26 Mayıs 2007 Cumartesi

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 10.00

BAŞKAN : Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER: Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli), Harun TÜFEKCİ (Konya)

----0----

BAŞKAN – 4’üncü Dönem Türkiye Öğrenci Meclisinin sayın üyeleri, Türkiye Öğrenci Meclisinin Özel Birleşimini açıyorum.

 

 

 

 

 

BAŞKAN - Şimdi, İstiklal Marşı okunacaktır.

 

(İstiklal Marşı okundu) (Alkışlar)

 

 

 

BAŞKAN – 4’üncü Dönem Türkiye Öğrenci Meclisinin değerli üyeleri ve üyelerimizin kıymetli aileleri; sizlere hoş geldiniz diyor ve hepinizi sevgilerimle selamlıyorum. (Alkışlar)

Türkiye Büyük Millet Meclisinin varlık sebebi ve çalışmalarımızın düsturunu teşkil eden “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” ilkesinin tam anlamıyla tanıtılması, bu kavramın geniş halk kitlelerine yaygınlaştırılması ve bu maksatla gereken faaliyetlerin organize edilmesi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, halkımıza yönelik görevleri niteliğindeki en önemli faaliyetleridir. Bu kapsamda, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarını gerçekleştiren Türkiye Büyük Millet Meclisi, millî egemenlik ağırlıklı bütün faaliyetlere önderlik etmekte ve her türlü katkıyı sağlamaktadır. 22’nci Dönem Parlamentomuz bu ulvi vazifeleri, her zamankinden daha hassas bir düşünceyle uygulama kararlılığında olduğunu, en başında ifade etmiş ve her vesileyle halkımıza da duyurmuştur.

13 Ocak 2004 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan protokolle hayata geçirilmiş olan Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesi, bu anlamda yapılan çalışmaların en büyüğünü ifade etmektedir.

1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında yapılan Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesi Protokolü, bu büyük demokrasi ve eğitim projesinin dayanağını oluşturmaktadır.

Bu yıl 4’üncü Dönemini idrak ettiğimiz Türkiye Öğrenci Meclisinin, artık, gelenekselleşen bir yapıya bürünmüş olması, çalışma ve toplantıları, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında, öğrencilerimizin, millî egemenlik ve demokrasi kavramları konusundaki düşünce, fikir ve davranışlarının eğitilmesini hedeflemektedir. Temel ulaşım noktası, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Türk milletinin en yetkili temsil organı olduğu bilincinin, bu vesileyle, uygulamalı olarak, genç dimağlara aktarılmasıdır. Dünyada belki de bir ilki temsil eden bu proje, yurt genelindeki okullarımızdan ve öğrencilerimizden gördüğü büyük destekten alınan güçle ve düzey ayrımı olmaksızın, toplam kırk üç bin örgün eğitim kurumumuzda başarıyla uygulanmaktadır.

Geçen üç yılın ardından artık şunu rahatlıkla söyleyebilmekteyiz ki: İlk ve ortaöğrenim düzeyindeki öğrencilerimiz seçme ve seçilme kültürüyle yakından tanışmışlardır. Katılımcı demokrasi ve hoşgörü anlayışı benimsenmiş, demokrasiyi fiilen uygulamışlar ve kendi sorunlarını, kendi bakış açılarıyla ele almanın öğreticiliğini paylaşmışlardır. Öğrencilerimizden yayılan bu bilincin ışığının, geleceğin Türk toplumunun her kesimini aydınlatacağı muhakkaktır.

Dört yıldır başarıyla yürütülen Türkiye Öğrenci Meclisi Projesi, ilk uygulandığı 2004 yılının ardından, 2005 yılında gerçekleştirilen 2’nci Dünya Parlamento Başkanları Konferansı’nın iki raporundan biri olan “21’inci Yüzyılda Parlamento ve Demokrasi” başlıklı raporda, örnek halkla ilişkiler faaliyeti olarak gösterilmiştir. Kazandığımız bu başarı düzeyi göstermektedir ki, demokrasiye hizmet etmek üzere atılan her adım, daima başarıya ulaşmaktadır.

Sevgili gençler, sizler Türkiye’nin geleceğini ve ülkemiz için en değerli kaynağı ifade etmektesiniz. Size kazandırılacak olan bilgi ve beceriler ile ileride söz sahibi olacak ve Türkiye’nin dünya üzerindeki rolünü çok daha üst seviyelere taşıyacaksınız. Bu nedenle sizler, en değerli eğitim yatırımlarına ve en iyi şekilde tasarlanmış olan eğitim projelerine layıksınız. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak çalışmalarımız, daima bu bilinçle gerçekleştirilmektedir. Üstelik bu çalışmalarda daima, sizin birebir katılımınız esas alınmış ve sizlerden gelen öneriler, titizlikle değerlendirilmiştir. İlk adımı atmak bizlerin, başarıya ulaşmak ise sizin vazifenizdir.

Değerli Öğrenci Meclisi üyeleri, üç yılın ardından görüyoruz ki, sizler başarıya ulaşmış bulunuyorsunuz. Bugün 4’üncü Dönemin açılışını gerçekleştirdiğimiz Türkiye Öğrenci Meclisi, milyonlarca öğrencimizin emeğini, azmini ve ortak zaferini ifade etmektedir. İllerinizde, okullarınızda ve sınıflarınızda bir yıl boyunca göstermiş olduğunuz gayretler, bugün, sizleri bu çatı altına gelmeye layık kılmıştır. Şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinin kutsal çatısı altında olduğunuzu ve buraya, öğrenci arkadaşlarınızın oylarıyla seçilerek geldiğinizi unutmayınız. Bugün bu salonda, demokrasiyi temsil ettiğinizi unutmayınız. Temsilcileri olduğunuz öğrenci arkadaşlarınız sizlerden, sorunlarının ve beklentilerinin dile getirilmesini, çözüm önerilerinin medeni bir şekilde tartışılmasını ve ulaşılan sonuçların bu Meclise yansımasını beklemektedir. Bu görevinizi, en iyi şekilde yerine getireceğinizden en küçük bir kuşku duymuyorum. Ulaşmış olduğunuz başarı seviyesini, dolayısıyla sizleri yürekten kutluyor, edindiğiniz tecrübelerin hayatınıza en verimli şekilde yansımasını diliyor ve çalışmalarınızda başarılar diliyorum. (Alkışlar)

Türkiye Öğrenci Meclisinin sayın üyeleri, 4’üncü Dönem Öğrenci Meclisi Özel Birleşiminin gündemi hakkında sizlere kısaca bilgi vermek istiyorum: Birazdan, Millî Eğitim Bakanımız Sayın Hüseyin Çelik konuşmalarını yapacaklardır. Ardından, Türkiye Öğrenci Meclisi üyelerinin ant içme töreni ve daha sonra, Türkiye Öğrenci Meclisi Başkanlık Divanı üyelikleri için seçimler yapılacaktır. Başkanlık Divanı, 1 başkan, 1 başkan vekili ve 2 kâtip üyeden oluşmaktadır. Seçimin ardından, görevi, Türkiye Öğrenci Meclisinin seçilmiş Başkanına devredeceğim ve ilk oturum sona erecektir. Öğleden sonra saat 14.00’te başlayacak ikinci oturumda önce, üç sayın üyeye gündem dışı söz verilecektir. Ardından, belirlenen gündem konuları üzerinde görüşmeler yapılacak ve böylece Türkiye Öğrenci Meclisinin 4’üncü Dönem Özel Birleşimi sona erecektir.

Şimdi, konuşmalarını yapmak üzere Millî Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik’i kürsüye davet ediyorum. (Alkışlar)

Buyurun efendim.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Sayın Başkan, 4’üncü Dönem Türkiye Öğrenci Meclisinin çok seçkin, çok sevgili üyeleri; sözlerimin başında, hepinize en derin sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Hoş geldiniz. (Alkışlar)

Türkiye’nin seksen vilayetinden cumhuriyetin başkentine, Ankara’ya güzellikler getirdiniz, farklı renkler, hoş kokular getirdiniz. Sizleri Ankara’da görmekten, bu devleti kurmuş olan yüce Türkiye Büyük Millet Meclisinin çatısı altında görmekten dolayı duyduğum mutluluğu, memnuniyeti ifade etmek istiyorum, sevgili gençler.

Sayın Başkan, değerli üyeler; öncelikle, 2004 yılında Millî Eğitim Bakanlığıyla bir protokol imzalayarak, Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesi’ne önayak olan Türkiye Büyük Millet Meclisimizin Çok Saygıdeğer Başkanı Sayın Bülent Arınç Bey’e huzurlarınızda teşekkürlerimi sunuyorum.

Dört yıldır bu projemiz devam etmektedir ve inanıyorum ki, bundan sonra da Türkiye Cumhuriyeti devleti var oldukça bu devam edecektir. Eksikliklerini gidererek, aksaklıkları gidererek daha mükemmel bir şekilde bu proje yoluna devam edecektir.

Sevgili gençler, bildiğiniz gibi, bu Meclis, yani Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran Meclistir. Bu devlet bu Meclisi kurmamıştır, bu Meclis bu devleti kurmuştur. Bütün ümitler tükendi, her şey bitti denen bir anda, bir zamanda, büyük kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basmasıyla birlikte başlayan istiklal mücadelemiz zaferlerle sona erdi. Türkiye Büyük Millet Meclisi, savaş devam ederken, Ankara’da açıldı ve bu Meclis aynı zamanda gazi Meclistir, bu Meclis İstiklal Savaşını, istiklal mücadelesini yönetmiş olan bir Meclistir ve zaferle birlikte, zafere ulaşılmasından sonra, bildiğiniz gibi cumhuriyetimiz kuruldu.

