Yazılı ve Sözlü Sorular Araştırma Komisyonları Soruşturma Komisyonları
                                                                      Son Tutanak Tutanak Sorgu Tutanak Metinleri Gizli Oturum Tutanakları
                                                                                                                                            Uluslararası Komisyonlar Dostluk Grupları
                                                                                      Genel Sekreterlik Mevzuat Telefon Rehberi Etik Komisyon Duyurular
T.B.M.M.
TUTANAK DERGİSİ

CİLT : 6

55 inci Birleşim
22 . 5 . 1996 Çarşamba



İÇİNDEKİLER

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – YOKLAMALAR
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
1. – Aydın Milletvekili Sema Pişkinsüt’ün, Meclis yaşamı ile personele ilişkin gündem dışı
konuşması
2. – Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, Çoruh Vadisi üzerinde yapılması planlanan hidroelektrik
santrallara ilişkin gündem dışı konuşması
3. – İstanbul Milletvekili Sedat Aloğlu’nun, 1 Mayıs 1996’da Kadıköy’deki olaylar sırasında zarar
gören esnafın sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması ve İçişleri Bakanı Ülkü Güney’in
cevabı
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Ağrı Milletvekili Cemil Erhan’ın, Anayasa ve Adalet Komisyonu üyeliğinden çekildiğine
ilişkin önergesi (4/24)
2. – Kütahya Milletvekili Ahmet Derin’in, (10/13) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonu
üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/25)
V. – ÖNERİLER
A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1. – Gündem dışı görüşülecek konuların yeniden düzenlenmesine ve çalışma saatlerine ilişkin
DYP ve ANAP Grupları önerisi
2. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul çalışmalarına ara verilmesine ilişkin DYP ve RP
Grupları önerisi
VI. – SEÇİMLER
1. – (10/13, 53) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim
2. – Radyo Televizyon Üst Kurulunda açık bulunan üyeliklere seçim
VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER
1. – Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet
Komisyonu Raporu (1/300) (S. Sayısı : 14)
VIII. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – Kayseri Milletvekili Abdullah Gül’ün, Türkiye’deki Rum ve Ermeni kiliselerinin vakıflarına
ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Emre Gönensay’ın yazılı cevabı (7/599)
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMMGenel Kurulu saat 15.00’te açıldı.

Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir, 7 - 9 Mayıs tarihlerinde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile birliket katıldığı Özbekistan
ziyaretine ilişkin gündem dışı açıklamada bulundu; DYPKayseri Milletvekili Osman Çilsal, RPAnkara Milletvekili Şaban Karataş,
ANAPKars Milletvekili Yusuf Selahattin Beyribey, CHPAnkara Milletvekili Ali Dinçer, DSPKars Milletvekili Çetin Bilgir de
grupları adına görüşlerini belirttiler.
Adana Milletvekili İ. Ertan Yülek, Orta Asya ve Azerbaycan petrol boru hatlarına ilişkin gündem dışı birer konuşma yaptı.
Bursa Milletvekili Hayati Korkmaz’ın, Türkiye’ye göçmen olarak Bulgaristan’dan gelen soydaşlarımızla, Rusya’dan gelen
Ahıska Türklerinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşmasına Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir cevap verdi.
İsviçre’ye gidecek olan Sağlık Bakanı Yıldırım Aktuna’ya, dönüşüne kadar, Millî Eğitim Bakanı Turhan Tayan’ın,
Amerika Birleşik Devletlerine gidecek olan Dışişleri Bakanı Emre Gönensay’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Nahit Menteşe’nin,
Fransa’ya gidecek olan Devlet Bakanı Ufuk Söylemez’e, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Yaman Törüner’in;
Vekâlet etmelerinin uygun görülmüş olduğuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Denizli Milletvekili Hilmi Develi ve 14 arkadaşının, esnaf ve sanatkârların sorunlarının araştırılarak alınması gereken
tedbirlerin belirlenmesi,
Bitlis Milletvekili Zeki Ergezen ve 24 arkadaşının, tütün üreticilerinin içinde bulundukları sorunların ve tütün politikamızın
tespiti,
Amacıyla birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri (10/75), (10/76) okundu; önergelerin gündemde yerini alacağı,
öngörüşmelerinin sırasında yapılacağı bildirildi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Sayıştay Başkanlığının 1994 Malî Yılı Kesinhesabına İlişkin Türkiye Büyük
Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu Raporu (5/1) (S. Sayısı : 11) Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Yozgat Milletvekili Kâzım Arslan’ın (6/175),
Niğde Milletvekili M. Salih Katırcıoğlu’nun (6/179),
Numaralı sözlü sorularını geri aldıklarına ilişkin önergeleri okundu; sözlü soruların geri verildiği açıklandı.
Brüksel’de 30 -31 Mayıs 1996 tarihleri arasında düzenlenecek “Barışa Bir Şans -Balkanlarda Sesini Yükselten Kadınlar”
konulu toplantıya TBMM’yi temsilen katılacak Parlamento heyetine ilişkin Başkanlık tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
Moldova Parlamentosundan alınan resmî davete icabet edilmesine,
Türkiye -Arjantin, Türkiye -Arnavutluk, Türkiye -Azerbaycan, Türkiye -Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye -Fransa, Türkiye -
Gürcistan, Türkiye -Güney Kore, Türkiye -Japonya, Türkiye -Kazakistan, Türkiye -Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye -
Kırgızistan, Türkiye -Kuveyt, Türkiye -Makedonya, Türkiye -Meksika, Türkiye -Moldova, Türkiye -Pakistan, Türkiye -Romanya,
Türkiye -Rusya Federasyonu, Türkiye -Şili, Türkiye -Tacikistan, Türkiye -Türkmenistan Dostlok Gruplarının kurulmasına,
Macaristan Parlamento Başkanının, Budapeşte’de yapılacak olan Avrupa Parlamento Başkanları Toplantısına
TBMMBaşkanını davetine icabet edilmesine;
İlişkin Başkanlık tezkereleri kabul edildi.
(9/1) ve (9/2) esas numaralı Meclis Soruşturması komisyonlarına, siyasî parti gruplarınca gösterilen adaylar arasından ad
çekme suretiyle üyeler seçildi.
Başkanlıkça, (9/1) ve (9/2) esas numaralı Meclis Soruşturması komisyonlarının başkan, başaknvekili, sözcü ve kâtip üye
seçimini yapmak üzere toplanacakları gün, saat ve yere ilişkin duyuruda bulunuldu.
(6/58), (6/1), (6/2), (6/3), (6/4), (6/65) numaralı sözlü soruların görüşülmesi, soru sahibi ve ilgili bakanın,
(6/60) numaralı sözlü sorunun görüşülmesi de, ilgili bakanın,
Genel Kurulda hazır bulunmamaları sebebiyle ertelendi.
Grupların da mutabakatıyla, gündemdeki Meclis araştırması önergesinin öngörüşmesine geçilmeyeceği açıklandı.
22 Mayıs 1996 Çarşamba günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 17.35’te son verildi.

Hasan Korkmazcan
Başkanvekili
Kâzım Üstüner Mustafa Baş
Burdur İstanbul
Kâtip Üye Kâtip Üye



II. – GELEN KÂĞITLAR
22 . 5 . 1996 ÇARŞAMBA
Teklifler
1. – Denizli Milletvekili Hilmi Develi ve 26 Arkadaşının; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun Bazı Maddelerinin
Değiştirilmesi ve Ek Maddeler Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/295) (İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi : 15.5.1996)
2. – İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 15 Arkadaşının; Devlet Memurları Kanununa Bir Ek Madde Eklenmesi Hakkında
Kanun Teklifi (2/296) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.5.1996)
3. – İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 15 Arkadaşının; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/297) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.5.1996)
4. – Bingöl Milletvekili Hüsamettin Korkutata ve 33 Arkadaşının; Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi (2/298) (İçişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 15.5.1996)
5. – Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak ve 31 Arkadaşının; Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun Bir Maddesinde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/299) (Millî Savunma ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
15.5.1996)
Sözlü Soru Önergeleri
1. – Muğla Milletvekili Zeki Çakıroğlu’nun çiftçilere tarım girdilerinde uygulanan sübvansiyon nedeniyle yapılması gereken
ödemelere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/184) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.1996)
2. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Boğaz Köprüsüne bariyer veya koruyucu bir sistemin yapılmasına ilişkin
Başbakandan sözlü soru önergesi (6/184) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.1996)
3. – Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Ağrı Havaalanına ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/186)
(Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.1996)
4. – Şanlıurfa Milletvekili Zülfikâr İzol’un, Harran Üniversitesinin kadro ihtiyacına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi
(6/187) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.1996)
5. – Manisa Milletvekili Hasan Gülay’ın, tütün üreticilerine olan borçlarını ödemeyen tüccarlara karşı alınacak tedbirlere
ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/188) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.5.1996)
Yazılı Soru Önergeleri
1. – İzmir Millekvekili Sabri Ergül’ün, Türkiye İşçi Emeklileri Cemiyeti üyelerinin aidatlarının SSK tarafından kaynakta
kesilmesinin mevzuata uygun olup olmadığına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/852)
(Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.1996)
2. – İzmir Millekvekili Sabri Ergül’ün, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait İzmir -Alsancak semtindeki bir arsanın kat karşılığı
bir müteahhide verildiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/853) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.1996)
3. – İzmir Millekvekili Sabri Ergül’ün, Menemen İlçe Emniyet Müdürünün bir müdafii tehdit ettiği iddiasına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/854) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.1996)
4. – Sıvas Milletvekili Abdullatif Şener’in, Başbakanlık örtülü ödeneğinin yıllar itibariyle miktarına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/855) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.1996)
5. – Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın, Erzincan Merkeze bağlı bazı kasaba ve köylere teröristlerce yapılan saldırılar
sonucunda meydana gelen zararlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/856) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.1996)
6. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Genel Müdürlüğüne ait lojmanların dağıtımına ilişkin
Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/857) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.1996)
7. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, 12 Eylül 1980 tarihinden bu yana yıllar itibariyle örtülü ödenekten yapılan
harcamalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/858) (Başkanlığa geliş tarihi : 16.5.1996)
8. – Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın, Nevşehir -Derinkuyu İlçesinde kadastrosu yapılan bazı yerlerin tapu
belgelerinin para karşılığında verildiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/859) (Başkanlığa geliş tarihi :
16.5.1996)
9. – İzmir Millekvekili Sabri Ergül’ün, polisin dur ihtarına uymadığı gerekçesiyle öldürüldüğü iddia edilen bir gence ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/860) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.5.1996)
10. – Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, T.C. Ziraat Bankasının bazı giderleri ile kârına ilişkin Devlet Bakanından
yazılı soru önergesi (7/861) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.5.1996)
11. – Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, Vakıflar Bankasının bazı giderleri ile kârına ilişkin Devlet Bakanından
yazılı soru önergesi (7/862) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.5.1996)
12. – Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, T. Halk Bankasının bazı giderleri ile kârına ilişkin Devlet Bakanından
yazılı soru önergesi (7/863) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.5.1996)
13. – Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın, Etibank’ın bazı giderleri ile kârına ilişkin Devlet Bakanından yazılı soru
önergesi (7/864) (Başkanlığa geliş tarihi : 17.5.1996)

BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati : 15.00
BAŞKAN : Başkanvekili Hasan KORKMAZCAN
KÂTİP ÜYELER : Kâzım ÜSTÜNER (Burdur), Mustafa BAŞ (İstanbul)


BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 55 inci Birleşimini açıyorum.
III. Y O K L A M A
BAŞKAN – Ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır; sayın milletvekillerinin, salonda bulunduklarını yüksek sesle
belirtmelerini rica ediyorum.
(Antalya Milletvekili Sami Küçükbaşkan’a kadar yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın miletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim; ancak, bugün gündemimizin çok
yüklü olması dolayısıyla, arkadaşlarımın, sürelerini çok tasarruflu olarak kullanmalarını rica ediyorum.
IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – Aydın Milletvekili Sema Pişkinsüt’ün Meclis yaşamı ile personele ilişkin gündemdışı konuşması
BAŞKAN – İlk sırada, Aydın Milletvekili Sayın Sema Pişkinsüt, Meclis yaşamı ve personelin mağduriyeti konusunda
gündemdışı söz talep etmiştir.
Buyurun Sayın Pişkinsüt. (DSP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 5 dakikadır.
SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) — Sayın Başkan, saygıdeğer üyeler; 24 Eylül 1923’te Atatürk, Teşkilatı Esasiye Kanununa göre
“Hâkimiyet, kayıtsız şartsız milletindir. İcra kudreti, teşri salâhiyyeti, milletin yegâne hakiki mümessili olan Mecliste tecelli ve
temerküz etmiştir” diyerek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurulma gerekçesini ortaya koymuştur; buradan hareketle, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin üstünde hiçbir güç tanınmamıştır.
Bizler, bu gücü korumada, sadece yasama görevlerimizi yerine getirmekle -ki, o da tartışılır- yeterli olabilir miyiz? Milletvekili
olmanın, elbette, bir ahlakî ve etik değeri de vardır.
Geçtiğimiz Kurban Bayramında, ilim Aydın’da tek tek dolaştığım 47 köyde, ortak olarak aldığım mesaj üç noktada
toplanabilir:
1-Kendinize çekidüzen verin.
2-Kavga etmeyin.
3-Sorunlarımıza çözüm getirin.
Ama, maalesef, bugün, Meclis içerisinde bile, yeterince saygınlık ve nezaket yok; çoğu kez, gözlerde, sevgi, hoşgörü, heyecan
göremiyoruz; yeri geliyor, çeşitli kaynaklı personel şikâyetleri ve mağduriyeti, idarece “milletvekilidir, bir şey yapamayız” diye geri
çevriliyor, yeri geliyor, yasa koyucu milletvekilleri, kuralları, bizzat kendileri çiğniyor. “Milletvekillerinden başkası giremez” yazılı
yerlere, milletvekilleri, yanlarında birçok kişiyi taşıyor. Silah, cep telefonu taşınmaz deniyor; ama, mevcut olduğunu hepimiz
biliyoruz. Ya kuralları koymayalım ya da uygulayalım.
Özellikle, halkla ilişkiler binası A ve B bloklarında, büyük bir laubalilik ve başıboşluk mevcut. Kulislerde, onlarca bürokratın
işi ne!.. Milletvekilleri, iş takipçiliği yerine aslî görevlerini icra etseler, bu tür ilişkiler olabilir mi?
Bugüne kadar, düzenleme ve düzeltme konusundaki istekler, iyi niyetlere rağmen, yeterli ve sürekli olamamıştır; çünkü, konular,
bazı milletvekilleri tarafından, gerek liyakat gerek disiplin gerekse uygulama açısından delinmiştir. Konunun, biz milletvekilleri
tarafından toplu olarak algılanması ve çözüm önerilerinin getirilmesi gerekir.
Lütfen, önce personele bakalım. Gelmeden maaş alan sekreterler, gelmeden maaş alan danışmanlar... İnsan çok, işi yok...
Geçici getirilen, nitelik aranmayan sekreterler, ikinci maaş uğruna, milletvekillerine bağımlı kalma ihtiyacındalar. Sekreterler, âdeta
köle gibi kullanılıyor... ODTÜ, Bilkent ve Hacettepe gibi nice okullarda büro yönetimi ve sekreterlik eğitimi verilirken, bırakınız
bilgisayar, daktilo kullanmayı, lisan bilmeyi, konuşmasını, telefon kullanmasını, yazı yazmasını, giyinmesini bilmeyen sekreterler
mevcut. “Canım”, “hayatım”, “canikom” hayret biçimde kullanılıyor! Basmadan terliğe kadar her türlü kıyafet ve sakız mevcut,
sigara her yerde yaygın. Dürüst ve liyakat sahibi olanların da, hakları savunulmuyor.
Oturmasını, konuşmasını bilmeyen, bıyık büken, tespih çeken ordu kadar kalabalık; nitelikleri kesin tartışılır danışman,
koruma mevcut. Bu israf neden?
Koridorlardan gelip geçerken, odalara bakmaya çekiniyoruz. Büyük kısmı, milletvekillerinin haberi olmadan iş takibi
yapıyorlar. Her milletvekili kendi elemanından sorumlu olsa, bu cüreti kendilerinde bulabilirler mi?
Disiplin sağlaması gereken şef ve daha üst kadrolarda ise, genellikle atalet ve bananecilik hâkim; sebebi, uygulama
yaptıklarında, milletvekili korumasıyla ekmeklerinden olma tehlikesi.
Tasarruf tedbirleri uygulanmıyor; fakslar kontrolsüz, fotokopi denetimsiz; seçim bildirgelerinden matematik kitaplarına kadar
basılıyor; arabalar seçim bölgelerinde kullanılıyor; herkesçe suiistimal edilen korkunç telefon bağlantıları ve konferans
konuşmaları var. Milletvekilleri eliyle yedi sülaleye doktorluktan ilaç alınıyor. Enerji ise, tasarruf edilmiyor.
Temizlik konusu tamamen eksik. Mecliste, bayan tuvaletlerinde bayan eleman mevcut değil. Hizmetli personelin amacı, torpil
bulup memur olmak. İbadete asla karşı çıkmayız; ancak, Meclis içerisinde her an ulaşılabilecek güzel bir camimiz mevcutken,
tuvaletlerde aptes alınıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Konuşmanızı toparlayın efendim.
SEMA PİŞKİNSÜT (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkan.
Meclis Televizyonunda bile liyakat söz konusu değil. Kısaca, bu Yüce Meclis, partizanlığın da hâkim olduğu, âdeta rant
kaynağı haline gelmiş.
Keyfî uygulamaları durdurmada, personelin hak ve onurunu korumada, eğitimlerinde, hakça kadro dağıtımında, bizzat kendi
eğitimimizde başarılı olamazsak, nasıl, ülkeye, geleceğe, çağdaşlığa umut olabiliriz. Yüce Meclisin ahlakî değerleri, etiği, her
şeyden üstündür. Bu anlayış, elbette partilerüstüdür ve tüm milletvekillerini kapsar ve bağlar.
Bu inancın yaygınlaştırılması ve korunması hususunu, başta Meclis Başkanımız olmak üzere, Yüce Meclisin takdirlerine
saygılarımla arz ediyorum.
Teşekkür ederim Sayın Başkanım. (DSP ve DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Aydın Milletvekili Sayın Sema Pişkinsüt’e teşekkür ediyorum.
2. – Erzurum Milletvekili Aslan Polat’ın, Çoruh Vadisi üzerinde yapılması planlanan hidroelektrik santrallara ilişkin
gündemdışı konuşması
BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, gündemdışı ikinci söz talebi, Erzurum Milletvekili Sayın Aslan Polat’ın.
Sayın Polat, Çoruh Vadisi üzerinde yapılması planlanan hidroelektrik santrallarla ilgili görüşlerini belirtecekler.
Buyurun Sayın Polat. (RP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 5 dakikadır.
ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ülkemizde, 1995 yılında, 86,3 milyar kilovat/saat toplam
enerji üretimi sağlanmış olup, yılda, ortalama yüzde 8 civarında artan elektrik enerjisi talebi vardır. Ekonomi ve sanayinin temel ve
vazgeçilmez girdilerinden olan elektrik enerjisi talebinin, 2000 yılında 130 milyar kilovat/saate, 2010 yılında 271 milyar
kilovat/saate ulaşması beklenmektedir. Bir başka deyişle, 2000 yılında bugünkü Türkiye üretiminin 1,5 katı, 2010 yılında ise,
bugünkü üretimin 3,14 katı elektrik enerjisine ihtiyacımız olacaktır. Bu talebin sürekli, güvenilir ve kaliteli biçimde
karşılanabilmesi, her şeyden önce planlanan elektrik tesisi yatırımlarının zamanında gerçekleştirilmesine ve ileriye dönük olarak da
yeni yatırımların yapılmasına bağlı bulunmaktadır.
Bu bakımdan, Çoruh Havzası, hidroelektrik santralı bakımından ülkemizin en bakir alanıdır. Havzanın ana akarsuyu, havzaya
adını veren 466 kilometre uzunluğundaki Çoruh Nehridir. Mescitli Dağlarından doğan bu akarsu, Erzurum, Bayburt ve Artvin’den
geçerek Batum’a ulaşır, Gürcistan’ın Batum şehrinden Karadenize dökülür; toplam 466 kilometre uzunluğunun 442 kilometrelik
bölümü Türkiye topraklarında...
BAŞKAN – Sayın Polat, mikrofona biraz yaklaşır mısınız.
ASLAN POLAT (Devamla) – ... 24 kilometrelik aşağı bölümü Gürcistan topraklarındadır.
Çoruh Nehri, sınır aşan nehirlerimizin, uzunluğu en kısa olanlarından biridir; ortalama akışı, saniyede 202 metreküptür; kar ve
yağmur sularıyla beslenir. Çoruh Havzasında tespit edilen enerji imkânlarından 3185 megavatlık kurulu güçle, yılda ortalama
10,468 milyar kilovat/saat enerji elde edilecektir. Ana kol üzerindeki ünitelerin toplam kurulu gücü 2745 megavat, yıllık ortalama
enerjisi ise, 9,081 milyar kilovat/saattir. Master plana göre, Çoruh Nehri, Türkiye hidroelektrik potansiyelinin yüzde 13’lük bölümüne
sahiptir. Ana kol üzerindeki projelerden Erenler, Olur, Ayvalı, Lâleli, İspir, Güllübağ, Aksu, Çamlıkaya, Arkun Barajlarının
yapılabilirlik raporları hazırdır. Yusufeli, Artvin, Deriner, Borçka, Muratlı Barajlarının ise kesin projeleri hazırdır. Yan kollar
üzerindeki projelerden 4 adedinin master planı, 14 adedinin ise inkişaf projeleri hazırdır. Bu yan kollardaki projelerin kurulu gücü
440 megavat, yıllık ortalama enerjisi ise 1,407 milyar kilovat/saattir.
Fayda/masraf oranı 1’den büyük olan projeler, ekonomik yönden uygun bulunmaktadır. Buradaki projelerin fayda/masraf oranı
1,1 ila 1,80 arasında değişmekte olup, son derece ekonomik projelerdir. Baraj yüksekliği ortalama 100-200 metre arasında
değişmekte; düşü yüksekliği büyük, göl hacmi göl alanına göre oldukça fazladır. Dolayısıyla, baraj alanının hacme göre az, suların
kapladığı alanın tamamen boş ve bakir arazi olması, istimlâk işini çok kolaylaştırmaktadır. Bu projeler enerji maksatlı olduğu için,
su kirlenmesi olmamakta ve sınır aşan akarsu olmasına rağmen hiçbir problem de yaratmamaktadır.
Bu projelerden yapım önceliği Deriner Barajı ve Hidroelektrik Santralına verilmekte olup, Türk-Rus-İsviçre firmalarından
oluşan bir konsorsiyumla görüşmeler sürmekte ve bir aksama olmazsa, tahminî olarak, Deriner Hidroelektrik Santralının 2003, Laleli
Hidroelektrik Santralının ise 2010 yılında bitirilmesi planlanmaktadır.
