DÖNEM : 20 CİLT : 9 YASAMA YILI : 1


T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ

86 ncı Birleşim
1 . 8 . 1996 Perşembe



İ Ç İ N D E K İ L E R

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KAĞITLAR
III. – YOKLAMALAR
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Ankara Milletvekili Hikmet Uluğbay’ın, 18 Temmuz 1996 tarihinde yağan dolunun, Ankara’nın Gölbaşı ve Haymana
ilçelerindeki hububat tarımına verdiği zarara ilişkin gündemdışı konuşması
2. – Iğdır Milletvekili Adil Aşırım’ın, Iğdır Dilucu Sınır Kapısındakimazot ticaretine ilişkin gündemdışı konuşması
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – (10/67) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonu Başkanlığının; Komisyonun, Meclisin tatilde olduğu dönemde de 9
gün süreyleçalışma yapmasına; bu çalışmanın hitamında, çalışmalara tatilden sonra devam edilmesine ilişkin tezkeresi (3/425)
V. – ÖNERİLER
A)SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİSİ
1. – Kamu Personeli ile Emeklilerin Malî, Sosyal ve Diğer Haklarında Düzenlemeler Yapılmasına Dair Yetki Kanunu
Tasarısının gündemdeki yeri ile Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine ve çalışma süresine ilişkin RP
Grubu önerisi
VI. – OYLAMASI YAPILACAK İŞLER
1. – Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanunlarında Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı (1/491) (S.
Sayısı : 86)
VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. – 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/215) (S. Sayısı : 23)
2. – Kamu Personeliile Emeklilerin Malî, Sosyal ve Diğer Haklarında Düzenlemeler Yapılmasına Dair Yetki Kanunu Tasarısı
ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/494) (S. Sayısı : 87)
3. – Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/469) (S. Sayısı : 85)

VIII. – SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1. – Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu’nun, Sinop Milletvekili Yaşar Topçu’nun şahsına sataşması nedeniyle konuşması
2. – Sinop Milletvekili Yaşar Topçu’nun, Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu’nun şahsına sataşması nedeniyle konuşması
3. – Kastamonu Milletvekili Murat Başesgioğlu’nun, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun Grubuna sataşmasınedeniyle
konuşması
IX. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – Hatay Milletvekili Fuat Çay’ın, ülkemizdekivakıfların sayısı ve illere göre dağılımına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı
Ahmet Cemil Tunç’un yazılı cevabı (7/1023)





I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak üç oturum yaptı.
Ankara Milletvekili Ali Dinçer, Amerika Birleşik Devletlerine, Parlamento Grubuyla yaptıkları seyahatte edindiği izlenimlere,
Sakarya Milletvekili Ersin Taranoğlu, Maliye Bakanlığı Fonundan il özel idarelerine verilen ödenekten Sakarya İl Özel
İdaresinin yararlandırılmamış olduğu iddiasına,
Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici, ORÜS Anonim Şirketi Devrek İşletmesinde geçici işçi olarak çalışırken iş akitleri
feshedilen işçilerin ihbar tazminatlarının bugüne kadar ödenmediği iddiasına,
İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.
Maliye Bakanlığına bağlı bulunan Millî Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünün, Başbakanlığa bağlanmasının,
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının ilgili kuruluşu olan Etibank Genel Müdürlüğünün, Başbakanlıkla ilgilendirilmesinin,
Uygun bulunduğuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Aydın Milletvekili YükselYalova ve 49 arkadaşının, orman yangınlarının önlenebilmesi için alınması gereken tedbirler ile
yangınlardaki ihmal ve kusurların tespit edilmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/103) Genel Kurulun
bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırasında yapılacağı açıklandı.
Kamu Personeli ve Emeklilerin Malî, Sosyal ve Diğer Haklarında Düzenlemeler Yapılmasına Dair Yetki Kanunu Tasarısının
Başkanlıkça havale edildiği Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmelerine 48 saat geçmeden başlanmasının İçtüzüğün 36 ncı
maddesi gereğince Komisyona tavsiye edilmesi; 31.7.1996 tarihli Gelen Kâğıtlarda yayımlanan; 86 sıra sayılı Bütçe Kanunlarında
Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanunlarında Düzenlenmesine Dair Kanun Tasarısının 48 saat geçmeden gündemin 3 üncü
sırasına, 85 sıra sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 4 üncü
sırasına, 71 Sıra Sayılı İslam Ülkeleri Arası Yatırım ve İhracat Kredi Sigortası Kurumu Kuruluş Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının 5 inci sırasına alınması ve 6 ncı sıraya kadar olan tasarıların
görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması; Genel Kurulun 1.8.1996 Perşembe ve 2.8.1996 Cuma
günlerinde de 14.00-21.00 saatleri arasında toplanarak çalışmalarını sürdürmesi ve bu birleşimlerde kanun tasarı ve tekliflerinin
görüşülmesine ilişkin DYP Grubu önerisi kabul edildi.
İnsan Hakları Komisyonunda boş bulunan ve bağımsız milletvekillerine düşen bir üyeliğe, Kayseri Milletvekili Recep Kırış
seçildi.
926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporunun görüşmeleri (1/215) (S. Sayısı : 23) Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır
bulunmadığından, ertelendi.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/490) (S.
Sayısı : 69) yapılan görüşmelerden sonra kabul edildiği ve kanunlaştığı açıklandı.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının görüşmeleri
sırasında;
Ankara Milletvekili İrfan Köksalan, Ankara Milletvekili Hasan Hüseyin Ceylan’ın, konuşmasında, kendisine sataşmada
bulunması,
Zonguldak Milletvekili Mümtaz Soysal da, Ankara Milletvekili Hasan Hüseyin Ceylan’ın, ileri sürmüş olduğu görüşlerden
farklı görüşleri kendisine atfetmesi,
Nedeniyle birer konuşma yaptılar.
İçtüzüğün 87 nci maddesine göre, verilen değişiklik önergeleriyle ilgili daha evvelce yapılan uygulamalara devam edilip
edilmeyeceği hususunda açılan usul tartışmasından sonra, önergelerin, önceki uygulamalar istikametinde işleme konulması kabul
edildi.
Bütçe Kanununda Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanunlarında Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı (1/491) (S. Sayısı
: 86) üzerindeki görüşmeler tamamlandı; yapılan açık oylama sonucunda Genel Kurulda toplantı yetersayısı bsulunmadığı
anlaşıldığından, 1 Ağustos 1996 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere Birleşime 05.06’da son verildi.
Kamer Genç Başkanvekili
Kâzım Üstüner Ünal Yaşar Burdur
Gaziantep Kâtip Üye Kâtip Üye
Zeki Ergezen Bitlis
Kâtip Üye


II. – GELEN KAĞITLAR
1.8.1996 PERŞEMBE
Teklifler
1. – Erzincan Milletvekili Mustafa Kul’un; 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanununun 32 nci Maddesinin (B)Bendine Bir Fıkra
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/403) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :30.7.1996)
2. – Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 30 Arkadaşının; Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi (2/404) (Anayasa ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
3. – Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 30 Arkadaşının; Sendikalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi (2/405) (Anayasa ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
4. – Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 30 Arkadaşının; Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşlarının Kuruluş
Kanunlarının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi (2/406) (Anayasa ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî
Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
5. – Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 31 Arkadaşının; Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi (2/407) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :
30.7.1996)
6. – Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 29 Arkadaşının; Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi (2/408) (Anayasa ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
7. – Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 29 Arkadaşının; Mahallî İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri
Seçimi Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi (2/409) (Anayasa ve İçişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
8. – Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 29 Arkadaşının; Siyasî Partiler Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun
Teklifi (2/410) (Anayasa Komisyonuna)(Başkanlığa geliş tarihi: 30.7.1996)
9. – Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 29 Arkadaşının; Dernekler Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair
Kanun Teklifi (2/411) (Anayasa ve İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
10. – Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 30 Arkadaşının; Kooperatifler Kanununun Bazı Maddelerinin Yürürlükten
Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi (2/412) (Anayasa ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
11. – Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 29 Arkadaşının; Tarım Satış Kooperatifleri ve Birliklerinin Kuruluşu Hakkında
Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/413)
(Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
12. – Sıvas Milletvekili Mahmut Işık’ın, İki İlçe ve Divriği İlinin Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/414) (İçişleri ve
Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
13. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli ve 183 Arkadaşının; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 86 ncı Maddesinin
Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/415) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
Rapor
1. – Kamu Personeli ve Emeklilerin Malî, Sosyal ve Diğer Haklarında Düzenlemeler Yapılmasına Dair Yetki Kanunu Tasarısı
ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/494) (S. Sayısı: 87) (Dağıtma Tarihi : 1.8.1996) (GÜNDEME)
Yazılı Soru Önergeleri
1. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, Devlet televizyonununun Türkçe dışında bir dilden yayın yapıp yapmadığına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1118) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
2. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, inanç hürriyeti ile ilgili olarak yürürlükteki mevzuatın uygulanmasına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1119) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
3. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, 22 Mart 1996 tarihli bazı gazetelerde çıkan “Orduda İbadet Talimatı” başlıklı
haberde yer alan iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1120) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
4. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, İsrail’in Türkiye’de nükleer deneme yapmasına izin verildiği iddiasına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1121) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
5. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, Doğu ve Güneydoğu’dan göç edenlere yapılması düşünülen yardımlara ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1122) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
6. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, kredi kullanımına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1123) (Başkanlığa
geliş tarihi : 26.7.1996)
7. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, ihracatı artırmak için uygulanacak teşviklere ve döviz deklare belgesi usulüne ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1124) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
10. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, Emekli Sandığından emekli olan bazı kamu görevlilerinin mağduriyetinin
giderilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1125) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
11. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, doğu ve güneydoğuda eğitime kapalı olan okulların sayısına ve eğitime açılması
için alınacak tedbirlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1126) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
12. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, Ayasofya Camiinin ibadete açılmasının düşünülüp düşünülmediğine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1127) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
13. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, İsrail’le yapılan Askerî Eğitim İşbirliği Anlaşmasına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/1128) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
14. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, Devlet kurumlarına yeni personel alımının düşünülüp düşünülmediğine
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1129) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
15. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, Hac ibadetiyle ilgili kotalara ve karayoluyla hacca gitme yasağına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1130) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
16. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, partizanlık yaptığı gerekçesiyle hakkında soruşturma açılan diyanet
görevlilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1131) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
17. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, Cemevi yapımı için Devlet bütçesinden kaynak ayrılmasına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1132) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
18. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, Türkiye ile İsrail arasında yapılan Askerî Eğitim İşbirliği Anlaşmasına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1133) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
19. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, Devlet yönetiminde varolduğu iddia edilen israf ve yolsuzluklara ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1134) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
20. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, Bursa’da bir vakıf arazisi üzerinde bulunan geneleve ilişkin Devlet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1135) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
21. – Antalya Milletvekili Yusuf Öztop’un, Antalya-Elmalı-Çayboğazı Baraj projesi ve ihalesine ilişkin Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanından yazılı soru önegresi (7/1136) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
22. – İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş’ın, Güneydoğu bölgesinde boşaltılan belde, köy ve mezra sayısına ve geriye dönüş
projelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1137) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
23. – İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş’ın, yurt dışında yaşayan yurttaşlarımızın milletvekili seçimlerinde de oy
kullanabilmeleri için yapılan çalışmalara ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/1138)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
24. – Rize Milletvekili Ahmet Kabil’in, Rize Kanalizasyon şebekesi inşaatına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı
soru önergesi (7/1139) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
25. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, İller Bankası tarafından belediyelere sağlanan kredi şartlarına ilişkin Bayındırlık
ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/1140) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
26. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, fazla tonajlı kamyonların karayollarına yaptıkları tahribatın önlenmesi için
alınacak tedbirlere ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/1141) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
27. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, Adıyaman-Diyarbakır karayoluna bir köprü yapılmasına ilişkin Bayındırlık ve
İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/1142) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
28. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, GAP bölgesinde İsrail Firmalarına arazi tahsisi yapıldığı iddiasına ilişkin Tarım
ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1143) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
29. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, 1993-1995 yılları arasında ithal edilen hayvanlara ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1144) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
30. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, Bakanlığın 1996 malî yılı Bütçe ödeneğine ve Sıvas İline ayrılan miktarına
ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1145) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
31. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, Bakanlığa bağlı arsa stokuna ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1146) (Başkanlığa geliş tarihi :29.7.1996)
32. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, TÜPRAŞ’ın batan bankalardaki parasına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1147) (Başbakanlığa geliş tarihi: 29.7.1996)
33. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, elektrik birim fiyatlarının artış nedenine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1148) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
34. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, ilkokullarda okutulan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Derslerinin ortaöğretimdeki
öğretmenlerce verilmesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1149) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
35. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, tarihî ve kültür varlıklarının korunması için alınacak tedbirlere ilişkin Kültür
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1150) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
36. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, tamamlama programı mezunlarının atamalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı
soru önergesi (7/1151) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
37. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, enflasyonu önlemek için alınacak tedbirlere ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/1152) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
38. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, yurt dışında çalışan işçilerin birikimlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/1153) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
39. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, Bölgesel Kalkınma İşbirliği Teşkilatına K.K.T.C.’nin üye olması için bir
girişimde bulunulup bulunulmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1154) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
40. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, özelleştirmeden sağlanan kaynakların kullanımına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/1155) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
41. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, iç ve dış borçların nasıl ödeneceğine ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/1156) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
42. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, inanç hürriyetini koruma kanununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/1157) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
43. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, kaynakları üretime kanalizeetmek için kullanılacak ekonomik yöntemlere
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1158) 5Başkanlığa geliş tarihi :29.7.1996)
44. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, referandum sistemine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1159)
(Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
45. – Manisa Milletvekili Abdullah Akarsu’nun, yasaya aykırı olarak devam eden kızlık soyadı uygulamasına ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1160) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
46. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Hâkim ve Savcı tayin ve atamalarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1161) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
47. – Ordu Milletvekieli Müjdat Koç’un, SSK’nın tedavi hizmetlerinin iyileştirilmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1162) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
48. – İçel Milletvekili Mustafa İstemihan Talay’ın, kapatılan Anamur Gümrük Baş Memurluğuna ilişkin Devlet Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1163) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergesi
1. – Adana Milletvekili Sıtkı Cengil’in, yerel televizyonların yasal düzenlemelerine ilişkin Devlet Bakanından (Namık Kemal
Zeybek) yazılı soru önergesi (7/964)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.00
1 Ağustos 1996 Perşembe
BAŞKAN : Başkanvekili Kamer GENÇ
KÂTİP ÜYELER : Ünal YAŞAR (Gaziantep), Zeki ERGEZEN (Bitlis)


BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 86 ncı Birleşimini açıyorum.
III. – YOKLAMA
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır; yoklama sırasında Genel Kurul salonunda
bulunan sayın milletvekillerinin, salonda olduklarını yüksek sesle belirtmelerini rica ediyorum.
(Yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız yoktur.
CEMİL ERHAN (Ağrı) – Sayın Başkan, çoğunluğumuz var; arkadaşlarımız yeni geliyorlar.
BAŞKAN – Efendim, daha 20’ye yakın arkadaşımız eksik. Tabiî, sabah 06.00’ya kadar çalıştık; arkadaşlarımız bunu
biliyorlar; çalışmalarımıza ara vereli daha aşağı yukarı yedi saat oldu.
Birleşime 10 dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati : 14.30



İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.40
BAŞKAN: Başkanvekili Kamer GENÇ
KÂTİP ÜYELER: Ünal YAŞAR (Gaziantep), Zeki ERGEZEN (Bitlis)


BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 86 ncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
Sayın milletvekilleri, birinci oturumda yaptığımız yoklamada toplantı yetersayısı bulunamadığından toplantıya 10 dakika ara
vermiştik; yeniden yoklama yapacağız.
Yoklamaya Adana İlinden başlıyoruz.
ALİ ŞEVKİ EREK (Tokat) – Mevcutlardan başlamak mümkün mü Sayın Başkan?
BAŞKAN – Bir daha İçtüzük değişikliği yaparsak öyle bir sistem uygularız. Başkan, kürsüden bakacak, hangi milletvekili
Genel Kurul salonundaysa onların ismini okuyacak; böylece yoklama daha süratli yapılacak. O, artık İçtüzük değişikliğini
gerektiren bir usul.
ALİ ŞEVKİ EREK (Tokat) – Sağ olun Sayın Başkan.
III.– YOKLAMA
BAŞKAN – Yoklamaya Adana İlinden başlıyoruz.
(Yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; çalışmalarımıza başlıyoruz. (RP ve DYP sıralarından
alkışlar)
Gündeme geçmeden önce, gündemdışı söz istekleri vardır.
Gündemdışı ilk söz, Manisa Milletvekili Dr. Lale Aytaman’a verilecektir. (RP ve DYP sıralarından “Yok” sesleri) Sayın
Aytaman, Aile Planlaması Derneğinin davetlisi olarak, Kanada’da katıldığı bir toplantı ile ilgili bilgi vermek istemiştir; kendileri şu
anda yok.
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Ankara Milletvekili Hikmet Uluğbay’ın, 18 Temmuz 1996 tarihinde yağan dolunun, Ankara Gölbaşı ve Haymana
ilçelerindeki hububat tarımına verdiği zarara ilişkin gündemdışı konuşması
BAŞKAN – Gündemdışı birinci söz, Ankara Milletvekili Sayın Hikmet Uluğbay’a verilmiştir. Sayın Uluğbay, geçen hafta
yağan dolunun, Ankara’nın ilçelerinde hububat tarımına verdiği zarar üzerinde gündemdışı söz istemişlerdir. (RP ve DYP
sıralarından “Gündemdışı söz vermeyin Sayın Başkan” sesleri )
Arkadaşlar, sabırlı olun... Yasama döneminin değil de, nasılsa, bu yasama yılının sonuna geldik.