Niçin, Demokrasi Eğitimi ve Öğrenci Meclisleri Projesi hayata geçirildi? Böyle bir şeye niçin ihtiyaç duyuldu? Sevgili gençler, bildiğiniz gibi, cumhuriyet, bir ülkenin kim tarafından idare edileceği sorusuna cevap verir. O ülkede bir padişah, bir şah, bir kral, bir melik, bir hükümdar mı olacak? Bir hanedan aile olacak, o hanedan ailenin en büyük ferdi vefat edince onun yerine oğlu, kızı veya ailenin en büyük ferdi mi geçecek? Yani, saltanat aile içerisinde devam mı edecek? Yoksa, millet, halk kendini idare edecek devlet başkanını kendisi mi seçecek? Eğer bir hanedan varsa, eğer krallık sultanlık, meliklik, şahlık, padişahlık varsa, o ülkede monarşi var demektir. Ama, biz, istiklal mücadelesinden sonra, monarşiden yana değil veya meşruti monarşiden yana değil, cumhuriyetten yana tercihimizi kullandık ve Türkiye Cumhuriyeti devleti kuruldu.

Ancak, bir noktayı özellikle dikkatlerinize, sevgili gençler, sunmak istiyorum: Yeryüzünde beş çeşit cumhuriyet var. Biz, bu cumhuriyetlerden hangisiyiz veya hangisi olmalıyız? Yeryüzünde, sevgili gençler, bildiğiniz gibi totaliter cumhuriyetler var. Adı cumhuriyet, devlet başkanı seçimle işbaşına gelir, ama, âdeta diktatörlüklerin hakim olduğu totaliter cumhuriyetler var yeryüzünde. Sonra, sosyalist cumhuriyetler var. Teokratik cumhuriyetler var, yani din esası üzerine kurulmuş olan cumhuriyetler var. Bürokratik cumhuriyetler var ve demokratik cumhuriyetler var.

Biz, Anayasa’mızda Türkiye Cumhuriyeti devletini tarif ederken demişiz ki: “Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir.” O zaman, cumhuriyetimizin olmazsa olmaz, vazgeçilmez dört önemli vasfı, sıfatı vardır. Demokratik cumhuriyet, laik cumhuriyet, sosyal cumhuriyet ve hukuk devleti olan cumhuriyet, bizim için olmazsa olmazdır, bizim için vazgeçilmezdir. Bunun özellikle, sevgili gençler, altını çiziyorum.

Bir cumhuriyetin gerçek anlamda demokratik bir cumhuriyet olması için, işte, burada yazılan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin alnına yazılan “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir.” ilkesinin hayatta olması, diri olması, ayakta olması ve hayata geçirilmesi gerekiyor. Milletin kendi kendini yönetmesi, kendisiyle ilgili meselelerde karar vermesi veya temsilcileri vasıtasıyla karar vermesi, demokratik cumhuriyetin özünü oluşturmaktadır ve dediğim gibi, sevgili gençler, cumhuriyetin o ülkede vatandaşa ne kadar  huzur, refah ve mutluluk getireceği, o, cumhuriyet kelimesinin başına getireceğiniz sıfatla ilgilidir.

Cumhuriyeti totaliter bir cumhuriyete de çevirebilirsiniz, başka türlü cumhuriyetlere de çevirebilirsiniz, ama, dediğim gibi, biz, Türk halkı olarak demokratik cumhuriyetten yana tavrımızı koymuşuz, bunu, Anayasa’mızda belirtmişiz ve bunu, sadece yazmakla, kâğıt üzerinde bırakmakla kalmamalıyız. Bunu, bütün kurallarıyla ve kurumlarıyla, sevgili gençler hayata geçirmeliyiz. Bunu kim hayata geçirecek? Bugün ağabeyleriniz olarak, büyükleriniz olarak bizler bu işi yapıyoruz.

Sizler Türkiye’nin geleceğisiniz. Küçük yaşlardan itibaren, sizin, bu demokrasi kültürünü iyi özümsemeniz, bunu iyi anlamanız, bunu içselleştirmeniz ve demokratik bakış açısını ve hayat tarzını kendinize rehber edinmeniz için, genç yaşlardan, ilkokul sıralarından itibaren, sizin bunlarla tanışmanız gerekiyordu, seçme ve seçilmenin ne olduğunu tanımanız, bilmeniz gerekiyordu. Bu proje sevgili gençler, bunun için başlatılmıştır.

Eğer bir şeyi kâğıt üzerinde yazar, kanun kitaplarına yazar, onu hayata geçirmezseniz, onun hiçbir anlamı olmaz sevgili gençler. Konfüçyüs der ki: “Eğer hükümdar adil olursa kanuna gerek yoktur, eğer hükümdar adil değilse kanunun anlamı yoktur.” O zaman, bütün mesele, o kanunları uygulayacak olan insanların zihniyetleriyle, onların hayat tarzıyla, onların hayata, yönetime, ülkeye, cumhuriyete, demokrasiye bakış açılarıyla ilgilidir sevgili gençler.

Türkiye Öğrenci Meclisinin sevgili üyeleri, demokrasi, farklılıkların huzur ve barış içerisinde bir arada yaşamasını mümkün kılan bir sistemin adıdır. Demokrasilerde çoğulculuk esastır. Demokrasilerde insanların bir arada olması, kültürlerin bir arada olması, etnik kökenlerin bir arada olması, bölgelerin bir arada olması, farklı dinlerin ve dillerin bir arada olması, gökkuşağındaki renklerin armonik olarak bir arada olması gibidir. Gökkuşağındaki bütün renkler güzeldir. Hiçbir rengin diğer renge dönüşmek gibi bir mecburiyeti de yoktur, mavinin sarıya, sarının kırmızıya, kırmızının yeşile dönüşmek gibi bir mecburiyeti yoktur. O renkler, kendileri olarak orada bulunmalıdır, ama, armonik olarak bir arada bulunmalıdır ve işte, bu, demokrasinin çoğulcu vasfını, çoğulcu özelliğini oluşturmaktadır, sevgili gençler.

Biz, buna, iki yüz küsur yıl önce, -Osmanlı devleti biliyorsunuz, çok dinin, çok dilin, çok etnik yapının bir arada olduğu bir ülkeydi- “kesret içinde vahdet” demişiz, yani “çokluk içinde birlik” demişiz. Farklılıklarımız, ayrılıklarımız, gayrılık sebebi değildir sevgili gençler. Burada oturan 81 arkadaşımın hiçbirinin yüzü, biri birine benzemiyor, hiçbirisinin parmak izleri diğerininkiyle aynı değil. İnsanlık yeryüzüne geldiği günden bu yana, hiçbir insanın DNA’sı diğeriyle aynı değil. Aynı yumurta ikizlerinin biri birinden farklı olan binlerce binlerce özellikleri var.

Bu, şu demektir: Yaratılış itibarıyla biz faklıyız. Biz, her birimiz birer âlemiz, birer dünyayız, biz birer bireyiz. Önce, kendimiz olacağız, kendi farklılıklarımızın, özelliklerimizin ve taşıdığımız güzelliklerin farkında olacağız. Bu özelliklerimizi ve güzelliklerimizi, birlikte yaşadığımız insanların özellikleri ve de güzellikleriyle bir armoni, bir çiçek buketi hâline getireceğiz. Bunun adı demokrasidir ve işte bundan dolayı, biz müfredatlarımızı yenilerken, çoğulculuk nedir, hoşgörü nedir, tolerans nedir? Bizim gibi düşünmeyen, bizim gibi hissetmeyen, hayatını bizim gibi düzenlemeyen, tanzim etmeyen, bizim gibi inanmayan, hatta bizim gibi konuşmayan, rengi bizimkinden farklı olan insanlarla, bu yaşanmaya değer hayatı nasıl birlikte paylaşabiliriz? Buradaki hoşgörü, buradaki tolerans, buradaki sevgi kültürünü nasıl çocuklarımıza verebiliriz? Bunun üzerinde uzun boylu çalıştık ve müfredatımıza bunu hakim kılmaya çalıştık sevgili gençler.

Öğrenci meclisleri, son derece önemlidir. Bir düşünür der ki sevgili gençler: “Bana söylersen, unuturum, -bakın bu çok önemlidir- bir şeyi bana teorik olarak anlatırsan, ben, bunu unuturum. Bana bir şeyi gösterirsen, ben bunu hatırlarım. Benimle paylaşırsan, ben, bunu unutmam, hayat tarzı edinirim ve bunu öğrenirim.” Bizim müfredatımızın özü budur. Biz sizinle okullarımızı, biz sizinle ortamlarımızı paylaşırız. Sizler, bizlerin paydaşlarısınız. Öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz, okuldaki yöneticilerimiz, emektarlarımız olan hizmetliler, okul-aile birliği üyeleri, annelerimiz, babalarımız, velilerimiz ve oradaki okulla şu veya bu şekilde ilişkili olan herkes, okullarımızın paydaşları konumundadır ve biz okullarımızı onlarla birlikte, hep birlikte yönetmek idealindeyiz ve yapılan düzenlemeler sevgili gençler, bu amaca yöneliktir.

Dolayısıyla, öğrenci meclisleri, Demokrasi Eğitimi Projesi’nin özünde, cumhuriyetimizi demokrasiyle gerçek anlamda taçlandırmaktır; sevgili öğrenciler, kâğıt üzerinde bırakarak değil, gerçek manada bunu hayata geçirmektir.

Bildiğiniz gibi, İngiltere krallıktır, Belçika, Hollanda, Danimarka, İsveç krallıktır, İspanya krallıktır. Demokrasinin beşiği olan İngiltere’de krallık var, orada cumhuriyet yok, ama, orada demokrasi var. Fakat, biz diyoruz ki, biz ideal olanı bir araya getirdik. Cumhuriyet adına demokrasiden, demokrasi adına cumhuriyetten vazgeçmek gibi bir niyetimiz yoktur. Bu ikisini bir arada ihtimamla, özenle ve demokrasimizin, cumhuriyetimizin temel ilkelerine en ufak bir zede getirmeden, en ufak bir şekilde bunları örselemeden, yıpratmadan, yıpratılmasına müsaade etmeden, cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırmak gibi bir amacımız var sevgili gençler.

