İstanbul Milletvekili Çetin
Soysal ve 19 Milletvekilinin, Tuzla Tersaneler Bölgesinde
yaşanan iş kazalarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105
inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi. (10/121)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
2007 yılından 2008 yılının başına kadar Tuzla Tersaneler
Bölgesi'nde toplam 13 tersane işçisi, işyerlerinde ölümlü iş
kazası nedeniyle hayatını kaybetmiştir.
Tuzla Tersaneleri, gemi yapım ve onarım siparişleriyle
Türkiye'yi dünya beşinciliğine taşımıştır. Gemi İnşa Sanayiciler
Birliği verilerine göre Türkiye genelinde 44 tersane
bulunmaktadır. Tuzla Bölgesi'ndeki tersanelerde 24.200 civarında
işçi çalışmaktadır. Yıllık 2.5 milyar dolarlık döviz girdisi
sağlayan bir sektördür. Ancak bu kadar büyük bir sektör olmasına
karşın sendikalı işçiler toplam çalışanların ancak %10'nu
oluşturmaktadır.
Sektörde çalışanların büyük bir bölümü taşeron firmaya bağlı
olarak çalışan işçilerdir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı'nın verilerine göre tersanelerde çalışan 16.173 bin
işçiden, 12.427 bini taşerona bağlı olarak çalışmaktadır.
Taşeron firmalara bağlı olarak çalışan işçiler, temel hak ve
özgürlükleri, sosyal hakları ve özlük hakları gözetilmeksizin
adeta köle gibi çalıştırılmaktadır.
Tersane işçileri sendikal hak ve özgürlüklerden yoksundur.
Sektörde çalışan işçilerin çok küçük bir azınlığı sendikalıdır.
Yaklaşık 1.000 civarında taşeron firmanın bulunduğu sektörde,
sendikalarda örgütlenmek neredeyse olanaksız hâle getirilmiştir.
Çünkü taşeronluk başta sigorta ve sendika olmak üzere
çalışanların her türlü haktan yoksun bırakılmasının yolunu
açmaktadır. Küçük tedbirsizliklerden doğan ciddi yaralanma ve
ölümler, sendikasızlaşmayla birleşince işçilerin mağduriyetleri
en üst seviyeye çıkmaktadır.
Tersanecilik sektöründeki talebin artmasıyla birlikte işveren
firmanın, maliyeti düşürüp, kârını arttırma çabası, yanlış
yapılanan taşeron sistemini yaratmıştır. Oluşan yeni sistemde
bütün yük köle gibi çalıştırılan işçilerin sırtına
bindirilmiştir. Taşeron firmalar iş güvenliği ve sosyal hakları
sağlamak bir yana, işçileri en temel insan haklarından bile
mahrum bırakmıştır. Tuzla'da ölen işçilerin çoğunun taşeron
işçisi olması da bunun en somut göstergesidir.
Yasaya göre, işverenler işyerlerinde sağlıklı ve güvenli çalışma
ortamının tesis edilmesi için gerekli önlemleri almakla
yükümlüdür. Devlet işverenlerin bu yükümlülüklerini yerine
getirip getirmediğini denetlemelidir. Ancak Çalışma
Bakanlığı'nın, Tuzla'daki teftişleri haberli yapılmaktadır.
Ayrıca denetimlerin kapsamları dar tutulmakta ve işyerlerine
uyguladıkları yaptırımlar da yetersiz kalmaktadır. Tuzla
Tersaneler Bölgesi'nde yaşanan ölümleri engelleyerek, işçi
sağlık ve güvenliğinin sağlanması için kısa ve uzun vadeli
müdahalelerle çözüm sağlanmalıdır:
Öncelikle temel hak ve hürriyetler çerçevesinde, sağlık ve
çalışma şartları düzeltilmelidir. Anayasa'nın 51. maddesi ile
tanınan sendika kurma ve üye olma hakkı fiili durumla ortadan
kaldırılmamalıdır.
