Yazılı ve Sözlü Sorular Araştırma Komisyonları Soruşturma Komisyonları
                                                                      Son Tutanak Tutanak Sorgu Tutanak Metinleri Gizli Oturum Tutanakları
                                                                                                                                            Uluslararası Komisyonlar Dostluk Grupları
                                                                                      Genel Sekreterlik Mevzuat Telefon Rehberi Etik Komisyon Duyurular
DÖNEM : 20 CİLT : 9 YASAMA YILI : 1


T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ

86 ncı Birleşim
1 . 8 . 1996 Perşembe



İ Ç İ N D E K İ L E R

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KAĞITLAR
III. – YOKLAMALAR
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Ankara Milletvekili Hikmet Uluğbay’ın, 18 Temmuz 1996 tarihinde yağan dolunun, Ankara’nın Gölbaşı ve Haymana
ilçelerindeki hububat tarımına verdiği zarara ilişkin gündemdışı konuşması
2. – Iğdır Milletvekili Adil Aşırım’ın, Iğdır Dilucu Sınır Kapısındakimazot ticaretine ilişkin gündemdışı konuşması
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – (10/67) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonu Başkanlığının; Komisyonun, Meclisin tatilde olduğu dönemde de 9
gün süreyleçalışma yapmasına; bu çalışmanın hitamında, çalışmalara tatilden sonra devam edilmesine ilişkin tezkeresi (3/425)
V. – ÖNERİLER
A)SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİSİ
1. – Kamu Personeli ile Emeklilerin Malî, Sosyal ve Diğer Haklarında Düzenlemeler Yapılmasına Dair Yetki Kanunu
Tasarısının gündemdeki yeri ile Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine ve çalışma süresine ilişkin RP
Grubu önerisi
VI. – OYLAMASI YAPILACAK İŞLER
1. – Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanunlarında Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı (1/491) (S.
Sayısı : 86)
VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. – 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/215) (S. Sayısı : 23)
2. – Kamu Personeliile Emeklilerin Malî, Sosyal ve Diğer Haklarında Düzenlemeler Yapılmasına Dair Yetki Kanunu Tasarısı
ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/494) (S. Sayısı : 87)
3. – Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/469) (S. Sayısı : 85)

VIII. – SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1. – Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu’nun, Sinop Milletvekili Yaşar Topçu’nun şahsına sataşması nedeniyle konuşması
2. – Sinop Milletvekili Yaşar Topçu’nun, Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu’nun şahsına sataşması nedeniyle konuşması
3. – Kastamonu Milletvekili Murat Başesgioğlu’nun, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun Grubuna sataşmasınedeniyle
konuşması
IX. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – Hatay Milletvekili Fuat Çay’ın, ülkemizdekivakıfların sayısı ve illere göre dağılımına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı
Ahmet Cemil Tunç’un yazılı cevabı (7/1023)





I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak üç oturum yaptı.
Ankara Milletvekili Ali Dinçer, Amerika Birleşik Devletlerine, Parlamento Grubuyla yaptıkları seyahatte edindiği izlenimlere,
Sakarya Milletvekili Ersin Taranoğlu, Maliye Bakanlığı Fonundan il özel idarelerine verilen ödenekten Sakarya İl Özel
İdaresinin yararlandırılmamış olduğu iddiasına,
Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici, ORÜS Anonim Şirketi Devrek İşletmesinde geçici işçi olarak çalışırken iş akitleri
feshedilen işçilerin ihbar tazminatlarının bugüne kadar ödenmediği iddiasına,
İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.
Maliye Bakanlığına bağlı bulunan Millî Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünün, Başbakanlığa bağlanmasının,
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının ilgili kuruluşu olan Etibank Genel Müdürlüğünün, Başbakanlıkla ilgilendirilmesinin,
Uygun bulunduğuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Aydın Milletvekili YükselYalova ve 49 arkadaşının, orman yangınlarının önlenebilmesi için alınması gereken tedbirler ile
yangınlardaki ihmal ve kusurların tespit edilmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/103) Genel Kurulun
bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırasında yapılacağı açıklandı.
Kamu Personeli ve Emeklilerin Malî, Sosyal ve Diğer Haklarında Düzenlemeler Yapılmasına Dair Yetki Kanunu Tasarısının
Başkanlıkça havale edildiği Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmelerine 48 saat geçmeden başlanmasının İçtüzüğün 36 ncı
maddesi gereğince Komisyona tavsiye edilmesi; 31.7.1996 tarihli Gelen Kâğıtlarda yayımlanan; 86 sıra sayılı Bütçe Kanunlarında
Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanunlarında Düzenlenmesine Dair Kanun Tasarısının 48 saat geçmeden gündemin 3 üncü
sırasına, 85 sıra sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 4 üncü
sırasına, 71 Sıra Sayılı İslam Ülkeleri Arası Yatırım ve İhracat Kredi Sigortası Kurumu Kuruluş Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının 5 inci sırasına alınması ve 6 ncı sıraya kadar olan tasarıların
görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması; Genel Kurulun 1.8.1996 Perşembe ve 2.8.1996 Cuma
günlerinde de 14.00-21.00 saatleri arasında toplanarak çalışmalarını sürdürmesi ve bu birleşimlerde kanun tasarı ve tekliflerinin
görüşülmesine ilişkin DYP Grubu önerisi kabul edildi.
İnsan Hakları Komisyonunda boş bulunan ve bağımsız milletvekillerine düşen bir üyeliğe, Kayseri Milletvekili Recep Kırış
seçildi.
926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporunun görüşmeleri (1/215) (S. Sayısı : 23) Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır
bulunmadığından, ertelendi.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/490) (S.
Sayısı : 69) yapılan görüşmelerden sonra kabul edildiği ve kanunlaştığı açıklandı.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının görüşmeleri
sırasında;
Ankara Milletvekili İrfan Köksalan, Ankara Milletvekili Hasan Hüseyin Ceylan’ın, konuşmasında, kendisine sataşmada
bulunması,
Zonguldak Milletvekili Mümtaz Soysal da, Ankara Milletvekili Hasan Hüseyin Ceylan’ın, ileri sürmüş olduğu görüşlerden
farklı görüşleri kendisine atfetmesi,
Nedeniyle birer konuşma yaptılar.
İçtüzüğün 87 nci maddesine göre, verilen değişiklik önergeleriyle ilgili daha evvelce yapılan uygulamalara devam edilip
edilmeyeceği hususunda açılan usul tartışmasından sonra, önergelerin, önceki uygulamalar istikametinde işleme konulması kabul
edildi.
Bütçe Kanununda Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanunlarında Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı (1/491) (S. Sayısı
: 86) üzerindeki görüşmeler tamamlandı; yapılan açık oylama sonucunda Genel Kurulda toplantı yetersayısı bsulunmadığı
anlaşıldığından, 1 Ağustos 1996 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere Birleşime 05.06’da son verildi.
Kamer Genç Başkanvekili
Kâzım Üstüner Ünal Yaşar Burdur
Gaziantep Kâtip Üye Kâtip Üye
Zeki Ergezen Bitlis
Kâtip Üye


II. – GELEN KAĞITLAR
1.8.1996 PERŞEMBE
Teklifler
1. – Erzincan Milletvekili Mustafa Kul’un; 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanununun 32 nci Maddesinin (B)Bendine Bir Fıkra
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/403) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :30.7.1996)
2. – Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 30 Arkadaşının; Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi (2/404) (Anayasa ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
3. – Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 30 Arkadaşının; Sendikalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi (2/405) (Anayasa ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
4. – Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 30 Arkadaşının; Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşlarının Kuruluş
Kanunlarının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi (2/406) (Anayasa ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî
Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
5. – Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 31 Arkadaşının; Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi (2/407) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :
30.7.1996)
6. – Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 29 Arkadaşının; Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi (2/408) (Anayasa ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
7. – Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 29 Arkadaşının; Mahallî İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri
Seçimi Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi (2/409) (Anayasa ve İçişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
8. – Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 29 Arkadaşının; Siyasî Partiler Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun
Teklifi (2/410) (Anayasa Komisyonuna)(Başkanlığa geliş tarihi: 30.7.1996)
9. – Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 29 Arkadaşının; Dernekler Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair
Kanun Teklifi (2/411) (Anayasa ve İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
10. – Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 30 Arkadaşının; Kooperatifler Kanununun Bazı Maddelerinin Yürürlükten
Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi (2/412) (Anayasa ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
11. – Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 29 Arkadaşının; Tarım Satış Kooperatifleri ve Birliklerinin Kuruluşu Hakkında
Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/413)
(Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
12. – Sıvas Milletvekili Mahmut Işık’ın, İki İlçe ve Divriği İlinin Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/414) (İçişleri ve
Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
13. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli ve 183 Arkadaşının; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 86 ncı Maddesinin
Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/415) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
Rapor
1. – Kamu Personeli ve Emeklilerin Malî, Sosyal ve Diğer Haklarında Düzenlemeler Yapılmasına Dair Yetki Kanunu Tasarısı
ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/494) (S. Sayısı: 87) (Dağıtma Tarihi : 1.8.1996) (GÜNDEME)
Yazılı Soru Önergeleri
1. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, Devlet televizyonununun Türkçe dışında bir dilden yayın yapıp yapmadığına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1118) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
2. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, inanç hürriyeti ile ilgili olarak yürürlükteki mevzuatın uygulanmasına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1119) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
3. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, 22 Mart 1996 tarihli bazı gazetelerde çıkan “Orduda İbadet Talimatı” başlıklı
haberde yer alan iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1120) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
4. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, İsrail’in Türkiye’de nükleer deneme yapmasına izin verildiği iddiasına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1121) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
5. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, Doğu ve Güneydoğu’dan göç edenlere yapılması düşünülen yardımlara ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1122) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
6. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, kredi kullanımına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1123) (Başkanlığa
geliş tarihi : 26.7.1996)
7. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, ihracatı artırmak için uygulanacak teşviklere ve döviz deklare belgesi usulüne ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1124) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
10. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, Emekli Sandığından emekli olan bazı kamu görevlilerinin mağduriyetinin
giderilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1125) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
11. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, doğu ve güneydoğuda eğitime kapalı olan okulların sayısına ve eğitime açılması
için alınacak tedbirlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1126) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
12. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, Ayasofya Camiinin ibadete açılmasının düşünülüp düşünülmediğine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1127) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
13. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, İsrail’le yapılan Askerî Eğitim İşbirliği Anlaşmasına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/1128) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
14. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, Devlet kurumlarına yeni personel alımının düşünülüp düşünülmediğine
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1129) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
15. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, Hac ibadetiyle ilgili kotalara ve karayoluyla hacca gitme yasağına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1130) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
16. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, partizanlık yaptığı gerekçesiyle hakkında soruşturma açılan diyanet
görevlilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1131) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
17. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, Cemevi yapımı için Devlet bütçesinden kaynak ayrılmasına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1132) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
18. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, Türkiye ile İsrail arasında yapılan Askerî Eğitim İşbirliği Anlaşmasına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1133) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
19. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, Devlet yönetiminde varolduğu iddia edilen israf ve yolsuzluklara ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1134) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
20. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, Bursa’da bir vakıf arazisi üzerinde bulunan geneleve ilişkin Devlet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1135) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
21. – Antalya Milletvekili Yusuf Öztop’un, Antalya-Elmalı-Çayboğazı Baraj projesi ve ihalesine ilişkin Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanından yazılı soru önegresi (7/1136) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
22. – İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş’ın, Güneydoğu bölgesinde boşaltılan belde, köy ve mezra sayısına ve geriye dönüş
projelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1137) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
23. – İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş’ın, yurt dışında yaşayan yurttaşlarımızın milletvekili seçimlerinde de oy
kullanabilmeleri için yapılan çalışmalara ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/1138)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
24. – Rize Milletvekili Ahmet Kabil’in, Rize Kanalizasyon şebekesi inşaatına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı
soru önergesi (7/1139) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)
25. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, İller Bankası tarafından belediyelere sağlanan kredi şartlarına ilişkin Bayındırlık
ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/1140) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
26. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, fazla tonajlı kamyonların karayollarına yaptıkları tahribatın önlenmesi için
alınacak tedbirlere ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/1141) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
27. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, Adıyaman-Diyarbakır karayoluna bir köprü yapılmasına ilişkin Bayındırlık ve
İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/1142) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
28. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, GAP bölgesinde İsrail Firmalarına arazi tahsisi yapıldığı iddiasına ilişkin Tarım
ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1143) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
29. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, 1993-1995 yılları arasında ithal edilen hayvanlara ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1144) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
30. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, Bakanlığın 1996 malî yılı Bütçe ödeneğine ve Sıvas İline ayrılan miktarına
ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1145) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
31. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, Bakanlığa bağlı arsa stokuna ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1146) (Başkanlığa geliş tarihi :29.7.1996)
32. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, TÜPRAŞ’ın batan bankalardaki parasına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1147) (Başbakanlığa geliş tarihi: 29.7.1996)
33. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, elektrik birim fiyatlarının artış nedenine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1148) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
34. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, ilkokullarda okutulan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Derslerinin ortaöğretimdeki
öğretmenlerce verilmesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1149) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
35. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, tarihî ve kültür varlıklarının korunması için alınacak tedbirlere ilişkin Kültür
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1150) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
36. – Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın, tamamlama programı mezunlarının atamalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı
soru önergesi (7/1151) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
37. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, enflasyonu önlemek için alınacak tedbirlere ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/1152) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
38. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, yurt dışında çalışan işçilerin birikimlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/1153) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
39. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, Bölgesel Kalkınma İşbirliği Teşkilatına K.K.T.C.’nin üye olması için bir
girişimde bulunulup bulunulmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1154) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
40. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, özelleştirmeden sağlanan kaynakların kullanımına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/1155) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
41. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, iç ve dış borçların nasıl ödeneceğine ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/1156) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
42. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, inanç hürriyetini koruma kanununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/1157) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
43. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, kaynakları üretime kanalizeetmek için kullanılacak ekonomik yöntemlere
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1158) 5Başkanlığa geliş tarihi :29.7.1996)
44. – Gaziantep Milletvekili Mustafa R. Taşar’ın, referandum sistemine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1159)
(Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
45. – Manisa Milletvekili Abdullah Akarsu’nun, yasaya aykırı olarak devam eden kızlık soyadı uygulamasına ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1160) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
46. – Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın, Hâkim ve Savcı tayin ve atamalarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1161) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
47. – Ordu Milletvekieli Müjdat Koç’un, SSK’nın tedavi hizmetlerinin iyileştirilmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1162) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
48. – İçel Milletvekili Mustafa İstemihan Talay’ın, kapatılan Anamur Gümrük Baş Memurluğuna ilişkin Devlet Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1163) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.7.1996)
Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergesi
1. – Adana Milletvekili Sıtkı Cengil’in, yerel televizyonların yasal düzenlemelerine ilişkin Devlet Bakanından (Namık Kemal
Zeybek) yazılı soru önergesi (7/964)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.00
1 Ağustos 1996 Perşembe
BAŞKAN : Başkanvekili Kamer GENÇ
KÂTİP ÜYELER : Ünal YAŞAR (Gaziantep), Zeki ERGEZEN (Bitlis)


BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 86 ncı Birleşimini açıyorum.
III. – YOKLAMA
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır; yoklama sırasında Genel Kurul salonunda
bulunan sayın milletvekillerinin, salonda olduklarını yüksek sesle belirtmelerini rica ediyorum.
(Yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız yoktur.
CEMİL ERHAN (Ağrı) – Sayın Başkan, çoğunluğumuz var; arkadaşlarımız yeni geliyorlar.
BAŞKAN – Efendim, daha 20’ye yakın arkadaşımız eksik. Tabiî, sabah 06.00’ya kadar çalıştık; arkadaşlarımız bunu
biliyorlar; çalışmalarımıza ara vereli daha aşağı yukarı yedi saat oldu.
Birleşime 10 dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati : 14.30



İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.40
BAŞKAN: Başkanvekili Kamer GENÇ
KÂTİP ÜYELER: Ünal YAŞAR (Gaziantep), Zeki ERGEZEN (Bitlis)


BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 86 ncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
Sayın milletvekilleri, birinci oturumda yaptığımız yoklamada toplantı yetersayısı bulunamadığından toplantıya 10 dakika ara
vermiştik; yeniden yoklama yapacağız.
Yoklamaya Adana İlinden başlıyoruz.
ALİ ŞEVKİ EREK (Tokat) – Mevcutlardan başlamak mümkün mü Sayın Başkan?
BAŞKAN – Bir daha İçtüzük değişikliği yaparsak öyle bir sistem uygularız. Başkan, kürsüden bakacak, hangi milletvekili
Genel Kurul salonundaysa onların ismini okuyacak; böylece yoklama daha süratli yapılacak. O, artık İçtüzük değişikliğini
gerektiren bir usul.
ALİ ŞEVKİ EREK (Tokat) – Sağ olun Sayın Başkan.
III.– YOKLAMA
BAŞKAN – Yoklamaya Adana İlinden başlıyoruz.
(Yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; çalışmalarımıza başlıyoruz. (RP ve DYP sıralarından
alkışlar)
Gündeme geçmeden önce, gündemdışı söz istekleri vardır.
Gündemdışı ilk söz, Manisa Milletvekili Dr. Lale Aytaman’a verilecektir. (RP ve DYP sıralarından “Yok” sesleri) Sayın
Aytaman, Aile Planlaması Derneğinin davetlisi olarak, Kanada’da katıldığı bir toplantı ile ilgili bilgi vermek istemiştir; kendileri şu
anda yok.
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Ankara Milletvekili Hikmet Uluğbay’ın, 18 Temmuz 1996 tarihinde yağan dolunun, Ankara Gölbaşı ve Haymana
ilçelerindeki hububat tarımına verdiği zarara ilişkin gündemdışı konuşması
BAŞKAN – Gündemdışı birinci söz, Ankara Milletvekili Sayın Hikmet Uluğbay’a verilmiştir. Sayın Uluğbay, geçen hafta
yağan dolunun, Ankara’nın ilçelerinde hububat tarımına verdiği zarar üzerinde gündemdışı söz istemişlerdir. (RP ve DYP
sıralarından “Gündemdışı söz vermeyin Sayın Başkan” sesleri )
Arkadaşlar, sabırlı olun... Yasama döneminin değil de, nasılsa, bu yasama yılının sonuna geldik.
Buyurun Sayın Uluğbay. (DSP sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli üyeler; bugün karşınıza çıkmamın nedeni şudur: Ankara’nın Gölbaşı ve Haymana ilçelerinin çeşitli
belde ve köylerinde, 18 Temmuz günü yağan şiddetli dolu, hemen hemen bu yerlerin tümünde yüzde 100 ölçüsünde ürün kaybına yol
açmıştır. Bu, benim kişisel iddiam değildir. Oyaca, Karagedik, Günalan, İkizce, Dikilitaş, Kırıklı, Tepeyurt, Mahmatlı,
Mahmatlıbahçe ve Soğulcak belde ve köylerinde, 20 Temmuz günü yaptığım geçmiş olsun gezisi sırasında, gerek çiftçilerimizden
ve gerekse bölgede konuştuğum tarım teknisyenlerinden öğrendiğim bilgilerdir.
Geçen yılki süne ve kımıl felaketinden sonra, bu yıl da, dolunun bu köylerimizi vurması, çiftçiyi perişan duruma düşürmüştür.
İki yıl üst üste üründen mahrum kalmak, bu üreticilerimizi, borcunu ödeyemez, evini geçindiremez ve sonbaharda da ürününü
ekemez duruma getirmiştir.
İki yıldır felaketle karşılaşmış bu çiftçilerimizin, Hükümetten bekledikleri şunlardır:
1- Kredi borçlarının faizlerinin affı veya faizsiz ertelenmesi
2- Kredilerin gerçek ihtiyaç sahiplerine verilmesi
3- Bu yılki tohumlarının, mümkünse, bedelsiz verilmesi; bu mümkün olmaz ise, tohum bedellerinin ürünün alımından sonra
ödenmesi.
Bu köylerimizin tohumluk konusundaki diğer bir şikâyetleri de şudur: Ankara’nın hemen yanı başında olmalarına rağmen,
tohumlarının kasım ve aralık ayında dağıtılması nedeniyle, ekim mevsimini geçirmemek için, tefecinin eline düşmektedirler.
Çiftçilerimiz, tohumlarının, en geç eylül ayı sonunda kendilerine verilmesini istemektedirler.
Yeni ürün idrak edilene değin yaşamlarını sürdürebilmek için de, iki yıldır, ürününden, mahsulünden yoksun kalan köylünün,
kaynağa ihtiyacı vardır; bu nedenle, kendilerine açılmakta olan kredi limitlerinin yükseltilmesinde sayısız faydalar mevcuttur.
Çiftçilerimizin şikâyet ettikleri diğer bir konu da, kendilerine, müteselsil kefaletle kredi verilmesinde çıkarılan güçlüklerdir.
Yine bu gezim sırasında üzülerek öğrendiğim bir gerçeği sizlerle paylaşmak isterim. Dikilitaş Köyü Göleti, 1985 yılında
bitirilmiş olmasına rağmen, aradan geçen 11 yıl zarfında, sulama kanalları yapılmamıştır. Gölet, bir ölü yatırım olarak, 11 yıldır
orada beklemekte ve Türk tarımına hiçbir katkıda bulunmamaktadır. Bu, bağışlanmayacak ve akıl almaz bir israf ve davranıştır.
Üzerinde durmak istediğim diğer bir konu da, bu yıl, Ankara’nın çeşitli ilçelerinde süne ve kımılın, geçen yılki boyutta olmasa
dahi, yine belirli oranlarda hasar yapmasıdır. Bu zararlılarla mücadele edilebilmesi için Ankaralı çiftçilerin Hükümetten istedikleri
son derece basittir: Ankara civarındaki ormanlarda kuş avcılığının yasaklanması. Bu kuş avcılığının yasaklanması, süne
zararlısının, kışladığı yörelerde kuşlarca yok edilmesini sağlayacaktır. Bu durum, aslında, doğanın, doğal olarak mücadelesini
sergiliyordu. Ancak, avcılığa sınırsız izin verilmesi, doğanın bu mücadelesini engellemiştir. İki yıl üst üste bu zararlıların
görüldüğü yerlerde mücadeleyi, artık sadece çiftçinin yapması değil, devletin de desteklemesi gerektiği bir noktaya gelinmiştir.
Merkezî hükümetin hemen yanındaki köylere, Hükümetin elinin ve hizmetinin uzanmaması, hepimiz için düşündürücü bir
durumdur. Çiftçilerimiz bu isteklerini dile getirirken, yükümlülüklerini de yerine getirdiklerini söyleyerek şunu dile getirmektedirler:
“Biz, ürünlerimizi satarken, bu satış bedelinden stopaj olarak vergi ve fonlar kesilmekte. Biz, topluma, vergilerimiz ve diğer
ödemelerimizle katkıda bulunuyoruz, kara günümüzde devletten yardım beklemek de hakkımızdır.”
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Uluğbay, son cümlenizi söyler misiniz; siz de biliyorsunuz, gündemimiz biraz yoğun.
Teşekkür ederim.
HİKMET ULUĞBAY (Devamla) –Teşekkürler.
Çiftçilerimizin bu haklı dileklerine Hükümetimizin yanıt vermesi gerekir.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Uluğbay.
2. – Iğdır Milletvekili Adil Aşırım’ın, Iğdır Dilucu Sınır Kapısındaki mazot ticaretine ilişkin gündemdışı konuşması
BAŞKAN – Gündemdışı ikinci söz “1 Ağustos 1996 Perşembe günkü Birleşimde, Iğdır İli Dilucu Sınır Kapısı-Nahçivan
sorunları hakkında” gündemdışı söz isteyen Iğdır Milletvekili Sayın Adil Aşırım’a verilmiştir.
Buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)
Sayın Aşırım, süreniz 5 dakikadır; lütfen süreye riayet edin.
ADİL AŞIRIM (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, Türkiye’de yeşilimize, ormanımıza uzanan, onları yakan,
yanan ormanımızı söndürmeye giden askerimizi de şehit eden lanet elleri kınıyorum; yeşilimizi karartanların, geleceğinin de
karanlık olacağını buradan ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, ülke kaynaklarının arandığı, ülke kaynağımızın tespit edilmeye çalışıldığı bugünlerde, sınır
ticaretimizin önemi, sınır ticaretimizden elde edilen gelirin ne kadar önemli olduğu ve o gelirin, bölge halkının yaşam standardının
yükseltilmesinde ne derece önemli olduğu hepinizin takdirlerindedir.
Gündemdışı konuşma ihtiyacını hissettiğim konu, bölgemdeki, yani, Iğdır Dilucu sınır kapısındaki mazot ticaretidir.
Dönemin Başbakanı, Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Demirel’in, bizi, Kafkasya’ya bağlayacak, Orta Asya’ya bağlayacak “sevgi
kapısı” olarak adlandırdığı Dilucu sınır kapısındaki mazot ticareti...
Değerli milletvekilleri, Nahçivan sınır kapısından, yaklaşık üç yıldır, son zamanlarda da büyük bir boyutta, mazot ticareti
yapılıyor. Bizim, Türkiye’deki, yarı otobüs tipindeki 400-500 Nahçivan aracının, Iğdır’a, bahsettiğim sınır kapısından soktuğu
mazot miktarı günlük, 400-500 milyar lira civarındadır.
Şimdi, günlük 400-500 milyar lira civarındaki bu mazot ticaretinden ne kadarı Iğdır’a, bölgeye ve ülkemize kalıyor; ondan
bahsetmek istiyorum. Nahçivanlı bu mazotunu satıyor ve Iğdır’dan günde 200 milyar lira civarında gıda maddesi alıyor; yani,
mazotu satıyor, karşılığında, bizim işlenmiş ürünlerimizden –çikletten, çikolatadan tutun da tekstil ürünlerine kadar– alıp ülkesine
götürüyor; geri kalan miktarı da, bu ticarî döngünün devam etmesi için kullanıyor.
Böyle büyük bir boyutta ticaretin yapılması yasaklanmıştır; yani, son 10 günde. Yasaklanma nedeni de yasadışı olduğudur;
doğrudur, yasadışıdır. Habur’ daki sınır ticareti mevzuatı, Iğdır’a ya da diğer kapılara da uygulansa, bu yasağın dışına
çıkıyoruz.
Şimdi, Meclisimizin 76 ncı Birleşiminde 11.07.1996’da, ülke kaynaklarının tespitiyle ilgili yapılan genel görüşmede Sayın
Başbakan Erbakan’ın sözlerini buradan size okumak istiyorum: “ Şimdi, Irak’a 2 milyar dolarlık petrol satış imkânı verildi; inşallah,
çok yakında petrol boru hattını açacağız. Irak, bu 2 milyar dolarla gıda maddeleri alacak. Bugün bizim kamyonumuz, Irak’a bir tek
kapıdan gidiyor ve Habur kapısının önünde kilometrelerce kuyruk bekliyor. Gitikten sonra kamyonu dörtte bir yüklüyor; çünkü,
karşılığında oradan petrol alacak. O alacak olduğu petrol için kamyonundaki depo, sadece 250 kiloluk bir depo. Ona yetecek kadar
mal götürüyor, dörtte bir yükle onu yükleyip getiriyor.”
Şimdi, burada dikkatinizi çekmek istiyorum: Sayın Başbakan “ biz, bu kamyonlarımızı tam yüklesek, altındaki petrol
depolarını büyültsek ve insanlarımız bir gidişte dört misli iş yapsa, bir kapı yerine üç dört kapı açsak, bu, hem halkımıza hem
bölgemize hem de devletimize gelir bakımından faydalı olmaz mı?” diyor. Olur Sayın Başbakanım, faydalı olur; işte, Iğdır’da
geçen sene 30 milyon dolarlık bir girdiye sebep oluyor, bu sene de hedeflediğimiz 100 milyon dolarlık bir girdiye sebep olacak. İşte,
sizin bu sözleriniz, Iğdır halkında, Iğdır esnafında sevinç yaratmıştır. Bunun takip edilmesini istiyoruz; sizin bu sözlerinizin
söylendiği zamanda sınır ticaretinin yasaklanmasını kınıyoruz.
Tabiî, ben kimseyi suçlamak istemiyorum, sadece, oradaki ticarî hacme dikkat çekmek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Aşırım, lütfen, son cümlenizi söylermisiniz.
Buyurun.
ADİL AŞIRIM (Devamla) – İktisatta, bir yerde olup da başka yerde olmayan; yani, üretilmişi sizde, hammaddesi başka yerde
olan iki ülke, sınır ticareti yaptığında, o ülkelerin refahı yükselir. Şimdi, bizim Iğdır bölgesi, hatta, sadece Iğdır değil –Ağrı, Van,
Kars, Ardahan, oralar da– bu sınır ticaretiyle gelişmiştir; çünkü, ülke ekonomisi daraldığında Iğdır’da bu hissedilmemiştir. Esnaf,
daha az maliyetle, tarım işçisi, çiftçisi daha az maliyetle oradan gelen mazotla üretim yapmıştır.
Saygıdeğer milletvekilleri, sözlerime son verirken, sınır ticaretinin sadece Iğdır’a değil, bölgeye ve Türkiye’ye çok lazım
olduğunu, Iğdır’daki kaliteli işgücünün de, Nahçivan ile olan sınır kapımızın açık olmasıyla çoğaldığını; yani, bizim bölgemizde,
nitelikli, ucuz işgücü yok; fakat, bizim inşaat sektörümüzde, oralardan gelen işçilerimiz, nitelikli işçilerimiz, bizim inşaatımızın
maliyetini azaltmıştır; yani, böyle ucuz girdi, maliyeti azaltmıştır. Eğer, biz, bu ticareti engellersek, Nahçivan da tepki olarak,
karşıdan kapıyı kapatır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Tamam Sayın Aşırım; teşekkür ederim efendim.
ADİL AŞIRIM (Devamla) – Hepinize teşekkür ediyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gündemdışı konuşmalar bitmiştir.
Gündeme geçiyorum...
DEVLET BAKANI AYFER YILMAZ (İçel) – Sayın Başkan, cevap verecektim.
BAŞKAN – Cevap mı verecektiniz?
DEVLET BAKANI AYFER YILMAZ (İçel) – Evet.
BAŞKAN – Efendim “bitmiştir” dedim; ama, “bitmiştir” dedim artık... Efendim, yani, geri adım attırmayın bize.
DEVLET BAKANI AYFER YILMAZ (İçel) – Peki. (DSP sıralarından “cevap versin” sesleri)
YÜKSEL YALOVA ( Aydın) – Ama olsun, kendisini dinleyelim.
BAŞKAN – Rica ediyorum efendim... Sayın Bakan, daha önce “ben cevap vereceğim” deseydi, neyse...
Şimdi, bir komisyon tezkeresi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım:
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – (10/67) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonu Başkanlığının; Komisyonun, Meclisin tatilde olduğu dönemde de 9
gün süreyle çalışma yapmasına; bu çalışmanın hitamında, çalışmalara tatilden sonra devam edilmesine ilişkin tezkeresi (3/425)
31.7.1996
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Komisyonumuz, İstanbul Kadıköy’de 1 Mayıs günü meydana gelen olaylarda gerekli tedbirlerin alınmadığı iddialarını
yerinde tespit etmek amacıyla, 5–11 Ağustos 1996 tarihleri arasında İstanbul’da çalışmalarda bulunacaktır.
Komisyonumuzun 9 gün süreyle, tatilde çalışma yapmasını gerektirmektedir.
Bu nedenle, tatilde 9 gün olarak saptanan çalışma süresi hitamında, çalışmaların tatilden sonra devam etmesi konusunda gerekli
müsaadenin verilmesini saygılarımla arz ederim.
Ali Oğuz
İstanbul
Komisyon Başkanı
BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Efendim, bir komisyonun tatilde de çalışmasına ilişkin bir tezkere. Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir. (DSP sıralarından “saymadın” sesleri) Efendim, saydık; rica ediyorum, biraz da bize güvenin, hata
varsa “sayımda hata var” deyin, 5 kişi ayağa kalksın, ben tekrar sayayım. Ayağa kalkmadınız, “kabul edilmiştir” dedim. (DSP
sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)
Peki efendim, ayağa kalktınız, bir daha sayalım.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, ilan ettiniz.
BAŞKAN – Rica ediyorum... Arkadaşlarımız her şeye itiraz ediyorlar, biraz da bize güvenin. (DSP sıralarından gürültüler)
Efendim, sayıyoruz. Sayın arkadaşlarım, rica ediyorum... Şurada, bir komisyonun tatilde çalışma süresini devam ettirmesinin bu
kadar önemli bir mesele olduğunu, tarafınızdan önemsendiğini tahmin etmiyorum; yani, komisyon çalışsın ki, Genel Kurul adına
görevini yapsın, bir an önce bitirsin. Allah Allah...
V. – ÖNERİLER
A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİSİ
1. – Kamu Personeli ile Emeklilerin Malî, Sosyal ve Diğer Haklarında Düzenlemeler Yapılmasına Dair Yetki Kanunu
Tasarısının gündemdeki yeri ile Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine ve çalışma süresine ilişkin RP
Grubu önerisi
BAŞKAN – Refah Partisi Grubunun, İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup, işleme koyup,
oylarınıza sunacağım:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulunun 1.8.1996 Perşembe günü yapılan toplantısında siyasî parti grupları arasında oybirliği
sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını
saygılarımla arz ederim.
Salih Kapusuz
RP Grup Başkanvekili
Öneri:
1.8.1996 tarihli “Gelen Kağıtlar” da yayımlanan 87 sıra sayılı Kamu Personeli ile Emeklilerin Malî, Sosyal ve Diğer
Haklarında Düzenlemeler Yapılmasına Dair Yetki Kanunu Tasarısının 48 saat geçmeden gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 2 nci sırasına alınması,
Genel Kurulun, 1.8.1996 Perşembe ve 2.8.1996 Cuma günleri saat 24.00’e kadar çalışması,
5 inci sıraya kadar olan tasarıların görüşmelerinin cuma günü saat 24.00’e kadar tamamlanamaması halinde, 2.8.1996 Cuma
günü saat 24.00’ten sonra da çalışmalara devam olunması ve bitimine kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.
MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) –Aleyhte söz istiyorum Sayın Başkan.
NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, önerinin aleyhinde söz istiyorum efendim.
BAŞKAN – Öneri üzerinde müzakere açıyorum.
Önerinin aleyhinde, Sayın Başesgioğlu ve Sayın Matkap söz istiyorlar.
Lehte söz isteyen var mı efendim? Yok.
İlk söz, aleyhte Sayın Başesgioğlu’nun; buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)
Sayın Başesgioğlu, konuşma süreniz 10 dakika efendim.
MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Refah Partisi Grubunun önerisi üzerinde söz
almış bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.
Bu hafta içerisinde, aşağı yukarı her gün, İktidar Partisi Grupları, Danışma Kurulunu toplantıya çağırarak, Danışma
Kurulunun yeni karar ittihazı için, siyasî parti gruplarını davet etmişlerdir.
Aslında, Meclisin çalışma programının hafta başında yapılacağı ve yapılan bu çalışma programına ve Meclis gündemine,
siyasî parti gruplarının riayet edeceği yerleşik teamüller arasındadır; ama, ne gariptir ki, İktidar Partisi Grupları, bir gün önce
almış oldukları kararlardan ve önerilerden vazgeçerek, her gün yeni bir öneriyle Meclis Genel Kurulunun huzuruna gelmektedirler.
Kendilerini bu konuda daha hassas olmaya, bu konuda daha dikkatli olmaya çağırıyoruz.
Şimdi, söz konusu öneride, kamu personelinin özlük haklarıyla ilgili bir yetki devrini Hükümete öngören bir tasarının
görüşülmesi öngörülmektedir. Yine, Anayasa Mahkemesince iptal edilen, Telekom’la ilgili bir kanun tasarısının da, Yüce Mecliste,
perşembe ve cuma günleri görüşülmesi istenilmektedir.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bu, her iki kanun tasarısı da, kapsamı itibariyle çok geniş olan tasarılardır. Dolayısıyla, Yüce
Mecliste bunların gerektiği şekilde tartışılması, özellikle, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesindeki sakıncalarının
giderilmesi için gerekli zaman ayrılmamıştır.
Hele, en son, yetki kanun tasarısının, henüz daha 48 saat geçmeden, hemen Yüce Mecliste görüşülmesi istenmektedir. Yine,
dünkü grup önerisinde de ifade ettiğim gibi, özellikle kamu personelinin özlük haklarına ilişkin yetki tasarısı, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin by–pass edilmesi demektir. Anayasal sistemimiz, yasama yetkisini, Türkiye Büyük Millet Meclisine vermiştir. 6 aylık gibi
uzun bir süreyle, yasa yapma yetkisinin Bakanlar Kuruluna devredilmesi, siyasî teamüllerimize uygun değildir ve bu iş, anayasal
sistemimizi zorlamaktadır.
6 aylık bir süre içerisinde Hükümetin bu konuya ilişkin kaç kararname çıkaracağı belirsizdir, kapsamı belirsizdir. Mecliste
temsil edilen bütün partilerimiz, elbette, kamu personelinin ve bunların emeklilerinin özlük haklarının düzeltilmesini canı gönülden
istemektedir ve bu konuda, muhalefet partilerimiz -başta Anavatan Partisi olmak üzere- bu konuya ellerinden geldiğince katkı
vermeye hazırdırlar; ama, Hükümet, Türkiye Büyük Millet Meclisini devreden çıkararak, yaz aylarında, kapsamı belli olmayan, kaç
defa kararname çıkaracağı belli olmayan geniş bir yetkiyi alması, anayasal sistemimize uygun değildir.
Dolayısıyla, eğer, Hükümet, bu konuda muhalefettin katkısını istiyorsa, böyle bir iki gün uzatmalarla değil, zorlamalarla değil,
geliniz, Meclisin çalışmasını 15 gün süreyle uzatalım, bu iki büyük kanun tasarısını, bütün siyasî partilerimiz, bütün gruplarımız,
burada enine boyuna tartışsınlar ve bir daha da, Anayasa Mahkemesinden döner endişesini hep birlikte taşımayalım.
Şimdi, burada, gümrükten mal kaçırır gibi -tabiri caizse- bu iki büyük tasarıyı, karmaşık tasarıyı, alelacele, gece baskını
şeklinde çıkaracaksınız; ama, görülen odur ki, siyasî parti gruplarımız, bu konuda Anayasa Mahkemesine gitme hazırlığı
içerisindedir. Yarın, bu iki tasarı yasalaşırsa ve Anayasa Mahkemesinden dönerse, hem sizin amaçladığınız hedefler
gerçekleşmeyecek hem de Yüce Meclisin mesaisine yazık olacaktır. Geliniz, bu ısrarlarınızdan vazgeçiniz. Bir iki gün uzatmak
yerine, makul görülebilecek belli bir süre içerisinde Meclisin çalışma süresini uzatalım ve bu süre içerisinde de, bu iki kanun
tasarısı, Yüce Mecliste enine boyuna görüşülsün; hem kamu personeli konusunda hem de Telekom konusunda, Yüce Meclis,
Anayasa Mahkemesinden dönme endişesi taşımayacak iki tasarıyı çıkarmış olsun.
Hükümetimiz, ilk günlerde, işbaşına geldiği zaman diyordu ki “biz, Meclisi, Hükümetin üzerinde görüyoruz.”
ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – İşlerine geldiği konularda...
MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla) – Ama, maalesef, anlaşıldı ki, Hükümetin, Meclisi, üzerinde görme iddiası sadece
külfete ilişkindir. Zam verir, kaynağını bulmak için Meclise gelir; Çekiç Güç’te, olağanüstü halde çıkmaza girer, bunu kamufle
edebilmek için, Meclisi, genel görüşme yoluyla, gizli oturumlar yoluyla kendisine bir kamuflaj maskesi olarak görür. Bu konuda,
samimiyetinize inanmıyoruz. Geçirmiş olduğumuz bu emsaller, bu örnekler, sizin, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Hükümetin
üzerinde, saygın bir yerde görme iddialarınızı, söylemlerinizi çürütmüştür. Siz, Türkiye Büyük Millet Meclisini, sadece işinize
geldiği zaman, kendi gruplarınızı ikna etmek için veyahut da kamuoyuna değişik söylemler içerisinde bulunmanıza bir gerekçe
olarak görmek istiyorsunuz.
Eğer, gerçekten, Türkiye Büyük Millet Meclisinin katkı vermesini istiyorsanız, siyasî parti gruplarının bu işte ortak sorumluluk
taşımasını istiyorsanız, işte, en güzel fırsatı budur. Bu kanunlar, sadece iktidar partilerinin sorumluluğu içerisinde geçirilecek
kanunlar değildir; ülkemizin ana konularını ilgilendiren kanunlardır. Dolayısıyla, bu konuda muhalefet partilerinin de katkılarını
almak zorundasınız. Daha doğrusu, İktidar, bu konjonktür içerisinde, muhalefet partileriyle bir uzlaşma içerisine girmek zorundadır;
ama, bugüne kadar sergilediğiniz tavırla, maalesef, muhalefetle bir uzlaşma arayışından kaçmaktasınız. Dışarıda, bir hoşgörü
içerisinde, işte “memleketin meseleleri ortak meselelerdir, iktidar muhalefet ayırımı yapmadan bu işleri yapalım, geçirelim”
diyorsunuz; ama, iş ciddiye bindiği zaman, iş sorumluluk paylaşımına geldiği zaman, maalesef, bu konuları muhalefetten
kaçırıyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, bu ülke hepimizin. Kamu çalışanlarının sorunlarını hepimiz yakından biliyoruz. Emeklilerin, dul ve
yetimlerin sorunlarını, onların feryatlarını yakından duyuyor ve biliyoruz. Bu insanlarımızın derdine çare aramak hepimizin
görevidir. O halde, geliniz, bir iki günlük uzatma yerine -kısa sürelerle değil- on gün gibi, onbeş gün gibi makul sürelerle Meclisin
çalışma süresini uzatalım.
Sadece bunlar değil, mesela, sosyal güvenlik sistemi, bugün, Türkiye’de çökmek üzeredir. Bu konunun, acilen tedaviye ihtiyacı
vardır. Bağ-Kur sorunları büyük boyutlara ulaşmıştır. Toplumumuzun çok büyük sıkıntıları vardır. Bu sıkıntıları giderecek
birtakım yasal düzenlemeler Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde bulunmaktadır. Geliniz, bunları, elbirliğiyle tespit edelim,
hangi yasalara öncelik vereceğimizi kararlaştıralım ve bu süre içerisinde bu yasa tasarılarını kanunlaştırarak, Yüce Meclisimizi o
şekilde tatile sokalım ve 20 nci Dönem Parlamentosunun da, bu şekilde, güzel bir çalışma, verimli bir çalışma yaparak tatile girme
hakkı olduğunu, bütün kamuoyuna ifade edelim, bütün kamuoyuna gösterelim diyorum.
Bu duygularla, çalışmalarımızın hayırlı olmasını temenni ediyor, Yüce Genel Kurula saygılar sunuyorum. (ANAP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim, Sayın Başesgioğlu.
Sayın Nihat Matkap, aleyhte; buyurun efendim.
TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Ali Oğuz, lehinde konuşacak Sayın Başkan.
BAŞKAN – Efendim, lehte söz isteyen var mı diye sordum ve yok diyerek sözü kestim. İçtüzüğe göre önceden söz istemek
gerekiyor efendim.
Buyurun, süreniz 10 dakika efendim.
NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Refah Partisi Grubunun, Meclis İçtüzüğünün 19 uncu
maddesi hükümleri gereğince vermiş bulunduğu grup önerisi hakkındaki görüşlerimi arz etmek üzere söz almış bulunmaktayım.
Sözlerime başlarken, Sayın Başkanı ve sizleri saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, Meclis Genel Kurulunun dün saat 14.00’te başlayıp bugün sabaha kadar devam eden birleşiminde
yaşanan gerginliklerden, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak büyük rahatsızlık duyduğumuzu belirtmek isterim. Bu gerginliklerin
temelinde iki neden yatmaktadır; nedenin biri, dünkü birleşimde, zaman zaman yaşanan İçtüzük ihlalleri; bir diğer neden ise,
Hükümetin, Parlamentoya göstermesi gereken saygıyı esirgemiş olmasıdır.
Değerli arkadaşlarım, dün, bütçe kanunuyla ilgili görüşme yaparken, 1 inci maddeyle ilgili verilmiş bulunan önergelerin en
aykırısı olan, 1 inci maddenin Anayasaya aykırı olmasıyla ilgili değişiklik önergesinde, Sayın Başkan, Komisyon Başkanına, bu
Anayasaya aykırılık önergesine katılıp katılmadığını sordu, Komisyon Başkanı katıldığını söyledi; yani, Komisyon Başkanı da,
1 inci maddenin Anayasaya aykırı olduğunu kabul etti; ardından, Sayın Başkan “Nasıl olur?.. Nasıl kabul edersin?..” diye
görüşmelere müdahale etti.
Şimdi, bakınız, İçtüzüğün 64 üncü maddesinin birinci fıkrasını hatırlatmakta yarar görüyorum: “Genel Kurula başkanlık eden
Başkan veya Başkanvekili, asıl konu görüşülürken ve oylanırken hiçbir surette görüşünü açıklayamaz.” Bu konuyu, takdirlerinize
sunuyorum. Tabiî ki, bu ihlaller olunca, ister istemez, gergin anlar yaşanmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, biraz önce, Hükümetin, Parlamentoya göstermesi gereken saygıyı esirgediğini söyledim; bugün, bir yenisi
ekleniyor. Bakınız, dün, Doğru Yol Partisi Grubunca verilmiş bulunan grup önerisinde, 1 Ağustosta bitmesi gereken Meclis Genel
Kurulu çalışmalarının 2 gün daha uzatılması benimsendi; ayrıca, çalışma saatleri de belirlendi. Bugün ve yarın, dün alınan karar
gereğince, Meclis Genel Kurulu saat 14.00’te toplanıp çalışmalarını 21.00’de bitirecekti. Arkadaşlarımızın çoğu Meclisin 1
Ağustosta çalışmalarına ara vereceğini öngörerek kendi bölgelerinde veyahut da diğer etkinliklerle ilgili programlarını yaptılar,
hazırlıklarını yaptılar. Bütün bunlara rağmen, arkadaşlarımızı bu programlarından vazgeçirdik ve bugün, saat 14.00 ile 21.00,
yarın da saat 14.00 ile 21.00 arasında çalışmalarını istedik.
Meclis Genel Kurulu çalışmaları, en ciddî olması gereken çalışmalardır. Eğer, biz, bu çalışmaları laçka hale getirirsek, diğer
kurullardan nasıl bir çalışma bekleyebiliriz.
Değerli arkadaşlarım, daha dün bu karar alındı -Türkiye’nin en ciddî çalışması gereken bir kurumunda bakın ne laçkalıklar
oluyor- bugün, Refah Partisi başka bir öneri sundu. Bugün sunulan öneride, bugünkü çalışmaların saat 24.00’e kadar uzatılması,
yarınki çalışmaların ise, kanunlaşması öngörülen tasarıların bitimine kadar devam etmesi öngörülüyor.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, gerek Hükümet müzakerelerinde konuşulan, gerekse, zaman zaman, kamuoyuna yapılan
açıklamalarda Hükümetin üstüne basa basa belirttiği Parlamentoya saygının ifadesi, bu çalışma yöntemi mi, onu çok merak
ediyoruz.
Değerli arkadaşlarım, çok yaşamsal konular olur, Meclis Genel Kurulu olağanüstü de toplantıya çağrılabilir; ama, dikkat edin,
Hükümetin Meclis Genel Kurulunu toplantıya çağırma nedenlerine bir bakın, kaynak yaratmak amacıyla, kamuoyunda, sık sık
“PTT’nın T’sini satmak” diye takdim edilen Türk Telekom A.Ş. ile ilgili Kanunda bir değişiklik yapılmak isteniyor. Hükümetin bir
diğer isteği olan ve bugün öncelikle görüşülmesini istediği kamu personelinin özlük haklarının düzenlenmesiyle ilgili yetki isteği
bizde önemli kuşkular yaratmaktadır. Özellikle, kamuya alınacak personelin istihdam şeklini yeniden belirleme amacı var. Acaba,
nasıl bir istihdam öngörüyor? Böyle yaşamsal bir konuda, Meclis devre dışı bırakılamaz. Kamu çalışanlarının tayin, terfi ve
atamalarına kendi anlayışını yerleştirme telaşında mı?
Bakınız, bu Hükümet, özellikle, yargıyla ilgili, yıllardır süren bunca sorun varken ve geçen dönem, paketler halinde
komisyonlarda görüşülüp Meclis Genel Kurulunda da gündemde yerini alan bu kadar önemli faaliyetler varken; yargıyla ilgili
sorunların giderilmesi için yola başlamalıyken, ne yazık ki, bir anda 1 300 hâkim ve savcının yerinin değiştirilmesi, atanması ve
nakliyle işe başladı...
YÜKSEL YALOVA (Aydın) – 1 600.
NİHAT MATKAP (Devamla) – Bu nedenle değerli arkadaşlarım, biz, bu Hükümete güven duymuyoruz.
Bakınız, bu yetki kanunu tasarısıyla ilgili birtakım sakıncalar var. Meclis Genel Kurulu çalışmalarının son günlerinde, tüm
grupların ittifak ettiği yasa teklif ve tasarıları görüşülebilir; ama, tüm muhalefetin kaygı duyduğu, mutabakat vermediği tasarıları
son güne getirmek, sanıyorum, çok sakıncalı olur; bu, Meclis Genel Kuruluna da, çalışmalarına da hiçbir katkı getirmez.
Bugün, öncelikle görüşülmesi istenen yetki kanunu tasarısıyla ilgili, bakınız, ne endişeler var. Bakanlar Kuruluna kanun
hükmünde kararname çıkarme yetkisi verilmesini öngören bu tasarının Anayasanın 128 inci maddesine aykırı olduğu iddia ediliyor.
Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan memurlar ve diğer personelle bunların emeklilerine verilen yüzde 50 civarındaki zammın bir
nebze olsa rahatlama getirdiği, ancak, yetersiz olduğu; ama, bu tasarının bu amaca yönelik olmadığı, bu tasarıyla, biraz önce de
söylediğim gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisi yetkilerinin Hükümete devredildiği... Kaldı ki, bu Hükümetin anlayışıyla hiçbir
zaman bağdaşmayan bu talebin, nasıl sindirildiğini de merak ediyoruz.
Tasarı kapsamının çok geniş tutulduğu, yapılması düşünülen iyileştirmelerin kaynağının bulunmadığı, karşılıksız olarak
yapılan ödemelerin hiç kimseye yarar getirmediği, ayrıca bundan önce kamu çalışanlarının özlük haklarında, malî ve sosyal
haklarıyla ilgili yapılan düzenlemelerde konuyu kanun hükmünde kararnamelerle çözmeye gitmenin, sorunu daha da karmaşık bir
hale getirdiği iddiaları varken, Meclisin çalışmasının son günlerinde böyle tasarıları getirmek, gerçekten çok düşündürücü, çok
anlamsız.
Değerli arkadaşlarım, grupların zihninde bu kadar sakıncalar uyandıran böyle bir düzenlemenin, Hükümetçe Meclise
dayatılması, Hükümetin Parlamentoya ne kadar saygı duyduğunu da çok anlamlı bir şekilde tarif etmektedir. Sanırım, bunu
anlatmak için daha da zaman harcamanın herhangi bir gereği yok. Dilerim ve umarım ki, Türkiye, en kısa zamanda bu çelişkiler
Hükümetinden kurtulur.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Matkap.
Sayın milletvekilleri, aslında dünkü yasa müzakereleri sırasında, bir Anayasaya aykırılık önergesiyle ilgili olarak benim
yaptığım müdahalenin aykırı olduğunu Sayın Nihat Matkap belirtti, tekrar dile getirdi. Yanlış anlaşılmasın diye bir açıklama
yapmak istiyorum.
İçtüzüğümüzde, Anayasaya aykırılık konusunun komisyonda ele alınış biçimiyle Genel Kurulda ele alınış biçimi için ayrı
ayrı iki tane hüküm getirilmiştir. Bakın, 38 inci maddede “komisyonlar, kendilerine havale edilen tasarı ve tekliflerin ilk önce
Anayasanın metin ve ruhuna aykırı olup olmadığını tetkik etmekle yükümlüdür” deniliyor; yani, ihtiyarına bırakılmamış. Bir
komisyon, bir tasarı veya teklifin Anayasaya aykırı olduğunu gördüğü takdirde, gerekçesini belirterek, maddelerin müzakeresine
geçmeden reddeder.
Dünkü meselede, Komisyon, bu tasarıyı Anayasaya aykırı olarak görmemiş...
ESAT BÜTÜN (Kahramanmaraş) – Olur mu?!.. Muhalefet şerhi var...
BAŞKAN – Bir dakika, rica ediyorum... Arkadaşım bir şey söyledi...
Maddelerine geçmiş, raporunu düzenlemiş, Genel Kurula getirmiş.
Bir de, 84 üncü madde var; 84 üncü maddede, gelen tasarı veya teklifin Anayasaya aykırı olup olmadığı konusundaki yetki
Genel Kurula verilmiş.
Bence, Genel Kurulda, müzakere sırasında, Başkanın, komisyon başkanına “bu önergeye katılıyor musunuz, katılmıyor
musunuz” diye sorması bile hatalı. Ben, ilk uygulamada bunu yaptım; fakat, Başkanlık Divanı toplantısında denildi ki “usul
böyledir; bunu soralım.”
Komisyon Başkanı bize raporu getirmiş, Anayasaya aykırı olmadığını görmüş; fakat, sonra, Komisyon Başkanı kendisi de
izah etti “yanlış anladım” dedi; yani, Anayasaya aykırılık önergesini yanlış anladığını söyledi.
Yani, burada, Başkanlığın müzakereye katılması söz konusu değil. Elbette ki, Başkan, müzakerelerin, Anayasaya ve İçtüzüğe
göre yapılmasını sağlıyor.
Konuyu takdirlerinize arz ediyorum; düşüncelerinize de saygı duyuyorum.
Lehte, Sayın Ali Oğuz; buyurun efendim.
YÜKSEL YALOVA (Aydın) – “Söz kesildi” demiştiniz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Oğuz, süreniz 10 dakika efendim.
ALİ OĞUZ (İstanbul) – Muhterem Başkanım, değerli arkadaşlarım; Grubumuzdan gelen bir öneri üzerinde, Sayın
Başkanımız müzakere açtı.
Değerli kardeşim Nihat Bey’i dikkatle dinledim; dünkü müzakerelerden de bilbahis, burada, yeniden, iktidarı ele aldı, tahlil etti,
tenkit etti. Haklarıdır, saygı duyuyoruz; bizi övmelerini beklemek aklımızın köşesinden bile geçmez. (RP sıralarından alkışlar) En
şiddetli tenkitlerine açığız. Yalnız, dün, gördük ki, hubbu Ali mi, buğzu Yezit mi; onu ayırmak mümkün olmadı.
İSMET ATALAY (Ardahan) – Anlamadık...
ALİ OĞUZ (Devamla) – O kadar şiddetli gelindi ki, mercimekten nohuda kadar, her şey bu kürsüye geldi hiç münasebeti
olmadığı halde. Bir taraftan da, Hükümetin mevcut icraatı, kanunla ilgisi olmadığı halde, en acımasız bir şekilde masaya yatırıldı;
burnumuzdan, ağzımızdan getirilmeye kadar, silahların konuşmasına kadar -ki, Mümtaz Hocaya hiç yakışmayan bir üslup
içerisinde- burada laflar edildi. (RP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, bizim, burada kavga edecek halimiz yok; hele hele, böyle bir şeyi hiç göze almayın. Biz, 38 kişiyken de
böyle şeyden korkmuyorduk, bugün, 180 kişiyle hiç korkmayız evvel Allah böyle kurusıkılarınızdan. Böyle kurusıkılarınızdan hiç
korkmayız evvel Allah. (RP sıralarından alkışlar) Onun için, böyle bir şeyi dile getirmeyin.
BAŞKAN – Sayın Oğuz, konuya gelir misiniz efendim... Konuya gelir misiniz...
ALİ OĞUZ (Devamla) – Şimdi, konuya gelelim: Dün, bir Danışma Kurulu önerisi geldi, burada müzakere ettik. Ne deniliyordu
onda; bugün çalışacağız, bu kanun bitinceye kadar çalışacağız. Sonra, perşembe ve cuma günü de çalışacağız. Bugün, yeniden,
çalışalım dedik. Dün gece -sağ olun- sabaha kadar çalıştık, çok hayırlı bir netice alındı; çok ağır tenkitlere rağmen bir netice
alındı; hayırlı olsun diyeceğiz.
Bugün de diyoruz ki, 2 tane kanun tasarısı görüşelim. Artık, işin sonuna gelinmiş. Anayasa, tadil edilmeden evvel, haziranda
bize tatil hakkı veriyordu; haziran, temmuz, ağustos; eylülde, davetsiz toplanıyordu Meclis. Bir tadil gördü Anayasa tadiliyle; şimdi,
temmuz, ağustos, eylül; ekimde, davetsiz toplanıyoruz.
Günlerdir söyleniyor tatile gireceğiz diye. İki tane kanun tasarısı görüşülecek; daha önceki Danışma Kurulu önerisinde de var,
bugün de var. Bu iki tasarıyı görüşelim diyoruz. Yani, bir bardak suda fırtına koparmanın ne âlemi var; bu kadar lüzumsuz sözün ne
âlemi var Nihat Bey kardeşim?!. Burada, geldin, neredeyse, Hükümetin bütün icraatını ortaya çıkardın ve bütün bir korkunuz var,
onu söyleyeyim de ferahlayayım: Siz, bizim başarılı olmamızdan korkuyorsunuz, ödünüz patlıyor. (RP sıralarından “Bravo”
sesleri, alkışlar) ama, ne yaparsanız yapın, Allah nurunu tamamlayacaktır. İyi niyetli bir Hükümet gelmiştir; çalışıyor ve başarılı
olacaktır.
Saygılar sunuyorum. (RP ve DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Oğuz.
Sayın milletvekilleri, öneri üzerindeki müzakereler tamamlanmıştır.
Öneriyi yeniden okutup; oylarınıza sunacağım:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulunun 1.08.1996 Perşembe günü yapılan toplantısında, siyasî parti grupları arasında oybirliği
sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince, Genel Kurulun onayına sunulmasını
saygılarımla arz ederim.
Salih Kapusuz
Refah Partisi Grup Başkanvekili
Öneri:
1.08.1996 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan, 87 sıra sayılı, Kamu Personeliyle Emeklilerin Malî Sosyal ve Diğer Haklarında
Düzenlemeler Yapılmasına Dair Yetki Kanunu Tasarısının 48 saat geçmeden, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının ikinci sırasına alınması; Genel Kurulun 1.08.1996 Perşembe ve 2.08.1996 Cuma
günleri saat 24.00’e kadar çalışması; beşinci sıraya kadar olan tasarıların görüşmelerinin Cuma günü saat 24.00’e kadar
tamamlanamaması halinde 2.08.1996 Cuma günü saat 24.00’ten sonra da çalışmalara devam olunması ve bitimine kadar çalışma
süresinin uzatılması önerilmiştir.
BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorumu: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edimiştir.
Zaten, aslında, önerinin bir fuzuli tarafı da var; yetki kanunları Anayasa ve İçtüzüğe göre, öncelikle ve ivedilikle görüşalme
durumuna sahiptirler; sadece, bunun gündeme alınma meselesidir.
YÜKSEL YALOVA (Aydın) – Hep fuzuli işlerle uğraşıyorlar zaten Sayın Başkan.
BAŞKAN – Şimdi, Gündemin “Oylaması Yapılacak İşler” kısmına geçiyoruz.
VI. – OYLAMASI YAPILACAK İŞLER
1. – Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanunlarında Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı (1/491) (S.
Sayısı : 86) (1)
BAŞKAN – Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanunlarında Düzenlemesi Hakkındaki Kanun Tasarısının
açık oylamasına başlıyoruz.
Sayın milletvekilleri, bu kanun tasarısı biliyorsunuz, bugün sabahleyin saat 5.30 civarında Yüce Genel Kurulda müzakeresi
tamamlanmıştı; yapılan açık oylamada yeterli sayı bulunmadığı için, tasarının oylaması bugüne kalmıştı.
Bugün sabah aldığımız karara göre, açık oylama kupalar sıralar arasında dolaştırılmak suretiyle yapılacaktır.
Şimdi, kupaları sıralar arasında dolaştırmak suretiyle açık oylamaya başlıyoruz.
Yanında basılı oy pusulası olmayan sayın milletvekili, adını, soyadını, oyunun rengini beyaz bir kâğıda yazarak, imzalayıp
kupaya atabilir efendim.
Kupalar dolaştırılsın.
(Oyların toplanmasına başlandı)
BAŞKAN – Efendim, oylama işlemi devam ederken, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler” kısmına geçiyoruz.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Efendim, oylama bitsin ondan sonra...
BAŞKAN – Peki, efendim.
(Oyların toplanmasına devam edildi)
BAŞKAN – Salonda olup da oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.
Oylama işlemi bitmiştir.
Kupalar kaldırılsın.
(Oyların ayırımına başlandı)
VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1. – 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/215) (S. Sayısı : 23)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 1
inci sırasında yer alan 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Komisyon?.. Yok.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Sayın Başkan, bir dakika... Yasa tartışacağız; bir yasanın tartışılmasına başlayabilmek
için, ondan önceki yasanın oylanmasının bitmiş olması gerekir.
BAŞKAN – Efendim, bununla ilgisi yok. Gündemin “Oylaması Yapılacak İşler” kısmı bitti. Gündemin “Kanun Tasarı ve
Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçtik Sayın Soysal.
YÜKSEL YALOVA (Aydın) – İşin hitam bulması lazım...
BAŞKAN – Oylama kısmı, gündemin başka bir maddesi.
VEYSEL ATASOY (Zonguldak) – Karar yetersayısı yoksa?..
BAŞKAN – Efendim, rica ediyorum. Yani, illa itiraz etmek istiyorsanız, ben, tabiî bir şey diyemem; saygı duyuyorum
düşüncelerinize; ama, yaptığımda bir hata yok.
Sayın Soysal, kaldı ki, aynı gündem maddeleri için de, geçen sene, Anayasa müzakereleri sırasında, maddenin oylanması
devam ederken, müteakip maddeyi de...
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Efendim, bununla ilgisi yok...
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Efendim, var; çünkü, geçen sene Anayasa konusunda yapılan uygulamada madde söz
konusuydu...
BAŞKAN – Sayın Hocam, ben düşüncemi söyledim.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Madde söz konusuydu efendim; burada yasa söz konusu...
BAŞKAN – Efendim, burada madde yok. Gündemin bir bölümünü geçtik; şimdi, ikinci bölümüne geldik. Oylaması yapıldı,
sayılacak şimdi ve buradan sonucu anons edeceğiz. Onun başka bir işlemi yok.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Şimdi, madde söz konusu değil, yasa söz konusu...
BAŞKAN – Bu kanun hükmünde kararnameyle ilgili Komisyon?.. Yok.
Ertelenmiştir.
2. – Kamu Personeli ile Emeklilerin Malî, Sosyal ve Diğer Haklarında Düzenlemeler Yapılmasına Dair Yetki Kanunu Tasarısı
ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/494) (S. Sayısı : 87)
BAŞKAN – Şimdi, alınan karar gereğince, Kamu Personeli ile Emeklilerin Malî, Sosyal ve Diğer Haklarında Düzenlenmeler
Yapılmasına Dair Yetki Kanunu Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun müzakeresine geçeceğiz.
Komisyon?.. Yok.
Ertelenmiştir.
3. – Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/469) (S. Sayısı : 85) (1)
BAŞKAN – 2 nci sırada yer alan, Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.
Komisyon?.. (ANAP ve CHP sıralarında “Yok... Yok...” sesleri)
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ NURHAN TEKİNEL (Kastamonu) – Komisyon burada Sayın Başkan.
ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Aynı Komisyon...
BAŞKAN – Komisyon burada efendim...
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Niye diğer Komisyon yok?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ NURHAN TEKİNEL (Kastamonu) – Var efendim Komisyon...
BAŞKAN – Efendim, arkadaşımız Başkanvekili... Rica ediyorum Sayın Soysal, her şeye itiraz etmeyin canım...
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Uygulamanıza itiraz ediyorum; lütfen, söz verin de konuşayım.
BAŞKAN – Hangisine itiraz ediyorsunuz?
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Yetki Kanunu Tasarısının, Anayasaya göre öncelikle görüşülmesi gerekir.
BAŞKAN – Evet... Öncelikle... İvedilikle... Ama, neyle müzakeresini yapacağız?.. Komisyon olacak...
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Evet... Pekâlâ...
BAŞKAN – Ee, yok Komisyon... Ne yapayım Sayın Hocam?..
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Pekâlâ biliyorsunuz ki, Komisyon burada; çağırmıyorsunuz.
BAŞKAN – Efendim... Sayın milletvekilleri, çağırmadım mı?
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Yarım ağızla çağırdınız.
BAŞKAN – “Komisyon burada mı” dedim, “Yok” dediler.
Sayın Hocam rica ediyorum... Bakın, size büyük saygı duyuyorum; ama, yani, beni de bu kadar zor duruma düşürmeyin.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Başkanlığa bizim de saygımız var; ama...
BAŞKAN – Evet... Komisyon ve Hükümet yerlerini aldılar.
Raporun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunuyorum..
Raporun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.
Tasarının tümü üzerinde söz isteyen?..
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Efendim, aynı komisyon değil mi bu?..
BAŞKAN – Sayın Hocam,bunu ilk defa uygulamıyoruz ki, rica ediyorum sizden...
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Plan ve Bütçe Komisyonu...
BAŞKAN – Efendim, Komisyon o zaman yoktu, bu tasarıda geldi. Aynı şeyi bundan önceki hükümetler yapmıyor muydu?...
(DSP ve CHP sıralarından gürültüler)
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Bu kadar olmaz efendim!..
BAŞKAN – İşte oluyor Sayın Hocam... Oluyor, maalesef oluyor...
Tasarının tümü üzerinde söz isteyen var mı? Yok.
Maddelere geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... (ANAP, DSP ve CHP sıralarından gürültüler)
NİHAT MATKAP (Hatay) – Ne oluyor? Yangından mal mı kaçırıyorsunuz?!.
BAŞKAN – Sayın arkadaşlar, döne döne, “söz isteyen var mı” demedim mi? (CHP ve DSP sıralarından gürültüler)
NİHAT MATKAP (Hatay) – Hayır, demediniz...
BAŞKAN – Efendim, sadece Sayın Halit Dumankaya söz istemiş.
NİHAT MATKAP (Hatay) – Ayıp be!.. Ayıp be!..
BAŞKAN – Arkadaşlar, eğer söz istiyorsanız, grup sözcünüz....(ANAP, DSP ve CHP sıralarından gürültüler)
Allah... Allah.. Yahu! Ben diyorum ki, söz istiyorsanız bildirin sözcülerinizi. (Gürültüler)
NİHAT MATKAP (Hatay) – Hemen oylamaya geçiyorsunuz, olur mu böyle Sayın Başkan?..
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Sayın Başkan, usul hakkında söz istiyorum.
BAŞKAN – Efendim, arkadaşlardan rica ediyorum... “Söz isteyen var mı” diye sormadım mı? (DSP ve CHP sıralarından
gürültüler)
Sayın Soysal, grup olarak söz istiyor musunuz?.. Sayın Matkap, söz istiyor musunuz?..
NİHAT MATKAP (Hatay) – Tabiî ki, istiyoruz...
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Usul hakkında söz istiyorum.
BAŞKAN – Buyurun. Grup sözcünüzü bildirin...
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, oylamaya geçmiştiniz...
BAŞKAN – Sayın Soysal, zatı âliniz, tasarının tümü üzerinde mi konuşacaksınız, yoksa usul hakkında mı?
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Usul hakkında konuşacağım.
BAŞKAN – Ama, ben, usul hakkında söz vermedim efendim.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – “Buyurun” dediniz de, onun için...
BAŞKAN – Hayır. Ben, tasarının tümü üzerinde konuşacaksınız diye söz verdim. (RP ve DYP sıralarından alkışlar)
Arkadaşlar, lütfen... Rica ediyorum...
Sayın Hocam, bakın, sizden rica ediyorum. Şimdi, komisyonun orada bulunup bulunmaması meselesi benim yetkim dahilinde
değil.
Bundan önce de, pekâlâ zatı âliniz de biliyorsunuz, iktidar grupları görüşülmesini istemedikleri kanunlarda komisyonu ve
hükümeti bulundurmuyorlardı; görüşülmesini istedikleri kanunlarda komisyon ve hükümeti bulunduruyorlardı. Şimdi bu benim
yetkimde değil. Ben, 1 inci sıradaki Yetki Kanun Tasarısı için “Hükümet ve Komisyon var mı” diye sordum, Genel Kuruldan “yok”
dediler.
Rica ediyorum... Bana yardımcı olmanızı rica ediyorum...
İkincisi: “Bu kanun tasarısının tümü üzerinde söz isteyen var mı” dedim defalarca, söz istemi gelmedi.
Siz söz istiyorsanız, size tümü üzerinde söz veriyorum.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Sayın Başkan, ben size yardımcı olmaya çalışıyorum.
BAŞKAN – Hayır, usul meselesinde değil Sayın Hocam; rica ediyorum; tasarının tümü üzerinde size söz veriyorum.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Tasarının tümü üzerinde benim konuşabilmem için, bu konuda hazırladığım dosyamın
yanımda bulunması gerekir; çünkü, gündeme göre şimdi konuşulacak olan, o değildir, şimdi konuşulacak olan Yetki Yasa
Tasarısıdır. Komisyon yerinden kalkıp, oraya giderken, siz “Komisyon yok” dediniz, öbür yasa tasarısına geçtiniz; ama, öbür yasa
tasarısına nasıl geçtiniz; aynı Komisyon yerine oturdu ondan sonra yasa tasarısının görüşülmesine geçtiniz.
Diyelim ki, bu usulsüzlüğünüze şeklen göz yumduk; ama, ondan sonra öbür yasa tasarısına başlayabilmemiz için, sizin, bize, bir
ara vermeniz gerekir; en azından yukarıya çıkayım da, o dosyamı getireyim ben. Bütün milletvekilleri de...
BAŞKAN – Sayın Hocam, bakın, müzakeresine başladığımız Telgraf ve Telefon Kanunu Tasarısı daha önceki gündemde var;
Yetki Kanunu Tasarısını bugün aldık gündeme.
Sizden rica ediyorum, beni bu kadar zor duruma düşürürseniz... Gerçekten çok üzülüyorum. Ben size karşı olmak da
istemiyorum; ama, zaten bu kanun tasarısı gündemdeydi. Siz buyurun; başka arkadaşlar konuşacaklar, siz de dosyanızı getirin
efendim.
Sayın Soysal, sizden rica ediyorum.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – O zaman, ben, tümü üzerinde söz almış saymıyorum kendimi.
BAŞKAN – Peki efendim, buyurun.
Efendim, tümü üzerinde söz isteyen arkadaşımız var mı?
NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Hacaloğlu konuşacaklar.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Hacaloğlu. (CHP sıraları önünde toplanmalar)
TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Ben sizin gibi terbiyesizlik etmem.
(CHP sıralarından “Terbiyeli konuş... Terbiyeli konuş biraz” sesleri, gürültüler)
BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen, oturur musunuz, rica ediyorum...
Sayın İdare Amirleri, rica ediyorum...
Sayın milletvekilleri...
Sayın Karamollaoğlu, Grup Başkanvekilisiniz, lütfen...
Sayın milletvekilleri, hepinizden rica ediyorum... Burada, şu tasarının müzakeresini kendi usulümüz dahilinde yapalım.
Buyurun Sayın Hacaloğlu, süreniz 20 dakika efendim.
CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, öncelikle sizden bir istirhamım var. Biraz evvel
önümden geçerek, yerine oturmak üzere yürüyen Sayın Temel Karamollaoğlu’nun, kullanmış olduğu “terbiyesiz herifler” sözcüğünü
kime yönelik kullandığını ve bu sözünü geri almasına aracılık yapmanızı rica ediyorum. (RP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Bir dakika... Bir dakika efendim, rica ediyorum...
TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Sayın Başkan, izin verir misiniz...
BAŞKAN – Sayın Karamollaoğlu...(RP sıralarından gürültüler)
Arkadaşlar, rica ediyorum...Bir dakika...
TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz.
BAŞKAN – Efendim, siz oturur musunuz...
TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Sayın Hacaloğlu’na ben böyle bir kelime kullanmadım.
BAŞKAN – Peki.
Sayın Hacaloğlu, kullanmamışlar... Rica ediyorum... Siz konuşmanıza devam edin efendim.
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Efendim, evet, ben, Sayın Karamollaoğlu’nun bu sözünü kabulleniyorum; çünkü, artık,
Refah’ın (U) dönüşlerine alıştık. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar, RP sıralarından “Biraz edepli konuş” sesleri)
Efendim, gayet edepli konuşuyorum. Ne duyduğumu, ne konuştuğumu gayet iyi biliyorum.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen... Bu Meclisi siz çalıştıracaksınız İktidar Partisi sabırlı olur. Rica ediyorum
efendim...Rica ediyorum...
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; ülkemizin çok yönlü sıkıntılar yaşamakta olduğu
bir dönemde, İktidar olan Refah, DYP Koalisyonunun yönlendirisi altında, Meclisimizin çok keyfli bir çalışma içinde olduğunu
söyleyebilmek olası değil. Buna rağmen, muhalefet olarak, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ülkemizin sorunlarının çözümüne
yönelik katkılarımızı özenle, kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz ve umuyoruz ki, bu çalışmaların son gününde, Yüce
Meclisimiz, bugüne değin, geçmişte sürdürdüğü anlayış içinde, sorunların üstesinden, uygun üslupla gelmesini başaracaktır. Bu
konuda, tüm partilerin, tüm milletvekillerinin gerekli katkı içinde olacağına, ben de yürekten inanıyorum.
Değerli arkadaşlarım, ülkemiz, son onbeş yılın sağ iktisat politikalarıyla, ekonomisini yönlendiren sağ siyasetle gelmiş olduğu
tıkanma noktasında, Hükümet, çare arar noktadadır. Çareyi, çözümü, toplumun birikimlerini satarak, konutu, lojmanı, arsayı; yani,
toplumun, ülkemiz insanlarının sosyal devlet anlayışının gereği olan birikimlerini satarak; yani, bir anlamda, sağ cebinden sol
cebine; toplumun bir elinden diğer eline kaynak aktararak, sözde, ülkenin kaynak sorununu, kaynak arama açmazını çözmeye
çalışmaktadır. Ekonomide, böyle bir çözüm, böyle bir yaklaşım -ekonomiye ister sağdan bakın, ister soldan bakın- yoktur. Bu,
özünde, temelinde, Refahın öncülük yaptığı bu Koalisyon Hükümetinin, ülkenin yüklü gündemi karşısındaki çözümsüzlüğünün,
yılgınlığının ve çaresizliğinin bir görüntüsüdür.
Zannediyorum ki, Meclisimizin özveriyle dün sabah saat 02.00’ye kadar, bu sabah 05.00’e kadar sürdürdüğü çalışmalara -ki,
ikisinde de ben buradaydım- milletvekillerinin bu konuda ortaya koyduğu özveriyi, sayın İktidar Partisi mensuplarının, ortaya
konulmakta olan bu anlayışı gereğince değerlendiremeyip, konuyu, yangından mal kaçırırcasına, bundan evvel denendiği gibi,
bugün de şu anda, Anayasa Mahkemesinin kapısından iki defa dönmüş olan bir yasayı buradan çıkarmak ve düşüncesinde, satmak,
rantiye ve faiz olgusu dışında, yapıcı, müspet hiçbir görüşü olmadığı anlaşılan bu Hükümetin, sözde önünü açmak... Bu, çıkış
yolu değil... Ne burada sergilediğiniz tavır bir çıkış yoludur ne de ortaya koyduğunuz, sunduğunuz tasarılar...
Değerli arkadaşlarım, Türkiye, bu noktaya; yani, yatırımsızlık, üretimsizlik, verimsizlik ortamına; istikrarsızlık ortamına;
işsizlik, eşitsizlik ve gelir dağılımındaki bozukluk ortamına sizlerin sayesinde geldi. (RP sıralarından gürültüler)
HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – CHP diye bir şey yok!..
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Türkiye, bu noktaya, onbeş yıldır uygulanmakta olan, IMF’ye endeksli ve biraz evvel
belirttiğim gibi, hangi parti iktidarda olursa olsun, sağ ekonomistlerin, siyasetçilerin yönlendirmesi altında sürdürülen politikalarla
geldi. Bugüne değin, “faiz haramdır...
MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) – Yine haram... Yine haram...
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – ...ve rant ekonomisi çıkış yolu değildir” diyen Refah Partisinin de, artık, bu anlayışa
geldiği, yıllardır halka sunduğu politikaların bir yutturmaca olduğu; gerçeği yansıtan, gerçek kimliğini yansıtan politikalar
olmadığı, şu kısa dönemli, birkaç haftalık Koalisyon Hükümeti ortaklığı döneminde, ekonomide, sosyal politikalarda gerçek
kimliğinin, sağ siyasetten, merkez sağdan, radikal sağdan hiç farklı olmadığı ortaya çıkmıştır. (CHP sıralarından alkışlar)
HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – İki yıl tahammül et, iki yıl...
BAŞKAN – Efendim, müdahale etmeyin, rica ediyorum.
Hayır, tahammül etmiyorsanız, kulislerde oturun; biraz istirahat edin.
HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Yardımcı olmaya çalışıyorum...
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bugün, Türkiye, her yönüyle sıkıntılar içinde. İç barış kanarken,
diğer yandan, Türkiye, birkısım insanlarımız için cennet. Türkiye, bir kent rantları cenneti; Türkiye, kamu kesimi sırtından bir
vurgun cenneti; Türkiye, bir karapara aklama cenneti... Sıcak paraya teslim olmuş olan ekonomi, birkaç yıldır, sıcak para süreci
içinde, karapara aklamayı bir yöntem haline getiren siyaset uygulamaları, rantiyerlere, mafyaya ve vurgunculara yenik düşen bir
Türkiye’yi karşımıza getirmektedir.
HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Sayenizde...
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Refah Partisinin, Doğru Yol Partisiyle beraber kurmuş olduğu Hükümetin, bugün, şu anda
önümüze getirmiş olduğu tasarı, biraz evvel belirttiğim gibi, Anayasanın kapısından iki kere dönmüş; buna rağmen, Anayasanın
öngördüğü değişiklik gereksinimini, Anayasanın duyarlılık gösterdiği konularda ortaya koyduğu değişiklik gereksinimini yerine
getirmeden önümüze sunulan bu tasarı, yürürlükte olan kanunun boşluklarını gidermek amacı ile dahi olsa, bu haliyle -biraz sonra
açıklayacağım gibi- Anayasaya aykırıdır ve bu haliyle, toplumun malını satarak -kamu açıklarını- yani vurgunculara, yani
mafyaya peşkeş çekilen, sıcak para ile, Türkiye’yi, bir karapara aklama cennetine dönüştüren politikalara geçit veren, kapı açan bir
tasarı. Bunun arkasında da Refah Partisi var. Beni buradan izleyen yurttaşlarımız, Refah Partisinin bu anlayışını ibretle
izlemekteler.
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – İnsaf!... Daha yirmi gün oldu...
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, yirmi yıldır, ülkenin ekonomisinde, toplumsal yaşamımızda
istikrarsızlığa ve ülkenin, insanlarımızın, yoksullaşmasına, eşitsizliklerin artmasına temel oluşturan yüksek enflasyonun ardında
yatan birçok neden var. Neden olarak, laf arasında, Hükümetimiz ve bundan evvelki hükümetlerin sağ kanadı, sık sık kamu
açıklarını gündeme getirdi.
Tabiatıyla, kamu açıkları, ülke ekonomisinde, istikrarsızlığın, enflasyonun temel nedenlerinden biridir; ama, kamu açıkları bir
sonuçtur. Bir ülkeyi kamu açıkları noktasına götüren nedenleri iyi açıklamak gerekir. Türkiye’de, yıllardır yürürlükte olan,
piyasalardaki oligopol yapı; yani, tekelci pazar yapısı, gelir dağılımındaki eşitsizlik, teknolojik yapıdaki verimsizlik, yetersizlik ve
izlenen politikalarla oluşturulan enflasyon lobisi, enflasyonu pompalayan politikaların, bilinçli bir şekilde, bir siyasî tercih olarak,
yıllardır uygulamaya konulmasının nedenini oluşturmuştur.
Tabiatıyla, terör sürecinde yaşanmakta olan iç barışımıza yönelik yoğun harcamalar da, enflasyonu, kamu açıklarını
kamçılayan, artıran unsurlar; ama, şimdiye değin, bu kürsüden yapılan, özelleştirmeye ilişkin tartışmalarda, KİT’ler, sürekli olarak,
enflasyonun temel nedeni olarak gösterilen kamu açıklarının temel unsuru, baş unsuru olarak yargılanmışlar, suçlanmışlar, suçlu
mevkiine konulmuşlardır.
Bu, doğru değildir; bu konuda söylenenler bilimsel değildir. KİT’ler, kamu girişimleri, bugün, Türkiye’de, kamu açıklarının
temel kaynağı değildir. Bu konuda ortaya konulan argümanlar, ileri sürülen düşünceler, ideolojik düşüncelerdir. Merkez sağ, IMF’ye
endeksli tercihleri, politikalarıyla ve şimdi radikal sağ ona katılarak, bu konuyu, ideolojik bir konu haline getirmişlerdir. Kamu
girişimciliğini tasfiye etmek amacıyla, yıllardır, KİT’leri, enflasyonun temel müsebbibi olarak sunmuşlardır.
Değerli arkadaşlarım, özelleştirmenin temel çıkış noktası gibi sunulduğu yıllarda, KİT’lerin kamu açıkları içindeki payı,
kamu kesimi borçlanma gereğinin gayri safî millî hâsılaya oranı zemininde yapılan değerlendirmede 1987 yılında yüzde 54 idi,
1989 yılnda yüzde 35, 1990 yılında yüzde 50, 1991 yılında yüzde 31; 1992 yılında yüzde 32, 1994 yılında yüzde 17; 1995
yılında, o çok yüksek enflasyon ortamında dahi, rekor düzeyde içborçlanma, dışborçlanma sürecinin yaşandığı ortamda dahi yüzde
12 idi.
Değerli arkadaşlarım, ne konuştuğumuzu bilelim. Eğer, amaç, gerçekten enflasyon yangınını söndürmek ise çareyi doğru yerde
arayalım. Eğer, amaç, KİT’leri, kamu girişimlerini tasfiye ederek ekonomik ve sosyal alandan devleti geri çekmek ise bunu açıkça
söyleyelim. Refah Partisi de, ayağa kalksın, nereden, kimden yana olduğunu açıkça söylesin.(CHP sıralarından alkışlar)
HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Açık, net; milletten yana...
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, KİT’ler, bugüne değin ülkemizde demokrasinin kökleşmesinin,
çalışma yaşamının kurallaşmasının, sanayileşmenin, bölgesel gelişmenin, teknolojik yapılanmanın öncüsü olmuşlar, gelir
dağılımına katkıda bulunmuşlardır. Bu yaptıklarının ve katkılarının en önemlilerinden biri, ülkemizde örgütlü toplum
yapılanmasına katkılarıdır. Çünkü, emeğin örgütlenmesine alan açmışlardır; ama, bu anlayışı, örgütlü toplumun önemini, kendi
siyasî yapılanmalarında örgütlülüğü gözardı eden, gündemden çıkaran ve emeğin örgütlenmesinden çekinen, korkan sağ partilerin
anlamasının mümkün olmadığını anlayışla karşılıyorum değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, özelleştirme, bir amaç değil, bir araçtır. Özelleştirmeye bir araç olarak baktığınız zaman, belirli alanlarda
özelleştirme yapılabileceğini kabul edebilirsiniz; ama, eğer, buna bir ideolojik amaçla, devleti çökertmek amacıyla, devletin
ekonomik yapısını, kurumlarını çökertmek amacıyla yaklaşırsanız, işte o zaman geri teper. O zaman, bunu, halkımıza,
yurttaşlarımıza izah edemezsiniz.
Özelleştirme ancak, yeniden yapılanma, rekabet ve verimliliği artırma, sınai mülkiyeti tabana yayma ve kamu girişimciliğine
çağı paylaşmasının önünü açma amacıyla yapılabilir. Bu alanda ortaya koyacağınız herhangi bir özelleştirme programı, kesinlikle,
tekelci yapılanmanın önünü almalı, tekelci yapılanmaya geçit vermemeli, yabancıların payına sınırlar getirmelidir. Bugün Batı
Avrupa’nın birçok ülkesinde bu sınırlamalar yapılmıştır, ekonomik bağımsızlığa özen gösterilmiştir. Ancak, bu yasa tasarısıyla,
sağın, merkez sağın ve şimdi radikal sağın böyle bir anlayışı olmadığını üzülerek tespit etmekteyiz .
BAŞKAN – Sayın Hacaloğlu, birbuçuk dakikanız var efendim.
ALGAN HACALOĞLU (Devamla)– Değerli arkadaşlarım, bugüne değin, özelleştirme gelirlerinin yüzde 18’i Hazineye
aktarılarak kullanılmıştır. Yani, Hazineye bir kaynak oluşturmak amacıyla özelleştirme yapılmıştır. Yüzde 58’i ise, sermaye
iştiraki olarak kullanılmıştır. O ne demektir? Demek ki, devlet, bu KİT’lere zamanında kendi sermaye paylarını vermedi; yüzde
2’sini ise danışmanlık ve ihale giderleri için kullanmıştır. Oysa, sosyal yardım zammı ve erken emeklilik primi için kullanılan
kaynaklar sadece yüzde 50’dir.
Değerli arkadaşlarım, kısaca, özelleştirmeyi bugüne değin taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma, örtüsüzleştirme ve devletin
ekonomik birimlerini çökertme anlayışıyla bir ideolojik araç olarak kullanan merkez sağın ve Refahın bu yaklaşımı, bu yasa
tasarısında da kendini ortaya koymuştur.
Yasa tasarısının maddelerine ilişkin görüşlerimizi ve Anayasaya aykırılıklarını maddeler görüşülürken dile getireceğiz.
Bu aşamada, ben, günü kurtarmak amacına yönelik bu uygulamanın başarı değil, hüsran getireceğini belirtiyorum ve hepinize
saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hacaloğlu.
VI. – OYLAMASI YAPILACAK İŞLER (Devam)
1. – Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanunlarında Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı (1/491) (S.
Sayısı : 86) (Devam)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanunlarında Düzenlenmesi
Hakkında Kanun Tasarısının yapılan açık oylamasına 203 sayın milletvekili katılmış, 203 sayın milletvekili de kabul oyu
vermiştir. Böylece, yasa tasarısı kanunlaşmış bulunmaktadır; hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.
VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
3. – Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/469) (S. Sayısı : 85)
BAŞKAN – DSP Grubu adına, Sayın Mümtaz Soysal; buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)
Sayın Soysal, süreniz 20 dakikadır.
DSP GRUBU ADINA MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın üyeler; biraz önce kürsüye geldiğim zaman “dosyam yanımda değil, onun için tümü üzerindeki konuşma
sıramı geçiyorum” dedim. Aslında, ben, bazı konularda ve özellikle de PTT’nin T’si konusunda, yalnız 20 dakika değil, 20 saat
dosyasız da konuşabilirim. Niçin konuşabilir olduğumu biliyorsunuz herhalde!..
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) – Ama, dinleyici bulamazsınız.
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Bulurum... Ben, burada dinleyici bulamazsam, hukuk dünyasında bulurum; sonuçları da sizi
etkiler.
Sayın Başkan, biraz önce, Sayın Ali Oğuz, benim de kendisine yakıştırmakta güçlük çektiğim hafif bir çarpıtma yaptı; ben
“silahlar konuşur” demişim!.. Sanki, ben, silahlarımı konuşturacakmışım ya da biz, silahlarımızı konuşturacakmışız gibi bir
anlam çıkarmaya çalıştı; oysa, benim hukuktan başka silahım yok. (DSP, CHP sıralarından alkışlar)
ALİ OĞUZ (İstanbul) – Herkesin hukuktan başka yok...
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Sayın Oğuz, benim söylemek istediğim şuydu: 27 Mayıs ya da ona benzesin benzemesin,
askerî müdahaleler niçin oluyor bu ülkede?.. Çünkü, mekanizmalar iyi işlemiyor. Onun için, bizim çabamız, şu “Parlamento”
dediğimiz kurumu, yüce kurumu, kendi kurallarına uygun olarak çalıştırmak ve bu çalışma sırasında da düşüncelerimizi söylemek;
ama, bu olmazsa, mekanizma bozulursa, başka şeyler olur demek istedim ve 27 Mayıs; işte, 1960 öncesine benzemeye başlamış olan
şu Meclisin yarattığı tablolar dolayısıyla olmuştu. Ben, o tablolar olmasın istiyorum.
Şimdi “ben, bu konuda 20 dakika değil 20 saat konuşabilirim” dedim; ama, bugün, kendim konuşmak istemiyorum; ben, kendi
hafızama güvenmek istemiyorum; ben, bu ülkenin hafızasına ve bu ülkenin Parlamentosunun hafızasına güvenmek istiyorum. Onun
için “dosya” dediğim zaman, bu dosyam, geçmiş tutanaklara ilişkin dosyadır. Bben, o hafızayı konuşturmak istiyorum; onların
hepsini de ezberlemem mümkün değil.
O hafızayı niçin konuşturmak istiyorum; çünkü, Sayın Başkan, zannediyorum, önümüze gelen konu, geçen gün, genel görüşme
konusu yaptığınız konudur; yani, bir kaynak arayışı var ve o kaynak arayışı sırasında da, en azından, tahminim, Hükümetin bir
kanadı –hangi kanadı olduğunu tahmin etmek de zor değil– “kaynak” deyince, sanki taynakmış gibi, baş harfi T imiş gibi hemen
T’yi hatırlıyor ve yine o hatırlanmış galiba! Onun için “kaynak” deyince karşımıza yine T geldi.
Kaynak konusunda... Ki, kaynak, Maliye konusudur... Maliye Bakanı Sayın Abdüllatif Şener burada mı acaba?.. Burada
bulunmasını isterdim; çünkü, kendisi, 10 Haziran 1994 tarihli Meclis tutanaklarının bir sayfasında, bu T ile kaynak ilişkisi
konusunda ve tamamen bu konu konuşulurken şunları söylemektedir: “Öncelikle kâr eden kamu iktisadî teşebbüslerinin
özelleştirilmesi, satışa çıkarılması olayı karşısında, özelleştirmenin amacının ne olduğu konusundaki soruların tekrar sorulması
lüzumu ortaya çıkmaktadır. Demek ki, uygulama, kâr eden kuruluşlara yönelik olduğuna göre, asıl maksat, kamu kesimi üzerindeki
KİT yükü değildir; aksine, kamu açıklarını kapatma, bütçe açıklarını kapatma, nakit, gelir sıkıntısı çeken iktidarın yeni gelir
kaynakları arayışının bir parçasıdır ve amaç dönüşüme uğradıktan sonra, en kârlı satış alanı olarak PTT hizmetleri, haberleşme
hizmetleri görülmüştür ve bugün Türkiye’de kârlı bir kuruluş olarak faaliyette bulunan bu kurumun bir bölümünü, bu kanun
tasarısıyla ve bu maddeyle anonim şirket şekline dönüştürmek” vesaire diye konu devam ediyor. Sonuçta, o paragraf şöyle bitiyor:
“İktidarın nakit sıkıntısını üzerinden atacağını düşünüyorlarsa bunun çok geçici bir tedbir olduğunu, ülke ekonomisinin genel
gidişatı içinde, ileride dengelerin daha da bozulduğu bir ortamı yaşayacağımızı bilmeleri gerektiğini ifade etmek isterim.”
Sayın arkadaşlarım, dikkat etmişsinizdir; Çekiç Güç konuşulurken, birçok hatibin yaptığının aksine, ben, eski tutanakları
açmak istemedim. O konuda da, birçoğumuz hakkında, geçmişte neler söylemiştir, onları bulmak mümkündür. Bazılarımız
hakkında bulmamak durumu vardır; ama, bazılarımız hakkında da vardır! Ben, o yola girmek istemedim; çünkü, kısır bir tartışma
olurdu; önümüzde ciddî bir sorun vardı.
Şimdi, kısır bir tartışma olmasın diye, doğru iş yapalım diye, bugün, önümüze yanlış işi getirmiş olanların, geçmişte -onu da
söyleyeyim, onlar bir kanatta, biz bir kanatta oturuyorduk; ama, bizim partimizde o konuda bir demir disiplin esmiyordu ve biz,
ülkenin kaynakları bu şekilde satılıyorsa, ona karşı hukuk yollarını kullanmak üzere, Refah Partisiyle cephe birliği yapıyorduk ve
o zaman, açılmış olan bütün davalarda, Refah Partisinin 38 imzası vardı; 38 kişinin 38 imzası vardı ve bunlar, hem Meclis
kayıtlarında hem de Anayasa Mahkemesi kayıtlarında vardır- neler söylediklerini, ben bir hatırlama yapmak için değil, o sırada
söylediklerinden, bugün yararlanmak için yapıyorum.
Sayın Ali Oğuz da burada, onun da bazı sözlerini tekrarlayayım: “Değerli arkadaşlarım, mecbur olduğunuz için bunu
yaptığınız kanaatindeyim; çünkü, ağır borçların altında, hesabını bilmeyen tüccarın eski defterlerini karıştırıp da bir şeyler
bulması, evinde satılacak bir şeyler kalmayınca, artık en değerli şeylerini, hatta ecdat yadigârı hatıralarını dahi satmaya başlaması
gibi bir abesle karşı karşıya bulunduğumuzu ifade etmek isterim.” (DSP sıralarından “Bunları kim demiş?” sesleri)
Sayın Ali Oğuz demiş.(DSP sıralarından alkışlar)
ALİ OĞUZ (İstanbul) – Devamı da var orada!
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Sayın Hüsamettin Korkutata burada mı bilmiyorum; ama, Sayın Korkutata da bu işin stratejik
yönüne dokunmuş –biz de zaten maddeler geldikçe dokunacağız; amaben, şimdi, tümü üzerinde konuşuyorum– ve şöyle demiş: “Bu
işin bir de stratejik önemi vardır. Haberleşmenin ne kadar önemli olduğu, Körfez Savaşında açık ve net şekilde belli olmuştur.
Stratejik önemi haiz tesisi, gizli kalması gereken tesisi, yarın, bana lazım olduğu zaman, benim bilebileceğim şekilde bunu
koruyabilecek miyiz; bilemiyorum.” demiş. “Bu konuda şüphe ediyorum.” demiş, demiş_
Sayın Salih Kapusuz herhalde buradadır; Salih Kapusuz’un sözleri biraz uzun, ondan birkaç seçme yapacağım. Sayın Kapusuz,
hem de, bugünkü duruma uygun bir durumla karşı karşıya olduğumuz zaman; yani -geçmişteki davaları bırakıyorum- PTT’nin T’si
bir anonim şirkete dönüştürülmüş, yüzde 51’i kamudadır denmiş ve yüzde 49’unun -şimdi olduğu gibi- satışına ilişkin bir
düzenleme yapılırken, demiş ki: “Yine burada, yine yüzde 51’i devletimizde kalıyor diye milleti de oyalıyorsunuz, hatta, diğer bir
manayla, affınıza sığınarak söylemek mecburiyetindeyim, kandırmak istiyorsunuz.” Ben de affınıza sığınarak aynı şeyleri
söylemek isterim. (DSP sıralarından alkışlar)
HACI FİLİZ (Kırıkkale) – Anayasa değişikliğinde imzanız vardı; ama, kandırdınız...
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Hayır efendim, ben, Anayasayla kandırmıyorum. Ben, Anayasayla kandıracak olsam,
Anayasayla bazı hukukçular kandıracak olsalar, ki, mümkündür kandırabilirler; ama, bu devletin, bu sistemin bir Anayasa
Mahkemesi vardır, o kanmıyor.
HACI FİLİZ (Kırıkkale) – Anayasa değişikliğinde diyorum_
BAŞKAN – Sayın Filiz, rica ediyorum, karışmayın siz.
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Bunları okumayayım, çok vaktinizi almak istemiyorum. Yalnız, bir tane daha okuyayım
Sayın Başkan.
Sayın Zeki Ünal acaba burada mı?.. O da “şimdiye kadar ki özelleştirme programıyla, bütçe açığını kapatmak istemektedir
Hükümet; borçlarını ödemek istemektedir ve rehabilite edilmesi gereken bazı KİT’leri rehabilite etmek istemektedir. Ancak,
Hükümet, özelleştirme yapacağım derken, maalesef, Türkiye’nin en çok kâr eden, en rasyonel ve rantabl bir şekilde çalışan
KİT’lerinin de, hızlı bir şekilde elden çıkarılmasını planlamaktadır” demiş, yine T üzerinde konuşurken.
Sayın Başkan, değerli üyeler; geçen gün, burada, bir kaynak genel görüşmesi yapıldı; hatta, yeni usul genel görüşmelerin ilki,
kaynak konusunda yapıldı. Kimimiz iyi niyetle, kimimiz “haydi, İktidar bunu istiyor, yardımcı olalım” diyerek, oyunun ne
olduğunu bilerek konuştuk; ama, gerçekten, Sayın Başkan, gerçekten, o oturumun tutanaklarına bakarsanız, muhalefetten ya da
iktidardan “ T satılsın” diyen kimse çıktı mı? Yani, kaynak konusunu daha üç dört gün önce konuşurken ya da bir hafta önce
konuşurken, bu Mecliste dahi, kaynak için “ T satılsın” diyen çıkmadı. O genel görüşmeyi biz niye yaptık da “bu genel görüşmenin
ışığında, bazı şeyler yapacağız” dedik? İlk yaptığımız şey de, yine, T ‘yi, bu Meclisin önüne getirmek oldu.
Tasarının tümü üzerinde konuşurken şimdiden söyleyeyim; maddelerde, açıkça, Anayasaya aykırılıklar var. Onların
düzeltilmesine çalışacağız; ama, biliyorum, yine aynı giyotin işleyecek, onlar düzeltilmeden kalacak, Anayasa Mahkemesine
gidecek, iptal edilecek, hatta yürürlüğü durdurulacak ve siz, ondan sonra “biz, kaynak bulmaya çalışıyorduk; ama, Mecliste, birtakım
münafıklar, bu kaynağı bulmadılar, bulunmasına engel oldular” diyeceksiniz.
Niçin bunu yapıyorsunuz; niçin bu yapılıyor? Sanıyorum, bu, Koalisyonun kendi içerisindeki bir sorun dolayısıyla yapılıyor.
Ben, Refah Partili arkadaşlarımızın, daha geçen yıl, geçen aylara kadar karşısına çıktıkları ve hem de çok kuvvetli bir biçimde
karşısına çıktıkları bir konuda, buraya, böyle bir yasa tasarısıyla geleceklerini, gelmek istediklerini sanmıyorum. Çünkü, demin
yaşadığımız dakikaları yaşamak endişesi, muhtemelen akıllarından geçmiş olacaktır ya da en azından, sorumlu olduğunu
söyleyen, adil düzenden yana olduğunu söyleyen, millî görüşten yana olduğunu söyleyen, millî kaynakların çarçur edilmemesini
istediğini söyleyen bir parti olarak, buna gönüllerinin razı olmayacağını tahmin ederdim, ama, Koalisyonun bir kanadı da “kaynak”
deyince, işte, bu “‘taynak” konusunu anlıyor ve T’ yi getirmek istiyor; ama, bu hafıza -insan hafızası- kendisini aldatabilir,
yanıltabilir; ama, şu devletin, bu Parlamentonun hafızası, bakın, gözler önüne ne seriyor:
21.9.1993 tarihli tutanak:
“Başkan – Bir gensoru önergesi vardır.
Önerge bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.
Gensoru önergesini okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
İç ve dış güvenliğimizin temel haberleşme kuruluşlarından olan PTT’yi özelleştirerek yabancı şirketlere satışa çıkarmaya
hazırlanan Başbakan Tansu Çiller ve Ulaştırma Bakanı Mehmet Köstepen hakkında ekte sunulun gerekçeye istinaden Anayasanın
99 uncu, İçtüzüğün 108 inci maddesi gereğince gensoru görüşmesi açılmasını saygılarımla arz ve talep ederim.
Refah Partisi Grubu Adına
Grup Başkanvekili ve Kocaeli Milletvekili
Şevket Kazan”
(DSP ve CHP sıralarından alkışlar)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Soysal.
ANAP Grubu adına, Sayın Yaşar Topçu; buyurun efendim.
Süreniz 20 dakika efendim.
ANAP GRUBU ADINA YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
1 Ağustos günü tatile girmesi gereken Parlamentoya, Hükümet,acil saydığı birtakım yasa tasarıları getirdi. Bunların başında,
bütçeyle ilgili, yetkiyle ilgili yasa tasarıları var; ama, bu yasa tasarılarının arasına, tıpkı hazırlanışında olduğu gibi, alelacele, T’
nin satışını iptal eden Anayasa Mahkemesi kararına hafifçe temas edilerek, dört beş maddelik bir yasa tasarısı sokuldu.
Tabiî, bunun sokuluşunun izahında, ülkenin kaynak sıkıntısı gösterilmeye çalışılıyor. Ülkenin, kaynak sıkıntısı içerisinde
olduğu doğrudur; ülkenin, kaynak aradığı da doğrudur. Ülkenin, kaynak bulabilmek için ve esasen, devleti, vatandaşın sırtında yük
olmaktan çıkarmak için, küçültmek ihtiyacıyla birçok KİT’leri satmak istemesi, bunlardan kurtulmak istemesi de doğrudur; ama,
bunları yapmak isteyenlerin amacı, devletin ihtiyacı olan şeyler değil; onlar, kendi aile çıkarlarının peşindedir. (ANAP ve DSP
sıralarından alkışlar) Şimdi, ben, lafları buraya bırakıyorum. Cevap vermek isteyen gelir, verir.
Bakın, neden öyledir: Şu, herkesin cebinde bulunan cep telefonlarının sözleşmesini, Ulaştırma Bakanıyken ben yaptım. Bu,
Türkiye’de imzalanmış, kendi türünde ilk sözleşmedir ve bu sözleşmeyle, hazinenin elde ettiği kaynak, bu telefonları -katma değerli
hizmetler derler buna- bu katma değerli hizmetleri, bugüne kadar, dünyada, benim sattığım fiyata satabilen başka bir ülke
çıkmamıştır. Bu telefonları, ben, masraflarının tümü talip şirketlere ait olmak ve tekel yaratmamak üzere, en az iki firmaya 150 bin
abone karşılığında, iki senede ödenmek üzere, beher hattını 500 milyon dolara sattım. İki hat 1 milyar dolar!.. 1 milyar dolar -
herhalde hesabını söylemeye gerek yok- 80 trilyon para!.. Bu para, Sayın Çiller’in Başbakanlığından bu yana tahsil edilmiyor.
Neden? Hatlardan bir tanesi, kendilerine destek veren basın organıyla ilişkili, bir tanesi kendilerine karşı bir basın organıyla
ilişkili... (ANAP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Kendilerine karşı basın organıyla ilişkili olanı kapattılar, bir tanesi 350 bin
aboneye geldi –150 bin aboneliktir, 500 milyon dolar karşılığı– 150 bin aboneden sonrasını tekrar pazarlamak mümkün. Onlar
habire gidiyor, ötekini durdurdular, onun da hakkını ona verdiler; birine avanta sağladılar, birinden intikâm aldılar. İşte, bu Kanunu
getirenlerin devlet yönetimi anlayışı budur. (ANAP sıralarından alkışlar)
Bir şey daha, şimdi, bakınız, Anayasa Mahkemesi, şubat ayında, bu yasayı iptal ettiğini açıkladı. Zaten, yürürlüğün
durdurulmasına da karar vermişti. Mart ayında, Sayın Ulaştırma Bakanı, daha gerekçe yayımlanmadan... Ve o gerekçeye göre
düzeltme yapılması kaçınılmaz; çünkü, bu yasa buraya dördüncü defa geliyor. Arkadaşlarımız, Türkiye’de anayasal bir sistem
olduğunu bir türlü kabullenemiyorlar. Niye? Canım, bırakın, biz istediğimiz gibi yapalım... Hayır, istediğiniz gibi yapamazsınız,
burası Patagonya değil, burada hukuk üstünlüğü geçerli, işte, Anayasa Mahkemesi bozuyor. Size, 4 maddelik kanunla, devletin
trilyonlarını başkalarına peşkeş çekme imkânı vermezler. (ANAP sıralarından alkışlar)
Mart ayında getirdiğinde kendisine denildi ki, bekleyin de Anayasa Mahkemesi kararı yayımlansın, ondan sonra, Hükümet, bu
tasarıyı sevk etmiş olsun. Peki denildi; o güne kadar beklendi, Hükümet çekildikten sonra Anayasa Mahkemesinin kararına
bakılarak sözümona bir iki yakınlaşma sağlanmaya çalışıldı; ihale komisyonu, değerlendirme komisyonu gibi ilaveler yapıldı ve
imzalandığı zaman olmayan şeyler buraya ilave edildi. Mart ayında, Bakanlar Kurulunda imzalanmış olan bu kararname, haziran
ayında Mesut Yılmaz Hükümetinin kararnamesiymiş gibi sunuldu. Niye? Sayın Erbakan’la birlikte olan Hükümete getirseler, patırtı
çıkabilir.
Nitekim, bugün, Anayasanın “yetki yasaları öncelikle görüşülür” şeklindeki hükmüne ve burada, Mecliste oylama yapılarak,
ivedilik ve öncelik kararı alınmasına rağmen, aynı komisyon başkanı yetki yasa tasarısı için burada oturmadı “Komisyon yok”
denildi de T geldiği zaman niye oturdu? Çünkü, burası diyor ki, bunu öncelikle çıkarmazsanız, öbür yasalara destek vermeyiz!..
Niye, aceleleri var; sebep, sattılar T ‘yi daha kanun çıkmadan! Haber veriyoruz.
MUSTAFA BALCILAR (Eskişehir) – Kime sattılar?..
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Bakınız, Anayasa Mahkemesinin itirazı var; diyor ki “siz, bunun yüzde 49’unu
özelleştirebilirsiniz, bunun da yüzde 35’ini blok olarak yabancıya satabilirsiniz.”
Arkadaşlar, dünyanın her yerinde telefon ve katma değer hizmetleri, birkaç önemli unsuru pazarlık yapılarak satılır. Ben, size,
onları arz edeyim. Hükümetin özellikle Refah kanadı dinlesin, belki faydası olur.
Şimdi, burada, deniliyor ki “piyasa değerleri dikkate alınarak, bir değerlendirme komisyonunca fiyatının tespit edilmesi....” Ben,
size buradan söylüyorum. Bütün teknik insanlar burada, bilen herkes burada; lafı buraya bırakıyorum, aksini söylesin.
Dünyada, hattı 5 bin dolara telefon satıldı. Hattı 5 bin dolara!.. Hattı 800 dolara telefon satıldı. 800 dolara satılan
İngiltere’ninkidir, 500 dolara satılan da geri kalmış bir ülkeninkidir ve hat sayısı da, kapasitesi de son derece düşüktür.
Neden öyle oldu? O ülke, o yabancı firmaya dedi ki “gel, ben sana elimdeki bu kadar hattı veriyorum, üstünü sen tamamla;
ihtiyacım olanı tamamla, sana 15 yıl tekel hakkı tanıyorum.” “Tekel hakkı tanıyorum” deyince 5 bin dolar verdi. İngiltere ne dedi?
İngiltere dedi ki “sattığımın ertesi günü rekabete açarım.” Öyle deyince, İngiltere, hisselerini 700-800 dolardan sattı.
Ha, şimdi, Türkiye’nin satışına ciddî firmalar talip olmayacaktır. Neden olmayacaktır? Dünyanın hiçbir yerinde, bir yabancı
sermaye, yüzde 35’lik milyarlar, trilyonlar ifade eden, milyar dolarlar ifade eden bir yatırımı, bir blok yatırımı, Ulaştırma
Bakanının tayin edeceği ücretlerle, Ulaştırma Bakanının tayin edeceği şartlarla almak istemez.
Bakınız, şimdi, burası Parlamento. Tabiî, dünyadaki demokratik ülkelerden birisi biziz. Ben, size Parlamentonun haklarına,
yasama haklarına, düzenleme haklarına -ki, Anayasa Mahkemesi de bunu söylüyor zaten, Parlamentonun düzenleme haklarını
elinden alıyorsunuz- nasıl sahip çıktığının bir örneğini getirdim. Şu gördüğünüz, karınca harfleriyle, karınca küçüklüğünde
yazılmış 80 sayfalık yasa, Amerika Birleşik Devletleri Kongresinin, Amerikan Telekom’unu yabancı sermayeye açma yasasıdır;
yani, bu pazara giren herkes, önceden, ne yapacağını, neyle karşılaşacağını, ne satın aldığını biliyor; bu o...
Bu da aynı, bu da 80 sayfalık; onların metoduna göre, yasa değil tüzüktür. Bu da, United Kingdom, İngiliz yasası; 800 dolara
sattığı telefon hattıyla ilgili yasa... Bu da, önünüzde, dağıtılmış olan bir sayfalık, 4 maddelik yasa da, Türk yasası... (ANAP
sıralarından alkışlar) Niye? Çünkü, burada, ülkenin yararı değil, ailenin tercihi önemli; onlar tercih edecekler. (ANAP ve DSP
sıralarından alkışlar) Bunun amacı o; Anayasa Mahkemesinin karşısıda, dördüncü defadır direnilmesinin sebebi bu.
Siz, daha, artı değerli işlerde, cep telefonunda, istediğinizi susturur istediğinize imkân tanırsanız, sizin telefonunuza ciddî olarak
kim gelip para verecek? Sizden avanta bekleyen veya sizin çıkar beklediğiniz kişiler verecek. Bu, Türkiye’nin yararı falan değil;
bunun adı, özelleştirme falan değil.
Burada, değerli Hocamız, Refah Partili arkadaşlarımızın daha önceki tutumlarından bahsetti; ben, oraya, sadece Hocamızın
değinmediği kısmıyla değineceğim ve çok önemli bir bilgi daha vereceğim Meclise.
Değerli arkadaşlar, bu sistemin yüzde 35’ini blok alacak olan firma, sizinle bir sözleşme yapacak -sanmayın ki, yüzde 51’i bizim
elimizde, devletin elinde, istediğimiz gibi yönetiriz- o sözleşmeyle, kendi haklarını korumaya çalışacak. Yalnız, bir şey daha olacak:
Kullandığınız bu GSM’lerin, Amerika tarafından kullanılan yeni sistemi geliyor; yakın... Uyduyla konuşacaksınız. Bu, kaplama
sistemidir. Bundan sonra, cep telefonlarıyla, Amerikan sistemiyle –uydu atacaklar– uydudan konuşulacak. Yalnız, elinizdeki telefon
tercih yapacak; istiyorsanız lokal konuşacaksınız kaplamayla, istiyorsanız, şehirlerarası ve uluslararası konuşmak istiyorsanız,
uydudan konuşacaksınız.
Çok değil, 2000’li yılların başında yeni bir teknoloji gelecek; bunlara “mikro cep” deniliyor. Bunlar, sesle komut alacak;
bugünkü telefonların yarısı kadar, hatta daha küçük olacak; üç sistem seçebilecek ve istediğiniz sistemle konuşacaksınız.
Bunu niye anlattım; size, bendeki bazı bilgileri aktarmış olmak için değil. Bütün bu sistemler, şimdi pazarlayacağınız bu ana
şebekeyle bağlantılı çalışacaktır. Çünkü, siz, ister uyduyu kullanın, ister kaplamayı kullanın, benim evimi bulabilmek için T’nin
şebekesine girmek durumundasınız. İşte, oraya girdiğiniz zaman, bu pazarladığınız şirket avantajlı durumdadır; ya kendi
şirketlerini buraya getirip pazarlayacaktır, sokacaktır ya başkalarını kabul etmeyecektir.
Bunun manası şudur: Telekom sanayii, aynen tekstil sanayii gibi, çok süratli değişen, on yılda bir, âdeta teknoloji devrimi yapan
bir sanayidir. Eğer, baştan, şartları, şöyle bir düzenlemeyle, Anayasa Mahkemesinin istediği düzenlemeyle yapmaz, bu tür şirketlerin
insafına bırakır ve öyle götürürseniz, korkarım ki, benim, şahsen, 10,5 milyonda teslim aldığım... Ben bakanken 10,5 milyon
telefon vardı; ben teslim ettiğim zaman 13,5 milyondu. 8 bin köye varıncaya kadar telefon götürdüm. O, daha önce başlamış olan,
Türkiye’deki telefon devrimini, büyük bir iştiyakla sürdürdük. Korkarım ki, bir süre sonra, bu kafayla, bu zihniyetle öldüreceksiniz.
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) – Senin başındaki Hükümet götürdü; sen değil!..
BAŞKAN – Müdahale etmeyelim... Rica ediyorum...
MEMDUH BÜYÜKKILIÇ (Kayseri) – Başbakanınız kimdi o zaman?
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Başbakanımız Sayın Demirel’di.
MEMDUH BÜYÜKKILIÇ (Kayseri) – Hayır efendim, Mesut Yılmaz... Şu tasarı için...
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Anlattım... Siz beni dinlemediniz herhalde.
MEMDUH BÜYÜKKILIÇ (Kayseri) – Dinliyoruz... Çok iyi dinliyoruz...
BAŞKAN – Müdahale etmeyin arkadaşlar; rica ederim...
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Ben, size anlattım. Sayın Bakan burada. Sayın Bakan “bu tasarının sevk tarihi 3.6.1996’ dır;
ben, bunu Mart ayında, alelacele, daha Anayasa Mahkemesi kararı yayımlanmadan hazırlayıp getirmedim, önceden imzalanmadı,
sonradan değiştirmedim” der; mesele yok; kendisi burada savunur. Ben, size anlattım...
NURHAN TEKİNEL (Kastamonu) – Çok şeyler söyledi Barutçu sana.
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Şimdi, ben size başka bir şey söyleyeyim; Hoca onları söyledi, ben, bu işi, tek tek de burada ifade
etmek istemiyorum; yalnız...
NURHAN TEKİNEL (Kastamonu) – Ayıp!.. Ayıp!.. Yazık!..
BAŞKAN – Rica ediyorum, müdahale etmeyin efendim.
MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Laf atmalara müdahale edin; arkadaşımız rahat konuşamıyor... Bakan da çıkıp
konuşacak...
BAŞKAN – Efendim, ne yapayım; ben arkadaşlara müdahale ediyorum... Rica ediyorum efendim.
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Ayıp olan, benim burada savunduğum ülke yararları değil, ayıp olan senin savunduğun aile
yararları. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar, DYP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Arkadaşlar, rica ediyorum; müzakere gayet iyi gidiyor...
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Beni burada, öyle, susturamazsınız. Ben, burada...
NURHAN TEKİNEL (Kastamonu) – Bu senin mesleğin...
BAŞKAN – Sayın Tekinel, rica ediyorum...
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Kimin mesleği olduğunu, kimin burada haysiyetiyle politika yaptığını herkes biliyor, kamuoyu da
biliyor. Ben, otuzbeş yıllık politika hayatımda, on yılık parlamento hayatımda, söylediğim, yaptığım, ettiğim her şeyin,
harcadığım her kuruşun hesabını vermeye, burada cevabını vermeye her zaman amade olmuş bir arkadaşınızım. (ANAP
sıralarından alkışlar) Onun için, benimle kimler uğraşmadı... Canı daha isteyen varsa, uğraşır; onları geçin.
Biz konumuza gelelim. Benim söylediklerim sizi rahatsız ettiyse, vicdanınızı rahatsız etsin; yoksa, vicdanınızı rahatsız
etmiyorsa, öyle, kişisel rahatsızlıklar bir şey ifade etmez.
MİKAİL KORKMAZ (Kırıkkale) – Özal hakkında söylediklerin ne olacak?!.
BAŞKAN – Arkadaşlar, müdahale etmeyelim...
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Özal hakkında söylediklerim Meclis zabıtlarında yazılıdır. Buraya getirirsiniz, ben ya da siz,
rahmetli Özal’a ne söyledimse, burada, kürsüde, aynı işleri siz yaparsınız, elinize de tutanağı alırsınız, motamo size söylerim.
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) – Resimlerini indirdiniz.
BAŞKAN – Rica ediyorum arkadaşlar...
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Motamo size söylerim. Onun için, benim, Allah’tan başka kimseden kaygım yok; yalnız, işte,
konuşmamın sonunda oraya geleceğim.
BAŞKAN – Sayın Topçu, 2 dakikanız var efendim.
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Bitiriyorum.
Hoca söyledi, gensoru verdiniz. Gensoru vermekle kalmadınız -zamanınızı harcamak istemiyorum- önerge verdiniz. 17 nci
maddenin beşinci fıkrası... T’nin satışının yasadan çıkarılmasını istediniz. Grupta oturan birçok arkadaşımızın bu konuda
ettikleri çok büyük laflar var. Sayın Ali Oğuz Hocamız söylemedi, ben söyleyivereyim, “bunu, Thatcher’ın oğluna mı, Amerika’ya
mı satacaksınız, ne yapacaksanı, söyleyin de ona göre yapalım” diye burada beyanları var.
AHMET NEİDİM (Sakarya) – Kimin?
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Arkadaşlarımızın.
Şimdi, bakın, siz, eğer, sözünde durmayı, olduğu gibi görünmeyi, göründüğü gibi olmayı, ahlakı, onuru...
HASAN EKİNCİ (Artvin) – Ahlak timsaline bak!
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – ... düşüncelerinin ve ifadelerinin arkasında durma, ona sahip çıkma gibi fevkalade önemli
toplumsal değerleri, eğer “biz iktidar olduk; o değerler artık bize bir şey yapamaz, o değerlerin bize gücü yetmez” diye
düşünüyorsanız, ben, size, buradan haber veriyorum ki, o değerler, dünya kurulduğundan beri hükmünü icra etmiştir; sizin için de
eder. (ANAP sıralarından alkışlar)
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) – Aynaya bak da kendini gör!
BAŞKAN – Müdahale etmeyin Sayın Aykurt.
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Size yaptırılmak istenen şey, yağmur suyu içirmektir. Size yağmur suyu içirilmeye çalışılıyor.
Yağmur suyunun ne anlama geldiğini, sanıyorum, arkadaşlarımız içerisinde bilenler vardır; bilenler, bilmeyenlere anlatsın. Yağmur
suyu içirilmeye çalışılıyor. Ben, sizin yerinizde olsam, o yağmur suyunu içmeye talip olmam.
CAFER GÜNEŞ (Kırşehir) – Şimdiye kadar hep içtiniz.
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Benim içtiğimi, bizim içtiğimizi kimse gösteremez.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Topçu, süreniz bitti efendim; süre uzatmıyorum, özür dilerim.
Teşekkür ederim.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Saygı sunacağım.
BAŞKAN – Hayır efendim, saygı sundunuz.
Sayın Topçu, dünden beri uygulamam böyledir.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Saygı sunmadım.
