TÜRKİYE BÜYÜK
MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA
Ülkemizde insan kaçakçılığından uyuşturucu
kaçakçılığına, akaryakıt kaçakçılığından elektronik eşya kaçakçılığına değin
muhtelif tipte kaçakçılık
yapılmaktadır. Bunlardan, son yıllarda en sık rastlananı, akaryakıt
kaçakçılığıdır. Akaryakıt kaçakçılığının, ü1ke ekonomisine verdiği zarar kadar,
insan ve çevre sağ1ığını da olumsuz etkilediği, bilinen bir gerçektir. Yaşanan
bu sorunun etkin yollarla çözümü noktasında, Anayasa’nın 98. ve TBMM
İçtüzüğü’nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca bir araştırma açılmasını
saygılarımla arz ve talep ederiz.
Vahit KİLER
Bitlis Milletvekili
Ve 29 Milletvekili
|
|
GEREKÇE
Kaçakçılık ülkemizde,uzun yıllardır süregelen ve Devleti büyük zararlara uğratan bir sorun durumundadır. Yaklaşık son 50 yıldır, sınır boylarından ülkemize sokulan ve yasa dışı olduğu gibi, kayıt dışı olduğu için de zararları tartışılmayacak olan kaçakçılık, son 20 sene içinde daha organize bir şekilde yapılmaktadır. Çete adı altındaki gayrı kanuni örgütlenmelerle, dozajı her geçen gün artan bir yayılmacılıkla toplumu sarmakta, bireyi önemsizleştirerek sosyal güveni sarsmakta, birey-toplum, birey-Devlet ilişkilerini şüpheci kılmaktadır. Bundan takribi 50 sene öncesinden yakın geçmişe kadar, özellikle Doğu ve Güneydoğu sınırlarımızdan yurda sokulan elektronik eşyalar, gelişen teknolojiyle eşzamanlı olarak, bugünün şartlarında cep telefonu ya da diğer tipte elektronik eşya şekline girmiştir. İnsan kaçakçılığı ya da uyuşturucu madde olarak da rastlanılan kaçakçılık, yukarıda da arz olunduğu gibi organize suç örgütlerinin kontrolüne girmiş bulunmaktadır. Son zamanlarda ülkemize en büyük zararı veren kaçakçılık tipi, akaryakıt kaçakçılığı olarak göze çarpmaktadır. Görülen odur ki, bazı kişilerin kolay para kazanma arzusu, bu haksız kazancın temel nedenini teşkil etmektedir.
Emniyet Genel Müdürlüğü verileri, Türkiye’de akaryakıt piyasasındaki potansiyelin %18 'inin kaçak yolla yurda giriş yaptığını ortaya koyuyor.Yıllık 8 milyar dolara varan bu kaçak pazarında Devletimizin vergi kaybı, tam 2.5 milyar dolara ulaşıyor. Bir başka deyişle yıllık satılan petrol miktarı 17 milyon ton, ama bunun 3 milyon tonu kaçak. 2003 yılında, sadece yakalanan motorin miktarı 1 milyon 245 bin ton. Tüpraş’ın satış hızı 2002-2003 arasında % 22 iken, bu rakam 2003-2004 arasında % 3'e gerilemiş bulunmaktadır.
Devletimiz yılın ilk çeyreğinde, %12.4 oranında bir rekor büyüme gerçekleştirdi. Fabrikalar çalışıyor, otomobil satışları rekora koşuyor ama kaçak yüzünden akaryakıt üretiminde büyüme hızı oldukça düşük.
Konunun Devletimizi ilgilendiren boyutunun yanı sıra, vatandaşımızı doğrudan ilgilendiren boyutu da vardır. Çok basit kimyasallarla elde edilen kalitesiz yakıt, herhangi bir arındırma ünitesinden geçmediğinden, standart yakıtlar gibi olmuyor ve bu durum da bir çok otomobilin yolda kalıp, araçların arızalanmasına neden oluyor.
ODTÜ'nün yaptığı analiz araştırmalarına göre, piyasada satılan akaryakıtın l/6'sı bozuk. Bu veriler, Sanayi Ticaret İl Müdürlükleri, Savcılıklar, Jandarma Komutanlıkları ve Emniyet Müdürlükleri gibi resmi makamlar kanalıyla gelen verilerdir.
Yurdumuzda trafiğe kayıtlı 10.000.000’u aşkın motorlu taşıt var. Bu rakamlar her ne kadar Dünya ortalamasının altında bir seyir izlese de, kolay kazanç peşindeki organize suç örgütlerinin iştahını kabartmaktadır .
Kamyondan otomobile, irili ufaklı bir çok araç, yakıt deposunu büyüterek yurda kaçak akaryakıtın sokulmasını sağlıyor. İran'da ''celikan'' adlı 70 -80 litrelik plastik bidonlarla katır sırtında gelen akaryakıt, ne yazık ki Yüksekova'da, Başkale'de satılmaktadır. İran'da 30 bin liraya alınan motorin Başkale'de 300 bine, benzin de 500 bine alıcı buluyor. Konunun ülke ekonomisi, sağlanamayan vergi geliri, araç sahiplerinin otomobillerine verdiği zararın yanında, barındırdığı yüksek orandaki kükürt nedeniyle de, insan sağlığına ve çevreye verdiği zarar da göz ardı edilmemelidir.
Kaçak akaryakıtın kullanılmasının sebep olduğu çevre kirliliği, vergi ve döviz kayıpları ile üretim-tüketim dengesinin bozulması gibi zararlarının yanı sıra, içerdiği uçucu petrol elementleri nedeniyle, kamyonlarda kullanıldığında muhtemel kazalarda kullanıcıları ve çevredeki insanların hayatını riske sokan yanıcı ve patlayıcı bir ortam doğurması gibi sakıncaları da vardır.
(10/238)
Esas Numaralı
Meclis Soruşturması Komisyonu
Esas No: 10/238 16.06.2005
TÜRKİYE
BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Ülkemizde insan kaçakçılığından uyuşturucu kaçakçılığına, akaryakıt kaçakçılığından elektronik eşya kaçakçılığına kadar muhtelif tipte kaçakçılığının yapıldığı bilinen bir gerçektir. Bunlardan, son yıllarda en sık rastlananı ise akaryakıt kaçakçılığıdır. Bu nedenle akaryakıt kaçakçılığının, ü1ke ekonomisine, insan ve çevre sağ1ığına vermiş olduğu zararların tespiti ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla, Anayasa’nın 98. ve TBMM İçtüzüğü’nün 104. ve 105. maddeleri gereğince kurulan (10/238) Esas Numaralı Meclis Araştırma Komisyonunun çalışmaları neticesinde düzenlenen Rapor ve ekleri ilişikte sunulmuştur.
Gereğini arz ederim.
Saygılarımla,
Vahit KİLER
Bitlis Milletvekili
Komisyon Başkanı
(10/238)
ESAS NUMARALI
MECLİS
ARAŞTIRMA KOMİSYONU
RAPORU
|
ADER |
: Akaryakıt Ana Dağıtım Şirketleri Derneği |
|
ATAŞ |
: Anadolu Tasfiyehanesi A.Ş. |
|
ATV |
: Akaryakıt Tüketim Vergisi |
|
BKK |
: Bakanlar Kurulu Kararı |
|
BOTAŞ |
: Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi |
|
CIF |
: Varış Limanına Kadar Navlun ve Sigorta Ödenmiş Olarak Teslim –Deniz Yolu |
|
DİTAŞ |
: Deniz İşletmeciliği ve Tankerciliği Anonim Şirketi |
|
DTM |
: Dış Ticaret Müsteşarlığı |
|
EN |
: Avrupa Standartları |
|
EPDK |
: Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu |
|
FOB |
: Gemi Güvertede Teslim- Deniz Yolu |
|
GTİP |
: Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu |
|
İPRAŞ |
: İstanbul Petrol Rafinerisi A.Ş. |
|
KDV |
: Katma Değer Vergisi |
|
KHK |
: Kanun Hükmünde Kararname |
|
LPG |
: Sıvılaştırılmış Petrol Gazları |
|
MASAK |
: Mali Suçlar Araştırma Kurulu |
|
MTA |
: Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü |
|
OECD |
: İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Örgütü |
|
OPEC |
: Petrol İhraç Eden Ülkeler |
|
ÖTV |
: Özel Tüketim Vergisi |
|
PAL |
: ODTÜ Petrol Araştırma Laboratuarı Merkezi |
|
PETDER |
: Petrol Sanayi Derneği |
|
PİGM |
: Petrol İşleri Genel Müdürlüğü |
|
PÜİS |
: Petrol Ürünleri İşverenler Sendikası |
|
SOMO |
: Irak Ulusal Petrol Şirketi |
|
TABGİS |
: Türkiye Akaryakıt Bayileri Petrol ve Gaz Şirketleri İşveren Sendikası |
|
TASİŞ |
: Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğü |
|
TCK |
: Türk Ceza Kanunu |
|
TOBB |
: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği |
|
TPAO |
: Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı |
|
TPİC |
: Turkish Petroleum International Company |
|
TS |
: Türk Standartları |
|
TSE |
: Türk Standartları Enstitüsü |
|
TÜBİTAK |
: Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurulu |
B-Komisyonun
Görev, Yetki Ve Süresi
III-
ARAŞTIRMADA İZLENEN YÖNTEM
B- Komisyon
Tarafından Ankara Dışında Yapılan İncelemeler
IV- PETROL
VE PETROL PİYASASININ YAPISI
A-DÜNYADA VE
TÜRKİYE’DE PETROL
2-PETROLÜN
EKONOMİ VE SİYASETTEKİ YERİ VE ÖNEMİ
3-PETROL
REZERV, ÜRETİM, TÜKETİM VE TİCARETİNE İLİŞKİN İSTATİSTİKLER
B- PETROL
SEKTÖRÜNDE FAALİYET GÖSTEREN KURULUŞLAR
1- Ham Petrol
Arama ve Üretim Faaliyetinde Bulunanlar
2- Rafineri
Faaliyetinde Bulunanlar
3- Dağıtım
ve Satış Faaliyetinde Bulunanlar
4- İletim,
Depolama ve Taşıma Faaliyetinde Bulunanlar
V-
TÜRKİYE’DE KAÇAKÇILIK MEVZUATI ve KAÇAKÇILIKLA
MÜCADELE EDEN KURULUŞLAR
2-Akaryakıt
Kaçakçılığının Men, Takip ve Tahkikine İlişkin Yasal ve İdari Düzenlemeler
a-) 4926
sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu
c-)3007
Sayılı Yasa ve Tasfiye Tüzüğü
a-)Dış
Ticarete İlişkin Yasal Düzenlemeler
a2-) Dış
Ticarette Düzenlemeler ve Standardizasyon Rejimi Kararı
b-)Sınır
Ticaretine İlişkin Düzenlemeler
b3-)Mutad
Depo/Araç Üstü Motorin Getirme Muafiyeti
c-) 5015
Petrol Piyasası Kanunu
d1-) ÖTV
Kanunu’na Göre Akaryakıt ve Solvent Türlerinin Vergilendirilmesi
d2-)Akaryakıt
ve Solventler Üzerinden Alınan Katma Değer Vergisi
d3-) Özel
Tüketim Vergisinin İndirimi
e-)Akaryakıt
Pompalarına Yazar Kasa Bağlanması Mecburiyeti
e1-)
Akaryakıt Pompalarına Yazar Kasa Bağlanmasında Usul
e2-)Akaryakıt
Pompalarında Yazar Kasa Uygulamasının Başlama Tarihi
B-
KAÇAKÇILIKLA MÜCADELEDE GÖREVLİ, YETKİLİ, DÜZENLEYİCİ VE İLGİLİ DİĞER KURUMLAR
1-)
Kaçakçılıkla Mücadelede Yetkili ve Görevli Kurumlar
a-)Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı
f-)Kara Kuvvetleri Komutanlığı Sınır
Birlikleri
g- )Mücadeleci Birimler Açısından Genel
Değerlendirme
2-Düzenleyici
ve Denetleyici Kurumlar
a-)Petrol İşleri Genel Müdürlüğü
a1-)Akaryakıt
Faaliyetleri İle İlgili Yasal Düzenleme
a2-)LPG
Faaliyetleri İle İlgili Yasal Düzenleme
a3-)Solvent
Bazyag Madeniyağ İle İlgili Yasal Düzenleme
b-) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu
b1-) Enerji
Piyasası Düzenleme Kurumunun Görevleri
b2-)Petrol
Piyasası İle İlgili Çıkarılan İkincil Mevzuat
b4-)Denetim
ve Ulusal Marker Sistemi
b5-) İdari
Para Cezaları ve Yaptırımlar
b6-) Petrol
Piyasası Faaliyetlerine Belirli Standartlar Getirilmesi ve Akredite
Laboratuarlar
b7-)
Akaryakıt Haricinde Kalan Ürünler İle İlgili Düzenlemeler
Maliye
Bakanlığı Vergi Denetim Birimleri;
Baş Hukuk
Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü (BAHUM);
TASİŞ
(Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri) Genel Müdürlüğü;
Mali Şuçlar Araştırma
Kurulu (MASAK);
c3c-)Sanayi
ve Ticaret Bakanlığı
VI-AKARYAKIT
KAÇAKÇILIĞININ MALİ BOYUTUNUN TESPİTİNE YÖNELİK TAHMİNLER, PROJEKSİYONLAR
1-
Türkiye’deki Diesel Araç Artışları İle Ortalama Fiili Motorin Tüketimi Mukayesesi
2-Türkiye’deki
Benzinli Araç Artışları İle Ortalama Fiili Benzin Kullanımı Kıyaslaması
VII-AKARYAKIT
KAÇAKÇILIĞININ NEDENLERİ VE YAPILIŞ YÖNTEMLERİ
A-AKARYAKIT
KAÇAKÇILIĞININ NEDENLERİ
1-)Kayıtdışı
Ekonominin Varlığı ve Büyüklüğü
2-Akaryakıtın
Üzerindeki Vergi Yükü
3- Yerel ve
Bölgesel Muafiyet Uygulamaları
4- Standart
Dışı Araçlarla Akaryakıt Taşımacığı Yapılması
5- Gümrük
Saha ve Alanlarında Görevli ve Yetkili Kurumların Sayıca Fazlalığı
6- Altyapı
Noksanlığı Ve Donanım Eksikliği
7-
Kurumlararası Koordinasyonsuzluk
8-
İstihbarat Organizasyonunun Yetersizliği
11- Transit
İşlemlerinde Teminat Uygulaması
12- Kullanım
Amacına Göre ÖTV’si Farklılaştırılan Kimi Eşyalara İlişkin GTİP’larının
Belirlenmesi
13-Dış
Ticaret İstatistikleri İle Yurtiçi Sektör Değerlendirmelerinin Yeterince
Yapılmaması
15- Sosyo
ekonomik koşulların zorlaması
17- Bölücü
Terör ile İlişkilendirilmesi
18- Muhbir
İkramiyesinin Yeterince Bilinmemesi
19- Türk
Kamu Yönetiminin Temel Sorunları
20- Kara
Sınırlarımızın Ve Karasularımızın Yeterince Denetlenememesi
B-AKARYAKIT
KAÇAKÇILIĞININ YÖNTEMLERİ
1-Transit
İşleminde Yapılan Kaçakçılık Yöntemleri
a-)Karayolu ile Yapılan Kaçakçılık Biçimleri
b-)Denizyolu İle Yapılan Kaçakçılık
Biçimleri
2-)İthalat
İşlemlerinde Yapılan Kaçakçılık Yöntemleri
3- Diğer
yollarla yapılan kaçakçılık Biçimleri
a-)Dahili kabotaj kapsamında yapılan
kaçakçılık eylemleri
b-)Sınır Ticareti Kapsamında Yapılan
Kaçakçılık Eylemleri
c1a1-)Van’ın
Başkale İlçesi ve Köylerinde Sınır İhlali Yoluyla Yapılan Kaçakçılık
c1a2-)Diğer
Kapılardan Yapılan Mutad Depo Kapsamında veya Limit Fazlası Akaryakıt
Girişi
c1b-)Ham
Petrol Boru Hattı Hırsızlığı
c1d-)Hatay
ve Edirne İllerinden Yapılan Kaçakçılık
1- Atıf Ketenci(TABGİS
Başkanı)
2- Ertuğrul
TUNCER (PET-DER) Başkanı
3- Muhsin
ALKAN (PUİS Genel Başkanı)
4- Fikret
ÖZTÜRK (ADER Başkanı)
6- Mustafa
YILMAZ (EPDK Kurulu Üyesi)
7- Mehmet
BEKİROĞLU (Akaryakıt Deniz Taşımacılığı Kooperatifi Başkanı)
9- Jandarma
Genel Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı
10- Sahil
Güvenlik Komutanlığı
11- Emniyet
Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı
12-
Hüsamettin Danış (Tüpraş Genel Müdürü)
13- Prof.
Dr. (ODTÜ-PAL Başkanı)
14- Müjdat
Balı (BOTAŞ Genel Müdürlüğü)
16- Ahmet
Şadi Güngör (Turkish Petroleum Int.Co.Ltd. Başkan Yardımcısı)
17- Cemil
KUYU (Mersin Cumhuriyet Başsavcısı)
18-
Şerafettin BURAL (Mersin Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Şubesi Müdürü)
19- Süleyman
BÖLÜNMEZ (Mardin Bağımsız Milletvekili);
20- Necati
CAN (Gümrük Eski Başmüfettişi)
21- Erdal
GÜLDEREN (PİGM Genel Müdürü );
22- Mehmet
DEMİREL (Serbest Bölgeler Genel Müdürü)
23- Rıza
Tuna TURAGAY (Gümrük Müsteşar Vekili);
24- Mustafa
MUHTAROĞLU (Uluslar arası Bunkerciler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi)
25- Sibel
BÜYÜK ve Ali Deniz ERAYDIN ( Gemi Yakıt
İkmalcileri Derneği Başkanı Yrd.)
26- Fatih
Nurhan YAZ (Ata Petrokimya Genel Müdürü)
27- MURAT
KOCA (İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı)
28- Yusuf
GÜNAY (EPDK Başkanı)
29- Yavuz
EGE (Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı Eski Müsteşarı)
30- Ömer
BERKİ (Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracat Eski Genel Müdürü)
31- Tevfik
MENGÜ (Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı Anlaşmalar Genel Müdürü)
32- Işın
ÇELEBİ (Devlet Eski Bakanı)
33- Prof.
Dr. Tunca TOSKAY (Devlet Eski Bakanı)
34- Tuncer
KAYALAR (Başbakanlık Dış Ticaret Müst. Anlaşmalar Eski Genel Müdürü)
35-Serhat
GÖK (Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracat Eski Genel Müdür Yardımcısı)
36-Füsun
KOROĞLU (Başbakanlık Eski Müsteşarı)
IX- KOMİSYON
TARAFINDAN YERİNDE YAPILAN İNCELEME VE TESPİTLER
A- Mersin,
İstanbul Ve Kocaeli İllerinde Yapılan İncelemeler
1- Mersin’de
Yapılan İncelemeler
2-
İstanbul’da Yapılan İncelemeler
3-
Kocaeli’nde Yapılan İncelemeler
B-Silopi,Habur,Van
Ve Başkale’de Yapılan İncelemeler
1-Habur’da
Yapılan İncelemeler
2-Van İli ve
Başkale İlçesi’ne Yapılan İnceleme ve Tespitler
C-
İzmir-Trabzon-Rize-Hopa ve Batum (Gürcistan)’da Yapılan İnceleme ve Tespitler
X-AKARYAKIT
KAÇAKÇILIĞININ EKONOMİ, ÇEVRE ve İNSAN
SAĞLIĞINA ETKİLERİ
B-Bölücü
Terör Örgütleri ve Bölge Siyaseti Üzerindeki Etkileri
2- Motorlu
Taşıtlardan Kaynaklanan Hava Kirliliği Bileşenleri
XI- KOMİSYON
TARAFINDAN YAPILAN ARAŞTIRMA VE TESPİTLER
1-Sınır Ticareti Kapsamında Yapılan ‘Ham
Petrol’ İthalatı
2-İthalat Rejimi Kararı Kapsamında Yapılan
‘Fuel Oil No:6’ İthalatı
a-)İspanya’dan
Temin Edilen Bilgilerin Değerlendirilmesi
b-) Fransa’dan
Temin Edilen Bilgilerin Değerlendirilmesi:
c-)Gürcistan’dan
Temin Edilen Bilgilerin Değerlendirilmesi
d-)Letonya’dan
Temin Edilen Bilgilerin Değerlendirilmesi
e-)Yunanistan’dan
Temin Edilen Bilgilerin Değerlendirilmesi
f-)Romanya’dan
Temin Edilen Bilgilerin Değerlendirilmesi
4-Türkiye’den
Irak’a Yapılan Transit Akaryakıt sevkiyatlarının Yurtdışından Araştırılması
7-Iraktan
Getirilerek Gürcistan’a Transit Rejimi Kapsamında Gönderilen Slop(Petrol
Çamuru):
c-) Şırnak
Valiliği İl Özel İdaresine Motorin Tahsisi İle İlgili Onaylar ve Yazışmalar
d-)Şırgintaş
Gıda İnşaat Neşriyat Turizm A.Ş. İle İlgili Olarak Yapılan Denetim ve
İncelemeler
e-) Hazine Zararının
Tespiti ve Değerlendirme
e1-)
Motorinin TASİŞ Tarafından Doğrudan Tüketiciye Satılabilmesi Durumunda Hazine
Zararı:
e2-)
Motorinin TASİŞ Tarafından Doğrudan Piyasaya Toptan Satılabilmesi Durumunda
Hazine Zararı:
9- Kamu
Kurumu Akaryakıt İhalelerinde Yüksek İskontolu Sözleşmeler
10- TPIC’in
Ham Petrol İthal ve Satışı Arasındaki Fark
12-TÜPRAŞ’ın
Sınır Ticareti Kapsamında Ham Petrol Alımında Uğradığı Zarar
1- Eski
Devlet Bakanı Mehmet Salih Yıldırım Adına Gelen Havale
2-
2710.19.25.00.00 GTİP’lu Eşyaya İlişkin Tespitler
XII-TÜRKİYE’DE
AKARYAKIT KAÇAKÇILIĞI İLE İLGİLİ TESPİT EDİLEN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
A- AKARYAKIT
KAÇAKÇILIĞI İLE İLGİLİ TESPİT EDİLEN SORUNLAR
3-Kurumlararası Koordinasyonsuzluk ve
İstihbarat Yetersizliği
4- Yargılama
Sürecine İlişkin Sorunlar
5- Birinci ve İkinci Derece Askeri Yasak
Bölgeler
6-4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele
Kanununda Öngörülen Değişiklikler
B- AKARYAKIT
KAÇAKÇILIĞI İLE MÜCADELEDE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
1- Gümrük
Müsteşarlığı-Çözüm Önerileri
2-
Denizcilik Müseteşarlığı-Çözüm Önerileri
3- Petrol
İşleri Genel Müdürlüğü-Öneriler
4-Enerji
Piyasası Düzenleme Kurumu-Öneriler
6-Sanayi ve
Ticaret Bakanlığı-Öneriler
9-Ulaştırma
Bakanlığı-Önerileri
10-Kurumların
Görev Alanlarını İlgilendiren Ortak Öneriler
10/238 GİDEN
EVRAK DİZİN PUSULASI
10/238 GELEN
EVRAK DİZİN PUSULASI
22. Dönem Bitlis Milletvekili Vahit KİLER ve 29 Milletvekilinin “Akaryakıt kaçakçılığının ekonomiye, insan ve çevre sağlığına verdiği zararın araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi” amacıyla Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince verdikleri önerge Türkiye Büyük Millet Meclisinin 04.01.2005 tarihli 46 ncı Birleşiminde görüşülmüş ve Genel Kurulun 832 sayılı kararı ile Önergede belirtilen hususları araştırmak üzere bir Araştırma Komisyonu kurulması kararlaştırılmıştır.
Genel Kurulun 832 sayılı kararında ayrıca, Komisyonun 12 üyeden oluşmasına, çalışma süresinin Başkanlık Divanı seçimi tarihinden başlamak üzere 3 ay olmasına ve gerektiğinde Ankara dışında da çalışması hususlarına yer verilmiştir.
Bu kararı takiben, Genel Kurulun 08.02.2005 tarihli 55 inci birleşiminde; Komisyonun üye seçimi yapılmıştır.Yapılan seçim sonucunda komisyon üyeliklerine; Adalet ve Kalkınma Partisinden, Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU, Aydın Milletvekili Ahmet Rıza ACAR, Bitlis Milletvekili Vahit KİLER, Burdur Milletvekili Mehmet ALP, Çankırı Milletvekili Tevfik AKBAK, Isparta Milletvekili Mehmet Emin Murat BİLGİÇ, Siirt Milletvekili Öner GÜLYEŞİL, Van Milletvekili Cüneyt KARABIYIK, Cumhuriyet Halk Partisinden Balıkesir Milletvekili Sedat PEKEL, Manisa Milletvekili Ufuk ÖZKAN, Mardin Milletvekili Mahmut DUYAN, Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat MELİK seçilmişlerdir.
Komisyon 16.02.2005 tarihli ilk toplantısını en yaşlı üye sıfatıyla Siirt Milletvekili Sn. Öner GÜLYEŞİL Başkanlığında yapmış, 10 üyenin katılımı ile gerçekleştirilen toplantıda yapılan gizli oylama sonucunda;
Komisyon Başkanlığına, Bitlis Milletvekili Vahit KİLER, Başkanvekilliğine, Manisa Milletvekili Ufuk ÖZKAN, Komisyon Sözcülüğüne, Aydın Milletvekili Ahmet Rıza ACAR, Katip Üyeliğine, Isparta Milletvekili Mehmet Emin Murat BİLGİÇ seçilmişlerdir.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin buna ilişkin 08.02.2005 tarih ve 838 sayılı kararı 26.02.2005 tarih 25739 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır.
16.02.2005 tarihinde çalışmalarına başlayan Komisyonumuz, Anayasanın 98 inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri ile diğer hükümleri çerçevesinde söz konusu araştırmayı TBMM adına yapmakla görevlendirilmiştir.
Genel Kurul tarafından içtüzük gereği kendisine verilen 3 aylık süre içerisinde çalışmalarını sonuçlandıramayan Komisyon, çalışmalarını tamamlayabilmek için İçtüzüğün 105 inci maddesi gereğince bir aylık ek süre talep edilmesini kararlaştırmıştır.Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 05.05.2005 tarihli 95 inci birleşiminde 846 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı ile Komisyonumuza 16.05.2005 tarihinden başlamak üzere bir aylık ek süre verilmiştir.
Araştırma Komisyonu, Araştırma Önergesinde yer alan konu hakkında bilgi edinmek üzere, ilgili kamu ve özel kuruluş temsilcilerini davet ederek görüşlerini almış, konu ile ilgili her türlü bilgi ve belgeyi temin etmiş, Mersin, İstanbul, Kocaeli, Van, Şırnak, Habur, İzmir, Trabzon, Rize, Hopa/Artvin gibi risk bölgesi sayılan illerimize ve Batum giderek incelemelerde bulunmuş ve Araştırmanın sonuçlandırılmasına esas olacak Raporunu süresi içerisinde hazırlayarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na arz etmiştir.
Bitlis Milletvekili Vahit KİLER ve 29 milletvekili tarafından verilen ve ülkemizde insan kaçakçılığından uyuşturucu kaçakçılığına, akaryakıt kaçakçılığından elektronik eşya kaçakçılığına kadar muhtelif tipte kaçakçılığının yapıldığı, bunlardan, son yıllarda en sık rastlananın ise akaryakıt kaçakçılığı olduğu, bu nedenle akaryakıt kaçakçılığının ü1ke ekonomisine, insan ve çevre sağlığına vermiş olduğu zararların tespiti ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılması istemine ilişkin önerge, araştırmanın konusunu oluşturmaktadır.
Söz konusu araştırma önergesinin gerekçesinde özetle;
Ülkemizde, uzun
yıllardır süregelen ve Devleti büyük zararlara uğratan, 50 yıldır sınır
boylarından ülkemize sokulan ve yasa dışı olduğu gibi, kayıt dışı olduğu için
de zararları tartışılmayacak olan kaçakçılığın, son 20 sene içinde daha
organize bir şekilde yapıldığı,
Çete adı altındaki gayrı kanuni örgütlenmelerle, toplumu sardığı,
bireyi önemsizleştirerek sosyal güveni sarstığı, birey-toplum, birey-Devlet
ilişkilerini şüpheci kıldığı,
İnsan kaçakçılığı ya da uyuşturucu madde olarak da rastlanılan
kaçakçılığın organize suç örgütlerinin kontrolüne girdiği, son zamanlarda
ülkemize en büyük zararı veren kaçakçılık tipinin, akaryakıt kaçakçılığı olarak
göze çarptığı,
Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre
Türkiye’de akaryakıt piyasasındaki potansiyelin %18 'inin kaçak yolla yurda
giriş yaptığı, yıllık 8 milyar dolara varan bu kaçak pazarında
Devletimizin vergi kaybının 2.5 milyar
dolara ulaştığı,
Çok basit kimyasallarla
elde edilen kalitesiz yakıtın herhangi bir arındırma ünitesinden geçmediğinden,
bir çok otomobilin yolda kalıp, araçların arızalanmasına neden olduğu,
Konunun ülke ekonomisi,
sağlanamayan vergi geliri, araç sahiplerinin otomobillerine verdiği zararın
yanında, barındırdığı yüksek orandaki kükürt nedeniyle de, insan sağlığına ve
çevreye zarar verdiği,
Kaçak akaryakıtın
kullanılmasının sebep olduğu çevre kirliliği,
vergi ve döviz kayıpları ile üretim-tüketim dengesinin bozulması gibi
zararlarının yanı sıra, içerdiği uçucu petrol elementleri nedeniyle,
kamyonlarda kullanıldığında muhtemel
kazalarda kullanıcıları ve çevredeki insanların hayatını riske sokan
yanıcı ve patlayıcı bir ortam hazırladığı,
İddia ve açıklamalarına yer verilmiştir.
Sonuç olarak yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen tüm bu iddia ve açıklamaların araştırılması ve çözüm yollarının ortaya konulması, Anayasa’nın 98. ve TBMM İçtüzüğü’nün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması isteminin gerekçesini teşkil etmektedir.
Genel Kurul Kararı gereğince; Başkanlık Divanı seçiminin yapıldığı 16.02.2005 tarihinden itibaren çalışmalarına başlayan Komisyon, 16.02.2005 tarihli ilk toplantısında çalışma programını belirlemiş ve bu amaçla;
Komisyon görüşmelerinde tam tutanak tutulmasına,
Komisyon çalışmalarını kamuoyuna duyurabilmek, ilgililerle iletişimi ve bilgi akımını sağlamak amacıyla web sitesi kurulmasına,
Komisyon çalışmalarına yardımcı olmak üzere, kamu kurum ve kuruluşlarından uzmanların görevlendirilmesine, konuyla ilgili bilgi ve belge istenmesine, brifing alınacak kişilerin tespiti için Komisyon Başkanlığının yetkili kılınmasına,
Komisyon üye ve uzmanlarının Ankara dışında da araştırma ve inceleme yapabilmelerinin sağlanmasına,
Karar
vermiştir.
Komisyon’un toplantı sayıları ve toplantıya bilgi vermek üzere katılan şahıslar aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.
|
1.TOPLANTI (16.02.2005) |
Komisyon Başkanlık Divanı
seçilmiştir |
|
2.TOPLANTI (22.02.2005) |
Komisyon çalışma programı
belirlenmiştir |
|
3.TOPLANTI (01.03.2005) |
1-Atıf KETENCİ - Türk Akaryakıt Bayileri Petrol ve Gaz Şirketleri
İşveren Sendikası Genel Başkanı 2-Ertuğrul TUNCER - Petrol Ofisi Genel Müdürü Petrol Sanayi Derneği
Başkanı |
|
4.TOPLANTI (08.03.2005) |
3-Muhsin
ALKAN(PUİS)- Petrol Ürünleri
İşverenleri Sendikası Genel Başkanı 4-Fikret
ÖZTÜRK(ADER)- Akaryakıt
Dağıtım Şirketleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı 5-Ali
ARMAĞAN(PETLİNE) Petrol
Ürünleri Ticaret A.Ş.Yönetim Kurulu
Başkanı |
|
5.TOPLANTI (10.03.2005) |
6-Mustafa YILMAZ-EPDK Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Üyesi 7-Mehmet
BEKİROĞLU-Akaryakıt Deniz
Taşımacılığı Koop. Başkanı 8-Nahit SÜRÜM-Canas Petrol Ürünleri ve Gemicilik Tic. San. Ltd.
Şti. Yönetim Kurulu Üyesi. |
|
6.TOPLANTI (15.03.2005) |
Jandarma Genel Komutanlığı 9-Cengiz YILDIRIM -Jandarma Kıdemli Albay Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi
Başkanlığı 10-Yüksel
OĞUZ-Jandarma Kıdemli
Yüzbaşı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı Sahil Güvenlik
Komutanlığı 11-Salih ASLAN-Deniz
Kurmay Albay 12-Gültekin CEYLAN-Deniz Binbaşı 13-Özgür KAYA-Memur Emniyet Genel Müdürlüğü 14-Osman BALCI - Şube Müdürü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele
Dairesi Başkanlığı 15-Ayhan TAŞ-Emniyet Amiri Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı 16-Alpaslan
HERSANLIOĞLU- Emniyet Amiri
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı. 17-Yusuf MOLLAOĞLU-Başkomiser Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi
Başkanlığı |
|
7.TOPLANTI (17.03.3005) |
TÜPRAŞ Genel
Müdürlüğü 18-Hüsamettin DANIŞ -Genel Müdür 19-İsmail ORAL-Akaryakıt Satış Müdürü BOTAŞ Genel
Müdürlüğü 20-M. Sami UZUN-Savunma Sekreteri 21-Müjdat BALI-Baş Müşavir 22-Gürhan ÜNAL-Petrol İşletmeleri Müdürü 23-Ömer ÜRÜN-Dörtyol İşletme Müdürü 24-Zafer TÜRKER-Dörtyol Savunma Müdürü 25-Musa YÖRÜK-Ceyhan Koruma ve Güm. Amiri 26-Mustafa DOĞRU-Savunma Uzmanı ODTÜ
Rektörlüğü 27-Prof. Dr.
Ender OKANDAN-Petrol Araştırma
Merkezi Başkanı BAŞBAKANLIK
Gümrük Müsteşarlığı 28-Gürkan GÜL-Daire Başkanı 29-Yusuf GÜNEY-Daire Başkanı 30-Hüseyin AVCI-Daire
Başkanı |
|
8.TOPLANTI (22.03.2005) |
31-Ahmet
Şadi GÜNGÖR-Başkan Yardımcısı TPIC Turkish Petroleum İnt. Co. Ltd. |
|
9.TOPLANTI (29.03.2005) |
Adalet
Bakanlığı 32-Cemil KUYU-Mersin Cumhuriyet Savcısı Emniyet Genel
Müdürlüğü 33-Şerafettin
BURAL-Mersin Emniyet Müdürlüğü
Kaçakçılık Şb.Müd. 34-Süleyman
BÖLÜNMEZ-Mardin Bağımsız
Milletvekili 35-Necati CAN-Gümrük Eski Başmüfettişi |
|
10.TOPLANTI (31.03.2005) |
36-Erdal
GÜLDEREN-Petrol İşleri Genel
Müdürü 37-Cengiz CÜCÜ-Petrol İşleri Genel Müdür Yardımcısı 38-Levent AYDIN-Petrol İşleri Genel Müdür Yardımcısı 39-Mehmet DEMİREL-Serbest Bölgeler Genel Müdürü Başbakanlık Gümrük
Müsteşarlığı 40-Rıza Tuna TURAGAY-Gümrük Müsteşar Vekili 41-Rıza Mehmet
KORKMAZ-AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürü 42-Cahit
GÖKÇELİK-Gümrükler Genel Müdür Yardımcısı |
|
11.TOPLANTI (12.04.2005) |
43-Mustafa MUHTAROĞLU-Uluslararası Bunkerciler Derneği Yönetim Kurulu
Üyesi 44-Sibel BÜYÜK-Gemi Yakıt İkmalcileri Derneği Başkanı 45-Ali Deniz ERAYDIN-Gemi Yakıt İkmalcileri Derneği Başkan
Yardımcısı |
|
12.TOPLANTI (14.04.2005) |
46-Fatih Nurhan
YAZ-Ata Petrokimya Genel Müdürü 47-M. Doğuş
ŞENOL-Ata Petrokimya Müdürü 48-Murat KOCA-İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Bşk. Yard. |
|
13.TOPLANTI (18.05.2005) |
49-Yusuf GÜNAY-EPDK Başkanı |
|
14.TOPLANTI (27.05.2005) |
50-Yavuz EGE-Başbakanlık
Dış Ticaret Müst.Eski Müsteşarı 51-Ömer BERKİ-Başbakanlık Dış Ticaret Müst. İhracat Eski Genel Müdürü 52-Tevfik
MENGÜ-Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı Anlaşmalar Genel Müdürü |
|
15.TOPLANTI (30.05.2005) |
53-Işın
ÇELEBİ-Devlet Eski Bakanı 54-Tunca
TOSKAY-Devlet Eski Bakanı 55-Tuncer
KAYALAR-Başbakanlık Dış Ticaret
Müsteşarı 56-Serhat GÖK-Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracat Eski Genel Müdür Yrd. |
|
16.TOPLANTI (31.05.2005) |
57-Dr.
Füsun KOROĞLU-Başbakanlık Müşaviri |
|
17.TOPLANTI (16.06.2004) |
Karar
ve Kapanış Toplantısı |
Komisyonun 22.03.2005 tarihli kararı gereğince; 04-07 Nisan 2005 tarihleri arasında, MERSİN, İSTANBUL, KOCAELİ İllerinde yapılan inceleme programına;
Komisyon Başkanı Bitlis
Milletvekili Vahit KİLER, Başkanvekili Manisa Milletvekili Ufuk ÖZKAN, Komisyon
sözcüsü Aydın Milletvekili Ahmet Rıza ACAR, Katip Üye Isparta Milletvekili M.
Emin Murat BİLGİÇ, Komisyon Üyeleri, Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU,
Balıkesir Milletvekili Sedat PEKEL, Burdur Milletvekili Mehmet ALP, Siirt
Milletvekili Öner GÜLYEŞİL, Van Milletvekili Cüneyt KARABIYIK katılmıştır.
24-27 Nisan 2005 tarihleri arasında, ŞIRNAK ve VAN illeri ile HABUR’da yapılan inceleme programına;
Komisyon Başkanı Bitlis Milletvekili Vahit KİLER, Başkanvekili Manisa Milletvekili Ufuk ÖZKAN, Komisyon sözcüsü Aydın Milletvekili Ahmet Rıza ACAR, Komisyon Üyeleri, Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU, Balıkesir Milletvekili Sedat PEKEL, Burdur Milletvekili Mehmet ALP, Van Milletvekili Cüneyt KARABIYIK katılmıştır.
09-13 Mayıs 2005 tarihleri
arasında, İZMİR, TRABZON, RİZE, HOPA/ARTVİN illeri ile BATUM(Gürcistan)’da yapılan inceleme
programına;
Katip üye Isparta
Milletvekili M. Emin Murat BİLGİÇ, Komisyon üyeleri, Balıkesir Milletvekili
Sedat PEKEL, Burdur Milletvekili Mehmet ALP, Çankırı Milletvekili Tevfik AKBAK,
Mardin Milletvekili Mahmut DUYAN, Siirt Milletvekili Öner GÜLYEŞİL, Şanlıurfa
Milletvekili Mehmet Vedat MELİK, Van Milletvekili Cüneyt KARABIYIK katılmıştır.
Çalışma süresi içerisinde toplam 16 birleşim yapan Komisyon, konu
hakkında sivil toplum kuruluşu temsilcileri başta olmak üzere ilgili kamu kurum
ve kuruluşlarından brifing almıştır. Komisyon çalışmaları sırasında tam tutanak
tutulmuş, Raporun yazılmasında yararlanmak üzere ilgili kuruluş ve kişilerden
belge ve bilgiler temin edilmiş, bu anlamda 346 adet evrak Komisyonumuza gelmiş
buna karşılık çalışmalar sırasında Komisyon tarafından 215 adet yazışma
yapılmıştır. Komisyon, Adalet Bakanlığı, Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, Maliye
Bakanlığı, Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı, Başbakanlık Müsteşarlığı ve Teftiş
Kurulu Başkanlığı, Sağlık Bakanlığı, T.C.Batum Başkonsolosluğu, TÜPRAŞ Genel
Müdürlüğü, Ulaştırma Bakanlığı, Türk Lyodu Vakfı İktisadi İşletmesi Başkanlığı,
The Shell Company of Turkey Ltd, TMSF Başkanlığı, Şırnak Valiliği, Sahil
Güvenlik, Jandarma Komutanlıkları, Emniyet Genel Müdürlüğü, Enerji Piyasası
Düzenleme Kurulu, Dışişleri Bakanlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Iğdır
Valiliği, Kamu İhale Kurumu Başkanlığı, Maliye Bakanlığı TASİŞ Genel Müdürlüğü,
Marshall Boya, Opet Madeni Yağ, Mobil Oil şirketleri, Yaprak Tütün İşletmeleri
Müessese Müdürlüğü, Turkish Petrolium International Company, TOBB, TCMB, Hazine
Müsteşarlığı, Başbakanlık YDK, Çevre ve Orman Bakanlığı, Denizcilik
Müsteşarlığı Betek Boya, Birleşik Petrol, muhtelif bankalar ve bazı diğer
Valilikler ile yazışmalar yapmış ve akaryakıt kaçakçılığının ortaya çıkarılması
için gerekli olan bilgileri elde etmiştir.
Ayrıca, Araştırma Komisyonunun talebiyle, komisyon çalışmalarına ve rapor yazımına teknik katkıda bulunmak üzere; Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, Denizcilik Müsteşarlığı, Gümrük Müsteşarlığı ve Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlıklarından birer müfettiş, Yüksek Denetleme Kurulu Başkanlığı’ndan bir denetçi, Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulundan bir hesap uzmanı ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanlığından bir enerji uzmanı kurumlarınca görevlendirilmişlerdir.
Latince “petra” ve “oleum” kelimelerinden oluşan ve kaya yağı anlamına gelen petrol, doğada bulunan kompleks bir hidrokarbon bileşiğinin adıdır. Hidrokarbon bileşikler doğada katı, sıvı ya da gaz halinde bulunabilmekte ve sıvı hidrokarbon bileşikleri ham petrolü oluşturmaktadır. Petrol uzun jeolojik süreçlerde, karmaşık fiziksel ve kimyasal işlevler sonucunda oluşmaktadır.
Petrolün tarihi M.Ö. 3000 yıllarına dayanmaktadır. Mezopotamya’nın eski Babil şehri yakınlarındaki bölgelerinde M.Ö. 3000 yıllarından beri yerin çatlakları arasından bitumen denilen bir maddenin sızdığı bilinmektedir. M.Ö. 1 inci Y.Y’da Yunanlı tarihçi Diodor, bitumenden “Babil ülkesinde oluşmuş inanılmaz mucizelerden en ilginç olanı” şeklinde söz etmektedir. Yine, Heredot M.Ö. 450’de Tunus ve Yunan adalarında bitumen şeklindeki petrol sızıntılarından bahsetmektedir.[1]
Yerin çatlaklarından, sulardan ve kayaların yüzünden sızan ve kaya yağı olarak adlandırılan petrol ilk dönemlerde, ilaç, su yalıtım malzemesi, inşaat harcı ve savaşlarda yakıcı madde olarak kullanılmış, 19 uncu Y.Y. ortalarına kadar bez veya battaniyelere emdirilip daha sonra ısıtma ve süzme gibi ilkel yöntemlerle elde edilmiştir.
1745’de Fransa da Pechelbronn’daki petrollü kumlarda ilk petrol kuyusu açılmış, M. De la Sorbonniere isimli şahsa Kral XV. Louis tarafından lisans verilmiş ve ilk petrol rafinerisi de bu şahıs tarafından kurulmuştur. 1847’de İskoçya’da James Yung isimli şahıs tarafından petrollü şeyller işletilmiştir.
19 uncu Y.Y. başlarında Bakü ve Romanya’da da elle kazılmış kuyularda petrol üretimi yapıldığı bilinmektedir. Ancak petrolün seri üretimi ve bir endüstri haline gelmesi 1850’li yıllarda ABD’de meydana gelen gelişmelerle mümkün olmuştur.
19 uncu Y.Y.’ın ilk yarısında artan sanayileşme ve şehirleşmeye bağlı olarak, yağlama ve aydınlatmada kullanılacak daha fazla yağ ihtiyacı doğmuştur. Bu amaçla kullanılan geleneksel bitkisel ve hayvani yağlara ek olarak, kömürden ve diğer hidrokarbonlardan yağ ve hava gazı elde edilmeye başlanmıştır. Ancak, bunlar hem pahalı ve hem de ihtiyacı yeteri ölçüde karşılayamamakta idi.
1850’li yılların başlarında bu ihtiyacı hisseden ve Pennsylvania bölgesinde ilkel yöntemler ile kaya yağı çıkarıldığını gören George Bissel ve arkadaşlarından oluşan müteşebbis grubu, kaya yağından aydınlatma ve yağlama işinde kullanılabilecek bir yağ elde etme ve bunun ticaretini yapma kararını vermişlerdir. Bu amaçla kurulan Pennsylvania Kaya Yağı Şirketinin görevlendirdiği Albay Drake’in başlattığı kuyu açma çalışmaları 1859 yılında 69 feet derinlikte petrolün bulunması ile sonuçlanmıştır.
