T.B.M.M.

TUTANAK DERGİSİ

CİLT : 20

53 üncü Birleşim

30 . 1 . 1997 Perşembe


İÇİNDEKİLER

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMALAR

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. - (9/10) esas numaralı Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergenin açık oylaması sonucuna yapılan itirazların Başkanlık Divanında görüşülmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/663)

B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. - Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş ve 23 arkadaşının, EGO Genel Müdürlüğünce yapılan doğalgaz sayacı ihalesinde usulsüzlük yapıldığı iddialarını araştırmak amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/152)

2. - Burdur Milletvekili Yusuf Ekinci ve 24 arkadaşının, Burdur İç Batı Anadolu'da hayvancılığın sorunlarının araştırılarak alınması gerekli tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/153)

3. - Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan ve 24 arkadaşının, Devletin uyuşturucuyla mücadele konusunda yetersiz kaldığı iddialarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/154)

V. - USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1. - Açık oylama sonucunda oluşan ihtilaf ve yanlışlığın o birleşim içerisinde anlaşıldığı takdirde yapılacak uygulamaya ilişkin usul tartışması

VI. - ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. - (10/8, 16, 20) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 153 sıra sayılı ve (10/5) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 167 sıra sayılı raporlarının gündemdeki yeri, görüşme günü ve çalışma süresine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

B) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1. - Gündemdeki sıralamanın yeniden yapılmasına; Genel Kurulun 30.1.1997 Perşembe, 4.2.1997 Salı, 5.2.1997 Çarşamba, 6.2.1997 Perşembe günkü birleşimlerin çalışma saatleri ile 4.2.1997 Salı, 5.2.1997 Çarşamba günleri sözlü soruların görüşülmemesi ve 4.2.1997 Salı günkü Birleşimde 153 ve 167 sıra sayılı Meclis araştırması komisyonları raporlarından sonra kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine ilişkin RP ve DYPGruplarının müşterek önerisi

VII. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. - 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/215) (S. Sayısı : 23)

2. - Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ve Bu Kanunlarda Değişiklik Yapan 18.11.1992 Tarih ve 3842 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/543) (S. Sayısı : 175)

3. - Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/217) (S. Sayısı : 132)

4. - Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin 492 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/218) (S. Sayısı : 164)

5. - 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında 254 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 326 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/71, 1/111) (S. Sayısı : 168)

6. - 9.7.1945 Tarih ve 4792 Sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler komisyonları raporları (1/528) (S. Sayısı : 163)

VIII. - SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. - İçel Milletvekili Oya Araslı'nın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik'in, konuşmasında, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2. - İçel Milletvekili Oya Araslı'nın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik'in, konuşmasında grubuna sataşması nedeniyle konuşması

IX. - SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. - Afyon Milletvekili Osman Hazer'in, Afyon'daki adli personel açığına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın yazılı cevabı (7/1787)

2. - Afyon Milletvekili Yüksel Yalova'nın;

- Aydın İli, Karpuzlu İlçesinde adliye teşkilatı kurulup kurulmayacağına,

- Görev yeri değiştirilen hâkim ve savcılara,

İlişkin soruları ve Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın yazılı cevabı (7/1830, 1837)

3. - Aydın Milletvekili Yüksel Yalova'nın, Aydın-Kuşadası Asliye Hukuk Hâkiminin Edirne'ye tayin edilmesine ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın yazılı cevabı (7/1844)

4. - Çankırı Milletvekili Ahmet Uyanık'ın, Engin Civan'ın mahkûmiyet cezasına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın yazılı cevabı (7/1848)

5. - Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay'ın;

- Ağrı'da bir kayak tesisinin yapılıp yapılmayacağına,

- Ağrı İlinin bazı ilçelerine kapalı spor salonu yapılıp yapılmayacağına,

- Ağrı İline bir stadyum yapılıp yapılmayacağına,

İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Bahattin Şeker'in yazılı cevabı (7/1849, 1850, 1851)

I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 13.30'da açılarak üç oturum yaptı.

TBMMGenel Kurulunun 29.1.1997 Çarşamba günü yapılan 52 nci Birleşiminde, saat 13.30'da yapılan yoklamada salonda toplantı yetersayısının bulunmadığının tespit edildiğine; bu durumda İçtüzüğün 57 nci maddesine göre, oturumun bir saatten fazla ertelenemeyeceğine; saat 14.05'te kapatılan oturumun, yeniden toplanmak üzere 18.30'a ertelenmesinin Anayasaya, hukuka, İçtüzüğe ve yerleşmiş uygulamalara aykırı bulunduğuna; bu nedenle, yapılacak işlemin, birleşimin kapatılması olduğuna ilişkin, CHP Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Önder Sav ile İçel Milletvekili Oya Araslı'nın vermiş oldukları tezkere okundu; Başkanlıkça, iki bölüm halinde yapılan çalışmalarda uygulamanın aynı şekilde yapıldığı örnekler verilerek belirtildi; Başkanlığın tutumunun İçtüzüğe ve teamüllere uygun olduğu açıklandı.

İtalya'ya gidecek olan Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller'e, dönüşüne kadar; Millî Savunma Bakanı Turhan Tayan'ın vekâlet etmesinin uygun görülmüş olduğuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

İzmir Milletvekili Veli Aksoy ve 21 arkadaşının, İzmir Körfezinde yaşanan kirliliğin önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi (10/147),

İçel Milletvekili M. İstemihan Talay ve 21 arkadaşının, yeni kurulan il ve ilçelerin sorunlarının araştırılarak il ve ilçe kurulmasıyla ilgili daha objektif kriterlerin belirlenmesi (10/148),

Samsun Milletvekili Biltekin Özdemir ve 41 arkadaşının, kamu personel rejiminin bütün boyutlarıyla incelenerek alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi (10/149),

Zonguldak Milletvekili Tahsin Boray Baycık ve 22 arkadaşının, demir çelik üretimiyle ilgili sorunların ve ERDEMİR'deki kamu hisselerinin blok satışı konusundaki iddiaların araştırılması (10/150),

İstanbul Milletvekili Nami Çağan ve 20 arkadaşının, üniversitelerin sorunlarının araştırılarak yeni üniversite açılmasıyla ilgili daha objektif kriterlerin tespit edilmesi (10/151),

Amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişikin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemde yerlerini alacağı ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmelerin, sırasında yapılacağı açıklandı.

Hindistan Meclis Başkanından alınan davete icabet edilmesine,

Türk Cumhuriyetleri arasında bir parlamentolararası birlik kurulması ve bu konuda resmî girişimlere başlanmasına; ayrıca, TBMM'nin, Latin Amerika Parlamentosu ile gözlemci statüsü çerçevesinde ilişki tesis etmesine ve bu kuruluş nezdinde akredite edilmek üzere, tüm siyasî parti gruplarının temsil edileceği 6 milletvekilinden oluşan bir Latin Amerika Parlamentosu Türk Grubunun kurulmasına,

İlişkin Başkanlık tezkereleri kabul edildi.

(10/90) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunda boş bulunan ve Refah Partisine düşen üyeliğe, Grubunca aday gösterilen Tokat Milletvekili Bekir Sobacı seçildi.

Gündemin “Sözlü Sorular” kısmına geçilerek;

1 inci sırada bulunan, Manisa Milletvekili Tevfik Diker'in (6/190),

5 inci sırada bulunan, Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay'ın (6/199),

Ordu Milletvekili Hüseyin Olgun Akın'ın;

2 nci sırada bulunan (6/192),

3 üncü sırada bulunan (6/193),

4 üncü sırada bulunan (6/195),

Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay'ın;

6 ncı sırada bulunan (6/203),

7 nci sırada bulunan (6/203),

Esas numaralı sözlü sorularının, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadıklarından, yazılı soruya çevrildikleri ve gündemden çıkarıldıkları bildirildi.

Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay'ın;

8 inci sırada bulunan (6/205),

9 uncu sırada bulunan (6/206),

10 uncu sırada bulunan (6/207),

11 inci sırada bulunan (6/208),

12 nci sırada bulunan (6/209),

13 üncü sırada bulunan (6/210),

14 üncü sırada bulunan (6/211),

15 inci sırada bulunan (6/212),

16 ncı sırada bulunan (6/214),

Esas numaralı sözlü soruları, bakanlar Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından ertelendi.

Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay'ın;

17 nci sırada bulunan, Doğu Anadolu Bölgesinde turizmi geliştirmeye yönelik program ve projelere ilişkin sözlü sorusuna (6/215) Turizm Bakanı M. Bahattin Yücel,

18 inci sırada bulunan, Ağrı Yatılı Bölge Kur'an Kursunun müdür ve öğretmen ihtiyacına ilişkin sözlü sorusuna da (6/216) Devlet Bakanı Nevzat Ercan,

Cevap verdiler.

30 Ocak 1997 Perşembe günü saat 13.30'da toplanmak üzere, birleşime 21.03'te son verildi.

Yasin Hatiboğlu

Başkanvekili

Kâzım Üstüner Ali Günaydın

Burdur Konya

Kâtip Üye Kâtip Üye


II. - GELEN KÂĞITLAR

30 . 1 . 1997 PERŞEMBE

Raporlar

1. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Romanya Hükümeti Arasında Kültür Merkezleri Kurulması ve Bu Merkezlerin Faaliyeti Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Dışişleri komisyonları raporları (1/473) (S. Sayısı : 186) (Dağıtma tarihi : 30.1.1997) (GÜNDEME)

2. - Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı ve 18 Arkadaşı, KahramanmaraşMilletvekili Hasan Dikici ve 9 Arkadaşı ile İstanbulMilletvekili Algan Hacaloğlu ve 10 Arkadaşının, Yükseköğretimin Sorunlarının Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Tespit Edilmesi Amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Araştırması Açılmasına İlişkin Önergeleri ve (10/8, 16, 20) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Raporu (S. Sayısı : 153) (Dağıtma tarihi : 30.1.1997) (GÜNDEME)

3. - İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya ve 16 Arkadaşının, Petrol Ofisi Genel Müdürlüğünde Meydana Gelen Yolsuzluk ve Usulsüzlük İddialarını Araştırmak ve Alınması Gereken Tedbirleri Belirlemek Amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Araştırması Açılmasına İlişkin Önergesi ve (10/5) Esas Numaralı Meclis Araştırma Komisyonu Raporu (S. Sayısı : 167) (Dağıtma tarihi : 30.1.1997) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1. - Bursa Milletvekili Feridun Pehlivan'ın, parti il başkanlarının hastane denetimlerine katıldığı iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/419) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.1.1997)

2. - Bursa Milletvekili Feridun Pehlivan'ın, hastane denetimlerine ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/420) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.1.1997)

Yazılı Soru Önergeleri

1. - Zonguldak Milletvekili Tahsin Boray Baycık'ın, doğal afete maruz kalan yöre belediyelerine ödenen payın Zonguldak-Kozlu Belde Belediyesine de ödenip ödenmeyeceğine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/2002) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.1.1997)

2. - Zonguldak Milletvekili Tahsin Boray Baycık'ın, Anadolu Liseleri giriş sınavındaki şehir tercihi uygulamasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2003) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.1.1997)

3. - Hatay Milletvekili Fuat Çay'ın, Halk Bankasına devredilen Öğretmenler Bankasının hisse senetlerine ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2004) (Başkanlığa geliş tarihi : 27.1.1997)

4. - İçel Milletvekili Dr. Fikri Sağlar'ın, Akkuyu Nükleer Santral Projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/2005) (Başkanlığa geliş tarihi : 27.1.1997)

5. - İstanbul Milletvekili Ahmet Güryüz Ketenci'nin, Susurluk Soruşturmasıyla ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği iddia edilen bir talimata ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2006) (Başkanlığa geliş tarihi : 27.1.1997)

6. - Sıvas Milletvekili Mahmut Işık'ın, SSK'da usulsüz atamalar yapıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2007) (Başkanlığa geliş tarihi : 27.1.1997)

7. - Tokat Milletvekili Ahmet Feyzi İnceöz'ün, Mason derneklerinin faaliyetlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2008) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.1.1997)

8. - Hatay Milletvekili Fuat Çay'ın, bir beyanına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2009) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.1.1997)

9. - Manisa Milletvekili Tevfik Diker'in, korucularda bulunan ve menşei belli olmayan silahlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2010) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.1.1997)

10. - Rize Milletvekili Ahmet Kabil'in, öğretmen atamalarında usulsüzlük yapıldığı iddiasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/2011) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.1.1997)

11. - Şırnak Milletvekili Mehmet Salih Yıldırım'ın, Türk Telekom Başmüdürlüğünce usulsüz personel alımı yapıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2012) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.1.1997)

Meclis Araştırması Önergeleri

1. - Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş ve 23 arkadaşının, EGO Genel müdürlüğünce yapılan doğalgaz sayacı ihalesinde usulsüzlük yapıldığı iddialarını araştırmak amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/152) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.1.1997)

2. - Burdur Milletvekili Yusuf Ekinci ve 24 arkadaşının, Burdur İç Batı Anadolu'da hayvancılığın sorunlarının araştırılarak alınması gerekli tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/153) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.1.1997)

3. - Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan ve 24 arkadaşının, Devletin uyuşturucuyla mücadele konusunda yetersiz kaldığı iddialarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırılması açılmasına ilişkin önergesi (10/154) (Başkanlığa geliş tarihi : 28.1.1997)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 13.30

30 Ocak 1997 Perşembe

BAŞKAN : Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU

KÂTİP ÜYELER : Kâzım ÜSTÜNER (Burdur), Ali GÜNAYDIN (Konya)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 53 üncü Birleşimini açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır. (RP sıralarından “çoğunluk var” sesleri)

(Aksaray Milletvekili Mehmet Altınsoy'a kadar yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Sayın milletvekilleri, yine, gündemimizin yoğun olması nedeniyle, gündemdışı söz talebinde bulunan çok değerli arkadaşlarıma söz verme imkânım olmadı.

Sayın milletvekilleri, gündemin “Başkanlığın Genel Kurula Sunuşları” bölümüne geçiyoruz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup, bilgilerinize sunacağım.

Tezkereyi okutuyorum:

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. - (9/10) esas numaralı Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergenin açık oylaması sonucuna yapılan itirazların Başkanlık Divanında görüşülmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/663)

30 Ocak 1997

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Genel Kurulun 28.1.1997 Salı günkü birleşiminde, (9/10) esas numaralı Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergenin açık oylaması sonuçlarına yapılan itirazlar Başkanlık Divanında görüşülmüş, öncelikle, bir inceleme yapılması için bir heyet oluşturulmuş ve bu incelemelerin 4.2.1997 gününe kadar tamamlanması kararlaştırılmıştır.

Başkanlık Divanımız, inceleme sonucuna göre kararlaştıracağı önerisini Genel Kurulun onayına sunacaktır.

Yüce Heyetin bilgilerine sunulur.

Mustafa Kalemli

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

V. - USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1. - Açık oylama sonucunda oluşan ihtilaf ve yanlışlığın o birleşim içerisinde anlaşıldığı takdirde yapılacak uygulamaya ilişkin usul tartışması

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun efendim.

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sayın Başkanım, Başkanlığın sunuşu olarak ifade edilen bu karara katılamadığımızı ifade etmek istiyorum.

Belirtilen oylamada ihtilaf ve yanlışlık, birleşim içerisinde meydana gelmiştir ve bir yanlışlığın olduğu, o günkü birleşimde, grup başkanvekilleri tarafından Başkanlığınıza arz edilmiştir. Eğer, birleşimden sonra yanlışlığın yapıldığı anlaşılsaydı, bu konuda karar vermeye ve konuyu irdelemeye Başkanlık Divanı yetkiliydi.