 İstiklal mücadelemizi kazandık. Sizler, istikbal mücadelemizin birer unsurusunuz. İstikbal mücadelemiz eğitimdir, sevgili gençler. Eğer biz, gençlerimizi çok iyi eğitemezsek, bu genç nüfusu çok iyi eğitemezsek, biz, kalkınmış medeni dünyanın gerisinde kalırız, büyük Atatürk’ün bize, o göstermiş olduğu çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkmak lafta kalır, ama, biz istiyoruz ki, bu ideal lafta kalmamalıdır, bu bayrak yerde kalmamalıdır. İstiklal mücadelemizden yüzümüzün akıyla çıktığımız gibi, istikbal mücadelemizi de yüzümüzün akıyla kazanalım ve dünyanın medeni, müreffeh, kalkınmış ülkeleri ve toplumları içerisinde yer alalım.

Sevgili gençler, bu konuda doğru yoldayız. Bakın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde çok büyük gelişmeler var. Asrın başında, yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulurken bizim bir tane üniversitemiz vardı, İstanbul Darülfünunu denen bir tane üniversitemiz vardı, 1933’teki üniversite reformuyla birlikte İstanbul Üniversitesi oldu. Bugün yeni kuruluş çalışmaları devam eden üniversitelerimizle, vakıf ve devlet üniversiteleriyle birlikte üniversitelerimizin sayısı 115’e ulaştı sevgili gençler. Bu çok önemlidir. Ülkemizde 60 bin okul var, 20 milyon gencimiz eğitim yapıyor, şu veya bu düzeyde eğitim yapıyor.

Ve bir şeyin tekrar altını çizmek istiyorum: Asla, sevgili gençler, karamsar olmayın. Goethe diyor ki: “Umut sahibi olanlar için istikbal büyük ışıklarla doludur.” Umut sahibi olanlar için istikbal çok şey vaat etmektedir. Sizin güzel ruhunuzun, sizin parlak olan ruhunuzun karamsarlıkla gölgelenmesine lütfen müsaade etmeyiniz. Karamsar olmamız için, kendi ülkemizin geleceğinden veya kendimizin geleceğinden ümitsiz olmamız için, karamsar olmamız için hiçbir sebep yok ve Türkiye, dediğim gibi, istikbale doğru, Atatürk’ün izinde, cumhuriyet ilkelerini kendisine ışık edinerek yoluna devam ediyor.

Bakın, 2002 yılında, sevgili gençler, Türkiye’nin milli geliri sadece 181 milyar dolardı. Bugün 400 milyar dolardır. Dört buçuk yılda 219 milyar dolar milli gelirimizde artış oldu sevgili gençler. Merkez Bankası rezervlerimiz 25 milyar dolardan 65 milyar dolara çıktı. Bakın, ihracatımız 36 milyar dolardı, 92 milyar dolar oldu, 100 milyar dolara doğru gidiyoruz. Okullarımıza 550 bin bilgisayar gönderildi. Şemdinli’den İpsala’ya kadar bütün okullarımız, Telekom’un altyapısının müsait olduğu bütün okullarımız İnternete bağlandı, ADSL hızlı sistem İnternete bağlandı. 110 bin derslik yapıldı ve 130 bin dersliğe doğru gidiyoruz.

Sevgili gençler, kırsal kesimde okuyan, özellikle ortaöğretime devam edemeyecek durumda olan sevgili gençlerimize sıcak yuvalar oluşturmak üzere 400’e yakın sadece ortaöğretim yurdu yapıldı bu süre içerisinde. Niye? Özellikle kız çocuklarımız ilköğretimi bitirdikten sonra tahsiline ara vermesin, devam etsin diye. 250 bin kız çocuğumuz “Haydi Kızlar Okula Kampanyası” çerçevesinde okula getirildi. Bu süre içerisinde 653 meslek lisesi açıldı, 376 Anadolu lisesi açıldı, 62 tane Anadolu öğretmen lisesi açıldı, 400 küsur sadece müstakil anaokulu yapıldı sevgili gençler. Dolayısıyla, Türkiye’de muazzam bir kalkınma hamlesi var.

Ben sadece eğitimden söz ediyorum, hangi alana baksanız bu böyledir ve Türkiye, sevgili gençler, şu anda dünyanın parlayan bir yıldızıdır. Bundan emin olmanızı istiyorum. Küresel sermayenin akın ettiği bir yerdir. Geçmişte, yılda 1 milyar dolar Türkiye’ye küresel sermaye gelirken, şu anda yılda 20 milyar dolar küresel sermaye geliyor ve 2007 yılının ilk çeyreğinde Türkiye’ye gelen küresel sermaye 12 milyar dolardır, sadece ilk çeyreğinde gelen küresel sermaye. Bu da devletimizin ekonomik olarak da, her yönüyle çok iyi durumda olduğunu, milletimizin karamsar olması için hiçbir sebep olmadığını göstermektedir.

Avrupa Birliği ideali, sevgili gençler, Avrupa Birliğine üye olmak, Atatürk’ün bize gösterdiği, hedef olarak gösterdiği Batı medeniyetinin bir parçası olmak, aslında, bizim bir tarafa itemeyeceğimiz, atamayacağımız bir hedeftir. Avrupa Birliğinde bize karşı olanlar var, Avrupa Birliğinde bizi istemeyen devlet başkanları, hükûmet başkanları veya bakanlar var, Avrupa Birliğinde bizi istemeyen sivil toplum örgütleri var, tıpkı bizim ülkemizde onları istemeyen insanların olması gibi. Ancak, bu bizi yolumuzdan geri çevirmemelidir. İhracatımızın yüzde 60’ını, sevgili gençler, bırakın üyeliği, bırakın Avrupa Birliğine girmeyi, hiçbir şey olmasa bile, ihracatımızın yüzde 60’ını biz Avrupa Birliği ülkelerine yapıyoruz. Dışımızdaki dünyaya gözlerimizi kapatamayız, kendimizi içeriye kapatamayız sevgili gençler ve bu manada, milliyetçilik kaygılarıyla eğer dünyayla bağlarımızı kesersek, bu, ipek böceğinin yaptığı olur. İpek böceği kendisini kozasının içine kapatır, etrafına kozayı örer ve içinde ölür. Biz kendi ülkemize, kendi milletimize, kendi değerlerimize olması gerektiği şekilde bağlı olacağız, ama, kesinlikle antenlerimiz dünyaya açık olacak.

Sevgili gençler, UNESCO tarafından bu yıl Mevlânâ Yılı ilan edildi, 2007 yılı UNESCO tarafından dünyada Mevlânâ Yılı ilan edildi. Büyük düşünürümüz Mevlânâ der ki: “Pergel niçin daima düzgün daireler çizer? Çünkü, bir pergelin bir ayağı daima sabittir de onun için.” Bizim bir ayağımız, bizi biz yapan, bizi başkalarından farklı kılan, bize has özelliklerin ve güzelliklerin üstünde olacaktır. Ama, pergelimizi olabildiğince geniş bir açıda açıp, bütün dünyayı içine alacak şekilde hareket etmeliyiz. Aksi takdirde yanlış yaparız.

Küreselleşme, sevgili gençler, fakiri fakir yapan, zengini zengin yapan bir özelliğe de sahiptir. Küreselleşmenin emperyalist boyutları da vardır. Ancak, bunlara takılarak, küreselleşme karşıtı, dünyada olup biten değişimlere âdeta gözümüzü kapamak anlamına gelecek bir tavır içerisinde asla olamayız.

Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreteri Kofi Annan der ki: “Küreselleşmeye karşı çıkmak yerçekimi kuvvetine karşı çıkmak gibi bir şeydir, boşuna gayret gösterirsiniz.” Hep verdiğim bir örnek vardır: Eksi 30 derece soğukta, Erzurum’da veya Ağrı’da şehir meydanında bulunuyorsunuz. Soğuk iliklerinize kadar işliyor ve siz avazınızın çıktığı kadar bağırıyorsunuz: “Kahrolsun soğuk!” “Ben soğuktan nefret ediyorum, ben soğuğa karşıyım.” diye bağırmanız sizi soğuğun etki alanı dışına çıkarır mı? Sizin ısınmanızı sağlar mı bu bağırıp çağırmalarınız? Akıllı insanlar soğuğa küfretmezler, akıllı insanlar soğuğa karşı tedbirler alırlar, ona göre giyinir, evlerini, ofislerini ona göre tanzim ederler.

Biz şu soruya cevap vermeliyiz sevgili gençler: Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu büyük millet, küreselleşme sürecinin etkilenen, sürüklenen, yönetilen, yönlendirilen pasif bir nesnesi, objesi mi olacak, yoksa, biz yöneten ve yönlendiren iradenin bir parçası mı olacağız? Buna karar vermeliyiz sevgili gençler. Bize yakışan, bakın, asırlardır devlet geleneğine sahip olan bu büyük millete yakışan, küreselleşme sürecinin bir pasif nesnesi, edilgen bir nesnesi olmak değil, yöneten ve yönlendiren iradenin bir parçası olmaktır. Bize yakışan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne, Türk milletine yakışan budur. Dünyadan kopamayız sevgili gençler. Atalarımız en güzelini söylemiş. Atalarımız diyor ki: “Ağaçtan kopan yaprağın akıbetini rüzgâr tayin eder.” Ağaçtan koparsanız rüzgârın sizi nereye götüreceğine siz karar veremezsiniz. Büyük bir geçmişimiz var, muhteşem bir tarihimiz var, tarihte yetiştirdiğimiz büyük insanlar ve elde ettiğimiz büyük zaferler var, ciddi bir kültürel birikime sahibiz.

