TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

"KANUN YAPIM SÜRECİ SEMPOZYUMU"


Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kanun yapım sürecinin bütün aşamalarının tartışılacağı "Kanun Yapım Süreci Sempozyumu" TBMM eski senato salonunda başladı.

17 Ocak 2011 Pazartesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kanun yapım sürecinin bütün aşamalarının tartışılacağı
"Kanun Yapım Süreci Sempozyumu" TBMM eski senato salonunda başladı.

Yasamadan sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı İrfan Neziroğlu'nun giriş konuşmasının
ardından Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ve TBMM Başkanı Mehmet
Ali Şahin sempozyumun açılış konuşmalarını gerçekleştirdi.

TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, yaptığı konuşmada yasamanın çok
ciddi bir iş olduğunu vurgulayarak, Türkiye'de kanun yapma kriter ve
standartlarının henüz belirlenemediğini ifade etti.

Şahin, TBMM'de düzenlenen ''Kanun Yapım Süreci Sempozyumu''nda yaptığı
konuşmada, sempozyumun yasama süreci ile ilgili sorunların çözümü açısından katkı
sağlayacağına inandığını ifade etti.

Yasa hazırlama süreçlerinin mutlaka bir yolu, yordamı ve kriterlerinin
olması gerektiğini ifade eden Şahin, 1979 yılı İstanbul Hukuk Fakültesi mezunu
olduğunu, okuduğu dönemde yasa yapma amaçlı ders okutulmadığını kaydetti.

Yasa yapmanın son derece önemli olduğunu kaydeden Şahin, kanun yapmanın
her kurum tarafından dikkate alınacak kriter ve standartlarının mutlaka olması
gerektiğini vurgulayarak, her kurumun kendi anlayışına göre katkıda bulunduğunu,
bu nedenle birliktelik sağlanamadığını dile getirdi.

TBMM'nin yasa yapmada performansı çok yüksek bir meclis olduğunu kaydeden
Şahin, şöyle devam etti:

''23. dönem sona eriyor. Şu ana kadar 1601 tasarı ve teklif gelmiş.
Bunlardan 415 tanesi yasalaşma imkanı buldu. İngiltere'de yılda 30-35 tane yasa
çıkıyor. Almanya'da bizim yarımızdan daha az çıkıyor. Bunun nedeni nedir? Bu
kadar çok yasa çıkarmamıza rağmen yasa ihtiyacı azalmıyor da niye artıyor? İki
nedeni var; birincisi, Türkiye bir değişim ve dönüşüm yaşıyor. Eskiyen yasaları
değiştirmek gayet doğal. Bilim ve teknoloji alanında yaşanan başdöndürücü
gelişmelere de Türkiye ayak uyduracaktır. Ayak uydurabilmesi için mutlaka yasal
düzenlemelere ihtiyaç duyacaktır. AB süreci yaşayan Türkiye'nin, müktesebatın
yüklenmesi açısından yapması gereken çokça iş var.

İkincisi, kanun yapma süreci henüz yeteri kadar örgütlenemedi. Kanun
yapma kriterlerimizi ve standartlarımızı henüz belirleyemedik. Aynı alanda
faaliyet gösteren kurumlarımız çoğu kez birbirinden farklı, bağımsız yöntemler
uyguluyor.''

Yasalarda çokça değişiklik yapıldığını belirten Şahin, Emekli Sandığı
Kanunu'nun 160, 1984'te çıkan KDV Kanunu'nun 44, 1991'de çıkarılan Terörle
Mücadele Kanunu'nun 24, Kamu İhale Kanunu'nun ise 20 defa değiştirildiğini
söyledi. Şahin, geçen yıl 21 Haziranda çıkarılan Karayolları Genel Müdürlüğünün
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'da ise 27 gün sonra değişiklik yapıldığını
belirterek, ''Deminden beri söylemek istediğim bu. Yani mutlaka yasa yapma
konusunda standartlarımız olmalı, mutlaka kriterler belirlemeliyiz. Tüm
kurumlarımız birbirleriyle irtibatlı olarak yasal düzenlemelere eşgüdüm halinde
katkıda bulunmalı'' diye konuştu.
Yasamada dil birliğinin son derece önemli olduğunu vurgulayan Şahin,
TBMM'nin bu konuda ne yapabileceği konusunda bir yol haritası çıkarması
gerektiğini, arkadaşlarıyla konuyu görüşeceğini dile getirdi.

