedir. Bu nedenle, Avrupalı dostlarımız, bu konuyu kendi öncelikli sorunları arasına alarak görüşüp, tartışmalıdırlar diye düşünüyorum.
Dünyada yaşayan herkes, farklı insanlarla da, onlardan olmayanlarla da bir arada yaşamayı öğrenmeli; hepimiz, birbirimize tahammül etmeyi başarmalıyız. Almanya, Hollanda gibi ülkelerde farklılıkları değil, benzerlikleri ortaya çıkarmalı ve tüm ilişkiler de, bu benzerlikler üzerine bina edilmelidir; çünkü, bizim kültürümüz, yani, Anadolu kültürü, büyüklerin, küçüklere her zaman sevgi duyduğu; küçüklerin, büyüklere hiçbir zaman saygıda kusur etmediği bir kültürdür. Bu saygı ve sevgi akışı, doğal olarak, yerli-yabancı herkese hoşgörüyü de beraberinde getirecektir. Bizler, hoşgörülü olmayı, insan olmanın bir gereği olarak görüyoruz. 21 inci Yüzyıla girerken, Türkiye'nin en fukara ili Ağrı'dan, köyünü, evini terk ederek, gurbet ellerde daha iyi imkânlara sahip olacağını zannederek giden; ama, maalesef, cenazeleri gelen hemşehrilerimin durumu, Avrupa için, bu yüzyılın en büyük utanç tablosu olarak kalacaktır.
Değerli milletvekilleri, sözlerimi, Ağrı'da yapılan cenaze törenine ilişkin birkaç cümleyle bitirmek istiyorum. Sayın Çevre Bakanımızın cenaze törenine iştiraki, erdemli bir davranıştır; ancak, törenin bir siyasî parti şovuna dönüştürülmesini ve şeriat lehindeki sloganları da yadırgadığımı bu vesileyle ifade etmek istiyor, hepinize saygılar sunuyorum. (ANAP, DYP, DSP ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Eryılmaz, teşekkür ediyorum.
Gündemdışı konuşmalarla ilgili olarak, Genel Kurula bilgi vermek üzere, Devlet Bakanı Sayın Ercan; buyurun.
3. – Devlet Bakanı Nevzat Ercan’ın, Hatay Milletvekili Mehmet Sılay ve Ağrı Milletvekili Yaşar Eryılmaz’ın, Hollanda ve Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızın uğradıkları saldırılara ilişkin gündemdışı konuşmalarına cevabı
DEVLET BAKANI NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iki değerli arkadaşımız, Lahey'deki katliama ilişkin görüşlerini serdettiler. Ben de, bu gündemdışı konuşmalara Hükümet adına cevap vermek üzere huzurlarınızdayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Hollanda'nın Lahey şehrinde Zeki Kösedağ adlı vatandaşımızın evinin 26 Mart, sabaha karşı saat 01.30'da -ki, Türkiye saatiyle 02.30- kundaklanması sonucunda, eşi Mahi Kösedağ ve 5 çocuğunun hayatlarını kaybetmiş olmaları derin üzüntü yaratmıştır. Bu insanlıkdışı saldırıyı gerçekleştirenler, ne yazık ki, halen belirlenememiştir. Canilerin derhal yakalanarak, adalet önüne çıkarılmasını bekliyoruz. Bu amaçla, orada yaşayan tüm vatandaşlarımızın can ve mal güvenliklerinin korunması için, başta Hollanda Başbakanı olmak üzere, Dışişleri, İçişleri ve Adalet Bakanları nezdinde gerekli girişimler yapılmıştır. Ayrıca, yarın -yani 2 nisan tarihi itibariyle- insan haklarından sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Lütfü Esengün'ün başkanlığında, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyelerinden oluşan bir heyetin, Hollanda'ya giderek, gerekli inceleme, temas ve görüşmelerde bulunacağı malumunuzdur.
Ayrıca, dün -31 Mart- sabaha karşı saat 02.13'te -Türkiye saatiyle 03.13- Almanya'nın Krefeld şehrinde, Demir ailesinin konutunun kundaklanarak, 3 aile mensubunun ölümüyle sonuçlanan yeni bir insanlıkdışı saldırı olmuştur. Bu vahşi saldırılar çok esef verici olaylardır ve düşündürücüdür.
Diğer taraftan, kısa bir süre önce, Avrupa'da bazı politikacıların, medeniyet farkıyla ilgili olarak yaptıkları beyanlar, aynı zamanda, Avrupa'daki vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği açısından da olumsuz bir gelişme teşkil etmiştir.
Değerli milletvekilleri, insan hakları, ırka, dine, dile, renge, cinsiyete ya da belli bir bölgeye, coğrafyaya bağlanamaz. İnsan hakları, asla bağlanamaz dediğim din, dil, renk, cinsiyet olsun ya da belli bir bölge veya coğrafya olsun, eğer, bunlardan birine bağlanacak olursa, bir gün gelir ki, o bölgede yaşayan insanlar da, asla istemediğimiz, arzu etmediğimiz, düşünmek dahi istemediğimiz insanlıkdışı olaylarla karşılaşabilirler. O bakımdan, insan haklarının, dünyanın bir bölgesiyle, ırkla ve dinle bir ilgisinin olmadığını da ayrıca, burada ifade etmek istiyorum.
Bu bakımdan, Avrupa'yı meydana getiren değerlere esasen yabancı olan bu beyanların, bazı grupları tahrik ederek, istenmeyen sonuçlara neden olması da mümkündür. Doğal olarak, bu tür beyanlar, tüm insanlığın paylaştığı ortak değerleri rencide etmektedir.
İnsan haklarıyla ilgilenen örgütlerin ve grupların, 9 vatandaşımızın yanarak ölmelerine neden olan olaylar karşısında, nedense sessiz kalmayı tercih ettikleri görülmektedir. Oysa, bu saldırılar, en vahim insan hakları ihlalini oluşturmaktadır.
Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın can ve mal güvenliklerinin korunması ve emniyetlerinin sağlanması, bulundukları ülke makamlarının sorumluluğundadır. Bu olayların sebebi henüz tespit edilmemiş olmakla beraber, vatandaşlarımızın canlarına kasteden yabancı düşmanlığının varlığı da bilinmektedir.
Irkçılığı ve yabancı düşmanlığını şiddetle kınıyoruz. Avrupa'daki vatandaşlarımızın can ve mal güvenliklerinin sağlanması konusunda, Türkiye Cumhuriyeti her türlü önlemi almaya kararlıdır. Almanya ve Hollanda Hükümetleri nezdinde girişimde bulunarak, Avrupa'nın bugün ulaşmış olduğu refah seviyesine katkıda bulunan ve güvenlikleri, ev sahibi ülkelere emanet edilmiş olan Türk toplumunun, 20 nci Yüzyılın son döneminde, ırkçı ve yabancı düşmanı saldırılara karşı etkili biçimde korunmalarını talep ediyoruz. Irkçı saldırılara karşı gerekli önlemlerin hâlâ alınamamış olmasının hiçbir mazereti kabul edilemez.
Bu saldırılar sonucunda hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Tanrı'dan rahmet, aile mensuplarına sabır ve metanet diliyoruz. Ayrıca, Türk Milletine ve Avrupa'daki Türk toplumuna da başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Vatandaşlarımızın, bu saldırılar karşısında sağduyulu hareket edeceklerine de inanıyoruz.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.
4. – İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen’in, taksici esnafına yönelik cinayetlere ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması
BAŞKAN – Sayın Sevigen, taksici esnafının maruz bırakıldığı hunharâne cinayetlerle ilgili olarak söz talebinde bulundunuz.
Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
MEHMET SEVİGEN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önce, ben de, Hollanda ve Almanya'da acımasız saldırılarda hayatlarını kaybeden yurttaşlarımıza Tanrı'dan rahmet; ailelerine, Türk Milletine başsağlığı diliyor ve bir daha bu olayları yaşamamamızı temenni ediyorum.
Malımızı, canımızı emanet ettiğimiz; yerine göre, çilemizi çeken, bizi sabırla dinleyen; bazılarının, evde karısına sözünü geçiremediği halde, arabaya bindiği zaman "çek ulan şuraya" diyerek hor gördüğü; barda, pavyonda milyarlarca lirayı harcayıp, taksiye bindiği zaman, şoförle üç beş liranın hesabını yapıp pazarlık ettiği; bir yere gittikten sonra, parayı vermeden, ikinci bir kapısı olan binalara girip kaçarak mağdur ettiği taksici esnafımız, bütün bu olaylar bir tarafa; bırakın, plakalarla ilgili mafyayla uğraşmasını, trafik polisiyle uğraşmasını, mal sahibiyle uğraşmasını, kazandığı paranın belli bir bölümünü benzine ve parçaya ayırmasını, geçtiğimiz aylarda, son günlerde, oldukça fazla can kaybına uğramakta, gasp ve cinayete kurban gitmektedirler.
Çoğu, taksi şoförlüğünü, ek iş olarak yapmaktadır. Gündüz memurluk yaparlar, kamu görevinde çalışırlar; paraları yetmediği için, ikinci bir kamu görevi gibi, gidip kendi yöresinde, kendi bölgesinde, akşam, gece taksi şoförlüğü yaparak, çocuklarının rızklarını çıkarmaya çalışırlar. Taksici esnafımız, hırsızlık yapmadan, kimseye muhtaç olmadan, boyun bükmeden, onuruyla yaşamaya çalışır.
Bakın, son günlerde, yalnız Ankara'da, taksici esnafımıza karşı 23 cinayet ve gasp işlemi yapılmıştır. İstanbul'da, faili belli olan 3, faili meçhul 7, toplam 10 cinayetle sonuçlanan olay olmuş ve taksici esnafımız öldürülmüştür. İzmir, Ankara, İstanbul ve diğer şehirlerde olmak üzere, gasp ve cinayet sayısı, toplam 326'dır; 326 taksici esnafımız, cinayete kurban gitmiş veya gaspla karşı karşıya kalmışlardır. Tabiî, biz, bu olaylara karşı, ciddî önlem almaya çalışıyoruz; gerek emniyet kuvvetleri gerek çeşitli odalar, bu konularda ciddî bir çalışma içerisine giriyorlar; ama, biz, bu kadar çaba sarf eden insanlarımızı, sahipsiz bırakmışız. Bunların içerisinde bulunduğu sorunların başında can güvenliğinin sağlanması gerekir diye düşünüyorum.
Son günlerde, bir kabin sistemi gündeme geldi. Bu kabin sisteminin, biliyorsunuz, bir kısmı yerli, bir kısmı yabancı; kurşun geçirir, geçirmez tartışması devam ediyor. Çoğu arkadaşımızın gücü, bu kabin sistemini almaya yetmiyor. Taksici esnafının bir kısmı da şoför olarak çalışıyor, taksi sahipleri, pahalı olduğu için bunları yaptırmaya yanaşmıyorlar. Devletin, bu konuda, faizsiz kredi, yani karşılıksız değil, krediyi faizsiz olarak vermesi gerekir diye düşünüyorum. Devlet, düşük bir faizle kredi verse, taksici esnafı buna da razı. Onlara bu imkânı sağlayabildiğimiz zaman, bilhassa cinayet ve gasp olayları bir nebze olsun azalacaktır. Tabiî, bunlara, faizsiz kredi verilmesi gerekir; çünkü, çok hayatî bir konu olduğu için, devlet, bu konuda yardım eder diye düşünüyorum.
Acil olarak, şehirlerimizin giriş çıkışlarında, varoşlarlarında çalışan taksici arkadaşlarımız için kontrol sistemi kurulmalı. Bu kontrol sistemiyle, emniyet kuvvetleri, çok sık olarak, taksici esnafımızın taksilerinin içinde bulunan müşterileri denetler, gerekirse kimlik kontrolü yapıp, onların gittikleri mesafeye göre, bu telsiz sistemiyle otokontrol sistemi kurarak olayları engeller diye düşünüyorum. Bu telsiz sistemi de anakumanda merkezli olmalı. Bu, belli bir paraya dayandığı için, Halk Bankasından verilen bu konudaki kredilerin de, faizsiz veya düşük faizli olması gerekir. Belediyeler, valilikler ve meslek odalarıyla hep beraber dayanışma sağlayarak modern taksi duraklarını kurmalıyız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET SEVİGEN (Devamla) – Hemen bitiriyorum Başkanım.