Normal bir hidroelektrik santralın kati projelerinin yapılmasının ortalama 3 yılı aldığı düşünülürse, kati projeleri hazır
olmayan projelere bir an önce başlanmalıdır.
Yalnız, 1996 yılında 89 trilyon 888 milyar Türk Lirası olan Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı bütçesiyle bu projelerin 2010
yılında bitirilmesi mümkün değildir.
Ana koldaki toplam 13 adet hidroelektrik santralın maliyeti, 1996 birim fiyatlarıyla 293,2 trilyondur. Yalnız, bu projelerin
toplam finansmanı, 1996 yılı Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı bütçemizin 3,26 katıdır; fakat, 1996 yılında, hidroelektrik
santrallarından yalnız 1995 yılında önergeli olarak yatırıma giren Laleli Barajına, 1,2 milyar Türk Lirası ödenek konulmuştur.
Çoruh Vadisindeki bu hidroelektirk santrallardan yalnızca bir adedine 1,2 milyar Türk Lira ödenek konmasına rağmen, yerli ve
yabancı konsorsiyumlar, toplam keşif bedelleri 208 trilyon lira tutan Deriner, Yusufeli, Borçka, Aksu, Arkun ve Muratlı hidroelektrik
santrallarının yapımına, yap-işlet modeli çerçevisinde teklif vermişlerdir. Bu tekliflerin bir an önce incelenerek, şartları uygun
olanlarınyapımına acilen başlanmalıdır.
Çoruh Havzasının tek sulama amaçlı projesi, Pazaryolu Projesidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Konuşmanızı toparlayın efendim.
ASLAN POLAT (Devamla) – Tamam efendim.
Bu projenin çalışmalarında zemindeki akma ve heyelanlardan dolayı, bazı aksamalar olmaktadır. Bu projeyle, 655 hektar alan
sulanabilecektir. Bu proje de 1995 yılında önergeli olarak programa girmiş olup, 1996 yılında 2 milyar Türk Lirası ödenek
konmuştur. Projenin bedeli, 1996 yılı fiyatlarıyla 360 milyar Türk Lirasıdır; fakat, bu iki projenin de ihalesi yapılmamıştır.
Netice olarak, Çoruh Havzası, enerji üretimi bakımından son derece ekonomik, çevre kirliliği yapmayan; fakat, el atılmamış
bölgemizdir. Bu projeler, bölgeye büyük bir ekonomik dinamizm getireceği gibi, ülkemizin enerji ihtiyacına da büyük ölçüde katkıda
bulunacaktır; ayrıca, balıkçılık, turizm gibi alanlardaki gelişmelerle, ülkemizin en fazla göç veren bu bölgesine hayatiyet
getirecektir. Ancak, bu bütçelerle bu projelerin hayatiyet kazanması imkânsız gibidir. Bunun için, vakit geçirilmeden, yap-işlet
yöntemleri ve yabancı sermaye acilen devreye sokulmalıdır.
Bu projelerde bugüne kadar verimli çalışmalar yapan ve önemli hizmetleri geçen Devlet Su İşleri 8 inci Bölge Müdürü Sayın
Necdet Özdemir’in görevden alınmasının bölgede üzüntüyle karşılandığını da bu vesileyle belirtmek isterim.
Yıllarca istikşaf, master plan, yapılabilirlik ve kesin proje safhalarında sürüncemede bırakılan bu projelerin fiilen yatırıma
dönüştürülmesini diler; hepinize saygılar sunarım. (RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Erzurum Milletvekili Sayın Aslan Polat’a teşekkür ediyorum.
3. – İstanbul Milletvekili Sedat Aloğlu’nun, 1 Mayıs 1996’da Kadıköy’deki olaylar sırasında zarar gören esnafın sorunlarına
ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Ülkü Güney’in cevabı
BAŞKAN – Bugün, gündemdışı söz verebildiğim son arkadaşımız, İstanbul Milletvekili Sayın Sedat Aloğlu, 1 Mayıs 1996
tarihinde Kadıköy’de yaşanan olaylar sırasında zarar gören esnafın sorunlarıyla ilgili söz talebinde bulunmuşlardır.
Buyurun Sayın Aloğlu. (DYP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 5 dakikadır.
M. SEDAT ALOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum. 5 dakikalık süremi de tamamen kullanmayacağımı
ümit ediyorum.
Yüce Meclisin değerli üyeleri, hepinize en iyi dileklerimi ve saygılarımı sunuyorum.
17 Mayıs günü, İstanbul milletvekili Sayın Tayyar Altıkulaç ile beraber, başta Kadıköy Belediye Başkanı olmak üzere,
Kadıköy bölgesindeki birçok esnafı, geçmiş olsun amacıyla ziyaret ettik. Burada, edinmiş olduğumuz izlenimleri Yüce Meclisin
bilgisine, takdirine sunmayı bir görev farz ediyoruz.
Bir defa, Kadıköy bölgesi, bu tip bir gösteri yürüyüşü için uygun bir mekân değildir. Devlet, 1 Mayıs sonrasında, olan olayların
telafisi ve esnafın sorunlarıyla ilgilenme konusunda tatminkâr bir davranış içerisinde bulunmuştur. Ziyaret etmiş olduğumuz bütün
esnaf, bu konuda gösterilen ilgiden fevkalade memnundur. Zarar ziyan rakamları, medyada çıkmış olduğu kadar büyük değildir; 100
milyarlar söz konusu edilmektedir; halbuki, 30 milyarın altında bir rakam tespit edilmiştir. Kaldı ki, bu yerlerin çok büyük bir kısmı
sigortalıdır. Dolayısıyla, tahminimize göre, devletin kasasından çıkacak rakam 10 milyarın içerisindedir. Esnafın, gayet tabiî ki, en
büyük dileği bu ödemelerin bir an önce yapılmasıdır.
Ancak, yine esnaftan edinmiş olduğumuz bir intibaı takdirlerinize sunmak istiyorum: Bu olaylar sırasında, bazı grupların ve
bazı kişilerin hareket tarzlarının, medyada gösterilen belli bazı şiddet içeren filmlerin etkisi altında kaldığını bildirerek,bunu
Meclise sunma bakımından bizden ricacı oldular.
Biz, 20 Mayıs günü Kadıköy Kaymakamını da ziyaret ettik ve 1 Mayıstan sonra Kaymakamlığın yaptığı hizmetlerden dolayı,
kendilerine, kendimiz adına teşekkür ettik.
Bu konuları bilgilerinize sunmak için söz aldım; hepinize çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum efendim. (DYP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – İstanbul Milletvekili Sayın Sedat Aloğlu’na teşekkür ediyorum.
Sayın Aloğlu’nun gündemdışı konuşması üzerine, Sayın İçişleri Bakanı söz talebinde bulunmuşlardır.
Buyurun Sayın Bakan. (ANAP sıralarından alkışlar)
İÇİŞLERİ BAKANI ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; İstanbul Milletvekili Sayın Sedat
Aloğlu’nun gündemdışı konuşmasına cevap vermek için söz aldım. Bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli Aloğlu’na huzurlarınızda teşekkür ediyorum böyle bir konuşma yaptığı ve bize de bu cevabı verme imkânını
sağladığı için.
1 Mayıstaki olaylarla ilgili, 7 Mayısta, Hükümet adına gündemdışı bir konuşma yapmıştım; 14 Mayısta da, bir araştırma
önergesi üzerine, bu konunun bütün detayları Mecliste görüşülmüştü. O bakımdan, 1 Mayıs olaylarını tekrar anlatmayacağım;
ancak, Sayın Aloğlu’nun, buradaki, esnafımıza yapılacak zarar ziyan tazminatıyla ilgili ifadelerine cevap vermek istiyorum.
Olayları müteakip, gerek idarî ve gerek adlî soruşturma başlamıştı. Kadıköy Kaymakamlığınca kurdurmuş olduğumuz bir
komisyon marifetiyle, yaptırdığımız tespitler sonucu, söz konusu olaylar esnasında 96 işyeri ile 12 aracın hasar gördüğü, bu zararın
belirlenebilen parasal değerinin de toplam 26 milyar 922 milyar 088 bin Türk Lirası olduğu şeklinde bir ön rapor hazırlanmıştır.
Bize verilen ön rapor budur; ancak, bu ön raporla birlikte, geri kalan, detay incelemeler de yapılmaktadır. Henüz, daha kesin rapor
elimize geçmiş değildir.
Buradan şunu ifade etmek istiyorum ki, zarar ve ziyan gören esnafımızın zararları mutlaka tazmin edilecektir. Bakanlar
Kurulumuzun, 1 Mayısı müteakip yapılan toplantısında bu karar alınmıştı. Kesin raporu bekliyorum. Kesin rapor alındıktan
sonra, burada, zarar ve ziyana uğrayan esnafımıza her türlü yardım yapılacaktır ve zararları için de gerekli maddî olanaklar
sağlanacaktır.
Sayın Aloğlu’na, tekrar teşekkür ediyorum; bu cevabı vermem için bana imkân sağladılar.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – İçişleri Bakanı Sayın Ülkü Güney’e teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, böylece, gündemdışı konuşmalar tamamlandı.
Bu arada, bana, Sayın Sema Pişkinsüt’ün konuşması üzerine, tezkere gönderen arkadaşlarım var; Sayın Pişkinsüt’ün
konuşmalarında, Meclisi, Meclis Başkanlığını ve milletvekillerini ağır şekilde eleştiren hususlar bulunduğunu ifade ediyorlar.
Başkanlık, bu konuşmayı, Sayın Pişkinsüt’ün içimizden biri olarak yaptığı bir özeleştiri şeklinde değerlendirmiştir. İfade
bakımından bazı aşırılıklar var ise, onlar, zaman içerisinde düzelecektir. Önemli olan, aksaklıkları açıkyüreklilikle ortaya koyup,
ciddî bir takiple ortadan kaldırabilmektir. Bu konuda değerli milletvekili arkadaşlarımın kendi aralarında görüşmeler yaparak, hem
Başkanlığa hem grup yönetimlerine yardımcı olmalarını temenni ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, komisyonlardan istifa önergeleri vardır; okutuyorum:
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Ağrı Milletvekili Cemil Erhan’ın, Anayasa ve Adalet Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/24)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Üyesi bulunduğum Anayasa ve Adalet Komisyonu üyeliğinden istifamın kabulünü saygılarımla arz ederim.
22.5. 1996
Cemil Erhan
Ağrı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Diğer önergeyi okutuyorum:
2. – Kütahya Milletvekili Ahmet Derin’in, (10/13) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin
önergesi (4/25)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
(10/13, 19/53) esas nolu Türkiye Taşkömürü Müessesesinin içinde bulunduğu durumun araştırılması amacıyla oluşturulan
Araştırma Komisyonundan istifa ediyorum.
Gereğini saygılarımla arz ederim.
21.5.1996
Ahmet Derin
Kütahya
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Sayın milletvekilleri, siyasî parti gruplarının, bugün yapılan Danışma Kurulunda uzlaşmaya varılamaması üzerine, yaptıkları
çalışma programı teklifleri bulunmaktadır; onları okutup, işleme koyacağım:
V. – ÖNERİLER
A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1. – Gündemdeki görüşülecek konuların yeniden düzenlenmesine ve çalışma saatlerine ilişkin DYP ve ANAP Grupları önerisi
22.5.1996
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulunun 22 Mayıs 1996 Çarşamba günü yapılan toplantısında siyasî parti grupları arasında oybirliği
sağlanamadığından, Gruplarımızın aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına
sunulmasını arz ederiz.
Saygılarımızla .
Saffet Arıkan Bedük Cumhur Ersümer
Doğru Yol Partisi Anavatan Partisi
Grup Başkanvekili Grup Başkanvekili
Öneri:
Genel Kurulun 22.5.1996 Çarşamba günkü birleşiminde Radyo ve Televizyon Üst Kurulunda boşalan üyelikler için yapılacak
seçimden sonra sözlü soruların görüşülmemesi; kanun tasarı ve tekliflerinin görüşmelerine geçilerek, Başbakan Sayın Mesut
Yılmaz’ın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gönderdiği yazı ile öncelikle görüşülmesini istediği, gündemin 1 inci
sırasında yer alan 14 sıra sayılı Hakimler ve Savcılar Kunununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının görüşmelerinin
bitimine kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.
BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum...
OYA ARASLI (İçel) – Aleyhinde söz istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Öneri üzerinde söz talebi bulunmaktadır.
Aleyhinde, Sayın Oya Araslı; buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Araslı, konuşma süreniz 10 dakikadır.
OYA ARASLI (İçel) – Toplumumuz, büyük bir dikkatle, bugün bizim burada yapacağımız görüşmeleri izlemektedir.
KADİR BOZKURT (Sinop) – Önce Meclise saygı sunun efendim.
OYA ARASLI (Devamla) – Sözlerime, Sayın Başkanı ve Yüce Meclisi selamlamadan başladığım için özür dilerim; kaldığım
yerden, selamlarımı, saygılarımı ileterek devam ediyorum.
Bütün Türk Ulusunun gözleri, bugün Yüce Meclisin alacağı kararlardadır. Temiz toplum özlemi, bakanların, başbakanların
üzerindeki suç kuşkusu hemen giderilmesi gereken konulardır. Gündemimizde böyle bir konu dururken, ne kadar acil nitelik taşırsa
taşısın, bir başka yasanın görüşülmesine öncelik tanımak, toplumumuzun bu beklentilerine yanıt vermemek, suç üzerindeki
kuşkuları gidermekten kaçınan bir meclis damgasını yememiz için yeterli neden olacaktır.
Kaldı ki, bugün görüşmemiz önerilen, öncelik verilmesi önerilen, hâkimler ve savcılarla ilgili tasarı, taşımış olduğu şu üç
hüküm bakımından, pek çok açıdan, Anayasaya aykırı bir nitelik taşımaktadır:
Bu tasarının 1 inci maddesine baktığımız zaman, Adalet Bakanlığı Müsteşarı için yüksek müşavirliğe atama konusunda
getirilmiş olan imkân, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vermiş olduğu iptal kararını hiçe sayarak yapılan yeni bir düzenleme
niteliğini taşımaktadır.
HALİL İBRAHİM ÖZSOY (Afyon) – Sayın Başkan, konuşmacı tasarının ruhuna girerek tenkit ediyor; halbuki, öneri
üzerinde konuşması lazım.
OYA ARASLI (Devamla) – Biraz müsaade buyurulursa Sayın Başkan, açıkladığım hususların, gündeme getirdiğim konuyla
çok yakından ilişki içerisinde bulunduğu görülecektir.
Söz konusu, öncelik tanınması gerektiği ileri sürülen kanun tasarısının ikinci hükmü, yine aynı şekilde, Anayasa
Mahkemesinin vermiş olduğu iptal kararıyla çelişkili düzenlemeler getirmektedir.
Üçüncü hükmü ise, hukukun genel ilkelerine tamamen aykırı, hiçbir hukuk devletinde görülmeyen bir düzenlemeye yer
vermektedir.
Bu tasarının görüşülmesine öncelik tanımak yerine, hepimizin bu aykırılıkları bir kere daha gözden geçirmesi ve hatta,
mümkünse, Anayasayla bu kadar yakından ilgili bir düzenlemenin Anayasaya uygunluğunun saptanabilmesi için, söz konusu
tasarının, Anayasa Komisyonuna tekrar iade edilerek, burada görüşülmesi imkânının hazırlanması gerekmektedir. Bu yapılmasa
dahi, Yüce Meclisin üyelerine, Anayasaya aykırılık açısından bu tasarıyı yeterince gözden geçirmek üzere, süre açısından bir
imkân tanınmalıdır.
Bu nedenle, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına yaptığım bu konuşmada, bugün soruşturma önergelerinin gündeme
alınmaması ve söz konusu tasarıya öncelik verilmesi konusundaki öneriye destek sağlamadığımızı bildirmek istiyorum.
Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Araslı.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, önerinin lehinde söz istiyorum.
BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun, Sayın Araslı’nın ifade ettiği gibi, soruşturma
önergeleriyle ilgili, bu önergelerin bugün ele alınmasına dair bir önerileri Başkanlığa intikal etmemiştir. Cumhuriyet Halk Partisi
Grubunun, başka bir gün soruşturma önergelerinin ele alınmasıyla ilgili talepleri vardır; sırası geldiğinde işleme konulacaktır.
Lehinde, Sayın Gözlükaya; buyurun.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında hepinize saygılarımı
sunuyorum.
Bu öneriyi getirirken, amacımız, duran yargıya hareket getirmektir. Gayet açıklığıyla herkes bilmektedir; Adalet
Bakanlığındaki durum şudur: Sayın Müsteşar görevden alınmış ve yerine vekâleten bir müsteşar atanmıştır. Hâkimler ve Savcılar
Yüksek Kurulunun toplanabilmesi için, müsteşarın asaleten tayini gerekmektedir. Hiçbir hâkim ve savcının tayini
yapılamamaktadır; bunun ötesinde, idarî görevlere gelecek hâkim ve savcılar veya diğer görevliler de, maalesef, tayin
edilememektedir. Bu bakımdan, bu tasarının görüşülmesinde, Adalet Bakanlığı açısından, yargı açısından büyük faydalar vardır.
Bunun, burada Anayasaya aykırılığının vesairesinin tartışılmasına gerek yoktur. Grup önerimizin kabulünü Yüce Meclisten
saygıyla arz ediyorum.
Teşekkür ediyorum. (DYP ve ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Gözlükaya’ya teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, Doğru Yol Partisi Grubu ile Anavatan Partisi Grubunun ortaklaşa verdikleri öneriyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Şimdi, gruplardan gelen ikinci öneriyi okutuyorum:
2. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul çalışmalarına ara verilmesine ilişkin DYP ve RP Grupları önerisi
22.5.1996
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulunun 22 Mayıs 1996 Çarşamba günü yapılan toplantısında siyasî parti grupları arasında oybirliği
sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını
arz ederim.
Saygılarımla.
Saffet Arıkan Bedük
Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekili
Öneri:
2 Haziran 1996’da yapılacak kısmî mahallî seçimler dolayısıyla, siyasî partilerin resmî propaganda çalışmalarına kolaylık
sağlamak amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun, 23 Mayıs 1996 Perşembe gününden başlamak üzere, 4 Haziran
1996 Salı gününe kadar, çalışmalarına ara verilmesi önerilmiştir.
BAŞKAN – Aynı mahiyette bir öneri daha var; okutuyorum:
22.5.1996
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulunun 22.5.1996 günkü toplantısında siyasî parti grupları arasında oybirliği sağlanamadığından, Grubumuzun
aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.
Abdüllatif Şener
Refah Partisi Grup Başkanvekili

Öneri:
2 Haziranda yapılacak kısmî mahallî seçimler dolayısıyla, siyasî partilerin resmî propaganda çalışmalarına kolaylık sağlamak
amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun, 23 Mayıs 1996 Perşembe gününden itibaren, 4 Haziran 1996 Salı gününe
kadar, ara vermesi önerilmiştir.
BAŞKAN – İki öneri de aynı mahiyettedir; birlikte işleme koyacağım.
GÖKHAN ÇAPOĞLU (Ankara) – Aleyhte söz almak istiyorum Sayın Başkan.
NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, aleyhte söz almak istiyorum.
BAŞKAN – Öneriler üzerinde aleyhte söz talepleri bulunmaktadır; Sayın Çapoğlu ve Sayın Matkap.
NEJAT ARSEVEN (Ankara) – Sayın Başkan, aleyhte...
BAŞKAN – Önerinin üzerinde iki aleyhte, iki lehte söz verme imkânım var; daha önce, Sayın Çapoğlu ve Sayın Matkap aleyhte
söz talebinde bulundular. Lehte, Sayın Gözlükaya, Sayın Şener...
NEJAT ARSEVEN (Ankara) – O zaman, üzerinde...
BAŞKAN – Sayın Çapoğlu, buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
GÖKHAN ÇAPOĞLU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Refah Partisi ile DYP’nin verdikleri önerilerde, Meclisin çalışmalarına, kısmî yerel seçimler dolayısıyla, yarından başlamak
üzere 13 gün süreyle ara verilmesi önerilmektedir.
Ülkemizin, giderek ağırlaşan sorunlarla karşılaştığı bir dönemde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmalarına bu kadar
uzun süre ara verilmesi oldukça sakıncalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin, daha çok çalışarak, ülke sorunlarına çözümler
üretmesi gerekmektedir.
Ülkenin sıkıntılı bir döneminde Meclis çalışmalarına ara verilmesini isteyen Refah Partisi ve DYP, aslında, Sayın Çiller ve
Sayın Erbakan’la ilgili karşılıklı olarak verdikleri mal varlığı soruşturma önergelerinin görüşülmesini erteletmeyi
amaçlamaktadırlar. (DSP ve CHP sıralarından alkışlar)
Refah Partisi, Sayın Çiller’in mal varlığı hakkındaki soruşturma önergesini 26 Nisanda vermiştir. Anayasaya göre, soruşturma
önergeleri, verildikleri tarihten sonra 1 ay içerisinde görüşülmek zorundadırlar. Yani, Refah Partisinin, Sayın Çiller hakkındaki
önergesinin, 26 Mayıs 1996 tarihine kadar görüşülmesi anayasal zorunluluktur. Meclisin çalışma takvimi açısından, bunların, en
son yarın görüşülmesi gerekmektedir.
Aslında, bu konuda daha önce Danışma Kuruluna çeşitli öneriler geldi ve hatta DYP başkanvekillerinden gelen öneriler vardı.
