Yazılı ve Sözlü Sorular Araştırma Komisyonları Soruşturma Komisyonları
                                                                      Son Tutanak Tutanak Sorgu Tutanak Metinleri Gizli Oturum Tutanakları
                                                                                                                                            Uluslararası Komisyonlar Dostluk Grupları
                                                                                      Genel Sekreterlik Mevzuat Telefon Rehberi Etik Komisyon Duyurular

DÖNEM : 20 YASAMA YILI : 2

T.B.M.M.

TUTANAK DERGİSİ

CİLT : 11

1 inci Birleşim

1 . 10 . 1996 Salı

İÇİNDEKİLER

I. - GELEN KAĞITLAR

II. - SÖYLEVLER

1. -Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in, 20 nci Dönem 2 nci Yasama Yılını açış konuşması

III. - ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ

1.-TBMM'nin yeni yasama yılının ilk birleşiminde, Cumhurbaşkanı'nın açış konuşmasından sonra başka konuların görüşülmemesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

IV. -SORULAR VE CEVAPLAR

A)YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.-İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün:

- Manisa Emniyet Müdürlüğünce gözaltına alınan bazı öğrencilere yapılan muamelelere,

- Manisa Emniyet Müdürlüğünce gözaltına alınan öğrenciler hakkında düzenlenen sağlık raporlarına,

- Manisa Emniyet Müdürlüğünce gözaltına alınan bazı öğrencilere yapılan muamelelere,

- Manisa Emniyet Müdürlüğünce gözaltına alınan bazı öğrencilere yapılan muamelelere,

- Manisa Emniyet Müdürlüğünce gözaltına alınan bazı öğrencilere yapılan muamemelere;

İlişkin Başbakandan soruları ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/665, 667, 673, 682, 704)

2. -Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı'nın, ödenmeyen istimlak bedellerinin ne zaman ödeneceğine ve istimlaklerle ilgili faiz oranlarının yeniden belirlenmesi ihtiyacına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1003)

3. -İzmir Milletvekili Ahmet Piriştina'nın, Bazı Şahsi Eşyanın Bedelsiz İthaline Dair Tebliğe ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1004)

4. -İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş'ın, bir milletvekili ve bazı parti yöneticilerinin uğradığı iddia edilen hukuk dışı uygulamaya ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1011)

5. -Manisa Milletvekili Tevfik Diker'in, kuru üzüm destekleme uygulamasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1016)

6.-Aydın Milletvekili Fatih Atay'ın, Kur'an kurslarına ve öğrenim birliği ilkesinin çiğnendiği iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1017)

7. -Denizli Milletvekili M. Kemal Aykurt'un, 1991 seçimlerinden sonra bakanlık teftiş kurulunca bazı otoyol yüklenicilerine fazla ödeme yapıldığının tespiti üzerine yapılan işlemlere ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan'ın yazılı cevabı (7/1021)

8.-Adana Milletvekili Erol Çevikçe'nin, ithal edilen Hindistan menşeli hastalıklı buğdayın akibetine ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin yazılı cevabı (7/1026)

9.-İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş'ın, Esenyurt Belediyesi alanı içerisindeki bazı mahallelerin mevzuata aykırı olarak Kıraç Belde Belediyesine bağlandığı iddiasına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan'ın yazılı cevabı (7/1056)

10.-Afyon Milletvekili İbrahim Özsoy'un, organize sanayi bölgesindeki kuruluşların ÇET raporu almadaki zorluklara ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Yalım Erez'in yazılı cevabı (7/1060)

11. -Adıyaman Milletvekili Celal Topkan'ın, sağlık mensupları ile öğretmenlerin ücretlerine artış yapılmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1068)

12. -Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz'in, Toprak Mahsulleri Ofisince satın alınan ürünlerin bedellerinin ödenme zamanına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin yazılı cevabı (7/1072)

13. -İzmir Milletvekili Ali Rıza Bodur'un, İzmir-Menemen Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde çalışan mevsimlik işçilerin hafta tatili ücretlerine ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin yazılı cevabı (7/1073)

14. -İzmir Milletvekili Hakan Tartan'ın, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde boşaltıldığı iddia edilen köylere ve köye dönüş prjelerine ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ın yazılı cevabı (7/1077)

15. -İzmir Milletvekili Hakan Tartan'ın, vergi ve sigorta prim borcu olan belediyelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1078)

16. -Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, inanç hürriyeti ile ilgili olarak yürürlükteki mevzuatın uygulanmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1119)

17. -Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, İsrail'in Türkiye'de nükleer deneme yapmasına izin verildiği iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1121)

18.-Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, doğu ve güneydoğudan göç edenlere yapılması düşünülen yardımlara ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ın yazılı cevabı (7/1122)

19. -Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, kredi kullanımına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı M. Ufuk Söylemez'in yazılı cevabı (7/1123)

20. -Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, Emekli Sandığından emekli olan bazı kamu görevlilerinin mağduriyetinin giderilmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1125)

21. -Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, doğu ve güneydoğu'da eğitime kapalı okulların sayısına ve eğitime açılması için alınacak tedbirlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1126)

22. -Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, Cemevi yapımı için Devlet bütçesinden kaynak ayrılmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1132)

23. -Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, Devlet yönetiminde var olduğu iddia edilen israf ve yolsuzluklara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1134)

24. -Antalya Milletvekili Yusuf Öztop'un, Antalya-Elmalı-Çayboğazı Baraj projesi ve ihalesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı M. Recai Kutan'ın yazılı cevabı (7/1136)

25. -İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş'ın Güneydoğu Bölgesinde boşaltılan belde, köy, mezra sayısına ve geriye dönüş projelerine ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ın yazılı cevabı (7/1137)

26. -İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş'ın, yurt dışında yaşayan yurttaşlarımızın milletvekili seçimlerinde de oy kullanabilmeleri için yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller'in yazılı cevabı (7/1138)

27.-Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın;

- TÜPRAŞ'ın batan bankalardaki parasına,

- Elektrik birim fiyatlarının artış nedenine,

İlişkin soruları ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı M. Recai Kutan'ın yazılı cevabı (7/1147, 1148)

28. -Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, yurt dışında çalışan işçilerin birikimlerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1153)

29. -Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, özelleştirmeden sağlanan kaynakların kullanımına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı H. Ufuk Söylemez'in yazılı cevabı (7/1155)

30. -Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, inanç hürriyetini koruma kanununa ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1157)

31. -Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, referandum sistemine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1159)

32. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın,akaryakıt zamlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı M. Recai Kutan'ın yazılı cevabı (7/1167)

33. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, askerî birliklere gönderildiği iddia edilen bir genelgeye ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ın yazılı cevabı (7/1168)

34. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, 560 Sayılı K.H.K.'ye ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin yazılı cevabı (7/1169)

35. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, yurt dışında ilahiyat dalında öğrenim görenlerin 4 yıllık lisans denkliklerinin sağlanmasına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam'ın yazılı cevabı (7/1170)

36. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, dış borç miktarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı H. Ufuk Söylemez'in yazılı cevabı (7/1171)

37. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, Harran Üniversitesinde istihdamın artırılmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1175)

38. - Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, örtülü ödeneğe ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1177)

39. - Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, özelleştirilen kurumlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı H. Ufuk Söylemez'in yazılı cevabı (7/1178)

40. - Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, Kamu Bankalarınca ödenen reklam ücretlerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı H. Ufuk Söylemez'in yazılı cevabı (7/1180)

41. - Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, İsrail uçaklarının Konya'da eğitim yaptığı iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Savunma Bakanı Turhan Tayan'ın yazılı cevabı (7/1183)

42. - Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, satışa sunulan tahvil ve bonolara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı H. Ufuk Söylemez'in yazılı cevabı (7/1184)

43. - Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, özelleştirme uygulamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı H. Ufuk Söylemez'in yazılı cevabı (7/1185)

44. -Tekirdağı Milletvekili Enis Sülün'ün:

- Hastalıklı buğday ithal edildiği iddialarına,

- Ayçiçeği üreticilerinin desteklenmesine;

İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin yazılı cevabı (7/1187, 1188)

45. -Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu'nun, emeklilere verilen yakacak kömür bedellerinden faiz alınmamasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Recai Kutan'ın yazılı cevabı (7/1189)

46.- Edirne Milletvekili Mustafa İlimen'in, Edirne'ye bağlı köy yollarının asfaltlanmasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Bekir Aksoy'un yazılı cevabı (7/1191)

47. -İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş'ın, bakanlıkların eczanelere ödemesi gereken toplam ilaç tutarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Abdüllatif Şener'in yazılı cevabı (7/1192)

48. -Manisa Milletvekili Abdullah Akarsu'nun, şehit ve gazi aileleri için yapılması düşünülen yardımlara ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı Turhan Tayan'ın yazılı cevabı (7/1194)

49.-Aydın Milletvekili Yüksel Yalova'nın, orman yangınlarında kullanılan arazözlerin illere yapılan tahsislerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Orman Bakanı Halit Dağlı'nın yazılı cevabı (7/1195)

50. -Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, Tekirdağ Merkeze bağlı Naib Köyü etrafındaki çimento fabrikalarına ilişkin sorusu ve Çevre Bakanı Ziyattin Tokar'ın yazılı cevabı (7/1197)

51.-Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, yeni bazı bakanlıkların kurulmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1199)

52. -Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, kredilerin teminata bağlı olmaktan çıkarılmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Bekir Aksoy'un yazılı cevabı (7/1200)

53. -Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın;

- Kimyevi gübrede sübvansiyonun devam edip etmeyeceğine,

- 1996 yılında et ithalatı yapılıp yapılmayacağına,

- 1991-1996 yılları itibariyle tüketilen et miktarına ve yapılan ithalata;

İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin yazılı cevabı (7/1202, 1203, 1204)

54. -Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesine branş öğretmeni gönderilmesine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam'ın yazılı cevabı (7/1205)

55. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, orta öğretimdeki dışardan bitirme uygulamasına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam'ın yazılı cevabı (7/1206)

56. -Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın;

-Otoyollara,

-E-23 Karayolunun otoyol haline getirilmesine,

İlişkin soruları ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan'ın yazılı cevabı (7/1207, 1208)

57. -Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, emekli aylıklarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik'in yazılı cevabı (7/1209)

58.-Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, vakıf yurtlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Ahmet Cemil Tunç'un yazılı cevabı (7/1212)

59. -Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın şeker açığının kapatılması için alınacak tedbirlere ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Yalım Erez'in yazılı cevabı (7/1214)

60. -İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, İzmir-Güzelbahçe, Balçova, Narlıdere ve Urla ilçelerinde sel felaketine karşı alınacak önlemlere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı M. Recai Kutan'ın yazılı cevabı (7/1215)

61. -Adana Milletvekili Erol Çevikçe'nin, hayvancılık kredisi almaya hak kazananların Adana-Tufanbeyli Tarım İlçe Müdürlüğü tarafından işlemlerinin sonuçlandırılmadığına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin yazılı cevabı (7/1216)

62. -Adana Milletvekili Erol Çevikçe'nin, Lokman Hekim Sulama Birliğine bağlı çiftçilerin enerji borçlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı M. Recai Kutan'ın yazılı cevabı (7/1217)

63. -İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, İzmir-Selçuk İlçesine bir SSKDispanseri açılmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik'in yazılı cevabı (7/1218)

64.-Adana Milletvekili Orhan Kavuncu'nun, görev yaparken hayatını kaybeden askerlerimizin şehit sayılmasına ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı Turhan Tayan'ın yazılı cevabı (7/1221)

65. -Adana Milletvekili Orhan Kavuncu'nun, ödenmeyen istimlak bedellerine ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan'ın yazılı cevabı (7/1222)

66. -İçel Milletvekili D. Fikri Sağlar'ın;

-53 üncü Hükümet döneminde bakanlık tarafından bazı vakıf, dernek ve kuruluşlara para dağıtıldığı iddialarına,

-53 üncü Hükümet döneminde bakanlık bünyesinde yapılan atama, nakil ve görevden almalara,

-Galatasaray Lisesi önündeki rölyefin kaldırılmasına;

İlişkin soruları ve Kültür Bakanı İsmail Kahraman'ın yazılı cevabı (7/1227, 1228, 1229)

67.-Adana Milletvekili Orhan Kavuncu'nun, Yassı Ada'daki Su Ürünleri Fakültesi ile ilgili olarak yapılan işlemlere ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı Turhan Tayan'ın yazılı cevabı (7/1233)

68. -Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay'ın, Tutak-Aşağı Karahalit ve Atabindi barajlarının yapımına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı M. Recai Kutan'ın yazılı cevabı (7/1234)

69.-Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay'ın, Tutak İlçesine bağlı köy ve mezra yollarının bakım ve onarımına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Bekir Aksoy'un yazılı cevabı (7/1236)

70.-Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay'ın;

-Tutak İlçesini Erzurum'a bağlayacak yolun bakım ve onarım çalışmalarına,

-Tutak-Karayazı yolunun asfaltlanmasına ilişkin soruları ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan'ın yazılı cevabı (7/1237, 1238)

71. -Antalya Milletvekili Bekir Kumbul'un, Eğirdir Gölüne ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre Bakanı Ziyattin Tokar'ın yazılı cevabı (7/1239)

72. -Tekirdağ Milletvekili Enis Sülün'ün, Kültür ve Tabiat varlıklarını koruma mevzuatının uygulamalarına ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı İsmail Kahraman'ın yazılı cevabı (7/1240)

73.-İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş'ın, dernek, vakıf ve benzeri kuruluşlara yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı İsmail Kahraman'ın yazılı cevabı (7/1242)

74.-Manisa Milletvekili Tevfik Diker'in, Türk Hava Kuvvetlerinin İran toprakları ve hava sahasında izne bağlı kalmaksızın silahlı keşif yapmasının İran makamlarından talep edilip edilmediğine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1245)

75.- Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı'nın, TÜBİTAK'a alınan personele ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Sabri Tekir'in yazılı cevabı (7/1246)

76.-Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı'nın, Bakanlığa alınan personele ilişkin sorusu ve Çevre Bakanı Ziyattin Tokar'ın yazılı cevabı (7/1247)

77. -Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı'nın, Başbakanlığa bağlı kamu kurum ve kuruluşlarına alınan personele ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1249)

78. -İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, Söylemez Çetesi ile ilişkileri olduğu iddia edilen Emniyet mensuplarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ın yazılı cevabı (7/1250)

79. -İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, Altın Kuşun bulunmasıyla ilgili olarak yürütülen çalışmalara ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı İsmail Kahraman'ın yazılı cevabı (7/1251)

80. -İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, Mihrişah Sultan Vakfına ait olduğu iddia edilen arazilerin bedellerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Ahmet Cemil Tunç'un yazılı cevabı (7/1252)

81. -İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, zararlı olduğu iddia edilen bir kitabın okullarda dağıtılmamasına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam'ın yazılı cevabı (7/1253)

82. -İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, orman yangınlarını önlemek için alınacak tedbirlere ve personelin eğitimine ilişkin sorusu ve Orman Bakanı Halit Dağlı'nın yazılı cevabı (7/1254)

83. -İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, kumarhane işletmelerine ve kumardan kazanç elde eden kişilerin gelirlerine vergi tahakkuk ettirilmesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Abdullatif Şener'in yazılı cevabı (7/1256)

84. -Yozgat Milletvekili İsmail Durak Ünlü'nün, Yozgat Sorgun-Ahmetfakılı Köyü Jandarma Karakoluna ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ın yazılı cevabı (7/1260)

85. -Kayseri Milletvekili Salih Kapusuz'un, YÖK burslusu olarak master ve doktora yapmak üzere yurt dışına gönderilip geri çağrılan öğrencilere ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam'ın yazılı cevabı (7/1261)

V. -KOMİSYONLAR BÜLTENİ

1. -15 Mart 1996 tarihinden 3 Ağustos 1996 tarihine kadar komisyonlara gelen, neticelenen ve kalan işler bülteni

GELEN KÂĞITLAR

1.10.1996 SALI

Cumhurbaşkanınca Geri Gönderilen Kanun

1. -Çalışanlardan Yapılmakta Olan Tasarruf Kesintilerine Son Verilmesi Hakkında 28.8.1996 Tarih ve 4164 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi (1/504) (3/457) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :11.9.1996)

Tasarılar

1. -Türkiye Cumhuriyeti ile Moğolistan Arasında Dostane İlişkiler ve İşbirliği Andlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/505) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :6.9.1996)

2. -Türkiye Cumhuriyeti ve Tacikistan Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/506) (Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :6.9.1996)

3.-Sıtma ve Frengi İlaçları İçin Kanunun Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/507) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :23.9.1996)

Teklifler

1. -Denizli Milletvekili Mustafa Kemal Aykurt'un; Kızılcabölük Adıyla Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/437) (İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :28.8.1996)

2. -Denizli Milletvekili Hasan Korkmazcan'ın; Yeni İl ve İlçeler Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/438) (İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :5.9.1996)

3. -Adana Milletvekili Erol Çevikçe'nin; Bir İl Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/439) (İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :13.9.1996)

4. -Denizli Milletvekili Hasan Korkmazcan'ın; Sosyal Sigortalar Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/440) (Sağlık, Aile, Çalışma, ve Sosyal İşler Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :17.9.1996)

5. -İzmir Milletvekili Veli Aksoy'un; Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/441) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :20.9.1996)

6. -Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner'in; 5682 Sayılı Pasaport Kanununun 13 üncü Maddesinin Değişik 3 üncü Fıkrasının Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/442) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :27.9.1996)

7.-Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner'in; 14.7.1965 Tarih ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun "Tesis Edilen Hizmetler" Başlıklı 36. Maddesine "Spor Hizmetleri Sınıfı"nın Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/443) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :27.9.1996)

Sözlü Soru Önergesi

1. -Manisa Milletvekili Tevfik Diker'in, çiftçilerin T.C. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/323) (Başkanlığa geliş tarihi :28.9.1996)

Yazılı Soru Önergeleri

1.-Ankara Milletvekili Ali Dinçer'in, Kilis-Elbeyli İlçe Belediyesinin personel ihtiyacına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1260) (Başkanlığa geliş tarihi :15.9.1996)

2. -Ordu Milletvekili Müjdat Koç'un, E-80 Karayolu üzerindeki Kemiklidede (Karabük-Çerkeş)yol kavşağının genişletilmesine ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/1267) (Başkanlığa geliş tarihi :27.8.1996)

3. -İzmir Milletvekili Hakan Tartan'ın, bedelsiz oto ithalatına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1268) (Başkanlığa geliş tarihi :27.8.1996)

4. -Karabük Milletvekili Şinasi Altıner'in, Karabük S.S.K. Hastanesinde görevli bir doktorun hastanede bir işçiye yaptığı ameliyattan dolayı işçiden para aldığı iddiasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1269) (Başkanlığa geliş tarihi :28.8.1996)

5. -İstanbul Milletvekili Nami Çağan'ın, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanının İstanbul-Yeniköy'de bulunan yalısının TURBAN Genel Müdürlüğü tarafından boyatıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1270) (Başkanlığa geliş tarihi :28.8.1996)

6. -İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu'nun, İstanbul Esenyurt Belediyesi sınırları içinde bulunan Hoşdere Köyünün Kıraç Belde Belediyesine bağlanmasına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/1271) (Başkanlığa geliş tarihi :28.8.1996)

7.-Manisa Milletvekili Tevfik Diker'in, bazı otoyol müteahhitlerinin hakedişlerinden Kamu Finansmanı Genel Müdürlüğünce haksız kesintiler yapıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1272) (Başkanlığa geliş tarihi :28.8.1996)

8.-İçel Milletvekili Oya Araslı'nın, Malezya'da toplanan İkinci Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansına gönderilen delegasyonun yetkisiz olduğunun bir Devlet Bakanı tarafından Konferans yetkililerine bildirildiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1273) (Başkanlığa geliş tarihi :28.8.1996)

9.-Tunceli Milletvekili Orhan Veli Yıldırım'ın, Tunceli Merkez Karakoç Köyü Cerme Deresi mezrasında gerçekleştirilen operasyonda terörist olmadığı halde bir kişinin öldürüldüğü iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1274) (Başkanlığa geliş tarihi :28.8.1996)

10.-Afyon Milletvekili H. İbrahim Özsoy'un, Afyon çevre yoluna ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/1275) (Başkanlığa geliş tarihi :28.8.1996)

11.-Afyon Milletvekili H. İbrahim Özsoy'un, Afyon İlinin bazı ilçe ve belde yollarının asfaltlama çalışmalarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/1276) (Başkanlığa geliş tarihi :28.8.1996)

12.-Rize Milletvekili Ahmet Kabil'in, Çay Kurumu Genel Müdürünün dolandırıldığı iddiasına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1277) (Başkanlığa geliş tarihi :28.8.1996)

13. -Artvin Milletvekili Süleyman Hatinoğlu'nun, Artvin, Bartın ve Çankırı illerine bugüne kadar Vali atanmaması nedenine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1278) (Başkanlığa geliş tarihi :28.8.1996)

14.-Afyon Milletvekili H. İbrahim Özsoy'un, Afyon İli Çay İlçesi Devlet Hastanesi ek inşaatına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1279) (Başkanlığa geliş tarihi :28.8.1996)

15.-Afyon Millevtekili H. İbrahim Özsoy'un, Afyon S.S.K. Hastanesi ek binasının ne zaman hizmete gireceğine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1280) (Başkanlığa geliş tarihi :28.8.1996)

16. -Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı'nın, Yol-İş Sendikası ile Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü arasında akdedilen Toplu-İş sözleşmesinin mevsimlik işçilere uygulanmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1281) (Başkanlığa geliş tarihi :28.8.1996)

Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.-İstanbul Milletvekili Mustafa Baş'ın, kamu bankalarının hazinece karşılanan görev zararlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/616)

2.-İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş'ın, 1 Mayıs'ın Emekçiler Bayramı olarak kutlanmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/627)

3.-Aydın Milletvekili Fatih Atay'ın, görevi ve görev yeri değişen kamu görevlilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/644)

4.-Elazığ Milletvekili Ahmet Cemil Tunç'un, eski Başbakan Tansu Çiller'in bir gayrimenkulünün asıl değerini saklayarak vergi kaçırdığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/664)

5.-Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın, il, ilçe ve belde belediyelerine yapılan yardımlara ve verilen kredilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/668)

6.-Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın, medya kuruluşlarına verilen kredilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/671)

7. -Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın, satışa sunulan tahvil ve bonolara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/672)

8.-Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak'ın, Kızılay Derneğinin personeline ve gelirine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/709)

9.-Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak'ın, THK'nun personeline, gelir ve giderine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/710)

10.-Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın, müşavir kadrosunda olup işe gitmeden maaş aldıkları iddia edilen şahıslara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/720)

11.-Konya Milletvekili Teoman Rıza Güneri'nin, Türkiye ile İsrail arasında bir savunma işbirliği anlaşmasının yapılıp yapılmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/726)

12.-Kastamonu Milletvekili Fethi Acar'ın, belediyelere yapılan malî yardımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/731)

13.-Hatay Milletvekili Fuat Çay'ın, Gümrük Birliği Anlaşmasından doğan yükümlülüklere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/734)

14. -Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın, İsrail uçaklarının, Konya'da eğitim görüp görmediğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/741)

15.-Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın, Türkiye ile İsrail arasında herhangi bir anlaşmanın yapılıp yapılmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/742)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati :15.00

1 Ekim 1996 Salı

BAŞKAN: Mustafa KALEMLİ

KÂTİP ÜYELER: Ahmet DÖKÜLMEZ (Kahramanmaraş), Fatih ATAY (Aydın)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 20 nci Dönem 2 nci Yasama Yılının 1 inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; gündeme geçiyoruz.

Sayın milletvekilleri, Anayasa ve İçtüzük uyarınca, Türkiye Büyük Millet Meclisimizin 20 nci Dönem 2 nci Yasama Yılı çalışmalarına bugünden itibaren başlıyoruz.

Değerli milletvekillerine, önümüzdeki yasama yılında, birlik içinde, yüce milletimizin mutluluğunun, laik ve demokratik cumhuriyetin güvenli geleceğinin sağlanması çabalarında başarı dileklerimi sunuyorum.

19 uncu Dönemde Anayasa değişikliklerini, 20 nci Dönem 1 inci Yasama Yılında İçtüzük değişikliklerini gerçekleştiren Parlamentomuzun, bu yasama yılında da, Anayasaya uyum kanunları ile kendi idarî teşkilat kanununu bir an önce ele alarak sonuçlandıracağını ümit ediyorum.

Bu yasama yılının ülkemize, milletimize ve Parlamentomuzun sayın üyelerine hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

II. -SÖYLEVLER

1.-Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in, 20 nci Dönem 2 nci Yasama Yılını açış konuşması

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, gündemimize göre, Sayın Cumhurbaşkanımız yeni yasama yılının açılış konuşmasını yapacaklardır.

Sayın Cumhurbaşkanımız, açış konuşmasını yapmak üzere şu anda Genel Kurul salonunu teşrif etmektedirler; kendilerine, Meclisimiz adına "hoş geldiniz" derim. (Ayakta alkışlar)

(İstiklal Marşı)

CUMHURBAŞKANI SÜLEYMAN DEMİREL - Türkiye Büyük Millet Meclisinin Sayın Başkanı, değerli milletvekilleri, ekranları başında bu toplantıyı takip eden sevgili vatandaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bu vesileyle, Yüce Meclise, yeni yasama yılında yapacağı değerli çalışmalarda başarılar diliyorum.

24 Aralık 1995 tarihinde yapılan genel seçimlerle 20 nci Dönem başlamıştır.

Cumhuriyetimizin 73 üncü yıldönümünü kutlamaya hazırlandığımız şu sırada, kısaca geriye bakmakta yarar görüyorum. Geçen 73 sene zarfında ülkemizin nüfusu 6 kat artarak 65 milyon seviyesine ulaşmıştır. Eğitimden sanayie bütün alanlarda büyük başarılar sağlanmıştır. Ülkemiz, geniş bir imar ve inşa hamlesine sahne olmuştur.

185 Birleşmiş Milletler üyesi ülke içerisinde, nüfus itibariyle 16 ncı, toprak büyüklüğü itibariyle 32 nci ve gayri safî millî hâsıla itibariyle 20 nci sırada yer alan Türkiye, bir dünya devletidir; bulunduğu bölgede barış ve istikrarın teminatıdır. Bu sonuçları, bin senelik tarihimizin en uzun barış dönemine ve demokratik cumhuriyete borçluyuz.

Çokpartili siyasî yaşama başladığımızdan bu yana elli yıl geçmiştir. Bu elli yıl içerisinde kavramları, kuralları, kurumlarıyla çoğulcu demokrasiyi kurmaya, işletmeye, güçlendirmeye çalıştık, bunalımlarla karşı karşıya kaldık.

24 Aralık 1995 tarihinde yapılan genel seçimler, demokrasimizde çok önemli bir aşamadır. Bu seçimler büyük bir sükûnet içerisinde geçmiş, herhangi bir tartışma konusu olmamıştır. Bu seçimlerde milletimiz iradesini serbestçe ortaya koymuştur. Böylece teşekkül eden Türkiye Büyük Millet Meclisi, demokrasimizin kalbidir. Demokrasi, bütün kurumlarıyla ahenk içerisinde işlemeli, halkımızın mutluluğuna, devletimizin güçlenmesine hizmet etmelidir; ana hedef budur.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir anayasa devletidir; nitelikleri Anayasanın 2 nci maddesinde "...toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir" şeklinde tarif edilmiştir. Ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğu, dilinin Türkçe olduğu 3 üncü maddede hükme bağlanmıştır.

Devletimizin temel niteliklerinin değiştirilmesinden zaman zaman endişe ediliyor, kaygılar duyuluyor. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, temel nitelikleri değişmeyecek, değiştirilemeyecektir. ("Bravo" sesleri, alkışlar) Yani, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak kalacaktır. Türkiye'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü de sonsuza kadar korunacaktır.

Sayın milletvekilleri, içinde bulunduğumuz bin yılın son demlerini yaşamakta olduğumuz şu günlerde, gelecek, büyük vaatlerin yanı sıra, üstesinden gelmemiz gereken önemli sorumlulukları da bünyesinde barındırıyor. Dünya hâlâ iyimserlik ve karamsarlık arasında dengeye kavuşmaya çalışıyor. Bu tarihî değişim ve dönüşüm sürecinin tüm sancılarının en derin hissedildiği bir bölgede yaşıyoruz; ancak, bu geçiş döneminin sarsıntılarının aşılacağına yürekten inanıyorum. Bu inançtan kuvvet alarak, uygarlık, çağdaşlık, demokratlık hedefleri doğrultusunda, büyük Türkiye'yi kurma mücadelemizi azim ve heyecanla sürdüreceğiz ve gelecek kuşakların daha müreffeh, daha mutlu bir ülkede yaşamalarını mutlaka sağlayacağız.

Dünü, bugünü ve yarını birlikte dikkate alan geniş bir perspektif, sürekli kendini yenileme ve dönüştürme yeteneği gerektiren bir dinamizm, bugünün ve yarının sorunlarına çözüm üretilmesini mümkün kılacak bir yaratıcılık, siyaset sanatının temel unsurları arasında yer almaktadır. Demokrasi, bu sanatın halka hizmet anlayışıyla, halka dayanarak ve halk için icra edildiği yegâne zemindir.

Ömrümün yirmibir yılını mensubu olarak geçirmekten her zaman büyük şeref ve gurur duyduğum bu Yüce Meclis, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun ve demokrasinin en büyük teminatıdır. Yüce Meclis, bu vasfıyla, bir konsensüs temelinde farklı hizmet anlayışlarının temsiline ve birbirleriyle hür bir ortamda rekabet edebilmelerine imkân sağlayan bir demokrasi mabedidir. Seçimler ise, keza, demokratik uzlaşı temelinde gerçekleşen bir bayrak yarışıdır.

İktidar ve muhalefet, bu uzlaşının hukukî ve kurumsal altyapısını birlikte paylaşmak ve savunmak yükümlülüğü altındadır; zira, varlık sebeplerini bu demokratik yapıya borçludurlar. Unutmayalım ki, demokrasinin belirgin özelliği, muhalefetin mevcudiyeti ve iktidarın seçimle el değiştirmesidir. İşte, Türkiye'de olan da budur. Son genel seçimlerde, Türkiye, demokrasinin gücünü bir kere daha gözler önüne sermiştir; demokratik kurumlar çalışmakta, kurallar işlemektedir.

Çağdaş devlet, yetki ve sorumlulukların mümkün olduğu ölçüde vatandaşa en yakın idarî birimlere bırakıldığı bir yapılanmayı gerektirmektedir. Ancak, bu anlayış, devletin niteliğini hiçbir şekilde tartışmaya açmayı amaçlamamaktadır. Dolayısıyla, çağın gereklerine süratle ayak uydurabilen, işleyen bir devlet modelini, tarihimizin mirası olan üniter devlet yapısı içinde geliştirmek durumundayız.

Vatandaşın, devletten en önde gelen beklentisi, sorumlulukların belirlenmesidir. Vatandaş, devletin kendi üzerine düşeni daha iyi yapmasını, yerel yönetimlerin ve şahısların daha iyi yapabileceğine inandığı işleri ise, artık, devletin yapmamasını ister. Bu nedenle, çağdaş bir devletin başta gelen vazifesi, yetki ve sorumlulukların tanımına açıklık getirmek ve bunların sınırını doğru çizmektir. Devletin küçülmesi denilen olay da aslında budur. Mesele "daha az veya daha fazla devlet olsun"dan ziyade, çağın gerektirdiği hareket kabiliyetine kavuşmuş, damarları açılmış, nefes alan ve toplumun dinamizmine ayak uydurabilen bir devlet anlayışını hayata geçirmektir.

Esasen, demokratik devlet, özgürlükleri teminat altına alan, bireyi destekleyen ve yaratıcılığı teşvik eden vasıflarıyla, çağdaş beklentilere uyum sağlama yeteneğine sahiptir.

Devlet reformu, günümüzde birçok ülkenin öncelikli meselesidir. Doğudan batıya, kuzeyden güneye, insanlığın 2000'li yıllara girerken ortak hedefi, bilgi çağının gereklerini yerine getirebilecek, vatandaşın hizmetinde bir devlet yapısına kavuşmaktır. Yüce Meclisimizin, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu devlet reformunun gerçekleşmesini sağlayacak yasal düzenlemeleri süratle gerçekleştireceğine eminim. Aynı şekilde, Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planında belirtilmiş olan hedefler doğrultusunda, eğitim, sağlık, vergi gibi alanlarda yapısal reformların da bir an önce uygulamaya konulması gerekmektedir; zira, ekonomimizin karşı karşıya olduğu sorunlara, sadece makro ekonomik politikalar yoluyla çözüm bulunması mümkün değildir.

Günümüzde, barış, demokrasi ve kalkınmanın birbirinden ayrılmaz bir üçlü olduğu yolunda giderek artan bir bilinçlenme söz konusudur. Dünya Kültür ve Kalkınma Komisyonu tarafından 1994 yılında belirtilmiş olduğu gibi, barış kültürünün, demokrasi kültürünün ve insan hakları kültürünün birbirinden ayrılması mümkün değildir. Bunların, gereken etkinlikle hayata geçirilebilmesi için, kültürlerarası çatışmaların önlenmesi ve demokratik bir yönetimin tesisi gereklidir. Dünyadaki kültürel çeşitlilik, farklı ulusların ve halkların birleştirici bir faktör olarak temel insanî değerler üzerinde mutabakata varmalarını zorunlu kılmaktadır.

Sayın milletvekilleri, Türkiye dışpolitikası, cumhuriyet kurulduğundan bu yana, tarih ve coğrafyanın dikte ettiği şartlar göz önünde tutularak ve Türkiye'nin kısa, orta ve uzun vadeli millî menfaatları iyi hesaplanarak tespit edilip uygulanagelmiştir. Dünya konjonktürünün büyük dalgalanmalar gösterdiği dönemlerde gerekli davranışlara zamanında başvurulmuştur.

Güvenlik ihtiyacı, ulusal kaynakların maksimizasyonu (azamîleştirilmesi) ve ağırlıklı bir bölgesel role sahip olmak, dışpolitikamızın sacayağını oluşturmuştur.

Türkiye'nin çağdaşlaşma hedefinin ve Avrupa Birliğine tam üyelik arzusunun temel nedeni, Anadolu'daki bin yıllık tarihimizdir.

Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üye olma tercihi, gözü kapalı bir tercih değildir; ülkemiz, bilinçli, uzun vadeli ve hedefi belli olan bir yaklaşımla Avrupa'ya yönelmiştir. Avrupa, ne her derdin çaresi ne de her sıkıntının sorumlusudur.

Avrupa Birliği, önümüzdeki yıllar için gündemini büyük ölçüde tespit etmiştir. Avrupa Birliği kurumlarının daha etkili işlemelerini sağlayacak bir yapıya kavuşturulmalarını hedef alan Hükümetlerarası Konferansı takiben yeni bir genişleme süreci gündeme gelecektir. Buna paralel olarak, ekonomik ve parasal birlik gerçekleştirilecektir.

Bunlar bizim açımızdan da önem taşıyan vadelerdir ve her birinin derinlemesine tahlil edilmesinde yarar vardır. Örneğin, tam üyeliğimizden önce, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine genişlemiş bir Avrupa'nın bizim durumumuz açısından ne sonuçlar doğuracağı gibi konuları süratle ele alarak bir strateji belirlemek isabetli olacaktır. Ezcümle, dikkatlerin Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya'daki kriz odakları üzerine teksif edildiği bir dönemde, Avrupa'nın dinamiğinin nabzını da iyi tutmamız şarttır.

Türkiye, güvenlik ve savunma alanları başta olmak üzere, genel anlamda Avrupa mimarîsinin önümüzdeki yıllarda alacağı şekli belirleyecek olan ve hazırlıklarına şimdiden girişilen önemli vadelerin her birinde etkili bir rol üstlenmek durumunda ve mecburiyetindedir.

Avrupa, 2000'li yıllara girmekte olduğumuz şu günlerde, aynen İkinci Dünya Savaşı sonrasında olduğu gibi uzun soluklu bir projeye ihtiyaç duymaktadır. Jeostratejik önemi daha da artmış olan Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da Avrupa güvenlik ve savunmasına aktif biçimde katkıda bulunacaktır.

Bu bağlamda, NATO'nun genişlemesi, AGİT'in yeniden yapılanması gibi temel meselelerde görüşlerimizi etkinlikle ortaya koymaya devam etmeliyiz. Avrupa'nın ortak geleceğinin inşaı sürecinde Türkiye'nin savunma ve güvenlik çıkarları doğrultusunda faaliyetlerimizi sürdürmeliyiz. Bu çerçevede, özellikle şu hususun üzerinde durmak istiyorum: NATO'nun genişlemesi, Avrupa'nın bütününde istikrar ve güvenliğe katkıda bulunmalı, ittifakın etkisini güçlendirmeli, ancak Avrupa'da yeni bölünmelere yol açmamalıdır. Avrupa'da barış, istikrar ve refahın, ancak siyasal, ekonomik ve güvenlik alanlarındaki kurumsal yapının tüm Avrupa'ya yaygınlaştırılması suretiyle kurulabileceği unutulmamalıdır. Bu bakımdan, Transatlantik işbirliğinin, ekonomik boyutu da kapsayacak biçimde güçlendirilmesinde büyük yarar bulunmaktadır. Bu itibarla, Transatlantik Serbest Ticaret Bölgesi, Yeni Atlantik Camiası gibi fikirleri, henüz oluşum halindeyken, yakından takip etmemiz gerekiyor.

Dünyanın en büyük ekonomik gücünü, aynı zamanda en geniş pazarını oluşturan Avrupa Birliğiyle yakın bir işbirliği tesis edilmesi, siyasî bir tercih olmanın yanı sıra, aynı zamanda ekonomik bir hedeftir.

Türkiye, gümrük birliği çerçevesinde üstlenmiş olduğu taahhütlerini yerine getirmek üzere iradesini göstermiştir: Ancak, Türkiye'nin bu mükellefiyetlerini tam olarak yerine getirebilmesi ve böylece dengeli ve iyi işleyen bir gümrük birliği kapsamında ilişkilerimizin karşılıklı yarar temelinde geliştirilebilmesi, tabiatıyla, uygulamada Türkiye'ye tanınan avantajların genişletilmesi konusunda Avrupa Birliğinin daha hassas ve yapıcı davranmasına bağlıdır. Bu çerçevede, Türkiye Büyük Millet Meclisinin de gümrük birliğinin gerektirdiği uyum yasalarını kısa zamanda sonuçlandırmak konusunda üzerine düşen görevleri yerine getirmesi elzemdir.

Gümrük birliğine bağlı olarak dışticaret alanında gerçekleştirilecek dinamik performans, daha iyi şartlarda dışkrediler sağlanması, ihracat pazarlarının sağlamlaştırılması ve özellikle, Türkiye'de Avrupa Birliği kaynaklı yabancı sermaye yatırımlarının artırılması gibi başlıca dış kaynak aktarımı alanlarında Türkiye açısından avantajlı bir ortam yaratılacaktır.

Bugüne kadarki yabancı sermaye girişlerinde kayda değer bir artış görülmediği doğrudur. Bunun en önemli nedeninin Avrupa ekonomilerinin içinde bulunduğu resesyon ortamı olduğu kuşkusuzdur; ancak, yabancı sermayenin aradığı en önemli hususların başında, siyasî ve ekonomik istikrarın geldiği de hatırda tutulmalıdır.

Gümrük birliğinin yürürlüğe girmesini izleyen dönemin geçici rakamları, Avrupa Birliğinden ithalatımızın bir patlama, bu ülkelere ihracatımızın ise daha mütevazı bir gelişme gösterdiğine işaret etmektedir. Bu bir geçiş dönemidir. Gümrük birliğinin yarattığı bu olumsuz görünen etkinin telafisi, Avrupa Birliğiyle malî işbirliğinin sağlıklı ve düzenli bir şekilde sürdürülmesini gerekli kılmaktadır. Bununla beraber, gümrük duvarlarının kaldırılması sayesinde yatırım mallarının ve aramalların ithalat fiyatları düşmüş, bu olgu, yatırımı ve üretimi teşvik edici olmuştur. Gümrük birliğinin ayrılmaz bir parçası olarak gördüğümüz malî işbirliği, Avrupa Birliğinin tam üyesi Yunanistan'ın engellemeleri nedeniyle, henüz başlatılamamıştır. Malî işbirliğinin engellenmesiyle, yatırım imkânı sınırlı, Avrupa rekabetiyle boy ölçüşme yeteneği kısıtlı küçük ve orta ölçekli işletmelerimizin ve çalışanlarının cezalandırıldığını Avrupa Birliği üyesi ortaklarımızın idrak etmesi gereklidir.

Gümrük birliğinin tamamlanmasıyla, çeşitli alanlarda Avrupa'dan Türkiye'ye yöneltilen eleştiriler maalesef artmıştır. Avrupa Parlamentosunun son kararında olduğu gibi, bu eleştirilerin, haksız, insafsız ve tek yanlı olabildiğine de üzüntüyle şahit oluyoruz.

Öte yandan, Türkiye'nin, Avrasya'nın geniş coğrafyasındaki merkezî konumunu anlamak için haritaya şöyle bir bakmak yeterli olacaktır. Tarih, Türkiye'nin önüne, Balkanlarda, Karadeniz havzasında, Kafkasya'da, Ortadoğu'da ve Orta Asya'da yeni umutlar ve üstlenilmesi gereken yeni sorumluluklar getirmiştir. Bir yandan, bu bölgelerde demokrasi ve piyasa ekonomisinin gelişmesi doğrultusundaki çabaları izlerken, diğer yandan, eski anlaşmazlıklardan ve günümüzün belirsizliklerinden kaynaklanan istikrarsızlıkların yarattığı tehdidi ve dönüşüm sancılarını görmekteyiz. Amacımız, içinde yaşadığımız bölgedeki halkların tümüne yarar sağlayacak bir dostluk ve işbirliği ortamının oluşmasını sağlamaktır. Zira, komşusu barış ve huzur içinde değilse, hiçbir ulusun barış ve huzur içinde olamayacağına inanmışızdır.

Bu inanç ve anlayışla, Türkiye, dışpolitikasını, birbiriyle irtibatlı şu kavramlara dayandıragelmiştir: İyi komşuluk sorumluluğu, demokratik karşılıklı bağımlılık, piyasa ekonomisi mantığı, bölgesel ekonomik işbirliği, jeopolitik çoğulculuk, uluslararası ve anayasal meşruiyet, ortak refah ve dayanışma. Birçok bölgesel ve uluslararası soruna rağmen, gelecek, umut doludur. Gelecek kuşaklar için, barış ve uyum içinde bir dünyanın kurulması ve muhafazasına katkıda bulunmaya devam etmeliyiz.

Dışpolitikada çözümler üretmek, sürekli mücadele, müzakere ve sabır ister; diğer yandan, daimî surette haklı zeminlerde kalabilmeyi, diplomasinin tüm çabalarının bu doğrultuda birleşeceği bir vizyonu da gerektirir. Türkiye'de bu vizyon olagelmiştir. Hedefler doğru tespit edilmiştir, bu hedeflere ulaşmak için seçilen yollar, izlenen yöntemler gerçekçidir. Zira, 21 inci Yüzyılın eşiğinde, Türkiye'nin değerleri ile dünyada yükselen değerler kesişmiştir: Demokrasi, laiklik, çağdaş uygarlık... Türkiye, bunların hiçbirinden vazgeçemez. Bunların hiçbiri birbirinden ayrılamaz. Türkiye, karanlık ve iflas etmiş; insanlığın acılar çekmesine sebebiyet veren hiçbir ideolojinin yanında olmamıştır ve olmayacaktır. (Alkışlar)

İşte bu sebeple, Türkiye, dünyada ve bölgesinde ağırlığı olan bir ülke olmuştur. Türkiye, dışpolitika sahnesinde uluslararası ilişkilerin dirayet, ağırbaşlılık ve sorumluluk gerektiren ortamında, çok yönlü politika izleyen "ahde vefa" ilkesiyle hareket eden, güven duyulan bir ülke olmuştur.

Türkiye'nin hiçbir ülke üzerinde hesapları yoktur. Türkiye, bölgesinde barış ve istikrarın korunmasını, bütün komşularıyla iyi ilişkiler kurmayı ve ekonomik işbirliğini geliştirmeyi isteyegelmiştir. Bölgemizde demokrasi ve serbest piyasa ekonomisi geliştikçe, işbirliği imkanlarının da artacağına, barış ve istikrarın kalıcı biçimde kurulacağına yürekten inanmışızdır.

Türkiye, uluslararası sorunlara uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler Yasasının vazettiği temel ilkeler çerçevesinde barışçı çözümler bulunmasından, diplomasi ve diyalog yollarının açık tutulmasından yanadır; ülkelerin bağımsızlık ve egemenlik hakları ile toprak ve siyasî bütünlüklerine saygı gösterilmesi hususunda fevkalade titizdir.

Bu anlayışla, Türkiye, her zaman, her alanda diyaloğa açık olan; sorunları tahrik eden ve çatışmaya giren taraf olmaktan dikkatle kaçınan bir tutum içerisinde olmuştur. "Çatışma değil, işbirliği" bizim dışpolitikadaki temel davranış tarzımızı tanımlayagelmiştir. Bu tutum, hiçbir şekilde bir zafiyet olarak algılanmamalıdır. Türkiye'ye karşı hasmane bir tutum izleyen ülkelere hak ettikleri cevabı verme azim ve kararlılığına sahip olduğumuzdan hiç kimsenin kuşku duymaması gerekir.

Türkiye sabırlıdır; ancak, sabrımızın sonsuz olmadığı da unutulmamalıdır. Bu bağlamda, bölgemizde terörü desteklemeyi sürdüren ülkeleri bu yüce kürsüden bir kere daha uyarmak istiyorum (Alkışlar) ve diyorum ki: Türkiye'ye karşı düşmanlıktan sadece zarar görürsünüz. Kimse, Türkiye'den teröre destek olan ülkelere hoşgörüyle bakmasını, bu tür ülkelerle dostluk ve işbirliğini geliştirmesini beklememelidir. ("Bravo" sesleri, alkışlar)

Türkiye, çevresinde bir barış halesi oluşturmayı, dış tehditlere karşı caydırıcı bir savunma gücüne sahip olmayı, dünya ile yarışabilecek güçlü bir ekonomi kurmayı, dış âlemde karşılıklı çıkarlara dayalı dosluklar geliştirmeyi amaçlayagelmiştir.

Bu perspektif içinde hedefimiz, Türkiye'nin dış dünya ile ilişkilerinin çeşitlendirilmesi, güçlendirilmesi ve bunların, eşitliğe ve karşılıklı çıkar dengelerine dayalı, sağlıklı çerçevelere oturtulmasıdır.

Soğuk savaş sonrasının yeni siyasî coğrafyasında Türkiye, kilit ve öncü bir ülkedir.

Büyük bir tarihî geçmiş, bizi, Adriyatik kıyılarından Çin Denizine kadar olan dev bir coğrafyada, gözlerini Türkiye'ye çevirmiş kardeş halk ve kültürlerle buluşturuyor.

İletişim teknolojisinin muazzam atılımlar yaptığı, bilginin her gün bir önceki günden misliyle fazla üretildiği, yepyeni tekniklerin ortaya çıktığı bir çağda, tüm bu gelişmelerin sonucu olarak dünyayı saran küreselleşme hadisesinden etkilenmeyen bir ülke, bunun neticelerini hissetmeyen bir yerleşim birimi yoktur. Küreselleşme, sadece ekonomik veçhesi ağır basan bir olgu değildir. Küreselleşme, aynı zamanda çağdaşlık anlamına gelmektedir. Bu olgunun gerisinde kalan bir ülke, zamanında sanayi devriminin dinamizmini kaçıranlar gibi, hep geride kalmaya mahkûmdur.

Yeni bir yüzyılın başında, insanlığın önündeki yeni fırsatlar da, sorunlar da evrensellik kazanmıştır ve bunlara evrensel değerlerle sahip çıkmak, birlikte el atmak gereği ortaya çıkmıştır. Artık, hiçbir ülke, dünyadaki değişim rüzgârının dışında kalamaz.

Türkiye'nin, hedeflerinde başarılı olabilmesi, sadece, büyük, fedakâr, azimli ve Yüce Milletimiz için değil; totalitarizm ve bunun yeni biçimleri karşısında demokrasinin, ferdi ortadan silen ideolojilerin karşısında temel özgürlük ve hürriyetlerin, dünya sathındaki zaferinin kalıcı olabilmesi için de gereklidir.

Bir kez daha hatırlatmak istiyorum: Bin yıllık tarihimizde -bin yıllık tarihimiz dediğim zaman Anadolu'daki tarihimizden bahsediyorum- özgürlüğümüzü kaybetmedik. Tarihin akışı, bizi, dünyanın en güçlü ülkesi yaptığı gibi, en güç dönemeçlere de getirdi; medeniyet ve yaratıcılık oluşumları içinde en üst noktalara ulaştırdığı gibi, gerilere doğru da itti. Ancak, bugün, tarihin bir başka noktasında, yeni bir bin yılın eşiğinde, büyük bir geleceğe doğru yürüdüğümüzü daha güçlü biçimde hissedebiliyoruz. Türkiye, seçtiği aydınlık yolda yürümeye devam etmelidir ve edecektir. (DYP, ANAP, DSP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Türkiye'nin, dışpolitika sahnesinde izleyegeldiği hedefler, bu vizyonla uyumlu olmuştur. Bu hedefler, geleceğe yönelik iyimserliğimizi pekiştirmiştir.

Soğuk savaş sonrasında, Amerika Birleşik Devletleri ile aramızdaki ortak çıkar ve eylem alanları daha da genişlemiş ve zenginleşmiştir. Aramızdaki "güçlendirilmiş ortaklık" ilişkisinden, her iki ülke de karşılıklı yarar sağlamaktadır. Amerika Birleşik Devletleri ile sağlam bir geçmişi olan işbirliğimizin, güncel, konjonktürel gelişmelerden etkilenmemesi önem taşımaktadır. Batı Avrupa'da olduğu gibi, Amerika Birleşik Devletlerinde de zaman zaman aleyhimize faaliyetler ve eğilimler ortaya çıkabilmektedir. Ancak, bütün bunları kendi boyutları içinde değerlendirmek ve Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ortak çıkarları güncel konuların üzerinde tutabilmek gerekir. Dünyanın gündeminde önplanda yer alan ve Türkiye'yi de etkileyen sorunların çözümünde etkili bir taraf olan Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerimiz stratejik bir mahiyet taşımaktadır.

Sovyetler Birliğinin çöküşünden sonra bağımsızlıklarını kazanan Orta Asya cumhuriyetleri ve Azerbaycan'la ilişkilerimiz, her geçen gün muhteva kazanmaya devam ederek, tabiî mecrasında ilerleyegelmiştir. Aynı köklere, hars ve değerlere sahip bu insanların bir araya gelmelerinden, birbirlerini daha fazla tanımak ve birlikte olmak istemelerinden tabiî bir şey düşünemiyorum. Kardeş ülkelerle ilişkilerimizden kimse gocunmamalıdır.

Türkiye'nin tek arzusu, bu kardeş ulusların bağımsızlık ve egemenliklerini koruyarak gelişmelerini sürdürmeleri; sahip oldukları büyük kaynakların da yardımıyla, tam olarak kendi ayakları üzerinde durabilmeleridir. Üçüncü ülkelerin ve bölgedeki komşularımızın, bu bölgenin dünya ekonomisine eklenme çabalarına katkıda bulunmalarını teşvik ediyoruz.

Şu hususu bir kere daha vurgulamakta yarar görüyorum: "Türk Dünyası" bir gerçektir. (Alkışlar) 11 milyon kilometrekare üzerinde yaşayan 200 milyona yakın bu insanların tarihlerini yapan büyük şahsiyetler, düşünürler, edebiyatçılar, şairler, mimarlar, filozoflar, mutasavvıflar, din adamları, kültür adamları hep ortak kişilerdir. Bu büyük varlığın üyeleri, bir taraftan hukukî ve siyasî alanda yeniden yapılanmalarını gerçekleştirip millî devletlerini kurarken, diğer taraftan, ekonomilerini yeni dünya şartlarına uygun hale getirmektedirler. Sevinçle ve gururla ifade ediyorum, bu ülkeleri her ziyaretimde daha büyük gelişmeler görüyorum.

Bölgenin iki güçlü ve köklü ülkesi olan Türkiye ve Rusya'nın, bölgede istikrar ve barışın sağlanması ve ortak refaha ulaşılması bakımından ortaya çıkan sorumlulukları birlikte üstlenmeleri gerektiğine inanıyor ve Rusya ile olan ilişkilerimize özel bir önem atfedilmesi kanaatimi tekrarlamak istiyorum.

Tarihi boyunca, ilk kez demokrasiyle yönetilme şansını yakalayan Rusya'nın bu geçiş dönemindeki sıkıntılarını anlayışla karşılamaktayız. Rusya ile geliştirmekte olduğumuz, sadece müteahhitlik alanında yılda 5 milyar dolara ulaşan, çok boyutlu ekonomik ve ticarî ilişkilerin, bu ülkenin, özgürlüklerden ve pazar ekonomisinin nimetlerinden en geniş şekilde yararlanmasına, dünya ekonomisiyle bütünleşmesine katkıda bulunacağına inanıyorum. Bu karşılıklı işbirliği ve ortaklık anlayışının, büyük önem verdiğimiz ikili siyasî ilişkilerimizin iklimine de yapıcı etkilerinin olacağını ümit ediyorum.

Rusya'nın, bugün karşılaştığı sorunları, insanî değerlere ve uluslararası hukuka saygı göstererek çözecek iradeye ve sağduyuya sahip olduğu inancındayım. Bu bağlamda, Çeçenistan'daki sorunların da, her zaman savunageldiğimiz diyalog yoluyla ve uzlaşı ruhuyla giderilme noktasına yaklaşmakta olduğunu görmekten memnuniyet duyuyorum.

Kafkasya, Türkiye'yi Orta Asya'ya bağlayan kuşak içinde büyük bir stratejik önem taşımaktadır. Türkiye ise, Kafkas ülkeleri için dünyaya -bu arada Batıya- açılan kapıdır. Bölge ülkelerinin geniş insanî ve tabiî kaynaklarıyla birlikte dünya ekonomisiyle bütünleşme sürecinin tamamlanması, bu bölgenin bir an önce barış ve huzura kavuşması ve bölge halklarının birbirleriyle karşılıklı işbirliğine girmeleriyle mümkün olacaktır. Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ve Gürcistan'daki ihtilaflara, bir an önce uluslararası hukuka dayalı adil ve kalıcı çözümler bulunmasına, bu bakımdan, büyük önem atfediyorum.

Tabiî ki, Azerbaycan toprakları işgal altında kaldığı, milyonlarca "kaçkın" bir kış mevsimini daha perişan şartlarda evlerinin, yerlerinin dışında geçirmeye devam ettiği sürece, şerefli, adil ve kalıcı bir barışa varılamaz. Bölgede tüm halkların ve liderlerin arzuladıkları ve hak ettikleri refah ortamına, ancak cesur kararlar alınarak ulaşılabilir. Tarih, bu kararları alabilen liderlere en parlak sayfaları arasında yer verecektir.

Eski Yugoslavya'nın dağılması sonucunda meydana gelen karmaşık sorunların Bosna-Hersek'te çekilen büyük acılardan sonra, Dayton Anlaşmasıyla hal yoluna girmesi, ülkemizi Avrupa'ya bağlayan Balkan yarımadasında muhtevalı bir işbirliğinin başlatılması için gerekli şartları ortaya çıkarmaya başlamıştır. Balkanların, bu süreç neticesinde, çağdaş oluşumlar içinde yerini alacağına; bu bölgede insanların, malların ve sermayenin serbest dolaşımının er veya geç sağlanacağına inanıyorum.

Bosna-Hersek'te, önemli bir döneme geçilmiş, meşruiyet ve adaletin çizdiği yolda ilk adımlar atılmıştır. Bosna-Hersek'in varlığını sürdürme çabalarına katkıda bulunmaya devam edeceğiz. Sadece Bosna-Hersek'in yeniden imarı ve rehabilitasyonu çalışmalarında değil, bölgenin siyasî dengeleri bakımından elzem gördüğümüz Boşnak-Hırvat Federasyonunun yaşatılmasında ve güçlendirilmesinde de önemli bir rol üstlenmişizdir.

Türkiye, bölgesel işbirliğinin çok yönlü yararlarına ve kalıcı barışın ancak bütünleşmeye yönelmiş bir işbirliği zemini üzerinde tesis edilebileceğine inandığı için, Karadeniz Ekonomik İşbirliği ve Ekonomik İşbirliği Örgütü gibi iki önemli platformda lider bir rol oynamaktadır. Karadeniz Ekonomik İşbirliği, bölgesel uzlaşı ve istikrar yönünde siyasî etkilerini şimdiden icra etmeye başlamıştır. İhtilaf içinde olan ülkeler dahi bu platformda buluşabilmişlerdir. Türkiye, İran ve Pakistan tarafından kurulup Orta Asya cumhuriyetlerinin de katılmasıyla genişleyen ECO, iki hafta evvel imzalanan yeni İzmir Anlaşmasıyla çağdaş işbirliği yöntemlerinin uygulanacağı ortak zemini kurmuştur.

İslam Konferansı Örgütü, İslam dünyasıyla işbirliğimizde önemli bir zemin teşkil etmektedir. Bu örgütün, siyasî, ekonomik, sosyal ve kültürel tüm etkinliklerinde, Türkiye, aktif bir rol oynayagelmiştir. Başkanı olduğum Ekonomik ve Ticarî İşbirliği Daimî Komitesi vasıtasıyla, İslam ülkeleriyle birlikte kalkınma yolunda atabileceğimiz ortak adımların saptanmasında yönlendirici bir etkimiz bulunmaktadır.

Yunanistan, başta Avrupa Birliği zemini olmak üzere, birçok uluslararası platformda Türkiye'nin önüne haksız ve mesnetsiz engeller çıkarmayı, ülkemize karşı her türlü hasmane tavrı sergilemeyi bir alışkanlık haline getirmiştir. Oysa, biz, Yunanistan'la aramızdaki anlaşmazlıkların hiçbir çözüm şeklini dışlamayan siyasî, hukukî yollarla ve diyalog ve müzakere yöntemleriyle çözüme kavuşturulmasını istediğimizi defaatle vurguladık, bu yolda ne denli ciddî, samimî ve hazır olduğumuzu dünyanın gözleri önüne seren açılımlar yaptık.

Kıbrıs'ta, Rum-Yunan tarafının güttüğü tahrik politikası da yanlış ve çağdışı bir yaklaşımdır. Kıbrıslı kardeşlerimizin bu tahriklere kapılmamalarını ve soğukkanlı bir tutum sergilemelerini takdirle karşılıyoruz. Biz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine sarsılmaz desteğimizi ve Kıbrıs sorununa adil ve yaşayabilir bir çözüm bulunması için yapmakta olduğumuz katkıları, aynı şevk ve azimle sürdürmeliyiz. (Alkışlar)

Komşumuz Suriye, Türkiye'ye yönelik düşmanlığına yandaş sağlamak amacıyla diğer Arap ülkelerini tahrik etmeye, zihinlerde yanlış imajlar yerleştirmeye çalışıyor. Bu yaklaşımın Suriye'ye bir fayda getirmeyeceğini bir kere daha hatırlatmak istiyorum.

Bu çerçevede, bir hususa daha işaret etmekte yarar görüyorum: Ortadoğu bölgesinde, su, kıymetli bir kaynaktır. Türkiye, bilimsel çalışmalar temelinde, gerçek ihtiyaçların tespit edilmesi ve su israfının önlenmesi yolunda komşularına teklif getirmiştir. Sınıraşan sular konusunda, görüşülmesi gereken, budur. Türkiye'nin, kimsenin bahçesini kurutmaya niyeti olmadığını herkesin bilmesi lazımdır.

Güney komşumuz Irak'ın uluslararası camiayla yeniden bütünleşmesini bekliyoruz. Biliyoruz ki, bunun gerçekleştirilmesi, yaptırımlar uygulanması nedeniyle beş yıldır çile çeken Irak halkının yararına olduğu kadar, tüm bölgenin de huzuruna hizmet edecektir. Irak'ın, bu nedenle, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarını uygulaması elzemdir.

Irak'ta geçen ay içinde vuku bulan gelişmeler, beraberinde yeni dengeler getirmiştir. Ortaya çıkan yeni şartların ışığında, konuya sağduyu ve suhuletle ve uzun vadeli bir perspektifle bakılması ve bölgeye kalıcı huzurun yerleşmesi önemlidir. Gelişmeler neyi gösterirse göstersin, Irak'ın egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve siyasî birliğinin korunması şarttır.

Körfez krizi sonunda meydana gelen durum, Türkiye'ye büyük zarar vermiştir. Ayrıca, Kuzey Irak, bir "terör üssü" gibi kullanılmıştır.

Türkiye'nin güvenliğine yönelik olarak bu bölgeden gelebilecek tehdide karşı hassasiyetimizi de korumaktayız. Türkiye, sınırlarımızın ötesinden gelebilecek terörist hareketlere karşı kendini koruma ve bu amaçla gerekli tedbirleri alma hakkını mahfuz tutar.

Ayrıca, Türkmen soydaşlarımızın selametini de önplanda tutuyor ve gelişmeleri yakından izliyoruz.

Türkiye, Ortadoğu barış sürecini desteklemiştir.

Türkiye, bölgenin en güçlü ve sorumluluk içinde hareket eden ülkesi olarak, Ortadoğu'da adil ve kalıcı bir barışın tesisi için ele geçen altın fırsatın kaybedilmesi sonucunu doğurabilecek gelişmeleri kaygıyla izlemektedir.

İsrail'in, bir "tünel hadisesi" yaratarak, âdeta bu süreci dinamitlemek istercesine hareket etmesi çok yanlış ve gereksizdir. (Alkışlar) Bu çeşit sorumsuzluklardan kaçınılmalıdır.

Sayın milletvekilleri, Habitat-II Konferansı, Birleşmiş Milletlerin tertiplediği bir dizi konferansın bu asırdaki sonuncusudur. Konusu "Dünyadaki şehirleşme hareketi dolayısıyla bütün yerleşimleri, köyleri, kasabaları, şehirleri yaşanabilir bir hale getirme, herkese yeterli konut sağlanmasının yollarını arama" idi.

Hebitat-ll Konferansının ev sahipliğini yapma önerimiz, 1992 yılında Rio de Janeiro'da düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı sırasında tarafımdan ortaya konmuş ve kabul edilmişti. 3-14 Haziran tarihlerinde İstanbul'da yapılan Habitat-ll İnsan Yerleşimleri Konferansına, birçoğu cumhurbaşkanı, başbakan ve bakan seviyesinde temsil edilen 171 ülke ve 20 bin kişi katılmıştır. Oniki gün süren bu konferansa, Türkiye, özenle hazırlanmıştır. Türkiye için çok önemli bir sınav olan bu konferans, başarıyla sonuçlanmıştır.

Sayın milletvekilleri, Meclisimizin yasama faaliyetleriyle ilgili dört konu üzerinde durmak istiyorum.

Bunlardan birincisi: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının başlangıç metni ve bazı maddeleri 23.7.1995 tarih ve 4121 sayılı Kanunla değiştirilmiştir. Bu değişikliğe paralel olarak, başta dernekler, sendikalar, devlet memurları, siyasî partiler, kooperatifler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile ilgili olanlar olmak üzere, çeşitli konulardaki kanunlarda değişiklik yapmak ve uyum sağlamak lazımdır. (DSP ve CHP sıralarından alkışlar)

İkincisi: Yargı sistemimizin işleyişini çabuklaştırmak çok önemli bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bu, devletimizin temel sorunlarından biridir.

Cumhuriyetin ilk dönemlerinde, Batı ülkelerinden alınan yasalarımızın değişen ve çeşitlenen şartlara ve sosyoekonomik yapıya uygun hale getirilmesi gerekmektedir. Bu maksatla, onbeşe yakın kanunda yeni düzenlemeler yapılması zaruridir. Herhalde, Türkiye'de, adaletin daha çabuk dağıtılması ihtiyacı ülkenin her köşesinde duyulmuştur ve her kişisi tarafından duyulmuştur.

Üçüncüsü: Başta trafik ve ihale kanunlarıyla ilgili olanlar olmak üzere, yine devletimizin işleyişini kolaylaştıracak bir seri tasarı, hep, Meclisimizin, komisyonların gündeminde olmuştur. Bu tasarıların, bir an önce, usulüne göre, ele alınarak yasalaştırılması lazımdır.

Dördüncüsü: Eğitim, sağlık ve idarenin yeniden düzenlenmesine ilişkin reform tasarılarının yasalaştırılmasında ülkemizin büyük yararı vardır.

Sayın milletvekilleri, toplumumuz, hükümetlerimiz, meclislerimiz, afetler karşısında fevkalade hassas ve şefkatlidir. Geçen dört yıl zarfında Erzincan'da, Dinar'da, son olarak Çorum ve Amasya'da deprem; Senirkent ve İzmir'de sel afetleri olmuştur. Bunun sonucu, 882 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir, onbinlerce vatandaşımız evsiz, yersiz yurtsuz kalmıştır. Başta Kızılayımız olmak üzere bütün yardım kuruluşlarımız, halkımız, basınımız, devletimizin bütün kuruluşları, hükümetlerimiz ve Meclisimiz yaraları sarmada çok çabuk hareket etmişlerdir; hiçbir şey de esirgenmemiştir. Hepsine, hepinize teşekkür ediyorum.

14 bin konut yapılmıştır. Yıkılan işyerleri, okullar, hastaneler, kamu binaları yapılmıştır.

1 Ekim 1995 akşamı vuku bulan Dinar depreminde yıkılan ve hasar gören evlerin yapılmasına süratle girişilmiştir, inşa faaliyetleri devam etmektedir. 3 864 konut, 184 işyeri, 1 250 ahır, 28 Ekim 1996 tarihinde hak sahiplerine teslim edilecektir. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

Çorum ve Amasya'da 14 Ağustos 1996 tarihinde meydana gelen depremde, köylerimizde 1 430 konutun yapılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır ve bunların yapılmasına da başlanmıştır. Yıl sonuna kadar bunların bitirilip hak sahiplerine teslim edilmesi lazımdır. Vatandaşlarımızın kışı çadırda geçirmemeleri için azamî gayret sarf edilmektedir.

Sayın milletvekilleri, trafik kazalarındaki kayıplarımız, doğal afetlerdekinin çok üzerine çıkmıştır. 1995 yılı içerisinde 247 491'i şehir içinde, 37 195'i şehir dışında olmak üzere, 284 686 kaza olmuş, 6 004 vatandaşımız hayatını yitirmiş, 114 319 vatandaşımız yaralanmış ve trilyonlarca liralık mal kaybı vuku bulmuştur.

Yalnız 1996'nın ağustos ayında 810 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu, Erzincan depreminde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısından fazladır; yani, sadece ağustos ayında trafik kazalarında kaybolan can, Erzincan zelzelesindekinden fazladır. Demek ki, trafik kazalarının can kaybı bakımından boyutu, her ay bir Erzincan depremi demektir.

Günde, ortalama 300 kaza meydana gelmekte; 250 kişi yaralanmakta, 20 kişi hayatını kaybetmektedir. Avrupa ülkeleriyle mukayase edildiğinde, 4 ilâ 7 kat daha fazla ölümle karşılaşmaktayız; dünya istatistiklerinin ön sıralarında yer almaktayız. Keşke, başka şeylerde yer alsak...

Trafik kazalarının ulaştığı boyut, vahim ve düşündürücüdür. Toplumumuzun, Meclisimizin, devletimizin, bu husustaki gayretlerini çok daha fazla artırması gerekiyor. Onun için, evvela, Meclisimizin, şu Trafik Kanununda değişiklik öngören tasarıyı kanunlaştırması lazım.

Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, birlik ve beraberliğini, Anayasayla belirtilen demokratik parlamenter düzeni ve temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmayı amaçlayan ve bazı dış güçlerin destek ve himayesini de gören Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki, zaman zaman da, bazı büyük şehirlerimizdeki bölücü terörist faliyetler, ülkemizin maruz bulunduğu iç sorunlar arasında yine en yüksek öncelik atfedilen bir konu olmaya devam ediyor.

Türkiye'de bölücü terör faaliyetlerinin yeniden başladığı 15 Ağustos 1984 tarihinden 1 Eylül 1996 tarihine kadar olan devrede, güvenlik güçlerimiz, 3 925 şehit, 7 729 yaralı vermiştir; sivil halkın uğradığı tecavüzler sonucu 3 830 vatandaşımız şehit olmuş, 4 300 vatandaşımız yaralanmıştır. Teröristlere verdirilen toplam zayiat ise 16 372'dir; bunların 12 062'si ölü, 348'i yaralı, 2 474'ü sağ ele geçirilmiş, 1 488'i de teslim olmuştur.