BAŞKAN – Buyurun.
MEHMET SEVİGEN (Devamla) – Şehiriçi trafikte, belediye otobüslerine yaptığımız tercihli yollardan, ulaşımı daha rahat sağlayabilmek için taksicilerin de faydalanmalarını sağlamamız gerekir. Hatta, eğer, devlet, bu taksici arkadaşlarımızı koruyamıyorsa, devlet bunlara sahip çıkamıyorsa, bunlar eğitilerek, kendilerine ruhsatlı silah verilmesi gerekir. Bilhassa, varoşlarda, şehirlerarasında çalışan taksici esnafımıza -şehir dışına çıkan esnafımıza- danışarak, devlet tarafından silah verilerek, kendi kendini korumasını sağlaması gerekir diye düşünüyorum.
Ekonomik sorunlarını hepiniz benden daha iyi biliyorsunuz. Bu esnaflarımız için, götürü vergi oranlarının iyileştirilmesi gerekir, Halk Bankasından verilen kredi limitlerinin artırılması ve faizlerinin biraz daha düşürülmesi gerekir. Devletin, belli bir yerde -Devlet Malzeme Ofisi ya da kendilerinin kurabileceği bir sistemle olabilir- bu arkadaşlarımıza, bu esnafımıza biraz daha ucuz parça temin edip, plaka mafyasıyla biraz daha uğraşması gerekir diye düşünüyorum.
Sosyal güvenlik konusunda, bu arkadaşlarımızın çoğu sigortasızdır. Bunların büyük bir kısmı, biliyorsunuz, gasp suçuyla karşı karşıya kalmış ve aileleri, çocukları perişan olmuştur. Eğer, imkân varsa, sigorta sisteminde bir yenileşme yaparak, öldürülen taksici esnafımızın çocuklarının mağdur kalmaması için, devlet tarafından, en az şimdiki standartlara göre -arkadaşlarımın yaptığı bir araştırma- 5 milyar lira gibi bir para verilerek, bu ailelerin mağdur olmamasını sağlamak durumundayız diye düşünüyorum.
Bu vesileyle, bu taksici esnafımızın sorunları, yalnız benim ve bir başka partinin değil, bütün Meclisin sorunu olduğunu düşünüyor; beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Sevigen, teşekkür ediyorum.
Sayın milletvekilleri, sunuşlar, araştırma önergeleri, daha sonra okunacak rapor epeyce uzun bir süreyi gerektiriyor. Yüksek müsaadelerinizle, Divan Üyesi arkadaşımızın, belgeleri, oturduğu yerden Yüce Kurula okuması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Cumhurbaşkanlığının tezkereleri vardır; sırasıyla okutuyorum:
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Rusya Federasyonuna gidecek olan Turizm Bakanı M. Bahattin Yücel’e dönüşüne kadar, Devlet BakanıBahattin Şeker’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/730)
21 Mart 1997
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
MITT Moskova Turizm Fuarına katılmak üzere, 26 Mart 1997 tarihinde Rusya Federasyonuna gidecek olan Turizm Bakanı Bahattin Yücel'in dönüşüne kadar; Turizm Bakanlığına, Devlet Bakanı Bahattin Şeker'in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Bir başka tezkere var; okutuyorum:
2. – Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Namık Kemal Zeybek’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Ayfer Yılmaz’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/731)
27 Mart 1997
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşmelerde bulunmak üzere, 28 Mart 1997 tarihinden itibaren Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Namık Kemal Zeybek'in dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Ayfer Yılmaz'ın vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Diğer tezkereyi okutuyorum:
3. – Türkmenistan Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Abdullah Gül’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Lütfü Esengün’ün vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/732)
28 Mart 1997
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
(KEK) Karma Ekonomik Komisyon Toplantısına katılmak üzere, 30 Mart 1997 tarihinde Türkmenistan Cumhuriyetine gidecek olan Devlet Bakanı Doç.Dr.Abdullah Gül'ün dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Diğer tezkereyi okutuyorum:
4. – Irak’a gidecek olan Devlet Bakanı Ahmet Cemil Tunç’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Sacit Günbey’in vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/733)
28 Mart 1997
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşmelerde bulunmak üzere, 30 Mart 1997 tarihinde Irak'a gidecek olan Devlet Bakanı Ahmet Cemil Tunç'un dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Prof.Dr.Sacit Günbey'in vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Şimdi, sözlü soru önergelerinin geri alınmasına dair önergeler vardır; okutuyorum:
5. – Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun (6/449) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/154)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Gündemin sözlü sorular kısmının 119 uncu sırasında yer alan (6/449) esas numaralı sözlü soru önergeme yazılı cevap aldığımdan, soru önergemi geri alıyorum.
Gereğini saygılarımla arz ederim.
Cafer Tufan Yazıcıoğlu
Bartın
BAŞKAN – Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
6. – Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun (6/464) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/155)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Gündemin sözlü sorular kısmının 131 inci sırasında yer alan 6/464 esas numaralı sözlü soru önergeme yazılı cevap aldığımdan, soru önergemi geri alıyorum.
Gereğini saygılarımla arz ederim.
Cafer Tufan Yazıcıoğlu
Bartın
BAŞKAN – Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.
Değerli milletvekilleri, bir genel görüşme önergesi vardır; okutuyorum.
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. – Hatay Milletvekili Mehmet Sılay ve 49 arkadaşının, Doğu Türkistan’da yaşanan son gelişmeler konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/11)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Geçtiğimiz günler içinde, başta Ankara, İstanbul ve Kayseri olmak üzere, halkımız, Doğu Türkistan'da meydana gelen son olayları kınamak ve medya vasıtasıyla tüm dünyaya duyurmak üzere mitingler ve salon toplantıları yaptılar. Gerçi, Doğu Türkistan, Formoza ve Tibet gibi Kızıl Çin sultasında bulunan bölgelerden, yıllardan beri insan hakları ihlalleri duyuluyordu; ancak, son duyumlar, Uygur Türklerinin soykırımına maruz kaldığı yolunda...
Ulusal basınımızdan, neredeyse her gün, bir bölgeden katliam haberleri okumaya başladık. Televizyonlarımızda, diz çökmüş, elleri bağlı Müslüman Uygur kardeşlerimizin -naklen futbol maçı izler gibi- kurşuna dizildiklerini üzüntüyle, içimiz kan ağlayarak seyrettik ve hemen ellerimizi açıp, Doğu Türkistan istiklalinin genç şehitlerine fatihalar gönderdik.
Dış Haberler Merkezi, ajanslar ve ulusal basınımızın yayınları, milletimizi derin üzüntüye sevk etmiştir.
Brüksel'deki son oturumda da, Avrupa Parlamentosu, bir raporla, Doğu Türkistan'daki insan hakları ihlallerini belgelemiştir.
Bu rapora göre; Doğu Türkistan'da ilan edilen olağanüstü hal ve büyük kentlerde sokağa çıkma yasağını müteakip, toplam 70 bin Müslüman Uygur Türkü, tutuklanıp, toplama kamplarına sürülmüştür. Açlıktan, soğuktan ve işkenceden, 15 - 25 yaş arası gençlerde ölümler başlamıştır. Diz ve el bilekleri kırılan binlerce genç de, polis kontrolünde, tedavi olacakları günü beklemektedir.
Turfan, Yarkent ve Kaşgar'da, sokak çatışmalarının, kırsal kesimde gerilla savaşına dönüştüğü alınan haberler arasındadır.
Doğu Türkistan'ın, coğrafî ve jeostratejik durumu, dış yardım akışı açısından, Bosna'ya, Filistin'e ve Çeçenistan'a göre tam bir imkânsızlık içerisindedir.
Öz vatanlarında, inançlarını özgürce yaşama uğruna başkaldıran Müslüman Uygur kardeşlerimize ve Kızıl Çin hegemonyasında elli yıldan beri hayat hakkı gaspedilmiş olan Doğu Türkistan mazlumlarına yardım etmek millî görevimizdir, insanî görevimizdir, İslamî görevimizdir. Üstelik, unutulmasın ki, Doğu Türkistan halkı ile Anadolu halkı, aynı milletin çocuklarıdır, aynı babanın evlatlarıdır ve aynı imana mensupturlar.
Doğu Türkistan için, salon toplantıları ve meydan mitinglerinin ardından, Anadolu'nun ilçe ve köylerinde, Doğu Türkistan'ın istiklali için imza kampanyaları ve banka hesaplarına nakdî yardım başlamıştır.
Demokrasilerde bir meclisin meşruiyeti halkın taleplerini dile getirmek ve hayata geçirmekle mümkündür. Millet iradesinin temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve bu Meclisten çıkan Hükümetimiz tarafından, Doğu Türkistan'ın istiklal davası derhal uluslararası platformlara taşınmalıdır. İnsan hakları adına, yarın çok geç olabilir. Uluslararası dengeler gözetilerek, Birleşmiş Milletlerin Güvenlik Konseyi gündemine alınmalıdır. Yine, Doğu Türkistan'daki insan hakları ihlallerine karşı, gözlemci heyetler gönderilmelidir. Gerek İslam Konferansında gerekse D-8'lerin meclisinde müzakereye açılmalıdır.
İnsanî yardım maksadıyla, Kızılay ve Kızılhaç'ın, kurulacak hava köprüsüyle, Doğu Türkistan'a acilen ulaşması sağlanmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 98 inci maddesinin dördüncü fıkrasına ve Meclis İçtüzüğünün 101 inci maddesine göre, milletimizin üzerinde hassasiyetle durduğu Doğu Türkistan'ı görüşmek üzere bir genel görüşme açılmasının, konunun açıklığa kavuşması bakımından uygun olacağını yüksek takdirlerinize saygıyla arz ederiz.
1- Mehmet Sılay (Hatay)
2- Süleyman Metin Kalkan (Hatay)
3- İsmail İlhan Sungur (Trabzon)
4- Sabahattin Yıldız (Muş)
5- Hasan Hüseyin Ceylan (Ankara)
6- Azmi Ateş (İstanbul)
7- Veysel Candan (Konya)
8- Nezir Aydın (Sakarya)
9- Hayrettin Dilekcan (Karabük)
10- Ahmet Fevzi İnceöz (Tokat)
11- Ahmet Karavar (Şanlıurfa)
12- Hüsamettin Korkutata (Bingöl)
13- Naci Terzi (Erzincan)
14- Alaattin Sever Aydın (Batman)
15- Mehmet Elkatmış (Nevşehir)
16- Hanifi Demirkol (Eskişehir)
17- Fethi Acar (Kastamonu)
18- Ekrem Erdem (İstanbul)
19- Musa Okçu (Batman)
20- Yakup Budak (Adana)
21- Saffet Benli (İçel)
22- Mustafa Köylü (Isparta)
23- Latif Öztek (Samsun)
24- Osman Hazer (Afyon)
25- Kemal Albayrak (Kırıkkale)
26- Mehmet Bedri İncetahtacı (Gaziantep)
27- İlyas Arslan (Yozgat)
28- Kâzım Arslan (Yozgat)
29- Mehmet Salih Katırcıoğlu (Niğde)
30- İsmail Coşar (Çankırı)
31- Mustafa Baş (İstanbul)
32- Zeki Ünal (Karaman)
33- Aslan Polat (Erzurum)
34- İsmail Özgün (Balıkesir)
35- Mustafa Ünaldı (Konya)
36- Kahraman Emmioğlu (Gaziantep)
37- Zülfikar Gazi (Çorum)
38- Ahmet Doğan (Adıyaman)
39- İsmail Yılmaz (İzmir)
40- Şaban Karataş (Ankara)
41- Arif Ahmet Denizolgun (Antalya)
42- Hasan Belhan (Elazığ)
43- Mehmet Emin Aydınbaş (İçel)
44- Avni Doğan (Kahramanmaraş)
45- Fikret Karabekmez (Malatya)
46- Zeki Karabayır (Kars)
47- Hüseyin Yıldız (Mardin)
48- Mikail Korkmaz (Kırıkkale)
49- Lütfi Yalman (Konya)
50- Hüseyin Kansu (İstanbul)
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge, gündemde yerini alacak, genel görüşme açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.
