CEZA MUHAKEMESİ KANUNU
|
Kanun No. 5271
|
|
Kabul Tarihi : 4.12.2004 |
BİRİNCİ
KİTAP
BİRİNCİ
KISIM
BİRİNCİ BÖLÜM
Kapsam ve Tanımlar
Kanunun kapsamı
MADDE 1. - (1) Bu Kanun, ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki
kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini
düzenler.
Tanımlar
MADDE 2. - (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine
kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
c) Müdafi: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan
avukatı,
d) Vekil: Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza
muhakemesinde temsil eden avukatı,
e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin
öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi,
f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine
kadar geçen evreyi,
g) İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı
tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
h) Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma
veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
i) Malen sorumlu: Yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun
kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından
etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiyi,
j) Suçüstü:
1. İşlenmekte olan suçu,
2. Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk,
suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin
işlediği suçu,
3. Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan
kimsenin işlediği suçu,
k) Toplu suç: Aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla
kişi tarafından işlenen suçu,
l) Disiplin hapsi: Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına
alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen,
önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri
uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi,
İfade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Görev
Görev
MADDE 3. - (1) Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.
Re'sen görev kararı ve görevde
uyuşmazlık
MADDE 4. - (1) Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma
evresinin her aşamasında re'sen karar verebilir. 6 ncı madde hükmü saklıdır.
(2) Görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli
mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler.
Görevsizlik kararı verilmesi
gereken hâl ve sonucu
MADDE 5. - (1) İddianamenin kabulünden sonra; işin, davayı gören mahkemenin
görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi
görevli mahkemeye gönderir.
(2) Adlî yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
Görevsizlik kararı verilemeyecek
hâl
MADDE 6. - (1) İddianamenin kabulünden sonra, yargılamanın alt dereceli bir
mahkemeye ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilemez.
Görevli olmayan hâkim veya
mahkemenin işlemleri
MADDE 7. - (1) Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hâkim veya
mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Bağlantılı Davalar
Bağlantı kavramı
MADDE 8. - (1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne
sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır.
(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme,
gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır.
Davaların birleştirilerek
açılması
MADDE 9. - (1) Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine
giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede
dava açılabilir.
Görülmekte olan davaların
birleştirilmesi ve ayrılması
MADDE 10. - (1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının
birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.
(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu
yargılama usulü uygulanır.
(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam
olunur.
Geniş bağlantı sebebiyle
birleştirme
MADDE 11. - (1) Mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı
görürse, bu bağlantı 8 inci maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak
ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebilir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Yetki
Yetkili mahkeme
MADDE 12. - (1) Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.
(2) Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer
mahkemesi yetkilidir.
(3) Suç, ülkede yayımlanan bir basılı eserle işlenmişse yetki, eserin
yayım merkezi olan yer mahkemesine aittir. Ancak, aynı eserin birden çok yerde
basılması durumunda suç, eserin yayım merkezi dışındaki baskısında meydana
gelmişse, bu suç için eserin basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.
(4) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçunda
eser, mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer
mahkemesi de yetkilidir. Mağdur, suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya
hükümlü bulunuyorsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.
(5) Görsel veya işitsel yayınlarda da bu maddenin üçüncü fıkrası hükmü
uygulanır. Görsel ve işitsel yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde
işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de yetkilidir.
Özel yetki
MADDE 13. - (1) Suçun işlendiği yer belli değilse, şüpheli veya sanığın
yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
(2) Şüpheli veya sanığın Türkiye'de yerleşim yeri yoksa Türkiye'de en
son adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
(3) Mahkemenin bu suretle de belirlenmesi olanağı yoksa, ilk usul
işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.
Yabancı ülkede işlenen suçlarda
yetki
MADDE 14. - (1) Yabancı ülkede işlenen ve kanun hükümleri uyarınca Türkiye'de
soruşturulması ve kovuşturulması gereken suçlarda yetki, 13 üncü maddenin
birinci ve ikinci fıkralarına göre belirlenir.
(2) Bununla birlikte Cumhuriyet savcısının, şüphelinin veya sanığın
istemi üzerine Yargıtay, suçun işlendiği yere daha yakın olan yer mahkemesine
yetki verebilir.
(3) Bu gibi suçlarda şüpheli veya sanık Türkiye'de yakalanmamış,
yerleşmemiş veya adresi yoksa; yetkili mahkeme, Adalet Bakanının istemi ve
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu üzerine Yargıtay tarafından
belirlenir
(4) Yabancı ülkelerde bulunup da
diplomatik bağışıklıktan yararlanan Türk kamu görevlilerinin işledikleri
suçlardan dolayı yetkili mahkeme Ankara mahkemesidir.
Deniz, hava ve demiryolu
taşıtlarında veya bu taşıtlarla işlenen suçlarda yetki
MADDE 15. - (1) Suç, Türk bayrağını taşıma yetkisine sahip olan bir gemide veya
böyle bir taşıt Türkiye dışında iken işlenmişse, geminin ilk uğradığı Türk
limanında veya bağlama limanında bulunan mahkeme yetkilidir.
(2) Türk bayrağını taşıma hakkına sahip olan hava taşıtları ile
demiryolu taşıtları hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.
(3) Ülke içerisinde deniz, hava veya demiryolu taşıtlarında ya da bu
taşıtlarla işlenen suçlarda, bunların ilk ulaştığı yer mahkemesi de yetkilidir.
