T.B.M.M.
TUTANAK DERGİSİ

CİLT : 5

48 inci Birleşim
7 . 5 . 1996 Salı


İÇİNDEKİLER
I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. – GELEN KÂĞITLAR
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – İçişleri Bakanı Ülkü Güney’in, İstanbul Kadıköy’de meydana
gelen 1 Mayıs olaylarına ilişkin gündemdışı açıklaması ve CHP
Ankara Milletvekili Önder Sav, DSP İstanbul Milletvekili M. Cevdet
Selvi, ANAP Ankara Milletvekili Nejat Arseven, DYP Muş Milletvekili
Necmettin Dede ve RP İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in
grupları adına konuşmaları
2. – Yozgat Milletvekili Kâzım Arslan’ın, hayvan yetiştiricilerinin
sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Mehmet
Halit Dağlı’nın cevabı
3. – Manisa Milletvekili Hasan Gülay’ın, tütün üreticilerinin sorunlarına
ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ın cevabı
4. – Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan’ın, Kahramanmaraş ve
çevresinde meydana gelen terör olaylarına ilişkin gündemdışı
konuşması ve İçişleri Bakanı Ülkü Güney’in cevabı
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1. – Romanya ve Almanya’ya gidecek olan Devlet Bakanı Rüşdü
Saracoglu’na, dönüşüne kadar, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı H.
Hüsnü Doğan’ın vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin
Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/247)
2. – Fransa’ya gidecek olan Devlet Bakanı İmren Aykut’a, dönüşüne
kadar, Devlet Bakanı Rüşdü Saracoglu’nun vekâlet etmesinin uygun
görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/248)
3. – Romanya’ya gidecek olan Dışişleri Bakanı Emre Gönensay’a,
dönüşüne kadar, Devlet Bakan ve Başbakan Yardımcısı Nahit
Menteşe’nin vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin
Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/249)
4. – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gidecek olan Çevre Bakanı
Mustafa R. Taşar’a, dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ın
vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı
tezkeresi (3/250)
5. – Özbekistan’a gidecek olan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e,
dönüşüne kadar, TBMM Başkanı Mustafa Kalemli’nin vekâlet
edeceğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/251)
6. – İngiltere’ye gidecek olan Millî Savunma Bakanı M. Oltan
Sungurlu’ya, dönüşüne kadar, İçişleri Bakanı Ülkü Güney’in vekâlet
etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi
(3/252)
7. – İngiltere’ye gidecek olan Dışişleri Bakanı Emre Gönensay’a,
dönüşüne kadar, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nahit
Menteşe’nin vekâlet etmesinin uygun görüldüğüne ilişkin
Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/253)
8. – Özbekistan’a gidecek olan Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir’e,
dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Ünal Erkan’ın vekâlet etmesinin uygun
görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/254)
9. – Özbekistan’a gidecek olan Kültür Bakanı Agâh Oktay Güner’e,
dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Ali Talip Özdemir’in vekâlet etmesinin
uygun görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/255)
10. – Özbekistan’a gidecek olan Çevre Bakanı Mustafa R. Taşar’a,
dönüşüne kadar, Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ın vekâlet etmesinin uygun
görüldüğüne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/256)
11. – Yozgat Milletvekili İsmail Durak Ünlü’nün, (6/106, 107) esas
numaralı sözlü sorularını geri aldığına ilişkin önergesi (4/10)
12. – İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya’nın, (6/93) esas numaralı
sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/11)
13. – Rize Milletvekili Ahmet Kabil’in, (6/105) esas numaralı sözlü
sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/12)
14. – Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Dökülmez’in, (6/62) esas
numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/13)
15. – (10/1, 14) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu
Başkanlığının, Komisyonun görev süresinin uzatılmasına ilişkin
tezkeresi (3/257)
16. – Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in, Özbekistan’a yapacağı
resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi
(3/258)
17. – Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Konferansı HABITAT II
Global Parlamenterler Forumuna, TBMM’yi temsilen 16 milletvekilinden
oluşan bir heyetle katılınmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/259)
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1. – Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 44 arkadaşının,
Afşin-Elbistan Termik Santralının kiralanması konusunda Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/64)
2. – Sıvas Milletvekili Temel Karamollaoğlu ve 31 arkadaşının,
belediyelerin içinde bulundukları sorunların tespiti ve belediye
hizmetlerinin daha verimli yapılabilmesi için alınması gereken
tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/65)
3. – İstanbul Milletvekili Azmi Ateş ve 115 arkadaşının, başörtülü kız
öğrencilerin sorunları konusunda Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/66)
4. – Kocaeli Milletvekili Şevket Kazan ve 15 arkadaşının, İstanbul
Kadıköy’de 1 Mayıs günü meydana gelen olaylarda gerekli tedbirlerin
alınmadığı iddialarını araştırmak amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/67)
5. – Erzurum Milletvekili Lütfü Esengün ve 62 arkadaşının, kanuna
veya genel ahlaka aykırı şekilde mal edinmek suretiyle görevini kötüye
kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ve 3628
Numaralı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla
Mücadele Kanununun 13, 14 ve 15 inci maddelerine uyduğu iddiasıyla
eski Başbakan Tansu Çiller hakkında Meclis soruşturması açılmasına
ilişkin önergesi (9/4)
IV. – SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1. – İçişleri Bakanı Ülkü Güney’in, İstanbul Milletvekili Ali Şahin’in,
sözlerine farklı bir nitelik atfetmesi nedeniyle konuşması
V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE
KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Saymanlığının Temmuz, Ağustos ve
Eylül 1994 Ayları Hesabına Ait Türkiye Büyük Millet Meclisi
Hesaplarını İnceleme Komisyonu Raporu (5/2) (S. Sayısı : 4)
2. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Saymanlığının Ekim, Kasım ve
Aralık 1994 Ayları Hesabına Ait Türkiye Büyük Millet Meclisi
Hesaplarını İnceleme Komisyonu Raporu (5/3) (S. Sayısı : 5)
3. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Saymanlığının Ocak, Şubat ve Mart
1995 Ayları Hesabına Ait Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını
İnceleme Komisyonu Raporu (5/4) (S. Sayısı : 6)
4. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Saymanlığının Nisan, Mayıs ve
Haziran 1995 Ayları Hesabına Ait Türkiye Büyük Millet Meclisi
Hesaplarını İnceleme Komisyonu Raporu (5/5) (S. Sayısı : 7)
5. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Saymanlığının Temmuz, Ağustos ve
Eylül 1995 Ayları Hesabına Ait Türkiye Büyük Millet Meclisi
Hesaplarını İnceleme Komisyonu Raporu (5/6) (S. Sayısı : 8)
6. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Saymanlığının Ekim, Kasım ve
Aralık 1995 Ayları Hesabına Ait Türkiye Büyük Millet Meclisi
Hesaplarını İnceleme Komisyonu Raporu (5/7) (S. Sayısı : 9)
7. – Türkiye Büyük Millet Meclisi Saymanlığının Ocak, Şubat ve Mart
1996 Ayları Hesabına Ait Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını
İnceleme Komisyonu Raporu (5/8) (S. Sayısı : 10)
VI. – ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1. – Genel Kurulda görüşülecek konuların yeniden düzenlenmesi ile
(10/67) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin görüşme günü ve
çalışma süresine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
B) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ
1. – (10/63) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin görüşme
günü ve çalışma süresine ilişkin DYP Grubu önerisi
VII. – SEÇİMLER
A) KOMİSYONLARA ÜYE SEÇİMİ
1. – (10/7) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonuna üye seçimi
2. – (10/8, 16, 20) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonuna üye
seçimi
3. – (10/13, 53) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonuna üye
seçimi
VIII. – SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1. – Artvin Milletvekili Süleyman Hatinoğlu’nun, Baltalimanı Kemik
Hastalıkları Hastanesi yönetimine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı
Yıldırım Aktuna’nın yazılı cevabı (7/344)
2. – Şanlıurfa Milletvekili Eyüp Cenap Gülpınar’ın, Makedonya ve
Arnavutluk’u ziyaret talebinin reddedildiği iddiasına ilişkin
Başbakandan sorusu ve Dışişleri Bakanı Emre Gönensay’ın yazılı
cevabı (7/346)
3. – Elazığ Milletvekili Ahmet Cemil Tunç’un, SSK ve bağlı
kuruluşlarının bazı harcamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Emin Kul’un yazılı cevabı (7/352)
4. – Elazığ Milletvekili Ahmet Cemil Tunç’un, PTT ve bağlı
kuruluşlarının bazı harcamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve
Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu’nun yazılı cevabı (7/356)
5. – Elazığ Milletvekili Ahmet Cemil Tunç’un, TEKEL ve bağlı
kuruluşlarının bazı harcamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve
Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ın yazılı cevabı (7/360)
6. – Elazığ Milletvekili Ahmet Cemil Tunç’un, D.M.O. ve bağlı
kuruluşlarının bazı harcamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve
Maliye Bakanı Lutfullah Kayalar’ın yazılı cevabı (7/376)
7. – Elazığ Milletvekili Ahmet Cemil Tunç’un, M.T.A.’nın bazı
harcamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanı Hüsnü Doğan’ın yazılı cevabı (7/380)
8. – Elazığ Milletvekili Ahmet Cemil Tunç’un, YURT-KUR’un bazı
harcamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı
Turhan Tayan’ın yazılı cevabı (7/385)
9. – Elazığ Milletvekili Ahmet Cemil Tunç’un, Türkiye Atom Enerjisi
Kurumunun bazı harcamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet
Bakanı Abdülkadir Aksu’nun yazılı cevabı (7/388)
10. – Elazığ Milletvekili Ahmet Cemil Tunç’un, Millî Piyango
İdaresinin bazı harcamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye
Bakanı Lutfullah Kayalar’ın yazılı cevabı (7/389)
11. – Elazığ Milletvekili Ahmet Cemil Tunç’un, Türkiye Kalkınma
Bankası A.Ş.’nin bazı harcamalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve
Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ın yazılı cevabı (7/391)
12. – Sıvas Milletvekili Mahmut Işık’ın, satılan Sümerbank
mağazalarındaki personelin Emekli Sandığına primlerini ödemelerine
karşın sağlık hizmetinden yararlandırılmadıkları iddiasına ilişkin
Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Lutfullah Kayalar’ın yazılı
cevabı (7/413)
13. – Yozgat Milletvekili Kâzım Arslan’ın, Yozgat Doğumevinde
bulunan küvezlerin Yozgat Devlet Hastanesine taşınmasına ilişkin
sorusu ve Sağlık Bakanı Yıldırım Aktuna’nın yazılı cevabı (7/428)
14. – Yozgat Milletvekili Kâzım Arslan’ın, Yozgat Sağlık Müdürlüğü
Lojmanlarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Yıldırım Aktuna’nın
yazılı cevabı (7/429)
15. – Elazığ Milletvekili Ahmet Cemil Tunç’un, Doğu ve Güneydoğuda
yurttaşlarımıza göç nedeniyle yapılan nakdî yardımlara ilişkin
Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Abdülkadir Aksu’nun yazılı
cevabı (7/433)
16. – Yozgat Milletvekili Kâzım Arslan’ın, makam arabalarına ilişkin
Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Lutfullah Kayalar’ın yazılı
cevabı (7/457)
17. – Artvin Milletvekili Süleyman Hatinoğlu’nun, Tababet Uzmanlık
Yönetmeliğinin bazı maddelerinde yapılan değişikliklere ilişkin sorusu
ve Sağlık Bakanı Yıldırım Aktuna’nın yazılı cevabı (7/459)
18. – Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici’nin, Kahramanmaraş
Merkez ve ilçelerinde okul, öğretmen ve lojman ihtiyacına ilişkin sorusu
ve Millî Eğitim Bakanı Turhan Tayan’ın yazılı cevabı (7/463)
19. – Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun, bazı tarihi
ilkokul binalarının satışa çıkarıldığı iddiasına ilişkin sorusu ve Millî
Eğitim Bakanı Turhan Tayan’ın yazılı cevabı (7/472)
20. – Kastamonu Milletvekili Fethi Acar’ın, gelir dağılımındaki
dengesizliğe ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Lutfullah
Kayalar’ın yazılı cevabı (7/482)
21. – Kastamonu Milletvekili Fethi Acar’ın, karayolları ağının
iyileştirilmesine ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı
Mehmet Keçeciler’in yazılı cevabı (7/489)
22. – Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, Balıkesir-Edremit-
Avcılar Köyü ilkokuluna atanan bir görevliye ilişkin sorusu ve Millî
Eğitim Bakanı Turhan Tayan’ın yazılı cevabı (7/493)
23. – Bartın Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu’nun, dil bölümü
mezunlarına öğretmenlik hakkı verilmesine ilişkin sorusu ve Millî
Eğitim Bakanı Turhan Tayan’ın yazılı cevabı (7/502)
24. – İstanbul Milletvekili Mustafa Baş’ın branşları dışında görev
yapan öğretmenlere ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Turhan
Tayan’ın yazılı cevabı (7/509)
25. – Amasya Milletvekili Cemalettin Lafcı’nın, öğretmen ve
yöneticilerin ek ders ücretlerine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı
Turhan Tayan’ın yazılı cevabı (7/542)
26. – Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz’in, Konya Tuzlukçu İlçesi
Kaymakamının icraatlarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Ülkü
Güney’in yazılı cevabı (7/551)
27. – Kayseri Milletvekili Memduh Büyükkılıç’ın, Kayseri-Melikgazi
Gesi İlköğretim Okulu öğrencilerinin ödenekleri ile ilgili usulsüzlük
iddiasına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Turhan Tayan’ın yazılı
cevabı (7/570)
28. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın, vize uygulamalarına
ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Emre Gönensay’ın yazılı cevabı
(7/576)
29. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın;
Türkiye Yatırım Bankasınca bir otele kredi verilip verilmediğine,
Türkiye Kalkınma Bankasının takibata alınmış kredilerine,
İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ın yazılı cevabı (7/577,
578)
30. – Aydın Milletvekili Muhammet Polat’ın, Menderes Elektrik A.Ş.
(MENDAŞ)ye ilişkin soorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı
Hüsnü Doğan’ın yazılı cevabı (7/585)
31. – Niğde Milletvekili M. Salih Katırcıoğlu’nun, yüksekokul mezunu
şeflerin hangi dereceye yükselebildiklerine ilişkin sorusu ve TBMM
Başkanı Mustafa Kalemli’nin yazılı cevabı (7/639)
32. – Yozgat Milletvekili Kâzım Arslan’ın, TBMM’de görevli bazı
memurların Milletvekillerine yaptıkları hizmetler karşılığında bahşiş
aldıkları iddiasına ilişkin sorusu ve TBMM Başkanı Mustafa
Kalemli’nin yazılı cevabı (7640)

I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açıldı.
Yapılan yoklama sonucunda Genel Kurulda toplantı yetersayısı
bulunmadığı anlaşıldığından;
7 Mayıs 1996 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime
15.27’de son verildi.
