Yazılı ve Sözlü Sorular Araştırma Komisyonları Soruşturma Komisyonları
                                                                      Son Tutanak Tutanak Sorgu Tutanak Metinleri Gizli Oturum Tutanakları
                                                                                                                                            Uluslararası Komisyonlar Dostluk Grupları
                                                                                      Genel Sekreterlik Mevzuat Telefon Rehberi Etik Komisyon Duyurular

Türkçe’deki Bozulma ve Yabancılaşmanın Araştırılması,
Türkçe’nin Korunması ve Geliştirilmesi için Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu

(10/35,43,49,70)


ÖNERGE METİNLERİ


10/35 Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün ve 20 Milletvekilinin, Türkçedeki bozulma ve yabancılaşmanın araştırılarak Türk dilinin korunması ve geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi.
10/43 Samsun Milletvekili Suat Kılıç ve 25 Milletvekilinin, Türkçe’deki yozlaşma ve yabancılaşmanın araştırılarak Türk dilinin korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi.
10/49 Kütahya Milletvekili Alim Işık ve 38 Milletvekilinin, Türkçe’deki bozulma ve yabancılaşmanın araştırılarak Türk dilinin korunması ve geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi.
10/70 Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Hakkı Suha Okay, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un, Türkçe’deki yabancılaşma ve bozulmanın araştırılarak Türk dilinin korunması ve geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi.

Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün ve 20 Milletvekilinin, Türkçedeki bozulma ve yabancılaşmanın araştırılarak Türk dilinin korunması ve geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10 /35)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Dil insanlar arasındaki iletişimin temel aracıdır. Dil aynı zamanda milletleri millet yapan en önemli unsurların başında gelmektedir. Milli birliğin ve bütünlüğün temel taşı olan dil, millî kültürün de esasını teşkil etmektedir. Yahya Kemal 'in deyimiyle ağzımızda annemizin ak sütü kadar helal olan güzel Türkçemiz bugün 200 milyonu aşan bir insan topluluğunun kullandığı ve çok geniş bir coğrafyada etki alanına sahip dünyanın en önemli dillerinden birisidir. Ses bayrağımız olan Türkçemiz aynı zamanda, zengin bir kültür, bilim ve sanat dilidir. Yüce Atatürk'ün de ifade ettiği gibi, ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk Milleti dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmasını bilecektir. Millî kimliğimiz olan Türkçemiz son yıllarda ciddi bir bozulma ve yozlaşma tehdidi altındadır. Dilde başlayan yozlaşma ve yabancılaşma zamanla tüm değerlerin yok olmasına ve millî birlik ve beraberliğin büyük zarar görmesine neden olacaktır. Dilini koruyamayan milletlerin zamanla tarih sahnesinden yok oldukları görülmüştür. Son yıllarda dilimizde artan bozulma ve yabancılaşmanın nedenlerinin araştırılarak gereken tedbirlerin alınması amacıyla Anayasamızın 98 ve içtüzüğümüzün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.

 

1-Mevlüt Akgün (Karaman)

2-Mahmut Dede (Nevşehir)

3-Şevket Gürsoy (Adıyaman)

4-Fikri Işık (Kocaeli)

5-Ertekin Çolak (Artvin)

6-Kazım Ataoğlu (Bingöl)

7-Fevzi Şanverdi (Hatay)

8-Ali Güner (Iğdır)

9-İsmail Göksel (Niğde)

10-Ali Temür (Giresun)

11-Mehmet Daniş (Çanakkale)

l2-Müjdat Kuşku (Çanakkale)

13-Özlem Piltanoğlu Türköne (İstanbul)

14-Abdullah Çalışkan (Kırşehir)

15-Emin Nedim Öztürk (Eskişehir)

16-Fetani Battal (Bayburt)

l7-Muzaffer Gülyurt (Erzurum)

18-Mehmet Müezzinoğlu (İstanbul)

19-Ali Kul (Bursa)

20-Hayrettin Çakmak (Bursa)

21- Kemalettin Aydın (Gümüşhane)

