DÖNEM : 20 CİLT : 9 YASAMA YILI : 1


T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ

84 üncü Birleşim
30 . 7 . 1996 Salı



İ Ç İ N D E K İ L E R


I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
1. – İstanbul Milletvekili Sedat Aloğlu'nun, gümrük mevzuatı ve uygulamalarına ilişkin gündemdışı konuşması
2. – Manisa Milletvekili H. Ayseli Göksoy'un, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması
3. – Aydın Milletvekili Yüksel Yalova'nın, son günlerde meydana gelen orman yangınlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve
DevletBakanı Nevzat Ercan'ın cevabı
B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. – Denizli Milletvekili Hilmi Develi ve 20 arkadaşının, Denizli İlinin içinde bulunduğu durumun araştırılarak alınması
gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/101)
2. – Zonguldak Milletvekili Mümtaz Soysal ve 20 arkadaşının, cezaevlerinde tutuklu ve hükümlüler tarafından sürdürülen ölüm
orucunun nedenlerini ve tutuklu ve hükümlülerin istemlerini açığa kavuşturmak amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/102)
C) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Çin Halk Cumhuriyeti Ulusal Kongresinin vaki davetine icabet edecek Parlamento heyetine katılacak milletvekillerine
ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/416)
2. – Avustralya Parlamento Başkanının resmî davetine icabet edilmesine ilişkinBaşkanlık tezkeresi (3/417)
3. – Bazı milletvekillerine izin verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/418)
4. – İstanbul Milletvekili Aydın Menderes'e ödenek ve yolluğunun ödenmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/419)
5. – Bursa Milletvekili Abdulkadir Cenkçiler'e ödenek ve yolluğunun ödenmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/420)
6. – Ülkemizde konuşlandırılan Çokuluslu Güç'ün görev süresinin 31.7.1996 tarihinden itibaren beş ay süre ile uzatılmasına
ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/421)
7. – On ilde uygulanmakta olan olağanüstü halin, 31.7.1996 günü saat 17.00'den geçerli olmak üzere dört ay süre ile
uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/422)
D) ÇEŞİTLİ İŞLER
1. – İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda bağımsız milletvekillerine düşen bir üyelik için aday olmak isteyen bağımsız
milletvekillerinin müracatlarına ilişkin Başkanlık duyurusu
IV. – ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. – Genel Kurulun çalışma süresine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
B) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİSİ
1. – Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanunlarında Düzenlenmesine Dair Kanun Tasarısının
Komisyonda görüşme zamanı ve gündemdeki sıralamanın yeniden yapılanması ile Genel Kurulun 31.7.1996 Çarşamba günü saat
14.00 te toplanmasına ve bu toplantıda sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin DYP Grubu önerisi
V. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – İzmir Milletvekili Ali Rıza Bodur'un, Bornova Anadolu Lisesinde laiklik ilkelerine aykırı uygulamalara ilişkin sorusu ve
Millî EğitimBakanı Mehmet Sağlam'ın yazılı cevabı (7/990)
2. – İzmir MilletvekiliAli Rıza Bodur'un, okul yöneticilerinin özendirilmesine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Mehmet
Sağlam'ın yazılı cevabı (7/991)
3. – İzmirMilletvekili Birgen Keleş'in, Anadolu Liselerinde görev yapan müdür ve müdür yardımcılarının orta öğrenimlerine
ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam'ın yazılı cevabı (7/994)
4. – Sıvas Milletvekili Mahmut Işık'ın, ILO sözleşmesi ve yasaya aykırı olarak yapıldığı iddia edilen personel nakillerine
ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat Ayhan'ın yazılı cevabı (7/1020)
5. – Yozgat Milletvekili Kâzım Arslan'ın, 1991 -1996 yılları itibariyle Meclis personeli için yapılan sağlık harcamalarına
ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanı Mustafa Kalemli'nin yazılı cevabı (7/1083)



I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak üç oturum yaptı.
Ağrı Milletvekili Mehmet Sıddık Altay'ın, Ağrı İlinin sağlık sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşmasına SağlıkBakanı
Yıldırım Aktuna cevap verdi.
Kocaeli Milletvekili Bekir Yurdagül, yabancı petrol şirketlerindeki sendikasızlaştırma iddiasına,
Çankırı Milletvekili İsmail Coşar da, şehitler konusuna,
İlişkin birer gündem dışı konuşma yaptılar.
İçel Milletvekili Abdulbaki Gökçel'in, İnsanHakları Komisyonundan,
Ankara Milletvekili Hikmet Uluğbay'ın, (9/6) esas numaralı Meclis Soruşturma Komisyonundan,
İstifa ettiklerine ilişkin önergeleri;
(9/4),
(9/6) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonları Geçici Başkanlıkları ile,
Dilekçe Komisyonu Başkanlığının,
Komisyonların, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptıklarına ilişkin tezkereleri ile;
Konya Milletvekili Hüseyin Arı'nın, (6/227) numaralı sözlü sorusunu geri aldığına,
Aydın Milletvekili Cengiz Altınkaya ve 19 arkadaşının, Eskişehir E Tipi Cezaevinin kapatılmasının nedenlerini ve yapılan
tadilatların gerekli olup olmadığını araştırmak amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına (10/100);
İlişkin önergeleri;
Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Önergelerin gündemde yerini alacağı ve Meclis araştırması açılıp açılmaması hususundaki öngörüşmenin, sırasında
yapılacağı açıklandı.
TBMM'yi temsilen bir Parlamento Heyetinin, Yeni Zelanda Parlamento Başkanının davetine icabet etmesine ilişkinBaşkanlık
tezkeresi kabul edildi.
(9/6) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunda açık bulunan ve DSP Grubuna düşen 1 üyeliğe, Grubunca 3 katı
olarak gösterilen adaylar arasından adçekme suretiyle, İçel Milletvekili M. İstemihan Talay seçildi.
"Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan GelenDiğer İşler" kısmının :
1 inci sırasında bulunan, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ilişkin tasarı (1/215) (S. Sayısı : 23), komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır
bulunmadığından ertelendi.
2 nci sırasında bulunan, Karadeniz Ticaret ve Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna (1/347) (S. Sayısı : 47),
3 üncü sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Gümrük İşleri Alanında İşbirliği ve
Karşılıklı Yardıma İlişkin Prtokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna (1/319) (S. Sayısı : 31)
4 üncü sırada bulunan, Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve
Korunması Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna (1/318) (S.Sayısı : 32)
5 inci sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti ve Moldavya Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve
Korunmasına İlişkin anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna (1/355) (S.Sayısı : 33),
6 ncı sırasında bulunan,Türkiye Cumhuriyeti ile Arnavutluk Cumhuriyeti Arasında Gelir ve Servet Üzerinden Alınan
Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna (1/349) (S. Sayısı : 44),
7 nci sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden
Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna (1/293) (S.
Sayısı : 51),
8 nci sırasında bulunan,Türkiye Cumhuriyeti ile Makedonya Cumhuriyeti Arasında Gelir ve Servet Üzerinden Alınan
Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna (1/381) (S.Sayısı : 53) ile,
9 uncu sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Antalya İlinin Kemer İlçesindeki
taşınmazın Kazakistan Cumhuriyetine Kullandırılmasına İlişkin Protokolün Onaylanmasının UygunBulunduğuna (1/452)
(S.Sayısı : 58),
Dair Kanun Tasarılarının, görüşmelerini müteakip yapılan açık oylamalarından sonra,
10 uncu sırada bulunan, Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkinKanuna Bir Ek Madde Eklenmesine Dair
Kanun Tasarısının (1/489) (S. Sayısı : 63),
Yapılan görüşmelerden sonra kabul edildikleri ve kanunlaştıkları açıklandı.
30 Temmuz 1996 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, Birleşime 19.17'de son verildi.

Yasin Hatiboğlu
Başkanvekili
Ali Günaydın Kâzım Üstüner
Konya Burdur
Kâtip Üye Kâtip Üye
Fatih Atay
Aydın
Kâtip Üye



II. – GELEN KÂĞITLAR
26 . 7 . 1996 CUMA
Tasarı
1. – Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/490)
(Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.1996)
Teklifler
1. – İstanbul Milletvekili Cevdet Selvi ve 6 Arkadaşının; SosyalSigortalarKanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi (2/387) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşlerKomisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 19.7.1996)
2. – İzmirMilletvekili Hakan Tartan ve 4 Arkadaşının; İstiklâl Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatanî Hizmet Tertibinden
Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanunda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/388) (Plan ve Bütçe Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi : 22.7.1996)
3. – İzmirMilletvekili Hakan Tartan ve 4 Arkadaşının; Gaziler Günü Hakkında Kanun Teklifi (2/389) (İçişleri Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi : 22.7.1996)
4. – İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya'nın; 4.1.1961 Tarihli ve 213 Sayılı Vergi UsulKanununa Bir Ek Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/390) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.1996)
5. – İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya'nın; 17.7.1964 Tarihli ve 506 Sayılı SosyalSigortalarKanununa Bir Ek Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/391) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi : 23.7.1996)
6. – İstanbulMilletvekili Halit Dumankaya'nın; 15.7.1950 Tarihli ve 5680 Sayılı Basın Kanununun 29 uncu Maddesinin
Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi (2/392) (AdaletKomisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.1996)
7. – İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya'nın; Vergi, Sigorta ve Bağ - Kur Primlerini Ödemeyenler Hakkında Uygulanacak
Esaslara Dair Kanun Teklifi (2/393) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi : 23.7.1996)
8. – İstanbul Milletvekili HalitDumankaya'nın; 237 Sayılı Taşıt Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/394) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.1996)
9. – İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya'nın; 657 Sayılı DevletMemurları Kanunu, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri
Personel Kanunu ile 1475 Sayılı İş Kanununun Birer Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında KanunTeklifi (2/395) (İçişleri
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.1996)
10. – Sıvas Milletvekili Mahmut Işık'ın; Suşehri Adıyla Bir İl Kurulmasına Dair Kanun Teklifi (2/396) (İçişleri ve Plan ve
Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.1996)
11. – SıvasMilletvekili Mahmut Işık'ın; Sızır Adıyla Bir İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/397) (İçişleri ve Plan
ve Bütçe komsiyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.1996)
12. – Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız ve 25 Arkadaşının; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa Bir
Geçici Madde Eklenmesi Konusunda Kanun Teklifi (2/398) (Millî Savunma ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi : 24.7.1996)
13. – AydınMilletvekili Yüksel Yalova'nın; Radyo ve Televziyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılmasına DairKanun Teklifi (2/399) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
14. – Aydın Milletvekili Yüksel Yalova'nın; Radyo ve TelevizyonlarınKuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/400) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
Tezkereler
1. – Genel Bütçeli Dairelerin 1994 Bütçe Yılı Kesinhesap Kanun Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna
İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/414) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
2. – Katma Bütçeli İdarelerin 1994 Bütçe Yılı Kesinhesap Kanun Tasarısına Ait Geneluygunluk Bildiriminin Sunulduğuna
İlişkinSayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/415) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
Sözlü Soru Önergeleri
1. – Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan'ın, ithalat ve ihracatımızın durumuna ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru
önergesi (6/303) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.1996)
2. – Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan'ın, Antbirlik'te çalışmadan maaş aldıkları iddia edilen kişilere ilişkin Sanayi ve Ticaret
Bakanından sözlü soru önergesi (6/304) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.1996)
3. – Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan'ın, et ithalatına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/305)
(Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.1996)
4. – Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan'ın, pamuk üreticilerinin desteklenmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü
soru önergesi (6/306) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.1996)
5. – Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan'ın, devlet televizyonunun bir kanalında Kürtçe yayın için hazırlık yapıldığı iddiasına
ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/307) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.1996)
6. – Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan'ın, kamu kurum ve kuruluşlarında yapılması düşünülen atama ve nakillere
ilişkinBaşbakandan sözlü soru önergesi (6/308) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.1996)
7. – Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan'ın, Güllük Karakolunun İran askerlerince tarandığı iddialarına ilişkinDışişleri Bakanı
ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/309) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.1996)
8. – Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan'ın, çıkarılması düşünülen vergi affı kapsamına ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru
önergesi (6/310) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.1996)
9. – Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan'ın, ülkemizin elektrik ihtiyacının hangi kaynaklardan karşılanacağına ilişkin Enerji ve
Tabiî KaynaklarBakanından sözlü soru önergesi (6/311) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.1996)
10. – Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan'ın, proje ihalesi yapılan bazı otoyollarının yapımından neden vazgeçildiğine ilişkin
Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/312) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.1996)
11. – Muğla Milletvekili Zeki Çakıroğlu'nun, Atatürkçü Düşünce Derneği Kastamonu - Cide İlçe şubesince asılan bir
pankartın Emniyetçe indirildiği iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/313) (Başkanlığa geliş tarihi :
24.7.1996)
Yazılı Soru Önergeleri
1. – İzmirMilletvekili Hakan Tartan'ın, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde boşaltıldığı iddia edilen köylere ve köye
dönüş projelerine ilişkinBaşbakandan yazılı soru önergesi (7/1077) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.1996)
2. – İzmir Milletvekili Hakan Tartan'ın, vergi ve sigorta prim borcu olan belediyelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/1078) (Başkanlığa geliş tarihi : 23.7.1996)
3. – Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük'ün, Bandırma - Çanakkale demiryolu projesine ilişkin ulaştırma Bakanından yazılı
soru önergesi (7/1079) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.7.1996)
4. – Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük'ün, Çanakkale Boğazı Köprüsü yapımıyla ilgili etüt proje ve çevre yolu güzergâh
çalışmalarına ilişkinBayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/1080) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.7.1996)
5. – AydınMilletvekili Cengiz Altınkaya'nın, Millî Piyango İdaresinin talih oyunlarına toplumu teşvik eden uygulamalarına
ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1081) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.7.1996)
6. – Rize Milletvekili AhmetKabil'in, Çay Kurumunun bankalara ve diğer kurumlara olan borç miktarına ve yaş çay bedellerinin
ödenme zamanına ilişkin DevletBakanından yazılı soru önergesi (7/1082) (Başkanlığa geliş tarihi : 24.7.1996)


30 . 7 . 1996 SALI
Tasarı
1. – Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanunlarında Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı (1/491)
(Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
Rapor
1. – Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinde DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Sanayi,
Ticaret, Enerji Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/490) (S. Sayısı : 69) (Dağıtma Tarihi : 30.7.1996)
(GÜNDEME)
Sözlü Soru Önergeleri
1. – Denizli Milletvekili Hilmi Develi'nin, Denizli - Güney İlçesi - Hamidiye Köyü içme suyu projesine ilişkin
DevletBakanından sözlü soru önergesi (6/314) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
2. – Denizli Milletvekili Hilmi Develi'nin, Denizli Yenicekent - Ertuğrul - Cindere arasındaki yolun asfalt yapımı ve Güney -
Parmaksızlar Yolu onarımına ilişkin DevletBakanından sözlü soru önergesi (6/315) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
3. – Denizli Milletvekili Hilmi Develi'nin, Denizli - Güney - Çamrak Köprüsü ve Koparan Köyü Deresi ile Karagöz Köyü Yoluna
Menfez yapımına ilişkinDevletBakanından sözlü soru önergesi (6/316) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
4. – Denizli Milletvekili Hilmi Develi'nin, Denizli güney şelalesine ilişkin TurizmBakanından sözlü soru önergesi (6/317)
(Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
5. – Denizli Milletvekili Hilmi Develi'nin, Denizli'nin bazı ilçelerinin kalkınmada öncelikli yöreler kapsamına alınmasına
ilişkinBaşbakandan sözlü soru önergesi (6/318) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
6. – Denizli Milletvekili Hilmi Develi'nin, Denizli - Güney - Ertuğrul Köyü Trafosunun büyütülmesine ilişkin Enerji ve Tabiî
KaynaklarBakanından sözlü soru önergesi (6/319) (Başkanlığa geliş tarihi : 29.7.1996)
Yazılı Soru Önergeleri
1. – Yozgat Milletvekili Kâzım Arslan'ın, 1991 -1996 yılları itibariyle Meclis Personeli için yapılan sağlık harcamalarına
ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/1083) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.7.1996)
2. – Edirne Milletvekili Mustafa İlimen'in, Edirne Defterdarlığında yardımcı hizmetler sınıfında çalışanların genel idare
hizmetleri sınıfına atamalarının yapılmasına ilişkinMaliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1084) (Başkanlığa geliş tarihi :
25.7.1996)
3. – İzmirMilletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahsın ölüm olayını soruşturan
Cumhuriyet Savcısının, maktül yakınlarının dilekçelirini işleme koymadığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1085) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
4. – İzmirMilletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahsın bedeni üzerinde bazı incelemelerin
yapılmasına ilişkin AdaletBakanından yazılı soru önergesi (7/1086) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
5. – İzmirMilletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği çatışma sonucu ölen bir şahsın ölüm sebebine ilişkin AdaletBakanından
yazılı soru önergesi (7/1087) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
6. – İzmirMilletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahsın muayene ve otopsisinde hazır
bulunan kişilere ilişkin AdaletBakanından yazılı soru önergesi (7/1088) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
7. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahsın kişisel eşyalarına ilişkin
AdaletBakanından yazılı soru önergesi (7/1089) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
8. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahısla ilgili Adlî Tıp otopsisine ilişkin
AdaletBakanından yazılı soru önergesi (7/1090) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
9. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahsın ölümü ile ilgili olarak Adlî Tıp
Kurumunda barut izi aranması yapılıp yapılmadığına ilişkin AdaletBakanından yazılı soru önergesi (7/1091) (Başkanlığa geliş
tarihi : 25.7.1996)
10. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahısla ilgili Hazırlık Tahkikatı
dosyasına ilişkin AdaletBakanından yazılı soru önergesi (7/1092) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
11. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahsın otopsisinde Savcılıkça aranması
istenen hususlara ilişkin AdaletBakanından yazılı soru önergesi (7/1093) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
12. – İzmirMilletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahısla ilgili olayın Adlî Tabiplik ve Adlî
Tıp Kurumuna hangi makamlarca, ne zaman bildirildiğine ilişkin AdaletBakanından yazılı soru önergesi (7/1094) (Başkanlığa geliş
tarihi : 25.7.1996)
13. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahısla ilgili olayın soruşturmasına
ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1095) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
14. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahısla ilgili olarak görevli Cumhuriyet
Savcısının görevini yapıp yapmadığına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1096) (Başkanlığa geliş tarihi :
25.7.1996)
15. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahısla ilgili olarak görevli Cumhuriyet
Savcısının Adlî Tıp Tabipliği ve Adlî Tıp Kurumundan ceset üzerinde aranmasını istediği hususları içeren yazıya ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1097) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
16. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahısla ilgili yeterli delil toplanmadan
Cumhuriyet Savcısının karara vardığı iddiasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1098) (Başkanlığa geliş tarihi :
25.7.1996)
17. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahsın ölüm olayı ile ilgili tahkikatı
sürdüren Cumhuriyet Savcısının olay yerinde yaptığı incelemelere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1099)
(Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
18. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahısla ilgili olarak mermi ve kovanlarda
yapılan balistik incelemeye ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1100) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
19. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahısla ilgili olayın adlî mercilere
intikaline ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1101) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
20. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahsın polis tarafından görülmesinden
hastaneye götürülüşüne kadarki işlemlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1102) (Başkanlığa geliş tarihi :
25.7.1996)
21. – İzmirMilletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahsın üzerinde ateşli silah bulunup
bulunmadığına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1103) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
22. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahsın üzerinde bulunduğu iddia edilen
örgütsel dokümanlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1104) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
23. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahısla birlikte olaya karışan diğer
sanıklara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1105) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
24. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahsın sabıkasının olup olmadığına
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1106) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
25. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahsın, teşhis, izleme, yakalama,
çatışma, üst arama, olay bildirme sürecinin nasıl gerçekleştiğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1107)
(Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
26. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahsın ölüm olayının Cumhuriyet
Başsavcılığına bildiriliş şekline ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1108) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
27. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahsın ölümü ile ilgili olarak idarî
soruşturma yapılıp yapılmadığına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1109) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
28. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahsın ölüm olayına karıştığı iddia
edilen polislerin görevden uzaklaştırılmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1110) (Başkanlığa geliş tarihi :
25.7.1996)
29. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahısla ilgili olarakMemurin Muhakemat
Kanununa göre hazırlanan dosyanın ne aşamada olduğuna ilişkin İçişleri Bakanından yazılı osur önergesi (7/1111) (Başkanlığa
geliş tarihi : 25.7.1996)
30. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahsın hastaneye sevkinden önce
sorgulanmak üzere başka bir yere gönderilip gönderilmediğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1112)
(Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
31. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahsa hastanede yapılan idarî ve tıbbî
işlemlere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1113) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
32. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahsın ceset ve elbiselerinin teslimine
ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1114) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
33. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahsın hastaneye ne zaman getirildiğine
ilişkin Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanından yazılı soru önergesi (7/1115) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
34. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahsın hastaneye kimler tarafından ve
hangi vasıtayla getirildiğine ilişkin Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanından yazılı soru önergesi (7/1116) (Başkanlığa geliş tarihi :
25.7.1996)
35. – İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, polisle girdiği silahlı çatışma sonucu ölen bir şahsın hastaneye ne durumda
getirildiğine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1117) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
Meclis Araştırması Önergeleri
1. – Denizli Milletvekili Hilmi Develi ve 20 arkadaşının, Denizli İlinin içinde bulunduğu durumun araştırılarak alınması
gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/101) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.7.1996)
2. – ZonguldakMilletvekili Mümtaz Sosyal ve 20 arkadaşının, cezaevlerinde tutuklu ve hükümlüler tarafından sürdürülen ölüm
orucunun nedenlerini ve istemlerini açığa kavuşturmak amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca
birMeclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/102) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.7.1996)


BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.00
30 Temmuz 1996 Salı
BAŞKAN: Başkanvekili Kamer GENÇ
KÂTİP ÜYELER: Ünal YAŞAR (Gaziantep), Kâzım ÜSTÜNER (Burdur)


BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 84 üncü Birleşimini açıyorum.
Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; çalışmalarımıza başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşa gündemdışı söz vereceğim.
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
1. – İstanbul Milletvekili Sedat Aloğlu'nun, gümrük mevzuatı ve uygulamalarına ilişkin gündemdışı konuşması
BAŞKAN – İstanbul Milletvekili Sayın Sedat Aloğlu, gümrük mevzuatı ve uygulamalarıyla ilgili olarak gündemdışı söz
istemişlerdir.
Bugün yoğun bir çalışma tempomuz olacağı için, yoklamaya teşebbüs etmedim.
Buyurun Sayın Aloğlu.
Süreniz 5 dakikadır.
M. SEDAT ALOĞLU (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygılarla selamlıyorum.
Türkiye, 1 Ocak 1996'dan itibaren Avrupa Birliğiyle Gümrük Birliğini gerçekleştirmiştir. Sanayi ürünlerinin serbest
dolaşımında, Avrupa Birliğinin sınırları, bir anlamda Türkiye'yi de kapsar hale gelmiştir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu durum, gümrüklerimizde yeni düzenlemeler, daha iyi standartlara yükseltilme gereğini
beraberinde getirmektedir. 1 Ocak 1996'dan itibaren geçerli olan kanun hükmündeki kararname, bu ihtiyaçların önemli bir bölümünü
karşılama durumundadır. Ancak, uygulamada karşılaşılan özelliklerin de göz önüne alınarak, ilgili bürokrasi ve bakanların
çalışmalarıyla oluşturulan ilgili kanun tasarısının bir an önce kanunlaşması çok faydalı ve yararlıdır. İlgili tasarı, Plan ve Bütçe
Komisyonu gündemindedir. Dileğim ve arzum, bu tasarının, Meclis tatilinden evvel yasalaşmasıdır. Gerek komisyon gerekse
grupların ve Danışma Kurulunun özel gayretleriyle bunun gerçekleştirilebileceği umudunu taşıyorum. Bunun için, gerekirse,
Meclisin tatile girmesinin ertelenmesinin yerinde olacağı düşüncesindeyim.
Sayın Başkan, söz alma başvurumun içerisinde olmamasına rağmen, yine, Plan ve Bütçe Komisyonunun gündeminde olan
uyuşturucu madde kaçakçılığı ile kara paranın aklanmasının önlenmesine ilişkin kanun tasarısının da, Meclis tatile girmeden
yasalaşmasında büyük yarar gördüğümü de dile getirmek isterim.
Beni dinlediğiniz için teşekkür eder, saygılarımı sunarım. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aloğlu; isteğiniz duyulmuştur.
Hükümet?..
Gündemdışı konuşmaya Hükümet cevap vermiyor.
2. – Manisa Milletvekili H. Ayseli Göksoy'un, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması
BAŞKAN – Sayın Ayseli Göksoy, güneydoğu sorunlarıyla ilgili gündem dışı söz istemişlerdir; kendilerine söz veriyorum.
Buyurun efendim. (Alkışlar)
Sayın Göksoy, süreniz 5 dakikadır.
Aslında, güneydoğu sorunu 5 dakikayla halledilmez; ama, siz, yine de 5 dakikaya sığdırmaya çalışın.
H. AYSELİ GÖKSOY (Manisa) – Biraz evvelki arkadaşımın hakkını da kullanacağım.
BAŞKAN – Tamam efendim; buyurun.
H. AYSELİ GÖKSOY (Devamla) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; dün, daha doğrusu pazar ve pazartesi günleri, çok
değerli arkadaşım DSP Milletvekili Sayın Sema Pişkinsüt'ün organize ettiği bir tetkik gezisiyle, Şırnak, Hakkâri ve o yöreleri tek tek
dolaştık ve gördüklerimizi, size, buradan aktarmak istiyorum.
Şırnak, bildiğiniz gibi, gelişmekte olan bir ilimiz; ama, şu anda bir şantiye görünümünde; ne doğru düzgün yolu var... Binalar
yapılmakta veya yapılması düşünülmekte ve bütün şehir toz duman içerisinde. 30 yataklı bir hastanesi var; bu 30 yataklı hastanede,
uzman doktor olarak sadece bir başhekim bulunuyor -bu başhekim kadın doğum uzmanı- onun ötesi muayeneler, pratisyen
hekimlerle çok kısa sürelerde geçiştiriliyor. Yine, 174 okulu var ki, bunun 146'sı ilkokul düzeyinde ve buna karşın 44 bin öğrencisi
var. Son iki yılda, Hükümet ve partimiz kanalıyla buraya büyük yatırımlar yapılmış (650 işyeri ve okul, yol köprü diye) fakat,
bugün, onu müşahede ettik ki, bu yapılan hizmetler ve müteahhit anlayışı iyi denetlenemediği için, yapılan yollar daha bittiğinin
hemen akabinde bozulmuş, köprüler ise yıkılmış.
İşte, Şırnak'taki bu olumsuzlukların yanında, Şırnak'taki tugayımız, vahada bir serap gibi, her şeyiyle fevkalade mükemmel;
hastanesi ve tekmil her şeyiyle bu hastane, sivil halka da hizmet vermekte. Bunun yanında, yıllardır ailesini görmemiş kumandanlar,
teğmeninden tümgenerallere kadar, kaç senedir ailesiyle birleşemeyen ve bundan kesinlikle şikâyetçi olmayan kumandanları
gördüğümüz zaman Türk Ordusuyla göğsümüz bir kez daha kabardı.
Çukurca, çok güzel, yemyeşil bir ilçe; fakat, burada da, ordumuzun... Ki, Sema Hanım'ın bu olayı yaratmasındaki asıl etken,
ailelerin çocuklarıyla iletişimi olamayışıydı. Çukurca, bildiğiniz gibi, en çok olayların geçtiği, en büyük kayıpların verildiği bir yer
ve burada PTT gibi çok önemli bir hizmet alanı, maalesef, muattal durumda gibi; çok zor ve geçici olarak kullanılıyor. Değil erlerin
aileleriyle iletişim kurması, subayların bile çok zor oluyor. Yine, Çukurca'da, 1000'den fazla askerin hizmet yaptığı bir karakola
ulaşım 60 kilometrelik bir yolla sağlanıyor. Bu 60 kilometrelik yol bütün isteklere rağmen hâlâ asfaltlanmamış; çünkü,
asfaltlanmayan bu yola, PKK'lılar, çok yakın, sınırdan geçen bu yola, daima mayın döşüyorlar. Bu mayınlar, plastik mayınlar
olduğu için, dedektörler bunları kesinlikle fark edemiyor ve bu mayınlar, arabalarımızı uçuruyor ve askerlerimizi telef ediyor. İşte,
buranın, bu yolun, bir an evvel, acilen yapılması gereğine inanıyoruz; çünkü, bir helikopterin kalkışı 1 milyon 200 bin civarında
oluyor; günlük masrafı ise, amortismanıyla beraber 12 bin dolar. Bir haziran ayı içerisinde 350 milyar lira sırf helikopterlere gidiyor.
İşte, bu Çukurca'da daha iki üç gün evvel, içimizde acısını duyduğumuz, 16 şehit verdik. Bu 16 şehiti verdiğimizde, tüm
gazeteler, polisimizi öldüren ve anarşist olaylarla o hapise giren insanların, kendi özgür iradeleriyle aç kalmaya özenen insanların,
boy boy, birer kahraman gibi, resimlerini gösterdiler. Onlar, medyada kahraman olurken, hiçbir günahı olmayan kişiler ise, burada
öldüler gittiler, telef oldular.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Göksoy, size ek bir süre veriyorum.
Buyurun efendim.
H. AYSELİ GÖKSOY (Devamla) – Efendim?
BAŞKAN – Buyurun, devam edin. Yalnız, 2 dakika verdim, bitirin efendim.
H. AYSELİ GÖKSOY (Devamla) – Hayır, bitemez.
Şunu hatırlatmak istiyorum arkadaşlar: Biz, burada çok kalabalık milletvekilleriyiz. Şu anda ben konuşurken bile sohbet eden
arkadaşlarımı görüyorum; ki, burası dinleme yeridir, sohbet dışarıda olur. Burada bu konuşmalar yapılırken, bu milletvekili
arkadaşlarım, orada, Cudi Dağları tepesinde plastiklerin içinde bu çocuklar yatarken, hiçbirimiz kalkıp onlara bir moral ziyareti
yapmıyoruz. Hele hele o yörenin milletvekillerine sesleniyorum. O yörenin milletvekilleri, bir gün olsun o çocukları ziyaret
etmemişler, bir gün olsun onların karavanasına kaşık sallamamışlar. Bu mudur bizim görevimiz? Bu çocuklar, güneyden, kuzeyden,
batıdan geliyorlar oraya ve canlarını koyuyorlar, o yörenin toprağı için ölüyorlar ve onlara ilgimiz bu kadar mı olacak?
MAHMUT DUYAN (Mardin) – Siz gidin görün, biz onları çok gördük.
H. AYSELİ GÖKSOY (Devamla) – Görün siz.
BAŞKAN – Müdahale etmeyelim efendim.
H. AYSELİ GÖKSOY (Devamla) – İşte, onun için efendim, bugün, bu olaylar ilk Şemdinli'de başlamasına karşın, orada, halk
çok daha huzur içinde yaşıyor, normal hayatlarını devam ettiriyorlar.
Şemdinli'de, her gün, sınırdan -iki ayda bir 40 bin tane- koyun geçiyor ve Şemdinli'den geçen bu hayvanlardan ne bir vergi
alınıyor ne de bu hayvanlar bir sağlık kontrolünden geçiriliyor. Eğer oraya bir fabrika kurulsa, bu hayvanlar, orada, hem daha iyi
kesilir, bakılır ve tetkikten geçer hem de Maliye, onların her geçişinden vergi alır; çünkü, PKK, bu hayvanlardan yüzde 5 vergi
alıyormuş ve eğer para alamazsa, 100 hayvandan 1 hayvanı kendisine bırakıyormuş.
İşte, efendim, bu söylediklerim... Daha çok söylemek istediğim şeyler var; ama, bunlar, terörle mücadeleyi öldürmek...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Peki efendim, bir eksüre daha verdim; buyurun, bitirin konuşmanızı.
H. AYSELİ GÖKSOY (Devamla) – Terörle mücadele etmek, terörist öldürmek değil; beyinlerden bu virüsü çıkarmamız lazım.
Orada yaşayan çocuklarımıza hepimiz sahip olalım. İlkokul düzeyindeki çocukları büyük şehirlere getirelim. Onlar, orada
doğuyorlar, büyüyorlar ve o dağların yamaçlarında mezra denilen üç dört damlık yerde ölüyorlar. İşte, onları, biz, Doğru Yol
Partisi olarak ve temenni ediyorum tüm partiler, bu çocukları, o okuldan, yaz tatillerinde gruplar halinde getirsinler, o çocukların
görgülerini artırsınlar. Yani, onların, ileride beyninde olacak virüsü şimdiden yok etmeye çalışalım. Sadece, askerî güçle bu olmaz.
Bu vatanın evladı sadece askerler değil, orada, onların hayatlarının yanında, bizlere de iş düşüyor.
Bugün, C statüsünde olan kaymakamlıklarda sadece bir kaymakam var, diğerlerini yörenin vekilleri yürütüyorlar. Bu, PTT'de,
TEK'te her şeyde böyle. Onun için, çarpık ve yanlış bir yönetim tarzıyla yürütülüyor burası. En önem vermemiz icap eden bu
yörelere, halkımızın, sivil örgütün... Daha, hükümetin orada devletleşmesi ve bütün millî eğitim, sağlık memurlarımızın,
müdürlerimizin oraya gitmesi şarttır.
İşte, sizin de belki duyduğunuz, bildiğiniz bir şiirle sözlerimi bitirmek istiyorum. Bu şiiri yazan çocuk, şehit olmuş ve cebinden
bu çıkıyor. "Komando olmak onurumdur" diye başlayan, Hakkâri-Çukurca-Üzümlü'de şehit olan, Mustafa oğlu, Sakarya doğumlu
Zekeriya Gülyaman'dan, şu şiiri okumak istiyorum size:
"Olur ya bir çatışmada ölürsem,
Arkamdan yas tutmayın,
Bırakın toprağımda rahat içinde yatayım.
Bedenimden komandomu çıkarmayın,
Onlar benim gururumdur,
Ölünce kefenim olacak.
Başımdan mavi beremi çıkarmayın,
O benim şanım şerefim olacak.
Ayağımdan botlarımı çıkarmayın,
Onlar nice yollar aşacak,
Şehit olursam sırat köprüsünden geçecek.
Elimden tüfeğimi almayın,
O benim mezarıma sembol olacak.
Yaramın kanını silmeyin,
Ahrette hesabı sorulacak.
Göğsümden kör kurşunu çıkarmayın,
O benim madalyam olacak."
İşte, efendim, böylesine yürekli gençlerin olduğu bir yere, bizim, Meclis olarak, çok daha dikkatle eğilmemiz,
milletvekillerimizle ve devletin tüm yetkili organlarıyla orada hazır olmamız icap ediyor.
Şehit olan bir çocuğun anısına, Hakkâri'de, oranın kumandanı, her yaptığı çıkışa bir şehidin adını veriyor. O şehitlerin
listesi öylesine uzun öylesine uzun ki, şurada, sizlerin temsil ettiği her yörenin bir şehidi değil, birkaç şehidi var.