Böylece kaya yağının ve kömür yerine kaya yağından elde edilmiş gaz yağının seri üretimine başlanmıştır. Kısa sürede kablolu sondaj makineleri icat edilmiş, sondaj cihazları geliştirilmiş ve petrol endüstrisi kurulmuştur.
Pennsylvania petrolünün gaz yağı halinde pazara sürülmesi ve gaz yağının erdemlerinin anlaşılması uzun sürmemiş ve “çağın ışığı” olarak adlandırılan gazyağı üretimi büyük artış göstermiştir.[2] 1860’ta 450.000 varil/yıl olan ham petrol üretimi 1866’da 3,6 milyon varil/yıl seviyesine yükselmiştir. Üretimde görülen büyük artış taşıma sorununu gündeme getirmiş ve tahtadan yapılma ilk ham petrol boru hattı 1863-1865 yıllarında inşa edilmiştir.
Petrol endüstrisinin kurulması ve Amerikan iç savaşının bitmesini takip eden ve “Altın Çağ” olarak adlandırılan dönemin simgesi olarak gösterilen ünlü Rockfeller ve şirketi Standart Oil, 1880’li yıllarda petrol üretim ve gaz yağı sektörünün yaklaşık %85’ini kontrol eder duruma gelmiştir.[3]
Yine 1880’li yıllarda, Amerikan petrol üretiminin yarısı gaz yağı olarak Avrupa pazarlarına ihraç edilmiştir. Bu yıllarda gaz yağı ihracatı, Amerikanın toplam ihracatı içinde 4 üncü sırayı işgal etmiştir.[4]
Dünyanın ilkel yöntemlerle petrol üretimi yapılan diğer bölgesi Bakü yakınlarında Aspheron Yarımadasında, 19 uncu Y.Y. başlarında elle açılmış 80 civarında kuyudan oluşan endüstri, 1873 yılında modern üretim yapan 20’den fazla rafineriden oluşan bir yapıya dönüşmüştür.[5]
Aynı yıllarda, Bakü de bir rafineri satın alan ve 1878’de Hazar Denizinde Dünyanın ilk petrol tankerini işletmeye başlayan İsveç asıllı Nobel ailesinden Ludwig Nobel, Bakü’nün petrol kralı haline gelmiştir. Nobel kardeşlerin hakim olduğu Rus petrol endüstrisinin üretimi büyük bir artış kaydetmiş ve 1884 yılında 10,8 milyon varil/yıl seviyesine ulaşmıştı ki bu değer Amerikan petrol üretiminin 1/3’üne tekabül etmektedir.
1886’da Bakü-Batum demiryolunun hizmete girmesi ve bu demiryolunun finansmanını sağlayan yahudi asıllı Fransız iş adamı Rothschild’lerin de Bakü’de petrol işletmeciliğine başlaması ile Rus petrolü batı pazarına açılmıştır. Rothschild’ler, sonraki yıllarda yeni teknoloji ürünü tankerlerinin Süveyş Kanalından geçmesine izin alarak, uzak doğu pazarına da açılmıştır.
1890’lı yıllarda, Standart Oil, Rothschild’ler, Nobel kardeşler ve uzak doğu da petrol üreten Hollanda Kraliyet Petrol Şirketi Dünya petrol endüstrisine hakim durumda idiler. Ancak bu yıllarda, 1877’de Edison’un başlatmış olduğu elektrik ampulünün aydınlatmada ticari bir meta olarak kullanılmaya başlaması ile gaz yağı pazarı giderek daralmaya başlamıştır.
1895 yılında, gaz yağının içten patlamalı motorlarda kullanılmaya başlaması ile yeni bir döneme geçilmiş ve takip eden 10 yıl boyunca at arabalarına takılan bu motorların daha iyi çalışmasına yönelik arayışlar gözlenmiştir.
At arabalarına takılan içten patlamalı gaz yağı motorlarının daha iyi çalışmasına yönelik çalışmalar, 1905 yılında bu motorlarda benzin kullanılmaya başlanması ile sonuçlanmıştır. Böylece, o güne kadar arıtma işleminin önemsiz bir parçası olarak görülen ve önemli bir kullanım alanı bulunmayan benzinin kullanımı hızla artmış ve gaz yağının kaybettiği pazar payını geri kazanmaya başlamıştır. Benzinin kullanımı o kadar hızlı arttı ki, 1911 yılında benzin satışları gaz yağı satışlarını geçti. Takip eden yıllarda, fabrika kazanlarında, trenlerde, gemilerde vb. mazot kullanılmaya başlanması ile petrol için ikinci bir pazar daha açılmıştır.
1911 yılında Amerikan Yargıtay’ı, Amerikan kamuoyunda çok tartışılan ve hakkında 40 yıldan beri bir çok davalar açılmış olan, Standart Oil’in tasfiyesine karar verdi. Böylece, Amerika ve Dünyanın en büyük petrol devi tarihe karıştı ve tasfiyesinden bu günkü Exxon, Mobil, Chevron, Amaco ve BP’nin Amerika kolu doğmuştur.
1908 yılında, İran’da İngilizler ile ortak petrol bulunması sonucunda, birinci Dünya Savaşı öncesinde modern usuller ile petrol üretimi yapılan A.B.D., Rusya(Bakü), Doğu Hint Adaları(Sumatra), Meksika ve Romanya’ya İran da eklenmiş oldu.
1’inci Dünya Savaşı sonrasında ABD’nin de Amerika dışında petrol aramaya başlaması ve petrol aramalarında yüzeysel jeoloji yerine kırılma ve yansıma sismolojisi gibi daha gelişmiş jeolojik ve jeofizik yöntemlerin kullanılması sonucu, yeni petrol sahaları keşfedilmiş ve petrol üretiminde büyük artışlar görülmüştür. 1928’de Mezopotamya(Irak)’da, 1929’da Venezüella’da, 1930’da ABD Teksas’ta, 1932’de Bahreyn’de, 1938’de Kuveyt ve Suudi Arabistan’da, 1947’de Kanada’da petrol sahaları keşfedilmiş ve üretime başlanmıştır.
1’inci Dünya Savaşı sonrası dönemde, Dünyada petrol şirketlerinin etkinliği artmış ve dev petrol şirketleri oluşmuştur. Bunların en önemlileri “seven sisters”(7 kız kardeşler) adı ile bilinen ve halen dünya petrol piyasasını yöneten; BP, Shell, Mobil, Exxon, Gulf, Texaco ve Chevron’ dur.
1960 yılında OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı) kuruldu. OPEC’in kurulması ile bu dev petrol şirketlerinin hakimiyetinin kısmen kırıldığı söylenebilir.
Körfez krizi ile birlikte dünya yeni petrol kaynakları arayışına yönelmiştir. Öte yandan, eski Sovyetler Birliğinin dağılması ile Hazar çevresi petrolleri dünya piyasasına açılmış ve dev petrol şirketlerinin ilgi odağı haline gelmiştir.
Türkiye’de petrolün tarihine bakıldığında; Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 1887 yılında Ahmet Naci Bey ile 1897 yılında Halil Rıfat Paşa’ ya petrol imtiyazı verilmesi ve 1898-99 yıllarında birkaç adet kuyu açılması dışında herhangi bir faaliyet gösterilmediği veya gösterilemediği anlaşılmaktadır.
Gülbenkyan adlı ermeni asıllı bir Osmanlı vatandaşının daha 1890 yılında gündeme getirdiği Mezopotamya’da petrol aranması ve işletilmesi projesi zamanın padişahından destek görmemiş, Gülbenkyan kendi insiyatifi ile bölge ile ilgilenen İngilizlerin rakibi ve Osmanlı sarayı üzerinde etkili olan Almanların desteğini sağlayarak, 1912 yılında, kendisinin %15 oranında hissedarı olduğu Türkiye Petrol Şirketi adlı bir şirketin kuruluşunu gerçekleştirmiştir.
1914 yılında, İngilizlerin Almanlar ile anlaşarak, Deutsche Bank’ın %50 hissesinin İngiliz Anglo-Pers şirketince devralınmasını sağlamaları ve takiben diplomatik bir nota ile Sadrazam’dan imtiyaz veya imtiyaz vaadi almaları ile Gülbenkyan’ın şirketteki hisse oranı, etkisi ve söz hakkı azalmıştır.
Adı ve %10 oranındaki Gülbenkyan hissesi dışında hiçbir şeyi Türk olmayan Türkiye Petrol Şirketi, 1’inci Dünya Savaşının bitmesini takiben imtiyaz sahibi olduğunu öne sürerek, Mezopotamya da faaliyete geçmek istemiş ise de, bu kez bölge üzerinde hakimiyet tesis etme niyeti olan ABD tarafından bu imtiyazın tanınmaması nedeni ile girişim sonuçsuz kalmıştır.
Amerikan, İngiliz ve Fransızlar arasında sürdürülen uzun müzakereler sonucunda, Gülbenkyan’ın Türkiye Petrol Şirketinden kalma ve artık %5’e düşmüş olan hissesini öne sürerek göstermiş olduğu direncinde aşılması ile 1928 yılında bölge ile ilgili “Kızıl Çizgi Anlaşması” imzalanmıştır.
Bu anlaşma, İngiliz ve Fransızların kendilerine göre siyasi olarak belirledikleri sınırlar içinde, uçsuz bucaksız topraklarda (İran ve Kuveyt toprakları hariç) Fransızlara da %23,75 oranında pay verilerek, İngiliz ve Amerikan şirketlerine petrol imtiyazı sağlayan bir anlaşma niteliğindedir. Bu anlaşma ile Türkiye Petrol Şirketi de tarihe karışmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti devleti kuruluşunu müteakip hemen konunun önemini kavramış ve bir yandan yasal alt yapının düzenlenmesine yönelik çalışmalar yapılırken, bir yandan da arama çalışmalarına yönelinmiştir.
Türkiye’de petrol aramak amacı ile ilk derin kuyu 1933 yılında açılmıştır, ilk ticari petrol keşfi 1940 yılında Raman-1 kuyusunda, işletmeye elverişli ilk petrol 1948 yılında Raman-8 kuyusunda bulunmuştur. İlk rafineri ise 1930 yılında, Yeşua biraderlerin Türkiye Neft Sanayii A.Ş. tarafından, Boğaziçi Rafinerisi ismi ile kurulmuştur.
Petrol 19’uncu Y.Y. boyunca gaz yağı olarak aydınlatmada kullanılmış ve para, servet ve zenginlik kaynağı olmuştur. 20’inci Y.Y. da ise stratejik bir mal haline gelmiş ve adeta bu yüzyıla damgasını vurmuştur.
1905 yılında benzinin içten yanmalı motorlarda kullanılmaya başlamasını takip eden yıllarda mazotun da trenler, gemiler ve fabrikalarda kullanılması ile petrol önemli bir enerji kaynağı olarak ekonomik kalkınmanın motoru haline gelmiştir. Petrol sayesinde otomotiv endüstrisinde, kara ve deniz ulaştırma sektöründe, petrokimya ve gübre sektöründe ve genel olarak sanayi üretiminde büyük bir gelişme ve fark edilir artış meydana gelmiştir.
ABD’de 1912’de 902.000 olan otomobil sayısı, 1920’de 9,2 milyona, 1929’da 23,1 milyona, 1949’da 45,0 milyona ve 1972’de 119,0 milyona ulaşmıştır.
Petrol ve petrole bağlı endüstrilerde ABD’nin öncülüğünde yaşanan gelişmeleri, farklı zamanlarda da olsa dünyanın diğer ülkeleri de yaşamıştır. Hatta II. Dünya Savaşından sonra diğer ülkelerde yaşanan gelişmeler çok daha hızlı olmuştur. 1929’da dünyada bulunan 29,6 milyon otomobilin %78’i ABD’de bulunuyor ve bu tarihte ABD’de 5 kişiye 1 adet motorlu araç düşüyor iken; İngiltere’de 30 kişiye, Fransa’da 33 kişiye, Almanya’da 102 kişiye, Japonya’da 702 kişiye ve SSCB’de 6.130 kişiye 1 adet motorlu araç düşmekte idi. 1949 yılında dünyada 63,9 milyon otomobil vardı ve bunun %70 oranında 45,0 milyon adedi ABD’de bulunuyordu. 1972 yılında ise dünyada var olan 280 milyon otomobilin ancak %42 oranında 119,0 milyon adedi ABD’de bulunuyordu.
Dünya ekonomisinde büyük ölçüde petrole dayalı olarak yaşanan patlamalar sadece otomotiv endüstrisi ile sınırlı kalmamıştır. Bununla beraber ülkeler kara yolu ağları ile örülmüş ve 20.Y.Y. bir yolculuk çağına dönüşmüştür. Petrokimya sanayii, petrol ve doğal gazı hammadde olarak kullanmak suretiyle, yaşamın her alanında ihtiyaç duyulan malzemeleri daha çok ve kolay üretme olanağına kavuşmuştur. Endüstrideki fabrikalar, kömüre göre daha çevreci ve daha esnek olan petrolü kullanarak, her türlü sınai ve tüketim mallarını daha kolay ve daha çok üretmeye başlamıştır.
Ekonomide yaşanan gelişmeyi, bu gelişmenin tetikleyicisi olan petrol talep ve tüketimine ilişkin rakamlardan daha kolaylıkla görmek mümkündür.
ABD’nin petrol tüketimi, 1917’de 0,7 milyon varil/gün iken, 1919’da 1milyon varil/gün’e, 1929’da 2,6 milyon varil/gün’e, 1948’de 5,8 milyon varil/gün’e ve 1972’de 16,4 milyon varil/gün’e yükselmiştir.
Batı Avrupa’nın petrol tüketimi ise 1948’deki 970 bin varil/gün seviyesinden, 15 kat artarak, 1972’de 14,4 milyon varil/gün seviyesine çıkmıştır.
Japonya’nın petrol tüketiminde aynı yıllarda görülen artış ise inanılmaz derecede yüksek olmuştur.1948’de Japonya’nın petrol tüketimi 32 bin varil/gün iken, 1972’de 137 kat artarak 4,4 milyon varil/gün seviyesine yükselmiştir.
1970’li yıllara kadar petrolün talebinde görülen devamlı ve büyük oranlı artışlar, 1920’lerden itibaren arama teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak, Venezüella, Teksas(ABD) ve Orta Doğu ülkelerinde “fil” tabir edilen büyük petrol sahalarının keşfedilmesi ve petrol üretim ve arzında da büyük oranlı artışlar sağlanması ile rahat bir şekilde karşılanabilmiş ve petrol fiyatlarında istikrarlı bir dönem yaşanmıştır.
Petrol talebinin kolaylıkla karşılanabilmesi ve fiyatlarının istikrarlı olması, 1970’li yıllara kadar ekonomik gelişme için çok uyun bir ortam yaratmıştır.
Ancak, 1960 yılında OPEC’in[6] (Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı) kuruluşunu takip eden yıllarda petrol krizlere yol açmış ve petrolün ekonomik gelişmeyi olumsuz etkilediği dönemler yaşanmıştır.
Böylece, petrolün ekonomik gelişme için stratejik bir öneme sahip olduğu, 1970’li yıllardan sonra daha iyi anlaşılmıştır.
Öte yandan petrol sadece ekonomik gelişme açısından değil, I.ve II. Savaşlarda oynadığı rol açısından da stratejik öneme sahip olduğunu göstermiştir. Aslında, petrolün ekonomi ve siyasette stratejik bir rol oynayacağı, bazı ülkelerce daha 20.Y.Y.’ın başlarında görülebilmiştir.
İngiltere, 19.Y.Y.’ın başından beri Orta Doğu bölgesine olan ilgisini, 20.Y.Y.’ın başında petrole çevirmiştir. 1914 yılında, İngiliz Hükümetinin İran Petrolünü işleten Anglo-Pers Petrol Şti.nin ana hissedarı olması ve İngiliz Donanmasının tam anlamı ile petrole angaje olması ile, petrol ilk defa milli politikanın bir aracı ve stratejik bir meta haline gelmiştir. İngiltere I. Dünya Savaşı öncesinde, Donanmanın yakıt sistemini petrole döndürüp, kaderini İran’dan gelecek petrole bağlarken önemli bir risk almış, ancak petrolün gelecek savaşta stratejik bir rol oynayacağını da tahmin etmiştir.
İngiltere yine savaş öncesinde, 1914 yılında Türkiye Petrol Şti. ile de Mezopotamya da petrol imtiyazı elde etmiştir.
İngiltere’nin I. Dünya Savaşı sırasında ise hedefi , İran ve Irak petrollerini korumak ve düşmanın petrole ulaşmasını engellemek olmuştur.
Fransızlar ise I. Dünya Savaşı sırasında Musul’u işgal ederek petrolden pay kapma arayışına girmişlerdir. Nitekim savaş sonrası yapılan pazarlıklarda Mezopotamya petrollerinden pay verilmesi ve Suriye’deki varlığının desteklenmesi karşılığında, Fransa Musul’u İngiltere’ye terk etmiştir.
İngiltere’nin tahmin ettiği gibi, I. Dünya Savaşının kaderini, petrol ile çalışan kamyon vb. motorlu nakil vasıtaları ile tank, uçak ve donanma kuvvetleri belirlemiştir.
Almanya, savaş öncesinde kömür ve demir yolunda sahip olduğu üstünlüğe fazla güvenmiş ve petrole gereken önemi vermemiştir. Savaş sırasında da sahip olduğu tek petrol kaynağı olan Romanya petrolleri İngiltere tarafından sabotajlar ile yok edilince, Almanya tamamen petrolsüz kalmış ve petrolsüzlük yenilgisinde çok önemli rol oynamıştır.
Savaş sonrasında, Alman general Eric Ludendorf ; “Şimdi artık bütün açıklığı ile anladığıma göre, Romanya’dan gelen petrol ve hububat olmasa idi, değil savaşa devam etmek, varlığımızı devam ettirmek hakkından bile yoksun kalacaktık.” demiştir. Lord Curzon ise; “Müttefikler zafere bir petrol dalgasının üzerinde ilerledi.”demiştir.[7]
I. Dünya Savaşı sonrası dönemde, petrolün stratejik öneme haiz bir madde ve ekonomik kalkınmanın motoru olduğunun anlaşılması ile, bütün ülkeler içerde ve dışarıda petrol bulunması için şirketlerini teşvik etme politikası izlemişler ve bunun sonucunda özellikle Amerikan ve İngiliz şirketlerinin Dünyadaki etkinliği çok artmıştır.
İngiltere, savaş sonrasında kaderini sadece İran petrolüne bağlamanın riskli olacağını düşünerek, bir yandan Hollanda Kraliyet/Shell ortaklığındaki İngiliz ağırlığını artırabilmek için bu şirketi Anglo-Pers Şti. ile birleştirmeye çabalar iken, bir yandan da Mezopotamya petrolünü hayata geçirme çabası içinde olmuştur.
ABD, savaştan önce ve savaş sırasında petrolünü pazarlamanın dışında, Dünyanın diğer bölgeleri ile ilgilenmemiştir. Savaşa girmesi de Almanya’nın denizaltılar ile İngiltere ve Fransa’ya petrol taşıyan Amerikan tankerlerini batırması ve Amerika’nın petrol ihracına engel olması nedenine dayanmıştır.
Ancak, 1917-20 yılları arasında ABD’ de petrol kıtlığı yaşanması ve ülkedeki rezervlerin bitebileceği endişesinin doğması, öte yandan savaş sonrasında İngiltere ve Fransa’nın Mezopotamya petrolleri üzerinde pazarlık etmeye başlamaları, ABD’ nin de Orta Doğu bölgesi ile ilgilenmeye başlamasına yol açmıştır.
Mezopotamya petrolleri üzerindeki pazarlıklara ABD’nin de dahil olması ile ABD ve İngiltere petrol şirketleri yeni bir yapılanma içine girmişler ve 1925 yılında Irak ile yeni bir imtiyaz anlaşması yapılmıştır. 1927 yılında da Kerkük petrolleri işletilmeye başlanmıştır.
1930’lu yıllarda Amerikan şirketlerinin Arap Yarımadasında petrol arama ve üretim çalışmalarında başarı kazanması ile petrol şirketlerinin etkisi iyice artmaya başlamıştır. Ancak, petrol şirketlerinin artan etkisi beraberinde tepki hareketlerini de getirmiş ve 1917 yılında Meksika’da, 1920 yılında SSCB’de(Bakü’de) millileştirme hareketleri, 1932 yılında İran’da Anglo-Pers Şti.nin imtiyaz iptali olayı yaşanmıştır.
Öte yandan, Almanya I.Dünya Savaşında yenilmesine yol açan motorize birlikler ve kara yolu ağı alanındaki yetersizliklerini çözmekle birlikte, petrole bağımlılık sorununu çözememiştir. Aynı şekilde Japonya’da teknolojik gelişme ve sanayileşme alanında büyük aşama kat etmiştir ama petrole bağımlılık sorununu çözememiştir. 1930’lu yılların sonlarında, Japonya tükettiği petrolün ancak %7’sini kendisi üretebiliyordu. Almanya ise toplam enerji tüketiminin ancak %5’ini petrolden sağlıyordu ve bu petrolü de ithal ediyordu.
Almanya ve Japonya, Amerika ve İngiltere’nin petrol üzerindeki hakimiyetinden rahatsızlık duyuyor, kendilerine ambargo uygulanması ve büyük miktarda petrole ihtiyaç duyan ekonomilerinin ihtiyacını karşılayamamaktan çekiniyorlardı.
Askeri ve stratejik amaçlı petrole dahi sahip olmayan bu iki ülke petrol sorununu çözmek zorunda idiler ve çözüm yolu olarak da savaşmayı seçtiler. Bu yönü ile II. Dünya Savaşı petrole sahip olma savaşı idi. Nitekim savaş stratejileri ve hedefleri de petrole göre oluşturulmuştur.
Almanya 1939 ve 1940’da ilk etapta işgal ettiği Polonya, Norveç, Belçika, Hollanda ve Fransa gibi ülkelerin petrol stoklarına ulaştıktan sonra, bu stoklar ve kendi ürettiği sentetik yakıt stokları ile kuzeyden Romanya, Bakü, İran ve Irak petrollerine ve güneyden Irak, İran, Bakü petrollerine ulaşma stratejisini izlemiştir. Ancak, hem Rusya hem Afrika cephesinde, ulaşmak istediği petrolün yokluğundan dolayı zayıf düşmüş ve savaşı sürdürememiştir.
II. Dünya Savaşında Almanya’ya ölümcül darbe ise, petrol ihtiyacının yarısını karşılamakta olan sentetik yakıt tesislerinin tamamen yok edilmesi ile vurulabilmiştir. Bu tesislerin yok edilmesi ile benzinsizlikten dolayı Alman uçakları uçamaz, kamyonları hareket edemez duruma gelmiştir. Savaş sonlarına doğru kamyonların 4 adet öküz koşularak çekilmek zorunda kalındığı söylenmektedir.
Afrika cephesi komutanı Alman general Rommel; “motorize savaşta ne insan ne silah ne de mermi, yeteri kadar petrol olmadıkça hiçbir şey ifade etmez.”diyerek petrolün savaştaki önemini bir kez daha vurgulamıştır.[8]
Japonya, 1942 yılında Doğu Hint Adaları ve G. Doğu Asya’nın petrol kaynaklarını ele geçirmek sureti ile ihtiyacı olan petrole ulaşmış ise de, Amerikan stratejik bombalama harekatı ve denizaltı saldırıları nedeni ile bu petrolü Japonya’ya nakledememiş ve petrolsüzlük akıbetinden kurtulamamıştır. Savaşın sonlarına doğru Japon uçaklarının kamikaze uçuşları yapmasının bir nedeninin de petrolsüzlük olduğu öne sürülmektedir.
Öte yandan, Japonya’nın 1 Aralık 1941’de gerçekleştirdiği Pearl Harbour baskınında, Amerikan donanmasına çok büyük kayıp verdirmesine rağmen, Havai Adalarında bulunan Amerikan petrol tankları ve önemli miktardaki petrol stoklarına el koymaması veya yok etmemiş olması, daha sonra savaş tarihçileri tarafından stratejik bir hata olarak değerlendirilmiştir.
I. Dünya Savaşında olduğu gibi II. Dünya Savaşında da, savaşın kazanılmasında petrolün çok önemli rol oynadığı, petrolsüz savaş kazanılamayacağı, acı bir tecrübe ile bir kez daha anlaşılmıştır.
II. Dünya Savaşından sonra petrol ve uluslararası siyasetin çekim merkezi, 1940 yılı Dünya petrol üretiminin sadece %5’ine sahip olan İran, Irak ve Arap Yarımadası olmuştur.
I. Savaştan sonra olduğu gibi II. Savaştan sonra da, ABD ve İngiltere çıkarlarının petrol üzerinde ortak kontrol politikası izlemek ve iş birliği yapmakta olduğunu görmüşler ve bu yönde hareket etmişlerdir.
Savaş sonrasında SSCB’nin işgal etmiş olduğu İran petrollerinden imtiyaz talebinde bulunması ve 1946 yılının bahar aylarına kadar İran’dan çekilmemesi, öte yandan Türkiye’yi tehdit etmesi, bölgeye yönelik amaç ve politikaları olduğunu ortaya koymuştur.
SSCB’nin bölgeye yönelik tehdit ve politikalarına karşı koyma, Yahudilere Filistin’de yurt sağlama ve istikrarlı, kalıcı bir petrol düzeni oluşturma politikaları, ABD’nin savaş sonrası Orta Doğu politikalarının esasını oluşturmuştur.
ABD bir yandan, petrol şirketlerinin ve İngiltere’nin hoşuna gitmese de, bölge ülkelerinin petrol gelirlerinden daha fazla pay alma taleplerini sıcak karşılamak ve bölge ülkelerini hoş tutmak sureti ile bu politikalarını sürdürmeye çalışırken, bir yandan da İngiltere ile birlikte, ne pahasına olursa olsun bölgenin güvenliği açısından İran’ı muhafaza etmek politikası izliyordu. İran’da Sovyetler Birliği yanlısı politikalar izleyen ve millileştirmenin bayraktarlığını yapan Musaddık’ın, bizzat ABD ve İngiltere’nin düzenlediği bir darbe ile 1953 yılında Başbakanlıktan uzaklaştırılması bu kararlı tutumun bir sonucu olmuştur.
14 Mayıs 1948’de Yahudi Milli Konseyinin İsrail Devletinin kuruluşunu ilan etmesi üzerine başlayan Arap-İsrail savaşlarında petrolün bölge ülkeleri tarafından silah olarak kullanılması fikri ilk kez gündeme gelmiştir. Ancak, o yıllarda henüz ortadoğu petrolü toplam üretim içinde önemli bir paya sahip olmadığından, bu fikir yeterince etkili olmamıştır.
Arap dünyasında giderek kabaran milliyetçilik ruhunu yakalayan ve yönlendiren Mısır lideri Nasır’ın 1956 yılında Süveyş Kanalını millileştirmesi ise müttefik ülkeleri epeyce kaygılandırmış ve aralarında kutuplaşmaya yol açmıştır. İngiltere ve Fransa, ortadoğudaki petrol konumlarını kaybetmek istemediklerinden, Süveyş Kanalının millileştirilmesini kabul edilemez bulmuşlar ve askeri müdahaleden yana tavır almışlardır. ABD ise Mısır’ın tümü ile kaybedilmemesi, SSCB’nin bölgeye daha fazla nüfuz etmesinin önlenmesi ve izlediği bölge ülkelerine şirin görünerek kendi konumunu güçlendirme politikası gereği askeri müdahaleye karşı çıkmış ve İngiltere ve Fransa’nın İsrail ile anlaşarak başlattıkları askeri müdahalenin durdurulmasını ve müttefiklerin geri çekilmesini sağlamıştır.
Arap milliyetçiliğinin giderek yükselmesi ve petrol üzerinde odaklanması sonucunda, OPEC’in ilk tohumlarının atıldığı Arap Petrol Kongresi 1959 yılında Kahire’de toplanmış, 10 Eylül 1960 tarihinde de OPEC resmen kurulmuştur. OPEC’in amacı, petrolü silah olarak kullanarak, ihracatçı ülkelerin daha çok gelir elde etmesini ve petrol üzerindeki kontrolün petrol şirketlerinden ihracatçı ülkelere geçmesini sağlamaktır. Ancak, OPEC amacını gerçekleştirme yolunda 1973 yılına gelinceye kadar fazla etkili olamamıştır.
ABD, OPEC’ in kuruluşu ve petrol şirketleri ile olan mücadeleleri karşısında da ılımlı politikasını sürdürmüştür. Öte yandan ABD, bölge ülkeleri arasında özellikle S. Arabistan ve İran arasında var olan çekişme ve anlaşmazlıklarda denge politikası izlemiş ve mevcut durumun devamını sağlamaya çalışmıştır.
5 Haziran 1967’de başlayan ve 6 gün savaşları olarak adlandırılan kriz sırasında, ilk kez petrolün silah olarak kullanılması ve ambargo uygulanması yoluna gidilmiş, ancak bu savaşın çok kısa sürmesi nedeni ile ambargo uygulaması etkili olamamıştır.
1970’li yılların başlarında, petrole olan talep artmaya devam ederken, OPEC’in gelir artırma çabaları ile millileştirme ve işletmeye katılım talepleri, şirketlerin karlılığının ve yeni yatırımların azalmasına ve buna bağlı olarak arz fazlasının ortadan kalkmasına yol açmıştır.
1973 yılının 6 Ekim tarihinde, Arap-İsrail savaşının yeniden başlaması ile petrolün silah olarak kullanılması fırsatı yeniden doğmuştur. Bu kez Mısır’ın savaşı uzatma taktikleri sayesinde uygulanan ambargo başarıya ulaşmış ve Dünya çapında bir krize dönüşmüştür. Bu kriz, Henry Kissinger’ın ifadesi ile; “Savaş sonu gelişen dünyayı geri dönüş yapamayacak kadar alt üst etmişti.”[9]
Birinci fiyat şoku olarak adlandırılan 1973 krizi, petrol fiyatlarının 2,5-3$/varil seviyesinden 11-12$/varil seviyesine yükselmesine yol açmasının yanında, II. Dünya Savaşından sonra kurulmuş 30 yıllık petrol düzeninin yıkılması, petrol şirketlerinin etkinliğinin tamamen kırılması ve gücün petrol ihraç eden ülkelere geçmesi, petrol ihraç eden ülkelerin petrolden elde ettiği gelirlerin 6-7 kat artması, petrole sahip olmayan ülkelerde ekonomik daralma, işsizlik ve enflasyon gibi sonuçlara yol açıştır. Petrol fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan olumsuzlukları sanayileşmiş ülkeler ihraç ettikleri ürünler vasıtası ile yansıtma imkanına sahip olduklarından, krizin yükünü petrole sahip olmayan gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler çekmek zorunda kalmıştır. Bu ülkelerin çoğu, kalıcı hale gelen enflasyon ve ödemeler dengesi açıkları nedeni ile borçlanmak zorunda kalmışlardır. OPEC ülkelerine ait olup, batılı sanayileşmiş ülkelerin banka sistemine girmiş olan fazla paraları borç alan az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler borç sarmalı içine girmişlerdir.
1973 yılından sonra sanayileşmiş ülkeler petrole olan ekonomik bağımlılığın azaltılması için alternatif enerji kaynakları ve yeni petrol kaynakları arayışına girmişlerdir.
Ancak, bu çabalara ve ABD’nin sürdürdüğü S.Arabistan-İran eksenli denge politikalarına rağmen, 1980 yılında İran Şahının devrilmesi ve İran petrol ihracatının tümü ile durması sonucunda, ikinci bir fiyat şoku ve petrol krizi bütün dünyayı derinden sarsmıştır.
1979 yılı sonlarına doğru başlayan ve 30-35$/varil seviyelerine ulaşan fiyat artışlarına karşı OPEC bu kez üretim artışına gitmiş ise de 22 Eylül 1980’de İran-Irak savaşının patlak vermesi nedeni ile krizin atlatılması uzamıştır. Petrol fiyatlarındaki artış nedeni ile tüm Dünyada yeni bir enflasyon dalgası oluşmuş ve enflasyona karşı sıkı para politikaları uygulanması soncunda ekonomik durgunluk yaşanmaya başlanmıştır.
Yaşanan ekonomik durgunluk ve 1973 krizinden sonra başlatılmış olan petrole bağımlılığın azaltılması çalışmaları sonucunda, 1980’li yıllarda petrol tüketiminde azalma, kömürün yeniden petrol yerine kullanılmaya başlanması ve nükleer enerji kullanımında artış meydana gelmiştir. 1978 yılında, sanayi ülkelerinde tüketilen enerjinin %53’ünü petrol oluştururken, 1985 yılında bu oran %43’e düşmüştür.
Petrol tüketiminin düşmesi yönündeki gelişmeler sonucunda, OPEC tarihinde ilk kez 1983 yılında petrol fiyatlarında %15 oranında indirim kararı almıştır. Fiyat indirim kararına ve üretimde kota uygulanmasına rağmen, petrol talebinin artmaması ve 1985 yılında günlük 10 milyon varil arz fazlalığı oluşması nedeni ile OPEC 1986 yılında yeniden fiyat indirimi kararı almış ve kota uygulamasına devam etmiştir.
1990 yılında Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesi üzerine kısa bir süre panik ve petrol fiyatlarında artış gözlenmiş ise de 2000’li yılların başlarına kadar petrol arzında fazlalık devam etmiş ve fiyatlar nispeten düşük seyretmiştir.
1973 krizinden sonra, 1979-80 yılında İran’da yaşanan olaylar, Irak’ın İran’a savaş açması ve 1990’da Irak’ın Kuveyt’i işgali ile başlayan körfez krizi ve arap milliyetçiliğinin farklı bir versiyonu olan radikal İslamcı hareketlerin yoğunluk kazanması ABD’nin bölgeye yönelik ılımlı denge politikasının iflası olarak değerlendirilmeye başlanmıştır.
Öte yandan, Sovyetler Birliğinin dağılması nedeni ile ABD bölgede tek başına kalmış ve ortadoğu ve orta asya bölgesini yeniden yapılandırma misyonuna soyunmuştur.
ABD’nin bölgeye yönelik politikaları ve 2003 yılı başında Irak’ı işgal etmesinden kaynaklanan tedirginlik petrol fiyatlarının yeniden tırmanışa geçmesine neden olmuştur.
Irak’ta istikrarın sağlanamaması ve zaman zaman petrol üretim ve ihracatının kesilmesi, Venezüella’da başkanlık seçimleri öncesi yaşanan grevler, Nijerya’daki iç çatışmalar, Norveç’teki grevler ve Rusya’nın en büyük petrol şirketi Yukos’ta yaşanan olumsuzluklar 2004 yılı petrol arzını olumsuz etkilemiş, buna karşılık Çin, Hindistan, Avustralya ve ABD gibi ülkelerde gözlenen ekonomik büyümeye bağlı olarak petrol talebinde artış meydana gelmesi sonucu, OPEC’in üretimi artırma çabalarına rağmen 2004 yılında petrol fiyatları 50$/varil seviyesinin üzerine çıkmıştır. Petrol fiyatları 2005 yılı başlarında da 50-60 $/varil aralığında seyretmeye devam etmektedir.
Görüldüğü gibi, 20.Y.Y.’da petrol stratejik bir konum kazanmış, ekonomik gelişmenin ve büyük ekonomik-siyasi krizlerin nedeni, ulusal ve uluslararası siyasetin en önemli aracı olmuştur.
Öte yandan, stratejik konumu ve önemi nedeni ile petrol kolay vergilenebilir bir madde olarak görülmüş ve 20.Y.Y. başından itibaren ülkeler petrol üzerine koydukları vergilerden önemli gelir elde etmişlerdir. Örneğin, ABD’ de petrol üzerinden vergi alınmasına 1919 yılında başlanmıştır.
Dünyanın belli başlı ülkelerinin ve bölgelerinin 2003 yılında sahip oldukları rezervler, ham petrol üretimleri, rafineri kapasiteleri ve rafineri üretimleri, ham petrol ve ürün ithalat ve ihracatları, petrol ürünleri tüketimleri, birincil enerji tüketimleri ve birincil enerji tüketimi içinde petrolün payına ilişkin veriler aşağıdaki çizelgede topluca gösterilmiştir.
Ülkeler |
Keşfedilmiş
rezervler (MilyarTon) |
Toplamdaki |
Rezerv |
Ham Petrol
üretimi |
|||
|
payı |
ömrü |
Miktar |
Yıllık
artış |
Toplamdaki |
|||
|
(%) |
(Yıl) |
(Milyonton/yıl) |
(Binvaril/gün) |
(%) |
pay(%) |
||
|
A.B.D. |
4,2 |
2,7 |
11,3 |
341 |
7454 |
-1,6 |
9,2 |
|
Kanada |
2,3 |
1,5 |
15,5 |
142 |
2986 |
5,9 |
3,8 |
|
Meksika |
2,3 |
1,4 |
11,6 |
189 |
3789 |
5,8 |
5,1 |
|
K.Ame.Topl. |
8,8 |
5,5 |
12,2 |
672 |
14229 |
1,9 |
18,2 |
|
Arjantin |
0,4 |
0,3 |
11 |
39 |
793 |
-1,9 |
1,1 |
|
Brezilya |
1,5 |
0,9 |
18,7 |
77 |
1552 |
3,3 |
2,1 |
|
Venezüella |
11,2 |
6,8 |
71,5 |
153 |
2987 |
-7,2 |
4,2 |
|
Diğ.G.veOrt.Ame.topl. |
1,4 |
0,9 |
19,7 |
71 |
1409 |
2,7 |
1,8 |
|
G.veOrt.Ame.Topl. |
14,6 |
8,9 |
41,5 |
340 |
6741 |
-3,1 |
9,2 |
|
İtalya |
0,1 |
0,1 |
19 |
6 |
107 |
0,7 |
0,2 |
|
İngiltere |
0,6 |
0,4 |
5,4 |
106 |
2245 |
-8,9 |
2,9 |
|
Rusya |
9,5 |
6 |
22,2 |
421 |
8543 |
11 |
11,4 |
|
Norveç |
1,4 |
0,9 |
8,5 |
153 |
3260 |
-2,7 |
4,1 |
|
Türkiye |
0 |
0 |
0 |
2 |
46 |
-3 |
0 |
|
Kazakistan |
1,2 |
0,8 |
22,3 |
52 |
1106 |
8,4 |
1,4 |
|
Azerbaycan |
1 |
0,6 |
61,2 |
16 |
313 |
0,6 |
0,4 |
|
Diğ.Avr.ve Avrasya ülk.topl. |
0,7 |
0,4 |
11,3 |
62 |
1307 |
-10,2 |
1,7 |
|
Avr.veAvrasya Ülkel.Topl. |
14,5 |
9,2 |
17,1 |
818 |
16927 |
4,1 |
22,1 |
|
İran |
18 |
11,4 |
92,9 |
190 |
3852 |
12,6 |
5,1 |
|
S. Arabistan |
36,1 |
22,9 |
73,3 |
475 |
9817 |
13,8 |
12,8 |
|
B. Arap Emirlikleri |
13 |
8,5 |
* |
118 |
2520 |
17,3 |
3,2 |
|
Irak |
15,5 |
10 |
* |
66 |
1344 |
-33,9 |
1,8 |
|
Kuveyt |
13,3 |
8,4 |
* |
110 |
2238 |
20 |
3 |
|
Katar |
2 |
1,3 |
45,5 |
41 |
917 |
17,3 |
1,1 |
|
Diğ.Ort.Doğu ülkeleri topl. |
1,1 |
0,8 |
11,7 |
94 |
1919 |
-55,4 |
2,6 |
|
Ort.Doğu Ülkeleri Topl. |
99 |
63,3 |
88,1 |
1094 |
22607 |
8,3 |
29,6 |
|
Mısır |
0,5 |
0,3 |
13,2 |
37 |
750 |
-0,5 |
1 |
|
Cezayir |
1,4 |
1 |
16,7 |
79 |
1857 |
11,4 |
2,1 |
|
Angola |
1,2 |
0,8 |
27,5 |
44 |
885 |
-2,2 |
1,2 |
|
Libya |
4,7 |
3,1 |
66,3 |
70 |
1488 |
8,2 |
1,9 |
|
Nijerya |
4,6 |
3 |
43,1 |
107 |
2185 |
8,6 |
2,9 |
|
Diğer Afrika ülk.topl. |
1,1 |
0,7 |
18 |
61 |
1236 |
-20 |
1,7 |
|
Afrika Ülkeleri Topl. |
13,5 |
8,9 |
33,2 |
398 |
8401 |
5,5 |
10,8 |
|
Avustralya |
0,6 |
0,4 |
19,3 |
27 |
624 |
-15,6 |
0,7 |
|
Çin |
3,2 |
2,1 |
19,1 |
169 |
3396 |
1,5 |
4,6 |
|
Hindistan |
0,7 |
0,5 |
19,3 |
37 |
793 |
-0,1 |
1 |
|
Endonezya |
0,6 |
0,4 |
10,3 |
58 |
1179 |
-8,6 |
1,6 |
|
Diğ.As.Pasifik ülk.topl. |
1,3 |
0,8 |
15,3 |
85 |
1880 |
23,8 |
2,3 |
|
As.Pasifik Ülk.Topl. |
6,4 |
4,2 |
16,6 |
376 |
7872 |
-1 |
10,2 |
|
Dünya Toplamı |
156,7 |
100 |
41 |
3697 |
76777 |
3,8 |
100 |
|
OPEC |
120,4 |
76,9 |
79,5 |
1467 |
30383 |
6,6 |
39,7 |
|
OECD Ülk.Topl. |
11,7 |
7,5 |
11,1 |
998 |
21185 |
-0,7 |
27 |
|
Eski Sovyetler
Birl.Ülk.Topl. |
11,9 |
7,6 |
22,7 |
513 |
10477 |
10,2 |
13,9 |
|
OPEC dışında kalan
ülkeler |
24,4 |
15,6 |
13,6 |
1717 |
35917 |
-0,2 |
46,4 |
|
Kaynak:BP Statistical Review
of World Energy June 2004 |
|
|
|
|
|
||
|
*100 yıldan fazla |
|
|
|
|
|
|
|
2003 yılında Dünyada mevcut petrol rezervleri toplamı 156,7 milyar varil olup, mevcut rezervlerin %63’üne Orta Doğu ülkeleri sahip bulunmaktadır. S.Arabistan(%23), İran(%11), Irak(%10), B.Arap Emirlikleri(%9) ve Kuveyt(%8) rezerv bakımından en zengin Orta Doğu ülkeleridir.
Dünyada mevcut toplam rezervlerin, %27’sine her biri yaklaşık %9’luk paylar ile, eski Sovyetler Birliği ülkelerini de kapsayan Avrupa ve Avrasya ülkeleri, Afrika ülkeleri ve Orta ve Güney Amerika ülkeleri sahip bulunmaktadır. Bu bölgelerde Venezüella(%7) ve Rusya(%6) rezerv zengini ülkelerdir.
Dünya petrol rezervlerinin geri kalan %10’luk bölümü ise, dünyanın petrol tüketimi en yoğun bölgeleri olan, Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik ülkelerinde bulunmaktadır.
Rezervlerin 2003 yılı üretimine oranlanması sureti ile hesaplanan rezerv ömrü bakımından, Dünya ortalaması 41 yıllık, Orta Doğu ülkeleri 88 yıllık, Orta ve Güney Amerika ülkeleri 42 yıllık, Afrika ülkeleri 33 yıllık, Avrupa-Avrasya ve Asya-Pasifik ülkeleri 17’şer yıllık ve Kuzey Amerika ülkeleri de 12 yıllık rezervlere sahiptir.
Dünyadaki teşkilatlanmalar açısından bakıldığında, OPEC 120 milyar varil ve 80 yıllık rezerv ile toplamın %77’sine, OECD[10] ve eski Sovyetler Birliği ülkeleri ise 12 milyar varil ile %8’erine sahip bulunmaktadırlar.
2003 yılında Dünyada günlük olarak ortalama 76.777 bin varil/gün ham petrol üretimi yapılmıştır. 2003 yılı Dünya ham petrol üretimi önceki yıla göre %3,8 oranında artmıştır. Rezervlere paralel olarak, ham petrol üretiminde de %30 oranı ile en büyük paya Orta Doğu ülkeleri sahip olmuştur. Orta Doğu ülkelerinden sonra, Avrupa ve Avrasya ülkeleri %22, Kuzey Amerika ülkeleri %18, Afrika ülkeleri %11, Asya-Pasifik ülkeleri %10 ve Orta ve Güney Amerika ülkeleri %9 şeklinde sıralanmaktadır.
Başlıca ham petrol üreticisi ülkeler, S.Arabistan(%13), Rusya(%11), ABD(9), Meksika(%5), İran(%5), Çin(%4,6), Venezüella(%4) ve Norveç(%4) olarak tespit edilmektedir.
Dünya ham petrol üretiminin %40’ını OPEC’in, %14’ünü eski Sovyetler Birliği topluluğunun ve %27’sini OECD üyesi ülkelerin üretimleri oluşturmaktadır. 2003 yılında OPEC’in üretimi %6,6 oranında, eski Sovyetler Birliği ülkelerinin üretimleri %13,9 oranında artmış, OECD üyesi ülkeler ile OPEC dışı ülkelerin üretimleri ise azalmıştır.