BAŞKAN – Saygı sundunuz işte... Efendim, süre vermiyorum. Rica ediyorum... (ANAP sıralarından “Toparlasın” sesleri)
Arkadaşlar, müdahele etmeyin.
Sayın Topçu, dünden beri uygulamam şu: Kanunların müzakeresinde kimseye 1 dakika bile süre vermiyorum.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – İzin verir misiniz...
BAŞKAN – Vermiyorum!..
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – İzin verir misiniz, sözümü bitireyim...
Ben, buradan baktım -ben hakkımı kimsede bırakmam- ben daha “Sayın Başkan” demeden bu saat çalışmıştı...
BAŞKAN – Ee, tabiî...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Olmaz öyle şey!
BAŞKAN – Sayın Topçu, rica ediyorum...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Efendim, saygı sunup...
BAŞKAN – Saygı sunmak için de vermiyorum...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, saygı sunmadan buradan inmem mümkün değil...
BAŞKAN – Hayır efendim, vermiyorum...
Sayın Topçu, rica ediyorum sizden... Bakın, kimseye söz vermedim süresinin dışında.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkanım, “söz ver” demiyorum.
BAŞKAN – Vermiyorum... Vermiyorum efendim... Süreyi uzatmıyorum.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Süreyi uzatmak değil efendim...
BAŞKAN – Uzatmıyorum...
Sayın Topçu, rica ediyorum sizden...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, bu böyle olmaz!
BAŞKAN – Yetkimi kullanıyorum; saygı sundunuz diyorum.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, bu, bir İçtüzük emri; “Sayın Başkan, sayın milletvekilleri” demek bir İçtüzük emri.
İçtüzük emrini yerine getireceksiniz...
BAŞKAN – Sayın Topçu, rica ediyorum...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – İçtüzük emrini yerine getirin.
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) - Saygı sunacak; onun için söz verin.
BAŞKAN – Efendim, vermiyorum...
AHMET NEİDİM (Sakarya) – Sayın Topçu, mikrofonsuz konuşun.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Şimdi, bakınız...
BAŞKAN – Sayın Topçu, rica ediyorum... Kürsüden iner misiniz...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Bizim, söylediğimiz laflar belgeli.
BAŞKAN – Sayın arkadaşım, rica ediyorum...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sizin de bildiğiniz varsa, elinizde belgeniz varsa, buraya gelir söylersiniz. (DYP sıralarından
gürültüler)
BAŞKAN – Sayın Topçu, rica ediyorum... Bunlar tutanaklara da geçmiyor.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Hepinize saygı sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Efendim, bakın, kürsüyü işgal etmekle olmaz ki...
Sayın milletvekilleri, bakın, dün de ben kimsenin süresini uzatmadım. Eğer uzatsaydım, en az bir saat bu Meclis fazla
çalışırdı.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, sizin lüzümsuz konuşmalarınızdan zaten bir saat geçiyor; biz itiraz ediyor muyuz?!.
BAŞKAN – Olabilir... Rica ediyorum.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) –Yaptığınız şeyin nezaketle alakası yok.
BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun.
MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Gruplar bitti mi Sayın Başkan?
BAŞKAN – Efendim, gruplardan, başka söz isteyen yok; ayrıca, Hükümetin önceliği var.
İRFAN KÖKSALAN (Ankara) – Sayın Başkan, şahsî söz talebim vardı...
BAŞKAN – Talebinizi kaydettik; ama, Hükümetin önceliği var.
İRFAN KÖKSALAN (Ankara) – Peki, Bakandan sonra mı konuşacağım.
BAŞKAN – Allah, Allah!.. Sayın Köksalan, Bakan, istediği yerde konuşur.
Buyurun Sayın Bakan.
Süreniz 20 dakika.
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; sözlerime başlamadan
evvel hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği üzere, dünyada 1980 yıllarında başlayan özelleştirme uygulamaları, ülkelerin, 1990’lı yıllarda, tekel durumundaki
telekomünikasyon sektörlerinin özelleştirilmesiyle sonuçlanmıştır. Bu sırada, Avrupa Birliği Komisyonunca alınan bir karar gereği,
Avrupa Birliği üyesi bütün ülkeler için, liberalleşme, zorunlu hale gelmiştir; Komisyon böyle bir karar almıştır. Bu karar alındıktan
sonra, uluslararası piyasalarda bir hareketlilik göze çarpmıştır. Bugüne kadar, İngiltere, Yeni Zelanda, Venezuela, Japonya,
Arjantin, Meksika, Macaristan, Peru, Danimarka başta olmak üzere, birçok ülke, bu sektörün özelleştirilmesini kısmen veya tamamen
gerçekleştirmiştir. Önümüzdeki dönemde, Almanya’dan Fransa’ya, İtalya’dan Senegal’e, Uganda’dan Brezilya’ya kadar birçok ülke,
bu sektörde şirketlerini özelleştirmeyi planlamıştır.
Benim işim, Hükümetin bir üyesi olarak, burada, bu tasarının bir an evvel kanunlaşmasına yardımcı olmaktır. O bakımdan,
arkadaşlarımın burada ifade ettikleri sözleri aynı üslupla ifade etmek istemiyorum; ama, bazı şeyleri de söylemediğim takdirde,
kendi grubuma ve Doğru Yol Partisine gönül veren milyonlara haksızlık etmiş olurum.
ŞÜKRÜ YÜRÜR (Ordu) – Nerede kaldı o milyonlar?..
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Nerede kaldığını siz gayet iyi biliyorsunuz Sayın Yürür.
SAMİ KÜÇÜKBAŞKAN (Antalya) – Nerede olduğunu söyler misin!..
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Şimdi, Yüce Meclisin değerli üyeleri, bütün dünya, bu sektörde
özelleştirmeye giderken, burada, bazı arkadaşlarımızın, iktidar oldukları zaman bu özelleştirmenin yanında, iktidardan gittikten
hemen sonra bu özelleştirmenin karşısında olmalarını, ben, şahsen, anlayamıyorum. Bir telaş var; telaşın ne olduğunu, bu iki grup
çok iyi biliyor, Hükümet iyi biliyor, sizler de iyi biliyorsunuz. Bu telaş şudur: Türkiye’nin ekonomik durumu, elbette ki, belli;
buradan gelir kaydedilecektir; yalnız, değerli milletvekilleri, buradan gelecek olan gelir, yine bu sektöre harcanacaktır. Türkiye, bu
hizmette, birçok ülkeden çok geridir; hemen komşumuz Yunanistan’dan da geridir.
Şimdi, fazla polemiğe girmek istemiyorum; ama, ifade etmek zorundayım –sosyal demokrat kardeşlerimiz buradan ifade ettiler-
sanki, bu, bizim, sadece kendi fikrimiz ve bunu, sadece biz yapmışız.
Değerli milletvekilleri, Türk Telekom Yasası, sosyal demokrat arkadaşlarımızla beraber, Sayın Erdal İnönü’nün Başbakan
Yardımcısı olduğu ve burada bulunan birçok arkadaşımızın kabinede bulunduğu bir devrede, kanun hükmünde kararname şeklinde
çıkmıştır. Ondan sonra -biraz evvel, Sayın Hocam, Değerli Hocam, fikirlerinden her zaman çok istifade ettiğim değerli hemşerim
Sayın Soysal ifade ettiler- Anayasa Mahkemesinde iptal edilen metni Yüce Meclise arz eden de, yine, Cumhuriyet Halk Partisi ve
Doğru Yol Partisi ortak Hükümetidir.
Şimdi, bu kadar güzellik yapmışsınız; bu güzeliği gelip burada öveceğinize, ülkeye çok büyük ölçüde katkıda bulunacak, ülke
menfaatı olan bu meselede kendi katkınız olduğu için övüneceğinize; bunu, niçin bu şekilde yapmıyorsunuz da, muhalefete
düştüğünüz zaman, aslanlar gibi, buradan bağırıyorsunuz; bunu anlamak mümkün değil ve bir haklılık içerisindeymişsiniz gibi,
bunu burada ifade ediyorsunuz.
Şimdi, değerli milletvekilleri, Anayasa Mahkemesinden yalnız bu kanun mu dönmüştür?.. Buna, Hükümetimiz çok büyük titizlik
göstermiş... Cumhuriyet Halk Partisi ve Doğru Yol Partisi Koalisyonu tarafından Yüce Meclise sevk edilen tasarının kanunlaşması
üzerine, bilahara, yine Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımızca Anayasa Mahkemesine yapılan müracaat sebebiyle, Anayasa
Mahkemesinde bu kanunun üç fıkrası iptal edilmiştir. Yalnız, Telekom Yasasının mı iptal edilmiştir?.. Birçok kanun iptal
edilmiştir. Anayasa Mahkemesi yüksek mahkeme, Anayasa Mahkemesinin kararlarına hepimiz uymak mecburiyetindeyiz, hepimiz
uymak durumundayız. Biz, burada, gayet titizlik içerisinde bu işin üzerinde durduk.
Sayın Yılmaz’ın Başbakanlığı döneminde -Sayın Topçu, iyi anlayamamış galiba işi, zaten zaman zaman anlamakta güçlük
çeker bazı şeyleri- bu konu, üç defa Bakanlar Kurulunda görüşülmüş ve birtakım ilgili kuruluşlarla -bizzat bakan olarak ben, o
devrede yine özelleştirmeden sorumlu devlet bakanı olarak bir başka arkadaşımız, bürokrat arkadaşlar- birtakım çevrelerle
konuşmak suretiyle... Ne zaman konuşuyoruz?.. İptal edilmiş; ama, gerekçesi daha yayımlanmamış. Muhtemel gerekçe üzerine
diyoruz ki... Sayın Yılmaz buyuruyorlar...
Sayın Topçu, siz, daha orada yenisiniz, çok zorluk çekersiniz; Sayın Yılmaz kızar size...
SAMİ KÜÇÜKBAŞKAN (Antalya) – Sayın Yılmaz’ı desturla an!..
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Başbakan Sayın Yılmaz, Bakanlar Kurulunda buyuruyorlar ki “Bizim
bu konuda geçirecek zamanımız yok.” Sayın Yılmaz gelsin, aksini söylemesi mümkün değil. Sayın Yılmaz, benim Ulaştırma
Bakanı olarak izahatımdan sonra, “Biz, bunu Meclise sevk edelim. Anayasa Mahkemesinin iptal kararının, gerekçesi, aşağı yukarı
önümüzdeki günlerde belli olacak, vakit geçirmeyelim. Gerekçeli karar çıktıktan sonra, müdahale etmek suretiyle, komisyonda bu işi
düzeltiriz” diye talimat veriyorlar Başbakan olarak, bunu Meclise sevk ediyorlar. Sayın Yılmaz, daha sonra Müsteşarına emir
buyuruyorlar, benim Müsteşarımı, Genel Müdürümü, arkadaşlarımı çağırıyorlar, Başbakanlıkta toplantı yapıyorlar; iptal
kararından sonra yeni düzenlemeyi, Sayın Yılmaz’ın talimatıyla, Sayın Yılmaz’ın Müsteşarının başkanlığında toplantı
yapıyorlar ve buraya gelen değişiklik, yani Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesiyle ilgili değişiklik tarafımdan hazırlanmış
değildir, Başbakanlıkta, Başbakanlık Müsteşarının başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanmıştır.
Gerçekten, ben Sayın Topçu’yu anlamakta güçlük çekiyorum; yani, Türk Telekom’un özelleştirilmesi konusunda fevkalade
hassastı Sayın Başbakan Sayın Yılmaz.
Bir başka konuya girmek istiyorum. Türk Telekom İdaresi Genel Müdürlüğü kurulduğu zaman, kuruluş kanununda, Türk
Telekom’un hisselerinin - kuruluş kanunu buradadır- yüzde 49’unun özel ve tüzelkişilere devredilebilmesine imkân veren bir madde
vardır; bu maddenin altında da Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımın imzası vardır. Yani, o zaman hükümettesiniz, yüzde 49’unu
özel ve tüzelkişilere verelim diyorsunuz; bu zorunluluğu görüyorsunuz, burada ülke menfaatı var, bunu görüyorsunuz; ama, şimdi,
yeni bir Hükümet gelmiş, bu Hükümet acaba nasıl nefes almasın; herhalde onun peşindesiniz, onun için bunları yapıyorsunuz.
Zamanınızı fazla almak istemiyorum; çünkü, gerçekten, görüşülecek çok önemli tasarılar var. Yalnız, Sayın Topçu -nereden
duyduğunu bilmiyorum- rakamları yanlış ifade etti; İngiltere’de hat başına 800 veya 880 dolara dedi. İngiltere, 1984’te, hat başına
3 bin dolara, 1993’te 6 bin dolara satmış. İspanya -siz onu İspanya ile karıştırdınız Sayın Topçu- 888 dolara satmış. Herhalde,
gelirken ayakta mı okudunuz; bilemiyorum... Yunanistan da 1 300 dolara satmış.
Şimdi durum nedir, onu arz edeyim.
Yüce Meclisin değerli üyeleri, şimdi durum şudur: Bu hat başına ücretler, piyasalarda bundan iki sene evvel evvela 3 bin dolar
civarında seyrediyordu, sonra 2 500 dolar civarına indi, sonra 2 bin dolar civarına indi ve şimdi -aşağı yukarı- 1995 sonlarına
doğru -biraz evvel de arz ve ifade ettim- İspanya 888 dolara sattı, Yunanistan 1 300 dolara sattı.
Şunu arz etmek istiyorum: Bu piyasa doyum halindedir, piyasaya büyük ölçüde arz vardır, hemen hemen bütün ülkeler
birbirleriyle yarış etmektedirler. Doyum fazla olduğu için, piyasadaki fiyatın düşmesinden daha tabiî bir şey olamaz. Yalnız, ben,
şunu arz etmek istiyorum: Türkiye, bu meseleyi iki sene evvel halletmiş olsaydı, çok büyük kazancımız olacaktı; ama, şunu arz ve
ifade etmek istiyorum: Bunun önüne set koyanlar, ülkeye, gerçekten çok büyük haksızlık etmişlerdir.
Sözlerimi bitirmeden evvel bir şey arz etmek istiyorum. Sözlerimin başında biraz evvel de ifade ettim; tabiî, polemiğe girmek
istemiyorum; ama, temsil ettiğimiz insanlar var, onlara haksızlık edemem; bu kürsüden, kimse ahlak ve fazilet dersi vermesin; hele
Sayın Topçu, onu, siz hiç veremezsiniz!
Yüce Heyeti saygıyla selamlarım. (DYP sıralarından “Bravo” sesleri ve alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz...
BAŞKAN – Buyurun Sayın Topçu.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – “Zaman zaman bazı şeyleri anlamakta güçlük çeker” buyurdu Sayın Bakan; sataşma sebebiyle söz
istiyorum.
BAŞKAN – Efendim, tutanağı getirteyim de Sayın Topçu...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Hayır efendim, gayet net ve açık; siz de biliyorsunuz
BAŞKAN – Sayın Topçu, tutanağı inceleyeceğim, ondan sonra efendim...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – “Evet, söyledi” diye siz de söylediniz.
BAŞKAN – Efendim, tutanağın o bölümünü getirteceğim.
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Sayın Başkan, Sayın Topçu’nun da tutanağını getirtin.
DEVLET BAKANI NAFİZ KURT (Samsun) – Bu kadar sabırsız olma Yaşar, bırak getirtsin!
BAŞKAN – Neyse efendim, rica ediyorum...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Söz istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Efendim, tutanağı getirteyim.
Refah Partisi Grubu adına, Sayın İlhan Sungur, buyurun efendim.(RP sıralarından alkışlar)
Sayın Sungur, süreniz 20 dakika efendim.
RP GRUBU ADINA İSMAİL İLHAN SUNGUR (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Telgraf ve Telefon
Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının geneli üzerinde Refah Partisi Grubu adına söz
almış bulunuyorum. Konuşmama başlarken, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, önce, görüştüğümüz kanun tasarısına ilişkin olarak, benden önce konuşan muhalefet partilerinden değerli
sözcülerin, bazı konuşmalarına, kısa da olsa cevap vermek istiyorum.
Telekom’un özelleştirilmesinde esas olarak, bildiğiniz gibi, hepimiz, bir rekabet ortamı oluşturulmasını ve böylelikle tesis ve
kullanım imkânlarının daha ekonomik bir şekilde gerçekleştirilmesini hedeflemekteyiz. Tabiî, bu şekilde buradan elde edilecek
kaynakla da, telekomünikasyon yatırımlarının çok hızlı bir şekilde yapılabilmesi hedeflenmektedir.
Hepinizin bildiği gibi, bu kanun, daha önce, 19 uncu Dönemde çıktı. 53 üncü Hükümet döneminde, bu konuda Ulaştırma
Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gönderilen Telgraf ve Telefon
Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm
Komisyonunun 27.6.1996 tarihli toplantısına, daha önceki Hükümet Başkanı Başbakan Mesut Yılmaz’ın imzasıyla geldi; ancak,
söz konusu tasarıda, benden önce Sayın Ulaştırma Bakanının da ifade ettiği gibi, Anayasa Mahkemesinin, 24.5.1996 tarih ve 22645
sayılı Resmî Gazetede yayımlanan, 1995/38 esas sayılı ve 1996/7 karar sayılı gerekçeli kararı göz önüne alınmamıştı. Bu
nedenle, o zaman komisyonun toplantısında, söz konusu tasarı, gerekçeli karara uygun şekilde değişikliklerin Hükümet tarafından
yapıldıktan sonra, tekrar komisyonun gündemine getirilmesi şeklinde bir karar alınmıştı. Yani, getirilen tasarı yeni bir tasarı
değildir; bundan iki ay kadar önce, o zamanki Hükümet Başkanı tarafından -Anavatan Partisi Genel Başkanı imzasıyla- komisyona
gönderilen, 2 asıl ve 1 de geçici maddeden oluşan tasarıdır. Eğer, o tasarı, biraz önce Ulaştırma Bakanının da ifade ettiği gibi, o
şekliyle komisyonlara ve Meclise gelseydi, gerçekten, birçok hükmüyle Anayasa Mahkemesinin iptal edebileceği; yani, Anayasaya
aykırı birçok hüküm taşıyan bir tasarı olacaktı.
Bu değişiklik önergeleri -tabiî, bu arada, hükümet değişikliği olduktan sonra- Anayasa Mahkemesinin ilgili gerekçeli kararına
uygun olarak hazırlandıktan sonra, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunun 29 Temmuz 1996 tarihli 6 ncı
Birleşiminde, Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu ile Ulaştırma ve Maliye Bakanlığı temsilcileri, Hazine Müsteşarlığı, Türk Telekom
Anonim Şirketi ve Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü yetkililerinin de katılımlarıyla incelenip görüşüldü.
Bu tasarıda esas olarak ne getirilmektedir; şimdi, kısaca, biraz da ondan söz etmekte yarar görüyorum.
Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketinin özelleştirilmesi, Hükümet tarafından paralel yürütülecek iki aşamada planlanmıştır.
Bunlardan birincisi, katma değerli hizmetlere lisans verilmesidir; cep telefonu, kablolu TV, data şebekeleri, çağrı sistemleri ve benzeri
hizmetlere... İkinci olarak da, şirket hisselerinin yüzde 34’ünün, belirlenecek satış stratejisine göre satılması öngörülmektedir.
4107 sayılı ve 3 Mayıs 1995 tarihli Kanun ve yeniden düzenlenen, görüştüğümüz kanun tasarısına göre, hisselerin yüzde
51’inin Hazinede kalması, yüzde 10’unun Posta İşletmesi Genel Müdürlüğünde kalması, yüzde 5’inin kurum çalışanları ve küçük
tasarruf sahiplerine satılması ve yüzde 34’ünün de, belirlenecek satış stratejisine göre satılması öngörülmektedir.
Şimdi, bu bilgileri şunun için verdim: Benden önce konuşan muhalefet partileri temsilcileri, maalesef, konuya, ideolojik ve
politik açıdan baktılar, teknik açıdan hiç yaklaşmadılar. Halbuki, görüştüğümüz tasarı, daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından
iptal edilen iki maddeyi değiştiren ve Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararlarını -benim görüşüme, Grubumun görüşüne göre de-
tamamıyla göz önüne alan, teknik açıdan hazırlanmış bir tasarıdır.
Bu tasarı, biraz önce muhalefet partileri sözcülerinden birinin söylediği gibi, kanunun tümünü kapsamamaktadır. Küçümseyerek
“böyle, iki sayfalık, üç sayfalık tasarı getirildi” denildi. O bakımdan Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği iki madde ve bir de bir ek
madde getirilmektedir.
Bir muhalefet partisi temsilcisi değerli hocamız “siz, daha önce, muhalefetteyken, bu tasarıya, Telekom’un özelleştirilmesine
karşı çıkıyordunuz; şimdi, bunu, nasıl savunuyorsunuz” dedi. Bazıları (U) dönüşünden, (O) dönüşünden, çeşitli şeylerden söz
ediyorlar.
Biz, o zaman söylediğimiz görüşleri aynen muhafaza ediyoruz ve onlardan da vazgeçmiş değiliz. O zaman, neden karşı çıktık,
Anayasa Mahkemesine neden gitti o zamanki arkadaşlar; bunu, o zamanki iptal kararı gerekçesinde ve yine, 1993 yılındaki o gensoru
görüşmelerinde gayet açık olarak görmek mümkün. O zaman, Telekom’un hisselerinin kısmen ya da tamamen satılabileceğine dair
hükümler vardı ve “şirket, telekomünikasyon hizmetlerini doğrudan doğruya yahut bu amaçla, yurtiçinde veya yurtdışında kuracağı
anonim şirketler veya anonim şirketlere iştirak etmek suretiyle yürütmeye yetkilidir” dedikten sonra, “şirket, sahip olduğu
telekomünikasyon tesislerine ilişkin işletme hakkını, belli süre ve şartlarla, kısmen veya tamamen, yerli veya yabancı şirketlere
verebilir” deniliyordu. Bu, tabiî ki Anayasaya aykırıydı. Tamamen şirketin bütün hisselerinin yabancı şirketlere verilebilmesi,
güvenlik açısından da, memleketin bağımsızlığı açısından da sakıncalı hususlar taşıyordu.
Yine, lisans hizmetleri açısından, katma değer hizmetleri açısından da benzer -kısmen veya tamamen- yine, yerli veya yabancı
şirketlere lisans vermek suretiyle yürütmek üzere Ulaştırma Bakanlığı yetkili kılınıyordu. Bu iptal önergesine bizim Refah
Partisindeki milletvekili arkadaşlarımız da imza koydular; Anayasa Mahkemesine gittiler ve yine, aynı gerekçelerle, o zamanki
Başbakan ve Ulaştırma Bakanı hakkında gensoru açılması istendi.
Şimdi, getirilmekte olan tasarıda bu hususların hiçbiri yok. Bir kere, şirketin, Türk Telekom’un yüzde 51’i tamamen hazineye
ait, devlete ait; yüzde 10’u, yine PTT’ye, Posta İşletmesine ait. Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararını açıp okursanız, bunu
görürsünüz. Değerli arkadaşlarımın birçoğunun, bu, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararını da okumadıklarını tahmin
ediyorum. 24 Mayıs 1996 tarihli Resmî Gazete de yayımlanan gerekçeli kararı, lütfen, başından sonuna kadar okuyun ve ondan
sonra, Refah Partisini suçlayın. Deyin ki “bu gerekçeli karara, bu getirdiğiniz tasarı da, bu getirdiğiniz maddeler de uyulmuş mu?”
Tamamen uyulmuştur.
Şimdi, bakın, onları kısaca açıklayacağım: Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararında ne söylüyordu?
MEMDUH BÜYÜKKILIÇ (Kayseri) – Kendi iktidarları döneminde hazırlandı hocam; sen üzülme!..
İSMAİL İLHAN SUNGUR (Devamla) – İlgili kanunun, Anayasa Mahkemesinin 1994 tarihli kararıyla iptal edilen kanunun
ek 17 nci maddesinin 3 üncü fıkrasında ne söyleniyor: “Özelleştirme Yüksek Kurulu... Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi
hisselerinin en çok yüzde 49’unun devir ve satış esaslarını, bunlara ilişkin usul ve esasları tespite, nihaî devir işlemlerini
onaylamaya yetkilidir.”
Anayasa Mahkemesi, bu fıkrayı iptal etti. Peki, getirilen maddeye bakın, maddenin birinci fıkrasında “hisselerin satışına
ilişkin usulî işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür” deniliyor -sadece usulî işlemler- ve devam ediliyor “hisselerin
değeri günün ekonomik koşulları göz önünde bulundurularak uluslararası finans ve sermaye piyasalarında kabul görmüş
değerlendirme yöntemleri kullanılmak suretiyle...” Bunlar, hep Anayasa Mahkemesinin görüştüğü hususlardır ve bunlar, tamamen
düzeltilerek, gerekçeli karara uygun bir şekilde burada hazırlanmış. “...değerlendirme yöntemleri kullanılmak suretiyle değer tespit
komisyonlarınca tespit edilir” deniliyor.
Yine, madde 2, Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği 18 inci maddeye karşılık geliyor. Burada, katma değerli hizmetlere ilişkin
olarak “işletme lisans ve ruhsatına ilişkin değer tespit ve ihale işlemleri, kanun hükümleri dahilinde, Özelleştirme İdaresi
Başkanlığınca yürütülür ve sonuçlandırılır” deniliyordu. Anayasa Mahkemesi, bunu, haklı olarak iptal etti; çünkü, bu, bütün
işlemlerin yürütülmesini ve sonuçlandırılmasını tek bir kurula, Özelleştirme Yüksek Kuruluna bağlıyordu. Halbuki getirilen
hüküm, tamamen Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararı doğrultusundadır. Eğer, değerli milletvekili arkadaşlarım 2 nci maddeyi
dikkatle okumuşlarsa, görecekler ki, bu kanun tasarısı gereğince, hisse değerini ve lisans ücretlerini tespit etmek üzere ayrı ayrı
değerlendirme komisyonları; tespit edilen ve Bakanlar Kurulunca onaylanan hisse değeri üzerinden satış ve ihale işlemlerini
yürütmek üzere de, ihale komisyonları kuruluyor.
Komisyonlar, Ulaştırma Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Sermaye Piyasası Kurulu ve Türk
Telekomünikasyon Anonim Şirketi temsilcilerinden oluşturuluyor. Bu 5 kişilik komisyonlara, Özelleştirme İdaresi temsilcisi
başkanlık yapıyor. Burada gördüğünüz gibi, tamamen bir kurula verilmiştir. İhale işleri için ayrı bir kurul kurulmuştur ve yine -
söylediğim gibi- 5 kişilik kurul kurulmuştur.
Yine, eğer, bu kanun tasarısında getirilen ek geçici madde dikkatle incelenirse, görülecek ki, komisyonların nasıl toplanacağı -
çünkü, bu maddelere de hep itiraz edilmişti Anayasa Mahkemesinde- nasıl karar alacağı, değerlendirme komisyonlarına yardımcı
olmak üzere değerlendirme kurullarının kuruluşu; bütün bunlar, açık olarak, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına -lütfen,
dikkatle okuyunuz- uygun olarak hazırlanmıştır.
Değerli arkadaşlarım, biz, bu tasarıyı, Komisyonda da görüştük; ama, orada da, arkadaşlarımız, sadece, getirilen bu iki yeni
maddenin, değişikliğin Anayasaya aykırı olduğunu söylediler. Neden Anayasaya aykırı?.. Hiçbir söz yok... Dediler ki: “Bu, önce,
Anayasa Komisyonunca incelensin, orada değerlendirilsin.” Yani, sadece işi yokuşa sürmek, tasarının görüşülmesini engellemek
için. Bunu kim söylüyor? Bunu, bir ay önce bu tasarıyı Komisyona getiren Anavatan Partili arkadaşlarımız söylüyor. İktidardayken
başka, muhalefete gelince başka. Getirdikleri tasarı, Anayasa Mahkemesinin o kararlarına tamamen aykırı bir tasarıydı. O şekliyle
çıksaydı, yine, büyük bir ihtimalle Anayasa Mahkemesince iptal edilecekti. Ben, Refah Partili bir üye olarak inanıyorum ki, bu
haliyle getirilen iki fıkra değişikliği -burada tasarının tümü değiştirilmiyor– Anayasa Mahkemesinin belirttiği gerekçeli kararlara
uygundur ve dolayısıyla, özelleştirmeyle sağlanacak yararları gerçekleştirecektir. Biz, Refah Partisi Grubu olarak bu tasarının bu
şekliyle yasalaşmasında, memleketimizin ve ülkemizin yararına hususlar görüyoruz.
Arkadaşlar diyebilirler ki, eğer, uygulamada hatalı işler yapılırsa, bu yüzde 34’lük blok satışta, ihalelerde usulsüz işlemler
yapılırsa... Biz, o zaman, Meclisin çıkardığı kanunlara ve hukukî esaslara göre denetlemek ve suiistimali önlemek için, Refah Partisi
olarak, bu özelleştirme uygulamasını, diğer partilerden, muhalefet partilerinden önce takip ederiz.
Arkadaşlarım, devlette devamlılık esas. 53 üncü Hükümet Programının 23 üncü sayfasının ikinci fıkrasında “Türk
Telekomünikasyon Anonim Şirketinin özelleştirilmesine ilişkin Yasa ile 4046 sayılı Yasanın bazı maddelerinde, Anayasa
Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, yapılacak yasal düzenlemeler öncelikle ve ivedilikle Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk
edilecektir” cümlesi yer alıyor. Biz, onun için, bu konunun, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararları doğrultusunda ivedilikle ve
öncelikle Meclis gündeminde yer almasını ve bu fıkraların değiştirilmesini yararlı gördük. Onun için, Refah Partisi Grubu olarak,
bu yapılan değişikliklere olumlu oy vereceğimizi belirtir, Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İlhan Sungur.
Şahısları adına Sayın Halit Dumankaya, Sayın Zekeriya Temizel, Sayın İrfan Köksalan söz istemişlerdir.
Buyurun Sayın Dumankaya.
Süreniz 10 dakika.
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Dün akşam geç saate kadar, saat 05.00’e kadar Meclis çalıştı; ama, bu ulvî çatı dün akşam bir tiyatro salonuna döndürülmüştü.
HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Zatı âliniz de baş oyuncuydunuz.
BAŞKAN – Müdahale etmeyin, rica ediyorum efendim.
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Meclisi idare eden Başkan, Sayın Kamer Genç’in -önce CHP’nin, sonra DYP’nin
Başkanvekili- her oturumunda münakaşa çıkar; her oturumunu tarafsız idare etme alışkanlığı yoktur. Ama, ben onu
yadırgamıyorum. Benim yadırgadığım, Refah Partisi Grubuna mensup arkadaşlarım, burada oturdukları zaman, bu idare tarzına,
bu kürsünün önüne gelip karşı çıkarlardı, münakaşa ederlerdi, kavga ederlerdi, protesto ederlerdi. Fakat, Başkanın dün akşamki
idareleri onların da hoşuna gitti, onlar da bundan gayet memnun oldu; beni üzen taraf budur. Yani, Refah Partili arkadaşlarım,
kiracı oldukları zaman başka, ev sahibi oldukları zaman başka davranıyorlar.
HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Mesuliyetler başka başka...
BAŞKAN – Müdahale etmeyin, rica ediyorum.
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, şunu belirtmek istiyorum. Arkadaşlarımın sıkıntısını
anlıyorum. Şu yirmi günlük süre içerisinde iki şeyle karşı karşıya kaldılar: Çok şiddetle karşı çıktıkları Çekiç Güç’e “evet” demek
zorunda kaldılar. Öyle ki, Çekiç Güç’ü vatanın satıldığı şeklinde yorumluyorlardı...
HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Değiştirdik...
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – ... ama, buna rağmen, hem de öyle bir Çekiç Güç kararnamesi getirdiler ki, en uzun
müddetle, beş aylık bir süreyle bu Çekiç Güç’ün Türkiye’de kalmasını; yani, (U) dönüşünü oylarıyla sağladılar. (ANAP ve DSP
sıralarından O “dönüşü” sesleri)
Değerli arkadaşlarım, ikinci konu şudur: Refah Partili arkardaşlarım, PTT’nin T’sine de şiddetle karşı çıkmışlardı.
HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Hepsini değiştirdik.
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Öyle ki, Sayın Salih Kapusuz’a dedim ki, eskiden şu tutanaklara konuşan -şimdi biraz
sonra açıklayacağım- arkadaşlarım buraya niçin gelip konuşmuyor da, benim, yeni milletvekili olmuş, hiçbir suçu olmayan, hiçbir
dahli olmayan arkadaşlarımı konuşturuyorsunuz?!.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, şu var: Bu Hükümet, Refah Partisinin tek başına iktidar olduğu hükümettir, doğrudur; çünkü,
Sayın Tansu Çiller’i öyle yakalamışsınız ki, bir taraftan Yüce Divana gideceği korkusu... Dediğinizi yapmazsa, sizi Yüce Divana
göndeririz...
HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Sizi göndereceğiz.
HALİT DUMANKAYA (Devamla) –...orada haklısınız, tek başınıza Türkiye’yi idare ediyorsunuz; ama, gözünüzden kaçan
bir şey var; onu size belirtmek istiyorum: Bu kanunun aralarına öyle şeyler sıkıştırırlar ki, sizi de atlatırlar; onun için, size bunu
hatırlatmak istiyorum.
ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) – Söyle, ne var sıkışmış?..
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, ben şunu belirtmek istiyorum: Sayın Bakan burada konuştu.
Anavatan Partisi özelleştirmeye karşı bir parti değildir. Biz, özelleştirmeden yana olan bir partiyiz. Anavatan Partisi, muhalefette ne
söylemişse, iktidarda onu yapan bir partidir. Biz, ne demiştik halka? Demiştik ki “ey, halk, eğer, bize oy verirseniz, bu yolsuzlukların
hesabını soracağız.” İktidar olduk; aynısını yaptık...
HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Hiçbir şey yapmadınız.
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Meclise getirdik yüzde 85’ini. Bakınız, TURBAN’ıydı, Toprak Mahsulleri’ydi, Petrol
Ofisi’ydi; bunların hepsi, sizin haberiniz yok, burada kabul edildi; komisyonlar çalışıyor; 8 tane daha önergemiz de gündemde
bekliyor; yani, Türkiye’deki yolsuzluk olaylarının yüzde 85’ini biz buraya getirdik. İktidar demedik, muhalef demedik, o dosyaların
üzerine oturmadık.
Değerli arkadaşlarım, Refah Partisi sözcüsü arkadaşım, burada, bir sene evvel, yine, PTT’nin T’si görüşülürken, aynen şöyle
diyordu: “Allah aşkına, niçin bu yasa için çalışıyorsunuz?.. Yani, satacak hiçbir malınız kalmadı mı? Altın yumurtlayan tavuğu
birilerine peşkeş çekmek için, Sayın Başbakanın emriyle burada toplanmak ve gazetelerde de kimlere satılacağı belli olan bu
nimetleri, bu şirketlere peşkeş çekmek Meclisin itibarını zedelemez mi?” Refahlı bir başka arkadaşım laf atıyor, diyor ki “sadece
Meclisin değil, Türkiye’nin itibarını zedeler.”
O gün, muhalefetteyken, Türkiye’nin itibarını zedeleyecek olduğunu söylediğiniz bu satış, bugün, yirmi günde ne oldu da,
Türkiye’ye bir onur getirme durumuna geldi; bunu sormak istiyorum değerli arkadaşlarım.
Değerli arkadaşlarım, Anavatan Partisinin Türkiye’ye verdiklerini, beş senede, birer birer, mirasyedi gibi harcadınız. Şimdi de
sıra PTT’nın T’sine geldi, onu da satacaksınız. Biz “niçin satacaksınız, niçin özelleştireceksiniz?” demiyoruz. Biz diyoruz ki
“Endişemiz var, telaşımız var.” Maddeler görüşülürken söyleyeceğim, bu satırlar arasında, yine bazı gizli şeyler var. O nedenle,
korkumuz şudur: Acaba peşkeş çekilecek midir?
BAŞKAN – Sayın Dumankaya, 2 dakikanız var efendim.
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, şunu hemen belirtmek istiyorum: Sayın Bakan oradan diyor ki:
“Bunu geciktirenlerin vebali var” Herhalde, bunu, Anavatan Partisine söylemiyor; bunu geciktiren Refah Partisine sesleniyor. O
zaman, burada gecenin geç saatlerine kadar görüşüldüğünde -şu tutanaklarda- Refah Partisinin bunu engellediği görülmektedir. Bizim
Sayın Genel Başkanımızın bu yasayı hazırladığını söylüyor. Bu olay, Hükümetten komisyonlara gelir, komisyonlar ihtisas
komisyonudur. Öyle, yarım saat önce toplanıp, orada, selin önünden mal kaçırır gibi hemen iki saatte görüşmüş, ondan sonra buraya
getirilmiştir.
Buraya geldiğinde, ben Meclis toplanmadan, yoklama yapılmadan yarım saat evvel müracaat ettim; ama, Sayın Başkan “söz
alan var mı?.. Yok. 2 nci maddeye geçiyorum” diyor. Halbuki, benim yazılı müracaatım var. Niçin yazılı müracaatım var? Çünkü,
sözlü müracaatımın kale alınmayacağını biliyorum, Sayın Başkandan endişem var, onun için yazılı olarak veriyorum.
Maddeler görüşülürken, yine Refah Partili arkadaşlarımın söylediklerini, bizim bunlara vereceğimiz cevapları, altlarında gizli
olan şeyleri izah edeceğim. Biz muhalefet olarak uyaracağız, uyarı görevimizi yapacağız.
Bu duygu ve düşüncelerle, ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dumankaya.
Gerçi, Sayın Halit Dumankaya, beni tenkit etti; ama, kendisine teşekkür ederim; her tenkit insanları küçültmez, büyütür.
İBRAHİM YAŞAR DEDELEK (Eskişehir) – Tenkidine bağlı; sen öyle zannet.
BAŞKAN – Şahsı adına, Sayın Zekeriya Temizel; buyurun efendim.
Sayın Temizel, konuşma süreniz 10 dakika efendim. (DSP sıralarından alkışlar)
ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bazı hisselerinin özelleştirilmesine ilişkin yasal düzenleme yaptığınız bu kurum, yani Türk
Telekomünikasyon Anonim Şirketi, bugün, ülke olarak övünmekte haklı olduğumuz kurumlarımızdan birisidir.
Bu kurum, son derece çağdaş bir teknolojiye sahip olup, yatırım darboğazını aşmış, hem finansman hem de teknik açıdan
yabancı teknoloji ve kaynağa gereksinim duymayan bir yapıdadır; kârlıdır ve yıllık getirisi de en az 150 trilyon lira dolayındadır.
Bunlardan da önemlisi, ülke telekomünikasyon sisteminin, çağdaş teknolojinin gerisinde kalmaması için, araştırmalarını ve
yatırımlarını, sorumluluk anlayışı içerisinde sürdürmek yükümlülüğü vardır.
Niteliklerini, ayrıntılara girmeden, çok özet olarak belirttiğim bu kurumun özelleştirilmesinin nedeni nedir; bu kurum neden
özelleştirilmek istenmektedir?
Hiçbir çağdaş ülke, telekomünikasyon gibi bir alanını devrederek, gelecekte gereksinme duyacağı ya da çağın gerisinde
kalmamak için gerekli olan yatırımlarını tamamen ticarî güdülerle davranacak bir kuruluştan bekleme beklentisine giremez,
girmemelidir. Yani, devlet, kâr amacıyla davranan bir kuruluştan, ülkenin, çağdaş ülkeler düzeyinde ve son tekniklerle
telekomünikasyon imkânlarına sahip bir durumda bulundurulmasını bekleyecektir. Değerli arkadaşlar, bu, bir hayaldir.
Bir kurumun özelleştirilmesinin iki tane temel nedeni olabilir. Nedir bu temel nedenler? Bir tanesi, özelleştirilecek kurumun
teknolojisi eskidir; yatırım için kaynak bulamayan devlet, özelleştirme suretiyle bu kaynağı harcamaktan kurtulmaktadır. İkinci
neden de, kuruluş zarardadır; devlet, bu kuruluşun zararından kurtulmak için özelleştirme yapmaktadır.
Değerli milletvekilleri, Türk Telekomünikasyon A.Ş. için bu nedenlerden hangisi geçerlidir? Hiçbirisi geçerli değildir. Bu
durumda, bu kurumun özelleştirilmesinin nedeni nedir? Devlet, gelire ihtiyaç duymaktadır. Kamu harcamaları sağlıklı kaynaklara
dayandırılmamaktadır. Kamu, giderlerini karşılayacak sağlıklı kaynaklara sahip olamayınca, bu durumda, elindeki varlıklarını
satarak, faaliyetlerini devam ettirmek istemektedir.
Yani, değerli milletvekilleri, özelleştirme, sadece, kamu giderlerini karşılama konusunda gereksinme duyulan geliri karşılamak
için yapılmaktadır. Peki, PTT’nin T’si satıldı, ülke sağlıklı gelir kaynaklarına kavuşturulmadığı zaman, önümüzdeki yıllarda da,
yeniden, satabilecek bir (T) daha bulunabilecek mi? PTT’nin T’si satıldı; T’nin satışına aracılık edecek firmaların seçiminde de,
daha önceden olduğu gibi, uygun usullerde davranıldı ve sonuç olarak, belki de, en büyük kazancı onlar elde etti; sonra ne olacak?
Hem de bu satışı, blok satış yöntemiyle yaptınız ve Türkiye’nin en stratejik kurumu, birilerinin eline geçti. Peki, bundan sonra ne
olacak? Telekomünikasyon alanında ülkemizi, çağdaş, gelişmiş ülkeler düzeyinde tutacak araştırma ve geliştirme faaliyetlerini kim
yapacak? Türkiye, blok satış yöntemiyle yapılan satışlarda, bu tür kuruluşların, ne şekilde ele geçirildiğini; blok satışın, bu tür
kuruluşlar açısından neye mal olduğunun örneklerini de, gerçekte gördü. Bu şekilde yapılacak bir blok satışın, aynı sonuçları
doğurmayacağı, şu anda ileri sürülebilir mi?
Benden önce konuşan, Refah Partili değerli arkadaşım, daha önce, bazı maddeleri Anayasa Mahkemesince iptal edilen 406
sayılı Yasanın, bu düzenlemeden sonra, artık, herhangi bir mahzur taşımayan, dolayısıyla, gönül rahatlığı içerisinde, satışa
olanak tanıyacak bir Yasa olduğunu iddia etti.
Değerli arkadaşlar, hisselerin yüzde 51’inin satışıyla ilgili 17 nci madde hükmü, 406 sayılı Yasada iptal edilmedi; daha
önceden karşı çıkılan yasanın içerisinde de o hükümler vardı. Dolayısıyla, burada, sanki 51’i satılmayacak da 49’u satılacak gibi
yeni birtakım değişiklikler yapıldığını ileri sürmek -ben, bu kürsülerde polemiğe girmem biliyorsunuz; ama- en azından,
gerçeklerin açığa kavuşturulması için, zorunlu bir açıklama şeklindedir. Bu yapılan düzenleme, blok satış olayını ortadan
kaldırıyor mu? Yani, Telekomünikasyon Anonim Şirketinin hisselerinin, blok olarak yabancıların eline geçmesini engelliyor
musunuz? En fazla karşı çıktığınız konulardan birisi buydu; bu, bunu engellemiyor.
Biraz önce Sayın Topçu, buradan, satış koşullarının, bazı ülkelerdeki yasaların, daha doğrusu bu tür özelleştirmelerle ilgili
ayrıntılı yasaların örneklerini gösterdi. Sizin getirdiğiniz yasa tasarısı, bu Mecliste, satış koşullarını, ayrıntısıyla, burada ortaya
koyuyor mu? Yasa tasarısının hemen 1 inci maddesinin ikinci fıkrasına baktığınızda “değer tespiti sonuçları ile satışa sunulacak
hisselerin ne kadarının ve hangi satış yöntemiyle satılacağına, çalışanlar ve küçük tasarruf sahiplerine ayrılan yüzde 5’lik payın ne
oranda satılacağına Özelleştirme İdaresi Başkanlığının görüşü ve Ulaştırma Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca
karar verilir” denilmektedir.
Yani, satış koşullarının hepsi, bu yasa çıktıktan sonra, Bakanlar Kurulu tarafından, Bakanlığın tavsiyesi ve Özelleştirme
İdaresinin belirlemelerine göre belirlenecektir. Yani, Meclis olarak, Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketinin hisselerinin satışı
konusunda, siz, şu anda, koşulları koyup da “ancak, bu koşullarda satılırsa, yararlı olabilir” diyebiliyor musunuz?
Diyemiyorsunuz... Diyemiyorsunuz; çünkü, gelecekte, bu koşulları uygulayacak olan hükümetin de kim olacağını bilemezsiniz. Bu
durumda, yasa, bu hisselerin satışında objektifliği sağlıyor, dolayısıyla “satış koşullarının hepsi, bu yasanın içerisinde vardır”
demek ve daha önce ileri sürülmüş çekincelerden vazgeçmek, pek tutarlı bir davranış olmaz diye düşünüyorum.
Değerli milletvekilleri, ülke için bu kadar stratejik öneme sahip bir kuruluşun satış koşullarının, burada, bütün ayrıntılarıyla
belirtilmesi gerekir. Eğer, Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu kadar stratejik bir kuruluşun bile satış koşullarını belirleyemiyorsa,
Türkiye Büyük Millet Meclisi, yasa yapmayla ilgili görevlerini gereğince yerine getiremiyor demektir. Bu da, zaten, Anayasanın 7 nci
maddesine aykırı bir uygulama olur ve sonuçlarını, daha önce görüldüğü gibi, bir defa daha, Türkiye Büyük Millet Meclisi görme
durumunda olur.
BAŞKAN – Sayın Temizel, 2 dakikanız var efendim.
ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – Değerli milletvekilleri, Başbakanlığa tanınan yetkiler konusunda daha önceki
uygulamalar, bu yetkilerin ne şekilde kullanıldığına ilişkin örneklerin, iyi örnekler olmadığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle,
daha önce, Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketinin hisselerinin satışıyla ilgili olarak bu kürsüden dile getirilen tüm sakıncalar,
geçerliliğini, maalesef, hâlâ korumaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu konudaki kararını, tüm bu sakıncaları göz önünde
bulundurarak vermesi gerektiğini umuyor ve bu vesileyle, tekrar, sizlere saygılar sunuyorum. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Temizel.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, tutanaklar geldi efendim.
BAŞKAN – Efendim, gelmedi daha...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Geldi efendim.
BAŞKAN – Hani, gelmedi... Arkadaşlara sordum, gelmedi.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Bana geldiği için...
BAŞKAN – Sayın Topçu, yani, benim elimde mi... Ben, arkadaşlara söyledim; gelecek.
Rica ediyorum sayın arkadaşlarım... Yani, ille, beni zor duruma sokacak davranış biçimini tercih etmeyin. Benim yerimde
olsanız, siz nasıl hareket edeceksiniz... Söyledim arkadaşa, “tutanağı getirin” dedim; gelmedi.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Bana getirdiler de, onun için söylüyorum.
BAŞKAN – Bana getirmediler.
Sayın milletvekilleri, tasarının tümü üzerindeki müzakereler bitmiştir.
III. — YOKLAMA
BAŞKAN – Maddelere geçilmesinden önce bir yoklama isteği vardır; yoklama önergesi verenleri arayacağım ve yoklama
isteğini yerine getireceğim efendim. (RP sıralarından “çoğunluk var” sesleri)
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, biraz önce yoklama yapıldı.
BAŞKAN – Efendim, lütfen.. Arkadaşlarımız yoklama isteminde bulunmuşlar. Şu anda salonun görüntüsü, yoklamayı zorunlu
kılan bir görüntü içinde.
Yoklamaya ilişkin önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Genel Kurul salonunda, toplantı yetersayısı için gerekli çoğunluk yoktur. İçtüzüğün 57 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca
yoklama yapılması için gereğini arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
BAŞKAN – Yoklama isteminde bulunan arkadaşlarımızın salonda bulunup bulunmadıklarını arayacağım:
İbrahim Yavuz Bildik?.. Burada.
İhsan Çabuk?.. Burada.
A. Turan Bilge?.. Burada.
Ali Günay?.. Burada.
Mustafa İlimen?.. Burada.
Mehmet Yaşar Ünal?.. Burada.
Fikret Uzunhasan?.. Burada.
A. Ziya Aktaş?.. Burada.
Mehmet Büyükyılmaz? Burada.
M. Cihan Yazar?.. Burada.
Abdulbaki Gökçel?.. Burada.
M. İstemihan Talay?.. Burada.
Bülent H. Tanla?.. Burada.
Fikret Ünlü?.. Burada.
Aydın Tümen?.. Burada.
Çetin Bilgir?.. Burada.
Hikmet Uluğbay? Burada.
Metin Şahin?.. Burada.
Bayram Fırat Dayanıklı?.. Burada.
Hayati Korkmaz?.. Yok.
MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Tekabbül ediyorum.
BAŞKAN – Efendim, biz, tekabbülü bunda kabul etmiyoruz, bizim uygulamamız öyle değil. (DSP sıralarından “21 kişi var”
sesleri)
Tuncay Karaytuğ?.. Burada.
Yoklama yapılacaktır.
(Yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, hiç kâğıtlara bakmadan, fazlasıyla toplantı yetersayımız vardır; çalışmalarımıza
başlıyoruz.
VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
3. – Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/469) (S. Sayısı : 85) (Devam)
BAŞKAN – Maddelere geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Maddelere geçilmesi kabul
edilmiştir.
1 inci maddeyi okutuyorum:
Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
MADDE 1. – 4.2.1924 tarihli ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun Ek 17 nci Maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
Hisselerin satışına ilişkin usuli işlemler 24.11.1994 tarih ve 4046 sayılı Kanun hükümlerine göre Özelleştirme İdaresi
Başkanlığınca yürütülür. Hisselerin değeri günün ekonomik koşulları gözönünde bulundurularak uluslararası finans ve sermaye
piyasalarında kabul görmüş değerlendirme yöntemleri kullanılmak suretiyle değer tespit komisyonlarınca tespit edilir. Hisse satışı;
halka arz, blok satış, yurt içi ve/veya yurt dışı sermaye piyasalarında satış, borsada borsa usul ve esasları çerçevesinde satış,
menkul kıymetler yatırım fonları ve/veya menkul kıymetler yatırım ortaklıklarına satış suretiyle yapılır.
Değer tespiti sonuçları ile satışa sunulacak hisselerin ne kadarının ve hangi satış yöntemiyle satılacağına, çalışanlar ve küçük
tasarruf sahiplerine ayrılan %5’lik payın ne oranda satılacağına Özelleştirme İdaresi Başkanlığının görüşü ve Ulaştırma
Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca karar verilir. Blok satışta ihale şartları ihale tarihinden en az 45 gün önce,
kesinleşmiş ihale sonuçları 15 gün içinde Resmî Gazetede ve Türkiye çapında yayınlanan yüksek tirajlı iki gazetede, yurt dışında
ise uygun görülecek basın veya yayın organıyla en az bir defa yayınlanır. Hisselerin blok satışı ihalesinde kapalı teklif usulü
uygulanır, nihaî devir işlemleri Bakanlar Kurulunca onaylanır.
BAŞKAN – Sayın Topçu, tutanağı getirttim. Bakın, Sayın Bakan sizinle ilgili şöyle diyor: “Sayın Topçu iyi anlayamamış
galiba. Zaten, zaman zaman, anlamakta güçlük çeker bazı şeyleri” gibi bir cümle kullanmış. (Gülüşmeler)
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Evet...
BAŞKAN – Efendim, rica ediyorum, bırakın...
Yani, benim bildiğim kadarıyla...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Ama, en sonda... Ahlakî...
BAŞKAN – Efendim?..
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – En sonunda diyorum... En son satırı okuyun...
BAŞKAN – Peki, oraya da bir bakayım da... Peki efendim...
Madde üzerinde, CHP Grubu adına Sayın...
HALİL İBRAHİM ÖZSOY (Afyon) – Açık olarak hakâret etmiş...
BAŞKAN – Efendim bir dakika... Şimdi, bu arada, tespit edelim...
YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – Neyi tespit edeceksin?..
HALİL İBRAHİM ÖZSOY (Afyon) – Bundan daha açık hakâret olur mu? Neyi tespit edeceksin?
BAŞKAN – Canım... Rica ediyorum arkadaşlar...
Cumhuriyet Halk Paritisi Grubu adına, Sayın Ayhan Fırat; buyurun efendim.
Süreniz 10 dakika
CHP GRUBU ADINA AYHAN FIRAT (Malatya) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; bugün, halk arasında ve
Mecliste de, PTT’nin T’sinin satılması olarak bilinen yasa değişikliğinin, Anayasa Mahkemesince bozulmasından sonra, yeni
durumunu görüşüyoruz. Ancak, gerekçede şöyle bir ifade var: “Değişen telekomünikasyon teknolojisinin olanaklarından
yararlanmak, iç ve dış malî kaynak sağlamak, telekomünikasyon yatırımlarını süratle gerçekleştirmek, hizmetleri geliştirmek için...”
Şimdi, bu gerekçenin, yalnız bir kısmı doğru, öbür kısmı yanlıştır.
Bugünkü PTT, ayda 20 trilyon, yılda 240 trilyon gelir temin eden bir müessesedir. Bu müessesenin yatırımları için gelirleri
kâfidir, olanakları fazlasıyla vardır. Bunun satılışının tek nedeni, iç ve dış finans imkânlarını karşılamaktır; yani, Hükümet,
bununla darboğazı aşmaya çalışmaktadır.
Ben inanıyorum ki, 53 üncü Hükümet görevde olsaydı, bugün, bu yasa, buraya aynen gelirdi; bunu açıklıkla söylüyorum; ama,
Sayın Şevket Kazan, Sayın Abdullah Gül, aslan gibi yanımızda yer alırlardı ve daha önce dedikleri gibi, “bunu satmak vatana
ihanettir” derlerdi. Sayın Şevket Kazan, 1993 yılında “eğer Telekomünikasyon AŞ’nin T’sini satarsanız, biz, Başbakanlık binasını
işgal ederiz” demişlerdi; şimdi nerede?.. Bekliyorum!.. Aynı yasa burada!.. Sayın Abdullah Gül şerh koymuştu, neredeler?.. Bu
arkadaşlar niye burada değiller?!.
Biraz önce konuşan Sayın Refah Partisi temsilcisi “bu yasa, eski yasadan farklı; eski yasada hepsi satılıyordu, bugün yüzde
49’u satılıyor” dediler. Hayır efendim, yasada bir değişiklik yok; iptal edilen yasa elimde, o zaman da yüzde 49’unun satılması
öngörülüyordu. Bunu, şöyle veya böyle inkâr etmeye gerek yoktur, doğrusunu söylemek lazımdır; sizin tutumunuz o gün öyleydi,
bugün böyle, buna karşı çıkamıyorsunuz.
Şunu söyleyeyim: Biz talebeyken, İstanbul’dan Malatya’ya gitmeden iki gün önce biletimizi alır, evimize “cumartesi sabahı
oradayız” diye telgraf çekerdik. Hakikaten iki gün iki gece trenle giderdik, cumartesi günü öğle saatlerinde veya öğleden sonra kapı
çalardı, açardık; postacıdan telgraf; bizim çektiğimiz telgrafı üç gün sonra postacı bize teslim ederdi. Bakın, o günkü PTT’yi -1950
veya 1955’lerden bahsediyorum- 1980’deki PTT’yi düşünün, bir de bugünkünü düşünün. 1982-1983 yılında PTT, Avrupa
şartlarına, telekomünikasyonun en ileri mertebesine erişmiştir. Nasıl erişmiştir?.. PTT’de o zaman 90 bin kişi çalışırdı; bunların
içinde genç dimağlar, değerli mühendis arkadaşlar, teknisyenler, bilgili uzman arkadaşlar hep birlikte Türkiye’yi karış karış gezdik
ve PTT’yi bugünkü durumuna bu insanlar getirdi, bu 90 bin kişi getirdi. Şimdi siz, devletin altın yumurtlayan bu tavuğunu kesmeye
çalışıyorsunuz.
Türkiye’de PTT kadar rantabl çalışan hiçbir müessese yoktur, kârlı hiçbir müessese yoktur. Arkadaşlar, bunun bugün yüzde
49’unu satacaksınız, yarın belki zorda kalacaksınız; üç sene veya iki sene bir rahatlık elde edeceksiniz, ondan sonra ne olacak?..
Devletin gelirleri azalınca -bakın, her sattığınız şeyde devletin havuzundan bahsediyorsunuz- havuza giren miktar azalıyor,
muslukları kapıyorsunuz. Yarın devlet, bir jandarma devleti olur, bunu iyi düşünün.
Bu PTT, aynı zamanda sosyal amaçlı bir kurumdur. Bakın, İzmir’de ne olanak varsa, İstanbul’da ne olanak varsa, Hakkâri’de
de aynı olanak vardır. Şemdinli ile Marmaris’te de aynı olanak vardır; orada da Avrupa ile konuşursunuz, orada da Avrupa ile
konuşursunuz; orada da Amerika ile konuşursunuz, orada da konuşursunuz. Çünkü, ben, PTT’de çalışarak 22,5 yılını oraya veren
bir arkadaşınızım; dağ, taş, Güneydoğu Anadolu’nun bilmediğim yeri kalmadı, ayrım yapmadan o hizmetleri götürebilmek için. Siz
bunu satarsanız, özel sektör, Doğu Anadolu’ya, o köylere, o insanlara bu hizmeti götürür mü, soruyorum size? Nerede kârlıysa oraya
gider.
Telefon, sosyal amaçlı bir vasıtadır; devlet elinde olacak ve devlet bunu vatandaşına götürecek. Bugün, en ücra köyümüzde
telefon var. Özel sektörün elinde olsa, o köylere telefon gider miydi?
Sonra, bakınız, bir yanlışlık yapıyorsunuz. Bu sistemleri, radyolinkleri, koaksial kabloları, Katanya-Antalya denizaltı
kablosunu yapan kurumun başındaki bir idareci olarak size şunu söyleyeyim: PTT’nin elindeki sistemlerin büyük bir kısmı
NATO’nun hesaplarından gelmiştir. NATO malıdır; bunun üzerinden, Türkiye’nin en hayati askerî devreleri geçer; gizlilik son
derece mühimdir ve ben, kendi insanıma, PTT’liye güveniyorum, ordunun muhaberesini ona emanet ediyorum; Türk Ordusu,
muhaberesini, orada çalışan arkadaşlarıma emanet ediyor. Siz, böyle bir müesseseyi, böyle stratejik bir imkânı, bir yabancının eline
vermeyi nasıl düşünebilirsiniz?
Bakınız, şimdi bir misal daha vereyim: PTT’ye bağlı bir Teletaş Fabrikası vardı. Bu Teletaş Fabrikasını, 1959 yılında, biz,
Ulus’ta kurduk; sonra, bu nüveyi İstanbul’a götürdük ve orada bu nüve genişledi, biz de elimizden geldiği kadar yardım ettik ve bir
Teletaş Fabrikası çıktı. Teletaş Fabrikası, Netaş Fabrikasıyla eşdeğerdi; elektroniğin A’sından Z’sine kadar her şey orada vardı;
Türkiye’nin santrallarını yapıyordu, muhabere tesislerini yapıyordu. Özelleştirme İdaresi iki sene önce bunu sattı. Kim aldı? Bir
ecnebi devlette iş yapan bir şirket aldı, yani, bir Belçika firması aldı. Şimdi, bu koca fabrika ne oldu? Kapandı. Beyin takımını
aldı götürdü, bütün her şeyini aldı götürdü, koca fabrika kapandı, Teletaş gibi bir fabrika –damgasını vurmuştur Türkiye’de
muhabereye- kapandı; buna hakkınız yok arkadaşlar.
Demin de söylediğim gibi, yılda 240 trilyon lira gelir temin eden bir müesseseyi satıyorsunuz; yılda 3 milyar doların üzerinde
gelir temin ediyor. Kaça satacaksınız?..
BAŞKAN – Sayın Fırat, süreniz bitti efendim; süreyi uzatmıyoruz.
AYHAN FIRAT (Devamla) – Peki efendim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Fırat.
AYHAN FIRAT (Devamla) – Sayın Başkan, teşekkür etmek istiyorum.
BAŞKAN – Yok... Kusura bakmayın, süreyi hiç uzatmıyoruz; nasıl olsa başka maddelerde konuşursunuz.
AYHAN FIRAT (Devamla) – Peki, şunu da söylemek istiyorum...
BAŞKAN – Efendim, dünden beri süreyi uzatmıyorum.
AYHAN FIRAT (Devamla) – Efendim, bir dakika... Bir şey söyleyip bitireceğim.
BAŞKAN – Sayın Fırat, bakın, süreyi uzatmadım... Rica ediyorum...
AYHAN FIRAT (Devamla) – Peki Sayın Başkan...
BAŞKAN – Ama, mikrofon...
Tamam, yerinize buyurun...
AYHAN FIRAT (Devamla) – Biraz önce, ANAP’ın temsilcisi de burada konuştu; ama, açın bakın, ne Ulaştırma
Komisyonunda ne de Plan ve Bütçe Komisyonunda ANAP’lı arkadaşların muhalefeti yok, CHP ve DSP’nin var. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim; sağ olun.
Gruplar adına başka söz talebi?..
MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Sayın Başkan, ANAP Grubu adına Sayın Topçu konuşacaklar.
BAŞKAN – ANAP Grubu adına Sayın Yaşar Topçu.
Sayın Topçu, süreniz 10 dakika efendim.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sataşmayla ilgili olarak söz istedim.
BAŞKAN – Hayır, siz Grup adına söz istediniz.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Hayır, sataşmayla ilgili olarak söz istedim. Siz bana “bakıp inceleyeyim” demiştiniz. Şimdi
“buyurun” dediniz, ben de onun üzerine çıktım.
BAŞKAN – Ben Grup adına söz vermiştim, eğer Grup adına konuşmayacaksanız...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Grup adına da konuşurum.
BAŞKAN – Efendim, siz Grup adına konuşun, sataşmayla ilgili gerekirse size ayrıca bir ek süre vereceğim.
Buyurun.
ANAP GRUBU ADINA YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu Parlamentoya geldiğim günden bu
yana, 1987’den bu yana, hep hak bildiğimiz, ülke yararına bildiğimiz, millet için bildiğimiz, halk için bildiğimiz şeyleri savunarak
geldik. Bunları savunurken de, polemik veya demagojik işlerden uzak durmaya çalıştık. Daima işin esasını, aslını kolladık.
Demin, burada tasarının tümü üzerinde görüşme yapılırken, ben konuştuktan sonra kürsüye gelen Sayın Bakan ve arkasından grup
adına söz alan Refah Partili arkadaşımız, bizim savunduğumuz şeyleri çarpıtmak istedi. Sayın Bakan dedi ki: “Canım, siz
hükümette iken satmak istiyorsunuz da, muhalefet olunca engelliyorsunuz”
Değerli arkadaşlar, Türkiye’de devlet küçültülmeli, halkın sırtında yük olmaktan çıkarılmalı. Devleti taşımak, halk için
çekilmez bir yük olmaktan çıkmalı, bunlar elden çıkarılmalı; bunlar, iktidara yakın olanların kendi siyasî yandaşlarına peşkeş
çektikleri kurumlar olmaktan çıkarılmalı. O zaman ne olmalı? Türkiye, hak eşitliği üzerine demokrasisini kurmalı, onun için de,
bunlardan kurtulmalı, diyen, hep bunu savunarak gelen biziz. Bizim burada sözlerimiz, Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketinin
hisselerinin yüzde 49’unun bir kısmının Posta İdaresine, bir kısmının çalışanlara, yüzde 35’inin de blok olarak satılmasına karşı
olduğumuzdan dolayı değil. Biz diyoruz ki, bütün ülkeler bunları satarken yetkileri Ulaştırma Bakanına vermiyor, bir kişinin iki
dudağı arasında olmuyor.
İşte, örneği var; bir tanesine 350 bin abone sağladınız, bir tanesini 60 bindeyken tıkadınız cezalandırmak için; sonra ne
oldu?.. 1 milyar doları almadınız. “Kaynak arıyoruz, kaynak arıyoruz” diyorsunuz, kaynak orada üç senedir duruyor, 500’er
milyondan 1 milyar dolar tahsil edeceksiniz, almıyorsunuz. Sayın Bakan diyor ki: “Efendim, bunu Sayın Yılmaz istedi.” Yılmaz’ın
istediği maddeyi oradan çıkarıyorsunuz. Ne o? Şu cep telefonlarının lisanslarının verilip, 500’er milyon doların alınması.
Bir de, demin izah ettim ki, 150 bin aboneye kadar; bugünkü dolar bazıyla 83 trilyon... Ee, siz “olmayacak işlerden 10 milyar
dolar çıkardık” diye -at martini de bre Hasan- millete yutturmaya kalkıyorsunuz da... Burada, gerçekten, devletin parası yatıyor. 350
bin abone, bir müşteri daha demek, bir hat daha demek. Kullandırmıyorsunuz... İşte, itirazımız oraya, samimiyetsizliğinize.
İtirazımız, keyfî idarenize. Satış şartlarını niye burada konuşmuyorsunuz? Niye buraya getirmiyorsunuz?
Beyler, Sayın Bakanın demin söyledikleri doğru değildir. O, oradan, bürokratlarından aldı; ama, doğru değil; çünkü, bu işleri
bilmez.
“İngiltere vatandaşına sattı...” 5 bin dolara satan ülke, tekel hakkı tanıdı. Türkiye’de, 406 sayılı Kanuna göre, komünikasyon
hizmetleri tekeldedir. Sizin, yüzde 35’ini blok olarak verdiğiniz firma sizinle pazarlık edecek, diyecek ki: Bu tekeli ne zaman
kaldırırsın, ne zaman kaldırmazsın? Tekeli ne kadar tutarsanız, yüzde 35’lik firma, sizin, halkın cebinden, o pahalı hizmetleriniz
için aldığınız paraları vergiye dönüştürecektir; itirazımız buraya. Kanunu buraya getirsenize... Bakın, gösterdim burada; Amerikan
kongresi 90 sayfalık yasayı oturup yapıyor da, İngiliz Parlamentosu yapıyor da, Türk Parlamentosunun bir noksanı mı var? Niye
getirmiyorsunuz?.. Sözüm o; itiramızımız da oraya; meseleleri çarpıtmaya gerek yok. Biz, T’nin falan satışına, başka şeylerin
satışına karşı değiliz.
Sayın Başkan diyor ki “ısrar etmeyin...” Ben, sataşma sebebiyle ısrar edince, “söz vereceğim” diyor; ama, ben, onu kurtarayım.
Sayın Barutçu’ya ben bunları söyledim. Buradan bir arkadaşımız laf attı; ona da cevap verdim. Ben, Sayın Barutçu’nun ahlakî
temayüllerini buraya getirmedim; ama, o, benimkini getirdi; hatta, anlamazlığı falan da getirdi “anlamaz” falan dedi.
İBRAHİM HALİL ÇELİK (Şanlıurfa) – Sayın Bakanla eski dostsunuz...
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Bu Parlamentoda, Sayın Barutçu’yu da, beni de tanıyan herkes, ikimizin de zekâsını, anlayışını
bilir, halk da bilir....
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Bana söz hakkı doğuyor...
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Bir dakika...
BAŞKAN – Sayın Bakan... Sayın Topçu... Rica ediyorum...
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Şimdi, İngilizlerin bir sözü var...
BAŞKAN – İkiniz de en yakın arkadaşsınız, rica ediyorum...
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – İngilizlerin bir sözü var...
Bir dakika Sayın Başkanım...
BAŞKAN – Peki...
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – İngilizlerin bir sözü var. İngilizler diyor ki: “Bir söz söylendiği zaman, sözün içeriğinden çok,
onu söyleyenin kişiliği önemlidir.”
Şimdi, beni, ahlakî değerlerimin zafiyetiyle kim itham ediyor? Sayın Barutçu. Bu ithamı yaparken, “yıllardır beraber olduğumuz
masalar, odalar, kanepeler cansızdır, konuşamaz, nasıl olsa onlar biliyor bunu” diye düşünüyor; ama, bilen başka arkadaşlarımız
var. Eğer, beni, ahlakî zaafla... Ki, ben, ahlakî zaafla siyaset yapmam; âdetim değil... Benim siyasetteki en büyük sermayem, onurum
ve ahlakım...
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) – Belli... Belli...
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Bununla, Doğru Yol Partisinden istifa edip Anavatan Partisine geçmemi kastediyorsa, bana,
Anavatan Partisine gitmeyi ilk teklif eden, beraber gitmeyi teklif eden Sayın Barutçu’dur. (ANAP sıralarından “Bravo” sesleri,
alkışlar)
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Hayır, yalan söylüyor...
BAŞKAN – Tamam, tamam... Peki... Neyse, Sayın Bakan...
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Kimin yalan söylediğini herkes bilir, masalar bilir....
LEVENT MISTIKOĞLU (Hatay) – Herkes biliyor...
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Hadi bakalım...
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Aile hakkında söylediklerini cümle âlem biliyor, hakkını savunuyorum dediğim Doğru Yol
Partililer biliyor. Onun için, ben sizin yerinizde olsam, bu konuya girmezdim. Burada, benim söylediğim yasayla ilgili şeylere cevap
verilmesini isterdim; yanlış yaptınız ve ben de o yanlışa cevap verdim. Yine de, Sayın Başkanın ve arkadaşların ikazıyla,
geçmişin hatırıyla, hafif şeyler söyledim, daha başka şeyler de söyleyebilirdim.
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Söyle, söyle...
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Biz, birbirimizi tanırız. Ben, sizin ahlakınızı bilirim, siz de benimkini; ama, bilip de buraya gelip
söylemezseniz, o zaman sizi namert sayarım.
Saygılar. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Topçu.
VIII. – SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1. – Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu’nun, Sinop Milletvekili Yaşar Topçu’nun şahsına sataşması nedeniyle konuşması
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Sayın Başkan, yani, zapta filan hiç lüzum yok, burada belli...
Lütfen...
BAŞKAN – Sayın Bakan, bir dakika...
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Hayır, sataşma var, söz istiyorum.
BAŞKAN – Bir dakikanızı rica edeyim efendim... Size söz vereceğim Sayın Bakanım...
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Tabiî... Tabiî..
BAŞKAN – Zaten, nasıl olsa, Bakan olarak konuşma hakkınız var da...
Sayın Bakan, şimdi, ben de...
İBRAHİM YAŞAR DEDELEK (Eskişehir) – Zabıtlardan sonra...
BAŞKAN – Efendim, rica ediyorum... Bakın, sayın arkadaşlarım, gerçekten, bir Meclis Başkanvekili...
HASAN GÜLAY (Manisa) – Tutanağı isteyin...
BAŞKAN – Arkadaşlar, rica ediyorum... (ANAP sıralarından gürültüler) Zor durumumu da izah ediyorum. Burada, hepimiz
arkadaşız; hele, Sayın Topçu ile Sayın Bakanımız eski dostlar, arkadaşlar ve aynı partide yıllarca kardeşçe mücadele etmişler,
masalarda oturmuşlar, kadeh tokuşturmuşlar... Şimdi, ne olur, ikinizden de rica ediyorum...
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Sataşmaya meydan vermemek kaydıyla bir açıklama yapmak
istiyorum.
BAŞKAN – Yani, bu insanlar... Olabilir; işte, siyaset, bazen kendi kulvarı dışına itebiliyor, ben de itildim mesela. Onun için,
eğer uygun görürseniz...
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Sataşmaya meydan vermeyeceğim...
BAŞKAN – Peki Sayın Bakanım.
MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Bu şekilde karşılıklı sonu gelmez Sayın Başkan.
BAŞKAN – Efendim, size, Hükümet adına söz vereyim.
ASLAN ALİ HATİPOĞLU (Amasya) – Tarafsız olmuyorsunuz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Benim yerimde olsanız, siz nasıl tarafsız olursunuz, size sormak istiyorum?
ASLAN ALİ HATİPOĞLU (Amasya) – Hayır; bizim için tutanakları istetiyorsunuz; onlara söz veriyorsunuz.
BAŞKAN – Sayın Bakanım, rica ediyorum, yeni bir sataşmaya meydan vermeyin.
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; size, yine pek fazla
ifade ettim; ama, ne kadar ıkınabilirim bilmiyorum; ama, biraz evvel söyledim, burada, bize oy veren, bize gönül veren milyonlar var.
Ikınırım sıkınırım; ama, bazı şeyleri söylemeye mecburum.
Şimdi, Sayın Topçu ile birbirimizi iyi tanıdığımız doğrudur, çok doğrudur. Ben de hiçbir şeye girmiyorum; müşterek
arkadaşlarımız var, müşterek arkadaşlarımıza bırakıyorum değerlendirmeyi; daha fazla söylemiyorum. Yalnız, bir şeyi
söylüyorum: Sayın Topçu 5 dakika güzel konuşur, ondan sonra sallar. Çok salladı... Ben daha ileri bir şey söylemek istemiyorum;
yalnız, burada yanlış bir şey söylemedi; yanlış demeyeceğim, yalan söyledi! Ben, Doğru Yol Partisinin bugünkü Sayın Genel
Başkanıyla ikibuçuk sene mücadele ettim partim içerisinde, ikibuçuk sene...
İBRAHİM YAŞAR DEDELEK (Eskişehir) – Sonra bağlandınız!..
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Hayır... Sayın Dedelek, sen konuşuyorsun değil mi?! Sen bari
konuşma canım, sen bari konuşma!.. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Efendim, rica ediyorum Sayın Bakan... Rica ediyorum efendim.
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Şimdi, bakınız, bir şey söyleyeyim: Ben, ikibuçuk sene haysiyet ve
şerefimle mücadele ettim parti içerisinde; ama, ben, bir gün partiden istifa etmeyi düşünmedim. Sayın Topçu’nun şimdi mensubu
bulunduğu partinin Sayın Genel Başkanı alaka gösterdiler -o günkü gazetelerde vardır; o gazeteleri yarın veya biraz sonra buraya
getiririm- görüşme talep ettiler; “durup dururken, bir milletvekilinin, herhangi bir sebep yokken, başka bir partinin Genel Başkanıyla
görüşmesini, zina, zina, siyasî zina kabul ederim” dedim.
Siz onbeş gün dayanamadınız muhalefete; onbeş gün dayanamadınız ve bir yerlere uçtunuz gittiniz. Bugün, ben, sizin ön
sırada oturmanızı da yadırgamıyorum; ön sıraya, arada sırada gelebiliyorsunuz. Eziklik içerisinde bulunduğunuzu biliyorum; büyük
eziklik içerisindesiniz.
İRFAN KÖKSALAN (Ankara) – Sana öyle geliyor.
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Devamla) – Cenabı Allah, sizi, kimsenin durumuna düşürmesin.
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
2. – Sinop Milletvekili Yaşar Topçu’nun, Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu’nun şahsına sataşması nedeniyle konuşması
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Buyurun. Size ne dedi?
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Yalan meselesi üzerine... “Yalan söylüyor” dedi. Ben, şimdi, yerini, zamanı söyleyeceğim; yalan
meselesini söyleyeceğim.
BAŞKAN – Efendim...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Hayır... Söyleyeceğim... Mümkün değil...
BAŞKAN – Şimdi, Sayın Topçu, bakın... (ANAP sıralarından gürültüler)
Bir dakika efendim, daha söz vermedim size. (ANAP sıralarından gürültüler)
Arkadaşlar, bir dakika... Benim, Meclisi yönetmem lazım. Bir dakika efendim...
Şimdi, arkadaşlar, bakın, şurada her çıkan arkadaş öteki arkadaşa sataşırsa, o da ona sataşırsa, sizden rica ediyorum, bu Meclis
nasıl yönetilir?..
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Efendim, izin verir misiniz...
“Yalan söyledi” dedi Sayın Barutçu, yalan meselesine cevap vereceğim.
BAŞKAN – Sayın Topçu, bir dakikanızı rica ediyorum. Yerinize bir oturun.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Hayır efendim.
BAŞKAN – Efendim, beni bu kadar tahakküm etmeyi; rica ediyorum, bir beş dakika oturun yerinize.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Efendim, yalan meselesi... Hayır... Bitsin, kapansın iş. Ben sataşmadan, hiçbir şey söylemeden...
BAŞKAN – Ama, akadaşımız da “sataşmayacağım” dedi, o da geldi sataştı.
YAŞAR TOPÇU (Sİnop) – Hayır, sataşmayacağım... Hiçbir şey...
BAŞKAN – Peki, sizden rica ediyorum... İki dakika...
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Efendim, bir dakika... Rica ediyorum, bana biraz yardımcı olun arkadaşlar.
Sayın Topçu, bir dakika efendim...
ERKAN KEMALOĞLU (Muş) – Yaşar Topçu, sen biraz fazla ileriye gidiyorsun!.. Ayıp, ayıp!.. Seni dışarıya çıkarmam!..
BAŞKAN – Efendim, rica ediyorum... Rica ediyorum arkadaşlar... Sayın İdare Amirlerini göreve çağırıyorum.
(DYP ve ANAP sıralarından gürültüler, kürsü önünde toplanmalar)
ERKAN KEMALOĞLU (Muş) – Şimdiye kadar tahammül ettik; ayıp yahu!..Ne dedi adam sana şimdi?!..
NURHAN TEKİNEL (Kastamonu) – Utanmıyor musun?!.. Terbiyesiz adam... Ne hale getirdin...
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, oturur musunuz efendim... Sayın milletvekilleri...Sayın Topçu, sizden rica ediyorum, şimdi
buna cevap vermeyin de, sonra ben, oturum içerisinde size söz vereyim efendim.
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Ben cevap vereceğim efendim.
BAŞKAN – Sayın Topçu... Sayın Topçu, sizden rica ediyorum... Sayın Topçu, rica ediyorum... Biraz sonra, ortalık sakinleşsin,
size söz veririm efendim. (DYP ve ANAP sıralarından gürültüler)
Arkadaşlar, yerinize oturun... Oturmazsanız, birleşime ara vereceğim.
Sayın arkadaşlar, lütfen yerinize oturun efendim... Sizden rica ediyorum... Rica ediyorum, oturur musunuz efendim.
Sayın milletvekilleri, bakın, televizyondan millet bu yayını seyrediyor; rica ediyorum, Meclisin görüntüsünü bu şekle
sokmayalım.
Sayın Topçu, sizden rica ediyorum... Bir arkadaş olarak, bir Başkanvekili olarak sizden rica ediyorum... Buna biraz sonra cevap
verirsiniz, ben oturum içerisinde...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sadece bir cümle söyleyeceğim, bir olay söyleyeceğim o kadar.
ASLAN ALİ HATİPOĞLU (Amasya) – Sayın Başkan, şimdi söz vermezseniz oturduğunuz makamı zedelersiniz.
BAŞKAN – Bakın, sizden rica ediyorum...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Bir olay söyleyeceğim, iki dakika sürmeyecek.
BAŞKAN – Bakın, beni de çok zor duruma düşürüyorsunuz. Sizden rica ediyorum...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – İki dakika sürmeyecek. Söylenenlere cevap vermeyeceğim. Yalnızca bir şey söyleyeceğim.
BAŞKAN – Efendim, yeni bir sataşmaya meydan vermeyin.
NURHAN TEKİNEL (Kastamonu) – Yeter Başkan, yeter!..
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Efendim “yalan” dediği olaya cevap vereceğim.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, gündeme dönelim. Gündeme dönemezsek, bu devam eder.
BAŞKAN – Tamam efendim. Yeni bir sataşmaya meydan vermemek üzere...
YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; yalan söylemek gibi bir itiyadım hiçbir zaman olmadı.
Hele, böyle, 25-30 sene beraber arkadaşlık ettiğimiz bir arkadaşımız için kötü söz söylemeyi de hiç düşünmedim. Zaten, ilk
konuşma metnim incelenirse, kendisine, şahsına müteallik bir şey de söylemedim. Bana, şahsıma müteallik söyleyen -burada şimdi
arkadaşlarımız bağırıyor- Sayın Barutçu. Ben, şahsıma sataşmadan dolayı cevap hakkı istedim.
MAHMUT YILBAŞ (Van) – Hiçbir şey söylemediniz yani!
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – Şahsına bir şey söylemedim. Bakanlık icraatını eleştiririm, o benim hakkım. Benim
bakanlığımın icraatını da siz eleştirirsiniz, o da sizin hakkınız. Şimdi, burada dedi ki “yalan söyledi” (DYP sıralarından
gürültüler)
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Sayın Başkan, partiye hakaret ediyor, genel başkana hakaret ediyor.
Böyle şey olur mu?
YAŞAR TOPÇU (Devamla) – “Yalan söyledi” dedi. Ben hayatımda yalan söylemedim. Bana, benim arabamın içerisinde, burada
şimdi milletvekili olarak bulunmayan bir arkadaşımızla beraber “Mesut Beyle ben konuştum, oraya gidelim” diyen Sayın Barutçu
değil de, inkâr ediyorsa, hiçbir söyleyeceğim yok. (ANAP sıralarından alkışlar) “Hayır, inkâr etmiyorum” diyorsa, sözünü geri
alması lazım. (DYP sıralarından gürültüler) İnkâr ediyorsa, o inkârı göze alıyorsa, ben, söylediğini kabul ediyorum.
Saygılar. (ANAP sıralarından alkışlar, DYP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Topçu.
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) –Sayın Başkan, söz istiyorum.
BAŞKAN – Tamam arkadaşlar...
Sayın Bakanım, siz Bakan olarak... Efendim, siz biraz bize yardımcı olun. Rica ediyorum...
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Sayın Başkan, yerimden açıklayayım.
BAŞKAN – Hayır efendim, müsaade etmiyorum. Sayın Bakan, müsaade etmiyorum. Yoksa, tatil edeceğim bakın.
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Sayın Mesut Yılmaz, ifadesinde...
BAŞKAN – Efendim, rica ediyorum... Hayır; size konuşma hakkı vermiyorum Sayın Bakan.
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Kendisiyle görüştüğümü Sayın Mesut Yılmaz ifade ederse, ben,
mebusluktan ve buradan ayrılmaya söz veriyorum.
BAŞKAN – Sayın Bakan, zatı âliniz bakanlık makamında oturuyorsunuz... Rica ediyorum.
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Yalnız, acaba, Sayın Mesut Yılmaz’ın ifadesinden sonra, müfteri
de ayrılır mı?
BAŞKAN – Rica ediyorum.
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Zabıtlara geçmesi bakımından söylüyorum.
VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
3. – Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/469) (S. Sayısı : 85) (Devam)
BAŞKAN – Gruplar adına başka söz isteyen var mı efendim?
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Evet efendim.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Soysal. (DSP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika Sayın Soysal.
DSP GRUBU ADINA MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Ben, önümüzdeki yasa tasarısının 1 inci maddesi üzerinde konuşmak için Grubum adına söz aldım.
Sayın Başkan, gerilimli bir oturumda duygudan söz etmek yanlış olabilir; ama, beni, bu konu, yani PTT’nin T’si konusu
duygulandırıyor. İnsanlar iki çeşit duygulanırlar. Diyelim ki, babanız telgrafçıdır, telefoncudur, baba mesleğidir, ona dokunulduğu
için duygulanırsınız; bazen Manastırlı Hamdi edebiyatı yapabilirsiniz. Bu, konunun başka bir duygulanma boyutudur. Bir de,
duyguyla aklın birbirine karıştığı durumlar vardır. Ben, bu konuda, aklımla duygularımın birbirine karıştığını hissediyorum ve
onun için daha çok duygulanıyorum.
Niçin?.. Bakın, bu konu, Türkiye’nin gündemine somut olarak geldiği zaman, yani daha PTT’nin yapısı değiştirilmeye
kalkıldığı zaman, Türk gazetelerinden birinde, hem de öyle solcu olmayan bir gazetede başlık şuydu: “Türkiye yıldızını satıyor.”
Yani, PTT’nin T’sinin satışı gündeme geldiği zaman, Türkiye’de konuyu biraz bilen insanlarımız “Türkiye’nin yıldızı satılıyor”
dediler. Niçin yıldızı idi ve hâlâ niçin yıldızıdır ve yıldızı olduğu için de saklı tutulması gerekir? Bunu, ben, kendi sözlerimle
değil, bu konuda gerçekten heyecan duymuş olan ve Türkiye’nin -başka bakımlardan eleştirebilirsiniz- bu alanda uluslararası
sıçrama yapmasına imkân vermiş olan Rahmetli Özal’ın başdanışmanı olan ve uzun bir süre Kamu Ortaklığı İdaresinin, yani,
bugün Özelleştirme İdaresi Başkanlığı adını taşıyan kuruluşun da başında bulunmuş olan Bülent Gültekin’in sözleriyle anlatmak
istiyorum. Bülent Gültekin diyor ki -bu T’den bahsederdi- belki bizim dış dünyayla rekabet edebileceğimiz ender sektörlerden biridir.
Bakın, Türkiye bu konuda kendi genel gelişme düzeyiyle karşılaştırılamayacak ölçüde sıçrama yapmış olan bir ülkedir ya da
öyle sayılan, bir zaman için böyle olan; ama, artık, bu yıldızlığı tartışmalı olmaya başlayan bir ülkedir ve şu getirilen yasa
tasarısı, o yıldızı parlatmaya değil, elimizden kaçırmaya yöneliktir. Niçin böyle olduğunu maddenin ayrıntılarına girildiği zaman,
özellikle Anayasaya aykırılık konusunda verilmiş önergemizi izah ederken açıklayacağım; ama, genel olarak maddenin tümü
üzerinde şunu söyleyeyim ki, getirilen bu yöntem, bu kuruluşun da elden kaçmasına gidebilecek olan yöntemdir. Anayasa
Mahkemesinin bundan önceki kararlarına tam uygunluk sağlanmış değildir. Anayasa Mahkemesi de bu konuda, hem hukukçuluk
bilgisiyle hem de yüreği ulusal duygularla titreyerek karar vermiştir. Çünkü, bu konuda, yani, telekomünikasyon gibi, teknolojik
sıçrama yaptığımız ya da yapmak üzere olduğumuz bir alanda gerçekten içimizin titremesi gerekir. Çünkü, önemli bir kaybımız
olmuştur. Teletaş denen kuruluş, bu konularda titiz davranılmadığı için elimizden çıkmıştır.
Neydi Teletaş?..Teletaş, elektronik sanayide ve telekomünikasyona yönelik elektronik sanayide, Türkiye’nin sıçrama yapmak
üzere olduğu bir kuruluştu. Önce, bir bölümünü özelleştirelim, satışa çıkaralım falan dendi; hatta, bu kadarı yetmez, dışarıdan
biraz, teknik terimiyle, bilgi, knowhow alalım; onun için de, falanca büyük şirketi, yabancı şirketi buna ortak edelim diye başlayan
bir süreç... Tıpkı, şimdikilere benzeyen yöntemlerle, yavaş yavaş, Teletaş denen kuruluşun; yani, Türkiye’yi gerçekten bu alanda
yıldız yapacak olan kuruluşun elimizden uçup gitmesine yol açtı. Yalnız kuruluş muydu?.. Yalnız kuruluş değil; içinizde mühendis
olanlarınız var, elektronik mühendisliği yapanlarınız var; bu alanda, Teletaş, bu alandaki araçların Türkiye’de imal edilebileceği bir
teknolojinin; ama, yerli teknolojinin yaratılması konusunda bir hayli mesafe almıştı.
Bakın, bizim sanayimizin büyük kısmı, ithal teknolojiye dayanır; ona da, doğru dürüst, tekmil sanayi denmez aslında. Bir
ülkenin, gerçekten sanayi ülkesi sayılabilmesi için, yabancı teknolojiyle kendi fabrikalarını kurması yetmez, makine üretmesi falan
da yetmez; teknoloji üretmesi gerekir. İşte, Teletaş, telekomünikasyon alanında teknoloji üretebilecek, buna başlamış olan bir
kuruluştu. Niye böyle oldu; onun hikâyesi uzundur ve TÜBiTAK’la falan ilgilidir, onun içerisindeki personel tasfiyesiyle ilgilidir; o
personel tasfiyesi sırasında, çok değerli elektronik mühendislerinin, Teletaş denen kuruluşa, yerli kuruluşa gidişleriyle ilgilidir; ama,
şöyle ya da böyle, Türkiye, o konuda da yıldızlaşmak üzereydi, bir yabancı şirket buna el attı; kuruluş yalnız elimizden kaçmakla
kalmadı, bu ülkenin binbir çabayla yetiştirdiği, yabancı ülkelerde milyarlarca lira para harcayarak yetiştirdiği mühendisler de
elimizden kaçtı. Hani, elimizden kaçtı, bir başka yerde tatil yapıyor olsa, ona da, insanın gönlü belki müsaade edebilir; ama,
elimizden kaçtı, şimdi ALCATEL denen şirketin laboratuvarlarında, Hollanda’da, şurada burada çalışıyorlar.
Hani, ömür boyu çalışıyor olsalar, ona da razı olacağız; çünkü, müthiş teknolojik sıçrama yaparlar ve belki, sonlara doğru
ülkelerine yararlı olabilirler dersiniz; ama, o şirketler belirli bir süre çalıştırıyorlar, işlerine yaradıktan sonra, üç dört yıl
çalıştırdıktan sonra, haydi geriye... Ve insanlarımız, şimdi, yabancıların teknoloji üretmesine yarayan durumdadırlar.
İşte, onun için yüreğimiz bu konuda titriyor. Türkiye, rasgele bir kuruluşunun bir kısmını yabancı sermayeye açıyor değil...
BAŞKAN – Sayın Hocam, 1 dakikanız var.
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Bitiriyorum, 1 dakikada bitireceğim; daha sonra çok konuşacağım zaten.
Kuruluş, kamunun elinde, yüzde 51’i kamu sermayesi, yüzde 49’u, özel dağıtıma tabiî; bunun içerisinde de yüzde 34’ünün blok
satışına karar veriliyor diyeceksiniz; ama, öyle bir kuruluş ki -ayrıntılarına girerek anlatacağım- bunun sermaye yapısı, o yasa
çıkarılırken yapılan hatalar dolayısıyla sermaye yapısının sonuna kadar ulusal kalmasına, kamunun elinde kalmasına elverişli
değil. İşte, o cep telefonları filan var ya, onların imtiyaz hakları dolayısıyla, kuruluş yavaş yavaş elimizden çıkabilir. Kuruluş,
yüzde 10 ve yüzde 5 hisselerin yerli gözüken ellerde bulunması sırasında, onların elimizden kaçması dolayısıyla tamamen elden
çıkabilir.
O bakımdan, bu madde, bundan önceki çeşitli yasa denemelerinde olduğu gibi, böyle bir olasılığı tamamen ortadan
kaldırmayan bir maddedir ve elbette ki, buna oy vermeyeceğiz. Ayrıca, Anayasaya da aykıdır; Anayasaya aykırılığını bile bile bir
maddeye oy vermek ise hiçbirimize yakışmaz.
Teşekkür ediyorum. (DSP ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim efendim.
Gruplar adına konuşmalar bitmiştir.
Şahısları adına, Sayın Halit Dumankaya, Sayın Hikmet Sami Türk, Sayın Suat Pamukçu, Sayın Muhammet Polat, Sayın
Fikret Karabekmez, Sayın İrfan Köksalan söz istemişlerdir.
Sayın Hikmet Sami Türk, Sayın Zekeriya Temizel ile yer değiştirmişlerdir.
Şimdi, Sayın Halit Dumankaya; buyurun efendim.
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Sayın Mızrak’a devrediyorum.
BAŞKAN – Sayın Mızrak, buyurun.
Sayın Mızrak, süreniz 5 dakikadır efendim.
RECEP MIZRAK (Kırıkkale) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli arkadaşlarım, bugünkü, Özelleştirme Kanunu ve bu çerçevede, bir noktada, Telekom’la ilgili yapılan müzakereler son
derece önemli.
Burada, 1 inci madde görüşülürken, 1 inci maddede –daha önce, Hükümetin bir teklifi ve bir de bugün getirilen 1 inci madde var
ki– bir husus, özellikle dikkatimizi çekti ve bununla ilgili bir önerge vermek istedik; ancak, önerge sayısının tamamlanmış olması
dolayısıyla, maalesef, buna muvaffak olamadık.
Ancak, bu arada, bir tavsiyemiz olacak ki, o da şu: Daha önce getirilen 1 inci maddeyle ilgili düzenlemede, satılacak olan
Telekom’un hisse senetlerinin değerleri tespit edilirken “hisselerin indirgenmiş nakit akımları -yani, net bugünkü değer- temettü
verimi, net aktif değeri, amortize edilmiş yenileme değeri, fiyat-kazanç oranı, piyasa kapitalizasyon değeri, ekspertiz değeri ve fiyat-
nakit akım oranı değerlendirme metotlarından biri veya birkaçı kullanılarak bulunacak olan değerden aşağı olmamak kaydıyla”
diye bir husus bulunmaktadır. Yeni getirilen maddede ise “hisselerin değeri, günün ekonomik koşulları göz önünde bulundurularak,
uluslararası finans ve sermaye piyasalarında kabul görmüş değerlendirme yöntemleri” denilmektedir.
Değerli arkadaşlar, burada son derece önemli iki husus var; en önemlisi “günün ekonomik koşulları dikkate alınarak” ifadesidir.
Bu zamana kadar gerçekleştirilen özelleştirmelerde, yapılan en önemli tenkitlerden birisi, satış bedellerinin son derece düşük
olmasıydı. Nitekim, buna birkaç örnek verecek olursak; bir tanesi, benim daha önce idarecisi bulunduğum Et ve Balık Kurumu ki,
ekspertiz değerine göre, satış değerini, satış bedelini oranladığımız zaman, yaklaşık olarak yüzde 9’una tekabül etmektedir. Süt
Endüstrisi Kurumunun satış bedeliyle ekspertiz değerini oranladığımız zaman, yaklaşık olarak yüzde 28’ine tekabül etmektedir.
Geçen haftalar içerisinde Sümerbankın bazı yerleri özelleştirildi ve Türkiye Ziraî Donatım Kurumu da kendisini özelleştirdi; ikisini
mukayese ettiğiniz zaman, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan özelleştirmenin piyasa değerlerinin, ekspertiz
değerlerinin çok altında kaldığı görülmekte ve bunun izahı olarak da “ekonomik koşullar buna müsaade etmekte, ne yapalım, alıcı
bunu verebilmekte, en yüksek teklif budur” denilebilmektedir.
Değerli arkadaşlarım, Sümerbankın Adana’da bir fabrikası yaklaşık olarak -yanlış hatırlamıyorsam- 480 milyar liraya satıldı.
Sümerbankın bu fabrikasının 260 dönüm arazisi var. 260 dönüm arazinin bitişiğini, aynı Sümerbank, 1993 yılında; yani, iki sene
kadar önce, Toplu Konut İdaresine, o zamanın parasıyla metrekaresini 130 bin liradan, bugünün parasıyla 1,5 milyon liradan sattı.
260’ı 1,5 milyon lirayla çarpacak olursanız, Sümerbankın, bugünün parasıyla yaklaşık olarak sadece 390 milyar liralık arsası söz
konusu olmaktadır.
Yine, buna benzer başka örnekler var; Et ve Balık Kurumunun birkaç kombinası -geçenlerde gazetelerde de bahsedildiği gibi-
750 dönüm arazisi, 30 tane lojmanıyla beraber, üstelik vadeli olarak, 20 milyar liraya satıldı.
Bu bakımdan, buradaki “ekonomik koşullar gözönünde bulundurulmak suretiyle...” şeklindeki ifade, koskocaman bir tuzak
olmakta ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından ya da başkaları tarafından ekspertiz değerinin, rayiç değerinin çok altındaki
bir satışın da kılıfını, maalesef teşkil etmektedir.
Bir diğer husus “sermaye piyasalarında kabul görmüş değerlendirme prensipleri veya yöntemleri” deniliyor; ama, bu da son
derece yuvarlak bir ifadedir. Bu da gene, ileride, birtakım yerlerde -beni bağışlasınlar, buradaki bazı sayın bakanlar da geçmişteki
bu mücadelemize şahit olmuşlardır, hatta kendileri bizimle mücadeleye girmiş, bize destek vermişlerdir- yapılabilecek olan birtakım
yolsuzluklara, usulsüzlüklere, ileride yapılacak olan birtakım peşkeşlere gene kılıf olacaktır. Bunu değiştirmemiz lazım...(DYP
sıralarından “Ne bağırıyorsun!” sesleri)
Bağırırım...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Mızrak.
RECEP MIZRAK (Devamla) – Bir cümleyle bitiriyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Mızrak, rica ediyorum... Bitti...
RECEP MIZRAK (Devamla) – Uzatmayacağım Sayın Başkan, teşekkür edeceğim ve bitireceğim.
BAŞKAN – Uzatmıyorum efendim...
RECEP MIZRAK (Devamla) – Cümlemi tamamlayıp, bitiriyorum efendim.
BAŞKAN – Efendim, rica ediyorum, sabahtan beri hiçbir arkadaşımın konuşma süresini uzatmadım. Şimdi, size, ek konuşma
süresi verirsem, öteki arkadaşlar kızar bana efendim.
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Konuşsun, Sayın Başkan.
BAŞKAN – Olur mu efendim, usul neyse onu uyguluyoruz.
RECEP MIZRAK (Devamla) –Benim bağırmam, ülke meselelerine karşı duyarlılığımdan ileri gelmektedir.
Hepinizi saygıyla selamlarım.(ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Mızrak.
Sayın Hikmet Sami Türk, buyurun efendim.(DSP sıralarından alkışlar)
Sayın Türk, konuşma süreniz 5 dakika efendim.
Buyurun Sayın Hocam.
HİKMET SAMİ TÜRK (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun tasarısı, daha önce,
Anayasa Mahkemesince birkaç kez iptal edilmiş kanun hükmünde kararname ve kanunların devamı olarak gelmektedir.
Yeni bir iptale meydan vermemek için, yasama organı olarak, son derece dikkatli olmalıyız. Anayasanın 153 üncü maddesinin
son fıkrasına göre, Anayasa Mahkemesi kararları, yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlar.
Anayasa Mahkemesi, şimdi görüşülmekte olan maddenin önceki biçimini hangi nedenle iptal etmişti, bunu hatırlamakta yarar
var. Anayasa Mahkemesinin, 24 Mayıs 1996 günkü Resmî Gazetede yayımlanan kararında, bir önceki iptal kararına yollama
yapılarak “iptal kararında belirtilen ve yasayla saptanması zorunlu olan konuların tamamı, Özelleştirme Yüksek Kurulunun
takdirine bırakılmıştır. Oysa, bu konuların, yasama organınca objektif, nesnel kurallara bağlanması, anayasal zorunluluktur. Bakan
veya Özelleştirme Yüksek Kurulunun yetkilendirilmesi, yasama yetkisinin devri niteliğini değiştirmez” denilmektedir.
Acaba, bu gerekçe, hazırlanmış olan yasa tasarısında ne ölçüde karşılanmıştır? Benim yaptığım incelemeye göre, gerek
Hükümetin hazırladığı gerek şimdi görüşmelere esas olan Plan ve Bütçe Komisyonunun kabul ettiği metin, Anayasa Mahkemesi
kararının gereklerini yerine getirmemektedir; çünkü, burada, özelleştirme, yine Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülecektir.
Kanun tasarısı, birtakım değerlendirme ölçüleri getiriyordu. Plan ve Bütçe Komisyonunda benimsenen metne göre, şimdi bu
ölçüler, uluslararası finans ve sermaye piyasalarında kabul görmüş değerlendirme yöntemleri olacaktır ve değerlendirme, tespit
komisyonlarınca gerçekleştirilecektir.
Satış yöntemleriyse, bu konuda düşünülebilecek olan bütün satış yöntemlerinin adlarıyla, arka arkaya sayılması suretiyle
belirtilmiştir: “Halka arz, blok satış, yurtiçi ve/veya yurtdışı sermaye piyasalarında satış, borsada, borsa usul ve esasları
çerçevesinde satış, menkul kıymetler yatırım fonları ve/veya menkul kıymetler yatırım ortaklıklarına satış.” Bunlar, bu konuda
zaten düşünülebilecek olan satış yöntemlerinin adlarıdır. Yasa koyucu burada, bir tercih yapmıyor. Tercihi kim yapacak? “Değer
tespiti sonuçlarıyla satışa sunulacak hisselerin ne kadarının ve hangi satış yöntemiyle satılacağına, çalışanlar ve küçük tasarruf
sahiplerine ayrılan yüzde 5’lik payın ne oranda satılacağına, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının görüşü ve Ulaştırma Bakanının
teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca karar verilir.” Burada, iş, yine, sonunda Bakanlar Kurulunun takdirine bırakılmıştır; yasa
koyucu, tercihini yapmamıştır. Yasa koyucu, sadece, birtakım satış yöntemlerini adlarıyla sıralamıştır. Bunlar sayılmasaydı dahi,
zaten, düşünülebilecek olan satış yöntemleri bunlardı. Bu bakımdan, Anayasa Mahkemesi kararının gereği yerine gelmemiş
bulunmaktadır.
Öte yandan, bu düzenlemede, daha önce başka konuşmacıların da değindikleri gibi, yabancılara satış konusunda herhangi bir
sınırlama getirilmemiştir. Böylece, gerçek ve tüzelkişilere satılabilecek olan yüzde 34 oranındaki payların tamamı, blok satış
yöntemiyle yabancıların eline gidebilecektir. Böyle stratejik önemi haiz bir kuruluşta, bu ölçüde bir yabancı egemenliğinin, ne
ölçüde sakıncalı olacağını takdirlerinize sunarım.
Öte yandan, bu yöntemlerden bir bölümü son derece sakıncalıdır. Blok satış yöntemi, bunların başında gelir. Türkiye’de,
öteden beri savunulan ve belki, özelleştirmeye bir anlam katabilecek olan sermayenin tabana yayılması düşüncesi, burada, çok zayıf
bir yansıma bulmuştur.
Bütün bu nedenlerle, hazırlanmış olan yasa tasarısının 1 inci maddesi, Anayasa Mahkemesinin, bundan önceki iptal kararında
belirttiği gerekçelerin gereğini yerine getirmemiştir ve bu bakımdan, yeni bir iptale meydan verebilir. Yasama Organının bu duruma
düşmemesi ve bu konunun, böyle kronik bir sorun haline gelmemesi için, bir kez daha düşünülmesi ve belki, Hükümet tarafından, bu
konunun olgunlaştırılması ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uygun bir metin hazırlanması için, tasarının geri çekilmesi uygun
olur düşüncesindeyim.
Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim efendim.
Sayın milletvekilleri, 1 inci madde üzerindeki konuşmalar bitmiştir; ancak, madde üzerinde verilmiş önergeler vardır.
Birleşime saat 20.00’ye kadar ara veriyorum efendim.
Kapanma Saati: 19.20




ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 20.00
1 Ağustos 1996 Perşembe
BAŞKAN : Başkanvekili Kamer GENÇ
KÂTİP ÜYELER: Ünal YAŞAR (Gaziantep), Zeki ERGEZEN (Bitlis)


BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 86 ncı Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
Sayın milletvekilleri, çalışmalarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
3. – Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/469) (S. Sayısı : 85) (Devam)
BAŞKAN – Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık,
İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları üzerindeki müzakelerde, 1 inci madde üzerindeki konuşmalar
bitmişti; önergeler vardı.
Sayın Komisyon?.. Burada.
Sayın Hükümet?.. Burada.
Komisyon ve Hükümet yerlerini aldılar.
Maddeyle ilgili olarak verilmiş birçok önerge var; ancak, madde iki fıkradan ibaret olduğu için, İçtüzük gereğince, sekiz
önergeyi geliş sırasına göre okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı yasa tasarısının 1 inci maddesinin, aşağıda belirtilen nedenlerle Anayasaya aykırı olduğu için, metinden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Yalçın Gürtan Müjdat Koç Mümtaz Soysal
Samsun Ordu Zonguldak
Cafer Tufan Yazıcıoğlu Hilmi Develi Zekeriya Temizel
Bartın Denizli İstanbul
Ali Ilıksoy Ayhan Gürel
Gaziantep Samsun
BAŞKAN – Öteki önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 85 sıra sayılı Yasa Tasarısının 1 inci maddesinin 1 inci fıkrasının, Anayasaya aykırı olduğu için,
metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Ali Ilıksoy Yalçın Gürtan Mümtaz Soysal
Gaziantep Samsun Zonguldak
Hilmi Develi Cafer Tufan Yazıcıoğlu Müjdat Koç
Denizli Bartın Ordu
Ayhan Gürel Ali Günay
Samsun Hatay
BAŞKAN – Öteki önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının hisse satışına ve satış
yöntemine ilişkin fıkranın değiştirilmesine ilişkin 1 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini saygılarımla arz ve teklif
ederim.
A.Turan Bilge M.İstemihan Talay Sema Pişkinsüt
Konya İçel Aydın
M.Cihan Yazar Ali Rahmi Beyreli A.Ziya Aktaş
Manisa Bursa İstanbul
Madde 1.- 4.2.1924 tarihli ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun ek 17 nci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
Hisselerin satışına ilişkin işlemleri Özelleştirme İdaresi hazırlar ve Bakanlar Kurulunca karara bağlanır.
Hisselerin değeri, ekonomik koşullar göz önünde bulundurularak, kabul görmüş ekonomik yöntemler dikkate alınarak, değer
tespit komisyonlarınca tespit edilir.
Hisselerin satışında tekelleşmeyi önleyecek şekilde hareket edilir.
Blok satış yöntemi dışında kalan yöntemler uygulanır. Hisse satışı, hisselerin kontrolü sağlanacak biçimde yurtiçi sermaye
piyasalarında satış borsada, borsa usul ve esasları çerçevesinde satış suretiyle yapılır.
Çalışanlar ve küçük tasarruf sahiplerine yüzde 5’lik pay ayrılır. Bu payın tamamı, uygun koşullarla, bu tanımlamaya uyan
kişilere yukarıdaki satış yöntemlerinin herhangi biriyle yapılır.
BAŞKAN – Öteki önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 85 sıra sayılı yasa tasarısının 1 inci maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
Yalçın Gürtan Ali Ilıksoy Müjdat Koç
Samsun Gaziantep Ordu
Mümtaz Soysal Hilmi Develi Cafer Tufan Yazıcıoğlu
Zonguldak Denizli Bartın
Ayhan Gürel
Samsun
1 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci tümcesindeki “...hisselerin değeri...” ibaresinden sonra gelen “...günün ekonomik
koşulları göz önününde bulundurularak...” ibaresi metinden çıkarılmıştır.
BAŞKAN – Öteki önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 85 sıra sayılı yasa tasarısının 1 inci maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
Yalçın Gürtan Müjdat Koç Mümtaz Soysal
Samsun Ordu Zonguldak
Mustafa Yılmaz Erol Karan Mehmet Aydın
Gaziantep Karabük İstanbul
A.Ziya Aktaş Metin Şahin Mustafa Güven Karahan
İstanbul Antalya Balıkesir
Fevzi Aytekin A.Turan Bilge Ali Ilıksoy
Tekirdağ Konya Gaziantep
Birinci fıkranın başındaki:
“...hisselerin satışına ilişkin usuli işlemler 24.11.1994 tarih ve 4046 Sayılı Kanun hükümlerine göre Özelleştirme İdaresi
Başkanlığınca yürütülür” tümcesi metinden çıkarılmıştır.
BAŞKAN – Öteki önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 85 sıra sayılı yasa tasarısının 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Ali Ilıksoy Mümtaz Soysal Müjdat Koç
Gaziantep Zonguldak Ordu
Yalçın Gürtan Cafer Tufan Yazıcıoğlu Hilmi Develi
Samsun Bartın Denizli
Ali Günay Ayhan Gürel
Hatay Samsun
85 sıra sayılı yasa tasarısının 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında “...ne oranda satılacağına...” ibaresinden sonra gelen
“...Özelleştirme İdaresi Başkanlığının görüşü ve Ulaştırma Bakanlığının teklifi üzerine...” ibaresi metinden çıkarılmıştır.
BAŞKAN – Öteki önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı yasa tasarısının 1 inci madde ikinci fıkrasında yer alan “nihaî devir işlemleri Bakanlar Kurulunca onaylanır”
ibaresinin “son devir muameleleri Bakanlar Kurulunca tasdik olunur” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Yaşar Canbay Murtaza Özkanlı Cafer Güneş
Malatya Aksaray Kırşehir
Lütfi Yalman Suat Pamukçu
Konya Bayburt
BAŞKAN – Öteki önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı yasa tasarısının 1 inci madde ikinci fıkrasında yer alan “değer tespiti sonuçlarıyla satışa sunulacak hisselerin”
ibaresinin “kıymet takdiri neticeleriyle satışa arz edilen hisselerin” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Lütfi Yalman Cafer Güneş Yaşar Canbay
Konya Kırşehir Malatya
Mehmet Aykaç Zülfikar Gazi
Çorum Çorum
BAŞKAN – Şimdi, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme koyacağım. Biliyorsunuz, İçtüzüğe göre, Anayasaya aykırılık
önergeleri öncelik alır.
Efendim, Sayın Yalçın Gürtan ve arkadaşlarının verdiği önergede, maddenin tamamının Anayasaya aykırı olduğu öne
sürülüyor. Sayın Ali Ilıksoy ve arkadaşlarının verdiği önergede ise, birinci fıkranın Anayasaya aykırı olduğu söyleniyor. Yalnız,
İçtüzüğün 84 üncü maddesine göre, kanun tasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde müzakeresi sırasında herhangi bir
maddenin Anayasaya aykırı olduğu öne sürülebilir; bir fıkranın Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülemez. Bu itibarla, o önergeyi
işleme koymuyorum; ama, maddenin Anayasaya aykırı olduğuna ilişkin önergeyi işleme koyuyorum.
Şimdi önergeyi tekrar okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı yasa tasarısının 1 inci maddesinin aşağıda belirtilen nedenlerle Anayasaya aykırı olduğu için metinden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Yalçın Gürtan (Samsun) ve arkadaşları
BAŞKAN – Evet, bu, 1 inci maddenin Anayasaya aykırı olduğuna ilişkin önergedir.
Sayın Komisyon?..
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Katılmıyoruz efendim; çünkü, zaten, bunlar,
Komisyonda, Anayasaya aykırı olmadığı gerekçesiyle görüşülerek buraya getiriliyor. Dolayısıyla, buna katılmamız mümkün değil
zaten.
BAŞKAN – Katılmıyorsunuz.
Sayın Hükümet?..
SANAYİ VE TİCARET BAKANI E. YALIM EREZ (Muğla) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Katılmıyorsunuz.
Önerge sahiplerinden herhangi birisi konuşmak istiyor mu; yoksa, gerekçeyi mi okutalım?
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Konuşmak istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Soysal. (DSP sıralarından alkışlar)
Sayın Soysal, süreniz 5 dakikadır.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli üyeler; Anayasaya aykırılık, biliyorsunuz, çeşitli biçimlerde olur.
AHMET UYANIK (Çankırı) – Yoruma bağlıdır.
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Evet, yoruma bağlıdır tabiî; ama, yorum yapacak olan asıl korum Anayasa Mahkemesidir.
AHMET UYANIK (Çankırı) – Sizden başka bilen yok!..
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Anayasa Mahkemesi de der ki “Biz, bir yasayı Anayasaya aykırı gördüğümüz için iptal
etmişsek, sonra, arkasından, aynı konuda bir başka yasa çıkarsanız bile, bizim iptal ettiğimiz hükmü, değişik biçimlerde de olsa -ne
bileyim, cümle yapısı, kelimeler vesaire- şekle yönelik değişik tarzda da olsa, tekrarladığınız zaman, o, belki de, Anayasaya
aykırılıkların katmerlisidir.” Çünkü, daha önce, Anayasa Mahkemesi, bir düzenleniş tarzını Anayasaya aykırı görmüş; oturmuş,
günlerce tartışmış; ondan sonra, günlerce oturup gerekçesini falan yazmış ve Anayasaya aykırı olduğunu Resmî Gazetede
yayımlamış. İptal edilmiş olan bir yasayı, değişik biçimlerle, olduğu gibi tekrar getirmeye kalkmak, hem Anayasa Mahkemesine
saygısızlıktır hem hukuka saygısızlıktır hem Anayasanın kendisine saygısızlıktır.
Anayasa Mahkemesi daha önce “satış yollarından hangisinin seçildiği ve bunun ne tarzda uygulanacağı yasayla açıkça
belirlenmelidir” demiş; ama, önümüze gelen düzenlemede, bütün satış usulleri isim olarak sayılmış -şu usul ihaleydi, şuydu, buydu;
önünüzde metin, ben tekrarlamayayım; onlar tekrar sayılmış- ama, Anayasa Mahkemesi bu saymayı yeterli görmemiş ki. Demiş ki
“bunlardan hangisiyle satacağınızı, yasama organı olarak saptayın.” Çünkü, söz konusu olan kuruluş, rasgele bir kuruluş değil ki;
bugün konuştuğumuz gibi, trilyonlarca lira eden ya da milyarlarca dolar eden bir kuruluş. Bunun nasıl satılacağını yasama organı
saptasın. Bunun değeri nasıl saptanacak, onu da saptasın; ama, sadece, burada belirtildiği gibi, bütün bu usullerden herhangi birisiyle
olabilir dediniz mi?.. Onu daha önce de demişsiniz, o da iptal etmiş. Şimdi, bu, Anayasa Mahkemesine karşı ve sisteme karşı, bu
böyle olmaz diyen sisteme karşı, zannediyorum, en büyük Anayasa ihlalidir.
Onun için, biz, bu yapılan düzenlemenin, bırakın iptali, çok çabuk, yürürlüğü durdurma kararına kurban olacağını bildiğimiz
için ve Meclisi de bu akıbetten korumaya çalıştığımız için, buna oy vermeyeceğiz.
Teşekkür ederim. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Soysal.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Karar yetersayısının aranmasını istiyoruz.
BAŞKAN – Efendim “kabul edenler” dedikten sonra karar yetersayısını arayamayız; onu da müteakip önergede istersiniz.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Müteakip önergeyi işleme koyuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının, hisse satışına ve satış
yöntemine ilişkin fıkranın değiştirilmesine ilişkin 1 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini saygılarımla arz ve teklif
ederim.
A. Turan Bilge Konya
ve arkadaşları
Madde 1: 4.02.1924 tarihli ve 406 Sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun ek 17 nci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir:
Hisselerin satışına ilişkin işlemleri Özelleştirme İdaresi hazırlar ve Bakanlar Kurulunca karara bağlanır.
Hisselerin değeri ekonomik koşullar göz önünde bulundurularak, kabul görmüş ekonomik yöntemler dikkate alınarak, değer
tespit komisyonlarınca tespit edilir.
Hisselerin satışında tekelleşmeyi önleyecek şekilde hareket edilir.
Blok satış yöntemi dışında kalan yöntemler uygulanır.
Hisse satışı, hisselerin kontrolü sağlanacak biçimde, yurtiçi sermaye piyasalarında satış, borsada borsa usul ve esasları
çerçevesinde satış suretiyle yapılır.
Çalışanlar ve küçük tasarruf sahiplerine yüzde 5’lik pay ayrılır. Bu payın tamamı uygun koşullarla, bu tanımlamaya uyan
kişilere, yukarıdaki satış yöntemlerinin herhangi biriyle yapılır.
BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor mu önergeye?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ.ERTAN YÜLEK (Adana) – Katılıyoruz.
BAŞKAN – Hükümet?..
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Komisyon ve Hükümet önergeye katılıyor.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi işleme koyuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 85 sıra sayılı yasa tasarısının 1 inci maddesinin birinci fıkrasanın aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
Ali Ilıksoy Gaziantep
ve arkadaşları
1 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci tümcesindeki “hisselerin değeri” ibaresinden sonra gelen “günün ekonomik koşulları
göz önünde bulundurularak” ibaresi metinden çıkarılmıştır.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu efendim ?.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ ERTAN YÜLEK (Adana) – Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Bakan?..
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Komisyon ve Hükümet önergeye katılıyor.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.
Diğer önergeyi...
BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Sayın Başkan, Komisyonun katıldığı tüm önergelere Büyük Millet Meclisinin
katılmamasını, Komisyonumuzun itibarı açısından dikkatlerinize sunuyorum.
BAŞKAN – Efendim, bunu, yalnız, bugün nazara almıyoruz. İşte, bazen Komisyon... Tabiî, Meclis Komisyona güven...
Neyse...
Efendim, burada güvenoylaması yapmıyoruz Sayın Özdemir.
Diğer önergeyi işleme koyuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 85 sıra sayılı yasa tasarısının 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Ali Ilıksoy Gaziantep
ve arkadaşları
85 sıra sayılı yasa tasarısının 1 inci maddesinin ikinci fıkrasından “ne oranda satılacağına” ibaresinden sonra gelen
“Özelleştirme İdaresi Başkanlığının görüşü ve Ulaştırma Bakanlığının teklifi üzerine” ibaresi metinden çıkarılmıştır.
BAŞKAN – Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu efendim?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Katılıyoruz.
BAŞKAN – Sayın Hükümet?..
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Hükümet ve Sayın Komisyon önergeye katılıyor.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.
METİN ŞAHİN (Antalya) – Komisyon hakkını kötüye kullanıyor.
BAŞKAN – Diğer önergeyi işleme koyuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 85 sıra sayılı yasa tasarısının 1 inci maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
Ali Ilıksoy Gaziantep
ve arkadaşları
Birinci fıkranın başındaki:
“hisselerin satışına ilişkin usuli işlemler 24.11.1994 tarih ve 1046 sayılı Kanun hükümlerine göre, Özelleştirme İdaresi
Başkanlığınca yürütülür” tümcesi metinden çıkarılmıştır.
BAŞKAN – Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu efendim?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Hükümet?..
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Komisyon ve Sayın Hükümet önergeye katılıyorlar.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.
ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Hükümet ve Komisyon hikâye!.. Onlar dinlemiyorlar.
BAŞKAN – Onlar dinliyorlar; sizin dinlediğiniz gibi arkadaşlar da dinliyorlar; çünkü, Genel Kurulda olan bütün üyeler sessiz
oturduğuna göre herşeyi dinliyorlar demektir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı yasa tasarısının 1 inci madde ikinci fıkrasında yer alan “nihaî devir işlemleri Bakanlar Kurulunca onaylanır”
ibaresinin “son devir muamaleleri Bakanlar Kurulunca tasdik olunur” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Yaşar Canbay Malatya ve
arkadaşları
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Önergeyi geri alıyoruz.
BAŞKAN – Önerge geri alınmıştır.
Diğer önergeyi de geri alıyor musunuz?
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Geri alıyoruz.
BAŞKAN – Diğer önerge de geri alınmıştır.
Maddedeki herhangi bir değişiklik önergesi kabul edilmemiştir; ancak, maddenin açık oya sunulması konusunda bir önerge var;
okutup, imza sahiplerini arayacağım:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan maddenin Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 81 ve 143 üncü maddeleri uyarınca açık olarak
oylanmasını arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
Yavuz Bildik?.. Burada.
Tuncay Karaytuğ?.. Burada.
Mustafa Güven Karahan?.. Burada.
Fevzi Aytekin?.. Burada.
Mehmet Aydın?.. Burada.
Hasan Gülay?.. Burada.
Hilmi Develi?.. Yok.
Mustafa İlimen?.. Burada.
Fikret Uzunhasan?.. Burada.
Mehmet Yaşar Ünal?.. Burada.
Ziya Aktaş?.. Burada.
Mehmet Büyükyılmaz?.. Burada.
M. Cihan Yazar?.. Burada.
Sema Pişkinsüt?.. Burada.
Mahmut Erdir?.. Burada.
Erol Karan?.. Yok.
BAŞKAN – Açık oylamada imza tekabbül edilebilir.
HASAN HÜSAMETTİN ÖZKAN (İstanbul) – 15 kişi var zaten.
BAŞKAN – Peki.
Devam edelim.
Teoman Akgür?.. Burada.
Necati Albay?.. Burada.
İhsan Çabuk?.. Burada.
Ali Rahmi Beyreli?.. Burada.
HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Tekabbül ediyorum Sayın Başkan.
METİN ŞAHİN (Antalya) – Tekabbül ediyorum.
BAŞKAN – Evet, Sayın Uluğbay ile Sayın Şahin tekabbül ediyorlar.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – 15 kişi var efendim.
BAŞKAN – Efendim, bu kanun tasarılarının açık oylaması yirmi milletvekilinin istemiyle oluyor. O sizin bahsettiğiniz onbeş
oy, genel, başka konulardaki açık oylamadır.
HASAN HÜSAMETTİN ÖZKAN (İstanbul) – Dün 15 kişi yeter demediniz mi?..
BAŞKAN – Hayır, dün 15’i yeterli görmedim.
Siz verdiğiniz önergelerdeki imza sayılarını bir kontrol edin. Tutanaklar burada, getirip kontrol edebiliriz. (DSP sıralarından
gürültüler)
Bakın, İçtüzüğün 81 inci maddesinin ikinci fıkrasını okursanız, kanun tasarı ve tekliflerindeki açık oylamanın yirmi
milletvekili tarafından isteneceği orada belirtilmiştir.
Şimdi, açık oylamanın şeklini Genel Kurulun oyuyla belirleyeceğim.
Açık oylamanın, kupaların sıralar arasında dolaştırılmak suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Açık oylamanın kupaların sıralar arasında dolaştırılmak suretiyle yapılması kabul edilmiştir.
Yalnız, açık oy isteminde bulunan sayın milletvekili arkadaşlarımız oy kullanmazlarsa, o zaman açık oylama istemi kabul
edilmemiş olur; onu da hatırlatmak istiyorum.
Kupalar dolaştırılsın.
(Oyların toplanmasına başlandı)
BAŞKAN – Sayın Bakan ve Komisyon yerini alsınlar; çünkü, müzakerelere devam ediyoruz.
Sayın milletvekilleri, oylama işlemi devam ederken 2 nci maddeyi okutuyorum.
METİN ŞAHİN (Antalya) – Oylamanın neticesini alalım önce.
HASAN HÜSAMETTİN ÖZKAN (İstanbul) – Devam edemezsiniz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Efendim, her zaman yapıyoruz... Rica ediyorum.
METİN ŞAHİN (Antalya) – Oylamanın sonucunu alalım...
BAŞKAN – Efendim, oylamanın sonucunun alınmasını gerektiren bir durum yok.
2 nci maddeyi okur musunuz efendim.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Olmaz Sayın Başkan...
ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Yanlış yapıyorsunuz...
HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Sayın Başkanım, olmaz...
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, hani diyoruz ya, insanlar akla, izana, sağduyuya sahip. İşte, bu akıl, izan, sağduyu, zamanı
iyi kullanmak için verilmiş insanlara, tamam mı.
ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Usule aykırı işlem yapmayın..
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, hangi maddeyi görüşüyoruz?
BAŞKAN – Şimdi, 2 nci maddenin okunmasına başlayacağız.
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Peki, oylama sonucu 2 nci madde kabul edilmedi?!.
BAŞKAN – Edilmediyse, 2 nci madde müzakeresi düşer.
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Ee, o zaman, niye fuzulî...
BAŞKAN – Ama, boş oturacağımıza zamanı değerlendirelim.
Buyurun, 2 nci maddeyi okuyun.
MADDE 2. – 4.2.1924 tarihli ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun ek 18 inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
Ulaştırma Bakanlığı, Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketinin önerisi üzerine lisans verilecek katma değerli
telekomünikasyon hizmetini ve bununla ilgili gerekli görülen nitelik ve şartları Özelleştirme İdaresi Başkanlığına bildirir. Lisans
değeri, yurt dışı emsal lisans satışlarında kullanılan yöntemler esas alınarak bu Kanundaki esaslara göre değer tespit
komisyonlarınca belirlenir.
Bu değer, Ulaştırma Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunun onayına sunulur. Lisans satışı, onaylanan değer
üzerinden Ulaştırma Bakanlığınca 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre gerçekleştirilir. Lisans sözleşmesi Danıştayın
incelemesinden geçirildikten sonra Ulaştırma Bakanlığınca sonuçlandırılır.”
BAŞKAN – Grupları adına söz isteyenler isimlerini bildirsinler...
Şahısları adına Sayın Halit Dumankaya, Sayın Hikmet Uluğbay, Sayın Suat Pamukçu, Sayın Muhammet Polat ve Sayın Fikret
Karabekmez söz istemişlerdir.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Algan Hacaloğlu; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika Sayın Hacaloğlu.
CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Telgraf ve Telefon Kanununun 2 nci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin
görüşlerini dile getirmek üzere söz almış bulunuyorum; hepinize saygılarımı sunuyorum.
1991 yılında yapılan seçimlerden sonra kurulan SHP-DYP Koalisyon Hükümetinin, Türkiye’nin önündeki sorunları aşmak,
demokratikleşmeyi gerçekleştirmek ve ülkenin o zaman da, günümüzde de ekonomide en önemli sorun alanlarından biri olan
KİT’leri; yani, kamu girişimciliğini sağlıklı bir yapıya oturtabilmek için bir ilke kararına varılmıştı; özelleştirme, özerkleştirme,
yeniden yapılanma, kamu girişimciliğini, Türkiye’nin ihtiyaçlarına yönelik olarak ayağa kaldırabilmek için, üç ayaklı bir politika
olarak Hükümet Protokolünde yer almıştı; bu anlayışla bir kurumun oluşturulması gündeme gelmişti ve böyle bir kararlılıkla
Koalisyon Hükümeti, 1991 Kasımında göreve başlamıştı.
KİT’lerin önemine bu kürsüden çok değinildi. Konuyu, ilk konuşmamda da, bir kaç cümleyle, Yüce Meclisin bilgisine
sunmuştum. İnanıyorum ki, bu Yüce Meclis çatısı altında herkes, kamu girişimlerinin, Türkiye’nin sanayileşmesi ve ekonomisi
içindeki geçmiş ve bugünkü konumunun bilincindedir.
Ne yazık ki, 1991 Kasımından sonraki uygulamalarda, Koalisyon ortağımız DYP’nin, bu reform yaklaşımının özerkleştirme
ve KİT’lerin yeniden yapılandırılmasına yönelik ilkeleri gözardı etmesi, o konudaki çalışmalara yanaşmaması, konuyu sadece bir
eksende, özelleştirme ekseninde sürdürmeyi hedef alması bir kilitlenme yaratmış ve önemli sayıda KİT’ler, 80’li yılların ortasında,
satılmak üzere, özelleştirilmek üzere devredildikleri Özelleştirme İdaresinin, ömründe sanayi tesisi görmemiş gençlerden oluşan o
özelleştirme idaresinin bakımına, yetkisine, sorumluluğuna devredilmişti; yani, hem yıllardır o günden günümüze faaliyetlerini
sürdüreceklerdi hem de her an satışı bekleyeceklerdi. Bu yanlışlığın, bu çarpıklığın sonucu olarak, KİT’ler büyük yara aldılar;
yapılandırılmadılar, rehabilitasyonları yapılmadı, idame yatırımları yerine getirilmedi, yenilenmeleri sağlanmadı, teknolojik
açıdan geri kaldılar, ciddî bir sıkıntıya dönüştüler. Açıkça belirtiyorum, KİT’ler bugünkü yapılarıyla da taşınmaları çok güç bir
noktaya geldiler. KİT’leri hepimiz, özenle, bir temel sorun, sanayimizin, yapılanmamızın bir temel konusu olarak ele almalıyız.
Şimdi görmekteyim ki, Refah-Doğru Yol Hükümetiyle, Refah Partisi de, muhalefet döneminde dile getirdiği politikaların aksine,
bir özelleştirme rüzgârına kapılmış ve o esintiyle, iktidarının daha ilk günlerinde, şu anda görüşmekte olduğumuz yasa tasarısı ile
Telgraf ve Telefon Kanununda yapacağı bir değişiklikle, TELEKOM hisselerinin önemli bir bölümünün satışını gündeme
getirmektedir.
Değerli arkadaşlarım, ilk önce, burada, özelleştirmeye ilişkin ayrıntıları konuşmadan evvel, zannediyorum ki, ülke
ekonomisine yüzde 30’lar, yüzde 40’lar düzeyinde katkıda bulunan, sanayimizin belkemiğini oluşturan KİT’lerin bu işlevlerini
sürdürebilmeleri için, ortak bir sorumluluğumuzu, ortak bir kararlılığımızı dile getirmemiz gerekiyor.
Değerli arkadaşlarım, KİT’lerin bir sıkıntısı varsa, onların nedeni bizleriz, biz siyasetçileriz; çünkü, yıllardır, biz, KİT’lerin
bir çiftlik anlayışıyla yönetilmelerine alan açtık; çünkü, bizler, yani siyasîler, her parti, KİT’lerin yönetimlerini, siyasetten uzak
kalan, milletvekili olamayan, yahut da belirli noktaya gelemeyen arkadaşlarımızı veya emekliye ayrılan arkadaşlarımızı meşgul
edebilecek bir iş alanı olarak gördük.
Değerli arkadaşlarım, öncelikle, KİT’leri, özerk, verimli, etkin, katılımcı bir yapıya kavuşturarak, teknolojik yapılanmalarını
sağlamamız gerekir. Bu bağlamda, özellikle, stratejik mal ve kamusal yarar amaçlı hizmet üreten sektörler ile, ülkenin kalkınmada
öncelikli bölgelerindeki gelişmişlik farklarını gidermeye yönelik sanayi alanlarında ve ileri teknoloji alanlarında KİT’lerin,
muhakkak ve muhakkak, bugün de yarın da Türkiye ekonomisi ve sanayiinde temel bir işlevi olacağını hep beraber görmemiz, ona
göre özelleştirme ve KİT’lerin rehabilitasyonu konularında politika üretmemiz gerekmektedir.
Şimdi, tartışmakta olduğumuz Telekomünikasyon, teknolojik yapılanma açısından diğerlerinden çok daha şanslı bir kuruluş;
çünkü, faaliyet alanı, 1980’li yıllarda gelişen teknolojinin ürünü olarak, sonucu olarak, belirli dış dünyayla rekabet edebilir bir
yapıda olan kuruluş.
Ancak, dünya, insan hakları ve bilgi çağına doğru yönelirken, dünya bilgi şebekesiyle bütünleşmeyi sağlayacak ulusal bilgi
şebekelerinin geliştirilmesi ve bu alandaki diğer yapılanmaların sağlanması için, telekomünikasyon sektörüne, bu alandaki araştarma
ve geliştirme yatırımlarına ve faaliyetlerine ciddî kaynak ayrılması lazım ve ülkemiz koşullarında, görülmektedir ki, özel sektör bu
aşamada bu kaynakları ayıramamaktadır, ayırmamaktadır.
Bu nedenle de, telekomünikasyonun özelleştirilmesine bakarken, bu kuruluşun ileriye yönelik olarak, bugünden çok daha ileri bir
noktaya taşınabilmesinin koşullarının sağlanması zorunludur.
Değerli arkadaşlarım, Anayasanın 167 nci maddesi, bildiğiniz gibi, piyasalarda fiilî veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve
kartelleşmenin önlenmesini öngörmektedir. Tasarının bu maddesinin içerisinde de, tekelleşmenin önlenmesini dikkate alacak bir
anlayışla özelleştirmenin yapılması konu edilmektedir.
BAŞKAN – Sayın Hacaloğlu, 1 dakikanız var efendim.
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Tekelleşmenin önlenmesini dikkate alacak anlayış ile tekelleşmenin önlenmesi farklı
duyarlılık alanlarıdır. O nedenle, bu madde, Anayasanın 167 nci maddesinde özünü bulan, tekelleşmeye yönelik duyarlılığın
gereğini yeterince karşılamamaktadır. Bir noktada, 49 yıla kadar devri deniliyor: Değerli arkadaşlarım, bu sektörde 49 yıla kadar
yaşayabilecek bir teknoloji var mı?! Bu, fiilen devir anlamına gelir.
Bu duygularla, bu Mecliste sağduyunun hâkim olacağına ve bu konuda alınacak olan kararlarda ulusal çıkarların gözetileceğine
inanıyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hacaloğlu.
DSP Grubu adına Sayın Soysal, buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)
Sayın milletvekilleri, tabiî, ben, fazla müdahale etmek istemiyorum; ama, söz alan arkadaşlarımız, maalesef, maddeye bağlı
olarak konuşmuyorlar; yine takdiri kendilerine bırakıyorum.
Sayın Soysal, süreniz 10 dakika efendim.
DSP GRUBU ADINA MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Sayın Başkan, şu kutunun içindeki sonuç belli olmadan...
BAŞKAN – Sayın Soysal, bir saniyenizi rica ediyorum, sürenizi durduruyorum.
Oyunu kullanmayan sayın üye?.. Yok.
Oylama işlemi bitmiştir, kupalar kaldırılsın.
(Oyların ayırımına başlandı)
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Sayın Başkan, uyguladığınız...
BAŞKAN – Sayın Soysal, bu hususu artık tartışmayalım, bunu her zaman yaptık...
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Yine yapmamız gerekiyor efendim; bir şey yanlışsa, düzeltilinceye kadar yapmamız
gerekiyor.
BAŞKAN – Efendim, benim yanlış yaptığım konusunda hiçbir tereddütüm yok.
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Uyguladığınız yöntem yanlıştır efendim; çünkü, bir tasarının bir maddesinin akıbetini
bilmeden ikinci maddesi hakkında nasıl konuşacağız...
HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Bir maddenin görüşmesi devam ederken, bir önceki madde için oy kullandırıyorsunuz.
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Yasa bir bütündür. Şimdi, bu hisseler satılıyor mu satılmıyor mu, daha bilmiyoruz ki.
AHMET İYİMAYA (Amasya) – Varsayılıyor.
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Varsayımla gidemeyiz ki; hukuk, değil mi...1 inci maddenin akıbetini bilmiyoruz ki.
BAŞKAN – Burada varsayım yok Sayın Hocam, burada gerçekler görünüyor zaten, oylamanın gerçek sonucunu biz Başkanlık
olarak kürsüden görüyoruz.
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Ha, o başka tabiî, zatı âliniz görüyorsunuz. Zaten bütün mesele de orada efendim. Zatı âliniz
sonuçları görüyorsunuz da, ben de bir sonucu görüyorum; bu yasa da, yine iptale mahkûm. (DSP sıralarından alkışlar)
Bakın, neden? Meclis, şimdiye kadar -bu kaçıncı gelişi bilmiyorum; ama, ben evveliyatını da bildiğim için bir izlenimimi
anlatayım- her defasında, bir noktasını düzeltiyor; ama, Meclis, oturup da bütün noktaları düzeltse daha doğru olmaz mı? Bakın,
bundan önceki gelişlerden hangisinde bilmiyorum; ama, bu lisans satışlarının, lisans sözleşmesi dolayısıyla, Danıştayın
incelemesinden geçmesi gerektiğini söylemiştik; çünkü, imtiyaz niteliğindedir. Siz, onun imtiyaz olmadığını yasaya yazsanız bile,
eğer imtiyaz niteliğindeyse, Anayasa gereği Danıştay incelemesinden geçmesi gerekir demiştik; ama, burada, arkadaşlarınız “hayır,
biz böyle diyorsak öyledir” demişlerdi; ama, Anayasa Mahkemesi “hayır, siz öyle deseniz de, öyle değildir” dedi. Şimdi, o nokta
düzeltilmiştir. Maddenin sonunda “lisans sözleşmesi Danıştayın incelemesinden geçirildikten sonra Ulaştırma Bakanlığınca
sonuçlandırılır” deniliyor. Tamam, iyi; ama, başka noktaları da düzeltsek olmaz mı? Anayasa Mahkemesi, bundan önce “‘Lisans
değeri, yurtdışı emsal lisans satışlarında kullanılan yöntemler esas alınarak’ ibaresi, yeterince açık bir yöntem belirleme değildir”
demiş. “Yurtdışı emsal lisans satışlarında kullanılan yöntemler esas alınarak” ne demek? Hangi yöntemler ve hangisi? Bunlar
belirtilmediği için, Anayasa Mahkemesinin daha önce istediği bir nokta yerine getirilmemiş oluyor. Tabiî, bazı arkadaşlarımız başka
türlü düşünüyorlar; özellikle ticaret hayatının içinden gelenler “efendim, bu yöntemler, böyle ayrıntılarıyla belirlenemez. Tüccar
adam muhtelif yöntemlere göre bir fiyat belirler ve o fiyat belki onun için en elverişli fiyat olur” diyebilirler; ama, Anayasa
Mahkemesi öyle dememiş; çünkü, Anayasa Mahkemesinin gözünde -ve zannediyorum, bizlerin gözünde de olması gereken odur- bu
satılan şey rasgele bir şey, tüccar malı değil. Bu, sizin, benim, bütün çocuklarımızın, bizden önceki dedelerimizin, babalarımızın
malı; onlar yarattılar, Türk Halkının vergileriyle oluştu; çocuklarımıza da bizim bir ulusal miras olarak devredebilmemiz gerekir.
Onun için, Anayasa Mahkemesi istiyor ki, Yasama Organı; yani, bu milleti temsil eden organ, otursun, uzmanlara vesaireye
danışarak bu yöntemlerden birini seçsin; rasgele bir yöntem olmasın. Bakarsınız bir yöntem, ticarî açıdan çok elverişli gözükür;
ama, başka açılardan ve özellikle milletin çıkarları açısından elverişli bir yöntem değildir; buna Meclis karar versin demiş Anayasa
Mahkemesi. Siz şimdi ne yapıyorsunuz -işte orada yazıyor- Ulaştırma Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunun onayına
sunuluyor; o da, bu belirlenen yöntemi kabullenmiş oluyor; ondan sonra da o satış oluyor. Bu, Anayasa Mahkemesinin istediği tarz
değil.
Onun için, Sayın Başkan, bundan önceki maddede de olduğu gibi, işin özü bir yana, bu satış yanlıştır bizce. Bazı
arkadaşlarımız, kendi ideolojileri gereği “bu olabilir” diyorlar. Bizce bu olmaz; o ayrı; ama, bir de özü bakımından yanlışlığın
üzerine, şimdi, siz, yöntemler bakımından da yanlışlar ekliyorsunuz, hukuk bakımından da yanlışlar ekliyorsunuz ve bizden
söylemesi, bunlar dönecektir.
Çok teşekkür ederim. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Soysal.
Gruplar adına başka söz isteyen?.. Yok.
Şahısları adına Sayın Halit Dumankaya...
MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Sayın Başkan, grup adına konuşacak.
BAŞKAN – Peki efendim.
ANAP Grubu adına Sayın Dumankaya; buyurun efendim.
Süreniz 10 dakikadır.
ANAP GRUBU ADINA HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Bugün, burada, PTT’nin T’sinin satılışı görüşülüyor. Kadere bakın ki, Refah Partili arkadaşlarım, her zaman için buraya çıkar,
bu kürsüden, gecenin geç saatlerine kadar, bir maddenin buradan geçişini engellerlerdi; ama, şimdi görüyorum ki, keser döner, sap
döner, bir gün gelir hesap döner; işte, o hesap dönmüştür. Araba aynı, şoförü değişmiştir; ama, motoru değişmemiştir. O bakımdan,
onlar da aynı şekilde düzene ayak uydurdular.
Şimdi, ben, buradan kendilerine söymeştim, demiştim ki “burada, çok ince hesap var, sizi ketempereye getirirler; aman, çok
dikkat edin. Bu satırların arasına öyle şeyleri gizlerler ki, farkında olamazsınız.”
Sayın Bakan burada konuşurken, hemen odama gittim, bilgisayarın tuşlarına bir bas bakalım, Sayın Bakanın Bakanlığında
neler var, neler yok... Bu telekomünikasyonla ilgili bazı şeyleri çıkardım. Tabiî, benim, burada, Sayın Bakanın Bakanlığıyla ilgili,
yani, Ulaştırma Bakanlığı ile ilgili olarak, Anavatan Partisindeki arkadaşlarımızla birlikte verdiğim bir araştırma önergesi var. Ben,
burada Refah Partili arkadaşlarıma sesleniyorum: Bu araştırma önergesini ilk sıraya alıp görüşelim; çünkü, bu Bakanlıkta çok
şeyler var. Mesela ne vardır Türk Telekom A. Ş.’de; bizim şu anda havaya uçurduğumuz...
BAŞKAN – Sayın Dumankaya, bu dedikleriniz maddeyle ilgili değil; yani, maddeyle ilgisi olmadığını siz de kabul edin de...
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Hayır, maddeyle ilgili bu...
BAŞKAN – Nereden ilgili?..
MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Maddenin özü bu...
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – TÜRKSAT’ı uçurduk ya...
BAŞKAN – Rica ediyorum... Grup adına konuşuyorsunuz...
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Bunun yüzde 51’i bizim, yüzde 49’unu yapımcı firmaya sattılar değerli arkadaşlarım.
Öyle bir satış ki... Siz, bunu bir incelemeye alın. Bunu bir incelemeye alalım ve bu önergeyi görüşelim. (RP sıralarından “ANAP
zamanında” sesleri)
Hayır, bizim zamanımızda değil, bunlar satmış; bunların Koalisyonu zamanında satılmış. Şimdi ortaksınız. Anavatan
Partisinin zamanında değil; yani, üç aylık dönemde değil.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bakınız, bu maddede diyorlar ki: “Bir komisyon kurulacak.” Burada, Refah Partisinin temsilcisi de
şunu söyledi: “Bak, işte, biz, burada bir komisyon kuracağız, bu işi, o komisyon kanalıyla yürüteceğiz.” İşte, ne olacaksa o
komisyonda olacak; oraya dikkat edin.
Şimdi, burada, komisyonun şekli tarif edilmiş, adamları da tarif edilmiş. Bu adamlar, belki de, şu anda, şu kanun tasarısının
görüşülmesi sırasında bizi seyrediyorlar. Komisyon üyesi olacak kişiler bellidir. Ne deniliyor: “Komisyon üyelerinde, işletme,
ekonomi, istatistik, mühendislik dallarında lisans düzeyinde yükseköğrenim görmüş olma şartı aranır.”
ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Yanlış maddeyi konuşuyorsunuz.
BAŞKAN – Efendim, siz, 2 nci madde üzerinde konuşun. Herhalde, başka madde üzerinde konuşuyorsunuz.
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Tabiî, bunun 2 nci maddesi de aynıdır.
BAŞKAN – Hayır, 2 nci madde aynı değil; bir kanunun bütün maddeleri aynı olmaz Sayın Dumankaya.
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – O da aynıdır; yani, birbirine bağlıdır bunlar. 2 nci maddeyle 3 üncü madde birbirine
bağlıdır; bu maddelerin arasında bir rabıta vardır.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Tabiî, bağlı...
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Bu rabıta nedir? Bu satışta, bizim telaşımız şudur: Bu satış öyle yapılacak ki, yine,
gümrükten mal kaçırır gibi yapılacaktır. Ben, bundan bahsetmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, yine, bu PTT’nin T’sinin satılışı, burada, iki defa, üç defa görüşülmüştür. Bakın, bu görüşmeler
sırasında -zannediyorum, şu anda, tam arkamda, Divanda oturuyor- Zeki Ergezen arkadaşım ne diyor: “Aslında, bu lisans verilme
olayı, Çekiç Güç’ten daha tehlikelidir.” (DSP sıralarından “Allah, Allah” sesleri, gülüşmeler) “Bir gücün ülkeye yerleştirilmesini
temin etmiş oluyorsunuz. Milliyetçi geçinenlere, vatanperver geçinenlere, milliyetçiliği sömürenlere seslenmek istiyorum: Siz, Çekiç
Güç’ten neler çektiğimizi görmüyor musunuz?!. Çekiç Güç, gözüken bir güçtür; ama, bu, gözükmeyen bir çekiç güçtür.”
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Yine Çekiç Güç’ü mü konuşuyoruz?!..
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Hayır, bu maddeyle ilgili Sayın Ergezen konuşuyordu.
“Bunu takip etmeniz, denetlemeniz mümkün değildir” diyor. “Lafa geldiğinde, televizyon ekranlarından, ölçüleri belli olmayan,
ucuz politika, bedava politika yapan, milliyetçiliği tapu gibi, senet gibi ceplerine koyan insanlar... Bu nasıl milliyetçilik? Bizim
bildiğimiz milliyetçilik, vatanını sevmek, milletini sevmek, insanına faydalı olmak, milletin çıkarlarına sahip çıkmaktır; milletin
çocuklarını götürüp, Batı’ya uşak yapmamaktır. Eğer, milliyetçilikten anlıyorsanız lafla milliyetçilik yapılmayacağını da bilmeniz
gerekir.” Evet, Refah Partisi Sözcüsü, bu kanun tasarısı burada görüşülürken bunları söylüyordu.
Şimdi, ben de, sizin kelimelerinizle, Refah Partili arkadaşlarıma, bir ilaveyle seslenmek istiyorum: Ölçüleri belli olmayan
politikacılar, bu televizyon ekranlarından halka seslendiler: “Bu nasıl milliyetçilik? Bu nasıl muhafazakârlık?..” Milliyetçiliği,
muhafazakârlığı, tapu gibi, senet gibi ceplerine koyan insanlar dün mü doğru söylüyordu; bugün mü yanlış yapıyor?!.. Şimdi, bunu,
Sayın Ergezen -arkamda- böyle yapıyordu. Demek ki, muhalefetteyken ayrı konuşuluyor; iktidara gelince, gerçekleri görünce insan
değişiyor.
Bizim bildiğimiz milliyetçilik, muhafazakârlık... Sen, git, benim ülkemdeki Çekiç Güç’e evet oyu ver, PTT’nin T’sini sat, ülkemi
götür Amerika’ya, Avrupa’ya uşak et; ondan sonra da “milliyetçiyim, muhafazakârım” diye geçin... Artık, bunu, hiç kimseye izah
edemezsiniz, seçmeninize de zannediyorum izah etmede çok güçlük çekeceksiniz. Siz, bu kürsüden söylediklerinizi tamamıyla inkâr
edecek ve “bütçe açığımız var, iç borcumuz, dış borcumuz var” diyeceksiniz. Bizim imkân hazırladığımız, Anavatan Partisinin
meydana getirip ülkeye kazandırdığı bu dev yapıyı, PTT’nin T’sini satarak “dış borç taksitlerini ödeyeceğiz” diyeceksiniz.
BAŞKAN – Sayın Dumankaya, 1 dakikanız var efendim.
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Refah Partisi, şu yirmi günde düzene ayak uydurmasını uydurdu da, bari, bunun peşkeş
çekilmesinde, bedavaya satılmasınde, dalavere yapılmasında, hiç olmazsa buna mukayyet olsun.
Bakınız, demin de söyledim, bu konuda, Ulaştırma Bakanlığında millî bir uydumuz olan uydu satılmış. Şöyle satılmış:
Birçok yolsuzluklar var da, menfaat mukabilinde yüzde 49’u yapımcı firmaya satılmış. Yani, pazarlamacıya satılmıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Dumankaya, tamam, süreniz bitti efendim, teşekkür ederim.
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Sayın Başkan, 5 dakika daha...
BAŞKAN – Hayır efendim, süreyi uzatamıyoruz. Rica ediyorum, süre bitti.
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Şahsım adına 5 dakika konuşmak istiyorum.
BAŞKAN – Peki efendim, buyurun şahsınız adına da konuşun.
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, olay şudur: Biz, Anavatan Partisi ve onun Genel Başkanı olarak,
muhalefetteyken ne dediysek iktidarda onu yaptık. Anavatan Partisi olarak, biz, PTT’nin T’sinin satılmasına karşı değiliz. Bizim
durumumuza şimdi Refah Partisi gelmiştir, o da karşı değildir, CHP de zaten karşı değildir. Özelleştirme yapılırken, PTT’nin T’si
satılırken, bazı gözü açıklar, bazı köşe dönmeciler hareket halindedir. İşte, bunlara burayı peşkeş çekmeyelim. Fakirin hakkı
vardır burada, fukaranın hakkı vardır burada, yetimin hakkı vardır burada.
Anavatan Partisi iktidara gelmeden evvel, biliyorsunuz, Türkiye’de 18 sene, telefon almak için bekliyorduk ve iktidara
geldiğimizde birbuçuk milyon telefon vardı, hem de manyetolu telefondu. Hiçbir köyde de telefon yoktu. Türkiye, telefon
sıralamasında en geri ülkeler arasındaydı; ama, Anavatan Partisinin çalışmasıyla, ülkenin imkânlarını kullanmasıyla, Türkiye’yi
ilk 12 devlet arasına sokmuştur. Türkiye’ye gelen turistler, giderler, adalardan ve Yunanistan’dan yurtdışına telefon ederlerdi. Biz,
dışborcu 18 milyardan 38 milyara çıkardığımız zaman yer yerinden oynuyordu; ama, bugün, sadece PTT’nin T’sinden 30 milyar
dolar bekliyoruz. Bunun iyi şekilde kullanılmasını istiyoruz.
Bu duygularla hepinize saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Halit Dumankaya.
ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) – Aynı konuşma!..
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, biz özellikle istiyoruz ki, bu kanun tasarıları üzerindeki müzakerelerde, sayın sözcüler,
maddenin iyi anlaşılması, uygulamada kolaylık sağlaması için bir içerik kazandırsınlar, bir katkıda bulunsunlar. Ama,
arkadaşlarımız tabiî, tümü üzerinde, 1 inci madde üzerinde, tüm maddeler üzerinde aynı konuşmayı yaparsa, o zaman Başkanlık
Divanı olarak bize hiç yardımcı olmuyorsunuz demektir. Ben, bunu bütün gruplar için söylemiyorum. Özellikle, DSP Grubu,
gerçekten bu hususta konuya bağlı olarak konuşuyor; kendilerine teşekkür ediyorum. (DSP sıralarından alkışlar)
Sayın milletvekilleri, Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 1 nci
maddesinin yapılan açık oylamasına 244 sayın milletvekili katılmış; 223 kabul, 20 ret ve 1 geçersiz oy kullanılmıştır. Böylece, 1
inci madde kabul edilmiştir.
Dolayısıyla, sayın arkadaşlarımızın, aman 1 inci madde kabul edilmeden öteki madedere geçemeyiz yolundaki tereddütleri de
giderilmiştir.
Şahsı adına, Sayın Hikmet Uluğbay; buyurun .(DSP sıralarından alkışlar)
Sayın Uluğbay, süreniz 5 dakikadır.
HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; her bir ülke için dünya çapında geçerli temel prensiplerden bir tanesi stratejik mallar olduğu
gibi, stratejik hizmetler de vardır. Stratejik hizmetler ve stratejik mallar, ülkelerin bulunduğu coğrafya, komşularıyla olan ilişkiler ve
dünya politikasındaki yerlerine göre değişen ağırlıklar, değişik önem taşırlar. Görüştüğümüz hizmet de bulunduğumuz coğrafya
gereği ve Türkiye’nin komşularıyla olan ilişkileri çerçevesinde stratejik bir hizmettir.
Bu bakımdan, telefon haberleşmesine ilişkin olarak çeşitli ülkelerde gözlemlediğimiz özelleştirme yaklaşımlarına baktığımız
vakit, bu hizmetin stratejik önemini idrak etmiş birçok ülke vardır; örneğin, Fransa gibi ülkeler ve özelleştiren bazı ülkeler de
yabancı sermayeye açmamıştır. Zira, bu hizmeti, yabancı sermayeye veya özel kesime açan ülkelerin yaklaşımlarında temel bir
unsur vardır: Bu unsurun da, devletin haberleşmesini, en azından, güvence altına alacak özel mekanizmaları vardır; güvenlikli
konuşma sistemleri. Bugün, İngiliz Hükümetinin, Amerikan Hükümetinin, Alman Hükümetinin iç haberleşmesine, güvenceli olarak
hiçbir yerden müdahale edemeyeceğiniz haberleşme sistemleri vardır. Bu sisteminiz yoksa, ulusal haberleşme sistemini yabancıya
devrettiğiniz vakit, iç haberleşmenizi, devlet sırları olabilecek birtakım şeylerin, onların bilgisi çerçevesine girme olanağını da
devrediyorsunuz.
Dolayısıyla, dünyada bunlar uygulanıyor derken, hangi tip ülke, hangi anlayışla uyguluyor? Sömürgecilikten gelmiş ve
sömürgeciliğe gitme eğiliminde olan bir ülke özelleştiriyorsa, tabiatıyla onların siyasî tercihidir, bağımsız devlet olabilmenin
idrakine tam kavuşamamış olabilirler.
O nedenle, devletin güvenliği bakımından, diğer önlemleri almadan yapılacak bir özelleştirme, beraberinde birçok sakıncayı
getirecektir. Amerika’da, evet; telefon özel idarededir; ama, yabancı sermayede değildir, ki, Amerika’nın birçok sektöründe yabancı
sermaye olmasına rağmen, belirli sektörlerine yabancı sermayeyi sokmamıştır. İngiltere özelleştirmiştir; ama, yabancılara geçecek
boyutu denetlemiştir; hiçbir şekilde, şirketin, ne teknolojisine ne de kararlarına hâkim olacak boyutta tutmamıştır.
Aynı şekilde, haberleşmenin devlet tekelinde olmasının verdiği avantajlar üzerinde durmak istiyorum...
BAŞKAN – Sayın Uluğbay, 2 nci maddeyle ilgili konuşursanız... Geneli üzerinde konuşuyorsunuz galiba.
HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Sayın Başkan, uyarınız için teşekkür ederim; ama, 2 nci madde kanun tasarısının
bütünlüğünün bir parçasıdır. O nedenle, madde 2’yi bütünlüğün içinde görmeden karar alırsak, yanlış karar alırız. (DSP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Ama, maddeye bağlı konuşmanız lazım.
HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – O sizin yorumunuz Sayın Başkan.
Vaktimi harcatıyorsunuz bana.
Bayan Thatcher, İngiltere’de bir kitabın yayımlanmasını yasaklamıştır; bu kitap Avustralya’da basılmıştır. O kitabın içinde
yer alan bir bölüm şudur: İngiltere, Ortak Pazara veya Avrupa Topluluğuna üye olma aşamasındaki müzakerelerini yürütürken,
Fransız Büyükelçiliğinin telefonlarını dinletmiştir ve bu, bir sır olarak açıklanmıştır. O nedenle, o kitap İngiltere’de
basılmamıştır.
Düşünün ki, İngiltere gibi bir devlet, NATO çerçevesinde müttefiki, Ortak Pazarda ortağı olacak bir ülkenin büyükelçiliğinin
haberleşmesini dinletiyor. Devlet olmak budur; istihbarat sahibi olmaktır.
Türkiye Cumhuriyetinin istihbarat güvenliğini bu Meclis güven altına aldı mı ki, elindeki tek aracı, kayıtsız şartsız
devretmektedir? Alacağımız kararda bunları göz önünde bulundurmak durumundayız. (DSP sıralarından alkışlar)
Son olarak söylemek istediğim bir husus da...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Süreniz bitti Sayın Uluğbay, kimseye ek süre vermiyoruz, kusura bakmayın; bir başka maddede telafi ederiz
efendim.
HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Bu Meclis böyle bir karar almadan önce...
BAŞKAN – Bana özel konuşmayın. Ben, özel odanıza gelirim, konuşuruz orada.
HİKMET ULUĞBAY (Devamla) – Bekleyeceğim.
BAŞKAN – Tamam, teşekkür ederim... Sağ olun...
Sayın milletvekilleri, 2 nci madde üzerindeki konuşmalar bitmiştir.
Maddeyle ilgili olarak verilen önergeler vardır; önce geliş sırasına, sonra aykırılık derecesine göre işleme alacağım.
Önergeler biraz fazla, Divan Üyesi arkadaşımız da sabahtan beri yoruldu. Uygun görürseniz, oturarak okuması hususunu
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Buyurun:
Türkiye Büyük Millet Meclis Başkanlığına
85 sıra sayılı kanun tasarısının 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Özelleştirme İdaresi Başkanığına bildirir”
ibaresinin “Özelleştirme İdaresi Başkanlığına yazılı olarak bildirir” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Abdullah Özbey Hasan Dikici Mehmet Altan Karapaşaoğlu
Karaman Kahramanmaraş Bursa
Mustafa Yünlüoğlu Cemal Külahlı
Bolu Bursa
BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Gündemde bulunan 85 sıra sayılı kanun tasarısının 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Türk Telekomünikasyon
Anonim Şirketinin önerisi üzerine” ibaresinin “Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketinin teklifi üzerine” şeklinde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
Abdullah Özbey Ersönmez Yarbay Hasan Dikici
Karaman Ankara Kahramanmaraş