H. Uluç Gürkan
Başkanvekili
Salih Kapusuz Zeki Ergezen
Kayseri Bitlis
Kâtip Üye Kâtip Üye



II. – GELEN KÂĞITLAR
6 . 5 . 1996 PAZARTESİ
Rapor
1. – Denizli Milletvekili Hasan Korkmazcan ve 4 Arkadaşının; Millet
Meclisi İçtüzüğünün Başlığı ile Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve
Bu İçtüzüğe Bazı Maddeler Eklenmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ile
İstanbul Milletvekili Emin Kul’un; Gümüşhane Milletvekili M. Oltan
Sungurlu’nun; Denizli Milletvekili Hasan Korkmazcan’ın; İzmir
Milletvekili Gencay Gürün ve Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın;
Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli’nin; Kocaeli Milletvekili Şevket
Kazan ve 6 Arkadaşının; Erzurum Milletvekili Lütfü Esengün’ün;
Kayseri Milletvekili Recep Kırış’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup
Başkanvekili İçel Milletvekili Oya Araslı’nın ve Hatay Milletvekili
Atila Sav’ın; Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair
İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/158, 2/30, 2/52,
2/67, 2/89, 2/161, 2/176, 2/177, 2/178, 2/183, 2/204) (S. Sayısı : 13)
(Dağıtma tarihi : 6.5.1996) (GÜNDEME)
Meclis Soruşturması Önergesi
1. – Erzurum Milletvekili Lütfü Esengün ve 62 Arkadaşının, kanuna
veya genel ahlaka aykırı şekilde mal edinmek suretiyle görevini kötüye
kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ve 3628
Numaralı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla
Mücadele Kanununun 13, 14 ve 15 inci Maddelerine uyduğu iddiasıyla
eski Başbakan Tansu Çiller hakkında Meclis soruşturması açılmasına
ilişkin önergesi (9/4) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
Meclis Araştırması Önergeleri
1. – Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 44 arkadaşının,
Afşin-Elbistan Termik Santralinin kiralanması konusunda Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/64) (Başkanlığa geliş tarihi
: 25.4.1996)
2. – Sıvas Milletvekili Temel Karamollaoğlu ve 31 arkadaşının,
Belediyelerin içinde bulundukları sorunların tespiti ve belediye
hizmetlerinin daha verimli yapılabilmesi için alınması gereken
tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/65) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.4.1996)
3. – İstanbul Milletvekili Azmi Ateş ve 115 arkadaşının, başörtülü kız
öğrencilerinin sorunları konusunda Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/66) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.4.1996)
4. – Kocaeli Milletvekili Şevket Kazan ve 15 arkadaşının, İstanbul
Kadıköy’de 1 Mayıs günü meydana gelen olaylarda gerekli tedbirlerin
alınmadığı iddialarını araştırmak amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/67) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.5.1996)
7 . 5 . 1996 SALI
Tasarılar
1. – Türkiye Cumhuriyeti ile Irak Cumhuriyeti Arasında Konsolosluk
Sözleşmesinin onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/304) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
2. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri
Birliği Hükümeti Arasında Balıkçılık Alanında İşbirliği
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/305) (Tarım, Orman ve Köyişleri ve Dışişleri
komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
3. – Arkeolojik Mirasın Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi
(Gözden Geçirilmiş)’nin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında
Kanun Tasarısı (1/306) (Millî Eğitim ve Dışişleri komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
4. – Avrupa İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Koruma Sözleşmesine
Ek 9 Numaralı Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/307) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi : 26.4.1996)
5. – Medeni ve Siyasi Haklar Konusunda Uluslararası Sözleşmeye
Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/308)
(Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
6. – Milletlerarası Finansman Kurumuna Katılmak İçin Hükümete
Salahiyet Verilmesine Dair Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik
Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı (1/309) (Plan ve Bütçe
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
7. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti
Arasında Karşılıklı Büyük Elçilik Faaliyetlerinin Gayrimenkul ve Mali
Veçhelerine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Tasarısı (1/310) (Dışişleri ve Plan ve Bütçe
komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
8. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Türkmenistan Hükümeti
Arasında Karşılıklı Büyükelçilik Açılması Hususunda Protokolün
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/311)
(Dışişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
9. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti
Arasında Kültür Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Tasarısı (1/312) (Millî Eğitim ve Dışişleri komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
10. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti
Arasında Ücretsiz Sağlık Hizmetlerine Dair Protokolün
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/313)
(Sağlık ve Sosyal İşler ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi : 26.4.1996)
11. – Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Tarım
Alanında Bilimsel, Teknik ve Ekonomik İşbirliğine İlişkin Protokolün
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/314)
(Tarım, Orman ve Köyişleri ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi : 26.4.1996)
12. – Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Tıp ve
Sağlık Alanında İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/315) (Sağlık ve Sosyal
İşler ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
13. – Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Eğitim
ve Bilim Alanında İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/316) (Millî Eğitim ve
Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
14. – Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Spor
Alanında İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/317) (Millî Eğitim ve Dışişleri
komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
15. – Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında
Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/318)
(Dışişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
16. – Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında
Gümrük İşleri Alanında İşbirliği ve Karşılıklı Yardıma ilişkin
Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
(1/319) (Dışişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi : 26.4.1996)
17. – Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Kültür
ve Güzel Sanatlar Alanında İşbirliğine İlişkin Protokolün
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/320)
(Millî Eğitim ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
18. – Dünya Turizm Teşkilatı Tüzüğünün Bazı Maddelerinde Yapılan
Değişikliklerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/321) (Bayındırlık, İmâr, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri
komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
19. – Türkiye Cumhuriyeti ile Türkmenistan Arasında Konsolosluk
Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/322) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
20. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Polonya Cumhuriyeti Hükümeti
Arasında Gelir ve Servet Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte
Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/323) (Dışişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
21. – Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasında
Konsolosluk Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/324) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi : 26.4.1996)
22. – Türkiye Cumhuriyeti ile Moldova Cumhuriyeti Arasında Dostluk
ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/325) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi : 26.4.1996)
23. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin Kırgızistan Cumhuriyeti
Hükümetine 10 000 Adet Eğitim Elbisesi Bağışlamasına Dair
Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun
Tasarısı (1/326) (Millî Savunma ve Dışişleri komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
24. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Letonya Cumhuriyeti Hükümeti
Arasında Turizm Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/327) (Bayındırlık, İmâr,
Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi : 26.4.1996)
25. – Türkiye Cumhuriyeti ve Özbekistan Cumhuriyeti Arasında
Konsolosluk Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/328) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi : 26.4.1996)
26. – Türkiye Cumhuriyeti ve Litvanya Cumhuriyeti Arasında
Konsolosluk Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/329) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi : 26.4.1996)
27. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Polonya Cumhuriyeti Hükümeti
Arasında Teknik ve Savunma Sanayii İşbirliği Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/330)
(Millî Savunma ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
28. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Polonya Cumhuriyeti Hükümeti
Arasında Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşmasının Tadiline
İlişkin Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/331) (Bayındırlık, İmâr, Ulaştırma ve Turizm ve
Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
29. – Türkiye Cumhuriyeti ile Bosna Hersek Cumhuriyeti Arasında
Dostluk ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/332) (Dışişleri Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
30. – Türkiye Cumhuriyeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Arasında Dostluk
ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/333) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi : 26.4.1996)
31. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Litvanya Cumhuriyeti Hükümeti
Arasında Denizcilik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/334) (Bayındırlık, İmâr,
Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi : 26.4.1996)
32. – Türkiye Cumhuriyeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Arasında Hukuki,
Ticari ve Cezai Konularda Adli Yardımlaşma Sözleşmesinin
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/335)
(Adalet ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
33. – Türkiye Cumhuriyeti ile Mısır Arap Cumhuriyeti Arasında Gelir
Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması
ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/336) (Dışişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
34. – Türkiye Cumhuriyeti ile Estonya Cumhuriyeti Arasında Kültür,
Eğitim, Bilim ve Spor Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/337)
(Millî Eğitim ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
35. – Türkiye Cumhuriyeti ve Macaristan Cumhuriyeti Arasındaki
Dostluk ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/338) (Dışişleri Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
36. – Türkiye Cumhuriyeti ile Litvanya Cumhuriyeti Arasında Dostluk
ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/339) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi : 26.4.1996)
37. – Türkiye Cumhuriyeti ile Polonya Cumhuriyeti Arasında Yüksek
Düzeyli Sürekli Danışma Komitesi Kurulmasına İlişkin Protokolün
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/340)
(Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
38. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Litvanya Cumhuriyeti Hükümeti
Arasında Eğitim, Bilim, Kültür ve Spor Alanlarında İşbirliği
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/341) (Millî Eğitim ve Dışişleri komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
39. – Türkiye Cumhuriyeti ile Letonya Cumhuriyeti Arasında Dostluk ve
İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/342) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi : 26.4.1996)
40. – Kimyasal Silahların Geliştirilmesinin, Üretiminin Stoklanmasının
ve Kullanımının Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili
Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/343) (Millî Savunma ve Dışişleri komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
41. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Uluslararası Kızılhaç ve
Kızılay Dernekleri Federasyonu Arasında Uluslararası Federasyonun ve
Onun Türkiye Cumhuriyetindeki Temsilciliğinin Statüsüne İlişkin
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/344) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
42. – Türkiye Cumhuriyeti ile Bulgaristan Cumhuriyeti Arasında Gelir
Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/345) (Dışişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
43. – Türkiye Cumhuriyeti ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti
Arasında Gelir ve Servet Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte
Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/346) (Dışişleri ve Plan ve
Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
44. – Karadeniz Ticaret ve Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/347)
(Dışişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
45. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Malezya Hükümeti Arasında
Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve
Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ve Eki Protokolün
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/348)
(Dışişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
46. – Türkiye Cumhuriyeti ile Arnavutluk Cumhuriyeti Arasında Gelir ve
Servet Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/349) (Dışişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
47. – Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti
Hükümeti Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İşbirliği
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/350) (Millî Savunma ve Dışişleri komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
48. – Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Dostluk
ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/351) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
49. – Uluslararası Sergilere İlişkin Sözleşme ile Sözleşmeye Değişiklik
Getiren Uluslararası Sergiler Bürosu Genel Kurul Kararına
Katılmamızın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/352) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
50. — Türkiye Cumhuriyeti ve Kırgız Cumhuriyeti Arasında
Konsolosluk Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/353) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi : 26.4.1996)
51. — Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Türkmenistan Hükümeti
Arasında Deniz Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/354) (Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi : 26.4.1996)
52. — Türkiye Cumhuriyeti ve Moldova Cumhuriyeti Arasında
Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/355)
(Dışişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
53. — Türkiye Cumhuriyeti ile Çek Cumhuriyeti Arasında Yatırımların
Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/356)
(Dışişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
54. — Türkiye Cumhuriyeti ve Bulgaristan Cumhuriyeti Arasında
Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/357)
(Dışişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
55. — Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Hindistan Cumhuriyeti
Hükümeti Arasındaki Turizm İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı (1/358) (Bayındırlık,
İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi : 26.4.1996)
56. — Türkiye Cumhuriyeti ile Hindistan Cumhuriyeti Arasında Gelir
Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi
Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ve Eki Protokolün
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/359)
(Dışişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
57. — Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Slovak Cumhuriyeti Hükümeti
Arasında Bilim, Eğitim, Kültür ve Spor Alanlarında Karşılıklı
İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/360) (Millî Eğitim ve Dışişleri komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
58. — Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Arasında
Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın
Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı (1/361)
(Dışişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
59. — Uydular Aracılığı ile Deniz Haberleşmesi Uluslararası Teşkilatı
Sözleşmesi ve İşletme Anlaşmasında Yapılan Değişikliğin
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/362)
(Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
60. — Uydular Aracılığı ile Telekomünikasyon Uluslararası Örgütüne
(INTELSAT) İlişkin Anlaşmada Yapılan Değişikliğin
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/363)
(Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
61. — İslam Ülkeleri Arası Yatırım ve İhracat Kredi Sigortası
Kurumu Kuruluşu Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Tasarısı (1/364) (Dışişleri ve Plan ve Bütçe
komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
62. — Türkiye Cumhuriyeti ve Litvanya Cumhuriyeti Arasında
Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/365)
(Dışişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
63. — Türkiye Cumhuriyeti ile Arnavutluk Cumhuriyeti Arasında
Hukukî, Ticarî ve Cezaî Konularda Adlî Yardımlaşma Sözleşmesinin
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/366)
(Adalet ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
64. — Motorlu Taşıtlar Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortasına İlişkin
Avrupa Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/367) (İçişleri ve Dışişleri komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
65. — Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Litvanya Cumhuriyeti
Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/368)
(Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
66. — Türkiye Cumhuriyeti ve Kazakistan Cumhuriyeti Arasında
Hukukî Konularda Adlî Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/369) (Adalet ve Dışişleri
komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
67. — Türkiye Cumhuriyeti ve Gürcistan Cumhuriyeti Arasında
Konsolosluk Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/370) (Dışişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi : 26.4.1996)
68. — Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Makedonya Cumhuriyeti
Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/371)
(Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
69. — Türkiye Cumhuriyeti ile Avustralya Arasında Suçluların Geri
Verilmesi Andlaşması ile Bu Andlaşmada Değişiklik Yapılmasına
İlişkin Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında
Kanun Tasarısı (1/372) (Adalet ve Dışişleri komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
70. — Dünya Sağlık Teşkilatı Anayasasının 24 ve 25 inci
Maddelerinde Yapılan Değişikliklerin Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/373) (Sağlık ve Sosyal İşler ve
Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
71. — Dünya Posta Birliği Kuruluş Yasası Beşinci Ek Protokolünün
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/374)
(Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
72. — Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Belarus Cumhuriyeti Hükümeti
Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/375) (Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi : 26.4.1996)
73. — Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bosna Hersek Cumhuriyeti
Hükümeti Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İşbirliği
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/376) (Millî Savunma ve Dışişleri komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
74. — Türkiye Cumhuriyeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Arasında Gelir
Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi
Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ve Eki Protokolün
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/377)
(Dışişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
75. — Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Cezaî
Konularda Karşılıklı Adlî Yardımlaşma ve Suçluların İadesi
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/378) (Adalet ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi : 26.4.1996)
76. — Ekonomik İşbirliği Örgütü Ticaret ve Kalkınma Bankası
Kuruluş Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/379) (Dışişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
77. — Türkiye Cumhuriyeti ile Makedonya Cumhuriyeti Arasında
Dostluk, İyi Komşuluk ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/380) (Dışişleri
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
78. — Türkiye Cumhuriyeti ile Makedonya Cumhuriyeti Arasında Gelir
ve Servet Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı (1/381) (Dışişleri ve Plan ve Bütçe komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)
79. — Türkiye Cumhuriyeti ile Litvanya Cumhuriyeti Arasında Hukukî
ve Ticarî Konularda Hukukî ve Adlî İşbirliği Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/382)
(Adalet ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
80. — Türkiye Cumhuriyeti ile Bosna Hersek ve Hırvatistan
Cumhuriyetleri Arasında Geri Dönüş Eylemi İçin İyi Niyet Misyonu ve
Ortak Polis Gücü Oluşturulması Hakkında Anlaşmanın
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/383)
(İçişleri ve Dışişleri komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi :
26.4.1996)
81. — İzmir Gaz ve Ulaşım Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kuruluş ve
Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı (1/384) (İçişleri ve Plan ve Bütçe
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.4.1996)
82. — Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında
Kanunun İki Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
(1/385) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1996)
83. — Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun Bir Maddesinde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/386) (Millî Savunma
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1996)
84. — Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Özbekistan Cumhuriyeti
Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/387)
(Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1996)
85. — Maden Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısı (1/388) (Sanayi ve Teknoloji ve Ticaret ve
Plan ve Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1996)
86. — Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Letonya Cumhuriyeti
Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/389)
(Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1996)
87. — Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgızistan Cumhuriyeti
Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/390)
(Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.5.1996)
Teklifler
1. — Konya Milletvekili Lütfi Yalman ve 11 Arkadaşının; Konya İlinin
Hadim, Taşkent, Bozkır, Güneysınır, Yalıhüyük, Ahırlı İlçelerinin
Kalkınmada Öncelikli Yöre Kapsamına Alınmasına Dair Kanun Teklifi
(2/275) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi :
25.4.1996)
2. — Batman Milletvekili Ataullah Hamidi’nin; Kayapınar Adıyla Bir
İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/276) (İçişleri ve Plan ve
Bütçe komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.4.1996)


BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.00
BAŞKAN: Başkanvekili H. Uluç GÜRKAN
KÂTİP ÜYELER: Zeki ERGEZEN (Bitlis), Kadir BOZKURT (Sinop)


BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 48 inci Birleşimini,
ülkemiz ve ulusumuz için iyilikler ve güzellikler getirmesi dileğiyle
açıyorum.
Toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Gündemdışı söz talepleri vardır.
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1. – İçişleri Bakanı Ülkü Güney’in, İstanbul Kadıköy’de meydana
gelen 1 Mayıs olaylarına ilişkin gündemdışı açıklaması ve CHP
Ankara Milletvekili Önder Sav, DSP İstanbul Milletvekili M. Cevdet
Selvi, ANAP Ankara Milletvekili Nejat Arseven, DYP Muş Milletvekili
Necmettin Dede ve RP İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in
grupları adına konuşmaları
BAŞKAN – Önce, 1 Mayıs olayları konusunda, İçişleri Bakanı Sayın
Ülkü Güney; buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)
İÇİŞLERİ BAKANI ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan,
muhterem milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği üzere, 1 Mayıs 1996 günü, İstanbul'da, Türk-İş, DİSK, Hak-
İş ve Kamu Emeklileri Sendikası Konfederasyonu tarafından
kutlanmak istenen 1 Mayıs etkinlikleri, maalesef, çeşitli illegal
örgütlerin propaganda ve şiddet eylemlerine dönüşmüştür. Kadıköy
İlçesinde meydana gelen olaylar, 3 kişinin ölümü, 58'i polis olmak üzere
76 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanmıştır. Saldırılar sonucu, 12
otomobile kundaklama yapılarak maddî hasar verilmiş, 114 işyeri de
tahrip edilmiştir. Olaylara sebebiyet verdikleri gerekçesiyle, 319 kişi
gözaltına alınmış ve bunların sorgulamalarına başlanılmış, 9'u
tutuklanmıştır; geriye kalanların sorgulamaları halen devam etmektedir.
