TBMM BAŞKANI SAYIN BÜLENT ARINÇ'IN AK PARTİ GRUB BAŞKANVEKİLİ SALİH KAPUSUZ'U KABULLERİNDEN SONRA YAPTIKLARI AÇIKLAMA VE GAZETECİLERİN SORULARINA VERDİKLERİ CEVAPLAR
(24 Şubat 2003)
Değerli arkadaşlar,
AK Parti Grup Başkanvekili Sayın Salih Kapusuz, bendenizi ziyarete geldi. Tabii hepinizin merak ettiği konuları, bizler de merak edip konuşuyoruz. Bugün bildiğiniz gibi Bakanlar Kurulu Toplantı halinde.. Bu toplantıdan beklenen Başbakanlık Tezkeresi'nin Meclis'e sevk edilip edilmeyeceği konusunu birlikte konuştuk. Ben bilinin fikirlerimi tekrar Salih beye ilettim. Yani şu anda Başbakanlık'tan TBMM'ne bir tezkere gelecekse, bu tezkerenin ne şekilde gelmesi gerektiğini ve uluslar arası meşruiyet şartlarını taşıması gerektiğini tekrar ifade ettim.
Hepimiz bu konu ile meşgulüz. Bu Türkiye'nin bugünü ve geleceği açısından da çok önemli bir kararı olacak. Hem yanı başımızdaki bir ülke değil bütün bölge için, hatta bütün dünya için olumlu-olumsuz pek çok gelişmelere yol açabilecek bir karar olacak. Dolayısıyla, Anayasamızın 92. Maddesinde belirlenmiş olan şartların tekemmül etmesi lazım. Şu anda BM Güvenlik Konseyi bu konuyu görüşmeye devam ediyor, bir.
İkincisi, BM'nin 1441 Sayılı kararı gereğince silah gözlemcileri incelemelerine devam ediyor. Bildiğiniz gibi Hans Blix ve arkadaşlarının Irakla ilgili çalışmaları henüz sonuçlanmış değil. Bu konuyla ilgili tekrar BM Güvenlik Konseyi'nin toplanıp, bir karar almadığını biliyoruz. Uluslar arası meşruiyet Anayasa'nın 92. Maddesi gereğince hem savaş hali ilanı için geçerlidir ve gereklidir. Hem de yabancı asker bulundurma ve Türkiye'nin kendi askerini dış ülkelere gönderme konusunda gereklidir.
Benim Salih beye takdim ettiğim konu, uluslararası meşruiyet şartlarının tekemmül etmediği bir zamanda Hükümetin bir tezkere göndermesi halinde bunun doğru olmayacağı konusudur. Beraberce diğer bazı konuları da görüştük ama ben bilinen, bugüne kadar tekrarladığım ve inandığım görüşlerimi hem kendilerine hem de sizlere bu vesileyle bir daha açıklamış oldum. Teşekkür ederim.
SORU: Tezkerenin her şeye rağmen gelmesi halinde TBMM'den çıkmayacağı endişesini mi ilettiniz?
ARINÇ: Biliyorsunuz pek çok TV kanalında bir Meclis Başkanı olarak söylemem gereken hususları söyledim. Oturumu ben yönetsem de, yönetmesem de benim oy hakkım yok. Dolayısıyla oyumun rengini ifade etmem mümkün değil. Benim tek istediğim şey, Başbakanlığın, tezkere gönderecekse bunun Anayasal şartları taşımasıdır.
İkincisi de, TBMM Genel Kurulu'nun AK Partili ve CHP'li milletvekillerimiz tarafından bu gönderilecek tezkere konusunda en doğru kararı almasıdır. Bu tartışmalarla olur, Genel Kurul çalışmasıyla olur.. Sonunda verilen karar Meclis'in kararı olur. Bu Meclis kararıdır. Resmi Gazete'de yayınlanır ve yürürlüğe girer.
