TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM KANUNLAR KARARLAR DAİRE BAŞKANLIĞI CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ İÇİN HUKUKİ GÖRÜŞÜNÜ AÇIKLADI


TBMM Kanunlar Kararlar Daire Başkanı İbrahim Araç tarafından Cumhurbaşkanlığı seçiminin hukuki yönüne ilişkin hazırlanan raporda, Cumhurbaşkanı seçiminde toplantı yeter sayısı ile ilgili ortaya atılan görüşlere karşı Anayasa'nın 96. maddesine dayanılarak toplantı yeter sayısının 184 olacağı ifade edildi.

11 Mart 2007 Pazar

TBMM Kanunlar Kararlar Daire Başkanı İbrahim Araç tarafından Cumhurbaşkanlığı
seçiminin hukuki yönünü elen alan bir rapor hazırlandı. Raporda, son günlerde tartışma
konusu olan Cumhurbaşkanlığı seçimi için toplantı yeter sayısı konuları ile diğer konulara
açıklık getirildi.

Raporda, 'Cumhurbaşkanı seçiminde birinci oylamaya en az 367 milletvekilinin
katılmadığının anlaşılması halinde ikinci tur oylamaya geçilemeyeceği' iddialarına karşın
Anayasa'nın 96. maddesine dayanılarak toplantı yeter sayısının 184 olacağı belirtildi.

Raporda, TBMM'nin toplantı ve karar yeter sayısı konularını düzenleyen Anayasa'nın 96.
maddesine yer verilerek şöyle denildi:
"96'ncı maddesinin birinci fıkrası, 'Anayasada, başkaca bir hüküm yoksa, Türkiye Büyük
Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte biri ile toplanır ve toplantıya katılanların salt
çoğunluğu ile karar verir; ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte
birinin bir fazlasından az olamaz.' hükmünü âmirdir. Dikkat edildiği takdirde bu hükümde
yer alan 'başkaca bir hüküm yoksa' ibaresi konumuz bakımından önem taşımaktadır.
Anayasamızda Meclisimizin toplantı ve karar sayısı ile ilgili başka bir hüküm yoksa her
zaman bu hüküm uygulanacaktır. Anayasamızın diğer maddeleri irdelendiğinde, toplantı
yeter sayısı ile ilgili bu hükmün dışında başka bir hüküm bulunmamaktadır. Konunun önem
ve özelliğine göre toplantı yeter sayısı öngörmek mümkün değildir. Toplantı yeter sayısı
bu hükme göre 184, karar yeter sayısı ise 139 dur."

Raporda, Anayasa'nın 96. maddesinin dışında 84, 87, 94, 99, 100, 102, 105, 111 ve
175'inci maddelerinde de karar yeter sayısı ile ilgili başka hükümler olduğu ve iddialara
göre bu maddelerde öngörülen karar yeter sayısına göre toplantı yeter sayısının
uygulanması gerektiğine dikkat çekilerek "Böyle bir görüş hakim olsaydı Anayasa'da
toplantı yeter sayısı bir kural olarak yer almaz, karar yeter sayısı ne ise toplantı yeter
sayısı o olurdu" denildi.


TBMM Kanunlar Kararlar Daire Başkanı İbrahim Araç tarafından hazırlanan raporun
tam metni şöyle:

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ İÇİN YAPILACAK OYLAMADA '367 ÜYE MEVCUT DEĞİLSE
OYLAMA YAPILAMAZ' GÖRÜŞÜ KANAATİMCE HUKUKEN TUTARLI BİR YAKLAŞIM DEĞİLDİR

Son günlerde, Cumhurbaşkanı seçimi ile ilgili tartışmalara hukuki bir boyut eklenerek Adalet veKalkınma Partisinin tek başına Cumhurbaşkanı seçemeyeceği yönünde görüşler ileri sürülmektedir.