Muhterem milletvekilleri, hepinizin bildiği gibi, olaylar, 1 Mayısta, saat
09.00'da, Taksim Anıtına -bahsetmiş olduğum bu konfederasyonlar
tarafından- çiçek konulması ve saygı duruşunda bulunulmasıyla
başlamıştır; ancak, özellikle DİSK, bu mahalde; yani, Taksim
Alanında bir toplantı da yapmak istemiştir; muhtelif yörelerden gelen,
topladıkları mensuplarla, aynı zamanda Taksim'de de bir eylem ve
toplantı yapmak istemişlerdir; güvenlik güçlerimizin müdahelesi sonucu,
Taksim'de bu toplantıya izin verilmemiştir.
Taksim Alanında bu toplantının yapılacağı daha önceden istihbar
edildiği için, 2 bine yakın güvenlik gücü ve gerekli araç-gereç temin
edilerek önceden tertibat alınmış, o gün Taksim Alanında böyle bir
gösteriye izin verilmemiştir. Bilahara, burada toplananlar Kadıköy'e
hareket etmişlerdir. Kadıköy Meydanında yapılacak gösteriler, daha
önceden bilgilerimiz dahilindeydi, istihbarî bilgileri almıştık; bu
nedenle, burada 4 500 civarında güvenlik gücü konuşlandırılmış idi;
ayrıca, Fenerbahçe Stadında da 150 kişilik bir jandarma gücü, ihtiyat
olarak bekletiliyordu.
Toplantı alanına intikal eden gruplar, daha önceden hazırlanan 45 arama
kontrol noktasında denetimden geçirilmişlerdir. Kadıköy Evlendirme
Dairesi önündeki kontrol sahasından DHKP-C ibareli pankartı açarak
gelmek isteyen, yüzleri maskeli 300 kişilik bir grup, kontrol noktasında
kendilerini aratmak istememeleri üzerine, ikazlara rağmen, güvenlik
güçlerine ve çevre binalara taşlı sopalı saldırıda bulunmuşlardır. Bir
başka istikametten gelen 500 kişilik bir grup da, bu gruba destek vermek
suretiyle saldırılarını artırmışlardır. Binaların, işyerlerinin tahrip
edilmesiyle gelişen olaylar esnasında emniyet mensuplarına
saldırılmış, bu esnada, Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Yön ile birlikte
5 kişi, silahla yaralanmıştır.
Bu saldırıdaki grupların yaş ortalamalarına baktığımızda, bunların
daha çok 15 ile 20 yaş arasında olduklarını görmekteyiz.
Buradaki silahlı çatışma sonucunda, Dursun Odabaş, Hasan Albayrak
ve Levent Yalçın isimli 3 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.
Bunlardan Dursun Odabaş'ın, Marksist-Leninist Komünist Partisi örgütü
mensubu olduğu, Hasan Albayrak'ın, TİKKO örgütü mensubu olduğu
ve Levent Yalçın isimli şahsın da, Bayrampaşa Cezaevinde gardiyan
olduğu anlaşılmıştır.
Saat 11.45'te Söğütlüçeşme istikametinden yürüyüş kortejine iştirak
etmek isteyen DHKP-C, Türkiye Komünist Partisi, TİKKO ibareli
pankartlar taşıyan yüzleri maskeli 500 kişilik grup, cadde üzerinde
bulunan MHP ilçe binasına molotofkokteyliyle saldırıda
bulunmuşlardır. Bu saldırganlar, güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu
dağıtılmışlardır.
Saat 12.00 civarında alana intikal eden grupların yerleştirilmesiyle
birlikte, sendika temsilcilerinin konuşmaları başlamış; ancak, sendika
temsilcileri, illegal gruplar tarafından konuşmalarını yapmadan,
kürsüden indirilmişler, yasadışı gruplar kürsüyü işgal etmişlerdir. Bu
arada, işçilerin toplantı alanını boşalttığı görülmüştür. Geriye kalan
militan gruplar, tüm ikazlara rağmen, saat 15.00'e kadar, yasadışı
konuşmalarını yapmışlar, eylemlerini de sürdürmüşlerdir.
Muhterem milletvekilleri, buradaki sendika mensuplarının sayısı 20 bin
civarındadır. Tespitlerimize göre, alandaki yekûn insan sayısı 35 bin ile
40 bin arasındadır. Sendika mensupları, kendilerinin
konuşturulmamasını müteakip, alanı terk etmişlerdir, ayrılmışlardır,
olaylardan sıyrılmışlardır ve olayı da orada kınamışlardır.
Biz, sendika mensuplarına, olaylara katılmamalarından ve buradaki
yasadışı, illegal örgütlerle o anda işbirliği yapmamalarından dolayı
teşekkür ettik; ben de teşekkür ettim; ancak, hepinizin bildiği gibi, 2911
sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun düzenleme
kurulunun görev ve sorumluluklarını düzenleyen maddesi -ki, bu
toplantıları düzeyenleyenler bu kurullardır- kurulun, topluluk toplantı
yerinden tamamen dağılıncaya kadar ayrılmamaları gerektiğini,
toplantının disiplinini sağlamalarını ve güvenlik güçlerine yardım
etmelerini emrettiği halde, bu gruplar, maalesef, bu sahayı terk
etmişlerdir.
Militan grupların dağılmaları sırasında, cadde ve ara sokaklardaki
banka şubelerine, mağazalara, oto galerilerine ve çeşitli işyerlerine
saldırıda bulunulmuş ve gelişen olaylar karşısında, güvenlik güçlerinin
müdahalesiyle, olayların daha büyük bir boyuta ulaşması önlenmiştir.
Güvenlik güçlerimiz, bütün bu olaylara müdahaleler esnasında 58 yaralı
vermiş olmalarına rağmen, itidallerini ve soğukkanlılıklarını
kaybetmemişler, olayların büyümemesi için, kanunî sınırların ötesinde
güç kullanımına başvurmamışlardır.
Değerli milletvekilleri, elbette ki, cana, mala, devlete, millete yönelik bu
şekildeki şiddet ve tahribat olaylarının hiçbir mazereti olamaz. İddia
edildiği gibi, bu olaylar, tarafımızdan, hiçbir surette, asla, hafife
alınmış da değildir.
Polisin, toplumsal şiddet olaylarında ne tür vasıtalar kullanması
gerektiği, kanunlarımızda bellidir. O halde, İçişleri Bakanının,
İstanbul'da, 1 Mayıs nedeniyle görev ifa etmiş olan güvenlik güçlerine
"silah kullanın" veya "kullanmayın" şeklinde bir talimat verme yetkisi
de yoktur. Polisin silah kullanma yetkisi, 2559 sayılı Polis Vazife ve
Selahiyet Kanununun 16 ncı maddesinde açıkça belirtilmiştir. Medyada,
bana atfen yer alan, silah kullanılmaması yönünde emir verdiğim
haberleri, tamemen asılsız ve yanlıştır; ancak, şu hususu da belirtmekte
yarar görüyorum: 1 Mayıs gününü, amaçları uğruna kullanmak isteyen
terör organizasyonları, küçük yaştaki çocukları toplantı sahasına
taşımak suretiyle, güvenlik güçlerinin âdeta elini kolunu bağlamışlardır.
Çocuklarını böyle toplantılara gönderen ailelerin bu sorumsuz
davranışlarını affetmek de asla mümkün değildir. Görüntülere dikkat
ettiyseniz, kalabalığın arasında çocukların sayısal olarak fazlalığı,
güvenlik güçlerimizin bu konuda, en büyük endişe kaynağı olmuştur.
Muhterem arkadaşlarım, bu olayların genel bir değerlendirmesini
yapacak olursak, şu tespiti göz önüne almamız gerekiyor: İllegal
örgütler, sürekli, seslerini duyurabilmek ve varlıklarını sürdürebilmek
için, eylem yapmak zorundadırlar; ayrıca, her eylemde, tabanlarını
genişletme gayreti içerisindedirler. Gaziosmanpaşa olaylarıyla başlayan,
İstanbul Taksim'de, Ankara Kızılay'da ve Dil Tarih ve Coğrafya
Fakültesinde sürdürülen olaylar, bu örgütlerde, şiddete yönelme arzusunu
da beraberinde getirmiştir. PKK terör örgütünün, kırsal alanda, istediği
sonuca ulaşamamış olması nedeniyle, büyük şehirlerde eylem ihtiyacı
içine düştüğü de bellidir; aynı zamanda, üniversite gençliğine dönük yeni
bir heyecan dalgası yaratmak suretiyle, Marksist terörist grupların azalan
militan kadrolarını geliştirme amacı da taşımaktadır. Önce Taksim
Meydanında, sonra Kızılay Meydanında daha sonra da Dil Tarih ve
Coğrafya Fakültesinde, üniversite harçlarını protesto etmek amacıyla
çıkan olaylarda, polis imajı yıpratılmaya çalışılmıştır; şimdi ise,
polis, etkisiz gösterilmeye çalışılmaktadır.
Değerli milletvekilleri, 1 Mayıs 1996 olaylarını analiz etmek istersek ve
neden böyle oldu diye soracak olursak, geçmişe dönük şu tespitleri de
yapmak zorundayız: Bu olaylar, 12 Mart 1995 günü, İstanbul
Gaziosmanpaşa semtinde bir kıraathaneye vaki saldırı sonucunda
başlayan olayların devamı niteliğindedir. Bu olayların temelinde yatan
nedenleri hepiniz biliyorsunuz. Burada bu olayların temelinde yatan
nedenlere uzun uzadıya girmek istemiyorum. Düşünebiliyor muyuz, her
yıl, İstanbul'a ve İstanbul'un varoşlarına, özellikle güneydoğudan, 300
bin-400 bin insanımız geliyor ve buraya gelen bu insanlarımız,
yeterince, istenildiği bir şekilde iskân edilemiyorlar; kalabalık aileler
biçiminde burada barınmaya gayret ediyorlar. Kaçak yapılaşma ve
işsizlik, bu insanların, bu ailelerin ve bu çocukların, bu şekilde, hırs ve
kinle toplumun içerisine düşmelerine bir yerde neden oluyor.
Muhterem milletvekilleri, basında ve muhtelif kesimlerde, 1 Mayıs
olayları nedeniyle bize yöneltilen suçlamalar vardır; bunların en
başında, acaba, bu olaylar olurken, gelişirken yeterli istihbarat
yapılmamış mıdır?.. Şunu açıkyüreklilikle ifade etmek istiyorum;
istihbarat birimlerimiz, bu olaylarla ilgili her türlü istihbaratı, hatta,
detaylarına kadar vermişlerdir. İlgili birimler, bu istihbaratları, özellikle
1 Mayıstaki olaylarla ilgili istihbaratları, 15 Nisan itibariyle, her gün
almışlardır. Yani, bilgi akışı konusunda ve istihbaratta herhangi bir
eksiklik yoktur.
Acaba, askerî birliklerden bir yardım istenmiş midir konusuna gelince;
askerî birliklerden gerekli yardım istenmiş ve askerî birlikler gerekli
yerlerde; ayrıca, jandarmadan gelen 150 kişilik bir güç de Fenerbahçe
Stadında konuşlandırılmıştır; ancak, olayların, ani gelişmesi ve ani
gelişmesiyle birlikte, süratle ve kısa bir sürede oluşması, bu birliklerin
intikalinde bir gecikme yaratmıştır.
Şunu memnuniyetle ifade etmek isterim ki, 1 Mayıs olaylarını
yaratanların, provokatörlerin, illegal örgütlerin, şiddet eylemcilerinin
elebaşılarının büyük bir bölümü, olay günü ve müteakip günlerde
yakalanmıştır. Bu olaylara karışanların, daha önce de aynı tip olaylara
karışan, sabıkalı, fişli insanlar olduğu ortaya çıkmıştır.
Muhterem milletvekilleri, bu olayla ilgili planlamanın eksik olduğuna
dair eleştiriler vardır. Şunu rahatlıkla ifade edebilirim; 2 Mayıs günü
İstanbul'da yaptığımız incelemelerde, bu olayla ilgili planlamanın,
konuşlandırılmanın eksiksiz bir şekilde yapıldığını görmekteyiz.
Ancak, herhangi bir mazeretin arkasına sığınmak istemiyorum, böyle bir
şeyi de asla düşünmüyorum. Olaylar olmuştur, olaylar üzücüdür, olaylar
bizi rencide etmiştir; bunun bilinci içerisindeyim. Buradan alacağımız
dersler olduğu kanaatindeyim. Bu bakımdan, tespitlerimize göre, polis
çevik kuvvet birimlerinin yeniden yapılanması yönünde,
reorganizasyonu yönünde ilgililere gerekli emirleri vermiş
bulunmaktayım.
Polisimizin, araç-gereç ihtiyaçları, teknik donanım ve özlük sorunlarına
ilişkin hususları kapsayan yasal düzenlemeleri, kısa bir sürede, Yüce
Meclise getirmeye kararlıyız.
Ayrıca, yine, bu konuyla ilgili soruşturma ve incelemelerin ne safhada
olduğuna dair sorular vardır. Şunu açıkça ifade etmek istiyorum:
İstanbul Valisi de dahil olmak üzere, olayda ihmal ve kusuru olanlar
varsa, bunların tespiti için gerekli inceleme ve araştırmayı
yaptırmaktayım. Kusur ve ihmali görülenler hakkında, kanunî işlemler
eksiksiz yapılacaktır; yasaların emrettiği müeyyideler mutlaka
uygulanacaktır.
Sayın milletvekilleri, şurasını da açık kalplilikle ifade etmek istiyorum:
1 Mayıs olaylarını, herhangi bir mazeretin arkasına sığınarak
geçiştirmeyi asla kabul edemeyiz; bu, söz konusu da olamaz.
Sorumluluğumuzun idraki içerisindeyiz; gerek adlî gerekse idarî
kovuşturmaların sonuçları, en kısa zamanda, mutlaka, kamuoyuna
açıklanacaktır.
Bu meyanda, toplumsal olayları ilgilendiren mevzuat boşlukları gözden
geçirilecek, Çevik Kuvvet'in reorganizasyon sorunu acilen giderilecektir.
Bütün aksaklıkları, her ne şekilde olursa olsun, düzeltmek kararında ve
azminde olduğumuzu ifade ediyor, Yüce Meclisi en derin saygılarımla
selamlıyorum. (ANAP ve DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Değerli milletvekilleri, gruplara söz hakkı doğmuştur.
Grupların söz süreleri 10'ar dakikadır. Grup sözcülerini, özellikle, bu
süreye uymaları konusunda uyarmak istiyorum. Hiçbir grubun sayın
sözcüsünün, bizi, sözünün kesilmiş olması gibi bir durumla karşı
karşıya bırakmayacağını umut ediyorum.
İlk söz talebi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Önder
Sav'dan gelmiştir; buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Sav, süreniz 10 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA ÖDER SAV (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın
Başkan.
Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; 1 Mayısta, Kadıköy'de
meydana gelen olaylarla ilgili olarak İçişleri Bakanı Sayın Güney'in
gündem- dışı açıklama yapması ve gruplara söz hakkı doğmasından
dolayı duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. 1 Mayıs
olaylarına bakış açımızı, Sayın Bakanın görüşleri konusundaki
düşüncelerimizi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ifade etmek
istiyorum.
Öncelikle Kadıköylülere, malı tahrip edilen esnafa, mitinge katılıp
yarasız beresiz evlerine dönenlere, sivil ve polis kesimden yaralananlara
geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum, ölenlerin yakınlarına da
başsağlığı diliyorum.
Dünyada 1888'den bu yana kutlanan 1 Mayıs, ülkemizde, 108 yıl geçmiş
olmasına rağmen, hâlâ, tam rayına oturtulabilmiş, tüm kurallarıyla
rahatlıkla kutlanabilen bir gün olma noktasına gelememiştir. Ülkemizde
işçilerin, çalışanların her zamankinden çok birliğe, kenetlenmeye,
ekonomik ve toplumsal çıkarları için ortak davranmaya gereksinimi
olduğu bilinci giderek yerleşmeye başlamıştır.
İlk kez bu yıl, çalışanların dört büyük konfederasyonunun 1 Mayısı
kutlamak istemeleri anlamlıdır. Aralarındaki siyasal görüş, etnik
köken, dinsel inanç ve sendikal oluşum farklılıklarını bir kenara itip,
dostluğu, dayanışmayı, kardeşliği ön planda tutmalarını da, ayrıca, altı
çizilmesi gereken bir nokta olarak görüyorum.
Bu anlamlı birlikteliğin, 1 Mayıs şenliğinin sabote edilip, kana
bulanması ise hüzün vericidir.
Belli bir süredir, maalesef, ülkemizde bir şeyler ısıtılıyor, bazı olaylar
tırmandırılmak isteniyor; toplum, sindirilmeye, yıldırılmaya
çalışılıyor; yetkililer, görevliler de, sadece seyrediyor.