1973 yılında çıkarılan 186 maddelik TBMM İçtüzüğü'nün şu ana kadar 111
maddesinde değişiklik yapıldığını kaydeden Şahin, kendinden önceki TBMM Başkanı
Köksal Toptan'ın siyasi parti temsilcilerinden oluşan bir komisyon kurduğunu,
komisyonun bir metin hazırladığını, ancak çalışmanın yasalaştırılması konusunda
bazı siyasi partilerin bazı maddelere itirazlarını dile getirdiklerini
kaydetti.

İtirazlar konusunda ''Önlerine bir şey konulmadığını'' ifade eden Şahin,
şunları söyledi:

''İçtüzük çalışmasının şu ana kadar yasalaşması gerekirdi. Belki
komisyonda ve genel kurulda gruplarımızın beklentileri doğrultusunda
değişiklikler yapılabilirdi, ama şu ana kadar yapılamadı. Seçimlere çok az bir
zaman kaldı. Acaba bu İçtüzük değişikliğini gerçekleştirebilir miyiz? Tabii böyle
bir imkan var ama ben bu şansı biraz az gördüğümü ifade etmek istiyorum. Ama
mutlaka bizim İçtüzük'te ciddi değişiklikler yapmamız gerekir.''

TBMM Başkanı Şahin, kanun teklifi verme hakkının istismar edilmemesi
gerektiğini, kimseyi itham etmek için söylemediğini ancak son birkaç haftadır
Meclis Başkanlığına verilen bazı kanun tekliflerinin dikkatini çektiğini
belirtti. Çokça beldenin ilçe olması ile ilgili kanun teklifi verildiğini
bildiren Şahin, ''Bunların yasalaşma imkanı var mı? Yasama döneminin sonuna
gelmişiz, ama inanıyorum ki bugün de gelecektir. Bunlar yasama döneminin başında
verilmiş olsaydı belki bir anlamı olabilirdi. Meclis çalışmaları bitiyorken
bunların verilmesinin bir siyasi amacı olduğu kanaatindeyim. Ama tabii ki
milletvekili arkadaşlarımızın kendi takdirleridir'' diye konuştu.

Yasamanın çok ciddi bir iş olduğunu vurgulayan Şahin, ''Böyle ciddi bir
işin de mutlaka dört başı mamur bir şekilde incelenmesi, parlamentomuzdan geçmesi
gerekir. Bana göre bir yasanın başarısı uzun süre uygulanabilmesiyle doğru
orantılıdır. Buna özen gösteren bir süreci mutlaka yakalamalıyız'' dedi.

Şahin, sempozyum sonucunda bu konuda öneri getirilmesini diledi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil
Çiçek, Meclisin, uzunca zamandan beri kanun adı altında yönetmelik çıkardığını ve
çok sınırlı bir Türkçe ile kanun yapıldığını belirterek, ''Eğitimdeki
kalitesizliğin en bariz yansıdığı alan, yasama düzenlemeleri ile ilgili'' dedi.

''Kanun Yapım Süreci Sempozyumu''nda konuşan Çiçek, bu
sempozyumun son derece önemli ama geç kalınmış bir konu olduğunu söyledi.

Devletin, hizmetlerinin bazılarını kanunlar yoluyla yaptığını ifade eden
Çiçek, vatandaşın şikayetlerinin önemli bir kısmının yasalardan ya da yasaların
uygulanmasından kaynaklandığını kaydetti. Cemil Çiçek, kaliteli bir devlet
hizmetinin, kaliteli bir yasama faaliyetini beraberinde getireceğini ifade
etti.

Teknolojideki gelişmelerin kanun yapma açısından önem arzettiğini dile
getiren Çiçek, eskiden klasik usullerle yapılan işlemlerin artık elektronik
ortamda gerçekleştirildiğini söyledi. Bakan Çiçek, Adalet Bakanı olduğu dönemde
çıkarılan ''elektronik imza'' ile ilgili sıkıntıların devam ettiğini ifade
ederek, teknolojideki hızlı değişimin yasalarda da bazı eksikliklere neden
olduğunu bildirdi.

Türkiye'nin 1963'ten beri AB hedefi olduğunu hatırlatarak, ''AB hedefi
demek, batı dünyasında yer almak, mevzuatı ve uygulamaları o standartlara
yükseltmek demektir'' diyen Çiçek, hükümetlerin 1999'dan sonra, AB ön şartlarını
yerine getirmek açısından ulusal programları ilan ettiklerini söyledi.