Yani, Sayın Çiller ve Sayın Erbakan hakkında verilen önergelerin birleştirilerek, 21 Mayısta -yani dün- veya yarın görüşülmesi
konusunda önerileri vardı; ama, ne yazık ki, bu iki parti -diğer partiler bu önerileri benimsedikleri halde- bu önerilerinden
vazgeçmişler ve şimdi Meclisin çalışmalarına, yarından başlamak üzere, 4 Hazirana kadar ara verme konusunda bir öneri
getirmişlerdir; şu andaki durum budur. Açıkçası, Refah Partisi, Meclise ara verme önerisiyle kendi verdiği soruşturma önergesini
bazı umutlarla erteletmeye çalışmakta, ilkesizlik ve tutarsızlık örneği vermektedir. (DSP sıralarından alkışlar)
Geçmiş dönem Millet Meclisi çalışmalarında olduğu gibi, artık, Meclis çoğunluğunu istismar ederek, halkımızın temiz toplum
özlemi yok edilmemelidir. Meclis açıldığından bu yana, denetim çalışmaları ağırlık kazanmıştır. Büyük sıkıntılar içerisindeki
toplumumuz, bundan, büyük bir memnuniyet duymaktadır; çünkü, hiç olmazsa, halkımızın temiz toplum özleminin Mecliste yankı
bulduğu inancı yerleşmeye başlamıştı; ancak, dün ve bugün Danışma Kurulundaki gelişmeler, Refah Partisinin bu konudaki
girişimlerinin, hiç de yolsuzluklar üzerine gitme amacı olmadığını göstermektedir. Halkımızın temiz toplum özlemi, bu iki partinin
siyasî manevra ve köşeye sıkıştırma çabalarına alet edilmektedir. (DSP sıralarından alkışlar)
Birbiri hakkında soruşturma önergesi veren iki partinin, bu soruşturma önergelerinin konuşulmaması konusunda uzlaşması,
yolsuzluklar üzerine gitmekte, Refah Partisinin ve Doğru Yol Partisinin iyi niyetli olmadığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
(DSP sıralarından alkışlar)
Refah Partisi, Metin Göktepe olayını Araştırma Komisyonunun çalışmasını da, Mercümek araştırmasına emsal olur
gerekçesiyle, antidemokratik bir şekilde önlemek istemiştir. Halkımız, Refah Partisinin ilkesizliğini, tutarsızlığını ve iktidar
olabilmek için her şeyi yapabileceğini açık bir şekilde izlemektedir. (DSP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) İşinize geldiği
zaman demokrasiyi kullanacaksınız, işinize gelmediği zaman demokrasiyi yok etmeye çalışacaksınız... Sizi temin ediyorum ki,
Demokratik Sol Parti olarak, Türkiye’de, demokrasinin, zaaf sistemi haline gelmesine izin vermeyeceğiz. (DSP sıralarından “Bravo”
sesleri, alkışlar) Demokrasiyi kendi emelleri için istismar edenlerin karşısına, halkımızla birlikte çıkacağız.
Geçen dönem Meclis çalışmalarında olduğu gibi, çoğunluğunuzu istismar ederek, yolsuzlukların soruşturulmasını
geciktirebilir, halkımızın temiz toplum özlemini söndürmeye çalışabilirsiniz; ama, bunu, ancak Demokratik Sol Parti iktidarına
kadar geciktirebilirsiniz. (DSP sıralarından alkışlar) Halkımız, temiz toplum özlemini gerçekleştirecek tek parti olan Demokratik
Sol Partiyi iktidara getirdiğinde -ki, bu çok yakında- temiz toplumun, demokrasiye olan inancın, topluma getireceği huzur ve
rahatlıktan, hepiniz mutluluk duyacaksınız.
Teşekkür eder, saygılar sunarım. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Gökhan Çapoğlu’na teşekkür ediyorum.
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Sayın Başkan, hatip, konuşmasında, Metin Göktepe Araştırma Komisyonuyla ilgili,
şahsımı hedef alan bir beyanda bulundu; sataşma var; söz talep ediyorum efendim; oylamadan sonra lütfederseniz...
BAŞKAN – Değerli başkan, Sayın Çapoğlu’nun komisyon çalışmalarıyla ilgili konuşması, size sataşma mahiyetinde midir
değil midir, tutanakları inceleyip bir karar vereceğim.
Şimdi, söz sırası, öneri aleyhinde, Sayın Nihat Matkap’ta.
Buyurun Sayın Matkap. (CHP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Refah Partisi Grubunca ve Doğru Yol Partisi Grubunca,
Meclis İçtüzüğünün 19 uncu maddesi gereğince verilen ve 23 Mayıs 1996 ile 4 Haziran 1996 tarihleri arasında, ara yerel seçimler
gerekçe gösterilerek, Meclis çalışmalarına ara verilmesi konusundaki önerileriyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun
aleyhteki görüşlerini sunmak üzere söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlarken, şahsım ve Grubum adına, Sayın Başkanı ve
sizleri saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Danışma Kurulumuz, Meclis gündemini belirlemek için, dün ve bugün olmak üzere, iki gün içerisinde iki
kez toplandı. Toplantı çağrısı, Meclis Başkanımız Sayın Kalemli tarafından yapıldı.
Sayın Meclis Başkanımız tarafından, toplantının çağrı gerekçesi, özellikle, bir yasal zorunluluktan kaynaklanıyor. Zaman
zaman, Mecliste, Sayın Meclis Başkanımızla ilgili birtakım spekülasyonlar yapıldı; bunların haksız olduğunu ifade etmek isterim.
Nedeni şu: Anayasa ve İçtüzük hükümleri gereğince, herhangi bir soruşturma önergesi Meclis Başkanlığına sunulduktan sonra 30
gün içerisinde görüşülmelidir. (9/4) esas numaralı, eski Başbakan Tansu Çiller hakkında, mal varlığıyla ilgili olarak verilen
soruşturma önergesinin son görüşme tarihi 26 Mayıs 1996’dır. Yine, (9/5) esas numaralı, eski Bakan ve Başbakan Yardımcısı
Necmettin Erbakan’ın mal varlığı konusundaki Meclis soruşturma önergesinin son görüşme günü de 7 Haziran 1996’da sona
ermektedir.
Danışma Kurulumuz, dün ve bugün, bu soruşturma önergelerinin görüşülme günlerinin tespiti için toplandı. Uzun uzun
konuştuk; fakat, ne yazık ki, bir anlaşmaya varamadık. Bu nedenle, bu öneriden sonra, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun, bu
önergelerin yarın görüşülmesi için verdiği grup önerisi de görüşülecektir; ama, eğer bu öneri kabul edilirse, bizim önerinin
görüşülme şansı da kalmayacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün ve bugün yapılan Danışma Kurulu toplantılarında, Grup olarak şu tavrı koyduk.
Ülke gündemi, Meclis gündemi, bir an önce, bu yolsuzluk iddialarından arındırılmalıdır. Türkiye’nin çok ciddî sorunları var. Ülke
gündeminin bu yolsuzluk iddiaları etrafında şekillenmesinden dolayı, Türkiye, neredeyse, asıl sorunları unutturulur bir noktaya
geldi. Türkiye’nin, hayat pahalılığı sorunu var; Türkiye’nin, dış ve iç finansman sorunu var, yatırım sorunu var, istihdam sorunu
var; Türkiye’nin, demokratikleşme sorunu var. Bütün bu sorunlar bir arada dururken, ne yazık ki, ülke gündemimiz, tamamen
yolsuzluk iddialarıyla şekillendi. Grup olarak, bundan, çok rahatsız olduğumuzu ifade etmek isterim; bütün hedefimiz buydu.
Değerli arkadaşlarım, Doğru Yol Partisi Grubunun Danışma Kurulu toplantısındaki yaklaşımı, Genel Başkanları hakkındaki
soruşturma önergesinin 2 Haziran seçimlerinden sonra görüşülmesini sağlamak yönünde oldu. Siyaseten, Doğru Yol Partisinin bu
yaklaşımını anlayışla karşılayabiliriz; ne var ki, bu iddiaları çok ciddî bir biçimde ortaya atan ve kamuoyunu sürekli meşgul eden
Refah Partisinin, Doğru Yol’un bu talebine onay vermesini anlamakta büyük güçlük çektiğimizi belirtmek istiyorum. (CHP
sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Siz, çok ciddî iddiaları ortaya atacaksınız, ülke gündemini karıştıracaksınız, kamuoyunu
rahatsız edeceksiniz ve bu iddialarınızın görüşülmesinin ertelenmesine onay vereceksiniz!.. Bu, çok çelişkili bir durumdur değerli
arkadaşlarım.
Bakınız, kamuoyunda iki ciddî iddia tartışılmaktadır. Bunların birincisi şu: Refah Partisi Grubunun, gerek TEDAŞ gerek
TOFAŞ gerekse eski Başbakan Tansu Çiller hakkında vermiş olduğu soruşturma önergelerindeki kasıt, amaç, hedef, bu yolsuzluk
iddialarının gün ışığına çıkması değil, sadece, mevcut Hükümeti dağıtıp, bozup, olası kurulacak hükümette yer tutmaktır; bu
iddia, kamuoyunda tartışılıyor; bir.
Tartışılan ikinci iddia: Refah Partisi, kendi Genel Başkanlarına ait mal varlığının araştırılmasından, soruşturulmasından
tedirgindir. Nedeni de şu: Mercümek ile Refah Partisi arasında bağlantı olup olmadığını tespit edecek araştırma önergesini geçen
hafta kabul ettik. Kurban derilerinin organizasyonu var, hac seyahatinin organizasyonu var; buralardan, önemli ölçüde maddî çıkar
elde edildiği konuşuluyor; belki de, oluşan bu büyük mal varlığının nedenleri arasında bunlar da sayılabilir.
Şimdi, bakınız değerli Refah Partililer, size, iki iddiayı sıraladım. Eğer, bu iki iddiadan rahatsız değilseniz; gerçekten,
hükümette yer tutma amacıyla, Doğru Yol Partisiyle bir koalisyon temeli atmamışsanız; eğer, kendi Genel Başkanınızın mal
varlığının araştırılmasından tedirgin değilseniz...
ABDULKADİR ÖNCEL (Şanlıurfa) – Daha önce araştırıldı.
NİHAT MATKAP (Devamla) – ...şimdiki öneriyi reddedersiniz ve bizim, Grup olarak verdiğimiz, iki soruşturma önergesinin de
yarın, yani 23 Mayıs 1996 tarihinde görüşülmesini öngören önerimize destek verirsiniz. Sizi, hem biz izleyeceğiz hem de bütün
Türkiye izleyecek; bu konudaki tavrınızı, biraz sonra, oylarınızla, çok net, berrak bir biçimde sergileyeceksiniz.
Grubumuzun görüş ve düşünceleri budur. Hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Nihat Matkap’a teşekkür ediyorum.
Şimdi, öneri lehinde, Sayın Mehmet Gözlükaya; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)
Sayın Gözlükaya, konuşma süreniz 10 dakikadır.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Grup önerimizin amacından, kısaca bahsetmek
istiyorum. Danışma Kurulunda iki defa toplandık; ilk toplantımızda ve son yapılan toplantıda -üçüncü toplantı bugün yapılmıştır-
Sayın Meclis Başkanımızın ve Sayın Grup Başkanvekillerinin ortak bir önerisi olmuştur; o da şudur: “28’inde, Meclis resmen tatile
girsin; ara verme kararı alalım.” Hatta Danışma Kurulu bir karar hazırlamıştır, bu karara da bütün Grup Başkanvekilleri muvafakat
etmişlerdir; ama, yazılı hale gelememiştir.
Şimdi, Meclisin, 28’inde tatile girmesi halinde üç birleşim kaybı var. Önerimizin kabulü halinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi
dört birleşim yapamamış oluyor; yani, burada “Meclis çalışsın, Meclis çok güzel kanunlar çıkaracaktı” gibi edebiyat yapmanın
anlamı yok. Bütün gruplar mutabakata vardık; hayır diyen hiçbir başkanvekili olamaz. Dedik ki: “28’inde resmen ara kararı
verelim.” Ne kaybediyoruz? Üç birleşim... (CHP ve DSP sıralarından “Önergeler görüşüldükten sonra” sesleri)
BEKİR YURDAGÜL (Kocaeli) – Önergeden mi bahsediyorsun?..
MEHMET GÖZLÜKAYA (Devamla) – Evet, önergeden bansediyorum.
... şimdi, bugün getirdiğimiz öneriyle ne kaybediyoruz? Bir birleşim fazla kaybediyoruz.
İRFAN GÜRPINAR (Kırklareli) – Önergeleri görüşelim, önergeleri...
MEHMET GÖZLÜKAYA (Devamla) – Niçin bu öneriyi verdik veya Danışma Kurulunda bunu niçin görüştük -biz teknik olarak
getirdik- Türkiye’de bir seçim yapılıyor; bu seçimler, bir hafta sonra -2 Haziranda- yapılacak. Dedik ki, Meclis Gruplarında
eksiklikler var; milletvekilleri, seçim sebebiyle Meclise gelemiyorlar. Ayrıca, bizim, özel olarak -tabiî, sizi pek ilgilendirmeyebilir-
kongrelerimiz var. Bu sebeple bazı sıkıntılar var dedik ve 4 Haziranda, bu soruşturma önergeleri konuşulsun diye öneri getirdik;
kabul edilmeyen bu. Bizim, bu öneriyle getirdiğimiz, bir birleşimdir; yani, 23’ündeki birleşimin ertelenmesidir. Bunun dışında, diğer
grupların herhangi bir ihtilafı yok.
BEKİR YURDAGÜL (Kocaeli) – Önce hesap verin, sonra seçime gidin.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Devamla) – Şimdi, oraya geleceğim.
Öyle bir hava veriliyor ki, yarın, eğer, iki soruşturma önergesi konuşulamaz ise “bu soruşturma önergelerinden gruplar vazgeçti,
birbirlerini koruyorlar, bu, bir daha konuşulmayacak” gibi birtakım iddialarda bulunuyorsunuz. Halbuki, öyle bir niyetimiz yok,
açıkça söyleyeyim. Ben, merak ediyorum, siz, niye bu kadar acele ediyorsunuz?!
GÖKHAN ÇAPOĞLU (Ankara) – Anayasa burada...
MEHMET GÖZLÜKAYA (Devamla) – Bir dakika Sayın Çapoğlu, oraya geleceğim.
Siz, niye, on gün sonra bu soruşturma önergeleri konuşulmasın diye telaş içerisindesiniz?! Anayasanın emri o; verildiği tarihten
itibaren bir ay içerisinde görüşülür. Ona itiraz eden yok; ama, Meclis, eğer, tatil kararı verir ise kesintiye uğrar, bu bir. Yani,
soruşturma önergeleri ortadan kalkmış değil.
Bir ikinci husus var, diyelim ki, önergeler düştü; sizlerin de aynı konuda soruşturma önergesi verme hakkınız var. O yürekliliği
sizler de gösteriniz. Niye çekiniyorsunuz, niye acele ediyorsunuz, niye telaş ediyorsunuz? Yeniden verilemiyor diye bir kaide yok, bu
önergeler de görüşülmeyecek diye bir şey yok. Siz, burada politika yapıyorsunuz. (DSP sıralarından “Bravo[!]” sesleri, alkışlar[!])
Biz, samimi olarak sağlıklı bir inceleme yapılsın düşüncesiyle, Meclisin yarın ara vermesini talep ettik.
Bir şey söyleyeyim mi, Doğru Yol Partisi de “temiz eller”den yanadır. Öyle, herkes kendisini çok ak pak sanmasın; Türkiye,
1977’li yıllardaki Güneş Moteli olaylarını unutmadı. (DYP ve RP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)
Adalet Partisinden ve Doğru Yol Partisinden hiçbir bakan, bir kuruşluk suiistimali bulunarak muhakeme edilmiş değil; ama,
biraz önce “temiz eller”den bahseden değerli bir grubun temsilcisi “temiz elleri bir an önce gerçekleştirelim” diyor. Mensubu olduğu
Hükümetten iki bakan, ebediyen hak mahrumiyeti cezası aldı ve yıllarca hapis yattılar! Kim “temiz eller”den yana (!)... (DYP ve RP
sıralarından alkışlar)
Sevgili arkadaşlarım, aziz milletvekilleri; halisane, iyi niyetlerle sağlıklı soruşturma yapılabilmesi için bu öneriyi getirdik.
Yüce Meclisin, bu öneriyi kabul etmesi halinde, kararına saygı duyarız; etmemesi halinde de yarın görüşmeye hazırız. Hiçbir
şeyden de çekintimiz yok.
Sayın Başkan, teşekkür ediyorum ve saygılarımı sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Mehmet Gözlükaya’ya teşekkür ediyorum.
MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Sayın Başkan, zabıtlara geçmesi bakımından bir hususu arz etmek istiyorum.
BAŞKAN – Buyurun efendim.
MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER (Çanakkale) – Efendim, sayın konuşmacı, bütün parti gruplarının mutabık kaldığı bir
husustan bahsetti. Doğrudur; bir mutabakat vardı. Bizim mutabakatımız, Doğru Yol Partisinin vermiş olduğu önergeye uygun olarak,
21 Mayıs günü her iki soruşturma önergesinin de birlikte görüşülmesi noktasındaydı; bu bir.
İkincisi, 28’inden itibaren Meclisin tatile girmesi noktasındaydı. Mutabakat bu noktadadır; ama, biz, grup önerisi olarak
getirmelerini bekledik; bir türlü bu öneri gelmedi.
Bizim, önergelerin görüşülmesini istememizdeki ana husus, herhangi bir siyasî mülahazaya dayanmamaktadır. Esasen
Anayasanın hükmünün gerçekleşmesini sağlama noktasındadır.
Saygıyla arz ederim. (ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ersümer.
Görüşünüz tutanağa geçmiştir.
Öneri üzerinde, öneri lehine ikinci söz talebi Sayın Abdüllatif Şener’in; buyurun Sayın Şener. (RP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üzerinde tartışmış olduğumuz öneri, Meclisin, 23
Mayıstan itibaren, 2 Haziran seçimlerine kadar çalışmalarına ara verilmesiyle ilgilidir.
Hepinizin bildiği gibi, seçim çalışmaları siyasî partiler açısından yoğun bir mesai almaktadır. Bütün milletvekilleri, teşkilatlar,
siyasî partilerin genel başkanları bu yoğun çalışma ortamında, Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarına çoğu zaman gerektiği
gibi iştirak edememekte ve seçim bölgelerinde çalışmalarına devam ederek, seçim bölgelerine ağırlık vermektedirler. Böylesine bir
ortam içerisinde -hepimizin müşahede ettiği gibi- Genel Kurul çalışmalarının sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi mümkün
olamamaktadır. Bu sebepten dolayı, bütün siyasî parti grupları arasında varılan bir mutabakatla, Meclis çalışmalarına seçim
öncesinde bir süre ara verilmesi konusunda, partiler arasında anlaşmaya varılmıştır. Yani, Refah Partisi, Doğru Yol Partisi,
Anavatan Partisi, Demokratik Sol Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri, Danışma Kurulundaki müzakereler
sırasında, 28’inden itibaren Meclis çalışmalarına ara vermek gerektiği konusunda görüş birliği zaten oluşturmuşlardı. Yani, seçim
öncesine isabet eden Genel Kurul toplantılarında üç birleşimlik bir mesai alacak çalışmaların, seçim münasebetiyle ara verilerek
seçim sonrasına ertelenmesi konusunda bütün siyasî partiler aynı görüşe ve düşünceye sahip olmuşlardı.
Şimdi, üzerinde görüşme yaptığımız öneride ise fazla bir değişiklik yoktur. Sadece, bu üç birleşimlik ara verme olayını, dört
birleşime çıkarmaktayız. Dolayısıyla, bu, sadece dört birleşim Genel Kurul çalışmalarına, Meclis çalışmalarına ara verme talebine
yönelik bir öneridir.
Bu bakımdan, bütün partilerin, mademki, ittifakla kabul ettikleri, belirledikleri yoğun seçim çalışmalarına gösterdikleri önem
vardır, o halde, bu üç birleşim yerine, dört birleşim olarak da yapılabilir ve değerlendirilebilir.
Ancak, burada bazı grup sözcülerinin bazı yaklaşım tarzlarını anlayamadığımı belirtmek istiyorum. Biz, Refah Partisi olarak,
temiz yönetimden yana olduğumuzu her zaman ifade ettik. Hatta, açıkça söylüyorum; biz Refah Partisi olarak, toplumun tarihi ve
inancıyız; duygularını, düşüncelerini ve beklentilerini her zaman Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine sokmayı bir vazife
biliriz. (RP sıralarından “Bravo”sesleri, alkışlar) Şu ana kadar çalışmalarımızı da bu anlayış doğrultusunda sürdürdük, devam
ettirdik ve devam ettirmekteyiz.
Bazı siyasî parti gruplarının sözcülerinin, daha doğrusu, siyasî partilere mensup arkadaşlarımın burada yapmış oldukları
konuşmalar sırasında, bu ara verme olayını, soruşturma önergelerine yönelik olarak gündemden sanki kaldırılıyormuş gibi
yorumlamalarını da yadırgadığımı ifade etmek istiyorum.
HASAN GÜLAY (Manisa) – Yalan mı?
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu soruşturma önergelerini Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine
sokan biziz. (RP sıralarından “Bravo”sesleri, alkışlar ) TEDAŞ’ı biz verdik, TOFAŞ’ı biz verdik, mal varlığıyla ilgili soruşturma
önergesini biz verdik; eğer, temiz yönetimden yanaydınız, şeffaflıktan yanaydınız, soruşturmaların ele alınmasından yanaydınız,
bunları niye siz vermediniz, niye bekliyorsunuz?! (RP sıralarından alkışlar, DSP sıralarından gürültüler)
Kaçak güreşmekle hiçbir şey elde edilemez, hiçbir şey yapılamaz; Refah Partisi önergeleri verecek, siz, dışarıda lafını
yapacaksınız!.. Önergeleri de Refah Partisi verir, buradaki mücadeleyi de Refah Partisi ortaya koyar. (RP sıralarından alkışlar)
MAHMUT ERDİR (Eskişehir) – Biz de verdik!..
AYHAN GÜREL (Samsun) – Bu önergelere sahip çıkın!..
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) – Şu ana kadar yaptığınız, şu ana kadar izlediğiniz tutum ve davranışlar, doğrudan
doğruya, ilkesizlik ve tutarsızlıktır. (DSP sıralarından gürültüler)
AYHAN GÜREL (Samsun) – Önergenize sahip çıkın!..
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) – Eğer, ilkeli ve tutarlı olsaydınız, -madem, o kadar önem veriyorsunuz- gelirdiniz,
önergeleri verirdiniz; Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine sokardınız ve mücadeleyi burada verirdiniz.
HASAN GÜLAY (Manisa) – Bu işler lafla olmuyor...
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) – Bu mücadeleyi ortaya koyan biziz, Refah Partisidir. (DSP sıralarından gürültüler) Ama,
ne olmuştur -olayı, saptırarak değerlendiriyorsunuz- bizden, bir talepte bulunulmuştur “seçim çalışmaları var, yoğun bir çalışma
ortamı var; bu çalışma ortamında, Genel Kuruldaki müzakerelerin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün değildir” denilmiştir ve
sadece ve sadece, 4 Haziranda, bu soruşturma önergesinin görüşülmesi için bizden talepte bulunulmuştur.
AYHAN GÜREL (Samsun) – Önce görev!..
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) – Biz önergeyi de, erkek gibi gelir, veririz, erkek gibi takip ederiz ve dürüst bir şekilde
görüşürüz. (RP sıralarından alkışlar) İtham edilen insanların, doğrudan doğruya savunma hakkı vardır. Savunma hakkını ihlal
edecek şekilde, gasp edecek şekilde, yoğun seçim çalışması içerisine hapsetmeyi doğru bulmadık.
HASAN GÜLAY (Manisa) – Yarın... Yarın...
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) – Biz, önergeyi veriyoruz; doğru dürüst, tarafların savunma hakkını da gözeterek,
görüşülmesini temin etmek kastıyla, bunun, bu Mecliste 4 Haziranda müzakere edilmesini uygun buluyoruz, doğru buluyoruz.