Buyurun Sayın Uluğbay. (DSP sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli üyeler; bugün karşınıza çıkmamın nedeni şudur: Ankara’nın Gölbaşı ve Haymana ilçelerinin çeşitli
belde ve köylerinde, 18 Temmuz günü yağan şiddetli dolu, hemen hemen bu yerlerin tümünde yüzde 100 ölçüsünde ürün kaybına yol
açmıştır. Bu, benim kişisel iddiam değildir. Oyaca, Karagedik, Günalan, İkizce, Dikilitaş, Kırıklı, Tepeyurt, Mahmatlı,
Mahmatlıbahçe ve Soğulcak belde ve köylerinde, 20 Temmuz günü yaptığım geçmiş olsun gezisi sırasında, gerek çiftçilerimizden
ve gerekse bölgede konuştuğum tarım teknisyenlerinden öğrendiğim bilgilerdir.
Geçen yılki süne ve kımıl felaketinden sonra, bu yıl da, dolunun bu köylerimizi vurması, çiftçiyi perişan duruma düşürmüştür.
İki yıl üst üste üründen mahrum kalmak, bu üreticilerimizi, borcunu ödeyemez, evini geçindiremez ve sonbaharda da ürününü
ekemez duruma getirmiştir.
İki yıldır felaketle karşılaşmış bu çiftçilerimizin, Hükümetten bekledikleri şunlardır:
1- Kredi borçlarının faizlerinin affı veya faizsiz ertelenmesi
2- Kredilerin gerçek ihtiyaç sahiplerine verilmesi
3- Bu yılki tohumlarının, mümkünse, bedelsiz verilmesi; bu mümkün olmaz ise, tohum bedellerinin ürünün alımından sonra
ödenmesi.
Bu köylerimizin tohumluk konusundaki diğer bir şikâyetleri de şudur: Ankara’nın hemen yanı başında olmalarına rağmen,
tohumlarının kasım ve aralık ayında dağıtılması nedeniyle, ekim mevsimini geçirmemek için, tefecinin eline düşmektedirler.
Çiftçilerimiz, tohumlarının, en geç eylül ayı sonunda kendilerine verilmesini istemektedirler.
Yeni ürün idrak edilene değin yaşamlarını sürdürebilmek için de, iki yıldır, ürününden, mahsulünden yoksun kalan köylünün,
kaynağa ihtiyacı vardır; bu nedenle, kendilerine açılmakta olan kredi limitlerinin yükseltilmesinde sayısız faydalar mevcuttur.
Çiftçilerimizin şikâyet ettikleri diğer bir konu da, kendilerine, müteselsil kefaletle kredi verilmesinde çıkarılan güçlüklerdir.
Yine bu gezim sırasında üzülerek öğrendiğim bir gerçeği sizlerle paylaşmak isterim. Dikilitaş Köyü Göleti, 1985 yılında
bitirilmiş olmasına rağmen, aradan geçen 11 yıl zarfında, sulama kanalları yapılmamıştır. Gölet, bir ölü yatırım olarak, 11 yıldır
orada beklemekte ve Türk tarımına hiçbir katkıda bulunmamaktadır. Bu, bağışlanmayacak ve akıl almaz bir israf ve davranıştır.
Üzerinde durmak istediğim diğer bir konu da, bu yıl, Ankara’nın çeşitli ilçelerinde süne ve kımılın, geçen yılki boyutta olmasa
dahi, yine belirli oranlarda hasar yapmasıdır. Bu zararlılarla mücadele edilebilmesi için Ankaralı çiftçilerin Hükümetten istedikleri
son derece basittir: Ankara civarındaki ormanlarda kuş avcılığının yasaklanması. Bu kuş avcılığının yasaklanması, süne
zararlısının, kışladığı yörelerde kuşlarca yok edilmesini sağlayacaktır. Bu durum, aslında, doğanın, doğal olarak mücadelesini
sergiliyordu. Ancak, avcılığa sınırsız izin verilmesi, doğanın bu mücadelesini engellemiştir. İki yıl üst üste bu zararlıların
görüldüğü yerlerde mücadeleyi, artık sadece çiftçinin yapması değil, devletin de desteklemesi gerektiği bir noktaya gelinmiştir.
Merkezî hükümetin hemen yanındaki köylere, Hükümetin elinin ve hizmetinin uzanmaması, hepimiz için düşündürücü bir
durumdur. Çiftçilerimiz bu isteklerini dile getirirken, yükümlülüklerini de yerine getirdiklerini söyleyerek şunu dile getirmektedirler:
“Biz, ürünlerimizi satarken, bu satış bedelinden stopaj olarak vergi ve fonlar kesilmekte. Biz, topluma, vergilerimiz ve diğer
ödemelerimizle katkıda bulunuyoruz, kara günümüzde devletten yardım beklemek de hakkımızdır.”
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Uluğbay, son cümlenizi söyler misiniz; siz de biliyorsunuz, gündemimiz biraz yoğun.
Teşekkür ederim.
HİKMET ULUĞBAY (Devamla) –Teşekkürler.
Çiftçilerimizin bu haklı dileklerine Hükümetimizin yanıt vermesi gerekir.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Uluğbay.
2. – Iğdır Milletvekili Adil Aşırım’ın, Iğdır Dilucu Sınır Kapısındaki mazot ticaretine ilişkin gündemdışı konuşması
BAŞKAN – Gündemdışı ikinci söz “1 Ağustos 1996 Perşembe günkü Birleşimde, Iğdır İli Dilucu Sınır Kapısı-Nahçivan
sorunları hakkında” gündemdışı söz isteyen Iğdır Milletvekili Sayın Adil Aşırım’a verilmiştir.
Buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)
Sayın Aşırım, süreniz 5 dakikadır; lütfen süreye riayet edin.
ADİL AŞIRIM (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, Türkiye’de yeşilimize, ormanımıza uzanan, onları yakan,
yanan ormanımızı söndürmeye giden askerimizi de şehit eden lanet elleri kınıyorum; yeşilimizi karartanların, geleceğinin de
karanlık olacağını buradan ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, ülke kaynaklarının arandığı, ülke kaynağımızın tespit edilmeye çalışıldığı bugünlerde, sınır
ticaretimizin önemi, sınır ticaretimizden elde edilen gelirin ne kadar önemli olduğu ve o gelirin, bölge halkının yaşam standardının
yükseltilmesinde ne derece önemli olduğu hepinizin takdirlerindedir.
Gündemdışı konuşma ihtiyacını hissettiğim konu, bölgemdeki, yani, Iğdır Dilucu sınır kapısındaki mazot ticaretidir.
Dönemin Başbakanı, Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Demirel’in, bizi, Kafkasya’ya bağlayacak, Orta Asya’ya bağlayacak “sevgi
kapısı” olarak adlandırdığı Dilucu sınır kapısındaki mazot ticareti...
Değerli milletvekilleri, Nahçivan sınır kapısından, yaklaşık üç yıldır, son zamanlarda da büyük bir boyutta, mazot ticareti
yapılıyor. Bizim, Türkiye’deki, yarı otobüs tipindeki 400-500 Nahçivan aracının, Iğdır’a, bahsettiğim sınır kapısından soktuğu
mazot miktarı günlük, 400-500 milyar lira civarındadır.
Şimdi, günlük 400-500 milyar lira civarındaki bu mazot ticaretinden ne kadarı Iğdır’a, bölgeye ve ülkemize kalıyor; ondan
bahsetmek istiyorum. Nahçivanlı bu mazotunu satıyor ve Iğdır’dan günde 200 milyar lira civarında gıda maddesi alıyor; yani,
mazotu satıyor, karşılığında, bizim işlenmiş ürünlerimizden –çikletten, çikolatadan tutun da tekstil ürünlerine kadar– alıp ülkesine
götürüyor; geri kalan miktarı da, bu ticarî döngünün devam etmesi için kullanıyor.
Böyle büyük bir boyutta ticaretin yapılması yasaklanmıştır; yani, son 10 günde. Yasaklanma nedeni de yasadışı olduğudur;
doğrudur, yasadışıdır. Habur’ daki sınır ticareti mevzuatı, Iğdır’a ya da diğer kapılara da uygulansa, bu yasağın dışına
çıkıyoruz.
Şimdi, Meclisimizin 76 ncı Birleşiminde 11.07.1996’da, ülke kaynaklarının tespitiyle ilgili yapılan genel görüşmede Sayın
Başbakan Erbakan’ın sözlerini buradan size okumak istiyorum: “ Şimdi, Irak’a 2 milyar dolarlık petrol satış imkânı verildi; inşallah,
çok yakında petrol boru hattını açacağız. Irak, bu 2 milyar dolarla gıda maddeleri alacak. Bugün bizim kamyonumuz, Irak’a bir tek
kapıdan gidiyor ve Habur kapısının önünde kilometrelerce kuyruk bekliyor. Gitikten sonra kamyonu dörtte bir yüklüyor; çünkü,
karşılığında oradan petrol alacak. O alacak olduğu petrol için kamyonundaki depo, sadece 250 kiloluk bir depo. Ona yetecek kadar
mal götürüyor, dörtte bir yükle onu yükleyip getiriyor.”
Şimdi, burada dikkatinizi çekmek istiyorum: Sayın Başbakan “ biz, bu kamyonlarımızı tam yüklesek, altındaki petrol
depolarını büyültsek ve insanlarımız bir gidişte dört misli iş yapsa, bir kapı yerine üç dört kapı açsak, bu, hem halkımıza hem
bölgemize hem de devletimize gelir bakımından faydalı olmaz mı?” diyor. Olur Sayın Başbakanım, faydalı olur; işte, Iğdır’da
geçen sene 30 milyon dolarlık bir girdiye sebep oluyor, bu sene de hedeflediğimiz 100 milyon dolarlık bir girdiye sebep olacak. İşte,
sizin bu sözleriniz, Iğdır halkında, Iğdır esnafında sevinç yaratmıştır. Bunun takip edilmesini istiyoruz; sizin bu sözlerinizin
söylendiği zamanda sınır ticaretinin yasaklanmasını kınıyoruz.
Tabiî, ben kimseyi suçlamak istemiyorum, sadece, oradaki ticarî hacme dikkat çekmek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Aşırım, lütfen, son cümlenizi söylermisiniz.
Buyurun.
ADİL AŞIRIM (Devamla) – İktisatta, bir yerde olup da başka yerde olmayan; yani, üretilmişi sizde, hammaddesi başka yerde
olan iki ülke, sınır ticareti yaptığında, o ülkelerin refahı yükselir. Şimdi, bizim Iğdır bölgesi, hatta, sadece Iğdır değil –Ağrı, Van,
Kars, Ardahan, oralar da– bu sınır ticaretiyle gelişmiştir; çünkü, ülke ekonomisi daraldığında Iğdır’da bu hissedilmemiştir. Esnaf,
daha az maliyetle, tarım işçisi, çiftçisi daha az maliyetle oradan gelen mazotla üretim yapmıştır.
Saygıdeğer milletvekilleri, sözlerime son verirken, sınır ticaretinin sadece Iğdır’a değil, bölgeye ve Türkiye’ye çok lazım
olduğunu, Iğdır’daki kaliteli işgücünün de, Nahçivan ile olan sınır kapımızın açık olmasıyla çoğaldığını; yani, bizim bölgemizde,
nitelikli, ucuz işgücü yok; fakat, bizim inşaat sektörümüzde, oralardan gelen işçilerimiz, nitelikli işçilerimiz, bizim inşaatımızın
maliyetini azaltmıştır; yani, böyle ucuz girdi, maliyeti azaltmıştır. Eğer, biz, bu ticareti engellersek, Nahçivan da tepki olarak,
karşıdan kapıyı kapatır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Tamam Sayın Aşırım; teşekkür ederim efendim.
ADİL AŞIRIM (Devamla) – Hepinize teşekkür ediyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gündemdışı konuşmalar bitmiştir.
Gündeme geçiyorum...
DEVLET BAKANI AYFER YILMAZ (İçel) – Sayın Başkan, cevap verecektim.
BAŞKAN – Cevap mı verecektiniz?
DEVLET BAKANI AYFER YILMAZ (İçel) – Evet.
BAŞKAN – Efendim “bitmiştir” dedim; ama, “bitmiştir” dedim artık... Efendim, yani, geri adım attırmayın bize.
DEVLET BAKANI AYFER YILMAZ (İçel) – Peki. (DSP sıralarından “cevap versin” sesleri)
YÜKSEL YALOVA ( Aydın) – Ama olsun, kendisini dinleyelim.
BAŞKAN – Rica ediyorum efendim... Sayın Bakan, daha önce “ben cevap vereceğim” deseydi, neyse...
Şimdi, bir komisyon tezkeresi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım:
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – (10/67) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonu Başkanlığının; Komisyonun, Meclisin tatilde olduğu dönemde de 9
gün süreyle çalışma yapmasına; bu çalışmanın hitamında, çalışmalara tatilden sonra devam edilmesine ilişkin tezkeresi (3/425)
31.7.1996
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Komisyonumuz, İstanbul Kadıköy’de 1 Mayıs günü meydana gelen olaylarda gerekli tedbirlerin alınmadığı iddialarını
yerinde tespit etmek amacıyla, 5–11 Ağustos 1996 tarihleri arasında İstanbul’da çalışmalarda bulunacaktır.
Komisyonumuzun 9 gün süreyle, tatilde çalışma yapmasını gerektirmektedir.
Bu nedenle, tatilde 9 gün olarak saptanan çalışma süresi hitamında, çalışmaların tatilden sonra devam etmesi konusunda gerekli
müsaadenin verilmesini saygılarımla arz ederim.
Ali Oğuz
İstanbul
Komisyon Başkanı
BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Efendim, bir komisyonun tatilde de çalışmasına ilişkin bir tezkere. Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir. (DSP sıralarından “saymadın” sesleri) Efendim, saydık; rica ediyorum, biraz da bize güvenin, hata
varsa “sayımda hata var” deyin, 5 kişi ayağa kalksın, ben tekrar sayayım. Ayağa kalkmadınız, “kabul edilmiştir” dedim. (DSP
sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)
Peki efendim, ayağa kalktınız, bir daha sayalım.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, ilan ettiniz.
BAŞKAN – Rica ediyorum... Arkadaşlarımız her şeye itiraz ediyorlar, biraz da bize güvenin. (DSP sıralarından gürültüler)
Efendim, sayıyoruz. Sayın arkadaşlarım, rica ediyorum... Şurada, bir komisyonun tatilde çalışma süresini devam ettirmesinin bu
kadar önemli bir mesele olduğunu, tarafınızdan önemsendiğini tahmin etmiyorum; yani, komisyon çalışsın ki, Genel Kurul adına
görevini yapsın, bir an önce bitirsin. Allah Allah...
V. – ÖNERİLER
A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİSİ
1. – Kamu Personeli ile Emeklilerin Malî, Sosyal ve Diğer Haklarında Düzenlemeler Yapılmasına Dair Yetki Kanunu
Tasarısının gündemdeki yeri ile Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine ve çalışma süresine ilişkin RP
Grubu önerisi
BAŞKAN – Refah Partisi Grubunun, İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup, işleme koyup,
oylarınıza sunacağım:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulunun 1.8.1996 Perşembe günü yapılan toplantısında siyasî parti grupları arasında oybirliği
sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını
saygılarımla arz ederim.
Salih Kapusuz
RP Grup Başkanvekili
Öneri:
1.8.1996 tarihli “Gelen Kağıtlar” da yayımlanan 87 sıra sayılı Kamu Personeli ile Emeklilerin Malî, Sosyal ve Diğer
Haklarında Düzenlemeler Yapılmasına Dair Yetki Kanunu Tasarısının 48 saat geçmeden gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 2 nci sırasına alınması,
Genel Kurulun, 1.8.1996 Perşembe ve 2.8.1996 Cuma günleri saat 24.00’e kadar çalışması,
5 inci sıraya kadar olan tasarıların görüşmelerinin cuma günü saat 24.00’e kadar tamamlanamaması halinde, 2.8.1996 Cuma
günü saat 24.00’ten sonra da çalışmalara devam olunması ve bitimine kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.
MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) –Aleyhte söz istiyorum Sayın Başkan.
NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, önerinin aleyhinde söz istiyorum efendim.
BAŞKAN – Öneri üzerinde müzakere açıyorum.
Önerinin aleyhinde, Sayın Başesgioğlu ve Sayın Matkap söz istiyorlar.
Lehte söz isteyen var mı efendim? Yok.
İlk söz, aleyhte Sayın Başesgioğlu’nun; buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)
Sayın Başesgioğlu, konuşma süreniz 10 dakika efendim.
MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Refah Partisi Grubunun önerisi üzerinde söz
almış bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.
Bu hafta içerisinde, aşağı yukarı her gün, İktidar Partisi Grupları, Danışma Kurulunu toplantıya çağırarak, Danışma
Kurulunun yeni karar ittihazı için, siyasî parti gruplarını davet etmişlerdir.
Aslında, Meclisin çalışma programının hafta başında yapılacağı ve yapılan bu çalışma programına ve Meclis gündemine,
siyasî parti gruplarının riayet edeceği yerleşik teamüller arasındadır; ama, ne gariptir ki, İktidar Partisi Grupları, bir gün önce
almış oldukları kararlardan ve önerilerden vazgeçerek, her gün yeni bir öneriyle Meclis Genel Kurulunun huzuruna gelmektedirler.
Kendilerini bu konuda daha hassas olmaya, bu konuda daha dikkatli olmaya çağırıyoruz.