(4) Çevreyi kirletme suçu, yabancı bayrağı taşıyan bir gemi tarafından
Türk kara suları dışında işlendiği takdirde, suçun işlendiği yere en yakın veya
geminin Türkiye'de ilk uğradığı limanın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
MADDE 16. - (1) Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi
içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi
birisinde birleştirilerek görülebilir.
(2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına
başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla,
mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı
bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir.
(3) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak
yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi
mahkemede birleştirileceğine karar verir.
(4) Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle olur.
Yetkide olumlu veya olumsuz
uyuşmazlık
MADDE 17. - (1) Birkaç hâkim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki
uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hâkim veya mahkemeyi
belirler.
Yetkisizlik iddiası
MADDE 18.- (1) Sanık, yetkisizlik iddiasını, ilk derece mahkemelerinde duruşmada
sorgusundan, bölge adliye mahkemelerinde incelemenin başlamasından ve duruşmalı
işlerde inceleme raporunun okunmasından önce bildirir.
(2) Yetkisizlik iddiasına ilişkin karar, ilk derece mahkemelerinde sanığın
sorgusundan önce, bölge adliye mahkemelerinde duruşmasız işlerde incelemenin
hemen başlangıcında, duruşmalı işlerde inceleme raporu okunmadan önce verilir.
Bu aşamalardan sonra yetkisizlik iddiasında bulunulamayacağı gibi mahkemeler de
bu hususta re'sen karar veremez.
(3) Yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
Davanın nakli
MADDE 19. - (1) Yetkili hâkim veya mahkeme, hukukî veya fiilî sebeplerle görevini
yerine getiremeyecek hâlde bulunursa; yüksek görevli mahkeme, davanın başka
yerde bulunan aynı derecede bir mahkemeye nakline karar verir.
(2) Kovuşturmanın görevli ve yetkili olan mahkemenin bulunduğu yerde
yapılması kamu güvenliği için tehlikeli olursa, davanın naklini Adalet Bakanı
Yargıtaydan ister.
Yetkili olmayan hâkim veya mahkemenin
işlemleri
MADDE 20. - (1) Yetkili olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler, sadece
yetkisizlik nedeniyle hükümsüz sayılmaz.
Gecikmesinde sakınca bulunan
hâllerde yapılan işlemler
MADDE 21. - (1) Bir hâkim veya mahkeme, yetkili olmasa bile, gecikmesinde sakınca
bulunan hâllerde, yargı çevresi içerisinde gerekli işlemleri yapar.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Hâkimin Davaya Bakamaması ve Reddi
Hâkimin davaya bakamayacağı
hâller
MADDE 22. - (1) Hâkim;
a) Suçtan kendisi zarar görmüşse,
b) Sonradan kalksa bile şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında
evlilik, vesayet veya kayyımlık ilişkisi bulunmuşsa,
c) Şüpheli, sanık veya mağdurun kan veya kayın hısımlığından üstsoy veya
altsoyundan biri ise,
d) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlât edinme bağlantısı varsa,
e) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında üçüncü derece dahil kan
hısımlığı varsa,
f) Evlilik sona ermiş olsa bile, şüpheli, sanık veya mağdur ile
aralarında ikinci derece dahil kayın hısımlığı varsa,
g) Aynı davada Cumhuriyet savcılığı, adlî kolluk görevi, şüpheli veya
sanık müdafiliği veya mağdur vekilliği yapmışsa,
h) Aynı davada tanık veya bilirkişi sıfatıyla dinlenmişse,
Hâkimlik görevini yapamaz.
Yargılamaya katılamayacak hâkim
MADDE 23. - (1) Bir karar veya hükme katılan hâkim, yüksek görevli mahkemece bu
hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme katılamaz.
(2) Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hâkim,
kovuşturma evresinde görev yapamaz.
(3) Yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan
hâkim, aynı işte görev alamaz.
Hâkimin reddi sebepleri ve ret
isteminde bulunabilecekler
MADDE 24. - (1) Hâkimin davaya bakamayacağı hâllerde reddi istenebileceği gibi,
tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer sebeplerden dolayı da reddi istenebilir.
(2) Cumhuriyet savcısı; şüpheli, sanık veya bunların müdafii; katılan
veya vekili, hâkimin reddi isteminde bulunabilirler.
(3) Bunlardan herhangi biri istediği takdirde, karar veya hükme
katılacak hâkimlerin isimleri kendisine bildirilir.
Tarafsızlığını şüpheye düşürecek
sebeplerden dolayı hâkimin reddi isteminin süresi
MADDE 25. - (1) Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı bir hâkimin
reddi, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusu başlayıncaya; duruşmalı
işlerde bölge adliye mahkemelerinde inceleme raporu ve Yargıtayda
görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından yazılmış olan rapor üyelere
açıklanıncaya kadar istenebilir. Diğer hâllerde, inceleme başlayıncaya kadar
hâkimin reddi istenebilir.
(2) Sonradan ortaya çıkan veya öğrenilen sebeplerle duruşma veya
inceleme bitinceye kadar da hâkimin reddi istenebilir. Ancak bu istemin, ret
sebebinin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde yapılması şarttır.
Ret isteminin usulü
MADDE 26. - (1) Hâkimin reddi, mensup olduğu mahkemeye verilecek dilekçeyle veya
bu hususta zabıt kâtibine bir tutanak
düzenlenmesi için başvurulması suretiyle yapılır.
(2) Ret isteminde bulunan, öğrendiği ret sebeplerinin tümünü bir defada
açıklamak ve süresi içinde olguları ile birlikte ortaya koymakla yükümlüdür.