Bir Meclis araştırması önergesi vardır. Önerge 500 kelimeden fazla olduğu için, İçtüzük gereği, özetini okutuyorum:
2. – Anavatan Partisi Grubu adına Grup Başkanvekili ve Kastamonu Milletvekili Murat Başesgioğlu’nun, kamu personel rejiminin daha adil, dengeli ve çağdaş bir yapıya kavuşturulabilmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/179) (1)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Devlet yönetiminin iyi işlemesi, doğrudan, devlet memurlarının işe alınmalarından emekliliğine kadar; hatta, emekliliği de kapsayan süreç içerisinde uygulanan malî, sosyal, hukukî statü ve haklarını düzenleyen sistemin adil ve tutarlı olmasına bağlıdır.
Bugün, sağlıklı ve adil bir personel rejiminden söz edemeyiz. Bir sistem uygulamaya konulduğunda mükemmel olmayabilir. Sistemin aksayan adaletsizlik ve dengesizliğe yol açan hükümlerinin düzeltilmesi gerekirken, palyatif tedbirler ve bilinçsiz zamlar her defasında yeni dengesizlikleri beraberinde getirmiştir.
Yapılan düzenleme adil ve dengeli olmayan ücret sistemini hedef almış, devlet memurları arasında gelir uçurumunun giderek büyümesine, hizmet sınıfları arasında dengesizlik bir yana, aynı sınıflarda bulunanlar arasında da adil olmayan ve haklı sebebe dayanmayan ücret ve istihdam şekli, rejimi altüst ettiği kadar, memurlarımızı da birbirine hasım yapmıştır; personel rejimine sistemsizlik hâkim olmuştur.
Diğer taraftan, basın yayın organlarında yer alan haberlerde; çeşitli memur teşekküllerinden alınan bilgilerden, hızla ilerleyen bir kadrolaşmaya gidildiği, üniversitelere ödenek tahsisinde kadrolaşma pazarlıkları yapıldığı, memurlar üzerinde baskı oluşturularak yönetim kademelerindekilerin görevlerinden alınarak, yerine fikrî ve siyasî yandaşlarının getirildiği anlaşılmaktadır.
Bu sebeplerle, ilişik gerekçede yer alan ilkeler de göz önünde bulundurularak, alınacak tedbirlerin belirlenmesi için Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılması hususunda gereğini Anavatan Partisi Grubu adına arz ederim.
Murat Başesgioğlu
Anavatan Partisi Grubu Adına
Grup Başkanvekili
Kastamonu
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge, gündemde yerini alacak, Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.
Bir Meclis soruşturması önergesi vardır; önerge, bastırılıp, sayın üyelere dağıtılmıştır.
Meclis soruşturmasının talebini havi önergeyi okutuyorum:
3. – Aydın Milletvekili Yüksel Yalova ve 63 arkadaşının, DHMİ Genel Müdürlüğünce gerçekleştirilen bazı ihaleler ve Antalya Havalimanı ve Yeni Dışhatlar Terminal Binası ihalesiyle ilgili yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları konusunda ilgililer hakkında cezaî takibat yapılması için izin vermeyerek görevini kötüye kullandığı ve bu eylemin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/12)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Medyada yansıdığı gibi, Ulaştırma Bakanlığı, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğünce gerçekleştirilen birkısım ihalelerde çeşitli usulsüzlükler ve yolsuzluklar yapıldığı iddialarını, zamanın Başbakanı Sayın Mesut Yılmaz'ın verdiği inceleme ve gerekirse soruşturma emri üzerine, iki Başbakanlık başmüfettişi inceleyip soruşturmuşlar ve düzenledikleri 19.7.1996 tarih ve 17-3 sayılı inceleme ve soruşturma raporunu Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığına tevdi etmişlerdir.
Mezkûr rapora dayanılarak Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığınca hazırlanan onaya, Başbakan tarafından olur verilen konulardan en önemlisi Antalya Havalimanı yeni dış hatlar terminal binası ve işletmesi işi ihalesinde, ihaleye teklif veren iki firmadan birisi olan Net-Yüksel-Allders ortaklığının daha avantajlı olan teklifini, sadece ihale şartnamesinin 26.b maddesine uymamaktan dolayı, Yönetim Kurulunun 16.6.1994 gün ve 142 sayılı kararıyla müzakere dışı bırakarak; zaten iki firmayla sınırlı olan rekabet imkânının kaybedilmesine, böylece, işletme ve yatırım süresi toplamları açısından net 2 yıl 9 ay daha fazla olan Bayındır Firmasının teklifini kabul ederek, DHMİ'nin net 27 milyon 523 bin dolar kaybına sebep olmasından dolayı, kurum sermayesi ve sağlanan diğer kaynakları kullanmak ve değerlendirme hususunda gereken gayret ve basireti göstermeyen, ihale değerlendirme kriterini iç zarflar açıldıktan 3,5 ay sonra değiştiren ve ODTÜ raporuna göre 27 milyon 523 bin dolar kurum kaybına neden olan o tarihteki DHMİ Yönetim Kurulu Başkanı ve üyelerinin söz konusu fiil ve davranışlarından dolayı haklarında Türk Ceza Kanununun görevi kötüye kullanma fiilini düzenleyen hükümlerine göre işlem yapılmak üzere, Ankara Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunması gerektiği konusudur.
Esasen, yaklaşık 3,5 trilyon TL olan -bu rakam, faiziyle birlikte 7 trilyon TL'ye yükselmektedir- zararın ilgililerden tahsili için özel hukuk hükümlerine göre işlem yapılması gereği unutulmuş olmasına rağmen, DHMİ'yi ve dolayısıyla Hazineyi zarara uğratan ilgililer hakkında, Başbakanlık Teftiş Kurulunun, görevi kötüye kullanma fiilini düzenleyen hükümlerine göre işlem yapılmak üzere, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması önerisinin Başbakan tarafından da uygun bulunması fevkalade sevindiricidir; ancak, Başbakan tarafından uygun görülen ilgililer hakkında cezaî takibat açılması isteminin, Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu'nun, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 11 inci maddesinin (d) bendi uyarınca, takibat için izin vermemesinden dolayı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yerine getirilemediği tespit edilmiştir.
399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 11 inci maddesinin (d) bendindeki "görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işledikleri iddia olunan suçlardan dolayı, teşebbüs Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu üyeleri hakkında takibat yapılabilmesi için ilgili bakanın izni alınması şarttır" hükmü, ilgili bakana izin vermeme konusunda takdir hakkı tanımışsa da, bu takdir hakkı, sadece ve sadece, soruşturmaya bağlanmamış suç isnatlarında, başka bir anlatımla, ihbar mektubuyla bildirilen suç iddialarında söz konusu olabilir.
Olayımızda ise, bir ihbar mektubu değil, Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığınca tespit edilip delilleri rapora bağlanmış bir suç vardır ve iddia olunan suçtan dolayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca takibat açılması Başbakan tarafından uygun görülmüş bulunmaktadır.
Bu itibarla, Başbakanın cezaî takibat açılması konusunda verdiği izni, ilgili bakanın kaldırması veya katılmaması anayasal açıdan da mümkün değildir.
Başbakanın cezaî takibat yapılması konusunda izin vermesine rağmen, Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu'nun, hiçbir haklı ve yasal gerekçe olmaksızın, keyfî olarak, izin yetkisini en az altı aydan bu yana vermemekte direnmesi, sanıkları cezaî takibattan kurtarmak gayesine matuf olduğundan; fiilinin, Türk Ceza Kanununun görevi kötüye kullanma fiilini düzenleyen hükümlerine uyduğu ve görevi kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu açıktır.
Maruz nedenlerle, Anayasanın 100 üncü, İçtüzüğün 107 nci maddesi uyarınca, Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu hakkında, Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine göre soruşturma açılmasını arz ve talep ederiz.
1 - Yüksel Yalova (Aydın)
2 - Yusuf Selahattin Beyribey (Kars)
3 - Ahmet Kabil (Rize)
4 - Aslan Ali Hatipoğlu (Amasya)
5 - Yusuf Ekinci (Burdur)
6 - Ahmet Alkan (Konya)
7 - Nabi Poyraz (Ordu)
8 - Şükrü Yürür (Ordu)
9 - Enis Sülün (Tekirdağ)
10 - Ataullah Hamidi (Batman)
11 - İsmail Durak Ünlü (Yozgat)
12 - Bülent Atasayan (Kocaeli)
13 - Yaşar Okuyan (Yalova)
14 - Abbas İnceayan (Bolu)
15 - Abdullah Akarsu (Manisa)
16 - Mahmut Bozkurt (Adıyaman)
17 - Miraç Akdoğan (Malatya)
18 - Sami Küçükbaşkan (Antalya)
19 - İmren Aykut (Adana)
20 - Ersin Taranoğlu (Sakarya)
21 - Yusuf Pamuk (İstanbul)
22 - Metin Öney (İzmir)
23 - Adil Aşırım (Iğdır)
24 - Halil İbrahim Özsoy (Afyon)
25 - Mustafa Balcılar (Eskişehir)
26 - Nejat Arseven (Ankara)
27 - Yılmaz Karakoyunlu (İstanbul)
28 - Yıldırım Aktürk (Uşak)
29 - Ünal Yaşar (Gaziantep)
30 - Eyüp Aşık (Trabzon)
31 - A. Ahat Andican (İstanbul)
32 - İlker Tuncay (Ankara)
33 - Rüştü Kâzım Yücelen (İçel)
34 - Abdulkadir Baş (Nevşehir)
35 - H. Avni Kabaoğlu (Rize)
36 - İbrahim Yılmaz (Kayseri)
37 - Seyit Eyyüpoğlu (Şanlıurfa)
38 - Cemil Çiçek (Ankara)
39 - Ali Coşkun (İstanbul)
40 - Refik Aras (İstanbul)
41- Levent Mıstıkoğlu (Hatay)
42 - Lale Aytaman (Muğla)
43 - Uğur Aksöz (Adana)
44 - Süleyman Hatinoğlu (Artvin)
45 - Metin Gürdere (Tokat)
46 - Mustafa Küpeli (Adana)
47 - Tevfik Diker (Manisa)
48 - Şadan Tuzcu (İstanbul)
49 - Şinasi Altıner (Karabük)
50 - Mehmet Sağdıç (Ankara)
51 - Eyyüp Cenap Gülpınar (Şanlıurfa)
52 - Necati Güllülü (Erzurum)
53 - Mete Bülgün (Çankırı)
54 - Hüsnü Sıvalıoğlu (Balıkesir)
55 - Recep Mızrak (Kırıkkale)
56 - Mehmet Salih Yıldırım (Şırnak)
57 - Mehmet Keçeciler (Konya)
58 - Yavuz Köymen (Giresun)
59 - Ali Doğan (Kahramanmaraş)
60 - Sebgetullah Seydaoğlu (Diyarbakır)
61 - Hayrettin Uzun (Kocaeli)
62 - Halit Dumankaya (İstanbul)
63 - Yusuf Namoğlu (İstanbul)
64 - Suha Tanık ( İzmir)
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Anayasanın 100 üncü maddesinde ifade olunan "Meclis, bu istemi en geç bir ay içinde görüşür ve karara bağlar" hükmü uyarınca, soruşturma önergesinin görüşülme gününe dair Danışma Kurulu önerisi, daha sonra Genel Kurulun onayına sunulacaktır.