HASAN GÜLAY (Manisa) – Ne zaman?.. Ne zaman?..
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) – 4 Haziranda... (DSP ve CHP sıralarından ‘Yarın, yarın” sesleri) Ama, değerli
arkadaşlarım, bazı siyasî partiler adına konuşan arkadaşlarımızın yaptıkları şu: Önerge verin... Hiçbir önerge vermezler; ama,
önergeleri Refah Partisi verir, yolsuzlukları Refah Partisi takip eder, Refah Partisi kovalar, bu sayın arkadaşlarım, dışarıda, Refah
Partisinin vermiş olduğu önergeler üzerinde politika yaparlar... Yaptığınız iş bu!.. (RP sıralarından alkışlar) Yaptığınız bu; daha
doğrusu, hiçbir şey yapacağınız yok. (DSP sıralarından “Yarın, yarın” sesleri)
Ben, burada ifade etmek istemiyorum, temiz yönetimden en son bahsedecek olan da sizsiniz. (RP sıralarından “Bravo” sesleri,
alkışlar)
HASAN GÜLAY (Manisa) – Sizsiniz!..
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) – Cumhuriyet tarihinin en büyük skandal hadisesi, skandal hükümet kurma çalışması sizin
tarafınızdan yapılmıştır; bunu, bütün Türkiye bilmektedir. ( RP sıralarından alkışlar, DSP sıralarından gürültüler)
Burada, bu kürsüde, herkesin konuşmaya hakkı vardır; ama, Refah Partisinin verdiği, takip ettiği ve takip edeceği önergeler
üzerinde, lütfen, politika yapmayın; varsa yiğitliğiniz, kendiniz önergenizi verin, çıkın meydana ve dökülün.
Hepinize saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Abdüllatif Şener’e teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, Meclis soruşturması açılmasına dair önergeler, hiçbir parti ve hiçbir grup tarafından verilemez. (DSP
sıralarından alkışlar) Anayasamıza göre, Meclis soruşturması açılmasına dair önergeler, belli sayıda milletvekili tarafından verilir.
KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) – Siz onların avukatı mısınız?!.
BAŞKAN – Konunun, partiler arasında bir tartışma noktasına getirilmesi, Anayasanın bu temel hükmüne aykırı bir durumdur;
yani, herhangi bir siyasî partinin mensubu milletvekilleri, soruşturma açılmasına dair önerge vermişlerse, kendi vicdanî kanaatleri
doğrultusunda vermişlerdir. Onu destekleyen başka partilere mensup bazı milletvekilleri çıkmışsa, o da, gene, kendi vicdanî
kanaatleri doğrultusunda, önergeleri ciddiye almalarının sonucudur. Bunun, oylamayla ilgili bir noktada polemik konusu yapılması,
herhalde konunun ciddiyetiyle pek bağdaşmamaktadır. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından alkışlar)
Özellikle, bu çatının altında bulunan bütün milletvekillerinin, hepimizin uğraşları politikadır; “politika” kelimesini de
politikanın ciddiyetiyle bağdaşmayan birtakım ölçülerin kavramıymış gibi ortaya koymayı yanlış buluyorum.Teşekkür ederim...
Değerli arkadaşlarım, tabiî bu arada (RP sıralarından gürültüler,sıra kapaklarına vurmalar)
ŞEVKET KAZAN (Kocaeli) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Değerli Refah Partisi Grubuna mensup arkadaşlarım, sıra kapaklarına vurmak suretiyle bir üstünlük elde
edemezler... (RP sıralarından gürültüler)
Ben, milletvekili arkadaşlarıma bakıyorum...Daha önce itirazda bulunan bir milletvekili vardı, önce o sayın milletvekilinin
görüşünü alacağım; daha sonra Sayın Kazan’ın ayağa kalktığını gördüm, onun görüşünü de alacağım.
Ne oldu ki, sıra kapaklarına vurmak suretiyle, üstünlük elde etmeye çalışıyorsunuz?!.
Buyurun Sayın Aytaman, yerinizden ifade buyurun efendim.
LALE AYTAMAN (Muğla) – Sayın Başkan, bazı parti gruplarımızın sözcülerinin soruşturmaların hassasiyetle takip edilmesi
konusunda gösterdikleri duygulara çok teşekkür ediyorum; ancak, bunlar ifade edilirken “erkekçe”gibi bir deyim kullanılmıştır.
Parlamentoda kadınlar da vardır, onlar da takip ederler. Bu hususun zabıtlara geçmesini istiyorum. (ANAP, DYP, DSP ve CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aytaman.
Değerli arkadaşımız geleneksel bir kavramla hitap etme ihtiyacı duydu; yoksa, buradaki hanımefendi milletvekillerimizi, bunun
dışında tutmak gibi bir amacı olduğunu zannetmiyorum.
Buyurun Sayın Kazan.
ŞEVKET KAZAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, biraz önce okunan önerinin iki arkadaşımız aleyhinde, iki arkadaşımız lehinde
konuştular. Aleyhinde konuşan arkadaşlar konuşmalarında, önerilerin sahipleri olarak, Doğru Yol Partisinden ve Refah Partisinden
bahsettiler; zatı âliniz, o zaman müdahale etmediniz. Onları da milletvekilleri imzalamıştı, onları da milletvekilleri vermişti; ama,
ne zaman ki, bu önerilerin sahibi olan partilerin sözcüleri veya kendi adlarına konuşan arkadaşlar, partilerinden bahsettikleri zaman
ve haklı olarak, kendileri açısından -kendimiz açısından diyorum- haklı olan şeyleri söyledikleri zaman, hemen müdahale etme
gereğini duyuyorsunuz...
NİHAT MATKAP (Hatay) – Biraz önce, sözcüsü konuştu Sayın Başkan.
ŞEVKET KAZAN (Kocaeli) – O zaman niye tavzih etmediniz; sonradan niye tavzih ettiniz?!.
NİHAT MATKAP (Hatay) – Efendim, kürsüye davet edin, meramını anlatsın.
ŞEVKET KAZAN (Kocaeli) – İşte, bunlar, tarafsızlık ilkesi açısından, kürsüye gölge düşürüyor Sayın Başkan; arz ediyorum.
(RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Değerli arkadaşlarım, bu ortamda, kürsünün tarafsızlığı tartışılamaz. Öncelikle bir yanlış varsa, yanlış, soruşturma
önergelerinin şu veya bu gruba, şu veya bu partiye mal edilmesi hususudur; bu, yanlıştır; herhalde, bunda mutabıkız.
OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) – Hiç mutabık değiliz; nasıl mutabıkız...
BAŞKAN – Burada, önerinin aleyhinde konuşan arkadaşlarımız, Doğru Yol Partisi Grubunun ve Refah Partisi Grubunun,
dünkü ve bugünkü Danışma Kurulu toplantılarında Danışma Kuruluna kabul ettiremedikleri, grup önerisi olarak Genel Kurula
getirdikleri öneriler üzerine konuşmuşlardır. Bu önerilerin gruba aidiyeti de tartışılmaz; yani, şu anda müzakere ettiğimiz öneriler,
iki Sayın Grubumuza aittir. Aleyhte konuşan arkadaşlarımız, bunun matufiyetini belirtmek bakımından, Doğru Yol Partisi Grubu
ile Refah Partisi Grubunun önerilerini eleştirmişlerdir; bu, haklarıdır.
Ben, Sayın Şener’in soruşturma önergesini -bugünkü öneriyi değil- kendi Gruplarına mal etmesinde Anayasanın açık ifadesiyle
çelişir bir durum gördüğüm için bunu açıkladım; bu da tarafsızlığa gölge düşüren bir hadise değildir. (ANAP sıralarından alkışlar)
YÜCEL SEÇKİNER (Ankara) – Bravo Sayın Başkan.
BAŞKAN – Üçüncü bir noktayı ifade edeyim. Ben, bir mesele müzakere edilirken veya bir hatip konuşurken araya girerek
müdahale etmeyi sevmeyen bir arkadaşınızım, tutumumu biliyorsunuz. Meselenin tamamlanmasından sonra, her iki tarafa ait kusur
varsa, onu belirtmeyi düşünürdüm.
Şimdi, aynı tutumun bir sonucu olarak, biraz önce, değerli arkadaşımız, İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Ali Şahin,
kendisine sataşıldığını ifade ettiler. O konuda da, tutanakları inceledikten sonra bir değerlendirme yapacağımı ifade etmiştim.
Hemen, tutanağı da getirttim, konu bitmeden sonuca varalım diye. Tutanaklarda yaptığım incelemeye göre Sayın Mehmet Ali
Şahin’in şahsına yönelik bir sataşma söz konusu değildir. Refah Partisine yönelik de bir sataşma söz konusu değildir.
ŞEVKET KAZAN (Kocaeli) – Komisyon Başkanıdır.
BAŞKAN – Bu konudaki İçtüzük hükmünü bilen arkadaşlarımız, meseleyi, tutanaklarla karşılaştırdıkları zaman, benim
vardığım sonuca varacaklardır. Mesele, bir grubumuzun -sayın Refah Partisi Grubunun- tutumuyla ilgili değerlendirmesinden
ibarettir. Onun için, sataşmadan dolayı söz verme imkânı bulamıyorum.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, öneriyi oylarınıza sunacağım. Refah Partisi ve Doğru Yol Partisi tarafından ayrı ayrı Başkanlığa
sunulmuş olan; ama, birlikte değerlendirerek müzakeresini yaptığımız öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Değerli arkadaşlarım, Divan Üyesi arkadaşlarımızın sayımları arasında fark var. Sağlıklı bir sayım yapabilmek bakımından,
boş sıraların doldurulması suretiyle ve ayağa kalkılarak oylamayı tekrarlayacağım.
NECMİ HOŞVER (Bolu) – Sayın Başkan, belki, öbür tarafta çıkan sayı buradaki sayıdan daha az olur...
BAŞKAN – Tamam efendim, kabul etmeyenleri sayacağım, ondan sonra...
Kabul etmeyenler...
Değerli arkadaşlarım, Divan Üyesi arkadaşlarımdan aldığım sayılara göre, kabul edenlerle kabul etmeyenler arasında az bir
fark var. Kendim de sayıyorum, ancak, sağlıklı bir sayım yapabilmemiz için, boş sıraların doldurulmasını rica ediyorum. Ondan
sonra, oylamayı ayakta tekrarlayacağız.
Kabul edenler ayağa kalksınlar lütfen. Boş sıraları dolduralım.
Evet, değerli arkadaşlarım, şimdi, saymaya başlıyoruz, hareketleri durduralım.
Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir. (RP ve DYP sıralarından alkışlar)
Sayın milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisi bulunmaktadır; ancak, biraz önce kabul edilen öneri
doğrultusunda, perşembe günü birleşim yapılamayacağı için, Cumhuriyet Halk Partisinin önerisini işleme koyamıyoruz.
Sayın milletvekilleri, şimdi, gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.
VI. – SEÇİMLER
1. – (10/13, 53) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim
BAŞKAN – (10/13,53) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunda boş bulunan ve Refah Partisi Grubuna düşen 1 üyelik
için, Karabük Milletvekili Hayrettin Dilekcan aday gösterilmiştir. Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
2. – Radyo Televizyon Üst Kurulunda açık bulunan üyeliklere seçim
BAŞKAN – Şimdi, Genel Kurulun, 16.5.1996 tarihli 53 üncü Birleşiminde alınan karar gereğince, Radyo ve Televizyon Üst
Kurulunda, iktidar partileri kontenjanından boşalan 1 üyelik ile muhalefet partileri kontenjanından boşalan 2 üyelik için, 3984
numaralı Kanunun 6 ncı maddesi gereğince seçim yapacağız.
İktidar ve muhalefet partileri tarafından gösterilen adaylar, 13 mayıs 1996 tarihli Resmî Gazetede ilan edilmiştir.
Adayların adlarını okuyorum:
3984 numaralı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanuna göre düzenlenen, Radyo ve Televizyon Üst
Kurulunda, iktidar partileri kontenjanından boşalan bir üyelik ile muhalefet partileri kontenjanından boşalan iki üyelik için yapılacak
seçime ait birleşik oy pusulası
İktidar partileri tarafından göterilen adayların listesi:
D Y P
Güneş Müftüoğlu
ANAP
Kutlu Savaş
Muhalefet partileri tarafından gösterilen adayların listesi:
R P
Mehmet Emin Başer
Mehmet Doğan
D S P
Gül Neşe Erel
C H P
Ertan Karasu
İktidar ve muhalefet partileri tarafından gösterilen adayların adları, ayrı ayrı listeler halinde ve birleşik oy pusulası şeklinde
düzenlenmek suretiyle bastırılmıştır. Seçimde, iktidar partileri kontenjanından, en çok oyu alan bir aday ile muhalefet partileri
kontenjanından, en çok oyu alan iki aday seçilmiş olacaktır.
Seçim, 3984 numaralı Kanunun 6 ncı maddesine göre gizli oyla yapılacaktır.
Gİzli oylamanın ne şekilde yapılacağını arz ediyorum:
İki sayın kâtip üye, komisyon sıralarında yerlerini alacaklardır. Üyelerden biri, adı okunan sayın milletvekiline, mühürlü
birleşik oy pusulası ve zarf verecek; diğer üye ise, yoklama cetveline işaret koyacaktır. Oyunu kullanacak sayın milletvekili, birleşik
oy pusulası ve zarfı aldıktan sonra oy hücresine girecek; birleşik oy pusulasında adı yazılı adaylardan hangilerine oy verecekse, o
adayların karşılarındaki kareleri işaretledikten sonra, oy pusulasını hücrede zarfa koyacak; daha sonra, hücreden çıkacak ve kürsü
üzerine konulan oy kutusuna zarfı atacaktır.
Oy kullanırken, İktidar Partileri tarafından gösterilen adaylar arasından 1 adayın, muhalefet partileri tarafından gösterilen
adaylar arasından da 2 adayın karşısındaki kareler işaretlenecektir. Bu sayılardan az veya fazla işaretlenen oy pusulaları geçersiz
sayılacaktır.
Hücrelere aynı renk tükenmez kalemler konulmuştur; Sayın üyeler bu kalemleri kullanacaklardır.
Oyların sayım ve dökümü için, adçekme suretiyle 5 kişilik bir tasnif komisyonu tespit edeceğim.
Sümer Oral?.. Yok.
Cengiz Altınkaya?.. Burada.
Ahmet Çelik?.. Burada.
Mehmet Sevigen?.. Yok.
Yasin Hatiboğlu?.. Yok.
Necmi Hoşver?.. Burada.
Metin Işık?.. Yok.
Veli Aksoy?.. Burada.
İrfan Demiralp?.. Yok.
Son üye için kura çekimi yapıyorum. Sayın Burhan Kara, burada mı efendim? Yok.
Sayın Ali Haydar Şahin, burada mı efendim? Yok.
Sayın Işık buradaymış, komisyon tamamlandı.
Sayın Divan üyesi arkadaşlarımın komisyon sıralarına geçmelerini rica ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, tasnif komisyonuna Sayın Cengiz Altınkaya, Sayın Ahmet Çelik, Sayın Necmi Hoşver, Sayın Veli
Aksoy ve Sayın Metin Işık seçilmiş bulunmaktadırlar.
Oylamaya geçmeden önce bir hatırlatmada daha bulunmak istiyorum değerli arkadaşlarım: Oy kullanırken, iktidar partileri
tarafından gösterilen adaylar arasından bir adayın, muhalefet partileri tarafından gösterilen adaylar arasından da iki adayın
karşısındaki kareler işaretenecektir. Bu sayılardan az veya fazla işaretlenen oy pusulaları geçersiz sayılacaktır.
EDİP SAFDER GAYDALI (Bitlis) – Sayın Başkan, bir önergemiz vardı.
BAŞKAN – Bakacağım efendim, değerlendireceğim.
Başbakan Sayın Mesut Yılmaz, Sayın Zeki Karabayır, Sayın Kadir Bozkurt ve Sayın Safder Gaydalı’nın mazeretlerine binaen
öncelikle oy kullanmaları talepleri vardır...
EDİP SAFDER GAYDALI (Bitlis) – Efendim, komisyon üyeleri olarak söyledim; Komisyon toplantı halinde.
BAŞKAN – KİT Komisyonu üyelerinin, Sayın Asiltürk’ün, Sayın Orman Bakanının ve Sayın Tayyar Altıkulaç’ın da
öncelikle oy kullanmasını kabul ettik; tutanaklara geçti.
Mazereti olanların oy verme işlemi bittikten sonra, Adana İlinden oylamaya başlayacağız efendim.
Buyurun efendim.
(Oyların toplanmasına başlandı)
BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, bir uyarı yapma ihtiyacını duyuyorum:
Aldığınız karar gereğince, oylamadan sonra, kanunlarla ilgili görüşmelerimiz olacak ve gündemdeki ilgili kanun tasarısının
görüşmeleri tamamlanıncaya kadar Genel Kurulumuz çalışmalarını sürdürecektir.
İkinci bir açıklama ihtiyacı duyuyorum: Soruşturma komisyonuna seçilen arkadaşlarımız, Meclisin ara verme kararından
sonra, daha önce Başkanlıkça yapılan çağrının geçerli olup olmadığını soruyorlar. Bildiğiniz gibi, 2 soruşturma komisyonu için
yarın, başkan, başkanvekili, kâtip ve sözcü üye seçimi yapılacaktı; Meclisimiz ara verme kararı almış olduğu için, Başkanlığın
ikinci bir çağrısına kadar bu toplantılar yapılmayacaktır.
Değerli arkadaşlarımın bilgilerine sunuyorum.
(Oyların toplanmasına devam edildi)
BAŞKAN – Oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.
Oy kullanma işlemi tamamlanmıştır.
Oy kutusu kaldırılsın.
Tasnif komisyonu üyesi arkadaşlarımızın yerlerini almalarını rica ediyorum.
(Oyların ayırımı yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunda boş bulunan 3 üyelik için yapılan seçime ilişkin Tasnif
Komisyonu tutanağı gelmiştir.
Şimdi, tutanağı okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Radyo ve Televizyon Üst Kurulunda iktidar partileri kontenjanından boşalan 1 üyelik ile muhalefet partileri kontenjanından
boşalan 2 üyelik için yapılan seçimlere 458 üye katılmış; kullanılan oyların dağılımı aşağıda gösterilmiştir.
Saygıyla arz olunur.
Tasnif Komisyonu:
Cengiz Altınkaya Ahmet Çelik Necmi Hoşver
Aydın Adıyaman Bolu
Veli Aksoy Metin Işık
İzmir İstanbul
İktidar partileri tarafından gösterilen adaylar ve aldıkları oylar:
Güneş Müftüoğlu 265
Kutlu Savaş 179
Muhalefet partileri tarafından gösterilen adaylar ve aldıkları oylar:
Emin Başer 332
Mehmet Doğan 241
Gül Neşe Erel 180
Ertan Karasu 135
Geçersiz 13
Boş 1
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, buna göre, İktidar Partileri tarafından gösterilen adaylardan Güneş Müftüoğlu 265 oyla,
Muhalefet Partileri tarafından gösterilen adaylardan Emin Başer 332 oyla ve Mehmet Doğan 241 oyla Radyo ve Televizyon Üst
Kurulu üyeliklerine seçilmişlerdir; hayırlı olmasını diliyorum. (RP, DYP ve ANAP sıralarından alkışlar)
Şimdi, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.
VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
1. – Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/300) (S.
Sayısı : 14) (1)
BAŞKAN – Gündemin 1 inci sırasında yer alan, Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı ve Adalet Komisyonu raporunun görüşmelerine başlıyoruz.
Komisyon ve Hükümet yerlerini aldılar.
(1) 14 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunuyorum: Raporun okunmasını kabul edenler... Etmeyenler...
Raporun okunması kabul edilmemiştir.
Efendim, tasarının tümü üzerinde, grupları adına söz isteyen sayın üye?.. CHP Grubu adına Sayın Oya Araslı, DSP Grubu
adına Sayın Emin Karaa.
İlk sözü, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Oya Araslı’ya veriyorum.
Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 20 dakikadır Sayın Araslı.
CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI ( İçel ) – Değerli Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin sayın üyeleri; Anayasa
Mahkemesi, Hâkimler ve Savcılar Kanununun bazı maddelerini 27.04.1993 tarih ve 1992/37 esas, karar 1993/18 sayılı kararıyla
iptal etmiştir.
Bu iptal sonucunda, ortaya çıkan boşluğu doldurmak üzere, şu anda görüşmekte olduğumuz tasarı gündeme gelmiştir; ancak,
iptal kararı nedeniyle ortaya çıkan boşluğun giderilmesi için, yapılacak düzenlemelerde, iki hususun dikkate alınması gerektiğini
kimse yadsıyamaz. Bunlardan birincisi, Anayasa Mahkemesinin konuyla ilgili sözü geçen kararıdır; ikincisi ise, Anayasamızın
hükümleridir. Anayasa Mahkemesi iptal kararında ve gerekçesinde, Adalet Bakanlığı Müsteşarının yüksek müşavirliğe atanmasını,
yargı ve yargıç bağımsızlığı ilkeleri açısından, Anayasaya aykırı bulmuştur.
Anayasa Mahkemesi, adı geçen kararında, müşavirliklere atamanın ikili kararnameyle yapılmasını da Anayasaya aykırı
görmüş ve gerekçede, bu atamaların üçlü kararnameyle yapılması gerektiğini dile getirmiştir.
Şu anda önümüzde bulunan tasarının 1 inci maddesi, üçlü kararnameyle atama ilkesi açısından, Anayasa Mahkemesinin
kararına uymuş; fakat, müsteşar açısından, Anayasa Mahkemesi kararına aykırı bir düzenleme getirmiştir. Bu düzenleme,
Anayasanın 153 üncü maddesine aykırı bir durum ortaya koymaktadır; çünkü, Anayasanın 153 üncü maddesi, Anayasa Mahkemesi
kararlarının, yasama, yürütme, yargı organları, gerçek ve tüzelkişiler için bağlayıcı nitelik taşıdığı ilkesini ortaya koymaktadır.
Yapılan bu düzenleme, Anayasa Mahkemesi kararını hiçe sayarak, iptal edilmiş hükümleri tekrar yürürlüğe koymaya yönelik bir
düzenlemedir. Bu açıdan, Anayasaya aykırılığı, açık bir nitelik taşımaktadır.