Üç yıla yakın bir süredir, Sıvas'ta, Madımak yangınıyla başlayan,
memurların kıyasıya coplanıp dövülmesiyle, Gazi Mahallesi ve
Ümraniye'deki öldürmelerle tırmandırılan, şehirlerdeki kundaklamalar
ve cinayetlerle sürdürülen, üniversite öğrencilerinin kışkırtılmasıyla
ayakta tutulmak istenen olaylar, en son, Kadıköy'de doruğa ulaştı.
Kadıköy'deki 1 Mayıs olaylarının, çok yönlü, derinlemesine
incelenmesinin yapılması gerekmektedir.
Kadıköy Belediye Başkanı, "iki ay önce, yürüyüş güzergâhının uygun
olmadığını, Emniyet Müdürü aracılığıyla İstanbul Valiliğine
bildirdik; dar olan sokaklardan, polisin alanı kontrol edemeyeceğini
düşünerek, mitingin Kadıköy'de yapılmasının uygun olmayacağı
tavsiyesinde bulunduk" diyor. Bu uyarıya, her nedense, kulak asılmıyor,
dinlenilmiyor, mitingin, Kadıköy'de yapılmasına izin veriliyor; aslında,
hata zinciri de burada başlıyor. Miting saati başlamadan, alana yürüyüşe
geçenler, tek tip üniformaları, maskeleri, taşıdıkları bayrak ve
pankartları ve yüzlerini kapayan örtüleriyle hemen fark edilebildikleri
halde, resmî geçitteki merasim bölüğü muamelesine tabi tutuluyor,
rahatlıkla yürütülüyor, miting alanına rahatlıkla sokulabiliyor. Aslında,
bunların, oldukça uzun zamanda hazırlanabilecek giysiler ve
malzemeleriyle, miting alanına gelmeden önce istihbaratının yapılıp,
önleminin alınamayışı, ciddî yönetim anlayışının
gerçekleştirilememesine bağlıdır.
Basındaki haberlere göre, Sayın İçişleri Bakanının istihbarat birimleri
tarafından bilgilendirilmesine rağmen, önlem düşünülmeyişi, ayrıca,
düşündürücüdür.
Türkiyenin en büyük kentinin Valisinin, 1 Mayısta İstanbul dışında
olmasını ihmal ile açıklamak bile güçtür. Valinin "polis biraz pasif
davrandı" demesi ve Emniyet Müdürünün "biz, kan dökmek istemedik,
müdahale etseydik 3 ölü değil l00 ölü olurdu. Bir de, kamuoyu bunları
görsün istedik" şeklindeki sözleriyle Valiyi doğrulaması, işin vahşet ve
vahametini, umursamazlığın boyutunun ne noktalara geldiğini
sergilemektedir.
Emniyet Müdürünün, kendi keyfince, kamuoyu bunları görsün
mantığıyla, milyarlarca liralık mal ve 3 canın kaybına seyirci kalması,
Valinin deyimiyle pasif davranması, derhal görevden uzaklaştırılması
için yeter nedendir.
"İdare ve güvenlik güçleri, kendilerinin izin verdiği bu mitingin düzenli
yapılmasını, amacından saptırılmamasını, toplantıya katılanların
güvenliğini sağlamakla yükümlüdürler. Ciddî, demokratik bir ülkede,
cana, mala kastedilirken, futbol maçı izler gibi olayları seyre kalkan
polise kimse aferin demez, madalya da vermez; efendi, görevini niçin
yapmadın diye sorarlar adama. Olaylarda emniyet güçleri pasif
kalmıştır. Siyasal otoritenin cesaret vermesi lazımdır. İdare veya
güvenlik kuvvetleri, artık siyasî otoritenin kararlılığını görebilirlerse,
daha etkili olurlar." Bu son sözler bana ait değildir. Bu sözler, Hükümet
ortağı olan bir siyasî partinin önemli yetkilisinin ağzından çıkmıştır.
Günlerdir basında yazılıp, söyleniyor "göstericiler, yürüyüşçüler,
talancılar silah kullanılmadan caydırılabilirdi, geriletilebilirdi"
deniliyor. Güvenlik güçlerinin olanakları, düzeni ve becerisiyle
övünenler, acaba, gaz veya sis bombası, tazyikli su, plastik mermi ve
benzeri önleyici yöntemlere niçin başvurulmadığını hiç düşünmüyorlar
mı?
Kimilerinin, yasal ve izinli mitinge, demokratik haklarını kullanarak
katılanları, meydanları harp alanına çeviren yasadışı örgüt
militanlarıyla aynı kefeye koyup değerlendirmeleri de, teröristlerin
amaçlarına ulaşmalarına katkı yapmaktadır; çünkü, amaç, demokrasi
meydanlarını, yasal biçimde haklarını kullanan insanlardan boşaltmak,
onları yıldırıp, uzaklaştırıp sindirmektir. Demokratik hukuk
devletinde, ülke bütünlüğüne saygılı, devletinden, çalışanlardan yana
olanlar bu oyuna asla gelmemelidir.
Kamuoyunda, 3 kişinin polis kurşunlarıyla öldürüldüğü sanısı
yaygındır; üstelik, 2'si, henüz miting başlamadan önce öldürülmüştür.
Bu husus ciddiyetle araştırılıp, aydınlığa kavuşturulmalıdır.
DHKP/C, TKP/ML ve TİKKO, MLSPB ve PKK örgütlerinin 1 Mayısı
bahane edip, Kadıköy'de sergiledikleri olayları, yasal bir mitingi
basmalarını, hiçbir Cumhuriyet Halk Partili, hiçbir sosyaldemokrat,
hiçbir demokratik solcu, hiçbir demokrat benimsemez, kabul etmez.
(CHP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Sav, 1 dakikanız var.
ÖNDER SAV (Devamla) – Mitingte, Amerika ve İsrail Bayraklarının
yerlere serilip üzerinde yürünmesini kınarız; bir haddini bilmez grubun,
Türk Bayrağını ateşe vermek küstahlığını da asla affetmeyiz.
(Alkışlar)
"Biji Apo", "Gerilla vuruyor, Kürdistan'ı kuruyor" sözleriyle,
Misakımillî sınırları içerisinde, Türkiye Cumhuriyetinden ayrı bir
devlet kurma özlemini dile getirenlerin, çatısı altında olmakla onur
duyduğumuz Türkiye Büyük Millet Meclisinden ayrı bir meclis kurmaya
çalışanların ve onlara söz ve eylemleriyle çanak tutanların, demokratik,
laik Türkiye Cumhuriyetini bölmeye güçleri ve nefesleri yetmeyecektir.
Yüce Meclise saygılar sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Sav.
Demokratik Sol Parti Grubu adına Sayın Cevdet Selvi; buyurun
efendim. (DSP ve CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Selvi konuşma süreniz 10 dakikadır.
DSP GRUBU ADINA M. CEVDET SELVİ (İstanbul) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.
Sayın İçişleri Bakanımızın 1 Mayıs ile ilgili gündemdışı söz alması
ve Grubumuza da söz hakkının doğması nedeniyle kendilerine teşekkür
ederim.
Sayın milletvekilleri, 1 Mayısta, özellikle İstanbul'da yaşanan olaylar,
tüm kamuoyunda üzüntüyle ve kaygıyla izlenmiştir. Bu olayları
yüzeysel olarak ele almak, dar bir açıdan değerlendirmek, şimdiye kadar
yapılan yanlışların devamını sağlamak ve giderek daha tehlikeli
boyutlar kazanmasına imkân tanımak anlamına gelecektir.
Bu bakımdan, Kadıköy'de yaşanan 1 Mayıs olaylarının her yönüyle
incelenmesi, irdelenmesi gerekmektedir. Kadıköy'de gelişen olaylarda
Hükümetin, güvenlik güçlerinin hazırlıksız olduğu ve ihmali açıkça
görülmektedir. Birtakım illegal örgütlerin, uzun süreden beri, 1 Mayıs
eylemleri için hazırlık yaptığı, kendi yayın organlarında bile yer
almıştır. Eğer, bunlar önceden istihbar edilmemiş ise, bu, bir gaflettir.
Eğer, bilgileri olduğu halde gerekli önlem alınmamışsa, bu daha da
rahatsız edicidir.
Maalesef, ülkemizde, 1 Mayısın sancılı olduğu, yakın tarihimizde de
acı ve kanlı 1 Mayıslar yaşanmış olduğu halde gerekli önlemlerin
alınmamış olması düşündürücüdür. Böyle bir günde, İstanbul Valisinin
makamında bulunmaması, yeni Emniyet Müdürünün "halk görsün
istedik" şeklindeki talihsiz açıklaması, hazırlıksızlığın, ihmalin ve
sorumsuzluğun açık kanıtıdır. Olayda, gerekli hazırlığın yapılmamış
olması, emniyet güçlerinin ve önlemlerin yetersizliğinden de
anlaşılmaktadır. Bugüne kadar, önceden belirlenmiş ve yasal izinli bir
açık hava toplantısında görülmeyen, maskeli, tek tip elbiseli, PKK
flamalı, Apo posterli gruplar, toplantı alanına, önceden yapılan polis
kontrolü ve yeterli hazırlık nedeniyle, bu kadar rahat girememiş, korteje
kolay kolay katılamamıştır. Bu da, istihbarat açısından olduğu gibi,
güvenlik güçlerinin ve önlemlerin de yetersizliğini açıkça ortaya
koymaktadır.
Ayrıca, devlet adamlarının, ülke yönetimine gelmiş politikacıların, üst
düzey bürokratların, her fırsatta ve her vesileyle, işadamlarına ait tatil
köylerinde, yazlıklarında, otellerinde, yatlarında tatil yapması, kötü bir
alışkanlık haline gelmiş olumsuz bir örnek teşkil etmektedir. Ancak,
böyle bir önemli günde, bu alışkanlığı sürdüren Valinin, İstanbul'da
olmamasının hiçbir haklı gerekçesi olamaz; bunu da, hiçbir sorumlu
kişi savunamaz. (DSP ve CHP sıralarından alkışlar)
Sayın milletvekilleri, 1 Mayıs, yüzyedi yıldır, tüm dünyada, değişik
biçimlerde de olsa, İşçi Bayramı, birlik ve dayanışma günü olarak ve
barış içinde kutlanmaktadır. Türkiye'de de, işçi konfederasyonları, yasal
prosedürü yerine getirerek izin almış ve bu günü kutlamak, sorunlarını,
bir kez daha anlatmak, duyurmak istemişlerdir; ancak, miting alanında,
belirli gruplar tarafından saldırıya uğramış, konuşturulmamış ve
kürsüleri işgal edilmiştir. Bu durum, bir taraftan, işçilerin ve
sendikacıların, olayların daha da büyümesini önlemek için gösterdikleri
anlayışı ve bu mitingdeki amacını ve sağduyulu davranışını
göstermesi bakımından önem taşırken; diğer taraftan da, hiç
benimsemedikleri, tasvip etmedikleri, cumhuriyet düşmanlığı, devlete,
demokrasiye, hatta ulusa karşı düşmanlık anlamı taşıyan tavırlar,
saldırılar karşısında ne kadar etkisiz ve güçsüz kaldıklarını da
sergilemiştir. Bunun nedeni de, demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan,
temel taşı sayılan sendikaların ve sendikacılığın, yıllardan beri
yıpratılması, kamuoyunda itibarlarının sarsılması, antidemokratik
yasalarla, haksız uygulamalarla etkisiz hale getirilmiş olmasıdır.
Değerli milletvekilleri, İstanbul Kadıköy'de yaşanan bu son olaylar,
geçmiş iktidarların uyguladığı yanlış politikaların bir kez daha gözler
önüne gelmesine neden olduğu gibi, geçmişteki iç güvenlik yetkililerinin
de başarılı olmadığını göstermektedir. Bütün bunlara rağmen, bu
olaylar gerekçe gösterilerek yanlışlar yapılmamalıdır. Ülke gündeminde
bulunan önemli konuların, araştırma ve soruşturmaların kamufle
edilmesi için kullanılmamalıdır. Çiftçinin mağdur edildiği, işçinin
haksızlığa uğratıldığı, memurun, emeklinin aç kaldığı,
özelleştirmenin hızlandığı, işsizliğin daha da çoğaldığı, esnafın
sıkıntı içinde olduğu bu ortamda, demokratik hakların daha da
sınırlandırılması, demokratik hak arama yollarının tıkanması yönüne
kesinlikle gidilmemelidir. Geniş halk kitlelerini daha da baskı altına
alacak yöntemler kesinlikle düşünülmemelidir; çünkü, bunun çözümü bu
değildir.
Sayın milletvekilleri, ilk önce ve kısa sürede yapılması gerekenler
şunlardır: Bu olaylarda ihmali, hatası ve suçu bulunanlar saptanarak,
gereken yasal işlemler başlatılmalıdır. Devlet, halkın can ve mal
güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğuna göre, Kadıköy esnafının
zararı tazmin edilmelidir. Belirli mağduriyete ve hatta can kaybına
uğrayanlar, mesnetsiz ve kanıtsız bir şekilde suçlanarak, olay
geçiştirilmemeli, kamufle edilmemelidir; gerçekler aydınlatılmalıdır.
Hükümet ortakları, birbirini suçlayarak olayı saptırmamalı ve boşa
zaman harcamamalıdır.
Değerli arkadaşlarım, özetlemeye çalıştığım bölüm, olayların görünen,
bilinen yönüdür; yani, sonuçların değerlendirilmesidir.
Bunlar için önlemler alınabilir, gerekli çalışmalar yapılır veya
yapılacaktır; ancak, önemli olan olayın kaynağıdır, temel nedenleridir.
Rüşvetin, devlet soygunlarının, haksız kazancın, usulsüzlük ve
yolsuzlukların her geçen gün yaygınlaşması, yapanın -yurt içinde
kalarak veya yurt dışına kaçarak- yanına kâr kalması, haksızlıkların,
adaletsizliklerin günlük yaşamın bir parçası haline gelmesi, devlete olan
güvenin azalması, bu olayların temel nedenini teşkil etmektedir.
Gelir dağılımında uçurum boyutuna ulaşan adaletsizlik, vergideki
haksızlık, işsizlik, yoksulluk, pahalılık ve bunların getirdiği
umutsuzluk, bu üzücü olayların kaynağını oluşturmaktadır. Özellikle,
İstanbul'da yaşanan son olaylara bakıldığında, gençlerin, işsizlerin ve
kırsal alandan göç eden insanların yoğunluğu görülür.
BAŞKAN – Sayın Selvi, 1 dakikanız var.
M.CEVDET SELVİ (Devamla) – Bu olumsuz gelişmelerde, dış kökenli
kışkırtmaların etkisi olabilir; ancak, bu gençlerin, halkın, bu etki
altında nasıl kaldığı, neden kaldığı incelenmelidir. İlgiyle -ilginç
olarak- ibretle izlenen olaylarda, gençlerin, arabalara, vitrinlere, insanlara
saldırısının dışında, trafik lambalarına, çiçeklere saldırdığı, hınçla
saldırdığı görülmektedir.
Bunun önlemleri polisiye tedbirlerle alınamaz, bu genç insanların, bizim
insanlarımızın, bizim yetiştirdiğimiz insanların psikolojik durumu,
uzmanlar tarafından incelenmeli, bunun sosyal nedenleri araştırılarak,
ciddî çözümler bulunmalıdır. Bu gençleri kazanmak zorunluluğu vardır.
Sayın milletvekilleri, görüldüğü gibi, eğitim politikasının olmaması, iç
güvenlik politikasının tutarlı bir şekilde gerçekleşmemesi, gelir
dağılımında ve kalkınmada adaletin sağlanmaması, insanlarımızı,
gençlerimizi güç durumda bırakmaktadır. Bu bakımdan, Hükümetin,
politikalarını, uygulamalarını tekrar gözden geçirerek...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Selvi, lütfen, 1 dakika içerisinde toparlayınız.
M. CEVDET SELVİ (Devamla) – ...bu olayları yüzeysel değil,
temelinden çözecek önlemleri bir an önce alması kaçınılmaz hale
gelmiştir.
Hepinize saygılar sunuyor; başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimi
Kadıköylü yurttaşlarıma gönderiyorum.
Sağ olun. (DSP, DYP ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Selvi.
Anavatan Partisi Grubu adına, Sayın Nejat Arseven; buyurun. (ANAP
sıralarından alkışlar)
ANAP GRUBU ADINA NEJAT ARSEVEN (Ankara) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; İçişleri Bakanımız Sayın Ülkü Güney'in,
İstanbul Kadıköy'de yaşanan 1 Mayıs olayları dolayısıyla Yüce
Heyetinize yapmış olduğu açıklamalarla ilgili olarak, Anavatan
Partisinin görüşlerini arz etmek üzere huzurunuzdayım; bu vesileyle,
Yüce Heyetinizi, bir kere daha saygıyla selamlıyorum.
