TÖRE CİNAYETLERİ İLE KADINLARA VE ÇOCUKLARA YÖNELİK ŞİDDETİN SEBEPLERİNİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA KURULAN MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONU
(10/148,182,187,248,285)
 

 

Komisyon Üyeleri
Görüşme Tutanakları
Önerge Metni

 

Önerge Metni

10/148

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

"Namus cinayeti'' veya "töre cinayeti'' olarak adlandırılan cinayetler, toplumda kendilerine biçilmiş rollerin veya kişiye, topluma, yöreye ve zamana göre değişen ahlaki normların dışına çıktığı varsayılan kız çocuklarına ve kadınlara yöneltilen olan en zalim şiddet türüdür.

Töre cinayetleri, insan Hakları Evrensel Bildirgesi, Avrupa insan Hakları Sözleşmesi, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi hükümlerine de aykırı bir uygulamadır.

Dünyada her yıl sayısız kadın, töre cinayetlerine kurban gitmektedir. Töre cinayetlerinin bir kısmına intihar veya kaza süsü verilmesi veya çeşitli şekillerde örtbas edilmesi, töre cinayetlerinin sayısının sağlıklı bir biçimde belirlenmesini güçleştirmektedir.

Türkiye de, töre cinayetlerinin yaygın biçimde işlendiği ülkeler arasında yer almaktadır.

Bu durum, ülkemizin uluslararası platformlarda eleştirilmesine, gelişme düzeyi kendisinin çok altındaki ülkelerle aynı düzeyde görülmesine ve uyarılarak, töre cinayetlerini ortadan kaldırmak için önlem almaya davet edilmesine yol açmaktadır.

 Bu cinayetlerin önlenmesi, hem kadınlarımızın insan haklarının güvence altına alınması, hem de ülkemizin çağdaş bir görünüm vermesi bakımından gereklidir. Bu gereğin yerine getirilmesi için de, öncelikle sorunu yaratan nedenler belirlenmeli ve buna göre çözümler geliştirilmelidir.

Bunun sağlanabilmesi amacıyla, ülkemizde töre cinayetleri görünümündeki kadına yönelik şiddet hareketlerinin nedenlerinin ve bu tür hareketleri engelleyici önlemlerin belirlenmesi için Anayasa’nın 98. ve TBMM içtüzüğü'nün 1 04 ve 1 05. maddelerine göre Meclis Araştırması açılmasını dileriz.

Saygılarımızla.
                                                                                                                   Oya ARASLI
                                                                                                                Ankara Milletvekili
                                                                                                                ve 22 Milletvekili

                                                                                         

10/182

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Ülkemizin bazı yörelerinden insanlarımızın yaşadığı topluluklarda namus cinayetleri ve dolaylı namus cinayeti denebilecek intihara zorlamalar tüyler ürperten bir sıklıkta tekrarlanmaktadır .

Çağ dışı, bazı olumsuz geleneklere dayalı bir düşünce tarzı ve erkek merkezli bir toplum yapısından kaynaklanan namus cinayetleri, nice kızımızın canına mal olmanın yanında, ülkemiz için AB İlerleme Raporu'na bile konu olmuş bir ayıp teşkil etmektedir .

Türkiye Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ve İhtiyari Protokolü'nü imzalamıştır. 1992 yılında alınan CEDAW 19. no.lu tavsiye kararına göre gerekli yasal düzenlemelerin ötesinde devlet üçüncü kişilerin kadınlara karşı insan hakları ihlallerini önlemekle yükümlüdür .CEDAW sözleşmesini imzalamış olmak AB adaylığının bir gereğidir .Öte yandan Türkiye, Pekin'de toplanan Birleşmiş Milletler Kadın Konferansı ve Pekin+S Sonuç Bildirgeleri ile ilgili taahhütleri olan, hatta ikincisinin oluşumuna etkin katkı yapmış bir ülkedir. Pekin+S Bildirgesi ile namus suçları kadına karşı şiddet kapsamına alınmıştır ve bu suçların önlenmesi konusunda burada da taahhütümüz vardır.

Ülkemizde ''kadın, ahlak ve namus'' konusunda, insan öldürmeyi hoş gören bakışı nasıl değiştirilebileceğimiz, 21. yüzyılda neden hala bu çağ dışı uygulamaya son veremediğimiz ve bu sorunun çözümü için neler yapmamız gerektiği konularının incelenmesi amacıyla Anayasa'nın 98. ve İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılması için gereğini saygılarımla arz ederim.

                 N.Gaye ERBATUR
                         Adana Milletvekili
                          ve 68 Milletvekili

10/184

 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Töre cinayetleri her gün yeni yeni dramlara neden olmasına bağlı olarak Türkiye için önemini artıran ve acilen çözüm bekleyen çok önemli bir konudur .Bu bir ayıptır ve yüz karasıdır. Türkiye bu ayıptan kurtulmak zorundadır.

Namusumuzu korumak nasıl kutsal bir görevse, insanımızın hayatını ve haysiyetini korumak da o kadar kutsal bir görevdir .

Töre cinayetleri, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine (CEDAW) aykırıdır. 1992 yılında alınan CEDAW 19 nolu tavsiye kararına göre devlet, kadınlara karşı üçüncü kişilerin uyguladığı insan hakları ihlallerini önlemekle yükümlüdür. Ayrıca Pekin'de toplanan Birleşmiş Milletler Kadın Konferansı ve Pekin + 5 Sonuç Bildirgelerinde taahhütlerimiz bulunmaktadır .Pekin + 5 bildirgesi namus suçlarını kadına karşı şiddet kapsamında değerlendirmektedir .

Töre cinayetleri ile ilgili hukuki çalışmalar yapılmakla birlikte, meselenin çözümü için sosyo-kültürel çalışmalara ihtiyaç olduğu aşikardır .

Türkiye Büyük Millet Meclisi bu konuda üzerine düşeni yapmalıdır. Bu nedenlerle anayasanın 98'inci, İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.

Saygılarımızla.

 

                                                                                              Fatma ŞAHİN
                                                                                                  Gaziantep Milletvekili
                                                                                                     ve 46 Milletvekili

10/284

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Ülkemizde kadınlara ve çocuklara karşı şiddet uygulanması ve aile içi şiddet yapılan araştırmalara göre çok yüksek oranlardadır (%90'ların üzerinde). Fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, sözel şiddet, cinsel şiddet, ekonomik şiddet şeklinde tipleri olan bu uygulamaların özellikle kadınlarda herhangi birine maruz kalma oranı %97'dir. Bunların da en az yarısı fiziksel şiddete maruz kalmaktadır .Fiziksel şiddet uygulamaları çoğu kez de kadınların ve çocukların hayatına mal olmaktadır .Ülkemizde ''kocanın vurduğu yerde gül biter'', ''kocadır döver de sever de'', ''dayak cennetten çıkmadır'', ''kadının kamından sıpayı sırtından sopayı eksik etmeyeceksin'' ve okula başlayan çocuklar için velilerin öğretmelere yönelttiği ''eti senin kemiği benim'' gibi özdeyişlerle kadınlara ve çocuklara şiddet uygulanması bir anlamda gelenekse11eşmiştir. Türkiye'nin taraf olduğu çeşitli uluslararası sözleşmelere göre (Kadınlara Karşı Her Türlü Şiddetin Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi, CEDA W , Pekin Deklarasyonu, Çocuk Hakları Sözleşmesi gibi) hükümetler kadınlara ve çocuklara uygulanan şiddetle mücadele etmek ve önlemek zorundadırlar .Bu konudaki diğer bir sorun da ülke kadınlarımızın şiddeti içselleştirmesidir .Hacettepe Üniversitesi, Nüfus Etütleri Enstitüsünün Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2003 raporuna göre bu oran %57'dir.Genç ve özellikle eğitimsiz kadınlarda bu oran %66'ya çıkmaktadır. Şiddetin içselleştirilmesi şiddetle mücadelede en büyük sorun alanıdır .

Kadınlara ve çocuklara yönelik şiddeti önlemeyi amaçlayan bazı yasal düzenlemelerin bulunmasına rağmen, bu konuda hedeflenen amaca ulaşılmadığı da bir gerçektir .Çoğu zaman kadınların ve çocukların yaşamına bile mal olabilen şiddetin araştırılarak, nedenlerinin .tespiti ve alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98., Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılması hususunda gereğini saygılarımızla arz ederiz.

Canan ARITMAN
İzmir Milletvekili
ve 28 Milletvekili

 

10/284

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Ülkemizde kadınlara ve çocuklara karşı şiddet uygulanması ve aile içi şiddet yapılan araştırmalara göre çok yüksek oranlardadır (%90'ların üzerinde). Fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, sözel şiddet, cinsel şiddet, ekonomik şiddet şeklinde tipleri olan bu uygulamaların özellikle kadınlarda herhangi birine maruz kalma oranı %97'dir. Bunların da en az yarısı fiziksel şiddete maruz kalmaktadır .Fiziksel şiddet uygulamaları çoğu kez de kadınların ve çocukların hayatına mal olmaktadır .Ülkemizde ''kocanın vurduğu yerde gül biter'', ''kocadır döver de sever de'', ''dayak cennetten çıkmadır'', ''kadının kamından sıpayı sırtından sopayı eksik etmeyeceksin'' ve okula başlayan çocuklar için velilerin öğretmelere yönelttiği ''eti senin kemiği benim'' gibi özdeyişlerle kadınlara ve çocuklara şiddet uygulanması bir anlamda gelenekse11eşmiştir. Türkiye'nin taraf olduğu çeşitli uluslararası sözleşmelere göre (Kadınlara Karşı Her Türlü Şiddetin Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi, CEDA W , Pekin Deklarasyonu, Çocuk Hakları Sözleşmesi gibi) hükümetler kadınlara ve çocuklara uygulanan şiddetle mücadele etmek ve önlemek zorundadırlar .Bu konudaki diğer bir sorun da ülke kadınlarımızın şiddeti içselleştirmesidir .Hacettepe Üniversitesi, Nüfus Etütleri Enstitüsünün Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2003 raporuna göre bu oran %57'dir.Genç ve özellikle eğitimsiz kadınlarda bu oran %66'ya çıkmaktadır. Şiddetin içselleştirilmesi şiddetle mücadelede en büyük sorun alanıdır .

Kadınlara ve çocuklara yönelik şiddeti önlemeyi amaçlayan bazı yasal düzenlemelerin bulunmasına rağmen, bu konuda hedeflenen amaca ulaşılmadığı da bir gerçektir .Çoğu zaman kadınların ve çocukların yaşamına bile mal olabilen şiddetin araştırılarak, nedenlerinin .tespiti ve alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98., Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılması hususunda gereğini saygılarımızla arz ederiz.

                                                                                                                 Güldal OKUDUCU
                                                                                                              İstanbul Milletvekili ve
                                                                                                                   27 Milletvekili

 

 
 

 

                       


Son güncelleme: Ekim 20, 2005