GEREKÇE

İletişim aracı olan dil, insanlar arasında duygu ve düşüncelerin aktarılmasını sağlar. Dil aynı zamanda nesiller arasında bağ kurar. İnsanların bir arada yaşamasını sağlayan dil milletleri millet yapan en önemli unsurdur. Toplumlar millet olmayı bir dile sahip olmakla elde ederler ve millî varlıklarını ancak kendi dilleriyle koruyabilirler. Tarihte büyük medeniyetler kurmuş birçok millet tarih sahnesinden savaşlarla değil, dillerini kaybederek silinmişlerdir. Hititler, Oğuzlar, Peçenekler dillerini kaybettikleri için yok olan milletlerdendir.

Millî kimliğimiz olan Türkçemiz dünyanın en eski ve zengin dillerinden birisidir. Bugün Avrupa'dan Uzakdoğu'ya kadar geniş bir coğrafyada kullanılan Türk Dilini ikiyüz milyondan fazla insan konuşmaktadır. Türk Dili Anadolu'da, Balkanlar'da, Avrupa'da, Türkistan'da, Avustralya'da yani dünyanın dört bir yanında konuşulan zengin bir kültür bilim ve sanat dili haline gelmiştir. UNESCO hazırladığı bir raporda Türkçe'yi dünyanın beşinci büyük dili olarak açıklamıştır.

Dil aynı zamanda milli kültüründe temelini teşkil etmektedir. Kültürün doğması ve gelişmesi dile bağlıdır. Bir milletin dili bozulursa, kültürü de bozulur. Bu bozulma sanat, edebiyat ve fikir hayatında bozulmalara yol açar. Birçok değer yok olur. Bugün Türkçe'mizde ciddi bir yozlaşma ve bozulma ile karşı karşıyadır. Dilimiz iyi konuşulup yazılamamaktadır. Cümle bozuklukları yaygındır.

En yetkili ağızlardan Türkçe karşılığı bulunan kelimeler yerine yabancı kelimelerin kullanılması bizleri üzmektedir. Üniversiteyi bitiren gençlerimizden bir çoğu birkaç yüz kelimeyi bulmayan kelime dağarcığı ile konuşmaktadır. Günlük konuşmalarımızda evetlerin yerini "yes"ler, "okey"ler almaktadır. Vedalaşmalarımızı maalesef artık "goodbye"larla yapıyoruz. Tabelalarımızda eskicinin yerini "Eskidji", paşanın yerini "pasha", teşhir salonun yerini "showroom" almıştır. Anadolu'nun en ücra köşesindeki bir kasabada bile reklam ve tabelalara baktığınız zaman dildeki yozlaşmanın kültürel yozlaşmaya etkisini açıkça görebiliriz. Buna benzer örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Günümüzde Türkçe'nin iyi yazılıp konuşulamadığı, ilk ve ortaöğretimde yeni yetişen nesillere Türkçe'nin yeterince öğretilemediği görülmektedir. Gençlerin Türk Dilinin güzellik ve zenginliklerinden giderek mahrum kaldıkları Türkçe'deki bozulma ve yabancılaşmanın sonucu tarihimizden, kültürümüzden dolayısıyla medeniyetimizden habersiz bir nesil yetişmektedir.

Bu gerçekler karşısında, özellikle son yıllarda dilimizde artarak devam eden bozulma ve yabancılaşmanın nedenlerinin araştırılarak toplumsal birlik ve beraberliğimiz üzerindeki etkilerinin tespit edilmesi ve gereken tedbirlerin alınması amacıyla, Meclis Araştırması açılmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz.