Bölücü terör örgütünün ilk ve acil hedefinin Türkiye'nin parçalanması olduğu açık bir şekilde ortadadır. Türkiye'de yapmakta olduğumuz mücadele, topraklarımızın, sınırlarımızın ve insanlarımızın meşru mücadelesidir. Bölücü terör faaliyetlerine karşı devlete ve devletin güçlerine ve demokrasiye hep beraber sahip çıkılarak ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin verdiği yetkilere dayanılarak sürdürülen topyekün ve kesintisiz mücadelede varılan noktada devlet tarafından kat edilmiş bulunan mesafe, şimdiye kadar varılan en iyi seviyededir. Devlet, ülkenin her köşesinde, her karış toprağında mevcuttur, ülkemize ve milletimize yönelmiş bu kanlı saldırıları durduracak güçte ve kararlılıktadır. İnisiyatifin güvenlik güçlerimizde bulunduğu, ülkenin her köşesinde devlet hâkimiyetinin açık biçimde tesis edilmiş olduğu gözlenmektedir.

Terörün, demokratik rejim içinde kalınarak, insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde, ülke gündeminde birinci planda yer almaktan çıkarılması hedefine en kısa zamanda erişilmesi şarttır. Bunda hiç tereddüte mahal yoktur. Bu, aynı zamanda güçlü ve istikrarlı bir Türkiye'nin, uluslararası ortamda kendine saygın bir yer bulması ve çağdaşlaşma hedefine doğru hızla ilerleyebilmesi açısından da şarttır.

Terörle devlete karşı hiçbir netice alınması mümkün değildir. Terörün şimdiye kadar ortadan kaldırılamaması Türkiye Cumhuriyeti Devletinin zaafı değildir. Teröre karşı yürütülen mücadelenin zaman almasının temelinde demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne bağlılık yatmaktadır. Müteaddit teşebbüs ve gayretlere rağmen, teröre sağlanan dış yardım ve desteğin sürdürüldüğünü üzüntüyle görüyoruz. Teröre dış destek ilişkisinin kesilmesi için başvurulmak zorunda kalınan operasyonlar, Türkiye'nin teröre karşı mücadelesinin uluslararası hukuka uygun, meşru hakları ve hayatî çıkarları kapsamına girmektedir.

Türkiye'nin terörle mücadelesine ilişkin olarak insan hakları ve demokratikleşme konularında yöneltilen tenkitler, bir ölçüde bu mücadelenin mahiyetinin yanlış anlaşılmasından kaynaklanmaktadır. Devlete yönelen saldırıların amacının insan hakları olmadığı -yani, böylece, kimsenin hakkının arandığının, korunduğunun söz konusu olmadığı- ayrıca, demokrasinin, bir ülkenin ve halkının bölünmesinin gerekçesi olamayacağı hususlarında ilgili dış çevrelerin aydınlatılmasına ısrarla devam edilmektedir.

Olağanüstü hal durumunun kademeli olarak kaldırılması halinde ihtiyaç duyulacak yasal ve idarî düzenlemeler konusunda, Yüce Meclisimizin, başta 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu olmak üzere çeşitli mevzuatta gerçekleştirmiş bulunduğu başarılı çalışma, şüphesiz, terörle mücadeleye yapacağı olumlu katkılar itibariyle takdire layık bir gelişmedir.

Bu münasebetle, huzurunuzda Türk Silahlı Kuvvetlerine, diğer güvenlik güçlerine, ülkemizin sınırlarını gece gündüz bekleyen bu kahramanlara, Türk Milletinin hislerine tercüman olarak teşekkür ediyor, şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi minnetle anıyorum. (Alkışlar)

Bu mücadele, terör sona erinceye kadar, hiç gevşemeden devam etmelidir.

Yüce Meclise, bu ülkenin kahraman askerlerine ve güvenlik güçlerine verdiği destekten dolayı şükranlarımı sunuyorum.

Türkiye'nin, içinde yer aldığı bölgedeki belirsizlik, istikrarsızlık ve risklerle dolu ortam içinde daima caydırıcı ve güçlü silahlı kuvvetlere sahip olması, millî güvenlik gereklerinin icabıdır.

Güçlü bir demokrasi, güçlü bir ekonomi ve güçlü bir savunma şeklinde ifade ettiğimiz altın üçgen, Türkiye'nin millî güvenliğinin en veciz tanımıdır.

Savunma siyasetimizin dayandığı temel düşünce, dünyadaki siyasî, askerî ve ekonomik gelişmeler karşısında, Silahlı Kuvvetlerimizi, diğer millî güç unsarlarıyla birlikte, yurdu dış ve iç tehditlere karşı emniyetle savunacak ve millî çıkarlarımızı koruyacak modern güç ve kudrette idame ettirmektir.

Millî güvenliğimiz açısından hiçbir şey, ülke silahlı kuvvetlerinin güçlü durumda tutulmasından daha önemli değildir. Silahlı Kuvvetlerimiz, ülke tarihindeki en güçlü konumuna ulaşmıştır.

Türkiye, dünyanın en iyi eğitilmiş, en disiplinli, en iyi teçhiz edilmiş birkaç silahlı kuvvetlerinden birine sahiptir. Milletinin hizmetinde ve onun gözbebeğidir. Türkiye kadar, milletiyle silahlı kuvvetlerinin özdeşleştiği başka bir ülkenin örnek olarak gösterilmesi mümkün değildir.

Güçlü ve caydırıcı Silahlı Kuvvetlerimizin, en önemli desteği, kapsamlı ve modern nitelikteki ulusal savunma sanayimizin altyapısından geçer. Bugün, Türk savunma sanayii, Türk Silahlı Kuvvetlerinin uçak, gemi ve pek çok araç ve gerecini yapabilen modern bir altyapıya kavuşmuş durumdadır ve bu devam ettirilmelidir.

Değerli milletvekilleri, eğitim, Türkiye gündeminin başında bulunuyor; aslına bakarsanız, her ülkenin gündeminin başında bulunuyor. Cumhuriyetin, en başarılı hizmetlerinden biridir eğitim.

Ülkemizde, 1923'te 4 894 ilkokul varken, bu sayısı 10 kat artarak 48 bine yükselmiştir. 72 ortaokul varken, bu sayı 131 kat artarak 9 489'a yükselmiştir. 23 lise varken, bu sayı 106 kat artarak 2 432'ye yükselmiştir. 64 meslek okulu ve 10 meslek yüksekokulu varken, bu, 45 kat artarak 2 905'e yükselmiştir ve 1923'te Türkiye'nin üniversitesi yok, bir darülfünun vardı ve 1932'deki bir darülfünun üniversiteye çevrilmiş; bugün, Türkiye'nin 60 tane üniversitesi vardır.

1923'teki okullarımızdaki öğrenci sayısı 250 bin civarındayken bugün 15 milyona, öğretmen sayısı 15 bin civarındayken 550 bine ulaşmıştır.

Eğitimde sağlanan sayısal gelişmelere rağmen, Türkiye'de, tüm kademelerde eğitime ayrılan kaynakların yetersizliği gelişmeleri sınırlandırmaktadır. Binaenaleyh, eğitimimizin önemli sorunları vardır. Okullaşma oranları bakımından da önemli sorunları vardır. Aslında, ilkokulda yüzde 100'e varmışız, ortaokulda yüzde 67 civarındayız, meslekî teknik liseleri kaplayan ortaöğretimde yüzde 53 civarındayız, örgün eğitimde yüzde 13 ve yaygın eğitimde yüzde 13 olmak üzere -eğer, ikisi toplanabilirse- yükseköğretimde yüzde 27'e varmışızdır. Yalnız, bunun ikisini toplamakta, o kadar cesaret göremiyorum. İlkokula giden 100 çocuktan 9'u üniversite bitirebilmektedir Türkiye'de. İlk ve ortaöğretimde derslik başına öğrenci standardı dünyada 25'tir; ülkemizde bu 51'dir, büyük şehirlerimizde 70-80 kişinin okuduğu okullar vardır.

15 inci Millî Eğitim Şûramız, bütün sorunları tartışmıştır. Şûrada varılan kararlar istikametinde, eğitimimizde tepeden tırnağa bir reform ihtiyacı vardır. (Alkışlar)

Değerli milletvekilleri, devletimizin elindeki projelerin, bana göre en önemlilerinden birisi üniversite projesidir. Üniversite projesi, sadece, üniversite okuma yaşına gelmiş çocuklarımızın sayısını, okuyan çocuklarımızın sayısını artırma olayı değildir. Yüce Meclisimizce kabul edilmiş kanunlara göre üniversiteler kurulmuştur. Bunların bir kısmı kuruluş safhasında, bir kısmı yerleşik üniversitelerdir. Bunlara ilaveten, Kazakistan'da, yine Yüce Meclisimizin kararıyla kurulmuş olan Hoca Ahmed Yesevî Uluslararası Kazak-Türk Üniversitesi, Kırgızistan'da Kırgız-Türk Manas Üniversitesi, Kıbrıs'taki üniversiteler ve Moldavya'da, Gagavuzya'da Komrat Üniversitesi de Türkiye'nin nezaretindedir.

Üniversite ve yüksekokul eğitim ve öğretimini büyük şehirlerin tekelinden çıkarıp, ülkenin çeşitli köşelerine yaymak hedeftir. Sanıyorum ki, ülkenin çeşitli köşelerinde üniversite, ülkenin çeşitli köşelerine bir kimlik vermekte ve ülkenin her köşesindeki morali yükseltmekte ve ülkenin bir kısım yerleri küçük şehirler vesaire namı altında sanki ikinci sınıfmış gibi bir durumdan kurtulmakta, kendilerini kurtarmaktadır. Onun içindir ki, üniversite projesi sadece bir eğitim projesi değil, aynı zamanda bir millî dayanışma projesidir. Eğitim ve öğretime ilâveten, kültürü, sanatı, sporu da bu üniversitelerle ülkenin her köşesine götürüyoruz, götürmemiz de lazım.

Üniversite hastanelerinin, Türkiye'nin çeşitli köşelerinde yapmış olduğu hizmeti öve öve bitirmek mümkün değildir; yani, birçok noksanlarına rağmen. Bugün Trabzon'da, bugün Samsun'da, bugün Sıvas'ta, bugün Diyarbakır'da, bugün Malatya'da, bugün Çukurova'da, Adana'da, bugün Antalya'da, bugün Konya'da, bugün Kayseri'de ve bugün Bursa'da -büyükşehirlerin dışında söylüyorum- kurulmuş bulunan hastanelerimiz çok büyük bir yükü almaktadır ve bugün Edirne'de veya bugün Erzurum'da 11 milyon vatandaşımıza muhataptır Erzurum hastanesi. Binaenaleyh, bu suretle de ülkenin bir köşesindeki vatandaşlar bin kilometreye, 2 bin kilometreye gelip dertlerine deva almaktan, deva aramaktan kurtulmaktadırlar.

70'li yıllarda başladığımız üniversitelerin geldiği aşama, ümit ve cesaret vericidir. Gerçekten, bir Uludağ Üniversitesi, bugün, çok övündüğümüz 40 ıncı senesini doldurmuş üniversitelerimizle neredeyse boy ölçüşecek duruma gelmiştir 20 sene içerisinde; bir 19 Mayıs Üniversitesi aynı şeydir, bir Çukurova Üniversitesi aynı şeydir. Görülüyor ki, biz, bunu yapabileceğiz. Öyleyse, bütün bunları, hem Yüce Meclisin nazarı dikkatine getiriyorum hem talebim var: Bu zamana kadar, Yüce Meclisimiz, üniversiteler meselesinde çok cömert olmuştur, hemen hemen istenen her şeyi vermiştir; ama, ülkenin imkânları mahdut, bunu biliyoruz; fakat, bu mahdut imkânlar içerisinde, üniversite projesini gönlünüzde yaşatmanızı, bu ülkenin gençleri bakımından, bu ülkenin bütün halkı bakımından, sizlerden, özellikle rica ediyorum.

Eğitim... Nedir eğitimdeki sıkıntılar: 15 milyon çocuğu okutur hale gelmişiz, sayı iyi; ama, eğitimin niteliğine inme zamanı gelmiştir. Eğitimin niteliğinde çok kompleks şeyler var. Yepyeni bir dünya görüşü ve yeni bir çağ geliyor; bu "bilgi çağı" denilen çağ, bu büyülü bir çağ. Henüz, biz, bunun farkında değiliz. Yalnız, bu geliyor ve Türkiye'de, bilhassa genç nesiller arasında, bilim adamları arasında bu çağın kavrandığını görmekten fevkalade mutluyum. Eğitim olayındaki komplekslik, tabiî ki işin zorluğundan geliyor. Nüfusu yüzde 3 artan bir ülkede, öyle 1 milyon 200 bin çocuk her sene kapıyı çalarsa, bunun kolay olmadığını biliyoruz; ama, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Halkı, ülkenin her köşesinde, her çocuğunun okumasına imkânlar aramak için uğraşıyor ve eğitime ayırdığımız kaynaklar, millî savunmaya ayırdığımız kaynaklardan daha çoktur. Bunlar, çok güzel; ama, bunlar yetmiyor. Neden yetmiyor; gayri safî millî hâsılanın yüzde 3 ilâ 4'ü arasındaki bir payı, toplum olarak, devlet olarak eğitime ayırıyoruz. Gelişmiş, kalkınmış, eğitim meselesini hemen hemen tümüyle çözmüş Batı ülkelerinde bile, bu, yüzde 6'dan aşağı değil; onun içindir ki, kaynak arıyoruz. Tabiî, kaynak arıyoruz derken, eğitime, birinci derecede kaynak arıyoruz; çünkü, buraya ayıracağımız kaynaklar Türkiye'nin geleceği demektir.

Hoş, Türkiye'nin sorunları içerisinde birbirinden daha az faydalı olan iş yok; ama, marifet odur ki, bu zamana kadar yapageldiğimizin şimdiki ağırlığıyla, daha iyisini yapmaya gayret sarf etmeliyiz. Bu hususta çağrılarda bulundum ve ülkemin her çocuğunun, her köşesinin eğitim nimetinden yararlanmasını, her kademede yararlanmasını istedim ve vatandaşlarımdan katkıda bulunmalarını istedim. Gerçekten, çığ gibi, vatandaşlarımız eğitimde katkıda bulunmaya koştular; hepsine minnettarım. Huzurunuzda, çocuklarımız adına, halkımız adına minnetlerimi, devletimiz adına minnetlerimi ve şükranlarımı sunuyorum. Ülkenin her köşesinde, vatandaşlarımız -orta halli vatandaşlarımız, öyle uzun boylu zengin falan değil- eğitime katkıda bulunmak için koşuyor. Bu, Türk Milletinin âlicenaplığının çok güzel bir göstergesidir.

Türkiye'nin gündemindeki ikinci devlet sorunu sağlık hizmetleridir. Devlet, herkese sağlık hizmeti sağlasın demiyorum. Devlet, herkese eğitim hizmeti sağlanmasından emin olsun, devlet herkese sağlık hizmeti sağlanmasından emin olsun; yani, mutlaka devletin yapması şart değil; ama, birileri yapmıyorsa devlet yapsın. Hâlâ, ölçülere baktığımız zaman, gerek yatak meselesinde gerek hekim meselesinde üçte bir civarındayız; yani, kalkınmış ülkelerin üçte biri noktasındayız.

Ayrıca, gelişmişliğin ölçülerinden biri olan mortalite, yani, çocuk ölümleri, Türkiye'de hâlâ binde 44 civarındadır. Binaenaleyh, bu, gerçekten üzücü bir olaydır. Türkiye'yi, kalkınmışlıkta, adam başına gelir seviyesi vesaire bakımından öne çıkarsak bile, bu rakamları muhafaza ettiğimiz zaman, bu, sosyal gelişmişlik endeksi denilen bir endeks var, o endekste Türkiye'yi gerilere itiyor. Onun için, çocuklar dünyanın gündemine gelmiştir, çocuklar ana rahmindeyken dünyanın gündemine gelmiştir. Binaenaleyh, uygar ülkelerin hepsinin çocuklara verdiği önem... Türkiye, bunun gerisinde değil.

Bu itibarla, nedir sağlık hizmetlerindeki sıkıntımız dersek, 65 bin hekimi var Türkiye'nin, 25 tane fakültesi hekim yetiştiriyor, 80-85 bin hemşiresi var; bunlar katlanacak. Senede 5 bin hekim yetişmektedir. 5 bin kişiye bir hekim düşen yerlerimiz var hâlâ; 300-400 kişiye bir hekim düşmesi lazım gelirken... Çok gayret sarf edilmiştir ve ülkenin her köşesine pek çok hizmet götürülmüştür. Hiç bunları küçümsemeyelim. Benim söylemek istediğim şey, dahasıdır... Dahası, dahası lazım ve sağlıktaki durumumuz şu: Kalkınmış memleketler, gayri safî millî hâsılalarından yüzde 9 sarf ediyorlar sağlık hizmetlerine; bizimki, henüz yüzde 3 ilâ 4 arasındadır. Binaenaleyh, sağlık hizmetlerine daha çok pay ayırmamız lazım, toplum olarak ayırmamız lazım. Burada da, yine, hastaneler kurmak, özel teşebbüsler kurmak gibi gayretleri, devletimiz destekleyegelmiştir, desteklemeye devam etmelidir.

Bir olayın üzerinde özellikle durmak istiyorum: Nüfusunun yüzde 30'u, 40'ı -değişik rakamlar, değişik rivayetler- sosyal güvenlik şemsiyesinden mahrum bir Türkiye'de ve alt gelir gruplarında, yani, gelir seviyesi 500 dolar ve onun altında bulunan gruplarda, bu kadar çok işsizi bulunan bir ülkede, kişi, hasta olursa ne yapacak; kişi hastane kapısına gidecek. "Paran yok, git" derlerse ne yapacak?.. İşte, böyle bir şey zulümdür ve onun içindir ki, Yeşil Kart dediğimiz olay, 5 milyon insana paran var mı yok mu diye sorulmasını gerektirmemiş ve çok iyi uygulanmış gelmiştir. Bu uygulamaya, bir sigorta getirilinceye kadar devam edilmesi şarttır.

Yine, sağlık hizmetlerine vatandaşlarımız çok büyük rağbette bulunuyorlar. Huzurunuzda, özellikle, kanser, AIDS ve Hepatit-B ile çok uyanık bir biçimde mücadele edilmesi gereğinin altını çizmek istiyorum.

Çevre sorunları, bir süredir, dünyanın çok önemli sorunu haline gelmiştir ve yaşamsal boyut kazanmıştır. Çevre sorunları, bizim ülkemizde, denizlerimiz kirlenerek, havamız kirlenerek, suyumuz kirlenerek bizi tazyik etmektedir ve çevre sorunları, yine, devletin ilgilenmesi lazım gelen, vatandaşla beraber elele vererek devletin ilgilenmesi lazım gelen sorunların içine girmiştir.

Bu arada, erozyon üzerinde hassasiyetle durmak istiyorum. Çünkü, ormanlar yanıp gidiyorsa, topraklar akıp gidiyorsa, insanlar yolda trafik kazasından ölüp gidiyorsa, bu afetleri, ancak bizim göğüslememiz gerekecektir.

Türkiye'nin çok önemli bir sorunu üzerinde yine size içimi açmak istiyorum. Bu sorun köy ve köylü sorunudur. Köy ve köylü sorunu denildiği zaman, bu, ekonomide tarım sektörü değildir. Böyle bazen konuşuruz, bir manada öyledir, bir manada öyle değildir; ama, içiçedir. Keşke, bir gün gelse de bizim ülkemizde de tarımda yaşayan insanlar ekonominin tarım sektörü olsa. Türkiye'de köy ve köylü sorunu bir insanlık sorunudur. Cumhuriyetin ilk yıllarında nüfusunun yüzde 80'inin geçimini tarımdan sağladığı bir Türkiye. 35 500 köy, 43 800 köyaltı mezra vesaire, 79 bin civarında kırsal yerleşim; dünyadan habersiz ve dünya nimetlerinin tümünden mahrum. Bu bir kötüleme falan değil; tespit bu. Yalnız, bu bir dünya.

Cumhuriyet, bu kırsal yerleşim yerlerinin yüzde 89'una yol, yüzde 97'sine elektrik, hemen hemen yüzde 100'üne okul, muhtarlık bulunan yerlerin tümüne de telefon götürmüştür. 73 senelik cumhuriyetin eseridir. Sanıyorum ki bu bir destandır.

Kırsal alanların tüme yakınına da sağlıklı, yeterli içme suyu temin edilmiştir; ama, hâlâ bugün, sağlıklı içecek suyu olmayan köylerimiz vardır. Bir seferberlikle, bunun sona erdirilmesine gayret sarf edilmektedir. Yalnız, bunlar çok zor ve çok pahalı yerlerdir; ama, ne olursa olsun bu ülkede, artık, içme suyu olmayan köyden bahsedilmemesi için sarf edilen gayretler seferberlik derecesinde iyi yürütülüyor; onu tebrik ediyorum, takdir ediyorum.

Sağlık ocağı, sağlıkevi ülkenin her köşesine götürüldü.

Türkiye'nin 85 milyon dekar sulanabilir toprağı var. Bunun yarısı, köylü sulamaları, devlet sulamaları olarak sulanabilir hale geldi. Bu, güzel bir tablodur ve bana göre, bu, bir devrimdir.

Bu sebeple, Türk köylüsü, cumhuriyete ve demokrasiye, bu işe emeği geçen herkese minnettardır. Bunu, Türk köylüsü adına söylemek bana düşüyor. Bu çok parlak bir olay.

Bu sorunun bir başka veçhesini, sizlerin, kamuoyunun ve devletimin önüne koyuyorum.

Türkiye'de çalışan nüfusun halen yüzde 45'i geçimini tarımdan temin etmektedir. Bu, takriben 30 milyon nüfusa tekabül etmektedir. Buna karşılık, bu nüfusun gayri safî millî hâsıladan aldığı pay yüzde 15'tir; yani, nüfusun yüzde 50'si, yarısı, gayri safî hâsılanın yüzde 15'ini alıyor. Bu, Türkiye'deki gelir dağılımı çıkmazındaki en önemli faktördür.

Satın alma gücü düşük milyonların refaha ve sosyal güvenliğe kavuşması, Türkiye gündeminin en önemli sorunlarından biridir. Yalnız hiç kimse sanmasın, akşamdan sabaha olabilecek bir iş değildir. Ben, sadece dikkatinize getiriyorum. Bu kadar gayretlere rağmen buraya kadar gelinebilmiştir.

Bu transformasyon işi fevkalade zor bir iştir; yani, agrariyen bir toplumdan, bir tarım toplumundan, bir şehirli toplumuna, şehirleşme toplumuna, sanayi toplumuna geçmek fevkalade güç.

Dünyanın gelişmiş ülkelerinde tarımla uğraşan nüfus yüzde 10'un altındadır. Birleşik Amerika Devletlerinde yüzde 3 -hadi diyelim ki, o, çok ileri ve ekstrem- dahil olmaya çalıştığımız Avrupa Birliğinde yüzde 7,5-8'dir. Geri kalan kesim sanayi ve hizmetlerde çalışmaktadır. Türkiye, tarımda çalışan nüfusunun yüzdesini 45'lerden 30'lara, 20'lere, nihayet 10'lar düzeyine indirmedikçe bu soruna çare bulmuş olmayız. Önünüze koyduğum sorun bu.

Çare söyle diyeceksiniz. Sanıyorum ki çare vardır; ama, çare, devamlı bir çaredir. Bu zamana kadar yaptığımız şeyleri ısrarla yapmaya devam edeceğiz, ıslah etmeye devam edeceğiz, çoğaltmaya devam edeceğiz.

Bunun yolu sanayileşmeden ve hizmetlerden geçecek; yani, bu nüfusu sanayileşmeye, hizmetlere aktaracağız. Başka çaresi yoktur; çünkü, sanayileşme ve hizmetlerde çalışan bir kişi, tarımda çalışan bir kişiden 7 misli daha fazla kazanç sağlıyor. İşte, fukaralık olayı budur.

Tarımda üretimi artırmak, verimliliği artırmak, Türk köylüsünün ve çiftçisinin alınteri, elemeği ve göznurunun karşılığını vermek ve çeşitli şekillerde topraktaki milyonlara yardımcı olmaya devam etmek gerekir. Yine, memnuniyetle ifade edeyim ki, gelmiş geçmiş hükümetler, bu hususta fevkalade titiz olmuş ve Türk köylüsünün elemeği ve alınterinin karşılığını vermekte birbirleriyle yarışmışlardır.

Türkiye, tarımda modernizasyona çok önem vermiştir; bugün, 800 bine yakın traktörü vardır. Yalnız, köylünün satınalma gücü azalır, traktör alamazsa, bu traktör parkı erir. Bunun, her sene yüzde 10'unun değişmesi lazım; bu da 80 bin traktör eder. Memnuniyetle görüyorum ki, 20 binlere kadar inmiş olan köylünün traktör satın alma gücü, halen 39 - 40 bine çıkmıştır.

Gübre tüketimi üzerinde -dikkat çekiyorum- son on yıldan beri, devlet, büyük sübvansiyonlar yapmış olmasına rağmen, gübre tüketiminde uzunboylu bir değişme yok. İşte, bu sebepledir ki, Türkiye'de, verimler çok düşük; yani, hem toprakta yaşayan nüfus çok hem verimler çok düşük. Buğday verimi, ortalama 190 - 200 kilogram, Avrupa'da 400 - 500 kilogram. 80 - 90 kilogramdan buraya geldik, bu doğru; ama, düşünün, eğer biz bu verimi 2 misline çıkarabilsek, bugün, 20 milyon ton olan buğday üretimimiz, 40 milyon tona çıkar.

Sanıyorum ki, hayvancılık meselesi, hepinizin içini yakan bir olaydır. Çok gerilere gittik.

Halen, Türkiye, bu sene, 3 milyar dolarlık tarım ürünü satın aldı dışarıdan; yani, dünyada kendine yeten 7 ülkeden biriyiz diye övünürken, 3 milyar dolarlık tarım ürünü satın alır hale geldik. Türkiye şeker alıyor; halbuki, Doğu Anadolunun, Orta Anadolunun ovalarında yüzde 16 ilâ yüzde 19 polarlı pancar yetişiyor; yani, Türkiye şeker almamalı dışarıdan. Türkiye, nebati yağ alıyor dışarıdan; bence, bu da lüzumsuz. Türkiye hayvan ürünleri alıyor 1 milyar dolarlık. Binaenaleyh, burada Türkiye'nin çok önemli bir sorunu yatıyor.

Orman yangınlarını fevkalade ciddiye alıyorum. Senede yüzbin dekar ormanımız yanıyor. Halkımızın çok büyük gayreti var orman yangınlarının önlenmesi ve yeşil kuşaklar meydana getirilmesi için. Bir milyon dekar dikiyoruz, yüzbin dekar yanıyor. Herhalde, orman yangınları hususunda tecrübe edindik, bu tecrübeleri iyi kullanmalıyız.

Avrupa Birliğine gidiyoruz... Avrupa Birliğine giderken, tarım alanında da fevkalade önemli birtakım tedbirler almamız gerekiyor, örgütlenme bakımından.

Türkiye'nin her meselesini burada anlatacak vakit yok; ama, bir iki meselesine daha dokunmak istiyorum. Bütün bunların, sayıp geldiğim sorunların bir kısmının çaresi sanayileşmedir. Sanayileşme gayretleri Türkiye'de fevkalade iyi gelişiyor ve Türkiye, bir sanayi toplumunun farkına varmıştır. Devlet, sanayi ve ticaretin içerisinden tümüyle çıkmalıdır ve devlet, vatandaşına, eşit şartlar içerisinde bir ortam yaratmalıdır. Devlet, altyapıyı eksiksiz meydana getirmelidir. Elektriksiz, telekomünikasyonsuz, yolsuz, havameydansız, limansız bir Türkiye olmaz. Sözümü tashih edeyim, bunların hepsi var Türkiye'de; fakat, büyüyen Türkiye bunları küçülttü. Türkiye bunların hepsini yaptı, hem de çok iyi yaptı; fakat, bu defa, bunların yeniden yapılması, yeniden genişletilmesi lazım; hele Türkiye, Türk sanayii, elektriksiz, kalitesi iyi elektriksiz kalmamalı. Onun için, devletin sarf ettiği büyük gayretler var. Her imkândan yararlanmalı.

Size sevinçle şunu ifade edeyim: Nasıl ki, Türkiye'de kültür ve eğitim merkezlerini Türkiye'nin çeşitli yerlerine yaymaya çalışıyoruz, sanayi merkezleri, sanayi mihrakları da çok iyi bir yayılmanın içerisinde. Bugün, bir Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi, bir fabrika 5 milyar dolar ihracat kazancı ve 100 bin kişiyi istihdam etme hedefiyle, hedefin yarısında neredeyse. Yanında Kahramanmaraş, yanında Adana Organize Sanayi Bölgeleri, Malatya Organize Sanayi Bölgesi, Kayseri Organize Sanayi Bölgesi. Kayseri Organize Sanayi Bölgesinde hiç kimsenin bilmediği fabrikalar var. Almanya "her on evden birinde benim eşyam kullanılıyor" iddiası içerisinde. Bursa Sanayi Bölgesi, içine sığmaz hale gelmiş; bir de yanında resmî olmayan sanayi bölgesi kurulmuştur ki, resmî olmayanı resmisinden daha büyük ve Bilecik'te, Bozüyük'te dünyanın en büyük tesisleri kurulabilmiştir. Eskişehir Sanayi Bölgesi fevkalade güzel bir olaydır. Evvelki gün gittiğim Çorum Sanayi Bölgesi ise, gerçekten çok güzel bir gayreti göstermektedir. Manisa Sanayi Bölgesi, yine, bunlara ilave edilmelidir; yani, Türkiye'nin her tarafında; eğer, Türk müteşebbisi -ki, sınırlarına sığmıyor, bu sınırların dışına taşmıştır- iyi destek görürse, daha doğrusu istikrar bulursa, istikrar görürse, Türkiye'yi çok ileriye götürecek ve bugünkü 25 milyar dolar ihracatın yüzde 90'ı zaten sanayi mamulü... Bunu katlamak hiç sorun değil. Binaenaleyh, 100 milyar dolar ihracat ve ithalatı hedeflemiş Türkiye'nin üç dört sene içerisinde buraya gelmesinde Türk müteşebbisi fevkalade önemli bir şeyi göze almış görünüyor.

İnşa halinde sanayi bölgelerimiz var. Âdeta, Anadolunun çeşitli yerleri birbiriyle yarışıyor. Konya Kayseri ile yarışıyor ve Afyon Uşak ile yarışıyor. Bu yarışma devam etmeli.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, Güneydoğu Anadolu Projesini tamamlamaya devam etmelidir. Yine, hepinizden özellikle ricada bulunuyorum; bu zamana kadar, bu proje başladığından beri çeşitli hükümetler geldi, çeşitli meclisler geldi, herkes bu projeye çok iyi sahip çıktı; bundan sonra da öyle olacak; ama, ben, yine hatırlatmamı yapayım.

12,5 milyar dolar keşif bedeli olan bu devasa ve şaheser projeye halen 6,5 milyar dolar sarf edilmiştir.

Bugün, Türkiye'nin kullandığı şu elektriğin üçte biri Fırat sisteminden gelmektedir ve Fırat sisteminde, Birecik ve Karkamış barajlarıyla -ki, yapılıyor- 600 kilometrelik bir göller manzumesi bulunmaktadır. Neyiniz var; Cumhuriyet olarak ne yaptınız filan diyenlere gösterecek çok şeyimiz var; ama, fevkalade etkileyici, işte "Cumhuriyet olarak bunu yaptık" dediğimiz zaman, gurur verici, onur verici bir olayla karşı karşıyayız. Bu proje tamamlanmalı.

Diyarbakır ovalarında üç tane yeni baraj yapılıyor. Bunlar ondört onbeş senedir yapılıyor ve üç dört gün evvel gittim, yerinde gördüm. Bunların hepsi, su doldurulmaya hazır; şebekeleri yok. Çeşitli sebeplerle bunlarda gecikmeler olmuştur. Bildiğiniz sebepler çoğu; ama, sadece Fırat sistemindekileri değil, bu havzadaki projeleri de kucaklamamız lazım.

200 sene içerisinde, Diyarbakır ovalarında 2 milyon, 3 milyon dekarlık bir alanı sulamaya açabiliriz ve gerçekten, Türkiye, bir on senelik program içerisinde, bir özel program içerisinde GAP projesini tamamlamalı. Sadece, burası elektrik, sulamadan ibaret değil; bu, entegre projedir. Ben, onları burada sayıp dökmüyorum; tümüyle bir entegre, bölge kalkınma projesidir ve odağında insan vardır.

Projenin insan üzerindeki tesirini görmek istiyorsak, bu sene ikinci sene; Harran bölgesine su verildi, aşağı yukarı 1 milyon dönüme yakın bir bölge su aldı.

Gidip görmek lazım Harran'ın yeşil örtüsünü. 15 gün müddetiniz var; 15 gün sonra giderseniz sararır pamuk. Artık, bugün, Adana'da işçi bulmak mümkün değil; çünkü, Urfalı kendi toprağındaki pamuğunu topluyor. İşte, Türkiye'nin övünmesi lazım gelen proje bu. Ben herkese tavsiye ediyorum... İnşirah verici, iç açıcı bir olaydır ve sabahtan akşama kadar her şeyimiz noksan diye hayıflanıyoruz ama, önemli şekilde iyi şeylerimiz de var.

Değerli milletvekilleri, son otuz sene zarfında, Türkiye, yüzde 5 kalkınma hızını gerçekleştirmiştir. Şimdi, değişen dünya şartları içerisinde rekabet gücü olan bir piyasa ekonomisini gerçekleştirmek, geliştirmek mecburiyetiyle karşı karşıyayız; bence devrim bu. Nüfus artışını yüzde 1'e, enflasyonu yüzde 5'lere, toprakla uğraşan nüfusu yüzde 10'lara indirmeye, büyümeyi yüzde 5'in üzerinde tutmaya gayret sarf edeceğiz. Size, partilerüstü, siyasetüstü bir hedef... Ben veriyor değilim hedefi; bu, Türkiye'nin hedefi. Kim hükümet olursa olsun, bu hedefi korumaya mecburdur. Türkiye, her alanda yatırım yapmaya devam etmelidir. Devlet, ticaret ve sanayiin içinden çıkmaya devam etmeli, altyapı ve sosyal yatırımlara da devam etmeli, ekonomik alanda vatandaşlara gerekli ortamı sağlamalı, kamu maliyesini ve ödemeler dengesini sağlıklı götürmeli... İhracatın, turizmin, taşımacılığın, dış ülkelerde çalışan müteahhitlerimizin ve işadamlarımızın ülkeye döviz kazandırmaya devam etmeleri fevkalade önemlidir; bunların önündeki bütün engeller kaldırılmalı. Yine ısrarla söylüyorum: Türkiye alabilmeli, satabilmeli; kesinlikle dövizsiz kalmamalı ve özelleştirme süratle yapılmalıdır diyelim veya özelleştirmeyi süratle yapmaya devam etmeli; öyle diyelim.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin kurtarıcısı, cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk'e her zaman olduğu gibi bugün de minnet ve şükranlarımız vardır. (Alkışlar)

O'nun hayal ettiği Türkiye, milletimizin gönlüne ve zihnine yerleşmiştir.

Bu, huzur, güven, barış ve istikrar içerisinde yaşayan, imar ve inşa edilmiş, laik, demokrat büyük Türkiye'dir. (Alkışlar)

Bu gayeye ulaşmak için bu aziz vatanın ve bu yüce milletin hizmetinde bulunanlara, onların geçmiş hizmetlerine, yine, minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Bu gayeye ulaşmak için bu aziz vatanın ve bu Yüce Milletin hizmetinde olan sizler, ne kadar mutlusunuz... Sizleri kutluyorum. Cenabı Allah yardımcımız olsun.

Hepinize başarılar diliyorum, saygılar sunuyorum. (Ayakta alkışlar)

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Cumhurbaşkanım.

Sayın milletvekilleri, lütfen yerlerinize oturur musunuz efendim... Toplantımız devam ediyor.

SABRİ ERGÜL (İzmir) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Bir dakika efendim... Lütfen oturun, size söz vermedim.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım:

III. - ÖNERİLER

A) DANIŞMA KORULU ÖNERİSİ

1.-TBMM'nin yeni yasama yılının ilk birleşiminde, Cumhurbaşkanının açış konuşmasından sonra başka konuların görüşülmemesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ No: 26

Türkiye Büyük Millet Meclisinin 1 Ekim 1996 Salı günü başlayacak olan yeni yasama yılının ilk birleşiminde, Cumhurbaşkanının açış konuşmasından sonra başka konuların görüşülmemesinin Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.

Mustafa Kalemli

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı

Salih Kapusuz Cumhur Ersümer

RP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili

Mehmet Gözlükaya Hasan Hüsamettin Özkan

DYP Grubu Başkanvekili DSP Grubu Başkanvekili

Nihat Matkap

CHP Grubu Başkanvekili

BAŞKAN - Oylarınıza arz ediyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

SABRİ ERGÜL (İzmir) - Sayın Başkan, bir önergem var.

Son zamanlarda...

BAŞKAN - Efendim, bir dakika...

Tezkerenizi aldım. Bu tür tezkereler, bu tür toplantılarda işleme konulmaz. Eğer, bu konuda bir işlem arzu ediyorsanız, grupların başkanvekilleri müşterek olarak, bir araya gelirler, bu konuyu bir genel görüşme konusu olarak Meclise getirirler. Eğer, bir genel görüşmede karar kabul edilirse, millete arz edilir. Usulü, size, bir kere daha hatırlatıyorum.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, gündemdeki diğer konulara geçilmeyecektir.

Sözlü sorular ile kanun tasarı ve tekliflerini görüşmek için, 2 Ekim 1996 Çarşamba günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.

Hepinize teşekkür ederim.

Kapanma Saati : 16.38

IV. - SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün:

- Manisa Emniyet Müdürlüğünce gözaltına alınan bazı öğrencilere yapılan muamelelere,

- Manisa Emniyet Müdürlüğünce gözaltına alınan öğrenciler hakkında düzenlenen sağlık raporlarına,

- Manisa Emniyet Müdürlüğünce gözaltına alınan bazı öğrencilere yapılan muamelelere,

İlişkin Başbakandan soruları ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/665, 667, 673, 682, 704)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

26 Aralık 1995 - 5 Ocak 1996 tarihleri arasında Manisa İli Emniyet Müdürlüğünce gözaltına alınan ve çoğunluğu 14-18 yaşlarında ve lise öğrencisi olan kız-erkek genç çocuklara, gözaltında iken, fena muamele, insanlık dışı uygulamalar ve işkence yapıldığı iddiaları ile ilgili olarak ekteki soruların Sayın Başbakan tarafından yazılı yanıtlanması için gereğini dilerim. 15.4.1996

Saygılarımla

Sabri Ergül

İzmir

- Manisa İli Emniyet Müdürlüğünce 26.12.1995 günü gözaltına alınan ve 5.1.1996 günü DGM'ye sevk edilen çoğunluğu lise öğrencisi ve 18 yaşından küçük 16 genç çocuğun mahkemeye gönderilir iken, Emniyet Müdürlüğünce basın ve TV'lerde "Suçlu" olarak teşhirleri, TBMM'nce 4058 sayılı Yasa ile onanan uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesine ve 2253 sayılı Çocuk Mahkemeleri Yasasına ve kişilik haklarını koruyan diğer yasalara aykırı değil midir?

Yargısız hüküm vererek, genç çocukları suçlu olarak teşhir ederek suç işleyen Emniyet Müdürü Kemal İskender ve diğer polisler hakkında idarî ve adlî soruşturma yapılmakta mıdır?

- Göz altına alınan genç çocukların bir kısmının göz altına alındıkları yakınlarına bildirilmemiş ve durumu öğrenen yakınlarının çocuklarını görme istekleri engellenmiş olması yasalara aykırı değil midir?

Gözaltındakiler yakınları ile ne zaman, nasıl görüşmüşlerdir? Bu görüşmeler görüşenlerin de imzalarına havi tutanaklarla ve C. Savcılığı-Emniyet Müdürlüğü karşılıklı resmi yazışmaları ile belgelenmiş midir? Buna dair herbir sanık ve görüşme için tutulan tutanak, yazışma ve belgelerin tarih ve sayıları nelerdir?

- Tarafsız olduğumuz ve iç hukuk normları sayılan Uluslararası Antlaşmalar gereğince gözaltı süresinin en fazla 4 gün olması gerekir iken, Manisa'daki bu olayla gözaltı süresinin 26.12.1995 ila 5.1.1996 günleri arasında tam 11 gün sürmüş olması neye, hangi yasaya ve karara dayanmaktadır? Bu konuda izin, karar veren makam ve tarih, sayısı nedir?

- Yaşları 15'den hatta 18'den küçük olanların soruşturmalarının bizzat Cumhuriyet Savcılarınca yapılması 4058 ve 2253 sayılı yasalar ile diğer yasalar gereği olmasına rağmen, 14-18 yaşları arasındaki çocukların da soruşturmalarının bizzat polislerce yapılmış olması yasaları ihlal ve suç değil midir?

- Sanık Mahir Göktaş'ın 15 yaşından küçük, 14 yaşında ve Yasalarımıza göre çocuk sayılması nedeniyle işlediği iddia olunan suçun, yaptığının bilincinde olup olmadığı konusunda tabipten alınması gerekli farik-i mümeyyiz raporu gözaltına alındıktan ve ifade, yüzleştirme ve yer gösterme tutanakları tanzim edildikten çok sonra, gözaltının 8. günü 3.1.1996 tarihinde alınmış olması usulsüzlük değil midir?

- "Polis fezlekesinin ve polisce düzenlenen ifade ile diğer tutanakların incelenmesinde de görüleceği gibi, bu genç çocukların sadece ağır sayılamayacak eylem ve suçları işledikleri "Paralı eğitime son", "Faşizme geçit yok", "Oy verme, hesap sor" türünden yazılama, pankart asma ve bildiri dağıtma gibi eylemlerde bulundukları, polisin kanaati ve yorumu olarak ifade ve iddia edilmektedir. Bunu, bu iddiaları bile kanıtlayacak delil, suç aleti, belge, tanık ve suç üstü yoktur. Sadece ve sadece zora dayalı sanık anlatım ve ikrarı vardır" iddiaları doğru mudur? Suçaleti v.s. olarak neler yakalanmıştır?

Delilsiz, tanıksız subjektif değerlendirmelere fezlekede yer veren ve hukuka aykırı davranan polisler hakkında idarî ve adlî soruşturma yaptırmayı düşünüyor musunuz?

- Polisce gözaltına alınan sanıkların gözaltına alındıklarından hemen sonra ve bunu takip eden 48 saatte bir adlî tabip tarafından muayene edilerek rapor alınması gerekmez mi?

Bu sürelere uyulmamış olması ve 96 saat ve daha fazla sürelerle ve usulüne uygun olmayan şekilde adlî tabip raporu alınmış olması kötü muameleyi, işkence izlerini yok etme, yara bere, darp izlerini ve ruhsal bozuklukları saklama çabası değil midir?

Yasal sürelere ve usullere uymayan görevliler hakkında ne gibi işlem yapmayı düşünüyorsunuz?

- Mer-i Mevzuata göre gözaltına alınan sanıkların göz altı yerine konmaları buradan ifade, yer gösterme, yüzleştirme, tabibe sevk veya diğer sebeplerle her giriş ve çıkışlarının sanığının fiziksel, ruhsal durumu , saat ve teslim alan ve teslim edenler v.s. belirtilerek, kayda ve tutanağa bağlanması, herne sebeple olursa olsun özellikle tabibe götürülmeleri, sevkleri işleminin resmî yazı ile yapılması ve sonuçlarının yine kayıt ile soruşturma dosyasına konması gerekmez mi?

- Bunlara uyulmamış olması, rutin, şeklen uygun gösterilmeye çalışılan adlî tabip muayenelerine dair polis sevk yazılarının bile tarih ve sayılarının teselsül etmemesi; örneğin 27.12.1995 tarihli polisce düzenlenen tabipliğe sevk yazılarının B.0.5.1.EGM.4.45.00.14.22241-285/1995 büyük sayı taşımasına rağmen, daha sonraki tarihli, 29.12.1995 tarihli aynı şekilde sevk yazılarının ise B.05.1.EGM.4.45.00.14.22241-6/1995 küçük sayı numarası taşıması özellikle 27.12.1995 ve 29.12.1995 tarihli tüm sanıkların sevk yazılarının bu şekilde teselsül etmemesi "esasen bu raporların sonradan ve nöbetçi olmayan, polisce seçilen uygun görülen tabipten alındığını" iddia edilen sanık avukatlarının iddialarını doğrular nitelikte değil midir?

- Bu sevklerle ilgili olarak verilen ve esasen Adlî Tabip Rapor Formu düzenlenerek verilmesi Sağlık Bakanlığınca emredilen tabip raporlarının, bu usulsüz polis sevki yazılarının altına tek cümlelik "Şerh" düşülerek verilmesi ve bu "Şerhli" tabip raporlarının hastane defter protokol numaralarının, aynı sağlık kuruluşundan verilenlerin teselsül etmesi gereken protokol numaralarının, Manisa 2 No.lu Sağlık Ocağında düzenlenen 27.12.1995 tarihli raporda, örneğin 341, 342, ...... ilahî büyük sayılı olmasına rağmen, yine Manisa 2 No.lu Sağlık Ocağında düzenlenen daha sonraki 29.12.1995 tarihli raporların daha küçük 254, 256, 257 sayılı olması bu sevklerin ve raporların usulsüz, düzmece olduğunun yukarıdaki maddedeki gibi sonradan alındığının ve işkenceyi gizlemeye yönelik çabaların göstergesi değil midir?

- Sanıklar için düzenlenen ve yukarıdaki maddede belirtilen Adlî Tabip Raporlarının, raporlarda imzaları bulunan Manisa 2 No.lu Sağlık Ocağı Tabipleri Dr. Turgay Özcan ve Dr. Yusuf İzzet Küçük'ün basına ve TV'lere bizzat yaptıkları açıklamalarda da belirttikleri ve Manisa İl Sağlık Müdürü de bunu yine aynı şekilde doğruladığı üzere, 27.12.1995 ve 29.12.1995 tarihlerinde, verilen bu raporların, sanıklar Emniyet Müdürlüğünde gözaltında bulundukları yerlerde verildiğinin, açıkça belirtilmiş olması karşısında sanıkların tabiplerce görülüp görülmediğini, raporların belirtilen tarihlerde düzenlenip düzenlenmediğini sevk yazısı ve protokol sayılarının teselsül etmemiş olması hususlarını soruşturmayı düşünüyor musunuz?

Nöbetçi Adlî Tabip olmadıkları halde Adlî Tabip Raporu düzenleyen tabiplerin ayrıca Emniyet Müdürlüğü gözaltı hücresine gidip sanıkları gözleri bağlı iken, adlî muayene yapmış gibi rapor düzenlemiş olmaları da kanunsuzluk değil midir?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

26 Aralık 1995 - 5 Ocak 1996 tarihleri arasında Manisa İli Emniyet Müdürlüğünce gözaltına alınan ve çoğunluğu 14-18 yaşlarında ve lise öğrencisi olan kız-erkek genç çocuklara, gözaltında iken, fena muamele, insanlık dışı uygulamalar ve işkence yapıldığı iddiaları ile ilgili olarak ekteki soruların Sayın Başbakan tarafından yazılı yanıtlanması için gereğini dilerim. 16.4.1996

Saygılarımla.

Sabri Ergül

İzmir

Manisa İl Emniyet Müdürlüğünde 26.12.1995 tarihinde gözaltına alınan çooğunluğu 14-18 yaşlarında ve lise öğrencisi 16 sanık için, her 48 saatte bir alındığı iddia olunan Adlî Tabip muayenelerinin, usule uygun yapıldığını, şekle uygunluğunu gösterip, sağlayabilmek için polisin sağlık kuruluşuna sevk yazılarında, "......... gözaltına alınan ............ oğlu ........... doğumlu .................... sol kolu mühürlü olarak, memura teslimen gönderilmiştir." denilerek usulüne uygun olarak sanık sağlık kuruluşlarına mevcutlu olarak götürülüp yapıldığını gösterir şekilde düzenlenmiş olması; ve gerçekte bu muayenelerin hiç yapılmadığı, 27 ve 29 Aralık 1995 tarihli raporların sonradan alındığı iddiaları doğru ise, bu muayenelerin, adlî tabip raporlarının geçersizliğinin, usulsüzlüğünün yanı sıra resmî evrakta sahtekârlık değil midir?

- Manisa İl Sağlık Müdürü Dr. A. İsmet Nardal imzalı çizelgeye göre 27.12.1995 ve 29.12.1995 günlerinde Manisa Merkez 4 No.lu Sağlık Ocağı ve Tabip Dr. İlkkan Çalışyer, adlî tabip görevi yapmaya yetkilidir. Manisa İl Sağlık Müdürü Dr. İsmet Nardal'ın basına ve TV'lere bizzat açıkladığı gibi, "Emniyet Müdürlüğü 27.12.1995 ve 29.12.1995 tarihinde görevli ve yetkili olmayan tabipler Dr. Turgay Özcan ile Dr. İzzettin Küçük'ü kendilerine göre adlî tabip raporu vermeye uygun görerek Emniyet Müdürlüğüne çağırmışlar ve sanıklarla ilgili sağlam raporu almışlardır." gerçeği karşısında İl Sağlık Müdürü ve doktorların açıklamaları doğru olsa ve raporlar belirtilen tarihte düzenlenmiş olsa bile, nöbetçi olmayan Sağlık Ocağına bilerek sevk yapan polisler ile görevli olmadığı halde bu şekilde rapor düzenleyen tabipler hakkında yasal işlem yapacak mısınız?

- Adlî tabip raporlarının nasıl düzenleneceği, muayenelerin nasıl yapılacağı 22.12.1993 gün ve 6039 sayılı; 13.4.1995 gün ve 6065 sayılı ve 5.12.1995 gün ve 6070 sayılı Sağlık Bakanlığı Genelgeleri ile belirlenmiş ve Sağlık Bakanlığı Teşkilatına bildirilmiştir.

Manisa'daki olayda, gözaltındaki sanıklarla ilgili olarak düzenlenen yukarıdaki maddeler dahil adlî tabip raporlarının hiçbirisinde bunlara uyulmadığı doğru mudur?

a) Devlet Hastanesi Nöbetçi Tabipliğine yapılan muayene sevklerine dair polis yazılarının evrak çıkış sayıları da çelişkili ve teseslül etmemekte olup, buradaki tabiplerce verilen raporların da hiçbirisi yukarıda belirtilen Sağlık Bakanlığı Genelgelerinde yer alan usullere uygun değildir; Adlî Tabip Raporu Formu düzenlenmediği gibi, fizikî ve ruhî bulgulara, sanık subjektif anlatımlarına dair kayıtlar rapoorlara yazılmamış, polisin usulsüz sevk yazılarının altına tek cümle ile şerh düşülmüştür iddiaları doğru mudur?

b) Manisa Devlet Hastanesi Nöbetçi Tabipliğince polis sevk yazılarının altına "şerh" verilmek suretiyle verilen raporların bir kısmında sanıkların poliste gözaltında iken, kötü muamele işkence gördüklerine dair bulgulara yer verilmiş isede, bunlar bile sanıkların gördükleri kötü muameleyi yeterince göstermekten uzaktır, iddiaları doğru mudur?

Sanıkların yukarıdaki şekilde muayene ettiren, usulsüz sevk yazıları düzenleyen ve yetkili ve görevli olmayan tabiplerden raporlar alan polisler ile bu usulsüz raporları düzenleyen tabipler hakkında ne gibi idarî ve adlî soruşturma yaptırmayı düşünüyorsunuz?

Adlî tabip muayenelerinin hukuka ve usullere uygun polis sevkleri ile ve yine tabiplerce usulüne uygun ve gereğince yapılan muayeneler sonucunda Adlî Tıp Raporları Formu düzenlenebilmesi için hiç olmazsa bundan böyle neler ve ne gibi idarî ve hukukî düzenlemeler öngörmektesiniz?

- Polis tarafından yürütülen hazırlık tahkikatı sonucunda düzenlenen ve fezlekeye bağlanarak İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesine gönderilen dosyada yeralan ve yukarıda değinilen ve gerçeği yeterince yansıtmasada sanıkların işkence gördüklerine dair bulgulara yer veren Devlet Hastanesi Nöbetçi Tabipliğince verilen raporlar ile raporların kayıt edildiği Hastane Resmî Poliklinik defteri kayıtları da çelişkili olup, bu kayıtlarda da kimi tabiplerce belirtilen hususların da "sanıkların uzman tabiplerce muayenesi uygundur" talebinin gereği yerine getirilmemiştir iddiaları doğru mudur?

- Sanık Hüseyin Korkut : Bu sanığın Manisa Devlet Hastanesinde 2.1.1996 günü yapılan Hastane Poliklinik Defterinin 200 no.lu protokol hanesine yazılan muayene ile ilgili tabip bulgularında "psikiyatri ile görüştürülmesi uygundur" denilerek, sanığın ruhsal durumunun bozuk olduğu belirtilmiş ise de, bu husus polis tarafından hazırlık tahkikatı dosyasına konan 2.1.1996 tarihli raporda yeralmamış mıdır? Savcılığa gönderilen dosyadaki kayıtta bu husus görülmekte midir?

Tabibin sanıkta saptadığı "ruhsal bozukluk" ve uzman psikiyatrist tarafından muayene edilmesi isteğinin gereği yapılmamış ve sanığın psikiyatriste muayene ve tedavi ettirilmemiş olması suç değil midir?

"Sanık avukatlarının sanığın dosyasındaki anlatım ve ifadelerinde bu muayeneden 3 gün önceden kabadayak, soğuk suda tutma, hayaları burup, sıkma, makata cop sokma ve elektrik işkencesi sonucu fenalaşıp, kriz geçirerek bayıldığı ve 29.12.1995 günü gecesi Manisa Ruh Sağlığı Hastanesine, öleceğinden korkuya kapılan polisce zorunlu olarak götürüldüğü ve orada tedavi ile kendisine iğne yapıldığı yazılı olup, gerçektende bu sanık 29.12.1995 günü gecesi anlatım ve ifadelerinin doğruluğunu kanıtlar şeklinde, Manisa Ruh Sağlığı Hastanesine polisce zorunlu olarak acilen götürülmüş ve bu husus, yapılan tedavi, hastane defterine 29.12.1995 gün ve 17718 protokol numarası ile yazılmıştır. Bu zorunlu sevk ve tedavi kayıtları polisce gizlenmiş, hazırlık tahkikatı dosyasına konmamıştır" iddiaları doğru mudur?

- Sanık Ali Göktaş : Bu sanık 27.12.1995 günü gözaltına alınmış olup, ilk tabip raporu beş gün sonra 31.12.1995 günü alınmıştır; 2.1.1996 tarihli yazılı basın açıklamasında; "Sanıklar 48 saatte bir muayene ettirildiler" diyen Manisa Emniyet Müdürü Kemal İskender'in bu konuda da doğruları söylemediği iddiasına katılır mısınız?

Sanık Ali Göktaş'ın 31.12.1995 ve 2.1.1996 tarihli Devlet Hastanesi muayene kayıtlarında "Vücudunda darp ve cebir izi yoktur" denilmektedir. Yani sanık bu raporlara göre de sağlamdır; İz, yara, bere, ekimoz yoktur. Oysa sanığın gözaltı süresinin son günü 5.1.1996 tarihli tabip muayenesi sonucu 448 protokol numarası ile verilen raporda; "sağ ayak bileği üst kısmında ön yüzde ekimoze alanlar" mevcut olduğu; 10 günde iyileşeceği belirtilmiştir. Yani sanık 10 günlük gözaltında iken, bunlar olmuştur. Manisa Emniyet Müdürü Kemal İskender 2.3.1996 tarihli yazılı açıklamasında, bu tabip raporunda belirtilen "10 günde iyileşebilecek ekimoze alanların" yine tabip raporunda "darp ve cebirden meydana gelmediği" belirtilmektedir denilmekte ise de, ne yazılı tabip raporunda ne de tabibin daha sonra C. Savcılığına verdiği ifadede "ekimoze alanların darp ve cebirden meydana gelmediği" şeklinde bir ifade ve beyanı olmadığına göre Kemal İskender yalan mı söylemektedir?

Gözaltına sağlam giren sanık, gözaltında iken, ağır darp ve cebir gördüğü, işkencelere mağruz kaldığı yönünde anlatım ve ifadelerde bulunmuştur ki, sonradan karartılmaya çalışılan işkence delilleri arasında yeralan ve hazırlık dosyasına konan bu yetersiz rapor bile, sanığı iddialarını doğrular ve işkencenin varlığını kanıtlar mahiyette değil midir?

- Taraf olduğumuz ve iç hukuk normları sayılan uluslararası antlaşmalar gereğince ilerdeki başvurular sonucu konuyu, bütün belgeleri, dosyayı, tanıkları inceleme ve dinleme durumunda bulunacak olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yerleşik karar ve içtihatlarında "gözaltındaki sanığa iyi muamele yapıldığı yönündeki ispat külfetinin devlete ait olduğu" yani sanık gözaltında iken, normal olarak rahatsızlansa bile bunda kusuru bulunmadığını gözaltına alan devlet ispat etmelidir; hükmüne yer verildiği dikkate alındığında, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Müdürlüğünün delilleri karartma, sorumluluktan sıyrılma gayretlerinin ve işkence sanıklarını koruma, olayı ört-bas etme çabalarının Türkiye Cumhuriyeti Devletinin itibarını zedeler mahiyetteki uluslararası kararlara neden olacağını düşünüyor musunuz?

- Sanık Mahir Göktaş : Tutuklu 14 yaşındaki bu sanık, polis fezlekesine göre 11 yaşında iken, illegal örgüt üyesidir ve olağanüstü işler becermiştir. 29.12.1995 günü gözaltına alınan bu çocuk, 29.12.1995 - 2.1.1996 ve son olarak ta 5.1.1996 günleri tabip muayenesine çıkarılmıştır. Gözaltına alındığı 29.12.1995 günü ve daha sonraki yukarıda belirtilen günlerde "sağlam" ve "vücudunda herhangi bir darp ve cebir izi bulunmadığına dair" tabip raporu bulunan bu çocuğun, gözaltındaki 9. gününde ve son olarak yapılan tabip muayenesinde, 5.1.1996 tarihli tabip muayenesinde, "sırtta 0,2 mm'lik çapta 2 adek kurut mevcuttur. (çizgi şeklinde) raporu, Devlet Hastanesi 453 protokol numarası ile verilmiştir. Bu rapor bile sanığın gözaltında iken, kötü muamele gördüğünün kanıtı değil midir?

Bu sanığın kötü muamele ve işkence sonucu vücudunda belirtilen arazlar, cezaevinde iken, 69 gün sonra yapılabilen tabip muayenelerinde de tespit edilen bulgular kulak deformasyonu, kulak zarı delikliği, kas kasılması, akciğer ve böbrek rahatsızlıklarının varlığı yönündeki tabip raporları işkence gördüğünün belirtileri değil midir?

- 14 yaşında sanık ve tutuklu bu çocuğun DGM'de yargılanması; çocuk mahkemelerinde yargılanmaması, ilk hazırlık tahkikatının bizzat C. Savcısınca değilde, polisce yapılması uluslararası sözleşmelere birlikte taraf olduğumuz ülkelere nasıl açıklanacaktır?

14 yaşında çocuğun tutuklu olması ve davasının çocuk mahkemelerinde değil de DGM'de gizli görülmesini Avrupa ülkelerine nasıl izah edeceksiniz?

14 ve 18 yaşındaki çocukların, Mahir Göktaşlar'ın DGM'lerde değilde "tabiî hâkim" ilkesine uygun olarak çocuk mahkemelerinde yargılanmaları ve de tutuklu hallerini, yetişkin ve kendinden çok büyük kişilere ait cezaevi koğuşlarda olanlarla birlikte geçirmemeleri için ne gibi yasal ve idarî tedbirler düşünüyorsunuz?

Yasalara, taraf olduğumuz antlaşmalara uymayan polis yetkilileri ve C. Savcıları hakkında idarî ve adlî soruşturma açılması için emir vermeyi düşünüyor musunuz?

- Sanık Boran Şenol : 27.12.1995 günü polisce gözaltına alınan bu sanığın 5 gün sonra 31.12.1995 günü ilk kez yapılan tabip muayenesinde sağlam olduğu, vücudundan herhangi bir darp ve cebir izi, yara bere olmadığı 31.12.1995 günlü ve Manisa Devlet Hastanesi 36155 protokol sayılı rapor ile bellidir. Bu sanığın gözaltının 7. gününde 2.1.1996 günü Devlet Hastanesinde 199 protokol numarası ile yapılan tabip muayenesinde, "sırtta orta hatta açık yeşil renkte 7-8 cm ebadında ekimoztik leke saptandığı" raporda yazılı değil midir?

Doğru ise, gözaltına sağlam ve vücudunda 31.12.1995 günü, hiçbir darp ve cebir izi, yara, bere ekimoz bulunmadığı polisin bilinen kendi usulleri ile aldığı yetersiz raporla bile sabit olan bu sanığın 7 nci günü, 2.1.1996 günü yapılan muayene sonucu verilen raporda, "7-8 ebadında ekimoztik leke" bulgusu sanığın gözaltında iken, kötü muamele, işkence gördüğü yolunda ve dosyada mevcut anlatım ve ifadelerini doğrular mahiyette midir?

- Yukarıda denildiği ve işkence yapıldığını gösteren tabip raporları hastane kayıtlarında görülen ve hazırlık tahkikatı dosyasında yer alan raporlar olup, önemlisi ayrıca, Manisa Sağlık Kuruluşlarının resmî defter kayıtlarında yeralıpta, polisce gizlenen ve hazırlık tahkikatı evrakları arasına konmayan, C.Savcılığından kaçırılan, daha sonra varlığının belgelenmesi karşısında, varlığının inkâr edilemediği ve Emniyetce kabul zorunda kalınıpta, ifade ettiği anlamlar ve işkenceyi belgeleyen delil nitelikleri, yönleri karartılmaya, saptırılmaya ve hukuken hiç te geçerli ve inandırıcı olmayan açıklamalarla ört-bas edilmeye çaba gösterildiğinin; resmî belgelerde, raporlarda ve defterlerde tahrifatlar bulunduğunun sanık avukatlarınca iddia edilmesi karşısında, bu iddiaların ve diğerlerinin tümü ile aydınlığa çıkarılması, gerçeğin saptanabilmesi için geniş bir adlî ve idarî soruşturma yaptırmayı öngörüyor musunuz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

26 Aralık 1995 - 5 Ocak 1996 tarihleri arasında Manisa İli Emniyet Müdürlüğünce gözaltına alınan ve çoğunluğu 14-18 yaşlarında ve lise öğrencisi olan kız-erkek genç çocuklara, gözaltında iken, fena muamele, insanlık dışı uygulamalar ve işkence yapıldığı iddiaları ile ilgili olarak ekteki soruların Sayın Başbakan tarafından yazılı yanıtlanması için gereğini dilerim. 17.4.1996

Saygılarımla.

Sabri Ergül

İzmir

Manisa İl Emniyet Müdürlüğünce 26.12.1995 tarihinde gözaltına alınan 5.1.1996 tarihinde İzmir DGM'ye sevk edilen çoğunluğu lise öğrencisi ve 18 yaşından küçük 16 genç çocuğun, gözaltında iken, ağır işkence gördükleri ve bu işkence izlerini gösterir hastane sevk ve tabip muayene ve raporlarına ait belge ve kayıtların polisce gizlenerek hazırlık tahkikatı dosyasına konmadığı doğru mudur?

- Sanık Sema Taşar : "Bu sanık gözaltında iken, ağır işkence ve cinsel taciz gördüğü yolundaki anlatım ve ifadelerini doğrular mahiyette 31.12.1995 günü gecesi çırılçıplak soyulmuş vaziyette yere yatırılmış ve vücuduna elektrik verilir, en mahrem yerlerine cinsel tacizde bulunulur iken, normal adet görme hali sona ermiş iken, gördüğü ağır işkence ve vajinal bölgesinde elektrik verilme sırasında ağır vajinal kanama geçirdiği ve bu kanama durdurulamadığı için "polisce ölecek korkusu" ile acilen ve zorunlu olarak, rahatsızlığına uygun yere, Manisa Kadın Doğum Hastanesine 31.12.1995 günü gecesi saat 01.30'da götürülmüş ve hususu hastane protokol defterinin 36151 numarasına kayıt edilmiştir; işkence görüp görmediği, kanama geçirip geçirmediği, hastanede neden muayene kabul edip etmediği bir yana; inkâr edilmez bir gerçek vardır ki, bu kız çocuğu gece yarısı ve acilen hastaneye götürülmüştür" iddiaları doğru mudur?

"Gözaltındaki sanıkların gözaltından her çıkış ve girişleri, herne sebep ile olursa olsun hastaneye sevkleri, resmî ve kayıt ve sevklerle olması gerekir iken ve diğer tüm muayene ve sevkler için resmî emniyet sevk yazıları düzenlemiş iken, bu sanığın acil ve işkencede ölecek korkusu ile emniyetce zorunlu olarak hastaneye götürülmesine dair bu kayıt, sevk yazısı hazırlık tahkikatı dosyasına konmamış ve bu sevk, hastaneye götürülme durumu gizlenmiştir" iddiaları doğru mudur?

- Manisa Emniyet Müdürlüğünün daha sonradan bu belge ve kayıtların ortaya çıkarılması üzerine, olayı ört-bas etme çabası içinde "sanık Sema Taşar rahatsızlığını beyan etti, kendi isteği ile tedavi için 31.12.1995'te hastaneye götürüldü" diyerek iddiasını doğrular yönde bir takım evrakları sonradan düzenlemeye kalkıştığı; kendisi gibi kusurlu tabipler ile hastane personeli ile birlikte, Manisa Kadın Doğum Hastalıkları Hastanesi Poliklinik defterinin 5690 sıra numaralı hanesinde tahrifat, karalama yaparak sevkin "acil" "adlivaka" şeklindeki kaydını, normal tedavi "Emniyet Müdürlüğü Yazısı" üzerine tedavi şeklinde göstermeye teşebbüs edildiği; 31.12.1995 tarihinde ayni sanık için Devlet Hastanesine yapılan saat 14.00'teki sevk yazısının numarasının B.05.1.EGM.4.45.0014-22241-1285/1995, aynı tarihli 01.10'daki sevk yazısının B.05.1.EGM. 4.45. 00.14-2241-2724/95 sayılı olması, saat 01.10'daki sevk yazısının büyük numaralı, daha sonraki saat 14.00'daki yazının küçük numaralı olması, iki yazı numarası arasında 1439 adet numara bulunması; ayrıca : B.05.1.EGM.4.45.0014-22241-2724/95 sayılı 2 adet aynı sayılı : Biri 31.12.1995 tarihinde saat 01.10'da Sema Taşar'ın Hastane Sevk Yazısı; diğerinde 28.12.1995 tarihli Manisa C. Başsavcılığına hitaben "gözaltı izni" konulu başka bir yazının mevcut olması gerçeği karşısında ve yukarlarda belirtilen numaraları çelişkili ve teselsül etmeyen resmî polis yazılarının, tabip raporlarının varlığını, olayı kapatma, kılıf hazırlama tertiplerinin bir parçası olduğu iddialarının gereği gibi araştırılması için ilgililere direktif verecek misiniz?

- Sanık Sema Taşar'ın ifade ve anlatımlarını doğrular ve "işkence emareleri yok" diye peşinen açıklama yapan dönemin İçişleri Bakanı TBMM'nin 28.2.1996 tarihli 16. Birleşiminde tekzip eder mahiyette açıklamalar yapan ve "Sema Taşar'ın 24.1.1996 tarihli raporunda, sağ meme alt içi kadranında, 1 santim uzunluğunda iyileşmiş yara nedbesinin tespit edildiği, bu yaranın ne şekilde ve hangi tarihte meydana geldiğinin adlî tahkikatla aydınlatılmasının uygun olacağı" ifadesinde bulunan Adalet Bakanının bu açıklamalarını ve çelişkili resmî yazılar ile defter ve yazı tahrifatlarını da dikkate alarak, Emniyet Müdürlüğü giden, gelen evrak ile gözaltı defterleri, kayıtları hastane kayıt ve defterlerinde dahil incelenerek ve tahrifatlar uzman bilirkişilerce tetkik ettirilerek bir soruşturma yaptırılmasını sağlamayı düşünüyor musunuz?

