|
Samsun
Milletvekili Suat Kılıç ve 25 Milletvekilinin,
Türkçe’deki yozlaşma ve yabancılaşmanın araştırılarak
Türk dilinin korunması için alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104
ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi. (10/43)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına Milli kültürün en önemli unsuru dildir.
Milletleri millet yapan dil, milli birliğin de temel
taşıdır. Bugün Dil'ini geliştiremeyen,
zenginleştiremeyen ve yabancı diller karşısında
dillerini koruyamayan milletlerin milli kültürlerini
kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu açıktır.
Dilin yozlaşması ve yabancılaşması, zamanla değerlerin
yok olmasına ve milli birliğin zarar görmesine neden
olmaktadır. Gençlerin, Türk dilinin güzelliklerinden
uzaklaşması, dildeki yozlaşmanın bilim, eğitim ve
sanatta da görülmesi milli kültürümüze zarar
vermektedir. Dilimizde özellikle son yıllarda artan ve
hala devam eden yozlaşma ve yabancılaşmanın nedenlerinin
araştırılarak toplumumuz, özellikle milli birlik ve
beraberliğimiz üzerindeki etkilerinin tespit edilmesi ve
alınması gerekli tedbirlerin alınması amacıyla,
Anayasamızın 98 ve içtüzüğümüzün 104 ve 105. maddeleri
uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.
1- Suat Kılıç (Samsun)
2- Cahit Bağcı (Çorum)
3- Ahmet Gökhan Sarıçam (Kırklareli)
4- Fahrettin Poyraz (Bilecik)
5- Mehmet Müezzinoğlu (İstanbul)
6- Ayhan Sefer Üstün (Sakarya)
7- Mithat Ekici (Denizli)
8- Selma Aliye Kavaf (Denizli)
9- Agah Kafkas (Çorum)
10- Murat Yıldırım (Çorum)
11- Ahmet Koca (Afyonkarahisar)
12- Fatma Salman Kotan (Ağrı)
13- Hasan Ali Çelik (Sakarya)
14- Hamza Yerlikaya (Sivas)
15- Abdülkadir Aksu (İstanbul)
16- Ayşe Türkmenoglu (Konya)
17- Alev Dedegil (İstanbul)
18- Mustafa Ataş (İstanbul)
19- Ali Öztürk (Konya)
20- Rüstem Zeydan (Hakkâri)
21- İsmail Bilen (Manisa)
22- Hüsnü Ordu (Kütahya)
23- Polat Türkmen (Zonguldak)
24- Mehmet Daniş (Çanakkale)
25- Zekeriya Aslan (Afyonkarahisar)
26- Ali Küçükaydın (Adana) Genel Gerekçe: İnsanlar iletişim için dili
bulmuşlardır. Dil, insanın bireysel ve toplumsal olarak
gelişmesinde büyük önem taşımaktadır. Yeryüzünde varolan
altı bin kadar dilden her 14 günde bir biri
kaybolmaktadır. Dilimiz Türkçe, asırlardır varlığını
sürdürmekte olan saygın bir dildir. Milli birliğimiz ve bütünlüğümüzün
temel taşı olan dilimiz, milli kültürümüzün de en önemli
unsurudur. Milli kültürümüzü gelecek nesillere dilimiz
vasıtasıyla anlatır, milli mirasımızı dilimiz
aracılığıyla bırakırız. Eğer dilimizi geliştirip
zenginleştiremezsek ve yabancı dillere karşı
koruyamazsak milli kültürümüz yok olma tehdidi altına
girer. Günümüzde maalesef dilimiz iyi
konuşulup yazılamamaktadır. Dilimiz bozulmaktadır. Bugün
toplumumuzda, özellikle günlük konuşmalarda cümle
bozukluklarına ve yabancı kelimelere sık sık
rastlanmaktadır. En önemli eğitim hedefimiz olmasına
rağmen okullarımızda, dilimizin doğru yazılması ve
konuşulması öğretilememektedir. Konuşma dili ile yazı dili arasında,
zamanla fark doğabilmektedir. Bunun neticesinde halk ve
aydınların birbirini anlayamaması, aydınların halktan
kopması gerçekleşebilmektedir. Nitekim Osmanlılarda bu
durum gerçekleşmiş, konuşma dili ile yazı dili arasında
büyük farklılıklar doğmuştur. Bu durumu ortadan
kaldırmak amacıyla çeşitli çalışmalar yapılmış ve
Atatürk'ün Türkçe'yi yabancı dillerin tesirinden
kurtarmak; çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırmak,
konuşma dili ile yazı dilini birleştirmek amacıyla
başlattığı mücadele onun sağlığında büyük ölçüde
hedefine ulaşmıştır. Ancak, dilimize gereken özeni
gösterememiş durumdayız. Bu nedenle dilimiz bir tehdit
altına girmiştir. Dilimiz bir yabancı kelime istilasına
uğramaktadır. Yabancı kelimelerin günlük yaşantımızda
sıkça kullanılmaya başlanılması, en önemli milli
değerlerimizden biri olan dilimize büyük zarar
vermektedir. İşin acı tarafı, günlük hayatımızda
kullandığımız bu yabancı kelimelerin hepsinin bir Türkçe
karşılığının olmasıdır. Bugün günlük konuşmalarımızda "başlamak" yerine "start", "uyum" yerine "adapte",
"eğilim" yerine "trend", "çaba" yerine "efor" gibi pek
çok kelimenin Türkçe karşılığı olmasına rağmen, yabancı
karşılığını kullanmaktayız. Artık bir sözü onaylarken
"evet" yerine "yes" i, vedalaşırken "bye bye" ları
kullanmaya başladık. Günümüzde bir başka üzüntü verici dil
kullanım sorunu da ticari hayatımızda görülmektedir.
Dilimizin yozlaşması ve yabancılaşması bu alanda da
kendini göstermektedir. Üretilen mallarda ve ürünlerde,
ticaret unvanlarında, markalarda, mağaza isimlerinde
artık sık sık yabancı kavramları görmekteyiz.
Yine kavramlar ve terimler üzerindeki
anlayış birliğinin sağlanamamış olması dilimizle ilgili
başka bir sorundur. Anlayış birliğinin sağlanamaması
milli birliğimize zarar verecek boyutta kamplaşma ve
krizlere neden olabilmektedir. Türk dili, şerefli, saygın, zengin ve
güzel bir dildir. Milli kültürümüzü, gelecek nesillere
aktarma aracımızdır. Bu nedenle dilimizi korumalı,
zenginleşmesini sağlamalı ve yeni nesillere
öğretmeliyiz. Bugün dilimizle ilgili bütün sorunlar,
onun iyi öğretilememesi ve insanlarımızın yeteri kadar
bilinçlendirilememesinden kaynaklanmaktadır.
İnsanlarımız, özellikle gençlerimiz kelimeleri ve
kavramları yerinde kullanamamaktadır. Sanat eserlerimiz
dahi gittikçe dilimizden uzaklaşmaktadır. Yeni yetişen
nesillerin, dilinin sanat eserlerini anlamasını
sağlamalıyız. Bütün bu nedenlerden ötürü, dilimizde
özellikle son yıllarda artan ve hala devam eden yozlaşma
ve yabancılaşmanın nedenlerinin araştırılarak
toplumumuz, özellikle milli birlik ve beraberliğimiz
üzerindeki etkilerinin tespit edilmesi ve alınması
gerekli tedbirlerin alınması amacıyla, Meclis
Araştırması açılmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz.
|