Cemal Külahlı Mehmet Altan Karapaşaoğlu
Bursa Bursa
BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı kanun tasarısının 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ yurtdışı emsal lisans satışlarında kullanılan
yöntemler esas alınarak” ibaresinin “yurtdışı emsal lisans satışlarında takip edilen yöntemler esas alınarak” şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Abdullah Özbey Ersönmez Yarbay Hasan Dikici
Karaman Ankara Kahramanmaraş

Mehmet Altan Karapaşaoğlu Mustafa Yünlüoğlu
Bursa Bolu
BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı kanun tasarısının 2 nci maddesinin birinci fıkrasının içerisinde yer alan “bununla ilgili gerekli görülen”
ibaresindeki “ilgili” kelimesinden sonra “olarak” kelimesinin yer almasını arz ve teklif ederiz.
Abdullah Özbey Ersönmez Yarbay Hasan Dikici
Karaman Ankara Kahramanmaraş
Cemal Külahlı Feti Görür
Bursa Bolu
BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra Sayılı Kanun Tasarısının 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “bu değer, Ulaştırma Bakanlığının teklifi
üzerine” ibaresinin “ bu değer, Ulaştırma Bakanlığının teklifiyle” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Zülfikar Gazi Lütfi Yalman Abdullah Özbey
Çorum Konya Karaman
Hasan Hüseyin Öz Mustafa Köylü
Konya Isparta
BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı kanun tasarısının 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre
gerçekleştirilir” ibaresinin “2886 sayılı Devlet İhale Kanununa uygun olarak gerçekleştirilir” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Hasan Hüseyin Öz Lütfi Yalman Abdullah Özbey
Konya Konya Karaman
Mustafa Köylü Hüseyin Arı
Isparta Konya
BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı kanun tasarısının 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “bu değer Ulaştırma Bakanlığının teklifi üzerine”
ibaresinin “tespit edilen bu değer Ulaştırma Bakanlığının teklifi üzerine” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Hasan Hüseyin Öz Lütfi Yalman Abdullah Özbey
Konya Konya Karaman
Mustafa Köylü Hüseyin Arı
Isparta Konya
MEHMET KEÇECİLER (Konya) – Gerekçeleri yok mu?
BAŞKAN – Efendim, gerekçeleri sonradan okutuyoruz.
Sayın Keçeciler, bu konuda bir usul tartışması açtık, Yüce Kurul benim teklifimi kabul etmedi, o uygulamayı devam ettiriyoruz
efendim.
MEHMET KEÇECİLER (Konya) – Biliyorum, ben vardım.
BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 85 sıra sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısının 2 nci maddesi, Anayasanın 5 nci maddesindeki devletin temel amaç ve görevlerinden olan Türk Milletinin
bağımsızlığını koruma görevine, Anayasanın 7 nci maddesine, Anayasanın 153 üncü maddesindeki Anayasa Mahkemesi
kararlarının tüm kurum ve kuruluşları, bu arada Yasama Organını da bağlayacağı hükmüne ve bu kararların hiçbirini dikkate
almadığı için, Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
Gerekçeleri ekte sunulan Anayasaya aykırılık konusunun, İçtüzüğün 84 üncü maddesi gereğince oylanmak üzere görüşülmesini
dileriz.
Saygılarımızla.
Hilmi Develi Hayati Korkmaz Mustafa İlimen
Denizli Bursa Edirne
Mehmet Yaşar Ünal Fikret Uzunhasan Mümtaz Soysal
Uşak Muğla Zongudak
BAŞKAN – Efendim, en aykırı önerge, bu son okuduğumuz Anayasaya aykırılık önergesidir. Zaten Anayasaya aykırı olunca,
hukuk devleti ilkelerine de aykırı olur; ama, herhalde biraz uzatılmış bir ifade.
Sayın Komisyon, bu Anayasaya aykırılık önergesine...
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Açıklamalı.
BAŞKAN – Komisyona soruyorum, size sormuyorum Sayın Soysal.
BEKİR YURDAGÜL (Kocaeli) – Yorum yaparak soruyorsunuz.
BAŞKAN – Sayın Komisyon, Anayasaya aykırılık önergesine katılıyor musunuz?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ. ERTAN YÜLEK (Adana) - Katılmamız, elbette mümkün değil Sayın
Başkan, katılmıyoruz.
BAŞKAN – Peki efendim, sağ olun.
Sayın Hükümet, önergeye katılıyor mu efendim?
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
Önergeye, Komisyon ve Hükümet katılmamaktadır.
Sayın Soysal, açıklama yapacak mısınız, gerekçeyi mi okuyalım?..
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Gerekçe, çok daha kapsamlı ve açıklayıcı efendim; onun okunmasını rica ediyorum.
BAŞKAN – Siz, irticalen daha güzel açıklıyorsunuz Sayın Hocam; isterseniz, uygun görürseniz kürsüden açıklayın...
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) - Gerekçeyi okuyalım Sayın Başkan.
BAŞKAN – Peki, önergenin gerekçesini okutuyorum:
Gerekçe :
1.- Anayasanın 153 üncü maddesine aykırılık: Anayasanın 153 üncü maddesinin son fıkrasına göre, Anayasa Mahkemesi
kararları, yasama organı dahil herkesi bağlar.
Daha önce üç kez iptal edilmiş bir yasanın 2 nci maddesi, daha önceki Anayasa Mahkemesi kararlarını hiçe sayan bir biçimde
yine değer tespit komisyonuna, yurtdışı emsal lisans satışlarında kullanılan yöntemlerle değer tespiti yetkisi vermekte ve neredeyse
bu tespit, hem Ulaştırma Bakanlığını hem Bakanlar Kurulunu bağlamaktadır.
Ne demektir “bu değer, Ulaştırma Bakanlığının teklifi üzerine, Bakanlar Kurulunun onayına sunulur” Yani Ulaştırma
Bakanlığı, sadece aracılık edecek ve bu değeri teklif haline getirecek, Bakanlar Kuruluna sunacaktır. Peki, Bakanlar Kurulu
kendisine sunulan teklifi ne yapacaktır?..Bu maddenin her cümlesi tuzaktır ve lisans satışlarını yapmaları, önceden kararlaştırılan
bazılarına, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkilerini devretmektedir.
Anayasa Mahkemesi, 4046 sayılı Yasanın 18 inci maddesinin (b) ve (c) bölümlerinin Anayasaya aykırı olduğunu saptamıştır.
Yasa tasarısının 2 nci maddesi, Anayasanın 153 üncü maddesine aykırıdır.
2.- Anayasanın 5 inci maddesine aykırılık: Anayasanın 5 inci maddesi, devletin temel amaç ve görevleri arasında, Türk
Milletinin bağımsızlığını korumayı en başta saymıştır. Bağımsızlık, bir devletin varlık nedenidir ve siyasal alanda
bağımsızlığını sürdürebilmesi, ekonomik alanda bağımsız olmasıyla mümkündür.
Katma değerli telekomünikasyon hizmetlerinin özelleştirilmesi, doğrudan ekonomik bağımsızlıkla ilgilidir ve daha önce bu
Meclisten geçen hisse senedi satışı sınırlamasının, bu alanda sağladığı güvencelerin tümünü bir kalemde yıkmaktadır; çünkü,
hisse senetlerinde, kuramsal olarak yüzde 51 devlette göründüğü için bir tehlike olmadığı ileri sürülse bile, lisans hizmetlerinde böyle
bir sınırlama yoktur. Bir hizmet verildiği zaman, tekel olmayacak mıdır; Türkiye, daha önce cep telefonlarında bunu yaşamamış
mıdır?
Sonuç olarak, telekomünikasyon hizmetlerinin özelleştirilmesi ve bunun,amaçları, devlete ait olan herşeyi yok pahasına
özelleştirmek olanlarca çıkarılan 4046 sayılı Yasa kapsamında yapılması, devletin en başta gelen görevi olan bağımsızlığın
korunmasına aykırıdır.
3- Anayasanın 7 nci maddesine Aykırılık:
Anayasanın 7 nci maddesine göre yasama yetkisi, millet adına, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kullanılır ve
devredilemez. 4107 sayılı T’nin Özelleştirilmesine İlişkin Yasanın, bu yasa tasarısıyla tamamlanmaya çalışılan bölümlerinin iptal
gerekçesi de budur.
Anayasa Mahkemesinin son iptal kararında, 4046 sayılı Yasa uyarınca görev yapacak değer tespit komisyonlarının sağlıklı
çalışmasının mümkün olmadığı ve bunlara tanınan yetkinin, Anayasaya aykırı olduğu saptanmıştır; ama, madde, yurtdışı emsal
lisans satışlarında kullanılan yöntemler gibi, hiçbir sınırı olmayan bir yetki alanı öngörmektedir. Anayasa Mahkemesine göre,
özelleştirme, ancak, gerçek karşılığı üzerinden yapılabilir. Yasama organı, beş kişilik bir değer tespit komisyonuna verdiği
yetkiyle, kendi yetkisini devretmektedir ve bu, Anayasaya aykırıdır.
4- Anayasanın 2 nci maddesindeki Hukuk Devleti İlkesine Aykırılık:
85 sıra sayılı yasa tasarısının 2 nci maddesi, katma değerli telekomünikasyon hizmetlerinin özelleştirilmesine yöneliktir.
Bugün, dördüncü kez, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülen telekomünikasyon hizmetlerinin özelleştirilmesi konusu, daha
önce üç kez Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilirken; bu yetki, bir düzenlemede Bakana, bir diğerinde Özelleştirme Yüksek
Kuruluna verilmiş; ancak, her seferinde, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti.
Hukuk devleti ilkesi, en başta, yargı kararlarına saygıyı gerektirir.
BAŞKAN – Bu önergeye Sayın Komisyon ve Sayın Hükümet katılmadı.
Anayasaya aykırılık önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi işleme koyuyorum efendim.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı kanun tasarısının 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Özelleştirme İdaresi Başkanlığına bildirir”
ibaresinin “Özelleştirme İdaresi Başkanlığına yazılı olarak bildirir” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Abdullah Özbey Karaman ve
arkadaşları
TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) – Sayın Başkan, önergelerimizi geri çekiyoruz.
BAŞKAN – Peki efendim. Önergelerini geri çekiyorlar; o yüzden işleme koymuyorum.
Maddenin oylamasının, açık oylama suretiyle yapılması konusunda bir önerge var; okutup, imza sahibi arkadaşlarımızın
salonda bulunup bulunmadığını tespit edeceğim.
Bütün maddelere oy veren milletvekillerinin tescilini istiyorsunuz, takdir hakkınız, ne yapalım...
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan maddenin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 81 ve 143 üncü maddeleri uyarınca, açık olarak
oylanmasını arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
İ. Yavuz Bildik?.. Burada.
Tuncay Karaytuğ?.. Burada.
Sema Pişkinsüt?.. Burada.
İhsan Çabuk?.. Burada.
Fikret Uzunhasan?.. Burada.
Hasan Gülay?.. Burada.
Teoman Akgür?.. Burada.
Ali ılıksoy?.. Burada.
Fevzi Aytekin?.. Yok.
VELİ AKSOY (İzmir)– Tekabbül ediyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Veli Aksoy tekabbül etmiştir.
Mehmet Yaşar Ünal?.. Burada.
Erol Karan?.. Yok.
METİN ŞAHİN (Antalya) – Tekabbül ediyorum.
BAŞKAN – Sayın Metin Şahin tekabbül etmiştir.
Ali Günay?.. Burada.
Abdulbaki Gökçel?.. Burada.
Ali Rahmi Beyreli?.. Burada.
Çetin Bilgir?.. Yok.
M. İSTEMİHAN TALAY (İçel) – Tekabbül ediyorum.
BAŞKAN – Sayın Talay tekabbül etmiştir.
Necati Albay?.. Yok.
HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Tekabbül ediyorum.
BAŞKAN – Sayın Uluğbay tekabbül etmiştir.
Kâzım Üstüner?.. Burada.
Aydın Tümen?.. Burada.
NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, tekabbül, daha evvelki uygulamanızda geçerli değildi; şimdi geçerli mi
sayıyorsunuz?
BAŞKAN – Hayır, yoklamada değil.
NİHAT MATKAP (Hatay) – Ha, burada geçerli!..
BAŞKAN – Burada, geçerli; evet.
A. Turan Bilge?.. Burada.
Nami Çağan?.. Burada.
Cihan Yaşar?.. Burada.
Hikmet Aydın?.. Burada.
Cafer Tufan Yazıcıoğlu?..
Tamam efendim, yeterli imza var; maddeyi açık oyunuza sunacağım.
Şimdi, açık oylamanın biçimini belirleyeceğiz.
Açık oylamanın, kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Açık oylamanın, kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılması kabul edilmiştir.
Kupalar sıralar arasında dolaştırılsın.
Sayın milletvekilleri, Başkanlıkça bastırılan hazır oy pusulaları var; yanında basılı oy pusulası olmayan arkadaşlar, kupaları
dolaştıran görevlilerden basılı oy pusulalarını alıp kullanırlarsa, daha pratik olur. Oy verme sırasında yoklama kâğıtlarını
kullanan bazı arkadaşlarımız, ya oyunun rengini yazmıyor ya da imza atmıyor; ama, arkadaşlarımızın, imza atması ve oyunun
rengini belirtmesi lazım. Bu itibarla, basılı oy pusulalarının kullanılmasını istiyoruz.
Ayrıca, demin de söylediğim gibi, açık oylama talebinde bulunan arkadaşlar, eğer oy kullanmazlarsa, açık oylama, işaretle
oylamaya dönüşür.
(Oyların toplanmasına başlandı)
BAŞKAN – 3 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3. – 4.2.1924 tarihli ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununa aşağıdaki Ek 21 inci madde eklenmiştir.
EK MADDE 21. – Bu Kanun gereğince hisse değerini ve lisans ücretlerini tespit etmek üzere ayrı ayrı değerlendirme
komisyonları; tespit edilen ve Bakanlar Kurulunca onaylanan hisse değeri üzerinden satış ve ihale işlemlerini yürütmek üzere ihale
komisyonu kurulur. Komisyonlar, Ulaştırma Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Sermaye Piyasası
Kurulu ve Türk Telekomünikasyon A.Ş. temsilcilerinden oluşturulur. Beş kişilik komisyonlara Özelleştirme İdaresi Başkanlığı
temsilcisi başkanlık yapar. Komisyon üyelerinde işletme, ekonomi, istatistik, mühendislik dallarında lisans düzeyinde yüksek
öğrenim görmüş olma şartı aranır. Ancak lisans düzeyinde bir öğrenimden sonra sayılan dallarda lisansüstü öğretim yapanlar da
komisyonlara üye olabilirler.
Komisyon üyelerinin hizmet süresi bir yıldır. Süresi biten üye yeniden görevlendirilebilir. Hukukî veya fiilî nedenlerle
komisyona katılamayan asıl üyenin yerine yedeği çağrılır. Komisyonlar üyelerinin tamamının katılımı ile toplanır ve oy çokluğu
ile karar alır. Değerlendirme komisyonlarına yardımcı olmak üzere değerlendirme kararlarına katılmamak şartıyla yerli ve yabancı
danışmanlar görevlendirilebilir. Danışman seçimi değer tespit komisyonunun önerisi üzerine Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca
yapılır.
Komisyonların sekreterya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yerine getirilir. Komisyon üyeleri aylık, ödenek, her
türlü zam ve tazminatlar ile diğer malî ve sosyal hak ve yardımları kurumlarınca ödenmek kaydıyla komisyonda görev yaptıkları
sürece kurumlarından izinli sayılırlar.
Değerlendirme ve ihale komisyonlarının çalışmalarına ilişkin tüm giderler Özelleştirme İdaresi Başkanlığındaki Özelleştirme
Fonundan karşılanır.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?..
AYHAN FIRAT (Malatya) – CHP Grubu adına söz istiyorum Sayın Başkan.
MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Sayın Mızrak Grubumuz adına konuşacaklar.
BAŞKAN – Peki efendim.
Şahıslar adına da, Sayın Halit Dumankaya, Sayın Metin Şahin, Sayın Suat Pamukçu, Sayın Muhammet Polat, Sayın Fikret
Karabekmez, Sayın İlyas Yılmazyıldız, Sayın Osman Berberoğlu söz istemişlerdir.
CHP Grubu adına Sayın Ayhan Fırat; buyurun.
Süreniz 10 dakika efendim.
CHP GRUBU ADINA AYHAN FIRAT (Malatya) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin sayın üyeleri, ben, önce, bir yanlışlığı
düzeltmek için, sözlerime, o konuyla başlamak istiyorum.
Biraz önce, Sayın Dumankaya, ANAP İktidarı zamanında, Türkiye’nin bütün köylerine telefon gittiğini ve telefon atılımının
ANAP İktidarı zamanında yapıldığını söyledi...
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Gerçek o.
AYHAN FIRAT (Devamla) – 17 nci dönemde Sayın Dumankaya yoktu. Bu konu, burada, o zaman da münakaşa edildi. Ben,
şimdi, soruyorum: Trabzon’un bağlantısı, Türkiye’nin Almanya’ya, Sofya üzerinden bağlantısı, İzmir’in Atina ve Roma’ya
bağlantısı, Antalya’nın Katanya’ya(Catania), İtalya’ya ve oradan Amerika ve Afrika’ya bağlantısı, Ankara’nın İzmir’e, Adana’ya,
Samsun’a, İstanbul’a, Kayseri’ye, Malatya’ya, Batman’a, Van’a bağlantıları ne zaman yapıldı? Çok rica ederim arkadaşlar,
bilinmeden söylenen şeyler insanları üzüyor. Televizyonlarının başında bizi seyreden, bizi izleyen binlerce PTT’li, Sayın
Dumankaya’nın konuşması üzerine, inanıyorum ki “şu yalana bak” dedi. Burada, doğru olan şeyleri söyleyelim.
MUSTAFA BALCILAR (Eskişehir) – Sayın Fırat, kaç saatte konuşuluyor buralardan?..
BAŞKAN – Lütfen müdahale etmeyelim.
AYHAN FIRAT (Devamla) – 1980’e gelindiği zaman, PTT’nin her ilde, her ilçede otomatik telefon konuşması vardı; ama,
ondan sonra atılım durmadı, devam etti. Bunu, kalkıp da, bir partinin iktidara gelmesine bağlamak son derece yanlıştır, hatalıdır.
Şimdi, ben, başka bir şeyi söylemek istiyorum: Bu yasa, 29.7.1966 Pazartesi günü kendi komisyonuna; yani, Ulaştırma
Komisyonuna gitti. 30.7.1996’da da Plan ve Bütçe Komisyonuna geldi. Çalışmalar gece saat 02.00’de bitti. Şimdi, sormak istiyorum,
bu yasayı, Anayasa Mahkemesi bozmamış mıydı; maddelerini iade etmemiş miydi? Peki, Mecliste Anayasa Komisyonu var. Bu yasa
tasarısının Anayasa Komisyonuna da gitmesi gerekmez miydi; neden göndermediler?
Bir de şunu söylemek lazım: Devamlı, bu kürsüye çıkan yöneticiler, KİT’leri suçluyorlar. KİT’ler Türkiye’de enflasyonun
nedeni... KİT’ler halkın omuzunda bir kambur...
Arkadaşlar, 1983 yılında -bakın, bilerek söylüyorum, Mecliste de koca kitap vardır, açın bakın- 160 KİT’ten zarar edeni,
yalnız Ziraî Donatım Kurumu ve TCDD’dir. Ziraî Donatım Kurumununki görev zararıdır; çünkü, gübreyi pahalı alıp köylüye ucuz
vermiştir, sübvansiyon vardır; onu da saymamanız lazım. Gelelim Devlet Demiryollarına... Devlet Demiryolları, yıllardır ihmal
edilmiştir, bilerek ihmal edilmiştir, bu hale gelsin diye ihmal edilmiştir. O da, askeri araç ve gereçleri son derece düşük fiyatla taşır.
Onu da saymadığınız zaman, Türkiye’de zarar eden KİT yoktu; ama, özelleştirmeyle ilgili Kanunun çıktığı 1987’ye gelecek
olursak, iki sene içinde, -1989 yılında- kâr eden KİT kalmadı. Neden? Özelleştirme kapsamına alınan bütün KİT’ler, önce zarar
ettirildi. Nasıl zarar ettirildi? Sermayesi yeterli düzeye getirilmedi, bankalardan borç aldırıldı, faiz batağında, bütün KİT’ler batış
noktasına getirildi. Neden? Satmak için.
Bakın, ben, size, Özelleştirme idaresinin sattığı iki KİT tesisi hakkında bilgi vermek istiyorum...
BAŞKAN – Sayın Fırat, bu maddede, değerlendirme komisyonlarını...
AYHAN FIRAT (Devamla) – Evet... Onu söylüyorum.
BAŞKAN – Rica ediyorum, maddeye bağlı konuşun.
AYHAN FIRAT (Devamla) – Sayın Başkan, benim burada 10 dakika konuşma hakkım vardır; onu hiç kimseye yedirmem, sana
da yedirmem.
BAŞKAN – Efendim, var; ama, bunu istediğiniz gibi kullanamazsınız, maddeye bağlı konuşacaksınız.
AYHAN FIRAT (Devamla) – Senin hakkın yok sözümü kesmeye.
Arkadaşlar, bakın, Malatya’da Et ve Balık Kurumu satılıyor. Kurumun 570 dönüm arazi üzerinde 6 bin metrekare kapalı
sahası, 24 tane lojmanı var, 32 milyara satılıyor.
Sayın Terzi, KİT Komisyonunda devamlı şikâyet etmiştir. Erzincan’daki Sümerbank Fabrikası 73 milyara satılmıştır. Sayın
Terzi’nin KİT Komisyonunda konuşmaları vardır... Günah değil mi bunlara?.. Özelleştirme İdaresi satacak...
Şunu da söyleyeyim; gerek mobil telefon ve gerek çağrı cihazları konusunda eğer PTT’nin Teletaş’ına görev verilseydi, ithal
etmeye gerek yoktu. Demin burada münakaşası yapıldı; 1 000 dolar, 1 300 dolar bilmem ne... Bunların hepsi Türkiye’de imal
edilebilirdi; ama, o görev verilmedi ve bugün Teletaş da kapatıldı.
Arkadaşlar, şimdi, Sayın Başkanın dediği maddeye geliyorum. Burada, değerlendirme komisyonu kuruluyor. Bu komisyon,
Ulaştırma Bakanlığından, Özelleştirme İdaresinden, Hazineden, Serbest Piyasa Kurulundan ve Türk Telekomdan gelen kişilerden
oluşuyor, beş kişilik bir heyet.
Bakın, bu madde ne diyor -yani, yasanın ne kadar dikkatsizce hazırlandığını göstermek istiyorum- “komisyon üyelerinde,
işletme, ekonomi, istatistik ve mühendislik dallarında lisans düzeyinde yükseköğrenim görmüş olma şartı aranır. Ancak, lisans
düzeyinde bir öğrenimden sonra, sayılan dallarda lisansüstü öğrenim yapanlar da komisyona üye olabilirler.” Sanki, daha dununda;
yani, bir mühendis komisyona üye olabilir; ama, yüksek mühendis de olabilir. Böyle bir mantık olur mu?!. Şunu bir okusalar... Acaba
düzeltmek akıllarına gelmiyor mu? Yani, ekonomist üye olabilir; ama, doktora yapmışsa, o da olabilir!.. Böyle bir mantık...
Yine “komisyon, gerektiği takdirde, yurtdışından, yabancı danışmanlar da getirebilir” deniliyor.
KİT Komisyonunda, bundan bir müddet önce, bir KİT kuruluşumuzun, Özelleştirme İdaresince hazırlattırılan raporu
görüşüldü. Bunu, arkadaşlarım hatırlarlar. 5 milyon dolar verilmiş ve bir yabancı kuruluşa bu rapor yazdırılmış. 15 sayfalık bir
rapor. Raporda yazılan şu: “Burası çok zarar ediyor, burayı kapatın.” Başka bir şey söylemiyor; yani, zararı azaltmak için, hizmeti
eksiltmeyi öngörüyor. Halbuki, bir raporun özü, üretimi artırmak, geliri artırmak olmalıdır. Üretimi artırmadan, hiçbir şeye gitmeniz
mümkün değildir. Ben de şunu söyledim: Türkiye’de bu raporu yazacak beyin yok mu ki, yurtdışından getirtilen bu uzmanlara 5
milyon dolar veriliyor da bu raporlar yazdırılıyor?
Arkadaşlar, şunu açıklıkla belirtmek istiyorum: Özelleştirme İdaresinin dışarıdan getirteceği beyinlere, artık, Türkiye’nin
ihtiyacı yok. Türkiye, ne bir Afrika ülkesi ne de geri kalmış bir ülkedir. Türkiye, gelişmekte olan bir ülkedir. Türkiye’de beyin vardır
ve Türkiye’nin, kendi insanına güvenmedikçe bir yere gitmesi de mümkün değildir.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP, ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Fırat.
ANAP Grubu adına, Sayın Recep Mızrak; buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)
Sayın Mızrak, süreniz 10 dakika efendim.
ANAP GRUBU ADINA RECEP MIZRAK (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; tasarının, görüşmekte
olduğumuz 3 üncü maddesiyle, ek madde 21 düzenlenmektedir.
Burada görüldüğü üzere “Bu Kanun gereğince hisse değerini ve lisans ücretlerini tespit etmek üzere ayrı ayrı değerlendirme
komisyonları; tespit edilen ve Bakanlar Kurulunca onaylanan hisse değeri üzerinden satış ve ihale işlemlerini yürütmek üzere ihale
komisyonu kurulur” denilmekte; ihale komisyonlarının beş kişiden oluşacağı ve bu beş kişinin, Ulaştırma Bakanlığı, Özelleştirme
İdaresi Başkanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Sermaye Piyasası Kurulu ve Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi temsilcilerinden
oluşacağı ifade edilmektedir.
Değerli arkadaşlarım, özelleştirmede bu zamana kadar son derece ciddî hatalar yapıldı. Uygulamadaki hataları madde olarak
sıralayacak olursak, en önemlisi veya en önemlilerinden biri şudur: 40 civarında ana KİT ve bunların iştiraki ve müessesesi
konumunda bulunanlarla beraber, 140 civarında kamu iktisadî teşebbüsü diyebileceğimiz kuruluşumuz var. Bunlardan hangilerinin
öncelikle satılacağı konusunda, yani, önceliklerin tespiti hususunda ciddî yanlışlıklar yapıldı.
Bugün, bu arz etmeye çalıştığım sayı içerisinde öyle kamu iktisadî kuruluşları var ki, onların, hakikaten, bir gün bile
kalmasına hiç gerek ve ihtiyaç yokken, onların fonksiyonlarını özel sektör kuruluşlarımız çok rahat bir biçimde ve serbest rekabet
ortamı içerisinde yürütebilirken, bu KİT’ler muhafaza edilip, öbür taraftan, ekonomimizin bir bütünlük içerisinde, en rasyonel ve
verimli biçimde çalışması, halkımızın beslenmesi ve gelecek nesillerin garanti altına alınması konusunda son derece önem arz
eden diğer bazı KİT’lerin en öncelikle satışına karar verilmiş ve satılmaya çalışılmıştır ki, bunun arkasında, bana göre, başka
faktörler, bizim dışımızda birtakım etkenler de ciddî anlamda rol oynamakta, hatta, kesin olarak bunların etkisi söz konusu
olmaktadır.
Yine, özelleştirmede, ülkemizde yapılan diğer bir önemli hata -bunu, sık sık diğer konuşmacı arkadaşlarımızın ve bizim de
zaman zaman dile getirmeye çalıştığımız gibi- bu kuruluşların değerinde satılamamasıdır.
Bugün, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından satılan hiçbir KİT’i, değerinin üzerinde satmak şöyle dursun, değerinin
neredeyse yüzde 40’lar, 50’ler mertebesinde; yani, yarısına yakın bir civarda satıldığını örnek göstermek mümkün değildir.
Biraz önce, yine, 1 inci madde vesilesiyle arz etmeye çalıştığım gibi, eski bir kamu iktisadi kuruluşumuz olan Sümerbank, şu
anda özelleştirme kapsamına alındığı için, 233 sayılı kanun hükmündeki kararname kapsamından çıkarılmıştır. Bu kuruluşun
Adana’da, 260 dönüm arazi üzerindeki tesisiyle beraber 480 milyar liraya satılmıştır ki, burada vade de söz konusudur. Halbuki,
buraya ait 750 dönüm bir arazisi, 1993 yılında, bundan üç sene kadar önce, orada meskûn alan olmaması, hiçbir konut
bulunmamasına rağmen, bugünün parasıyla -enflasyon değeriyle bugüne getirecek olursak- metrekaresi 1,5 milyon liraya -ki, bu,
Toplu Konut İdaresi tarafından burada 4 000 civarında konut yapılacak olması münasebetiyle, orasının değerinin daha da
arttığını düşünecek olursak, herhalde metrekaresi 2-3 milyon lira civarındadır- arsa değerinin bile çok altında bir değerle
satılmıştır.
Buraların, gerek önceliklerin tespitinde gerekse arsa değerlerinin bile altında -ki, 4046 sayılı Kanunun ilgili maddeleri, bunların
arsalarını İmar Kanununa tabi olmaksızın imar düzenlemesi yapma yetkisini Özelleştirme İdaresi Başkanlığına, birtakım
merasimlerden de yoksun olarak, merasimlere de tabi kılınmadan vermiştir- imar düzenlemesi yapıldıktan sonra satılması halinde
veya en azından, tesisin dışındaki arazilerin satılması halinde, bile, bugünün çok fevkinde, birkaç misli bir değerle satma imkânına
sahip olunabilecek. Burada, bana göre, gerek önceliklerin tespitinde gerekse değerlerinin çok altında yapılacak olan bir satışta bir
husus var ki, bu son derece önem arz etmekte.
Özelleştirme İdaremizdeki personelimizin -tabiî, kesinlikle, oradaki, kamu görevlisi niteliğindeki arkadaşlarımızı suçlamak
anlamında bir niyetim olmamakla beraber- buradaki arkadaşlarımızın, gerek bilgi gerek tecrübe gerekse burada olması gereken
vasıfları itibariyle, elli altmış yıllık, bu trilyonluk bu kuruluşları satabilecek kapasitede, bu yetenekte, bu bilgide, bu beceride, bu
tecrübede olmamalarından ileri gelmektedir diye düşünüyorum.
Bu bakımdan, öteden beri, bu danışmanlık firmalarında -yine, bir değerli konuşmacı arkadaşımızın ifade ettiği gibi ve öteden
beri de bizim ifade ettiğimiz gibi- gerek danışmanlık -yani, buraların değerlerinin tespiti ve satıştaki diğer hususların tespiti-
gerekse buraların satışında, bu kuruluşların kendilerine mesuliyet vermek ve bu kuruluşların kendileri tarafından satımını
sağlamak, bana göre, en isabetli yol olacaktır.
Bu bakımdan, bu geçici maddede, Ulaştırma Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Sermaye Piyasası Kurulu ve Hazine
Müsteşarlığıyla beraber, ilgili kuruluşun kendisinden bir temsilciyle birlikte beş kişiden oluşacak komisyonda, ilgili kuruluşun
temsilcisinin ağırlığının beşte bir nispetinde olmaması gerekir kanaatindeyim.
Burada, bu telekomünikasyon kuruluşunun kendisine, sayı olarak beşte bir olsa bile -ki, elbette, değişiklik şu andan itibaren
belki mümkün olmayabilir; ancak, Hükümetimize tavsiye niteliğinde ben arz etmek istiyorum- burada, ciddî anlamda önem verilmesi
ve kendileri tarafından tasvip görmeyen bir satış biçiminin ve değerinin -buradaki maddeye göre çoğunluk olarak yeterli olsa bile-
kabul görmemesi gerekir diye düşünmekteyim.
Değerli arkadaşlarım, bana göre, buradaki bu rahatsızlık, hatta eksiklik, kamunun diğer müesseselerinde de söz konusudur.
Ülkemizde, Devlet Planlama Teşkilatı, Hazine Müsteşarlığı gibi kıymetli kuruluşlarımız vardır. Bunlar, hakikaten, ülkemizde
makro bazdaki politikaların tayini, tespiti uygulanması ve yönlendirilmesinde ciddî anlamda görev almaktadır. Ancak, oraya da
baktığınız zaman, Hazine Müsteşarlığı, Planlama ve buna benzer yerlerdeki sektör uzmanları arkadaşlarımız ve ülkenin bazı
sektörlerini bazı konularını makro planda planlayan ve bunların uygulanmasını yönlendiren arkadaşlarımızın, son derece yeni, son
derece tecrübesiz arkadaşlar olduğu, çalışanlar olduğu görülmektedir. Buralardan da başlanmak suretiyle, mesela, uzman niteliğini
kazanabilecek, uzman olarak istifade edilebilecek, ana politikalarımızı tayin, tespit ve bunların yönlendirilmesinde kendilerinden
istifade edilecek olan arkadaşlarımızın, kamunun, bu alanda, bu sektörlerde görev yapan insanları arasında, en azından, bana göre,
daire başkanı seviyesine kadar yükselmiş, bu kadar bir tecrübeye sahip olan insanlar olması gerekir diye düşünmekteyim.
BAŞKAN – Sayın Mızrak, 1 dakikanız var efendim.
RECEP MIZRAK (Devamla) – Bu söylediğimle bağlantılı olarak, yine, ikinci bentte, komisyon toplantıları üyelerin
tamamının katılımıyla yapılırken -buradaki karar oy çokluğuyla alınır denilmekte -ki, elbette, bu, kendi içerisinde tutarlıdır-
ancak, benim arz etmeye çalıştığım hususu dikkate alacak olursak, burada, komisyon kararı alınırken, beş kişilik üyeden o dört
kişinin, yani, kuruluşun kendisinin dışındaki üyelerin görüşleri farklı, o bir üyenin, yani, kuruluşun kendisini temsil eden üyenin
görüşünden farklıysa, buradaki metne tam sadık kalınarak bir karar alma yoluna gitmek, bana göre, yanlış olur. Burada, mutlaka ve
mutlaka, kuruluşun kendi temsilcisinin sözlerine, görüşlerine itibar edilmesi gerekir diye düşünmekteyim.
Aslında ben, gecenin bu saatlerinde, Telekom gibi, ülkemizin son derece güzide bir kuruluşunun, son derece kârlı bir
kuruluşunun satışı ile ilgili bir konuda burada kalmayı, arzu etmezdim.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu anda, aslında, bir seferberlik hali yok, bir savaş hali yok, olağanüstü bir hal de yok.
Burada, şu anda, Güneydoğu’da şehit olan 16 veya 17 kişinin meselelerini de, yani, şehitlerin meselelerini de görüşmüyoruz; ama,
Allah aşkına, bu saatte niye çalışıyoruz?.. Yani, satacak hiç mi malımız kalmadı da altın yumurtlayan tavuğu birilerine peşkeş
çekmek için buralarda duruyoruz!.. (DSP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Mızrak.
RECEP MIZRAK (Devamla) – 2 Mayıs 1995 tarihinde Refah Partili arkadaşlarımızın sözü olmasına rağmen...
BAŞKAN – Efendim, tutanaklara geçmiyor konuşmalarınız.
RECEP MIZRAK (Devamla) – ... bu ek 21 inci maddeye müspet oy kullanacağımızı ifade ediyor; hepinize yeniden saygılar
sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Mızrak.
Sayın milletvekilleri, salonda olup da 2 nci maddeyle ilgili oyunu kullanmayan sayın üye var mı?.. Yok.
Oy verme işlemi bitmiştir.
Kupalar kaldırılsın.
(Oyların ayırımına başlandı)
BAŞKAN – 3 üncü maddeyle ilgili olarak, DSP Grubu adına, Sayın Mümtaz Soysal; buyurun efendim. (DSP sıralarından
alkışlar)
DSP GRUBU ADINA MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli üyeler; zannediyorum, sürdürülmekte olan bir uygulama yanlışlığı dolayısıyla, yurtdışı emsal lisans
satışları konusunda Meclisin karar alıp almadığı belli olmadan, bunların satışına ilişkin komisyonun nasıl kurulacağını
tartışmak için biraradayız. Yine, bu usul yanlışlığının düzeltilmesi gereğine işaret ederek konuşmama başlamak istiyorum.
Sayın Başkan, bu konuda, daha önceki maddede olduğu gibi, açıkça, Anayasaya aykırılıklar var. Onları sırası geldiği zaman
kapsamlı ve etraflı bir biçimde izah edeceğiz; fakat, bu aşamada, bu maddenin temel niteliğine dokunmak istiyorum.
Sayın Başkan, dikkatinizi çekmiştir, bu madde görünüşü bakımından, fotoğrafik görünüşü bakımından uzun bir madde ve
verdiği izlenim, bu yasa yapılmak istenen işlemleri en ince ayrıntılarına kadar düzenliyor ve dolayısıyla, Anayasa Mahkemesinin
isteğine uygun bir düzenleme oluyor izlenimi yaratılabilir; ama, baktığınız zaman, bu uzun maddenin birçok hükmü aslında rutin
hükümler niteliğindedir ve bir önceki maddelerde çok daha önemli olan konular, örneğin, satış yönteminin hangisi olacağı
belirtilmemişken, yasama organından beklenilen bu iken, o maddelerde, o konu, sadece, isimler sıralanmakla, satış yöntemlerinin
adları sıralanmakla geçilmiş; ama, burada, komisyonun örgütlenişi, komisyonun üyeliği ayrıntılarıyla belirtilmiştir. Tabiî, bütün bu
ayrıntının içinde, temel olan nokta, komisyon üyelerinin kimler olacağıdır.
Buraya baktığımız zaman, Ulaştırma Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Sermaye Piyasası
Kurulu ve Türk Telekomünikasyon AŞ temsilcilerinden söz ediliyor; ama, başka alanlardaki özelleştirme uygulamalarında da dikkati
çeken bir hata, burada tekrarlanmış oluyor. Nedir o hata? Bir kuruluşun, ya bütününü ya da bir parçasını özelleştirmeye karar
verdiğiniz zaman, orada, değer tespiti açısından -özellikle değer tespiti açısından- zannediyorum, en yetkili ve sözüne en çok
güvenilecek olanlar, orada çalışanlardır. Çünkü, oranın kaç para ettiğini, oradaki tesisatın kaça alındığını, ne değer taşıdığını en
iyi onlar bilir ve Türkiye’deki çeşitli özelleştirme uygulamaları bakımından, işçilerle, işçi sendikalarıyla bir araya geldiğimiz zaman
-ve Sayın Başkan, parantez içinde de işaret edeyim- ki, o dünya, artık, kendi içinde çalıştığı kuruluşlara sahip çıkmaya
başlamıştır; işçiler, şimdiye kadarkinden çok çok daha uyanık bir biçimde, kamu malının satışı konusunda duyarlı olmaktadırlar-
orada çalışanlar, bu değerlendirme işinde ön planda rol almalıdırlar. Burada ise, Türk Telekomünikasyon AŞ’nin bir temsilcisinden
söz ediliyor. Oysa, yasanın ve daha önceki yasaların da hükümlerine baktığınız zaman, yüzde 49’un bir bölümü PTT çalışanlarına,
PTT emeklilerine satılmak zorundadır. Bir bölümü de küçük tasarruf sahiplerine satılmak zorundadır ve onlar, bu yüzde 49’un da ve
bütününün, Türk Telekomünikasyonun da sahibi durumundadırlar ve bunların içinde -dediğim gibi- doğrudan doğruya, orada
çalışanlar vardır. Onlara, burada yeterince, temsil sağlanmamıştır.
Bir önemli nokta da şudur: Bu, daha önceki tartışmalarda söylendi. Bu konu, özellikle ülke savunmasıyla çok yakından ilgilidir.
Haberleşme, muhabere ve onun, özellikle, böyle rahat dinlenebilecek, başkaları tarafından elektronik olarak çok rahat dinlenebilecek
nitelik taşıyan bu telekomünikasyon biçimindeki örgütlenişi, savunmayla doğrudan doğruya ilgilidir. Onun içindir ki, örneğin,
Türkiye’de, TAFİKS denilen bir askerî projenin, yani NATO çerçevesinde yapılması gereken, özellikle kuzeydoğumuzu kapsayan
bir projenin, böyle bir şirket tarafından yürütüldüğünü düşünürseniz; burada, özellikle bu satışlar sırasında, hangi sırların kimlerin
eline geçebileceği açıkça belli iken, Millî Savunma temsilcisi de yoktur bu heyette; onu da belirtmek istiyorum 3 üncü maddeyle ilgili
olarak Sayın Başkan.
Tabiî -daha önce konuşan Ayhan Fırat arkadaşımızın da belirttiği gibi- maddedeki bir mantıksızlığa işaret etmeden de
geçemiyorum. Yüksek lisans düzeyinde olanlar da, sanki bir istisnaymış gibi, bir kusur örtermiş gibi “buraya da üye olabilirler”
deniliyor. Lisans düzeyinde olacak üyeler; ama, bir doktora ve daha yüksek derece sahibi birisi çıkarsa, onu da müsamahayla
karşılayıp bunun içine alabiliyorsunuz!.. Demek ki, bu cümlenin mantığı şu: Bu komisyonda, pek, öyle, yukarı düzeyde takdir
hakları falan kullanılmasın isteniyor. Çok yukarı düzeyde olmasın, işte, lisans düzeyinde olsun, öbürleri biraz bunun dışında
kalsınlar anlamı da çıkarılabilir. Elbette, yasa koyucunun niyeti bu değildir, uygulayıcıların niyetleri de inşallah bu olmaz; ama,
tasarının şu metnini okuyanlar, bu sonuca varmaktan kendilerini alıkoyamazlar.
Bu, maddenin geneli bakımından söyleyeceklerimiz; ama, Anayasaya aykırılıklar konusunda da söyleyeceklerimizi ya da ifade
etmek istediklerimizi yazılı olarak daha sonra sunacağız.
Teşekkür ederiz. (DSP ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Soysal.
Sayın milletvekilleri, Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 2 nci
maddesinin yapılan açık oylamasına 262 sayın milletvekili katılmış; 226 kabul, 36 ret oyu verilmiş, böylece 2 nci madde de kabul
edilmiştir.
Şahısları adına, Sayın Halit Dumankaya, buyurun efendim.
Süreniz 5 dakikadır Sayın Dumankaya.
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime Sayın Fırat’ın konuşmalarıyla başlamak istiyorum. Sayın Fırat, özet olarak benim “afakî konuştuğumu” söyledi.
Eğer, beni Sayın Fırat dinliyorlarsa, istatistikî rakamları söyleyeceğim. Benim, hiçbir dönemde, hiçbir şekilde belgesiz konuştuğum
olmamıştır. Eğer, Sayın Fırat dinlerlerse, bana, Anavatan Partisinin hizmetlerini anlatma fırsatını verdiği için kendisine teşekkür
ediyorum.
Elimdeki rakamlar, istatistikî rakamlardır, gerçek rakamlardır; kendilerine de sunarım.
MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Devletin rakamlarıdır.
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Anavatan Partisi 1983 yılında iktidara geldiğinde, 1 milyon 902 bin santral vardı. 1984,
1985, 1986, 1987, 1988, 1989, 1990 yıllarındaki çalışmalarla, 7 520 647 santral olarak devrettik.
Otomatik telefon olarak devraldığımız sayı 1 572 700’dür. Ben ise 1,5 milyon var dedim.
AYHAN FIRAT (Malatya) –Altyapılar?..
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Devrettiğimiz zaman, Anavatan Partisi iktidarı devrettiği zaman 8 795 377 idi. Ben ne
dedim; 9 milyon dedim, küsurları tama iblağ ettim.
Değerli arkadaşlarım, geçiyorum... Kırsal kesimde, 1983’te biz iktidara geldiğimizde 10 270 yerde telefon vardı.
AYHAN FIRAT (Malatya) – “Hiç bir köyde yok” dedin.
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – .Biz devrettiğimizde telefonsuz köy kalmamış, yaklaşık olarak telefonsuz köy kalmamış,
çok az bir şey kalmış, 41 195 yerde telefon olmuş. Yani, cumhuriyet döneminde yapılan hizmetleri, kırsal kesimde 5 katına, normal
yerleşim yerlerinde 6 katına çıkardı.
Değerli arkadaşlarım, bakınız, işyeri açabilmek için biz iktidara geldiğimizde, bu dükkân iş yapar mı yapmaz mı diye
bakmıyorduk, hiç kimse bakmıyordu; burada telefon alabilir miyim, alamaz mıyım diye bakıyorduk ve Avrupa’ya gidenler üç
günde, beş günde telefon alır dendiği zaman, hayretler içinde kalıyorduk; ama, Anavatan Partisi İktidarı devrettiği zaman, üç günde
beş günde, en fazla bir ayda telefon alınır duruma gelinmişti. İstatistikî rakamlar buradadır; ben afakî konuşmam, rakamlar üzerinde
konuşurum.
Bunu bu şekilde açıkladıktan sonra PTT’nin T’sinin özelleştirilmesine dair kanun tasarısının 3 üncü maddesi üzerinde
konuşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, ben, burada şunu söylemek istedim: Demin tasarının tümü üzerinde konuşurken bir nebze
değindim; dedim ki, bu olaylar hep komisyonlarda döner, komisyonlar bu olayları halleder.
Değerli arkadaşlarım, özelleştirme öyle bir hale gelmiştir ki, özelleştirmeyi özelleştirmemiz gerekir. Ne yapılıyor?.. Bir yeri
özelleştirmeye devrettiğimiz zaman, oraya, hemen, bu kurumla hiç alakası olmayan iki genci veriyoruz, ondan sonra kurumla alakayı
kesiyoruz; kuruma hiçbir şey sorulmuyor; orada, 20 sene, 30 sene, 40 sene, 50 sene...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Efendim, konuşma süreniz bitti; teşekkür ederim, sağ olun.
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Efendim, sürem bitti; bir dahaki maddede konuşmak üzere teşekkür ederim.
BAŞKAN – Evet, iştahınızı bir sonraki maddeye saklarsınız; teşekkür ederim.
Sayın Metin Şahin, buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)
Sayın Şahin, süreniz 5 dakika efendim.
METİN ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Soysal’ın dediği gibi, bugün yaptığımız görüşmelerde, ülkemizin yıldızı olan bir kuruluşumuzu, milyonlarca insanın
emeği ve göznuruyla oluşmuş bir kuruluşumuzu, özellikle, yabancı kuruluşlara satmanın ve bunu yasallaştırmanın hazırlığı
içerisindeyiz. Tabiî, böyle bir noktada, gerçekten, şaşırtıcı durumlar da yaşıyoruz; çünkü, bir parti grubumuz, kraldan fazla
kralcılığa soyunmuş, daha önceki tutumlarının aksine, bu işi ısrarla sonuçlandırabilmenin çabası içerisinde.
Bakınız, ben, bu partimizin sözcülerinin bir sözünü hatırlatarak, maddenin ilgili kısımlarına değinmeye çalışacağım.
“Refah Partisi olarak, biz, bu kanun tasarısına karşıyız ve bunun yapılmasının da, bizim, millî haberleşme sistemimiz için,
güvenliğimiz için, iktisadî ve sosyal yönden gelişme ve kalkınmamız için fevkalade mahzurlar tevlit edeceğini ifade etmek istiyorum.
Hepinizi hürmetle selamlıyorum.” Sayın Cevat Ayhan...
Yine, bir arkadaşımız, “Bu hükümet yanlış yolda; bu tasarı da çok yanlış bir tasarıdır. Biz, Refah Partisi olarak,
özelleştirmeye, bilhassa, telefonun satılması için getirilen bu tasarıya karşıyız” diyor. Tabiî, bu arkadaşımız, herhalde, şu anda
aramızda değil; Hüseyin Erdal, eski Yozgat Milletvekilimiz...
Değerli arkadaşlar, gerçekten, tartışmaların insanları nerelere getirdiğini ibretle görüyoruz. Daha önce bu yaklaşım ve bu
tutumu sergileyen bir partimiz, şimdi, bunun kılıfı olarak, yasanın teknik eksikliklerinin giderildiğine, hukuka uygun hale
getirildiğine gibi, konuyu indirgemiş bulunuyor. Gerçekten, tebrik etmek, kutlamak lazım; ama, tabiî, bu dönüşler öyle bir noktaya
geldi ki, Sayın Başbakanın eski tabiriyle, kadayıf tepsisi, döne döne, Refah Partisi gibi, giderek kızarıyor. (DSP sıralarından
alkışlar) Bu, bir gün, daha da açık bir biçimde kızaracak ve kadayıfın altının nasıl kızardığını, halk, size açıkça gösterecek.
CAFER GÜNEŞ (Kırşehir) – Size de... Size de...
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Afiyet olsun efendim.
BAŞKAN – Arkadaşlar, kızaran kadayıf iyi... Niye müdahale ediyorsunuz?! (DSP sıralarından alkışlar)
METİN ŞAHİN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, yasa tasarısında, komisyonların nasıl oluşacağı ifadesi var; ancak, bence
“bu komisyonlara başkanlığın, Özelleştirme İdaresi temsilcisi tarafından yapılacağı” ifadesinin arkasına, sanıyorum, şöyle bir şey
daha ilave etmek lazım, o da şu: “Zarflar, komisyon huzurunda açılır.” Neden? Çünkü, geçmişte, bu işin sahiplisi olarak konutunda
zarf açma alışkanlığında olan bir Başbakan, şimdi, Başbakan Yardımcısı statüsünde olunca, bu işin tartışması büyüyecek. Bir de
Başbakan var, o da konutuna bunu isteyebilir. O bakımdan, bu tartışmayı ortadan kaldırmak için, bu zarfların -gelin, ifademizi
koyalım- komisyon huzurunda açılmasına yardımcı olalım ve böylece bu tartışmaları da sona erdirelim.
Değerli arkadaşlar, komisyonun çalışmalarına, bir anlamda, yardımcı olabilmek amacıyla, maddede şöyle bir ifade var:
“Değerlendirme komisyonlarına yardımcı olmak üzere, değerlendirme kararlarına katılmamak şartıyla yerli ve yabancı
danışmanlar görevlendirilebilir.”
Değerli arkadaşlar, Özelleştirme İdaresi, bugüne kadar, vurgun düzeni içinde satışlar yaptı. Bu vurguna bir ortak da bu
danışmanlardır. Ülkenin milyonlarca dolar dövizini “danışmanlık” adı altında alıp götürüyorlar. Hükümet, birçok yerden kaynak
arıyor, bulamıyor, çaresiz; gelin, bu israfa son verin, bu yabancı danışmanların ne yapacağı belli değil, belki birtakım yabancı
firmaların gizli temsilcisi olarak komisyonu yönlendirme göreviyle karşı karşıya kalacaklar. Onun için, bunlardan vazgeçelim, bunu
satabilecek bilgili insanlarımız, çalışacak insanlarımız var; yabancı insanları bu işin içine sokmayın...
MAHMUT NEDİM BİLGİÇ (Adıyaman) – Motellerde mi olacak?
BAŞKAN – Sayın Bilgiç, rica ediyorum, müdahale etmeyin; arkadaşımızın süresi çok az.
Buyurun efendim.
METİN ŞAHİN (Devamla) – Bunların, bugüne kadar hiçbir işe yaramadığı görülmüştür. Dolayısıyla “yabancı danışman”
denilen müesseseyi ortadan kaldıralım.
Değerli arkadaşlar, neresinden bakarsanız bakın, hem içerik olarak hem yaklaşım olarak hem de yasalara, Anayasaya uygunluğu
olarak...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Şahin, süreniz bitti, teşekkür ederim.
METİN ŞAHİN (Devamla) – Teşekkür ederim. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, madde üzerindeki müzakereler sona ermiştir.
Şimdi, maddeyle ilgili verilmiş önergeler vardır; önce geliş sırasına göre okutup, sonra aykırılık derecesine göre işleme
koyacağım.
Önergeleri geliş sırasına göre okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı yasanın 3 üncü maddeye ek 21 inci maddede yer alan “temsilcilerinden oluşturulur” ibaresinin “temsilcilerinden
teşekkül ettirilir” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Cafer Güneş Lütfi Yalman Murtaza Özkanlı
Kırşehir Konya Aksaray
Yaşar Canbay Zülfikar Gazi
Malatya Çorum

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı yasa tasarısının 3 üncü maddeye ek 21 inci maddede yer alan “tespit etmek üzere ayrı ayrı” ibaresinin “tespit
etmek üzere her biri için” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Zülfikar Gazi Yaşar Canbay Murtaza Özkanlı
Çorum Malatya Aksaray
Lütfi Yalman Cafer Güneş
Konya Kırşehir
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı yasanın 3 üncü maddeye ek 21 inci maddede yer alan “5 kişilik komisyonlara” ibaresinin “oluşturulan
komisyonlara” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Lütfi Yalman Cafer Güneş Murtaza
Özkanlı
Konya Kırşehir Aksaray
Yaşar Canbay Zülfikar Gazi
Malatya Çorum
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı yasa tasarısının 3 üncü maddeye ek 21 inci maddede yer alan “ihale komisyonu kurulur” ibaresinin “ihale
komisyonu teşekkül ettirilir” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Lütfi Yalman Yaşar Canbay Cafer Güneş
Konya Malatya Kırşehir
Zülfikar Gazi
Çorum
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı yasa tasarısına ek 21 inci maddesinin ikinci pragrafının ikinci cümlesinin sonunda yer alan “oy çokluğuyla karar
alır” ibaresinin yerine “toplantıya katılan üyelerin yarısından bir fazlasının kabulü ile karar alır” şeklinde değiştirilmesi arz ve
teklif ederiz.
Mehmet Emin Aydınbaş Mehmet Bedri İncetahtacı Ersönmez Yarbay
İçel Gaziantep Ankara
Abdullah Özbey Memduh Büyükkılıç
Karaman Kayseri
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı yasa tasarısının 3 üncü maddesindeki ek madde 21’in ikinci paragrafındaki “komisyonlar, üyelerinin tamamının
katılımı ile toplanır” ibaresinin “komisyonlar, üyelerinin bir eksiğiyle toplanabilir” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet Emin Aydınbaş Mehmet Bedri İncetahtacı Mustafa Kemal Ateş
İçel Gaziantep Kilis
Ersönmez Yarbay Abdullah Örnek
Ankara Yozgat
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı yasa tasarısının 3 üncü maddesindeki ek madde 21’in ikinci paragrafında yer alan “süresi biten üye yeniden
görevlendirilebilir” ibaresinin “üyeliği sona eren kişi komisyonda yeniden görevlendirilebilir” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Mehmet Emin Aydınbaş Mehmet Bedri İncetahtacı Abdullah Örnek
İçel Gaziantep Yozgat
Mustafa Kemal Ateş Sıtkı Cengil
Kilis Adana
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı yasa tasarısının 3 üncü maddesindeki ek madde 21’in ikinci paragrafındaki “hukukî veya fiilî nedenlerle
komisyona katılamayan” ibaresinin “hukukî veya fiilî ve sağlık nedenleriyle komisyonlara katılamayan” şeklinde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
Mehmet Emin Aydınbaş Mehmet Bedri İncetahtacı Memduh Büyükkılıç
İçel Gaziantep Kayseri
Abdullah Özbey Ersönmez Yarbay
Karaman Ankara
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı yasa tasarısının madde 3 ek madde 21’in dördüncü paragrafında yer alan “özelleştirme fonundan karşılanır”
ibaresinin yerine “özelleştirme fonu kaynağından ödenir” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet Emin Aydınbaş Mehmet Bedri İncetahtacı Lütfi Yalman
İçel Gaziantep Konya
İsmail Yılmaz İsmail Özgün
İzmir Balıkesir
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 85 sıra sayılı yasa tasarısının 3 üncü madde ek madde 21’in dördüncü paragrafında yer alan
“çalışmalarına ilişkin tüm giderler” ibaresinin “çalışmalarına ait bütün giderler” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Emin Aydınbaş Mehmet Bedri İncetahtacı Lütfi Yalman
İçel Gaziantep Konya
İsmail Yılmaz İsmail Özgün
İzmir Balıkesir
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 85 sıra sayılı yasa tasarısının 3 üncü maddeye ek 21’in dördüncü paragrafında yer alan “Özelleştirme
İdaresi Başkanlığındaki” ibaresinin büyük harfle değil; sadece “Özelleştirme” kelimesi hariç, diğerlerinin ilk harflerinin küçük
harfle yazılmasını arz ve teklif ederiz.
Mehmet Emin Aydınbaş Mehmet Bedri İncetahtacı Lütfi Yalman
İçel Gaziantep Konya
İsmail Yılmaz İsmail Özgün
İzmir Balıkesir
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı yasa tasarısının madde 3’e ek madde 21 in dördüncü paragrafında yer alan “değerlendirme ve ihale
komisyonlarının” ibaresinin “değerlendirme komisyonları ve ihale komisyonları” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet Emin Aydınbaş Mehmet Bedri İncetahtacı Lütfi Yalman
İçel Gaziantep Konya
İsmail Yılmaz İsmail Özgün
İzmir Balıkesir
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı yasa tasarısının 3 üncü maddesine ek madde 21’in üçüncü paragrafında yer alan “komisyon üyeleri, aylık,
ödenek, her türlü zam ve tazminatlar” ibaresinin yerine “komisyon üyeleri, aylık, ödenek, fazla mesai, her türlü zam ve tazminatlar”
şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet Emin Aydınbaş Abdullah Özbey Ersönmez Yarbay
İçel Karaman Ankara
Hanifi Demirkol Hasan Dikici
Eskişehir Kahramanmaraş Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 85 sıra sayılı yasa tasarısının 3 üncü maddesine ek madde 21’in üçüncü paragrafında yer alan “diğer malî
sosyal hak ve yardımları, kurumlarınca ödenmek kaydıyla” ibaresinin “her türlü malî sosyal hak ve yardımları, kurumlarınca
ödenmek kaydıyla” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet Emin Aydınbaş Lütfi Yalman Mehmet Bedri İncetahtacı
İçel Konya Gaziantep
Saffet Benli Mustafa Köylü
İçel Isparta
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı yasa tasarısının 3 üncü maddesine ek madde 21’in üçüncü paragrafında yer alan “komisyonda görev yaptıkları
sürece kurumlarından izinli sayılırlar” ibaresinin “komisyonda görev yaptıkları sürece kurumlarında geçici görevli sayılırlar”
şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet Emin Aydınbaş Lütfi Yalman Mehmet Bedri İncetahtacı
İçel Konya Gaziantep
Mustafa Köylü Saffet Benli
Isparta İçel
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 85 sıra sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısının 3 üncü maddesi, Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine; Anayasanın 5 inci maddesindeki devletin temel
amaç ve görevlerinden olan Türk Milletinin bağımsızlığını koruma görevine; Anayasanın 7 nci maddesindeki yasama yetkisinin
devredilemeyeceği kuralına; Anayasanın 153 üncü maddesindeki Anayasa Mahkemesi kararlarının tüm kurum ve kuruluşları, bu
arada yasama organını da bağlayacağı hükmüne aykırıdır.
Gerekçeleri ekte sunulan Anayasaya aykırılık konusunun, İçtüzüğün 84 üncü maddesi gereğince oylanmak üzere görüşülmesini
dileriz.
Saygılarımızla.

