DÖNEM : 20 CİLT : 7 YASAMA YILI : 1
T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ
67 nci Birleşim
26 . 6 . 1996 Çarşamba
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – YOKLAMA
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
1. – İçel Milletvekili Emin Aydınbaş'ın ülke tarımının ve seracılığın içinde bulunduğu sorunlara ilişkin gündem dışı
konuşması
2. – Kırşehir Milletvekili Mehmet Ali Altın'ın, sağlık sistemindeki aksaklıklara ilişkin gündem dışı konuşması ve Sağlık
Bakanı Yıldırım Aktuna'nın cevabı
3. – Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı'nın, millî eğitimin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – İtalya'ya gidecek olan Başbakan A. Mesut Yılmaz'a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nahit
Menteşe'nin vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/354)
2. – İtalya'ya gidecek olan Dışişleri Bakanı Emre Gönensay'a, dönüşüne kadar, Millî Eğitim Bakanı Turhan Tayan'ın vekâlet
etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/355)
3. – Malezya'da yapılacak olan İkinci Parlamenter Konferansına, Türkiye Büyük MilletMeclisinden bayan parlamenterlerin
davetine icabet edilmesine ilişkinBaşkanlık tezkeresi (3/356)
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI
1. – Ankara Milletvekili Eşref Erdem ve 23 arkadaşının, yasa dışı örgütlerin faaliyetlerinin boyutlarını ve varlığı iddia edilen
kamu görevlileriyle olan ilişkilerini araştırmak amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/89)
2. – BitlisMilletvekili Kâmran İnan ve 24 arkadaşının, yurt dışında açılan temsilcilikler ve buralarda görevlendirilen personel
ile çeşitli nedenlerle yurt dışına gönderilen kamu görevlilerinin nicelik, nitelik ve malî yüklerinin bütün yönleriyle araştırılarak
alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/90)
V. – ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. – Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının görüşülme
günü, gündemdeki yeri ve 26.6.1996 Çarşamba günkü Birleşimde sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin Danışma Kurulu önerileri
VI. – SEÇİMLER
A) KOMİSYONLARA ÜYE SEÇİMİ
1. – Adalet Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim
VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. – Türk Vatandaşları Hakkında Yabancı Ülke Mahkemelerinden ve Yabancılar Hakkında Türk Mahkemelerinden Verilen
Ceza Mahkûmiyetlerinin İnfazına Dair Kanunun Bazı Maddelerinde DeğişiklikYapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet
Komisyonu Raporu (1/298) (S. Sayısı : 16)
2. – 926 Sayılı TürkSilahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/215) (S. Sayısı : 23)
3. – Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara
Milletvekili Yücel Seçkiner'in Aynı Mahiyetteki Kanun Teklifi ve Millî Savunma ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/296,
2/29) (S. Sayısı : 29)
4. – Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner'in 4.7.1934 Tarih ve 2559 Sayılı Polis Vazife ve SelahiyetKanununun Bazı
Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve İçişleri Komisyonu Raporu (2/64) (S. Sayısı : 15)
5. – Tokat Milletvekili Ahmet Feyzi İnceöz ve 22 Arkadaşının, Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun
Teklifi ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair 9.1.1991 Tarih ve 3694 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89
uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve AdaletKomisyonu Raporu
(2/70, 1/5) (S. Sayısı : 17)
6. – Türkiye Büyük Millet Meclisi İdare Amirleri Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner, Adana Milletvekili Veli Andaç Durak,
Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Halil Çelik, Gaziantep Milletvekili Mustafa Yılmaz ile Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı'nın,
832 Sayılı Sayıştay Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun Teklifi
ve Anayasa ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (2/201) (S. Sayısı : 24)
VIII. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – Kastamonu Milletvekili Fethi Acar'ın, bazı bakanlıklarca yapılan ihalelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı
Ali Talip Özdemir'in yazılı cevabı (7/480)
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açıldı.
Çanakkale Milletvekili Hikmet Aydın ile Kayseri Milletvekili Ayvaz Gökdemir'in, Türk Bayrağına vaki saldırıya,
Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu'nun, HADEP Kongresindeki olaylar ve siyasî parti kongrelerinde alınması lazım
gelen tedbirlere,
İlişkin gündem dışı konuşmalarına, İçişleri Bakanı Ülkü Güney cevap verdi.
BirleşimBaşkanı Yasin Hatiboğlu, TürkBayrağına reva görülen muameleyi, Başkanlık adına kınadığına ve lanetlediğine
ilişkin bir konuşma yaptı.
CHP Grup Başkanvekilleri Ankara Mliletvekili ÖnderSav, İçel Milletvekili Oya Araslı ve Hatay Milletvekili Nihat Matkap
tarafından hazırlanan, HADEP İkinci Olağan Kongresinde,TürkBayrağının asılı olduğu yerden sökülerek yere atılmasının bütün
yurtta üzüntü ve nefretle karşılandığını, temsilcisi oldukları milletin ve vatandaşların bu duygularını bölüştüklerini; Türk
Bayrağına saygısız davrananları ve bu çirkin olayı hoşgörüyle karşılayanları şiddet ve nefretle kınadıklarını ifade eden metin ile,
Endonezya ve Malezya'ya gidecek olan Millî Savunma Bakanı Mahmut Oltan Sungurlu'ya, dönüşüne kadar, İçişleri Bakanı
Ülkü Güney'in vekâlet etmesinin uygun görülmüş olduğuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi ve,
Başkan, Başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimine dair;
(10/67) esas numaralı Meclis Araştırması,
(9/3) esas numaralı Meclis Soruşturması,
Komisyonları Geçici Başkanlıklarının tezkereleri,
Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Elazığ Milletvekili Ahmet Cemil Tunç'un (6/158),
Ağrı Milletvekili Mehmet Sıddık Altay'ın (6/143),
Esas numaralı sözlü sorularını geri aldıklarına ilişkin önergeleri okundu; sözlü soruların geri verildiği açıklandı.
Bazı milletvekillerine, belirtilen sebep ve sürelerle izin verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi ile,
Anayasanın 93 üncü ve İçtüzüğün 5 inci maddelerine göre, 1 Temmuz 1996 Pazartesi günü tatile girmesi gereken Türkiye
Büyük Millet Meclisinin çalışma süresinin 1 Ağustos 1996 tarihine kadar uzatılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi,
Kabul edildi.
Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının 1 inci sırasında bulunan (6/58) esas numaralı soru, ilgili Bakan Genel Kurulda hazır
bulunmadığından ertelendi.
Grupların da mutabakatıyla, 26 Haziran 1996 Çarşamba günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 16.08'de son verildi.
Yasin Hatiboğlu
Başkanvekili
Kâzım Üstüner Ali Günaydın
Burdur Konya
Kâtip Üye Kâtip Üye
II. – GELEN KÂĞITLAR
26 . 6 . 1996 ÇARŞAMBA
Tasarılar
1. – Bazı Suç Failleri Hakkında Uygulanacak Hükümlere Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkinKanun Tasarısı
(1/480) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 21.6.1996)
2. – 190 Sayılı GenelKadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde DeğişiklikYapılmasına
DairKanun Tasarısı (1/481) (Millî Eğitim,Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
21.6.1996)
3. – Terörle Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılmasına DairKanun Tasarısı (1/482) (İçişleri ve Adalet komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 21.6.1996)
4. – Devlet İhale Kanununda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/483) (Plan ve Bütçe ve İçişleri komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 21.6.1996)
5. – Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı (1/484) (Millî
Savunma ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.6.1996)
6. – Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun İki Maddesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkinKanun
Tasarısı (1/485) (Millî Savunma ve İçişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 21.6.1996)
7. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İsrail Devleti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına
İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının UygunBulunduğuna dairKanun Tasarısı (1/486) (Plan ve Bütçe ve Dışişleri komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 21.6.1996)
Meclis Araştırması Önergeleri
1. – Ankara Milletvekili Eşref Erdem ve 23 arkadaşının, yasa dışı örgütlerin faaliyetlerinin boyutlarını ve varlığı iddia edilen
kamu görevlileriyle olan ilişkilerini araştırmak amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/89) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1996)
2. – Bitlis Milletvekili Kâmran İnan ve 24 arkadaşının, yurt dışında açılan temsilcilikler ve buralarda görevlendirilen personel
ile çeşitli nedenlerle yurt dışına gönderilen kamu görevlilerinin nicelik, nitelik ve malî yüklerinin bütün yönleriyle araştırılarak
alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/90) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.1996)
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.00
BAŞKAN: Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU
KÂTİP ÜYELER: Ali GÜNAYDIN (Konya), Kâzım ÜSTÜNER (Burdur)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 67 nci Birleşimini, tüm çalışmalarımızın hayırlara vesile olmasını Cenabı
Allah'tan niyaz ederek açıyorum.
III.- YOKLAMA
BAŞKAN – Ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır. Sayın milletvekillerinin, salonda bulunduklarını yüksek sesle
belirtmelerini rica ederim.
(Antalya Milletvekili Deniz Baykal'a kadar yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; gürüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce, gündemdışı söz talepleri vardır; üç sayın üyeye gündemdışı söz vereceğim.
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
1. – İçel Milletvekili Mehmet Emin Aydınbaş'ın, ülke tarımının ve seracılığın içinde bulunduğu sorunlara ilişkin gündem
dışı konuşması
BAŞKAN – Sayın Emin Aydınbaş, Türkiye'nin tarımsal ve seracılık sorunlarıyla ilgili olarak Genel Kurulu bilgilendirmek
istediniz; bu konuda size söz veriyorum.
Buyurun. (RP sıralarından alkışlar)
MEHMET EMİN AYDINBAŞ (İçel) – Sayın Başkan, değerli üyeler; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Ülke tarımımızın ve özellikle seracılığımızın içinde bulunduğu sorunları, Yüce Heyetinizin dikkatine sunmak için
gündemdışı söz almış bulunuyorum.
Ülke nüfusumuzun yaklaşık yarısına yakın bir bölümü, doğrudan tarımla uğraşmaktadır. Ayrıca, buna, şehirlere göç ettiği
halde, köyü ve toprağıyla organik bağını devam ettiren, gıda ihtiyacını köyünden karşılayanlar ile tarıma bağlı, gübre, ilaç,
paketleme, pazarlama, nakliyat sektöründe çalışanlar; hammaddesi tarımsal ürün olan gıda sanayii ve diğer sanayi kolları da göz
önüne alınacak olursa, ülke nüfusunun en az üçte ikisinin geçiminin tarıma dayandığını söylemek hiç mübalağa olmaz.
Halbuki, bunca önemine rağmen, tarımın gayri safî millî hâsıla içindeki payı, gittikçe düşmektedir. Mesela, tarımın gayri safî
millî hâsıla içindeki payı, 1990 yılında yüzde 17,5 iken, şimdi, yüzde 15'tir. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal
bunalımların, toplumsal bir patlamaya dönüşmemesinin en büyük nedeni, halkımızın büyük bir bölümünün toprağa bağlılığının
devam etmesi ve gizli işsizlik şeklinde de olsa, işsiz, genç nüfusu büyük ölçüde massetmesidir.
Yakın zamana kadar, dünyada, tarımsal yönden kendine yeterli, yedi ülkeden biri olmakla övünürken, şimdi, şeker, buğday,
canlı hayvan ve giderek, kesilmiş et ithal etmezsek, açlığa mahkûm olacak noktalara geldik. Bu durumun ortaya çıkışı tesadüfî
değildir, tam tersine, korumasız, sahipsiz bırakılmaya yönelik sistemli uygulamalardır. Bunun en büyük belirtisi, Yedinci Beş
Yıllık Kalkınma Planında seracılıktan bir kelime bile olsun bahsedilmemesidir.
1989 yılında başlayan ve 1995 yılı başına kadar devam eden Kaynak Kullanım Destekleme Fonu, çiftçilerimizin tasarrufuna
katkıda bulunan ve Dünya Bankasınca finanse edilen bir fondur. Kalkınmada öncelikli illerde yüzde 30, diğer illerdeyse yüzde 25
oranında -çiftçinin yapmış olduğu sera, hayvancılık, bağ, bahçe, deniz ürünleri gibi- yatırımlara uygulanan bu fon, çiftçilerimizin
birikimlerine yüzde 30 gibi katkıda bulunmak suretiyle çiftçilerimizi yatırıma yönlendiriyordu.
1995 yılında çiftçilere ödenen yüzde 25'lik Kaynak Kullanım Destekleme Fonu, 4 trilyon civarında gerçekleşmiştir. 1995
yılına kadar uygulandı ve bundan sonra, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı bu fonu kaldırdı. Bu fonun tekrar faaliyete geçirilmesi
çiftçilerimizin küçük birikimlerine katkıda bulunacağı için, çiftçilerimizi tekrar yatırıma yönlendirecektir.
Uygulanan yanlış politikalar sonucu, 1993'te 21 milyon ton olan buğday üretimimiz, 1994'te 17,5 milyon tona düşmüştür; 1995
yılında yaklaşık 18 milyon ton düzeyinde kalmıştır. Diğer hububat ve bakliyat türleri de, geçen yıl, rekolte yönünden âdeta dibe
vurmuştur. Buna karşılık, bazı ürünler de, üretim fazlalığı veya pazarlama sorunları yüzünden deniz ve derelere dökülmüştür.
Mesela, geçen yıl, soğan ve patates ürünlerinde aynı durumu yaşadık. Bugün, domates, İçel ve Antalya'da, maalesef, denize
dökülmektedir; tarlada fiyatı 15 bin lira, pazardaysa en ucuzu 60 bin liradır. Bu yüzden, zorlayıcı değil; ama, yönlendirici ve teşvik
edici tarımsal üretim planlaması yapılması zorunludur.
Sınaî ürünler için de aynı şeyler söylenebilir. Şekerpancarı üretimi devamlı düşmektedir. 1993'te 15,6 milyon ton iken, 1995'te
11,4 milyon ton düzeyine düşmüş ve ülkemiz, şeker ithalatı yapmaya mecbur kalmıştır.
Türkiye'de seracılık ve hibrit sebze tohumu kullanımı İçel ve Antalya yöresindedir özellikle...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET EMİN AYDINBAŞ (Devamla) – Affedersiniz; 2 dakika daha rica edeceğim.
BAŞKAN – Peki, size 2 dakika daha veriyorum; buyurun.
MEHMET EMİN AYDINBAŞ (Devamla) – Bu yörelerde, 1 trilyon 200 milyar lira değerinde hibrit domates tohumu
tüketilmektedir. Biber, patlıcan, salatalık ve diğer sebze çeşitleriyle birlikte, toplam 2,5 trilyon değerinde tohum kullanılmaktadır.
Yörede, son iki yıl içerisinde, İsrail tohumculuk firmaları, bu 2,5 trilyonluk piyasanın yüzde 60'ını ellerine geçirmişlerdir.
Hibrit tohum tüketimi, tüketiciye çok pahalıya mal olmaktadır. Bu da, turfanda sebze fiyatlarının artmasında en önemli rolü
oynamaktadır.
Tarım sektörü içerisinde, turfanda sebze üretimi ve kesme çiçek, ayrı bir başlık altında incelenmelidir; özelliği olan bir üretim
şeklidir; birim alandan daha yüksek verim elde etme metodudur. Dolayısıyla, daha yüksek sabit tesis yatırımı, daha yüksek bilgi,
daha yüksek teknoloji ve işletme sermayesi istemektedir. Bakımı, işletmesi, paketlemesi, pazarlaması, finansmanı, her biri
başlıbaşına bir inceleme konusudur. Yüksek gen teknolojisi gerektiren tohumculuk, özel ekipmanı, özel gübreleriyle, arka planında,
büyük bir sanayi sektörünü gerektirmektedir.
Geleneksel tarımsal ihraç ürünlerimizin dünya pazarlarında gittikçe daha az pazar bulması ve rekabet şansını kaybetmesi süreci
içerisinde, Türk tarımının kurtuluşu için, seracılık gerçek bir çıkış noktasıdır. Hem iklimi hem de toprakları itibariyle son derece
olumsuz şartları olan Hollanda, seracılık sayesinde, dünyada en önemli tarımsal ürün ihracatçısı olmuştur. Seracılık, bunca
önemine rağmen, aynı oranda, kendi haline terk edilmiş, problemler arasında bocalayan bir sektördür. Gübre, tohum, ilaç gibi üretim
girdileri, tamamen ithalata dayalı yüksek teknoloji ürünleridir. Tohumlar İsrail ve Hollanda menşeli olup, dövize endekslidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET EMİN AYDINBAŞ (Devamla)– Sayın Başkan, 2 dakika daha süre istiyorum, konu çok önemli.
BAŞKAN – Efendim, konunun çok önemli olduğunu biliyorum; ama, lütfen bitirin.
Buyurun.
MEHMET EMİN AYDINBAŞ (Devamla) – 10 gramlık bir paket domates tohumunun fiyatı 15 milyon liradır, yani, altından
daha pahalıdır. Bugünkü altın kuru itibariyle, 1 gram altın 998 bin lira olduğuna göre, siz hesap edin...
16 Ocak 1994'deki devalüasyondan önce tanesi 1 200 TL olan salatalık tohumunun fiyatı bugün 9 600 TL'dir; bu da yüzde
800'lük bir artış demektir. Domates tohum fiyatlarında da durum aynıdır.
Seracılıkta en önemli girdilerden biri olan sera plastik örtüsünün fiyatı, 16 Ocak 1994'ten önce 20 000 TL/kilogram iken, bugün
140 000 TL/kilograma ulaşmıştır. Oysa, girdilerdeki bunca artışa rağmen, sera domates ve salatalıklarında hal fiyatları geçen yılla
aynı düzeyde seyretmektedir. Anamur halinde 1 kilogram domatesin fiyatı 15 bin Türk Lirasıdır, 1 kilogram salatalık ise 7 bin Türk
Lirasıdır. Artık, neredeyse, bir laboratuvar teknolojisi ve bilgi düzeyi gerektiren seracılığın, her yönden bir sektör olarak ele alınıp,
yüksek teknoloji girdilere ait endüstrisinin kurulması, eğitim, finansman, paketleme, pazarlama, hızlı ulaşım sorunlarının çözülmesi
halinde, seracılık, ülke ihracatına sıçrama yaptıracak bir potansiyeli taşımaktadır.
