Konu:Chp Grubu Önerisi
Yasama Yılı:3
Birleşim:29
Tarih:27/11/2012
CHP GRUBU ÖNERİSİ

     TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MEHMET HİLAL KAPLAN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi ve tutuklu tüm milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.

    

    

Bugün, sizlere günlük yaşantımızın vazgeçilmezi, yaşamımızı kolaylaştıran, uygarlık ve gelişmişlik göstergesi olan elektrik tüketiminde yapılan vurgunu vatandaşa çektirdiğiniz eziyet üzerinden bahsetmek istiyorum.

    

    

Hükûmetinizin sözde, elektriği daha ucuza halka sunmak ve devletin hantal yapısından kurtarmak adına kamusal bir sorumluluk ve hizmet alanı olan elektriği özelleştirdiğini biliyoruz. Bu anlayışınıza göre bir daha trafolar yanmayacak, elektrik kesintileri olmayacak, elektrik hatları yenilenecek, kayıp kaçak oranları azalacak, böylelikle elektrik ucuzlamış olacak, halkın cebinden daha az para çıkmış olacak. Soruyorum size değerli milletvekilleri: Böyle mi oldu?

    

    

Özelleştirme politikalarınızın önemli bir sorunu da, elektrik dağıtımını üstlenen şirketlerin vatandaşa çektirdiği eziyeti Hükûmetinizin seyretmesidir.

    

    

Yaşadığım kent Kocaeli'de ve ilçesi Çayırova'daki TOKİ konutlarında yaşanan vurgunu, belirsizliği ve sorumsuzluğu sizinle paylaşmak istiyorum. Bölgemizde elektrik dağıtımını üstlenen SEDAŞ AŞ 2009 tarihinde özelleşti. Özelleştiğinden itibaren, yapmak istediği sadece ve sadece para toplamak ve bu anlayışla devam etmek, hizmet anlayışından yoksun. Hatta bugünkü bir ulusal gazetede çıkan bir yazıyı da size göstermek istiyorum. "Kocaeli'nin Körfez ilçesindeki bir caminin elektriğini, 2009 özelleştirmesinden önce olan elektrik borcu nedeniyle SEDAŞ yetkilileri kesmiştir." SEDAŞ'ın sadece Kocaeli'de değil, Bolu'da, Sakarya'da, Düzce'de, dağıtım yaptığı her yerde bu sıkıntıları, şikâyetleri herkese ve basına yansımıştır. Abartmıyorum, Kocaeli bölgesinde her gün elektrik kesiliyor; saati belli değil, süresi belli değil. Hava hafif rüzgârlı, yağmurlu, elektrik kesiliyor; güneşli, açık, elektrik kesiliyor; cumartesi, pazar, bayram demeden her gün elektrik kesiliyor. Vatandaş bıktı. Her gün medyaya bu konu yansıyor. Vatandaş kime şikâyet edecek? SEDAŞ'ın 186 no.lu şikâyet hattı arandığında yüzde 95 yanıt veren kimse yok. Yanıt verdiklerinde de cevap tek: "Arıza giderilmeye çalışılıyor." Bununla ilgili, arızanın süresinin ne zaman biteceği, ne zaman geleceğiyle ilgili yine muhatap olunacak kimse yok. Bunları anlattığım zaman siz sanıyorsunuz ki muhalefet milletvekilinin sadece söylediklerinden ibarettir.

    

    

Değerli milletvekilleri, Kocaeli'de SEDAŞ'la ilgili, sizin de milletvekillerinizin bulunduğu, yerel yöneticilerin bulunduğu bir toplantıda sizin Belediye Başkanınız Sayın Nevzat Doğan'ın söylediklerini sizinle paylaşmak istiyorum. Sayın Doğan diyor ki: "Bu kentte bu kurumla ilgili yakınma ve memnuniyetsizlik artık had safhaya geldi. Ben cevap veremez durumdayım. Vatandaş bize soruyor: `Sokak lambaları niye yanmıyor?' Yanıt veremiyorum. Yol ortasında kalan direğin fotoğrafını çekiyoruz, değiştirilmesini istiyoruz, gönderiyoruz, üç ay sonra yanıt geliyor: `Yaptırım planlarımızın içerisinde yok.' Açıktan kablolar geçiyor. Çocuklar parmağını elektriğe sokuyor, çarpılıyor, umursayan kimse yok. `SEDAŞ eskiden devletteyken böyle değildi, hizmet anlayışıyla işlem görüyordu, şimdi kâr mantığıyla görüyor.' diyor."

    

    

Değerli milletvekilleri, sormak istiyorum: Nasıl bir sözleşme yaptınız? Bu bölgedeki SEDAŞ yetkilileri, idari amirlere, belediye başkanlıklarına, vatandaşa rağmen dilediğini sorumsuzca, hiçbir kimseye danışmadan, kimseyi takmadan bu yapma cesaretlerini nereden alıyorlar? Acaba bilmediğimiz farklı bir anlaşma mı var?

    

    

Değerli milletvekilleri, Kocaeli sanayi kenti, enerjinin en çok gereksinim duyulduğu bir kent. Sanayide elektriğin kesilmesi demek üretimin düşmesi demek, soğuyan makinelerin yeniden ısınması için daha fazla enerjiye ihtiyaç duyulması demek, zaman kaybı demek. Sağlık açısından; bu bölgede diyaliz makinelerine bağlı yüzlerce kalp ve böbrek hastası vatandaşın yaşamının tehlikede olması nedeniyle bize başvurulmuş, dilekçeleri var. Gece sokak lambalarının yanmaması nedeniyle vardiyaya giden işçilerin yaşamlarının tehlike altında olduğunun şikâyetleri var.