1 Mayıs günü, İstanbul Kadıköy'de, Türk-İş, Hak-İş, DİSK ve
TESK" in, 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamalarıyla ilgili düzenlemiş
oldukları toplantıya karışan yasadışı illegal örgütlerin meydana
getirmiş oldukları olaylar, hepimizi yürekten yaralamış bulunmaktadır.
3 sivilin öldüğü, 30 sivil ve 58 polisimizin yaralandığı, araçların ateşe
verildiği, mağazaların cam ve çerçevelerinin kırıldığı, malların
yağmalandığı ve yüzmilyonlarca liralık maddî hasarın ortaya çıktığı
bu olaylarda başlıca suçlular, elbette ki, taş ve sopalarla bu hain
eylemlerini meydana getiren illegal örgütler ve onların teröristleridir.
Aslında, bu olaylarda, yıkıcı eşkıya ve terör örgütlerinin, bugün,
Türkiye'de ve özellikle İstanbul'da, neyin peşinde olduklarını ve
amaçlarını, tüm kamuoyu önünde oynadıkları bu oyunla ortaya koymuş
olmaları, son yıllarda, beli kırıldığı, bitirildiği ifade edilen terörün,
değil güneydoğuda, büyükşehirlerdeki durumunu ortaya koyması da,
aslında, bundan sonra, bu konuda yapılması gerekenlerin tespiti,
durumun tespiti açısından, bir manada çok da önemli olmuştur.
Aslında, o gün, güvenlik kuvvetlerimizin itidalli davranışı, belki bir
manada, Kadıköy Meydanının kana bulanmasının ve aslında, o
kargaşa anında ayırt edilmesi fevkalade zor olan, halisane niyetlerle
orada bulunan ve asıl amaçları 1 Mayıs İşçi ve Emek Bayramını
kutlamak olan yüzlerce değerli işçi kardeşlerimizin de yok yere
kanlarının dökülmesinin önüne geçmiştir. O gün Kadıköy Meydanında
yapılacak olan kutlama ve gösterilerle ilgili olarak, bu bölgede, resmi ve
tam teçhizatlı 4 bin güvenlik görevlisinin görevlendirildiği yetkililerce
ifade edilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada, aslında, fevkalade üzücü
olan, gerek siyasîlerimizin gerekse basınımızın, bu olaylarda polisin
pasif kalması konusunda, İçişleri Bakanımızın ve Sayın
Başbakanımızın talimatlarının etkili olduğu yolunda ve buna benzer
açıklamalarla, aslında, Yüce Parlamentonun yek vücut olarak karşı
çıkması ve bir siyaset malzemesi konusu yapılmaması gereken anarşi
ve terör konusunun, maalesef, siyaset malzemesi haline de getirilmesidir.
İstanbul İlinde ilk kez olduğu, İçişleri Bakanlığı kaynaklarınca ifade
edilen ve 40 bin kişinin katılımıyla gerçekleşen 1 Mayıs etkinliklerinin,
4 bin kişilik provokasyon grubuna rağmen, 6 bin kişilik bir güvenlik
gücüyle kontrol altına alınmak suretiyle, olayların daha büyük bir boyut
kazanmasının engellenmiş olmasını ve tabiî, en önemlisi, bu manada
katılımla gerçekleşen olaylarda, can kaybının sadece 3 kişiyle sınırlı
olmasını da fevkalade önemli bulmaktayız; ancak, son yıllarda,
kökünün kurutulduğu, bitirildiği ve üzerine kararlılıkla gidildiği ifade
edilen terörün, 1996 1 Mayısında ve henüz iki ayı bulmayan
Hükümetimiz döneminde, İstanbul'un göbeğindeki bu gösteri ve
eylemin, Hükümetçe de, üzerinde çok dikkatle durulması gereken bir
olgu olduğu kanaatindeyiz.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; burada, asıl olan -tekrar ifade
ediyorum- anarşi ve terör konularının istismarı değil, doğru tespit ve
teşhislerle, kararlılıkla üzerine gidilmesidir. Bu konu, yalnız
hükümetlerin değil, aslında, tüm Parlamentonun da ortak
sorumluluğundadır.
Yine, burada, netice olarak, son dönemlerde, sokağa hâkim olmak istek
ve eğiliminde aşırı ısrarlı oldukları görülen şiddet yanlısı grupları, bu
davranışlarından, bir şekilde, mutlaka caydırmak gerekmektedir; aksi
halin, radikal örgütlerin büyüme ve gelişme sürecine önemli katkılar
sağlayacağı da gözden uzak tutulmamalıdır.
Bu ve benzeri olaylarda, görevini layıkıyla yaptığına inandığımız tüm
güvenlik güçleri ve özellikle polisimizin etkisiz gösterilmesi ve
yıpratılmasının da son derece yanlış olduğunu bir kere daha ifade
etmek istiyorum. Yine, bu bağlamda, İçişleri Bakanımızın, konuyla
ilgili bazı görevliler hakkında gerekli idarî soruşturmanın açılmış
olduğu ifadesini de memnuniyetle karşılamakta olduğumuzu,
huzurunuzda bir kere daha ifade ediyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu olayda, illegal örgütlerin,
eylemleri ve provokeleri için 1 Mayıs gününü seçmiş olmaları da,
aslında, bir tesadüf değildir. Polisten sâdır olacak çok sert bir
davranışın, aslında, orada halisane duygularla bulunan, vatanın birliği
ve bütünlüğünü her şeyin üzerinde tutan işçi kardeşlerimize yönelik bir
olay gibi gösterme gayretleri de, asil Türk polisinin olgun ve bilinçli
davranışıyla neticesiz kalmıştır. Burada, aslında, çok basiretli
davranan ve olayda, büyük ölçüde can kaybına sebebiyet vermeyen
güvenlik güçlerimizi takdir etmek gerekmektedir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Ankara Dil ve Tarih Coğrafya
Fakültesinde yaşanan olaylarda, polisimizin, gereksiz yere, çok sert
davrandığı iddiaları da, basınımızda geniş bir biçimde yer almış ve
kamuoyunda tartışılmıştır. Böyle, çok önemli ve hassas toplumsal
olaylarda, görüntülü ve yazılı medyanın, konunun önemine ve
hassasiyetine binaen, çok dikkatli olması gereği de, bir vakıadır. Çünkü,
toplumsal olaylarda, gerek polisin, güvenlik güçlerinin, tahriki ve
şartlandırılması vatandaşların aynı yönde yönlendirilmesi neticesi,
olayların büyüme temayülü ortada apaçık durmaktadır.
Bugün, Türkiye'de, tüm anayasal kuruluşların, artık, Türkiye'nin birlik
ve bütünlüğüne kastettikleri konusunda hiçbir tereddüt bulunmayan bu
kır ve şehir eşkıyasının yok edilmesi ve tabiî, toplumumuzda, bu gibi
yeni insanların ürememesi, yetişmemesi için gerekli her türlü ekonomik
ve sosyal tedbirleri alma konusundaki zorunlulukları da ortadadır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bölücü eşkıya ve teröre, bugüne
kadar kurban verdiğimiz tüm güvenlik güçleri mensuplarımıza ve
vatandaşlarımıza, bu vesileyle, Anavatan Partisi Grubu adına, Tanrı'dan
rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabırlar diliyorum, Yüce Heyetinizi
sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (ANAP ve DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Arseven.
Doğru Yol Partisi Grubu adına, Sayın Necmettin Dede; buyurun. (DYP
sıralarından alkışlar)
DYP GRUBU ADINA NECMETTİN DEDE (Muş) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Doğru Yol Partisi Grubu ve şahsım adına,
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
1 Mayıs 1996 günü İstanbul'da meydana gelen olaylar, belirli bir süreç
içerisinde gelişerek, günümüze kadar gelen olayların bir halkasını
oluşturmaktadır. Ülkemizi, 12 Eylül 1980 öncesindeki iç karışıklıklara
sürüklemek isteyen bazı mihraklar, bundan önce, 12.3.1995 günü,
İstanbul'da, Gazi Mahallesinde ilk senaryolarını ortaya koymuşlardır.
Yasadışı örgütler, burada, etnik özellikleri olan bu bölge halkıyla
devleti karşı karşıya getirmeye çalışmışlar ve bir ölçüde de muvaffak
olmuşlardır. Burada, güvenlik kuvvetlerinin her türlü önlemi almasına
rağmen, yasadışı örgütlerin provokasyonu sonucu, olay, kontrolden
çıkmış; olayın başlangıcında 1 kişinin ölümü, 11 vatandaşımızın
yaralanmasına mukabil; yasadışı örgütler, bölgenin etnik yapısını
kullanarak, kitle ile güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmişler;
sonrasında, 16 vatandaşımızın ölümüne, 34'ü güvenlik görevlisi olmak
üzere 154 vatandaşımızın da yaralanmasına sebebiyet vermişlerdir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ittifak etmiş terör örgütleri, imkân
buldukları her ortamda, değerlendirmeye çalıştıkları üniversite
harçlarını bahane ederek, öğrencileri sokağa dökmüşlerdir; Ankara,
İstanbul, İzmir, Bursa İllerinde, üniversite gençliği ile güvenlik
kuvvetlerini karşı karşıya getirmeye çalışmışlardır; sonuçta, bazı
üniversitelerimizde önemli ölçüde tahribat yapmışlar, milyarlarca liralık
maddî hasarın yanında, akademisyenlerimizin göznuru, elemeği olan
bilgi ve dokümanların yok olmasına neden olmuşlardır.
1 Mayıs günü, işçi kesimini de bu olayların içine çekmeye çalışan
provokatör güçlerin, olayları, bir isyan havasında sürdürmek
istemelerine ve bunun için her şeyi yapmalarına rağmen, güvenlik
güçlerimizin sağduyulu davranmaları sonucu, olayların çok büyük
boyutlara ulaşmasının önüne geçilmiştir.
Zamanında şairimiz ne diyor:
"Geçmişten adam hisse kaparmış, ne masal şey!
Beşbin senelik kıssa, yarım hisse mi verdi?
Tarihi, bir ezelî tekerrür diye tarif ederler,
Hiç, ibret alınsa, tekerrür mü ederdi?"
Sayın milletvekilleri, 1977 yılında, ülkemiz, kanlı 1 Mayıs olaylarına
şahit olmuştu. Aynı olaylar, ondokuz yıl sonra yine tekerrür ediyor. 1
Mayıs, yüzon yıldır dünya devletlerinde huzurla, şenlikle, güvenle
kutlanıyor. Eski sosyalist ülkelerde de bunu görüyoruz, kimsenin burnu
kanamıyor. 1 Mayıs, dünyanın bütün devletlerinde, Amerika'da,
İngiltere'de, Fransa'da, her yerde şenlikle kutlanıyor; ama, Türkiye'ye
gelince, ne hazindir ki, kan revan, gözyaşı...
Özgürlük diyoruz... 1 Mayıs, çalışanların bayramıdır. Ülkemizde, güya
1 Mayıs kutlanıyor, güya bir bayrama katılınıyor, güya bir ideale
hizmet ediliyor. Bu yıkma, bu yakma, bu yağmalama, bu öldürme, hangi
idealdir, hangi siyasettir, hangi inançtır, hangi ideolojidir?!.
Türkiye, hukuk devleti olsun, insan haklarına saygı göstersin, insan
hakları saygı görsün, insanlarımız saygı görsün; Türkiye'de, talebenin,
işçinin, çocuğun, emeklinin, yoksulun, dulun sorunları, ülkedeki en iyi
şartlarla çözülsün, bunu istiyoruz.
Sokakta, arabalar ateşe veriliyor; bankalar, resmî daireler tahrip
ediliyor... Demin bir sözcümüz arz ettiler; trafik lambası kırılıyor,
çiçeklerimiz yolunuyor... Bu mu demokrasi?.. Dükkânların camlarını
kıranlar, yağma yapanlar, ortaya çıkıp "hürriyet" desin!.. Bu, hiçbir
insafa sığmaz.
Türkiye'yi gelişmiş ülke yapmak iddiasında samimi isek, her şeyi,
sadece devletten beklemeye hakkımız yoktur; hele, polisin üst
aramasına kızmak, tepki göstermek, hiçbir insafa sığmaz.
Polisimiz, benim çocuğumdur; polisimiz, sizin çocuğunuzdur; polisimiz,
akrabamızın çocuğudur; polislerimiz, hepimizin birer hemşerisidir.
Gençlerimiz, benim çocuğumdur; gençlerimiz, sizin çocuklarınızdır;
gençlerimiz, akrabalarımızın çocuklarıdır; gençlerimiz,
hemşerilerimizin çocuklarıdır. Bunları karşı karşıya getirmek,
insafsızlıktır.
Polisi gözden geçirmek gerekir; polisin araç ve gereçlerini gözden
geçirmek gerekir. Polis, hadisede, belki, araç ve gereçten dolayı kusurlu
olabilir. Polise, eğitim vermemiz gerekir. Zamanında alınan polislerle,
bugünkü polisleri mukayese etmek, insanları, son derece üzüntüye sevk
eder; ama, bugün, polisin bilinçli olması, bu örgütün, hepimizin
gönlünde taht kurmasına yeterlidir.
Gençlerimizi, örgüt eline teslim etmeyelim. Bütün partiler, gelin, elimizi
taşın altına birlikte sokalım; bu kutsal çatı altında, birlik ve beraberliği
sağlayalım.
Ülkemiz insanı, örf, âdet ve inançlarına bağlıdır; Bayrağına, Ezanına,
kültürüne saygılıdır, bağlıdır; gelin, gençlerimizi bu törelerle
yetiştirelim.
Görüyoruz, polis kusurlu görünüyor. İnanıyorum ki, o gün polis
direnseydi, daha çok kan dökülürdü; ama, akıllıca davranmakla, sadece
maddî hasara yol açılmıştır. Belki bazı kusurlar görülebilir; zaten,
Sayın Bakanımız da söylediler, ilgililer hakkında gerekli işlem
yapılacaktır.
Değerli milletvekilleri, meydanda toplanan onbinlerce işçimiz de
olayların dışında kalarak, alanı terk etmişlerdir. Bu işçi kardeşlerimiz,
terör örgütlerinin oyuncağı haline gelmiş militan gençleri, kanunsuz
gösteri ve saldırılarıyla başbaşa bırakmışlardır.
Olayları, sıkıntı içerisinde yaşayan kent varoşlarının başkaldırısı
şeklinde değerlendirmek son derece yanlıştır. İstanbul'un nüfusunun
yarıya yakın bir kısmı gecekondu bölgelerinde yaşamaktadır. Bu, 4-5
milyon nüfus demektir; halbuki, olayları gerçekleştiren kişilerin sayısı
3-4 bini geçmemektedir. Kaldı ki, bunların en az yarısı dışarıdan
gelmiş örgüt militanlarıdır.
BAŞKAN – Sayın Dede, 1 dakikanız var.
NECMETTİN DEDE (Devamla) – Değerli milletvekilleri, yüzlerini
kapatan militanlar, yok olan bir sistemi ülkemizde hortlatmaya çalışan
mihraklarca kandırılmış, beyinleri yıkanmış gençlerimizden başkası
değildir.
Güvenlik kuvvetlerimiz olaylarda sağduyulu hareket ederek, olayların
daha da tırmanmasını önlemiş ve işçi vatandaşlarımızla polisimizin
karşı karşıya gelmesi şeklindeki provokatör senaryosunu bozmuşlardır.
Bir başka açıdan baktığımızda, demokrasi, kendisini ortadan
kaldırmak isteyenlerin sığınağı, barınağı olamaz. Demokrasiyi, teröre
kalkan ve sığınak yapmak isteyen çevreler, demokrasi düşmanlarıdır.
Onların oyunlarına gelerek zafiyet içinde olmayalım. Demokrasi cesur
insanların rejimidir.
Çok değerli arkadaşlarım, güvenlik güçlerine sahip çıkmayan bir devlet,
devlet olma vasfından uzaklaşır. Güvenlik güçlerine yapılan saldırı,
doğrudan doğruya devlete yapılan saldırıdır, başkaldırıdır, isyandır.
Örgütlü teröre başka gerekçeler aramak lazımdır...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Dede, lütfen 1 dakika içerisinde sözlerinizi
tamamlayın...
NECMETTİN DEDE (Devamla) – Ülkemizin bütünlüğüne, milletimizin
birliğine, vatandaşlarımızın huzuruna, can ve mal güvenliğine yönelmiş
saldırılara asla hoşgörüyle bakılamaz. Terörle mücadelede başarının ve
sonuç almanın sırrı, kararlılıktır.