 

Samsun Milletvekili Suat Kılıç ve 25 Milletvekilinin, Türkçe’deki yozlaşma ve yabancılaşmanın araştırılarak Türk dilinin korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/43) 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Milli kültürün en önemli unsuru dildir. Milletleri millet yapan dil, milli birliğin de temel taşıdır. Bugün Dil'ini geliştiremeyen, zenginleştiremeyen ve yabancı diller karşısında dillerini koruyamayan milletlerin milli kültürlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu açıktır. Dilin yozlaşması ve yabancılaşması, zamanla değerlerin yok olmasına ve milli birliğin zarar görmesine neden olmaktadır. Gençlerin, Türk dilinin güzelliklerinden uzaklaşması, dildeki yozlaşmanın bilim, eğitim ve sanatta da görülmesi milli kültürümüze zarar vermektedir. Dilimizde özellikle son yıllarda artan ve hala devam eden yozlaşma ve yabancılaşmanın nedenlerinin araştırılarak toplumumuz, özellikle milli birlik ve beraberliğimiz üzerindeki etkilerinin tespit edilmesi ve alınması gerekli tedbirlerin alınması amacıyla, Anayasamızın 98 ve içtüzüğümüzün 104 ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.

1- Suat Kılıç (Samsun)

2- Cahit Bağcı (Çorum)

3- Ahmet Gökhan Sarıçam (Kırklareli)

4- Fahrettin Poyraz (Bilecik)

5- Mehmet Müezzinoğlu (İstanbul)

6- Ayhan Sefer Üstün (Sakarya)

7- Mithat Ekici (Denizli)

8- Selma Aliye Kavaf (Denizli)

9- Agah Kafkas (Çorum)

10- Murat Yıldırım (Çorum)

11- Ahmet Koca (Afyonkarahisar)

12- Fatma Salman Kotan (Ağrı)

13- Hasan Ali Çelik (Sakarya)

14- Hamza Yerlikaya (Sivas)

15- Abdülkadir Aksu (İstanbul)

16- Ayşe Türkmenoglu (Konya)

17- Alev Dedegil (İstanbul)

18- Mustafa Ataş (İstanbul)

19- Ali Öztürk (Konya)

20- Rüstem Zeydan (Hakkâri)

21- İsmail Bilen (Manisa)

22- Hüsnü Ordu (Kütahya)

23- Polat Türkmen (Zonguldak)

24- Mehmet Daniş (Çanakkale)

25- Zekeriya Aslan (Afyonkarahisar)

26- Ali Küçükaydın (Adana)

Genel Gerekçe:

İnsanlar iletişim için dili bulmuşlardır. Dil, insanın bireysel ve toplumsal olarak gelişmesinde büyük önem taşımaktadır. Yeryüzünde varolan altı bin kadar dilden her 14 günde bir biri kaybolmaktadır. Dilimiz Türkçe, asırlardır varlığını sürdürmekte olan saygın bir dildir.

Milli birliğimiz ve bütünlüğümüzün temel taşı olan dilimiz, milli kültürümüzün de en önemli unsurudur. Milli kültürümüzü gelecek nesillere dilimiz vasıtasıyla anlatır, milli mirasımızı dilimiz aracılığıyla bırakırız. Eğer dilimizi geliştirip zenginleştiremezsek ve yabancı dillere karşı koruyamazsak milli kültürümüz yok olma tehdidi altına girer.

Günümüzde maalesef dilimiz iyi konuşulup yazılamamaktadır. Dilimiz bozulmaktadır. Bugün toplumumuzda, özellikle günlük konuşmalarda cümle bozukluklarına ve yabancı kelimelere sık sık rastlanmaktadır. En önemli eğitim hedefimiz olmasına rağmen okullarımızda, dilimizin doğru yazılması ve konuşulması öğretilememektedir.

Konuşma dili ile yazı dili arasında, zamanla fark doğabilmektedir. Bunun neticesinde halk ve aydınların birbirini anlayamaması, aydınların halktan kopması gerçekleşebilmektedir. Nitekim Osmanlılarda bu durum gerçekleşmiş, konuşma dili ile yazı dili arasında büyük farklılıklar doğmuştur. Bu durumu ortadan kaldırmak amacıyla çeşitli çalışmalar yapılmış ve Atatürk'ün Türkçe'yi yabancı dillerin tesirinden kurtarmak; çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırmak, konuşma dili ile yazı dilini birleştirmek amacıyla başlattığı mücadele onun sağlığında büyük ölçüde hedefine ulaşmıştır.