İhsan Çabuk Yavuz Bildik Ali Günay
Ordu Adana Hatay
Hasan Gülay Mustafa Güven Karahan Mümtaz Soysal
Manisa Balıkesir Zonguldak
BAŞKAN – Aynı mahiyette ikinci bir önerge var; onu da okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Sayın Başkanlığına
Görüşülmekte olan 85 sıra sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısının 3 üncü maddesiyle, 406 sayılı Kanuna eklenen ek 21 inci madde, Anayasanın, cumhuriyetin nitelikleriyle ilgili 2 nci
maddesine, devletin temel amaç ve görevleriyle ilgili 5 inci maddesine, yasama yetkisiyle ilgili 7 nci maddesine ve Anayasa
Mahkemesinin kararlarıyla ilgili 153 üncü maddesine aykırıdır.
Aykırılık önergemizin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 84 üncü maddesine göre işleme tabi tutulmasını
saygılarımızla dileriz.
Önder Sav Nihat Matkap Bekir Kumbul
Ankara Hatay Antalya
Ali Şahin Algan Hacaloğlu Ali Haydar Şahin
Kahramanmaraş İstanbul Çorum
Ayhan Fırat Mustafa Yıldız
Malatya Erzincan
BAŞKAN – Şimdi, Anayasaya aykırılık önergeleri öncelik aldığı için, önce onlardan başlayacağız.
Efendim, bu iki önergeye Sayın Komisyon katılıyor mu? İkisi de Anayasaya aykırılık önergesi; ikisini birleştirerek işleme
koyuyorum efendim; yani, hem Cumhuriyet Halk Partili hem de Demokratik Sol Partili arkadaşlarımızın verdiği önerge, maddenin
Anayasaya aykırı olduğu yolundadır; ikisini birleştirerek işleme koyuyorum.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Gerekçeleri farklıdır, yalnız...
BAŞKAN – Efendim, yani...
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Yanisi yok bu işin.
BAŞKAN – Efendim, isterseniz bir kişi konuşur. Biz, Divan olarak, ikisini birleştirerek işleme koyuyoruz.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Biz, ikisinin de gerekçelerinin ayrı ayrı okunmasını istiyoruz.
BAŞKAN – Sayın Soysal, yani, ikisinin de ayrı ayrı okunması diye bir kural yok; birisini işleme koyacağız, ötekisi de onu
kapsıyor demektir.
Önergeye Komisyon katılıyor mu efendim?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Sayın Başkan, maddenin Anayasaya aykırı
olduğunu iddia eden, her iki önergeye de katılmıyoruz.
BAŞKAN – Sayın Hükümet?..
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Sayın Başkan, aynı sebeple katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Katılmıyorsunuz.
Sayın Soysal, biraz önce, sizin, bir önceki maddedeki anayasaya aykırılık önergenizi işleme koymuştum; şimdi de Sayın
Sav’ın önergesini işleme koyalım...
Konuşacak mısınız Sayın Sav; yoksa, gerekçeyi mi okutayım?
ÖNDER SAV (Ankara) – Sayın Başkan, bizim önergemizin gerekçesi ile, Sayın Mümtaz Soysal ve arkadaşlarının önergesinin
gerekçesi farklı. Maddeleri aynı olabilir. Dolayısıyla, ayrı ayrı işleme tabi tutulmasını istiyoruz.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak ) – Aydınlatıcı olur.
ALİ ILIKSOY (Gaziantep) – Tekerrürde fayda var.
BAŞKAN – Peki efendim, okutalım; madem siz bundan memnun olacaksınız, okutalım. Zamanımız bol nasıl olsa; saat
24.00’e kadar zamanımız var.
Gerekçeleri okutuyorum:
Gerekçe:
1.-Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırılık:
Anayasanın 2 nci maddesine göre, Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Yüce Meclisin çatısı altındaki herkes, Türkiye
Büyük Millet Meclisi kürsüsünden, sık sık, Türkiye’nin, bir hukuk devleti olduğunu söyler; ama, hukuk devleti sözle değil
uygulamayla gerçekleştirilir.
Bugün, dördüncü kez, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülen “telekomünikasyon hizmetlerinin özelleştirilmesi” konusu,
daha önce, üç kez, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş; ancak, her seferinde, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymamayı,
neredeyse bir gelenek haline getiren tavır yüzünden, yine, Anayasaya aykırı hükümlerle çıkarılmıştır. Bu kez, bu hukuk dışı
tavrın 4 üncü örneği sergilenmektedir.
Bu yasa tasarısının 3 üncü maddesi de, daha önceki Anayasa Mahkemesi kararlarını dikkate almadan, bir an önce ve ne
pahasına olursa olsun, telekomünikasyon hizmetlerinin özelleştirilmesi amacıyla hazırlanmıştır.
Hukuk devleti ilkesi, en başta, yargı kararlarına saygıyı gerektirir. Anayasanın “Başlangıç” bölümünde belirtildiği gibi,
Türkiye’de “güçler ayrılığı” ilkesi geçerlidir ve bu, devlet organları arasında üstünlük sırası anlamına gelmez; ama, yasama organı,
hâlâ, kendisini yargı organlarının üstünde görme tavrını sürdürmektedir. Bu anlayış, Anayasanın 2 nci maddesindeki “hukuk
devleti” ilkesine aykırıdır.
2.- Anayasanın 5 inci maddesine aykırılık:
Anayasanın 5 inci maddesi, devletin temel amaç ve görevleri arasında, Türk Milletinin bağımsızlığını korumayı en başta
saymıştır. Bağımsızlık, bir devletin varlık nedenidir ve siyasal ve ekonomik bağımsızlık olarak birbirinden ayrılmaz iki parçadır.
Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlının, özellikle son yüzyılından aldığı dersler ve bu mirasın bilinciyle yeni bir devlet kurarken,
ekonomik bağımsızlığını her şeyden önde tutmuş ve bunun gerçekleştirilmesinin araçlarından biri olarak, birçok alanda kamusal
tekeller kurmuş ve bu işletmeleri yerli ya da yabancı hiçbir özel girişime açmamıştır.
Telekomünikasyon hizmetlerinin özelleştirilmesi, doğrudan ekonomik bağımsızlıkla ilgilidir ve daha önce bu Meclisten geçen
hisse senedi satışı sınırlamasının, bu alanda sağladığı hiçbir güvence yoktur. Çünkü, hisse senetlerinin yüzde 49’u satılacaktır;
ama, Türk Telekom AŞ’nin ana sözleşmesi öyle bir düzenlenmiştir ki, yüzde 49 hisseyle 7 kişilik yönetim kurulunda 4 üyelik almak,
çoğunluğu sağlamak mümkündür.
3.- Anayasanın 7 nci maddesine aykırılık:
Anayasanın 7 nci maddesine göre yasama yetkisi, millet adına Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kullanılır ve
devredilemez. Anayasa Mahkemesinin son iptal kararında, hisse satış yöntemlerinin sadece sayılmasının hiçbir anlamı olmadığı,
ismen sayılmış olmasa da, uygulanmakta olan yöntemlerin hepisini doğal olarak içereceği belirtilmiş; ama, önemli olanın, bu
yöntemlerden hangilerinin, hangi koşullarda, nasıl kullanılacağının yasama organınca düzenlenmesi olduğu vurgulanmıştır.
Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin, daha önce, Anayasaya aykırılığını saptadığı yöntemlere gönderme yapılmıştır.
Bu usullerin, hangi koşullarda, nasıl ve ne amaçla kullanılacağı yasama organınca belirlenmediği sürece, bu düzenleme
Anayasaya aykırıdır.
4. - Anayasanın 153 üncü maddesine aykırılık:
Anayasanın 153 üncü maddesinin son fıkrasına göre, Anayasa Mahkemesi kararları herkesi bağlar. Daha önce üç kez iptal
edilmiş bir yasanın, daha önceki Anayasa Mahkemesi kararlarını hiçe sayan düzenlemeleri içermesi, Anayasaya aykırıdır.
Anayasa Mahkemesi, 4046 sayılı Yasanın 18 inci maddesinin (b) ve (c) bölümlerinin Anayasaya aykırı olduğunu saptamıştır.
Yasa tasarısı, bu yöntemlere gönderme yapmakta ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığını görevlendirmektedir.
Bu nedenlerle, yasa tasarısının 3 üncü maddesi, Anayasanın 153 üncü maddesine aykırıdır.
BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisili arkadaşlarımızın önergesinin gerekçesini okutuyorum efendim:
Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1 ve 2 nci maddeleri Anayasanın 2,
5, 7 ve 153 üncü maddelerine aykırıdır.
Anayasa Mahkemesi, 4046 sayılı Yasanın 18 inci maddesinin (b) ve (c) bölümlerini Anayasaya aykırı bulup iptal etmiştir. Bu
iptal hükmüne rağmen, aynı nitelik ve içerikte düzenleme yapmak, hukukun üstünlüğü ilkesine, Anayasa Mahkemesi kararlarının,
yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlaması, kesin kuralına aykırıdır.
Bu nedenlerle, tümü Anayasaya aykırı bir kanunun görüşülmekte olan 3 üncü maddesi, Anayasanın 2, 5, 7 ve 153 üncü
maddelerine aykırıdır.
BAŞKAN – Sayın Komisyon ve Sayın Hükümet bu önergelere katılmadılar.
Önergelerin gerekçelerini de okuduk.
Yalnız, bazı arkadaşlarımız, gönderdikleri tezkereyle yoklama isteminde bulunmuşlardır.
Divan Üyesi arkadaşıma rica ettim, dedim ki, “şu anda Genel Kurulda kaç kişi var?” Arkadaşımız saydı, 200’ün üzerinde
arkadaşımız var.
Ayrıca, yarım saat önce bir açık oylama yaptık; açık oylamaya 262 sayın milletvekili katıldı.
Değerli arkadaşlarımdan rica ediyorum, burada rahat, rahat çalışıyoruz; salonda kahir bir ekseriyetin olduğu görülüyor. Biz dün
de bu yönde bir takdir hakkımızı kullandık. Sayın gruplardan da rica ediyorum...
ÖNDER SAV (Ankara) – Takdir yetkiniz yok.
BAŞKAN – Sayın Sav, düşüncelerinize saygı duyuyorum.
Madde oylamasının da açık oylamayla yapılmasına ilişkin bir önerge var zaten. Açık oylamada çoğunluğun olup olmadığı
zaten anlaşılacaktır. Ben, Divan olarak takdir hakkımı kullanıyorum ve bu yoklama isteğini bu aşamada yerine getirmiyorum.
Buyurun Sayın Sav.
ÖNDER SAV (Ankara) – Efendim uygulamanızı tartışmıyorum; ama, takdir yetkisi diye bir olay yoktur; kötü bir gelenek
başlatılıyor. Sırf, bunları tutanağa geçirmek için söylüyorum.
BAŞKAN –Sayın Sav, daha önce yoklama istediler; ben salona baktım, hakikaten bir çoğunluk görmedim, yoklamayı yaptım.
Onun için, arkadaşlarımdan da özür diliyorum ve açık oylama yapacağımızdan ötürü yoklama yapmıyorum.
Önergelere Komisyon ve Hükümet katılmamıştır.
Anayasaya aykırılıkla ilgili gerekçelerini okuttuğumuz iki önergeyi birleştirerek oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...Kabul
etmeyenler...Önergeler kabul edilmemiştir.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, madde üzerindeki önergelerimizi geri alıyoruz.
BAŞKAN – Peki.
Diğer önergeleri, imza sahipleri geri çekmişlerdir.
Madde 3’ün oylanmasının açık oylamayla yapılmasına dair bir önerge vardır, okutuyorum :
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan maddenin Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 81 ve 143 üncü maddeleri uyarınca açık olarak
oylanmasını arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
BAŞKAN – Şimdi, açık oylama yapılmasına dair önergedeki imza sahiplerini arayacağım:
Sayın Yalçın Gürtan?..Burada.
Müjdat Koç?..Burada.
Ali Ilıksoy?..Burada.
Kâzım Üstüner?.. Burada.
Sema Pişkinsüt?.. Burada.
Teoman Akgür?.. Burada.
Hasan Gülay?.. Burada.
Fevzi Aytekin?.. Burada.
Fikret Uzunhasan?.. Burada.
Şükrü Gürel?.. Burada.
A.Turan Bilge?.. Burada.
Mahmut Erdir?.. Burada.
Hikmet Aydın?..Burada.
Cafer Tufan Yazıcıoğlu?.. Burada.
Hikmet Uluğbay?.. Burada.
Metin Şahin?.. Burada.
Yavuz Bildik?.. Burada.
Tuncay Karaytuğ?.. Burada.
Mehmet Yaşar Ünal?.. Burada.
Mustafa İlimen?.. Burada.
Tamam, 20 kişi yeterli. Böylece, maddenin açık oylaması için verilen imza yeterlidir.
Madde açık oylamaya tabi tutulacaktır.
Şimdi, açık oylamanın şeklini Genel Kurulun oyuyla belirleyeceğim.
Açık oylamanın kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Açık oylamanın kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılması hususu kabul edilmiştir.
Kupalar dolaştırılsın.
(Oyların toplanmasına başlandı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, görüşmelerimize devam ediyoruz.
Komisyon ve Hükümetden ayrılmasın.
Verilen bir önergeyle...
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Onu çekiyoruz.
BAŞKAN – Hayır, siz çekemezsiniz, önerge sahipleri çeker.
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Önerge sahipleri geri çekiyor.
BAŞKAN – Yalnız, şöyle bir durum var: Bir önergeyle, ek madde 22’nin eklenmesi istenmiştir. Biliyorsunuz İçtüzüğün 87 nci
maddesine göre, görüşülmekte olan bir kanunun herhangi bir maddesine bağlı olarak bir önerge verilirse, komisyonun salt çoğunluğu
tarafından kabul görmesi lazım.
Şimdi, Komisyon sırasında salt çoğunluk olmadığı için önergeyi işleme koymuyorum.
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, önerge sahipleri imzalarını geri çekiyorlar.
BAŞKAN – Efendim, çeksinler çekmesinler... Divana geldi, Komisyon sırasında salt çoğunluk olmadığı için işleme
koymuyorum efendim.
4 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 4. – 4.2.1924 tarihli ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 6. – 10.6.1994 tarihli ve 4000 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce katma değerli telekomünikasyon
hizmetleri kapsamında PTTİşletmesi Genel Müdürlüğü ile imzalanmış ve lisans sözleşmesine dönüştürülmesi öngörülmüş, gelir
paylaşımı esasına dayalı sözleşmelerin herbirinin, lisans sözleşmelerine dönüştürülmesine bu sözleşmelerdeki lisans esasına
geçişle ilgili hükümler saklı kalmak üzere Bakanlar Kurulunca karar verilebilir. Danıştayın incelemesinden geçirildikten sonra
Bakanlık ile firmalar arasında lisans sözleşmesi imzalanır.”
BAŞKAN – Madde üzerinde, şahısları adına, Sayın Suat Pamukçu, Sayın Muhammet Polat, Sayın Fikret Karabekmez, Sayın
İlyas Yılmazyıldız, Sayın Osman Berberoğlu söz istemişlerdir.
Şimdi, madde üzerinde, ANAP Grubu adına Sayın Adil Aşırım; buyurun efendim.
Süreniz 10 dakikadır Sayın Aşırım.
ANAP GRUBU ADINA ADİL AŞIRIM (Iğdır) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 4 üncü madde üzerinde Grubum adına
söz almış bulunuyorum.
Çerçeve 4 üncü maddeye bağlı geçici 6 ncı maddede “10.6.1994 tarihli ve 4000 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce
katma değerli telekomünikasyon hizmetleri kapsamında PTT İşletmesi Genel Müdürlüğü ile imzalanmış ve lisans sözleşmesine
dönüştürülmesi öngörülmüş, gelir paylaşımı esasına dayalı sözleşmelerin her birinin, lisans sözleşmelerine dönüştürülmesine bu
sözleşmelerdeki lisans esasına geçişle ilgili hükümler saklı kalmak üzere Bakanlar Kurulunca karar verilebilir. Danıştayın
incelemesinden geçirildikten sonra Bakanlık ile firmalar arasında lisans sözleşmesi imzalanır” denilmektedir. Türk Telekom’un
lisans sözleşmesi demek, Türk Telekom’un katma değerli hizmetlerinin; yani, cep telefonlarının, data şebekelerinin, pager dediğimiz
çağrı cihazlarının işletiminin satılmasıdır. Yani, katma değerli hizmetlerini firmalara satacak, bu firma bunun işletimini yapacak.
Bu katma değerli hizmetlerle ilgili yatırımı, Ar-Ge çalışmasını, mühendis çalıştırılmasını, onunla ilgili kurum kurma işini bir
firmaya veriyor; buna da Bakanlar Kurulu karar veriyor. Danıştayın incelemesinden sonra da ilgili firmayla sözleşme imzalanıyor.
Bu madde, Türk Telekom’un katma değerli hizmetlerinin artırılması için, Türk Telekom’un katma değerli hizmetlerinde Türk
mühendisliğinin bilgi derinliğine kavuşturulması için çok iyi bir imkândır. Niye “iyi bir imkândır” diyorum? Ben 1987’de okulu
bitirdikten sonra Teletaş’ta beş sene çalışmış bir arkadaşınızım. Teletaş, 1987’de satıldığında ben A-Ge’de mühendistim. Ar-
Ge’de 150 mühendis vardı ve gerçekten de Türk Telekom’un, 2000’li yıllarda, telekomünikasyon ihtiyacını karşılamak üzere çok
yeni yatırımları, ISDN gibi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanımına sunulan Taffix gibi projeleri işte o Ar-Ge yaptı.
Teletaş satıldıktan sonra, Teletaş’ın geliri arttı; Teletaş’ta biz daha fazla maaş aldık, Teletaş büyüdü. Teletaş’ın, 1987 yılında
birkaç tane kompütürü vardı; ama, Teletaş 1990’lı yıllara geldiğinde, hepimizin önünde son derece gelişmiş kompütürler vardı ve
istediğimiz şekilde yatırım yapabiliyorduk. 1990’lı yıllarda PCM’ler için kendi çipimizi (chip) yani, mevcut çiplerden biraz daha
büyük data array’i yapmıştık.
Şimdi, Teletaş, Hocamın dediği duruma nasıl düştü? İşte, Teletaş, bu madde olmadığı için o duruma düştü. O zaman,
Teletaş’ın, Özelleştirme İdaresinin elinde bulunan hisselerinin, hatırladığım kadarıyla yüzde 19’luk bir kısmı, blok satışla
Belçikalı ortağı Arcatel’in eline geçti. Arcatel ne yaptı? Önce bizim Ar-Ge’yi kapattı; oradaki mühendisleri aldı, Belçika’ya
götürdü; bu işi daha stratejik gören, daha iddialı olanlar da TÜBİTAK’a gittiler. Ben ise, siyasete girdiğim için kurtuldum. Özellikle
PCM alanındaki, yani PTT’nin hiç vazgeçemeyeceği çok ciddî bir yatırım olan PCM alanındaki değerli arkadaşlarımız da
TÜBİTAK’a gitti.
Şimdi, eğer, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı karar vererek -o zamanki adıyla Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı- borsaya
girip, o yüzde 19’luk blok satışı yapmasaydı, durum farklı olacaktı. Teletaş, o zaman 2 500 kişiydi ve bünyesinden, kompütür
alanında, data şebekeleri alanında, 50-100 kişi çalıştıran, gerçekten de çok büyük firmalar ürettik; Teletaş, firma üretti, kendisine
hizmet eden firmaları üretti. Tıpkı, PTT’nin, Türk Telekom’un bünyesinden Teletaş’ı, Netaş’ı ürettiği gibi.
Şimdi, Hocam, Netaş niye batmıyor? Netaş’ta yüzde 51 yabancı sermaye var, yüzde 49 yerli sermaye var; Teletaş’ta olduğu gibi
yüzde 71 Alcatel sermayesi yok. Teletaş konusunda çok haklısınız. Alcatel, Teletaş’ı Orta Asya’ya yatırım yapmak için,
laboratuvar olarak kullanıyor; hiçbir zaman, bizim araştırma yapmamıza karar vermedi.
Satılacağı zaman, dönemin Hükümeti, siyasî otorite karar verince, eğer, bunun bizim stratejik bir yatırımımız olduğu, buralarda
Türk mühendisinin bilgi derinliğine kavuşturulduğu anlamında karar verirse doğrudur. Ayrıca, bir Danıştay denetlemesi de
yerindedir. (RP sıralarından “madde üzerinde konuş” sesi)
Ben, madde ile ilgili konuşuyorum, maddedeki, sözleşme demek, Türk Telekom’un katma değerli hizmetlerinin satışı demektir.
Türk Telekom’un katma değerli hizmetleri de, sizin kullandığınız, bankaların kullandığı hizmetlerdir.
Şimdi, Türk Telekom niye yapmasın onları? Türk Telekom yapmasın; çünkü, Türk Telekom’un bütün her şeyine bakanlık karar
veriyor, her şeyine bütçe karar veriyor; yatırımına bütçe karar veriyor, bakanlık karar veriyor; parası yok.
Bizim, 1989’da Teletaş’ta, gerçekten bilgi derinliğine kavuştuğumuz_ Hatta, onun Network Termination’ını yapan ilk
mühendisim; 1989’da bitirdik. Belçika geldi “biz zaten bunu yapıyoruz” dedi. 1993’te Almanya’ya gittiğimde, Belçika’dan
görüştüğüm arkadaşım “senin NT1’ı, biz daha yeni yapıyoruz” dedi. Yani, yatırım için, ben bunu destekliyorum.
Türk Telekom’un yatırım yapması artık imkânsız. Fransa, Finlandiya_ Özellikle, data şebekesi konusunda, Finlandiya,
Japonya’nın bile çok çok önünde; bu kullandığımız Nokıa telefonlarının sahibi. Eğer, bunları ciddî firmalara satarsak, o ciddî
firmalar yatırım yapar, yenileme yapar; Türk mühendisi alıp yetiştirirlerse, bu iyi bir girişim.
Türkiye’nin genç nüfusu, mühendis nüfusu çok önemli. Hepiniz de biliyorsunuz, Avrupa’da genç nüfus kalmamış; Avrupa, bu
tür özelleştirme hamlelerinde, bizi kandırıp, böyle blok satışlarla falan, Türk Telekom’u ya da Türk Telekom’un bünyesinden çıkan
bir firmayı ele geçirirse, o zaman korkun. O zaman, Türk gençliği, Türk mühendis, bilgi derinliğine kavuşamaz; hard ware’de ve soft
ware’de -yani yazılımda, donanımda- bilgi derinliği olmaz, araştırması olmaz; bunun önüne geçmek lazım, o zaman, hükümetleri
bu konuda uyarmak lazım.
Netaş, proje çeşitliliğinden dolayı, ürün çeşitliliğinden dolayı batmadı. Zaten, Netaş’ta, Teletaş’ta söylenen bir söz var; o
zamanki ismiyle, PTT hapşırdığında, Netaş ve Teletaş yorgan döşek yatıyor diye. Çünkü, bunlar, PTT’ye mal satıyorlar; yani,
PTT’nin ürün çeşitliliği fazla olursa, bu firmaların da ürün çeşitliliği fazla olur; batmazlar.
Sayın Başkan, vaktim var mı efendim?
BAŞKAN – 1,5 dakikanız var.
ADİL AŞIRIM (Devamla) – Onun için, ben, özellikle, Türk Telekom’un, katma değerli telekom hizmetlerine ilişkin lisans
yönetmeliğini görmek isterdim. O lisans yönetmeliğinde, kesinlikle, katma değerli hizmetlerin satışında, yabancı sermayenin
yönetimine bu işleri vermemek lazım. Yabancı sermaye gelsin, kablosunu, chip’ini bizim ülkemizden alsın, soft ware’ini benim
mühendisime yazdırsın. Burada, asıl tehlike, zamanın hükümetinin, yani bunu satacak, bunun satılmasına karar verecek hükümetin,
o zaman, çok stratejik düşünmesi lazım. Yani, bu satış esaslarını çok ciddî koymak lazımdır. Hatta, buradan elde edilen gelire,
bütçeyi kapatmak için bakmamak lazım. Türk Telekom’un aylık cirosu 1 trilyon; bu seneki yıllık kârı herhalde 2,5 trilyon olacak.
Aylık cirosu 1 trilyon olan bir firmanın, artık, önünü açmak lazım, yatırımını artırmak lazım, katma değerli hizmetlerinin her
birinin bir bilgi sanayii olması lazım.
Türk mühendisine yardım etmek için de, özellikle, ODTÜ’de, İTÜ’de, Boğaziçi’nde, TÜBİTAK kanalıyla, yapılan araştırma
enstitülerine, buradan sağlanan gelirleri vermek lazım; Türk mühendisinin bilgi derinliğine kavuşması için. Hatta mühendislikte
dönüm noktası olan bu satışlarla ilgili, kaderine karar veriyoruz. Hükümet, burada vebal altındadır. Hükümet, bu sorumluluğu
taşımak zorundadır.
Hepinize saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aşırım.
DSP Grubu adına, Sayın Soysal; zatı âliniz, buyurun efendim.(DSP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika efendim.
DSP GRUBU ADINA MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli üyeler; benden önce konuşan arkadaşımın söyledikleri, beni, bu konuda, yalnız daha önce söylediklerimi
tekrarlamak biçiminde değil, bazı yeni şeyler de söyleyerek, konunun ne kadar dramatik bir konu olduğunu belirtmeye sevk etti. Ne
yaptığımızın tekrar farkına varalım; galiba, varmıyoruz. Rastgele bir yasa gelmiş gibi ve bunu da, biraz partiler arası çekişmenin
aracı haline getirerek, gecenin bu saatinde, hem çok değerli bir ulusal varlığı hem de ona ilişkin olarak çok değerli insan
varlığımızı, bilgi varlığımızı, galiba, olmaması gereken bir biçimde satışa çıkarıyoruz.
Bakın, şimdiye kadarki çabalar sonucunda, bu özelleştirme kavramı ortaya atılalı ve özellikle bu alanda, telekomünikasyon
alanında özelleştirme kavramı ortaya atılalı, bazı mesafeler katedildi. Örneğin, PTT ikiye ayrıldı. Bunun daha dinamik, dünyaya
daha çok açık olan ve özellikle rekabetin ve teknolojik ilerlemenin çok keskin olduğu alanda açık olan bölümü, Türk Telekom olarak,
bir anonim şirkete dönüştürüldü ve hatta, bu anonim şirketin, yine uzun tartışmalar sonucunda, yüzde 51 hissesinin kamunun elinde
tutularak, yüzde 49 hissesinin de satılabileceğini, bu arada, çalışanlara, emeklilere ve küçük tasarruf sahiplerine de pay
ayrılabileceğini kabul ettik. Peki, bir anonim şirket oluşturmuşuz; bu anonim şirketin yüzde 30 küsur hissesini, niçin blok satış
biçiminde ve niçin yabancıya açık bir biçimde pazara çıkarıyoruz? Bir anonim şirket -adı üstünde-hisseleri olan, hisseleri de
sermaye piyasasında satışa çıkarılabilecek olan, tıpkı, Erdemir vesaire gibi kamu iktisadî kuruluşu niteliğinde olan; fakat, anonim
şirket biçiminde örgütlenmiş olan kuruluşların hisselerini sermaye piyasasında satışa çıkardığımız gibi, bunu da niçin öyle satışa
çıkarmıyoruz da, birbirimizi sıkboğaz edercesine, sanki, birisi de bizim boğazımıza bastırmış da, bize “bunu, böyle blok halinde
satın” dermişcesine, bir çaba içerisindeyiz? Acele komisyona getiriliyor, geceyarıları toplantılar yapılıyor... Gören, duyan, zanneder
ki, çok önemli bir ulusal varlığı muhafaza etmek için didiniyoruz. Oysa, didinmemiz, çok değerli bir ulusal varlığı elden çıkarmak,
bunun yüzde 34’ünü elden çıkarmak ve hem de yabancıya devretmek üzere gösterilen bir çaba. Yani, bu didinişin, şu kavganın
anlamını sezmek mümkün değil.
Ben, bunu, bir defa daha vurgulamak istiyorum. Ne yaptığımızı, lütfen, tekrar düşünün. Nedir, niçin uğraşıyoruz? Niçin, bir
müddet önce tam aksini söylemiş olan arkadaşlarımız, bunun satışı için, kendilerini inkâr edercesine, burada, bir disiplin altında,
gelip beyaz oy kullanıyorlar? O beyaz oyların anlamı üzerinde, onları, tekrar düşünmeye sevk ediyorum; çünkü, yaptığımız feci bir
şeydir.
Benden önce konuşan arkadaşım -bir teknisyen olarak- Teletaş’ın macerasını anlattı. Bunun, Teletaş’a dönüşmemesi için bazı
şeyler buraya konmuş. Sayın Başkan, üzerinde tartıştığımız maddede, bizim daha önce ısrar ettiğimiz gibi -Danıştay denetimi
falan- bazı şeyleri koymaya çalışıyoruz; ama, özde yaptığımız, bütün bu supaplara, bu önlemlere karşın, özde yaptığımız, yine,
elimizdeki değerli bir varlığı elden çıkarmaktır. Bu elden çıkarış, Türkiye’nin daha yeni teknolojiler üretebilmesi için, Türkiye’deki
bu servetin Türk vatandaşı, Türk çalışanı için daha iyi değerlendirilebilmesi için olsa, o zaman, onu da anlayacağım; ama, hepimiz
açıkça biliyoruz ki ve özellikle, bunu buraya sevk eden Hükümet açıkça biliyor ki, onun bir kanadı hepimizden daha açıkça biliyor
ki, şu satışın anlamı, para bulmaktan başka bir şey değildir; para bulacaksınız, onunla, cari hizmetleri yerine getirmek için, yani,
şuna buna, seyahat, maaş vesaire vermek için, devletin muhtaç olduğu paraları toplamaya çalışacaksınız. Bunu yaparken, başka
türlü yapılabilecek olan bir işi yapmaktayız; yani, nedir o başka türlü?.. Doğru dürüst vergi sistemi getirirsiniz, vergilendirilmemiş
kazançları vergilendirirsiniz, rant dünyasına el atarsınız; o açıklar, o şekilde karşılanır; ama, siz, o açıkları karşılayabilmek için,
hem ülkenin kocaman bir açığını yaratıyorsunuz hem insanlarımızın bu açığın içinde kaybolup gitmelerine yol açabilecek bir
durum yaratıyorsunuz. Teletaş örneği açık; yüzde 18’ini satalım falan diye başladık ve tamamı elimizden çıktı. Bu Türk Telekom
öyle bir şirket ki -bir arkadaşım ona dokundu- yönetim kurulu, gayet rahatlıkla elden çıkabilir; yüzde 51 kamunun elinde
zannediyoruz; ama, hisselerin paylaşımı bakımından, işte, PTT çalışanları vesaire dolayısıyla, onların ellerindeki hisseler
başkalarınca satın alınınca, gayet rahatlıkla elden çıkabilir ve Teletaş gibi kaybolup gider. Ha, kaybolup gitmez, burada kalır; ama,
kendi insanımızın hizmetini, kendimize kaynak yaratarak kullanmak varken, kendi insanımızın hizmetini, yabancılara gördürüp,
onların kazancını sağlamak gibi bir yola gireriz.
Onun için, burada, Sayın Başkan, maddeye ilişkin olarak, evet, Danıştay denetimi buraya girmiştir, yapılan işlemin sağlıklı
yapılabilmesi bakımından bu önlem alınmıştır; ama, bazen, ağaçlarla uğraşmaktan ormanı görmeyebiliriz ve orman, elimizden
kopmak üzere, gitmek üzere olan bir ormandır. O bakımdan, ben, tekrar; ama, tekrar, bu nokta üzerinde, yaptığımızın anlamı
üzerinde düşünmenizi rica ederek huzurunuzdan ayrılıyorum.
Teşekkür ederim. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Soysal.
3 üncü maddeyle ilgili olarak, salonda bulunup da oyunu kullanmayan sayın üye var mı efendim?..
Oyunu kullanmayan sayın üye varsa, oyunu kullansın, kupaları kaldırtacağım.
Efendim, gruplar adına başka söz isteyen?.. Yok.
Sayın Suat Pamukçu, şahsı adına...
SUAT PAMUKÇU (Bayburt) – Söz hakkımı Sayın Yılmazyıldız’a devrediyorum.
BAŞKAN – Peki efendim. Zaten, kendileri de söz istemişlerdi.
Sayın Yılmazyıldız; buyurun.
Süreniz 5 dakika efendim.
İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle, bu kanun tasarısı,
çoktandır beklediğimiz, oldukça iyi hazırlandığına inandığım bir kanun tasarısı. Gerçi, bu kurulu oluşturacak üyelerin
sıfatlarının, meslekî tecrübelerinin tanımlanmasının yararlı olabileceği kanaatindeyim; ama, ben, Hükümetin, bunu kullanırken,
mutlaka, bu alanda iyi deneyim kazanmış kişilerden olacağına inanıyorum.
Şimdi, benden önceki konuşmacılar, Sayın Soysal ve Sayın Fırat, işte, bu üyeleri, komisyon üyelerini oluşturacak kişilerin
lisans mezunu kişiler olmaları önemli de, bir de, hani, lisansüstü mezunu olmak, sanki, öylesine bir şeymiş gibi bir ifade kullandılar.
Eğer cümleyi iyi okurlarsa “Ancak, lisans düzeyinde bir öğrenimden sonra, sayılan dallarda, lisansüstü öğretim yapanlar da
komisyonlara üye olabilirler”den kasıt “mühendis tercih edilir; ama, yüksek mühendis de tercih edilir” demek değil “eğer eczacılık
eğitimi almışsa, üzerine de istatistik veyahut işletme okumuşsa, onlar da üye olabilir” demek; yoksa, yüksek lisans eğitimi alanları
küçümsemek değil burada...
Bir diğer olay, özellikle, örneğin, kablolu televizyon yatırımları uzun süredir yapılamıyor. Eğer, bu özelleştirme lisans devirleri
olsa... Yine, dünyada, telekom, çok hızlı gelişen bir sektör; neredeyse her ay, şu ana kadarki teknolojik yenileşmeyi alıp, yenisine
geçiyor. Örneğin “personal communication” diye bir olay var; uyduyla, hiçbir yere verici kurmadan, hemen dağ başındaki insanla da
konuşabileceğiniz bir sistem. Bunun yatırımını nereden yapacaksınız? İşte, bunu, lisans devriyle yapabilirsiniz. Yani, Türkiye’nin
teknolojiyi takip edebilmesi için, küreselleşen bu dünyada, böyle, çok muhafazakâr olmaya gerek yok. Türkiye, bu “sattırmam,
ettirmem” devirlerini çoktan kapattı. Gelişmek için, yeni teknolojileri takip etmek için, özelleştirmeyi yapmaya mecburuz.
Ben, firma hakkında konuşmak istemiyorum; ama, eğer, özel bir firma da olsanız, devlet mantığıyla yapılanmışsanız, gerçek
istihdamın üç katı eleman çalıştırıyorsanız, batma noktasına gelince birileri sizi alır. Onun için, gerçek rakamda insan istihdam
ederseniz, batmazsınız.
Dolayısıyla, buradaki özelleştirmeyi engellemek, Türkiye’nin telekomünikasyon alanında önünü tıkamaktır diye düşünüyorum.
Türkiye’nin bu alanda yapacağı yeni atılımlara vesile olacağı için, bu kanun tasarısının çok yararlı olduğuna bütün kalbimle
inanıyorum.
Bu düşüncelerle, hepinize saygı ve sevgiler sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın İlyas Yılmazyıldız.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Sayın Başkan, sataşma var.
BAŞKAN – Buyurun.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Biz özelleştirmeyi engelliyoruz değil; şu yapılan, özelleştirme değil, satış.
BAŞKAN – Satış... Peki efendim.
Üçüncü maddeyle ilgili olarak, salonda olup da oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.
Oy verme işlemi bitmiştir; kupayı kaldıralım.
(Oyların ayırımına başlandı)
BAŞKAN – Sayın Muhammet Polat, buyurun.
MUHAMMET POLAT (Aydın) – Vazgeçiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Peki efendim.
Sayın Fikret Karabekmez, buyurun.
FİKRET KARABEKMEZ (Malatya) – Muhterem Başkan, muhterem milletvekilleri; 85 sıra sayılı yasa tasarısının 4 üncü
maddesinde kişisel görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum.
Gecenin şu saatinde daha fazla vaktinizi almamak için, teknik ve hukukî yönden yasa tasarısını uygun gördüğümü bildiriyor,
Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum. (RP ve DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karabekmez.
Tabiî, gecenin bu saatinde güzel konuşmalar dinlemek de çok güzel oluyor. (Gülüşmeler)
Sayın milletvekilleri, 4 üncü madde üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.
Maddeyle ilgili olarak verilen önergeler vardır; yalnız, Anayasaya aykırılık önergesiyle beraber 4 önergeyi işleme koyuyorum.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı yasa tasarısının 4 üncü maddesinin Geçici Madde 6’da yer alan “gelir paylaşım esasına dayalı” ibaresinin “gelir
paylaşımı prensibine dayalı” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve talep ederim.
MehmetBedri İncetahtacı Mehmet Emin Aydınbaş Saffet Benli
Gaziantep İçel İçel
Lütfi Yalman Hanifi Demirkol Fethullah Erbaş
Konya Eskişehir Van
BAŞKAN – Öteki önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı yasa tasarısının 4 üncü maddesinin Geçici Madde 6’da yer alan “lisans sözleşmesine dönüştürülmesi
öngörülmüş” ibaresinin “lisans sözleşmesine dönüştürülmesi uygun görülmüş” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.
Mehmet Bedri İncetahtacı Mehmet Emin Aydınbaş Osman Pepe
Gaziantep İçel Kocaeli
Lütfi Yalman Kahraman Emmioğlu Saffet Benli
Konya Gaziantep İçel
BAŞKAN – Öteki önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı yasa tasarısının 4 üncü maddesinin Geçici Madde 6’da yer alan “Danıştayın incelemesinden geçirildikten sonra”
ibaresinin “Danıştayın tetkik ve kontrolünden geçirildikten sonra” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.
Mehmet Bedri İncetahtacı Mehmet Emin Aydınbaş Osman Pepe
Gaziantep İçel Kocaeli
Kahraman Emmioğlu Saffet Benli
Gaziantep İçel
BAŞKAN – Öteki önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 85 sıra sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısının, yasaya geçici bir madde eklenmesine ilişkin 4 üncü maddesi, Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine
aykırıdır.
Gerekçeleri ekte sunulan Anayasaya aykırılık konusunun, İçtüzüğün 84 üncü maddesi gereğince oylanmak üzere görüşülmesini
dileriz.
Saygılarımızla.
Ali Rahmi Beyreli Sema Pişkinsüt Mahmut Erdir
Bursa Aydın Eskişehir
Necati Albay Teoman Akgür Arif Sezer
Eskişehir Sakarya Adana
Mümtaz Soysal
Zonguldak
BAŞKAN – Bir Anayasaya aykırılık önergesi daha var; onu da okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Sayın Başkanlığına
Görüşülmekte olan 85 sıra sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısının 4 üncü maddesiyle eklenen Geçici Madde 6, Anayasanın, cumhuriyetin nitelikleriyle ilgili 2 nci maddesine, devletin
temel amaç ve görevleriyle ilgili 5 inci maddesine, yasama yetkisiyle ilgili 7 nci maddesine ve Anayasa Mahkemesinin kararlarıyla
ilgili 153 üncü maddesine aykırıdır.
Aykırılık önergemizin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 84 üncü maddesine göre işleme tabi tutulmasını
saygılarımızla arz ederiz.
Önder Sav Nihat Matkap Yahya Şimşek
Ankara Hatay Bursa
Algan Hacaloğlu Fatih Atay Ayhat Fırat
İstanbul Aydın Malatya
Yılmaz Ateş Bekir Kumbul
Ankara Antalya
BAŞKAN – Son okunan iki önerge, Anayasaya aykırılık önergesidir; ikisini birleştirerek işleme koyuyorum.
Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu efendim?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI İ. ERTAN YÜLEK (Adana) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Hükümet?..
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Komisyon ve Sayın Hükümet Anayasaya aykırılık önergelerine katılmıyor.
Sayın Soysal, önergenizin gerekçesini okuyalım mı; yoksa, konuşacak mısınız? Birleştirerek işleme koyduk efendim.
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Birleştirerek okunmasını rica ediyorum.
BAŞKAN – Öyle mi efendim?..
Sayın Sav, siz de mi öyle düşünüyorsunuz?
ÖNDER SAV (Ankara) – Evet, öyle düşünüyoruz.
BAŞKAN – Peki, efendim.
Yalnız, bu, emsal olmamak üzere... Gecenin bu saatinde böyle bir uygulama yaptık; ama...
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Sizin her yaptığınız emsal oluyor. Rica ederim... Öyle olsun.
BAŞKAN – Hayır, hayır... Yani, bugünkü bu şey... Çünkü iki tane önergeyi de birleştirdiğimize göre, bir gerekçeyi okumamız
lazım; ama, bugün pek ihtilaf yaratmamak için, böyle bir şeye teşebbüs ettim. Emsal teşkil etmez diyorum. Yani, ben...
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Sayın Başkan, biz, gerekçeleri ayrı ayrı yazıyoruz.
BAŞKAN – Efendim, müzakerelerimiz çok olgun bir havada geçiyor. Bu olgunluğa bir halel gelmemesi için devam ediyoruz.
Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Anayasanın 2 nci maddesindeki “hukuk devleti” ilkesine aykırılık.
Bu geçici maddeyle, geçmişe yönelik bir hüküm getirilmek istenmektedir ve iki yıl geriye, 10.6.1994 tarihinden daha geriye
gidilmeye çalışılmaktadır. Madde, 10.6.1994 tarihli ve 4000 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce, katma değerli
telekomünikasyon hizmetleri kapsamında PTT İşletmesi Genel Müdürlüğüyle imzalanmış ve lisans sözleşmesine dönüştürülmesi
öngörülmüş, gelir paylaşımı esasına dayalı sözleşmelerin her birinin lisans sözleşmelerine dönüştürülmesine, bu sözleşmelerdeki
lisans esasına geçişle ilgili hükümler saklı kalmak üzere, Bakanlar Kurulunca karar verilebileceğini belirtmektedir; ama, bu, aynı
zamanda, verilmeyebileceği anlamına da gelmektedir. Bunlar nedir; sadece cep telefonlarıdır. Dönemin Ulaştırma Bakanı Sayın
Topçu’nun açıklamalarına göre 1 milyar dolara verilmiştir ve yine Sayın Bakanın açıklamasına göre, Çiller Hükümeti tarafından
hâlâ tahsil edilmemiştir. Çünkü, bu hizmetleri satın alan gruplar iki medya kuruluşunundur ve biri Sayın Çiller’i desteklemekte, biri
karşı çıkmaktadır.
Maddenin düzenleniş biçimi, bu paraları hâlâ tahsil edemeyen Bakanlar Kuruluna esnek bir yetki vermektedir. Bu yetkiyle
Bakanlar Kurulu eski sözleşmeleri lisans sözleşmelerine dönüştürebilecek ya da dönüştürmeyebilecektir. Yani, yakınlık veya
uzaklığa göre cezalandırılacak ya da ödüllendirilecektir.
Bakanlar Kuruluna karar verme ya da vermeme yetkisi veren bu hüküm, Anayasaya aykırıdır; çünkü, yasama organı
kendisinden daha geniş bir yetkiyi yürütme organına devredemez.
BAŞKAN – Diğer önergenin gerekçesini okutuyorum:
Gerekçe:
Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1 , 2 ve 3 üncü maddeleri,
Anayasanın 2, 5, 7 ve 153 üncü maddelerine aykırıdır. Yasa tasarısının 4 üncü maddesi de Anayasaya aykırıdır. Anayasa
Mahkemesi 4046 sayılı yasanın 18 inci maddesinin (b) ve (c) bölümlerini Anayasaya aykırı bulup iptal etmiştir. Anılan iptal
hükmüne rağmen, aynı nitelik ve içerikte düzenleme yapmak, hukukun üstünlüğü ilkesine, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama,
yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlaması kesin kuralına aykırıdır.
Bu nedenlerle, tümü Anayasaya aykırı olan bir kanunun görüşülmekte olan 4 üncü maddesi, Geçici Madde 6, Anayasanın 2, 5, 7
ve 153 üncü maddelerine aykırıdır.
BAŞKAN – Bu, iki önergeyi birleştirerek işleme koymuştuk; Komisyon ve Hükümet katılmamıştı.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Sayın milletvekilleri, Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 3
üncü maddesinin yapılan açık oylamasına 273 sayın üye katılmış; 222 üye kabul, 51 üye ret oyu kullanmıştır. Böylece, 3 üncü
madde de kabul edilmiştir.
Önergeleri işleme koymaya devam ediyoruz.
Buyurun.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
85 sıra sayılı yasa tasarısının 4 üncü maddesinin Geçici Madde 6’da yer alan “Danıştay’ın incelemesinden geçirildikten
sonra” ibaresinin “Danıştay’ın tetkik ve kontrolünden geçirildikten sonra” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.
Mehmet Bedri İncetahtacı Gaziantep
ve arkadaşları
BAŞKAN – Sayın Kapusuz, geri mi alıyorsunuz?..
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Yürürlük maddesiyle ilgili önergemizi de geri alıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – İki tane... Onları da mı geri alıyorsunuz? İmza sahibi arkadaşlarınız geri alıyorsa, onları geri iade ediyoruz.
Buradalar mı efendim?
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Evet, buradalar.
BAŞKAN – Geri alıyorsunuz, tamam.
O zaman, 4 üncü maddenin oylamasının da açık oylama suretiyle yapılmasını talep eden bir önerge var; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan maddenin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin İçtüzüğünün 81 ve 143 üncü maddeleri uyarınca açık olarak
oylanmasını arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
BAŞKAN – Önergeyi veren arkadaşlarımızın Genel Kurul salonunda olup olmadığını tespit edeceğiz.
Yalçın Gürtan?.. Burada
Sema Pişkinsüt?.. Burada
Müjdat Koç?.. Burada
Mahmut Erdir?.. Burada.
Ali Ilıksoy?.. Burada.
Teoman Akgür?..
BAŞKAN – Teoman Bey yok mu?..
AYHAN FIRAT (Malatya) – Takabbül ediyorum.
BAŞKAN – Sayın Ayhan Fırat takabbül ettiler. Teoman Bey de geldi zaten.
Mehmet Aydın?.. Burada.
Hikmet Uluğbay?.. Burada.
A.Turan Bilge?.. Burada.
Fikret Uzunhasan?.. Burada.
Hikmet Aydın?.. Burada.
A.Rahmi Beyreli?.. Burada.
Hasan Gülay?.. Burada
Fevzi Aytekin?.. Burada.
Yavuz Bildik?.. Burada.
M.Güven Karahan?.. Burada.
C.Tufan Yazıcıoğlu?.. Burada.
Tuncay Karaytuğ?.. Burada.
Mustafa İlimen?.. Burada.
Aydın Tümen?.. Burada.
Mehmet Büyükyılmaz?.. Burada.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, açık oylamaya ilişkin olarak verilen önerge, İçtüzükte öngörülen yirmi imzayı ihtiva
etmektedir. Bu itibarla, tasarının bu maddesi de açık oylama suretiyle oylarınıza sunulacaktır.
Şimdi, açık oylamanın şeklini Genel Kurulun oyuyla belirleyeceğiz.
Açık oylamanın, kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Açık oylama, kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılacaktır.
Kupalar sıralar arasında dolaştırılsın.
(Oyların toplanmasına başlandı)
BAŞKAN – Salonda olup da oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.
Oylama işlemi bitmiştir.
Kupalar kaldırılsın.
(Oyların ayırımına başlandı)
BAŞKAN – 5 inci maddeyi okutuyorum:
MADDE 5. – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 5. – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Sayın Soysal, grup adına söz istiyorsunuz; buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakikadır.
DSP GRUBU ADINA MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın üyeler, gecenin bu saatinde, birçoğumuz değerli bir ulusal varlığı elden çıkarabilmek için büyük çaba içindeyken, bizim
de ters yönde bir çaba içinde olmamızı doğal karşılamanız gerekir diye düşünüyorum.
Onun için, Sayın Başkan, bu yürürlük maddesinin, yani, yasa yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer maddesinin, bazı önlemler
henüz alınmadığı için, tehlike yaratacağı düşüncesindeyiz. Nedir önlemler? Hemen yürürlüğe girerse ne olabilir? Onu anlamak için,
yakın tarihe bakmak yeter.
Ne diyor şimdi kabul buyuracağınız yasa: Bu blok satış yöntemleri bakımından, ihalelerden söz ediyor. Söz konusu ihalelerin
çapını düşünmeniz gerekir. Bu çap, insan muhayyilesini aşan, en azından, bizim gibi yoksul bir ülkenin insanlarının servet
düzeyine göre, onların muhayyilesini aşan bir çaptır. Çok büyük bir şeyin, milyarlarca dolar eden, hele, Türk Lirasına
dönüştürüldüğü zaman havsalamızın kolay kolay almayacağı rakamlara dönüşen bir satışın ihalesinden söz ediyoruz. Oysa, aynı
ülke, yürürlükteki ihale yasaları henüz yeterince güvenli olmadığı için, yeterince güvenilecek önlemleri içermediği için, bir ihale
zarfının başbakanın emriyle açılabildiği bir ülkedir. Böyle bir ülkede, bir başbakanın “ihale zarfını getirin bana, ben açayım,
içinde ne var” diyebildiği bir ülkede ve bunun sistem tarafından henüz yeterince cezalandırılmamış olduğu ve cezalandırılmasına
kalkışıldığı zaman da hükümetlerin bozulup hükümetlerin kurulduğu bir ülkede... TOFAŞ ihalesinden söz ediyorum...
HASAN EKİNCİ (Artvin) – Yeter... Ne ilgisi var?..
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Efendim, bunlar doğrudan doğruya maddeyle ilgili.
Böyle bir ülkede, bu önlemler alınmadan, böyle bir yasayı yürürlüğe sokmak, halkın çok büyük bir varlığını yine aynı
tehlikelere maruz bırakmaktır. O bakımdan, yürürlük maddesine dahi aleyhte oy vereceğiz.
Teşekkür ederim. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Soysal.
Başka... Sayın Uluğbay, söz mü istiyorsunuz efendim?
Şahsı adına Sayın Uluğbay; buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)
Pardon... Sayın Uluğbay, bir dakika... Bir dakika efendim... Sizden önce söz isteyen arkadaşlar var.
Sayın Suat Pamukçu var mı efendim?
HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Sayın Başkan, söz verdiniz bir kere...
BAŞKAN – Efendim özür dilerim... Liste önümdeydi, görmedim...
ULUÇ GÜRKAN (Ankara) – Başkanın sözü çiğnenmez.
BAŞKAN – Rica ediyorum arkadaşlar...
ÖNDER SAV (Ankara) – Açıklamasını yapsın...
BAŞKAN – Efendim, önce arkadaşlarımız...
Sayın Sav, olabilir yani... Bu kadar ihmalkârlığımız da toleransla karşılanabilir. (DSP sıralarından gürültüler)
ULUÇ GÜRKAN (Ankara) – Söz ağzınızdan çıktı...
SUAT PAMUKÇU (Bayburt) – Sayın Başkan, buradayım.
BAŞKAN – Efendim, Kanunlar Müdürlüğündeki arkadaşlarımıza, daha önce, arkadaşlarımız, yazılı müracaat etmişler, listeyi
buraya koydular. Ben arkadaşlara soracağım; eğer, onlar... Sayın arkadaşlarım...
Arkadaşımız geldi efendim; buyurun.
ŞÜKRÜ SİNA GÜREL (İzmir) – Sonradan gelenler konuşabiliyor mu?..
BAŞKAN – Üç kişi şahsı adına söz istemiş...
HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Sayın Başkan, emrivaki yapılmıştır size.
BAŞKAN – Yok efendim, emrivaki yok...
Buyurun Sayın Pamukçu.
SUAT PAMUKÇU (Bayburt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının 5 inci maddesi
üzerinde, şahsım adına söz almış bulunuyorum.
Bu tasarı, daha önce, Anayasaya aykırı olarak çıkarılmıştı; yeni Hükümet, Anayasaya uygun hale getirmiştir. Bu yüzden, hem
Hükümetimizi hem de katkısını esirgemeyen Komisyonumuzu huzurlarınızda tebrik ediyorum, teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca,
ANAP yerine anamuhalefet görevini üstlenen DSP Grubuna da, katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.
Saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim efendim.
Daha önce şahısları adına söz isteyenler, Sayın Suat Pamukçu, Sayın Muhammet Polat, Sayın Fikret Karabekmez...
VIII. – SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)
3. – Kastamonu Milletvekili Murat Başesgioğlu’nun, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun Grubuna sataşması nedeniyle
konuşması
MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Sataşmadan dolayı söz istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Size bir şey dedi mi?..
MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Grubumuza söyledi. “Anavatan Partisi, anamuhalefet...”
BAŞKAN – Efendim, teşekkür etti...
MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Görüşmeler mutedil şekilde devam ediyor, ses çıkarmıyoruz; ama, bu şekilde bir
sataşmadan dolayı da, müsaade ederseniz, söz istiyorum.
BAŞKAN – Yeni bir sataşmaya meydan vermemek üzere, buyurun Sayın Murat Başesgioğlu.
MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Hay hay...
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, söz verdiği için Sayın Başkana teşekkür ediyorum.
Telekom’la ilgili kanun tasarısına vermiş olduğumuz oylar ve Grubumuzun görüşlerini Yüce Genel Kurula ifade eden
arkadaşlarımızın görüşlerinden de anlaşılacağı üzere, bu tasarıya olumlu bakıyoruz; ki, bu tasarı, 53 üncü Cumhuriyet
Hükümetinin Başbakanı Sayın Yılmaz tarafından, o dönemde Parlamentoya sevk edilmiş, yasalaşması halinde de fayda mülahaza
ettiğimiz, bir kanun tasarısıdır; ama, endişemizi de belirttik.
Anayasaya aykırılıklar giderilmelidir ve şaibesiz, tertemiz, hiç kimsenin endişe duymayacağı bir satış yapılmalıdır. Anavatan
Partisi Grubumuzun endişesi budur. Eğer bu şekilde bir şaibe, bir endişe görürsek, şimdiden çekincelerimizi, itirazlarımızı
söylüyoruz -Sayın Mümtaz Hocam “burnundan getiririz” dedi; ama, biz o kadar sert demiyoruz- yetimin hakkını yedirmeyiz.
Hepinize saygılar sunarım.(ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Başesgioğlu.
VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
3. – Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/469) (S. Sayısı : 85) (Devam)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısının 4 üncü maddesinin yapılan açık oylamasına 289 sayın milletvekili katılmış; 240 kişi kabul, 49 kişi de ret vermek
suretiyle, 4 üncü madde de kabul edilmiştir.
Şimdi, şahısları adına, son konuşmayı yapmak üzere, Sayın Muhammet Polat; buyurun efendim. (RP sıralarından “saygı sun,
in” sesleri)
Arkadaşlar müdahale etmeyelim.
Yalnız çok da kısa konuşmayın, hakkınızı biraz kullanın.(Gülüşmeler)
MUHAMMET POLAT (Aydın) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; madde üzerinde görüşlerimi belirtmek üzere şahsım adına söz istemiştim, onun için
huzurlarınızdayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu madde de benim görüşüm doğrultusunda. Hükümetin ve Komisyonun hazırlamış olduğu madde üzerinde olumlu görüşlerimi
belirtir, hepinize saygılar sunarım. (RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim efendim.
Madde üzerindeki müzakereler bitmiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
Yürütme maddesini okutuyorum efendim.
MADDE 6.– Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok. (DSP sıralarından “var” sesleri) Var mı?..
DSP Grubu adına Sayın Uluğbay -Sayın Uluğbay dün de çok güzel konuşmalar yaptılar- buyurun efendim.(DSP sıralarından
alkışlar)
Sayın Uluğbay, süreniz 10 dakikadır, maddeye bağlı konuşursanız memnun olurum efendim.
DSP GRUBU ADINA HİKMET ULUĞBAY (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; biraz evvel şahsım adına söz istediğim madde için bir miktar açıklama yapmak
ihtiyacındayım.
Aslında, bu kürsüden, yürürlük maddesinin “altı ay sonra” olmasını teklif edecektim. Nedenini söyleyeyim: Özelleştirme
kararını Meclisin bir bölümü verecekse dahi, bazı şeyleri göz önüne alarak vermek durumundaydı. Bugün, Anayasamıza göre,
haberleşme gizlidir; ancak, Anayasanın verdiği bu güvence, bugüne değin, telefon devlet tekelinde olduğu için, ayrıca bir kanunla
düzenlenmemiştir. Bugün, Türkiye’de telefon hizmetleri, kısmen, belirli türleri itibariyle özelleştirilmiştir. Bu kanun da çıkıp,
uygulamaya girdiği vakit, kısa sürede, muhtemelen, devletin elindeki telefon da yaygın bir şekilde özelleşmiş olacak.
Peki, bu Meclis, bu kararı alırken, vatandaşın haberleşmesinin gizliliğine özen gösteren bir kanun çıkarmadan mı alacak? Ben,
biraz evvel “altı ay sonra olsun” teklifimi getirirken, Meclise “altı ay içinde, oturalım, haberleşmenin gizliliğini güvence altına
alacak bir kanun çıkaralım” diye teklif edecektim. Ancak, Sayın Başkanlık Divanı bana bu olanağı vermediği için, çok geçmiştir.
Siz, madde için tekriri müzakere önergesi vermediğiniz sürece, memleketimize yapabileceğiniz bir hizmeti de yapamaz noktaya
geldiniz.
Saygılar sunuyorum hepinize. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim; ama, siz de zamanında söz isteseydiniz, söz verirdim; sizden önce başka arkadaşlar söz istemiş.
Bende günah yok.
Efendim, madde üzerinde başka söz isteyen.
BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Sayın Başkan, ben son maddede söz isteyeceğim.
BAŞKAN – Sizden önce iki arkadaş söz istemiş.
BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Efendim, ben son maddede söz isteyeceğim.
BAŞKAN – Son madde bu efendim; ama, sizden önce, Muhammet Polat’la, Sayın Fikret...
BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – O zaman Grup adına söz istiyorum efendim.
BAŞKAN – O zaman buyurun Sayın Özdemir.
İRFETTİN AKAR (Muğla) – Efendim, şahıslara geçtiniz.
BAŞKAN – Efendim, ne yapalım; arkadaşlarımız son anda konuşmak istiyorlar.
NEVFEL ŞAHİN (Çanakkale) – Biltekin Bey konuşamaz; çünkü, Plan ve Bütçe Komisyonu üyesidir.
BAŞKAN – Biltekin Bey Komisyon üyesi aynı zamanda, Komisyon raporunun lehinde konuşacaklar.
Süreniz 10 dakikadır.
Buyurun.
ANAP GRUBU ADINA BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum söz verdiğiniz için.
Sayın Başkan, şu ana kadarki görüşmelerden de görüyoruz ki, Büyük Millet Meclisi, özellikle son dört beş gündür, Anavatan
Partisi tarafından, Anavatan Partisi Genel Başkanının kurmuş olduğu hükümet tarafından hazırlanmış olan tasarılara son şeklini
vererek halkımızın hizmetine sunma çabasını gösteriyor. (ANAP sıralarından alkışlar)
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Niye karşı çıktınız?
BİLTEKİN ÖZDEMİR (Devamla) – Biz, bu anlayış içerisinde, Anavatan Partisi olarak, gerek Plan ve Bütçe Komisyonunda
gerek Genel Kurulda, halkımızın yararına, ülkemizin çıkarına ve Anavatan felsefelerine uygun bulduğumuz yasaları, önce Türk
kamuoyuna, onların anlayışına ve konsensüsüne sunduk, kabul ettirdik, halkımızın tasvibini aldık. Bu politikalarımızın başında,
kamu iktisadî teşebbüslerinin, halkımız ve bireylerimizin denetimi altında kullanılması gereken faaliyetlerin, onların tasarrufuna
sunulması fikrini, Büyük Millet Meclisinin her kanadına kabul ettirdik, bugün de, o kabul ettirdiğimiz felsefenin bir önemli
uygulamasını burada tartışıyoruz.
MAHMUT NEDİM BİLGİÇ (Adıyaman) – U dönüşü!..
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Madde üzerinde konuş.
BİLTEKİN ÖZDEMİR (Devamla) – Burada, demin, Refah Partisinden bir değerli milletvekili arkadaşım, Anavatan Partisinin
niçin muhalefet yapmadığına işaretle, bir cümlecik söyledi, gerisini getirmeyip, kalktı gitti. Değerli arkadaşlarım, biz, muhalefeti, laf
olsun diye değil, hizmet olsun diye yapmak durumundayız. Her şeye muhalif kalmak için karşı gelmek, muhafelet yapmak değildir.
Bakınız değerli arkadaşlarım, Refah Partisinden bir başka arkadaşım, bundan bir müddet evvel, yine bu konu üzerinde vaki
görüşmeler sırasında ne diyor, hatırlayalım... (RP sıralarından “Maddeyle ilgisi ne?” sesleri) “Ne olmuş da, gecenin bu saatlerinde,
gece saat 24.00’e kadar çalışmamızı gerektiren nedir? Benim söylemeye dilim varmıyor; biz, yabancı şirketleri zengin etmek, altın
yumurtlayan tavuğu, yani PTT’nin T’sini belirli kişilere peşkeş çekmek için mi burada toplanmış bulunuyoruz?..” Bunu söyleyen
arkadaşımız... (ANAP ve DSP sıralarından “Arkada, arkada” sesleri, alkışlar) Bunu söyleyen arkadaşımız, şimdi geliyor,
Anavatan Partisine “Niçin muhalefet yaptı?” diye, son, U dönüşü değil, böyle O dönüşü niteliğinde bir beyanda bulunuyor. Bir defa,
bunu takdirlerinize sunuyorum...
BAŞKAN – Sayın Özdemir, biraz maddeyle ilgili konuşursanız memnun olurum. Ben, size çok müsamahalı davrandım, rica
ediyorum...
BİLTEKİN ÖZDEMİR (Devamla) – Sayın Başkan, görüştüğümüz madde...
BAŞKAN – Şimdiye kadar çok iyi götürdük, bu saatten sonra da katkınızı rica ediyorum.
MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Sayın Başkan, sayın hatibin hiç maddenin dışına çıktığı yok ki; siz müdahale
etmeyin.
BİLTEKİN ÖZDEMİR (Devamla) – ... bu düzenlemenin Bakanlar Kurulunca uygulanacağına ilişkin bir maddedir. Daha
evvelki maddelerde de, hatırlayacağınız gibi, Bakanlar Kuruluna, çok kere, bazı kanunlarda olmadığı ölçüde, özenli, özel görevler,
sorumluluklar tevdi edilmiştir. Bu tasarının 1 inci maddesinde de -hepimiz gördük, tartıştık- Bakanlar Kuruluna, çok değişik bir
görev verilmiştir. Bakınız, 1 inci maddenin üçüncü fıkrası ne diyor: “Değer tespiti sonuçları ile satışa sunulacak hisselerin ne
kadarının ve hangi satış yöntemiyle satılacağına, çalışanlar ve küçük tasarruf sahiplerine ayrılan yüzde 5’lik payın ne oranda
satılacağına, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının görüşü ve Ulaştırma Bakanlığının teklifi üzerine, Bakanlar Kurulunca karar
verilir.” Zaten şu tasarının belkemiği de budur.
Şimdi, ben buradan, 54 üncü Cumhuriyet Hükümetini uyarıyorum: Burada, gerçekten, Demokratik Sol Parti temsilcisi değerli
hocam Sayın Soysal’ın belirttiği gibi, devletin cumhuriyet döneminde vaki en değerli birikimlerini, ülkemizin yararına olduğu
mülahazasıyla satmaya kısmen de olsa, karar vermiş bulunuyoruz. Buna, Anavatan Partisi olarak biz de içtenlikle katıldık. Yalnız,
tekrar ediyorum ve bu kanunu uygulamakla yükümlü olduğu, sorumlu olduğu belirtilen ve kanunun metninde kendisine özenle görev
verilmiş olan Türkiye Cumhuriyetinin 54 üncü Hükümetinin, bundan önceki bazı hükümetlerde, o hükümetlerin bazı mensupları
hakkında hâlâ vicdanları sızlatan ve şüpheleri bertaraf etmemiş olan tereddütlere bir kere daha fırsat vermeyecek şekilde titiz
davranmalarını istirham ediyorum. Bakanlar Kurulunun uygulamalarını harfiyen ve hassasiyetle takip edeceğimizi bilgilerinize
sunuyor, hepinize saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özdemir.
Madde üzerindeki müzakereler bitmiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler.... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
Tümünün oylanmasından önce, Sayın Halit Dumankaya lehte söz istemişlerdir; buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)
Sayın Dumankaya, süreniz 5 dakika efendim.
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; bir haber vermek istiyorum ki, bu Hükümet, 54
üncü Hükümet, telefona zam yaptı, gizli bir zam yaptı. Komptörleri düşürterek yaptı milleti kandırmak için; onu haber veriyorum.
Bizi dinleyenler, telefonlarını aman dikkatli kullansınlar!
Bunu belirttikten sonra, bu kanun tasarısına, Anavatan Partisi mensupları olarak biz, beyaz oy vereceğiz. Niye beyaz oy
vereceğiz? Eğer biz iktidarda olsaydık, buna olumlu oy verecektik. Muhalefette ne dediysek, iktidarda da onu yapan bir partiyiz.
Bakın, değerli bir kardeşim buradan bizi suçladı; o zaman muhalefetteydi. Bu satışla ilgili olarak bakın ne diyor Refah Partili
kardeşim: “Bu, âdeta, iflas etmiş bir tüccarın, dükkânındaki malları satmak için, yatak odasının anahtarını yabancılara teslim
etmesinin ifadesidir.” Bu ağır kelimeyle, bu satışı onaylamıyor...
ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Hangisi doğru?..
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – ...ama, şimdi, iktidara gelince, bu satışı onayladığını söylüyor. (ANAP ve DSP
sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, biz, Anavatan Partisi olarak... Şunu belirtmek istiyorum ki, burada, bu satışın şaibesiz yapılması lazım,
Anayasaya uygun yapılması lazım. Sayın Hoca söyledi: “Bu, Türkiye’nin yıldızıdır.” Bu yıldızı parlatan da Anavatan Partisidir.
MAHMUT NEDİM BİLGİÇ (Adıyaman) – Hadi canım sende!..
HALİT DUMANKAYA (Devamla) – Ama, Anavatan Partisi bunu yaparken, elbette ki, babasının parasıyla yapmadı; fakirin,
fukaranın, yetimin, köylünün, çiftçinin parasıyla yapmıştır.
Bu satış pazarlıkları yapılırken, sakın ha, bunun pazarlığı yalılarda yapılmasın!
Bu duygularla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dumankaya.
Aleyhte, Sayın Zekeriya Temizel; buyurun efendim.
Bir dakikanızı rica ediyorum.
Sayın milletvekilleri, kanun tasarısının tümüyle ilgili açık oylama istemi var ve bir de Sayın Temizel’in konuşması var. Belki,
çalışmalarımızın saat 24.00’ü geçme ihtimali var.
Bu kanun tasarısının müzakeresi bitirilip oylama sonucu alınıncaya kadar çalışma süresinin uzatılmasını oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Buyurun Sayın Temizel.
ZEKERİYA TEMİZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türk Telekom Anonim Şirketinin bir kısım
hisselerinin satışına olanak tanımak için gerçekleştirilen yasa tasarısının tümüne ilişkin oyumun rengini belirtmek için söz almış
bulunuyorum.
KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) – Oyunun rengi zaten belli...
ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – Değerli milletvekilleri, öncelikle şunu belirtmek isterim: Demokratik Sol Parti,
özelleştirmeye karşı değildir. Demokratik Sol Parti, sadece “özelleştirme” adı altında, kamunun malının, bu devletin malının
peşkeş çekilmesine karşıdır. (DSP sıralarından alkışlar)
Türk Telekom Anonim Şirketinin özelleştirilmesi çerçevesinde, zaten anonim şirket haline getirilmiş olan bu kurumun belirli
hisselerinin borsalarda kote edilmek suretiyle satılmasının ve bu suretle de kurumun kaynak sağlamasının, özelleştirmenin en iyi
örneği olduğunu biliyorsunuz.
Özelleştirme, hiçbir zaman, tek bir yöntemle yapılan bir olay değildir. Bazı yöntemlerde, kamunun, devletin hakkını
korursunuz, devletin egemenliğini korursunuz, özellikle stratejik bazı yatırımlarda; ama, bazılarında da elden çıkarırsınız,
satarsınız. İşte, Demokratik Sol Parti, bu tür satışlara karşıdır.
Değerli milletvekilleri, müzakere ettiğimiz yasa tasarısıyla yapılan olay, sadece bir özelleştirme olayı değildir. Yapılan
düzenleme, satış suretiyle, Türkiye’nin çok stratejik bir kurumunun elden çıkarılmasıdır. İşte, Demokratik Sol Parti, buna
karşıdır; Anayasa Mahkemesinin de kararında belirtildiği gibi, Türk Devletinin bağımsızlığını zedeleyecek, çağdaş teknolojiyi
izleme ve gelişme konusunda kamunun inisiyatifini engelleyecek boyutlarda olmasına karşıdır. İşte bu nedenle, Demokratik Sol
Parti, Türk Telekom Anonim Şirketi hisselerinin borsalarda kote edilmek suretiyle özelleştirilmesi olayının oldukça iyi bir
özelleştirme örneği olacağını ve bu şekilde de çok önemli bir kaynak yaratılacağını söylemektedir.
Değerli milletvekilleri, Demokratik Sol Parti, övünmekte olduğumuz, gerçekten gurur duyduğumuz bir kurumun blok olarak
satışına karşıdır; çünkü, Türkiye, blok satışın, bu tür kurumlarda nasıl sonuçlar doğurduğunu, yakın geçmişinde gördü; işte bu
nedenle, özellikle bu kadar stratejik bir kurumun blok satışına karşıdır.
Demokratik Sol Parti, Türk Telekom hisselerinin blok olarak yabancılara satılmasına karşıdır; çünkü, ülke telekomünikasyon
sisteminin çağdaş teknolojinin gerisinde kalmaması için, araştırmalarını ve yatırımlarını sorumluluk anlayışı içerisinde sürdürme
yükümlülüğünün devam etmesini istemektedir; işte bu nedenle, blok olarak yabancılara satılmasına karşıdır.
Değerli milletvekilleri, işte bu nedenlerle, bu tasarıyı, bu haliyle, ülke yararına olmayan ve Anayasaya aykırı bir tasarı
bulduğumuz için, ret oyu kullanacağız.
Oyumuzun rengini bu şekilde ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Temizel.
Sayın milletvekilleri, tasarının tümü üzerindeki müzakereler sona ermiştir.
Tasarının oylama biçimiyle ilgili bir önerge vardır; oylamanın açık oylama biçiminde yapılmasını...
ABDULLAH AKARSU (Manisa) – Sayın Başkan, bir saniye... Bir sorum var: Telefona zam yapıldı mı; onu öğrenmek
istiyorum.
BAŞKAN – Efendim, soru zamanı geçti.
ABDULLAH AKARSU (Manisa) – Soru zamanı geçer mi? Bakın, gecenin bu vaktine kadar bekledik. Onu bir öğrenebilir miyiz
efendim?
BAŞKAN – Yazılı sorarsınız.
ABDULLAH AKARSU (Manisa) – Efendim, buna hakkımız var. Lütfen Sayın Başkanım... Aydınlanması lazım.
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Her zaman sorabilir... Ne demek!
BAŞKAN – Efendim, soru zamanı geçti, konuşmalar bitti, oylamaya geçtik.
HALİT DUMANKAYA (İstanbul) – Geçmedik...
MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Hayır... Kısa bir soru Sayın Başkan.
ABDULLAH AKARSU (Manisa) – Sayın Başkanım, lütfen...
ZEKİ ÇAKAN (Bartın) – Sayın Bakan cevap vermek istiyor; niye engellemek istiyorsunuz Sayın Başkan?
BAŞKAN – Efendim, bundan önceki usulümüzde, sorular, konuşmalar bittikten sonra, önergeler oylanmadan önce soruluyordu;
kanun tasarısının müzakeresi bitti, lehte aleyhte konuşmalar bitti; onun için, siz, yazılı sorarsınız.
Sayın Halit Dumankaya burada dedi ki: “Telefona zam yapıldı.” Eğer zam yapılmamışsa, Hükümet temsilcisi çıkar burada
“zam yapılmadı” der.
ABDULLAH AKARSU (Manisa) – Onu, o zaman tavzih etsinler; yapıldı mı yapılmadı mı, onu öğrenmek istiyoruz.
MUSTAFA ÜNALDI (Konya) – Dumankaya biliyor; o söylesin.
YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) – Kaşıkla verdiklerini kepçeyle almayacaklardı!..
BAŞKAN – Peki efendim.
Önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan tasarının bütünü üzerinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 81 inci ve 143 üncü maddeleri
uyarınca açık olarak oylama yapılmasını arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
BAŞKAN – İmza sahiplerinin salonda bulunup bulunmadıklarını arayacağım:
Yalçın Gürtan?.. Burada
Sema Pişkinsüt?.. Burada
Müjdat Koç?.. Burada
Ali Ilıksoy?.. Burada
Teoman Akgür?.. Burada
Hasan Gülay?.. Burada
Fevzi Aytekin?.. Burada
İbrahim Yavuz Bildik?.. Burada
Mehmet Aydın?.. Burada
Ali Rahmi Beyreli?.. Burada
Hikmet Uluğbay?.. Burada
Mustafa Güven Karahan?.. Burada
Tuncay Karaytuğ?.. Burada
Cafer Tufan Yazıcıoğlu?.. Burada
Fikret Uzunhasan?.. Burada
Mehmet Yaşar Ünal?.. Burada
Mustafa İlimen?.. Burada
Aydın Tümen?.. Burada
Zekeriya Temizel?.. Burada
Mehmet Büyükyılmaz?.. Burada
BAŞKAN – 20 imza oldu; böylece, tasarının tümü açık oylama suretiyle Genel Kurulun oyuna sunulacaktır.
Şimdi, açık oylamanın biçimini Genel Kurulun oyuyla tespit edeceğiz.
Açık oylamanın, kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Açık oylamanın, kupaların sıralar arasında dolaştırılması suretiyle yapılması kabul edilmiştir.
Yanında basılı oy pusulası olmayan sayın milletvekillerinin, Başkanlıkça oy pusulası olarak bastırılan beyaz kâğıda, adını,
soyadını oyunun rengini yazarak, imza atıp, kutuya atmasını rica ediyorum.
Kupalar sıralar arasında dolaştırılsın.
(Oylar toplandı)
BAŞKAN – Oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.
Oy verme işlemi bitmiştir; kupalar kaldırılsın.
(Oyların ayırımı yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısının tümünün açık oylama sonucunu arz ediyorum: Oylamaya 285 sayın milletvekili katılmış; 236 kabul, 48 ret, 1 geçersiz
oy kullanılmıştır; böylece, yasa tasarısı kanunlaşmıştır.
Hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. İnşallah, bu yasayla, memleketimize, beklenen fayda en iyi şekilde sağlanacaktır.
Sayın Bakan, bir teşekkür konuşması yapmak ister misiniz efendim?..
Buyurun.
ULAŞTIRMA BAKANI ÖMER BARUTÇU (Zonguldak) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; bugün, gerçekten çok
mutlu bir gün. Türk Telekom’un bu hale gelmesinde, Yüce Mecliste bulunan siyasî partilerimizin hemen hemen hepsinin büyük
hissesi vardır.
Türk Telekom, bilindiği üzere, ilk defa, Doğru Yol Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi Hükümeti zamanında, kanun kuvvetinde
bir kararnameyle kurulmuş; sonradan, Türk Telekom hisselerinin yüzde 49’unun özelleştirilmesi, yine Doğru Yol Partisi ve
Cumhuriyet Halk Partisi Hükümetleri tarafından Yüce Meclise arz edilmiş ve Yüce Mecliste kanunlaşmıştır; ancak, bilindiği üzere,
aradan bir müddet geçtikten sonra, Anayasa Mahkemesi, üç fıkrasını iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin üç fıkrayı iptalinden
sonra, özellikle Bakanlığımdaki uzman arkadaşlarım beş ayı aşkın bir süre içerisinde çalışmışlar; Anayasaya aykırılığı
konusunda, maddeler ve fıkralardaki cümleler ayıklanmış; çok titizlikle, Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesine uyulmuştur.
Burada, birkaç sözcü arkadaşımız, özellikle Anayasaya aykırılık üzerinde durmuşlardır; Anayasaya aykırılık, kesinlikle bahis
konusu olmamıştır. Stratejik önemi konuşulmuştur; ama, Bolivya’dan Fildişi Sahillerine kadar, dünyada 40 ülkenin yaptığı bu
özelleştirmeyi, biz ancak bugün yapabildik; ama, yine de mutluyuz, yine de mesuduz.
Bu kanunun çıkmasında emeği geçen değerli parlamenterlerimize, katkıda bulunan değerli parlamenterlerimize teşekkür ve
minnetlerimi sunuyorum.
Ayrıca, Türk Telekom personeline, Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ve Ulaştırma Bakanlığı mensuplarına da teşekkürler
ediyorum, minnetlerimi sunuyorum.
Sayın Başkanı dirayetli idaresinden dolayı bir defa daha kutluyor, Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Divan Üyesi arkadaşlarımızın da büyük katkısı oldu; özellikle Sayın Ünal Yaşar arkadaşımız gerçekten
çok yoruldular, kendilerine teşekkür ediyoruz; Sayın Zeki Ergezen arkadaşımıza da.
Teşekkür ederiz Sayın Bakan.
Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini görüşmek için, 2 Ağustos 1996 Cuma günü saat
14.00’te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.
Kapanma Saati : 00.02
IX. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – Hatay Milletvekili Fuat Çay’ın, ülkemizdeki vakıfların sayısı ve illere göre dağılımına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı
Ahmet Cemil Tunç’un yazılı cevabı (7/1023)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Ahmet Cemil Tunç tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini
saygılarımla arz ederim.
1. Türkiye’de mevcut vakıf sayısı ne kadardır? Bunların kaçı 1981 yılından sonra kurulmuştur?
2. Bu vakıfların illere göre dağılımı nasıldır?
3. Bu vakıflar nasıl sınıflandırılmaktadır? Faaliyet alanlarına, konularına veya amaçlarına göre yapılan sınıflandırma
dikkate alındığında sayısal dağılım nasıldır?
Fuat Çay
Hatay
T.C.
Devlet Bakanlığı
Sayı : B.02.0.012/04.01-039 1.8.1996
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
İlgi : TBMM Başkanlığının 23.7.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/1023-2534/6859 sayılı yazınız.
İlgi yazınızla Bakanlığımıza intikal ettirilen, Hatay Milletvekili FuatÇay’ın yazılı soru önergesine verilen cevap ekte
gönderilmiştir.
Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.
Ahmet Cemil Tunç
Devlet Bakanı
Hatay Milletvekili FuatÇay’ın 7/1023-2534 Sayılı
Yazılı Soru Önergesine Verilen Cevaptır
Soru 1. Türkiye’de mevcut vakıf sayısı ne kadardır? Bunların kaçı 1981 yılından sonra kurulmuştur?
Cevap 1. Türkiye’de halen faaliyet gösteren yeni vakıf sayısı 3717 adettir. 1981 yılından sonra 3021 adet yeni vakıf
kurulmuştur.
Soru 2. Bu vakıfların illere göre dağılımı nasıldır?
Cevap 2. Yeni vakıfların illere göre dağılımını gösterir liste ekte sunulmuştur. (EK-1)
3294 Sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu gereğince 921 İl ve İlçede kurulan Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışma Vakıfları ile 74 ilde kurulu İl Çevre Koruma Vakıflarının sayısı listeye dahil değildir.
Soru 3. Bu vakıflar nasıl sınıflandırılmaktadır? Faaliyet alanlarına, konularına veya amaçlarına göre yapılan sınıflandırma
dikkate alındığında sayısal dağılım nasıldır?
Cevap 3. Yeni vakıfların kuruluş amaçlarına göre dağılımını gösterir liste ilişikte sunulmuştur. (EK-2)
Arz ederim.