IV. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Ünitelerinin 1996 Yılı Faaliyetleri Hakkında İçtüzüğün 177 ve Müteakip Maddeleri Gereğince Yaptığı Denetimle İlgili Rapor (5/13)(S. Sayısı : 248) (1)
2. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonunun Millî Saraylar Daire Başkanlığı ve Ona Bağlı Saray, Köşk, Kasır ve Fabrikaların 1996 Yılı Faaliyetleri Hakkında İçtüzüğün 177 ve Müteakip Maddeleri Gereğince Yaptığı Denetimle İlgili Rapor (5/14)(S. Sayısı : 249) (1)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi ünitelerinin ve Millî Saraylar Daire Başkanlığı ile ona bağlı saray, köşk, kasır ve fabrikaların 1996 yılı faaliyetleri hakkında İçtüzüğün 177 nci ve müteakip maddelerine göre verilmiş iki adet denetim raporu vardır; bu raporlar, 248 ve 249 uncu sıra sayısıyla bastırılıp, sayın üyelere dağıtılmıştır; ayrıca, bugünkü Tutanak Dergisine de eklenecektir. Bilgilerinize arz ediyorum.
Sayın milletvekilleri, İçtüzüğün 37 nci maddesine göre verilmiş, iki adet doğrudan gündeme alınma önergesi vardır; ayrı ayrı okutup, işleme koyacağız.
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)
7. – Hatay Milletvekili Hüseyin Yayla ve Ali Uyar’ın Üç İlçe ve Bir İl Kurulması ile İlgili Kanun Teklifinin (2/585) İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınma önergesi (4/156)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Tarafımızca hazırlanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan (2/585) esas numaralı "üç ilçe ve bir il kurulmasıyla ilgili" kanun teklifimiz, sevk edildiği İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarında 45 günlük süre içinde görüşülemediğinden, teklifimizin, İçtüzüğün 37 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre doğrudan gündeme alınmasını, Yüce Meclisin takdirlerine arz ederiz. 21.01.1997
Saygılarımızla.
Hüseyin Yayla Doç.Dr. Ali Uyar
Hatay Hatay
BAŞKAN – Komisyon ve Hükümetin söz talepleri?.. Yok.
Önerge sahibinin söz talebi?..
HÜSEYİN YAYLA (Hatay) – Söz talebim var efendim.
BAŞKAN – Sayın Yayla, buyurun efendim.
HÜSEYİN YAYLA (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime, yurt dışında katledilerek hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Tanrı'dan rahmet dileyerek başlamak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, İskenderun'un il olmasıyla ilgili kanun teklifinin doğrudan gündeme alınması konusunda, teklifin lehinde konuşmak üzere söz almış bulunmaktayım.
Değerli milletvekilleri, bir ilçe, niçin il olmak ister; bu, birçok milletvekili tarafından, takriben hepimizin bölgesinde muhtelif zamanlarda etüt ettiğimiz, araştırdığımız konuların başında gelmektedir.
Bir ilçe il olmak ister; çünkü, bunun ruhunda, il olduğu takdirde, merkezî hükümetin, devletin gücünü, imkânlarını, bölgesindeki insanlara taşıma gayreti yatmaktadır; fakat, ben, buradan, Sayın Hükümete ve liderlere seslenmekteyim: İskenderun'un il olması konusu -biraz sonra tarif edeceğim nedenlerden ötürü- Hükümete, hiçbir şekilde bir yük getirmeyecektir; çünkü, İskenderun, birçok konuları, özellikle 1990 yılına kadar -ki, o dönem Körfez Krizinin başladığı dönemdir- çözmüş vaziyettedir.
Bununla ilgili olarak, ben, İskenderun'la ilgili kısa tariflerde bulunmak istiyorum: Benim ilçem İskenderun, ulaşım ağı bakımından, kara, deniz, hava ve demiryolu ağına yıllardan bu yana sahip bir ilçedir. Bu münasebetle, çok ciddî bir potansiyeli vardır; ticarî aktivitesi vardır; bu yönde, ülkeye, çok büyük katkıları vardır.
1990 yılı verilerine göre, tasarlanan düzen içerisinde İskenderun'un il olması halinde, 423 bin nüfusa sahip bir il olacaktır. Devlet İstatistik Enstitüsünün verilerine göre, Türkiye genelinde, kilometrekareye 72 kişi düşerken, halihazırda, İskenderun'da, kilometrekareye 343 kişi düşmektedir ve böyle ciddî bir nüfus yoğunluğu vardır.
"İskenderun birçok konularını aşmıştır" diyerek sözlerime başladım. Hangi konuları mı aşmıştır; bu konuda, yine, sizi aydınlatmaya devam edeceğim. Tabiî, ben bu sözlerimle güllük gülistanlık bir İskenderun'u tarife çalışmıyorum; sorunları, sıkıntıları ve problemleri olan, şu mevcut imkânlarına göre problemleri olan bir İskenderun'u tarife çalışıyorum.
İskenderun'da, birçok kamu kurum ve kuruluşu, bölge müdürlüğü bazında temsil edilmektedir. Ticaret ve sanayi odaları; deniz ticaret odası, ticaret borsası, tüm esnaf odaları, Merkez Bankası, Gümrük Başmüdürlüğü, Toprak Mahsulleri Ofisi, Petrol Ofisi Bölge Müdürlükleri, şu anda, faaliyetlerine devam etmektedir; 2 fakültesi, 4 tane yüksekokulu vardır. 15 500 mükellefi olan bu potansiyelin, bu ciddî potansiyelin, bu ciddî aktivitenin hizmetini de, ancak 3 ayrı vergi dairesi hizmet ifa ederek çözebilmektedir.
Bütün bunların yanında, demir-çelik sektöründe, İskenderun bölgesindeki kamu ve özel sektöre ait demir-çelik tesisleri, Türkiyemizin demir-çelik üretiminin yüzde 35'ni elinde tutmaktadır.
Çok ciddî bir şekilde sanayileşmesi vardır, çok ciddî şekilde imkânları vardır; mevcut bir organize sanayi bölgemiz vardır, ikinci organize sanayi bölgemizde kuruluş aşamasındadır.
Bunun yanında, serbest bölge çalışmaları, çok ciddî bir şekilde, süratle devam etmektedir; ön hazırlıkları tamamlanmış vaziyettedir.
Keza, bölgemizde, çimento fabrikası, gübre fabrikası, dokuma tesisleri, sebze-meyve ürünlerini işleyen ve ihraç eden tesislerimiz mevcuttur. Bütün bunları saymakla, il olmamız halinde, devlete ciddî bir yük getirmeyeceğimizi tarif etmeye çalışmaktayım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İskenderun örneğinde olduğu gibi, Tarsus, Çorlu, Gebze, Bandırma gibi birçok ilçe il olmayı beklemektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Toparlar mısınız; lütfen...
HÜSEYİN YAYLA (Devamla) – Tabiî efendim.
Ben, buradan, il yapma sözü veren tüm genel başkanlara seslenmek istiyorum: İlçeleri, il vaatleriyle siyaset masalarının mezesi olmaktan kurtarmalıyız; bu takdirde, Parlamentonun da, bu münasebetle itibarına düşecek gölgeyi, zedeyi önlemiş oluruz.
Bir ilçenin il olabilmesi için hazırlanacak kriterler hangi düzende olacak ise, hazırlanacak şablonlar hangi düzende olacaksa -biz, Plan ve Bütçe Komisyonunda bu önerileri gündeme getirmiştik- hazırlayalım; İskenderun İlçesi olarak, biz, bu şablonlardan, bu kriterlerden dilediğinizin içerisine girmeye hazırız. İskenderun İlçesi olarak, ben, bu konuda, bu kadar...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Efendim, toparlar mısınız...
HÜSEYİN YAYLA (Devamla) – Teşekkür edeceğim...
BAŞKAN – Lütfen...
HÜSEYİN YAYLA (Devamla) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hiçbir siyasî parti ayırımı gözetmeksizin bu konuya olumlu yönde bakacağınıza inanıyor, Yüce Meclisin, 20 nci Dönem Yasama Meclisinin bu kutsî görevi ifa edeceği imkânının verilmesini diliyor, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Teşekkür ediyorum. ( ANAP, DSP ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Yayla, teşekkür ediyorum.
Başkanlık da, ilave süre vermek suretiyle, İskenderun'un taleplerine katkıda bulunmuş oluyor.
Buyurun.
HÜSEYİN YAYLA ( Devamla) – Lütfettiniz, teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Sayın Başkan, söz istiyorum.
BAŞKAN – Komisyon olarak mı?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ ERTAN YÜLEK (Adana) – Evet.
BAŞKAN – Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Sayın Ertan Yülek; buyurun efendim.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Değerli milletvekilleri, bundan evvel, Osmaniye'nin il olması hususunda Komisyonumuzda müzakereler yapılırken, hemen hemen komisyon üyesi bütün arkadaşlarımızla birlikte müşterek bir karar almış idik ve bu karara, tabiî, Sayın Yayla da dahil idi.
Bundan böyle, her ilçenin, muayyen zamanlarda veya belli maksatlarla il olmasını önlemek için belli kriterler tespit edelim; bu kriterler dahilinde, Türkiye'nin neresinde, hangi ilçeler il olabilecekse, müşterek kriterleri uygulamak suretiyle il olmasına karar verelim denilmiş idi ve bu kararda da, zannediyorum, arkadaşlarla, aramızda, en azından bir mutabakata varmış idik. Bu konudaki çalışmaları da, İçişleri Komisyonumuz, zannediyorum ki, başlatmış ve çalışmalara devam etmektedir. Böyle bir teklifin verilmesi... Ben o yörenin çocuğuyum ve benim doğup büyüdüğüm nahiye Erzin de, bu İskenderun'un içerisinde olacaktır. İskenderun'un il olmasından, herhalde ben de büyük bir memnuniyet duyarım; çünkü, Erzin, şu anda Hatay'a (Antakya) 116 kilometre, İskenderun'a ise 45 kilometre. Ancak, bu şekilde teklif getirmek, buranın il olması değil, olmaması yönünde bir karara götürür; çünkü, bu kadar objektif olarak il olmayı hak edebilecek bir ilçemizin belli bir maksatla getirilmiş olması, dolayısıyla, Komisyonda bulunan diğer partilerin üyeleri, zannediyorum ki, bu meseleyi siyasî bir yoruma tabi tutabilirler ve hakikaten il olmaya layık olan İskenderun, bu suretle, il olmakta biraz zorlanır; hatta, bu imkânsızlaşabilir. Onun için, benim istirhamım şu: Bu konuda, İçişleri Komisyonu ve bizim Komisyonumuzda, belli kriterleri tespit etmek için çalışmalar yapılıyor. Bu kriterlere uyan ilçeler, Türkiye çapında, il olur, uymayanlar da il olamaz ve bu şekilde, müteaddit tekliflerle, çok değerli hazirunun, çok değerli Genel Kurulumuzun, hatta komisyonlarımızın zamanı israf edilmemiş olur. Bunu takdirlerinize sunuyorum. Bırakınız, tespit edilecek kriterlere göre İskenderun da il olacak ilçeler içerisinde yer alsın; dolayısıyla, bunu, Komisyonumuzda görüşelim.
Saygılar ve sevgiler sunuyorum.
Arz ederim.
BAŞKAN – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Başka söz talebi?.. Yok.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Doğrudan gündeme alınma hususu kabul edilmiştir. (ANAP sıralarından alkışlar)
Efendim, izleyenlerimiz tarafından yanlış anlaşılabilir; sanki, il olduğu kabul edilmiştir şeklinde anlaşılmasın diye o açıklamayı yapmak zorundaydım.