Ancak, dilimize gereken özeni gösterememiş durumdayız. Bu nedenle dilimiz bir tehdit altına girmiştir. Dilimiz bir yabancı kelime istilasına uğramaktadır. Yabancı kelimelerin günlük yaşantımızda sıkça kullanılmaya başlanılması, en önemli milli değerlerimizden biri olan dilimize büyük zarar vermektedir. İşin acı tarafı, günlük hayatımızda kullandığımız bu yabancı kelimelerin hepsinin bir Türkçe karşılığının olmasıdır. Bugün günlük konuşmalarımızda "başlamak" yerine "start", "uyum" yerine "adapte", "eğilim" yerine "trend", "çaba" yerine "efor" gibi pek çok kelimenin Türkçe karşılığı olmasına rağmen, yabancı karşılığını kullanmaktayız. Artık bir sözü onaylarken "evet" yerine "yes" i, vedalaşırken "bye bye" ları kullanmaya başladık.

Günümüzde bir başka üzüntü verici dil kullanım sorunu da ticari hayatımızda görülmektedir. Dilimizin yozlaşması ve yabancılaşması bu alanda da kendini göstermektedir. Üretilen mallarda ve ürünlerde, ticaret unvanlarında, markalarda, mağaza isimlerinde artık sık sık yabancı kavramları görmekteyiz.

Yine kavramlar ve terimler üzerindeki anlayış birliğinin sağlanamamış olması dilimizle ilgili başka bir sorundur. Anlayış birliğinin sağlanamaması milli birliğimize zarar verecek boyutta kamplaşma ve krizlere neden olabilmektedir.

Türk dili, şerefli, saygın, zengin ve güzel bir dildir. Milli kültürümüzü, gelecek nesillere aktarma aracımızdır. Bu nedenle dilimizi korumalı, zenginleşmesini sağlamalı ve yeni nesillere öğretmeliyiz. Bugün dilimizle ilgili bütün sorunlar, onun iyi öğretilememesi ve insanlarımızın yeteri kadar bilinçlendirilememesinden kaynaklanmaktadır. İnsanlarımız, özellikle gençlerimiz kelimeleri ve kavramları yerinde kullanamamaktadır. Sanat eserlerimiz dahi gittikçe dilimizden uzaklaşmaktadır. Yeni yetişen nesillerin, dilinin sanat eserlerini anlamasını sağlamalıyız.

Bütün bu nedenlerden ötürü, dilimizde özellikle son yıllarda artan ve hala devam eden yozlaşma ve yabancılaşmanın nedenlerinin araştırılarak toplumumuz, özellikle milli birlik ve beraberliğimiz üzerindeki etkilerinin tespit edilmesi ve alınması gerekli tedbirlerin alınması amacıyla, Meclis Araştırması açılmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz.

Kütahya Milletvekili Alim Işık ve 38 Milletvekilinin, Türkçe’deki bozulma ve yabancılaşmanın araştırılarak Türk dilinin korunması ve geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/49)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına,

"Türkçe'nin Kullanımı, Korunması ve Alınması Gereken Önlemler" konusunda, aşağıda belirtilen gerekçeyle Anayasamızın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1. Alim Işık (Kütahya)

2. Mehmet Şandır (Mersin)

3. Akif Akkuş (Mersin)

4. Ahmet Duran Bulut (Balıkesir)

5. Ali Uzunırmak (Aydın)

6. Mithat Melen (İstanbul)

7. Cumali Durmuş (Kocaeli)

8. Mehmet Ekici (Yozgat)

9. Ahmet Kenan Tanrıkulu (İzmir)

10. Behiç Çelik ( Mersin)

11. Reşat Doğru (Tokat)

12. Hasan Çalış (Karaman)

13. Ümit Şafak (İstanbul)