Siyasi iktidarın milletvekili sayısının 367'nin altında olması ve ilk oylamaya diğer partilere mensup milletvekilleri ile bağımsızların katılmaması halinde AKP'nin, tek başına Cumhurbaşkanı seçme olanağı bulunmadığı bir hukuki görüş olarak ortaya atılmıştır.

Görüş; Cumhurbaşkanı seçiminde birinci oylamaya en az 367'nin üzerindeki TBMM üyesinin katılmadığının anlaşılması halinde, ikinci oylamaya geçilemeyeceği, ikinci oylamaya geçilememesi aynı zamanda salt çoğunluğun yeterli olacağı üçüncü ve gerekirse en çok oy alan iki aday arasında yapılacak dördüncü oylamaların da yapılmaması şeklindedir

Bu görüşe hukuki dayanak olarak Anayasanın 96,102 ve 175 nci maddeleri ile Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 57'nci maddesi gösterilmiştir.

Anayasanın toplantı ve karar yeter sayısı başlıklı 96'ncı maddesinin birinci fıkrası, "Anayasada, başkaca bir hüküm yoksa, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte biri ile toplanır ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir; ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz." hükmünü âmirdir. Dikkat edildiği takdirde bu hükümde yer alan "başkaca bir hüküm yoksa" ibaresi konumuz bakımından önem taşımaktadır. Anayasamızda Meclisimizin toplantı ve karar sayısı ile ilgili başka bir hüküm yoksa her zaman bu hüküm uygulanacaktır. Anayasamızın diğer maddeleri irdelendiğinde, toplantı yeter sayısı ile ilgili bu hükmün dışında başka bir hüküm bulunmamaktadır. Konunun önem ve özelliğine göre toplantı yeter sayısı öngörmek mümkün değildir. Toplantı yeter sayısı bu hükme göre 184, karar yeter sayısı ise 139 dur.

Anayasada 96'ncı maddenin dışında karar yeter sayısı ile ilgili başka hükümler vardır. Bu hükümler de Anayasanın 84, 87, 94, 99, 100, l02, 105, 111 ve 175'inci maddelerinde düzenlenmiştir. İleri sürülen görüşe göre Anayasanın bu maddelerinde öngörülen karar yeter sayısına göre toplantı yeter sayısını uygulamak gerekir. Böyle bir görüş hakim olsaydı, Anayasada toplantı yeter sayısı bir kural olarak yer almaz, karar yeter sayısı ne ise toplantı yeter sayısı da o olurdu.

Anayasanın 102'nci maddesinin birinci fıkrasında Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi toplantı halinde değilse hemen toplantıya çağrılır. Müteakip fıkralarda seçimin ne zaman başlayacağı, bitirileceği ve üçte iki çoğunluk sağlanamadığı takdirde nasıl bir yöntem uygulanacağı düzenlenmiştir. 102 inci maddenin birinci fıkrasında üçte iki çoğunluk oyu sağlayan kişinin Cumhurbaşkanı seçileceğini vurgulamasına karşın üçüncü fıkrada tekrar oylamaların ilk ikisinde üye tamsayısının üçte iki çoğunluk oyu sağlanamazsa üçüncü oylamaya geçilir, hükmüne yer verilmiştir. Kanaatime göre amaç, Türkiye Büyük Millet Meclisinin üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunun oyunu (367 oy) alabilecek bir adayın üzerinde bir uzlaşmanın sağlanmasıdır. Üçte iki çoğunluğa vurgu yapılmasının nedeni budur.
Ancak, böyle bir uzlaşma sağlanamadığı takdirde uygulanacak yöntem de bellidir.