Tuzla Tersaneler Bölgesi'ndeki yaşanan ölümleri durdurmak için
mevzuattaki İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğine ilişkin maddelerin
eksiksiz uygulanması gerekmektedir. İşverenin bu maddeleri
uygulamaması halinde sonuç sağlamaya yönelik ağırlıkta
yaptırımlar uygulanmalıdır.
Tuzla'da uygulanmayan, "Sağlık Kuralları Bakımından Günde Ancak
Yedibuçuk Saat veya Daha Az Çalışması Gereken İşler Hakkında
Yönetmeliğin" 7. maddesinin Tuzla Tersaneler Bölgesi'nde de
uygulanması gerekmektedir.
Tuzla Tersaneler Bölgesinde yapılan üretimin ağır ve tehlikeli
bir işkolu olması, işçi sayısının fazlalığı göz önüne alınarak
bu bölgede tam teçhizatlı bir Kamu Hastanesi kurulması
gerekmektedir.
Asıl iş olan gemi yapımının bölünerek, İş Yasası'na aykırı
şekilde asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulması takibe
alınmalı ve hukuk dışı durumlar önlenmelidir.
İş
Yasası'nda belirtilen sosyal hakların sağlanıp sağlanmadığı
habersiz ve ayrıntı olarak yapılacak teftişlerle kontrol
edilmelidir.
Tuzla Tersaneler Bölgesinde. yaşanan işçi ölümlerinin nedenleri
ve bu ölümlerin önlenmesi için alınacak tedbirlerin tespiti
amacıyla, Anayasa'nın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri gereğince meclis araştırması
açılmasını arz ve teklif ederiz.
1)
Çetin Soysal (İstanbul)
2)
Turgut Dibek (Kırklareli)
3)
Şevket Köse (Adıyaman)
4)
Necla Arat (İstanbul)
5)
Tekin Bingöl (Ankara)
6)
Fatma Nur Serter (İstanbul)
7)
Osman Kaptan (Antalya)
8)
Ali Rıza Öztürk (Mersin)
9)
Rahmi Güner (Ordu)
10) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)
11) Şahin Mengü (Manisa)
12) Halil Ünlütepe (Afyonkarahisar)
13) Ali İhsan Köktürk (Zonguldak)
14) Sacid Yıldız (İstanbul)
15) Vahap Seçer (Mersin)
16) Ahmet Ersin (İzmir)
17) Hulusi Güvel (Adana)
18) Atilla Kart (Konya)
19) Ali Rıza Ertemür (Denizli)
20) Mevlüt Coşkuner (Isparta
Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 22
Milletvekilinin, tersanelerdeki iş kazalarının araştırılarak iş
güvenliğinin sağlanması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi
için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca
bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi.
(10/129)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Gerekçesini ekte arz ettiğimiz, tersane sektöründe büyüme ve
başarı, ülke ekonomisinin gerekleri ile çalışanların hakları
dikkate alınarak; tersanelerde yaşanan işçi ölümlerinin ve iş
kazalarının nedenlerini; işçilerin çalışma koşullarının yasalara
uygun olup olmadığı, yasal haklarının verilip verilmediği; iş
güvenliği tedbirlerinin eksiksiz alınıp alınmadığının; taşeron
firmalara iş devirlerinin iş gereklerine uygun olup olmadığı
hususlarının araştırılması, alınacak önlemlerin ve çözüm
önerilerinin, mevzuatta yapılacak değişikliklerin tespiti
amacıyla Anayasanın 98 ve İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri
gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.