- Sanık Münire Apaydın : "Bu sanığın da aynı şekilde çırılçıplak soyulmuş vaziyette günlerce gözleri bağlı olarak kaba dayak, uzun süre soğuk suda tutma, cinsel taciz ve elektrik işkencesine maruz kaldığı ve bu ifade ve yazılı anlatımlarını doğrular mahiyette 31.12.1995 günü gecesi ağır işkence sonucu aklî dengesini yitirme ve fenalaşma sonucu zorunlu olarak ve öleceğinden korkan polislerce saat 05.15'te Manisa Devlet Hastanesi Acil Servisine götürüldüğü, burada hastane resmî poliklinik defterinin 31.12.1995 gün ve 36110 protokol numaralı hanesinde yazılı olduğu üzere, kendisine iğne yapılarak ve ilaç verilerek tedavi uygulandığı, bu sevke ait, ne önceden ve ne de sonradan düzenlenmiş şekilde de olsa bir sevk yazısı gösterilemediği, bu zorunlu sevk ve zorunlu tedavinin polisce hazırlık dosyasına konmayarak gizlendiği, olayı belgeleriyle açıklanması üzerine Emniyet Müdürlüğünün ve kendisi gibi kusurlu ve suçlu tabipler ile diğer sağlık personeli ile birlikte, delilleri karartma çabası içine girdiği, kendini savunma, suçluluktan kurtulma davranış mantıkları ile çelişir bir şekilde, diğer, sonradan ortaya çıkarılan bu gibi gizli ve zorunlu sevkler için düzenledikleri çelişkili yazılar gibi de olsa herhangi bir yazı, belge gösteremedikleri; sadece "kız rahatsızlığını beyan etti, kendi isteğiyle hastaneye götürdük, normal tedavisi yapıldı" denilerek olayın ört-bas edilmek istenildiği; gözaltında tuvalet ihtiyaçları için bile istedikleri zamanda tuvalete gitmelerine izin verilmeyen sanıkların, mademki müşfik polisce hastaneye gitme istekleri yerine getiriliyorsa, polisin sevecenliğini, sanıklara insancıl davranışlarını belgeleyecek bu tutumu resmen gösterecek, bu ve benzeri "isteğe bağlı tedavi ve muayenelere" ait evrakların da diğerlerinde olduğu gibi hazırlık tahkikatı evrakları arasına konmadığı gerçeği karşısında ve bu sanığın halen hayatın akışını ve olaya uygun ifadelerini doğrular mahiyette, uzun süre soğuk suda tutma sonucu zatürre ve sonra da verem olduğu için halen hastanede tedavi gördüğü" iddiaları doğru mudur?

- Sanık Hüseyin Korkut : Sanık avukat ve yakınları iddialarında; "bu sanıkta aynı şekilde gözleri bağlı ve çırılçıplak soyulmuş vaziyette iken, kaba dayak, uzun süre soğuk suda tutma, hayaları sıkıp burma, makata cop sokma ve elektrik işkencesi sonucu 28.2.1995 günü gecesi sabaha karşı 04.00'de kriz geçirip fenalaştığı için, işkencecilerin kendisinin öleceğinden korkmaları üzerine zorunlu olarak hastaneye kaldırıldığını, yolda, arabada zaman zaman kendine geldiğinde hastane hastane dolaştırıldığını, en sonunda kendisinin Manisa Ruh Sağlığı Hastanesi olduğunu tedavi sonrası çıkışta öğrendiği hastanede tedavi edilerek kendisine iğne yapıldığını, buradaki doktorların polisten sevk yazısı istediklerini ve kendisine geldikten sonra tekrar Emniyete götürüldüğüne elyazılı anlatımlarda, ifadesinde belirtmiştir" görüşüne yer verilerek;

"Gerçekten sanık ifade ettiği gibi, 28.2.1995 günü gecesi sabaha karşı Manisa Ruh Sağlığı Hastanesine götürülerek tedavi edilmiş ve bu husus Hastane Protokol defterine 29.12.1995 günü saat 04.00'te protokol no 17718 ile kayıt edilmiştir. Bu sanık için yapılan bu sevk ve tedavide polisce düzenlenen hazırlık dosyasında yer almayarak gizlenmiştir, gizlenen bu belgelerin açıklanmasından sonraki, polis bu gerçeği gizleyemeyeceğini anlayınca bu kez "sanık kendisi rahatsızlandığını beyan etti ve istedi, bizde sevk ettik" diyerek "minareye kılıf uydurmaya çalışmıştır" denilerek; Manisa Emniyet Müdürlüğünün, C.Başsavcılığının işkence iddiaları ile ilgili olarak yürüttüğü 1996/204 hazırlık nolu dosyaya Savcılığın talebi üzerine verdiği B.05.1.EGM.4.45.0014-22241-3274/96 sayılı ve 28.2.1996 tarihli cevabî yazıda; Hüseyin Korkut için, "Bu sanık 2.1.1996'da Manisa Devlet Hastanesine götürüldüğünde 200 numaralı protokol kaydında yazılı olduğu üzere "psikiyatriste muayenesi uygundur" dendiği, psikiyatriste sevki istendiği için şahıs Manisa Ruh ve Sinir Hastanesine götürülmüş anılan hastanenin 17718 protokol kaydında belirtildiği üzere normal, istenen tedavisi yaptırılmıştır" dendiği; oysa "Hüseyin Korkut'un Devlet Hastanesinde sözkonusu muayenesi ve psikiyatriste muayene isteğinin tarihi 2.1.1996'dır; 17718 protokol kaydı ile Ruh ve Sinir Hastanesinde muayenesi 29.12.1995'tedir. Yani Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesindeki muayenesi 4 gün öncedir" denilmektedir. Bu iddialar doğru mudur? Polis C. Savcısını da yanıltmakta mıdır?

- Sanık Levent Kılıç : Bu sanık 26.12.1995 günü gözaltına alınmış olup, 27.12.1995 günlü tabip muayenesinde herhangi bir rahatsızlığı, işkence izi olmadığı ifade edilmiştir. Bu sanığın 31.12.1995 günü saat 14.00'te Manisa Devlet Hastanesinde yapılan bir sonraki muayenesinde, kendisinde "gripal enfeksiyon" rahatsızlığı mevcut olduğu protokol defterinin 36161 nolu protokol hanesine kayıt edilerek belirtilmiştir.

Sanık yakınları ve avukatları; "gözaltının 5 inci gününde yapılan bu muayenede, daha önceki muayenede belirtildiği gibi sağlam, sıhhatli olan gencin gözaltında uzun süre soğuk suda tutma sonucu üşüterek hasta edildiğini, "gripal enfeksiyon" rahatsızlığının cezaevinde arttığını, sanığın burada uzun süre tedavi gördüğünü; polisin tabibin belirttiği bu rahatsızlığı gizlediğini, hazırlık tahkikatı dosyasında "gripal enfeksiyon" rahatsızlığını gösterir kayıt, evrak bulunmadığını; bu gencin bu rahatsızlığının gözaltında iken polisce tedavi de ettirilmediğini; bütün sanıklar gibi bu gencin de gözaltında iken, uzun süre soğuk suda tutularak, diğer işkence türlerinin yanısıra bu tür fena muameleye de maruz kaldığını ve diğer tutuklu genç çocuklar gibi bu gencin de diğer rahatsızlıklarının yanısıra boğaz, göğüs ve böbrek enfeksiyonları rahatsızlığı nedeniyle cezaevinde tedavi gördüğünü" ifade ve iddia etmektedirler.

Bu sanık için hazırlık tahkikatı dosyasında görünmeyen "gripal enfeksiyon" rahatsızlığı hastane poliklinik defterinde görünmekte midir? Gözaltına alındığında 27.12.1995'te sağlam olan sanık 5 gün sonraki muayenede hasta mıdır?

Bütün bunlar sanığın soğuk suda tutulduğunun, fena muamele görüp hastalandığının kanıtı mıdır?

- Sanık Abdullah Yücel Karakaş : Tutuksuz yargılanmak üzere DGM'ce serbest bırakılan Manisa Lisesi son sınıf öğrencisi bu genç çocuğun, serbest bırakıldıktan sonra öğrenimine devam etmek üzere okuluna gidiş ve gelişlerinde kendisine daha önce fena muamele ve işkence yapan polislerce, birçok kereler ekip otosuna bindirilerek Emniyete götürüldüğü, yaşadığı gözaltı işkence olaylarını anlatmaması için tehdit ve baskılara maruz kaldığı, kendisine haklarını arayan avukatları ve milletvekillerini suçlayıcı beyanların tehditle imzalatıldığı bu genç çocuğun bu tehdit ve baskıların sürmesi üzerine okulunu terk etmek zorunda kaldığı doğru mudur?

Abdullah Yücel Karakaş'a bu şekilde veya herhangi bir nedenle imzalattırılmış bir ifade, bir yazı belge var mıdır? Nedir? Serbest bırakılan ve yaşanan kötü, insanlık dışı muamelelerin dışardaki canlı tanıkları gençlere ve yakınlarına halen Manisa'da görevli bulunan ve işkence sanıkları olarak haklarında soruşturma devam eden polisce baskı yapılmaması için; baskı, tehdit iddialarının, devam eden işkence soruşturmasının selametle yürütülebilmesi için tedbir almayı, aldırmayı düşünüyor musunuz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

26 Aralık 1995 - 5 Ocak 1996 tarihleri arasında Manisa İli Emniyet Müdürlüğünce gözaltına alınan ve çoğunluğu 14-18 yaşlarında ve lise öğrencisi olan kız-erkek genç çocuklara, gözaltında iken, fena muamele, insanlık dışı uygulamalar ve işkence yapıldığı iddiaları ile ilgili olarak ekteki soruların Sayın Başbakan tarafından yazılı yanıtlanması için gereğini dilerim. 18.4.1996

Saygılarımla.

Sabri Ergül

İzmir

- Manisa İl Emniyet Müdürlüğünce 26.12.1995 tarihleri arasında gözaltına alınan çoğunluğu liseli ve 18 yaşından küçük 16 gençle ilgili olarak poliste ve gerekse Manisa ve İzmir DGM Başsavcılıklarında usulsüzlükler yapılmış mıdır?

Bir kısmına aşağıda yer verilen bu iddiaların ve olayların meydana gelmemesi için ne gibi idarî ve yasal düzenlemeler öngörüyorsunuz?

Bu operasyonla ilgili olarak düzenlenen hazırlık evraklarında olaylara karışmış kişiler olarak isimleri geçenler, dışında gözaltına alınanlar, yakalananlar, ifadesi alınanlar ve bilgisine başvuranlar olmuş mudur?

Hazırlık dosyasında ismi geçenlerden Manisa Lisesi öğrencisi olduğu iddia edilen O.Ö. bu arada polisce gözaltına alınmış veya bilgisine başvurulmuş mudur? Hakkında polisce yapılan bir işlem ve kayıt var mıdır?

O.Ö. isimli ve fezlekede ismi geçen kişilerin olaylarla ilgili ve sanık durumunda olduklarını iddia etmemekle birlikte, diğer sanıkların ve yakınlarının kendileriyle aynı konumda bulunan benzer kimi kişilerin gözaltına alındıkları ve fakat hatırlı ve poliste görev yapan yakınlarının talebi üzerine polisce haklarında hiçbir işlem yapılmayarak bırakıldıkları, DGM'ye sevk edilen sanıkların da arasında onlar gibi polisce serbest bırakılmaları gerektiği iddiaları doğru mudur? Hatırlılar korunmuş, hatırsızlar suçlanmış mıdır?

- Kamu görevlisi Manisa Emniyet Müdürünün 2.3.1996 tarihli yazılı açıklaması ve basın toplantısındaki beyanlarında;

a) "Sanıklar 48 saatte bir tabip muayenesinden geçirildiler" demiş olmasına rağmen, bizzat kendi yazılı açıklamasının tek tek sanıkların durumlarını ve rapor tarihlerini açıkladığı 2 nci ve 5 inci sayfalarında; sevk-rapor tarihlerinin, muayenelerin iki gün arayla değil 4 hatta 5 gün arayla olduğunun görülmesi,

b) Sanıkların yakınları ile "her istenildiğinde görüştüklerini" beyan etmesine rağmen, bu görüştürmelerin yaptırılmadığının sanık yakınlarının C.Savcılığına şikâyetleri ve basın ile TV'lere yaptıkları açıklamalarla ifade edilmiş olması karşısında, Emniyet Müdürünün görüştürme tutanak kayıtlarını belgeleyememesi ve bunlara dair yazışmaları C.Savcılığına verememesi,

c) Tabip raporlarında usulsüz ve eksikte olsalar dosyaya konanlarda, sanıkların bir kısmı için "ekimoz, ekimoztik alanlar", gibi işkence emarelerini gösterir tıbbî bulguları, delilleri karartmak amacıyla, bu tıbbî kayıtlarda "darp ve cebirden kaynaklanmamıştır" denmediği halde, bu ekimozlar için raporlarda darp ve cebirden kaynaklanmamıştır." kaydı bulunduğunu beyan etmesi,

d) TBMM'nin " 28.2.1996 tarihli 16 ncı Birleşiminde Sayın Adalet Bakanınca "işkence iddiaları üzerine, bu konuda adlî kovuşturmaya 27.12.1995 tarihinde Manisa C.Savcılığınca başlanmıştır" denildiği ve "işkence ile ilgili kovuşturmaya Manisa C.Savcılığınca, sanık yakınlarının şikâyeti üzerine 27.7.1995 tarihinde başlandığı" C.Savcılığının Emniyet Müdürlüğüne gönderdiği resmî yazılardan bilmesine rağmen, 2.3.1996 tarihli basın toplantısında "işkence iddiaları sanıklar Buca Cezaevine girdikten sonra ve yasa dışı devrimci sol örgütün senaryosu gereği ortaya atılmıştır." diyebilmiş olması, Adalet Bakanının bile yalanlamaya kalkışması,

e) Manisa Emniyet Müdürlüğünün 2.3.1996 tarihli Manisa Emniyet Müdürlüğündeki bu basın toplantısına, İzmir, Aydın, Uşak İl Emniyet Müdürlerinin de katılarak, gazete ve TV'lerde yer aldığı üzere, adliyeye intikal etmiş, TBMM gündemine araştırma önergesi ile girmiş bir konuda, adeta meydan okurcasına Manisa'ya "Kemal İskender'e destek vermeye geldik" yollu beyanda bulunmaları; pervasızlık, polis devleti anlayışının tezahürü ve 657 sayılı Yasaya, İller İdaresi Yasasına ve ilgili yasalara aykırı değil midir?

Bu Müdürler bağlı bulundukları il Valilerinden veya Bakanlıklardan böyle bir toplantı ve açıklama için izin almışlar mıdır? İzin almış olsalar bile Başbakan olarak bunu hukuk devleti ile bağdaşır buluyor musunuz?

- Olayı idarî yönden soruşturmak ile görevlendirilen Emniyet Genel Müdürlüğü Müfettişlerinin işkence mağdurlarının yakınlarının ifadelerini bu kişilerin insanlık dışı muamelelere maruz kaldıkları Manisa Emniyet Müdürlüğü binasında, olaya karışan polislerce çağrılıp getirtilerek ve o polislerin yanında alınmış olması ve idarî soruşturmanın polis müfettişlerince yapılması doğru mudur? Bu soruşturma bitmiş midir? Verilen rapor nedir?

- Polisce gözaltına alınan sanıklar için normal olarak 48 saatte bir yapılması gerekli tabip muayeneleri için, polisce adlî tabipliğe bu amaçla gönderilen sevk yazılarında "sanık mevcuden gönderilmiştir, vücudunda darp ve cebir izi bulunup bulunmadığının bildirilmesi..." denilmekte olup; esasında bu tür adlî tabip rapor verilmesi isteklerinde, "darp ve cebir izi bulunup bulunmadığının" tespiti talebinin yeterli olmadığı, "tüm fiziksel ve ruhsal bulguların" hatta "tabip muayenesinde objektif ve negatif bulgulara ve sanık talep ve anlatımlarına yer verilmesi" talebinin polis sevk yazılarında yer alması gerektiği ve bunun içinde polis sevk yazıların da bu hususlara yer verilmesi gerektiği; polis sevk yazılarının, adlî tabip muayenesinin tüm ruhsal ve fiziksel bulgulara, sanık anlatımlarına, objektif ve negatif bulgulara yer verecek, muayenenin bu hususları kapsar şekilde ve uzman hekimlerce yapılması gerektiğini belirtip, talep edecek şekilde düzenlenip, muayene edecek tabibe yazılması hususunda, bundan böyle bu şekilde davranılması, sevk yazıları düzenlenmesi için, İçişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı Teşkilatına genelge göndermeyi düşünüyor musunuz?

- Manisa İl Emniyet Müdürlüğünde 40 kadar yüksek öğrenimli Emniyet Müdürü ve Amiri bulunmasına rağmen ve terörle mücadele şubesinin Emniyetin en önemli şubesinden biri olmasına rağmen, Manisa İli Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevinin daha önce Bingöl'de görev yapmış ve oradaki güç koşullar nedeniyle muhtemeldir ki psikolojisi, sağlığı bozulmuş orta-K çıkışlı ve orta öğrenim mezunu Komiser Nazmi Aydoğan tarafından uzun bir süreden beri ve olay sırasında vekaleten yürütülmesi, meri-i mevzuata ve polis teşkilatının hiyerarşisine uygun mudur? Nazmi Aydoğan Emniyet Müdürlüğünce özel olarak himaye mi görmektedir. Terörle mücadele gibi önemli bir şube kadrosuna uygun ve asaleten bir atama yapılmamış olması karşısında, bu Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne asaleten ve uygun rütbede bir kişi atanması için gerekli talimatı vermeyi düşünüyor musunuz?

- Manisa İl Emniyet Müdürü ve İl Emniyet Müdür Yardımcısı Fazlı Sezgin'in basında ve TV'lerde yer alan demeçlerine göre "polis işkence tekniklerini bilmekte", "sanıklara psikolojik işkence yapıldığı" ifade edilmektedir.

Poliste sanıklara ruhsal, psikolojik işkence yapılması serbest midir? Fiziksel ve ruhsal işkenceyi yasaklayan ve bizim de taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerde tanımlanan işkence kavramı arasında yer alan ve yasaklanan ruhsal, psikolojik işkencenin yapılması Türkiye'de suç değil midir?

Sanıklara ruhsal, psikolojik işkence yapıldığını kabul eden Manisa Emniyet Müdürlüğünde görevli polis müdürleri ve memurları hakkında ne gibi işlem yaptırmayı öngörüyorsunuz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

26 Aralık 1995 - 5 Ocak 1996 tarihleri arasında Manisa İli Emniyet Müdürlüğünce gözaltına alınan ve çoğunluğu 14-18 yaşlarında ve lise öğrencisi olan kız-erkek genç çocuklara, gözaltında iken, fena muamele, insanlık dışı uygulamalar ve işkence yapıldığı iddiaları ile ilgili olarak ekteki soruların Sayın Başbakan tarafından yazılı yanıtlanması için gereğini dilerim. 19.4.1996

Saygılarımla.

Sabri Ergül

İzmir

- Manisa İlinde görev yapan ve işkence olaylarına karışan İl Emniyet Müdürü, Terörle Mücadele Şubesi amir ve memurlarının Güneydoğu'da Bingöl'de güç koşullarda uzun süre görev yapmaları sonucu psikolojilerinin bozulduğu ve rehabilitasyona muhtaç oldukları görüşüne katılır mısınız? Bundan böyle bu durumdaki polislerin rehabilitasyonu için neler yapmayı düşünüyorsunuz?

- Adalet Bakanlığı genelgesinde sanıklar için 4 gün ve en fazla 8 gün gözaltı süresi vermeleri istenen C.Savcılarının, 10 gün gözaltı süresi vermiş olmaları, gözaltının 11 gün sürmesi ve de polisin gözaltına 26.12.1995 tarihinde aldığı sanıkların durumunun derhal C.Savcılığına bildirilmesi gerekir iken, bu sanıkların durumunu 28.12.1995'te 2724/95 sayılı yazı ile 2 gün sonra Manisa C. Savcılığına bildirmiş olması gerçeği karşısında, Manisa Emniyet Müdürlüğü yetkilileri ve Manisa C.Savcılığı hakkında görevi kötüye kullanmak, yasaklara uymamaktan ötürü idarî ve adlî soruşturma yaptırmayı düşünüyor musunuz?

- Şiddete maruz kalanların bir süre sonra şiddete yönelmelerinin, şiddeti araç olarak benimsemeye başlamalarının doğal olduğu gerçeğinin uzmanlarca belirtilmesi karşısında, şiddete maruz kalan genç çocukların bundan alıkonması için özel bir iyileştirme programına ve tutukluluk statüsüne tabi tutulmasını düşünüyor musunuz?

Bu genç çocukların toplumuna, devletine düşman hale gelmemesi için ne gibi tedbirler almayı öngörüyorsunuz?

- Tutuklu sanıkların çoğunluğunun lise öğrencisi ve 14 ila 18 yaşları arasında olduğu gerçeği karşısında, bunların özel koruma ve yargılama hükümlerine tabi olması, tutuklu olduğu yerlerde yetişkinlerden ayrı koşullara konulması, zorunlu olmadıkça tutuklanmamaları, sorgularının polisce değil, C.Savcılarınca yapılması ve yargılarının DGM'lerde değil, çocuk mahkemelerinde yapılması, 4058 sayılı Çocuk Hakları Sözleşmesinin bunu öngördüğü görüşüne katılıyor musunuz? Katılıyorsanız bunu temin için ne gibi yasal ve idarî tedbirler düşünüyorsunuz?

- Sanıkların poliste zora dayalı olarak verdikleri ifadeleri, C.Savcılığında da kabul ve aynı yönde ifade vermeleri için, sanıkların DGM Savcılığında ve DGM Nöbetçi Hâkimliğinde ifade ve sorgulamaları sırasında, kötü muamelelerine ve işkencelerine maruz kaldıkları polisce ifade ve sorgu yerlerine kadar ve oralarda baskı ve tehditlere maruz kaldıkları iddiaları karşısında, sanıkları sorgulayan, işkence yapan polislerin DGM binası içine girerek savcılık ve Hâkimlik kapısına kadar sanıkların baskı altında tutulmalarının önlenmesini temin yönünden, DGM'ye getirilen sanıkların buradaki Adliye Karakolu Polislerine teslim edilmesi, ifade ve sorgulamaları sırasında DGM binası içinde Adliye Karakolu polislerinin görev yapması için, her türlü baskı ve tehdit iddialarının ortadan kaldırılması için DGM binasında görevli polislerin bu görevi yapması için, gerekli direktifleri vermeyi, bunu sağlayacak düzenlemeler yapmayı düşünüyor musunuz?

- Sanıkların gözaltında veya tutuklu iken, gördükleri işkencelerin her yönüyle araştırılıp, tespit edilebilmesini, özellikle haricî muayene ve gözle görülebilir fiziksel iz bırakmayan elektrik işkencesi, soğuk suda tutma, hayaları burma gibi işkence uygulamalarını saptayabilmek, tüm iddiaları açıklığa kavuşturacak adlî tabip muayenelerinin hiç olmazsa bundan böyle yapılabilmesi için, Adlî Tabiplik Kurumu ve adlî tabipleri bu bulguları saptayacak ve tüm iddia ve anlatımları açıklığa kavuşturacak tıbbî muayeneleri yapacak ve saptayacak şekilde tıbbî araç gereçle donatmayı; işkence izleri geçmeden tabiplerce, uzman tabiplerce heyet olarak muayeneyi sağlar tedbirler almayı, tıbbî donanım, özellikle elektrik işkencesini saptamaya yarayan tıbbî cihazları temin etmeyi ve bu muayenelerin yapılması için direktif vermeyi düşünüyor musunuz?

- Manisa Emniyet Müdürlüğünde gözaltında, 11 gün gözaltında tutulan sanıkların, Adalet Bakanlığı TBMM'de açıkladığı üzere, işkence iddialarının araştırılması için, uzman hekimlerce ve tam teşekküllü , tıbbî donanımlı hastane muayeneleri amacıyla, İzmir Devlet Hastanesine sevkleri aradan yaklaşık 70 gün geçtikten sonra yapıldığında, sanıkların hemen hepsi de anlatım ve ifadelerini doğrular şekilde, ciğer ve böbreklerinde enfeksiyon, iltihaplanma, kas ağrısı ve kasılmaları, ruhsal bozukluk; sanıklardan 2 sinin kulak deformasyonu ve kulak zarı delikliği, dişlerinin dayak sonucu kırılması, prostat iltihabı, sanıklardan 16 yaşındaki kız çocuğunun ileri derecede tüberkiloz (verem) rahatsızlığının tabiplerce tespiti ve ilaç tedavilerine halen devam ediliyor olması gerçeği karşısında, bu genç çocukların poliste gözaltında iken, kötü muamele işkence gördüklerini kabul ile, yürütmenin başı Başbakan olarak çocuklardan ve ailelerinden özür dilemeyi, Türkiye ve Avrupa Birliğinin bu konularda duyarlı üye devletlerine gerekli açıklamalar yapmayı, tüm tabip raporlarını açıklamayı, gördükleri ağır işkenceler sonucu fiziksel ve ruhsal hastalıklarla muztarip bu genç çocukların tedavilerinin özenle yapılması için talimat vermeyi düşünüyor musunuz?

- Kamu kurumu niteliğindeki İzmir Tabip Odası Muayene ve Rapor Komisyonunun sanıklarının gözaltındaki muayeneleri, mevcut fiziksel ve ruhsal durumları, gördükleri kötü muamele ve işkenceler konusunda uzman tabiplerce tanzim edilen, 11 Mart 1996 tarihli alternatif raporlarını ve bir kısmı serbest, tutuksuz sanıklar için yapılan muayenelerin sonuçlarını, işkence iddialarını doğrular bulgularını dikkate alarak orada belirtilen hususların yerine getirilmesi için, Manisa işkence olayının bir daha yaşanmaması için, ne gibi yasal idarî ve adlî düzenlemeler yapmayı öngörüyorsunuz?

- İnsanlık suçu ve ayıbı işkencenin Türkiye'de sona erdirilmesi; bu işkence iddiaları ve ayıbını Türkiye'nin kendi iç hukuku ve idarî tedbirleri ile temizleyebilmesi, tüm polis örgütünün ve Türkiye'nin itham altında kalmaması ve Türkiye'nin bu tür iddialar ve olaylar ile dış itibarının zedelenmemesi için ne gibi tedbirler almayı, yasal ve idarî düzenlemeler yapmayı öngörüyorsunuz?

- Türkiye bu işkence iddialarını ve insanlık ayıbını kendi işleyişi ile ortadan kaldıramaz ise, taraf olduğumuz uluslararası antlaşmalar gereğince işkence mağdurları ve yakınları ile vekilleri avukatların uluslararası ilgili kuruluşlara, Avrupa ve Birleşmiş Milletler işkencenin önlenmesi, insan hakları ihlallerinin izlenmesi ile görevli kuruluşlara, bireysel başvuru hakkı çerçevesinde Avrupa İnsan Hakları Divanına başvurularını uygun görüyor musunuz?

Bizzat işkence mağduru genç kuşakların başvurularını yapabilmeleri, Avrupa ülkelerinin çeşitli kuruluşlarından aldıkları davetlere katılarak oralarda haklarını arayabilmeleri, yaşadıklarını anlatabilmeleri için kendilerine pasaport verilmesini sağlar mısınız?

- Dönemin Adalet Bakanı TBMM'de Manisa C.Başsavcılığından aldığı bilgiler doğrultusunda 28.2.1995'te yaptığı açıklamada; "işkence iddiaları ile ilgili soruşturmaya 27.12.1995 tarihinde başlanılmıştır." dediğine göre; Manisa C.Başsavcılığınca halen yürütülmekte olan tahkikatın esas numarasının 1995/... olması gerekir iken, bu hazırlık tahkikatının halen 1996/204 hazırlık nosu ile yürütülüyor olması, Manisa C.Başsavcılığının sanık yakınlarının 1995 yılı içinde verdiği "işkence şikâyetleri" dilekçelerinin -ki C.Başsavcılığına verilen her dilekçenin kayda alınarak, o tarih yıl için bir hazırlık, tahkikatı nosu olması gerekir- işleme konmayarak "hasır altı" edildiği, hazırlık tahkikatını esasen bizzat yapması yaşı, 15'ten küçük sanıkların varlığı nedeniyle iş yoğunluğu ne olursa olsun, hazırlık tahkikatını polise bırakmayarak bizzat yapması, gözaltı için direk bir defada 10 gün süre vermesi, 10 günlük süreyi aşan 11 gün gözaltına ve yoğun işkence iddiaları üzerine tahkikata müdahale etmemesi ve bütün bunları yapmayarak görevi ihmal eden kusurlu ve sorumlu Manisa C.Başsavcılığının, olayın geniş boyutlar kazanması üzerine, esasen 1995/... olması hemen kayıt ile tahkikata başlanması gereken işkence iddiaları dilekçelerini sonradan işleme koyarak 1996/... hazırlık no.su vermek zorunda kaldığı ve Cumhuriyet Savcılarının kendilerinin de kusurlu ve ihmal suistimal durumunda bulunduğu işkence iddiaları soruşturmasını yapmaması gerektiği bu nedenle de Manisa C.Başsavcılığının işkence iddialarını soruşturan C.Savcısının "işkence iddiaları ile ilgili olarak ifade veren, bilgisine başvurulan kişilere baskı yaptığı, ifade veren sanık yakınları, "Emniyet Müdürlüğü, koskoca tabipler yalan mı söylüyorlar; sen tabipmisin, izleri bilebilirmisin" dediği ve "esasen kendilerinin de ihmal ve kusuru bulunan işkence soruşturmasını bu nedenlerle de ört-bas etme çabası içinde bulundukları", tahkikatı bu C.Savcılarının yürütmemesi gerektiği" iddiaları karşısında, bunca usulsüzlük, belge, mahkemece yapılacak soruşturma sonucunda aydınlanacak anlatım, delil, tanık beyanı ve istenirse res'en elde edilebilecek kanıtların temin edileceği iddia edilen işkence tahkikatının selametle yürütülebilmesi, gerçek sanıkların belirlenebilmesi için ne gibi adlî ve idarî tedbirler almayı öngörüyorsunuz?

- İşkence ile ilgili hazırlık tahkikatını yürüten Masina C.Başsavcılığının, gözaltında işkence yapan ifadeleri alınacak sanık polislerin tespitini yine sanık olmaları muhtemel Manisa İl Emniyet ve Terörle Mücadele Şube Müdür Vekiline bırakır tarzda, 'operasyonda görev alan polislerin isimlerini bildirin" yollu yazısının varlığı ve sadece polisce bildirilen memur düzeyindeki kişilerin ifadelerine başvurulması gerçeği karşısında, operasyonu yöneten emir veren, sanıkların ifadelerinin alınmasına bizzat katılan; "sanıklara sadece psikolojik işkence yaptık, yapılmıştır" diyen ve basına TV'lere demeç veren İl Emniyet Müdürü Kemal İskender ile Müdür Yardımcısı Fazlı Sezgin ile en önemlisi operasyonu yöneten ve sanıkları sorgulayan, insanlık dışı muamele ve işkence yapılmasına bizzat katıldığı iddia edilen Terörle Mücadele Şube Müdür Vekili Komser Nazmi Aydoğan'ı işkence iddialarının sanıkları durumundan çıkarır uygulamaları doğru mudur? Doğru ise bunun önlenmesi için Başbakan sıfatıyla ne gibi idarî ve adlî tedbirler almayı düşünüyorsunuz?

- Çoğunluğu genç ve liseli sanıkların gözaltında bulunduğu tarihlerde, başka bir operasyon nedeniyle Emniyetce gözaltına alınan ve daha sonra Manisa C.Başsavcılığınca serbest bırakılan Gönül Gündüz ile Mehmet Arıca'nın, gençlere yapılan işkenceleri gördükleri, bunları basına ve TV'lere anlattıkları ve bu kişilerin tanıklıklarının güvenlik ve gizlilik esaslarına C.Savcılığında uyulması, polisin önceden haberdâr edilmemesi halinde mümkün olabileceğinin mağdur avukatlarınca iddia edilmesi karşısında, olayın ört-bas edilmemesi ve bu tanıkların güvenlik içinde bildiklerini anlatabilmeleri, ifade vermeleri için tedbir almayı uygun buluyor musunuz?

T.C.

Devlet Bakanlığı 2.9.1996

Sayı : B.02.0.0010/00412

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 9.5.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/665-1447/3830, 667-1449/3832, 673-1465/3855, 682-1479/3932, 704-1504/3984 sayılı yazıları

b: Başbakanlık Kan. ve Kar. Gen. Müd.'nün 23.5.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-317-24/2235, -317-26/2236, -319/2240, 319-9/2242, 319-31/2243 sayılı yazıları.

İzmir Milletvekili Sayın Sabri Ergül'ün Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergeleri cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

Devlet Bakanı

T.C.

İçişleri Bakanlığı 19.8.1996

Emniyet Genel Müdürlüğü

Sayı : B.05.1.EGM.0.14.02.02/400-401-402-403-

404/13085-13086-13087-13088-13113

Konu : Soru Önergesi

Devlet Bakanlığına

İlgi : a) 7.6.1996 tarih ve B.02.0.012/2.02.736 sayılı yazınız.

b) 7.6.1996 tarih ve B.02.0.012/2.02.737 sayılı yazınız.

c) 7.6.1996 tarih ve B.02.0.012/2.02.738 sayılı yazınız.

d) 7.6.1996 tarih ve B.02.0.012/2.02.739 sayılı yazınız.

e) 7.6.1996 tarih ve B.02.0.012/2.02.740 sayılı yazınız.

İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, Başbakanımıza tecvih ettiği 7/665, 7/667, 7/673, 7/682 ve 7/704 esas nolu yazılı soru önergeleri incelenmiştir.

Son günlerde bazı basın organlarında kamuoyunun dikkatini çekmek amacı ile yayınlanan, Manisa İlimizde meydana geldiği öne sürülen işkence iddiası ile ilgili olarak yapılan incelemede;

Manisa İlinde meydana gelen birçok yazılama, bildiri dağıtma gibi yasadışı eylemlere katılan DHKP/C (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi) terör örgütü militanlarına yönelik olarak 26.12.1995 tarihinden itibaren gerçekleştirilen operasyonlarda aralarında örgütün il sorumlusunun da bulunduğu (16) kişi yakalanarak gözaltına alınmıştır.

İddia edildiği gibi bu şahısların çoğunluğu değil sadece yedisi öğrenci, diğerleri çeşitli mesleklere mensup kişilerdir. Bu kişilerin muhtelif tarihlerde Manisa İlinde kamu binaları ile çeşitli mahalle ve sokaklarda bulunan duvarlara, mensup oldukları terör örgütünün sloganlarını yazdıkları, pankartlarını astıkları, seçimleri protesto etmek amacıyla halkı infiale sürükleyici yönde el ilanları dağıttıkları ve bir iş yerine molotof kokteyli attıkları tespit edilmiş, ayrıca bazı siyasî parti binaları, bankalar ve vatandaşlara ait işyerlerine yönelik eylemlerde bulundukları tespit edilmiştir.

Yakalanan bu kişilerin suç nev'ileri ve sayılarının çokluğu dikkate alındığından mahallî Cumhuriyet Savcılığından (10) günlük gözetim izni alınarak soruşturma yürütülürken İzmir DGM Başsavcılığı da bilgilendirilmiş, yasal usul ve esaslar çerçevesinde tahkikat neticelendirilmiştir. 5.1.1996 tarihinde İzmir DGM'ne sevkedilen sanıklardan (10)'u tutuklanmış, (6'sı ise tutuksuz olarak yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır.

1. İlgi (a) yazınız ekinde gönderilen soru önergesinde iddia edilen konularla ilgili olarak;

a) Sanık Sema Taşar için 27.12.1995, 31.12.1995, 2.1.1996 ve 5.1.1996 tarihlerinde vücudunda darp ve cebir arazı bulunmadığına dair Adlî Tabip Raporları alınmış, ayrıca sanığın rahatsızlığını beyan etmesi üzerine muayenesinin yapılabilmesi için 31.12.1995 günü Manisa Doğumevi Hastanesine götürülmüş, ancak burada şahıs muayeneyi kabul etmediğinden durum Hastane Poliklinik defterinin (iddia edildiği gibi 36151 kayıt numarasına değil) 5690 sırasına "kişi muayeneyi kabul etmedi" şeklinde belirtilmiştir. 36151 protokol kaydı, sanığın 31.12.1995 tarihinde Savcılık talimatı üzerine Manisa Devlet Hastanesinden alınan ve vücudunda darp ve cebir arazı bulunmadığını gösterir Doktor Raporuna ait protokol kaydıdır. Sözkonusu poliklinik defterinin ilgili sayfası ve sanığı muayene etmek isteyen Dr. Ahmet Murat Oral'ın alınan ifadesi yazımız ekinde gönderilmiştir. '(EK-1)

b) Sanık Münire Apaydın için, 27.12.1995, 31.12.1995, 2.1.1996 ve 5.1.1996 tarihlerinde vücudunda darp ve cebir arazının bulunmadığına dair Adlî tabip raporları alınmış, sanık 31.12.1995 günü rahatsızlığını beyan ettiğinden, gerekli muayenesinin yapılabilmesi amacıyla Manisa Devlet Hastanesine götürülmüş, Hastane Poliklinik Defterinin 39110 sırasına "Konversiyon" huzursuzluk hali tanısıyla sanığa Diazem ve mide bulantısı için Emadol uygulanmış bu durum deftere yazılmıştır. Ancak doktor tarafından bu muayene için bir rapor verilmemiştir. Sanığın tedavisi resmen ve gizlenmeden yetkili hastanede yaptırılmıştır. Sözkonusu defterin ilgili sayfaları ve şahsı muayene eden doktordan alınan ifade tutanağı ekte gönderilmiştir. (EK-2)

c) Sanık Hüseyin Korkut için 29.12.1995, 31.12.1995, 2.1.1996 ve 5.1.1996 tarihlerinde vücudunda darp ve cebir arazının bulunmadığına dair Adlî Tabip Raporları alınmış, ayrıca bu sanık daha önceki yıllardan beri Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde tedavi gördüğünü beyan etmesi ve kendi isteği üzerine muayenesinin yapılabilmesi için ilgili hastaneye götürülmüş, belirtilen hastanenin 29.12.1995 gün ve 17718 protokol kaydında şerh düşüldüğü üzere "Anksiyete" huzursuzluk tanısı ile sanığa sakinleştirici ilaç uygulanmış, bu muayene için doktor raporu verilmemiş olduğu gibi, iddia edildiği üzere sanığın hastane hastane dolaştırılması ve kendisine fena muamele yapılması söz konusu olmamıştır. Hastane protokol kaydının bulunduğu sayfa ve şahsı muayene eden doktorun alınan ifade tutanağı yazımız ekinde gönderilmiştir. (EK-3)

d) Sanık Levent Kılıç'ın 27.12.1995 günü alınan doktor raporunda herhangi bir rahatsızlığının olmadığı, 31.12.1995 günü alınan raporda ise kendisinde "gripal enfeksiyon" rahatsızlığı mevcut olduğu belirtilmekte ve bu durumun gördüğü kötü muamele sonucunda olduğu iddia edilmektedir. Bu hastalığın her insanda rastlanabilecek sıradan bir hastalık olduğu bilinmektedir. Özellikle kış mevsiminin şartları itibariyle kişilerin bu hastalığa yakalanma olasılıkları diğer zamanlara göre daha fazladır. Bünye zaafiyetlerinden doğan bir hastalığın kötü muameleye bağlanmasındaki amaç anlaşılamamıştır.

e) Sanık Abdullah Yücel Karakaş'ın serbest bırakıldıktan sonra, gözaltı ve işkence olaylarını anlatmaması için tehdit ve baskılara maruz kaldığı, kendisine haklarını arayan avukatları ve milletvekillerini suçlayıcı beyanların tehditle imzalattırıldığı iddia edilmektedir. Sözkonusu sanığın kendisine ve gözaltına alınan diğer arkadaşlarına kötü muamele yapılmadığı, Milletvekili Sabri Ergül'ün kendisini çağırarak gözaltında iken işkence yapıldığı yönünde ifade vermesini istediği ancak kendisinin işkence yapılmadığını söyleyerek bunu kabul etmediğini belirttiği 14.2.1996 tarihli ifade tutanağı yazımız ekinde gönderilmiştir. (EK-4)

2. İlgi (b) yazınız ekinde gönderilen soru önergesinde iddia edilen konularla ilgili olarak;

a) 27 ve 29 Aralık 1995 tarihli doktor raporlarının sonradan alındığı iddiaları doğru değildir. Bütün raporlar belirtilen tarihlerde ve usulüne uygun olarak yetkili doktorlar tarafından tanzim edilmiştir. İddia edildiği gibi doktor raporları 4-5 gün arayla değil, 27.12.1995, 29.12.1995, 31.12.1995, 2.1.1996 ve 5.1.1996 tarihlerinde 2 gün arayla alınmıştır.

b) Sanık Ali Göktaş'ın 5.1.1996 tarihli doktor raporunda "sağ ayak bileği üst kısmında ön yüzde ekimoze alanlar mevcut olduğu, 10 günde iyileşeceği" ibaresinin olduğu ve bu ekimozun şahsa yapılan kötü muamele sonucu meydana geldiği iddia edilmektedir. Sözkonusu raporu düzenleyen Manisa Devlet Hastanesi Acil Servisinde görevli Dr. Emine Keskin, 18.1.1996 tarihli ifade tutanağında "bu lezyonun her halükârda oluşabileceğini, kişinin kendisinin bir yere çarpması sonucunda da oluşabileceğini ve dışarıdan özel bir aletle meydana gelebilecek bir yara olmadığını" açıkça belirtmiştir. (EK-5)

c) Sanık Mahir Göktaş'ın 5.1.1996 tarihli tabip muayenesinde "sırta 0.2 mm.'lik çapta 2 adet kurut mevcut olduğu" belirtilmekte ve bunun sanığın gözaltında iken kötü muamele gördüğünün kanıtı olduğu iddia edilmektedir. Sözkonusu raporu düzenleyen Manisa Devlet Hastanesi Acil Servisinde görevli Dr. Hatice Öteyüzoğlu, 22.9.1996 tarihli ifade tutanağında lezyonun "muhtemelen kaşınmakla oluşabilecek bir türden" olduğunu belirtmiştir. (EK-6)

3. İlgi (c) yazınız ekinde gönderilen soru önergesinde iddia edilen konularla ilgili olarak;

a) Gözaltı süresinin uzun olduğu ve 11 gün sürdüğü iddia edilmektedir. 26 ve 27 Aralık 1995 tarihlerinde gözaltına alınan sanıklar için 28.12.1995 günü yakalandıkları günden geçerli olmak üzere 4.1.1996 tarihine kadar, 29.12.1996 günü gözaltına alınanlar için ise, aynı gün yakalandıkları tarihten geçerli olmak üzere 4.1.1996 tarihine kadar gözaltı izni alınmış, sanıklarla ilgili soruşturma süresi içinde tamamlanarak adlî makamlara sevkedilmişlerdir.

b) Sanıkların hiç birisinin pasaport alma hakkı engellenmemiştir. Pasaport almasında herhangi bir engeli bulunmayan her Türk vatandaşı gibi sanıklar da istedikleri zaman pasaport talebinde bulunabileceklerdir.

c) Sözkonusu tarihlerde gözaltına alınan Gönül Gündüz ve Mehmet Arıca isimli kişilerin gençlere yapılan iddiaları gördükleri iddia edilmektedir. Gönül Gündüz ve Mehmet Arıca'nın aynı tarihlerde başka bir operasyon sonucu gözaltına alındıkları doğrudur, ancak işkence iddiaları doğru değildir. Gözaltına alınan şahısların, binanın yapısı itibariyle birbirlerini görmeleri veya duymaları mümkün değildir. Şahısların yaptıkları açıklamaların spekülasyondan ibaret olduğu düşünülmektedir.

4. İlgi (d) yazınız ekinde gönderilen soru önergesinde iddia edilen konularla ilgili olarak;

a) Operasyonla ilgili olarak düzenlenen hazırlık evrakında olaylara karışmış kişiler olarak isimleri geçenler dışında gözaltına alınan, yakalanan, ifadesi alınan veya bilgisine başvurulan kişilerin olup olmadığı sorulmaktadır. Belirtilen operasyonda, haklarında yasal işlem yapılarak Devlet Güvenlik Mahkemesine mevcuden sevk edilen sanıklar haricinde hiçbir kimse gözaltına alınmadığı gibi, gözaltından serbest bırakılan kimse bulunmamaktadır. Hazırlık evrakında adı geçtiği belirtilen O.Ö. isimli şahıs, gözaltına alınmamış ve bilgisine başvurulmamıştır.

b) Gözaltına alınan sanıkların yakınları ve avukatları ile görüştürülmedikleri iddia edilmektedir. Sanıklar yakınlarının yapmış oldukları her başvuruda yakınları ile görüştürülmüş olup görüştüklerine dair düzenlenmiş olan tutanaklar yazımız ekinde gönderilmiştir. (EK-7)

c) İşkence iddialarıyla ilgili inceleme ve soruşturmada görevlendirilen Polis Başmüfettişleri Mustafa Peştemalcıoğlu ve Orhan Okur tarafından düzenlenen 8.7.1996 gün ve 96/18 sayılı inceleme raporunda;

Manisa Emniyet Müdürü Kemal İskender ve Terörle Mücadele Şube Müdürü ile aynı yerde görevli (8) personel hakkında soruşturma açılmasına ve herhangi bir tasarrufta bulunulmasına gerek bulunmadığı görüşü belirtilmiş,

Aynı müfettişler tarafında; Başkomiserler Nazmi Aydoğan ve Halil Emir, Komiser Yardımcısı Atilla Gürbüz, Polis Memurları Turgut Demirel, Fevzi Aydoğ, Ramazan Kolak, Turgut Özcan, Musa Geçer, Mehmet Emin Bal ve Engin Erdoğan haklarında "Ceza tayinine mahal olmadığına"dair kararın verilmesi gerektiği görüşüyle düzenlenen 12.4.1996 gün ve 96/09 sayılı soruşturma dosyası Manisa Valiliğine intikal ettirilmiş, İl Polis Disiplin Kurulunca 20.6.1996 gün ve 1996/38 sayı ile görevliler hakkında "Ceza tayinine mahal olmadığına" dair karar verilmiştir. Bu görevliler hakkında yapılan adlî işlem ise halen devam etmektedir.

5. İlgi (c) yazınız ekinde gönderilen soru önergesinde iddia edilen konularla ilgili olarak;

Haklarında yasal işlem yapılan sanıkların sorgulamaları neticesinde; Manisa İl Merkezinde iki ayrı yere üzerlerinde "Sel felâketinin sorumlusu Devlettir" ve "Buca'nın hesabını soracağız" ibareli ve "DHKP/C" imzalı pankart astıkları, 1 berber dükkanına molotof kokteyli atarak yaktıkları, 14 ayrı yerde duvarlara sprey boya ile "Yaşasın halkların kardeşliği - Devrim şehitleri ölümsüzdür - Tek yol devrim - Faşizme oy yok - Kahrolsun faşizm - Sermaye ağalarına oy yok" ibareli ve "DHKP/C-Dev Genç" imzalı sloganlar yazdıkları, seçimleri boykot edici ve halkı isyana teşvik edici el ilanları dağıttıkları, Manisa Lisesi içerisinde duvarlara katkı paylarının ödenmemesi için "DLMK" imzalı afiş yapıştırdıkları, ayrıca yine Manisa İl Merkezinde bulunan İmar Bankası, Ülkü Ocakları, King ve Sedef Kıraathaneleri ile Yeğenim-2 berber dükkanına molotof kokteyli atılması için eylem hazırlığında bulundukları tespit edilmiştir.

Sanıkların belirtilen berber dükkanına molotof kokteyli atarak yakmaları ve 2 ayrı yere DHKP/C asmaları, anılan örgütün legal yayın organı olarak faaliyet gösteren "Zafer Yolunda Kurtuluş" dergisinin 25.11.1995 ve 9.12.1995 tarihli 20 ve 22 nci sayılarında sanıklar tarafından üstlenilerek, "DHKP/C Milis Eylemleri" köşesinde yayınlanmıştır. (EK-8)

Yine sanıklar tarafından dağıtılan DHKP/C imzalı el ilanları ve Manisa Lisesi koridor ve tuvaletlerine yapıştırılan DLMK imzalı el yazması afişlerin benzerleri, sanıkların ev aramalarında ve gösterdikleri yerlerde elde edilmiş, aynı sanıklardan asılmaya hazır vaziyette DHKP/C ve DLMK imzalı 2 ayrı pankart, el yazması örgütsel döküman ve çok miktarda yasaklanmış yayınlar elde edilmiş olup, sözkonusu suç unsurları sanıklar ile birlikte adlî makamlara intikal ettirilmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

M. Rasih Özbek

Bakan a.

Müsteşar Yardımcısı

Not : Yazılı soruyla ilgili diğer bilgiler dosyasındadır.

2. - Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı'nın, ödenmeyen istimlak bedellerinin ne zaman ödeneceğine ve istimlaklerle ilgili faiz oranlarının yeniden belirlenmesi ihtiyacına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1003)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki soruların Başbakan tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını saygıyla dilerim.

İ. Önder Kırlı

Balıkesir

1. Kamulaştırma nedeniyle, mahkemelerde açılan bedel artırım davalarında kararlar kesinleşmesine ve aradan yıllar geçmesine rağmen başta Köy-Hizmetleri, Karayolları ve DSİ Genel Md. olmak üzere kamu kurumlarınca istimlak bedelleri ne zaman ödenecektir?

2. Balıkesir'de, Köy Hizmetleri Genel Md. ve DSİ Genel Md. istimlâkleri dolayısıyla 1990'da yapılmış, 1994 yılında kesinleşmiş mahkeme kararıyla ilgili bedellerin ödenmemesi sebebinin, ödeneklerin başka bölgelere kaydırılmasından kaynaklandığı iddiaları doğru mudur? Ödemelerde nasıl bir sıra ve sistem uygulanmaktadır?

3. Mahkeme kararlarına karşı yıllık % 30 olarak uygulanan faizin, enflasyonun % 80'lerde seyrettiği devlet alacaklarına % 180'ler oranında faiz uygulanan ülkemizde, büyük bir adaletsizlik yarattığı, vatandaşın devlete güvenini sarstığı çok açık olduğuna göre, istimlâklerle ilgili faiz oranının artırılması düşünülmekte midir?

4. Hükümetin, istimlâklerle ilgili faiz oranının düşüklüğünden yararlanarak, istimlâk bedellerini düşük tutarak, vatandaşı mahkemelere sürükleme anlayışına devam edilecek midir? İstimlâk edilecek yerlerin bedel tespitlerinde gerçekçi davranılmak suretiyle, hem vatandaşa karşı hakkaniyetle davranmak, hem de mahkemelerin yükünü azaltmak düşünülmekte midir?

5. Anayasada güvence altına alınan mülkiyet hakkını, fiilen ortadan kaldıran ve vatandaşı mağdur eden bu uygulamanın sona erdirilmesi için, neler düşünülmektedir?

TC

Devlet Bakanlığı 25.9.1996

Sayı : B.02.0.0010/00323

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 10.7.1996 tarih ve A.01.0.GNS. 0.10.00.02-7/1003-2564/6977 sayılı yazısı.

b) Başbakanlık Kan. ve Kar. Gen. Müd. nün 30.7.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-351-4/3287 sayılı yazısı.

Balıkesir Milletvekili Sayın İ. Önder Kırlı'nın, Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b)yazı ekindeki yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

Devlet Bakanı

TC

Bayındırlık ve İskân Bakanlığı 18.9.1996

Karayolları Genel Müdülüğü

B091TCK01103/41

Sayı : 676/834-B/4261

Konu : Yazılı soru önergesi

Devlet Bakanlığına

(Sayın Lütfü Esengün)

İlgi : 5.8.1996 gün ve B.02.0.0010/00122 sayılı yazınız.

İlgide kayıtlı yazınız ekinde gönderilen Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğünün 30.7.1996 gün ve B.02.0.KKG/106-351-4/3287 sayılı yazısı eki Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı'nın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği yazılı soru önergesine verilecek cevaba esas olmak üzere Bakanlığımızla ilgili sorular incelenmiştir.

Genel Müdürlüğümüz projeleri arasında bulunan otoyol ve devlet yolu yapımları nedeniyle kamulaştırma sahamızda kalan taşınmaz mal ve üzerindeki binaya, ağaca vs. ait kamulaştırma bedelleri ile ilgili bölge müdürlüklerimizce yapılan talepler Genel Müdürlüğümüzün ödeme listesine alınmakta olup, Maliye Bakanlığından ödenek ve nakit karşılandıkça bölgelerimizin aciliyet listesi esas alınarak Genel Müdürlüğümüzce değerlendirilmesinden sonra sırası geldiğinde ödemeler yapılmaktadır.

Otoyol ve devlet yolu güzergâhına rastlayan taşınmaz mallar için açılan bedel arttırım davalarında mahkemece kesinleşen bedel artırım farkları ile ilgili bölge müdürlüklerimizce yapılan talepler büro kayıtlarımıza göre ödeme listemize alınmakta, ödemeler otoyollar için büro kayıtlarımızın tarih ve KGM sıra numarasına göre, devlet yolları için ise KGM sıra numarasına göre yapılmaktadır.

Halen otoyollarında 16.2.1993 tarihine göre 8765 KGM sıra numarasına devlet yollarında 58 KGM sıra numarasına kadar ödeme listemize alınan bedel artırım farklarına ait bordro bedelleri ödenmiştir.

Tezyidi bedellere 3095 sayılı Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanuna göre yıllık % 30 gecikme faizi uygulanmaktadır.

Otoyol ile devlet yolu kamulaştırma ve tezyidi bedel ödemeleri için 1996 yılı bütçe görüşmeleri esnasında Maliye Bakanlığı bütçesine Karayolları Genel Müdürlüğüne aktarılmak üzere ödenek konulmuştur.

Genel Müdürlüğümüzce ödemeler için ihtiyaç duyulan nakit durumu her ay periyodik olarak Maliye Bakanlığı Bütçe ve Maliye Kontrol Genel Müdürlüğüne bildirilerek nakit talebinde bulunulmaktadır.

Maliye Bakanlığından Genel Müdürlüğümüze ödenek ve nakit aktarıldıkça uygulama esaslarına göre süratle ödemeler yapılmaktadır.

Bilgilerinize arz ederim.

Cevat Ayhan

Bayındırlık ve İskân Bakanı

TC

Devlet Bakanlığı 19.8.1996

Sayı : B.02.0.013/331

Devlet Bakanlığına

(Sayın Lütfü Esengün)

İlgi : 5.8.1996 tarih ve B.02.0.010/00122 sayılı yazınız.

Balıkesir Milletvekili Sayın İ. Önder Kırlı'nın, 7/1003 esas No. lu yazılı soru önergesinde belirtilen, Bakanlığıma bağlı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce kamulaştırılan yerlerin tezyidi bedel davaları sonucu ödenmesi gereken bedelleri, Bakanlığım bütçesinde ilama bağlı borç ödemeleri ile ilgili başlangıç ödeneği yer almadığından, kuruluşuma intikal eden kesinleşmiş mahkeme kararıyla ilgili ödenek talepleri Maliye Bakanlığından istenmekte olup, Maliye Bakanlığınca aktarılan ödenek miktarına göre evrakın geliş tarih sırası dikkate alınarak ödeme yapılması için ilgili mahalline gönderilmektedir. 1995 yılında ödenek yetersizliği nedeniyle ödenemeyip, 1996 yılına intikal eden ilama bağlı borçlardan, Balıkesir İl Müdürlüğünce ödenmesi gerekenler de dahil olmak üzere 20 Aralık 1995 tarihi itibariyle olanları ödenmiştir.

Maliye Bakanlığından aktarılan ödeneğin dağıtımı yukarıda açıklandığı şekilde yapıldığından, bölgeler arası ödenek kaydırılması sözkonusu değildir. Ancak, kuruluşuma Temmuz 1996 tarihi itibariyle Balıkesir İline ait 14 adet ilamlı alacak dosyası intikal etmiştir. Balıkesir İline ait bu ilamlı borçları da kapsayan ek ödenek talebimiz 23.7.1996 tarih ve 392 sayılı yazı ile Maliye Bakanlığından istenmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

Bekir Aksoy

Devlet Bakanı

3. - İzmir Milletvekili Ahmet Piriştina'nın, Bazı Şahsî Eşyanın Bedelsiz İthaline Dair Tebliğe ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1004)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki konunun Sayın Başbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasının teminini arz ederim.

Saygılarımla.

Ahmet Piriştina

İzmir

- 11 Haziran 1996 tarihli 22663 sayılı Resmî Gazetede yayınlanan Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığının Bazı Şahsî Eşyanın Bedelsiz İthaline İlişkin Tebliği (96/3) sonucu;

1. Bu tebliğin her bir geçici maddesi çerçevesinde yararlanan kişilerin sayısını,

2. İthal araçların sayısını, tiplerini, modellerini ve markalarına ilişkin bilgilerin dökümünü,

3. Bu haktan yararlanmak için ilan tarihinden sonra 21 günlük süre öngörülmesinin nedenlerini içeren bilgilerin tarafıma ulaştırılmasını dilerim.

TC

Devlet Bakanlığı 19.9.1996

Sayı : B.02.0.0010/00539

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 10.7.1996 tarih ve A.01.0.GNS. 0.10.00.02-7/1004-2566/6980 sayılı yazısı.

b) Başbakanlık Kan. ve Kar. Gen. Müd. nün 30.7.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-351-5/3288 sayılı yazısı.

İzmir Milletvekili Sayın Ahmet Piriştina'nın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

Devlet Bakanı

TC

Başbakanlık 11.9.1996

Gümrük Müsteşarlığı

Gümrükler Genel Müdürlüğü

Sayı : B.02.1.GÜM.0.06.00.28.843/2733 -044433

Devlet Bakanlığına

(Sayın Lütfü Esengün)

İlgi : 5.8.1996 tarihli B.02.00.0010/00123 sayılı yazınız.

İzmir Milletvekili Ahmet Piriştina'nın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığımız koordinatörlüğünde cevaplandırılmasını istedikleri soru önergesi incelenmiştir.

Bilindiği üzere, Bazı Şahsî ve Ticarî Mahiyette Eşyanın Bedelsiz İthaline İlişkin 95/7614 sayılı karar ile Bazı Şahsî Eşyanın Bedelsiz İthaline İlişkin 96/1 sayılı Tebliğ 31.12.1995 tarihli 22510 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Sözkonusu Tebliğin geçici 3 üncü, 4 üncü ve 5 inci maddelerinin değiştirimesine ilişkin 96/3 sayılı Tebliğ de 11.6.1996 tarihli 22663 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmıştır.

Buna göre;

1. Anılan karar ile bedelsiz otomobil ithal edebilecek kişiler yurt dışında en az iki yıl ikamet edenler, millî ve milletlerarası kadrolara atandıktan sonra görevden dönen kamu görevlileri, göç ve evlenmek suretiyle ikametini Türkiye'ye nakledenler olarak belirlenmiş, ayrıca bedelsiz otomobil ithalatı, kişinin ikametini (kişinin şahsına ve işine ait bağlarını keserek Türkiye'ye dönmesi) Türkiye'ye nakletmesi ve ikametin naklinden en az 6 ay önceden adına kayıtlı kullanılan otomobili olması koşuluna bağlanmıştır.

Diğer taraftan, kararnamenin geçici maddeleri ile 31.12.1995 tarihine kadar yurda dönen kişilerin yürürlükten kaldırılan hükümlerden yararlanabilecekleri hüküm altına alınmıştır.

Bu durumda, kararın yürürlüğe girdiği, 31.12.1995 tarihinden itibaren 6 ay içinde yurda dönecek olan ve adlarına 6 ay önceden kayıtlı otomobili bulunmayan, kararın yayımı ile de otomobil kayıt ettirse dahi 6 aylık bekleme süresini tamamlamadan yurda dönecek olan kişilerin bedelsiz otomobil ithal hakları ellerinden alınmış bulunmaktadır.

Uzun yıllar yurt dışında yaşayıp 1996 yılının ilk yarısı itibariyle yurda kesin dönüş yapacak çok sayıda vatandaşlarımızın maruz kaldıkları bu duruma bir çözüm getirilmesi gayesiyle kararın yayımlandığı 31.12.1995 tarihinden itibaren 6 aylık süre tanınacak şekilde geçici madde ihdası ile konuya çözüm getirilmesi amaçlanmıştır.

2. Mezkûr tebliğ kapsamında 966 kişi ithalat yapmıştır.

3. Bu tebliğe istinaden ithali gerçekleştirilen araçların marka, model ve tiplerini gösteren listeler ektedir.

Bilgilerine arz ederim.

Ayfer Yılmaz

Devlet Bakanı

Not : Yazılı soruyla ilgili diğer bilgiler dosyasındadır.

4. - İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş'ın, bir milletvekili ve bazı parti yöneticilerinin uğradığı iddia edilen hukuk dışı uygulamaya ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1011)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan tarafından yazılı olarak yanıtlandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Ercan Karakaş

İstanbul

CHP İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu, Parti Meclisi Üyesi Hasan Aydın ve CHP İstanbul İl Meclis üyeleri, 1 Temmuz 1996 günü cezaevi savcısıyla görüşmek üzere Bayrampaşa Cezaevine gittiler. Sayın Hacaloğlu başkanlığındaki CHP heyetinin amacı, cezaevi savcısına CHP TBMM Grubunca hazırlanan "Cezaevleri Raporunu" sunmak ve kendisinden cezaevindeki durum hakkında bilgi almaktı.

Ancak heyet cezaevi önünde polislerin kuşatmasıyla karşılaştı. Milletvekili Sayın Hacaloğlu'nun uyarısına rağmen bazı heyet üyeleri tartaklandılar ve daha sonra Terörle Mücadele Şubesine götürüldüler ve gözaltına alındılar.

Bu nedenle;

1. Demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından olan siyasî partilerin milletvekilerine ve yöneticilerine yapılan muameleyi onaylıyor musunuz?

2. Sayın Hacaloğlu'nun beraberindeki parti yöneticileri ile birlikte cezaevi savcısıyla görüşmesine engel olunması emrini veren yetkili kimdir?

3. Milletvekili Algan Hacaloğlu ve beraberindeki heyetin maruz kaldığı hukuk dışı davranışı soruşturmayı düşünüyor musunuz?

TC

Devlet Bakanlığı 17.9.1996

Sayı : B.02.0.0010/00499

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 16.7.1996 tarih, A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1011-2582/7036, 25.6.1996 tarih, A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/967-2351/6311, 26.6.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/975-2377/6397 sayılı yazıları.

b) Başbakanlık Kan. ve Kar. Gen. Müd. nün 30.7.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-353/3294, 106-345-7/3281, 106-344-3/3277 sayılı yazıları.

Sivas Milletvekili Sayın Mahmut Işık, Aydın Milletvekili M. Fatih Atay ile İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettikleri ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergeleri cevapları ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

Devlet Bakanı

İstanbul Milletvekili Sayın Ercan Karakaş'ın 7/1011 Esas No. lu Soru Önergesine Konu Olan Hususlarla İlgili Cevaplar

İstanbul Milletvekili Sayın Ercan Karakaş'ın 7/1011 esas No. lu soru önergesiyle ilgili olarak yaptırılan inceleme sonunda :

- 1.7.1996 günü Bayrampaşa Cezaevi önünde saat 12.00 sıralarında basın açıklaması yapmak isteyen bir grubun cezaevindeki uygulamaları protesto etmek ve basının dikkatini çekmek amacı ile basın açıklamasına başladıkları sırada kendilerine, yaptıklarının suç olduğu ve dağılmaları gerektiğinin söylendiği ve dağılmamaları üzerine haklarında yasal işlem yapılmak üzere Bayrampaşa Merkez Karakoluna ve oradan da İstanbul Emniyet Müdürlüğüne gönderildikleri ve Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığında ifadeleri alınıp haklarında arşiv araştırması yapıldıktan sonra serbest bırakıldıkları,

- Sanıkların savunmalarında İstanbul Cumhuriyet Başsavcısından, hazırladıkları raporu Cezaevi Savcısına verecekleri yolunda daha önceden İstanbul Milletvekili Sayın Algan Hacaloğlu tarafından izin alındığını beyan ettikleri ancak bu konuda hiçbir belge ibraz edemedikleri,

- Ayrıca sanıkların güvenlik şubesinde verdikleri savunmalarında gerek gözaltına alınırken gerek Bayrampaşa Merkez Karakolu ve İstanbul Emniyet Müdürlüğünde herhangi bir baskı ve cebire maruz kalmadıklarını beyan ettikleri,

- Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan hazırlık soruşturması sonucunda sanıklar hakkında 19.7.1996 gün ve 1996/8161-2722 sayılı takipsizlik kararı verildiği,

- 1.7.1996 günü İstanbul Milletvekili Sayın Algan Hacaloğlu ve beraberindeki heyetin İstanbul Kapalı Ceza ve Tutukevi önüne geldikleri ve o günkü nöbetçi müdüre cezaevine görüşmek amacı ile girmek istediklerini belirttikleri,

- Nöbetçi müdürün gelen heyete bu izni verme yetkisinin mümessil Cumhuriyet Savcısına ait olduğunu, mümessil Cumhuriyet Savcısının resmî izinli olması nedeni ile böyle bir izni kendisinin veremeyeceğini ancak, Cumhuriyet Başsavcılığından böyle bir izin alınırsa görüşmenin mümkün olacağını kendilerine bildirdiği,

anlaşılmıştır.

5. -Manisa Milletvekili Tevfik Diker'in, kuru üzüm destekleme uygulamasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1016)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

TBMM İçtüzüğünün 96 ncı maddesi gereğince aşağıdaki sorularımın Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla. 10.7.1996

Tevfik Diker

Manisa

Sorular :

1. 1996 sezonunda Ege Bölgesinde üretilen kuru üzüme destekleme uygulaması düşünülüyor mu?

2. Üreticinin kuru üzümü elden çıkardığı Eylül başında 1 USD karşılığı TL. olarak taban fiyatı verecek misiniz?

3. TARİŞpeşin ödeme ile piyasaya girecek mi? Ne zaman kampanyayı açacaksınız?

T. C.

Devlet Bakanlığı 2.9.1996

Sayı :B.02.0.0010/00369

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 16.7.1996 tarih ve A.01.0.GNS. 0.10.00.02 - 7/1016-2618/7119 sayılı yazısı.

b) Başbakanlıka Kan. ve Kar. Gen. Müd.'nün 30.7.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-352/3290 sayılı yazısı.

Manisa Milletvekili Sayın Tevfik Diker'in Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

Devlet Bakanı

T. C.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı

Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği 19.8.1996

Sayı :B.140.BHİ.01/226

Konu :Yazılı Soru Önergesi.

Sayın Lütfü Esengün Devlet Bakanı

İlgi :5.8.1996 tarih ve B.02.0.0010/174 sayılı yazınız.

Manisa Milletvekili Tevfik Diker'in, Başbakana tevcih ettiği ancak Bakanlığınız koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenen yazılı soru önergesinde; Bakanlığımızla ilgili soruların cevabı ekte takdim edilmiştir.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Yalım Erez

Sanayi ve Ticaret Bakanı

Manisa Milletvekili Sayın Tevfik Diker'in Yazılı Soru Önergesi Cevabıdır

Sayın Milletvekilinin yazılı olarak cevaplandırılmasını istediği suallerle ilgili açıklamalarımız aşağıda yer almaktadır.

1. Avrupa Topluluğu ile ekonomik bütünleşme sürecinde, tarımsal destekleme politakalarında da uyum ve rekabet şartlarının geçerliliğinin amaçlanması sebebiyle, tarımsal destek uygulamalarının "fiyat" dışındaki destek araçlarına yöneltilmesi zarurî olmaktadır.

Bu nedenle, diğer ürünlerde olduğu gibi kuru üzümde de devlet adına destekleme alımı yapılması düşünülmemekte ancak TARİŞ'in alım yapmasına engel bir durum da bulunmamaktadır.

2. Devlet adına alım sözkonusu olmadığından, devlet tarafından bir fiyat açıklaması da yapılamayacaktır.

Ancak TARİŞ'in sualde belirtilen rakam civarında bir fiyatla alımlarda bulunabileceği anlaşılmaktadır.

3. TARİŞ'in hazırlıkları, ürün bedellerinin peşin ödenmesi amaç alınarak yürütülmektedir.

Ürün bedelllerinin kaynak imkânları çerçevesinde peşin ödenmesine çalışılacağı tabiîdir.

Kampanya başlangıcı TARİŞ tarafından üreticiye duyurulacaktır.

6. -Aydın Milletvekili Fatih Atay'ın, Kur'an Kurslarına ve öğrenim birliği ilkesinin çiğnendiği iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1017)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan tarafından yazılı olarak yanıtlanmasının sağlanmasını saygılarımla arz ederim.

M. Fatih Atay

Aydın

TBMM Başkanlık Divanı Üyesi

1. Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte "Öğrenim Birliği" ilkesinin yerleşmesi, Cumhuriyetin laiklik ilkesinin en önemli taşı olmuştur. Ne var ki özellikle son yıllardaki gelişmeler "Öğrenim birliği" ilkesini özellikle dinsel hedefler uğruna çiğnemektedir. Üsküdar Avni Başma İlkokulundaki durum önümüzde son ve çarpıcı örnektir. Cumhuriyet ilkelerinin kaymakamlık izni ile çiğnenmesi uygun mudur?

2. Okulun boya badana işlerini yapmak, okula gelir sağlamak, veli ve okul yönetiminin oluşturduğu kurumlarla sağlanabilir.Gerçekte ise bu herkesten önce devletin görevidir. Bu ikisinin dışına taşan alternatifler, devlet kurumlarını bir takım grup ya da zümrelerin etkisi altına alır. Devlet okulun birincil ihtiyaçlarını böylesi, özellikle dinsel hedefler güden Vakıf veya zümrelere bırakabilir mi?