Şimdi, söz konusu öneride, kamu personelinin özlük haklarıyla ilgili bir yetki devrini Hükümete öngören bir tasarının
görüşülmesi öngörülmektedir. Yine, Anayasa Mahkemesince iptal edilen, Telekom’la ilgili bir kanun tasarısının da, Yüce Mecliste,
perşembe ve cuma günleri görüşülmesi istenilmektedir.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bu, her iki kanun tasarısı da, kapsamı itibariyle çok geniş olan tasarılardır. Dolayısıyla, Yüce
Mecliste bunların gerektiği şekilde tartışılması, özellikle, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesindeki sakıncalarının
giderilmesi için gerekli zaman ayrılmamıştır.
Hele, en son, yetki kanun tasarısının, henüz daha 48 saat geçmeden, hemen Yüce Mecliste görüşülmesi istenmektedir. Yine,
dünkü grup önerisinde de ifade ettiğim gibi, özellikle kamu personelinin özlük haklarına ilişkin yetki tasarısı, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin by–pass edilmesi demektir. Anayasal sistemimiz, yasama yetkisini, Türkiye Büyük Millet Meclisine vermiştir. 6 aylık gibi
uzun bir süreyle, yasa yapma yetkisinin Bakanlar Kuruluna devredilmesi, siyasî teamüllerimize uygun değildir ve bu iş, anayasal
sistemimizi zorlamaktadır.
6 aylık bir süre içerisinde Hükümetin bu konuya ilişkin kaç kararname çıkaracağı belirsizdir, kapsamı belirsizdir. Mecliste
temsil edilen bütün partilerimiz, elbette, kamu personelinin ve bunların emeklilerinin özlük haklarının düzeltilmesini canı gönülden
istemektedir ve bu konuda, muhalefet partilerimiz -başta Anavatan Partisi olmak üzere- bu konuya ellerinden geldiğince katkı
vermeye hazırdırlar; ama, Hükümet, Türkiye Büyük Millet Meclisini devreden çıkararak, yaz aylarında, kapsamı belli olmayan, kaç
defa kararname çıkaracağı belli olmayan geniş bir yetkiyi alması, anayasal sistemimize uygun değildir.
Dolayısıyla, eğer, Hükümet, bu konuda muhalefettin katkısını istiyorsa, böyle bir iki gün uzatmalarla değil, zorlamalarla değil,
geliniz, Meclisin çalışmasını 15 gün süreyle uzatalım, bu iki büyük kanun tasarısını, bütün siyasî partilerimiz, bütün gruplarımız,
burada enine boyuna tartışsınlar ve bir daha da, Anayasa Mahkemesinden döner endişesini hep birlikte taşımayalım.
Şimdi, burada, gümrükten mal kaçırır gibi -tabiri caizse- bu iki büyük tasarıyı, karmaşık tasarıyı, alelacele, gece baskını
şeklinde çıkaracaksınız; ama, görülen odur ki, siyasî parti gruplarımız, bu konuda Anayasa Mahkemesine gitme hazırlığı
içerisindedir. Yarın, bu iki tasarı yasalaşırsa ve Anayasa Mahkemesinden dönerse, hem sizin amaçladığınız hedefler
gerçekleşmeyecek hem de Yüce Meclisin mesaisine yazık olacaktır. Geliniz, bu ısrarlarınızdan vazgeçiniz. Bir iki gün uzatmak
yerine, makul görülebilecek belli bir süre içerisinde Meclisin çalışma süresini uzatalım ve bu süre içerisinde de, bu iki kanun
tasarısı, Yüce Mecliste enine boyuna görüşülsün; hem kamu personeli konusunda hem de Telekom konusunda, Yüce Meclis,
Anayasa Mahkemesinden dönme endişesi taşımayacak iki tasarıyı çıkarmış olsun.
Hükümetimiz, ilk günlerde, işbaşına geldiği zaman diyordu ki “biz, Meclisi, Hükümetin üzerinde görüyoruz.”
ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – İşlerine geldiği konularda...
MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla) – Ama, maalesef, anlaşıldı ki, Hükümetin, Meclisi, üzerinde görme iddiası sadece
külfete ilişkindir. Zam verir, kaynağını bulmak için Meclise gelir; Çekiç Güç’te, olağanüstü halde çıkmaza girer, bunu kamufle
edebilmek için, Meclisi, genel görüşme yoluyla, gizli oturumlar yoluyla kendisine bir kamuflaj maskesi olarak görür. Bu konuda,
samimiyetinize inanmıyoruz. Geçirmiş olduğumuz bu emsaller, bu örnekler, sizin, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Hükümetin
üzerinde, saygın bir yerde görme iddialarınızı, söylemlerinizi çürütmüştür. Siz, Türkiye Büyük Millet Meclisini, sadece işinize
geldiği zaman, kendi gruplarınızı ikna etmek için veyahut da kamuoyuna değişik söylemler içerisinde bulunmanıza bir gerekçe
olarak görmek istiyorsunuz.
Eğer, gerçekten, Türkiye Büyük Millet Meclisinin katkı vermesini istiyorsanız, siyasî parti gruplarının bu işte ortak sorumluluk
taşımasını istiyorsanız, işte, en güzel fırsatı budur. Bu kanunlar, sadece iktidar partilerinin sorumluluğu içerisinde geçirilecek
kanunlar değildir; ülkemizin ana konularını ilgilendiren kanunlardır. Dolayısıyla, bu konuda muhalefet partilerinin de katkılarını
almak zorundasınız. Daha doğrusu, İktidar, bu konjonktür içerisinde, muhalefet partileriyle bir uzlaşma içerisine girmek zorundadır;
ama, bugüne kadar sergilediğiniz tavırla, maalesef, muhalefetle bir uzlaşma arayışından kaçmaktasınız. Dışarıda, bir hoşgörü
içerisinde, işte “memleketin meseleleri ortak meselelerdir, iktidar muhalefet ayırımı yapmadan bu işleri yapalım, geçirelim”
diyorsunuz; ama, iş ciddiye bindiği zaman, iş sorumluluk paylaşımına geldiği zaman, maalesef, bu konuları muhalefetten
kaçırıyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, bu ülke hepimizin. Kamu çalışanlarının sorunlarını hepimiz yakından biliyoruz. Emeklilerin, dul ve
yetimlerin sorunlarını, onların feryatlarını yakından duyuyor ve biliyoruz. Bu insanlarımızın derdine çare aramak hepimizin
görevidir. O halde, geliniz, bir iki günlük uzatma yerine -kısa sürelerle değil- on gün gibi, onbeş gün gibi makul sürelerle Meclisin
çalışma süresini uzatalım.
Sadece bunlar değil, mesela, sosyal güvenlik sistemi, bugün, Türkiye’de çökmek üzeredir. Bu konunun, acilen tedaviye ihtiyacı
vardır. Bağ-Kur sorunları büyük boyutlara ulaşmıştır. Toplumumuzun çok büyük sıkıntıları vardır. Bu sıkıntıları giderecek
birtakım yasal düzenlemeler Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde bulunmaktadır. Geliniz, bunları, elbirliğiyle tespit edelim,
hangi yasalara öncelik vereceğimizi kararlaştıralım ve bu süre içerisinde bu yasa tasarılarını kanunlaştırarak, Yüce Meclisimizi o
şekilde tatile sokalım ve 20 nci Dönem Parlamentosunun da, bu şekilde, güzel bir çalışma, verimli bir çalışma yaparak tatile girme
hakkı olduğunu, bütün kamuoyuna ifade edelim, bütün kamuoyuna gösterelim diyorum.
Bu duygularla, çalışmalarımızın hayırlı olmasını temenni ediyor, Yüce Genel Kurula saygılar sunuyorum. (ANAP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim, Sayın Başesgioğlu.
Sayın Nihat Matkap, aleyhte; buyurun efendim.
TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Ali Oğuz, lehinde konuşacak Sayın Başkan.
BAŞKAN – Efendim, lehte söz isteyen var mı diye sordum ve yok diyerek sözü kestim. İçtüzüğe göre önceden söz istemek
gerekiyor efendim.
Buyurun, süreniz 10 dakika efendim.
NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Refah Partisi Grubunun, Meclis İçtüzüğünün 19 uncu
maddesi hükümleri gereğince vermiş bulunduğu grup önerisi hakkındaki görüşlerimi arz etmek üzere söz almış bulunmaktayım.
Sözlerime başlarken, Sayın Başkanı ve sizleri saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, Meclis Genel Kurulunun dün saat 14.00’te başlayıp bugün sabaha kadar devam eden birleşiminde
yaşanan gerginliklerden, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak büyük rahatsızlık duyduğumuzu belirtmek isterim. Bu gerginliklerin
temelinde iki neden yatmaktadır; nedenin biri, dünkü birleşimde, zaman zaman yaşanan İçtüzük ihlalleri; bir diğer neden ise,
Hükümetin, Parlamentoya göstermesi gereken saygıyı esirgemiş olmasıdır.
Değerli arkadaşlarım, dün, bütçe kanunuyla ilgili görüşme yaparken, 1 inci maddeyle ilgili verilmiş bulunan önergelerin en
aykırısı olan, 1 inci maddenin Anayasaya aykırı olmasıyla ilgili değişiklik önergesinde, Sayın Başkan, Komisyon Başkanına, bu
Anayasaya aykırılık önergesine katılıp katılmadığını sordu, Komisyon Başkanı katıldığını söyledi; yani, Komisyon Başkanı da,
1 inci maddenin Anayasaya aykırı olduğunu kabul etti; ardından, Sayın Başkan “Nasıl olur?.. Nasıl kabul edersin?..” diye
görüşmelere müdahale etti.
Şimdi, bakınız, İçtüzüğün 64 üncü maddesinin birinci fıkrasını hatırlatmakta yarar görüyorum: “Genel Kurula başkanlık eden
Başkan veya Başkanvekili, asıl konu görüşülürken ve oylanırken hiçbir surette görüşünü açıklayamaz.” Bu konuyu, takdirlerinize
sunuyorum. Tabiî ki, bu ihlaller olunca, ister istemez, gergin anlar yaşanmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, biraz önce, Hükümetin, Parlamentoya göstermesi gereken saygıyı esirgediğini söyledim; bugün, bir yenisi
ekleniyor. Bakınız, dün, Doğru Yol Partisi Grubunca verilmiş bulunan grup önerisinde, 1 Ağustosta bitmesi gereken Meclis Genel
Kurulu çalışmalarının 2 gün daha uzatılması benimsendi; ayrıca, çalışma saatleri de belirlendi. Bugün ve yarın, dün alınan karar
gereğince, Meclis Genel Kurulu saat 14.00’te toplanıp çalışmalarını 21.00’de bitirecekti. Arkadaşlarımızın çoğu Meclisin 1
Ağustosta çalışmalarına ara vereceğini öngörerek kendi bölgelerinde veyahut da diğer etkinliklerle ilgili programlarını yaptılar,
hazırlıklarını yaptılar. Bütün bunlara rağmen, arkadaşlarımızı bu programlarından vazgeçirdik ve bugün, saat 14.00 ile 21.00,
yarın da saat 14.00 ile 21.00 arasında çalışmalarını istedik.
Meclis Genel Kurulu çalışmaları, en ciddî olması gereken çalışmalardır. Eğer, biz, bu çalışmaları laçka hale getirirsek, diğer
kurullardan nasıl bir çalışma bekleyebiliriz.
Değerli arkadaşlarım, daha dün bu karar alındı -Türkiye’nin en ciddî çalışması gereken bir kurumunda bakın ne laçkalıklar
oluyor- bugün, Refah Partisi başka bir öneri sundu. Bugün sunulan öneride, bugünkü çalışmaların saat 24.00’e kadar uzatılması,
yarınki çalışmaların ise, kanunlaşması öngörülen tasarıların bitimine kadar devam etmesi öngörülüyor.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, gerek Hükümet müzakerelerinde konuşulan, gerekse, zaman zaman, kamuoyuna yapılan
açıklamalarda Hükümetin üstüne basa basa belirttiği Parlamentoya saygının ifadesi, bu çalışma yöntemi mi, onu çok merak
ediyoruz.
Değerli arkadaşlarım, çok yaşamsal konular olur, Meclis Genel Kurulu olağanüstü de toplantıya çağrılabilir; ama, dikkat edin,
Hükümetin Meclis Genel Kurulunu toplantıya çağırma nedenlerine bir bakın, kaynak yaratmak amacıyla, kamuoyunda, sık sık
“PTT’nın T’sini satmak” diye takdim edilen Türk Telekom A.Ş. ile ilgili Kanunda bir değişiklik yapılmak isteniyor. Hükümetin bir
diğer isteği olan ve bugün öncelikle görüşülmesini istediği kamu personelinin özlük haklarının düzenlenmesiyle ilgili yetki isteği
bizde önemli kuşkular yaratmaktadır. Özellikle, kamuya alınacak personelin istihdam şeklini yeniden belirleme amacı var. Acaba,
nasıl bir istihdam öngörüyor? Böyle yaşamsal bir konuda, Meclis devre dışı bırakılamaz. Kamu çalışanlarının tayin, terfi ve
atamalarına kendi anlayışını yerleştirme telaşında mı?
Bakınız, bu Hükümet, özellikle, yargıyla ilgili, yıllardır süren bunca sorun varken ve geçen dönem, paketler halinde
komisyonlarda görüşülüp Meclis Genel Kurulunda da gündemde yerini alan bu kadar önemli faaliyetler varken; yargıyla ilgili
sorunların giderilmesi için yola başlamalıyken, ne yazık ki, bir anda 1 300 hâkim ve savcının yerinin değiştirilmesi, atanması ve
nakliyle işe başladı...
YÜKSEL YALOVA (Aydın) – 1 600.
NİHAT MATKAP (Devamla) – Bu nedenle değerli arkadaşlarım, biz, bu Hükümete güven duymuyoruz.
Bakınız, bu yetki kanunu tasarısıyla ilgili birtakım sakıncalar var. Meclis Genel Kurulu çalışmalarının son günlerinde, tüm
grupların ittifak ettiği yasa teklif ve tasarıları görüşülebilir; ama, tüm muhalefetin kaygı duyduğu, mutabakat vermediği tasarıları
son güne getirmek, sanıyorum, çok sakıncalı olur; bu, Meclis Genel Kuruluna da, çalışmalarına da hiçbir katkı getirmez.
Bugün, öncelikle görüşülmesi istenen yetki kanunu tasarısıyla ilgili, bakınız, ne endişeler var. Bakanlar Kuruluna kanun
hükmünde kararname çıkarme yetkisi verilmesini öngören bu tasarının Anayasanın 128 inci maddesine aykırı olduğu iddia ediliyor.
Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan memurlar ve diğer personelle bunların emeklilerine verilen yüzde 50 civarındaki zammın bir
nebze olsa rahatlama getirdiği, ancak, yetersiz olduğu; ama, bu tasarının bu amaca yönelik olmadığı, bu tasarıyla, biraz önce de
söylediğim gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisi yetkilerinin Hükümete devredildiği... Kaldı ki, bu Hükümetin anlayışıyla hiçbir
zaman bağdaşmayan bu talebin, nasıl sindirildiğini de merak ediyoruz.
Tasarı kapsamının çok geniş tutulduğu, yapılması düşünülen iyileştirmelerin kaynağının bulunmadığı, karşılıksız olarak
yapılan ödemelerin hiç kimseye yarar getirmediği, ayrıca bundan önce kamu çalışanlarının özlük haklarında, malî ve sosyal
haklarıyla ilgili yapılan düzenlemelerde konuyu kanun hükmünde kararnamelerle çözmeye gitmenin, sorunu daha da karmaşık bir
hale getirdiği iddiaları varken, Meclisin çalışmasının son günlerinde böyle tasarıları getirmek, gerçekten çok düşündürücü, çok
anlamsız.
Değerli arkadaşlarım, grupların zihninde bu kadar sakıncalar uyandıran böyle bir düzenlemenin, Hükümetçe Meclise
dayatılması, Hükümetin Parlamentoya ne kadar saygı duyduğunu da çok anlamlı bir şekilde tarif etmektedir. Sanırım, bunu
anlatmak için daha da zaman harcamanın herhangi bir gereği yok. Dilerim ve umarım ki, Türkiye, en kısa zamanda bu çelişkiler
Hükümetinden kurtulur.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Matkap.
Sayın milletvekilleri, aslında dünkü yasa müzakereleri sırasında, bir Anayasaya aykırılık önergesiyle ilgili olarak benim
yaptığım müdahalenin aykırı olduğunu Sayın Nihat Matkap belirtti, tekrar dile getirdi. Yanlış anlaşılmasın diye bir açıklama
yapmak istiyorum.
İçtüzüğümüzde, Anayasaya aykırılık konusunun komisyonda ele alınış biçimiyle Genel Kurulda ele alınış biçimi için ayrı
ayrı iki tane hüküm getirilmiştir. Bakın, 38 inci maddede “komisyonlar, kendilerine havale edilen tasarı ve tekliflerin ilk önce
Anayasanın metin ve ruhuna aykırı olup olmadığını tetkik etmekle yükümlüdür” deniliyor; yani, ihtiyarına bırakılmamış. Bir
komisyon, bir tasarı veya teklifin Anayasaya aykırı olduğunu gördüğü takdirde, gerekçesini belirterek, maddelerin müzakeresine
geçmeden reddeder.
Dünkü meselede, Komisyon, bu tasarıyı Anayasaya aykırı olarak görmemiş...
ESAT BÜTÜN (Kahramanmaraş) – Olur mu?!.. Muhalefet şerhi var...
BAŞKAN – Bir dakika, rica ediyorum... Arkadaşım bir şey söyledi...
Maddelerine geçmiş, raporunu düzenlemiş, Genel Kurula getirmiş.
Bir de, 84 üncü madde var; 84 üncü maddede, gelen tasarı veya teklifin Anayasaya aykırı olup olmadığı konusundaki yetki
Genel Kurula verilmiş.