(3) Reddi istenen hâkim, ret sebepleri hakkındaki görüşlerini yazılı
olarak bildirir.
Hâkimin reddi istemine karar
verecek mahkeme
MADDE 27. - (1) Hâkimin reddi istemine mensup olduğu mahkemece karar verilir.
Ancak, reddi istenen hâkim müzakereye katılamaz. Bu nedenle mahkeme teşekkül
edemezse bu hususta karar verilmesi;
a) Reddi istenen hâkim asliye ceza mahkemesine mensup ise bu mahkemenin
yargı çevresi içerisinde bulunan ağır ceza mahkemesine,
b) Reddi istenen hâkim ağır ceza mahkemesine mensup ise o yerde ağır
ceza mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak
kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için (1) numaralı daireye; o
yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise, en yakın ağır
ceza mahkemesine,
Aittir.
(2) Ret istemi sulh ceza hâkimine karşı ise, yargı çevresi içinde
bulunduğu asliye ceza mahkemesi ve tek hâkime karşı ise, yargı çevresi
içerisinde bulunan ağır ceza mahkemesi karar verir.
(3) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin başkan ve üyelerinin reddi
istemi, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece
incelenerek karara bağlanır.
(4) Ret isteminin kabulü halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya
mahkeme görevlendirilir.
Ret istemi üzerine verilecek
kararlar ve başvurulacak kanun yolları
MADDE 28. - (1) Ret isteminin kabulüne ilişkin kararlar kesindir; kabul
edilmemesine ilişkin kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir. İtiraz üzerine
verilen ret kararı hükümle birlikte incelenir.
Reddi istenen hâkimin
yapabileceği işlemler
MADDE 29. - (1) Reddi istenen hâkim, ret hakkında bir karar verilinceye kadar
yalnız gecikmesinde sakınca olan işlemleri yapar.
(2) Ancak, hâkimin oturum
sırasında reddedilmesi hâlinde, bu konuda bir karar verilebilmesi için oturuma
ara vermek gerekse bile ara vermeksizin devam olunur. Şu kadar ki, 216 ncı
madde uyarınca tarafların iddia ve sözlerinin dinlenilmesine geçilemez ve ret
konusunda bir karar verilmeden reddedilen hâkim tarafından veya onun
katılımıyla bir sonraki oturuma başlanamaz.
(3) Ret isteminin kabulüne karar verildiğinde, gecikmesinde sakınca
bulunan hâl nedeniyle yapılmış işlemler dışında, duruşma tekrarlanır.
Hâkimin çekinmesi ve inceleme
mercii
MADDE 30. - (1) Hâkim, yasaklılığını gerektiren sebeplere dayanarak çekindiğinde;
merci, bir başka hâkimi veya mahkemeyi davaya bakmakla görevlendirir.
(2)
Hâkim, tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebepler ileri sürerek çekindiğinde,
merci çekinmenin uygun olup olmadığına karar verir. Çekinmenin uygun bulunması
halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya mahkeme görevlendirilir.
(3) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapılan işler hakkında 29 uncu
madde hükmü uygulanır.
Ret isteminin geri çevrilmesi
MADDE 31. - (1) Mahkeme, kovuşturma evresinde ileri sürülen hâkimin reddi
istemini aşağıdaki durumlarda geri çevirir:
a) Ret istemi süresinde yapılmamışsa.
b) Ret sebebi ve delili gösterilmemişse.
c) Ret isteminin duruşmayı uzatmak amacı ile yapıldığı açıkça
anlaşılıyorsa.
(2) Bu hâllerde ret istemi, toplu mahkemelerde reddedilen hâkimin
müzakereye katılmasıyla, tek hâkimli mahkemelerde de reddedilen hâkimin kendisi
tarafından geri çevrilir.
(3) Bu konudaki kararlara karşı itiraz yoluna başvurulabilir.
Zabıt kâtibinin reddi veya
çekinmesi
MADDE 32. - (1) Bu Bölümde yazılı hükümler zabıt kâtipleri hakkında da uygulanır.
(2) Zabıt kâtibinin reddi veya kendisinin reddini gerektiren sebepleri
bildirerek görevden çekinmesi hâlinde gereken karar, yanında çalıştığı mahkeme
başkanı veya hâkim tarafından verilir.
(3) Aynı işte zabıt kâtibinin hâkim ile birlikte reddi istemi hakkında
veya çekinmelerine karar verecek merci, hâkime göre belirlenir.
İKİNCİ
KISIM
Kararlar,
Açıklanması ve Tebliği, Süreler ve Eski Hâle Getirme
BİRİNCİ BÖLÜM
Kararlar, Açıklanması ve Tebliği
Kararların verilmesi usulü
MADDE 33. - (1) Duruşmada verilecek kararlar, Cumhuriyet savcısı, duruşmada
hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililer dinlendikten; duruşma dışındaki
kararlar, Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü görüşü alındıktan sonra
verilir.
Kararların gerekçeli olması
MADDE 34. - (1) Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli
olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde bulundurulur.
Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.
(2) Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri
belirtilir.
Kararların açıklanması ve
tebliği
MADDE 35. - (1) İlgili tarafın yüzüne karşı verilen karar kendisine açıklanır ve
isterse kararın bir örneği de verilir.
(2) Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek
hâkim veya mahkeme kararları, hukuken geçerli mazerete dayanarak hazır
bulanamayan ilgilisine tebliğ olunur.
(3) İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen
karar, kendisine okunup anlatılır.