İşte, bu şehitlerden birinin babasından gelen bir cevap... Çünkü, o harekâtın sonundaki olaylar, kazanç veya kayıplar, o kişinin
babasına bildiriliyor. Babanın ve annenin yazdığı -ki, bu, kalorifer teknisyeni bir beyin kaleminden çıkıyor- cevaptaki şiir:
"Fedadır vatana oğlumun canı
İsterse dökülsün mübarek kanı
Korunsun vatanın şerefi şanı
Evlatlar hizmete amade Paşam

Ölürlerse şehit, kalırsa gazi
Babanın ananın budur niyazı
Hakkın buyruğuna olmuşuz razı
Evlatlar hizmete amade Paşam

Gerektiği yerde vatana kurban
Bulmalı yerini ilahî ferman
Yeter ki korunsun bu aziz vatan
Evlatlar hizmete amade Paşam"
Teşekkür ediyorum efendim. (Alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Göksoy, teşekkür ederim efendim.
Herhalde, Hükümet cevap vermeyecek.
Sayın Göksoy, konuşmasında "bölge milletvekilleri, gittikleri zaman mehmetçiği ziyaret etmiyorlar" dediler. Ben de, bölgenin
bir milletvekiliyim; biz, hep, gittiğimizde, bütün askerî birliklerimizi, bütün devlet dairelerimizi ziyaret ediyoruz.
Ayrıca, sayın arkadaşlarımız, helikopterle gidip gelmişlerdir, uçakla gidip gelmişlerdir. Siz, güneydoğunun yüzde bir sorununu
öğrenmemişsiniz. Biz, orada, her gün insanlarla temas halindeyiz arkadaşım. Böyle, helikopterle gidip gelmekle, güneydoğu sorunu
ne öğrenilir ne de çözülür. ("Bravo" sesleri, alkışlar)
H. AYSELİ GÖKSOY (Manisa) – Ben, o askerleri ziyaret edin diye söyledim.
BAŞKAN – Tabiî, orada, can veren askerlerimizin, şehit olan askerlerimizin ailelerine başsağlığı diliyoruz, her zaman bunu
söylüyoruz; bu, bizim içimizde de... Orada biri şehit olduğu zaman, sanki vücudumuzun bir tarafı kesilmiş gibi acı duyuyoruz; bunu
herkesin bilmesi lazım. Ama, önemli olan, o sorunun kökten çözülmesidir. Orada, o insanların yaşam şartlarının ne kadar zor
olduğunu; insanların, bize, sokaklarda "açız" diye bağırdıklarını gördük. Bunu, burada, tabiî, Parlamentoya, ben, Başkan olarak arz
etmek istemiyorum; ama, aslında, o sorunun, Türkiye Büyük Millet Meclisinin birinci sorunu olarak, buraya getirilip çözümlenmesi
lazım. Bu sorun çözüldükten sonra, Türkiye demokrasiye de kavuşur, her büyük problemi de halledilir. Yoksa ki, o askerî
harcamalara giden paralar Türkiye'nin ekonomik kalkınmasına gitse Türkiye'de işsiz kalmaz.
3. – Aydın Milletvekili Yüksel Yalova'nın, son günlerde meydana gelen orman yangınlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve
DevletBakanı Nevzat Ercan'ın cevabı
BAŞKAN – Efendim, gündemdışı son söz, son günlerde meydana gelen orman yangınlarıyla ilgili olarak, Aydın Milletvekili
Sayın Yüksel Yalova'ya verilmiştir.
Buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)
Sayın Yalova, süreniz 5 dakikadır.
YÜKSEL YALOVA (Aydın) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ülkemizde, başta Ege Bölgemiz olmak üzere, maddî ve
manevî büyük hasara yol açmış bulunan ve aynı zamanda bütün yurdu üzüntüye boğmuş olan orman yangınlarıyla ilgili
görüşlerimizi sunmak üzere, gündemdışı söz almış bulunuyorum. Bana bu imkânı tanıyan Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanvekili Sayın Kamer Genç'e teşekkürü bir borç biliyorum; hepinizi, en üstün saygılarımla selamlıyorum.
Başta Ege Bölgesinin değişik yöreleri olmak üzere, Muğla-Marmaris; Söke-Dilek Yarımadası, Kuşadası-Millî Park'ın arka
kuzey bölümü, yine Aydınımızın Atça Beldesinin İncealan ve Uzunlar; İstanbul-Sultanbeyli, Ordu- Ünye, İçel-Silifke-Anamur,
Adana-Çatalan-Karaisalı-Düziçi-İmamoğlu-Feke ve değişik yörelerdeki bu yangınlara ilişkin , bir yetkili aynen şöyle söylüyor:
"Genelde yangınların büyük çoğunluğu vatandaşlarımızın dikkatsizliği ve tedbirsizliğinden kaynaklanıyor."
Sayın milletvekilleri, orman mevzuatına aşina olan muhterem üyeler bilirler ki, bir yandan devletin koordinasyonsuzluğu
nedeniyle, adalet sistemi iflas etti diyoruz; adalete, yılda yaklaşık 300 bin orman davası ithal ediyoruz. Orman ile Tapu arasında,
Tapu ile Millî Emlak arasında, Vakıflar ile Orman arasında, yani, devlete ait değişik birimler arasındaki koordinasyonsuzluk
nedeniyle, vatandaş, devletin, ama daha önemlisi, devlet adına hareket eden zihniyetin zulmüyle karşı karşıya, mahkemelerde
sürünürken, işte şimdi de, hepimizi üzen bu millî felaket sonrasında, Hükümetin yetkilileri tarafından dikkatsizlikle, tedbirsizlikle
suçlanmakta.
Ben, hemen arz edeyim; 27 Temmuz akşam üzeri başlayan... Ege Bölgesindeki yetkililerden de aldığımız bilgileri Yüce
Meclisin dikkatine sunuyorum: Tespit edilen birinci unsur, araç gereç hususunda inanılmaz derecede yetersizlik olduğu; ama, ondan
da önemlisi, devlet adına orada görev yapan yetkililer arasında koordinasyonsuzluk meselesi.
Belki dikkatinizi çeker: Örneğin, ikmal yapmak üzere olan bir helikopterin, filtre değiştirme işi nedeniyle, Söke'de yangın
söndürme faaliyetlerine katılırken, ta İzmir'e kadar gidip gelmesi sorunu. Örneğin, yangın söndürmek üzere görevlendirilmiş olan o
helikopterde görev yapan pilotların, neyle ve nasıl besleneceği sorunu.
Öncelikle, Aydın Valisi Sayın Muharrem Göktayoğlu, Muğla Valisi Sayın Cemil Serhatli, Aydın Söke İlçemiz Belediye
Başkanı Sayın Beliğ Azbazdar ve Marmaris Belediye Başkanımız Sayın İsmet Karadinç'le birlikte, orada görev yapan tüm askerî
yetkilileri takdirle anmak istiyorum. Şu ana kadar yanan orman alanı 2 500 hektarı aşmış. Şu anda, rüzgâr gerekçe gösterilerek,
kontrol altına alınamayan bölgelerimiz var.
Bunun yanı sıra, bir başka bilgiyi sunmam lazım. Bugün orada yeniden ağaç dikim faaliyetlerine başlasak, en az 2050 yılına
kadar bekleme mecburiyetimiz var. Kısacası, trilyonları bulan zarar... Ama, 27 Temmuzdan bu yana geçen süre içerisinde bakıyoruz
-ben belediye başkanlarımıza sordum- ne Çevre Bakanından, ne Maliye Bakanından, ne İçişleri Bakanından, ne Turizm
Bakanından arayıp da "ne oldu, ne olmakta, ne olacak" diye bir soru yok.
1995 seçimleri öncesinde, geçen yıl uğradığımız Gelibolu'daki o büyük yangın sonrasında, yurtiçi ve yurtdışı yardımlarla
alınan, 60 ilâ 100 metre arasında su fışkırtabilen arazözler var ve bunların o günkü değeri, yaklaşık 15 milyar civarındadır:
Polemiğe girme niyetim yok, ama bir tek bilgi sunayım: Bugün, Artvin'in Şavşat İlçesinde tozlu asfaltları sulamakta kullanılıyor.
Ama, bakıyorsunuz, Söke'deki Millî Parkın -Dilek Yarımadası ve civarı- yarısı gitmiş; Millî Parkın içini...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Yalova, size de eksüre veriyorum, lütfen konuşmanızı tamamlayın.
Buyurun efendim.
YÜKSEL YALOVA (Devamla) – Millî Parkın içini tanımayan Millî Park Müdürünün olduğu... O Millî Parkın yarısı gitmiş;
üç tane helikopterle orada yangın söndürme çalışmaları sürdürülmeye çalışılmakta.
Biraz önce Aydın Valisinden son bilgiyi aldım, 650'ye yakın orman işçisi çalışmakta; ama, ortaya çıkan bir gerçek var ki, biz,
orman teşkilatını yeniden gözden geçirmek zorundayız. Gerek teknolojisi, gerek eğitimiyle, gerekse daha önemlisi, yasal mevzuatta,
vatandaş-devlet ilişkisini yeniden düzenlemek zorundayız. Bu amaçla da biz, Meclis Başkanlığımıza, Anavatan Partisi Grubu
milletvekillerinin imzaladığı; eğer, uygun görür, tasvip buyurursanız, diğer milletvekillerinin de tensiplerine açık tutacağımız bir
Meclis araştırması önergesi sunuyoruz, imzalarımız tamamlandı. Bu alanda yapılması gereken işlerin hepsini, bizim oturup, en
üstün iradenin tecelligâhı olan yasama organı sıfıtayla önümüze koymak mecburiyetimiz var; Değilse, bakınız, Ege Çiftçiler
Derneğinin Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Hulusi Tanman, yaklaşık, bundan bir ay önce, o bölgede doğabilecek orman yangınları
ihtimaline ilişkin yetkililerimizin dikkatini çekmiş; ama, ne görüyoruz; orada, bir iki tane müdür, bakıyorsunuz, köy hizmetleri bir
başka yerde, orada Ege Ordusunun yetkilileri var; onların rızalarına rağmen, yol açalım mı açmayalım mı... Öteki taraftan iki
kilometre kesip, yangını söndürmek daha doğru düşüncesini savunan yerel yetkililerin karşısında, köy hizmetlerini bulamıyorsunuz.
İşte, ormana ilişkin Nazilli helikopteri gelmiş; ama -dediğim gibi- teknik imkânları sınırlı...
Eğer, bu yangınlara, yangınlar olup bittikten sonra, sadece, üzüntülerimizi belirtmekle görevlerimizi yerine getirdiğimiz gibi bir
yanlış uygulamayla bakma alışkanlığımızı sona erdirmek istiyorsak, ben, Yüce Meclisi burada uyarıyorum. Hükümet, hemen
olağanüstü bir Bakanlar Kurulu toplantısıyla bu konuyu gündemine almalıdır. Maliye Bakanlığı, elindeki tüm imkânlarla, o yörede,
âdeta, yangının tek sorumlusuymuş veya söndürmenin tek sorumlusuymuş gibi görev yapan yerel yönetimlere, malî katkıda
bulunmalıdır. Çevre Bakanlığımız, derhal, o, Artvin-Şavşat'ta tozlu asfaltları sulayan arazözler gibi, eldeki tüm imkânları, herhangi
bir siyasî görüştutsağı olmaksızın, şu anda, yangının devam ettiği yörelere, devam edebilir ihtimalinin bulunduğu yörelere acilen
göndermelidir. Turizm Bakanlığı, Çevre Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, andığım çerçevede, yeni bir kriz masası oluşturabilir.
Henüz, yangın olup bitmiş değildir...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Yalova, lütfen, son cümlenizi söyler misiniz; size eksüre de verdim.
YÜKSEL YALOVA (Devamla) – Şu anda, birinci sorun, orada, yetkililer arası koordinasyonsuzluktur. Bu konuyu Yüce
Meclisin dikkatlerine sunmayı bir görev saydım.
Beni sabırla dinlediğiniz için hepinize teker teker teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yalova.
Gündemdışı konuşmaya cevap yok.
MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Efendim.
MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan, üç gündemdışı konuşma yapıldı Meclisimizde; maalesef,
Hükümetten hiçbir cevap alamadık! Acaba, bu, neyin işaretidir?..
BAŞKAN – Efendim, bu gayet normal; her zaman da böyle durumlara rastlanılmıştır. Bu, yalnız bu Hükümet zamanında
olmuyor; zatı âlinizin mensubu bulunduğunuz partinin hükümet olduğu geçen dönemde, biz de milletvekili olarak burada
gündemdışı konuşma yapıyorduk, maalesef, gündemdışı konuşmaya cevap verilmiyordu; ama, tabiî, Hükümetin, gündemdışı
konuşmaları önemseyerek, cevap vermesi istenen bir sonuçtur.
MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Cevap verecek halleri yok...
DEVLET BAKANI NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan.
MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan, cevap verilmeyen konuları herhalde önemsiz addediyorsunuz,
siz de avukatlığa soyunuyorsunuz.
BAŞKAN – Hayır, benim avukatlığa falan soyunduğum yok. Benim belirtmek istediğim, başkaları sizin yaptığınızı yapınca,
bu defa da siz ona itiraz etmeyin.
MUSTAFA RÜŞTÜ TAŞAR (Gaziantep) – Kötü, emsal olmaz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Bir dakika Sayın Bakan...
Hanımefendi, buyurun.
LALE AYTAMAN (Muğla) – Sayın Başkan, Sayın Bakan buyurdular mı?
BAŞKAN – Evet, Sayın Bakan geliyor.
LALE AYTAMAN (Muğla) – Çünkü, ciğerimiz yanıyor. Burada, sanırım, o bölgeyle alakası olmayan tek kişi yoktur. Yanan,
sadece ağaçlar değildir, aynı zamanda, ülkenin her bir toprağı...
BAŞKAN – Orman, millî servetimizdir, millî servetimizin kaybolması hepimize acı verir.
LALE AYTAMAN (Muğla) – 6-7 bin hektar orman alanı yandı diyoruz.
BAŞKAN – ...Hiç kimsenin buna taraftar veya karşı görünmesi söz konusu değil.
ŞÜKRÜ YÜRÜR (Ordu) – Sayın Başkan, söz verdiğiniz sayın üyenin sözü bitmeden niçin müdahale ediyorsunuz?!
BAŞKAN – Herhalde sizden talimat alacak değilim!..
ŞÜKRÜ YÜRÜR (Ordu) – Alacaksın tabiî.
BAŞKAN – Kendisi sözünü söyledi, bitirdi.
Buyurun Sayın Bakan.
ŞÜKRÜ YÜRÜR (Ordu) – Böyle yapma Kamer!..
BAŞKAN – Ben, Kamer değilim.
ŞÜKRÜ YÜRÜR (Ordu) – Kamber!..
BAŞKAN – Bakın, siz, Meclis Başkanvekiliyle böyle alay ederseniz, dışarı atarım.
ŞÜKRÜ YÜRÜR (Ordu) – Erkan'a söylerim!..
BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakanım.
DEVLET BAKANI NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; Aydın Milletvekili Sayın Yüksel
Yalova'nın, orman yangınlarına ilişkin gündemdışı konuşmasına cevap vermek üzere huzurlarınızdayım; Yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum.
Hemen peşinen ifade edeyim ki, Sayın Orman Bakanımız Halit Dağlı ve beraberinde, Sanayi Bakanımız Sayın Yalım Erez,
Turizm Bakanımız Sayın Bahattin Yücel ve İçişleri Bakanımız Sayın Mehmet Ağar, şu anda yangın mahallindeler. Bu sebeple, bu
gündemdışı konuşmaya Hükümet adına cevap vermek üzere bendeniz huzurlarınızdayım.
Değerli arkadaşlar, ülkemiz ormanlarının önemli bir kısmı, Akdeniz Bölgesi yangın kuşağı üzerinde yer almakta olup, orman
ağacı türü itibariyle de orman yangınlarına hassastır. Orman yangınlarına çok duyarlı olan Akdeniz, Ege ve Marmara
Bölgelerimizde ormanlık alan 10 milyon hektar civarındadır. Son on yıl ortalamalarına göre, yılda ortalama 1 693 yangında,
ortalama 12 381 hektar orman alanı yanmıştır. Bir orman yangınında yanan ortalama alan ise, 7,3 hektar civarındadır.
Akdeniz ülkelerinde orman yangınlarıyla mücadelede, teknolojinin bütün imkânları devreye sokulmuş olmasına rağmen, son on
yılda orman yangını adedi ve yanan orman alanı itibariyle Türkiye'den çok daha fazladır. Bu rakamlar, en yeni teknolojileri daha
yaygın bir şekilde kullanabilen Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'da da Türkiye ortalamalarının üzerinde bulunmaktadır.
Avrupa ülkeleri son on yıllık ortalama orman yangını verileri, bu bizim söylediklerimizi doğrulamaktadır.
Görüldüğü gibi, orman yangınları, Akdeniz yangın kuşağında bulunan, millî gelirleri Türkiye'ye mukayeseyle çok yüksek olan
Avrupa ülkeleri için de büyük bir tehdit olmaya devam etmekte ve gerek yangın adedi gerekse yanan orman alanı olarak, Türkiye,
orman yangınlarıyla mücadelede bahsettiğim bu ülkelerden çok daha başarılı görülmektedir. Ancak, bizim amacımız, bu başarıyı
daha da artırıp, yanan orman alanını daha da alt seviyelere çekmektir. Bu amaçla, biz, 100 adet olan arazöz sayımızı, son aylarda,
192'ye çıkarmış bulunmaktayız. Bakanlığın 6 adet helikopterine ilaveten, 2,5 ton su atabilen ve ayrıca 20 işçiyi yangın mahalline
taşıyabilen 7 helikopter Bakanlığımızca kiralanmıştır Yine, ilk defa bu yıl, 6,5 ton su atabilen, amfibi tipinde, Kanada yapımı
2 uçak da, yangınla mücadelede kullanılmak üzere, tarafımızdan kiralanmış bulunmaktadır. Ayrıca, Türk Hava Kurumundan, yine
yangınla mücadelede devreye sokulmak üzere, 15 adet uçak kiralanmış ve her biri, önemli bölgelerde, yangına hassas bölgelerde,
yangınla mücadeleye hazır hale getirilmiş bulunmaktadır.