Gelişmenin boyutlarının önceden kestirilmeyişi, devlet güçleriyle
toplumsal hadiselerin kontrol altına alınmayışı önemli sorunlar
yaratmaktadır.
Diğer bir husus da, güvenlik kuvvetlerimizin teknik ve teçhizat yönünden
gerekli önlemleri almasıdır.
Bu tür üzücü olayların bir daha olmaması temennisiyle sözlerime son
verirken; Sayın Başkan ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin sayın
üyelerini en içten duygularımla selamlıyorum. (DYP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Dede.
Refah Partisi Grubu adına, Sayın Mehmet Ali Şahin; buyurun. (RP
sıralarından alkışlar)
Sayın Şahin, süreniz 10 dakikadır.
RP GRUBU ADINA MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Teşekkür
ederim.
Muhterem Başkan, Meclisimizin saygıdeğer üyeleri; Refah Partisi Grubu
adına hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.
Konuşmama başlarken 1 Mayısta meydana gelen olaylarla ilgili olarak
Meclisimize bilgi sunmayı görev bilen Sayın Bakanımızı da
kutluyorum, kendisine teşekkür ediyorum.
Efendim, 1 Mayısta ne oldu da, bugün, burada, 1 Mayısı görüşüyoruz.
Bundan bir hafta kadar önce, dört konfederasyon bir araya gelerek 1
Mayısta bir kutlama töreni yapmak istiyorlar ve İstanbul Valiliğine
başvuruyorlar. İstanbul Valiliği de, kendilerine, Kadıköy meydanını
tahsis ediyor. Peki, daha sonra ne oluyor; akşam televizyonları başında
haberleri izleyenler, halkımız ve hepimiz dehşet içinde kalıyoruz.
Görünen nedir; gördüğümüz nedir; halkımızın izlediği nedir? Görünen,
âdeta, birtakım illegal örgütlerin ihtilal provasıdır. Yasadışı hemen
hemen tüm örgütler, düzenli bir ordu gibi, âdeta resmigeçit yapıyorlar.
Buna, günlerce önceden hazırlandıkları belli. Tek tip elbise diktirmişler,
tek tip sopalar hazırlamışlar; militanların birçoğu da yüzleri maskeli
şekilde oraya intikal etmiş.
Peki, daha sonra ne gördük; televizyonları başında olayı izleyen
vatandaşlarımız, milyonlar ne gördüler? Dört konfederasyona mensup
işçiler veya bu konfederasyonun mensupları alana toplanmışlar ve
programlarını icra ediyorlar; ancak, bu militanlar, yasal toplantıyı
basıyorlar, kürsüyü işgal ediyorlar, konuşmakta olan sendika
başkanlarından birinin konuşmasına bile mani olarak, elinden
mikrofonu kapıyorlar. Bütün bunlar karşısında, Kadıköy meydanına,
sadece yasal kutlamalar için gelen işçilerin çok büyük bir çoğunluğu,
başkanlarıyla birlikte oradan ayrılmak zorunda kalıyor ve artık,
meydan, tamamen teröristlerin ve militanların...
Biraz önce Sayın Bakanın ve benden önce konuşan siyasî parti
sözcülerinin de belirttikleri gibi, yüzlerce işyeri tahrip ediliyor değerli
arkadaşlarım. Önlerine ne gelirse yakıp yıkıyorlar; kamu malına zarar
vermek için özel gayret gösteriliyor. Hatta, bundan, baharın müjdecisi
olan laleler bile nasibini alıyor ve en korkuncu, belki de televizyonları
başında hepimizi en çok üzeni; bir emniyet mensubumuz hunharca
dövülüyor, dakikalarca dövülüyor. Bu emniyet mensubu dövülürken,
ortada dövenler var, dövülen de var, bir de televizyon kameraları var;
ama, asıl, orada olması gereken yok. Asıl, orada olması gereken
İktidar... İktidar yok; ama, devletin polisi, orada, teröristlerce hunharca
dövülüyor.
Şimdi, bu noktada, halkımızın kafasında oluşan, onların vekilleri
olarak bizlerin de kafasında mevcut olan şu sorulara cevap arıyoruz.
Sayın Bakanın konuşmasında bu sorulara cevap yakalayamadım; ama,
bu soruların mutlaka bir cevabı olmalı, bu sorulara cevap bulunmalıdır.
Militanlar, özel elbiseler içinde, yüzleri maskeli, ellerinde tek tip sopalar,
yürüyüş kolu halinde alana geliyorlar. Belli ki daha önceden hazırlık
yapmışlar. Peki, istihbarat teşkilatlarımızın bunlardan haberi yok
mudur? Deniyor ki, olmaması mümkün değil. Peki, neden önüne
geçilmemiştir?
Cevaplandırılması gereken ikinci temel soru şudur: İstanbul Emniyet
Müdürü, 1 Mayıs için Kadıköy Meydanında 5 bin polisin
görevlendirildiğini söylüyor. Biraz önce, Sayın Bakan, bunu, 4 500
olarak ifade ettiler; ancak, olayları izleyenler, meydanda 500 polisin bile
olmadığını söylüyor. Bu gerçek midir? Eğer gerçekse, polisi olaylara
sokmayan, meydanı militanlara bırakanlar kimlerdir?
Polise, ta Ankara'dan, bakan veya Başbakan tarafından yetkilerini
kısıtlayacı müdahalede bulunulduğu söylentileri yaygındır; bu doğru
mudur? Bu sözler de, Hükümetin büyük ortağının sözcülerine ait
beyanlardır. Hiç şüphesiz ki, bu sorulara da, Hükümetin, özellikle
İçişleri Bakanımızın cevap vermesi gerekir.
Üçüncü soru şudur: Eylemcileri dağıtmak için, elde su sıkacak panzer
yok mudur; varsa, neden ortaya çıkmamıştır, çıkarılmamıştır?
Göstericileri su sıkarak dağıtmak mümkün değil midir? Neden göz
yaşartıcı bomba kullanılmamıştır? Devletin çevik ve çelik kuvvetleri,
neden, yerli yersiz ve bilinçsiz müdahalelerle suçludan kaçan bir
görüntüye mahkum edilmiştir? Polise "olayı uzaktan takip edin"
denilmişse, bu, bir sivil polisin linç edilmesine de duyarsız kalabilirsiniz
demek midir? Özellikle, Kadıköy'deki emniyet güçlerinin başında
bulunan İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Yön'ün ağır şekilde
yaralanması, tabanca ve telsizinin elinden alınmasını müteakip ekipleri
kim sevk ve idare etmiştir? Ali Yön ekipler tarafından niçin
korunmamıştır? Olayda, çevrede hazır bulunduğu söylenen askerî
birliklerden niye yardım istenmemiştir? Ankara'da Kızılay'da,
İstanbul'da Taksim'de, bu gibi toplantı ve gösteri yürüyüşlerine izin
verilmezken, en az bu yerler kadar işlek olan, hassas olan Kadıköy
Altıyol Caddesi ve İskele Meydanında bu toplantıya niçin izin
verilmiştir?
Ben İstanbul Milletvekiliyim ve gayet iyi biliyorum ki, İstanbul
Valiliği, her yıl, nerelerde açık hava toplantısı yapılacağını tayin eder.
Bu yerler de, Gaziosmanpaşa Meydanı ve Abideihürriyet Meydanıdır.
Kadıköy, Valiliğin açık hava toplantısı için tahsis ettiği bir yer değildir.
Neden burası özellikle bu toplantı için seçilmiştir?
Olayların vuku bulduğu Kadıköy'de işyerleri bulunan esnaf tahminen
300 milyarı aşan zarara uğramıştır. Zaman zaman bu kürsüden değişik
vesilelerle özür dileyen Hükümetin, Kadıköy esnafından özür dilemesi
ve zararlarını tazmin etmesi gerekmez mi? (RP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, hiç şüphesiz, yetkililer, bu olaylarla ilgili birçok
değerlendirmeler yaptı. İstanbul'un yeni Emniyet Müdürü Kemal
Yazıcıoğlu da değerlendirme yaptı ve 1 Mayıs olaylarını
değerlendirirken "kan dökmek istemedik; müdahale etseydik, 3 ölü, 100
ölü olurdu" dedikten sonra hemen ardından ekliyor "bir de kamuoyu
bunları görsün istedik" diyor. Eğer, bu ifade, bir sürçülisan değilse, son
derece talihsiz bir beyandır. Sayın Yazıcıoğlu'nun demokrat kişiliğini
kamuoyu yakinen biliyor; ancak, hangi amaçla söylenmiş olursa olsun,
böyle bir ifadeyi, milletimiz, bundan onaltı yıl önce de duymuştu.
Birilerinin "olaylar biraz pişsin bakalım, kamuoyunun tepkisi ve
beklentisi en üst noktaya çıksın da bir görelim bakalım diye bekledik"
değerlendirmelerini, biz, onaltı yıl önce de duymuştuk. Eğer, bugün, bu
ülkede, hâlâ, bu tür olayların bu şekilde gelişmesinden fayda umanlar
varsa, onların heveslerini kursaklarında bırakmak, bu Meclisin, 550
kişilik 20 nci Dönem Parlamentosunun görevidir. (RP sıralarından
alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, ben inanıyorum ki, Meclisimiz bu potansiyele
sahiptir; ancak, Meclisimiz, bu görevi, bu Hükümetle yapamaz. Niçin;
çünkü, bu Hükümetin bu görevi yapabilmesine yapısı müsait değil.
Dün, Sayın Başbakanın -Sayın Mesut Yılmaz'ın- basın toplantısını
izledik ve kendisi "daha önce kurulmuş olan Hükümetlerden, bizim, iki
bakımdan farklılığımız var; bunlardan bir tanesi, biz, bir azınlık
hükümetiyiz; diğeri de, biz, dönüşümlü başbakanlığa göre yönetilen bir
azınlık hükümetiyiz" dediler; ama, iki aylık süre şunu göstermiştir ki,
bu Hükümetin bir önemli özelliği daha vardır; o da, muhalefeti kendi
içerisinde bir Hükümet... Muhalefeti kendi içerisinde olan bir Hükümetin,
Türkiye'nin ağır sorunlarını yüklenmesi ve bunları çözmesi mümkün
değildir. Aslında, Refah Partisi olarak bizim, Cumhuriyet Halk
Partisinin, Demokratik Sol Partinin muhalefet yapmasına hiç gerek yok;
Sayın Çiller olduktan sonra, Doğru Yol Partisi olduktan sonra, bu
Hükümete muhalefet olarak onlar yeter de artar bile. (RP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Şahin, son 1 dakikanız kaldı.
MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, birbirlerini
imhaya çalışan iki ortak, kendi içinde kavgalı olan bu Hükümet,
Türkiye'nin -takdir edersiniz ki- hiçbir meselesini çözemez, akan kanı
durduramaz, ekonomik sıkıntıları aşamaz, sosyal problemleri çözemez.
1 Mayıs olaylarının temelinde siyasî otorite boşluğu vardır. Eğer, aklı
başında bir siyasî iktidar olsaydı, 1 Mayıs olaylarından önce mutlaka şu
tedbirleri alması gerekirdi:
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Sayın Başkan, tamamlıyorum...
BAŞKAN – Lütfen 1 dakika içerisinde tamamlayın.
MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Birkaç gün önceden istihbarat
birimlerinin elde ettikleri bilgiler doğrultusunda, aramaların, şüpheli
yerlerde mutlaka yapılması gerekirdi. Olay çıkaracağı istihbar edilen
illegal örgüt mensuplarının bulunduğu yerlerde, bu olayla ilgilerini tespit
edecek çalışmalar mutlaka yapılmalı ve bu olaylar engellenmeliydi.
Miting meydanına gelen eli sopalı militanlar ciddî bir şekilde aranarak,
ellerinden sopaları ve silahları alınmalıydı. Olaylar sırasında -TV'den
izlediğimiz- bu aramaya müsaade etmeyen grupların, derhal, ciddî bir
müdahaleyle dağıtılması gerekirdi. Bu yapılmadığı için illegal örgütler
cesaret bulmuşlardır. Olayların başlama temayülü belirince, gelişmesini
önlemek için, derhal, mevcut 5 bin polis ve hazır beklediği söylenen
askerî birlikler, topluluğu kontrol altına almalıydı. Bütün bunlardan
önce, herhangi bir şekilde, topluluk içerisinde bazı grupların yan
sokaklara dağılarak tahribat yapmasına hiçbir zaman imkân
verilmemeliydi ve...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Şahin, teşekkür ediyorum.
MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Ben de teşekkür ediyorum;
hepinize saygılarımı sunuyorum efendim. (RP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, 1 Mayıs olaylarına ilişkin İçişleri
Bakanı Sayın Ülkü Güney'in gündemdışı konuşması üzerinde
grupların açıklamaları tamamlanmıştır.
IV. – SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1. – İçişleri Bakanı Ülkü Güney’in, İstanbul Milletvekili Ali Şahin’in,
sözlerine farklı bir nitelik atfetmesi nedeniyle konuşması
BAŞKAN – Sayın Güney'in, Refah Partisi sözcüsü tarafından, sözlerine
farklı bir nitelik atfedildiğine ilişkin yazılı bir talebi vardır.
İÇİŞLERİ BAKANI ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Evet efendim.
BAŞKAN – Çok kısa olmak üzere; buyurun efendim.
İÇİŞLERİ BAKANI ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Sayın Başkan,
muhterem arkadaşlarım; Refah Partisi Sözcüsü Sayın Şahin, bizim,
polise, ateş açmaması için, siyasîler olarak, buradan emir vermiş
olabileceğimizi ifade ettiler.
Zannediyorum, arkadaşımız, benim daha önceki konuşmamı iyi takip
arkadaşımız; çünkü ben, o konuşmamda, son derece açık ve net bir
ifadeyle, tarafımızdan böyle bir emrin verilmediğini, kanunen de bunun
mümkün olmadığını ifade ettim "kanun sarih" dedim ve kanunun o
maddesini de okudum. Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda, polisin
nerede, nasıl ve ne zaman silah kullanacağı açıkça yazılmıştır.
Buradan, bir siyasînin, herhangi bir şekilde "silah kullanın" veya
"kullanmayın" demesi abestir; bunu hiç kimse yapmaz ve böyle bir şey
yapılmamıştır. Bunu, açık ve net bir şekilde ifade etmiş olmama
rağmen, zannediyorum, değerli arkadaşım bu konuyu kaçırdı.
İkincisi -tabiî, onu da biraz ifade ettim; ama, zamanımın darlığı
nedeniyle anlatamamıştım- televizyonda, bir karede, bir saniyede veya
bir dakikada, bazı resimleri hep birlikte görüyoruz. Ben, olayların hemen
akabinde İstanbul'a gittim ve polisin bu olaylarda çekmiş olduğu bütün
video filmleri başından sonuna kadar seyrettim.
Muhterem milletvekilleri, burada, tahribat ve dövülme olayı, artık,
militan grupların sahayı terk etmesinden sonra olmuştur ve bunlar,
burada, müteaddit sokaklara, sokak başlarına dağılmış ve böyle
gitmişlerdir. İşte, bu dağılma noktalarında bu tahribat olmuştur; ancak,
siz de takdir edersiniz ki, çıkışta, dağılınacak her noktada, yeterli bir
güç bulunmayabilir; çünkü, çok çeşitli yerlerden dağılma olmuştur. Bu
açıdan, ilk aşamada, belki, orada polis görmüyorsunuz; ama, eğer, biraz
devamını görmeniz mümkün olsaydı ki, ben, videoda seyrettim,
gördüm...Zaten, yakalanan bu kadar insan da, olayı müteakip toplandı.
Şunu açıkça ifade ediyorum; bugün, bu insanların yüzde 70'inden fazlası
elimizdedir. Eğer, orada polis olmasaydı, gerekli tedbirler alınmasaydı;
5 bin polis yerine, sadece 500 polis görev yapmış olsaydı 40 bin kişiye
karşı, bunun mümkün olmayacağını, sizler de takdir edersiniz.
Şimdi, diğer bir nokta; istihbaratın nasıl yapıldığını, nasıl bildirildiği...
Burada, çok sayıda, İçişleri Bakanlığı mensubu var; eskiden İçişleri
Bakanlığı yapmış olan değerli dostlarımız var. 15 Nisandan itibaren,
istihbarat birimleri, bu eylemlerin yapılacağı konusunda bütün illerin
valilerini uyarmışlardır; her gün bu uyarılar yapılmıştır; çünkü, onlar,
bize, bilgi niteliğinde gelmektedir; biz, bunları takip ediyoruz, olmuştur.