BAŞKAN  - Sayın Bakan, toparlar mısınız.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkanım.

Şimdi, bütün bunları, bu güzellikleri çok iyi bilmeliyiz, öğrenmeliyiz ve bizden sonraki nesillere aktarmalıyız. Ancak, sevgili gençler, bir şeyin altını çizmek istiyorum: Geçmişimiz bizim hatıralarımızdır ve hatıralarımız bizim için son derece saygıdeğerdir. Bugünümüz bizim gerçekliğimizdir ve yarınlar bizim hayallerimizdir. Bir düşünür der ki: “Hayallerini hatıralarının önüne geçiremeyen kişiler, topluluklar gerçek manada kalkınma ve başarıyı sağlayamazlar.” Biz hayallerimizi hatıralarımızın önüne geçirmek zorundayız. Büyük hayaller kurmak ve bu hayalleri, bu idealleri gerçekleştirmek zorundayız.

Bakın, nüfusumuzun yüzde 63’ü otuz beş yaş ve altındaki nesilden oluşmaktadır. Eğer bu nesil iyi eğitimli olursa, bunlar sağlıklı olursa, karnı tok, sırtı pek olursa, bir de idealizm ile beslenirse, işte o zaman Türkiye’yi tutana aşk olsun. O zaman, Türkiye, sözde değil özde 21’inci yüzyılın parlayan yıldızı olur. 21’inci yüzyıl, işte o zaman Türk yüzyılı olur. Başka türlü olmaz, sloganla olmaz sevgili gençler.

İşte, bu öğrenci meclisleri, sevgili gençler, bu öğrenci meclisleri, sizin burada toplanmanız, sizin seksen bir vilayetinden cumhuriyetin başkentine gelmeniz, bunlar tesadüfi şeyler değildir. Eskiden bir arkadaşınızı ilin valisi, ilçenin kaymakamı veya millî eğitim müdürü gösteriyordu, Ahmet veyahut da Ayşe Ankara’ya gitsin diyordu. Şimdi böyle değil. Her okul seçimini yapıyor, ilçe seçimini yapıyor, il seçimini yapıyor ve siz, o illerin, illerdeki gençlerin temsilcisi olarak buraya geliyorsunuz.

Basın zaman zaman yanlış ifadeleri kullanıyor ve sevgili gençler, “Çocuk Meclisi” diye isimlendiriyor bu meclisi. Burası Çocuk Meclisi değil değerli basın mensupları, burası Öğrenci Meclisidir. Çocuklar… Biz ilkokul birinci, ikinci, üçüncü sınıftan sonraki çocuklara artık pek çocuk demiyoruz, onlar delikanlı olmaya başlıyorlar. Bugün, burada, huzurlarınızda, çocuk diyebileceğimiz pek kimse yok, burada delikanlılarımız var ve bu gençlerimizin de memleket meselelerine, her meseleye aklı eriyor. (Alkışlar) “Canım, bunlar ne bilirler, bunlar ne anlarlar!” yaklaşımı içinde olan zihniyet yanlış bir zihniyettir. Bu yaklaşım pedagojik değil sevgili gençler. Onun için, sizleri her yıl ülkemizin bütün topraklarını, 780 bin kilometre kare toprakları, 70 milyon nüfusu temsil etmek üzere, gençlerimizi temsil etmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisinin çatısı altında görmekten her yıl ayrı bir bahtiyarlık duyuyoruz sevgili gençler. Sizlerin daha iyi yetişmesi için, sizlerin daha iyi bir Türkiye’de yetişmesi ve yaşaması için, Türkiye’nin bulunduğu dünya ve bulunduğu coğrafya içerisinde çok çok daha iyi bir konumda olabilmesi için, sevgili gençler, gecemizi gündüz, âdeta, çıramızı yıldız yaparak çalışıyoruz.

Büyük Fransız romancısı Balzac der ki: “Başarının efendisi olmak için çalışmanın kölesi olmak lazım.” Çalışma ve gayretten başka  yapacağımız bir şey yoktur. Vatanını en çok seven, milletini en çok seven, en milliyetçi dediğimiz insan, işini en iyi yapan insandır. Siz iyi öğrencilik yaparsanız, öğretmenlerimiz iyi öğretmenlik yaparsa, ben iyi Bakanlık yaparsam, Başkanımız Meclisi iyi yönetirse, Türkiye’de iyi olmayan hiçbir şey kalmaz. Yanlışlıklar, eksiklikler, aksaklıklar olabilir, ama, sevgili gençler, biz bu yanlışlıkların ortadan kalkması için varız. Konfüçyüs’ün ifade ettiği gibi, karanlıktan şikâyet etmektense önce kendin bir mum yak. Her birimiz bir mum yakarsak, bu büyük bir meşale olur ve ufkumuzu aydınlatır. Sizler, siz sevgili gençler, bizim geleceğimizi, ufkumuzu aydınlatan, bizim ümit kandillerimizsiniz, gül bahçemizin gonca güllerisiniz.

Ben, sizlere başarılar diliyorum, bütün öğretim hayatınızda başarılar diliyorum. Bu sivil toplumcu anlayışınızı, bu öğrenci liderliği anlayışınızı üniversitelerde de sürdürmenizi istiyorum. Demokrasiden sapmadan, hoşgörüden, sevgiden, toleranstan, paylaşımdan sapmadan bundan sonraki yolunuza da devam edeceğinize inanıyorum.

Yolunuz açık olsun diyorum.

Hepinize sevgiler sunuyor, gözlerinizden öpüyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Milli Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik’e teşekkür ediyoruz.

 

 

ANT İÇME TÖRENİ

 

 

BAŞKAN - Türkiye Öğrenci Meclisinin sayın üyeleri, şimdi, ant içme töreni yapılacaktır.

Ant içme töreni Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Yönetmeliği’nin 30’uncu maddesindeki metnin kürsüden okunması suretiyle yapılacaktır.

Şimdi, Sayın Kâtip Üyemiz her ili ve ildeki temsilcimizin ismini okuyacak, buraya, kürsüye gelecek sayın Meclis üyemiz, biraz önce ifade ettiğim metni, yüksek sesle, Genel Kurula hitaben okuyacaktır.

Ant içme törenine Adana ilinden başlıyoruz.

 (Adana ili üyesinden ant içmeye başlandı)

BAŞKAN – Sayın üyeler, ant içme sırası Ankara Öğrenci Meclisi Başkanına gelmiştir.

Ankara Öğrenci Meclisi Başkanının adı okunmadan önce, geçen yıllarda olduğu gibi, bu yıl da Büyük Atatürk’ün ruhu için sizleri bir dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum.

(Saygı duruşunda bulunuldu)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ant içmeye, Ankara ili üyesiyle devam ediyoruz.

Buyurun efendim.

(Ankara ili üyesinden ant içmeye devam edildi)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Türkiye Öğrenci Meclisinin sayın üyeleri, and içme töreni böylece tamamlanmıştır, sona ermiştir.

 

 

 

SEÇİM

 

Şimdi, Başkanlık Divanı üyeleri için seçimi yapacağız. Divan üyelikleri için, şu ana kadar, Başkanlığımıza dört adet önerge ulaşmıştır, ancak, seçimden önce, yani, yapacağımız bu seçimden önce, dört önergedeki başkan adaylarına, listelerini tanıtmak amacıyla beşer dakikalık konuşma süresi vereceğim, daha sonra da oylama işlemine geçeceğim. Dört önergedeki Başkanlık Divanı adaylarını, Başkan adaylarının seçim çevrelerinin alfabetik sırasına göre bilgilerinize sunuyorum.

Türkiye Öğrenci Meclisi Başkanlık Divanı Aday Listesi

Birinci Liste   :

Başkan          :          Cansu TÜZAN                  (Çanakkale)

Başkanvekili  :          Eren Derviş AKPINAR      (Sivas)

Kâtip Üye      :          Tecelli AKSOY                (Ordu)

Kâtip Üye      :          Fatih Alparslan KARAKAŞ (Çankırı )

İkinci Liste    :

Başkan          :          Hakan KARAMAN            (Eskişehir)

Başkanvekili  :          Yunus TOMAŞ                 (Muğla)

Kâtip Üye      :          Özcan YILMAZ                 (Sinop )

Kâtip Üye      :          Cihan KİRAZCI                (Niğde)

Üçüncü Liste  :

Başkan          :          Sevinç BÖLÜKBAŞI         (Kahramanmaraş)

Başkanvekili  :          Serhat BÜYÜKKAYA        (Ardahan)

Kâtip Üye      :          Aykut KOÇ                      (Kars)

Kâtip Üye      :          Melek Sezgin                  (Diyarbakır)

Dördüncü Liste:

Başkan          :          Ceylan BOZBEYLİ            (Yozgat)

Başkanvekili  :          Kâmil KAYA                   (Ankara)

Kâtip Üye      :          Gülsüm ÇAKIR                 (Düzce)

Kâtip Üye      :          Halil İbrahim ERKAL        (Kırşehir)

BAŞKAN – Şimdi, bu dört listeyi okuduk, Genel Kurulun bilgisine sunmuş olduk. Şimdi, sırayla, Çanakkale İl Öğrenci Meclisi Başkanını kendi listesini tanıtmak üzere, kürsüye davet edeceğim ve beş dakikalık süre vereceğim.

Şimdi, tabii, kürsüye çağırırken siz gençler, Parlamento faaliyetlerine de ilgi gösteren gençler olduğunuz için, bizim çalışmalarımızı da takip ediyorsunuz. İyi hatip, başarılı hatip, hem güzel konuşandır hem de ifade etmek istediklerini, kendisine verilen süre içerisinde en güzel ifade edendir. O bakımdan, arkadaşlarımızın da gençlerimizin de vereceğim beş dakikalık süreye riayet etmek suretiyle düşüncelerini aktarmalarını rica edeceğim. Karşıda saat var, kendilerini o saate göre de ayarlayabilirler.