Tebligat ve yazışma usulü
MADDE 36. - (1) Mahkeme başkanı veya hâkim, her türlü tebligatı, tüm gerçek veya
özel hukuk tüzel kişileri veya kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili yazışmaları
yapar.
(2) İnfaz edilecek kararlar, Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.
Tebligat usulleri
MADDE 37. - (1) Tebligat, bu Kanunda belirtilen özel hükümler saklı kalmak
koşuluyla, ilgili kanunda belirtilen hükümlere göre yapılır.
(2) Uluslararası andlaşmalar,
yazılı belgelerin doğrudan doğruya postayla veya diğer iletişim araçlarıyla
gönderilmesini kabul ettiğinde; yurt dışına yapılan tebligat, iadeli taahhütlü
posta veya diğer iletişim araçları ile gerçekleştirilir.
Cumhuriyet Başsavcılığına
yapılan tebligat
MADDE 38. - (1) Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat, tebliği gereken
evrakın aslının verilmesi suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre işlemeye
başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın aslına
yazılır.
İKİNCİ BÖLÜM
Süreler ve Eski Hâle Getirme
Sürelerin hesaplanması
MADDE 39. - (1) Gün ile belirlenen süreler, tebligatın yapıldığının ertesi günü
işlemeye başlar.
(2) Süre, hafta olarak belirlenmiş ise, tebligatın yapıldığı günün, son
haftada isim itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer.
(3) Süre, ay olarak belirlenmiş ise tebligatın yapıldığı günün, son ayda
sayı itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer. Son
bulduğu ayda sayı itibarıyla karşılığı olan gün yoksa; süre, ayın son günü
mesai saati bitiminde sona erer.
(4) Son gün bir tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi günü biter.
Eski hâle getirme
MADDE 40. - (1) Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski hale
getirme isteminde bulunabilir.
(2) Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi
kusursuz sayılır.
Eski hâle getirme dilekçesi
MADDE 41. - (1) Eski hâle getirme dilekçesi, engelin kalkmasından itibaren yedi
gün içinde, süreye uyulduğunda usule ilişkin işlemleri yapacak olan mahkemeye
verilir.
(2) Dilekçe sahibi, sürenin geçmesinde kusuru olmadığına ilişkin
olguları, varsa belgelerini de ekleyerek açıklar. Dilekçe verildiği anda usule
ilişkin yapılamayan işlemler de yerine getirilir.
Eski hâle getirme dilekçesi
üzerine verilecek karar
MADDE 42. - (1) Süresi içinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme
hükmedecek idiyse, eski hâle getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar
verir.
(2) Eski hâle getirme isteminin
kabulüne ilişkin karar kesindir; reddine ilişkin karara karşı itiraz yoluna
gidilebilir.
(3) Eski hâle getirme dilekçesi, kararın yerine getirilmesini durdurmaz;
ancak, mahkeme yerine getirmeyi erteleyebilir.
ÜÇÜNCÜ
KISIM
Tanıklık,
Bilirkişi İncelemesi ve Keşif
BİRİNCİ BÖLÜM
Tanıklık
Tanıkların çağrılması
MADDE 43. - (1) Tanıklar çağrı kâğıdı ile çağrılır. Çağrı kâğıdında gelmemenin
sonuçları bildirilir. Tutuklu işlerde tanıklar için zorla getirme kararı
verilebilir. Karar yazısında bu yoldan getirilmenin nedenleri gösterilir ve
bunlara çağrı kâğıdı ile gelen tanıklar hakkındaki işlem uygulanır.
(2) Bu çağrı telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan
yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, çağrı kâğıdına bağlanan
sonuçlar, bu durumda uygulanmaz.
(3) Mahkeme, duruşmanın devamı sırasında hemen dinlenilmesi gerekli
görülen tanıkların belirteceği gün ve saatte hazır bulundurulmasını görevlilere
yazılı olarak emredebilir.
(4) Cumhurbaşkanı kendi takdiri ile tanıklıktan çekinebilir. Tanıklık
yapmayı istemesi halinde beyanı konutunda alınabilir ya da yazılı olarak
gönderebilir.
(5) Bu madde hükümleri, kişinin ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya
mahkeme önünde tanık olarak dinlenmesi halinde uygulanabilir.
Çağrıya uymayan tanıklar
MADDE 44. - (1) Usulüne uygun olarak çağrılıp da mazeretini bildirmeksizin
gelmeyen tanıklar zorla getirilir ve gelmemelerinin sebep olduğu giderler
takdir edilerek, kamu alacaklarının tahsili usulüne göre ödettirilir. Zorla
getirilen tanık evvelce gelmemesini haklı gösterecek sebepleri sonradan
bildirirse aleyhine hükmedilen giderler kaldırılır.
(2) Fiilî hizmette bulunan askerler hakkındaki zorla getirme kararı
askerî makamlar aracılığıyla infaz olunur.
Tanıklıktan çekinme
MADDE 45. - (1) Aşağıdaki kimseler tanıklıktan çekinebilir:
a) Şüpheli veya sanığın nişanlısı.
b) Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi.
c) Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy
veya altsoyu.
d) Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil
kayın hısımları.
e) Şüpheli veya sanıkla aralarında evlâtlık bağı bulunanlar.
(2) Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle
tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda olmayanlar, kanunî
temsilcilerinin rızalarıyla tanık olarak dinlenebilirler. Kanunî temsilci
şüpheli veya sanık ise, bu kişilerin çekinmeleri konusunda karar veremez.
(3) Tanıklıktan çekinebilecek olan kimselere, dinlenmeden önce
tanıklıktan çekinebilecekleri bildirilir. Bu kimseler, dinlenirken de her zaman
tanıklıktan çekinebilirler.