Bence, Genel Kurulda, müzakere sırasında, Başkanın, komisyon başkanına “bu önergeye katılıyor musunuz, katılmıyor
musunuz” diye sorması bile hatalı. Ben, ilk uygulamada bunu yaptım; fakat, Başkanlık Divanı toplantısında denildi ki “usul
böyledir; bunu soralım.”
Komisyon Başkanı bize raporu getirmiş, Anayasaya aykırı olmadığını görmüş; fakat, sonra, Komisyon Başkanı kendisi de
izah etti “yanlış anladım” dedi; yani, Anayasaya aykırılık önergesini yanlış anladığını söyledi.
Yani, burada, Başkanlığın müzakereye katılması söz konusu değil. Elbette ki, Başkan, müzakerelerin, Anayasaya ve İçtüzüğe
göre yapılmasını sağlıyor.
Konuyu takdirlerinize arz ediyorum; düşüncelerinize de saygı duyuyorum.
Lehte, Sayın Ali Oğuz; buyurun efendim.
YÜKSEL YALOVA (Aydın) – “Söz kesildi” demiştiniz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Oğuz, süreniz 10 dakika efendim.
ALİ OĞUZ (İstanbul) – Muhterem Başkanım, değerli arkadaşlarım; Grubumuzdan gelen bir öneri üzerinde, Sayın
Başkanımız müzakere açtı.
Değerli kardeşim Nihat Bey’i dikkatle dinledim; dünkü müzakerelerden de bilbahis, burada, yeniden, iktidarı ele aldı, tahlil etti,
tenkit etti. Haklarıdır, saygı duyuyoruz; bizi övmelerini beklemek aklımızın köşesinden bile geçmez. (RP sıralarından alkışlar) En
şiddetli tenkitlerine açığız. Yalnız, dün, gördük ki, hubbu Ali mi, buğzu Yezit mi; onu ayırmak mümkün olmadı.
İSMET ATALAY (Ardahan) – Anlamadık...
ALİ OĞUZ (Devamla) – O kadar şiddetli gelindi ki, mercimekten nohuda kadar, her şey bu kürsüye geldi hiç münasebeti
olmadığı halde. Bir taraftan da, Hükümetin mevcut icraatı, kanunla ilgisi olmadığı halde, en acımasız bir şekilde masaya yatırıldı;
burnumuzdan, ağzımızdan getirilmeye kadar, silahların konuşmasına kadar -ki, Mümtaz Hocaya hiç yakışmayan bir üslup
içerisinde- burada laflar edildi. (RP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, bizim, burada kavga edecek halimiz yok; hele hele, böyle bir şeyi hiç göze almayın. Biz, 38 kişiyken de
böyle şeyden korkmuyorduk, bugün, 180 kişiyle hiç korkmayız evvel Allah böyle kurusıkılarınızdan. Böyle kurusıkılarınızdan hiç
korkmayız evvel Allah. (RP sıralarından alkışlar) Onun için, böyle bir şeyi dile getirmeyin.
BAŞKAN – Sayın Oğuz, konuya gelir misiniz efendim... Konuya gelir misiniz...
ALİ OĞUZ (Devamla) – Şimdi, konuya gelelim: Dün, bir Danışma Kurulu önerisi geldi, burada müzakere ettik. Ne deniliyordu
onda; bugün çalışacağız, bu kanun bitinceye kadar çalışacağız. Sonra, perşembe ve cuma günü de çalışacağız. Bugün, yeniden,
çalışalım dedik. Dün gece -sağ olun- sabaha kadar çalıştık, çok hayırlı bir netice alındı; çok ağır tenkitlere rağmen bir netice
alındı; hayırlı olsun diyeceğiz.
Bugün de diyoruz ki, 2 tane kanun tasarısı görüşelim. Artık, işin sonuna gelinmiş. Anayasa, tadil edilmeden evvel, haziranda
bize tatil hakkı veriyordu; haziran, temmuz, ağustos; eylülde, davetsiz toplanıyordu Meclis. Bir tadil gördü Anayasa tadiliyle; şimdi,
temmuz, ağustos, eylül; ekimde, davetsiz toplanıyoruz.
Günlerdir söyleniyor tatile gireceğiz diye. İki tane kanun tasarısı görüşülecek; daha önceki Danışma Kurulu önerisinde de var,
bugün de var. Bu iki tasarıyı görüşelim diyoruz. Yani, bir bardak suda fırtına koparmanın ne âlemi var; bu kadar lüzumsuz sözün ne
âlemi var Nihat Bey kardeşim?!. Burada, geldin, neredeyse, Hükümetin bütün icraatını ortaya çıkardın ve bütün bir korkunuz var,
onu söyleyeyim de ferahlayayım: Siz, bizim başarılı olmamızdan korkuyorsunuz, ödünüz patlıyor. (RP sıralarından “Bravo”
sesleri, alkışlar) ama, ne yaparsanız yapın, Allah nurunu tamamlayacaktır. İyi niyetli bir Hükümet gelmiştir; çalışıyor ve başarılı
olacaktır.
Saygılar sunuyorum. (RP ve DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Oğuz.
Sayın milletvekilleri, öneri üzerindeki müzakereler tamamlanmıştır.
Öneriyi yeniden okutup; oylarınıza sunacağım:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulunun 1.08.1996 Perşembe günü yapılan toplantısında, siyasî parti grupları arasında oybirliği
sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince, Genel Kurulun onayına sunulmasını
saygılarımla arz ederim.
Salih Kapusuz
Refah Partisi Grup Başkanvekili
Öneri:
1.08.1996 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan, 87 sıra sayılı, Kamu Personeliyle Emeklilerin Malî Sosyal ve Diğer Haklarında
Düzenlemeler Yapılmasına Dair Yetki Kanunu Tasarısının 48 saat geçmeden, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının ikinci sırasına alınması; Genel Kurulun 1.08.1996 Perşembe ve 2.08.1996 Cuma
günleri saat 24.00’e kadar çalışması; beşinci sıraya kadar olan tasarıların görüşmelerinin Cuma günü saat 24.00’e kadar
tamamlanamaması halinde 2.08.1996 Cuma günü saat 24.00’ten sonra da çalışmalara devam olunması ve bitimine kadar çalışma
süresinin uzatılması önerilmiştir.
BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorumu: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edimiştir.
Zaten, aslında, önerinin bir fuzuli tarafı da var; yetki kanunları Anayasa ve İçtüzüğe göre, öncelikle ve ivedilikle görüşalme
durumuna sahiptirler; sadece, bunun gündeme alınma meselesidir.
YÜKSEL YALOVA (Aydın) – Hep fuzuli işlerle uğraşıyorlar zaten Sayın Başkan.
BAŞKAN – Şimdi, Gündemin “Oylaması Yapılacak İşler” kısmına geçiyoruz.
VI. – OYLAMASI YAPILACAK İŞLER
1. – Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanunlarında Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı (1/491) (S.
Sayısı : 86) (1)
BAŞKAN – Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanunlarında Düzenlemesi Hakkındaki Kanun Tasarısının
açık oylamasına başlıyoruz.
Sayın milletvekilleri, bu kanun tasarısı biliyorsunuz, bugün sabahleyin saat 5.30 civarında Yüce Genel Kurulda müzakeresi
tamamlanmıştı; yapılan açık oylamada yeterli sayı bulunmadığı için, tasarının oylaması bugüne kalmıştı.
Bugün sabah aldığımız karara göre, açık oylama kupalar sıralar arasında dolaştırılmak suretiyle yapılacaktır.
Şimdi, kupaları sıralar arasında dolaştırmak suretiyle açık oylamaya başlıyoruz.
Yanında basılı oy pusulası olmayan sayın milletvekili, adını, soyadını, oyunun rengini beyaz bir kâğıda yazarak, imzalayıp
kupaya atabilir efendim.
Kupalar dolaştırılsın.
(Oyların toplanmasına başlandı)
BAŞKAN – Efendim, oylama işlemi devam ederken, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler” kısmına geçiyoruz.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Efendim, oylama bitsin ondan sonra...
BAŞKAN – Peki, efendim.
(Oyların toplanmasına devam edildi)
BAŞKAN – Salonda olup da oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.
Oylama işlemi bitmiştir.
Kupalar kaldırılsın.
(Oyların ayırımına başlandı)
VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1. – 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/215) (S. Sayısı : 23)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 1
inci sırasında yer alan 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Komisyon?.. Yok.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Sayın Başkan, bir dakika... Yasa tartışacağız; bir yasanın tartışılmasına başlayabilmek
için, ondan önceki yasanın oylanmasının bitmiş olması gerekir.
BAŞKAN – Efendim, bununla ilgisi yok. Gündemin “Oylaması Yapılacak İşler” kısmı bitti. Gündemin “Kanun Tasarı ve
Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçtik Sayın Soysal.
YÜKSEL YALOVA (Aydın) – İşin hitam bulması lazım...
BAŞKAN – Oylama kısmı, gündemin başka bir maddesi.
VEYSEL ATASOY (Zonguldak) – Karar yetersayısı yoksa?..
BAŞKAN – Efendim, rica ediyorum. Yani, illa itiraz etmek istiyorsanız, ben, tabiî bir şey diyemem; saygı duyuyorum
düşüncelerinize; ama, yaptığımda bir hata yok.
Sayın Soysal, kaldı ki, aynı gündem maddeleri için de, geçen sene, Anayasa müzakereleri sırasında, maddenin oylanması
devam ederken, müteakip maddeyi de...
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Efendim, bununla ilgisi yok...
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Efendim, var; çünkü, geçen sene Anayasa konusunda yapılan uygulamada madde söz
konusuydu...
BAŞKAN – Sayın Hocam, ben düşüncemi söyledim.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Madde söz konusuydu efendim; burada yasa söz konusu...
BAŞKAN – Efendim, burada madde yok. Gündemin bir bölümünü geçtik; şimdi, ikinci bölümüne geldik. Oylaması yapıldı,
sayılacak şimdi ve buradan sonucu anons edeceğiz. Onun başka bir işlemi yok.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Şimdi, madde söz konusu değil, yasa söz konusu...
BAŞKAN – Bu kanun hükmünde kararnameyle ilgili Komisyon?.. Yok.
Ertelenmiştir.
2. – Kamu Personeli ile Emeklilerin Malî, Sosyal ve Diğer Haklarında Düzenlemeler Yapılmasına Dair Yetki Kanunu Tasarısı
ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/494) (S. Sayısı : 87)
BAŞKAN – Şimdi, alınan karar gereğince, Kamu Personeli ile Emeklilerin Malî, Sosyal ve Diğer Haklarında Düzenlenmeler
Yapılmasına Dair Yetki Kanunu Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun müzakeresine geçeceğiz.
Komisyon?.. Yok.
Ertelenmiştir.
3. – Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/469) (S. Sayısı : 85) (1)
BAŞKAN – 2 nci sırada yer alan, Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.
Komisyon?.. (ANAP ve CHP sıralarında “Yok... Yok...” sesleri)
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ NURHAN TEKİNEL (Kastamonu) – Komisyon burada Sayın Başkan.
ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Aynı Komisyon...
BAŞKAN – Komisyon burada efendim...
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Niye diğer Komisyon yok?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ NURHAN TEKİNEL (Kastamonu) – Var efendim Komisyon...
BAŞKAN – Efendim, arkadaşımız Başkanvekili... Rica ediyorum Sayın Soysal, her şeye itiraz etmeyin canım...
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Uygulamanıza itiraz ediyorum; lütfen, söz verin de konuşayım.
BAŞKAN – Hangisine itiraz ediyorsunuz?
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Yetki Kanunu Tasarısının, Anayasaya göre öncelikle görüşülmesi gerekir.
BAŞKAN – Evet... Öncelikle... İvedilikle... Ama, neyle müzakeresini yapacağız?.. Komisyon olacak...
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Evet... Pekâlâ...
BAŞKAN – Ee, yok Komisyon... Ne yapayım Sayın Hocam?..
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Pekâlâ biliyorsunuz ki, Komisyon burada; çağırmıyorsunuz.
BAŞKAN – Efendim... Sayın milletvekilleri, çağırmadım mı?
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Yarım ağızla çağırdınız.
BAŞKAN – “Komisyon burada mı” dedim, “Yok” dediler.
Sayın Hocam rica ediyorum... Bakın, size büyük saygı duyuyorum; ama, yani, beni de bu kadar zor duruma düşürmeyin.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Başkanlığa bizim de saygımız var; ama...
BAŞKAN – Evet... Komisyon ve Hükümet yerlerini aldılar.
Raporun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunuyorum..
Raporun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.
Tasarının tümü üzerinde söz isteyen?..
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Efendim, aynı komisyon değil mi bu?..
BAŞKAN – Sayın Hocam,bunu ilk defa uygulamıyoruz ki, rica ediyorum sizden...
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Plan ve Bütçe Komisyonu...
BAŞKAN – Efendim, Komisyon o zaman yoktu, bu tasarıda geldi. Aynı şeyi bundan önceki hükümetler yapmıyor muydu?...
(DSP ve CHP sıralarından gürültüler)
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Bu kadar olmaz efendim!..
BAŞKAN – İşte oluyor Sayın Hocam... Oluyor, maalesef oluyor...
Tasarının tümü üzerinde söz isteyen var mı? Yok.
Maddelere geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... (ANAP, DSP ve CHP sıralarından gürültüler)
NİHAT MATKAP (Hatay) – Ne oluyor? Yangından mal mı kaçırıyorsunuz?!.
BAŞKAN – Sayın arkadaşlar, döne döne, “söz isteyen var mı” demedim mi? (CHP ve DSP sıralarından gürültüler)
NİHAT MATKAP (Hatay) – Hayır, demediniz...
BAŞKAN – Efendim, sadece Sayın Halit Dumankaya söz istemiş.
NİHAT MATKAP (Hatay) – Ayıp be!.. Ayıp be!..
BAŞKAN – Arkadaşlar, eğer söz istiyorsanız, grup sözcünüz....(ANAP, DSP ve CHP sıralarından gürültüler)
Allah... Allah.. Yahu! Ben diyorum ki, söz istiyorsanız bildirin sözcülerinizi. (Gürültüler)
NİHAT MATKAP (Hatay) – Hemen oylamaya geçiyorsunuz, olur mu böyle Sayın Başkan?..
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Sayın Başkan, usul hakkında söz istiyorum.
BAŞKAN – Efendim, arkadaşlardan rica ediyorum... “Söz isteyen var mı” diye sormadım mı? (DSP ve CHP sıralarından
gürültüler)
Sayın Soysal, grup olarak söz istiyor musunuz?.. Sayın Matkap, söz istiyor musunuz?..
NİHAT MATKAP (Hatay) – Tabiî ki, istiyoruz...
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Usul hakkında söz istiyorum.
BAŞKAN – Buyurun. Grup sözcünüzü bildirin...
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, oylamaya geçmiştiniz...
BAŞKAN – Sayın Soysal, zatı âliniz, tasarının tümü üzerinde mi konuşacaksınız, yoksa usul hakkında mı?
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Usul hakkında konuşacağım.
BAŞKAN – Ama, ben, usul hakkında söz vermedim efendim.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – “Buyurun” dediniz de, onun için...
BAŞKAN – Hayır. Ben, tasarının tümü üzerinde konuşacaksınız diye söz verdim. (RP ve DYP sıralarından alkışlar)
Arkadaşlar, lütfen... Rica ediyorum...
Sayın Hocam, bakın, sizden rica ediyorum. Şimdi, komisyonun orada bulunup bulunmaması meselesi benim yetkim dahilinde
değil.
Bundan önce de, pekâlâ zatı âliniz de biliyorsunuz, iktidar grupları görüşülmesini istemedikleri kanunlarda komisyonu ve
hükümeti bulundurmuyorlardı; görüşülmesini istedikleri kanunlarda komisyon ve hükümeti bulunduruyorlardı. Şimdi bu benim
yetkimde değil. Ben, 1 inci sıradaki Yetki Kanun Tasarısı için “Hükümet ve Komisyon var mı” diye sordum, Genel Kuruldan “yok”
dediler.
Rica ediyorum... Bana yardımcı olmanızı rica ediyorum...
İkincisi: “Bu kanun tasarısının tümü üzerinde söz isteyen var mı” dedim defalarca, söz istemi gelmedi.
Siz söz istiyorsanız, size tümü üzerinde söz veriyorum.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Sayın Başkan, ben size yardımcı olmaya çalışıyorum.
BAŞKAN – Hayır, usul meselesinde değil Sayın Hocam; rica ediyorum; tasarının tümü üzerinde size söz veriyorum.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Tasarının tümü üzerinde benim konuşabilmem için, bu konuda hazırladığım dosyamın
yanımda bulunması gerekir; çünkü, gündeme göre şimdi konuşulacak olan, o değildir, şimdi konuşulacak olan Yetki Yasa
Tasarısıdır. Komisyon yerinden kalkıp, oraya giderken, siz “Komisyon yok” dediniz, öbür yasa tasarısına geçtiniz; ama, öbür yasa
tasarısına nasıl geçtiniz; aynı Komisyon yerine oturdu ondan sonra yasa tasarısının görüşülmesine geçtiniz.
Diyelim ki, bu usulsüzlüğünüze şeklen göz yumduk; ama, ondan sonra öbür yasa tasarısına başlayabilmemiz için, sizin, bize, bir
ara vermeniz gerekir; en azından yukarıya çıkayım da, o dosyamı getireyim ben. Bütün milletvekilleri de...
BAŞKAN – Sayın Hocam, bakın, müzakeresine başladığımız Telgraf ve Telefon Kanunu Tasarısı daha önceki gündemde var;
Yetki Kanunu Tasarısını bugün aldık gündeme.
Sizden rica ediyorum, beni bu kadar zor duruma düşürürseniz... Gerçekten çok üzülüyorum. Ben size karşı olmak da
istemiyorum; ama, zaten bu kanun tasarısı gündemdeydi. Siz buyurun; başka arkadaşlar konuşacaklar, siz de dosyanızı getirin
efendim.