İçtüzüğün 13 üncü maddesi gereğince, bu konuyu incelemek ve karar altına almak, bir usul görüşmesi açmak suretiyle, sizin yetkinizdeydi.

Yapılmış olan işlemde bir yanlışlığın olduğunu kabul ediyoruz. Birleşim içerisinde, yanlışlığın Başkanlığınıza iletildiği de bir gerçektir. O nedenle, bu konuda bir usul tartışması açılması talebinde bulunuyoruz.

BAŞKAN - Sayın Gönül, bu itirazların içerisinde -birleşimi yöneten Başkan olarak ifade ediyorum- birleşim esnasında yapılan itirazlar olduğu gibi, birleşimden sonra tespit edilip, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yapılan itirazlar da var; yani, birleşimden sonra yapılmış itirazlar da var.

Bundan dolayı, birleşimi yöneten Başkan olarak, kanaatimce, Başkanlık Divanının meseleyi tezekküründe ve inceleme istikametinde bir karar almasında Tüzük engeli yoktur; ama, 63 üncü maddeye göre usul tartışması açılmasında ısrarlı iseniz, ben, usul tartışması açacağım; ancak, Başkanlığın kanaati ve tutumu şudur: Başkanlık Divanının toplanması, usullere ve Tüzüğe uygundur; Başkanlık Divanının, şikâyetleri, itirazları inceleme yolundaki karar alışı Tüzüğe ve usullere uygundur; Başkanlığın görüşü budur; ama, ille usul tartışması açalım diyorsanız, ben, usul tartışması...

MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun.

MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) - Sayın Başkan, buna benzer itirazı, biz, oylamanın hemen akabinde, birleşim devam ederken, Yüksek Başkanlığa arz ettik, Sayın Ahmet Neidim arkadaşımız da, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu yöneticileri de... Bu yapılan başvuruyla ilgili olarak, o anda, Yüksek Başkanlık herhangi bir usul tartışması açılmasına gerek duymadı. Bunu saygıyla karşılıyoruz. Artı, bugün toplanan Meclis Başkanlık Divanı bu konuda bir karar almıştır. Burada açılacak olan ikinci bir usul tartışması ve bunun oylanması, Başkanlık Divanının yetkilerini, bir nevi, burada tartışmaya açmak olacaktır. Oradaki usulün tamamlanmasına kadar, artık, Başkanlık Divanına tevcih edilmiş bu hadisenin sonucunu beklemekte yarar görüyoruz; bunu arz etmek istiyoruz.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Ben, Başkanlık olarak kanaatimi ifade ettim. Ben de diyorum ki, Başkanlık Divanı meseleyi tezekküre yetkilidir; o yetkisi içerisinde toplanmış, tezekkür etmiştir; ancak, bu konunun usule aykırı olduğu yolunda iddiası var bir arkadaşımızın...

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sayın Başkan, Sayın Başesgioğlu'nun söylediği de, bizim, zaten, iddiamızı ve talebimizi teyit eder mahiyettedir. Usul tartışması açılmasında fayda gördüğümüzü arz ediyoruz.

BAŞKAN - Sayın Gönül, bu usul tartışmasında ısrar ediyor musunuz?

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Ediyorum efendim.

BAŞKAN - Peki, bu konuda usul tartışması açıyorum.

İBRAHİM GÜRDAL (Antalya) - Hangi usulsüzlük var burada?!

RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) - Usul tartışmasıyla neyi değiştireceksiniz?!

BAŞKAN - iki lehte iki aleyhte söz vereceğim.

Söz isteyenler?..

Sayın Kamer Genç, Sayın Başesgioğlu, Sayın Uluğbay, Sayın Öymen, Sayın Dumankaya.

Sayın Genç, buyurun efendim.

Başkanlığın tutumunun...

KAMER GENÇ (Tunceli) - Aleyhinde.

BAŞKAN - Başkanlığın tutumunun aleyhinde...

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri; daha önce yapılan, Meclis soruşturması açılıp açılmamasına ilişkin bir oylamada, oylamada birtakım usulsüzlükler yapıldığı konusunda, oylamanın yapıldığı birleşimde, gruplardan itirazlar geldi. O zaman, Yüce Genel Kurulumuzu yöneten Sayın Başkanvekilimiz dedi ki: “Bu konuda, Meclis Başkanlığına da itirazlar var; biz, bu itirazları Başkanlık Divanında inceleyeceğiz ve ona göre bir karar vereceğiz.” Bu, zabıtlara geçen sözler.

Şimdi, ben, konuyla ilgili İçtüzük hükümlerini size okumak istiyorum. İçtüzüğümüzün 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasında “Genel Kuruldaki oylamalarda ve seçimlerde önemli bir yanlışlık olduğu iddia edilirse, Başkan, usul görüşmesi açabilir ve gerekirse oya başvurarak düzeltme yapar” deniliyor. Gerekirse_ Çok açık seçik.

AHMET NEİDİM (Sakarya) - İyi ki kürsüde yoktun o gün... Anasını ağlatırdın...

KAMER GENÇ (Devamla) - Bir dakika_

Bakın arkadaşlar, hukukçu arkadaşlarımızın iyi dinlemesini istiyorum; fıkranın devamında, “yanlışlık birleşimden sonra anlaşılırsa, Meclis Başkanı, Divanı toplayarak takip edilecek yolu kararlaştırır” deniliyor. Şimdi, burada, Meclis Başkanının, bu oylamayla ilgili Başkanlık Divanını toplama yetkisi yok. İçtüzüğümüz açık; diyor ki, eğer, yanlışlık, birleşim devam ettiği zaman anlaşılırsa, Meclis Başkanı bir usul tartışmasını açar, gerekirse oylamaya başvurur ve bu konuyu düzeltir. Zaten, işin mantığı da bu.

Yüce Genel Kurulda yapılan bir oylamanın sonucunu başka bir kurumun değiştirmesi mümkün değil; yani, Başkanlık Divanı kalkıp da, Genel Kurulda alınan sonucu değiştiremez. (ANAP ve CHP sıralarından gürültüler)

Efendim, bakın, dinleyin de bir şeyler öğrenin... Rica ediyorum_

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, dinleyelim efendim.

KAMER GENÇ (Devamla) - Burada, açıkça, çok önemli bir şeyi vurguluyorum.

AHMET NEİDİM (Sakarya) - Sahte oylar varsa?..

KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Neidim, zatıâlinizden rica ediyorum, bir dinleyin... Bir dinleyin de ondan sonra_

Şimdi, İçtüzük hükümleri, uymamız gereken hükümlerdir. Oylamadaki yanlışlıklar, birleşim devam ederken anlaşılmıştır. O halde, o sırada yapılan bir yanlışlık, yeni bir oylama yapılmak suretiyle düzeltilir.

SABRİ ERGÜL (İzmir) - O birleşim içerisinde...

KAMER GENÇ (Devamla) - Ancak, o yapılmadığına göre; şimdi, burada ortaya bir İçtüzük eksikliği çıkıyor.

AHMET NEİDİM (Sakarya) - Sen yoktun...

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, vardım ben; oylamaya da katıldım. Biraz dinlerseniz, olup olmadığımı söylerim size.

Bence -ben, bunu Başkanlık Divanında da söyledim- Başkanın, bu konuda Başkanlık Divanını toplama yetkisi yoktur.

Arkadaşlar, İçtüzük hükümleri açık; Anayasada da bağlayıcı bir hüküm var. Yani, Meclisimizin, Meclisin kurumlarının kendisine göre bağlı olduğu kurallar, bu kurallarda açık seçik hükümler varsa, bu kuralları bir tarafa iterek, biz, keyfî birtakım yetkiler kullanamayız. Anayasamızda diyor ki, hiçbir kurum ve kuruluş, kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamaz. O halde, Meclis Başkanlık Divanının bugün toplanması yanlıştır.

O zaman, yapılması gereken şudur: O gün Meclisimizi yöneten Sayın Başkanımız da, bu konuda Başkanlığa da itirazlar var dedi. Bana göre, Başkanlığa yapılan o itirazların bir önemi yok; çünkü, daha Meclis çalışıyor, birleşim devam ediyor. İçtüzük bunu kurala bağlamış; burada, bir usul tartışması açılarak, bu işin düzeltmesi gerekirdi.

Şimdi, Başkanlık Divanı toplandı; bunu tahkik etmek üzere beş kişilik bir komisyon kurdu.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bazı arkadaşlarımız diyor ki, bazı arkadaşlarımızın adına oy kullanılmış. Şimdi, kendi adına oy kullanılan bir milletvekilinin bunda bir günahı var mı; yok. O halde, olmadığına göre, kullanan insanların hatası var.

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) - Sahtekârlar var, sahtekârlar!..

KAMER GENÇ (Devamla) - Bir dakika efendim; anlatacağım işte. (ANAP sıralarından gürültüler)

Değerli milletvekilleri... (ANAP sıralarından gürültüler)

Sayın ANAP'lılar, size dinlemesini öğretemedim. Bakın, kaç senedir şu Meclisteyim, vallahi, ben size bir türlü dinlemeyi öğretemedim.

İRFAN KÖKSALAN (Ankara) - Doğru konuş, doğru!..

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, rica ediyorum...

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, olay hukukî bir meseledir...

MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) - Sayın Başkan, ANAP'lılar kürsüde konuşan her hatibi dinler; lütfen ikaz edin!

BAŞKAN - Sayın Ersümer...

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, bakın, bu Mecliste, Türkiye Büyük Millet Meclisinin sayın üyeleri hakkında hiçbir kimsenin muhakkiklik görevi yapmaya hakkı yoktur. Yani, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı da olsa, bir milletvekilinin... (Gürültüler)

Arkadaşlar, dinleyin; fikirlerimizi söylüyoruz, niye dinlemesini bilmiyorsunuz... Dinleyin... Eğer, benim fikirlerime itimat etmezseniz, kürsü hepinize açık, kürsüye çıkar, fikirlerinizi söylersiniz.

AHMET KABİL (Rize) - Niye sahtekârlık yapıyorsunuz?!.

KAMER GENÇ (Devamla) - Başkanlık Divanı şöyle bir karar aldı: Efendim, 5 kişilik bir komisyon kuralım -hem de yetkisiz bir toplantı ve yetkisiz bir komisyon- milletvekillerinin kullandığı oyları tahkik edelim.

Sayın milletvekilleri, bir milletvekilinin kullandığı oy tahkik edilemez. Bu yol açıldığı zaman, bundan sonra yapılacak olan kritik oylamalarda, her milletvekili “efendim, biz bu oylamada yoktuk. Bu oylama hatalı yapıldı” diyecek; dolayısıyla hem Yüce Meclisimizin değeri, itibarı zedelenecek ve hem de bu yol, Türkiye Büyük Millet Meclisinde şimdiye kadar seçilmemiş bir yoldur.

ZEKİ ÇAKAN (Bartın) - Bunlar ne, bunlar?!

KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Çakan, bakın...

AHMET KABİL (Rize) - Sahtekârlık yapılmış, sahtekârlık!..

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, kimin ne yaptığını bilemiyorum... Ben şimdi sizlerden rica ediyorum... Ben fikirlerimi söyleyeyim arkadaşlar...

Önemli olan, bir yanlışlık, yeni bir düzeltmeyle düzeltilebilir. Yoksa, bir yanlışlığın üzerine, yeni yeni araştırmalar yapılarak, o araştırmaları derinleştirmek bu Meclisin çalışma sistemine aykırı. Şimdi, farzedelim ki, Başkanlık Divanı inceleme yaptı. Neyi inceleyecek; milletvekillerinin imzalarını mı istiktaba sürükleyecek, istiktab mı edilecek?! Böyle bir sistem yok. Milletvekilinin beyanı esastır; kullandıysa kullandım, kullanmadıysa kullanmadım diyecek; ama, burada bir yanlışlık varsa, bu yanlışlık yine Genel Kurulun kararıyla giderilebilir.

O zamanki Sayın Başkanımız, o birleşimde bu düzeltmeyi yapmadı, Meclis Başkanlık Divanının da bir yetkisi yok; ortada bir İçtüzük boşluğu doğuyor. O halde, bu İçtüzük boşluğunu, biz burada doldurmak zorundayız; yani, bir karar alarak, teamülle bu yanlışlığı düzeltmek zorundayız; ya o gün yapılan oylamayı muteber addederiz “yanlışlık yok” deriz, Genel Kurul buna karar verir veyahut da -bana göre, tabiî, İçtüzükte ne aleyhinde ne de lehinde bir hüküm var- yeni bir oylama yapmak suretiyle yapılan oylamanın meşruluğunu sağlarız; başka çaresi yok; çünkü, Başkanlık Divanının yetkisi yok. Başkanlık Divanının yetkisi, yanlışlık birleşimden sonra anlaşılırsa; bunu özellikle vurgulamak istiyorum ki, arkadaşlarımız bu inceliği anlasınlar. Yani, bir insanın bir konuda karar verebilmesi için, ya Anayasada ya İçtüzükte ya da kanunda bir yetkisi olması lazım. İçtüzükte deniyor ki, eğer hata birleşimde anlaşılmışsa, birleşimde halledilecek, Genel Kurul halledecek; birleşimden sonra anlaşılırsa, Meclis Başkanlık Divanı toplanacak. Olay birleşimde anlaşıldı. Nitekim, birleşimde anlaşıldığı, burada verilen dilekçelerden anlaşılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, onun için, Sayın Başkanın, şurada, bu konuyu, şu şekilde Yüce Kurulun takdirine sunması lazım: Birincisi, o birleşimde yapılan oylamada hatanın var olduğu öne sürülüyor veyahut da tutanaklara intikal eden şeylerde karar yetersayısı teşekkül etmemiştir. Anayasanın 96 ncı maddesine göre toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar verilmesi lazım; bu teşekkül etmemiştir. Ortada bir soruşturma önergesi de var. Dolayısıyla, bugün Başkan, Başkanlık Divanını yetkisiz toplamıştır. O halde ne yapmak lazımdır; Başkanlık Divanının bu konuda toplanıp karar verme yetkisi yoktur konusunun karara bağlanması lazım.

İkincisi, orada yapılan bir eksikliği, İçtüzükteki bu eksikliği burada yeni bir oylama yapmak suretiyle -lehte, aleyhte- gidermek lazımdır. Ben bu konuyu belirtmek için huzurlarınıza geldim.

Hepinize saygılar sunuyorum efendim.

BAŞKAN - Sayın Genç, teşekkür ediyorum.

Sayın Başesgioğlu, lehinde, aleyhinde?..

MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) - Lehinde.

BAŞKAN - Yani, Başkandan yanasınız.

MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) - Evet.

BAŞKAN - Buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)

MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) - Sayın Başkan, çok muhterem milletvekilleri; sözlerimin başında Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Tabiî, bu Parlamentonun bir üyesi olarak, böyle üzücü bir konunun tartışılması münasebetiyle kürsüye çıkmış olmaktan dolayı da son derece üzüntü duyduğumu sözlerimin başında ifade etmeliyim.