Buyurun, Sayın Cansu Tüzan, Çanakkale İl Öğrenci Meclisi Başkanı. (Alkışlar)

CANSU TÜZAN (Çanakkale) – Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Sayın Bakanım, değerli basın mensupları, saygıdeğer misafirler ve değerli öğrenci meclisi başkanları; ben, Cansu Tüzan, Gelibolu Cumhuriyet Anadolu Lisesi öğrencisi, Çanakkale İl Öğrenci Meclisi Başkanıyım.

Tüm dünyaya adını ezberletmiş, tarihe altın harflerle “Çanakkale geçilmez” olarak yazılmış, şehitlerin kanlarıyla sulanmış topraklardan, hepinize selam getirdim.

Dünyamızda, toplumların medeniyet seviyesi eğitime verdikleri değer sayesinde anlaşılmaktadır. En değerli yatırım, insana, eğitime ve bilime yapılan yatırımdır. Yurdun dört bir yanından gelen bizler, birer ışığız ama unutmayın ki, bizler birleşerek eğitim güneşi hâline gelebiliriz. Günümüzde karşılaştığımız sorunların temelinde eğitim yatmaktadır. Eğitime gereken önem verilerek bu sorunlar çözülebilir. Her ilde, her okulda, belli başlı projeler ve sorunlar vardır. Fakat, bunların tamamını burada dile getirmek mümkün değildir. Önemli olan, el ele vererek birbirimize destek olarak bu sorunların üstesinden gelmektir. Gördüğüm kadarıyla, Öğrenci Meclisi, fazla ciddiye alınmıyor, ama, bunda kendimize bir soru sormalıyız. Geldiğimiz illerde, Öğrenci Meclisinin varlığını duyurup ciddiye alınmasını sağladık mı? Tüm halka, tüm öğrencilere Öğrenci Meclisinin varlığını bildirdik mi?

Burada, önemli olan Türkiye Öğrenci Meclisi Başkanı seçilmekse unutulan belli başlı bir şeyler var. Seçilen kişinin tüm Türkiye’yi, ilköğretimiyle, ortaöğretimiyle, özel okuluyla, doğusuyla ve batısıyla temsil ettiği unutuluyor. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği: “Çalışmadan, yorulmadan, terlemeden kolay yollarla kazanmayı alışkanlık hâline getiren milletler, önce haysiyetlerini, sonra istiklallerini ve nihayet istikballerini kaybederler.” Çalışmayan toplumların milletlerinin yok olduğunu günümüz dünyasında görmekteyiz. Bizler de Türkiye’nin geleceği olarak çok çalışmalıyız. Atatürk’ün gösterdiği hedefler doğrultusunda, aklın ve bilimin ışığında, millî, manevi, insani değerlerle donanmış, tarihinden güçle geleceğe doğru koşan Türk gençleri olarak durmadan dinlenmeden çalışmalıyız. Türk olmaktan gurur duyarak Türklüğümüzle övünerek başka ulusları taklit etmekten kaçınarak yaşamalıyız. Kendimize özgü değerleri yükseltip dilimizi koruyup yabancılaşmaya, taklitçiliğe karşı gelmeliyiz. Örnek alan bir ülke değil, örnek alınan bir ülke hâline gelmeliyiz.

Sevgili arkadaşlar, gelin birlik olalım, bu cennet vatanı birlikte müdafaa edelim. Bu ülkenin kanımızla nasıl kazanıldığını, tarihî Çanakkale Gelibolu Yarımadası’nı gezerek daha iyi anlayabilirsiniz. Tüm ülkemizdeki öğrenci arkadaşlarımı Çanakkale’yi görmeye davet ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti devletini çağdaş bir dünya yapalım, bu konuda gençliğe çok iş düşüyor. Ülkemizin çağdaş, demokratik, bağımsız bir ülke olması bizim elimizde. Ufkumuzu genişletelim, okuyalım, araştıralım. Bizi testlere gömen zihniyeti, ezberci eğitimi birlikte yok edelim. Kendi eğitim politikamızı kendimiz yapalım. Eğitim ile ilgili yaşanan sorunları çözmek istiyorsanız, ülkemizin eğitim seviyesini, kalitesini yükseltmek istiyorsanız, fikirlerimizin önemli olduğunu düşünüyorsanız, gelin hep birlikte çalışalım, bir ilk olalım, unutulmayan Öğrenci Meclisi yaratalım.

Desteğinizi bekliyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Başkanlık Divanımı tekrar etmek istiyorum: Başkan Cansu Tüzan, Başkanvekili Eren Derviş Akpınar, Kâtip Üye Tecelli Aksoy, Kâtip Üye Fatih Alparslan Karakaş.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tüzan.

İkinci sırada söz isteyen Başkan adayı, Eskişehir İl Öğrenci Meclisi

Başkanı Sayın Hakan Karahan.

Buyurun, Sayın Karahan. (Alkışlar)

Süreniz beş dakika.

HAKAN KARAHAN (Eskişehir) – Sayın Başkan, Sayın Bakanım, değerli öğretmenlerim, değerli basın mensupları, değerli arkadaşlar; öncelikle size grubumu tanıtmak istiyorum. Başkan Hakan Karahan, Eskişehir, Başkan Yardımcısı Yunus Tomaş, Muğla, Kâtip Üye Özcan Yılmaz, Sinop, Kâtip Üye Cihan Kirazcı, Niğde.

Arkadaşlar, öncelikle bize bu demokrasi ortamını yaşatan, Atatürk’ün kurduğu yüce Meclisimize, bakanlıklarımıza, Millî Eğitim müdürlüklerine, okul müdürlüklerine ve bu hususta emeği geçen herkese teşekkürü bir borç bilirim.

Değerli arkadaşlarım, hepimizin geçmiş 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutlarım. Bir ülkenin kalkınmasındaki en büyük rol gençlere düşmektedir, eğer, bir de bu ülke, Türkiye gibi yüzde 52’lik genç nüfusa sahipse. Yüzde 52 diyorum, hiçbir ülkenin arayıp da bulamadığı bir rakam, ama, çok büyük avantajları olduğu gibi, bu yüksek orandaki genç nüfus gereğince eğitilemezse çok büyük sonuçlar da doğurabilir.

Benim, en çok üzüldüğüm hususlardan birisi, tarihini bilmeyen, bilse de önemsemeyen gençlerin gittikçe çoğalmasıdır. İşte, bütün bu liseler arasındaki şiddet, akıl sır ermeyen siyaset olayları için kavgalar, hep eğitimsizlikten, umursamazlıktan doğuyor. Türkiye’ye dışarıdan hiçbir şey yapamayacaklarını anlayan bazı güçler, bilgisiz gençlerin beyinlerini yıkayarak amaçlarına daha kolay yoldan ulaşmaya çalışıyorlar. Açık konuşmak gerekirse, ben ilköğretim hayatımda tarihimle ilgili hiçbir şey öğrenememişim. Bana birtakım kalıplaşmış şeyler ezberletildi, ama, tarih bilinciyle ilgili, bu devletin buralara nasıl geldiğiyle ilgili hiçbir bilgi verilmedi.

Değerli arkadaşlarım, Japonya’da bir öğrenci Hiroşima’ya gitmeden, bu kısa sürede devletin nasıl böyle iyi yerlere geldiğini öğrenmeden okulundan mezun olamıyor. Bizim de tarih derslerimiz ezbere dayalı değil de, tarihî yerlere gidilerek, o duygunun öğrencinin içinde yaşatılarak öğretilmesini yetkililerden istiyoruz.

Ben, sayısal bölüm öğrencisi, son sınıf öğrencisiyim. Bu vakte gelinceye kadar yaptığım deney sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bu son senemde ÖSS için sabah-akşam çalışıyorum. Niye? İyi bir üniversiteye girebilmek için mi? Hayır. Bize ileride hiçbir faydası dokunmayacak, birtakım fen ve matematik terimlerini öğrenebilmek için. Türkiye’de bir öğrenci deney yapmaya, projeler yapmaya ancak üniversite ikinci sınıfta başlayabiliyor. İşte, büyük adımlar atarak ilerleyemememizin, Yüce Ata’mızın belirttiği muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkamamamızın en büyük sebeplerinden birisi de bu eğitim sistemidir.

Değerli arkadaşlarım, öncelikli olarak, biraz önce bahsetmiş olduğum iki konuda, bakanlıklarımız, sivil toplum kuruluşları, yüce Meclisimiz üçgeninde iyi bir aracı olabilmek için, Türkiye Öğrenci Meclis Başkanlığına adaylığımı koymuş bulunmaktayım.

Sözlerime şunları da eklemek istiyorum: İktidara sahip olmaya çalışan siyasi partiler olsun, belediye başkanlıkları seçimlerinde olsun, bizim okullarımızda, illerimizde yapılan seçimlerde olsun, birtakım adaylar, ben şunu şunu yapacağım, şu şöyle şöyle olacak diye bazı inanılması ve vaatleri yerine getirmesi güç vaatlerde bulunuyorlar. Şimdi, soruyorum onlara: Verdikleri vaatleri yerine getiremeyince hiç mi vicdan azabı çekmeyecekler? Ben sadece şunu söylüyorum: İsteklerimizi, önerilerimizi en etkili bir biçimde iletip çözüme kavuşturmada benim de bir nebze payım olmasına yürekten gayret edeceğime söz veriyorum. Bu bağlamda, ikna kabiliyetime ve konuşma yeteneğime güveniyorum.

Hepinize teşekkür ediyor, ilköğretimdeki arkadaşlarıma OKS yolunda, lisedeki arkadaşlarıma da ÖSS yolunda başarılar diliyorum.

Saygılarımla. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Karahan.

Üçüncü sırada söz isteyen Başkan adayı olarak, Kahramanmaraş Öğrenci Meclisi Başkanı Sayın Sevinç Bölükbaşı’ya aittir.