Ee, peki, canım, bu istihbarat yapıldı da, bu olaylar niye oldu?!.
Toplumsal olayların karakteristiğini bilirsiniz. Her türlü tedbiri
aldığınız halde, bazen, bu olaylarda, hiç ummadığınız, hiç
beklemediğiniz süprizler de olabilir. Burada, sadece gelen insanların
aranması için 45 merkez kurulmuştu, istasyon kurulmuştu ve bu
istasyonlarda, gelen insanlar arandı tarandı. Zaten ilk olay da, bu
istasyonların birinde çıktı; yani, bunlar yapılmıştır.
Burada, gelip, yani, keenlemyekün, böyle, hiçbir şey alınmamıştır
demek, bence, polise, güvenlik güçlerine haksızlıktır; bunu ifade etmek
istedim.
Bana bu fırsatı verdiği için Sayın Başkana teşekkür ediyorum; hepinize
saygılar sunuyorum. (ANAP ve DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Değerli milletvekilleri, 1 Mayısın, bundan böyle, ülkemizde de güvenli
bir ortamda ve huzur içerisinde kutlanmasını diliyorum. Yaşadığımız
bu talihsiz olaydan alınacak derslerin de, terör örgütlerinin inisiyatifinin
kırılması ve bu arada, az sayıda da olsa, kimi kamu görevlilerinin,
kendilerini siyasî otoritenin üzerinde görme alışkanlığının aşılması
sonucunu beraberinde taşımasını diliyorum. (DSP sıralarından
alkışlar)
Şimdi, gündemdışı konuşmalara devam ediyoruz.
III. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR (Devam)
2. – Yozgat Milletvekili Kâzım Arslan’ın, hayvan yetiştiricilerinin
sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Mehmet
Halit Dağlı’nın cevabı
BAŞKAN – Hayvancılığın sorunları konusunda, Refah Partisi Yozgat
Milletvekili Sayın Dr. Kâzım Arslan; buyurun efendim.
Sayın Arslan, süreniz 5 dakikadır.
KÂZIM ARSLAN (Yozgat) – Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sözlerime başlarken sizleri hürmetle
selamlıyor, sizlerin şahsında, tüm milletimizin, geçmiş mübarek Kurban
Bayramlarını da tebrik ediyorum.
Bayram tatili süresince, biz de birçok arkadaşımız gibi seçim
bölgemizdeydik; bu vesileyle, insanlarımızla, bir defa daha dertleşme
imkânımız oldu.
Hepimizin bildiği üzere, insanlarımız, pek de iyi bir durumda değil.
Haksızlığa prim veren, hırsızlık üreten, üretimi değil rantçılığı teşvik
eden bu adaletsiz düzen, maalesef, insanlarımızı, çok büyük sıkıntılara
maruz bırakmıştır; pek tabiî olarak, bu sıkıntıdan, toplumumuzun
bütün kesimleri etkilenmektedir.
Bugün –Kurban Bayramıyla da ilgili olması sebebiyle– besicilerimizin
bazı sıkıntılarından bahsetmek istiyorum. Bilindiği gibi, tarım ve
hayvancılık, halkımızın çok önemli bir bölümünün geçim kaynağıdır.
Ancak, son senelerde, birçok alanda olduğu gibi, tarım ve hayvancılık
alanında da, politikasızlık, politika olmuş, bu konuda, âdeta sistem
tıkanmış ve iflas noktasına gelmiştir. Uygulanan birtakım yanlış
politikalar neticesinde, nohut, mercimek, buğday vesair üreticilerini
perişan eden, soğan üreticilerinin ise âdeta anasını ağlatan devletimiz,
bugün de, uygulanan bu yanlış politikalar sonucunda, hayvancılığımızı
iflas noktasına getirmiştir.
Bütün umudunu kurbanlık satışlarına bağlayan besicilerimizin -Kurban
Bayramı sonucunda- bu umutları boşa çıkmış ve çaresizlik içerisinde
düşünmektedirler. Bugün, Yozgat İlimizde ve zannediyorum birçok
ilimizde de, kurbanlık için yetiştirilip satılığa çıkarılan hayvanların
yüzde 90'ı besicilerin elinde kalmıştır. Hayvan yetiştiricilerinin,
besicilerin bu hayvanları beslemeye devam edecek gücü kalmamıştır,
zaten gırtlağına kadar borç içerisindedir; satsa, alan yok; atsa, atılmaz;
soğan değil ki, götürüp Çekerek Irmağının kenarına döksün; bu
çaresizlik içerisinde kara kara düşünmektedirler. Yine kurban veresiyesi
olarak yem satan, köylümüzün birtakım ihtiyaçlarını gideren küçük
esnafımız da, 5 Nisandan sonra, bu ikinci badireyi nasıl atlatırım diye
kara kara düşünmektedir. Şüphesiz bütün bunlarda, milletimizin
yaşadığı ekonomik sıkıntıların rolü vardır; milletin alım gücü
kalmamıştır, ama bu devleti yönetenler de kime hizmet ettiğini bilmek
zorundadır.
Son bir yıl içerisinde, bakanlık ve özel sektör aracılığıyla, 73 bin baş
damızlık düve, 38 bin baş besi ve 325 bin adet kasaplık hayvan ithaline
izin verenlerin, bugünleri hesap etmeleri gerekirdi. Evet; bu kadar hayvan
ve bir o kadar da et ithaline izin verenler, hayvancılığımızın bugün can
çekişir duruma gelmesinin yegâne sebebidirler; bir yılda yemin
torbasını 250 bin liradan 1 milyon liraya çıkaranlar da, gene, bu işin
müsebbibidirler.
Bundan sonrası için ise kâhin olmaya gerek yok, gene 3-5 rantçı bayram
edecektir; zira, köylümüz, elindeki hayvanları yok pahasına satmak
zorundadır ve köylünün alınteri üzerinde, bu sayede üç-beş kişi
servetine servet katacaktır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu arada, sırası gelmişken, az önce
bahsettiğim hayvan ithalatıyla ilgili birkaç çarpıklıktan da bahsetmek
istiyorum. İthal edilen bu hayvanlarda hastalık ve ölüm oranı son
derece yüksektir. Her ne kadar, Sayın Tarım Bakanımız, daha önce, bu
konuyla ilgili önergeme verdiği cevapta, gerekli sağlık kontrollerinin ve
karantinanın yapıldığını, ülkeye hastalıklı hayvan girmesinin mümkün
olmadığını söylemiş ise de, maalesef, gerçek budur; yurdumuza çok
miktarda hastalıklı hayvan girmiştir ve millî servet, birilerinin çıkarı
için heba edilmiştir.
Sayın Bakanımız, aynı önergeme verdiği cevapta, böyle bir duyum
aldığını ifade etmişse de -üzülerek ifade ediyorum- bunda, birtakım
bakanlık mensuplarının, şirketlerin gizli ortakları olmalarının veya
komisyon almalarının rolü olduğuna dair çok ciddî duyumlar ve çok
ciddî yaygın kanaatler vardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Arslan, lütfen, 1 dakika içinde konuşmanızı bitirin.
KÂZIM ARSLAN (Devamla) – Bu konuda ifade etmek istediğim son
husus ise şudur: Bilindiği gibi, besiciliği teşvik için muhtelif krediler
verilmektedir. Bu kredilerin dağıtımında da birtakım haksızlıklar
yapılmaktadır. Bilhassa "yüzde 20" tabir edilen kredilerin, daha ziyade,
partililere dağıtıldığı, iktidar partilerine yakın olanlara dağıtıldığına
dair ciddî iddialar vardır. Söyleyecek çok şey var; ama, vakit müsait
değil, sözlerimi bu şekilde toparlıyorum.
Sayın Bakanımızın dürüstlüğüne ve ciddiyetine olan güvenimizle,
henüz yeni olduğu Tarım ve Köyişleri Bakanlığında, bu konuları
gerektiği gibi değerlendireceğini, suiistimaller ve yanlış uygulamalar
varsa, üzerine gideceğini umut ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (RP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Arslan.
Gündemdışı konuşmayı Hükümet adına yanıtlamak üzere, Devlet
Bakanı Sayın Halit Dağlı; buyurun efendim.
DEVLET BAKANI MEHMET HALİT DAĞLI (Adana) – Sayın
Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Yozgat Milletvekili Sayın
Kazım Arslan'ın, ülkemizdeki hayvancılığın sorunlarıyla ilgili yapmış
olduğu gündemdışı konuşmayı cevaplamak üzere huzurlarınızdayım;
bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Kazım Arslan'a, ülkemizde hayvancılığın sorunları ve
hayvancılığın geliştirilmesine dair, Hükümetimizin, Tarım ve Köyişleri
Bakanlığımızın almış olduğu tedbirleri açıklama imkânı verdiği için
de ayrıca teşekkür ediyorum.
Hayvancılığın geliştirilmesi amacıyla, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı
çeşitli iç ve dış kaynaklı projeler uygulamaktadır. Bu projelerden,
Hayvancılığı Geliştirme Projesi ile ülkemizdeki birim başına verimi
oldukça düşük olan yerli sığırlarımızın suni ve tabiî tohumlama
yoluyla ıslahı, çeşitli hayvancılık sektörlerinde çiftçilerin damızlık
materyal ihtiyacı sağlanmakta olup, bununla birlikte eğitim ve teknik
hizmetler Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yapılmaktadır. Ayrıca, bu
proje ile büyük ekonomik kayıplara neden olan erken kuzu kesimini
önleme çalışmaları sürdürülmektedir.
Bu projenin yanında, çeşitli ülkelerle yapılan ikili anlaşmalar
çerçevesinde, finansmanı hibe olan dış kaynaklı hayvancılık projeleri,
İtalyan hükümetiyle ortaklaşa 14 ilimizde yürütülen Türk-Anafi Projesi,
Alman hükümetiyle ortaklaşa 7 ilimizde yürütülen GTZ Projesi ile yine,
ikili anlaşmalar sonucu, Avrupa Birliği ülkeleri ve Amerika Birleşik
Devletlerinin sübvansiyonlarından yararlanıp, damızlık düve ithal
edilerek nüve işletmelerin kurulması çalışmaları devam etmektedir. Bu
projeler kapsamında, hayvan ıslahı, soy kütüğü kayıtlarının tutulması,
yetiştirici birliklerinin kurulması, döl kontrolu işletme idaresi gibi
konularda çalışmalar yapılmaktadır.
Öte yandan, çayır meraların ıslahı ve yem bitkileri ekimini artırmak
amacıyla 1990 yılında başlatılan ve finansmanı iç kaynaktan
karşılanan çayır mera yem bitkileri ve hayvancılığı geliştirme projesi
kapsamında ise bugüne kadar 717 hektar çayır mera tesis edilmiş, 60
563 hektar çayır meranın ıslahı yapılmış ve 40 393 hektar alanda da
yem bitkileri ekimi sağlanmıştır.
Teşvik ve desteklemelerle ilgili olarak, bugüne kadar, et, süt ve yeme
çeşitli desteklemeler yapılmış olup, halen süte 3 bin Türk
Lirası/kilogram teşvik primi ödemesi yapılmaktadır. Damızlık süt
sığırcılığının teşviği için ithal edilen veya yurtiçinde yetiştirilip
sertifikalı olmak kaydıyla, saf ırk gebe düve alanlara sırasıyla yüzde
25–35 oranında teşvik primi verilmektedir. Yem bitkileri ekiminin
yaygınlaştırılması amacıyla, yem bitkileri tohumlukları alanlara kilo
başına 15 000–80 000 Türk Lirası arasında destekleme yapılmaktadır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hayvancılığın daha modern
şartlarda yapılmasını temin için, 1986 yılında uygulamaya konulan
Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu uygulamasıyla, 588 bin baş/devre
kapasiteli 2 990 koyun besiciliği işletmesi, 249 bin baş kapasiteli 1 703
damızlık koyun işletmesi, 828 bin baş kapasiteli 20 786 adet sığır
besisi işletmesi ile 45 bin baş kapasiteli 3 231 adet damızlık sığır
işletmesi kurdurulmuştur.
Bunlar dışında, 14,2 milyon adet kapasiteli 88 adet damızlık civciv,
29,5 milyon kapasiteli 4 170 adet broiler işletmesi ve 24,5 milyon adet
kapasiteli 1 886 adet yumurta işletmesi kurdurulmuştur.
Ülkemiz sığırcılığını geliştirmek, mevcut sığır popülasyonundaki
yüksek verimli kültür ırklarının oranını artırmak, birim hayvan başına
et ve süt üretimini yükseltmek, girdi, üretim ve pazarlama maliyetlerini
düşürüp kârlılığı artırarak süt hayvancılığı işletmelerinin
devamlılığını, yerli hayvanlarımızın yüksek genetik kapasiteli kültür
ırkı hayvanlarla melezlenmeleri yoluyla ıslah edilmelerini sağlamak
amacıyla, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından 1987 yılı temmuz
ayından itibaren, çeşitli Avrupa ülkeleri ile Amerika Birleşik
Devletlerinden, canlı damızlık gebe düve ithal edilerek, yetiştiricilere
dağıtılmıştır. Bu sistem, hayvancılığın geliştirilmesine yönelik olan
sistemlerin, belki, en pahalılarından biri olmakla beraber, en kısa
zamanda sonuç alınan bir ıslah yöntemidir.
Hayvancılıkta, ıslah konusunda tercih edilen sistem, her ne kadar sunî
ve tabiî tohumlamayla ırkın geliştirilmesi ise de, bu hizmeti yerine
getirebilmek için, Bakanlık bütçesinin, şimdiye kadar olduğunun en az
birkaç misline ulaşması gerekmekte olup, ayrıca, uzun sürelere ihtiyaç
duyulmaktadır.
İthalatın başladığı 1987 yılında yaklaşık yüzde 30'larda olan kültür
ırkı ve melezlerinin oranı, 1996 yılı itibariyle yüzde 51'lere ulaşmış
bulunmaktadır.
Kısıtlı yem kaynaklarına sahip olan ülkemizde, çok sayıda büyükbaş
hayvan beslemek yerine, birim hayvan başına et ve süt üretimi yüksek
olan daha az sayıda kültür ırkı ve melezlerinden hayvan beslemek,
kaynaklarımızın daha fonksiyonel biçimde kullanılmasına yardımcı
olacaktır. Bunların yanı sıra, damızlık sığır yetiştiriciliği, dolaylı
olarak, işletmelerde üretilen erkek materyallerinin besiye alınması
yoluyla, ülkenin ihtiyacı olan et üretimini de sağlayacaktır.
Bu proje kapsamında, 1987 yılından bugüne kadar, toplam 230 200 baş
damızlık düve ithal edilerek, çeşitli büyüklüklerde işletmeler
kurdurulmuştur.
Finansman yetersizliği nedeniyle atıl durumdaki hayvancılık
işletmelerinin ekonomiye kazandırılması amacıyla, 22.10.1995 tarihli
Resmî Gazetede yayımlanarak uygulamaya konulan hayvancılığın
geliştirilmesine ilişkin 95/7418 sayılı Bakanlar Kurulu kararı
çerçevesinde, gerekli altyapıya sahip damızlık süt inekçiliği, sığır
besiciliği ve damızlık koyun yetiştiriciliği işletmeleri için yüzde 20
faizli kredi kullandırılması öngörülmüş ve bu amaçla, 18 trilyon Türk
Liralık kaynak ayrılmıştır. Ayrılan bu kaynağın 9 trilyon liralık
kısmı, aynı amaç için ortak mülkiyetinde proje uygulayan tarımsal
kalkınma kooperatiflerine, kalan 9 trilyon liralık kaynak ise, illerde, vali
veya valinin görevlendireceği vali yardımcısı başkanlığında tarım il
müdürü, Ziraat Bankası müdürü ve ziraat odası başkanından oluşan bir
komisyon marifetiyle yetiştiricilere dağıtılmaktadır. Sayın
milletvekilimizin ifade ettiği gibi, bu krediden sadece iktidar partisine
mensup vatandaşların yararlandırıldığının, gerçekle bir ilgisi yoktur.
Kaynağın illere tahsisi, illerdeki damızlık sığır talebi, Ziraat
Bankasının o ilde hayvancılık konusunda kullandırdığı kredi miktarı
ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri Onarım Projesi çerçevesinde
illere tahsis edilmiş olan miktarlar göz önüne alınarak yapılmıştır.