Ülkemizde, son bir haftadır, özellikle yangına çok hassas olan Akdeniz Bölgesinde çıkan orman yangınlarından Marmaris
yangını sürmekte olup, kontrol altına alma çalışmaları, çevre illerden getirilen araç, teknik eleman ve yangın ekipleriyle, ara
verilmeden sürdürülmektedir ve tekrar ediyorum, ilgili bakan arkadaşlarımız, halen yangın mahallinde bulunmaktadırlar.
Orman Bakanlığının yangınlarla mücadelede kullandığı ekip ve ekipmanlar; 13 adet helikopter, 2 adet Kanada yapımı yangın
söndürme uçağı, 15 adet Türk Hava Kurumundan kiraladığımız uçak, gözetleme kuleleri ve 17 bine yakın söndürme işçisidir; ki,
bunlar, olay mahallinde, bugün, 660 adet, ilk müdahale ve 89 adet de, hazır kuvvet ekibi olarak görev yapmaktadırlar. Ancak, son
aldığım... Sayın Bakanla görüştüm. Tabiî, yangınla mücadelede, yangını söndürmede en büyük etken, başarıya götürecek olan
hadise, mutlaka koordineli bir çalışmadır. Aldığım bilgiler, bu koordineli çalışmanın yangın mahallinde oldukça başarılı olduğu,
şiddetli rüzgârın etkisiyle, Marmaris yöresindeki yangının, halen sürmekte olduğu, akşam saatlerine doğru ancak kontrol altına
alınabileceği şeklindedir.
Şu anda devam etmekte olan en tehlikeli orman yangınımız, Marmaris yöresinde cereyan eden yangındır; 2 bin hektarı bulduğu
tahmin edilmektedir. Orman Bakanımız Sayın Dağlı'dan aldığım bilgiler, mahallinde esen rüzgârın yönü değişmediği takdirde,
yangının birkaç saat içerisinde kontrol altına alınabileceği şeklindedir.
Muhterem milletvekilleri, Orman Genel Müdürlüğü taşra teşkilatı, civar illerden gelen bütün ekipler, teknik elemanlar,
vatandaşlarımız, saydığım bu helikopter ve uçaklarla birlikte, yangın söndürme çalışmalarına dahil olmuşlardır. Ayrıca, askerî
birlikler ve 5 askerî helikopter de yangın söndürme çalışmalarına katılmıştır. Şu anda, 800 civarında askerimiz, bakanlığımıza
bağlı ekiplerle birlikte, vatandaşlarla birlikte yangın söndürme çalışmalarını sürdürmektedirler.
Dileğimiz, inşallah, benzer yangınların bir daha olmamasıdır.
Hepinize saygılar sunuyorum. (DYP ve RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Gündemdışı konuşmaya cevap veren Devlet Bakanı Sayın Nevzat Ercan'a teşekkür ediyorum.
Sayın milletvekilleri, böylece, gündemdışı konuşmalar ve cevaplar bitmiştir.
İki Meclis araştırma önergesi vardır; birinci araştırma önergesi çok uzun olduğu için, yalnız özetini okutuyorum:
B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS
ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. – Denizli Milletvekili Hilmi Develi ve 20 arkadaşının, Denizli İlinin içinde bulunduğu durumun araştırılarak alınması
gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/101) (1)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Hızlı bir gelişme sürecini tamamen kendi çaba ve olanaklarıyla aşmaya çalışan ve Ege'nin ikinci büyük ili konumundaki
Denizli, her şeye karşın altyapısı bakımından birtakım zorluklarla karşı karşıyadır.
(1) (10/101) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin aslı tutanağa eklidir.
Yoğun sanayi, ticaret ve turizm trafiği yaşayan, ihracatı ile ülkenin sayılı illeri arasında olan ilimizin karayolu ulaşımının
sağlıksız ve yetersiz oluşu, havayolu ulaşımının ilkel koşullarda yürütülemez durumda bulunuşu bir altyapı eksikliğidir.
Kentin devlet yardımına acilen gereksinim duyulan eksiklikleri, hızlı gelişmenin kalkış aşamasında sayılacak bir il için
üzerinde durulması gereken konulardır.
İlimizin, bugün içinde bulunduğu durumu araştırmak ve alınabilecek önlemleri ortaya koymak için Anayasanın 98 inci, Meclis
İçtüzüğünün 104 üncü ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.
Hilmi Develi Arif Sezer
Denizli Adana
Bülent Tanla Ayhan Gürel
İstanbul Samsun
Fevzi Aytekin Hasan Gemici
Tekirdağ Zonguldak
Aydın Tümen Erol Karan
Ankara Karabük
Teoman Akgür Mustafa Karslıoğlu
Sakarya Bolu
Hasan Gülay Cihan Yazar
Manisa Manisa
Abdulbaki Gökçel Osman Kılıç
İçel İstanbul
H. Uluç Gürkan Tahsin Boray Baycık
Ankara Zonguldak
Çetin Bilgir Necati Albay
Kars Eskişehir
Abdullah TuranBilge Mehmet Büyükyılmaz
Konya Adana
Mahmut Erdir
Eskişehir
Cumhuriyetin ilk yıllarında 12 bin nüfuslu küçük bir kasaba olan Denizli, bugün yaklaşık 800 bin nüfusuyla en iyi gelişme
gösteren büyük illerin başında gelmektedir. Hızlı gelişme sürecinin tüm aşamalarını kendi çaba ve olanaklarıyla aşmaya çalışan
Denizli, Ege Bölgesinin İzmir'den sonra ikinci büyük ili konumundadır.
Denizli'de, ekonomik yaşam, bugüne dek, tek boyutuyla sınırlanmamış; tarım, ticaret, sanayi, teknoloji, turizm ve eğitim,
devletten çok, özel sektör eliyle kolektif gelişimini sürdürmüştür.
Denizlili, tüm olanaksızlık ve olumsuzluklara karşın, inanç ve inatla, Türkiye'nin dünyaya ve Avrupa'ya açılan kapısı olma
yolunda hızla ilerlemektedir.
Böylesine yoğun sanayi, ticaret ve turizm trafiği yaşayan, ihracatıyla ülkenin sayılı illeri arasında olan bir ilin karayolu
ulaşımının sağlıksız ve yetersiz oluşu, havayolu ulaşımının ilkel koşullarda bulunuşu, tamamen altyapı eksikliğidir.
Denizli'nin farklı sektörlerdeki endüstriyel gelişmesinin, tüm çabalara karşın gerek duyulan desteğin sağlanamaması durumunda
sağlıksız ve çarpık bir kentleşmeden dolayı tıkanmaya, duraklamaya neden olabileceği, sonuçta, bir kez daha bu atağı yakalama
olanağı bulamayacağı unutulmamalıdır. Gelişme ve sanayileşme atağı, her zaman yakalanabilecek bir atılım değildir. Sanayi
patlaması, her kent için bir kez olur.
Denizli, gelişim atağı yoğunluğunu, merkezde ve merkeze çok yakın noktalarda yaşamaktadır.
Denizli İli Beyağaç, Güney, Çameli, Kale ve Acıpayam İlçeleri, doğu ve güneydoğudaki çoğu yörelere göre geri kalmış
durumdadır. Gelişmeye ve yatırıma tüm yönleriyle elverişli olan bu yörelerimiz atıl bırakılmakta; yoğunluk merkezde
yaşandığından, ilde, bu yönde, sağlıksız ve dengesiz bir gelişme gözlenmektedir.
Ege Bölgesinin en geniş ovaları Denizli'de olmasına karşın, sulamanın olmaması nedeniyle, yeterince ürün ve verim
alınamamaktadır.
Beyağaç, Güney, Çameli, Kale ve Acıpayam İlçelerinin kalkınmada öncelikli yöreler kapsamına alınması gerekmektedir.
Böyle bir girişim, iç göçü önleyebilecektir.
Denizlili girişimciler, bugüne değin, devlet desteği istemeden, politik oyunlara girmeden, ili, bugünkü konumuna
getirebilmişlerdir. Bu denli büyük bir gelişme atağının, devlet desteğine gereksinim duyması doğaldır.
Gümrük birliği sürecinde, Denizli pilot il seçilerek, gerek altyapı eksikliklerinin hızla giderilmesi gerekse iç göçü önlemek,
kalkınma ve gelişmenin dengeli olabilmesi için, yukarıda isimleri sayılan ilçelerin kalkınmada öncelikli yöreler kapsamına
alınması, havaalanının uluslararası niteliğe kavuşması, tren yolunun elektrifikasyon projesiyle taşımanın bu yöne aktarılması,
İzmir-Aydın otoban yolun Denizli'ye (Çardak Havaalanı) kadar uzatılması, elektrik-enerji altyapısının ve mevcut enerjinin, ulusal
enerji şebekesiyle bütünleştirilmesi, Türkiye'nin sekiz doğa harikasından biri olan Pamukkale travertenlerinin yaşatılması, turizm
potansiyelinden büyük yararlar sağlanması, jeotermal kaynağın seracılıkta kullanılması gibi konuların Yüce Mecliste görüşülmesi,
hem Denizlimiz hem de ülkemiz açısından yararlı olacaktır. Konuyla ilgili olarak Meclis araştırması açılmasını gerekli
görmekteyiz.
BAŞKAN – Önerge, gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında
yapılacaktır.
İkinci önergeyi okutuyorum:
2. – Zonguldak Milletvekili Mümtaz Soysal ve 20 arkadaşının, cezaevlerinde tutuklu ve hükümlüler tarafından sürdürülen ölüm
orucunun nedenlerini ve tutuklu ve hükümlülerin istemlerini açığa kavuşturmak amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/102)
26.07.1996
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Adalet Bakanlığına bağlı çeşitli cezaevlerindeki siyasî tutuklu ve hükümlülerin kimi isteklerinin kabulünü sağlamak amacıyla
başlattıkları ölüm oruçları, ikinci ayını doldurmuş ve açlık grevi sonucunda ölümler birbirini izlemeye başlamıştır.
Bir yandan cezaevlerinde bu eylemler sürer ve ölümlerin artmasından endişe duyulurken, dışarıda da tutuklu ve hükümlü
yakınlarıyla bu haklı feryadı suiistimal etmek isteyen grupların yasal ve yasal olmayan gösteri ve eylemleri, her geçen gün
artmaktadır.
Cezaevlerinin, aynı zamanda, tutuklu ve hükümlüler için birer ıslah ve eğitim evi olması ve bunun gerçekleştirilmesi için,
devletin, gerekli önlemleri alarak, eğitimci, ruhbilimci ve diğer uzman personeli görevlendirmesi gerekirken, bugüne kadar bunların
yapılamadığı anlaşılmaktadır.
Ancak, devletin ve Adalet Bakanlığının yapamadıkları, bununla sınırlı değildir. Adalet Bakanlığı, bizzat Sayın Bakanın
ağzından, bazı cezaevlerine, tutuklu ve hükümlülerin egemen olduğunu, buralara devletin ve devlet görevlilerinin giremediğini;
ancak, silah, cep telefonu, faks ve bunun gibilerinin girdiğini kabul ve itiraf etmiştir.
Terör suçlularının bulunduğu cezaevlerinin, bu örgütlerin veya rejim karşıtı eylemcilerin, eğitim, karar ve iletişim merkezi
durumuna geldiğini kabul etmiştir.
Görünen odur ki, koğuşlarda, kimi örgüt liderleri, yalnız hükümlüleri eğitmekle ve yönlendirmekle kalmamakta, onları ölüm
orucuna bile zorlayabilmektedir ve kamuoyu, birbirini izleyen ölümler nedeniyle, infial noktasına gelmektedir.
Ölüm orucunu sürdüren eylemcilerin istemleri ile devletin verdikleri arasında ne kadar fark kalmıştır? Eylem, insanî nedenlerle
mi, siyasî nedenlerle mi sürdürülmektedir?
Cezaevleri, gerçekten, devletin egemenlik alanı dışına mı çıkarılmıştır? Bunun sorumluları kimlerdir?
Devlet, bilincini kaybetmiş eylemcilere sağlık yardımı yapmaktan da mı âcizdir?
Siyasî partilerimiz ve Meclisimiz, kamuoyundan gelen sese kulak vermeli ve hem ölümlerin önlenmesi hem de eylemlerin
nedenlerinin ortaya çıkarılması için, üzerine düşeni bir an önce yapmalıdır.
Bu nedenle, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerce sürdürülen ölüm oruçlarının nedenlerini, cezaevlerinin durumlarını,
tutuklu ve hükümlülerin istemlerinin ne kadarında haklı olduğunu açıklığa çıkarmak amacıyla, Anayasanın 98 inci ve İçtüçüğün
104 ve 105 inci maddeleri uyarınca, Meclis araştırılması açılması hususunu arz ve teklif ederiz.
Mümtaz Soysal Hasan Hüsamettin Özkan
Zonguldak İstanbul
Zekeriya Temizel Hikmet Uluğbay
İstanbul Ankara
Nami Çağan Şükrü Sina Gürel
İstanbul İzmir
M. İstemihan Talay Arif Sezer
İçel Adana
Mehmet Büyükyılmaz Mustafa Güven Karahan
Adana Balıkesir
Hilmi Develi Halil Çalık
Denizli Kocaeli
A. Ziya Aktaş Tahsin Boray Baycık
İstanbul Zonguldak
Müjdat Koç Fikret ünlü
Ordu Karaman
Çetin Bilgir Yüksel Aksu
Kars Bursa
Teoman Akgür Necati Albay
Sakarya Eskişehir
Mehmet Tahir Köse
İstanbul
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge, gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup bilgilerinize sunacağım:
C) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Çin Halk Cumhuriyeti Ulusal Kongresinin vaki davetine icabet edecek Parlamento heyetine katılacak milletvekillerine
ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/416)
29 Temmuz 1996
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Çin Halk Cumhuriyeti Ulusal Halk Kongresi vaki davetine istinaden, Türkiye Büyük Millet Meclisini temsilen 6 kişilik bir
Parlamento Heyetinin, 4-13 Ağustos 1996 tarihlerinde söz konusu davete icabet etmesi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
Dışilişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca, Genel Kurulun 16.7.1996 tarih ve 77 nci
Birleşiminde kabul edilmiştir.
Adı geçen Kanunun 2 nci maddesi uyarınca, heyetimizi oluşturmak üzere, siyasî parti gruplarınca bildirilen üyelerimizin
isimleri Genel Kurulun bilgilerine sunulur.
Mustafa Kalemli
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı
Mustafa Kalemli İbrahim Halil Çelik
TBMM Başkanı Şanlıurfa
Ertan Yülek Osman Kılıç
Adana İstanbul
Onur Kumbaracıbaşı Muzaffer Arıkan
Kocaeli Mardin
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 4 tezkeresi daha vardır; ayrı ayrı, okutup oylarınıza sunacağım:
2. – Avustralya Parlamento Başkanının resmî davetine icabet edilmesine ilişkinBaşkanlık tezkeresi (3/417)
26 Temmuz 1996
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Avustralya Parlamento Başkanından alınan resmî bir davette, Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir Parlamento Heyeti,
Avustralya'ya resmî bir ziyarette bulunmaya davet edilmektedir.
Söz konusu davete icabet edilmesi hususu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dışilişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620
sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.
Mustafa Kalemli
Türkiye BüyükMilletMeclisi
Başkanı
BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Öteki tezkereyi okutuyorum :
3. – Bazı milletvekillerine izin verilmesine ilişkinBaşkanlık tezkeresi (3/418)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Aşağıda adları yazılı sayın milletvekillerinin hizalarında gösterilen süre ve nedenlerle izinli sayılmaları Başkanlık Divanının
25.7.1996 tarihli toplantısında uygun görülmüştür.
Genel Kurulun onayına sunulur.
Mustafa Kalemli
Türkiye BüyükMilletMeclisi
Başkanı
"Burdur Milletvekili Mustafa Çiloğlu, hastalığı nedeniyle 22.7.1996 tarihinden geçerli olmak üzere 15 gün."
BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
"Bursa Milletvekili Abdülkadir Cenkçiler, hastalığı nedeniyle 22.6.1996 tarihinden geçerli olmak üzere 60 gün."
BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
"İstanbul Milletvekili Aydın Menderes, hastalığı nedeniyle 15.3.1996 tarihinden geçerli olmak üzere 190 gün."
BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Öteki tezkereyi okutuyorum:
4. – İstanbul Milletvekili Aydın Menderes'e ödenek ve yolluğunun ödenmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/419)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Hastalığı nedeniyle bu yasama yılında aralıksız olarak iki aydan fazla izin alan İstanbul Milletvekili Aydın Menderes'e
İçtüzüğün 154 üncü maddesi gereğince ödenek ve yolluğunun verilebilmesi, Başkanlık Divanının 25.7.1996 tarihli toplantısında
uygun görülmüştür.
Genel Kurulun onayına sunulur.
Mustafa Kalemli
Türkiye BüyükMilletMeclisi
Başkanı
BAŞKAN – Kabul edenler...Etmeyenler...Kabul edilmiştir.