Muğla, Antalya, İçel, Adana ve Hatay şeridinde en önemli tarımsal üretim alanı olan seracılık, en az 10 milyon vatandaşımızı
direkt ve dolaylı olarak etkilemektedir. Çok kısa zamanda, öncelikle, sera tarımı girdileri olan, tohum, gübre, sulama
ekipmanlarının Türkiye'de üretiminin sağlanması, araştırma enstitülerinin kurulması, özel finansman yöntemlerinin geliştirilmesi,
özellikle pazarlama, ulaşım yönünden çiftçiye destek olunması gerekmektedir.
Üretim merkezine yakın bir noktada, özellikle Mersin'de, İçel'de uluslararası bir havaalanının tesisi ise, pazarlama ve ulaşım
sorununa çok önemli katkılarda bulunacaktır.
Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlarım. (RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Aydınbaş teşekkür ediyorum.
Cevap ihtiyacı izhar olunmadı.
2. – KırşehirMilletvekili Mehmet Altın'ın, sağlık sistemindeki aksaklıklara ilişkin gündem dışı konuşması ve Sağlık Bakanı
Yıldırım Aktuna'nın cevabı
BAŞKAN – İkinci sırada, Anavatan Partisi Kırşehir Milletvekili Sayın Mehmet Ali Altın.
Buyurun Sayın Altın.
MEHMET ALİ ALTIN (Kırşehir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Sağlık kesiminde doktorluk, üniversitelerde öğretim üyeliği ve altı yıl süreyle başhekimlik yapmış bir sağlık elemanı olarak,
ülkemizin sağlık sistemini, bir parlamenter gözüyle değerlendirmek istiyorum.
Sayın milletvekilleri, eğer, yolunuz bir gün, Anadolu'nun bir iline veya ilçesine düşecek olursa, devlet hastaneleri ile Sosyal
Sigortalar Kurumu hastanelerinin, sistemin, ne kadar çok aksadığını, vatandaşların ne kadar çok şikâyet ettiğini duyacaksınız. Bazı
ilçelerde hastane olmadığını, hastane olan yerlerin çoğunda doktor ve yardımcı sağlık personeli bulunmadığını, hastane olsa bile,
bu personele şiddetle ihtiyaç duyulduğunu ve bunların yanında cerrahi malzeme, alet ve ilaç eksikliğini hissedeceksiniz. Mesela,
kendi bölgem olan Kırşehir'in Çiçekdağı İlçesinde -Çiçekdağı İlçesi 1860'da inşa edilmiş bir yerdir ve 80 yıllık bir ilçedir-
maalesef hastane yoktur, doktor yoktur. Çiçekdağı halkı, her gün, bir başka ilin ilçesine muayene olmaya gider. Söylediğim gibi, üç
büyük ilçesinde -Akpınar, Akçakent ve Çiçekdağı'nda- maalesef hastane yoktur. Mucur'da hastane vardır; ama, doktor yoktur.
Hastanelerimizin çoğunda branş doktoru eksikliği had safhadadır. Röntgen cihazları, basit kan sayımından başlayan ve ileri
fonksiyonları dahi yapamayan, laboratuvar malzemeleri ve laboratuvar elemanları eksikliği vardır. Mucur Devlet Hastanesinde -20
yataklı bir hastanedir- röntgen cihazı yoktur. Burası, E-23 karayolu üzerindedir ve her gün buradan insanlar gelip geçer; bir film dahi
çekemezsiniz. Keza, Kırşehir SSK Hastanesi 100 yataklı bir hastanedir ve burada, bırakın bir anestezi doktorunu, bir anestezist dahi
bulamazsınız; SSK'lı hastalar, burada ameliyat olma şansını yakalayamazlar.
Hasta-doktor ve hasta yakını ilişkisinin ne kadar can sıkıcı, ne kadar düzensiz olduğunu, poliklinikleri dolaştığınızda
göreceksiniz. Hastane yönetiminden, doktorlardan, laboratuvar elemanlarından şikâyetçi olan hastalarımızın, her gün, birbirlerine,
valiye, başhekime, hatta milletvekillerine şikâyetlerini ilettiklerini de tespit edeceksiniz.
Bulunduğu il ve ilçede sağlık hizmetini alamayacağını düşünen hastalar, eğer zengin iseler, özel hastaneye veya özel
muayenehanelere veya başka bir vilayete gitmektedirler. Fakir olanlar ise, eczanelere gidip, dertlerini orada anlatıp, ilaç istiyorlar ve
kendi kendilerini tedavi ediyorlar.
Hekim arkadaşların çok zor durumda olduğunu, Anadolu'da, her hekimin kazancının öyle abartıldığı kadar yüksek
olmadığını, devletin verdiği maaşla geçinmenin zor olduğunu ve bunların sonuçlarının da çalışmalarına yansıdığını belirtmek
lazım.
Hastane yönetimlerinin, özellikle günümüzde -bu, sadece bu dönemi kapsamıyor- partizanca yönlendirildiğini, bu yüzden de
hekimlerarası diyaloğun bozuk olduğunu söylemek lazım.
Hastanelerin iç donanımının fevkalade kötüleştiğini, hastalar için odaların, maalesef, çok yerde yatılamaz durumda olduğunu,
ziyaret ettiğinizde, görmeniz mümkün olacaktır.
Hastane giriş ve çıkışları düzensizliğinin yanında, hijyenik şartlara uyulmadığını, her türlü yiyeceğin hastaneye rahatlıkla
sokulduğunu tespit edeceksiniz.
Değerli milletvekilleri, çok hastanede ambulans azlığını, olanların da iç donanımlarının olmadığını, hastaların alelade bir
otomobile yerleştirilir gibi bırakıldığını; bunun yanında, özel ambulansların bile modern cihazlı olması için, talimatlar
hazırlandığını bilmenizi isterim.
Sağlık sistemimizde tam bir planlama yapılamamaktadır. Doktor ve malzeme dağılımının neye göre yapıldığı da çok iyi
bilinmemektedir.
Ülkemizde olduğu gibi, dünyanın her tarafında...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun efendim.
MEHMET ALİ ALTIN (Devamla) – ...nadir de olsa, istenmeyerek meydana gelen hekim hataları, televizyonlara çıkılarak "biz,
size alet bulacağız, kol bacak takacağız " diye şova dönüştürülmekte; ama, vatandaş perişan olmaktadır. Şimdiye kadar, bu kazalarla
ilgili olarak, devletin genel bir politikası tespit edilememiştir.
Hastanelerde, bilimsel yayınlar, ölüm sonu çalışmaları, hastane istatistikleri kavramları unutulmuş gibi gözükmektedir. "Sağlık
haritası" diye bir kavram hâlâ kavranamamıştır.
Ülkemizde, bugün, kanser sayıları ve cinsleri doğru dürüst tespit edilmemektedir.
Hastanelerimizde yoğun bakım üniteleri açılamamaktadır. Üç yıl önce, Van'a "kalp merkezi kurulacak, açık kalp ameliyatı
yapılacak" diye söz verilmiş olmasına rağmen, aletler gönderilmiş olmasına rağmen, dünya kadar malzeme yığılmış olmasına
rağmen, merkez hâlâ tamamlanamamıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her hükümet kuruluşunda, en değerli varlığın insan olduğu, en büyük yatırımın insanlara
yapılması gerektiği yazılır ve söylenir; fakat, bunun böyle olmadığı, ülkemizde sağlık yönetiminin kötüye gittiği, mevcut sistemin
çağdaşlaşamadığı, çağdaşlaşmayı bırakın, günlük olaylara bile cevap veremediği gözlenmektedir.
Sağlık Bakanlığının, bizzat bakandan başlamak koşuluyla, İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu'ya, arada bir de
olsa, uğramanın hekimlere, yardımcı sağlık personeline, en azından güven ve moral vermesi bakımından, kanaatimce, faydası
olacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Efendim...
MEHMET ALİ ALTIN (Devamla) – Sayın Başkan, hemen tamamlıyorum.
BAŞKAN – Buyurun.
MEHMET ALİ ALTIN (Devamla) – Gezerek, görerek, yerinde tespit ederek ihtiyaçlara yardımcı olmak, bolca parti
kongrelerinde dolaşmaktan, çok daha yararlı olacaktır kanaatindeyim.
Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Altın, teşekkür ediyorum.
Sayın Altın'ın gündemdışı konuşmasına cevap vermek üzere, Sağlık Bakanı Sayın Aktuna; buyurun efendim.
SAĞLIK BAKANI YILDIRIM AKTUNA (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlarım; Anavatan Partisi Kırşehir
Milletvekili Sayın Mehmet Altın'ın, değerli meslektaşımın, yapmış olduğu gündemdışı konuşmaya cevap vermek için söz almış
bulunuyorum.
Ben, genellikle, konuşmalarımda arkadaşlarımı incitmemeye özen gösteririm; hele, o konuşmacı benim meslektaşımsa, ona
daha da fazla özen göstermek isterim; ama, bir şeyi söylemekten kendimi alıkoyamıyorum: Bu denli eleştiri yapma imkânı bulan
değerli arkadaşımızın mensubu olduğu parti sekiz sene iktidarda kaldı; sekiz sene süresince, sağlık alanında, bu eleştirilerini
ortadan kaldıracak hizmetleri verememişse, bunun ayıbı kendi partisine aittir. Bunu ifade etmek istiyorum.
Diğeriyse, hastaneleri gezmeyi tercih etmek, sağlık kuruluşlarını yerinde görmek; fevkalade doğru, isabetli bir görüş olduğunu
ifade etmek...
A. TURAN BİLGE (Konya) – O cevap değil ama...
SAĞLIK BAKANI YILDIRIM AKTUNA (Devamla) – Susarsanız, konuşurum. Beni de dinlerseniz, herkes iyice anlar ne demek
istediğimi.
A. TURAN BİLGE (Konya) – Cevap olmuyor Sayın Bakan...
AHMET KABİL (Rize) – Osmanlı İmparatorluğundan başla!.. Altı sene önceye gittin!
SAĞLIK BAKANI YILDIRIM AKTUNA (Devamla) – Biraz sabırlı olursanız, ne söyleyeceğimi de görürsünüz. Benim
bildiğim, genellikle, ufak çocuklar, insanı konuşturmazlar, insanın sözüne müdahale ederler; büyükler, insanı dinlerler evvela,
anlarlar ne söylediğini, sonra, cevap vereceklerse, çıkıp cevap verirler; eğer, tüzük, kendilerine hak veriyorsa...
Hastaneleri gezmek yerine, sağlık kuruluşlarını gezmek yerine, siyasî parti toplantılarına katılmanın tercih edilmemesinin
gerektiğini söyledi; doğru. Siyaseti bu kadar altüst etmezseniz, siyasette bu kadar dengeleri bozacak, akla hayale gelmeyen uygulama
ve girişimleri yapmazsanız, siyaseti, kendi haline, sakin haline bırakırsanız ve insanları, hizmet yapma amacıyla geldikleri yerlerde,
yıkmak için, tahrip etmek için değil de, onlara destek olmak amacıyla yanlışını, eksiğini söylerseniz, elbirliğiyle çok daha başarılı
olabiliriz değerli arkadaşım. (DSP sıralarından "Sen önce kendine bak" sesi)
Sana, cevabı kuliste veririm...
A. TURAN BİLGE (Konya) – Sen, güzel cevap veriyorsun.
SAĞLIK BAKANI YILDIRIM AKTUNA (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, şimdi, üç ay içerisinde yapılabilecekleri
yapıyorum. Tabiî eleştirmek kolaydır, çıkar, her şeyi eleştirebilirsiniz, eleştiri özgürlüğünüz vardır; ama, eleştiri yapan kişi, evvela,
kendi vicdanını ve aklının sesini de iyi dinlemelidir. Bugün, burada dile getirilen aksaklıklar, eğer bu üç ayda doğmuşsa, o zaman,
tabiî yerden göğe kadar haklısınız, o zaman sözünüzde bunu ifade etmeliydiniz.
1983'te, yani, 12 Eylülden sonra göreve gelen Anavatan İktidarından bu yana, maalesef, yapılamamış bu hizmetleri buradan
ifade ediyorum deseydiniz, ben, size daha fazla saygı duyacaktım.
Değerli arkadaşlarım, tabiî ki sıkıntılarımız var; bu sıkıntıları ben de sizlerle paylaşıyorum. Bu sıkıntılar, saklanacak
sıkıntılar değil, saklanması gereken sıkıntılar da değildir. Bu yüzden, sağlık reformunu, 1991 yılından bu yana hazırlama çabası
içerisinde olduk; bu yüzden, bugün işlemeyen hantal sistemi, ne hizmet sunan -başta hekim olmak üzere- sağlık personelinin mutlu
olduğu ne de hizmet sunulan halkımızın -hizmetin kalitesizliği nedeniyle- mutlu olduğu bir sistemi değiştirmenin, kökünden
değiştirmenin gerekli olduğunu söyledik ve bu sistemin nasıl kurulacağını da hazırladık; projesi tamam, yasa tasarısı taslakları
tamam. Bu Koalisyon Hükümetinin ortaklığı dolayısıyla, Doğru Yol Partisi ve Anavatan Partisi arasında, yasa tasarısı taslakları
üzerinde işbirliği ve uzlaşma da sağlanmıştır. Meclise gönderilmek üzere, siyasette durulma bekleniyor; ki, bunları, uzlaşmayla,
Meclisten bir an evvel çıkaralım. Hedefimiz, en az 1996 yılında, bu üç yasa tasarı taslağını çıkarmak, kanunlaştırmak ve 1997
yılından itibaren, Bilecik İlinde pilot uygulama çalışmasına başlamaktır; ama, bunu yaparken, mevcut sistemi onarmak,
iyileştirmek, rehabilite etmek de aslî görevimizdir; bunu da yapma çalışması içerisindeyiz.
Ben, size, burada, zaten, 1996 yılında, sağlık evlerine, sağlık ocaklarına, hastanelere, ek inşaatlara, nerelere para gönderdiğimi,
zamanınızı almamak için, rakamlar vererek söyleyecek değilim; bunu, önümüzdeki günlerde, elinize alacağınız mektuplarda
göreceksiniz. 1996 yılında, herkesin kendi ilindeki sağlık kuruluşlarına, sağlık evinden, sağlık ocağından, hastane inşaatlarına ve
ek inşaatlara varıncaya kadar, bu yıl içerisinde bütçeden ve fondan ne kadar ödenek tahsis edildiğini ve gönderildiğini ve bu yıl,
nelerin biteceğini, nelerin bitmeyeceğini, nelerin 1997 yılında biteceğini, nelerin 1998 yılında biteceğini o listede göreceksiniz.
Değerli arkadaşlarım, ambülans eksikliği vardır, doğru; ama, bütçenize göre alabilirsiniz. Geçenlerde, TOBB'un almış olduğu
25 ambülansı, turizm bölgelerine verdik; ama, yaptığım incelemede gördüm ki, bütçeme göre, 150 ambülans daha alabilirim. 150
ambülansın alımı girişimine başlanılmıştır; önümüzdeki günlerde ihalesi yapılacak ve birkaç ay içerisinde, 150 ambülans,
öncelikli ve acil olarak ihtiyacı olan yerlere verilecektir.
Değerli arkadaşlarım, bu üç ay içerisinde, 53 sağlık ocağı ve 32 sağlık evi açılarak hizmete girmiştir. Yaptığımız planlamaya
göre, ödeneklerimize göre, yıl sonuna kadar, 295 sağlık ocağı ile 473 sağlık evi, 5 halk sağlığı laboratuvarı, 2 ana-çocuk sağlığı,
aile planlaması merkezi hizmete girecektir.
Değerli arkadaşlarım, önemli bir projemiz de şudur: 450 sağlık ocağı ile 50 ana-çocuk sağlığı, aile planlaması merkezi ve 63
halk sağlığı laboratuvarını, hazırladığımız projeyle, çağdaş ve gelişmiş teknolojik donanımla donatılmış hale getiriyoruz.
Burada ne yapıyoruz: Bugüne kadar, sağlık ocaklarında, elinde stetoskop ve tansiyon aletinden başka bir şey olmayan hekim
arkadaşlarımı, sağlık ocaklarına -bu 500 taneden başlamak üzere- röntgen, elektrokardiyografi cihazı ve çeşitli kan tahlilleri
yapılabilecek bir laboratuvar, otoanalizatör -küçük tipte- ve diş ünitesi koymak suretiyle, burada, her türlü acil ve diğer bazı
hastaların da durumlarını takip edecek ve tetkiklerini yapacak imkâna kavuşturuyoruz. Onun için, bunu yaptığımız zaman -
reformda da, sağlık ocağının, zaten önemli bir görevi olacak sistemde- vatandaş, sağlık ocağına gittiği zaman, evvela, şekerine,
üresine, kolesterolüne baktırabilecek, elektrosunu çektirebilecek ve dişinde herhangi bir problemi varsa -protez hariç- diş tedavisi,
çürük tedavisi, diş çekimi gibi diğer tedavilerini de yaptırabilecek hale gelmektedir.
Bu arada, bir diğer önemli projeyi zikretmek istiyorum. Hasta göçünü kısmen önlemek amacıyla, kalp hastalıkları, kalp-damar
cerrahisi, kanser, kanser teşhis, tıbbî ve cerrahî tedavisi ve organ naklini yapmak amacıyla 10 devlet hastanemizi de 10 bölge
hastanesi haline getiriyoruz. Bu cihazlarla donatmak suretiyle, artık bu tür hastalıkların tedavisini, teşhisini ve cerrahî tedavisini
bölgelerde bitireceğiz. Diyarbakır'da bitecek, Erzurum'da bitecek, Kayseri'de bitecek, Adana veya Mersin'de bitecek, Antalya'da
bitecek, bölgesinde bitecek; hiç kimse, Ankara'ya, İstanbul'a, İzmir gibi yerlere gelmek zorunda kalmayacaktır.