3. Özellikle Millî Eğitimimiz temel ilkeleri ve hedeflerine ulaşmada Atatürk Milliyetçiliği ile uzak-yakın ilişkisi olmayan dinci ve ırkçı ideolojileri devlet kurumlarında Kur'an kursları adı altında açılan kurslara hangi yasal dayanakla izin verilmiştir?

4. Temel eğitim kurumlarının tatil dönemlerinde Mülkî amirlerin izniyle açılan Kur'an Kursu sayısı ne kadardır?

5. Daha önce kapatılan kaç tane Kur'an Kursu vardır? Bunlardan kaç tanesi hangi Vakıflar tarafından açılmıştır?

T. C.

Devlet Bakanlığı 9.9.1996

Sayı :B.02.0.0010/00424

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 16.7.1996 tarih ve A.01.0.GNS. 0.10.00.02 - 7/1017-2622/7184 sayılı yazısı.

b) Başbakanlık Kan. ve Kar. Gen. Müd.'nün 30.7.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-352-1/3291 sayılı yazısı.

Aydın Milletvekili Sayın Fatih Atay'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

Devlet Bakanı

T. C.

Başbakanlık

Diyanet İşleri Başkanlığı 3.9.1996

Hukuk Müşavirliği

Sayı :B.02.1.DİB.0.61.012/803

Konu :Soru Önergesi.

Devlet Bakanlığına (Sayın Lütfü Esengün)

İlgi :İçişleri Bakanlığının 3.8.1996 tarih ve PGM 0710001-Ş-8592 sayılı yazısı.

Aydın Milletvekili Sayın M. Fatih Atay'a ait ilgi yazı eki soru önergesine verilen cevap ilişikte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Mehmut Nuri Yılmaz

Diyanet İşleri Başkanı

Aydın Milletvekili Sayın M. Fatih Atay'ın 7/1017-2622 sayılı yazısı soru önergesine verilen cevap :

1. 16.11.1990 tarih ve 20697 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'an Kursları Yönetmeliğinin 8 inci maddesi ile Kur'an Kursları Yönergesinin 22 nci maddesine göre, okulların tatil olduğu yaz aylarında isteyen öğrencilere Kur'an-ı Kerim ve dinî bilgiler öğretmek üzere Müftünün teklifi ve mülkî amirin onayı ile Kur'an Kursu binalarında veya uygun görülecek yerlerde yaz kursları açılmaktadır.

Üsküdar İlçe Müftülüğüne müracaat eden vatandaşlarımız, Üsküdar Aziz Mahmut Hüdayi Camii ve müştemilatında bulunan Türbeye gelen ziyaretçilerin yoğunluğu sebebiyle, sözkonusu camide yaz kursunun verimli olamayacağını belirterek, caminin yanında bulunan Avni Başman İlköğretim Okulundaki iki sınıfın yaz Kur'an Kursu olarak kullanılmak üzere Millî Eğitim Müdürlüğünden tahsisini talep etmişlerdir.Bunun üzerine Üsküdar İlçe Müftülüğü 7.6.1996 tarih ve 913 sayılı yazı ile Üsküdar Millî Eğitim Müdürlüğünden sözkonusu okuldaki iki sınıfın tahsisini istemiş, 17.6.1996 tarih ve 6097 sayılı Kaymakamlık onayı ile yaz kursu için iki sınıf tahsis edilmiştir.

Böylece Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş Kanununun 1 inci maddesinde yer alan toplumu din konusunda aydınlatmak görevi yerine getirilmiş olmaktadır.

Kamu yararına ve mevzuata uygun olarak tesis edilen bu işlemin Cumhuriyetin temel ilkelerine ve laikliğe aykırı olması sözkonusu değildir.

2. Okulun badana ve boya işlerinin yapılması konusunda, Diyanet İşleri Başkanlığının bir ilgisi bulunmamaktadır.

3. Türkiye'de Kur'an Kursu açma yetkisi, 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunla Diyanet İşleri Başkanlığına verilmiştir. Bu sebeple Diyanet İşleri Başkanlığının dışında hiç bir kişi; kurum ve kuruluşun Kur'an Kursu açması mümkün değildir.

4. Yukarıda da belirtildiği gibi, yaz aylarında bütün il ve ilçelerde mahallî mülkî amirin onayı ile yaz kursları açılmaktadır.

5. Türkiye genelinde Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı Kur'an Kurslarından öğrenci azlığı sebebiyle eğitim-öğretime ara verilen kurs sayısı 250 adettir. Yukarıda da belirtildiği gibi Diyanet İşleri Başkanlığı dışında hiç bir şahıs, kurum ve vakıflar tarafından açılmış Kur'an Kursu bulunmamaktadır.

T. C.

İçişleri Bakanlığı

Personel Genel Müdürlüğü 15.8.1996

Sayı :B050PGM0710001-Ş/10639

Devlet Bakanlığına

İlgi :5.8.1996 tarih ve B.02.0.0010/00126 sayılı yazınız.

İlgi yazılarınız ekinde Bakanlığımıza intikal eden Aydın Milletvekili M. Fatih Atay'ın tarihsiz soru önergesinin 1 inci maddesine cevap teşkil edecek bilgiler ekte sunulmuş olup, bahse konu soru önergesinin 2, 3, 4 ve 5 inci maddelerinde yöneltilen sorulara ilişkin bilgilerin Makamınıza sunulmak üzere 9.8.1996 tarih ve 8592 sayılı yazımızla Diyanet İşleri Başkanlığına intikal ettirilmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

Ayhan Nasuhbeyoğlu

Bakan A.

Müsteşar Yardımcısı

T. C.

İstanbul Valililiği

İl Millî Eğitim Müdürlüğü 12.8.1996

Sayı:B.08.4.MEM.4.34.00.01-020/216

Konu :Soru Önergesi.

İstanbul Valiliğine

(İl Yazı İşleri Müdürlüğü)

İlgi İstanbul Valiliği İl Yazı İşleri Müdürlüğünün 9.8.1996 tarih ve B054VLK340300 Ya. İş. 06 (İşl. 02) 1-F/1432 sayılı emri

İlgi emriniz ekinde gönderilen Aydın Milletvekili M.Fatih Atay'ın soru önergesinde yer alan ve müdürlüğümüzü ilgilendiren

1. Soruda;

Cumhuriyet Gazetisinn 7.7.1996 tarihli nüshasında yer alan "Devlet Okulunda Kuran Kursu" başlıklı ve Halil Nebiler imzalı haberde öne sürülen, ilimiz Üsküdar İlçesi Avni Başman İlköğretim Okulunun iki sınıfında İlçe Müftülüğünün teklifi ve İlçe Kaymakamlığının onayıyla yaz Kuran Kursu açılarak "Öğrenim Birliği" ilkesinin çiğnendiği yönündeki iddialarla ilgili hususlar aşağıda belirtilmiştir.

1. Üsküdar İlçe Müftülüğü 7.6.1996 tarih ve 913 sayılı yazıyla, Üsküdar İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünden, Aziz Mahmut Hüdai Camiinde Diyanet İşleri Başkanlığının 78 nolu genelgesine göre açmayı düşündükleri yaz Kuran Kursunun, caminin müştemilâtında bulunan türbeye yoğun ziyaretlerin yapılması nedeniyle, verimli olamayacağını belirterek, cami bitiğişinde bulunan Avni Başman İlköğretim Okulunda iki sınıfın tahsisini istemiştir.

2. Okul Müdürlüğü 13.6.1996 tarih ve 444 sayılı yazı ile okullardan iki sınıfın yaz kuran kursu için tahsis edilebileceğini bildirmiştir.

3. Bunun üzerine İlçe Millî Eğitim Müdürlğünün 17.6.1996 tarih ve 020/60097 sayılı yazısıyla, İlçe Müftülüğünce 17.6.1996 tarihinden itibaren Avni Başman İlköğretim Okulunun iki sınıfında yaz Kuran Kursu açmasında sakınca görülmediğini ve uygun görüldüğü takdirde gerekli tahsisin yapılmasını teklif etmiş ve bu teklif aynı tarihte İlçe Kaymakamlığınca uygun görülmüştür.

Bu tahsisin, "Öğrenim Birliği" ilkesini çiğnemekle ilgili bir amacı olmayıp, sadece bir devlet kursunun yürüttüğü bir hizmetin daha verimli yürütülmesine katkıda bulunma amaçlanmıştır.Okullarımız yaz dönemlerinde, mülkî amirlerinin izniyle çeşitli sosyal, kültürel ve sportif amaçlı faaliyetler için tahsis edilmekte olup, atıl kapasitesinin yaz döneminde de değerlenmesi sağlanmaktardır.

4. İlgi yazının ekindeki önergenin 4 üncü sorusunda ise, temel eğitim kurumlarında tatil dönemlerinde mülkî amirlerin izniyle açılan Kur'an Kursu sayısı sorulmaktadır.İlimizde yukarıda belirtilen tahsisin dışında başka bir kurumumuzda tahsis söz konusu değildir.

Bilgilerinize arz ederim.

Ömer Balıbey

Millî Eğitim Müdürü

7.-Denizli Milletvekili M. Kemal Aykurt'un 1991 seçimlerinden sonra bakanlık teftiş kurulunca bazı otoyol yüklenicilerine fazla ödeme yapıldığının tespiti üzerine yapılan işlemlere ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan'ın yazılı cevabı (7/1021)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Cevat Ayhan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda gereğini arz ederim.

Saygılarımla.

11.7.1996

Mustafa Kemal Aykurt

Denizli

ANAP döneminde otoyollarla ilgili usulsüzlüklerin ayyuka çıkması üzerine, 1991 Genel Seçimlerinden sonra Bayındırlık Bakanlığı Teftiş Kurulunca Bakanlık bünyesinden konunun uzmanı olan teknik elemanlardan müteşekkil geniş kapsamlı bir tetkik heyeti kurulmuş ve bu heyet iki seneye yakın bir zamanda hummalı bir araştırma ve soruşturma sonucunda, aşağıda belirtilen fazla ödeme yapılan işler ve işleri yapan firmaların varlığı tespit edilmiştir.

1. STFA -Kınalı Sakarya Otoyolu İnşaatı 122 Milyon Dolar fazla ödeme.

2. STFA-İstanbul Galata Köprüsü İnşaatı. 25 Milyon DM fazla ödeme.

3. DOĞUŞ-Edirne-Kınalı, Tarsus-Pozantı, Mersin-Toprakkale-İskenderun Otoyolu İnşaatları. 84.2 Milyon Dolar fazla ödeme, 43 Milyon Dolarda kur farkı olarak fazla ödeme.

4. ASTALDI-SPA -Çeşitli İşler Otoyolu. 33 Milyon Dolar fazla ödeme.

5. ENKA-BECHTEL-Gerede-Ankara Otoyolu. 108 Milyon Dolar fiyat farkı ve özel fiyatlar faslından fazla ödeme.

6. ENTES-BELFOUR-BEATTY -Kazancı-Gümüşova Otoyolu. 20 Milyon Dolar fazla ödeme.

7. BAYINDIRİNŞ. -İzmir-Aydın Otoyolu. 22 Milyon Dolar fazla ödeme.

Toplam :529.2 Milyon Dolar. 25 Milyon DM.

1. Geçen süre içerisinde Bayındırlık Bakanlığı Teftiş Kurulunca hazırlanan bu belge ve bilgiler bugüne kadar neden işlem görmemiştir?

2. Bundan sonra Bakanlığınız bu haksız ödemeler için ne gibi bir çalışma yapacaktır?

T. C.

Bayındırlık ve İskân Bakanlığı

Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği 6.9.1996

Sayı :B.09.0.BHİ.0.00.00.25/2-A/7016

Konu : Denizli Milletvekili Mustafa Kemal Aykurt'un Yazılı Soru Önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :T.B.M.M.'nin 16.7.1996 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-2677 sayılı yazısı. (7/1021)

İlgi yazı ilişiğinde alınan, Denizli Milletvekili Mustafa Kemal Aykurt'un Bakanlığımıza yönelttiği yazılı soru önergesi incelenmiştir.

Soru :ANAPdöneminde otoyollarla ilgili usulsüzlüklerin ayyuka çıkması üzerine, 1991 Genel Seçimlerinden sonra Bayındırlık Bakanlığı Teftiş Kurulunca Bakanlık bünyesinden konunun uzmanı teknik elemanlardan müteşekkil geniş kapsamlı bir tetkik heyeti kurulmuş ve bu heyet iki seneye yakın bir zamanda hummalı bir araştırma ve soruşturma sonucunda, aşağıda belirtilen fazla ödeme yapılan işler ve işleri yapan firmaların varlığı tespit edilmiştir.

1. STFA -Kınalı Sakarya Otoyolu İnşaatı 122 Milyon Dolar fazla ödeme.

2. STFA-İstanbul Galata Köprüsü İnşaatı. 25 Milyon DM fazla ödeme.

3. DOĞUŞ-Edirne-Kınalı, Tarsus-Pozantı, Mersin-Toprakkale-İskenderun Otoyolu İnşaatları. 84.3 Milyon Dolar fazla ödeme, 43 Milyon Dolarda kur farkı olarak fazla ödeme.

4. ASTALDI-SPA -Çeşitli İşler Otoyolu. 33 Milyon Dolar fazla ödeme.

5. ENKA-BECHTEL-Gerede-Ankara Otoyolu. 108 Milyon Dolar fiyat farkı ve özel fiyatlar faslından fazla ödeme.

6. ENTES-BELFOUR-BEATTY -Kazancı-Gümüşova Otoyolu. 20 Milyon Dolar fazla ödeme.

7. BAYINDIRİNŞ. -İzmir-Aydın Otoyolu. 22 Milyon Dolar fazla ödeme.

Toplam :529.2 Milyon Dolar. 25 Milyon DM.

-Geçen süre içerisinde Bayındırlık Bakanlığı Teftiş Kurulunca hazırlanan bu belge ve bilgiler bugüne kadar neden işlem görmemiştir?

-Bundan sonra Bakanlığınız bu haksız ödemeler için ne gibi bir çalışama yapacaktır?

Cevap :Yapımı devam eden ve yapımı tamamlanarak geçici veya kesin kabulü yapılıp, hizmete açılan otoyolu işlerinde Bakanlığımız Teftiş Kurulu Başkanlığına bağlı Bakanlık Müfettişlerince yapılan incelemeler ve Bakanlık Makamınca verilen talimatlar doğrultusunda işlem yapılmıştır.bakanlık Teftiş Kurulunca hazırlanan inceleme raporlarının bugüne kadar işlem görmediği yolundaki görüş gerçeği yansıtmayıp yapılan kesintiler ile ilgili işlemler aşağıda sıralanmıştır.

1. Kınalı-Sakarya Otoyolu (Kesim 1, 2, 3, 4) :

Yapımcı Firma :IGL-STFA Ortak Girişimi

Müfettiş raporunda yeni birim fiyat yapılmasının uygun görülmemesi sebebiyle kesinti yapılması istenen alt temel yeni birim fiyatı hakkında, Bakanlık Makamının 6.10.1995 tarihli yazısı talimatında yeni birim fiyat yapılmasının uygun olduğu belirtilmiştir.Alt temel yeni birim fiyatının ne şekilde yapılacağına ilişkin çalışmalar Karayolları Genel Müdürlüğünce sürdürülmektedir. yeni Birim Fiyatlarda işçilik ücretleri olarak müteahhitin işçilik ücretleri alınmıştır. İşçilik ve makina ücretleri ile ilgili olarak Bakanlık makamınca verilecek talimatla yeni birim fiyatlar sonuçlandırılacaktır. Kesinti yapılması kesinleştiğinde, söz konusu kesinti işin bitimi nedeniyle kesin hakediş düzenlendiğinde yapılacaktır. Kesin hakedişin miktarı, gereken kesintiler için yeterli olmadığı takdirde müteahhidin idarede bulunan kesin teminatından kesilecektir.

Ayrıca Kınalı-Sakarya Otoyolunda birim fiyatlara 3.5.1988 tarihli Ek Sözleşme No :3 ile %19.33 oranında zam yapılması konusunda Bakanlık Müfettişlerinin incelemesi sonucunda düzenlenen inceleme raporunda belirtilen fazla ödemenin Müteahhit firmadan tahsil edilmesine ilişkin bir hüküm yoktur. Konu ile ilgili, Hazine Müsteşarlığınca Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine 40.412.361 $ tutarında dava açılmış olup dava sürmektedir.

2. İstanbul Yeni Galata Köprüsü

Yapımcı Firma :STFA-Theyssen Ortak Girişimi

İş devam ederken Bakanlık makamının talimatları üzerine Bayındırlık ve İskân Bakanlığı müfettişlerince yapılan inceleme sonucunda verilen 4.3.1992 tarih ve RA.38/92-2, AYÇ-75/92-1, MD-1 sayılı rapora göre,

Sözleşme madde 59.2a'nın yanlış uygulanmasından 13 977 223,74 DM

Gemi çarpma kriterlerinin değişikliği nedeniyle 10 545 202,13 DM

Jet Groutung (Basınçlı Çimento Enjeksiyonu) uygulamasından 2 835 874,87 DM

Bu fazla ödemelerle ilgili yapılan fazla KDV ödemesi 3 639 576,53 DM

olmak üzere toplam 30 997 877,27 DM

fazla ödeme yapıldığının tespiti ve söz konusu raporun üst kurullarca da uygun görülerek bakan tarafından onaylanması üzerine 5.12.1992 tarihli Olur'a istinaden bu fazla ödenen paranın, Müteahhit hakedişlerinden % 20 kesinti yapılarak geri alınması cihetine gidilmiştir. Müteahhit hakedişlerinden toplam 4 653 312,49 DMkesinti yapılmıştır.

Ayrıca İdarenin elindeki,

İhtiyat kesintisi tutarı :2 189 121,13 DM

Kesin Teminat Mektubu :5 269 922,96 DM. dir. (Firma bu mektuplara ihtiyati tedbir kararı koydurmuştur.)

1. Hakem Davası :

Müteahhit hakedişlerinden % 20 kesinti yapılması üzerine Müteahhit Sözleşmenin 67 nci maddesine istinaden 59.2a maddesinin uygulanması ile ilgili 13 977 223,74 DM fazla ödeme konusunda Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine tahkim davası açtığını 7.4.1992 tarihli yazısı ile bildirilmiştir.

Hakem Kurulu konuyu incelemiş ve 11.2.1993 tarihli hakem kurulu kararında İdarenin aleyhine ikiye bir çoğunlukla karar almıştır.

Hakem Kurulu Kararı temyiz edilmiş ve Karar Yargıtay 15 inci Hukuk Dairesinin 1993/1381 No.lu kararı ile İdare lehine bozulmuştur.

Ancak Yargıtay kararının çıkması üzerine, İdare alacağının hakedişlerin %20'si kesilerek mahsul edilmesinden vazgeçilmiş ve Müteahhitten sözkonusu bedelleri nakden yatırması veya eşdeğer teminat mektubu vermesi talep edilmiştir.Ancak müteahhit, konunun hukuken kesinleşmediğini iddia ederek teminat mektubu vermeyi reddetmiş, bu durumda idare düzenlenen hakedişlerin tamamını mahsup ederek hakediş ödemelerini durdurmuştur. Bunun sonucunda Müteahhit nakit yokluğunu ileri sürerek faaliyetlerini durdurmuştur.

Söz konusu dava, teşkil edilen Yeni Hakem Kurulunca tekrar incelenmiş ve Hakem Kurulu Yargıtayın bozma kararına 2'ye 1 oyla direnme kararı almıştır.

İdare 2. Hakem Kurulunun Kararını temyiz etmiş Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Hakem Kararı İdare lehine bozulmuştur.

2. Hakem Davası :

Müteahhit, Müfettiş Raporlarına göre İdare alacağının 2.Bölümünü teşkil eden 17 020 653,53 DM tutarındaki Jet Grouting, Gemi Çarpması ve KDV ödemelerini de içine alan toplam 111 545 000 DM'lik talep ve iddiaları konusunda da yine sözleşmenin 67 nci maddesi uyarınca idare aleyhine tahkim davası açmıştır. Davada, Hakem Kuruluna seçilen hakemlere yapılan karşılıklı itirazlar nedeniyle hakem heyeti henüz teşekkül etmemiştir. Halen, konu, Müteahhidin idare tarafından seçilen hakeme yaptığı itirazın mahkeme tarafından sonuçlandırılması aşamasındadır.

Müteahhidin Temerrüdü :

Müteahhit, bu süre içinde İdarenin çeşitli tarihlerdeki uyarılarına rağmen kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını gerekçe göstererek kusurlu ve eksik işleri işin bitimi tarihi olan 29.10.1993 tarihine kadar bitirmediğinden, yapım sözleşmesinin 63 üncü maddesine göre (Temerrüd) uygulama yapılması konusunda, 26.4.1995 tarih ve 1207 sayılı Bakan Olur'u alınmış ve Müteahhide 2.5.1995 tarihinde Noterlikten ihtarname çekilmiştir.

Eksik ve kusurlu işlerin Müteahhitin nam ve hesabına başka bir Müteahhit marifetiyle yaptırılması için 7.7.1995 tarihinde Bakan Olur'u alınmıştır.Eksik kusurlu işlerin başka bir Müteahhide yaptırılması ile ilgili hazırlıklar devam ederken Müteahhitin bazı yazılı itirazlarının incelenmesi konusunda Bakanlık Makamının talimatı üzerine, ihale tarihi; 29.9.19995 tarih ve 2502 sayılı Genel Müdürlük yazısı ile belirlenen tarihten 1 ay sonraya, daha sonra İller Bankası Genel Müdürlüğünün 27.10.1995 tarih ve 2631 sayılı yazısından bu işe ödenek tahsis edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine ise 27.10.1995 tarih ve 2638 sayılı Genel Müdürlük yazısı ile, iç kaynakla ilgili sorun halledilinceye kadar ertelenmiştir.

İç kaynakla ilgili sorunun çözülmesi konusunda gerek İller Bankası Genel Müdürlüğü gerekse İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı nezdinde girişimlerde bulunulmuş olup cevap beklenmektedir.

Yapımcı firmalar tarafından hakeme götürülen ve mahkemeye dava açılan yeni birim fiyatlarla ilgili olarak Hakem ve Mahkeme kararları sonuçlandırıldığında gerekli işlem yapılacaktır. Ayrıca yine benzer durumda olan yeni birim fiyatların durumu da bu sonuçlara göre yeniden değerlendirilebilecektir.

3. Edirne-Kınalı Otoyolu :

Yapımcı Firma Doğuş İnş. ve Tic. A.Ş.

Müfettiş raporlarına göre yeni birim fiyatlarla ilgili olarak yapılacak kesinti işin bitimi nedeniyle kesin hakediş düzenlendiğinde yapılacaktır. Kesin kalan miktar, müteahhidin idarede bulunan kesin teminatından kesilecektir.Bununla ilgili olarak Müteahhit 6 ncı Asliye Ticaret Mahkemesine ihtiyatı tedbir kararı için müracaat etmiş olup, söz konusu mahkeme ihtiyatı tedbir kararını red etmiştir.Ancak Müteahhit kesintilerle ilgili olarak sözleşmenin 67 nci maddesine göre hakeme gitmiştir. Tahkim süreci devam etmektedir.

Ayrıca ikinci bir Müfettiş inceleme raporuna göre 616 762,74 $ finansman masrafı, 941 467,26 $ yasal kesinti kaybı olmak üzere toplam 1 558 230 $ Müteahhit hakedişlerinden kesilmiştir.

Müteahhit firma, sözleşmenin 67.3. maddesine göre hakeme gitmiştir. Dava Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine sonuçlanmıştır. Söz konusu dava ile ilgili olarak İdare temyize gitmiştir.

Tarsus Ayr. -Pozantı - Mersin Otoyolu :

Yapımcı Firma :Doğuş İnş. ve Tic. A. Ş.

Yeni birim fiyatlarla ilgili olarak, Müteahhit hakedişinden kesinti yapılacağı sırada yapımcı firma Ankara 8 inci Asliye Ticaret Mahkemesine başvururak ihtiyatı tedbir kararı aldırtmıştır. Yapımcı firma söz konusu birim fiyatlarla ilgili olarak Mahkemeye müracaat ederek dava açmıştır. Dava sürmektedir.

(Tarsus-Pozantı) Ayr. -Adana-Toprakkale-Gaziantep Otoyolu :

Yapımcı Firma :Tekfen -İmpresit Ortak Girişimi

Yeni birim fiyatlarla ilgili olarak Karayolları Genel Müdürlüğünce Müteahhit hakedişinden toplam 6 416 497 ABD Doları kesilmiştir. Ancak, Yapımcı Firma Ankara 8 inci Asliye Ticaret Mahkemesine başvurarak ihtiyati tedbir kararı aldırtmış olduğundan daha sonraki hakedişlerde kesinti yapılmamıştır. Yapımcı firma söz konusu birim fiyatlar için sözleşmenin 67 nci maddesine göre hakeme gitmiştir. Tahkim süreci devam etmektedir.

4. Gümüşova -Gerede Otoyolu :

Yapımcı Firma :Astaldi S. P. A.

Yeni birim fiyatlarla ilgili olarak Müteahhit hakedişinden 252 974 ABD Doları kesinti yapılmıştır.

Müfettiş Raporunda yeni birim fiyat yapılmasının uygun görülmemesi sebebiyle kesinti yapılması istenen alt temel yeni birim fiyatı hakkında Bakanlık Makamının 6.10.1995 tarihli yazısı talimatına istinaden, yapılan inceleme sonucunda yeni birim fiyatın yapılmasının hukuken uygun görülmesi üzerine yeni birim fiyat teşkili ile ilgili çalışmalar sürdürülmektedir.

Ayrıca ikinci bir Müfettiş inceleme raporuna göre; 50 624 541 ABDDoları tutarındaki avansın ödenmesi sözleşme hükümlerine göre uygun görülmediğinden 2 887 503 ABDDoları finansman masrafının Müteahhitten kesilmesi istenmiştir. Bu kesinti Müteahhit hakedişlerinden yapılmıştır. Yapımcı firma bu kesinti nedeniyle sözleşmenin 67.3 maddesine göre hakeme gitmiştir. Hakemler Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine karar vermiştir. İdare söz konusu dava ile ilgili temyize gitmiştir.

5. Gerede -Ankara ve Ankara Çevre Otoyolu :

Yapımcı Firma :Enka-Bechtel Ortak Girişimi

Yeni birim fiyatlarla ilgili olarak, Karayolları Genel Müdürlüğünce, Müteahhit hakedişlerinden ilk taksit olarak toplam 4 050 873,89 ABDDoları kesilmiştir.Ancak yapımcı firma Ankara 8 inci Asliye Ticaret Mahkemesine başvururak ihtiyati tedbir kararı aldırtmış olduğundan daha sonraki hakedişlerde kesinti yapılamamıştır.

Yapımcı firma sözleşmenin 67 nci maddesine göre söz konusu fiyatlar için hakeme gitmiştir. Tahkim süreci devam etmektedir.

Ayrıca müfettiş Raporunda yeni birim fiyat yapılmasının uygun görülmemesi sebebiyle kesinti yapılması istenen alt temel yeni birim fiyatı hakkında, Bakanlık Makamının 6.10.1995 tarihli yazısı talimatına istinaden, yapılan inceleme sonucunda yeni birim fiyatın yapılmasının hukuken uygun görülmesi üzerine yeni birim fiyat teşkili ile ilgili çalışmalar sürdürülmektedir.

6. Kazancı -Gümüşova Otoyolu :

Yapımcı Firma :Balfour -Beatty-Entes Ort. Gir.

Müfettiş raporuna göre yeni birim fiyatlarla ilgili olarak yapılacak kesinti işin bitimi nedeniyle kesin hakediş düzenlendiğinde yapılacaktır. Kesin hakedişin miktarı gereken kesintiler için yeterli olmadığı takdirde geri kalan miktar Müteahhidin İdarede bulunan kesin teminatından kesilecektir.Ancak yapımcı firma sözleşmenin 67 nci maddesine göre hakeme gitmiştir. Tahkim süreci devam etmektedir.

7. İzmir-Urla-Çeşme Otoyolu :

Bayındır İnş. Tur. Tic. ve San. A. Ş.

Müfettiş raporuna göre 3 adet yeni birim fiyat yeniden düzenlenerek, Müteahhit hakedişinden buna göre gerekli kesintiler yapılmıştır.

İzmir Çevreyolu -Aydın Otoyolu :

Yapımcı Firma :Kutlutaş -Dilligham Ortak Girişimi

Yeni birim fiyatlarla ilgili olarak Müteahhit hakedişinden kesinti yapılacağı, sırada yapımcı firma Ankara 8 inci Asliye Ticaret Mahkemesine başvurarak ihtiyati tedbir kararı aldırtmıştır.

Yapımcı firma söz konusu birim fiyatlar için sözleşmenin 67 nci maddesine göre hakeme gitmiştir. Tahkim süreci devam etmektedir.

Ayrıca işin 1990 yılı ödeneğinin bir bölümünün 1991 yılına aktarılması ile ilgili olarak düzenlenen Müfettiş İnceleme Raporuna göre hakedişlerde, toplam 9 624 557,19 $ kesilmiştir.Ancak Müteahhit Firmanın itirazı üzerine, Danıştay 2 nci Dairesinin Kararı, Danıştay İdarî İşler Kurulunun Kararı ile onaylanarak gerek süre uzatımı verilmesinde gerekse ödenek aktarımı yapılmasında herhangi bir uygunsuzluk bulunmadığı gibi, olayda İdarenin zarara uğratılmasının söz konusu olmadığı belirtilmiştir. Bakanlık Makamının 30.5.1996 gün ve 1846 sayılı Olur'u ile de söz konusu kesinti Müteahhit firmaya iade edilmiştir.

Yukarıda açıklanan kesintilerle ilgili davalar sonuçlandığında gereken işlemler yapılacaktır.

Bilgi ve gereğini arz ederim.

Cevat Ayhan

Bayındırlık ve İskân Bakanı

8. -Adana Milletvekili Erol Çevikçe'nin, ithal edilen Hindistan menşeli hastalıklı buğdayın akibetine ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin yazılı cevabı (7/1026)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Yanlış ithal politikası yüzünden Türk çiftçisini ve tarımını çok büyük sıkıntıyla karşı karşıya bırakacak, aşağıdaki sorularımın, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını saygı ile arz ederim.

Erol Çevikçe

Adana

Sorular :

1. Uno Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. Mersin Limanına gelen Hindistan Menşe'li 14 970 ton etmeklik buğdayın 6968 sayılı Yasa gereği kontrolü için, 29.3.1996 taihinde Mersin Ziraî Karantina Müdürlüğüne başvuruda bulunmuş, aynı gün yapılan muayene ve alınan numunelerin Adana Ziraî Mücadele ve Araştırma Enstitüsü Labaratuarlarında yapılan analizi sonucu Hindistan Sürmesi (Tilletia İndicamit) hastalığı ile bulaşık olduğu tespit edilerek... 6968 sayılı Ziraî Mücadele ve Ziraî Karantina Kanununun 3 üncü maddesine dayanılarak çıkartılan Ziraî Karantina Yönetmeliğinin EK 1. ithale mani teşkil eden organizmalar listesinde bulunmasından dolayı Ziraî karantina'ya tabidir ve bu hastalıklarla bulaşık ürünlerin yurdumuza girişi yasaktır. 3.4.1996 tarihinde alınan analiz sonuçları Bakanlığa intikal ettirilmiş olup, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünün telefon talimatları üzerine 29.3.1996-3.4.1996 tarihleri arasında gemiye demorej ödenmemesi için firmadan noter taahhüdü alınarak, 14 970 ton hastalıklı buğday Osmanlı Bankası'nın Mersin'deki 11A, 11B, 12A, 12B, 23A, 23B nolu antrepolarına boşalttırılmış ve mühür altına alınarak, analiz sonuçları alındıktan sonra UNO firmasına taahhütlerinin gereğini yapmaları için yazı yazılmış ve yurt dışına buğdayın geri gönderilme işlemine başlamaları istenmiştir.

a) Antrepolara boşaltılarak, mühür altına alınan Sürmeli Buğdayın akibeti nedir?

b) Yurt dışına geri gönderilme işlemine ne zaman başlanılacaktır?

2. 10.5.1996 tarihinde Ferla Dış Tic. Paz. Ltd. Şti. Mersin Ziraî Karantina Müdürlüğüne müracaat ederek Hindistan'dan getirdiği 5 650 ton buğdayın kontrolünü talep etmiş, yapılan kontrol ve laboratuar analizi sonucunda Tilletia İndica Mit. (Hindistan Sürmesi) ile bulaşık olduğundan yurda giremeyeceği firmaya 13.5.1996 tarih 8/3115 sayılı yazı ile bildirilmiş, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bilgi verilmiştir.

a) Yurda giremeyeceği 13.5.1996 tarih 8/3115 sayılı yazı ile bildirilmesine, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bilgi verilmesine rağmen, 5 650 ton Hindistan Sürmesi hastalıklı buğday yüklü geminin durumu nedir?

3. 14.5.1996 tarihinde Ferla Dış Tic. Paz. Ltd. Şti. bu defa 20 970 ton Hindistan buğdayının kontrolünü talep etmiş ve bu buğdayda TİLLETİAİNDİCAMİT ile bulaşık olduğu analiz sonucu tespit edildiğinden, 15.5.1996 tarih 8/A/3118 sayılı yazı ile buğdayın ithalatının yapılamayacağı bildirilmiştir.

a) 15.5.1996 tarih 8/A/3118 sayılı yazı ile 20 970 ton Hindistan Sürmesi hastalıklı buğdayın ithalatı yapıldı mı?

b) 14 970 ton Hindistan Sürmesi hastalıklı buğday ithal etmek isteyen, UNOGıda San. ve Tic. Ltd. Şti, ile 26 620 ton Hindistan Sürmesi hastalıklı buğday ithal etmek isteyen, Ferla Dış Tic. Ltd. Şti. hakkında soruşturma açtırdınız mı? Bu şirketler hakkında ne gibi yasal işlem yaptınız?

T. C.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı

Araştırma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 29.8.1996

Sayı :KDD-G-4-2097-57892

Konu : İthal Edilen Buğdayla İlgili Soru Önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 23.7.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1026-2661/7252 sayılı yazınız.

İlgide tarih ve sayısı kayıtlı yazınız ekinde gönderilen Adana Milletvekili Sayın Erol Çevikçe'ye ait soru önergesi incelenmiş olup konu ile ilgili görüşlerimiz aşağıda belirtilmiştir.

Uno Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin Mersin Limanına gelen 14 970 ton Hindistan Menşe'li buğdayda Ankara, Adana, İzmir Zıraî Mücadele Araştırma Enstitülerince, Bornova ve Adana Ziraat Fakültelerince teyit edilen analizlerde Hindistan Sürmesi (Tilletia İndica Mit) hastalık etmeni tespit edilmiştir.Analizler yapıldığı sürece gemiye demoraj ödenmemesi için, firmadan taahhüt alınarak, Osmanlı Bankasının depolarına boşalttırılması için Bakanlığımız Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünce talimat verilmiştir.

Adı geçen firma, 12.4.1996 tarihinde Bakanlığımıza müracaat ederek, ürünün Ziraî Karantina Müdürlüğünün denetiminde ülkemiz tarımına zarar vermiyecek şekilde ilaçlanarak kendilerine verilmesi talebinde bulunmuşlardır.

Bakanlığımızın 17.4.1996 tarih ve 761 sayılı yazısıyla, bunun Kanunen mümkün olamayacağı firmaya bildirilmiştir. Ayrıca, 23.5.1996 tarih ve 1012 sayılı yazımızla; geçici olarak depolanan malın acilen boşaltılması, boşalttıktan sonra deponun teknik olarak dezenfekte edilmesi ve İçel Ziraî Karantina Müdürlüğüne müracaat edilmesi konusunda firmaya talimat verilmiştir.

İçel Ziraî Karantina Müdürlüğünün 28.5.1996 tarih ve 3298 sayılı yazısında; Müdürlüklerince firmaya iki kez uyarı yapılmasına rağmen, herhangi bir işlemin yapılmadığı belirtilmiştir.

Bakanlığımız Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünün 19.6.1996 tarih ve 1218 sayılı yazısıyla firmaya; depolanan malın 1 Temmuz 1996 tarihine kadar boşaltılması aksi takdirde ürünün ya imha edileceği yada ülkesine iade edileceği talimatı verilmiştir. Firmaca henüz bir işlem yapılmamıştır. Ancak bilahare Uno firmasının, depoda bekletilen buğday için bir başka ülkeye ihraç talebi olduğundan sonuç beklenmekte, makul süre içinde ihraç edilmediği takdirde 6968 sayılı Kanun ve bağlı Ziraî Karantina Yönetmeliği gereğince işlem yapılacaktır.

Diğer taraftan Ferla Dış Tic. Paz. Ltd. Şti.'nin Hindistan'dan ithal etmek istediği 5 650 ton Hindistan Sürmesi hastalıklı buğday yüklü gemi Mersin Limanında açıkta beklemekte, Bakanlığımızca ürünün girişine izin verilmemektedir. Aynı firmaya ait 20 970 tonluk hastalıklı buğdayın girişine de Bakanlığımızca ithal izni verilmemektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

Musa Demirci

Tarım ve Köyişleri Bakanı

9. -İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş'ın, Esenyurt Belediyesi alanı içerisindeki bazı mahallelerin mevzuata aykırı olarak Kıraç Belde Belediyesine bağlandığı iddiasına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan'ın yazılı cevabı (7/1056)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda yer alan sorularımın Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Ercan Karakaş

İstanbul

İstanbul Esenyurt Belediyesi alanı içerisinde yer alan ve içerisinde Esenkent, Boğazköy toplu konut projelerinin de bulunduğu bazı mahalleler sizden önceki ANAP'lı Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından Kıraç Belde Belediyesine bağlanmış bulunuyor.

Bu partizanca uygulamanın ANAP'lı Kıraç Belediye Başkanı Sonnur Yalnızoğlu'nu bile şaşırtmış olduğu anlaşılıyor. Basında yer alan haberlere göre Kıraç Belediye Başkanı "Biz biz mahalleye talip olmuştuk, ama yukarısı daha fazlasını vermiş" demektedir.

26 Haziran 1996 da yapılan bu işlem yürürlükteki mevzuata da uymamaktadır. Çünkü Esenyurt Beldesinden alınarak Kıraç beldesine bağlanan mahallelerde halk oylamasına gidilmemiştir.

Sorular :

1. Partizanlık örneği olduğu açık olan ve yasalara aykırı bu işlem hangi gerekçelere dayanarak gerçekleştirilmiştir?

2. Yasalara aykırı böyle bir işlemin iptali hakkında herhangi bir talimatınız oldu mu? Olmadıysa bu işlemin iptali konusunda gerekli olanı yapmayı düşünüyor musunuz?

3. Yasalara aykırı uygulama yapanlar hakkında soruşturma başlatacak mısınız?

T. C.

Bayındırlık ve İskân Bakanlığı

Basın ve Halkla İlişkiler

Müşavirliği 10.9.1996

Sayı :B.09.0.BHİ.0.00.00.25/2-A/7064

Konu : İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş'ın Yazılı Soru Önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :T.B.M.M.'nin 25.7.1996 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1056-2749/7506 sayılı yazısı.

İlgi yazı ilişiğinde alınan, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş'ın Bakanlığımıza yönelttiği yazılı soru önergesi incelenmiştir.

Soru : İstanbul Esenyurt Belediyesi alanı içerisinde yer alan ve içerisinde Esenkent Boğazköy toplu konut projelerinin de bulunduğu bazı mahalleler sizden önceki ANAP'lı Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından Kıraç Belde Belediyesine bağlanmış bulunuyor.

Bu partizanca uygulamanın ANAP'lı Kıraç Belediye Başkanı Sonnur Yalnızoğlu'nu bile şaşırtmış olduğu anlaşılıyor. Basında yer alan haberlere göre Kıraç BelediyeBaşkanı "Biz bir mahalleye talip olmuştuk, ama yukarısı daha fazlasını vermiş" demektedir.

26 Haziran 1996'da yapılan bu işlem yürürlükteki mevzuata da uymamaktadır. Çünkü Esenyurt Beldesinden alınarak Kıraç beldesine bağlanan mahallelerde halk oylamasına gidilmemiştir.

1. Partizanlık örneği olduğu açık olan ve yasalara aykırı bu işlem hangi gerekçelere dayanarak gerçekleştirilmiştir.

2. Yasalara aykırı böyle bir işlemin iptali hakkında herhangi bir talimatınız oldu mu? Olmadıysa bu işlemin iptali konusunda gerekli olanı yapmayı düşünüyor musunuz?

3. Yasalara aykırı uygulama yapanlar hakkında soruşturma başlatacak mısınız?

Cevap :Konu ile ilgili olarak Kıraç Belediye Başkanlığının 12.4.1996 gün ve 318 sayılı yazısı ve ekindeki Belediye Meclis Kararı (EK-1) ile Esenyurt Belediyesi mücavir alanında bulunan Hoşdere Köyünün Kıraç Belediyesi mücavir alanına verilmesi talep edilmiş ve Bakanlık Makamının tensipleri uyarınca 25.6.1996 günlü Makam Olur'u ile (EK-2) Hoşdere Köyüne ait alanlar (Kapadık ve Taşağıl çiftlikleri dahil) Esenyurt Belediyesi mücavir alanından çıkarılarak Kıraç Belediyesi mücavir alanına re'sen bağlanmıştır.

Hoşdere Köyü Muhtarlığının 6.7.1996 gün ve 1996-3 sayılı Kıraç Belediye Başkanlığına hitaplı yazıları (EK-3) ve eki Hoşdere Köy İhtiyar heyetinin 6.7.1996 gün ve 1996-7 sayılı kararı (EK-4) ile Kıraç Belediyesi mücavir alanına bağlanmayı oy birliği ile kabul ettiklerini belirtmişlerdir. Ayrıca, Hoşdere Köylüleri adına Şevket Kocaman ve 23 arkadışının imzaladığı ve Kıraç Belediyesi mücavir alanına bağlanmalarına ilişkin memnuniyetlerini belirten dilekçeleri bulunmaktadır.

Bilindiği üzere, 3194 sayılı İmar Kanununun 45 inci maddesinde mücavir alanlar "İmar Mevzuatı bakımından Belediyelerin Kontrol ve Mesuliyeti Altına verilmiş alan" olarak tanımlanmaktadır. Yine aynı maddede "ilgili idare" tanımı altında Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde, Belediye dışında da Valilikler olduğu belirtilerek imar açısından sorumlu iki ayrı idarenin varlığı kabul edilmektedir. Bu doğrultuda Belediye sınırları dışında kalan alanlar imar faaliyetlerinden sorumlu olan idareyi ve mücavir alanların sınırlarını belirleme görevi Bakanlığımıza verilmiş bulunmaktadır.

Bu çerçevede, Bakanlığımızca 26.6.1996 tarihinde 3194 sayılı İmar Kanununun 45 inci maddesi çerçevesinde işlem yapılmıştır.

Bilgi ve gereğini arz ederim.

Cevat Ayhan

Bayındırlık ve İskân Bakanı

10.-Afyon Milletvekili İbrahim Özsoy'un, organize sanayi bölgesindeki kuruluşların ÇET raporu almadaki zorluklara ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Yalım Erez'in yazılı cevabı (7/1060)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun yazılı olarak Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Yalım Erez tarafından cevaplandırılmasına delaletlerinizi arz ederim.

Saygılarımla.

Dr. H. İbrahim Özsoy

Afyon

Organize sanayi bölgesindeki kuruluşların işletmeye açılması için ÇET raporu istendiği bilinmektedir.

1. Organize sanayi bölgesi ayrıcalıklı ve tahsisli bir saha olması nedeniyle ÇET raporu organize sanayi bölgesinin tümüne birden neden alınmamaktadır?

Her kuruluş bu ÇET raporunu alabilmek için hem zaman hemde maddî kayba sebep olunduğu bilindiği halde uygulama niçin devam etmektedir?

T. C.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı

Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği 3.9.1996

Sayı :B.140.BHİ.01/240

Konu :Yazılı Soru Önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :25.7.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1060-2760/7525 sayılı yazınız.

Afyon Milletvekili İbrahim Özsoy'un Organize Sanayi Bölgesindeki kuruluşların ÇEDraporu almadaki zorluklarına ilişkin olarak tarafımdan cevaplandırılmasını istediği yazılı soru önergesiyle ilgili cevabımız ekte takdim edilmiştir.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Yalım Erez

Sanayi ve Ticaret Bakanı

Afyon Milletvekili İbrahim Özsoy'un Yazılı Sorularına Cevaplarımız

Cevap 1 :

Organize Sanayi Bölgelerinde; kurulacak sanayi türleri yer seçimi yada kamulaştırma aşamasında belli olmamaktadır. Ancak altyapı (içme suyu, kanalizasyon, yağmur suyu, yol, AG-OG şebekesi, telekomünikasyon) inşaatları belli bir seviyeye geldikten sonra arsa tahsisleri başlamakta ve çeşitli sektörlerde yer alan orta ölçekli endüstriyel kuruluşlar için arsa tahsisi ve satış işlemi yapılmaktadır.

Çevre Bakanlığınca ÇED Raporunun; 7.2.1993 tarih ve 21489 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde, ÇED Raporu gerektiren sanayi türleri için faaliyet yerine göre hazırlatılması istenmektedir. Bu itibarla karma Organize Sanayi Bölgesinin tümü için hazırlatılması mümkün olamamaktadır. Ancak İhtisas Organize Sanayi Bölgelerinde faaliyet yeri ve şeklinin belli olması nedeniyle Organize Sanayi Bölgesinin tümü için ÇED Raporu hazırlatılmaktadır. Deri İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri gibi.

Cevap 2 :

Çevre Bakanlığınca ÇED Raporunun yukarıda adı geçen yönetmelik hükümlerine göre hazırlatılması istendiğinden sanayi kuruluşlarının zaman ve maddî kayba katlanmaları gerekmektedir.

11. -Adıyaman Milletvekili Celal Topkan'ın, sağlık mensupları ile öğretmenlerin ücretlerine artış yapılmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1068)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki soruların Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygı ile arz ederim.

Celal Topkan

Adıyaman

1. Askerî personel, yargı mensupları ve de emniyet mensupları için ek ücret artışı amacıyla ayrıca çalışmalar yaptığınızı, bu çalışmalar sonrasında adı geçen kuruluş çalışanları için yeni düzenlemeler yapılarak maaşlarını artırmayı düşündüğünüzü kamuoyuna açıkladınız.

Yavrularımızın eğitim ve öğretimiyle uğraşan, eğitmek ve öğretmek gibi dünyanın en zor, en cefalı ve ne de en onurlu görevini yapan, insanlığın gelişiminin mimarları olan öğretmenler için de aynı şekilde bir düzenleme ve ücret artışı yapmayı düşünüyor musunuz?

2. Türkiye'nin en ücra köşeleri dahil olmak üzere, her türlü zor koşullarda insanları sağlıklı yaşatmak gibi zor; zor olduğu kadar da onurlu olan, geleceğin sağlıklı nesillerinin yetişmesi amacıyla gece ve gündüz demeden 24 saat görev yapan sağlık mensupları için de aynı düzenlemeleri yaparak ücretlerinde artışlar yapmayı düşünüyor musunuz?

T. C.

Devlet Bakanlığı 2.9.1996

Sayı :B.02.0.0010/00371

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 26.7.1996 tarih ve A.01.0.GNS. 0.10.00.02-7/1068-2793/7641 sayılı yazısı.

b) Başbakanlık Kan. ve Kar. Gen. Müd.'nün 1.8.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-363-7/3366 sayılı yazısı.

Adıyaman Milletvekili Sayın Celal Topkan'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

Devlet Bakanı

T. C.

Maliye Bakanlığı

Bütçe ve Malî Kontrol Genel Müdürlüğü 22.8.1996

Sayı :B.07.0.BMK.0.11.013/600-16979

Konu :Yazılı Soru Önergesi.

Devlet Bakanlığına

(Sayın Lütfü Esengün)

İlgi :Devlet Bakanlığının 5.8.1996 tarih ve B.02.0.00.10/00167 sayılı yazıları.

Adıyaman Milletvekili Sayın Celal Topkan'ın yazılı soru önergesinde yer alan soruya ait cevap aşağıda sunulmuştur.

Bilindiği üzere bazı kamu görevlilerinin maaşlarında iyileştirmeler yapılması amacıyla hazırlanan "Kamu Personeli ile Emeklilerin Malî, Sosyal ve Diğer Haklarında Düzenlemeler Yapılmasına Dair Yetki Kanunu Tasarısı" Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilmiş, ancak kanun Sayın Cumhurbaşkanı tarafından tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderilmiştir.

Bu itibarla öncelikle yetki kanununun Anayasanın 89 uncu maddesi hükmü gereğince Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesi gerekmektedir. Kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisince görüşülerek tekrar uygun bulunması halinde, çıkarılacak Kanun Hükmünde Kararnamelerle bazı kamu personelinin maaşlarında ilave iyileştirmeler yapılması sağlanacaktır. Ancak yapılacak iyileştirmelerin, hangi meslek gruplarını kapsayacağı konusunda henüz alınmış bir karar bulunmamaktadır.

Bilgilerine arz olunur.

Doç. Dr. Abdüllatif Şener

Maliye Bakanı

12.-Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz'in, Toprak Mahsulleri Ofisince satın alınan ürünlerin bedellerinin ödenme zamanına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin yazılı cevabı (7/1072)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Tarım ve Köyişleri Bakın Sayın Musa Demirci tarafından yazılı cevaplandırılmasına aracılığınızı saygılarımla arz ederim. 19.7.1996

Nezir Büyükcengiz

Konya

Soru :

Bilindiği gibi Temmuz ayı baştan sona Anadolu'da hububat hasatının yapıldığı günlerdir.

Hububat üreticisi peşin ödeme yapılacak vaadlerine inanarak Toprak Mahsülleri Ofisine teslim ettiği buğday ve arpa ürünlerinin bedellerini en erken 15 günde alabilmektedir. Yer yer bu süre daha da uzamaktadır. Toprak Mahsülleri Ofisinin satın aldığı ürün bedellerini üreticinin ürününü teslim aldığı anda ödemesi hususunda bir önleminiz var mıdır? Varsa bu uygulamaya ne zaman başlayacaksınız?

T. C.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı

Araştırma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 29.8.1996

Sayı :KDD-BŞV.2.02/2098-57893

Konu : Ürün Bedelleri ve Geçici İşçiler.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 26.7.1996 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02.2942 sayılı yazınız ile bila tarih ve 19.7.1996 tarih ve 7/1072-2797 sayılı ekleri.

Konya Milletvekili Sayın Nezir Büyükcengiz cevaplandırılması isteğiyle, ilgi yazınız ekinde Bakanlığımıza yönelttikleri sorularla ilgili bilgiler aşağıya çıkarılmıştır:

Soru :Toprak Mahsülleri Ofisi'ne yapılan hububat teslimlerinde, ürün bedelleri teslimden en erken 15 gün sonra ödenebilmektedir.Ödemelerin teslim tarihinde yapılması yönündeki uygulamalara, ne zaman başlanacaktır?

Nezir Büyükcengiz

Konya

Cevap :Hububat ve diğer ürünlerle ilgili ürün alım bedelleri, Bakanlığımızın imkânları ölçüsünde Toprak Mahsulleri Ofisi'nce ödenmektedir. 9.8.1996 tarihi itibariyle satın alınan ürünlerin karşılığı olarak, Toprak Mahsulleri Ofisi'nden üreticilere toplam 10 702 482 000 TL. ödenmiştir. Daha ödenmesi gereken borç miktarı ise, 8 997 625 000 TL. dir.

Bakanlığımızca Toprak Mahsulleri Ofisi kanalıyla 1996-97 alım kampanyası sonuna kadar 6.1 trilyon TL. tutarında ilave alım yapılacaktır. Mevcut borçların da ilavesiyle kampanya dönemi sonuna kadar ihtiyaç duyulacak nakit miktarı, 15 trilyon TL. olarak hesaplanmaktadır.

15.10.1995 tarih ve 22434 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "1996 yılı Genel Yatırım ve Finansman Programı Kararnamesi'nde" kuruluşumuza herhangi bir aktarım öngörülmemiştir.Üreticilere olan borcumuzun ödenebilmesi ve 1996 yılı ürün alımlarının yapılabilmesi için, T. C. Merkez Bankası'ndan söz konusu kararnamenin 6 ncı maddesine istinaden kullanılabilecek reeskont kaynaklı kredi limitinin bildirilmesi istenmiş, ancak olumlu yanıt alınamamıştır.

Bunun dışında, 9.6.1996 tarih ve 22661 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Hububat Ürünü Destekleme Alım ve Satımı Hakkındaki Kararname"nin 6 ncı ve 15 inci maddeleri gereğince, Bakanlığımızın ihtiyaç duyduğu toplam 15 trilyon TL. kaynağın bir an önce aktarılması için, hazineden sorumlu Devlet Bakanlığından yazılı istemde bulunulmuştur. 7,9 trilyon TL. hemen ödenmesi gereken üretici borcu olan bu kaynağın, bakanlığımıza aktarılamaması halinde, nereden ve ne şekilde karşılanacağı konusunda da ilgili bakanlıkça bakanlığımızın bilgilendirilmesi istenmiş olup, henüz cevap alınamamıştır.

Bakanlığımız, üreticilerin ürün bedellerinin acilen ödenmesi konusunda ihtiyaç duyulan kaynağın aktarımı için, Hazine Müsteşarlığı nezdindeki girişimlerini sürdürmektedir. Bu konudaki gelişmelerin seyrine göre, alacaklı üreticilerine ürün bedellerinin ödenmesi, erken veya geç olabilecektir.

Soru : İzmir-Menemen Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde, 1996 yılında çalışan mevsimlik işçiler, haftasonu tatil ücretlerinin engellenmesi amacıyla, haftada beş yerine dört gün çalıştırılmışlardır.Ortaya çıkan işgücü açığı, dışardan getirilen düşük ücretli ve sigortasız işçilerle kapatılmaya çalışılmıştır. Bu haksız uygulamayı önlemek için, işyerine gelen yetkili sendika müdürü, saldırıya uğramış ve işyerine alınmamıştır. Sendika temsilcisini işyerine almayan işyeri yöneticisi hakkındaki yasal uygulamalarınız neler olacaktır?

Ali Rıza Bodur

İzmir

Cevap :Bakanlığımız, taşra kuruluşlarının işçi ihtiyaçlarını karşılaması amacıyla Maliye Bakanlığından vizeli mevsimlik işçi kadrosu almaktadır. Alınan kadroların taşra kuruluşlarımızın ihtiyaçlarına ve aylara göre dağıtımı, bakanlığımızca yapılmaktadır. Taşra kuruluşlarımız; kendilerine tahsis edilen kadrolu işçileri yürürlükteki mevzuat hükümlerine, toplu iş sözleşmesindeki esaslara ve kendi yasal yetkilerine göre istihdam etmektedirler. Bu nedenle muvahecesinde soru önergesindeki konunun Bakanlığımız tasarrufu ile bir ilgisi bulunmamaktadır.

Bilgilerinize arz ederim.

Musa Demirci

Tarım ve Köyişleri Bakanı

13. -İzmir Milletvekili Ali Rıza Bodur'un, İzmir-Menemen Ege Tarımsal Araştırma Enstitisü Müdürlüğünde çalışan mevsimlik işçilerin hafta tatili ücretlerine ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin yazılı cevabı (7/1073)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı tarafından yazılı olarak yanıtlanmasına aracılığınızı saygılarımla arz ederim.

Ali Rıza Bodur

İzmir

1. İzmir-Menemen Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde 1996 yılında çalışan mevsimlik işçilerin Cumartesi-Pazar hafta tatili ücretlerini hak etmelerini engellemek amacı ile yasaya karşı hile ile haftada 5 gün yerine 4 gün çalıştırıldıkları doğru mudur?

2. Mevsimlik işçilerin bu yöntemle çalıştırılmaları sonucu ortaya çıkan iş açığının, işyeri dışından getirilen düşük ücretli ve sigortasız işçiler çalıştırılarak kapatılmaya çalışılması konusunu araştırır mısınız?

3. 4 Haziran 1996 günü saat 12.00'de işyeri yetkili sendikası olan Tarım İş Sendikasının İzmir Şube Başkanı Mehmet Gökkaya'nın; üyelerinin haklarını aramak amacı ile adı geçen işyerine yaptığı ziyaret sırasında İşyeri Müdürü A. Ertuğ Fırat'ın saldırısına uğradığı, hakaret edilerek "vatan hainisiniz" diyerek merdivenlerden itildiği, görevli memurlar Rıfat Yıldız ve Halil Çetin'e emir vererek idare binasının dışına atılmasını nasıl karşılıyorsunuz?

4. Olayların tatsız boyutlara ulaşmaması için işyerini terketmeye karar veren Sendika Başkanına işyeri Bekçisi Halil Sert'in "müdürün emri; bir daha buraya girmen yasaklandı." uyarısını demokratik hukuk devleti anlayışı ile bağdaşır buluyor musunuz?

5. Böylesine ortaçağ kafası ile işyeri yönetmeye kalkışan Müdür.A. Ertuğ Fırat hakkında herhangi bir işlem yapılmış mıdır? Yapılamamış ise olayı tetkik ettirip, gereğini yaptırmayı düşünür müsünüz?

T. C.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı

Araştırma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 29.8.1996

Sayı :KDD-BŞV.2.02/2098

Konu : Ürün Bedelleri ve Geçici İşçiler.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 26.7.1996 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02.2942 sayılı yazınız ile bila tarih ve 7/1073-2798 sayılı, 19.7.1996 tarih ve sayılı ekleri.

İzmir Milletvekili Sayın Ali Rıza Bodur'un cevaplandırılması isteğiyle, ilgi yazınız ekinde Bakanlığımıza yönelttikleri sorularla ilgili bilgiler aşağıya çıkarılmıştır.

Soru :Toprak Mahsulleri Ofisi'ne yapılan hububat teslimlerinde, ürün bedelleri teslimden en erken 15 gün sonra ödenebilmektedir.Ödemelerin teslim tarihinde yapılması yönündeki uygulamalara, ne zaman başlanacaktır?

Nezir Büyükcengiz

Konya

Cevap :Hububat ve diğer ürünlerle ilgili ürün alım bedelleri, Bakanlığımızın imkânları ölçüsünde Toprak Mahsulleri Ofisi'nce ödenmektedir. 9.8.1996 tarihi itibariyle satın alınan ürünlerin karşılığı olarak, Toprak Mahsulleri Ofisi'nden üreticilere toplam 10 702 482 000 TL. ödenmiştir. Daha ödenmesi gereken borç miktarı ise, 8 997 625 000 TL. dır.

Bakanlığımızca Toprak Mahsulleri Ofisi kanalıyla 1996-97 alım kampanyası sonuna kadar 6.1 trilyon TL. tutarında ilave alım yapılacaktır. Mevcut borçların da ilavesiyle kampanya dönemi sonuna kadar ihtiyaç duyulacak nakit miktarı, 15 trilyon TL. olarak hesaplanmaktadır.

15.10.1995 tarih ve 22434 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "1996 yılı Genel Yatırım ve Finansman Programı Kararnamesi'nde" kuruluşumuza herhangi bir aktarım öngörülmemiştir.Üreticilerine olan borcumuzun ödenebilmesi ve 1996 yılı ürün alımlarının yapılabilmesi için, T.C. Merkez Bankası'ndan söz konusu kararnamenin 6 ncı maddesine istinaden kullanılabilecek reeskont kaynaklı kredi limitinin bildirilmesi istenmiş, ancak olumlu yanıt alınamamıştır.

Bunun dışında, 9.6.1996 tarih ve 22661 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Hububat Ürünü Destekleme Alım ve Satımı Hakkındaki Kararname'nin 6 ncı ve 15 inci maddeleri gereğince, Bakanlığımızın ihtiyaç duyduğu toplam 15 trilyon TL. kaynağın bir an önce aktarılması için, hazineden sorumlu Devlet Bakanlığından yazılı istemde bulunulmuştur. 7,9 trilyon TL. hemen ödenmesi gereken üretici borcu olan bu kaynağın, bakanlığımıza aktarılamaması halinde, nereden ve ne şekilde karşılanacağı konusunda da ilgili bakanlıkça bakanlığımızın bilgilendirilmesi istenmiş olup, henüz cevap alınamamıştır.

Bakanlığımız, üreticilerin ürün bedellerinin acilen ödenmesi konusunda ihtiyaç duyulan kaynağın aktarımı için, Hazine Müsteşarlığı nezdindeki girişimlerini sürdürmektedir. Bu konudaki gelişmelerin seyrine göre, alacaklı üreticilere ürün bedellerinin ödenmesi, erken veya geç olabilecektir.

Soru :İzmir-Menemen Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'nde, 1996 Yılında çalışan mevsimlik işçiler, haftasonu tatil ücretlerinin engellenmesi amacıyla, haftada beş yerine dört gün çalıştırılmışlardır. Ortaya çıkan işgücü açığı, dışardan getirilen düşük ücretli ve sigortasız işçilerle kapatılmaya çalışılmıştır. Bu haksız uygulamayı önlemek için, işyerine gelen yetkili sendika müdürü, saldırıya uğramış ve işyerine alınmamıştır. Sendika temsilcisini işyerine almayan işyeri yöneticisi hakkındaki yasal uygulamalarınız neler olacaktır? A. R. Bodur -İzmir Milletvekili.

Cevap :Bakanlığımız, taşra kuruluşlarının işçi ihtiyaçlarını karşılaması amacıyla Maliye Bakanlığından vizeli mevsimlik işçi kadrosu almaktadır.Alınan kadroların taşra kuruluşlarımızın ihtiyaçlarına ve aylara göre dağıtımı, bakanlığımızca yapılmaktadır. Taşra kuruluşlarımız; kendilerine tahsis edilen kadrolu işçileri yürürlükteki mevzuat hükümlerine, toplu iş sözleşmesindeki esaslara ve kendi yasal yetkilerine göre istihdam etmektedirler. Bu nedenler muvahecesinde soru önergesindeki konunun Bakanlığımız tasarrufu ile bir ilgisi bulunmamaktadır.

Bilgilerinize arz ederim.

Musa Demirci

Tarım ve Köyişleri Bakanı

14.-İzmir Milletvekili Hakan Tartan'ın, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde boşaltıldığı iddia edilen köylere ve köye dönüş projelerine ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ın yazılı cevabı (7/1077)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki yazılı soruların, Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak yanıtlanması için, İçtüzüğün 96 ncı maddesince gereğini arz ederim.

Hakan Tartan

İzmir

1. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde son 10 yıllık süre içinde çeşitli nedenlerle kaç köy boşalmış ya da boşaltılmıştır?

2. Son günlerde köye dönüşten sözediliyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde dönüş olmuş mudur? Olmuşsa kaç kişi, hangi köylere dönmüştür?

3. Köye dönüş için koruculuk şartı getiriliyor mu?

4. Köye dönüş projesi için yurttaşlara bir tazminat ödenmesi ya da devletin evlerini yeniden inşa için karşılıksız yardımı düşünülüyor mu?

5. Köylerin yeniden inşasını isteyen yurttaşlara ne tür bir yaklaşım düşünüyorsunuz?

T. C.

İçişleri Bakanlığı

Jandarma Genel Komutanlığı 9.9.1996

GN.PL.P.VE.KOOR. :7500-119-96/İNS. HAK.Ş.(133163)

Konu :Yazılı Soru Önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :Devlet Bakanlığının 12 Ağustos 1996 gün ve B.020.0010/00242 sayılı yazısı.

1. İzmir Milletvekili Hakan Tartan ve TBMM Başkanlığına verilen ilgi yazı ekindeki 7/1077-2827 sayılı Yazılı Soru Önergesindeki konular hakkında yapılan araştırma sonuçları müteakip maddelere çıkartılmıştır.

2. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde bugüne kadar, 1 017 köy, 1 721 mezra ve 16 kom olmak üzere 2 754 yerleşim birimi boşalmıştır. Bu yerleşim birimlerinden 2 226'sı yasadışı PKK terör örgütünün saldırısı ya da baskısı sonucu boşalmış olup; diğer 528 yerleşim birimi ise; ekonomik, sosyal, tabiî afet, kamulaştırma gibi nedenlerden dolayı boşalmıştır.

3. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki çeşitli yerleşim birimlerinden daha önce göç edip 1994, 1995 ve 1996 yılları içerisinde sağlanan güven ortamı sonucu geriye dönüş yapan 58 köy ve 81 mezra bulunmaktadır.Geriye dönüş yapan köy ve mezraları gösterir çizelge EK-A'dadır.

4. Köye dönüş yapacak olan vatandaşlara koruculuk şartının getirilmesi sözkonusu değildir. Köye dönen vatandaşlarımızdan kendi istekleri ile korucu olmak isteyenlerin müracaatları ilgili makamlarca değerlendirilmekte; yapılan bu değerlendirme sonucu uygun görülenlere koruculuk kadrosu verilmektedir.

5. Terör nedeniyle göç eden vatandaşlarımıza bugüne kadar 2 610 konut ve 287 830 000 000 TL.'sı tutarında yiyecek, yakacak, ilaç, malzeme gibi çeşitli yardımlar yapılmıştır.

6. Geriye dönüş yapan ya da yapacak olan yerleşim birimlerine yönelik kamu yatırımlarının ve ekonomik destek programlarının öncelikli olarak uygulanması düşünülmektedir. Bu çerçevede Acil Destek Programı kapsamında yöre halkına yönelik altyapı yatırımlarının tamamlanması ve hizmete sunulması amacıyla 2 trilyon 808 milyar TL.'sı OHAL, mücavir ve hassas illerdeki valilikler emrine gönderilmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

Mehmet Ağar

İçişleri Bakanı

Not :Yazılı soruyla ilgili diğer bilgiler dosyasındadır.

15. -İzmir Milletvekili Hakan Tartan'ın, vergi ve sigorta prim borcu olan belediyelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1078)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki yazılı soruların, Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak yanıtlanması için, İçtüzüğün 96 ncı maddesince gereğini arz ederim.

Hakan Tartan

İzmir

1. Türkiye çapında RP'li Belediyelerin vergi ve sigorta prim borçları ne kadardır?

2. Vergi ve sigorta prim borcu olan Belediyelerin dökümü nasıldır?

3. Belediyelerin vergi ve sigorta prim borçlarının bir kereye mahsus affı konusunda bir hazırlık yapılıyor mu?

4. Bu af hazırlığı öncesinde RP'li Belediyeler borçlarını ödememe konusunda uyarıldı mı?

5. RP'li Belediyelerin vergi ve sigorta prim borçlarının diğer belediyelerin borçları toplandığında oranı nedir?

T. C.

Devlet Bakanlığı 9.9.1996

Sayı :B.02.0.0010/00406

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 31.7.1996 tarih ve A.01.0.GNS. 0.10.00.02-7/1078-2828/7717 sayılı yazısı.

b) Başbakanlık Kan. ve Kar. Genel Müd.'nün 7.8.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-364-1/3421 sayılı yazıları.

İzmir Milletvekili Sayın Hakan Tartan'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

Devlet Bakanı

T. C.

Maliye Bakanlığı

Gelirler Genel Müdürlüğü 27.8.1996

Sayı :B.07.0.GEL.0.82/8209-25-40308

Devlet Bakanlığına

(Sayın Lütfü Esengün)

İlgi :13.8.1996 tarih ve B.02.0.0010/00187 sayılı yazınız.

İzmir Milletvekili Sayın Hakan Tartan'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği 7/1078-2828 esas nolu yazılı soru önergesi incelenmiş, soru önergesinde yer alan sorulara ilişkin görüşümüz aşağıda açıklanmıştır.

Bütün modern vergi sistemlerinde yer alan, mükellefin ve mükellefle ilgili kimselerin; şahıslarına, muamele ve hesap durumlarına, işlerine, işletmelerine, servetlerine veya mesleklerine müteallik sırların üçüncü kişilerin yararına kullanılmasını önlemek amacıyla uygulanan "vergi mahremiyeti" ilkesine aynı amaçlarla 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 5 inci maddesinde yer verilmiş, 6183 sayılı Amme Alacaklarının TahsilUsulü Hakkında Kanunun 107 nci maddesinde bu ilkenin ihlali cezaî müeyyideye bağlanmıştır.

Ancak, Vergi Usul Kanununa göre kurumlar vergisi mükellefleri ile gelir vergisi mükelleflerinden yıllık beyanname verenlerin adları, unvanları veya beyanlarına göre tarh olunan vergi miktarları vergi dairesinde asılan ilan cetvellerinde ilan olunmakta, bu bilgiler mükelleflerin işyerlerinde bulundurdukları vergi levhalarında da gösterilmektedir.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 107 nci maddesinde 3946 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile yapılan değişiklikle, bu ilkeye bir istisna daha getirilerek ödeme müddetinin bitim tarihinden itibaren 6 ay geçmesine rağmen maddede belirtilen kamu alacaklarını ödemeyen amme borçlularının ad ve unvanlarının yılda en çok bir defa ilan edilebilmesi imkânı yaratılmış ve ilan edilecek amme alacaklarını nev'ileri ve asgarî miktarı itibariyle sınırlamaya, ilanın şeklini, yapılacağı yer ve zaman ile diğer usul ve esasları tespit etmeye Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır.