2003 yılı itibarıyla Dünyada günde ortalama 83.658 bin varil/gün’lük rafineri kapasitesi mevcuttur. Dünya rafineri kapasitesinin %30’u Avrupa ve Avrasya ülkelerinde, %26’sı Asya-Pasifik ülkelerinde, %24’ü Kuzey Amerika ülkelerinde, %8’i Orta Doğu ülkelerinde, %8’i Orta ve Güney Amerika ülkelerinde, %4’ü Afrika ülkelerinde kurulu bulunmaktadır. Rafineriler ülkelerin ham petrol üretim kapasitelerine göre değil, petrol ürünleri taleplerine göre kurulmuştur.
2003 yılında dünya rafinerilerinde işlenen ham petrolden ortalama olarak günlük 71.091 bin varil/gün miktarında petrol ürünleri üretilmiştir. 2003 yılında ham petrol üretimi %3,8 oranında artarken, rafineri üretimi artışı %2,4 oranında kalmıştır.
2003 yılında dünyanın petrol ürünleri tüketimi ise önceki yıla göre %2,1 oranında artarak ortalama 78.112 bin varil/gün seviyesinde gerçekleşmiştir.
2003 yılı dünya tüketiminin; %30’u K.Amerika ülkelerinde, %29’u Asya-Pasifik ülkelerinde, %26’sı Avrupa ve Avrasya ülkelerinde, %6’sı Orta ve Güney Amerika ülkelerinde, %6’sı Orta Doğu ülkelerinde ve %3’ü Afrika ülkelerinde gerçekleşmiştir.
ABD, Dünya petrol ürünlerinin %25’ini tek başına tüketmektedir. 2003 yılı tüketimi önceki yıla göre %11,5 oranında artan ve Dünya tüketiminin %7,6’sını oluşturan Çin, dünyanın ikinci büyük tüketicisi haline gelmiştir. Japonya’nın tüketiminde 2000 yılından sonra nispi bir gerileme görülmüş ve 2003 yılındaki %6,8’lik oranı ile Japonya dünyanın üçüncü büyük tüketicisi durumuna düşmüştür.
Dünyanın petrol tüketicisi diğer büyük ülkeleri sırasıyla, Almanya ve Rusya (%3,4) ile Hindistan(%3,1)’dır. Belirtilen altı büyük ülkenin tüketimleri toplamı Dünya tüketiminin yaklaşık yarısını oluşturmaktadır.
Dünya tüketiminin %61’ini OECD ülkelerinin tüketimleri, %18’ini Avrupa Birliği üyesi 15 ülkenin tüketimleri oluşturmaktadır. Petrol rezervleri ve ham petrol üretiminde çok önemli payı olan OPEC ülkeleri tüketimde önemli bir paya sahip değildir. Eski Sovyetler Birliği ülkelerinin tüketimdeki payı ise %4,8 ile sınırlı kalmıştır.
2003 yılında dünyada tüketilen 78 milyon varil/gün’lük petrol ürünleri tüketimi, 9,741 milyon TEP (petrol eşdeğeri ton)’lik 2003 yılı dünya birincil enerji tüketiminin %37’sini oluşturmaktadır. 1975 yılından sonra petrol ürünleri tüketiminin, birincil enerji tüketimi içindeki payında azalma meydana gelmekle birlikte, petrolün birincil enerji kaynağı olarak önemi sürmektedir. Petrolün birincil enerji kaynakları içindeki payı özellikle Orta Doğu, Orta ve Güney Amerika, Kuzey Amerika ve Afrika ülkelerinde %40 oranının üzerinde bulunmaktadır.
Dünyada petrol üretiminin yoğunlaştığı ülke ve bölgeler ile petrol ürünleri tüketiminin yoğunlaştığı ülke ve bölgelerin farklı olması, büyük hacimli ham petrol ve petrol ürünleri ticaretine yol açmaktadır.
2003 yılında ortalama olarak günde, 35.545 bin varil/gün ham petrol ve 10.253 bin varil/gün petrol ürünü olmak üzere toplam 45.798 bin varil/gün’lük petrolün ithalat ve ihracatı gerçekleşmiştir.
İhraç edilen 35.545 bin varil/gün’lük ham petrolün % 47’si Orta Doğu ülkeleri, %16’sı Afrika ülkeleri, %13’ü eski Sovyetler Birliği ülkeleri, kalan %24’ü ise Orta ve Güney Amerika ülkeleri ile Kanada, Meksika ve diğer ülkeler tarafından ihraç edilmiştir. Ham petrolü ithal eden ülkeler ise; Avrupa ülkeleri(%28), ABD(%27), Asya-Pasifik ülkeleri(%38) ve diğer ülkeler(%7)’dir.
10.253 bin varil/gün’lük petrol ürünleri ihracatının %22’si Orta Doğu ülkelerinden, %16’sı Asya-Pasifik ülkelerinden, %23’ü Avrupa ve Avrasya ülkelerinden, %15’i K.Amerika ülkelerinden, %10’u Orta ve Güney Amerika ülkelerinden ve %14’ü diğer ülkelerden gerçekleşmiştir. Bu ürünlerin %40’ı Asya-Pasifik ülkelerince, %30’u K.Amerika ülkelerince, %23’ü Avrupa ve Avrasya ülkelerince ve %7’si diğer ülkelerce ithal edilmiştir.
Türkiye’nin ham petrol rezerv ve üretimi dünya ölçeğinde bir büyüklük ifade etmemektedir. Rafineri kapasitesi bakımından Türkiye dünyanın %0,8’ini ve petrol ürünleri tüketimi bakımından ise %0,9’unu oluşturmaktadır. Dolayısı ile Türkiye önemli bir ham petrol ve petrol ürünleri ithalatçısı ülkedir.
Türkiye’nin 2004 yıl sonu itibarı ile son beş yılda ham petrol üretim ve ithalatı, rafineri üretimi, petrol ürünleri ithalat ve ihracatı, sivil tüketim ve dağıtım şirketleri satışlarına ilişkin rakamlar aşağıdaki çizelgede gösterilmiştir.
|
|
|
|
|
|
(M.Ton) |
|
Türkiye ham petrol ve |
2000 |
2001 |
2002 |
2003 |
2004 |
|
Petrol
ürünleri |
|
|
|
|
|
|
Ham petrol üretimi |
2.749.105 |
2.551.467 |
2.441.534 |
2.375.044 |
2.275.530 |
|
Ham petrol ithalatı |
21.671.150 |
23.242.875 |
23.661.811 |
24.096.407 |
23.830.052 |
|
Rafinerilerde işlenen H.P. |
24.204.552 |
25.861.534 |
26.119.221 |
26.488.032 |
25.986.559 |
|
Rafinerilerde üretilen petrol ürünleri |
23.646.710 |
25.314.406 |
25.345.335 |
25.788.867 |
25.374.642 |
|
-LPG |
669.642 |
691.316 |
739.636 |
757.509 |
760.616 |
|
-Nafta |
1.851.164 |
2.026.243 |
1.453.384 |
1.353.966 |
1.574.723 |
|
-Benzinler |
2.677.886 |
2.930.041 |
3.708.601 |
3.837.393 |
3.479.402 |
|
-Jet Yakıtı |
1.023.526 |
1.197.496 |
1.181.393 |
1.289.707 |
1.384.386 |
|
-Motorin |
6.646.908 |
7.338.585 |
7.461.455 |
7.811.040 |
7.431.534 |
|
-Kalorifer Yakıtı |
1.458.968 |
1.207.046 |
1.160.477 |
1.176.060 |
867.628 |
|
-Fuel oil-6 |
6.563.104 |
7.249.943 |
6.809.005 |
6.863.027 |
6.977.586 |
|
-Diğer |
2.755.512 |
2.673.736 |
2.831.386 |
2.700.164 |
2.898.767 |
|
Petrol ürünleri ithalatı |
8.622.152 |
5.791.746 |
7.534.685 |
8.111.499 |
9.715.103 |
|
-LPG |
3.878.183 |
3.128.917 |
2.836.505 |
3.086.866 |
3.379.271 |
|
-Nafta |
132.014 |
134.588 |
650.575 |
638.174 |
346.979 |
|
-Benzinler |
828.212 |
437.228 |
449.739 |
446.146 |
756.145 |
|
-Motorin |
2.474.710 |
1.596.294 |
2.407.377 |
2.713.773 |
3.817.197 |
|
-Fuel oil-6 |
664.587 |
225.853 |
651.271 |
484.117 |
542.949 |
|
-Diğer |
644.446 |
268.866 |
539.218 |
742.423 |
872.562 |
|
Petrol ürünleri ihracatı |
1.550.983 |
2.569.763 |
3.029.979 |
3.874.396 |
3.824.246 |
|
-Nafta |
382.173 |
679.620 |
400.505 |
429.120 |
429.519 |
|
-Benzinler |
0 |
147.780 |
1.083.833 |
1.412.798 |
1.098.916 |
|
-Motorin |
28.600 |
155.083 |
519.321 |
930.904 |
564.477 |
|
-Fuel oil-6 |
574.941 |
885.977 |
277.315 |
525.839 |
1.101.751 |
|
-Diğer |
337.970 |
481.433 |
477.372 |
575.735 |
629.583 |
|
Petrol ürünleri sivil tüketimi |
29.889.979 |
28.630.104 |
29.334.226 |
29.909.502 |
30.627.656 |
|
-LPG |
4.546.884 |
3.851.176 |
3.500.383 |
3.551.623 |
3.943.484 |
|
-Nafta |
1.562.018 |
1.522.901 |
1.678.374 |
1.551.867 |
1.496.548 |
|
-Benzinler |
3.655.878 |
3.171.298 |
3.103.851 |
2.958.343 |
2.962.030 |
|
-Jet Yakıtı |
970.995 |
1.055.047 |
1.199.223 |
1.314.199 |
1.526.855 |
|
-Motorin |
8.774.281 |
8.763.828 |
9.063.456 |
9.536.335 |
10.347.405 |
|
-Kalorifer Yakıtı |
1.464.170 |
1.280.098 |
1.318.510 |
1.392.197 |
914.945 |
|
-Fuel oil-6 |
6.202.133 |
6.528.936 |
6.824.004 |
6.661.619 |
6.117.623 |
|
-Diğer |
2.713.620 |
2.456.820 |
2.646.425 |
2.943.319 |
3.318.766 |
|
Akaryakıt Dağ. Şirketleri*
satışları |
18.235.693 |
16.920.995 |
16.944.166 |
16.464.688 |
16.939.529 |
|
- Benzinler |
3.674.841 |
3.156.604 |
3.040.846 |
2.854.762 |
2.849.393 |
|
-Motorin |
8.774.281 |
8.723.776 |
9.228.488 |
9.218.253 |
10.140.910 |
|
-Kalorifer Yakıtı |
1.462.980 |
1.079.458 |
1.132.627 |
916.014 |
707.094 |
|
-Fuel oil-6 |
4.286.768 |
3.931.304 |
3.509.323 |
3.372.740 |
3.043.109 |
|
-Diğer |
36.823 |
29.853 |
32.882 |
102.919 |
199.023 |
|
Kaynak:PİGM |
|
|
|
|
|
|
*LPG Dağıtım Şirketleri
hariç |
|
|
|
|
|
Türkiye 2004 yılında; 2,3 milyon ton ham petrol üretmiş, 23,8 milyon ton ham petrol ithal etmiş ve 26,0 milyon ton ham petrolü rafinerilerde işleyerek 25,4 milyon ton petrol ürünü elde etmiştir.
25,4 milyon ton petrol ürünleri toplamının; %29 oranında 7,4 milyon tonunu motorin, %27,5 oranında 7,0 milyon tonunu fuel oil-6, %14 oranında 3,5 milyon tonunu benzinler, %6 oranında 1,6 milyon tonunu nafta, %5 oranında 1,4 milyon tonunu jet yakıtı, %4 oranında 0,9 milyon tonunu kalorifer yakıtı, %3 oranında 0,8 milyon tonunu LPG ve %11,5 oranında 2,9 milyon tonunu da diğer ürünler oluşturmaktadır.
Türkiye 2004 yılında, %35 oranında 3,4 milyon tonu LPG, %39 oranında 3,8 milyon tonu motorin, %8 oranında 0,8 milyon tonu benzin, %5 oranında 0,5 milyon tonu fuel oil-6 ve %13 oranında 1,2 milyon tonu diğer ürünler olmak üzere toplam 9,7 milyon ton ürün ithal etmiştir.
Türkiye’nin 2004 yılı petrol ürünleri üretimi %1,6 oranında azalırken, petrol ürünleri ithalatı %19,8 oranında artmıştır.
Türkiye’nin 2004 yılı ürün ihracatı ise, %29 oranında 1,1 milyon tonu benzinler, %29 oranında 1,1 milyon tonu fuel oil-6, %16 oranında 0,6 milyon tonu motorin ve %26 oranında 1,0 milyon tonu diğer ürünler olmak üzere toplam 3,8 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’nin petrol ürünleri ihracatı geçen yıl düzeyinde gerçekleşmiştir.
Türkiye’nin 2004 yılı sivil tüketimi 30,6 milyon ton seviyesinde gerçekleşmiştir. Sivil tüketim rakamı askeri amaçlı tüketimi kapsamaz iken, rafineri yakıtı olarak bizzat rafineriler tarafından tüketilen yakıt gazı, fuel oil ve motorini kapsamaktadır.
Sivil tüketime konu olan 30,6 milyon ton petrol ürününün; %34 oranında 10,4 milyon tonu motorin, %20 oranında 6,1 milyon tonu fuel oil-6, %13 oranında 3,9 milyon tonu LPG, %10 oranında 3,0 milyon tonu benzin türleri, %5 oranında 1,5 milyon tonu nafta ve kalan %18 oranında 5,7 milyon tonu da diğer ürünlerdir.
Türkiye sivil tüketiminin %55,2 oranında 16,9 milyon tonunun satışı akaryakıt dağıtım şirketleri tarafından gerçekleştirilirken, geriye kalan kısmını LPG tüketimi, rafinerilerin doğrudan satışları ve rafineri tüketimleri oluşturmaktadır.
Türkiye’nin petrol ürünleri sivil tüketimi geçen yıla göre %2,3 oranında artarken, son 5 yıldaki artışta aynı oranda gerçekleşmiştir. Başka bir ifade ile Türkiye’nin sivil tüketimi 2000-2003 yılları arasında artmamış, 2004 yılında ise %2,3 oranında artış göstermiştir. Son 10 yıllık artış ise %12,5 oranında gerçekleşmiştir.
2004 yılı artışlarına ürünler bazında bakıldığında, jet yakıtının %16, LPG’ nin %11 ve motorinin %8,5 oranında dikkat çekici artışlar gösterdiği görülmektedir.
2004 yılında akaryakıt dağıtım şirketlerinin (LPG dağıtım şirketleri hariç) satışlarının da %2,4 oranında arttığı ve 2004 yılı Türkiye sivil tüketimindeki artışın dağıtım şirketlerinin satışındaki artıştan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Gerek ham petrol arama ve rafineri gerekse petrol ürünleri dağıtım ve pazarlama faaliyetinde bulunan kamu kurumları ile özel şirketler aşağıda ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
1926 tarihinde çıkarılan 792 sayılı Petrol Kanunu gereği, Devlet eli ile petrolün aranması ve işletilmesi için ilk olarak 1933 yılında Altın ve Petrol Arama ve İşletme İdareleri Teşkiline dair 2189 sayılı Kanun ile İktisat Vekaletine bağlı ve hükmi şahsiyeti haiz Altın ve Petrol Arama ve İşletme İdaresi kurulmuştur.
1935 yılında 2804 sayılı Kanun ile Altın ve Petrol Arama ve İşletme İdaresi kaldırılmış ve bütün vecibeleri yeni kurulan Maden Tetkik ve Arama Enstitüsüne devredilmiştir.
1954 yılında 6327 sayılı Kanun ile, 6326 sayılı Petrol Kanunu hükümlerine göre petrol arama ve işletme faaliyetlerinde bulunmak üzere, TPAO (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) kurulmuştur. TPAO, özel hukuk hükümlerine göre faaliyette bulunmak üzere, Kamu sermayeli ve tüzel kişiliği haiz olarak kurulan bir şirkettir.
18.6.1984 tarih ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile TPAO, sermayesinin tamamı devlete ait bir İktisadi Devlet Teşekkülüne (İDT) dönüştürülmüştür.
6326 sayılı Petrol Kanununun sağladığı imkanlardan faydalanarak Türkiye’de petrol arama faaliyetinde bulunan yabancı şirket sayısı 1960’lı yıllarda 18’i bulmuş, 1972 yılında yabancı şirketlerin ham petrol üretimi, toplam üretimin %70’i seviyesinde gerçekleşmiştir.
18.4.1973 tarih ve 1702 sayılı Kanun ile 6326 sayılı Petrol Kanununda yapılan değişiklikler ve millileştirme yönündeki politikalar sonucu, 1973-1980 döneminde mevcut ve yeni gelen yabancı şirketlerin önemli bir arama faaliyeti olmamış, tam tersine yabancı şirketlerin faaliyet ve üretimleri düşerek ham petrol üretimi içindeki payları %58 oranına gerilemiştir.
2003 yılında Türkiye’de, 19’u yabancı, 10’u yerli olmak üzere 29 şirket arama faaliyetinde bulunmuştur.
1954 yılından 2003 yılı sonuna kadar ise Türkiye’de 201 adet yabancı, 21 adet yerli olmak üzere toplam 222 şirket arama faaliyetinde bulunmuştur.
2003 yıl sonu itibarı ile Türkiye’de, 2’si yerli, 10’u yabancı olmak üzere 12 şirket 275.644 Hektarlık alanda 68 adet işletme(üretim) ruhsatına sahiptir. Bunlardan 192.598 hektar miktarında 48 adedi TPAO’na aittir.
Türkiye’de ilk rafineri 1930 yılında, Boğaziçi Rafinerisi adı ile Türkiye Neft Sanayii A.Ş. tarafından kurulmuştur.
1955 yılında TPAO tarafından Batman Rafinerisi, 1957 yılında Mobil, BP, California Texas ve Shell tarafından ATAŞ (Anadolu Tasfiyehanesi A.Ş.), 1959 yılında da TPAO ile California Texas tarafından İPRAŞ (İstanbul Petrol Rafinerisi A.Ş.) kurulmuştur.
Kuruluş anlaşması gereği 10 yıl sonra İPRAŞ’taki California Texas hisseleri de TPAO’na geçmiştir. İPRAŞ ve TPAO’na ait rafinerilerin devri ile 1983 yılında TÜPRAŞ kurulmuştur.
2003 yıl sonu itibarı ile 32milyon ton/yıl olan Türkiye rafineri kapasitesinin %86,3 oranında 27,6 milyon ton/yılını TÜPRAŞ’a ait Batman, Kırıkkale, İzmir/Aliağa ve İzmit Rafinerilerinin kapasiteleri, %13,7 oranında 4,4 milyon ton/yılını da ATAŞ Rafinerisinin kapasitesi oluşturmaktadır.
2004 yılında ATAŞ rafineri faaliyetlerine son vermiştir.
18.6.1984 tarih ve 233 sayılı KHK ile TPAO’nun bağlı ortaklığı haline getirilen ve 1990 yılına kadar bu statüde faaliyet gösteren TÜPRAŞ, 10.7.1990 tarih ve 90/3 sayılı Kamu Ortaklığı İdaresi Kararı ile özelleştirme kapsamına alınmış olup, özelleştirme süreci devam etmektedir.
5015 sayılı kanun ile rafineri faaliyetleri de petrol piyasası faaliyeti sayılmış ve lisans alma mecburiyeti getirilmiştir.
17.5.2005 tarihi itibarı ile rafineri lisansı sayısı 4’tür.
1940 yılına kadar Türkiye’deki petrol ürünleri ticareti, Sovyet Rusya kökenli Naf-Sendikat Grubu ile batı kökenli Soconi-Vakuum, Staum Ramana, ve Shell şirketlerinin oluşturduğu grup tarafından yapılmıştır. 1940 yılında Naf-Sendikat Grubu faaliyetlerini durdurmuş ve bu gruba ait tesisler Türk Ticaret Bankası ile İstanbul Belediyesinin Kurduğu Petrol Limitet Şirketince satın alınmıştır.
3780 sayılı Milli Korunma Kanununun 4 üncü maddesinin verdiği yetkiye istinaden, 14.2.1941 tarih ve 2/15169 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde K/103 sayılı Petrol Ofisi kurulmasına ilişkin Koordinasyon Heyeti Kararı yayımlanmıştır.
Petrol Ofisi, halk ve milli savunma ihtiyaçları için lazım olan her türlü petrol ve müştaklarını satın almak, satmak, memleketin muhtelif mahallerinde stoklarını vücuda getirmek görevi ile, 18.2.1941 tarihinde kurulmuş ve bilahare yukarda belirtilen Petrol Limitet Şirketini bütün hak ve yükümlülükleri ile devir almıştır. 20.5.1957 tarih ve 4/9038 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli K/1092 sayılı Koordinasyon Heyeti Kararı ile, NATO Enfrastrüktür programı çerçevesinde yapılmış olan akaryakıt tesisleri ve boru hatlarını işletme, idare ve koruma görevi de Petrol Ofisine verilmiştir.
16.9.1960 tarih ve 5/322 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 3780 sayılı Milli Korunma Kanunu yürürlükten kaldırılmış, ancak, 79 sayılı Kanunun 2 inci maddesinde kendi teşkilat kanunu yürürlüğe konulana kadar Petrol Ofisinin faaliyetlerine devam etmesi öngörülmüştür.
11.4.1983 tarih ve 60 sayılı KHK ile kamu sermayeli anonim şirket statüsünde POAŞ adı ile yeniden kurulan şirket, 18.6.1984 tarih ve 233 sayılı KHK ile TPAO’nun bağlı ortaklığı haline getirilmiştir.
POAŞ, 5.9.1990 tarih ve 90/7 sayılı Kamu Ortaklığı Kurulu Kararı gereği özelleştirme kapsamına alınmış ve NATO Enfrastrüktür programı çerçevesinde yapılmış olan tesis ve boru hatları dışında kalan tüm tesis ve işlevleri 2000 yılında özelleştirilmiştir.
Türkiye’de 2004 yıl sonu itibarı ile rafinerilerde üretilen ve ithal edilen petrol ürünlerinin dağıtımını yapmak üzere faaliyet gösteren 21 adet akaryakıt dağıtım şirketi mevcut olup, bunların 2,4 milyon ton stoklama kapasitesi ve 11.364 adet bayisi bulunmaktadır.
1.1.2005 tarihinden itibaren Enerji Piyasası Düzenleme Kurulundan lisans alınması ile sürdürülen akaryakıt dağıtım faaliyetlerinde 17 Mayıs 2005 tarihi itibarıyla; 33 dağıtıcı lisansı, 8.949 istasyonlu bayilik lisansı, 1.680 istasyonsuz bayilik lisansı, 18 ihrakiye teslim lisansı ve ayrıca 69 serbest kullanıcı lisansı mevcuttur.
Türkiye’de ham petrol, ham petrol boru hatları ve deniz tankerleri ile, petrol ürünleri ise deniz ve kara tankerleri ve ürün boru hatları ile taşınmaktadır.
Ham petrol boru hatları bir KİT olan BOTAŞ tarafından işletilmektedir. Bunlar, Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı, Batman-Dörtyol Ham Petrol Boru Hattı ve Ceyhan-Kırıkkale Ham Petrol Boru Hattıdır. TÜPRAŞ’ın ithal ettiği ham petrolün deniz yolu ile taşınması ise TÜPRAŞ’ın bağlı ortaklığı olan DİTAŞ tarafından kendi tankerleri veya kiraladığı tankerler vasıtası ile yapılmaktadır.
5015 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, ham petrol ve ürün boru hatları ile taşıma faaliyetinin yapılabilmesi iletim lisansı alınmasını, kara ve deniz yolu ile ürün taşınması ise taşıma lisansı alınmasını gerektirmektedir.
17.5.2005 tarihi itibarı ile 6 iletim lisansı, 55 depolama lisansı ve 70 deniz yolu ile 516 kara yolu ile olmak üzere toplam 586 taşıma lisansı mevcuttur.
Tanım:
Gümrük
ve kaçakçılık mevzuatına göre, her türlü petrol ve petrol türevlerinin ithalat,
ihracat ve transit işlemlerinde vergi ödememek veya noksan vergi ödemek ya da
konulan yasaklılık, kısıtlılık, izin, lisans v.b. düzenlemelere aykırı olarak
işlem yapmak akaryakıt kaçakçılığı olarak tanımlanmaktadır. Bundan böyle tanımı
yapılan bu fiiller kısaca kaçakçılık olarak ifade edilecektir.
Akaryakıt
kaçakçılığının tanımı yanında, kaçak olarak yurda sokulan akaryakıt ile
kayıtdışı akaryakıtı birbirinden ayırmak gerekir. Sınır ticaretine ilişkin
muhtelif BKK’ları ile getirilen kimi yöresel ve bölgesel muafiyet uygulamaları
sonucu vergi alınmaksızın ya da noksan vergi alınarak yurda sokulan akaryakıtı
‘kaçak’ olarak tanımlamak yasal tanımı zorlamak anlamına gelmektedir.
Belirtilen idari düzenlemelerle hukuki zemin ile iliştirilmekle birlikte
önemli ölçüde vergi kaybını da beraberinde getiren bu idari
tasarrufların yasal olduğu ama aynı zamanda üzerinden vergi alınmadığı ve
faturasız bir biçimde yani kayıtdışı olarak piyasaya sürüldüğü bilinen bir
gerçektir. Bu tespit karşısında kaçak akaryakıttan ziyade kayıtdışı akaryakıtın
yurda sokulması sözkonusudur.
Bunun dışında, yurtiçinde akaryakıta muhtelif kimyasalların katılması ya da değişik kimyasalların karışımından akaryakıt elde edilmesini de her zaman kaçakçılık olarak tanımlamak doğru ve yerinde bir tanımlama olarak kabul edilmemelidir. Yurtdışından boya, kimya ve tekstil sanayinde kullanılmak amacıyla getirilen ve kullanım amacına göre özel tüketim vergisi farklılaştırılan, bir başka ifadeyle belirtilen sanayi dallarında kullanılması durumunda ÖTV’ne tabi olmayan kimyasalların ithal edildikten sonra akaryakıta karıştırılması eyleminin kaçakçılık olarak tanımlanması mümkün iken, iç piyasadan temin edilen veya sonradan serbest dolaşım hakkını kazanmış kimyasalların akaryakıta karıştırılmasını kaçakçılık olarak tanımlamak teknik açıdan mümkün görünmemektedir. Bu tür usulsüzlük eylemlerini, karışımı gerçekleştirenlere ilişkin yargılama süreçlerinde de sıklıkla görüleceği üzere, ticarete hile karıştırmak olarak tanımlamak daha uygun olacaktır.
Yine, 01.07.2003 günlü 2003/5868 sayılı BKK eki kararname ile Türk Uluslararası Gemi Siciline ve Milli Gemi Siciline kayıtlı kabotaj hattında münhasıran yük ve yolcu taşıyan gemilere, ticari yatlara, hizmet ve balıkçı gemilerine tanınan ÖTV’siz akaryakıtta yararlanma durumunda da bir farklılık söz konusudur. Bura, serbest dolaşımda olan bir eşyanın(akaryakıtın) üzerindeki vergilerden birisinden muafiyet sözkonusudur. ÖTV muafiyeti uygulaması, gümrük işlemleri tamamlanıp, vergileri(gümrük vergisi, katma değer vergisi) ödenip millileşen eşya için sözkonusu olması nedeniyle, bu muafiyetin kötüye kullanılması durumunda kaçakçılıktan söz etmekten ziyade, bir hakkın kötüye kullanılması veya usulsüzlük olarak tanımlamak daha uygun olacaktır.
Yukarıda belirtilen her durum Raporumuzda ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
Kaçakçılık suçları ile cezalarının ve
kaçakçılığı önleme, izleme, soruşturma ile yargılama usul ve esaslarının
belirtildiği bu yasanın akaryakıt kaçakçılığına ilişkin olabilecek maddelerinin
incelenmesinde;
Yasanın 2 nci maddesinde tanımlara yer verildiği, ‘suç’ tanımının yasanın 3 üncü maddesinde tanımlanan kaçakçılık suçları ile bu Kanunda ceza öngörülen diğer fiilleri; ‘teşekkül’ tanımının kaçakçılık ile iştigal etmek amacıyla iki veya daha fazla kimsenin önceden anlaşarak birleşmelerini; ‘gümrük mevzuatı’ tanımının gümrük idarelerince gümrük işlemleri ile ilgili olarak uygulanan kanun, tüzük, yönetmelik ve diğer idarî düzenlemeleri; ‘gümrük bölgesi’ tanımının Türkiye Cumhuriyeti toprakları ile karasuları, iç suları ve hava sahasını; ‘gümrük kapısı’ tanımının gümrük bölgesine giriş, çıkış ile gümrük işlemlerinin yapıldığı 4458 sayılı Gümrük Kanunu uyarınca ilân edilen yerleri; ‘eşya’ tanımı her türlü madde, ürün ve değeri; ‘gümrük vergileri’ tanımı gümrük idaresi veya başka idarelerce, eşyanın ithali veya ihracına bağlı olarak uygulanan vergiler ile diğer malî yükümlülükleri; ‘gümrüklenmiş değer’ tanımının ithal eşyası için eşyanın CIF kıymeti ile gümrük vergileri toplamını, ihraç eşyası için FOB kıymeti ile gümrük vergileri toplamını; ifade ettiği,
Yasanın 3 ncü maddesinde kaçakçılık fiilerinin sayıldığı buna göre;
-Maddenin (a) bendinde, herhangi bir eşyayı belirlenen gümrük kapılarından geçirmeksizin Türkiye'ye ithal veya buna teşebbüs etmek; herhangi bir eşyayı gümrük işlemine tâbi tutmaksızın Türkiye'ye ithal veya buna teşebbüs etmek; transit rejimi çerçevesinde taşınan serbest dolaşımda bulunmayan eşyayı, rejim hükümlerine aykırı olarak gümrük bölgesinde bırakmak veya buna teşebbüs etmek; yukarıda belirtilen eşyayı bilerek; taşımak, satmak, satın almak, saklamak, satışa arz etmek ya da alınıp satılmasına aracılık etmek;
-Maddenin (c) bendinde, gerçeğe aykırı belge ile gümrük idaresini yanıltarak, vergilerini hiç ödememek veya eksik ödemek, vergileri ödenmeksizin ödenmiş veya işlemleri yaptırılmış gibi göstermek, vergiye tâbi olduğu halde muafiyete tâbiymiş gibi göstermek suretiyle eşya ithal veya ithale teşebbüs etmek;
-Maddenin (d) bendinde, ithali; lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tâbi olan eşyayı gerçeğe aykırı her türlü beyanname ve belge ile gümrük idaresini yanıltarak işlemini yaptırmak suretiyle ithal etmek veya bunlara teşebbüs etmek; ithali, insan sağlığı ve güvenliği, hayvan ve bitki varlığı ve sağlığı, çevrenin korunması, tüketicinin doğru bilgilendirilmesi ve ticarî kalite yönlerinden standardizasyon kontrolüne tâbi olan eşyayı, standarda uygun olmadığı halde gerçeğe aykırı her türlü beyanname ve belge ile gümrük idaresini yanıltarak standarda uygun ya da standart dışı göstermek suretiyle ithal etmek;
-Maddenin (e ) bendinde, özel kanunları gereğince belirli işler için vergiden tamamen veya kısmen muaf olarak ithal olunan eşyayı ithal amacı dışında kullanmak veya satmak veya bilerek satın almak;
-Maddenin (h) bendinde, antrepo veya geçici depolama yerlerindeki eşyayı gümrük idaresinin izni olmadan kısmen veya tamamen çıkarmak veya değiştirmek;
Fiillerinin suç olarak tanımlandığı,
Yasanın 4 ncü maddesinde de bu suçların bireysel işlenmesi halinde uygulanacak ceza hükümlerinin belirtildiği, teşekkül halinde ve toplu kaçakçılık durumunda uygulanacak ceza miktarlarının Kanunun 5 nci maddesinde belirtildiği,
‘Sahte Belge Düzenleme’ başlıklı Kanunun 12 nci maddesinde, gümrük idarelerinde işlem görmediği halde işlem görmüş gibi herhangi bir belge veya beyanname düzenleyenler veya bu suçları bilişim yoluyla işleyenler hakkında Türk Ceza Kanununun evrakta sahtekarlık ve bilişim alanındaki suçlarla ilgili hükümlerinde belirtilen cezalar bir kat artırılarak uygulanacağının hüküm altına alındığı,
‘Deniz Taşıtları’ başlıklı 14 ncü maddesinde, yabancı ülkelerden geldiği halde geçerli neden olmaksızın belgelerinin gösterdiği rota dışında Türkiye karasularında rastlanan gayrisafi ikiyüz tonilato hacminden aşağı taşıtların yüküne el konulacağı, yükü bulunmadığı halde, yükü olmadığını veya başka bir limana çıkarıldığını veya avarya olduğunu kanıtlayamayan gemi kaptan veya acentesine tonilato başına ellimilyon lira para cezası uygulanacağı; gümrük bölgesinde gümrük idaresi bulunmayan yerlere geçerli neden olmaksızın izinsiz yanaşan veya diğer taşıtlarla temas eden deniz taşıtları içinde bulunan yükleme veya taşıma belgelerinde kayıtlı yasak eşyaya el konularak tasfiyeye tâbi tutulacağı; gümrük bölgesindeki deniz taşıtlarının yükleme veya taşıma belgelerinde yazılı olmayan ve bulunduğu yerden aranarak çıkarılan eşyaya el konularak tasfiyeye tâbi tutulacağı ve eşyanın gümrüklenmiş değerin iki katı para cezası uygulanacağı; hüküm altına alınmıştır.
‘Yasak Eşyanın İadesi’ başlıklı 15 nci maddesinde, toplum ve çevre sağlığı yönünden tehlikeli ve zararlı eşya ile atık maddelerin zoralımına karar verilmeyip, geldiği yere sevk olunacağı ve verilecek cezaya eşyanın gümrüklenmiş değeri kadar ağır para cezası ilave edileceği; eşyanın değersiz, artık veya atık madde olması durumunda dökme halinde gelen eşya için ton başına birmilyar liradan; ambalajlı gelmesi halinde kap başına ellimilyon liradan az olmamak üzere ağır para cezasına hükmolunacağı belirtilmiştir.
‘Kaçakçılığı, Önleme, İzleme ve Soruşturmakla Görevli Olanlar’ başlıklı 16 ncı maddesinde; mülkî amirler, gümrük ve gümrük muhafaza amir ve memurları, Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı personelin bu Kanunun suç saydığı fiilleri önleme, izleme ve soruşturmakla yükümlü oldukları ve kaçakçılık olayını öğrendikleri veya haber aldıkları veya rastladıkları andan itibaren bu Kanunun kendilerine yüklediği görevleri hemen yerine getirmeye mecbur oldukları; kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla görevli olanların operasyon gerektiren kaçakçılık olaylarından haberdar olduklarında kanunî görevlerini yapmaya başlayacakları ve aynı zamanda mahallin en büyük mülkî amirine bilgi verecekleri; kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla görevli olanların bu Kanun kapsamına giren suçlarla ilgili bilgi ve belge talepleri, kamu veya özel, gerçek veya tüzel kişilerce, savunma hakkına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla eksiksiz karşılanmak zorunda oldukları; bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda yer alan hükümlerin uygulanacağı; kaçakçılık olaylarını ihbar edenlerin kimlikleri, izinleri olmadıkça veya ihbarın niteliği haklarında suç oluşturmadıkça açıklanamayacağı;
‘Aramalar’ başlıklı Yasanın 17 nci maddesinde, kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturma yetkisine sahip olanların arama yetkisine de sahip olduğu; kaçak eşya bulunduğu şüphe edilen her türlü kap, ambalaj veya taşımaya yarayan diğer araçlarda arama yapılacağı; ticarethane, işyeri, eğlence ve benzeri yerler ile eklentilerinde arama yapılması ve buralardaki eşyaya el konulması bu Kanunda öngörülen suçların işlenmesinin önlenmesi amacıyla usulüne göre verilmiş hâkim kararı; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise o yerin en büyük mülkî amirinin veya Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılacağı, Mülkî amirin veya C.savcısının verdiği yazılı emirin yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulacağı, Hâkimin kararını en geç kırksekiz saat içinde açıklayacağı, aksi halde el koymanın kendiliğinden kalkacağı, özel konut ve eklentilerinde hâkim kararı olmadıkça arama yapılamayacağı; arama sırasında kaçakçılık suçunun işlendiğini gösteren veya suçun kanıtlanmasına yarayacak olan belgeler bulunursa, sahibinin veya mümeyyiz akrabalarının, bunlar da bulunmadığı takdirde mahalde bulunan iki kişinin huzurunda mühürleneceği ve aramayı yapan kimselerce alınarak tutanakla birlikte soruşturmayı yapanlara verileceği; bu belgelerden suçun işlendiğini gösterenlerle suçun kanıtlanmasına yarayanların ayrılarak soruşturma belgeleriyle birlikte Cumhuriyet başsavcılığına gönderileceği; diğerlerinin imza karşılığında hemen iade edileceği; el koyma işlemine karşı ilgililerce Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre itiraz olunabileceği;
‘Silah Kullanma Yetkisi’nin düzenlendiği Yasanın 18 nci maddesinde, gümrük bölgesine 4458 sayılı Gümrük Kanunu gereğince belirlenen kapı ve yollardan başka yerlerden girmek, çıkmak veya geçmenin yasak olduğu; bu yerlerde rastlanacak kişi ve her nevi taşıma araçlarının yetkili memurlar tarafından durdurulacağı ve kişilerin eşya, yük ve üzerleri ile varsa taşıma araçlarının aranacağı; "dur" uyarısına uymayan kişiler için önce havaya ateş edilmek suretiyle uyarının yineleneceği; bu uyarıya da uyulmaz ise görevli memurların durmaya zorlayacak şekilde silâh kullanmaya yetkili olduğu; ancak, silâhla karşılığa yeltenilmesi veya meşru müdafaa durumuna düşülmesi hallerinde yetkili memurların doğrudan hedefe ateş edebilecekleri; kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla yükümlü olanların, gümrük bölgesindeki her nevi deniz araçlarına yanaşıp yük ve belgelerini incelemeye yetkili olduğu; görevlilerin yanaşmasına izin vermeyerek kaçan veya kaçmaya teşebbüs eden her nevi deniz araçlarına uluslararası deniz işaretlerine göre telsiz, flama, mors ve benzeri işaretlerle durmasının ihtar olunacağı; bu ihtara uymayan deniz araçlarına uyarı mahiyetinde ateş edileceği; buna da uymayıp kaçmaya devam ettiği takdirde durmaya zorlayacak şekilde üzerine ateş edileceği; hüküm altına alınmıştır.
Kaçak eşya ve taşıma aracına elkonulması, bu eşyaların teminatla iadesi ve tasfiyesine ilişkin Yasanın 19, 20, 22 ve 23 üncü maddelerinde; bu Kanunda zoralımı öngörülen kaçak eşyaya derhal el konulacağı ve en yakın gümrük idaresine veya gümrük idaresince izin verilen yerlere miktarını ve cins, marka, tip, model, seri numarası gibi eşyanın ayırıcı özelliklerini gösterir bir tutanakla teslim edileceği; eşyanın miktar bakımından fazla olması veya saklanması özel tesis ve tertibatı gerektirmesi hallerinde eşya özelliklerine göre doğrudan ilgili idarelere, bunun mümkün olmaması halinde İçişleri Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı ile Maliye Bakanlığı TASİŞ Genel Müdürlüğünce belirlenecek usul ve esaslara göre mahallin en büyük mülkî amirinin uygun göreceği bir yere konulacağı; bu Kanunda zoralımı öngörülen kaçak eşya taşımasında bilerek kullanılan veya kullanılmaya teşebbüs edilen her türlü taşıma aracının; kaçak eşyanın, suçun işlenmesini kolaylaştıracak veya fiilin ortaya çıkmasını engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat içerisinde saklanmış veya taşınmış olması; kaçak eşyanın, taşıma aracı yüküne göre miktar veya hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturması veya eşyanın o taşıma aracıyla taşınmayı gerekli kılacak olması; taşıma aracındaki kaçak eşyanın, Türkiye'ye girmesi veya Türkiye'den çıkması yasak veya toplum veya çevre sağlığı açısından zararlı maddelerden olması; hallerinden herhangi birinin gerçekleşmesi durumunda zoralımına hükmolunacağı; elkonulan taşıma araçlarının soruşturma sırasında en yakın gümrük idaresine teslim edileceği;
Kaçak zannı ile tutulan ve ithal, ihracı yasaklanmamış olan eşyanın veya bunların taşınmasında kullanılan araçların sahip veya taşıyıcıları, eşya veya araca el konulmasından itibaren yasada belirtilen süreler içinde gümrük idaresi veya mahkemelerce belirlenecek; giriş kaçağı eşya ile her türlü kaçak eşyanın taşımasında kullanılan yabancı aracın gümrüklenmiş değerine; her türlü kaçak eşyanın taşınmasında kullanılan serbest dolaşımdaki kara taşıt araçlarının trafik kaydına tedbir konulmak suretiyle kasko değerinin yarısına, diğer taşıt araçlarının değerine; çıkış kaçağı eşyanın FOB değerine; eşit tutarda teminat göstermesinden sonra, eşya ve aracın teslimini gümrük idarelerinden veya mahkemelerden isteyebileceği; teminatla iade istemi gümrük idaresine yapılmış ise gümrük idaresince, eşya veya taşıma araçlarına ilişkin kamu davası açılmış olması halinde ilgili mahkemeden, açılmamış olması halinde Cumhuriyet savcılığından suç delili olarak saklanmasına gerek bulunmadığına dair karar verilmesinin isteneceği;
Elkonulan deniz taşıt araçları gümrüklenmiş değeri kadar teminatla sahibine, sahibince teslim alınmadığı veya liman ücreti ve muhafaza giderleri sahiplerince ya da donatanlarınca karşılanmadığı takdirde derhal tasfiye edilmek üzere en yakın liman başkanlığına teslim edileceği;
Özel olarak kaçak eşya taşımasında kullanılmak üzere gizli tertibatla donatılmış araçların özel tertibatları masrafı ilgilisine ait olmak üzere sökülmeden teslimine karar verilemeyeceği; teminatla sahiplerine teslim edilen eşya veya taşıma araçlarının müsaderesine karar verilmesi halinde, eşya veya taşınmaz araçların iadesinin isteneceği; iadesinin sağlanamaması durumunda alınan teminatın Hazineye irat kaydedileceği;
Bu Kanuna göre teslim alınan eşya veya taşıma aracının, bunlara ilişkin zoralım kararı kesinleştikten sonra Gümrük Kanunu hükümlerine göre tasfiye idaresince tasfiyeye tâbi tutulacağı; eşya veya taşıma araçlarının sahip ve taşıyıcıları hakkında kamu davası açılan ve açıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde ceza yargılaması kesin hükme bağlanmamış olanlar ile çabuk bozulma veya telef olma tehlikesine maruz bulunan veya saklanması masraflı veya külfetli olan eşya veya taşıma araçlarının, el konulmalarından sonra Gümrük Kanunu hükümlerine göre tasfiyeye tâbi tutulacağı; bunlardan satılarak tasfiye edilenlerin satış bedelinin emanet hesabına alınacağı; yargılamanın, tasfiye edilen eşya veya taşıma araçlarının sahip veya taşıyıcısının lehine sonuçlanması halinde satış bedelinin, satış tarihinden kararın kesinleştiği tarihe kadar geçen süre için yasal temerrüt faizi oranında hesaplanan faiz de ilave edilerek hak sahibine ödeneceği; eşyanın, yargılama sonucunda iadesine veya gümrük komisyonlarınca sahibine teslimine karar verilmesi halinde, bu kararların uygulanmasında yürürlükte olan gümrük ve dış ticaret mevzuatı uyarınca işlem yapılacağı;
Zoralımı kesinleşmemiş eşya veya taşıma araçlarının yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre tasfiyesinde, eşya veya taşıma araçlarına ilişkin kamu davası açılmış olması halinde ilgili mahkemece, açılmamış olması halinde ise Cumhuriyet savcılığınca suç delili olarak saklanmasına gerek bulunmadığına dair karar verilmesinin isteneceği; çabuk bozulma ve telef olma tehlikesine maruz bulunan eşyada üç gün, saklanması masraflı ve külfetli olan eşyada ise onbeş gün içinde karar verilerek idareye tebliğ edilmemesi halinde numune alınmasının mümkün olduğu durumlarda numune alınarak, mümkün olmaması halinde idarece tespiti yapılarak tasfiyeye tâbi tutulacağı;
Hüküm altına alınmıştır.