Sayın milletvekilleri, İçtüzüğün 37 nci maddesine göre verilmiş bir başka önerge vardır; okutuyorum:
8. – Ordu Milletvekili Şükrü Yürür’ün, Erbaş ve Er Ailelerinin Ücretsiz Tedavisi Hakkında Kanun Teklifinin (2/285) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/157)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Tarafımızca hazırlanarak 6.5.1996 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan (2/285) esas numaralı "Erbaş ve Er Ailelerinin Ücretsiz Tedavisi Hakkında" Kanun Teklifimiz, 21.5.1996 tarihinde sevk edildiği Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşme yapılmadan bugüne kadar bekletilmektedir.
Teklifimizin, İçtüzüğün 37 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre, doğrudan doğruya gündeme alınmasını Yüce Meclisin takdirlerine arz ederim.
Saygılarımla.
Şükrü Yürür
Ordu
BAŞKAN – Komisyon ve Hükümetten söz talebi var mı? Yok.
Sayın Yürür, söz talebiniz var mı efendim?
ŞÜKRÜ YÜRÜR (Ordu) – Var Sayın Başkan.
BAŞKAN – Buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)
ŞÜKRÜ YÜRÜR (Ordu) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; 1996 yılında, bir grup arkadaşımla birlikte hazırlayıp vermiş olduğum kanun teklifi, Plan ve Bütçe Komisyonuna gitmeden, Millî Savunma Komisyonuna gelmiş idi. Millî Savunma Komisyonunda da, bütün siyasî partilere mensup arkadaşlarım, oybirliğiyle ve gönül rahatlığıyla bu teklifin kanunlaşması yolunda oy kullandılar. O günün Başbakanı Sayın Mesut Yılmaz'ın bilgisi dahilinde, biz, bu konuyu, Meclis gündemine getirmek için, Plan ve Bütçe Komisyonu gündemine aldırmaya çalıştık; fakat, günler öyle gelişti ki, hükümet değişikliği ortaya geldi ve bu hükümet değişikliğinden sonra, müteaddit defalar, Saygıdeğer Millî Savunma Bakanı arkadaşımdan ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı arkadaşımdan rica etmeme rağmen gündeme alınmayınca, bu erbaş ve er ailelerinin mağduriyetinin devam etmemesi için, kanun teklifimizi, İçtüzüğün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme almanız için huzurunuza geldim.
Burada arzulanan şudur: Mecburî askerliğe alınan, adına Mehmetçik dediğimiz, kahraman diye övgüler yağdırdığımız birçok vatan evladı, fakir ailelerinin çocuklarıdır. Bu fakir ailelerinin çocukları askere gittiğinde, geride bıraktıkları eşleri ve çocukları tedaviden yoksundurlar. Tedaviden yoksun olan bu eş ve çocukların, mecburî askerlik süresince, devlet hastaneleri, üniversite hastaneleri ve yerine göre askerî hastanelerde bakım ve tedavi giderlerinin karşılanması ile bugüne kadar devlet hastanelerine, üniversite hastanelerine gidip de, parasız oldukları için, tedavileri karşılığında senet gibi kıymetli evrak alınarak icraya verilen ve kanunî takibe intikal eden ailelerin bu mağduriyetlerini karşılayacak bir faslın, Maliye Bakanlığınca, bütçeden ayrılması suretiyle bu mağduriyetin giderilmesi için bu kanun teklifini verdik. Kanun teklifimizin kanunlaşması halinde, mecburî askerliğe alınan Mehmetlerin askerliği süresince, geride, bakmakla yükümlü oldukları hanımları ve çocukları bu mağduriyete uğramamış olacaklardır.
Buna, bir de örnek vermek isterim: 1996 yılında, benim ilim Ordu'nun Çaybaşı Kazasının -böyle, oldukça pehlivan yetiştiren- Taşkesik (İlküvez) Kasabası var. Oradan bir Mehmet askere gitti ve askerde komanda eriydi, güneydoğuda sıcak çatışma halindeydi. O günlerde "hanımı doğum hastası, buradaki ebe gerekli müdahaleyi yapamıyor, ne yapalım" diye bir telefon aldım. Samsun Doğumevine götürmelerini salık verdik. Samsun Doğumevi "biz çaresiziz" dedi ve hastayı üniversite hastanesine nakletti. Üniversite hastanesi hastayı kabul etti; çünkü, hasta acildi -o doktorlara teşekkür ediyorum- fakat, tedavi bittikten sonra ortaya çıkan fatura 100 milyonlarla ifade ediliyordu. Bu parayı benden istediler "milletvekilleri olarak toplayın, gönderin" dediler; gönderemedik. Onun üzerine üniversiteyle pazarlığa başladık; üniversite belli indirimleri yaptı; fakat, biz, sonunda yine o parayı da bulamayınca, üniversitedeki yetkililer "biz yeşil karta itibar etmiyoruz, bize senet veriniz" dediler. "Hocam, bu senet ödenmeyecek" dediğimde, "canım, siz verin de, biz, bunu kanunî takibe koyarız, avukat, icra marifetiyle gideriz, karşılığında hiçbir şey alamazsak, o mahkeme kararıyla, hiç yoktan, borcu sileriz" dediler.
Adına "kahraman" diyeceğiniz, mecburî askerlik hizmetine alacağınız Mehmetleri ve ailelerini bu duruma düşürmeye hakkımız olmadığı kanaatiyle, kanun teklifimizin gündeme alınarak, 1997 yılı bütçesinin hazırlanacağı bu dönemde -ki, önümüzdeki günlerde hazırlıkları başlayacak- Millî Savunma Bakanlığının bütçesine bir fasıl konulmak suretiyle bunun karşılanmasını talep etmekteyiz.
Beni dinlemek lütfunda bulunduğunuz için hepinize teşekkür ediyorum; bu hayırlı hizmete yardımcı olacağınız inancıyla, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Yürür, teşekkür ediyorum.
Başka söz talebi?.. Yok.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir; teklif, doğrudan gündeme alınacaktır.
YAKUP BUDAK (Adana) – Sayın Başkan, bir hususu arz edebilir miyim...
BAŞKAN – Buyurun efendim.
YAKUP BUDAK (Adana) – Sayın Başkan, geçen hafta, Refah Partisinin hukukdışı malî kaynak iddialarının araştırılmasıyla ilgili Araştırma Komisyonu raporunun genel görüşmesi yapılırken, birleşimin sonunda, Sayın Başkanvekilimiz "bu, bir aklama, karalama değildir" gibi bir söz söyledi. Bu, zihinlerde bir muğlaklığa meydan vermiştir. Doğrudur, İçtüzük gereği, bu, bir aklama, bir ibra değildir; ama, bu Komisyon aylarca çalışmıştır ve ne yapmıştır; elbette bir tespitte bulunmuştur. Yapmış olduğu bu tespitte, iddia edilen hukukdışı hiçbir olayın olmadığı, hiçbir malî kaynağın bulunmadığı görülmüştür. Ayrıca, daha önce bağımsız yargının bu konuda beraat kararlarının olduğunu da dosyasına derç etmiştir. Bir yanlış anlamaya vesile olmamak için, zabıtlara geçmesi açısından ifade ediyorum; saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyorum.
Sayın milletvekilleri, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" bölümüne geçiyoruz.
V. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE
MECLİS ARAŞTIRMASI
A) GÖRÜŞMELER
1. – Bitlis Milletvekili Kâmran İnan ve 24 arkadaşının, yurt dışında açılan temsilcilikler ve buralarda görevlendirilen personel ile çeşitli nedenlerle yurt dışına gönderilen kamu görevlilerinin nicelik, nitelik ve malî yüklerinin bütün yönleriyle araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi ve (10/90) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Raporu (S. Sayısı : 242) (1)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Genel Kurulun 26.3.1997 tarihli 73 üncü Birleşiminde alınan karar gereğince, bu kısımda yer alan, Bitlis Milletvekili Sayın Kâmran İnan ve 24 arkadaşının, yurt dışında açılan temsilcilikler ve buralarda görevlendirilen personel ile çeşitli nedenlerle yurt dışına gönderilen kamu görevlilerinin nicelik, nitelik ve malî yüklerinin bütün yönleriyle araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi üzerine kurulan (10/90) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun raporu üzerindeki genel görüşmeye başlıyoruz.
Komisyon?..Hazır.
Hükümet?.. Hazır.
Sayın milletvekilleri, İçtüzüğümüze göre, Meclis araştırması komisyonunun raporu üzerindeki genel görüşmede ilk söz hakkı, Meclis araştırması önergesi sahibine aittir. Daha sonra, İçtüzüğümüzün 72 nci maddesine göre, siyasî parti grupları adına 1'er üyeye, şahısları adına 2 üyeye söz verilecektir. Ayrıca, istemleri halinde, komisyon ve Hükümete de söz verilecek, bu suretle Meclis araştırması komisyonu raporu üzerindeki genel görüşme tamamlanmış olacaktır. (İçtüzük madde 103 ve 104)
Konuşma süreleri, sayın komisyon, hükümet ve siyasî parti grupları için 20'şer dakika, önerge sahibi ve şahıslar için ise 10'ar dakikadır.
Komisyon raporu, 242 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Rapor üzerinde, şu ana kadar, sadece, Demokratik Sol Parti Grubu adına, Sayın Sina Gürel söz istemişlerdir; başka bir talep yoktur.
Önerge sahibi sıfatıyla, Sayın Kâmran İnan söz istemişlerdir; kendilerini kürsüye davet ediyorum.
Buyurun.
KÂMRAN İNAN (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dış teşkilatımız hakkında Yüce Kurula sunduğum ve Yüce Meclisimizin 8 Ekim 1996 tarihinde genel tasvibine mazhar olan önergem üzerine kurulmuş bulunan Araştırma Komisyonu çalışmalarını tamamlamış, raporunu, bugün, huzurunuza getirmiş bulunmaktadır.
Komisyonun içinde de bulundum. Şunu memnuniyetle arz etmek isterim ki, Komisyon, Parlamentomuzun, şimdiye kadar, en tarafsız ve hiçbir parti farkı gözetmeksizin bir durum tespiti faaliyetinde bulunmuş ve fevkalade başarılı bir çalışma yapmıştır. Bundan dolayı, sayın Komisyon üyelerine, önerge sahibi olarak, belki, daha sonra, bu Komisyonun Başkanı olarak, teşekkürlerimi huzurlarınızda arz etmek isterim ve bilhassa Sayın Keleş'in raporun hazırlanmasında geçen emeklerini de burada belirtmek ve ayrıca, bizim ricamız üzerine Sayıştayın gönderdiği fevkalade kabiliyetli iki görevlinin bu raporun hazırlanmasında geçen emeklerini de, burada, takdir ve memnuniyetle ifade etmek isterim.
Değerli milletvekilleri, benim önergemde sunduğum hususlar ile araştırma sonunda meydana çıkanlar arasında bir fark var ve fark da aleyhte. Ben, önergemde, dış teşkilatın yıllık maliyetinin 10 trilyon civarında olduğunu arz etmiştim; önümüze çıkan rakam, 50 trilyonun üzerinde bir rakam ve bugünkü Türkiye'nin şartları bakımından, kaynak arayışı içerisinde, büyük sıkıntılar çeken, 78 milyar dolar dış borcu, 30 milyar dolar iç borcu bulunan bir memleket bakımından fevkalade rahatsız edici ve ayrıca, dünya teknolojik gelişmesi, aslında, her şeyi merkezlere nakletmiş ve dış teşkilatın aracılık rolünün giderek indiği, insan faktörünün azaldığı bir dönemde, bu rakam, rahatsız edici olmaktadır.
Bu rakamın 310 milyon doları dış maaşlar ile genel masraflara, ondan sonra -çok acı bir rakam arz edeceğim- 67 milyon dolar, her yıl, dışarıya, resmî görevle, geçici vazifeyle gidenlere... 15 bin insan gidiyor; bu, çok rahatsız edicidir. Değerli milletvekilleri, sizi temin ederim, bunun benzerini başka hiçbir memlekette bulamazsınız, hiçbir memlekette...