Meslek ve sürekli uğraşıları
sebebiyle tanıklıktan çekinme
MADDE 46. - (1) Meslekleri ve sürekli uğraşıları sebebiyle tanıklıktan
çekinebilecekler ile çekinme konu ve koşulları şunlardır:
a) Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcılarının, bu sıfatları
dolayısıyla veya yüklendikleri yargı görevi sebebiyle öğrendikleri bilgiler.
b) Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları
ve diğer bütün tıp meslek veya sanatları mensuplarının, bu sıfatları
dolayısıyla hastaları ve bunların yakınları hakkında öğrendikleri bilgiler.
c) Malî işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterlerin bu sıfatları
dolayısıyla hizmet verdikleri kişiler hakkında öğrendikleri bilgiler.
(2) Yukarıdaki fıkranın (a) bendinde belirtilenler dışında kalan
kişiler, ilgilinin rızasının varlığı halinde, tanıklıktan çekinemez.
Devlet sırrı niteliğindeki
bilgilerle ilgili tanıklık
MADDE 47. - (1) Bir suç olgusuna ilişkin bilgiler, Devlet sırrı olarak mahkemeye
karşı gizli tutulamaz. Açıklanması, Devletin dış ilişkilerine, milli
savunmasına ve milli güvenliğine zarar verebilecek; anayasal düzeni ve dış
ilişkilerinde tehlike yaratabilecek nitelikteki bilgiler, Devlet sırrı sayılır.
(2) Tanıklık konusu bilgilerin Devlet sırrı niteliğini taşıması halinde;
tanık, sadece mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından zâbıt kâtibi dahi
olmaksızın dinlenir. Hâkim veya mahkeme başkanı, daha sonra, bu tanık
açıklamalarından, sadece yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan
bilgileri tutanağa kaydettirir.
(3) Bu madde hükmü, hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla
olan suçlarla ilgili olarak uygulanır.
(4) Cumhurbaşkanının tanıklığı söz konusu olduğunda sırrın niteliğini ve
mahkemeye bildirilmesi hususunu kendisi takdir eder.
Kendisi veya yakınları aleyhine
tanıklıktan çekinme
MADDE 48. - (1) Tanık, kendisini veya 45 inci maddenin birinci fıkrasında
gösterilen kişileri ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara
cevap vermekten çekinebilir. Tanığa cevap vermekten çekinebileceği önceden
bildirilir.
Tanıklıktan çekinme sebebinin
bildirilmesi
MADDE 49. - (1) Mahkeme başkanı veya hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından
gerekli görüldüğünde 45, 46 ve 48 inci maddelerde gösterilen hâllerde tanık,
tanıklıktan çekinmesinin dayanağını oluşturan olguları bildirir ve bu hususta
gerektiğinde kendisine yemin verdirilir.
Yemin verilmeyen tanıklar
MADDE 50. - (1) Aşağıdaki kimseler yeminsiz dinlenir:
a) Dinlenme sırasında onbeş yaşını doldurmamış olanlar.
b) Ayırt etme gücüne sahip olmamaları nedeniyle yeminin niteliği ve
önemini kavrayamayanlar.
c) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar
nedeniyle suçluyu kayırmaktan ya da suç delillerini yok etme, gizleme veya
değiştirmekten şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar.
Tanıklıktan çekinebilecek
kimsenin çekinmemesi
MADDE 51. - (1) 45 inci madde gereğince tanıklıktan çekinebileceklere yemin verip
vermemek hâkim veya mahkemenin takdirine bağlıdır. Ancak, tanık yemin etmekten
çekinebilir. Bu hususun kendisine bildirilmesi gereklidir.
Tanıkların dinlenmesi
MADDE 52. - (1) Her tanık, ayrı ayrı ve sonraki tanıklar yanında bulunmaksızın
dinlenir.
(2) Tanıklar, kovuşturma evresine kadar ancak gecikmesinde sakınca
bulunan veya kimliğin belirlenmesine ilişkin hâllerde birbirleri ile ve şüpheli
ile yüzleştirilebilirler.
(3) Tanıkların dinlenmesi sırasındaki görüntü veya sesler kayda
alınabilir. Ancak;
a) Mağdur çocukların,
b) Duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı maddî gerçeğin
ortaya çıkarılması açısından zorunlu olan kişilerin,
Tanıklığında bu kayıt zorunludur.
(4) Üçüncü fıkra hükmünün uygulanması suretiyle elde edilen ses ve
görüntü kayıtları, sadece ceza muhakemesinde kullanılır.
Tanığa görevinin önemini anlatma
MADDE 53. - (1) Tanığa;
a) Dinlenmeden önce, gerçeği söylemesinin önemi,
b) Gerçeği söylememesi halinde yalan tanıklık suçundan dolayı
cezalandırılacağı,
c) Doğruyu söyleyeceği hususunda yemin edeceği,
d) Duruşmada mahkeme başkanı veya hâkimin açık izni olmadan mahkeme
salonunu terk edemeyeceği,
Anlatılır.
Tanıklara yemin verilmesi
MADDE 54. - (1) Tanıklar, tanıklıktan önce ayrı ayrı yemin ederler. Gerektiğinde
veya bir kimsenin tanık sıfatıyla dinlenilmesinin uygun olup olmadığında
tereddüt varsa yemin, tanıklığından sonraya bırakılabilir.
(2) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcıları da tanıklara yemin
verirler.