102'inci maddenin üçüncü fıkrasında yer alan "…….yapılacak oylamaların ilk ikisinde üye tamsayısının üçte iki (367) çoğunluk oyu sağlanamazsa üçüncü oylamaya geçilir,……" hükmünden iki sonuç çıkarmak mümkündür. Birincisi, bu oylamalara katılan adayların toplamının aldığı oyun sayısı 367'nin altında olmasıdır. İkincisi ise bu oylamalara katılan herhangi bir adayın 367 oy alamaması halidir. Kanaatime göre bu ikinci sonuca göre hareket etmek, Anayasanın 102 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki "…..üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğunu sağlayan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur." hükmüne daha uygun düşmektedir. Her iki oylamada adaylardan hiçbiri 367 oyu sağlamadığı takdirde üçüncü oylamaya geçileceği Anayasa hükmü gereğidir. Birinci oylamada 367 oy sağlanamazsa ikinci oylamaya geçilemeyeceği savı Anayasanın bu hükmüne uygun düşmemektedir. İkinci oylamada üçte iki(367) oy sağlanamazsa üçüncü oylamaya, birinci oylamada da bu çoğunluk sağlanamazsa ikinci oylamanın yapılacağı bu kuralın doğal bir sonucudur.

Birinci oylamada en az 367 veya üzerindeki TBMM üyesinin katılmadığının anlaşılması halinde, ikinci oylamaya geçilemeyeceği savı, Cumhurbaşkanlığı seçimine katılan adayların tümünün aldığı oy sayısının toplamı 367'nin altında çıkması sonucuna bağlanmıştır. Bu düşünce kabul edildiği takdirde ikinci oylamada bütün adayların toplam olarak 367 oy alması halinde dahi Anayasanın yukarıda belirtilen "oylamaların ilk ikisinde üye tamsayısının üçte iki (367) çoğunluk oyu sağlanamazsa üçüncü oylamaya geçilir." kuralını işletmek mümkün olmayacaktır. Çünkü üçte iki çoğunluk sağlanmış olduğu için üçüncü oylamaya geçilemeyecektir.

Anayasanın 175'inci maddesine göre de Anayasanın değiştirilmesine ilişkin tekliflerin kabulü için belli bir çoğunluk oyu gereklidir. Bu da asgari 330 oydur. İkinci oylamada bu oyu sağlamayan hüküm reddedilmiş olur. Toplantı yeter sayısı 330 üye olarak kabul edilmiş olsaydı Birleşim kapatılır ve oylama tekrarlanırdı. Çünkü Anayasanın bu maddesi toplantı yeter sayısını belirtmemiş karar yeter sayısını öngörmüştür.

Anayasa Mahkemesi, E:1976/27, K: 1976/51 sayılı kararında oylamada çıkan oy pusulaları sadece karar yetersayısını saptadığı, toplantı yetersayısını yansıtmadığını belirtmektedir. Ayrıca,.milletvekillerinin herhangi bir nedenle oylarını kullanmamış, ya da kullanamamış olmaları olasılığı gözden uzak tutulmaması gerektiği vurgusu yapılmaktadır.

Anayasa Mahkemesi, E:1968/58, K: l968/53 sayılı kararında da bir açık oylamanın belirli bir süre içinde oya katılanların sayısını belirtmekten öte ve hele toplanma yeter sayısı hakkında kesin ve açık fikir verebilecek bir anlamı olmayacağını belirtmektedir.

Bugüne kadar birkaç istisna dışında yapılan açık oylamalarda oyların toplamı toplantı yeter sayısının yani 184 ün altında ise Birleşim kapatılmış ve oylama tekrarlanmıştır. Geçen Yasama döneminde açık oya sunulan birkaç konuda oyların toplamı 184 olmamasına rağmen karar yeter sayısı oluştuğu için Anayasanın yukarıda belirtilen kararları doğrultusunda konunun kabul edildiği beyan edilmiştir.