Mesela, Hazine Müsteşarlığından 44 arkadaşımız gitmiş gözüküyor; ama, gittikleri gün sayısı itibariyle 1 500 gün... Ortalama günleri 39 günü geçiyor. Bu, Hazinede. Aynı hadise Dış Ticaret Müsteşarlığında da bahis konusu. Bu, neden geliyor?.. Bazı makam sahiplerinin devamlı olarak görevle dışarıda bulunmaları... Bir taraftan, bizim dışarıdaki misyonlarımız -ki, sayılarına geleceğim- dünyanın en kalabalıkları. Aslında, Birleşmiş Milletler ve diğer büyük kuruluşlar nezdindeki Türk heyetleri, Amerika ve Japonya'yla yarışır insan ve personel kalabalığındadır. Buna rağmen, her toplantıya da, merkezden, yine, en kalabalık heyetlerin gönderildiği memleket olarak önümüze Türkiye çıkmaktadır. Düşünebiliyor musunuz, 67 milyon dolar, yani 8 trilyon lira... Bu, büyük bir rakamdır.
Benim ilime -ki, en iyi bildiğim ve tarafsız rakamlara sahip olduğum için arz edeyim- bu yılki eğitim için tahsis edilen para -demin Sayın Millî Eğitim Bakanımız salondaydı- sadece 45 milyar liradan ibaret, 45 milyar... 1991'den bu yana inşa halinde bulunan 5 ilçe hastanemiz var; bitmedi ve bu sene 5 hastane için tahsis edilen para da topyekûn 80 milyar civarında. 200 bin insan sağlık hizmetlerinden mahrum kalırken, 8 trilyon sadece dış seyahatlere giden bir para oluyor ki, bunu, akıllı bir idareyle, yönetimle veyahut da adil bir sistemle bağdaştırmak mümkün değil.
Bu arada, sırası gelmişken Yüce Heyetinize arz edeyim: Geçenlerde yanıma bir vatandaş geldi, 10 yaşlarında bir kızı var; belinden ameliyat edilmesi lazım; hastane 220 milyon liralık ameliyat malzemesi istiyor; çaresiz... Böyle bir memlekette bu rakamlar insanı çarpar, rahatsız eder.
20 bin köyümüzde içmesuyu yoktur. 30 milyon dolarlık rakam nereye gidiyor; dışarıya, eğitim için, başta Millî Eğitim Bakanlığı ve diğer kuruluşların gönderdiği insanlar... Millî Eğitim Bakanlığımız -ki, YÖK, başka bir çerçevede 1 800; 1 200 de Millî Eğitim Bakanlığımız- yeni açılan üniversiteler için eleman yetiştirmek...
Değerli milletvekilleri, burada iki husus var: Birisi, 10'u yabancı dil eğitimi yapan 62 üniversitesi olan bir memleket, eğer kendi üniversiteleri için kendisi eleman yetiştiremiyorsa, bu, bizim eğitim sistemimize bir saygısızlıktır.
İkinci yönü, İstanbul, Ankara ve İzmir'deki üniversitelerimizde 2 binin üzerinde çok değerli öğretim görevlisi, profesör ve doçent bulunmakta ve onlar boş kürsülere sahipken, Anadolu üniversiteleri kurak ve bunun üzerine de bir taraftan YÖK -1 800 kişi- bir taraftan Millî Eğitim Bakanlığı -1 200 kişi- 30 milyon dolar...
Daha acı bir hususu tespit ettik. Bunu, bana çok yetkili bir şahıs nakletti. Amerika'ya gönderilen YÖK elemanları ve Millî Eğitim burslularına 1 800 dolar burs veriliyor ayda ki, Amerika'nın kendi öğrencilerine veya yabancılara verdiği bursun iki mislidir. Daha acısı var; bu bursu alan bazı insanlar Türkiye'de oturuyor; burs, Amerika'da kendi hesaplarına yatırılıyor.
Bugün, Türkiye'nin dışarıda 7 062 görevlisi var. Bu rakama, demin arz ettiğim, eğitim için gönderilen 3 bin civarındaki kişi dahil değil. Bu rakam içinde, sadece 460 diplomat var, dış temsilin -güya- nüvesini teşkil etmesi gereken. Yine, bu rakamın sadece 3 552'si Dışişleri Bakanlığı personeli. Şimdi, lütfen dikkat buyurun, 3 300'ü diğer bakanlık kurum ve kuruluşlarının görevlileri. Bu sahada dünyada rekor kırıyoruz; yani, dünyanın en geniş müşavirler ordusunu bulunduran bir memleket.
Buradaki sakatlık, yanlışlık şuradan geliyor: Yirmi otuz yılda görevler değişti. Çalışma müşavirleri, işçilerimizin dışarıya ilk gittiği dönemlerde ellerinden tutmak, mahallî makamlarla olan meselelerine sahip çıkmak bakımından şarttı. Bugün hepsi yerleşik, hepsi etabli, yeni giden işçi yok ve işçilerimizin en yoğun bulunduğu Almanya'daki insanlarımızın çoğu, Alman otoriteleri ve kanunlarının zorlamasıyla Alman vatandaşı olmuş, çalışma müşavirlerinin yetki sahası dışına çıkmış; buna rağmen, halen 152 personel bulunmakta, 75 müşavir bulunmaktadır ki, bunun mantığı yoktur; yeni bir statüye kavuşturulması lazım.
Dünyada turizmin devlet elinde bulunduğu, komünist memleketlerin az kalanı dahil hiçbir memleket yoktur. Türkiye'de, hâlâ, devlet, turizmi götürmek istiyor; kabul etmek lazım. Sayın Turizm Bakanı, bu konuda son derece anlayışlı davranıyor; iki yeri kapattı, Kanada ve Singapur; ama, buna rağmen, hâlâ, dışarıda 79 elemanı bulunmaktadır ki, bunun da mantığını bulmak imkânsızdır. Ama, en acısı şimdi geliyor: Vaktiyle ekonomik işler -yani, Hazine ve Dış Ticaret- Maliye Bakanlığındayken dış kadrolar ihdas edilmiş. Sonradan bölünmeyle, herkes kendisi için ayrıca kadro oluşturmuş. Maliye Bakanlığının kadroları var; 24 tane gözüküyor; ama, fiilen dışarıda bulunanların sayısı 50'nin üzerinde. Maliye Bakanlığımızın dışarıda ne işi olur? Yine, belki, ilk senelerde giden insanlarımızın işte mahallî malî hükümler veya Türkiye'ye gidiş gelişleri... Ama, bunların hepsi kalktı; hâlâ bulunduruyor.
Hazine Müsteşarlığı, bu bölünmeden kendisine aslan payını almış; 61 tane müşavirlik... Bununla da iktifa etmemiş, 32 elemanını, Amerika'da, eğitim için bulunduruyor; 100 milyar Türk Lirası bu 32 elemana veriyor, 500-600 milyara yakın da 61 temsilciliğine veriyor. Manila'da Hazine Müşaviri var; ne iş yaptığını doğrusu çok merak ediyorum. Bunun mantığı yoktur.
Hükümet olarak, milletvekilleri olarak, Hazine Müsteşarlığına, bir okul veya üniversite için 5-10 milyar talepte bulunduğunuz zaman, cevap, hayırdır; ama, kendisine karşı cömertliğe geldiğinde... Ve burada bir rakam daha var değerli milletvekilleri, aynı Müsteşarlıktan, demin de belirttim, yılda 44 insan seyahate gitmiş, 1 500 gün kullanmış... Bunun mantığı yok.
Dış Ticaret Müsteşarlığı... Dünyada dışticaret her yerde serbestleşti, özelleştirildi; bizimkiler devletleştirmeye devam ediyor; 75 yerde 152 memuru var bunun da. Ne iş yaparlar? Geçenlerde, bu araştırmaları yaptığımızı takip eden bir sayın başkonsolos...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
KÂMRAN İNAN (Devamla) – Bitireceğim Sayın Başkanım; sonra Komisyon Başkanı olarak izninizi alacağım; müsamahanıza lütufkârım.
BAŞKAN – Buyurun efendim.
KÂMRAN İNAN (Devamla) – Bana bir başkonsolos telefon etti "buradaki çalışma ve hazine müşaviri hiç işe gelmiyor" dedi; doğrudur. Paris'te tam 19 müşavir var. Son olarak aldığımız bir bilgi, ayrıca 2 kişi daha gitmiş; birisi enformasyon, birisi de çalışma; ikisi de tek kelime yabancı dil bilmiyor. Esasen bu arz ettiğim 3 300 diğer bakanlıklar memur ve müşavirlerinden, dışarıda kendi meramını anlatacak, müzakereyi hakkıyla yürütebilecek şekilde dil hâkimiyeti bulunanların sayısı yüzde 10'u maalesef geçmiyor. Şimdi, dünyanın bugünkü şartlarında bunu yapmak...
Amerika Birleşik Devletleri -geçenlerde yeni bakanları açıkladı- iki senede 30 yeri kapatmış, 2 000 Dışişleri Bakanlığı personelinin işine son vermiş. Niye; çünkü, her şey internette var. Eğer, ticaret müşavirleri "ben pazarlama yapıyorum" derse, önündeki bilgisayarı alsın, internete baksın, burada hepsinin fiyatıyla, cinsiyle, pazarlamasıyla var ve üstelik de orası her dilden konuşuyor; bizimki gibi dışarıda sadece kendi diliyle konuşmuyor. Ben nice ticaret müşavirleri gördüm dışarıda, Benelüks'ün ne olduğunu bilmiyor. Bu duruma, bu Meclis ve Sayın Hükümet bigâne kalamaz.
Gerektiğinde, yine, huzurlarınıza Komisyon adına gelerek daha detaylı bilgi arz edeceğim.
Yüce Meclisin de, hazırlanmakta bulunan 1998 bütçesi bakımından, burada hassasiyet göstermesi lazım. 500 araba var büyükelçiliklerimizde, dışarıda. Bonn'da 7 resmî vasıta var ve bu arabaların çoğu Mercedes 500. 428 bin Alman Markına, yani her biri 30 milyar lira. Demin arz ettiğim, içerdeki realitelerimiz, 1 milyon çocuğumuz ilkokula gidemiyor...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
KÂMRAN İNAN (Devamla) – ...ve bu cömertlik, bu bonkörlük... 500 otomobilin dış misyonlarımızda mevcudiyeti... Pekin'de güvenlik adına en ufak bir hadise yoktur, 4 resmî araç vardır. Bunu, hiçbir memlekette, Amerika Birleşik Devletleri misyonları dahil, hiçbir yerde bulamazsınız. İçerideki bizim israfımız katmerli olarak dışarıya yansımaktadır ve kabul buyurun, 30 milyar liralık Mercedes 500'e binecek olan bir büyükelçi, eğer, dışarıda Türkiye'nin itibarını yükseltebileceğini düşünüyorsa... Aksine, bunu görenler, Türkiye'nin realitelerini birazcık biliyorsa, biraz müstehzi gözle bakar; çünkü, o sayın büyükelçinin, çok defa o Mercedesi doldurduğundan da emin değilim.
Saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Sayın İnan, teşekkür ediyorum.
Demokratik Sol Parti Grubu adına, Sayın Sina Gürel; buyurun. (Alkışlar)
DSP GRUBU ADINA ŞÜKRÜ SİNA GÜREL (İzmir) – Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri; yurt dışında açılan temsilcilikler ve buralarda görevlendirilen personel ile çeşitli nedenlerle yurt dışına gönderilen kamu görevlilerinin nicelik, nitelik ve malî yüklerinin araştırılması için başlatılan komisyon çalışmaları sonunda oluşturulan raporla ilgili Demokratik Sol Partinin görüşlerini açıklamak üzere söz aldım. Sizleri Grubum adına saygıyla selamlarım.
Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin, bölgesinde ve dünyada etkili olabilmesi, kalıcı işbirliğine yönelen sağlam ilişkiler geliştirilebilmesi için elimizdeki bütün olanakları seferber etmemiz gerektiğinde, sanırım hepimiz birleşiyoruz. Bunun için, elbette, biz de, Demokratik Sol Parti Grubu olarak, Türkiye'nin, yabancı ülkelerde gerektiği gibi temsil edilmesini sağlayan değerli bürokratlarımıza, uluslararası ölçütlere uygun donanım ve olanak sağlanmasını savunuruz; ancak, Türkiye'nin dışarıda temsilinin, özellikle 1980'lerden bu yana büyük bir savrukluk içerisinde yerine getirilmeye çalışıldığını, yine, gözlüyoruz. Bu savrukluk, bir yandan büyük bir israfı getirirken -Sayın İnan'ın biraz önce konuşmasında haklı olarak değindiği gibi- öte yandan da hizmetlerin gerektiği gibi yerine getirilmesine de, yine, bu savrukluk, dağınıklık engel olmaktadır.
Durum şudur: Aslında bir bütün olarak düşünülmesi gereken dışpolitika ya da uluslararası ilişkilerin bütünü ve bir uyum içerisinde yürütülmesi gereken dış hizmetler toplamı, uzmanlıklara da değerler verilerek; ama, hiçbir zaman eşgüdüm ve uyum gözden kaçırılmadan, gözardı edilmeden, verimliliğin ancak böyle bir uyumla sağlanabilmesi düşünülerek yerine getirilmesi gereken dış hizmetler, maalesef, bugün büyük bir yetki ve sorumluluk karmaşası içerisinde yürütülmektedir. Dolayısıyla, dış hizmetlerimiz bugün gerektiği gibi verimli hale getirilememiştir, verimsiz bir halde yürütülmektedir; aynı zamanda da, kusuru yalnız verimsiz olmak değil, bu dış hizmetler yerine getirilirken sorumluluk ve yetkileri kullanarak devleti temsil etme görevini yapan görevlilerimizin nitelik eksiklikleri dolayısıyla da, maalesef, bazı yurtdışı hizmetlerimiz, devlet itibarını da azaltan bir şekilde yürütülmektedir.
Bugün, Dışişleri Bakanlığının yanı sıra, öteki bakanlıklar ve öteki devlet kuruluşları da kendi dış teşkilatlarını oluşturmuşlar ve âdeta birbirleriyle bu yurtdışı teşkilatlarını genişletme, yayma yarışına girişmişlerdir. Bu durum, hem yürütülen hizmetlerin verimliliğini azaltmakta hem israfa yol açmakta hem de yaptıkları işe uygun niteliklere sahip olmayan kimi sözde uzmanların, Türkiye'yi yurt dışında temsil eden görevliler haline dönüşmesine yol açmaktadır.
Aslında, bütün bu savrukluğun başlangıcını, 1980'lerde Türkiye'ye egemen olan siyasal iradenin, devleti küçültme adına ve devleti, aslında, daha verimli ve etkili işletmek amacına yöneleceği yerde, devleti âdeta erozyona uğratmak için giriştiği birtakım çabalarına da bağlamak mümkündür. Bu çabaların sonucu, devlet bürokrasisinin bazı temel direkleri, özellikle, Dışişleri ve Maliye Bakanlıkları, yetkileri azaltılarak ve yetkileri sulandırılarak, eski gücünden uzak bir duruma getirilmiştir.
Hatta, yine aynı dönemde, Bakanlar Kurulu üyeleri arasında dünya devletlerinin paylaştırıldığını ve bakanların, birbiriyle herhangi bir tutarlı nedenle yan yana koyulması, birlikte düşünülmesi mümkün olmayan ülkelerle ilişkilerden sorumlu hale getirildiğini de hepimiz hatırlayacağız. Yani, örneğin, bir devlet bakanının, Arjantin ve Lüksemburg'la olan ilişkilerden sorumlu hale getirildiğini 1980'lerde gördük ve bunun hiçbir tutarlı nedeni de doğrusu bulunamaz. Aslında, tabiî, 1980'lerin bu anlayışına gerekçe olarak gösterilen, elbette, devleti zayıflatmak ya da her Bakanlar Kurulu üyesine eşit dış seyahat olanağı sağlamak değildi, ya da bu söylenmiyordu; gerekçe, yeni uluslararası yapının özelliklerinin, dış ilişkilerde uzmanlıktan yararlanmayı gerektirmesiydi.
Sayın milletvekilleri, gerekçe ne olursa olsun, bu anlayışın, Türkiye'nin dışarıda temsilini bugün getirdiği durum ortadadır. Devletin bütün birimleri, yabancı ülkelere temsilci yollamak, buralarda daimî temsilcilikler açmak konusunda birbirleriyle yarışmaktadır. Her dış temsilciliğimizde, yeteneği ve verimliliği tartışılabilecek olan danışmanlar kalabalığı vardır. Bu danışmanlıklara atananların büyük bir bölümü, yapılması gereken hizmetin gerektirdiği niteliklerden de maalesef yoksundur.
Devletin çeşitli idarî birimleri, yurt dışında görevlendirilmenin yönetmeliklerle düzenlenmesinden de yararlanarak, yurtdışı görevlerde aranan nitelikleri de sulandırmak yolunu seçmektedir. Örneğin, pek çok birimin yurtdışı görevlendirme yönetmeliğinden, yurtdışına atanacaklarda aranan nitelikler arasında en başta sayılması gereken yabancı dil bilmek koşulu bile çıkarılmakta ya da bu koşul, bakanlık içi sınavlar yapılarak sulandırılmaktadır. Böylece, Türkiye, bugün, yurtdışına yolladığı binlerce personele trilyonlarca lira ödeyen ve bunun karşılığını alamayan bir ülke durumundadır. Ayrıca, dışarıda ne yaptığı hatta ne yapabileceği belli olmayan, yabancı dil bilmediği için başkalarıyla iletişim kuramayan yüzlerce kişi, Türkiye'nin ulusal onuru bakımından da sakıncalar yaratmaktadır.
Dışişleri Bakanlığının yanı sıra, yurtdışı teşkilata sahip bulunan bazı bakanlık ve kuruluşlar, yurt dışındaki hizmeti verimli hale getirmek şöyle dursun, bir yandan da israfı artırmaktadırlar. Bu israf, pek çok yerde büyükelçilik veya konsoloslukların dışında, ayrı binalarda çalışan başka bakanlık ya da kuruluş temsilcilerince daha da artırılmaktadır.
Tabiî ki, israfı ve savrukluğu ortaya çıkaran yalnızca bu değildir; başka nedenlerle de sayıca yurt dışındaki görevliler artarken, yurt dışındaki hizmetler bir sorumluluk ve yetki karmaşası içerisine sürüklenmiştir. Bunlardan bir tanesi -tabiî ki, Sayın İnan da değindi- şudur: Aynı işi gören bakanlıklar ve kuruluşlar, geçtiğimiz tarihlerde ikiye bölünmüşlerdir ve böylece, aslında merkezde var olmaya başlayan yetki ve sorumluluk karmaşası yurtdışına da taşınmıştır bunların yurtdışı teşkilatları yoluyla. Örneğin, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Dış Ticaret Müsteşarlığı olarak ikiye ayrılmıştır ve ikisi de ayrı ayrı yurtdışı teşkilatlar oluşturmuşlardır. Aslında biz, benim de görevli olduğum bu Meclis Araştırması Komisyonunda, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlıklarının temsilcilerini ayrı ayrı dinlediğimiz sırada, kendilerine yurtdışı temsilciliklerinin görevleriyle ilgili yönelttiğimiz sorulara, aşağı yukarı aynı cevabı aldık; yurtdışına, Hazine Müsteşarlığı da, Dış Ticaret Müsteşarlığı da, aynı amaçla uzman yolladıklarını belirttiler. O zaman, iki farklı müsteşarlığın, aynı yerlerde, aynı işi yapmak üzere, niye ayrı ayrı uzman bulundurduklarını anlamak da, tabiî ki, güçleşiyor.
Şunu anlamak da güçtür: Bugün, Dışişleri Bakanlığının bir Ekonomik İşler Genel Müdürlüğü vardır; bu Genel Müdürlüğün yaptığı işlerle, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlıklarının yaptıkları işler arasında nasıl bir fark vardır; neden ayrı yurtdışı temsilciliklere ve teşkilata gereksinim vardır? Yine, aynı durum, örneğin, Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak bir bakanlık çatısı altında toplanan teşkilatın, Kültür ve Turizm Bakanlıkları olarak ikiye ayrılmasıyla -yurtdışı temsilciliklerin ikiye katlanarak artmasıyla- ortaya çıkmıştır.
Aslında, tabiî ki, bütün bunlar, Türkiye'nin yurt dışında iyi temsil edilmesi, gerektiği gibi temsil edilmesi için değil, çeşitli bakanlık ve kuruluşların, mensuplarına yurt dışında kadro yaratmak için yurtdışı teşkilatları oluşturduğu izlenimini, maalesef, Komisyona vermiştir.
Ayrıca, yine, yurt dışındaki görevliler eliyle ülke kaynaklarının bir savurganlık içerisinde israf edilmesinin bir yönü de eğitim için yurtdışına gönderilen kişilerle oluşmaktadır. Yurdumuzda bazı gelişmemiş ya da gelişmekte olan üniversiteler, yükseköğretim kurumları olduğu gibi, gelişmiş, geleneği olan, kendisini belirli dallarda kanıtlamış, çok yetkin araştırıcı ve eğiticilere sahip olan üniversiteler, yükseköğretim kurumları da vardır. Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) eliyle ya da devlet teşkilatlarının kendi mensuplarını görevlendirmeleri yoluyla yurtdışına eğitim için personel yollanması, aslında, hem bir israfı oluşturmaktadır hem de üniversitelerimize araştırma ve eğitim için ayrılması gereken kaynakların yurt dışında israf edilmesine yol açmaktadır. Dolayısıyla, devletin, artık, yurtdışına eğitim amaçlı insan göndermek yerine, bu kaynakları, yurt içindeki üniversitelerimizin gelişmesi, araştırma ve eğitim olanaklarının geliştirilmesi için kullandırması gerekir; bu da, bence, çok önemli bir noktadır.
Ayrıca, yine, 1980'lerde yaratılan bir kötü alışkanlık, yurtdışına ziyaretler için giden devlet görevlilerinin, yanlarında büyük heyetlerle ve gösterişli bir biçimde bu ziyaretlerini gerçekleştirmeleri olmuştur. Oysa, artık, uluslararası ilişkilerde böyle gösterişlerle bir sonuç alınamamaktadır. Dolayısıyla, belki bundan da vazgeçmenin artık zamanıdır.
Üstelik, yurtdışına gereksiz gidişler, yalnız bununla da sınırlı kalmamaktadır; yurt dışında sanki belirli devlet teşkilatlarının ya da devletin çeşitli bakanlıklarının temsilcisi, uzmanı yokmuş gibi, çeşitli uzmanların -biraz önce Sayın İnan'ın belirttiği gibi- yurtdışına çok sık seyahatler yaptıkları, dolayısıyla, yine neye yaradığı belli olmayan bir kaynak israfına yol açtıkları da görülmektedir.
Maalesef, yurtdışına, Dışişleri Bakanlığı dışındaki bakanlık ve devlet teşkilatlarının yolladığı personelin büyük bir bölümünün, yapmaları gereken işin gerektirdiği niteliklerle donatılmadıkları da görülmektedir. Örneğin, Komisyonumuza ulaşan kimi belgelerde şunu da gördük: Bakanlıklar ya da müsteşarlıklar, kendi yaptırdıkları yabancı dil sınavlarından bile, 70'in altında alan, 35 alan, 20 alan, hatta -üzülerek söylüyorum- sıfır alan kimseleri yurtdışına uzman olarak, temsilci olarak atayabilmişlerdir; bunun örnekleri de vardır. Hiçbir görev tanımı olmadan, bir görev karmaşası yaratılarak, yetki ve sorumlulukların tanımı yapılmadan, yurt dışında her temsilciliğimizde, uzmanlar kalabalığı, maalesef, oluşturulmuştur ve üstelik, bir de, bu kalabalık, niteliksiz personelden oluşturulmuştur.