13/02/2008
1)
Gürcan Dağdaş (Kars)
2)
Oktay Vural (İzmir)
3)
Emin Haluk Ayhan (Denizli)
4)
Ahmet Duran Bulut (Balıkesir)
5)
Kamil Erdal Sipahi (İzmir)
6)
Şenol Bal (İzmir)
7)
Beytullah Asil (Eskişehir)
8)
Bekir Aksoy (Ankara)
9)
Ahmet Bukan (Çankırı)
10) Ahmet Kenan Tanrıkulu (İzmir)
11) Osman Ertuğrul (Aksaray)
12) Mustafa Enöz (Manisa)
13) Mithat Melen (İstanbul)
14) Muharrem Varlı (Adana)
15) Rıdvan Yalçın (Ordu)
16) Mustafa Cihan Paçacı (Ankara)
17) Recai Yıldırım (Adana)
18) Hamza Hamit Homriş (Bursa)
19) Ali Uzunırmak (Aydın)
20) Cemaleddin Uslu (Edirne)
21) Yıldırım Tuğrul Türkeş (Ankara)
22) Ertuğrul Kumcuoğlu (Aydın)
23) Abdülkadir Akcan (Afyonkarahisar)
Gerekçe:
Endüstrinin emek yoğun dalı olan ve diğer sanayi kollarını bir
lokomotif gibi sürükleyerek gelişmelerine önemli katkıda bulunan
gemi inşa sanayi, hem ekonomiye katkısı hem de istihdam
potansiyeli oluşturması nedeniyle ülkemiz açısından önemi
yadsınamaz.
Tersanelerimizde yaşanan ölümle sonuçlanan kazalar, medyada
çıkan olumsuz çalışma koşulları ve kamuoyuna yansıyan
tartışmalar, Türkiye Büyük Millet Meclisinin tersaneler konusuna
el atma zorunluluğunu doğurmuştur.
Ülkemizin gemi imalatında, dünyada tonaj açısından 6'ncı sırada,
gemi adedi olarak da 4'üncü sırada olduğu resmi makamlarca
açıklanmaktadır. Bu rakamlar, sektörün önemini bir kez daha
göstermeye yetmektedir.
Tersanelerde yürütülen işler ağır ve tehlikelidir. "Tehlikeli
İşkolları Yönetmeliği" kapsamında özel değerlendirmeye ihtiyaç
duymaktadır. İşçiler ekmek parası için olumsuz koşullarda
barınmak, insanca olmayan şartlarda yaşamak ve çalışmak zorunda
kalmaktadır.
Tersanelerde yaşanan kazalarda son 7 ayda 14, 20 yılda ise 76
işçinin ölmesi bu iş yerlerindeki çalışma şartlarının iş
güvenliği önlemlerinin yeterliliğini tartışılır hâle
getirmektedir. Ölümlere "işin doğası gereği" şeklinde
yaklaşılması kabul edilemez. Sadece 2006 yılında tersanelerde
18.500 iş kazasının yaşandığı da istatistiklere geçmiştir.
Ölümle sonuçlanan kazalar incelendiğinde, büyük çoğunluğunun
elektrik çarpması ve düşme sonucu gerçekleştiği görülmektedir.
Bazı ölümlerin de patlama neticesinde olduğu bilinmektedir. Ölüm
nedenleri, olağanüstü durumlar olmayıp önlenebilir nedenlerdir.
Bakanlık yetkililerince, ölümle sonuçlanan olayların incelendiği
yönünde açıklamalar yapılmakla birlikte kamuoyunu ve sektörün
taraflarını rahatlatacak önlemlerin alınmadığı görülmektedir.
Tersanelerde taşeron firmalara asıl işler değil uzmanlık
gerektiren geçici işler verilmelidir. Bu firmaların da belli bir
deneyime ve uzmanlığa sahip olması gerekir.
Sektörde tarafların yaşananlarla ilgili karşılıklı olarak
birbirlerini itham etmeleri ve Bakanlıkların olayı izlemek,
demeç vermek, basit teftişler yapmak suretiyle takibi sorunların
çözümünün ertelenmesinin ötesinde çalışma barışını tehlikeye
atmaktadır. Gerekli önlemlerin alınması ve sorunlara çözüm
getirilmesi, başarı kazanan tersanelerimizin başarısını daha da
artıracaktır.
Bu
nedenlerle, gemi inşa sanayisinin büyümesi ve başarısı, inşa,
bakım-onarım ve tadilat faaliyetlerinin kurumsal bir yapıda,
ulusal ve uluslararası mevzuata uygun olarak yürütülmesi, ülke
ekonomisinin gerekleri ile çalışanların hakları dikkate
alınarak; tersanelerde yaşanan işçi ölümlerinin ve iş
kazalarının nedenlerini; işçilerin çalışma koşullarının yasalara
uygun olup olmadığı, yasal haklarının verilip verilmediği; iş
güvenliği tedbirlerinin eksiksiz alınıp alınmadığının; taşeron
firmalara iş devirlerinin iş gereklerine uygun olup olmadığı
hususlarının araştırılması, alınacak önlemlerin ve çözüm
önerilerinin, mevzuatta yapılacak değişikliklerin tespiti
amacıyla Anayasanın 98'inci, İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri
gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.
İstanbul Milletvekili Hasan Kemal Yardımcı ve
23 Milletvekilinin, başta gemi inşa sanayi olmak üzere
denizcilik sektöründe yaşanan sorunların araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci,
İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi.
(10/132)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Denizcilik sektörü Türkiye ve tüm dünya ülkeleri için büyük önem
taşımaktadır. Bugün dünya ticaretinin yüzde 80'i deniz yoluyla
yapılmaktadır.
Dünya denizciliğinde yaşanan canlanmaya paralel olarak ülkemizde
de gemi inşa sanayinde çok büyük gelişmeler sağlanmıştır. Dünya
gemi inşa sipariş defteri son üç yılda yüzde 89 büyürken, Türk
tersanelerinde yüzde 360 büyüme sağlanmıştır.
Hopa'dan İskenderun'a kadar belirlenen bölgelerde yeni tersane
inşaatları da hızlı bir şekilde devam etmektedir.
2002 yılında 37 tersane faaliyet gösterirken bu sayı Ekim 2007
tarihi itibari ile 77'ye yükselmiştir. Yine tersanelerimizde
2002 yılında 14.000 kişi istihdam edilirken, 2007 yılında bu
rakam yaklaşık 33.000 kişiye yükselmiştir. Yan sanayi ile
birlikte istihdam rakamı 100.000 kişi civarına yükselmiştir.
Sektör bu oranda büyürken, kalifiye eğitilmiş insan gücü
ihtiyacı da her geçen gün artmaktadır. Denizcilikte aşırı
büyümelerden yaşanan problemleri çözmek istiyorsak, daha fazla
kaza yaşamak istemiyorsak, bunun çözümü "denizcilik eğitimi"dir.
Denizcilik eğitimi, sadece ülkemizin değil, dünya denizcilik
sektörünün de önemli sorunudur.
Yakın gelecekte Türk ekonomisinin can simidi olacak denizcilik
sektörünün geliştirilmesini, sorunlarından arındırılmasını
önemsiyoruz.
Gerçekleşen tüm olumlu gelişmelere karşın tersanelerimizde son
yedi ayda yaşanan ve camia-mızı son derece üzen 15 tersane
işçimiz işyerlerinde meydana gelen iş kazaları neticesinde
hayatlarını kaybetmiştir.
Bu
durumun tersanelerde bazı işlerin taşeron firmalara
yaptırılmasından, taşeron firmaların ye-terince eğitilmemiş
kişileri istihdam etmesinden, genel olarak iş güvenliği
önlemlerinin alınmaması ve bu konudaki yükümlülüklerin yerine
getirilmemesinden kaynaklandığı düşünülebilir.
İşverenin işçi sağlığı, iş güvenliği kurallarına, Ağır ve
Tehlikeli İşler Yönetmeliği'ne uyulup uyulmadığının tespit
edilmesi hâlinde gerekli yaptırımların uygulanıp
uygulanmadığının araştırılması gerekmektedir.
Yaşanan bu elim olayların, gelişen Türk gemi inşa sanayi ve
denizcilik sektörünün sorunlarının araştırılması, istihdam,
eğitim, kapasite, işçi sağlığı ve iş güvenliği, can ve mal
güvenliği konula-rında alınacak tedbirlerin tespiti amacı ile
Anayasa'nın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü-nün
104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını
arz ve teklif ederiz.