İllerde, komisyon marifetiyle dağıtılacak olan 9 trilyon liralık
kaynaktan, nisan ayı sonu itibariyle, çeşitli hayvancılık konularına 7,6
trilyon liralık plasman ayrılmış olup, bugüne kadar, 3,9 trilyon lirası
fiilen kullandırılmıştır. Ayrıca, kooperatiflere ayrılan 9 trilyon liralık
kaynaktan ise 1,7 trilyon lira kredi kullandırılmıştır. Uygulama devam
etmekte olup, 1996 yılında tahsis edilen plasman çerçevesinde çiftçi
müracaatları değerlendirilecektir. Diğer yandan, Bakanlar Kurulunun
95/7225 sayılı kararıyla, yine aynı amaçla, Doğu ve Güneydoğu
Anadolu Bölgeleri Onarım Projesi kapsamında ayrılan 2 trilyon liralık
kaynak kullandırılmıştır.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yapılan çalışmalar sonucu,
ülkemizde, 1980 yılında ortalama süt verimi, hayvan başına, sığırda
576 kilogram iken 1994 yılında 1 500 kilograma, ortalama karkas
ağırlığı 86 kilogram iken 190 kilograma yükselmiştir. Ayrıca, hayvan
sayısındaki azalmaya karşın, 1980 yılında 87 milyon baş hayvan
mevcuduyla, süt üretimi 5,6 milyon ton, et üretimi ise 1,1 milyon ton
iken, 1994 yılında 58,8 milyon baş hayvan mevcuduyla, bu rakamlar, süt
üretiminde, Devlet Planlama Teşkilatı verilerine göre 8,5 Devlet
İstatistik Enstitüsü verilerine göre ise 10,5 milyon ton olmuş; et üretimi
1,4 milyon tona, hayvan popülasyonu içindeki kültür-melez ırkı
sığırların oranı ise yüzde 52'ye yükselmiştir.
Arıcılıkta, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı çalışmalarıyla, 1980
yılındaki 893 260 adet olan iptidaî kovan sayısı 1994 yılında 204 261
adede düşmüş, fenni tip kovan sayısı ise 1,3 milyon adetten 3,5 milyon
adede yükselmiştir. Buna bağlı olarak da, bal üretimi, kovan başına 12,3
kilogramdan 16 kilograma çıkmıştır.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, mevcut durumun değerlendirilmesi ve
gelecekte alınması gereken tedbirler ve uygulanacak politikaların
belirlenmesi amacıyla, 1993 yılında, yerli-yabancı pek çok uzmanın da
katılımıyla, hayvancılıkta strateji raporu hazırlatmış; bu raporla temel
öncelikler belirlenmiştir. Hazırlanan raporda, öncelikle ele alınması
gereken çiftçi organizasyonları, ekonomik büyüklükte işletmelerin
kurdurulması, kaba yem açığının giderilmesi gibi temel konularla ilgili
olarak, 904 sayılı Islahı Hayvanat Kanununda değişiklik yapılarak,
yetiştirici birliklerinin kurdurulmasına imkân sağlanmış ve halen, 31
ilde birlik kuruluşu tamamlanmıştır.
2000'li yıllarda ortaya çıkması muhtemel kırmızı et açığının
kapatılabilmesi amacıyla, büyükbaş hayvancılığı geliştirme projesi
hazırlanarak, Dünya Bankasına, finanse edilmesi için başvuruda
bulunulmuştur. Ayrıca, hayvancılığı, yem bitkileri üretiminden
ekonomik kapasitede işletmeler kurulmasına kadar bir bütün olarak ele
alan ve beş yıllık dönem içerisinde toplam 21 trilyon liralık kaynak
gerektiren bir proje hazırlanmıştır ve bununla ilgili olarak, kaynak
bulmaya yönelik çalışmalar sürmektedir.
Bunların yanı sıra, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı mera kanunu tasarısı
hazırlanmış ve Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuş olup, ürün
bazında yetiştirici birliklerinin desteklenmesi amacıyla bir kanun
tasarısı da hazırlanmaktadır.
Bana, bu bilgileri açıklama fırsatını verdiği için, Sayın Arslan'a tekrar
teşekkür ediyor, Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
3. – Manisa Milletvekili Hasan Gülay’ın, tütün üreticilerinin sorunlarına
ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ın cevabı
BAŞKAN – Gündemdışı ikinci söz, tüccar ve Tekel'e tütününü satan;
ancak, henüz parasını alamayan tütün üreticisinin durumu konusunda,
Demokratik Sol Parti Manisa Milletvekili Sayın Hasan Gülay'ın.
Buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar)
Sayın Gülay, konuşma süreniz 5 dakikadır.
HASAN GÜLAY (Manisa) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli
üyeleri; hepinizin geçmiş Kurban Bayramını, Ege ve Manisa tütün
müstahsili ve şahsım adına içtenlikle kutluyorum.
Değerli milletvekilleri, tütün müstahsilinin üçte iki tütününü alan, en iyi
tütününü alan; ama, parasını ödemeyen bazı tüccar ve esnaf hakkında
konuşmak istiyorum. Tüccar, en iyi tütünü alıyor; ama, parasını
ödemiyor... 1996 yılı tütün dikimleri de başlamıştır.
Sayın milletvekilleri, bu işin içinden gelen, bunu bilen bir insan olarak,
altını çizerek belirtiyorum; tütün, çok zahmetli, gerçekten insan ömrünü
törpüleyen bir tarım kolumuzdur.
Sayın milletvekilleri -yukarıda da belirtmiştim- yeni tütün dikimleri
başlamış, tütün müstahsili tarlasını hazırlamış, tütün dikmeye
başlamış; ama, 1995 yılı tütün paraları henüz ödenmemiştir, yüzde
90'ı ödenmemiştir; tüccar tarafından ödenmemiştir. Tütün müstahsili,
tüccara verdiği ürününün parasının peşinden koşmaktadır; bu, yıllardır
böyle devam etmektedir.
Sayın milletvekilleri -altını çizerek söylüyorum- tütün müstahsili,
yıllardır, ürününü kaldırmayı değil, fideyi dikerken, tütününün parasını
zamanında alacak mıyım, almayacacak mıyım diye düşünmektedir.
Artık, bu oyuna son vermeliyiz; artık, tütün müstahsilini, bazı tüccar ve
esnafın oyuncağı olmaktan da kurtarmalıyız.
Tütün tüccarına, 1995 yılı tütünü için ilgili yabancı firmalardan gelen
paralar repodadır, faizdedir ve dövizdedir; bunu, kimse inkâr edemez.
Hiç kimse, tütün üreticisinin alınterinin karşılığı olan parayı ödememe
hakkına sahip değildir. Hükümetin, bu konuda, tüccara baskı yapmasını
istiyoruz. Hükümetin değerli üyeleri kalkıp da serbest piyasa
demesinler; serbest piyasa, tüccara, aldığı ürünün karşılığını
zamanında ödememe hakkını değil, adam gibi zamanında ödeme
hakkını sağlar; Hükümetin görevi de, zaten, burada başlar.
Değerli milletvekilleri, müstahsil, tüccara tütününü 10 bin lira fazlasına
satmış; fakat, parasını zamanında alamadığı ve bankalara olan kredi
borçlarının faizleri de arttığı için, bu yönüyle de büyük zarara
uğramıştır.
Cebinizde paranız var; ama, tütün müstahsilinin cebinde parası yok. Size
küçük bir anımı anlatmak istiyorum. Bu Kurban Bayramında bir köye
gittim. "Hasan Bey, artık yanımızdan ayrılma" dediler. Kendilerine
"Meclis açılıyor; gitmem lazım, siz gelin" dedim. Bana verdikleri cevap
çok acı... "Tüccardan parayı alamadık, Ankara'ya geliş paramız yok"
dediler. Bunu, altını çizerek söylüyorum.
Ayrıca, bütün ürünlerde olduğu gibi, tütünde de değişik kesintiler vardır.
Bağ-Kur primi kesiliyor, müstahsil Bağ-Kur'dan faydalanamıyor; fon
primi kesiliyor, köyler birliğine prim kesiliyor, ziraat odasına prim
kesiliyor, belediyeye prim kesiliyor... Toplamı, yüzde 11,7. Müstahsil, bu
konuda oldukça dertli; bilginize sunuyorum.
Bu konuda, Hükümetin ilgili bakanının dikkatini çekiyorum. Tüccar,
müstahsile olan tütün borcunu bir an evvel ödesin. Ben ve bölge
milletvekilleri, bu konunun takipçisiyiz, bu konunun takipçisi olmaya da
kararlıyız.
Sorumu, bazı tüccara ürününü verip, parasını alamayan tütün müstahsili
adına soruyorum: Tüccarın, henüz, tütün müstahsiline ödeme
yapmamasını hangi mantıkla karşılaştırıyorsunuz, hangi mantıkla
bağdaştırıyorsunuz? Ayrıca, Tekel'e ürününü satan, az da olsa parasını
alamayan tütün müstahsili konusunu, Tekel'den sorumlu Sayın
Bakanımın bilgilerine sunuyorum.
Sözlerime son verirken, Sayın Başkana, değerli milletvekillerine,
şahsım adına, Ege ve Manisa tütün müstahsilleri adına içtenlikle
saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gülay.
Gündemdışı konuşmayı yanıtlamak üzere, Hükümet adına, Devlet
Bakanı Sayın Eyüp Aşık.
Buyurun Sayın Aşık.
DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Trabzon) – Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; tütün üreticilerinin, özellikle sattıkları tütünün bedelini
alamamaları konusundaki değerli görüşlerini açıklayan Manisa
Milletvekili Sayın Hasan Gülay'a teşekkür ediyorum. Bu vesileyle, bu
seneki tütün üreticisiyle ilgili ve Tekel'in tütün alımıyla ilgili
görüşlerimi açıklamak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, bu yıl, Ege, Karadeniz ve Marmara Bölgelerinde
şubat ayı sonu ve mart ayı başında başlayan -değişik tarihlerde
başlamakla birlikte aşağı yukarı mart ayında başlayan - 1995 yılı tütün
alımı Kurban Bayramı öncesinde -26 Nisanda- tamamlanmıştır.
Özellikle, sayın milletvekilimin bahsettiği Ege Bölgesinde, Kurban
Bayramı öncesinde, 26 Nisan tarihi itibariyle alımlar tamamlanmıştır
ve tüm tütünlerin bedeli ödenmiştir.
Yalnız, bu sene kota uygulaması sebebiyle, geçen seneki ürünün yüzde
10'undan fazla tütün ekenlerin, fazla ektikleri bu kısmın yüzde 25'lik bir
cezalı alımı yahut da indirimli alımı söz konusu idi. Bakanlar Kurulu
kararıyla o cezaları kaldırdığımız için ve bu kararname yeni çıktığı
için, bugüne kadar eksik fiyatla alınanların bu ilave paraları, bu
ödemelerin tamamlandığı tarihten itibaren, yani bugünden itibaren kısa
sürede ödenecektir veyahut da hiç ödenmemişse bunlar kısa sürede
ödenecektir.
Tüccarla ilgili duruma gelince: Özellikle Manisa için söylüyorum, tüccar,
şu ana kadar, üreticiyle, 38 638 ton tütünün alımı için bağlantı
yapmıştır. Her ne kadar sayın milletvekilim "serbest piyasa demeyin"
şeklinde uyardıysa da, takdir edersiniz ki, bu, üretici ile tüccar arasında
yapılmış, serbest mukaveleye dayalı bir alışveriştir. Aslında, Tekel
olarak bizim, burada, müdahale hakkımız yoktur.
HASAN GÜLAY (Manisa) – Sayın Bakan, Hükümet de...
DEVLET BAKANI EYÜP AŞIK (Devamla) – Söyleyeceğim.
Yapabileceğimiz baskıları -bu şikâyetler bana da geldi- ben de gözden
geçirdim. Tabiî ki, Tekel olarak yapacağımız şeylerin birincisi,
destekleme alımı yapmaktır. Biz, bu sene, bu destekleme alımını
yaptık.
İzin verirseniz, Manisa için, yaptığımız destekleme alımının
sonuçlarını söyleyeyim: Biz, Tekel olarak, bu sene, Manisa'da, 12 603
ton tütün satın aldık. Tekelin alımlarında, başfiyat 250 bin lira,
ortalama fiyat ise 221 bin lira olmuştur. Bunun karşılığı olan paranın
tümü; yani, 2 trilyon 781 milyar lira ödenmiştir ve -biraz evvel arz
ettiğim gibi- Kurban Bayramı öncesi, bu hesap tamamen temizlenmiştir;
yani, eğer, üreticinin tamamı bize gelseydi, tamamı tütününü bize
satsaydı, biz, bu şartlarda, üreticinin tütününün tümünü alacaktık.
Ancak, üreticinin tüccarla yaptığı anlaşmada, başfiyat 260 bin lira,
ortalama fiyat ise 238 bin lira olarak tespit edilmiş; yani, üretici, Tekel'e
göre yaklaşık 15 bin lira fazla alabilmek için, tüccarla anlaşma
yapmıştır. Tüccar, şu ana kadar, 23 bin ton tütün satın almıştır ve
bunun 11 tonunun parasını ödemiştir; kalan ödemeleri de -bizim
yapabildiğimiz tespitlere göre, bize verdiği bilgilere göre- en son, haziran
ayının 15'ine kadar yapacaktır.
Şimdi, bizim, kanunen bir hakkımız yok; ancak, tüccara baskı yapmak
suretiyle, zamanında ödeme yapmadığı takdirde ruhsatını iptal etme
veya gelecek sene, Tekel ile olan münasebetlerinde, zorluk çıkarma
tehdidini yapmak suretiyle, bu parayı daha erken ödettirmeye
çalışıyoruz. Yalnız, ben, şunu söyleyeyim: Tekel'in bu sene yaptığı ve
26 Martta bitirdiği bu ödeme, istisnadır. Esas itibariyle, Tekel'in, tütün
üreticisine verdiği söz, mayıs ayı sonudur; yani, biz, zaten, mayıs ayı
sonuna kadar bu tütünün parasını ödeyeceğiz diye söz vermişiz; tüccar
da bize göre, 15 Haziranı hedeflemiş; ama, biz, Kurban Bayramı
sebebiyle, imkânlarımız elverdiği ve tütün satışı da iyi gittiği için,
mayıs ayı sonunda yapacağımız bu ödemeyi, nisan ayı sonuna, yani bir
ay erkene çekmek suretiyle ve geçen bütün senelerden de yaklaşık 15
gün evvel bitirmek suretiyle, üreticiye bir sürpriz yapmış olduk; tabiî ki,
böylece, Tekel ile tüccarın arasındaki ödeme süresi de yaklaşık
birbuçuk ay açılmış oldu. Buna rağmen, tüccarın, ödemelerini daha
erken yapabilmesi için, biz, baskı yapma yoluna devam edeceğiz; ama,
parası yoksa ve planlamasını da 15 Hazirana göre yapmışsa, yaklaşık
bir 10-15 günlük gecikme olacaktır. Tekel olarak, biz, üreticinin mağdur
edilmemesi için, tüccar tarafından bekletilmemesi için her türlü tedbiri
alıyoruz ki; şu anda yaptığımız ödemeler bunun en canlı misalidir.
Bu vesileyle, bana bu fırsatı verdiğiniz için bir kere daha teşekkür
ediyorum; Yüce Heyete saygılarımı sunuyorum. (ANAP ve DSP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
4. – Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan’ın, Kahramanmaraş ve
çevresinde meydana gelen terör olaylarına ilişkin gündemdışı
konuşması ve İçişleri Bakanı Ülkü Güney’in cevabı
BAŞKAN – Gündemdışı üçüncü söz, Kahramanmaraş ve çevresinde
meydana gelen terör olayları ile 3 öğretmenimizin şehit edilmesi
konusunda, Refah Partisi Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Avni
Doğan'ın.
Buyurun. (RP sıralarından alkışlar)
Sayın Doğan, süreniz 5 dakikadır.
AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, hepinizin, geçmiş Kurban
Bayramını kutlar, saygılarımı sunarım.
Değerli milletvekilleri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde
olduğu gibi, Kahramanmaraşımız ve ilçeleri de, her geçen gün artan bir
terör baskısı altındadır. 22 Nisan akşamı, Ekinözü'ne bağlı
Altınyaprak Köyünde 3 öğretmenimizin şehit edilmesi, sanırım,
konunun ciddiyetini ve hangi boyutlara ulaştığını göstermektedir. 22
Nisan akşamı saat 9 civarında, Altınyaprak Sarıgöl İlkokulu öğretmeni
Nurettin Aslan ve Çiftlikkale Davutlar İlkokulu öğretmeni Hacı Ömer
Serin, evlerinden alınarak, elleri arkalarından bağlı vaziyette
Altınyaprak İlkokuluna getirilmişlerdir; burada, öğretmen Aydın
Yılmaz'ın evinde taranarak şehit edilmişlerdir.
Aynı bölgede, aynı köyde, hatta aynı okullarda, daha önce benzeri terör
olayları olduğu dikkate alınırsa, maalesef