26.5.1927 Tarih ve 1050 Sayılı, 14.7.1965 Tarih ve 657 Sayılı, 16.8.1961 Tarih ve 351 Sayılı, 29.8.1977 Tarih ve 2108 Sayılı,
4.11.1981 Tarih ve 2547 Sayılı, 23.5.1928 Tarih ve 1322 Sayılı, 9.11.1983 Tarih ve 2946 Sayılı ve 11.11.1986 Tarih ve 3320
Sayılı Kanunların Bazı Hükümlerinde Değişiklik Yapılması ve Bazı Hükümlerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun
Tasarısına verilen oyların sonucu :

Üye Sayısı : 550 Kanunlaşmıştır.
Kullanılan Oy : 203
Kabul Edenler : 201
Reddedenler : —
Çekinserler : —
Geçersiz Oylar : —
Oya Katılmayanlar : 349
Açık Üyelikler : —
Mükerrer Oylar : 2

(Kabul Edenler)
ADANA
Cevdet Akçalı
Yakup Budak
Sıtkı Cengil
İ. Cevher Cevheri
M. Halit Dağlı
İbrahim Ertan Yülek
ADIYAMAN
Mahmut Nedim Bilgiç
Ahmet Çelik
Ahmet Doğan
AFYON
Sait Açba
İsmet Attila
Osman Hazer
Yaman Törüner
Nuri Yabuz
AĞRI
M. Sıddık Altay
Cemil Erhan
Celal Esin
M. Ziyattin Tokar
AKSARAY
Mehmet Altınsoy
Murtaza Özkanlı
AMASYA
Ahmet İyimaya
Cemalettin Lafcı
ANKARA
Saffet Arıkan Bedük
Ömer Ekinci
Mehmet Gölhan
Ahmet Tekdal
Rıza Ulucak
ANTALYA
Osman Berberoğlu
Hayri Doğan
ARDAHAN
Saffet Kaya
ARTVİN
Hasan Ekinci
AYDIN
Ali Rıza Gönül
Nahit Menteşe
Muhammet Polat
BALIKESİR
Abdülbaki Ataç
Ahmet Bilgiç
İsmail Özgün
BATMAN
Musa Okçu
Faris Özdemir
BAYBURT
Suat Pamukçu
BİNGÖL
Hüsamettin Korkutata
Mahmut Sönmez
BİTLİS
Zeki Ergezen
BOLU
Feti Görür
Necmi Hoşver
Mustafa Yünlüoğlu
BURSA
Mehmet Altan Karapaşaoğlu
Cemal Külahlı
Turhan Tayan
Ertuğrul Yalçınbayır
ÇANKIRI
İsmail Coşar
ÇORUM
Bekir Aksoy
Mehmet Aykaç
Zülfikâr Gazi
DENİZLİ
M. Kemal Aykurt
Mehmet Gözlükaya
Ramazan Yenidede
DİYARBAKIR
Ferit Bora
Seyyit Haşim Haşimi
Ömer Vehbi Hatipoğlu
Yakup Hatipoğlu
EDİRNE
Evren Bulut
ELAZIĞ
Mehmet Ağar
Hasan Belhan
Cİhan Paçacı
Ahmet Cemil Tunç
ERZİNCAN
Tevhit Karakaya
Naci Terzi
ERZURUM
Lütfü Esengün
İsmail Köse
Ömer Özyılmaz
Şinasi Yavuz
ESKİŞEHİR
Hanifi Demirkol
GAZİANTEP
Nurettin Aktaş
Kahraman Emmioğlu
Mehmet Bedri İncetahtacı
GİRESUN
Turhan Alçelik
Ergun Özdemir
GÜMÜŞHANE
Lütfi Doğan
HATAY
Süleyman Metin Kalkan
Mehmet Sılay
IĞDIR
Şamil Ayrım
ISPARTA
Ömer Bilgin
A. Aykon Doğan
Mustafa Köylü
Halil Yıldız
İÇEL
Fevzi Arıcı
Mehmet Emin Aydınbaş
Saffet Benli
Turhan Güven
Ayfer Yılmaz
İSTANBUL
Yıldırım Aktuna
Sedat Aloğlu
Taykar Altıkulaç
Azmi Ateş
Tansu Çiller
Süleyman Arif Emre
Hasan Tekin Enerem
Ekrem Erdem
Mehmet Fuat Fırat
Metin Işık
İsmail Kahraman
Cefi Jozef Kamhi
Hüseyin Kansu
Hayri Kozakçıoğlu
Mehmet Ali Şahin
Ali Topuz
Osman Yumakoğulları
Bahattin Yücel
Bahri Zengin
Namık Kemal Zeybek
İZMİR
Turhan Arınç
Hasan Denizkurdu
Ufuk Söylemez
İsmail Yılmaz
KAHRAMANMARAŞ
Avni Doğan
Ahmet Dökülmez
Mustafa Kamalak
Mehmet Sağlam
KARABÜK
Hayrettin Dilekcan
KARS
Sabri Güner
Zeki Karabayır
KASTAMONU
Fethi Acar
Nurhan Tekinel
Haluk Yıldız
KAYSERİ
Memduh Büyükkılıç
Nurettin Kaldırımcı
Salih Kapusuz
KIRIKKALE
Kemal Albayrak
Hacı Filiz
Mikail Korkmaz
KIRŞEHİR
Ömer Demir
KİLİS
Mustafa Kemal Ateş
Doğan Güreş
KOCAELİ
Necati Çelik
İsmail Kalkandelen
Osman Pepe
KONYA
Hüseyin Arı
Veysel Candan
Necati Çetinkaya
Hasan Hüseyin Öz
Mustafa Ünaldı
Lütfi Yalman
Mehmet Ali Yavuz
KÜTAHYA
Ahmet Derin
İsmail Karakuyu
Mehmet Korkmaz
Metin Perli
MALATYA
Yaşar Canbay
Fikret Karabekmez
MANİSA
Rıza Akçalı
Bülent Arınç
Yahya Uslu
MARDİN
Fehim Adak
Mahmut Duyan
Hüseyin Yıldız
MUĞLA
İrfettin Akar
Mustafa Dedeoğlu
Enis Yalım Erez
MUŞ
Necmettin Dede
Nedim İlci
Erkan Kemaloğlu
Sabahattin Yıldız
NEVŞEHİR
Mehmet Elkatmış
NİĞDE
Mehmet Salih Katırcıoğlu
ORDU
Hüseyin Olgun Akın
Mustafa Hasan Öz
SAKARYA
Nevzat Ercan
SAMSUN
Ahmet Demircan
Nafiz Kurt
Musa Uzunkaya
SİİRT
Mehmet Emin Aydın
SIVAS
Musa Demirci
Tahsin Irmak
Temel Karamollaoğlu
Abdullatif Şener
ŞANLIURFA
Sedat Edip Bucak
İbrahim Halil Çelik
Zülfükar İzol
Abdülkadir Öncel
ŞIRNAK
Mehmet Tatar
TEKİRDAĞ
Nihan İlgün
Hasan Peker
TOKAT
Abdullah Arslan
Ali Şevki Erek
Bekir Sobacı
TRABZON
Yusuf Bahadır
Kemalettin Göktaş
Şeref Malkoç
İsmail İlhan Sungur
VAN
Maliki Ejder Arvas
Mustafa Bayram
Fethullah Erbaş
Şaban Şevli
Mahmut Yılbaş
YALOVA
Cevdet Aydın
YOZGAT
İlyas Arslan
Kazım Arslan
Yusuf Bacanlı
Abdullah Örnek
ZONGULDAK
Ömer Barutçu
(Oya Katılmayanlar)
ADANA
Uğur Aksöz
İmren Aykut
İbrahim Yavuz Bildik
M. Ali Bilici
Mehmet Büyükyılmaz
Erol Çevikçe
Veli Andaç Durak (İ.A.)
Tuncay Karaytuğ
Orhan Kavuncu
Mustafa Küpeli
Arif Sezer
ADIYAMAN
Mahmut Bozkurt
Celal Topkan
AFYON
H. İbrahim Özsoy
Kubilay Uygun
AĞRI
Yaşar Eryılmaz
AKSARAY
Nevzat Köse
Sadi Somuncuoğlu
AMASYA
Aslan Ali Hatipoğlu
Haydar Oymak
ANKARA
İlhan Aküzüm
Nejat Arseven
Yılmaz Ateş
Ahmet Bilge
Hasan Hüseyin Ceylan
Gökhan Çapoğlu
Cemil Çiçek
Ali Dinçer
Mehmet Ekici
Eşref Erdem
Ünal Erkan
Agah Oktay Güner
Halis Uluç Gürkan (Bşk. V.)
Şaban Karataş
İrfan Köksalan
M. Seyfi Oktay
Mehmet Sağdıç
Önder Sav
Yücel Seçkiner (İ. A.)
İlker Tuncay
Aydın Tümen
Hikmet Uluğbay
Ersönmez Yarbay
ANTALYA
Deniz Baykal
Arif Ahmet Denizolgun
Emre Gönensay
İbrahim Gürdal
Bekir Kumbul
Sami Küçükbaşkan
Yusuf Öztop
Metin Şahin
ARDAHAN
İsmet Atalay
ARTVİN
Metin Arifağaoğlu
Süleyman Hatinoğlu
AYDIN
Cengiz Altınkaya
M. Fatih Atay
Sema Pişkinsüt
İsmet Sezgin
Yüksel Yalova
BALIKESİR
Safa Giray
Tamer Kanber
Mustafa Güven Karahan
İ. Önder Kırlı (İ. A.)
Hüsnü Sıvalıoğlu
İlyas Yılmazyıldız
BARTIN
Zeki Çakan
Köksal Toptan
Cafer Tufan Yazıcıoğlu
BATMAN
Alaattin Sever Aydın
Ataullah Hamidi
BAYBURT
Ülkü Güney
BİLECİK
Şerif Çim
Bahattin Şeker (B.)
BİNGÖL
Kazım Ataoğlu
BİTLİS
Edip Safder Gaydalı
Kâmran İnan
Abdulhaluk Mutlu
BOLU
Avni Akyol
Abbas İnceayan
Mustafa Karslıoğlu
BURDUR
Mustafa Çiloğlu
Yusuf Ekinci
Kâzım Üstüner
BURSA
Yüksel Aksu
Ali Rahmi Beyreli
Abdülkadir Cenkçiler
Cavit Çağlar
İlhan Kesici
Hayati Korkmaz
Feridun Pehlivan
Ali Osman Sönmez
Yahya Şimşek
İbrahim Yazıcı
ÇANAKKALE
Hikmet Aydın
Mustafa Cumhur Ersümer
Ahmet Küçük
Nevfel Şahin
A. Hamdi Üçpınarlar
ÇANKIRI
Mete Bülgün
Ahmet Uyanık
ÇORUM
Hasan Çağlayan
Yasin Hatiboğlu (Bşk. V.)
Ali Haydar Şahin
DENİZLİ
Hilmi Develi
Adnan Keskin
Hasan Korkmazcan (Bşk. V.)
Haluk Müftüler
DİYARBAKIR
Abdülkadir Aksu
Muzaffer Arslan
M. Salim Ensarioğlu (B.)
Sacit Günbey (B.)
Sebgetullah Seydaoğlu
Salih Sümer
EDİRNE
Ümran Akkan
Mustafa İlimen
Erdal Kesebir
ELAZIĞ
Ömer Naimi Barım
ERZİNCAN
Mustafa Kul
Mustafa Yıldız
ERZURUM
Zeki Ertugay
Abdulilah Fırat
Necati Güllülü
Aslan Polat
ESKİŞEHİR
Necati Albay
Mustafa Balcılar
Demir Berberoğlu
İbrahim Yaşar Dedelek
Mahmut Erdir
GAZİANTEP
Mehmet Batallı
Hikmet Çetin
Ali Ilıksoy
Mustafa R. Taşar
Ünal Yaşar
Mustafa Yılmaz (İ. A.)
GİRESUN
Burhan Kara
Yavuz Köymen
Rasim Zaimoğlu
GÜMAŞHANE
Mahmut Oltan Sungurlu
HAKKÂRİ
Naim Geylani
Mustafa Zeydan
HATAY
Abdulkadir Akgöl
Fuat Çay
Ali Günay
Nihat Matkap
Levent Mıstıkoğlu
Atila Sav
Ali Uyar
Hüseyin Yayla
IĞDIR
Adil Aşırım
ISPARTA
Erkan Mumcu
İÇEL
Oya Araslı
Halil Cin
Ali Er
Abdulbaki Gökçel
D. Fikri Sağlar
Mustafa İstemihan Talay
Rüştü Kâzım Yücelen
İSTANBUL
Bülent Akarcalı
Meral Akşener
Ziya Aktaş
Ahat Andican
Refik Aras
Mehmet Aydın
Mustafa Baş
Mukadder Başeğmez
Ali Coşkun
Nami Çağan
Gürcan Dağdaş (B.)
Hüsnü Doğan
Halit Dumankaya
Bülent Ecevit
Algan Hacaloğlu
Ercan Karakaş
Yılmaz Karakoyunlu
M. Cavit Kavak
Ahmet Güryüz Ketenci
Osman Kılıç
Mehmet Tahir Köse
Emin Kul
Göksal Küçükali
Aydın Menderes
Necdet Menzir
Mehmet Moğultay
Yusuf Namoğlu
Ali Oğuz
Altan Öymen
Korkut Özal
Ali Talip Özdemir
H. Hüsamettin Özkan
Yusuf Pamuk
Mehmet Cevdet Selvi
Mehmet Sevigen
Ahmet Tan
Güneş Taner
Bülent Tanla
Zekeriya Temizel
Erdoğan Toprak
Şadan Tuzcu
İZMİR
Veli Aksoy
Ali Rıza Bodur
Işın Çelebi
İ. Kaya Erdem
Sabri Ergül
Şükrü Sina Gürel
Aydın Güven Gürkan
Gencay Gürün
Birgen Keleş
Mehmet Köstepen
Atilla Mutman
Metin Öney
Ahmet Piriştina
Rüşdü Saracoglu
Işılay Saygın (B.)
Rıfat Serdaroğlu
Süha Tanık
Hakan Tartan
Sabri Tekir (B.)
Zerrin Yeniceli
KAHRAMANMARAŞ
Esat Bütün
Hasan Dikici
Ali Doğan
Ali Şahin
KARABÜK
Şinasi Altıner
Erol Karan
KARAMAN
Abdullah Özbey
Zeki Ünal
Fikret Ünlü
KARS
Y. Selahattin Beyribey
Çetin Bilgir
KASTAMONU
Murat Başesgioğlu
Hadi Dilekçi
KAYSERİ
İsmail Cem
Osman Çilsal
Ayvaz Gökdemir
Abdullah Gül (B.)
Recep Kırış
İbrahim Yılmaz
KIRIKKALE
Recep Mızrak
KIRKLARELİ
İrfan Gürpınar
A. Sezal Özbek
Cemal Özbilen
Necdet Tekin
KIRŞEHİR
Mehmet Ali Altın
Cafer Güneş
KOCAELİ
Bülent Atasayan
Halil Çalık
Şevket Kazan (B.)
Onur Kumbaracıbaşı
Hayrettin Uzun
Bekir Yurdagül
KONYA
Ahmet Alkan
Abdullah Turan Bilge
Nezir Büyükcengiz
Remzi Çetin
Necmettin Erbakan (Başbakan)
Abdullah Gencer
Ali Günaydın
Teoman Rıza Güneri (B.)
Mehmet Keçeciler
KÜTAHYA
Mustafa Kalemli (Başkan)
Emin Karaa
MALATYA
Miraç Akdoğan
Oğuzhan Asiltürk
Metin Emiroğlu
Ayhan Fırat
M. Recai Kutan (B.)
MANİSA
Abdullah Akarsu
Tevfik Diker
Ayseli Göksoy
Hasan Gülay
Sümer Oral
Ekrem Pakdemirli
Cihan Yazar
Erdoğan Yetenç
MARDİN
Muzaffer Arıkan
Süleyman Çelebi
Ömer Ertaş
MUĞLA
Lale Aytaman
Zeki Çakıroğlu
Fikret Uzunhasan
NEVŞEHİR
Abdülkadir Baş
Esat Kıratlıoğlu
NİĞDE
Doğan Baran
Akın Gönen
Ergun Özkan
ORDU
İhsan Çabuk
Mustafa Bahri Kibar
Müjdat Koç
Nabi Poyraz
Refaiddin Şahin
Şükrü Yürür
RİZE
Avni Kabaoğlu
Ahmet Kabil
Ahmet Mesut Yılmaz
Şevki Yılmaz
SAKARYA
Teoman Akgür
Nezir Aydın
Cevat Ayhan (B.)
Ertuğrul Eryılmaz
Ahmet Neidim
Ersin Taranoğlu
SAMSUN
Cemal Alişan
İrfan Demiralp
Ayhan Gürel
Yalçın Gürtan
Murat Karayalçın
Biltekin Özdemir
Latif Öztek
Adem Yıldız
SİİRT
Ahmet Nurettin Aydın
Nizamettin Sevgili
SİNOP
Metin Bostancıoğlu
Kadir Bozkurt
Yaşar Topçu
SIVAS
Mahmut Işık
Nevzat Yanmaz
Muhsin Yazıcıoğlu
ŞANLIURFA
Necmettin Cevheri
Seyit Eyyüpoğlu
Eyüp Cenap Gülpınar
Ahmet Karavar
M. Fevzi Şıhanlıoğlu
ŞIRNAK
Bayar Ökten
Mehmet Salih Yıldırım
TEKİRDAĞ
Fevzi Aytekin
Bayram Fırat Dayanıklı
Enis Sülün
TOKAT
Hanefi Çelik
Metin Gürdere
Ahmet Fevzi İnceöz
Şahin Ulusoy
TRABZON
Eyüp Aşık
Ali Kemal Başaran
İbrahim Çebi
Hikmet Sami Türk
TUNCELİ
Kamer Genç (Bşk. V.)
Orhan Veli Yıldırım
UŞAK
Yıldırım Aktürk
Hasan Karakaya
Mehmet Yaşar Ünal
VAN
Şerif Bedirhanoğlu
YALOVA
Yaşar Okuyan
YOZGAT
Lütfullah Kayalar
İsmail Durak Ünlü
ZONGULDAK
Veysel Atasoy
Necmettin Aydın
Tahsin Boray Baycık
Hasan Gemici
Mümtaz Soysal
(Mükerrer Oylar)
TEKİRDAĞ TOKAT
Nihan İlgün Ali Şevki Erek

Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 1 inci maddesine verilen
oyların sonucu :

Üye Sayısı : 550
Kullanılan Oy : 238 Kabul Edilmiştir.
Kabul Edenler : 215
Reddedenler : 20
Çekinserler : —
Geçersiz Oylar : 1
Oya Katılmayanlar : 320
Açık Üyelikler : —
Mükerrer Oylar : 8

(Kabul Edenler)
ADANA
Cevdet Akçalı
Yakup Budak
Sıtkı Cengil
İ. Cevher Cevheri
M. Halit Dağlı
İbrahim Ertan Yülek
ADIYAMAN
Mahmut Nedim Bilgiç
Ahmet Çelik
Ahmet Doğan
AFYON
Sait Açba
Osman Hazer
Nuri Yabuz
AĞRI
M. Sıddık Altay
Cemil Erhan
Celal Esin
M. Ziyattin Tokar
AKSARAY
Murtaza Özkanlı
Sadi Somuncuoğlu
AMASYA
Ahmet İyimaya
Cemalettin Lafcı
ANKARA
İlhan Aküzüm
Saffet Arıkan Bedük
Hasan Hüseyin Ceylan
Ömer Ekinci
Ünal Erkan
Mehmet Gölhan
Ahmet Tekdal
ANTALYA
Osman Berberoğlu
Hayri Doğan
ARDAHAN
Saffet Kaya
ARTVİN
Hasan Ekinci
AYDIN
Ali Rıza Gönül
Muhammet Polat
BALIKESİR
Abdülbaki Ataç
Ahmet Bilgiç
Safa Giray
İsmail Özgün
İlyas Yılmazyıldız
BARTIN
Zeki Çakan
BATMAN
Alaattin Sever Aydın
Musa Okçu
Faris Özdemir
BAYBURT
Suat Pamukçu
BİLECİK
Bahattin Şeker
BİNGÖL
Kazım Ataoğlu
Hüsamettin Korkutata
Mahmut Sönmez
BOLU
Feti Görür
Mustafa Yünlüoğlu
BURSA
Mehmet Altan Karapaşaoğlu
İlhan Kesici
Cemal Külahlı
Turhan Tayan
ÇANAKKALE
Mustafa Cumhur Ersümer
ÇANKIRI
İsmail Coşar
Ahmet Uyanık
ÇORUM
Bekir Aksoy
Mehmet Aykaç
Zülfikâr Gazi
DENİZLİ
M. Kemal Aykurt
Mehmet Gözlükaya
DİYARBAKIR
Yakup Hatipoğlu
EDİRNE
Evren Bulut
ELAZIĞ
Ömer Naimi Barım
Hasan Belhan
Cihan Paçacı
Ahmet Cemil Tunç
ERZİNCAN
Tevhit Karakaya
Naci Terzi
ERZURUM
Zeki Ertugay
Lütfü Esengün
Ömer Özyılmaz
Aslan Polat
ESKİŞEHİR
Mustafa Balcılar
Hanifi Demirkol
GAZİANTEP
Nurettin Aktaş
Kahraman Emmioğlu
Mehmet Bedri İncetahtacı
GİRESUN
Turhan Alçelik
Ergun Özdemir
HAKKÂRİ
Mustafa Zeydan
HATAY
Ali Uyar
IĞDIR
Şamil Ayrım
ISPARTA
Ömer Bilgin
A. Aykon Doğan
Mustafa Köylü
Halil Yıldız
İÇEL
Mehmet Emin Aydınbaş
Saffet Benli
Turhan Güven
Ayfer Yılmaz
İSTANBUL
Yıldırım Aktuna
Sedat Aloğlu
Taykar Altıkulaç
Azmi Ateş
Tansu Çiller
Hüsnü Doğan
Süleyman Arif Emre
Hasan Tekin Enerem
Ekrem Erdem
Mehmet Fuat Fırat
Metin Işık
İsmail Kahraman
Hüseyin Kansu
Hayri Kozakçıoğlu
Ali Oğuz
Mehmet Ali Şahin
Osman Yumakoğulları
Bahattin Yücel
Bahri Zengin
İZMİR
Turhan Arınç
Hasan Denizkurdu
Ufuk Söylemez
Sabri Tekir
KAHRAMANMARAŞ
Avni Doğan
Ahmet Dökülmez
KARABÜK
Hayrettin Dilekcan
KARS
Sabri Güner
KASTAMONU
Fethi Acar
Murat Başesgioğlu
Nurhan Tekinel
Haluk Yıldız
KAYSERİ
Memduh Büyükkılıç
Osman Çilsal
Abdullah Gül
Nurettin Kaldırımcı
Salih Kapusuz
KIRIKKALE
Kemal Albayrak
Hacı Filiz
Mikail Korkmaz
KIRŞEHİR
Ömer Demir
Çafer Güneş
KİLİS
Mustafa Kemal Ateş
Doğan Güreş
KOCAELİ
Necati Çelik
KONYA
Hüseyin Arı
Veysel Candan
Remzi Çetin
Necati Çetinkaya
Necmettin Erbakan
Abdullah Gencer
Mehmet Keçeciler
Hasan Hüseyin Öz
Lütfi Yalman
Mehmet Ali Yavuz
KÜTAHYA
Ahmet Derin
İsmail Karakuyu
Mehmet Korkmaz
Metin Perli
MALATYA
Yaşar Canbay
Fikret Karabekmez
MANİSA
Rıza Akçalı
Bülent Arınç
Yahya Uslu
MARDİN
Fehim Adak
Mahmut Duyan
Ömer Ertaş
Hüseyin Yıldız
MUĞLA
İrfettin Akar
Mustafa Dedeoğlu
Enis Yalım Erez
MUŞ
Necmettin Dede
Nedim İlci
Erkan Kemaloğlu
Sabahattin Yıldız
NEVŞEHİR
Mehmet Elkatmış
NİĞDE
Doğan Baran
Mehmet Salih Katırcıoğlu
ORDU
Hüseyin Olgun Akın
Mustafa Hasan Öz
SAKARYA
Nezir Aydın
Nevzat Ercan
Ertuğrul Eryılmaz
SAMSUN
Nafiz Kurt
Biltekin Özdemir
Latif Öztek
Musa Uzunkaya
SİİRT
Ahmet Nurettin Aydın
Mehmet Emin Aydın
SİNOP
Kadir Bozkurt
SIVAS
Tahsin Irmak
Temel Karamollaoğlu
Abdullatif Şener
ŞANLIURFA
Sedat Edip Bucak
Necmettin Cevheri
İbrahim Halil Çelik
Zülfükar İzol
Ahmet Karavar
Abdülkadir Öncel
M. Fevzi Şıhanlıoğlu
ŞIRNAK
Mehmet Tatar
TEKİRDAĞ
Nihan İlgün
Hasan Peker
TOKAT
Abdullah Arslan
Ali Şevki Erek
Ahmet Fevzi İnceöz
Bekir Sobacı
TRABZON
Yusuf Bahadır
İbrahim Çebi
Kemalettin Göktaş
Şeref Malkoç
İsmail İlhan Sungur
UŞAK
Hasan Karakaya
VAN
Maliki Ejder Arvas
Mustafa Bayram
Fethullah Erbaş
Şaban Şevli
Mahmut Yılbaş
YALOVA
Cevdet Aydın
YOZGAT
İlyas Arslan
Kazım Arslan
Yusuf Bacanlı
Abdullah Örnek
ZONGULDAK
Necmettin Aydın
Ömer Barutçu
(Reddedenler)
ADANA
İbrahim Yavuz Bildik
Mehmet Büyükyılmaz
Tuncay Karaytuğ
ANKARA
Hikmet Uluğbay
ANTALYA
Metin Şahin
BALIKESİR
Mustafa Güven Karahan
BURSA
Ali Rahmi Beyreli



EDİRNE
Mustafa İlimen
ESKİŞEHİR
Necati Albay
Mahmut Erdir
İSTANBUL
Ziya Aktaş
Mehmet Aydın
Nami Çağan
MANİSA
Hasan Gülay
Cihan Yazar
(Geçersiz Oy)
BOLU
Necmi Hoşver
MUĞLA
Fikret Uzunhasan
ORDU
İhsan Çabuk
SAKARYA
Teoman Akgür
TEKİRDAĞ
Fevzi Aytekin
UŞAK
Mehmet Yaşar Ünal




ADANA
Uğur Aksöz
İmren Aykut
M. Ali Bilici
Erol Çevikçe
Veli Andaç Durak (İ.A.)
Orhan Kavuncu
Mustafa Küpeli
Arif Sezer
ADIYAMAN
Mahmut Bozkurt
Celal Topkan
AFYON
İsmet Attila
H. İbrahim Özsoy
Yaman Törüner
Kubilay Uygun
AĞRI
Yaşar Elyılmaz
AKSARAY
Mehmet Altınsoy (B.)
Nevzat Köse
AMASYA
Aslan Ali Hatipoğlu
Haydar Oymak
ANKARA
Nejat Arseven
Yılmaz Ateş
Ahmet Bilge
Gökhan Çapoğlu
Cemil Çiçek
Ali Dinçer
Mehmet Ekici
Eşref Erdem
Agah Oktay Güner
Halis Uluç Gürkan (Bşk. V.)
Şaban Karataş
İrfan Köksalan
M. Seyfi Oktay
Mehmet Sağdıç
Önder Sav
(Oya Katılmayanlar)
Yücel Seçkiner (İ. A.)
İlken Tuncay
Aydın Tümen
Rıza Ulucak
Ersönmez Yarbay
ANTALYA
Deniz Baykal
Arif Ahmet Denizolgun
Emre Gönensay
İbrahim Gürdal
Bekir Kumbul
Sami Küçükbaşkan
Yusuf Öztop
ARDAHAN
İsmet Atalay
ARTVİN
Metin Arifağaoğlu
Süleyman Hatinoğlu
AYDIN
Cengiz Altınkaya
M. Fatih Atay
Nahit Menteşe
Sema Pişkinsüt
İsmet Sezgin
Yüksel Yalova
BALIKESİR
Tamer Kanber
İ. Önder Kırlı (İ. A.)
Hüsnü Sıvalıoğlu
BARTIN
Köksal Toptan
Cafer Tufan Yazıcıoğlu
BATMAN
Ataullah Hamidi
BAYBURT
Ülkü Güney
BİLECİK
Şerif Çim
BİTLİS
Zeki Ergezen
Edip Safder Gaydalı

Kâmran İnan
Abdulhaluk Mutlu
BOLU
Avni Akyol
Abbas İnceayan
Mustafa Karslıoğlu
BURDUR
Mustafa Çiloğlu
Yusuf Ekinci
Kâzım Üstüner
BURSA
Yüksel Aksu
Abdülkadir Cenkçiler
Cavit Çağlar
Hayati Korkmaz
Feridun Pehlivan
Ali Osman Sönmez
Yahya Şimşek
Ertuğrul Yalçınbayır
İbrahim Yazıcı
ÇANAKKALE
Hikmet Aydın
Ahmet Küçük
Nevfel Şahin
A. Hamdi Üçpınarlar
ÇANKIRI
Mete Bülgün
ÇORUM
Hasan Çağlayan
Yasin Hatiboğlu (Bşk. V.)
Ali Haydar Şahin
DENİZLİ
Hilmi Develi
Adnan Keskin
Hasan Korkmazcan (Bşk. V.)
Haluk Müftüler
Ramazan Yenidede
DİYARBAKIR
Abdülkadir Aksu
Muzaffer Arslan
Ferit Bora
M. Salim Ensarioğlu (B.)
Sacit Günbey (B.)
Seyyit Haşim Haşimi
Ömer Vehbi Hatipoğlu
Sebgetullah Seydaoğlu
Salih Sümer
EDİRNE
Ümran Akkan
Erdal Kesebir
ELAZIĞ
Mehmet Ağar (B.)
ERZİNCAN
Mustafa Kul
Mustafa Yıldız
ERZURUM
Abdulilah Fırat
Necati Güllülü
İsmail Köse
Şinasi Yavuz
ESKİŞEHİR
Demir Berberoğlu
İbrahim Yaşar Dedelek
GAZİANTEP
Mehmet Batallı
Hikmet Çetin
Ali Ilıksoy
Mustafa R. Taşar
Ünal Yaşar
Mustafa Yılmaz (İ. A.)
GİRESUN
Burhan Kara
Yavuz Köymen
Rasim Zaimoğlu
GÜMAŞHANE
Lütfi Doğan
Mahmut Oltan Sungurlu
HAKKÂRİ
Naim Geylani
HATAY
Abdulkadir Akgöl
Fuat Çay
Ali Günay
Süleyman Metin Kalkan
Nihat Matkap
Levent Mıstıkoğlu
Atila Sav
Ali Uyar
Mehmet Sılay
Hüseyin Yayla
IĞDIR
Adil Aşırım
ISPARTA
Erkan Mumcu
İÇEL
Oya Araslı
Fevzi Arıcı
Halil Cin
Ali Er
Abdulbaki Gökçel
D. Fikri Sağlar
Mustafa İstemihan Talay
Rüştü Kâzım Yücelen
İSTANBUL
Bülent Akarcalı
Meral Akşener
Ahat Andican
Refik Aras
Mustafa Baş
Mukadder Başeğmez
Ali Coşkun
Gürcan Dağdaş (B.)
Halit Dumankaya
Bülent Ecevit
Algan Hacaloğlu
Cefi Jozef Kamhi
Ercan Karakaş
Yılmaz Karakoyunlu
M. Cavit Kavak
Ahmet Güryüz Ketenci
Osman Kılıç
Mehmet Tahir Köse
Emin Kul
Göksal Küçükali
Aydın Menderes
Necdet Menzir
Mehmet Moğultay
Yusuf Namoğlu
Altan Öymen
Korkut Özal
Ali Talip Özdemir
H. Hüsamettin Özkan
Yusuf Pamuk
Mehmet Cevdet Selvi
Mehmet Sevigen
Ahmet Tan
Güneş Taner
Bülent Tanla
Zekeriya Temizel
Erdoğan Toprak
Ali Topuz
Şadan Tuzcu
Namıl Kemal Zeybek (B.)
İZMİR
Veli Aksoy
Ali Rıza Bodur
Işın Çelebi
İ. Kaya Erdem
Sabri Ergül
Şükrü Sina Gürel
Aydın Güven Gürkan
Gencay Gürün
Birgen Keleş
Mehmet Köstepen
Atilla Mutman
Metin Öney
Ahmet Piriştina
Rüşdü Saracoglu
Işılay Saygın (B.)
Rıfat Serdaroğlu
Süha Tanık
Hakan Tartan
Zerrin Yeniceli
KAHRAMANMARAŞ
Esat Bütün
Hasan Dikici
Ali Doğan
Mustafa Kamalak
Mehmet Sağlam (B.)
Ali Şahin
KARABÜK
Şinasi Altıner
Erol Karan
KARAMAN
Abdullah Özbey
Zeki Ünal
Fikret Ünlü
KARS
Y. Selahattin Beyribey
Çetin Bilgir
Zeki Karabayır
KASTAMONU
Hadi Dilekçi
KAYSERİ
İsmail Cem
Ayvaz Gökdemir
Recep Kırış
İbrahim Yılmaz
KIRIKKALE
Recep Mızrak
KIRKLARELİ
İrfan Gürpınar
A. Sezal Özbek
Cemal Özbilen
Necdet Tekin
KIRŞEHİR
Mehmet Ali Altın
KOCAELİ
Bülent Atasayan
Halil Çalık
İsmail Kalkandelen
Şevket Kazan (B.)
Onur Kumbaracıbaşı
Osman Pepe
Hayrettin Uzun
Bekir Yurdagül
KONYA
Ahmet Alkan
Abdullah Turan Bilge
Nezir Büyükcengiz
Ali Günaydın
Teoman Rıza Güneri (B.)
Mustafa Ünaldı
KÜTAHYA
Mustafa Kalemli (Başkan)
Emin Karaa
MALATYA
Miraç Akdoğan
Oğuzhan Asiltürk
Metin Emiroğlu
Ayhan Fırat
M. Recai Kutan (B.)
MANİSA
Abdullah Akarsu
Tevfik Diker
Ayseli Göksoy
Sümer Oral
Ekrem Pakdemirli
Erdoğan Yetenç
MARDİN
Muzaffer Arıkan
Süleyman Çelebi
MUĞLA
Lale Aytaman
Zeki Çakıroğlu
NEVŞEHİR
Abdülkadir Baş
Esat Kıratlıoğlu
NİĞDE
Akın Gönen
Ergun Özkan
ORDU
Mustafa Bahri Kibar
Müjdat Koç
Nabi Poyraz
Refaiddin Şahin
Şükrü Yürür
RİZE
Avni Kabaoğlu
Ahmet Kabil
Ahmet Mesut Yılmaz
Şevki Yılmaz
SAKARYA
Cevat Ayhan (B.)
Ahmet Neidim
Ersin Taranoğlu
SAMSUN
Cemal Alişan
İrfan Demiralp
Ahmet Demircan (B.)
Ayhan Gürel
Yalçın Gürtan
Murat Karayalçın
Adem Yıldız
SİİRT
Nizamettin Sevgili
SİNOP
Metin Bostancıoğlu
Yaşar Topçu
SIVAS
Musa Demirci (B.)
Mahmut Işık
Nevzat Yanmaz
Muhsin Yazıcıoğlu
ŞANLIURFA
Seyit Eyyüpoğlu
Eyüp Cenap Gülpınar
ŞIRNAK
Bayar Ökten
Mehmet Salih Yıldırım
TEKİRDAĞ
Bayram Fırat Dayanıklı
Enis Sülün
TOKAT
Hanefi Çelik
Metin Gürdere
Şahin Ulusoy
TRABZON
Eyüp Aşık
Ali Kemal Başaran
Hikmet Sami Türk
TUNCELİ
Kamer Genç (Bşk. V.)
Orhan Veli Yıldırım
UŞAK
Yıldırım Aktürk
VAN
Şerif Bedirhanoğlu
YALOVA
Yaşar Okuyan
YOZGAT
Lütfullah Kayalar
İsmail Durak Ünlü
ZONGULDAK
Veysel Atasoy
Tahsin Boray Baycık
Hasan Gemici
Mümtaz Soysal
(Mükerrer Oylar)
BALIKESİR
Abdulbaki Ataç
İSTANBUL
İsmail Kahraman
İZMİR
Hasan Denizkurdu
Ufuk Söylemez
KIRIKKALE
Hacı Filiz
MARDİN
Mahmut Duyan
ŞANLIURFA
Sedat Edip Bucak
TRABZON
Kemalettin Göktaş
Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 2 inci maddesine verilen
oyların sonucu :

Üye Sayısı : 550
Kullanılan Oy : 262 Kabul Edilmiştir.
Kabul Edenler : 221
Reddedenler : 36
Çekinserler : —
Geçersiz Oylar : —
Oya Katılmayanlar : 293
Açık Üyelikler : —
Mükerrer Oylar : 5