Sayın Soysal, sizden rica ediyorum.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – O zaman, ben, tümü üzerinde söz almış saymıyorum kendimi.
BAŞKAN – Peki efendim, buyurun.
Efendim, tümü üzerinde söz isteyen arkadaşımız var mı?
NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Hacaloğlu konuşacaklar.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Hacaloğlu. (CHP sıraları önünde toplanmalar)
TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Ben sizin gibi terbiyesizlik etmem.
(CHP sıralarından “Terbiyeli konuş... Terbiyeli konuş biraz” sesleri, gürültüler)
BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen, oturur musunuz, rica ediyorum...
Sayın İdare Amirleri, rica ediyorum...
Sayın milletvekilleri...
Sayın Karamollaoğlu, Grup Başkanvekilisiniz, lütfen...
Sayın milletvekilleri, hepinizden rica ediyorum... Burada, şu tasarının müzakeresini kendi usulümüz dahilinde yapalım.
Buyurun Sayın Hacaloğlu, süreniz 20 dakika efendim.
CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, öncelikle sizden bir istirhamım var. Biraz evvel
önümden geçerek, yerine oturmak üzere yürüyen Sayın Temel Karamollaoğlu’nun, kullanmış olduğu “terbiyesiz herifler” sözcüğünü
kime yönelik kullandığını ve bu sözünü geri almasına aracılık yapmanızı rica ediyorum. (RP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Bir dakika... Bir dakika efendim, rica ediyorum...
TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Sayın Başkan, izin verir misiniz...
BAŞKAN – Sayın Karamollaoğlu...(RP sıralarından gürültüler)
Arkadaşlar, rica ediyorum...Bir dakika...
TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz.
BAŞKAN – Efendim, siz oturur musunuz...
TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Sayın Hacaloğlu’na ben böyle bir kelime kullanmadım.
BAŞKAN – Peki.
Sayın Hacaloğlu, kullanmamışlar... Rica ediyorum... Siz konuşmanıza devam edin efendim.
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Efendim, evet, ben, Sayın Karamollaoğlu’nun bu sözünü kabulleniyorum; çünkü, artık,
Refah’ın (U) dönüşlerine alıştık. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar, RP sıralarından “Biraz edepli konuş” sesleri)
Efendim, gayet edepli konuşuyorum. Ne duyduğumu, ne konuştuğumu gayet iyi biliyorum.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen... Bu Meclisi siz çalıştıracaksınız İktidar Partisi sabırlı olur. Rica ediyorum
efendim...Rica ediyorum...
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; ülkemizin çok yönlü sıkıntılar yaşamakta olduğu
bir dönemde, İktidar olan Refah, DYP Koalisyonunun yönlendirisi altında, Meclisimizin çok keyfli bir çalışma içinde olduğunu
söyleyebilmek olası değil. Buna rağmen, muhalefet olarak, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ülkemizin sorunlarının çözümüne
yönelik katkılarımızı özenle, kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz ve umuyoruz ki, bu çalışmaların son gününde, Yüce
Meclisimiz, bugüne değin, geçmişte sürdürdüğü anlayış içinde, sorunların üstesinden, uygun üslupla gelmesini başaracaktır. Bu
konuda, tüm partilerin, tüm milletvekillerinin gerekli katkı içinde olacağına, ben de yürekten inanıyorum.
Değerli arkadaşlarım, ülkemiz, son onbeş yılın sağ iktisat politikalarıyla, ekonomisini yönlendiren sağ siyasetle gelmiş olduğu
tıkanma noktasında, Hükümet, çare arar noktadadır. Çareyi, çözümü, toplumun birikimlerini satarak, konutu, lojmanı, arsayı; yani,
toplumun, ülkemiz insanlarının sosyal devlet anlayışının gereği olan birikimlerini satarak; yani, bir anlamda, sağ cebinden sol
cebine; toplumun bir elinden diğer eline kaynak aktararak, sözde, ülkenin kaynak sorununu, kaynak arama açmazını çözmeye
çalışmaktadır. Ekonomide, böyle bir çözüm, böyle bir yaklaşım -ekonomiye ister sağdan bakın, ister soldan bakın- yoktur. Bu,
özünde, temelinde, Refahın öncülük yaptığı bu Koalisyon Hükümetinin, ülkenin yüklü gündemi karşısındaki çözümsüzlüğünün,
yılgınlığının ve çaresizliğinin bir görüntüsüdür.
Zannediyorum ki, Meclisimizin özveriyle dün sabah saat 02.00’ye kadar, bu sabah 05.00’e kadar sürdürdüğü çalışmalara -ki,
ikisinde de ben buradaydım- milletvekillerinin bu konuda ortaya koyduğu özveriyi, sayın İktidar Partisi mensuplarının, ortaya
konulmakta olan bu anlayışı gereğince değerlendiremeyip, konuyu, yangından mal kaçırırcasına, bundan evvel denendiği gibi,
bugün de şu anda, Anayasa Mahkemesinin kapısından iki defa dönmüş olan bir yasayı buradan çıkarmak ve düşüncesinde, satmak,
rantiye ve faiz olgusu dışında, yapıcı, müspet hiçbir görüşü olmadığı anlaşılan bu Hükümetin, sözde önünü açmak... Bu, çıkış
yolu değil... Ne burada sergilediğiniz tavır bir çıkış yoludur ne de ortaya koyduğunuz, sunduğunuz tasarılar...
Değerli arkadaşlarım, Türkiye, bu noktaya; yani, yatırımsızlık, üretimsizlik, verimsizlik ortamına; istikrarsızlık ortamına;
işsizlik, eşitsizlik ve gelir dağılımındaki bozukluk ortamına sizlerin sayesinde geldi. (RP sıralarından gürültüler)
HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – CHP diye bir şey yok!..
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Türkiye, bu noktaya, onbeş yıldır uygulanmakta olan, IMF’ye endeksli ve biraz evvel
belirttiğim gibi, hangi parti iktidarda olursa olsun, sağ ekonomistlerin, siyasetçilerin yönlendirmesi altında sürdürülen politikalarla
geldi. Bugüne değin, “faiz haramdır...
MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) – Yine haram... Yine haram...
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – ...ve rant ekonomisi çıkış yolu değildir” diyen Refah Partisinin de, artık, bu anlayışa
geldiği, yıllardır halka sunduğu politikaların bir yutturmaca olduğu; gerçeği yansıtan, gerçek kimliğini yansıtan politikalar
olmadığı, şu kısa dönemli, birkaç haftalık Koalisyon Hükümeti ortaklığı döneminde, ekonomide, sosyal politikalarda gerçek
kimliğinin, sağ siyasetten, merkez sağdan, radikal sağdan hiç farklı olmadığı ortaya çıkmıştır. (CHP sıralarından alkışlar)
HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – İki yıl tahammül et, iki yıl...
BAŞKAN – Efendim, müdahale etmeyin, rica ediyorum.
Hayır, tahammül etmiyorsanız, kulislerde oturun; biraz istirahat edin.
HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Yardımcı olmaya çalışıyorum...
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bugün, Türkiye, her yönüyle sıkıntılar içinde. İç barış kanarken,
diğer yandan, Türkiye, birkısım insanlarımız için cennet. Türkiye, bir kent rantları cenneti; Türkiye, kamu kesimi sırtından bir
vurgun cenneti; Türkiye, bir karapara aklama cenneti... Sıcak paraya teslim olmuş olan ekonomi, birkaç yıldır, sıcak para süreci
içinde, karapara aklamayı bir yöntem haline getiren siyaset uygulamaları, rantiyerlere, mafyaya ve vurgunculara yenik düşen bir
Türkiye’yi karşımıza getirmektedir.
HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Sayenizde...
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Refah Partisinin, Doğru Yol Partisiyle beraber kurmuş olduğu Hükümetin, bugün, şu anda
önümüze getirmiş olduğu tasarı, biraz evvel belirttiğim gibi, Anayasanın kapısından iki kere dönmüş; buna rağmen, Anayasanın
öngördüğü değişiklik gereksinimini, Anayasanın duyarlılık gösterdiği konularda ortaya koyduğu değişiklik gereksinimini yerine
getirmeden önümüze sunulan bu tasarı, yürürlükte olan kanunun boşluklarını gidermek amacı ile dahi olsa, bu haliyle -biraz sonra
açıklayacağım gibi- Anayasaya aykırıdır ve bu haliyle, toplumun malını satarak -kamu açıklarını- yani vurgunculara, yani
mafyaya peşkeş çekilen, sıcak para ile, Türkiye’yi, bir karapara aklama cennetine dönüştüren politikalara geçit veren, kapı açan bir
tasarı. Bunun arkasında da Refah Partisi var. Beni buradan izleyen yurttaşlarımız, Refah Partisinin bu anlayışını ibretle
izlemekteler.
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – İnsaf!... Daha yirmi gün oldu...
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, yirmi yıldır, ülkenin ekonomisinde, toplumsal yaşamımızda
istikrarsızlığa ve ülkenin, insanlarımızın, yoksullaşmasına, eşitsizliklerin artmasına temel oluşturan yüksek enflasyonun ardında
yatan birçok neden var. Neden olarak, laf arasında, Hükümetimiz ve bundan evvelki hükümetlerin sağ kanadı, sık sık kamu
açıklarını gündeme getirdi.
Tabiatıyla, kamu açıkları, ülke ekonomisinde, istikrarsızlığın, enflasyonun temel nedenlerinden biridir; ama, kamu açıkları bir
sonuçtur. Bir ülkeyi kamu açıkları noktasına götüren nedenleri iyi açıklamak gerekir. Türkiye’de, yıllardır yürürlükte olan,
piyasalardaki oligopol yapı; yani, tekelci pazar yapısı, gelir dağılımındaki eşitsizlik, teknolojik yapıdaki verimsizlik, yetersizlik ve
izlenen politikalarla oluşturulan enflasyon lobisi, enflasyonu pompalayan politikaların, bilinçli bir şekilde, bir siyasî tercih olarak,
yıllardır uygulamaya konulmasının nedenini oluşturmuştur.
Tabiatıyla, terör sürecinde yaşanmakta olan iç barışımıza yönelik yoğun harcamalar da, enflasyonu, kamu açıklarını
kamçılayan, artıran unsurlar; ama, şimdiye değin, bu kürsüden yapılan, özelleştirmeye ilişkin tartışmalarda, KİT’ler, sürekli olarak,
enflasyonun temel nedeni olarak gösterilen kamu açıklarının temel unsuru, baş unsuru olarak yargılanmışlar, suçlanmışlar, suçlu
mevkiine konulmuşlardır.
Bu, doğru değildir; bu konuda söylenenler bilimsel değildir. KİT’ler, kamu girişimleri, bugün, Türkiye’de, kamu açıklarının
temel kaynağı değildir. Bu konuda ortaya konulan argümanlar, ileri sürülen düşünceler, ideolojik düşüncelerdir. Merkez sağ, IMF’ye
endeksli tercihleri, politikalarıyla ve şimdi radikal sağ ona katılarak, bu konuyu, ideolojik bir konu haline getirmişlerdir. Kamu
girişimciliğini tasfiye etmek amacıyla, yıllardır, KİT’leri, enflasyonun temel müsebbibi olarak sunmuşlardır.
Değerli arkadaşlarım, özelleştirmenin temel çıkış noktası gibi sunulduğu yıllarda, KİT’lerin kamu açıkları içindeki payı,
kamu kesimi borçlanma gereğinin gayri safî millî hâsılaya oranı zemininde yapılan değerlendirmede 1987 yılında yüzde 54 idi,
1989 yılnda yüzde 35, 1990 yılında yüzde 50, 1991 yılında yüzde 31; 1992 yılında yüzde 32, 1994 yılında yüzde 17; 1995
yılında, o çok yüksek enflasyon ortamında dahi, rekor düzeyde içborçlanma, dışborçlanma sürecinin yaşandığı ortamda dahi yüzde
12 idi.
Değerli arkadaşlarım, ne konuştuğumuzu bilelim. Eğer, amaç, gerçekten enflasyon yangınını söndürmek ise çareyi doğru yerde
arayalım. Eğer, amaç, KİT’leri, kamu girişimlerini tasfiye ederek ekonomik ve sosyal alandan devleti geri çekmek ise bunu açıkça
söyleyelim. Refah Partisi de, ayağa kalksın, nereden, kimden yana olduğunu açıkça söylesin.(CHP sıralarından alkışlar)
HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Açık, net; milletten yana...
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, KİT’ler, bugüne değin ülkemizde demokrasinin kökleşmesinin,
çalışma yaşamının kurallaşmasının, sanayileşmenin, bölgesel gelişmenin, teknolojik yapılanmanın öncüsü olmuşlar, gelir
dağılımına katkıda bulunmuşlardır. Bu yaptıklarının ve katkılarının en önemlilerinden biri, ülkemizde örgütlü toplum
yapılanmasına katkılarıdır. Çünkü, emeğin örgütlenmesine alan açmışlardır; ama, bu anlayışı, örgütlü toplumun önemini, kendi
siyasî yapılanmalarında örgütlülüğü gözardı eden, gündemden çıkaran ve emeğin örgütlenmesinden çekinen, korkan sağ partilerin
anlamasının mümkün olmadığını anlayışla karşılıyorum değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, özelleştirme, bir amaç değil, bir araçtır. Özelleştirmeye bir araç olarak baktığınız zaman, belirli alanlarda
özelleştirme yapılabileceğini kabul edebilirsiniz; ama, eğer, buna bir ideolojik amaçla, devleti çökertmek amacıyla, devletin
ekonomik yapısını, kurumlarını çökertmek amacıyla yaklaşırsanız, işte o zaman geri teper. O zaman, bunu, halkımıza,
yurttaşlarımıza izah edemezsiniz.
Özelleştirme ancak, yeniden yapılanma, rekabet ve verimliliği artırma, sınai mülkiyeti tabana yayma ve kamu girişimciliğine
çağı paylaşmasının önünü açma amacıyla yapılabilir. Bu alanda ortaya koyacağınız herhangi bir özelleştirme programı, kesinlikle,
tekelci yapılanmanın önünü almalı, tekelci yapılanmaya geçit vermemeli, yabancıların payına sınırlar getirmelidir. Bugün Batı
Avrupa’nın birçok ülkesinde bu sınırlamalar yapılmıştır, ekonomik bağımsızlığa özen gösterilmiştir. Ancak, bu yasa tasarısıyla,
sağın, merkez sağın ve şimdi radikal sağın böyle bir anlayışı olmadığını üzülerek tespit etmekteyiz .
BAŞKAN – Sayın Hacaloğlu, birbuçuk dakikanız var efendim.
ALGAN HACALOĞLU (Devamla)– Değerli arkadaşlarım, bugüne değin, özelleştirme gelirlerinin yüzde 18’i Hazineye
aktarılarak kullanılmıştır. Yani, Hazineye bir kaynak oluşturmak amacıyla özelleştirme yapılmıştır. Yüzde 58’i ise, sermaye
iştiraki olarak kullanılmıştır. O ne demektir? Demek ki, devlet, bu KİT’lere zamanında kendi sermaye paylarını vermedi; yüzde
2’sini ise danışmanlık ve ihale giderleri için kullanmıştır. Oysa, sosyal yardım zammı ve erken emeklilik primi için kullanılan
kaynaklar sadece yüzde 50’dir.
Değerli arkadaşlarım, kısaca, özelleştirmeyi bugüne değin taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma, örtüsüzleştirme ve devletin
ekonomik birimlerini çökertme anlayışıyla bir ideolojik araç olarak kullanan merkez sağın ve Refahın bu yaklaşımı, bu yasa
tasarısında da kendini ortaya koymuştur.
Yasa tasarısının maddelerine ilişkin görüşlerimizi ve Anayasaya aykırılıklarını maddeler görüşülürken dile getireceğiz.
Bu aşamada, ben, günü kurtarmak amacına yönelik bu uygulamanın başarı değil, hüsran getireceğini belirtiyorum ve hepinize
saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hacaloğlu.
VI. – OYLAMASI YAPILACAK İŞLER (Devam)
1. – Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanunlarında Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı (1/491) (S.
Sayısı : 86) (Devam)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanunlarında Düzenlenmesi
Hakkında Kanun Tasarısının yapılan açık oylamasına 203 sayın milletvekili katılmış, 203 sayın milletvekili de kabul oyu
vermiştir. Böylece, yasa tasarısı kanunlaşmış bulunmaktadır; hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.
VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
3. – Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/469) (S. Sayısı : 85)
BAŞKAN – DSP Grubu adına, Sayın Mümtaz Soysal; buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)
Sayın Soysal, süreniz 20 dakikadır.
DSP GRUBU ADINA MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın üyeler; biraz önce kürsüye geldiğim zaman “dosyam yanımda değil, onun için tümü üzerindeki konuşma
sıramı geçiyorum” dedim. Aslında, ben, bazı konularda ve özellikle de PTT’nin T’si konusunda, yalnız 20 dakika değil, 20 saat
dosyasız da konuşabilirim. Niçin konuşabilir olduğumu biliyorsunuz herhalde!..
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) – Ama, dinleyici bulamazsınız.
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Bulurum... Ben, burada dinleyici bulamazsam, hukuk dünyasında bulurum; sonuçları da sizi
etkiler.
Sayın Başkan, biraz önce, Sayın Ali Oğuz, benim de kendisine yakıştırmakta güçlük çektiğim hafif bir çarpıtma yaptı; ben
“silahlar konuşur” demişim!.. Sanki, ben, silahlarımı konuşturacakmışım ya da biz, silahlarımızı konuşturacakmışız gibi bir
anlam çıkarmaya çalıştı; oysa, benim hukuktan başka silahım yok. (DSP, CHP sıralarından alkışlar)
ALİ OĞUZ (İstanbul) – Herkesin hukuktan başka yok...