‘Yargılamaya İlişkin Hükümler’ başlığı altında Yasanın 24-26, 28-30 uncu maddelerinde yargılama sürecine ilişkin hükümlere yer verildiği, buna göre;
-Bu Kanunun suç saydığı fiiller nedeniyle Türk Ceza Kanunu veya ceza öngören diğer kanunlarda yazılı cürümleri işleyenler hakkında içtima kuralı uygulanmaksızın her cürmün cezasının ayrı ayrı hükmolunacağı; bu Kanun kapsamına giren suçlarda, şüpheli veya sanıkların yurt dışına çıkmalarının geçici olarak yasaklanmasına hazırlık soruşturması sırasında hâkim, yargılama safhasında ise mahkemece karar verilebileceği; bu Kanunun 3 üncü maddesinin (ı) bendinin (1) numaralı alt bendi, 13 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası ile 14 üncü maddesinde yazılı fiillere gümrük komisyonlarınca, ağır hapis cezası gerektiren suçlara ağır ceza mahkemesince ve bunlar dışında kalan suçlara da asliye ceza mahkemesince bakılacağı; bu Kanunun kapsamına giren suçların yargılamasının yapılacağı yerdeki mahkemelerin birden çok dairelere ayrılmış olması halinde bu davalara, o mahkemenin bir numaralı olanında bakılacağı; bu davaların özelliği de dikkate alınarak iş sayısının o mahkemenin bakabileceği azamî miktarı aşması halinde bu miktarı aşan davalara aynı derecedeki sıra sayısı takip eden mahkemede bakılacağı; bu Kanuna göre verilen mahkeme kararlarının Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uyarınca temyiz edilmesi halinde, temyiz incelemesi diğer işlere göre öncelikle ve ivedilikle yapılacağı;
-Bu Kanunda belirtilen suçlardan dolayı hükmolunan para cezalarına ait ilamın ilgili Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen ilgili gümrük idarelerine verileceği; bu ilamlarla düzenlenecek bir tebliğname ile ilgilisine tebliğ edileceği; tebliğ edilen para cezalarının tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ödeneceği; tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde para cezaları ödenmediği veya bu süre içinde azamî haddi bir yılı ve taksit sayısı altıyı geçmemek kaydıyla taksitlendirme yapılmadığı veya taksitlendirme yapılıp da taksitlerden biri ödenmediği takdirde, ilamda yazılı para cezalarının 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanuna göre hapse çevrilmek ve infaz edilmek üzere Cumhuriyet savcılığına geri gönderileceği;
-Cumhuriyet savcılığınca tahsil olunacak para cezalarının ilgili idarelere verileceği; birlikte kaçakçılık yapanlardan veya kaçakçılığa yardım edenlerden alınacak para cezasının tahsilinde, bunlardan her birinin müteselsilen sorumlu olduğu;
-Kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla görevli olanların, bu Kanun kapsamına giren suçlara ilişkin tutanaklar ve soruşturma belgelerini bir müzekkere ile doğrudan yetkili ve görevli Cumhuriyet savcılığına gönderecekleri; gümrük idareleri dışındaki idarelerin suçlara ilişkin tutanaklar ve soruşturma belgelerinin bir örneğini ilgili gümrük idaresine gönderecekleri; gümrük idarelerinin bu müzekkerelerin verilmesi ile şahsî davacı veya müdahil sıfatını alacaklarını ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun bunlara verdiği hakları kullanabileceğini; soruşturmadan bilgisi olmadığı anlaşılan ilgili gümrük idarelerine, hazırlık soruşturması sırasında Cumhuriyet savcılıklarınca, yargılama sırasında mahkemelerce bilgi verileceği; kaçakçılık davalarına ilgili idarelerin müdahale etmemiş olması mahkemelerce kaçak eşyanın zoralımına ve sanık hakkında para cezası hükmedilmesine mani olmayıp bu cezaların aslî ceza ile birlikte re'sen karar altına alınacağı,
-Bu Kanun hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında yapılacak soruşturma ve kovuşturma, 3005 sayılı Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanununun 1 inci maddesinin (A) bendindeki yer ve 4 üncü maddesindeki zaman kayıtlarına bakılmaksızın anılan Kanun hükümlerine göre yerine getirileceğini ve sanıkların duruşma sırasında diğer bir suçu olduğu anlaşılsa bile davalarının birleştirilmeyeceğini;
Hüküm altına alınmıştır.
Muhbir ve Müsadir İkramiyelerinin düzenlendiği Yasanın 35 nci maddesinde; 6136 sayılı Kanuna ve TCK’nun 264 ncü maddesine muhalefet ile uyuşturucu madde yakalamaları hariç ikramiye ödemelerinde, çıkış kaçağı eşyanın FOB, giriş kaçağı eşyanın CIF kıymetinin esas alınacağı, kaçak eşya sahipli yakalanmışsa kıymetinin yüzde ellisi, sahipsiz yakalanmışsa yüzde yirmibeşinin mahkûmiyete ilişkin hükmün kesinleşmesini takip eden üç ay içinde Gümrük Müsteşarlığınca; 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 12 nci maddesine aykırılık suçlarından yakalanan silâh ve mermiler ile Türk Ceza Kanununun 264 üncü maddesine muhalefet suçlarından yakalanan maddelerin olay tarihine göre Milli Savunma Bakanlığınca her yıl belirlenen değeri esas alınarak, sahipli yakalanması halinde değerinin yüzde yirmibeşi kamu davasının açılmasını, yüzde yetmişbeşi ise mahkûmiyete ilişkin hükmün veya zoralım kararının kesinleşmesini takip eden üç ay içinde; sahipsiz yakalanmışsa yakalanan eşya değerinin yüzde ellisi zoralım kararının kesinleşmesini takip eden üç ay içinde; uyuşturucu madde yakalamalarında, her türlü uyuşturucu maddenin birim miktarı için Bakanlar Kurulunca tespit edilecek sabit bir rakamın Devlet memurları aylıkları için tespit olunan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak değerinin, sahipli yakalanmış ise yarısı kamu davasının açılmasını, diğer yarısı mahkûmiyete ilişkin hükmün veya zoralım kararının kesinleşmesini takip eden üç ay içinde; sahipsiz yakalanmış ise tamamı zoralım kararının kesinleşmesini takip eden üç ay içinde; elkoyanların bağlı olduğu kurumun bütçesinin ilgili tertibinden ödeneceği; dağıtılacak ikramiyenin yüzde ellisinin muhbirlere, yüzde ellisinin el koyanlara verileceği; ihbarsız yakalama olaylarında ikramiyenin tamamının el koyanlara ödeneceği; kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla yükümlü olanlara muhbir ikramiyesi ödenmeyeceği; el koyma ikramiyesine, ancak kaçak eşyanın yakalanması eylemine bizzat ve fiilen katılan kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla görevli olanların hak kazanacağı; el koyanlara verilecek ikramiyenin yıllık tutarı, (2000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımının otuz katını geçemeyeceği;
6136 sayılı Kanuna ve TCK’nun 264 ncü maddesine muhalefet ile uyuşturucu madde yakalamaları dışında kalan suçlara ilişkin para cezalarının tahsilini müteakip tahsil edilen tutarın yüzde ellisi ile davalardan dolayı hükmolunan vekâlet ücretlerinin yüzde kırkı davaların izlenme ve savunması, suça konu eşyanın muhafazası, depolanması, yükleme ve boşaltılması, soruşturma ve izleme sırasında yapılan tahlil, ekspertiz işlerinde kullanılmak amacıyla Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Gümrük Müsteşarlığınca belirlenen esaslara göre harcanmak üzere emanet hesabına alınacağı, harcanmayan meblağın Hazineye gelir kaydedileceği; müşterek operasyonlarda ve kontrollü teslimat uygulamalarında ikramiye ödenmesi ve ikramiye ödemelerine esas birim fiyatların tespitine ilişkin esas ve usuller ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer hususların, Maliye ve Milli Savunma bakanlıklarının görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığı ve Gümrük Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlıkça altı ay içinde çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği;
Hüküm altına alınmıştır.
02.06.2004 günlü R.G.de yayımlanarak yürürlüğe giren 4926 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa Göre El Konulan Eşyanın Teslimi ve Saklanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte petrol ve petrol ürünleri ile taşıma araçlarına ilişkin 6 ncı maddesinde, zoralımı öngörülen eşyanın miktar bakımından fazla olması veya saklanmasının özel tesis ve tertibatı gerektirmesi hallerinde, özelliklerine göre ve taahhütname alınarak ilgili idarelere teslim edileceği, buna göre, deniz taşıtlarının gümrüklenmiş değeri kadar teminat alınarak sahibine teslim edileceği; sahibi tarafından teslim alınmadığı veya liman ücret ve saklanma giderleri sahip ya da donatanlarca karşılanmadığı takdirde Liman Başkanlıklarına teslim edileceği; petrol ürünleri ve türevlerinin ise Tüpraş rafinerileri ile özel rafineri şirketlerine teslim edileceği; bu eşyaların belirtilen yerlere tesliminin mümkün olmaması durumunda bu tür eşyanın özellik ve miktarına göre mahallin en büyük mülki amirinin onayı ile uygun görülen kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluş ve kişilere teslim edileceği, aynı eşyanın mahallin en büyük mülki amirinin onayı ile yediemin olarak sahibine tesliminin de mümkün olduğu belirtilmiştir.
Araçların kontrolüne ilişkin 34 ncü maddede, Türkiye Gümrük Bölgesine giren veya çıkan taşıtların gümrük gözetimine tabi olduğu, karayolu ile gelen taşıtların denetlenmesi bitmeden veya ilgili gümrük idaresinin izni alınmadan söz konusu taşıtlara yük ve yolcu alınıp verilemeyeceği, taşıtın yoluna devam edemeyeceği, Türkiye Gümrük Bölgesi dışındaki limanlardan gelen gemilerin, Gümrük Bölgesine girmelerinden itibaren beklenmeyen haller veya mücbir sebep olmadıkça ya da gümrük denetimi gerektirmedikçe, gidecekleri limana göre mutat olan rotayı değiştiremeceği, yolda duramayacağı, başka gemilerle temas edemeyeceği ve gümrük idaresi bulunmayan yerlere yanaşamayacağı, gümrük memurlarının gemiyi, yükünü ve bunlara ait gerekli tüm defter, belge ve kayıtları denetlemeye, gerektiğinde ambarları ve eşya bulunan diğer yerleri mühür altına almaya yetkili oldukları, yabancı limanlardan gelip Türk limanlarına girecek olan gemilerin, gümrük denetlemesi yapılmak üzere belirli yerlerde duracakları veya yol kesecekleri, yabancı limanlardan gelen veya Türkiye'den yabancı limanlara giden gemilerin geliş ve gidişlerinden en az üç saat önce sahip veya acentası tarafından ilgili gümrük idarelerine bilgi verileceği,
Eşyanın gözetimine ilişkin 36-38 nci maddelerinde, Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen eşya, girişinden itibaren gümrük gözetimine tabi olduğu, söz konusu eşyanın gümrük statüleri belirleninceye, gümrük statüleri değişinceye ya da serbest bölgeye girinceye, yeniden ihraç veya imha edilinceye kadar gümrüğün gözetimi altında kalacağı, beklenmeyen haller veya mücbir sebep nedeniyle, Türkiye karasuları içinde taşıdığı eşyayı denize atan, karaya çıkaran, başka bir taşıta aktaran veya bu eşyayı toplayan gemi kaptanları yahut diğer kişilerin, eşyanın gümrük statüsünün belirlenmesi ve gereken diğer önlemlerin alınması amacıyla en yakın gümrük idaresini bu durumdan ve eşyanın bulunduğu hal ve yerden haberdar edecekleri,
Eşyanın gümrüğe sunulmasına ilişkin 39-45 nci maddelerinde, Müsteşarlıkça belirlenen esaslara uygun olarak serbest bölgelere konulan eşya hariç olmak üzere, gümrük idaresine veya gümrük idarelerinin belirlediği veya uygun gördüğü diğer bir yere gelen eşyanın, bunu Türkiye Gümrük Bölgesine getiren kişi veya yerine göre eşyanın gelişinden sonra taşımasını üstlenen kişi tarafından gümrüğe sunulacağı ve bunu takibeden ilk iş günü mesai bitimine kadar ilgili gümrük idaresine bir özet beyan verileceği, özet beyanı verilen eşyanın bulunduğu taşıt araçlarından gümrük idarelerinin belirledikleri veya uygun gördükleri yerlere söz konusu idarelerin izni ile boşaltılabileceği veya aktarılabileceği,
Eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma sunulmasına ilişkin 46-69 ncu maddelerinde, özet beyan kapsamındaki eşyaya denizyolu ile gelmesi durumunda kırkbeş, diğer yollarla gelmesi durumunda yirmi gün içinde, geçici depolanan eşya statüsünde bulunduğu sürede, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanımının belirlenmesi gerektiği, bir gümrük rejimine tabi tutulmak istenen eşyanın, bu rejime uygun şekilde yetkili gümrük idaresine beyan edileceği, gümrük beyanının; yazılı, bilgisayar veri işleme tekniği yoluyla, sözlü veya eşya sahibinin bu eşyayı bir gümrük rejimine tabi tutma isteğini ifade ettiği herhangi bir tasarruf yoluyla yapılabileceği, yazılı beyanın beyanname ile yapılacağı, beyannamenin eşyanın beyan edildiği gümrük rejimini düzenleyen hükümlerin uygulanması için gerekli bütün bilgileri ihtiva etmesi ve imzalanması halinde gümrük idareleri tarafından tescil edileceği, eşyanın beyan edildiği gümrük rejimine ilişkin hükümlerin uygulanmasında esas alınacak tarihin, beyannamenin tescil edildiği tarih olduğu, gümrük idaresince tescil edilmiş olan beyannamenin ait olduğu eşyanın vergileri ve para cezalarından dolayı taahhüt niteliğinde olduğu, beyan sahibini bağladığı ve gümrük vergileri tahakkukuna esas tutulacağı, gümrük idarelerinin, beyanın doğruluğunu araştırmak üzere, beyanname ile ilgili ve beyannameye ekli belgeleri kontrol edebileceği, beyannamenin içerdiği bilgilerin doğruluğunu araştırmak amacı ile beyan sahibinden diğer belgeleri de vermesini isteyebileceği, eşyayı muayene edebileceği ve ayrıntılı muayene veya tahlil amacıyla numune alabileceği, eşyanın muayene edilmesi halinde, muayene sonuçlarının, muayene edilmemesi halinde ise beyannamede yer alan bilgilerin, eşyanın tabi olduğu gümrük rejimi hükümlerinin uygulanmasında esas alınacağı, beyannamenin tescilinin bir yükümlülüğü doğurması halinde, gümrük vergileri ödenmedikçe veya teminata bağlanmadıkça beyanname kapsamı eşyanın teslim edilemeyeceği,
Serbest dolaşıma
giriş rejimini düzenleyen 74-80 nci maddelerinde, Türkiye Gümrük Bölgesine
gelen eşyanın serbest dolaşıma girişi; ticaret politikası önlemlerinin
uygulanması, eşyanın ithali için öngörülen diğer işlemlerin tamamlanması ve
kanunen ödenmesi gereken vergilerin tahsili ile mümkün olduğu, serbest
dolaşımda bulunan eşyanın, serbest dolaşıma giriş beyannamesinin iptal
edilmesi, geri ödeme sisteminin uygulandığı dahilde işleme rejimi çerçevesinde
işledikten sonra ihraç edilen eşyaya ilişkin gümrük vergilerinin geri verilmesi
veya kaldırılmasının, eşyanın kusurlu veya satış sözleşmesi hükümlerine uygun
olmaması nedeniyle, gümrük vergilerinin geri verilmesi veya kaldırılmasının,
eşyanın serbest dolaşımda bulunan eşya statüsünü kaybedeceği,
Transit rejimine ilişkin 84-93 ncü maddelerinde, ithalat vergileri ve
ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmayan serbest dolaşıma girmemiş eşya
ile ihracatla ilgili gümrük işlemleri tamamlanmış eşyanın, gümrük gözetimi
altında Türkiye Gümrük Bölgesi içinde bir noktadan diğerine taşınmasının transit
rejimi hükümlerine tabi olduğu, gümrük idarelerinin transit rejimine tabi
tutulan eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesi içinde; yabancı bir ülkeden yabancı bir
ülkeye, yabancı bir ülkeden Türkiye'ye, Türkiye'den yabancı bir ülkeye, bir iç
gümrükten diğer bir iç gümrüğe taşınmasına izin vereceği, taşıma işleminin,
transit rejimi hükümleri kapsamında, bir TIR karnesi kapsamında, transit
belgesi olarak kullanılan bir ATA karnesi kapsamında, Kuvvetlerin Statüsü
Hakkında Kuzey Atlantik Anlaşmasına Taraf Devletler Arasındaki Sözleşme ile
öngörülen form 302 kapsamında, bir Türk limanından başka bir Türk limanına veya
Türkiye Gümrük Bölgesi dışındaki bir limana deniz veya hava yoluyla taşınan
eşya, özet beyan kapsamında, antrepolardan veya gümrük idaresince konulmasına izin
verilen yerlerden çıkarılarak transit edilecek eşyanın bir beyanname kapsamında
yapılacağı, transit rejiminin, eşyanın ve belgelerinin bu rejim hükümlerine
uygun olarak varış gümrük idaresine sunulması ile sona ereceği, Müsteşarlığın,
transit eşyanın cinsine, niteliğine ve taşımanın özelliğine göre veya
Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan yükümlülükleri çerçevesinde,
bu bölümdeki madde hükümlerine bağlı kalmaksızın transit rejimine ilişkin
düzenlemeler yapılması konusunda yetkili olduğu, transit eşyası için tahakkuk
edebilecek gümrük vergilerinin ödenmesini sağlamak üzere bir teminat
verilmesinin zorunlu olduğu, ancak, deniz, hava ve demiryolu ile boru hattı ile
yapılan taşımalardan teminat aranmayacağı, transit rejimi hak sahibi olan kişilerin;
eşyayı öngörülen süre içerisinde ve gümrük idareleri tarafından eşyanın
ayniyetinin tespiti amacıyla alınan önlemlere uymak suretiyle, varış yeri
gümrük idaresine sağlam ve noksansız olarak sunmak ve transit rejimine ilişkin
hükümlere uymakla yükümlü oldukları, transit rejimine tabi eşyanın, şüphe veya
ihbar durumları hariç olmak üzere, varış veya çıkış gümrük idaresine kadar muayene
edilmeksizin ve gerektiğinde mühür altına alınarak veya memur eşliğinde
sevk edileceği, antrepolardan veya gümrük idarelerince konulmasına izin verilen
diğer yerlerden transit rejimi kapsamında taşınan eşyanın gerek görülmesi
halinde muayene edileceği, transit rejimi kapsamında taşınan eşyanın gümrük
muayenesine tabi tutulması, teminat alınması, eşyanın memur eşliğinde sevki
veya diğer önlemler alınması hususlarında düzenleme yapmaya Müsteşarlığın
yetkili olduğu, Türkiye karasularından geçen ve hakkında ihbar bulunan veya
şüphe edilen transit eşya yüklü gemilerin ambar kapakları veya bu gibi eşya
konulan diğer yerlerinin, gümrük idarelerince mühür altına alınabileceği, bu
gemilere memur eşlik ettirilebileceği veya gemiler seyir halinde iken dış
gözetim altında tutulabileceği, Türkiye Gümrük Bölgesinde karayolu ile transit
eşya taşıyan taşıtların transit süreleri, izleyecekleri yollar, kontrol
noktaları ve konaklama yerleri ile ilgili olarak düzenlemeler yapmaya
Müsteşarlığın yetkili olduğu, transit eşya taşıyan seyir halindeki bir taşıtın
beklenmeyen haller veya mücbir sebeplerle yoluna devam edemediği durumlarda, bu
hususun gecikmeksizin en yakın gümrük idaresine bildirileceği, Türkiye Gümrük Bölgesi içindeki transit halindeki eşyanın beklenmeyen
haller veya mücbir sebeplerle telef veya kaybı halinde, gümrük vergilerinin
aranmayacağı, transit halindeki eşyanın telef veya kaybının, idarenin de taraf
olarak bulunduğu mahkeme kararı ile kanıtlanacağı, ancak suçüstü şeklindeki
hırsızlıkların, hazırlık tahkikatı üzerine C.Savcılığınca verilen belge ile,
hasar, telef veya kayıp herkesçe bilinen ve duyulan başka olaylar yüzünden olmuşsa,
o yerin en büyük mülki idare amiri tarafından verilecek belge ile, trafik
kazaları ise, trafik kaza raporuna göre ve en yakın gümrük idaresi tarafından
yapılan tespit sonucunda gümrük idare amirinin vereceği karar ile
kanıtlanacağı,
Gümrük antrepo rejimine ilişkin Yasanın 93-107 nci maddelerinde, antrepo rejiminin ithalat vergilerine ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmamış ve serbest dolaşıma girmemiş eşyanın, gümrük antreposuna alınması halinde ihracata ilişkin önlemlerden yararlanabilecek ihraç eşyasının bir gümrük antreposuna konulmasına ilişkin hükümleri kapsadığı, gümrük antreposunun, gümrük gözetimi altında bulunan eşyanın konulması amacıyla kurulan ve kuruluşunda aranılacak koşulları ve nitelikleri yönetmelikle belirlenen yerler olduğu, gümrük antreposunun genel antrepo veya özel antrepo olabileceği, genel antrepoların, eşyanın konulması için herkes tarafından kullanılabilen; özel antrepoların ise yalnız antrepo işleticisine ait eşyanın konulması amacıyla kurulan gümrük antrepoları olduğu, parlayıcı ve patlayıcı veya bir arada bulundukları eşya için tehlikeli olan veya korunmaları özel düzenek ve yapılara gerek gösteren eşyanın, ancak bu niteliklerine uygun genel veya özel antrepolara konulabileceği, gümrük işlemlerine başlanmadan ve bu işlemler bitirilip gümrük idaresinin izni alınmadan, antrepolardan kısmen veya tamamen eşya çıkartılamayacağı, antrepo rejimine tabi tutulan eşyanın, gümrük antreposuna konuldukları tarihte işletici tarafından kayıtlara geçirileceği, gümrük idareleri tarafından işletilmeyen antrepolardaki tüm eşyanın antrepo kayıtlarının işletici tarafından tutulacağı, bu kayıtların her zaman gümrüğün denetlemesine hazır halde bulundurulacağı, eşyanın antrepo rejimi altında kalış süresinin sınırsız olduğu, ancak gümrük idarelerince gerek görülen hallerde, eşyaya gümrükçe onaylanmış yeni bir işlem veya kullanım tayin edilmesi için bir süre belirlenebileceği, genel ve özel antrepo işleticilerinin yıl sonunda antrepo mevcutlarına ilişkin bir listeyi gümrük idaresine verecekleri, her yıl, genel ve özel antrepolardaki eşyanın gümrük idaresince işletici tarafından verilen liste göz önünde bulundurulmak suretiyle sayılacağı, antrepolarda yapılan sayım sonucunda noksan çıkan eşyanın gümrük vergilerinin, duruma göre işletici veya kullanıcıdan tahsil edileceği, yapılan sayım sonucunda fazla çıkan eşyanın kayıtlara alınacağı, bu fazlalığın geçerli nedenlerden ileri geldiğine gümrük idaresince kanaat getirilmediği takdirde, söz konusu eşyanın tasfiyeye tabi tutulacağı,
Gümrük vergilerinden muafiyet ve istisnaları düzenleyen 167 nci maddesinde, ulaşım araçları ile özel konteynerlerde mevcut bulunan akaryakıt ve madeni yağları ile deniz ve hava ulaşım araçlarına ait donatım ve işletme malzemesinin gümrük vergilerinden muaf olduğu,
Sınır ticaretinin düzenlenmesine ilişkin 172 ncü maddesinde, Türkiye ile komşu ülkeler arasında coğrafî durum ve bölge ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılacak sınır ticaretinin kapsamını belirlemeye, sınır ticareti yapılacak sınır ticaret merkezlerinin kurulmasına ve buralardan yapılacak ihracat ve ithalatın usul ve esaslarını belirlemeye veya sınır ticareti yoluyla serbest dolaşıma girecek eşyadan alınacak vergileri göstermek üzere ilgili kanunlarda belirtilen azamî hadleri geçmemek şartıyla tek ve maktu bir tarife uygulamaya Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu, sınır ticaret merkezlerinin gümrük işlemlerinin yürütülmesinde Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesi dışında addedileceği, sınır ticaretine ilişkin gümrük işlemlerinin Müsteşarlıkça belirleneceği,
Akaryakıt ve kumanya ile ilgili 176 ncı maddesinde, gemilerin, botların, diğer deniz taşıtlarının ve hava gemilerinin dış seferlerde kullanacakları yakıt ve yağları ile karaya çıkarılmamak şartıyla yurtdışından getirdikleri kumanyaların ithalat vergilerinden muaf olduğu, antrepolarda bulunan ve henüz serbest dolaşıma girmemiş olan yakıt ve yağlar ile kumanyaların, transit hükümlerine göre belirtilen taşıtlara verileceği, serbest dolaşımda bulunan yakıt ve yağlar ile kumanyaların dış sefere çıkan gemi, bot ve diğer deniz taşıtları ile hava gemilerine verilmesinin ise ihracat hükmünde olduğu,
Tasfiye edilecek eşyaya ilişkin 177-180 nci maddelerinde, yolcu eşyasına mahsus gümrük ambarlarına konulan ve buralarda bekleme süresi dolan yolculara ait eşya; 20-45 günlük süreler içinde gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanım tayini için gerekli işlemlere başlanmamış eşya; tahlilden arta kalan ve ilgilisi tarafından bir ay içerisinde alınmayan numunelik eşya; beyannamesi tescil edilen ve süresi içinde işlemleri tamamlanmayan eşya; antrepoda bulunan eşya için gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanım tayin edilmesine ilişkin beyannamenin tescilinden sonra otuz gün içinde işlemleri bitirilmeyen eşya; gümrükçe antrepoda kalma süresi belirlenen ve bu süreleri dolan eşya; antrepolarda yapılan sayım sonucunda fazla çıkan eşya; gümrüğe terk edilen eşya; ilgili maddelerinde yazılı süreleri dolduktan sonra beyan hak sahibine ya da Türkiye'deki temsilcisine yapılacak yazılı tebligata karşın, altmış gün içinde bulunduğu yerden kaldırılmayan gümrük gözetimi altında bulunan yerlere konulmuş transit eşyası; ilgili maddelerine göre kanuni bekleme süreleri bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, çabuk bozulma ve telef olma tehlikesine maruz bulunan veya saklanması masraflı ve külfetli olan eşya;özet beyan fazlası olup el konulan eşya; Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa göre tasfiye edilebilecek duruma gelen eşyanın tasfiye edileceği, tasfiyelik hale gelen eşyanın tespit ve tahakkuk belgelerinin otuz gün içinde Tasfiye İdaresine intikal ettirileceği, Tasfiye İdaresinin de, tasfiyeye konu eşyayı otuz gün içinde teslim almakla mükellef olduğu, tasfiyenin ihale yoluyla satış suretiyle, yeniden ihraç amaçlı satış suretiyle, perakende satılmak suretiyle, kamu kuruluşları ile özel kanunla kurulmuş vakıf ve derneklere tahsis edilmek suretiyle, imha suretiyle tasfiyeye tabi tutulacağı, tasfiyeye ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığı ile Gümrük Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlıkça müştereken hazırlanacak bir tüzükle belirleneceği, eşyanın satış bedelinden; hizmet karşılığı alacaklar ve yapılmış masraflar, ithalat vergileri, satış için yapılmış masraflar, para cezaları ayrılarak, hak sahiplerine dağıtılacağı,
Gümrük yükümlülüğüne ilişkin Kanunun 181-194 ncü maddelerinde, ithalatta gümrük yükümlülüğünün, ithalat vergilerine tabi eşyanın serbest dolaşıma girmesi, ithalat vergilerine tabi eşyanın ithalat vergilerinden kısmi muafiyet suretiyle geçici ithali halinde doğacağı, gümrük yükümlülüğünün, sözkonusu gümrük beyannamesinin tescil tarihinde başlayacağı; ithalat vergilerine tabi eşyanın, bu Kanuna aykırı şekilde Türkiye Gümrük Bölgesine girmesi ya da bir serbest bölgede bulunan ithalat vergilerine tabi eşyanın bu Kanuna aykırı olarak Gümrük Bölgesinin başka bir yerine gitmesi hallerinde gümrük yükümlülüğünün doğacağı, gümrük yükümlülüğü, eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine bu Kanuna aykırı olarak girişi tarihinde başlayacağı, gümrük yükümlülüğü eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine bu Kanuna aykırı olarak girişi tarihinde başlayacağı, gümrük gözetimi altındaki ithalat vergilerine tabi eşyanın, kanuna aykırı olarak gümrük gözetimi dışına çıkarılması halinde gümrük yükümlülüğünün doğacağı, yükümlülüğün eşyanın gümrük gözetiminden çıkarıldığı tarihte doğacağı, ithali ve ihracı yasaklama veya kısıtlamaya tabi eşya için gümrük yükümlülüğünün doğacağı,
Gümrük yükümlülüğünün sona ermesine ilişkin 208 nci maddesinde, vergilerin ödenmesi, vergilerin kaldırılmasına karar verilmesi, gümrük beyannamesinin iptal edilmesi, eşyanın zapt ve müsadere edilmesi, imha edilmesi veya terk edilmesi, doğal özellikleri veya beklenmeyen haller yahut mücbir sebep nedeniyle telef veya kaybı, eşyanın kanuna aykırı girişi nedeniyle müsadere edilmesi hallerinde sona ereceği,
Liman ve antrepo işletmelerinin
yükümlülüklerine ilişkin 218 nci maddesinde, Türkiye ile diğer ülkeler
arasında demiryolu dahil kara, deniz ve hava yoluyla yapılan eşya ve yolcu
taşımalarında yararlanılan istasyon, deniz ve hava limanlarını işleten
kuruluşlar ile posta idarelerinin, bu Kanun hükümlerine göre gerekli gümrük
gözetim ve denetim işlemlerinin yapılmasını sağlamak üzere; yolcu salonları,
geçici depolama yerleri, antrepolar ile görevli gümrük ve gümrük muhafaza
idarelerinin çalışmalarına elverişli ve yeterli bürolar ve gözetleme kuleleri
tesis etmek; buraların aydınlatma, ısıtma ve temizlik ihtiyaçlarını karşılamak;
demirbaş eşya ile telefon ve diğer teknik donanımlarını bedelsiz olarak
sağlamak; limanlarda ve gümrük kapılarında gümrük gözetimine tabi eşya ve
kişiler ile diğerlerinin birbirine karışmasını önlemeye yönelik her türlü
fiziki yapıların sağlanması konusunda Gümrük Müsteşarlığının isteklerini yerine
getirmek zorunda oldukları, özel antrepo işleticileri, buralarda görevlendirilmesini
istedikleri gümrük veya gümrük muhafaza memurlarına ödenecek olan ve miktarı
Müsteşarlıkça belirlenecek fazla çalışma ücretlerini ve yolluklarını peşin
olarak gümrük veznesine ödemekle yükümlü oldukları, doğrudan doğruya belirli
bir özel veya genel antrepo ile ilgili gümrük işlemlerini yerine getirmek üzere
kurulan gümrük ve gümrük muhafaza idarelerinde görevli memurların Devlet
tarafından belirlenen maaş, fazla çalışma ücreti ve diğer tahsisat tutarları,
antrepo işleticilerinin her ay peşin
olarak gümrük veznesine yatırmak zorunda oldukları,
Vergi
kaybına neden olan işlemlere uygulanacak cezalara ilişkin 234-237 nci
maddelerinde, gümrük işlemlerine başlanmadan veya bu işlemler bitirilip gümrük
idaresinin izni alınmadan antrepolardan veya gümrük idaresince eşya konulmasına
izin verilen yerlerden kısmen veya tamamen eşya çıkarılması halinde, çıkarılan
eşyanın ithalat veya ihracat vergilerinin yanı sıra, bu vergilerin üç katı para
cezası alınacağı; gümrük antrepolarında veya gümrük idaresince eşya
konulmasına izin verilen yerlerde yapılan sayımlarda kayıtlara göre eşyanın bir
kısmının noksan olduğunun anlaşılması halinde, noksan çıkan eşyanın ithalat
veya ihracat vergilerinin yanı sıra, bu vergilerin üç katı para cezası
alınacağı; gümrük antrepolarında
veya gümrük idaresince eşya konulmasına izin verilen yerlerde yapılan
sayımlarda kayıtlara göre fazla eşya çıkması halinde, bu eşyanın tasfiyeye tabi
tutulmasının yanı sıra, fazla çıkan eşyaya ait ithalat veya ihracat vergileri
tutarı kadar para cezası alınacağı; taşıt araçlarının sahipleri, kaptanları
veya acentaları tarafından gümrük idaresine verilen özet beyanlarda kayıtlı
miktara göre noksan çıkan kapların mahrecinden yüklenmemiş veya yanlışlıkla
başka yere çıkartılmış veya kaza ve avarya sonucunda yok olmuş veya çalınmış
bulunduğu gümrük idaresince belirlenecek süre içinde kanıtlanamadığı takdirde
bu noksan kaplara ait eşyadan tarife pozisyonuna veya tarife pozisyonu tespit
edilemiyor ise cinsine ve türüne göre tarifede dahil olduğu faslın en yüksek
vergiye tabi pozisyonuna göre hesaplanacak gümrük vergisi kadar para cezası
alınacağı; taşıt araçlarının sahipleri, kaptanları veya acentaları tarafından
gümrük idaresine verilen özet beyanlarda kayıtlı miktara göre fazla çıkan
kapların yanlışlıkla mahrecinden fazla olarak yüklenmiş olduğu gümrük
idaresince belirlenecek süre içinde kanıtlanamadığı takdirde, söz konusu eşyaya
el konularak müsadere olunacağı ve eşyanın CIF kıymeti kadar para cezası
alınacağı; dökme gelen eşyadaki %3'ü aşmayan eksiklik ve fazlalıklar için
takibat yapılmayacağı,
Hüküm altına alınmıştır.
Gümrük Yönetmeliğinin akaryakıt antrepolarına ilişkin 310-315 nci maddelerinde, akaryakıt antrepolarının, madensel yağlar ve türevleri ile bunların tortularının dökme veya kaplı olarak konulmasına özgü, genel veya özel antrepolar olduğu, akaryakıt konulan antrepoların mal tahmil ve tahliyesinde kullanılan boru hatlarının da antreponun mütemmim cüzü sayıldığı, antrepo izninde antrepo tipinin de gösterileceği, dökme gelen sıvıların tanklara konulacağı, tanklara konulan sıvıların ölçümlerinin uygun cihazlarla yapılmasının esas olduğu, bununla birlikte şu şekilde de ölçüm yapılabileceği, sıvılar boş bir tanka alınacak ise, nakil aracından bu tanka sevkine başlamadan önce verici boruların mühürleneceği, mühürleme işleminden sonra tank mevcudunun ölçüleceği, boşaltılacak sıvılar tamamen tanka aktarılınca, tankın alt kısmındaki su musluğu açılarak istenilen miktardaki suyun boşaltılıp muslukların mühürleneceği, tanklardan böylece akıtılan suların ekonomik değerlerinin olması ve talep edilmesi halinde, bu eşyanın ilgili gümrük idarelerince serbest dolaşıma giriş rejimi hükümlerine tabi tutulmasına izin verileceği, yeni gelen sıvılar kısmen dolu olan bir tanka konulmak istenir ise, yeni gelen sıvının aynı cins ve nev’iden ve aynı vergi oranına tabi olması şartıyla izin verileceği ve boşaltmaya başlamadan önce tank mevcudunun tespitinin yapılacağı, serbest dolaşımda bulunan ve serbest dolaşımda bulunmayan dökme eşyanın ancak bu gibi eşyanın cins ve niteliklerinin aynı olması; tankta bulunan serbest dolaşımda olmayan eşyanın miktarının sabit tutulması ve bu eşyanın tanktan tamamen çekilişine kadar geçen zaman içinde vuku bulacak noksanlıklara isabet eden gümrük vergilerinin, itirazsız ödenmesi; bu şekilde eşya bulunan tanklara yeniden eşya alınmaması, bu gibi tank mevcudu eşyanın, boş olmayan diğer bir tanka aktarılmasına müsaade edilmemesi koşuluyla aynı tanka alınmasına izin verileceği, ayrıca, aynı cins ve nev’iden ve aynı vergi oranına tabi olan serbest dolaşımda bulunan ve bulunmayan dökme ürünün gerekli tedbirler alınmak suretiyle aynı boru hattı kullanılarak tahliyesine ve taşınmasına gümrük idaresince izin verilebileceği, tankların ölçümünün, uygun cihazlarla yapılmasının esas olduğu, antrepo işleticilerin, ölçümde kullanılan cihaz ve bilgisayarların nitelik ve sıhhatlerini kontrol ettirmek, gümrük idaresinin talebi halinde ölçüme ilişkin ve stok mevcudunu gösterir listeleri gümrüğe ibraz etmek zorunda olduğu, uygulanacak bu tekniklerin herhangi bir zamanda eşyanın mevcudunun tespitine imkan vermesi gerektiği, ilgili kurumca kontrol edilmiş ölçüm cihazlarının, faaliyete geçmeden önce tanklara konulması ve bu ölçüm cihazları olmayan tanklara en kısa sürede bu cihazların takılmasının zorunlu olduğu, kaplar içinde gelen sıvılar ile serbest dolaşımda olmayan kaplar ve ambalaj maddelerinin serbest dolaşıma giriş rejimindeki esaslara göre muayene edilerek depolara konulacağı, bunlardan tahlile tabi olanların örnekleri tahlil ettirildikten sonra bunların cins, nev’i ve niteliklerinin beyannameye kaydedileceği, depolarda her beyanname kapsamı eşya için ayrı bir parti teşkil etmek üzere istif edileceği, bir beyanname kapsamı arasında çeşitli cins eşya varsa bunlar da ayrı ayrı istif olunacağı, bu suretle bir grup teşkil eden her beyannameye ait istifin görülebilecek bir yerine beyanname numarası ve tarihini ve eşya cinslerini gösterir etiket asılacağı, tanklardan alınacak sıvının miktarının yönetmeliğin 312 nci maddede belirtilen cihazlarla tespit edilmesinin esas olduğu, bununla birlikte, tanklardan alınacak sıvının miktarını tespit için tank kapsamı, bir defa çıkış işlemine başlamadan evvel, bir defa da bu işlem bittikten sonra olmak üzere, iki defa ölçülerek iki ölçü arasındaki farkın bulunacağı, transit suretiyle çıkış hariç olmak üzere, bir tanka konmuş sıvıların tahlil sonucu belli olmadıkça, bu tanktan eşya çıkarılamayacağı, ancak, acele hallerde tahlil sonucu belli olmadan da tanktan eşya çekilebileceği, bu takdirde, eşya çekilmeden evvel örnek alınıp tahlile gönderilmiş bulunmasının şart olduğu, tahlil sonucunun beyana aykırı çıkması halinde, sistem üzerinde beyannameye meşruhat düşüleceği ve vergilerin yeniden hesaplanmasını gerektirir bir durum olması halinde vergi tahakkukunun yeni duruma göre yapılacağı, antrepo sahası (boru hatları dahil) bir bütün olarak kabul edildiğinden, dökme gelen sıvıların tanklar arasında hareketi için izin almaya gerek olmadığı, ancak eşya cinslerinin karıştırılmamasının gerektiği, bu hususta gümrük idaresine yazı ile bilgi verileceği, antrepo işleticisinin, bu hareketin izlenebilmesi için gümrük idaresinin talebi üzerine, tanklar arasında nakledilecek eşyanın cins, miktarı ve tank numarası gibi ayrıntılarını gösterir bir listesini gümrük idaresine vereceği hüküm altına alınmıştır.
Gümrük Vergilerinden Muafiyet ve İstisna Tanınacak Haller
Hakkında Bakanlar Kurulu Kararına
göre, ulaşım araçları ile özel konteynerlerde mevcut bulunan akaryakıt ve
madeni yağlara ilişkin hükümlere göre, Türkiye Gümrük Bölgesine giren özel
ve ticari ulaşım araçları, motosikletler ve özel konteynerler ile içindeki
standart depolarda mevcut bulunan yakıtların; özel motorlu araç ve
motosikletlerde kullanılmak üzere tasarlanmış ve anılan araçlarda portatif
depolarla taşınan araç başına 10 litreyi geçmeyen yakıtların gümrük
vergilerinden muaf olduğu, standart depo deyiminin, özel ve ticari
ulaşım araçlarında, üretici tarafından aynı türde olan bütün ulaşım araçlarına
kalıcı olarak yerleştirilen ve kalıcı düzeni, hem yakıtın doğrudan sevk
edilmesine ve hem de nakliye sırasında uygun olduğu yerlerde soğutma ve diğer
sistemlerin işletilmesine imkan sağlayan depoyu ifade ettiği, akaryakıtın
doğrudan yakıt olarak kullanımı için tasarlanmış ve ulaşım araçlarına
yerleştirilmiş akaryakıt depoları ve ulaşım araçlarında bulunabilecek, diğer
sistemlere yerleştirilmiş depolar da standart depo olarak kabul edileceği, motorlu
ticari araçların ve özel konteynerlerin standart depoları ile ilgili olarak
düzenlemeler yapmaya ve standart depolarda mevcut bulunan ve gümrük vergilerinden
muaf olarak ithal edilecek yakıt miktarını, ilgili kurum ve kuruluşların da
görüşleri alınmak suretiyle belirlemeye Müsteşarlığın yetkili olduğu,
gümrük vergilerinden muaf olarak ithal edilen yakıtların, içerisinde ithal
edildikleri ulaşım araçlarından başka bir araçta kullanılamayacağı, ulaşım
aracı için gerekli olan tamir süresi haricinde söz konusu ulaşım aracından
çıkarılamayacağı, depolanamayacağı, satılamayacağı ve devredilemeyeceği, diğer
hallerde, eşyaya isabet eden gümrük vergilerinin 4458 sayılı Gümrük Kanununun
181 ila 194 üncü maddelerindeki esaslara göre tahsil olunacağı, belirtilen
muafiyetin, ulaşım araçları veya özel konteynerlerde mevcut bulunan ve yolculuk
boyunca kullanılan yağlayıcı maddeler için de uygulanacağı belirtilmektedir.
Gümrük Antrepo Rejimine ilişkin 26.05.2005 günlü 25826 sayılı R.G.de yayımlanan 12
sıra no.lu Gümrük Genel Tebliği ile de, her türlü petrol ürünü depolanan
genel ve özel antrepolara ilişkin olarak, A tipi genel antrepolarda ilgili
alanın ve özellikle alana giriş-çıkış yerlerinin gümrük idarelerince
izlenmesini sağlayan kamera sisteminin işleticiler tarafından kurulmasının
zorunlu olduğu; Gümrük Yönetmeliğinin 286/p-7 maddesine göre bulunması gereken
elektronik ölçüm cihazlarının bilgisayar bağlantıları oluşturularak elektronik
ortamda ilgili gümrük müdürlükleri ve Başmüdürlüklerde gözetim yapılmasını ve
antrepoda mevcut yakıt miktarının izlenmesini sağlayan sistemin işleticiler
tarafından kurulmasının zorunlu olduğu, bu kriterlerin 31.12.2005 tarihine
kadar yerine getirilmesi gerektiği; ayrıca antrepoya petrol ürünü konulacak
olması halinde antrepo beyannamesine eklenecek belgeler arasında, taşıma
belgesinde yer alacak bilgilerin antreponun denetiminde bulunduğu gümrük
müdürlüğüne 24 saat öncesinden bildirilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
3007 sayılı Gümrük Mevzuatına Göre Tasfiye Edilecek Eşya Hakkında Döner Sermaye Kanunu ile, gümrük denetimindeki sundurma, antrepo ve depolarda bulunan ve Gümrük Kanunu ile Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanuna göre tasfiyesi öngörülen eşyanın satış ve tasfiyesi amacıyla gerekli yerlerde ve sayıda tasfiye işleri döner sermaye işletmeleri kurmak ve 100 milyon lirası cari yılda genel bütçeden ödenmek üzere Maliye ve Gümrük Bakanlığına bir milyar lira sermaye tahsis edildiği, döner sermaye işletmelerinin bütün mali ve idari işlerini bir merkezden düzenlemek ve yönetmek üzere Saymanlığı bulunan "Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğü"nün kurulduğu, tahsis edilen döner sermaye ile yapılacak iş ve faaliyetlerin sıralandığı, buna göre; Gümrük Kanunu ile Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun hükümlerine göre tasfiye edilecek hale gelen eşyanın, ilgili Kanun, Tüzük ve Yönetmelikler uyarınca tasfiyesini yapmak; tasfiye edilecek eşyayı dahilde ve gümrüksüz satış mağazalarında satmak veya sattırmak; gümrüklerde veya diğer yerlerde depolar, mağazalar ve satış reyonları açmak veya açtırmak; tasfiye edilebilir duruma gelen eşyadan yurt dışında satış imkanı olanları ihraç etmek veya ettirmek; tasfiye edilebilecek hale gelen eşyanın satışa sunulmadan önce, özelliklerine göre bakımı, tamiri ve ambalajlamasını yaptırmak veya yapmak, gerektiğinde parça halinde satışını temin etmek; kaçak ve kaçak zannı ile yakalanan eşya ile yolcu beraberi eşya için sundurmalar, antrepolar, ambarlar ve açık sahalar işletmek; görevleri arasındadır.