Diğer tezkereyi okutuyorum :
5. – Bursa Milletvekili Abdulkadir Cenkçiler'e ödenek ve yolluğunun ödenmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/420)
BAŞKAN – Diğer tezkereyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Hastalığı nedeniyle bu yasama yılında aralıksız olarak iki ay izin alan Bursa Milletvekili Abdülkadir Cenkçiler'e İçtüzüğün
154 üncü maddesi gereğince ödenek ve yolluğunun verilebilmesi, Başkanlık Divanının 25.7.1996 tarihli toplantısında uygun
görülmüştür.
Genel Kurulun onayına sunulur.
Mustafa Kalemli
Türkiye BüyükMilletMeclisi
Başkanı
BAŞKAN – Kabul edenler...Etmeyenler...Kabul edilmiştir.
Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; okutup oylarınıza sunacağım :
IV. – ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. – Genel Kurulun çalışma süresine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
No: 24 Tarih:30.7.1996
Genel Kurulun 30.7.1996 Salı günkü birleşiminde, Çokuluslu Güç'ün görev süresinin ve olağanüstü hal'in uzatılması İle ilgili
Başbakanlık tezkerelerinin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasının Genel Kurulun onayına
sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.
Mustafa Kalemli
Türkiye BüyükMilletMeclisi
Başkanı
Salih Kapusuz Zeki Çakan
RP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili
Mehmet Gözlükaya H. Hüsamettin Özkan
DYP Grubu Başkanvekili DSP Grubu Başkanvekili
Önder Sav
CHP Grubu Başkanvekili
BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Doğru Yol Partisi Grubunun, İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş önerileri vardır; okutup oylarınıza sunacağım.
B) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİSİ
1. – Bütçe Kanunlarında Yer AlanBazı Hükümlerin İlgili Kanunlarında Düzenlenmesine Dair Kanun Tasarısının komisyonda
görüşme zamanı ve gündemdeki sıralamanın yeniden yapılması ile GenelKurulun 31.7.1996 Çarşamba günü saat 14.00'te
toplanmasına ve bu toplantıda sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin DYP Grubu önerisi
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulunun 30 Temmuz 1996 Salı günü yapılan toplantısında siyasi parti grupları arasında oybirliği
sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerlerinin İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını
arz ederim.
Saygılarımla.
Mehmet Gözlükaya
Doğru Yol Partisi
Grup Başkanvekili
Öneriler:
1. Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanunlarında Düzenlenmesine Dair Kanun Tasarısının Başkanlıkça
havale edildiği Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmelerine 48 saat geçmeden başlanmasının İçtüzüğün 36 ncı maddesi gereğince
Komisyona tavsiye edilmesi önerilmiştir.
2. 30.7.1996 tarihli Gelen Kağıtlarda Yayımlanan 69 sıra sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Bazı
Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 48 saat geçmeden, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 2 nci sırasına alınması önerilmiştir.
3. Genel Kurulun 31.7.1996 Çarşamba günü saat 14.00'te toplanması ve bu toplantıda sözlü soruların görüşülmemesi
önerilmiştir.
BAŞKAN – Öneriyi tekrar okutup, oylarınıza sunacağım efendim...
ÖNDER SAV (Ankara) – Sayın Başkan, söz istiyorum.
BAŞKAN – Sayın Sav, söz mü istiyorsunuz efendim; kimse söz istemediği için, ben de, tekrar okutup işleme koyacaktım.
Söz isteyen olursa, lehte ve aleyhte iki kişiye söz verebilirim.
Buyurun Sayın Sav.
Süreniz 10 dakika.
ÖNDER SAV (Ankara) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; bu sabah, Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekilinin
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yaptığı başvuru üzerine, Danışma Kurulu toplantıya çağırıldı. Her zamanki
duyarlığımızı göstererek, Danışma Kurulu toplantısına, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunu temsilen katıldık.
Danışma Kurulunun toplantıya çağırılmasına ilişkin istek...
BAŞKAN – Sayın Sav, bir dakikanızı rica edebilir miyim.
Sayın milletvekilleri, lütfen, yerlerinize oturur musunuz efendim... Arkadaşlar, hiçbir milletvekili ayakta kalmasın... Rica
ediyorum...
Sayın milletvekilileri, bakın, ben, burada konuşuyorum, hâlâ kimse yerinden kıpırdamıyor. Efendim, rica ediyorum... Bakın,
kürsüde konuşan hatip arkadaşımıza saygılı olalım. Zaten, beşyüzelli kişi bu salonda en ufak bir çıt çıkarırsa, burada çalışılmaz.
Buyurun efendim.
ÖNDER SAV (Devamla) – Danışma Kuruluna getirilen istek, dün, 29 Temmuz 1996 tarihi itibariyle Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına yansıtılmış olan Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısıdır. Bu kanun tasarısı, ilgili komisyonda dün görüşüldü; dün, iktidar ortağı Doğru Yol Partisi tarafından,
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına, Danışma Kurulunda görüşülsün isteğiyle geldi. Biz, düşündük ki, sadece bu konu
Danışma Kurulunun gündemine gelecek. Gittik...
Aslında, Danışma Kurulu, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasî partilerin, karşılıklı nezaket ölçüleri
içerisinde, Türkiye Büyük Millet Meclisini daha seri çalıştırabilmek için oluşturdukları bir uzlaşma kuruludur; ama, belli bir
zamandır görüyor ve üzülerek gözlüyoruz ki, Danışma Kurulu, bir uzlaşmazlık kurulu haline dönüştürülmeye çalışılıyor. Eğer,
Türkiye Büyük Millet Meclisinde ve Danışma Kurulunda bu gelenek yerleşecek olursa, üzülerek belirtmek isterim ki, korkarım ki,
gelecekte, Danışma Kurulu, İçtüzüğün 19 uncu maddesinde tanımı ve tarifi yapılan biçimde, oybirliğiyle teklifler ve görüşler
belirleyerek buraya gelemeyecek duruma sokulacaktır.
Yol yakınken ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tatile girmek üzereyken, gelecekte, bu tür hukuksal rahatsızlıkların doğmaması
için, özellikle, iktidarı oluşturan siyasî parti gruplarını bir kez daha uyarmakta yarar gördüğümüzü belirtmek istiyorum.
Şimdi, Danışma Kurulunda, bu Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunla ilgili değişiklik tasarısının yanında, ayrıca, biraz
önce, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca duyurulduğu üzere, bütçe kanunlarıyla ilgili bir düzenlemenin Plan ve Bütçe
Komisyonunda görüşülmesinin yapılması için, Danışma Kurulundan oybirliğiyle görüş istenmektedir.
Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesi istenen hususlar, aslında, geliyorum diyen bir Anayasa Mahkemesi iptaline ilişkin
hususlardı. Bu kürsüde, bütçe görüşülürken, gece yarılarına kadar, bu konularla ilgili, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Yüce Kurulu
uyarmaya çalıştık; "eğer, böyle bir bütçe kanunu tasarısını, bünyesinde Anayasaya aykırılıkları bulunan, Anayasa Mahkemesinin
iptal kararına karşın bütçe yasalarına konulan konuları yasalaştırırsanız, Anayasa Mahkemesi bunları iptal eder" dedik. Bize,
dolambaçlı olarak, gerek bu kürsüden gerekse Komisyon sıralarından "endişe etmeyin, biz hemen bir çerçeve kanun tasarısı
hazırlayıp getireceğiz" dendi; ama, yine de Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gündeme geldi ve bu iptal kararı üzerine, alelacele
bir kanun tasarısı hazırlanmış.
Bütçe kanununa konulan, Anayasa Mahkemesinin daha önce iptal ettiği kararlara, konulara karşın, fonların ödenmesi ve
gelirleri, döner sermaye gelirleri, yurtdışı eğitim masraflarının tahsili, kredi borcunun tespiti ve ödenmesi gibi kimi önemli konular,
görüyoruz ki, yine çok alelacele ve bünyesinde pek çok hukukî aksaklığı taşır bir biçimde, yasa tasarısı şeklinde gelmiş ve Türkiye
Büyük Millet Meclisinden, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesi için olur isteniyor.
Eğer, bu tür konuların önünü, bu şekilde, alelacele açmaya kalkışırsak, hiçbir yere varamayız. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
Başkanvekili olarak ben, -sanıyorum ki- Anavatan Partisi Grubu Başkanvekilleri arkadaşlarım ve Demokratik Sol Parti Grubu
Başkanvekilleri arkadaşlarım, bu tasarıdan bugün sabahleyin haberdar olduk. Grupların bile resmen haberdar olmadığı bir tasarıyı
görüşeceksiniz, muhtemelen yarın, alelacele buraya getireceksiniz. Yüce Mecliste görev yapan, hassasiyetle görev yapmak isteyen
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri bu tasarıyı ne zaman inceleyecekler de görüşlerini bildirebilecekler? Böyle şey olur mu? Hatta,
dün komisyondan geçirilen, tüketiciyi korumayla ilgili kanun tasarısını yarın alelacele görüşeceğiz; basını ilgilendiren, çok önemli
konuları içeren bir kanun tasarısını, yine Danışma Kuruluna getirip, uzlaşma sağlanamadığı gerekçesiyle Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kuruluna indirip, oradan, oy çokluğuyla sonuç almaya çalışacaksınız.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, bu tür düzenlemelere karşı olduğumuzu ve Doğru Yol Partisi Grubu tarafından getirilen
bu önergenin karşısında oy kullanacağımızı duyurmak istiyorum.
Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sav.
Öneri üzerinde söz isteyen arkadaşımız olmadığı için, müzakereler bitmiştir.
Şimdi, önerileri, tekrar ,ayrı ayrı okutup, oylarınıza sunacağım.
1 inci öneriyi okutuyorum:
Öneriler:
1.- Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanunlarında Düzenlenmesine Dair Kanun Tasarısının Başkanlıkça
havale edildiği Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmelerine 48 saat geçmeden başlanmasının, İçtüzüğün 36 ncı maddesi
gereğince Komisyona tavsiye edilmesi önerilmiştir.
BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir efendim.
2 nci öneriyi okutuyorum:
2.- 30.7.1996 tarihli Gelen Kâğıtlarda yayımlanan 69 sıra sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Bazı
Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 48 saat geçmeden gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 2 nci sırasına alınması önerilmiştir.
BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir efendim. (DSP ve CHP sıralarından
"Say, say" sesleri)
Efendim, sayıyorum... Karşımdasınız, görüyorum. Rica ediyorum... Önemli olan, bu Meclisin çalışmalarında tasarrufu da
sağlamak. Divan Kâtibi arkadaşlarınız görüyor, saymaya gerek görmeyecek şekilde bariz bir farklılık var; biraz da güvenin canım.
3 üncü öneriyi okutuyorum:
3.- Genel Kurulun 31.7.1996 Çarşamba günü saat 14.00'te toplanması ve bu toplantıda sözlü soruların görüşülmemesi
önerilmiştir.
BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir efendim.
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
D) ÇEŞİTLİ İŞLER
1. – İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda bağımsız milletvekillerine düşen bir üyelik için aday olmak isteyen bağımsız
milletvekillerinin müracaatlarına ilişkin Başkanlık duyurusu
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bazı siyasî parti gruplarıyla bağımsızların oranlarında meydana gelen değişiklik nedeniyle,
İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda, bağımsız sayın milletvekillerine bir üyelik düşmektedir; aday olmak isteyen bağımsız
milletvekillerinin, yazılı olarak Başkanlığa müracaat etmelerini rica ederim.
Sayın milletvekilleri, ülkemizde konuşlandırılan Çokuluslu Güç'ün görev süresinin 31.7.1996 tarihinden itibaren 5 ay süreyle
uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi vardır; okutuyorum:
C) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)
6. – Ülkemizde konuşlandırılan Çokuluslu Güç'ün görev süresinin 31.7.1996 tarihinden itibaren beş ay süre ile uzatılmasına
ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/421)
29.7.1996
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Körfez Savaşını takiben Kuzey Irak'ta meydana gelen olaylar sonucunda ülkemize yönelen ve sınırlarımızın fizikî güvenliğini
tehdit etmekle kalmayıp, aynı zamanda ekonomik ve sosyal düzenimizi de zorlayacak boyutlara erişen toplu göç hareketinin
tekrarına yol açabilecek gelişmeleri, Irak'ın toprak bütünlüğünü koruyarak caydırmak, gerekirse bu gelişmelere mâni olmak, Kuzey
Irak'ta bölge halkının insanî ihtiyaçlarının karşılanabilmesinin güvenlik içinde devamını sağlamak amacıyla, Birleşmiş Milletler
Güvenlik Konseyinin 688 sayılı Kararı da gözönünde tutularak Türkiye Büyük Millet Meclisinin 17.1.1991 tarih ve 126 sayılı
Kararına dayanılarak başlatılan "Provide Comfort II" Huzur Harekâtı çerçevesinde ülkemizde konuşlandırılan Çokuluslu Güç'ün
görev süresinin 31 Temmuz 1996 tarihinden itibaren 5 ay süreyle uzatılmasına;
-Çokuluslu Güç'ün yapısı, konuşlandırılması ve bu Güç'teki Türk askerî personelinin sayısının artırılması,
-Güç'e bağlı yabancı ülke silahlı kuvvetleri personelinin ve Güç'ün ülkemizde tabi olacakları statünün tayini.
-Kuzey Irak'taki Türkiye'yi tehdit eden her türlü terörist yapılanmanın ve Irak'ın bölünmesini hedef alan faaliyetlerin önlenmesi,
-Sınır güvenliğinin sağlanması,
-Bölgenin ekonomik canlılığını kazanabilmesi için Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin ambargodan zarar gören ülkelerle ilgili
50 ve 51 inci maddeleri uyarınca Türkiye'nin zararlarının telafisi,
-Türkiye'nin Güç'e katkısı ve bu Güç'ün Türkiye menfaatlarına uygun biçimde kullanılması,
İle ilgili bütün kararları almaya ve gerektiğinde harekâtı sona erdirmeye, Bakanlar Kurulunun yetkili kılınması için
Anayasanın 92 nci maddesine göre izin verilmesini arz ederim.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan
Başbakan
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Başbakanlığın bu tezkeresi üzerinde, İçtüzüğün 72 nci maddesine göre müzakere açacağım.
Bu müzakerede, gruplara, Hükümete ve iki sayın üyeye söz vereceğim; burada, konuşma süreleri, Hükümet ve gruplar adına 20'şer
dakika, şahıslar adına 10'ar dakikadır. Bundan önceki uygulamalarımız gereği, eğer Hükümet isterse, bu tezkere üzerinde kısa bir
açıklama yapabilir.
Sayın Hükümet açıklama yapmak istiyor mu efendim?
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Evet Sayın Başkan.
BAŞKAN – Kısa bir açıklama yapmak üzere, Millî Savunma Bakanı Sayın Turhan Tayan; buyurun efendim.
Hükümetin yapacağı kısa açıklamadan sonra, gruplar ve şahıslar konuşacak; Hükümet, bunlara cevap verme hakkına sahiptir
efendim.
Efendim, siz kısa bir sunuş konuşması yapacaksınız; gruplar ve şahıslar konuştuktan sonra, tekrar cevap verme hakkınız var.
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Ben baştan konuşacağım.
BAŞKAN – Peki efendim, Hükümet sonradan söz almak istemezse mesele değil; o sizin takdirinize bağlı.
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Gerekirse, tekrar söz isteyebilirim
BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan.
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Meclisin malumu
olduğu üzere, Huzur Harekâtı, Körfez Savaşından sonra, Saddam Hüseyin rejiminin uyguladığı baskılar sonucu, Nisan 1991'de,
yarım milyon Kuzey Iraklı mültecinin sınırlarımıza yığılmasının yarattığı sorunun bertaraf edilmesi amacıyla, talebimiz üzerine
başlatılmıştır.
Bu çerçevede, 1991 yılı temmuz ayı başlarında, Kuzey Iraklı mültecilerin yurtlarına geri dönmeleri sağlandıktan sonra,
bölgede yeni göç hareketlerine yol açabilecek olayların engellenmesi ve Saddam Hüseyin rejimine karşı caydırıcılığın
sürdürülebilmesi amacıyla, bu kez, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve İngiltere'nin katılımıyla, Huzur Harekâtının ikinci
aşaması başlatılmıştır.
Huzur Harekâtının, ülkemizin sosyal ve ekonomik düzenini ve sınır güvenliğini tehdit eden yeni bir göç hareketini önlemiş
olması, ülkemiz açısından, başlıca yararı oluşturmuştur. Ayrıca, bu harekât içerisinde yer almamız, dış politikamızın genel
dengeleri açısından da önem taşımıştır...
REFİK ARAS (İstanbul) – Sayın Başkan, Hükümet sıralarına bakın; ayakta duruyorlar!
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI TURHAN TAYAN (Devamla) – Böylece, harekât içerisinde birlikte yer aldığımız
müttefiklerimizin politikalarını etkileme imkânına sahip olunmuştur.
Bu yararlarına karşı, Huzur Harekâtının yarattığı güvenlik ortamından yararlanan bazı çevrelerin, Irak'ın toprak bütünlüğüyle
bağdaşmayan girişimler içerisine girdikleri; PKK terör örgütü mensuplarının da, bu güven ortamından kendi terörist emelleri için
yararlanmaya çalıştıkları görülmüştür.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Huzur Harekâtıyla ilgili olarak Yüce Mecliste ifade edilen görüşleri ve hassasiyetleri de
dikkate alarak, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer koalisyon ortaklarıyla yoğun görüşmeler yapılmıştır. Dışişleri Bakanlığımız
ile askerî makamlarımızın yürüttüğü müzakerelerde, Huzur Harekâtının doğurduğu bazı sakıncaların giderilmesi ve Türkiye'nin
savunduğu görüşlerin karşılanması yolunda önemli sonuçlar alınmıştır.