(Kabul Edenler)
ADANA
Cevdet Akçalı
Yakup Budak
Sıtkı Cengil
İ. Cevher Cevheri
M. Halit Dağlı
Veli Andaç Durak
İbrahim Ertan Yülek
ADIYAMAN
Mahmut Nedim Bilgiç
Ahmet Çelik
AFYON
Sait Açba
İsmet Attila
Osman Hazer
Nuri Yabuz
AĞRI
M. Sıddık Altay
Cemil Erhan
Yaşar Elyılmaz
Celal Esin
M. Ziyattin Tokar
AKSARAY
Mehmet Altınsoy
Murtaza Özkanlı
AMASYA
Ahmet İyimaya
Cemalettin Lafcı
ANKARA
İlhan Aküzüm
Saffet Arıkan Bedük
Ahmet Bilge
Ömer Ekinci
Ünal Erkan
Mehmet Gölhan
Ahmet Tekdal
Rıza Ulucak
ANTALYA
Osman Berberoğlu
Hayri Doğan
ARDAHAN
Saffet Kaya
ARTVİN
Hasan Ekinci
AYDIN
Ali Rıza Gönül
Muhammet Polat
BALIKESİR
Abdülbaki Ataç
Ahmet Bilgiç
Safa Giray
İsmail Özgün
İlyas Yılmazyıldız
BARTIN
Zeki Çakan
BATMAN
Alaattin Sever Aydın
Musa Okçu
Faris Özdemir
BAYBURT
Suat Pamukçu
BİLECİK
Bahattin Şeker
BİNGÖL
Hüsamettin Korkutata
Mahmut Sönmez
BOLU
Feti Görür
Necmi Hoşver
Mustafa Yünlüoğlu
BURDUR
Mustafa Çiloğlu
BURSA
Abdülkadir Cenkçiler
Mehmet Altan Karapaşaoğlu
Cemal Külahlı
Turhan Tayan
ÇANAKKALE
Mustafa Cumhur Ersümer
Nevfel Şahin
ÇANKIRI
İsmail Coşar
Ahmet Uyanık
ÇORUM
Bekir Aksoy
Mehmet Aykaç
Zülfikâr Gazi
Yasin Hatiboğlu
DENİZLİ
M. Kemal Aykurt
Mehmet Gözlükaya
Ramazan Yenidede
DİYARBAKIR
Ferit Bora
M. Salim Ensarioğlu
Yakup Hatipoğlu
EDİRNE
Evren Bulut
ELAZIĞ
Mehmet Ağar
Ömer Naimi Barım
Hasan Belhan
Cihan Paçacı
Ahmet Cemil Tunç
ERZİNCAN
Tevhit Karakaya
Naci Terzi
ERZURUM
Zeki Ertugay
Lütfü Esengün
Abdulilah Fırat
İsmail Köse
Ömer Özyılmaz
Aslan Polat
ESKİŞEHİR
Mustafa Balcılar
Hanifi Demirkol
GAZİANTEP
Nurettin Aktaş
Kahraman Emmioğlu
Mehmet Bedri İncetahtacı
GİRESUN
Turhan Alçelik
Ergun Özdemir
HAKKÂRİ
Mustafa Zeydan
HATAY
Süleyman Metin Kalkan
Mehmet Sılay
Ali Uyar
IĞDIR
Şamil Ayrım
ISPARTA
Ömer Bilgin
A. Aykon Doğan
Mustafa Köylü
Halil Yıldız
İÇEL
Mehmet Emin Aydınbaş
Saffet Benli
Ayfer Yılmaz
İSTANBUL
Yıldırım Aktuna
Sedat Aloğlu
Taykar Altıkulaç
Azmi Ateş
Tansu Çiller
Gürcan Dağdaş
Hüsnü Doğan
Süleyman Arif Emre
Hasan Tekin Enerem
Ekrem Erdem
Mehmet Fuat Fırat
Metin Işık
İsmail Kahraman
Hüseyin Kansu
Hayri Kozakçıoğlu
Ali Oğuz
Mehmet Ali Şahin
Osman Yumakoğulları
Bahattin Yücel
Bahri Zengin
Namık Kemal Zeybek
İZMİR
Turhan Arınç
Hasan Denizkurdu
Ufuk Söylemez
Sabri Tekir
KAHRAMANMARAŞ
Avni Doğan
Mustafa Kamalak
Mehmet Sağlam
KARABÜK
Hayrettin Dilekcan
KARS
Sabri Güner
KASTAMONU
Fethi Acar
Murat Başesgioğlu
Nurhan Tekinel
Haluk Yıldız
KAYSERİ
Memduh Büyükkılıç
Osman Çilsal
Nurettin Kaldırımcı
KIRIKKALE
Kemal Albayrak
Hacı Filiz
Mikail Korkmaz
Recep Mızrak
KIRŞEHİR
Ömer Demir
Çafer Güneş
KİLİS
Mustafa Kemal Ateş
Doğan Güreş
KOCAELİ
Necati Çelik
Şevket Kazan
KONYA
Hüseyin Arı
Veysel Candan
Remzi Çetin
Necati Çetinkaya
Necmettin Erbakan
Abdullah Gencer
Ali Günaydın
Mehmet Keçeciler
Hasan Hüseyin Öz
Lütfi Yalman
Mehmet Ali Yavuz
KÜTAHYA
Ahmet Derin
İsmail Karakuyu
Mehmet Korkmaz
Metin Perli
MALATYA
Yaşar Canbay
Fikret Karabekmez
MANİSA
Rıza Akçalı
Bülent Arınç
Yahya Uslu
MARDİN
Fehim Adak
Mahmut Duyan
Hüseyin Yıldız
MUĞLA
İrfettin Akar
Mustafa Dedeoğlu
Enis Yalım Erez
MUŞ
Nedim İlci
Erkan Kemaloğlu
Sabahattin Yıldız
NEVŞEHİR
Mehmet Elkatmış
ORDU
Hüseyin Olgun Akın
Mustafa Hasan Öz
SAKARYA
Nezir Aydın
Nevzat Ercan
Ertuğrul Eryılmaz
SAMSUN
Nafiz Kurt
Latif Öztek
Musa Uzunkaya
SİNOP
Kadir Bozkurt
SIVAS
Musa Demirci
Tahsin Irmak
Temel Karamollaoğlu
Abdullatif Şener
ŞANLIURFA
Sedat Edip Bucak
Necmettin Cevheri
Zülfükar İzol
Ahmet Karavar
Abdülkadir Öncel
M. Fevzi Şıhanlıoğlu
ŞIRNAK
Mehmet Tatar
TEKİRDAĞ
Nihan İlgün
Hasan Peker
TOKAT
Abdullah Arslan
Ali Şevki Erek
Ahmet Fevzi İnceöz
Bekir Sobacı
TRABZON
Yusuf Bahadır
Kemalettin Göktaş
İsmail İlhan Sungur
UŞAK
Hasan Karakaya
VAN
Maliki Ejder Arvas
Mustafa Bayram
Fethullah Erbaş
Şaban Şevli
YALOVA
Cevdet Aydın
YOZGAT
İlyas Arslan
Kazım Arslan
Yusuf Bacanlı
Abdullah Örnek
ZONGULDAK
Necmettin Aydın
Ömer Barutçu
(Reddedenler)
ADANA
İbrahim Yavuz Bildik
Tuncay Karaytuğ
AMASYA
Haydar Oymak
ANKARA
Halis Uluç Gürkan
Önder Sav
Aydın Tümen
Hikmet Uluğbay
ANTALYA
Bekir Kumbul
Metin Şahin
AYDIN
Sema Pişkinsüt
BARTIN
Cafer Tufan Yazıcıoğlu
BAYBURT
Ülkü Güney
BURDUR
Kâzım Üstüner
BURSA
Ali Rahmi Beyreli
ÇANAKKALE
Hikmet Aydın
GAZİANTEP
Ali Ilıksoy
HATAY
Ali Günay
Nihat Matkap
İÇEL
Abdülbaki Güncel
Mustafa İstemihan Talay
İSTANBUL
Mehmet Aydın
Nami Çağan
Alga Hacaloğlu
İZMİR
Veli Aksoy
KONYA
Abdullah Turan Bilge
MALATYA
Ayhan Fırat
MANİSA
Hasan Gülay
Cihan Yazar
MARDİN
Ömer Ertaş
MUĞLA
Fikret Uzunhasan
ORDU
İhsan Çabuk
Şükrü Yürür
SAKARYA
Teoman Akgür
SİNOP
Metin Bostancıoğlu
Yaşar Topçu
UŞAK
Mehmet Yaşar Ünal
(Oya Katılmayanlar)
ADANA
Uğur Aksöz
İmren Aykut
M. Ali Bilici
Mehmet Büyükyılmaz
Erol Çevikçe
Orhan Kavuncu
Mustafa Küpeli
Arif Sezer
ADIYAMAN
Mahmut Bozkurt
Ahmet Doğan
Celal Topkan
AFYON
İsmet Attila
H. İbrahim Özsoy
Yaman Törüner
Kubilay Uygun
AKSARAY
Nevzat Köse
Sadi Somuncuoğlu
AMASYA
Aslan Ali Hatipoğlu
ANKARA
Nejat Arseven
Yılmaz Ateş
Hasan Hüseyin Ceylan
Gökhan Çapoğlu
Cemil Çiçek
Ali Dinçer
Mehmet Ekici
Eşref Erdem
Agah Oktay Güner
Şaban Karataş
İrfan Köksalan
M. Seyfi Oktay
Mehmet Sağdıç
Yücel Seçkiner (İ. A.)
İlker Tuncay
Aydın Tümen
Ersönmez Yarbay
ANTALYA
Deniz Baykal
Arif Ahmet Denizolgun
Emre Gönensay
İbrahim Gürdal
Sami Küçükbaşkan
Yusuf Öztop
ARDAHAN
İsmet Atalay
ARTVİN
Metin Arifağaoğlu
Süleyman Hatinoğlu
AYDIN
Cengiz Altınkaya
M. Fatih Atay
Nahit Menteşe
İsmet Sezgin
Yüksel Yalova
BALIKESİR
Tamer Kanber
Mustafa Güven Karahan
İ. Önder Kırlı (İ. A.)
Hüsnü Sıvalıoğlu
BARTIN
Köksal Toptan
BATMAN
Ataullah Hamidi
BİLECİK
Şerif Çim
BİNGÖL
Kazım Ataoğlu
BİTLİS
Zeki Ergezen
Edip Safder Gaydalı
Kâmran İnan
Abdulhaluk Mutlu
BOLU
Avni Akyol
Abbas İnceayan
Mustafa Karslıoğlu
BURDUR
Yusuf Ekinci
BURSA
Yüksel Aksu
Cavit Çağlar
İlhan Kesici
Hayati Korkmaz
Feridun Pehlivan
Ali Osman Sönmez
Yahya Şimşek
Ertuğrul Yalçınbayır
İbrahim Yazıcı
ÇANAKKALE
Ahmet Küçük
A. Hamdi Üçpınarlar
ÇANKIRI
Mete Bülgün
ÇORUM
Hasan Çağlayan
Ali Haydar Şahin
DENİZLİ
Hilmi Develi
Adnan Keskin
Hasan Korkmazcan (Bşk. V.)
Haluk Müftüler
DİYARBAKIR
Abdülkadir Aksu
Muzaffer Arslan
Sacit Günbey (B.)
Seyyit Haşim Haşimi
Ömer Vehbi Hatipoğlu
Sebgetullah Seydaoğlu
Salih Sümer
EDİRNE
Ümran Akkan
Mustafa İlimen
Erdal Kesebir
ERZİNCAN
Mustafa Kul
Mustafa Yıldız
ERZURUM
Necati Güllülü
Şinasi Yavuz
ESKİŞEHİR
Necati Albay
Demir Berberoğlu
İbrahim Yaşar Dedelek
Mahmut Erdir
GAZİANTEP
Mehmet Batallı
Hikmet Çetin
Mustafa R. Taşar
Ünal Yaşar
Mustafa Yılmaz (İ. A.)
GİRESUN
Burhan Kara
Yavuz Köymen
Rasim Zaimoğlu
GÜMAŞHANE
Lütfi Doğan
Mahmut Oltan Sungurlu
HAKKÂRİ
Naim Geylani
HATAY
Abdulkadir Akgöl
Fuat Çay
Levent Mıstıkoğlu
Atila Sav
Hüseyin Yayla
IĞDIR
Adil Aşırım
ISPARTA
Erkan Mumcu
İÇEL
Oya Araslı
Fevzi Arıcı
Halil Cin
Ali Er
Turhan Güven
D. Fikri Sağlar
Rüştü Kâzım Yücelen
İSTANBUL
Bülent Akarcalı
Meral Akşener
Ziya Aktaş
Ahat Andican
Refik Aras
Mustafa Baş
Mukadder Başeğmez
Ali Coşkun
Hüsnü Doğan
Halit Dumankaya
Bülent Ecevit
Cefi Jozef Kamhi
Ercan Karakaş
Yılmaz Karakoyunlu
M. Cavit Kavak
Ahmet Güryüz Ketenci
Osman Kılıç
Mehmet Tahir Köse
Emin Kul
Göksal Küçükali
Aydın Menderes
Necdet Menzir
Mehmet Moğultay
Yusuf Namoğlu
Altan Öymen
Korkut Özal
Ali Talip Özdemir
H. Hüsamettin Özkan
Yusuf Pamuk
Mehmet Cevdet Selvi
Mehmet Sevigen
Ahmet Tan
Güneş Taner
Bülent Tanla
Zekeriya Temizel
Erdoğan Toprak
Ali Topuz
Şadan Tuzcu
İZMİR
Ali Rıza Bodur
Işın Çelebi
İ. Kaya Erdem
Sabri Ergül
Şükrü Sina Gürel
Aydın Güven Gürkan
Gencay Gürün
Birgen Keleş
Mehmet Köstepen
Atilla Mutman
Metin Öney
Ahmet Piriştina
Rüşdü Saracoglu
Işılay Saygın (B.)
Rıfat Serdaroğlu
Süha Tanık
Hakan Tartan
Zerrin Yeniceli
İsmail Yılmaz
KAHRAMANMARAŞ
Esat Bütün
Hasan Dikici
Avni Doğan
Ahmet Dökülmez
Ali Şahin
KARABÜK
Şinasi Altıner
Erol Karan
KARAMAN
Abdullah Özbey
Zeki Ünal
Fikret Ünlü
KARS
Y. Selahattin Beyribey
Çetin Bilgir
Zeki Karabayır
KASTAMONU
Hadi Dilekçi
KAYSERİ
İsmail Cem
Ayvaz Gökdemir
Abdullah Gül (B.)
Salih Kapusuz
Recep Kırış
İbrahim Yılmaz
KIRKLARELİ
İrfan Gürpınar
A. Sezal Özbek
Cemal Özbilen
Necdet Tekin
KIRŞEHİR
Mehmet Ali Altın
KOCAELİ
Bülent Atasayan
Halil Çalık
İsmail Kalkandelen
Onur Kumbaracıbaşı
Osman Pepe
Hayrettin Uzun
Bekir Yurdagül
KONYA
Ahmet Alkan
Nezir Büyükcengiz
Teoman Rıza Güneri (B.)
Mustafa Ünaldı
KÜTAHYA
Mustafa Kalemli (Başkan)
Emin Karaa
MALATYA
Miraç Akdoğan
Oğuzhan Asiltürk
Metin Emiroğlu
M. Recai Kutan (B.)
MANİSA
Abdullah Akarsu
Tevfik Diker
Ayseli Göksoy
Sümer Oral
Ekrem Pakdemirli
Erdoğan Yetenç
MARDİN
Muzaffer Arıkan
Süleyman Çelebi
MUĞLA
Lale Aytaman
Zeki Çakıroğlu
MUŞ
Necmettin Dede
NEVŞEHİR
Abdülkadir Baş
Esat Kıratlıoğlu
NİĞDE
Doğan Baran
Akın Gönen
Mehmet Salih Katırcıoğlu
Ergun Özkan
ORDU
Mustafa Bahri Kibar
Müjdat Koç
Nabi Poyraz
Refaiddin Şahin
RİZE
Avni Kabaoğlu
Ahmet Kabil
Ahmet Mesut Yılmaz
Şevki Yılmaz
SAKARYA
Cevat Ayhan (B.)
Ahmet Neidim
Ersin Taranoğlu
SAMSUN
Cemal Alişan
İrfan Demiralp
Ahmet Demircan (B.)
Ayhan Gürel
Yalçın Gürtan
Murat Karayalçın
Biltekin Özdemir
Adem Yıldız
SİİRT
Ahmet Nurettin Aydın
Mehmet Emin Aydın
Nizamettin Sevgili
SIVAS
Mahmut Işık
Nevzat Yanmaz
Muhsin Yazıcıoğlu
ŞANLIURFA
İbrahim Halil Çelik (İ.A.)
Seyit Eyyüpoğlu
Eyüp Cenap Gülpınar
ŞIRNAK
Bayar Ökten
Mehmet Salih Yıldırım
TEKİRDAĞ
Fevzi Aytekin
Bayram Fırat Dayanıklı
Enis Sülün
TOKAT
Hanefi Çelik
Metin Gürdere
Şahin Ulusoy
TRABZON
Eyüp Aşık
Ali Kemal Başaran
İbrahim Çebi
Şeref Malkoç
Hikmet Sami Türk
TUNCELİ
Kamer Genç (Bşk. V.)
Orhan Veli Yıldırım
UŞAK
Yıldırım Aktürk
VAN
Şerif Bedirhanoğlu
Mahmut Yılbaş
YALOVA
Yaşar Okuyan
YOZGAT
Lütfullah Kayalar
İsmail Durak Ünlü
ZONGULDAK
Veysel Atasoy
Tahsin Boray Baycık
Hasan Gemici
Mümtaz Soysal
(Mükerrer Oylar)
ANTALYA
Hayri Doğan
ARTVİN
Hasan Ekinci
BALIKESİR
Abdülbaki Ataç
ISPARTA
Ömer Bilgin
İZMİR
Hasan Denizkurdu

Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 3 üncü Maddesine verilen
oyların sonucu :
Kabul Edilmiştir.
Üye Sayısı : 550
Kullanılan Oy : 273
Kabul Edenler : 221
Reddedenler : 51
Çekimserler : —
Geçersiz Oylar : —
Oya Katılmayanlar : 278
Açık Üyelikler : —
Mükerrer Oylar : 1

(Kabul Edenler)
ADANA
Yakup Budak
Sıtkı Cengil
İ. Cevher Cevheri
M. Halit Dağlı
Veli Andaç Durak
İbrahim Ertan Yülek
ADIYAMAN
Mahmut Nedim Bilgiç
Ahmet Çelik
Ahmet Doğan
AFYON
İsmet Attila
Osman Hazer
Nuri Yabuz
AĞRI
M. Sıddık Altay
Cemil Erhan
Celal Esin
M. Ziyattin Tokar
AKSARAY
Mehmet Altınsoy
Murtaza Özkanlı
AMASYA
Cemalettin Lafcı
ANKARA
İlhan Aküzüm
Saffet Arıkan Bedük
Ahmet Bilge
Mehmet Gölhan
Ahmet Tekdal
Rıza Ulucak
ANTALYA
Osman Berberoğlu
Hayri Doğan
ARDAHAN
Saffet Kaya
ARTVİN
Hasan Ekinci
AYDIN
Ali Rıza Gönül
Nahit Menteşe
Muhammet Polat
BALIKESİR
Abdülbaki Ataç
Ahmet Bilgiç
İsmail Özgün
İlyas Yılmazyıldız
BATMAN
Alaattin Sever Aydın
Musa Okçu
Faris Özdemir
BAYBURT
Suat Pamukçu
BİLECİK
Bahattin Şeker
BİNGÖL
Hüsamettin Korkutata
Mahmut Sönmez
BOLU
Feti Görür
Necmi Hoşver
Mustafa Yünlüoğlu
BURDUR
Mustafa Çiloğlu
BURSA
Mehmet Altan Karapaşaoğlu
Cemal Külahlı
Turhan Tayan
ÇANAKKALE
Nevfel Şahin
A. Hamdi Üçpınarlar
ÇANKIRI
İsmail Coşar
Ahmet Uyanık
ÇORUM
Bekir Aksoy
Mehmet Aykaç
Zülfikâr Gazi
Yasin Hatiboğlu
DENİZLİ
M. Kemal Aykurt
Mehmet Gözlükaya
Ramazan Yenidede
DİYARBAKIR
Ferit Bora
M. Salim Ensarioğlu
Yakup Hatipoğlu
EDİRNE
Evren Bulut
ELAZIĞ
Mehmet Ağar
Ömer Naimi Barım
Hasan Belhan
Cihan Paçacı
Ahmet Cemil Tunç
ERZİNCAN
Tevhit Karakaya
Naci Terzi
ERZURUM
Zeki Ertugay
Lütfü Esengün
Abdullah Fırat
İsmail Köse
Ömer Özyılmaz
Aslan Polat
Şinasi Yavuz
ESKİŞEHİR
Hanifi Demirkol
GAZİANTEP
Nurettin Aktaş
Kahraman Emmioğlu
Mehmet Bedri İncetahtacı
GİRESUN
Turhan Alçelik
Ergun Özdemir
HAKKÂRİ
Mustafa Zeydan
HATAY
Süleyman Metin Kalkan
Mehmet Sılay
Ali Uyar
IĞDIR
Şamil Ayrım
ISPARTA
Ömer Bilgin
A. Aykon Doğan
Mustafa Köylü
Halil Yıldız
İÇEL
Mehmet Emin Aydınbaş
Saffet Benli
Turhan Güven
Ayfer Yılmaz
İSTANBUL
Yıldırım Aktuna
Sedat Aloğlu
Tayyar Altıkulaç
Azmi Ateş
Mukadder Başeğmez
Tansul Çiller
Gürcan Dağdaş
Süleyman Arif Emre
Hasan Tekin Enerem
Ekrem Erdem
Mehmet Fuat Fırat
Metin Işık
İsmail Kahraman
Cefi Jozef Kamhi
Hüseyin Kansu
Hayri Kozakçıoğlu
Ali Oğuz
Mehmet Ali Şahin
Osman Yumakoğulları
Bahattin Yücel
Bahri Zengin
Namık Kemal Zeybek
İZMİR
Turhan Arınç
Hasan Denizkurdu
Ufuk Söylemez
Sabri Tekir
KAHRAMANMARAŞ
Hasan Dikici
Avni Doğan
Mustafa Kamalak
Mehmet Sağlam
KARABÜK
Hayrettin Dilekcan
KARS
Sabri Güner
KASTAMONU
Fethi Acar
Nurhan Tekinel
Haluk Yıldız
KAYSERİ
Memduh Büyükkılıç
Osman Çilsal
Nurettin Kaldırımcı
Salih Kapusuz
KIRIKKALE
Hacı Filiz
Mikail Korkmaz
Recep Mızrak
KIRŞEHİR
Mehmet Ali Altın
Ömer Demir
Cafer Güneş
KİLİS
Mustafa Kemal Ateş
Doğan Güneş
KOCAELİ
Necati Çelik
Şevket Kazan
KONYA
Hüseyin Arı
Veysel Candan
Remzi Çetin
Necati Çetinkaya
Necmettin Erbakan
Abdullah Gencer
Ali Günaydın
Teoman Rıza Güneri
Hasan Hüseyin Öz
Lütfi Yalman
Mehmet Ali Yavuz
KÜTAHYA
Ahmet Derin
Mehmet Korkmaz
Metin Perli
MALATYA
Yaşar Canbay
Fikret Karabekmez
MANİSA
Rıza Akçalı
Yahya Uslu
MARDİN
Fehim Adak
Muzaffer Arıkan
Mahmut Duyan
Hüseyin Yıldız
MUĞLA
İrfettin Akar
Mustafa Dedeoğlu
Enis Yalım Erez
MUŞ
Necmettin Dede
Nedim İlci
Erkan Kemaloğlu
Sabahattin Yıldız
NEVŞEHİR
Mehmet Elkatmış
NİĞDE
Mehmet Salih Katırcıoğlu
ORDU
Hüseyin Olgun Akın
Mustafa Hasan Öz
SAKARYA
Nezir Aydın
Nevzat Ercan
Ertuğrul Eryılmaz
SAMSUN
Nafiz Kurt
Latif Öztek
Musa Uzunkaya
SİİRT
Mehmet Emin Aydın
SİNOP
Kadir Bozkurt
SIVAS
Musa Demirci
Tahsin Irmak
Temel Karamollaoğlu
Abdullatif Şener
ŞANLIURFA
Sedat Edip Bucak
Necmettin Cevheri
Zülfükar İzol
Ahmet Karavar
Abdülkadir Öncel
M. Fevzi Şıhanlıoğlu
ŞIRNAK
Mehmet Tatar
Mehmet Salih Yıldırım
TEKİRDAĞ
Nihan İlgün
Hasan Peker
TOKAT
Abdullah Arslan
Ali Şevki Erek
Ahmet Fevzi İnceöz
Bekir Sobacı
TRABZON
Yusuf Bahadır
Kemalettin Göktaş
İsmail İlhan Sungur
UŞAK
Hasan Karakaya
VAN
Maliki Ejder Arvas
Mustafa Bayram
Fethullah Erbaş
Şaban Şevli
Mahmut Yılbaş
YALOVA
Cevdet Aydın
YOZGAT
İlyas Arslan
Kazım Arslan
Yusuf Bacanlı
Abdullah Örnek
ZONGULDAK
Ömer Barutçu
(Reddedenler)
ADANA
İbrahim Yavuz Bildik
Mehmet Büyükyılmaz
Tuncay Karaytuğ
AMASYA
Haydar Oymak
ANKARA
Yılmaz Ateş
Ali Dinçer
Önder Sav
Aydın Tümen
Hikmet Uluğbay
ANTALYA
Bekir Kumbul
Metin Şahin
AYDIN
M. Fatih Atay
Sema Pişkinsüt
BARTIN
Cafer Tufan Yazıcıoğlu
BURSA
Ali Rahimi Beyreli
Yahya Şimşek
ÇANAKKALE
Hikmet Aydın
ÇORUM
Ali Haydar Şahin
DENİZLİ
Hilmi Develi
EDİRNE
Mustafa İlimen
ERZİNCAN
Mustafa Yıldız
ESKİŞEHİR
Mahmut Erdir
GAZİANTEP
Ali Ilıksoy
Ünal Yaşar
HATAY
Fuat Çay
Ali Günay
Nihat Matkap
İÇEL
Mustafa İstemihan Talay
İSTANBUL
Ziya Aktaş
Mehmet Aydın
Nami Çağan
Algan Hacaloğlu
Altan Öymen
Bülent Tanla
Zekeriya Temizel
İZMİR
Sabri Ergül
Şükrü Sina Gürel
KAHRAMANMARAŞ
Ali Şahin
KARAMAN
Fikret Ünlü
KONYA
Abdullah Turan Bilge
MALATYA
Ayhan Fırat
MANİSA
Hasan Gülay
MUĞLA
Zeki Çakıroğlu
Fikret Uzunhasan
ORDU
Müjdat Koç
SAKARYA
Teoman Akgür
SAMSUN
Yalçın Gürtan
Murat Karayalçın
SİNOP
Metin Bostancıoğlu
TEKİRDAĞ
Fevzi Aytekin
UŞAK
Mehmet Yaşar Ünal
(Oya Katılmayanlar)
ADANA
Cevdet Akçalı
Uğur Aksöz
İmren Aykut
M. Ali Bilici
Erol Çevikçe
Orhan Kavuncu
Mustafa Küpeli
Arif Sezer
ADIYAMAN
Mahmut Bozkurt
Celal Topkan
AFYON
Sait Açba
H. İbrahim Özsoy
Yaman Törüner
Kubilay Uygun
AĞRI
Yaşar Eryılmaz
AKSARAY
Nevzat Köse
Sadi Somuncuoğlu
AMASYA
Aslan Ali Hatipoğlu
Ahmet İyimaya
ANKARA
Nejat Arseven
Hasan Hüseyin Ceylan
Gökhan Çapoğlu
Cemil Çiçek
Mehmet Ekici
Ömer Ekinci
Eşref Erdem
Ünal Erkan
Ağah Oktay Güner
Halis Uluç Gürkan (Bşk. V.)
Şaban Karataş
İrfan Köksalan
M. Seyfi Oktay
Mehmet Sağdıç
Yücel Seçkiner (İ. A.)
İlker Tuncay
Ersönmez Yarbay
ANTALYA
Deniz Baykal
Arif Emre Denizolgun
Emre Gönensay
İbrahim Gürdal
Sami Küçükbaşkan
Yusuf Öztop
ARDAHAN
İsmet Atalay
ARTVİN
Metin Arifağaoğlu
Süleyman Hatinoğlu
AYDIN
Cengiz Altınkaya
İsmet Sezgin
Yüksel Yalova
BALIKESİR
Safa Giray
Tamer Kanber
Mustafa Güven Karahan
İ. Önder Kırlı (İ. A.)
Hüsnü Sıvalıoğlu
BARTIN
Zeki Çakan
Köksal Toptan
BATMAN
Ataullah Hamidi
BAYBURT
Ülkü Güney
BİLECİK
Şerif Çim
BİNGÖL
Kazım Ataoğlu
BİTLİS
Zeki Ergezen
Edip Safder Gaydalı
Kâmran İnan
Abdulhaluk Mutlu
BOLU
Avni Akyol
Abbas İnceayan
Mustafa Karslıoğlu
BURDUR
Yusuf Ekinci
Kâzım Üstüner
BURSA
Yüksek Aksu
Abdülkadir Cenkçiler
Cavit Çağlar
İlhan Kesici
Hayati Korkmaz
Feridun Pehlivan
Ali Osman Sönmez
Ertuğrul Yalçınbayır
İbrahim Yazıcı
ÇANAKKALE
Mustafa Cumhur Ersümer
Ahmet Küçük
ÇANKIRI
Mete Bülgün
ÇORUM
Hasan Çağlayan
DENİZLİ
Adnan Keskin
Hasan Korkmazcan (Bşk. V.)
Haluf Müftüler
DİYARBAKIR
Abdülkadir Aksu
Muzaffer Arslan
Sacit Günbey
Seyyit Haşim Haşimi
Ömer Vehbi Hatipoğlu
Sebgetullah Seydaoğlu
Salih Sümer
EDİRNE
Ümran Akkan
Erdal Kesebir
ERZİNCAN
Mustafa Kul
ERZURUM
Necati Güllülü
ESKİŞEHİR
Necati Albay
Mustafa Balcılar
Demir Berberoğlu
İbrahim Yaşar Dedelek
GAZİANTEP
Mehmet Batallı
Hikmet Çetin
Mustafa R. Taşar
Mustafa Yılmaz (İ. A.)
GİRESUN
Burhan Kara
Yavuz Köymen
Rasim Zaimoğlu
GÜMÜŞHANE
Lütfi Doğan
Mahmut Oltan Sungurlu
HAKKÂRİ
Naim Geylani
HATAY
Abdulkadir Akgöl
Levent Mıstıkoğlu
Atila Sav
Hüseyin Yayla
IĞDIR
Adil Aşırım
ISPARTA
Erkan Mumcu
İÇEL
Oya Araslı
Fevzi Arıcı
Halil Cin
Ali Er
Abdülbaki Gökçel
D. Fikri Sağlar
Rüştü Kâzım Yücelen
İSTANBUL
Bülent Akarcalı
Meral Akşener
Ahat Andican
Refik Aras
Mustafa Baş
Ali Coşkun
Hüsnü Doğan
Halit Dumankaya
Bülent Ecevit
Ercan Karakaş
Yılmaz Karakoyunlu
M. Cavit Kavak
Ahmet Güryüz Ketenci
Osman Kılıç
Mehmet Tahir Köse
Emin Kul
Göksal Küçükali
Aydın Menderes
Necdet Menzir
Mehmet Moğultay
Yusuf Namoğlu
Korkut Özal
Ali Talip Özdemir
H. Hüsamettin Özkan
Yusuf Pamuk
Mehmet Cevdet Selvi
Mehmet Sevigen
Ahmet Tan
Güneş Taner
Erdoğan Toprak
Ali Topuz
Şadan Tuzcu
İZMİR
Veli Aksoy
Ali Rıza Bodur
Işın Çelebi
İ. Kaya Erdem
Aydın Güven Gürkan
Gencay Gürün
Birgen Keleş
Mehmet Köstepen
Atilla Mutman
Metin Öney
Ahmet Piriştina
Rüşdü Saracoglu
Işılay Saygın
Rıfat Serdaroğlu
Sühat Tanık
Hakan Tartan
Zerrin Yeniceli
İsmail Yılmaz
KAHRAMANMARAŞ
Esat Bütün
Ali Doğan
Ahmet Dökülmez
KARABÜK
Şinasi Altıner
Erol Karan
KARAMAN
Abdullah Özbey
Zeki Ünal
KARS
Y. Selahattin Beyribey
Çetin Bilgir
Zeki Karabayır
KASTAMONU
Murat Başesgioğlu
Hadi Dilekçi
KAYSERİ
İsmail Cem
Ayvan Gökdemir
Abdullah Gül (B.)
Recep Kırış
İbrahim Yılmaz
KIRIKKALE
Kemal Albayrak
KIRKLARELİ
İrfan Gürpınar
A. Sezal Özbek
Cemal Özbilen
Necdet Tekin
KOCAELİ
Bülent Atasayan
Halil Çalık
İsmail Kalkandelen
Onur Kumbaracıbaşı
Osman Pepe
Hayrettin Uzun
Bekir Yurdagül
KONYA
Ahmet Alkan
Nezir Büyükcengiz
Mehmet Keçeciler
Mustafa Ünaldı
KÜTAHYA
Mustafa Kalemli (Başkan)
Emin Karaa
İsmail Karakuyu
MALATYA
Miraç Akdoğan
Oğuzhan Asiltürk
Metin Emiroğlu
M. Recai Kutan (B.)
MANİSA
Abdullah Akarsu
Bülent Arınç
Tevfik Diker
Ayseli Göksoy
Sümer Oral
Ekrem Pakdemirli
Cihan Yazar
Erdoğan Yetenç
MARDİN
Süleyman Çelebi
Ömer Ertaş
MUĞLA
Lale Aytaman
NEVŞEHİR
Abdülkadir Baş
Esat Kıratlıoğlu
NİĞDE
Doğan Baran
Akın Gönen
Ergun Özkan
ORDU
İhsan Çabuk
Mustafa Bahri Kibar
Nabi Poyraz
Refaiddin Şahin
Şükrü Yürür
RİZE
Avni Kabaoğlu
Ahmet Kabil
Ahmet Mesut Yılmaz
Şevki Yılmaz
SAKARYA
Cevat Ayhan (B.)
Ahmet Neidim
Ersin Taranoğlu
SAMSUN
Cemal Alişan
İrfan Demiralp
Ahmet Demircan
Ayhan Gürel
Biltekin Özdemir
Adem Yıldız
SİİRT
Ahmet Nurettin Aydın
Nizamettin Sevgili
SİNOP
Yaşar Topçu
SIVAS
Mahmut Işık
Nevzat Yanmaz
Muhsin Yazıcıoğlu
ŞANLIURFA
İbrahim Halil Çelik (İ. A.)
Seyit Eyyüpoğlu
Eyüp Cenap Gülpınar
ŞIRNAK
Bayar Ökten
TEKİRDAĞ
Bayram Fırat Dayanıklı
Enis Sülün
TOKAT
Hanefi Çelik
Metin Gürdere
Şahin Ulusoy
TRABZON
Eyüp Aşık
Ali Kemal Başaran
İbrahim Çebi
Şeref Malkoç
Hikmet Sami Türk
TUNCELİ
Kamer Genç (Bşk. V.)
Orhan Veli Yıldırım
UŞAK
Yıldırım Aktürk
VAN
Şerif Bedirhanoğlu
YALOVA
Yaşar Okuyan
YOZGAT
Lutfullah Kayalar
İsmail Durak Ünlü
ZONGULDAK
Veysel Atasoy
Necmettin Aydın
Tahsin Boray Baycık
Hasan Gemici
Mümtaz Soysal
(Mükerrer)


MANİSA
Yahya Uslu

Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 4 üncü maddesine verilen
oyların sonucu :
Kabul Edilmiştir.
Üye Sayısı : 550
Kullanılan Oy : 286
Kabul Edenler : 230
Reddedenler : 49
Çekimserler : —
Geçersiz Oylar : —
Oya Katılmayanlar : 270
Açık Üyelikler : —
Mükerrer Oylar : 7

(Kabul Edenler)
ADANA
Yakup Budak
Sıtkı Cengil
İ. Cevher Cevheri
M. Halit Dağlı
Veli Andaç Durak
İbrahim Ertan Yülek
ADIYAMAN
Mahmut Nedim Bilgiç
Ahmet Çelik
Ahmet Doğan
AFYON
Sait Açba
İsmet Attila
Osman Hazer
Nuri Yabuz
AĞRI
M. Sıddık Altay
Cemil Erhan
Celal Esin
M. Ziyattin Tokar
AKSARAY
Mehmet Altınsoy
Murtaza Özkanlı
AMASYA
Ahmet İyimaya
Cemalettin Lafcı
ANKARA
İlhan Aküzüm
Saffet Arıkan Bedük
Mehmet Gölhan
Agah Oktay Güner
Rıza Ulucak
ANTALYA
Osman Berberoğlu
Hayri Doğan
ARDAHAN
Saffet Kaya
ARTVİN
Hasan Ekinci
AYDIN
Ali Rıza Gönül
Nahit Menteşe
Muhammet Polat
BALIKESİR
Abdülbaki Ataç
Ahmet Bilgiç
İsmail Özgün
Hüsnü Sıvalıoğlu
İlyas Yılmazyıldız
BARTIN
Zeki Çakan
BATMAN
Alaattin Sever Aydın
Musa Okçu
Faris Özdemir
BAYBURT
Suat Pamukçu
BİLECİK
Bahattin Şeker
BİNGÖL
Hüsamettin Korkutata
Mahmut Sönmez
BİTLİS
Abdulhaluk Mutlu
BOLU
Feti Görür
BURDUR
Mustafa Çiloğlu
BURSA
Mehmet Altan Karapaşaoğlu
Cemal Külahlı
Turhan Tayan
ÇANAKKALE
Mustafa Cumhur Ersümer
Nevfel Şahin
A. Hamdi Üçpınarlar
ÇANKIRI
İsmail Coşar
ÇORUM
Bekir Aksoy
Mehmet Aykaç
Zülfikâr Gazi
Yasin Hatiboğlu
DENİZLİ
M. Kemal Aykurt
Mehmet Gözlükaya
Ramazan Yenidede
DİYARBAKIR
Abdülkadir Aksu
Ferit Bora
M. Salim Ensarioğlu
Ömer Vehbi Hatipoğlu
Yakup Hatipoğlu
EDİRNE
Evren Bulut
ELAZIĞ
Mehmet Ağar
Ömer Naimi Barım
Hasan Belhan
Cihan Paçacı
Ahmet Cemil Tunç
ERZİNCAN
Tevhit Karakaya
Naci Terzi
ERZURUM
Zeki Ertugay
Lütfü Esengün
Abdullah Fırat
İsmail Köse
Ömer Özyılmaz
Aslan Polat
Şinasi Yavuz
ESKİŞEHİR
Mustafa Balcılar
Demir Berberoğlu
Hanifi Demirkol
GAZİANTEP
Nurettin Aktaş
Kahraman Emmioğlu
Mehmet Bedri İncetahtacı
GİRESUN
Turhan Alçelik
Ergun Özdemir
HATAY
Süleyman Metin Kalkan
Mehmet Sılay
Ali Uyar
IĞDIR
Adil Aşırım
Şamil Ayrım
ISPARTA
Ömer Bilgin
A. Aykon Doğan
Mustafa Köylü
Halil Yıldız
İÇEL
Mehmet Emin Aydınbaş
Saffet Benli
Turhan Güven
Ayfer Yılmaz
İSTANBUL
Yıldırım Aktuna
Sedat Aloğlu
Tayyar Altıkulaç
Azmi Ateş
Mukadder Başeğmez
Tansu Çiller
Süleyman Arif Emre
Ekrem Erdem
Mehmet Fuat Fırat
Metin Işık
İsmail Kahraman
Cefi Jozef Kamhi
Hüseyin Kansu
Hayri Kozakçıoğlu
Ali Oğuz
Mehmet Ali Şahin
Osman Yumakoğulları
Bahattin Yücel
Bahri Zengin
Namık Kemal Zeybek
İZMİR
Turhan Arınç
Hasan Denizkurdu
Ufuk Söylemez
Sabri Tekir
KAHRAMANMARAŞ
Esat Bütün
Hasan Dikici
Avni Doğan
Ahmet Dökülmez
Mehmet Sağlam
KARABÜK
Hayrettin Dilekcan
KARS
Y. Selahattin Beyribey
Sabri Güner
KASTAMONU
Murat Başesgioğlu
Nurhan Tekinel
Haluk Yıldız
KAYSERİ
Memduh Büyükkılıç
Osman Çilsal
Nurettin Kaldırımcı
Salih Kapusuz
KIRIKKALE
Kemal Albayrak
Hacı Filiz
Mikail Korkmaz
Recep Mızrak
KIRŞEHİR
Mehmet Ali Altın
Ömer Demir
Cafer Güneş
KİLİS
Mustafa Kemal Ateş
Doğan Güneş
KOCAELİ
Necati Çelik
İsmail Kalkandelen
Şevket Kazan
Osman Pepe
KONYA
Hüseyin Arı
Veysel Candan
Remzi Çetin
Abdullah Gencer
Ali Günaydın
Hasan Hüseyin Öz
Mehmet Ali Yavuz
KÜTAHYA
Ahmet Derin
İsmail Karakuyu
Mehmet Korkmaz
Metin Perli
MALATYA
Miraç Akdoğan
Yaşar Canbay
Fikret Karabekmez
MANİSA
Abdullah Akarsu
Rıza Akçalı
Bülent Arınç
Sümer Oral
Yahya Uslu
MARDİN
Fehim Adak
Muzaffer Arıkan
Mahmut Duyan
Ömer Ertaş
Hüseyin Yıldız
MUĞLA
İrfettin Akar
Enis Yalım Erez
MUŞ
Necmettin Dede
Erkan Kemaloğlu
Sabahattin Yıldız
NEVŞEHİR
Mehmet Elkatmış
NİĞDE
Mehmet Salih Katırcıoğlu
ORDU
Hüseyin Olgun Akın
Mustafa Hasan Öz
SAKARYA
Nezir Aydın
Nevzat Ercan
Ertuğrul Eryılmaz
SAMSUN
Nafiz Kurt
Biltekin Özdemir
Latif Öztek
Musa Uzunkaya
SİİRT
Mehmet Emin Aydın
SİNOP
Kadir Bozkurt
SIVAS
Musa Demirci
Tahsin Irmak
Temel Karamollaoğlu
Abdullatif Şener
ŞANLIURFA
Sedat Edip Bucak
Necmettin Cevheri
Zülfükar İzol
Ahmet Karavar
Abdülkadir Öncel
M. Fevzi Şıhanlıoğlu
ŞIRNAK
Mehmet Tatar
Mehmet Salih Yıldırım
TEKİRDAĞ
Nihan İlgün
Hasan Peker
TOKAT
Abdullah Arslan
Ali Şevki Erek
Ahmet Fevzi İnceöz
Bekir Sobacı
TRABZON
Yusuf Bahadır
Kemalettin Göktaş
İsmail İlhan Sungur
UŞAK
Hasan Karakaya
VAN
Maliki Ejder Arvas
Fethullah Erbaş
Şaban Şevli
Mahmut Yılbaş
YALOVA
Cevdet Aydın
YOZGAT
İlyas Arslan
Kazım Arslan
Yusuf Bacanlı
Abdullah Örnek
ZONGULDAK
Ömer Barutçu
(Reddedenler)
ADANA
İbrahim Yavuz Bildik
Mehmet Büyükyılmaz
Tuncay Karaytuğ
ANKARA
Yılmaz Ateş
Gökhan Çapoğlu
Halis Uluç Gürkan
Önder Sav
Aydın Tümen
Hikmet Uluğbay
ANTALYA
Bekir Kumbul
Metin Şahin
AYDIN
M. Fatih Atay
Sema Pişkinsüt
BALIKESİR
Mustafa Güven Karahan
BARTIN
Cafer Tufan Yazıcıoğlu
BURSA
Ali Rahimi Beyreli
Yahya Şimşek
ÇANAKKALE
Hikmet Aydın
DENİZLİ
Hilmi Develi
EDİRNE
Mustafa İlimen
ERZİNCAN
Mustafa Yıldız
ESKİŞEHİR
Mahmut Erdir
GAZİANTEP
Ali Ilıksoy
Ünal Yaşar
HATAY
Ali Günay
Nihat Matkap
İSTANBUL
Ziya Aktaş
Mehmet Aydın
Nami Çağan
Algan Hacaloğlu
Altan Öymen
Bülent Tanla
Zekeriya Temizel
İZMİR
Sabri Ergül
Şükrü Sina Gürel
KAHRAMANMARAŞ
Ali Şahin
KARAMAN
Fikret Ünlü
KONYA
Abdullah Turan Bilge
MALATYA
Ayhan Fırat
MANİSA
Hasan Gülay
MUĞLA
Zeki Çakıroğlu
Fikret Uzunhasan
ORDU
Müjdat Koç
SAKARYA
Teoman Akgür
SAMSUN
Yalçın Gürtan
Murat Karayalçın
SİNOP
Metin Bostancıoğlu
TEKİRDAĞ
Fevzi Aytekin
UŞAK
Mehmet Yaşar Ünal
(Oya Katılmayanlar)
ADANA
Cevdet Akçalı
Uğur Aksöz
İmren Aykut
M. Ali Bilici
Erol Çevikçe
Orhan Kavuncu
Mustafa Küpeli
Arif Sezer
ADIYAMAN
Mahmut Bozkurt
Celal Topkan
AFYON
H. İbrahim Özsoy
Yaman Törüner
Kubilay Uygun
AĞRI
Yaşar Eryılmaz
AKSARAY
Nevzat Köse
Sadi Somuncuoğlu
AMASYA
Aslan Ali Hatipoğlu
Haydar Oymak
ANKARA
Nejat Arseven
Ahmet Bilge
Hasan Hüseyin Ceylan
Cemil Çiçek
Ali Dinçer
Mehmet Ekici
Ömer Ekinci
Eşref Erdem
Ünal Erkan
Şaban Karataş
İrfan Köksalan
M. Seyfi Oktay
Mehmet Sağdıç
Yücel Seçkiner (İ. A.)
Ahmet Tekdal
İlker Tuncay
Ersönmez Yarbay
ANTALYA
Deniz Baykal
Arif Emre Denizolgun
Emre Gönensay
İbrahim Gürdal
Sami Küçükbaşkan
Yusuf Öztop
ARDAHAN
İsmet Atalay
ARTVİN
Metin Arifağaoğlu
Süleyman Hatinoğlu
AYDIN
Cengiz Altınkaya
İsmet Sezgin
Yüksel Yalova
BALIKESİR
Safa Giray
Tamer Kanber
İ. Önder Kırlı (İ. A.)
BARTIN
Köksal Toptan
BATMAN
Ataullah Hamidi
BAYBURT
Ülkü Güney
BİLECİK
Şerif Çim
BİNGÖL
Kazım Ataoğlu
BİTLİS
Zeki Ergezen
Edip Safder Gaydalı
Kâmran İnan
BOLU
Avni Akyol
Necmi Hoşver
Abbas İnceayan
Mustafa Karslıoğlu
Mustafa Yünlüoğlu
BURDUR
Yusuf Ekinci
Kâzım Üstüner
BURSA
Yüksek Aksu
Abdülkadir Cenkçiler
Cavit Çağlar
İlhan Kesici
Hayati Korkmaz
Feridun Pehlivan
Ali Osman Sönmez
Ertuğrul Yalçınbayır
İbrahim Yazıcı
ÇANAKKALE
Ahmet Küçük
ÇANKIRI
Mete Bülgün
Ahmet Uyanık
ÇORUM
Hasan Çağlayan
Ali Haydar Şahin
DENİZLİ
Adnan Keskin
Hasan Korkmazcan (Bşk. V.)
Haluf Müftüler
DİYARBAKIR
Muzaffer Arslan
Sacit Günbey (B.)
Seyyit Haşim Haşimi
Sebgetullah Seydaoğlu
Salih Sümer
EDİRNE
Ümran Akkan
Erdal Kesebir
ERZİNCAN
Mustafa Kul
ERZURUM
Necati Güllülü
ESKİŞEHİR
Necati Albay
İbrahim Yaşar Dedelek
GAZİANTEP
Mehmet Batallı
Hikmet Çetin
Mustafa R. Taşar
Mustafa Yılmaz (İ. A.)
GİRESUN
Burhan Kara
Yavzu Köymen
Rasim Zaimoğlu
GÜMÜŞHANE
Lütfi Doğan
Mahmut Oltan Sungurlu
HAKKÂRİ
Naim Geylani
Mustafa Zeydan
HATAY
Abdulkadir Akgöl
Fuat Çay
Levent Mıstıkoğlu
Atila Sav
Hüseyin Yayla
ISPARTA
Erkan Mumcu
İÇEL
Oya Araslı
Fevzi Arıcı
Halil Cin
Ali Er
Abdülbaki Gökçel
D. Fikri Sağlar
Mustafa İstemihan Talay
Rüştü Kâzım Yücelen
İSTANBUL
Bülent Akarcalı
Meral Akşener
Ahat Andican
Refik Aras
Mustafa Baş
Ali Coşkun
Gürcan Dağdaş (B.)
Hüsnü Doğan
Halit Dumankaya
Bülent Ecevit
Hasan Tekin Enerem
Ercan Karakaş
Yılmaz Karakoyunlu
M. Cavit Kavak
Ahmet Güryüz Ketenci
Osman Kılıç
Mehmet Tahir Köse
Emin Kul
Göksal Küçükali
Aydın Menderes
Necdet Menzir
Mehmet Moğultay
Yusuf Namoğlu
Korkut Özal
Ali Talip Özdemir
H. Hüsamettin Özkan
Yusuf Pamuk
Mehmet Cevdet Selvi
Mehmet Sevigen
Ahmet Tan
Güneş Taner
Erdoğan Toprak
Ali Topuz
Şadan Tuzcu
İZMİR
Veli Aksoy
Ali Rıza Bodur
Işın Çelebi
İ. Kaya Erdem
Aydın Güven Gürkan
Gencay Gürün
Birgen Keleş
Mehmet Köstepen
Atilla Mutman
Metin Öney
Ahmet Piriştina
Rüşdü Saracoglu
Işılay Saygın (B.)
Rıfat Serdaroğlu
Sühat Tanık
Hakan Tartan
Zerrin Yeniceli
İsmail Yılmaz
KAHRAMANMARAŞ
Ali Doğan
Mustafa Kamalak
KARABÜK
Şinasi Altıner
Erol Karan
KARAMAN
Abdullah Özbey
Zeki Ünal
KARS
Çetin Bilgir
Zeki Karabayır
KASTAMONU
Fethi Acar
Hadi Dilekçi
KAYSERİ
İsmail Cem
Ayvan Gökdemir
Abdullah Gül (B.)
Recep Kırış
İbrahim Yılmaz
KIRKLARELİ
İrfan Gürpınar
A. Sezal Özbek
Cemal Özbilen
Necdet Tekin
KOCAELİ
Bülent Atasayan
Halil Çalık
Onur Kumbaracıbaşı
Hayrettin Uzun
Bekir Yurdagül
KONYA
Ahmet Alkan
Nezir Büyükcengiz
Necati Çetinkaya (B.)
Necmettin Erbakan (Başbakan)
Teoman Rıza Güneri (B.)
Mehmet Keçeciler
Mustafa Ünaldı
Lütfi Yalman
KÜTAHYA
Mustafa Kalemli (Başkan)
Emin Karaa
MALATYA
Oğuzhan Asiltürk
Metin Emiroğlu
M. Recai Kutan (B.)
MANİSA
Tevfik Diker
Ayseli Göksoy
Ekrem Pakdemirli
Cihan Yazar
Erdoğan Yetenç
MARDİN
Süleyman Çelebi
MUĞLA
Lale Aytaman
Mustafa Dedeoğlu
MUŞ
Nedim İnci
NEVŞEHİR
Abdülkadir Baş
Esat Kıratlıoğlu
NİĞDE
Doğan Baran
Akın Gönen
Ergun Özkan
ORDU
İhsan Çabuk
Mustafa Bahri Kibar
Nabi Poyraz
Refaiddin Şahin
Şükrü Yürür
RİZE
Avni Kabaoğlu
Ahmet Kabil
Ahmet Mesut Yılmaz
Şevki Yılmaz
SAKARYA
Cevat Ayhan (B.)
Ahmet Neidim
Ersin Taranoğlu
SAMSUN
Cemal Alişan
İrfan Demiralp
Ahmet Demircan
Ayhan Gürel
Adem Yıldız
SİİRT
Ahmet Nurettin Aydın
Nizamettin Sevgili
SİNOP
Yaşar Topçu
SIVAS
Mahmut Işık
Nevzat Yanmaz
Muhsin Yazıcıoğlu
ŞANLIURFA
İbrahim Halil Çelik (İ. A.)
Seyit Eyyüpoğlu
Eyüp Cenap Gülpınar
ŞIRNAK
Bayar Ökten
TEKİRDAĞ
Bayram Fırat Dayanıklı
Enis Sülün
TOKAT
Hanefi Çelik
Metin Gürdere
Şahin Ulusoy
TRABZON
Eyüp Aşık
Ali Kemal Başaran
İbrahim Çebi
Şeref Malkoç
Hikmet Sami Türk
TUNCELİ
Kamer Genç (Bşk. V.)
Orhan Veli Yıldırım
UŞAK
Yıldırım Aktürk
VAN
Mustafa Bayram
Şerif Bedirhanoğlu
YALOVA
Yaşar Okuyan
YOZGAT
Lutfullah Kayalar
İsmail Durak Ünlü
ZONGULDAK
Veysel Atasoy
Necmettin Aydın
Tahsin Boray Baycık
Hasan Gemici
Mümtaz Soysal
(Mükerrer Oylar)
AMASYA
Ahmet İyimaya
ANTALYA
Hayri Doğan
BALIKESİR
Abdülbaki Ataç
İÇEL
Turhan Güven
İZMİR
Hasan Denizkurdu
TEKİRDAĞ
Nihan İlgün
TRABZON
Yusuf Bahadır


Telgraf ve Telefon Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısına verilen oyların sonucu :
Kabul Edilmiştir.
Üye Sayısı : 550
Kullanılan Oy : 286
Kabul Edenler : 231
Reddedenler : 49
Çekimserler : —
Geçersiz Oylar : 1
Oya Katılmayanlar : 269
Açık Üyelikler : —
Mükerrer Oylar : 5

(Kabul Edenler)
ADANA
Yakup Budak
Sıtkı Cengil
İ. Cevher Cevheri
M. Halit Dağlı
Veli Andaç Durak
İbrahim Ertan Yülek
ADIYAMAN
Mahmut Nedim Bilgiç
Ahmet Çelik
Ahmet Doğan
AFYON
Sait Açba
İsmet Attila
Osman Hazer
Nuri Yabuz
AĞRI
M. Sıddık Altay
Cemil Erhan
Celal Esin
M. Ziyattin Tokar
AKSARAY
Mehmet Altınsoy
Murtaza Özkanlı
AMASYA
Ahmet İyimaya
Cemalettin Lafcı
ANKARA
İlhan Aküzüm
Saffet Arıkan Bedük
Ünal Erkan
Mehmet Gölhan
Ahmet Tekdal
Rıza Ulucak
ANTALYA
Osman Berberoğlu
Hayri Doğan
ARDAHAN
Saffet Kaya
ARTVİN
Hasan Ekinci
AYDIN
Ali Rıza Gönül
Nahit Menteşe
Muhammet Polat
BALIKESİR
Abdülbaki Ataç
Ahmet Bilgiç
İsmail Özgün
İlyas Yılmazyıldız
BARTIN
Zeki Çakan
BATMAN
Alaattin Sever Aydın
Musa Okçu
Faris Özdemir
BAYBURT
Suat Pamukçu
BİLECİK
Bahattin Şeker
BİNGÖL
Mahmut Sönmez
BOLU
Feti Görür
Mustafa Yünlüoğlu
BURDUR
Mustafa Çiloğlu
BURSA
Mehmet Altan Karapaşaoğlu
Cemal Külahlı
Turhan Tayan
ÇANAKKALE
Mustafa Cumhur Ersümer
Nevfel Şahin
A. Hamdi Üçpınarlar
ÇANKIRI
İsmail Coşar
Ahmet Uyanık
ÇORUM
Bekir Aksoy
Zülfikâr Gazi
Yasin Hatiboğlu
DENİZLİ
M. Kemal Aykurt
Mehmet Gözlükaya
Ramazan Yenidede
DİYARBAKIR
M. Salim Ensarioğlu
Yakup Hatipoğlu
EDİRNE
Evren Bulut
ELAZIĞ
Mehmet Ağar
Ömer Naimi Barım
Hasan Belhan
Cihan Paçacı
Ahmet Cemil Tunç
ERZİNCAN
Tevhit Karakaya
Naci Terzi
ERZURUM
Zeki Ertugay
Lütfü Esengün
Abdullah Fırat
İsmail Köse
Ömer Özyılmaz
Aslan Polat
Şinasi Yavuz
ESKİŞEHİR
Mustafa Balcılar
Hanifi Demirkol
GAZİANTEP
Nurettin Aktaş
Kahraman Emmioğlu
Mehmet Bedri İncetahtacı
GİRESUN
Turhan Alçelik
Ergun Özdemir
HAKKÂRİ
Mustafa Zeydan
HATAY
Süleyman Metin Kalkan
Mehmet Sılay
Ali Uyar
IĞDIR
Adil Aşırım
Şamil Ayrım
ISPARTA
Ömer Bilgin
A. Aykon Doğan
Mustafa Köylü
Halil Yıldız
İÇEL
Mehmet Emin Aydınbaş
Saffet Benli
Turhan Güven
Ayfer Yılmaz
İSTANBUL
Yıldırım Aktuna
Sedat Aloğlu
Tayyar Altıkulaç
Azmi Ateş
Mukadder Başeğmez
Tansu Çiller
Halit Dumankaya
Süleyman Arif Emre
Ekrem Erdem
Mehmet Fuat Fırat
Metin Işık
İsmail Kahraman
Hüseyin Kansu
Hayri Kozakçıoğlu
Ali Oğuz
Mehmet Ali Şahin
Osman Yumakoğulları
Bahattin Yücel
Bahri Zengin
Namık Kemal Zeybek
İZMİR
Turhan Arınç
Hasan Denizkurdu
Ufuk Söylemez
KAHRAMANMARAŞ
Esat Bütün
Hasan Dikici
Avni Doğan
Ahmet Dökülmez
Mustafa Kamalak
Mehmet Sağlam
KARABÜK
Hayrettin Dilekcan
KARS
Y. Selahattin Beyribey
Sabri Güner
KASTAMONU
Fethi Acar
Murat Başesgioğlu
Nurhan Tekinel
Haluk Yıldız
KAYSERİ
Memduh Büyükkılıç
Osman Çilsal
Nurettin Kaldırımcı
Salih Kapusuz
İbrahim Yılmaz
KIRIKKALE
Kemal Albayrak
Hacı Filiz
Mikail Korkmaz
Recep Mızrak
KIRŞEHİR
Mehmet Ali Altın
Ömer Demir
Cafer Güneş
KİLİS
Mustafa Kemal Ateş
Doğan Güneş
KOCAELİ
Necati Çelik
İsmail Kalkandelen
Şevket Kazan
KONYA
Hüseyin Arı
Veysel Candan
Remzi Çetin
Necati Çetinkaya
Teoman Rıza Güneri
Hasan Hüseyin Öz
Lütfi Yalman
Mehmet Ali Yavuz
KÜTAHYA
Ahmet Derin
İsmail Karakuyu
Mehmet Korkmaz
Metin Perli
MALATYA
Miraç Akdoğan
Yaşar Canbay
Fikret Karabekmez
MANİSA
Abdullah Akarsu
Rıza Akçalı
Bülent Arınç
Yahya Uslu
MARDİN
Fehim Adak
Muzaffer Arıkan
Mahmut Duyan
Hüseyin Yıldız
MUĞLA
İrfettin Akar
Mustafa Dedeoğlu
Enis Yalım Erez
MUŞ
Necmettin Dede
Nedim İlci
Sabahattin Yıldız
NEVŞEHİR
Mehmet Elkatmış
NİĞDE
Doğan Baran
Mehmet Salih Katırcıoğlu
ORDU
Hüseyin Olgun Akın
Mustafa Hasan Öz
SAKARYA
Nezir Aydın
Nevzat Ercan
Ertuğrul Eryılmaz
SAMSUN
Ahmet Demircan
Nafiz Kurt
Biltekin Özdemir
Latif Öztek
Musa Uzunkaya
SİİRT
Mehmet Emin Aydın
SİNOP
Kadir Bozkurt
SIVAS
Musa Demirci
Tahsin Irmak
Temel Karamollaoğlu
Abdullatif Şener
ŞANLIURFA
Sedat Edip Bucak
Necmettin Cevheri
Zülfükar İzol
Ahmet Karavar
Abdülkadir Öncel
M. Fevzi Şıhanlıoğlu
ŞIRNAK
Mehmet Tatar
Mehmet Salih Yıldırım
TEKİRDAĞ
Nihan İlgün
Hasan Peker
TOKAT
Abdullah Arslan
Ali Şevki Erek
Ahmet Fevzi İnceöz
Bekir Sobacı
TRABZON
Yusuf Bahadır
Kemalettin Göktaş
Şeref Malkoç
İsmail İlhan Sungur
UŞAK
Hasan Karakaya
VAN
Maliki Ejder Arvas
Mustafa Bayram
Fethullah Erbaş
Şaban Şevli
Mahmut Yılbaş
YALOVA
Cevdet Aydın
YOZGAT
İlyas Arslan
Kazım Arslan
Yusuf Bacanlı
Abdullah Örnek
ZONGULDAK
Ömer Barutçu
(Reddedenler)
ADANA
İbrahim Yavuz Bildik
Mehmet Büyükyılmaz
Tuncay Karaytuğ
ANKARA
Yılmaz Ateş
Gökhan Çapoğlu
Halis Uluç Gürkan
Önder Sav
Aydın Tümen
Hikmet Uluğbay
ANTALYA
Bekir Kumbul
Metin Şahin
AYDIN
M. Fatih Atay
Sema Pişkinsüt
BALIKESİR
Mustafa Güven Karahan
BARTIN
Cafer Tufan Yazıcıoğlu
BURSA
Ali Rahimi Beyreli
Yahya Şimşek
ÇANAKKALE
Hikmet Aydın
DENİZLİ
Hilmi Develi
EDİRNE
Mustafa İlimen
ERZİNCAN
Mustafa Yıldız
ESKİŞEHİR
Mahmut Erdir
GAZİANTEP
Ali Ilıksoy
HATAY
Ali Günay
Nihat Matkap
İSTANBUL
Ziya Aktaş
Mehmet Aydın
Nami Çağan
Algan Hacaloğlu
Altan Öymen
H. Hüsamettin Özkan
Bülent Tanla
Zekeriya Temizel
İZMİR
Sabri Ergül
Şükrü Sina Gürel
KAHRAMANMARAŞ
Ali Şahin
KARAMAN
Fikret Ünlü
KONYA
Abdullah Turan Bilge
MALATYA
Ayhan Fırat
MANİSA
Hasan Gülay
MUĞLA
Zeki Çakıroğlu
Fikret Uzunhasan
ORDU
Müjdat Koç
SAKARYA
Teoman Akgür
SAMSUN
Yalçın Gürtan
SİNOP
Metin Bostancıoğlu
TEKİRDAĞ
Fevzi Aytekin
UŞAK
Mehmet Yaşar Ünal
ZONGULDAK
Mümtaz Soysal
(Geçersiz Oy)


BOLU
Necmi Hoşver


(Oya Katılmayanlar)
ADANA
Cevdet Akçalı
Uğur Aksöz
İmren Aykut
M. Ali Bilici
Erol Çevikçe
Orhan Kavuncu
Mustafa Küpeli
Arif Sezer
ADIYAMAN
Mahmut Bozkurt
Celal Topkan
AFYON
H. İbrahim Özsoy
Yaman Törüner
Kubilay Uygun
AĞRI
Yaşar Eryılmaz
AKSARAY
Nevzat Köse
Sadi Somuncuoğlu
AMASYA
Aslan Ali Hatipoğlu
Haydar Oymak
ANKARA
Nejat Arseven
Ahmet Bilge
Hasan Hüseyin Ceylan
Cemil Çiçek
Ali Dinçer
Mehmet Ekici
Ömer Ekinci
Eşref Erdem
Ağah Oktay Güner
Şaban Karataş
İrfan Köksalan
M. Seyfi Oktay
Mehmet Sağdıç
Yücel Seçkiner (İ. A.)
İlker Tuncay
Ersönmez Yarbay
ANTALYA
Deniz Baykal
Arif Emre Denizolgun
Emre Gönensay
İbrahim Gürdal
Sami Küçükbaşkan
Yusuf Öztop
ARDAHAN
İsmet Atalay
ARTVİN
Metin Arifağaoğlu
Süleyman Hatinoğlu
AYDIN
Cengiz Altınkaya
İsmet Sezgin
Yüksel Yalova
BALIKESİR
Safa Giray
Tamer Kanber
İ. Önder Kırlı (İ. A.)
Hüsnü Sıvalıoğlu
BARTIN
Köksal Toptan
BATMAN
Ataullah Hamidi
BAYBURT
Ülkü Güney
BİLECİK
Şerif Çim
BİNGÖL
Kazım Ataoğlu
Hüsamettin Korkutata
BİTLİS
Zeki Ergezen
Edip Safder Gaydalı
Kâmran İnan
Abdulhaluk Mutlu
BOLU
Avni Akyol
Abbas İnceayan
Mustafa Karslıoğlu
Mustafa Yünlüoğlu
BURDUR
Yusuf Ekinci
Kâzım Üstüner
BURSA
Yüksek Aksu
Abdülkadir Cenkçiler
Cavit Çağlar
İlhan Kesici
Hayati Korkmaz
Feridun Pehlivan
Ali Osman Sönmez
Ertuğrul Yalçınbayır
İbrahim Yazıcı
ÇANAKKALE
Ahmet Küçük
ÇANKIRI
Mete Bülgün
ÇORUM
Mehmet Aykaç
Hasan Çağlayan
Ali Haydar Şahin
DENİZLİ
Adnan Keskin
Hasan Korkmazcan (Bşk. V.)
Haluf Müftüler
DİYARBAKIR
Abdülkadir Aksu
Muzaffer Arslan
Ferit Bora
Sacit Günbey (B.)
Seyyit Haşim Haşimi
Ömer Vehbi Hatipoğlu
Sebgetullah Seydaoğlu
Salih Sümer
EDİRNE
Ümran Akkan
Erdal Kesebir
ERZİNCAN
Mustafa Kul
ERZURUM
Necati Güllülü
ESKİŞEHİR
Necati Albay
Demir Berberoğlu
İbrahim Yaşar Dedelek
GAZİANTEP
Mehmet Batallı
Hikmet Çetin
Mustafa R. Taşar
Mustafa Yılmaz (İ. A.)
GİRESUN
Burhan Kara
Yavzu Köymen
Rasim Zaimoğlu
GÜMÜŞHANE
Lütfi Doğan
Mahmut Oltan Sungurlu
HAKKÂRİ
Naim Geylani
HATAY
Abdulkadir Akgöl
Fuat Çay
Levent Mıstıkoğlu
Atila Sav
Hüseyin Yayla
ISPARTA
Erkan Mumcu
İÇEL
Oya Araslı
Fevzi Arıcı
Halil Cin
Ali Er
Abdülbaki Gökçel
D. Fikri Sağlar
Mustafa İstemihan Talay
Rüştü Kâzım Yücelen
İSTANBUL
Bülent Akarcalı
Meral Akşener
Ahat Andican
Refik Aras
Mustafa Baş
Ali Coşkun
Gürcan Dağdaş (B.)
Hüsnü Doğan
Bülent Ecevit
Hasan Tekin Enerem
Cefi Jozef Kamhi
Ercan Karakaş
Yılmaz Karakoyunlu
M. Cavit Kavak
Ahmet Güryüz Ketenci
Osman Kılıç
Mehmet Tahir Köse
Emin Kul
Göksal Küçükali
Aydın Menderes
Necdet Menzir
Mehmet Moğultay
Yusuf Namoğlu
Korkut Özal
Ali Talip Özdemir
Yusuf Pamuk
Mehmet Cevdet Selvi
Mehmet Sevigen
Ahmet Tan
Güneş Taner
Erdoğan Toprak
Ali Topuz
Şadan Tuzcu
İZMİR
Veli Aksoy
Ali Rıza Bodur
Işın Çelebi
İ. Kaya Erdem
Aydın Güven Gürkan
Gencay Gürün
Birgen Keleş
Mehmet Köstepen
Atilla Mutman
Metin Öney
Ahmet Piriştina
Rüşdü Saracoglu
Işılay Saygın (B.)
Rıfat Serdaroğlu
Sühat Tanık
Hakan Tartan
Zerrin Yeniceli
İsmail Yılmaz
KAHRAMANMARAŞ
Ali Doğan
KARABÜK
Şinasi Altıner
Erol Karan
KARAMAN
Abdullah Özbey
Zeki Ünal
KARS
Çetin Bilgir
Zeki Karabayır
KASTAMONU
Hadi Dilekçi
KAYSERİ
İsmail Cem
Ayvan Gökdemir
Abdullah Gül (B.)
Recep Kırış
KIRKLARELİ
İrfan Gürpınar
A. Sezal Özbek
Cemal Özbilen
Necdet Tekin
KOCAELİ
Bülent Atasayan
Halil Çalık
Onur Kumbaracıbaşı
Osman Pepe
Hayrettin Uzun
Bekir Yurdagül
KONYA
Ahmet Alkan
Nezir Büyükcengiz
Necmettin Erbakan (Başbakan)
Abdullah Gencer
Ali Günaydın
Mehmet Keçeciler
Mustafa Ünaldı
KÜTAHYA
Mustafa Kalemli (Başkan)
Emin Karaa
MALATYA
Oğuzhan Asiltürk
Metin Emiroğlu
M. Recai Kutan (B.)
MANİSA
Tevfik Diker
Ayseli Göksoy
Sümer Oral
Ekrem Pakdemirli
Cihan Yazar
Erdoğan Yetenç
MARDİN
Süleyman Çelebi
Ömer Ertaş
MUĞLA
Lale Aytaman
MUŞ
Erkan Kemaloğlu
NEVŞEHİR
Abdülkadir Baş
Esat Kıratlıoğlu
NİĞDE
Akın Gönen
Ergun Özkan
ORDU
İhsan Çabuk
Mustafa Bahri Kibar
Nabi Poyraz
Refaiddin Şahin
Şükrü Yürür
RİZE
Avni Kabaoğlu
Ahmet Kabil
Ahmet Mesut Yılmaz
Şevki Yılmaz
SAKARYA
Cevat Ayhan (B.)
Ahmet Neidim
Ersin Taranoğlu
SAMSUN
Cemal Alişan
İrfan Demiralp
Ayhan Gürel
Murat Karayalçın
Adem Yıldız
SİİRT
Ahmet Nurettin Aydın
Nizamettin Sevgili
SİNOP
Yaşar Topçu
SIVAS
Mahmut Işık
Nevzat Yanmaz
Muhsin Yazıcıoğlu
ŞANLIURFA
İbrahim Halil Çelik (İ. A.)
Seyit Eyyüpoğlu
Eyüp Cenap Gülpınar
ŞIRNAK
Bayar Ökten
TEKİRDAĞ
Bayram Fırat Dayanıklı
Enis Sülün
TOKAT
Hanefi Çelik
Metin Gürdere
Şahin Ulusoy
TRABZON
Eyüp Aşık
Ali Kemal Başaran
İbrahim Çebi
Hikmet Sami Türk
TUNCELİ
Kamer Genç (Bşk. V.)
Orhan Veli Yıldırım
UŞAK
Yıldırım Aktürk
VAN
Şerif Bedirhanoğlu
YALOVA
Yaşar Okuyan
YOZGAT
Lutfullah Kayalar
İsmail Durak Ünlü
ZONGULDAK
Veysel Atasoy
Necmettin Aydın
Tahsin Boray Baycık
Hasan Gemici
(Mükerrer Oylar)
BALIKESİR
Abdülbaki Ataç
Hüsnü Sıvalıoğlu
İSTANBUL
Namık Kemal Zeybek
İZMİR
Hasan Denizkurdu
KASTAMONU
Nurhan Tekinel


TUTANAĞIN SONU


Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi internet Sitesi
© 2009 T.B.M.M.