Tasfiye Tüzüğüne göre ise, 4458 sayılı Gümrük
Kanununun ilgili maddelerine göre; yolcu eşyasına
mahsus gümrük ambarlarına konulan ve buralarda bekleme süresi dolan yolculara
ait eşya; 20-45 günlük süreler içinde gümrükçe onaylanmış bir işlem veya
kullanım tayini için gerekli işlemlere başlanmamış eşya; fikri-sınai mülkiyet
haklarına göre gümrük işlemleri durdurulan ve tasfiyesi için mahkeme kararı alınan
eşya; tahlilden arta kalan ve ilgilisi tarafından bir ay içerisinde alınmayan
numunelik eşya; beyannamesi tescil edilen ve süresi içinde işlemleri
tamamlanmayan eşya; antrepoda bulunan eşya için gümrükçe onaylanmış bir işlem
veya kullanım tayin edilmesine ilişkin beyannamenin tescilinden sonra otuz gün
içinde işlemleri bitirilmeyen eşya; gümrük idaresince antrepoda kalma süresi
belirlenen ve bu süreleri dolan eşya; antrepolarda yapılan sayım sonucunda
fazla çıkan eşya; gümrüğe terk edilen eşya; ilgili maddelerinde yazılı süreleri
dolduktan sonra beyan hak sahibine ya da Türkiye'deki temsilcisine yapılacak
yazılı tebligata karşın, altmış gün içinde bulunduğu yerden kaldırılmayan
gümrük gözetimi altında bulunan yerlere konulmuş transit eşyası; ilgili maddelerine
göre kanuni bekleme süreleri bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, çabuk bozulma
ve telef olma tehlikesine maruz bulunan veya saklanması masraflı ve külfetli
olan eşya; özet beyan fazlası olup el konulan eşya; Kaçakçılıkla Mücadele
Kanununa göre tasfiye edilebilecek duruma gelen eşya; 1918 sayılı
Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun ile 3864 sayılı Kaçakçılığın Men ve
Takibine Dair Kanuna Göre Kaçak ve Kaçak Zannı ile Tutulan Her Çeşit Eşya, Alet
ve Taşıma Vasıtalarının Tasfiyesi Hakkında Kanun hükümleri uyarınca tasfiye
edilebilecek duruma gelen eşya; gümrük idarelerine ait veya gümrük
denetimindeki depo ve antrepolarda bulunan eşyadan, çürüme, bozulma ve benzeri
nedenlerle ekonomik değerini tamamen yitirmiş veya sağlığa zararlı hale gelmiş
eşya; henüz müsaderesi kesinleşmemiş olmakla beraber, çabuk bozulma ve
telef olma tehlikelerine maruz bulunan saklanması masraflı ve külfetli veya
tehlikeli olan eşyanın tasfiye edileceği,
Tasfiye edilecek eşya için tasfiye hükümlerinin uygulanmasının
gerekli hale geldiği günden başlayarak en geç on gün içinde her özet
beyan için ayrı ayrı konşimento numaraları gösterilmek ve antrepo
beyannameleri, ambar giriş listeleri, hasar (rezerve) tutanakları, giriş ve
çıkış kayıtları ve diğer belgeler gözönünde bulundurulmak suretiyle dörder
nüsha tasfiye listesi düzenleneceği, gümrük depo ve antrepoları ile özel
antrepolarda bulunan eşyanın tasfiye listeleri gümrük idarelerince, bunların
dışında kalan eşyanın tasfiye listeleri ise işletmeci kuruluşlarca düzenlenerek
iki nüshası ilgili gümrük idaresine, bir nüshası da tasfiye idaresine
gönderileceği, gümrük idaresinin tasfiye listelerinin kendisine gelmesine kadar
geçen süreyi de dikkate alarak tasfiye listeleri içeriği eşyayı bulunduğu yerde
görerek düzenleyeceği tespit ve tahakkuk belgelerini, eşyanın tasfiyelik hale
geldiği tarihi izleyen otuz gün içinde tasfiye idaresine göndermekle
yükümlü olduğu,
tasfiye idaresinin, belgelerin geliş tarihinden
itibaren otuz gün içinde tasfiyelik eşyayı teslim alacağı, ancak
taşınması güç, masraflı ve hacimce büyük olan eşya öncelikle bulundukları yerde
altmış gün içinde tasfiyeye tabi tutulacağı, Bu sürede tasfiye edilemeyen
eşyanın tasfiye idaresince teslim alınacağı,
Yukarıda
belirtilen eşyaların ihale yoluyla satış, yeniden ihraç amaçlı satış, perakende
satılmak, kamu kuruluşları ile özel kanunla kurulmuş vakıf ve derneklere tahsis
edilmek, imha, suretiyle tasfiyeye tabi tutulacağı,
Yolcu
eşyası ile müsaderesi kesinleşen kaçak eşya ve bekleme sürelerinin geçmesi
nedeniyle tasfiyelik hale gelen eşyanın tahsis yoluyla, satışa çıkarılması
veya tahsisi uygun görülmeyen eşya ile satışa çıkarılıp alıcısı çıkmayan veya
hurda ve ilk madde haline gelen eşyanın kamu kurum ve kuruluşlarına satılarak
veya bedelsiz verilerek, tabii afetler, bulaşıcı hastalıklar ve benzeri
olağanüstü durumlarda tasfiyelik hale gelen her türlü eşyanın ilgili idarelere
veya yetkili birimlere bedelsiz verilerek, ekonomik değerini tamamen yitiren
eşyanın imha edilerek tasfiye olunacağı, bunların dışında kalan eşyanı satış
suretiyle tasfiye olunacağı, diğer yollarla tasfiye edilen eşyanın ardiye ve
diğer hizmetler karşılığı ücretlerin satışta bulduğu değerin yüzde onbeşini
geçemeyeceği, tasfiye edilebilir hale gelmiş olan eşyanın bedelinin tespitinde
gümrüklenmiş değerini esas alınacağı, vergi, resim ve fonların hesabında gümrük
beyannamesi verilmiş ise bunların tescil edildiği, aksi halde tespit ve
tahakkuk belgesinin gümrükçe tanzim ve tescil edildiği tarihteki oranların esas
alınacağı, çıkış eşyasının bedelinin tespitinde FOB değerin esas alınacağı,
müsaderesi kesinleşen kaçak eşyanın bedelinin tespitinde, mahkemece belirlenen
bir bedel var ise bu değer, değer belirlenmemiş ise Kaçak Eşyaya Mahsus Tespit
Varakasındaki gümrüklenmiş değerin, yoksa rayiç değerin esas alınacağı,
müsaderesi kesinleşmemiş kaçak eşyanın satışa esas bedelinin gümrük idaresince
tespit edileceği, perakende satılacak eşyanın satış bedelinin, serbest piyasa
koşulları göz önünde bulundurularak tasfiye idaresince belirleneceği,
Yolcu beraberinde getirilip gümrüğe terkedilen veya terkedilmiş
sayılan eşya, müsaderesi kesinleşen kaçak eşya, bekleme sürelerinin geçmesi
nedeniyle tasfiyelik hale gelen eşya ile ithalatı yasak, sakıncalı ve
kısıtlamaya tabi eşyanın, gümrüklenmiş değer ile eşya için yapılmış giderler,
ardiye ücreti ve kanunlardan kaynaklanan vergi, resim, harç ve fonlar ayrıca
alınmak suretiyle kamu kurum ve kuruluşları ile özel kanunla kurulmuş vakıf ve
derneklere tahsis edilebileceği; yapılması, satılması
ve ülkeye sokulması yasaklanmış eşyanın, ilgisine göre genel ve katma bütçeli
dairelerle diğer kamu kurum ve kuruluşlarına 6 ncı maddedeki esaslar dikkate
alınmaksızın, uyuşulacak bedel üzerinden verileceği;
Tasfiye
edilecek eşyanın satışıyla tasfiye idaresi görevli olduğu ve hangi eşyanın
perakende, hangi eşyanın ihale yoluyla satılacağının tasfiye idaresince
belirleneceği; yeniden ihraç amaçlı satış suretiyle tasfiye edilecek eşyayı
gümrük idaresinin belirleyeceği, ithalatı yasak, sakıncalı ve kısıtlamaya tabi
eşyanın yeniden ihraç amacıyla satılabileceği; ihale
yoluyla yapılacak satışların, satış tarihinden en az on gün önce Resmi Gazetede
yayımlanmak suretiyle ilan edileceği, çabuk bozulma ve telef olma tehlikesine
maruz bulunan eşya ile saklanması masraflı ve külfetli veya tehlikeli olan eşya
için yukarıda belirtilen sürenin bir güne kadar indirilebileceği; ihale yoluyla
yapılacak satışlara katılacaklardan, satılacak eşyanın satışa esas bedelinin en
az yüzde beşi oranında teminat alınacağı, artırma sonunda eşyanın en yüksek
bedeli verene satılacağı, satışın komisyon kararının alıcıya duyurulması ve
alıcının satış kağıdını imzalamasıyla tamamlanacağı,
Çabuk
bozulma, telef olma tehlikesine maruz bulunan eşya ile saklanması masraflı,
külfetli veya tehlikeli olan eşyanın, kamu kurum ve kuruluşları ile özel
kanunla kurulmuş dernek ve vakıflara uyuşulacak bedel üzerinden satılacağı,
satın alınmayanların açık artırma yöntemiyle satışa çıkarılacağı, 1918 sayılı
Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunun 23 üncü maddesinin ikinci fıkrasının
3 numaralı bendi ve 48 inci maddesine göre teslim alınan eşyadan, çabuk
bozulma, telef olma tehlikesine maruz bulunan, saklanması masraflı, külfetli ve
tehlikeli olan müsaderesi kesinleşmemiş kaçak eşya, satışa çıkarılmadan önce
ilgili mahkemeden suç kanıtı olarak saklanmasının gerekli olup olmadığı
sorularak; öncelikle satış yöntemiyle tasfiye edileceği, eşyanın satışta
bulduğu değer üzerinden satışın tamamlanmasını müteakip sahiplerinin yedi gün
içerisinde satın alma hakkı olduğu, bu nitelikteki eşyanın satılamaması durumunda satışta bulduğu değer üzerinden
ilgili kamu kuruluşlarına önerileceği, bu durumda da satılamayan eşya,
uyuşulacak bedel üzerinden kamu kuruluşlarına verileceği,
Bu
Tüzük hükümlerine göre tasfiyeye tabi tutulan her türlü eşyadan; tekel altında
bulunanlar, satışa çıkarılmadan doğrudan ilgili kamu kuruluşlarına uyuşulacak
bedel üzerinden; satışa çıkarılıp da alıcısı çıkmayanlar, kamu kurum ve
kuruluşları ile özel kanunla kurulmuş vakıf ve derneklere parasız; bekleme
süresini doldurmuş yolcu eşyasıyla müsaderesi kesinleşen kaçak eşya ve sahip
veya taşıyıcıları tarafından gümrüğe terkedilmiş olanlardan satışa çıkarılması,
tahsisi uygun görülmeyenler veya ithalatı yasak, sakıncalı ve kısıtlamaya tabi
eşya, çalışma alanı bakımından bu eşyayı kullanabilecek kamu kurum ve
kuruluşlarına parasız verilebileceği,
Hüküm
altına alınmıştır.
1995/7606
sayılı BKK eki İthalat Rejimi Kararının 1-3 ncü maddesinde, Kararın amacının,
ithalatın ülke ekonomisi yararına ve uluslararası ticaretin gereklerine uygun
olarak düzenlenmesini sağlamak olduğu, ithalatın bu karar ve karara dayanılarak
çıkarılacak yönetmelik, tebliğler, ilgili kuruluşlara verilecek talimatlar, çok
taraflı veya iki taraflı anlaşmalar hükümleri çerçevesinde yürütüleceğini,
Kararda yer alan hususlara ilişkin yönetmelik ve tebliğler çıkarmaya, Karar
metninde sözü edilen izinleri ve talimatları vermeye, ithalatın her aşamasında
gerekli görülecek değişiklikleri yapmaya ve önlemleri almaya, ithal malları
fiyatlarının gerektiğinde kontrolünü yapmaya veya yaptırmaya, özel ve zorunlu
durumları inceleyip sonuçlandırmaya Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığının
yetkili olduğu, Türkiye ile ticari ilişkilerinde ticaret ve ödemeler dengesini
bozacak nitelikte kayıtlar koyan veya uygulama yapan, anlaşmalar ile
kararlaştırılan yükümlülüklerini yerine getirmeyen, ithalat rejiminin genellik
ilkesi ile bağdaşmayacak şekilde ayırıcı işlemler uygulayan ülkeler, kuruluşlar
ve firmalar hakkında taraf olunan uluslararası anlaşmalar çerçevesinde gerekli
önlemlerin alınacağı, Kararın
5-7 nci maddelerinde, kamu ahlakı, kamu düzeni veya kamu güvenliği; insan,
hayvan ve bitki sağlığının korunması veya sınai ve ticari mülkiyetin korunması
amaçlarıyla ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde alınan önlemlerin kapsamı
dışındaki malların ithalinin serbest olduğu, ithalat bedellerinin ödenmesinin
kambiyo mevzuatı hükümlerine tabi olduğu, eski, kullanılmış, yenileştirilmiş,
kusurlu (defolu) ve yatık (zamanla dayanıklılığını yitirmiş) malların ithalinin
izne tabi olduğu belirtilmiştir.
Karara
dayanılarak çıkarılan İthalat Yönetmeliğinde ise, kambiyo mevzuatı hükümleri
saklı kalmak kaydıyla, ithalat yapmak isteyen kişilerin, ilgili mevzuat hükümleri
çerçevesinde almaları gereken belgelerle birlikte doğrudan gümrük idarelerine
başvuracaklarını, ithalatı kanunlarla belirli kurum ve kuruluşlara bırakılmış
maddelerin ithali ancak, bu kurum ve kuruluşlar tarafından yapılabileceğini,
gümrüğe gelen mallar gümrük mevzuatında değer veya miktar belirlemeye ilişkin
mevcut ilkelere göre, beyannamenin düzenlenmesine esas teşkil eden faturada
yazılı olan değer ve miktar gözönünde bulundurularak gümrükçe tesbit ve kabul
edilen değer ve miktarda görülecek eksik veya fazlalıkla ilgili bütün
işlemlerin(iskonto dahil), kambiyo mevzuatı hükümleri saklı kalmak kaydıyla,
gümrük idarelerince sonuçlandırılacağını, ithal edilecek malların bedellerinin
transferine ilişkin usul ve esasların Hazine Müsteşarlığınca belirleneceği
hüküm altına alınmıştır.
Solvent ve bazı petrol ürünlerinin ithaline ilişkin
2005/12 sayılı Tebliğde, aşağıda GTİP’ları ve isimleri belirtilen maddelerin
gümrük beyannamelerinin tescilinde, gümrük idarelerince, Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığı’nın (Petrol İşleri Genel Müdürlüğü) uygunluk yazısının
aranacağı, bu yazının bir örneğinin gümrük beyannamesine ekleneceği
belirtilmiştir. 13.03.2005 tarihinden itibaren bu ürünlere uygunluk belgesi
EPDK tarafından verilmektedir.
|
G.T.İ.P. |
Madde İsmi |
|
G.T.İ.P. |
Madde
İsmi |
|
2707.10 |
Benzol (benzen) |
|
2710.19.87.00.00 |
Dişli yağları veredüktör yağları |
|
2707.20 |
Toluol (toluen) |
|
2710.19.91.00.00 |
Metal işlemeyemahsus bileşikler, kalıp çıkarma yağları,
aşınmayı önleyici yağlar |
|
2707.50.90.00.11 |
Solvent nafta(çözücü nafta) |
|
2710.19.93.00.00 |
Elektrikizolasyonuna mahsus yağlar |
|
2707.99.99.00.00 |
Diğerleri |
|
2710.19.99.00.11 |
Kızak yağları |
|
2710.11.11.00.00 |
Özel bir işleme tabitutulacak olanlar |
|
2710.19.99.00.12 |
Soğutma yağları |
|
2710.11.15.00.00 |
2710.11.11.00 Altpozisyonunda belirtilen işlemlerden
başka bir işlemle kimyasal değişime tabitutulacak olanlar |
|
2710.19.99.00.13 |
Otomatik şanzumanyağları |
|
2710.11.21.00.00 |
White spirit |
|
2710.19.99.00.14 |
Diğer şanzumanyağları |
|
2710.11.25.00.00 |
Diğerleri |
|
2710.19.99.00.15 |
Diferansiyelyağları |
|
2710.11.90.00.11 |
Diğer solventler(çözücüler) |
|
2710.19.99.00.19 |
Diğerleri |
|
2710.11.90.00.19 |
Diğerleri |
|
2901.10.00.90.11 |
Hekzan |
|
G.T.İ.P. |
Madde İsmi |
|
G.T.İ.P. |
Madde
İsmi |
|
2710.19.11.00.00 |
Özel bir işleme tabitutulacak olanlar |
|
2901.10.00.90.12 |
Heptan |
|
2710.19.15.00.00 |
2710.19.11.00 Altpozisyonunda belirtilen işlemlerden
başka bir işlemle kimyasal değişime tabitutulacak olanlar |
|
2901.10.00.90.13 2902.11.00.00.00 |
Pentan Siklohekzan |
|
2710.19.29.00.00 |
Diğerleri |
|
2902.20.00.00.00 |
Benzen (benzol) |
|
2710.19.31.00.00 |
Özel bir işleme tabitutulacak olanlar |
|
2902.30.00.00.00 |
Toluen (toluol) |
|
2710.19.35.00.00 |
2710.19.31.00 Altpozisyonunda belirtilen işlemlerden
başka bir işlemle kimyasal değişime tabitutulacak olanlar |
|
2902.41.00.00.00 |
o-Ksilen |
|
2710.19.71.00.00 |
Özel bir işleme tabitutulacak olanlar |
|
2902.42.00.00.00 |
m-Ksilen |
|
2710.19.75.00.00 |
2710.19.71.00 Altpozisyonunda belirtilen işlemlerden
başka bir işlemle kimyasal değişime tabitutulacak olanlar |
|
2902.44 |
Ksilen izomerlerikarışımları |
|
2710.19.81.00.11 |
Benzinli motoryağları |
|
2909.19.00.00.13 |
Metil tersiyer bütileter (MTBE) |
|
2710.19.81.00.12 |
Deniz diesel motoryağları |
|
34.03 |
Yağlamamüstahzarları |
|
2710.19.81.00.13 |
Kompresör yağlamayağları |
|
3811.90.00.10.12 |
Hafif mineral yağlariçin müstahzar katkılar |
|
2710.19.81.00.14 |
Türbin yağlamayağları |
|
3814.00 |
Tarifenin başkayerinde belirtilmeyen veya yer almayan
organik kar-ma çözücüler veincelticiler; boya ve vernik çıkarmada kullanılan
müstahzarlar |
|
2710.19.81.00.19 |
Diğer yağlar |
|
3819.00.00.00.00 |
Hidrolik frensıvıları ve hidrolik transmisyonlar için
petrol yağları veya bitümenliminerallerden elde edilen yağları içermeyen veya
ağırlık iti-bariyle % 70’den azoranda içeren müstahzar sıvılar |
|
2710.19.83.00.00 |
Hidrolik amaçlaramahsus sıvı yağlar |
|
3820.00.00.00.00 |
Donmayı önleyicimüstahzarlar ve donmayı çözücü müstahzar
sıvılar |
|
2710.19.85.00.11 |
Beyaz yağlar |
|
3824.90.40.00.00 |
Vernikler ve benzeriürünler için anorganik karma
çözücüler ve incelticiler |
|
2710.19.85.00.12 |
Sıvı parafin (pirinçyağı) |
|
|
|
96/7794 sayılı sözkonusu kararın ithalata ilişkin amacının, dış ticarette teknik düzenleme, standardizasyon, uygunluk değerlendirmesi ve belgelendirme faaliyetleri çerçevesinde ithalatta, ithal malları ile yerli ürünler arasında farklılık yaratmayacak şekilde insan sağlığının ve emniyetinin, hayvan veya bitki varlığının veya çevrenin korunmasını ve ulusal güvenlik gereklerini sağlamak, düşük kaliteden kaynaklanan haksız rekabeti ve yanıltıcı uygulamaları önlemek, tüketiciyi koruyucu ve kaliteyi yükseltici tedbirleri almak için dış ticarette teknik düzenleme ve standardizasyon faaliyetlerinde yetkili mercii, uygulanacak esasları ve yapılacak işlemleri belirlemek, Gümrük Birliği çerçevesindeki teknik düzenlemelerin dış ticaret sistemine uyarlanmasını sağlamak olduğu, dış ticarette teknik düzenleme, standardizasyon, uygunluk değerlendirmesi ve belgelendirme faaliyetleri, bu Karar ile bu Karara istinaden çıkarılacak yönetmelik, tebliğler ve talimatlar ile iki taraflı veya çok taraflı uluslararası anlaşmalar çerçevesinde yürütüleceği, Türk standartlarından ihtiyaç duyulanları, ithalatta zorunlu uygulamaya koymaya veya uygulamadan kaldırmaya ve bu standartlar kapsamındaki ürünlerin uygunluk değerlendirmelerini ve belgelendirmelerini yapmaya veya yaptırmaya, standart dışı, atık, artık ve çevre yönünden risk taşıyan maddelerin ithaline ve ihracına ilişkin gerekli düzenlemeleri yapmaya, insan sağlığına veya tesisata veya çevreye zarar verdiği tespit edilen ithal ürünlerin, teknik özellikleri ve bu özelliklere uygunluğunun değerlendirilmesi sistemi konusunda üretici firma nezdinde soruşturma başlatmaya, soruşturma sonuçlanıncaya kadar, sözkonusu ürünün ilgili üretici firmadan her türlü kanalla yapılacak ithalini kontrol etmeye, soruşturma sonucunda ürünün kontrolü ile ilgili gerekli görülecek tedbirleri almaya Dış Ticaret Müsteşarlığının yetkili olduğu belirtilmiştir.
Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve
Standardizasyon Yönetmeliğinde ise, ithalatçının ithal ettiği ürünün çevre,
sağlık, emniyet koşullarına uygun olmasından sorumlu olduğu, çevre kirliliğine
yol açtığı veya bu yönden risk taşıdığı tespit edilen her türlü atık, artık,
kimyevi madde ve ürünü ithal edenlere, kusur şartı aranmaksızın, genel hükümler
dışında ayrıca Kararda belirtilen müeyyidelerin uygulanacağı, mal ilgili standardına veya teknik
düzenlemeye uygun bulunduğu takdirde, ithalatçı veya temsilcisine malın
standardına veya teknik düzenlemeye uygunluğunu belirten belge verileceği
belirtilmiştir. 2005/1 no.lu Dış
Ticarette Standardizasyon Tebliği ithalatta zorunlu standarda tabi petrol ve
türevlerine ilişkin ayrıntılı liste bilgileri aşağıda belirtilmiştir.
|
İthalatta
Uygunluk Değerlendirmesine Tabi Ürünler (Değerlendirmesi
Türk Standartları Enstitüsü Tarafından Yapılanlar ) |
|||
|
G.T.İ.P. |
MADDE ADI |
TS NO |
STANDART
ADI |
|
2710.11.45.00.00 |
Oktanı (RON) 95 veya daha fazla fakat
98'den az olanlar |
|
|
|
2710.11.49.00.00 |
Oktanı (RON) 98 veya daha fazla olanlar |
|
|
|
2710.11.51.00.00 |
Oktanı (RON) 98'den az olanlar |
2885 |
Otomotiv Yakıtları-Kurşunlu
Benzin-Özellikler ve Deney Metotları |
|
2710.11.59.00.00 |
Oktanı (RON) 98 veya daha fazla olanlar |
|
|
|
2710.19.41.00.11 |
Motorin |
TS
3082 EN 590 |
Otomotiv Yakıtları-Dizel-Özellikler ve
Deney Met Metodları |
|
2710.19.45.00.11 |
Motorin |
|
|
|
2710.19.49.00.11 |
Motorin |
|
|
|
2711.19.00.00.11 |
Sıvılaştırılmış petrol gazı (L.P.G.) |
TS
6600 EN 417 |
Gaz Kartuşları (Tüpler) Yeniden
Doldurulamayan-Metalik-LPG İçin-Vanalı veya Vanasız-Taşınabilir Cihazlarda
Kullanılan |
|
2901.10.00.90.11 |
Hekzan |
1946 |
Hekzan (Gıda Sanayiinde Kullanılan) |
|
2902.30.00.00.00 |
Toluen (Toluol) |
2280 |
Toluen-Sanayide Kullanılan |
|
3811.90.00.90.00 |
Diğerleri |
11630 |
Fuel Oil Katkı Mad.- Yanma Özelliğini
Geliştiren |
|
|
Gaz yağı |
TS
3355 |
|
4458 sayılı Gümrük Kanununun 172 nci maddesi, Türkiye ile Komşu ülkeler arasında coğrafi durum ve bölge ihtiyaçları göz önünde bulundurularak sınır ticaretinin kapsamının Bakanlar Kurulunca belirleneceği, sınır ticaretine ilişkin gümrük işlemlerinin ise yönetmelikle belirleneceği,
Gümrük Yönetmeliğinin 710-713 uncu maddelerinde, Bakanlar Kurulunca Türkiye ile komşu ülkeler arasında coğrafi durum ve bölge ihtiyaçları göz önünde bulundurularak belirlenen sınır ticaretinin, ancak ilgili kararda belirtilen gümrük idarelerinden yapılacağı, bu kapsamda yapılacak her türlü ithalat ve ihracat işlemlerinde, Yönetmeliğin 249 ncu maddesinde belirtilen beyannamenin kullanılacağı, sınır ticareti kapsamında yapılacak ithalat ve ihracat işlemlerinin, sınır ticaretine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararında yeralan hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu yönetmelikte yer alan usul ve esaslara tabi olduğunu, sınır komşusu ülkelerle sınır ticaretine ilişkin özel anlaşmalar bulunması halinde, gümrük işlemlerinin bu anlaşmalara hükümlerine göre yürütüleceği;
Hüküm altına alınmıştır.
Sınır ticaretinin başlangıcı 1970’li yıllara kadar uzanmaktadır. Sınır ticareti Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden ihracatın artırılması ve yapılacak ihracat sayesinde bu illerde sınai ve ticari gelişmenin sağlanması, ayrıca sınır illerinin zaruri ihtiyaçlarının bir bölümünün komşu ülkelerden basitleştirilmiş ithalat yoluyla çabuk ve daha ucuz maliyetle karşılanması be bu bölgelere ekonomik canlılık getirilmesi amacıyla başladığı bilinmektedir.
1996 yılı Ocak ayında Avrupa Birliği ile ülkemiz arasında gümrük birliğinin tesis edilmesi üzerine, 31.01.1996 tarihli 96/7782 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla daha önce uygulama alanı bulan kıyı ticareti sona erdirilmiş, sınır ticareti yapma imkanı ise sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki hudut illerine tanınmıştır. Bu çerçevede yapılan ithalatın kapsamı; arıcılık, bahçevilik, hayvancılık ve orman ürünleri ile sınırlı tutulmuştur. Bahsi geçen Kararın yürürlükte olduğu 1996 yılında 7,3 milyon US Dolar değerindeki ithalata karşılık, 20,5 milyon US Dolar düzeyinde ihracat yapılmış ve sınır ticaretinde ilk ve son defa sınır ticareti kapsamında dış ticaret ülkemiz lehine fazla vermiştir.
Sınır ticaretine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararlarının incelenmesinde;
23.12.1998 günlü 98/12254 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında, mutad depo kapsamında ithalatı çekicilere montajlı yarı römorklu araçlarla, kamyonlara montajlı römorklu araçlar ve römorksuz kamyonların mutad depolarında yapılan motorin ithalatı olduğu, bu ithalatın Gürbulak, Kapıköy, Esendere, Sarp, Dilucu, Türközü ve Habur Gümrük kapılarından yapılacağı, buralardan yapılacak ithalatın da bulundukları iller dışında Adıyaman, Batman, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep, Kars, Kilis, Mardin, Muş, Siirt Şanlıurfa ve Tunceli ilerinde dağıtım yapılabileceği, mutad depo kapsamında motorin ithalatına ilişkin uygulama usul ve esaslarının belirlenmesi ve takibinde Dış Ticaret Müsteşarlığının yetkili olduğu, bu kapsamda Şırnak ili Habur Gümrük Kapısından aylık 75.000 ton, Iğdır ili Dilucu Gümrük Kapısından 25.000 ton motorin ithalatına izin verileceği, ham petrol ithalatına ilişkin olarak ise, sınır ticareti kapsamında tüzel kişiler tarafından karayolu ile gümrük vergisi, katma değer vergisi ve akaryakıt fiyat istikrar fonunu kesintisinden muaf olarak ham petrol ithalatının yapılabileceği, ithal edilecek ham petrol miktarının Dış Ticaret Müsteşarlığınca belirleneceği, bu kapsamda yapılacak ithalata uygunluk belgelerinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca belirleneceği, ham petrol ithalatına ilişkin tüzel kişilerce yapılacak başvurularda yerli bir rafineri şirketiyle sözleşme şartının aranacağı, ham petrol ithalatında İl ihtiyacı kriterinin uygulanmayacağı, bu kapsamda ithal edilen ham petrolün rafineri şirketi tarafından uygun görülecek bir rafineri ve depoya sevkedileceği, ham petrol ithalatını yapacak tüzel kişilerin şirket merkezinin sınır ticareti kapsamındaki illerde olması şartının aranmayacağı, sınır ticareti yoluyla ithal edilecek ürünlerden alınması gereken vergi ve fonların %60’ı, KDV’nin ise tamamının tahsil edileceği, petrol ürünleri için gümrük idarelerince hesaplanacak vergilerin matrahının ithal tarihinde geçerli olan tavan fiyata göre belirlenen matrahtan az olamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda belirtilen Kararda değişiklik yapan 07.04.1999 günlü 99/12646 sayılı Kararda ise, mutad depo kapsamında, Şırnak ili Habur Gümrük Kapısından aylık yapılacak ithalat 150.000 tona çıkarılmıştır.
10.03.2000 tarihli ve 2000/364 sayılı BKK’nda ise, önceki kararda tanımlanan mutad depo kapsamındaki ithalatın taşıt üzerindeki depolarda motorin ithalatı olarak yeniden tanımlandığı ve Şırnak ili Habur Gümrük Kapısından aylık 75.000 ton, Iğdır ili Dilucu Gümrük Kapısından 15.000 ton motorin ithalatına izin verileceği, Habur Gümrük kapısından taşıt üzerindeki depolarda ithal edilen motorinin Silopi’de TPİC(Turkish Petroleum International Company) tarafından kurulan Habur Akaryakıt Depolama Tesisleri dışında hiçbir kurum, kuruluş ve özel firmaya teslim edilemeyeceğinin öngörüldüğü, taşıt üzerindeki depolarda ithal edilen motorinin katma değer vergisi hariç diğer vergilerden muaf olduğunun belirtildiği, ham petrol ithalatına ilişkin olarak ise, önceki Kararda yeralan hükümlere aynen yer verildiği, sınır ticareti kapsamında motorin ithalatının Ağrı, Ardahan, Artvin, Hakkari, Iğdır, Şırnak ve Van illerinden yapılacağı, 3. ülke menşeli ürünlerin sınır ticareti kapsamında ithalatına izin verilmeyeceği, ancak belirtilen kapılardan yapılacak motorin ithalatında eşyanın menşeinin Azerbaycan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Kazakistan olmasına izin verileceği, sınır ticareti yoluyla ithal edilecek ürünlerden alınması gereken vergi ve fonların %80’ı, KDV’nin ise tamamının tahsil edileceği, sınır ticareti kapsamında ham petrol ve motorin ithal edilen araçlarda, araçların orijinal yakıt depolarına ilave olarak monte edilen depolarda akaryakıt getirilemeyeceği belirlenmiştir.
21.07.2000 tarihli ve 2000/1012 sayılı Kararda ise, 10.03.2000 tarihli ve 2000/364 sayılı Kararnameye geçici bir madde ilave edilerek, Gümrükler Genel Müdürlüğünün 2000/8 sayılı Genelgesi ile belirtilen standart yakıt depolarında getirilen motorin tutarlarının BKK ile bir kat artırıldığı, buna göre sınır ticareti kapsamında tüzel kişiler tarafından karayoluyla Irak’tan ithal edilecek ham petrolü taşıyan araçların standart yakıt depoları (ilave yakıt depoları dahil) tır çekicilerinde depo hacimleri 1.100 litre, istiap haddi 15 tona kadar olan (15 ton dahil) kamyon ve tankerlerde depo hacimleri 600 litre, istiap haddi 15 tonun üzerinde olan kamyon ve tankerlerde depo hacimleri 800 litre olarak belirlendiği ve bu uygulamadan Irak’tan 1999 yılında ithalatı uygun görülen ham petrolü taşıyacak araçların 31.12.2000 kadar, 2000 yılında ithalatı uygun görülen ham petrolü taşıyan araçların da 31.05.2001 kadar yararlanabileceği belirtilmiştir.
28.09.2000 tarihli ve 2000/1309 sayılı BKK’nda, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Genel Müdürlüğü ile Nahçıvan Şeker Şirketi arasında 23.02.2000 tarihinde Ankara’da imzalanan “Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nden Alınacak Şeker Pancarına Karşılık Şeker ve Sun’i Gübre Verilmesine Ait Protokol” uyarınca, Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nde üretilen 50.000 ton şeker pancarının Ağrı Şeker Fabrikası’na taşınması amacıyla adı geçen şeker fabrikasının açacağı nakliye ihalesini kazanan şirketin araçlarına tahsis edilmek üzere, taşıt üzerindeki depolarda motorin ithalatı kapsamında Iğdır İli Dilucu Gümrük Kapısına tanınan aylık 15.000 ton olan kontenjana, 21.02.2001 tarihine kadar kullanılmak üzere, toplam 10.000 ton motorin ilave yapıldığına dair 10.03.2000 tarihli ve 2000/364 sayılı Kararnameye geçici bir madde ilave edilmiştir.
28.05.2001 tarihli ve 2001/2623 sayılı Karar ile, 10.03.2000 tarihli ve 2000/364 sayılı Kararda belirtilen uygulamadan(standart yakıt depolarında getirilecek akaryakıtın bir kat artırılarak uygulanması), 2001 yılında ithalatı uygun görülen ham petrolü taşıyacak araçların 31.12.2002 tarihine kadar yararlanabileceği belirtilmiştir.
05.07.2001 tarihli ve 2001/2720 sayılı BKK ile, 10.03.2000 tarihli ve 2000/364 sayılı Kararnamenin eki olan Sınır Ticaretinin Düzenlemesine İlişkin Karar’ın 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan 10.000 ton ibaresi 15.000 ton olarak, 50.000 ton ibaresi 75.000 ton olarak değiştirilmiştir.
17.07.2002 tarihli ve 2002/4517 sayılı BKK ile 10.03.2000 tarihli ve 2000/364 sayılı Karardaki bazı maddelerin yürürlükten kaldırıldığı, bazı maddelerin ise değiştirildiği, buna göre, 2000/364 sayılı kararnamenin amacında belirtilen “taşıt üzerindeki depolarda motorin ithalatı”nın amaç bölümünden çıkartıldığı, sınır ticareti kapsamında petrol ürünleri ithalatı yapılamayacağının belirtildiği, ayrıca sınır ticareti kapsamında ithal edilen eşyayı taşıyan araçlarda 31.12.2002 tarihine kadar ham petrol taşıyan araçlar hariç olmak üzere, orijinal yakıt depolarına ilave olarak monte edilen depolarda akaryakıt getirilemeyeceği belirtilmiştir.
24.12.2002 tarihli ve 2002/4999 sayılı BKK ile, 10.03.2000 tarihli ve 2000/364 sayılı Kararnamenin eki olan Sınır Ticaretinin Düzenlemesine İlişkin Karar’a geçici bir maddenin ilave edildiği, buna göre, sınır ticareti kapsamında tüzel kişiler tarafından karayoluyla ithal edilecek ham petrolü taşıyan araçların standart yakıt depoları (ilave yakıt depoları dahil) tır çekicilerinde depo hacimleri 1.100 litre, istiap haddi 15 tona kadar olan (15 ton dahil) kamyon ve tankerlerde depo hacimleri 600 litre, istiap haddi 15 tonun üzerinde olan kamyon ve tankerlerde depo hacimleri 800 litre olarak belirlendiği ve bu uygulamadan Irak’tan 2003 yılında ithalatı uygun görülen ham petrolü taşıyacak araçlar 31.12.2002’ne kadar, 2003 yılında ithalatı uygun görülen ham petrolü taşıyan araçlar da 31.05.2003 tarihine kadar yararlanabileceği belirtilmiştir.
4458 sayılı Gümrük Kanununun 167/9-c maddesi ile, ulaşım araçları ile özel konteynerlerde mevcut bulunan akaryakıt ve madeni yağlara gümrük vergisinden muafiyet tanınmıştır. Belirtilen Kanuna dayanılarak çıkarılan 05.02.2000 günlü ‘Gümrük Vergilerinden Muafiyet ve İstisna Tanınacak Haller Hakkında Karar’ın 102 nci maddesinde, Türkiye gümrük bölgesine giren özel ve ticari ulaşım araçları, motosikletler ve özel konteynerlerin içindeki standart depolarda mevcut bulunan yakıtların, özel motorlu araç ve motosikletlerde kullanılmak üzere tasarlanmış ve anılan araçlarda portatif depolarda taşınan, araç başına 10 lt.yi geçmeyen yakıtların gümrük vergilerinden muaf olduğu hüküm altına alınmıştır. Mülga 1615 sayılı Gümrük Kanunun 12 nci maddesinde, ‘Motorlu vasıtaların mutad depolarındaki akaryakıt ve madeni yağlardan vergi aranmaz.’ hükmü gereğince asıl ikametgahı yabancı memleketlerde olan Türk ve yabancı turistlere ait araçların mutad depolarında bulunan akaryakıt ve madeni yağlardan vergi alınmayacağı öngörülmüştür. 2000/8 sayılı genelge ile de Tır çekicileri için 550-lt, 15 tona kadar kamyon ve tankerler için 300-lt, istiap hacmi 15 tonu geçen kamyon ve tankerler için ise 400 lt olarak olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla bu araçların mutad depolarında bulunan ve belirtilen miktarlardaki yakıt ve madeni yağdan vergi alınmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, Başbakanlık Güvenlik İşleri Başkanlığının 22.07.1992 günlü 1980 sayılı yazılarıyla, Körfez kriziyle birlikte yaşanan olumsuzluklar ve zor tabiat şartları nedeniyle Türk şöför ve nakliyeci esnafının akaryakıt temininde karşılaştıkları zorlukları göz önüne alarak, Irak’a giriş-çıkış yapan araçlarda depo kapasiteleri ‘Çekicilere montajlı yarı römorklu araçlarla, kamyonlara montajlı römorklu araçlarda depo kapasiteleri 2 ton, diğer kamyonlarda 1,5 ton olarak belirlenmiş ve artırılmış depo kapasiteleriyle gümrük vergi ve resimlerinden muaf olarak motorin getirilmesine fiilen başlanmıştır.
Daha sonra Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’nün 09.081994/12838, 14.08.1996/14668, 13.09.1996/17095, 26.11.1996/22452 tarih ve sayılı yazılarıyla, önce Irak’a sonra da Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerine açık bulunan tüm kara hudut kapılarından giriş-çıkış yapan çekicilere montajlı yarı romorklu araçlarla, kamyonlarda mutad depo kapasiteleri yeniden artırılarak, çekicilere montajlı yarı römorklu araçlarda ve kamyonlara montajlı römorklu araçlarda 8 ton, diğer kamyonlarda 4 ton olarak belirlendiği,
Sınır Ticaretinin Düzenlenmesine İlişkin 23.12.1998 günlü 98/12254 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 3 ncü maddesinde mutad depo kapsamında ithalat yeniden tanımlanarak; ‘çekicilere montajlı yarı römorklu araçlarla, kamyonlara montajlı römorklu araçlar ve römorksuz kamyonların mutad depolarında yapılan motorin ithalatı’ olarak tanımlandığı, uygulama esas ve usullerinin belirlenmesi ve takibinde Dış Ticaret Müsteşarlığının yetkili kılındığı, belirtilen Kararnamede değişiklik yapan 07.04.1999 tarihli 99/12646 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla Şırnak İli Habur Gümrük kapısından aylık 150 bin ton, Iğdır ili Dilucu Gümrük kapısından 25 bin ton motorinin mutad depo kapsamında ithalatına izin verileceği,
Hüküm altına alınmıştır.
Uygulamaya ilişkin Valiliklerce çıkarılan Yönergelerde, Başbakanlık Makamının 26.11.1996 tarih ve 22452 sayılı talimatına atfen kamyonlarda 4 ton Tırlarda 8 ton motorin getirilebileceğinin belirlendiği, bu suretle getirilen motorinden kamyonlarda 125.000.000.-TL, Tırlarda 250.000.000.-TL tutarında matrah üzerinden KDV tahsil edilmesinin öngörüldüğü belirtilmiştir. Bu kapsamda taşıt üstü depolarda getirilen motorin; gümrük vergisi, akaryakıt tüketim vergisi, akaryakıt fiyat istikrar fonu kesintisinden muaf olduğu, katma değer vergisinin ise tamamının tahsil edildiği öngörülmüştür.
Sınır ticareti kapsamında, mutad depo uygulaması kapsamında, araçın yapısına göre 4-8 ton uygulanan motorin muafiyetinin uygulandığı dönem itibariyle yıllık ithalat miktarları aşağıda verilmiştir. Akaryakıt ithalatlarına ilişkin istatistiklerin incelenmesinde; Hakkari, Van, Iğdır, Şırnak, Ardahan, Artvin, Ağrı illerinde mutad depo-taşıt üstü depolarla yapılan motorin ithalatının aşağıdaki tabloda belirtildiği gibi toplam olarak, 1997 yılında 2.000.000 ton, 1998 yılında 2.000.000 ton, 1999 yılında 1.299.532 ton, 2000 yılında 1.203.552 ton, 2001 yılında 1.133.830 ton ve 2002 yılında (17.7.2002 tarihine kadar) 131.624 ton olarak gerçekleştirildiği görülmüştür.
|
İLLER |
1997 YILI (TON) |
1998 YILI (TON) |
1999 YILI (TON) |
2000 YILI (TON) |
2001 YILI (TON) |
2002 YILI (TON) |
|
IĞDIR |
300.000 |
600.000 |
234.532 |
193.850 |
164.522 |
119.776 |
|
ŞIRNAK |
1.700.000 |
1.400.000 |
1.065.000 |
909.476 |
398.264 |
11.672 |
|
AĞRI |
- |
- |
- |
47.531 |
15.174 |
- |
|
ARDAHAN |
- |
- |
- |
- |
547.810 |
- |
|
HAKKARİ |
- |
- |
- |
15.659 |
7.595 |
- |
|
VAN |
- |
- |
- |
27.910 |
465 |
- |
|
ARTVİN |
- |
- |
- |
9.126 |
- |
176 |
|
TOPLAM |
2.000.000 |
2.000.000 |
1.299.532 |
1.203.552 |
1.133.830 |
131.624 |
|
G E
N E L T O P L A M |
7.768.538 |
|||||
Mutad depo
uygulaması sonucu 1997-2002 tarihlerinde sınır ticareti kapsamında yurda
sokulan motorin nedeniyle raporun düzenlendiği tarih itibariyle Devletin
uğradığı vergi kaybının (gümrük vergisi+özel tüketim vergisi+katma değer
vergisi) yaklaşık 10.3 katrilyon TL(10,3 milyar YTL) ve 7,6 milyar USD
olduğu anlaşılmaktadır.
Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığının 27.05.2005 günlü 13302 sayılı yazısı ekinde alının ve sınır ticareti kapsamında yapılan 01.01.1995-01.01.2005 dönemine ilişkin olarak her türlü petrol ve petrol türevlerinin ithalatlarına ilişkin Başmüdürlükler bazında elde edilen veriler aşağıda tablolar halinde gösterilmektedir.
|
|
Motorin ithalatı |
Ham Petrol İthalatı |
Fiber depo kapsamı akaryakıt |
Diğer petrol ürünleri
ithalatı |
Mutad depo/araç sayısı |
Mutad depo/akaryakıt |
kaçak akaryakıt |
||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
motorin |
benzin |
ham petrol |
limit fazlası el konulan
motorin |
|
Habur Gümrük ve Muhafaza
Başmüdürlüğü |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Habur Gümrük Müd. |
|
ton |
ton |
|
|
|
ton |
ton |
ton |
ton |
|
|
1995 |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
9.600 |
yok |
yok |
|
|
1996 |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
8.190 |
yok |
yok |
|
|
1997 |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
6.800 |
yok |
yok |
|
|
1998 |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
13.640 |
yok |
yok |
|
|
1999 |
Yok |
334.680 |
1.092.985 |
Yok |
Yok |
70.932 |
28.372 |
11.300 |
yok |
yok |
|
|
2000 |
Yok |
634.720 |
909.476 |
Yok |
Yok |
66.100 |
26.440 |
47.918 |
yok |
yok |
|
|
2001 |
Yok |
913.817 |
458.508 |
Yok |
Yok |
41.590 |
16.636 |
85.093 |
yok |
yok |
|
|
2002 |
Yok |
1.335.812 |
20.928 |
Yok |
Yok |
1.334 |
533.600 |
45.966 |
7.222 |
93.580 |
14.494.938 |
|
2003 |
Yok |
111.870 |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
18.855 |
2.790 |
yok |
23.895.298 |
|
2004 |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
98.520 |
yok |
yok |
52.611.110 |
|
2005 |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
4.060 |
99.790 |
yok |
3.414.499 |
|
toplam: |
|
3.330.899 |
2.481.897 |
|
|
179.956 |
605.048 |
349.942 |
109.802 |
93.580 |
94.415.845 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Nusaybin Gümrük Müdürlüğü |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1995 |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
|
1996 |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
|
1997 |
109.565.590 |
Yok |
Yok |
Yok |
|
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
|
1998 |
9.978.415 |
Yok |
Yok |
Yok |
|
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
|
1999 |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
|
1999 |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
|
2000 |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
|
2001 |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
|
2002 |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
|
2003 |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
|
2004 |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
|
2005 |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
|
toplam: |
119.544.005 |
Yok |
Yok |
Yok |
|
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
Yok |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Motorin ithalatı |
Ham Petrol İthalatı |
Fiber depo kapsamı akaryakıt |
Diğer petrol ürünleri
ithalatı |
Mutad depo/araç sayısı |
Mutad depo akaryakıt |
kaçak akaryakıt |
||||
|
Gaziantep Gümrük ve Muhafaza
Başmüdürlüğü |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Öncüpınar-Akçakale-Karkamış
Gümrük Müdürlükleri |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
kg |
|
|
Bazyağ(kg) |
Benzin(kg) |
|
kg |
|
|
|
|
|
1995 |
239.380 |
yok |
yok |
103.850 |
yok |
3.216 |
1.608.000 |
yok |
|
|
|
|
1996 |
241.700 |
yok |
yok |
yok |
yok |
3.555 |
1.771.500 |
yok |
|
|
|
|
1997 |
150.936.306 |
yok |
yok |
yok |
12.150 |
3.625 |
1.738.000 |
yok |
|
|
|
|
1998 |
23.969.317 |
yok |
yok |
yok |
yok |
5.342 |
1.738.000 |
yok |
|
|
|
|
1999 |
yok |
yok |
yok |
yok |
yok |
4.914 |
2.286.000 |
yok |
|
|
|
|
2000 |
yok |
yok |
yok |
yok |
yok |
4.744 |
2.357.000 |
yok |
|
|
|
|
2001 |
yok |
yok |
yok |
yok |
yok |
1.492 |
744.000 |
yok |
|
|
|
|
2002 |
yok |
yok |
yok |
yok |
yok |
1.994 |
997.000 |
yok |
|
|
|
|
2003 |
yok |
yok |
yok |
yok |
yok |
3.584 |
1.792.000 |
yok |
|
|
|
|
2004 |
yok |
yok |
yok |
yok |
yok |
17.723 |
8.861.500 |
yok |
|
|
|
|
2005 |
yok |
yok |
yok |
yok |
yok |
675 |
337.500 |
yok |
|
|
|
|
toplam: |
175.386.703 |
|
|
103.850 |
12.150 |
50.864 |
24.230.500 |
yok |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Motorin ithalatı |
Ham Petrol İthalatı |
Fiber depo kapsamı akaryakıt |
Diğer petrol ürünleri
ithalatı |
Mutad depo/araç sayısı |
Mutad depo/akaryakıt |
Kaçak akaryakıt |
||||
|
Hakkari Gümrük ve Muhafaza
Başmüdürlüğü |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kapıköy Gümrük Müdürlüğü |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kg |
|
|
Fuel-oil(kg) |
|
|
|
|
|
|
|
|
1995 |
yok |
yok |
yok |
yok |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
1996 |
yok |
yok |
yok |
yok |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
1997 |
yok |
yok |
yok |
yok |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
1998 |
285.080.300 |
yok |
yok |
293.800 |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
1999 |
145.949.661 |
yok |
yok |
420.000 |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
2000 |
8.319.330 |
yok |
yok |
yok |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
2001 |
13.389.640 |
yok |
yok |
yok |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
2002 |
465.180 |
yok |
yok |
yok |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
2003 |
yok |
yok |
yok |
yok |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
2004 |
yok |
yok |
yok |
yok |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
2005 |
yok |
yok |
yok |
yok |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
toplam: |
453.204.111 |
|
|
713.800 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Esendere Gümrük Müdürlüğü |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kg |
|
|
Petrolyağı(kg) |
|
|
|
|
|
|
|
|
1995 |
yok |
yok |
yok |
yok |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
1996 |
yok |
yok |
yok |
yok |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
1997 |
1.185.395 |
yok |
yok |
48.225 |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
1998 |
235.580.892 |
yok |
yok |
yok |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
1999 |
97.659.318 |
yok |
yok |
yok |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
2000 |
15.604.750 |
yok |
yok |
yok |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
2001 |
382.320 |
yok |
yok |
yok |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
2002 |
yok |
yok |
yok |
yok |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
2003 |
yok |
yok |
yok |
yok |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
2004 |
yok |
yok |
yok |
yok |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
2005 |
yok |
yok |
yok |
yok |
|
yok |
yok |
yok |
|
|
|
|
toplam: |
350.412.675 |
|
|
48.225 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Motorin ithalatı |
Ham Petrol İthalatı |
Fiber depo kapsamı akaryakıt |
Diğer petrol ürünleri
ithalatı |
Mutad depo/araç sayısı |
Mutad depo/akaryakıt |
Kaçak akaryakıt |
||||
|
Gürbulak Gümrük ve Muhafaza
Başmüdürlüğü |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Gürbulak, Dilucu, Türkgözü
Gümrük Müdürlüğü |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kg |
|
kg |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1995 |
yok |
yok |
yok |
yok |
|
tespti
edilemedi |
|
yok |
|
|
|
|
1996 |
yok |
yok |
yok |
yok |
|
tespti
edilemedi |
|
yok |
|
|
|
|
1997 |
53.917.873 |
yok |
yok |
yok |
|
tespti
edilemedi |
|
yok |
|
|
|
|
1998 |
371.945.539 |
yok |
yok |
yok |
|
tespti
edilemedi |
|
yok |
|
|
|
|
1999 |
123.172.271 |
yok |
237.884 |
yok |
|
tespti
edilemedi |
|
yok |
|
|
|
|
2000 |
35.356.494 |
yok |
215.227 |
yok |
|
tespti
edilemedi |
|
yok |
|
|
|
|
2001 |
15.754.462 |
yok |
164.482 |
yok |
|
tespti
edilemedi |
|
yok |
|
|
|
|
2002 |
yok |
yok |
119.216 |
yok |
|
tespti
edilemedi |
|
yok |
|
|
|
|
2003 |
yok |
yok |
yok |
yok |
|
tespti
edilemedi |
|
yok |
|
|
|
|
2004 |
yok |
yok |
yok |
yok |
|
tespti
edilemedi |
|
yok |
|
|
|
|
2005 |
yok |
yok |
yok |
yok |
|
tespti
edilemedi |
|
yok |
|
|
|
|
toplam: |
600.146.639 |
|
736.809 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hopa Gümrük ve Muhafaza
Başmüdürlüğü |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kg |
|
Kg |
|
|
|
|
litre |
|
|
|
|
1995 |
yok |
yok |
yok |
yok |
|
11.127 |
tespit
edilemedi |
yok |
|
|
|
|
1996 |
yok |
yok |
yok |
yok |
|
25.764 |
tespit
edilemedi |
yok |
|
|
|
|
1997 |
56.739.964 |
yok |
yok |
yok |
|
12.589 |
tespit
edilemedi |
yok |
|
|
|
|
1998 |
160.196.922 |
yok |
yok |
yok |
|
14.409 |
tespit
edilemedi |
yok |
|
|
|
|
1999 |
115.789.066 |
yok |
yok |
yok |
|
10.791 |
tespit
edilemedi |
2.450 |
|
|
|
|
2000 |
3.379.340 |
yok |
yok |
yok |
|
15.033 |
tespit
edilemedi |
6.790 |
|
|
|
|
2001 |
yok |
yok |
yok |
yok |
|
13.723 |
tespit
edilemedi |
8.382 |
|
|
|
|
2002 |
175.895 |
yok |
Yok |
yok |
|
14.420 |
tespit
edilemedi |
540 |
|
|
|
|
2003 |
yok |
yok |
Yok |
yok |
|
14.717 |
tespit
edilemedi |
7.240 |
|
|
|
|
2004 |
yok |
yok |
Yok |
yok |
|
17.450 |
tespit
edilemedi |
2.190 |
|
|
|
|
2005 |
yok |
yok |
Yok |
yok |
|
4.880 |
tespit
edilemedi |
610 |
|
|
|
|
toplam: |
336.281.187 |
|
|
|
|
154.903 |
|
28.202 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İskenderun
Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğü'nden sınır ticareti kapsamında ithalat
bulunmamaktadır. |
|||||||||||
Yine, 2000/8
sayılı Genelge kapsamında mutad depo uygulaması çerçevesinde 2004-2005 arasında
son bir yılda yurda giriş yapan kara taşıt araç sayısına ilişkin
tespitler Gümrük Başmüdürlükleri itibariyle aşağıda belirtilmiştir.
|
Araç Türü |
Hakkari |
Gürbulak |
İskenderun |
Edirne |
Gaziantep |
Hopa |
Habur |
|
Tır |
2.643 |
73.747 |
- |
74.052 |
14.467 |
17.450 |
156.619 |
|
Tanker |
25.196 |
54.030 |
- |
2.249 |
- |
364.731 |
|
|
Otobüs |
2.414 |
20.555 |
18.210 |
33.082 |
6.920 |
12.831 |
- |
|
Taksi |
14.206 |
166.036 |
115.200 |
- |
70.690 |
163.105 |
|
|
TOPLAM |
19.263 |
285.534 |
187.440 |
107.134 |
94.326 |
30.281 |
684.455 |
|
|
|
|
|
GENEL
TOPLAM |
1.408.433 |
||
2000/8 sayılı
Genelge kapsamında kara sınırlarımızdan giren araçlara yönelik mutad depo uygulaması
çerçevesinde son bir yılda 1,5 milyona yakın aracın yurda giriş yaptığı, sınır
kapıları itibariyle araç trafiğinin oldukça yoğun olduğu anlaşılmaktadır. Bu
kapsamda yurda sokulan akaryakıt miktarı ile gümrük idarelerince limit fazlası
olması nedeniyle el konulan akaryakıt miktarlarına ilişkin genel tespitler
Gümrük Başmüdürlükleri itibariyle aşağıda belirtilmiştir.
|
|
Hakkari |
Gürbulak |
İskenderun |
Edirne |
Gaziantep |
Hopa |
Habur |
|
Mutad Depo
kapsamında getirilen Akaryakıt |
3.839.850-lt |
75.464.850-lt |
51.252.000-lt |
58.923.700-lt |
18.693.450-lt |
9.597,500-lt |
480.385.200-lt |
|
Limit
Fazlası El Konulan Akaryakıt |
15.580-lt |
733.170-kg |
418.000-lt |
713.524-lt |
440.075-lt |
1.437,500-lt |
56.259.340-lt |
|
Limit
Fazlası El Konulan Akaryakıtın Genel Toplamı |
60.017.189-lt |
|
Mutad Depo kapsamında
getirilen Akaryakıtın Genel Toplamı |
698.156.550-lt |
|||
Yukarıda belirtilen genelge kapsamında standart depo kapsamında son bir yılda yurda sokulan akaryakıt miktarı 589.942 ton (698.156.550-lt) olduğu, bu kapsamda getirilip limit fazlası olduğu için ilgili idarelerce elkonulan akaryakıt miktarı ise 50.714 ton (60.017.189-lt) olduğu anlaşılmıştır. Devletin mutad depo uygulamasıyla son bir yılda uğradığı vergi kaybının yaklaşık 833.991.113.000.000 TL(833.991.113 YTL) olduğu anlaşılmaktadır.
Mutad depo kapsamında yapılan ithalat esas itibariyle, yurt dışına yük taşıyan araçların belirli standarda göre yaptırdıkları depolarında ticari mahiyet arzetmeyen miktarda akaryakıt getirebilmelerine ilişkindir. Hal böyle olmakla birlikte, körfez krizinden sonra 1990’lı yılların başında Habur sınır kapısında ihraç eşyası taşıyan araçların dönüşlerinde sınırlı olarak yapılan bu uygulama, daha sonraları diğer bazı doğu sınır kapıları da uygulama kapsamına da alınarak alanı genişletilmiş ve giderek mutad depo yoluyla yapılan akaryakıt ithalatı, mutad olma niteliği dışına çıkarılarak ticari mahiyete, vergi kayıp ve suiistimallere yol açan bir uygulama alanı haline dönüştüğü yukarıda ortaya konulan rakamlara bakıldığında görülecektir.
Kanunun 3 ncü maddesinde, lisansların verilmesinde pazara giriş açısından teknoloji, kalite, güvenlik, hizmet ve teşebbüsün sürdürülebilirliğinin dikkate alınacağı, bayi sayısı, depolama kapasitesi konularında sayısal büyüklüklerle sınırlama getirilemeyeceği,
Kanunun 9 uncu maddesinde, yurtdışından ham petrol ve akaryakıt temin edeceklerin rafinerici veya dağıtıcı veya ihrakiye teslim şirketi lisansına sahip olmaları gerektiği, dağıtıcıların lisans başvurularında asgari yıllık 60.000 ton beyaz ürün dağıtım projeksiyonu ile bayi bilgilerini Kuruma vermek zorunda oldukları, ihrakiye teslimlerinin rafinerici, dağıtıcı ve ihrakiye teslim şirketlerince yapılacağı, akaryakıt harici kalan petrol ürünleri(solvent, madeni yağ, bazyağ, asfalt,solvent nafta gibi) ile ilgili ithalat/ihracat dahil faaliyetlerin Kurumun hazırlayacağı düzenlemelere göre yapılacağı,
Kanunun 14 ncü maddesinde, Kurumun piyasa faaliyetlerini kendi personeli ile veya kamu kurum ve kuruluşları ile özel denetim kuruluşlarından hizmet alımı yoluyla denetime tabi tutacağı, Kurumun denetlemelerde kullanılmak üzere akredite sabit veya gezici laboratuarlar kurabileceği, kurulmasına kaynak aktarabileceği,
Kanunun 18 nci maddesinde, rafinericiler ve dağıtıcıların yurtiçinde pazarlayacakları akaryakıta, rafineri çıkışında veya gümrük girişinde Kurumun belirleyeceği şart ve özellikte marker ekleyecekleri, Kurumun ulusal marker ve idari ve teknolojik yöntemler ile bir denetim sistemi kuracağı, Valiliklerin denetim amaçlı alınacak numunelerin kullanıcı ve bayilerden alınmasını ve emniyeti sağlamakla yükümlü olduğu,
Kanunun “İdari Yaptırımlar” başlıklı 20 nci maddesinin ikinci fıkrasında; kaçak veya menşei belli olmayan ürün ikmal edenlerin lisansı iptal edilir. teknik düzenlemelere uygun olmayan ürün ikmal edenler zararı tazmin etmekle yükümlü olduğu,
Aynı maddenin üçüncü fıkrasında, akaryakıt istasyonu kapsamında sürdürülen bayilik faaliyetlerinin, bu Kanuna veya bu Kanuna istinaden çıkarılan düzenlemelere aykırılığının Kurumca tespiti halinde, anılan istasyonda yapılan akaryakıt ikmali Kurumca geçici veya süresiz olarak mühürleme suretiyle durdurulacağı belirtilmiştir.
Aynı maddenin altıncı fıkrasında ise teknik düzenlemelere uygun olmayan petrol ikmali nedeniyle kullanıcıya verilen zarar ve hasarların tazmini hususu, kullanıcıların muhatap olduğu lisans sahibi gerçek ve tüzel kişilerin lisanslarında ve sözleşmelerinde yer alacağı belirtilmiştir.
Hususları hüküm altına alınmıştır.
12.06.2002 tarih ve 24.783 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 1. maddesi ÖTV’nin konusunu belirlemektedir. Buna göre;
“Bu Kanuna ekli;
a) (I) sayılı listedeki malların ithalatçıları veya rafineriler dahil imal edenler tarafından teslimi,
,,,,,,,,,,,,,,,,
d) (I), (III) ve (IV) sayılı listelerdeki mallar ile (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olmayanların özel tüketim vergisi uygulanmadan önce müzayede yoluyla satışı,
Bir defaya mahsus olmak üzere özel tüketim vergisine tâbidir.
2. Kanuna ekli listelerde yer alan mallar, Türk Gümrük Tarife Cetvelinde tanımlanan eşyalardır.“hükmünü içermektedir.
Kanunun 12. maddesine göre, özel tüketim vergisi miktarlarını belirlemeye Bakanlar Kurulu Yetkili kılınmıştır.11.01.2005 tarihi itibariyle belirlenen ve yürürlükte bulunan I Sayılı liste ise aşağıdaki gibidir.
|
|
A CETVELİ |
|
|
|
|
|
|
Vergi |
|
(*)G.T.İ.P. NO |
Mal İsmi |
Birimi |
Tutarı (YTL) |
|
|
|
|
|
|
|
(Hafif yağlar ve
müstahzarları) |
|
|
|
2710.11.11.00.00 |
Özel bir işleme tabi
tutulacak olanlar |
Kilogram |
0 |
|
|
(Yalnız nafta) |
|
|
|
2710.11.31.00.00 |
Uçak benzini |
Litre |
0 |
|
|
(İçindeki kurşun miktarı
litrede 0,013 gramı geçmeyenler) |
|
|
|
2710.11.45.00.00 |
Oktanı (RON) 95 veya daha
fazla fakat 98'den az olanlar |
Litre |
1,3625 |
|
|
(Kurşunsuz süper benzin) |
|
|
|
|
(İçindeki kurşun miktarı
litrede 0,013 gramı geçmeyenler) |
|
|
|
2710.11.49.00.00 |
Oktanı (RON) 98 veya daha fazla olanlar |
Litre |
1,4845 |
|
|
(Kurşunsuz süper benzin) |
|
|
|
|
(İçindeki kurşun miktarı
litrede 0,013 gramı geçenler) |
|
|
|
2710.11.51.00.00 |
Oktanı (RON) 98'den az
olanlar |
Litre |
1,3765 |
|
|
(Kurşunlu süper benzin) |
|
|
|
|
(İçindeki kurşun miktarı
litrede 0,013 gramı geçenler) |
|
|
|
2710.11.59.00.00 |
Oktanı (RON) 98 veya daha
fazla olanlar |
Litre |
1,3765 |
|
|
(Kurşunlu süper benzin) |
|
|
|
2710.11.70.00.00 |
Benzin tipi jet yakıtı |
Litre |
0 |
|
2710.19.21.00.00 |
Jet yakıtı (Kerosen) |
Litre |
0 |
|
|
(Ağırlık itibariyle kükürt
oranı % 0,05'i geçmeyenler) |
|
|
|
2710.19.41.00.11 |
Motorin |
Litre |
0,9270 |
|
|
(Ağırlık itibariyle kükürt
oranı % 0,05'i geçmeyenler) |
|
|
|
2710.19.41.00.12 |
Marine Diesel |
Litre |
0,9270 |
|
|
(Ağırlık itibariyle kükürt
oranı % 0,05'i geçmeyenler) |
|
|
|
2710.19.41.00.19 |
Diğerleri |
Litre |
0,9270 |
|
|
(Ağırlık itibariyle kükürt
oranı % 0, 05'i geçen fakat % 0,2'yi geçmeyenler) |
|
|
|
2710.19.45.00.11 |
Motorin |
Litre |
0,8345 |
|
|
(Ağırlık itibariyle kükürt
oranı % 0,05'i geçen fakat % 0,2'yi geçmeyenler) |
|
|
|
2710.19.45.00.12 |
Marine Diesel |
Litre |
0,8345 |
|
|
(Ağırlık itibariyle kükürt
oranı % 0,05'i geçen fakat % 0,2'yi geçmeyenler) |
|
|
|
2710.19.45.00.19 |
Diğerleri |
Litre |
0,8345 |
|
|
(Ağırlık itibariyle kükürt
oranı % 0,2'yi geçenler) |
|
|
|
2710.19.49.00.11 |
Motorin |
Litre |
0,8345 |
|
|
(Ağırlık itibariyle kükürt
oranı % 0,2'yi geçenler) |
|
|
|
2710.19.49.00.12 |
Marine Diesel |
Litre |
0,8345 |
|
|
(Ağırlık itibariyle kükürt
oranı % 0,2'yi geçenler) |
|
|
|
2710.19.49.00.19 |
Diğerleri |
Litre |
0,8345 |
|
|
(Fuel oiller) |
|
|
|
2710.19.61.00.00 |
Ağırlık itibariyle kükürt
miktarı % 1'i geçmeyenler |
Kilogram |
0,2370 |
|
|
(Fuel oiller) |
|
|
|
2710.19.63.00.00 |
Ağırlık itibariyle kükürt
miktarı % 1'i geçen fakat % 2'yi geçmeyenler |
Kilogram |
0,4760 |
|
|
(Fuel oiller) |
|
|
|
2710.19.65.00.00 |
Ağırlık itibariyle kükürt
miktarı %2'yi geçen fakat % 2,8'i geçmeyenler |
Kilogram |
0,2040 |
|
|
(Fuel oiller) |
|
|
|
2710.19.69.00.00 |
Ağırlık itibariyle kükürt
miktarı % 2,8'i geçenler |
Kilogram |
0,2040 |
|
27.11 |
Petrol gazları ve diğer
gazlı hidrokarbonlar
(2711.11.00.00.00; 2711.12; 2711.13; 2711.19.00.00.11; 2711.21.00.00.00;
2711.29.00.00.11 ve 2711.29.00.00.12 hariç) |
Kilogram |
0 |
|
|
(Sıvılaştırılmış) |
|
|
|
2711.11.00.00.00 |
Doğal gaz |
|
|
|
|
Motorlu Taşıtlarda Yakıt
Olarak Kullanılacak Olanlar |
Standart M3 |
0,5463 |
|
|
Diğerleri |
Standart M3 |
0,0210 |
|
|
(Sıvılaştırılmış) |
|
|
|
2711.12 |
Propan |
Kilogram |
0,6150 |
|
|
(Sıvılaştırılmış) |
|
|
|
2711.13 |
Bütan |
Kilogram |
0,6150 |
|
2711.19.00.00.11 |
Sıvılaştırılmış petrol
gazı (L.P.G) |
|
|
|
|
Motorlu Taşıtlarda Yakıt
Olarak Kullanılacak Olanlar (Otogaz) |
Kilogram |
0,8620 |
|
|
Diğerleri |
Kilogram |
0,6150 |
|
|
(Gaz halinde) |
|
|
|
2711.21.00.00.00 |
Doğal gaz |
|
|
|
|
Motorlu Taşıtlarda Yakıt
Olarak Kullanılacak Olanlar |
Standart M3 |
0,5463 |
|
|
Diğerleri |
Standart M3 |
0,0210 |
|
|
(Gaz halinde) |
|
|
|
2711.29.00.00.11 |
Propan |
Kilogram |
0,6150 |
|
|
(Gaz halinde) |
|
|
|
2711.29.00.00.12 |
Bütan |
Kilogram |
0,6150 |
|
|
(Petrol koku) |
|
|
|
2713.11.00.00.00 |
Kalsine edilmemiş |
Kilogram |
0 |
|
|
(Petrol koku) |
|
|
|
2713.12.00.00.00 |
Kalsine edilmiş |
Kilogram |
0 |
|
|
(Petrol bitümeni) |
|
|
|
2713.20.00.00.19 |
Diğerleri |
Kilogram |
0 |
|
2713.90 |
Petrol yağlarının veya
bitümenli minerallerden elde edilen yağların diğer kalıntıları |
Kilogram |
0 |
|
|
(28.03 pozisyonundaki her
nevi karbon imaline mahsus olanlar hariç) |
|
|
|
|
B CETVELİ |
|
|
|
|
|
|
Vergi |
|
G.T.İ.P. |
Mal İsmi |
Birimi |
Tutarı (YTL) |
|
|
|
|
|
|
2707.10 |
Benzol (Benzen) |
Kilogram |
1,4845 |
|
2707.20 |
Toluol (toluene) |
Kilogram |
1,4845 |
|
2707.50.90.00.11 |
Solvent nafta (Çözücü nafta) |
Kilogram |
1,4845 |
|
2710.11.21.00.00 |
White spirit |
Kilogram |
1,4845 |
|
2710.11.90.00.11 |
Diğer solventler (Çözücüler)
(Petrol eteri) |
Kilogram |
1,4845 |
|
2710.11.90.00.19 |
Diğerleri (Petrol eteri) |
Kilogram |
1,4845 |
|
2710.19.29.00.00 |
Diğerleri (Petrol eteri) |
Kilogram |
1,4845 |
|
2901.10.90.00.11 |
Hekzan |
Kilogram |
1,4845 |
|
2901.10.90.00.12 |
Heptan |
Kilogram |
1,4845 |
|
2901.10.90.00.13 |
Pentan |
Kilogram |
1,4845 |
|
2902.20.00.00.00 |
Benzen (Benzol) |
Kilogram |
1,4845 |
|
2902.30.00.00.00 |
Toluen (Toluol) |
Kilogram |
1,4845 |
|
2909.19.00.00.13 |
Metil tersiyer bütil eter
(MTBE) |
Kilogram |
1,4845 |
|
3811.90.00.10.12 |
Hafif mineral yağlar için müstahzar
katkılar |
Kilogram |
1,4845 |
|
|
Tarifenin başka yerinde
belirtilmeyen veya yer almayan organik karma çözücüler ve incelticiler; boya
ve vernik çıkarmada kullanılan müstahzarlar |
|
|
|
3814.00.90.00.00 |
Diğerleri |
Kilogram |
0,0653 |
|
|
(Esası bütil asetat olanlar
hariç) |
|
|
|
3824.90.40.00.00 |
Vernikler ve benzeri ürünler
için anorganik karma çözücüler ve incelticiler |
Kilogram |
0,0653 |
|
|
(Yağlama yağları; diğer
yağlar) |
|
|
|
2710.19.71.00.00 |
Özel bir işleme tabi
tutulacak olanlar |
Kilogram |
0,3500 |
|
|
(Yağlama yağları; diğer
yağlar) |
|
|
|
2710.19.75.00.00 |
2710.19.71.00 Alt
pozisyonunda belirtilen işlemlerden başka bir işlemle kimyasal değişime tabi
tutulacak olanlar |
Kilogram |
0,3500 |
|
|
(Yağlama yağları; diğer
yağlar) |
|
|
|
2710.19.81.00.11 |
Benzinli motor yağları |
Kilogram |
0,3500 |
|
|
(Yağlama yağları; diğer
yağlar) |
|
|
|
2710.19.81.00.12 |
Deniz diesel motor yağları |
Kilogram |
0,3500 |
|
|
(Yağlama yağları; diğer
yağlar) |
|
|
|
2710.19.81.00.13 |
Kompresör yağlama yağları |
Kilogram |
0,3500 |
|
|
(Yağlama yağları; diğer
yağlar) |
|
|
|
2710.19.81.00.14 |
Türbin yağlama yağları |
Kilogram |
0,3500 |
|
|
(Yağlama yağları; diğer
yağlar) |
|
|
|
2710.19.81.00.19 |
Diğer yağlar |
Kilogram |
0,3500 |
|
|
(Yağlama yağları; diğer
yağlar) |
|
|
|
2710.19.83.00.00 |
Hidrolik amaçlara mahsus
sıvı yağlar |
Kilogram |
0,3500 |
|
|
(Yağlama yağları; diğer
yağlar) |
|
|
|
2710.19.85.00.11 |
Beyaz yağlar |
Kilogram |
0,3500 |
|
|
(Yağlama yağları; diğer
yağlar) |
|
|
|
2710.19.85.00.12 |
Sıvı parafin (Pirinç yağı) |
Kilogram |
0,3500 |
|
|
(Yağlama yağları; diğer
yağlar) |
|
|
|
2710.19.87.00.00 |
Dişli yağları ve redüktör yağları
|
Kilogram |
0,3500 |
|
|
(Yağlama yağları; diğer
yağlar) |
|
|
|
2710.19.91.00.00 |
Metal işlemeye mahsus
bileşikler, kalıp çıkarma yağları, aşınmayı önleyici yağlar |
Kilogram |
0,3500 |
|
|
(Yağlama yağları; diğer
yağlar) |
|
|
|
2710.19.93.00.00 |
Elektrik izolasyonuna mahsus
yağlar |
Kilogram |
0,3500 |
|
|
(Yağlama yağları; diğer
yağlar) |
|
|
|
2710.19.99.00.11 |
Kızak yağları |
Kilogram |
0,3500 |
|
|
(Yağlama yağları; diğer
yağlar) |
|
|
|
2710.19.99.00.12 |
Soğutma yağları |
Kilogram |
0,3500 |
|
|
(Yağlama yağları; diğer
yağlar) |
|
|
|
2710.19.99.00.13 |
Otomatik şanzuman yağları |
Kilogram |
0,3500 |
|
|
(Yağlama yağları; diğer
yağlar) |
|
|
|
2710.19.99.00.14 |
Diğer şanzuman yağları |
Kilogram |
0,3500 |
|
|
(Yağlama yağları; diğer
yağlar) |
|
|
|
2710.19.99.00.15 |
Diferansiyel yağları |
Kilogram |
0,3500 |
|
|
(Yağlama yağları; diğer
yağlar) |
|
|
|
2710.19.99.00.19 |
Diğerleri |
Kilogram |
0,3500 |
|
|
(Yalnız baz yağlar) |
|
|
|
2710.19.25.00.00 |
Diğerleri |
Litre |
0,7605 |
|
(*) G.T.İ.P NO: Türk gümrük
tarife cetvelindeki gümrük tarife istatistik pozisyon numaralarıdır. |
Yukarıda yer alan I sayılı listenin (A) bölümü akaryakıtlar üzerinden alınacak ÖTV tutarlarını belirlerken, (B) bölümü ise solvent ve yağ türleri üzerinden alınacak ÖTV tutarlarını belirlemiştir.
Yukarıdaki I sayılı listenin dip notunda belirtildiği üzere eğer (B) cetvelinde belirtilen solvent ve yağ türlerinin 4760 Sayılı ÖTV Kanunu’nun 8 inci maddesinin 1 numaralı fıkrası uyarınca teslim edilmesi durumunda özel tüketim vergisi listede belirtilen tutar yerine 5 Yeni Kuruş olarak (50.000 TL) uygulanacağı belirtilmiştir.
Yine aynı dipnotta ifade edildiği üzere (B) cetvelinde 2710.19.99.00.19 G.T.İ.P. numarası ile yer alan baz yağın; 4760 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin (1), (2) numaralı fıkraları uyarınca teslim edilecek veya 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca ihraç edilecek olan ve yine aynı cetvelde yer alan Yağlama Yağları`nın imalinde kullanılmak üzere teslim edilmesi halinde, özel tüketim vergisi tutarının 5 kuruş (50.000 TL)/Kg olarak uygulanacağı belirtilmiştir.
ÖTV Kanunu’nun (4962 sayılı Kanunun 8' inci maddesiyle değişen fıkra Yürürlük; 07.08.2003) 8 inci maddesi ise “Verginin Tecili” konusunu düzenlemiştir. Buna göre söz konusu maddede;
“1. Bu Kanuna ekli (I) sayılı listenin (B)
cetvelindeki malların; (I) sayılı listeye dahil olmayan malların
imalinde kullanılmak üzere ithalatçıları veya imalatçıları tarafından
tesliminde tarh ve tahakkuk ettirilen özel tüketim vergisinin Bakanlar
Kurulu tarafından belirlenecek kısmı, teminat alınmak suretiyle tecil olunur.
{2002/4481 sayılı ÖTV Kanunu’nun 8 inci
maddesine ilişkin BKK’da[11]
ise;” (I) sayılı listenin (B) cetvelindeki malların, (I) sayılı listeye dahil
olmayan malların imalinde kullanılmak üzere ithalatçıları veya imalatçıları
tarafından tesliminde her bir kilogram için belirlenen özel tüketim vergisinin
15.000 Türk Lirasını aşan kısmının tecil edilmesi .... kararlaştırılmıştır.”
Diğer bir anlatımla 35.000.TL tecil edilebilmektedir.}
Söz konusu malların tecil tarihini
takip eden aybaşından itibaren oniki ay içinde (I) sayılı listeye dahil olmayan
malların imalinde kullanılması halinde tecil olunan vergi terkin edilir.
Bu hükümlere uyulmaması halinde, bu malların tecil-terkin işlemi dışındaki amaçlarla tesliminde tarh edilmesi gereken vergi tutarından, daha önce tahsil edilen verginin mahsubundan sonra kalan tutar, vade tarihinden itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesinde belirlenen gecikme zammı ile birlikte alıcıdan tahsil edilir. Ancak, tecil edilen verginin 213 sayılı Vergi Usul Kanununda belirtilen mücbir sebepler dolayısıyla terkin edilememesi halinde bu vergi, tecil edildiği tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre ilgili dönemler için geçerli tecil faizi ile birlikte alıcıdan tahsil edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Burada 1 Seri No’lu ÖTV Genel Tebliğinin 1.1.2 inci bölümünde belirtildiği üzere, (B) cetvelinde, temelde sanayi girdisi olan solvent ve benzeri ürünler ile bunların türevlerinin yer aldığı, ancak Kanunun 8 inci maddesinin 1 numaralı fıkrasında düzenlenen ve Tebliğin (9.1.) bölümünde açıklanan tecil-terkin uygulaması suretiyle, bu malların sanayide kullanımında ek bir vergi yükü getirilmemesinin sağlandığı açıklanmıştır.
Yine 1 Seri No’lu ÖTV Genel Tebliği’nin 9.1 bölümünde;
“(I) Sayılı Listenin (B) Cetvelindeki Mallara Ait Verginin Tecili ve Terkini
Kanunun 8 inci maddesinin 1 numaralı fıkrası ile Kanuna ekli (I) sayılı listenin (B) cetvelindeki malların (I) sayılı listedeki mallar dışındaki malların imalinde kullanılacak olması halinde, ödenmesi gereken ÖTV’den Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen tutarın tecil edilmesi, vergisi tecil edilen malların 12 ay içinde bu amaçla kullanıldığının tespiti üzerine tecil edilen verginin terkin edilmesi öngörülmüştür. Buna göre sözü edilen malların (I) sayılı listenin (A) veya (B) cetvelindeki malların imalinde kullanılması veya bu ürünlere karıştırılması halinde tecil-terkin uygulanması söz konusu değildir.
ÖTV Kanununun 10 uncu maddesinin 2 numaralı fıkrasının Maliye Bakanlığına verdiği yetki uyarınca, tecil-terkin uygulamasının aşağıdaki esaslara göre yapılması uygun görülmüştür.
“a)Tecil-terkin uygulamasından “sanayi sicil belgesi”ni haiz imalatçılar yararlanacaktır. Bu uygulamadan yararlanmak isteyen imalatçılar, (I) sayılı listenin (B) cetvelindeki malları ithalatçıdan veya rafineriden alımında, ekte bir örneği olan (EK: 2) “Talep ve Taahhütname” ile birlikte sanayi sicil belgesinin noter veya yeminli mali müşavir tarafından onaylanmış bir örneğini ÖTV mükellefine vereceklerdir.
b) ÖTV mükellefleri, bu kapsamda teslim ettikleri mallar için, Bakanlar Kurulunun ürünün bu amaçla kullanılmasına ilişkin olarak belirlediği tutara göre ÖTV hesaplayarak beyannamelerinin ilgili bölümünde beyan edecektir. Beyan edilen verginin Bakanlar Kurulu Kararına göre tecil edilmesi öngörülen kısmı; bu tutar ile 12 aylık gecikme faizi tutarı toplamı kadar teminat verilmesi üzerine tecil edilecek, kalan kısmı tahsil edilecektir. Genel ve katma bütçeli idareler ile il özel idareleri ve sermayesinin % 51’i veya daha fazlası bunlara ait olan kuruluşlardan teminat aranmayacaktır. Öte yandan, (I) sayılı listenin (B) cetvelinde yer alan mallardan son iki yılda satın aldığı veya ithal ettiği miktarın tamamını (I) sayılı listede yer alan mallar dışındaki malların imalinde kullandığına dair vergi inceleme raporu veya yeminli mali müşavir üretim raporu bulunan mükellefler, yukarıda belirlendiği şekilde hesaplanan teminat miktarının % 5’i tutarında teminat vererek tecil işlemini yaptıracaklardır.
c) Tecil edilen tutar için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun(11) 48 inci maddesinde öngörülen tecil faizi hesaplanmayacaktır. Bu kapsamda malın teslim edildiği dönem beyannamesine alıcının verdiği “Talep ve Taahhütname” ile sanayi sicil belgesinin, satıcı tarafından aslının aynı olduğu kaşe tatbik edilip imzalanmak suretiyle onaylanmış fotokopileri eklenecektir
d) Vergisi tecil edilerek satın alınan malların, satın alma tarihinden itibaren 12 ay içinde imalatçı tarafından (I) sayılı listedeki mallar dışındaki malların üretiminde kullanıldığının, 12 aylık süreyi takip eden 6 ay içinde yeminli mali müşavir tarafından düzenlenen üretim raporu ile tevsik edilmesi üzerine, tecil edilen vergi terkin edilecek ve teminat çözülecektir.
e) (I) sayılı listenin (B) cetvelindeki malların ithalinin doğrudan imalatçılar tarafından yapılması ve imalatçının bu ürünleri (I) sayılı listedeki mallar dışındaki malların imalinde kullanacağını yazılı olarak beyan etmesi halinde, gümrük idaresi tarafından, Bakanlar Kurulunun ürünün bu amaçla kullanılmasına ilişkin olarak belirlediği ÖTV tutarı kadar teminat alınacaktır. Teminat alınmaması veya indirimli oranda teminat verilmesine dair yukarıda (b) bölümünde belirlenen uygulama ithalde alınacak teminat için de geçerlidir. İthal edilen malların 12 ay içinde (I) sayılı listede yer almayan malların imalinde kullanılması halinde, kullanımın gerçekleştiği vergilendirme dönemine ait beyanname ile vergi tahakkuk ettirilecektir. Bu döneme ilişkin olarak vergi dairesine verilecek ÖTV beyannamesine yukarıda belirtilen “Talep ve Taahhütname” ile sanayi sicil belgesinin onaylı örneği eklenecektir. Bu beyan üzerine Bakanlar Kurulu Kararına göre tecil edilmesi gereken kısım tecil edilecek, kalan kısım tahsil edilecektir. Tecil tarihini takip eden 6 ay içinde yeminli mali müşavir tarafından düzenlenen üretim raporunun ibrazı üzerine de terkin işlemi yapılacaktır. İthal edilen malların üretimde kullanıldığı dönemde yeminli mali müşavir tarafından düzenlenen üretim raporunun da ibraz edilmesi suretiyle verginin tahakkuk, tahsil, tecil ve terkin işleminin aynı anda yaptırılması mümkündür. İthal edilen malların kullanımı sonucu tecil-terkin işlemlerinin yapıldığına dair vergi dairesinden alınacak yazının gümrük idaresine ibrazı üzerine gümrükte alınan teminat çözülecektir.
f) Tecil-terkin kapsamında satın alınan veya ithal edilen malların 12 ay içinde imalatta kullanıldığının tevsik edilmemesi halinde, teslim veya ithal tarihinde bu malların tecil-terkin işlemi dışındaki amaçlarla tesliminde tarh edilmesi gereken vergi tutarından, daha önce tahsil edilen kısmın mahsubundan sonra kalan tutar 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı ile birlikte alıcı veya ithalatçıdan tahsil edilecektir. Ancak tecil edilen verginin Vergi Usul Kanununda belirtilen mücbir sebepler nedeniyle terkin edilememesi halinde, yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan tutar, tecil işleminin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre ilgili dönemler için geçerli tecil faiziyle birlikte tahsil edilecektir. “
Konuyu bir örnek ile açıklanacak olursa;
(X) İthalat Şirketi ÖTV Kanunu’na ekli (I) sayılı listenin (B) cetvelinde yer alan; 2710.11.21.00.00 GTİP no’lu White Spirit ve 2902.30.00.00.00 GTİP no’lu Toluen (Toluol)’ü (Y) şirketine satmıştır. Normalde maddelerin (X) şirketi tarafından satılması durumunda ödenmesi gereken özel tüketim vergisi miktarı 1,4845 YTL (1.484.500- TL)/ kilogramdır. Ancak imalatçı belgesine sahip olan (Y) şirketi bu maddeleri (I) sayılı listeye dahil olmayan bir ürünün üretiminde kullanmak üzere satınaldığını varsayalım. Bu durumda;
1- (I) sayılı listenin dipnotunda belirtildiği üzere, (X) şirketinin hesaplayarak beyan etmesi diğer bir anlatımla (Y) şirketinin ödemesi gereken özel tüketim vergisi 0,050000 YTL yani 5 yeni kuruştur. Ancak,
2- Tecil-Terkin uygulamasından (Y) şirketi yararlanacaktır. (Y) Şirketi satınaldığı White Spirit ve Toluen’i Sentetik I sayılı listede olmayan bir ürünün üretiminde kullanacağını beyan ettiği için ÖTV tutarının 2002/4481 Sayılı BKK uyarınca 35.000. TL yani 0,035000 YTL/kg kısmı ÖTV Kanunu’nun 8/1 maddesine göre Vergi Dairesi tarafından (I seri nolu ÖTV tebliğinin 9.1 inci bölümündeki şartlara uyulması koşuluyla) tecil edecektir.
3- Tecil edilen 35.000.TL tutarındaki ÖTV ise (Y) şirketinin (X) şirketinden satınaldığı solvent türlerini 12 ay içerisinde imalatda kullandığını yeminli mali müşavir raporu ile ispatlaması durumunda terkin edilecektir.
Sonuç olarak (Y) şirketinin satın aldığı
solvent türleri üzerinden ödeyeceği toplam özel tüketim vergisi 1,5 yeni kuruş
yada 15.000 TL/Kilogram olacaktır.
Özel Tüketim Vergisi başlangıçta bir defaya mahsus olarak alınmaktadır.(Madde 1.) Özel tüketim vergisinin mükellefi ise 4 üncü maddenin (a) bendinde belirtildiği üzere; Kanuna ekli (I), (III) ve (IV) sayılı listelerdeki mallar ile (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olmayanları imal, inşa veya ithal edenler ile bu malların müzayede yoluyla satışını gerçekleştirenler’ dir.
Aynı maddenin 2 inci fıkrasında ise, mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanuni ve iş merkezlerinin bulunmaması halleri ile gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tâbi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabilir.
Ayrıca, 4760 Sayılı ÖTV Kanunu’nun 5-7 inci maddeleri sırasıyla, ihracat istisnası, diplomatik istisna ve diğer istisna hükümlerini düzenlemiştir.
Bilindiği üzere 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde belirtildiği üzere; verginin konusu, Türkiye yapılan ve aynı maddede türleri belirtilen teslim ve hizmetlerden oluşmaktadır. Bu bağlamda, ticari, sınai, zırai ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler, her türlü mal ve hizmet ithalatı KDV’ye tabi bulunmaktadır. Kanun’un 28 inci maddesi uyarınca belirlenen ve şu an yürürlükte olan oran ise yine Kanun hükümleri uyarınca belirlenecek KDV matrahının % 18 i oranındadır. Bu bağlamda aynı zamanda akaryakıt ve solvent türlerinin teslim yada ithali de KDV’ye tabi bulunmaktadır.
Diğer taraftan, ÖTV ve KDV’nin birlikte hesaplanması durumunda karışıklığa meydan verilmemesi amacıyla, Maliye Bakanlığı yayınladığı 1 Seri Nolu ÖTV Genel Tebliği’nin 13 üncü maddesinde aynen aşağıdaki açıklamalara yer vermiştir. Buna göre;
ÖTV Kanununun 15 inci maddesi hükmü uyarınca, vergiye tabi işlemlere ait ÖTV, düzenlenecek fatura veya benzeri belgelerde ayrıca gösterilecektir. Örneğin satış fiyatı 260.000.000 TL. olan bir malın faturası aşağıdaki şekilde düzenlenecektir.
|
Satış bedeli |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Öte yandan 22 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinde, perakende mal satışı yapanlar ile hizmet ifa edenlerin mal satışlarına ve hizmetlerine ait etiket ve listelerdeki fiyatların KDV dahil tek tutar olarak ifade edileceği, yapılan teslim veya hizmetler için düzenlenecek fatura ve benzeri vesikalarda KDV’nin ayrıca gösterilmeyip, bedelin KDV dahil tek tutar olarak ifade edileceği, belgede “KDV DAHİLDİR” ibareli şerh bulunacağı belirtilmiştir.
Ancak ÖTV uygulanmamış olan malların perakende tesliminin söz konusu olduğu hallerde, mükellefçe düzenlenen fatura veya benzeri vesikalarda ÖTV’nin ve KDV’nin ayrıca gösterilmesi uygun görülmüştür.
Diğer taraftan ÖTV kapsamına giren malların ÖTV uygulanmadan önce müzayede suretiyle satışlarında düzenlenecek olan belgelerde de ÖTV’nin ayrıca gösterileceği tabiidir.