Değerli üyeler, bir konuyu hemen açıklığa kavuşturmak istiyorum. Doğru Yol Partili Meclis Başkanvekili Sayın Kamer Genç, çıktı, buradan, oylamalarla ilgili görüşünü ifade etti. Sayın Genç, Meclis Başkanlık Divanı üyesidir; demin buradan yaptığı konuşmalarıyla ihsası reyde bulunmuştur. Şimdi, Sayın Kamer Genç'ten ricamız, bu konudaki teamüller gereği, bundan sonraki Başkanlık Divanı toplantılarına katılmamasıdır. (ANAP ve DSP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Ayrıca, bir teşekkürümü de ifade etmek istiyorum. Dün, çeşitli kanallarda, oylamaya katılmadıkları halde adlarına oy çıkan değerli milletvekili arkadaşlarımız, Genel Kurulda bulunmadıklarını ve kimseye vekâlet vermediklerini çok açık bir şekilde ifade etmişlerdir. Bu arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, biz, 65 milyon insanımızın, bu Parlamentodan çok şey beklediğini bilen insanlarız. Özellikle, Türkiye'nin yaşamış olduğu konjonktür içerisinde, bütün çözümlerin Parlamentodan geçeceğini bekleyen çok büyük bir kesim var. Böyle bir konjonktür içerisinde, Parlamentonun kendi içerisinde şaibeli oylarla halkımızın güvenini sarsmaya hakkı yoktur. Biz, 20 nci Dönem milletvekilleri olarak, bu konuyu aydınlığa çıkarmak zorundayız. Bu işin partisi, grubu olmaz. Sahtekârlığın, samimiyetsizliğin savunabileceği, sığınabileceği hiçbir yer yoktur. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar) Ve şunu kabul etmemiz lazım: Eski Başbakan Sayın Çiller hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergenin oylanmasında, maalesef, birtakım gerçekdışı oylar kullanılmıştır. (ANAP sıralarından “şaibeli” sesleri) İmzalar taklit edilmek suretiyle, isimler taklit edilmek suretiyle sahte oylar kullanılmıştır.

NABİ POYRAZ (Ordu) - Sahte imza... Sahte imza...

MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla) - Şimdi, çeşitli tevil yollarına giderek bunun aksini savunmak mümkün değildir. Hele, DYP Grubuna mensup arkadaşlarımızın icat ettiği yeni bir husus var, diyorlar ki: “Bunu muhalefet yapmıştır.”

Değerli milletvekilleri, muhalefet, ret oyunu kullanmak suretiyle size niye katkı sağlasın; Sayın Tansu Çiller'in soruşturma komisyonuna gidip gitmemesi konusunda, niye Sayın Çiller'in de işine yarayacak oy kullansın; bunun bir mantığı var mı?!

Yine, bu, Almanya'da Sayın Çiller hakkında uyuşturucu ticaretiyle ilgili konuda çeşitli beyanlarda bulunan Alman hâkime “ANAP'lı” diye ad taktınız. Yani, Alman hâkime ANAP'lı demek ne kadar gülünçse, bu işi muhalefetin üzerine fatura etmek de o kadar gülünçtür. Lütfen... Bu konuda biraz daha ciddî olmamız gerekiyor; çünkü, karşı karşıya bulunduğumuz durum bundan ibarettir.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, Başkanın tutumuyla ilgili konudaki düşüncelerimi arz etmek istiyorum. Buradan açıklanan oylama neticelerine göre, oylama neticesi 244 ret, 242 kabuldür. Burada bulunmadığını bütün Türk kamuoyuna ilan eden 3 sayın milletvekilinin oyu düşüldükten sonra, önergenin kabulü yönündeki oylar reddi yönündeki oylardan fazladır. Dolayısıyla, burada konuşan Sayın Genç'in iddiasının kabulü gerekirse, Sayın Çiller hakkında Meclis soruşturması açılması kabul edilmiş demektir. (ANAP ve DSP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar )

ABBAS İNCEAYAN (Bolu) - Doğrudur... Doğrudur...

MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla) - Ama...

DEVLET BAKANI H. UFUK SÖYLEMEZ (İzmir) - Oylayalım... Bir daha oylayalım...

MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla) - Tabiî, siz, bugün bu hadisenin oylanmasına çoktan taraftarsınız; yani, bunu kabullendiniz; ama, Sayın Bakan, siz, Cumhuriyet Hükümetinin bir bakanısınız, hem de önemli mevkilerde görev yapan bir bakansınız; attığınız imzalarla trilyonlar yer değiştiriyor; sizin bu konuda daha samimî, daha ciddî, daha duyarlı olmanız lazım.

DEVLET BAKANI H. UFUK SÖYLEMEZ (İzmir) - Samimîyim.

AHMET NEİDİM (Sakarya) - Ne samimîsi?! Ne samimîsi?!

MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla) - Peki, oylama yapılsın, oylama yapılsın da, bu 3 sahte oyun hesabını kim verecek bu Mecliste?! (ANAP, DSP ve CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Bu Meclis, kanarya sevenler derneği değil, kuş sevenler derneği değil; o dernekte yapılan hatalar bile insanı mahkemelere götürür. Dolayısıyla, bu Mecliste, hem de önemli bir soruşturma önergesinde yapılan sahtekârlığın hesabını, neticesini Başkanlık Divanı sonuna kadar götürmek zorundadır; Anavatan Partisi olarak bunun sonuna kadar takipçisiyiz. Öyle, hemen, bugün oylama yaptırıp, oldubittiyle bu işi kurtarmanız mümkün değil. (DYP sıralarından “biraz sakin ol” sesleri)

Sayın Bakan laf attığı için, o konuda, özür dilerim, sesimi yükseltmek zorunda kaldım; ama, konunun ciddiyetini ve vahametini bütün parlamenterler olarak paylaşmak zorundayız.

AHMET NEİDİM (Sakarya) - Oy çalmak, bir mabetten sakalı şerifi çalmak gibidir!

MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla) - Netice olarak, Meclis Başkanlık Divanı, İçtüzüğümüzün 13 üncü maddesine göre, duruma el koymuştur ve bugün yapmış olduğu toplantıda, 5 kişilik bir komisyon kurulmasına karar vermiştir; artık, bu noktadan itibaren, hadise, Meclis Başkanlık Divanının yetkisi içerisindedir.

Sayın Kamer Genç'in iddia ettiği gibi...

KAMER GENÇ (Tunceli) - İyi oku...

MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla) - Ama, 13 üncü maddenin başlığı “Başkanlık Divanının Görevleri” dir.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Orayı oku...

MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla) - Ben çok okudum Sayın Genç, size tekrar okumanızı tavsiye ederim.

BAŞKAN - Sayın Başesgioğlu, siz, kendi sürenizi kendiniz kullanın lütfen.

MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla) - Peki Sayın Başkan, toparlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu konunun soruşturulması lazım. Bu konunun araştırılması lazım. Hemen oylama yapıp -oylama neticesi ne olursa olsun, hiç önemli değil- bu hadiseyi geçiştirmemiz mümkün değil; ama, bu Parlamentoda bir daha bu tür üzücü olayların tekerrür etmemesi için, Başkanlık Divanının bu hadiseyi sonuna kadar araştırmasında ve açığa çıkarmasında sonsuz fayda vardır. Türk toplumu, Parlamentodan, birtakım yolsuzlukların, usulsüzlüklerin ortaya çıkarılmasını beklerken, Parlamento, kendi içinde kendi güvenini yitirecek bir tutum ve davranış içerisine giremez.

Evet, Anavatan Partisi Grubu olarak görüşlerimizi bu şekilde ifade ediyor, Başkanlık Divanının da bu yolda bir karar alacağını umutla bekliyor, Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Başesgioğlu, teşekkür ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, kişisel konuştu, grup adına konuşmadı.

BAŞKAN - Sayın Genç, usul tartışmaları grup adına olmaz, kişisel... Ben öyle mi söyledim efendim?

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, kendisine hatırlatın.

BAŞKAN - Sayın Başesgioğlu, grup adına mı konuştunuz?

MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) - Şahsım adına konuştum efendim.

BAŞKAN - Efendim, grup adına olmaz zaten.

Usul tartışmasında dört sayın üyeye söz verilir; iki lehte, iki aleyhte...

MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) - Şahsım adına konuştum efendim; ama, grubumuzun genel temayülünün de öyle olduğunu söyledim.

BAŞKAN - Tamam efendim, kişisel görüşmedir.

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Gönül.

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Kürsüden konuşmak istiyorum efendim.

BAŞKAN - Hayır efendim, yerinizden konuşun.

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sayın Başkan, söz istemiştim.

BAŞKAN - Efendim, siz konuştunuz...

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Konuşmadım Sayın Başkan.

BAŞKAN - Affedersiniz efendim.

Efendim, talep olarak biz, Sayın Genç'i, Sayın Uluğbay'ı, Sayın Öymen'i ve Sayın Başesgioğlu'nu tespit etmiştik; zaten dört üye var.

HASAN HÜSAMETTİN ÖZKAN (İstanbul) - Sayın Başkan, Sayın Uluğbay'ı tespit ettiniz; o, söz hakkını Sayın Gürkan'a verdi.

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - İki aleyhte, iki lehte olduğuna göre, arkadaşlarımız da zaten Başkanlığınızın tutumunun lehinde konuşacaktır...

BAŞKAN - Efendim, siz buyurun...

Konuşma sırası Sayın Gürkan'da.

Buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)

Sayın Gürkan, Başkanlığın tutumunun lehinde mi aleyhinde mi efendim?

ULUÇ GÜRKAN (Ankara) - Lehinde efendim.

BAŞKAN - Başkanlığın tutumunun lehinde konuşacaksınız.

Buyurun.

ULUÇ GÜRKAN (Ankara) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; önümüzde, önemli ve mutlaka çözüme kavuşturmamız gereken yalnızca bir sorun yok, iki sorun var. Bu sorunlardan bir tanesi, hiç kuşkusuz, önceki gün yaptığımız oylamanın sonucunu, Meclis kararı olarak bir biçimde şekillendirmek, bir biçimde ilan edebilmek; ama, yaşadığımız olaylar -birleşimden başlayarak, oylamanın bitiminden, birleşim sonrasında gelişen olaylar- bizi, aynı zamanda, bu oylamayla ilgili olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığı, demokrasiye olan inanç ve güven bakımından da son derece önemli, son derece ciddî olarak düşünüp karar vermemiz gereken bir noktaya itmiştir.

Bu olayı tartışırken, bugünkü Başkanlık Divanı toplantısında bütün Divan üyeleriyle hemfikir olduğumuz bir konuyu Genel Kurulun huzurunda sizinle paylaşmak istiyorum. Bu olaya, başımızda siyasî şapkalarımızla bakamayız. Eğer, bu olaya başımızda siyasî şapkalarımızla bakarsak, Türkiye'de demokrasiye, Parlamentonun saygınlığına, itibarına, peşinen, bireysel çıkarlarımız için, siyasî anlayışlarımız için, gölge düşürmüş oluruz; ister iktidar mensubu olalım ister muhalefet, bundan mutlaka sıyrılmamız gerekir ve Başkanlık Divanı da -çok büyük bir mutlulukla, güvenle, inançla burada ifade etmek istiyorum ki- kararını bu anlayışla oluşturmuştur.

Şimdi, bu kararla başlayan sürecin, burada tartışılması dahi -benim anlayışıma göre- Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığını ve demokrasimizin işleyişinde çok önemli bir yeri olan Türkiye Büyük Millet Meclisindeki oylamalara güven konusunda yeniden başlayan olumlu bir süreci, âdeta, kamuoyu önünde tartışmaya itmiştir, kamuoyu önünde yeniden sorunlu hale getirebilme istikametine yöneltmiştir.

İçtüzüğümüzün 13 üncü maddesi gerçekten çok açık; diyor ki: “Genel Kuruldaki oylamalarda ve seçimlerde önemli bir yanlışlık olduğu iddia edilirse, Başkan usul görüşmesi açabilir ve gerekirse oya başvurarak düzeltme yapar.” Birleşim içerisinde, böylesi bir yanlışlık, Demokratik Sol Parti Grup Başkanvekili Sayın Hikmet Uluğbay tarafından ifade edilmiştir burada. Sayın Bülent Ecevit'in, oy kullandığı halde, oyunun sayımda çıkmadığı, gereği Başkanlığa sorulmuştur ve Başkanlık, o birleşimde, o oturumda, o birleşimin içerisindeki oturumlarda gereğini yerine getirmiştir; Başkanlık doğru işi yapmıştır. Bunun dışında, diğer iddialar, bir kısmı, bütün Başkanlık Divanı üyeleri tanıktır, Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekilleri tanık olacaktır...

AHMET NEİDİM (Sakarya) - Ben de tanığım, ben de...

ULUÇ GÜRKAN (Devamla) - Hayır, o anlamda söylemiyorum.

...Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri tanık olacaktır, Anavatan Partisi Grup Başkanvekilleri tanık olacaktır; ama, en önemlisi burada, Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekilinin tanıklığıdır; çünkü, iki Grup Başkanvekili ortak imzalarıyla, bugün, biz, daha Başkanlık Divanı toplantımıza başlarken, oylamayla ilgili itirazlarını iletmişlerdir. Şimdi, kalkıp burada, 13 üncü madde gereğince “bu itirazların gereği birleşimi içerisinde yapılmalıdır” demek, hangi mantığa, hangi hukuk anlayışına, hangi düşünce anlayışına sığar; olur mu böyle şey?!. (DSP, ANAP ve CHP sıralarından alkışlar) Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekillerinin imzasıyla bugün Başkanlık Divanımıza itiraz gelmiştir. Bizden, Doğru Yol Partisi Grubu, bir itirazı incelememizi talep etmiştir; bunun gereğini yaptığımız için kınanmamalıyız; yani, böyle bir şey olmamalıdır.

ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sizi kınamıyoruz biz Sayın Başkan.

ULUÇ GÜRKAN (Devamla) - Bir şey anlatmak istiyorum. İçtüzüğün 13 üncü maddesine sığınma, bir zorlama mantıktır, bu Parlamento hukukuna uygun bir mantık değildir. Başkanlık, bu bakımdan -Sayın Başkana teşekkür ediyorum- çok doğru bir iş yapmıştır. Ben, kendi kendime düşündüm; sizinle paylaşmak istiyorum; hepiniz bir gün aynı durumda kalabilirsiniz. Bu kürsüde ben olsaydım, her oylamada olduğu gibi, başkası yerine oy kullanıldı vesaire denilseydi -yoklamada dahi biz aşağıdan bu tür tepkileri alıyoruz- şimdi, orada, Sayın Başkan, kalkıp bunu ciddîye alıp -daha doğrusu, elbette ciddîye alması lazım, ama- “bunun gereğini yapacağım; oylama sonuçlarını bu incelemenin sonuna kadar ilan etmiyorum” diyebilir miydi; böyle bir hakkı olabilir miydi?! Böyle bir şey yapsaydı Sayın Hatiboğlu kürsüde, acaba bu Meclisin saygınlığı ne olurdu?! Ama, şimdi, ortada, birleşimden sonra televizyonlarda tartışmalara çıkmış bazı arkadaşlarımızın -üç arkadaşımızın- televizyonlarda açık beyanları var; bunu görmezlikten gelemeyiz.

Bize ulaşmış 8 oyla ilgili, grup başkanvekilleri imzalı, Demokratik Sol Parti, Doğru Yol Partisi, Anavatan Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi grupları adına itiraz var.

HASAN GÜLAY (Manisa) - Refah Partisi yok mu Refah!..

ULUÇ GÜRKAN (Devamla) - Bir oylamanın sonucunun şöyle ya da böyle ilan edilmesi konusunda siyasî kaygılarımız nedeniyle, bunu, şimdi, görmezlikten gelebilir mi bu Türkiye Büyük Millet Meclisi. Şuna emin olun, beni, hiçbir şekilde, Başkanlık Divanında o oyun sonucuyla ilgili araştırmamda bir siyasî kaygı veya siyasî anlayış etki altına alamaz; almamalıdır; ama, genel olarak, şu an Türkiye Büyük Millet Meclisini de böyle bir kaygı almamalıdır.