    

    

Değerli milletvekilleri, şimdi, bölgemizde -dikkatlice dinlemenizi istiyorum- Çayırova'da TOKİ konutları var. 2007 yılında insanların yaşamaya, oturmaya başladığı, dar gelirli insanların bulunduğu TOKİ konutları 1.736 tanedir. 2012 yılının Temmuz ve Ağustos aylarında, burada yaşayan vatandaşlarımızın elektrik faturaları 10 kat, 20 kat artarak geldi. Abartı yapmıyorum, eskiden 30, 40, 50 lira olan faturalar 1.900, 1.500, 2.000 gibi rakamlara kadar geldi. Vatandaş şikâyet ettiğinde, müracaat ettiğinde SEDAŞ yetkilileri bu faturaları anında düşürüyorlar. Örnek veriyorum: 1.373 lira olan fatura, gidip itiraz ettiğinizde 93 liraya düşüyor. 1.264 lira olan faturayı itiraz ettiğinizde 178 liraya? Sayılarını, örneklerini artırmam mümkün ama dikkatinizi çekmek istediğim bir nokta var: SEDAŞ yetkililerine vatandaşlarımız müracaat ettiğinde "Bunu neden yaptınız, nereden kaynaklandı?" diye sorduğunda "Efendim, saatleriniz arızalıydı." diyorlar. 2007'den beri oturan insanların saatlerinin arızalı olduğunu özelleştirmeden sonra mı SEDAŞ fark etti? SEDAŞ'la -ben de bölgeye gittim- SEDAŞ yetkilileriyle, TOKİ yetkilileriyle ve vatandaşla bire bir görüştüm. SEDAŞ'a sorduğum soruda, buradaki elektrik sayaçlarını 2011 yılının Ekim ve Kasım aylarında değiştirdiğini söylüyorlar. Üstelik bu elektrik sayaçları, o dönemin TEDAŞ ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının kontrolünden geçerek onay almış dijital saat olmalarına rağmen. Size gökten mi indi bu, nereden anladınız saatlerin bozuk olduğunu? Üstelik varsayıyorum ki saatlerin bozuk olduğunu, 1.736 tane konutun içerisinde neden 670 tanesinin saatinin bozuk olduğuna karar verdiniz? Bu bozukluğa karar verirken 1.730'unu, tümünü kontrolden geçirseniz, "bunlar sağlam", "bunlar arızalı" deseniz kabul edeceğim. Kim söyledi size bunu, nereden esinleniyorsunuz? Kendi keyfinizden. Demin de söyledim ya, kimse nasıl olsa SEDAŞ'ı denetleme yetkisine, hakkına sahip değil.

    

    

Size soruyorum şimdi: Nasıl bir özelleştirme yaptınız SEDAŞ'la, merak ediyorum? Saatleri istediği zaman gelip okuyorlar, okuma bedellerini faturaya yansıtıyorlar; istediği zaman arızalı diye, kimseye danışmadan, vatandaşa sormadan gelip saati değiştiriyorlar. Kontrollerini kendileri yapıyorlar, saatlerin kalibrasyonunu kendileri yapıyorlar. Bu nasıl sözleşme? Hani devletin denetimi? Hani kamusal bir görevdi bu? Vatandaşın sorunlarına böyle mi sahip çıkılıyor? Böyle mi özelleştiriliyor?

    

    

Değerli milletvekilleri, size söylemek istediğim bir başka nokta daha var. Bu konuda Hükûmetinize güvenmek istiyorum, Hükûmetinizin aldığı tedbirlerle -özelleştirme de olsa- elektriğin ucuzlayabileceği noktasıyla, hizmetlerin iyi olabileceği kanısıyla güvenmek istiyorum ama gelin görün ki bu güvenim size tam değil. Şöyle ki: Özelleştirdiğiniz elektrik dağıtım şirketlerine kıyak geçmeye, avantaj teşkil etmeye, korumaya devam ediyorsunuz. Örnek vereyim: Türkiye'de, daha geçenlerde, tüm dağıtım şirketlerinin işlerini üstlenmiş şirketlerin veya üstlenecek şirketlerin kilovatsaat başına kâr dağıtım payını yüzde 50 artırdınız. Yetmedi, EPDK'nın yapılan bir yeniden düzenlemeyle bütün bölgelerdeki kayıp kaçak oranlarını artırdınız. Sadece bu iki kalemden toplam maliyet 1,5 milyar Türk lirası. Faturalara yansıyacak bu 1,5 milyar Türk lirası kimin cebinden çıkıyor? Vatandaşın cebinden çıkıyor.

    

    

Şimdi, nasıl bir anlayış? "Özelleştirelim, elektriği ucuza getirelim." diyen sizsiniz ama elektrik pahalılaşmaya devam ediyor. Vatandaşıma üzücü bir haber vermeye devam edeyim: Önümüzdeki aylarda yüzde 20-25 elektrik pahalılaşacak, hep beraber yaşayacağız. Şirketler daha da zenginleşti, halk faturayı ödemekle kalıyor.

    

    

Enerji politikanız var. Yüzde 80 elektriğinin dışarıya bağımlı olduğu?

    

    

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

    

    

MEHMET HİLAL KAPLAN (Devamla) - ?ve enerji açığının olduğu bir ülkeden bahsediyoruz ama aynı dönemde, sorumsuzca, enerjinin ve elektriğin dağıtımının özel şirketlere pervasızca peşkeş çekilmesine seyirci kalıyorsunuz. Ben, bunu, düzeltilmesi noktasında, verdiğimiz önerge doğrultusunda desteklerinize sunuyorum.

    

    

Saygılar sunuyorum.

    

    

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

    

    

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Kaplan.