AB için belli yasaların belli tarihlere kadar çıkarılması gerektiğine
işaret eden Çiçek, ''Bu ise klasik anlamda kanun yapma sürecini zorlayan, oradaki
bir kısım usul ve esasları gözardı etmeyi mecbur kılan bir süreçtir'' dedi. Cemil
Çiçek, Türkiye'nin müzakere sürecine başlamadan önceki dönemin Genişlemeden
Sorumlu Komiseri Günter Verheugen'in, 6 yasanın 1,5 ay gibi kısa bir sürede
çıkarılması konusunda hedef koyduğunu, ''Çıkarırsanız aralık ayındaki liderler
toplantısında Türkiye'ye müzakere tarihi verilebilir'' dediğini söyledi.

Çiçek, bu 6 yasanın 3-5 maddelik olmadığını, ceza hukuku alanında çok
temel değişiklikler içeren, yaklaşık 2 bin maddelik yasalar olduğunu söyleyerek,
''Türkiye, ya yardan geçecek ya serden geçecek. Aralık ayında müzakere tarihini
alabilmesi bakımından, olağanüstü toplantı yaparak bu yasaları yasalaştırmak gibi
bir sorunla karşı karşıya kaldı'' dedi.

Cemil Çiçek, ''İş niye bu noktaya geldi? Ev ödevlerimizi 1963'ten bu
tarafa zamanında yapabilseydik, Türkiye AB konusunda tereddütler geçirmeseydi, bu
kadar çok maddeli kanunları çıkarmak gibi bir zarureti yaşamazdık'' diye
konuştu.

Çiçek, resmi dilin Türkçe olduğunu ve yasaların da Türkçe yapıldığını
belirterek, ''Ama Türkçeyi çok kötü kullandığımız bir gerçektir'' dedi. Bir
ülkenin kaç kelimeyle kendi dilini konuştuğunun en temel göstergesinin yasalarda
kaç kelimeyi kullandığına bağlı olduğunu ifade eden Çiçek, ''Türkçenin son derece
zengin kaynağa sahip olmasına rağmen, çok sınırlı bir Türkçe ile kanun
yaptığımızı, bunun da uygulama dahil birçok sıkıntıyı beraberinde getirdiğini
görmemiz gerekir'' dedi.

TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'e, bu konuda bir çalışma yaptırabileceğini
ifade eden Çiçek, ''Acaba Fransızlar yasa yaparken kaç tane Fransızca kelime
kullanıyor, Almanlar kaç kelime kullanıyor, biz kaç kelime kullanıyoruz? Giderek
kısır bir Türkçe ile ya da Türkçeyi kısırlaştırarak kanun yapmaya çalışıyoruz. Bu
son derece sakıncalıdır. Kanunları yaparken dil birliği yok. Her bakanlıktan aynı
konuyla ilgili farklı kelimeler kullanılarak tasarılar geliyor. Bazen aynı
bakanlığın ayrı ayrı zamanlarda gönderdiği tasarılarda bile farklılık
olabiliyor'' şeklinde konuştu.

''TBMM yasa mı yapıyor, yönetmelik mi çıkarıyor, bunun tartışılması
lazım. Bunu söylerken, kendimin içinde bulunduğu hükümetleri de dahil ederek
söylüyorum, özeleştiri yapıyorum. Kimsenin fırsatçılık yapmasına da gerek yok. Bu
değerlendirmelerimin hepsi geriye dönük'' diyen Çiçek, şöyle devam etti:

''Yani şunu demek istiyorum: 8 senedir kötü kullanılıyor da 15 sene evvel
çok mu iyi kullanılıyordu? Meclis, uzunca zamandan beri kanun adı altında
yönetmelik çıkarıyor. 70-80 madde... Neden yönetmelikte yer alması gereken
hükümler kanuna konuluyor diye düşündüm. Bunun nedeni şudur: Belli bir süreden
beri bürokraside bir teftiş yılgınlığı var. Teftişten korkuyorlar. İmza sahibi,
metnin, tasarının altına imza atarken ne olur olmaz ileride başıma bir iş gelir
mi düşüncesiyle her şeyi kanuna yazmak gibi, kendisini emniyete alacak bir kanun
yapma yolu bulmuş. İleride başına bir iş gelmesin diye yönetmelikte, tüzükte
düzenlenebilecek konuları... 'Korkulu düş görmektense uyanık yatmak iyidir'
diyerek, aklına ne geliyorsa, bunu kanuna yazıyor. Bu da 8 maddelik bir tasarının
40 maddeye çıkmasına neden oluyor.