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Sayın Oğuz, benim söylemek istediğim şuydu: 27 Mayıs ya da ona benzesin benzemesin,
askerî müdahaleler niçin oluyor bu ülkede?.. Çünkü, mekanizmalar iyi işlemiyor. Onun için, bizim çabamız, şu “Parlamento”
dediğimiz kurumu, yüce kurumu, kendi kurallarına uygun olarak çalıştırmak ve bu çalışma sırasında da düşüncelerimizi söylemek;
ama, bu olmazsa, mekanizma bozulursa, başka şeyler olur demek istedim ve 27 Mayıs; işte, 1960 öncesine benzemeye başlamış olan
şu Meclisin yarattığı tablolar dolayısıyla olmuştu. Ben, o tablolar olmasın istiyorum.
Şimdi “ben, bu konuda 20 dakika değil 20 saat konuşabilirim” dedim; ama, bugün, kendim konuşmak istemiyorum; ben, kendi
hafızama güvenmek istemiyorum; ben, bu ülkenin hafızasına ve bu ülkenin Parlamentosunun hafızasına güvenmek istiyorum. Onun
için “dosya” dediğim zaman, bu dosyam, geçmiş tutanaklara ilişkin dosyadır. Bben, o hafızayı konuşturmak istiyorum; onların
hepsini de ezberlemem mümkün değil.
O hafızayı niçin konuşturmak istiyorum; çünkü, Sayın Başkan, zannediyorum, önümüze gelen konu, geçen gün, genel görüşme
konusu yaptığınız konudur; yani, bir kaynak arayışı var ve o kaynak arayışı sırasında da, en azından, tahminim, Hükümetin bir
kanadı –hangi kanadı olduğunu tahmin etmek de zor değil– “kaynak” deyince, sanki taynakmış gibi, baş harfi T imiş gibi hemen
T’yi hatırlıyor ve yine o hatırlanmış galiba! Onun için “kaynak” deyince karşımıza yine T geldi.
Kaynak konusunda... Ki, kaynak, Maliye konusudur... Maliye Bakanı Sayın Abdüllatif Şener burada mı acaba?.. Burada
bulunmasını isterdim; çünkü, kendisi, 10 Haziran 1994 tarihli Meclis tutanaklarının bir sayfasında, bu T ile kaynak ilişkisi
konusunda ve tamamen bu konu konuşulurken şunları söylemektedir: “Öncelikle kâr eden kamu iktisadî teşebbüslerinin
özelleştirilmesi, satışa çıkarılması olayı karşısında, özelleştirmenin amacının ne olduğu konusundaki soruların tekrar sorulması
lüzumu ortaya çıkmaktadır. Demek ki, uygulama, kâr eden kuruluşlara yönelik olduğuna göre, asıl maksat, kamu kesimi üzerindeki
KİT yükü değildir; aksine, kamu açıklarını kapatma, bütçe açıklarını kapatma, nakit, gelir sıkıntısı çeken iktidarın yeni gelir
kaynakları arayışının bir parçasıdır ve amaç dönüşüme uğradıktan sonra, en kârlı satış alanı olarak PTT hizmetleri, haberleşme
hizmetleri görülmüştür ve bugün Türkiye’de kârlı bir kuruluş olarak faaliyette bulunan bu kurumun bir bölümünü, bu kanun
tasarısıyla ve bu maddeyle anonim şirket şekline dönüştürmek” vesaire diye konu devam ediyor. Sonuçta, o paragraf şöyle bitiyor:
“İktidarın nakit sıkıntısını üzerinden atacağını düşünüyorlarsa bunun çok geçici bir tedbir olduğunu, ülke ekonomisinin genel
gidişatı içinde, ileride dengelerin daha da bozulduğu bir ortamı yaşayacağımızı bilmeleri gerektiğini ifade etmek isterim.”
Sayın arkadaşlarım, dikkat etmişsinizdir; Çekiç Güç konuşulurken, birçok hatibin yaptığının aksine, ben, eski tutanakları
açmak istemedim. O konuda da, birçoğumuz hakkında, geçmişte neler söylemiştir, onları bulmak mümkündür. Bazılarımız
hakkında bulmamak durumu vardır; ama, bazılarımız hakkında da vardır! Ben, o yola girmek istemedim; çünkü, kısır bir tartışma
olurdu; önümüzde ciddî bir sorun vardı.
Şimdi, kısır bir tartışma olmasın diye, doğru iş yapalım diye, bugün, önümüze yanlış işi getirmiş olanların, geçmişte -onu da
söyleyeyim, onlar bir kanatta, biz bir kanatta oturuyorduk; ama, bizim partimizde o konuda bir demir disiplin esmiyordu ve biz,
ülkenin kaynakları bu şekilde satılıyorsa, ona karşı hukuk yollarını kullanmak üzere, Refah Partisiyle cephe birliği yapıyorduk ve
o zaman, açılmış olan bütün davalarda, Refah Partisinin 38 imzası vardı; 38 kişinin 38 imzası vardı ve bunlar, hem Meclis
kayıtlarında hem de Anayasa Mahkemesi kayıtlarında vardır- neler söylediklerini, ben bir hatırlama yapmak için değil, o sırada
söylediklerinden, bugün yararlanmak için yapıyorum.
Sayın Ali Oğuz da burada, onun da bazı sözlerini tekrarlayayım: “Değerli arkadaşlarım, mecbur olduğunuz için bunu
yaptığınız kanaatindeyim; çünkü, ağır borçların altında, hesabını bilmeyen tüccarın eski defterlerini karıştırıp da bir şeyler
bulması, evinde satılacak bir şeyler kalmayınca, artık en değerli şeylerini, hatta ecdat yadigârı hatıralarını dahi satmaya başlaması
gibi bir abesle karşı karşıya bulunduğumuzu ifade etmek isterim.” (DSP sıralarından “Bunları kim demiş?” sesleri)
Sayın Ali Oğuz demiş.(DSP sıralarından alkışlar)
ALİ OĞUZ (İstanbul) – Devamı da var orada!
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Sayın Hüsamettin Korkutata burada mı bilmiyorum; ama, Sayın Korkutata da bu işin stratejik
yönüne dokunmuş –biz de zaten maddeler geldikçe dokunacağız; amaben, şimdi, tümü üzerinde konuşuyorum– ve şöyle demiş: “Bu
işin bir de stratejik önemi vardır. Haberleşmenin ne kadar önemli olduğu, Körfez Savaşında açık ve net şekilde belli olmuştur.
Stratejik önemi haiz tesisi, gizli kalması gereken tesisi, yarın, bana lazım olduğu zaman, benim bilebileceğim şekilde bunu
koruyabilecek miyiz; bilemiyorum.” demiş. “Bu konuda şüphe ediyorum.” demiş, demiş_
Sayın Salih Kapusuz herhalde buradadır; Salih Kapusuz’un sözleri biraz uzun, ondan birkaç seçme yapacağım. Sayın Kapusuz,
hem de, bugünkü duruma uygun bir durumla karşı karşıya olduğumuz zaman; yani -geçmişteki davaları bırakıyorum- PTT’nin T’si
bir anonim şirkete dönüştürülmüş, yüzde 51’i kamudadır denmiş ve yüzde 49’unun -şimdi olduğu gibi- satışına ilişkin bir
düzenleme yapılırken, demiş ki: “Yine burada, yine yüzde 51’i devletimizde kalıyor diye milleti de oyalıyorsunuz, hatta, diğer bir
manayla, affınıza sığınarak söylemek mecburiyetindeyim, kandırmak istiyorsunuz.” Ben de affınıza sığınarak aynı şeyleri
söylemek isterim. (DSP sıralarından alkışlar)
HACI FİLİZ (Kırıkkale) – Anayasa değişikliğinde imzanız vardı; ama, kandırdınız...
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Hayır efendim, ben, Anayasayla kandırmıyorum. Ben, Anayasayla kandıracak olsam,
Anayasayla bazı hukukçular kandıracak olsalar, ki, mümkündür kandırabilirler; ama, bu devletin, bu sistemin bir Anayasa
Mahkemesi vardır, o kanmıyor.
HACI FİLİZ (Kırıkkale) – Anayasa değişikliğinde diyorum_
BAŞKAN – Sayın Filiz, rica ediyorum, karışmayın siz.
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Bunları okumayayım, çok vaktinizi almak istemiyorum. Yalnız, bir tane daha okuyayım
Sayın Başkan.
Sayın Zeki Ünal acaba burada mı?.. O da “şimdiye kadar ki özelleştirme programıyla, bütçe açığını kapatmak istemektedir
Hükümet; borçlarını ödemek istemektedir ve rehabilite edilmesi gereken bazı KİT’leri rehabilite etmek istemektedir. Ancak,
Hükümet, özelleştirme yapacağım derken, maalesef, Türkiye’nin en çok kâr eden, en rasyonel ve rantabl bir şekilde çalışan
KİT’lerinin de, hızlı bir şekilde elden çıkarılmasını planlamaktadır” demiş, yine T üzerinde konuşurken.
Sayın Başkan, değerli üyeler; geçen gün, burada, bir kaynak genel görüşmesi yapıldı; hatta, yeni usul genel görüşmelerin ilki,
kaynak konusunda yapıldı. Kimimiz iyi niyetle, kimimiz “haydi, İktidar bunu istiyor, yardımcı olalım” diyerek, oyunun ne
olduğunu bilerek konuştuk; ama, gerçekten, Sayın Başkan, gerçekten, o oturumun tutanaklarına bakarsanız, muhalefetten ya da
iktidardan “ T satılsın” diyen kimse çıktı mı? Yani, kaynak konusunu daha üç dört gün önce konuşurken ya da bir hafta önce
konuşurken, bu Mecliste dahi, kaynak için “ T satılsın” diyen çıkmadı. O genel görüşmeyi biz niye yaptık da “bu genel görüşmenin
ışığında, bazı şeyler yapacağız” dedik? İlk yaptığımız şey de, yine, T ‘yi, bu Meclisin önüne getirmek oldu.
Tasarının tümü üzerinde konuşurken şimdiden söyleyeyim; maddelerde, açıkça, Anayasaya aykırılıklar var. Onların
düzeltilmesine çalışacağız; ama, biliyorum, yine aynı giyotin işleyecek, onlar düzeltilmeden kalacak, Anayasa Mahkemesine
gidecek, iptal edilecek, hatta yürürlüğü durdurulacak ve siz, ondan sonra “biz, kaynak bulmaya çalışıyorduk; ama, Mecliste, birtakım
münafıklar, bu kaynağı bulmadılar, bulunmasına engel oldular” diyeceksiniz.
Niçin bunu yapıyorsunuz; niçin bu yapılıyor? Sanıyorum, bu, Koalisyonun kendi içerisindeki bir sorun dolayısıyla yapılıyor.
Ben, Refah Partili arkadaşlarımızın, daha geçen yıl, geçen aylara kadar karşısına çıktıkları ve hem de çok kuvvetli bir biçimde
karşısına çıktıkları bir konuda, buraya, böyle bir yasa tasarısıyla geleceklerini, gelmek istediklerini sanmıyorum. Çünkü, demin
yaşadığımız dakikaları yaşamak endişesi, muhtemelen akıllarından geçmiş olacaktır ya da en azından, sorumlu olduğunu
söyleyen, adil düzenden yana olduğunu söyleyen, millî görüşten yana olduğunu söyleyen, millî kaynakların çarçur edilmemesini
istediğini söyleyen bir parti olarak, buna gönüllerinin razı olmayacağını tahmin ederdim, ama, Koalisyonun bir kanadı da “kaynak”
deyince, işte, bu “‘taynak” konusunu anlıyor ve T’ yi getirmek istiyor; ama, bu hafıza -insan hafızası- kendisini aldatabilir,
yanıltabilir; ama, şu devletin, bu Parlamentonun hafızası, bakın, gözler önüne ne seriyor:
21.9.1993 tarihli tutanak:
“Başkan – Bir gensoru önergesi vardır.
Önerge bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.
Gensoru önergesini okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
İç ve dış güvenliğimizin temel haberleşme kuruluşlarından olan PTT’yi özelleştirerek yabancı şirketlere satışa çıkarmaya
hazırlanan Başbakan Tansu Çiller ve Ulaştırma Bakanı Mehmet Köstepen hakkında ekte sunulun gerekçeye istinaden Anayasanın
99 uncu, İçtüzüğün 108 inci maddesi gereğince gensoru görüşmesi açılmasını saygılarımla arz ve talep ederim.
Refah Partisi Grubu Adına
Grup Başkanvekili ve Kocaeli Milletvekili
Şevket Kazan”
(DSP ve CHP sıralarından alkışlar)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Soysal.
ANAP Grubu adına, Sayın Yaşar Topçu; buyurun efendim.
Süreniz 20 dakika efendim.
ANAP GRUBU ADINA YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
1 Ağustos günü tatile girmesi gereken Parlamentoya, Hükümet,acil saydığı birtakım yasa tasarıları getirdi. Bunların başında,
bütçeyle ilgili, yetkiyle ilgili yasa tasarıları var; ama, bu yasa tasarılarının arasına, tıpkı hazırlanışında olduğu gibi, alelacele, T’
nin satışını iptal eden Anayasa Mahkemesi kararına hafifçe temas edilerek, dört beş maddelik bir yasa tasarısı sokuldu.
Tabiî, bunun sokuluşunun izahında, ülkenin kaynak sıkıntısı gösterilmeye çalışılıyor. Ülkenin, kaynak sıkıntısı içerisinde
olduğu doğrudur; ülkenin, kaynak aradığı da doğrudur. Ülkenin, kaynak bulabilmek için ve esasen, devleti, vatandaşın sırtında yük
olmaktan çıkarmak için, küçültmek ihtiyacıyla birçok KİT’leri satmak istemesi, bunlardan kurtulmak istemesi de doğrudur; ama,
bunları yapmak isteyenlerin amacı, devletin ihtiyacı olan şeyler değil; onlar, kendi aile çıkarlarının peşindedir. (ANAP ve DSP
sıralarından alkışlar) Şimdi, ben, lafları buraya bırakıyorum. Cevap vermek isteyen gelir, verir.
Bakın, neden öyledir: Şu, herkesin cebinde bulunan cep telefonlarının sözleşmesini, Ulaştırma Bakanıyken ben yaptım. Bu,
Türkiye’de imzalanmış, kendi türünde ilk sözleşmedir ve bu sözleşmeyle, hazinenin elde ettiği kaynak, bu telefonları -katma değerli
hizmetler derler buna- bu katma değerli hizmetleri, bugüne kadar, dünyada, benim sattığım fiyata satabilen başka bir ülke
çıkmamıştır. Bu telefonları, ben, masraflarının tümü talip şirketlere ait olmak ve tekel yaratmamak üzere, en az iki firmaya 150 bin
abone karşılığında, iki senede ödenmek üzere, beher hattını 500 milyon dolara sattım. İki hat 1 milyar dolar!.. 1 milyar dolar -
herhalde hesabını söylemeye gerek yok- 80 trilyon para!.. Bu para, Sayın Çiller’in Başbakanlığından bu yana tahsil edilmiyor.
Neden? Hatlardan bir tanesi, kendilerine destek veren basın organıyla ilişkili, bir tanesi kendilerine karşı bir basın organıyla
ilişkili... (ANAP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Kendilerine karşı basın organıyla ilişkili olanı kapattılar, bir tanesi 350 bin
aboneye geldi –150 bin aboneliktir, 500 milyon dolar karşılığı– 150 bin aboneden sonrasını tekrar pazarlamak mümkün. Onlar
habire gidiyor, ötekini durdurdular, onun da hakkını ona verdiler; birine avanta sağladılar, birinden intikâm aldılar. İşte, bu Kanunu
getirenlerin devlet yönetimi anlayışı budur. (ANAP sıralarından alkışlar)
Bir şey daha, şimdi, bakınız, Anayasa Mahkemesi, şubat ayında, bu yasayı iptal ettiğini açıkladı. Zaten, yürürlüğün
durdurulmasına da karar vermişti. Mart ayında, Sayın Ulaştırma Bakanı, daha gerekçe yayımlanmadan... Ve o gerekçeye göre
düzeltme yapılması kaçınılmaz; çünkü, bu yasa buraya dördüncü defa geliyor. Arkadaşlarımız, Türkiye’de anayasal bir sistem
olduğunu bir türlü kabullenemiyorlar. Niye? Canım, bırakın, biz istediğimiz gibi yapalım... Hayır, istediğiniz gibi yapamazsınız,
burası Patagonya değil, burada hukuk üstünlüğü geçerli, işte, Anayasa Mahkemesi bozuyor. Size, 4 maddelik kanunla, devletin
trilyonlarını başkalarına peşkeş çekme imkânı vermezler. (ANAP sıralarından alkışlar)
Mart ayında getirdiğinde kendisine denildi ki, bekleyin de Anayasa Mahkemesi kararı yayımlansın, ondan sonra, Hükümet, bu
tasarıyı sevk etmiş olsun. Peki denildi; o güne kadar beklendi, Hükümet çekildikten sonra Anayasa Mahkemesinin kararına
bakılarak sözümona bir iki yakınlaşma sağlanmaya çalışıldı; ihale komisyonu, değerlendirme komisyonu gibi ilaveler yapıldı ve
imzalandığı zaman olmayan şeyler buraya ilave edildi. Mart ayında, Bakanlar Kurulunda imzalanmış olan bu kararname, haziran
ayında Mesut Yılmaz Hükümetinin kararnamesiymiş gibi sunuldu. Niye? Sayın Erbakan’la birlikte olan Hükümete getirseler, patırtı
çıkabilir.