Biz Anayasa'nın üstünlüğüne yemin etmiş, Anayasa'nın temel ilkelerini kabul etmiş milletvekilleriyiz ve Meclis başkanıyız. Dolayısıyla benim gelen teskere konusunda, 'doğrudur, yanlıştır' diye bir şey ifade etmem, geldikten sonra mümkün olmaz. Bunu Meclis'te değerlendiririz ve en uygun şekilde çıkması veya çıkmaması için Meclis'te bir karar alırız. Ben milletvekili arkadaşlarımızın iradelerine, oylarına ipotek koyacak bir insan değilim. Milletvekillerimiz, özgür iradeleriyle karar vereceklerdir ve bu karar Meclis'in kararı olacaktır. İsterseniz tezkerenin kabulü yönünde, isterse reddi yönünde.. Bu hususta tek yetkili kurum, TBMM Genel Kurulu'dur.
SORU: Oturumun açık ya da kapalı olması yönünde bir isteğiniz oldu mu?
ARINÇ: Hayır, böyle bir isteğin benim tarafımdan gelmesi zaten mümkün değil. Bildiğiniz gibi, Hükümet veya bir bakan, siyasi parti gruplarından birisi veya en az 20 milletvekili arkadaşımız kapalı oturum talep ettiğinde, Meclis'i yöneten Başkan veya Başkan Vekili'nin görevi kapalı oturuma geçmektir. Hepiniz biliyorsunuz, geçen uygulamamız da bu yönde oldu. Bu konuda benim Başkan olarak bir taktir hakkım yok. Böyle bir talep gelirse bu uygulamayı her halükarda yaparız.
SORU: Bu uyarıda bulunmanız, BM'nin kararının beklenmesi anlamına mu geliyor?
ARINÇ: Şüphesiz, onu ifade ettim. Yani biz, uluslar arası meşruiyetin 92. Maddenin içerisinde bütün cümlelerde aranması gerektiği kanaatindeyiz. Başkan olarak. Bundan önceki bütün verilen yetki ve izinlerde de bu husus gözetilmiştir. BM Güvenlik Konseyi kararları baz alınmıştır veya Türkiye'nin meşru müdafaa durumunda kalması veya BM'ye üye olan ülkelerden birinin meşru müdafaa durumunda kalması dikkate alınmıştır. Hemen hemen her tezkerede Meclisin dikkate aldığı bir konuyu biz bu kez dikkatlerden kaçırmamız mümkün değil. Bunu zaten Hükümet de biliyor. Başbakan da, bakanlar da inanıyorum ki, bütün çaba ve gayretleriyle sorunun ve krizin barışçı çözüme ulaşması için gayret sarfediyor. Ben onların bu gayretlerini taktir eden bir insan olarak onlara tekrar bir tezkere göndereceklerse, bunun hangi şartları taşıması gerektiğini ifade etmiş oluyorum.
SORU: Herşeye rağmen tezkerenin geleceği endişesini taşıyor musunuz?
ARINÇ: Değerli arkadaşlar, Anayasa'nın 117. Maddesi, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bu ülkenin güvenliği ve savunması için kullanılmasında ve Türkiye'nin güvenliğinin sağlanmasından Meclis'e karşı Hükümeti sorumlu tutuyor. Hükümetin görevi; ülkeyi yönetmektir. Hükümet, bu kriz içerisinde Türkiye'nin olası zararlarını ve menfaatlerini düşünecektir. Böyle bir silahlı hareketin Irak'ta vuku bulmuş olmasının veya vuku bulacak olmasının Türkiye'ye ne kazandırıp-kaybettireceğini, ülkenin milli menfaatlerini düşünerek Hükümet kararlaştıracaktır.Hükümet böyle bir karara varıp tezkere gönderirse, bu onun açısından yasaldır ve meşrudur. Meclis'in de böyle bir izin verip vermeyeceği ancak Meclis çalışmalarıyla anlaşılacaktır. Bunda gayri tabii olan olağanüstü bir durum yok. Her defasında böyle olmuştur, bundan sonra da böyle olacaktır. Hükümetimizin bu aşamada gösterdiği çabaların tamamı ulusal menfaatlerimizin ne şekilde korunacak olmasıdır. Herkes de emindi ki, Hükümet bu konuda elinden geleni yapmaktadır.
SORU: Tezkerenin ne zaman gelmesi bekleniyor.
ARINÇ: Aman Yarabbim, bu kadar laftan sonra bu soru sorulur mu? Bu soruyu sormamış olun, ben de duymamış olayım. İnşallah gelmez. Her zamanki temennimi ifade edeyim. Yani tezkere gelirse ağzını burnunu dağıtacak değilim.
|
|
|