MADDE 55. - (1) Tanığa verilecek yemin, tanıklıktan
önce "Bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin
ederim." ve 54 üncü maddeye göre tanıklıktan sonra verilmesi hâlinde
"Bildiğimi dosdoğru söylediğime namusum ve vicdanım üzerine yemin
ederim." biçiminde olur.
(2) Yemin edilirken herkes ayağa kalkar.
MADDE 56. - (1) Tanık, yüksek sesle tekrar ederek veya okuyarak yemin eder.
(2) Okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler yemin biçimini yazarak ve
imzalarını koyarak yemin ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsizler
işaretlerinden anlayan bir tercüman aracılığıyla ve işaretle yemin ederler.
Tanığın tekrar dinlenmesi
MADDE 57. - (1) Yemin ile dinlenen tanığın aynı soruşturma veya kovuşturma
evresinde tekrar dinlenmesi gerektiğinde, yeniden yemin verilmeyip önceki
yemini hatırlatılmakla yetinilebilir.
Tanığa ilk önce sorulacak
hususlar ve tanığın korunması
MADDE 58. - (1) Tanığa, ilk önce adı, soyadı, yaşı, işi ve yerleşim yeri,
işyerinin veya geçici olarak oturduğu yerin adresi, varsa telefon numaraları
sorulur. Gerekirse tanıklığına ne dereceye kadar güvenilebileceği hakkında
hâkimi aydınlatacak durumlara, özellikle şüpheli, sanık veya mağdur ile
ilişkilerine dair sorular yöneltilir.
(2) Tanık olarak dinlenecek kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması
kendileri veya yakınları açısından ağır bir tehlike oluşturacaksa;
kimliklerinin saklı tutulması için gerekli önlemler alınır. Kimliği saklı
tutulan tanık, tanıklık ettiği olayları hangi sebep ve vesile ile öğrenmiş
olduğunu açıklamakla yükümlüdür. Kimliğinin saklı tutulması için, tanığa ait
kişisel bilgiler, Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından muhafaza
edilir.
(3) Hazır bulunanların huzurunda dinlenmesi, tanık için ağır bir tehlike
teşkil edecek ve bu tehlike başka türlü önlenemeyecekse ya da maddî gerçeğin
ortaya çıkarılması açısından tehlike oluşturacaksa; hâkim, hazır bulunma
hakkına sahip bulunanlar olmadan da tanığı dinleyebilir. Tanığın dinlenmesi
sırasında ses ve görüntülü aktarma yapılır. Soru sorma hakkı saklıdır.
(4) Tanıklık görevinin yapılmasından sonra, kişinin kimliğinin saklı
tutulması veya güvenliğinin sağlanması hususunda alınacak önlemler, ilgili
kanunda düzenlenir.
(5) İkinci, üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri, ancak bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.
Tanığa söylenecek şeyler ve
sorulacak sorular
MADDE 59. - (1) Tanık, dinlenmeden önce hakkında tanıklık yapacağı olayla ilgili
olarak mahkeme başkanı veya hâkim tarafından, kendisine bilgi verilir; hazır
olan sanık, tanığa gösterilir. Sanık hazır değilse kimliği açıklanır. Tanıktan,
tanıklık edeceği konulara ilişkin bildiklerini söylemesi istenir ve tanıklık
ederken sözü kesilmez.
(2) Tanıklık edilen konuları aydınlatmak, tamamlamak ve bilgilerinin
dayandığı durumları gereğince değerlendirebilmek için tanığa ayrıca soru
yöneltilebilir.
Tanıklıktan ve yeminden sebepsiz
çekinme
MADDE 60. - (1) Yasal bir sebep olmaksızın tanıklıktan veya yeminden çekinen
tanık hakkında, bundan doğan giderlere hükmedilmekle beraber, yemininin veya
tanıklığının gerçekleştirilmesi için dava hakkında hüküm verilinceye kadar ve
her hâlde üç ayı geçmemek üzere disiplin hapsi verilebilir. Kişi, tanıklığa
ilişkin yükümlülüğüne uygun davranması halinde, derhâl serbest bırakılır.
(2) Bu tedbirleri almaya naip hâkim ve istinabe olunan mahkeme ile
soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi yetkilidir.
(3) Davanın görüldüğü sırada bu tedbirler alındıktan ve yukarıdaki
süreler suçun türüne göre tümüyle uygulandıktan sonra o dava veya aynı işe
ilişkin diğer davada tekrar edilmez.
(4) Disiplin hapsi kararına itiraz edilebilir.
Tanığa verilecek tazminat ve
giderler
MADDE 61. - (1) Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim tarafından
çağrılan tanığa, her yıl Adalet Bakanlığınca hazırlanan tarifeye göre
kaybettiği zaman ile orantılı bir tazminat verilir. Tanık hazır olmak için
seyahat etmek zorunda kalmışsa, yol giderleriyle tanıklığa çağrıldığı yerdeki
ikamet ve beslenme giderleri de karşılanır.
(2) Birinci fıkra hükmüne istinaden ödenmesi gereken tazminat ve
giderler, hiçbir vergi, resim ve harç alınmaksızın, ödenir.
İKİNCİ BÖLÜM
Bilirkişi İncelemesi
Bilirkişilere uygulanacak
hükümler
MADDE 62. - (1) Tanıklara ilişkin hükümlerden aşağıdaki maddelere aykırı
olmayanlar bilirkişiler hakkında da uygulanır.