Sayın milletvekilleri, Başkanlık Divanı, tarihî bir sorumlulukla bu kararı almıştır ve sizin de bunu paylaşmanız gerekmektedir. Eğer, biz, şimdi... 8 itiraz var; 3 arkadaşımız, 8 itirazda çıkmışlar “ben oy kullanmadım” demişler. Bunu görmezlikten gelirsek, bunu gözardı edersek, bu konudaki iddialardan kaytarırsak, yalnızca TURBAN olayıyla ilgili oylamayı değil, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, kupaların sıraların arasında dolaştırılarak yaptığı geçmişteki her oylamayı ve bundan sonra, gelecekteki her oylamayı gölge altına atmış oluruz, şaibeli kılmış oluruz. Eğer, Türkiye'de demokrasiye inancımız varsa, böyle bir talebi hiçbirimizin hiçbirimizden istemeye hakkı yoktur diyorum.

Hepinizi, beni sabırla dinlediğiniz için saygıyla selamlıyorum. Sağ olun. (DSP, ANAP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Gürkan, teşekkür ediyorum.

MEHMET BATALLI (Gaziantep) - Kamer Genç cevap versin Başkan!

BAŞKAN - Efendim, sırada Sayın Öymen var; ancak, Sayın Öymen...

ALTAN ÖYMEN (İstanbul) - Zatıâlinizin tutumu aleyhinde...

BAŞKAN - Tutumumun aleyhinde... Göreceğiz. (Gülüşmeler)

Buyurun.

Sayın Öymen, görüyorsunuz, aleyhimde konuşmaya, büyük bir tehalükle davette bulunuyorum.

ALTAN ÖYMEN (İstanbul) - Çok teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın arkadaşlarım; Sayın Başkanın tutumunun aleyhinde söylenebilecek söz, tabiî, hayli fazladır. Bugün yaptığı uygulamayla, dünkü uygulamayı karşılaştırırsak, bu, bunlardan biridir.

Biz, dün gene burada -başka bir konuydu ama- 63 üncü maddeye dayanarak bir usul tartışması için aynı şekilde söz istedik; 63 üncü maddenin amir hükmü olmasına rağmen ona söz vermedi; çünkü, 63 üncü madde “söz verir” diyor. Burada ise başka bir mütalaa üzerine söz verdi. Bu, bir kere aleyhteki bir durum.

BAŞKAN - Evet, bundan sonra da aleyhte devam etmeli Sayın Öymen; çünkü, konu o.

ALTAN ÖYMEN (Devamla) - Eğer dinlemek lütfunda bulunursanız devam edeceğim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Tabiî, tabiî... Konu o.

Buyurun.

ZEKİ ÇAKIROĞLU (Muğla) - Sayın Başkan, sayın hatibe sataşmayın.

ALTAN ÖYMEN (Devamla) - Önümüzdeki konu, 13 üncü madde burada uygulanmalı mıydı, uygulanmamalı mıydı. Arkadaşlarım izah ettiler. Burada, gerçekten, o birleşim içinde bir usulsüzlük, bir yanlışlık olduğu öne sürülürse, o birleşim içinde bunun halledilmesi mümkündür. Biz de, zaten böyle bir talepte bulunmuştuk; ama, şöyle bir durum ortaya çıktı, hadiseler şöyle gelişti: Sayın Çiller hakkındaki soruşturma önergesinin yapılan oylamasının sonucuyla ilgili, burada, kürsüden yapılan ilk açıklama şöyle idi: 242'ye karşı 247'yle önerge reddedilmişti; birleşim bir yandan devam ediyordu; fakat, o sırada birkaç şey birden arka arkaya çıkmaya başladı: Sayın Ecevit, oylamada bulunduğu ve kabul oyu kullandığı halde, onun, tutanaklara geçmediği tespit edildi. O tutanaklar incelenirken, yine başka bir şey tespit edildi: 3 arkadaşımız tarafından mükerrer oy kullanılmıştı; ilk açıklama sırasında bu mükerrer oyları da dahil etmişlerdi. Yani, 247'ye 242 açıklaması sırasında mükerrer oylar da sayılmıştı; mükerrer oyların tabiî sayılmaması lazım; dnun için, tutanaklardan ikinci bir şey daha çıktı.

Özetle, Sayın Başkan burada bir açıklama yaptı, 247'ye 242. Sonra, tutanaklarda bir şey oldu -bu tutanaklar burada- ondan iki saat sonra bu sonuç tutanaklarda değişti, 242 kabul, 244 ret oldu. Bir süre sonra, Ecevit hakkındaki müdahale yapılınca, birleşim devam ederken, tutanaklar yine değişti, 243'e 244 oldu; yani, böyle borsa endeksleri vardır ya, onun gibi mütemadiyen inip çıkan bir vaziyet karşısında kaldık. O arada da, 3 arkadaşımızın burada bulunmadıkları halde oy kullandıkları tespit edildi ve bunun üzerine, Başkanlık Divanına bir müracaatta bulunuldu. Yani, bu durumda, 13 üncü maddenin o fıkrasının uygulanmasına da fiilen imkân kalmadı ve Başkanlık Divanına mesele havale edildi.

Şimdi, burada yapılması gereken ne? Ben, Meclis Başkanvekili Sayın Kamer Genç'in buradaki mütalaalarını hayretle izledim. Özetle, diyor ki: “Başkanlık Divanının bu konuda yetkisi yoktur.” Halbuki, burada, şöyle deniliyor: “Meclis Başkanı, Divanı toplayarak takip edilecek yolu kararlaştırır.”

KAMER GENÇ (Tunceli) - Başını oku.

ALTAN ÖYMEN (Devamla) - Müsaade buyurun.

“Meclis Başkanının bu yetkisi olmadığına göre, ya daha önce yapılan oylama sonucunu, burada ilan edilen oylama sonucunu yahut tutanaklardaki oylama sonucunu muteber sayacağız ya da yeniden oylayacağız” diyor.

Şimdi, bir kere, burada muteber sayacaksanız, hangisini muteber sayacaksınız; 247'ye karşı 242'yi mi, 242'ye karşı 244'ü mü, 242'ye karşı 243'ü mü; yoksa, son yapılan müracaatta açıkça ortaya çıktığı ve televizyonlara da yansıdığı üzere, o arkadaşların oy kullanmadığını tespit edecek şekilde, 244'e karşı 241'i mi?.. Hangisini yapacaksınız, belli değil.

İçtüzüğün 13 üncü maddesinde belirtildiği halde, bu işi Başkanlık Divanı yapmayacak da, kim yapacak? “Kimse yapmayacak” diyor, “öyleyse, bir daha oylama yaparız.”

Şimdi, arkadaşlar, burada yapılan şey bir usul hatası falan değil; bu, bir irade ifsadıdır. Başkasının adına oy kullanılmıştır ve bir kere bunların tespit edilmesi lazımdır. Yani -televizyonlardaki bu kadar yayına rağmen- bu böyle gitsin, bunu ortadan kaldıralım, hiçbir şey olmamış gibi yeniden başlayalım... Buna imkân var mıdır?! Meclis Başkanının da, Başkanlık Divanının da yetkisi 13 üncü maddede açıkça tasrih edildiği halde... Bu, burada her şey yapılabilir, bu mubahtır, bu meşrudur demek anlamına gelir. Yarın bir daha açık oylama yapılıp kupalar dolaştırılınca, aramızda, aynı şey yeniden yapılabilir; buna kimsenin bir itirazı olmaz; zaten, bunu tetkik edecek merci yok demek olur. Böyle bir şeyi diyebilir miyiz?! Bu, açıkça, oylarda sahtekârlık yapmayı teşvik etmek olur. Meclisimiz, böyle bir şeyi kabul edebilir mi?!

Şimdi, arkadaşlar, Meclis Başkanlık Divanı bugün toplandı. Bu toplantının sonucu da buradan açıklanmadı; sadece Sayın Kamer Genç, Meclis Başkanvekili sıfatıyla -grup başkanvekili gibi konuşmasına rağmen- burada açıkladı. Bunun dışında, kararı da resmen bilmiyoruz. Bildiğimiz şudur: Başkanlık Divanı, arasından bir grubu görevlendirmiştir. Bu arkadaşlarımıza, oylamada bulunmadıkları halde bulunmuş gibi gösterilen arkadaşlarımıza “bulundun mu, bulunmadın mı” diye sorulacaktır. Herhalde, o arkadaşlar da doğrusunu söyleyecektir. Nitekim, bir kısmı, bunun doğrusunu, televizyonlarda zaten söylemişlerdir; öteki arkadaşlara da sorulacaktır. Bu tespit edildikten sonra da, elbette, o gün ortaya çıkan irade neyse, Başkanlık Divanı, onun üzerine bir karar verecektir. Bu karar daha oluşmadan bu karar oluşmasın demek, ya ilan edilen sonuçları muteber saymak yoluna gidilmesini tavsiye etmek ya da yeni bir oylamayı istemek demek, kaç tarafından mahzurludur... Başkanlık Divanı başlamış, bu hadiseyi götürüyor; tam o sırada siz araya giriyorsunuz “bunu yapamaz” diyorsunuz. Yani, burada “çoğunluk kimdeyse, o birdenbire vaziyete hâkim olur” diyerek, çoğunluğa güvenerek Meclisinin iradesinin ifsat edilmesi, hadisenin üzerine sünger çekmek olur; bunun hesabını kimse veremez.

Burada bir başka tehlike daha var: 63 üncü maddede -şimdi, Başkanın tutumundan asıl aleyhte olunup olunmaması, tutumunun neresinin aleyhinde olunup olunmayacağı burada belli olacak- “bu müzakere sonunda başkan oylamayla durumu halleder” deniliyor. Yani, Kamer Beyin teklifi oylanırsa burada, şimdiye kadar ilan edilen netice muteber olsun -hangisiyse o netice, bu üç neticeden dört neticeden hangisiyse- o ilan edilsin yahut da Meclis Başkanlık Divanının yetkisi yok denilsin, oylama tekrarlansın. Bu, burada oylamayla tespit edilirse, o da bu Meclisin esasına, hukukun genel ilkelerine, hepsinin esasına aykırı olur. Sayın Başkana saygıyla öneriyorum; sakın böyle bir oylamaya gitmesin.

Ayrıca, Mecliste yapılan oylamaların da ne kadar tartışmalı olduğu meydanda. Nasıl yapılacak bu oylama? El kaldırma usulüyle olduğu zaman, her zaman burada yanlışlık olabilir tabiî; bir kişi görülmeyebilir, el görülmeyebilir falan... Böyle başabaş durumlarda çok tehlikeli bir durum ortaya çıkar, yanlışlık yapma tehlikesi ortaya çıkar. Kupaları yeniden dolaştıralım. O da, oylamayla, elle kararlaştırılacak .O yapılırsa, Sayın Kamer Genç'in mantığına göre “ne olacak; atılırsa atılır, yapanın yanına kâr kalır” diyerek ya yeniden böyle şeyler yapılırsa ne olacak? Böyle bir oylamaya, sakın ola ki Sayın Başkan gitmesin.

Bu şekilde, Sayın Başkana da uyarma görevini yerine getirerek şunu rica ediyorum: Bırakınız, Başkanlık Divanı, bu araştırmasını tamamlasın; araştırmasını tamamladıktan sonra, karar buraya gelsin. Karar, nasıl olsa Meclisin oyuna sunulacak; o zaman oylayalım ve bu tartışmayı o zaman yapalım.

Teşekkür ederim sayın arkadaşlar. (CHP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Öymen, teşekkür ediyorum efendim.

Müçtehitler diyorlar ki: “Vuku bulmamış olaylar için fetva verilmez.”

ALTAN ÖYMEN (İstanbul) - Hayır, ben, baştan itibaren yol göstermek için...

BAŞKAN - Hayır, bu bir yol göstermeyse, Başkanlığın buna ihtiyacı yok, takdirini kullanır; bir. İki..

ALTAN ÖYMEN (İstanbul) - Benim burada her şeyi söylemeye hakkım var Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hayır efendim... Ama, şöyle yapın demeye hakkınız yok; siz görüşünüzü ifade edersiniz. (CHP ve DSP sıralarından gürültüler)

Buyurun efendim.

AHMET NEİDİM (Sakarya) - Başkanlığın tutumuna teşekkür ediyorum. Burası kutsal bir mabettir. Burada, sakalı şerif çalınmak üzeredir. Sakalı şerif bir camiden nasıl çalınırsa, buradaki oy çalma da aynı mahiyettedir. Ben, bu konuda... (RP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Neidim, anladım efendim.

AHMET NEİDİM (Sakarya) - Ben, bu Yüce Meclisin bir milletvekili olarak, bu konuda, yazanı gördüm, tanıklık yapmaya da hazırım.

BAŞKAN - Sayın Neidim, teşekkür ediyorum efendim.

Sayın milletvekilleri...

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Öymen benim sözlerimi çarpıttı; dedi ki, “Sayın Kamer Genç'in yönetiminde, her kötülük, yapanın yanına kâr kalır mantığıyla...” Müsaade ederseniz, bir iki kelime, sataşmadan dolayı...

BAŞKAN - Efendim, bu, usul tartışmasıdır. Rica ediyorum... Şöyle buyurun, zabıtlara geçsin efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Müsaade ederseniz kürsüye geleyim.

BAŞKAN - Efendim, kürsüye müsaade edemem.

SABRİ ERGÜL (İzmir) - Sayın Başkan, zaten anlaşılmıyor lisanından; çıksın, kürsüden konuşsun.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Hem Sayın Başesgioğlu da bana sataştı. Müsaade ederseniz kürsüye geleyim. İki dakika... Rica ediyorum...

BAŞKAN - Hayır efendim, oradan buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) - İnsanların okuduğunu anlamaları... (CHP sıralarından gürültüler) Efendim, gürültü ediyorlar.

BAŞKAN - Efendim, izin verin... İzin verin lütfen...

KAMER GENÇ (Tunceli) - İnsanların okuduğunu anlamaları büyük bir fazilettir. O fazilete sahip olabilmek için, insanlar, cümleleri yarı yarıya okumamalı. İçtüzüğün 13 üncü maddesinde deniliyor ki “eğer, birleşimden sonra hata anlaşılırsa Başkanlık Divanı toplanır... (Gürültüler)

Arkadaşlar, siz benim fikirlerimden korkuyorsunuz; açıklıyorum fikirlerimi... (Gürültüler)

FATİH ATAY (Aydın) - Fazileti senden mi öğreneceğiz!..

BAŞKAN - Sayın Genç, teşekkür ediyorum efendim. Zaten... (Gürültüler)

KAMER GENÇ (Tunceli) - Eğer bir suiistimal yapılıyorsa, sonuna kadar üzerine gidilsin.

Ayrıca, gayet tabiî, hukuku tartışıyoruz. Yani, bir Meclis Başkanvekili olarak İçtüzüğe sahip çıkıyorum. (Gürültüler)

SABRİ ERGÜL (İzmir) - Allah, akıl fikir ihsan etsin...

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, efendim, lütfen sakin olalım; telaşa hacet yoktur. Başkanlık... (Gürültüler)

Sayın Genç, buyurun efendim.

Sayın milletvekilleri, birleşimi yöneten Başkanınız, görüşünü, müzakerelerden önce Yüce Kurula arz etti .