1 Seri Nolu ÖTV Genel Tebliği’nin 14 üncü maddesinde özel tüketim vergisinin indirimi ile ilgili olarak aşağıdaki açıklamalara yer verilmiş bulunmaktadır. Buna göre,
ÖTV Kanununun 9 uncu maddesiyle, vergiye tabi malların, yer aldığı listedeki başka bir malın imalinde kullanılması halinde ödenen verginin, ödenecek vergiden indirilmesi suretiyle ÖTV’nin her mal için bir kez uygulanması öngörülmüştür. Örneğin; (I) sayılı listede yer alan baz yağın ÖTV mükellefinden satın alınmasında ödenen vergi, bundan imal edilen madeni yağın teslimi dolayısıyla vergi dairesine beyan edilip ödenecek olan vergiden indirilecektir. İthal edilen bazyağın madeni yağ imalinde kullanılması halinde ise, ÖTV Kanununun 2 nci maddesinin 3 numaralı fıkrasının (a) bendi hükmü uyarınca ÖTV hesaplanmayacağından, imal edilen madeni yağın tesliminde ödenecek ÖTV’den bir indirim yapılması söz konusu olmayacaktır.
Burada üzerinde durulması gereken en
önemli hususlardan birisi ÖTV Kanununa ekli (I) Sayılı listenin (B) cetvelinde
yer alan solvent ve yağ türlerinin kolaylıkla akaryakıta karıştırılabilmesidir.
Yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, her ne kadar iyi niyetle sanayide
kullanılacak hammadde mahiyetindeki solvent ve sanayi yağlarının üretilecek
olan, boya, tiner, vb mamul mallar için kullanılmasında girdi maliyetlerinin
düşürülmesi amacıyla diğer mallardan farklı bir özel tüketim vergisi
uygulamasına gidilmiş olsa da, uygulamada karşılaşılan olayların bu konunun son
derece suiistimal edildiğini ortaya koymaktadır. Örneğin white spirit ile
solventi gerekli şartlar dahilinde kilogram bazında 1,5 yeni kuruş ÖTV ile
edinilebilmekte ve suistimal edilmesi durumunda yani sahte akaryakıt üretiminde
de kullanılması durumunda ise sadece ÖTV nedeniyle litrede 1,46 YTL tutarında
haksız kazanç elde edebilmektedir. Çünkü (I) sayılı listenin (B) cetvelinde yer
alan tüm solvent ve sanayi yağı türleri benzin ve/veya motorin üretimi yada
katkısı olarak kullanılabilmektedir. Bu amaçla söz konusu akaryakıta
katılabilecek mamul maddelerin (I) sayılı listeye eklenmesi halinde bu malların
üretimi için yararlanılan indirimli ÖTV uygulaması otomatik olarak ortadan
kalkacaktır. Bu nedenle benzer ve
detaylı bir düzenlemenin yapılması sahte akaryakıt üretiminin önlenmesi için
gerekli olup bu düzenleme yapılırken gerçek sanayici ile diğerlerini ayırmak
gerektiği de açıktır.
Bununla birlikte I sayılı ÖTV tutarlarını gösteren listenin B-Cetvelinde yer alan yağ çeşitleri 0.35 YKR/Kg olarak vergiye tabi tutulmuştur. Rapor’un ilerleyen bölümlerinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere söz konusu bu yağlar aynı zamanda doğrudan motorine katılarak satılabilecek niteliğe haiz bulunmaktadır. Motorin için ödenen ÖTV tutarı ise 0,8345 YKR/Litre’dir. Sanayi yağ çeşitlerindeki ÖTV tutarı ile motorin üzerindeki ÖTV tutarı arasında ise (0,8345 – 03500=) 0,4845 Ykr/ litre sanayi yağları lehine fark bulunmaktadır. Dolayısıyla, sanayiciler Kanunun 8/1 inci maddesinde belirtilen indirimli ÖTV imkanından yararlanmasalar dahi, satın aldıkları yağ çeşitlerini motorine veya ÖTV tutarı daha yüksek olması nedeniyle piyasa fiyatı daha yüksek olan fuel oil vb ürünlere katarak haksız kazanç sağlama imkanına sahiptir. Bu amaçla, bu avantajı ortadan kaldırmak amacıyla bazyağı ve diğer sanayide kullanılan yağlar üzerindeki ÖTV tutarlarının motorin vb yüksek oranlı yakıtların ÖTV tutarlarına yaklaştırılması gerekmektedir.
Akaryakıt pompalarına yazar kasa bağlanmasındaki şartlar ve izlenecek yöntem 58 Seri Nolu Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanma Mecburiyeti Hakkında Kanunla İlgili Genel Tebliğ’de Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü tarafından açıklanmış bulunmaktadır.
30/11/2003
tarih ve 25302 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 58 Seri No'lu Genel Tebliğde;
3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanunun 3762 sayılı Kanunla değişik 10 uncu maddesi ile Maliye Bakanlığı’na tanınan yetkiye istinaden, taşıtlara perakende olarak (LPG, doğalgaz ve benzerleri de dahil) akaryakıt satışı yapan (akaryakıt istasyonu işletmeciliği faaliyetinde bulunan) birinci ve ikinci sınıf tacirlerin, işletmelerindeki akaryakıt pompalarının aşağıdaki açıklamalar çerçevesinde ödeme kaydedici cihazlara bağlanmaları gerekli görülmüştür.
Söz konusu 58 Seri No'lu Genel Tebliğde, akaryakıt pompalarının ödeme kaydedici cihazlara bağlanmasının usul ve esasları belirlenmiş bulunmaktadır. Bunlar;
a) Taşıtlara akaryakıt satışının yapıldığı
pompalar, özellikleri 3100 sayılı Kanun ve Tebliğlerle belirlenen ve Bakanlıkça
onaylanan bir veya daha fazla ödeme kaydedici cihaza bağlanmış olacaktır.
Pompalar, kasiyer veya pompacı olmaksızın bilfiil müşteri tarafından da (kredi
kartlı vb.) kullanılabilen ödeme kaydedici cihazlara da bağlanabilecektir.
Pompaların bağlı olduğu ödeme kaydedici cihazlar, pompanın içerisine, hemen
yanına veya yakınındaki bir büroya yerleştirilebilecektir.
b) Pompalar akaryakıt verilen taşıtın plaka
numarası girildikten sonra çalışacak şekilde düzenlenmiş olacaktır. Diğer bir
ifade ile taşıtın plaka numarası girilmediği takdirde pompadan akaryakıt
akmayacaktır. Şu kadar ki, taşıtlara yapılmayan (bidonla, varille vb.) her
türlü akaryakıt satışında pompalara plaka numarası yerine müşterinin adı soyadı
veya ünvanı bilgileri girilecektir.
c) Yapılan akaryakıt satışlarıyla ilgili
bilgiler ödeme kaydedici cihaz hafızasına otomatik olarak kaydedilecektir.
Hafızaya kaydedilen bilgiler, akaryakıt verme işleminin sonunda ödeme kaydedici
cihazdan yine otomatik olarak çıkacak fişler ile belgelendirilecektir. Bu
fişler 3100 sayılı Kanunla ilgili 7 Seri No.lu Genel Tebliğin "B"
bölümünde sayılan bilgilere (akaryakıtın cinsi, miktarı, tutarı vb.) ilaveten,
akaryakıt verilen taşıtın plaka numarasını da ihtiva edecektir. Plaka numarası,
fiş üzerinde "tarih, fiş no ve saat" ibarelerinin altında, tek satır
halinde, büyük harflerle (kalın yazılımlı) veya değişik renklerde gösterilecek,
plaka numarasının unsurları olan İl trafik kod numarası, harf grubu ve numara
grubu birbirinden ayırdedilmiş bir şekilde yazılacaktır (Örneğin; 06 LCV 01
gibi).
d) Mükelleflerin ticari, zirai ve mesleki
faaliyetleriyle ilgili olarak satın aldıkları akaryakıt bedeli karşılığında,
yukarıda belirtildiği şekilde düzenlenecek ödeme kaydedici cihaz fişlerinin,
gider belgesi olarak kabul edilmesi, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun Mükerrer
257 nci maddesi ile Bakanlığımıza tanınan yetkiye dayanılarak uygun
görülmüştür. Ancak, fatura düzenleme mecburiyetini belirleyen kanuni haddi[12]
aşan satışlarda, fatura düzenlenmesi gerekmektedir.
e) Ödeme kaydedici cihazın veya sistemin
arızalanması halinde arıza giderilinceye kadar pompa manuel olarak çalışmaya
devam edecektir. Pompanın manuel olarak çalıştığı süredeki satış bilgileri,
pompa içerisinde yer alacak “ara birim ünitesi”nin hafızasına kaydedilecektir.
Bu bilgiler, arızanın giderilmesini müteakip toplam hasılat ve katma değer
vergisi tahsilatı itibariyle otomatik olarak ödeme kaydedici cihaz hafızasına
kaydedilecek ve “Z” raporlarında gösterilecektir. Şu kadar ki meydana gelecek
arızanın en çok 48 saat içerisinde giderilmiş olması, onarımı yapan yetkili
servis elemanının, 3100 sayılı Kanuna göre tutmak zorunda olduğu başvuru kayıt
defterine ve cihaz ruhsatnamesine, tarih ve saati de belirtmek suretiyle
gerekli kayıtları yapması şarttır. Cihazın arızalanması sebebiyle manuel olarak
kullanıldığı süreler içerisindeki satışlar Vergi Usul Kanununa göre düzenlenen
fatura veya perakende satış vesikaları ile belgelendirilecektir. Bu şekilde
düzenlenecek belgelerin üzerinde, diğer bilgilerin yanında taşıtın plaka
numarası da yer alacaktır.
f)Akaryakıt pompalarının bağlanacağı ödeme
kaydedici cihazlar, tek başlarına çalışabilecekleri gibi, bilgisayara da
bağlanabileceklerdir.
Yine aynı Genel Tebliğde, Ödeme Kaydedici
Cihazların Teknik ve Fonksiyonel Özellikleri ile ilgili olarak aşağıdaki
açıklamalara yer verilmiştir.
Akaryakıt pompalarının bağlanacağı ödeme
kaydedici cihazlar, diğer ödeme kaydedici cihazların (mali hafıza güvenliği de
dahil) sahip olduğu teknik ve fonksiyonel şartların yanısıra aşağıdaki
özellikleri de taşımaları gerektiği bildirilmiştir.
a) Ödeme kaydedici cihazlar bağlı olduğu
akaryakıt pompası ile devamlı irtibat halinde olacaktır.
b) Akaryakıt pompasıyla ödeme kaydedici
cihazların irtibatı kesildiğinde, (arıza nedeniyle manuel çalışma hali hariç)
pompa tek başına çalışmayacaktır.
c) Mali hafıza ünitesi en az 2100 işgünü
kapasiteli olacaktır.
d)Mali hafıza raporlarında, bilgi istenilen
döneme ait her bir günlük "Z" raporu sayısı itibariyle;
- Tarih (gün, ay ve yıl olarak),
- Katma değer vergisi dahil toplam hasılat,
- Toplam katma değer vergisi tahsilatı,
- Satılan akaryakıtın cinsi ve miktarı,
ayrı ayrı belirtilmek suretiyle görülebilecek,
söz konusu raporların sonunda ise gerek istenilen döneme ait, gerekse cihazın
kullanılmaya başlandığı tarihten, hakkında bilgi istenilen dönemin son gününe
kadar (son gün dahil) elde edilen toplam hasılat, katma değer vergisi tahsilatı
ve akaryakıt miktarı yer alacaktır.
Aynı tebliğin 3 üncü maddesinde; Akaryakıt
Pompalarının Ödeme Kaydedici Cihazlara Bağlanma konusunda ise aşağıdaki
açıklamalara yer verilmiştir.
Tebliğin 4.maddesinde; Ödeme Kaydedici Cihazların Onayı ve İstenilecek Belgeler ile
ilgili olarak;
Ödeme kaydedici cihazların üretimini veya
ithalatını yapan kuruluşlar 3100 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre
Bakanlığımıza müracaat ederek cihazlarını onaylattıracaklardır. Onay için
başvuruda bulunacak üretici veya ithalatçı kuruluşlar diğer ödeme kaydedici
cihazların onay işleminde olduğu gibi ödeme kaydedici cihaz ünitelerinin
yanısıra lüzum görülmesi halinde yazılım ve donanıma ilişkin ayrıntılı bilgi ve
belgeleri de Bakanlığımıza vereceklerdir.
Tebliğin 5 inci maddesinde ise Akaryakıt
İstasyonu İşletmecilerinin Kanuni Defterlerine Yapacakları Kayıtlar ile ilgili
olarak;
Akaryakıt istasyonu işletmecileri bundan böyle
kanuni defterlerine yapacakları kayıtlarda, totalizatörlerdeki rakamları değil,
yukarıda açıklandığı şekilde düzenlenecek ödeme kaydedici cihaz fişleri, fatura
ve perakende satış vesikalarında yazılı miktar ve tutarları esas alacaklardır.
167 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin “akaryakıt
satışlarında hasılatın pompa totalizatörlerinden tespit edilebileceği”ne dair
hükmü 01.05.2004 tarihinden itibaren, 3100 sayılı Kanunla ilgili 1 Seri No.lu
Genel Tebliğin IV üncü bölümünde yer alan “akaryakıt ve motoryağı satışının
ödeme kaydedici cihaz kullanma mecburiyetinin dışında bırakıldığı”na ilişkin
hükmü mecburiyetin başlama tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. Buna
göre, 01.05.2004 tarihinden itibaren bütün akaryakıt istasyonu işletmecileri
satışlarını, mecburiyetleri başlayıncaya kadar 213 sayılı Vergi Usul Kanununa
göre fatura veya perakende satış vesikaları ile mecburiyetlerinin başladığı
tarihten sonra ise yukarıda açıklandığı şekilde ödeme kaydedici cihaz
fişleriyle belgelendirmek zorundadırlar. Vergi Usul Kanununa göre düzenlenecek
fatura veya perakende satış vesikalarında diğer bilgilerin yanında taşıtın
plaka numarası da mutlaka yer alacaktır.
Tebliğin 6 ıncı bendinde; Ödeme Kaydedici Cihaz
Bedellerinin Vergiye Tabi Kazançlardan İndirilmesi konusunda açıklamalar
yapılmıştır. Bunlar;
Bilindiği üzere, 3100 sayılı Kanunun 3482 sayılı
Kanunla değişik 7 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında "Mükellefler
kullanmak üzere aldıkları ödeme kaydedici cihazların her biri için fatura
bedellerinin % 40'ını, cihazın iktisap edildiği yıla ait Gelir veya Kurumlar
Vergisine tabi kazançlarından indirirler.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre, akaryakıt istasyonu işletmecileri
pompalarına bağlattıracakları ödeme kaydedici cihazların fatura
bedellerinin % 40'ını, cihazın iktisap edildiği yıla ait verecekleri gelir
veya kurumlar vergisi beyannamelerinde bu vergilere tabi kazançlarından
indirebileceklerdir.
Tebliğin 7 inci maddesinde ise, Uygulamaya
İlişkin Düzenlemeler açıklanmıştır. Bunlar;
a) Akaryakıt pompalarına ödeme kaydedici cihaz
bağlatan mükellefler, cihazlarını, kullanmaya başlamadan önce, fatura
tarihinden itibaren en geç 15 gün içerisinde gerekli belgelerle birlikte
(fatura, ruhsatname örneği vb.) bağlı oldukları vergi dairesine kaydettirip
"Ödeme Kaydedici Cihazlara Ait Levha"larını alacaklardır. Alınan
levhalar akaryakıt istasyonunun uygun bir yerine asılacaktır.
İşi bırakan veya devreden mükellefler, işi
bırakma veya devir tarihinden itibaren en geç bir ay içinde vergi dairesine
müracaatla gerekli tespitleri yaptırarak, ödeme kaydedici cihazlara ait
levhalarını iptal ettirip kayıtlarını sildireceklerdir. Akaryakıt
istasyonlarını devralan mükellefler ise vergi dairesinin gerekli tespitleri
yapmasını müteakip yukarıdaki esaslar çerçevesinde başvurularını yapıp
cihazlarını kullanabileceklerdir.
b) Akaryakıt pompalarını ödeme kaydedici
cihazlara bağlatan mükellefler, ay içinde elde ettikleri hasılat ve katma değer
vergisi tahsilatını gösteren aylık mali hafıza raporlarını, diğer mükelleflerde
olduğu gibi o aya ait katma değer vergisi beyannamesine ekleyerek vergi
dairelerine vereceklerdir.
c) Akaryakıt pompalarının bağlanacağı ödeme
kaydedici cihazların üretimi, mühürlenmesi, satışı ve satış sonrası
bakım-onarım hizmetleri; 3100 sayılı Kanunun konuyla ilgili genel tebliğlerinde
belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yapılacaktır. Şu kadar ki arızalanan
ödeme kaydedici cihazların tamiri, bakım-onarım servislerine yapılacak başvurudan
itibaren en çok 48 saat içerisinde gerçekleştirilecektir.
d) Akaryakıt istasyonlarında bulunan ancak
taşıtlara satış yapmayan (gazyağı vb.) pompalar da yukarıdaki esaslar
çerçevesinde ödeme kaydedici cihazlara bağlanacaktır.
e) Akaryakıt istasyonlarında taşıtlara akaryakıt
satışının yanında başka faaliyetlerde de (lokanta, market vb.) bulunulması ve
pompaların bilgisayara bağlı olması halinde, diğer faaliyetler için kullanılan
ödeme kaydedici cihazların, pompaların bağlı olduğu bilgisayara bağlanması veya
bilgisayara bağlanmadan münferiden kullanılması mümkün bulunmaktadır. Anılan
ödeme kaydedici cihazların pompaların bağlı olduğu bilgisayara bağlanması
halinde sistem, 3100 sayılı Kanunla ilgili 31 Seri No.lu Genel Tebliğde sayılan
özellikleri taşıyacaktır.
f) Yukarıda belirtilen haller dışında istasyon
sahibi tarafından pompalardan gerçekleştirilecek akaryakıt çekişlerinde, fişin
plaka bilgisi bölümüne, çekiş ne amaçla yapılmışsa “test, sevk vb.” ibaresi
girilecektir.
g) Pompa ve ödeme kaydedici cihazlar, Türk
Standartları Enstitüsünce belirlenecek standartlara sahip olacaktır.
h) Yukarıda belirlenip açıklanan usul ve
esaslara uymayanlar hakkında işledikleri fiile göre, 3100 sayılı Kanun ve 213
sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerinde yazılı cezalar uygulanacaktır.
58 no’lu Genel Tebliğin 3 üncü maddesinde de
açıklandığı üzere; akaryakıt pompalarının ödeme kaydedici cihazlara bağlanma
mecburiyeti, taşıtlara perakende olarak (LPG, doğalgaz ve benzerleri dahil)
akaryakıt satışı yapan, akaryakıt istasyonu işletmeciliği faaliyetinde bulunan
birinci ve ikinci sınıf tacirlere getirilmiştir. Mecburiyetin başlama
tarihleri, mükelleflerin alım güçleri, ekonomik şartlar ve bu cihazları
üretecek veya ithal edecek firmaların piyasaya tam olarak cevap verebilme
imkanları da dikkate alınarak aşağıdaki gibi belirlenmiştir.
Buna göre, akaryakıt pompalarının ödeme
kaydedici cihazlara bağlanma mecburiyeti;
a) Erişme kontrollü karayolları (otoyollar),
Karayolları Genel Müdürlüğünün yol ağında Devlet Yolu olarak belirlenen yollar
ve Büyükşehir Belediye sınırları ile mücavir alanları içerisindeki akaryakıt
istasyonlarında (satış hasılatlarına bakılmaksızın) 01.05.2004 tarihinden
itibaren,
b) Diğer akaryakıt istasyonlarında bir önceki
dönem akaryakıt satışları toplamı;
- 5 Trilyon lirayı aşan mükellefler için
01.05.2004 tarihinden itibaren,
- 3 Trilyon lirayı aşan mükellefler için
01.09.2004 tarihinden itibaren,
- 1 Trilyon lirayı aşan mükellefler için 01.03.2005
tarihinden itibaren,
- 1 Trilyon liranın altında kalan mükellefler
için 01.09.2005 tarihinden itibaren,
c) 01.01.2005 tarihinden sonra işe başlayan
mükelleflerde ise işe başlama tarihinden itibaren 30 gün içerisinde,
Başlayacağı belirtilmiştir. Ancak burada
belirtilen başlama tarihi Vergi Usul Kanununda belirtilen mücbir sebepler
dolayısıyla ertelenmesi zorunluğu orta çıkmıştır.
Dileyen mükellefler bu tarihleri beklemeksizin
de akaryakıt pompalarını ödeme kaydedici cihazlara bağlatıp kullanabileceklerdir.
Buna göre, 5 trilyon ve üzerinde cirosu olan bayiler için yazar kasa kullanma zorunluluğu 1.1.2005 tarihi olarak belirlenmiştir. Ancak son olarak, 64 Seri No'lu Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanunla İlgili Genel Tebliği’nin 1 inci bendinde; akaryakıt pompalarının ödeme kaydedici cihazlara bağlanmasına ilişkin süre konusunda;
61 Seri No.lu Ödeme Kaydedici Cihaz Genel
Tebliğinde, 59 Seri No.lu Genel Tebliğin (4/a) bölümünde sayılan mükellefler
ile (4/b) bölümünde belirtilen bir önceki dönem satışları toplamı 3 Milyon YTL’
nı (3 Trilyon TL) aşan akaryakıt istasyonu işletmecilerinin 01/01/2005
tarihinden itibaren akaryakıt pompalarını ödeme kaydedici cihazlara bağlatmış
olacakları, dileyen dağıtım şirketleri veya akaryakıt istasyonu
işletmecilerine, sistemin kurulması konusunda ilgili ödeme kaydedici cihaz
firmalarıyla gerekli sözleşmeleri yapmış olmaları şartıyla test ve deneme
çalışmalarını yapmak üzere Bakanlıkça dört aya kadar süre verilebileceği
açıklanmıştı.
27/12/2004 tarih ve (3) sayılı Ödeme Kaydedici
Cihaz Sirküleri ile de gerek ödeme kaydedici cihazlarda gerekse akaryakıt
istasyonlarında teknik inceleme ve test çalışmalarının bir süre daha devam
etmesi zorunluluğu, 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre mücbir sebep hali
kapsamında değerlendirilmiş ve söz konusu 01/01/2005 tarihi, 25/02/2005 olarak
yeniden belirlenmişti. Bu defa, bu Tebliğin yayımlandığı tarih itibariyle
sadece bir ödeme kaydedici cihazın Bakanlıktan onay almış, buna karşılık diğer
cihazların inceleme ve test çalışmalarının devam ediyor olması nedeniyle
yukarıda belirtilen tarih, 28/3/2005 olarak yeniden belirlenmiştir.
2 inci bendinde ise;
Akaryakıt Pompalarını Ödeme Kaydedici Cihazlara Süresinde Bağlatmayanlar’a yapılacak
cezai uygulama açıklanmıştır. Buna göre;
Akaryakıt pompalarını ödeme kaydedici cihazlara
süresinde bağlatmayan mükelleflere, 3100 sayılı Kanunun Mükerrer 8/1 inci
maddesine göre Vergi Usul Kanununun 353 üncü maddesinin (8) numaralı bendinde
yazılı özel usulsüzlük cezası kesilecektir. Kesilen bu cezaya rağmen
yükümlülüğünü yerine getirmediği tekrar tespit edilen mükelleflere her tespit
için ayrı ayrı bu ceza uygulanacaktır.
Maliye Bakanlığı’nın yayımladığı 5 seri nolu
Ödeme Kaydedici Cihaz Sirkülerinde özetle aşağıdaki açıklamalara yer
verilmiştir.
“61 Seri No.lu Ödeme Kaydedici Cihaz Genel
Tebliğinde, dileyen dağıtım şirketleri veya akaryakıt istasyonu
işletmecilerine, sistemin kurulması konusunda ilgili ödeme kaydedici cihaz
firmalarıyla gerekli sözleşmeleri yapmış olmaları şartıyla test ve deneme
çalışmalarını yapmak üzere 1/1/2005 tarihinden başlamak üzere Maliye
Bakanlığınca 4 aya kadar süre verilebileceği ifade edilmiştir.
Buna göre, 64 Seri No.lu Genel Tebliğin 1 inci
bölümünde belirtilen akaryakıt istasyonu işletmecileri, 28/3/2005 tarihine
kadar Bakanlığımızdan onay alan ödeme kaydedici cihaz firmalarına müracaatta
bulunarak akaryakıt pompalarının ödeme kaydedici cihazlara bağlanması konusunda
gerekli sözleşmeyi yapmış olacaklardır. Akaryakıt pompalarının ödeme kaydedici
cihazlara bağlanması ile test ve deneme çalışmaları ise en geç 30/4/2005
tarihine kadar tamamlanacak ve 1/5/2005 tarihi itibariyle uygulamaya
geçilecektir.
Akaryakıt dağıtım şirketleri veya istasyon
işletmecileri (bayiler) ile ödeme kaydedici cihaz firmaları veya bu firmaların
yetkili kıldığı satış bayileri arasında düzenlenecek sözleşmede, ticari
teamüller gereği olması gereken sözleşmenin tarafları, konusu, kapsamı, süresi
ile yapılacak işler, müeyyideler vb. hususlara yer verilecektir. Sözleşmede
ayrıca taraflardan birinin, ticari teamüller gereği yapması gereken
yükümlülüklerini yerine getirememesi halinde söz konusu sözleşmenin
feshedilerek yerine başka firmalarla yeni sözleşmeler yapılabileceği de
belirtilecektir.
Sözleşmenin akaryakıt dağıtım şirketlerince
yapılması halinde, çerçeve sözleşmenin bir örneği, tarih, sayı ve sistemin
kurulum takvimi de belirtilmek suretiyle bayi listesi ile birlikte (elektronik
yolla vb.) bilgi için Bakanlığımıza gönderilecektir. Akaryakıt dağıtım
şirketleri ayrıca durumu bir yazı ile (gerektiğinde vergi dairelerine ibraz
edilmek üzere) bayilerine bildireceklerdir.
Ödeme kaydedici cihaz firmasından kaynaklanan
teknik sebeplerden dolayı işlemleri 30/4/2005 tarihine kadar tamamlanamayan akaryakıt
istasyonu işletmecilerinin durumu, Vergi Usul Kanununun mücbir sebep hali
kapsamında değerlendirilecektir. Bu durumdaki mükellefler, diğer bir ifade ile
ödeme kaydedici cihaz firmalarıyla sözleşme yapıp çalışmalara başlamış olmakla
beraber teknik sebeplerden dolayı işlemleri süresinde bitmeyenler, ilgili ödeme
kaydedici cihaz firmasının gecikme sebeplerini ve muhtemel kurulum tarihini
içeren teknik raporu ile birlikte bağlı oldukları vergi dairesine müracaat
ederek durumlarının mücbir sebep hali kapsamında değerlendirilmesini ve süre
verilmesini talep edebileceklerdir. Başvuruyu alan vergi daireleri gerekli
tespitleri yaptıktan sonra Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde
işlemlerinin tamamlanması hususunda mükelleflere ödeme kaydedici cihaz firmalarının
teknik raporunda kurulum için öngörülen tarihi dikkate alarak süre
vereceklerdir.
Yukarıda açıklandığı şekilde akaryakıt
pompalarının ödeme kaydedici cihazlara bağlanması konusunda gerekli
sözleşmeleri yapan, kuruluş, test ve deneme çalışmalarına başlamış olan
mükelleflere, verilen sürelerin sonuna kadar işlemleri tamamlamış olmaları
şartıyla akaryakıt pompalarını ödeme kaydedici cihazlara bağlatmadıkları
gerekçesi ile bir ceza kesilmeyecektir.”
Buna göre, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi
Başkanlığı’nın Defterdarlıklar ve ilgili sektör temsilciliklerine göndermiş
olduğu yazılar ile akaryakıt pompalarını ödeme
kaydedici cihazlara bağlatması gereken erişme kontrollü karayolları
(otoyollar), Devlet yolu olarak belirlenen yollar ve Büyükşehir Belediye sınırları
ile mücavir alanları içerisindeki akaryakıt istasyonları ile bir önceki dönem
satışları toplamı 3 milyon YTL’ni aşan akaryakıt istasyonu işletmecilerinin bu
durumları, Maliye Bakanlığınca Vergi Usul Kanununun 13 üncü maddesinde yer alan
mücbir sebep hali kapsamında mütalaa edilmiş olduğu belirtilerek, buna göre
akaryakıt istasyonu işletmecilerinden, akaryakıt pompalarını ödeme kaydedici
cihazlara bağlatmak üzere ödeme kaydedici cihaz firmalarıyla sözleşme yapıp
çalışmalara başlamış olmakla beraber teknik sebeplerden dolayı işlemleri
süresinde bitirilemeyenler için, 01.05.2005 tarihinde başlayan mücbir sebep
halinin, 01.07.2005 tarihi mesai saati sonuna kadar devam etmesi Maliye
Bakanlığınca uygun görülmüştür. Dolayısıyla, akaryakıt pompaları için yazar
kasa uygulaması 01.07.2005 tarihine mücbir sebep halinin devam etmesi nedeniyle
ertelenmiştir.
4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 16 ncı maddesine göre, mülki amirler, gümrük ve gümrük muhafaza amir ve memurları, Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı personel, belirtilen Kanunun suç saydığı fiilleri önleme, izleme ve soruşturmakla yükümlüdür. Tadat edilen personelin bağlı olduğu kurumlara göre, Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı kurumsal olarak akaryakıt kaçakçılığı dahil olmak üzere her türlü kaçakçılık eylemlerinin önlenmesi, izlenmesi ve soruşturulmasında yasal olarak görevlendirilmiş kuruluşlardır. Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda belirtilmemekle birlikte, 3497 sayılı Kara Sınırlarının Korunması Hakkında Kanunla Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı sınır birlikleri de kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla görevlidir. Söz konusu Kanun dışında belirtilen kurumların kuruluş yasalarında da buna ilişkin düzenlemeler mevcuttur. Söz konusu kurumların yapıları, örgütlenme biçimleri, insan kaynağı unsurları ile kaçakçılıkla mücadele eden unsurları kurumsal olarak değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Buna göre;
485 sayılı Gümrük Müsteşarlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2/g,h maddelerinde, Müsteşarlığın kara hudutlarındaki gümrük kapıları ile pasavan kapılarında, gümrük teşkilatı bulunan hava-deniz limanlarında, serbest bölgelerde, çeşitli antrepo ve iç gümrük sahalarında ve gümrük bölgelerinde, ayrıca diğer yer ve sahalarda gerektiğinde ilgili kuruluşlarla işbirliği yaparak kaçakçılığı men, takip ve tahkik görevlerini yerine getirmekle yükümlüdür.
Gümrük rejimlerinin, rejimlere bağlı işlemlerin kasıt içeren eylemlerle suistimali veya yasal düzenlemelere aykırı işlem yapılması durumlarında kaçakçılık sözkonusu olacağı için Müsteşarlığın bütün personeli kaçakçılıkla mücadelede görevli olmakla birlikte, Teşkilatın kuruluşuna ilişkin KHK’ye ve uygulamaya bakıldığında, Gümrükler Genel Müdürlüğü, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğü ve Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın kaçakçılığı men, takip ve tahkik görevini yaptığı görülmektedir. Buna göre,
Müsteşarlığın ana hizmet birimlerinden Gümrükler Genel Müdürlüğünün, gümrük rejimleri ile(ithalat, transit, aktarma, antrepo v.b.) diğer gümrük işlemlerinin yürütülmesinden ve denetlenmesinden sorumlu olduğu, gümrük işlemleri sırasında mükelleflerin kasta dayalı ve gümrük idaresini yanıltıcı iş ve eylemlerinin tespiti ve takibi adıgeçen genel müdürlüğün görevleri arasındadır.
Müsteşarlığın ana hizmet birimlerinden Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü’nün görevleri ise, Müsteşarlığın sorumluluğunda bulunan yer ve sahalarda münhasıran, diğer yer ve sahalarda da gerektiğinde ilgili kuruluşlarla işbirliği yapmak suretiyle kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek; kişi, eşya ve taşıtların gümrük işlemleri bitirilmeden gümrüklü yer ve sahalardan çıkmalarını önlemek; gümrüklü yer ve sahaların takip ve muhafazasını sağlamak; deniz ve hava limanlarıyla, kara hudutlarındaki gümrük kapılarında giriş ve çıkış yapan kişi, eşya ve taşıtların muhafazası ile gümrüğe sevk edilmesini sağlamak; gümrük işlemleri yapılan yer ve sahalar ile gümrük muhafaza hizmetlerini yürütmek; kuruluşun soruşturma görevine yardımcı olacak araştırma laboratuarları kurmak ve çalışmalarını düzenlemek; adıgeçen genel müdürlüğün görevli olduğu konulardır.
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 164 ncü maddesi ile de, emniyet, jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ile birlikte 485 sayılı KHK’nin 8 nci maddesinde Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğüne verilen görevleri yapan görevlilerin adli kolluk olarak tanımlandığı, bu görevliler tarafından yapılan soruşturma işlemlerinin C.savcısının emir ve talimatları doğrultusunda yerine getirileceği, bu anlamda adıgeçen genel müdürlük personelinin adliyeye müteallik işlerde C.savcısının yardımcısı sıfatıyla adli görevlerinin de olduğu hüküm altına alınmıştır.
Gümrük Teftiş Kurulunun görevleri ise, Müsteşarlık teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşlar ile bunların denetimi altındaki her türlü kuruluşun faaliyet ve işlemleri ile, çeşitli kanun, tüzük, yönetmelik ve kararların gümrük müfettişlerine tanıdığı teftiş, inceleme ve soruşturma yetkilerini kullanmanın görevleri arasında olduğu, Komisyonumuzun raporuna esas bilgilerin ve temin edilen soruşturma raporlarının önemli bir büyük kısmının Gümrük Teftiş Kurulunca düzenlendiği hususu dikkate alındığında, Müsteşarlık bünyesinde kaçakçılıkla mücadelede önemli bir fonksiyon üstlendiği anlaşılmaktadır.
Müsteşarlığın yapısına bakıldığında, genel olarak personel yapısının nitelik ve nicelik olarak yeterli olmadığı görülmektedir. Personel yapısına sayısal açıdan bakıldığında; Müsteşarlığa tahsisli 10.182 kadronun mevcut olduğu, kadro sayısının 2.518 adedinin halen boş olduğu, 7.664 adet personel ile gümrük ve muhafaza hizmetlerinin yürütülmeye çalışıldığı, bu personelin 1.313 adedinin muhafaza personeli olduğu; 1993 yılı itibariyle Müsteşarlığın toplam personel sayısının 9.172 olduğu, bunun 1.698 adedinin muhafaza personeli olduğu görülmektedir. 1993-2004 döneminde ülkemizin dış ticaret hacmi 44.7 milyar dolar iken 2004 yılında 160.2 milyar dolara yükseldiği görülmektedir. Dış ticaretteki artışa paralel gümrük işlemlerinde artış olacağı, bu işlemleri yerine getiren personelin de sayıca artışının sağlanması gerektiği halde, bu dönemde personel sayısının 1.508 adet azaldığı ortadadır. AB ülkelerinde gümrük personeli sayısının ülkelerin gümrük idaresi örgütlenme biçimine ve sınır yapısına göre değişiklik göstermekle birlikte personel sayılarının 10.000 ila 35.000 arasında değiştiği görülmektedir. Örneğin, Almanya’da 35.811, Polonya’da 14.602, İtalya’da 10.062, Çek Cumhuriyeti 9.307, İngiltere’de 7.342 olduğu görülmektedir.
Toplam personelin eğitim durumlarına bakıldığında, 7.664 personelin 3.093 ünün üniversite mezunu olmadığı, 1.254 adedinin ise yüksek okul mezunu olduğu görülmektedir. Diğer taraftan, Müfettişlik, kontrolörlük, uzmanlık kadroları hariç, 1993 yılından bu güne kadar Müsteşarlığın ihtiyacına uygun açıktan memur alımının (küçük istisnalar hariç) yapılamamasının da dikkat çekici ve kurumun önemli sorunlarından biri olduğu görülmektedir.
Gümrük İdarelerinde her türlü eşyanın fiziki tespiti ile eşyaya yönelik vergi tahakkuklarını yapan, bir anlamda dış ticareti kontrol eden muayene memurlarının sayısının şu an 718 olduğu, mevcut haliyle hem muayene memuru sayısının hem de gümrük idaresinin kolluk gücü olan gümrük muhafaza memurlarının sayılarının oldukça yetersiz olduğu değerlendirilmektedir. Kaçakçılıkla mücadelede gümrük işlemleri sırasında ve sonrasında kaçakçılık olaylarına el koyabilmek amacıyla her iki memur kadrolarının geniş çaplı artırılmasının gerekmektedir.
Yine aynı döneme bakıldığında, Müsteşarlığın merkezde yeralan üstü düzey kadrolarına atamaların kurum dışından sıklıkla yapıldığı görülmektedir. Özelliği olan ve nitelikli bilgi ve birikime ihtiyaç gösteren gümrük idaresine, mevzuat ve uygulamalara vakıf olmayan ve kurum dışından yapılan yöneticilerin atanmalarının sıkıntı noktalarından biri olduğu görülmektedir.
Ayrıca, Müsteşarlığın merkez ve taşrada bulunan müşterek kararnameli görevlerin önemli bir bölümüne henüz atama yapılmadığı, taşrada 18 başmüdürlükten 4 ü hariç diğerlerinin vekaletle yürütüldüğü, merkezde ise, müsteşarlık, 1 müsteşar yardımcılığı, 2 genel müdürlük, 5 genel müdür yardımcılığının da halen vekaletle yürütüldüğü anlaşılmıştır. Belirtilen kadrolara ivedilikle asaleten atama yapılmasının hizmetin gereği bakımından önemli olduğu değerlendirilmektedir.
Meclis Araştırma Komisyonunun akaryakıt kaçakçılığı, yolsuzluk ve usulsüzlükleri konusunda kamu kurum ve kuruluşlarından bilgi ve belge talebine ilişkin olarak, Gümrük Müsteşarlığı’ndan alınan 16.03.2005 günlü 1852-16 sayılı yazı eki verilere göre;
Son
on yıllık dönemde (1995-2005 dönemi);
1. İnceleme ve soruşturma onayı istenip verilmeyen istem : 1 adet
2. İnceleme ve soruşturma onayı verilip raporu tamamlanan : 86 adet
3. İnceleme ve soruşturma onayı verilip raporu tamamlanmayan : 28 adet
3. Rapora bağlananlardan idari ve adli yargı süreci devam eden : 35 adet
4. İdari ve adli yargı süreci devam eden : 22 adet
Olarak işlem gördüğü anlaşılmıştır.
Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığının 16.03.2005 günlü 6545 sayılı yazısı eki verilerin incelenmesinde, Müsteşarlık taşra birimlerince doğrudan ilgili C.Başsavcılıklarına 5.189 kişi hakkında 3.747 adet suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığından alınan 30.05.2005 günlü 13427 sayılı yaz içeriği verilerin değerlendirilmesinde de, komisyonun araştırmasına konu 01.01.1995- 01.03.2005 dönemine ilişkin olarak, gerek Gümrük Müfettişleri ve Kontrolörler tarafından gerekse gümrük idareleri tarafından ilgili C.Başsavcılıklarına yapılan suç duyurularına esas el konulan kaçak akaryakıt miktarları aşağıda belirtilmiştir.
|
Yıllar |
Gümrük Müfettişleri ve Kontrolörlerce yapılan
soruşturmalara konu kaçak akaryakıt miktarı (KG) |
Yıllar |
Gümrük İdareleri tarafından el konularak Yakalanan
Miktar (KG) |
|
1995-2005 |
92.102.372- |
1995-2004 |
38.471.029- |
|
|
|
TOPLAM |
130.573.401- |
İçişleri Bakanlığının kaçakçılığın men, takip ve tahkik görevi, 1956 yılında çıkarılan 6815 sayılı Sınır, Kıyı ve Karasularımızın Muhafaza ve Emniyeti ve Kaçakçılığın Men ve Takibi İşlerinin Dahiliye Vekaletine Devri Hakkındaki Kanun ile başlamıştır. Daha sonra çıkarılan 3152 sayılı İçişleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun ile kaçakçılıkla mücadele, istihbarat ve koordinasyon görevlerini de üstlenmiştir.
1985 yılında çıkarılan 3152 sayılı İçişleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 2/d ve 2/e maddelerinde, suç işlenmesini önlemek, suçluları takip etmek ve yakalamak, her türlü kaçakçılığı men ve takip etmek Bakanlığın görevleri arasında sayılmıştır.
Teşkilat Kanununun 13 üncü maddesinde de, Kaçakçılık İstihbarat, Harekat ve Bilgi Toplama Dairesi Başkanlığının kuruluşu ve görevleri belirtilmiştir. Adıgeçen Başkanlığın kuruluşu 8/3871 sayılı 20.11.1981 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile Kaçakçılık İstihbarat ve Harekat Merkezi olarak kurulmuş ve çalışma esasları belirlenmiştir. Karar’da bir müsteşar yardımcısına bağlı olarak faaliyetlerini sürdürecek Merkez’in Kaçakçılık İstihbarat, Harekat ve Bilgi Toplama Genel Müdürlüğü, İstihbarat ve Harekat Daire Başkanlığı ile taşra ve yurtdışı teşkilatı olması öngörülmüştür.
Kuruluş Kanunun belirtilen maddesinde, Kaçakçılık İstihbarat, Harekat ve Bilgi Toplama Dairesi Başkanlığının görevleri sıralanmıştır. Buna göre, her türlü kaçakçılık faaliyetlerine ait istihbaratı Devlet çapında toplayıp değerlendirmek; kaçakçılığı men, takip ve tahkikle görevli kuruluşlara bilgi vermek; bağlı kuruluşların önleme ve yakalama faaliyetlerini yönlendirmek ve ilgili kuruluşlar arasında koordinasyon ve işbirliği yapılması için gerekli tedbirleri almak; kaçakçılıkla mücadele, hedef, taktik ve usullerini tespit etmek ve eğitici nitelikte yayımlar yapmak; suç işleyip ele geçmeyen kişilerin, çalınan veya kaybedilen motorlu taşıtların, ateşli silahların, kimliği ispata yarayan her türlü belgelerin kayıtlarını tutarak güvenlik kuvvetlerine bildirmek, görevli kuruluşlarla ilgili kuvvetler arasında koordinasyonu sağlamak belirtilen Daire Başkanlığının görevleri arasındadır.
Aynı Kanunun 26 ncı maddesinde ise, İçişleri Bakanlığı merkez kuruluşundaki sürekli kurullar arasında yeralan ‘Kaçakçılık İstihbarat Koordinasyon Kurulu’nun yapısı ve görevleri belirtilmiştir. Koordinasyon Kurulunun da ilk teşkili yukarıda belirtilen Bakanlar Kurulu Kararı ile oluşturulmuştur. Kuruluş Kanununun belirtilen maddesinde Kurulun görevleri sayılmıştır. Buna göre, Kaçakçılık İstihbarat Koordinasyon Kurulu, İçişleri Bakanlığı Müsteşarının veya yardımcısının başkanlığında ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcilerinden meydana geleceği; Kurulun her türlü kaçakçılık konu ve faaliyetlerinde koordinasyonu sağlamakla görevli olduğu belirtilmiştir.
Koordinasyon Kurulunun toplanma, çalışma esas ve usullerini belirleyen 1987 yılında çıkarılan Yönetmelik incelendiğinde, Kurulun İçişleri Bakanlığı Müsteşarı veya yardımcısının başkanlığında iki ayda bir toplanacağı, toplantıya Genelkurmay Başkanlığı, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı (Emniyet-Jandarma-SGK-Kaçakçılık İstihbarat, Harekat ve Bilgi Toplama Daire Başkanlığı), Dışişleri Bakanlığı, Maliye ve Gümrük Bakanlığı(Gümrükler Genel Müdürlüğü-Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü), MGK Genel Sekreterliği, MİT Müsteşarlığı, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ile 7 ayrı icracı bakanlık temsilcilerinden oluşacağı, kurulun görevlerinin; yurtdışından Türkiye’ye Türkiye’den yurtdışına yönelik her türlü kaçakçılık faaliyetlerinin değerlendirilmesini yaparak Devlet çapında alınması gerekli tedbirleri kararlaştıracağı, istihbarat koordinasyonu konusundaki aksaklıkları tespit ederek alınması gereken tedbirleri kararlaştıracağı, ileriye yönelik kaçakçılık istihbaratının elde edilmesi yönünden önemli görülen konu ve bölgeleri tespit edeceği, kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerinde etkinliği artırmak için alınması gereken idari ve hukuki tedbirleri tespit edeceği, bakanlık kurum ve kuruluşlara bu konuda tekliflerde bulunulacağı, belirtilen Kurulun görevleri arasında sayılmıştır.
Emniyet Genel Müdürlüğü, kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturma görev ve yetkisini 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 16 ncı maddesinden almaktadır. Belirtilen Kanunun 16 ncı maddesinde, emniyet personelinin kaçakçılığı men, takip ve tahkik görevinin olduğu görülmektedir. Görev alanı ise, Gümrük Müsteşarlığı, SGK ve JGK’nın görev alanı saklı kalmak kaydıyla, il ve ilçe belediye sınırları dahilinde kalan yerlerdir. Polis ayrıca, 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyetleri Hakkında Kanunun bazı maddelerinden de yetki aldığı görülmektedir.
Emniyet Genel Müdürlüğü, akaryakıt kaçakçılığı dahil her türlü
kaçakçılık ve organize suç faaliyetleriyle mücadeleyi önceleri Asayiş Daire
Başkanlığı çatısı altında yürütmekte iken, 1980 yılında münhasıran Kaçakçılık
Daire Başkanlığının kurulduğu, 1983 yılında Kaçakçılık İstihbarat Harekat Daire
Başkanlığı adı altında yeni bir organizasyona gidildiği, 1995 yılında ise,
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı olarak örgütlendiği
görülmektedir. KOM Daire Başkanlığının taşrada il müdürlükleri bünyesinde
oluşturulan şube müdürlükleri vasıtasıyla kaçakçılıkla mücadele yapmaktadır.