14. Süleyman Turan Çirkin (Hatay)

15. Gürcan Dağdaş (Kars)

16. Recai Yıldırım (Adana)

17. Kürşat Atılgan (Adana)

18. Yılmaz Tankut (Adana)

19. Beytullah Asil (Eskişehir)

20. Sabahattin Çakmakoğlu (Kayseri)

21. Ahmet Orhan (Manisa)

22. Gündüz Suphi Aktan (İstanbul)

23. Oktay Vural (İzmir )

24. Murat Özkan (Giresun)

25. Hüseyin Yıldız (Antalya)

26. Cemaleddin Uslu (Edirne)

27. İsmet Büyükataman (Bursa)

28. Ahmet Bukan (Çankırı)

29. Osman Ertuğrul (Aksaray)

30. Mümin İnan (Niğde)

31. Recep Taner (Aydın)

32. Durmuşali Torlak (İstanbul)

33. Mehmet Serdaroğlu (Kastamonu)

34. Rıdvan Yalçın (Ordu)

35. Hakan Çoşkun (Osmaniye)

36. Abdülkadir Akcan (Afyonkarahisar)

37. Kemalettin Nalcı (Tekirdağ)

38. Mehmet Akif Paksoy (Kahramanmaraş)

39. Kadir Ural (Mersin)

Gerekçe:

Bilindiği gibi Türkçe, yeryüzünde yaygın konuşulan diller arasında Çince, İngilizce, İspanyolca ve Hintçe'den sonra, 5. sırada yer almakta ve değişik lehçeleriyle 200 milyondan fazla insan tarafından konuşulmaktadır. Ülkemizde, özellikle ticari hayatta işyerlerinin isimlerinde yabancı diller kullanılmakta, internet ve bilgisayar dilinde birçok Türkçe sözcüğün yerini İngilizce karşılıkları almaktadır. Türkçeye en uygun klavye türü olan F klavyenin kullanımı giderek azalmakta ve yerini farklı harf yerleşimine sahip Q klavye almaktadır.

Ancak, günümüzde gerek yazılı gerekse sözlü yayın organlarında dilimizin kullanımında sorunlar yaşanmakta, gençlerimiz Türkçenin güzelliklerini ve zenginliklerini öğrenememektedirler.

Dil; bir milleti meydana getiren unsurların başında gelir ve milli kültürün en önemli unsurudur. Dolayısıyla, dili bozulan milletlerin fikir, edebiyat ve sanat alanlarında çöküntülerin yaşanması ve kültürlerinin bozulması kaçınılmazdır.

TBMM 22. döneminde "Türkçedeki Bozulma ve Yabancılaşmanın Nedenleri ile Toplumsal Birlik ve Beraberliğimiz Üzerindeki Etkilerinin Araştırılarak, Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi" amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tarafından 13.02.2007 tarih ve 886 sayılı kararıyla İstanbul Milletvekili Ekrem Erdem başkanlığında bir Komisyon kurulması kararlaştırılmıştır. Adı geçen komisyon çalışmalarını tamamlayarak raporunu 28.05.2007 tarihinde TBMM başkanlığına sunmuş, ancak rapor görüşmeye açılamadan yasama dönemi sona ermiştir. Bu çalışmanın da üzerinden fazla zaman geçmeden değerlendirilmesi gerekir.

Belirtilen nedenlerle, ülkemizde giderek tehlikeli boyutlara ulaşan yozlaşmanın önüne geçilmesi, Türkçe'nin kullanımının incelenerek korunmasının sağlanması ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla bir Meclis Araştırmasının açılmasında yarar görülmektedir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Hakkı Suha Okay, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un, Türkçe’deki yabancılaşma ve bozulmanın araştırılarak Türk dilinin korunması ve geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/70)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkçede ortaya çıkan yabancılaşma ve bozulmanın nedenlerinin ortaya konması, bu konuda eğitim sistemindeki eksikliklerin saptanması ile Türk dilinin korunması ve geliştirilmesine yönelik alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasanın 98 inci, TBMM içtüzüğünün 104 ve 105. maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

Hakkı Süha Okay
Kemal Kılıçdaroğlu
Kemal Anadol
Ankara
 
İstanbul   
İzmir
CHP Grup Başkanvekili
CHP Grup Başkanvekili
 
CHP Grup Başkanvekili

 

Gerekçe:

Yazı dili olarak 1500, konuşma dili olarak ise yaklaşık 5000 yıllık bir geçmişi olan Türkçe bugün çok geniş bir coğrafyada konuşulmakta ve bu açıdan ilk beş dil arasında yer almaktadır.