Kimse alınmasın, kendimi içine alarak da söylüyorum, eğitimdeki
kalitesizliğin en bariz yansıdığı alan yasama düzenlemeleri ile ilgilidir. Eğer
siz o konuyu iyi bilemiyorsanız, sık sık kanun değişiklikleri yapılır.''

Başbakan Yardımcısı Çiçek, Anayasa Mahkemesinin kanunları kısmen ya da
bazı maddelerini iptal ettiğini söyledi. Yüksek Mahkemenin bunu yaparken de süre
koyduğunu belirten Çiçek, ''Bürokratlar 1. ay duruyor, 2. ay duruyor, tam sürenin
dolmasına yakın, 6. ayda 'aman efendim şunu çıkarmazsak, boşluk, kaos meydana
gelir'. İyi de bu kanunun iptal edilen maddeleri ile ilgili süre başladı, bu
toplantıları neden 1. ayda değil de güneş batarken yapmaya kalkıyoruz. Bu da
zihin tembelliğimizi açıkça ortaya koyuyor'' dedi.

Yasama sürecinde sivil toplum kuruluşlarının katkılarının önemine işaret
eden Çiçek, bazen görüş almak için tasarıların gönderildiği sivil toplum
kuruluşlarından (STK) ve üniversitelerden cevap gelmediğini söyledi. Cemil Çiçek,
Ceza Kanunu Tasarısı'nın bine yakın yere gönderildiğini ancak 50 cevap geldiğini
belirtti.

Çiçek, yasa tasarılarının genel olarak 30'a yakın yere gönderildiğini
ancak çoğundan cevap gelmediğini bildirdi. ''Meslek kuruluşlarının önemli bir
kısmından cevap gelmez. Cevap geldiği zaman da işin serenomi kısmında gözükür
ondan sonra kaybolur'' diyen Bakan Çiçek, bu meslek kuruluşlarının daha sonra da
görüşlerinin alınmadığından şikayet ettiklerini kaydetti.

Tasarıların hazırlık çalışmasına, en fazla kadın derneklerinin en az da
üniversitelerin destek verdiğini ifade eden Çiçek, hukuk fakültelerinin de
hukukla ilgili yasa tasarılarının hazırlık çalışmalarına ilgi göstermediğini
söyledi.

Cemil Çiçek, TBMM İçtüzük hükümlerinin kötüye kullanılmasının
parlamentonun itibarını zedelediğini belirtti.

''İyi bir yasama için, iyi bir İçtüzüğe ihtiyaç var'' diyen Çiçek, yeni
İçtüzüğün bu dönemin sonunda görüşülmesinde fayda olduğunu kaydetti. Birleşimi
yöneten başkanvekillerinin aşırı müsamahalı davrandığını, tasarıların soru-cevap
bölümünde tasarı ile ilgili soru sorulmadığını, farklı konularda soru
yöneltildiğini ifade eden Çiçek, ''Borçlar Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerinde
buğday taban fiyatı soruluyor'' dedi.


Açılış konuşmalarının ardından Bilkent Üniversitesinden Prof. Dr. Erdal Onar'ın moderatörlüğünü
yaptığı I. Oturumda, İçişleri Bakanlığı Starteji Geliştirme Başkanı Adnan Yılmaz,
Sağlık Bakanlığı I. Hukuk Müşaviri Adem Keskin, Devlet Planma Teşkilatı eski Daire Başkanı Osman Yılmaz,
Avrupa Birliği Genel Sekreterliği AB Hukuku Başkanı Doç. Dr. Sanem Baykal,
Devlet Personel Başkanlığı Devlet Personel Uzmanı Gülhan Özkoç, Maliye Bakanlığı Bütçe
ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Uğur Sancarbaba, Adalet Bakanlığı
Kanunlar Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Akın Çakın ve Başbakanlık Kanunlar
ve Kararlar Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Doğan tarafından "Kanun Tasarılarının Hazırlanması Süreci"
konulu sunum yapıldı.

"Kanun Tasarı ve Tekliflerinin TBMM'de Görüşülme Süreci " başlıklı ikinci oturumun moderatörlüğünü
Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Ali Em yaptı. TBMM Kanunlar ve Kararlar Müdürü Habip Kocaman
"Tekliflerin İlk İncelemesi" hakkında, TBMM Kanunlar ve Kararlar Müdür Yardımcısı Dr. Fahri
Bakırcı "Komisyonlarda Görüşme Süreci" hakkında, TBMM Kanunlar ve Kararlar Müdür Yardımcısı
Semra Gökçimen "Genel Kurulda Görüşme Süreci" hakkında, TBMM Kanunlar ve Kararlar Müdür Yardımcısı
Doç Dr. Şeref İba "Kanun Yazımı ve Cumhurbaşkanlığına Gönderme" hakkında, Cumhurbaşkanlığı
Kanunlar ve Kararlar ve Hukuk İşleri Başkanlığı Hukuk İşleri Müdürü Emin Sınmaz ise "Cumhurbaşkanınca
Kanunun Yayımlanması" hakkında bilgi verdi.