Şube Müdürlüklerinin kaçakçılıkla ilgili konularda sevk ve idaresi adıgeçen
Daire Başkanlığınca yapılmaktadır.
Belirtilen Daire Başkanlığının görevleri ilgili yönetmelikte şu şekilde sıralanmıştır. Yurtdışından Türkiye'ye veya Türkiye'den yurtdışına yönelik veyahut yurt içinde çeşitli yollarla yapılan kaçakçılık faaliyetleri ile ulusal veya uluslararası düzeyde organizasyon oluşturarak; yasalara aykırı biçimde haksız menfaat veya yüksek kazanç sağlamak amacıyla; ekonomik veya idari yapıyı doğrudan veya dolaylı olarak kontrol eden veya ele geçiren suçlarla mücadele edilmesi, suç konusu mallara ve bu tür suçlardan elde edilen kazançlara el konulması ve aynı tür suçları işleme olanaklarının ortadan kaldırılması amacıyla; kanun ile yetki ve görev veren diğer ilgili mevzuatlar çerçevesinde; istihbarat elde etmek, değerlendirmek, men ve takibi amacıyla gerekli tedbirleri almak, operasyonlar düzenlemek ve düzenletmek, taşra birimlerinin çalışmalarına ve yürütülecek operasyonlara yön vermek, talep edildiğinde veya başkanlıkça gerekli görüldüğünde taşra birimlerini merkez personeli ile takviye etmek, birden fazla ili kapsayacak kaçakçılık ve organize suç faaliyetlerine karşı yürütülen operasyonel çalışmaları koordine etmek, kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele amacıyla ulusal ve uluslararası kuruluşlar nezdinde yürütülen işbirliği faaliyetlerine katılmak, buralarda alınan karar ve stratejilerin uygulanmasını sağlamak, kaçakçılık ve organize suçlarla mücadelede gerekli idari ve hukuki alt yapı eksikliklerini gidermek ve geliştirmek amacıyla mevzuat çalışmaları yürütmek, kaçakçılık ve organize suçlarla etkin mücadele için plan, proje hazırlamak ve uygulamaya koymak ile görevli olduğu belirtilmiştir.
Emniyet Genel Müdürlüğünün 22.03.2005 günlü 57735 sayılı yazısı eki verilerin incelenmesinde, komisyonun araştırmasına konu 01.01.1995- 01.03.2005 dönemine ilişkin olarak, Emniyet teşkilatı tarafından ilgili C.Başsavcılıklarına yapılanı suç duyurularına esas bilgilerin derlenmesinde yıllar itibariyle elkonulan kaçak akaryakıt miktarları ile sanık sayıları aşağıda belirtilmiştir.
|
Yıllar |
Yakalanan
Miktar (LT) |
Yakalanan
Sanık Sayısı |
Yıllar |
Yakalanan
Miktar (LT) |
Yakalanan
Sanık Sayısı |
|
1995 |
miktarı belli değil |
65 |
2001 |
2.340.823 |
335 |
|
1996 |
miktarı belli değil |
48 |
2002 |
6.673.446 |
497 |
|
1997 |
miktarı belli değil |
8 |
2003 |
1.254.128 |
516 |
|
Yıllar |
Yakalanan
Miktar (LT) |
Yakalanan
Sanık Sayısı |
Yıllar |
Yakalanan
Miktar (LT) |
Yakalanan
Sanık Sayısı |
|
1998 |
548.000 |
125 |
2004 |
2.907.612 |
390 |
|
1999 |
551.000 |
151 |
2005(2 ay) |
290.698 |
71 |
|
2000 |
1.720.474 |
288 |
|
|
|
|
TOPLAM |
16.286.201 |
2.494 |
||
6815 sayılı Sınır, Kıyı ve Kara Sularımızın Muhafaza ve Emniyeti ve Kaçakçılığın Men ve Takibi İşlerinin Dahiliye Vekâletine Devri Hakkında Kanun ile, sınır, kıyı ve kara sularımızın muhafaza ve emniyetiyle gümrük bölgesinde kaçakçılığın men'i ve takibi ve tahkiki görevlerinin Dahiliye Vekaletine devredildiği, bu görevlerin Vekaletçe Jandarma Umum Kumandanlığı vasıtasıyle ifa olunacağı, ancak, kara hudutlarındaki gümrük kapılarıyla pasavan kapılarında ve gümrük teşkilatı bulunan hava ve deniz limanlarında ve serbest bölge ve çeşitli antrepo ve iç gümrük sahalarında ve Marmara Denizi ile Çanakkale ve Karadeniz boğazlarında ve bu yerlerdeki gümrük bölgesinde gümrük muhafaza vazifeleriyle kaçakçılığın men'i, takip ve tahkiki görevlerinin Gümrük ve İnhisarlar Vekaletine ait olduğu, ayrıca gümrük ve kaçakçılık kanunlarındaki Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti ve teşkilatının yetkilerinin saklı olduğu,
Belirtilen Yasanın 2 nci maddesinde, hudut koruma vazifesiyle mükellef olan seyyar jandarma birliklerinin sefer görevleri ve birlik numaraları Milli Müdafaa Vekaletince, teşkilat ve konuşları Milli Müdafaa ve Dahiliye Vekaletlerince müştereken tesbit ve tayin olunacağı, bu kuvvetlerin doğrudan Jandarma Umum Kumandanlığına bağlı olduğu ve barışta münhasıran hudut koruma ve kaçakçılığı önleme vazifesinde istihdam edildiği, aynı Yasanın 3 üncü maddesinde, 1615 sayılı Gümrük Kanununun ikinci ve 3944 sayılı Kanunun 6 ncı maddelerinde ve 5215 sayılı Kanunda Gümrük ve İnhisarlar Vekaletine verilmiş olan vazife ve salahiyetler Dahiliye Vekaletine ve Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığına verilmiş olan vazife ve salahiyetler de Jandarma Umum Kumandanlığına devrolunduğu, ancak bu Kanunla muhafaza görevi Gümrük ve İnhisarlar Vekaletine bırakılmış olan yer ve teşkiller hakkında 1615, 2825, 3944 ve 4632 sayılı Kanunlardaki Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığına ait vazife ve salahiyetlerin Gümrük ve İnhisarlar Vekaletine ait olduğu, Yasanın 4 üncü maddesinde, kaçakçılığın men'i ve takibi maksadı ile Dahiliye Vekaletince istihbarat teşkilatı kurulacağı ve her yıl bütçesine lüzumlu tahsisat konacağı,
Hüküm altına alınmıştır.
2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri hakkında Kanunun 7 nci maddesinde Jandarma Genel Komutanlığının mülki, idari ve adli görevleri arasında kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek, suç işlenmesini önlemek için gereken önlemleri almak, işlenmiş suçlarla ilgili olarak kanunlarda belirtilen işlemleri yapmak ve bunlara ilişkin adli hizmetleri yerine getirmek görevleri arasında sayılmıştır.
Mezkur Yasanın 10 uncu maddesinde de, Jandarmanın görev ve sorumluluk alanının, Polis görev sahası dışı olup, bu alanların il ve ilçe belediye hudutları haricinde kalan veya polis teşkilatı bulunmayan yerler olduğu,
Jandarma Teşkilatı, Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinin 159 ncu maddesinde, Jandarma teşkilatının, sorumluluğuna verilmiş Devlet sınırlarının korunması, güvenliğinin sağlanması ve her türlü kaçakçılığın önlenmesi, takibi ve soruşturulması ile görevli olduğu, belirtilen Yönetmeliğin 160 ıncı maddesinde, Jandarma İç Güvenlik Birliklerinin kaçakçılık yönünden sorumluluk alanının, kara sınırlarındaki gümrük kapıları ve gümrük teşkilatı bulunan hava ve deniz limanları, serbest bölge, çeşitli antrepo ve iç güvenlik alanları, Marmara Denizi, Çanakkale ve Karadeniz Boğazları dışında kalan bölgelerden oluşturduğu, Yönetmeliğin 161 nci maddesinde de, Jandarma Sınır Birliklerinin sorumluluk alanı ise, kendi sorumlulukları altına verilmiş bulunan ve ilgili mevzuat çerçevesinde Gümrük ve Tekel Bakanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığının yetki alanı saklı kalmak koşulu ile, belirtilen yönetmeliğin tanımlar bölümünde özellikleri açıklanan gümrük bölgeleri olduğu,
Hüküm altına alınmıştır.
Dolayısıyla polisin, SGK’nın ve Gümrük İdaresinin görev alanı dışında kalan bölge Jandarmanın görev alanını teşkil etmektedir.
Jandarma Genel Komutanlığı, yasalarla kendisine verilen kaçakçılığı meni takip ve tahkik görevlerini Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve bu başkanlığa bağlı İl Jandarma Komutanlıkları bünyesindeki Şube Müdürlükleri eliyle yürütmektedir. Bu organizasyona 1997 yılında geçildiği anlaşılmaktadır. 1998-2004 döneminde çıkar amaçlı suç örgütü kurmak suretiyle 10 ayrı suç organizasyonunun ortaya çıkarıldığı görülmektedir.
Komisyonun araştırmasına konu 01.01.1995- 01.03.2005 dönemine ilişkin olarak, Jandarma Genel Komutanlığınca ilgili C.Başsavcılıklarına yapılan suç duyurularına esas bilgilerin derlenmesinde, el konulan kaçak akaryakıt miktarları yıllara göre aşağıda belirtilmiştir.
|
Yıllar |
Yakalanan
Miktar (KG) |
Yakalanan
Sanık Sayısı |
Yıllar |
Yakalanan
Miktar (KG) |
Yakalanan
Sanık Sayısı |
|
|
1995 |
270.361 |
7 |
2001 |
6.651.917 |
278 |
|
|
1996 |
1.601.925 |
32 |
2002 |
7.604.211 |
3.513 |
|
|
1997 |
400.770 |
10 |
2003 |
7.836.517 |
2.432 |
|
|
1998 |
984.728 |
22 |
2004 |
4.284.854 |
3.085 |
|
|
1999 |
6.504.377 |
48 |
2005(2 ay) |
734.862 |
355 |
|
|
2000 |
6.164.984 |
141 |
|
|
|
|
|
TOPLAM |
43.039.776 |
9.923 |
|||
Sahil Güvenlik Komutanlığının, denizyolu ile yapılacak her türlü kaçakçılık eylemlerini önlemek, izlemek, gerekli işlemleri yapmak, yakalanan kişi ve suç vasıtalarını yetkili makamlara teslim etmesi görevleri arasındadır. Buna göre;
2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununun 4/A maddesine göre, Türkiye Cumhuriyetinin bütün sahillerinde, iç suları olan Marmara Denizi, İstanbul ve Çanakkale boğazlarında, liman ve körfezlerinde, karasularında, münhasır ekonomik bölgesi ile ulusal ve uluslararası hukuk kuralları uyarınca egemenlik ve denetimi altında bulunan deniz alanlarında, kanunlarla kendisine verilen görevleri uygulama ve yetkileri kullanmanın görevleri arasında olduğu, aynı Yasanın 4/B maddesinde ise, deniz yolu ile yapılan her türlü kaçakçılık eylemlerini önlemek, izlemek, suçluları yakalamak, gerekli işlemleri yapmak ve yakalanan kişi ve suç vasıtalarını yetkili makamlara teslim etmenin Komutanlığın görevleri arasında sayıldığı,
Belirtilen Yasanın 4/C maddesinde de, 815 sayılı Kabotaj Kanununa; 3222 sayılı Telsiz Kanununa; 4922 sayılı Denizde Can ve Mal Koruma Hakkında Kanuna; 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununa; 1234 sayılı Hayvanların Sağlık Zabıtası Hakkında Kanuna; 6968 sayılı Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanununa; 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununa; 5682 sayılı Pasaport Kanununa; 5683 sayılı Yabancıların Türkiye‘de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanuna; 2548 sayılı Gemi Sağlık Resmi Kanununa; 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununa; seyir güvenliği ile demirleme, bağlama, avlanma, dalgıçlık ve bayrak çekme ile ilgili hükümlere; deniz ve hava araçları ile denizlerdeki tesislerden yapılacak her türlü kirletmelerle ilgili hükümlere; yukarıda belirtilen konulara ilişkin uluslararası andlaşmalara; aykırı eylemleri önlemek, izlemek, suçluları yakalamak, gerekli işlemleri yapmak, yakalanan kişi ve suç vasıtalarını yetkili makamlara teslim etmenin görevleri arasında olduğu,
Belirtilmektedir.
Gümrük teşkilatı bulunan limanlarda Gümrük ve Tekel Bakanlığının görev ve yetkileri ile Sahil Güvenlik Komutanlığının bu maddede belirtilen görev ve yetkilerine girmeyen konularda özel kanunlara göre görevli ve yetkili kılınmış diğer makamların görev ve yetkilerinin devam ettiği aynı Yasa maddesinde belirtilmiştir.
85/9709 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığının İdari ve Adli Görevlerine İlişkin Tüzük’te Komutanlığın liman sahası içinde ve dışındaki idari görevleri sayılmıştır. Buna göre,
Kaçakçılığı önlemek amacıyla deniz araçlarını izlemek; kaçak eşya, silah, mühimmat, patlayıcı ve uyuşturucu madde bulunulduğundan kuşkulanılan deniz araçlarında ve araçlardaki denk ve sandıklarda arama yapmak; deniz araçlarına yanaşıp yük ve belgelerini incelemek; gümrük idaresi bulunmayan kıyılara izinsiz yanaşan veya karayla yahut diğer deniz araçlarıyla ilşki kuran deniz araçlarında arama yapmak, yük ve belgelerini incelemek;
Yine, liman dışındaki idari görevleri arasında, Türk kıyıları ve karasularında yabancı bandıralı gemilerin deniz taşımacılığı ve deniz işleri yapıp yapmadığını kontrol etmek; Türk kıyıları ve karasularında seyreden deniz araçlarının yolculuğa izin, yola elverişlilik ve tonilato belgelerini incelemek; gemilerin limandan ayrılmadan önce sağlık işlemlerini yaptırıp yaptırmadıklarını, ithalat yapıp yapmadıklarını denetlemek; Çevre Kanununda öngörülen kirletme yasağına aykırı eylemleri izlemek, önlemek;
Komutanlığın idari görevleri arasındadır.
Komutanlığın adli görevleri arasında ise, idari görevlerin yürütülmesi sırasında suç sayılan eylemlere rastlanılması halinde, bunlarla ilgili olarak tutanak tutmak; delilleri saptamak, toplamak ve saklamak; sanıkları gözaltına almak; sanıkları ve suç araçlarını yetkili makamlara teslim etmek; suçun denizde başlayıp karada devam etmesi ya da suçluların karaya geçmesi hallerinde, yetkili güvenlik kuvveti karaya çıkıncaya kadar suç delillerinin kaybolmasını ve suçluların kaçmasını önlemek amacıyla karada da bu yetkileri kullanmak ve durumu en kısa sürede yerel mülkiye amirliğine bildirmek; görevleri arasındadır. Ayrıca denizde yakalanan sanıkların ve suç araçlarının teslim edileceği makamın en yakın kıyıdaki il ya da ilçe merkezi C.Başsavcılığı olduğu belirtilmiştir.
SGK, 4 bölge komutanlığı, ve bölge komutanlıklarına bağlı 6 grup komutanlığı ile görev yaptığı, bu teşkilat yapısı içinde 3.838 personel, 62 limanda konuşlu, 153 ü suüstü ve 12 hava unsuru ile faaliyetlerini sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Komutanlığın askeri personel ihtiyacının Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca karşılandığı, bu durumun SGK nda devamlı, uzmanlaşmış ve sivil personel istihdam edilmesine imkan vermediği, mevcut durumun Komutanlığın görev etkinliğini olumsuz yönde etkilediği görülmektedir. Komutanlığın yasalarla kendisine verilen kaçakçılığı men, takip ve tahkik görevlerini İstihbarat Şubesi ve Harekat Şubesi eliyle yürüttüğü anlaşılmaktadır. Komutanlık yapısı içinde ayrı bir Daire Başkanlığı biçiminde yapılanma olmadığı bilgisi alınmıştır.
Komisyonun araştırmasına konu dönem itibariyle 01.01.1995- 01.03.2005 dönemine ilişkin olarak, Sahil Güvenlik Komutanlığınca ilgili C.Başsavcılıklarına yapılanı suç duyurularına esas bilgilerin derlenmesinde, 1999-2004 döneminde yakalanarak el konulan kaçak akaryakıt 4.469 ton olduğu anlaşılmış olup, buna ilişkin tablo aşağıda verilmiştir.

4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 16 ncı maddesinde belirtilmemesine karşın, Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı sınır birliklerinin kaçakçılığı men, takip ve tahkik görevleri 3497 sayılı Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Kanun ile kendilerine verilmiştir. Buna göre, Kanunun 2 nci maddesinde, kara sınırlarını korumak ve güvenliğini sağlamak görevinin KKK’na bağlı sınır birliklerince yapılacağı; gümrük hattındaki giriş-çıkış kaçakçılığı ile birinci derece askeri yasak bölge içerisinde suç teşkil eden eylemleri önlemek; suçluları yakalamak; bu bölgede işlenen meşhut suç faillerini ikinci derece askeri yasak bölgede de takip etmek ve yakalamak; failler hakkında zorunlu yasal işlemleri yapmak ve yakalanan kişi ve suç delillerini ilgisine göre mahalli güvenlik kuvvetlerine teslim etmenin sınır birliklerinin görevleri arasında olduğu anlaşılmaktadır.
Sınır birliklerinin mezkur maddede belirtilen görev ve yetkilerine girmeyen konularda, diğer kanunlara göre görevli ve yetkili kılınmış makamların görev ve yetkilerinin saklı olduğu; 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanununun müsadir ikramiyesiyle ilgili 60 ıncı maddesi hükümlerinin, bu Kanun kapsamındaki personel için de uygulanacağı; 3497 sayılı kanunun 5 inci maddesinde ise, bu Kanunun yürürlüğe girmesiyle 6815 sayılı Sınır, Kıyı ve Kara Sularımızın Muhafaza ve Emniyeti ve Kaçakçılığın Men ve Takibi İşlerinin Dahiliye Vekaletine Devri Hakkında Kanun, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ile diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümlerinin uygulanmayacağı; Kanunun geçici 1 inci maddesinde de, Doğu ve Güneydoğu sınırlarının korunması ve güvenliğinin sağlanması görevi Kara Kuvvetleri Komutanlığınca fiilen devir alınıncaya kadar 6815 sayılı Kanundan doğan görevlerin Jandarma Genel Komutanlığınca yerine getirilmesine devam olunacağı hüküm altına alınmıştır.
21.03.1991 tarihinde yürürlüğe giren Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Yönetmelikte ise, 3497 sayılı Kanunun uygulanmasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Buna göre,
Sınır birliklerinin sorumluluk sahalarının, Gümrük Müsteşarlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığının yetki alanı saklı kalmak şartıyla kendi sorumlulukları altına verilmiş bulunan ve kara sınır hattı boyunca ve sınırlarda kurulan birinci ve ikinci derece askeri yasak bölgeler olduğu; sınır birliklerince kendi sorumlulukları altına verilmiş bulunan ve ilgili mevzuat çerçevesinde Gümrük Müsteşarlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün yetki alanları saklı kalmak koşuluyla, gümrük hattındaki giriş-çıkış kaçakçılığı ile, kara sınırları boyunca tesis edilen birinci derece askeri yasak bölgeler içinde suç teşkil eden eylemleri önlemek, suçluları yakalamak; bu bölgede yakalanamayan suçluları ikinci derece askeri yasak bölgede takip etmek ve yakalamak; suç delillerini tespit etmek; ikinci derece askeri yasak bölgede yapılan işlemler hakkında bu bölgedeki mahalli güvenlik kuvvetlerine bilgi vermek; yapılan faaliyetler hakkında müşterek hareketi sağlamak; failleri haklarında yasal işlem yapılmak üzere bir tutanakla mahalli güvenlik kuvvetlerine teslim etmek hakkında zorunlu yasal işlemleri yapmak; yakalanan kişi ve suç delillerini ilgisine göre mahalli güvenlik kuvvetlerine teslim etmek; sınır birliklerinin görevleri arasında sayılmıştır.
Sınır birlikleri ayrıca, kendi görev ve sorumluluk bölgesinde, doğrudan kamu adına kovuşturulan diğer suçlarla karşılaştıklarında veya haber alındığında bu suçlara el koymak, acil önlemleri almak ve yetkili jandarma iç güvenlik makamlarına bildirmekle yükümlü olduğu; Jandarma iç güvenlik makamlarının ise sınır birliklerinin sorumluluk bölgesi içinde ve bu birliklerin yokluğunda meydana gelen sınır olaylarına ilişkin ihlal ve suçlara el koyarak yetkili sınır birlik makamlarını gecikmeksizin haberdar edecekleri; Jandarma Sınır Birlik Komutanlıklarının da, sınır birlik komutanlıklarınca kendilerine bildirilen kaçakçılık olaylarının failleri ve suç delilleri hakkında, gümrük bölgesi ve yurtiçi derinliği ayırımı yapmaksızın, zorunlu yasal işlemleri icra etmek ve sonuçları hakkında yetkili sınır birlik komutanlıklarına bilgi vermek zorunda olduğu belirtilmiştir.
Uygulamada, KKK Sınır Birliklerinin kaçakçılığı men, takip ve tahkik görevlerinin tali görev niteliğinde olduğu, 3497 sayılı Yasanın, KKK Sınır Birliklerine kara sınırlarını korumak ve güvenliğini sağlamak görevi sırasında muttali olunacak kaçakçılık olaylarına müdahale yetkisi verdiği, müdahaleden sonra yakalanan kişi ve suç delillerini ilgisine göre mahalli güvenlik kuvvetlerine teslim etmekle görevinin sona erdiği anlaşılmaktadır.
Kaçakçılıkla mücadelede görevli ve yetkili birimlerin, kurumsal mücadele yetenekleri ve akaryakıt kaçakçılığı ile mücadelede ortaya koydukları performans açısından değerlendirildiğinde,
Araştırma komisyonumuzun geriye dönük incelediği 01.01.1995-01.03.2005 dönemine ilişkin ilgili kurumlarca ortaya konularak adli takibata konu edilen toplam kaçak akaryakıt miktarı kurumlar itibariyle aşağıda belirtildiği gibi olduğu,
|
Mücadeleci Kurum Adı |
Kaçak Akaryakıt
Miktarı |
|
Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı |
130.573-ton |
|
Jandarma Genel Komutanlığı |
43.039-ton |
|
Emniyet Genel Müdürlüğü |
16.286-ton |
|
Sahil Güvenlik Komutanlığı |
4.469-ton |
|
Toplam |
194.367-ton |
Elde edilen bilgi ve belgeler ışığında, son on yılda kaçakçılıkla mücadelede görevli kurumlarca tespit edilen ve yukarıdaki tabloda gösterilen kaçak akaryakıt miktarlarının, kamuoyuna yansıyan ve yapılan projeksiyonlara dayanan ve raporun ilerleyen bölümlerinde ayrıntısıyla açıklanacağı üzere, Komisyonumuzun görev süresi içinde ortaya koyduğu kaçak akaryakıta ilişkin miktar belirlemelerinin oldukça altında olduğu gözlemlenmiştir. Yakalanan akaryakıtın her yıla ilişkin yakalama miktarının ise oldukça önemsiz rakamlara tekabül ettiği görülmektedir. Bunun çok sayıda nedeni olmakla birlikte, mücadeleci kurumlar itibariyle konunun değerlendirilmesinde bazı sonuçlara ulaşılmasının mümkün olduğu görülmektedir.
Akaryakıt kaçakçılığının gümrük işlemleri yoluyla yapıldığı durumlarda, gümrük yer ve sahalarında kaçakçılığı men, takip ve tahkikle görevli Gümrük Müsteşarlığı’nın kaçakçılıkla mücadelede özel yetkili Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü’nün gerekli ve yeterli bir organizasyona sahip olmadığı, personel sayısının nitelik ve nicelik açısından bu mücadeleyi yürütecek kabiliyette olmadığı, kaçakçılıkla mücadelede istihbarat ve harekat unsurlarının şube müdürlüğü düzeyinde yapılandırıldığı ve gelinen aşamada bu yapının yeterli olmadığı, kaçakçılıkla mücadelede istihbarat ve harekat organizasyonunun Genel Müdürlük çatısı altında müstakil bir daire başkanlığı olarak yeniden yapılandırılmasının ve personel yapısının nitelik ve nicelik açısından güçlendirilmesinin gerekliliği değerlendirilmektedir.
Gümrük idaresinin bulunmadığı kara ve deniz hudutlarından yapılması veya kaçak akaryakıtın yurtiçinde satılması ile akaryakıta muhtelif kimyasallar katılarak piyasaya verilmesi biçiminde yapılan kaçakçılık eylemlerinde, deniz hudutlarında Sahil Güvenlik Komutanlığı, il ve ilçe belediye sınırları dahilinde Emniyet Genel Müdürlüğü bu bölge haricinde Jandarma Genel Komutanlığı tarafından yapılan mücadelenin sonuçlara bakıldığında, mücadeleci birimlerin yeterli sonucu alamadıkları görülmektedir. Bunun çok sayıda nedeni olmakla birlikte, bir kaçını sıralamak gerekirse, spesifik bir konu olan ve teknik bilgi ve birikime ihtiyaç gösteren petrol ve petrol türevlerinin kaçakçılığında suç konusu eşyayı tanıma ve suçu delillendirme açısından personelin yeterli birikime sahip olmadığı görülmektedir. Özellikle genel kolluk güçlerine bakıldığında bazı illerde bulunan ve kaçakçılıkla mücadeleyi yürüten personelin uzun süre aynı yerde görev yapması sonucu bir anlamda uzmanlaşması ile bu sıkıntılar lokal olarak ve kısmen ortadan kaldırılabilse de, genelde bu anlamda bir yetersizliğin olduğu görülmektedir.
Bir başka konu, mücadeleci kurumlar arasında yeterli koordinasyonun olmaması da önemli eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır. Mücadeleci birimlerin üçünün İçişleri Bakanlığı’na bağlı olmasına ve adıgeçen Bakanlığın yasal olarak koordinasyonu sağlama yetki ve sorumluluğu bulunmasına karşın, özellikle akaryakıt kaçakçılığı ile mücadelede etkinliğin sağlanamadığı, yapılan projeksiyonlar ve tahminler karşısında; belirtilen kurumların suçu önleme ve yakalama fonksiyonlarının yetersizliği ve buna bağlı olarak etkisizliği değerlendirilmeye değer bulunmuştur.
Yine, kaçakçılıkla mücadelede önemli bir diğer unsur olan istihbaratın elde edilmesi, değerlendirilmesi ve paylaşılması hususlarında İçişleri Bakanlığına bağlı mücadeleci birimlerce yeterli kurumsal organizasyona sahip olunmasına karşın, istihbaratın elde edilmesinde ve değerlendirilmesinde sorunlar olduğu görülmektedir. Bu hususlar raporun ilerleyen bölümlerinde ayrıca değerlendirilecektir.
Genel kolluğun yasal olarak kaçakçılığı men ve takip görevi olmasına karşın, bu mücadeledeki yetersizliği ortada iken, Petrol Piyasası Kanununa göre yapılacak piyasa denetiminde rol verilmek istenmesi ve genel kolluğun da buna istekli görünmesi manidar bulunmuştur. İdari protokol ile üstlenilecek piyasa denetleme görevinden önce genel kolluğun ve İçişleri Bakanlığının, 4926 sayılı Yasa ile kendisine verilen yasal görevleri üzerinde yoğunlaşması ve başarısızlığını ortadan kaldıracak, etkinliğini artıracak çalışmalar içinde olması gerekir.
Kaçakçılıkla iştigal edenlerin, kaçakçılığın yurtiçi ve yurtdışı ayağını yapılandırırken ve mücadeleci kurumların personelini ikna ve iğfal ederken gösterdiği organize nitelik karşısında, kaçakçılıkla mücadelede görevli ve yetkili kurumların gereği gibi organize olamadıkları, mücadeleci kurumların dağınık, yetersiz ve donanımsız bir görüntü arzettiği, özellikle genel kolluk arasında yetki mücadelesinin ve kurumsal taassup unsurlarının varlığının bilindiği, bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, kaçakçılıkla mücadelede etkisiz kalındığı görülmektedir.
Ayrıca, akaryakıt kaçakçılığı dahil olmak üzere her türlü kaçakçılıkla mücadelenin bir güvenlik ve asayiş sorunu olarak algılanmaması gerektiği, polisiye önlemlerle kaçakçılığın önlenemediği ve önlenemeyeceği görülmelidir. Akaryakıt kaçakçılığı ile ilgili fiillerin gümrük kaçakçılığı biçiminde ve ağırlıklı olarak gümrük idaresinin görev alanı içinde gerçekleştiği göz önüne alındığında, kaçakçılıkla mücadelede yetkinin dağılımı, sorumluluğun paylaşımı ve koordinasyonun sağlanması konularının yeniden gözden geçirilmesi gereklidir. Özellikle akaryakıt kaçakçılığı gibi kapsamı ve etkileri itibariyle büyük boyutlu kaçakçılık eylemlerinde etkinliğin artırılması ve sonuç alınabilmesi önemlidir. Bu çerçevede, kaçakçılıkla mücadele eden İçişleri Bakanlığına bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ile Gümrük Müsteşarlığı arasında, istihbarat ve koordinasyon konularında yetki ve sorumluluk paylaşımının yeniden yapılması, gümrük idaresi eksenli bir yetki ve sorumluluk hiyerarşisi oluşturulması, bunu temin edecek biçimde gümrük idaresinin güçlü bir idari organizasyona kavuşturulması gerekli görülmektedir.
Akaryakıt kaçakçılığının hem nedenlerinden birisi hem de aynı zamanda bir sonucu olan, kaçak akaryakıtın yurtiçinde değerlendirilmesi sürecinde piyasa denetim ve gözetiminin olmaması veya bu güne kadar yeterince yapılamaması da kaçak akaryakıtla mücadelede önemli bir sorun olarak ortada durmaktadır.
1954 yılında yürürlüğe giren 6326 sayılı Petrol Kanunu ile Petrol Dairesi Reisliği olarak kurulan, 1973 yılında Kanunda yapılan değişiklikle Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı bünyesindeki Akaryakıt Dairesini de içine alarak Petrol İşleri Genel Müdürlüğü adını alan halen de Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığına bağlı katma bütçeli tüzel kişiliğe haiz Genel Müdürlük olarak görevini sürdüren kurum; 6326 sayılı Petrol Kanunu ile bu kanuna dayanarak çıkarılan Petrol Tüzüğü’nün kendisine verdiği yetkiye dayanarak, hampetrol ve doğal gazın aranması, keşfi ve üretiminden oluşan “Petrol Faaliyetleri” ile ilgili düzenleme ve denetleme yapmanın yanı sıra, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ve 507 sayılı LPG Piyasası Kanunu çıkıncaya kadar, konu ile ilgili düzenlenen Kararname, Karar ve Bakanlık Tebliğlerine dayanarak, hampetrol ve petrol ürünlerinin kullanıcıya sunumuna kadar yapılan, temin, rafinaj, depolama, dağıtım ve bayilik işlemlerinden oluşan “Piyasa Faaliyetleri” ile ilgili düzenleme ve denetleme yapmıştır.
Petrol piyasasının düzenleme ve denetimi, 5015 ayılı Petrol Piyasası Kanunu ile EPDK’na geçmeden önceki dönemde Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı-Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, 10.09.1960 tarih ve 79 sayılı Kanun’un değişik 5 inci ve 6326 sayılı Petrol Kanunu’nun değişik 13. maddelerine dayanarak yürürlüğe konan Bakanlar Kurulu Kararları, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 3154 sayılı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile bu Kanun ve Bakanlar Kurulu Kararlarına dayanarak yürürlüğe konan Tebliğlerle yürütülmüştür.
Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlemesi ve denetlemesi yapılan Petrol Piyasa Faaliyetleri üç ana başlıkta toplanabilir. Bunlar;
1- Akaryakıtın ithali, rafinajı, depolanması ve pazarlanmasından oluşan “Akaryakıt Faaliyeti”.
2- LPG’nin ithali, rafinajı, depolanması ve pazarlanmasından oluşan “LPG Faaliyeti”.
3- Solvent, bazyağ ve madeniyağ ithali, satışı ve sanayide kullanımından oluşan “Solvent Bazyağ Madeniyağ Faaliyeti”.
20.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5015 sayılı Petrol Piyasa Kanunu’nun ikincil mevzuatının da hazırlanması ile 01.01.2005 tarihinde “Akaryakıt Faaliyeti”, 13.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5307 sayılı LPG Piyasa Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile de “Solvent Bazyağ Madeniyağ Faaliyetleri” ile ilgili düzenleme ve denetleme yapma yetkisi Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna geçmiş olup, halen bir kısım düzenlemeleri Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen LPG’ye ait işlemler ise LPG Piyasa Kanunu’nun ikincil mevzuatının hazırlanması ile tamamen EPDK’ya geçmiştir.
1995 yılı ve sonrası esas alındığında, bu dönemde;
1- 89/14264 sayılı Karar ve bu Karar’ı yürürlükten kaldıran 98/10745 sayılı “Hampetrol ve Petrol Ürünlerinin Alım, Satım, Fiyatlandırma Esasları İle Akaryakıt Fiyat İstikrar Fonu’nun İşleyişi Hakkında’ Karar ve bu Karar’da değişiklik veya ilave yapan diğer Karar’larla,
a- Akaryakıt fiyatlarının otomatik fiyat sistemiyle belirlenmesi ve uygulama esasları,
b- Hampetrol ve Petrol ürünlerinin ithalat esasları,
c- Dağıtım şirketi ve bayi paylarının belirlenme esasları,
d- Nakliye fiyatları belirleme esasları,
e- Akaryakıt Fiyat İstikrar Fonu payı tutarını belirleme ve uygulama esasları,
2- 2002/4313 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Kararlar ile, Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama Şirketleri ile LPG Dağıtım ve Pazarlama Şirketlerinin Kurulmasına ilişkin usul ve esasları,
3- PİGM-2002/7 sayılı tebliğ ile, akaryakıt ağıtım şirketleri ile bayilerin piyasa faaliyetlerinde uymaları gereken esasları,
4- PİGM-98-5, PİGM-2000/2, PİGM-2000/3, PİGM-2001/7 sayılı tebliğlerle petrol ürünleri ithalatı usul ve esasları,
5- PİGM-98/3 sayılı tebliğ ve değişiklikleri ile 98/10745 sayılı Kararın uygulama usul ve esasları,
belirlenmiştir.
Akaryakıt faaliyetleri başlığı altında saydığımız mevzuatla aynı zamanda LPG piyasasının da düzenlenmesi amaçlanmıştır.
1992 yılından önce herhangi bir izne tabi olmadan serbest rejim kapsamında ithalatı yapılan solvent, bazyağ ve madeni yağın, 14.02.1992/21142 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın İthalat:(92/2) sayılı Tebliği ile Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün uygun görüşü aranmak suretiyle ithali izne bağlanmıştır. 13 ürün ile başlayan uygun görüş arama uygulaması, İthalat(93/13) Tebliği ile 15‘e, İthalat(95/13) tebliği ile de bu sayı 25 e çıkmış, İthalat(96/38) Tebliği ile de 3 ayrı ürün daha eklenmiştir. İthalat(98/12) Tebliği ile bu ürünlerin sayısı 29’a, İthalat(99/12) Tebliği ile de 40’a yükselmiştir. 1999 yılı içerisinde iki ayrı tebliği ile 271000810000 ve 271000830000 GTİP’de sayılan bazyağlar da Tebliğ kapsamına alınmıştır. İthalat(2000/12) Tebliği ile izne tabi ürün sayısı 51’e çıkmış, 2000 yılı içerisinde bu tebliğde değişiklik yapılarak 11 ürün tebliğden çıkarılırken 9 yeni ürün eklenmiştir. Bu değişikliklerle İthalat(2001/12), İthalat(2002/12) ve İthalat(2003/12) tebliğlerde 49 ürün sayılmış, İthalat(2004/12) Tebliğde bir ürün eklenerek izne tabi ürün sayısı 50’ye yükselmiş, İthalat(2005/12) Tebliğinde herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. 13.03.2005 tarihinde yayınlanan LPG Piyasa Kanununun yayınlanması ile de izne tabi ürünler için Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün yerine Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun uygun görüşünün aranacağı belirtilmiş ve uygulama halen bu şekliyle devam etmektedir.
İthalat uygunluk belgelerinin PİGM tarafından düzenlendiği dönemde uygulamanın usul ve esasları Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının aşağıda sayılan tebliğleri ile belirlenmiştir.
- 19.01.1994/21823 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan solventlerle ilgili düzenleme tebliği,
- 10.01.1996/22525 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan solventlerle ilgili düzenleme tebliği,
- 11.01.1997/22874 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bazı Petrol Ürünlerinin İthalinde Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Tebliğ ve değişiklikleri,
- 22.05.1997/22996 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Yerli Olarak Üretilen Petrol Ürünlerinin Yurtiçi Satışında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ ve değişiklikleri,
- PİGM-2000/1 Madeniyağ İthalinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ,
- PİGM-2000/2 Petrol Ürünleri İthalinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ ve değişiklikleri,
- PİGM-2000/3 Hampetrol ve Petrol Ürünleri İthalinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ ve değişiklikleri,
- PİGM-2001/6 Solvent Bazyağ ve Madeniyağ İthalinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ,
- PİGM-2002/5 Yerli Olarak Üretilen Üretilen Solventlerin Yurt İçi Satışında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ,
- PİGM-2002/6 Solvent Bazyağ ve Madeniyağ İthalinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ,
Bu Tebliğ’lerle, solvent, bazyağ ve madeniyağnın ithalatında veya yerli olarak üretimlerin sanayiciye tahsisinde;
Dökme ürün uygunluk belgesi taleplerinde,
-Sanayicilerin bu ürünleri kendilerinin veya yetki verdikleri ithalatçılar vasıtasıyla temin edebilecekleri,
-Müracaatların Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne yapılacağı ve ithalat miktarlarının ülkemizdeki rafineri üretimleri, ürün tüketimleri, verilen izin miktarları, yerli üretim ihracat miktarları, stok ihtiyaçları, yurt içi ve yurt dışı fiyatlar talepte bulunan firmaların gerçekleşen ithalat performansları ve diğer hususlar göz önüne alınarak yapılacak değerlendirme sonucunda Genel Müdürlükçe belirlenerek uygun görüş düzenleneceği,
-İthalat taleplerinin yıllık miktarlar üzerinden yapılacağı,
-Firmaların yaptıkları ithalat ve kullanımla ilgili yeminli mali müşavir raporlarını PİGM’ne ibraz edecekleri,
-Kamu kurum ve Kuruluşlarının ithalat izni için uygunluk belgesi taleplerinde bu tebliğ hükümlerinin aranmayacağı,
-Uygunluk belgesi talep eden firmaların, sanayi sicil belgesi, oda sicil kaydı, kapasite raporu, imza sirküleri, ürüne ait proforma faturanın, işyeri açma ve çalışma ruhsatı veya benzer belgenin, son iki yıl tüketimine ait sanayi odasından alınmış ekspertiz raporunun, ithal edilecek ürünün amacı dışı kullanılmayacağına dair taahhütnamenin, tesise ait tapu veya kira kontratının,
Müracaat dosyasına ekleneceği hükme bağlanmıştır.
Madeniyağ, solvent, antifiriz, deri ve tekstil yağları, laboratuar ve özel amaçlı yağların ambalajlı (1m3’ü geçmeyen ambalajlar) ithalat taleplerinin, dökme ithalat taleplerine ait şartlar aranmaksızın tebliği ile belirlenmiş istenen bilgilerin müracaat formunda yer alması şartı ile bu form ile yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Akaryakıta Ait Faaliyetler:
1997-2004 yılları esas alınarak, petrol ürünlerinin üretimi, ithalatı, satışı ile ilgili yapılan değerlendirme neticesinde ;
Bu dönemde rafinerilerin akaryakıt üretiminin büyük bir kısmını TÜPRAŞ rafinerileri olmak üzere, TÜPRAŞ ve Eylül/2004 ayında faaliyetine son veren ATAŞ Rafinerisi tarafından yapıldığı, 1997 yılında benzin türleri üretim 3.785.276 ton iken 2000 yılında 2.677.886 tona düştüğü 2004 yılında da 3.479.402 ton olarak gerçekleştiği, motorin üretiminin ise 1997 yılında 7.150.438, 2000 yılında 6.646.908, 2004 yılında da 7.431.534 ton olarak gerçekleştiği görülmektedir.
|
RAFİNERİLERDE
ÜRETİLEN PETROL ÜRÜNLERİ (TON) |
||||||||
|
ÜRÜNLER |
1997 |
1998 |
1999 |
2000 |
2001 |
2002 |
2003 |
2004 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Rafineri yakıt gazı |
645.640 |
662.613 |
578.615 |
556.982 |
620.084 |
629.803 |
576.531 |
595.793 |
|
LPG |
748.006 |
791.071 |
735.929 |
669.642 |
691.316 |
739.636 |
757.509 |
760.616 |
|
Nafta |
1.604.174 |
1.875.546 |
1.881.619 |
1.851.164 |
2.026.243 |
1.453.384 |
1.353.966 |
1.574.723 |
|
Normal benzin |
1.810.975 |
1.581.277 |
1.443.546 |
959.072 |
796.283 |
286.279 |
|
|
|
Süper Benzin |
1.483.015 |
1.296.268 |
1.151.495 |
917.650 |
781.132 |
993.348 |
1.119.446 |
630.395 |
|
K.Benzin |
|
|
|
|
|
|
|
48.793 |
|
Kurşunsuz benzin |
491.286 |
678.602 |
703.034 |
801.164 |
1.352.626 |
2.428.974 |
2.717.947 |
2.800.214 |
|
Solvent |
2.830 |
2.503 |
1.484 |
2.833 |
1.896 |
2.772 |
2.787 |
2.376 |
|
Jet yakıtı |
1.291.173 |
1.294.255 |
1.100.167 |
1.023.526 |
1.197.496 |
1.181.393 |
1.289.707 |
1.384.386 |
|
Gazyağı |
72.491 |
65.464 |
27.741 |
26.241 |
27.073 |
40.363 |
75.751 |
53.523 |
|
D.K. Motorin |
|
|
|
|
|
|
|
78.120 |
|
Motorin 350 ppm |
|
|
|
|
|
|
|
69.042 |
|
Motorin |
7.150.438 |
7.771.198 |
7.707.192 |
6.646.908 |
7.338.585 |
7.461.455 |
7.811.040 |
7.284.372 |
|
Kalorifer yakıtı |
1.611.032 |
1.449.718 |
1.558.515 |
1.458.968 |
1.207.046 |
1.160.477 |
1.176.060 |
867.628 |
|
Fuel oil-6 |
7.179.088 |
6.722.569 |
6.596.064 |
6.563.104 |
7.249.943 |
6.809.005 |
6.863.027 |
6.977.586 |
|
Asfalt |
1.324.947 |
1.800.799 |
1.259.936 |
1.282.265 |
1.099.114 |
1.245.574 |
1.410.054 |
1.390.574 |
|
Madeni yağ |
259.074 |
324.277 |
327.988 |
317.232 |
248.050 |
298.594 |
279.728 |
291.621 |
|
HVGO |
293.667 |
218.141 |
218.330 |
456.007 |
557.043 |
485.025 |
224.951 |
431.913 |
|
Diğerleri |
105.225 |
120.515 |
121.455 |
113.952 |
120.476 |
129.255 |
130.362 |
132.967 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Toplam |
26.073.061 |
26.654.816 |
25.413.110 |
23.646.710 |
25.314.406 |
25.345.337 |
25.788.866 |
25.374.642 |
Aynı dönemde rafineriler dahil ithalat miktarı aşağıdaki tablodaki gibidir. Buna göre, 1997 yılında benzin türleri ithalatı 741.146 ton iken 2000 yılında 828.212 ton, 2004 yılında da 756.145 ton olarak gerçekleşmiştir. Motorinde ise 1997 yılındaki 798.469 ton olan ithalat 2000 yılında 2.474.710 tona 2004 yılında da 3.817.197 tona çıkmıştır.
|
İTHAL
EDİLEN PETROL ÜRÜNLERİ
(TON) |
||||||||
|
ÜRÜNLER |
1997 |
1998 |
1999 |
2000 |
2001 |
2002 |
2003 |
2004 |
|
LPG |
2.100.737 |
2.392.355 |
2.598.565 |
3.878.183 |
3.128.917 |
2.836.505 |
3.086.866 |
3.379.271 |
|
Nafta |
48.258 |
130.983 |
131.677 |
132.014 |
134.588 |
650.575 |
638.174 |
346.979 |
|
N.benzin |
398.999 |
349.083 |
298.403 |
104.624 |
35.579 |
21.650 |
|
|
|
S.benzin |
285.046 |
380.605 |
372.022 |
121.432 |
12.730 |
41.754 |
74.019 |
133.908 |
|
K.Benzin |
57.101 |
219.273 |
472.790 |
|||||