Bilirkişinin atanması
MADDE 63. - (1) Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde
bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re'sen, Cumhuriyet savcısının,
katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanunî
temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir. Ancak hâkimlik mesleğinin
gerektirdiği genel ve hukukî bilgi ile çözülmesi olanaklı konularda bilirkişi
dinlenemez.
(2) Bilirkişi atanması ve gerekçe gösterilerek sayısının birden çok
olarak saptanması, hâkim veya mahkemeye aittir. Birden çok bilirkişi atanmasına
ilişkin istemler reddedildiğinde de aynı biçimde karar verilir.
(3) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı da bu maddede gösterilen
yetkileri kullanabilir.
Bilirkişi olarak atanabilecekler
MADDE 64. - (1) Bilirkişiler, il adlî yargı adalet komisyonları tarafından her
yıl düzenlenen bir listede yer alan gerçek veya tüzel kişiler arasından
seçilirler. Cumhuriyet savcıları ve hâkimler, yalnız bulundukları il bakımından
yapılmış listelerden değil, diğer illerde oluşturulmuş listelerden de bilirkişi
seçebilirler. Bu listelerin düzenlenmesine veya listelerde yer verilenlerin
çıkarılmalarına ilişkin esas ve usuller, yönetmelikte gösterilir.
(2) Atama kararında, gerekçesi de gösterilmek suretiyle, birinci fıkrada
belirtilen listelere girmeyenler arasından da bilirkişi seçilebilir.
(3) Kanunların belirli konularda görevlendirdiği resmî bilirkişiler
öncelikle atanırlar. Ancak kamu görevlileri, bağlı bulundukları kurumla ilgili
davalarda bilirkişi olarak atanamazlar.
(4) Bilirkişi olarak atanan bir tüzel kişi ise, kendisi adına incelemeyi
yapacak gerçek kişi veya kişilerin isimlerini, bilirkişi atayacak yargı
merciinin onayına sunar.
(5) Listelere kaydedilen bilirkişiler, il adlî yargı adalet komisyonu
huzurunda "Görevimi adalete bağlı kalarak, bilim ve fenne uygun olarak,
tarafsızlıkla yerine getireceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin
ederim." sözlerini tekrarlayarak yemin ederler. Bu bilirkişilere
görevlendirildikleri her işte yeniden yemin verilmez.
(6) Listelerde yer almamış bilirkişiler, görevlendirildiklerinde
kendilerini atamış olan merci huzurunda yukarıdaki fıkrada öngörülen biçimde
yemin ederler. Yeminin yapıldığına ilişkin tutanak hâkim veya Cumhuriyet
savcısı, zabıt kâtibi ve bilirkişi tarafından imzalanır.
(7) Engel bulunan hâllerde yemin yazılı olarak verilebilir ve metni
dosyaya konulur. Ancak bu hâle ilişkin gerekçenin kararda gösterilmesi
zorunludur.
Bilirkişiliği kabul yükümlülüğü
MADDE 65. - (1) Aşağıda belirtilen kişi veya kurumlar, bilirkişilik görevini
kabul etmekle yükümlüdürler:
a) Resmî bilirkişilikle görevlendirilmiş olanlar ve 64 üncü maddede
belirtilen listelerde yer almış bulunanlar.
b) İncelemenin yapılması için bilinmesi gerekli fen ve sanatları meslek
edinenler.
c) İncelemenin yapılması için gerekli mesleği yapmaya resmen yetkili olanlar.
Atama kararı ve incelemelerin
yürütülmesi
MADDE 66. - (1) Bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ilişkin kararda,
cevaplandırılması uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren sorularla
inceleme konusu ve görevin yerine getirileceği süre belirtilir. Bu süre, işin
niteliğine göre üç ayı geçemez. Özel sebepler zorunlu kıldığında bu süre,
bilirkişinin istemi üzerine, kendisini atayan merciin gerekçeli kararıyla en
çok üç ay daha uzatılabilir.
(2) Belirlenen süre içinde raporunu vermeyen bilirkişi hemen değiştirilebilir.
Bu durumda bilirkişi, o ana kadar yaptığı işlemleri açıklayan bir rapor sunar
ve görevi sebebiyle kendisine teslim edilmiş olan eşya ve belgeleri hemen geri
verir. Bu bilirkişi, 64 üncü maddede öngörülen listelerden çıkarılabileceği
gibi; gecikme dolayısıyla uğranılmış zararları ödemesine de karar verilebilir.
(3) Bilirkişi, görevini, kendisini atamış olan merci ile ilişki içinde
yerine getirir, gerektiğinde bu mercie incelemelerindeki gelişmeler hakkında
bilgi verir, yararlı görülecek tedbirlerin alınmasını isteyebilir.
(4) Bilirkişi, görevini yerine getirmek amacıyla bilgi edinmek için
şüpheli veya sanık dışındaki kimselerin de bilgilerine başvurabilir. Bilirkişi,
uzmanlık alanına girmeyen bir sorun bakımından aydınlatılmasını isteyecek olursa;
hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı, nitelikli ve konusunda bilgisiyle
tanınmış kişilerle bir araya gelmesine izin verebilir. Bu şekilde çağrılan
kişiler yemin eder ve verecekleri raporlar, bilirkişi raporunun tamamlayıcı bir
bölümü olarak dosyaya konulur.
(5) İlgililer de merciinden, incelemeler yapılırken bilirkişiye teknik
nitelikte bilgiler verebilecek olan ve ismen belirleyecekleri kişileri
dinlemeleri veya bazı araştırmaların yapılması hususlarında karar verilmesini
isteyebilir.