Bir diğer önemli projemiz, hemodiyaliz ünitesidir. Böbrek yetmezliği olan hastalarımızın böbrek nakli yapılana kadar hayatta
kalabilmelerini sağlamak için, hemodiyalizin önemini hepimiz biliyoruz. Bugün için 12 ilde ve 22 ilçede bir proje hazırlandı. 12
ilimizde hemodiyaliz ünitesi yok. Bu 12 ile hemodiyaliz ünitesi koyuyoruz. Bir de, il merkezine uzak olan 22 ilçeyi tespit ettik.
Öncelikle, bu 22 ilçe devlet hastanesinde de hemodiyaliz ünitesi kuruyoruz. İhalesi hazırlandı. 32 ünite ve 127 cihazla takviye etmek
üzere, ihalesi yapılmak üzere, en geç ikibuçuk-üç ay içerisinde, bunlar, yerlerine, arıtma tesisleriyle monte edilmiş ve hizmete girmiş
olacaktır.
Bir diğer projemiz de, 1992 yılında çıkardığımız ve bugün için 6 469 kişinin yararlandığı yeşil kart kapsamını genişletme
yasa tasarısı taslağını hazırladık. Onu, şunun için yapıyoruz: Organ nakli yaptığınız hastanede parasını ödediniz yeşil karttan;
organ nakli bittikten, evine gittikten sonra, hastanın, yıllarca, immün sistemi deprese eden, baskı altında tutan ilaç tedavisine ihtiyacı
var; aksi takdirde, vücut, organı reddeder. Dolayısıyla, bu tür hastaların ayaktan tedavi giderlerini de yeşil kart kapsamına alıyoruz.
Diyabet hastalığı var. Bir çocuk; juvenil diyabeti var, her gün ensülin gerekiyor; yaşaması için, komplikasyona maruz
kalmaması için ilaç alması lazım; ödeme gücü yok. Diyabetlinin ilaçlarını yeşil kart kapsamına alıyoruz.
Epilepsi (sara) hastalığı var, konjestif kalp yetmezliği var, yüksek tansiyon var. Bütün bunları, ayaktan tedavi olarak, yeşil kart
tedavisi kapsamı içerisine alma hazırlığımız bitmiştir; yakında, Bakanlar Kurulundan geçirip Meclise sunacağız.
Değerli arkadaşlarım, birkaç cümle de Kırşehir ile ilgili söylemek istiyorum. Arkadaşım, Kırşehir'in eksikliklerini
açıkyüreklilikle dile getirdi. Çİçekdağı İlçenizdeki durumu biliyorum. Onun için, geçenlerde Kırşehir'e gittiğimi de biliyorsunuz.
Kırşehir'de sizlerle beraber olduk. Çiçekdağı Belediyesinin zemin ve artı, iki katlı binasını bize devretmesi ve bizimle 10 yıl
süreyle protokol yapması çalışmamız bitmiştir. Dolayısıyla, bu binayı restore etmek ve onarmak suretiyle, burada en az 25 yataklı
Çiçekdağı devlet hastanesini hizmete açacağız. Bunun da, 1996 yılında olacağını sanıyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SAĞLIK BAKANI YILDIRIM AKTUNA (Devamla) – Sayın Başkan, son cümlelerimi söylüyorum.
BAŞKAN – Lütfen, Sayın Bakan...
SAĞLIK BAKANI YILDIRIM AKTUNA (Devamla) – Teşekkür ederim.
Ayrıca, Akpınar İlçesi Ankara-Kırşehir karayolu üzerinde olan ve bildiğiniz gibi, trafik kazalarının yoğun görüldüğü bir
yerdir. Akpınar Belediyesi tarafından, mülkiyeti belediyeye ait olan binanın da, hastaneye devredilmek suretiyle -protokolle- burada
da bir acil yardım ve trafik hastanesi kurmayı planladık, projelendirdik. Bunun çalışmaları da yapılmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, tabiî, Türkiye'nin sorunları çok, sağlık sorunları da çok. Bunları kısa sürede çözmek mümkün değil;
ama, ben, planlamadan yana olan bir insanım. Şimdi, ne kadar personel var -çeşitli alanlarda- ne kadar araç, gereç ve cihazlarımız
var, ne kadar hastanemiz var, ne kadar yatağımız var; bütün bunların envanterini hazırlatıyorum; yakında önüme gelecek. Ondan
sonra, yatırımları olsun, personel dağılımı olsun, araç, gereç ve cihaz almak olsun, bütün bu konularda, belli bir planlama
doğrultusunda, hizmetin yoğunluğuna göre, hizmet akışının biçimine göre, bunlar, hiçbir siyasî etkinin altında kalmadan, ona da
göğüs gererek, halkın ihtiyacını karşılayacak doğrultuda yerine getirilecektir.
Bana bu konuşma fırsatını verdiği için, çok değerli arkadaşıma teşekkürlerimi sunuyorum; hepinize saygılar ve iyi günler
diliyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Gündem dışı konuşma cevaplandırıldı.
3. – Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı'nın millî eğtimin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması
BAŞKAN – Sayın Mustafa Ünaldı, millî eğitimin sorunlarıyla ilgili olarak konuşacaklar.
Buyurun Sayın Ünaldı. (RP sıralarından alkışlar)
MUSTAFA ÜNALDI (Konya) – Sayın Başkan, değerli üyeler; millî eğitim politikalarındaki bazı gelişmeler üzerine
gündemdışı söz almış bulunuyorum; sözlerimin başında, heyetinizi, saygıyla selamlıyorum.
Dün, burada, üç arkadaşımız, gündemdışı, bir parti kongresinde yaşanan bayrak indirme cinayetiyle ilgili konuşmalar yaptılar
ve bu menfur olayı gündeme getirdiler. Bu menfur olayın sonrasında yaşananlar da, ülkemiz için üzüntü vericidir.
Ben, bugün, böylesine önemli gelişmelerin arka planına değinmek istiyorum. Böylesine ihanete kadar varabilecek sapmaların
oluşmasında ve bunların, çevresinde bir kalabalık bulabilmesinde eğitimin veya eğitimsizliğin büyük payı vardır. Eğitimde son
zamanlardaki gelişmeler, müspet olması gerekirken, menfi gelişmeler şeklinde izlenmektedir. İşsizlik, enflasyon, terör, hükümet
boşluğu gibi, daha çok, acıtan konular, izafî bir duyarsızlık oluşturduğu için, ihmal ettiğimiz konulardan birisi de, eğitim konusudur.
Türkiye'de dinin, özellikle İslamın bilinmesi, öğrenilmesi, anlaşılması, bazı mihrakları rahatsız ediyor. Ne yazık ki, bunlar, gayri
hukukî etkilerle, birtakım yanlışlıklara ve yönlendirmelere de sebep olmaktadırlar.
Nefsini ve iradesini ulvî duygular ve düşüncelerle kontrol eden dindar insan, toplum huzurunu sağlamak, namuslu bir düzen
oluşturmak için gerekli ve hedeflere vardırıcı bir varlık olması gerekirken, bundan neden rahatsız olunuyor? Yüce değerlere sahip
olan ve sahip çıkan insanlardan, toplum, ne zarar görür? Neden, hem de millete rağmen, din eğitimi engellenmeye, millî değerlere
karşı çıkılmaya çalışılmaktadır?
İşte, bu soruların oluşturduğu duygu ve düşüncelerle, özellikle, millî eğitimdeki üç yöneliş üzerinde durmak, Yüce Heyetinizin
dikkatini çekmek istiyorum.
Bunlardan birincisi, 5 artı 3 şeklinde gerçekleştirilebilecek 8 yıllık temel eğitim yerine, 8 yıllık ilköğretime yönelinmesi ve
Millî Eğitim Şurâsının bu yönde yönlendirilmesi olayıdır.
İkincisi, imam hatip liselerinde alan sıkıntısı oluşturmak suretiyle, bu liselerden mezun olanlara üniversite kapılarının
kapatılmaya çalışılması olayıdır. Bakanlığın bu konudaki beyanları güven verici değildir; sonradan, basitçe yapılmış bir
iyileştirme de, gerçek manada, toplumu tatmin edecek bir olay olmaktan uzaktır.
Eğitimde yapılan hataların veya hatalı yönelişlerin üçünçüsü ise, üniversitelerin bu kadar problemi varken, hatta dağlar gibi
yığılmış sorunlardan bahsetmek mümkün iken, baskıcı akademik değerlendirme kurulları oluşturmak suretiyle, sistemin güzel
çalışan yönlerini dejenere edecek, haksızlığı ve dayatmacılığı heveslendiren, bazı çalışmaların olmasıdır.
Vatandaş ne istiyor, bakanlık ne yapıyor; çelişki nereden kaynaklanıyor? Bu soruların cevabını arayıp bulmak durumundayız.
Hatalar bulunmalıdır. Vatandaş, evladını, manevî değerlerle yüklü, kimliğine sahip, yüce değerlere sahip bir kimse olarak
yetiştirmek istiyor. Bunun için de, bütün yokluklara ve sıkıntılara rağmen, ekmeğinden keserek okullar yapıyor. Evladının imam
hatip lisesinde okumasını istiyor. Bunu, yalnız imam ve hatip yetiştirmek için istemiyor. İnsanımız, her meslekten eleman
yetiştirme ihtiyacını biliyor, evlatlarını da ona göre yönlendiriyor; ama, her mesleğe eleman olabilecek evladının, biraz evvel
saydığım değerlere sahip olarak yetişmesinden yanadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA ÜNALDI (Devamla) – İşte bundan dolayıdır ki, imam hatip liselerine ait binaları, millet, kendisi yapmaktadır. Ne
var ki, bundan rahatsız olan bazı karanlık mihraklar da, milletin bu arzusunu görmezden gelmektedirler.
Bakanlığın bu yönde değerlendirmelerde bulunması, çok yönlü bir yanlışı oluşturmaktadır. Halkımız, dindar olmak yalnız
imamlara ve din eğitimcilerine mahsus olmamalıdır derken, bu kesim ve bakanlık, sanki millete inat, dindarlık ve dinî bilgi sahibi
olma hakkı yalnız imamlara ve din eğitimcilerine mahsustur anlayışına sahip çıkmaya çalışmaktadır. Yüksek Öğretim Kanununda
yapılması düşünülen ve gündeme getirilmeye çalışılan değişiklikler de, aynı endişelerle, aynı mihraklardan kaynaklanmaktadır.
Eğitimde verimlilik ile kalkınma arasında çok yönlü bir ilişki olduğu için, verimliliği ve başarıyı önleyecek yanlışlara dikkat
çekmek istedim.
Demokratik rejimlerde halkın dediği olacağına göre, Meclis olarak, halkımızın istek ve temennilerine sahip çıkmamız gereğini
bir kere daha hatırlatıyor ve dikkatlerinizi bu konu üzerine çekmek istiyorum.
Bu düşüncelerle, heyetinizi, tekrar saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Ünaldı, teşekkür ediyorum.
Cevap ihtiyacı?.. Gösterilmedi.
Sayın milletvekilleri, gündemdışı konuşmalar tamamlanmıştır.
Cumhurbaşkanlığı tezkereleri vardır; sırayla okutuyorum:
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – İtalya'ya gidecek olan Başbakan A. Mesut Yılmaz'a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
NahitMenteşe'nin vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/354)
20 Haziran 1996
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşmelerde bulunmak üzere, 22 Haziran 1996 tarihinde İtalya'ya gidecek olan Başbakan Mesut Yılmaz'ın dönüşüne kadar;
Başbakanlığa, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nahit Menteşe'nin vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun
görülmüş olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
2. – İtalya'ya gidecek olan Dışişleri Bakan Emre Gönensay'a, dönüşüne kadar, Millî Eğitim Bakanı TurhanTayan'ın vekâlet
etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/355)
20 Haziran 1996
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşmelerde bulunmak üzere, 22 Haziran 1996 tarihinde İtalya'ya gidecek olan Dışişleri Bakanı Emre Gönensay'ın dönüşüne
kadar; Dışişleri Bakanlığına, Millî Eğitim Bakanı Turhan Tayan'ın vekâlet etmesinin, Başbakanın teklifi üzerine, uygun görülmüş
olduğunu bilgilerinize sunarım.
Süleyman Demirel
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Meclis araştırması önergeleri vardır; okutuyorum:
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI
1. – Ankara Milletvekili Eşref Erdem ve 23 arkadaşının, yasa dışı örgütlerin faaliyetlerinin boyutlarını ve varlığı iddia edilen
kamu görevlileriyle olan ilişkilerini araştırmak amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/89)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Son günlerde, kamuoyunu derinden sarsan ve dehşetle izlenen bir suç örgütü, ülke gündeminin ilk sıralarına yerleşmiştir.
Aralarında polis ve askerlerin de bulunduğu "Söylemez Çetesi" adıyla anılan bu örgütü, sadece bir çete olarak nitelemek, olayın
boyutunu ve çapını gözardı etmektir. Bu suç örgütünün içerisinde, güvenlik görevlilerinin ve silahlı kuvvetler mensubu subay ve
astsubayların bulunması, olayın vahametini bir kat artırmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu olaya derhal el koymalı ve bütün
boyutlarıyla konuyu araştırmalıdır.
Yazılı ve görsel basın organlarında yer alan haber ve görüntüler, teşhir edilen silahlar, işlenen cinayetler, planlandığı iddia
edilen eylemler, kamu görevlileri ve politikacı adlarının da ima yoluyla dahi olsa söz konusu edilmesi tüyler ürperticidir.
Mafya, çek-senet tahsilatı, uyuşturucu bağlantıları, işlenen cinayetler, planlanan suikastlar, ortaya atılan politikacı ilişkilerine
bakıldığında, sözü edilen suç odağının boyutunun çok daha büyük olduğu izlenimi doğmaktadır. Oysa, aysberg örneği, asıl ortaya
çıkarılması gereken, suyun altında kalan büyük parçanın su yüzüne çıkarılmasıdır. Kamuoyunun ilgi ve dikkatinin de bu
doğrultuda yoğunlaştığı anlaşılmaktadır.
12 Eylül müdahalesiyle birlikte ülkemizde tüm değer yargıları dejenere edilmiş, büyük oranda da erozyona uğratılmıştır. Ülke
yönetiminde, giderek kuralların yerini kuralsızlık almıştır. İşte bu anlayış, ülkede çürümenin işaretlerini vermiş ve etik değerlerin
yok olmasını beraberinde getirmiştir.
Bugün ortaya çıkan olay, devletin benzer odaklarca kuşatıldığı, daha da ileri giderek devlet kadrolarında yuvalandığı
iddialarını pekiştirecek ipuçlarıyla doludur.
Demokrasi, kaba tanımıyla, halkın kendini yönetmesidir. Temsilî demokrasiler de, bunu, seçilen, parlamento aracılığıyla yapar.
Üzülerek ifade etmek gerekiyor ki, son yıllarda, demokrasinin temel kurumlarına, siyasete ve siyaset adamlarına güven zedelenmiştir.
Bu nedenle, neredeyse bütün siyasî partiler ve siyaset adamları elbirliği etmişçesine, ülkemizde bir "Temiz Eller Operasyonu"
gerekliliğini ifade etmişlerdir. Bu, bir anlamda kamuoyu önünde hepimizin ortak taahhüdüdür.
Öyle anlaşılıyor ki, karşı karşıya olduğumuz olay, İtalya'da ortaya çıkarılan "Gladio" örneğinde olduğu gibi, karmaşık ve
karanlık ilişkiler yumağını akla getirmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri olarak hepimizin görevi, demokrasiyi ve onun
temel kurumlarını ve siyaseti hak ettiği saygınlığa kavuşturmaktadır.
Bu nedenle, devletin içinde yuvalandığı iddia edilen bu ve benzeri örgütlerin var olup olmadığının, boyutlarının, kamu
görevlileri ve politikacılarla var olduğu iddia edilen ilişkilerin ortaya çıkarılabilmesi için, Anayasa'nın 98, İçtüzüğün 104 üncü
maddeleri uyarınca, bir Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ve talep ederiz.
1- Eşref Erdem (Ankara)
2- Nihat Matkap (Hatay)
3- Adnan Keskin (Denizli)
4- Ahmet Güryüz Ketenci (İstanbul)
5- Oya Araslı (İçel)
6- Önder Sav (Ankara)
7- Nezir Büyükcengiz (Konya)
8- Zeki Çakıroğlu (Muğla)
9- Metin Arifağaoğlu (Artvin)
10- Algan Hacaloğlu (İstanbul)
11- Bekir Kumbul (Antalya)
12- Ahmet Küçük (Çanakkale)
13- Atilâ Sav (Hatay)
14- Haydar Oymak (Amasya)
15- Ali Şahin (Kahramanmaraş)
16- Fuat Çay (Hatay)
17- İrfan Gürpınar (Kırklareli)
18- Ali Rıza Bodur (İzmir)
19- Ayhan Fırat (Malatya)
20- Durmuş Fikri Sağlar (İçel)
21- Fatih Atay (Aydın)
22- Aydın Güven Gürkan (İzmir)
23- Ali Topuz (İstanbul)
24- Onur Kumbaracıbaşı (Kocaeli)
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge, gündemde yerini alacak; Meclis araştırması açılıp açılmaması hususundaki öngörüşme, sırasında yapılacaktır.
Bir başka önerge vardır; okutuyorum:
2. – Bitlis Milletvekili Kâmran İnan ve 24 arkadaşının, yurt dışına açılan temsilcilikler ve buralarda görevlendirilen personel
ile çeşitli nedenlerle yurt dışına gönderilen kamu görevlilerinin nicelik, nitelik ve malî yüklerinin bütün yönleriyle araştırılarak
alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/90)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Yüksek Başkanlığına
– Bürokrasimiz dış dünyaya kontrolsüz bir şekilde yayılmaktadır. Devlet kuruluşları bu alanda birbiriyle yarışmaktadır.
Dışarıda temsilcilik açma ve tayinlerde, hizmetin gereğinden ziyade, maddî ve şahsî düşünceler hâkim olmaktadır.