Cumhurbaşkanı seçiminde, yapılan oylamalarda oy pusulaları tasnif edilmeden önce zarfların sayımı sonucunda katılan üye sayısı 184 ün altında ise Anayasa Mahkemesinin yukarıdaki kararlarına rağmen açık oylamalardaki yerleşik uygulamalarda olduğu gibi Birleşimin kapatılıp kapatılamayacağıdır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğüne göre yoklama, Başkan birleşimi açtıktan sonra tereddüde düşerse yapılır. İçtüzüğün 57 inci maddesinin son fıkrasına göre yoklama yapılmış olsa bile üye tamsayısının en az üçte birinin mevcut olması (184 üye) halinde Birleşime devam edilmektedir. İçtüzükte de bu sayının dışında başka bir toplantı nisabı öngörülmemektedir. Sayın Özal, Demirel ve Sezer'in seçildikleri birleşimlerin hiçbirinde Genel Kurulu yöneten başkanlar yoklama yapmamışlar, İçtüzüğün 57'nci maddesinin kendilerine tanıdığı takdir haklarını kullanarak "toplantı yeter sayısı vardır.Gündeme geçiyoruz."demişlerdir. (31.10.1989 tarihli 24, 16.5.1993 tarihli 103 ve 5.5.2000 tarihli 90'ncı birleşimler.) İlk oylamaların yapıldığı birleşimlerde de yoklama yapılmamış, toplantı yeter sayısı saptanmamıştır.(20.l0.1989 tarihli 20, 8.5.1993 tarihli 101,27.4.2000 tarihli 88'nci birleşimler.)

Cumhurbaşkanlığı seçimi gibi önemli bir konuda yapılacak ilk oylamadaki Birleşim açıldıktan sonra, yoklama yapılarak 367 üye mevcut değilse oylamanın yapılamayacağı ve Birleşimin kapanması gerektiğini savunanlar da vardır. Bu da kanaatimce hukuken tutarlı bir yaklaşım değildir. Böyle bir uygulama İçtüzük ihdası niteliğinde bir karardır. Böyle bir durum söz konusu olduğunda Anayasa Mahkemesine başvurulabilir.

Anayasamızın 101'inci maddesi Cumhurbaşkanının niteliğini belirlemiştir. Cumhurbaşkanlığına aday olacaklar için bu maddede öngörülen şartları haiz olmaları gerekir. Bu şartlardan biri de yükseköğrenim yapmış olmaktır. Yüksek Öğretim Kanununun 3 ncü maddesinde yükseköğretim; milli eğitim sistemi içinde, ortaöğretime dayalı, en az dört yarı yılı kapsayan her kademedeki eğitim-öğretimin tümü olarak, Milli Eğitim Temel Kanununun 34 üncü maddesinde de; yüksek öğretim, orta öğretime dayalı en az iki yıllık yüksek öğrenim veren eğitim kurumlarının tümünü kapsadığı şeklinde tanımlanmaktadır.

Anayasamızın 101'inci maddesine göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi içinden bir kimsenin Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için; 40 yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış olması, dışardan aday olabilmek için ayrıca milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olması gerekmektedir. Milletvekili seçilme yeterliliği Anayasanın 76'ncı maddesinin ikinci fıkrasında sayılmıştır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise bu niteliklere sahip kişilerin seçime girebilmesinin şartları düzenlenmektedir. 101 inci maddede yapılan atıf 76 ncı maddenin tümüne değil, niteliklerle ilgili kısmınadır. Şartlarla ilgili herhangi bir gönderme olmadığı gibi özel bir hüküm de yoktur. Aksi düşünüldüğü takdirde Cumhurbaşkanlığına aday olan milletvekillerinin de istifa etmesi gerekirdi.Anayasanın 101'inci maddesinin Danışma Meclisinde görüşülmesi sırasında, dışarıdan aday gösterilenlerin 20 gün önce istifa etmesine dair bir önerge kabul görmeyerek reddedilmiştir. Bu nedenlerle Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi dışından aday olan kişilerin istifa etmelerine gerek olmadığı kanaatindeyim. Nitekim Cumhurbaşkanımız sayın Sezer 5.5.2000 tarihinde Cumhurbaşkanı seçilmiş ve aynı gün Anayasa Mahkemesi Başkanlığına emeklilik dilekçesini vermiştir.

Anayasamızın 102'nci maddesi Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından otuz gün önce veya Cumhurbaşkanlığı makamının boşalmasından on gün sonra Cumhurbaşkanlığı seçimine başlanacağı ve seçime başlama tarihinden itibaren otuz gün içinde sonuçlandırılacağını öngörmektedir.