Bu yetkiye dayanılarak Bakanlığımızca 1996 yılında; kanunen ilan edilmesi mümkün olan tüm kamu alacakları ilan kapsamına alınmıştır. Bu kamu alacaklarından 31.12.1995 tarihi itibariyle 1 milyar lira ve bu miktarı aşan miktarda borcu olup da 1.7.1996 tarihi itibariyle bu borçlarını ödememiş olan kamu borçluları, 15.7.1996 tarihinden itibaren bağlı bulundukları vergi dairelerinde ilan listelerinde alınmış olup, 12.9.1996 günü mesai saati bitimine kadar 60 gün süreyle topluca ilan edilmektedir.

6183 sayılı Kanunun yukarıda yer verilen 107 nci maddesi hükmü uyarınca belirlenen ilan çerçevesi dışında, hangi meslek grubu içerisinde yer aldıklarına bakılmaksızın, kamu alacağından borçlu mükelleflerin borçlarını ödeyip ödemedikleri hususunun açıklamasına yasal imkân bulunmamaktadır.

Önergenin "Belediyelerin vergi ve sigorta prim borçlarının bir kereye mahsus affı konusunda bir hazırlık yapılıyor mu?"

sorusu ile ilgili görüşümüz de aşağıda açıklanmıştır.

Gerek Belediyeler, gerekse diğer mükelleflerle ilgili olarak bu konu henüz kamuoyunda tartışılmaktadır. Mevcut ekonomik ve sosyal şartlar ile vergi politikalarındaki gelişmeler doğrultusunda konu değerlendirilecektir.

Önergenin 2 ve 3 üncü sorusu içerisinde yer alan sigorta prim borçları olan Belediyelerin dökümü ile sigorta prim borçlarının affı hususunun, bu Kurumun bağlı bulunduğu Çalışma ve SosyalGüvenlik Bakanlığınca değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini arz ederim.

Doç. Dr. Abdullatif Şener

Maliye Bakanı

T. C.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

Sosyal Güvenlik Kuruluşları Genel Müdürlüğü 29.8.1996

Sayı :B.13.0.SGK-0-13-00-01/5030-622033

Konu :Yazılı Soru Önergesi.

Devlet Bakanlığına

(Sayın Lütfü Esengün)

İlgi :13.8.1996 tarih ve B.02.0.0010/00187 sayılı yazınız.

İzmir Milletvekili Hakan Tartan tarafından hazırlanarak Sayın Başbakanımıza yöneltilen ve Sayın Başbakanımızca Bakanlığınız koordinatörlüğünde cevaplandırılması uygun görülen 7/1078 sayılı yazılı soru önergesi Bakanlığımca incelenmiştir.

Önergeye konu teşkil eden belediyeler dahil olmak üzere Türkiye genelinde bütün belediyelerin 1.6.1996 tarihi itibariyle Sosyal Sigortalar Kurumuna olan prim borçlarını gösterir liste ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Necati Çelik

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı

Not : Yazılı soruyla ilgili diğer bilgiler dosyasındadır.

16.-Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, inanç hürriyeti ile ilgili olarak yürürlükteki mevzuatın uygulanmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1119)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Ünal Yaşar

Gaziantep

İnanç hürriyetini kullananları değil, engelleyenleri cezalandırmayı öngören halihazır yürürlükteki mevzuata ne şekilde tatbik kabiliyeti kazandıracaksınız?

T. C.

Devlet Bakanlığı 17.9.1996

Sayı :B.02.0.0010/00495

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 2.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS. 0.10.00.02-7/1119-2900/7829 sayılı yazısı.

b) Başbakanlık Kan. ve Kar. Genel Müd.'nün 7.8.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-368-1/3426 sayılı yazısı.

Gaziantep Milletvekili Sayın Ünal Yaşar'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

Devlet Bakanı

Gaziantep Milletvekili Sayın Ünal Yaşar'ın Sayın Başbakanımıza Tevcih ettiği 7/1119-2900 EsasNo.lu Yazılı Soru Önergesinin Cevabıdır

Din ve vicdan hürriyeti Anayasamızın 24 üncü maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır.

Anayasamızın bu temel ilkesi istikametinde, din hürriyeti aleyhindeki fiiller, Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabının, "Hürriyet Aleyhinde İşlenen Cürümler" başlıklı İkinci Babı'nın "Din Hürriyeti Aleyhinde İşlenen Cürümler" başlıklı İkinci Faslında yer alan 175 ilâ 178 inci maddelerde ceza müeyyidelerine bağlanmıştır.

Bu hükümlere aykırı hareket edenler haklarında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 153 ve 154 üncü maddeleri hükümleri dairesinde Cumhuriyet Başsavcılıklarınca gerekli işleme tevessül olunmaktadır.

Nitekim; anılan maddelere aykırı hareket edildiği iddiasıyla, Türkiye genelinde 1992 yılında 37; 1993 yılında 83; 1994 yılında 63 adet kamu davası açılmış bulunduğu; istatistiki verilerden anlaşılmıştır.

Bilgilerinizi rica ederim.

17.-Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, İsrail'in Türkiye'de nükleer deneme yapmasına izin verildiği iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1121)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Ünal Yaşar

Gaziantep

İsrail'in Türkiye'de nükleer deneme yapması için izin verildiği doğru mudur? Bu izne hükümetinizce sahip çıkılacak mıdır?

T. C.

Devlet Bakanlığı 2.9.1996

Sayı :B.02.0.0010/00339

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 2.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS. 0.10.00.02-6/1121-2904/7833 sayılı yazısı.

b) Başbakanlık Kan. ve Kar. Genel Müd.'nün 7.8.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-368-3/3428 sayılı yazısı.

Gaziantep Milletvekili SayınÜnal Yaşar'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

Devlet Bakanı

Gaziantep Milletvekili Sayın Ünal Yaşar'ın Sayın Başbakanımıza Tevcih Ettiği 7/1121-2904 No.lu Yazılı Soru Önergesi Cevabıdır

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanununun 8 inci maddesi a ve b fıkraları gereği radyasyondan korunma, nükleer madde güvenliği ve denetimi, çevre güvenliği, radyoaktif maddelerin taşınma ve depolanması, radyasyon çıkaran cihaz ve sistemlerin denetim hizmetlerini yapmakla yükümlüdür.

Bu nedenle böyle bir konuda haber verilecek kurum Türkiye Atom Enerjisi Kurumudur. Sözkonusu iddianın gerçekle hiçbir ilgisi yoktur. Hiç bir yetkili ve kurum ülkemizi ve milletini tehlikeye atacak hiç bir anlaşmaya imza atamaz ve nükleer denemeye müsaade edemez.

Bilgilerinizi rica ederim.

18.-Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, doğu ve güneydoğu'dan göç edenlere yapılması düşünülen yardımlara ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ın yazılı cevabı (7/1122)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Ünal Yaşar

Gaziantep

Son yıllarda terörden dolayı göçe mecbur bırakılan doğu ve güneydoğu'daki yurttaşlarımıza temel ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için yiyecek yardımı dışında hangi yardımları yapmayı düşünüyorsunuz?

T. C.

İçişleri Bakanlığı

İller İdaresi Genel Müdürlüğü 2.9.1996

Sayı :B050İLİ0060001.211/647-7558

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :a) TBMM Başkanlığının 2.8.1996 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1122-2905/7834 sayılı yazısı.

b) Başbakanlığın 7.8.1996 tarihli B.02.0.KKG/106-368-4/3429 sayılı yazısı.

c) Devlet Bakanlığının 12.8.1996 tarihli ve B.02.0.0010/00242 sayılı yazısı.

Son yıllarda terörden dolayı göçe mecbur bırakılan doğu ve güneydoğu'daki vatandaşlarımıza temel ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için yiyecek yardımı dışında hangi yardımların yapılmasının düşünüldüğü hakkında Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın Sayın Başbakan'a tevcih ettiği 7/1122-2905 esas nolu yazılı soru önergesi incelenmiştir.

Bugüne kadar Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri genelinde göç eden vatandaşlarımızın iskân problemlerinin çözümü amacıyla Olağanüstü Hal Bölge Valiliği imkânlarınca 1994-1995 yıllarında (5503) konut yaptırılmış ve göç eden vatandaşlarımız bu konutlara yerleştirilmiştir.

Yine göç eden vatandaşlarımıza yeni iş imkânları sağlamak amacıyla halıcılık-kilimcilik-hayvancılık gibi projeler hazırlanarak imkânlar dahilinde uygulamaya konulmaktadır.

Bilgi ve gereğini arz ederim.

Mehmet Ağar

İçişleri Bakanı

19.-Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, kredi kullanımına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı H. Ufuk Söylemez'in yazılı cevabı (7/1123)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Ünal Yaşar

Gaziantep

İktidarınızda, "Kredi İmkânları"nı heba etmemek ve "Verimli yatırımlar"da kullanmak için neler yapmayı düşünüyorsunuz?

T. C.

Başbakanlık

Hazine Müsteşarlığı 18.9.1996

Sayı :B.02.1.HM.0.KİT-01-01-52330/5-40082

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 2.8.1996 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1123-2906/7835 sayılı yazısı.

İlgide kayıtlı yazıda, Gaziantep Milletvekili Sayın Ünal Yaşar'ın Sayın Başbakana tevcih ettiği 7/1123-2906 sayılı ve iktidarları döneminde kredi imkânlarını heba etmemek ve verimli yatırımlarda kullanmak için ne yapılması düşünüldüğü konusundaki yazılı soru önergesine ilişkin cevap talep edilmektedir.

Sözkonusu önergede yeralan soruya ilişkin görüşümüz şöyledir.

Serbest piyasa ekonomisi kuralları çerçevesinde özel sektöre ait fon arzı ve talebine devlet yaklaşımının müdahaleci değil, düzenleyici şekilde olması gerekir.

Öte yandan, kamu sektörünün sahip olduğu kaynakların ne şekilde kullanılacağı Bütçe Kanunları, yıllık programlar ve yatırım programları ile 5 yıllık kalkınma planlarında detaylı olarak belirtilmektedir. Ayrıca, 8 Temmuz 1996 tarihinde güvenoyu alarak göreve başlamış bulunan Hükümetimizin kaynak kullanımındaki öncelikleri Hükümet Programında geniş bir şekilde ifade edilmektedir.

Bilgilerinize arz olunur.

H. Ufuk Söylemez

Devlet Bakanı

20.-Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, Emekli Sandığından emekli olan bazı kamu görevlilerinin mağduriyetinin giderilmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1125)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Ünal Yaşar

Gaziantep

15 Nisan 1995 tarihinden itibaren 15 Ekim 1995 tarihleri arasında TC Emekli Sandığından emekli olan kamu görevlilerinin uğramış bulunduğu göreceli mağduriyetin giderilmesi için yeni bir düzenleyici işlem yapmayı düşünüyor musunuz?

T. C.

Devlet Bakanlığı 12.9.1996

Sayı :B.02.0.0010/00462

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 2.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS. 0.10.00.02-7/1125-2908/7837 sayılı yazısı.

b) Başbakanlık Kan. ve Kar. Genel Müd.'nün 7.8.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-368-7/3432 sayılı yazısı.

Gaziantep Milletvekili Sayın Ünal Yaşar'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

Devlet Bakanı

Gaziantep Milletvekili Sayın Ünal Yaşar'ın Sayın Başbakanımıza Tevcih Ettiği 7/1125-2908 Esas No.lu Yazılı Soru Önergesinin Cevabıdır

5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre emekliye ayrılanlara, ayrıldıkları tarihteki katsayılar esas alınarak emekli aylığı bağlanmakta ve emekli ikramiyesi ödenmektedir. 15 Nisan 1995 -15 Ekim 1995 tarihleri arasında emekliye ayrılanlara ise bu ayrılışlarından sonra katsayılarda yapılan artışlardan dolayı ikramiye farkı ödenmesi yönünde bir düzenleme yapılması düşünülmemektedir.

Zira 15 Kasım 1995 tarihinden önce emekli olanlara imramiye farkı ödenmesi durumunda, 1 Nisan 1995 tarihinden önce emekliye ayrılanların da benzer taleplerde bulunmaları sözkonusu olabilecektir.Bu itibarla sosyal güvenlik kuruluşlarının finansman sıkıntıları da dikkate alınarak, bu yönde bir düzenleme yapılmasının uygun olmayacağı düşünülmektedir.

Bilgilerinizi rica ederim.

21.-Gaziantep Milletvekil Ünal Yaşar'ın, Doğu ve Güneydoğu'da eğitime kapalı okulların sayısına ve eğitime açılması için alınacak tedbirlere ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1126)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Ünal Yaşar

Gaziantep

Doğu ve Güneydoğuda eğitime kapalı olan okul sayısı kaçtır?Doğu ve Güneydoğudaki eğitime kapalı okulların eğitime açılabilmesi için hangi tedbirleri almayı düşünüyorsunuz?

T. C.

Devlet Bakanlığı 9.9.1996

Sayı :B.02.0.0010/00413

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 25.6.1996 tarih ve A.01.0.GNS. 0.10.00.02-7/1126-2909/7838 sayılı yazısı.

b) Başbakanlık Kan. ve Kar. Genel Müd.'nün 7.8.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-368-8/3433 sayılı yazısı.

Gaziantep Milletvekili Sayın Ünal Yaşar'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

Devlet Bakanı

T. C.

Millî Eğitim Bakanlığı

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı 2.9.1996

Sayı :B.08.0.APK.0.03.01.00-022/2250

Konu :Soru Önergesi.

Sayın Lütfü Esengün

Devlet Bakanı

İlgi :Devlet Bakanlığının 12.8.1996 tarih ve B.02.0.00.10/00200 sayılı yazınız.

Gaziantep Milletvekili Sayın Ünal Yaşar'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği soru önergesi incelenmiştir.

1995-1996 öğretim yılında, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde güvenlik nedeniyle öğrenime kapalı okul sayısı 2 132'dir. Bu okullardan çoğunun bu yıl öğretime açılması planlanmıştır.

Okulları kapalı olan çocukların öğrenimleri, yatılı ilköğretim bölge okulu ile pansiyonlu ilköğretim okullarında sağlanmaktadır.Ayrıca 1996 yılı öğretmen atamalarında bu bölgemizdeki illerin öğretmen ihtiyacının karşılanmasına öncelik verilmektedir.

Arz ederim.

Prof. Dr.Mehmet Sağlam

Millî Eğitim Bakanı

22. -Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, Cemevi yapımı için Devlet bütçesinden kaynak ayrılmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1132)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

Devlet bütçesinden Cemevi yapımı için bir kaynak ayırmayı düşünüyor musunuz?

T. C.

Devlet Bakanlığı 12.9.1996

Sayı :B.02.0.0010/00460

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 2.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS. 0.10.00.02-7/1132-2916/7845 sayılı yazısı.

b) Başbakanlık Kan. ve Kar. Genel Müd.'nün 7.8.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-368-14/3439 sayılı yazısı.

Gaziantep Milletvekili Sayın Mustafa R. Taşar'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

Devlet Bakanı

Gaziantep Milletvekili Sayın Mustafa R. Taşar'ın Sayın Başbakanımıza Tevcih Ettiği 7/1132-2916 Esas No.lu Yazılı Soru Önergesinin Cevabıdır

Bilindiği üzere ülkemizde ibadet yerlerinin yapımı veya onarımı halkımızın kendi katkılarıyla gerçekleştirilmekte ve bu amaçla bütçeden doğrudan bir kaynak ayrılmamaktadır.

Konsolide bütçeden 1996 yılında sadece, camilerini inşa edecek veya onaracak dernekler ile camisi bulunmayan köylerde yapılacak camiler için köylere yardım amacıyla ödenek ayrılmıştır.

Bu amaçla, ayrılan ödenekler, Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesinde yer almakta olup, ilgili yönetmeliklerde belirlenen hükümler çerçevesinde sözkonusu derneklere ve köylere yardım olarak kullanılmaktadır.

Bilgilerinizi rica ederim.

23. -Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, Devlet yönetiminde var olduğu iddia edilen israf ve yolsuzluklara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1134)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

Devlet yönetiminde israf ve soygunu kaldırmak için neler yapacaksınız?

T. C.

Devlet Bakanlığı 12.9.1996

Sayı :B.02.0.0010/00208

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 2.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS. 0.10.00.02-7/1134-2919/7848 sayılı yazısı.

b) Başbakanlık Kan. ve Kar. Genel Müd.'nün 7.8.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-368-16/3441 sayılı yazısı.

Gaziantep Milletvekili Sayın Mustafa R. Taşar'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

Devlet Bakanı

Gaziantep Milletvekili Sayın Mustafa R. Taşar'ın, Sayın Başbakanımıza Tevcih Ettiği 7/1134-2919 Esas No.lu Yazılı Soru Önergesinin Cevabıdır.

Devlet yönetiminde israf ve soygunu kaldırmak için her türlü tedbir alınacaktır.

Bu konunun üzerine kararlılıkla gidilecektir.

"Soygun" niteliği itibariyle suç teşkil ettiğinden yasalar gereği titizlikle izlenecek, israfın önüne geçilmesi, hizmetlerin asgarî masrafla yapılması, hizmet maliyetlerinin aşağıya çekilmesi için gereken çaba gösterilecek, pul, akaryakıt ve benzeri tüketim kalemlerinde görülen savurganlıklar son bulacaktır.

Bilgilerinizi rica ederim.

24.-Antalya Milletvekili Yusuf Öztop'un, Antalya-Elmalı-Çayboğazı Baraj projesi ve ihalesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı M. Recai Kutan'ın yazılı cevabı (7/1136)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Recai Kutan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 26.7.1996

Yusuf Öztop

Antalya

Antalya-Elmalı Çayboğazı ve tesisleri inşaatı sözleşmesi 11.2.1986 tarihinde yapılmış, işin ikmali için 10.10.1990 tarihi öngörülmüşse de, % 65'i tamamlanmış, sulama şebekesi ihalesi dahi yapılmamıştır.

Elma bahçeciliği, şeker pancarı üretilen Elmalı-Akçay ovalarında 13 593 Ha arazi sulanabilecektir.

Son yıllardaki kuraklık nedeniyle elma bahçeleri sökülmekte, pancar ekim alanı daralmaktadır. Projenin tamamlanması için 5 trilyon kaynağa ihtiyaç vardır.

54 üncü Hükümet programında "Kaynakların etkin kullanılacağı, yatırım projelerinin gecikmeden tamamlanacağı" ifade edilmektedir.

1. Çayboğazı Barajını kısa sürede tamamlanacak projeler arasına almayı düşünüyor musunuz?

2. Sulama projesinin sulama şebekesi ihalesini ne zaman yapmayı planlıyorsunuz?

3. Halkın yoksullaşmasını ve göçünü durduracak olan barajın inşaatını hangi tarihte tamamlayacaksınız?

T. C.

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 5.9.1996

Sayı :B.15.0.APK.0.23-300/1202-14340

Konu :Yazılı Soru Önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :T.B.M.M. Başkanlığının 2.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-3142 sayılı yazısı.

Antalya Milletvekili Sayın Yusuf Öztop'un şahsıma tevcih ettiği ve Millet Meclisi İçtüzüğünün 99 uncu maddesi gereğince cevaplandırılması istenen, 7/1136 esas No.lu yazılı soru önergeleri ile ilgili bilgiler hazırlanarak ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

M. Recai Kutan

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı

Antalya Milletekili Sayın Yusuf Öztop'un Yazılı Soru Önergesi ve Cevapları (7/1136-2947)

Antalya-Elmalı Çayboğazı ve tesisleri inşaatı sözleşmesi 11.2.1986 tarihinde yapılmış, işin ikmali için 10.10.1990 tarihi öngörülmüşse de, % 65'i tamamlanmış, sulama şebekesi ihalesi dahi yapılmamıştır.

Elma bahçeciliği, şeker pancarı üretilen Elmalı-Akçay ovalarında 13 593 Ha. arazi sulanabilecektir.

Son yıllardaki kuraklık nedeniyle elma bahçeleri sökülmekte, pancar ekim alanı daralmaktadır. Projenin tamamlanması için 5 trilyon kaynağa ihtiyaç vardır.

54. hükümet programında "Kaynakların etkin kullanılacağı, yatırım projelerinin gecikmeden tamamlanacağı" ifade edilmektedir.

Soru 1 :

Çayboğazı Barajını kısa sürede tamamlanacak projeler arasına almayı düşünüyor musunuz?

Cevap :

Antalya Çayboğazı Projesi, su kaynağı olan Çayboğazı Barajının inşaatı ile birlikte devam etmekte olup, gerçekleşme oranı % 75'dir. Projenin 1997 yılında tamamlanması hedeflenmektedir.

Soru 2 :

Sulama projesinin sulama şebekesi ihalesini ne zaman yapmayı planlıyorsunuz?

Cevap :

Projenin sulama ünitesi durumunda olan ve 13 593 ha alanı sulayacak Elmalı Ovası sulama tesislerinin ihale hazırlıkları devam etmekte olup, Ekim 1996'da ihale edilecektir.

Soru 3 :

Halkın yoksullaşmasını ve göçünü durduracak olan barajın inşaatını hangi tarihte tamamlayacaksınız?

Cevap :

Devam etmekte olan Çayboğazı Barajı inşaatı, 1997 yılında tamamlanabilecektir.

25.-İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş'ın, Güneydoğu bölgesinde boşaltılan belde, köy mezra sayısına ve geriye dönüş projlerine ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ın yazılı cevabı (7/1137)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda yer alan sorularımın Başbakan tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Ercan Karakaş

İstanbul

Basında, Güneydoğu bölgemizde köylerinden, mezralarından göç etmek zorunda kalan yurttaşlarımızın köylerine, mezralarına geri dönme çağrısında bulunduğunuz yer aldı. Ancak hükümetinizce geriye dönüşün hangi esaslar dahilinde, ne şekilde ve hangi zaman diliminde gerçekleşeceği konusunda hiç bir açıklaması olmadı.

Sorular :

- Bugüne kadar boşaltılan belde, köy ve mezra sayısı ne kadardır?

- Göç etmek zorunda kalan yurttaşlarımızın sayısı nedir?

- Geriye dönülecek "güvenlikli" köy ve mezraları kim saptamaktadır?Saptanan yerlerin sayısı ne kadırdır?

- Geriye dönmek isteyenlere koruculuk yapmaları koşuluyla mı izin verilmektedir?

-Bugüne kadar kaç köy, yada mezraya kaç yurttaşımız dönmüştür? Dönen ailelere ve kişilere yardım yapılmakta mıdır?

-Yapılmaktaysa yardımların türü ve miktarı nedir?

- Geriye dönülecek olan köylerin, yol, su, elektrik, sağlık, okul gibi altyapı ihtiyaçlarının giderilmesi için kaynak ayrılmış mıdır? Bu kaynağın tutarı nedir?

T. C.

İçişleri Bakanlığı

Jandarma Genel Komutanlığı 9.9.1996

GN. PL. P. Ve KOOR. :7500-118-96/İNS. HAK. Ş. (133148)

Konu :Yazılı Soru Önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :Devlet Bakanlığının 12 Ağustos 1996 gün ve B.020.0010/00242 sayılı yazısı.

1. İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş tarafından T.B.M.M. Başkanlığına verilen ilgi yazı ekindeki 7/1137-2948 sayılı Yazılı Soru Önergesindeki konular hakkında yapılan araştırma sonuçları müteakip maddelere çıkartılmıştır.

2. Bugüne kadar 1 017 köy, 1 721 mezra ve 16 kom olmak üzere toplam 2 754 yerleşim birimi boşalmıştır.

3. Göç etmek zorunda kalan yurttaşlarımızın sayısı 36 819'dur.

4. Geriye dönülecek güvenlikli köy ve mezralar mülkî makamlarca saptanmaktadır.Güvenlikli olarak 150 köy ve 58 mezra saptanmıştır.

5. Geriye dönmek isteyen vatandaşlara koruculuk şartının getirilmesi sözkonusu değildir.

6. Bugüne kadar 58 köy ve 81 mezraya toplam 15 314 vatandaş dönüş yapmıştır.

7. Göç eden vatandaşlara gerekli yardımlar yapılmaktadır. Bugüne kadar toplam 223 721 092 071 TL.'sı tutarında nakit, gıda, giyim, sağlık, eğitim, ulaşım, yakacak gibi yardım yapılmıştır.Ayrıca 2 610 adet konut yapılarak hak sahiplerine teslim edilmiştir.

8. Göç eden vatandaşların yol, su, elektrik, sağlık, okul gibi altyapı hizmetlerinin tamamlanması ve hizmete sunulması amacıyla OHAL, hassas ve mücavir illerdeki valilikler emrine 2 trilyon 808 milyar TL.'sı gönderilmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

Mehmet Ağar

İçişleri Bakanı

26.-İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş'ın, yurt dışında yaşayan yurttaşlarımızın milletvekili seçimlerinde de oy kullanabilmeleri için yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller'in yazılı cevabı (7/1138)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda yer alan sorularımın Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Ercan Karakaş

İstanbul

Geçtiğimiz yıl yapılan Anayasa değişikliği ile yurt dışında yaşayan yurttaşlarımızın milletvekili seçimlerinde de oy kullanma hakkı getirilmişti.

Bu hakkın kullanılabilmesi için Anayasa değişikliğinin seçim yasasına da yansıtılması gerekmektedir. Sağlıklı ve uygulanabilir bir sistem için ise özellikle yurttaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı ülkelerin hükümetleri ile o ülkelerdeki temsilciliklerimizde ve özellikle de temsilciliklerimiz dışındaki okul vb. mekanlarda sandık kurulabilmesi için ciddî müzakereler yapılması gerekmektedir.

Sorular :

-Bu müzakerelere başlanmış mıdır?

-Başlandıysa hangi düzeyde ve hangi ülkelerin yetkilileriyle görüşülmüşdür?

- Bu görüşmelerden elde edilen sonuçlar nelerdir?

T. C.

Dışişleri Bakanlığı

Yurt Dışında Yaşayan Türkler Genel Müdürlüğü 17.9.1996

Sayı :YBGY-145.000-2088-578

Konu :Soru Önergesi Cevabı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :2.8.1996 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1138-2949/7870 sayılı yazıları.

İstanbul Milletvekili Sayın Ercan Karakaş'ın yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye'deki genel seçimlerde bulundukları ülkelerde oy kullanabilmeleri için yapılan çalışmalara dair yazılı soru önergesinin yanıtı ilişikte sunulmaktadır.

Saygılarımla arz ederim.

Prof. Dr. Tansu Çiller

Dışişleri Bakanı ve

Başbakan Yardımcısı

İstanbul Milletekili SayınErcan Karakaş'ın Yurt Dışında Yaşayan Vatandaşlarımızın Türkiye'deki Genel Seçimlerde Bulundukları Ülkelerde Oy Kullanabilmeleri İçin Yapılan Çalışmalara Dair Yazılı Soru Önergesinin Yanıtı

"1995 yılı Ekim ayında T.C. Büyükelçilikleri vasıtasıyla, vatandaşlarımızın yaşadığı tüm ülkelerden, yurdumuzdaki genel seçimler için seçmen vatandaşlarımızın oy kullanmalarının mümkün olduğu ve oy verme işlemlerinin temsilciliklerimizde yapılması gerektiği yönünde görüşleri alınmıştır.

Bu çerçevede, Federal Almanya da aynı şekilde görüş belirtmiş iken, bilahare, Bonn Büyükelçiliğine gönderdiği Nota ile, oy verme işlemlerinin temsilciliklerde yapılmasının güvenlik gerekçesiyle mümkün görülmediğini bildirmiştir.Buna karşılık Bonn Büyükelçiliğimiz yetkili Alman makamlarıyla tekrar görüşme yaparak izin talebimizi yinelemiştir.Bu girişimimizle ilgili olarak 24 Temmuz 1996 tarihinde alınan son bilgiye göre, talebimizin Alman makamlarınca incelenmesi sürmektedir.

4115 sayılı Seçim Kanununun Geçici 2 nci maddesi, oy kullanma işleminin Yüksek Seçim Kurulu yönetiminde gerçekleştirilmesini ve Dışişleri Bakanlığının seçimler için bu Kurulun öngördüğü hususları uygulamasını amirdir. Bu çerçevede, Bakanlığım, anılan Kurulun, temsilciliklerimizi oy verme işlemlerine uygunluk açısından değerlendirmek ve oy verme yöntemini kararlaştırmak üzere seçmenlerin en yoğun olduğu 8 Avrupa ülkesinde yerinde inceleme yapması hususunda Başbakanlığa öneride bulunmuştur.

Yüksek Seçim Kurulunun sözkonusu incelemesinin sonuçlarına göre Bakanlığımca gereği yapılacaktır."

27. - Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın;

- TÜPRAŞ'ın batan bankalardaki parasına,

- Elektrik birim fiyatlarının artış nedenine,

İlişkin soruları ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı M. Recai Kutan'ın yazılı cevabı (7/1147, 1148)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Recai Kutan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Ünal Yaşar

Gaziantep

TÜPRAŞ'ın nakit sıkıntısı yüzünden petrol ürünlerine sık sık zam yapıldığı doğru mudur?

1994 yılında batan üç bankada TÜPRAŞ'ın milyonlarca dolar batırdığı ve bu zararı zamlarla kapatmaya çalıştığı doğru mudur?

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Recai Kutan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Ünal Yaşar

Gaziantep

Elektrik birim fiyatlarının yüksek oranlarda artmasının nedeni nedir?

Tarım ve sanayi sahasında üreticinin ve imalatçının zor duruma düşmesini engellemek için bir tedbir alacak mısınız?

T.C.

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 5.9.1996

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Sayı : B.15.0.APK.0.23-300-1205/14343

Konu : Yazılı Soru Önergeleri

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : T.B.M.M. Başkanlığının 2.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-3142 sayılı yazısı.

Gaziantep Milletvekili Sayın Ünal Yaşar'ın şahsıma tevcih ettiği ve Millet Meclisi İçtüzüğünün 99 uncu maddesi gereğince cevaplandırılması istenen, 7/1147 ve 7/1148 Esas No.lu yazılı soru önergeleri ile ilgili bilgiler hazırlanarak ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

M. Recai Kutan

Enerji ve Tabiî Kaynaklar

Bakanı

Gaziantep Milletvekili Sayın Ünal Yaşar'ın

Yazılı Soru Önergesi ve Cevabı (7/1147/2959)

Soru : TÜPRAŞ'ın nakit sıkıntısı yüzünden petrol ürünlerine sık sık zam yapıldığı doğru mudur?

1994 yılında batan üç bankada TÜPRAŞ'ın milyonlarca dolar batırdığı ve bu zararı zamlarla kapatmaya çalıştığı doğru mudur?

Cevap : 23 Haziran, 1989 tarih ve 89/14264 sayılı BakanlarKurulu Kararı gereğince akaryakıt ve LPG'nin rafineri ve perakende satış fiyatlarının tespiti serbest bırakılmıştır.

Kararname uyarınca petrol ürünlerinin rafineri satış fiyatları, ham petrol ve petrol ürün fiyatları ile döviz kurlarında meydana gelen artışlar nedeniyle serbest piyasa şartları çerçevesinde TÜPRAŞ ve diğer rafineri şirketleri tarafından tespit edilerek, bilgi edinilmesi açısından Bakanlığımıza da gönderilmektedir. Bu husustaki kararlar ve uygulamalar, Başbakanlık ve TÜPRAŞ'ın bağlı bulunduğu DevletBakanlığı tarafından yürütülmektedir.

Bu sebeplerle, önergenin muhatabı doğrudan Bakanlığım olmamakla birlikte, konu ile ilgili koordinasyon sağlanarak, ilgili Devlet Bakanlığından önergede yer alan hususlarda alınan açıklayıcı bilgi aşağıda verilmiştir.

TÜPRAŞ'ın nakit sıkıntısı yüzünden sık sık ürün fiyat zammı yapması söz konusu değildir. İthal edilen hampetrol ve ürün fiyatları ile döviz kurlarında meydana gelen yükselmelerden kaynaklanan maliyet artışlarının zamanında ve yeterince ürün satış fiyatlarına yansıtılamaması, 1994-1995 yılları ile 1996 yılı ilk altı aylık faaliyet döneminin zararla neticelenmesine sebep olmuştur.

Şirketin genel ve ara denetimini yapan bağımsız denetim firması DRT (Denetim Revizyon Tasdik Yeminli Malî Müşavirlik A.Ş.) tarafından, 31.12.1995 ve 30.6.1996 tarihleri itibariyle hazırlanan genel ve ara denetim raporlarında, şirket cari pasiflerinin, cari aktiflerinden (3,2 ve 8,7 trilyon TL.) yüksek olduğu ve kuruluşun önemli ölçüde nakit ihtiyacı bulunduğu vurgulanarak, faaliyetlerini sürdürebilmesinin ürün satışlarından sağlayacağı malî kaynaklara bağlı olduğu belirtilmiştir.

TÜPRAŞ, geçmiş dönemlerde de nakit sıkıntısını, satışlardan sağlanan vergi ve fonları, ödeme vadelerine kadar kullanarak ve kısmen ödenmesini erteleyerek aşmaya çalışmıştır.

Bu gayretler neticesinde, ithalatında, dolayısıyla ülke ihtiyacı akaryakıtın temininde, herhangi bir aksama olmamıştır.

TÜPRAŞ'ın, 1994 yılında faaliyetleri Bakanlar Kurulu kararıyla durdurulan bankalardan TYT Bank (Türkiye Turizm Yatırım ve Dış Ticaret Bankası A.Ş.) ile hiçbir ilişkisi olmamıştır.

İmpexbank, faaliyeti durdurulmadan önce, TÜPRAŞ'ın açmış olduğu 6 934 839,21 dolarlık telegrafik transfer ihalesini kazanmıştır. TÜPRAŞ bankaya, ihale neticesi ve ödeme vadesinde, telegrafik transfer bedeli ve banka masrafları karşılığını Türk Lirası olarak ödemiştir. Banka tarafından, transferin yapıldığına ilişkin tüm belgeler TÜPRAŞ'a intikal etmiştir. Ancak, sonradan edinilen bilgiler çerçevesinde, İmpexbank'ın bahsi geçen dövizi, lehdar hesabına, evrak üzerinde göndermiş gibi gösterdiği, fakat transferi gerçekleştirmediği anlaşılmıştır. TÜPRAŞ tarafından, bu transferlere ilişkin Türk Lirası karşılığı vecibe yerine getirilmiş ve tüm belgeler normal resmî kayıtlara alınmıştır. Ödenmemişliğe ilişkin (karşılık dahil) herhangi bir resmî kayıt bulunmamaktadır.

Kapatılan Marmarabank, daha önce TÜPRAŞ tarafından açılan bazı ihaleleri kazanmıştır. İhale neticesi, banka nezdinde, DTH (Döviz Tevdiat Hesabı) ve Atıl Fon (Özel Faizli Mevduat Hesabı) hesapları açılarak çalıştırılmıştır. Bankanın faaliyeti durdurulduğunda, şirketin banka nezdindeki DTH hesabında 20,7 milyon dolarlık, Atıl Fon Hesabında ise 23,2 milyar TL. tutarında bakiyesi kalmıştır.

TÜPRAŞ yönetimince, konu ile ilgili yasal her türlü müracaat yapılmış olup, gelişmeler takip edilmektedir.

İmpexbank ve Marmarabank'ın faaliyetlerinin durdurulması sebebi ile ortaya çıkan zararın, TÜPRAŞ tarafından ürün fiyatlarına yansıtılması söz konusu değildir.

Gaziantep Milletvekili Sayın Ünal Yaşar'ın

Yazılı Soru Önergesi ve Cevabı (7/1148-2960)

Soru : Elektrik birim fiyatlarının yüksek oranlarda artmasının nedeni nedir?

Tarım ve sanayi sahasında üreticinin ve imalatçının zor duruma düşmesini engellemek için bir tedbir alacak mısınız?

Cevap : Elektriğin dağıtımını üstlenen TEDAŞ Genel Müdürlüğü, "Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği" hükümleri doğrultusunda abonelerine enerji satışı yapmaktadır. Satışa sunulan yıllık enerji bedeli ise, 233 sayılı K.H.K.'nin 35 inci maddesi ve yıllık enerji maliyeti hesaplaması ile Hükümet politikasınca belirlenen yıllık artış oranına göre tespit edilmektedir.

Elektrik enerjisinin birim fiyatının belirlenmesinde öncelikle TEDAŞ GenelMüdürlüğü yatırım harcamaları, malî gereksinimleri, alınan enerjinin bedeli, dış borç, ana para ve faiz geri ödemeleri, kur farkı, kanunî ihtiyatlar gibi çeşitli giderler göz önüne alınmaktadır. Görüldüğü gibi, elektrik birim fiyatına temel teşkil eden herhangi bir girdiye yapılan zam, otomatikman elektrik fiyatlarını da etkilemektedir.

Fiyatlar, TEDAŞ'ın finans dengesini karşılamaya olanak sağlayacak şekilde tespit edilmiştir. Ekonomimizin en temel girdisi olan elektrik enerjisine talepteki hızlı artış, sürekli yeni yatırımların yapılmasını zorunlu hale getirmiştir. Fiyatların maliyetin altında kalması durumunda, finansman açığı meydana gelecek, gerekli yatırımlar yapılamayacak ve bunun sonucu olarak da kaliteli ve kesintisiz olmasına özen gösterilen elektrik enerjisi dağıtım hizmetlerinde aksamalar ortaya çıkacaktır.

Ekte sunulan, 1994-1996 yılları elektrik enerjisi satış tarifeleri ile DİE Toptan Eşya Fiyat Endeksleri (TEFE) tablosu incelendiğinde, elektrik satış fiyatları artış oranının, enflasyona göre daha az olduğu görülecektir.

Uzun yıllar tarımsal sulama abonelerine ticarî maliyetin altında indirimli tarife uygulanmış, ancak bu durum diğer abone grupları arasında fiyat dengesizliğine ve TEDAŞ'ın da zararına neden olmuştur.

Bu durum dikkate alınarak Sanayi ve Tarım sektöründe, hem ekonomik dengeleri bozmamak, hem de kalkınmayı en üst düzeyde tutmak amacıyla, bugüne kadar üretim maliyetleri altında uygulanan birim fiyatlar (özellikle tarımsal sulamada), TEDAŞ'ın zararını bir ölçüde önleyecek seviyede, bir miktar yukarı çekilerek, abone grupları arasında bozulan birim fiyat dengesi sağlanmıştır.

Birim fiyatların dengelenmesine rağmen, halen tarımsal sulama abonelerine, ticarî maliyetin altında tarife uygulanmaktadır.

1994-1996 Yılları Elektrik Enerjisi Satış Tarifeleri ile

DİE Toptan Eşya Fiyat Endeksleri

Ortalama Artış Tefe

Tarife Dönemi Satış Fiyatı (%) Endeks Artış (%) Fark

Ocak-94 1 167,49 3,80 2 192,3 5,3 -1,5

Şubat 1 202,31 2,98 2 412,7 10,1 -7,1

Mart 1 244,32 3,49 2 617,5 8,5 -5,0

Ortalama Artış Tefe

Tarife Dönemi Satış Fiyatı (%) Endeks Artış (%) Fark

Nisan 1 866,40 49,99 3 477,3 32,8 17,2

Mayıs 1 866,40 0,00 3 789,6 9,0 -9,0

Haziran 1 866,40 0,00 3 861,1 1,9 -1,9

Temmuz 1 959,52 4,99 3 894,8 0,9 4,1

Ağustos 2 067,46 5,51 4 001,1 2,7 2,8

Eylül 2 067,46 0,00 4 217,4 5,4 -5,4

Ekim 2 067,46 0,00 4 507,4 6,9 -6,9

Kasım 2 067,46 0,00 4 795,9 6,4 -6,4

Aralık 2 289,46 10,74 5 196,3 8,3 2,4

94 Yılı Ortalama 1 811,01 104,80 120,7 -15,9

Ocak - 95 2 289,46 0,00 5 630,3 8,4 -8,4

Şubat 2 289,46 0,00 6 026,3 7,0 -7,0

Mart 2 381,38 4,01 6 395,4 6,1 -2,1

Nisan 2 478,77 4,09 6 647,6 3,9 0,2

Mayıs 2 579,12 4,05 6 759,0 1,7 2,3

Haziran 2 682,53 4,01 6 845,4 1,3 2,7

Temmuz 2 823,35 5,25 7 009,1 2,4 2,8

Ağustos 2 971,58 5,25 7 214,9 2,9 2,4

Eylül 3 127,05 5,23 7 558,8 4,8 0,4

Ekim 3 127,05 0,00 7 890,2 4,4 -4,4

Kasım 3 127,05 0,00 8 232,1 4,3 -4,3

Aralık 3 298,41 5,48 8 567,1 4,1 1,4

25 Aralık 3 932,05 19,21

95 Yılı Ortalama 2 776,52 53,31 64,9 -11,6

Ocak-96 3 932,05 0,00 9 262,1 8,1 -8,1

Şubat 4 263,45 8,43 9 776,4 5,6 2,8

Mart 4 497,10 5,48 10 426,5 6,6 -1,1

Nisan 5 040,53 12,08 11 349,7 8,9 3,2

Mayıs 5 246,80 4,09 11 805,6 4,0 0,1

Haziran 5 515,72 5,13 12 070,8 2,7 2,4

Temmuz 5 792,21 5,01 12 328,1 2,1 2,9

Ağustos 6 082,05 5,00

28. - Gaziantep Milletvekili R. Taşar'ın, yurt dışında çalışan işçilerin birikimlerine ilişkin Başbakandan sorusu ve DevletBakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1153)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun BaşbakanSayınNecmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletleriniz arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

Avrupa'daki işçilerimizin 100 milyar DM'yi bulan birikimlerini ülkemize çekmek için tedbir almayı düşünüyor musunuz?

T.C.

DevletBakanlığı 2.9.1996

Sayı : B.02.0.0010/00363

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : a) Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığının, 2.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1153-2966/7913 sayılı yazısı.

b) Başbakanlık Kan. ve Kar. Gen. Müd.'nün 7.8.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-368-35/3444 sayılı yazısı.

Gaziantep Milletvekili Sayın Mustafa R. Taşar'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

DevletBakanı

T.C.

Başbakanlık 22.8.1996

Hazine Müsteşarlığı

Sayı : B.02.1-HM.0.KAF.01.03/35965

DevletBakanlığına

(Sayın Lütfü Esengün)

İlgi : 5.8.1996 tarih ve B.02.0.0010/00141 sayılı yazınız.

İlgide kayıtlı yazınız ekinde yer alan Gaziantep Milletvekili Sayın Ünal Yaşar ile Sayın Mustafa Taşar tarafından Sayın Başbakanımıza yöneltilen 7/1153-2966 sayılı soru önergesine ilişkin Müsteşarlığımız cevabı ekte sunulmaktadır.

Bilgilerinize arz ederim.

H. Ufuk Söylemez

DevletBakanı

Soru : Avrupa'daki işçilerimizin 100 milyar DM'yi bulan birikimlerini ülkemize çekmek için tedbir almayı düşünüyor musunuz?

31.7.1996 tarihinde açıklanan kaynak paketinde belirtildiği üzere; yurt dışında çalışan işçilerimizin 50-100 milyar Alman Markı olduğu tahmin edilen tasarrufların yurda getirilmesinin teşviki için gerekli çalışmalar yapılmaktadır.

İlk olarak TCMB'nin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar ile Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının 91-32/5 sayılı Tebliğine ilişkin Türkiye Cumhuriyet MerkezBankası Genelgesi ile, Süper Döviz Hesabı Limitleri ABD Doları için 15 000 ABD $, Alman Markı için ise 30 000 DM'ye düşürülmüştür. Faiz oranları ise Alman Markı karşılığında açılan 2 yıl vadeli Süper Döviz Hesabına (SDH) % 10, 3 yıl vadeli SDH'na % 11 ve ABD Doları karşılığında açılan 2 yıl vadeli SDH'na % 7.5, 3 yıl vadeli SDH'na % 8 olarak yeniden düzenlenmiştir.

Ayrıca, yine yurt dışındaki işçilerimize yönelik olarak özel tertip Devlet İçBorçlanma Senetleri (döviz cinsinden) ihraç edilmesi hususu gündemde olup, bu konudaki çalışmalar sürdürülmektedir.

Diğer taraftan, bedelsiz ithalata ilişkin çeşitli değişiklikler (araba, makine, teçhizat ithalinin kolaylaştırılması gibi) yapılarak yukarıda bahsedilen uygulamaların teşviki yoluna gidilecektir.

29. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, özelleştirmeden sağlanan kaynakların kullanımına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı H. Ufuk Söylemez'in yazılı cevabı (7/1155)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

"Özelleştirme" uygulamaları; peşkeşten, yağmadan, israftan ve bedellerinin çarçur edilmesinden nasıl kurtarılacak, stratejik olmayan tesislerin özelleştirilmesiyle ile elde edilecek gelirler ülkenin daha verimli ve kalkınmaya yararlı üretim müesseselerine kavuşmasını temin maksadıyla nasıl kullanılacaktır?

T.C.

Başbakanlık 24.9.1996

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı

Sayı : B.02.1.ÖİB.0.65.00.00-5819

Konu : Soru Önergesi.

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Gaziantep Milletvekili Sayın Ünal Yaşar ile SayınMustafa Taşar tarafından Sayın Başbakana tevcih edilen 7/1155-2968 esas sayılı yazılı soru önergesine verilen cevap aşağıdadır.

Soru : "Özelleştirme" uygulamaları; peşkeşten, yağmadan, israftan ve bedellerinin çarçur edilmesinden nasıl kurtarılacak, stratejik olmayan tesislerin özelleştirilmesiyle elde edilecek gelirler ülkenin daha verimli ve kalkınmaya yararlı üretim müesseselerine kavuşmasını temin maksadıyla nasıl kullanılacaktır?

Cevap : Özelleştirme uygulamaları, 4046 sayılı Kanunun Özelleştirme İdaresi Başkanlığına vermiş olduğu görev ve yetkiler çerçevesinde, sermayenin tabana yayılması, çalışanların haklarının korunması, piyasada oluşabilecek tekelci bir yapının önlenmesi ile açıklık ve şeffaflık ilkeleri doğrultusunda yapılmaktadır.

1994 yılı kasım ayı sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin büyük çoğunluğunun katılımıyla kabul edilen 4046 sayılı Kanunla özelleştirmeye ilişkin ayrıntılı düzenlemeler getirmiş ve uygulamalar sağlam bir yasal zemine oturtulmuştur.

Özelleştirme uygulamaları, öncelikle açıklık ve şeffaflık ilkeleri doğrultusunda yapılmaktadır. İhale duyuruları; yurt içinde yayın yapan tirajı en yüksek 5-6 gazetede yayımlanmasının yanı sıra yurt dışında basılan Türk gazeteleri ile satışa çıkarılan işletme veya varlığın bulunduğu bölgedeki yerel gazetelere verilen ilanlar aracılığıyla halkın geniş çapta bilgilendirilmeleri sağlanarak yapılmaktadır. Ayrıca bazı özelleştirmelerde, valilikler, meslek kuruluşları, TÜSİAD, T.O.B.B., Sanayi ve Ticaret Odaları, Dışişleri Bakanlığı, yurt dışında bulunan ticaret ateşelikleri de konu hakkında bilgilendirilmekte ve potansiyel alıcılara ulaşılmaya çalışılmaktadır.

4046 sayılı Kanunla uygulamaya sokulan diğer bir yenilikle Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bazı ihaleleri konunun niteliğine göre kamuoyuna açık olarak yapma hakkını kullanarak bu uygulamanın ilk örneklerini SEK, EBK, TURBAN, TESTAŞ varlıkları ve işletmelerin satışına yönelik ihalelerde gerçekleştirmiştir. Ayrıca genellikle ihalelerde yapılan pazarlık görüşmeleri kapalı devre video sistemi ile kaydedilmekte ve yapılan son pazarlık görüşmeleri sonucunda gelen nihai teklifler katılımcılar ve noter huzurunda alınarak açılmaktadır.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, gerek bu uygulamaları ile, gerekse özelleştirmeye ilişkin yapılan değer tespit yöntemleri ve çalışmalarının, geniş çaplı ihale ilanları ile ihalelerin ve ihale sonuçlarının kamuoyuna duyurulmasını sağlayarak açıklık ve şeffaflık ilkesinin gereklerini tam olarak yerine getirmektedir.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, bazı ihalelerde alıcı firmalara satın alacakları işletmenin faaliyetlerini belli bir süre (ortalama 3 yıl) ile devam ettirme koşulunu aramış ve işletmede çalışan personelin haklarını koruyucu bazı önlemler almıştır.

Bunun yanı sıra Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, teklif verecek firmalardan istenen teminat tutarları konusunda da değişiklik yapmış ve daha önce yaşanan olumsuzlukları da göz önüne alarak teminat tutarının 10-20 kat artırılmasını sağlamıştır.

Ayrıca Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, bazı ihalelerde risk temerküzünden kaçınmak amacı ile geçici ve kesin teminat mektuplarının farklı banka veya finansman kuruluşundan getirilmesi için talepte bulunulması hakkının saklı tutulmasına karar vermiştir.

Öte yandan Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, tekliflerin değerlendirilmesi aşamasında, ihaleye katılan yatırımcıların devlete olan malî yükümlülüklerinin (vergi, sigorta vb. yükümlülükler) yerine getirilip getirilmediği konusunu da önemli bir değerlendirme kriteri olarak dikkate alınacağını duyurmuş ve ihale ilanlarında bunu belirtmeye başlamıştır.

Tüm bu ilke ve yenilikler ışığında uygulamalarını sürdüren Özelleştirme İdaresi, oluşabilecek tekelci bir yapının olumsuz etkilerinin önlenmesi konusunda da hassastır. Son olarak Adıyaman Çimentonun özelleştirilmesi sırasında teklif sahibi bir firmanın bölgedeki pazar payının Sanayi ve TicaretBakanlığının görüşü doğrultusunda % 40'ların üzerine çıkacağı tespit edilince, firmanın teklifi açılmamış ve değerlendirme dışı bırakılmıştır.

Özelleştirme ile serbest piyasa ekonomisinde çok önemli bir unsur olan rekabet kurumu işlerlik kazanacak ve böylece de kaynak kullanımı ve dağılımında etkinlik sağlanarak ekonomide verimliliğin artması sağlanacaktır.

Özelleştirme uygulamaları sonucu elde edilen tüm gelirler ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığına devredilen kuruluşlardan elde edilen temettüler ve özelleştirme uygulamaları çerçevesinde ihraç edilecek her türlü menkul kıymet, Özelleştirme İdaresi Başkanlığına devredilen kuruluşlara sağlanan finansmandan elde edilen gelirler ve diğer mevzuat ile tahsis edilen kaynaklar vesair gelirler, ilgili kuruluşların bütçeleri dışında T.C. Ziraat Bankasında bulunan Özelleştirme Fonunda toplanmaktadır. 4046 sayılı Kanunda ana prensip özelleştirme uygulamalarından elde edilecek gelirlerin genel bütçe harcamaları ve yatırımlarında kullanılmamasıdır.

İdare, özelleştirme kapsamında bulunan kuruluşların istihdam yapılarının oluşturulması, özelleştirme uygulamaları sonucu işsiz kalabilecek işçi statüsündeki personelin istihdamının temini, verimliliğin artırılması ilkesi gözetilerek çalışma şartlarının düzenlenmesi, doğrudan ilgili kuruluşlarla gerekli işbirliği ve koordinasyonun sağlanması, özelleştirme programına alınan, özelleştirilen, faaliyeti durdurulan, küçültülen, kapatılan veya tasfiye edilen kuruluşlarda çalışan memur statüsündeki personelin nakli, Emekli Sandığı Kanununa tabi personelden emeklilik hakkı kazananlara 4046 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi gereğince ek ödemenin yapılmasına ilişkin konularda da hizmet vermektedir.

Ayrıca, idarece özelleştirme uygulamalarında 4046 sayılı Kanun kapsamında yer alan kuruluşlarda özelleştirme ile ilgili uygulamalar sonucu istihdamda ortaya çıkabilecek sorunları asgariye indirmek amacı ile, Hazine Müsteşarlığı tarafından Dünya Bankası kredisiyle finanse edilen "İşgücü uyum Projesi" yürütülmektedir.

Özelleştirme konusunda yapılan her türlü tasarruf ve işlemlerde, idare mevzuatın amir hükümlerine büyük bir dikkat ve fedakârlıkla riayet ederek görevini yürütmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

H. Ufuk Söylemez

DevletBakanı

30. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın inanç hürriyetini koruma kanununa ilişkin Başbakandan sorusu ve DevletBakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1157)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

Çıkaracağınızı vaadettiğiniz "İnanç hürriyetini koruma kanununu" ne zaman TBMM'ye getireceksiniz?

T.C.

DevletBakanlığı 12.9.1996

Sayı : B.02.0.0010/00215

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 2.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1157-2971/7918 sayılı yazısı.

b) Başbakanlık Kan. ve Kar. Gen. Müd.'nün 7.8.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-368-39/3448 sayılı yazısı.

Gaziantep Milletvekili Sayın Mustafa R. Taşar'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

Devlet Bakanı

Gaziantep Milletvekili Sayın Mustafa R. Taşar'ın Sayın Başbakanımıza Tevcih Ettiği 7/1157-2971 Esas No.lu Yazılı Soru Önergesinin Cevabıdır.

Hükümetimiz döneminde, Anayasal teminat altında bulunan din ve vicdan hürriyetinin kâmil manada uygulanmasına azamî şekilde dikkat edilecek, inanç hürriyetinin korunması için tüm yasal hakların vatandaşlarımız tarafından kullanılmasına özen gösterilecektir.

Bu özen ve dikkat sonucu inanç hürriyeti en büyük saygıyı ve korumayı görecektir.

Bilgilerinizi rica ederim.

31. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, referandum sistemine ilişkin Başbakandan sorusu ve DevletBakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1159)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

"Anayasa değişikliği" dışındaki hangi önemli temel meselelerde, "Referandum sistemi"ni getireceksiniz? Halkımıza "Referandum talep hakkı" tanıyacak mısınız?

T.C.

DevletBakanlığı 12.9.1996

Sayı : B.02.0.0010/00217

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : a) Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığının, 2.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS. 0.10.00.02-7/1159-2975/7922 sayılı yazısı.

b) Başbakanlık Kan. ve Kar. Gen. Müd.'nün 7.8.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-368-41/3450 sayılı yazısı.

Gaziantep Milletvekili SayınMustafa R. Taşar'ın SayınBaşbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

DevletBakanı

Gaziantep Milletvekili Sayın Mustafa R. Taşar'ın SayınBaşbakanımıza Tevcih Ettiği 7/1159-2975 Esas No.lu Yazılı Soru Önergesinin Cevabıdır.

"Referandum Sistemi" demokrasilerde katılımı en ileri seviyeye çıkaran, halkın iradesinin yönetime yansımasını temin eden, uygulamada yararlı olacağı düşünülen bir sistemdir.

1982 Anayasasında öngörülenler dışında bazı konuların referanduma sunulması veya seçmenlere "referandum talep hakkı" verilmesi ancak Anayasa değişikliği ile mümkün olabilecektir.

T.B.M.M.'de Anayasa değişikliğini gerektirecek nispette bir mutabakatın sağlanması halinde sözü edilen konularda çalışmalar yapılabileceği düşünülmektedir.

Bilgilerinizi rica ederim.

32. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, akaryakıt zamlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı M. Recai Kutan'ın yazılı cevabı (7/1167)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

1. Hükümetimizin kuruluşundan bugüne kadar akaryakıt fiyatlarına kaç defa zam yapılmıştır ve bu zamların toplam oranı yüzde kaçtır? Yapılan bu zamların gerekçesi olarak gösterilen döviz kurunun artışı aynı tarihler arasında yüzde kaç artmıştır?

2. Aynı dönemde dünya petrol fiyatlarında yüzde kaç artış olmuştur? Varsa kur artış oranı ile zam oranı arasındaki fark ne kadardır? Hükümetinizin anlayışına göre, bu fark ek bir vergi tahsilatı değil midir?

T.C.

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 30.9.1996

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Sayı : B.15.0.APK.0.23-300-1306/15615

Konu : Yazılı Soru Önergesi

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : a) Başbakanlığın DevletBakanlığına muhatap 16.8.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-371-3/3544 sayılı,

b) DevletBakanlığının Bakanlığıma muhatap 22.8.1996 tarih ve B.02.0.00.10/00308 sayılı yazıları.

Gaziantep Milletvekili Sayın Mustafa R. Taşar'ın Sayın Başbakana tevcih ettiği ve Türkiye Büyük MilletMeclisi İçtüzüğünün 99 uncu maddesi gereğince cevaplandırılması istenen 7/1167 Esas No.lu yazılı soru önergesi ile ilgili bilgiler hazırlanarak ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

M. Recai Kutan

Enerji ve Tabiî Kaynaklar

Bakanı

Gaziantep MilletvekiliSayın Mustafa R. Taşar'ın

Yazılı Soru Önergesi ve Cevabı (7/1167-2999)

Soru 1. Hükümetimizin kuruluşundan bugüne kadar akaryakıt fiyatlarına kaç defa zam yapılmıştır ve bu zamların toplam oranı yüzde kaçtır? Yapılan bu zamların gerekçesi olarak gösterilen döviz kurunun artışı aynı tarihler arasında yüzde kaç artmıştır?

Cevap 1. Hükümetimizin kuruluş tarihi olan 28.6.1996'dan bugüne kadar akaryakıt ürünlerine üç defa zam yapılmış olup, ürünler itibariyle akaryakıt fiyatları ve artış oranları ekteki tabloda verilmiştir.

Buna göre akaryakıt ürünlerinde bu dönemde yapılan toplam fiyat artış oranları; kurşunsuz benzin, süper benzin, normal benzin, gazyağı, motorin ve kalorifer yakıtında % 18, fuel-oil-6'da % 10 ve 12 Kg.'lık tüpte % 18 olmuştur.

Aynı tarihler için döviz kuru artışındaki toplam oran ise, % 13 olarak gerçekleşmiştir.

Soru 2. Aynı dönemde dünya petrol fiyatlarında yüzde kaç artış olmuştur? Varsa kur artış oranı ile zam oranı arasındaki fark ne kadardır? Hükümetinizin anlayışındaki fark ne kadardır? Hükümetinizin anlayışına göre bu fark ek bir vergi tahsilatı değil midir?

Cevap 2. Ekli tabloda görüleceği üzere; söz konusu dönem içerisinde, dünya ham petrol fiyatları % 25 oranında artarken, döviz kuru % 13 oranında artış göstermiştir. Görüleceği üzere, petrol ürünlerine yapılan % 10 - % 18 oranındaki artış oranları bu oranın altında kalmıştır.

Esasen akaryakıt ürün fiyatları dünya hampetrol fiyatlarında ve döviz satış kurlarında meydana gelen değişikliklere uygun olarak belirlenmektedir. Döviz kurları ve hampetrol fiyatları her gün değiştiğinden, bu iki unsurda meydana gelen değişiklikleri perakende satış fiyatlarına aynen yansıtmak mümkün olamamaktadır.

Bu sebeple perakende satış fiyatları hampetrol fiyatları ve döviz kuru değişikliklerinden bazen daha yüksek, bazen daha düşük oranda uygulanmaktadır.

Diğer taraftan bugüne kadar vergi gelirlerine artış sağlamak için akaryakıt fiyatlarında herhangi bir değişiklik yapılması söz konusu olmamıştır.

Ankara Mahallî Satış Fiyatlarının ve Döviz Kurlarının Değişim Tarihlerine Göre Miktarları ve Yüzdeleri

13.6.1996 Artış 25.7.1996 Artış 22.8.1996 Artış 21.9.1996 Kümülatif

TL/LT % TL/LT % TL/LT % TL/LT %

$ Kuru TL. 79 734 4.32 83 176 3.85 86 382 5.12 90 806 13.89

Ham petrol

S/Varil 17.84 8.74 19.40 9.85 21.31 5.21 22.42 25.67

Ürünler

K. Benzin 55 160 7.27 59 170 5.00 62 130 5.01 65 240 18.27

S. Benzin 55 860 7.27 59 920 5.01 62 920 5.02 66 080 18.30

N. Benzin 51 800 7.28 55 570 5.00 58 350 5.00 61 270 18.28

Gazyağı 43 670 7.26 46 840 5.00 49 180 5.02 51 650 18.27

Motorin 40 320 7.24 43 240 5.02 45 410 5.00 47 680 18 25

K. Yakıtı 21 800 7.34 23 400 5.00 24 570 5.01 25 800 18.35

F. Oil-6 14 680 0.14 14 700 4.97 15 430 5.06 16 210 10.42

12 EG. Tüp 527 000 7.02 564 000 4 96 592 000 5.07 622 000 18.03

33. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın askerî birliklere gönderildiği iddia edilen bir genelgeye ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı MehmetAğar'ın yazılı cevabı (7/1168)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

15 Şubat 1996 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığı Birliklerine rütbeli askerin kışla cami ve mescitlerinde namaz kılmamasıyla ilgili genelge gönderildiği iddia edilmektedir. Bu genelgenin kaldırılması için tarafınızca bir işlem yapılacak mıdır?

T.C.

İçişleri Bakanlığı 12.9.1996

Jandarma Genel Komutanlığı

GN.PL.P. VE KOOR. : 7100-73-96/MEV.TET.VE TAK.Ş. (136592)

Konu : Soru önergesi.

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : (a) TBMM Başkanlığının 13 Ağustos 1996 gün ve A.01.0.GNS.0.19.00.02-7/1168-3000/8035 sayılı yazısı.

(b) T.C. Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar GenelMüdürlüğünün 16 Ağustos 1996 gün ve B.02.0.KKG/106-371-4/3543 sayılı yazısı.

(c) T.C. DevletBakanlığının 22 Ağustos 1996 gün ve B.02.0.00.10/00.307 sayılı yazısı.

1. Gaziantep Milletvekili Sayın Mustafa R. Taşar tarafından sorulan soru Sayın Başbakanın şahsî tasarrufları hakkındadır.

2. Sayın Başbakanın hangi yolu ihtiyar edecekleri tarafımızdan bilinemeyeceğinden bu sorunun cevabının tarafımızdan verilmesi mümkün görülmemektedir.

Arz ederim.

Mehmet Ağar

İçişleri Bakanı

34. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, 560 Sayılı K.H.K.'ye ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin yazılı cevabı (7/1169)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

560 sayılı K.H.K. ile gıda imalathanelerinin ruhsatlandırılması ve denetim yetkisi belediyelerden alınarak Sağlık Bakanlığı ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığına verilmiştir.Bu yetkiyi tekrar belediyelere devretmeyi düşünüyor musunuz?

T.C.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 23.9.1996

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Sayı : KDD.G.4-2327/63131

Konu : Yazılı Soru Önergesi

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

DevletBakanı Sayın Lütfü Esengün'ün 2.9.1996 tarih ve B.02.0.0010/00306 sayılı yazısı ile Bakanlığımıza intikal eden, Gaziantep Milletvekili Sayın Mustafa R. Taşar'ın; 560 sayılı K.H.K. ile gıda imalathanelerinin ruhsatlandırılması ve denetim yetkisi belediyelerden alınarak SağlıkBakanlığı ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığına verilmiştir.Bu yetkinin tekrar belediyelere devri düşünülüyor mu? Konusundaki yazılı soru önergesi ile ilgili istenen bilgi aşağıda belirtilmiştir.

Gıda imalathanelerinin ruhsatlandırılması 560 sayılı K.H.K.'nin 4 üncü maddesi gereği Sağlık Bakanlığı tarafından, gıda imalathanelerinin denetimi ise aynı kanunun 9 uncu maddesi gereği; 4 üncü madde kapsamındaki denetimler ile 10 uncu maddede yer alan gıda maddeleri satış yerlerinin denetimi SağlıkBakanlığınca, belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde belediyeler ile işbirliği içinde, bunun dışında Sağlık Bakanlığınca yapılmaktadır.

560 sayılı K.H.K.'nin 9 uncu maddesi gereği ise gıda maddeleri üreten işyerlerinde, gıda maddelerinin gıda kodeksine uygunluğunun denetimi ve gıda kontrolü, 5 inci ve 18 inci madde kapsamındaki denetimlerinin ithal ve ihracındaki denetimler Bakanlığımız tarafından yapılmakta olup, söz konusu önergede yer alan yetki devri Sağlık Bakanlığını ilgilendirmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

Musa Demirci

Tarım ve Köyişleri

Bakanı

35. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, yurt dışında ilahiyat dalında öğrenim görenlerin 4 yıllık lisans denkliklerinin sağlanmasına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam'ın yazılı cevabı (7/1170)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Millî Eğitim Bakanı MehmetSağlam tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

Yurt dışında (El Ezher-Mısır) üniversitelerinin ilahiyat dalında öğrenim görüp mezun olan öğrencilerin Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığına yaptıkları müracaatları sonucu mezuniyetleri 4 yıl esas alınarak lisans olarak tanınması gerekirken, üç yıl kabul edilmiştir. Bu konudaki mağduriyetin giderilip El Ezher İlahiyat mezunlarının 4 yıllık lisans denkliklerinin sağlanması hususunda bir işlem yapılacak mıdır?

T.C.

Millî Eğitim Bakanlığı 24.9.1996

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Sayı : B.08.0.APK.0.03.01.00-022/2456

Konu : Soru Önergesi

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 13.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1170-3002/8037 sayılı yazısı.

Gaziantep Milletvekili Sayın Mustafa R. Taşar'ın "Yurt dışında ilahiyat öğrenimi gören öğrencilere ilişkin" yazılı soru önergesi incelenmiştir.

Yurt dışındaki Mısır El-Ezher Üniversitesinden alınmış ilahiyat diplomalarının denklik işlemleri Yükseköğretim Kurulunun 10.1.1996 tarih ve 96.3.35 sayılı kararı doğrultusunda yapılmaktadır.

Arz ederim.

Prof. Dr. Mehmet Sağlam

Millî Eğitim Bakanı

36. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, dış borç miktarına ilişkin Başbakandan sorusu ve DevletBakanı H. Ufuk Söylemez'in yazılı cevabı (7/1171)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

1 Temmuz 1996 tarihi itibariyle toplam dış borç miktarı kaç milyar dolardır? Bu borcun ne kadarı merkezi hükümete, ne kadarı belediyelere, ne kadarı ticarî bankalara ve özel kuruluşlara, ne kadarı devlet bankalarına aittir?

Bu yıl içinde ödenecek olan dış borç miktarı nedir?

1996 yılı içerisinde ne kadar dış borç almayı düşünüyorsunuz?

T.C.

Başbakanlık 24.9.1996

Hazine Müsteşarlığı

Dosya No : B.02.1.HM.0.KAF.02.01/57500/41023

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığı

Genel Sekreterliği

(Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı)

İlgi : 27.8.1996 tarih ve B.02.0.0010/00382 sayılı yazınız.

İlgide kayıtlı yazınızda yer alan Gaziantep milletvekilleri Sayın Mustafa R. Taşar ile Ünal Yaşar'ın Sayın Başbakanımıza yöneltmiş olduğu 7/1171-3003 Esas No.'lu dış borçlarla ilgili yazılı soru önergesinin cevabı ekte yer almaktadır.

Bilgilerinize arz olunur.

H. Ufuk Söylemez

DevletBakanı

Soru 1. 1.7.1996 tarihi itibariyle toplam dış borç miktarı kaç milyar dolardır?

Cevap 1. 31.3.1996 tarihi itibariyle dış borç miktarı aşağıda sunulmaktadır.

(Milyon Dolar)

1996 (*)

Vadeye Göre

Toplam Borç Stoku 72 093

Orta-Uzun Vade 56 949

Kısa Vade 15 144

(*) Geçici

Kaynak : Hazine, TCMB

Soru 2. Bu borcun ne kadarı merkezi hükümete, ne kadarı belediyelere, ne kadarı ticarî bankalara ve özel kuruluşlara, ne kadarı devlet bankalarına aittir?

Cevap 2. 31.3.1996 tarihi itibariyle dış borçların borçlulara göre dağılımı aşağıda sunulmaktadır.

(Milyon Dolar)

1996 (*)

Borçlulara Göre

Toplam Borç Stoku 72 093

Orta-Uzun Vade 56 949

Konsolide Bütçe 30 644

Diğer Kamu Sektörü 18 556

TCMB 10 489

KİT'ler 4 578

FON'lar 1 149

Mahallî İdareler 2 315

Üniversiteler 25

Özel Sektör 7 749

Kısa Vade 15 144

Ticarî Banka Kredileri 4 006

Özel Kesim Kredileri 11 138

(*) Geçici

Kaynak : Hazine, TCMB

Soru 3. Bu yıl içinde ödenecek olan dış borç miktarı nedir?

Cevap 3. 31.3.1996 tarihli kurlar ile orta-uzun vadeli dış borçlardan 1996 yılında ödenecek olan dış borç miktarı aşağıda sunulmaktadır.

(Milyon Dolar)

1996 (*)

Toplam Borç Servisi 11 203

Anapara 7 752

Faiz 3 451

(*) Geçici

Kaynak : Hazine, TCMB

Soru 4. 1996 yılı içerisinde ne kadar dış borç almayı düşünüyorsunuz?