Bu konuda, Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığının yaptığı açıklamada, özetle şu hususlar belirtilmiştir:
"Amerika Birleşik Devletleri, Irak'ın bağımsızlığını, birliğini ve toprak bütünlüğünü desteklemektedir.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 5 Nisan 1991 tarihinde kabul edilen 688 sayılı Kararını ve ilgili diğer tüm kararlarını
desteklemektedir.
Amerika Birleşik Devletleri, Kuzey Irak'ta bağımsız statüye destek vermemektedir. Kuzey Irak halkı için en iyi gelecek,
bugünkü Irak sınırları içerisinde birleşmektir.
Kuzey Irak'ta yaşayan tüm halklar (Araplar, Süryanîler, Kürtler, Türkmenler ve diğerleri) Huzur Harekâtının korumasından,
aynı şekilde yararlanırlar. Bölgede faaliyet gösteren resmî ve hükümet dışı kuruluşlar, Irak vatandaşlarının refahını sağlamak
dışında bir amaç taşıyamazlar..."
BAŞKAN – Sayın Bakan, bir dakikanızı rica ediyorum...
Sayın milletvekilleri, bakanlar kurulu sırasındaki sayın milletvekilleri, lütfen, yerinize oturur musunuz efendim.
Sayın bakanlardan rica ediyorum, müzakere devam ederken, hiçbir arkadaşa bilgi vermesinler efendim. Eğer istiyorlarsa,
gitsinler, kulislerde konuşsunlar arkadaşlar; burada, kürsüde konuşan sayın hatibe saygı duymak zorundayız. (DYP ve ANAP
sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Bakan.
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI TURHAN TAYAN (Devamla) – "Irak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına
uymalıdır. 13 Martta yapılan Sharm el-Sheikh ve 27 Haziranda Lion'da yapılan G-7 zirveleri sonunda kabul edilen ilkeler, terörle
mücadelede ulusların yükümlülüklerini teyit etmiştir. Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye'nin, PKK terörüyle mücadelesini
desteklemektedir. Kuzey Irak, PKK faaliyetlerine melce oluşturamaz."
Tabiatıyla, Yüce Meclis Huzur Harekâtını onayladığı takdirde, bu, Amerika Birleşik Devletlerinin biraz önce belirttiğim
deklarasyonunu kabul eden koalisyon ortakları için de geçerli olacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; böylece, Amerika Birleşik Devletleri, dünya kamuoyu önünde, Kuzey Irak'ta bağımsız bir
Kürt devleti kurulmasına karşı olduğunu ilan etmekte, o bölgede teröristlerin barınmalarının önlenmesi için her türlü önlemi almaya
hazır olduğunu beyan etmekte, Türkmen kardeşlerimizin haklarının korunması taahhüdünde bulunmakta, hükümet dışı
kuruluşların insanî amaçlar dışında faaliyet göstermelerine izin verilmeyeceğini vurgulamaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri, ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin ilgili kararlarını teyit etmekte ve özellikle, 688
sayılı karar ile mutabık olduğunu kaydetmektedir. Yüce Meclisin malumu olduğu üzere, bu karar, bir yandan Irak'ın egemenliğini,
toprak bütünlüğünü ve siyasî bağımsızlığını teyit etmekte, diğer yandan da tüm Irak vatandaşlarının, insanî ve siyasî haklarının
güvence altına alınması amacıyla, açık diyaloğu teşvik etmektedir. Amerika Birleşik Devletleri Başkanının yaptığı beyan
fevkalade önemlidir, bölgedeki tüm gruplara açık bir mesaj niteliği taşımaktadır., aynı zamanda, Amerika Birleşik Devletlerinin
niyetleri konusunda yapılan spekülasyonları da önleyici etkisi bulunmaktadır. İngiliz ve Fransız Hükümetlerinin temsilcileri de,
kendileriyle yapılan müzakerelerde, aynı görüşü paylaştıklarını bildirmişlerdir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Amerika Birleşik Devletleri ve diğer ilgili ülkelerle yaptığımız yoğun temaslar ve
müzakerelerde elde ettiğimiz sonuçlar, sadece bunlardan ibaret değildir; teknik düzeyde yapılan çalışmalar sırasında, bize, yazılı
olarak teyit edilen başka sonuçlar da olmuştur. Bu sonuçların bir bölümü askerî niteliktedir ve askerî makamlarımızın taleplerini
büyük ölçüde karşılamaktadır.
Bu arada, kamuoyunda tartışılan, askerî koordinasyon merkezinin ileride Türkiye'ye çekilmesi konusunun, Türkiye'nin görüşleri
de dikkate alınarak değerlendirileceği belirtilmiştir.
Huzur Harekâtı çerçevesinde yapılan uçuşların azaltılması konusunda mutabık kalınmıştır.
Terörle mücadele konusunda, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri ve diğer müttefikler arasında, daha sıkı işbirliği
yapılması kararlaştırılmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ekonomik alanda, Körfez Savaşından sonra Türkiye'nin uğradığı kayıpların telafi
edilmesi için de, somut adımlar atılmaya başlanmıştır. Bu çerçevede, Türkiye'nin de çabalarıyla, Birleşmiş Milletler Güvenlik
Konseyinin 986 sayılı Kararının uygulanması amacıyla, Irak ile Birleşmiş Milletler arasında mutabakat sağlanmıştır. Bu kararın
uygulanmasına başlanabilmesi için gerekli adımların tümü atılmıştır.
Son günlerde, Türkiye'nin ısrarlı talepleri sonunda, kalan bazı pürüzler de giderilmiştir. Şimdi, mesele, Birleşmiş Milletler
denetçilerinin bölgeye giderek göreve başlamalarından ibarettir. En geç 15 Eylülde bu işlemler tamamlanarak, petrolün, Kerkük-
Yumurtalık boru hattından fiilen akmaya başlaması sağlanacaktır. Bunun, Türk ekonomisi üzerinde, doğrudan ya da dolaylı birçok
olumlu etkisi olacaktır. Bunları şöylece özetleyebiliriz: Irak'ın satacağı petrolün yarısından fazlası Kerkük-Yumurtalık boru
hattından geçecektir. Türkiye'nin bundan alacağı transit ücreti 45 ilâ 50 milyon dolar dolayında olacaktır. Petrolün fiilen akmaya
başlamasıyla birlikte, boru hattının çürümesi tehlikesi de ortadan kalkmış olacaktır.
Irak'ın petrol satışından elde edeceği paranın bir bölümü, Birleşmiş Milletler Tazminat Fonuna aktarılacaktır; bu paradan Türk
firmalarının alacakları da tahsil edilmiş olacaktır.
Türk firmaları, Irak'ın ve Kuzey Irak'ın gıda, ilaç ve temel ihtiyaç maddelerinin karşılanması için tahsis edilecek olan 1,3
milyar dolardan pay alabilecektir, bu konuda şimdiden girişimlere başlanmıştır.
Petrol ürünlerinin Türkiye üzerinden ihracı için çalışmalarımız devam etmektedir. Bir bütün olarak bakıldığında, petrol boru
hattının işletilmeye başlanması Türkiye'ye çok yönlü kazanç sağlayacaktır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Hükümet olarak, biz, bununla da yetinmedik. Körfez Savaşından sonra, büyük ekonomik
kayıplara uğrayan Ürdün'ün, bu kayıplarını telafi için yaptığı başvuruya benzer bir başvuruyu, Hükümetimiz, Birleşmiş Milletlere
resmen yapmaktadır. Koalisyon ortağı müttefiklerimiz, bu başvurumuzu önemli biçimde karşılayacaklarını ve bize yardımcı olma
yönünde çaba göstereceklerini bildirmişlerdir.
Diğer taraftan, Güneydoğuda, Irak ile olan sınırımızın elektronik aletlerle takviye edilerek, teröristlerin geçişine engel olacak
biçimde güçlendirilmesi amacıyla, Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye'ye teknolojik yardım yapmayı kabul etmiştir.
İşte, bütün bu konularda, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer koalisyon ortaklarıyla vardığımız mutabakatı, kâğıt üzerinde
bırakmayıp, uygulamaya bir an önce geçirmek için somut adımlar atmaya başlamış bulunmaktayız. Bu çerçevede, geçtiğimiz hafta
sonu, Amerika Birleşik Devletleri petrol boru hattı uzmanları bölgeye gelerek, ilgili makamlarımızla ortak çalışmaya
başlamışlardır. Beyaz Saray'ın açıklamasında belirtildiği üzere, Hükümet dışı kuruluşların, insanî amaçların dışında faaliyet
göstermelerinin engellenmesi için, ilgili ülkelerin Ankara'daki büyükelçiliklerine birer nota göndererek, ülkelerine mensup bu tür
kuruluşların faaliyetleri hakkında ayrıntılı bilgi isteyeceğiz. Bu kuruluşların, oradaki bütün çalışmalarını adım adım izleyeceğiz.
Amaç dışı çalışanları, insanî yardım ile bağdaşmayan faaliyet gösterenleri, eğer varsa Türkiye aleyhinde çalışma yapanları,
özellikle teröre müzahir davranış içerisinde olanları bir daha Kuzey Irak'a sokmayacağız. Onların, amaç dışı faaliyetlerine izin
vermeyeceğiz.
Hükümetimiz, Kuzey Irak'a insanî yardım yapılmasına taraftardır. Nitekim, en büyük yardımı, Kızılay aracılığıyla biz
yapmaktayız. Ancak, insanî yardım dışı amaçlara yönelik ve özellikle Türkiye'nin çıkarlarına aykırı faaliyet gösterenler, bizden,
hiçbir zaman yardım ve kolaylık beklememelidir.
Aynı şekilde, Atruş Kampının, insanî amaç dışında ve terörist faaliyetler için bir merkez veya bir melce olarak kullanılmasına
asla izin vermeyeceğiz. Orada, PKK'nın baskısı altında âdeta esir gibi yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye'ye geri dönmelerinin
sağlanması için her türlü çabayı göstereceğiz. Geçen hafta içerisinde, 94 vatandaşımız, Atruş Kampındaki PKK zulmünden kaçarak
anavatana dönmüş bulunmaktadır. Onlara her türlü yardım ve desteği sağlamaktayız. Geri kalan bütün vatandaşlarımızı da PKK
zulmünden kurtaracağız.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bildiğiniz gibi, 1991 yılında, Irak birliklerinin baskıları sonucunda, Kuzey Irak'tan
ülkemize yönelik büyük bir göç hareketi, bir yandan Türkiye için çok büyük ekonomik ve sosyal sorunlar doğurmuş ve bu hareketin
ülkemize maliyeti yüz milyonlarca dolara ulaşmış, bir yandan da göç hareketiyle birlikte ülkemize sızan teröristler, Güneydoğu
Anadolu'daki terörist faaliyetlerde büyük bir artışa yol açmış, halkın huzur ve güvenliğini bozmuş, ülkemize kaçak yollardan çok
miktarda silah ve patlayıcı madde sokulmasına imkân sağlamıştır.
Huzur Harekâtının sağladığı en önemli avantajlardan biri de, böyle bir göç hareketinin tekrarlanmasına imkân vermemesidir.
İçinde bulunduğumuz koşullarda, Huzur Harekâtının görevinin sona erdirilmesi, Kuzey Irak'ta yeniden bir güvensizlik ortamının
yaratılmasına ve çeşitli etkilerle yeni bir göç hareketine yol açabilir; son yıllarda binlerce şehit verme pahasına Güneydoğu
Anadolu'da sağladığımız güvenlik ortamı yeniden zedelenebilir.
Huzur Harekâtının görev süresinin uzatılması, Silahlı Kuvvetlerimizin teröristlere karşı başarıyla sürdürdüğü operasyonların
beklenen nihaî hedeflerine ulaşmasıyla yakından ilgilidir. Huzur Harekâtının, Türkiye'nin denetiminde faaliyet göstermesi, zaman
zaman, Kuzey Irak'ta konuşlanan teröristlere karşı yapmakta olduğumuz harekâtın güvenlik içinde sürdürülmesi açısından da, özel
bir önem taşımaktadır.
Silahlı Kuvvetlerimizle yaptığımız yoğun çalışma ve değerlendirme sırasında, bu hususları somut kanıtlarıyla tespit etmiş
bulunuyoruz.
Ülkemizde huzur ve güvenlik ortamının uzun vadeli olarak ve en etkili biçimde tesisi, sınırlarımızın dışındaki terör
odaklarının etkisiz kılınmasıyla yakından ilgilidir. Bilindiği gibi, şu anda, Kuzey Irak'ta, devlet otoritesinin bulunmadığı bölgede,
maalesef, çok sayıda terörist faaliyet göstermekte, zaman zaman, dağlık bölgeden geçerek, kadın, çocuk, yaşlı demeden, masum
vatandaşlarımızı katletmektedirler. Onlarla çatışmaya giren güvenlik güçlerimizin verdiği şehitler, milletimiz için ıstırap kaynağı
olmaktadır. Hükümetimizin hedefi, sınırlarımızın dışındaki bu şer odaklarını da tasfiye etmek ve terör odaklarına yön verenleri
etkisiz hale getirmektir.
İşte, bütün bu amaçlarla, Silahlı Kuvvetlerimizin, gerektiğinde sınır ötesinde yaptığı operasyonların, etkin bir güvenlik
ortamı içinde gerçekleştirilmesi önem taşımaktadır.
Koalisyon ortağı müttefiklerimiz, Kuzey Irak'taki durumu yakından izlemekte ve Türkiye'nin orada yaptığı operasyonların ne
kadar haklı nedenlere dayandığını bizzat ifade etmektedirler. Batı'daki bazı aşırı çevrelerin aksi yöndeki gayretlerine rağmen,
koalisyon ortağı hükümetlerin, Türkiye'nin sınır ötesi harekâtlarına karşı, şimdiye kadar, makul ve mutedil bir tavır sergilemeleri de
bölgenin gerçeklerini iyi bilmeleri sayesindedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yalnız Türkiye'nin değil, dünyada pek çok uygar ülkenin ıstırap çekmesine neden olan
terör belasını ortadan kaldırmak için, uluslararası alanda daha güçlü bir işbirliği yapılması kaçınılmazdır. "Beni sokmayan yılan
bin yaşasın" anlayışıyla, terörle mücadele edilemez. Şimdi, hemen hemen dünyanın bütün uygar ülkeleri, kendi yaşadıkları acı
tecrübelerle, terörün ne kadar büyük ıstırap kaynağı olduğunu görmüş ve görmektedirler.
Huzur Harekâtının görev süresinin uzatılması için yaptığımız müzakereler sırasında, koalisyon ortaklarımızın, terörle
mücadelemiz konusunda, ülkemize eskisinden daha fazla destek verme yolundaki niyet ve kararlılıklarını tespit etmiş bulunuyoruz.
İşte, bütün bu tespit ve değerlendirmelerimiz, Hükümetimizi, Yüce Meclise, Huzur Harekâtının görev süresinin yıl sonuna
kadar uzatılmasını önermeye sevk etmiştir. Yüce Meclisimiz kararını bu yönde verdiği takdirde, Huzur Harekâtının
uygulanmasıyla ilgili faaliyetleri yakından izleyeceğiz ve ülkemizin güvenliğini ilgilendiren en küçük bir harekâtın, Huzur
Harekâtının yarattığı güvenlik ortamı içinde yeşermesine izin vermeyeceğiz. Bu anlayışla, Huzur Harekâtının görev süresinin 31
Aralık 1996 tarihine kadar uzatılmasını Yüce Heyetlerinin takdirlerine sunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP ve RP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Gruplardan, şu anda, DSP Grubu adına Sayın Mümtaz Soysal söz istemiştir; buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)
Süreniz 20 dakikadır.
DSP GRUBU ADINA MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın üyeler; Huzur Harekâtı denilen harekâtın uzatılması bakımından, Partimizce çekimser kalınarak ya da
toplantıya katılmayarak, müsaade edilmiş olan sürenin sona erişinin arifesinde, Partim adına konuşmak üzere kürsüdeyim ve açık
konuşmak üzere kürsüdeyim; çünkü, bu konunun açıkça konuşulmasının günü gelmiştir.
Bu açıkça konuşmayı, hoşgörünüze ve özellikle Refah Partili arkadaşlarımızın hoşgörüsüne dayanarak yapmak istiyorum.
Çünkü, dıştan bakıldığında ve genel olarak -bir istisna dışında- Türkiye'deki siyasal kadroların bu konudaki davranışları
bakımından gözüken tablo şudur: Muhalefetteyken "hayır";. iktidara gelince, şu veya bu biçimde "evet." Gerekçe: "Biz, birtakım
verilerin farkında değildik, o verileri öğrendik, onun için sorumlulukla böyle davranıyoruz" biçiminde bir gerekçedir.
Verileri kimler ortaya koymaktadır? Türk Silahlı Kuvvetleri, birtakım gizli servislerimiz, Dışişleri Bakanlığımızın
bürokrasisi. Ama, bu saydıklarım, Türkiye'nin hükümetçe izlenmesi gereken dış politikasını ve özellikle bu konudaki dış
politikasını oluşturan makamlar değillerdir. Onlar, kendi önlerindeki çerçeveye bakarak, hükümetlerin değiştiremedikleri çerçeveye
bakarak, onun içinde rol oynamaktadırlar ve elbette, onun içinde, bu çerçeve değişmediği sürece, genel temel değişmediği sürece
birtakım endişeler duymaktadırlar; o endişeleri dile getirmektedirler. O endişeler dile getirildiği zaman, asıl değişmesi gereken, o
endişeleri yaratan çerçeve iken, siyasal kadrolar, çerçeveye dokunmayıp, o çerçeveyi devam ettirmektedir. Asıl temel yanlışlık
buradadır. Onun için, bu konunun, olanca açıklığıyla, değiştirilemeyen çerçeve nedir, ona parmak basılarak konuşulması gerekir.