Bugün, uluslararası ilişkilerin kazandığı karmaşık nitelikle, karmaşık yapıyla, elbette, birçok temsil hizmetinin uzmanlık gerektirdiğini hiçbirimiz inkâr edemeyiz, bunu kabul etmeliyiz; ancak, dış ilişkilerimiz bir bütündür ve eşgüdümsüz olarak yürütülmesi de çok büyük sakıncalar yaratır. Bunun için, yeni bir yapılanma düşünülmelidir. Türkiye'nin dışarıda temsili işinin, yeniden, asıl olarak Dışişleri Bakanlığına bırakılmasıyla ve bu Bakanlığımızın, uzmanlık gerektiren hizmetleri bazı yeni düzenlemelerle yerine getirebilir hale gelmesiyle, belki yeni bir yapılanmayı, yeni ve dış ilişkilerimizin yürütülmesi için elverişli bir yapıyı sağlayabiliriz. Birçok uzmanlık hizmeti, bugünkü teknolojik olanaklardan yararlanılarak, dışarıdaki Dışişleri Bakanlığı mensuplarının, hızla merkezdeki uzmanlık birimine danışmalarıyla yerine getirilebilir. Bugün, fakslar var, telefonlar var, bilgisayar olanakları var; bunlarla, Dışişleri Bakanlığımızın dış teşkilatındaki herhangi bir meslek memuru, bir düğmeye basarak, merkezdeki uzmanlık birimine ulaşabilir ve ondan gerekli bilgileri alabilir. Ancak, tabiî ki, bazı uzmanlık hizmetleri de vardır ki, bunların, doğrudan doğruya uzman kişilerce yerinde yapılması gereklidir. Örneğin, bazı uluslararası örgütlerde ve özellikle ekonomik alanda uzmanlık gerektiren işlerin, yerinde, uzmanlarca yerine getirilmesi, yapılması gerekir; ama, bunun için de, bugünkü dağınık, savruk yapıyı sürdürmemek ve Dışişleri Bakanlığı Teşkilat Yasasında bir değişiklik yapılarak ve bir kariyer tanımlaması yapılarak, devletin ekonomik ve malî temsil işlerinin, daha önce bu nitelikteki belirli hizmetlerde bulunmuş uzmanlardan, yatay geçişle veya geçici görevlendirmeyle Dışişleri Bakanlığının belirli sürelerle yararlanmasını sağlayarak, bu hizmetlerdeki uzmanlık gerekliliği yerine getirilebilir. Böylece, hangi nitelikteki bürokratların, hangi bakanlık kadrolarından, hangi düzeyde hizmet için gerekli olduğunu da saptayabiliriz.
Devletin dış temsil işlevinin içinde bulunduğu savrukluk, yalnızca başka kuruluş ve bakanlıkların dış temsilinin yarattığı bir olgu değildir kuşkusuz. Dışişleri Bakanlığımızın da durumunun yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Bugün, Dışişleri Bakanlığımızda masalar vardır; ama, masa görev tanımı yoktur. Dünyanın bütün ileri ülkeleri, belirli bölge veya ülkelerle ilgili uzmanlığı, dışişleri kadrolarında önkoşul sayarlar; ama, bizim Dışişleri Bakanlığımızda böyle bir uzmanlık aranmaz. Böyle olunca da, Türkiye'nin çok yakınındaki ülkeler ve bölgeler dahil, pek çok yeri ve pek çok insan grubunu, Türkiye yakından tanıyamaz, yakından izleyemez ve böylece de, Türk dışpolitikasında sıklıkla sürprizlerle karşılaşabiliriz ve sıklıkla da bu sürprizlerin perde arkasını başkalarının gözünden değerlendirebiliriz. Devletin dış temsil işlevinin içinde bulunduğu dağınıklık, yalnızca başka kuruluş ve bakanlıkların -biraz önce de belirttiğim gibi- dış teşkilatlarından ötürü değildir; Dışişleri Bakanlığımızın da yapılanması yeniden gözden geçirilmelidir. Hatta, bazı dış temsilciliklerimizin neden var olduğunu da yeniden düşünmeliyiz. Örneğin, Napoli'deki Başkonsolosluğumuza, bugün, yılda 570 bin dolardan daha fazla masraf ediyoruz Türkiye olarak; ama, bir Amerika Birleşik Devletleri, İzmir'deki başkonsolosluğunu kapatalı yıllar oldu. Örneğin, UNESCO'daki temsilciliğimizin yıllık harcaması 2 milyon doların üzerindedir bugün; 30 personel çalışmaktadır, 2 milyon doların üzerinde harcama yapılmaktadır. UNESCO'da, öteki devletler, ancak belirli sürelerle, başkanlık yerine geldikleri zaman büyükelçi düzeyinde temsil edilirler ve personel sayılarını artırırlar, öteki zamanlarda çok daha alt düzeyde ve az personelle temsil edilirler. Bizim, neden böyle bir israf içinde olduğumuzu anlamak mümkün değildir. Örneğin, Roma'da bugün yeni bir temsilcilik açıldı, FAO Örgütünün, yani, Uluslararası Tarım Örgütünün temsilciliği açıldı, bir ek temsilcilik. Bunun neden var olduğu ve bu hizmetin neden düşünüldüğü, böyle bir hizmete neden gerek duyulduğu belli değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Gürel, toplayabilecek miyiz...
ŞÜKRÜ SİNA GÜREL (Devamla) – Topluyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Lütfen...
Buyurun.
ŞÜKRÜ SİNA GÜREL (Devamla) – Teşekkür ederim.
Örneğin, Strasbourg'daki Avrupa Konseyi Daimî Temsilciliğimizin, bugün personel sayısı açısından ve yıllık masrafı açısından, bir UNESCO temsilciliğiyle karşılaştırması da çarpıcıdır: Avrupa Konseyi gibi çok önemli bir yerde temsilimizi sağlayan bu sürekli temsilcilik, UNESCO'daki temsilciliğin neredeyse yarısı kadar bir maliyete sahiptir Türkiye'ye.
Dışişleri Bakanlığı Teşkilat Kanununda belirtildiği gibi, biraz önce belirtmeye çalıştığım gibi bir değişiklik yapılıncaya kadar, öteki bakanlık ve birimlerin yurtdışı temsilciliklerimizde görevlendireceği danışman personelin seçimi, merkezî ve yetkin bir kurulun eline bırakılmalıdır ve bu kuruluşların kendi sınavlarını yapmaları yerine, böyle bir yetkin kuruluş hem yazılı sınavı hem de sözlü sınavı yapabilir ve adayların dış temsil niteliğiyle donatılıp donatılmadığını denetleyebilir.
Ayrıca, Dışişleri Bakanlığı dışındaki devlet teşkilatımızdan, yurt dışında görevlendirilecek olan personel için, akademik ölçütlere göre belirlenecek yabancı dil bilgisinin yanı sıra, başka nitelik koşulları da aranmalıdır. Bunun için, yurtdışı müşavirlik kadrolarına gönderilmek için belirli hizmet koşulları aramak ve yaş tahdidini de kaldırmak gerekebilir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç olarak, yurtdışı görevlerle ilgili bu Komisyonun çalışmalarını, Demokratik Sol Parti olarak, takdirle karşıladığımızı belirtiyoruz. Yurtdışı görevlendirmeler ve temsilciliklerle ilgili Komisyon raporunun, bundan sonra, bu görevlerle ilgili...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun.
ŞÜKRÜ SİNA GÜREL (Devamla) – ...yapılması gereken değişiklik çalışmalarına ışık tutmasını umduğumuzu belirtiyoruz.
Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Gürel, teşekkür ediyorum.
Anavatan Partisi Grubu adına, Sayın İrfan Demiralp; buyurun. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
ANAP GRUBU ADINA İRFAN DEMİRALP (Samsun) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Bitlis Milletvekili Sayın Kâmran İnan ve 24 arkadaşının, yurt dışındaki temsilciliklerimizle ilgili olarak yapmış oldukları Meclis araştırması raporu üzerinde, Anavatan Partisi Grubunun görüşlerini açıklayacağım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Ancak, sözlerime başlamadan önce, geçtiğimiz günlerde, Hollanda'da ve Almanya'da, insan haklarından habersiz çılgın grupların saldırısına uğrayıp hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet, geride bıraktıklarına başsağlığı diliyorum.
Bu rapor, çok özlü ve objektif bir rapordur. Benim, 1992 yılından itibaren yapmış olduğum bazı dış görev gezilerinde tespit ettiğim; ancak, nasıl olur da bu yanlış uygulamalar yeniden düzenlenebilir diye üzerinde düşündüğüm bir konudur. Sayın İnan'a ve bu Komisyonda görev yapan değerli arkadaşlarıma, yapmış oldukları bu çok yararlı çalışma için gerçekten şükranlarımı sunuyorum.
Türkiye, dışarıda en fazla temsilcisi, müşaviri olan ülkedir. Raporda da belirtildiği gibi, herhangi bir nedenle, herhangi bir yurtdışı merkeze giden bir arkadaşımız, burada, derhal, bu yanlışlığı, bu çarpıklığı gözlemekte, yurt dışında Türkiye'yi temsil ettikleri zannedilen bu arkadaşlarımızın ne yaptıklarını merak etmektedir; hatta, bu arkadaşlarımızın, bu değerli arkadaşlarımızın, yurtdışına gönderilip, bu şekilde, hiç fonksiyonel olmayan bir ortamda bulundurulmaları, ülke ekonomisi için de israftır. O arkadaşlarımızın, o değerli uzmanların, Türkiye'de, kendi kurumlarında görev yapmaları, aslında, Türkiye için çok daha yararlı neticeler getirebilecektir.
Bu dış temsilcilikler açılırken ve temsilciler gönderilirken, maalesef, Türkiye'nin yoğun ilişki içinde bulunduğu veya bulunmadığı ülkeler hesabı -yani, maliyet - fayda hesabı- da hiç yapılmamıştır. Size bir örnek vermek istiyorum: 1992 yılında, bir görevle, şu anda aramızda bulunmayan bir milletvekili arkadaşımla Stockholm Büyükelçiliğine gittik. Akşam, büyükelçinin verdiği yemekte, bütün bu temsilcilerle bir araya geldik. Stockholm'de Millî Eğitim Bakanlığının temsilcisi var, Maliye Bakanlığının temsilcisi var, Turizmin temsilcisi var, Kültürün, Hazinenin, Dış Ticaretin temsilcileri var. Bunlara, ne iş yapıyorsunuz diye sordum; içlerinden, şimdi hatırlamadığım, bir tanesi, bana, hiçbir iş yapmıyoruz ve burada usanıyoruz cevabını verdiğinde, gerçekten çok üzüldüm. Çok gerekli olsa dahi, Türkiye'nin çok yoğun ilişkiler içerisinde bulunduğu bir merkez olsa dahi, aynı temsilcilikte hem Maliye hem Hazine hem de Dış Ticaret temsilcisinin bulunmasını anlamak mümkün değildir; hem Kültürün hem Millî Eğitimin temsilcilerinin, müşavirlerinin bulunmasını anlamak mümkün değildir.
Danimarka küçük bir ülke. Türkiye'nin bu ülkeyle ilişkilerinde, geçtiğimiz onyıllara baktığımızda, çok büyük iniş ve çıkışlar yok. Türkiye'nin bu ülkeyle kültür, turizm ve ekonomik ilişkileri de son derece sınırlı; bu, devletin resmî kayıtlarında olan bir şey; ancak, Danimarka Büyükelçiliğinde, Kopenhag'da, Çalışma, Millî Eğitim, Hazine, Dış Ticaret, Maliye, Kültür ve Turizm müşavirliklerinin kurulduğunu görüyoruz.
Değerli arkadaşlarım, bir gün yolunuz düşer de Danimarka'daki, Kopenhag'daki bu temsilcile