Buyurun Sayın Bölükbaşı. (Alkışlar)

SEVİNÇ BÖLÜKBAŞI (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, Genel Kurulun kıymetli üyeleri, saygıdeğer veliler ve geçmişin gururu, geleceğin teminatı, yüce Türk devletinin emanetçileri sevgili genç arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İlk önce listemi tanıtmak istiyorum: Başkan Sevinç Bölükbaşı, Kahramanmaraş, Başkan Vekili Serhat Büyükkaya, Ardahan, Kâtip Üye Melek Sezgin, Diyarbakır, Kâtip Üye Aykut Koç, Kars.

Toplumsal barış, huzur ve samimiyete her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olduğu şu günlerde zaman; kucaklaşma, kaynaşma, kardeş ve millet olma zamanıdır. Farklılıkları değil ortak yanları vurgulamak, olumsuzluklarda değil güzel noktalarda buluşmak, binlerce yıllık tarihimizin bize öğrettiği milletimize has yüce vasıfları hatırlamak için en uygun anlar bu anlardır.

Sevgili arkadaşlar, bugün burada yüce Meclisin çatısı altında Türk gençliğinin sorunlarını, umut ve beklentilerini paylaşmak için buradayız. Sorunlarımızı ve kaygılarımızı özetleyecek olursak, bana göre en temel sorunumuz, madde bağımlılığının sekiz-dokuz yaşlarına inmesidir. Bu, ilköğretim kapılarında milyonlarca gencimiz zehirleniyor demektir ve 17 Haziran günü, yani, on iki yıllık bilgi birikimimizin üç saat on beş dakikada ölçüleceği sınav, 2 milyon kişi içinden ayrılıp çıkmaya çalışacağımız büyük yarış. Üniversiteye giriş sınavı hakkında hepimizin aşağı yukarı aynı düşünceleri taşıdığı kanısındayım. Barajı aşabilecek miyim, dört yıllık bir üniversite tercih edebilecek miyim? Hadi tercih ettim, yerleşebilecek miyim? Ya üniversite bittikten sonra ben de işsizler kervanına katılırsam… İşte, ardı arkası kesilmeyen sorunlar, kaygılar yağmuru. Tabii, sürekli değişen ve hızına yetişemediğimiz ÖSS sistemindeki değişiklikler bu kaygıların tuzu biberi oluyor. Bu zorlu maratonda, özel okulların vermiş olduğu şişme puanlar da haksız rekabet ortamı yaratıyor. Bu sorunlar, karamsarlıklar arasında elbette güzel olaylar yaşanıyor. En güzeli de bugün burada toplanmamız. Geleceğimiz için, bu kürsüden düşüncelerimizi özgürce ifade etmemiz. Bizden beklenen ve vatanın her evladının asli gayesi olan bu amaçlar ve hedeflere ulaşma yolunda en önemli rehberimiz, ön yargılardan uzak bilimin aydınlık yolu olacaktır.

Demokrasinin temel koşulu siyasal katılımdır. Kendisini yönetecek olan, seçme hakkını kullanmayan yurttaşlar, başkanlarının iradesine boyun eğmek zorundadırlar. Amacımız, Atatürk ilke ve devrimlerinin ışığında cumhuriyetin temel niteliklerini koruyarak ülkemizin geleceğinde, yaşamsal kararlar almada iyi bir yurttaş konumuna ulaşmak olacaktır. Çağdaş dünyanın evrensel değerleri ile kendi değerlerimizden ödün vermeden, demokrasiyi özümseyerek ülkemizi çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkarmak Türkiye çocuğunun her daim görevi olacaktır. Bizler Yüce Önder Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ni emanet ettiği gençleriz. Ülkemizi çağdaş muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak hepimizin en önemli görevidir. Ata’mızın ortaya koyduğu hedeflere ulaşmak için göstereceğimiz gayret son bulmayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatanı ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, cumhuriyetimizin temel niteliklerini, millî ve manevi değerlerine bağlı biz Atatürk gençleri koruyacağız. Tarihi bir, vatanı bir, kaderi bir Türkiye üzerinde yaşayan her Türk vatandaşı ve gencinin yüreğinde bu temiz duyguların yattığına asla şüphem yoktur.

Günümüzde ulusal ve uluslararası basın ve yayında insan haklarının ihlal edildiği, bağımsızlıktan öte savaşların yapıldığı, çocukların gözyaşı döktüğü, insanların birbirine güvenmediğini okuyor ve duyuyoruz. Demokrasi kültürü ile insan haklarının korunduğu, biz gençlerin tüm olumsuzluklardan arındığı, çocukların doyasıya gülebildiği bir dünyanın gerçek olabilmesi için eğitimin her kademesinde “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” ilkesini uygulayarak çalışmamız gerektiğinin farkındayız. Her devirde, devleti ve milletiyle bölünmez bir bütün olan yüce Türk milletinin bu vasfını bozmaya çalışanlar, dün olduğu gibi bugün de menfi amaçlarına ulaşamayacaklardır, çünkü, bu millet, dağdan inmiş cahil sürüsü değil, binlerce yıllık devlet ve medeniyet tecrübesi olan yüce bir mazinin mirasçılarıdır. Unutulmamalıdır ki, aslanın yavrusu da aslandır. İstiklal mücadelemizin kahraman kenti Kahramanmaraş’ın temsilcisi olarak Türkiye Öğrenci Başkanlığı için oylarınızı bekliyorum.

Teşekkürler. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bölükbaşı.

Dördüncü sırada söz isteyen Başkan adayı, Yozgat Öğrenci Meclisi Başkanı Ceylan Bozbeyli’ye aittir. (Alkışlar)

Buyurun Sayın Bozbeyli.

CEYLAN BOZBEYLİ (Yozgat) – Sayın Başkanım, Sayın Bakanım, aziz vatanımın her bir köşesinden bu yüce çatı altında bir araya gelen İl Meclis Başkanı arkadaşlarım; ülkemiz haritasının tam ortasında bulunan Yozgat Öğrenci Meclisi Başkanı olarak huzurlarınızda bulunmanın mutluluğunu yaşıyorum.

Öncelikle, bu projeyi düşünen, uygulamalarında yorulan ve emeği bulunan bütün yetkililere, siz değerli Meclis Başkanı arkadaşlarıma ve geleneksel yapının dışında hareket ederek bir bayan olarak Türkiye Öğrenci Meclisi Başkanlığına beni aday olarak belirleyen grubuma en kalbî duygularımla teşekkür ediyorum.

İlk önce şunu söylemek istiyorum: Geçtiğimiz salı günü başkentimizin göbeği Ulus’ta meydana gelen menfur patlama olayını şiddetle kınıyorum.

Arkadaşlar, Meclisimizin saygılı üyeleri; gençlik, belirli zamanlarda hatırlanan bir değer değildir. Gençlik, ülkemizin geleceğini inşa edecek en üst seviyededir. En iyi yatırımlar gençlik üzerine yapılmalıdır. Kendi adımıza kararlar alacağımız bu çatı altında bulunuyor olmanın hazzı yanında yüce heyetimizin uygun bulup seçmesi hâlinde Türkiye Öğrenci Meclisi Başkanı olarak sorumluluğumun da farkındayım.

Eğitimde amaç, şekilciliği ve sloganları değil, ahlaki öğretilerin felsefesini önemseyen, kavram kargaşalığı ve kavram belirsizliğine kapılmayan, aceleci olmayan, bilimselliği ön plana çıkaran “oku, düşün ve anla” prensibini benimseyen niteliğin nitelikten üstün olduğuna inanan, tüm enerjisini olumlu alanlara ve insanlığa hizmete adayan nesiller yetiştirmek olmalıdır.

Sevgili üyeler, sonuç olarak bu ülke hepimizin. Hakkâri’sinden Edirne’sine, Sinop’undan Antalya’sına, köylüsünden kentine, çocuğundan yaşlısına, birbirini anlayan, birbirini kucaklayan, birbirine saygı duyan bir ülke için, biz varız ve var olmaya devam edeceğiz ve her şekilde de hazırız arkadaşlar.

Ülkemizin tüm kültürlerinin mozaiği başkentimizin Başkanı, Başkan Vekili imam-hatip lisesi öğrencisi Kamil Kaya. Birinci Kâtip Üyemiz Düzce İl Öğrenci Meclisi Başkanı Gülsüm Çakır, ikinci Kâtip Üyemiz Kırşehir İl Öğrenci Meclis Başkanı Halil İbrahim Erkal olarak oylarınıza talibiz. Üyelerimizin bu yüce Meclise yakın olmaları sebebiyle, alınan kararları takip etmek, hepimizin sesi olma olasılığı yüksektir.

Hepinize saygı ve sevgilerimi belirtiyor, oylarınıza talip  dileklerim ve temennim ile hepinize çalışmalarında başarılar diliyorum.

Arkadaşlar, üyelerimizi tekrar saymak istiyorum: Başkan Yozgat İl Öğrenci Meclisi Başkanı Ceylan Bozbeyli, Yardımcı Ankara İl Öğrenci Meclis Başkanı Kamil Kaya, Birinci Kâtip Üyemiz Gülsüm Çakır, İkinci Kâtip Üyemiz Halil İbrahim Erkal.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bozbeyli.

Türkiye Öğrenci Meclisinin değerli üyeleri, önergeler üzerindeki görüşmeler sona ermiştir.

Başkanlık Divanı üyelerinin seçimi gizli oylama suretiyle yapılacaktır.

Sayın üyeler, oylamaya başlamadan önce, şimdi, gizli oylamanın yöntemi ve usulü ile ilgili sizlere bir açıklama yapmak istiyorum. Bu açıklamayı da dikkatle dinlemenizi sizden rica ediyorum.