– Türkiye, dışarıda en büyük sayıda müşavir bulunduran memleket durumundadır. Maliyetleri yüksek, verimlilikleri en
düşükler arasındadır. Aynı temsilcilikte Maliye, Hazine, Dış Ticaret ve bazı hallerde Devlet Planlama müşavirlerinin yanyana
bulunduğu tek örnek Türkiye'dir. Eğitim müşaviri yanında kültür müşaviri bulunduran tek memleket de Türkiye'dir. Buralara tayin
edilenlerin yüzde 80'inden fazlası, hizmetin gerektirdiği, başta yabancı dil olmak üzere, vasıflara sahip değildir.
– Türkiye, halen yabancı memleketlerde görevli 7 500 personele 10 trilyonun üzerinde maaş ödemektedir. Bunun yarısından
fazlası ihtiyaç dışıdır. Bunlara yüksek rakamlar ödenmektedir. Orta Asya'daki bir kardeş cumhuriyet bakanı ayda 45 dolar maaş
alırken, aynı memleketteki Türkiye büyükelçisi ayda 8 bin dolar maaş almaktadır.
– Bu daimî kadrolardan başka, devlet kuruluşları, her yıl, dışarıya "görgü-bilgi" örtüsü ile 300-350 görevli göndermektedir.
Bunlar, 6 aydan 2 yıla kadar dışarıda kalmakta, maddî külfetten başka bir fayda sağlamamaktadır.
– Başta ABD, Kanada gibi devletler olmak üzere yabancı memleketler, tasarruf düşüncesiyle dış temsilcilik sayısını indirirken,
Dışişleri Bakanlığımız, şahıslara yer açmak üzere, yeni temsilcilikler açmaktadır. Bir temsilciliğin sadece ilk kuruluş masrafları 1
milyon doların üzerindedir. Son olarak Roma'da Gıda ve Tarım Teşkilatı nezdinde daimî delegelik, Cenevre'de ikinci bir daimî
delegelik kurulması, bunun üzücü ve çarpıcı örneği olmaktadır. Aynı Bakanlık, dış lüks ve israf bakımından da Türkiye
gerçekleriyle ters düşmekte, rahatsız edici olmaktadır. 1995 yılında 55 milyon Alman Markına 140 Mercedes-500 ve Mercedes jeep
alınmıştır. Her biri 420 bin mark olan Mercedes-500'ü kullanan başka hiçbir yabancı büyükelçi gösterilemez. Dışişleri
Bakanlığının bu ölçüsüz israfını, 20 bin köyünde içmesuyu bulunmayan, 1 milyon çocuğu okul noksanlığından ilkokula
gidemeyen, çadırlarda, ahırlarda yaşayan insanları bulunan, merkebin ulaşım vasıtası, tezeğin enerji kaynağı olduğu Türkiye
gerçekleriyle bağdaştırmak mümkün değildir.
Durum, Meclisin el koymasını, denetim hakkını kullanmasını gerektirmektedir.
Dış teşkilat, tayin ve seyahatler konularını bütün yönleriyle incelemek üzere, Anayasanın 98 inci maddesi çerçevesinde Meclis
araştırması açılmasını tensiplerinize saygılarımızla arz ve rica ederiz.
1. Kâmran İnan (Bitlis)
2. Aslan Ali Hatipoğlu (Amasya)
3. Ali Coşkun (İstanbul)
4. Mehmet Ali Bilici (Adana)
5. Yılmaz Karakoyunlu (İstanbul)
6. İbrahim Gürdal (Antalya)
7. Mustafa Küpeli (Adana)
8. İlhan Kesici (Bursa)
9. Orhan Kavuncu (Adana)
10. Metin Öney (İzmir)
11. Feridun Pehlivan (Bursa)
12. Biltekin Özdemir (Samsun)
13. Mehmet Ekici (Ankara)
14. Şerif Bedirhanoğlu (Van)
15. Ali Doğan (Kahramanmaraş)
16. Hikmet Aydın (Çanakkale)
17. Zerrin Yeniceli (İzmir)
18. Eyyüp Cenap Gülpınar (Şanlıurfa)
19. Yaşar Okuyan (Yalova)
20. Yusuf Pamuk (İstanbul)
21. Nejat Arseven (Ankara)
22. Mustafa Cumhur Ersümer (Çanakkale)
23. Muzaffer Arslan (Diyarbakır)
24. Ömer Ertaş (Mardin)
25. Mete Bülgün (Çankırı)
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge, gündemde yerini alacak; Meclis araştırması açılıp açılmamasına dair öngörüşme, sırasında yapılacaktır.
Bir Danışma Kurulu önerisi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım:
V. – ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. – Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının görüşülme
günü, gündemdeki yeri ve 26.6.1996 Çarşamba günkü Birleşimde sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin Danışma Kurulu
önerileri
Danışma Kurulu Önerisi
No: 19 Tarih: 26.6.1996
25.6.1996 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan ve bastırılıp dağıtılan 29 sıra sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun
Bazı Maddelerinde Değişik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının, 48 saat geçmeden, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının üçüncü sırasına alınmasının ve 26.6.1996 Çarşamba günkü birleşimde sözlü
soruların görüşülmemesinin Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.
Mustafa Kalemli
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
RP Grubu Başkanvekili ANAP Grubu Başkanvekili
Abdüllatif Şener Murat Başesgioğlu
DYP Grubu Başkanvekili DSP Grubu Başkanvekili
Ali Rıza Gönül Hasan Hüsamettin Özkan
CHP Grubu Başkanvekili
Nihat Matkap
BAŞKAN – Okunan öneriyle ilgili söz talebi?.. Yok.
Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Danışma Kurulu önerisi kabul edilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutuyorum:
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)
3. – Malezya'da yapılacak olan İkinci Parlamenter Konferansına, Türkiye Büyük MilletMeclisinden bayan parlamenterlerin
davetine icabet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/356)
26 Haziran 1996
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Müslüman Kadın Parlamenterler Sekreteryasından alınan 24 Haziran 1996 tarihli bir yazıda, 29-31 Temmuz 1996 tarihleri
arasında Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur kentinde yapılacak İkinci Kadın Parlamenterler Konferansına Türkiye Büyük Millet
Meclisinden bayan parlamenterler davet edilmektedir.
Söz konusu davete icabet edilmesi hususu, Türkiye Büyük Mİllet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620
Sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.
Mustafa Kalemli
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
BAŞKAN – Tezkereyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Tezkere kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, gündemin "Seçimler" kısmına geçiyoruz.
VI. – SEÇİMLER
A) KOMİSYONLARA ÜYE SEÇİMİ
1. – Adalet Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim
BAŞKAN – Adalet Komisyonunda boş bulunan ve Anavatan Partisi Grubuna düşen bir üyelik için, İçel Milletvekili Sayın Halil
Cin aday gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. Hayırlı olsun.
Sayın milletvekilleri, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" bölümüne geçiyoruz.
VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1. – Türk Vatandaşları Hakkında Yabancı ülke Mahkemelerinden ve YabancılarHakkında Türk Mahkemelerinden Verilen Ceza
Mahkûmiyetlerinin İnfazına DairKanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet
Komisyonu Raporu (1/298) (S. Sayısı : 16) (1)
BAŞKAN – Türk Vatandaşları Hakkında Yabancı Ülke Mahkemelerinden ve Yabancılar Hakkında Türk Mahkemelerinden
Verilen Ceza Mahkûmiyetlerinin İnfazına Dair Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve
Adalet Komisyonu raporunun müzakerelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Sayın Komisyon ve Sayın Hükümet hazır.
Sayın milletvekilleri, yarım kalan işlerden olması hasebiyle, basılı gündemin 2 nci sırasındaki işi müzakere ediyoruz.
Geçen birleşimde, tasarının 2 nci maddesi üzerindeki görüşmeler tamamlanmış ve 2 nci maddenin oylamasında kalmıştık.
Şimdi, 2 nci maddeyi tekrar oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 2 nci madde, geçen birleşimlerdeki
müzakeresi de dikkate alınarak, oylanmış ve kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3.– Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Madde üzerinde gruplar adına veya kişisel söz talebi?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde okunduğu biçimiyle kabul edilmiştir.
4 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 4.– Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN– Madde üzerinde gruplar adına söz talebi?.. Yok.
Kişisel söz talebi ?.. Yok.
Maddeyi okunduğu şekliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde okunduğu şekliyle kabul
edilmiştir.
Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Tasarının tümü kabul edilmiştir; hayırlı uğurlu
olsun.
Sayın milletvekilleri, böylece, bir kanunu müzakere edip bitirdik; konsensüs denilen mutabakat, uzlaşma, ne kadar güzel şeymiş,
değil mi?..(DYP ve ANAP sıralarından "Evet Sayın Başkan" sesleri)
Ya Rabbî, bize çok ver...
2. – 926 Sayılı TürkSilahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/215) (S. Sayısı : 23)
(1) 16 S. Sayılı Basmayazı 13.6.1996 tarihli 62 nci BirleşimTutanağına eklidir.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, basılı gündemin 1 inci sırasındaki kanun hükmünde kararnameyle ilgili tasarının
müzakeresini yapamıyoruz; şu açıdan: Hükümetin, İçtüzüğümüzün 78 inci maddesine göre, bu konuda bir talebi yok.
2 nci sırada bulunanı da zaten biraz önce kabul buyurdunuz.
3. – Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara
Milletvekili Yücel Seçkiner'in Aynı Mahiyetteki Kanun Teklifi ve Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/296)
(S.Sayısı : 29)
BAŞKAN – Teselsülü de değişmek üzere, biraz önce kabul ettiğiniz Danışma Kurulu önerisi gereği 3 üncü sıraya gelmiş olan,
Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun ßazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının müzakerelerine
başlayacağız.
Komisyon?..
ESAT BÜTÜN (Kahramanmaraş) – Bu kanun tasarısı için ben sözcüyüm.
BAŞKAN – Sayın Bütün, zatı âlinizin içinden mi öyle geliyor acaba, bu kanunun sözcüsü olsam diye; yoksa, öyle bir karar var
mı efendim?
ESAT BÜTÜN (Kahramanmaraş) – Karar var efendim.
BAŞKAN – Nerede? Biz bir bakalım...
Efendim, zatı âlinizin elinizdeki nüshada mı var acaba?
ESAT BÜTÜN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, görüşürken karar almıştık, öyle yazılacaktı.
BAŞKAN – Raporda "Esat Bütün (Kahramanmaraş)" diye, zatı âlinizin ismi latifi ve bölgeniz zikrediliyor. "Bu rapor için
sözcüdür" kaydı bizde yok. Onun için, biz, şimdi, Plan ve Bütçe Komisyonumuzun Başkanını veya o rapor için özel bir sözcü tayin
edildiyse onu rica edelim.
M. NECATİ ÇETİNKAYA (Konya) – Sayın Başkanım, Komisyonun Başkanvekili geliyor...
BAŞKAN – Efendim, ben 10 dakika ara veriyorum ki, bunu tedarik buyurasınız da tasarıyı görüşelim.
M. NECATİ ÇETİNKAYA (Konya) – Geliyor Sayın Başkanım...
BAŞKAN – Kim geliyor efendim?
Plan ve Bütçe Komisyonunun temsilcilerini temin edesiniz diye, saat 16.15'te toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.
Kapanma Saati: 16.05
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 16.18
BAŞKAN : Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU
KÂTİP ÜYELER : Ali GÜNAYDIN (Konya), Kâzım ÜSTÜNER (Burdur)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 67 nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
3. – Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ankara
Milletvekili Yücel Seçkiner'in Aynı Mahiyetteki Kanun Teklifi ve Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/296,
2/29) (S. Sayısı : 29) (1)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısının müzakeresine başlıyoruz.
Sayın Komisyon ve Sayın Hükümet yerlerini almışlardır.
Komisyon raporu, bildiğiniz üzere, sayın üyelere dağılmıştı.
Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Raporun okunmasını kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Raporun okunması kabul edilmemiştir.
Sayın milletvekilleri, bahse konu kanun tasarısının tümü üzerinde guruplar adına söz talebi var mı?
YÜCEL SEÇKİNER (Ankara) – Sayın Başkan, Anavatan Partisi Grubu adına söz istiyorum.
BAŞKAN – Anavatan Partisi Grubu adına Sayın Seçkiner...
Gruplar adına başka söz talebi var mı?
OYA ARASLI (İçel) – CHP Grubu adına Sayın Hacaloğlu konuşacaklar.
BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Hacaloğlu...
Kişisel söz taleplerini de alacağım; ama, deniliyorsa ki, maşallah, gerekçe, efradını cami ağyarını mânidir; ilave söze hacet
yoktur; bizim bir itirazımız olmaz.
ANAP Grubu adına konuşmak üzere, Sayın Yücel Seçkiner; buyurun efendim.
ANAP GRUBU ADINA YÜCEL SEÇKİNER (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ordu Yardımlaşma Kurumu
Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile benim kanun teklifim hakkında görüşlerimi
açıklamak üzere huzurlarınızdayım; hepinizi saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlarım, bilindiği gibi, 3.1.1961 tarihli ve 205 sayılı Kanunla kurulan Ordu Yardımlaşma Kurumu, emeklilik
yardımını üyelerine toplu ödeme sistemine göre yapmaktaydı. Bu nedenle, üye emekliye ayrıldığında, tasarruf primleri ile bu
primlere isabet eden kurum gelirlerinin topluca ödenmesi suretiyle, üyenin kurumla ilişiği kesilmekteydi. Bu suretle, Ordu
Yardımlaşma Kurumundan ilişiği kesilen 28 885 subay, 62 859 assubay, 10 824 sivil memur olmak üzere, 102 568 personel mağdur
durumda bırakılmıştır.
(1) 29 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
Bugüne kadar devletten bir tek kuruş yardım almadan 40 trilyon liraya ulaşan sermayesine karşılık, bu mağdur olan
arkadaşlarımız, getirilen bu kanun tasarısıyla, kendi istekleriyle üye oldukları takdirde, ikinci bir emeklilik maaşına
kavuşacaklardır; ölümleri halinde de, eşleri bu kanundan istifade edecektir.
Ayrıca, yedek subaylar da, terhislerini müteakip, ara vermeden Silahlı Kuvvetlere nasbedilenler de, kurumun daimî üyesi
olabileceklerdir.
Değerli arkadaşlarım, isteklerine bağlı olarak, maaşlarından yüzde 10 kesilerek Konut Ön Biriktirim Fonu oluşturulmasıyla,
daha çabuk konut sahibi olabilmeleri de sağlanacaktır.
Yukarıda önerilen her üç madde değişikliği, devlete herhangi bir malî yük getirmemektedir ve önerilen sistemlere, üyeler, isteğe
bağlı olarak ve kendi kaynaklarıyla katılabileceklerdir. 1995 yılında 10,5 trilyon lira vergi ödemiştir bu kurum; bu
arkadaşlarımızın katılımlarıyla, devlete daha çok vergi ödeyecektir.
Bu kanun tasarısının görüşülmesinde emeği geçen Millî Savunma Komisyonu ve Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerine
huzurlarınızda teşekkür eder, kanunun Silahlı Kuvvetler mensuplarına hayırlı uğurlu olmasını diler, saygılar sunarım. (ANAP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Seçkiner, çok teşekkür ediyorum.
Hayrül kelâmi mâkalle ve delle; sözün güzeli, kısa olanıdır; teşekkür ediyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Hacaloğlu; buyurun.
CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 29 sıra sayılı, Ordu
Yardımlaşma Kurumu Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisinin görüşlerini dile getirmek üzere söz almış bulunuyorum; hepinize saygılarımı sunuyorum.
Ordu Yardımlaşma Kurumu, kendine özgü, hususî hukuk hükümlerine tabi, malî ve idarî bakımdan özerk, çok başarılı bir
kurumumuzdur. OYAK, birkaç yönlü işlevi ve faaliyeti olan bir kuruluştur. OYAK'ın faaliyetlerini ve katkılarını dört kesimde
toparlamak mümkündür:
OYAK, bir cebrî tasarruf kurumudur; Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının -ki, bu yasa tasarısıyla, kapsamı
genişletilmektedir- maaşlarından yapılan kesintilerle, bir cebrî tasarruf oluşturulabilmektedir.
İkincisi, OYAK, kendi mensuplarına, yani Silahlı Kuvvetlerimizin mensuplarına ve Silahlı Kuvvetlerimize hizmet veren
personele sosyal güvenlik hizmeti sağlamaktadır.
OYAK, bir sosyal güvenlik kurumu olmaktan öte, bir sosyal hizmetler kurumudur; günümüzün emek dünyasında, devletin, yani
serbest çalışanların ve kamu çalışanlarının tabi oldukları üç sosyal güvenlik kurumunun üstlenmediği bir faaliyeti, ordu pazarları
ve diğer kurumlarıyla yürüten bir sosyal hizmetler kurumudur.
Bu üç niteliğin dışında, bir farklı niteliği daha vardır; o da, OYAK, birçok sektörde, kâr amaçlı faaliyet gösteren, holding
nitelikli, girişimci işletmecilik yapan bir kurumdur. Bu, gerçekten kendine özgü bir modeldir, ülkemizde benzeri olmayan bir
modeldir ve kabul etmek gerekir ki, özellikle ülkemizdeki kamu kurumlarının, kamu işletmelerinin, KİT'lerin, kamu sandıklarının
ve sosyal güvenlik kurumlarının gelmiş bulundukları nokta dikkate alındığında, başarılı bir yapıdır.
OYAK, yasasında belirtilen emniyet, verimlilik, likidite ve reel değeri koruma ilkelerini, gerçekten, kuruluş yılı olan 1961'den
günümüze, oldukça başarılı bir şekilde uygulamış ve zannediyorum ki, mevcut yarı kamusal kurum niteliği içerisinde,
yönetimlerinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve kamu kesiminin belirli temsilcilerinin de varlığına rağmen, o özerk yapısı nedeniyle,
o siyasetin, partizan müdahalenin bünyeye taşınmaması nedeniyle, başarılı bir faaliyet noktasına gelmiştir. Bu bağlamda,
KİT'lerin, kamu ekonomik girişimciliğinin, OYAK'tan alması gereken çok dersler olduğunu düşünmekteyiz.