Cevap 4. 1996 yılı içerisinde uluslararası para ve sermaye piyasasındaki koşullar, Hazinenin 1996 yılı dış borç anapara ödeme yükümlülüğü ve 1996 yılı yatırım finansman programında yer alan projelerin finansmanı göz önüne alınarak dış borçlanma yoluna gidilmesi öngörülmektedir.

37. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, Harran Üniversitesinde istihdamın artırılmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve DevletBakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1175)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

Şanlıurfa Harran Üniversitesine kadro istihdamı yapılacak mıdır? Yapılacaksa ne zaman düşünülmektedir?

T.C.

DevletBakanlığı 11.9.1996

Sayı : B.02.0.0010/00446

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : a) Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığının, 13.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS. 0.10.00.02-7/1175-3007/8042 sayılı yazısı.

b) Başbakanlık Kan. ve Kar. Gen. Müd.'nün 16.8.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-371-11/3537 sayılı yazısı.

Gaziantep Milletvekili SayınMustafa R. Taşar'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

DevletBakanı

Gaziantep Milletvekili Sayın Mustafa R. Taşar'ın Sayın Başbakanımıza Tevcih Ettiği

7/1175-3007 EsasNo.lu Yazılı Soru Önergesinin Cevabıdır.

Soru önergesinde yer alan Şanlıurfa Harran Üniversitesine kadro istihdamı yapılacak mıdır, ifadesinden adı geçen üniversiteye yeni bir kadro ihdas edilmesi belirtilmekteyse, Harran Üniversitesinin 1996 yılı kadro işlemlerinde kadro ihdas talebi bulunmamaktadır.Harran üniversitesi Rektörlüğünün 28.5.1996 tarih ve B.30.2.HRÜ.0.70.71.03/212-1676-01971 sayılı yazısı ile 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre talep edilen mevcut kadrolarından dolu ve boş değişiklik işlemleri tamamlanmış olup devletPersonelBaşkanlığının 13.8.1996 tarih ve 05269 sayılı yazısıyla ilgili makamlara gönderilmiştir.

Kadro ihdas talepleri kurumlar tarafından bahsi geçen Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine uygun olarak yapılması halinde DevletPersonelBaşkanlığı, Maliye Bakanlığı ve kurum yetkililerinden teşkil eden komisyon tarafından incelenmekte ve sonuçlandırılmaktadır.

Millî EğitimBakanlığının 15.5.1996 tarih ve 12170 sayılı yazısıyla Harran Üniversitesinde yeni kurulan Veteriner Fakültesi, İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi içni, (184) adet idarî, (847) adet akademik kadronun ihdas talepleri yukarıdaki bahsi geçen Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde teşkil edilen komisyon tarafından incelenmiştir. Üniversitenin (708) adet idarî, (716) adet akademik boş kadrosunun bulunduğu ayrıca (488) adet idarî, (707) adet akademik bloke kadrolarının mevcut olduğu dikkate alınarak ihtiyacın boş kadrolarda değişiklik yoluyla veya bloke kadrolardan serbest bırakılarak karşılanabileceği hususları dikkate alınarak kadro ihdas talepleri kadro komisyonu tarafından uygun görülmemiş olup bu konudaki görüşler 26.6.1996 tarih ve 4016 sayılı Devlet Personel Başkanlığının yazısı ile Millî EğitimBakanlığına gönderilmiştir.

Diğer taraftan, kadro istihdamı ifadesi Harran Üniversitesinde mevcut kadrolara atama iznini kapsıyorsa adı geçen üniversitenin 13.8.1996 tarih ve 04006, 14.8.1996 tarih ve 04022 sayılı talepleri ile toplam (36) adet kadroya atama izni istemiştir. Başbakanlığın 22.7.1996 tarih ve 1996/37 sayılı genelgesi doğrultusunda talepler incelenmiş olup toplam (19) adet kadroya atama izni DevletPersonel Başkanlığının 22.8.1996 tarih ve 10189, 28.8.1996 tarih ve 10241 sayılı yazılarıyla uygun görülmüştür.

Bilgilerinizi rica ederim.

38. - Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, örtülü ödeneğe ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1177)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Ünal Yaşar

Gaziantep

Başbakanlık bütçesindeki örtülü ödenek miktarı 1996 yılı için ne kadardır? Yıl içinde görevde bulunan üç başbakan tarafından örtülü ödenekten hangi miktarlarda harcama yapılmıştır?

T.C.

DevletBakanlığı 12.9.1996

Sayı : B.02.0.0010/00299

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 13.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS. 0.10.00.02-7/1177-3011/8046 sayılı yazısı.

b) Başbakanlık Kan. ve Kar. Gen. Müd.'nün 16.8.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-371-13/3535 sayılı yazısı.

Gaziantep Milletvekili Sayın Ünal Yaşar'ın SayınBaşbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

DevletBakanı

Gaziantep Milletvekili Sayın Ünal Yaşar'ın Sayın Başbakanımıza Tevcih Ettiği

7/1177-3011 Esas No.lu Yazılı Soru Önergesinin Cevabıdır.

Örtülü ödenek miktarı ile harcama kalem ve miktarlarının yasal olarak açıklanması mümkün değildir.

Bu hususun soru sahibi SayınMilletvekili tarafından da bilinmesi gerekmektedir.

Bilgilerinizi rica ederim.

39. - Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, özelleştirilen kurumlara ilişkin Başbakandan sorusu ve DevletBakanı H. Ufuk Söylemez'in yazılı cevabı (7/1178)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan SayınNecmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Ünal Yaşar

Gaziantep

1. 20.10.1991 - 22.7.1996 tarihleri arasında özelleştirilen kurumlar hangileridir?

2. Özelleştirme işlemlerinden devlet ne kadar kazanç sağlamıştır?

3. Özelleştirilen kurumlar hizmetlerini halen kuruluş gayelerine uygun biçimde sürdürmekte midirler?

4. Bu özelleştirilen kurumlar hangi bedelle devredilmiştir?

5. Devir işlemlerinden sonra işçi çıkaran kurumlar var mıdır?

T.C.

Başbakanlık 20.9.1996

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı

Sayı : B.02.1.ÖİB.0.65.00.00/5759

Konu :Önerge

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar tarafından Sayın Başbakana tevcih edilen 7/1178-3012 esas sayılı yazılı soru önergesine verilen cevap aşağıdadır.

Soru 1. 20.10.1991 - 22.7.1996 tarihleri arasında özelleştirilen kurumlar hangileridir?

Cevap 1. Malumlarınız olduğu üzere özelleştirme uygulamalarını düzenleyen 4046 sayılı Kanun, 27.11.1994 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, böylelikle özelleştirme uygulamalarında yıllardır süre gelen hukukî boşluk giderilmiştir. Bu itibarla anılan kanunun yürürlüğe giriş tarihinden itibaren özelleştirilen kurum ve kuruluşların listesi ekte sunulan tabloda yer almaktadır.

Soru 2. Özelleştirme işlemlerinden devlet ne kadar kazanç sağlamıştır?

Cevap 2. Soruya cevap teşkil edecek bilgiler ekte sunulan tabloda yer almaktadır.

Soru 3. Özelleştirilen kurumlar hizmetlerini halen kuruluş gayelerine uygun biçimde sürdürmekte midirler?

Cevap 3. Özelleştirilen kuruluşların kârlılık ve verimlilik açısından özelleştirme öncesi ve sonrası durumlarını araştırma, değişimlerini ortaya çıkarmak, bu değişimlerin olası nedenlerini ele alınan çalışma modeline ve bu modeli destekleyen diğer performans kriterlerine göre belirlemek ve sonuçlarını bir rapor halinde hazırlayarak, Özelleştirme İdaresi Başkanlığına sunmak amacıyla Millî Prodüktivite Merkezi ve Özelleştirme İdaresi arasında 18.12.1995 tarihinde çerçeve sözleşme ve ek protokoller imzalanmış ve Millî Prodüktivite Merkezi seçilen kurumlardaki çalışmalarına fiilen başlamıştır.

Bununla birlikte diğer taraftan özelleştirilen kuruluşlarla ilgili olarak, bu kuruluşları devir alan kişi ve kuruluşlarla yapılan devir sözleşmelerinde üretim şartı getirilmekte, istihdam azalmalarına karşı müeyyide konulmakta ve devir sözleşmelerinden doğan yükümlülüklerin alıcılar tarafından yerine getirilip getirilmediği belli bir program dahilinde takip edilmekte, ayrıca bu konuya ilişkin başvurular da ivedilikle değerlendirilmektedir.

Soru 4. Bu özelleştirilen kurumlar hangi bedelle devredilmiştir?

Cevap 4. Soruya cevap teşkil edecek bilgiler ekte sunulan tabloda yer almaktadır.

Soru 5. Devir işlemlerinden sonra işçi çıkaran kurumlar var mıdır?

Cevap 5. Devir işlemlerinden sonra işini kaybeden işçilere 4046 sayılı Kanunun 21 inci maddesi gereğince iş kaybı tazminatı ödenmektedir.Diğer yandan, bu madde gereğince iş kaybı tazminatından yararlanma gayesine yönelik olarak hizmet akdi feshedilen ancak tazminat ödeme süresinin bitiminden sonra eski işlerine dönenlerin de bulunduğu nazara alındığında, özelleştirme sonucu işsiz kalındığı şeklinde yorumlanmamalıdır.

Bilgilerinize arz ederim.

H. UfukSöylemez

DevletBakanı

Not : Yazılı soruyla ilgili diğer bilgiler dosyasındadır.

40. - Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, kamu bankalarınca ödenen reklam ücretlerine ilişkin Başbakandan sorusu ve DevletBakanı H. Ufuk Söylemez'in yazılı cevabı (7/1180)

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Ünal Yaşar

Gaziantep

Kamu bankalarınca 20 Ekim 1991 -20 Temmuz 1996 hangi basın - yayın kuruluşlarına ne kadar reklam ücreti ödenmiştir?

T.C.

DevletBakanlığı 12.9.1996

Sayı : B.02.0.015(18)427

Türkiye BüyükMilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : DevletBakanlığının (Sayın Lütfü Esengün) 22.8.1996 tarih ve 296 sayılı yazısı.

Gaziantep Milletvekili Sayın Ünal Yaşar'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği 7/1180-3014 sayılı soru önergesine hazırlanan cevap ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

H. Ufuk Söylemez

Devlet Bakanı

Türkiye İhracat Kredi Bankası

TV-RADYO GAZETE-DERGİ TOPLAM

TL ABD Doları TL ABD Doları TL ABD Doları

20.10.1991-

31.12.1991 0 0 161 863 782 38 818 161 863 782 38 818

1992 0 0 753 959 729 109 768 753 959 729 109 768

1993 0 0 1 528 978 361 139 176 1 528 978 361 139 176

1994 0 0 1 590 338 572 53 539 1 590 338 572 53 539

1995 0 0 1 469 254 550 32 146 1 469 254 550 32 146

1.1.1996 -

20.7.1996 0 0 387 300 000 5 268 387 300 000 5 268

Türkiye Halk Bankası

TV-RADYO GAZETE-DERGİ TOPLAM

TL ABD Doları TL ABD Doları TL ABD Doları

20.10.1991-

31.12.1991 7 556 332 416 1 812 135 1 357 365 900 325 519 8 913 698 316 2 137 654

1992 3 072 493 939 447 319 7 589 965 950 1 105 009 10 662 459 889 1 552 328

1993 5 677 980 000 516 840 20 632 067 111 1 878 040 26 310 047 111 2 394 879

1994 74 892 749 919 2 521 274 55 770 356 791 1 877 516 130 663 106 710 4 398 790

1995 116 971 797 251 2 559 254 117 165 615 336 2 563 494 234 137 412 587 5 122 748

1.1.1996 -

20.7.1996 32 801 082 514 446 124 29 057 044 553 395 201 61 856 127 067 841 325

Türkiye Emlak Bankası

TV-RADYO GAZETE-DERGİ TOPLAM

TL ABD Doları TL ABD Doları TL ABD Doları

20.10.1991-

31.12.1991 3 141 934 267 753 489 1 552 911 017 372 414 4 694 845 284 1 125 903

1992 9 752 000 000 1 419 776 13 394 000 000 1 950 008 23 146 000 000 3 369 784

1993 33 864 000 000 3 082 480 73 484 000 000 6 688 901 107 348 000 000 9 771 381

1994 133 756 346 336 4 502 924 111 423 935 609 3 751 101 245 180 281 945 8 254 025

1995 172 399 797 389 3 771 976 442 877 797 393 9 689 829 615 277 594 782 13 461 805

1.1.1996 -

20.7.1996 294 747 908 997 4 008 832 326 506 467 043 4 440 776 621 254 376 040 8 449 608

Ortalama dolar döviz kurları :

1991 : 1$ = 4 169,85 TL.

1992 : 1 Ş = 6 868,69 TL.

1993 : 1 $ = 10 985,96 TL.

1994 : 1 $ = 29 704,33 TL.

1995 : 1 $ = 45 705,43 TL.

1996 : 1 $ = 73 524,64 TL. olarak DPT Temel Ekonomik Göstergeler kitabından alınmıştır.

41. - Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, İsrail uçaklarının Konya'da eğitim yaptığı iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Savunma Bakanı Turhan Tayan'ın yazılı cevabı (7/1183)

Türkiye BüyükMillet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan SayınNecmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Ünal Yaşar

Gaziantep

İsrail uçaklarının Konya'da eğitim gördüğüne dair haberler doğru mudur? Konya'da eğitim yapıp, Ortadoğu'da katliam yapan İsrail'e yapılan bu eğitim desteği sizi rahatsız etmiyor mu?

T.C.

Millî Savunma Bakanlığı 4.9.1996

Kanun : 1996/743-AÖ

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : (a) TBMM Başkanlığının 13 Ağustos 1996 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02 7/1183-3017/8052 sayılı yazısı.

(b) Dev. B. lığının 22 Ağustos 1996 tarihli ve B.02.0.0010/00.293 sayılı yazısı.

Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar tarafından Sayın Başbakana tevcih edilen ve koordinatör Devlet Bakanlığınca tarafımdan cevaplandırılması istenilen 7/1183-3017 esas sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmuştur.

Arz ederim.

Turhan Tayan

Millî Savunma Bakanı

Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar Tarafından Verilen 7/1183 Esas Sayılı Yazılı

Soru Önergesi Cevabı

1. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Genelkurmay Başkanlığı ile İsrail Devlet Hükümeti Savunma Bakanlığı arasında Askerî Uçaklarla Eğitim Hakkında Anlaşma Muhtırası 18 Eylül 1995 tarihinde Ankara'da imzalanmış ve müteakiben Bakanlar Kurulunca da onaylanmış bulunmaktadır.

Anılan muhtıra bir "Savunma İşbirliği Anlaşması" olmayıp, iki ülke Hava Kuvvetleri arasında askerî eğitim alanında işbirliğini öngörmektedir.

Sözkonusu işbirliğine gidilmesi ve Mutabakat Muhtırasının imzalanmasının maksadı Türk Hava Sahasını İsrail Hava Kuvvetlerine açmak değil, Türk Hava Kuvvetlerinin ihtiyaçlarını da karşılamak amacıyla, İsrail ile Askerî Eğitim Alanında karşılıklı işbirliği yapmaktır. Eğitimlerin devamlılığını ve mütekabiliyet esasları gözönüne alındığında, İsrail Hava Kuvvetleri uçaklarının da zaman zaman Türkiye'ye gelmeleri tabiîdir. Müşterek eğitim faaliyetleri kapsamında; sadece İsrail Hava Kuvvetleri uçakları Türkiye'ye gelmemiş, aynı zamanda Türk Hava Kuvvetleri uçakları da İsrail'e intikal ederek eğitimler yapmışlardır. Bu tür anlaşmaların ruhunda karşılıklılık ve karşılıklı yarar mevcuttur.

2. Türkiye'nin millî menfaatleri gereği yapılan karşılıklı eğitim işbirliğinin, ülkesini düşünen hiçbir kimseyi rahatsız etmemesi gerektiği değerlendirilmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

Turhan Tayan

Millî Savunma Bakanı

42. - Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, satışa sunulan tahvil ve bonolara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı H. Ufuk Söylemez'in yazılı cevabı (7/1184)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Ünal Yaşar

Gaziantep

1996 yılbaşından itibaren devletin satışa sunduğu tahvil-bono adedi aylar itibariyle ne kadardır? Nerelerden verilmiştir? Bono veya tahvillerin döviz veya TL. bazında aylar itibariyle miktarı nedir? Kaç aylık olarak verilmiştir? Faiz oranları ne kadardır?

TC

Başbakanlık 17.9.1996

Hazine Müsteşarlığı

Sayı : B.02.1-HM.0.KAF.01.02/54555-10-39715

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın Başbakana tevcih ettiği 7/1184-3018 sayılı yazılı soru önergesi.

Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın ilgide kayıtlı yazılı soru önergesi ile talep etmiş olduğu bilgileri içeren tablo ilişikte sunulmaktadır.

Bilgilerini arz ederim.

H. Ufuk Söylemez

Devlet Bakanı

Fotokopi girecek

Fotokopi girecek

43. - Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, özelleştirme uygulamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı H. Ufuk Söylemez'in yazılı cevabı (7/1185)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılası hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Ünal Yaşar

Gaziantep

Özelleştirme çalışmalarını özel teşebbüs gücünün yüksek olduğu bölgelerde başlatıp, işsizlik oranının korkunç boyutlarda olduğu, ekonomisi tamamen kamu kuruluşlarına bağlı olan yörelerde ertelemeyi düşünüyor musunuz?

TC

Başbakanlık 20.9.1996

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı

Sayı : B.02.1 ÖİB.0.65.00.00 5758

Konu : Önerge

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gaziantep Milletvekili Sayın Ünal Yaşar tarafından Sayın Başbakana tevcih edilen 7/1185-3019 esas sayılı yazılı soru önergesine verilen cevap aşağıdadır.

Soru : Özelleştirme çalışmalarını özel teşebbüs gücünün yüksek olduğu bölgelerde başlatıp, işsizlik oranının korkunç boyutlarda olduğu, ekonomisi tamamen kamu kuruluşlarına bağlı olan yörelerde ertelemeyi düşünüyor musunuz?

Cevap : Malumlarınız olduğu üzere özelleştirme uygulamalarını düzenleyen 4046 sayılı Kanun, 27.11.1994 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, böylelikle özelleştirme uygulamalarında yıllardır süre gelen hukukî boşluk giderilmiştir.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, özelleştirme uygulamalarına yönelik faaliyetlerini 4046 sayılı Kanun çerçevesinde yerine getirmektedir. Bu Kanunun 2 nci maddesi özelleştirme uygulamalarında esas alınacak ilkeleri düzenlemiştir. Bu madde ile belirlenen ilkeler içinde, özelleştirme uygulamaları sonucu doğabilecek istihdam azalmaları için diğer yasal tazminatlara ilaveten iş kaybı tazminatı verilmesi ilkesi benimsenmiş ve aynı Kanunun 21 inci maddesinde, iş kaybı tazminatının ödeme şeklinin çerçevesi belirlenmiştir. Özelleştirme İdaresi de bu doğrultuda üzerine düşen görev ve sorumluluğu titizlikle yerine getirmektedir.

Diğer taraftan adıgeçen Kanunun 2 nci maddesinin son paragrafında, bu maddede sayılan ilkelerle ilgili öncelikler ile bunların tabi olacağı özelleştirme uygulamalarına ilişkin esas ve usuller kuruluşların nitelikleri ve ülke ekonomisinin gerektirdiği şartlar da dikkate alınarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca belirlenmektedir.

Yukarıda kısaca bahsedilen hususlar çerçevesinde Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları doğrultusunda, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, özelleştirme programındaki kuruluşları idarî, hukukî, teknik ve malî yönden inceleyerek çalışanlara, yöreye ve ülke ekonomisine en faydalı olabilecek özelleştirme yöntemlerini tespit ederek ve alternatifli önerilerini Özelleştirme Yüksek Kuruluna sunmaktadır.

Özelleştirme Yüksek Kurulu,Özelleştirme İdaresi Başkanlığından gelen önerileri, özelleştirilecek kuruluşun içinde bulunduğu malî ve teknik şartlar ile ülke ekonomisinin ölçeklerini dikkate almak suretiyle, ülke ekonomisine optimum yararı sağlayacak özelleştirme yöntemini belirlemektedir.

Özelleştirme Yüksek Kurulunca karar verilen özelleştirme yöntemi doğrultusunda, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, 4046 sayılı Kanun çerçevesinde halka açık, şeffaf, rekabete dayalı olarak ihaleleri gerçekleştirmektedir.

Yapılan ihaleler sonucunda, teklifler bütün yönleri ile değerlendirilerek en uygun teklifi veren kişi veya kuruluşlara özelleştirme yapılmaktadır. Diğer taraftan, özelleştirilen kuruluşun devir şartlarını düzenleyen sözleşmelerde, kuruluşun üretime devam etmesi, istihdamın ekonomik seviyede devamı gibi sosyal ve ekonomik koşulları düzenleyen düzenlemeler yapılmakta ve bu hususlar, özelleştirme sonrasında, yıllık programlar dahilinde gözetlenmektedir. Devir sözleşmelerindeki şartlara uymayan alıcılar için ise, yasal işlemler yapılmaktadır.

Bilgilerinize arz ederim.

H. Ufuk Söylemez

Devlet Bakanı

44. - Tekirdağ Milletvekili Enis Sülün'ün;

- Hastalıklı buğday ithal edildiği iddialarına,

- Ayçiçeği üreticilerinin desteklenmesine;

İlişkin soruları ve T arım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin yazılı cevabı (7/1187, 1188)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunu delaletlerinize saygılarımla arz ederim.

30.7.1996

Enis Sülün

Tekirdağ

Geçtiğimiz günlerde Hindistan'dan yasak buğday olarak tabir edilen, "Sürme" hastalıklı buğdayların Türkiye'ye ithal edildiğine ilişkin mahallî, görsel ve yazılı basında haberler yer almıştır. Tüm dünya ülkelerince ithaline müsaade edilmeyen ve ülkemizde de sıfıra yakın ithali olan hastalıklı buğdayların Tekirdağ Limanına iki şileple intikal ettirildiği ve tahliyesi yapıldığı iddia edilmektedir. Hastalıklı buğdayların hangi mantıkla Türkiye'ye ithal edildiği, yörede merak konusudur. Bu cümleden olarak;

1. DYP Tekirdağ Milletvekili Hasan Peker, hissedarı bulunduğu bir şirket adına Hindistan'dan buğday ithal etmiş midir?

2. Hindistan'da üretilen buğday da "sürme" hastalığı olduğu, bu nedenle de uluslararası ithalat yasağı kapsamında bulunduğu doğru mudur?

3. Hasan Peker'in hissedarı bulunduğu şirkete ait ve Hindistan menşeli olduğu ileri sürülen buğdayın, hangi sebeplerden dolayı Mersin ve İzmir limanlarına sokulmadığı, buna karşın Tekirdağ Limanında tahliye edildiği duyumlarımızın, gerçekle ilişkisi var mıdır?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunu delaletlerinize saygılarımla arz ederim.

30.7.1996

Enis Sülün

Tekirdağ

1. Verim düşüklüğü ve girdi maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle Trakyalı ayçiçeği üreticisi mağdur durumdadır. Çiftçinin bu mağduriyetinin önlenmesi ve gelecek yıl ayçiçeği ekimine teşvik edilmesi için yeterli taban fiyatı dışında, çiftçimize başka imkân ve kolaylıklar düşünülmekte midir?

2. Trakya'nın verimli toprakları sanayi atıklarının çevreyi kirletmesi ve aynı ürünlerin münavebesiz ekimi nedeniyle yorulmuş ve kalite kaybına uğraması dolayısıyla da, verim düşüklüğüne neden olmaya başlamıştır.

Bu konuda herhangi bir çalışma yapılmakta mıdır?

3. Ayçiçeği yağı tohumu dışında, çiftçimize alternatif yağlı tohum ekimi (kolza-rapitsa-soya fasulyesi gibi) için bir çalışmanız mevcut mudur?

TC

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 23.9.1996

Sayı : KDD.BŞV.2.01.2326 63130

Konu : Soru önergesi (Tekirdağ Milletvekili Enis Sülün)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 13 Ağustos 1996 tarih ve KAN.KAR.MD.A.01.0.GNS.0.10.00.02-3196 sayılı yazınız.

Genel Sekreterliğinizin (ilgi) yazınız ile Bakanlığıma intikal ettirilen ve cevaplandırılması istenen Tekirdağ Milletvekili Sayın Enis Sülün'ün iki adet yazılı soru önergesi incelenmiş ve Bakanlığımız görüşü aşağıda belirtilmiştir.

DYP Tekirdağ Milletvekili Hasan Peker'in hissedarı olduğu bir şirket adına Hindistan'dan buğday ithal edildiği, Hindistan'da üretilen buğdaylarda "sürme" hastalığının bulunduğu ve ithalat yasağı kapsamında olduğu ve bu buğdayların Tekirdağ limanında boşaltıldığı iddialarına yer veren 7/1187 esas ve 3021/8058 evrak kayıt No. lu yazılı soru önergesi ile ilgili olarak;

Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğümüzce kayıtlar incelenmiş Tekirdağ limanında Tekirdağ Milletvekili Sayın Hasan Peker'e ait herhangi bir gemi hamulesinin boşaltılmadığı tespit edilmiştir. Diğer taraftan ülkemize ithal edilen bitki ve bitkisel ürünler, 6968 sayılı Ziraî Mücadele ve Ziraî Karantina Kanunu hükümlerine göre giriş kapılarında ziraî karantina inspektörlerince kontrol edilmektedir. Bu kontroller 6968 sayılı Yasaya bağlı olarak hazırlanan 8.3.1991 tarih ve 20808 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Ziraî Karantina Yönetmeliği gereğince yapılmaktadır. Sözkonusu soru önergesinde konu edilen ve buğdaylarda görülen "Karnal Bunt" Hindistan sürmesi hastalığının etmeni Tilletia İndica adlı fungus son günlerde ülkemize getirilmek istenen buğdayların bir kısmında tespit edilmiştir. Toleransı sıfır olan bu hastalık etmeni ülkemiz adına çok riskli olup, Ziraî Karantina Yönetmeliğinin ithale mani teşkil eden hastalık ve zararlılar listesinde yer almaktadır. Bu nedenle yurda sokulmak istenen buğdaylarda Tilletia İndica adlı fungusun varlığı tespit edilen tüm partilerin iadesi yapılmış olup, ancak analiz raporları ile temiz olduğu belgelenenlerin girişine izin verilmiştir. Yine Tekirdağ limanından girişi yapılan buğdaylar için Tekirdağ İlinden Tilletia İndica yönüyle analiz raporu istenmiş ve 5 Nisan 1996 tarihinden bugüne kadar Uncular Firmasına 24.6.1996 tarihinde 14 250 ton, 5.7.1996 tarihinde 21 750 ton olmak üzere toplam 36 000 ton buğdayın girişine izin verilmiş ve yurda girişi yapılan Uncular Firmasına ait buğdaylar; Hindistan Sürmesi hastalığı yönüyle Tekirdağ Ziraat Fakültesinde analiz edilmiş, bu fakültenin 1 inci parti için 24.6.1996, 2 nci parti için 8.7.1996 tarihli raporu ile temiz olduğu belgelenmiştir.

Ayçiçeğinde Trakya'daki verim düşüklüğü, maliyetlerin yüksekliği nedeniyle üreticinin mağduriyeti ve desteklenmesi, alternatif yağlı tohumlu bitkilerin yetiştirilmesini konu alan 7/1188 esasve 3022/8059 evrak kayıt No. lu yazılı soru önergesi ile ilgili olarak;

Bakanlığımızca yürütülen ve ayçiçeği üretimini de içine alan "2 nci Ürün Araştırma ve Yayım Projesi" halen 16 ilde uygulanmaktadır. Trakya bölgesi illerinden Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli illeri bu proje kapsamında yer almaktadır. Bu projede Bakanlığım, TC Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürlüğü arasında yapılan protokole göre üreticilere işletme ve yatırım kredisi imkânı sağlanmıştır. Bu uygulama çerçevesinde sözkonusu üç ilde soya ekimi yapan çiftçilere 1 600 000 TL/Da. nakit kredi ödemesi yapılmakta ve tohum, gübre, ilaç giderlerinin tamamı karşılanmaktadır. Ayrıca makine alımı, silo yapımı gibi talepler olduğunda üreticilere yatırım kredisi açılabilmektedir. Diğer taraftan ayçiçeği dışında bölge çiftçisine alternatif bitki ekimi için teknik işbirliği çerçevesinde Fransa'dan sağlanan kolza tohumlarının deneme ve demonstrasyon çalışmaları devam etmektedir. Deneme sonuçlarına göre ekim nöbetine alınmak suretiyle kolza tarımı yapılması planlanmaktadır.

Bilgilerinize arz ederim.

Musa Demirci

Tarım ve Köyişleri Bakanı

45. - Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu'nun, emeklilere verilen yakacak kömür bedellerinden faiz alınmamasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Recai Kutan'ın yazılı cevabı (7/1189)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Sayın Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ve talep ederim.

Cafer Tufan Yazıcıoğlu

Bartın

Soru : Emeklilere TTK ve TKİ tarafından verilen yakacak kömür bedeli için faiz alınmaması mümkün değil midir?

TC

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 5.9.1996

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Sayı : B.15.0.APK.0.23-300 14342

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 13.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7-1189-3023/8061 sayılı yazısı.

Bartın Milletvekili Sayın Cafer Tufan Yazıcıoğlu'nun Bakanlığıma tevcih ettiği ve Millet Meclisi İçtüzüğünün 99 uncu maddesi gereğince cevaplandırılması istenen, 7/1189 esas No. lu yazılı soru önergesi ile ilgili bilgiler hazırlanarak ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

M. Recai Kutan

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı

Bartın Milletvekili Sayın Cafer Tufan Yazıcıoğlu'nun Yazılı Soru Önergesi Cevabı (7/1189-3023)

Soru : Emeklilere TTK ve TKİ tarafından verilen yakacak kömür bedeli için faiz alınmaması mümkün değil midir?

Cevap : Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü ile Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü arasında, 2.5.1996 tarihinde imzalanan "Aylıkları SSK'ca ödenen emekli, dul ve yetimlere kredili kömür verilmesi" ile ilgili protokol gereği, bedeli 6 eşit taksitte ödenmek koşulu ile SSK emekli, dul ve yetimlerine kömür verilmektedir.

Protokol gereği olarak, siparişe bağlanan kömürlere, sipariş tarihindeki fiyatlar uygulanmakta olup, bu fiyatlar yıl sonuna kadar (31.12.1996) geçerli olduğundan herhangi bir faiz ya da fiyat farkı uygulanmamaktadır.

Ancak süresi içinde ödenmeyen kömür borçlarına kamu alacakları usulüne göre faiz tahakkuk ettirilmektedir.

Türkiye Kömür Kurumu Genel Müdürlüğünce üretilen taşkömürlerinin vade farksız (faizsiz) satış işlemi, anılan kuruluşun içinde bulunduğu darboğaz ve günümüz ticaret anlayışı nedenleri ile bugün için mümkün görülmemektedir.

46.-Edirne Milletvekili Mustafa İlimen'in, Edirne'ye bağlı köy yollarının asfaltlanmasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Bekir Aksoy'un yazılı cevabı (7/1191)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Devlet Bakanı Sayın Bekir Aksoy tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda gereğini saygılarımla arz ederim.

Mustafa İlimen

Edirne

Soru : Bakanlığınıza bağlı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 1996 yılı Edirne İl Programının "Köy Yolları Asfalt Kaplama Programı"nda, program dahiline alınan toplam 151 km. lik köy yolunun 20 km. sinin yapılacağı belirtilmiş ve programlanan her köy ve köy grubuna "bir km." asfalt yapılacağı açıklanmıştır.

Çağı yakaladığımızı iddia ettiğimiz ülkemizde, makine parkının taşınmasının iki gün, işbitimi geri dönüşünün iki gün gibi bir zaman aldığı düşünülürse, uygulamanın yanlışlığı ortaya çıkacaktır.

Bu yanlış uygulamaya son vererek programlanan yolların tamamının yapımı için, ek program yapmayı düşünüyor musunuz?

TC

Devlet Bakanlığı 6.9.1996

Sayı : B.02.0.013/368

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 13.8.1996 tarih, A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1191-3025/8064 sayılı yazınız.

Edirne Milletvekili Sayın Mustafa İlimen'in 7/1191 esas No. lu yazılı soru önergesine ilişkin Edirne İli köyyolları asfalt kaplama programı ile ilgili 1996 yılında Edirne İlinde yapımına ihtiyaç duyulan asfalt kaplama yolların gerçek tulleri 151 km. dir. Ancak mevcut ödenek ve 1996 yılı yapım programına göre 20 km. olarak asfalt kaplama programında yer almıştır.

20 km. olarak programa alınan köyyollarının asfalt kaplama işleri, Edirne Valiliği İl Özel İdare imkânları dikkate alınarak makine, ekipman ve iklim şartları da müsait olduğu takdirde 1996 yılında ihtiyaç duyulan yolların tamamının asfalt kaplama yapılmasına çalışılacaktır.

Bilgilerinize arz ederim.

Bekir Aksoy

Devlet Bakanı

47. İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş'ın, bakanlıkların eczanelere ödemesi gereken toplam ilaç tutarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Abdüllatif Şener'in yazılı cevabı (7/1192)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda yer alan sorularımın Maliye Bakanı tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Ercan Karakaş

İstanbul

Bilindiği gibi kamu çalışanlarının bakmakla yükümlü oldukları kişilerin, dul ve yetimlerin, sözleşmeli eczanelerden aldıkları ilaçların bedelleri (hasta katılım payı hariç) bakanlıklarca ödenmektedir. Ancak sözleşmeli eczaneler ve onların meslek kuruluşları bu ödemelerin tamanında yapılmadığından ve dolayısıyla mağdur edildiklerinden yakınmaktadırlar.

Sorular :

- Bugün itibariyle bakanlıkların eczanelere ödemesi gereken toplam ilaç tutarı ne kadardır?

- Bu tutarın bakanlıklara dağılımı nasıldır?

- Eczanelerin birikmiş alacakları ne zaman ödenecektir?

- Bundan böyle ödemelerin zamanında yapılması için ne gibi tedbirler almayı düşünüyorsunuz?

TC

Maliye Bakanlığı 3.9.1996

Bütçe ve Maliye Kontrol

Genel Müdürlüğü

Sayı : B. 07.0.BMK.0.1.013-600/17524

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığı Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığının 13.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1192-3037/8076 sayılı yazıları.

İstanbul Milletvekili Sayın Ercan Karakaş'ın 7/1192 esas No. lu yazılı soru önergesinde yer alan sorulara ait cevaplar aşağıda sunulmuştur.

Bilindiği üzere ilaç ödemeleri kuruluş bütçelerinin 100-Personel Giderleri içerisinde yer alan "180" ayrıntı kodundan karşılanmaktadır. Kuruluşların tedavi giderlerin ve bu çerçevede ilaç giderlerinin ödenmesi konusundaki sıkıntıların ortadan kaldırılması amacıyla 5.8.1996 tarih ve (13) sıra No. lu Bütçe Uygulama Talimatıyla personel ödeneklerinin tamamı serbest bırakılmış bulunmaktadır. Kuruluşların bütçelerinde yer alan ödeneklerin yeterli olmaması durumunda ise yedek ödenekten aktarma yapılmaktadır.

Ayrıca tedavi ve ilaç giderlerinin zamanında ödenmesini temin amacıyla, tüm kamu kurum ve kuruluşlarına mevcut ödeneklerin geciktirilmeden mahalline intikalini sağlamaları konusunda gerekli uyarılar yapılmaktadır.

Bilgilerine arz olunur.

Doç. Dr. Abdüllatif Şener

Maliye Bakanı

48. - Manisa Milletvekili Abdullah Akarsu'nun, şehit ve gazi aileleri için yapılması-düşünülen yardımlara ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı Turhan Tayan'ın yazılı cevabı (7/1194)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Savunma Bakanı Sayın Turhan Tayan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinize saygılarımla arz ederim.

30.7.1996

Abdullah Akarsu

Manisa

Vatanı savunma uğruna çekinmeden canlarını ortaya koyan bu uğurda sakat kalan askerlerimizin hangi halerde ve durumlarda yaşam mücadelesi verdiklerini hepimiz biliyoruz.

Dağlarda vatan için can veren ömrünün geri kalan kısmını sakat geçirmek zorunda kalan insanlarımız artık gazetelerde sadece birer sütunluk yerler işgal edebiliyorlar.

Bu bilgiler ışığında;

1. Şehit aileleri, onların çocukları, geride kalanları ve sakat kalanlar için yapmayı düşündüğünüz yeni çalışmalar var mı?

2. Sizce şehit ailelerine ve gazilerine verebildikleriniz acılarını dindirmek için yeterli mi?

TC

Millî Savunma Bakanlığı 6.9.1996

Kanun : 1996/710-AÖ

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 13 Ağustos 1996 tarihli ve KAN.KAR.MD. A.01.0. GNS. 0.10.00.02-7/1194-3045/8111 sayılı yazısı.

Manisa Milletvekili Abdullah Akarsu tarafından verilen ve ilgi ile cevaplandırılması istenilen "Şehit ve gazi aileleri için yapılması düşünülen yardımlara ilişkin" 7/1194 esas sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmuştur.

Arz ederim.

Turhan Tayan

Millî Savunma Bakanı

Manisa Milletvekili Abdullah Akarsu Tarafından Verilen 7/1194 Esas Sayılı

Yazılı Soru Önergesinin Cevabı

1. Türk Silahlı Kuvvetlerinde askerlik hizmetini yaparken çeşitli edenlerle hayatını kaybedenlerin dul ve yetimleri ile malul olanlara yapılan nakdî yardımların ve bağlanan maaşların artırılması ve bunların sağlık ve sosyal alanlardaki haklarının iyileştirilmesi konuları sürekli olarak güncel tutulmaktadır.

Bu anlamda son olarak yürürlüğe konulan 28.2.1995 tarih ve 4082 sayılı Kanunla; anılan kişilere malî, sağlık ve sosyal alanlarda bazı haklar sağlandığı bilinmektedir.

2. Bunlara ilave olarak, 13.11.1995 tarihli ve 4131 sayılı Kanunla da; şehit, dul ve yetimleri ile malul personelin kamu ve özel kuruluşlarda zorunlu olarak istihdamına imkân getirilmiş ve uygulamasına da başlanılmış bulunmaktadır.

3. Yükümlülükleri esnasında çeşitli nedenlerle hayatını kaybedenlerin aileleri ile malul olan erbaş ve erlere yardım ve hizmetler yapmak amacıyla kurulan Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfınca faaliyetler sürdürülmekte, ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi Vakfı tarafından da Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi teşkiline ilişkin çalışmalara devam edilmektedir.

4. Tüm harp ve vazife malulleri ile bunların dul kalan eşine, eşi hayatta değilse veya evlenmişse çocuklarına Toplu Konut Fonundan faizsiz konut kredisi verilebilmesine imkân sağlamak amacıyla, "Toplu Konut Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılması" hususundaki çalışmalar sürdürülmektedir.

5. Harp maluliyetini gerektiren görevler ile asayişin sağlanmasına yönelik görevler nedeniyle ölenlerin, geride dul ve yetim bırakması halinde dahi, ana veya babasına muhtaçlık şartı aranmaksızın aylık bağlanabilmesine imkân sağlamak amacıyla, 5434 sayılı TC Emekli Sandığı Kanununun 72 nci madesinin son fıkrasında değişiklik yapılmasını öngören taslak çalışmaları devam etmektedir.

6. Terörle mücadele sırasında yaralanarak ve sakatlanarak haklarında 2330 sayılı Nakdî Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanan erbaş ve erlerle ölen erbaş ve erlerin dul kalan eşleri ve reşit olmayan çocukları ile ana ve babalarının, yurt içinde Devlet Demiryollarında, Denizyolları şehir hatlarında ve belediye toplu taşıt araçları ile belediye tarafından özel firmalar aracılığı ile yaptırılan toplu taşım işinde kullanılan araçlarda ücretsiz seyahat edebilmelerini sağlamak amacıyla 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun bir maddesinde değişiklik yapılması hususundaki çalışmalar devam etmektedir.

7. TC Emekli Sandığı Kanununa göre kendilerine harp ve vazife malullüğü aylığı bağlananların hastanelere yatırılmayıp, ayakta veya meskende muayene ve tedavi edilmeleri halinde, kullanılan ilaç bedellerinden % 10 katılım payı alınmaması için, 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ile TC Emekli Sandığı Kanununun ilgili maddelerinde değişiklik yapılması çalışmaları sürdürülmektedir.

8. 5434 sayılı TC Emekli Sandığı Kanununun 64 üncü maddesinin (a, b, c, ç, d ve e) fıkralarında açıklanan durumlarından dolayı veya 3.11.1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdî Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile bu Kanuna ek 2566 sayılı Kanun kapsamında mütalaa edilen görevler nedeniyle hayatlarını kaybetmiş bulunan bekâr iştirakçilerden ana ve babası da hayatta bulunmayanların muhtaç kardeşlerine, bazı şart, usul ve esaslar dahilinde aylık bağlanmasına imkân sağlamak amacıyla, 5434 sayılı Kanuna bir ek madde ile bir geçici madde eklenmesi düşünülmekte olup, bu konudaki taslak çalışmaları da sürdürülmektedir.

9. 5434 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde belirtilen süreler içerisinde müracaat edilmemiş olması nedeniyle kendilerine aylık bağlanamamış olanlarla bunların dul ve yetimlerine, vazife malullüklerinin tevsik edilmesi ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıl içinde Emekli Sandığına müracaat etmeleri halinde, müracaat tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanmasına imkân sağlamak ve anılan kişilere yeni bir hak ve süre tanımak suretiyle mağduriyetlerini gidermek amacıyla, Millî Savunma Bakanlığınca hazırlanmış olan "TC Emekli Sandığı Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı" 21 Haziran 1996 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gönderilmiş bulunmaktadır.

10. Ayrıca;

a) 5434 sayılı Kanunun "Vazife Malullüğü Aylığı" ile ilgili 55 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan gösterge tablosundaki maluliyet derecelerine göre uygulanacak zam oranlarının artırılması,

b) 5434 sayılı Kanunun "Harp Malullüğü" ile ilgili 64 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında yer alan (28.2.1995 tarih ve 4082 sayılı Kanunla değişik) ek gösterge tablosundaki göstergelerin belli oranda artırılması,

c) 3480 sayılı Maluller ile Şehit Dul ve Yetimlerine Tütün ve Alkol Ürünlerinin Satış Bedellerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin (b) bendinde yer alan (4082 sayılı Kanunla değişik) gösterge tablosunun yeniden düzenlenmesi,

hususlarında, ilgili kanunlarda gerekli değişikliklerin yapılması için çalışmalar da devam etmektedir.

11. Askerlik yükümlülüğünü yerine getirirken hayatlarını kaybeden veya malul olan personel için sağlanan haklar ve yapılan yardımların hiçbir maddî ölçüsü olmamakla birlikte; asıl hedef, ülkemizin malî imkânları dahilinde bu hakları en üst seviyeye yükseltilmesidir.

Bilgilerinize arz ederim.

Turhan Tayan

Millî Savunma Bakanı

49. - Aydın Milletvekili Yüksel Yalova'nın, orman yangınlarında kullanılan arazözlerin illere yapılan tahsislerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Orman Bakanı Halit Dağlı'nın yazılı cevabı (7/1195)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sayın Başbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Yüksel Yalova

Aydın

Batı, Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesinde orman vilayetleri olan Bolu, Kastamonu, Sinop, Ordu illeri de dahil olmak üzere hiçbir ile arazöz verilmezken, modern teknoloji ile donatılmış ve her biri 1994-1995'li yıllarda 15 milyara mal olan tam donanımlı, yüksek yerlere tırmanabilen 60-100 metre mesafeye su fışkırtabilen bu arazöz araçlarından 8 adedi 15 Aralık 1995'te Artvin İline zamanın Orman Bakanı Sayın Hasan Ekinci tarafından tahsis edilmiştir.

Bu araçlar Orman Bakanlığınca Çanakkale, İstanbul çevre ormanları ve Ege, Akdeniz ormanlarının bölge yapısına uygun olarak ihaleye çıkarılmış ve alınmıştır.

Zamanın Orman Bakanı Sayın Hasan Ekinci 24 Aralık seçimlerinden önce seçim rüşveti olarak Artvin İline getirttiği bu araçları, siyaseten istismar edilir düşüncesiyle aslî görev yerlerine geri göndermemiştir.

Halen bu araçlar Artvin'in 8 ilçesine dağıtılmış ve ilçelerin tozlu asfaltlarını sulamakta kullanılmaktadır.

Bu nedenle sorularım;

1. Artvin İlinde hiç orman yangını olmuş mudur? Olmamış ise bu 8 aracın Artvin'e tahsisi neden uygun görülmüştür?

2. Artvin'in fizikî ve coğrafî konumu bu araçların yapısına uygun mudur?

3. Aynı bölgede Bolu, Kastamonu, Sinop, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize illerine bu araçlardan hiç verilmemesi ve sadece Artvin'e verilmesini devlet anlayışı ile bağdaştırıyor musunuz?

4. Halen turistik ve orman bölgemiz olan, sık sık yangın tehlikesiyle de karşı karşıya kalan Ege ve Akdeniz bölgelerine acilen bu araçları nakletmeyi düşünüyor musunuz?

5. Bu araçlar Marmaris'te olsaydı, bugün yanmakta olan Marmaris ormanlarını kurtarmak mümkün olacaktı. Bu hatayı yapıp siyasî çıkarlarını ülke geleceğinin üstünde tutanlar hakkında ne yapmayı düşünüyorsunuz?

6. Geçmiş yıllarda Çanakkale -Gelibolu ve İstanbul civarındaki orman yangınları neticesinde gerek dış, gerekse iç yardımlarla elde edilen paralarla alınan bu araçları halkın hizmetine ne zaman tahsis edeceksiniz?

7. Ege ve Akdenizde orman yangınları sürerken 8 adet arazöz, itfaiye araçları Artvin'in Şavşat ve diğer ilçelerinde asfalt sulamaya devam edecek mi?

8. 30.7.1996 tarihli Sabah gazetesinde bir yazarımızın ifadesinde de yer aldığı gibi 1995'li yıllarda zamanın Orman Bakanı alınan tedbirler gereğince orman yangınlarının 15 dakikada söndürüleceğini açıklamıştır.

Şu bir gerçek ki, bu araçlar her an yangına maruz kalabilecek bölgelere dağıtılabilseydi, çıkan yangınlar kısa sürede kontrol altına alınabilecekti. Bu nedenle devletin imkânlarını kendi siyasî çıkarına göre kullananlar hakkında ne gibi işlem yapacaksınız?

9. Bu konudaki gerekli talimatı bugünkü Orman Bakanına vererek araştırma yaptırtmayı düşünüyor musunuz?Sizce bu tasarruftan zamanın Orman Bakanı Hasan Ekinci sorumlu değil midir? Sorumluysa cezaî müeyyidesi ne olacaktır?

TC

Orman Bakanlığı 6.9.1996

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Koordinasyon ve Mevzuat

Dairesi Başkanlığı

Sayı : KM.1.SOR./596-2498 25766

Konu : Sayın Yüksel Yalova'nın yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı)

İlgi : a) TBMM Başkanlığının 13.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-1195-3046/8122 sayılı yazısı.

b) Başbakanlığın 16.8.1995 tarih ve B.02.0.KKG/106-371-31/3525 sayılı yazısı.

c) Devlet Bakanlığının 22.8.1996 tarih ve B.02.0.0010/00289 sayılı yazısı.

Aydın Milletvekili Sayın Yüksel Yalova'nın Sayın Başbakana tevcih ettiği ve tarafımdan cevaplandırılması tensip edilen 7/1195 esas No. lu yazılı soru önergesi Bakanlığımızca incelenmiş olup, cevabî yazımız ilişikte sunulmuştur.

Arz ederim.

M. Halit Dağlı

Orman Bakanı

Aydın Milletvekili Sayın Yüksel Yalova'nın Sayın Başbakana Tevcih Ettiği

7/1195 Esas No. lu Yazılı Soru Önergesi Hakkında

Orman Bakanlığının Cevabı

1, 2. Artvin Orman Bölge Müdürlüğünde 1995 yılında 33 hektar, 1996 yılında da 20 hektar sahada orman yangını meydana gelmiştir.

Artvin Orman Müdürlüğü Artvin İli sınırları içerisinde faaliyet göstermekte olup, Ülkemizin en kuzeydoğu ucunda ve Gürcistan devleti ile sınırı olan bir bölge müdürlüğümüzdür.

Bu ilimizin sınırları içerisinde Ülkemizin çok değerli, genetik özelliği yüksek olan ve yöresel özelliği bulunan 84 520 hektarlık ladin ormanı ile 68 870 hektarlık sarıçam ormanı bulunmaktadır. Bu ağaç türlerimizin her ikisi de orman yangınlarına çok hassas olup, sekiz Orman İşletme Müdürlüğünün sınırları içerisinde değişik oranlarda yer almaktadır.

Ayrıca, Artvin Orman Müdürlüğüne bağlı sekiz Orman İşletme Müdürlüğünde bulunan bu kıymetli ağaç türlerimizin yer aldığı birçok yörede gerek tabiî yolla, gerekse ağaçlandırma suretiyle getirilmiş olan gençlik sahaları bulunmaktadır.

Artvin OrmanBölge Müdürlüğü arazi yapısı ile hiç bir Orman Bölge Müdürlüğüne benzememekte olup, konumu itibariyle yüksek dağlar ve derin vadilerden oluşmakta ve dağlar arasında kalmış olan ormanlık alanlar meskûn sahalardan uzak yerlerde bulunmaktadır.

Ülkemizin en güzel ladin, sarıçam, kayın ve kestane ormanları Atilla Vadisinde, Borçka Orman İşletme Müdürlüğünde Hotinga ormanlarında ve Karagöl ormanlarında bulunmakta olup, bu ormanlarda bulunan Ladin ve Sarıçam genetik özellikleri çok yüksektir.

Borçka Orman İşletme Müdürlüğünün sınırları içinde yer alan Hotinga ormanları abide ağaçlar yönünden Ülkemizin ve belki de dünyanın sayılı yerlerinden birisidir.

Arhavi Orman İşletme Müdürlüğünde, çay ve fındık bahçeleri, ibreli ve yapraklı ormanlarla iç içe olup, bu doğal güzelliklerin ve halkın geçim kaynağı olan çay ve fındık bahçelerinin muhtemel bir orman yangınında insan gücüyle korunması büyük güçlükler arz etmektedir.

Bu nedenlerden dolayı Ülkemizin bir yöresel ağacı olan Doğu Ladininin oluşturduğu Ladin ormanları ile sarıçam ormanlarını ve doğal güzellikleri korumak amacıyla 1995 yılında, yöre şartlarına uygun 8 adet Mercedes Unimog yangın söndürme aracı Artvin Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı işletmelere birer adet olmak üzere dağıtılmıştır.

3. Aynı niteliklere sahip yangın söndürme arazözlerinden Bolu, Kastamonu, Sinop, Giresun ve Trabzon Orman Bölge müdürlüklerimizde de bulunmaktadır.

4. Halen yangınla mücadele gücümüz olan (883) adet kule ve kulübenin, (84) adet su tankının, (195) adet su havuzunun, yangınlarda kullanılan (830) aracın, (72) dozerin, (58) treylerin, (205) arazözün, (13) helikopterin, (18) uçağın, (660) ilk müdahale ekibinin ve (89) hazır kuvvet ekibinin % 75'i birinci derece yangına hassas Ege ve Akdeniz bölgelerimizde bulunmaktadır.

5. Yangın öncesinde Marmaris Orman İşletme Müdürlüğünde 29 adet arazöz mevcut idi. Yangın esnasında bu miktar 48 adede ulaştırılmıştır. Kaldı ki arazözlerin dışında, 16 adet dozer, 22 adet grayder, 6 adet helikopter, 5 adet uçak da yangında görev almıştır.

6. Çanakkale yangını için halkın yapmış olduğu yardımlarda biriken meblağ ile, Çanakkale Millî Park Müdürlüğü sahalarında çalıştırılmak üzere 4 adet arazöz alınmıştır.Diğer yangınlar için halkın herhangi bir katkısı olmamıştır.Bu konuda dış yardım yapılmamıştır. Diğer arazözlerin tamamı Bakanlığımız bütçesi ile satın alınmıştır.

7. Artvin Orman Bölge Müdürlüğüne tahsis edilen arazözler orman yangınları dışında çalıştırılmamaktadır.

8. Yangını söndermekte kullanılan çok çeşitli araçlardan sadece biri olan arazözlerden yangına hassas bölgelerde 205 adet bulunmaktadır. Bunlara 1996 yılı sonuna kadar 58 adet daha ilave edilecektir.

Yangınlara 15 dakikanın çok altında sürelerde ulaşılmakta, ancak havadaki nem oranının çok düşük, rüzgârın çok şiddetli, arazinin engebeli olması gibi durumlarda dahi yangınlar dünya ortalamalarının çok altında sürelerde söndürülmekte ve kontrol altına alınmaktadır.

Devlet imkânlarının siyasî çıkar uğruna kullanılması asla bahis konusu değildir.

9. Ortada yasalara aykırı tasarruf, araştırmayı gerektirecek bir sorumsuzluk bulunmamaktadır.

50. - Tekirdağ Milletvekili Bayram Fırat Dayanıklı'nın, Tekirdağ Merkeze bağlı NaibKöyü etrafındaki çimento fabrikalarına ilişkin sorusu ve Çevre Bakanı Ziyattin Tokar'ın yazılı cevabı (7/1197)

Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın yazılı olarak Çevre Bakanı Sayın Ziyattin Tokar tarafından yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim.

Dr. B. Fırat Dayanıklı

Tekirdağ

1. Tekirdağ merkeze bağlı Naib Köyü etrafındaki çimento fabrikalarından çıkan pislik, toz-duman ve artıkların çevredeki tarım arazilerini yok etmemesi için ne gibi tedbirler alınmaktadır?

2. Bu fabrikaların havaya saldıkları toz-dumanı önleyici filtre sistemleri var mıdır; var ise bunların kontrolü ne sıklıkla yapılmaktadır; son 1 yılda alınan ceza miktarı ne kadardır?

3. Bu fabrikaların çevresindeki sebze, meyva ve bağcılıkla uğraşan vatandaşlarımızın, çevre kirliliğine bağlı ekonomik kayıpları nasıl karşılanacaktır?

T.C.

Çevre Bakanlığı 2.9.1996

Çevre Kirliliğini Önleme ve

Kontrol GenelMüdürlüğü

Sayı : B.190.ÇKÖ.007.0002/2429-5751

Konu : Tekirdağ NaibKöyü etrafındaki tesisler

Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığı

Genel Sekreterliğine

(Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı)

İlgi : 13.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1197-3049/8115 sayılı yazınız.

Bakanlığımıza intikal eden ilgi yazınız ekinde yer alan Tekirdağ Milletvekili SayınBayram Fırat Dayanıklı'nın soru önergesinde;

1. Tekirdağ merkeze bağlı Naib Köyü etrafındaki çimento fabrikalarından çıkan pislik, toz-duman ve atıkların çevredeki tarım arazilerini yok etmemesi için ne gibi tedbirler alınmaktadır?

2. Bu fabrikaların havaya saldıkları toz-dumanı önleyici filtre sistemleri var mıdır? Var ise bunların kontrolü ne sıklıkta yapılmaktadır? Son 1 yılda alınan ceza miktarı ne kadardır?

3. Bu fabrikaların çevresindeki sebze, meyva ve bağcılıkla uğraşan vatandaşlarımızın, çevre kirliliğine bağlı ekonomik kayıpları nasıl karşılanacaktır?

sorularının yanıtlanması istenmektedir.

Bakanlığımız Ek-1'de sunulan yazı ile konu hakkında Tekirdağ Valiliğinden bilgi istemiştir.Tekirdağ Valiliğinden Bakanlığımıza iletilen ve Ek-2'de sunulan yazıda; Naib Köyü etrafındaki tesislerin çimento tesisi olmayıp, bu tesislerin tuğla fabrikası olduğu ve söz konusu tesislere ait istenilen bilgilerin yazı ekinde yer aldığı belirtilmektedir.

Söz konusu raporda;

1. Tekirdağ İli Naib-Barbaros-Kumbağ üçgeninde 12 adet tuğla fabrikası mevcut olup, bu fabrikalar hammadde ihtiyaçlarını Naib Köyü sınırları içerisindeki ocaklardan temin etmektedir.

Hammadde alınması ve katı atıkların boşaltılması sırasında tarım topraklarına ve mahsule zararlarını asgariye indirmek amacıyla 1992 yılında oluşturulan teknik heyet tarafından hazırlanan rapor kapsamında 1993 yılında, 20 Ağustos 1993 - 1 Ekim 1993 tarihleri arasında, 1994 yılında 1 Mayıs 1994 - 30 Eylül 1994 tarihleri arasında hammadde çekimi ve katı atık boşalmasının durdurulduğu,

Fabrikaların değişik yerlerden gelişigüzel toprak alınmasının durdurulduğu,

Yollardan kaynaklanan toz emisyonlarını önlemek için bedeli fabrika sahiplerinden alınarak asfaltlama işlemi yapıldığı,

Ocak ara yolları ıslatılarak toz emisyonu önlenmeye çalışıldığı,

Üretim sırasında oluşan katı atıkların, hammadde alınmasıyla oluşan çukurlara boşaltılmasının sağlandığı,

Daha önce fabrikanın katı atıklarının depolandığı yerlerin bir kısmı düzeltilerek ağaçlandırılabilir hale getirildiği belirtilmektedir.

2. Mevcut fabrikaların üretim teknolojileri gereği filtre takılacak bacaları olmayıp, kömürün yanması sonucu oluşan bacagazı ve ısı ile yaş tuğlaların kurutulduğu,

Trakya Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesince Volkan Tuğla ve Tek Tuğla fabrikalarında yapılan ölçümler sonucu düzenlenen 1996 tarihli raporlarda da baca gazlarının Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliğini sağladığı bildirilmektedir.

Birinci maddede belirtilen hususlarda hammadde alımı ve katı atık boşaltılması sırasında oluşan toz emisyonu ile ilgili olarak son bir yıl içinde 3 adet tuğla fabrikasına 129 500 000 TL., 5 adet kamyon sürücüsüne 48 000 000 TL. idarî para cezası verilmiştir.

3. Tuğla fabrikalarının tarım topraklarına olan olumsuzlukları yukarıda belirtilen proje kapsamında ortadan kaldırılacağının planlandığı,

belirtilmektedir.

Bilgilerinizi arz ederim.

Ziyattin Tokar

Çevre Bakanı

T.C.

Çevre Bakanlığı 19.8.1996

Çevre Kirliliğini Önleme ve Kontrol

GenelMüdürlüğü

Sayı : B.190.ÇKÖ.007.0002/2335

Konu : Çimento fabrikaları ve toz emisyonu

Tekirdağ Valiliğine

Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığı, Genel Sekreterliğinden Bakanlığımıza intikal eden ve ekte Valiliğinize gönderilen soru önergesinde, İliniz, Naib Köyü etrafında faaliyet gösteren çimento fabrikalarından çıkan toz-duman ve atıkların çevredeki tarım arazilerini yok etmemesi için alınan tedbirlerin neler olduğu, söz konusu fabrikaların toz filtresinin olup olmadığı ve çevre kirliliğine bağlı ekonomik kayba uğrayan vatandaşlarımızın ekonomik zararlarının nasıl karşılanacağı sorularının yanıtlanması istenmektedir.

İliniz Naib Köyü etrafında bulunan şikâyet konusu tesislerin ekte bulunan yazı çerçevesinde incelenerek, Türkiye Büyük MilletMeclisine iletilmek üzere 23.8.1996 tarihine kadar Bakanlığımıza acele bilgi verilmesi hususunu rica ederim.

Sami Ağırgün

Bakan a.

GenelMüdür V.

T.C.

Tekirdağ Valiliği 23.8.1996

İl Çevre Müdürlüğü

Sayı : B.19.4.İÇM.4.59.00.00/552

Konu :Naip Köyü Tuğla Fabrikaları

Çevre Bakanlığına

(Çevre Kirliliğini Önleme ve Kontrol Genel Müdürlüğü)

İlgi : 19.8.1996 tarih ve B.19.0.ÇKÖ.007.0002/2335-5418 sayılı faks emri.

İlgi faks emrine konu merkez Naip Köyü etrafında çimento fabrikası olmayıp mevcut tuğla fabrikalarına ait istenilen bilgiler ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

Zeki Şanal

Tekirdağ Valisi

Tekirdağ İli Naip Köyü Civarı Tuğla Fabrikaları Raporu

1. Tekirdağ İli Naip-Barbaros-Kumbağ üçgeninde 12 adet tuğla fabrikası mevcut olup bu fabrikalar hammadde ihtiyaçlarını Naip Köyü sınırları içerisindeki ocaklardan temin etmektedirler.

Hammadde alımı ve katı atıkların boşaltılması sırasında tarım topraklarına ve mahsule zararlarını asgariye indirmek amacıyla 1992 yılında oluşturulan teknik heyet marifetiyle hazırlanan rapor kapsamında 1993 yılında 20 Ağustos 1993 - 1 Ekim 1993 ve 12 - 20 Ekim 1993 tarihleri arasında, 1994 yılında 1 Mayıs 1994 - 30 Eylül 1994 tarihleri arasında hammadde çekimi ve katı atık boşaltımları durdurulmuştur.

Ayrıca 1994 yılında yeniden oluşturulan komisyonca yerinde inceleme sonucu hazırlanan rapor doğrultusunda geliştirilen iyileştirme projesi sonucu;

a) Fabrikaların değişik yerlerden gelişigüzel toprak alımları kaldırılarak tek bir girişten ve aynı bölgeden toprak alımları sağlanmıştır.

b) Fabrikalarla hammadde alım yerleri arasında ulaşımı sağlayan köy yolu köye kadar toz emisyonlarının önlenmesi amacıyla fabrika sahiplerinden bedeli alınarak asfaltlandırılmıştır.

c) Ocak ara yollarının ıslatılarak toz emisyonlarının önüne geçilmesi istenmiştir.

d) Katı atıkların, hammadde alımı sonucu oluşan yeni belirlenen bölgedeki çukurlara boşaltımları sağlanmıştır.

e) Daha önce atılan katı atık yerinin bir kısmı düzeltilerek ağaçlandırılabilir hale getirilmiştir.

f) Düzeltilen alanların ağaçlandırılması planlanmıştır.

2. Mevcut fabrikaların üretimlerindeki teknolojileri gereği filtre takılacak bacaları olmayıp, kömür yakım sonucu oluşan ısı ve baca gazları yaş tuğlaların kurutulduğu fırın içinden geçmektedir.

Trakya Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesince Volkan Tuğla ve Tek Tuğla fabrikalarında yapılan ölçümler sonucu düzenlenen 1996 tarihli raporlarda da baca gazlarının Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliğini sağladığı bildirilmiştir.

Birinci maddede belirtilen hususlarda hammadde alımı ve katı atık dökülmesi sırasında oluşan toz emisyonları ile ilgili 3 adet tuğla fabrikasına 129 500 000 TL., 5 adet kamyon sürücüsüne 48 000 000 TL. idarî para cezası son bir yıl içinde verilmiştir.

3. Tuğla fabrikalarının tarım topraklarına olan olumsuzlukları yukarıda belirtilen proje kapsamında ortadan kaldırılması planlanmıştır.

Hazırlayan

Metin Aydın

İl Çevre Müdürü

51. - Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, yeni bazı bakanlıkların kurulmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve DevletBakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1199)

Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Ünal Yaşar

Gaziantep

Devletin halkın ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir devlet olabilmesi için, bakanlıkları bugünkü nazarî taksimattan kurtarmayı ve halkı esas alan rasyonel hizmet kuruluşları haline getirmeyi sağlayacak "İstihdam, köylü, işçi, memur, esnaf, emekliler ve muhtaçlar bakanlıkları" gibi yeni bakanlıkları oluşturacak mısınız?

T.C.

DevletBakanlığı 12.9.1996

Sayı : B.02.0.0010/00317

Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : a) Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığının, 13.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS. 0.10.00.02-7/1199-3058/8132 sayılı yazısı.

b) Başbakanlık Kan. ve Kar. Gen. Müd.'nün 16.8.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-370-1/3553 sayılı yazısı.

Gaziantep Milletvekili Sayın Ünal Yaşar'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve SayınBaşbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

DevletBakanı

Gaziantep Milletvekili Sayın Ünal Yaşar'ın Sayın Başbakanımıza Tevcih Ettiği

7/1199-3058 Esas No.lu Yazılı Soru Önergesinin Cevabıdır.

Hükümetimiz döneminde gayemiz, halkın ihtiyacını karşılayan, halkına hizmet eden bir devlet modeli oluşturmaktır. Bu gayeye uygun olarak, bakanlıklarda çalışmalar yapılmakta olup, ayrıca devlet bakanlıklarımız arasında bahse konu görevlendirmeler yapılmıştır. İhtiyaç halinde yeni bakanlıkların oluşturulacağı tabiidir.

Bilgilerinizi rica ederim.

52. - Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın, kredilerin teminata bağlı olmaktan çıkarılmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve DevletBakanı Bekir Aksoy'un yazılı cevabı (7/1200)

Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Ünal Yaşar

Gaziantep

Kredileri teminata bağlı olmaktan çıkaracak mısınız? Teminatsız kredileri kimlere vermeyi düşünüyorsunuz?

T.C.

Başbakanlık 26.9.1996

Hazine Müsteşarlığı

Banka ve Kambiyo GenelMüdürlüğü

Sayı : B.02.1.HM.0.BAK.01.02.52121-1/41603

Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : 13.8.1996 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1200-3061/8135 sayılı yazınız.

Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği 7/1200-3061 sayılı soru önergesi aşağıda cevaplandırılmıştır.

Yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre, bankaların kullandıracağı kredilerin teminat bakımından tabi olacakları esasların tespit ve uygulanması, yönetim kurullarının ihtiyarına ve gözetimine tabidir. Bu nedenle, herhangi bir malî bünye sorunu bulunmadığı sürece, kredilerin teminata bağlanması ya da alınacak teminatların tespiti hususunda kamunun bankalara herhangi bir müdahalesi söz konusu olmayıp; bu hususta, yapacakları değerlendirmeler çerçevesinde, Bankalar Kanununun belirlediği prensipler dahilinde yönetim kurulları tam yetkilidir.

Bilgilerine arz ederim.

Bekir Aksoy

DevletBakanı

53. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın;

- Kimyevi gübrede sübvansiyonun devam edip etmeyeceğine,

- 1996 yılında et ithalatı yapılıp yapılmayacağına,

- 1991 - 1996 yılları itibariyle tüketilen et miktarına ve yapılan ithalata;

İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin yazılı cevabı (7/1202, 1203, 1204)

Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Tarım ve Köyişleri Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

1996 yılı içinde kimyevi gübrede sübvansiyon devam ettirilecek midir, gübre iadesi ne zaman ödenecektir? 1996 yılı içerisinde sertifikalı tohum yardımı yapılacak mıdır?

Ziraî kredi, faizlerini düşürecek misiniz?

Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Tarım ve Köyişleri Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

1. 1996 yılında et ithali düşünülmekte midir?

2. İthal edilen etlerin kalite ve sağlık kontrolü hangi kuruluş tarafından yapılmaktadır?

Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Tarım ve Köyişleri Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

1. Ülkemizin 1991-1996 yılları itibariylı yıllık et tüketim ihtiyacı hangi ölçülerde seyretmiştir?

2. 1991 yılından itibaren ithal edilen etin, tüketilen toplam etin içerisindeki yüzde payı, miktar ve bedel olarak nedir?

3. 1991 yılından itibaren hangi ülkelerden yıl itibariyle ne miktar hayvan yemi ve mamulleri (süt, insülin, serum vs.) ithal edilmiştir? Bu ithalatın Amerikan Doları cinsinden bedeli nedir?

4. 1996 yılı içerisinde ne kadar et ve hayvan yemi ve mamulleri ithal edileceği düşünülmektedir?

T.C.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 9.9.1996

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Sayı : KDD-BŞV-2-03-2176/59883

Konu : Soru Önergesi

Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığına

İlgi : 13.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-3198-7/1202, 1203, 1204 sayılı yazınız.

İlgide tarih ve sayısı kayıtlı yazınız ekinde gönderilen Gaziantep Milletvekili Sayın Mustafa R. Taşar'ın soru önergeleri incelenmiş olup konu ile ilgili Bakanlığımız görüşü aşağıda belirtilmiştir.

1996 yılı içerisinde kimyevî gübrelerdeki destekleme % 50 üzerinden devam etmekte olup, Ağustos ayı itibariyle çiftçilere 25.5 trilyon TL. ödeme yapılmıştır. Bekleyen talep ise 6.4 trilyon TL.'dir. Yıl sonuna kadar da çiftçilere yapılacak destekleme 50 trilyon TL.'ye ulaşacağı tahmin edilmekte olup, ayrıca Bakanlığımızca 1996 yılı içerisinde sertifikalı tohum yardımı yapılacaktır.

Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından hazırlanan ithalat rejimi kararı ve 1 Şubat 1996 tarih ve 22541 mükerrer sayılı Resmî Gazetede yayımlanan ithal malların kalite ve sağlık yönünden kontrolüne ilişkin Dış Ticarette Standardizasyon 96/4 sayılı tebliğ ve bu tebliğde değişiklik yapılmasına dair 30 Mayıs 1996 tarih ve 22651 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 96/10 sayılı tebliğlere göre diğer gıda ve tarım ürünlerinin yanı sıra et ithalatı da serbesttir. Et ithal etmek isteyen kişi veya kurumlar Bakanlığımızca 24 Mayıs 1996 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanan 96/5 tebliğ hükümlerine uymakla yükümlüdürler.

Bakanlığımızca düzenlenen kontrol belgelerine istinaden gümrüklere gelen etlerden il müdürlüklerimiz kanalı ile 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununa göre hayvan hastalıkları açısından gerekli sağlık kontrolleri yapıldıktan ve tebliğ hükümlerine uygun etin getirilip getirilmediği kontrol edildikten sonra fiziksel - kimyasal - mikrobiyolojik-hormon ve antibiotikler açısından gerekli laboratuvarlara gönderilmektedir. Laboratuvarlardan alınan neticelere göre de etlerin kaliteli ve sağlıklı olduğu anlaşıldıktan sonra gümrüklerden girişine müsaade edilmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

Musa Demirci

Tarım ve Köyişleri Bakanı

54. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesine branş öğretmeni gönderilmesine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam'ın yazılı cevabı (7/1205)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Millî Eğitim Bakanı Sayın Mehmet Sağlam tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

Doğu ve Güneydoğu bölgesine yeterli branş öğretmeni tayini için bakanlığınızca nasıl bir tedbir alınması düşünülmektedir.

T.C.

Millî Eğitim Bakanlığı 5.9.1996

Araştırma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı

Sayı : B.08.0.APK.0.03.01.00-022/2292

Konu : Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 13.8.1996 tarih ve KAN.KAR.MD.7/1205-3066 sayılı yazısı.

Gaziantep Milletvekili Sayın Mustafa R.Taşar'ın "Doğu ve Güneydoğu Bölgesine branş öğretmeni gönderilmesine ilişkin" yazılı soru önergesi incelenmiştir.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesine, 1996 yılı atama döneminde 51 branştan 8 548 öğretmen verilmiştir.

Arz ederim.

Prof. Dr. Mehmet Sağlam

Millî Eğitim Bakanı

55. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, orta öğretimdeki dışardan bitirme uygulamasına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam'ın yazılı cevabı (7/1206)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Millî Eğitim Bakanı Sayın Mehmet Sağlam tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

Ortaokul ve liselerde daha önceden varolan dışardan bitirme uygulamasının devam ettirilmesi düşünülüyor mu?

Meslek liseleri ve özellikle İmam Hatip Liselerini dışardan bitirmek isteyen vatandaşlarımızın bu mağduriyetlerini gidermek için tedbir almayı düşünüyor musunuz?

T.C.

Millî Eğitim Bakanlığı 18.9.1996

Araştırma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı

Sayı : B.08.0.APK.0.03.01.00-022/2392

Konu : Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 13.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1206-3067 sayılı yazısı.

Gaziantep Milletvekili Sayın Mustafa R.Taşar'ın "Dışardan Bitirme Sınavlarına İlişkin" yazılı soru önergesi incelenmiştir.

1. Ortaokullarda okul dışı bitirme sınavları halen devam etmektedir.

2. Açıköğretim Lisesi'nin hizmete girmesiyle 1993-1994 öğretim yılından itibaren genel ortaöğretim kurumlarını dışardan bitirme sınavları kaldırılmış, 1994-1995 öğretim yılında da İmam Hatip Liseleri, Endüstri Meslek Liseleri, Kız Meslek Liseleri, Ticaret Meslek Liseleri bu kapsama alınmıştır.

Böylece; vatandaşlarımızın mağduriyetleri giderilmiş, özellikle televizyon, radyo ve benzeri kitle iletişim araçları ile yüzyüze eğitim ve öğretim imkân eşitliği sağlanmıştır.

Bakanlığımız toplumun eğitim ve kültür düzeyini yükseltmekte en etkin yol olarak gördüğü kitle iletişim araçları ile uzaktan eğitim politikasına önem vermekte; daha da geliştirme çalışmalarına devam etmektedir.

Arz ederim.

Prof. Dr.Mehmet Sağlam

Millî Eğitim Bakanı

56. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın;

- Otoyollara,

- E-23 Karayolunun otoyol haline getirilmesine,

İlişkin soruları ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan'ın yazılı cevabı (7/1207, 1208)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

1. Şu ana kadar yapımı planlanan otoyol güzergâhları hangileridir?

2. Bunlardan hangileri proje, inşaa ve hizmete açılma safhalarında bulunmaktadır?

3. Yapımından vazgeçilen herhangi bir otoyol projesi var mıdır?

4. İnşaası devam eden otoyol kesitlerinden bu yıl içinde hizmete açmayı düşündüğünüz kesitler hangileridir?

5. Otoyollarda bakım, işletme ve servis hizmetleri için ayrılan ödenek miktarı nedir?Bunu arttırmayı düşünüyor musunuz?

6. Bakanlığınızca otoyol yapımı yerine "duble yol" yapımına yönelineceği doğrumudur?

7. Gaziantep-Urfa arasında otoyol yapımından vazgeçilmiş midir?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

E-23 Karayolu olarak bilinen Ankara-Sıvas-Erzincan Karayolunun otoyol haline getirilmesi konusunda bir çalışmanız var mıdır?

T.C.

Bayındırlık ve İskân Bakanlığı

Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği 13.9.1996

Sayı : B.09.0.BHİ.0.00.00.25/2-A/7110

Konu : Gaziantep Milletvekili Mustafa Taşar'ın yazılı soru önergeleri.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : T.B.M.M.'nin 13.8.1996 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-3200 sayılı yazısı. (7/1207, 7/1208)

İlgi yazı ilişiğinde alınan, Gaziantep Milletvekili Mustafa Taşar'ın Bakanlığımıza yönelttiği yazılı soru önergeleri incelenmiştir.

Soru 1. Şu ana kadar yapımı planlanan otoyol güzergâhları hangileridir?

Soru 2. Bunlardan hangileri proje, inşaa ve hizmete açılma safhalarında bulunmaktadır?

Cevap 1-2. Yapımı tamamlanan ve devam eden otoyollar :

* Edirne-Kınalı Otoyolu : 159 Km. uzunluğunda olup tamamı trafiğe açılmıştır.

* Kınalı-Sakarya Otoyolu : 216 Km. uzunluğunda olup, tamamı trafiğe açılmıştır.

* Kazancı-Gümüşova Otoyolu : 47 Km. uzunluğunda olup, tamamı trafiğe açılmıştır.

* Gümüşova-Gerede Otoyolu : 114 Km. uzunluğunda olup 94 Km.si trafiğe açılmıştır.

* Gerede-Ankara ve Ankara

Çevre Otoyolu : 229 Km. uzunluğunda olup 183 Km.si trafiğe açılmıştır.

* Pozantı-Tarsus Otoyolu : 59 Km. uzunluğunda olup, tamamı trafiğe açılmıştır.

* Tarsus-Mersin Otoyolu : 79 Km. uzunluğunda olup 7 Km.si trafiğe açılmıştır.

* (Tarsus-Pozantı) Ayr.-Adana-

Gaziantep Otoyolu : 305 Km. uzunluğunda olup 254 Km.si trafiğe açılmıştır.

* Toprakkale-İskenderun Otoyolu : 96 Km. uzunluğunda olup 61 Km.si trafiğe açılmıştır.

* İzmir-Urla-Çeşme Otoyolu : 88 Km. uzunluğunda olup 24.8.1996 tarihi itibariyle

85 Km.si trafiğe açılmıştır.

* İzmir Çevreyolu-Aydın Otoyolu : 151 Km. uzunluğunda olup 71 Km.si trafiğe açılmıştır.

24.8.1996 tarihi itibariyle yapım ihalesi yapılan 1 776 Km. otoyolun (bağlantı Yolları Dahil) 1 380 Km.si trafiğe açılmış olup, kalan 396 Km.sinde ise yapım çalışmaları devam etmektedir.

Proje Aşamasındaki Otoyollar :

* Ankara-Pozantı Otoyolu

* İstanbul-Bursa-Balıkesir-İzmir Otoyolu

* Aydın-Denizli Otoyolu

* Gaziantep-Şanlıurfa Otoyolu

* İskenderun-Antakya-Cilvegözü Otoyolu

Soru 3. Yapımından vazgeçilen herhangi bir otoyol projesi var mıdır?

Cevap 3. Yapımından vazgeçilen Otoyol Projeleri :

* Karadeniz-GAP Otoyolu :Yatırım Programından çıkarılmıştır.

* Antalya-Alanya ve İzmir-Salihli Otoyolları :Duble yol yapım çalışmaları ihalesi yapıldığından yapım programından çıkarılmıştır.

Soru 4. İnşaası devam eden otoyol kesitlerinden bu yıl içinde hizmete açmayı düşündüğünüz kesitler hangileridir?

Cevap 4. 1996 Yılında açılması planlanan otoyol kesimleri :

* Kınalı-Sakarya Otoyolu :

Kandıra Bağlantı Yolu : 2 Km.

Gümüşova-Gerede Otoyolu :

* Abant Kav.-Bolu Batı Kavşağı

(17.8.1996'da trafiğe açıldı.) : 9 Km.

Gerede-Ankara ve Ankara Çevre Otoyolu :

* Esenboğa Kav.-Samsun Kav. : 20 Km.

* Pelitçik Bağlantı Yolu : 7 Km.

Tarsus-Mersin Otoyolu :

* (Tarsus-Pozantı) Ayr.-Tarsus (D400) : 18 Km.

* Mersin-Gözne Bağlantı Yolu : 9 Km.

(Tarsus-Pozantı) Ayr.-Adana-Gaziantep Otoyolu :

* Narlı-Gaziantep : 43 Km.

(22.8.1996'da trafiğe açıldı.)

* Bağlantı Yolları : 14 Km.

Toprakkale-İskenderun Otoyolu :

* Erzin-Payas : 30 Km.

(21.4.1996'da trafiğe açıldı.)

* Serbest Bölge bağlantısı : 5 Km.

İzmir-Urla-Çeşme Otoyolu :

* Alaçatı-Çeşme : 12 Km.

(24.8.1996'da trafiğe açıldı.)

İzmir-Çevreyolu-Aydın Otoyolu :

* Tahtalı Kav.-Belevi Kav. : 36 Km.

* Torbalı Kav. Bağlantı Yolu : 4 Km.

(8.6.1996'da trafiğe açıldı.)

Toplam : 209 Km.

Soru 5. Otoyollarda bakım, işletme ve servis hizmetleri için ayrılan ödenek miktarı nedir?Bunu arttırmayı düşünüyor musunuz?

Cevap 5. 1996 yılında otoyol bakım, işletme ve servis hizmetleri için ayrılan ödenek miktarı 2 Trilyon TL. olup; % 5 kesintiden sonra 1,9 Trilyon kalmaktadır. Öngörülen işlerin eksiksiz bitirilebilmesi için 350 Milyar TL. ek ödeneğe ihtiyaç vardır.

Soru 6. Bakanlığınızca otoyol yapımı yerine "duble yol" yapımına yönelineceği doğrumudur?

Cevap 6. Trafik yükü ve finansman imkanları birlikte değerlendirilerek otoyol ve bölünmüş yol (duble yol) projelerine devam edilecektir.

Soru 7. Gaziantep-Urfa arasında otoyol yapımından vazgeçilmiş midir?

Cevap 7. Gaziantep-Şanlurfa Otoyolu, 1996 yılı Yatırım Programında etüt-proje ve yapım bölümlerinde yer almaktadır.

Soru 8. E-23 Karayolu olarak bilinen Ankara-Sıvas-Erzincan Karayolunun otoyol haline getirilmesi konusunda bir çalışmanız var mıdır? (7/1208)

Cevap 8. Ankara-Sıvas-Erzincan Otoyol yol yapımı, 1996 yılı Yatırım Programında yer almakta; ancak mevcut Devlet Yolu üzerinde bütçe imkanları ölçüsünde yapım, bakım ve onarım çalışmaları yapılmaktadır.

Bilgi ve gereğini arz ederim. Cevat Ayhan

Bayındırlık ve İskân Bakanı

57. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın; emekli aylıklarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik'in yazılı cevabı (7/1209)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Necati Çelik tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

Emeklilerimizin emekli aylıklarının aylık olarak ödenmesi mümkün müdür?Bu yönde bir uygulama başlatmayı düşünüyor musunuz?

T.C.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

Sosyal Güvenlik Kuruluşları Genel Müdürlüğü

Sayı : B.13.0.SGK.0.13.00.01/5491-023374

Konu : Yazılı Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 13.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-3201 sayılı yazınız.

Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar tarafından hazırlanan 7/1209 Esas No'lu emekli aylıklarının, aylık olarak ödenmesine ilişkin, yazılı soru önergesi Bakanlığımca incelenmiştir.

Bilindiği üzere Bakanlığım bağlı kuruluşları Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıkları birer aylık devrede, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunun 122 nci maddesi gereğince Sandıktan emekli, adı malüllük, vazife malüllüğü ile dul ve yetim aylığı alanların maaşları ise üçer aylık dönemler halinde ve peşin olarak ödenmektedir.

Konuya ilişkin olarak Maliye Bakanlığının görüşü sorulmuş, alınan cevapta Emekli Sandığı emeklilerinin aylıklarının her ay ödenmesinin ilgililerin bazı hak kayıplarına neden olacağı gerekçesiyle mevcut uygulamanın değiştirilmesinin bugün için düşünülmediği belirtilmiştir.

Bilgilerinize arz ederim.

Necati Çelik

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı

58. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, vakıf yurtlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Ahmet Cemil Tunç'un yazılı cevabı (7/1212)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Devlet Bakanı Sayın A. Cemil Tunç tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

Yoksul halk çocuklarının eğitimlerini sürdürmeleri için yeni Vakıf yurtları açmayı planlıyor musunuz?

Bu yılki programınızda kaç yurt inşası öngörülmektedir?

T.C.

Devlet Bakanlığı 2.9.1996

Sayı : B.02.0.012.04-01/328

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : T.B.M.M. Başkanlığının 13.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1212-3074/8148 sayılı yazınız.

İlgi yazınızla Bakanlığımıza intikal ettirilen, Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın yazılı soru önergesine verilen cevap ekte gönderilmiştir.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Ahmet Cemil Tunç

Devlet Bakanı

Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın 7/1212-3074 Sayılı

Yazılı Soru Önergesine Verilen Cevaptır

Soru 1. Yoksul halk çocuklarının eğitimlerini sürdürmeleri için yeni Vakıf yurtları açmayı planlıyor musunuz?

Bu yılki programınızda kaç yurt inşası öngörülmektedir?

Cevap 1. Vakıflar Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki 227 sayılıKanun Hükmündeki Kararname, Genel Müdürlüğe gerekli yerlerde öğrenci yurtları, imaret ve eğitim tesisleri açmak, yönetimini sağlamak görevini de vermiştir. Bu çerçevede yurdun muhtelif il ve ilçelerinde 59 Vakıf Orta Öğrenim Öğrenci Yurdu açılmıştır. Halen bu yurtlarda vakfıyeler doğrultusunda ailelerinin maddi durumu orta öğrenim yaptırmaya elverişli olmayan 11 570 başarılı öğrenci kalmaktadır.

Vakıflar Genel Müdürlüğünce bir plan dahilinde bütçe imkanları çerçevesinde her İl'e bir yurt yapılması düşünülmektedir. Halen yurdun muhtelif il ve ilçelerinde 13 yurt inşaatı devam etmekte olup, 1997 yılı yatırım programına alınmak üzere 200 öğrenci kapasiteli bir yurt yapımı için Delvet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına teklifte bulunulmuştur.

Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından halen yaptırılmakta olan öğrenci yurtları ile 1996 ve 1997 yıllarında teklif edilen öğrenci yurtlarına ait liste aşağıya çıkarılmıştır.

Orta Öğrenim Öğrenci Yurtları :

A) Halen İnşaat Halindeki B) 1996 Yılı İçin Teklif C) 1997 Yılı İçin Teklif

Öğrenci Yurtları Edilen Öğrenci Yurtları Edilen Öğrenci Yurtları

1. Ağrı-Merkez 1. Antalya-Merkez 1. Malatya-Darende

2. Artvin-Merkez 2. Bursa-Merkez

3. Isparta-Merkez 3. Batman-Merkez

4. Ordu-Perşembe 4. Iğdır-Merkez

5. Ordu-Gölköy 5. Mardin-Merkez

6. Ordu-Ünye 6. Şanlıurfa Birecik

7. Aksaray-Merkez 7. K.maraş-Elbistan

8. Kastamonu-Merkez

9. Bilecik-Bozüyük

10. Çorum-Kargı

11. Çorum-Uğurludağ

12. Çorum-Oğuzlar

13. Şırnak-Merkez

59. - Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, şeker açığının kapatılması için alınacak tedbirlere ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Yalım Erez'in yazılı cevabı (7/1214)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Yalım Erez tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa Taşar

Gaziantep

Ülkemizin şeker ihtiyacı gün geçtikçe artmakta, yerli üretimle karşılanamayan bu ihtiyacın ithalat yoluyla karşılanmasına gidilmektedir. Şeker açığının giderek artması karşısında, önümüzdeki dönemde bu açığı şeker pancarı ekimini arttırarak mı yoksa ithalat yoluyla mı bu açığı kapamayı düşünüyorsunuz?

T.C.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı

Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği 5.9.1996

Sayı : B.14.0.BHİ.01-242

Konu :Yazılı Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 13.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1214-3076/8150 sayılı yazınız.

Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar'ın, şeker açığının kapatılması için alınacak tedbirlere ilişkin olarak tarafımdan cevaplandırılmasını istediği 7/1214 esas nolu yazılı soru öergesiyle ilgili cevabımız ekte takdim edilmiştir.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim. Yalım Erez

Sanayi ve Ticaret Bakanı

Şeker Açığının Kapatılması

Son iki yılda hava şartları ve pancar fiyatlarından ileri gelen şeker açığı ithalat yoluyla kapatılmıştır. Ancak geçen yıl ve bu yıl pancar fiyatlarının enflasyonun üzerinde belirlenmesi gübre ve ilaç gibi önemli girdilere yapılan subvansiyonlar ve üreticilere verilen ayni ve nakdi avanslar çiftçilerimizce olumlu karşılanmıştır. Nitekim bu yıl pancar ekim alanları geçen yıla göre % 35,3 artışla Türkiye genelinde 422 592 hektara ulaşmıştır. Hava şartlarının da uygun gitmesi halinde 1997 yılında iç talep ithalata gerek kalmadan yerli üretimle karşılanabilecektir.

Yeterli pancar ekim ve üretimini sağlamak için üreticilerimize haklı bir kazanç sağlıyacak, alın terlerini karşılayak fiyat ve destek politikaları önümüzdeki yıllarda da artarak sürüdürülecektir. Böylece endüstriyel ve tarımsal alanda alınan tedbirlerle ülkemiz şekerde kendi kendine yeterli hale gelecektir.

60. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, İzmir-Güzelbahçe, Balçova, Narlıdere ve Urla ilçelerinde sel felaketine karşı alınacak önlemlere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı M. Recai Kutan'ın yazılı cevabı (7/1215)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanınca yazılı olarak yanıtlanmasını dilerim.

Saygılarımla. 29.7.1996

Sabri Ergül

İzmir

Soru : 4 Kasım 1995 tarihinde İzmir İli Güzelbahçe, Balçova, Narlıdere ve Urla ilçelerinde aşırı yağışlar sonucu büyük sel felaketi meydana gelmiş ve bu felaket büyük can ve mal kaybına neden olmuştur.

Yağışların sel felaketine neden olması, özellikle Güzelbahçe ilçesinde ki mevcut dere yataklarının dolu olması, denize deşarjı sağlayan kanalların yetersiz ve tıkalı bulunması sonucudur.

O tarihten bu yana dere yatakları gereği gibi temizlenmemiş ve denize deşarj kanalları yeterli hale getirilmemiştir.

Özellikle Güzelbahçe ilçe sakinleri; Çamlıçay denen dere yatağı civarında ve denize deşarj bölgesinde oturanlar, yağan her yağmurda aynı akibetle karşılaşacakları endişesi içinde tedirgin vaziyettedir.

Yeni felaketlerin önünü alabilmek için Güzelbahçe, Çamlıçay deresini ıslah etmeye, gerekli düzenlemeleri yapmaya ne zaman başlayacaksınız?

Dere yataklarının ıslahı ve muhtemel sel felaketlerinin önlenmesi için ne gibi tedbirler almayı öngörüyorsunuz?

T.C.

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 5.9.1996

Araştırma, Planlam ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı

Sayı : B.15.0.APK.0.23-300/1203/14341

Konu : Yazılı Soru Önergeleri

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : T.B.M.M. Başkanlığı'nın 13.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-3204 sayılı yazısı.

İzmir Milletvekili Sayın Sabri Ergül şahsıma tevcih ettiği ve Millet Meclisi İç Tüzüğü'nün 99 uncu maddesi gereğince cevaplandırılması istenen, 7/1215 esas no.lu yazılı soru önergeleri ile ilgili bilgiler hazırlanarak ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim. M. Recai Kutan

Enerji ve Tabî Kaynaklar Bakanı

İzmir Milletvekili Sayın Sabri Ergül'ün

Yazılı Soru Önergesi ve Cevabı

(7/1215-3077)

Soru :

4 Kasım 1995 tarihinde İzmir İli Güzelbahçe, Balçova, Narlıdere ve Urla ilçelerinde aşırı yağışlar sonucu büyük sel felaketi meydana gelmiş ve bu felaket büyük can ve mal kaybına neden olmuştur.

Yağışların sel felaketine neden olması, özellikle Güzelbahçe ilçesinde ki mevcut dere yataklarının dolu olması, denize deşarjı sağlayan kanalların yetersiz ve tıkalı bulunması sonucudur.

O tarihten bu yana dere yatakları gereği gibi temizlenmemiş ve denize deşarj kanalları yeterli hale getirilmemiştir.

Özellikle Güzelbahçe ilçe sakinleri; Çamlıçay denen dere yatağı civarında ve denize deşarj bölgesinde oturanlar, yağan her yağmurda aynı akibetle karşılaşacakları endişesi içinde tedirgin vaziyettedir.

Yeni felaketlerin önünü alabilmek için Güzelbahçe, Çamlıçay deresini ıslah etmeye, gerekli düzenlemeleri yapmaya ne zaman başlayacaksınız?

Dere yataklarının ıslahı ve muhtemel sel felaketlerinin önlenmesi için ne gibi tedbirler almayı düşünüyorsunuz?

Cevap :

İzmir İli'nde 4 Kasım 1995 tarihinde yaşanan sel felaketi; mevcut şehir içi dere yataklarının düzensiz imar gelişimi nedeniyle daraltılması, yol köprülerinin yetersiz enkesitte olması, derelere her türlü çöp, moloz ve atıkların atılarak su akışının engellenmesi ile bazı derelerin tamamen ortadan kaldırılması sonucunda ortaya çıkmıştır.

DSİ Genel Müdürlüğü tarafından, şehir içi dere yataklarının bir kısmında bahse konu taşkın sonrası temizlik çalışmaları yapılmış ve suyun akışını sağlamak amacıyla yatak kesitleri yeterli duruma getirilmiştir.

İzmir Kanalizasyon Projesi'nin yağmur suyu ana kollektörlerini oluşturan şehir içi derelerinin ıslah projeleri, İzmir Büyükşehir Belediyesince Su-Yapı firmasına yaptırılmış olup, 25.3.1982 tarihinde 3 300 sayılı yazı ile İmar-İskân Bakanlığı tarafından tasdik edilmiştir. Söz konusu prüjelerin, İZSU Müdürlüğü'nce uygulanması ile, sel problemine kalıcı çözüm getirilmiş olacaktır.

Esasen 2 560 sayılı kanunda; şehir içi derelerinin ıslahı ile ilgili görev ve sorumluluk, Büyükşehir Belediyelerine verilmiş bulunmaktadır. Ancak, sorun daha ziyade imar gelişimi ile imar planlarının yapımı ve dere yataklarına yeterli şerit genişlikleri ayrılmamasından kaynaklanmakta olup, DSİ Genel müdürlüğümüz tarafından belediyelere projeler ile ilgili konularda her türlü teknik bilgi yardımı yapılmaktadır.

61. - Adana Milletvekili Erol Çevikçe'nin, hayvancılık kredisi almaya hak kazananların Adana-Tufanbeyli Tarım İlçe Müdürlüğü tarafından işlemlerinin sonuçlandırılmadığına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Musa Demirci'nin yazılı cevabı (7/1216)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Son on yıldır, dışlanan hayvcancılığa, özel önem taşıyan sektör anlayışı ile yaklaşarak, mera ve ahır besiciliğini yöre koşullarını gözeterek desteklenmesi gerekirken;

Adana-Tufanbeyli tarım ilçesindeki keyfi uygulamalar yüzünden, vatandaş huzursuz ve mağdur olduğundan, aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı tarafından, yazılı olarak yanıtlanmasını saygı ile arz ederim.

Erol Çevikçe

CHP Genel Başkan Yrd.

Adana

Sorular :

1. Adana-Tufanbeyli ilçesinde halk, Ziraat Bankasından hayvancılık kredisi almak için, Ziraat Bankasındaki bütün işlemleri bitirmesine rağmen,

Tufanbeyli Tarım İlçe Müdürlüğü konuyu neden sonuçlandırmamaktadır?

2. Yasal bütün formaliteleri yerine getirerek hayvancılık kredisi almaya hak kazanan bu insanlar teşvik edilmeleri gerekirken, mağdur olmalarına neden olanlarla ilgili olarak gerekli yasal işlemlere başvurulmuş mudur?

T.C.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon 12.9.1996

Kurulu Başkanlığı

Sayı : KDD.BŞV.2.03/2212-60892

Konu : Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgili : 13.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-3198-7/1216-3078 sayılı yazınız.

İlgide kayıtlı yazınız ekindeki Adana Milletvekili Sn. Erol Çevikçe'ye ait soru önergesi incelenmiş olup konu ile ilgili Bakanlığımız görüşü aşağıda belirtilmiştir.

Bakanlağımız ile T.C. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü arasında zaman zaman yapılan protokoller çerçevesinde üreticilere kullandırılacak zirai kredilerle ilgili teknik konularda Tarım Kuruluşlarının bilgi ve desteğine başvurulmakta ancak kredilendirme konusu banka mevzuatı çerçevesinde şubelerinin uhdesinde bulunmaktadır.

Hayvancılığın geliştirilmesine ilişkin 22.10.1995 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 95/7418 sayılı Bakanlar Kurulu kararı kapsamında açılacak % 20 faizli kredi ile ilgili olarak adı geçen Tufanbeyli ilçemizde süt inekçiliğinde 53, damızlık koyunculukta 156, besi sığırcılığında 171 olmak üzere toplam 380 üretici müracaatta bulunmuş ve bu dosyaların tamamı Valilik Makamının 3.11.1996 tarihli onayı ile teşkil edilen İl Komisyonunca incelenmiştir. Bu mürcaatlardan süt inekçiliğinde 25 damızlık koyunculukta 94, besi sığırcılığında 77 olmak üzere toplam 196 müracaat genelge şartları çerçevesinde uygun bulunmuştur. İlimize hayvancılığın geliştirilmesi konusunda tahsis edilen 80 milyar TL. kredinin, 2.7 milyar TL. si ilgili komisyonca Tufanbeyli ilçesine tahsis edilmiştir. Bu tahsisattan gönderilen nakit miktarına bağlı olarak bir çiftçiye 50 başlık 750 milyon TL. tutarında damızlık koyunculuk, 2 çiftçiye 6 başlık 660 milyon TL. tutarında süt sığırcılığı konusunda kredi kullandırılmıştır.

Şu anda kredi almaya uygun müracaat sahibi çiftçilerin dosyaları Tufanbeyli Ziraat Bankası şumesinde kaynak yetersizliği sebebiyle beklemektedir.

Bu konuda çiftçi mürcaatları kararname gereği İlçe Ziraat Bankasına yapılmakta olup bu müracaatlar ilçelerde teşkil edilen ve Tarım İlçe Müdürlüklerinin de içinde yer aldığı alt komisyonlarda değerlendirilerek müracaat sırasına göre İl Komisyonuna sunulmaktadır. Bu işlemlerde sekreterya hizmetleri merkez ve İlçe Ziraat Bankası şubelerince yürütülmekte olup, komisyonlardan geçerek kredi almaya uygunluğu kabul edilen dosya sahiplerinin İlçe Tarım Müdürlüklerince engellenmesi pratik olarakta söz konusu olamamaktadır.

T.C. Ziraat Bankasınca üreticilere kullandırılan diğer hayvancılık kredilerinde İlçe Tarım Müdürlüklerinin herhangi bir fonksiyonu bulunmamaktadır.

Bilgilerinize arz ederim. Musa Demirci

Tarım ve Köyişleri Bakanı

62. - Adana Milletvekili Erol Çevikçe'nin, Lokman Hekim Sulama Birliğine bağlı çiftçilerin enerji borçlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı M. Recai Kutan'ın yazılı cevabı (7/1217)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Adana'nın kıymetli tarım alanlarından birisi olan Misis Pompaj üniteleri olarak inşaatı yapılmış, Misis Pompaj sulama projesi 25 yıldan beri D.S.İ. idaresi tarafından işletilmesi yapılarak sonunda sulama tesislerinin faydalanan çiftçilere devir edilmesi konuları gündeme geldiğinde proje kapsamındaki mahalli idareler bir araya gelerek Lokman Hekim Sulama Birliği kurulmuştur. Bu birlik tarıma dayalı enerji bedelleri konusunda yanlış uygulamalar yapıldığından, aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını saygı ile arz ederim.

Erol Çevikçe

CHP Genel Başkan Yrd.

Adana

Sorular :

1. Bugün içinde bulunduğumuz ortamda milli gelirin arttırılmasına ve üretimin artmasına direk tesiri olan faktörlerin başında su ve enerji gelmektedir. Geçtiğimiz yıllarda Tarıma dayalı enerji kullanımı teşvik görürken, şimdi ise tarıma dayalı enerjinin belli tarifelerde görüldüğü gibi niçin daha pahalı uygulanmaktadır?

2. Lokman Hekim Sulama Birliğinin kurucusu olan köylerden, Geçitli Beldesi, Çatalpınar, Kaşlıca, Güveloğlu, Belören, Esenler, Kütüklü köylerinde 1996 yılı Mart ve Nisan aylarında aşırı yağışlar neticesinde çiftçilerimizin ekmiş olduğu tarım ürünlerinde % 40 nispetinde ve üzerinde yağış neticesinde, nehir taşkınından zarar görmüştür. Zarar gören ekili alanlar, Birliğin devir aldığı sulama projesi alanının % 25-30'una tekabul etmektedir. (Adana-Yüreğir Tarım İlçe Müdürlüğünün konuya ilişkin yazısı vardır)Birlik çitfçilerinin zarar gördüğü mahsülün yetiştirilmesinde sarf edilen enerjinin bedelini ücret olarak ödemekle yükümlü görülmektedir. Zarar eden çiftçilerin borçları terkin edildiği halde, Lokman Hekim Sulama Birliğinden, enerji bedelinin ödenmesi halen niçin istenilmektedir?

3. Lokman Hekim Sulama Birliğinin bütçesini teşkil eden Gelir ve Gider kalemleri üzerinde ve çiftçi ödemesinin taksit müddetlerinin tayin edilmesinde çitfçilerin ekili olan mahsul cinslerinin pazar değeri gözönünde tutularak tayin edilmektedir. Halbuki sulamada kullanılan Enerjinin bedeli her ay zamlı veya gecikme faizli olarak birlikten istenildiği için, sabit bütçeli kuruluş olan birlikler çok zor durumlara düştüğünden, birlikleri bu zor durumdan kurtaracak bir çalışma yapılmakta mıdır?Sarfedilen enerji bedelinin birliklerce para tahsilinin en yoğun ayları olan çiftçiler tarafından ekilen mahsüllerin satışlarının Kasım-Aralık aylarında olduğundan, enerji bedelininde her ay yerine bu aylarda ödenmesi konusunda Bakanlığınızda bir çalışma var mıdır?

Çiftçilerin mağduriyetlerinin giderilmesi ve daha verimli çalışabilmeleri için gerekli birimlere talimat verdiniz mi?

T.C.

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 30.9.1996

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı

Sayı : B.15.0.APK.0.23-300/1307/15616

Konu : Yazılı Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : T.B.M.M. Başkanlığı'nın 13.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.01.00-3204 sayılı yazısı.

Adana Milletvekili Sayın Erol Çevikçe'nin şahsıma tevcih ettiği ve Millet Meclisi İç Tüzüğü'nün 99 uncu maddesi gereğince cevaplandırılması istenen 7/1217 esas no.lu yazılı soru önergesi ile ilgili bilgiler hazırlanarak ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim. M. Recai Kutan

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı

Adana Milletvekili Sayın Erol Çevikçe'nin

Yazılı Soru Önergesi Cevapları

(7/1217-3079)

Soru 1.

Bugün içinde bulunduğumuz ortamda milli gelirin arttırılmasına ve üretimin artmasına direk tesiri olan faktörlerin başında su ve enerji gelmektedir. Geçtiğimiz yıllarda Tarıma dayalı enerji kullanımı teşvik görürken, şimdi ise tarıma dayalı enerjinin belli tarifelerde görüldüğü gibi niçin daha pahalı uygulanmaktadır?

Cevap 1.

Bilindiği gibi, elektriğin dağıtımını üstlenen Bakanlığımız bağlı kuruluşu Türkiye Elektrik Dağıtımı A.Ş. (TEDAŞ) Genel Müdürlüğü, "Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği" hükümleri doğrultusunda abonelerine enerji satışı yapmaktadır. Satışa sunulan yıllık enerji bedeli ise, 233 sayılı K.H.K.'nin 35. maddesi ve yıllık enerji maliyeti hesaplanması ile Hükümet politikasınca belirlenen esaslar uyarınca tespit edilmektedir.

Elektrik enerjisinin birim fiyatının belirlenmesinde, öncelikle TEDAŞ Genel Müdürlüğümüz yatırım harcamaları, mali gereksinmeleri, alınan enerjinin bedeli, borç, ana para ve faiz geri ödemeleri, kur farkı, kanuni ihtiyatlar gibi çeşitli giderler göz önüne alınmaktadır. Buradan da görüleceği gibi, elektrik birim fiyatına temel teşkil eden herhangi bir girdiye yapılan zam otomatikman elektrik fiyatlarını da etkilemektedir.

Fiyatlar, TEDAŞ'ın finans dengesini karşılamaya olanak sağlayacak şekilde tespit edilmektedir. Ekonomimizin en temel girdisi olan elektrik enerjisine talepteki hızlı artış sürekli yeni yatırımların yapılmasını zorunlu hale getirmektedir. Fiyatların maliyetin altında kalması durumunda, finansman açığı meydana gelmekte, gerekli yatırımlar yapılamamakta ve bunun sonucu olarak da kaliteli ve kesintisiz olmasına özen gösterilen elektrik enerjisi dağıtım hizmetlerinde aksamalar ortaya çıkabilmektedir.

Tarımsal sulama tarifesi, genelde köylümüzün gelir kaynağı olan tarım ürünlerinin veriminin arttırılması ile maliyetin mümkün mertebe düşük tutulması ve Türkiye genel tarım ekonomisinin desteklenmesi bakımından Hükümet politikaları çerçevesinde, diğer tarife gruplarına göre daha düşük tutulmaktadır. Uzun yıllar tarımsal sulama abonelerine indirimli tarife uygulaması, diğer abone grupları arasında dengesizliğe ve TEDAŞ'ın da zaman zaman zararına neden olmuştur.

9 Kasım 1995 tarih, 22458 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği'nin, Hayır Kurumları, Dernekler, Vakıflar, Müzeler, Resmi Kurslar, Resmi Sağlık Kuruluşları, Spor Tesisleri, Tarımsal Sulama ve Kültür Balıkçılığı gibi abone gruplarının tek bir grupta birleştirilmesini öngörmesi, Tarımsal Sulama grubu fiyatının bu yeni gruba çekilmesini gerektirmiş ve 1996 başından Mayıs ayına kadar kademe kademe fiyat artışı yapılarak ortak fiyata yükseltilmiştir.

Bu tarihten itibaren tarımsal sulama abonelerine, 31 Temmuz 1996 tarihine kadar herhangi bir fiyat artışı yapılmamış olup, 14 Ağustos 1996 tarih ve 22727 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan "Elektrik Tarifeleri Yönetmeliğinin Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'te de, "Tarımsal Sulama Tesisleri" ayrı bir abone grubu olarak düzenlenmiştir. Bunun sonucunda, tarımsal sulama aboneleri için ayrı bir tarife uygulanması, ayrı bir fiyat tespit edilmesi sağlanmış olmaktadır.

Soru 2.

Lokman Hekim Sulama Birliğinin kurucusu olan köylerden, Geçitli Beldesi, Çatalpınar, Kaşlıca, Güveloğlu, Belören, Esenler, Kütüklü köylerinde 1996 yılı Mart ve Nisan aylarında aşırı yağışlar neticesinde çiftçilerimizin ekmiş olduğu tarım ürünlerinde % 40 nispetinde ve üzerinde yağış neticesinde, nehir taşkınından zarar görmüştür. Zarar gören ekili alanlar, Birliğin devir aldığı sulama projesi alanının % 25-30'una tekabul etmektedir. (Adana-Yüreğir Tarım İlçe Müdürlüğünün konuya ilişkin yazısı vardır)Birlik çitfçilerinin zarar gördüğü mahsülün yetiştirilmesinde sarf edilen enerjinin bedelini ücret olarak ödemekle yükümlü görülmektedir. Zarar eden çiftçilerin borçları terkin edildiği halde, Lokman Hekim Sulama Birliğinden, enerji bedelinin ödenmesi halen niçin istenilmektedir?

Soru 3.

3. Lokman Hekim Sulama Birliğinin bütçesini teşkil eden Gelir ve Gider kalemleri üzerinde ve çiftçi ödemesinin taksit müddetlerinin tayin edilmesinde çitfçilerin ekili olan mahsul cinslerinin pazar değeri gözönünde tutularak tayin edilmektedir. Halbuki sulamada kullanılan Enerjinin bedeli her ay zamlı veya gecikme faizli olarak birlikten istenildiği için, sabit bütçeli kuruluş olan birlikler çok zor durumlara düştüğünden, birlikleri bu zor durumdan kurtaracak bir çalışma yapılmakta mıdır?Sarfedilen enerji bedelinin birliklerce para tahsilinin en yoğun ayları olan çiftçiler tarafından ekilen mahsüllerin satışlarının Kasım-Aralık aylarında olduğundan, enerji bedelininde her ay yerine bu aylarda ödenmesi konusunda Bakanlığınızda bir çalışma var mıdır?

Çiftçilerin mağduriyetlerinin giderilmesi ve daha verimli çalışabilmeleri için gerekli birimlere talimat verdiniz mi?

Cevap 3.

İlk sorunun cevabında da izah edildiği üzere, elektrik enejisi birim fiyatlarını tespit eden TEDAŞ Genel Müdürlüğü, bu tespitini finans dengesini karşılamaya olanak sağlayacak şekilde yapmaktadır. Aksi takdirde, kaliteli ve kesintisiz olarak verilmesine özen gösterilen elektrik enerjisi dağıtım hizmetlerinde aksama meydana gelecektir.

TEDAŞ, sorularda adı geçen Lokman Hekim Sulama Birliği kurucusu olan köylerin bulunduğu bölgedeki tüketicilere satılan enerjiyi, ÇEAŞ'dan satın almaktadır. Alınan bu enerjinin bedelinin zamanında ödenmesi, TEDAŞ'ın abonelerden yapacağı tahsilata bağlı bulunmaktadır. Aksi takdirde TEDAŞ'ın da gecikme cezası ödeme durumunda kalacağı gözardı edilmemesi gereken bir husustur.

Bu itibarla, abonelerin kullandıkları elektrik enerjisi tüketim bedellerinin ödenmesi, "Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği"nde yer alan esaslara bağlanmış olup, tarımsal sulama abonelerinin de diğer abonelerde olduğu gibi tükettikleri enerji bedelini, faturalarında belirtilen son ödeme tarihine kadar ilgili kuruluşa ödemeleri gerekmektedir.

63. - İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, İzmir-Selçuk İlçesine bir SSK Dispanseri açılmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik'in yazılı cevabı (7/1218)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını dilerim.

Saygılarımla. 31.7.1996

Sabri Ergül

İzmir

Soru :İzmir İli Selçuk İlçesi, Sosyal Sigortalar Kurumu ile ilişkili işçilerin ve emeklilerin yoğun olarak bulunduğu önemli bir ticaret ve turizm merkezidir.

Geçtiğimiz yıllarda buraya bir SSK Dispanseri yapılması planlanmış ve hatta arsası bile belediyenin katkılarıyla belirlenip, temin edilmiştir.

SSKDispanserinin yapılmayışı hasta işçi ve emeklilerin uzaktaki SSKSağlık Kuruluşlarına gitmeleri sonucunu doğurmakta ve buda kabul edersinizki, işçi ve emekliler için büyük külfetler doğurmaktadır.

Bu duruma son vermek için Selçuk SSKDispanserinin yapımına biran önce başlanıp, bitirilmesi gerekmektedir.

Selçuk SSKDispanserinin yapımına ne zaman başlanacaktır?

Bunun için Bakanlığınızca yapılan çalışmalar ne aşamadadır?

T.C.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 2.9.1996

Sosyal Güvenlik Kuruluşları Genel Müdürlüğü

Sayı : B.13.0.SGK.0.13.00.01/5099-022126

Konu : Yazılı Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 13.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-3201 sayılı yazınız.

İzmir Milletvekili Sabri Ergül tarafından hazırlanan İzmir'in Selçuk İlçesine Sosyal Sigortalar Kurumu dispanseri açılmasına ilişkin 7/1218 Esas No.lu yazılı soru önergesi Bakanlığımca incelenmiştir.

İzmir İli Selçuk İlçesinde Sosyal Sigortalar Kurumuna ait arsa bulunmadığından dispanser yapımına yatırım programında yer verilememiştir.

Diğer taraftan, Selçuk Belediyesi yetkililerince yaklaşık 2 400 m2 büyüklükteki arsanın Sosyal Sigortalar Kurumuna tahsis edilebileceği bildirilmiştir. Ancak, ilgililerce sigortalıların, mağduriyetlerinin önlenmesi bakımından belediyeye ait otobüs garajında bulunan eski belediye polikliniğinin yeri ile bir odanın dispanser olarak Sosyal Sigortalar Kurumuna tahsis edilmesi konusundaki önerileri uygun görülmüştür.

Sözkonusu dispanserin açılabilmesi için çalışmalar sürdürülmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

Necati Çelik

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı

64. - Adana Milletvekili Orhan Kavuncu'nun, görev yaparken hayatını kaybeden askerlerimizin şehit sayılmasına ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı Turhan Tayan'ın yazılı cevabı (7/1221)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımızın, Millî Savunma Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.

31.7.1996

Prof. Dr. Orhan Kavuncu

Adana

1. Terörle mücadelede çatışmaların dışında, görev yaparken hayatını kaybeden askerlerimizin yakınlarının mağduriyetinin giderilmesi için ne gibi bir yol takip ediliyor?

2. Bu askerlerimizin Şehit sayılmasını engelleyen mevzuatın yeniden düzenlenmesi için, hükümetiniz herhangi bir çalışma yapıyor mu?

T.C.

Millî Savunma Bakanlığı 9.10.1996

Kanun : 1996/702-AÖ

Konu : Yazılı Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Bşk.lığının 13 Ağustos 1996 tarihli ve KAN. KAR. MD : A.01.0.GNS.0.10.00.

02-3205 sayılı yazısı.

Adana Milletvekili Prf. Dr. Orhan Kavuncu tarafından verilen ve İlgi ile cevaplandırılması istenilen "Görev yaparken hayatını kaybeden askerlerimizin şehit sayılmasına ilişkin" 7/1221 esas sayılı Yazılı Soru Önergesinin cevabı Ek'te sunulmuştur.

Arz ederim. Turhan Tayan

Millî Savunma Bakanı

Adana Milletvekili Orhan Kavuncu Tarafından Verilen 7/1221 Esas Sayılı

Yazılı Soru Önergesinin Cevabı

1. Türk Silahlı Kuvvetlerinde askerlik hizmetini yaparken çeşitli nedenlerle hayatını kaybedenlerin dul ve yetimleri ile malûl olanlara yapılan nakdi yardımların ve bağlanan maaşların artırılması, keza bunların sağlık ve sosyal alanlardaki haklarının iyileştirilmesi konuları sürekli olarak güncel tutulmaktadır.

2. Terörle mücadelede, güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikte görevli olanların bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa dahi yaptıkları hizmet nedeniyle ölmeleri halinde, erbaş ve erlerin yakınlarına yapılan yardımlar EK-A'da belirtilmiştir.

3. Yukarıda belirtilen güven ve asayiş görevlerinde, doğrudan çatışma sırasında olmasa dahi, güven ve asayiş görevinin sebep ve tesiri ile ölen erbaş ve erlerimizin yakınları da EK-A'da belirtilen yardımlardan yararlandırılmaktadır.

Operasyona giderken veya gelirken meydana gelen trafik kazaları, üs bölgesinde veya operasyon sırasında meydana gelen silah kazaları veya benzeri kazalar, bünyesel rahatsızlıklara güven ve asayiş görevi nedeniyle müdahale edilememesi veya geç müdahale edilmesi sebebiyle meydana gelen ölüm olayları; güven ve asayiş görevinin sebep ve tesirinden meydana gelen olaylar olarak nitelendirilmekte ve bu tip olaylar nedeniyle ölen erbaş ve erlerimizin yakınları da EK-A'da yer alan yardımlardan yararlandırılmaktadır.

4. Güven ve asayiş görevinin sebep ve tesiri ile olmayıp da askerlik görevinin yerine getirilmesi esnasında yapılan eğitim, tatbikat veya görevler sırasında ve görevlerinden dolayı meydana gelen ölüm olaylarında, ölenin yakınlarına 5434 sayılı TC. Emekli Sandığı Kanununun 45 ve 56 ncı maddelerine göre Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce vazife malullüğü aylığı bağlanmakta, ayrıca EK-A'da konu edilen Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfınca yapılan yardımlar da yerine getirilmektedir.

5. Askerlik hizmeti süresi içinde meydana gelmekle birlikte, askerlik görevinin sebep ve tesirinden meydana gelmeyen olaylar sonucu ölenler ile askerlik görevi sırasında olmakla birlikte kendi kusurlu davranışı sonucu ölenlerin yakınlarına, sadece Türk Silâhlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfı tarafından yardım yapılmakta olup, anılan kişilere başkaca yardım yapılmasına imkân sağlayan yasal bir düzenleme bulunmadığından, Bakanlığımızca da bir yardım yapılmamaktadır.

6. 2330 sayılı Nakdî Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile 3713 sayılı Terörle Mücadele kapsamına girmeyen görevlerde hayatlarını kaybeden veya malûl olanlara da tazminat ödenmesine yönelik çalışmalara devam edilmektedir.

7. Ayrıca, terörle mücadele dışında görev yaparken hayatını kaybeden personelin şehit sayılması konusu ve "şehitlik" kavramı ile ilgili tanımlamaların yasal bir dayanağa kavuşturulması hususundaki çalışmalar da sürdürülmektedir.

Arz ederim. Turhan Tayan

Millî Savunma Bakanı

1. Temmuz 1996 Tarihi İtibariyle

Şehit Erbaş ve Erlere Yapılan Yardımlar

1. 2330 Sayılı Kanuna göre ödenen tazminat 1 453 500 000 TL.

2. 3480 Sayılı Kanuna göre verilen Tekel bey'iye ikramiyesi 34 113 000 TL.

3. TSK. Mehmetçik Vakfınca yapılan toptan ödeme 120 000 000 TL.

4. T.C. Emekli Sandığınca bağlanan görev malullüğü aylığı 32 073 120 TL.

(ölenin tahsil derecesine göre değişmektedir.) 32 530 208 TL.

5. 2985 Sayılı Toplu Konut Kanununa göre faizsiz konut

kredisi verilmektedir.

6. 3713 Sayılı Kanuna göre toplu taşım araçlarından ücretsiz olarak

yararlandırılmaktadır.

7. 2330 Sayılı Kanuna göre çocukları yatılı bölge okulları ile Devlete

ait diğer orta öğretim kurumları pansiyonlarından, yüksek öğretim

hakkını kazananlar da Devlete ait yurtlardan ve yüksek öğrenim kre-

disinden öncelikle yararlandırılmaktadır.

8. T.S.K. Mehmetçik Vakfınca çocuklarına yapılan yardımlar :

14 yaşına kadar ayda 2 500 000 TL.

Ortaokul öğrencilerine ayda 3 000 000 TL.

Lise öğrencilerine ayda 4 000 000 TL.

Yüksekokul öğrencilerine ayda 7 000 000 TL.

9. Görev nedeniyle sakat kalan erbaş ve erler ilgili Yasalarda öngö-

rülen koşulları taşımaları halinde yukardaki 1, 2, 3 ve 4 ncü Mad-

delerden maluliyetleri oranında, 5, 6 ve 7 nci Maddelerden aynen

8 nci Maddeden ise 1 ve 2 nci derecedeki maluller aynen yararlana-

bilmektedir.

65. - Adana Milletvekili Orhan Kavuncu'nun, ödenmeyen istimlak bedellerine ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan'ın y azılı cevabı (7/1222)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.

31.7.1996

Prof. Dr. Orhan Kavuncu

Adana

1. Karayolları, otobanlar ve kamu binaları inşaa edilirken vatandaşların istimlak edilen ev ve arsalarının istimlak paraları yılları aşan uzun bir süredir ödenmemektedir. Bir yandan hazine bonosu ve devlet tahvili derken iç borçlanma sebebi ile bazı zümreler zenginleştirilirken, ev ve arsaları istimlak edilen vatandaşlarımız zaten mağdur iken bir de paralarını zaman içerisinde alamamaktan dolayı enflasyon karşısında ezilmektedir. Bu haksızlığın giderilmesi için herhangi bir çalışma yapılıyor mu?

T.C.

Bayındırlık ve İskân Bakanlığı

Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği 10.9.1996

Sayı : B.09.0.BHİ.0.00.00.25/2-A/7062

Konu : Adana Milletvekili Orhan Kavuncu'nun yazılı soru önergesi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : T.B.M.M.'nin 13.8.1996 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-3200 sayılı yazısı. (7/1222)

İlgi yazı ilişiğinde alınan, Adana Milletvekili Orhan Kavuncu'nun "Ödenmeyen İstimlak Bedelleri"ne dair Bakanlığımıza yönelttiği yazılı soru önergesi incelenmiştir.

Soru 1. Karayolları, otobanlar ve kamu binaları inşaa edilirken vatandaşların istimlak edilen ev ve arsalarının istimlak paraları yılları aşan uzun bir süredir ödenmemektedir. Bir yandan hazine bonosu ve devlet tahvili derken iç borçlanma sebebi ile bazı zümreler zenginleştirilirken, ev ve arsaları istimlak edilen vatandaşlarımız zaten mağdur iken bir de paralarını zaman içerisinde alamamakta dolayı enflasyon karşısında ezilmektedir. Bu haksızlığın giderilmesi için herhangi bir çalışma yapılıyor mu?

Cevap 1. Karayolları Genel Müdürlüğümüz projeleri arasında bulunan Otoyol ve Devlet Yolu yapımları nedeniyle kamulaştırma sahasında kalan taşınmaz mal ve üzerindeki binaya, ağaca vs. ait kamulaştırma bedelleri ile ilgili Bölge Müdürlüklerince yapılan talepler, Genel Müdürlüğümüzün ödeme listesine alınmakta, Maliye Bakanlığından ödenek ve nakit karşılandıkça Bölgelerimizin aciliyet listesinin Genel Müdürlüğümüzce değerlendirilmesinden sonra sırası geldiğinde ödemeler yapılmaktadır.

Otoyol ve Devlet Yolu güzergâhına rastlayan taşınmaz mallar için açılan bedel artırım davalarında mahkemece kesinleşenler ile ilgili Bölge Müdürlüklerimizce yapılan talepler ise büro kayıtlarına göre ödeme listesine alınmakta; Otoyolları için büro kayıtlarının tarih ve KGM sıra numarasına göre, Devlet yolları için ise KGM sıra numarasına göre ödemeler yapılmaktadır.

Halen Otoyollarında 16.2.1993 tarihine ve 8 765 KGM sıra numarasına kadar, Devlet Yollarında 58 KGM sıra numarasına kadar ödeme listesine alınan bedel artırım farklarına ait bordro bedelleri ödenmiştir.

Tezyid-i Bedelleri 3095 Sayılı Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna göre yıllık % 30 gecikme faizi uygulanmaktadır.

Otoyol ile Devlet yolu kamulaştırma ve tezyid-i bedel ödemeleri için 1996 yılı Bütçe görüşmeleri esnasında Maliye Bakanlığı Bütçesine Karayolları Genel Müdürlüğüne aktarılmak üzere ödenek konulmuştur.

Genel Müdürlüğümüzce ödemeler için ihtiyaç duyulan nakit durumu her ay periyodik olarak Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğüne bildirilerek nakit talebinde bulunulmakta olup; ödenek ve nakit artarıldıkça uygulama esaslarına göre süratle ödemeler yapılmaktadır.

Bilgi ve gereğini arz ederim.

Cevat Ayhan

Bayındırlık ve İskân Bakanı

66. - İçel Milletvekili D. Fikri Sağlar'ın;

- 53 üncü Hükümet döneminde bakanlık tarafından bazı vakıf, dernek ve kuruluşlara para dağıtıldığı iddialarına,

- 53 üncü Hükümet döneminde bakanlık bünyesinde yapılan atama, nakil ve görevden almalara,

- Galatasaray Lisesi önündeki rölyefin kaldırılmasına;

İlişkin soruları ve Kültür Bakanı İsmail Kahraman'ın yazılı cevabı (7/1227, 1228, 1229)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki soruların, Kültür Bakanı Sn. İsmail Kahraman tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini arz ederim.

D. Fikri Sağlar

İçel

54. Hükümet kurulmadan 1 gün önce 53. hükümetin Kültür Bakanı Sn. Agah Oktay Güner tarafından bazı vakıf, dernek ve benzeri kuruluşlara 39 187 000 000.- dağıtıldığı doğru mudur?Eğer bu iddia doğru ise söz konusu para hangi vakıf, dernek ve kuruluşlara dağıtılmıştır ve hangi amaçlar hedeflenmiştir?Bu kuruluşların seçiminde uygulanan kriterler nelerdir?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki soruların, Kültür Bakanı Sn. İsmail Kahraman tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini arz ederim.

D. Fikri Sağlar

İçel

1. 53. Hükümetin Kültür Bakanı Sn. Agah Oktay Güner tarafından Bakanlığı süresince atama, yerdeğiştirme ve görevden alma anlamında gerçekleştirilen toplam personel hareketinin sayısı ne kadardır?

2. Aynı Bakan döneminde Bakanlık üst düzey personel atama ve görevden almaları şeklinde kaç uygulama yapılmıştır?Görevden alınan üst düzey personelin yerine yapılan atamalarda hangi kriterler esas alınmıştır?

3. 54. Hükümet kurulmuş ve göreve başlamış olmasına rağmen, Sn. Agah Oktay Güner'in hiçbir sıfat ve yetkiye sahip olmadan sizin bilginiz dışında onayladığı 60 kişilik bir listeyle DÖSİM bünyesinde çalıştırılmak üzere işçi istihdam ettiği ve bunların işe başladığı iddia edilmektedir. Bu iddialar doğru mudur?

4. Sn. Agah Oktay Güner tarafından Bakanlığı size devrettikten sonra onayladığı söylenen bu listede yeralan 60 kişinin istihdam edilebilmesi için, keza aynı birim bünyesinde 4-5 yıldan bu yana çalışan, çoğu yaptıkları işlerde oldukça deneyim kazanmış işçilerin işlerine son verilmiş olduğu doğru mudur?Eğer böyle bir durum gerçek ise işten atılan bu işçilerin mağduriyetlerini önlemeye yönelik bir girişiminiz olacak mıdır?

5. Sn. Agah Oktay Güner döneminde Kültür Bakanlığı DÖSİM ve diğer birimlerin merkez ve taşra teşkilatlarına açıktan atama, geçici işçi ve hizmet alımı şeklinde kaç kişi alınmıştır?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki soruların, Kültür Bakanı Sn. İsmail Kahraman tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini arz ederim.

D. Fikri Sağlar

İçel

Yakınları değişik nedenlerle kayıp olan yurttaşlarımızın acılarını simgelemek, devletin bu konudaki duyarlılığını vurgulamak, bir insanlık dramı ve sosyal yara olarak çağımızın ve ülkemizin alnında kara bir leke olarak duran "Kayıp" olgusuna toplumun dikkatini yöneltmek amacı ile aynı zamanda taşıdığı anlamın yanısıra sanat yapıtı özelliği taşıyan Bakanlığımızca yaptırılarak İstanbul Galatasaray Lisesi önüne yerleştirilen kayıplar konulu rölyef yerinden sökülmüştür.

1. Adı geçen rölyef kimler tarafından sökülmüştür?Bu konuda Bakanlığınızca herhangi bir soruşturma açılmış mıdır?Açılmışsa hangi aşamadadır? Eğer bugüne kadar bir soruşturma açılmadı ise bu konuda bir girişiminiz olacak, soruşturma açacak mısınız?

2. Kayıpları gerçekleştiren güç odakları ile sözkonusu rölyefi kayıplar listesine ekleyen güç aynı olabilir mi?

3. Adı geçen rölyefin basına yansıdığı şekliyle İstanbul Valiliği'nce yerinden söküldüğü söylenmektedir. Eğer bu söylenti doğru ise kayıplarla ilgili toplumsal duyarlılığı artırmayı amaçlayan bu sanat eseri Devlet'in güvenliği ve varlığını mı tehdit etmektedir?Kayıp olgusuna dikkat çekmek Devlet'in bu kurumu tarafından hangi nedenlerle sakıncalı görülmektedir?

4. Sözkonusu rölyefi eski yerine tekrar yerleştirmeyi düşünüyor musunuz?

T.C.

Kültür Bakanlığı 29.8.1996

Araştırma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı

Sayı : B.16.0.APK.0.12.00.01.940-445

Konu :Yazılı Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi :TBMM Başkanlığı'nın 13.8.1996 gün ve KAN. KAR. MÜD. A.01.0.GNS.0.10.00.02-3207 sayılı yazısı.

İçel Milletvekili Sayın D. Fikri Sağlar'ın 7/1227, 7/1228, 7/1229 yazılı soru önergelerinin cevabı ekte gönderilmektedir.

Bilgilerinizi arz ederim. İsmail Kahraman

Kültür Bakanı

- 53. Hükümetin Kültür Bakanı Sayın Dr. Agah Oktay Güner tarafından bazı vakıf, dernek ve benzeri kuruluşlara verilen para iddia edildiği gibi 39 187 000 000.- TL. olmayıp, Bakanlığımızca Kültür Varlıklarının tanıtımı ve kültür amaçlı şenlikler için toplam 18 580 000 000.-TL. para dağıtımı yapılmıştır.

EK-2

Başlayış Tarihi Ayrılış Tarihi

Sn. D. Fikri Sağlar 21.11.1991 27.7.1994

31.10.1995 7.3.1995

Toplam Personel Hareketi : 4 052

Üst Düzey Görevden Alınan : 81

Toplam 4 133

Sn. Timurçin Savaş 27.7.1994 27.3.1995

Toplam Personel Hareketi : 870

Üst Düzey Görevden Alınan : 5

Toplam 875

Sn. Ercan Karakaş 27.3.1995 23.6.1995

Toplam Personel Hareketi : 255

Üst Düzey Görevden Alınan : -

Toplam 255

Sn. İsmail Cem 7.7.1995 5.10.1995

Toplam Personel Hareketi : 269

Üst Düzey Görevden Alınan : -

Toplam 269

Sn. Dr. Agah Oktay Güner 7.3.1996 29.6.1996

Toplam Personel Hareketi : 331

Üst Düzey Görevden Alınan : 32

Toplam 363

Sn. Dr. Agah Oktay Güner'in görevden aldığı üst düzey personelin yerine yapılan atamalarda "Hizmet, liyakat, kariyer ve Bakanlık personeli" olması kriterleri esas alınmıştır.

3. Sayın Agah Oktay Güner'in görevi devrettikten sonra DÖSİMM bünyesinde çalıştırılmak üzere 60 kişilik bir listeyi onayladığı ve bunların işe başlatıldığı yolundaki iddia doğru değildir.

4. Sayın Agah Oktay Güner tarafından, Bakanlıkta 4-5 yıldan beri çalıştırılan "Geçici İşçi" lerin görevlerine son verildiği de doğru değildir. Bu işçilerin hizmet sözleşmeleri iki ayda bir ihtiyaca göre yenilenmektedir. Yenileme devresi gelenlerden bir kısmı işi kendileri bırakmışlar, bir kısmı da ilgili birimlerden gelen "hizmete ihtiyaç yoktur" yazılarına istinaden çıkarılmışlardır. 15.7.1996 tarihi itibariyle bunların sayısı 35'tir.

5. DÖSİMM merkez ve taşra teşkilatı bünyesinde Sayın Agah Oktay Güner'in kendisinden önceki dönemden devraldığı "geçici işçi" ve "hizmet alımı işçi" personel sayısı, toplam 662'dir. Sayın Güner'in görevi devrettiği sırada ise bu sayı 783'dür.

Hizmet alımı personelin çalıştırılma süresi üç aydır. Sayın Güner döneminde DÖSİMM'in Merkez ve taşra teşkilatına hiçbir açıktan atama yapılmamıştır.

- Galatasaray Lisesi'nin ön duvarına yerleştirilen (Çocuklar Kaybolmasın-Anneler Ağlamasın) adlı sanat niteliği ağırlık röliyef, Kültür eski Bakanı Sayın Fikri Sağlar tarafından özel olarak talimatla Bakanlığımız Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünce yapılmıştır.

Ancak, sözkonusu röliyef'in bulunduğu yer Bakanlığmıza ait olmadığından, kimlerin tarafından söküldüğü konusunda Bakanlığımızca bilgi sahibi olunamamıştır.

67. - Adana Milletvekili Orhan Kavuncu'nun, Yassı Adadaki Su Ürünleri Fakültesi ile ilgili olarak yapılan işlemlere ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı Turhan Tayan'ın yazılı cevabı (7/1233)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Bir süredir, yazılı basında ve televizyonlarda İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Berkarda ile ilgili yolsuzluk iddiaları yer almaktadır.

Bu iddialar sebebiyle aşağıdaki soruların Millî Savunma Bakanı Sayın Turan Tayan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını izinlerinize saygılarımla arz ederim.

Prof. Dr. Orhan Kavuncu

Adana

1. Yassı Ada'nın Su Ürünleri Fakültesi kurulması amacıyla İstanbul Üniversitesi'ne tahsis edildiği; ve gene Yassıadanın Su Ürünleri Fakültesi olarak kullanılmaması halinde 189 Sayılı Kanuna göre işlem yapılmak üzere Millî Savunma Bakanlığına iadesi gerektiği yüksek malumları bulunmaktadır.

2. Son günlerde yazılı basında ve televizyonlarda çıkan haberlere göre Ada İstanbul Üniversitesi tarafından iki yıl önce terkedilmiş, Su Ürünleri Fakültesi Laleliye taşınmıştır.

Bu vakıa üzerine Bakanlıklarınca ne gibi bir işlem yapılmıştır?

T.C.

Millî Savunma Bakanlığı 4.9.1996

Kanun : 1996/700-TÖ

Konu : Soru Önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM. Bşk.lığının 13 Ağustos 1996 tarihli ve KAN. KAR. MD : A.01.0.GNS.0.10.02-3205-7-1233-3125-8248 sayılı yazısı.

Adana Milletvekili Prf. Dr. Orhan Kavuncu tarafından verilen ve İlgi Ek'inde gönderilerek cevaplandırılması istenilen "Yassı Adadaki Su Ürünleri Fakültesi ile ilgili olarak yapılan işlemlere" ilişkin yazılı soru önergesinin cevabı Ek'tedir.

Arz ederim. Turhan Tayan

Millî Savunma Bakanı

Adana Milletvekili Orhan Kavuncu Tarafından Verilen 7/1233 Sayılı

Soru Önergesinin Cevabı

1. 2 Ocak 1961 tarihli ve 189 sayılı Millî Savunma Bakanlığı İskân İhtiyaçları İçin Sarfiyat İcrası ve bu Bakanlıkça Kullanılan Gayrimenkullerin Lüzumu Kalmayanların Satılmasına Selahiyet Verilmesi Hakkında Kanuna tabi olan Yassıada ve üzerinde bulunan tesislerin, İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Yüksek Okulunca uluslararası düzeyde hizmet verilebilmesi için uzman personel yetiştirilmesi amacıyla İstanbul Üniversitesine tahsis edilmesi Rektörlükçe 1988 yılında istenmiştir.

2. Hizmet dışı kalmış olan ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca boş olarak korunmakta olan söz konusu Ada'nın, anılan Üniversitece teklif edilen amaçta kullanılmaması halinde, 189 sayılı Kanuna göre değerlendirilmek üzere Millî Savunma Bakanlığına olan tahsisinin devam ettirilmesi koşuluyla, İstanbul Üniversitesine devir ve tahsisi Millî Savunma Bakanlığınca da uygun görülmüş ve taraflar arasında düzenlenen 4 Mayıs 1989 tarihli ön protokola göre gerekli tahsis değişikliğinin yapılması 24 Temmuz 1989 tarihinde Maliye ve Gümrük Bakanlığına bildirilmiştir.

3. Ön protokol gereğince, Ada ve üzerindeki tesislerin İstanbul Üniversitesine devir ve teslim işlemleri tamamlanmış, ayrıca taraflar arasında 8 Ağustos 1989 tarihinde ana protokol düzenlenmiş ve 12 Ekim 1990 tarihinde, Maliye ve Gümrük Bakanlığınca anılan Ada'nın İstanbul Üniversitesine tahsis edilmek üzere Millî Savunma Bakanlığına olan tahsisinin kaldırıldığı bildirilmiştir.

4. İstanbul Üniversitesine devir ve tahsisi uygun görülen Yassıada ve üzerindeki tesislerin anılan Üniversitece tahsis ve devir amacında kullanılmadığına ve boşalttığına dair bugüne kadar yazılı ve sözlü herhangi bir duyum alınmamıştır.

5. Soru önergesi nedeniyle muttali olunan durumun açıklığa kavuşturulması için, Millî Savunma Bakanlığınca İstanbul Üniversitesi ve Maliye Bakanlığı nezdinde gerekli araştırmalara başlandığını bilgilerine arz ederim.

Turhan Tayan

Millî Savunma Bakanı

68. - Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay'ın, Tutak-Aşağı Karahalit ve Atabindi barajlarının yapımına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı M. Recai Kutan'ın yazılı cevabı (7/1234)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Sayın Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Mehmet Sıddık Altay

Soru : Ağrı

Tutak ilçemizin Aşağı Karahalit ve Atabindi Barajlarının uzun süreden beri etüdleri yapılmış olup, ancak barajların yapılması için bu güne kadar herhangi bir işlem başlatılmış değildir. Sözkonusu barajların yapımına nezaman başlanacak, programınız nedir?

T.C.

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı

Araştırma, Planlam ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 5.9.1996

Sayı : B.15.0.APK.0.23-300/1203/14341

Konu : Yazılı Soru Önergeleri

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : T.B.M.M. Başkanlığı'nın 13.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-3204 sayılı yazısı.

Ağrı Milletvekili Sayın Mehmet Sıddık Altay'ın şahsıma tevcih ettiği ve Millet Meclisi İç Tüzüğü'nün 99 uncu maddesi gereğince cevaplandırılması istenen 7/1234 esas no.lu yazılı soru önergesi ile ilgili bilgiler hazırlanarak ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim. M. Recai Kutan

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı

Ağrı Milletvekili Sayın Mehmet Sıddık Altay'ın

Yazılı Soru Önergesi ve Cevabı (7/1234-3126)

Soru : Tutak ilçemizin Aşağı Karahalit ve Atabindi Barajlarının uzun süreden beri etüdleri yapılmış olup, ancak barajların yapılması için bu güne kadar herhangi bir işlem başlatılmış değildir. Sözkonusu barajların yapımına nezaman başlanacak, programınız nedir?

Cevap : Karahalit ve yörede Atabindi olarak isimlendirilen Nadirşeyh Barajları, DSİ Genel Müdürlüğümüzce geliştirilerek ön inceleme çalışmları tamamlanmış bulunan Ağrı-Tutak Projesi kapsamında yer almaktadırlar.