1)
Hasan Kemal Yardımcı (İstanbul)
2)
Mehmet Zafer Üskül (Mersin)
3)
Mehmet Domaç (İstanbul)
4)
Bekir Bozdağ (Yozgat)
5)
Fuat Bol (İstanbul)
6)
Mehmet Beyazıt Denizolgun (İstanbul)
7)
Cafer Tatlıbal (Kahramanmaraş)
8)
Özlem Piltanoğlu Türköne (İstanbul)
9)
Abdullah Çetinkaya (Konya)
10) İbrahim Yiğit (İstanbul)
11) Osman Gazi Yağmurdereli (İstanbul)
12) Hasan Angı (Konya)
13) Egemen Bağış (İstanbul)
14) Zeyid Aslan (Tokat)
15) Necat Birinci (İstanbul)
16) Ömer Dinçer (İstanbul)
17) Güldal Akşit (İstanbul)
18) Edibe Sözen (İstanbul)
19) Recep Koral (İstanbul)
20) Veysi Kaynak (Kahramanmaraş)
21) Soner Aksoy (Kütahya)
22) Mehmet Sekmen (İstanbul)
23) Hasan Ali Çelik (Sakarya)
24) Mustafa Kabakcı (Konya)
25) Halide İncekara (İstanbul)
26) Mustafa Ataş (İstanbul)
27) Yusuf Coşkun (Bingöl)
İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve 19
Milletvekilinin, gemi inşa sektöründeki işçi güvenliği ve
çalışma koşullarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105
inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi. (10/134)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
"Tuzla Tersanelerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği" konusunun
Anayasamızın 98. İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri doğrultusunda
araştırılması için TBMM bünyesinde bir Araştırma Komisyonu
kurulmasını arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
1)
Sebahat Tuncel (İstanbul)
2)
Ahmet Türk (Mardin)
3)
Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)
4)
Fatma Kurtulan (Van)
5)
Emine Ayna (Mardin)
6)
Ayla Akat Ata (Batman)
7)
Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)
8)
Bengi Yıldız (Batman)
9)
Sırrı Sakık (Muş)
10) M. Nuri Yaman (Muş)
11) Özdal Üçer (Van)
12) Aysel Tuğluk (Diyarbakır)
13) Pervin Buldan (Iğdır)
14) Gültan Kışanak (Diyarbakır)
15) Akın Birdal (Diyarbakır)
16) İbrahim Binici (Şanlıurfa)
17) Hasip Kaplan (Şırnak)
18) Sevahir Bayındır (Şırnak)
19) Şerafettin Halis (Tunceli)
20) Osman Özçelik (Siirt)
Gerekçe:
Son dört yıllık süre zarfında dünya gemi inşaatı ve ihracatı
sıralamasında Türkiye 23. sıradan 8. sıraya yükselmiş, dünya
genelinde gemi inşaatı sektörü % 89 luk bir büyüme kaydederken
Türkiye'de sektör hacminde % 360'lık bir artış meydana
gelmiştir. Yine Türkiye'deki sektöre ilişkin verilere
bakıldığında 2003'te 37 olan tersane sayısının 2007'de 76'ya
çıktığı belirtilmektedir. Devam eden yeni projelerle birlikte bu
rakamın 2009'da 138'e yükselmesi beklenmektedir.
Oysa Gemi İşverenleri Birliği (GİSBİR) tarafından da açıkça
ifade edildiği üzere Türkiye'nin gurur tablosu olarak sunulan
gemi inşa sektöründe son yıllarda yaşanan patlama temel olarak
dış girdiye bağlıdır ve bu nedenle de rekabet gücünü ucuz
işgücünden almaktadır. Bilindiği üzere tersanelerde armatörlerin
yurt dışına pazarlamak üzere sipariş verdiği, ya da doğrudan
Avrupa' dan sipariş verilen ve çoğunluğunu küçük petrol ürünü
tankerlerinin oluşturduğu özel sipariş gemiler bir teslim tarihi
sözü verilerek üretilmektedir. Tuzla Havzasında üretimin
bölünmüş yapısı nedeniyle tersanecilik yılda bir-iki gemi üreten
küçük işletmelerin elinde bir inşaat sektörü faaliyeti haline
gelmiş durumdadır.