Sol tarafımdaki sıralardaki iki görevli, adı okunan Türkiye Öğrenci Meclisi Üyelerine dört adet aday listesini içeren bir pusula ve bir zarf verecektir. Oy kullanacak üyeler Başkanlık kürsüsünün solunda yer alan kabinlere girerek oy verecekleri listeyi pusula üzerinde işaretleyip zarfın içerisine koyacaklar, sonra da oy kullanma kabininden çıkarak oyunu Başkanlık Divanı kürsüsünün önüne konulan oy kutusuna atacaklardır. Listelerin yer aldığı formda, hangi listeye oy vereceklerse o listenin başındaki kutucuk işaretlenecektir. Birden fazla listenin işaretlenmesi durumunda o oy geçersizdir.

Şimdi, gizli oylamaya Adana ilinden başlayacağız.

Evet, şimdi, aynen yeminde olduğu gibi, Kâtip Üyemiz sırayla isimleri okuyacak.

(Oylar toplandı)

BAŞKAN –Oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.

Oylama işlemi tamamlanmıştır.

Oy kutuları kaldırılsın.

BAŞKAN – Şimdi, kurayla, 3 kişilik bir tasnif kurulu belirleyeceğiz.

Gümüşhane, İsmail Doğan; Giresun, Selim Sezer; Artvin, Gülşah Şan.

Tasnif kurulu üyelerini sağ tarafımdaki komisyon sırasına davet ediyorum.

(Oyların ayrımı yapıldı)

BAŞKAN – Sayın üyeler, şimdi, tasnif kurulunun seçim sonuç tutanağını okutuyorum:

Türkiye Öğrenci Meclisi Başkanlığına

Türkiye Öğrenci Meclisi Başkanlık Divanı üyelikleri için yapılan seçime 81 üye katılmış, kullanılan oyların dağılımı aşağıda gösterilmiştir.

Tasnif Komisyonu:

Üye: İsmail Doğan (Gümüşhane Öğrenci Meclisi Başkanı)

Üye: Selim Sezer (Giresun Öğrenci Meclisi Başkanı)

Üye: Gülşah Şan (Artvin Öğrenci Meclisi Başkanı)

 

Aday Listeleri: 

1 numaralı liste:

Başkan: Cansu Tüzan (Çanakkale Öğrenci Meclisi Başkanı)

Başkan Vekili: Eren Derviş Akpınar (Sivas Öğrenci Meclisi Başkanı)

Kâtip Üye: Tecelli Aksoy (Ordu Öğrenci Meclisi Başkanı)

Kâtip Üye: Fatih Alparslan Karakaş (Çankırı Öğrenci Meclisi Başkanı)

Aldığı oy sayısı: 20 (Alkışlar)

 

2 numaralı liste:

Başkan: Hakan Karahan (Eskişehir Öğrenci Meclisi Başkanı)

Başkan Vekili: Yunus Tomaş (Muğla Öğrenci Meclisi Başkanı)

Kâtip Üye: Özcan Yılmaz (Sinop Öğrenci Meclisi Başkanı)

Kâtip Üye: Cihan Kirazcı (Niğde Öğrenci Meclisi Başkanı)

Aldığı oy sayısı: 25 (Alkışlar)

 

3 numaralı liste:

Başkan: Sevinç Bölükbaşı (Kahramanmaraş Öğrenci Meclisi Başkanı)

Başkan Vekili: Serhat Büyükkaya (Ardahan Öğrenci Meclisi Başkanı)

Kâtip Üye: Aykut Koç (Kars Öğrenci Meclisi Başkanı)

Kâtip Üye: Melek Sezgin (Diyarbakır Öğrenci Meclisi Başkanı)

Aldığı oy sayısı: 17 (Alkışlar)

 

4 numaralı liste:

Başkan: Ceylan Bozbeyli (Yozgat Öğrenci Meclisi Başkanı)

Başkan Vekili: Kamil Kaya (Ankara Öğrenci Meclisi Başkanı)

Kâtip Üye: Gülsüm Çakır (Düzce Öğrenci Meclisi Başkanı)

Kâtip Üye: Halil İbrahim Erkal (Kırşehir Öğrenci Meclisi Başkanı)

Aldığı oy sayısı: 14 (Alkışlar)

Geçersiz oy: 3

Boş oy: 2

BAŞKAN – Sayın üyeler, bu sonuçlara göre, Eskişehir Öğrenci Meclisi Başkanı Hakan Karahan, Türkiye Öğrenci Meclisi Başkanlığına; Muğla Öğrenci Meclisi Başkanı Yunus Tomaş, Türkiye Öğrenci Meclisi Başkan Vekilliğine; Sinop Öğrenci Meclisi Başkanı Özcan Yılmaz ile Niğde Öğrenci Meclisi Başkanı Cihan Kirazcı, kâtip üyeliklere seçilmişlerdir. (Alkışlar)

 

Kendilerini tebrik ediyorum. Çalışmalarında başarılar diliyorum.

Şimdi, görevi devretmek üzere, seçilen Başkanlık Divanı üyelerini kürsüye davet ediyorum. (Alkışlar)

Buyurun.

Seçilen heyete beratlarını vereceğim biraz sonra ve kürsüyü kendilerine bırakacağım.

Başkan Hakan Karahan, tebrik ediyorum. (Alkışlar)

Başkan Vekilimiz Yunus Tomaş, tebrik ediyorum. (Alkışlar)

Kâtip Üyeliğe seçilen Sayın Cihan Kirazcı, tebrik ediyorum. (Alkışlar)

Kâtip Üye Özcan Yılmaz, tebrik ediyorum. (Alkışlar)

Size kürsüyü devrediyorum. (Alkışlar)

(Seçilen Başkanlık Divanı görevi devraldı)

BAŞKAN – Sayın Eski Başkanım, Değerli Bakanım, değerli öğretmenlerim, değerli basın mensupları, değerli il öğrenci meclisi başkanı arkadaşlarım; öncelikle, bize bu demokrasi ortamını yaşatan bütün kurumlara tekrar teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, bugün burada seçildik ama, bizim amacımız, ne olursa olsun “biz” duygusundan ödün vermemektir. Burada seksen bir farklı ilden gelmiş olabiliriz, düşünceler arasında farklılıklar olabilir –zaten demokrasinin gereği de budur- ama bizim tek amacımız, Türkiye Cumhuriyeti devletini çağdaş uygarlık seviyesine çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda, demokrasiyi kollarımızın uzanabildiği her yere, tam anlamıyla ulaştırmak görevimiz olmalıdır.

Hepinize teşekkür ediyorum.

Türkiye Öğrenci Meclisinin sayın üyeleri, saat 14.30’da toplanmak üzere birleşime ara veriyorum.

Teşekkürler.

Saygılarımla.

Kapanma Saati: 12.45

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.30

BAŞKAN : Hakan KARAHAN (Eskişehir)

KÂTİP ÜYELER : Özcan YILMAZ (Sinop) Cihan KİRAZCI (Niğde)

----0----

BAŞKAN – 4’üncü Dönem Türkiye Öğrenci Meclisi Özel Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Gündeme geçmeden önce, 3 sayın üyeye gündem dışı söz vereceğim.

Konuşma süresi beşer dakikadır.

 

 

GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

 

BAŞKAN - Gündem dışı ilk söz, ÖSS sınav sistemi ve kat sayı adaletsizliği hakkında söz isteyen, Zonguldak Öğrenci Meclisi Başkanı Muhammet Döngel’e aittir. (Alkışlar)

Buyurun Sayın Döngel.

Konuşma süreniz beş dakikadır.

MUHAMMET DÖNGEL (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli il öğrenci meclisleri başkanı arkadaşlarım; 4’üncü Dönem Türkiye Öğrenci Meclisi çalışmalarında Zonguldak ili öğrenci meclisleri adına söz almış bulunuyor, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bir ülkenin çağdaşlaşması ve kalkınması, o ülkenin eğitim ve öğretim kalitesiyle orantılıdır. Gelişmiş ülkelerdeki durum bunun apaçık göstergesidir. Gelişmiş ülkelere baktığımızda, eğitim ve öğretim alanındaki başarının hür, katılımcı ve teknoloji destekli eğitim sayesinde olduğunu görüyoruz. Sanayileşmiş ülkeler, mesleki ve teknik okullara gerekli ilgiyi gösterirken, gelişmiş beyinler sayesinde hızla kalkınmış, kalifiye elemanlarına gerekli desteği vermiştir.

 Ülkemizde ise, maalesef, on yıldan bu yana uygulanan adaletsiz kat sayı uygulamalarıyla mesleki ve teknik okullarda okuyan öğrenciler ÖSS sınavlarında büyük bir haksızlığa uğramışlardır. Bu haksızlık, diğer öğrencilerle aynı şartlarda eğitim gören meslek lisesi öğrencilerinin okuma şevklerini kırmaktadır. Bunun apaçık göstergesi şu an benim, burada.

Biz Öğrenci Meclisi üyeleri olarak, bu haksız ve adaletsiz uygulamanın siz değerli büyüklerimiz tarafından sona erdirileceğine yürekten inanıyoruz ve inancımız tamdır, hâlâ da inanmaya devam edeceğiz.

Bu duygu ve düşüncelerle konuşmama son verirken, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Allah’a emanet olun. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Gündem dışı ikinci söz, okul kütüphanelerinin zenginleştirilmesiyle ilgili söz isteyen, Karaman İl Öğrenci Meclisi Başkanı Tunahan Köşşekoğlu’ya aittir.

Buyurun Sayın Köşşekoğlu. (Alkışlar)

Konuşma süreniz beş dakikadır.

 

 

TUNAHAN KÖŞŞEKOĞLU (Karaman) – Ben, Karaman İli Öğrenci Meclisi Başkanı Tunahan Köşşekoğlu.

Sayın Meclis Başkanım, değerli üyeler, sevgili misafirler; ülkemizde, özellikle kırsal kesimde, birçok öğrenci birleştirilmiş sınıfta öğrenim görmektedir. Ben de tek öğretmenli, birleştirilmiş sınıflı bir köy okulunda öğrenim görüyorum.