Tasarının 2 nci maddesinde, gerekçeden de anlaşılacağı gibi, Adalet Bakanına, birlikte çalışmak istemediği bürokratları başka
görevlere atama yetkisi verilmesi amaçlanmış; böylece, Adalet Bakanlığında, en üst düzeyde, iktidara bağlı ve bağımlı bir
kadrolaşmaya imkân hazırlanmak istenmiştir. 2 nci madde hükmü incelendiğinde, idarî işlemde paralellik ilkesine uyulmadığı,
Anayasamızın hukuk devleti ilkesinin, hiçbir kimse ve organın kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamayacağı
ilkesinin, Anayasanının bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesinin, mahkemelerin bağımsızlığı, yargıç güvencesi ve Hâkimler ve
Savcılar Yüksek Kurulunun oluşumunu düzenleyen Anayasanın 138, 139 ve 159 uncu maddelerinin çiğnendiği, Anayasa
Mahkemesinin iptal kararına uyulmadığı ve böylece, 153 üncü maddeye aykırı bir durumun ortaya çıktığı görülmektedir.
Söz konusu tasarının geçici maddesinde ise, son zamanlarda Adalet Bakanı tarafından gerçekleştirilen ve yasadışı olduğunu
yargı organlarının tespit ettiği atama işlemlerine kanun marifetiyle geçerlik kazandırmak yoluyla, hiçbir ülkede ve hiçbir hukuk
düzeninde eşi ve örneği görülmeyen ve görülemeyecek olan bir düzenleme yapılmaktadır.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, böyle bir tasarının, bütünüyle Anayasaya aykırılığı nedeniyle, reddi görüşünde
olduğumuzu açıklamak isterim ve bu açıklamayı yaparken, Yüce Meclisin üyelerini bir hatadan korumak amacıyla, Anayasa
Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığını bir kere daha hatırlatmakta yarar görürüm. Burada kullanacağımız oylarla, bu memlekette,
Adalet Bakanlığı gibi özel önem taşıyan bir bakanlıkta, hukukun üstünlüğü ilkesini geçerli kılacağız veya kılmayacağız. Böyle bir
tasarıya olumlu oy vermek, Anayasanın ve Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ilkesine aykırı hareket etmek ve bir
anlamda Anayasayı çiğnemek demektir.
Değerli milletvekilleri, hepimiz, göreve başlarken, şu kürsüdegörevimizi yerine getirirken, Anayasaya saygılı hareket
edeceğimize yemin ettik. Bu tasarıyı reddetmek, Grubumuzun görüşleri açısından ve Anayasaya aykırılığı açıkça ortaya çıkan
hükümler açısından, bizler için bir görevdir. Bu hususu bir kere daha sizlere hatırlatarak, saygılarımı sunuyorum. (CHP ve DYP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan Sayın Oya Araslı’ya teşekkür ediyorum.
Gruplar adına ikinci söz talebi, Demokratik Sol Parti Grubundan Sayın Emin Karaa’nın.
Buyurun. (DSP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 20 dakikadır.
DSP GRUBU ADINA EMİN KARAA (Kütahya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Hâkimler ve Savcılar Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısında genel gerekçe, her ne kadar “2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 37 ve
38’inci maddelerinin kimi hükümlerinin Anayasa Mahkemesinin 27.4.1993 tarihli kararıyla iptal edilmesiyle ortaya çıkan yasal
boşluğun doldurulması” diyor ise de, hepimiz biliyoruz ki, burada amaçlanan, Adalet Bakanının, müsteşarını rahatça
değiştirebileceği bir yasal düzenlemenin sağlanmasıdır.
Bu husus ve operasyon, daha önce de, 1992 senesinde, zamanın iktidarı tarafından gerçekleştirilmiştir.
Burada, iki hususu birbirinden ciddî biçimde ayırmak ve buna göre hareket etmek, buna göre konuşmak gerekmektedir.
Hükümette görev alan bakanların, bu meyanda Sayın Adalet Bakanının, birlikte çalışacağı bir üst düzey bakanlık görevlisi olan
müsteşarını seçip tayin edebilme yetkisini, siyasî açıdan makul karşıladığımızı belirtmek isterim; ancak, bizim burada
katıldığımız, sadece, bakanlık üst düzey görevlilerinin siyasal iktidar tarafından seçilebilmeleridir; yoksa, bugün ve dün, partilerin
iktidara geldiklerinde yapageldikleri gibi, tüm kadroların altüst edilmesi ve kendilerine yakın olanların işbaşına getirilmesi değildir.
Esasen, Türkiye’nin en büyük sıkıntısı, iktidara gelen partilerin yaptıkları partizanca davranışlar yüzünden memurlara çektirdikleri
ıstıraplardır. Buna karşı olduğumuzu açıkça belirtmekte ve altını çizmekte fayda görüyorum. Hükümet kurulduğundan bu yana,
Sayın Bakan eski müsteşarla birlikte çalışmak istemediği için, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu toplanamıyor; bu yüzden
atamalar yapılamıyor, nakiller yapılamıyor, disiplin işleri görülmüyor, haziran ayına yetişmesi gereken kararname hazırlanamıyor,
3 Danıştay üyeliği boş, 14 Yargıtay üyeliği boş, Olağanüstü Hal Bölgesine atama yapılamıyor, Devlet Güvenlik Mahkemelerine
atamalar yapılamıyor. Türkiye’de adalet göz göre göre yaralanıyor. Sayın Bakan, hiç değilse, eski müsteşarla çalışmaya başlasaydı
da, Kurul toplansaydı da, haftada iki kez yapacağı toplantılarda sorunları, tıkanıklıkları giderseydi de, bilahara, müsteşarını
değiştirmeyi düşünseydi –bir noktaya kadar kendisine hak verdiğimiz– müsteşar seçiminin faturası bu kadar ağır olmasaydı.
İkinci husus ise; sayın bakanların –yani, Hükümetin– sadece üst düzey görevlilerini seçerken hukuka saygılı olmalarıdır. Salt,
bir bakanın amacına ulaşmak için müsteşarını değiştirme uğruna yasa ve Anayasaya aykırı davranış içine girmesi ve birtakım
zorlama usullerle sonuca ulaşması, fevkalade yanlıştır. Bugün, burada, Meclisin huzuruna gelen Sayın Adalet Bakanının
müsteşarının değiştirilmesine matuf kanun tasarısında da, yargı kararlarının bağlayıcılığı ilkesine aykırı bir durum olduğu
düşüncesindeyiz.
Anayasa Mahkemesinin 27.4.1993 tarihli kararı, Adalet Bakanlığı Müsteşarının, Bakanlık hiyerarşisine bağlı olmakla birlikte,
Anayasanın 159 uncu maddesinde mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev yapması öngörülen
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun doğal üyesi olduğunu, Kuruldaki görevi yönünden, güvencesi olması durumunda bağımsız
davranabileceğini ve görevini, yalnızca Anayasaya, yasaya ve hukuka uygun olarak, vicdanî kanaatine göre yapacağının
düşünülemeyeceğini belirterek, 2802 sayılı Yasanın “Bakanlık Yüksek Müşavirliklerine, Bakanlık merkez teşkilatındaki birinci
sınıf hâkimler arasından atama yapılır” hükmünü içeren 37 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen yedinci alt bendi
hükmünü, müsteşar yönünden iptal etmiştir. Oysa, tasarının birinci maddesindeki hüküm, iptal edilen hükümdeki sakıncayı aynen
sürdürmektedir. Dolayısıyla, Anayasanın 153 -son fıkrası- ve 159 uncu maddelerine aykırıdır.
Tasarının 2 nci maddesi, üçlü kararnameyle atananların aynı usulle görevden alınmalarını veya yer değiştirmelerini emreden
paralellik ilkesine aykırıdır. Bu ilke yerine, tasarıda, Adalet Bakanının teklifiyle Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca
atamaların yapılır hale getirilmesi, yeni bir Anayasaya aykırılık hali teşkil etmektedir. Ayrıca, Bakana böyle bir yetkinin verilmesi,
Bakanlık merkez teşkilatında, Bakana bağımlı ve giderek siyasal iktidara bağımlı hâkim ve savcılar yaratabilir endişesini gündeme
getirmektedir.
Tasarının geçici maddesi de, ne yazık ki, Anayasaya aykırıdır ve Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi söz konusudur. Geçici
madde, doğrudan hak arama özgürlüğünü, kuvvetler ayrılığını, idarenin işlem ve eylemlerine karşı yargı güvencesini bertaraf
etmektedir.
Ne yazık ki, bu geçici madde, 12 Ekim 1995 tarihinde yayımlanan ve altı ay sonra, 12 Nisan 1996 tarihinde, yürürlüğe girmesi
kararlaştırılan Anayasa Mahkemesi kararına aykırı biçimde oluşturulan, 7 Nisan 1996 günü Resmî Gazetede yayımlanan onbeş
adet ikili kararnameye meşruiyet kazandırma işlemidir.
Sonuç olarak –başta söylediklerimi tekrar etmek istiyorum– bir bakanın birlikte çalışacağı salt üst düzey bakanlık görevlilerini
bizzat seçmesinin haklı nedenleri vardır; ancak, bu yapılırken Anayasaya, yasaya ve hukuka uygun olarak davranmak, Anayasanın
159 uncu maddesini değiştirmek yerine zorlama metotlarla amaca ulaşmak, hukuk devletine zarar vermektedir.
Bütün partiler, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun işleyişinde değişiklik yapılması konusunda hemfikir oldukları halde,
Anayasanın 159 uncu maddesinin değiştirilmesi için hiçbir adım atmıyorlar. Bu yüzden, ne yazık ki, hep hukukla oynuyoruz, hukuk
devletini zedeliyoruz, yargı bağımsızlığını bozuyoruz. Kısır çekişmeleri bırakmak zorundayız; gerekli yasal değişiklikleri
yapmak için gayret sarf etmek zorundayız. Bunun ilk örneği, şu anda karşımıza çıktı. Anayasanın 159 uncu maddesi üzerinde
değişiklik çalışmasını başlatmak zorundayız.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DSP ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Demokratik Sol Parti Grubu adına konuşan Sayın Emin Karaa’ya teşekkür ediyorum.
Söz sırası, Anavatan Partisi Grubu adına Sayın Metin Öney’de.
Buyurun Sayın Öney. (ANAP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 20 dakikadır.
ANAP GRUBU ADINA METİN ÖNEY (İzmir) – Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; Hâkimler ve Savcılar Kanununda
yapılması düşünülen değişikliklerle ilgili olarak, Grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, Anavatan Partisi Grubu
adına, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
2802 sayılı Kanunun 37 ve 38 inci maddelerinde değişiklik yapılması ihtiyacı nereden doğmuştur; öncelikle, bu meseleye bir
açıklık getirmek gerekiyor. Bahse konu kanunda 3825 sayılı Kanunla yapılan önceki değişiklik –yani, 1991 seçimlerinden sonra
kurulan hükümet zamanında müsteşarı görevden almak için yapılan değişiklik– kamuoyunda by-pass diye bilinen,
Cumhurbaşkanını dışlama operasyonunun sonucu idi. İşte, o kanun, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Yani, şimdi
Hükümetimiz tarafından huzurunuza getirilen kanun tasarısı, vaktiyle Cumhurbaşkanını devre dışı bırakmayı amaçlayan kanun
yerine ikame edilen ve Anayasa Mahkemesince iptal edilen kanundan dolayı ortaya çıkan boşluğu doldurma amacıyla getirilmiştir.
Anayasa Mahkemesince iptal edilen kanunun iptal kararı, her ne kadar 27.4.1993 tarihinde açıklanmışsa da, gerekçeli karar
ikibuçuk sene sonra yayımlanmıştır ve Adalet Bakanlığında, bu ikibuçuk yıl içerisinde her türlü idarî tasarruf yapılmıştır; yani,
atamalar yapılmıştır, görevden alınmalar yapılmıştır, Yargıtaya ve Danıştaya üye seçimleri yapılmıştır.
Şimdi, bugün ortaya konulan tabloda, iptal edilen bu kanunun Anayasa Mahkemesince verilen altı aylık müddeti de dolunca yeni
bir kanunla Adalet Bakanlığını işler hale getirme zarureti hâsıl olmuştur. Bu itibarla, mevcut kanun tasarısı, öncelikle bir hukukî
boşluğu, kanundan doğan bir boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Yani, şimdi, bu kanun tasarısı huzura gelmeseydi, o zaman
Adalet Bakanlığının işlemesi mümkün değildi. Oysa bu konuda, hâkimler, savcılar ve hukukla ilgili hemen herkes bir sonuç
beklemektedir.
İkinci husus, bozulan kuralı yerine ikameyi amaçlamaktadır; yani, iptal edilen kanunla bozulmuş bulunan hukukî sistem,
yeniden kendi kuralına kavuşturulmaktadır.
Üçüncü husus da, her bakanlıkta uygulanan sistem neyse, Adalet Bakanlığında da aynı sistemin bu tasarıyla yerine
getirilmesidir.
Bu itibarla, gerek 1 inci gerek 2 nci maddeyle ve esasen eklenen ek maddeyle de bu tasarı, iptalden önceki kanunla yapılmış
bulunan tasarruflar da dahil -gerekçeli karar ikibuçuk yıl sonra yayımlandığı için- idarî tasarrufların hemen hepsine, yürürlük tarihi
itibariyle bir hukukîlik getirmeyi amaçlamaktadır.
Bu sebepledir ki, biz, bu kanun tasarısının Meclisten çıkması halinde mevcut bir boşluğu dolduracağına, Adalet Bakanlığı
gibi fevkalade önemli bir bakanlığa işlerlik kazandıracağına ve bunu bekleyen insanlara, hukukla ilgili olanlara da bir cevap
vereceğine inanıyoruz ve bunun içindir ki, Anavatan Partisi olarak, bu tasarıyı olumlu karşıladığımızı beyan ediyoruz.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (ANAP ve DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Anavatan Partisi Grubu adına konuşan, Sayın Metin Öney’e teşekkür ediyorum.
Refah Partisi Grubu adına, Sayın Şeref Malkoç; buyurun efendim. (RP sıralarından alkışlar)
Sayın Malkoç, konuşma süreniz 20 dakikadır.
RP GRUBU ADINA ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; şahsım ve Refah Partisi Grubu adına,
hepinizi, saygı ve muhabbetlerimle selamlıyorum. Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
üzerinde, Refah Partisi Grubu adına, görüşlerimizi aktarmak üzere, huzurunuza çıkmış bulunmaktayım.
Asıl konuya geçmeden önce, bir hususun açıklanması ihtiyacını hissediyorum. Bilindiği gibi, Anayasa Mahkemesi, 53 üncü
Hükümetin güvenoyu almadığına dair açıklama yapınca, Refah Partisi Grubu olarak bizler, komisyonlara ve Meclisteki tasarılara
ilişkin görüşmelere katılmadık. Bu kararımızdan vazgeçmiş değiliz; ancak, yine İçtüzüğün 79 uncu maddesine dayanarak,
Başbakanın, bu konuyla ilgili olarak Meclis Başkanlığına yaptığı müracaat üzerine, biz, bu çalışmaya katıldık; yani,
başlangıçtaki tavrımız değişmiş değildir.
NİHAT MATKAP (Hatay) – Çok inandırıcı geldi!..
ŞEREF MALKOÇ (Devamla) – Şimdi, asıl konuya girmek istiyorum.
1982 Anayasasında, devlet yetkileri üçe taksim edilmiştir -bütün klasik anayasalarda böyledir- organlar da buna göre tanzim
edilmiştir; yasama, yürütme ve yargı. Bununla birlikte, 1982 Anayasası, birçok noktada, kuvvetler ayrılığı prensibinden
ayrılmıştır; hatta, kuvvetler ayrılığı prensibine ters düşen bazı ilkeleri benimsemiştir. Örneğin, yüksek mahkemelere üye seçimi,
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun teşekkülü gibi.
Anayasanın 159 uncu maddesi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun teşekkülü gibi, kuvvetler ayrılığı prensibi için çelişki
teşkil eden hükmü getirmiştir. Biz, Refah Partisi olarak, bunun değişmesi gerektiği kanaatindeyiz; çünkü, Anayasanın 159 uncu
maddesi değişmeden, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu daha bağımsız hale getirilmeden, yargı bağımsızlığının tam
gerçekleşebileceği kanaatinde değiliz.
Hâkim ve savcıların tayin ve terfileri Adalet Bakanlığının etkisinde kaldığı sürece, yargının tam bağımsızlığından söz
etmek zordur.
Bu mezkûr anayasal düzenlemelerden, sadece hâkim ve savcılarımız değil, hemen hemen herkes şikâyetçidir. En çok sıkıntıya
maruz kalan bakanlık da, Adalet Bakanlığıdır. Adalet Bakanlığı, diğer bakanlıklar gibi, icranın bir parçası, idarenin bir uzvudur.
Diğer bakanlıklardaki tayin ve terfi tasarrufları hangi prosedüre tabi ise, bu Bakanlıkta da aynı prosedürün uygulanması gerektiği
kanaatindeyiz; zaten, aklın, mantığın ve hukukun gereği de budur.
Hizmet özelliği nedeniyle, bu Bakanlıkta, idarî personelin istihdamından ziyade, hâkim ve savcılık kariyerine sahip personelin
istihdamı yoluna gidilmiştir. Böyle olunca, bu Bakanlık teşkilatında herhangi bir tayin tasarrufu söz konusu olduğunda, kişiler,
hemen, hâkimlik ve savcılık teminatını öne sürmektedirler veya idarî mahkemede açtıkları dava sonucu, altı günde karar
alabilmektedirler.
Şimdi aramızda milletvekili olan ve bundan beş sene önce Şeker Fabrikaları Genel Müdürü olan bir arkadaşım, bu altı günde
karar çıkması üzerine “benim kararım beş yılda çıktı; bunu bana izah eder misin” dedi. Ben, bir hukukçu olarak, hukukun genel
prensipleri ve prosedürü içerisinde kendisine izah ettim; ama, pek tatmin olmadı. Yani, bu sebeple, böyle arızî sıkıntılarla
karşılaşmaktayız.
Hâkim ve savcılık kariyerindeki kişiler Bakanlıkta görev almadan önce, idarî bir göreve gelmeleri dolayısıyla muvafakatname
vermektedirler. Ancak, pratikte bu muvafakatnamenin bir işe yaramadığını hep birlikte görüyoruz.
Bir hükümet değişikliğinde, bakanlar, tabiî olarak, istediği müsteşar ve genel müdürlerle çalışmayı arzu ederler; bu, onların en
doğal hakkıdır. Adalet Bakanlığında da böyle olması gerekir. Ancak, Adalet Bakanlığında böyle bir uygulamanın olmaması
neticesinde, siyasî otorite zayıf düşmektedir. Biz, bunu söylerken, personel kıyımı yapılsın demiyoruz. Ancak, bir bakanın, istediği
müsteşar veya genel müdürle çalışması, en doğru olanıdır.
İzah etmeye çalıştığım sebeplerden dolayı, Adalet Bakanlığı teşkilatındaki bu değişikliği haklı görüyoruz. Çünkü, bu
değişiklik, Adalet Bakanlığı üst düzey görevlerinin tayin prosedürünü, diğer bakanlıkların tayin prosedürüyle aynı hale
getirmektedir. Zira, bu olay, Anayasanın 10 uncu maddesine de uygundur.
Geçen dönem, sırf bir müsteşarı görevden alabilmek için Cumhurbaşkanının devre dışı bırakıldığını hepimiz biliyoruz;
yani, çok yaygın deyimiyle, by-pass yasası çıkarıldı; ancak, cumhurbaşkanlarının devre dışı bırakılmasının uygun bir yöntem
olduğu kanaatinde değiliz. Biz Refah Partisi olarak, o gün, Cumhurbaşkanını devre dışı bırakan tasarrufa karşı çıkmıştık; çünkü,
devlet başkanlarının devre dışı bırakılması tasvip edilecek bir husus değildir.
Bu kanun tasarısını tasvip etmekteyiz; çünkü, biraz önce ifade ettiğim gibi, hem Anayasanın 10 uncu maddesine uygundur hem
de Adalet Bakanlığındaki müsteşar değişimi diğer bakanlıklarla aynı düzeye gelmektedir.
Kanun tasarısına olumlu baktığımızı ifade ediyor; hepinizi, Refah Partisi Grubu adına, saygı ve hürmetlerimle selamlıyorum.
(RP ve DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Refah Partisi Grubu adına konuşan Sayın Şeref Malkoç’a teşekkür ediyorum.
Sayın milletvekilleri, gruplar adına son konuşmayı, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Turhan Güven yapacaklardır.
Buyurun Sayın Güven. (DYP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 20 dakikadır efendim.
DYP GRUBU ADINA TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Doğru Yol Partisi Grubu adına
hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Önümüze, Anayasa Mahkemesinin bir iptal kararı üzerine yapılan bir düzenleme getirilmiş bulunmaktadır; bir kanun tasarısı
niteliğindedir. Malumları olduğu üzere, 1992 yılında çıkarılmış bulunan ve biraz evvel değerli kardeşimin de ifade ettiği gibi,
Türkiye’de “by-pass” adı altında tanımlanan bir kanun, zamanın Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa Mahkemesine götürülmüş.
Hatta, evvela iade edilmiş; ısrar üzerine götürülmüş. Anayasa Mahkemesi, bu kararı, her zaman olduğu gibi, gerekçesini yazmadan
açıklama lüzumunu hissetmiş ve Türkiye’de bir başka yüksek yargı organı da, yine her zaman olduğu gibi, süre bakımından -
Anayasa Mahkemesinin, iptal kararının sonuna altı aylık süre koymuş olmasına rağmen- bu Anayasa Mahkemesi kararını
tanımadığını beyan edercesine başka bir uygulamaya geçmiştir.
Türkiye’de, aslında, yargı organları arasında bu tereddütlü halin olmaması gerekir; ama, işin, yeni düzenleme bakımından,
Anayasaya aykırılığına gelince; artık, kuvvetler ayrılığı değil, kuvvetler birliğine doğru gidildiği bir dönemde, daha doğrusu uyum
sağlandığı bir dönemde yaşamaktayız. Bütün dünya, birbirine müdahale söz konusu olmadan, kuvvetler ayrılığı dediğimiz
prensibin birbiriyle yakın temas içinde olduğu ve birbirine aykırı davranışlar içinde olmadığı bir döneme geçmiş bulunmaktadır.
Türkiye de elbette bunu uygulayacaktır.
By-pass kanunu ne idi? By-pass kanunu hatırlardadır. Bu, Anayasaya fevkalade uygun olduğunu ifade eden ve hukuku bildiğine
inandığım bir bakan tarafından bu kürsülerde uzun uzun konuşmalarla beyan edildiği üzere, doğrudan doğruya Cumhurbaşkanını
(zamanın Cumhurbaşkanını) da ortadan kaldıracak ve yargıya –güya– rahatlık temin edeceği iddia edilen bir düzenlemeydi; yani,
ikili imza ile tasarruflar yapılacaktı.