Nitekim, bugün, Anayasanın “yetki yasaları öncelikle görüşülür” şeklindeki hükmüne ve burada, Mecliste oylama yapılarak,
ivedilik ve öncelik kararı alınmasına rağmen, aynı komisyon başkanı yetki yasa tasarısı için burada oturmadı “Komisyon yok”
denildi de T geldiği zaman niye oturdu? Çünkü, burası diyor ki, bunu öncelikle çıkarmazsanız, öbür yasalara destek vermeyiz!..
Niye, aceleleri var; sebep, sattılar T ‘yi daha kanun çıkmadan! Haber veriyoruz.
MUSTAFA BALCILAR (Eskişehir) – Kime sattılar?..
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Bakınız, Anayasa Mahkemesinin itirazı var; diyor ki “siz, bunun yüzde 49’unu
özelleştirebilirsiniz, bunun da yüzde 35’ini blok olarak yabancıya satabilirsiniz.”
Arkadaşlar, dünyanın her yerinde telefon ve katma değer hizmetleri, birkaç önemli unsuru pazarlık yapılarak satılır. Ben, size,
onları arz edeyim. Hükümetin özellikle Refah kanadı dinlesin, belki faydası olur.
Şimdi, burada, deniliyor ki “piyasa değerleri dikkate alınarak, bir değerlendirme komisyonunca fiyatının tespit edilmesi....” Ben,
size buradan söylüyorum. Bütün teknik insanlar burada, bilen herkes burada; lafı buraya bırakıyorum, aksini söylesin.
Dünyada, hattı 5 bin dolara telefon satıldı. Hattı 5 bin dolara!.. Hattı 800 dolara telefon satıldı. 800 dolara satılan
İngiltere’ninkidir, 500 dolara satılan da geri kalmış bir ülkeninkidir ve hat sayısı da, kapasitesi de son derece düşüktür.
Neden öyle oldu? O ülke, o yabancı firmaya dedi ki “gel, ben sana elimdeki bu kadar hattı veriyorum, üstünü sen tamamla;
ihtiyacım olanı tamamla, sana 15 yıl tekel hakkı tanıyorum.” “Tekel hakkı tanıyorum” deyince 5 bin dolar verdi. İngiltere ne dedi?
İngiltere dedi ki “sattığımın ertesi günü rekabete açarım.” Öyle deyince, İngiltere, hisselerini 700-800 dolardan sattı.
Ha, şimdi, Türkiye’nin satışına ciddî firmalar talip olmayacaktır. Neden olmayacaktır? Dünyanın hiçbir yerinde, bir yabancı
sermaye, yüzde 35’lik milyarlar, trilyonlar ifade eden, milyar dolarlar ifade eden bir yatırımı, bir blok yatırımı, Ulaştırma
Bakanının tayin edeceği ücretlerle, Ulaştırma Bakanının tayin edeceği şartlarla almak istemez.
Bakınız, şimdi, burası Parlamento. Tabiî, dünyadaki demokratik ülkelerden birisi biziz. Ben, size Parlamentonun haklarına,
yasama haklarına, düzenleme haklarına -ki, Anayasa Mahkemesi de bunu söylüyor zaten, Parlamentonun düzenleme haklarını
elinden alıyorsunuz- nasıl sahip çıktığının bir örneğini getirdim. Şu gördüğünüz, karınca harfleriyle, karınca küçüklüğünde
yazılmış 80 sayfalık yasa, Amerika Birleşik Devletleri Kongresinin, Amerikan Telekom’unu yabancı sermayeye açma yasasıdır;
yani, bu pazara giren herkes, önceden, ne yapacağını, neyle karşılaşacağını, ne satın aldığını biliyor; bu o...
Bu da aynı, bu da 80 sayfalık; onların metoduna göre, yasa değil tüzüktür. Bu da, United Kingdom, İngiliz yasası; 800 dolara
sattığı telefon hattıyla ilgili yasa... Bu da, önünüzde, dağıtılmış olan bir sayfalık, 4 maddelik yasa da, Türk yasası... (ANAP
sıralarından alkışlar) Niye? Çünkü, burada, ülkenin yararı değil, ailenin tercihi önemli; onlar tercih edecekler. (ANAP ve DSP
sıralarından alkışlar) Bunun amacı o; Anayasa Mahkemesinin karşısıda, dördüncü defadır direnilmesinin sebebi bu.
Siz, daha, artı değerli işlerde, cep telefonunda, istediğinizi susturur istediğinize imkân tanırsanız, sizin telefonunuza ciddî olarak
kim gelip para verecek? Sizden avanta bekleyen veya sizin çıkar beklediğiniz kişiler verecek. Bu, Türkiye’nin yararı falan değil;
bunun adı, özelleştirme falan değil.
Burada, değerli Hocamız, Refah Partili arkadaşlarımızın daha önceki tutumlarından bahsetti; ben, oraya, sadece Hocamızın
değinmediği kısmıyla değineceğim ve çok önemli bir bilgi daha vereceğim Meclise.
Değerli arkadaşlar, bu sistemin yüzde 35’ini blok alacak olan firma, sizinle bir sözleşme yapacak -sanmayın ki, yüzde 51’i bizim
elimizde, devletin elinde, istediğimiz gibi yönetiriz- o sözleşmeyle, kendi haklarını korumaya çalışacak. Yalnız, bir şey daha olacak:
Kullandığınız bu GSM’lerin, Amerika tarafından kullanılan yeni sistemi geliyor; yakın... Uyduyla konuşacaksınız. Bu, kaplama
sistemidir. Bundan sonra, cep telefonlarıyla, Amerikan sistemiyle –uydu atacaklar– uydudan konuşulacak. Yalnız, elinizdeki telefon
tercih yapacak; istiyorsanız lokal konuşacaksınız kaplamayla, istiyorsanız, şehirlerarası ve uluslararası konuşmak istiyorsanız,
uydudan konuşacaksınız.
Çok değil, 2000’li yılların başında yeni bir teknoloji gelecek; bunlara “mikro cep” deniliyor. Bunlar, sesle komut alacak;
bugünkü telefonların yarısı kadar, hatta daha küçük olacak; üç sistem seçebilecek ve istediğiniz sistemle konuşacaksınız.
Bunu niye anlattım; size, bendeki bazı bilgileri aktarmış olmak için değil. Bütün bu sistemler, şimdi pazarlayacağınız bu ana
şebekeyle bağlantılı çalışacaktır. Çünkü, siz, ister uyduyu kullanın, ister kaplamayı kullanın, benim evimi bulabilmek için T’nin
şebekesine girmek durumundasınız. İşte, oraya girdiğiniz zaman, bu pazarladığınız şirket avantajlı durumdadır; ya kendi
şirketlerini buraya getirip pazarlayacaktır, sokacaktır ya başkalarını kabul etmeyecektir.
Bunun manası şudur: Telekom sanayii, aynen tekstil sanayii gibi, çok süratli değişen, on yılda bir, âdeta teknoloji devrimi yapan
bir sanayidir. Eğer, baştan, şartları, şöyle bir düzenlemeyle, Anayasa Mahkemesinin istediği düzenlemeyle yapmaz, bu tür şirketlerin
insafına bırakır ve öyle götürürseniz, korkarım ki, benim, şahsen, 10,5 milyonda teslim aldığım... Ben bakanken 10,5 milyon
telefon vardı; ben teslim ettiğim zaman 13,5 milyondu. 8 bin köye varıncaya kadar telefon götürdüm. O, daha önce başlamış olan,
Türkiye’deki telefon devrimini, büyük bir iştiyakla sürdürdük. Korkarım ki, bir süre sonra, bu kafayla, bu zihniyetle öldüreceksiniz.
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) – Senin başındaki Hükümet götürdü; sen değil!..
BAŞKAN – Müdahale etmeyelim... Rica ediyorum...
MEMDUH BÜYÜKKILIÇ (Kayseri) – Başbakanınız kimdi o zaman?
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Başbakanımız Sayın Demirel’di.
MEMDUH BÜYÜKKILIÇ (Kayseri) – Hayır efendim, Mesut Yılmaz... Şu tasarı için...
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Anlattım... Siz beni dinlemediniz herhalde.
MEMDUH BÜYÜKKILIÇ (Kayseri) – Dinliyoruz... Çok iyi dinliyoruz...
BAŞKAN – Müdahale etmeyin arkadaşlar; rica ederim...
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Ben, size anlattım. Sayın Bakan burada. Sayın Bakan “bu tasarının sevk tarihi 3.6.1996’ dır;
ben, bunu Mart ayında, alelacele, daha Anayasa Mahkemesi kararı yayımlanmadan hazırlayıp getirmedim, önceden imzalanmadı,
sonradan değiştirmedim” der; mesele yok; kendisi burada savunur. Ben, size anlattım...
NURHAN TEKİNEL (Kastamonu) – Çok şeyler söyledi Barutçu sana.
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Şimdi, ben size başka bir şey söyleyeyim; Hoca onları söyledi, ben, bu işi, tek tek de burada ifade
etmek istemiyorum; yalnız...
NURHAN TEKİNEL (Kastamonu) – Ayıp!.. Ayıp!.. Yazık!..
BAŞKAN – Rica ediyorum, müdahale etmeyin efendim.
MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Laf atmalara müdahale edin; arkadaşımız rahat konuşamıyor... Bakan da çıkıp
konuşacak...
BAŞKAN – Efendim, ne yapayım; ben arkadaşlara müdahale ediyorum... Rica ediyorum efendim.
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Ayıp olan, benim burada savunduğum ülke yararları değil, ayıp olan senin savunduğun aile
yararları. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar, DYP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Arkadaşlar, rica ediyorum; müzakere gayet iyi gidiyor...
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Beni burada, öyle, susturamazsınız. Ben, burada...
NURHAN TEKİNEL (Kastamonu) – Bu senin mesleğin...
BAŞKAN – Sayın Tekinel, rica ediyorum...
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Kimin mesleği olduğunu, kimin burada haysiyetiyle politika yaptığını herkes biliyor, kamuoyu da
biliyor. Ben, otuzbeş yıllık politika hayatımda, on yılık parlamento hayatımda, söylediğim, yaptığım, ettiğim her şeyin,
harcadığım her kuruşun hesabını vermeye, burada cevabını vermeye her zaman amade olmuş bir arkadaşınızım. (ANAP
sıralarından alkışlar) Onun için, benimle kimler uğraşmadı... Canı daha isteyen varsa, uğraşır; onları geçin.
Biz konumuza gelelim. Benim söylediklerim sizi rahatsız ettiyse, vicdanınızı rahatsız etsin; yoksa, vicdanınızı rahatsız
etmiyorsa, öyle, kişisel rahatsızlıklar bir şey ifade etmez.
MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) – Özal hakkında söylediklerin ne olacak?!.
BAŞKAN – Arkadaşlar, müdahale etmeyelim...
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Özal hakkında söylediklerim Meclis zabıtlarında yazılıdır. Buraya getirirsiniz, ben ya da siz,
rahmetli Özal’a ne söyledimse, burada, kürsüde, aynı işleri siz yaparsınız, elinize de tutanağı alırsınız, motamo size söylerim.
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) – Resimlerini indirdiniz.
BAŞKAN – Rica ediyorum arkadaşlar...
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Motamo size söylerim. Onun için, benim, Allah’tan başka kimseden kaygım yok; yalnız, işte,
konuşmamın sonunda oraya geleceğim.
BAŞKAN – Sayın Topçu, 2 dakikanız var efendim.
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Bitiriyorum.
Hoca söyledi, gensoru verdiniz. Gensoru vermekle kalmadınız -zamanınızı harcamak istemiyorum- önerge verdiniz. 17 nci
maddenin beşinci fıkrası... T’nin satışının yasadan çıkarılmasını istediniz. Grupta oturan birçok arkadaşımızın bu konuda
ettikleri çok büyük laflar var. Sayın Ali Oğuz Hocamız söylemedi, ben söyleyivereyim, “bunu, Thatcher’ın oğluna mı, Amerika’ya
mı satacaksınız, ne yapacaksanı, söyleyin de ona göre yapalım” diye burada beyanları var.
AHMET NEİDİM (Sakarya) – Kimin?
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Arkadaşlarımızın.
Şimdi, bakın, siz, eğer, sözünde durmayı, olduğu gibi görünmeyi, göründüğü gibi olmayı, ahlakı, onuru...
HASAN EKİNCİ (Artvin) – Ahlak timsaline bak!
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – ... düşüncelerinin ve ifadelerinin arkasında durma, ona sahip çıkma gibi fevkalade önemli
toplumsal değerleri, eğer “biz iktidar olduk; o değerler artık bize bir şey yapamaz, o değerlerin bize gücü yetmez” diye
düşünüyorsanız, ben, size, buradan haber veriyorum ki, o değerler, dünya kurulduğundan beri hükmünü icra etmiştir; sizin için de
eder. (ANAP sıralarından alkışlar)
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) – Aynaya bak da kendini gör!
BAŞKAN – Müdahale etmeyin Sayın Aykurt.
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Size yaptırılmak istenen şey, yağmur suyu içirmektir. Size yağmur suyu içirilmeye çalışılıyor.
Yağmur suyunun ne anlama geldiğini, sanıyorum, arkadaşlarımız içerisinde bilenler vardır; bilenler, bilmeyenlere anlatsın. Yağmur
suyu içirilmeye çalışılıyor. Ben, sizin yerinizde olsam, o yağmur suyunu içmeye talip olmam.
CAFER GÜNEŞ (Kırşehir) – Şimdiye kadar hep içtiniz.
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Benim içtiğimi, bizim içtiğimizi kimse gösteremez.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Topçu, süreniz bitti efendim; süre uzatmıyorum, özür dilerim.
Teşekkür ederim.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Saygı sunacağım.
BAŞKAN – Hayır efendim, saygı sundunuz.
Sayın Topçu, dünden beri uygulamam böyledir.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Saygı sunmadım.
BAŞKAN – Saygı sundunuz işte... Efendim, süre vermiyorum. Rica ediyorum... (ANAP sıralarından “Toparlasın” sesleri)
Arkadaşlar, müdahele etmeyin.
Sayın Topçu, dünden beri uygulamam şu: Kanunların müzakeresinde kimseye 1 dakika bile süre vermiyorum.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – İzin verir misiniz...
BAŞKAN – Vermiyorum!..
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – İzin verir misiniz, sözümü bitireyim...
Ben, buradan baktım -ben hakkımı kimsede bırakmam- ben daha “Sayın Başkan” demeden bu saat çalışmıştı...
BAŞKAN – Ee, tabiî...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Olmaz öyle şey!
BAŞKAN – Sayın Topçu, rica ediyorum...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Efendim, saygı sunup...
BAŞKAN – Saygı sunmak için de vermiyorum...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, saygı sunmadan buradan inmem mümkün değil...
BAŞKAN – Hayır efendim, vermiyorum...
Sayın Topçu, rica ediyorum sizden... Bakın, kimseye söz vermedim süresinin dışında.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkanım, “söz ver” demiyorum.
BAŞKAN – Vermiyorum... Vermiyorum efendim... Süreyi uzatmıyorum.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Süreyi uzatmak değil efendim...
BAŞKAN – Uzatmıyorum...
Sayın Topçu, rica ediyorum sizden...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, bu böyle olmaz!
BAŞKAN – Yetkimi kullanıyorum; saygı sundunuz diyorum.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, bu, bir İçtüzük emri; “Sayın Başkan, sayın milletvekilleri” demek bir İçtüzük emri.
İçtüzük emrini yerine getireceksiniz...
BAŞKAN – Sayın Topçu, rica ediyorum...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – İçtüzük emrini yerine getirin.
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) - Saygı sunacak; onun için söz verin.
BAŞKAN – Efendim, vermiyorum...
AHMET NEİDİM (Sakarya) – Sayın Topçu, mikrofonsuz konuşun.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Şimdi, bakınız...
BAŞKAN – Sayın Topçu, rica ediyorum... Kürsüden iner misiniz...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Bizim, söylediğimiz laflar belgeli.
BAŞKAN – Sayın arkadaşım, rica ediyorum...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sizin de bildiğiniz varsa, elinizde belgeniz varsa, buraya gelir söylersiniz. (DYP sıralarından
gürültüler)
BAŞKAN – Sayın Topçu, rica ediyorum... Bunlar tutanaklara da geçmiyor.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Hepinize saygı sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Efendim, bakın, kürsüyü işgal etmekle olmaz ki...
Sayın milletvekilleri, bakın, dün de ben kimsenin süresini uzatmadım. Eğer uzatsaydım, en az bir saat bu Meclis fazla
çalışırdı.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, sizin lüzümsuz konuşmalarınızdan zaten bir saat geçiyor; biz itiraz ediyor muyuz?!.
BAŞKAN – Olabilir... Rica ediyorum.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) –Yaptığınız şeyin nezaketle alakası yok.
BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun.
MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Gruplar bitti mi Sayın Başkan?
BAŞKAN – Efendim, gruplardan, başka söz isteyen yok; ayrıca, Hükümetin önceliği var.
İRFAN KÖKSALAN (Ankara) – Sayın Başkan, şahsî söz talebim vardı...
BAŞKAN – Talebinizi kaydettik; ama, Hükümetin önceliği var.
İRFAN KÖKSALAN (Ankara) – Peki, Bakandan sonra mı konuşacağım.
BAŞKAN – Allah, Allah!.. Sayın Köksalan, Bakan, istediği yerde konuşur.
Buyurun Sayın Bakan.
Süreniz 20 dakika.