Hepimizin bildiği gibi, eğitimde fırsat eşitliği ilkesi vardır, ancak, bizim okullarımızda, başta bilgisayar, VCD, tepegöz gibi eğitim materyalleri olmadığı gibi, bizim dünyaya açılan kapımız olan kütüphanelerimizdeki kitap sayımız da oldukça yetersizdir. Ankara’nın göbeğinde, bilgisayar destekli iletişim ve bilgi teknolojisini yakından takip eden bir öğrenciyle, telefonun bile çekmediği, İnternetin olmadığı bir yerdeki öğrencinin seviyesinin aynı düzeye gelmesi, kitaplara aç olan bizlerin kitaplarla beslenmesiyle gerçekleşebilecektir.

Çoğu okullarda hâlen bilgisayar olmadığı gibi, bazı okullarımızdaki kütüphanelerin kitap sayısı oldukça yetersizdir. Öğretmenlerimizin ve duyarlı vatandaşlarımızın sayesinde, bu eksikliklerimiz azaltılmaktadır, ancak, bu çalışmalar artırılmalıdır. Okullarımızı kitap bakımından zenginleştirmek için, başta devlet büyüklerimiz olmak üzere, tüm vatandaşlarımıza görevler düşmektedir.

Unutmayalım ki, kitaplar bir insanın en iyi dostu, ona doğruyu gösteren iyilik melekleridir. Bizler için kitaplar çok önemli arkadaşlar, bizler için, yarınlar için, kalkınmamız için, geleceğimiz için.

Saygılarımı sunarım. (Alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, öğretmenlerin sık sık yer değiştirmelerinin eğitim üzerine etkisi hakkında söz isteyen, Hakkâri Öğrenci Meclisi Başkanı Nesim Sakar’a aittir.

Buyurun Sayın Sakar.

 

 

NESİM SAKAR (Hakkâri) – Değerli Meclis Başkanımız ve değerli arkadaşlarımız, ayrıca, değerli konuklar; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, eğitim bir toplumun temelini oluşturan en önemli yapı taşlarından biridir. Bir toplumun sağlam temeller üzerine kurulabilmesi için, çok iyi bir eğitimle inşa edilmesi gerekir. Yıllardır toplumdaki olumsuzluklara çeşitli cevaplar veriliyor, fakat, hiçbir şekilde çözüm bulunamıyor. Türkiye’nin hemen hemen her yerinde, eğitim büyük bir sorun, ama, temsil ettiğim ilin eğitim sorunları had safhada. Yıllardır üniversite sınavlarında Hakkâri hep son sıralarda yer almaktadır. Bu durumun nedenleri çok ciddi şekilde araştırılmalı ve en uygun şekilde çözüme kavuşturulmalıdır. Aslında, bu sorunlara yakından bakıldığında, problemlerin hiç de uzak olmadığını, bilinmez olmadığını fark ederiz. Biraz dikkat edersek hemen gözümüze ilişirler. Örneğin, bunları, okul eksikliği, araç gereç eksikliği, öğretmen eksikliği ve benzeri şeklinde sıralayabiliriz.

Hepimizin yakından bildiği bu durumu, ben, sizlere sayılarla anlatacağım ki, gerçekliğimizi belki daha iyi anlarsınız. Örneğin, sadece bir ilçesindeki 102 köyün tamamında vekil öğretmenler görev yapmaktadır. Aynı ilçede bu sene 8’inci sınıfı bitirecek olan öğrenci sayısı 2.700. Okul sayısının yetersiz olması sınıf mevcutlarını artırmaktadır. İlköğretimden mezun öğrenciler liseye başvursalar bile, sınıf başına düşen öğrenci sayısı yaklaşık 60-70 civarında olmaktadır.

Değerli arkadaşlar, tüm bu olumsuzluklara rağmen Hakkârili öğrencilerin içindeki okuma aşkı hiçbir zaman bitmiyor, aksine daha da alevleniyor. Olumsuzluklar ne kadar başarısızlığa sürüklese de öğrenciler, onlar, her şeye rağmen sabırla, azimle mücadele etmektedirler.

Hakkâri’de hemen hemen hiçbir alanda sosyal etkinlik alanı olmamasına rağmen, Türkiye genelindeki tenis yarışmalarında büyük başarılar elde ediliyor. Elimizdeki mevcut durumları değerlendirirsek, başarısızlığın hiç de istekle yapılmadığını görüyoruz. İşte, değerli arkadaşlar, Türkiye’nin ve en ücra köşesi Hakkâri’nin eğitim alanındaki durumu bundan ibaret.

Değerli arkadaşlar, bugünün burada oturanları, yarının Türkiye’deki toplumunu oluşturan arkadaşlar, size sesleniyorum:

Değerli arkadaşlar, hiçbir düşünce ayrımına varmadan, hiçbir kimseye farklılık gözetmeden, her şeyi tam olarak, Hakkâri, İstanbul, Zonguldak, Antalya neresi olursa olsun, hep beraber el ele eğitim çizgisinde yürümeye davet ediyorum.

Teşekkürler. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Gündem dışı konuşmalar sona ermiştir.

 Şimdi, gündeme geçiyoruz.

Türkiye Öğrenci Meclisinin sayın üyeleri, şimdi, Türk dilinin doğru ve etkili kullanımı konusundaki 1’inci gündem maddesinin görüşmelerine başlıyoruz.

 

 

 

 

 

BAŞKAN - Söz talebinde bulunan sayın üyelerin isimlerini okuyorum: Betül Ayyıldız Tunceli Öğrenci Meclisi Başkanı, Eren Derviş Akpınar Sivas Öğrenci Meclisi Başkanı, İbrahim Aydın Adıyaman Öğrenci Meclisi Başkanı, Mustafa Dağlıoğlu Hatay Öğrenci Meclisi Başkanı.

İlk söz Tunceli Öğrenci Meclisi Başkanı Betül Ayyıldız’a aittir.

Buyurun Sayın Ayyıldız.

Konuşma süreniz on dakikadır.

 

BETÜL AYYILDIZ (Tunceli) – Türk dilinin doğru ve etkin kullanımı:

 Bir milletin millet olabilmesi, vatanı ve vatanın yurttaşlarını oluşturabilmesi için, gerekli olan temel şey birlik ve bütünlüktür. Birlik ve bütünlük içinde olmayan, aynı kültürü yaşamayan, aynı dili konuşmayan insanların oluşturduğu topluluklara yurttaş diyemeyiz. Böyle bir toplum, aynı zamanda çok kopuk ve değersizdir. İnsanlar birbirlerine saygı göstermezler.

İnsanlar için birliğin, bütünlüğün çok önemi vardır ve bu bütünlüğün temelinde de dil yatar. Bilindiği gibi, Türk dili dünyanın en güzide dillerindendir. En derin manalı ve en özümüze yönelik kelimeler bizim dilimizdedir. Buna karşılık, Türk dili layıkıyla kullanılmamaktadır. Bunun sebeplerini araştıracak olursak, karşımıza sorunun kaynağı olarak yine bizler çıkarız. Asıl problem, insanlarımızın yaptığı bu yanlışların tenkit edilmemesi, aksine, Türkçenin yabancılaşması hususunda yapılan yanlışları teşvik niteliğinde olayların gündemde daha çok yer almasıdır.

Şüphesiz ki, ülkemizde, yoğun bir kesime medyanın büyük etkisi vardır. Televizyon kanallarında, dergilerde, gazetelerde ve benzeri kitle iletişim araçlarında kullanılan Türkçenin doğruluğu da hepimizi yakından ilgilendirmektedir. İnsanların, özellikle de gençlerimizin hayatında büyük yeri olan bu tür iletişim araçlarında Türkçenin doğru kullanımı, daha doğru ve daha öz olursa dilimizin yozlaşması adına hiçbir sorun çıkmayacaktır.

Dil, düşüncenin evidir. Bir toplum diline ne kadar sahip çıkar, onu ne kadar yüceltirse, yabancı ülkeler arasındaki saygınlığı da o denli artar. Dilini doğru kullanan ve yücelten kişilerden oluşan bir Türkiye’nin düşünce sistemindeki muazzamlık da muhakkak dikkat çekecektir.

Biz, gelişmekte olan ülkeler statüsünde yer alan bir ülke olarak, bu ve bunun gibi nice nice sorunu, önem teşkil eden, fakat, çözümü de o denli kolay olan sorunlarımızı halledersek, muhakkak lehimize olarak bize ve daha uzun yıllar devam edecek olan Türk nesline yansıyacaktır.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

İkinci söz Sivas Öğrenci Meclisi Başkanı Eren Derviş Akpınar’a aittir.

Buyurun Sayın Akpınar. (Alkışlar)

Konuşma süreniz on dakika.

EREN DERVİŞ AKPINAR (Sivas) – Sayın Meclis Başkanım ve siz değerli öğrenci arkadaşlarım; ben, Sivas İli Öğrenci Meclisi Başkanı Eren Derviş Akpınar.

İnsanın yaşamında ve kişilik gelişiminde ana dilin çok önemli bir yeri vardır. Dili yeterli düzeyde olan kişiler, genellikle daha sağlıklı ilişkiler kurarlar. Hayatta daha çok başarılı olurlar. Türk edebiyatının tanınmış şairlerinden Yahya Kemal’in “Türkçe ağzımda annemin sütüdür.” diyerek yücelttiği, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın ise “Türkçem benim ses bayrağım.” diyerek hem yücelttiği hem kutsallaştırdığı dilimize bugün gerekli özeni gösteriyor muyuz? Biz gençlerde bugün Türkçe sevgisi, ana dil duygusu, dil bilinci ve dil duyarlılığı yeterince var mı? Bu sorunları iyice düşünmemiz, sürekli göz önünde tutmamız gerekir.