"Genel Kurulda Görüşme Süreci" hakkında bilgi veren TBMM Kanunlar ve Kararlar Müdür Yardımcısı
Semra Gökçimen, Genel Kurulun Salı, Çarşamba ve Perşembe günü çalıştığını, Danışma Kurulu önerisiyle
farklı saatlerde de çalışabileceğini belirtti.

Genel Kurul'un çalışabilmesi için üye tam sayısının 1/3'ünün bulunması gerektiğini, Genel Kurul'un Meclis
Başkanı yada Meclis Başkanvekilleri tarafından yönetildiğini, katılanların salt çoğunluğu ile karar alındığını
söyleyen Gökçimen, Komisyon raporlarının Meclis Başkanlığı'na sunulduğunu, basıldığını ve bir sıra sayısı
aldığını belirtti.

Danışma Kurulu'nun, siyasi parti gruplarının bir araya gelerek uzlaşma aradıkları bir platform olduğunu
söyleyen Gökçimen, Danışma Kurulu'nun her gün çağrılabileceğini vurguladı.

Yeni İçtüzük taslağı hakkında da bilgi veren Gökçimen, tasarıların görüşmelerinin başlaması için esas
komisyonun hazır bulunması gerektiğini, komisyon hazır değilse görüşmelere başlanamayacağını, daha
sonra hükümetin varlığının arandığını, ardından da o işin tümü üzerindeki görüşmelere başlandığını belirtti.

Soru cevap işleminin 20 dakika olduğunu söyleyen Gökçimen,maddelere geçilmesinin oylandığını, kabul
edilmesinin olumlu bulunduğu anlamına geldiğini belirtti.

Gökçimen ayrıca, önerge işleminde her maddede milletvekillerine en fazla 7 önerge verildiğini kaydetti.

Kanunlar ve Kararlar Müdür Yardımcısı Doç Dr. Şeref İba ise "Kanun Yazımı ve Cumhurbaşkanlığına
gönderme" süreci hakkında bilgi verdi.

Yasama uzmanları ve idarecilerinin, kabul edilmiş metni yasama iradesinde sıfır değişiklikle harfiyen
oluşturması gerektiğini belirten İba, Cumhurbaşkanlığı'na bu metnin gönderildiğini hatırlattı.

İba, bilgi amaçlı giden metnin aynı olmasının kilit bir öneme sahip olduğunu vurguladı.

Genel Kurul'da kabul edilen her kanuna bir numara verildiğini hatırlatan İba, Cumhurbaşkanı'nın kısmi veya
tümüyle geri gönderme yetkisine sahip olduğunu ve kanunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptali halinde,
yeni bir numarayla kanun sistemine girdiğini belirtti.

1920 yılından bu yana kanunlara numaralar verildiğini söyleyen İba, kanun sayısının toplamda 14 bini
bulduğunu vurguladı. Bunların büyük çoğunluğunun çerçeve kanunu niteliğinde olduğunu belirten İba,
"ülkemizde kanun enflasyonu olduğu kabul edilmektedir." dedi.

Önergelerin işlendiği metne kanun formatının verilmesi hakkında da bilgi veren İba, kontrolü yapılan metnin
hem Cumhurbaşkanlığına hem de Başbakanlığa gönderildiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanlığı Kanunlar ve Kararlar ve Hukuk İşleri Başkanlığı Hukuk İşleri Müdürü Emin Sınmaz
"Cumhurbaşkanınca Kanunun Yayımlanması" konulu sunumunu gerçekleştirdi.

Meclis Başkanlığı tezkeresi ile kanunların Cumhurbaşkanlığına gönderildiğini söyleyen Sınmaz,
Cumhurbaşkanı'nın kanunun resmi gazetede yayınlanmasına veya TBMM'ye iade edilmesine karar
verdiğini hatırlattı.

Cumhurbaşkanının halk oylamasına da karar verebileceğini söyleyen Sınmaz, Anayasaya aykırılık olması
durumunda da kanunun Anayasa Mahkemesine gönderilebileceğini belirtti.


(11:15)
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.