(6) Gerekli olması halinde,
bilirkişi, mağdur, şüpheli veya sanığa mahkeme başkanı, hâkim veya Cumhuriyet
savcısı aracılığı ile soru sorabilir. Ancak, mahkeme başkanı, hâkim veya
Cumhuriyet savcısı, bilirkişinin doğrudan soru sormasına da izin verebilir.
Muayene ile görevlendirilen hekim bilirkişi, görevini yerine getirirken zorunlu
saydığı soruları, hâkim, Cumhuriyet savcısı ve müdafi bulunmadan da mağdur,
şüpheli veya sanığa doğrudan doğruya yöneltebilir.
(7) Bilirkişiye inceleyeceği şeyler mühür altında verilmeden önce
bunların listesi ve sayımı yapılır. Bu hususlar bir tutanakla belirlenir.
Bilirkişi, mühürlerin açılmasını ve yeniden konulmasını yine tutanakla
belirtmek ve bir liste düzenlemekle yükümlüdür.
Bilirkişi raporu, uzman
mütalaası
MADDE 67. - (1) İncelemeleri sona erdiğinde bilirkişi yaptığı işlemleri ve vardığı sonuçları açıklayan bir raporu, kendisinden istenen incelemeleri yaptığını ayrıca belirterek, imzalayıp ilgili mercie verir veya gönderir. Mühür altındaki şeyler de ilgili mercie verilir veya gönderilir ve bu husus bir tutanağa bağlanır.
(2) Birden çok atanmış bilirkişiler değişik görüşleri yansıtmışlarsa
veya bunların ortak sonuçlar üzerinde ayrık görüşleri varsa, bu durumu
gerekçeleri ile birlikte rapora yazarlar.
(3) Bilirkişi raporunda, hâkim tarafından yapılması gereken hukukî
değerlendirmelerde bulunulamaz.
(4) Bilirkişi tarafından
düzenlenen rapor örnekleri, duruşma sırasında Cumhuriyet savcısına, katılana,
vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya kanunî temsilciye doğrudan
verilebileceği gibi; kendilerine iadeli taahhütlü mektupla da gönderilebilir.
(5) Bilirkişi incelemeleri tamamlandığında, yeni bilirkişi incelemesi
yapılması veya itirazların bildirilmesi için istemde bulunabilmelerini sağlamak
üzere Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa,
müdafiine veya kanunî temsilciye süre verilir. Bu kişilerin istemleri
reddedildiğinde, üç gün içinde bu hususta gerekçeli bir karar verilir.
(6) Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii
veya kanunî temsilci, yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi
raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu
hakkında, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca
süre istenemez.
Duruşmada bilirkişinin açıklaması
MADDE 68. - (1) Mahkeme, her zaman
bilirkişinin duruşmada dinlenmesine karar verebileceği gibi, ilgililerden
birinin istemesi halinde de açıklamalarda bulunmak üzere duruşmaya çağırabilir.
(2) Yaptıkları açıklamalardan sonra mahkeme başkanı veya hâkim,
çekilmelerine izin vermedikçe, bilirkişiler duruşma salonunda kalırlar; ancak
salona teker teker alınıp birbirinden ayrı olarak dinlenmeleri zorunlu
değildir.
(3) Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya
sanığın, müdafiin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine bilimsel mütalaa
hazırlayan uzmanın duruşmada dinlenmesi hususunda da yukarıdaki fıkralar
hükümleri uygulanır.
Bilirkişinin reddi
MADDE 69. - (1) Hâkimin reddini gerektiren sebepler, bilirkişi hakkında da
geçerlidir.
(2) Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii
veya kanunî temsilci, ret hakkını kullanabilirler. Hâkim veya mahkeme
tarafından atanan bilirkişinin adı ve soyadı, engel sebepler olmadıkça ret
hakkına sahip olanlara bildirilir.
(3) Ret istemini davayı görmekte olan hâkim veya mahkeme inceler.
Soruşturma evresinde, Cumhuriyet savcısınca kabul edilmeyen ret istemi sulh
ceza hâkimince incelenir. Reddi isteyen kişi, bunun nedenini, dayandığı
olguları göstererek açıklamakla yükümlüdür.
Bilirkişilikten çekinme,
bilirkişi olarak dinlenemeyenler
MADDE 70. - (1) Tanıklıktan çekinmeyi gerektirecek sebepler bilirkişiler hakkında
da geçerlidir. Bilirkişi, geçerli diğer sebeplerle de görüş bildirmekten
çekinebilir.
Görevini yapmayan bilirkişi
hakkındaki işlem
MADDE 71. - (1) Usulünce çağrıldığı hâlde gelmeyen veya gelip de yeminden, oy ve
görüş bildirmekten çekinen bilirkişiler hakkında 60 ıncı maddenin birinci
fıkrası hükmü uygulanır.
Bilirkişi gider ve ücreti
MADDE 72.- (1) Bilirkişiye, inceleme ve seyahat gideri ile çalışmasıyla orantılı
bir ücret ödenir.
Sahte para ve değerler üzerinde
yapılacak incelemeler
MADDE 73. - (1) Para ve Devlet tarafından çıkarılan tahvil ve Hazine bonosu gibi
değerler üzerinde işlenen sahtecilik suçlarında, elkonulan para ve değerlerin
hepsi, bunların asıllarını tedavüle çıkaran kurumların merkez veya taşra
birimlerine incelettirilir.
(2) Yabancı devletlerin paraları ve değerleri hakkında da, yetkili Türk
makamlarının görüşlerinin alınmasına karar verilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Gözlem Altına Alınma, Muayene, Keşif ve Otopsi
Gözle