Gerçekten, bu kanun çıktıktan sonra yapılan düzenlemeler ikili imzalı olmuştur; ama, entresandır, Anayasa Mahkemesi, iptal
kararıyla, ikili imzayı yeterli görmemiştir; yani, Cumhurbaşkanlarının mutlak imzasının bulunmasının lazım geldiği hususunda
bir karara varmıştır. Bu ikili imza yerine üçlü imzayı düzenlemediğiniz takdirde, bugün, Adalet Bakanlığında, siz, herhangi bir
tasarrufta bulunamazsınız. Adalet Bakanlığındaki tasarruflar kilitlenmiştir. Yapacağınız tasarrufları, idare hukukundaki esasa göre
yapacak olursanız; yani, geldiği sistemle tekrar gitme tasarrufunu işleyecekseniz, böyle bir tasarruf iptal gördüğüne göre, böyle bir
kanun iptal gördüğüne göre, neyi uygulayacaksınız?
İşte, bunun için, ikili imzanın yerine, tekrar Cumhurbaşkanlarını da devreye sokarak, üçlü kararname düzenleme dönemine
geçilmiş bulunmaktadır. Bu, bir kanunî zarurettir; ama, burada, enteresan olan bir husus şudur: Bu konum içinde bulunup da, bu
tasarruflarla birlikte göreve gelen insanlar, bu tasarrufun yanlışlığından bahsetmektedirler; enteresan olan husus bu; yani, hukuk
mantığı içinde bunu nasıl inceleyip, irdeliyorsunuz; o değerli arkadaşlarıma, ben, bunu sormak isterim.
Bakınız, bir başka olay da şudur: Anayasa Mahkemesinin iptaline dair konu aydınlığa kavuşmuş; yani, Anayasa Mahkemesi
“ben, bunu iptal ettim” demiş; ama, bunu, ancak 1995 yılında Resmî Gazetede yayımlamıştır. Anayasanın 153 üncü maddesindeki
açık hükme göre; yani, Resmî Gazetede yayımlamayla birlikte yürürlüğe girme keyfiyetindeki süre bakımından, bu altı aylık sürenin
içinde bir tasarrufta bulunmak mümkün müdür değil midir? Anayasa Mahkemesine göre, sadece düzenleme bakımından değil, burada
yeni kanunî durumlar ortaya çıkıncaya kadar birtakım tasarruflar yapılabileceğine dairdir. Oysa, yine bir yüksek mahkeme olan
Danıştay ise, bunların yapılamayacağını, sadece düzenlemeye matuf olduğunu ifade etmektedir bütün kararlarında. O zaman bir
çelişki oluyor değerli arkadaşlarım.
Şimdi muhalefette bulunan arkadaşlarımız -ki, Cumhuriyet Halk Partisini kastediyorum- o zaman, ortak oldukları Hükümet
içinde, bakınız, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı duyulduğu andan sonra da ikili kararnamelerle tasarrufta bulunmuşlardır. O
zaman, Danıştayın görüşünün ya doğru olduğunu ya da yanlış olduğunu kabul edecekler. Eğer, Danıştay, süre bakımından, sadece
kanunî düzenleme için bunu gündeme getiriyorsa, o zaman, bu tasarrufları yapmamaları gerekirdi. İkili imzayla çeşitli atamalarda
bulunmuşlardır; genel müdür atamaları yapmışlardır, değişiklik yapmışlardır ve şimdi, geçici bir maddeyle, o yaptıkları işlemlere
bile meşruiyet kazandırılmak isteniyor. Biraz, belki, hukukdışı, mantıkdışı gibi görünüyor; o konuya fazla girmek istemiyorum.
Değerli arkadaşlarım, aslında ben isterdim ki, bu Parlamentoda grubu bulunan bütün partili arkadaşlarımız, evvela, gelin,
Anayasanın 159 uncu maddesi üzerinde ittifak edelim; gelin, gerçek teminat ve bağımsızlık ilkesini Türkiye’ye getirelim,
yerleştirelim. Sıkıntı nereden doğuyor? Sıkıntı, Adalet Bakanlığı Müsteşarlığından mı kaynaklanıyor; yani, onu değiştirelim
veya değiştirmeyelimden mi kaynaklanıyor?.. Geliniz, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunu, Adalet Bakanlığı bünyesinden
çıkaralım; geliniz, bunu beraber yapalım.
YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) – Yapalım.
TURHAN GÜVEN (Devamla) – Anayasa değişikliğine var mısınız dedim...
YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) – Biz varız.
TURHAN GÜVEN (Devamla) – “Varız” dediler bazı başka arkadaşlar tabiî; ondan sonra da, söylediklerinden bazen inhiraf
ediyorlar.
YAHYA ŞİMŞEK (Bursa) – Onu yapan sizlersiniz.
TURHAN GÜVEN (Devamla) – O itibarla, bırakınız yargının birliği olayını, gelin, beraber inceleyelim, irdeleyelim; Anayasa
Mahkemesi kararları üzerinde bırakalım başka şeyi; ama gerçek yargı bağımsızlığı ve hâkim teminatında, gelin, Parlamentoda
grubu bulanan bütün partiler birleşelim, bunları değiştirelim ve Anayasa da, gerçek değişikliğine o zaman kavuşmuş olsun.
Hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Doğru Yol Partisi Grubu adına konuşan Sayın Turhan Güven’e teşekkür ediyorum.
Kanun tasarısının tümü üzerinde kişisel söz istemi vardır; Bursa Milletvekili Sayın Ertuğrul Yalçınbayır...
Buyurun. (RP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Bursa) – Sayın Başkan, saygıdeğer üyeler; hep aynı şeyleri söyleyeceğiz; Türkiye devleti, bir
hukuk devleti; Anayasanın şu maddesinde şu, şu maddesinde şu, şu maddesinde şu; yasama ayrı, yürütme ayrı, yargı ayrı; hukukun
üstünlüğü, Anayasanın bağlayıcılığı, Anayasa üzerine edilen yeminler... Bunlar, hep söylenen ve matbu olarak neredeyse belli hale
gelen hususlar ve bir de, samimiyet var.
1992 yılında, o dönemin Sayın Cumhurbaşkanı rahmetli Turgut Özal Anayasa Mahkemesine başvuruyor, ikili kararnamenin,
ikili hususun iptaliyle ilgili. Anayasa Mahkemesi, kararını 27.4.1993 tarihinde veriyor ve kanunun iptaline karar veriyor; ancak, bu
karar, her ne hikmetse, ikibuçuk sene sonra yayımlanıyor. Anayasanın 153 üncü maddesinin son fıkrası, bu kararların hemen
yayımlanmasını emrediyor; ama, Yüce Meclis, son derece nazik bir davranışla, süreyi, Anayasa Mahkemesi için belirlemiyor;
çünkü, onlar gereğini yaparlar diyor; şimdi önlerinde bulunan kararlarla ilgili yapacakları gibi... Ama, ikibuçuk sene sonra
yayımlanmasını izah edebilmek çok zor. Meclis, Anayasa Mahkemesine, bu konuda, yine eski nezaketini devam ettiriyor belki; ama,
partilerimiz de eski samimiyetlerini devam ettirseler, herhalde, hukuka daha uygun olacak; ama, burada, CHP’nin -SHP’nin- görüş
değiştirerek şu anda koyduğu muhalefeti de, şahsen, takdirle karşılıyorum. Gönül isterdi ki, o zaman da bu olmasaydı. (CHP
sıralarından alkışlar)
Ben, Adalet Komisyonunda üyeyim ve muhalefet şerhimi yazarak, görüşlerimi bildirdim, bazı üyeler okumuşlardır sanırım;
çünkü, Parlamentodaki üyelerimizin bir kısmının, okuma gibi zahmetlerinin olmadığını biliyorum; inşallah, gereğini hep birlikte
yaparız.
Muhalefet şerhinde belirttiğim hususlar, kısaca şunlar:
Anayasa Mahkemesi kararının 34 üncü sayfasında belirtilen uzun bir gerekçe var 1 inci maddeyle ilgili, Müsteşar yönünden
iptal gerekçesi; bunu lütfen okuyalım. Belki, Anayasaya aykırılık konusunu, burada uzun uzadıya tartışmamız gerekir; fakat,
tartışmaya, sanıyorum ki sayın üyeler ve hatta, belki de sayın gruplar hazır değiller; o nedenle, belki de, bu kanun tasarısının daha
sonra görüşülmesinde, hukuken yarar vardır.
Tasarının 1 inci maddesi itibariyle var olan Anayasaya aykırılığın ötesinde, 2 nci maddede ve geçici maddede de aykırılıklar
var.
Kanun tasarısına baktığımızda, atamalarla ilgili işlemleri içerdiğini görüyoruz. Biz, burada, bir idarî işlemin sonuçlarını
neredeyse mühürlüyoruz, tasdik ediyoruz; idarî işlemlere geçerlilik tanıyan bir Meclis oluyoruz; hak aramayı, geçici maddeyle
ortadan kaldırıyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi tasarrufuyla, atamalar geçici hale geliyor; bu konuda devam eden davalar
düşüyor; o davalara bağlı olarak açılabilecek yargı davaları, tazminat davaları ortadan kalkıyor. Hak aramayı biz kısıtlıyoruz; hem
kimler için; Adalet Bakanlığının yüksek dereceli personeli için.
Yine 2 nci maddede, Adalet Bakanlığının teklifiyle, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atama, denilen bir müesseseyi
görüyoruz; burada emir ve direktif söz konusudur.
Bir de, gözden kaçırılan şu husus var: Anayasanın 159 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında, bu Kurul kararlarına karşı yargı
merciine gidebilmek mümkün değil. Bu kişiler, üçlü kararnameyle atandılar; idarî yargıya dava açma hakları var; ama, paralellik
ilkesine de uymadan ve bir de Anayasanın 159/4 hükmüyle, özel koruma altına bir daha alınıyor ve kişilere mahsus kanun
yapılıyor. Biz, genel, düzenleyici ve objektif nitelikte işlem yapmak durumundayız ve bunun adına da kanun diyoruz; oysa burada,
kişisel durumlara indirgenen işlemlere icazet veren makam oluyoruz, onay veren makam oluyoruz. Ben, bunun, tümüyle bir hukuk
ayıbı olduğunu düşünüyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Doğru Yol Partisinin sayın sözcüsü “bunun hukuka uygunluğu konusunu şimdi bırakalım” dedi; biz bütün meselelerde
Anayasaya uygunluğu dikkate almak zorundayız, bunu bırakarak burada konuşma yapamayız. İlk bakacağımız iş, uymak zorunda
olduğumuz anayasal kurallardır. Bu kuralları beğenmiyorsak -ki, 159 uncu madde itibariyle sıkıntıların varlığı ortadadır- önce
bunları değiştirmek hususunda konsensüs sağlayalım, bu kuralları değiştirelim. Kurallar değişinceye kadar da, bunlara uymayı
bilelim. Bunlar, benim kişisel görüşlerimdir, hukukçu olarak görüşlerimdir, 25 senelik meslek hayatımızda yaptığımız mücadelenin
sonucudur. Ben muhalefet şerhini yazmakla yetinebilirdim, ona atıfta bulunmakla yetinebilirdim; ama, Anayasaya apaçık bu
aykırılığı, bir hukukçu olarak kabul edemiyorum.
Teşekkürlerimi sunarım. (RP ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Yalçınbayır’a teşekkür ediyorum.
Tasarının tümü üzerinde...
OYA ARASLI (İçel) – Sayın Başkan, CHP Grubu adına bir maruzatım var.
BAŞKAN – Gruplar adına söz talepleri bitti. Söz hakkınızı kullandınız Hanımefendi.
OYA ARASLI (İçel) – Grup adına değil efendim.
Doğru Yol Partisi Sözcüsü Sayın Turhan Güven’in, Cumhuriyet Halk Partisi Grubuyla ilgili sarf ettiği sözler nedeniyle,
İçtüzüğün 70 inci maddesi hükmü gereğince açıklama ve cevap hakkımı kullanmak istiyorum.
BAŞKAN – Sayın Araslı, iddianıza göre, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun bir beyanı yanlış mı aksettirildi yahut
Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna açık bir sataşma mı oldu efendim?
OYA ARASLI (İçel) – Evet efendim.
BAŞKAN – Tutanakları tetkik edeyim, benim dikkatimden kaçmış.
OYA ARASLI (İçel) – Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelere geçilmesini oylamadan önce, bazı önergeler var; onlarla ilgili değerlendirmemizi ifade edeceğim:
Sayın Oya Araslı ve Sayın Nihat Matkap’ın “Görüşülmekte olan Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısının Anayasa Komisyonuna mütalaa alınmak üzere gönderilmesini arz ve teklif ederiz” şeklinde bir önergeleri
bulunmaktadır. Bu önergeyi, İçtüzüğün 35 inci ve 74 üncü maddeleri karşısında işleme koyamıyorum; çünkü, konu, görüş alma ve
görüş bildirme çerçevesinde mütalaa edilirse, bu işlemlerin Komisyonda yapılması gerekirdi. Komisyonda bu türlü bir istem
olmamış; Anayasa Komisyonu da, yine 35 inci maddeye göre bu konuda görüş beyan etme ihtiyacını bugüne kadar duymamış.
Sonuç olarak, havaleye itiraz usulü ile bunu işleme koymak gerekseydi, o da, Meclis Başkanlığı tarafından, konunun Adalet
Komisyonuna havale edildiği günü takip eden birleşimde Genel Kurula getirilmesi icap ederdi. Bu aşamayı da geçmiş olduğumuza
göre, Sayın Araslı ve Sayın Maktap tarafından verilen önergeyi işleme koyamıyorum.
Şimdi, tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum...
ÖNDER SAV (Ankara)– Sayın Başkan, yoklama istiyoruz efendim.
OYA ARASLI (İçel)– Yoklama istiyoruz.
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Değerli arkadaşlarım, burada yoklama talebini ihtiva eden bir önerge bulunmamaktadır.
ÖNDER SAV (Ankara)– Siz oylamaya geçerken biz talepte bulunduk; buraya bakmadınız.
BAŞKAN – Sayın Sav, verdiğiniz önerge “Görüşülmekte olan (sıra sayısı: 14) Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının tümünün oylanmasının açık oyla yapılmasını arz ve teklif ederiz” şeklindedir. Bu talebiniz,
sonunda yerine getirilecektir.
ÖNDER SAV (Ankara)– Siz oylamaya geçmeden biz yoklama talep ettik.
BAŞKAN – Kanun tasarısının tümü oylanırken, açık oylama talebiniz yerine getirilecektir.
ÖNDER SAV (Ankara) – O, ayrı efendim.
BAŞKAN – Oylama tamamlandı efendim, oylamaya geçmeden önce böyle bir talebiniz gelmedi. Kastettiğiniz bu önergeyse,
önergenin gereğini, sırası gelince yerine getireceğim.
1 inci maddeyi okutuyorum:

Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına DairKanun Tasarısı

MADDE 1. – 24.2.1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 37 nci maddesinin birinci fıkrasının (b)
bendinin (2) numaralı alt bendi ile son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, (b) bendinin müteakip alt bentleri ve aynı maddenin
son fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
2. Adalet Bakanlığı Müsteşarlığına, Teftiş Kurulu Başkanlığına, müsteşar yardımcılıklarına, yüksek müşavirliklerine, genel
müdürlüklerine, genel müdür yardımcılıklarına ve müstakil daire başkanlıklarına, Yargıtay ve Danıştay üyeliğine seçilme hakkını
kazanmış ve bu hakkı kaybetmemiş bulunan birinci sınıf hâkim ve savcılar arasından,
Bakan,Başbakan ve Cumhurbaşkanının imzasını taşıyan kararname ile atama yapılır.
Bakanlık müşavirliklerine ve genel müdürlük daire başkanlıklarına yapılacak atamalar, Bakan onayı ile gerçekleştirilir.
Bakanlık merkez teşkilatında olmayıp, yargı görevinden bu görevlere atanacakların muvafakatı alınır.
BAŞKAN – 1 inci madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.
ÖNDER SAV (Ankara) – Sayın Başkan, Grup adına söz istiyoruz.
BAŞKAN – Söz talebiniz varsa, sesli olarak duyuracaksınız efendim. (CHP sıralarından gürültüler)
İRFAN GÜRPINAR (Kırklareli) – Sayın Başkan, siz bu tarafa bakmıyorsunuz.
NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, köşede kalıyoruz; görmüyorsunuz...
BAŞKAN – Söz talebiniz sesli veya yazılı olarak buraya intikal edecek efendim.
Grup adına mı konuşacaksınız efendim?
ÖNDER SAV (Ankara) – Evet, Grup adına, Sayın Atilâ Sav konuşacaklar.
BAŞKAN – Sayın Atilâ Sav, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına; buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA ATİLÂ SAV (Hatay) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, Yüce Meclisin sayın üyeleri; daha önce Anayasa Mahkemesinin incelemesinden geçmiş ve Anayasa
Mahkemesince iptal edilmiş bir kanunla ilgili ikinci bir düzenlemede, yine Anayasaya aykırılıktan söz etmek, bizi düşündürmeli ve
üzmeli.
Gerçekten, bu maddede, Adalet Bakanlığı Müsteşarlığının –yine, diğer üst düzey görevlilerle birlikte– atama yöntemi
belirlenmiş ve bu atamanın üçlü kararnameyle yapılacağı ifade edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararında, Adalet Bakanlığı Müsteşarı için şu saptama yapılmaktadır: “Yukarıda açıklandığı
gibi, Adalet Bakanlığı örgütünde idarî görevlerde çalışan hâkimler ve savcılar, yargısal görev yapmamakla beraber, adalet hizmeti
içerisinde çok önemli görevleri üstlenmiş bulunmaktadırlar. Ancak, yargısal görev yapan hâkim ve savcılardan farklı olarak, bu
görevlerini bakanın emir ve direktifleri doğrultusunda ve bakan adına yerine getirdikleri de bir gerçektir. Bu nedenle de, birinci sınıf
hâkim ve savcıların atamalarının müşterek kararnameyle yapılması gerektiğinde kuşkuya yer yoktur. Ancak, Adalet Bakanlığı
Müsteşarı için aynı şeyi söylemek olanaksızdır; çünkü, müsteşar, bir yandan, idarî görevleri yönünden, bakanın emir ve
direktiflerine göre bakanlık hizmetlerinin yürütülmesinde bakana yardımcı olmakta, öte yandan, Anayasa uyarınca, Hâkimler ve
Savcılar Yüksek Kurulunun doğal üyesi bulunmaktadır.”
Gerçekten, bütün bakanlıklarla ilgili olarak, gerek müsteşarlar gerekse üst düzey yöneticileri için Anayasada özel bir düzenleme
yoktur. Anayasanın 123 üncü maddesi, idarenin, hangi esaslara göre örgütleneceğini ve yasalarla nasıl düzenleneceğini belirtmiş,
yalnız bir bakanlığı, Adalet Bakanlığını ve Adalet Bakanlığı müsteşarını -Anayasada özel yer vermek suretiyle- ayırtmıştır;
Anayasanın 159 uncu maddesi bu konuda açıktır.
Hâkimlerin yargı bağımsızlığının güvencesi olan yargıç güvencesinin uygulanmasıyla görevli Hâkimler ve Savcılar Yüksek
Kurulunda, Adalet Bakanlığı Müsteşarı üye durumundadır. Nitekim, Anayasa Mahkemesi de, müsteşarın bu özel durumu
nedeniyle, diğer bakanlık müsteşarlarından ayrı bir yöntemle atanması ve göreve getirilmesi gerektiğini belirtmekte ve iptal kararına
bu anayasal saptamayı esas almaktadır.
Oysa, huzurunuza getirilmiş olan değişiklik önerisinde, müsteşarın, diğer üst düzey görevlilerle birlikte, teftiş kurulu
başkanlığına, müsteşar yardımcılıklarına ve diğer görevlere yapılacak atamalarla aynı tutulduğunu görüyoruz. Bu düzenleme,
Anayasa Mahkemesinin daha önce belirtmiş olduğu esaslara ve vermiş olduğu iptal kararına uygun bulunmamaktadır. Bu nedenle,
bir değişiklik önergesi sunduk; bunun Yüce Meclisçe kabul edilmesini öneriyoruz.
Yine, aynı maddenin üçüncü fıkrasında “Bakanlık müşavirliklerine ve genel müdürlük daire başkanlıklarına yapılacak
atamalar, Bakan onayı ile gerçekleştirilir” denilmektedir. Oysa, Anayasa Mahkemesinin iptal kararında, genel müdürlük daire
başkanlıklarının da, Adalet Bakanlığı üst düzey yöneticileri arasında bulunduğunu, binaenaleyh, bu görevlerde bulunan kişilerin de
-diğer müsteşar yardımcıları, genel müdürler, teftiş kurulu başkanı ve sair yüksek düzey görevliler gibi- üçlü kararnameyle
atanması gerektiğini saptamaktadır.
Bu nedenlerle, önümüzdeki 1 inci maddenin iki fıkrasında yapılan düzenleme, Anayasa Mahkemesinin 27.4.1993 tarihli
1992/37 esas, 1993/18 karar sayılı kararına aykırı bulunmaktadır.
Konuyla ilgili görüşlerimizi böylece özetliyor, Yüce Meclisi en derin saygılarımızla selamlıyorum efendim; sağ olun. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan Sayın Atilla Sav’a teşekkür ediyorum.
Madde üzerinde başka söz isteyen?..
MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Grubum adına söz istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Demokratik Sol Parti Grubu adına Sayın Mümtaz Soysal, buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)
Sayın Soysal, konuşma süreniz 10 dakikadır.
DSP GRUBU ADINA MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – 2 dakika konuşacağım Sayın Başkan; teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; önümüze gelmiş olan 1 inci maddenin “2” diye başlayan alt bendin üçüncü fıkrasında,
Anayasaya göre bir eksiklik var. Zannediyorum, o eksikliğin giderilmesi, böyle bir yasanın iptal olasılığını azaltacaktır. O da şu:
Anayasanın 159 uncu maddesine bakarsanız, o maddenin altıncı fıkrasında “Adalet Bakanlığının merkez kuruluşunda geçici veya
sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcıların muvafakatlerini alarak atama yetkisi Adalet Bakanına aittir” denilmektedir.
Dolayısıyla, kişiler hâkim ve savcı niteliğini taşıyorsa, onların, bu atama için muvafakatlerinin alınması bir Anayasa emridir. Oysa,
önümüze getirilmiş olan metinde “Bakanlık müşavirliklerine ve genel müdürlük daire başkanlıklarına yapılacak atamalar, Bakan
onayı ile gerçekletirilir” denilmektedir; dolayısıyla, bu kişiler hâkim ve savcı niteliğindelerse, onların muvafakatleri alınmadan
böyle bir atamanın yapılabileceği anlamı çıkmaktadır ki, bu, Anayasanın açık hükmü karşısında bir eksikliktir. Onun için
“muvafakatleri alınarak” ibaresinin ilave edilmesi yönünde bir önergemiz olacak .
Teşekkür ederim. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Soysal’a teşekkür ediyorum.
Madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Önergeler vardır okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 14 sıra sayılı kanun tasarısının 1 inci maddesiyle değiştirilen Hâkimler ve Savcılar Kanununun 37 nci
maddesinin birinci fıkrası (b) bendinin (2) numaralı alt bendiyle değiştirilmesi teklif edilen son cümlesinin metindeki son
paragrafının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
“Bakanlık merkez teşkilatında bulunmayan yargı görevlilerinin bu görevlere atanmalarında muvafakatleri alınır.”
Gerekçe:
Cümlenin daha açık ve düzgün şekilde getirilmesi gerekmektedir.
Mehmet Gözlükaya Haluk Yıldız Ömer Demir
Denizli Kastamonu Kırşehir
M. Sabri Güner Ahmet Bilgiç
Kars Balıkesir
BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 1 inci maddesinin,
tasarı metninden, Anayasaya aykırılığı nedeniyle çıkarılmasını arz ve talep ederiz.
Önder Sav Birgen Keleş Yahya Şimşek
Ankara İzmir Bursa
Atilâ Sav M. Seyfi Oktay Ali Şahin
Hatay Ankara Kahramanmaraş
Gerekçe:
Anayasanın 153 üncü maddesi, Anayasa Mahkemesi kararlarının, yasama, yürütme, yargı organları, gerçek ve tüzelkişiler için
bağlayıcı olduğunu bildirmektedir.
Anayasa Mahkemesinin 27.4.1993 tarihli ve E. 1992/37, K. 1993/18 sayılı iptal kararında “Bakanlık yüksek müşavirlerine,
bakanlık merkez teşkilatındaki birinci sınıf hâkimler arasından ....... atama yapılır” hükmünü içeren 2802 sayılı Yasanın 37 nci
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen 7 nci alt bendi, müsteşar yönünden iptal edildiği halde, görüşülmekte olan
tasarının 1 inci maddesinde, müsteşarın yüksek müşavirliğe atanması olanağı saklı tutulmuştur.
Bu durum, yasama organının, Anayasanın 153 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan, Anayasa Mahkemesinin kararlarının
bağlayıcılığı ilkesine aykırı bir düzenleme yapması anlamını taşır.
Bu nedenlerle, söz konusu 1 inci maddenin tasarı metninden çıkarılması talep edilmektedir.
BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Hâkimler ve Savcılar Kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısının tüm maddeleri Anayasaya aykırıdır.
Anayasaya aykırılık hususunda, komisyon üyesi sıfatıyla, komisyon raporunda muhalefet şerhim bulunmaktadır.
İçtüzüğün 85 inci maddesine göre, anılan kanun tasarısının Genel Kuruldaki görüşülmesi sırasında, tasarının 1 inci
maddesinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle reddini isteyen işbu önergenin, diğer önergelerden önce oylanmasını arz ederim.
Ertuğrul Yalçınbayır
Bursa
BAŞKAN – Son önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Hâkimler ve Savcılar Kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısının 1 inci maddesine aşağıdaki
fıkranın eklenmesini arz ve talep ederiz.
Zeki Çakıroğlu Atilâ Sav Ali Şahin
Muğla Hatay Kahramanmaraş
Nezir Büyükcengiz Metin Arifağaoğlu Ahmet Küçük
Konya Artvin Çanakkale
Mustafa Yıldız İsmet Atalay
Erzincan Ardahan
“Adalet Bakanlığı müsteşarı, yüksek müşavirlik ya da başka bir alt göreve atanamaz.”
Gerekçe:
Tasarının genel gerekçesini oluşturan Anayasa Mahkemesinin 27.4.1993 tarihli ve Esas 1992/37, Karar 1993/18 sayılı iptal
kararında (iptal kararının A–2/a bendinde) “Bakanlık Yüksek Müşavirliklerine Bakanlık Merkez Teşkilatındaki 1. sınıf hâkimler
arasından ..... atama yapılır” hükmünü içeren 2802 sayılı yasanın 37 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen 7 nci alt
bendi, Müsteşar yönünden iptal ettiği halde, tasarının 1 inci maddesinde Müsteşarın Yüksek Müşavirliğe atanması olanağı saklı
tutulmuştur; bu nedenle, yukarıdaki ek fıkranın, tasarının 1 inci maddesine eklenmesi zarureti vardır.
BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, okunan dört önergeden birincisini, önerge sahipleri geri aldılar. İki önerge, Anayasaya
aykırılık iddiasını ihtiva etmektedir. Öncelikle, bunları işleme koyacağım.
Sayın Önder Sav ve arkadaşlarının önergesi ile Sayın Ertuğrul Yalçınbayır’ın önergesini birlikte işleme koyuyorum.
Anayasaya aykırılığı iddia eden bu önergeler, 1 inci maddenin, kanun tasarısı metninden çıkarılmasına dairdir.
Önergeye, Komisyon katılıyor mu efendim?
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI M. NECATİ ÇETİNKAYA (Konya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükümet?..
ADALET BAKANI MEHMET AĞAR (Elazığ) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Önergelere, Komisyon ve Hükümet katılmamaktadır.
Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutup, işleme koyacağım:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan, Hâkimler ve Savcılar Kanununda değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 1 inci maddesine
aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve talep ederiz.
Zeki Çakıroğlu
(Muğla)
ve arkadaşları
“Adalet Bakanlığı Müsteşarı, yüksek müşavirlik ya da bir başka alt göreve atanamaz.”
BAŞKAN – Önergeye, Komisyon katılıyor mu efendim?
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI M. NECATİ ÇETİNKAYA (Konya) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Hükümet katılıyor mu?
ADALET BAKANI MEHMET AĞAR (Elazığ) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Önergeye, Komisyon ve Hükümet katılmamaktadır.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
III. – YOKLAMA
BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, 1 inci maddenin oylamasına sıra geldi. Oylamadan önce, görüşme yetersayısı bulunmadığı
iddiasıyla yoklama talebi vardır; şimdi, önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşme yetersayısı bulunmamaktadır; bu nedenle, tasarının 1 inci maddesinin oylanmasından önce yoklama yapılmasını arz
ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
BAŞKAN – Önce, önergedeki imza sahiplerini tespit edeceğim, sonra yoklama işlemine geçeceğiz.
Birinci imza sahibi Sayın Önder Sav?.. Burada.
Oya Araslı?.. Burada.
Nihat Matkap?.. Burada.
Ali Şahin?.. Burada.
Atilâ Sav?.. Burada.
M. Seyfi Oktay?.. Burada.
Zeki Çakıroğlu?.. Burada.
Erol Çevikçe?.. Burada.
Yusuf Öztop?.. Burada.
Bekir Kumbul?.. Burada.
Birgen Keleş?.. Burada.
Altan Öymen?.. Burada.
Yahya Şimşek?.. Burada.
Sabri Ergül?.. Burada.
Önerge için yeterli sayı vardır; şimdi, Adana İlinden başlayarak arkadaşlarımızın burada olup olmadıklarını kontrol
edeceğiz.
(Yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere kaldığımız yerden devam ediyoruz.
VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
1. – Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/300) (S.
Sayısı : 14) (Devam)
BAŞKAN – 1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...Kabul etmeyenler...Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2. – 2802 sayılı Kanunun 38 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Madde 38. – Bakanlık merkez kuruluşundaki hizmetlerde çalışan, Müsteşar dışındaki hâkim ve savcılar, AdaletBakanının
teklifi üzerine, Bakanlık hizmetlerinde kazanmış oldukları haklar korunmak suretiyle, idarî yargıdan gelmiş olanlar idarî yargıda,
adlî yargıdan gelmiş olanlar adlî yargıda, durumlarına göre Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca uygun görülecek hâkimlik ve
savcılık görevlerine en çok otuz gün içerisinde atanırlar.”
BAŞKAN – 2 nci madde üzerinde söz isteyen?..
NİHAT MATKAP (Hatay) – Grup adına Sayın Atilâ Sav.
BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Atilâ Sav; buyurun efendim.
CHP GRUBU ADINA ATİLÂ SAV (Hatay) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin sayın üyeleri; bir kez daha huzurunuzda, Anayasa
Mahkemesi kararına dayanarak, Anayasaya aykırı bir yasa tasarısının Yüce Meclisten geçmesini engellemeye çalışmak suretiyle
söz almış olmaktan dolayı üzüntü duyuyorum, özür diliyorum; fakat, gönlümüz, daha önce Anayasa Mahkemesince değerlendirilmiş,
Anayasaya aykırılığı saptanmış, gerekçeleri belirlenmiş metinlerin, Yüce Meclis tarafından ısrarla, yeniden yasalaştırılmasından,
Meclisi, yasama organını koruma çabasına yöneliktir.
Gerçekten, 2 nci madde, tümüyle, bundan önce Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olan metin gibi yazılmıştır. İki
metin arasındaki fark şundan ibarettir: Biraz önce sunulan metinde “Bakanlık merkez kuruluşundaki hizmetlerde çalışan, Müsteşar
dışındaki hâkim ve savcılar -bu yok, çıkarılmış: İle diğer sınıflara mensup hâkim ve savcılar- Adalet Bakanının teklifi üzerine,
Bakanlık hizmetlerinde kazanmış oldukları haklar korunmak suretiyle, idarî yargıdan gelmiş olanlar idarî yargıda, adlî yargıdan
gelmiş olanlar adlî yargıda, durumlarına göre, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca uygun görülecek hâkimlik ve savcılık
görevlerine, en çok otuz gün içerisinde atanırlar” deniliyor. Bundan önce iptal edilen metinde “teklif tarihinden itibaren en geç bir ay
içerisinde atanırlar” denilmiş. Birbirinden hiç farkı olmayan bu iki metinden bir tanesi, Anayasa Mahkemesi tarafından, Anayasaya
aykırılık nedeniyle iptal edilmiş olan metindir. Müsaade ederseniz, o kararın hüküm fıkrasını da okuyorum: “Müşterek
kararnameyle, Adalet Bakanlığına atamaları yapılan birinci sınıf hâkim ve savcılar ile diğer sınıflardaki hâkim ve savcıların,
Adalet Bakanının teklifi üzerine, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, yeniden hâkimlik ve savcılığa atanmalarının, atama
yöntemi nedeniyle, Anayasaya aykırı olduğundan iptaline... “ deniliyor.
Anayasaya aykırılığı bu kadar açık ve belirgin olan bir metnin, Adalet Bakanlığından geçerek, Hükümetin tasarısı olarak
Yüce Meclisin önüne getirilmiş olmasını yadırgadığımızı, bir kez daha belirtmek istiyoruz. Bizim çabamız, Anayasaya aykırılık
konusunda, Anayasa Mahkemesi ile Türkiye Büyük Millet Meclisini, mümkün olduğu kadar, karşı karşıya getirmemektir. Bu
nedenle, izninizle, bir kez daha söz alarak, bu noktaya değiniyoruz.
Anayasa Mahkemesinin de belirttiği gibi, hukuk devletinin özü, yargının bağımsızlığındadır. Demokratik hukuk devletinde
yasama ve yürütmenin karşısında, yargı, denetleyicidir. Yargının bu görevi yapabilmesinin yolu da, yargıç bağımsızlığı ve yargıç
güvencesinden geçmektedir. Hâkimlerin bağımsızlığı, hâkimlerin objektif bağımsızlığı olduğu halde; yargıç güvencesi, yargıcın
kişisel bağımsızlığını da sağlar. Bu nedenle, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, hiçbir organdan, özellikle yürütmeden
talimat almadan görevini yapması gerekmektedir.
Anayasaya bir başka aykırılık da, bir önceki maddede yapılan düzenlemede “Anayasaya uygunluk yöntemi getirildi” denildi.
Nedir o yöntem: Bu, Bakanlık üst düzey yöneticilerinin, üçlü kararnameyle; yani, bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanının
imzalarıyla atanmaları yöntemidir. Peki, o göreve atanmış olanların görevden alınması nasıl olacak: Hiç kuşkusuz, idare
hukukunun genel prensiplerine, ilkelerine göre, aynı yöntemle alınmaları gerekirken, sadece bakanın onayı ya da bakanın tek
imzasıyla, bunlarla ilgili atama kararları ortadan kaldırılacaktır. Eklenen husus, müsteşar hariç, görevden alınmaları için, yetkinin
bakana verilmiş olmasıdır.
Bütün bu belirttiğimiz hususlar nedeniyle, 2 nci madde, daha Meclise sunulurken Anayasaya aykırılığı belli olan bir
düzenlemeyle gelmiştir.
Siyaseten dikkatimizi çeken bir noktayı da Yüce Meclisin takdirine sunmak istiyoruz. Daha önce biz, Yüce Meclisin önünde,
yine, bazı metinlerin -örneğin, Bütçe Kanununda olduğu gibi- Anayasaya aykırılığını belirterek, bir mücadele verdik. Bu
mücadelemiz sırasında bazı grupların, bazı parti gruplarının bize destek olduklarını ve Anayasaya aykırılık konusunda aynı
duyarlığı gösterdiklerini memnuniyetle gözlemlemiştik. Bu kez, Refah Partisinin bu konudaki tutumunu anlamakta güçlük
çektiğimizi belirtmekle yetinmek istiyorum. Önemli olan, tabiî, grupların tavrı ve tutumlarından ziyade, Yüce Meclisin kararıdır.
Yapılacak olan düzenleme, yürütme ile yargı arasında yeni bir Anayasaya aykırılık tartışması açmamalıdır. Bunu, bir kez daha
Yüce Meclisin dikkatine sunuyorum.
Hepinizi, Grubum adına ve şahsım adına en derin saygılarımla selamlıyorum. (CHP ve DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan Sayın Atilâ Sav’a teşekkür ediyorum.
2 nci madde üzerinde başka söz talebi?.. Yok.
Maddeyle ilgili önergeler vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 2 nci maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.
Zeki Çakıroğlu Atilâ Sav Ali Şahin
Muğla Hatay Kahramanmaraş
Nezir Büyükcengiz Metin Arifağaoğlu Ahmet Küçük
Konya Artvin Çanakkale
Mustafa Yıldız İsmet Atalay
Erzincan Ardahan
MADDE 2.– 2802 sayılı Kanunun 38 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
Madde 38.– Bakanlık merkez kuruluşundaki hizmetlerde çalışan müsteşar dışındaki hâkim ve savcılar, yazılı
muvafakatleriyle, Bakanlık merkez kuruluşundaki hizmetlere atandıkları yöntemle görevlerinden alındıktan sonra, Adalet
Bakanının teklifi üzerine, Bakanlık hizmetlerinde kazanmış oldukları haklar korunmak suretiyle, idarî yargıdan gelmiş olanlar idarî
yargıda, adlî yargıdan gelmiş olanlar adlî yargıda, durumlarına göre, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca uygun görülecek
hâkimlik ve savcılık görevlerine atanabilirler.
Gerekçe:
Tasarının genel gerekçesini oluşturan, Anayasa Mahkemesinin 27.4.1993 tarihli ve Esas 1992/37, Karar 1993/18 sayılı iptal
kararında, 2802 sayılı Yasanın 38 inci maddesinin, Adalet Bakanlığı müsteşarının atanması yönünden ve ayrıca müşterek
kararname ile Adalet Bakanlığına atamaları yapılan birinci sınıf hâkim ve savcılar ile diğer sınıflardaki hâkim ve savcıların,
Adalet Bakanının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, yeniden hâkimlik ve savcılık atanmalarının, atama
yöntemi nedeniyle Anayasaya aykırı olduğuna karar verildiği halde, “müsteşar dışındaki” ibaresi dışında, iptal edilen hüküm ve
atama yöntemi aynen muhafaza edilmiştir.
Anayasanın, “Anayasa Mahkemesi kararları yasama ve yürütme organlarını .... bağlar” hükmünü içeren 153/son maddesi
uyarınca tasarının 2 nci maddesinin yukarıdaki şekilde değiştirilmesi zorunluluğu vardır.
BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Hâkimler ve Savcılar Kanun tasarısının 2 nci maddesi Anayasaya aykırıdır. İşbu aykırılık önergemin, diğer önergelerden
önce oylanmasını arz ederim.
Ertuğrul Yalçınbayır
Bursa
BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun tasarısının 2 nci maddesinin
Anayasaya aykırı olması nedeniyle tasarı metninden çıkarılmasını arz ve talep ederiz.
Yusuf Öztop Yahya Şimşek Ali Şahin
Antalya Bursa Kahramanmaraş
Önder Kırlı Bekir Kumbul Nihat Matkap
Balıkesir Antalya Hatay
Birgen Keleş Altan Öymen
İzmir İstanbul
Gerekçe:
Tasarının genel gerekçesini oluşturan Anayasa Mahkemesinin 27.4.1993 tarih ve E.1992/37, K.1993/18 sayılı iptal kararında,
müşterek kararname ile Adalet Bakanlığına atamaları yapılan 1 inci sınıf hâkim ve savcılar, Adalet Bakanının teklifi üzerine
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yeniden hâkim ve savcılığa atanmalarının atama yöntemi bakımından Anayasaya aykırı
olduğu bildirilmiştir. Söz konusu 2 nci maddeyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınmaksızın, Anayasanın 153 üncü
maddesine aykırı bir biçimde, iptal edilen hüküm doğrultusunda düzenleme yapılmıştır. Bu nedenle, 2 nci madde hükmünün
metinden çıkarılması gerekmektedir.
çıkarılması gerekmektedir.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, okunan son iki önerge, 2 nci maddenin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle tasarı
metninden çıkarılması istemini ihtiva etmektedir. Her iki önergeyi birlikte işleme koyacağım. Önergelerden birisi Sayın Ertuğrul
Yalçınbayır ve arkadaşlarına, ikincisi Yusuf Öztop ve arkadaşlarına aittir.
Anayasaya aykırılık iddiası taşıyan önergelere Komisyon katılıyor mu?..
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI M.NECATİ ÇETİNKAYA (Konya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükümet?..
ADALET BAKANI MEHMET AĞAR (Elazığ) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Anayasaya aykırılık önergelerine, Komisyon ve Hükümet katılmamaktadır.
Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
Şimdi, diğer önergeyi yeniden okutup işleme koyacağım. Sayın Zeki Çakıroğlu’nun önergesini tekrar okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 2 nci maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.
Zeki Çakıroğlu
(Muğla)
ve arkadaşları
MADDE 2.– 2802 sayılı Kanunun 38 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 38.– Bakanlık merkez kuruluşundaki hizmetlerde çalışan müsteşar dışındaki hâkim ve savcılar, yazılı muvaffakatları
ile Bakanlık merkez kuruluşundaki hizmetlere atandıkları yöntemle görevlerinden alındıktan sonra, Adalet Bakanının teklifi
üzerine, Bakanlık hizmetlerinde kazanmış oldukları haklar korunmak suretiyle, idarî yargıdan gelmiş olanlar idarî yargıda; adlî
yargıdan gelmiş olanlar adlî yargıda, durumlarına göre, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca uygun görülecek hâkimlik ve
savcılık görevlerine atanabilirler.
BAŞKAN – Önergeye Komisyon katılıyor mu?..
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI M.NECATİ ÇETİNKAYA (Konya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükümet?..
ADALET BAKANI MEHMET AĞAR (Elazığ) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Önergeye Komisyon ve Hükümet katılmamaktadır.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 2 nci madde kabul edilmiştir.
Geçici maddeyi okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE – Anayasa Mahkemesinin 27.4.1993 gün ve E. 1992/37, K. 1993/18 sayılı kararı ile 2802 ve 2992 sayılı
kanunların kimi hükümlerinin iptal kararı mucibince yürürlükten kalktığı 12 Nisan 1996 tarihine kadar, anılan görevlere mezkur
hükümlerdeki usule göre yapılan atamalar geçerlidir.
BAŞKAN – Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Atilâ Sav ve Demokratik Sol Parti Grubu adına Sayın
Mümtaz Soysal söz istemiş bulunmaktadırlar.
Sayın Sav, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA ATİLÂ SAV (Hatay) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin sayın üyeleri; bu kez, geçici madde ile ilgili
görüşlerimizi sunmak üzere huzurunuzda bulunuyorum.
Sanıyorum ki, yasama ilkeleri bakımından bir eşi, ne daha önce Yüce Meclisten geçti ne de bundan sonra Yüce Meclisin önüne
böyle bir madde, yasalaşması için, tasarı ya da teklif olarak gelecektir.
ŞEVKET KAZAN (Kocaeli) – Seyfi Oktay yaptığı zaman oluyor da!..
ATİLÂ SAV (Devamla) – Efendim, bu, o değil. Sayın Kazan, en iyisini siz biliyorsunuz; lütfen, saptırmayın.
Yasama ilkelerinde, bize öğretildiğine göre, yasa kuralları genel, sürekli ve soyut olur. Oysa, önümüzdeki madde, kişiye özgü,
somut ve olaylar için öngörülmüş, düşünülmüş bir kuraldır ve halen, bir kısmı yargı önünde bulunan, devam etmekte olan davalarla
ilgili hukuk kuralını düzenlemek, bir bakıma yargıya bir yol göstermek ya da talimat vermek niteliğinde bulunmaktadır.
Bu maddenin Anayasaya aykırı olduğunu açıklamaya gerek olduğunu sanmıyorum. Yüce Meclisteki her üyenin, bu maddenin
Anayasaya aykırılığını takdir edeceğini düşünüyorum. Zaten, komisyon çalışmalarında da bu madde geldiği zaman, herkes özel
olarak konuşurken, bunun Anayasaya uygun olmadığını, böyle bir hukuk kuralının doğru olmadığını kabul ettiği halde, nedense,
bu madde huzurunuza kadar gelmiş bulunmaktadır.
Umuyorum ve diliyorum ki, yargı, bu hükmü, kendi ilkeleri ve hukuk devletine bağlılığı, demokratik hukuk devletine bağlılığı
doğrultusunda doğru değerlendirecektir.
Danıştay Beşinci Dairesinin yürütmeyi durdurma kararında “Anayasa Mahkemesince, bir yasanın veya kanun hükmünde
kararnamenin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasaya aykırılığı saptanmışsa, bu kurallar, artık, uygulanamaz”
denilmektedir. Böylesi bir tutum, Anayasaya aykırı olur. İptal kararlarının yürürlüğü için verilen süre -ki, olayımızda öyledir-
burada belirtilen 12 Nisan 1996 tarihi de, zaten, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girmesi tarihi için Yüce Meclise,
yasama organına vermiş olduğu boşluğu doldurma süresinin sonudur. “... iptal kararlarının yürürlüğü için verilen süre, aykırı
hükmün uygulanmasının sürdürülmesi için değildir; düzeltilmesi ve Anayasaya uygun yeni kuralın konulması içindir” denilmektedir.
Bu nedenle, tasarıyla getirilen geçici maddenin, Anayasaya aykırılığından hiç kuşku yoktur. Böyle bir hükmün, metinden
çıkarılmasını temenni ediyoruz.
Bir siyasal değerlendirme olarak, yine aynı noktaya değineceğim. Sayın Refah Partisi Grubu, bu Hükümetin güvenoyu
almadığını ileri sürerek, komisyon çalışmalarından çekiliyor; güvenoylamasıyla ilgili kuralı Anayasa Mahkemesine götürüyor ve
şimdi de, Hükümetin getirdiği -belki de ilk icraat olan- bu tasarının Meclisin onayından geçmesi için tavır içerisinde oluyor!..
