huzurunda askerler tarafından evlerinin yakıldığını ifade ettiler. Bunlarla ilgili, bana vermiş oldukları imzalı, mühürlü tutanaklar da dosyada mevcuttur.
Köylüler, bizden bir gün önce, köylerine, Bölge Valisi Sayın Ünal Erkan'ın geldiğini, kendilerinden devlet adına özür dilediğini, bu işin yanlışlıkla yapıldığını, köylülerin acılarını paylaştığını ve en kısa zamanda yaralarının sarılacağını, isterlerse kendilerine başka bir yerde toplu olarak ev yapacaklarını ifade ettiğini söylediler.
Yine aynı şekilde, Bingöl Valisi Sayın Abdülkadir Sarı, olanlardan dolayı çok üzgün olduğunu, evleri yakılan köylülerden devlet adına özür dilediğini ve yaralarının en kısa zamanda sarılacağını ifade ederek, köylüleri sükûnete davet etti.
Sayın Başkan, değerli üyeler; gerçekten Bingöl'deki yetkililer de, bu olay karşısında fevkalade üzülmüşlerdir. Bingöl'deki askerî ve sivil yetkililer, bu olayların tamamen kendi inisiyatifleri dışında, Diyarbakır'daki komando birliği tarafından yapıldığını, bunlara, kendilerinin kumanda etmediğini bize söylediler. Bu vahim olay dolayısıyla, Bölge Valisi, Bingöl Valisi, Bingöl Tugay Komutanı fevkalade yakından ilgilendiler, huzurlarınızda kendilerine teşekkür ediyorum.
Ancak, 28 Haziranda Bingöl'deyken, konuyu, Cumhurbaşkanına, Başbakana, İçişleri Bakanına faksla bildirdiğim halde, bugüne kadar hiçbir cevap alamadım. İlin milletvekili olarak, bugüne kadar bütün çabalarım boşa gitti. Bu konuda, hiç kimse, hiçbir yetkili, bana, bugüne kadar bir cevap vermiş değil. Bu Hükümetin bu konuya eğilmesi için Bingöl'de evi yakılan insanların da Ankara'ya yürümesi mi lazım yani?..
Belki biraz sonra, Sayın İçişleri Bakanı kürsüye gelecek, bu olayların asılsız olduğunu söyleyecektir. Bu, kendi bileceği iş; ancak ben şunu söylemek istiyorum: Bölge insanı, benim yapımı çok iyi bilir. Şu Mecliste, askerin köy yaktığını, yüreği yanarak, en son ifade edeceklerden biri benim; bunu böyle bilmenizi istiyorum arkadaşlar.
Terörle mücadele ederken, ufak tefek sıkıntıların olmaması mümkün değil; ancak, o bölgede çatışma yokken, mücadele yokken, operasyon yokken, 300-350 evin yakıldığını, makul bir şekilde izah edemezsiniz.
Bakınız, bir şey anlatayım: Valimizle, Sarısaman'ın Akbıyık mezrasına gittiğimizde, bize iki tane koyun kestiler; evet, evleri yanan köylüler, bize iki tane koyun kestiler, yemek yedirdiler...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN- Lütfen, toparlar mısınız.
KÂZIM ATAOĞLU (Devamla)- Hemen toparlıyorum.
Sayın valimiz, orada aynen şunu söyledi: "Yahu, arkadaşlar, biz sizin köyünüzü yakıyoruz, siz bize koyun kesiyorsunuz." Yani, bunu, acı bir espri de olsa, orada söylemek zorunda kalmıştı.
Yine, aynı gün, Yazkonağı Köyüne gitmiştik. Evi yanan bir vatandaş, önümüze çıkıp "Allah sizden razı olsun sayın valimiz, sayın milletvekilimiz; buraya kadar geldiniz, halimizi gördünüz, derdimizi sordunuz. Hiçbir ev yapmasanız bile, bu ziyaretiniz bize yeter" dedi. Bunun üzerine, sayın emniyet müdürümüz aynen şunu söyledi: "sayın milletvekilim, bu insanlar ne kadar da asilmiş."
Konuyu geçiştirmek mümkün değil. Şimdi burada, Sayın İçişleri Bakanına sormak istiyorum: Bu insanların derdiyle ilgili olarak -kendilerine faks çekmiştim, Cumhurbaşkanına rapor vermiştim, Başbakana dilekçe vermiştim- bugüne kadar, herhangi bir şekilde, ilin milletvekili olarak bana bir cevap verdi mi; "yahu, kardeşim, gel bakalım, nedir bunlar, bir de bana anlat" dedi mi? Yani, illa, oradaki insanların, Tuncelililer gibi Ankaraya yürümesini mi bekliyoruz arkadaşlar.
Konuyla alakalı olarak, 17 Temmuz günü köşke çıktım. Sayın Cumhurbaşkanına -işte burada rapor var- konuyu çok detaylı bir şekilde arz ettim; ama, maalesef, bu saate kadar kendilerinden de hiçbir olumlu şey gelmedi.
Önümüz kış, buralara iki metre kar yağacak, bu insanların hepsi dışarıda. Başlarını sokacak bir ev yapılmadı kendilerine. Hükümete soruyorum: Ne zaman ilgileneceksiniz bu insanlarla? Bu işin sonu ne olacak?
| Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa |
Türkiye Büyük Millet Meclisinin tanıtımı kapsamında ziyaretçilerin rehber eşliğinde gezdirilmesi, Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı tarafından hazırlanan bir program dahilinde gerçekleştirilmektedir.
TBMM'yi gezmek isteyen tüm ziyaretçilerimiz, cumartesi günleri randevuya gerek olmadan, 11:00 - 16:00 saatleri arasında TBMM Dikmen Giriş Kapısından giriş yapmak suretiyle gezi programından yararlanabilirler.
İki katlı tarihi binanın giriş katında TBMM Kültür Sanat ve Yayın Kurulu Başkanlığı Sergi Salonu bulunmaktadır. Sergi Salonunda TBMM Kültür Sanat ve Yayın Kurulu Başkanlığı tarafından kabul görmüş eserler, halka açık olarak sergilenmektedir.
Kuruluşu Cumhuriyetin ilk yıllarına dayanan Milli Saraylar, zaman içerisindeki katılımlarla birlikte, iki saray, üç köşk, beş kasır, üç müze ve iki fabrikayı bünyesinde barındırmaktadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisini aşağıdaki bağlantıyı kullanarak sanal olarak gezebilirsiniz.