Söz konusu barajlardan 61,4 m. yüksekliğinde, 81 milyon m3 toplam depolama hacimli Nadirşeyh Barajında düzenlenen sularla 10 803 ha; 75,7 m. yüksekliğinde, 89 milyon m3 toplam depolama hacimli Karahalit Barajında düzenlenen sularla ise 16 209 ha olmak üzere, proje ile Tutak Ovasında toplam 27 012 ha arazinin sulu tarıma açılması planlanmaktadır.

Ağrı-Tutak Projesi, projenin teknik ve ekonomik yönden kesin yapılabilirliğini belirleyecek olan planlama çalışmalarının tamamlanması ve yapılabilir bulunması halinde, kesin projesinin de hazırlanmasından sonra, uygulama programlarına alınabilecektir.

69. - Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay'ın, Tutak İlçesine bağlı köy ve mezra yollarının bakım ve onarımına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Bekir Aksoy'un yazılı cevabı (7/1236)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Sayın Köy Hizmetlerinden sorumlu Bakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Mehmet Sıddık Altay

Soru : Ağrı

Tutak ilçemizin seksen köyü ve 19 mezrasının yolları uzun yılların getirdiği yıpranma sonucu bakım ve onarıma muhtaç haldedir. Ancak makina parkında ki araçların yetersiz olması nedeniyle bu onarım bugüne kadar gerçekleşememiştir.

Bu sorunumuzun ortadan kaldırılması için ne gibi çalışmalar yapmayı düşünüyor sunuz?

T.C.

Devlet Bakanlığı 6.9.1996

Sayı : B.02.0.013/367

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 13 Ağustos 1996 tarih, A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1236-3128/8252 sayııl yazınız.

Ağrı Milletvekili Sayın Mehmet Sıddık Altay'ın 7/1236 esas no'lu yazılı soru önergesine ilişkin Ağrı İli Tutak ilçesi köyyollarının bakım ve onarımıyla ilgili Bakanlığıma bağlı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Ağrı İl Müdürlüğü'nün bünyesinde kurulan Tutak ilçesi şantiyesinde 3 adet kamyon, 1 adet yükleyici, 1 adet dozer, 1 adet greyder ve 18 personel mevcut olup, ulaşıma kapalı köy ve mezra yolu bulunmamaktadır.

Tutak ilçesinde;

a) 3 km. lik Uzunöz-Mızrak köyyolu 1996 yılı onarım programındadır.

b) 10 km. lik Damlakaya-Yk. Kargalık köyyolu ile 6 km. lik Karacan-Döşkaya köyyolu 1996 yılı püremanet stabilize kaplama programında yeralmaktadır.

c) 1 135 000 000.-TL. ödenekle de muhtelif köyyolları üzerindeki eksik sanat yapılarının inşaatı ikmal edilmektedir.

Makina ve ekipmanların elverdiği ölçüde köyyollarının bakım ve onarımları gerçekleştirilmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

Bekir Aksoy

Devlet Bakanı

70. - Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay'ın;

- Tutak İlçesini Erzurum'a bağlayacak yolun bakım ve onarım çalışmalarına,

- Tutak-Karayazı yolunun asfaltlanmasına ilişkin soruları ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan'ın yazılı cevabı (7/1237, 1238)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Sayın Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Mehmet Sıddık Altay

Ağrı

Soru :

Tutak ilçemizi Eleşkirt üzerinden Erzurum iline bağlayacak, Eleşkirt ilçemize 30 km. lik mesafede olan yolun gerekli bakım ve onarım çalışmalarına ne zaman başlayacaksınız?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Sayın Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Mehmet Sıddık Altay

Ağrı

Tutak İlçemizi Erzurum İline bağlayan Tutak-Karayazı arası 60 km. lik yol stabilizedir. Bu yolun asfaltlanması halinde ulaşımda büyük bir rahatlama olacaktır.

Soru : Bu rahatlamanın gerçekleşebilmesi için ne gibi çalışmalarınız var? Yoksa ne gibi bir programınız olacak?

T.C.

Bayındırlık ve İskân Bakanlığı 10.9.1996

Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği

Sayı : B.09.0.BHİ.0.00.00.25/2-A/7060

Konu : Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay'ın Yazılı Soru Önergeleri.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : T.B.M.M.'nin 13.8.1996 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-3200 sayılı yazısı. (7/1237, 7/1238)

İlgi yazı ilişiğinde alınan, Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay'ın Bakanlığımıza yönelttiği yazılı soru önergeleri incelenmiştir.

Soru 1. Tutak İlçemizi Eleşkirt üzerinden Erzurum İline bağlayacak, Eleşkirt İlçemize 30 km. lik mesafede olan yolun gerekli bakım ve onarım çalışmalarına ne zaman başlayacaksınız? (7/1237)

Cevap 1. Tutak-Eleşkirt yolu, hiçbir yerleşim bölgesinden geçmeyen 3 üncü sınıf bir il yoludur. Kar mücadele programında da yer almayan, yaz mevsiminde açık olan bu yolun gerek fizikî ve gerekse geometrik standardı son derece düşüktür. Karayolları Genel Müdürlüğümüzün 1996 Yılı Yatırım Programında bulunmayan bu yolun standart hale getirilebilmesi için kamulaştırma yapılması ve yapım-onarımına 250 Milyar TL. ödenek harcanması gerekmektedir.

Soru 2. Tutak İlçemizi Erzurum İline bağlayan Tutak-Karayazı arası 60 km. lik yol stabilizedir. Bu yolun asfaltlanması halinde ulaşımda büyük bir rahatlama olacaktır. Bu rahatlamanın gerçekleşebilmesi için ne gibi çalışmalarınız var? Yoksa ne gibi bir programınız olacak? (7/1238)

Cevap 2. Karayazı-Tutak yolu toplam 69 km. olup, standardı düşük 2 nci sınıf bir Devlet yoludur. Karayazı-Elmalıdere-(Erzurum-Ağrı) İl Sınırı arasında 2 noktada heyelan mevcuttur. İl Sınırı-Tutak arasının geometrik standardı iyi, satıh stabilizedir. Ancak, söz konusu yol asfalt programında yer almamaktadır. önümüzdeki yıllarda Karayollarına ayrılabilecek kaynaklar nispetinde yolun asfaltlanmasına çalışılacaktır.

Bilgi ve gereğini arz ederim.

Cevat Ayhan

Bayındırlık ve İskân Bakanı

71. - Antalya Milletvekili Bekir Kumbul'un, Eğirdir Gölüne ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre Bakanı Ziyattin Tokar'ın yazılı cevabı (7/1239)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasına aracılığınızı saygılarımla arz ederim.

Bekir Kumbul

Antalya

Doğal kaynaklar Türk Ulusunun ortak değerleridir. Türk Ulusu adına korunması gerekir ve gerektiğinde Türk Ulusunun hizmetine sunulma gibi bir görevi söz konusudur.

Çevre Bakanlığı tarafından birinci sınıf içme suyu olarak kabul edilen Eğridir Gölü yine Çevre Bakanlığı tarafından koruma projesi yatırım programına alınmıştır.

Ancak Eğridir Belediyesince Sivri Dağı ve etekleri Belediye Meclisi kararıyla imar değişikliği yapılarak iskâna açılmıştır. Kaldıki burada heyelan tehlikesi de vardır. Oluşacak yapılaşma sonrasında birinci sınıf içme suyu kaynağı olan Eğridir Gölü bu özelliğini kaybetmekle karşı karşıyadır.

Ulusumuzun doğal kaynağı olan Eğridir Gölünün bu tehlikeden korumak amacıyla gerekli tedbirleri alarak Eğridir Belediyesinin imar değişikliğini iptal etmeyi düşünüyor musunuz?

T.C.

Çevre Bakanlığı 18.9.1996

Çevre Koruma Genel Müdürlüğü

Sayı : B.19.0.ÇKG.0.11.00.00-03/1196/6139

Konu : Eğirdir Gölü

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : Devlet Bakanlığının 22.8.1996 tarih ve B.02.0.00.10/00313 sayılı yazısı.

İlgi yazıda, Antalya Milletvekili Bekir Kumbul tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilen soru önergesinde, Eğirdir Belediyesince Eğirdir İlçesi Sivri Dağı ve eteklerinin Belediye Meclisi kararıyla imar değişikliği yapılarak iskâna açıldığı bildirilerek, imar planı değişikliğinin iptal edilip edilmeyeceği sorulmaktadır.

Konuyla ilgili olarak 4.9.1996 tarih ve 1100-5809 sayılı yazımız ile Isparta Çevre İl Müdürlüğünden konunun incelenerek gereğinin yapılması ve sonucundan Bakanlığımıza bilgi verilmesi istenmiştir.

Söz konusu durumla ilgili bilgi Bakanlığımıza ulaştığında, tekrar bilgi arz edilecektir.

Bilgilerinize arz ederim.

M. Ziyattin Tokar

Çevre Bakanı

72. - Tekirdağ Milletvekili Enis Sülün'ün, Kültür ve Tabiat varlıklarını koruma mevzuatının uygulamalarına ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı İsmail Kahraman'ın yazılı cevabı (7/1240)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Kültür Bakanı İsmail Kahraman tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunu delaletlerinize saygılarımla arz ederim.

Enis Sülün

Tekirdağ

2886 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, eski eserleri koruma kanunları, Türkiye'nin sahip olduğu tabiat ve kültürel değerleri, eserleri korumak amacıyla çıkarılmıştır.

Özelliklek sit alanları uygulamalarındaki katı tatbikat ve devletin destek vermemesi durumundan dolayı vatandaş mağdur olmaktadır. Sit alanları bakımsızlıktan mezbeleye dönmüş, yer yer yıkılmış ve yanmıştır. Bu uygulamalar tersine sonuçlar doğurmaktadır. Sayın Bakan, bu konuda yeni fonlar geliştirerek bu millî yaraya bir çözüm aramalıdır. En gerekli müdahale, yani koruma, restorasyon çalışmaları hakkında ülkemizde geliiştirilmiş bir metod, standart, ilke ve bunun gibi teknik araç yoktur. Araştırmasız uygulama, keyfî kararlara neden olmaktadır.

Bu nedenle;

1. Ülkemizdeki koruma araştırma mevzuatı ve standartı oluşturulmuş mudur?

2. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu yılda kaç kez toplanmaktadır, yeterli midir. Araştırmaya yönelik çalışmalar yapmakta mıdır?

3. Koruma amaçlı projelere bağlı uygulamaları denetleyebilecek uzman kadro var mıdır, yeterli midir?

4. Kültür Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün ilgili yönetmenlik değişikliği düşünülüyor mu?

5. Koruma kuralına jeolog, hidrojelog, jeomekanikçi, taş kimyacısı, mimeralog v.b. teknik elemanları almayı düşünüyor musunuz?

6. 6 Kasım 1989 tarihli Resmî Gazete de yayınlanan 379 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü ikiye ayrılmıştır. Ayrılma ile bir kısım aksaklıkların meydana gelmesi, genel müdürlüklerin tekrar birleşerek mevzuat ve uygulamadaki tesanüt sağlanması bakımından faydalı buluyur musunuz?

7. 1/1000 ölçekli koruma planı olduğu halde, 3 yıldır Koruma Kurulunca inşaat izni verilmeyen ve halkın mağduriyetine sebep olan Tekirdağ/Marmara Ereğlisi İlçesi için çözüme ulaşıcı çalışmanız olacak mıdır?

T.C.

Kültür Bakanlığı

Araştırma Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Sayı : B.16.0.APK.0.12.00.01.940-445 29.8.1996

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 13.8.1996 gün ve KAN. KAR. MÜD. A.01.0.GNS.0.10.00.02-3207 sayılı yazısı.

Tekirdağ Milletvekili Sayın Enis Sülün'ün 7/1240 sayılı yazılı soru önergelerinin cevabı ekte gönderilmektedir.

Bilgilerinizi arz ederim.

İsmail Kahraman

Kültür Bakanı

1. Binlerce yıllık uygarlık tarihi içinde insanın doğrudan veya doğa ile birlikte yarattığı korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunması, çağımızda insanlığın ortak problemi olarak kabul edilen ve üzerinde önemle durulan bir konudur.

Kültür ve Tabiat Varlıkları bakımından çok az bir ülkenin sahip olabildiği bir zenginlik ve çeşitliliğe sahip olan Ülkemizde bu mirasın korunması, değerlendirilmesi ve geliştirilmesi konusu kanunlarımızda yer almış, konu ile ilgili kurumlar teşkil edilmiş, koruma giderek daha çok sayıda kurum, kuruluş ve kişiyi ilgilendiren bir husus haline gelmiştir.

Yurdumuzda kültür varlıklarına karşı ilgi duyulması 19 uncu yüzyılın ortalarında gelişmiş ve bir takım hukukî ve idarî tedbirlerle beslenmiştir. İlk defa 1884'de Osman Hamdi Bey'in çabalarıyla taşınmaz eserlerin tahribi, değiştirilmesi, çevrelerine zarar verici faaliyette bulunulması yasaklanmıştır. Koruma konusu ise ancak 1906'da çıkarılan "Asar-ı Atika Nizamnamesi" ile ele alınmıştır.

1917 yılında kurulan "Muhafaza-ı Asar-ı Atika Encümeni"nin çalışmaları sadece İstanbul'u kapsamasına rağmen önemli bir aşama olmuştur.

1931'de Atatürk tarafından kurulan "Türk Tarihini Tetkik Cemiyeti"nin çalışmaları ve İcra Vekilleri kararıyla kurulan komisyon eski eserlerin korunma tedbirlerini ele almış, 3500 kadar eserin tescili yapılmış ve onarım programları hazırlanmıştır.

Diğer taraftan kurulan 1925 yılında kaldırılmış olan Vakıflar Teşkilatı tekrar ele alınmış, mimarî ve tarihî değeri olan vakıf mallarının korunması ve onarımı 1935 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğüne bırakılmıştır.

1951 yılında, 5805 sayılı Kanunla kurulan "Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu" konuyla ilgili en yüksek karar mercii olmuştur. 1964 yılında Venedik'te toplanan kongrenin anıtların ve sitlerin korunma ve restorasyonu konusundaki çağdaş görüşlerini belirten Venedik Tüzüğü, 1967 yılında bu Kurul tarafından kabul edilerek uygulanmasına karar verilmiştir.

Onarım faaliyetlerinin yeni bir anlayışla ele alınması 1973 yılında çıkarılan 1710 sayılı "Eski Eserler Kanunu" ile olmuştur.

1983 tarihli 2863 sayılı "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanun" ile kültür ve tabiat varlıkları, sit ve koruma alanları hakkında tespit, müdahale, kullanma, kamulaştırma ve yapılaşma esasları getirilmiş, yurt içinde bulunan korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili hizmetlerin bilimsel esaslara göre yürütülmesini sağlamak üzere "Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu" ile "Bölge kurulları" kurulmuştur. Tüm kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzelkişiler için Yüksek ve Bölge Kurullarının kararlarına uyma zorunluluğu getirilmiştir.

1987 yılında kabul edilen 3386 sayılı Kanun ile, 2863 Sayılı Kanunun bazı hükümleri değiştirilmiş, kurullarda yeni düzenlemeler yapılmıştır.

Kültür ve Tabiat Varlıklarının korunması ile ilgili uygulamalar Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları doğrultusunda Koruma Kurullarınca alınan kararlar doğrultusunda yürütülmektedir.

Günümüzde kültür varlıklarının onarımı ve korunması konusuyla çeşitli kamu ve kamudışı kuruluş ilgilenmektedir. Her kuruluş konunun kendileriyle ilgili bölümünü 2863 ve 3386 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yürütmektedir. Kültür Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Karayolları Genel Müdürlüğü, Millî Parklar Dairesi ve Millî Saraylar Dairesi bu kamu kuruluşlarının başlıcalarıdır. Bunların yanında Belediyeler, çeşitli vakıflar ve dernekler ile özel mülk sahipleri de bu konuda çalışmalar yapmaktadırlar.

T.C. Anayasasının 63 üncü maddesi "Devlet tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır" hükmünü getirmiştir. Bu amaçla, kamu kurum ve kuruluşlarının mülkiyetinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması, bu kuruluşların bütçelerine her yıl konulan ödeneklerle yapılmaktadır. Özel hukuka tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunması için Kültür Bakanlığınca kurulan fondan aynî, nakdî ve teknik yardım sağlanmaktadır.

2. 2863 sayılı Kanunun 3386 sayılı Kanun ile değişik 51 inci maddesinde "Yurt içinde bulunan ve bu Kanun kapsamına giren korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili hizmetlerin bilimsel esaslara göre yürütülmesini sağlamak üzere Bakanlığa bağlı "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu" ile Bakanlıkça belirlenecek bölgelerde "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları" kurulur hükmü gereğince merkezde Koruma Yüksek Kurulu ile on yedi Koruma Kurulu oluşturulmuştur.

Koruma Yüksek Kurulu ve Koruma Kurullarının oluşumu, görev ve yetkileri ile çalışma şekilleri Kanun ve Yönetmelikte belirlenmiştir.

2863 sayılı Yasaya göre;

Koruma Yüksek Kurulu Üyeleri;

- Bakanlık Müsteşarı,

- Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı,

- Bakanlığın ilgili Müsteşar Yardımcısı,

- Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü,

- Turizm Genel Müdürü,

- Bayındırlık ve İskân Bakanlığın ilgili Genel müdürü veya Yardımcısı,

- Orman Genel Müdürü veya Yardımcısı,

- Vakıflar Genel Müdürü veya Yardımcısı,

- Koruma Kurulları Başkanlarından Bakanlıkça seçilecek altı üye'den oluşmaktadır.

Koruma Yüksek Kurulunun Görevleri ise;

- Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve restorasyonuyla ilgili işlerde uygulanacak ilkeleri belirlemek,

- Koruma Kurulları arasında gerekli koordinasyonu sağlamak,

- Daha önceki kurullar tarafından alınmış sit alanları ve bu alanlara ait geçici dönem yapılanma koşulları kararlarına ilişkin koruma kurullarınca önerilen değişiklikleri değerlendirip, tavsiye kararı almak,

- Bakanlığın lüzum görmesi halinde kurullar tarafından değişik tarihlerde alınan çelişkili kararlar nedeniyle, uygulamada doğan sorunları giderici tavsiye kararı almak,

- Uygulamada doğan genel sorunları değerlendirerek görüş vermek suretiyle, Bakanlığa yardımcı olmaktır.

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun bugüne kadar yaptığı toplantı ve aldığı karar sayıları ekteki listede belirtilmiştir.

3. Koruma amaçlı imar planları yerel yönetimlerin yanısıra Bakanlığımızca da yaptırılmaktadır.

Koruma amaçlı imar planları yaptırılıp koruma kurullarının uygun görüşü alındıktan sonra 3194 sayılı İmar Kanunu gereğince belediyeler veya Valilikçe onandıktan sonra yürürlüğe girmektedirler.

Koruma amaçlı imar planlarının uygulanması sırasında denetim yerel yönetimlerce yapılmaktadır.

Koruma Kurulları ayrıca koruma planı hükümleri kapsamında projesi kuruldan geçecek uygulamalarla ilgili karar almaktadırlar.

Koruma Kurullarınca onaylanan her ölçek ve nitelikteki plan ve projelerin uygulamada denetlenmesine ilişkin 19.4.1996 gün ve 425 sayılı ilke kararı bulunmaktadır.

4. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ile Koruma Kurulları Yönetmeliğinin uygulanması sırasında çıkan aksaklıkların gönderilmesi için sözkonusu yönetmelikte değişiklik yapılmış, 8.2.1996 gün ve 22548 sayılı Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Büro Müdürlüklerinin daha sağlıklı çalışması için çalışma esaslarını belirleyen yönerge 9.2.1996 gün ve 277 sayılı Makam Onayıyla yeniden düzenlenmiştir.

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma kurulu ilke kararları uygulamada çıkan aksaklıkların giderilmesi amacıyla yeniden düzenlenmiş ve bir kitapçık haline getirilmiştir.

5. Koruma Kurullarında görev alacak personelin ilgi alanları Yasa ile belirlenmiş Koruma Kurulu üyelerine paralel olarak Arkeolog, Sanat Tarihçisi, Mimar, Şehir Plancısı, Peyzaj Mimarı, Müzeci vb. meslek gruplarından oluşmaktadır.

Bu kapsamda personel istihdam edilmektedir.

6. 375 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile ilgili Bakanlığımızca bir çalışma gerçekleştirilmektedir.

7. Tekirdağ, Marmara Ereğlisi (Antik Perinthos Kenti) ilçesinde 1 inci derece arkeolojik sit alanını kapsayan koruma amaçlı imar planı Bakanlığımızca 1990 yılında yaptırılmış (Kültür va Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 18.6.1991 gün ve 204 sayılı Edirne Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 9.7.1991 gün ve 913 sayılı kararlarıyla uygun bulunmuştur.), 1992 yılı içinde de Koruma Amaçlı İmar Planı kapsamında 1/500-1/200 ölçekli sur duvarları düzenleme projesi ele alınmıştır.

Ancak Edirne Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca 1.12.1994 gün ve 2145 sayılı karar ile Marmara Ereğlisi 1/5000 koruma amaçlı nazım plan ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı çalışmaları kültür ve tabiat varlıklarını koruma yüksek kurulunun 4.3.1988 gün ve 6 sayılı ilke kararı çerçevesinde yeniden ele alınmış; yürürlükteki 1/1000 ölçekli koruma amaçlı imar planı kararları ve II nci aşama 1/500 ve 1/200 ölçekli sur duvarları düzenleme projesinin ve ilgili çalışmalarının iptal edilmesine ve 1 inci derece arkeolojik sit alanının belediyesince yaptırılan 1/100 ölçekli koruma amaçlı imar planında III üncü etap olarak ele alınmasına,

Bu etaptaki planlama çalışmasının; kazı çalışmalarının yapılması sonucunda ortaya çıkacak antik kentin gezilmesi sırasında gereksinim duyulan yaya yolu ve servis mekanlarının (sökülebilir, takilabilir malzeme ile yapılmış kafe, lokanta, büfe, wc.) düzenlemesini içeren bir arkeolojik çevre düzenleme projesi niteliğinde ele alınmasına bu nitelikte bir çalışmanın 1/1000 ölçekte 3 üncü etap olarak hazırlanarak kurula getirilmesine, plan onaylanıncaya kadar hiçbir uygulamanın yapılmamasına karar verilmiştir.

Marmara Ereğlisi Belediye Başkanlığınca yaptırılan 1 inci ve 2 nci etap 1/1000 ölçekli koruma amaçlı imar planı tamamlanmış olup, Edirne Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 26.4.1996 gün ve 3071 sayılı kararı ile planın yürürlüğe girmesi uygun bulunmuştur.

Belediyesince III üncü etap planlama çalışması yapıldığı takdirde Edirne Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunda değerlendirilebilecektir.

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun Toplantıları

Yılı Toplantı Sayısı Karar Sayısı

1987 1 1

1988 5 59

1989 4 51

1990 4 55

1991 6 78

1992 3 52

1993 8 54

1994 2 26

1995 3 21

1996 3 68

39 465

73. - İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş'ın, dernek, vakıf ve benzerî kuruluşlara yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı İsmail Kahraman'ın yazılı cevabı (7/1242

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda yer alan sorularımın Kültür Bakanı tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Ercan Karakaş

İstanbul

Sizden önceki Kültür Bakanı Sayın Agah Oktay Güner döneminde;

- Bakanlıktan hangi dernek, vakıf ve benzer kuruluşlara yardım yapılmıştır.

- Bu kuruluşların her birine hangi tarihlerde ne kadar yardım yapılmıştır.

- Yardım alan kuruluşlar Bakanlığa herhangi bir proje sunmuş mudur? Sunulmuşsa bu projeler ne gibi etkinlikler içermektedir?

- Sizce yapılan bu yardımlar eşitlik anlayışına ve usullere uygun mudur?

T.C.

Kültür Bakanlığı

Araştırma Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Sayı : B.16.0.APK.0.12.00.01.940-457 17.9.1996

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 2.9.1996 gün ve KAN. KAR. MÜD. A.01.0.GNS.0.10.00.02-3341 sayılı yazısı.

İstanbul Milletvekilleri Sayın Ercan Karakaş'ın 7/1242 ve Sayın Bülent Akarcalı'nın 7/1251 sayılı yazılı soru önergelerinin cevabı ekte gönderilmektedir.

Bilgilerinizi arz ederim.

İsmail Kahraman

Kültür Bakanı

Eski Kültür Bakanı Sayın Dr. Agah Oktay Güner döneminde (6.3.1996-28.6.1996) Dernek, Vakıf ve Benzerî Kuruluşların, Bakanlığa sunmuş oldukları proje ve kültür faaliyetleri için aşağıda belirtilen ödenekler tahsis edilmiştir.

1. Bartın Çilek Festivali ve Kültür Turizm Faaliyetleri Haftası için Bartın

Belediyesine 100 000 000

2. Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası faaliyetleri için Eskişehir-

Mihalıççık-Yunus Emre Belediyesine 100 000 000

3. Yunus Emre Anma Şölenleri için Kırşehir-Ulupınar Belediyesine 50 000 000

4. Melikgazi-Ağırnas Kasabasında düzenlenecek olan "Mimar Sinan'ı

Anma Günü" faaliyetleri için Kayseri Valiliği Tertip Komitesine 75 000 000

5. IV. Dursun Fakıh'ı Anma Törenleri için Bilecik-Söğüt-Küre

Belediyesi Anma Komitesine 75 000 000

6. Seyit Sultan Sücaattin Veli Dostluk ve Sevgi Günü törenleri için

Eskişehir-Şücaattin Turizm ve Tanıtma Derneğine 25 000 000

7. Lapseki 13 üncü Kiraz Şenliği için Çanakkale -Lapseki Belediyesine 100 000 000

8. "Kuruluşunun 50 inci Yılında Ulusaldan Evrensele Türk Millî Kütüp-

hanesi" konulu uluslararası bir sempozyum için Millî Kütüphane

Yardım Derneğine 250 000 000

9. Dede Efendi Yılı sebebiyle hazırlanacak Dede Efendi Piyesi Projesi

için Türk Edebiyat Vakfına 400 000 000

10. Sakatların sorunları ve çözüm yolları konulu panel için Erzurum-

Altı Nokta Körler Derneğine 50 000 000

11. Hayme Ana'yı Anma ve Domaniç Şenliği için Kütahya-Domaniç

Kaymakamlığına 100 000 000

12. Hazreti Pir Şeyh Şaban-ı Veli Anma Günü için Kastamonu-

Hanönü Belediyesine 50 000 000

13. Eldivan 5 inci Hacı Murad-ı Veli'yi Anma Haftası ve Kiraz

Bayramı için Çankırı -Eldivan Belediyesine 50 000 000

14. Türk Cumhuriyetlerinden davet edilen folklor ekiplerinin

gerçekleştirecekleri faaliyetler için Türk Ocakları Ankara Şubesine 300 000 000

15. Türk kültür varlıklarının tanıtımı amacıyla Hamamizade Dede

Efendi Evi projesi için Türkiye Tarihî Evleri Koruma Derneğine 1 500 000 000

16. Türk kültür varlıklarını yurt dışında tanıtmak amacıyla,

Japonya'da yaptırılmakta olan Türk Köyüne konulmak üzere

"Atlı Atatürk" Anıtının açılışna katılacak Mehter Takımının

harcırahları için 3 750 000 000

17. Prizren türkülerinden oluşan bir ses kasetinin hazırlanması

için Yugoslavya-Prizren Doğru Yol Kültür ve Sanat Derneğine 250 000 000

18. Karakeçili 2 nci Uluslararası Kültür Şenliği için Kırıkkale

Valiliğine 100 000 000

19. Eşme İlçesi tanıtmak amacıyla yapılacak olan III üncü Ulus-

lararası Turistik Kilim Kültür ve Sanat Festivali için Uşak Valiliğine 100 000 000

20. 33 üncü Ulusal, 7 nci Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma

Törenleri ve Kültür Sanat etkinlikleri için Nevşehir-Hacıbektaş

Belediyesine 1 000 000 000

21. Türk Dünyası Kültür Atlası projesi için Türk Kültürüne Hizmet

Vakfına 3 795 000 000

22. Geleneksel Deniz Oyunları ve Halk Şenlikleri Festivali için

Samsun-Yakakent Belediyesine 25 000 000

23. Ahılı 1 inci Kültür Ahi Şenlikleri için Kırıkkale-Ahılı Belediyesine 100 000 000

24. Kültür faaliyetleri için Ankara-Bala-Afşar Belediyesine 200 000 000

25. Selçuk Üniversitesi ile birlikte düzenlenecek 4 üncü Şeyh

Alaeddin Ali Semerkandi törenleri için İçel-Gülnar-Sütlüce (Zeyne)

Belediyesine 50 000 000

26. Halk Kahramanı Seyyid Battal Gazi adına yapılacak faaliyetler

ile ecdat yadigarının gelecek kuşaklara tanıtılması amacıyla ger-

çekleştirilecek proje için Eskişehir-Seyyid Battal Gazi Vakfına 100 000 000

27. Yeşil Altın Deniz Festivali için Rize-Fındıklı Belediyesine 75 000 000

28. Geleneksel Kocayayla Şöleni için Bursa-Keles Kaymakamlığı

Tertip Komitesine 75 000 000

29. Kültür ve Sanat Festivali için Tokat-Niksar-Yazıcık Belediyesine 80 000 000

30. Başkomutanlık Zaferinin Kutlama Şenlikleri için Ankara-

Polatlı Belediyesine 50 000 000

31. Geleneksel Yeşilce Kültür ve Yayla Şenlikleri için Ordu-Mesudiye-

Yeşilce Belediyesine 50 000 000

32. Üçyol Meydandüzü Yayla Şenlikleri için Ordu-Mesudiye-Üçyol

Belediyesine 50 000 000

33.715 inci Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Söğüt Şenlikleri için Bilecik-

Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Söğüt Şenliği Vakfına 600 000 000

34. Peynir Tatlısı Şöleni için Bursa-Mustafakemalpaşa Belediyesine 50 000 000

35. Türk Dünyası Kültür Atlası Projesi için Türk Kültürüne

Hizmet Vakfına 4 705 000 000

36. 3 üncü Geleneksel Güz Şenliği için Kırıkkale-Çelebi Kaymakamlığına 100 000 000

37. Üzüm Festivali için Denizli-Buldan-Yenicekent Belediyesine 50 000 000

Toplam 18 580 000 000

Bakanlıkça Başlatılan Bosna-Hersek'teki Eski Türk Eserlerinden Mostar

Köprüsünün Onarım Kampanyası için 10 000 000 000

Toplam 28 580 000 000

74. - Manisa Milletvekili Tevfik Diker'in, Türk Hava Kuvvetlerinin İran toprakları ve hava sahasında izne bağlı kalmaksızın silahlı keşif yapmasının İran makamlarından talep edilip edilmediğine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1245)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

TBMM İçtüzüğünün 96 ncı maddesi gereğince aşağıdaki sorularımın (yazılı) Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan tarafından cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

12.8.1996

Tevfik Diker

Manisa

Sorular :

- İran'a yaptığınız gezide İran yetkililerinin Türkiye Cumhuriyeti Millî İstihbarat Teşkilatının bilgilerini ve tespitlerini, belgelerini yok sayan inisiyatifin İran makamlarında olacağı PKK ile ilgili duruma "beraberce bakalım" önerilerine karşılık Türkiye Cumhuriyeti Devletinin mümtaz bir parçası olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin önemli unsurlarından Türk Hava Kuvvetlerine İran toprakları üzerinde ve hava sahasında izne bağlı kalmaksızın Türk Hava Kuvvetlerinin kendi istihbaratına dayanarak silahlı keşif yapma imkânını İran resmî makamlarından talep ettiniz mi?

- Ettiyseniz İran'ın vermiş olduğu resmî cevabı ne oldu?

T.C.

Devlet Bakanlığı

Sayı : B.02.0.0010/00485 17.9.1996

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 2.9.1996 tarih ve A.01.0.GNS. 0.10.00.02-7/1245-3193/8522 sayılı yazısı.

b) Başbakanlık Kan. ve Kar. Gen. Müd.'nün 10.9.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-373-2/3794 sayılı yazısı.

Manisa Milletvekili Sayın Tevfik Diker'in Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

Devlet Bakanı

Manisa Milletvekili Sayın Tevfik Diker'in Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği 7/1245-3193 Esas No.'lu yazılı soru önergesinin cevabıdır.

Soru önergesinde bahsedilen şekilde bir talep vuku bulmamıştır.

Bilgilerinizi rica ederim.

75. - Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı'nın, TÜBİTAK'a alınan personele ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Sabri Tekir'in yazılı cevabı (7/1246)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Prof. Dr. Sabri Tekir tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını delaletlerinize arz ederim.

Prof. Dr. Mustafa Ünaldı

Konya

Sorular :

1. Bakanlığınıza bağlı TÜBİTAK'ın 1991 yılından önceki ve hali hazırdaki personel sayısı ne kadardır?

2. TÜBİTAK'a 1991 yılından 54 üncü Hükümet kuruluncaya kadar ne kadar personel alınmıştır?

3. Alınan personel hangi şartlarda (sınav, açıktan atama, kadrolu, geçici, sözleşmeli personel vs.) istihdam edilmiştir.

4. İstihdam edilen personel kimlerdir?

T.C.

Devlet Bakanlığı

Sayı : B.02.0.006/00472 25.9.1996

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 2.9.1996 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1246/3208/8553 sayılı yazınız.

Konya Milletvekili Sayın Prof. Dr. Mustafa Ünaldı tarafından Bakanlığıma muhatap yazılı soru önergesinde ileri sürülen hususlara dair cevap ekte sunulmuştur.

Saygı ile arz olunur.

Prof. Dr. Sabri Tekir

Devlet Bakanı

Soru : 1. Bakanlığınıza bağlı TÜBİTAK'ın 1991 yılından önce sayısı ne kadardır?

Cevap : 1.

Yıl Personel Sayısı Açıklama

1990 1092 ------

1991 1329 ------

1992 1405 1295 tam zamanlı, 110 yarı zamanlı personel

1993 1528 1436 tam zamanlı, 92 yarı zamanlı personel

1994 1495 1389 tam zamanlı, 96 yarı zamanlı personel

10 Özel iş sözleşmeli personel

1995 1498 1377 tam zamanlı, 108 yarı zamanlı, 13 özel iş

sözleşmeli personel

8.7.1996 *1643 1402 tam zamanlı, 241 yarı zamanlı personel

tarihi itibariyle

(*) 31.12.1995 - 8.7.1996 tarihleri arasında 191 personel işe girmiş, 46 personel görevinden ayrılmıştır.

Soru : 2. TÜBİTAK'a 1991 yılından 54 üncü Hükümet kuruluncaya kadar ne kadar personel alınmıştır?

Cevap : 2. a) 1491 personel alınmış aynı dönemde 940 personel görevinden ayrılmıştır.

b) İşe giren personel özellikle yeni kurulan birimlerde;

Teknoloji İzleme Değerlendirme Başkanlığı (TİDEB)

Ulusal Gözlemevi Enstitüsü Müdürlüğü (TUG)

Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAK.BİM)

Tüba Sekreterya Ofisi Müdürlüğü

Enstrumental Analiz Laboratuvarı Müdürlüğü

SAGEM (Sümerbank'tan özelleştirme kapsamında devredilen)

DNA/Doku Bankası Gen Araştırmaları Laboratuvarında göreve başlamışlardır.

Soru : 3. Alınan personel hangi şartlarda (sınav, açıktan atama, kadrolu, geçici, sözleşmeli personel vs.) istihdam edilmiştir.

Cevap : 3. Açıktan atanan personel sınav ve/veya mülakat yoluyla, ayrıca özelleştirme kapsamında yapılan protokol çerçevesinde işe alınmıştır.

Soru : 4. İstihdam edilen personel kimlerdir.

Cevap : 4. 1.1.1991-8.7.1996 tarihleri arasında istihdam edilen personel kadroları aşağıdadır.

Kadro Giren Çıkan Fark

Yönetici personel 84 49 35

Araştırıcı personel 691 413 278

İdarî personel 271 187 84

Teknik personel 299 204 95

Hizmetli personel 81 74 7

Koruma-güvenlik personeli 65 13 52

Toplam 1 491 940 551

76. - Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı'nın, Bakanlığa alınan personele ilişkin sorusu ve Çevre Bakanı Ziyattin Tokar'ın yazılı cevabı (7/1247)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Çevre Bakanı Sayın M. Ziyattin Tokar tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını delaletlerinize arz ederim.

Prof. Dr. Mustafa Ünaldı

Konya

Sorular :

1. 1 Eylül 1995'ten 53 üncü Hükümet kuruluncaya kadar Bakanlığınıza personel alınmış mıdır?

2. 53 üncü Hükümet kurulduktan sonra Bakanlığınıza ne kadar personel alınmıştır?

3. Alınmışsa, alınan personel hangi şartlarda (sınav, açıktan atama, kadrolu, geçici, sözleşmeli personel vs.) istihdam edilmiştir.

4. İstihdam edilen personel kimlerdir?

T.C.

Çevre Bakanlığı

Personel Dairesi Başkanlığı

Sayı : B.19.0.PDB.0.71.00.04-3372 13.9.1996

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı

Genel Sekreterliğine

İlgi : 2.9.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1247-3209/8554 sayılı yazınız.

Konya Milletvekili Prof. Dr. Mustafa Ünaldı'nın soru önergesi ile ilgili yazınız incelenmiştir.

Bakanlığımıza 1 Eylül 1995 tarihinden 53 üncü Hükümet kuruluncaya kadar ve 53 üncü Hükümet kurulduktan sonra açıktan, naklen ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesine göre geçici sözleşmeli olarak yapılan atamalara ait liste ekte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

N. Ziyattin Tokar

Çevre Bakanı

Not : Yazılı soruyla ilgili diğer bilgiler dosyasındadır.

77. - Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı'nın, Başbakanlığa bağlı kamu kurum ve kuruluşlarına alınan personele ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Lütfü Esengün'ün yazılı cevabı (7/1249)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Prof. Dr. Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını delaletlerinize arz ederim.

Prof. Dr. Mustafa Ünaldı

Konya

Sorular :

1.1 Eylül 1995'ten 53 üncü Hükümet kuruluncaya kadar Başbakanlığa bağlı kamu kurum ve kuruluşlarına personel alınmış mıdır?

2. 53 üncü Hükümet kurulduktan sonra Başbakanlığa bağlı kamu kurum ve kuruluşlarına özellikle TRT'ye ne kadar personel alınmıştır?

3. Alınmışsa, alınan personel hangi şartlarda (sınav, açıktan atama, kadrolu, geçici, sözleşmeli personel vs.) istihdam edilmiştir.

4. İstihdam edilen personel kimlerdir?

T.C.

Devlet Bakanlığı

Sayı : B.02.0.0010/00577 27.9.1996

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 2.9.1996 tarih ve A.01.0.GNS. 0.10.00.02-7/1249-3211/8556 sayılı yazısı.

b) Başbakanlık Kan. ve Kar. Gen. Müd.'nün 10.9.1996 tarih ve B.02.0.KKG/106-373-3/3795 sayılı yazısı.

Konya Milletvekili Sayın Mustafa Ünaldı'nın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergesi cevabı ekte sunulmuştur.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Lütfü Esengün

Devlet Bakanı

Konya Milletvekili Sayın Mustafa Ünaldı'nın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği 7/1249-3211 Esas no.'lu yazılı soru önergesinin cevabıdır.

1. 1.9.1995 tarihinden 53 üncü Hükümet kuruluncaya kadar Başbakanlığa bağlı ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına, hizmetlerde aksamalara yol açmamak, yeni kurulan birimlerin personel ihtiyacını karşılamak için eleman alınmış olup, bu süre içerisinde (2 988) adet işçi statüsünde ve (114) adedi geçici işçi statüsünde olmak üzere toplam (5 062) adet personel açıktan (192) adet memur statüsünde, (53) adet sözleşmeli statüde ve (33) adedi de işçi statüsünde olmak üzere toplam (278) adet personel de naklen atanmışlardır. (EK-1)

2. 53 üncü Hükümetin kurulmasını müteakip, Başbakanlığa bağlı ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına (531) adet memur statüsünde, (412) adet sözleşmeli statüde, (212) adet işçi statüsünde ve (172) adet geçici işçi statüsünde olmak üzere toplam (1 505) adet açıktan, (52) memur, (27) sözleşmeli ve (20) işçi olmak üzere toplam (109) adet personel de naklen atanmışlardır. (EK-2)

53 üncü Hükümet döneminde TRT Genel Müdürlüğüne toplam (36) adet personel alınmıştır. Sözkonusu Kuruma (12) adedi koruma ve güvenlik görevlisi olmak üzere toplam (29) personel açıktan (5) personel diğer kamu kurum ve kuruluşlarından naklen atanmış olup (2) personel ise yargı kararlarının uygulanması nedeniyle kuruma yeniden alınmıştır.

3. Başbakanlığa bağlı ve ilgili kuruluşlarda açıktan ve naklen atanan personelin memur, sözleşmeli ve işçi statüsündeki dağılımları yukarıda açıklanmış olup, bu personelin Başbakanlık genelgeleri ve ilgili mevzuatları uyarınca işe alındıkları düşünülmektedir.

4. Yukarıda belirtilen atama işlemleri ilgili kurumlarınca gerçekleştirildiğinden, işe alınanlar hakkında bilgi sunmak mümkün olamamaktadır.

Bilgilerinizi rica ederim.

78. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, Söylemez Çetesi ile ilişkileri olduğu iddia edilen Emniyet mensuplarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ın yazılı cevabı (7/1250)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Mehmet Ağar tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Bülent Akarcalı

İstanbul

1. Basında Söylemez Çetesi olarak yer alan kişilerle ilişkili Emniyet mensupları kimlerdir?

2. Bu kişilerin hakkında ne gibi işlem yapılmaktadır?

3. İçişlerinde halen aktif görevde olanlar var mıdır?

4. Emniyet bünyesinde benzer çetelerin oluşmasını önlemek için ne gibi tedbirler alınmaktadır?

T.C.

İçişleri Bakanlığı

Emniyet Genel Müdürlüğü 24.9.1996

Sayı : B.05.1.EGM.0.12.01.01/206548

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 2.9.1996 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1250-3224/8596 sayılı yazısı.

İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı tarafından TBMM Başkanlığına sunulan ve tarafımdan yazılı olarak cevaplandırılması istenilen soru önergesinin cevabı aşağıya çıkarılmıştır.

Silahlı çete oluşturup çeşitli tarihlerde adam öldürme ve alıkoyma, silah zoruyla çek senet imzalattırma, işyeri bombalama gibi eylemleri gerçekleştirdikleri belirlenerek 11.6.1996 günü Adana ili Pozantı ilçesinde yakalanan kamuoyunda "Söylemezler Çetesi" olarak bilinen 26 sanık muhtelif tarihlerde yakalanarak DGM Cumhuriyet Başsavcılığına sevkedilmişlerdir.

Yapılan tahkikat neticesinde olaylara adı karıştıkları belirlenen Emniyet Mensubu Başkomiser Halim Apaydın, Komiser Yardımcısı Mehmet Sıddık Bakır, Komiser yardımcısı Nazif Yavuz sorgulanmalarına müteakiben tutuklanmışlar ve görevden el çektirilmişlerdir.

Diğer taraftan Mülkiye ve Emniyet Müfettişlerince yapılan araştırma ve soruşturmada; Şube Müdürü Sedat Demir, Emniyet Amiri Erdal Durmaz, Emniyet Amiri Mehmet Aslan Ünal ve Polis Memuru Abdulkadir Eren çete mensupları ile ilişki içerisinde oldukları tespit edilerek görevden uzaklaştırılmalarından, sonra Polis Memuru Abdulkadir Eren kendi isteğiyle emekli olmuştur. Niğde Emniyet Müdür Yardımcılığına atanan Deniz Gökçetin'de umuma açık yer müstecirlerinden rüşvet aldığı iddiasıyla görevden uzaklaştırılmıştır.

Ayrıca, adı geçenlerden Deniz Gökçetin, Sedat Demir ve Erdal Durmaz hakkında İstanbul 1 inci Sulh Ceza Mahkemesi 1996/201 hazırlık sayısıyla, gıyabî tevkif müzekkeresi çıkararak yakalanmalarını İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından istemiş olup, yakalanmaları için gerekli çalışmalar devam etmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

Mehmet Ağar

İçişleri Bakanı

79. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, Altın Kuşun bulunmasıyla ilgili olarak yürütülen çalışmalara ilişkin sorusu ve Kültür Bakanı İsmail Kahraman'ın yazılı cevabı (7/1251)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Kültür Bakanı sayın İsmail Kahraman tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Bülent Akarcalı

İstanbul

ABD'den geri getirilmesi için yoğun çaba harcanan Karun Hazineleri içinde yer alan Altın Kuş kaybolmuştur.

1. Bu Kuş'un bulunması için ne gibi çalışmalar yürütülmektedir?

2. Bu Kuş'un kaybına sebep olanlar hakkında ne gibi kovuşturma başlatılmıştır?

T.C.

Kültür Bakanlığı

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Sayı : B.16.0.APK.0.12.00.01/940-457 17.9.1996

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 2.9.1996 gün ve KAN. KAR. MÜD. A.01.0.GNS.0.10.00.02-3341 sayılı yazısı.

İstanbul Milletvekilleri Sayın Ercan Karakaş'ın 7/1242 ve Sayın Bülent Akarcalı'nın 7/1251 sayılı, yazılı soru önergelerinin cevabı ekte gönderilmektedir.

Bilgilerinizi arz ederim.

İsmail Kahraman

Kültür Bakanı

Uşak ve çevresinde yapılan kaçak kazılar sonucu ele geçirilerek yurt dışına kaçırılan ve Ekim 1993'te ülkemize iadesi sağlanan Karun Hazinesi 19 Kasım 1993 tarihinden itibaren Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde geçici olarak sergilenmeye başlanmıştır. Hazinenin 14 Şubat 1996 tarihinde Uşak Müzesine teslim edilmesi sırasında 0,15 gr. (1 gramın 7'de 1'i) ağırlığında, 1,5x1,5 cm. boyutlarında, altın varak üzerine işlenmiş kuş figürlü bir aplik eserin mevcut olmadığı anlaşılmıştır.

Vitrinde sergilenmekte olan ve çok küçük boyutlara sahip bulunan bu eserin fotoğraf çekimleri veya vitrin temizliği sırasında kaybolmuş olabileceği düşünülmektedir.

Oldukça zayıf görülen çalınmış olma ihtimaline karşılık, eserin fotoğrafı ve envanter bilgisi, yurt içinde aratılması için İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğüne, Yurt dışına çıkarılmaması için Gümrükler Genel Müdürlüğüne ve Gümrük Muhafaza Genel Müdürlüğüne, yurt dışında aratılması için ise Dışişleri Bakanlığına bildirilmiş ve ayrıca eser Interpol bülteninde yayınlattırılmıştır.

Bunların dışında, tüm müzelerimizin ve denetimlerindeki koleksiyoncuların, eski eser ticareti yapanların, özel müzelerin uyarılması hususunda Valiliklerimize bir genelge gönderilmiştir.

Konu ile ilgili olarak Bakanlığımız Teftiş Kurulunca yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen 16.5.1996 tarih ve 543-1050 sayılı Bakan Onayı gereğince; Müze Müdürü İlhan Temizsoy, Müze Araştırmacısı C. Baykal Aydınbek ve Arkeolog Halil Demirdelen'e ihmallerinden dolayı 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesinin (B/a) fıkrası gereğince kınama cezası verilmesi ve eser bedelinin adıgeçen sorumlulara eşit oranda ödetilmesine karar verilmiştir.

80. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, Mihrişah Sultan Vakfına ait olduğu iddia edilen arazilerin bedellerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Ahmet Cemil Tunç'un yazılı cevabı (7/1252)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı sayın Ahmet Cemil Tunç tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Bülent Akarcalı

İstanbul

Muğla Merkez ilçeye bağlı Kafaca, Yeşilyurt ve Dağdibi köylerinin arazilerinin Mihrişah Sultan Vakfı'na ait olduğu Vakıflar Gen. Md.'nce sözkonusu köylerin sakinlerine bildirilmiş ve arazi bedellerini ödemeleri istenmiştir.

1. Bu köylerde 1958-59'da kadastro çalışmalarının tamamlandığı ve 1960'ta da tapu dağıtıldığına göre, 36 yıl sonra bu yerlerin Mihrişah Sultan Vakfı'na ait olduğu nasıl anlaşılmıştır?

2. Eğer, Vakıf arazisi idiyse neden tapu verilmiştir?

3. Bu vakfın yöneticileri kimlerdir?

T.C.

Devlet Bakanlığı

Sayı : B.02.0.012/04.01-516 17.9.1996

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : 2.8.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1252-3231/8603 sayılı yazınız.

İlgi yazınızla Bakanlığımıza intikal ettirilen, İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın yazılı soru önergesine verilen cevap ekte gönderilmiştir.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

Ahmet Cemil Tunç

Devlet Bakanı

İstanbul Milletvekili Sayın Bülent Akarcalı'nın 7/1252-3231 sayılı yazılı soru önergesine verilen cevaptır.

Muğla merkez ilçeye bağlı Kafaca, Yeşilyurt ve Dağdibi köylerinin arazilerinin Mihrişah Sultan Vakfına ait olduğu Vakıflar Gen. Md.'nce sözkonusu köylerin sakinlerine bildirilmiş ve arazi bedellerini ödemeleri istenmiştir.

Soru : 1. Bu köylerde 1958-59'da kadastro çalışmalarının tamamlandığı ve 1960'ta da tapu dağıtıldığına göre, 36 yıl sonra bu yerlerin Mihrişah Sultan Vakfı'na ait olduğu nasıl anlaşılmıştır?

Cevap : 1. Vakıflar Genel Müdürlüğünce ülke düzeyinde yapılan envanter çalışmaları sonucunda, Vakıflarla ilgili icareteynli ve mukataalı taşınmazlar tespit edilerek tapu sicilinin nevi hanelerine köken olarak hangi vakıftan geliyor ise, o vakfın şerhleri işletilmiştir.

Muğla Tapu Sicil Müdürlüğünde bulunan tapu sicilleri üzerinde yapılan taramalar sonucunda da, Kafaca Köyünde 73, Yeşilyurt köyünde 58, Dağdibi köyünde de 4 adet Mihrişah Sultan Vakfına ait icareteynli ve mukataalı taşınmaz mal tespit edilerek taşınmazların en son tapu kayıtları üzerine vakıf şerhleri aktarıldığı anlaşılmıştır.

Soru : 2. Eğer, Vakıf arazisi idiyse neden tapu verilmiştir?

Cevap : 2. İcareteynli ve mukataalı taşınmazlarda malik hanesinde belirtilen şahıslar o taşınmazın sadece mutasarrıfı (tasarruf edeni) olduğu, çıplak mülkiyeti ise taşınmazın nevi hastanesinde yazılı vakfa aittir.

Soru : 3. Bu vakfın yöneticileri kimlerdir?

Cevap : 3. Kafaca, Yeşilyurt ve Dağdibi köylerinde bulunan Mihrişah Valide Sultan Vakfına ait icareteynli ve mukataalı taşınmazlara ait taviz bedellerinin 2762 sayılı Vakıflar Kanununun 27-28 inci maddelerini değiştiren 4103 sayılı kanuna göre İl ve İlçe Kıymet Takdir Komisyonunca takdir edilen bedelin % 50 sinin Vakıflar Genel Müdürlüğüne taviz bedeli olarak ödenmesinden sonra taşınmazlar serbest tasarrufa terk edilecektir.

Ayrıca, Mihrişah Valide Sultan Vakfı Türk Medeni Kanunundan önce Mecelle ve Ahkamül Evkaf hükümlerine göre şer'i mahkeme kararına dayalı ve yazılı Vakfiyelerle tesis edilen kadim vakıflarından olup, temsili ve yönetimi 2762 sayılı Vakıflar Kanununun 6/2 maddesine göre, Vakıflar Genel Müdürlüğüne aittir.

Arz ederim.

81. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, zararlı olduğu iddia edilen bir kitabın okullarda dağıtılmamasına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Mehmet Ağar'ın yazılı cevabı (7/1253)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Mehmet Sağlam tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Bülent Akarcalı

İstanbul

1. Mısır El Ezher Üniversitesi ile Avrupa'daki Millî Görüş Teşkilatı adı altında çalışan bir grubun "Herkese Lazım Olan İman" adlı kitabı Bakanlığınızca şu veya bu şekilde okullara tavsiye edilmiş midir?

2. Son derece zararlı içeriğiyle Müslümanları birbirine düşürmek için hazırlanmış olan (Okula gitmenin, top oynamanın, spor yapmanın günah olduğu yazılan) bu kitabın okullara sokulmasını, okullarda dağıtılmasını önlemek için ne gibi tedbirler almayı düşünürsünüz?

T.C.

Millî Eğitim Bakanlığı

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Sayı : B.08.0.APK.0.03.01.00-022/2393 18.9.1996

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 2.9.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1253-3232/8604 sayılı yazısı.

İstanbul Milletvekili Sayın Bülent Akarcalı'nın "Zararlı olduğu iddia edilen bir kitabın okullarda dağıtılmasına ilişkin" yazılı soru önergesi incelenmiştir.

Mısır El Ezher Üniversitesi ile Avrupa'daki Millî Görüş Teşkilâtı adı altında çalışan bir grubun "Herkese Lazım Olan İman" adlı kitabı Bakanlığımızca okullara tavsiye edilmemiştir.

Arz ederim.

Prof. Dr. Mehmet Sağlam

Millî Eğitim Bakanı

82. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, orman yangınlarını önlemek için alınacak tedbirlere ve personelin eğitimine ilişkin sorusu ve Orman Bakanı Halit Dağlı'nın yazılı cevabı (7/1254)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Orman Bakanı Sayın Halit Dağlı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Bülent Akarcalı

İstanbul

1. Son orman yangınlarının sebebini araştırmak için ne gibi çalışmalar başlattınız?

2. Orman yangınlarının gerçekleştiği bu bölgelerdeki personel adedi (memur-işçi olarak) ne kadardır?

3. Bu sayı 1992 yılında ne kadardı?

4. Orman yangınlarına karşı personelinizi nasıl eğitmektesiniz?

5. Bu eğitim yılda kaç saattir?

T.C.

Orman Bakanlığı

Araştırma Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı

Koordinasyon ve Mevzuat Dairesi Başkanlığı

Sayı : KM.1.SOR./614-2598/26673 16.9.1996

Konu : Sayın Bülent Akarcalı'nın yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı

Genel Sekreterliğine

(Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı)

İlgi : Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 2.9.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-

7/1254-3233/8605 sayılı yazısı.

İlgi yazı ekinde alınan İstanbul Milletvekili Sayın Bülent Akarcalı'nın "Orman yangınlarını önlemek için alınacak tedbirlere ve personel eğitimine ilişkin yazılı soru önergesi" Bakanlığımızca incelenmiş olup, cevabî yazımız ilişikte sunulmuştur.

Arz ederim.

M. Halit Dağlı

Orman Bakanı

İstanbul Milletvekili Sayın Bülent Akarcalı'nın 7/1254 esas no.'lu yazılı soru önergesi hakkında Orman Bakanlığının cevabı

1. 27.7.1996 tarihinde Marmaris'te ve Söke'de Dilek Yarımadası Millî Parkında çıkan orman yangınları Bakanlığımız müfettişlerine incelettirilmiştir.

Ayrıca, İstanbul Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültelerinde görevlendirilen öğretim görevlileri bu yangınlarla ilgili araştırmalarını sürdürmektedir.

2. Orman yangınları ile mücadele için 1996 yılı içinde 68 250 adam/ay karşılığı 14 000 civarında işçi çalıştırılmaktadır. Orman yangınlarında Bakanlığımızın bütün teknik elemanları, orman muhafaza memurları ile idarî elemanların bir kısmı görev almaktadır. Bunlara ilaveten orman yangınları ile mücadelede 2 adet T.H.K. uçağı, Bakanlığımıza ait 6 adet helikopter, kiralanan su ve işçi taşıyabilen 7 adet Rus yapımı büyük helikopter, 72 adet dozer, 205 adet arazöz (yıl sonuna kadar 263'e ulaşacaktır.), 128 adet iş makinesi (dozer, loder, grayder), 830 adet çeşitli araç, 8652 adet çeşitli telsiz kullanılmaktadır.

3. Orman yangınları ile mücadele çalışmalarında 1992 yılında 88 229 adam/ay karşılığı işçi çalıştırılmıştır. Ancak, 1992 yılında Kanada uçakları ve Rus helikopterleri kullanılmamış olup, arazöz miktarı 92 adet, telsiz miktarı ise 5 000 adetti.

4. 1996 yılı içerisinde muhtelif tarihlerde Antalya, İzmir, İstanbul ve Marmaris'te düzenlenen seminerlerde, yangına hassas bölgelerde görev yapan Bölge Müdürü, Şube Müdürü ve İşletme Müdürü seviyesindeki elemanlar büroda ve arazide uygulamalı olarak orman yangınlarının önlenmesi ve mücadelesi konularında eğitilmişlerdir.

Seminere katılan teknik elemanlar bölgelerine döndüklerinde bölgelerinde görevli teknik eleman ve yangın işçilerini eğitmişlerdir.

5. Antalya, İzmir, İstanbul ve Marmaris'te düzenlenen seminerler dörder gün devam etmiştir. Yangınla mücadelede görevli ve eğitime katılan elemanların çoğu daha önce benzeri seminerlere katılmış ve meslek hayatlarının büyük bir bölümünü yangınla mücadelede geçirmiş elemanlardır.

Bu tip eğitimler periyodik olarak her yıl yapılmaktadır.

83. - İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın, kumarhane işletmelerine ve kumardan kazanç elde eden kişilerin gelirlerine vergi tahakkuk ettirilmesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Abdullatif Şener'in yazılı cevabı (7/1256)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Maliye Bakanı sayın Abdullatif Şener tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Bülent Akarcalı

İstanbul

Kumarhane sahiplerinin gelirleriyle kumar kazançları maalesef vergiden muaf durumdadır.

Bu adaletsizliği gidermek için,

1. Kumarhane işletmelerine ve

2. Kumardan kazanç elde eden kişilerin gelirlerine vergi tahakkuk ettirmeyi düşünür müsünüz?

T.C.

Maliye Bakanlığı

Gelirler Genel Müdürlüğü

Sayı : B.07.0.GEL.0.82/8211-5/43165 16.9.1996

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı Kanunlar Kararlar Müdürlüğünün 2.9.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1256-3236/8608 sayılı yazısı.

Tarafımdan cevaplandırılmak üzere İstanbul Milletvekili Sayın Bülent Akarcalı tarafından verilen ilgi yazı eki 7/1256-3236 sayılı yazılı soru önergesinde belirtilen sorulara ilişkin cevaplarımız aşağıda açıklanmıştır.

Talih oyunları salonları işletmeciliği faaliyetinde bulunan gerçek ve tüzel kişiler, bu faaliyetleri dolayısıyla 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu çerçevesinde gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olup, söz konusu faaliyetlerden elde etmiş oldukları kazançları üzerinden vergilendirilmektedirler.

Öte yandan, Gelir Vergisi Kanununa 4108 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle eklenen mükerrer 111 inci maddede, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununa göre talih oyunları salonları işletmeciliği faaliyetinde bulunan gerçek usulde gelir vergisine tabi ticarî kazanç sahiplerinin, cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere, talih oyunları salonlarında bulundurdukları ilk 6 oyun masasının her biri için aylık 100 000 000 lira, sonra gelen her oyun masası için ise 75 000 000 lira ve ilk 60 oyun makinesinin her biri için 10 000 000 lira, sonra gelen her oyun makinesi için ise 7 500 000 lira asgarî vergi ödeyecekleri hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, 15.12.1995 tarihli ve 95/7593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 1996 takvim yılında uygulanmak üzere, yukarıda belirtilen parasal miktarlar sırasıyla; 200 000 000, 150 000 000, 20 000 000 ve 15 000 000 liraya yükseltilmiştir.

Bu çerçevede, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununa göre talih oyunları salonları işletmeciliği faaliyetinde bulunan gerçek usulde gelir vergisine tabi ticarî kazanç sahipleri ile kurumlar vergisi mükelleflerinin, talih oyunları salonlarında bulundurdukları;

- Oyun masalarının ilk altı adedinin her biri için aylık 200 000 000 lira, sonra gelen her oyun masası için ise 150 000 000 lira,

- Oyun makinelerinin ilk 60 adedinin her biri için aylık 20 000 000 lira, sonra gelen her oyun makinesi için ise aylık 15 000 000 lira,

Asgarî vergi ödemeleri gerekmektedir. Ancak, mükelleflerin yıl içinde ödedikleri bu vergiler, carî vergilendirme döneminin vergilerine mahsup edilmektedir.

Diğer taraftan, söz konusu kanun hükmü ile oyun masası ve oyun makinesi başına belirlenmiş bulunan asgarî vergi tutarlarının her yıl yeniden değerleme oranı ile çarpılmak suretiyle günün ekonomi koşullarına uygun hale gelmesi sağlanmaktadır.

Kumardan elde edilen gelirler ise gelir vergisinin kapsamına girmediğinden, mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde bu tür kazançları elde edenlerin vergilendirilmeleri mümkün bulunmamaktadır.

Bilgilerine arz ederim.

Doç. Dr. Abdullatif Şener

Maliye Bakanı

84. - Yozgat Milletvekili İsmail Durak Ünlü'nün, Yozgat Sorgun-Ahmetfakılı Köyü Jandarma Karakoluna ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ın yazılı cevabı (7/1260)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Mehmet Ağar tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini arz ederim.

Saygılarımla.

İsmail Durak Ünlü

Yozgat

Yozgat-Sorgun İlçesi Ahmetfakılı Köyünde 1950 yılından beri bulunan Jandarma Karakolu 1994 yılında geçici olarak Sorgun İlçesine nakledilmiş bilahare yapılan çeşitli başvurular sonucunda Jandarma Karakolunun Ahmetfakılı Köyünde tekrar konuşlandırılacağı ifade edilmiş isede, bugüne kadar herhangi bir faaliyette bulunulmamıştır.

Sorular :

1. 20 köye (yaklaşık 18-20 000 nüfusa) hizmet veren Jandarma Karakolunun kaldırılış sebebi nedir?

2. Köylü tarafından arsası tahsis edilmiş olan Jandarma Karakolunun biran önce hizmete açılması için herhangi bir çalışma yapılmakta mıdır?

T.C.

İçişleri Bakanlığı

Jandarma Genel Komutanlığı

HRK. : 0960-5-96/TŞK.Ş.(135872) 20.9.1996

Konu : Yazılı soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : (a) TBMM Başkanlığı Genel Sekreterliğinin 2 Eylül 1996 gün ve KAN. KAR. MD. Sayı : A.01.0.GNS. 0.10.00.02-3340 sayılı yazısı.

(b) Yozgat Valiliğinin 9 Mart 1994 tarihli onayı.

(c) İçişleri Bakanlığı J. Gn. K. lığının 17 Haziran 1994 gün ve HRK. : 0960-10-94/PL. HRK. TŞK. D. TŞK. Ş. (18) sayılı onayı.

(d) TBMM Bşk. lığının 13 Ocak 1995 gün ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/5705-12461/45895 sayılı yazısı.

(e) İçişleri Bakanlığı J. Gn. K.lığının 26 Ocak 1995 gün ve HRK. : 0960-5-95/TŞK. Ş. (81) sayılı yazısı.

1. Yozgat Milletvekili İsmail Durak Ünlü tarafından TBMM Başkanlığına verilen ilgi (a) yazı ekindeki 7/1260-3254 sayılı yazılı soru önergesinde belirtilen konular hakkında gerekli araştırmalar yapılarak inceleme sonuçları aşağıya çıkarılmıştır.

2. Ahmetfakılı J. Krk. K.lığı, 1966 yılında emniyet ve asayiş durumu gözönüne alınarak Ahmetfakılı köyünde konuşlandırılmıştır. Sözkonusu J. Krk.'nun;

a) Mevcut J. Krk. binasının eski ve kullanılamaz durumda olması,

b) J. Krk.nun hizmet binası kullanım alanının 38 m2 olması, J. Gn. K.lığı Krk. hizmet bina standartlarında olmaması,

c) Karakolun suyunun mevcut olmaması ve su getirme imkânının bulunmaması,

d) Mevcut haliyle soba ve elektrik sistemine bağlı olarak karakol hizmet binasının her an yangın tehlikesine maruz durumda bulunması,

e) Ahmetfakılı J. Krk.'u, Sorgun İlçe J. K.lığına 29 km. mesafede olup, karakolun aracının bulunması,

f) Sözkonusu karakola bağlı bütün köylerde telefonun mevcut olup yol durumunun iyi olması,

g) Ahmetfakılı J. Krk.'u bölgesinde son beş yıl içerisinde terör, kaçakçılık ve asayişe müessir herhangi bir olay olmaması ve Zabıtanın takibini gerektiren yalnızca (20) olay meydana gelmesi nedeniyle sözkonusu J. Krk.'u Yozgat Valiliğinin ilgi (b) teklifi üzerine İçişleri Bakanlığının ilgi (c) onayı ile Sorgun İlçe Merkezinde konuşlandırılmıştır.

3. Aynı konu daha önce de TBMM Bşk.'lığının ilgi (d) yazısı üzerine incelenerek ilgi (e) ile eski ve kapasitesi yetersiz olan Sorgun-Ahmetfakılı J. Krk.'u Çiğdemli kasabasında, yeni hizmet binası yapılıncaya kadar geçici olarak Sorgun İlçe Merkezinde konuşlandırıldığı, hizmetlerini buradan yürüteceği bildirilmiştir.

4. Halen Sorgun İlçe Merkezinde konuşlu bulunan Ahmetfakılı J. Krk.'nun; Çiğdemli köyünde iskân imkânının sağlanmasını müteakip Çiğdemli köyüne konuş değişikliği yapılacaktır. Bu husus, J. Gn. K.'lığının 1997-2006 yıllarını kapsayan J. Krk. Planlamasına dahil edilmiş olup, iskân imkânının sağlanmasını müteakip anılan karakol Çiğdemli köyünde konuşlandırılacaktır.

Bilgilerinize arz ederim.

Mehmet Ağar

İçişleri Bakanı

85. - Kayseri Milletvekili Salih Kapusuz'un, YÖK burslusu olarak master ve doktora yapmak üzere yurt dışına gönderilip geri çağrılan öğrencilere ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam'ın yazılı cevabı (7/1261)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Millî Eğitim Bakanı Sayın Mehmet Sağlam tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasına delaletlerinizi saygılarımla arz ve talep ederim. 23.8.1996

Salih Kapusuz

RP Grup Başkanvekili

Kayseri

Soru : 2547 Sayılı Kanunun 527 Sayılı Kanun hükmünde Kararname ile YÖK burslusu olarak Master ve Doktora yapmak üzere yurt dışına gönderilen öğrencilerden kaç tanesi, hangi gerekçeyle ve hangi üniversiteler tarafından geri çağrılmış veya görev süreleri uzatılmamış veyahut üniversitelerle ilişiği kesilmiştir?

T.C.

Millî Eğitim Bakanlığı

Araştırma, Planlama ve Koordinasyon

Kurulu Başkanlığı 24.9.1996

Sayı : B.08.0.APK.0.03.01.00-022/2457

Konu : Soru önergesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi : TBMM Başkanlığının 2.9.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1261-3262 sayılı yazısı.

Kayseri Milletvekili Sayın Salih Kapusuz'un "YÖK burslusu olarak master ve doktora yapmak üzere yurt dışına gönderilip geri çağrılan öğrencilere ilişkin" yazılı soru önergesi incelenmiştir.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunun 33 üncü maddesi gereğince YÖK burslusu olarak master ve doktora yapmak üzere Yurt dışına gönderilen araştırma görevlilerinden, eğitimini tamamlamadan dönenlerin listesi ektedir.

Arz ederim.

Prof. Dr. Mehmet Sağlam

Millî Eğitim Bakanı

V. - KOMİSYONLAR BÜLTENİ

1. - 15 Mart 1996 tarihinden 3 Ağustos 1996 tarihine kadar komisyonlara gelen, neticelenen ve kalan işler bülteni (1)

/1) TBMM Komisyonlar Bülteni tutanağın sonuna eklidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi

GÜNDEMİ

1 İNCİ BİRLEŞİM

1 . 10 . 1996 SALI

Saat : 15.00

1

BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

1. - Cumhurbaşkanının, Anayasanın 104 üncü maddesine göre, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 20 nci Dönem 2 nci Yasama Yılını açış konuşması.

2

ÖZEL GÜNDEMDE YER ALACAK İŞLER

3

SEÇİM

4

OYLAMASI YAPILACAK İŞLER

5

MECLİS SORUŞTURMASI RAPORLARI

6

GENEL GÖRÜŞME VE MECLİS ARAŞTIRMASI

YAPILMASINA DAİR ÖNGÖRÜŞMELER

7

SÖZLÜ SORULAR

8

KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE

KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

TUTANAĞIN SONU

Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi internet Sitesi
© 2009 T.B.M.M.