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; sözlerime başlamadan
evvel hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği üzere, dünyada 1980 yıllarında başlayan özelleştirme uygulamaları, ülkelerin, 1990’lı yıllarda, tekel durumundaki
telekomünikasyon sektörlerinin özelleştirilmesiyle sonuçlanmıştır. Bu sırada, Avrupa Birliği Komisyonunca alınan bir karar gereği,
Avrupa Birliği üyesi bütün ülkeler için, liberalleşme, zorunlu hale gelmiştir; Komisyon böyle bir karar almıştır. Bu karar alındıktan
sonra, uluslararası piyasalarda bir hareketlilik göze çarpmıştır. Bugüne kadar, İngiltere, Yeni Zelanda, Venezuela, Japonya,
Arjantin, Meksika, Macaristan, Peru, Danimarka başta olmak üzere, birçok ülke, bu sektörün özelleştirilmesini kısmen veya tamamen
gerçekleştirmiştir. Önümüzdeki dönemde, Almanya’dan Fransa’ya, İtalya’dan Senegal’e, Uganda’dan Brezilya’ya kadar birçok ülke,
bu sektörde şirketlerini özelleştirmeyi planlamıştır.
Benim işim, Hükümetin bir üyesi olarak, burada, bu tasarının bir an evvel kanunlaşmasına yardımcı olmaktır. O bakımdan,
arkadaşlarımın burada ifade ettikleri sözleri aynı üslupla ifade etmek istemiyorum; ama, bazı şeyleri de söylemediğim takdirde,
kendi grubuma ve Doğru Yol Partisine gönül veren milyonlara haksızlık etmiş olurum.
ŞÜKRÜ YÜRÜR (Ordu) – Nerede kaldı o milyonlar?..
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Nerede kaldığını siz gayet iyi biliyorsunuz Sayın Yürür.
SAMİ KÜÇÜKBAŞKAN (Antalya) – Nerede olduğunu söyler misin!..
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Şimdi, Yüce Meclisin değerli üyeleri, bütün dünya, bu sektörde
özelleştirmeye giderken, burada, bazı arkadaşlarımızın, iktidar oldukları zaman bu özelleştirmenin yanında, iktidardan gittikten
hemen sonra bu özelleştirmenin karşısında olmalarını, ben, şahsen, anlayamıyorum. Bir telaş var; telaşın ne olduğunu, bu iki grup
çok iyi biliyor, Hükümet iyi biliyor, sizler de iyi biliyorsunuz. Bu telaş şudur: Türkiye’nin ekonomik durumu, elbette ki, belli;
buradan gelir kaydedilecektir; yalnız, değerli milletvekilleri, buradan gelecek olan gelir, yine bu sektöre harcanacaktır. Türkiye, bu
hizmette, birçok ülkeden çok geridir; hemen komşumuz Yunanistan’dan da geridir.
Şimdi, fazla polemiğe girmek istemiyorum; ama, ifade etmek zorundayım –sosyal demokrat kardeşlerimiz buradan ifade ettiler-
sanki, bu, bizim, sadece kendi fikrimiz ve bunu, sadece biz yapmışız.
Değerli milletvekilleri, Türk Telekom Yasası, sosyal demokrat arkadaşlarımızla beraber, Sayın Erdal İnönü’nün Başbakan
Yardımcısı olduğu ve burada bulunan birçok arkadaşımızın kabinede bulunduğu bir devrede, kanun hükmünde kararname şeklinde
çıkmıştır. Ondan sonra -biraz evvel, Sayın Hocam, Değerli Hocam, fikirlerinden her zaman çok istifade ettiğim değerli hemşerim
Sayın Soysal ifade ettiler- Anayasa Mahkemesinde iptal edilen metni Yüce Meclise arz eden de, yine, Cumhuriyet Halk Partisi ve
Doğru Yol Partisi ortak Hükümetidir.
Şimdi, bu kadar güzellik yapmışsınız; bu güzeliği gelip burada öveceğinize, ülkeye çok büyük ölçüde katkıda bulunacak, ülke
menfaatı olan bu meselede kendi katkınız olduğu için övüneceğinize; bunu, niçin bu şekilde yapmıyorsunuz da, muhalefete
düştüğünüz zaman, aslanlar gibi, buradan bağırıyorsunuz; bunu anlamak mümkün değil ve bir haklılık içerisindeymişsiniz gibi,
bunu burada ifade ediyorsunuz.
Şimdi, değerli milletvekilleri, Anayasa Mahkemesinden yalnız bu kanun mu dönmüştür?.. Buna, Hükümetimiz çok büyük titizlik
göstermiş... Cumhuriyet Halk Partisi ve Doğru Yol Partisi Koalisyonu tarafından Yüce Meclise sevk edilen tasarının kanunlaşması
üzerine, bilahara, yine Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımızca Anayasa Mahkemesine yapılan müracaat sebebiyle, Anayasa
Mahkemesinde bu kanunun üç fıkrası iptal edilmiştir. Yalnız, Telekom Yasasının mı iptal edilmiştir?.. Birçok kanun iptal
edilmiştir. Anayasa Mahkemesi yüksek mahkeme, Anayasa Mahkemesinin kararlarına hepimiz uymak mecburiyetindeyiz, hepimiz
uymak durumundayız. Biz, burada, gayet titizlik içerisinde bu işin üzerinde durduk.
Sayın Yılmaz’ın Başbakanlığı döneminde -Sayın Topçu, iyi anlayamamış galiba işi, zaten zaman zaman anlamakta güçlük
çeker bazı şeyleri- bu konu, üç defa Bakanlar Kurulunda görüşülmüş ve birtakım ilgili kuruluşlarla -bizzat bakan olarak ben, o
devrede yine özelleştirmeden sorumlu devlet bakanı olarak bir başka arkadaşımız, bürokrat arkadaşlar- birtakım çevrelerle
konuşmak suretiyle... Ne zaman konuşuyoruz?.. İptal edilmiş; ama, gerekçesi daha yayımlanmamış. Muhtemel gerekçe üzerine
diyoruz ki... Sayın Yılmaz buyuruyorlar...
Sayın Topçu, siz, daha orada yenisiniz, çok zorluk çekersiniz; Sayın Yılmaz kızar size...
SAMİ KÜÇÜKBAŞKAN (Antalya) – Sayın Yılmaz’ı desturla an!..
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Başbakan Sayın Yılmaz, Bakanlar Kurulunda buyuruyorlar ki “Bizim
bu konuda geçirecek zamanımız yok.” Sayın Yılmaz gelsin, aksini söylemesi mümkün değil. Sayın Yılmaz, benim Ulaştırma
Bakanı olarak izahatımdan sonra, “Biz, bunu Meclise sevk edelim. Anayasa Mahkemesinin iptal kararının, gerekçesi, aşağı yukarı
önümüzdeki günlerde belli olacak, vakit geçirmeyelim. Gerekçeli karar çıktıktan sonra, müdahale etmek suretiyle, komisyonda bu işi
düzeltiriz” diye talimat veriyorlar Başbakan olarak, bunu Meclise sevk ediyorlar. Sayın Yılmaz, daha sonra Müsteşarına emir
buyuruyorlar, benim Müsteşarımı, Genel Müdürümü, arkadaşlarımı çağırıyorlar, Başbakanlıkta toplantı yapıyorlar; iptal
kararından sonra yeni düzenlemeyi, Sayın Yılmaz’ın talimatıyla, Sayın Yılmaz’ın Müsteşarının başkanlığında toplantı
yapıyorlar ve buraya gelen değişiklik, yani Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesiyle ilgili değişiklik tarafımdan hazırlanmış
değildir, Başbakanlıkta, Başbakanlık Müsteşarının başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanmıştır.
Gerçekten, ben Sayın Topçu’yu anlamakta güçlük çekiyorum; yani, Türk Telekom’un özelleştirilmesi konusunda fevkalade
hassastı Sayın Başbakan Sayın Yılmaz.
Bir başka konuya girmek istiyorum. Türk Telekom İdaresi Genel Müdürlüğü kurulduğu zaman, kuruluş kanununda, Türk
Telekom’un hisselerinin - kuruluş kanunu buradadır- yüzde 49’unun özel ve tüzelkişilere devredilebilmesine imkân veren bir madde
vardır; bu maddenin altında da Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımın imzası vardır. Yani, o zaman hükümettesiniz, yüzde 49’unu
özel ve tüzelkişilere verelim diyorsunuz; bu zorunluluğu görüyorsunuz, burada ülke menfaatı var, bunu görüyorsunuz; ama, şimdi,
yeni bir Hükümet gelmiş, bu Hükümet acaba nasıl nefes almasın; herhalde onun peşindesiniz, onun için bunları yapıyorsunuz.
Zamanınızı fazla almak istemiyorum; çünkü, gerçekten, görüşülecek çok önemli tasarılar var. Yalnız, Sayın Topçu -nereden
duyduğunu bilmiyorum- rakamları yanlış ifade etti; İngiltere’de hat başına 800 veya 880 dolara dedi. İngiltere, 1984’te, hat başına
3 bin dolara, 1993’te 6 bin dolara satmış. İspanya -siz onu İspanya ile karıştırdınız Sayın Topçu- 888 dolara satmış. Herhalde,
gelirken ayakta mı okudunuz; bilemiyorum... Yunanistan da 1 300 dolara satmış.
Şimdi durum nedir, onu arz edeyim.
Yüce Meclisin değerli üyeleri, şimdi durum şudur: Bu hat başına ücretler, piyasalarda bundan iki sene evvel evvela 3 bin dolar
civarında seyrediyordu, sonra 2 500 dolar civarına indi, sonra 2 bin dolar civarına indi ve şimdi -aşağı yukarı- 1995 sonlarına
doğru -biraz evvel de arz ve ifade ettim- İspanya 888 dolara sattı, Yunanistan 1 300 dolara sattı.
Şunu arz etmek istiyorum: Bu piyasa doyum halindedir, piyasaya büyük ölçüde arz vardır, hemen hemen bütün ülkeler
birbirleriyle yarış etmektedirler. Doyum fazla olduğu için, piyasadaki fiyatın düşmesinden daha tabiî bir şey olamaz. Yalnız, ben,
şunu arz etmek istiyorum: Türkiye, bu meseleyi iki sene evvel halletmiş olsaydı, çok büyük kazancımız olacaktı; ama, şunu arz ve
ifade etmek istiyorum: Bunun önüne set koyanlar, ülkeye, gerçekten çok büyük haksızlık etmişlerdir.
Sözlerimi bitirmeden evvel bir şey arz etmek istiyorum. Sözlerimin başında biraz evvel de ifade ettim; tabiî, polemiğe girmek
istemiyorum; ama, temsil ettiğimiz insanlar var, onlara haksızlık edemem; bu kürsüden, kimse ahlak ve fazilet dersi vermesin; hele
Sayın Topçu, onu, siz hiç veremezsiniz!
Yüce Heyeti saygıyla selamlarım. (DYP sıralarından “Bravo” sesleri ve alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz...
BAŞKAN – Buyurun Sayın Topçu.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – “Zaman zaman bazı şeyleri anlamakta güçlük çeker” buyurdu Sayın Bakan; sataşma sebebiyle söz
istiyorum.
BAŞKAN – Efendim, tutanağı getirteyim de Sayın Topçu...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Hayır efendim, gayet net ve açık; siz de biliyorsunuz
BAŞKAN – Sayın Topçu, tutanağı inceleyeceğim, ondan sonra efendim...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – “Evet, söyledi” diye siz de söylediniz.
BAŞKAN – Efendim, tutanağın o bölümünü getirteceğim.
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Sayın Başkan, Sayın Topçu’nun da tutanağını getirtin.
DEVLET BAKANI NAFİZ KURT (Samsun) – Bu kadar sabırsız olma Yaşar, bırak getirtsin!
BAŞKAN – Neyse efendim, rica ediyorum...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Söz istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Efendim, tutanağı getirteyim.
Refah Partisi Grubu adına, Sayın İlhan Sungur, buyurun efendim.(RP sıralarından alkışlar)
Sayın Sungur, süreniz 20 dakika efendim.
RP GRUBU ADINA İSMAİL İLHAN SUNGUR (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Telgraf ve Telefon
Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının geneli üzerinde Refah Partisi Grubu adına söz
almış bulunuyorum. Konuşmama başlarken, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, önce, görüştüğümüz kanun tasarısına ilişkin olarak, benden önce konuşan muhalefet partilerinden değerli
sözcülerin, bazı konuşmalarına, kısa da olsa cevap vermek istiyorum.
Telekom’un özelleştirilmesinde esas olarak, bildiğiniz gibi, hepimiz, bir rekabet ortamı oluşturulmasını ve böylelikle tesis ve
kullanım imkânlarının daha ekonomik bir şekilde gerçekleştirilmesini hedeflemekteyiz. Tabiî, bu şekilde buradan elde edilecek
kaynakla da, telekomünikasyon yatırımlarının çok hızlı bir şekilde yapılabilmesi hedeflenmektedir.
Hepinizin bildiği gibi, bu kanun, daha önce, 19 uncu Dönemde çıktı. 53 üncü Hükümet döneminde, bu konuda Ulaştırma
Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gönderilen Telgraf ve Telefon
Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm
Komisyonunun 27.6.1996 tarihli toplantısına, daha önceki Hükümet Başkanı Başbakan Mesut Yılmaz’ın imzasıyla geldi; ancak,
söz konusu tasarıda, benden önce Sayın Ulaştırma Bakanının da ifade ettiği gibi, Anayasa Mahkemesinin, 24.5.1996 tarih ve 22645
sayılı Resmî Gazetede yayımlanan, 1995/38 esas sayılı ve 1996/7 karar sayılı gerekçeli kararı göz önüne alınmamıştı. Bu
nedenle, o zaman komisyonun toplantısında, söz konusu tasarı, gerekçeli karara uygun şekilde değişikliklerin Hükümet tarafından
yapıldıktan sonra, tekrar komisyonun gündemine getirilmesi şeklinde bir karar alınmıştı. Yani, getirilen tasarı yeni bir tasarı
değildir; bundan iki ay kadar önce, o zamanki Hükümet Başkanı tarafından -Anavatan Partisi Genel Başkanı imzasıyla- komisyona
gönderilen, 2 asıl ve 1 de geçici maddeden oluşan tasarıdır. Eğer, o tasarı, biraz önce Ulaştırma Bakanının da ifade ettiği gibi, o
şekliyle komisyonlara ve Meclise gelseydi, gerçekten, birçok hükmüyle Anayasa Mahkemesinin iptal edebileceği; yani, Anayasaya
aykırı birçok hüküm taşıyan bir tasarı olacaktı.
Bu değişiklik önergeleri -tabiî, bu arada, hükümet değişikliği olduktan sonra- Anayasa Mahkemesinin ilgili gerekçeli kararına
uygun olarak hazırlandıktan sonra, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunun 29 Temmuz 1996 tarihli 6 ncı
Birleşiminde, Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu ile Ulaştırma ve Maliye Bakanlığı temsilcileri, Hazine Müsteşarlığı, Türk Telekom
Anonim Şirketi ve Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü yetkililerinin de katılımlarıyla incelenip görüşüldü.
Bu tasarıda esas olarak ne getirilmektedir; şimdi, kısaca, biraz da ondan söz etmekte yarar görüyorum.
Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketinin özelleştirilmesi, Hükümet tarafından paralel yürütülecek iki aşamada planlanmıştır.
Bunlardan birincisi, katma değerli hizmetlere lisans verilmesidir; cep telefonu, kablolu TV, data şebekeleri, çağrı sistemleri ve benzeri
hizmetlere... İkinci olarak da, şirket hisselerinin yüzde 34’ünün, belirlenecek satış stratejisine göre satılması öngörülmektedir.
4107 sayılı ve 3 Mayıs 1995 tarihli Kanun ve yeniden düzenlenen, görüştüğümüz kanun tasarısına göre, hisselerin yüzde
51’inin Hazinede kalması, yüzde 10’unun Posta İşletmesi Genel Müdürlüğünde kalması, yüzde 5’inin kurum çalışanları ve küçük
tasarruf sahiplerine satılması ve yüzde 34’ünün de, belirlenecek satış stratejisine göre satılması öngörülmektedir.
Şimdi, bu bilgileri şunun için verdim: Benden önce konuşan muhalefet partileri temsilcileri, maalesef, konuya, ideolojik ve
politik açıdan baktılar, teknik açıdan hiç yaklaşmadılar. Halbuki, görüştüğümüz tasarı, daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından
iptal edilen iki maddeyi değiştiren ve Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararlarını -benim görüşüme, Grubumun görüşüne göre de-
tamamıyla göz önüne alan, teknik açıdan hazırlanmış bir tasarıdır.
Bu tasarı, biraz önce muhalefet partileri sözcülerinden birinin söylediği gibi, kanunun tümünü kapsamamaktadır. Küçümseyerek
“böyle, iki sayfalık, üç sayfalık tasarı getirildi” denildi. O bakımdan Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği iki madde ve bir de bir ek
madde getirilmektedir.
Bir muhalefet partisi temsilcisi değerli hocamız “siz, daha önce, muhalefetteyken, bu tasarıya, Telekom’un özelleştirilmesine
karşı çıkıyordunuz; şimdi, bunu, nasıl savunuyorsunuz” dedi. Bazıları (U) dönüşünden, (O) dönüşünden, çeşitli şeylerden söz
ediyorlar.
Biz, o zaman söylediğimiz görüşleri aynen muhafaza ediyoruz ve onlardan da vazgeçmiş değiliz. O zaman, neden karşı çıktık,
Anayasa Mahkemesine neden gitti o zamanki arkadaşlar; bunu, o zamanki iptal kararı gerekçesinde ve yine, 1993 yılındaki o gensoru
görüşmelerinde gayet açık olarak görmek mümkün. O zaman, Telekom’un hisselerinin kısmen ya da tamamen satılabileceğine dair
hükümler vardı ve “şirket, telekomünikasyon hizmetlerini doğrudan doğruya yahut bu amaçla, yurtiçinde veya yurtdışında kuracağı
anonim şirketler veya anonim şirketlere iştirak etmek suretiyle yürütmeye yetkilidir” dedikten sonra, “şirket, sahip olduğu