Doğrusu, bu çelişkiyi anlamakta zorluk çekiyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Başkan, Yüce Meclisin sayın üyeleri; Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı,
bütünüyle, yürütmenin, yargı bağımsızlığına el uzatması ve yargı bağımsızlığına yönelik bir darbesi olarak gözükmektedir. Ne
yazık ki, yasa tasarısının en önemli maddeleri, 1 ve 2 nci maddeleri Yüce Meclisin onayından geçmiştir. Tabiî, Anayasaya
aykırılık nedeniyle, bundan sonra hangi aşamalardan geçeceğini söylemek kolay değildir; ama, Anayasaya aykırı bir metnin,
bilinerek, Yüce Meclisce kabul edilmiş olması, bizim, Anayasaya olan bağlılığımızı, hukuk devletine ve hukukun üstünlüğü
ilkesine olan bağlılığımızı incitmektedir.
Bu konudaki görüşlerimizi açıklamak için huzurunuzda bulundum. Hepinizi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, en derin
saygılarımla ve en iyi dileklerimle selamlıyorum.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan Sayın Sav’a teşekkür ediyorum.
ŞEVKET KAZAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, yerimden bir açıklama yapabilir miyim?
BAŞKAN – Buyurun efendim.
ŞEVKET KAZAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, sayın grup sözcüsü, konuşmasında, Refah Partisi Grubunun, bu kanun
tasarısının görüşülmesi sırasındaki tavrını, bir çelişki olarak ifade etti. (CHP sıralarından “doğru, doğru” sesleri) Halbuki, Grup
sözcümüzün tümü üzerindeki konuşmalarını dinlemiş olsalardı, elbette, böyle bir hatalı ifadede bulunmayacaklardı. Bu kanun
tasarısının görüşülmesi için, dün, Başbakanlık, Meclis Başkanlığına, 79 uncu maddeye göre bir yazı göndermiştir. O yazıya
müsteniden, İçtüzüğün hükümlerine uygun bir görüşme yapıyoruz. Onun için, Refah Partisi olarak burada desteğimizi sürdürüyoruz;
arz ederim. (RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Cumhuriyet Partisi Grubu sözcüsü kendi değerlendirmelerini ifade etmişlerdir; karşı görüşü de böylece söylemiş oldunuz.
Şimdi, söz sırası, madde üzerinde söz talep eden Demokratik Sol Parti Grubu Başkanvekili Sayın Mümtaz Soysal’ın.
Buyurun Sayın Soysal. (DSP sıralarından alkışlar)
Konuşma süreniz 10 dakikadır efendim.
DSP GRUBU ADINA MÜMTAZ SOYSAL (Zonguldak) – Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; yaptığımızı doğru yapmamız için söz aldım; çünkü, yapılan işin, özde doğru olduğunu
söylüyorum. Yapılan iş, vaktiyle yapılmış bir yanlışın düzeltilmesidir; o bakımdan, özde doğrudur. (RP, DYP ve ANAP
sıralarından alkışlar)
Acele etmeyin alkışlamak için!.. (Gülüşmeler)
Nedir yanlış; by pass yasası, özde yanlıştı. Yani, devletin normal atama sürecinin dışına çıkıp, Cumhurbaşkanını bu sürecin
dışında tutmak ve müsteşarlık gibi, bir bakanın en yakın çalışma arkadaşının seçiminde, Cumhurbaşkanını, devlet başkanını bu
sürecin dışında tutmak, bizim Anayasa kurallarımızda ve idare hukuku uygulamalarımızda olmayan bir şeydi; nitekim, Anayasa
Mahkemesi iptal etti.
Şimdi, bu yanlışı düzeltirken başka yanlışların içine düşmemek ve sürekli, Meclisi, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarıyla
karşı karşıya bırakmamak gerekir. Geçici yararlar sağlıyoruz; fakat, arkasından iptal kararları çıktıkça, Türkiye’de, hem Büyük
Millet Meclisinin hem de siyasal sistemin saygınlığı azalıyor.
Üzerinde konuştuğumuz geçici maddeye gelince: Bu geçici maddenin çıkarılmasıyla hiçbir şey kaybedilecek değildir; yani, yasa
tasarısını buraya getirmiş olanların amaçladıkları sonuç bakımından da bir şey kaybetmiş olmayacaklardır.
Hukukta, haşivler, çoğu zaman zararsız olabilir; ama, bazen de zararlı sonuçlar verebilir. Biz, bu geçici maddeyle ne diyoruz;
diyoruz ki, Anayasa Mahkemesinin kararı yürürlüğe girmeden önce yapılan işlemler geçerlidir. Bu, aslında, bizim hukukumuzda çok
tartışmalı bir kavramdır ve bazen falanca yargı organının filanca kararıyla, bazen de falanca yargı organının başka kararıyla bu
tartışma devam eder gider.
Biz, şimdi, sanki, bu hükümle, bu tartışmayı sona erdirecekmişiz gibi bir yanlış yapıyoruz; yani, diyoruz ki, bu atamalar
geçerlidir. “Geçerlidir” demekle geçerli olmuyor; çünkü, geçen dönemde de, bu Mecliste buna benzer başka yanlışlar yapıldı.
Özelleştirme konusunda, falanca işlem imtiyaz sayılmaz diye buraya hüküm koyduk; sonra, Anayasa Mahkemesi, İdare hukukundaki
imtiyazın tanımına giren unsurlar varsa, siz, burada, sekiz kere, imtiyaz sayılmaz diye yazsanız da, o imtiyazdır dedi ve iptal etti.
Onun için, burada “geçerlidir” demekle geçerliliğini sağlamıyoruz. Ama, bu sağlamamanın yanında bir yanlış yapıyoruz; yani,
açıkça, “Meclis olarak biz, Anayasa Mahkemesinin kararlarını böyle uygularız” diyoruz, dondurmaya ve onun niyetinin tersine bir
dondurmaya yöneliyoruz. Bence, yanlış olan budur. Tartışma devam edecektir. Bu yasa tasarısının Anayasaya başka aykırılıkları
da var; fakat, bu konudaki tartışmayı bununla önlemiş olmayacağız, onun için çıkarılmasını öneriyorum.
Teşekkür ediyorum. (DSP ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Demokratik Sol Parti Grubu adına konuşan Sayın Soysal’a teşekkür ediyorum.
Geçici madde üzerinde başka söz talebi yok.
Geçici maddeyle ilgili önergeler var; işleme alıyoruz.
Birinci önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Hâkimler ve Savcılar Kanunu Tasarısının geçici maddesi Anayasaya aykırıdır. Anayasaya aykırılık önergesinin diğer
önergelerden önce görüşülmesini arz ederim.
Ertuğrul Yalçınbayır
Bursa
BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının geçici maddesinin tasarıdan çıkarılmasını
arz ve talep ederiz.
Oya Araslı Zeki Çakıroğlu Nihat Matkap
İçel Muğla Hatay
Metin Arifağaoğlu İsmet Atalay Nezir Büyükcengiz
Artvin Ardahan Konya
Atilâ Sav Ali Şahin
Hatay Kahramanmaraş
Gerekçe: Tasarının geçici maddesi, Anayasanın geçici maddesi, Anayasanın genel esprisine, kuvvetler ayrılığı ilkesine,
Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesine, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı ilkelerine, bu nedenle Anayasaya
tamamen aykırıdır.
Anayasanın başlangıç ilkelerine, 2, 6, 10, 11, 36, 125, 138, 139, 153 ve 159 uncu maddelerine her yönüyle aykırı geçici
maddenin tasarıdan çıkarılması zorunludur.
Geçici madde, hukuk tekniği açısından da, kanunların genelliği, soyutluğu ve daimîliği öğelerinden yoksundur.
Kişilere özgü verilen mahkeme kararlarını geçersiz sayan; bu yönüyle de fonksiyon gaspı niteliği taşıyan ve hukuk tarihimizde
başka bir örneği görülmeyen, yargı bağımsızlığı ve yargıç güvencesi ilkelerini onarılmaz bir biçimde zedeleyen geçici maddenin,
bu açıdan da tasarıdan tümüyle çıkarılması zorunludur.
BAŞKAN – Üçüncü önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının geçici maddesinin, Anayasaya aykırı
olduğu için, tasarı metninden çıkarılmasını arz ve talep ederiz.
Birgen Keleş Oya Araslı Atilâ Sav
İzmir İçel Hatay
Yahya Şimşek Ali Şahin Altan Öymen
Bursa Kahramanmaraş İstanbul
İsmet Önder Kırlı
Balıkesir
Gerekçe:
Tasarının geçici maddesi, kişiler hakkında verilmiş mahkeme kararlarını geçersiz kılması bakımından, yargı organının
fonksiyonunun, yasama organınca gasbı niteliğini taşıyan bir düzenleme yapmaktadır. Böyle bir düzenleme, kanunlar genelliği,
nesnelliği, soyutluğu ve sürekliliğine ilişkin genel hukuk ilkelerine ve dolayısıyla hukuk devleti ilkesine, Anayasanın 2, 6, 10, 11,
36, 125, 138, 139, 158 ve 159 uncu maddelerine aykırıdır. Bu nedenle, söz konusu geçici maddenin tasarı metninden çıkarılması
gerekmektedir.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, okunan her üç önerge, geçici maddenin, Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle tasarı
metninden çıkarılmasını öngörmektedir. Üç önergeyi birlikte işleme koyacağım.
Okunan önergelerle ilgili, Sayın Komisyonun ve Hükümetin görüşünü istiyorum.
Sayın Komisyon, önergelere katılıyor musunuz?
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI M. NECATİ ÇETİNKAYA (Konya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Hükümet?..
ADALET BAKANI MEHMET AĞAR (Elazığ) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Geçici maddenin, Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle tasarı metninden çıkarılmasını öngören önergelere
Komisyon ve Hükümet katılmamaktadır.
Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir.
Geçici maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Şimdi, 3 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3.– Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
4 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 4.– Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
III. – YOKLAMA
BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, tasarının tümünü oylarınıza sunacağım; ancak, tümünün oylamaya sunulmasından önce,
çoğunluk bulunmadığı gerekçesiyle yoklama talebi bulunmaktadır. (RP ve DYP sıralarından gürültüler)
Biraz önce yoklama yaptık. Benim, burada, Başkanlık Divanında yer alan arkadaşlarımla birlikte gözlemim, salonda
çoğunluğun bulunduğu şeklindedir. (DYP ve ANAP sıralarından “Bravo Başkan” sesleri, alkışlar) Arkadaşlarımın ısrar
etmemelerini rica ediyorum.
NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Israr mı ediyorsunuz Sayın Matkap?
NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, 58 inci maddede Sayın Başkana bir takdir yetkisi verilmiyor.
NECMİ HOŞVER (Bolu) – Zaten açık oylama var; açık oylama yoklama yerine geçer.
BAŞKAN – Sayın Hoşver, müsaade ederseniz, Sayın Matkap’ın beyanlarını dinlemek istiyorum.
Buyurun Sayın Matkap.
NİHAT MATKAP (Hatay) – Sayın Başkan, 58 inci maddede, Sayın Başkana bir takdir yetkisi bırakılmıyor. Bu konudaki
düşüncenizi alalım o zaman.
BAŞKAN – Sayın Matkap, ben, burada takdir yetkimi kullanmadım. Biraz önce yaptığımız yoklamanın sonucunu ve
Başkanlık Divanının gözlemlerini aktardım. Israr ederseniz yoklama yaparım.
NİHAT MATKAP (Hatay) – Yapalım Sayın Başkan.
İRFETTİN AKAR (Muğla) – Yani, iş mi yapıyorsunuz, muhalefet yapacağım diye?!
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Kararınızı açıkladınız; yetersayının olduğunu söylediniz. Oylamaya ne gerek var!
BAŞKAN – Efendim, İçtüzüğün açık hükmüne göre arkadaşlarımızın bir talebi var; o talebi yerine getireceğim.
ŞEVKET KAZAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, kararınızı açıkladınız; yetersayının olduğunu söylediniz. Tekrar oylamaya ne
gerek var.
BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, ben gözlemimi ifade ettim; yoklama yapmayacağım yönünde bir beyanda bulunmadım. Bu
konuda, arkadaşlarımın, önerge sahiplerinin, durumu yeniden gözden geçirmelerine fırsat vermek istedim. Kendileri ısrar ediyorlar;
onun için, İçtüzük gereği işlem yapmak durumundayım.
Önce, önerge sahiplerinin salonda bulunup bulunmadıklarını tespit edeceğim.
Oya Araslı?.. Burada.
Önder Sav?.. Burada.
Nihat Matkap?.. Burada.
Bekir Kumbul?.. Burada.
Birgen Keleş?.. Burada.
Atilâ Sav?.. Burada.
Yusuf Öztop?.. Burada.
Yahya Şimşek?.. Burada.
Ali Şahin?.. Burada.
Zeki Çakıroğlu?.. Burada.
Yoklamaya başlıyoruz.
ŞEVKET KAZAN (Kocaeli) – Sayın Başkan... Sayın Başkan...
BAŞKAN – Sayın Kazan, yoklamaya başladık.
ŞEVKET KAZAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, izin verir misiniz...
BAŞKAN – Buyurun.
ŞEVKET KAZAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, zannediyorum, bir de açık oylama talebi var. Açık oylama, yoklama demektir
aynı zamanda.
BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, toplantının başlangıcında bir açık oylama talepleri vardı; ancak, bu oylama taleplerini, 1
inci maddenin görüşülmesi esnasında geri aldılar; bu önerge ise Başkanlığa yeni intikal etti.
Yoklamaya Adana İlinden başlıyoruz.
(Yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Toplantı yetersayımız vardır; çalışmalarımıza devam ediyoruz. (DYP ve RP sıralarından “Bravo” sesleri,
alkışlar)
VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
1. – Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/300) (S.
Sayısı : 14) (Devam)
BAŞKAN – Oylamadan önce, İçtüzüğün 87 inci maddesi gereğince, tasarının tümüyle ilgili olarak, oyunun rengini belli etmek
amacıyla bir söz talebi olmuştur.
Aleyhte söz almak isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Altan Öymen’e söz vereceğim.
Buyurun Sayın Öymen. (CHP sıralarından alkışlar)
ŞÜKRÜ YÜRÜR (Ordu) – Siz, Türkiye’de okunan bir kalemsiniz; Müslümana bu saatte niye eziyet ediyorsunuz?!.
ALTAN ÖYMEN (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın arkadaşlar; kürsüye gelirken, bazı arkadaşlarım biraz sabırsızlık
gösterdiler, bir arkadaşımız “Müslümana bu saatte niye eziyet ediyorsunuz” dedi. Aslında, amacımız, kimseye eziyet etmek değil.
Aslında, bu kadar arkadaşımız, bu sıralarda, hele, tam kadro ile bulunduklarına göre, bu görüşme, daha üç saat beş saat uzasa,
orada memnuniyetle kalacaklar. Asıl sabırsızlık, bana bu sözü söyleyen, yerinden söz atan arkadaşımın bulunduğu sıralardan
geliyor; yani, iktidar partisi sıralarından geliyor.
HASAN HÜSEYİN CEYLAN (Ankara) – Refah sağlam...
ALTAN ÖYMEN (Devamla) – Refah sağlam... (RP sıralarından alkışlar) Zaten, Refahın mevcudiyetiyle bu tasarı çıkıyor ve
bu kadar senedir Parlamentoyu izlediğim dönemlerde, ben ilk defa görüyorum, Hükümet tarafından getirilen bir tasarı, bir muhalefet
partisinin ısrarlı mevcudiyetiyle buradan geçiyor; enteresan bir şey... (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, bakınız, gündüz, Meclis yarın mı tatile girecek, bugün mü tatile girecek meselesi üzerinde yine bir şey oldu ve bir gün
daha önce tatile girmesi için müthiş bir çaba gösterildi. O da, arkadaşlarımızın gayretiyle ortaya çıktı ve kabul edildi...
HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Yine Refah’ın eseri...
ALTAN ÖYMEN (Devamla) – ... ve bu arada, bu tasarının da, illâ bugün, son gün -yani, Meclisin bir an önce tatile girmesini
istiyorsak- çıkması için de giderayak, yine bir ısrar oldu, o da Refah Partili arkadaşlarımız sayesinde...
SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Refah ses getirdi.
ALTAN ÖYMEN (Devamla) – Yani, Hükümeti oluşturan partiler, Hükümeti oluşturan partilerin özellikle bir grubuna mensup -
Doğru Yol Partili arkadaşlarımız burada daha fazla galiba- o arkadaşlarımız, herhalde, müteşekkir olacaklardır.
HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Allah razı olsun.
ALTAN ÖYMEN (Devamla) – Bu, işin latife tarafı efendim.
BAŞKAN – Sayın Öymen, sadede gelir misiniz... Lütfen... Oyunuzun rengini belirleyeceksiniz.
ALTAN ÖYMEN (Devamla) – Efendim, söz söylediler de onun için...
HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – İlk defa böyle bir muhalefet görüyorsunuz da ondan...
ALTAN ÖYMEN (Devamla) – Kusura bakmayın, demin, bana sözle müdahale eden arkadaşımız da kusura bakmasın; biz,
hakikaten, bu tasarıyı engellemek istedik. Şimdiye kadar sizi biraz zahmete soktuysak, bunun sebebi, bunun engellenmesi gerektiğine
inanmamızdır; çünkü, bu tasarı, buradaki bütün arkadaşlarımızın, Cumhuriyet Halk Partisinden, Demokratik Sol Partiden
arkadaşlarımızın ve Refah Partisinden Ertuğrul Bey arkadaşımızın gayet isabetle belirttikleri gibi, birçok açıdan Anayasaya
aykırıdır. Meclisimiz, Anayasaya aykırı olduğu bu kadar açıkça belli olan bir kanunu, bu kadar ısrarla çıkarmak isterse, buna mâni
olmak için, bunun Anayasaya aykırı olduğuna inananların bir şeyler yapması gerekirdi; biz, bunu yapmaya çalıştık.
Şimdi anlaşılıyor ki, gücümüz yetmiyor, sayımız yetmiyor ve bu tasarı kanunlaşacak gibi; ama, bir son dakikadır ve o son
dakikada, belki, Anayasaya aykırı kanunlar çıkarmanın pek marifetli bir şey olmadığını düşünebiliriz.
HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) – Anayasaya uygun.
ALTAN ÖYMEN (Devamla) – Özellikle Refah Partili arkadaşlarımızın bunu bilmesi gerekir. Daha geçenlerde, çok haklı
olarak, Anayasa Mahkemesine bir müracaat yaptılar; o müracaatlarında, Anayasa Mahkemesinin önemini belirttiler, kanunların ve
Meclis kararlarının Anayasaya aykırı olmaması gerektiğini özellikle vurguladılar. Bunu, bu kürsüden de vurguladılar, o
dilekçelerinde de vurguladılar; yani, burada, bayağı, Anayasa Mahkemesinin üstünlüğünün bayraktarlığını yaptılar. Şimdi, özellikle
aynı arkadaşlarımıza sesleniyorum; belki bu son dakikada düşünürler, kararlarını bir kere daha gözden geçirirler ve bundan kısa bir
süre önce methiyeler söyledikleri Anayasa Mahkemesine, bu yasanın gitmesini önleyecek şekilde oy verirler; yani, Anayasaya uygun
bir yasa çıkarılması için oy verirler.
Bunu hatırlatarak ve Anayasanın 87 nci maddesine göre, bu yasanın Anayasaya tamamen aykırı olduğu yolundaki görüşümü
belirterek ve bu sebeple aleyhte oy vereceğimi belirterek, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlarım arkadaşlarım. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Altan Öymen’e teşekkür ediyorum.
Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Tasarıyı kabul edenler.... Kabul etmeyenler... Tasarı kabul edilmiştir ve böylece
kanunlaşmıştır.
Değerli arkadaşlarım, birleşimi kapatmadan önce, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun, Doğru Yol Partisi Grubu sözcüsü Sayın
Turhan Güven’in konuşması üzerine, sataşma olduğu gerekçesiyle bir söz talebi olmuştu; o konudaki değerlendirmemi Genel Kurula
aktarmak istiyorum: Sayın Turhan Güven’in konuşmasını tutanaktan inceledim, sataşma mahiyetinde bir husus yoktur, geçmiş siyasî
uygulamalarla ilgili değerlendirme vardır. Bu sebeple, değerli Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna, sataşma gerekçesiyle söz
veremiyorum.
Değerli arkadaşlarım, alınan karar gereğince, denetim konularını görüşmek için, 4 Haziran 1996 Salı günü saat 15.00’te
toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati:22.02



VIII. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – Kayseri Milletvekili Abdullah Gül’ün, Türkiye’deki Rum ve Ermeni kiliselerinin vakıflarına ilişkin sorusu ve Dışişleri
Bakanı Emre Gönensay’ın yazılı cevabı (7/599)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki konunun, Dışişleri Bakanlığı tarafından yazılı cevaplandırılması konusunda aracılığınızı saygılarımla arz
ederim.
10.4.1996
Doç. Dr. Abdullah Gül
RP Genel Başkan Yardımcısı
Kayseri
Türkiyedeki Rum ve Ermeni kiliselerinin vakıfları ile ilgili Lahey Adalet Divanı’na Türkiye aleyhine bir müracaat olmuş
mudur?
T.C.
Dışişleri Bakanlığı 20.4.1996
Siyaset Planlama Genel Müdürlüğü
Sayı : SPGM/176-5981
Konu : Yazılı Soru Önergesi
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
İlgi : 17.4.1996 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/599-1242/3290 sayılı yazıları.
Kayseri Milletvekili Sayın Abdullah Gül’ün Bakanlığıma göneltmiş olduğu yazılı soru önergesinin yanıtı ilişikte
sunulmuştur.
Gereğini müsaadelerine saygılarımla arz ederim.
Prof. Dr. Emre Gönensay
Dışişleri Bakanı
Soru : Türkiyedeki Rum ve Ermeni kiliselerinin vakıfları ile ilgili Lahey Adalet Divanı’na Türkiye aleyhine bir müracaat olmuş
mudur?
Cevap : Bakanlığımızca yapılan araştırma sonucunda ülkemizdeki Rum Ortodoks ve Ermeni Kiliseleri vakıflarıyla ilgili olarak
Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na ülkemiz aleyhinde yapılmış herhangi bir müracaat tespit edilmemiştir. Esasen,
Uluslararası Adalet Divanı’na sadece devletler başvurabilmekte ve böyle bir başvuru, mevcut bir uyuşmazlığa taraf devletlerin,
Divan’a müştereken gitmeye karar vermeleriyle mümkün olabilmektedir.

TUTANAĞIN SONU
Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi internet Sitesi
© 2009 T.B.M.M.