Bu noktada, OYAK'ın, özellikle ağırlık taşıyan sosyal güvenlik kurumu niteliğini dikkate alarak, ülkemizde bu konuda gelinen
manzaraya, çerçeveye, noktaya bir iki tespitle bakmak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, bazı gerçekleri saklamaya hiç gerek yok. Hükümet kurma sürecinde günlerini, haftalarını, aylarını
yitirmekte olan Türkiye, kurumlarıyla, ekonomisiyle, toplumsal yapısıyla, çok ciddî sıkıntılar içerisine girmektedir. Onbeş yirmi
yıldır yüzde 70'ler düzeyinde devam etmekte olan enflasyon, sosyal devlet kavramının ve onun kuruluşlarının ve tabiatıyla yoksul
insanlarımızın, sabit gelirli insanlarımızın yaşamını felç etmektedir. Sıcak parayla beraber, ülkemizde, boyutu yeni noktalara
taşınan karapara, yolsuzluklar ve giderek büyümekte olan kayıtdışı ekonomi, kurumsal yapıyı, sosyal dengeyi ve eşitliği altüst
etmekte ve halkımızın siyasete ve Parlamentoya olan umudunu, her geçen gün biraz daha köreltmektedir. Adil ve sağlıklı kaynak
yaratmak, adil vergi almak yerine; rantiye kesimlerini destekleyen bir anlayışı, borç alan bir anlayışı tercih eden son onbeş yılın
ekonomi yönetimi; giderek, doğal olarak, sosyal devlet kavramını da, ülkemizde, sosyal devletin temel kurumlarını oluşturması
gereken, SSK'yı, Bağ-Kur'u, Emekli Sandığını da temelinden sarsmaktadır.
Bir toplumda sosyal güvenliğin kurumsallaştırılamadığı, insanlarımızın -özellikle geçkin yaşlarında- hayata umutla
bağlanmalarını sağlayacak bir sosyal güvenlik sisteminin, bir sağlık sisteminin, yeterince, gereğince oluşmaması; biliniz ki, bugün,
iç barışımızın temel sıkıntısını oluşturan terörden de, orta ve uzun vadede, daha ciddî kanayan bir yaraya dönüşecektir.
Siyasetçiler olarak, bunu, hepimizin kavradığını düşünüyorum. Türkiye, hızla, sosyal güvenlik kurumlarını ayağa kaldırmak,
sağlık kurumlarını ayağa kaldırmak ve sosyal devlet, sosyal hukuk devleti olma konusunda kararlı, ciddî adımlar atmak zorundadır.
Aksi halde, bugün, çok yönüyle kanamakta olan iç barışımızda yeni gedikler açılacağına hiç kimsenin kuşkusu olmasın.
Bunlara değinmemin nedeni, doğal olarak, OYAK'ın, sosyal güvenlik sürecinde, toplumun en azından bir kesimine, toplumun
önemli bir kesimine, hatta, toplumun, belki de diğer kesimlerine oranla, görevleri, meslekleri gereği en yüksek risk taşıyan bir
kesimine, yani, Silahlı Kuvvetler mensuplarına bir ek, yaşamlarında bir ilave katkı sağlayan faaliyetleri nedeniyle sosyal güvenlik
kurumlarının geneline değinmiş bulunuyorum.
Esasında, Plan Bütçe Komisyonunda da şu husus dile getirildi: OYAK, kesilen aidatlarla, kendi faaliyetlerini kamu katkısına
gereksinim duymadan sürdüren bir kuruluş. O halde, biz, OYAK, daimî üyelik kapsamını genişleterek, daimî üyelerine daha yaygın
sosyal güvenlik hizmeti sunmak istiyorsa, bunu niye tartışıyoruz dedik. Kendi iç aktuarya dengelerini bugüne kadar çok sağlıklı bir
şekilde korumuş olan OYAK, kendi aktuarya dengelerini gözeterek, ileriye dönük olarak, eğer, bu defa, sözleşmeli astsubaylara,
uzman jandarmalara, emekli maaşı sistemine giren üyelerine, üyelerin ölümleri halinde sisteme devam etmek isteyen eşlerine daimî
üyelik niteliği kazandırarak, onlara halen yürürlükte olan emeklilik yardımı, maluliyet yardımı, ölüm yardımı dışında, mesken,
ordu pazarları ve ikraz fonları çerçevesinde sürdürdüğü diğer sosyal hizmetlere bu yeni boyutları kazandırmak istiyorsa, biz, Plan ve
Bütçe Komisyonu olarak niye bunu tartışıyoruz dedik. Tabiî, cevabı mevcut; çünkü, yasa ile kurulmuş olan bu kurumun, bir
anlamda, yarı kamusal bir niteliği var; ama, bence, üzerinde durmamız gereken bir başka boyut var. Evet, OYAK'a devlet doğrudan
doğruya bir kaynak aktarması yapmıyor. OYAK, başarılı girişimcilik ve çimentodan otomotive, kimyadan inşaata, gıda, hizmet,
turizm, finans sektörlerini kapsayan bir geniş holding faaliyeti içerisinde çalışmalarını sürdürürken, devlet, bir ayrıcalığı OYAK'ın
kuruluş yasasıyla getirmiş bulunmaktadır. Devlet, bu ayrıcalığı, hiçbir hususî hukuk hükümlerine tabi bir kuruluşa getirmemiştir;
malî, idarî bakımdan özerk olan başka hiçbir kuruluşa getirmemiştir; ama, OYAK'a getirmiştir, uygun görülmüştür, getirmiştir.
Nedir bu; OYAK'ın bu türden sanayi ve ticaret faaliyetleri, Kurumlar Vergisinden muaftır. OYAK'ın gelirlerini oluşturan maaş
kesintileri, Gelir Vergisinden muaftır. Bu muafiyetler, bir anlamda, devletin, OYAK'a, bir sosyal güvenlik kurumu olarak, örtülü
olarak aktardığı kaynaktır. Devlet, yıllardır SSK gelirlerini bedava kaynak olarak görmüş ve bunları kullanmıştır; ama, giderek,
SSK başta olmak üzere, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur bir tıkanıklığa girmiş, hem hizmetler gerilemiş hem de kurumlar bugün -bu yıl
itibariyle- devletten 300 trilyon düzeyinde bir finanman ihtiyacı gereksinecek çöküntüye taşınmıştır. 300 trilyon, 1996 yılı kamu
yatırım ödeneğinin de üzerinde bir rakamdır. Devlet, bunu karşılayacaktır. Devlet, sosyal güvenlik kurumlarında reform
yapacaktır, yapmalıdır; bu, en öncelikli görev alanlarımızdan birisidir. Devlet, eğer sosyal hukuk devletiyse, bu açığı
karşılayacaktır. Devlet, gelişmiş Batılı ülkelerde olduğu gibi, bu sektöre; yani, sosyal güvenliğe kaynak aktarmayı bir görev
bilecektir. En azından, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, sosyal demokratlar olarak biz, bunun böyle olması gerektiğini
düşünmekteyiz.
BAŞKAN – Sayın Hacaloğlu, toparlar mısınız efendim.
ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkan.
Bu bağlamda, devlet, biraz evvel belirttiğim gibi, OYAK'a, bilinçli olarak, yasayla, vergi almayarak bir kaynak aktarmaktadır.
Şimdi, bizim önerimiz şu değerli arkadaşlarım: Devletin -tabiî bu yasa içerisinde değil ve OYAK'ın başarılı çalışmalarını
aksatacak bir süreç içerisinde de değil- sosyal devleti gerçekleştiren sosyal güvenlik kurumlarına yönelik sorumluluğunu, daha net,
daha şeffaf olarak ortaya koyabilmesi için, OYAK'a tanıdığı Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi muafiyetini kaldırması; ama,
karşılığında, eş düzeyde bir kaynak aktarımını, süreklilik içerisinde -devletin sosyal devlet olma sorumluluğu altında- OYAK'a
aktarma yapması... Böylelikle, hem vergi veren insanlarımız, kime, niye, ne miktarda kaynak verdiğini, destek verdiğini bilir hem de
diğer sosyal güvenlik kurumları ve kamu kurumları açısından örnek alınabilecek bir şeffaflık, bir ilkeye bağlı kamu desteği
olgusunu, yaşama geçirebiliriz.
Bir cümleyle de, yedek subayların, OYAK ile ilişkisi konusunda bir noktaya değinmek istiyorum. Silahlı kuvvetlerimize hizmet
etmek, herkesin, her Türk vatandaşının en onurlu bildiği hizmettir. Niteliği ne olursa olsun, süresi ne olursa olsun, silahlı
kuvvetlerde geçirilen günler, kadınıyla erkeğiyle, bir insanın yaşamının en onurla anılan bölümüdür. Bilindiği gibi yedek subaylar,
kısa süreli askerlik yaparlar; bu süreleri içerisinde, OYAK'a maaşlarından yüzde 5 kesinti yapılır ve yedek subaylar, geçici üye
niteliğindedir. Bunlara, gereksinilmesi halinde, durumun oluşması halinde, maluliyet ve ölüm yardımı yapılır. Bu sistem, böyle
devam edebilir.
Biz, OYAK'ın oluşturmuş olduğu başarılı işletmecilik ve yönetim yapısına müdahale edilmesi anlayışında değiliz; ama, eğer,
Sayın Bakan, bize, şimdi veya sonra, yedek subaylarla ilgili gelir ve gidere, yani, sadece o kesime ait alt aktuarya dengesine ilişkin
bilgi verebilirse, bu konuda, bir eşitsizliğin var olup olmadığı veya düzeltilmesi, gerçekten zorunlu olan düzeyde bir eşitsizliğin var
olup olmadığı konusunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri de bilgi sahibi olur.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, bu tasarıyı destekliyoruz; olumlu oy kullanacağız.
Saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Hacaloğlu, teşekkür ediyorum.
Gruplar adına başka söz talebi?.. Yok.
Kişisel söz talebi?..
ALİ COŞKUN (İstanbul) – Sayın Başkan, söz istiyorum.
BAŞKAN – Sayın Coşkun kişisel söz talebinde bulundu.
Buyurun Sayın Coşkun. (ANAP sıralarından alkışlar)
ALİ COŞKUN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli Meclis üyeleri; Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun bazı maddeleriyle
ilgili değişiklikler konusunda görüşlerimi bildirmek için söz almış bulunuyorum.
Millî Savunma Komisyonunda, bu kanun tasarısı Meclise indiği şekliyle kabul edildikten sonra, basında çıkan bazı haberler
üzerine, diğer emeklilerden de bazı uyarılar aldık; anlaşılıyor ki, konu yanlış anlaşılmış, onu, burada açıklığa kavuşturmak
istedim.
Bu kanundaki değişiklikle sağlanan haklar, ikinci bir emeklilik değildir. Sigorta sisteminde, alacağı emeklilik tazminatının
1/4'ünü, yarısını veyahut 3/4'ünü ya da tamamını kuruma bırakan, aylık gelir temin etmek isteyen ve kendi gönül rızasıyla üye
olan şahıslara ödenen bir ek nemadır; bunun, sadece, subay emeklilerine sağlanmış ikinci bir emeklilik hakkı olmadığını Yüce
Meclisin bilgilerine sunmak istiyorum. Yanlış anlaşılmıştır; kendi kazanılmış haklarından, kendi rızasıyla aylık gelir talebinde
bulunma sistemidir. Böylece, bu tasarıyla sadece, ek bir aylık gelir sisteminin sağlanma kolaylığı değil, aynı zamanda, Konut Ön
Biriktirim Fonuna kesilmiş aidatların, süre şartı aranmaksızın, nemasıyla birlikte ödenebilmesi ve eşin ölümü halinde kanunî
mirasçılarına ölüm yardımı yapılamayacağı hükme bağlanmaktadır. Bu hususun bilgilerinize sunulmasını yararlı gördüm.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Coşkun, teşekkür ediyorum efendim.
Tümü üzerinde başka söz talebi?..
Buyurun Sayın Bakan.
MİLLî SAVUNMA BAKANI MAHMUT OLTAN SUNGURLU (Gümüşhane) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri;
arkadaşların konuşmalarında geçen bazı hususlar üzerinde ve kanun tasarısının neler getirdiği hususunda kısaca izahat vermek
istedim.
Önce, kanun tasarısı neler getiriyor: Kanunun getirdiği üç ana hüküm var; birisi, emekli olan bir subay, assubay veya OYAK
üyesi, emekli olunca OYAK'tan alacağı tazminatı OYAK'a bıraktığı takdirde, bu paranın nemasından istifade ediyor ve OYAK
üyeliği devam ediyor; yani, devletten herhangi bir şey almadan, tamamen sandığın kendi bünyesi içerisindeki bir işlem.
Diğeri, OYAK'ın konut kredisi vermesidir; ancak, bugünkü imkânlarla konut kredisi verme şansı yok. İsteyen üyeler -ki,
birincisi de arzuya tabidir- Konut Ön Biriktirim Fonu diye bir fona üye olmak, maaşlarının yüzde 10'unu kestirmek suretiyle konut
sahibi olma şansına sahip oluyorlar; bu da arzuya tabidir.
Üçüncü mesele şudur: Bugün, yedek subayların maaşlarından OYAK'a yüzde 5 nispetinde bir kesinti yapılmaktadır; ancak, bir
yedeksubay, bilahara, muvazzaf subay olarak orduya iltihak ederse, maaşından kesilen bu yüzde 5'ler kendi hesabına yazılmıyor;
ama, şimdi, bu getirilen değişiklikle, bir yedek subay, ileride orduya dönerse, yedek subayken maaşından kesilen yüzde 5'ler
OYAK'ta onun hesabına yazılacaktır.
Eğer, bir üye, şu anda emekli ise, kanun yürürlüğe girdikten sonra iki yıl içerisinde müracaat edip bugünkü rayiçlere göre parayı
yatırdığı takdirde, yine, bu şartlardan, bu hükümlerden istifade etme şansına sahip. Kimse müracaat eder mi etmez mi, kimse
maaşını içeride bırakır mı bırakmaz mı; bu, tamamen, kendi takdirine bağlı bir meseledir
ESAT BÜTÜN (Kahramanmaraş) – Maaş değil, Sayın Bakan...
MİLLî SAVUNMA BAKANI MAHMUT OLTAN SUNGURLU (Devamla) – İkramiyesini...
Burada, bu tasarruf -söylendiği gibi- kanunen yapılan bir tasarruftur. Yalnız, yedek subayların maaşları mevzuunda, şunu
açıklamak durumundayım: Bugün, yedek subaylardan yapılan kesinti, Türkiye çapında, ayda 770 milyon tutmaktadır. Bir yedek
subay, herhangi bir suretle, bir kazaya uğradığında, öldüğünde ailesine ödenen tazminat, 675 milyondur. Yedek subaylardan az
kesilmekte; ancak, onlara da, gerek ölüm halinde gerek yaralanma halinde, OYAK'tan, bu tazminatlar ödenmektedir. Dolayısıyla, bu
yüzde 5 kesintiler, onlara yapılan bu ödemelerin karşılığıdır.
Şimdi ise, bir iyileştirme getiriliyor. Ayrıca, Kurumlar Vergisi alınmayışını, bir sayın üyemiz takdirle karşıladığını ifade etti;
ama, ben, ordu pazarları dışındaki her yerden, Kurumlar Vergisi alındığını da ifade etmek istiyorum. Dolayısıyla, diğer bütün özel
teşebbüsler gibi, OYAK da, aynı kanun hükümlerine tabidir; bunu da, burada, ifade etmek isterim.
Yüce Meclise saygılar sunarım. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.
Sayın milletvekilleri, müzakereye konu tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Tasarının maddelerine geçilmesi hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Tasarının maddelerine
geçilmesi kabul edilmiştir.
Şimdi, 1 inci maddeyi okutuyorum:
Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı
MADDE 1. – 3.1.1961 tarihli ve 205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin (a) fıkrası aşağıdaki
şekilde değiştirilmiş ve (c) fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.
“a) Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında görevli bilumum muvazzaf subay, sözleşmeli subay, askerî memur, astsubay, sözleşmeli
astsubay ve uzman jandarmalar ile emekli maaşı sistemine giren üyeler ve ölümleri halinde sisteme devam etmek isteyen eşleri
kurumun daimi üyeleridir.”
“Geçici üyelikten daimî üyeliğe geçenler, kurumca belirlenecek usuller dahilinde hesaplanacak aidat farkını nemaları ile birlikte
ödemek şartıyla, geçici üyelikte geçen süreleri ile daimî üyelik sürelerinin birleştirilmesini isteyebilirler.”
BAŞKAN – Madde üzerinde gruplar adına söz talebi?.. Yok.
Kişisel söz talebi?.. Yok.
Değişiklik önergesi yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde okunduğu şekliyle kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2. – 205 sayılı Kanunun 18 inci maddesine aşağıdaki (g) fıkrası eklenmiştir.
“g) a, b ve c fıkralarında sayılan üyelerden Konut Ön Biriktirim Fonundan yararlanmak isteyenlerin maaşları tutarından her ay
kesilecek % 10 ek aidatlar.”
BAŞKAN – Madde üzerinde gruplar adına söz talebi?.. Yok.
Kişisel söz talebi?.. Yok.
Maddeyle ilgili değişiklik önergesi yok.
Maddeyi okunduğu şekliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3. – 205 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin (a) fıkrasına aşağıdaki (4) numaralı bent ilave edilmiş ve maddeye
aşağıdaki (c) fıkrası eklenmiştir.
“(4) Konut Ön Biriktirim Fonundan yararlanmak isteyenlere verilecek ve kullanım ve yönetim usulleri Genel Kurulca
belirlenecek Konut Edindirme Yardımı.”
“c) Emekli maaşı sistemine giren üyelere yapılacak yardımlar ise şunlardır :
(1) Emekli maaşı,
(2) Ölüm yardımı.”
BAŞKAN – Madde üzerinde gruplar adına söz talebi?.. Yok.
Kişisel söz talebi?.. Yok.
Maddeyle ilgili değişiklik önergesi yok.
Maddeyi okunduğu şekliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
4 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 4. – 205 sayılı Kanunun 21 inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“Birinci fıkraya göre emeklilik yardımına hak kazanarak görevli oldukları kuruluşlardan herhangi bir sebeple ayrılan üyeler
isterlerse emeklilik yardımının 1/4’ünü veya 2/4’ünü veya 3/4’ünü yahut tamamını Kurumda bırakarak Emekli Maaşı Sistemine
girebilirler.
26 ncı maddenin (a) fıkrasına göre tam ve daimî maluliyet yardımından yararlanacak üyeler; emeklilik yardımlarının 1/4’ünü
veya 2/4’ünü veya 3/4’ünü yahut tamamını kurumda bırakmak suretiyle Emekli Maaşı Sistemine girebilirler. 26 ncı maddenin (b)
fıkrasına göre kısmî maluliyet yardımından yararlanan üyeler, emeklilik yardımından yararlanabilmeleri durumunda emeklilik
yardımının 1/4’ünü veya 2/4’ünü veya 3/4’ünü yahut tamamını kurumda bırakmak şartıyla Emekli Maaşı Sistemine girebilirler.
Kurum üyesi iken ölenin eşi, ölen üye için tahakkuk eden emeklilik yardımının kendisine düşen miras payı oranında veya daha
yüksek bir dilimde; kurum emekli maaşı sistemine girmiş bulunan üyenin ölümü halinde ise; varislerine ödenecek olan rezervinin
1/4’ünü veya 2/4’ünü veya 3/4’ünü yahut tamamını kurumda bırakmak veya iştirak edilecek dilimi tamamlamak suretiyle Emekli
Maaşı Sistemine girebilir. Emekli Maaşı Sistemine giren üye eşinin ölümü halinde birikmiş rezervi kanunî mirasçılarına ödenir.
Tam ve daimî malul veya kısmî maluliyet yardımına hak kazanan üyeler ile muvazzaf iken ölen üyenin eşi, hak edilen emeklilik
yardımları aidata esas albay maaşının yirmi katından az olduğu takdirde, isteklerine bağlı olarak emeklilik yardımlarını bu miktara
kadar artırarak sisteme girebilirler.
Emekli maaşı sisteminde bulunanlar, sistemdeki 1/4, 2/4, 3/4 veya tam olan iştirak paylarının, bu dilimlerden birinde bulunacak
şekilde, o yıldaki kendi emsali birikiminin esas alınarak indirilmesini veya yükseltilmesini isteyebilirler. Dilim indirim hakkı sadece
bir kez ve sisteme girişten itibaren en az üç yıl geçtikten sonra kullanılabilir. Dilim yükseltme hakkı ise, yılda bir kez kullanılabilir.
Sistemde bulunan üyenin ölümü durumunda, eşi hakedilen ölüm yardımını rezervine ekleme hakkına sahip değildir.
Sistemde bulunan üyelerin, sisteme girişlerinden itibaren üç yıl geçtikten sonra rezervlerini alarak ayrılabilmeleri mümkündür.
Ancak, sistemden çıkanlar bir daha sisteme kabul edilemezler.
Sistemden çıkış müracaatları her yılın Aralık ayında yapılır ve sistemden çıkış, müteakip olağan Genel Kurul
toplantısından sonra gerçekleştirilir.
Sistemden ayrılan üyelerin hakları, sahibi bulunduğu rezerv kendisine ödeninceye kadar devam eder.
BAŞKAN – Madde üzerinde gruplar adına söz talebi?.. Yok.
Kişisel söz talebi?.. Yok.
Maddeyle ilgili değişiklik önergesi yok.
Maddeyi okunduğu şekliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
5 inci maddeyi okutuyorum:
MADDE 5. – 205 sayılı Kanunun 23 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Konut Ön Biriktirim Fonuna katılan üyelerin birikmiş ek aidatları, kurum üyeliğinin herhangi bir sebeple son bulması halinde,
birinci fıkradaki sürelere bakılmaksızın nemasıyla birlikte ödenir.”
BAŞKAN – Madde üzerinde gruplar adına söz talebi?.. Yok.
Kişisel söz talebi?.. Yok.
Maddeyle ilgili değişiklik önergesi yok.
Maddeyi okunduğu şekliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
6 ncı maddeyi okutuyorum:
MADDE 6. – 205 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Madde 24. – Emeklilik yardımı, üyenin kurumda geçen ve aidat ödediği süreye karşılık olarak, tasarruf primine yıllık % 5
teknik faiz oranı üzerinden hesaplanan miktardan ibarettir.
Üyelik süresinin hesabında ay kesirleri tam ay sayılır.
Emeklilik maaşı, üyenin kurumda bıraktığı emekli yardımına göre hesaplanan yıllık % 5 faizden ibarettir.”
BAŞKAN – Madde üzerinde gruplar adına söz talebi?.. Yok.
Kişisel söz talebi?.. Yok.
Maddeyle ilgili değişiklik önergesi yok.
Maddeyi okunduğu şekliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
7 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 7. – 205 sayılı Kanunun 25 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Emekli maaşı sistemine giren üyenin ölümü halinde kanunî mirasçılarına en son aylık emekli maaşının 10 katı tutarında
ölüm yardımı ödenir. Kurum üyeliği devam ederken ölen üyenin sisteme girmiş bulunan eşinin vefatı halinde kanunî mirasçılarına
ölüm yardımı yapılmaz.”
BAŞKAN – Madde üzerinde gruplar adına söz talebi?.. Yok.
Kişisel söz talebi?.. Yok.
Değişiklik önergesi yok.
Maddeyi okunduğu şekliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
8 inci maddeyi okutuyorum:
MADDE 8. – 205 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Madde 29. – 21, 24, 25 ve 26 ncı maddelerde yazılı yardımlar 11 inci maddenin (e) fıkrası gereğince hazırlanacak teknik
bilançoya göre, Kurumun malî durumu müsait görüldüğü takdirde, Yönetim Kurulunca tespit edilecek esaslara göre artırılabilir.
Ancak, Yönetim Kurulunun artırma yapılması hakkındaki kararları Genel Kurulun tasdiki ile tekemmül eder.
Emekli maaşı sistemine giren üyeye, Genel Kurulun tasdikinden sonra sağlanan artırımın yarısı maaşına, yarısı rezervine
eklenir. Ancak, üyenin talebi halinde maaşa eklenecek miktar, kısmen veya tamamen üyenin rezervine eklenebilir.”
BAŞKAN – Madde üzerinde gruplar adına söz talebi?.. Yok.
Kişisel söz talebi?.. Yok.
Değişiklik önergesi yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... kabul etmeyenler... Madde okunduğu şekliyle kabul edilmiştir.
9 uncu maddeyi okutuyorum:
MADDE 9. – 205 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin (h) fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“h) Daimî üyeleri mesken sahibi yapmak maksadıyla, Konut Ön Biriktirim Fonu kurmaya, arsalar almaya ve bu arsalar üzerinde
meskenler inşa etmeye veya bu maksatla mübayaa edeceği gayrimenkulleri, peşin veya ipotek karşılığında 20 seneye kadar vade ve
faizli taksitle kendilerine satmaya,”
BAŞKAN – Madde üzerinde gruplar adına söz talebi?.. Yok.
Kişisel söz talebi?.. Yok.
Maddeyle ilgili değişiklik önergesi yok.
Maddeyi okunduğu şekliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
10 uncu maddeyi okutuyorum:
MADDE 10. – 205 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 6. – Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce 205 sayılı Kanunun 21, 25 ve 26 ncı maddelerine göre
1.3.1961 tarihinden itibaren emeklilik yardımına hak kazanarak ayrılan üyeler iki yıl içinde başvurmak şartıyla, bir defaya mahsus
olmak üzere Kurumca belirlenen usuller dahilinde, emsallerinin ödemek durumunda olduğu meblağı Kuruma geri ödemek suretiyle
Emekli Maaşı Sistemine girebilirler. Bunlar bakımından 19 uncu madde uygulanmaz ve hakları; daha önce kurumdaki üyelik süresi
ile sistemdeki sürenin toplamı gözönüne alınarak belirlenir.
BAŞKAN – Madde üzerinde gruplar adına söz talebi?.. Yok.
Kişisel söz talebi?.. Yok.
Maddeyle ilgili değişiklik önergesi yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde okunduğu şekliyle kabul edilmiştir.
11 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 11.– Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Madde üzerinde gruplar adına söz talebi ?.. Yok.
Kişisel söz talebi?.. Yok.
Değişiklik önergesi yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
12 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 12. – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Madde üzerinde gruplar adına söz talebi ?.. Yok.
Kişisel söz talebi?.. Yok.
Değişiklik önergesi yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
Sayın Komisyondan, bir hususun vuzuha kavuşturulmasını rica edeceğim. Biraz önce oyladığımız ve Genel Kurulun kabul
buyurduğu 10 uncu madde ve onun zikrettiği, hükme bağladığı geçici 6 ncı madde var. Bu, mevcut 205 sayılı Kanuna yönelik mi,
yoksa, müzakereye konu bu Kanuna yönelik mi; yani, tereddütlere mahal verecek bir düzenleme midir?.. Şayet, tereddütlere mahal
verecek bir düzenleme ise, Komisyon olarak, doğru şeklinin ne olduğu konusunda bir açıklama yapar mısınız?
Gerekiyorsa beş dakikalık bir ara da verebilirim.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun)- Hayır, gerek yok Sayın Başkanım.
Uygun görürseniz, tereddütleri tümüyle bertaraf etmek üzere, söz konusu düzenlemedeki "Madde 10.- 205 sayılı Kanuna
aşağıdaki geçici madde eklenmiştir" ibaresiyle, ondan sonraki "Geçici Madde 6" sözcüğündeki "6" rakamının çıkarılarak, bu
maddenin "geçici madde" biçimine düşünüştürülmesi halinde hiçbir iltibasa mahal kalmayacaktır.
Arz ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Efendim, bu 10 uncu maddenin ifade ettiği hükümlerdeki -kanun tekniği itibariyle, kanunlar bütünlüğü itibariyle- eksik
redaksiyonun düzeltilmesi koşuluyla, Kanunun tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...Kabul etmeyenler...Kanunun tümü
kabul edilmiştir; hayırlı uğurlu olsun.
İlkokulda hepimize okutmuşlardı "Olacağım avukat; dava kazandığım gün, şanım, sevincim olur iki kat" diyordu... Bir
kanunu geçirince bizim sevincimiz de iki kat oluyor. Hayırlı, uğurlu olsun.
Benim Genel Kuruldan istirhamım, şu kanunları anlaşarak getirelim. Bakın, ne güzel, iki saatte, 2 kanunu geçirdik gitti.
NECMETTİN DEDE (Muş) – Sayın Başkan, bugün, ağzınızdan bal akıyor.
BAŞKAN – Evet evet, öyledir.
Sayın milletvekilleri, Yüce Heyetinizin aldığı kararla, basılı gündemin sıralama numaralarında bir değişiklik oldu ve 3'ü şimdi
kabul ettik. Dolayısıyla, basılı gündemin 3 üncü sırasındaki teklif böylece 4 üncü sıraya kaymış oldu.
4. – Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner'in 4.7.1934 Tarih ve 2559 Sayılı Polis Vazife ve SelahiyetKanununun Bazı Maddelerinin
Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve İçişleri Komisyonu Raporu (2/64) (S. Sayısı : 15)
5. – Tokat Milletvekili Ahmet Feyzi İnceöz ve 22 Arkadaşının, Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun
Teklifi ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair 9.1.1991 Tarih ve 3694 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89
uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve AdaletKomisyonu Raporu
(2/70, 1/5) (S. Sayısı : 17)
BAŞKAN – Yeni sıralamaya göre 4 ve 5 inci sırada olan konularla ilgili olarak Hükümetin görüşme talebi yok. Yani,
İçtüzüğümüzün 78 inci maddesine göre, bunları görüşmemiz mümkün değil.
6. – Türkiye Büyük Millet Meclisi İdare Amirleri Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner, Adana Milletvekili Veli Andaç Durak,
Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Halil Çelik, Gaziantep Milletvekili Mustafa Yılmaz ile Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı'nın,
832 Sayılı Sayıştay Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun Teklifi
ve Anayasa ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (2/201) (S. Sayısı : 24) (1)
BAŞKAN – Halen, basılı gündemin 5 inci sırasında; ama, yeni teselsüle göre 6 ncı sırada olacak olan, Türkiye Büyük Millet
Meclisi İdare Amirleri Ankara Milletvekili Sayın Seçkiner, Adana Milletvekili Sayın Durak, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Çelik,
Gaziantep Milletvekili Sayın Yılmaz, Balıkesir Milletvekili Sayın Kırlı'nın 832 Sayılı Sayıştay Kanununun Bazı Maddelerinin
Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa ve Plan ve Bütçe Komisyonları
raporlarının müzakerelerine başlıyoruz.
Komisyonumuz hazır mı?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Hazır efendim.
BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – Sayın Başkan, müsaadenizle, usulle ilgili bir şey söylemek istiyorum.
BAŞKAN – Buyurun.
BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – 4 üncü sırada olan, Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun, aslında
Meclisin kendi kanunu olmuş olup, zamanında, Sayın Cumhurbaşkanının tekrar görüşülmesi isteğiyle buraya gönderilmiştir. Bunun
gündeme alınması için Hükümetin ayrıca bir teklifine ihtiyaç yoktur. Bu, Meclisin, zaten kabul edilmiş bir kanunudur. Dolayısıyla,
bunun, burada, Hükümetten herhangi bir tezkere beklenmeden ele alınması gerekiyor. Bakıldığında görüldüğü gibi, Anayasanın 89
uncu maddesi gereğince, Cumhurbaşkanınca, bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmiş bir kanundur, Hükümetle yakından
uzaktan bir ilişkisi kalmamıştır; Meclisin kendi malıdır. Yoksa, burada "Egemenlik kayıtsız şartsız hükümetindir" diye yazmak
gerekir.
BAŞKAN – Hayır efendim, olur mu... Hele hele, biz hiç vermeyiz onu.
AHMET FEYZİ İNCEÖZ (Tokat) – Aynı konuda ısrar ediyorum efendim.
BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – Evet, yalnız değilim efendim; Sayın Komisyon Başkanımız da burada.
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI M. NECATİ ÇETİNKAYA (Konya) – Sayın Başkanım, zaten, daha önce, hükümet
tarafından, Komisyonda görüşülmek üzere gelmişti ve gündeme de daha önce girmişti. Yani, Hükümetin güvenoyu bahis konusu
olmadan...
(1) 24 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
BAŞKAN – Efendim, İçtüzüğün 78 inci maddesi gayet açık ve genel "Bakanlar Kurulunun herhangi bir sebeple çekilmesi
halinde yeni Bakanlar Kurulu güven oyu alıncaya kadar, Anayasa ve İçtüzük değişiklikleri hariç, kanun tasarı ve tekliflerinin
komisyonlarda ve Genel Kurulda görüşülmesi ertelenir. Ancak, Bakanlar Kurulunun öncelikli olduğunu bir yazı ile Başkanlığa
bildirdiği kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine devam olunur" diyor; keşke olsa da, bu mekruh ve menfur tütünden kurtuluşa
yardımcı olsak.
BÜLENT AKARCALI (İstanbul) – Sağ olun Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Komisyon ve Hükümet hazır mı?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Hazır efendim.
ADALET BAKANI MEHMET AĞAR (Elazığ) – Hazırız efendim.
BAŞKAN – Sayın Komisyon ve Hükümet hazır.
832 Sayılı Sayıştay Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun
Teklifi...
Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylayacağım.
Komisyon raporunun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Komisyon raporunun okunması kabul edilmemiştir.
Tümü üzerinde, gruplar adına söz talebi?..
ALİ OĞUZ (İstanbul) – Sayın Başkan, Grubum adına söz istiyorum.
BAŞKAN – Refah Partisi Grubu adına Sayın Oğuz.
Gruplar adına ve kişisel başka söz talebi varsa, kaydını yapacağız.
Buyurun Sayın Oğuz. (RP sıralarından alkışlar)
RP GRUBU ADINA ALİ OĞUZ (İstanbul) – Muhterem Başkan, muhterem ve değerli arkadaşlarım; 24 sıra sayılı kanun
teklifi ve Anayasa ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları üzerinde Grubumun görüşlerini arz etmek üzere huzurlarınıza gelmiş
bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi hürmetle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, önümüzdeki metnin genel gerekçesinden de anladığımız veçhile, yüce bir mahkememiz ve kurumumuz
olan Sayıştayımızın Kanununun 1.11.1990 tarih ve 3677 sayılı Kanunla değişik 5 inci maddesinin tamamı ile 6 ncı maddesinin
üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 23.5.1992 tarih ve 21236 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan
11.7.1991 tarih, esas 1990/39, karar 1991/21 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Hepinizin malumu olduğu bir hadise. O tarihten bu
yana da epeyce bir zaman geçmiştir ve bu suretle doğan hukukî boşluğun giderilmesi için, iptal kararının Resmî Gazetede
yayımlandığı tarihten itibaren altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir ve o süre de, malumunuz olduğu gibi, manzuru
âliniz olduğu gibi, işlemiştir.
İptal edilen 5 inci madde, Sayıştay Birinci Başkanının seçim usulü ile görevine 4 yıllık sınır getirilmesi; 6 ncı maddesinin
iptal edilen fıkraları ise, Sayıştay üyelerinin seçim usulüne ilişkindir. Bu husus da, malumunuz. O tarihten bu yana, bu husus,
herkesin bildiği açık seçik bir gerçektir. Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesi, özetle, Türkiye Büyük Millet Meclisine ait bir
yetkinin, Plan ve Bütçe Komisyonu dahil, hiçbir Meclis komisyonunca kullanılamayacağı şeklindedir. Nitekim, önümüze gelen
teklifte, bu konuyla ilgili bir ek 8 inci maddede, daha geniş yetkiler verilmesi, Meclisin bazı görevleri Sayıştaya vermesi, partilerin
mal varlığının incelenmesi hususunda kendisine görevler verilmesi, neredeyse Meclisteki araştırma ve soruşturma komisyonlarınca
da verilen kararlar üzerine, yine, Sayıştayımıza bazı görevler verilmesi hususu, gene bu teklifte yer almaktaydı; ancak, inceleme
hususunda, ana komisyon, Anayasa Komisyonundan bu konuda bir mütalaa isteme durumunda kaldı ve Anayasa Komisyonumuz bu
konuyu ariz amik inceledi ve netice itibariyle, ek 8 inci maddede istenilen bu yetkilerin ve görevlendirmenin Anayasaya aykırı
olduğuna dair bir düzenleme yaparak, raporunu asıl komisyona verdi; bir tali komisyon görevinden ziyade bir mütalaa serdetme
hususundaki raporu önünüzdeki metinlerde mevcuttur ve esbabı mucibesi de gene o metinlerde derc edilmiştir.
Yüce Heyetinizin bu konuda fazla zamanını almak istemiyorum. Önümüzdeki metnin -hemen bir göz atıldığı zaman- 9 uncu
sayfasında Anayasa Komisyonu raporu olarak derç edilen o raporda "Anayasanın 160 ıncı maddesine göre Sayıştay, genel ve katma
bütçeli dairelerin bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumlularının hesap ve
işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme ve denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir"
şeklinde Sayıştayın görevlerini tadat ettikten sonra, asıl, Sayıştay'ın, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına görev yaptığı gerçeği
doğrultusunda önerilen ek 8 inci madde değerlendirilmiş ve netice itibariyle "maddenin birinci fıkrasının Anayasanın 160 ıncı
maddesine aykırılık taşımadığı; ancak, son satırının 'kamu kaynaklarından desteklenen dernek ve vakıf hesaplarını, malî
nitelikteki diğer konuları ve iddiaları inceleyebilir' şeklinde ifade edilmesinin daha uygun olacağı görüşünde birleşilmiştir"
denilmektedir.
Yine "maddenin ikinci fıkrasına göre birinci fıkrada düzenlenen konularda, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından,
kendileriyle ilgili olarak inceleme ve denetim hakkını Sayıştaya vermek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetim görev ve yetkisini
bir başka hukukî gruba devretmek anlamına gelir" şeklinde mütalaasını da, yine, raporuna derç etmek suretiyle bir açıklık
getirmiştir. "Bu ise, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkilerini düzenleyen Anayasanın 87 nci ve Türkiye Büyük Millet
Meclisinin bilgi edinme ve denetim yollarını düzenleyen 98 inci maddesine açıkça aykırıdır" denildikten sonra "kaldı ki, devletin
gelir giderleri ve mallarıyla ilgili kesin yargı fonksiyonunu Meclis adına yürüten Sayıştayın bu bünyesini de korumak gerekir"
şeklindeki ifadeden sonra "ayrıca, siyasî parti Meclis gruplarının, kendileri için Sayıştay denetimi istemeleri, Anayasanın 69 uncu
maddesinin, siyasî partilerin gelir giderleri ve mallarını tespit ve denetleme görevini Anayasa Mahkemesine veren emredici hükmü
karşısında düşünülemez. Bu maddeye göre de Anayasa Mahkemesinin Sayıştaydan sadece yardım sağlaması öngörülmüştür"
şeklinde raporuna devam etmektedir.
Onun için, yüksek huzurlarınızda, raporun tahlilini ve metninin tamamını ifade etmek istemiyorum ve böylece, huzurumuza
gelen şu metinde, ek 8 inci madde çıkarıldıktan sonra, geri kalan maddeler hususunda, gerek genel gerekçede gerekse madde
gerekçelerinde ifade edildiği gibi, bir yenilik, açıklık ve rahatlık getirmektedir ve rahatlık getirmektedir. Biz, Grup olarak, bu
getirilen hükümlere ve Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen bu maddelere sıcak bakıyor, müspet mütalaa serdediyoruz ve
bunlara müspet oy vereceğimizi; bir an evvel de, o tarihten bu yana bir boşluk arz eden ve bir türlü de çıkarılamayan bu hükümlerin
çıkarılmasında, bu kanun değişikliğinin yapılmasında zaruret gördüğümüzü, bundan fayda umduğumuzu ifade ediyorum.
Kanun teklifinde emeği geçenleri, başta Sayın Başkan olmak üzere, bütün Sayıştay mensubu arkadaşlarımı kutluyorum ve
Yüce Sayıştayımıza bu kanun teklifinin hayırlı olmasını dileyerek, Yüce Heyetinize saygılarımı arz ediyorum efendim. (RP,
ANAP ve DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Oğuz, teşekkür ediyorum efendim.
Anavatan Partisi Grubu adına, Sayın Yayla; buyurun. (ANAP sıralarından alkışlar)
ANAP GRUBU ADINA HÜSEYİN YAYLA (Hatay) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 832 sayılı Sayıştay
Kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesi ve bazı maddeler eklenmesi konusunu ifade etmek üzere, Anavatan Partisi Grubu adına
söz almış bulunmaktayım.
Sayın milletvekilleri, Sayıştay Kanununun başkan ve üyelerinin seçimine ilişkin maddeleri, Anayasa Mahkemesi kararıyla,
yaklaşık beş yıl önce iptal edilmiş, ancak, ortaya çıkan hukukî boşluğun giderilmesi, bütün gayretlere rağmen, bugüne kadar
mümkün olamamıştır.
Ayrıca, Sayıştay denetiminin etkin hale getirilmesi bakımından da bazı yasal düzenlemelere ihtiyaç bulunmaktadır. Teklif, bu
hususların karşılanması amacıyla hazırlanmıştır. Plan ve Bütçe Komisyonundan geçtiği haliyle, yürütme ve yürürlük maddeleri
dahil 10 maddeden oluşan bu teklifle, Sayıştay Kanununun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 2 maddesi yeniden
düzenlenirken, adı geçen Kanunun 5 maddesinde değişiklik yapılması ve bu Kanuna 4 ek madde ilave edilmesi öngörülmektedir.
Teklifte, Sayıştay üyeliğiyle ilgili üç düzenleme mevcuttur. İlk olarak, Sayıştay üyeliğine seçilme niteliklerinde değişiklik
yapılmak suretiyle, Sayıştay faaliyetleriyle ilgili görülen İçişleri ve Maliye Bakanlıkları ile Hazine Müsteşarlığı merkez denetim
elemanlarına Sayıştay üyesi olabilme imkânı sağlanmıştır.
İkinci olarak, Sayıştay üyelerinin seçim usulü belirlenmiş ve Anayasa Mahkemesi kararına uygun biçimde, seçimin, Türkiye
Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda neticelendirilmesi esası getirilmiştir. Bu düzenlemeye göre, boş Sayıştay üyelikleri için,
önce, Sayıştay Genel Kurulunda 4 aday belirlenmekte, daha sonra, Önseçim Geçici Komisyonu tarafından aday sayısı 2'ye
indirilmekte ve nihayet, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda, seçim gerçekleştirilmektedir.
Burada sözü edilen Sayıştay Başkan ve Üyeleri Önseçim Geçici Komisyonunun oluşum tarzı ve çalışma esasları bir ek
maddeyle düzenlenmiştir. Buna göre, önseçim geçici komisyonu, Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri arasından, siyasî partiler ile
bağımsızların Türkiye Büyük Millet Meclisindeki temsil güçleri oranında ve ad çekme usulüyle belirlenen 15 üyeden oluşmaktadır.
Bu komisyonun salt çoğunluk ile toplanması, gerektiğinde adaylarla mülakat yapılabilmesi ve gizli oyla yapılacak aday belirleme
işlemini en çok üç turda tamamlaması da ek maddede düzenlenen diğer hususlardandır.
Ayrıca, halen boş bulunan 15 Sayıştay üyeliği seçimiyle ilgili bir düzenlemeye de, teklifte yer verilmiştir. Geçici madde
şeklinde yaplan bu düzenlemede seçimin bir an önce tamamlanabilmesi maksadıyla, bu seçimin doğrudan Türkiye Büyük Millet
Meclisinde tamamlanması öngörülmüştür.
Sayıştay Birinci Başkanını seçim usulü de, yine, Anayasa Mahkemesi kararına uygun olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurulunda gerçekleştirilecek tarzda düzenlenmiş, Önseçim Geçici Komisyonunun görevi ise "iki aday tespit etmek" şeklinde
belirlenmiştir.
Sayıştay Başkanlığı görevinin süresi ise yedi yıl olarak belirlenmiştir. Bu sürenin belirlenmesinde, aynı yasama döneminde
birden fazla Sayıştay Başkanı seçiminin yapılmaması ve seçilen başkanlara icraat için yeterli süre tanınması hususları göz önünde
bulundurulmuştur. Halen görev başında bulunan Sayıştay Başkanının görev süresiyle ilgili geçici maddenin düzenlenmesinde ise,
bu hususta ortaya çıkması muhtemel tereddütlerin önlenmesi amaçlanmıştır.
Sayıştay Kanununun mevcut maddelerindeki diğer değişiklikler ise, Sayıştayın iç işleyişi ve mensupları ile ilgilidir. Bu
maddelerde, Sayıştay Genel Kurulunun toplantı nisabının değiştirilmesi, Sayıştay mensuplarının bilirkişilik yapmalarına izin
veren mevcut hükmün kanun metninden çıkarılması ve meslek mensuplarının tezkiye amirlerinin yeniden belirlenmesi
öngörülmektedir.
Ayrıca, Sayıştay Başkan ve üyelerinin teminatıyla ilgili maddeye de bir fıkra ilave edilerek, Sayıştay Birinci Başkan ve
üyelerinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının önerisi üzerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç
çoğunluğunun gizli oyuyla görevden alınabilmelerine dair bir düzenleme getirilmiş bulunmaktadır.
Sayıştay Kanununa ilave edilmesi öngörülen ek maddelere gelince, bunlar, Sayıştayın denetim anlayışına yeni bir veçhe
kazandıracak nitelikte düzenlenmelidirler. Gerek önceki yasama dönemlerinde gerekse Sayıştay bütçesinin görüşüldüğü Plan ve
Bütçe Komisyonu toplantılarında, Sayıştay denetiminin eksikliği olarak belirtilen hususlar bu düzenlemelerle büyük ölçüde
çözümlenmiş ve Sayıştayda başlatılmış olan yeniden yapılanma çalışmalarının devamı sağlanmış olacaktır.
Sayıştay Kanununa ilave edilmesi öngörülen ek maddelerden biri kısmî denetimle ilgilidir. Saymanlık sayısı 12 bini aştığı
halde, Sayıştayca, her yıl bu saymanlıklardan, yaklaşık 2 bin adedi incelenebilmektedir. Denetim işgücünün, bazı saymanlıkların
bütün işlemlerinin incelenmesine tahsis edilmesi yerine, bütün saymanlıkların bazı işlemlerinin denetimine tahsis edilmesi, günümüz
koşullarında zorunlu hale gelmiştir. Mevcut hükümlere göre, herhangi bir saymanlık hesabına dahil işlemlerin, Sayıştayca, kısmen
incelenebilmesi mümkün olmadığından, böyle bir düzenlemeye gerek görülmüştür.
Sayıştayın en büyük problemlerinden biri, modern denetim tekniklerini uygulama imkânından yoksun bulunmasıdır. Sadece
hukuka uygunluk yönünden yürütülen denetim, çoğu zaman şeklî bir nitelik taşımakta ve yetersiz kalmaktadır. Diğer taraftan, kamu
yönetiminde, hukuka uygunluk yanında dikkate alınması gereken en önemli ilkeler, verimlilik, etkinlik ve tutumluluktur. Bu nedenle,
Sayıştayın performans denetimi yapması günümüz koşullarında zarurî hale gelmiştir. Bu ihtiyacı karşılamak üzere, teklifte, konuya
ilişkin bir ek maddeye yer verilmesi uygun bulunmuştur. Bu denetim usulüyle, aynı zamanda, denetim kapsamındaki kamu kurum ve
kuruluşlarının bu yöndeki çalışmaları da teşvik edilmiş olacaktır.
Teklifte, son olarak yer alan ek maddeyle de, il özel idareleri ve belediyelerin, harcamaya ilişkin olarak yapacakları
sözleşmelerden hangilerinin Sayıştay tescilinden istisna edileceğinin, Sayıştay Başkanlığının önerisi üzerine, her yıl bütçe
kanunuyla tespit edilmesi öngörülmüştür. Bu düzenlemeyle, bugüne kadar her yıl bütçe kanunlarında yer alan hükme dayanılarak
Sayıştay Genel Kurulunca yapılan bu tespit bundan böyle doğrudan bütçe kanunuyla yapılacaktır.
Beş yıldır yürürlüğe konulması gereken bu düzenlemelerin, daha fazla geciktirilmesinin büyük sakıncalar yaratacağı,
Anayasamızın hükümlerinin -bilhassa malî denetimi açısından- yerine getirilmesinin kaçınılmaz olduğu yüksek takdirlerinizdedir.
Teklifin bu bakımdan kabulünü, memleketimize hayırlı olmasını diler, saygılarımı sunarım.
Teşekkür ederim. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Bedük; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)
DYP GRUBU ADINA SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün görüşmeye
başladığımız, Sayıştay Kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi üzerinde, Grubum adına görüşlerimi sunmak üzere
söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Teklifle, esas itibariyle, bir yandan Anayasa Mahkemesinin iptal kararıyla ortaya çıkan hukukî boşlukların doldurulması, diğer
taraftan da, Sayıştayın daha etkin bir biçimde faaliyet göstererek, Yüce Meclisimize daha tatminkâr raporlar sunmasını teminen
gerekli düzenlemelerin hükme bağlanması öngörülmektedir.
Anayasa Mahkemesi kararından sonra, uzun bir süre, Sayıştay başkan ve üyelerinin seçim usul ve esaslarının Yüce
Meclisimizce karara bağlanmadığı, bunun sonucunda kamuoyunda bazı tartışmaların yaşandığı ve Sayıştayımızın
çalışmalarının da bu hukukî boşluktan olumsuz yönde etkilendiği hepimizin malumlarıdır. Bu nedenle, Plan ve Bütçe
Komisyonumuzca üzerinde uzlaşılan ilkeler etrafında birleşmemizin, bu haliyle teklifi süratle kanunlaştırmamızın uygun olacağını
ifade etmek istiyorum.
Her ne kadar, Plan ve Bütçe Komisyonunun çalışmaları sırasında, siyasal parti genel başkanlarının mal varlıklarıyla ilgili
birkısım iddia ve ithamların hukukî bazda çözümlenmesi, tespiti ve incelenmesine yönelik, kanun maddesine bir ek madde ilavesi
istenilmiş ise de, Plan ve Bütçe Komisyonunda özellikle değiştirildiğini belirtmek istiyorum.
Buradaki ana hedefimiz, Anayasamıza aykırı olarak bir soruşturma yetkisinin verilmesi değil, esas itibariyle siyasal parti genel
başkanlarını doğrudan doğruya ilgilendiren mal varlığı konusundaki bir kısım iddiaların tespit ve incelenmesine tespit ve inceleme
imkânının verilmesine yönelikti.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Sayıştayımız, bir süreden beri mevcut iş yükü ve işgücü dengesini daha rasyonel temellere
oturtmanın arayışı içerisindedir. Modern denetim, metot ve tekniklerindeki gelişmelerin yakından izlenmesi, denetim, planlama ve
insan kaynakları yönetiminin oluşturulmaya başlanması ve Sayıştay denetiminin modernizasyonu projesinin uygulamaya hazır hale
getirilmesi bu arayışın ürünleridir.
Teklifte yer alan kısmî denetimle ilgili düzenleme, sonuçta, tamamen zaman ve işgücü tasarrufu sağlayacak ve denetimde
verimliliği artıracak bir düzenlemedir. Bu düzenlemeyle, Sayıştay denetimine, modern tekniklerin dahil edilmesi ve denetimin daha
akılcı ve daha organize bir faaliyet haline getirilmesiyle mümkün olabilecektir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; uzun süreden beri hazırlık çalışmaları devam eden ve değişik platformlarda tartışılarak
olgunlaştırılan ve sonuçta, Plan ve Bütçe Komisyonumuzun Başkan ve üyelerinin değerli katkılarıyla son şeklini alan bu kanun
teklifinin -konuşmamın başında da belirttiğim gibi- bir an önce kanunlaşması ve bu suretle Sayıştayımızın çalışmalarına yeni bir
ivme kazandırılması en halisane dileğimdir. Bu nedenle, fazla vaktinizi almak istemiyorum; ancak, çok önemli gördüğüm performans
denetimi konusunu özellikle size açmak istiyorum.
Sayın Başkan, sayın üyeler; ek madde 10'da, Sayıştayın, denetimine tabi kurum ve kuruluşların, kendilerine verilen görevleri
yerine getirirken, kaynaklarını ne ölçüde verimli, etkin ve tutumlu kullandıklarını incelemeye yetkili olduğu; bu inceleme ve
denetim sonuçlarının, Sayıştay Birinci Başkanı tarafından, bir değerlendirme raporuyla Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına sunulacağı hükme bağlanmaktadır. Maddenin düzenleme sebepleri genel gerekçede açıklanmıştır. Madde
gerekçesinde de özel olarak ifade edilmiştir. Konuşmamda bunlara temas etmeyeceğim ve dokunmayacağım.
Sayın Başkan, sayın üyeler; malumunuz olduğu üzere, bütün dünyada, kamu kesiminin daha hızlı, daha etkili çalışması, daha
az masraflı; ama, daha kaliteli hizmetler sunması yolundaki arayış, çaba ve teşebbüsler, özellikle 1950'li yıllardan sonra yoğunluk
kazanmıştır. Bu arayış, çaba ve teşebbüsler, günümüzde de bütün ağırlığıyla devam etmektedir. Böyle olması da son derece
tabiîdir. Gerçekten, kamunun, yurttaşların değişen, çeşitlenen ve artan ihtiyaçlarının layıkı veçhile karşılanması, kamu kesiminin
değişen şartlara göre sürekli yenilenmesi ve yeniden yapılanmasına bağlıdır.