Tabiî, bu çerçeve değiştirilmedikçe, Çekiç Güç'ün kalmasına birtakım gerekçeler de rahatlıkla oluşturulabilmektedir.
Demin Sayın Bakanın da dediği gibi, silahlı kuvvetlerimizin sınır ötesi hava ve kara harekâtlarının dünyaca kabul
edilebilmesi, yapılabilmesi, büyük tepki görmemesi, bu harekâtın ayakta kalması sayesinde olmaktadır. Ama, hiçbirimiz, bu harekât
niçin gerekli, niçin Irak sınırının ötesine yapılması gerekli, orada ne oluyor, bunu yaratan etken nedir, niçin onu değiştiremiyoruz;
onun üzerinde durmuyoruz. Nedir değiştirilemeyen? Onu, sırasıyla gözlerinizin önüne sermek istiyorum:
Bir, Türkiye'nin bu konuda Irak Devletiyle ilişkileri henüz normal bir temele oturtulmuş değildir, başka bir devletin -Amerika
Birleşik Devletlerinin- gölgesini taşımaktadır. Irak'taki büyükelçiliğimiz, hâlâ, büyükelçilik düzeyine yükseltilmiş değildir. Orada
maslahatgüzar niteliğiyle bulunan arkadaşımız, görevlimiz, büyükelçi unvanını taşımaktadır ama, büyükelçiliğimiz büyükelçilik
değildir. Oysa, 30 küsur ülkenin, düpedüz, büyükelçilik düzeyinde ilişkisi vardır. Bunlar arasında Rusya, Hindistan, Polonya gibi
ülkelerin bulunmasını normal karşılayabilirsiniz; ama, Ürdün, Tunus, Malezya, Endonezya ve Vatikan gibi, Batı ile ilişkileri bizim
niteliğimizde olan ya da ona yakın olan, en azından kopuk olmayan ülkeler de orada büyükelçilik tutarken, bu konuyla doğrudan
doğruya ilişkili olan devletin, Türkiye Cumhuriyetinin, hâlâ oradaki temsilini büyükelçilik düzeyine çıkarmamış olması, bu durumun
açık göstergesidir.
İkincisi: Irak, kendi kuzeyine egemen değildir; daha doğrusu, bizim güneyimize egemen değildir. Bunu da değiştirmek için
gereken yapılmamaktadır. Bu konunun bize olan ekonomik maliyetini uzun boylu anlatacak değilim. Müteahhitlik vesaire hizmetleri
bir yana, yılda, toplam 5 milyar dolar tutarında bir kaybımız söz konusudur; onun üzerinde uzun boylu duracak değilim.
Bu veriler değişmedikçe, çeşitli servislerimizin -Silahlı Kuvvetler başta olmak üzere- o endişeleri duyması doğaldır. Onun için,
bu nokta önemli.
Daha önemli olan bir nokta var; o da, Türkiye'nin bu konudaki dış politikası, kendi çıkarlarına değil, belki bir ölçüde kendi
çıkarlarına; ama, daha büyük bir ölçüde Amerika Birleşik Devletlerinin çıkarlarına ayarlanmıştır. Amerika Birleşik Devletleri,
orada, bağımsız bir Kürt devleti kurmak istiyor mu istemiyor mu... Asıl tartışma konusu bu değil; çünkü, o konuda çeşitli görüşler
var. "Belki, Amerika Birleşik Devletleri, Irak dünya petrol rezervinin yüzde 25'ine sahip olduğuna göre, o rezervi, etnik, birtakım
bölünmüş devletlere paylaştırmak isteyebilir" deniliyor; ama, buna karşılık da "Amerika Birleşik Devletleri böyle bir devlet istemez;
çünkü, o devlet bölgede huzursuzluk unsurudur; en başta, Amerika'nın en yakın müttefiki olan Türkiye'yi huzursuz edecektir;
istemez" deniliyor. Amerika'nın gerçek niyeti ne olursa olsun, ortaya çıkan tablo, bir Kürt devletine doğru giden tablodur; üzerine
parmak basmamız gereken gerçek budur. Bunu, daha önceki iktidarlara, bir kusur olarak, Refah Partisi söylüyordu ve beklenti o idi ki,
"Refah Partisi, geçmişte bunun böyle olduğunu söyleyen bir parti olarak, bu kısır döngüyü kırabilir" diyenler vardı; ama, şimdiki
tablo, Refah Partisinin de bunu kıramadığı biçimindedir.
Daha önemlisi, ne diyor Refah Partisi "belki şimdi kıramıyoruz; çünkü, 5 Kasımda Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanlık
seçimi var; Senatonun üçte biri ve Temsilciler Meclisinin tamamı yenilenecek. Clinton'un bu konuda dönüş yapması, onun seçim
şansını azaltabilir; biz, bunu yapmaya şu aşamada cesaret edemeyiz. En büyük müttefikimizin başında bulanan kişiyi bu duruma
sokamayız" diyor; ama, bu, Amerika Birleşik Devletlerinde başka türlü yankılanıyor. Amerika Birleşik Devletlerinin -bugünkü
gazetelerde var- dışişlerinin üst düzey bir yetkilisi bir Türk gazetecisine diyor ki: "Biz üzgünüz; bu Çekiç Güç konusu, Türkiye'de iç
politika malzemesi yapılmaktadır." Ee, bu konu iç politika malzemesi yapılmayacak da hangi konu yapılacak?! Biz, elbette, bunu
tartışacağız; ama, ne yazık ki, Refah Partisi, bu kez, Amerika'nın iç politikasını bu konuya karıştırmaktadır. (DSP sıralarından
alkışlar) Bize ne Amerika'da bunun Başkana yarayıp yaramayacağını düşünmek! Biz, her şeyden önce kendi çıkarımızı düşünmek
zorundayız ve bu tarih, sadece, 5 Kasım değildir. Hadi, 5 Kasıma kadar bekleyelim. Amerika'da her iki yılda bir kasım ayının ilk
pazartesinden sonra gelen salı günü seçim yapılır; dört yılda bir Başkanlık seçimi de yapılır. Şimdiye kadar da hep bu kasım sözü
Türk iç politikasına karıştırılmıştır, aman Amerika'daki iç politikayı etkilemeyelim diye.
Bunun, başka dönemlerde yapılmış olmasının yanında bir de Refah Partisi döneminde de yapılıyor olması, gerçekten üzüntü
vericidir ve süreyi beş ay uzatarak yıl sonunu bulduğumuz zaman da, iş bitmiş olmayacaktır. Amerika'da, seçilen başkan, kasımda
göreve gelmiyor; arkasından, ta, ocak ayının 20'sinde, daha önceki başkandan görevi devralıyor. Aralık sonu geldiğinde, bize
"önümüzdeki ocak da geçsin; çünkü, Amerika Birleşik Devletlerinde başkan Kongreye birliğin durumu mesajını verirken, biz Irak'ta
geri çekildik, geri adım atsın" mı diyecekler; bunu mu bir gerekçe olarak söylecekler? Onun için, sayın üyeler, Amerikan iç
politikasının bizim çıkarlarımıza karıştırılması, zannediyorum, üzerine parmak basmamız gereken en önemli unsurdur.
Verilerin değiştirilmesi gerekir dedim. Bu veriler de, her şeyden önce, siyasal verilerdir. Öyle olduğu içindir ki, biz, geçen
uzatmada, buna karşı çıkarken, uzatmanın bir ölçüde mümkün kılınmasını sağlamak için, dedik ki "bu son uzatmadır; biz lehte oy
vermiyoruz, aleyhte de oy vermiyoruz; ama, biz, bunun artık son uzatma olması için bir şeyler yapılmasına inanıyoruz." Onun için
de "bölgesel güvenlik planı" diye bir plan ortaya koyduk; yani, hükümetlerin yapmadığı şeyi, biz yapmaya çalıştık ve bu çerçeveyi
değiştirebilmek için; çünkü, temel nokta olarak onu görüyorduk. Bu çerçeve, Türkiye'nin, Irak'la, Irak'ın toprak bütünlüğünü
sağlayacak bir biçimde, normal ilişki kurması ve bu PKK sorununu onunla birlikte çözmesi biçimindeydi. Onun için, bizim
planımızın ağırlık noktası askerî değildir, siyasîdir ve bu siyaset de, Irak'ın yeniden bütünleştirilmesi, ama, gerçek anlamında, lafla
değil, olayların değiştirilmesi yoluyla bütünleştirilmesine dayanıyordu. Bu bütünleştirilmiş Irak için de, Bağdat'la yeni bir ilişkinin
kurulmasını, Kürt nüfusun ezilmesi için değil, Kürt nüfusun ve başka nüfusların, Türkmenler ve Hıristiyanlar dahil olmak üzere,
Araplar da tabiî dahil olmak üzere, bütün Kuzey Irak insanlarının insanca yaşamaları, insan haklarına saygılı bir biçimde
yaşamaları için, bu saygıyı sağlayacak güvencelerin getirilmesine dayanan bir politika izlenmesini istiyorduk ve bunun, elbette,
Türkiye'nin güvenliğini sağlayacak bir biçimde, sınır güvenliğini sağlayacak bir biçimde düzenlenmesi gerektiğine ve bunun da yine,
toprak bütünlüğüne kavuşmuş olan bir Irak yönetimiyle yapılmasına dayandırmak istiyorduk. Bu arada da, Silahlı Kuvvetlerimizin
bir zorunluluk olarak ortaya koydukları noktayı, biz de bir zorunluluk olarak görmekteydik; planımızda yoktu; ama, sonradan biz de
benimsedik. Zaho'daki eşgüdüm merkezinin Türkiye sınırları içine alınması... Niçin?...
Bir kere, her şeyden önce, bir devletin toprağında başkalarının bir eşgüdüm merkezi olursa, onun dış görüntüsünün, o ülkenin
toprak bütünlüğüyle, egemenliğiyle hiç ilgisi olmayacağı.
İkincisi, bizim makamlarımızın elindeki somut bilgilere ve güvenilir kaynaklardan elde ettiğimiz bilgilere göre, o merkezin
yanı başında, Türkiye'ye sızma faaliyetleri için hazırlanan PKK kuvvetlerinin bulunması; onların faaliyetlerine göz göre göre
müsaade edilmesi; bu nedenle de, bu merkezin, bizim güvenliğimizi sağlamakta yeterli olmadığını görmemiz.
Şimdi, Sayın Hükümet -biraz önce, Milî Savunma Bakanı da söyledi- "biz, bunları büyük ölçüde sağladık" diyor. Şimdi,
sağladık denilenlere bakalım:
Amerika Birleşik Devletlerinin 28 Temmuzda yayımlanan bildirisine göre, bir defa, Amerika Birleşik Devletlerinin bu konudaki
niyetlerinin, bütün berraklığıyla, bizim niyetlerimize tam anlamıyla uyup uymadığı belli değildir. Yapılan açıklamada, Amerika
Hükümeti, 688 sayılı Güvenlik Konseyi Kararına uyacağını söylemektedir ve o kararda da, Irak'ın toprak bütünlüğünden ve siyasal
birliğinden söz edilmektedir. Bu, bir kere, şüpheli. Bu, Irak'ın kuzeyindeki insanlarla, Irak'ın merkez yönetimi arasında bir diyalog
kurulmasına ve bu diyalog yoluyla toprak bütünlüğünün ve siyasal birliğin sağlanmasına yeterince açık bir yeşil ışık oluşturmuyor.
Tam tersine Amerika Birleşik Devletleri -bugünkü gazetelerde açıkça yazıldığı, Dışişleri üst düzey yetkilisinin söylediği gibi- "Biz,
Türkiye'deki bazı yorumların aksine Bağdat'la Kürt partilerinin diyalogunu teşvik ediyor değiliz" diyor. "Engellemiyoruz; ama, teşvik
de etmiyoruz..." Oysa biz, teşvik etmek istiyoruz; bizim çıkarımız bunun teşvik edilmesinde. Bunun neresi bizim kendi çıkarımızla
tam bağdaşmış oluyor?!. Engellememek, teşvik etmemek, yani "isterseniz kurmaya kalkışın, biz, size engel olmayız; ama,
sonuçlarına da katlanırsınız" diyen bir yaklaşım. Oysa biz, teşvik edilmesini, bu bütünlüğün kurulmasını istiyoruz.
Aynı zamanda metne baktığınız zaman -zannediyorum kendi yetkililerimizin gözünden kaçmış olabilir- 688 sayılı Karar,
egemen Irak'tan söz etmektedir, burada ise özgür Irak'tan söz ediliyor. 688 sayılı Karar, açık diyalogtan söz ediyor, burada ise o açık
diyalogun teşvik edilmesi söz konusu değil.
Yine -Hükümet o açıklamaya, kendisine verilen güvenceye dayanıyor- "Kuzey Irak'taki etkinliklerimiz, bu bütünlüğü sağlamaya,
bu amaca dönüktür" deniliyor. Oysa biz istiyorduk ki "dönük olacaktır" böyle yazılsın istiyorduk; Amerikalılarla temaslarımızda,
resmî makamlarının istedikleri buydu. Biz de, gelip, bizimle kendi planımızı tartıştıklarında, bunu istiyorduk; çünkü, geçmişte, bu
amaca dönük olmamıştı ama, Amerika hem geçmişini, geçmişteki davranışını temize çıkarmak için bu böyle yazılsın istiyor, hem
de gelecekteki davranışının da, geçmişteki davranıştan farklı olmayacağını belli etmek istiyor.
BAŞKAN – Sayın Soysal, 2 dakikanız var efendim.
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Evet efendim.
Aynı zamanda, yine Hükümetin de verdiği güvence, Amerikalıların verdiği güvenceye benziyor: Oradaki gönüllü kuruluşların
faaliyetlerinin, Türkiye'nin güvenliğini tehdit edici nitelik kazanmamasına çalışılacaktır.
Orada -elimizde listeler de var- 80 küsur gönüllü kuruluş var -20'si Kürt nüfusun kendi kuruluşu, 60'ı da yabancıların- bunlar
insanî amaçla orada idiler ve 1991 sonuna kadar öyle idiler, ama ondan sonra oradaki çalışmaları -işin gizli kapaklı yönü bir tarafa
açıkça olan çalışmaları- orada bir Kürt devletinin oluşması için yapılan çalışmalardır. Vaktiyle sadece çadır, battaniye, gazyağı
falan veriyorlardı, şimdi fabrikalar kuruyorlar, şimdi köprüler, yollar yapıyorlar, şimdi çimento, kereste getiriyorlar. O çimento ve
kereste ki, vaktiyle Kıbrıs'taki Türk nüfus, muhasara altındayken, stratejik malzeme sayılıyordu ve Batı bunun, böyle bir stratejik
malzeme sayılmasına karşı çıkmıyordu, bunlar, gayet rahatlıkla, o bölgeye, insanî amaç taşıdıklarını söyleyen kuruluşlarca
getirilmekteydi.
Sayın Başkan, sözlerimi, bu konuda Hükümetin "bu arada başka şeyler de elde ettik" dediği noktalara dokunarak bitirmek
istiyorum. O noktalar konumuzla ilgili değil; o noktalar, örneğin boru hattının açılışı, örneğin 50 nci maddeye dayanarak, Irak
üzerindeki ambargonun ...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Soysal, size, iki dakika süre daha veriyorum. Konuşmanızı lütfen bu süre içerisinde bitirin.
MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – Peki.
Türkiye'ye zarar vermeyecek bir duruma dönüştürülmesi -Ürdün'e benzer bir biçimde- ya da üç fırkateynin Türkiye'ye verilmesi
gibi noktalar konumuzla ilgili değil. O fırkateynlerin parası ödenmişti. 50 nci maddenin karara bağlanması Güvenlik Konseyinin
işidir. Boru hattının açılması yeni bir olay değildir. Ta eskiden beri, 986 sayılı Karardan beri tartışılan bir konudur. Onun için
konuları birbirine karıştırmayalım ve kendimizi aldatmayalım.
Değiştirilmesi gereken nokta, bu konunun içerisinde yer aldığı siyasal çerçevedir ve ne yazık ki, bu İktidar, bu siyasal
çerçeveyi değiştirememiştir, gerçek budur. Böyle olduğu için ve biz Parti olarak, bu siyasal çerçevenin değiştirilmesinin asıl sorun
olduğuna inandığımız için, bu kez biz, bu uzatma kararına, açıkça ret oyu vereceğiz.
Bu, Amerika ile aramızdaki ilişkileri kopma noktasına getirin demek değildir; tam tersine, eğer, Amerika ile olan ilişkilerimiz,
büyük müttefiklik, samimi müttefiklik ilişkisi ise, Türkiye'deki siyasal kadroların, bu konunun, Türkiye'de ne kadar çok huzursuzluk
yarattığını, o büyük müttefike iyi izah edebilmeleri ve bu siyasal çerçevenin Clinton'un seçim zaferiyle, ya da Amerika'nın Bağdat
inadıyla falan ilişkilendirilmeden, o, sadık müttefikin Türkiye'nin, çıkarlarına uygun olarak, değiştirilmesi gerektiğini anlatmak
zorundayız. Refah Partisi ve Doğru Yol Partisinin ortaklaşa kurdukları yeni Hükümet, bunu başaramamıştır. Başaramadığı için,
biz de, oy vermeyeceğiz. Bundan sonra da bunu başaramayanlara, biz, oy vermeyeceğiz; çünkü, bunu, ne kendi tutumumuzla ne de
Türkiye'nin çıkarlarıyla ne de oradaki Kürt halkının çıkarlarıyla -bu siyasal çerçeve değişmedikçe, bu konu, Amerikan politikasına
alet edildikçe- uygun görmüyoruz.