Ulaştırma Bakanlığı'nın verilerine göre 28 bin, GİSBİR'in
verilerine göre 24 bin civarında kayıtlı ve kayıtsız işçinin
çalıştığı Tuzla tersanelerinde 2008 yılında bir ayda 4 işçi, son
sekiz ayda ise 16 işçi iş kazası sonucu yaşamını kaybetmiştir.
2006 yılının Kasım ve Aralık aylarında Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından Tuzla
Özel Tersaneler Bölgesi'nde bulunan 16 bin 173 işçinin çalıştığı
51 iş yerinde yapılan denetimler sonucunda ortaya çıkan
rapordaki verilere göre 2006 yılında tersanelerde gerçekleşen
276 iş kazasında 12 işçi yaşamını yitirirken, 258 işçi
yaralanmış, 6 işçi ise sakat kalmıştır. İşçilerin basına da
yansıyan ifadelerine göre denize düşen bir işçi aranırken altı
ay önce aynı yerden düşüp ölen bir başka işçinin cesedi
çıkarılmış, eskimiş ve bir türlü değiştirilmeyen elektrik
kabloları nedeniyle ve ateşi geri tepen tüp başlıkları
alınmadığı için oksijen ya da LPG tüplerinin patlaması sonucu
ölümlü kazalar meydana gelmiş, işçiler uygunsuz hava
koşullarında çalışmaya zorlanmıştır. Tersanelerdeki çalışma
koşullarının durumu bizlere ne yazık ki 18. yüzyıl
İngiltere'sinin ilkel sermaye birikimi dönemini anımsatmaktadır.
Tersanelerdeki ölümlü iş kazalarının yanında etkisi uzun vadede
ortaya çıkacak bir uygulama da tüm dünyada terk edilmiş bulunan
yöntemlerle raspalamaya, yani kumlu kimyasal bileşikler
püskürtülerek boya öncesi bir tür zımparalama yapılmaya devam
edilmesidir. Bu işlem sırasında maske kullanılsa bile
bakır-silisyum taneciklerinin solunum yollarına bulaşması, boya
işçilerinin er ya da geç kansere yakalanması kaçınılmaz
görünmektedir.
Oysa tersaneciliği bir ağır sanayi faaliyeti ciddiyetiyle ele
alan Güney Kore, Japonya ve Çin'de bulunan dünyanın en büyük on
tersanesinin her birinde tek bir gemi için çok kısa süreliğine
gereken bir ustalık alanında bile taşeron değil, kadrolu işçi
çalıştırılmaktadır. Yani taşeronlarla değil de sürekli kadrolu
işçilerle gerekli güvenlik önlemleri sağlanarak yapılabilecek
bir üretimin yılda en az 8-10 gemi indirebilecek doklardan
oluşan büyük tesislerde yapılabileceği bilinmektedir.
Tüm bu nedenlerle,
Tersanelerde yaşanan iş kazalarının araştırılıp sorumluların
belirlenebilmesi,
İş
güvenliği düzenlemelerinde işverenler tarafından bireysel olduğu
kadar toplu koruma önlemlerinin alınıp alınmadığının
anlaşılması,
Ağır ve tehlikeli iş kapsamında bulunan gemi inşa sektörünün bu
kapsamda belirtilen yönetmeliğinin hayata geçirilebilmesi,
Tersaneciliğin taşeronlaşma yerine ağır sanayi faaliyeti
çerçevesinde yürütülebilmesi için yapılması gerekenlerin
belirlenebilmesi amacıyla Meclisimiz bünyesinde bir Araştırma
Komisyonu kurulması önerisinde bulunuyoruz.