Geniş bir coğrafyada kullanılan ve zengin bir dil olan Türkçe tarih boyunca çeşitli saldırılarla karşı karşıya kalmıştır. Ancak, bugün geldiğimiz noktada Türk dilinde yaşanan yabancılaşma ve bozulmanın tehlikeli boyutlara ulaştığı görülmektedir.

Özellikle 1980'Ierle birlikte başlayan yabancı sözcük kullanma özentisi, yozlaşmanın boyutlarını ortaya koymaktadır. Bu yabancılaşma işyeri adlarında da kendisini göstermiş, mahalle bakkalından büyük mağazalara kadar her alanda yabancı isimler yaygınlaşmıştır. Bu konuda Türkçenin batı dillerinin etkisine açık hale getirilmesinin yanında, Türkçe karşılıkları bulunmasına karşın bazı çevrelerce Farsça ve Arapça kelimelerin kullanılmasının özendirilmesi hatta bunun zaman zaman kamu otoritesinin şekillendirmesi ile sağlanmaya çalışılması düşündürücüdür. Bu açıdan Türk dili batı dillerine olduğu kadar Farsça ve Arapçanın etkilerinden de arındırılmasına ilişkin politikalar oluşturulmalıdır.

Ayrıca dünyada bilişim alanında yaşanan gelişmelerin ülkemize yansımaları da zamanında önlem alınmaması nedeniyle Türk dilini olumsuz etkilemiştir.

Yabancılaşmanın yanında, Türk dilinde kullanım bozukluklarının yaygınlaşması eğitim sistemimizin sorgulanmasını da gerektirmektedir.

Bunlarla birlikte radyo ve televizyon yayınlarında Türkçenin özensiz kullanımı çocuklardan yetişkinlere toplumun tüm kesimlerini yanlış yönlendirmektedir. Radyo ve televizyonlarda Türk dilinin yanlış ve eksik kullanımı kitleleri olumsuz etkilemekte, yabancı sözcüklerin yaygınlaşmasına neden olmakta, kaba ve çirkin ifadeler toplumun değer yargılarının yanlış oluşması sonucunu doğurmaktadır. Bu konuda tam bir denetimsizlik egemen durumdadır.

Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulan Türk Dil Kurumu, 12 Eylül 1980 darbesiyle özerkliğini yitirmiş, işlevinin içi boşaltılmaya çalışılmıştır. Türk dilinde bugün yaşananlar Türk Dil Kurumunun içine düşürüldüğü bu süreçten ayrı düşünülemez.

Dil konusunda ulusal politika oluşturulamamış, bu durum toplumu kültür emperyalizminin etkilerine açık hale getirmiştir. Bu açıdan dil bilincinin oluşturulmasında toplumun tüm kesimlerine görev düşmektedir. Yazılı ve görsel medyadan, sivil toplum kuruluşlarına, aileden, eğitim ve öğretim kurumlarına kadar her alanda sorunlar saptanmalı ve toplumun tüm unsurlarını çözümün parçasına dönüştürecek politikalar oluşturulmalıdır.

Atatürk'ün, "Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır." şeklinde ifade ettiği düşünceleri, bugün bu konuda yapılması gerekenlere de ışık tutmaktadır.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle, Türk dilinin yabancılaşmaya karşı korunması, etkin ve yanlışlardan arındırılmış olarak kullanılmasının sağlanması, yozlaşmanın önüne geçilmesi, kültür emperyalizmin etkilerinden arındırması konularının Yüce Meclisimizce ele alınması büyük önem taşımaktadır

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM