Sayın Basın Mensupları,

Bugün 10 Aralık 2001. Dünya İnsan Hakları Günü ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 53. yıldönümü. Bugün burada hem tüm vatandaşlarımızın insan hakları günlerini tebrik etmek, hem de Komisyonumuzun yeni dönemde yapacağı çalışmalar ve gerçekleştirmeyi planladığı projeler hakkında bilgi vermek için toplanmış bulunuyoruz. Hepinizin İnsan Hakları Günü kutlu olsun.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1950 yılında aldığı 423(V) sayılı kararın ardından 1948 yılında İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin kabul edildiği 10 Aralık günü İnsan Hakları günü olarak kutlanmaya başlanmıştır. 53 yıl önce kabul edilen ve 300’den fazla dile tercüme edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi bugün uluslararası kabul görmüş birçok temel hak ve hürriyetin temelini oluşturmuştur.

İnsan hakları mücadelesinin temelini insan onurunun korunması oluşturmaktadır. İnsan haklarını ulusal sınırların ötesine taşıyıp evrenselleştiren, bu hakları vazgeçilmez ve devredilmez kılan da yine insan onurudur. Din, dil, ırk, siyasi görüş ayrımı olmaksızın herkes insan olmaktan kaynaklanan birtakım temel haklara ve özgürlüklere sahiptir. Bu temel insan haklarındaki çifte standardın önündeki en büyük engeldir.

Bugün içinde bulunduğumuz yüzyıl için çeşitli tanımlamalar yapılmaktadır. Örneğin bilgi çağı, teknoloji çağı, iletişim çağı gibi. Sanırım bu yüzyılı insan hakları çağı olarak adlandırmak yerinde olacaktır. İnsan hakları artık ulusal sınırları aşmış, devletlerin iç meselesi olmaktan çıkmıştır. Artık bir ülkede insan haklarına gösterilen saygı, o ülkenin uygarlık düzeyinin bir ölçüsü haline gelmiştir.

İnsan hakları mücadelesi Evrensel Beyannamenin kabulünden bugüne çok mesafe kat etmiştir. Temel hak ve hürriyetler birçok ulusal ve uluslararası sözleşme ve denetim mekanizması ile koruma altına alınmıştır. Ancak yasal düzenlemelerin uygulamaya geçmesi insan hakları eğitimiyle olacaktır. Ülkemizde de insan hakları son 10 yılın iç ve dış politikasının en önemli gündem maddelerinden birisi olmuştur. Bu bağlamda TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üzerine düşen görevi ve katkıyı yapma çabası içerisindedir.

Komisyonumuz insan hakları mücadelesini uluslararası baskının bir gereği olarak değil her vatandaşımızın bu hak ve özgürlüklere layık olduğu inancıyla yürütmektedir. Gerçekleştirdiği denetim faaliyetleriyle Komisyonumuz kuruluşundan bugüne kadar her türlü insan hakkı ihlali iddiasının takipçisi olmuştur ve olmaya da devam edecektir.

Ulusal ve uluslararası insan hakları mücadelesinin önündeki en büyük engellerden bir tanesi bu kutsal çabanın bir dış politika aracı olarak kullanılmasıdır. Biz insan hakları alanındaki eksikliklerimizi gidermek için her türlü yapıcı eleştiri ve işbirliğine açığız. Ancak maalesef bazı ülkeler ve uluslararası kurumlar insan hakları ihlallerine yönelik olarak çifte standartlı bir yaklaşım sergilemektedirler. Veya bu kutsal mücadele başka devletlerin içişlerine müdahale aracı olarak kullanılmaktadır. Oysa insan hakları her türlü politik çıkar ve kaygının üzerinde olmalıdır. Dünyanın neresinde olursa olsun bütün insanlar eşit, özgür ve onurlu yaşama hakkına sahiptir. Bu konudaki mücadele ülkeye veya insanlara bağlı olarak farklılık göstermemelidir.

İnsan haklarının bir değer olarak yükseldiği dönemler bizim tarihimizin sıkıntılı bir dönemine rast gelmiştir. Özellikle 1970’lerden sonra yaşadığımız terör ortamı ve 1984’den sonraki yıllarda maruz kaldığımız, aldığı dış destekle zaman içinde büyük bir ulusal tehdit hüviyeti kazanan bölücü PKK terörünün ülke ve millet bütünlüğüne yönelttiği saldırı ve bu saldırıyı defetme mücadelesinin bünyemizde yol açtığı ağır maddi, manevi tahribat süreci kaçınılmaz olarak hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hakları alanındaki profilimizde olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Terör Türkiye’nin insan hakları mücadelesinin önündeki en büyük engel olmuştur. Güvenlik endişesi bazı temel hak ve özgürlüklerin gereği gibi kullanılamamasına yol açmıştır. Dünyanın terörün ne derece ciddi bir sorun olduğunu daha iyi anladığı şu dönemde Türkiyemiz bu beladan büyük ölçüde kurtulmuş olarak insan hakları alanında ilerleme sürecine girmiştir.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu olarak bizler bu sürece katkı yapma gayreti içerisindeyiz. Komisyonumuzun çalışmalarından bir tanesi vatandaşlar tarafından yapılan başvuruların takip edilip sonuçlandırılmasıdır. Temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğine inanan herkes ya bizzat gelerek veya mektupla, faksla veya ilk defa bugünden itibaren e-mail ile Komisyona başvurabilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus uluslararası kabul görmüş temel hak ve özgürlüklerden birisinin ihlal edilmiş olmasıdır. Bunlar dışındaki sorunlar için TBMM Dilekçe Komisyonuna başvurulması gerekmektedir. Başvurularla ilgili bir diğer önemli nokta da yargının görev alanına giren konularda Komisyona başvurulmamasıdır.

Komisyona yapılan bireysel başvurular takip edilip sonuçlandırılmakta ve dilekçe sahibi sonuçtan haberdar edilmektedir. Zaman zaman alt komisyonlar kurularak iddialar yerinde incelenmekte, hazırlanan raporlar Meclis Başkanlığına ve gereği için ilgili bakanlıklara gönderilmektedir.

Komisyonumuz bugüne kadar özellikle karakollar ve cezaevlerinde birçok denetim faaliyeti gerçekleştirmiştir. Yeni dönemde denetim faaliyetlerimiz hem kapsam, hem de yöntem olarak genişleyerek devam edecektir. Karakollar ve cezaevlerinin yanı sıra yaşlılarımızın barındığı huzurevleri ve çocuklarımızın kaldığı yetiştirme yurtları da denetim kapsamına alınmıştır. Denetlemeler ulusal mevzuat ve uluslararası insan hakları belgeleri ışığında yapılacaktır. Örneğin cezaevi denetlemelerinde ulusal yasa, yönetmelik veya tüzüklerin yanı sıra Birleşmiş Milletler Mahpusların Islahı İçin Asgari Kurallar ve Avrupa Konseyi Cezaevi Kuralları gibi belgeler de göz önünde bulundurulacaktır.

Amacımız aynı anda 7-8 alt komisyonun denetleme çalışması yapabilmesini sağlamaktır. Böylece her ay bölgesel olarak Türkiye’nin % 10’unun denetlenmesi amaçlanmaktadır.

Komisyonumuzun yaptığı denetim faaliyetlerinden olumlu sonuçlar aldığımızı belirtmek isterim. Özellikle Emniyet Genel Müdürlüğünün işkence ve kötü muamele iddiası içeren başvuruları gittikçe daha bir özenle inceleyip gereğini yapmaya çalışması son derece sevindiricidir.

Türkiye’nin insan hakları sorunları mevzuattan çok uygulamadan kaynaklanmaktadır. Kamu görevlilerinin yanlış tutumlarını devlete mal etmemek gerekir. İlgili bütün kamu kurum ve kuruluşlarında insan hakları konusundaki duyarlılık gün geçtikçe artmaktadır. Bunları uygulamalarına da yansıtmaktadırlar. Ancak topyekün bir düzelme zaman alacaktır. Bu düzelme insan hakları eğitiminin yaygınlaşmasıyla mümkün olacaktır. İnsan hakları bilincinin bütün toplumda yerleşmesi gerekiyor.

Uygulamaların düzelmesinde en etkili yol olan insan hakları eğitimine katkıda bulunmak amacıyla hazırladığımız ve 45 metnin yer aldığı Uluslararası Temel İnsan Hakları Belgeleri kitabının dağıtımına bugünden itibaren başlanmıştır. Bu kitapta Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi ve AGİT belgelerine yer verilmiştir. Her sözleşmeyle ilgili olarak künye bilgisi de verilmiştir. Örneğin sözleşmenin hangi tarihte imzalandığı, hangi maddesi gereğince hangi tarihte yürürlüğe girdiği, Türkiye’nin sözleşmeyi imzalayıp imzalamadığı, imzalamışsa hangi tarihte imzaladığı, hangi tarihte onayladığı, varsa konulan çekince, onay kanununun numarası ve yayınlandığı Resmi Gazetenin tarih ve sayısı hakkında bilgi verilmiştir.

Bugün sizlerle bir güzel gelişmeyi daha paylaşmak istiyoruz. O da kuruluşundan beri ilk defa Komisyonun bir web sayfasının düzenlenmiş olmasıdır. Amacımız insan hakları eğitimine katkıda bulunmaktır. Web sitesinde Komisyonun üye yapısı, Komisyon kanunu, Uluslararası Temel İnsan Hakları Belgeleri kitabında yer alan metinlerin tamamı, insan haklarıyla ilgili ulusal mevzuat, Komisyona nasıl başvuru yapılacağı, Haberleşme bilgileri ve basın açıklamaları yer almaktadır.

Evrensel bir değer olan insan haklarının ülkemizde yerleşmesi sadece Parlamento bünyesindeki bir komisyonun, bir Devlet Bakanlığı veya bağlı kurulunun veya birkaç sivil toplum örgütünün görevi değildir. Bu görev hepimizindir. Bugün bütün yurttaşlarımızı yurdumuzda insan haklarının yerleştirilmesi ve iyileştirilmesi için daha duyarlı olmaya ve bu sürece katkıda bulunmaya davet ediyoruz.

Türkiye’miz parlamentosuyla, kamu kurum ve kuruluşlarıyla, sivil toplum örgütleriyle, meslek odalarıyla, sendikalarıyla, basınıyla ve her bir bireyiyle bir insan hakları atağına kalkmalıdır.

Bu vesileyle İnsan Hakları Gününüzü kutlar saygılar sunarım.

 

Hüseyin AKGÜL

Manisa Milletvekili
Komisyon Başkanı

Telefon : (0.312) 420 54 33 – 420 54 34

Faks     : (0.312) 420 53 94

Web     : http://www.tbmm.gov.tr/komisyon/insanhaklari/index.htm

e-mail   : inshkkom@tbmm.gov.tr