Salı günkü soruşturma önergesinin oylamasıyla ilgili, o gün, hemen her gruptan -Refah Partisi Grubu hariç, onun dışında kalan her gruptan- şöyle veya böyle itirazlar geldi; daha sonra da, Başkanlık Divanına itirazlar gelmeye devam etti; bugün bile, Divan toplantısından önce yeni itirazlar geldi. Öyle iddialar var ki, bunları, hemen, şuracıkta, bir usul müzakeresiyle hal-ü-fasl etmemiz mümkün olmazdı.

Sayın Öymen, onun için, ben bir işlem yapmadım, yapamadım ve zaten, Başkanımız, Divanı bugün için toplantıya çağırdığını da bildirmişti ve bugün de Divan toplandı.

Sayın milletvekilleri, bugün, usul tartışmasına vesile sayılan belge, sadece, bilgiye sunuş belgesidir, bir işlem değildir; Başkanlık Divanı, aldığı kararla, bu iddiaları kısa bir süre içerisinde inceleyecek. Muhtemeldir ki, yeni bir oylama yapılacak -muhtemeldir ki- bilmiyorum. Muhtemeldir ki, bu iddiaların bir kısmı varit veya vaki görülecek, dolayısıyla, yeniden sıhhatli katılım tespit edilecek; buna göre karar yetersayısı yeniden oluşacak ve belki de reddedilmiş olacak ya da kabul edilmiş olacak; bilemiyoruz. Yani, Genel Kurulun bir karara bağlaması gereken, Divanın, bir kararı yok, yaptığı işleri Yüce Kurula bilgi olarak sunma tavrı vardır; bu, bilgiye sunuştur. Bütün bu usul tartışmalarından sonra -ki, Başkanınız görüşünü ta başında açıkladı, Divanda da açıkladı- benim görüşümde herhangi bir değişiklik olmamıştır.

Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri “Başkanlığın Genel Kurula Sunuşları” bölümüne devam ediyoruz

Meclis araştırması önergeleri vardır; değerli arkadaşım bu önergeleri zatıâlilerinize takdim edeceklerdir.

Buyurun efendim:

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. - Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş ve 23 arkadaşının, EGO Genel Müdürlüğünce yapılan doğalgaz sayacı ihalesinde usulsüzlük yapıldığı iddialarını araştırmak amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/152)

27.1.1997

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ankara Anakent Belediye Başkanlığına bağlı EGO Genel Müdürlüğünün ihtiyacı olmadığı halde, 210 bin adet ön ödemeli doğalgaz elektronik sayaç alımı için açtığı ihaleye fesat karıştırarak belediyeyi ve dolayısıyla Ankara halkını 7 trilyon lira zarara uğrattığı son günlerde yoğun bir şekilde tartışılmaktadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu olaya derhal el koymalı ve bütün boyutlarıyla görüşmelidir.

1. Doğalgaz tüketim uygulamasına Ankara'da 1989 yılında geçilmiş, 27 Mart 1994 yerel seçimlerine kadar, yaklaşık 159 bin abone yapılırken, 27 Mart 1994'ten bu yana geçen yaklaşık üç yıllık sürede de 70 bin yeni abone eklenerek, sekiz yıllık uygulamada toplam 229 bine ulaşmıştır.

2. Buna karşın EGO İdare Encümeni, 17.4.1996 tarihinde 167 bin mekanik saatin, ön ödemeli elektronik kartlı sayaca dönüştürülmesi için 25 885 000 USA Dolarlık muhammen bedelli ihale açılması kararı almış, şu ana kadar hayata geçirmemiştir.

3. EGO Genel Müdürlüğü 26.11.1996 tarihinde Alfagas şirketine 8 311 adet sanayi tipi sayacı, ön ödemeli elektronik kartlı sayaca dönüştürmüştür.

4. EGO Genel Müdürlüğü, 1997 yılı için 88 361 adet yeni abone, 17 bin adet de eski sayaçları kullanmak koşuluyla toplam 105 361 abone hedeflemiştir. Hedefini yüzde 100 gerçekleştirmesi halinde dahi beklediği gelir 4 trilyon 615 milyar lira iken, 7 trilyonu sadece sayaca yatırmasını işletmecilik kuralları ile de açıklamak olanağı yoktur.

5. EGO Genel Müdürlüğü 95-96 yıllarında Alfagas adlı şirketten iki ayrı ihale ile 50 bin adet yeni sayaç almıştır.

6. Görüldüğü gibi, sekiz yılda 229 bin adet doğalgaz abonesi sağlanırken, iki yıllık hizmet süresi kalan bir belediye başkanının 167 bin adet sayacı dönüştürme, 17 bin adetten de bu yıl için gelir beklerken, 210 bin yeni sayaç almak ve Ankaralıları yaklaşık 7 trilyon liralık bir ekyük altına sokmasını anlamak mümkün değildir.

7. Kaldı ki, bu ihale de şikelidir.

a) Bu ihalenin Alfagas adlı şirkete verileceği, ihale tarihinden günler öncesinden noter kanalıyla tespit edilmiştir.

b) Bu ihale şartnamesine konan bir madde ile (2/15- İhaleye giren firmalar teklif ettikleri sayacın en az 10 000 adet üretmiş olduklarını belgelemeleri gereklidir. Belgelenmemiş sayaç teklifleri dikkate alınmayacaktır) bir başka firmanın teklif vermesi engellenmiştir.

c) EGO Genel Müdürlüğü tarafından daha önce açılan her iki ihalede de böyle bir maddeye yer verilmemiştir.

d) İstanbul Belediyesi, sağlıklı bir rekabet ortamında vatandaşların daha ucuza sayaç edinmelerini sağlamak amacıyla, vatandaşların, sayaçları kendilerinin edinme sistemini benimserken, Ankara Belediyesinin tekel oluşturma zihniyetini, yerel yönetimlerin hizmet anlayışıyla bağdaştırma olanağı yoktur.

İhtiyaç olmadığı halde şaibeli bir şekilde, 210 bini yeni olmak üzere 260 bin adet sayaca karşılık rekabeti ortadan kaldırarak 10 trilyon gibi büyük bir parayı Alfagas adlı, üç yıllık geçmişi olan, 250 milyon sermaye ile kurulan bir şirkete aktarması, kamu vicdanını yaralamıştır.

Kaldı ki, bu şirketin, kapasite raporu, garanti belgesi, test istasyon uygunluk belgesi, test istasyon ayar masası yeterlilik belgesi, marka kaydı, marka tescil belgesi ve TSEK belgesini, EGO Genel Müdürlüğünden iki ihale aldıktan sonra edindiği belirtilmektedir.

Söz konusu şirketin, demokratik ve laik cumhuriyet aleyhtarı vakıflarla iç içe olduğu, öteden beri Refah Partili anakent belediyelerinin şirket-takirat-vakıf yoluyla partilerinin kasalarına önemli miktarda para transfer ettikleri kamuoyunda tartışılmaktadır.

Bu tartışmalara rağmen, şaibeli bir şekilde bu şirketlere çok büyük miktarda ihaleler verilmesi, iddiaları da aşan bir sonucu ortaya koymaktadır.

Yukarıda bir kısmını sıraladığımız nedenler göz önünde bulundurularak, Anayasanın 98 inci maddesi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 üncü maddesi uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

Saygılarımızla.

1. Yılmaz Ateş (Ankara)

2. Mahmut Işık (Sıvas)

3. Ali Rıza Bodur (İzmir)

4. Metin Arifağaoğlu (Artvin)

5. Celal Topkan (Adıyaman)

6. Mustafa Yıldız (Erzincan)

7. Zeki Çakıroğlu (Muğla)

8. Bekir Kumbul (Antalya)

9. Ahmet Küçük (Çanakkale)

10. Nezir Büyükcengiz (Konya)

11. Ayhan Fırat (Malatya)

12. Ali Şahin (Kahramanmaraş)

13. Şahin Ulusoy (Tokat)

14. Aydın Güven Gürkan (İzmir)

15. Mehmet Sevigen (İstanbul)

16. Birgen Keleş (İzmir)

17. Atilâ Sav (Hatay)

18. Algan Hacaloğlu (İstanbul)

19. İrfan Gürpınar (Kırklareli)

20. Erol Çevikçe (Adana)

21. Mehmet Moğultay (İstanbul)

22. Yahya Şimşek (Bursa)

23. Hikmet Çetin (Gaziantep)

24. Murat Karayalçın (Samsun)

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemde yerini alacak, Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.

Sayın milletvekilleri, sükûnet avdet etmezse -tabiî, evvelce vardıysa- sayın arkadaşım önergeyi okumayacak. Efendim, ne bendeniz takip edebiliyorum ne sizler takip edebiliyorsunuz.

Sayın milletvekilleri, diğer önergeyi okutuyorum:

2. - Burdur Milletvekili Yusuf Ekinci ve 24 arkadaşının, Burdur İç Batı Anadolu'da hayvancılığın sorunlarının araştırılarak alınması gerekli tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/153)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Burdur İli başta olmak üzere, İç Batı Anadolu'da hayvancılığın durumunun araştırılması, geçimini bu sektörden temin eden vatandaşlarımızın sorunlarının tespiti ve bu bölgede hayvancılığın özel projelerle desteklenmesi için alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılması için gereğini saygılarımızla arz ederiz.

1. Yusuf Ekinci (Burdur)

2. Sadi Somuncuoğlu (Aksaray)

3. H. İbrahim Özsoy (Afyon)

4. Ali Doğan (Kahramanmaraş)

5. Ersin Taranoğlu (Sakarya)

6. Eyyüp Cenap Gülpınar (Şanlıurfa)

7. Eyüp Aşık (Trabzon)

8. Şükrü Yürür (Ordu)

9. Hüsnü Sıvalıoğlu (Balıkesir)

10. Cemal Özbilen (Kırklareli)

11. Y. Selahattin Beyribey (Kars)

12. Yusuf Pamuk (İstanbul)

13. Cemil Çiçek (Ankara)

14. Refik Aras (İstanbul)

15. Biltekin Özdemir (Samsun)

16. Ali Coşkun (İstanbul)

17. Mahmut Oltan Sungurlu (Gümüşhane)

18. Mehmet Sağdıç (Ankara)

19. Mehmet Ali Bilici (Adana)

20. Mustafa Küpeli (Adana)

21. Halit Dumankaya (İstanbul)

22. Abbas İnceayan (Bolu)

23. Işın Çelebi (İzmir)

24. İbrahim Yaşar Dedelek (Eskişehir)

25. Recep Mızrak (Kırıkkale)

Gerekçe:

Burdur İli başta olmak üzere, Batı Akdeniz Bölgesinde hayvancılık önemli bir geçim kaynağıdır. Bu bölgede hayvancılığın, özellikle süt inekçiliğinin merkezi Burdur İlidir.

Burdur'un merkezle beraber 11 ilçesi ve 208 köyü vardır. Bu yerleşim birimlerinin tamamında hayvancılık yapılmakta ve halkın büyük çoğunluğu geçimini bu sektörden sağlamaktadır. Merkez İlçe ve Çavdır İlçesinde bölgeye hitap eden büyük hayvan pazarları kurulmaktadır. Bu iki merkezde, bir örnek teşkil etmesi bakımından, Tarım Bakanlığınca modern bir hayvan pazarı yapılıp, belediyelere devredilmelidir.

Vergi indirimi, düşük faizli kredi temini, pazarlama, yeni pazarlar araştırma, mevcut mamullerin geliştirilmesi, kaliteli ürün elde edilmesi, ihracat imkânlarının araştırılması gibi konularda üreticiye gereken teşvik ve destek sağlanmalıdır. Ayrıca, yeni tür yem bitkilerinin ekimini özendirici tedbirler alınmalıdır.

Burdur İli, kalkınmada birinci derecede öncelikli iller kapsamına alınmalıdır. Tarım ve hayvancılık alanında bir master plan hazırlanmalı, Burdur İli, ileri düzeydeki hayvancılığı ile İç Batı Akdenizin Hollandası haline getirilebilir. Bu, bölgesel bazda istihdamn sorununun çözümüne de büyük ölçüde katkıda bulunacaktır. Bu sebeple, konuyu araştırmak üzere bir Meclis araştırması komisyonu kurulmasında büyük yararlar bulunmaktadır.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, önerge bilgilerinize sunulmuştur.

Meclis araştırması önergesi gündemde yerini alacak, araştırma açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.

Bu önergeyle ilgili olarak bir önerge vardır; okuyorum:

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığa

Burdur Milletvekili Sayın Yusuf Ekinci ve arkadaşlarınca hazırlanan Meclis araştırması önergesine ben de destek veriyorum.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

Kâzım Üstünel

Burdur”

Yani, arkakadaşımız, “bu önergeye katılıyorum” demek istiyorlar.

Bir başka önerge var; okutuyorum:

3. - Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan ve 24 arkadaşının, Devletin uyuşturucuyla mücadele konusunda yetersiz kaldığı iddialarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırılması açılmasına ilişkin önergesi (10/154)

28.1.1997

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Son yıllarda Türkiye üzerinden artan uyuşturucu trafiğinin boyutları kamuoyunca malumdur. Sadece, Emniyet Genel Müdürlüğünün, 1996 yılı içerisinde 4 422 kilogram eroin, 12 294 kilogram esrar, 233 kilogram afyon, 13 kilogram kokain ve 1 157 kilogram baz morfinin ele geçirilmiş olduğunu ve 2 binden fazla olayda 6 bin kişiye yakın şahsın yakalandığını açıklaması, olayın boyutlarını göstermesi bakımından ilginçtir. Yine, Emniyet Genel Müdürlüğünün açıklamasına göre, 1996 yılı içerisinde Türkiye'de ele geçirilen eroinin, bütün dünyada ele geçirilen toplam eroinin yüzde 40'ını, Avrupa'da ele geçirilen eroin miktarının yüzde 64'ünü oluşturduğu ifade edilmiştir. Yine aynı açıklamada, 1996 yılında 1995 yılına göre tüm Avrupa'da yüzde 10'luk bir azalma olduğu halde, bizde yüzde 28'lik ek bir artış görülmüştür. Bu resmî rakamlar, ele geçmeyen uyuşturucu miktarının bu rakamların belki de sekiz on katı olduğu ihtimalini de beraberinde getirmektedir. Almanya'da, bir yıl içerisinde 3 ayrı mahkemede, Türkiye'nin adının uyuşturucu kaçakçılığıyla birlikte geçmesi, İngiltere İçişleri Bakan Yardımcısının “Türk polisinden bazı kişilerin ve hatta Türk Hükümetindeki bazı yetkililerin uyuşturucu işine karıştığı yolunda kaygı verici iddia ve bulgular var” diye açıklama yapması, Fransa'daki Uyuşturucu Jeopolitiği Gözlemevinin raporlarında, uyuşturucu kaçakçılığının üst düzeyde himaye edildiğinin öne sürülmesi, ABD Dışişleri Bakanlığınca yayınlanan “Uyuşturucunun Uluslararası Denetimi Stratejisi 1996” raporunda ciddî biçimde Türkiye'ye yer verilmesi, Hollanda Parlamentosunun raporunda yine Türkiye'nin suçlanması, Kanada'da buna benzer Türkiye ile ilgili iddiaların gündeme getirilmesi, Türkiyemiz açısından ciddîye alınacak kaygı verici ithamlardır.

Özellikle, birçok Batılı ülkenin Türk Devletini suçlayıcı ve âdeta ülkemizi Kolombiya imajına sürükleyecek iddiaları, hem içte kamu düzeni açısından ve hem de dışta Türkiye'nin güvenirliği ve millî onuru açısından çok önemli olduğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Özellikle, 1993-1996 yılları arasında büyük artış gözlenen uyuşturucu olayının incelenmesi, eğer varit ise konuyla ilgili ihmali veya işbirliği görülen kimselerin hangi yasal boşluklardan faydalanarak bu işe bulaştıklarının tespiti, uyuşturucuyla mücadelede eleman ve teknik donanım bakımından mevcut olan eksikliklerin tespiti ve Türkiye'nin saygınlığının dış platformda yeniden sağlanması açısından alınması lazım gelen tedbirleri tespit için, Anayasamızın 98 inci ve Meclis İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince, bir araştırma yapılmasında zaruret vardır.

Gereğini arz ederiz.

1. Yaşar Okuyan (Yalova)

2. Uğur Aksöz (Adana)

3. Yusuf Sehalattin Beyribey (Kars)

4. İsmail Durak Ünlü (Yozgat)

5. Nejat Arseven (Ankara)

6. Halit Dumankaya (istanbul)

7. Mustafa Cumhur Ersümer (Çanakkale)

8. Ahmet Alkan (Konya)

9. Nabi Poyraz (Ordu)

10. M. Cavit Kavak (İstanbul)

11. Ahmet Kabil (Rize)

12. Zeki Çakan (Bartın)

13. Murat Başesgioğlu (Kastamonu)

14. Enis Sülün (Tekirdağ)

15. Mehmet Salih Yıldırım (Şırnak)

16. Ataullah Hamidi (Batman)

17. Recep Mızrak (Kırıkkale)

18. Aslan Ali Hatipoğlu (Amasya)

19. Metin Emiroğlu (Malatya)

20. Halil İbrahim Özsoy (Afyon)

21. Sadi Somuncuoğlu (Aksaray)

22. Ömer Ertaş (Mardin)

23. Yusuf Pamuk (İstanbul)

24. İbrahim Yılmaz (Kayseri)

25. Adil Aşırım (Iğdır)

BAŞKAN - Araştırma önergesi bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemde yerini alacak, Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.

Sayın milletvekilleri, Danışma Kurulu önerileri vardır; okutup, ayrı ayrı oylarınıza sunacağım:

VI. - ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1. - (10/8, 16, 20) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 153 sıra sayılı ve (10/5) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 167 sıra sayılı raporlarının gündemdeki yeri, görüşme günü ve çalışma süresine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

No:50 Tarih: 30.1.1997

Danışma Kurulunca aşağıdaki önerilerin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

Mustafa Kalemli

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

Salih Kapusuz Zeki Çakan

RP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili

Mehmet Gözlükaya Hikmet Uluğbay

DYP Grubu Başkanvekili DSP Grubu Başkanvekili

Oya Araslı

CHP Grubu Başkanvekili

Öneriler:

1. 30.1.1997 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan ve aynı tarihte dağıtılan (10/8,16,20) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 153 sıra sayılı yükseköğretimin sorunları konusundaki raporunun, gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmında yer alması ve görüşmelerinin, Genel Kurulun 4.2.1997 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

2. 30.1.1997 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan ve aynı tarihte dağıtılan (10/5) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 167 sıra sayılı Petrol Ofisi Genel Müdürlüğünde meydana gelen yolsuzluk ve usulsüzlükler konusundaki raporunun, gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmının 2 nci sırasında yer alması ve görüşmelerinin, Genel Kurulun 4.2.1997 Salı günkü birleşiminde yapılması ve görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Danışma Kurulunun önerilerini dinlediniz. Önerileri ayrı ayrı okutup, oylarınıza sunacağım.

Bu konuda söz talebi?.. Yok.

1 inci öneriyi okutuyorum:

1. 30.1.1997 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan ve aynı tarihte dağıtılan (10/8,16,20) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 153 sıra sayılı yükseköğretimin sorunları konusundaki raporunun, gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmında yer alması ve görüşmelerinin, Genel Kurulun 4.2.1997 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci öneriyi okutuyorum:

2.- 30.1.1997 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan ve aynı tarihte dağıtılan (10/5) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun 167 sıra sayılı Petrol Ofisi Genel Müdürlüğünde meydana gelen yolsuzluklar ve usulsüzlükler konusundaki raporunun gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmının 2 nci sırasında yer alması ve görüşmelerinin Genel Kurulun 4.2.1997 Salı günkü birleşiminde yapılması ve görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.

BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Bu öneri de kabul edilmiştir.

Şimdi, grup önerileri vardır; okutacağım, söz talebi olursa müzakere açacağım ve oylayacağım:

B) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1. - Gündemdeki sıralamanın yeniden yapılmasına; Genel Kurulun 30.1.1997 Perşembe, 4.2.1997 Salı, 5.2.1997 Çarşamba, 6.2.1997 Perşembe günkü birleşimlerin çalışma saatleri ile 4.2.1997 Salı, 5.2.1997 Çarşamba günleri sözlü soruların görüşülmemesi ve 4.2.1997 Salı günkü Birleşimde 153 ve 167 sıra sayılı Meclis araştırması komisyonları raporlarından sonra kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine ilişkin RP ve DYPGruplarının müşterek önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 30.1.1997 Perşembe günü yapılan toplantısında siyasî parti grupları arasında oybirliği sağlanamadığından, gruplarımızın aşağıdaki müşterek önerilerinin Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımızla arz ederiz.

Salih Kapusuz Saffet Arıkan Bedük

RP Grup Başkanvekili DYP Grup Başkanvekili

Öneriler:

1. Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 67 nci sırasında yer alan 183 sıra sayılı kanun teklifinin, bu kısmın 7 nci sırasına; 76 ncı sırasında yer alan 209 sıra sayılı kanun tasarısının, bu kısmın 8 inci sırasına; 65 inci sırasında yer alan 181 sıra sayılı kanun teklifinin, 9 uncu sırasına; 11 inci sırasında yer alan 146 sıra sayılı kanun tasarısının, 10 uncu sırasına alınması önerilmiştir.

2. Genel Kurulun, 30 Ocak 1997 Perşembe, 4 Şubat 1997 Salı, 5 Şubat 1997 Çarşamba, 6 Şubat 1997 Perşembe günleri çalışmalarını 13.30-16.00 ve 19.00-24.00 saatleri arasında sürdürmesi; 4 Şubat 1997 Salı, 5 Şubat 1997 Çarşamba günlerinde sözlü soruların görüşülmemesi; Genel Kurulun 4 Şubat 1997 Salı günkü birleşiminde 153 sıra sayılı Yükseköğretimin Sorunları Konusundaki Meclis Araştırması Komisyonu Raporu ile 167 sıra sayılı Petrol Ofisi Genel Müdürlüğünde Meydana Gelen Yolsuzluk ve Usulsüzlükler Konusundaki Meclis Araştırması Komisyonu Raporunun görüşmelerinin tamamlanmasından sonra kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesi önerilmiştir.

BAŞKAN - Grup önerilerini Yüce Heyete arz ve takdim ettik.

Bu konuda söz talebi?.. Yok.

Önerileri teker teker okutup, ayrı ayrı oylayacağım.

Birinci öneriyi okutuyorum:

1. Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 67 nci sırasında yer alan 183 sıra sayılı kanun teklifinin, bu kısmın 7 nci sırasına; 76 ncı sırasında yer alan 209 sıra sayılı kanun tasarısının, bu kısmın 8 inci sırasına; 65 inci sırasında yer alan 181 sıra sayılı kanun teklifinin, 9 uncu sırasına; 11 inci sırasında yer alan 146 sıra sayılı kanun tasarısının, 10 uncu sırasına alınması önerilmiştir.

BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

İBRAHİM YAŞAR DEDELEK (Eskişehir) - Sayın Başkan, boşlukları doldursunlar... Arkada yığılıyorlar. Yine bir sahtekârlık olabilir...

BAŞKAN - Efendim, lütfen, sayabileceğimiz biçimde oturun.

HASAN HÜSAMETTİN ÖZKAN (İstanbul) - Sayın Başkan, bakanlar sıralarına inmediler, yukarıdalar...

CENGİZ ALTINKAYA (Aydın) - Bakanlar yukarı çıkmış...

BAŞKAN - Sayın bakanları 37 kişi olarak sayabiliriz.

Sayın bakanlar, oturabilir misiniz...

Parlamento size koltuk verdi Sayın Ercan, buyurun oturun.

EYÜP AŞIK (Trabzon) - Sayın Başkan, Yalım Erez Bey yukarıdan el kaldırıyor. Bu kadar da olmaz ki!..

ASLAN ALİ HATİPOĞLU (Amasya) - Yalım Erez yukarıda... İnsaf artık!..

BAŞKAN - Efendim, oylamaya geçtim. Rica ediyorum... (ANAP, DSP ve CHP sıralarından gürültüler)

MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) - Sayın Başkan, Sayın Erez yukarıda...

BAŞKAN - Kim efendim?..

ASLAN ALİ HATİPOĞLU (Amasya) - Sayın Yalım Erez...

BAŞKAN - Kim?..

MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) - Sayın Yalım Erez yukarıda...

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) - Sayın Başkan, yukarıdan el kaldırıyor.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, oylamaya geçtim efendim... Oylamaya geçtim... (ANAP, DSP ve CHP sıralarından gürültüler)

Efendim, itiraz edersiniz...

MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun efendim.

MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) - Sayın Başkan, 30 kişi sayıyorsunuz...

BAŞKAN - Neyi 30 kişi sayıyorum efendim?

MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) - Bakanları toplam olarak...

BAŞKAN - Efendim, 37 kişi...

MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) - Oradaki bakanları toplam olarak sayıyorsunuz, yukarıdan bir bakan el kaldırıyor; burada iki kez oy kullanıyor.

BAŞKAN - Efendim, saymıyoruz... Bakanları saymıyoruz efendim...

ASLAN ALİ HATİPOĞLU (Amasya) - Diğerlerinin yanına geçsin efendim.

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) - Yukarıdan el kaldırıyor.

BAŞKAN - Sayın Akarcalı, bakanları saymıyoruz; 37 sayıyoruz... (ANAP, DSP ve CHP sıralarından gürültüler)

Efendim, sayın bakanlar el kaldırarak oylamaya iştirak etmesinler lütfen... (ANAP, DSP ve CHP sıralarından gürültüler)

MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) - Milletvekillerinin arasında sayın bakanlar da var efendim.

BAŞKAN - Sayın bakanlar, şöyle Bakanlar Kurulu sırasına gelin lütfen...

OYA ARASLI (İçel) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Tamam efendim...

Kabul edenleri tekrar sayıyoruz... Kabul etmeyenler...

Efendim, Divan Üyeleri arasında ihtilaf var; bir daha sayacağız.

Kabul etmeyenler...

Efendim, sonradan gelenler bir kenara otursunlar lütfen...

NECDET MENZİR (İstanbul) - Zaman kazanmaya çalışıyorsun; ama, bulamayacaksın. Bir daha say...

BAŞKAN - Öneri kabul edilmemiştir. (ANAP, DSP, CHP, BBP ve DTP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Hayret!.. Efendim, çalışmaya alkışı anladık da, çalışmamaya alkışı anlamak mümkün değil.

İkinci öneriyi okutup, oylayacağım:

2- Genel Kurulun, 30 Ocak 1997 Perşembe, 4 Şubat 1997 Salı, 5 Şubat 1997 Çarşamba, 6 Şubat 1997 Perşembe günleri çalışmalarını 13.30-16.00 ve 19.00-24.00 saatleri arasında sürdürmesi; 4 Şubat 1997 Salı, 5 Şubat 1997 Çarşamba günlerinde sözlü soruların görüşülmemesi; Genel Kurulun 4 Şubat 1997 Salı günkü birleşiminde, 153 sıra sayılı Yüksek Öğretimin Sorunları konusundaki Meclis Araştırması Komisyonu Raporu ile 167 sıra sayılı Petrol Ofisi Genel Müdürlüğünde Meydana Gelen Yolsuzluk ve Usulsüzlükler konusundaki Meclis Araştırması Komisyonu Raporunun görüşmelerinin tamamlanmasından sonra kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesi önerilmiştir.

BAŞKAN - Efendim, sayın milletvekilleri lütfen yerlerine otursunlar, hareket halinde olmasınlar.

MEHMET SEVİGEN (İstanbul) - Sayın Başkan, kimse Genel Kurula girmedi de çıkmadı da...

BAŞKAN - Öneriyi okuttum efendim...

Sayın bakanlar işaret buyurmasınlar; milletvekili sayısına 37 ilave edeceğiz.

Sayın milletvekilleri, imkânı olanlar otursunlar lütfen; sayamıyoruz efendim.

Sayın milletvekilleri, ne olursunuz, 2 dakikalık sürede sabır buyurun.

ZEKİ ÇAKIROĞLU (Muğla) - Sayın Başkan, yeni katılan yok salona.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Divana yardımcı olun lütfen.

Bakın, o sıraları, arka sıralar diye sevmiyorsanız, o arka sıralara can atan o kadar çok insan var ki_

İBRAHİM YILMAZ (Kayseri) - Oylamaya başlayın_

SÜLEYMAN HATİNOĞLU (Artvin) - Oylamaya geçin artık.

BAŞKAN - Müsaade buyurun_ Meclisi ben yönetiyorum_ Müsaade buyurun_

Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler_

Efendim, Sayın Divan Üyeleri arasında ihtilaf var; yeniden sayacağız.

Öneriyi tekrar oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler_ Kabul etmeyenler_

Efendim, iki Sayın Divan Üyemizin tereddütü var. Başkan ve bir Divan Üyesi 1 farkla sayım yaptık; ama, diğer Sayın Üyeninki farklı; yeniden sayacağız. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından gürültüler)

Yeniden sayacağız efendim, müsaade buyurun...

Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir. (RP sıralarından alkışlar, ANAP, DSP ve CHP sıralarından gürültüler)

FATİH ATAY (Aydın) - Sayın Başkan... Sayın Başkan...

MEHMET SEVİGEN (İstanbul) - Sayın Başkan... Sayın Başkan...

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

Önce, sırasıyla, yarım kalan işlerden...

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

OYA ARASLI (İçel) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun efendim.

OYA ARASLI (İçel) - Sayın Başkan, 5 kişi ayağa kalkarak, oylamanın sonucuna itiraz ediyoruz.

BAŞKAN - Efendim, 5 kişi ayağa kalkarak itiraz mı ediyorsunuz?

OYA ARASLI (İçel) - Evet.

BAŞKAN - Efendim, Sayın Araslı, siz hukukçu bir arkadaşımızsınız, lütfen, İçtüzüğün o hükmünü okuyunuz -bilmediğiniz anlamında söylemiyorum- o safhaya gelmedik; yani...

FATİH ATAY (Aydın) - Geldik; niye gelmedik?!

BAŞKAN - Efendim, müsaade buyurun...

Tereddüt zail olmasa, Genel Kurulu ayağa kaldırmak suretiyle ikiye ayırmış olsaydık, o ikiye ayırma suretiyle yapılacak oylamada bir tereddütünüz olsa ve 5 kişi ayağa kalksa, itiraz etseydi, dikkate alırdım; usul o safhaya gelmedi efendim. (Gürültüler)

OYA ARASLI (İçel) - Sayın Başkan... (ANAP ve CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

BAŞKAN - Efendim, buyurun... (ANAP ve CHP sıralarından sıra kapaklarına sürekli vurmalar)

Efendim, müsaade buyurun ki dinleyeyim... (ANAP ve CHP sıralarından sıra kapaklarına sürekli vurmalar)

OYA ARASLI (İçel) - Zatıâliniz de bu konuda Divan içinde tereddüte düştünüz. Eğer, ikinci sayımı ayağa kaldırarak yapsaydınız... (ANAP ve CHP sıralarından sıra kapaklarına sürekli vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN - Sayın İdare Amirleri... Sayın İdare Amirleri, gününüzü görelim efendim... Sayın İdare Amirleri, gününüzü görelim, buyurun. (Gürültüler)

OYA ARASLI (İçel) - Sayın Başkan, aslında, usulü bilmeyen sizsiniz. Tereddüt olduğu zaman ayağa kalkarak oylama yapılır, bunu siz yerine getirmediniz. Biz, İçtüzüğün bize verdiği oylamanın tekrarlanması talebimizi yerine getiriyoruz.

BAŞKAN - Efendim, ona ihtiyaç duymadım. Sayın Genel Kurulda reddedilen... (ANAP ve CHP sıralarından sıra kapaklarına sürekli vurmalar)

OYA ARASLI (İçel) - Biz itiraz ediyoruz...

BAŞKAN - Sayın Araslı, reddedilen öneri oldu, kabul edilen öneri oldu. Önceki reddedilmişti, bu kabul edildi. Yapacak bir şey yok.

OYA ARASLI (İçel) - Efendim, biz itiraz ediyoruz ve buna karşı İçtüzüğe göre neyin yapılması gerekiyorsa onun yapılmasını talep ediyoruz. (ANAP ve CHP sıralarından sıra kapaklarına sürekli vurmalar)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

Önce, sırasıyla, yarım kalan işlerden başlıyoruz. (ANAP ve CHP sıralarından sıra kapaklarına sürekli vurmalar)

VII. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1. - 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/215) (S. Sayısı : 23)

BAŞKAN - 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili kanun tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon hazır mı? Yok.

Müzakere ertelenmiştir. (ANAP ve CHP sıralarından sıra kapaklarına sürekli vurmalar)

(Genel Kurul salonunda elektriklerin büyük bir kısmı kesildi)

BAŞKAN - Galiba karartma uygulanıyor. (ANAP ve CHP sıralarından “Oo!..” sesleri, gürültüler, sıra kapaklarına sürekli vurmalar)

2. - Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ve Bu Kanunlarda Değişiklik Yapan 18.11.1992 Tarih ve 3842 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/543) (S. Sayısı : 175)

BAŞKAN - Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ve Bu Kanunlarda Değişiklik Yapan 18.11.1992 Tarih ve 3842 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu raporunun müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz. (ANAP ve CHP sıralarından gürültüler; RP ve DYP sıralarından “Yuh” sesleri)

Sayın milletvekilleri, sükûnet avdet etmezse ara vereceğim. (ANAP ve CHP sıralarından sıra kapaklarına sürekli vurmalar, gürültüler)

Sayın milletvekilleri, sükûnete davet ediyorum; yoksa ara vereceğim. (ANAP ve CHP sıralarından “Yuh” sesleri, gürültüler)

Bu ifade tarzlarını, sahiplerinin ölçüsü olarak alıyorum.

Saat 15.45'te toplanmak üzere, birleşime 15 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 15.28



İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.45

BAŞKAN : Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU

KÂTİP ÜYELER : Kâzım ÜSTÜNER (Burdur), Ali GÜNAYDIN (Konya)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 53 üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Müzakerelere kaldığımız yerden devam edeceğiz.

OYA ARASLI (İçel) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun efendim.

OYA ARASLI (İçel) - İçtüzüğün 63 üncü maddesi uyarınca, usul hakkında konuşma yapmak için söz istiyorum.

BAŞKAN - Niçin efendim?

OYA ARASLI (İçel) - Bundan önce size arz etmiştim; oylama sonuçlarına dayalı olarak tekraren bir sayım yapılması konusunu söylemiştik, dikkate almadınız. Bu konuda göstermiş olduğunuz tavrınızdan dolayı, tutumunuz hakkında usul tartışması açılmasını istiyoruz.

Bundan önce söz verdiniz efendim.

BAŞKAN - Sayın Araslı, o söz verdiğim konuyla talebiniz arasında usule uyup uymama açısından fark var; zatı âliniz, beş kişi ayağa kalktı “itiraz ediyoruz” buyurdunuz. Ben de, o safhaya gelmeden ayağa kalkarak itirazda bulunma imkânı yoktur; dolayısıyla, oylamalar geçerlidir, yapacağımız başka bir işlem de yoktur dedim, mesele orada tamamlandı. (CHP sıralarından gürültüler)

İRFAN GÜRPINAR (Kırklareli) - Tamamlanamaz!.. Oylamayı tekrar edeceksin!

OYA ARASLI (İçel) - Sayın Başkan, nasıl tamamlandı?.. Doğru Yol Partisine olduğu zaman söz veriyorsunuz, muhalefete olduğu zaman söz vermiyorsunuz; bu nasıl tamamlanma?..

BAŞKAN - Komisyon hazır mı?.. (CHP sıralarından gürültüler)

Beşinci sıradaki tasarıyla ilgili komisyon hazır değil.

MEHMET SEVİGEN (İstanbul) - Sayın Başkan, grup başkanvekili bir hanımefendi size hitap ediyor, siz, arkanızı dönüyorsunuz, dinlemek istemiyorsunuz.

BAŞKAN - Ben kendilerini dinledim. (CHP sıralarından gürültüler)

MEHMET SEVİGEN (İstanbul) - Dinlemiyorsunuz...

BAŞKAN - Efendim, nasıl dinlemedim; siz yoktunuz, dinledim. (CHP sıralarından gürültüler)

MEHMET SEVİGEN (İstanbul) - Şimdi konuşuyor, dinlemiyorsunuz.

BAŞKAN - Efendim, beyanını aldım, onunla vakit geçiremeyiz. (CHP sıralarından gürültüler)

OYA ARASLI (İçel) - Sayın Başkan, eşit davranmıyorsunuz; buradaki partilerin ve bütün arkadaşlarımızın gözleri önünde Doğru Yol Partisinin 63 üncü maddeyle ilgili söz talebini kabul ettiniz, söz verdiniz.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) - Sayın Başkan, cevap vermeyin; değmez; bu konu kapandı.

BAŞKAN - Benim, sayın üyelerin hepsine sonsuz saygım var, herkesin beyanını alıp, kısa cevapla kendilerini tatmin etmek isterim; ama, yapacak başka bir şey yok.

Sayın Araslı, talebinizi aldım, kanaatimi ve kararımı ifade ettim efendim.

İRFAN GÜRPINAR (Kırklareli) - Usul tartışması açmak mecburiyetindesiniz.

OYA ARASLI (İçel) - Sayın Başkan, bu konuda bir içtihat birliği olmalı...

VII. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

3. - Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/217) (S. Sayısı : 132)

BAŞKAN - Emniyet Teşkilatı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 490 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız. (CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

Komisyon hazır mı efendim?

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) - Sırayı bozdunuz Sayın Başkan; 6'ya geldik.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - 6 ncı sıradayız Sayın Başkan.

BAŞKAN - Efendim, onlar yarım işlerdir... Rica ediyorum...

ADNAN KESKİN (Denizli) - Sayın Başkan, Sayın Kapusuz sizinle yer değiştirsin, oraya gelsin efendim (!)..

BAŞKAN - Efendim, Salih Kapusuz arkadaşımız haddini bilir. (CHP sıralarından gürültüler)

ADNAN KESKİN (Denizli) - Nasıl bilir... Amma biliyor...

İRFAN GÜRPINAR (Kırklareli) - Kim haddini bilmez ki... Ne demek bu Sayın Başkan?..

4. - Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin 492 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/218) (S. Sayısı : 164)

BAŞKAN - Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin 492 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon hazır mı efendim? Komisyon hazır değil.

Müzakere ertelenmiştir.

5. - 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında 254 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 326 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/71, 1/111) (S. Sayısı : 168)

BAŞKAN - 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında 254 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon hazır mı? Hazır değil.

Müzakare ertelenmiştir.

5 inci sıradaki 175 sıra sayılı tasarıyla ilgili komisyonu biraz önce aradık.

6. - 9.7.1945 Tarih ve 4792 Sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler komisyonları raporları (1/528) (S. Sayısı : 163) (1)

BAŞKAN - 9.7.1945 Tarih ve 4792 Sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.

Sayın Hükümet?.. Hazır.

Sayın Komisyon?.. Hazır.

Sayın milletvekilleri, Komisyon raporu sayın üyelere dağıtılmıştır.

Raporun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...

Efendim, tereddüt var; müsaade buyurun tekrar sayacağım. (CHP sıralarından gürültüler)

AYHAN FIRAT (Malatya) - Hayır, hayır!

BAŞKAN - Kabul etmeyenler...

ZEKİ ÇAKIROĞLU (Muğla) - Sayın Başkan, 168'e 162; biz de sayıyoruz.

H. AYSELİ GÖKSOY (Manisa) - Sayın Başkan, çok tarafsızsınız(!) (Bağımsızlar sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı.)

İBRAHİM GÜRDAL (Antalya) - Oylamaya itiraz edeceğiz 5 kişi ayağa kalkıyoruz.

SABRİ ERGÜL (İzmir) - Sayın Başkan!.. Sayın Başkan!..

İBRAHİM GÜRDAL (Antalya) - Sayın Başkan, oylamaya itiraz edeceğiz; başınızı önünüze eğmeyin!

OYA ARASLI (İçel) - Sayın Başkan...

SABRİ ERGÜL (İzmir) - Sayın Başkan!

OYA ARASLI (İçel) - Sayın Başkan, usul hakkında itirazım var.

SABRİ ERGÜL (İzmir) - Sayın Başkan!.. (CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN - Raporun okunması kabul edilmemiştir. (RP ve DYP sıralarından alkışlar; CHP sıralarından gürültüler)

OYA ARASLI (İçel) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun efendim.

OYA ARASLI (İçel) - Sayın Başkan, İçtüzüğün 141 inci maddesine göre, Divanda, işaretle oylamada, sayılar hakkında bir tereddüt hâsıl olduğu zaman, ayağa kaldırarak, ayağa kalkmaya davet ederek ikinci bir sayım yapmanız lazım. Bunu yapmıyorsunuz, sonra, itirazımız olduğu zaman da, hakkımız kalmadığını söylüyorsunuz. Bu, aynı birleşim içerisinde ikinci kez oldu. Sizi, usullere uymaya davet etmek istiyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Araslı, bu çabanızı, biraz da engelleme olarak görüyorum. Rica ediyorum... (CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

(1) 163 S.Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

OYA ARASLI (İçel) - Sayın Başkan, bunun engellemeyle alakası yok. Ben, sizi, usule uymaya davet ediyorum.

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) - Arkadaşlar beş dakikadır orada, ayakta.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, raporun okunması kabul edilmemiştir. (CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

OYA ARASLI (İçel) - Bu, sizin, hukuk kurallarına ne kadar saygı gösterdiğinizi gösteriyor.

BÜLENT AKARCALI (İstanbul) - Sayın Başkan, çok ayıp!.. Yakışmıyor size!..

BAŞKAN - Tasarının tümü üzerinde müzakere açacağım; ancak, zaman dolduğu için, çalışma süremiz dolduğu için, bugün alınan karar gereğince, saat 19.00'da toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum

Kapanma Saati: 16.00




ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.00

BAŞKAN: Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU

KÂTİP ÜYELER: Kâzım ÜSTÜNER (Burdur), Ali GÜNAYDIN (Konya)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 53 üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Sayın milletvekilleri, görüşmelere kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VII. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

6. - 9.7.1945 Tarih ve 4792 Sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler komisyonları raporları (1/528) (S. Sayısı : 163) (Devam)

BAŞKAN - Hükümet ve Komisyon yerlerini aldılar.

Müzakereye konu tasarıyla ilgili komisyon raporunun okunmaması kararlaştırılmıştı.

Şimdi, tasarının tümü üzerinde müzakere açacağız; yalnız, Sayın Pakdemirli'nin dün, benden, daha doğrusu, Başkanlıktan bir talebi olmuştu; bir milletvekilimizin, kendilerinden önce bir yazıyla müracaat ederek, Sayın Pakdemirli'nin, burada bulunmadığı halde yerine oy kullanıldığı iddiası, Başkanlığa gelmişti. Ben, mecburen o tezkereyi okudum; ancak, Sayın Pakdemirli “ben, geldim, oyumu kullandım; bu şekilde deşifre edilmem de doğru değildir, bunun tashihi gerekir”dedi.

Ben, daha önce, nasıl o gelen yazıyı okudumsa, sadece o yazıda öyle ifade edildiği için, şimdi de, Sayın Pakdemirli öyle ifade ettiği için tekrar ediyorum: Sayın Pakdemirli, kendi beyanına göre Genel Kurulda imişler.

İBRAHİM GÜRDAL (Antalya) - Biz de gördük Sayın Başkan.

BAŞKAN - Efendim, şahit ihzarına başlarsak, iş uzar.

Efendim tasarının tümü üzerinde; Cumhuriyet Halk Partisi Gurubu adına Sayın Kumbul, Demokratik Sol Partisi Grubu adına Sayın Uluğbay, Refah Partisi Grubu adına Sayın Katırcıoğlu, Doğru Yol partisi Grubu adına Sayın Baran, Anavatan Partisi Grubu adına Sayın Balcılar söz istemişlerdir.

CHP Grubu adına, Sayın Kumbul; buyurun.(CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Kumbul, süreniz 20 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA BEKİR KUMBUL (Antalya)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 9.7.1945 Tarih ve 4792 Sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bir Geçici Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ve Sosyal Sigortalar Kurumunun mal varlığının satışına olanak sağlayacak yasal düzenleme hakkında Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini sunmak üzere kürsüye çıkmış bulunuyorum; bu vesileyle, sizleri ve bizleri televizyonları başında izleyen, özellikle, bu yasal düzenlemeden etkilenecek olan işçi ve işçi emeklisi vatandaşlarımıza da, buradan saygılar sunmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, Sosyal Sigortalar Kurumu, başta da belirttiğim gibi, bundan elli ellibir yıl önce, idarî ve malî yönden özerk, özel hukuk statüsüyle kurulmuş, bugün, 4 milyon 370 bin aktif sigortalısı, 2,5 milyona varan pasif sigortalısı, ülkenin dört bir yanına dağılmış sağlık hizmetiyle, sigorta kuruluşlarıyla, yine, ülkemizin 25 milyondan fazla insanına hizmet veren devasa bir kuruluş. Şimdi, bu kuruluşun mal varlığının satışıyla ilgili yasal düzenlemeyi tartışacağız, konuşacağız.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, Sosyal Sigortalar Kurumunun mal varlığı satılmalı mı; satılacaksa, kim satmalı; niçin satılmalı ve bundan neler elde edeceğiz, sonucu ne olacak; önce, bunların cevaplarını aramak zorundayız; ondan sonra satışına karar verelim isterseniz arkadaşlar.

Değerli arkadaşlarım, Sosyal Sigortalar Kurumu, gerçekten, bugün, 1997 bütçesinde öngörüldüğü gibi, hakikaten 350 trilyon lira açık verir duruma gelmiş ve mal varlığının satışıyla da 50 trilyon lira elde edilebilecek.

Önce, Sosyal Sigortalar Kurumu bu noktaya nasıl gelmiş, neden gelmiş, kimler getirmiş; onu bilmekte yarar var. Eğer, biz, doğru tanı koyamazsak, doğru reçete yazamayız, o hastalığı yine tedavi edemeyiz.

Değerli arkadaşlarım, her ne kadar, bu yasa tasarısında -her seferinde, kamuoyu önünde Sayın Bakanın milat gibi hep belirtip durduğu- 1992 yılı bir başlangıç kabul ediliyorsa da, aslında, Sosyal Sigortalar Kurumunun sıkıntıları 1992'de falan başlamadı, Sosyal Sigortalar Kurumunun sıkıntıları, 1969'da başladı. Kurum, 1945'te özel hukuk statüsüyle kuruluyor, 1969'da yavaş yavaş sıkıntılar başlıyor. Neler oluyor; değerli arkadaşlarım -adı üstünde, Sosyal Sigortalar Kurumu- sosyal hukuk devleti, Sosyal Sigortalar Kurumuna, sosyal güvenlik kuruluşlarına yardım etmek durumundadır. Günümüze kadar bu tür bir yardım, ne yazıktır ki hiç yapılmamıştır; ancak, 1994'ten bu yana bu Kuruma, borcunu ödeme anlamında, herhangi bir yasal dayanağı olmayan yardımlar yapılmıştır. Oysaki, Batılı ülkelere baktığımız zaman, sosyal güvenlik kuruluşlarına yüzde 15'ten, yüzde 85'e varan yardımlar yapılmaktadır; ortalama, yüzde 30, yüzde 40'larda yardımlar yapılmaktadır. Oysaki, bizim ülkemizde, yardım yapılmadığı gibi, Sosyal Sigortalar Kurumunun mal varlığı yahut da birikimleri, ucuz devlet tahvili olarak kullanılmıştır; o da yetmiyormuş gibi, yine, 1969'dan bu yana başlayan ve devam edip gelen borçlanma yasaları çıkarılmıştır. Bugüne kadar da, 11 kez borçlanma yasası çıkarılmıştır. O yetmiyormuş gibi, belki, yine birkaç gün sonra, önümüze, Genel Kurula gelecek yeni bir borçlanma yasasıyla karşı karşıyayız; ama, hiçbir zaman, o borçlanma yasalarının Sosyal Sigortalar Kurumuna faydası olmamış, zararı olmuştur. Her seferinde, geriye dönük küçük ödemeler yaparak o borçlanma yasalarından yararlanan kişiler, Sosyal Sigortalar Kurumunun üzerine bir kambur olmuştur; onu bir tarafa bırakalım...

Yine, geçmiş dönemde, kuruluş yasasında var olan emeklilik yaşı sınırı, 1969'dan itibaren kaldırılmış, yerine çalışma süresi getirilmiş; kadında 20 sene, erkekte 25 sene çalışma şartı getirilerek, sonuçta, kadın 38 yaşında, erkek 43 yaşında emekli olur duruma gelmiştir.

Değerli arkadaşlarım, dünyanın hiçbir yerinde böylesi bir uygulama yok. Üçüncü dünya ülkelerinde bile 50 yaşın altında emeklilik yaşı yoktur. Geçmiş dönemlerde, bunu, sıklıkla gündeme getirdik ve o zamanlar dedik ki, emeklilik yaşını belirli bir seviyeye çekmek zorundayız; ama, bununla beraber, işsizlik sigortası ve İş-Kur Yasası birlikte ele alınmalıdır; ama, ona bir türlü yanaşılmıyor, borçlanma yasaları -sanki, o bir hata değilmiş gibi- tekrar çıkarılmaya devam ediliyor.

Bu da yetmiyormuş gibi, yine, 1977'lerde başlayan ve adı, yakacak zammı olan; ama, bugün, adı üstünde sosyal yardım zammı, bugün geldiği noktada, kişi başına 4 milyon 690 bin Türk Liradan, Sosyal Sigortalar Kurumunun üzerine yıllık 110 trilyon lira yük getirmektedir; oysa ki, bu yük, prim karşılığı olmayan bir yüktür; bunu, devletin üstlenmesi gerekirdi, o da yapılmadı. Onunla ilgili olarak da, Anayasa Mahkemesine daha önce başvurmuştuk; ama, o zaman, her nedense yardımcı olunmadı. Haa, yapılması gereken şeyler varsa, gelin, bunları düzeltelim değerli arkadaşlarım; bunu da geçiyorum.

Bugün, Sosyal Sigortalar Kurumunun, kamu kurum ve kuruluşlarından ve özel sektörden, gecikme zammıyla birlikte 130 trilyon liraya varan alacakları var. Buyurun, bunu bir an önce sigortaya mal etmeyle ilgili çalışmalar yapalım, o konuda sizlere yardımcı olalım. O yetmiyormuş gibi, o gecikme zammı da, Hükümet tarafından, mevcut Hükümet tarafından ertelenmeye çalışılıyor; o da sigortalıların sırtından gidiyor arkadaşlar; bunu da bir tarafa geçiyorum.

Bugün, hepinizin bildiği, kayıtaltı çalışan işçiler kadar kaçak işçi vardır. Bugün, ülkemizde, 4,5-5 milyona yakın kaçak işçi vardır; bunları kayıt altına alalım, bu tür düzenlemeler yapalım; onunla ilgili düzenlemeler de yapılmıyor. Yani, baktığımız zaman, Sosyal Sigortalar Kurumunun, gerçekten ciddî sorunları var, köklü değişim gerektiriyor; onları yapalım; ama, onlara dokunmuyoruz, her nedense, o işçilerin, dişinden tırnağından artırdığı üç kuruşluk mallarını satmaya yöneliyoruz.

Değerli arkadaşlarım, onu da bir tarafa bırakıyorum. Bugün Sosyal Sigortalar Kurumu, kuruluş yasasında bahsettiğimiz gibi, idarî ve malî yönden özerk diyoruz. O zaman, yönetimi de, oraya prim yatıran kurumların ağırlığında olması gerekir. Yani, kimdir oraya prim yatıranlar: İşçilerdir, işçiler için prim yatıran işverendir; devletin bir katkısı olmamıştır; ama, yönetimine baktığımız zaman, 7 kişilik Yönetim Kurulunda; 1 üye işçi temsilcisi, 1 üye işçi emeklisi temsilcisi, 1 üye de işverenden temsilcisidir, geri kalan 4 üye devlet ağırlıklıdır, hükümet ağırlıklıdır.

Değerli arkadaşlarım, bunları şunun için anlatıyorum; Sosyal Sigortalar Kurumu, bugüne kadar, gerçekten, birikimleri çarçur edilmiş, yani, batırılmak için, kötüye gitmesi için birçok şeyler yapılmış; ama, 50-51 yıldır her nedense iyileştirmeye yönelik girişim yapılmamış, yapılamamış. Yani, yapılacaksa, ciddî, köklü reform niteliğinde bir şeyler yapalım. O zaman biz, sizlerle birlikteyiz; ama, onları yapmıyoruz, ne yapıyoruz; Sosyal Sigortalar Kurumunun gayrimenkullerini satalım diyoruz.

Değerli arkadaşlar, sorunlar var, bu sorunların çözülmesi gerekiyor. Bu sorunları da burada çözelim; evet, çözelim; ama, hemen mal varlığını satarak bu işe başlamayalım. Yani, kaynak arayışı içerisinde, her nedense hep dargelirlilerin üzerine gidiyoruz, onların mal varlığını satmaya çalışıyoruz. Kaldı ki, onlar devlet malı da değil; işçilerin dişinden tırnağından artırdıklarıyla edindikleri mallardır. Eğer, bunların satılması gerekiyorsa, onlar satsın; onların adına burada biz ahkâm kesmeyelim. Onların ağırlıkta olduğu bir yönetimi oluşturalım, ondan sonra, satacaksa onlar satsınlar, onlar o kararı versinler; biz onların adına ahkâm kesmeyelim, mal onların malıdır.

Değerli arkadaşlarım, yasa tasarısında dikkatimi çeken bazı hususlar var, onu burada aynen okuyacağım. Gerekçenin en alt paragrafında şöyle deniliyor: “Son beş yıllık yönetim sonucu, 1992 yılından başlayarak ve giderek büyüyen bir malî krize sürüklenmiştir.”

Değerli arkadaşlar, son beş yıldır, kötü yönetimler sonucu krize sürüklendiği söyleniyor. Şimdi yönetimi değiştirdi Sayın Bakan, ipin ucu da kendisinde; o zaman, bir de yasal değişiklik yapmaya gerek var mı? Mademki, kötü yönetimler sonucu bu duruma geldi, düzeltsin o zaman; yasal değişikliğe gerek yok.

Bir şeyi daha belirtmek istiyorum; bu, kendi içerisinde çelişkilerle dolu bir tasarı. “1992'den sonra, beş yıl içerisinde, giderek artan kötü yönetimler sonucu...” deniliyor. Son iki yılı, Sayın Bakanın Bakanlığı dönemindedir, 1996'da kendisi vardır; açık 163 trilyon liradır. 1997'de öngörülen açık 350 trilyon lira; 1992, 1993, 1994 ve 1995'in toplamından daha da fazla. O zaman, son yönetimler, daha da kötü yapıyor; yani, bu mantıkla yaklaşırsak oraya geliyoruz.

Ben şunu vurgulamak istiyorum arkadaşlar: Sosyal Sigortalar Kurumunun, elbette sıkıntısı vardır; yapılması gereken ciddî değişimler vardır; ama, siz, 1992'yi milat gibi kabul eder ve ondan önce gelenler iyidir, ondan sonra gelenler kötüdür diye, illâ birine bir çamur atmak ister ve çamur at izi kalsın mantığıyla yaklaşırsanız, sonuçta, doğru yere varamayız, doğru tanı koyamayız, reçeteyi doğru yazamayız. Sorunları vardır; o nedenle, zaten, daha önce, sosyal güvenlik sistemlerinin ve özellikle, Sosyal Sigortalar Kurumunun son dönemlerde içerisinde bulunduğu sıkıntı nasıl aşılabilir diye, benim de içinde bulunduğum bir araştırma komisyonu kurmuştuk; orada, o sıkıntıların nasıl aşılacağı konusunda ciddî bir rapor hazırlamıştık; ama, her nedense, o rapor gözardı ediliyor ve Sosyal Sigortalar Kurumunun mal varlığı satışa çıkarılıyor.

Değerli arkadaşlarım, yine, burada, 1.12.1993 tarihli ve 3917 sayılı Kanunla eklenen geçici 7 nci maddeyle, Kurumun mülkiyetinde bulunan gayrimenkullerden nitelikleri itibariyle satışa elverişli olanların bir kamu bankasına devri yapılmıştır; ancak, bundan, gerekli sonuç alınamamıştır.

Arkadaşlar, evet, o zaman, bir kamu bankasına devredilmiştir ve bugüne kadar, oradan sağlanan gelir de 12,5 trilyon liradır. O zaman, şunu sormak istiyorum: Şimdi, 60 trilyon liralık malını satmaya kalkıyorsunuz; ne yapacağınız da belli değil. Eğer, borcunu ödemek istiyorsanız, bu 50-60 trilyon lira, işçi emeklilerinin iki aylık maaşıdır. Yani, bununla bir yere gidemeyiz; sadece, elden çıkarıldığı kalır. O nedenle, eğer, bu iş yapılacaksa, satılması da gerekiyorsa, onu, sahibi satmalı değerli arkadaşlar; biz burada, onlar adına ahkâm kesmeyelim. Geçmiş dönemlerde birçok yanlışlıklar yapılmış, aynı yanlışlıklara devam edilmesin; yani, kaygımız odur.

Bugün, Sosyal Sigortalar Kurumunun sıkıntılarını hepimiz biliyoruz, geçmişten bu yana tartışıp geliyoruz; ama, biz, o işçiler adına, onların malını satmaya kalkmayalım. Eğer, böylesi bir şey düşünülüyorsa bile, gelin, hep birlikte onun yönetimini değiştirelim. Sayın Bakan da, Parlamentoya gelmeden önce işçi liderliğinde zaman zaman vurguladığı, yönetiminin özerk olmadığını söyleyip geldiği o Yönetim Kurulunu değiştirelim, işçi ve işveren ağırlıklı bir duruma getirelim; ondan sonra, satılması gerekiyorsa da, onlar karar versinler.

Bu nedenle, Yüce Meclisin bu konuyu tekrar değerlendirmesini istiyorum. Bu şekliyle, yasa tasarısına menfi oy vereceğimizi belirtiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Kumbul, teşekkür ediyorum efendim.

Demokratik Sol Parti Grubu adına, Sayın Uluğbay; buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)

DSP GRUBU ADINA HİKMET ULUĞBAY (Ankara) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli üyeler; Sosyal Sigortalar Kurumunun taşınmazlarının satışını amaçlayan bu kanun tasarısı üzerinde, Demokratik Sol Parti Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce, sizleri ve bizleri televizyonlarının başında izleyen tüm vatandaşlarımızı sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Bildiğiniz üzere, sosyal güvenlik sistemleri, dünyanın her tarafında, genelde iki modelden biri üzerine kurulurlar. Bunlar da sırasıyla, fon değerlendirme veya kuşaklararası dayanışma modelleridir.

Fon değerlendirme sistemi, bildiğiniz üzere, her çalışanın ve işverenin ödediği primlerin, sosyal sigortalar kurumlarınca, ekonomide mevcut fon değerlendirme olanakları çerçevesinde işletilerek; yani, sermaye piyasası, gayrimenkuller ve diğer alanlarda işletilerek değerlendirilmesi suretiyle, bugün primini ödeyen işçiler ile bugün çalışanlar adına çalıştıranların ödedikleri primlerle, yarın bu kişilerin emekli olduğu tarihte emekli maaşlarını finanse edecek fonların oluşmasını hedefler.

Kuşaklararası dayanışma modelinde ise, bugün çalışan işçiden kesilen prim ile çalıştırandan kesilen primler, şu anda emekli olanların maaşlarını ve diğer haklarını ödemekte kullanılır.

Ülkemize dönüp baktığımızda, Türkiye, Sosyal Sigortalar Kurumunu kurduğunda, fon değerlendirme modelini seçmiştir, bu şekilde uygulamıştır. Buna karşılık, kuşaklararası dayanışma modelini tercih eden ülkelerde, sosyal sigortalar primleri âdeta bir vergi gibi kesilir -gerek çalışandan gerekse işverenden- bütçelere gelir yazılır, emekli aidatları ve diğer yardımlar da, bütçelerden maaşlar şeklinde ödenir.

Dünyanın her tarafında, ülkeler bu iki modelden birini seçmiştir. Avrupa ülkelerinin bir kısmıyla Amerika, kuşaklararası dayanışma modeli çerçevesinde, bütçe kanalıyla yürütürler. Onların vergi istatistiklerine baktığınızda da, sosyal sigorta primlerini, bütçenin bir vergi geliri olarak görmeniz mümkündür.

Biraz evvel de ifade ettiğim gibi, Türkiye'nin bu konudaki tercihi fon değerlendirme mekanizması olarak kurulmuştur ve biz, halen dahi, uyguladığımız modelin fon değerlendirme esasına dayandığını zannediyoruz. Aslında, SSK'nın bütçeden aldığı kaynaklara baktığımız takdirde, SSK'nın yapısı, 1992 yılından itibaren fon değerlendirme sisteminden çıkıp, kuşaklararası dayanışmaya dönmüştür.

Birkaç ay önce, burada, 1997 bütçesini onayladık. Onayladığımız zaman -gördüğünüz ve hatırlayacağınız üzere- SSK'ya 1997 bütçesinden aktarılacak miktar birkaç yüz trilyon liralık bir boyuttaydı. Dolayısıyla, halktan, hem vergiler hem de primler olarak kestiğimiz şeyler, şu anda, mevcut emeklilerin özlük haklarını ödemekte kullanılıyor.

Peki, biz, buraya nasıl geldik? Biz, buraya, sosyal güvenlik sistemi içerisinde, kuruluş safhasında topladığımız fonları, fon değerlendirme sisteminde değerlendirirken yaptığımız fahiş hatalarla geldik.

Bunlardan birincisi olarak ifa