Cumhurbaşkanlarının görev sürelerinin ne zaman dolacağı, sona ereceği hususu önem taşımaktadır. Şöyle ki; Anayasanın 101'inci maddesi, Cumhurbaşkanı yedi yıllık bir süre için seçilir hükmünü amirdir. Bu hükme göre seçilme tarihi baz alındığında sayın Sezerin Cumhurbaşkanlığı süresinin 5.5.2007 tarihinde sona ermesi gerektiğini söylemek mümkündür. Anayasamızın 103'üncü maddesine göre Cumhurbaşkanı, görevine başlarken Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde andiçmektedir. Sayın Sezer 16.5.2000 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde andiçmiştir. Yedi yıllık süresinin hesaplanmasında andiçme tarihi esas alındığında ise görev süresi 16.5.2007 tarihinde sona erecektir.

1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının yürürlüğe girdiği tarihten bu yana görev süresinin dolması ile ilgili uygulama şöyle olmuştur: Anayasanın Geçici 1 inci maddesine göre Anayasanın, halkoylaması sonucu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası olarak kabul edildiğinin usulünce ilanı ile birlikte, halkoylaması tarihindeki Devlet Başkanı sayın Kenan Evren, yedi yıllık bir dönem için Cumhurbaşkanı sıfatını kazanmıştır. 7 Kasım 1982 tarihinde halkoyu ile kabul edilen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 9 Kasım 1982 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanmış ve yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla sayın Evrenin görev süresi 9 Kasım 1982 de başlamış ve 9 Kasım 1989 da sona ermiştir. Bu durumda görev süresinin dolmasından otuz gün önce seçim süreci 10 Ekim 1989 Salı günü başlatılmıştır. Anayasanın 102 inci maddesine göre seçim sürecinin ilk on günü içinde adayların Meclis Başkanlık Divanına bildirilmesi ile başlamaktadır. Bu süre 10 Ekim 1989 da başlamış ve 19 Ekim 1989 Perşembe günü saat 24.00 de sona ermiştir.

Cumhurbaşkanımız rahmetli Özal ise görev süresi dolmadan vefat etmiştir.

Sayın Süleyman Demirel ise 16.5.1993 tarihinde Cumhurbaşkanı seçilmiş ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinde andiçmiştir. Burada hiçbir duraksamaya gerek kalmadan sayın Demirel'in görev süresi 16.5.2000 tarihinde sona ermektedir. Nitekim yeni seçim süreci 16.4.2000 tarihinde başlatılmıştır.

Cumhurbaşkanımız sayın Sezer 5.5.2007 tarihinde seçilmiş, 16.5.2000 tarihinde de andiçmiştir. Görev süresinin hesaplanmasında Anayasanın 101, 102 ve 103 üncü maddeleri dikkate alındığında farklı sonuca ulaşılmaktadır.

Anayasamızın 77'inci maddesine göre Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçimleri beş yılda bir yapılmaktadır. 81'inci maddeye göre de Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, göreve başlarken andiçmektedirler. Seçilme tarihleri ile Mecliste andiçme tarihleri arasında birkaç gün fark vardır. Ancak seçilme tarihi esas alınarak 7 yıl sonra seçim yapılmaktadır. Bu hüküm ayrıca Milletvekili Seçimi Kanununda da yer almaktadır.

Kanaatimce Anayasanın 102 ve 103'üncü maddeleri birlikte değerlendirildiğinde sayın Sezer'in görev süresi 16.5.2007 tarihinde dolmaktadır. Dolayısıyla seçim sürecinin 16 Nisan 2007 Pazartesi günü başlaması ve 25 Nisan 2007 Çarşamba günü saat 24.00 e kadar adayların Meclis Başkanlık Divanına bildirilmesi gerekmektedir. Müteakip 20 gün içinde de Genel Kurulda oylamalar yapılarak sonuca gidilmelidir..




Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.