Performans denetimi, kamunun daha etkili ve verimli çalışması arayışlarına paralel olarak ortaya çıkan bir kavramdır. Bu
denetim, kamu kaynaklarının mevzuata uygun kullanımını araştırmakla yetinen klasik denetimden farklı olarak, kaynakların
verimli ve etkin kullanılıp kullanılmadığını değerlendiren ve kamu yönetiminin iyileştirilmesi çabalarına yardımcı olan bir
denetimdir.
Performans denetimi, yüzü geçmişe değil, geleceğe dönük ve yapıcı bir anlayışı temsil etmektedir.
Konuşmamın bu aşamasında, izninizle, performans denetiminin temel karakteristiklerini ana hatlarıyla sizlere belirtmek
istiyorum. Performans denetimi, kamu kaynaklarının verimli, etkin ve tutumlu kullanılıp kullanılmadığının araştırılmasıdır ve
bununla sınırlı bir faaliyettir. Başka bir ifadeyle, kamu hizmetleriyleriyle ilgili temel tercihlerin yapılması işi, dünyanın her yerinde,
denetim organlarının değil, parlamentonun, hükümetin ve idarenin görevleri arasına girmektedir.
Performans denetimi, denetim organlarının kamu hizmetindeki aksaklıkları ve yetersizlikleri, yasama ve yürütme organlarının
dikkatlerine sunma ve onları bilgilendirme işidir. Aksaklıkların düzeltilmesinin yol ve yöntemleriyle zamanlamasının tayini
tamamen yasama ve yürütmenin yetkileri dahilindedir.
Performans denetimi, kesinlikle yerindelik denetimi değildir.
Performans denetimi, sorumluları bulma ve onları cezalandırma faaliyeti hiç değildir. Performans denetimi, sorumlularla değil,
daha az masrafla, daha kaliteli hizmetler üretilmesiyle ilgilidir.
Sayın Başkan, sayın üyeler; teklifin ek madde 10'da öngördüğü düzenleme, az önce belirtmeye çalıştığım gelişmelere ve
tabloya uygun düşmektedir.
Performans denetimi, hemen hemen bütün dünyada, artık, sayıştayların en tabiî denetim alanları içerisinde görülmektedir.
Kanada'da, İngiltere'de, Amerika Birleşik Devletlerinde ve İsveç'te, yargı yetkisi bulunmayan sayıştaylar, uzun yıllardır bu
denetimi başarıyla yapagelmektedirler. Fransa, İtalya ve Belçika gibi ülkelerde de yargı yetkisi bulunan sayıştaylar, performans
denetimi çalışmalarını, klasik denetim faaliyetlerine eklemişler ve bu alanda önemli mesafeler katetmişlerdir.
Kısacası, performans denetimi yapmak ve bu denetimin sonuçlarını raporlarla parlamentolarına sunmak, yargı yetkisi olsun
veya olmasın, bütün çağdaş sayıştayların ortak özelliklerinden birisidir.
Kuşkusuz, klasik uygunluk denetimi, performans denetimi yapan sayıştaylarda önemini korumaya devam etmektedir. Performans
denetimi, klasik denetimin yerine geçen veya onu ortadan kaldıran bir faaliyet değil, onun tamamlayıcısıdır. Elbette, sayıştaylar,
performans denetimi yapmaya başladıktan sonra da, planlı ve ilkeli bir biçimde, usulsüzlüklerin ve yolsuzlukların üzerine gitmeye
devam etmişlerdir ve devam etmektedirler.
Sayın Başkan, sayın üyeler; bildiğiniz gibi, kamu malî yönetimi sistemimizin modernizasyonu çalışmaları, Dünya Bankası
finansmanı desteğinde de sürmektedir. Sayıştay denetiminin, performans denetimi yoluyla desteklenmesi, malî sistemimizdeki
modernizasyon çalışmalarının ayrılmaz bir parçası olarak düşünülmelidir. Bu bakımdan, maddenin sevk edilmesi, zamanlama
bakımından son derece yerinde bir harekettir.
Yapılan bu düzenlemeyle, Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planının "Kamu Hizmetlerinde Etkinliğin Artırılması Projesi ve
Kamu Kesiminde Ücret Adaletinin Sağlanması" başlıklı bölümünde yer alan ve performans denetimi noktasında 832 sayılı
Sayıştay Kanununun gözden geçirilmesini öngören hedef de, bir anlamda gerçekleşmiş olmaktadır.
Kuşkusuz, performans denetimi yapmanın, açık, yasal yetkiler sağlamakla bitmeyen yönleri de bulunmaktadır. Gerçekten,
performans denetimi, planlamasıyla, yürütülmesiyle ve sonuçlarının raporlanmasıyla, klasik denetime oranla daha uzun, sabırlı ve
titiz bir çalışmayı da gerektirmektedir.
Sayıştayımızın, son zamanlarda artan ve yoğunlaşan uluslararası temas ve eğitim çalışmaları, performans denetimi alanında
önemli bir teorik birikimi de sağlamıştır. Bu birikimin, performans denetimi çalışmalarını başlatmada önemli bir sıçrama tahtası
olacağına yürekten inanıyorum.
Sayın Başkan, sayın üyeler; sözlerimi bitirirken şu gerçeğin altını çizmek istiyorum: Performans denetimi yetkisinin, açık bir
yasal düzenlemeyle Sayıştaya verilmesi, Sayıştayımız açısından bir prestij meselesi olmaktan çok, Yüce Meclisimize, raporlar
yoluyla doyurucu bilgiler gelmesi ve dolayısıyla, yasama denetiminin artması ve etkinleşmesi meselesidir.
Bu düşüncelerle, teklifi desteklediğimizi belirtiyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN – Sayın Bedük, teşekkür ediyorum.
Gruplar adına başka söz talebi?.. Yok.
ÖNDER SAV (Ankara) – Grubumuz adına, Sayın Oya Araslı konuşacaklar.
BAŞKAN – Efendim, daha önce işaret mi buyurmadınız, biz mi görmedik?
OYA ARASLI (İçel) – Bir anlaşmazlık oldu herhalde.
BAŞKAN – Peki.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Araslı, buyurun efendim.
CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI (İçel) – Sayın Başkan, Genel Kurulun değerli üyeleri; sizleri saygıyla selamlayarak
sözlerime başlamak istiyorum.
Sayıştay Kanunun bazı maddelerinin, Anayasa Mahkemesinin 11.7.1991 tarih, esas 1990/39, karar 1991/21 sayılı kararıyla
iptal edilmesi üzerine, hepimizin bildiği gibi, ortaya bir hukukî boşluk çıkmıştır. Bu boşluğu ortadan kaldırmak ve özellikle
Sayıştay Birinci Başkanının ve üyelerinin seçimine ilişkin kuralları belirlemek amacıyla yeni bir düzenleme yapılması zorunlu
hale gelmiştir. Bugün, bu zorunluluğu yerine getirme aşamasına gelmiş bulunmamız, hepimiz için, cidden, memnuniyet verici bir
durumdur. Bu zorunluluğu yerine getirirken ve boşluk doğan konularda yeni kurallar koymaya giderken, hepimizin bildiği gibi,
uyulması gereken, esas alınması gereken bazı dayanaklar vardır. Bunların başında, Anayasa ve konuyla ilgili Anayasa
Mahkemesinin iptal kararı gelmektedir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Sayıştay Kanunuyla ilgili bu düzenlemeyi yapma aşamasına
gelinmiş olmaktan son derece mutluluk duymaktayız; ama, ortaya konulan düzenlemenin, bazı açılardan, Anayasaya ve Anayasa
Mahkemesinin iptal kararına uyumlu olmadığı görüşünü taşımaktayız.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinde, Sayıştay birinci başkanını ve üyelerini seçme yetkisinin Türkiye Büyük
Millet Meclisine ait olduğu, bu yetkinin başka hiçbir organ ve başka ad ve sıfatı taşıyan birtakım komisyonlarca
kullanılamayacağına ilişkin bir belirleme vardır. Anayasa Mahkemesinin gerekçesinde bu hususlar açıkça belirtilmişken, önümüze
getirilen teklifte, önümüze getirilen öneride yapılan düzenlemeyle, Sayıştay üyelikleri ve Birinci Başkanlığı için ön seçme yapacak
bir komisyona, adayları eleme yetkisinin bırakıldığı görülmektedir.
Adayları eleme demek, başvuranları eleme demek, başvuranlar arasından bir kısmının -Yüce Meclis, hiçbir irade ortaya
koymaksızın- seçilmemiş konuma düşürülmesi demektir. Bu hususa, Yüce Meclisin dikkatini çekmek isterim. Tespit ettiğimiz bu
aksaklığı gidermek üzere önümüze gelen öneride, 2 nci, 3 üncü ve ek 8 inci maddeyle ilgili olarak, Anayasa Mahkemesi kararı ve
Anayasayla uyumu sağlamak üzere, birtakım değişiklik önerileri vermiş bulunmaktayız. Bu konuda, açıklamalarımız
doğrultusunda, Yüce Meclisin desteğini beklediğimizi belirterek, saygılarımı sunarım.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN– Sayın Araslı, teşekkür ediyorum.
Gruplar adına başka söz talebi?.. Yok.
Kişisel söz talebi?.. Yok.
ÖNDER SAV (Ankara) – Sayın Başkan, maddelere geçmeden önce bir hususu belirtmek istiyorum.
BAŞKAN – Buyurun efendim.
ÖNDER SAV (Ankara) – Sayıştay gibi çok önemli bir anayasal kurumu konuşuyoruz. Salonda, Anayasanın 96 ncı maddesinde
istenilen karar yetersayısının olmadığını da görüyoruz. Bunu, Yüce Meclisin takdirine sunuyorum.
BAŞKAN – Efendim, karar yetersayısı aramamızı mı talep ediyorsunuz?
ÖNDER SAV (Ankara) – Evet efendim.
BAŞKAN – Peki.
Sayın milletvekilleri, teklifin maddelerine geçilmesi hususunu oylayacağım; Sayın Sav'ın talebi üzerine, karar yetersayısını
arayacağım.
Maddelere geçilmesi hususunu kabul edenler...Kabul etmeyenler... Teklifin maddelerine geçilmesi hususu kabul edilmiştir; karar
yetersayısı vardır. (DYP sıralarından "Sağ ol Sayın Başkan" sesleri, alkışlar)
Efendim, Genel Kurul sağ olsun; çünkü, yetersayıyı Sayın Genel Kurul sağladı.
1 inci maddeyi okutuyorum:
832 Sayılı Sayıştay Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun
Teklifi
MADDE 1. – 21.2.1967 Tarih ve 832 sayılı Sayıştay Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasının (c) bendindeki
“görevlerde” ibaresinden sonra gelen “bulunmuş olmak” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve (B) fıkrasına aşağıdaki (d) bendi
eklenmiştir.
d) Lisans düzeyinde yüksek öğrenimi tamamladıktan sonra kamu hizmetinde en az yirmi yıl çalışmış olmak kaydıyla, İçişleri
Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı merkez denetim elemanlığı görevlerinde,
Bulunmuş olmak.
BAŞKAN – Madde üzerinde gruplar adına söz talebi?.. Yok.
Kişisel söz talebi?.. Yok.
Önerge yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde, okunduğu şekliyle kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2. – Sayıştay Kanununun Anayasa Mahkemesinin 11.7.1991 tarih; E:1990/39, K:1991/21 sayılı kararı ile iptal edilen
5 inci maddesi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.
Madde 5. – Sayıştay Birinci Başkanı, bu Kanunda yazılı niteliklere sahip isteklilerden Ek 8 inci madde esaslarına göre
Sayıştay Başkan ve Üyeleri Ön Seçim Geçici Komisyonunca belirlenecek iki aday arasından Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel
Kurulunca gizli oyla seçilir.
Birinci Başkan seçilebilmek için Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az olmamak
kaydıyla ilk oylamada mevcudun salt çoğunluğunun oyu aranır. İlk oylamada sonuç alınmadığı takdirde, ikinci oylamada en fazla
oy alan aday seçilmiş olur.
Birinci Başkanın görev süresi yedi yıldır. Süresi biten yeniden seçilebilir. Yeniden seçilemeyen veya seçime girmeyen Birinci
Başkanın görev süresi yeni Başkan göreve başlayıncaya kadar devam eder. Görevi sona eren Birinci Başkan boş kadro şartı
aranmaksızın Sayıştay üyesi olarak göreve devam eder, boşalan ilk üye kadrosu kendisine tahsis edilir.
BAŞKAN – 2 nci madde üzerinde gruplar adına söz talebi?.. Yok.
Kişisel söz talebi?.. Yok.
Bir adet değişiklik önergesi var.
Efendim, hatırlayacaksınız, İçtüzüğümüzün 87 nci maddesi yeni bir düzenlemeyle bir hüküm getirdi; önerge sahibi,
gerekçesinin okunmasını arzu ederse, kendisine söz verme imkânımız yok; yok, gerekçem okunmasın buyurursa, o takdirde söz
verme imkânım var.
Önerge sahibine soruyorum...
ÖNDER SAV (Ankara) – Gerekçenin okunması yeterli Sayın Başkan.
BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.
Önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 24 sıra sayılı 832 sayılı Sayıştay Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı
Maddeler Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin 2 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Önder Sav Oya Araslı Fatih Atay
Ankara İçel Aydın
Zeki Çakıroğlu İsmet Atalay Bekir Kumbul
Muğla Ardahan Antalya
Atilâ Sav Yahya Şimşek Celal Topkan
Hatay Bursa Adıyaman
Metin Arifağaoğlu
Artvin
Madde 2- Sayıştay Kanunun, Anayasa Mahkemesinin 11.7.1991 tarih; 1990/39, K: 1991/21 sayılı kararıyla iptal edilen 5 inci
maddesi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.
Madde 5- Sayıştay Birinci Başkanı, ek 8 inci madde esaslarına göre kurulacak "Önseçim Geçici Komisyonu" tarafından bu
Kanunda yazılı niteliklere sahip oldukları belirlenen adaylar arasından, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca gizli oyla
seçilir.
Birinci Başkan seçilebilmek için Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az olmamak
kaydıyla, ilk oylamada mevcudun salt çoğunluğunun oyu aranır. İlk oylamada sonuç alınamadığı takdirde, ikinci oylamada en fazla
oy alan aday seçilmiş olur.
Birinci Başkanın görev süresi yedi yıldır. Süresi biten yeniden seçilebilir. Yeniden seçilemeyen veya seçime girmeyen Birinci
Başkanın görev süresi, yeni başkan göreve başlayıncaya kadar devam eder. Görevi sona eren birinci başkan, boş kadro şartı
aranmaksızın, Sayıştay üyesi olarak göreve devam eder, boşalan ilk üye kadrosu kendisine tahsis edilir.
Gerekçe:
Getirilen kanun teklifinin 2 nci maddesinde, Sayıştay Birinci Başkanının "Sayıştay Başkan ve üyeleri, Önseçim Geçici
Komisyonu" tarafından belirlenecek iki aday arasından Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca seçileceğine ilişkin bir
hüküm yer almaktadır. Bu hüküm, Anayasa Mahkemesinin 23 Mayıs 1992 tarih ve 21236 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan
11.7.1991 tarih ve E: 1990/39, K: 1991/21 sayılı kararına ve dolayısıyla da Anayasanın, Anayasa Mahkemesi kararlarının
bağlayıcılığı ilkesini ifade eden 153 üncü maddesine aykırıdır; çünkü, Anayasa Mahkemesi, söz konusu kararının gerekçesinde,
Türkiye Büyük Millet Meclisi adına, genel ve katma bütçeli dairelerin bütün gelir ve giderleriyle mallarını denetlemek ve
sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak, işlemleri yerine getirmekle görevli olan Sayıştayın Başkan ve üyelerinin
seçiminin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca yapılmasının, Anayasadan doğan bir zorunluluk olduğunu, adı ve görevi
ne olursa olsun, hiçbir komisyonun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna verilmiş bir yetkiyi kullanamayacağını
açıklamıştır.
Başvurular arasında yapılacak bir elemenin, seçimin bir aşaması olduğu gerçeğinden hareket edilirse, bu konuda yetkili kılınan
komisyon, Anayasa Mahkememize göre, Anayasadan kaynaklanmayan bir yetkiyi kullanacaktır.
Anayasa Mahkemesinin ilgili kararına ve dolayısıyla Anayasanın 160, 153 ve 6 ncı maddelerine aykırı görünen bu
düzenlemeye, Anayasa Mahkemesi kararına ve Anayasa ilkelerine uygun bir öngörünüm kazandırabilmek amacıyla böyle bir
değişikliğe gidilmesi ve "Önseçim Geçici Komisyonu" na, adayların, yalnız kanunda gösterilen nitelikleri taşıyıp taşımadığı
konusunda bir inceleme yapmak yetkisinin bırakılması uygun görülmüştür.
BAŞKAN – Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu efendim?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BİLTEKİN ÖZDEMİR (Samsun) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Hükümet katılıyor mu?
ADALET BAKANI MEHMET AĞAR (Elazığ) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Katılmıyorsunuz.
Önergeye, Sayın Komisyon ve Sayın Hükümet katılmadı.
İçtüzüğümüzün 87 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası gereği, önerge sahibine söz verme imkânımız yok.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde, tertip edildiği şekliyle kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3. – Sayıştay Kanununun 6 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 6. – Sayıştay’da boşalan üyeliklerin beşte üçü Sayıştay Meslek Mensuplarından, geriye kalanlarının en az yarısı
Maliye Bakanlığı Meslek Mensuplarından olmak üzere, 4 üncü maddenin (B) fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerinde sayılan diğer
adaylar arasından seçilir. Bu oranların uygulanmasından tamsayı yanında meydana gelen kesirler bir adet olduğu takdirde Sayıştay
Meslek Mensupları, iki adet olduğu takdirde, biri Sayıştay Meslek Mensupları, diğeri ise Maliye Bakanlığı kontenjanına aktarılır.
Sayıştay Başkanlığı boşalan üyelik sayısının beşi bulduğu tarihten itibaren yedi gün içinde başlamak üzere Resmi Gazete ve
diğer basın ve yayın organları kanalı ile seçim için duyuru yapar. Başvurular Sayıştay’a yapılır. Üye adaylığı için başvuru süresi,
ilk duyuru tarihinden itibaren bir aydır.