Teşekkür ederim efendim. (DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Soysal.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Ali Topuz, buyurun efendim.
Sayın Topuz süreniz 20 dakika.
CHP GRUBU ADINA ALİ TOPUZ (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
ve şahsım adına saygılarımla selamlıyorum.
Bugün, yeni Hükümetimiz tarafından, Huzur Harekâtı çerçevesinde ülkemizde konuşlandırılmış bulunan Çokuluslu Güç'ün
görev süresinin 31 Temmuz 1996 tarihinden başlayarak, 5 ay daha uzatılması istenmektedir; bugün, bunu konuşuyoruz.
Sözlerime başlarken, bundan yıllar önce, 26 Haziran 1992 günü, bu konunun ilk kez Türkiye Büyük Millet Meclisinde
uzatılması konuşulurken, şimdiki Sayın Başbakanımızın bu kürsüden söylediği bazı konuları, bazı iddiaları size hatırlatmak
istiyorum; çünkü, Sayın Erbakan, o tarihten bu yana, sürekli olarak, o başlangıçta yaptığı konuşmanın çerçevesi içerisinde ve orada
belirttiği konularda görüşlerini hep ifade eder oldu. O tarihte başlattığı hareketi, Hükümet oluncaya kadar da devam ettirdi.
Şimdi, bakınız, Sayın Necmettin Erbakan neler söylemiş; buradan Hükümete doğru dönmüş ve demiş ki: "Muhterem
arkadaşlarım, bakınız, şu Hükümet sıralarında oturan arkadaşlarım var ya, biraz sonra söyleyeceğim, geçen sene neler
konuşmuşlardı; şimdi, başka bir posta bürünmüşler, bütün söylediklerinin aksini gelip burada ortaya koymaya çalışıyorlar" Aradan
bu kadar zaman geçtikten sonra, Sayın Erbakan'a bu kürsüden bir sözcünün bunları hatırlatmasının, Sayın Erbakan için talihsiz bir
gelişme olduğunu söylemek, herhalde yeter diye düşünüyorum.
Yine, Sayın Erbakan bu kürsüden, kendisinden önce konuşan Sosyaldemokrat Halkçı Parti Sözcüsü Sayın Ali Dinçer'in
konuşmasına atıfta bulunarak şunları söylemişti: "Benden önce konuşan kıymetli arkadaşlarım, bilhassa SHP Sözcüsü Ali Dinçer
Bey kardeşim de, konunun bu büyük ehemmiyetini belirtti; ancak, kendilerinden bahsederken hemen şunu ifade etmek istiyorum ki,
deminki konuşmalarını dikkatle dinledim; âdeta bir ip üzerindeki cambaz gibi çok zahmet çekti -Refah sıralarından alkışlar olmuş-
Arif olan, ne demek istediğini çok iyi anlar; biz anladık, merak etmeyin; konuşmanızın sonunda işi, Türkiye'de çoğulcu demokrasi
ve özgürlüğe bağlamanız çok manidar; çünkü, demek istiyorsunuz ki: Ah, ben serbest olsam neler konuşacağım; ama, ne yapalım ki,
paçamızı bunlara kaptırmışız da, istediklerimizi konuşamıyoruz."
Şimdi, ben, yine bu kürsüden, aradan geçen bu zaman içerisinde Sayın Erbakan'ın geldiği bu noktada, Ali Dinçer
arkadaşımızın sözlerini kendisine burada hatırlatıyorum ve Sayın Erbakan'ın da paçasını kimlere kaptırdığını buradan
açıklamasını istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Demek ki, Sayın Erbakan da paçasını birilerine kaptırmış...
İRFAN GÜRPINAR (Kırklareli) – Kime kaptırmış?..
ALİ TOPUZ (Devamla) – ... ve bugün burada, asıl içinden geçen, olmasını istediği şeyleri ifade edemiyor, öneremiyor,
paçasını kaptırmış, onlara mahkûm bir vaziyette önümüze gelmiş.
Konuşmamın ileriki bölümlerinde bu konulara ilişkin başka değerlendirmeler de yapacağım.
Şimdi, Sayın Erbakan, çok yakın bir tarihte, birkaç gün önce şunları söylemişler: "Beş yıldır Türkiye Büyük Millet Meclisi
'evet-hayır' demekten başka bir şey yapmadı, aritmetik çoğunlukla Çekiç Güç'ün süresi uzatıldı." Sayın Erbakan böyle söylemişler.
Başka bir şey daha söylemişler, belki bugün de söyleyecekler: "Ama, şimdi iş değişti, bir değişim yaşıyoruz, büyük bir değişim
yaşıyoruz."
Şimdi, gerçekten -konuyu, tartıştıktan sonra oylayacağız- ya Hükümetin önerdiği kabul edilecek, süre uzatılacak ya da
Hükümetin önerisi reddilecek, süre uzatılmayacak. Bence, bunların ikisi de çok önemli değişim ifade etmektir. Birincisi, Hükümetin
önerisi eğer kabul edilecek olur ise, o zaman Sayın Erbakan'ın ve Refah Partisinin çok büyük bir değişim geçirdiğine kanaat getirmiş
olacağız. (CHP sıralarından alkışlar) Refah Partisinin ve Sayın Erbakan'ın gerçekten bir değişim geçirdiğine, siyasetini
değiştirdiğine, U dönüşü yaptığına herkes tanık olacak ya da Çekiç Güç'ün süresinin uzatılmasıyla ilgili öneri reddedilecek; o
zaman, Hükümete, Refah Partisine ve Sayın Erbakan'a rağmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu konuda gerçek değişimi burada
sağlamış olacak. İkisi de bir değişimdir; ama, ne yazık ki, bu iki değişimin ikisi de Sayın Erbakan için talihsizliktir.
Değerli milletvekilleri, son uzatma kararını 18 Haziran 1996'da almıştık. O zamanki Hükümet Başkanı Sayın Yılmaz, Çekiç
Güç ile ilgili Amerika Birleşik Devletleriyle yapılan müzakerelerin devam etmekte olduğunu, bazı konularda belli aşamalara
gelindiğini, daha ileri aşamalara götürmenin mümkün olabileceğini, daha evvel, gerçekleştirecekleri bu işler için üç ayın yeterli
olabileceğini ifade etmişlerdi; ama, üç aya sığmadı bu; bir ay daha bir uzatma verilecek olursa, sonuca ulaşma imkânının
olabileceğini söylemişlerdi...
A. MESUT YILMAZ (Rize) – Hayır... İptal kararından sonra...
ALİ TOPUZ (Devamla) – Daha önce, üç ay uzatma yapıldığı zaman, üç ay içerisinde Türkiye'nin Çekiç Güç ile ilgili yeni
düzenlemede istediklerinin Amerika Birleşik Devletleriyle bir uzlaşmaya vardırılabilmesi için üç ayın yeterli olabileceğini bu
kürsüden iki kez Sayın Yılmaz söyledi. Üç aya yetişmedi...
LEVENT MISTIKOĞLU (Hatay) – Anayasa Mahkemesi...
ALİ TOPUZ (Devamla) – Efendim, Anayasa Mahkemesinin kararını biliyorum. Süreye on gün kala; yani, 2 ay 20 günde
yetişmedi...
A. MESUT YILMAZ (Rize) – 1 ay 20 gün...
ALİ TOPUZ (Devamla) – Affedersiniz.
...ve ondan sonra, Temmuzun 31'ine kadar uzatılırsa, bu süre içinde olabileceği ümidini taşıyordu -samimiyetle belki, kuşkusuz-
o iradeyle Meclisten bir aylık bir süre istediler; iki ay istemediler, üç ay istemediler, beş ay istemediler şimdiki gibi, bir aylık bir
uzatma daha istediler. Daha evvel alınan kararı bir ay daha uzatmış oldular.
Demokratik Sol Parti de bu uzatma teklifine destek verdi, onun da umutları vardı; çünkü, daha evvel, Demokratik Sol Partinin
ciddî iddiaları vardı. Amerika Birleşik Devletlerinin, Türkiye'den öneri beklediğini, fakat, hiçbir hükümetin öneri vermediğini, bu
konuyu konuşmadığını, oysa bu yeni Hükümetin, bazı konularda Amerikalılara bazı öneriler götürebildiğini, kendilerinin de bu
konuda planlarının olduğunu, dolayısıyla, bu süreç içerisinde, bunları konuşma imkânı vardır ve belki de, Amerikalıları belli bir
noktada ikna etme imkânı vardır diye, o nedenle, bir aylık uzatmaya çekimser kalarak destek verdiler.
Keşke, Sayın Yılmaz'ın ve Demokratik Sol Partinin o beklentisi gerçekleşmiş olsaydı. Keşke, bu uzlaşma olsaydı; herkes buna
sevinecekti. Ya da, bunun olmayacağı görülüyordu, herkes görüyordu, kendileri de farkındaydı, biz, herkesten önce bunun
farkındaydık ya da o tarihte, yani, 40 gün önce, buradan bir sonuç çıkmayacağı kanaatine varılarak, mesele orada kesilip atılmış
olsaydı, belki, o günden bu yana gelecek dönem içerisinde, Çekiç Güç'ün burada üstlenmiş olduğu görevle ilgili olarak, bölgede
sağlayacağı yeni durumla ilgili olarak, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri ve onun yandaşları arasında bir uzlaşma noktasına,
böyle bir gücün görevinin devam etmediği bir dönemde, daha objektif ve Türkiye'nin çıkarlarına daha uygun bir sonuca varılabilirdi;
maalesef, bu öngörü gerçekleşmedi, bu siyaset sonuç vermedi.
Şimdi, Sayın milletvekilleri, günümüzde, yeni Hükümetimiz, konuyu, Türkiye Büyük Millet Meclisine farklı bir üslupla
getirmeye yöneldi. Kendileri de, değişim olarak, zannediyorum, bunu ifade etmeye çalışıyorlar ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin,
konuyu karara bağlayacağı tarihten önce, başka birtakım düzenlemelerle, konuyu kendi arasında görüşün, yabancı ülkelerin
elçilerini de komisyonlara çağırsın, onların da fikrini alsın; hatta, bu konuda hükümetlere öneri hazırlayan, altyapı hazırlayan
devlet kurumlarına Meclisin eğilimi yansıtılsın ve onlar, Meclisin eğilimlerini bile bile, buraya öneride bulunsun diye düşündüler.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Hükümetten önce konuya el atması gerektiğini, böylece, daha kişilikli, kimlikli bir noktaya
varılabileceğini ifade etmeye çalıştılar; ama, değerli milletvekilleri, bu süreci, Çekiç Güç'ün süresinin uzatılmasını reddetmek için
değil, Çekiç Güç'ün süresinin uzatılması konusunda, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, sayın milletvekillerinin, bürokratlar ve de
yabancı misyon şefleri vasıtasıyla ikna edilmelerini sağlamak için işlettiler. Türkiye Büyük Millet Meclisini, hükümetlerin görüşleri
karşısında Türkiye'nin çıkarlarını koruyan bir çerçevede, bir düzeyde ortaya koymak için değil, daha evvel savundukları fikrin
tersine, Çekiç Güç'ün süresinin uzatılması konusunda Meclisi ikna edebilmek için, demokrasi dışı, Anayasa dışı uygulamalara
teşebbüs ederek, tevessül ederek, bu Meclisi, bu taktiklere alet etmeye yöneldiler. Bundan dolayı, Hükümeti ve Hükümette görev alan
siyasî partileri ve onların yönetim kadrolarını, bu kürsüden kınamayı, demokrasi adına, Türkiye Büyük Millet Meclisinin haysiyeti
adına bir görev telakki ediyorum, onun için kınıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Ayıp oluyor ama...
ALİ TOPUZ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bakınız, masumane bir ifadeyle "canım bunda ne var, oturacağız hep beraber
konuşacağız" deniliyor. Kiminle?.. "Millî Güvenlik Kuruluyla konuşacağız, elçilerle konuşacağız, olayı bir noktaya getireceğiz,
oluşturacağız."
Değerli arkadaşlarım, demokrasi bir sistemdir; demokrasi, kurumlarla yönetilir. Karar verenler ayrıdır, karar verenlere öneri
hazırlayanlar ayrıdır, o önerinin altyapısını hazırlayanlar ayrıdır. Siz, bunların hepsini birbirine karıştırırsanız, demokrasiyi de
birbirine karıştırırsınız. Bu devletin, çeşitli organları, anayasal kuruluşları vardır; hükümete bağlı, icraya bağlı, yürütmeye bağlı
kuruluşlar vardır. O kuruluşların görevi, kendi sorumluluk alanlarında, en doğru öneriyi, en haklı öneriyi hükümete getirmektir.
Onları, bir başkasının iradesine bağlı olarak, nabza göre şerbet veren kurumlar haline getirirseniz, ta o noktada demokrasiyi yok
edersiniz.
Millî Güvenlik Kurulu bir kurumdur; hükümete bağlı görev yapan bir kurumdur. Türkiye Büyük Millet Meclisinin eğilimine göre
karar verir hale gelirse, ona gerek yoktur o zaman; öteki kurumlara da gerek olmaz. Bu sistemi tersine çalıştırmaya yönelmek,
aslında, fevkalade büyük bir yanlışlık olmuştur; bunun, bile bile yapıldığı kanısındayım; bunun, böyle olduğunu bilmektedirler;
ama, yine de yapmaktadırlar. Neden? Çünkü, onların, siyasetlerinde bir değişiklik yapmaları gerekiyor; kendi tabirleriyle "büyük bir
değişim" yapmaları gerekiyor; daha evvel söylediklerinin tersini yapmaları gerekiyor; onun için, birtakım mazeretler bulmaları
lazım, birtakım sebepler bulmaları lazım; ondan böyle hareket ediyorlar. Nitekim, bugün Meclise gönderilen süre uzatma yazısında
da bu mantığın izleri görülmektedir. Burada, 6 madde halinde bazı iddialar ortaya konulmuştur; "uzatılsın" diyor, "uzatma süresi
içerisinde şunların şunların sağlanması, şu edilmesi, bu edilmesi konularında da yetki verelim hükümete; bunlar olmazsa, süreyi
uzatmaktan vazgeçebilir; bu yetkiyi de hükümete verelim" diyorlar. Kendileri de biliyor ki, burada yazılanların hiçbirisinin, hiçbir
kıymeti harbiyesi yoktur; bunlar, zaten, her zaman talep edilmiş olan şeylerdir. Her defasında da, siyasî amaçla, yumuşak üsluplarla,
bunların olabileceği izlenimini, Amerika Birleşik Devletleri, bize vermiştir; şimdi de vermektedir; ama, bunları yapmamaktadır;
çünkü, onun amacı başkadır.
Şimdi, ben, buradan, Sayın Erbakan Hocamıza soruyorum: -Daha evvel pek çok şeyler söyledi; mesela, "Çekiç Güç, işgal
gücüdür" dedi, "PKK'nın destekçisidir" dedi, "Müslümanı Müslümana kırdırmak amacındadır" dedi, "ikinci Sevr gücüdür,
Türkiye'yi bölmek istemektedirler, bir Kürt devleti kurdurmak istemektedirler"... Bunlar iddiaları, bunların çoğu doğru, bunların
çoğuna ben de katılıyorum, bunlar doğru. "Büyük İsrail ve büyük Ermenistan'ı kurdurmak istiyorlar" dedi, "askerî faaliyet dışında,
bölgede, birtakım sivil kuruluşlar, birtakım faaliyetler yapıyor, ajanlar çalışıyor, bunlar yanlıştır" dedi.- Bu yanlıştır
dediklerinizden, hangisini, burada yazdığınız 6 maddeden herhangi birisi, nasıl düzeltecek; o konularda ileriye doğru nasıl bir adım
atacak? Siz, bu kadar ucuz, bu kadar hafif birtakım sözde tavizlere, yıllardır sürdürdüğünüz mücadeleyi nasıl kurban ettiniz? Ve
Refah Grubu bu kurban edişe nasıl seyirci kalıyor? Bunu merak ediyorum, bunu merak ediyorum... (CHP sıralarından alkışlar)
Kurban ettiniz kendi politikanızı, kurban ettiniz...
Bakınız, ne yaptınız siz: Bunu kabul etmekle, Çekiç Güç'ün süresini uzatmakla, bunca iddialarınıza rağmen bu noktaya
gelmekle, Sayın Erbakan, Batı kulübüne girmeye çalışıyor. Batı kulübünün içerisine tam girse, bir itirazım olmayacak, Batı
kulübünün kapısındaki kabadayılara teslim oluyor önce, Batı kulübünün kabadayılarına teslim oluyor ve onlardan, kendisini, Batı
kulübünün içerisine sokmasını istiyor. Sayın Erbakan'ı bu noktada görmek, ona saygı duyan bir insan olarak, beni, çok müteessir
etmiştir; bunu, buradan söylemeden geçemiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Topuz, 2 dakikanız var efendim.
ALİ TOPUZ (Devamla) – Şimdi, burada, yazdınız, bu 6 tane maddeyi. Beş ay içerisinde göreceğiz; bakalım, ne zaman "Çekiç
Güç'ün süresine son verdik" diye buraya geleceksiniz?! Gelirseniz, sizi alkışlayacağız. Bakalım, ne zaman, şartları, Türkiye'nin
lehine çevireceksiniz? Her çevirdiğinizde sizi alkışlayacağız; ama, bunları yapamazsanız, buraya, Hükümet olarak bir daha gelmeyin
lütfen. Çünkü, bu Meclis, bunları yapamadığınız takdirde, sizi, bir daha, burada, Hükümet olarak dinlemeye, sanıyorum ki hiç de
hazır olmayacaktır.
Değerli arkadaşlarım, ş